Turkish

Translation: tur-suleymanates-la

Author: Suleyman Ates

Fâtiha

Surah 1

[1] Rahman ve Rahim Allah'ın adıyla

[2] Alemlerin Rabbi (sahibi, yetistiricisi) Allah'a hamdolsun

[3] Rahman'dır, Rahim'dir

[4] Din (ceza ve mukafat) gununun sahibidir

[5] (Ya Rabbi) Ancak sana kulluk eder, ancak Senden yardım isteriz

[6] Bizi dogru yola ilet

[7] ni'met verdigin kimselerin yoluna. Kendilerine gazabedilmis olanların ve sapmısların yoluna degil. (ya Rabbi)

Bakara

Surah 2

[1] Elif lam mim

[2] Iste o Kitap; kendisinde hic suphe yoktur; muttakiler icin yol gostericidir

[3] Onlar ki gaybde(gizlide, ictenlikle) inanıp namazlarını kılarlar ve kendilerine verdigimiz rızıktan (Allah rızası icin) harcarlar

[4] Sana indirilene ve senden once indirilene inanırlar; ahirete de kesinlikle iman ederler

[5] Iste onlar, Rablerinden bir hidayet uzeredirler ve umduklarına erenler, iste onlardır

[6] Inkar edenlere gelince, onları uyarsan da, uyarmasan da, onlar icin birdir; inanmazlar

[7] Allah, onların kalblerini ve kulaklarını muhurlemistir, gozlerine de perde inmistir. Onlar icin buyuk bir azab vardır

[8] Insanlardan oyleleri de vardır ki, inanmadıkları halde "Allah'a ve ahiret gunune inandık" derler

[9] Allah'ı ve mu'minleri aldatmaga calısırlar, halbuki yalnız kendilerini aldatırlar da farkında olmazlar

[10] Onların kablerinde hastalık vardır. Allah da hastalıklarını artırmıstır. Yalan soylemelerinden oturu onlara acı bir azab vardır

[11] Onlara: "Yeryuzunde bozgunculuk yapmayın," dendigi zaman: "Biz sadece duzelticileriz," derler

[12] Iyi bilin ki, onlar bozgunculardır; fakat anlamazlar

[13] Onlara: "Insanların inandıkları gibi siz de inanın" dense, "O beyinsizlerin inandıgı gibi inanır mıyız?" derler. Iyi bilin ki, asıl beyinsizler kendileridir; fakat bilmezler

[14] Inanmıs olanlara rastladıkları zaman; "Inandık," derler. Fakat seytanlarıyla yalnız kaldıkları zaman; "Biz sizinle beraberiz, biz sadece (onlarla) alay ediyoruz," derler

[15] Allah da kendileriyle alay eder ve onları bırakır; taskınları icinde bocalayıp dururlar

[16] Iste onlar o kimselerdir ki, hidayet karsılıgında sapıklıgı satın aldılar da ticaretleri kar etmedi, dogru yolu da bulamadılar

[17] Onların durumu, tıpkı suna benzer ki, (aydınlanmak icin) bir ates yakmak istedi. (Ates) cevresini aydınlatır aydınlatmaz, Allah onların nurunu giderdi ve onları karanlıklar icinde bıraktı, artık gormezler

[18] (Onlar) sagırdırlar, dilsizdirler, kordurler. Onlar (Hakk'a) donmezler

[19] Ya da (onlar), gokten bosanan, icinde karanlıklar, gok gurlemesi ve simsek (ler) bulunan bir yagmur(a tutulmus) gibi(dirler). Yıldırım seslerinden olum korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkarlar; oysa Allah, inkarcıları tamamen kusatmıstır

[20] Neredeyse gozlerini kapıverecek olan simsek onlerini aydınlattı mı o(nun ısıgı)nda yururler, uzerlerine karanlık cokunce dikilip kalırlar. Allah dileseydi elbette isitmelerini ve gormelerini de gotururdu. Suphesiz Allah'ın her seyi yapmaga gucu yeter

[21] Ey insanlar, sizi ve sizden oncekileri yaratan Rabbinize kulluk edin ki, (azaptan) korunasınız

[22] O (Rabb) ki yeri, sizin icin dosek, gogu de bina yaptı. Gokten su indirdi, onunla size rızık olarak cesitli urunler cıkardı. Oyleyse siz de, bile bile Allah'a esler kosmayın

[23] Eger kulumuz (Muhammed)e indirdigimizden suphe icinde iseniz, haydi onun gibi bir sure getirin. Allah'tan baska butun sahid (yardımcı)larınızı da cagırın; eger dogru iseniz (bunu yapın)

[24] Yok eger yapmadınızsa, ki asla yapamayacaksınız, o halde yakıtı insanlar ve taslar olan, inkarcılar icin hazırlanmıs atesten sakının

[25] Inanıp yararlı isler yapanlara, altlarından ırmaklar akan cennetlerin kendilerine aidoldugunu mujdele! Onlardaki herhangi bir meyveden rızıklandırıldıkca: "Bu, daha once de rızıklandıgımız seydir, (dunyada iken de bu rızıktan yemistik)" derler. (Cennetteki bu rızık), onlara, o(dedikleri)ne benzer verilmistir. Onlar icin orada tertemiz esler de vardır ve onlar orada ebedi kalacaklardır

[26] Allah, bir sivrisinegi hatta onun da ustunde olan(ondan daha zayıf bir varlıg)ı misal vermekten utanmaz. Inananlar onun, Rablerinden (gelen) bir gercek oldugunu bilirler. Inkar edenler ise: "Allah, bu misalle ne demek istedi?" derler. (Allah), onunla bircogunu saptırır ve yine onunla bircogunu yola getirir. Onunla sadece fasıkları saptırır

[27] Onlar ki, soz verip baglandıktan sonra Allah'a verdikleri sozu bozarlar, Allah'ın, birlestirmesini emrettigi seyi (iman ve akrabalık baglarını) keserler ve yeryuzunde bozgunculuk yaparlar; iste ziyana ugrayanlar onlardır

[28] Allah'a nasıl nankorluk edersiniz ki, siz oluler idiniz, O sizi diriltti; yine oldurecek, yine diriltecek; sonra O'na donduruleceksiniz

[29] O ki, yeryuzunde ne varsa hepsini sizin icin yarattı; sonra goge yoneldi, onları yedi gok olarak duzenledi. O, herseyi bilir

[30] Bir zamanlar Rabbin meleklere: "Ben yeryuzunde bir halife yapacagım," demisti. (Melekler): "Orada bozgunculuk yapan, kan doken birisini mi halife yapacaksın? Oysa biz seni overek tesbih ediyor ve seni takdis ediyoruz?" dediler. (Rabbin): Ben sizin bilmediklerinizi bilirim," dedi

[31] Adem'e isimlerin tumunu ogretti, sonra onları meleklere sunup: "Haydi, dogru iseniz onların isimlerini bana soyleyin," dedi

[32] Dediler ki: "Sen yucesin (ya Rab); bizim senin bize ogrettiginden baska bilgimiz yoktur. Suphesiz sen bilensin, hakimsin (her seyin icyuzunu bilen, her seyi yerli yerince yapansın)

[33] (Allah) dedi ki: "Ey Adem, bunlara onların isimlerini haber ver." (Adem), bunlara onların isimlerini haber verince (Allah): "Ben size, ben goklerin ve yerin gayblarını bilirim, sizin acıkladıgınızı ve icinizde gizlemekte oldugunuz seyleri bilirim, dememis miydim? dedi

[34] Meleklere: "Adem'e secde edin" demistik, hemen secde ettiler: Yalnız Iblis diretti, boburlendi, nankorlerden oldu

[35] Dedik ki: "Ey Adem, sen ve esin cennette oturun, ondan dilediginiz yerde bol bol yeyin, ama su agaca yaklasmayın, yoksa zalimlerden olursunuz

[36] Derken seytan onlar(ın ayagın)ı oradan kaydırdı, icinde bulundukları (ni'met yurdu)ndan cıkardı. (Biz de) dedik ki: "Birbirinize dusman olarak inin. Sizin, yeryuzunde kalıp bir sure yasamanız lazımdır

[37] Adem, Rabbinden birtakım kelimeler aldı (onlarla amel edip Rabbine yalvardı, O da) bunun uzerine onun tevbesini kabul etti. Suphesiz O, tevbeyi cok kabul eden(kulunun gunahından gecen)dir, cok esirgeyendir

[38] Hepiniz oradan inin, dedik, "Yalnız (iyi bilin ki) size benden bir hidayet geldigi zaman, kimler benim hidayetime uyarsa artık onlara bir korku yoktur ve onlar uzulmeyeceklerdir

[39] Inkar edip ayetlerimizi yalanlayanlar ise ates halkıdır, onlar orada ebedi kalacaklardır

[40] Ey Israil ogulları, size verdigim ni'metleri hatırlayın, bana verdiginiz sozu tutun ki, ben de size verdigim sozu tutayım ve sadece benden korkun

[41] Sizin yanınızda bulunanı dogrulayıcı olarak indirmis bulundugum (Kur'an)a inanın ve onu ilk inkar eden, siz olmayın; benim ayetlerimi birkac paraya satmayın ve benden sakının

[42] Bile bile gercegi batılla bulayıp hakkı gizlemeyin

[43] Namazı kılın, zekatı verin, ruku edenlerle (Allah'ın huzurunda egilenlerle) beraber egilin

[44] Siz Kitabı okudugunuz halde, insanlara iyiligi emredip kendinizi unutuyor musunuz? Aklınızı kullanmıyor musunuz

[45] Sabırla, namazla Allah'tan yardım dileyin, suphesiz bu, (Allah'a) saygı gosterenlerden baskasına agır gelir

[46] O(saygılı insa)nlar, Rablerine kavusacaklarını (gozetir) ve gercekten O'na doneceklerini bilirler

[47] Ey Israil ogulları, size verdigim ni'meti ve sizi alemlere ustun kıldıgımı hatırlayın

[48] Ve oyle bir gunden sakının ki, o gun hic kimse, kimsenin cezasını cekmez (borcunu odemez); kimseden sefaat (aracılık, iltimas) da kabul edilmez; kimseden fidye de alınmaz ve onlara hicbir yardım yapılmaz

[49] Sizi Fir'avn ailesinden de kurtarmıstık. Hani (onlar), size azabın en kotusunu reva goruyor, ogullarınızı bogazlayıp, kadınlarınızı sag bırakıyorlardı ve bunda sizin icin Rabbinizden buyuk bir imtihan vardı

[50] Sizin icin denizi yarmıstık, sizi kurtarmıs ve Fir'avn ailesini bogmustuk; siz de bunu goruyordunuz

[51] Musa ile kırk gece icin sozlesmistik, sonra siz onun ardından buzagıyı (tanrı) edinmistiniz, (kendinize boylece) zulmediyordunuz

[52] Bundan sonra da yine belki sukredersiniz diye sizi affetmistik

[53] Yola gelesiniz diye Musa'ya Kitap ve furkan (gercekle batılı birbirinden ayıran olcu) vermistik

[54] Musa kavmine demisti ki: "Ey kavmim, sizler, buzagıyı (tanrı) edinmekle kendinize zulmettiniz; gelin Yaratıcınıza tevbe edin de nefislerinizi oldurun. Bu, Yaratıcınız katında sizin icin daha iyidir. (Bu suretle O), sizin tevbenizi kabul buyurmus olur. Cunku O, oyle bagıslayıcı, oyle merhametlidir

[55] Bir zaman da: "Ey Musa, biz Allah'ı acıkca gormedikce sana inanmayız," demistiniz de derhal sizi yıldırım gurultusu yakalamıstı; siz de bunu goruyordunuz

[56] Sonra belki sukredersiniz diye sizi olumunuzun ardından tekrar diriltmistik

[57] bulutu ustunuze golgelik cektik, size kudret helvası ve bıldırcın indirdik: "Size verdigimiz guzel rızıklardan yeyin," (dedik). Ama onlar bize degil, kendi kendilerine zulmediyorlardı

[58] Demistik ki: "Su kente girin, oradan dilediginiz yerde bol bol yeyin; secde ederek kapıdan girin ve "hitta (ya Rabbi, bizi affet)" deyin ki, biz de sizin hatalarınızı bagıslayalım, guzel davrananlara daha fazlasını da veririz

[59] Derken o zalimler, onu, kendilerine soylenenden baska bir sozle degistirdiler. Biz de yaptıkları kotuluklerden dolayı o zulmedenlerin uzerine gokten bir azab indirdik

[60] Bir zaman da Musa, kavmi icin su istemisti; "Asanla tasa vur," demistik. Bunun uzerine tastan on iki goze fıskırmıstı. Her boluk, kendi icecekleri pınarı bilmisti: "Allah'ın rızkından yeyin, icin ve yeryuzunde bozgunculuk yaparak (baskalarına) saldırmayın." (demistik)

[61] Hani siz demistiniz ki: "Ey Musa, biz bir yemege dayanamayız, bizim icin Rabbine du'a et de bize yerin bitirdigi sebzesinden, acurundan, sarımsagından, mercimeginden, soganından cıkarsın." (Musa): "Iyi olanı, daha asagı olanla mı degistirmek istiyorsunuz? Bir sehre inin, orada size istediginiz var," demisti. Uzerlerine alcaklık ve yoksulluk damgası vuruldu; Allah'ın gazabına ugradılar. Oyle oldu, cunku onlar, Allah'ın ayetlerini inkar ediyorlar ve haksız yere peygamberleri olduruyorlardı. Isyanadaldıkları, sınırı astıkları icin bunu hak ettiler

[62] Suphesiz inananlar; yahudiler, hıristiyanlar ve sabiiler(den) Allah'a ve ahiret gunune inanan ve iyi is(ler) yapanlara, Rableri katında mukafat vardır; onlara korku yoktur ve onlar uzulmeyeceklerdir

[63] Bir zaman da sizin sozunuzu almıs, uzerinize dagı kaldırmıstık: "Size verdigimizi kuvvetle tutun, icinde olanı hatırlayın ki (azabımızdan) korunasınız," (demistik)

[64] Ardından yine donmustunuz; eger Allah'ın size iyiligi ve merhameti olmasaydı, elbette ziyana ugrayanlardan olurdunuz

[65] Icinizden, Cumartesi gunu (avlanma yasagı)nı cigneyenleri elbette bilmissinizdir; iste onlara: "Asagılık maymunlar olun!" dedik

[66] Ve bunu, onundekilere ve ardından geleceklere ibret bir ceza, (Allah'ın azabından) korunanlara da bir ogut yaptık

[67] Musa, kavmine: "Allah size bir inek kesmenizi emrediyor." demisti. "Bizimle alay mı ediyorsun?" dediler. "cahillerden olmaktan Allah'a sıgınırım!" dedi

[68] Bizim icin Rabbine du'a et, onun ne oldugunu bize acıklasın. dediler. Dedi ki: "O diyor ki: O (inek) ne yaslı, ne korpe, ikisinin ortasında (bir inek)tir! Haydi, size emredileni yapın

[69] Dediler ki: "Bizim icin Rabbine du'a et, renginin nasıl oldugunu acıklasın." Dedi: "O diyor ki: "Rengi parlak, sarı bir inektir, bakanlara sevinc verir

[70] Bizim icin Rabbine du'a et, onun nasıl bir sey oldugunu bize acıklasın. Zira o inek bize (baska ineklere) benzer geldi. Ama Allah dilerse mutlaka (emredileni yapmaga) yol buluruz. dediler

[71] Dedi: "O soyle diyor: O, henuz boyundurluk altına alınmamıs bir inektir. Yeri surmez, ekin sulamaz. Salma, (cifte kosulmamıs) hic alacası yok." "Iste simdi gercegi getirdin" deyip inegi bogazladılar; az daha yapmayacaklardı

[72] Hani siz bir adam oldurmustunuz de onun (katili) hakkında birbirinizle atısmıstınız; oysa Allah, gizlediginizi ortaya cıkaracaktı

[73] Onun icin "(inegin) bir parcasıyla o (oldurulene) vurun." demistik. Iste Allah boylece oluleri diriltir, size ayetlerini gosterir ki dusunesiniz

[74] Sonra bunun ardından yine kalbleriniz katılastı; simdi onlar, tas gibi, hatta daha da katıdır. Cunku oyle tas var ki, icinden ırmaklar fıskırır; oylesi var ki, catlar da bagrından su kaynar, oylesi de var ki, Allah korkusundan asagı duser. Allah, yaptıklarınızı bilmez degildir

[75] Simdi (ey mu'minler) siz, bunların size inanmalarını mı umuyorsunuz? Oysa bunlardan bir grup vardı ki, Allah'ın sozunu isitirlerdi de dusunup akıl erdirdikten sonra, bile bile onu degistirirlerdi

[76] Inananlara rastladıkları zaman: "Inandık" derler; birbirleriyle yalnız kaldıkları zaman: "Allah'ın size actıgını onlara soyluyorsunuz ki, onu Rabbiniz katında sizin aleyhinizde delil olarak mı kullansınlar? Aklınızı kullanmıyor musunuz?" derler

[77] Bilmiyorlar mı ki, Allah onların gizlediklerini ve acıga vurduklarını biliyor

[78] Onların icinde bir de ummiler var ki, Kitabı bilmezler, butun bildikleri birtakım kuruntular(yahut kulaktan dolma seyler)dir; onlar sadece zannediyorlar

[79] Vay haline o kimselerin ki, Kitabı elleriyle yazıp, az bir paraya satmak icin, "Bu Allah katındandır," derler! Ellerinin yazdıgından oturu vay haline onların! Kazandıklarından oturu vay haline onların

[80] Bir de dediler ki: "Sayılı birkac gun dısında bize ates dokunmayacaktır." De ki: "Allah'tan (bu hususta) bir soz mu aldınız. sayet oyle ise Allah verdigi sozden donmez-yoksa Allah hakkında bilmediginiz bir sey mi soyluyorsunuz

[81] Evet kim bir gunah kazanır da sucu kendisini kusatmıs olursa iste onlar, ates halkıdır, orada surekli kalacaklardır

[82] Inanıp yararlı isler yapanlara gelince, onlar da cennet halkıdır, orada surekli kalacaklardır

[83] Biz Israil ogullarından soyle soz almıstık: "Allah'tan baskasına kulluk etmeyeceksiniz, anaya-babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz. Insanlara guzel soz soyleyin, namazı kılın, zekatı verin!" Sonra siz, pek azınız haric, dondunuz; hala da yuz cevirip duruyorsunuz

[84] Birbirinizin kanını dokmeyeceksiniz, birbirinizi yurtlarınızdan cıkarmayacaksınız? diye sizden kesin soz almıstık; gore gore bunu kabul etmistiniz

[85] Ama siz yine birbirinizi olduruyorsunuz, sizden bir grubu yurtlarından cıkarıyorsunuz; onlara karsı gunah ve dusmanlık yapmakta birlesiyorsunuz, onları cıkarmak size yasaklanmıs iken (cıkarıyorsunuz, sonra da) esir olarak geldiklerinde fidyelerini veriyor (kurtarıyor)sunuz. Yoksa siz Kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkar mı ediyorsunuz? Sizden bunu yapanın cezası, dunya hayatında rezil olmaktan baska nedir? Kıyamet gununde de (onlar) azabın en siddetlisine itilirler. Allah yaptıklarınızı bilmez degildir

[86] Iste onlar, ahireti verip dunya hayatını satın alan kimselerdir. Onlardan azab hic hafifletilmez ve onlara hic yardım edilmez

[87] Andolsun, Musa'ya Kitabı verdik, arkasından peygamberler gonderdik. Meryem oglu Isa'ya da acık deliller verdik ve onu Ruh'ul-Kudus (Cebrail) ile destekledik. Ne zaman ki, bir peygamber, size canınızın istemedigi bir sey getirdiyse buyukluk taslamadınız mı? Kimini yalanladınız, kimini de olduruyordunuz

[88] Kalblerimiz, perdelidir, dediler. Hayır, ama inkarlarından dolayı Allah onları la'netlemistir, artık cok az inanırlar

[89] Ne zaman ki, onlara Allah katından, yanlarında bulunan (Tevrat)ı dogrulayıcı bir Kitap (Kur'an) geldi, daha once inkar edenlere karsı yardım isteyip dururlarken o bildikleri (Kur'an) kendilerine gelince onu inkar ettiler; artık Allah'ın la'neti, inkarcıların uzerine olsun

[90] Allah'ın, kullarından diledigine lutfuyla (vahiy) indirmesini cekemeyerek, Allah'ın indirdigini inkar etmek icin kendilerini ne alcak seye sattılar da gazab ustune gazaba ugradılar. Inkar edenler icin alcaltıcı bir azab vardır

[91] Onlara: "Allah'ın indirdigine inanın!" denilse, "Bize indirilene inanırız." derler, otesini kabul etmezler. Halbuki o, kendi yanlarında bulunanı dogrulayıcı bir gercektir. De ki: "Gercekten inanıyor idiyseniz neden daha once Allah'ın peygamberlerini olduruyordunuz

[92] Andolsun Musa, size acık deliller getirmisti, sonra onun ardından tuttunuz buzagıya taptınız; siz oyle zalimlersiniz iste

[93] Bir zaman uzerinize Tur(dagın)ı kaldırıp sizden kesin soz almıstık: "Size verdigimiz seyi kuvvetle tutun, dinleyin!" (demistik). "Dinledik ve isyan ettik." dediler. Inkarlarıyla kalblerine buzagı sevgisi icirildi. De ki: "Eger inanan kimseler iseniz, imanınız size ne kotu sey emrediyor

[94] De ki: "Eger (dilediginiz gibi) gercekten Allah katında ahiret yurdu kimsenin degil, yalnız sizin ise, sozunuzde dogru iseniz, haydi olumu temenni edin

[95] Fakat ellerinin yapıp one surdugu islerden dolayı olumu asla istemezler, Allah zalimleri bilir

[96] Onları, insanların hayata en duskunu, ortak kosanlardan daha tutkunu bulursun; her biri, bin yıl yasatılmasını ister. Oysa yasatılması, onu azabdan uzaklastıracak degildir. Allah ne yaptıklarını goruyor

[97] De ki: "Allah'ın izniyle Kur'an'ı kendinden oncekini dogrulayıcı ve inananlara yol gosterici ve mujdeci olarak senin kalbine indirdigi icin, kim Cebrail'e dusman olursa

[98] (Evet) kim Allah'a, meleklerine, elcilere, Cebrail'e ve Mikail'e dusman olursa bilsin ki, Allah da inkar edenlerin dusmanıdır

[99] Andolsun, sana apacık ayetler indirdik, onları yoldan cıkmıslardan baskası inkar etmez

[100] Ne zaman bir ahit (andlasma) yaptılarsa, onlardan bir grup o ahdi bozup atmadı mı? Zaten cokları inanmazlar

[101] Allah tarafından kendilerine, yanlarında bulunanı dogrulayıcı bir elci gelince, Kitap verilmis olanlardan bir grup, Allah'ın Kitabını sanki bilmiyorlarmıs gibi, sırtlarının arkasına attılar

[102] Suleyman'ın hukumdarlıgı hakkında onlar, seytanların uydurdukları sozlere uydular (Suleyman'ın, buyu yaparak saltanatını kazandıgını soyleyen seytan ruhlu insanlara uyup, Suleyman'ın buyucu olduguna inandılar). Oysa Suleyman (buyu yaparak) kufre gitmemisti. Fakat o seytanlar kufre gittiler: Insanlara buyu ve Babil'de Harut ve Marut adlı melekler(den ilham alan iki kisiy)e indirileni ogretiyorlar. Halbuki onlar: "Biz bir fitneyiz (sizin icin bir sınavız), sakın, kufre gitme(yin)!" demedikce kimseye bir sey ogretmiyorlardı. Fakat bunlar, onlardan, erkekle karısının arasını acacak seyler ogreniyorlardı. Ama, onlar, Allah'ın izni olmadan onunla hic kimseye zarar veremezler. Onlar, kendilerine yarar vereni degil, zarar vereni ogreniyorlardı. Andolsun, onu sat(ıp onunla cıkar saglay)anın, ahirette bir nasibi olmadıgını gayet iyi biliyorlardı. Vicdanlarını sattıkları sey ne kotudur, keske (bunu) bilselerdi

[103] Eger onlar inanıp (Allah'ın azabından) korunmus olsalardı, elbette Allah katından (verilecek) sevap, (kendileri icin) daha hayırlı olurdu. Keske bilselerdi

[104] Ey inananlar, "Ra'ina (bizi gozet, yahut: kaba soz)" demeyin, "unzurna (bize bak)" deyin ve dinleyin. Kafirler icin acı bir azab vardır

[105] Nankor olan bazı Kitap ehli kimseler de, musrikler de size Rabbinizden bir hayır indirilmesini istemezler. Oysa Allah, rahmetini diledigine tahsis eder, Allah, buyuk lutuf sahibidir

[106] Biz bir ayeti siler veya unutturursakondan daha iyisini, ya da benzerini getiririz. Allah'ın her seye gucu yeter oldugunu bilmedin mi

[107] Bilmedin mi ki, goklerin ve yerin mulku (hukumranlıgı, yonetimi, mulkiyeti) yalnız Allah'ındır. Sizin icin Allah'tan baska ne bir koruyucu, ne de bir yardımcı yoktur

[108] Yoksa siz de Elcinizden, daha once Musa'dan istendigi gibi bir takım isteklerde bulunmak mı istiyorsunuz? Kim imanı kufurle degistirirse, suphesiz (o), dumduz yolu sapıtmıstır

[109] Kitap sahiplerinden cogu, gercek kendilerine besbelli olduktan sonra, sırf iclerindeki kıskanclıktan oturu sizi imanınızdan sonra kufre dondurmek isterler. Allah emrini getirinceye kadar affedin, hos gorun. Suphesiz Allah, her seye gucu yetendir

[110] Namazı kılın, zekatı verin; kendiniz icin yapıp gonderdiginiz her hayrı, Allah'ın yanında bulursunuz, Allah yaptıklarınızı gorur

[111] Yahudi yahut hıristiyan olandan baskası cennete girmeyecek, dediler. Bu, onların kuruntusudur. De ki: "Dogru iseniz, delilinizi getirin

[112] Hayır, kim isini guzel yaparak ozunu Allah'a teslim ederse, onun mukafatı, Rabbinin yanındadır. Onlara korku yoktur ve onlar uzulmeyeceklerdir

[113] Yahudiler: "Hıristiyanlar, bir temel uzerinde degiller," dediler. Hıristiyanlar da: "Yahudiler bir temel uzerinde degiller," dediler. Oysa hepsi de Kitabı okuyorlar. Bilmeyenler de tıpkı onların dedikleri gibi demislerdi. Artık Allah, ayrılıga dustukleri sey hakkında, kıyamet gunu aralarında hukum verecektir

[114] Allah'ın mescidlerinde, Allah'ın adının anılmasına engel olan ve onların harabolmasına calısandan daha zalim kim vardır? Bunların, oralara korka korka girmeleri gerekir (baska turlu girmege hakları yoktur). Bunlar icin dunyada rezillik, ahirette de buyuk azab vardır

[115] Dogu da, batı da Allah'ındır. Nereye donerseniz Allah'ın yuzu (zatı) oradadır. Suphesiz Allah'(ın rahmeti ve ni'meti) boldur. O (her seyi) bilendir

[116] Allah, cocuk edindi, dediler. Hasa, O, yucedir. Goklerde ve yerde olanların hepsi O'nundur, hepsi O'na boyun egmistir

[117] goklerin ve yerin yaratıcısıdır. Bir seyi yaratmak istedi mi, ona sadece "ol" der, o da hemen oluverir

[118] Bilmeyenler dediler ki: "Allah bizimle konusmalı, ya da bize bir ayet (mu'cize) gelmeli degil miydi?" Onlardan oncekiler de onların dedikleri gibi demislerdi. Kalbleri birbirine benzedi. Gercekleri iyice bilmek isteyenlere ayetleri acıkladık

[119] Dogrusu biz seni, gercekle, mujdeleyici ve uyarıcı olarak gonderdik. Cehennem halkından sen sorumlu degilsin

[120] Sen onların, kendi dinlerine uymadıkca ne yahudiler, ne de hıristiyanlar senden razı olmazlar. "Asıl dogru yol, Allah'ın yoludur" de. Sana gelen ilimden sonra eger onların arzularına uyarsan, andolsun ki, Allah'tan sana ne bir dost, ne de bir yardımcı olmaz

[121] Kendilerine verdigimiz Kitabı, geregince okuyanlar var ya, iste onlar, ona inanırlar. Onu inkar edenler ise ziyana ugrarlar

[122] Ey Israil ogulları, size verdigim ni'meti ve sizi alemlere ustun kılmıs oldugumu hatırlayın

[123] Ve su gunden sakının ki, kimse kimsenin cezasını cekmez (borcunu odemez), kimseden fidye kabul edilmez, hic kimseye sefaat (aracılık, iltimas) fayda vermez, bir taraftan yardım da gormezler

[124] Bir zaman Rabbi Ibrahim'i birtakım kelimelerle sınamıs, o da onları tamamlayınca: "Ben seni insanlara onder yapacagım" demisti. "Soyumdan da (onderler yap, ya Rabbi!)" dedi. (Rabbi): "zalimlere ahdim ermez (onlar icin soz vermem!)" buyurdu

[125] Biz Beyt'i (Ka'be'yi) insanlara sevap kazanılacak bir toplantı ve guven yeri yaptık. Siz de Ibrahim'in makamından bir namaz yeri edinin (orada namaz kılın). Ibrahim ve Isma'il'e: "Tavaf edenler, ibadete kapananlar, ruku ve secde edenler icin Ev'imi temizleyin!" diye emretmistik

[126] Ibrahim demisti ki: "Rabbim, bu sehri guvenli bir sehir yap, halkından Allah'a ve ahiret gunune inananları cesitli urunlerle besle!" (Rabbi) buyurdu: "Inkar edeni dahi az bir sure gecindirir, sonra onu cehennem azabına (girmege) zorlarım, ne kotu varılacak yerdir orası

[127] Ibrahim, Isma'il'le beraber Ev'in temellerini yukseltiyor: "Rabbi'imiz, bizden kabul buyur, kuskusuz sen isitensin, bilensin

[128] Rabbimiz, bizi sana teslim olanlar yap, neslimizden de sana teslim olan bir ummet cıkar; bize ibadet yerlerimizi goster, tevbemizi kabul et; zira, tevbeleri kabul eden, cok merhametli olan ancak sensin. Sen

[129] Rabbimiz, onlara kendi iclerinden, senin ayetlerini kendilerine okuyacak, onlara Kitabı ve hikmeti ogretecek, onları temizleyecek bir elci gonder. Her zaman ustun gelen, her seyi yerli yerince yapan yalnız sensin, sen

[130] Nefsini asagılık yapan (beyinsiz)den baska, kim Ibrahim dininden yuz cevirir? Andolsun ki, biz onu dunyada begenip secmistik, ahirette de, o iyilerdendir

[131] Rabbi ona: "Islam ol!" demisti, "Alemlerin Rabbine teslim oldum." dedi

[132] Ibrahim de bunu kendi ogullarına vasiyyet etti, Ya'kub da: "Ogullarım, Allah, sizin icin o dini secti, bundan dolayı sadece muslumanlar olarak olunuz." (dedi)

[133] Yoksa siz, Ya'kub'a olum (hali) geldigi zaman orada mı idiniz? O zaman (Ya'kub), ogullarına: "Benden sonra neye kulluk edeceksiniz?" demisti. "Senin tanrın ve ataların Ibrahim, Isma'il ve Ishak'ın tanrısı olan tek Tanrı'ya kulluk edecegiz, biz O'na teslim olanlarız." dediler

[134] Onlar bir ummetti, gelip gecti. Onların kazandıkları kendilerine, sizin kazandıklarınız size aittir. Siz onların yaptıklarından sorulmazsınız

[135] Yahudi veya hıristiyan olun ki, dogru yolu bulasınız. dediler. De ki: "Hayır, biz dosdogru Ibrahim dinine (uyarız). O, (Allah'a) ortak kosanlardan degildi

[136] Allah'a, bize indirilene, Ibrahim'e, Isma'il'e, Ishak'a, Ya'kub'a ve sıbt(torun kabile)lere indirilene, Musa ve Isa'ya verilene ve (diger) peygamberlere Rabbleri tarafından verilene inandık, onlar arasında bir ayırım yapmayız, biz Allah'a teslim olanlarız. deyin

[137] Eger onlar da sizin inandıgınız gibi inanırlarsa dogru yolu bulmus olurlar; ama donerlerse mutlaka anlasmazlık icine duserler. Onlara karsı Allah sana yeter. O, isitendir, bilendir

[138] Allah'ın boyası (ile boyan). Allah'ın boyasından daha guzel boyası olan kimdir? Biz ancak O'na kulluk ederiz

[139] Soyle (onlara): "Allah, bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbiniz iken, O'nun hakkında bizimle tartısıyor musunuz? Bizim yaptıklarımız bize, sizin yaptıklarınız size aittir. Biz O'na gonulden baglananlarız

[140] Yoksa siz, Ibrahim, Isma'il, Ishak, Ya'kub ve sıbt(torun kabile)lerin, yahudi, yahut hıristiyan olduklarını mı soyluyorsunuz? De ki: "Siz mi daha iyi bilirsiniz, yoksa Allah mı?" Allah tarafından bildigi bir (gercegin) tanıklıgını gizleyenden daha zalim kim olabilir? Allah yaptıklarınızdan gafil degildir

[141] Onlar bir ummetti, gelip gecti. Onların kazandıkları kendilerine, sizin kazandıklarınız size aittir. Siz onların yaptıklarından sorulmazsınız

[142] Insanlardan bazı beyinsizler: "Onları, uzerinde bulundukları kıbleden ceviren nedir?" diyecekler. De ki: "Dogu da batı da Allah'ındır. O, diledigini dogru yola iletir

[143] Boylece sizi orta bir ummet yaptık ki, insanlara sahid olasınız. Elci de size sahid olsun. Biz, Elci'ye uyanı, okcesi uzerinde geriye donenden ayıralım diye, eskiden yoneldigin Ka'be'yi kıble yaptık. Bu, Allah'ın yol gosterdigi kimselerden baskasına elbette agır gelir. Allah sizin imanınızı zayi edecek degildir. Suphesiz Allah, insanlara sefkatli, merhametlidir

[144] (Ey Muhammed), biz senin yuzunun goge dogru cevrilip durdugunu (gokten haber bekledigini) goruyoruz. (Merak etme) elbette seni, hoslanacagın bir kıbleye dondurecegiz. (Bundan boyle) yuzunu Mescid-i Haram tarafına cevir. Nerede olursanız, yuzlerinizio yone cevirin. Kitap verilenler, bunun Rableri tarafından bir gercek oldugunu bilirler. Allah onların yaptıklarından habersiz degildir

[145] Sen Kitap verilenlere her turlu ayeti getirsen yine onlar senin kıblene uymazlar; sen de onların kıblesine uyacak degilsin. Onlar birbirlerinin kıblesine de uymazlar. Sana gelen ilimden sonra onların keyiflerine uyarsan, o takdirde sen, mutlaka zalimlerden olursun

[146] Kendilerine Kitap verdiklerimiz, onu, ogullarını tanıdıkları gibi tanırlar, ama yine de onlardan bir grup, bile bile gercegi gizlerler

[147] Gercek, Rabbinden gelendir, artık kuskulananlardan olma

[148] Her ummetin yoneldigi bir yonu vardır. O halde hayır islerine kosun; nerede olsanız, Allah sizi bir araya getirir, kuskusuz Allah, her seyi yapabilir

[149] Nereden (yola) cıkarsan, yuzunu Mescid-i Haram'a dogru cevir. Bu elbette Rabbinden gelen gercektir. Allah, yaptıklarınızdan habersiz degildir

[150] Nereden (yola) cıkarsan yuzunu Mescid-i Haram'a dogru cevir, nerede olursanız, yuzunuzu o yana cevirin ki, haksızlardan baska hic kimsenin, aleyhinizde bir delili olmasın. Onlardan da cekinmeyin, benden cekinin ve (o yana donun ki) size olan ni'metimi tamamlayayım, boylece yolu bulmus olasınız

[151] Nitekim kendi icinizden, size ayetlerimizi okuyan, sizi temizleyen, size Kitabı, hikmeti ve bilmediklerinizi ogreten bir Elci gonderdik

[152] Oyle ise beni anın ki, ben de sizi anayım; bana sukredin, nankorluk etmeyin

[153] Ey inananlar, sabır ve namazla (Allah'tan) yardım isteyin, muhakkak ki Allah, sabredenlerle beraberdir

[154] Allah yolunda oldurulenlere, "oluler" demeyin; hayır, onlar diridirler, ama siz farkında olmazsınız

[155] Andolsun, sizi korku, aclık, mallar(ınız)dan canlar(ınız)dan ve urunler(iniz)den eksiltmek gibi seylerle deneriz; sabredenleri mujdele

[156] Ki onlara bir bela eristigi zaman: "Biz Allah iciniz ve biz O'na donecegiz," derler

[157] Iste Rablerinden bagıslamalar ve rahmet hep onlaradır ve dogru yolu bulanlar da onlardır

[158] Safa ile Merve Allah'ın nisanlarındandır. Kim Ev'i hacceder, ya da omre yaparsa onları tavaf etmesinde kendisine bir gunah yoktur. Kim kendiliginden bir iyilik yaparsa bilsin ki, Allah karsılıgını verir, (yaptıgını) bilir

[159] Indirdigimiz acık delilleri ve hidayeti biz Kitapta insanlara acıkca belirttikten sonra gizleyenler (var ya), iste onlara hem Allah la'net eder, hem butun la'net edebilenler la'net eder

[160] Ancak tevbe edip uslananlar ve (gercegi) acıklayanlar baska. Onları bagıslarım. Cunku ben tevbeyi cok kabul edenim, cok esirgeyenim

[161] Ama ayetlerimizi inkar etmis ve kafir olarak olmus olanlar, iste Allah'ın, meleklerin ve tum insanların la'neti onların ustunedir

[162] Ebedi la'net icinde kalırlar. Ne kendilerinden azab hafifletilir, ne de onlara fırsat verilir

[163] Tanrınız bir tek Tanrı'dır, O'ndan baska tanrı yoktur, O Rahman'dır, Rahim'dir

[164] Suphesiz goklerin ve yerin yaratılısında, gece ve gunduzun degismesinde, insanların faydasına olan seyleri denizde tasıyıp giden gemilerde, Allah'ın gokten su indirip onunla olmus olan yeri dirilterek uzerine her cesit canlıyı yaymasında, ruzgarlarıve yer ile gok arasında emre hazır bekleyen bulutları evirip cevirmesinde elbette dusunen bir topluluk icin (Allah'ın varlıgına ve birligine) deliller vardır

[165] Insanlardan kimi, Allah'tan baska esler tutar, Allah'ı sever gibi onları severler. Inananlar ise en cok Allah'ı severler. Zulmedenler, azabı gordukleri zaman butun kuvvetin Allah'a aidoldugunu ve Allah'ın azabının cetin oldugunu anlayacaklarını keskebilselerdi

[166] Iste uyulanlar, uyanlardan uzak durdular; azabı gorduler, aralarındaki baglar kesildi

[167] Uyanlar, soyle dediler; "Ah keske bir daha dunyaya gitmemiz mumkun olsaydı da simdi onların bizden uzak durdukları gibi biz de onlardan uzak dursaydık!" Boylece Allah, onlara isledikleri butun fiilleri hasretler (pismanlık kaynagı olarak) gosterir. Ve onlar, atesten cıkamazlar

[168] Ey insanlar, yeryuzunde bulunan helal ve temiz seylerden yeyin, seytanın adımlarını izlemeyin; cunku o, sizin apacık dusmanınızdır

[169] O size daima kotuluk ve cirkin is (yapmanızı), Allah hakkında bilmediginiz seyler soylemenizi emreder

[170] Onlara: "Allah'ın indirdigine uyun!" dense, "Hayır, biz atalarımızı uzerinde buldugumuz(yol)a uyarız!" derler. Peki ama, ataları bir sey dusunmeyen, dogru yolu bulamayan kimseler olsalar da mı (atalarının yoluna uyacaklar)

[171] O inkar edenler(i Hakk'a cagıran)ın durumu, tıpkı bagırıp cagırmadan baska bir sey isitmeyen (isittigi sesin manasını anlamayan hayvanlar)a haykıran kimsenin durumu gibidir. (Onlar), sagır, dilsiz ve kordurler, onun icin dusunmezler

[172] Ey inananlar, size verdigimiz rızıkların iyilerinden yeyin, Allah'a tapıyorsanız, O'na sukredin

[173] Allah size les, kan, domuz eti ve Allah'tan baskası adına kesileni haram kıldı. Ama kim mecbur kalırsa, (baskasına) saldırmadan ve sınırı asmadan (bunlardan) yemesinde bir gunah yoktur. Muhakkak ki Allah cok bagıslayandır, cok esirgeyendir

[174] Allah'ın indirdigi Kitaptan bir sey gizleyip, onu birkac paraya satanlar var ya, iste onlar karınlarına atesten baska bir sey koymuyorlar. Kıyamet gunu Allah ne onlara konusacak ve ne de onları temizleyecektir. Onlar icin acı bir azab vardır

[175] Onlar hidayet karsılıgında sapıklık, magfiret karsılıgında azab satın almıslardır. Onlar atese, karsı ne kadar da dayanıklıdırlar

[176] (Onlara) boyle(azab edilecek)dir. Cunku Allah, Kitabı gercekle indirmistir. Kitapta ayrılıga dusenler, elbette derin bir anlasmazlık icindedirler

[177] Yuzlerinizi dogu ve batı tarafına cevirmeniz iyilik degildir. Asıl iyilik, o(kimsenin iyiligi)dir ki, Allah'a, ahiret gunune, meleklere, Kitaba ve peygamberlere inandı; sevdigi malını yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmıslara, dilencilere ve boyunduruk altında bulunan(kole ve esir)lere verdi; namazı kıldı, zekatı verdi. Andlasma yaptıkları zaman andlasmalarını yerine getirenler; sıkıntı, hastalık ve savas zamanlarında sabredenler, iste dogru olanlar onlardır, (Allah'ın azabından) korunanlar da onlardır

[178] Ey inananlar, oldurmelerde kısas size farz kılındı. (Katilin de oldurulmesi gerekir). Hure hur, koleye kole, kadına kadın. Kardesi tarafından kısmen affedilen kimse, orfe uyup o(affeden kardesi)ne guzelce (diyeti) odemelidir! Bu, Rabbiniz tarafından bir hafifletme ve acımadır. Kim bundan sonra da saldırıya kalkarsa artık onun icin acı bir azab vardır

[179] Ey akıl sahipleri, kısasta sizin icin hayat vardır, boylece korunursunuz

[180] Birinize olum geldigi zaman, eger bir hayır (mal) bırakacaksa, anaya, babaya, yakınlara uygun bir bicimde vasiyyet etmek, korunanlar uzerine bir borctur

[181] Kim isittikten sonra vasiyyeti degistirirse, gunahı, onu degistirenlerin boynunadır. Suphesiz Allah isitendir, bilendir

[182] Kim de vasiyyet edenin bir hata veya gunah islemesinden korkar da (tarafların) aralarını duzeltirse, ona gunah yoktur, Allah bagıslayandır, esirgeyendir

[183] Ey inananlar, sizden oncekilere yazıldıgı gibi (gunahlardan) korunmanız icin sizin uzerinize de oruc yazıldı

[184] Sayılı gunler olarak. Sizden kim hasta veya seferde olursa tutamadıgı gunler sayısınca baska gunlerde (tutar). Oruca (guc) dayananların fidye vermesi, bir yoksulu doyurması lazımdır. Bununla beraber gonul istegiyle kim bir iyilik yapar(oruc tutar)sa o, kendisi icin iyidir. Bilirseniz oruc tutmanız, sizin icin daha hayırlıdır

[185] Ramazan ayı, insanlara yol gosteren, hidayeti, dogruyu ve yanlısı ayırdedip acıklayan Kur'an'ın indirildigi aydır. Icinizden kim o aya yetisir(ayı gorur)se oruc tutsun. Kim hasta olur, yahut seferde bulunursa tutamadıgı gunler sayısınca baska gunlerde oruc tutsun. Allah sizin icin kolaylık ister, gucluk istemez. Sayıyı tamamlamanızı, size dogru yolu gosterdiginden dolayı Allah'ı tekbir etmenizi ister. Sukredesiniz diye (size bu kolaylıgı gosterir)

[186] Kullarım, sana benden sorar(lar)sa (soyle): Ben (onlara) yakınım. du'a eden, bana du'a ettigi zaman onun du'asına karsılık veririm. O halde onlar da bana karsılık versin(benim cagrıma uysun)lar, bana inansınlar ki, dogru yolu bulmus olalar

[187] Oruc gecesi, kadınlarınıza yaklasmak, size helal kılındı. Onlar sizin elbisenizdir, siz de onların elbisesisiniz. Allah, sizin kendinize yazık etmekte oldugunuzu bildi de tevbenizi kabul edip sizi affetti. Artık simdi onlara yaklasın ve Allah'ın sizin icin yaz(ıp takdir etmis ol)dugunu arayın; safagın beyaz ipligi siyah iplikten ayırdelinceye kadar yeyin, icin; sonra ta gece oluncaya dek orucu tamamlayın; mescidlerde ibadete cekilmis iken kadınlara yaklasmayın. Bunlar, Allah'ın (yasak) sınırlarıdır, bunlara yaklasmayın. Allah, insanlara ayetlerini boyle acıklar ki korunup sakınsınlar

[188] Mallarınızı, aranızda batıl (sebepler) ile yemeyin; bile bile insanların mallarından bir kısmını gunah bir bicimde yemeniz icin onları hakimler(in onun)e atmayın (hakimlere goturmeyin veya onlara rusvet vermeyin)

[189] Sana dogan aylardan soruyorlar. De ki: "Onlar, insanlar ve hac icin vakit olculeridir." Evlere arkalarından girmek iyilik degildir. Iyilik, Allah'tan korkanın iyiligidir. Evlere kapılarından girin ve Allah'tan korkun ki, basarıya eresiniz, umdugunuzu bulasınız

[190] Sizinle savasanlarla Allah yolunda savasın; fakat haksız yere saldırmayın, cunku Allah, saldırganları sevmez

[191] Onları nerede yakalarsanız oldurun, onların sizi cıkardıkları yer(Mekke)den size de onları cıkarın! Fitne (baskı yapmak), adam oldurmekten daha kotudur. Mescid-i Haram'da onlarla savasmayın ki, onlar da sizinle orada savasmasınlar. Fakat onlar sizinle savasırlarsa, hemen onları oldurun; kafirlerin cezası boyledir

[192] Eger onlar (saldırılarına) son verirlerse, Allah bagıslayandır, esirgeyendir

[193] Onlarla savasın ki, fitne (baskı) ortadan kalksın, din yalnız Allah'ın dini olsun. (Yalnız O'na tapılsın) Eger (saldırılarına) son verirlerse artık zalimlerden baskasına dusmanlık olmaz

[194] Haram ayı, haram aya karsılıktır. Hurmetler, karsılıklıdır. Kim size saldırırsa, onun size saldırdıgı kadar siz de ona saldırın; Allah'tan korkun, bilin ki Allah (gunahlardan) korunanlarla beraberdir

[195] (Mallarınızı) Allah yolunda harcayın, kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın, iyilik edin, dogrusu Allah iyilik edenleri sever

[196] Allah icin haccı ve omreyi tamamlayın. Eger (engellenmis olursanız kolayınıza gelen kurbanı (gonderin); kurban yerine varıncaya kadar baslarınızı tıras etmeyin. Icinizden hasta olan, ya da basından bir rahatsızlıgı bulunan (bundan oturu tıras olmak zorunda kalan) kimse, oructan, sadakadan veya kurbandan (biriyle) fidye (versin). Guvene kavustugunuzda, hac (zamanın)a kadar omre ile faydalanmak isteyen kimse, kolayına gelen kurbanı keser. (Kurban) Bulamayan kimse uc gun hacda, yedi gun de dondugunuz zaman (olmak uzere) tam on gun oruc tutar. Bu, ailesi Mescid-i Haram (civarın)da oturmayanlar icindir. Allah'tan korkun ve Allah'ın cezasının cetin oldugunu bilin

[197] Hac, bilinen aylardadır. Kim o aylarda (ihrama girerek) haccı (kendisine) gerekli kılarsa bilsin ki, hacda kadına yaklasmak, gunaha sapmak, kavga etmek yoktur. Allah, yaptıgınız her iyiligi bilir. Yanınıza azık alın (da aclıktan korunun), azıgın en iyisi korunmadır. Ey akıl sahipleri benden korunun

[198] Rabbinizin lutuf ve keremini aramanızda sizin icin bir gunah yoktur. Arafat(taki durus)tan ayrılıp (Muzdelife'ye) akın edince Mes'ar-i haram'da Allah'ı anın, O'nun size gosterdigi bicimde O'nu anın. O'nun yol gostermesinden once siz, sapıklardan idiniz

[199] Sonra insanların akın akın dondugu yerden siz de akın edin ve Allah'tan magfiret dileyin, suphesiz Allah bagıslayandır, esirgeyendir

[200] Hac ibadetlerinizi bitirince atalarınızı andıgınız gibi hatta, daha kuvvetli bir anısla Allah'ı anın. Insanlardan kimi "Rabbimiz bize dunyada ver!" der; onun ahirette bir payı yoktur

[201] Onlardan kimi de: "Rabbimiz, bize dunyada da guzellik ver, ahirette de guzellik ver, bizi ates azabından koru!" der

[202] Iste onlara, kazandıklarından bir pay vardır. Allah, hesabı cabuk gorendir

[203] Sayılı gunlerde Allah'ı anın (tekbir alın). Kim hemen iki gun icinde (Mina'dan Mekke'ye) donerse ona gunah yoktur. Kim geri kalırsa korundugu takdirde ona da gunah yoktur. Allah'tan korkun ve O'nun huzuruna toplanacagınızı bilin

[204] Insanlardan oylesi var ki, dunya hayatına dair sozu, senin hosuna gider. Kalbinde olan (samimi dusuncelerini soyledigin)e Allah'ı sahid tutar. Oysa o, hasımların en yamanıdır

[205] Donup gitti mi (veya is basına gecti mi) yeryuzunde bozgunculuk yapmaga, ekin ve nesli yok etmege calısır; Allah da bozgunculugu sevmez

[206] Ona: "Allah'tan kork!" dense gururu, kendisini gunaha surukler. Artık ona cehennem yetisir; ne kotu bir yataktır o

[207] Insanlardan oylesi var ki, kendisini Allah'ın rızasın(ı kazanmay)a satar. Allah da kullar(ın)a cok sefkatlidir

[208] Ey inananlar, hepiniz birlikte islama (veya barısa) girin, seytanın adımlarını izlemeyin, cunku o size apacık dusmandır

[209] Size acık acık deliller geldikten sonra yine (hak yoldan) kayarsanız, bilin ki Allah daima ustundur, hukum ve hikmet sahibidir

[210] Onlar, ille buluttan golgeler icinde Allah'ın ve meleklerin gelmesini ve isin bitirilmesini mi bekliyorlar? Halbuki butun isler tekrar Allah'a dondurulup goturulecektir

[211] Israil ogullarına sor; onlara nice acık ayetler verdik. Kim, Allah'ın kendisine gelen ni'metini degistirirse bilsin ki, Allah'ın cezası cetindir

[212] Inkar edenlere dunya hayatı suslu gosterildi; (onlar) inananlarla alay ederler. Oysa korunanlar, kıyamet gununde onlardan ustundurler. Allah, diledigine hesapsız rızık verir

[213] Insanlar bir tek ummet idi. Sonra Allah, peygamberleri, mujdeciler ve uyarıcılar olarak gonderdi; onlarla beraber, anlasmazlıga dustukleri konularda insanlar arasında hukmetmek uzere, icinde gercekleri tasıyan Kitabı indirdi. Kendilerine Kitap verilmis olanlar, kendilerine acık deliller geldikten sonra, sırf aralarındaki kıskanclıktan oturu o(Kitap hakkı)nda anlasmazlıga dustu(ler). Bunun uzerine Allah, kendi izniyle inananları, onların uzerinde ayrılıga dustukleri gercege iletti. Allah, diledigini dogru yola iletir

[214] Yoksa siz, sizden once gecenlerin durumu basınıza gelmeden cennete gireceginizi mi sandınız? Onlara oyle yoksulluk ve sıkıntı dokunmustu, oyle sarsılmıslardı ki, nihayet peygamber ve onunla birlikte inananlar: "Allah'ın yardımı ne zaman?" diyecek olmuslardı. Iyi bilin ki, Allah'ın yardımı yakındır

[215] Sana (Allah yolunda) ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: "Verdiginiz hayır (mal), ana-baba, yakınlar, oksuzler, yoksullar ve yolda kalmıs(lar) icindir. Yaptıgınız her hayrı muhakkak Allah bilir

[216] Hosunuza gitmese de size savas yazıldı (farz kılındı). Bazen hoslanmadıgınız bir sey, hakkınızda iyi olabilir ve hoslandıgınız bir sey de hakkınızda kotu olabilir. Allah bilir, siz bilmezsiniz

[217] Sana haram ayında savasmaktan soruyorlar. De ki: "Onda savas, buyuk bir gunahtır. Fakat Allah yoluna engel olmak, Allah'a ve Mescid-i Haram'a karsı nankorluk etmek, halkını ondan (Mekke'den) surup cıkarmak, Allah yanında daha buyuk bir gunahtır. Fitne (baskı yapmak, adam) oldurmekten daha buyuk(bir gunah)tır". Onlar yapabilseler sizi dininizden dondurunceye kadar sizinle savasmaya devam ederler. Sizden kim dininden doner ve kafir olarak olurse, iste onların butun yaptıkları dunyada da, ahirette de bosa cıkmıstır ve onlar, ates halkıdır, orada surekli kalacaklardır

[218] Onlar ki inandılar, goc ettiler, Allah yolunda savastılar; iste onlar, Allah'ın rahmetini umarlar. Allah, cok bagıslayan, cok merhamet edendir

[219] Sana saraptan ve kumardan soruyorlar. De ki; "O ikisinde buyuk gunah ve insanlara bazı yararlar vardır. Fakat onların gunahı yararından buyuktur." Ve sana Allah yolunda ne vereceklerini soruyorlar. De ki; "Af (yani ihtiyaclarınızdan fazlasını veya helal ve guzel olan seyleri verin!)" Allah size ayetleri boyle acıklıyor ki dusunesiniz

[220] Dunya ve ahiret hakkında(ki isleri dusunesiniz). Ve sana oksuzlerden soruyarlar. De ki: "Onları(n durumlarını) duzeltmek hayırlıdır. Eger onlara karısır(onlarla bir arada yasar)sanız (onlar) sizin kardeslerinizdir. Allah, bozanı duzeltenden ayırır. Allah dileseydi sizi zora sokardı. Suphesiz Allah daima ustundur, hukum ve hikmet sahibidir

[221] Allah'a ortak kosan kadınlarla, onlar inanıncaya kadar, evlenmeyin. (Allah'a ortak kosan hur kadın), hosunuza gitse dahi, inanan bir cariye, ortak kosan (hur) kadından iyidir. Ortak kosan erkekler de inanıncaya kadar, onları (kadınlarınızla) evlendirmeyin. (Allah'a ortak kosan hur erkek) hosunuza gitse dahi, inanan bir kole, ortak kosan (hur) adamdan iyidir. (Zira) onlar atese cagırıyorlar. Allah ise izniyle cennete ve magfirete cagırıyor. Insanlara ayetlerini acıklıyor ki ogut alsınlar

[222] Sana adet gormeden soruyorlar. De ki: "O eziyettir." Adet halinde kadınlardan cekilin, temizleninceye kadar onlara yaklasmayın. Temizlendikleri zaman Allah'ın emrettigi yerden onlara varın. Allah tevbe edenleri sever, temizlenenleri sever

[223] Kadınlarınız sizin tarlanızdır. Tarlanıza dilediginiz bicimde varın. Kendiniz icin ileriye hazırlık yapın ve mutlaka Allah'a kavusacagınızı bilin. Inananları mujdele

[224] Allah'ı, yemin(ettiginiz is)lerinize (yani) iyilik etmenize, (kotuluklerden) korunmanıza ve insanların arasını duzeltmenize engel yapmayın. Allah, isitendir, bilendir

[225] Allah sizi, yaptıgınız kasıtsız yeminlerinizden sorumlu tutmaz; fakat kalblerinizin kazandıgı (bile bile yaptıgınız) yeminlerden sorumlu tutar. Allah bagıslayandır, halimdir

[226] Kadınlarına yaklasmamaga yemin edenler icin ancak dort ay bekleme (hakkı) vardır. Eger (o sure) icinde donerlerse Allah bagıslayan, merhamet edendir

[227] Eger bosamaga kesin karar verirlerse, suphesiz Allah isitendir, bilendir

[228] Bosanmıs kadınlar, uc kur'(uc adet veya uc temizlik suresi bekleyip) kendilerini gozetlerler (hamile olup olmadıklarına bakarlar). Eger Allah'a ve ahiret gunune inanıyorlarsa, Allah'ın kendi rahimlerinde yarattıgını gizlemeleri (karınlardında cocuk bulundugunu saklamaları) kendilerine helal olmaz. Kocaları da bu arada barısmak isterlerse, onları geri almaga daha cok hak sahibidirler. Erkeklerin kadınlar uzerinde bulunan hakları gibi, kadınların da erkekler uzerinde hakları vardır. Erkeklerin, kadınlar uzerinde(ki hakları), bir derece fazladır. Allah azizdir, hakimdir

[229] Bosama iki defadır. (Bundan sonra kadını) ya iyilikle tutmak, ya da guzelce salıvermek (lazım)dır. Onlara verdiklerinizden bir sey geri almanız, size helal degildir. Sayet erkek ve kadın, Allah'ın sınırlarında duramayacaklarından korkarlarsa baska. Eger erkek ve kadının, Allah'ın sınırlarında duramayacaklarından korkarsanız, o zaman kadının (ayrılmak icin) verdigi fidye(hakkından vazgecmesin)de ikisine de bir gunah yoktur. Iste bunlar Allah'ın sınırlarıdır, sakın bunları asmayın. Kim(ler) Allah'ın sınırlarını asarsa iste onlar zalimlerdir

[230] Erkek yine bosarsa, artık bundan sonra kadın, baska bir kocaya varmadan kendisine helal olmaz. O (vardıgı adam) da bunu bosarsa, Allah'ın sınırları icinde duracaklarına inandıkları takdirde (eski karı kocanın) tekrar birbirlerine donmelerinde kendilerine bir gunah yoktur. Iste bunlar Allah'ın sınırlarıdır. (Allah) bunları, bilen bir toplum icin acıklamaktadır

[231] Kadınları bosadıgınız zaman, bekleme surelerini bitirdiler mi, ya onları iyilikle tutun, ya da iyilikle bırakın; haklarına tecavuz edip zarar vermek icin onları (yanınızda) tutmayın. Kim bunu yaparsa kendine yazık etmis olur. Allah'ın ayetlerini eglence yerine koymayın; Allah'ın size olan ni'metini ve size ogut vermek icin Kitap ve Hikmet'ten size indirdiklerini dusunun, Allah'tan korkun ve bilin ki, Allah her seyi bilir

[232] Kadınları bosadıgınız zaman bekleme surelerini bitirdiler mi, kendi aralarında guzelce anlastıkları takdirde, (eski) kocalarıyle evlenmelerine engel olmayın. Bu, icinizden Allah'a ve ahiret gunune inanan kimseye verilen oguttur. Bu, sizin icin daha iyi ve daha temizdir. Allah bilir, siz bilmezsiniz

[233] Anneler, cocuklarını -emzirmeyi tamamlamak isteyen kimse icin- tam iki yıl emzirirler. Onların uygun bicimde yiyecegini ve giyecegini saglamak, cocugun babasına aittir. Herkes ancak gucu olcusunde bir seyle yukumlu tutulur. Ne anne cocugu yuzunden, ne de cocugun aidoldugu baba, cocugu yuzunden zarara sokulmasın. mirascının da aynı seyi yapması gerekir. Eger (ana-baba), anlasıp danısarak (cocugu) sutten kesmek isterlerse, kendilerine gunah yoktur. Cocuklarınızı (sutannesi tutup) emzirtmek isterseniz, verdiginiz(ucret)i guzelce verdikten sonra yine uzerinize bir gunah yoktur. Allah'tan korkun ve bilin ki, Allah, yaptıgınız her seyi gormektedir

[234] Icinizden olenlerin, geriye bıraktıkları esleri, dort ay on gun (bekleyip) kendilerini gozetlerler. Surelerini bitirince artık kendileri icin uygun olanı yapmalarında size bir gunah yoktur. Allah yaptıklarınızı haber alır

[235] Boyle (iddetini bekleyen) kadınlara evlenme isteginizi ustu kapalı bicimde bildirmenizden, yahut icinizde tutmanızdan dolayı size bir gunah yoktur. (Cunku) Allah, sizin onları anacagınızı bilmektedir. Sakın (kapalı evlenme teklifi sırasında), iyi sozsoylemeniz dısında, onlarla bir gizli(bulusma)ya sozlesmeyin ve farz olan bekleme suresi dolmadan nikah bagını baglamaga kalkmayın ve bilin ki, Allah icinizden geceni bilir. O'ndan sakının ve yine bilin ki, Allah bagıslayandır, halimdir (ceza vermekte aceleci degildir)

[236] Henuz dokunmadan, ya da mehir kesmeden kadınları bosarsınız size bir gunah yoktur. Ancak onları faydalandırın (bir miktar bir sey verin). Eli genis olan, kendi gucu nisbetinde, eli dar olan da kendi kaderince guzel bir sekilde faydalandırmalı(herkesgucu olcusunde bir sey vermeli)dir. Bu, iyilik edenlerin uzerine bir borctur

[237] Bir mehir kestiginiz takdirde, henuz dokunmadan onları bosamıssanız, kestiginizin yarısını (verin). Ancak kadınlar vazgecer, yahut nikah bagı elinde bulunan (erkek) vazgecerse baska. (Erkekler,) Sizin affetmeniz (musamaha gosterip mehrin tumunu vermeniz) takvaya daha yakındır. Aranızda birbirinize iyilik etmeyi unutmayın. Suphesiz Allah, yaptıklarınızı gorur

[238] Namazları ve orta namazı koruyun, gonulden baglılık ve saygı ile Allah'ın huzuruna durun

[239] Eger (bir tehlikeden) korkarsanız, yaya, yahut binmis olarak kılın; guvene kavustugunuz zaman, bilmediginiz seyleri size ogrettigi sekilde Allah'ı anın

[240] Icinizden olup geriye esler bırakan(erkek)ler eslerinin, (evlerinden) cıkarılmadan bir yıla kadar gecimlerinin saglanmasını vasiyyet etsinler. Sayet kendileri cıkarlarsa, onların, kendileri hakkında uygun olanı yapmalarında sizin icin bir gunah yoktur. Allah daima ustundur, hukum ve hikmet sahibidir

[241] Bosanmıs kadınların uygun olan gecimlerini saglamak, (Allah'ın azabından) korunanlar uzerine bir borctur

[242] Dusunesiniz diye Allah size ayetlerini boyle acıklamaktadır

[243] Su, binlerce kisi iken olum korkusuyla yurtlarından cıkanları gormedin mi? Allah onlara, "Olun!" demisti de sonra kendilerini diriltmisti. Suphesiz Allah, insanlara karsı ikram sahibidir. Ama insanların cogu sukretmezler

[244] Allah yolunda savasın ve bilin ki Allah, isitendir, bilendir

[245] Kimdir o adam ki, Allah'a guzel bir borc versin de, Allah da ona kat kat fazlasıyla (verdigini) odesin! Allah (rızkı) kısar da, acar da. Hep O'na donduruleceksiniz

[246] Musa'dan sonra Israil ogullarının ileri gelenlerini gormedin mi? Peygamberlerine: "Bize bir hukumdar gonder, (onun onderliginde) Allah yolunda savasalım." demislerdi. "Ya size savas yazılınca savasmazsanız?" dedi. Dediler: "Bizler neden Allah yolunda savasmayalım ki; oysa biz yurtlarımızdan ve ogullarımızın arasından cıkarılıp surulduk?" Fakat kendilerine savas yazılınca, iclerinden pek azı haric, yuz cevirdiler. Allah zalimleri bilir

[247] Peygamberleri onlara dedi ki: "Allah Talut'u size hukumdar gonderdi." Dediler ki: "O bizim uzerimize nasıl hukumdar olabilir? Biz hukumdarlıga ondan daha layıkız, ona bol mal da verilmemistir." Dedi: "Allah onu sizin uzerinize (hukumdar) secti, onun bilgisini ve gucunu artırdı." Allah mulkunu diledigine verir. Allah(ın lutfu) genistir, (O, herseyi) bilendir

[248] Ve peygamberleri onlara dedi ki; "Onun hukumdarlıgının alameti, icinde Rabbinizden bir huzur ve Musa ailesinin, Harun ailesinin geriye bıraktıgından bir kalıntı bulunan, meleklerin tasıdıgı (Allah'ın Ahid sandıgı) Tabut'un size gelmesidir. Eger inanıyorsanız bunda sizin icin (Talut'un hukumdarlıgına) kesin bir alamet vardır

[249] Talut, askerleri(ni) yurutup (ordugahtan) cıkarınca dedi ki: "Allah sizi bir ırmakla deneyecektir. Kim ondan icerse benden degildir. Ondan (kana kana) tadmayıp sadece eliyle bir avuc alan bendendir." Iclerinden pek azı haric, hepsi ondan ictiler. Nihayet Talut ve kendisiyle beraber inananlar, ırmagı gecince: "Bugun Calut'a ve askerlerine karsı bizim gucumuz yok." dediler. Allah'a kavusacaklarına kanaat getirenler ise: "Nice az bir topluluk var ki, Allah'ın izniyle cok topluluga galib gelmistir. Allah, sabredenlerle beraberdir." dediler

[250] (Talut'un askerleri) Calut ve askerlerinin karsısına cıktıklarında soyle dediler: "Rabbimiz, uzerimize sabır dok! ayaklarımızı saglam tut ve o kafir millete karsı bize yardım et

[251] Derken, Allah'ın izniyle onları bozdular, Davud Calut'u oldurdu; Allah ona (Davud'a) hukumdarlık ve hikmet verdi ve ona diledigini ogretti. Eger Allah, insanların bir kısmıyle digerlerini savmasaydı, dunya bozulurdu. Fakat Allah, butun alemlere karsı lutuf sahibidir

[252] Bunlar, Allah'ın ayetleridir; bunları sana gercek ile okuyoruz (bunlarla sana gercekleri acıklıyoruz). Elbette sen gonderilen elcilerdensin

[253] Iste o elcilerden kimini kiminden ustun kıldık. Allah onlardan kimine konustu, kimini de derecelerle yukseltti. Meryem oglu Isa'ya da acık deliller verdik ve onu Ruh'ul-Kudus ile destekledik. Allah dileseydi onların arkasından gelen milletler, kendilerine acık deliller gelmis olduktan sonra birbirlerini oldurmezlerdi. Fakat anlasmazlıga dustuler, onlardan kimi inandı, kimi de inkar etti. Allah dileseydi, birbirlerini oldurmezlerdi. Ama Allah diledigini yapar

[254] Ey inananlar, ne alısverisin, ne dostlugun ve ne de sefaatin olmadıgı gun gelmezden once, size verdigimiz rızıktan (Allah icin) harcayın. Kafirler, zalimlerin ta kendileridir

[255] Allah, ki O'ndan baska tanrı yoktur, daima diri ve yaratıklarını koruyup yoneticidir. Kendisini ne bir uyuklama, ne de uyku tutmaz. Goklerde ve yerde olanların hepsi O'nundur. O'nun izni olmadan kendisinin katında kim sefaat edebilir? Onların onlerinde ve arkalarında olanı bilir. O'nun ilminden, ancak kendisinin diledigi kadarından baska bir sey kavrayamazlar. O'nun Kursusu, gokleri ve yeri kaplamıstır (O yuce padisah, goklere, yere, butun kainata hukmetmektedir). Onları koru(yup gozet)mek, kendisine agır gelmez. O yucedir, buyuktur

[256] Dinde zorlama yoktur. Dogruluk, sapıklıktan secilip belli olmustur. Kim tagut (seytan)ı inkar edip Allah'a inanırsa, muhakkak ki o, kopmayan, saglam bir kulpa yapısmıstır. Allah isitendir, bilendir

[257] Allah, inananların dostudur. Onları karanlıklardan aydınlıga cıkarır. kafirlerin dostları da taguttur. (O da) onları aydınlıktan karanlıklara cıkarır. Onlar ates halkıdır, orada ebedi kalacaklardır

[258] Allah, kendisine hukumdarlık verdi diye (sımararak) Rabbi hakkında Ibrahim'le tartısanı gormedin mi? Ibrahim: "Benim Rabbim O'dur ki yasatır, oldurur" demisti. "Ben de yasatır, oldururum" dedi. Ibrahim: "Allah, gunesi dogudan getirir, sen de onu batıdan getir!" deyince inkar eden o adam sasırıp kaldı. Allah, zalim toplumu dogru yola iletmez

[259] Yahut su kimse gibisini (gormedin mi) ki, duvarları, catıları ustune yıgılmıs (alt ust olmus) ıssız bir kasabaya ugramıstı; "Allah, bunu boyle oldukten sonra nasıl diriltecek?" demisti. Allah da kendisini yuz sene oldurup sonra diriltti. "Ne kadar kaldın?" dedi. "Bir gun, ya da bir gunun birazı kadar kaldım" dedi. (Allah) "Hayır, dedi, yuz yıl kaldın. Yiyecek ve icecegine bak, bozulmamıs. Esegine bak, seni insanlar icin bir ibret kılalım diye (boyle yaptık). Kemiklere bak, nasıl onları birbiri ustune koyuyor, sonra onlara et giydiriyoruz!" Bu isler ona acıkca belli olunca: "Allah'ın herseye kadir oldugunu biliyorum." dedi

[260] Ibrahim de bir zaman: "Rabbim, oluleri nasıl dirilttigini bana goster!" demisti. (Allah); "Inanmadın mı?" dedi, (Ibrahim): "Hayır (inandım), fakat kalbim kuvvet bulsun diye (gormek istiyorum) dedi. "O halde kuslardan dordunu tut, onları kendine cek (kendine alıstır), sonra her dagın basına onlardan bir parca koy. Sonra onları kendine cagır; kosarak sana gelecekler. Bil ki, Allah daima ustun, hukum ve hikmet sahibidir" dedi

[261] Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, her basagında yuz dane olmak uzere yedi basak veren bir danenin durumu gibidir. Allah diledigine kat kat verir. Allah(ın lutfu) genistir, (O) bilendir

[262] Mallarını Allah yolunda verip de sonra verdiklerinin ardından basa kakmayan ve eziyet etmeyenlerin, Rableri katında odulleri vardır. Onlara korku yoktur ve onlar uzulmeyeceklerdir

[263] Guzel bir soz (soylemek) ve affetmek, pesinden eziyet gelen sadakadan iyidir. Allah, zengindir, halimdir

[264] Ey inananlar, insanlara gosteris icin malını verip Allah'a ve ahiret gunune inanmayan adam gibi, basa kakmak ve eziyet etmekle sadakalarınızı bosa cıkarmayın. Oylesinin durumu, uzerinde biraz toprak bulunan su kayaya benzer ki, bir sagnak indi de (ustundeki topragı silip supurerek) onu sert bir tas halinde bıraktı. (Boyleleri), kazandıklarından bir sey elde edemezler. Allah, kafir toplumu dogru yola iletmez

[265] Allah'ın rızasını kazanmak ve ruhlarındaki(ima)nı koklestirmek icin mallarını harcayanların durumu da tepe uzerinde bulunan bir bahceye benzer ki, bol yagmur degince urununu iki kat verdi. Yagmur degmeseydi bile cisinti olurdu. Allah yaptıklarınızı gormektedir

[266] Biriniz ister mi ki, kendisinin altından ırmaklar akan, icinde her cesit meyvası bulunan, hurmalardan ve uzumlerden olusmus bir bahcesi olsun; kendisinin ustune tam ihtiyarlıgın coktugu, aciz cocuklarının da bulundugu bir sırada birden atesli bir kasırga gelsin de bahceyi yakıp kul etsin? Allah, dusunesiniz diye size ayetleri boyle acıklıyor

[267] Ey inananlar, kazandıklarınızın ve yerden sizin icin cıkardıgımız ni'metlerin iyilerinden (Allah icin) verin, kendiniz (utandıgınızdan ve igrendiginizden dolayı) goz yummadan alamayacagınız kotu seyleri sadaka vermeye kalkmayın. Bilin ki Allah zengindir, ovulmustur

[268] Seytan sizi fakirlikle korkutur, (fakir duseceginizi soyleyerek sadaka vermekten geri kalmanızı ister) ve size cirkin seyleri yapmayı emreder. Allah ise size kendi tarafından bagıslama ve lutuf va'adediyor. Suphesiz Allah(ın lutfu) genistir, (O) bilendir

[269] Hikmeti diledigine verir. Hikmet verilen kimseye cok hayır verilmistir. Bunu ancak sagduyu sahipleri dusunup anlar(lar)

[270] (Allah icin) yaptıgınız her harcamayı yahut adadıgınız her adagı Allah bilir. Zalimlerin yardımcısı yoktur

[271] Sadakaları acıktan verirseniz ne guzel! Eger onları gizleyerek fakirlere verirseniz bu, sizin icin daha iyidir ve sizin gunahlarınızdan bir kısmını kapatır. Allah yaptıklarınızı duyar

[272] (Ey Muhammed) Onları yola iletmek sana dusmez, diledigini dogru yola ileten Allah'tır. Verdiginiz her hayır, kendiniz icindir. Cunku yalnız Allah'ın rızasını kazanmak icin veriyorsunuz. Verdiginiz her hayır, size tastamam verilir ve hic hakkınız yenmez

[273] (Sadakalar) su fakirlere mahsustur ki, Allah yolunda kapanıp kalmıslardır. Yeryuzunde gezip dolasamazlar. Bilmeyen, utangaclıklarından dolayı onları zengin sanır. Onları simalarından (yuzlerinden) tanırsın. Yuzsuzluk edip insanlardan istemezler. Yaptıgınız her hayrı Allah bilir

[274] Mallarını gece gunduz, gizli ve acık Allah yolunda verenlerin odulu Rableri yanındadır. Onlara korku yoktur ve onlar uzulmeyeceklerdir

[275] Riba yiyenler, ancak seytanın dokunup carptıgı kimsenin kalktıgı gibi kalkarlar. Bu, onların: "Alısveris de riba gibidir." demelerinden oturudur. Oysa Allah, alıs-verisi helal, ribayı haram kılmıstır. Kime Rabbi'nden bir ogut gelir de (o ogute uyarakribadan) vazgecerse, gecmiste olan kendisinindir ve isi de Allah'a kalmıstır. (Allah onu affeder). Kim tekrar (ribaya) donerse onlar ates halkıdır, orada ebedi kalacaklardır

[276] Allah, ribayı mahveder, sadakaları artırır. Allah, hicbir gunahkar nankoru sevmez

[277] Onlar ki, inandılar, guzel isler yaptılar, namazı kıldılar, zekatı verdiler; iste onların oduller, Rableri yanındadır. Onlara korku yoktur ve onlar uzulmeyeceklerdir

[278] Ey inananlar, Allah'tan korkun, eger inanıyorsanız ribadan (henuz alınmayıp) geri kalan kısmı bırakın (almayın)

[279] Eger boyle yapmazsanız, Allah ve Elcisiyle savasa girdiginizi bilin. Tevbe ederseniz, ana malınız sizindir. Ne haksızlık edersiniz, ne de haksızlıga ugratılırsınız

[280] Eger (borclu) darlık icinde ise, bir kolaylıga cıkıncaya kadar beklemek (lazımdır). Eger bilirseniz (verdiginiz borcu, eli darda olan borcluya) sadaka olarak bagıslamanız sizin icin daha hayırlıdır

[281] Su gunden sakının ki, o gun Allah'a donduruleceksiniz, sonra herkese kazandıgı tastamam verilecek ve onlara haksızlık edilmeyecektir

[282] Ey inananlar, belirli bir sureye kadar birbirinize borc verdiginiz zaman onu yazın. Aranızda bir yazıcı, adaletle yazsın. Yazıcı, Allah'ın kendisine ogrettigi sekilde yazmaktan kacınmasın, yazsın; borclu olan da yazdırsın, Rabbi olan Allah'tan korksun, borcundan hicbir seyi eksik etmesin. Eger borclu olan kimse aklı ermez, yahut zayıf, ya da kendisi yazdıramayacak durumda ise velisi onu adaletle yazdırsın. Erkeklerinizden iki kisiyi de sahid tutun. Eger iki erkek yoksa razı oldugunuz sahidlerden bir erkek, iki kadın (sahidlik etsin). Ta ki kadınlardan biri sasırırsa digeri ona hatırlatsın. Sahidler cagrıldıkları zaman (gelmekten) kacınmasınlar. Az olsun, cok olsun, onu suresine kadar yazmaktan usenmeyin. Bu, Allah katında daha adaletli, sahidlik icin daha saglam, kuskulanmamanız icin daha elverislidir. Yalnız aranızda hemen alıp vereceginiz pesin ticaret olursa onu yazmamanızdan oturu uzerinize bir gunah yoktur. Alısveris yaptıgınız zaman da sahid tutun. Yazana da, sahide de asla zarar verilmesin. Eger (bir zarar) yaparsanız, bu kendinize kotuluk olur. Allah'tan korkun, Allah size ogretiyor. Allah herseyi bilir

[283] Ve eger seferde olur da yazacak birini bulamazsanız, alınan rehinler (yeter). Birbirinize guvenirseniz, kendisine guvenilen kimse emanetini odesin, Rabbi olan Allah'tan korksun. Sahidilgi gizlemeyin, onu gizleyenin kalbi gunahkardır. Allah, yaptıklarınızı bilir

[284] Goklerdekilerin ve yerdekilerin hepsi Allah'ındır. Iclerinizdekini acıklasanız da gizleseniz de Allah sizi onunla hesaba ceker; diledigini bagıslar, diledigine azabeder. Allah, herseye kadirdir

[285] Elci, Rabbinden, kendisine indirilene inandı, mu'minler de. Hepsi Allah'a, meleklerine, Kitaplarına ve peygamberlerine inandı. "O'nun elcilerinden hicbirini digerinden ayırdetmeyiz" (dediler). Ve dediler ki: "Isittik, ita'at ettik! Rabbimiz, (bizi) bagıslamanı dileriz. Donus(umuz) sanadır

[286] Allah, kimseye gucunun ustunde bir sey teklif etmez. Herkesin kazandıgı iyilik kendi yararına, kotuluk de kendi zararınadır. "Rabbimiz, unutur, ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma! Rabbimiz, bize, bizden oncekilere yukledigin gibi agır yuk yukleme! Rabbimiz, bize gucumuzun yetmedigi seyleri yukleme! Bizi affet, bizi bagısla, bize acı! Sen bizim mevlamız(sahibimiz, efendimiz)sin! kafirler toplumuna karsı bize yardım eyle

Âl-i İmrân

Surah 3

[1] Elif lam mim

[2] Allah ki, O'ndan baska tanrı yoktur, daima diri ve (yaratıklarını) koruyup yoneticidir

[3] Sana Kitabı gercek ile ve kendinden oncekini dogrulayıcı olarak indirdi, Tevrat ve Incil'i de indirmisti

[4] Daha once, insanlara yol gosterici olarak, Furkan(dogruyu ve egriyi birbirinden ayırdeden Kitap)ı da indirdi, Muhakkak ki Allah'ın ayetlerini tanımayanlar icin cetin bir azab vardır. Allah daima ustundur ve oc alandır

[5] Ne yerde, ne de gokte hicbir sey Allah'a gizli kalmaz

[6] Rahimlerde sizi diledigi gibi sekillendiren O'dur. O'ndan baska tanrı yoktur. O azizdir, hukum ve hikmet sahibidir

[7] Kitabı sana O indirdi. Onun bazı ayetleri muhkemdir (ki) onlar Kitabın anasıdır. Digerleri de mutesabih(birbirine benzeyen, sonucu tam bilinmeyen)dir. Kalblerinde egrilik olanlar, fitne cıkarmak, uyardıgı sonuca ugra(yıp belalarını bul)mak icin onun mutesabih ayetlerinin ardına duserler. Oysa onun te'vili(uyardıgı sonucun ne zaman gerceklesecegi)ni Allah'tan baska kimse bilmez. Ilimde ileri gidenler: "Ona inandık, hepsi Rabbimiz katındandır" derler. Sagduyu sahiplerinden baskası dusunup ogut almaz

[8] (Onlar derler ki): "Rabbimiz, bizi dogru yola ilettikten sonra kalblerimizi egriltme, bize katından bir rahmet ver, kuskusuz sen cok bagıs yapansın

[9] Rabbimiz, sen mutlaka insanları, asla suphe olmayan bir gunde toplayacaksın. Allah sozunden donmez

[10] Inkar edenler var ya, ne malları, ne de cocukları onlara, Allah'a karsı hicbir yarar saglamaz. Onlar atesin yakıtıdırlar

[11] Fir'avn ailesinin ve onlardan oncekilerin durumu gibi. Onlar da ayetlerimizi yalanladılar. Allah da onları gunahlarıyla yakaladı. Allah'ın cezası cetindir

[12] Inkar edenlere soyle: "Yenileceksiniz ve cehenneme suruleceksiniz. Orası ne kotu bir dosektir

[13] Karsılasan su iki toplulukta sizin icin bir ibret vardır: Bir topluluk Allah yolunda carpısıyordu, oteki de nankordu, onları, gozleriyle kendilerinin iki katı goruyorlardı. Allah diledigini yardımıyle destekler. Elbette (bunda) gozleri olanlar icin bir ibret vardı

[14] Kadınlardan, ogullardan, kantarlarca yıgılmıs altın ve gumusten, salma atlardan, davarlardan ve ekinlerden gelen zevklere asırı duskunluk, insanlara suslu (cazip) gosterildi. Bunlar, sadece dunya hayatının gecimidir. Asıl varılacak guzel yer, Allah'ın yanındadır

[15] De ki: "Bunlardan daha iyisini size soyleyeyim mi? Korunanlar icin Rableri katında altlarından ırmaklar akan, icinde surekli kalacakları cennetler, tertemiz esler ve Allah'ın rızası vardır." Allah, kulları gorur

[16] Rabbimiz, biz inandık, bizim gunahlarımızı bagısla, bizi ates azabından koru! diyenleri

[17] Sabredenleri, dogru olanları, huzurunda gonulden boyun bukup divan duranları, Allah icin (mal) harcayanları ve seherlerde istigfar edenleri (Allah'tan bagıslanmalarını dileyenleri Allah) gormektedir

[18] Allah, kendisinden baska tanrı olmadıgına sahiddir. Melekler ve ilim sahipleri de adaletle sahiddir (ki O'ndan baska tanrı yoktur. O), azizdir, hakimdir

[19] Allah katında din, Islamdır. Kitap verilmis olanlar, kendilerine ilim geldikten sonra sırf aralarındaki asırılık yuzunden ayrılıga dustuler. Kim Allah'ın ayetlerini inkar ederse, bilsin ki Allah, hesabı cabuk gorendir

[20] Seninle tartısmaya girisirlerse, de ki: "Ben de ozumu Allah'a teslim ettim bana uyanlar da." Kendilerine Kitap verilenlere ve ummilere de ki: "Siz de Islam oldunuz mu?" Eger Islam olurlarsa dogru yolu bulmuslardır. Yok eger donerlerse, sana dusen, sadece duyurmaktır. Allah kulları(nın yaptıklarını) gormektedir

[21] Allah'ın ayetlerini inkar edenler, haksız yere peygamberleri oldurenler, insanlar arasında adaleti emredenleri oldurenler (var ya), onlara, acı bir azabı mujdele

[22] Onların yaptıkları, dunyada da, ahirette de bosa cıkmıstır ve onların hicbir yardımcıları da yoktur

[23] Baksana Kitaptan kendilerine bir pay verilmis olanlar, aralarında hukum versin diye Allah'ın Kitabına cagırılıyorlar da sonra onlardan bir topluluk yuz cevirerek donuyorlar

[24] Bu hareketleri, onların: "Bize, ates sayılı birkac gunden baska dokunmayacak." demelerinden ileri gelmektedir. Uydurdukları seyler, onları dinlerinde yanıltmıstır

[25] Peki, ya kendilerini, hic suphe olmayan bir gun icin topladıgımız ve herkesin kazandıgı, kendisine tastamam verilip hic kimseye haksızlık edilmedigi zaman (durumları) nasıl (olacak)

[26] De ki: "Allah'ım, (ey) mulkun sahibi, sen diledigine mulku verirsin, dilediginden mulku alırsın; diledigini yukseltirsin, diledigini alcaltırsın. Hayır (mal), senin elindedir. Sen her seye kadirsin

[27] Geceyi gunduze sokarsın, gunduzu geceye sokarsın; oluden diri cıkarırsın, diriden olu cıkarırsın, diledigini hesapsız rızıklandırırsın

[28] Mu'minler, inananları bırakıp, kafirleri dost edinmesin. Kim boyle yaparsa Allah ile bir dostlugu kalmaz. Ancak onlardan (gelebilecek tehlikeden) korunmanız baska. (Serlerinden korunmak icin dost gozukebilirsiniz). Allah sizi kendisin(in emirlerine karsı gelmek)den sakındırır. (Sakın hukumlerine aykırı davranarak, dusmanlarını dost tutarak O'nun gazabına ugramayın. Cunku) donus Allah'adır

[29] De ki: "Goguslerinizde olanı gizleseniz de, acıga vursanız da Allah onu bilir; goklerde ve yerde olanları da bilir. Allah her seye kadirdir

[30] O gun her nefis, yaptıgı her hayrı hazır bulacaktır; isledigi her kotulugu de. O kotulukle kendisi arasında uzak bir mesafe bulunmasını ister. Allah sizi kendisin(in emirlerine karsı gelmek)den sakındırıyor. Allah, kulllarına sefkatlidir

[31] De ki: "Eger Allah'ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve gunahlarınızı bagıslasın. Allah bagıslayandır, esirgeyendir

[32] De ki: "Allah'a ve Elciye ita'at edin!" Eger donerlerse muhakkak ki Allah, kafirleri sevmez

[33] Allah Adem'i, Nuh'u, Ibrahim ailesini ve Imran ailesini secip alemlere ustun kıldı

[34] (Bunlar) Birbirinden tureyen nesil(ler)dir. Allah isitendir, bilendir

[35] Imran'ın karısı demisti ki: "Rabbim, karnımda olanı tam hur olarak sana adadım, benden kabul buyur; suphesiz sen isitensin, bilensin

[36] Onu dogurunca Allah onun ne dogurdugunu bilirken yine soyle soyledi: "Rabbim, onu kız dogurdum, erkek, kız gibi degildir. Ona Meryem adını verdim. Onu ve soyunu kovulmus seytanın serrinden sana ısmarlıyorum

[37] Rabbi onu guzel bir sekilde kabul buyurdu; onu guzel bir bitki gibi yetistirdi ve Zekeriyya da onun bakımını ustlendi. Zekeriyya, onun yanına, mihraba her girdiginde yanında bir rızık bulurdu. "Ey Meryem, bu sana nereden?" derdi. (O da) "Bu, Allah katından" derdi. "Allah, diledigine hesapsız rızık verir

[38] Orada Zekeriyya, Rabbine du'a etmis: "Rabbim, demisti, bana katından temiz bir nesil ver. Sen du'ayı isitensin

[39] Zekeriyya, mabedde durmus namaz kılarken, melekler ona: "Allah sana, Allah'tan bir kelimeyi dogrulayıcı, efendi, nefsine hakim ve iyilerden bir peygamber olacak Yahya'yı mujdeler," diye unlediler

[40] Dedi ki: "Rabbim, bana ihtiyarlık gelip catmıs, karım da kısırken benim nasıl oglum olur?" (Allah): "Oyle (ama) Allah, diledigini yapar." dedi

[41] Rabbim, o halde bana (oglum olacagına dair) bir alamet ver! dedi. (Allah) buyurdu ki: "Senin alametin uc gun insanlarla isaretten baska turlu konusamamandır; Rabbini cok an, aksam sabah (O'nu) tesbih et

[42] Melekler demisti ki: "Ey Meryem, Allah seni secti, temizledi ve seni dunyaların kadınlarına ustun kıldı

[43] Ey Meryem, Rabbine divan dur, secde et ve (O'nun huzurunda) egilenlerle beraber egil

[44] (Ey Muhammed) Bunlar sana vahyettigimiz, gorunmez alemin haberlerindendir. Meryem'e hangisi kefil olacak diye (kur'a) oklarını atarlarken sen onların yanında degildin; birbirleriyle cekistikleri zaman da sen yanlarında degildin

[45] Melekler demisti ki: "Ey Meryem, Allah seni, kendisinden bir kelime ile mujdeliyor: Adı Meryem oglu Isa Mesih'dir; dunyada da, ahirette de yuzde (serefli) ve (Allah'a) yakın olanlardandır

[46] Besikte ve yetiskinlikte insanlara konusacak ve iyilerden olacaktır

[47] Dedi ki: "Rabbim, bana bir beser dokunmamısken benim nasıl cocugum olur?" "Allah, boylece diledigini yaratır, dedi, bir sey(in olmasını) istedi mi ona 'ol' der, o da oluverir

[48] Ona Kitabı, Hikmeti, Tevrat'ı ve Incil'i ogretecek

[49] Onu Israil ogullarına (soyle diyen) bir elci yapacak: Ben size Rabbinizden bir mu'cize getirdim: Ben camurdan kus seklinde bir sey yaratır, ona uflerim, Allah'ın izniyle hemen kus oluverir; koru ve alacalıyı iyilestiririm; Allah'ın izniyle oluleri diriltirim; evlerinizde ne yeyip, ne biriktirdiginizi size haber veririm. Eger inanıcı iseniz elbette bunda sizin icin bir ibret vardır

[50] (Ben), Benden once gelen Tevrat'ı dogrulayıcı olarak ve size haram kılınan bazı seyleri size helal yapayım diye gonderildim. Size Rabbinizden bir mu'cize getirdim, Allah'tan korkun, bana ita'at edin

[51] Allah benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir; O'na kulluk edin, dogru yol budur

[52] Isa onlardan inkarı sezince: "Allah yolunda kimler bana yardımcı olacak?" dedi. Havariler: "Biz, Allah(yolun)un yardımcılarıyız; Allah'a inandık, sahid ol, biz muslumanlarız." dediler

[53] Rabbimiz, senin indirdigine inandık, elciye uyduk; bizi sahidlerle beraber yaz

[54] Tuzak kurdular, Allah da onların tuzaklarına karsılık verdi; cunku Allah, en iyi tuzak kurandır

[55] Allah demisti ki: "Ey Isa, ben senin canını alacagım, seni bana yukseltecegim, seni inkar edenlerden temizleyecegim ve sana uyanları kıyamet gunune kadar inkar edenlerin ustunde tutacagım. Sonra donusunuz bana olacaktır. Ayrılıga dustugunuz seyler hakkında aranızda ben hukmedecegim

[56] Inkar edenlere gelince, onlara dunyada da, ahirette de siddetle azabedecegim, onların yardımcıları da olmayacaktır

[57] Inanıp iyi seyler yapanlara da (Allah) mukafatlarını tam olarak verecektir. Allah zalimleri sevmez

[58] Iste bu sana okudugumuz, o ayetlerden ve o hikmetli Zikir(Kitap)dandır

[59] Allah'a gore Isa'nın durumu, Adem'in durumu gibidir: Onu, topraktan yarattı, sonra ona "Ol!" dedi, artık olur

[60] (Bu,) Rabbinden gelen gercektir. Oyle ise kuskulananlardan olma

[61] Kim sana gelen ilimden sonra seninle tartısmaya kalkarsa, de ki: "Gelin ogullarımızı ve ogullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, kendimizi ve kendinizi cagıralım, sonra gonulden la'netle du'a edelim de, Allah'ın la'netini yalancıların ustune atalım

[62] Iste (Isa hakkındaki) gercek kıssa (oyku) budur. Allah'tan baska tanrı yoktur. Allah, elbette aziz (kesin galib), hukum ve hikmet sahibidir

[63] Eger donerlerse, muhakkak ki Allah, bozguncuları bilir

[64] De ki: "Ey Kitap ehli, bizim ve sizin aranızda esit olan bir kelimeye gelin: "Yalnız Allah'a tapalım. O'na hicbirseyi ortak kosmayalım; birbirimizi Allah'tan baska tanrılar edinmeyelim." Eger yuz cevirirlerse; "Sahid olun, biz muslumanlarız!" deyin

[65] Ey Kitap ehli, neden Ibrahim hakkında tartısıyorsunuz? Oysa Tevrat da, Incil de ondan sonra indirilmistir. Dusunmuyor musunuz

[66] Haydi siz, biraz bilginiz olan sey hakkında tartıstınız; ama hic bilginiz olmayan sey hakkında neden tartısıyorsunuz? Allah bilir, siz bilmezsiniz

[67] Ibrahim ne yahudi, ne de hıristiyandı; dosdogru bir muslumandı. Musriklerden de degildi

[68] Dogrusu, insanların Ibrahim'e en yakın olanı, ona uyanlar, bu peygamber ve mu'minlerdir. Allah da mu'minlerin dostudur

[69] Kitap ehlinden bir grup istedi ki sizi saptırsınlar. Oysa sadece kendilerini saptırıyorlar; fakat farkında degiller

[70] Ey Kitap ehli, (gercegi) gordugunuz halde, nicin Allah'ın ayetlerini inkar ediyorsunuz

[71] Ey Kitap ehli, nicin hakkı batıla karıstırıyor ve bile bile gercegi gizliyorsunuz

[72] Kitap ehlinden bir grup dedi ki: "Inananlara indirilmis olana, gunun onunde inanın, sonunda inkar edin; belki (size bakarak onlar da) donerler

[73] Sizin dininize uyandan baskasına guvenmeyin! (dediler.) De ki: "Hidayet Allah'ın hidayetidir. Birine, size verilenin benzerinin verilmesinden veya Rabbinizin huzurunda aleyhinize deliller getireceklerinden oturu mu (boyle soyluyorsunuz)?, De ki: "Lutuf Allah'ın elindedir, onu diledigine verir, Allah(ın lutfu) genistir, (O her seyi) bilendir

[74] Rahmetini diledigine has kılar. Allah, buyuk lutuf ve ikram sahibidir

[75] Kitap ehlinden oylesi vardır ki, ona yuklerle emanet bıraksan, onu sana oder. Onlardan oylesi de vardır ki, ona bir dinar versen, devamlı olarak basına dikilmeden onu sana odemez. Onlar "Ummilere karsı bize bir sorumluluk yoktur." dedikleri icin boyle yapıyorlar ve Allah'a karsı bile bile yalan soyluyorlar

[76] Hayır, kim sozunu yerine getirir ve (gunahtan) korunursa, suphesiz Allah da korunanları sever

[77] Fakat Allah'a verdikleri sozu ve yeminlerini az bir paraya satanlar var ya, iste onların ahirette bir payı yoktur; Allah kıyamet gunu onlara konusmayacak, onlara bakmayacak ve onları yuceltmeyecektir. Onlar icin acı bir azab vardır

[78] Onlardan bir grup var ki, Kitapta olmayan bir seyi, siz Kitaptan sanasınız diye dillerini Kitapla egip buker(sozlerini, Kitabın sozu imis gibi gostermek icin kelimeleri dillerinde bukerek okur, onları, Kitabın sozlerine benzetmege calısır)lar ve: "O, Allah katındandır." derler. Oysa o, Allah katından degildir. Bile bile Allah'a karsı yalan soylerler

[79] Hicbir insana yakısmaz ki, Allah ona Kitap, hukum (hikmet) ve peygamberlik versin de, sonra (o kalksın) insanlara: "Allah'ı bırakıp bana kullar olun", desin; fakat: "Ogrettiginiz Kitap ve okudugunuz seyler geregince Rabba halis kullar olun!" der

[80] Ve size: "Melekleri ve peygamberleri tanrılar edinin!" diye de emretmez. Siz musluman olduktan sonra, size inkarı emreder mi

[81] Allah, peygamberlerden soyle soz almıstı: "Bakın, size Kitap ve hikmet verdim; imdi yanınızda bulunan(Kitap)ı dogrulayıcı bir peygamber geldiginde, ona mutlaka inanacak ve ona mutlaka yardım edeceksiniz! Bunu kabul ettiniz mi? Ve bu hususta agır ahdimi uzerinize aldınız mı?" demisti. "Kabul ettik!" dediler. "O halde tanık olun, ben de sizinle beraber tanık olanlardanım." dedi

[82] Artık kim bundan sonra donerse, iste onlar fasıklardır

[83] Allah'ın dininden baskasını mı arıyorlar? Oysa goklerde ve yerde olanların hepsi, ister istemez, O'na teslim olmustur ve O'na donduruleceklerdir

[84] De ki: "Allah'a, bize indirilene, Ibrahim'e, Isma'il'e, Ishak'a, Ya'kub'a ve sıbtlara (Ya'kub ogullarından tureyen kabilelere) indirilene; Musa'ya, Isa'ya ve peygamberlere Rableri tarafından verilene inandık; onlar arasında bir ayırım yapmayız, biz O'na teslim olanlarız

[85] Kim Islam'dan baska bir din ararsa, bilsin ki, (o din) ondan kabul edilmeyecek ve o, ahirette kaybedenlerden olacaktır

[86] Iman ettikten, Resul'un hak oldugunu gordukten ve kendilerine acık deliller geldikten sonra, inkar eden bir topluma Allah nasıl yol gosterir? Allah, zalim toplumu dogru yola iletmez

[87] Iste onların cezası: Allah'ın, meleklerin ve butun insanların la'neti onların uzerinedir

[88] O(la'net)in icinde ebedi kalacaklardır. Onlardan azab hafifletilmeyecek ve onlara asla fırsat verilmeyecektir

[89] Ancak ondan sonra, tevbe edip uslananlar baska. Cunku Allah, cok bagıslayan, cok esirgeyendir

[90] Onlar ki, inandıktan sonra inkar ettiler, sonra inkarları arttı; onların tevbeleri kabul edilmeyecektir. Onlar sapıkların ta kendileridir

[91] Inkar edip kafir olarak olenler, dunya dolusu altın fidye vermis olsa dahi hicbirinden kabul edilmeyecektir. Onlar icin acı bir azab vardır ve onların hicbir yardımcıları yoktur

[92] Sevdiginiz seylerden (Allah icin) harcamadıkca asla iyilige eremezsiniz. Ne harcarsanız Allah onu bilir

[93] Tevrat indirilmeden once, Israil'in kendisine haram kıldıgı seyler dısında, Israil ogullarına butun yiyecekler helaldi. De ki: "Dogru iseniz, Tevrat'ı getirip okuyun

[94] Artık bundan sonra da kim Allah'a yalan uydurursa, iste onlar zalimlerdir

[95] De ki: "Allah dogru soyledi, oyle ise dosdogru, Allah'ı birleyici olarak Ibrahim dinine uyun. O, ortak kosanlardan degildi

[96] Dogrusu insanlara (ma'bed olarak) ilk kurulan ev, Mekke'de olandır. Alemlere ugur, bereket ve hidayet kaynagı olarak kurulmustur

[97] Onda acık acık deliller, Ibrahim'in Makamı vardır. Ona giren, guvene erer. Yoluna gucu yeten herkesin, o Ev'e gi(dip haccet)mesi, insanlar uzerinde Allah'ın bir hakkıdır. Kim nankorluk ederse suphesiz Allah, butun alemlerden zengindir

[98] De ki: "Ey Kitap ehli, Allah yaptıklarınıza tanık iken neden Allah'ın ayetlerini inkar ediyorsunuz

[99] De ki: "Ey Kitap ehli, gercege tanık oldugunuz halde, nicin Allah'ın yolunu egri gostermege yeltenerek, inanmak isteyenleri Allah yolundan cevirmege calısıyorsunuz? Allah yaptıklarınızdan habersiz degildir

[100] Ey inananlar, Kitap verilenlerden herhangi bir gruba uyarsanız imanınızdan sonra, (onlar) sizi dondurup kafir yaparlar

[101] Size Allah'ın ayetleri okunmakta ve O'nun Elcisi de aranızda iken nasıl inkar edersiniz? Kim Allah'a sarılırsa muhakkak ki o, dogru yola iletilmistir

[102] Ey inananlar, Allah'tan, O'na yarasır bicimde korkun ve ancak muslumanlar olarak olun

[103] Ve topluca Allah'ın ipine yapısın, ayrılmayın; Allah'ın size olan ni'metini hatırlayın: Hani siz birbirinize dusman idiniz, (Allah) kalblerinizi uzlastırdı. O'un ni'metiyle kardesler haline geldiniz. Siz atesten bir cukurun kenarında bulunuyordunuz, (Allah) sizi ondan kurtardı. Allah size ayetlerini boyle acıklıyor ki, yola gelesiniz

[104] Icinizden hayra cagıran, iyiligi emredip kotulukten men'eden bir topluluk olsun; iste onlar kurtulusa erenlerdir

[105] Kendilerine acık deliller geldikten sonra bolunup ihtilaf edenler gibi olmayın. Iste onlar (evet) onlar icin buyuk bir azab vardır

[106] O gun bazı yuzler agarır, bazı yuzler kararır. Yuzleri kararanlara: "Inanmanızdan sonra inkar ettiniz ha? Oyle ise inkar etmenize karsılık azabı tadın!" (denilir)

[107] Yuzleri agaranlar ise Allah'ın rahmeti icindedirler, orada surekli kalacaklardır

[108] Iste onlar Allah'ın ayetleridir. Onları sana gercek ile okuyoruz. Allah, alemlere zulmetmek istemez

[109] Goklerde ve yerde olanların hepsi Allah'ındır. Butun isler Allah'a dondurulur

[110] Siz, insanlar icin cıkarılmıs en hayırlı bir ummet oldunuz. Iyiligi emreder, kotulukten men'edersiniz ve Allah'a inanırsınız. Eger Kitap ehli, inanmıs olsaydı, elbette kendileri icin iyi olurdu. Onlardan inananlar da var, ama cokları yoldan cıkmıslardır

[111] Size eziyetten baska bir zarar veremezler. Sizinle savassalar bile, size arkalarını donup kacarlar, sonra onlara yardım da edilmez

[112] Nerede olsalar, onlara alcaklık (damgası) vurulmustur (ezilmege mahkumdurlar). Meger ki Allah'ın ahdine ve (inanan) insanların ahdine sıgınmıs olsunlar. Allah'ın gazabına ugradılar ve uzerlerine miskinlik damgası vuruldu (yoksulluk icinde ezildiler). Boyle oldu, cunku onlar Allah'ın ayetlerini inkar ediyorlar, haksız yere peygamberleri olduruyorlardı ve cunku isyan etmislerdi, haddi asıyorlardı

[113] Ama hepsi bir degildir. Kitap ehli icinde, gece saatlerinde ayakta durup Allah'ın ayetlerini okuyarak secdeye kapanan bir topluluk da vardır

[114] Onlar, Allah'a ve ahiret gunune inanırlar, iyiligi emreder, kotulukten men'ederler; hayır islerine kosarlar. Iste onlar iyilerdendir

[115] Yapacakları hicbir iyilik inkar edilmeyecektir. Suphesiz Allah, (gunahlardan) korunanları bilmektedir

[116] Nankorlere gelince, ne malları, ne de evladları onlara, Allah'a karsı hicbir yarar saglamayacaktır. Onlar ates halkıdır; onlar orada surekli kalacaklardır

[117] Onların bu dunya hayatında harcadıkları malların durumu, nefislerine zulmeden bir toplulugun ekinine vurup onu mahveden dondurucu bir ruzgar(ın tahribatın)a benzer. Allah onlara zulmetmedi; fakat onlar, kendi kendilerine zulmediyorlardı

[118] Ey inananlar, kendinizden baskasını kendinize dost edinmeyin; onlar sizi bozmaktan geri durmazlar. Size sıkıntı verecek seyleri isterler. Onların agızlarından ofke tasmaktadır. Goguslerinde gizledikleri (kin) ise daha buyuktur. Dusunurseniz, size ayetleri acıkladık

[119] Iste, siz oyle kimselersiniz ki, onları seversiniz, halbuki onlar sizi sevmezler. Kitabın hepsine inanırsınız. Onlar sizinle karsılastıkları zaman "Inandık" derler. Ama kendi baslarına kaldıklarında, size karsı ofkeden parmak uclarını ısırırlar. De ki: "Ofkenizden olun! Suphesiz Allah, goguslerin ozunu bilir

[120] Size bir iyilik dokunsa (Bu,) Onları tasalandırır; size bir kotuluk dokunsa, ona sevinirler. Eger sabreder, korunursanız, onların tuzagı size hicbir zarar vermez. Suphesiz Allah, onların yaptıklarını kusatmıstır

[121] Hani sen, erkenden ailenden ayrılmıstın, (Uhud'da) mu'minleri savas uslerine yerlestiriyordun. Allah da isitendi, bilendi

[122] Sizden iki takım, korkup bozulmaya yuz tutmustu. Halbuki Allah, kendilerinin dostu idi. Inananlar, Allah'a dayansınlar

[123] (Allah mu'minlere yardım eder). Nitekim Allah, zayıf durumda bulundugunuz Bedir'de de size yardım etmisti. O halde Allah'tan korkun ki, sukredesiniz

[124] O zaman sen mu'minlere: "Rabbinizin, size, indirilmis uc bin melek ile yardım etmesi, size yetmez mi?" diyordun

[125] Evet, sabreder, korunursanız; onlar hemen su dakikada uzerinize gelseler, Rabbiniz size nisanlı besbin melekle yardım eder

[126] Allah bu(yardım va'di)ni sırf size mujde olsun ve kalbleriniz bununla guven bulsun diye yaptı. Yardım, yalnız, daima galib, hukum ve hikmet sahibi Allah katındandır

[127] Inkar edenlerden bir kısmını kessin ve perisan etsin de umutsuz olarak donup gitsinler diye (size yardım eder)

[128] O konuda senin yapacagın bir sey yoktur. Allah, ya tevbelerini kabul edip onları affeder, ya da zalim olduklarından dolayı onlara azab eder

[129] Goklerde ve yerde olanların hepsi Allah'ındır. (O), diledigini bagıslar, diledigine azabeder, Allah, cok bagıslayan, cok esirgeyendir

[130] Ey inananlar, kat kat riba yemeyin, Allah'tan korkun ki, kurtulusa eresiniz

[131] Kafirler icin hazırlanmıs atesten sakının

[132] Allah'a ve Elciye ita'at edin ki, size merhamet edilsin

[133] Rabbinizden bir bagıslanmaya ve genisligi goklerle yer arası kadar olan, korunanlar icin hazırlanmıs cennete kosun

[134] O(koruna)nlar bollukta ve darlıkta Allah icin harcarlar, ofke(lerin)i yutkunurlar, insanları affederler. Allah da guzel davrananları sever

[135] Ve onlar bir kotuluk yaptıkları, ya da nefislerine zulmettikleri zaman, Allah'ı hatırlayarak hemen gunahlarının bagıslanmasını dilerler; gunahları da Allah'tan baska kim bagıslayabilir? Ve onlar, hatalarında bile bile, ısrar etmezler

[136] Iste onların mukafatı Rableri tarafından bagıslanma ve altlarından ırmaklar akan, icinde surekli kalacakları cennetlerdir. Calısanların ucreti ne guzeldir

[137] Sizden once de yasalar uygulanmıstır. Yeryuzunde dolasın da yalanlayıcıların sonunun nasıl oldugunu gorun

[138] Bu, insanlara bir acıklama, korunanlara yol gosterme ve oguttur

[139] Gevsemeyin, uzulmeyin, eger inanıyorsanız, mutlaka siz ustun geleceksiniz

[140] Eger size bir yara dokunduysa, o topluluga da benzeri bir yara dokunmustu. O gunler... onları biz insanlar arasında cevirip dururuz (kah bir kavme, kah otekine galibiyet veririz; bazen bir topluma iyi veya kotu gunler gosteririz, bazan otekine). Allah inananları ortaya cıkarmak, sizden sehidler edinmek icin (zamanı kah lehinize, kah aleyhinize cevirmektedir). Allah, zalimleri sevmez

[141] Ve inananları iyice ozlestirmek, kafirleri de mahvetmek icin (gunleri insanlar arasında boyle cevirmektedir)

[142] Yoksa siz, Allah, icinizden cihad edenleri (sınayıp) bilmeden, sabredenleri (sınayıp) bilmeden cennete gireceginizi mi sandınız

[143] Andolsun ki, siz olumle karsılasmadan once onu arzuluyordunuz. Iste onu gordunuz, ama bakıp duruyorsunuz

[144] Muhammed, sadece bir elcidir. Ondan once de elciler gelip gecmistir. Simdi o olur veya oldurulurse siz okcelerinizin uzerinde geriye mi doneceksiniz? Kim okcesi uzerinde geriye donerse, Allah'a hicbir ziyan veremez. Allah, sukredenleri mukafatlandıracaktır

[145] Allah'ın izni olmadan hicbir kisi olmez. (Olum) Belirli bir sureye gore yazılmıstır. Kim dunya sevabını (menfaatini) isterse, kendisine ondan veririz; kim ahiret sevabını isterse, kendisine ondan veririz, sukredenleri mukafatlandıracagız

[146] Nice peygamber var ki, kendileriyle beraber bircok erenler carpıstılar; Allah yolunda baslarında gelenlerden yılmadılar, zayıflık gostermediler, boyun egmediler. Allah sabredenleri sever

[147] Sadece soyle diyorlardı: "Rabbimiz, bizim gunahlarımızı ve isimizde taskınlıgımızı bagısla, ayaklarımızı (yolunda) saglam tut, kafir topluma karsı bize yardım eyle

[148] Allah da onlara hem dunya karsılıgını, hem ahiret karsılıgının en guzelini verdi. Cunku Allah, guzel davrananları sever

[149] Ey inananlar, eger inkar edenlere ita'at ederseniz, sizi arkanıza (kufre) cevirirler, o zaman busbutun kaybedersiniz

[150] Hayır, Mevlanız Allah'a (ita'at edin), yardımcıların en iyisi O'dur

[151] Allah'ın, kendilerine hicbir guc (vermedigi, haklarında hicbir delil) indirmedigi seyleri, Allah'a ortak kostuklarından dolayı inkar edenlerin kalblerine korku salacagız; gidecekleri yer de cehennemdir! Zalimlerin varacagı yer, ne kotudur

[152] Kendi izniyle onları oldurdugunuz surece Allah, size (yardım) va'dini dogruladı: Nihayet siz korktunuz, Allah size sevdiginiz(galibiyet)i gosterdikten sonra (verilen) emir hakkında (birbirinizle) cekisip isyan ettiniz: Kiminiz dunyayı istiyordu, kiminiz ahireti istiyordu. Sonra Allah sizi denemek icin onlardan geri cevirdi (yenilgiye ugrattı. Buna ragmen) sizi bagısladı. Allah mu'minlere karsı cok lutufkardır

[153] Elci, aranızdan sizi cagırırken siz, boyuna uzaklasıyor, hic kimseye donup bakmıyordunuz. Bundan dolayı Allah, size gam ustune gam verdi ki ne elinizden gidene, ne de basınıza gelene uzulmeyesiniz. Allah, yaptıklarınızı duymaktadır

[154] Sonra o uzuntunun ardından (Allah) size bir guven, bir kısmınızı buruyen bir uyku indirdi; bir kısmınız da kendi canlarının kaygısına dusmustu. Allah'a karsı cahiliyye zannı gibi haksız bir zanda bulunuyorlar: "Bu isten bize bir sey var mı?" diyorlardı. De ki: "Butun is, Allah'a aittir." Onlar sana acıklayamadıklarını iclerinde gizliyorlar. Diyorlar ki: "Bu isten bize bir fayda olsaydı, burada oldurulmezdik." De ki: "Evlerinizde dahi olsaydınız, yine uzerine oldurulme(si) yazılmıs olanlar, mutlaka (vurulup) yatacakları yeri boylardı. Allah goguslerinizdekini denemek, kalblerinizdekini acıga cıkarmak icin (bunları basınıza getirdi)". Allah goguslerin ozunu bilir

[155] Iki toplulugun karsılastıgı gun, icinizden yuz cevirip gidenleri, yaptıkları bazı islerden dolayı seytan, (yoldan) kaydırmak istemisti. Ama yine de Allah, onları affetti. Suphesiz Allah, cok bagıslayandır, halimdir

[156] Ey inananlar, siz inkar edenler ve yeryuzunde sefere, ya da savasa cıkan gazi kardesleri icin: "Eger bizim yanımızda olsalardı olmezlerdi ve vurulmazlardı." diyenler gibi olmayın. Allah, onların bu dusunce ve sozlerini, kalblerinde dert yapar. Yasatan da, olduren de Allahtır. Allah, yaptıklarınızı gormektedir

[157] Eger Allah yolunda oldurulur, ya da olurseniz, Allah'ın bagıslaması ve rahmeti, onların topladıkları(dunya malı)ndan daha hayırlıdır

[158] Olur veya oldurulurseniz, elbette Allah'a goturuleceksiniz

[159] Allah'ın rahmeti sebebiyledir ki, sen onlara yumusak davrandın. Eger kaba, katı yurekli olsaydın, cevrenden dagılır, giderlerdi. Oyleyse onlar(ın kusurların)dan gec, onlar icin magfiret dile. Isini onlara danıs, karar verince de Allah'a dayan; cunku Allah kendine dayanıp guvenenleri sever

[160] Eger Allah size yardım ederse, artık sizi yenecek yoktur. Ve eger sizi yuz ustu bırakırsa, O'ndan sonra size kim yardım edebilir? Mu'minler, Allah'a dayansınlar

[161] Bir peygamberin asırması, hiyanet etmesi, olur sey degildir. Kim (emanete hıyanet eder), asırırsa kıyamet gunu asırdıgını boynuna yuklenip getirir. Sonra herkese kazandıgı tastamam verilir, hicbir haksızlıga ugratılmazlar

[162] Hic Allah'ın rızasına uyan kimse; Allah'ın hısmına ugrayan, yeri de cehennem olan adam gibi olur mu? Ne kotu sonuctur orası

[163] O(insa)nlar, Allah katında derece derecedirler. Allah, onların yaptıklarını gormektedir

[164] Andolsun ki, Allah, mu'minlere buyuk lutufta bulundu: Zira daha once acık bir sapıklık icinde bulunuyorlarken onlara, kendi iclerinden, kendilerine Allah'ın ayetlerini okuyan, kendilerini yucelten ve kendilerine Kitap ve hikmeti ogreten bir elci gonderdi

[165] Basınıza bir bela gelince -siz, onun iki katını onların baslarına getirmis oldugunuz halde yine- Bu nereden basımıza geldi?" dediniz. De ki: "O (bela), kendinizdendir." Allah, herseye kadirdir

[166] Iki toplulugun karsılastıgı gun, sizin basınıza gelen, ancak Allah'ın izniyle olmustur ki (O), inananları bilsin (deneyip ortaya cıkarsın)

[167] Ve iki yuzluluk edenleri bilsin (ortaya cıkarsın). Onlara: "Gelin, Allah yolunda savasın, ya da savunun." dendigi halde: "Eger savas (olacagını) bilseydik, sizinle gelirdik." dediler. Onlar, o gun, imandan cok kufre yakın idiler. Agızlarıyla, kalblerinde olmayanı soyluyorlar. Halbuki Allah, iclerinde sakladıkları seyi cok iyi bilmektedir

[168] (Savastan geri kalıp) Oturarak, kardesleri icin "Bizim sozumuzu tutsalardı, oldurulmezlerdi." diyenlere soyle: "Eger dogru iseniz, kendinizden olumu savınız

[169] Allah yolunda oldurulenleri oluler sanma; hayır, (onlar) diridirler, Rableri katında rızıklanmaktadırlar

[170] Allah'ın, keremiyle kendilerine verdiklerinden sevincli olarak, arkalarından henuz kendilerine yetisemeyenlere de korku olmadıgına, onların da uzuntuye ugramayacaklarına sevinirler

[171] Allah'ın ni'metine, lutfuna ve Allah'ın mu'minlerin ecrini zayi etmeyecegine sevinirler

[172] O(mu'mi)nler ki yaralandıkları halde yine Allah'ın ve Elcinin cagrısına uydular; onlardan guzel davrananlar ve (gunahlardan) korunanlar icin pek buyuk ecir vardır

[173] Onlar ki, halk kendilerine: "(Dusman) Insanlar size karsı ordu toplamıslar, onlardan korkun!" deyince, (bu soz,) onların imanını artırdı. Ve: "Allah bize yeter, O, ne guzel vekildir." dediler

[174] Bundan dolayı Allah'tan bir ni'met ve bollukla geri donduler, kendilerine hicbir kotuluk dokunmadı. Ve Allah'ın rızasına uydular. Allah buyuk lutuf sahibidir

[175] O seytan sizi kendi dostlarından korkutuyor, eger inanmıs iseniz, onlardan korkmayın, benden korkun

[176] Inkara kosanlar seni uzmesin, onlar Allah'a hicbir zarar veremezler. Allah onlara ahirette hicbir nasip koymamak istiyor. Onlar icin buyuk bir azab vardır

[177] Iman karsılıgında inkarı satın alanlar, Allah'a hicbir zarar vermezler. Onlar icin acı bir azab vardır

[178] Inkar edenler sanmasınlar ki, kendilerine sure vermemiz, kendileri icin hayırlıdır. Biz onlara sure veriyoruz ki gunahı artırsınlar. Onlar icin alcaltıcı bir azab vardır

[179] Allah mu'minleri, (su) uzerinde bulundugunuz halde bırakacak degildir, temizi pisten ayıracaktır. Ve Allah sizi gaybe vakıf kılacak degildir. Fakat Allah, elcilerinden diledigini secer (onu gaybe vakıf kılar). O halde Allah'a ve elcilerine inanın; eger inanır ve (gunahlardan) korunursanız sizin icin buyuk mukafat vardır

[180] Allah'ın kereminden kendilerine verdigine cimrilik edenler, onu kendileri icin hayırlı sanmasınlar. Hayır, o, kendileri icin serlidir. Cimrilik ettikleri seyler, kıyamet gunu boyunlarına dolandırılacaktır. Goklerin ve yerin mirası Allah'ındır (butun mulk O'na aittir ve O'na kalacaktır). Allah yaptıklarınızı haber alandır

[181] Allah: "Allah fakirdir, biz zenginiz." diyenlerin sozunu isitti. Onların dediklerini ve haksız yere peygamberleri oldurmelerini yazacagız ve: "Yangın azabını tadın!" diyecegiz

[182] Bu, sizin ellerinizin yapıp one surdurdugunun karsılıgıdır. Allah, kullara asla zulmedici degildir

[183] Onlar: "Allah bize, and verdi ki, bize atesin yiyecegi bir kurban getirmedikce hicbir elciye inanmayalım." dediler. De ki: "Size benden once acık deliller ve bu dediginizi de getiren elciler gelmisti. Eger dogru idiyseniz nicin onları oldurdunuz

[184] Eger seni yalanladılarsa, senden once acık deliller, hikmetli sahifeler ve aydınlatıcı Kitabı getiren peygamberler de yalanlanmıstı

[185] Her can olumu tadacaktır. Kıyamet gunu ecirleriniz size eksiksiz verilecektir. Kim ki hemen atesin elinden cekilip kurtarılır da cennete sokulursa, iste o, kurtulusa ermistir. Dunya hayatı, aldatıcı zevkten baska bir sey degildir

[186] Mallarınız ve canlarınız hususunda deneneceksiniz; sizden once kendilerine Kitap verilenlerden ve ortak kosanlardan cok incitici (sozler) duyacaksınız. Ama sabreder, korunursanız; iste bunlar, yapmaga deger islerdendir

[187] Allah, kendilerine Kitap verilenlerden: "Onu mutlaka insanlara acıklayacaksınız, gizlemeyeceksiniz!" diye soz almıstı. Fakat onlar, verdikleri sozu sırtlarının ardına attılar ve karsılıgında birkac para aldılar. Ne kotu sey satın alıyorlar

[188] O ettiklerine sevinen, yapmadıkları seylerle ovulmeyi sevenlerin, azabdan kurtulacaklarını sanma. Onlar icin acı bir azab vardır

[189] Goklerin ve yerin mulku Allah'ındır. Allah herseye kadirdir

[190] Goklerin ve yerin yaratılısında, gecenin ve gunduzun gidip gelisinde elbette sagduyu sahipleri icin ibretler vardır

[191] Onlar ayakta, oturarak ve yanları uzerine yatarken Allah'ı anarlar, goklerin ve yerin yaratılısı uzerinde dusunurler: "Rabbimiz (derler), bunu bos yere yaratmadın, sen yucesin, bizi ates azabından koru

[192] Rabbimiz, sen birini atese soktun mu, onu perisan etmissindir. zalimlerin yardımcıları yoktur

[193] Rabbimiz, biz, 'Rabbinize inanın' diye imana cagıran bir davetci isittik, hemen inandık. Rabbimiz, bizim gunahlarımızı bagısla, kotuluklerimizi ort, canımızı iyilerle beraber al (bizi ma'nada onlarla beraber eyle)

[194] Rabbimiz bize, elcilerine va'dettigini ver, kıyamet gunu bizi rezil, perisan etme. Zira sen verdigin sozden caymazsın

[195] Rableri onlara karsılık verdi: "Ben, sizden erkek kadın, hicbir calısanın isini zayi etmeyecegim. Hep birbirinizdensiniz. Goc edenler, yurtlarından cıkarılanlar, yolumda iskence edilenler, vurusanlar ve oldurulenler... Elbette onların kotuluklerini ortecegim ve onları, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacagım. (Yaptıklarına), Allah katından bir karsılık olarak (onlara bu ni'metleri verecegim). Karsılıkların en guzeli Allah katındadır

[196] Inkar edenlerin, oyle sehirlerde gezip dolasması seni aldatmasın

[197] Bu, az bir gecimdir. Sonra gidecekleri yer, cehennemdir. Ne kotu bir yataktır orası

[198] Fakat Rablerinden korkanlar icin, altlarından ırmaklar akan cennetler var. Orada ebedi kalacaklar, Allah tarafından agırlanacaklardır. Iyiler icin Allah yanında bulunan oduller ise (dunya varlıgından) daha hayırlıdır

[199] Kitap ehlinden oyleleri var ki, Allah'a inanırlar, size indirilene ve kendilerine indirilene inanırlar; Allah'a karsı saygılıdırlar; Allah'ın ayetlerini birkac paraya satmazlar. Onların da Rableri katında odulleri vardır! Suphesiz Allah, hesabı cabuk gorendir

[200] Ey inananlar, sabredin, direnin. Savasa hazırlıklı, uyanık bulunun ve Allah'tan korkun ki, basarıya eresiniz

Nisâ

Surah 4

[1] Ey insanlar, sizi bir tek nefisten (nefes alan candan) yaratan ve ondan esini yaratıp ikisinden bircok erkekler ve kadınlar ureten Rabbinizden korkun; adına birbirinizden dilekte bulundugunuz Allah'tan ve akrabalık(baglarını kırmak)tan sakının. Suphe siz Allah, sizin uzerinizde gozetleyicidir

[2] Oksuzlere mallarını verin, temizi pis olanla degistirmeyin, onların mallarını sizin mallarınıza katarak (helal, temiz malınızı kirletip) yemeyin; cunku bu, buyuk bir gunahtır

[3] Sayet oksuz(kızlarla evlendiginiz takdirde on)lar hakkında adaleti yerine getiremeyeceginizden korkarsanız, size helal olan kadınlardan ikiser, ucer, dorder alın. O(kadı)nlar arasında da adalet yapamayacagınızdan korkarsanız bir tane alın; yahut ellerinizin altında bulunan(cariye)lerle yetinin. Cevr (ve haksızlık) etmemeniz icin en uygun olan budur

[4] Kadınlara mehirlerini bir hak olarak (gonul hosluguyla) verin; eger kendi istekleriyle o mehrin bir kısmını size bagıslarlarsa, onu da afiyetle yeyin

[5] Allah'ın, sizin icin gecim kaynagı yaptıgı mallarınızı aklı ermezlere vermeyin; o mallarla onları besleyin, giydirin ve onlara guzel soz seyleyin

[6] Nikah cagına varıncaya kadar oksuzleri deneyin, eger onlarda bir olgunluk gorurseniz, mallarını kendilerine verin. Buyusunler diye alıkoyup israf ile tez elden onların mallarını yemege kalkmayın. Zengin olan, cekinsin; yoksul olan da (malın muhafazası icin gosterdigi cabaya ve ihtiyacına) uygun sekilde yesin. Onlara mallarını geri verdiginiz zaman da yanlarında sahid bulundurun. Hesapcı olarak da Allah yeter (O, her yaptıgınızı hesabetmektedir)

[7] Ana babanın ve akrabanın geriye bıraktıklarından erkeklere pay vardır; ana babanın ve akrabanın geriye bıraktıklarından kadınlara da pay vardır. Gerek azından gerek cogundan (hem erkege, hem de kadına) bir hisse ayrılmıstır

[8] (Miras dusmeyen) Akrabalar, oksuzler, yoksullar da (miras) taksim(in)de hazır bulunursa bir seyler vererek onları da ondan rızıklandırın (gonullerini hos edin) ve onlara guzel soz soyleyin

[9] Kendileri, geriye zayıf cocuklar bıraktıkları takdirde onların durumundan endise edecek olanlar, (oksuzlerin hakkına dokunmaktan) cekinsinler. Allah'tan korksunlar ve dogru soz soylesinler

[10] Zulum ile oksuzlerin mallarını yiyenler, karınlarına sadece ates koymaktadırlar ve cılgın bir atese gireceklerdir

[11] Allah size, cocuklarınız(ın alacagı miras) hakkında, erkege kadının payının iki katını tavsiye eder. (Cocuklar) ikiden fazla kadın iseler, (olenin geriye) bıraktıgının ucte ikisi onlarındır. Eger (cocuk) yalnız bir kadınsa (mirasın) yarısı onundur. Olenin cocugu varsa, bıraktıgı mirasta ana babasından her birinin altıda bir hissesi vardır. Eger cocugu yok da ana babası ona varis oluyorsa, anasına ucte bir duser. Eger kardesleri varsa, anasının payı altıda birdir. (Bu hukumler, olenin) Yapacagı vasiyyetten, ya da borcundan sonradır. Babalarınız ve ogullarınızdan, hangisinin fayda bakımından size daha yakın oldugunu bilmezsiniz. Bunlar, Allah'ın koydugu haklardır. Suphesiz Allah bilendir, hikmet sahibidir

[12] Eger cocukları yoksa, eslerinizin yapacakları vasiyyetten ve borctan sonra bıraktıkları mirasın yarısı sizindir. Cocukları varsa, bıraktıklarının dortte biri sizindir. Sizin de cocugunuz yoksa, yapacagınız vasiyyet ve borctan sonra bıraktıgınızın dortte biri, onlarındır; cocugunuz varsa bıraktıgınızın sekizde biri onlarındır. Eger miras bırakan erkek veya kadının evladı ve ana babası olmayıp bir erkek veya bir kızkardesi varsa, her birine altıda bir duser. Bundan fazla iseler, ucte bire ortaktırlar. (Bu taksim) Zarar verici olmayan vasiyyet ve borctan sonra (uygulanır). Bunlar, Allah'tan (size) vasiyyettir. Allah bilendir, halimdir

[13] Bunlar Allah'ın sınırlarıdır. Kim Allah'a ve Elcisine ita'at ederse Allah onu, altlarından ırmaklar akan, icinde surekli kalacakları cennetlere sokar. Iste buyuk basarı budur

[14] Kim de Allah'a ve Elcisi'ne karsı gelir, O'nun sınırlarını asarsa, Allah onu, surekli kalacagı atese sokar. Onun icin alcaltıcı bir azab vardır

[15] Kadınlarınızdan fuhus yapanlara karsı icinizden dort sahid getirin; eger onlar sahidlik ederlerse, o kadınları olum alıncaya, ya da Allah onların yararına bir yol gosterinceye kadar evlerde tutun (dısarı cıkarmayın)

[16] Icinizden iki kisi, fuhus yaparsa, onlara eziyet edin; eger tevbe eder, uslanırlarsa artık onlardan vazgecin. Cunku Allah, tevbeleri cok kabul edendir, cok esirgeyendir

[17] Allah'a gore, su kimselerin tevbesi makbuldur ki, cahillikle bir kotuluk yapıp hemen ardından donerler. Iste Allah onların tevbesini kabul eder. Allah bilendir, hukum ve hikmet sahibidir

[18] Yoksa kotulukler yapıp yapıp da nihayet kendilerine olum gelip catınca: "Ben simdi tevbe ettim" diyenlere ve kafir olarak olenlere tevbe (af) yoktur. Onlar icin acı bir azab hazırlamısızdır

[19] Ey inananlar, kadınları miras yoluyla zorla almanız size helal degildir. Onlara verdiklerinizin bir kısmını alıp goturmek icin onları sıkıstırmayın. Sayet acık bir edepsizlik yaparlarsa baska. Onlarla iyi gecinin. Eger onlardan hoslanmazsanız, bilinki sizin hoslanmadıgınız bir seye Allah cok hayır koymus olabilir

[20] Bir esin yerine baska bir es almak istediginiz takdirde, onlardan birine (evvelki esinize) kantarlarca mal vermis olsanız dahi verdiginizden hicbir seyi geri almayın. Iftira ederek ve acık gunaha girerek verdiginizi alacak mısınız

[21] Nasıl alırsınız ki, birbirinize gecmis (icli dıslı olmus) idiniz ve onlar, sizden saglam te'minat almıslardı

[22] Gecmiste olanlar haric, artık babalarınızın evlendigi kadınlarla evlenmeyin. Cunku bu, edepsizliktir, (Allah'ın) hısm(ı)dır ve igrenc bir yoldur

[23] Size (sunlarla evlenmeniz) haram kılındı: Analarınız, kızlarınız, kızkardesleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, kardes kızları, kızkardes kızları, sizi emziren analarınız, sut bacılarınız, karılarınızın anaları, birlestiginiz karılarınızdan olup evlerinizde bulunan uvey kızlarınız -eger onlarla henuz birlesmemisseniz, (kızlarını almaktan oturu) uzerinize bir gunah yoktur-kendi sulbunuzden gelen ogullarınızın karıları ve iki kızkardesi bir arada almanız. Ancak gecmiste olanlar haric. Suphesiz Allah, cok bagıslayan, cok esirgeyendir

[24] (Savasta tutsak olarak) ellerinize gecen(cariye)ler dısında, evli kadınlar(la evlenmeniz) de haramdır. (Iste bunlar) size Allah'ın yazdıgı yasaklardır. Bunlardan otesini, iffetli yasamak, zina etmemek sartıyle mallarınızla istemeniz (evlenmeniz), size helal kılındı. O halde onlardan yararlanmanıza karsılık, kesilen ucretlerini bir hak olarak onlara verin. Hakkın kesiminden sonra karsılıklı anlasma(k suretiyle kesilenden az veya cok vermeniz)de uzerinize bir gunah yoktur. Allah bilendir, hukum ve hikmet sahibidir

[25] Icinizden inanmıs hur kadınlarla evlenmege gucu yetmeyen kimse, elleriniz altında bulunan inanmıs genc kızlarınız(olan cariyeleriniz)den alsın. Allah sizin imanınızı daha iyi bilir. Hepiniz birbirinizdensiniz (hepiniz aynı kokten gelmekte, aynı toplumun bireylerisiniz; insanlık bakımından aranızda bir fark yoktur). Oyle ise iffetli yasamaları, zina etmemeleri ve gizli dost da tutmamaları sartıyle, sahiplerinin izniyle onlarla evlenin, ucretlerini (mehirlerini) de guzelce verin. Evlendikten sonra bir fuhus yaparlarsa onlara, hur kadınlara yapılan iskencenin yarısı uygulanır. Bu (cariye ile evlenme), icinizden sakıntıya dusmekten korkanlar icindir. Sabretmeniz ise sizin icin daha iyidir. Allah bagıslayandır, esirgeyendir

[26] Allah size (helal ve haram olanı) acıklamak ve sizi, sizden oncekilerin yasalarına iletmek ve gunahlarınızı bagıslamak istiyor. Allah bilendir, hukum ve hikmet sahibidir

[27] Allah, sizin tevbenizi kabul etmek istiyor; sehvetlerine uyanlar ise sizin buyuk bir sapıklıga dusmenizi istiyorlar

[28] Allah sizden (agır teklifleri) hafifletmek istiyor. Cunku insan zayıf yaratılmıstır

[29] Ey inananlar, mallarınızı aranızda batılla (dogru olmayan yollarla, haksız yere) yemeyin. Kendi rızanızla yaptıgınız ticaret olursa baska. Canlarınızı da oldurmeyin. Dogrusu Allah, size karsı cok merhametlidir

[30] Kim dusmanlık ve zulum ile bunu yaparsa (bilsin ki) onu cehenneme sokacagız. Bu, Allah'a kolaydır

[31] Eger size yasaklanan buyuk gunahlardan kacınırsanız, sizin kucuk gunahlarınızı orteriz ve sizi guzel bir yere sokarız

[32] Allah'ın sizi birbirinizden ustun kıldıgı seylere goz dikmeyin. Erkeklere de kazandıklarından bir pay var, kadınlara da kazandıklarından bir pay var. Allah'tan, O'nun lutfunu isteyin. Kuskusuz Allah, her seyi bilendir

[33] Ana babanın ve akrabanın bıraktıklarından her birine varisler kıldık. yeminlerinizin bagladıgı kimselere de hisselerini verin. Allah herseyi gormektedir

[34] Allah, insanları birbirinden ustun kıldıgı ve mallarından harca(yıp kadınların gecmini sagla)dıkları icin erkekler, kadınlar uzerinde yoneticidirler. Bundan dolayı iyi kadınlar ita'atkar olup, Allah'ın kendilerini korumasına karsılık (Allah'ın verdigi basarı ile) gizliyi korurlar (kocalarına asla ihanet etmezler). Hırcınlık, etmelerinden korktugunuz kadınlara ogut verin, yataklarda onlara sokulmayın, onları dovun. Eger size ita'at ederlerse artık onların aleyhine baska bir yol aramayın. Cunku Allah yucedir, buyuktur

[35] Eger (karı-kocanın) aralarının acılmasından endise duyarsanız, erkegin ailesinden bir hakem ve kadının ailesinden bir hakem gonderin. Bunlar uzlastırmak isterlerse, Allah onların arasını bulur. Cunku Allah (herseyi) bilendir, haber alandır

[36] Allah'a kulluk edin, O'na hicbir seyi ortak kosmayın, ana babaya, akrabaya, oksuzlere, yoksullara, yakın komsuya, uzak komsuya, yan(ınız)daki arkadasa, yolcuya, ellerinizin altında bulunanlara iyilik edin. Allah, kurumlu, boburlenen insanları sevmez

[37] Bunlar oyle insanlardır ki, cimrilik ederler ve insanlara da cimriligi emrederler, Allah'ın bol hazinesinden kendilerine verdigini gizlerler. (Biz de) o nankorlere alcaltıcı bir azab hazırlamısızdır

[38] Bunlar mallarını insanlara gosteris icin verirler, Allah'a, ve ahiret gunune inanmazlar. Kimin arkadası seytan ise, o(nun) ne kotu bir arkadas(ı var)dır

[39] Onlara ne olurdu sanki Allah'a ve ahiret gunune inansalardı ve Allah'ın kendilerine verdigi rızıktan Allah yolunda harcasalardı! Allah onları biliyordu

[40] Allah zerre kadar haksızlık etmez, zerre miktarı bir iyilik olsa onu kat kat yapar ve kendi katından da buyuk bir mukafat verir

[41] Her ummetten (inanc ve davranıslarının dogru olup olmadıgına tanıklık edecek) bir sahid, seni de bunlara sahid getirdigimiz zaman (halleri) nice olur

[42] Nankorluk edip, (Allah'ın) Elci(sin)e karsı gelenler, o gun yerin dibine gecirilmeyi isterler ve Allah'tan hicbir soz gizleyemezler

[43] Ey inananlar, sarhosken namaza yaklasmayın ki ne dediginizi bilesiniz. Yoldan gecici olmanız dısında, cunup iken de yıkanıncaya kadar (namaza yaklasmayın). Eger hasta, yahut yolculukta iseniz, yahut biriniz tuvaletten gelmisse, yahut da kadınlara dokunmussanız (bu durumlarda) su bulamadıgınız takdirde temiz topraga teyemmum edin: (Topragı) yuzlerinize ve ellerinize surun. Suphesiz Allah, cok affeden, cok bagıslayandır

[44] Su kendilerine Kitaptan bir pay verilenleri gormedin mi? (Baksana onlar,) sapıklıgı satın alıyorlar, istiyorlar ki, siz de yolu sapıtasınız

[45] Allah sizin dusmanlarınızı daha iyi bilir. Dost olarak Allah yeter, yardımcı olarak da Allah yeter

[46] Yahudilerden oyleleri var ki, kelimeleri yerlerinden kaydırıyorlar. Dillerini egip bukerek ve dini taslayarak: "Isittik ve isyan ettik", "dinle, dinlemez olası" ve: "ra'ina" diyorlar. Eger onlar: "Isittik ve ita'at ettik", "Dinle ve bize bak!" deselerdi, elbette kendileri icin daha iyi olurdu. Fakat Allah, inkarlarından dolayı onları la'netlemistir, pek az inanırlar

[47] Ey Kitap verilenler, biz bazı yuzleri, silip arkalarına dondurmeden, ya da Cumartesi adamlarını la'netledigimiz gibi onları da la'netlemeden once, yanınızdakini dogrulayıcı olarak indirdigimiz(Kur'an)a inanın. Allah'ın buyrugu yapılır

[48] Allah, kendisine ortak kosulmasını bagıslamaz, bundan baskasını diledigine bagıslar. Allah'a ortak kosan da gercekten buyuk bir gunah islemistir

[49] Su kendilerini ovup yuceltenleri gormedin mi? Hayır, ancak Allah diledigini yuceltir, onlara kıl kadar zulmedilmez

[50] Bak nasıl Allah'a yalan uyduruyorlar. Apacık bir gunah olarak bu (onlara) yeter

[51] Kendilerine Kitaptan bir pay verilenleri gormedin mi? (Baksana onlar) cibt ve tagut'a inanıyorlar ve inkar edenler icin: "Bunlar, inananlardan daha dogru yoldadır" diyorlar

[52] Iste onlar, Allah'ın la'netledigi insanlardır. Allah, kimi la'netlerse artık onun icin hicbir yardımcı bulamazsın

[53] Yoksa onların mulkten bir payı mı var? Oyle olsaydı insanlara bir cekirdek zerresi bile vermezlerdi

[54] Yoksa Allah'ın, lutfundan insanlara verdigi (vahiyler) yuzunden onları kıskanıyorlar mı? Oysa biz Ibrahim soyuna da Kitabı ve hikmeti vermis ve onlara buyuk bir mulk vermistik

[55] Onlardan kimi O(Hak Kitabı)na inandı, kimi de ondan yuz cevirdi. Oylesine de cılgın alevli cehennem yetti

[56] O ayetlerimizi inkar edenleri yakında bir atese sokacagız, derileri pistikce azabı tadsınlar diye onlara baska deriler verecegiz! Suphesiz Allah daima ustundur, hukum ve hikmet sahibidir

[57] Inanıp iyi isler yapanları da altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacagız. Orada surekli kalacaklardır. Orada kendilerine tertemiz esler de vardır ve onları (hic gunes sızmayan) essiz bir golgeye sokacagız

[58] Allah, size emanetleri ehline vermenizi, insanlar arasında hukmettiginiz zaman adaletle hukmetmenizi emreder. Allah size boylece ne guzel ogut veriyor. Dogrusu, Allah isiten, gorendir

[59] Ey inananlar, Allah'a ita'at edin, Elciye ve sizden olan buyruk sahibine ita'at edin. Eger herhangi bir seyde anlasmazlıga duserseniz; -Allah'a ve ahiret gunune inanıyorsanız -onu Allah'a ve Elciye goturun. Bu, daha iyidir ve sonuc bakımından da daha guzeldir

[60] Sunları gormedin mi, kendilerinin, sana indirilene ve senden once indirilene inandıklarını sanıyorlar da hakem olarak taguta (o azgın seytana) basvurmak istiyorlar! Oysa kendilerine onu inkar etmeleri emredilmisti. Seytan da onları iyice saptırmak istiyor

[61] Kendilerine: "Allah'ın indirdigine ve Elciye gelin!" denince, o ikiyuzlulerin, senden busbutun uzaklastıklarını gorursun

[62] Ya nasıl, elleriyle yaptıkları (kotulukler) yuzunden baslarına bir felaket gelince, hemen sana gelirler: "Biz sadece iyilik etmek ve uzlastırmak istedik." diye Allah'a yemin ederler

[63] Allah onların kalblerinde olanı bilir. Onlara aldırma, onlara ogut ver ve onların iclerine isleyecek guzel soz seyle

[64] Biz hicbir elciyi, Allah'ın izniyle ita'at edilmekten baska bir amacla gondermedik. Eger onlar, kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler, Allah'tan, gunahlarını bagıslamasını isteseler ve Elci de onların bagıslanmasını dileseydi, elbette Allah'ı affedici, merhametli bulurlardı

[65] Hayır, Rabin hakkı icin onlar aralarında cıkan cekismeli islerde seni hakem yapıp, sonra da senin verdigin hukme, iclerinde bir burukluk duymadan tam anlamıyle teslim olmadıkca inanmıs olmazlar

[66] Eger onlara: "Kendinizi oldurun, ya da yurtlarınızdan cıkın!" diye yazmıs olsaydık, iclerinden pek azı haric, bunu yapmazlardı. Ama kendilerine ogutleneni yapsalardı, elbette kendileri icin daha iyi ve daha saglam olurdu

[67] O zaman kendilerine katımızdan buyuk mukafat verirdik

[68] Ve onları dogru bir yola iletirdik

[69] Kim Allah'a ve Elci'ye ita'at ederse iste onlar, Allah'ın ni'met verdigi peygamberler, sıddiklar, sehidler ve Salihlerle beraberdir. Onlar da ne guzel arkadastır

[70] Bu ni'met, Allah'tandır. Bilen olarak Allah yeter

[71] Ey inananlar, (uyanık bulunup) korunma(tedbirleri)nizi alın, boluk boluk, ya da hep birlikte savasa gidin

[72] Icinizden bir kısmı var ki, pek agır davranır. Eger size bir felaket erisirse: "Allah bana lutfetti de onlarla beraber bulunmadım." der

[73] Eger Allah'tan size bir ni'met erisirse, sizinle kendisi arasında hic sevgi yokmus gibi: "Keske ben de onlarla beraber olsaydım da buyuk bir basarı kazansaydım!" der

[74] Dunya hayatını ahiret hayatı karsılıgında satanlar, Allah yolunda savassınlar. Kim Allah yolunda savasır da oldurulur veya galib gelirse, biz ona yakında buyuk bir mukafat verecegiz

[75] Size ne oldu ki Allah yolunda ve; "Rabbimiz bizi su, halkı zalim kentten cıkar, bize katından bir koruyucu ver, bize katından bir yardımcı ver!" diyen zayıf erkek, kadın ve cocuklar ugrunda savasmıyorsunuz

[76] Inananlar Allah yolunda savasırlar, inkar edenler de tagut yolunda savasırlar. O halde seytanın dostlarıyle savasın, cunku seytanın hilesi zayıftır

[77] Kendilerine: "Ellerinizi (savastan) cekin, namazı kılın, zekatı verin!" denilenleri gormedin mi? Kendilerine savas yazılınca hemen iclerinden bir grup, insanlardan, Allah'tan korkar gibi hatta daha fazla korkmaya basladılar: "Rabbimiz, nicin bize savas yazdın? Bizi yakın bir sureye kadar ertelesen (savas emrini bir sure geciktirsen) olmaz mıydı?" dediler. De ki: "dunya gecimi azdır, korunan icin ahiret daha iyidir. Size kıl kadar haksızlık edilmez

[78] Nerede olsanız, saglam kaleler icinde de bulunsanız yine olum sizi bulur. Onlara bir iyilik erisirse: "Bu, Allah tarafındandır" derler. Onlara bir kotuluk erisirse: "Bu, senin yuzundendir" derler. De ki: "Hepsi Allah tarafındandır". Bu topluma ne oluyor ki hemen hic soz anlamıyorlar

[79] Sana gelen her iyilik Allah'tandır, sana gelen her kotuluk de kendi(gunahın yuzu)ndendir. Seni insanlara elci gonderdik. (Buna) sahid olarak Allah yeter

[80] Kim Elci'ye ita'at ederse Allah'a ita'at etmis olur. Kim de yuz cevirirse (bil ki), biz seni onların uzerine bekci gondermedik

[81] Peki, derler, ama yanından cıkınca iclerinden birtakımı senin soylemis oldugunun tersini kurar. Allah, onların geceleyin ne dusunup kurduklarını yazmaktadır. Sen onlara aldırma, Allah'a dayan. (Sana) vekil olarak Allah yeter

[82] Kur'an'ı dusunmuyorlar mı? Eger Allah'tan baskası tarafından (indirilmis) olsaydı, onda birbirini tutmaz cok sey bulurlardı

[83] Onlara guven veya korkuya dair bir haber gelse onu yayarlar. Halbuki onu Elci'ye ve aralarında buyruk sahiplerine goturselerdi, isin icyuzunu arastırıp cıkaranlar, onun ne oldugunu (haberin tasıdıgı anlamı) bilirlerdi. Eger size Allah'ın lutfu ve rahmeti olmasaydı, bircok isinizde seytana uyardınız

[84] (Ey Muhammed), Allah yolunda savas; sen yalnız kendinden sorumlusun! Inananları da (savasa) tesvik et. Umulur ki Allah, kafirlerin gucunu kırar. Allah'ın baskını daha guclu, cezası daha cetindir

[85] Kim guzel bir (ise) destek olursa, onun da o isten bir payı olur. Kim kotu bir (ise) destek olursa, onun da o isten bir payı olur. Allah her seyi gozetip karsılıgını verendir

[86] Bir selam ile selamlandıgınız zaman siz de ondan daha guzeliyle selam verin; yahut verilen selamı aynen iade edin. Suphesiz Allah, her seyi hesaplayandır

[87] Allah -ki O'ndan baska tanrı yoktur- sizi, vukuunda asla suphe olmayan kıyamet (Durusma) gununde bir araya toplayacaktır. Allah'tan daha dogru sozlu kim olabilir

[88] Size ne oldu ki, munafıklar hakkında iki gruba ayrıldınız? Oysa yaptıkları islerden dolayı Allah onları bas asagı etmistir. Allah'ın saptırdıgını dogru yola iletmek mi istiyorsunuz? Allah birini saptırırsa artık onun icin bir yol bulamazsınız

[89] Sizin de kendileri gibi inkar etmenizi istediler ki, onlarla bir olasınız. O halde onlar Allah yolunda goc edinceye kadar onlardan dostlar edinmeyin. Eger yuz cevirirlerse onları yakalayın, nerede bulursanız oldurun ve onlardan ne dost, ne de yardımcı tutmayın

[90] Ancak sizinle kendileri arasında andlasma bulunan bir topluma sıgınanlar, yahut ne sizinle ne de kendi toplumlarıyle savasmak(istemedikleri)nden yurekleri sıkılarak size gelenler haric. Allah dileseydi, onları sizin ustunuze salardı, sizinle savasırlardı. O halde onlar, sizden uzak dururlar, sizinle savasmazlar ve sizinle barıs icinde yasamak isterlerse, Allah size, onlara saldırmak icin bir yol vermemistir

[91] Baska birtakım insanlar da bulacaksınız ki, hem sizden, hem de kendi toplumlarından emin olmak isterler. Ama ne zaman fitneye goturulseler, fitnenin icine basasagı atılırlar. Eger onlar sizden uzak durmazlar, sizinle barıs icinde yasamak istemezler, ellerini (saldırıdan) cekmezlerse onları yakalayın ve nerede bulursanız oldurun! Iste oylelerine karsı size acık bir yetki verdik

[92] Yanlıslık dısında bir mu'min, bir mu'mini olduremez: Yanlıslıkla bir mu'mini olduren kimsenin, mu'min bir kole azadetmesi ve olenin ailesine de bir diyet vermesi gerekir. Eger (olenin ailesi), bagıslar(diyetten vazgecer)lerse baska. (Oldurulen) mu'min, dusmanınız olan bir topluluktan ise mu'min bir kole azadetmek gerekir. Ve eger sizinle kendileri arasında andlasma bulunan bir topluluktan ise ailesine verilecek bir diyet ve mu'min bir kole azadetmek lazımdır. Bunları bulamayan kimsenin, Allah tarafından tevbesinin kabulu icin iki ay ardı ardına oruc tutması gerekir. Allah bilendir, hukum ve hikmet sahibidir

[93] Her kim bir mu'mini kasden oldururse -onun cezası-, icinde surekli kalacagı cehennemdir. Allah ona gazabetmis, la'net etmis ve onun icin buyuk bir azab hazırlamıstır

[94] Ey inananlar, Allah yolunda savasa cıktıgınız zaman iyi anlayın, dinleyin, size selam verene, dunya hayatının gecici menfaatini gozeterek: "Sen mu'min degilsin!" demeyin. Cunku Allah'ın yanında cok ganimetler vardır. Onceden siz de oyle idiniz, Allah size lutfetti (imana geldiniz). O halde iyice anlayın (dinleyin, pesin hukum vermeyin). Cunku Allah yaptıklarınızı haber almaktadır

[95] Inananlardan ozursuz olarak yerlerinde oturanlar ile, mallariyle canlariyle Allah yolunda cihadedenler bir olmaz. Allah, mallariyle canlariyle cihadedenleri, derece bakımından oturanlardan ustun kılmıstır. Gerci Allah hepsine de guzellik va'detmistir ama mucahidleri oturanlardan cok daha buyuk ecirle ustun kılmıstır

[96] Kendi katından yuksek dereceler, bagıs ve rahmet. Allah, bagıslayandır, esirgeyendir

[97] Nefislerine yazık eden kimselere, canlarını alırken melekler: "Ne iste idiniz (dininiz icin ne yapıyordunuz)?" dediler. (Bunlar): "Biz yer yuzunde aciz dusurulmustuk." diye cevap verdiler. Melekler dediler ki: "Allah'ın yeri genis degil miydi ki onda goc ed(ip gonlunuzce yasayabileceginiz bir yere gid)eydiniz?" Iste onların duragı cehennemdir, ne kotu bir gidis yeridir orası

[98] Yalnız hicbir careye gucu yetmeyen ve goc icin yol bulamayan, gercekten zayıf erkekler, kadınlar ve cocuklar haric

[99] Cunku Allah'ın onları affetmesi umulur. Allah, cok affeden, cok bagıslayandır

[100] Allah yolunda goc eden kimse, yeryuzunde gidecek cok yer ve bolluk bulur. Kim Allah ve Elcisi icin goc etmek amacıyle evinden cıkar da kendisine olum yetisirse, onun mukafatı Allah'a duser. Allah, bagıslayandır, esirgeyendir

[101] Yeryuzunde sefere cıktıgınız zaman inkar edenlerin size bir kotuluk yapmalarından korkarsanız, namazı kısaltmanızdan oturu size bir gunah yoktur. Muhakkak ki kafirler, sizin acık dusmanınızdır

[102] Sen de iclerinde bulunup onlara namazı baslattıgın zaman onlardan bir boluk seninle beraber namaza dursun ve silahlarını da yanlarına alsınlar. (Namazda olanlar), secde edince arkanıza gecsinler; bu kez namaz kılmayan oteki boluk gelsin, seninle beraber namaz kılsınlar, korunma(tedbir)lerini ve silahlarını da alsınlar. Inkar edenler istediler ki siz silahlarınızdan ve esyanızdan gaflet etseniz de birden uzerinize bir baskın yapsalar. Yagmurdan zahmet cekerseniz, ya da hasta olursanız, silahlarınızı bırakmanızda size bir gunah yoktur. Ama korunma tedbirinizi alın (uyanık bulunun). Allah, kafirlere alcaltıcı bir azab hazırlamıstır

[103] Namazı bitirdiginiz zaman ayakta, oturarak ve yanlarınız uzerinde (uzanarak) Allah'ı anın; guvene kavustunuz mu namazı (tam) kılın. Cunku namaz, mu'minlere vakitli olarak farz kılınmıstır

[104] O toplulugu takibetmekte gevseklik gostermeyin. Eger siz acı cekiyorsanuz, onlar da sizin acı cektiginiz gibi acı cekmektedirler. Ustelik siz Allah'tan, onların ummayacakları seyleri, ummaktasınız. Alah bilendir, hukum ve hikmet sahibidir

[105] Biz sana Kitabı gercek ile indirdik ki, insanlar arasında Allah'ın sana gosterdigi bicimde hukum veresin; hainlerin savunucusu olma

[106] Allah'tan magfiret dile. Kuskusuz Allah bagıslayandır, esirgeyendir

[107] Kendilerine hainlik edenleri savunma; zira Allah, hainlik yapıp gunah isleyen insanı sevmez

[108] (Gunah islerken) Insanlardan gizleniyorlar da Allah'tan gizlenmiyorlar. Oysa geceleyin O'nun istemedigi sozu soyle(yip plan kura)rlarken O, onlarla beraberdir. Allah, onların yaptıkları herseyi kusatmıstır (hicbir seyi O'ndan gizleyemezler)

[109] Haydi siz, dunya hayatında onları savundunuz; ya kıyamet gunu onları Allah'a karsı kim savunacak, ya da kim onlara vekil olacak

[110] Kim bir kotuluk yapar, yahut nefsine zulmeder de sonra Allah'tan magfiret dilerse, Allah'ı bagıslayıcı ve esirgeyici bulur

[111] Kim bir gunah islerse onu kendi aleyhine kazanır. Allah bilendir, hukum ve hikmet sahibidir

[112] Kim bir hata, ya da gunah isler de sonra onu bir sucsuzun ustune atarsa, muhakkak ki buyuk bir iftira ve acık bir gunah yuklenmis olur

[113] Allah'ın sana lutfu ve acıması olmasaydı, onlardan bir grup, seni saptırmaga yeltenmisti. Onlar sadece kendilerini saptırırlar, sana hicbir zarar veremezler. Allah, sana Kitabı ve hikmeti indirdi ve sana bilmedigin seyleri ogretti. Allah'ın sana lutfu, cidden buyuktur

[114] Onların aralarındaki gizli konusmaların cogunda hayır yoktur. Yalnız sadaka, yahut iyilik, ya da insanların arasını duzeltmeyi emreden(in konusması) haric. Kim Allah'ın rızasını kazanmak amacıyle bunu yaparsa, yakında ona buyuk bir mukafat verecegiz

[115] Kim de kendisine dogru yol belli olduktan sonra Elci'ye karsı gelir ve mu'minlerin yolundan baska bir yola uyarsa, onu dondugu yola yoneltiriz ve cehenneme sokarız. Ne kotu bir gidis yeridir orası

[116] Allah, kendisine ortak kosulmasını bagıslamaz, bundan baska herseyi diledigine bagıslar. Allah'a ortak kosan da uzak bir sapıklıga dusmustur

[117] O(Allah'a ortak kosa)nlar, O'nu bırakıp birtakım disilerden baskasına cagırmıyorlar ve onlar, (hayırsız) asi seytandan baskasına yalvarmıyorlar

[118] (O seytan) Ki Allah ona la'net etti ve o da, "Elbette senin kullarından belirli bir pay alacagım" dedi

[119] Onları mutlaka saptıracagım, mutlaka onları bos kuruntulara sokacagım ve onlara emredecegim: hayvanların kulaklarını yaracaklar; onlara emredecegim: Allah'ın yaratısını degistirecekler! kim Allah'ın yerine seytanı dost tutarsa, muhakkak ki acık bir ziyana ugramıstır

[120] (Seytan) Onlara soz verir, umut verir, fakat seytanın onlara sozu, aldatmadan baska bir sey degildir

[121] Iste onların varacagı yer cehennemdir. Asla ondan kacmak (imkanı) bulamazlar

[122] Inanıp iyi isler yapanları da altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacagız, orada ebedi kalacaklardır. Bu, Allah'ın gercek va'didir. Allah'tan daha dogru sozlu kim olabilir

[123] (Is) Ne sizin kuruntularınızla, ne Kitap ehlinin kuruntularıyla olmaz. Kotuluk yapan, onunla cezalandırılır ve kendisine Allah'tan baska ne dost, ne de yardımcı bulamaz (Allah'ın verecegi cezayı hic kimse ondan savamaz)

[124] Erkek veya kadından her kim inanarak guzel isler yaparsa, iste oyle kimseler cennete girerler ve zerre kadar haksızlıga ugratılmazlar

[125] Hangi insan, din yonunden, iyilik edici olarak yuzunu Allah'a teslim edip dosdogru Ibrahim dinine tabi olandan daha guzel olabilir? Allah, Ibrahim'i dost edinmisti

[126] Goklerde ve yerde olanların hepsi Allah'ındır. Allah(ın bilgisi), herseyi kusatmıstır

[127] Senden, kadınlar hakkında fetva istiyorlar. De ki: "Allah, size onlar hakkında hukmunu acıklıyor: Kendilerine yazılmıs olan(miras hakların)ı vermeyip kendileriyle evlenmek istediginiz oksuz kadınlar, zavallı cocuklar ve oksuzlere karsı adaleti yerine getirmeniz hakkında Kitapta size okunan(ayet)ler (de Allah'ın hukmunu acıklamaktadır)". Yapacagınız her hayrı muhakkak ki Allah bilir

[128] Ve eger bir kadın, kocasının huysuzlugundan, yahut kendisinden yuz cevirmesinden korkarsa, anlasma ile aralarını duzeltmelerinde ikisine de gunah yoktur. Barıs daima iyidir. Zaten nefisler cimrilige hazır duruma getirilmistir (insanın mayasında cimrilik vardır). Eger guzel gecinir, (kotulukten) sakınırsanız, Allah yaptıklarınızı haber alır (yaptıgınız guzel isler bosa gitmez)

[129] Ne kadar isteseniz de kadınlar arasında (tam) adalet yapamazsınız. Oyle ise (birine) tamamen yonelip otekini askıda (kocasızmıs) gibi bırakmayın. Eger arayı duzeltir, sakınırsanız, Allah bagıslayandır, esirgeyendir

[130] Eger (esler) ayrılırlarsa, Allah bol ni'metiyle onların her birini zengin eder (digerine muhtaceylemez). Allah(ın ni'meti) genistir, (O) hukum ve hikmet sahibidir

[131] Goklerde ve yerde olanların hepsi Allah'ındır. Sizden once Kitap verilenlere de, size de "Allah'tan korkun!" diye tavsiye ettik. Eger inkar ederseniz, (bilin ki) goklerde ve yerde olanların hepsi Allah'ındır. Allah, zengindir, Ovguye layıktır

[132] Goklerde ve yerde olanların hepsi Allah'ındır. Vekil olarak Allah yeter

[133] Ey insanlar, (Allah) dilerse sizi goturur ve baskalarını getirir. Allah, bunu yapabilir

[134] Kim dunya sevabını isterse (bilsin ki) dunya ve ahiret sevabı Allah katındadır. Allah isitendir, gorendir

[135] Ey inananlar, adaleti tam yerine getirerek Allah icin sahidlik edenler olun, kendinizin, ana babanızın ve yakınlarınızın aleyhinde bile olsa, (sahidlik ettiginiz kimseler) zengin veya fakir de olsalar (adaletten ayrılmayın). Cunku Allah, ikisine de daha yakındır (onları sizden cok kayırır). Oyle ise keyfinize uyarak dogruluktan sapmayın. Eger (sahidlik ederken dilinizi) egip bukerseniz, ya da dogruyu soylemezseniz, muhakkak ki Allah yaptıklarınızı bilir

[136] Ey inananlar, Allah'a, Elcisine, Elcisine indirdigi Kitaba ve daha once indirmis bulundugu Kitaba inanın. Kim Allah'ı, meleklerini, Kitaplarını, elcilerini ve ahiret gununu inkar ederse o, uzak bir sapıklıga dusmustur

[137] Onlar ki inandılar, sonra inkar ettiler; daha sonra yine inandılar, yine inkar ettiler, sonra inkarları arttı; iste Allah onları ne bagıslayacak, ne de dogru yola iletecektir

[138] Munafıklara, acı bir azabın kendilerinin olacagını mujdele

[139] Onlar mu'minleri bırakıp kafirleri dost tutuyorlar. Onların yanında seref mi arıyorlar? Butun seref, tamamen Allaha aittir

[140] (Allah) Size Kitapta indirmisti ki: Allah'ın ayetlerinin inkar edildigini ve onlarla alay edildigini isittiginiz zaman, onlar (bu sozu bırakıp) baska bir soze dalıncaya kadar onlarla beraber oturmayın; yoksa siz de onlar gibi olursunuz. Suphesiz Allah, butun iki yuzluleri ve kafirleri cehennemde toplayacaktır

[141] Onlar sizi gozetleyip dururlar. Eger size Allah'tan bir fetih nasibolursa: "Biz de sizinle beraber degil miydik?" derler. Ve eger savasta kafirlerin bir payı olur(savası dusmanlarınız kazanır)sa, (bu kez onlara): "Biz size ustunluk saglayıp, sizi mu'minlerden korumadık mı?" derler. Artık kıyamet gununde Allah, aranızda hukmedecek ve mu'minlere karsı kafirlere asla yol vermeyecektir

[142] Iki yuzluler, Allah'ı (guya) aldatmaga calısırlar. Oysa, O, onları aldatır. Namaza kalktıkları zaman da usene usene kalkarlar, insanlara gosteris yaparlar, Allah'ı pek az anarlar

[143] Arada yalpalayıp dururlar. Ne bunlara (baglanırlar), ne de onlara. Allah'ın sasırttıgı kimseye bir (cıkar) yol bulamazsın

[144] Ey inananlar, mu'minleri bırakıp kafirleri dost tutmayın! Allah'a, aleyhinizde olacak acık bir delil vermek mi istiyorsunuz

[145] Dogrusu iki yuzluler, atesin en asagı tabakasındadırlar. Onlar icin hicbir yardımcı bulamazsın

[146] Ancak tevbe edenler, uslananlar, Allah'a yapısanlar ve dinlerini sırf Allah icin yapanlar (yalnız O'na tapanlar), iste onlar mu'minlerle beraberdir; Allah da yakında mu'minlere buyuk bir mukafat verecektir

[147] Siz sukreder. inanırsanız Allah size azabetmeyi ne yapacak? Allah sukrun karsılıgını veren, (herseyi) bilendir

[148] Allah, kendisine haksızlık edilen dısında (hic kimse tarafından) acıkca kotu soz soylenmesini sevmez. Dogrusu Allah, isitendir, bilendir

[149] Bir iyiligi, acıga vurur veya onu gizlerseniz yahut bir kotulugu affederseniz (bilin ki) Allah da affedicidir, gucludur

[150] Onlar ki Allah'ı ve elcilerini inkar ederler, Allah ile elcilerinin arasını ayırmak isterler, "Kimine inanırız, kimini inkar ederiz!" derler; bu ikisinin (inanmakla inkarın) arasında bir yol tutmak isterler

[151] Iste onlar gercek kafirlerdir. Biz de kafirlere alcaltıcı bir azab hazırlamısızdır

[152] Ve onlar ki, Allah'a ve elcilerine inandılar, onlardan hicbiri arasında ayırım yapmadılar; iste (Allah), pek yakında onların da mukafatlarını verecektir. Allah, cok bagıslayan, cok esirgeyendir

[153] Kitap ehli, senden, kendilerine gokten bir Kitap indirmeni istiyorlar. Musa'dan bundan daha buyugunu istemisler: "Allah'ı bize acıkca goster!" demislerdi. Haksızlıklarından dolayı derhal onları yıldırım gurultusu yakalamıstı. Sonra kendilerine acık deliller gelmisken buzagıyı (tanrı) tutmuslardı. Bundan da vazgectik ve Musa'ya acık bir yetki verdik

[154] Soz vermeleri icin Tur'u uzerlerine kaldırdık ve onlara: "Secde ederek kapıdan girin!" dedik. Ve onlara: "Cumartesi(yasakları)nı cignemeyin!" dedik. Ve onlardan saglam bir soz aldık

[155] Sozlerini bozmalarından, Allah'ın ayetlerini inkar etmelerinden, haksız yere peygamberleri oldurmelerinden ve "Kalblerimiz kılıflı" demelerinden oturu (baslarına belalar getirdik). Hayır, fakat inkarlarından oturu Allah o kalblerin uzerini muhurlemistir. Artık pek az inanırlar

[156] Kufurlerinden ve Meryem'e buyuk bir iftira atmalarından

[157] Biz Allah'ın elcisi, Meryem oglu Isa Mesih'i oldurduk! demelerinden oturu (belalara ugradılar). Oysa onu oldurmediler ve asmadılar; fakat (bu is) kendilerine, benzer gosterildi. Onun hakkında ayrılıga dusenler, ondan yana tam bir kusku icindedirler. O hususta kesin bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Onu yakinen oldurmediler (onu oldurduklerini kesin bicimde bilemediler)

[158] Hayır, Allah onu kendisine yukseltti. Allah daima ustundur, hukum ve hikmet sahibidir

[159] Andolsun, Kitap ehlinden hic kimse yoktur ki, olumunden once ona inanacak olmasın. kıyamet gunu de O, (Isa) onların aleyhine sahid olacaktır

[160] yahudilerin yaptıları zulumlerden, cok kimseyi Allah yolundan cevirmelerinden dolayı kendilerine helal kılınmıs temiz ve hos seyleri onlara yasakladık

[161] Menedildikleri halde riba almalarından ve haksız yere insanların mallarını yemelerinden oturu (boyle yaptık). Iclerinden inkar edenlere de acı bir azab hazırladık

[162] Fakat iclerinden ilimde derinlesmis olanlar ve mu'minler, sana indiriline ve senden once indirilene inanırlar. O namazı kılanlar, zekatı verenler, Allah'a ve ahiret gunune inananlar var ya, iste onlara buyuk bir mukafat verecegiz

[163] Biz, Nuh'a ve ondan sonra gelen peygamberlere vahyettigimiz gibi, sana da vahyettik. Nitekim Ibrahim'e, Isma'il'e, Ishak'a, Ya'kub'a, sıbtlara, Isa'ya, Eyyub'a, Yunus'a, Harun'a, Suleyman'a da vahyetmis ve Davud'a da Zebur'u vermistik

[164] Daha once sana anlattıgımız elcilere ve sana anlatmadıgımız elcilere de (vahyetmistik). Ve Allah Musa'ya da konusmustu

[165] (Bunları) Mujdeleyici ve uyarıcı elciler olarak (gonderdik) ki, elciler geldikten sonra insanların Allah'a karsı bahaneleri kalmasın. Allah ustundur, hukum ve hikmet sahibidir

[166] Allah, sana indirdigini kendi bilgisiyle indirmis olduguna sahidlik eder. Melekler de (buna) sahidlik ederler. Allah'ın sahidligi de (bir seyin gercekligi icin) kafidir

[167] (Sana gelenleri) Inkar edip Allah yolundan menedenler, hakikaten uzak bir sapıklıga dusmuslerdir

[168] O inkar edip zulmedenler var ya, Allah onları ne bagıslayacak, ne de yola iletecektir

[169] Sadece cehennemin yoluna (iletecek ve) orada surekli kalacaklardır. Bu da Allah'a cok kolaydır

[170] Ey Insanlar, Elci size, Rabbinizden gercegi getirdi. Kendi yararınıza olarak (ona) inanın. Eger inkar ederseniz, bilin ki goklerde ve yerde olanlar Allah'ındır. Allah bilendir, hukum ve hikmet sahibidir

[171] Ey Kitap ehli, dininizde taskınlık etmeyin ve Allah hakkında gercek olmayan seyleri soylemeyin! Meryem oglu Isa Mesih, sadece Allah'ın elcisi, O'nun Meryem'e attıgı kelimesi ve O'ndan bir ruhtur. Allah'a ve elcilerine inanın, (Allah) "Uctur" demeyin. Kendi yararınıza olarak buna son verin. Cunku Allah, yalnız bir tek tanrıdır. Hasa O, cocuk sahibi olmaktan yucedir. Goklerde ve yerde olanların hepsi O'nundur. Vekil olarak Allah yeter

[172] Ne Mesih, Allah'a kul olmaktan cekinir, ne de (Allah'a) yaklastırılmıs melekler. Kim O'na kulluktan cekinir ve buyukluk taslarsa bilsin ki O, onların hepsini kendi huzuruna toplayacaktır

[173] Inanıp iyi isler yapanların mukafatlarını eksiksiz odeyecek ve lutfundan onlara daha fazlasını da verecektir. (Kulluktan) cekinip buyukluk taslayanlara da acı bir sekilde azabedecek ve onlar kendilerine Allah'tan baska ne bir dost, ne de bir yardımcı bulacaklardır

[174] Ey insanlar, size Rabbinizden delil geldi ve size apacık bir nur indirdik

[175] Alah'a inanıp O'na yapısanları (Allah), kendinden bir rahmetin ve lutfun icine sokacak ve onları kendisine varan dogru bir yola iletecektir

[176] Senden fetva istiyorlar. De ki: Allah size ana-babasız ve cocuksuz kisinin mirası hakkında hukmunu soyle acıklıyor: Olen kisinin cocugu yok, bir kızkardesi varsa, bıraktıgı malın yarısı o(kızkardesi)nindir. Fakat kendisi, (olen) kızkardesinin cocugu yoksa, onun mirasını (tamamen) alır. Eger (olenin) iki kızkardesi varsa, bıraktıgının ucte ikisi onlarındır. Ve eger (varisler) erkek kadın bircok kardesler olursa, erkege, iki kadının payı kadar (pay) verilir. Sasırırsınız diye Allah size (hukmunu) acıklıyor. Allah, herseyi bilir

Mâide

Surah 5

[1] Ey inananlar, akitleri(zi) yerine getirin. Size oku(nup acıkla)nacak olanların dısında kalan hayvanlar sizin icin helal kılındı. Yalnız ihramda iken avı helal saymamak sartiyle. Allah, istedigi hukmu verir

[2] Ey inananlar, ne Allah'ın isaretlerine, ne haram aya, ne kurbana, ne gerdanlık(lı kurban)lara ve ne de Rablerinin lutuf ve rızasını arzu ederek Beyt-i haram'a dogru gelenlere saygısızlık etmeyin. Ihramdan cıktıgınız zaman avlanabilirsiniz. Sizi Mescid-i haram'dan cevirdiklerinden dolayı bir topluma karsı beslediginiz kin, sizi suc islemege itmesin. Iyilik ve takva uzerinde yardımlasın, gunah ve dusmanlık uzerinde yardımlasmayın, Allah'tan korkun. Cunku Allah'ın azabı cetindir

[3] Les, kan, domuz eti, Allah'tan baskası adına bogazlanan, bogulmus, (tahta veya tasla) vurul(arak oldurul)mus, yukarıdan dusmus, boynuzlanmıs ve canavar parcalayarak olmus olan havyanlar -henuz canları cıkmadan kestikleriniz haric- dikili taslar (putlar) adına bogazlanan hayvanlar ve fal oklariyle kısmet (sans) aramanız size haram kılındı. Bunlar fısktır (insanı yoldan cıkaran kotu seylerdir). Bugun artık inkar edenler, sizin dininiz(i yok etmek)den umudu kesmislerdir. Onlardan korkmayın, benden korkun! Bugun sizin icin dininizi olgunlastırdım, size ni'metimi tamamladım ve size din olarak Islam'a razı oldum. Kim aclıktan daralır, gunaha istekle yonelmeden bunlardan yemek zorunda kalırsa ona gunah yoktur. Dogrusu, Allah bagıslayandır, esirgeyendir

[4] Sana, kendilerine neyin helal kılındıgını soruyarlar. De ki: "Size iyi ve temiz seyler helal kılındı. Allah'ın size ogrettiginden ogreterek yetistirdiginiz avcı hayvanların, sizin icin tuttuklarını yeyin ve uzerine Allah'ın adını anın, Allah'tan korkun. Cunku Allah, hesabı cabuk gorendir

[5] Bugun size iyi ve temiz seyler helal kılındı. Kendilerine Kitap verilenlerin yemegi, size helal, sizin yemeginiz de onlara helaldir. Inanan, namuslu, hur kadınlar ve sizden once kendilerine Kitap verilenlerden namuslu hur kadınlar -zina etmeksizin, gizli dost tutmaksızın, namuslu bir bicimde (evlenmek uzere) mehirlerini verdiginiz takdirde-size helaldir. Kim inanmayı kabul etmezse, onun ameli bosa cıkmıstır ve o, ahirette kaybedenlerdendir

[6] Ey inananlar, namaza dur(mak iste)diginiz zaman yıkayın: yuzlerinizi ve dirseklere kadar ellerizi; meshedin: baslarınızı ve topuklara kadar ayaklarınızı. Eger cunup iseniz tam temizlenin. Hasta, yahut yolcu iseniz, yahut biriniz tuvaletten gelmisse, ya da kadınlara dokunmus da su bulamamıssanız temiz topraga teyemmum edin; ondan yuzlerinize ve ellerinize surun. Allah size gucluk cıkarmak istemiyor, fakat sizi temizlemek ve size olan ni'metini tamamlamak istiyor ki, sukredesiniz

[7] Allah'ın size olan ni'metini ve O'na verdiginiz sozu hatırlayın: Hani "Isittik ve ita'at ettik!" demistiniz. Allah'tan korkun; cunku Allah, goguslerin ozunu bilir

[8] Ey inananlar, Allah icin adaletle sahidlik edenler olun. Bir topluluga karsı duydugunuz kin, sizi adaletten saptırmasın. Adil davranın, takvaya yakısan budur. Allah'tan korkun, kuskusuz Allah yaptıklarınızı haber almaktadır

[9] Allah, inanıp iyi isler yapanlara va'detmistir: Bagıslama ve buyuk mukafat onlarındır

[10] Inkar edip ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, onlar da cehennemin halkıdır

[11] Ey inananlar, Allah'ın size olan ni'metini hatırlayın: Hani bir topluluk size ellerini uzatmaga (saldırmaya) yeltenmisti de (Allah) Onların ellerini sizden cekmisti. Alah'tan korkun. Mu'minler Allah'a dayansınlar

[12] Allah, Israil ogullarından soz almıstı ve iclerinden on iki baskan gondermistik. Allah demisti ki: "Ben sizinle beraberim, eger namazı kılar, zekatı verirseniz; elcilerime inanır, onlara yardım eder ve Allah'a guzel borc verirseniz, elbette sizin gunahlarınızı orterim ve sizi altlarından ırmaklar akan cennetlere sokarım. Bundan sonra sizden kim nankorluk ederse, duz yoldan sapmıs olur

[13] Sozlerini bozdukları icin onları la'netledik ve kalblerini katılastırdık. Kelimeleri yerlerinden kaydırıyorlar. Kendilerine ogutlenen seyden pay almayı unuttular. Iclerinden pek azı haric, daima onlardan hainlik gorursun. Yine de onları affet, aldırma, cunku Allah guzel davrananları sever

[14] Biz hıristiyanız diyenlerin de sozunu almıstık, ama Kendilerine ogutlenen seyden pay almayı unuttular. Bu yuzden kıyamet gunune kadar aralarına dusmanlık ve kin saldık. Yakında Allah, onlara, ne yaptıklarını haber verecektir

[15] Ey Kitap ehli, elcimiz size geldi, Kitaptan gizlediginiz seylerin cogunu size acıklıyor, cogundan da geciyor. Gercekten size Allah'tan bir nur ve acık bir Kitap gelmistir

[16] Allah, onunla rızasına uyanları esenlik yollarına iletir ve onları kendi izniyle karanlıklardan aydınlıga cıkarıp dosdogru bir yola iletir

[17] Allah, Meryem oglu Mesih'tir. diyenler kufre gitmislerdir. De ki: "Oyle ise Allah, Meryem oglu Mesih'i, annesini ve yeryuzunde olanların hepsini helak etmek istese, Allah'a karsı kimin elinde bir sey var?" Goklerde, yerde ve ikisinin arasında bulunan hersey O'nundur. O, diledigini yaratır, Allah, herseyi yapabilendir

[18] Yahudiler ve hıristiyanlar; "Biz Allah'ın ogulları ve sevgilileriyiz." dediler. De ki: "O halde nicin gunahlarınızdan oturu (Allah) size azabediyor?" Hayır, siz de O'nun yaratıklarından birer insansınız. O diledigini bagıslar, diledigine azabeder. Goklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan herseyin mulku Allah'ındır. Donus de O'nadır

[19] Ey Kitap ehli, elcilerin arasının kesildigi sırada size Elcimiz geldi, size gercekleri acıklıyor ki, (yarın kıyamette); "Bize bir mujdeleyici ve uyarıcı gelmedi" demeyesiniz. Iste size mujdeleyici ve uyarıcı geldi. Allah, herseyi yapabilendir

[20] Musa, kavmine demisti ki: "Ey kavmim, Allah'ın size olan ni'metini hatırlayın; zira (O), aranızda peygamberler var etti, sizi krallar yaptı ve size dunyalarda hic kimseye vermedigini verdi

[21] Ey kavmim, Allah'ın size yaz(ıp nasibet)digi Kutsal Topraga girin, arkanıza donmeyin, yoksa kaybedersiniz

[22] Dediler ki: "Ey Musa, orada zorba bir millet var. Onlar oradan cıkmadıkca biz oraya girmeyiz. Eger cıkarlarsa, o zaman oraya gireriz

[23] (Allah'tan) korkanlardan Allah'ın ni'met verdigi iki adam dedi ki; "Onların uzerine kapıdan girin, eger kapıdan girerseniz, muhakkak ki siz galib gelirsiniz. Haydi eger inanıyorsanız Allah'a dayanın

[24] Dediler ki: "Ey Musa, onlar orada oldugu surece biz oraya asla girmeyiz. Sen ve Rabbin, gidin, savasın, biz burada oturuyoruz

[25] (Musa), "Ya Rabbi, dedi, ben kendimden ve kardesimden baskasına malik degilim. Bizimle, o yoldan cıkmıs toplumun arasını ayır

[26] (Allah) buyurdu ki: "Orası onlara kırk yıl yasaklandı. O yerde saskın saskın dolasacaklar. Sen, yoldan cıkmıs o toplum icin uzulme

[27] Onlara iki Adem oglunun haberini gercek olarak oku: Hani her biri birer kurban sunmuslardı, (kurban) birinden kabul edilmis, otekinden kabul edilmemisti. (Kurbanı kabul edilmeyen, kabul edilene): "Seni oldurecegim" demisti. (O da); "Allah, sadece korunanlardan kabul eder" dedi

[28] Andolsun, eger sen beni oldurmek icin bana elini uzatırsan, ben seni oldurmek icin sana elimi uzatmam. Cunku ben alemlerin Rabbinden korkarım

[29] Ben isterim ki sen, benim gunahımı da, senin gunahını da yuklenip ates halkından olasın! zalimlerin cezası budur

[30] Nefsi, onu kardesini oldurmeye cagırdı, (o da nefsine uyarak) onu oldurdu, ziyana ugrayanlardan oldu

[31] Derken Allah, ona kardesinin cesedini nasıl gomecegini gostermek icin yeri eseleyen bir karga gonderdi. (Karganın yaptıgını gorunce); "Yazık bana, su karga kadar olup da kardesimin cesedini gommekten aciz miyin (ben?)" dedi ve pisman olanlardan oldu

[32] Bundan dolayı Israil ogullarına soyle yazdık: Kim, bir cana kıymamıs, ya da yeryuzunde bozgunculuk yapmamıs olan bir canı oldururse, sanki butun insanları oldurmus gibidir. Kim de onu(n hayatını kurtarmak suretiyle) yasatırsa, butun insanları yasatmıs gibi olur. Andolsun elcilerimiz onlara acık deliller getirdiler, ama bundan sonra da onlardan cogu, yine yeryuzunde israf etmekte(asırı gitmekte)dirler

[33] Allah ve elcisiyle savasanların ve yeryuzunde bozgunculuk yapmaga calısanların cezası: (ya) oldurulmeleri, ya asılmaları, ya ellerinin, ayaklarının capraz kesilmesi veya bulundukları yerden surulmeleridir. Bu, onların dunyada cekecekleri rezilliktir. Ahirette ise onlara buyuk bir azab vardır

[34] Ancak sizin onları (yenip) ele gecirmenizden once tevbe edenler olursa bilin ki Allah, bagıslayandır, esirgeyendir (tevbe edenleri affeder)

[35] Ey inananlar, Allah'tan korkun, O'na (yaklasmaga) yol arayın ve O'nun yolunda cihadedin ki, kurtulusa eresiniz

[36] O inkar edenler var ya, eger yeryuzunde olanların hepsi ve onun bir katı daha kendilerinin olsa da, kıyamet gununun azabından kurtulmak icin (bunları) fidye verseler, kendilerinden kabul edilmez. Onlar icin acı bir azab vardır

[37] Atesten cıkmak isterler ama oradan cıkacak degillerdir. Onlar icin surekli bir azab vardır

[38] Hırsızlık eden erkek ve kadının, yaptıklarına karsılık Allah'tan bir ceza olarak ellerini kesin! Allah daima ustundur, hukum ve hikmet sahibidir

[39] Kim yaptıgı haksızlıktan sonra tevbe eder, uslanırsa, suphesiz Allah, onun tevbesini kabul eder. Cunku Allah bagıslayan, acıyandır

[40] Goklerin ve yerin mulkunun Allah'a aidoldugunu bilmedin mi? (O), diledigine azabeder, diledigini bagıslar. Allah herseye kadirdir

[41] Ey Elci, agızlariyle "inandık" dedikleri halde kalbleri inanmamıs olanlar arasında kufurde yarıs edenler seni uzmesin. yahudiler arasında da yalana kulak veren, sana gelmemis olan bir kavme kulak verenler vardır. Onlar kelimeleri yerlerinden kaydırırlar: "Eger size bu verilirse alın, bu verilmezse sakının!" derler. Allah birini sasırtmak isterse, sen onun icin Allah'a karsı hicbir sey yapamazsın. Onlar, Allah'ın, kalblerini temizlemek istemedigi kimselerdir. Onlar icin dunyada rezillik var ve yine onlar icin ahirette de buyuk bir azab vardır

[42] Yalana kulak verirler, haram yerler. Sana gelirlerse, ister aralarında hukum ver, ister onlardan yuz cevir; eger onlardan yuz cevirirsen, sana hicbir zarar veremezler. Ve eger hukum verirsen, aralarında adaletle hukum ver. Cunku Allah, adalet yapanları sever

[43] Icinde Allah'ın hukmu bulunan Tevrat yanlarında dururken seni nasıl hakem yapıyorlar, ondan sonra da (verdigin hukumden) donuyorlar. Onlar inanıcı degillerdir

[44] Gercekten Tevrat'ı biz indirdik, onda yol gosterme ve nur vardır. Islam olmus peygamberler, onunla yahudilere hukum verirlerdi, kendilerini Tanrıya vermis zahidler ve alimler de "Allah'ın Kitabını korumakla gorevlendirildiklerinden onunla (hukum verirlerdi) ve onu gozetip kollarlardı. (Ey hIkimler), insanlardan korkmayın, benden korkun ve benim ayetlerimi az bir paraya satmayın! Kim Allah'ın indirdigi ile hukmetmezse iste kafirler onlardır

[45] O(Hak Kitabı)nda onlara, cana can, goze goz, buruna burun, kulaga kulak, dise dis ve yaralara karsılıklı kısas (odesme) yazdık. Kim bunu bagıslar(kısas hakkından vazgecer)se o, kendisi icin keffaret olur. Ve kim Allah'ın indirdigiyle hukmetmezse, iste zalimler onlardır

[46] Onların ardından, yanlarındaki Tevrat'ı dogrulayıcı olarak Meryem oglu Isa'yı gonderdik ve ona, icinde yol gosterme ve nur bulunan, onundeki Tevrat'ı dogrulayan, korunanlar icin yol gosterici ve ogut olan Incil'i verdik

[47] Incil sahipleri, Allah'ın onda indirdigi ile hukmetsinler. Kim Allah'ın indirdigiyle hukmetmezse iste onlar, yoldan cıkmıslardır

[48] Sana da kendinden onceki Kitabı dogrulayıcı ve onu kollayıp koruyucu olarak Kitabı gercekle indirdik. Artık onların aralarında Allah'ın indirdigiyle hukmet ve sana gelen gercekten ayrılıp onların keyiflerine uyma! Sizden her biriniz icin bir seri'atve bir yol belirledik. Allah isteseydi, hepinizi bir tek ummet yapardı, fakat size verdig(i ni'met)ler(i) icinde sizi sınamak istedi. Oyleyse hayır islerine kosun, hepinizin donusu Allah'adır. O size ayrılıga dustugunuz seyler(in hakikatin)i haber verecektir

[49] Aralarında Allah'ın indirdigiyle hukmet, onların keyiflerine uyma ve onların, Allah'ın indirdigi seylerin bir kısmından seni sasırtmalarından sakın! Eger donerlerse bil ki Allah, bazı gunahları yuzunden onları felakete ugratmak istiyordur. Zaten insanlardan cogu, yoldan cıkmıslardır

[50] Yoksa cahiliyye hukmunu mu arıyorlar? Iyi bilen bir toplum icin Allah'tan daha guzel hukum veren kim olabilir

[51] Ey inananlar, yahudileri ve hıristiyanları veliler edinmeyin! Onlar, birbirlerinin velileridir. Sizden kim onları kendine veli yaparsa, o onlardandır. Suphesiz Allah, zalim toplumu dogru yola iletmez

[52] Kalblerinde hastalık bulunanların: "Bize bir felaket gelmesinden korkuyoruz!" diyerek onların arasına kostuklarını gorursun. Belki Allah fetih ya da kendi katından bir is getirir de onlar, iclerinde gizlediklerine pisman olurlar

[53] (O zaman) inananlar, "Bunlar mı o, butun gucleriyle sizinle beraber olduklarına yemin edenler?" derler. Butun cabaları bosa cıkmıs, kaybedenlerden olmuslardır

[54] Ey inananlar, sizden kim dininden donerse (bilsin ki) Allah, yakında oyle bir toplum getirecek ki (O) onları sever, onlar da O'nu severler. Mu'minlere karsı alcak gonullu, kafirlere karsı onurlu ve siddetlidirler. Allah yolunda cihad ederler, hicbir kınayıcının kınamasından korkmazlar. Bu, Allah'ın bir lutfudur, onu diledigine verir. Allah'(ın lutfu) genistir, (O), bilendir

[55] Sizin veliniz, ancak Allah, Elcisi ve namazlarını kılan, zekatlarını veren, ruku'a varan mu'minlerdir

[56] Kim Allah'ı, Elcisini ve mu'minleri dost tutarsa (bilsin ki) galib gelecek olanlar, yalnız Allah'ın taraftarlarıdır

[57] Ey inananlar, sizden once Kitap verilmis olanlardan ve kafirlerden dininizi eglence ve oyun yerine koyanları dost tutmayın; inanıyorsanız Allah'tan korkun

[58] Namaza cagırıldıgınız zaman onu eglence ve oyun yerine koydular. Dusuncesiz bir topluluk oldukları icin boyle yaptılar

[59] De ki: "Ey Kitap ehli, Allah'a, bize indirilene ve bizden once indirilene inandıgımız icin mi bizden hoslanmıyorsunuz? Oysa sizin cogunuz yoldan cıkmıstır

[60] De ki: "Allah katında yeri bundan daha kotu olanı size soyleyeyim mi? Allah kim(ler)e la'net ve gazab etmis, kimlerden maymunlar, domuzlar ve seytana tapanlar yapmıssa, iste onların yeri daha kotudur ve onlar duz yoldan daha cok sapmıslardır

[61] (Onlar) size geldiklerinde "inandık" derler. Oysa kufurle (yanınıza) girmisler, yine onunla (yanınızdan) cıkmıslardır. Allah onların (iclerinde) gizlediklerini daha iyi bilir

[62] Onlardan cogunun gunah, dusmanlık ve haram yemede birbirleriyle yarıstıklarını gorursun. Yaptıkları sey ne kotudur

[63] Rabbanilerin ve hahamların, onları gunah soz soylemekten, haram yemekten menetmeleri gerekmezmiydi? Yaptıkları sey ne kotudur

[64] Yahudiler "Allah'ın eli baglıdır (Allah cimridir)". dediler. Kendi elleri baglandı ve soyledikleri sozden oturu la'netlendiler. Hayır, Allah'ın iki eli de acıktır, diledigi gibi verir. Andolsun, Rabbinden sana indirilen, onların cogunun azgınlıgını ve kufrunu artıracaktır. Biz onların aralarına ta kıyamet gunune kadar dusmanlık ve kin atmısızdır. Ne zaman savas icin bir ates yakmıslarsa Allah onu sondurmustur. (Onlar) yeryuzunde bozgunculuga kosarlar. Allah da bozguncuları sevmez

[65] Eger Kitap ehli inanıp (Allah'ın azabından) korunsalardı, onların kotuluklerinden gecerdik ve onları ni'meti bol cennetlere sokardık

[66] Eger onlar Tevrat'ı, Incil'i ve Rablerinden kendilerine indirileni geregince uygulasalardı, muhakkak ki ustlerinde(ki agacların meyvelerinde)n ve ayaklarının altın(daki urunler)den yerlerdi. Iclerinde tutumlu (ılımlı) bir ummet var, ama onlardan cogu, ne kotu isler yapıyorlar

[67] Ey Elci, Rabbinden sana indirileni duyur; eger bunu yapmazsan, O'nun mesajını duyurmamıs olursun. Allah seni insanlardan korur. Dogrusu Allah, kafirler toplumunu yola iletmez

[68] De ki: Ey Kitap ehli, siz Tevrat'ı, Incil'i ve Rabbi'nizden size indirileni uygulamadıkca bir esas uzerinde degilsiniz. (Ey Muhammed), Rabbinden sana indirilen, onlardan cogunun azgınlık ve inkarını artıracaktır. Sen o kafirler toplumu icin uzulme

[69] Inananlar, yahudiler, sabiiler ve hıristiyanlar(dan) Allah'a ve ahiret gunune inanan ve iyi isler yapanlara korku yoktur ve onlar uzulmeyeceklerdir

[70] Andolsun, biz Israil ogullarından soz almıs ve onlara elciler gondermistik. Ne zaman bir elci onlara canlarının istemedigi bir sey getirdiyse (gelen elcilerin) bir kısmını yalanladılar, bir kısmını da olduruyorlardı

[71] Bir fitne kopmayacak sandılar, kor oldular, sagır kesildiler. Sonra Allah onların tevbesini kabul etti. Sonra yine cokları kor, sagır kesildiler. Allah yaptıklarını goruyor

[72] Andolsun, "Allah, ancak Meryem oglu Mesih'tir." diyenler elbette kafir olmuslardır. Halbuki Mesih demisti ki: "Ey Israil ogulları, benim Rabbim ve sizin Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin. Zira kim Allah'a ortak kosarsa muhakkak ki, Allah ona cenneti haram etmistir ve onun varacagı yer atestir; zalimlerin yardımcıları yoktur

[73] Allah, ucun ucuncusudur diyenler elbette kafir olmuslardır. Oysa yalnız bir tek tanrı vardır, baska tanrı yoktur. Bu dediklerinden vazgecmezlerse elbette onlardan inkar edenlere acı bir azab dokunacaktır

[74] Hala Allah'a tevbe edip O'ndan af dilemiyorlar mı? Allah bagıslayandır, esirgeyendir

[75] Meryem oglu Mesih, bir elciden baska bir sey degildir. Ondan once de elciler gelip gecmistir. Annesi de dosdogruydu. Ikisi de yemek yerlerdi. (Yasamak icin yemege muhtac olan nasıl tanrı olabilir?) Bak, onlara nasıl ayetleri acıklıyoruz, sonra bak nasıl (haktan) cevriliyorlar

[76] De ki: "Allah'ı bırakıp size ne zarar, ne de yarar vermege gucu yetmeyen seylere mi tapıyorsunuz? Oysa Allah, isiten, bilendir (O'na tapmanız gerekmez mi)

[77] De ki: "Ey Kitap ehli, dininizde haksız yere asırılıga dalmayın ve onceden sapmıs, bircogunu da saptırmıs, duz yoldan sasmıs bir milletin keyiflerine uymayın

[78] Israil ogullarının nankorlerine, Davud ve Meryem oglu Isa diliyle la'net edilmistir. Cunku (onlar) isyan etmislerdi ve saldırıyorlardı

[79] Yaptıkları kotulukten vazgecmiyorlardı. Ne kotu isler yapıyorlardı

[80] Onlardan cogunun, inkar edenlerle dostluk ettiklerini gorursun. Gercekten nefislerinin, kendileri icin yapıp gonderdigi ne kotudur (ki o yuzden) Allah onlara gazabetmistir ve azabda surekli kalacaklardır

[81] Eger Allah'a, Peygambere ve ona indirilene inansalardı, o(inkar ede)nleri veli yapmazlardı. Ama onlardan cogu yoldan cıkmıs insanlardır

[82] Insanlar icerisinde, inananlara en yaman dusman olarak yahudileri ve (Allah'a) ortak kosanları bulursun. Inananlara sevgice en yakınları da "Biz hıristiyanlarız." diyenleri bulursun. Cunku onların iclerinde kesisler ve rahipler vardır ve onlar buyukluk taslamazlar

[83] Elci'ye indirilen(Kur'an)ı dinledikleri zaman, tanıdıkları gercekten dolayı gozlerinin yasla dolup tastıgını gorursun. Derler ki: "Rabbimiz, inandık, bizi sahidlerle beraber yaz

[84] Biz, Rabbimizin bizi iyiler arasına katmasını umarken neden Allah'a ve bize gelen gercege inanmayalım

[85] Bu sozlerinden dolayı Allah onlara, altlarından ırmaklar akan, icinde ebedi kalacakları cennetler verdi. Guzel davrananların mukafatı iste budur

[86] Inkar edip ayetlerimizi yalanlayanlar da cehennem halkıdır

[87] Ey inananlar, Allah'ın size helal kıldıgı guzel ve temiz seyleri haram etmeyin, sınırı asmayın. Cunku Allah, sınırı asanları sevmez

[88] Allah'ın size verdigi rızıklardan helal ve temiz olarak yeyin ve inandıgınız Allah'tan korkun

[89] Allah sizi, yeminlerinizdeki lagv(kasıtsız olarak yaptıgınız yeminler)den oturu sorumlu tutmaz. Fakat bilerek yaptıgınız yeminlerden oturu sizi sorumlu tutar. Bu(gelecege baglı yemini bozma)nın keffareti: ailenize yedirdiginizin orta derecesinden on fakiri yedir(ip doyur)mak, yahut onları giydirmek, ya da bir boyun(koley)i hurriyete kavusturmaktır. Bunu bulamayan kimse, uc gun oruc tutsun. Iste yemin ettiginiz zaman, yeminleriniz(i bozman)ın keffareti budur. yeminlerinizi koruyun. Allah, ayetlerini size boyle acıklıyor ki, sukredesiniz

[90] Ey inananlar, sarap, kumar, dikili taslar, sans okları seytan isi birer pisliktir. Bunlardan kacının ki kurtulusa eresiniz

[91] Seytan, sarap ve kumar ile aranıza dusmanlık ve kin sokmak, sizi Allah'ı anmaktan ve namazdan alakoymak istiyor. Artık (bunlardan) vazgececek misiniz

[92] Allah'a ita'at edin, Elci'ye ita'at edin, (kotu seylerden) sakının! Eger (kabul etmez) donerseniz, bilin ki elcimize dusen, acıkca duyurmaktır

[93] Inanıp iyi isler yapanlara -bundan boyle (kotuluklerden) korunup inandıkları ve iyi isler yaptıkları, sonra (yasaklardan) korunup (onların yasaklıgına) inandıkları ve yine korunup iyilik ettikleri takdirde (daha once) yediklerinden oturu bir gunah yoktur. Allah guzel davrananları sever

[94] Ey inananlar, Allah sizi, ellerinizin ve mızraklarınızın erisecegi bir av'la dener ki, gizlide kendisiden kimin korktugunu bilsin (gormeden Alah'a inanıp O'ndan korkanlar ortaya cıksın, bilinsin). Kim bundan sonra saldırıda bulunursa onun icin acı bir azab vardır

[95] Ey inananlar, ihramda iken av oldurmeyin. Sizden kim kasden onu oldururse, oldurdugunun dengi olan bir hayvan cezası vardır ki (bu, oldurulene denk olduguna) icinizden iki adil kisinin karar verecegi, Ka'be'ye varacak bir kurban; yahut yoksullara yedirme seklinde keffaret; ya da buna denk oructur. Ta ki boylece (o insan), yaptıgı isin vebalini tadsın. Allah, gecmisi affetmistir. Kim dusmanlık ederse Allah ondan oc alır. Allah, daima galiptir, oc alandır

[96] Hem kendinize, hem de yolculara bir gecimlik olmak uzere deniz avı ve yiyecegi, size helal kılındı. Ihramda oldugunuz surece size kara avı yasaklandı. Huzuruna toplanacagınız Allah'tan korkun

[97] Allah Ka'be'yi, o saygıdeger evi, insanlar icin (hayat ve guven) duragı yaptı. O saygıdeger ayı, kurbanı, tasmalı kurbanlıkları da (boyle yaptı) ki Allah'ın goklerde ve yerde olanları bildigini ve Allah'ın herseyi bilici oldugunu anlayasınız

[98] Iyi bilin ki Allah'ın cezası cetindir ve Allah bagıslayandır, esirgeyendir

[99] Elci'ye dusen, sadece duyurmaktır. Allah, gizlediginiz ve acıga vurdugunuz seyleri bilir

[100] De ki:"Murdarla temiz bir olmaz. Murdarın coklugu hosuna gitse de. O halde ey sagduyu sahipleri, Allah'tan korkun ki kurtulusa eresiniz

[101] Ey inananlar, acıklandıgı zaman hosunuza gitmeyecek seyleri sormayın. Eger Kur'an indirilirken onları sorarsanız, size acıklanır. Halbuki Allah onlardan gecmistir. Allah bagıslayandır, halimdir

[102] Sizden once gelen bir toplum da onları sormustu da sonra onları tanımaz olmuslardı

[103] Allah, bahire, saibe, vasile ve ham diye bir sey yapmamıstır. Fakat inkar edenler, Allah'a yalan uyduruyorlar ve cokları da akıl erdiremiyorlar

[104] Onlara: "Allah'ın indirdigine ve Elci'ye gelin!" dense, "Babalarımızı uzerinde buldugumuz sey bize yeter!" derler. Babaları hicbir sey bilmeyen, dogru yolu bulamayan kimseler olsa da mı

[105] Ey inananlar, siz kendinize bakın, siz dogru yolda oldugunuz takdirde sapan kimse size zarar vermez. Hepinizin donusu Allah'adır. O size ne yaptıgınızı haber verecektir

[106] Ey inananlar, birinize olum gelince vasiyyet sırasında icinizden iki adil kisi, aranızda sahidlik etsin. Ya da yeryuzunde yolculuk ederken basınıza olum musibeti gelmisse, sizden olmayan iki kisi (sahidlik etsin). Kuskulanırsanız, namazdan sonra onları tutar(yemin ettirir)siniz: "Akraba da olsa yeminimizi hicbir paraya satmayacagız, Allah'ın (uzerimizde bir borc olarak bulunan) sahidligini gizlemeyecegiz, yoksa biz, elbette gunahkarlardan oluruz,"diye Allah'a yemin ederler

[107] Eger onların bir gunah isledikleri (yalan soyleyip hakkı gizledikleri) anlasılırsa; (o iki sahidin), haklarına tecavuz etmek istedigi kimselerden (mirascılardan, oluye yakınlıklarından ve durumu daha iyi bildiklerinden dolayı sahidlige) daha layık olan iki kisi, onların yerine gecer. Allah'a (soyle) yemin ederler: "Mutlaka bizim sahidligimiz, onların sahidliginden daha dogrudur, biz (hakka) tecavuz etmedik, yoksa biz elbette zalimlerden oluruz" (derler)

[108] Sahidligi geregi gibi yapmalarına, yahut yemin(etme)lerinden sonra yeminlerin(in) reddedilmesinden korkmalarına en uygun olan budur. Allah'tan korkun ve iyi dinleyin: Allah, yoldan cıkan toplulugu dogru yola iletmez

[109] Allah, Elcileri toplayacagı gun: "Size ne cevap verildi?" der. "Bizim bilgimiz yok, derler, gizlileri bilen yalnız sensin, sen

[110] Allah demisti ki: "Ey Meryem oglu Isa, sana ve annene olan ni'metimi hatırla, hani seni Ruhu'l-Kudus ile desteklemistim; besikte ve yetiskin iken insanlarla konusuyordun; sana Kitabı, hikmeti, Tevrat'ı ve Incil'i ogrettim. Benim iznimle camurdan kus seklinde bir sey yaratıyor, icine ufluyordun, benim iznimle kus oluyordu; anadan dogma koru ve alacalıyı benim iznimle iyilestiriyordun; benim iznimle oluleri (diriltip kabirlerden) cıkarıyordun ve Israil ogullarını da senden savmıstım; hani sen onlara acık deliller getirdigin zaman, iclerinden inkar edenler: "Bu acık bir buyuden baska bir sey degil!" demisti

[111] Havarilere: "Bana ve elcime inanın!" diye vahyetmistim (kalblerine bu dusunceyi atmıstım); "Inandık, bizim muslumanlar oldugumuza sahidol!" demislerdi

[112] Havariler demislerdi ki: "Ey Meryem oglu Isa, Rabbin bize gokten bir sofra indirebilir mi? (Isa): "Inanıyorsanız Allah'tan korkun!" dedi

[113] Istiyoruz ki, ondan yiyelim, kalblerimiz iyice yatıssın, senin bize dogru soyledigini bilelim ve buna bizzat tanık olalım. dediler

[114] Meryem oglu Isa da: "Allah'ım, Rabbimiz, bizim uzerimize gokten bir sofra indir ki bizim icin, once ve sonra gelenlerimiz icin (o gun) bir bayram olsun ve (o olay) Senden de bir mu'cize olsun. Bizi rızıklandır, Sen rızık verenlerin en hayırlısısın!"dedi

[115] Allah buyurdu ki: "Ben onu sizin uzerinize indirecegim, ama ondan sonra sizden kim inkar ederse ben ona dunyalarda hic kimseye yapmayacagım azabı yaparım

[116] Ve yine Allah demisti ki: "Ey Meryem oglu Isa sen mi insanlara 'Beni ve annemi, Allah'tan baska iki tanrı edinin' dedin?". Hasa, dedi, Sen yucesin, benim icin gercek olmayan bir seyi soylemek benim haddime degildir! Eger demis olsaydım, sen bunu bilirdin, sen benim nefsimde olanı bilirsin, ben senin nefsinde olanı bilmem, cunku gizlileri bilen yalnız sensin, sen

[117] Ben onlara: Benim ve sizin Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin, diye senin bana emretmis oldugundan baska bir sey soylemedim. Ben onların icinde oldugum surece onları kolladım, fakat sen beni vefat ettirince onları gozetleyen (yalnız) Sen oldun. Sen herseyi gorensin

[118] Eger onlara azabedersen, onlar senin kullarındır (diledigini yaparsın); eger onları bagıslarsan, suphesiz sen daima ustunsun, hukum ve hikmet sahibisin

[119] Allah buyurdu: "Bu, sadıklara, dogruluklarının fayda saglayacagı gundur. Onlar icin altlarından ırmaklar akan, icinde ebedi kalacakları cennetler vardır." Allah onlardan razı olmustur, onlar da O'ndan razı olmuslardır. Iste buyuk basarı budur

[120] Goklerin, yerin ve bunlarda bulunan herseyin mulku Allah'ındır. O, herseye kadirdir

En'âm

Surah 6

[1] Hamdolsun o Allah'a ki, gokleri ve yeri yarattı, karanlıkları ve aydınlıgı var etti. Yine de inkarcılar, Rablerine esler tutuyorlar

[2] O, sizi camurdan yaratıp, sonra (da hayatınıza) bir sure koymustur. (Kafirlerin cezalandırılması icin) Belirli bir sure de kendi katındadır. Boyle iken, siz hala kuskulanıyorsunuz

[3] O, goklerde de, yerde de (tek) Allah'tır. Sizin gizlinizi, acıgınızı ve ne kazandıgınızı bilir

[4] Onlara Rablerinin ayetlerinden hicbir ayet gelmez ki, ondan yuz cevirmesinler

[5] Iste, kendilerine gelen hakkı da yalanladılar. Fakat alay ettikleri seyin haberleri, yakında kendilerine gelecek(uyarıldıkları azab onları kusatacak)tır

[6] Gormediler mi, onlardan once nice nesiller yok ettik; hem onlara, yeryuzunde size vermedigimiz imkanları vermistik ve gogu de uzerlerine bol bol bosaltmıstık ve ırmakları ayaklarının altından akar kılmıstık. Fakat gunahlarından oturu onları helak ettik ve onların ardından baska bir nesil yarattık

[7] Eger sana kagıt uzerine yazılı bir Kitap indirmis olsaydık da onu elleriyle tutsalardı, yine inkar edenler, "Bu, apacık bir buyuden baska bir sey degildir!" derlerdi

[8] O'na bir melek indirilmeli degil miydi? dediler. Eger bir melek indirseydik, is bitirilmis olurdu, artık kendilerine hic goz actırılmazdı

[9] Eger O(Hak Elcisi)ni melek yapsaydık, yine bir adam (seklinde) yapardık ve onları yine dustukleri kuskuya dusururduk

[10] Senden once de peygamberlerle alay edilmisti. Fakat onlarla alay edenleri, alay ettikleri gercek kusatıverdi

[11] De ki: "Yeryuzunde dolasın da yalanlayanların sonu nasıl olmus, gorun

[12] De ki: "Goklerde ve yerde olanlar kimindir?" "Allah'ındır" de. O, rahmet etmeyi kendi ustune yazmıs(acımayı kendisine prensip edinmis)tir. Sizi elbette varlıgında suphe olmayan kıyamet gununde toplayacaktır. Ama kendilerini ziyana sokanlar, inanmazlar

[13] Gece ve gunduzde barınan her sey O'nundur. O, isitendir, bilendir

[14] De ki: "Gokleri ve yeri yoktan var eden, besleyen, fakat kendisi beslenmeyen Allah'tan baska dost mu tutayım?" "Bana, Islam olanların ilki olmam emrerdildi" de ve sakın ortak kosanlardan olma

[15] De ki: "Eger Rabbime isyan edersem, buyuk bir gunun azabından korkarım

[16] (O oyle bir gundur ki) o gun kimden azab cevrilip savılırsa gercekten (Allah) ona acımıstır. Iste apacık basarı budur

[17] Allah sana bir zarar dokundursa, onu yine kendisinden baska acacak yoktur ve eger sana bir hayır dokundursa, kuskusuz O, herseyi yapabilendir

[18] O, kullarının ustunde tam hakimdir (onları istedigi gibi yonetir), O herseyi yerli yerince yapan, (herseyi) haber alandır

[19] De ki: "Sahidlik bakımından hangi sey daha buyuktur?" De ki: "Benimle sizin aranızda Allah sahiddir. Bu Kur'an bana vahyolundu ki, onunla sizi ve ulastıgı herkesi uyarayım. Siz gercekten Allah ile beraber baska tanrılar olduguna sahidlik ediyor musunuz?", "Ben sahidlik etmem!" de: "O, ancak tek bir Tanrıdır, ben sizin ortak kostugunuz seylerden uzagım" de

[20] Kendilerine Kitap verdiklerimiz, ogullarını tanıdıkları gibi onu tanırlar (onun Allah tarafından vahyedildigini bilirler), ama kendilerini ziyana sokanlar inanmazlar

[21] Allah'a yalan uyduran, ya da O'nun ayetlerini yalanlayandan daha zalim kim olabilir? zalimler de kurtulus yuzu gormezler

[22] Hepsini topladıgımız, sonra ortak kosanlara; "Hani (Allah'a) ortak sandıgınız seyler nerede?" dedigimiz gun

[23] Sonra onların: "Rabbimiz Allah'a andolsun ki biz ortak kosanlar degildik." demelerinden baska careleri kalmadıgı (gun)

[24] Bak ki, nasıl kendilerine karsı yalan soylediler ve uydurdukları seyler kendilerinden sapıp gitti

[25] Iclerinden seni dinleyenler vardır; fakat biz onu anlamalarına engel olmak icin kalblerinin ustune kılıflar, kulaklarının icine de agırlık koyduk. (Onlar) her mu'cizeyi gorseler de yine ona inanmazlar. Hatta sana geldiklerinde seninle tartısırlar; o kafirler: "Bu, eskilerin masallarından baska bir sey degildir" derler

[26] Onlar hem (insanları) ondan menederler, hem de kendileri ondan uzak dururlar. Boylece yalnız kendilerini mahvediyorlar ama farkında degiller

[27] Onların, atesin basında durdurulmus iken: "Ah ne olurdu keske biz (dunyaya) geri dondurulseydik de Rabbimizin ayetlerini yalanlamasaydık, inananlardan olsaydık!" dediklerini bir gorsen

[28] Hayır, daha once gizlemekte oldukları, onlara gorundu. Geri gonderilselerdi yine men'olundukları seyi yapmaga donerlerdi, cunku onlar yalancılardır

[29] Dediler ki: "dunya hayatımızdan baska bir hayat yoktur. Biz diriltilecek degiliz

[30] Onları Rablerinin huzurunda durdurulmus iken bir gorsen: (Allah) "Bu gercek degil miymis?" dedi. Dediler ki, "Evet Rabbimiz hakkı icin gercektir!" "Oyle ise inkar ettiginizden dolayı azabı tadın!" dedi

[31] Allah'ın huzuruna cıkmayı yalanlayanlar, gercekten ziyana ugradı(lar). Nihayet kendilerine ansızın o sa'at gelip catınca, gunahlarını sırtlarına yuklenmis olarak: "Hayatta (iyi isler yapmaktan) geri kalıp gunah islememizden oturu vah bize!" dediler. Bakın, ne kotu seyler yuklenip tasıyorlar

[32] Dunya hayatı sadece bir oyun ve eglenceden baska bir sey degildir. Korunanlar icin elbette ahiret yurdu daha iyidir. Dusunmuyor musunuz

[33] Biliyoruz, onların dedikleri seni uzuyor, gercekte onlar seni yalanlamıyorlar, fakat o zalimler bile bile Allah'ın ayetlerini inkar ediyorlar

[34] Senden once de elciler yalanlanmıstı. Yalanlanmalarına ve eziyet edilmelerine sabrettiler, nihayet onlara yardımımız yetisti. Allah'ın kelimelerini degistirebilecek kimse yoktur. Sana da elcilerin haberinden bir parca gelmistir

[35] Eger onların yuz cevirmesi sana agır geldiyse, haydi (yapabilirsen) yerin icine (inebilecegin) bir delik, ya da goge (cıkailecegin) bir merdiven ara ki onlara bir mu'cize getiresin! Allah, dileseydi, elbette onları hidayet uzerinde toplardı, o halde cahillerden olma

[36] Ancak isitenler (cagrıya) gelir, olulere gelince Allah onları diriltir, sonra O'na dondurulurler

[37] Dediler ki: "Ona Rabbinden bir mu'cize indirilmeli degil miydi?" De ki: "Suphesiz Allah, bir mu'cize indirmege kadirdir, fakat cokları bilmezler

[38] Yeryuzunde yuruyen hicbir hayvan ve iki kanadiyle ucan hicbir kus yoktur ki, (onlar da) sizin gibi birer ummet olmasınlar. Biz Kitapta hicbir seyi eksik bırakmamısızdır. Sonra (onlar), Rableri(nin huzuru)na toplanacaklardır

[39] Bizim ayetlerimizi yalanlayanlar, karanlıklar icinde kalmıs sagır ve dilsizlerdir. Allah diledigi kimseyi sasırtır, diledigi kimseyi de dogru yola koyar

[40] De ki: "Dusundunuz mu kendinizi hic? Size Allah'ın azabı gelse, ya da o (Durusma) sa'at(i) gelse, Allah'tan baskasına mı yalvarırsınız? Dogru (sozlu) iseniz (soyleyin)

[41] Hayır, yalnız O'na yalvarırsınız; O da dilerse (kaldırmasını) istediginiz belayı kaldırır ve o zaman ortak kostugunuz seyleri unutursunuz

[42] Senden once de ummetlere elciler gonderdik. (Inkarlarından donup bize) yalvarsınlar diye onları darlık ve sıkıntı ile yakalayıp cezalandırmıstık

[43] Hic olmazsa kendilerine boyle baskınımız geldigi zaman yalvarsalardı! Fakat kalbleri katılastı ve seytan da onlara yaptıklarını suslu gosterdi

[44] Kendileri yapılan uyarıları unutunca, uzerlerine her seyin kapılarını acıverdik; kendilerine verilenle sevince daldıkları sırada da ansızın onları yakaladık, birden bire butun umutlarnı yitirdiler

[45] Boylece haksızlık eden milletin ardı kesildi. Alemlerin Rabbi Allah'a hamdolsun

[46] De ki: "Soyleyin bana, eger Allah isitme(duyu)nuzu ve gozlerinizi alsa, kalblerinizin ustune de muhur vursa, Allah'tan baska bun(lar)ı size getir(ip ver)ecek tanrı kimdir?" Bak, nasıl ayetleri dondurup turlu turlu acıklıyoruz, sonra yine onlar yuz ceviriyorlar

[47] De ki: "Dusundunuz mu kendinizi hic? Size Allah'ın azabı ansızın, ya da acıkca gelse, zalim toplumdan baskası mı helak edilir

[48] Biz elcileri sadece mujdeciler ve uyarıcılar olarak gondeririz. Kim inanır ve uslanırsa onlara korku yoktur ve onlar uzulmeyeceklerdir

[49] Ayetlerimizi yalanlayanlara da yaptıkları fenalık yuzunden azab dokunacaktır

[50] De ki: "Ben size, Allah'ın hazineleri yanımdadır, demiyorum. Gaybı da bilmem. Size 'Ben melegim' de demiyorum. Ben sadece bana vahyolunana uyuyorum." De ki: "Korle, goren bir olur mu? Dusunmuyor musunuz

[51] Rablerin(in huzuru)na toplanacakların(a inanıp bu durum)dan korkanları onunla uyar ki; kendilerinin, O'ndan baska ne dostları, ne de destekcileri yoktur. (Onları uyar), belki korunurlar

[52] Sabah aksam Rablerinin rızasını isteyerek, O'na yalvaranları kovma. Onların hesabından sana bir sorumluluk, senin hesabından da onlara bir sorumluk yok ki, onları kovup da zalimlerden olasın

[53] Boylece biz onların kimini kimi ile denedik ki: "Allah, aramızdan sunlara mı lutfu layık gordu?" desinler. Allah, sukredenleri daha iyi bilmez mi

[54] Ayetlerimize inananlar, sana geldikleri zaman: "Size selam olsun, de, Rabbiniz, kendi uzerine rahmeti yazmıs(yaratıklarına acımayı prensip edinmis)tir. Sizden kim, bilmeyerek bir kotuluk yapar da sonra ardından tevbe eder, uslanırsa muhakkak ki O, bagıslayandır, esirgeyendir

[55] Boylece ayetleri (done, done) acıklıyoruz ki, sucluların yolu belli olsun

[56] De ki: "Ben, Allah'tan baska yalvardıklarınıza tapmaktan men'olundum." De ki: "Ben sizin keyiflerinize uymam, cunku o takdirde sapıtmıs ve yola gelenlerden olmamıs olurum

[57] De ki: "Ben, Rabbimden (gelen) acık bir delil uzerindeyim. Siz ise onu yalanladınız. Acele istediginiz (azab) da benim yanımda degildir. Hukum vermek, yalnız Allah'a aittir. (O) gercegi anlatır ve O, (davayı cozup) ayırdedenlerin en iyisidir

[58] De ki: "Eger acele istediginiz sey benim yanımda olsaydı, elbette benimle sizin aranızda is, simdi (coktan) bitirilmisti." Allah zalimleri daha iyi bilir

[59] Gayb'ın (gorunmez bilginin) anahtarları, O'nun yanındadır, onları O'ndan baskası bilmez. (O) karada ve denizde olan herseyi bilir. Dusen bir yaprak, ki mutlaka onu bilir, yerin karanlıkları icinde gomulen dane, yas ve kuru hicbir sey yoktur ki, apacık bir Kitapta olmasın

[60] O'dur ki, geceleyin sizi oldurur (gibi uyutur), gunduzun ne islediginizi bilir; sonra belirlenmis sure gecirilip tamamlansın diye gunduzun sizi diriltir. Sonra donusunuz O'nadır; sonra (O, dunyada) yaptıklarınızı size haber verecektir

[61] O, kulların ustunde tek hakimdir. Size koruyucu(melek)ler gonderir, nihayet birinize olum gelince elcilerimiz onun canını alırlar, onlar (bu hususta) hic geri kalmazlar

[62] Sonra o(ca)nlar, gercek Tanrıları olan Allah'a dondu(rulup gotu)rulurler. Dogrusu hukum, yalnız O'nundur; O hesap gorenlerin en cabugudur

[63] De ki: "Gizli ve acık olarak: 'Bizi bundan kurtarırsa elbette sukredenlerden olacagız!' diye O'na yalvarıp yakardıgınız zaman, karanın ve denizin karanlıklarından sizi kim kurtarıyor

[64] De ki: "Ondan ve butun sıkıntılardan sizi Allah kurtarıyor, sonra siz yine O'na ortak kosuyorsunuz

[65] De ki: "O, sizin uzerinize ustunuzden, yahut ayaklarınızın altından bir azab gondermege, ya da sizi parti parti birbirinize dusurup kiminize kiminizin hıncını taddırmaga kadirdir." Bak, anlasınlar diye ayetleri nasıl acıklıyoruz

[66] O, gercek iken kavmin onu yalanladı. De ki: "Ben size vekil degilim

[67] Her haberin gerceklesecegi bir zaman vardır. Yakında bilirsiniz

[68] Ayetlerimiz hakkında (munasebetsizlige) dalanları gordugun zaman, onlar baska bir soze gecinceye kadar onlardan yuz cevir; eger seytan sana (bunu) unutturursa hatırladıktan sonra (hemen kalk), o zalimler topluluguyla beraber oturma

[69] Korunanlara, o(inanmaya)nların hesabından bir sorumluluk yoktur, ama belki (inanıp) korunurlar diye bir hatırlatmak lazımdır

[70] Bırak o dinlerini oyun, eglence yerine koyan ve dunya hayatının aldattıgı kimseleri de, sen o (Kur'an) ile (sunu) hatırlat ki, bir kisi, yaptıgı isin eline teslim edilmeye gorsun, (yoksa) Allah'tan baska onun ne bir dostu, ne de bir yardımcısı olmaz. (Amelinin elinden kurtulmak icin) her turlu fidyeyi verse de ondan kabul edilmez. Iste onlar, kazandıklarının eline teslim edilmislerdir. Onlar icin kaynar sudan bir icki ve inkarlarından dolayı da acı bir azab vardır

[71] De ki: "Allah'tan baska, bize ne yarar, ne zarar vermeyen seylere mi yalvaralım? Ve Allah bizi dogru yola ilettikten sonra, okcelerimiz uzerinde (eski durumumuza) dondurulup; seytanların ayartarak saskın bir halde colde bıraktıkları; arkadaslarının ise "Bize gel!" diye dogru yola cagırdıkları kimse gibi (saskın bir duruma) mı duselim?" De ki: "Yol gosterme, ancak Allah'ın yol gostermesidir. Bize, alemlerin Rabbine teslim olmamız emredilmistir

[72] Namazı kılın ve O'ndan korkun (diye emredilmistir)! Varıp huzuruna toplanacagınız O'dur

[73] Gokleri ve yeri hak (ve hikmet) ile yaratan O'dur. "Ol!" dedigi gun, oluverir. Sozu haktır. Sur'a uflenecegi gun de, mulk O'nundur. Gizliyi ve acıgı bilendir. O, hukumdardır, herseyi haber alandır

[74] Ibrahim, babası Azer'e demisti ki: "Sen putları tanrılar mı ediniyorsun? Dogrusu ben seni ve kavmini acık bir sapıklık icinde goruyorum

[75] Boylece biz Ibrahim'e goklerin ve yerin melekutunu (buyuk ve harikulade muhtesem varlıklarını) gosteriyorduk ki, kesin inananlardan olsun

[76] Uzerine gece basınca (Ibrahim) bir yıldız gordu; "Budur Rabbim" dedi. Yıldız batınca: "Batanları sevmem", dedi

[77] Ay'ı dogarken gorunce: "Budur Rabbim" dedi. O da batınca: "Rabbim bana dogru yolu gostermeseydi, elbette sapan topluluktan olurdum." dedi

[78] Gunesi dogarken gorunce: "Budur Rabbim, bu daha buyuk!" dedi. (O da) batınca dedi ki: "Ey kavmim, ben sizin (Allah'a) ortak kostugunuz seylerden uzagım

[79] Ben yuzumu tamamen, gokleri ve yeri yoktan var edene cevirdim ve artık ben O(na) ortak kosanlardan degilim

[80] Kavmi onunla tartısmaya giristi. (O onlara) dedi ki: "Beni dogru yola iletmis iken Allah hakkında benimle tartısıyor musunuz? Ben, sizin O'na ortak kostugunuz seylerden korkmam. Ancak Rabbimin diledigi olur! Rabbim, bilgice herseyi kusatmıstr. Hala ogut almıyor musunuz

[81] Hem siz, Allah'ın size, (tanrı oldukları) hakkında hicbir delil indirmedigi seyleri, O'na ortak kosmaktan korkmuyorsunuz da ben nasıl sizin (O'na) ortak kustugunuz seylerden korkarım? Simdi biliyorsanız (soyleyin), iki topluluktan hangisi (tek Allah'a inananlar mı, yoksa Allah'a ortak kosanlar mı) guvende olmaga daha layıktır

[82] Inananlar ve imanlarını bir haksızlıkla bulamayanlar... Iste guven onlarındır ve dogru yolu bulanlar da onlardır

[83] Iste bunlar, kavmine karsı Ibrahim'e verdigimiz huccet(kanıt)lerimizdir. Diledigimizi derecelerle yukseltiriz. Suphesiz Rabbin hukum ve hikmet sahibidir, bilendir

[84] Biz ona Ishak'ı ve (Ishak'ın oglu) Ya'kub'u da hediye ettik; hepsine de dogru yolu gosterdik. Nitekim daha once Nuh'a ve onun soyundan Davud'a, Suleyman'a, Eyyub'a, Yusuf'a, Musa'ya ve Harun'a da yol gostermistik. Biz guzel davrananları boyle odullendiririz

[85] Zekeriyya'ya, Yahya'ya, Isa ve Ilyas'a da (yol gostermistik). Hepsi iyilerden idi

[86] Isma'il'e, el-Yesa'a, Yunus'a ve Lut'a da (yol gosterdik), hepsini alemlere ustun kıldık

[87] Babalarından, cocuklarından ve kardeslerinden bazılarını da... Onları sectik ve onları dogru yola ilettik

[88] Iste bu, Allah'ın hidayetidir, kullarından diledigini bununla dogru yola iletir. Eger (onlar Allah'a) ortak kossalardı, yaptıkları (guzel) seyler hic olur, giderdi

[89] Iste onlar, kendilerine Kitap, hukum ve peygamberlik verdigimiz kimselerdir. Simdi sunlar, (yani Kureys kavmi), bunları inkar ederse, (bilsinler ki) biz, bunları inkar etmeyecek (koruyacak) bir toplumu, bunlara vekil bırakmısızdır

[90] Iste onlar, Allah'ın hidayet ettigi kimselerdir. Onların yoluna uy ve de ki: "Ben ona karsılık sizden bir ucret istemiyorum. O, sadece alemlere bir oguttur

[91] Allah'ı sanına yarasır bicimde tanıyamadılar, zira "Allah, insana bir sey indirmedi" dediler. De ki: "Oyleyse Musa'nın, insanlara nur ve yol gosterici olarak getirdigi, ki siz onu parca parca kagıtlar haline getirip gosteriyorsunuz, cogunu da gizliyorsunuz- ve ne sizin, ne de babalarınızın bilmedigi seylerin size ogretildigi Kitabı kim indirdi?" "Alah" de, sonra bırak onları, daldıkları bataklıkta oynayadursunlar

[92] Bu da Anakent(Mekke'y)i ve cevresindeki(kasaba)ları uyarman icin sana indirdigimiz feyz kaynagı ve kendinden onceki (Tanrı Kitabı)nı dogrulayıcı bir Kitaptır. Ahirete inananlar, buna inanırlar ve onlar, namazlarına devam ederler

[93] Allah'a karsı yalan uydurandan, ya da kendisine bir sey vahyedilmemis iken "Bana vahyolundu" diyenden ve "Ben de Allah'ın indirdigi gibi indirecegim!" diyenden daha zalim kim olabilir? O zalimler olum dalgaları icinde, melekler ellerini uzatmıs: "Haydi canlarınızı cıkarın, Allah'a gercek olmayanı soylemenizden ve O'nun ayetlerine karsı buyukluk taslamanızdan oturu, bugun alcaklık azabıyla cezalandırılacaksınız!" (derken) onların halini bir gorsen

[94] Andolsun, sizi ilk kez yarattıgımız gibi, yine tek olarak bize geldiniz ve (dunyada) sizi hayaline daldırdıgımız seyleri arkanızda bıraktınız. Hani, siz(in yaratılısınızda ve ibadetleriniz)de (bize) ortak olduklarını sandıgınız sefaatcilerinizi de yanınızda gormuyoruz. Aranızdaki baglar kesilmis ve (sefa'atci) sandıgınız seyler sizden kaybolup gitmistir

[95] Daneyi ve cekirdegi yaran, suphesiz Allah'tır. (O), oluden diriyi cıkarır, diriden de oluyu cıkarır. Iste Allah budur. O halde nasıl (yalnız O'na tapmaktan) cevriliyorsunuz

[96] Karanlıgı yarıp sabahı ortaya cıkaran O'dur. Geceyi dinlenme zamanı, gunesi ve ayı (vakitlerin bilinmesi icin) birer hesap (olcusu) yapmıstır. Bu, o ustun ve bilen(Allah)ın takdiridir

[97] O'dur ki size, karanın ve denizin karanlıklarında, yıldızlardan yararlanıp yol bulma imkanı verdi. Gercekten biz, bilen bir toplum icin ayetleri genis genis acıkladık

[98] Odur ki sizi bir tek nefisten insa etti. Sizin icin bir kalıs ve bir emanet olarak konulus yeri ve suresi vardır. Gercekten biz, anlayan bir toplum icin ayetleri genis genis acıkladık

[99] O'dur ki, size gokten su indirdi. Onunla her cesit bitkiyi cıkardık, o bitkiden bir filiz cıkardık, ondan da birbiri uzerine binmis daneler; hurmanın tomurcugundan sarkan salkımlar; uzum bagları; zeytin ve nar (bahceleri) cıkarıyoruz. (Bunların) kimi birbirine benzer, kimi benzemez. Her birinin meyvesine bakın: Meyve verirken ve olgunlastıgı zaman. Suphesiz bu size gosterilenlerde, inananlar toplumu icin elbette cok ibret vardır

[100] (Tuttular) cinleri Allah'a ortak yaptılar. Halbuki onları O yaratmıstır. Bilmeden O'na ogullar ve kızlar icadettiler. Hasa O, onların ileri surdugu niteliklerden munezzehtir

[101] gokleri ve yeri yoktan var edendir. O'nun nasıl cocugu olabilir ki? Kendisinin bir esi yoktur, herseyi O yaratmıstır ve O, herseyi bilendir

[102] Rabbiniz Allah, iste budur. O'ndan baska tanrı yoktur. (O), herseyin yaratıcısıdır. O'na kulluk edin, O herseye vekildir

[103] Gozler O'nu gormez, O gozleri gorur; O latif (gozle gorulmez veya lutuf sahibi), herseyi haber alandır

[104] Dogrusu size Rabbinizden basiretler geldi. Artık kim (gercegi) gorurse yararı kendisine, kim de (gercege karsı) kor olursa zararı kendisinedir. Ben sizin uzerinize bekci degilim

[105] Iste boylece ayetleri done done acıklıyoruz ki (onlar sana): "Sen ders almıssın (bunları bir yerden okumus, ogrenmissin)" desinler ve bilen bir toplum icin de onu iyice acıklayalım

[106] Rabbinden sana vahyolunana uy; O'ndan baska tanrı yoktur. (O'na) ortak kosanlara da aldırma

[107] Allah isteseydi, ortak kosmazlardı. Biz seni onların uzerine bekci yapmadık, sen onlara vekil de degilsin

[108] (Onların) Allah'tan baska yalvardıklarına sovmeyin ki, onlar da bilmeyerek taskınlıkla Allah'a sovmesinler! Biz, her ummete yaptıkları isi boyle suslu gosterdik; sonunda donusleri Rablerinedir. O, onlara ne yaptıklarını haber verecektir

[109] Eger kendilerine bir mu'cize gelirse ona mutlaka inanacaklarına olanca gucleriyle Allah'a yemin ettiler. De ki: "Mu'cizeler ancak Allah'ın yanındadır." Hem bilir misiniz o (mu'cize) gelmis olsa da onlar yine inanmazlar

[110] Gonullerini ve gozlerini ters ceviririz, ilkin ona inanmadıkları gibi (mu'cizeyi gordukten sonra da inanmazlar) ve bırakırız onları, azgınlıkları icinde bocalayıp dururlar

[111] Biz onlara melekleri indirseydik, oluler kendilerine konussaydı ve her seyi toplayıp karsılarına getirseydik, Allah dilemedikten sonra yine inanmazlardı; fakat cokları cahillik eder(kaprislerine uyar)lar

[112] Boylece biz, her peygambere insan ve cin seytanlarını dusman yaptık. (Bunlar), aldatmak icin birbirlerine yaldızlı sozler fısıldarlar. Rabbin dileseydi onu yapamazlardı. Artık onları, uydurdukları seylerle bas basa bırak

[113] Ki ahirete inanmayanların kalbleri o(nların yaldızlı sozleri)ne kansın, ondan hoslansınlar ve onlar, isledikleri sucları islemege devam etsinler

[114] Allah, size Kitabı acıklanmıs olarak indirmis iken O'ndan baska bir hakem mi arayayım? Kendilerine Kitap verdiklerimiz, O(Kur'a)nın, gercekten Rabbin tarafından indirilmis oldugunu bilirler, hic kuskulananlardan olma

[115] Rabbinin sozu hem dogruluk, hem de adalet bakımından tamamlanmıstır. O'nun sozlerini degistirebilecek hic kimse yoktur. O, isitendir, bilendir

[116] Yeryuzunde bulunan(insan)ların coguna uysan, seni Allah'ın yolundan saptırırlar. Onlar sadece zannediyorlar ve onlar sadece sacmalıyorlar

[117] Rabbin, (evet) O, yolundan sapan(lar)ı cok iyi bilir ve O, yolda olan(lar)ı cok iyi bilir

[118] O halde Allah'ın ayetlerine inanıyorsanız, uzerine O'nun adı anılan(hayvan)lardan yeyiniz

[119] Uzerine Allah'ın adı anılmıs olanlardan nicin yemeyesiniz? Caresiz yemek zorunda kaldıklarınız dısında, size haram kıldıgı seyleri (Allah) size acıklamıstır. Dogrusu bircokları, bilmeden keyiflerine uyarak halkı sasırtıyorlar. Muhakkak ki Rabbin, (evet) O, sınırı asanları cok iyi bilir

[120] Gunahın acıgını da, gizlisini de bırakın! Gunah kazananlar, yaptıklarının cezasını cekeceklerdir

[121] (Kesilirken) uzerine Allah'ın adı anılmayan(hayvan)lardan yemeyiniz! Cunku o(nu yemek), yoldan cıkmadır. Seytanlar, dostlarına, sizinle mucadele etmelerini fısıldarlar. Eger onlara uyarsanız, suphesiz siz de ortak kosanlar(gibi olur)sunuz

[122] Olu iken kendisini dirilttigimiz ve kendisine insanlar arasında yuruyebilecegi bir ısık verdigimiz kimse, karanlıklar icinde kalıp ondan hic cıkamayan kimse gibi olur mu? Iste kafirlere, yaptıkları (isler), oyle suslu gosterilmistir

[123] Boylece her kentin buyuklerini, oranın sucluları yaptık ki, orada tuzak kursunlar (her kentin ileri gelenlerine, tuzak kurmaları icin fırsat verdik). Onlar kendilerinden baskasına tuzak kurmuyorlar, ama farkında degiller

[124] Onlara bir ayet gelince: "Allah'ın elcilerine verilenin aynı bize de verilmedikce kat'iyyen inanmayız!" dediler. Allah, mesajını koyacagı yeri (elcilik gorevini kime verecegini) bilir. Suc isleyenlere Allah katında bir asagılık ve yaptıkları hileye karsı cetin bir azab erisecektir

[125] Allah kimi dogru yola iletmek isterse onun gogsunu Islam'a acar, kimi de saptırmak isterse onun gogsunu, (o kimse) goge cıkıyormus gibi dar ve tıkanık yapar. Allah. inanmayanların ustune iste boyle pislik (sıkıntı) cokertir

[126] Iste Rabbinin dogru yolu budur. Biz, ogut alanlar icin ayetleri genis genis acıkladık

[127] Rableri katında esenlik yurdu onlarındır. Yaptıkları (guzel) islerden dolayı O, onların dostudur

[128] Hepsini bir araya toplayacagı gun: "Ey cin(seytan)lar toplulugu, (der), siz insanlarla cok ugrastınız." Onların, insan dostları derler ki: "Rabbimiz, birbirimizden yararlandık ve bize verdigin surenin sonuna ulastık." (Allah da) buyurur ki "Duragınız atestir. Allah'ın, dile(yip affet)mesi haric, orada ebedi kalacaksınız." Suphesiz Rabbin hukum ve hikmet sahibidir, bilendir

[129] Iste kazandıkları(gunahları)ndan oturu zalimlerin bir kısmını diger bir kısmının pesine boyle takarız

[130] Ey cin ve insan toplulugu, icinizden, size ayetlerimi anlatan ve bugununuzle karsılasacagınıza dair sizi uyaran elciler gelmedi mi? "Kendi aleyhimize sahidiz." dediler. Dunya hayatı onları aldattı ve kendilerinin kafir olduklarına sahidlik ettiler

[131] Bu boyledir, cunku Rabbin, halkı habersiz iken ulkeleri zulum ile helak edici degildir

[132] Her birinin yaptıkları islere gore dereceleri vardır. Rabbin, onların yaptıklarından habersiz degildir

[133] Rabbin zengin, rahmet sahibidir. Dilerse sizi goturur, sizi nasıl baska bir toplulugun soyundan yarattı ise, sizden sonra da diledigini (yaratıp) sizin yerinize getirir

[134] Size soylenen uyarı, muhakkak gelecektir, siz onu engelleyemezsiniz

[135] De ki: "Ey kavmim, gucunuz yettigince yapacagınızı yapın, ben de yapacagımı yapıyorum. Yakında (dunya) yurdu(nu)n sonunun kime aidolacagını bileceksiniz. Zalimler, asla onmazlar

[136] Allah'ın yarattıgı, ekin(ler)den ve hayvanlardan Allah'a pay ayırdılar. Zanlarınca: "Bu Allah'a, bu da ortaklarımıza" dediler. Ortakları icin ayrılan Allah'a ulasmıyor, fakat Allah icin ayrılan, ortaklarına ulasıyor. Ne kotu hukum veriyorlar

[137] Yine ortakları, musriklerden coguna evladlarını oldurmeyi suslu gosterdiler ki (boylece) hem onları mahvetsinler, hem de dinlerini karıstırıp bozsunlar. Allah dileseydi bunu yapamazlardı. Oyleyse onları, uydurduklarıyle bas basa bırak

[138] Zanlarınca dediler ki: "Bunlar dokunulmaz hayvanlar ve ekinlerdir. Bunları bizim diledigimizden baskası yiyemez. Bunlar da sırtı(na binilmesi) yasaklanmıs hayvanlar." Bir kısım hayvanları da uzerlerine Allah'ın adını anmaz(dan bogazlar)lar. (Butun bunları) Allah'a iftira ederek (ortaya cıkardılar. Allah) Onları iftiralarıyle cezalandıracaktır

[139] Dediler ki: "Bu hayvanların karınlarında olanlar, yalnız erkeklerimize aittir, kadınlarımıza haramdır". Eger (hayvanın karnındaki yavru) olu dogarsa, o zaman hepsi onda ortaktır. Bu nitelendirmelerinden dolayı Allah onların cezasını verecektir. Cunku O, hukum ve hikmet sahibidir, bilendir

[140] Bilgisizlik yuzunden beyinsizce, cocuklarını oldurenler ve Allah'ın kendilerine verdigi rızkı, Allah'a iftira ederek haram kılanlar muhakkak ki ziyana ugradılar, saptılar, yola gelici de degiller

[141] Cardaklı ve cardaksız (uzum) bahceleri, urunleri cesit cesit hurma(ları), ekin(ler)i, zeytinleri, narları -birbirine benzer, benzemez bicimde- yaratan hep O'dur. Her biri meyva verdigi zaman meyvasından yeyin, hasat gunu hakkını (sadakasını) verin; fakat israf etmeyin; cunku O, israf edenleri sevmez

[142] Hayvanlardan da (cesit cesit yarattı,) Kimi yuk tasır, kiminin tuyunden sergi yapılır. Allah'ın size verdigi rızıktan yeyin, seytanın adımlarını izlemeyin (onun pesinden gitmeyin). Zira o, sizin icin apacık bir dusmandır

[143] Sekiz cift (hayvan): Koyundan iki, keciden iki. De ki: "(Allah), iki erkegi mi haram etti, iki disiyi mi, yoksa iki disinin Rahimlerinde bulunan(yavru)ları mı? Eger dogru iseniz bana bilgi ile haber verin

[144] Ve deveden iki, sıgırdan iki. De ki: "Iki erkegi mi haram etti, iki disiyi mi, yoksa iki disinin Rahimlerinde bulunan(yavru)ları mı? Yoksa Allah'ın size boyle vasiyyet ettigine sahidler mi oldunuz?" (Allah, boyle tavsiye ederken siz O'nun yanında mıydınız?) Oyle bilmeden insanları saptırmak icin Allah'a karsı yalan uydurandan daha zalim kim olabilir? Allah o zalim toplulugu dogru yola iletmez

[145] De ki: Bana vahyolunanda, (bu haram dediklerinizi) yiyen kimse icin haram edilmis bir sey bulamıyorum. Ancak les, yahut akıtılmıs kan, yahut domuz eti -ki pistir- ya da Alah'tan baskası adına bogazlanmıs bir fısk (murdar olmus hayvan) olursa baska (bunlar haramdır). Ama kim caresiz kalırsa, (baskasının hakkına) saldırmamak ve (zorunluluk) sınırı(nı) asmamak uzere (bunlardan yiyebilir). Cunku Rabbin bagıslayandır, esirgeyendir

[146] yahudilere butun tırnaklı(hayvan)ları haram ettik. Sıgır ve koyunun da, yaglarını onlara haram kıldık, yalnız (hayvanların) sırtlarının, yahut bagırsaklarının tasıdıgı, ya da kemige karısan yaglarını haram etmedik. Asırılıkları yuzunden onları boyle cezalandırdık. Biz elbette dogru soyleyenleriz

[147] Eger seni yalanladılarsa, de ki: "Rabbiniz bol rahmet sahibidir. Fakat O'nun azabı da suclu toplumdan geri cevrilmez (gazabı sucluların uzerine bir indi mi, onu kimse geri ceviremez)

[148] (Allah'a) Ortak kosanlar diyecekler ki: "Allah isteseydi ne biz ne de babalarımız ortak kosmazdık, hicbir seyi de haram yapmazdık." Onlardan once yalanlayanlar da oyle demislerdi de nihayet azabımızı tadmıslardı. De ki: "Yanınızda bize cıka(rıp gosterece)giniz bir bilgi (yazılı belge) var mı? Siz sadece zanna uyuyorsunuz ve siz sadece sacmalıyorsunuz

[149] De ki: "Ustun delil, Allah'ındır. Allah dileseydi, elbette hepinizi dogru yola iletirdi

[150] De ki: "Haydi Allah'ın bunu yasakladıgına sahidlik edecek tanrılarınızı getirin." Eger (onlar) sahidlik ederlerse sen onlarla beraber sahidlik etme; ayetlerimizi yalanlayanların ve ahirete inanmayanların keyiflerine uyma. (Nasıl uyarsın ki) onlar, Rablerine es tutmaktadırlar

[151] De ki: "Gelin, Rabbinizin size haram kıldıgı seyleri okuyayım: O'na hicbir seyi ortak kosmayın, ana babaya iyilik edin, fakirlik korkusuyla cocuklarınızı oldurmeyin; sizi de onları da biz besliyoruz. Fuhusların acıgına da, kapalısına da yaklasmayın ve haksız yere Allah'ın yasakladıgı cana kıymayın! Dusunesiniz diye Allah size bunları tavsiye etti

[152] Yetimin malına yaklasmayın: yalnız erginlik cagına erisinceye kadar (onun malına) en guzel bicimde (yaklasabilir, onu uygun tarzda sarfedebilirsiniz); olcu ve tartıyı tam adaletle (dengeli) yapın. Biz, kisiye gucunun yettiginden fazlasını teklif etmeyiz. Soylediginiz zaman da akrabanız da olsa adalet yapın ve Allah'a verdiginiz sozu tutun. Hatırlayıp ogut alasınız diye (Allah) size bunları tavsiye etti

[153] Iste benim dogru yolum budur, ona uyun, (baska) yollara uymayın ki, sizi O'nun yolundan ayırmasın! Korunmanız icin (Allah) size boyle tavsiye etti

[154] Sonra iyilik edenlere (ni'metimizi) tamamlamak, her seyi acıklamak ve yola iletici ve rahmet olmak uzere Musa'ya Kitabı verdik ki, Rablerinin huzuruna varacaklarına inansınlar

[155] Iste bu (Kur'an) da indirdigimiz mubarek Kitaptır. O'na uyun ve korunun ki size rahmet edilsin

[156] (Onu size indirdik ki) "Kitap, yalnız bizden onceki iki topluluga (yahudilere, hıristiyanlara) indirildi, biz ise onların okumasından habersizdik (o Kitapları okuyamıyor, dillerini anlayamıyorduk)" demeyesiniz

[157] Yahut: "Eger bize Kitap indirilseydi, biz onlardan daha cok dogru yolda olurduk." demeyesiniz. Iste size de Rabbinizden acık delil, hidayet ve rahmet geldi. Allah'ın ayetlerini yalanlayıp onlardan yuz cevirenden daha zalim kim olabilir? Ayetlerimizden yuz cevirenleri, yuz cevirmelerinden oturu, azabın en kotusuyle cezalandıracagız

[158] (Inanmak icin) ille meleklerin gelmesini, yahut Rabbinin gelmesini ya da Rabbinin bazı ayetlerinin gelmesini mi bekliyorlar? Ama Rabbinin bazı ayetleri geldigi gun, daha once inanmamıs, ya da imanında bir hayır kazanmamıs olan kimseye, artık inanması, fayda saglamaz. De ki: "Bekleyin, biz de beklemekteyiz

[159] Dinlerini parca parca edip, grup grup olanlar var ya, senin onlarla hicbir iliskin yoktur. Onların isi Allah'a kalmıstır, sonra (Allah) onlara yaptıklarını haber verecektir

[160] Kim iyilik getirirse, ona o(getirdigi)nin on katı vardır. Kim kotuluk getirirse, sadece onun dengiyle cezalandırılır, onlar haksızlıga ugratılmazlar

[161] De ki: "Rabbim beni dogru yola iletti. Dosdogru dine, Allah'ı birleyen Ibrahim'in dinine. O, ortak kosanlardan degildi

[162] De ki: "Benim namazım, ibadetim, hayatım ve olumum hep alemlerin Rabbi Allah icindir

[163] O'nun ortagı yoktur. Bana boyle emrolundu ve ben muslumanların ilkiyim

[164] De ki: "Allah, herseyin Rabbi iken ben O'ndan baska Rab mı arayayım? Herkesin kazandıgı yalnız kendisine aittir. Kendi (gunah) yukunu tasıyan hic kimse, bir baskasının (gunah) yukunu tasımaz. Sonra donusunuz Rabbinizedir; (O) ayrılıga dustugunuz gercegi size haber verecektir

[165] Sizi yeryuzunun halifeleri yapan, size verdigi seylerde, sizi denemek icin, kiminizi kiminizden derecelerle ustun kılan O'dur. Dogrusu Rabbin, cezası cabuk olandır ve O, bagıslayandır, esirgeyendir

A'râf

Surah 7

[1] Elif lam mim sad

[2] (Bu,) Sana indirilen bir Kitaptır. Onunla (insanları) uyarman ve insanlara ogut (vermen) hususunda gogsunde bir sıkıntı olmasın (hic kuskulanma, tasalanma, bu tamamen Allah tarafındandır. Sen hemen insanları uyar)

[3] (Ey insanlar), Rabbinizden size indirilene uyun ve O'ndan baska velilere uymayın. Ne kadar da az ogut alıyorsunuz

[4] Nice kent(ler)i helak ettik; gece yatarlarken, yahut gunduz uyurlarken, azabımız onlara geliverdi

[5] Azabımız onlara geldiginde "Biz gercekten zalimlermisiz!" demelerinden baska yalvarıları kalmadı

[6] Hem kendilerine elci gonderilmis olanlara soracagız, hem de gonderilen elcilere soracagız

[7] Ve elbette onlara, olan biten herseyi bilgi ile anlatacagız, zira biz onlardan uzak degiliz

[8] O gun tartı tam dogrudur. Kimin (sevap) tartıları agır gelirse, iste onlar kurtulanlardır

[9] Kimin (sevap) tartıları hafif gelirse, iste onlar da ayetlerimize haksızlık etmelerinden oturu kendilerini ziyana sokanlardır

[10] Dogrusu biz sizi yeryuzunde yerlestirdik, orada size gecimlikler verdik; ne kadar da az sukrediyorsunuz

[11] Sizi yarattık, sonra size bicim verdik, sonra da meleklere: "Adem'e secde edin!" dedik; hepsi secde ettiler, yalnız Iblis etmedi, o secde edenlerden olmadı

[12] (Allah) buyurdu: "Sana emrettigim zaman seni secde etmekten alıkoyan nedir?" (Iblis): "Ben, dedi, ondan hayırlıyım. Beni atesten yarattın, onu camurdan yarattın

[13] (Allah) buyurdu: "Oyle ise oradan in, orada buyukluk taslamak senin haddin degildir. Cık, cunku sen asagılıklardansın

[14] (Iblis) dedi: "(Bari) bana (insanların) tekrar dirilecekleri gune kadar sure ver

[15] (Allah) buyurdu: "Haydi sen sure verilmislerdensin

[16] Oyle ise, dedi, beni azdırmana karsılık, and icerim ki, ben de onlar(ı saptırmak) icin senin dogru yolunun ustune oturacagım

[17] Sonra (onların) onlerinden, arkalarından, saglarından, sollarından onlara sokulacagım ve coklarını sukredenlerden bulmayacaksın

[18] (Allah) buyurdu: "Haydi, sen, yerilmis ve kovulmus olarak oradan cık. Andolsun ki onlardan sana kim uyarsa (bilin ki) sizin hepinizden (derleyip) cehennemi dolduracagım (azdıran sizler de, size uyup yoldan cıkan insanlar da cehenneme gireceksiniz)

[19] (Sonra Allah, Adem'e hitabetti): "Ey Adem, sen ve esin cennette durun, dilediginiz yerden yeyin; fakat su agaca yaklasmayın, yoksa zalimlerden olursunuz

[20] Derken seytan, onların, kendilerinden gizlenmis olan cirkin yerlerini kendilerine gostermek icin onlara fısıldadı: "Rabbiniz, baska bir sebepten dolayı degil, sırf ikiniz de birer melek, ya da ebedi kalıcılardan olursunuz diye sizi su agactan men'etti" dedi

[21] Ve onlara: "Elbette ben size ogut verenlerdenim." diye de yemin etti

[22] Boylece onları aldatarak asagı sarkıttı, (onceki mevkilerinden indirdi). Agac(ın meyvasın)ı tadınca cirkin yerleri kendilerine gorundu ve cennet yapraklarını ust uste yamayıp uzerlerine ortmege basladılar. Rableri onlara unledi: "Ben sizi o agactan men'etmedim mi ve seytan size apacık dusmandır, demedim mi

[23] Dediler: "Rabbimiz, biz kendimize zulmettik, eger bizi bagıslamaz ve bize acımazsan, muhakkak ziyana ugrayanlardan oluruz

[24] (Allah) buyurdu: "Birbirinize dusman olarak inin, sizin yeryuzunde bir sureye kadar kalıp gecinmeniz gerekmektedir

[25] Orada yasayacaksınız, orada oleceksiniz ve yine oradan (diriltilip) cıkarılacaksınız! dedi

[26] Ey Adem ogulları, size cirkin yerlerinizi ortecek giysi, suslenecek elbise indirdik. Korunma giysisi, en iyisidir. Iste bu(nlar), Allah'ın ayetlerindendir, belki dusunup ogut alırlar

[27] Ey Adem ogulları, seytan, ana babanızı, cirkin yerlerini onlara gostermek icin elbiselerini soyarak cennetten cıkardıgı gibi, sizi de (sasırtıp) bir belaya dusurmesin! Cunku o ve kabilesi, sizin onları goremeyeceginiz yerden sizi gorurler. Biz seytanları, inanmayanların dostları yaptık

[28] Onlar bir kotuluk yaptıkları zaman: "Babalarımızı bu yolda bulduk, bunu bize Allah emretti." dediler. "Allah kotulugu emretmez, de, Allah'a karsı bilmediginiz seyler mi soyluyorsunuz

[29] De ki: "Rabbim adaleti emretti. Her mescidde yuzlerinizi O'na dogrultun ve dini yalnız kendisine has kılarak O'na yalvarın (Allah'a hicbir benzer, es, ortak kosmadan, gonlunuze baska tanrılar getirmeden sırf Allah'a yonelerek O'na kulluk edin). Ilkin sizi yarattıgı gibi yine O'na doneceksiniz

[30] bir toplulugu dogru yola iletti, bir topluluga da sapıklık hak oldu. Cunku onlar, seytanları Allah'tan baska dostlar tuttular ve kendilerinin de dogru yolda olduklarını sanıyorlar

[31] Ey Adem ogulları, her mesci(de gidisiniz)de sus(lu, guzel giysiler)inizi alın; yeyin, icin, fakat israf etmeyin; cunku O, israf edenleri sevmez

[32] De ki: "Allah'ın, kulları icin cıkardıgı susu ve guzel rızıkları kim haram etti?" De ki: "O, dunya hayatında inananlarındır, kıyamet gunu de yalnız onlarındır." Iste biz, bilen bir topluluk icin ayetleri boyle acıklıyoruz

[33] De ki: "Rabbim, fuhusları, gerek acıgını, gerek kapalısını; gunahı ve haksız yere saldırmayı; hakkında hicbir delil indirmedigi bir seyi Allah'a ortak kosmayı ve Allah hakkında bilmediginiz seyler soylemenizi kesinlikle haram etmistir

[34] Her ummetin bir suresi vardır. Sureleri gelince (onlar), ne bir an geri kalırlar, ne de one gecerler, (tam vaktinde batıp giderler)

[35] Ey Adem ogulları, size kendi icinizden elciler gelip size ayetlerimi anlattıkarı zaman korunup uslananlara korku yoktur ve onlar uzulmeyeceklerdir

[36] Ayetlerimizi yalanlayıp onları kabule tenezzul etmeyenlere gelince, onlar da ates halkıdır; onlar orada surekli kalacaklardır

[37] Allah'a yalan uyduran, ya da O'nun ayetlerini yalanlayandan daha zalim kim olabilir? Onlara Kitaptan nasipleri erisir (ezelde kendileri icin ne rızık takdir edilmisse onu alır ve kendilerine yazılmıs sure kadar yasarlar); nihayet (omurleri tukendigizaman) melek elcilerimiz gelip canlarını alırken: "Hani Alah'tan baska yalvardıklarınız nerede?" dediklerinde: "Bizden sapıp, kayboldular" dediler ve kendi aleyhlerine, kendilerinin kafir olduklarına sahidlik ettiler

[38] (Allah) buyurdu: "Sizden once gecen cin ve insan topluluklariyle beraber atesin icine girin!" Her ummet girdikce yoldasına la'net etti. Hepsi birbiri ardından orada toplanınca sonrakiler, oncekiler icin dediler ki: "Rabbimiz, bunlar bizi saptırdılar. Bunlara atesten bir kat daha azab ver!" (Allah): "Hepsi icin bir kat fazla (azab) vardır, ama siz bilmezsiniz." dedi

[39] Oncekiler de sonrakilere dediler ki: "Sizin bize bir ustunlugunuz yok. O halde siz de kazandıklarınıza karsılık azabı tadın

[40] Bizim ayetlerimizi yalanlayan ve onlara inanmaga tenezzul etmeyenler var ya, iste onlara gok kapıları acılmayacak ve deve, igne deliginden gecinceye kadar onlar cennete giremeyeceklerdir! Iste sucluları boyle cezalandırırız

[41] Onlar icin cehennemden bir dosek ve ustlerinde de (yine atesten) ortuler vardır. Iste zalimleri boyle cezalandırırız

[42] Inanıp iyi isler yapanlar, -ki hic kimseye gucunun ustunde bir sey yuklemeyiz- Iste onlar cennet halkıdır, onlar orada ebedi kalacaklardır

[43] Goguslerinden kinden (tasadan) ne varsa hepsini cıkarıp atmısızdır. Altlarından ırmaklar akmaktadır. "lutfedip bizi buraya getiren Allah'a hamdolsun, Allah bizi getirmeseydi, biz bunu bulamazdık! Rabbimizin elcileri, gercegi getirmisler (soyledikleri dogruymus)." dediler. Onlara: "Iste size cennet; yaptıklarınıza karsılık o size miras verildi" diye seslenildi

[44] Cennet halkı, ates halkına seslendi: "Rabbimizin bize va'dettigini biz gercek bulduk. Siz de Rabbinizin size va'dettigini gercek buldunuz mu?" (Onlar da): "Evet", dediler ve aralarından bir unleyici: "Allah'ın la'neti zalimlerin uzerine olsun!" diye unledi

[45] Onlar ki Allah'ın yolundan menedip, onu egriltmek isterler, ahireti de inkar ederlerdi

[46] Iki taraf arasında bir perde ve A'raf uzerinde de hepsini (hem cennetlikleri hem de cehennemlikleri, yuzlerindeki) isaretleriyle tanıyan erkekler vardır. (Bunlar), henuz cennete girmemis olan, fakat girmeyi bekleyen, cennet halkına: "selam size!" diye seslendiler

[47] Gozleri ates halkı tarafına cevrildigi zaman da; "Rabbimiz, bizi su -zalim toplulukla beraber bulundurma!" dediler

[48] A'raf halkı, yuzlerindeki isaretleriyle tanıdıkları birtakım adamlara da unleyerek dediler ki: "Ne toplulugunuz, ne de buyukluk taslamanız, size hicbir yarar saglamadı

[49] Allah onları hicbir rahmete erdirmeyecek, diye yemin ettiginiz kimseler bunlar mıydı? (Cennetliklere donerek): "Girin cennete, artık size ne korku vardır, ne de siz uzuleceksiniz!" dediler

[50] Ates halkı, cennet halkına: "Suyunuzdan veya Allah'ın size verdigi rızıktan biraz da bizim uzerimize akıtın (ne olur)!" diye seslendiler. (Onlar da) dediler ki; "Allah, bu ikisini kafirlere haram etmistir

[51] Onlar ki dinlerini bir eglence ve oyun yerine koydular ve dunya hayatı, kendilerini aldattı. Onlar, bu gunleriyle karsılasacaklarını nasıl unuttular ve ayetlerimizi bile bile nasıl inkar ediyor idilerse, biz de bugun onları oyle unuturuz

[52] Gercekten onlara, bilgiye gore acıkladıgımız, inanan bir toplum icin yol gosterici ve rahmet olan bir Kitap getirdik

[53] Ille onun te'vilini mi gozetiyorlar? Onun te'vili geldigi (haber verdigi seyler ortaya cıktıgı) gun, onceden onu unutmus olanlar derler ki: "Dogrusu Rabbimizin elcileri gercegi getirmis. Simdi bizim sefa'atcilerimiz var mı ki bize sefa'at etsinler, yahut tekrar geri dondurul(up dunyaya gonderil)memiz mumkun mu ki, (orada eski) yaptıklarımızdan baskasını yapalım?" Onlar, kendilerini ziyana soktular ve uydurdukları seyler, kendilerinden saptı (kaybolup gitti)

[54] Rabbiniz o Allah'tır ki; gokleri ve yeri altı gunde yarattı, sonra Arsa istiva etti (tahta kuruldu. O), geceyi, durmadan onu kovalayan gunduzun uzerine buruyup orter. Gunesi, ayı ve yıldızları buyruguna boyun egmis vaziyette (yaratan O'dur). Iyi bilin ki, yaratma ve emir O'nundur. Alemlerin Rabbi Allah, ne uludur

[55] Rabbinize yalvararak ve gizlice du'a edin, cunku O, haddi asanları sevmez

[56] Yeryuzu duzeltildikten sonra onda bozgunculuk yapmayın, korkarak ve umarak O'na du'a edin. Muhakkak ki Allah'ın rahmeti, iyilik edenlere yakındır

[57] O ki ruzgarları rahmetinin onunde mujdeci gonderir. Nihayet onlar, agır agır bulutları yuklenince, onu olu bir ulkeye yollarız; onunla su indirir ve turlu turlu meyvalar cıkarırız. Iste oluleri de boyle cıkaracagız. Herhalde bundan ibret alırsınız

[58] Guzel olan ulkenin bitkisi, Rabbinin izniyle cıkar; kotu olandan ise yararsız bitkiden baska bir sey cıkmaz. Iste biz, sukreden bir toplum icin ayetleri boyle dondurup (tekrar tekrar) acıklarız

[59] Andolsun Nuh'u kavmine gonderdik: "Ey kavmim, dedi, Allah'a kulluk edin, sizin O'ndan baska tanrınız yoktur. Dogrusu ben, size buyuk bir gunun azabın(ın inmesin)den korkuyorum

[60] Kavminden ileri gelenler dediler ki: "Biz seni acık bir sapıklık icinde goruyoruz

[61] Dedi ki: "Ey kavmim, bende bir sapıklık yok, ben alemlerin Rabbi tarafından gonderilmis bir elciyim

[62] Size Rabbimin mesajlarını duyuruyorum, size ogut veriyorum ve Allah tarafından, sizin bilmediginiz seyleri biliyorum

[63] Korunup da merhamete ugramanız icin, icinizden sizi uyaracak bir adam aracılıgı ile bir Zikir (sizi ikaz eden bir Kitap, size san ve seref verecek bir kanun) gelmesine sastınız mı

[64] O'nu yalanladılar, biz de O'nunla berebar gemide bulunanları kurtardık, ayetlerimizi yalanlayanları bogduk! Cunku onlar kor bir kavim idiler

[65] Ad(kavmin)e de kardesleri Hud'u (gonderdik): "Ey kavmim, Allah'a kulluk edin, sizin O'dan baska tanrınız yoktur. (O'na karsı gelmekten) sakınmaz mısınız?" dedi

[66] Kavminden ileri gelen inkarcılar dediler ki: "Biz seni bir beyinsizlik icinde goruyoruz ve biz seni yalancılardan sanıyoruz

[67] Ey kavmim, bende beyinsizlik yok, ben alemlerin Rabbi tarafından gonderilmis bir elciyim. dedi

[68] Size Rabbimin mesajlarını duyuruyorum ve ben sizin icin guvenilir bir ogutcuyum

[69] Sizi uyarması icin icinizden bir adam aracılıgı ile Rabbinizden size bir Zikir gelmesine sastınız mı? Dusunun ki (Allah) sizi, Nuh kavminden sonra, onların yerine hakimler yaptı. Ustelik, yaratılısta, size irilik verdi (sizi daha iri yapılı yarattı). Allah'ın ni'metlerini hatırlayın ki basarıya eresiniz

[70] Dediler ki; "Ya, demek sen, tek Allah'a kulluk edelim ve atalarımızın taptıklarını bırakalım diye mi bize geldin? Eger dogrulardan isen bizi tehdidettigin(o azab)ı bize getir

[71] Dedi ki: "Artık size Rabbinizden bir rics (pislik) ve gazab inmistir. Allah'ın, kendileri icin hicbir delil indirmedigi (ve hicbir guc vermedigi), sadece sizin ve atalarınızın taktıgı (bos) isimler hakkında mı benimle tartısıyorsunuz? Bekleyin oyle ise, ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim

[72] O'nu ve O'nunla beraber olanları, bizden bir rahmetle kurtardık, ayetlerimizi yalanlayanların ve inanmayacak olanların ardını kestik

[73] Semud(kavmin)e de kardesleri Salih'i (gonderdik): "Ey kavmim dedi, Allah'a kulluk edin, sizin O'ndan baska tanrınız yoktur. Size Rabbinizden acık delil geldi. Iste su, Allah'ın devesi, size bir mu'cizedir; bırakın onu Allah'ın arzından yesin (icsin), sakın ona bir kotuluk etmeyin, yoksa sizi acı bir azab yakalar

[74] Dusunun ki (Allah), Ad'dan sonra sizi hukumdarlar yaptı ve yeryuzunde sizi yerlestirdi: Onun duzluklerinde saraylar ediniyorsunuz, daglarını yontup evler yapıyorsunuz, artık Allah'ın ni'metlerini hatırlayın da yeryuzunde bozgunculuk yapıp karısıklık cıkarmayın

[75] Kavminden buyukluk taslayan ileri gelenler, iclerinden zayıf gorulen inananlara: "Siz, dediler, Salih'in, gercekten Rabbi tarafından gonderildigini biliyor musunuz?" (Onlar da): "(Evet), dogrusu biz onunla gonderilene inananlarız!" dediler

[76] Buyukluk taslayanlar: "Biz, sizin inandıgınızı inkar edenleriz!" dediler

[77] Derken disi deveyi bogazladılar ve Rablerinin buyrugu dısına cıktılar; "Ey Salih, eger hakikaten elcilerdensen, bizi tehdidettigin (azab)ı bize getir!" dediler

[78] Bunun uzerine hemen onları, o sarsıntı yakaladı, yurtlarında diz ustu cokekaldılar

[79] (Salih), onlardan oteye dondu de: "Ey kavmim, ben size Rabbimin mesajlarını duyurdum ve size ogut verdim; fakat siz ogut verenleri sevmiyorsunuz!" dedi

[80] Lut'u da (gonderdik). Kavmine dedi ki: "Siz, sizden once dunyalarda hic kimsenin yapmadıgı fuhsu mu yapıyorsunuz

[81] Siz, kadınları bırakıp sehvetle erkeklere gidiyorsunuz ha! Dogrusu siz, israfcı (asırı) bir kavimsiniz

[82] Kavminin cevabı: "Onları (su Lut taraftarlarını) kentinizden cıkarın, cunku onlar, fazla temizlenen insanlarmıs!" demelerinden baska olmadı

[83] Biz de onu ve ailesini kurtardık, yalnız karısı geride kalanlardan oldu

[84] Ve uzerlerine bir (tas) yagmur(u) yagdırdık; bak, iste sucluların sonu nasıl oldu

[85] Medyen'e de kardesleri Suayb'i (gonderdik): "Ey kavmim, dedi, Allah'a kulluk edin, sizin O'ndan baska tanrınız yoktur. Size Rabbinizden acık bir delil geldi. Olcuyu ve tartıyı tam yapın, insanların esyalarını eksik vermeyin, duzeltildikten sonra yeryuzunde bozgunculuk yapmayın; eger inananlar iseniz, boylesi sizin icin daha iyidir

[86] Ve her yolun basına oturup da tehdidederek inananları Allah yolundan cevirmege ve o(Hak yolu)nu egriltmege calısmayın; dusunun siz az idiniz, O sizi cogalttı ve bakın, bozguncuların sonu nasıl oldu

[87] Eger icinizden bir kısmı benimle gonderilene inanmıs, bir kısmı da inanmamıs ise, Allah aramızda hukmedinceye kadar sabredin; O, hukmedenlerin en iyisidir

[88] Kavminden buyukluk taslayan ileri gelenler dediler ki: "Ey Su'ayb, mutlaka seni ve seninle beraber inananları kentimizden cıkarırız, ya da dinimize donersiniz!" Dedi ki: "Istemesek de mi (bizi yurdumuzdan cıkaracak veya dinimizden dondureceksiniz)

[89] Allah, bizi sizin dininizden kurtardıktan sonra eger tekrar ona donersek, Allah'ın uzerine yalan atmıs oluruz. Rabbimiz Allah, dilemedikten sonra o(sizin dediginiz di)ne donmemiz, bizim icin olur sey degildir. Rabbimiz, bilgice her seyi kusatmıstır. Biz Allah'a dayanmısız. (Ey) Rabbimiz, bizimle kavmimizin arasın(daki is)i gercekle ac(ıga cıkar). Muhakkak ki sen (gercekleri) ac(ıga cıkar)anlanın en iyisisin

[90] Kavminden inkar eden ileri gelenler dediler ki: "Eger Su'ayb'e uyarsanız muhakkak siz ziyana ugrarsınız

[91] Derken o muthis sarsıntı onları yakalayıverdi, yurtlarında diz ustu cokekaldılar

[92] Su'ayb'i yalanlayanlar, sanki yurtlarında hic oturmamıs gibi oldular. Su'ayb'i yalanlayanlar... iste ziyana ugrayanlar, onlar oldular

[93] (Su'ayb), onlardan oteye dondu de: "Ey kavmim dedi, ben size Rabbimin mesajlarını duyurdum ve size ogut verdim, artık kafir bir kavme nasıl acırım

[94] Biz hangi ulkeye bir peygamber gonderdiysek, onun halkını -yalvarıp yakarsınlar diye- mutlaka yoksulluk ve darlıkla sıkmısızdır

[95] Sonra kotulugu degistirip yerine iyilik getirdik de (insanlar) cogaldılar ve: "Atalarımıza da darlık ve sevinc dokunmustu (onlar da uzuntulu ve sevincli gunler gecirmislerdi)." dediler (de olaylardan ibret alıp sukretmediler). Biz de onları, hic farkında olmadıkları bir sırada ansızın yakaladık

[96] ulkelerin halkı inanıp (kotuluklerden) korunsalardı, elbette uzerlerine gokten ve yerden bolluklar acardık; fakat yalanladılar, biz de onları kazandıklarıyle yakaladık

[97] Peki (o) ulkelerin halkı, geceleyin uyurlarken azabımızın kendilerine gelmeyeceginden emin midirler

[98] Ya da (o) ulkelerin halkı, kusluk vakti eglenirlerken azabımızın onlara gelmeyeceginden emin midirler

[99] Allah'ın tuzagından (kurtulacaklarına) emin mi oldular? Ziyana ugrayan topluluktan baskası, Allah'ın tuzagın(a yakalanmayacagın)dan emin olamaz

[100] (Gecmistekilerin baslarına gelenler), sahiplerinden sonra su topraga varis olanları yola getirmedi mi (hala anlamadılar mı) ki biz dilesek, kendilerini de gunahlarıyle cezalandırırız ve kalblerini muhurleriz, artık hic isitmezler

[101] Iste o ulkeler; sana onların haberlerinden bir kısmını anlatıyoruz. Andolsun, elcileri onlara acık deliller getirmislerdi. Fakat onceden yalanladıklarından oturu, inanmak istemediler. Iste Allah, kafirlerin kalblerini boyle muhurler

[102] Onların coklarını yoldan cıkmıs bulduk ama, coklarında sozde durma diye bir sey bulmadık

[103] Onlardan sonra Musa'yı ayetlerimizle Fir'avn'a ve onun ileri gelen adamlarına gonderdik, ayetlerimize haksızlık ettiler; fakat bak, bozguncuların sonu nasıl oldu

[104] Musa dedi ki: "Ey Fir'avn, ben alemlerin Rabbi tarafından gonderilmis bir elciyim

[105] Allah'a karsı gercekten baskasını soylememek, benim uzerime borctur. Size Rabbinizden acık bir delil getirdim, artık Israil ogullarını benimle gonder

[106] (Fir'avn) dedi. "Eger bir ayet (mu'cize) getirmis isen, hakikaten dogru soyluyorsan goster onu bakalım

[107] Bunun uzerine (Musa), asasını attı, birden o, acıkca bir ejderha (oluverdi)

[108] Ve elini (bogrunden) cıkardı, birden o, bakanlar icin, bembeyaz parlayan bir sey oldu

[109] Fir'avn kavminden ileri gelen bir topluluk dediler ki: "Bu, cok bilgili bir buyucudur

[110] Sizi yurdunuzdan cıkarmak istiyor, ne buyurursunuz

[111] Onu da kardesini de beklet, dediler, sehirlere toplayıcılar yolla

[112] Butun bilgili buyuculeri (toplayıp) sana getirsinler

[113] Buyuculer Fir'avn'a gelip: "Eger ustun gelen biz olursak, elbet bize bir mukafat var, degil mi?" dediler

[114] (Fir'avn): "Evet, dedi, hem de siz (benim) yakınlar(ım)dan(olacak)sınız

[115] Dediler ki "Ey Musa, sen mi (once hunerini ortaya) atacaksın, yoksa (once) atanlar biz mi olalım

[116] Siz atın dedi. (Hunerlerini ortaya) atınca, insanların gozlerini buyulediler, onları urkuttuler ve buyuk bir buyu (ortaya) getirdiler

[117] Biz de Musa'ya: "Asanı at!" diye vahyettik. Bir de baktılar ki o, onların uydurduklarını yakalayıp yutuyor. (Musa'nın ejderha olan degnegi, buyuculerin buyulerini yutup yok etmisti)

[118] Gercek ortaya cıktı ve onların butun yaptıkları batıl oldu

[119] Orada yenildiler, kucuk dustuler

[120] Ve buyuculer secdeye kapandılar

[121] Alemlerin Rabbine inandık! dediler

[122] Musa ve Harun'un Rabbine

[123] Fir'avn: "Ben size izin vermeden ona inandınız mı?" dedi. "Bu, bir tuzaktır, sehirde bu tuzagı kurdunuz ki, halkını oradan cıkarasınız, ama yakında (basınıza gelecekleri) bileceksiniz

[124] Elbette ellerinizi ve ayaklarınızı caprazlama kesecegim, sonra hepinizi (hurma dallarına) asacagım

[125] Dediler ki: "Biz zaten Rabbimize donecegiz

[126] Rabbimizin, bize gelmis olan ayetlerine inandıgımız icin bizden oc alıyorsun. (Ey) Rabbimiz, uzerimize sabır bosalt ve bizi muslumanlar olarak oldur

[127] Fir'avn kavminden ileri gelen bir topluluk dedi ki: "Musa'yı ve kavmini bırakıyorsun ki, seni ve tanrılarını terk edip yeryuzunde bozgunculuk mu yapsınlar?" (Fir'avn): "Biz onların ogullarını oldurecegiz, kadınlarını sag bırakacagız. Biz daima onların ustunde eziciler olacagız!" dedi

[128] Musa, kavmine; "Allah'tan yardım isteyin, sabredin!" dedi; yeryuzu Allah'ındır, onu kullarından diledigine verir. Sonuc, korunanlarındır

[129] (Ey Musa), sen bize gelmezden once de, sen bize geldikten sonra da bize iskence edildi. dediler. (Musa) dedi: "Umulur ki Rabbiniz dusmanınızı yok eder ve onların yerine sizi yeryuzune hakim kılar da nasıl hareket edeceginize bakar

[130] Andolsun biz, Fir'avn ailesini tuttuk, ogut alsınlar diye yıllarca kıtlıkla ve urunleri azaltmakla sıktık

[131] Onlara bir iyilik geldigi zaman: "Bu, bizimdir (kendi becerimizle bunu elde ettik)" derler; kendilerine bir kotuluk ulasırsa, Musa ve onunla beraber olanları ugursuz sayarlar(onların yuzunden belaya ugradıklarını sanırlar)dı. Iyi bilinki, onların ugursuzlugu Allah katındadır, fakat cokları bilmezler

[132] Ve dediler ki: "bizi buyulemek icin ne kadar mu'cize getirirsen getir, biz sana inanacak degiliz

[133] Biz de onların uzerine ayrı ayrı mu'cizeler olarak Tufan, Cekirge, Kımıl (haserat), Kurbagalar ve Kan gonderdik; ama yine buyukluk tasladılar ve suclu bir topluluk oldular

[134] Uzerlerine azab cokunce: "Ey Musa, dediler, sana verdigi soz uyarınca bizim icin Rabbine du'a et; eger bizden azabı kaldırırsan, muhakkak sana inanacagız ve mutlaka Israil ogullarını seninle beraber gonderecegiz

[135] Biz onlardan, gecirecekleri bir sureye kadar azabı kaldırınca, hemen yeminlerini bozmaga basladılar

[136] Biz de onlardan oc aldık, onları yemm(su)da bogduk! Cunku onlar, ayetlerimizi yalanlamıslardı ve onları umursamaz olmuslardı

[137] Hor gorulup ezilmekte olan milleti de icini bereketlerle donattıgımız yerin, dogularına ve batılarına mirascı kıldık. Rabbinin Israil ogullarına verdigi guzel soz, sabretmeleri yuzunden tam yerine geldi. Fir'avn'ın ve kavminin yapageldigi seyleri ve yukseltmekte oldukları sarayları (ve bahceleri) de yıktık

[138] Israil ogullarını denizden gecirdik, kendilerine mahsus birtakım putlara tapan bir kavme rastladılar: "Ey Musa, dediler, (bak) bunların nasıl tanrıları var, bize de oyle bir tanrı yap!" (Musa) dedi: "Siz, gercekten cahil bir toplumsunuz

[139] Sunların icinde bulundukları (din) yıkılmıstır ve yaptıkları seyler bosa cıkmıstır

[140] Allah, sizi alemlere ustun yapmıs iken size Allah'tan baska bir tanrı mı arayayım? dedi

[141] (Ey Israil ogulları), hatırlayın o zamanı ki biz sizi Fir'avn ailesinden kurtarmıstık. Onlar size azabın en kotusunu yapıyorlardı: "Ogullarınızı olduruyor, kadınlarınızı sag bırakıyorlardı. Bunda, size Rabbiniz tarafından buyuk bir imtihan vardı

[142] Musa ile otuz gece (bana ibadet etmesi icin) sozlestik ve buna on gece daha kattık. Boylece Rabbinin tayin ettigi vakit, kırk geceye tamamlandı. Musa, kardesi Harun'a dedi ki: "Kavmim icinde benim yerime gec, ıslah et, bozguncuların yoluna uyma

[143] Musa, tayin ettigimiz vakitte bizimle bulusmaga gelip de Rabbi ona konusunca: "Rabbim, bana gorun, sana bakayım!" dedi. (Rabbi) buyurdu ki: "Sen beni goremezsin; fakat daga bak, eger o yerinde durursa, sen de beni goreceksin!" Rabbi daga gorununce onu darmadagın etti ve Musa da baygın dustu. Ayılınca: "Sen yucesin, sana tevbe ettim, ben inananların ilkiyim!" dedi

[144] (Allah) buyurdu ki: "Ey Musa, Ben mesajlarımla ve konusmamla seni insanların basına sectim; sana verdigimi al ve sukredenlerden ol

[145] Ogute ve her seyin acıklamasına dair ne varsa hepsini Musa icin levhalara yazdık: "Bunları kuvvetle tut, kavmine de emret, bunların en guzelini tutsunlar (bu en guzel buyruklar geregince amel etsinler); size, yoldan cıkmısların yurdunu (nasıl tarumar ettigimi) gosterecegim

[146] Yeryuzunde haksız yere buyuklenenleri ayetlerimden uzaklastıracagım. Onlar her ayeti gorseler de yine ona inanmazlar. Dogru yolu gorseler, onu yol edinmezler, ama azgınlık yolunu gorseler, onu yol edinirler. Cunku onlar, ayetlerimizi yalanladılar ve onları umursamaz oldular

[147] Ayetlerimizi ve ahirete kavusmayı yalanlayanların eylemleri bosa cıkmıstır. Onlar, yalnız yaptıklarıyle cezalanmıyorlar mı

[148] Musa kavmi, kendisin(in, Rabbi ile mulakata gitmesin)den sonra kendilerinin zinet takımlarından yapılmıs, bogurmesi olan bir buzagı heykelini (tanrı diye) benimsediler. Gormediler mi ki o, ne kendilerine soz soyluyor, ne de onlara yol gosteriyor? Onu benimsediler ve zalimler(den) oldular

[149] Ne zaman ki (pismanlıklarından oturu) basları elleri arasına dusuruldu ve kendilerinin gercekten sapmıs olduklarını gor(up anla)dılar, dediler ki: "Eger Rabbimiz bize acımaz ve bizi bagıslamazsa, elbette ziyana ugrayanlardan oluruz

[150] Musa, kavmine kızgın ve uzgun bir halde donunce: "Benden sonra arkamdan ne kotu isler yaptınız? Rabbinizin emrini (beklemeyip) acele mi ettiniz?" dedi, levhaları yere attı ve kardesinin basını tutup kendine dogru cekmeye basladı. (Kardesi): "Anamın oglu, dedi, bu insanlar beni hırpaladılar, az daha beni olduruyorlardı. (Ne olur) dusmanları ustume guldurme, beni bu zalim kavimle beraber tutma

[151] (Musa): "Rabbim, dedi, beni ve kardesimi bagısla, bizi rahmetinin icine sok, merhametlilerin en merhametlisi sensin

[152] Buzagıyı (tanrı diye) benimseyenlere, muhakkak Rablerinden bir ofke ve dunya hayatında bir alcaklık erisecektir! Iste biz iftiracıları boyle cezalandırırız

[153] Ama kotulukler yaptıktan sonra ardından tevbe edip inananlar(a karsı), muhakkak ki Rabbin, o(tevbe ve ima)ndan sonra, elbette bagıslayandır, esirgeyendir

[154] Ofkesi dinince Musa, levhaları aldı. Onlardaki yazıda Rablerinden korkanlar icin yol gosterme ve rahmet vardı

[155] (Allah, Musa'ya kırk gece ibadetten sonra bulusma va'detmis ve kavminden yetmis kisiyi de secip o huzura getirmesini emretmisti). Musa, bizimle bulusma vakti icin kavminden yetmis adam secti (huzura getirdi. Gelenler, Musa ile Allah arasındaki o yuce konusmayı isitmekle yetinmeyip Allah'ı acıkca gormedikce inanmayacaklarını soylediler. Bunun uzerine) onları sarsıntı yakalayınca (Musa) dedi ki: "Rabbim, dileseydin bunları da beni de daha once helak ederdin. Icimizden bazı beyinsizlerin yaptıklarından oturu bizi helak mı edeceksin? Bu (is), senin imtihanından baska bir sey degildir. Onunla diledigini sasırtırsın, diledigine yol gosterirsin. Sen bizim velimizsin, bizi bagısla, bize acı! Sen bagıslayanların en iyisisin

[156] Bize bu dunyada da iyilik yaz, ahirette de. Biz sana yoneldik. (Alah) buyurdu ki: "Azabıma, diledigimi ugratırım; rahmetim ise her seyi kaplamıstır. Onu, korunanlara, zekatı verenlere ve ayetlerimize inananlara yazacagım

[157] Onlar ki yanlarındaki Tevrat ve Incil'de yazılı buldukları o Elci'ye, o ummi Peygamber'e uyarlar. O (Peygamber) ki, kendilerine iyiligi emreder, kendilerini kotulukten meneder; onlara guzel seyleri helal, cirkin seyleri haram kılar, uzerlerindeki agırlıkları, sırtlarındaki zincirleri kaldırıp atar. O'na inanan, destekleyerek O'na saygı gosteren, O'na yardım eden ve O'nunla beraber indirilen nura uyanlar, iste felaha erenler onlardır

[158] De ki: "Ey insanlar, ben sizin hepinize, goklerin ve yerin sahibi olan, kendisinden baska tanrı bulunmayan, yasatan, olduren Allah'ın Elcisiyim. Gelin Allah'a ve O'nun ummi peygamberi olan Elcisine inanın -ki o (peygamber) de Allah'a ve O'nun sozleri ne inanmaktadır,-O'na uyun ki dogru yolu bulasınız

[159] Musa kavmi icinde dogrulukla hakka goturen ve hak ile adalet yapan bir topluluk da vardır

[160] Biz onları (Ya'kub'un oniki oglundan gelen) oniki torun kabileye ayırdık. Kavmi kendisinden su isteyince, Musa'ya: "Asanla tasa vur!" diye vahyettik. Tastan oniki goze fıskırdı. Her kabile icecegi yeri bildi. (Ayrıca) uzerlerine bulutla golge yaptık ve onlara kudret helvasıyle bıldırcın eti indirdik: "Size verdigimiz guzel rızıklardan yeyin!" (dedik). Ama onlar (saptılar, haksızlık ettiler. Boylece onlar) bize zulmetmediler, fakat kendi kendilerine zulmediyorlardı

[161] Onlara: "Su kentte oturun. Orada dilediginiz yerden yeyin, (Allah'a niyaz edip bizi) affet deyin ve secde ederek kapıdan girin ki hatalarınızı bagıslayalım; biz iyilik edenlere daha fazlasını da verecegiz." denildi

[162] Iclerinden zulmedenler, (soyledigimiz) sozu, kendilerine soylenmeyen bir sozle degistirdiler. Biz de haksızlık ettiklerinden dolayı uzerlerine gokten bir azab gonderdik

[163] Onlara, deniz kıyısında bulunan kent(halkın)ın durumunu sor. Hani onlar Cumartesine saygısızlık edip haddi asıyorlardı. Cunku Cumartesi (tatil) yaptıkları gun, balıkları onlara akın akın gelirdi. Cumartesi (tatil) yapmadıkları gun balıkları gelmezlerdi. Biz onları yoldan cıkmalarından oturu boyle sınıyorduk

[164] Iclerinden bir topluluk: "Allah'ın helak edecegi, yahut siddetli bir sekilde azabedecegi bir kavme artık ne diye ogut veriyorsunuz?" dedi. Dediler ki: "Rabbinize ma'zeret (beyan edebilmek) icin, bir de belki korunurlar diye (ogut veriyoruz)

[165] Ne zaman ki onlar, kendilerine hatırlatılanı unuttular, biz de kotulukten menedenleri kurtardık; zulmedenleri de, yoldan cıkmaları yuzunden cetin bir azab ile yakaladık

[166] Kibirlerinden dolayı kendilerine yasak kılınan seylerden vazgecmeyince onlara: "Asagılık maymunlar olun!" dedik

[167] Rabbin, "Elbette ta kıyamet gunune kadar onlara azabın en kotusunu yapacak kimseler gonderecektir!" diye ilan etmisti. Dogrusu, Rabbin cabuk ceza verendir ve O, cok bagıslayan, cok esirgeyendir

[168] Onları yeryuzunde topluluklara ayırdık. Onlardan kimi iyi kisilerdi, kimi de alcak! Belki donerler diye onları iyiliklerle de, kotuluklerle de sınadık

[169] Onların ardından, yerlerine gecip Kitaba varis olan birtakım insanlar geldi ki, onlar, su alcak(dunyan)ın menfaatini alıyorlar: "Biz nasıl olsa bagıslanacagız!" diyorlar. Kendilerine, ona benzer bir menfaat daha gelse onu da alırlar. Peki "Allah hakkında, gercekten baskasını, soylememeleri hususunda kendilerinden Kitap misakı alınmamıs mıydı? Ve onun icindekini okuyup ogrenmediler mi? Ahiret yurdu, korunanlar icin daha hayırlıdır. Dusunmuyor musunuz

[170] O(koruna)nlar ki Kitaba sımsıkı sarılırlar ve namazı kılarlar; elbette biz, iyilige calısanların ecrini zayi etmeyiz

[171] Bir zaman da uzerlerine dagı, bir golge gibi kaldırmıstık, ustlerine dusecek sanmıslardı: "Size verdigim(Kitap)ı kuvvetle tutun ve icinde olanı hatırlay(ıp yap)ın ki (azabımızdan) korunasınız!" (demistik)

[172] Rabbin, Adem ogullarından, onların bellerinden zurriyetlerini almıs ve: "Ben sizin Rabbiniz degil miyim?" diye onları kendilerine sahid tutmustu. "Evet, (buna) sahidiz!" dediler. kıyamet gunu "Biz bundan habersizdik!" demeyesiniz

[173] Yahut: "(Ne yapalım) daha once babalarımız (Allah'a) ortak kostu, biz de onlardan sonra gelen bir nesil old(ugumuz icin oyle yapt)ık. (Gercekleri) iptal edenlerin yaptıkları yuzunden bizi helak mı ediyorsun?" demeyesiniz diye (sizin Rabbiniz oldugum hakkında sizleri sahid tutmustuk)

[174] Iste biz, ayetleri boyle acıklıyoruz, artık herhalde doner(yola gelir)ler

[175] Onlara su adamın haberini de oku: Kendisine ayetlerimizi verdik de onlardan sıyrıldı, cıktı, seytan onu pesine taktı, boylece azgınlardan oldu

[176] Dileseydik elbette onu o ayetlerle yukseltirdik, fakat o, yere saplandı ve hevesinin pesine dustu. Onun durumu, tıpkı su kopegin durumuna benzer: Ustune varsan da dilini sarkıtıp solur, onu bıraksan da dilini sarkıtıp solur. Iste ayetlerimizi yalanlayanların durumu budur. Bu kıssayı anlat, belki dusunur(ogut alır)lar

[177] Ayetlerimizi yalanlayan ve kendilerine de zulmeden toplulugun durumu ne kotudur

[178] Allah kime yol gosterirse, iste yolu bulan odur. Kimi de saptırırsa, iste ziyana ugrayanlar onlardır

[179] Andolsun, cehennem icin de bircok cin ve insan yarattık ki kalbleri var, fakat onlarla anlamazlar; gozleri var, fakat onlarla gormezler; kulakları var, fakat onlarla isitmezler. Iste onlar hayvanlar gibidir, hatta daha da sapık... Ve iste gafiller onlardır

[180] En guzel isimler Allah'ındır. O halde O'na o (guzel isim)lerle du'a edin ve O'nun isimleri hakkında egrilige sapanları bırakın; onlar yaptıklarının cezasını cekeceklerdir

[181] Yarattıklarımız icinde, dogrulukla hakka goturen ve hak ile adalet yapan bir ummet de vardır

[182] Ayetlerimizi yalanlayanları, hic bilmeyecekleri yerden yavas yavas helake yaklastıracagız

[183] Onlara muhlet veriyorum, cunku benim tuzagım saglamdır

[184] Dusunmediler mi ki arkadaslarında hicbir delilik yoktur, o apacık bir uyarıcıdır

[185] Goklerin, yerin melekutuna ve Allah'ın yarattıgı seylere ve ecellerinin yaklasmıs olabilecegine bak(ıp ibret al)madılar mı? Peki bun(a inanmadık)dan sonra hangi soze inanacaklar

[186] Allah kimi saptırırsa, artık onun icin yol gosteren olmaz. Ve bırakır onları, azgınlıkları icinde bocalayıp dururlar

[187] Sana (Durusma) sa'at(in)den soruyorlar: Gelip catması ne zaman diye. De ki: "Onun bilgisi, ancak Rabbimin yanındadır. Onu tam zamanında acıga cıkaracak olan, yalnız O'dur. O, goklere de, yere de agır gelmistir. O size ansızın gelecektir." Sanki sen, onu biliyormussun gibi, sana soruyorlar. De ki: "Onun bilgisi, Allah'ın yanındadır. Fakat insanların cogu bilmezler

[188] De ki: "Ben kendime, Allah'ın dilediginden baska ne bir fayda, ne de bir zarar verme gucune sahip degilim. Eger gaybı bilseydim, elbete cok hayır (mal ve mulk) elde ederdim. Bana kotuluk dokunmamıs (beni cin carpmamıs)tır. Ben sadece inanan bir kavim icin bir uyarıcı ve mujdeleyiciyim

[189] O'dur ki sizi bir tek nefisten yarattı, gonlu ısınsın diye ondan esini var eti; esini sarıp ortunce (esiyle birlesince) esi, hafif bir yuk yuklendi, onu gezdirdi. (Yuku) agırlasınca ikisi beraber Rableri Allah'a du'a ettiler: "Eger bize iyi, guzel bir cocuk verirsen elbette sukredenlerden oluruz!" (dediler)

[190] Fakat (Allah) onlara iyi, guzel bir cocuk verince, kendilerine verdigi seyde Allah'a ortaklar kosmaga basladılar. Allah ise onların ortak kostukları seylerden yucedir

[191] Hicbir sey yaratmayan, kendileri yaratılan seyleri (Allah'a) ortak mı kosuyorlar

[192] (O putlar), ne onlara bir yardım edebilirler, ne de kendilerine yardım ederler

[193] Onları dogru yola cagırsanız size uymazlar. Ha onları cagırmıssınız, ha susmussunuz, sizin icin birdir

[194] Allah'tan baska yalvardıklarınız da sizler gibi kullardır, (onların tanrı oldugu hakkındaki iddianızda) dogru iseniz, cagırın onları da size cevap versinler

[195] Onların yuruyecekleri ayakları mı var, yoksa tutacakları elleri mi var, yoksa gorecekleri gozleri mi var, yahut isitecekleri kulaklarımı var? De ki: "(Allah'a) ortak(kostuk)larınızı cagırın, sonra bana tuzak kurun, haydi (elinizden geliyorsa) hic goz actırmayın bana

[196] Benim velim, Kitabı indiren Allah'tır. O, iyileri yonetir (korur)

[197] O'ndan baska yalvardıklarınız ise, ne size yardım edebilirler, ne de kendilerine yardım ederler

[198] Onları hidayete cagırırsanız, isitmezler. Onların sana baktıklarını sanırsın, oysa onlar gormezler

[199] Affı al, iyiligi emret, cahillere aldırıs etme

[200] Ne zaman seytandan bir kotu dusunce seni durtuklerse, Allah'a sıgın; cunku O, isitendir, bilendir

[201] Allah'tan korkanlar, kendilerine seytandan gelen bir vesvese dokundugu zaman dusunur, (gercegi) gorurler

[202] Kardesleri ise onları, azgınlıga cekerler, hic yakalarını bırakmazlar

[203] Onlara bir ayet getirmedigin zaman: "Bunu da derleseydin ya!" derler. De ki: "Ben, ancak Rabbimden bana vahyolunana uyuyorum. Bu (Kur'an), Rabbinizden gelen basiretler(gonul gozlerini acan nurlar, gercege ileten kanıtlar)dır ve inanan bir toplum icin yol gosterici ve rahmettir

[204] Kur'an okundugu zaman onu dinleyin ve susun ki, size rahmet edilsin

[205] Rabbini, icinden, yalvararak ve korkarak, yuksek olmayan bir sesle sabah aksam an, gafillerden olma

[206] Rabbinin yanında olanlar, buyukluk taslayıp O'na kulluktan geri kalmazlar, (daima) O'nu tesbih ederler ve O'na secde ederler

Enfâl

Surah 8

[1] Sana ganimetlerden sorarlar; de ki: "Ganimetler, Allah'ın ve Elci(si)nindir. Siz, (gercekten) inananlar iseniz, Allah'tan korkun, aranızı duzeltin, Allah'a ve Elcisine ita'at edin

[2] Mu'minler o kimselerdir ki, Allah anıldıgı zaman yurekleri urperir, O'nun ayetleri kendilerine okundugu zaman imanlarını artırır ve Rablerine tevekkul ederler

[3] Namazlarını kılarlar ve kendilerine verdigimiz rızıktan (Allah icin) harcarlar

[4] Iste gercek mu'minler onlardır. Onlara Rablerinin katında dereceler, bagıslanma ve tukenmez rızık var

[5] (Ganimetlerin bolusturulmesinde bazı kimselerin hosnutsuzluk gostermesi, daha once, Bedir Savası'na cıkmanı hos gormeyenlerin durumuna benzer). Nitekim hak ugruna (savasa gitmek icin) Rabbin seni, evinden cıkardıgı zaman, mu'minlerden birtakımı, bundan hoslanmıyordu

[6] Hak ortaya cıkmıs iken sanki gozleri gore gore olume suruluyorlarmıs gibi seninle tartısıyorlardı

[7] Allah size, iki topluluktan birinin sizin oldugunu va'dediyordu; siz de kuvvetsiz olanın sizin olmasını istiyordunuz. Oysa Allah, sozleriyle hakkı gerceklestirmek ve (kuvvetli olan takımı yok ederek) kafirlerin ardını kesmek istiyordu

[8] Ki suclular istemese de hakkı gerceklestirsin, batılı da ortadan kaldırsın

[9] Siz Rabbinizden yardım istiyordunuz, O da: "Ben size birbiri ardınca bin melek ile yardım edecegim," diye duanızı kabul buyurmustu

[10] Allah bunu ancak mujde olsun (sevinesiniz) ve kalbiniz bununla yatıssın (guvene ve huzura kavussun) diye yapmıstı. Yardım, yalnız Allah katındandır. Allah daima ustun, hukum ve hikmet sahibidir

[11] O zaman sizi, Allah'tan bir guven olmak uzere hafif bir uyku buruyordu, uzerinize sizi temizlemek, seytanın pisligini (icinize attıgı kotu dusunceleri) sizden gidermek, kalblerinizi (birbirine) baglamak ve ayakları(nızı) pekistirmek icin uzerinize gokten bir su indiriyordu

[12] Rabbin meleklere vahyediyordu ki: "Ben sizinle beraberim, siz inananları pekistirin; ben inkar edenlerin yureklerine korku salacagım; vurun (onların) boyunların(ın) ustune, vurun onların her parmagına

[13] Boyle (olacak), cunku, onlar Allah'a ve Elcisine karsı geldiler. Kim Allah'a ve Elcisine karsı gelirse muhakkak ki, Allah'ın cezası cetin olur

[14] Iste siz simdi tadın onu; (ayrıca) kafirler icin ates azabı da vardır

[15] Ey inananlar, inkar edenlerle toplu halde karsılasırsanız, onlara arkalar(ınız)ı dondur(up kac)mayın

[16] Kim o gun savasmak icin bir tarafa cekilmek, ya da baska bir birlige katılmak dısında arkasını doner(kacar)sa o, Allah'tan bir gazaba ugrar, onun yeri cehennemdir, o ne kotu varılacak bir yerdir

[17] (O gun) Onları siz oldurmediniz, fakat onları Allah oldurdu; (ey Muhammed), attıgın zaman sen atmadın, fakat Allah attı. Mu'minleri guzel bir imtihanla sınamak icin (bunu yaptı). Dogrusu Allah isitendir, bilendir

[18] Iste size boyle yaptı. Cunku Allah, kafirlerin tuzagını zayıflatır

[19] Eger fetih istiyorsanız iste size fetih geldi. Eger (eski yaptıklarınızdan) vazgecerseniz, bu sizin icin iyidir. Ama yine (eski yaptıklarınıza) donerseniz, biz de doneriz (size yardım etmekten vazgeceriz). O zaman toplulugunuz cok da olsa, size hicbir yarar saglayamaz. Allah, inananlarla beraberdir

[20] Ey inananlar, Allah'a ve Elcisine ita'at edin, isittiginiz halde ondan donmeyin

[21] Isitmedikleri halde "Isittik" diyenler gibi olmayın

[22] Allah katında canlıların en kotusu, dusunmeyen sagırlar ve dilsizlerdir

[23] Allah onlarda bir iyilik oldugunu bilseydi, elbette onlara isittirirdi, onlara isittirseydi de yine aldırmayarak donerlerdi

[24] Ey inananlar (elci), sizi yasatacak seylere cagırdıgı zaman Allah'ın ve Elcisinin cagrısına kosun ve bilin ki, Allah, kisi ile onun kalbi arasına girer ve siz, O'nun huzuruna toplanacaksınız

[25] (Oyle) Bir fitneden sakının ki, aranızdan yalnız haksızlık edenlere erismekle kalmaz (hepinize erisir). Bilinki Allah'ın azabı cetindir

[26] Dusunun ki bir zaman siz az idiniz, yeryuzunde hırpalanıyordunuz. Insanların sizi kapıp goturmesinden korkuyordunuz. Allah, sizi barındırdı, sizi yardımıyle destekledi, sizi guzel seylerle besledi ki, sukredesiniz

[27] Ey inananlar, bile bile emanetlerinize hiyanet etmek suretiyle Allah'a ve Elcisine hiyanet etmeyin

[28] Bilin ki mallarınız ve cocuklarınız birer fitne(sınav)dır. Allah'a gelince buyuk mukafat, o'nun yanındadır

[29] Ey inananlar, Allah'tan korkarsanız O size iyi ile kotuyu ayırdedici bir anlayıs verir, kotuluklerinizi orter ve sizi bagıslar. Allah buyuk lutuf sahibidir

[30] Inkar edenler seni tutup baglamaları, oldurmeleri, ya da surmeleri icin sana tuzak kuruyorlardı. Onlar tuzak kurarlarken Allah da tuzak kuruyordu. Allah tuzak kuranların en iyisidir. (O, kendisine karsı tuzak kuranların tuzaklarını baslarına gecirir)

[31] Onlara ayetlerimiz okundugu zaman "Isittik" dediler, "Istesek, biz de bunun gibisini soyleriz. Bu, evvelkilerin masallarından baska bir sey degildir

[32] Ve: "Allah'ım, eger bu, senin yanından gelmis gercekse basımıza gokten tas yagdır, yahut bize acı bir azab getir!" demislerdi

[33] Oysa sen onların icinde bulundukca Allah, onlara azab edecek degildi ve onlar istigfar ederlerken (iclerinde istigfar edenler var iken) de Allah, onlara azab edecek degildi

[34] Onlar, (inananları) Mescid-i haramdan geri cevirdikleri ve onun velisi, (bakıcısı, koruyucusu) olmadıkları halde neden Allah onlara azabetmesin? Onun velileri, (bakıcıları, koruyucuları) sadece (gunahlardan) korunanlardır. Fakat cokları bilmezler

[35] Onların Beyt(ullah) yanındaki namazları da, ıslık calmadan ve el cırpmadan ibarettir. "O halde inkarınızdan dolayı azabı tadın

[36] Inkar edenler, Allah yoluna engel olmak icin mallarını harcarlar ve harcayacaklar da. Sonra bu, kendilerine dert olacak, nihayet yenilecekler ve inkar edenler cehenneme suruleceklerdir

[37] (Suruleceklerdir) Ki, Allah, murdarı temizden ayıklasın ve butun murdarları birbiri uzerine koyup yıgsın da hepsini cehenneme atsın. Iste ziyana ugrayanlar onlardır

[38] Inkar edenlere soyle: "Eger vazgecerlerse, gecmisteki (gunahları) kendilerine bagıslanır; yok yine (eski hallerine) donerlerse, oncekilerin (baslarına gelen Allah) kanunu gecmistir (bunların da basına gelecektir. Onu beklesinler)

[39] Fitne (baskı) kalmayıncaya ve din tamamen Allah'ın oluncaya kadar onlarla savasın! Eger (baskıya) son verirlerse muhakkak ki Allah, ne yaptıklarını gormektedir

[40] Eger donerlerse, bilin ki Allah sizin sahibinizdir. O, ne guzel sahip, ne guzel yardımcıdır

[41] Eger Allah'a ve (hak ile batılın) ayrılma gununde, o iki toplulugun karsılastıgı (Bedir) gun(un)de kulumuz(Muhammed)e indirdigimiz(ayetler)e inanmıssanız bilin ki aldıgınız ganimetlerin beste biri, Allah'a, Elcisine ve (Allah'ın Elcisi ile) akrabalıgı bulunan(lar)a, yetimlere, yoksullara ve yolcu(lar)a aittir. Allah her seye kadirdir

[42] O gun siz, vadinin yakın kenarında idiniz, onlar da uzak kenarında idiler. Kervan da sizden daha asagıda idi. Eger sozlesmis olsaydınız dahi, sozlestiginiz vakitte oyle bulusamazdınız. Fakat Allah, yapılması gereken bir isi yerine getirmek icin (sizi boyle bulusturdu) ki helak olan, acık delille helak olsun; yasayan da acık delille yasasın. Cunku Allah, isitendir, bilendir

[43] Allah, sana onları uykunda az gosteriyordu. Eger sana onları cok gosterseydi, cekinirdiniz ve (savas) is(in)de cekisirdiniz. Fakat Allah, (sizi bundan) kurtardı. Dogrusu O, goguslerin ozunu bilir

[44] Karsılastıgınız zaman onları sizin gozlerinize az gosteriyor, sizi de onların gozlerinde azaltıyordu ki yapılması gereken bir isi yerine getirsin. Isler, hep Allah'a dondurulecektir

[45] Ey inananlar, bir toplulukla karsılastıgınız zaman sebat edin ve Allah'ı cok anın ki, basarıya erisesiniz

[46] Allah'a ve Elcisine ita'at edin, birbirinizle cekismeyin, yoksa korkuya kapılırsınız, devletiniz gider. Sabredin, cunku Allah sabredenlerle beraberdir

[47] Yurtlarından calım satarak, insanlara gosteris yaparak cıkan ve Allah yolundan men'edenler gibi olmayın. Allah, onların butun yaptıklarını kusatmıstır

[48] O zaman seytan onlara yaptıkları isi suslemis: "Bugun insanlardan sizi yenecek kimse yoktur, (korkmayın), ben sizin yanınızdayım!" demisti. Fakat iki topluluk birbirini gorunce iki okcesi uzerine (geriye) donup: "Ben sizden uzagım, ben sizin gormediginizi goruyorum, ben Allah'tan korkarım, zira Allah'ın cezası cetindir!" demisti

[49] Munafıklar ve kalblerinde hastalık bulunanlar (sizin icin): "Bunları dinleri aldatmıs, (baksana basa cıkamayacakları bir kuvvetle savasmaga kalkıyorlar)." diyorlardı. Oysa, kim Allah'a dayanırsa suphesiz Allah, daima galib, hukum ve hikmet sahibidir

[50] Gorseydin o inkar edenleri: Melekler, onların canlarını alırken yuzlerine ve kıclarına vuruyorlar: "Haydi, yangın azabını tadın!" (diyorlardı)

[51] Iste bu, ellerinizin yapıp one surdugu isler yuzundendir. Yoksa Allah, kullara zulmedici degildir

[52] (Bunlar da) tıpkı Fir'avn ailesi ve onlardan oncekilerin gidisi gibi(davrandılar. Onlar da): Allah'ın ayetlerini inkar etmislerdi; Allah da onları, gunahlarıyla yakalamıstı. Suphesiz Allah gucludur, O'nun cezası cetindir

[53] Bu boyledir, cunku bir millet kendilerinde bulunan(guzel meziyet)i degistirmedikce Allah onlara verdigi ni'meti degistirmez. Allah isitendir, bilendir

[54] (Evet) Fir'avn ailesi ve onlardan oncekilerin gidisi gibi: Rablerinin ayetlerini yalanlamıslardı; biz de onları gunahlarıyle mahvetmistik ve Fir'avn ailesini bogmustuk. Hepsi de zulmedicilerdi

[55] Allah'a gore canlıların en kotusu, kafirlerdir; artık onlar inanmazlar

[56] Sen kendileriyle andlasma yaptıgın halde onlar, hic cekinmeden, her defa andlasmalarını bozarlar

[57] Savasta onları yakalarsan, onlar(a verecegin ceza) ile arkalarında bulunan kimseleri de dagıt ki ibret alsınlar

[58] Bir kavmin, (andlasmaya) hiyanet etmesinden korkarsan, sen de (onlarla yaptıgın andlasmayı) aynı sekilde onlara at; cunku Allah; hainleri sevmez

[59] Inkar edenler (bizim elimizden kurtulup) gectiklerini sanmasınlar. Onlar (bizi) aciz bırakamazlar

[60] Onlara karsı gucunuz yettigi kadar kuvvet ve cihad icin baglanıp beslenen atlar hazırlayın. Bununla Allah'ın dusmanını, sizin dusmanınızı ve onlardan baska sizin bilmediginiz, Allah'ın bildigi (dusman) kimseleri korkutursunuz. Allah yolunda ne harcarsanız tam olarak size odenir, hic haksızlıga ugratılmazsınız

[61] Eger onlar barısa yanasırlarsa sen de ona yanas ve Allah'a dayan, cunku O, isitendir, bilendir

[62] Eger sana hile yapmak isterlerse (korkma) Allah sana yeter. O ki, yardımıyle seni ve mu'minleri destekledi

[63] Ve onların kalblerinin arasını uzlastırdı. Sen yeryuzunde bulunan herseyi verseydin, yine onların kalblerinin arasını uzlastıramazdın; fakat Allah, onların arasını uzlastırdı. Cunku O, daima ustundur, hukum ve hikmet sahibidir

[64] Ey peygamber, Allah sana ve sana tabi olan mu'minlere yeter

[65] Ey peygamber, mu'minleri savasa tesvik et. Eger sizden sabreden yirmi kisi olursa, iki yuz(kafir)i yenerler. Sizden yuz kisi olursa, kafirlerden bin kisiyi yenerler. Cunku kafirler, anlamaz bir topluluktur

[66] Simdi Allah sizden hafifletti, sizde zayıflık bulundugunu bildi. Bundan boyle sizden sabreden yuz kisi olsa, iki yuz(kafir)i yenerler. Ve eger sizden bin kisi olsa Allah'ın izniyle iki bin(kafir)i yenerler. Allah, sabredenlerle beraberdir

[67] Yeryuzunde agır bas(ıp kufrun belini iyice kır)ıncaya kadar hicbir peygambere esirler sahibi olmak yakısmaz. Siz, gecici dunya malını istiyorsunuz, Allah ise (sizin icin) ahireti istiyor. Allah daima ustun, hukum ve hikmet sahibidir

[68] Eger Allah'tan, (yanılma ile verilen hukumlerden oturu azabetmemek hakkında) bir yazı gecmemis olsaydı, aldıgınız fidyeden dolayı size mutlaka buyuk bir azab dokunurdu

[69] Artık aldıgınız ganimetten helal ve temiz olarak yeyin ve Allah'tan korkun. Suphesiz Allah, bagıslayandır, esirgeyendir

[70] Ey peygamber, ellerinizde bulunan esirlere soyle: "Eger Allah, sizin kalblerinizde bir hayır oldugunu bilirse, size, sizden alınan(fidye)den daha hayırlısını verir ve sizi bagıslar. Allah bagıslayandır, esirgeyendir

[71] Eger sana hainlik yapmak isterlerse, daha once Allah'a da hainlik yapmıslardı. Bu yuzden (Allah) onlara karsı (sana) imkan verdi. Allah (herseyi) bilendir, yerli yerince yapandır

[72] Onlar ki inandılar, hicret ettiler, Allah yolunda mallariyle, canlariyle savastılar ve onlar ki (yurtlarına gocenleri) barındırdılar ve yardım ettiler; iste onlar, birbirlerinin velisi(dostu, koruyucusu)durlar. Inanıp da hicret etmeyenlere gelince, onlar hicret edinceye kadar, onların velayetinden size bir sey yoktur (onları korumakla yukumlu degilsiniz). Fakat dinde yardım isterlerse (onlara) yardım etmeniz gerekir. Yalnız, aranızda andlasma bulunan bir topluma karsı (yardım etmeniz) olmaz. Allah, yaptıklarınızı gormektedir

[73] Inkar edenler, birbirlerinin velisidirler. Eger bunu yapmazsanız (mu'minleri bırakıp kafirleri dost tutarsanız), yeryuzunde fitne ve buyuk bir kargasa olur

[74] Onlar ki, inandılar, hicret ettiler, Allah yolunda savastılar ve onlar ki, (gocmenleri) barındırdılar ve (onlara) yardım ettiler, iste gercek mu'minler onlardır. Onlar icin bagıs ve bol rızık vardır

[75] Onlar ki sonradan inandılar, hicret ettiler, sizinle beraber savastılar, iste onlar da sizdendir. Rahim sahipleri (kan akrabası), Allah'ın Kitabına gore birbirlerine daha yakın dostturlar. Allah herseyi bilir

Tevbe

Surah 9

[1] Allah ve Elcisinden, andlasma yaptıgınız musriklere ihtardır

[2] Dort ay daha yeryuzunde dolasın, bilin ki siz, Allah'ı aciz bırakamazsınız ve Allah, kafirleri rezil, perisan edecektir

[3] En buyuk Hac gunu, Allah ve Elcisinden insanlara duyurudur: Allah ve Elcisi puta tapanlardan uzaktır. Eger tevbe ederseniz, bu sizin icin daha iyidir. Ve eger donerseniz bilin ki siz Allah'ı aciz bırakacak degilsiniz! (Ey Muhammed) kafirlere acı bir azabı mujdele

[4] Ancak andlasma yaptıgınız musriklerden, (andlasma sartlarından) hicbir seyi size eksik bırakmayan ve size karsı hic kimseye arka cıkmayanların andlasmalarını, kendilerine tanıdıgınız sureye kadar tamamlayın. Cunku Allah korunanları sever

[5] Haram aylar cıkınca (Allah'a) ortak kosanları nerede bulursanız oldurun; onları yakalayın, hapsedin ve her gozetleme yerinde otur(up) onları bekleyin. Eger tevbe ederler, namazı kılarlar, zekatı verirlerse yollarını serbest bırakın. Cunku Allah bagıslayandır, esirgeyendir

[6] Ve eger ortak kosanlardan biri guvence dileyip yanına gelmek isterse, onu yanına al ki, Allah'ın sozunu isitsin; sonra onu guven icinde bulunacagı yere ulastır. Boyle (yap), cunku onlar, bilmez bir topluluktur

[7] Ortak kosanların, Allah'ın yanında ve Elcisinin yanında nasıl andlasması olabilir? Ancak Mescid-i haram'da andlastklarınız haric. Onlar size durust davrandıkca siz de onlara durust davranın, cunku Allah, korunanları sever

[8] Evet (Allah ve Elcisi yanında onların) nasıl (ahdi olabilir)? Eger onlar size galib gelselerdi, sizin hakkınızda ne and ne de andlasma gozetmezlerdi. Agızlarıyla sizi razı ederler, fakat kalbleri (sizi) istemez. Cokları da yoldan cıkmıslardır

[9] Allah'ın ayetlerini az bir paraya sattılar da O'nun yoluna engel oldular. Onların yaptıkları, gercekten ne kotudur

[10] Bir mu'mine karsı ne and, ne de andlasma gozetmezler. Iste saldırganlar onlardır

[11] Eger tevbe ederler, namazı kılarlar ve zekatı verirlerse, dinde sizin kardeslerinizdirler. Biz, bilen bir kavme ayetleri boyle uzun uzun acıklıyoruz

[12] Eger andlasma yaptıktan sonra andlarını bozarlar ve dininize dil uzatırlarsa, o kufur onderleriyle savasın. Cunku onların andları yoktur; belki (boylece kufurden) vazgecerler

[13] Andlarını bozan, Elciyi (Mekke'den) cıkarmaga yeltenen ve ilk once kendileri siz(inle savas)a baslamıs olan bir kavimle savasmayacak mısınız? Yoksa onlardan korkuyor musunuz? Eger gercekten inanan insanlar iseniz, kendisinden korkmanıza en layık olan Allah'tır

[14] Onlarla savasın ki Allah, sizin ellerinizle onlara azabetsin, onları rezil etsin, sizi onlara ustun getirsin ve inananlar toplumunun goguslerine sifa versin

[15] Yureklerinin ofkesini gidersin. Allah, dilediginin tevbesini kabul eder. Allah bilendir, hukum ve hikmet sahibidir

[16] Yoksa siz, Allah icinizden cihadeden ve Allah'tan, Elcisinden ve mu'minlerden baskasını kendisine sırdas edinmeyenleri bilmeden, bırakılacagınızı mı sandınız? Allah yaptıklarınızı haber almaktadır

[17] (Allah'a) Ortak kosanlar nefislerinin kufrunu gore gore Allah'ın mescidlerini senlendiremezler. Onların yaptıkları isler, bosa cıkmıstır. Ve onlar, ateste surekli kalacaklardır

[18] Allah'ın mescidlerini, ancak Allah'a ve ahiret gunune inanan, namazı kılan, zekatı veren ve Allah'tan baska kimseden korkmayanlar senlendirirler. Onların, dogru yolu bulanlardan olacakları umulur

[19] (Ey musrikler siz), hacılara su verme ve Mescid-i haram'ı senlendirmeyi; Allah'a, ahiret gunune inanan ve Allah yolunda cihadeden(in eylemiy)le bir mi tuttunuz? Bunlar, Allah katında bir olmazlar. Allah, zalimler topluluguna yol gostermez

[20] Inanan, hicret eden ve Allah yolunda mallarıyle, canlarıyle savasanların, Allah katında dereceleri daha buyuktur. Iste kurtulusa erenler onlardır

[21] Rableri onlara, kendisinden bir rahmet, rıza ve icinde surekli kalacakları ni'meti bol cennetleri mujdeler

[22] Orada ebedi kalacaklardır. Suphesiz buyuk mukafat Allah katındandır

[23] Ey inananlar, eger imana karsı kufru seviyorlarsa babalarınızı ve kardeslerinizi veliler edinmeyin. Sizden kim onları veli tanır(dost tutar)sa iste zalimler onlardır

[24] De ki: "Eger babalarınız, ogullarınız, kardesleriniz, esleriniz, hısım akrabanız, kazandıgınız mallar, dusmesinden korktugunuz ticaret(iniz), hoslandıgınız konutlar, size Allah'tan, Elcisinden ve O'nun yolunda cihadetmekten daha sevgili ise o halde Allah emrini getirinceye kadar gozetleyin (basınıza gelecekleri goreceksiniz)! Allah, yoldan cıkmıs toplulugu (dogru) yola iletmez

[25] Andolsun Allah size bircok yerlerde, Huneyn gununde de yardım etmisti. Hani (o gun) coklugunuz sizi boburlendirmisti. Fakat size hicbir yarar da saglamamıstı. Butun genisligine ragmen yeryuzu basınıza dar gelmisti, nihayet bozularak arkanızı donmus(kacmaga baslamıs)tınız

[26] Sonra Allah, Elcisinin ve mu'minlerin uzerine sekinetini (guven veren rahmetini) indirdi, sizin gormediginiz askerler indirdi ve kafirlere azab etti (onları bozguna ugrattı). Iste kafirlerin cezası budur

[27] Sonra Allah, bunun ardından yine dilediginin tevbesini kabul eder. Allah bagıslayandır, esirgeyendir

[28] Ey inananlar, (Allah'a) ortak kosanlar pisliktir, artık bu yıllarından sonra Mescid-i Haram'a yaklasmasınlar. Eger (onların hacca gelmemeleri sonucu ekonominiz bozulup) yoksulluga dusmekten korkarsanız; biliniz ki Allah dilerse yakında sizi kendi lutfundan zengin edecektir. Suphesiz Allah, bilendir, hikmet sahibidir

[29] Kendilerine Kitap verilenlerden Allah'a ve ahiret gunune inanmayan, Allah'ın ve Elcisinin haram kıldıgını haram saymayan ve gercek dini din edinmeyen kimselerle, kucul(up boyun eg)erek elleriyle cizye verecekleri zamana kadar savasın

[30] Yahudiler: "Uzeyr, Allah'ın ogludur." dediler. Hıristiyanlar da: "Mesih Allah'ın ogludur." dediler. Bu, onların agızlariyle geveledikleri sozleridir. (Sozlerini), onceden inkar etmis(olan musrik)lerin sozlerine benzetiyorlar. Allah onları kahretsin, nasıl da (haktan batıla) cevriliyorlar

[31] Hahamlarını ve rahiplerini Allah'tan ayrı rabler edindiler, Meryem oglu Mesih'i de oyle. Oysa kendilerine yalnız tek Tanrı olan Allah'a ibadet etmeleri emredilmisti. O'ndan baska tanrıı yoktur. O, onların ortak kostukları seylerden munezzehtir

[32] Allah'ın nurunu agızlariyle sondurmek istiyorlar. Halbuki, kafirler hoslanmasa da Allah, mutlaka nurunu tamamlamak ister, (bundan baska bir seye razı olmaz)

[33] O, Elcisini hidayetle ve hak dinle gonderdi ki (Allah'a) ortak kosanlar hoslanmasa da o (hak di)ni, butun din(ler)in ustune cıkarsın

[34] Ey inananlar, hahamlardan ve rahiplerden bircogu, insanların mallarını haksızlıkla yerler ve (insanları) Allah yolundan cevirirler. Altın ve gumusu yıgıp da onları Allah yolunda harcamayanlar var ya, iste onlara acı bir azabı mujdele

[35] O gun cehennem atesinde bunların uzeri ısıtılı(p pullanı)r; bunlarla, onların alınları, yanları ve sırtları daglanır: "Iste nefisleriniz icin yıgdıklarınız, yıgdıklarınızı tadın!" (denilir)

[36] Gokleri ve yeri yarattıgı gundeki yazısına gore Allah'ın katında ayların sayısı on ikidir. Bunlardan dordu haram(ay)lardır. Iste dogru din budur. O aylar icinde (konulmus yasagı cigneyerek) kendinize zulmetmeyin ve (Allah'a) ortak kosanlar nasıl sizinle topyekun savasıyorlarsa, siz de onlarla topyekun savasın ve bilin ki Allah korunanlarla beraberdir

[37] (Haram ayını) Ertelemek, kufurde daha ileri gitmektir. Inkar edenler, onunla saptırılır. O(haram ayı)nı bir yıl helal sayarlar, bir yıl haram sayarlar ki, Allah'ın haram kıldıgının sayısını denk getirip, Allah'ın haram kıldıgını helal yapsınlar. Yaptıkları isin kotulugu, kendilerine suslu gosterildi. Allah, kafirler toplumuna yol gostermez

[38] Ey inananlar, size ne oldu ki: "Allah yolunda topluca savasa cıkın!" dendigi zaman yere cakılıp kaldınız? ahirettense dunya hayatına mı razı oldunuz? Ama dunya hayatının gecimi, ahiretin yanında pek azdır

[39] Eger topluca (savasa) cıkmazsanız, (Allah) size acı (bir sekilde) azabeder ve yerinize sizden baska bir topluluk getirir, O'na hicbir zarar veremezsiniz, Allah herseyi yapabilendir

[40] Eger siz o(Hak elcisi)ne yardım etmezseniz, iyi bilin ki, Allah ona yardım etmisti: Hani yalnız iki kisiden biri oldugu halde, inkar edenler kendisini (Mekke'den) cıkardıkları sırada ikisi magarada iken arkadasına "Uzulme, Allah bizimle beraberdir!"diyordu. (Iste o zaman) Allah (ona yardım etti) onun uzerine sekine(huzur ve guven duygu)sunu indirdi ve onu, sizin gormediginiz askerlerle destekledi; inanmayanların sozunu alcattı. Yuce olan, yalnız Allah'ın sozudur. Allah daima ustundur, hukum ve hikmet sahibidir

[41] Gerek hafif, gerek agır olarak savasa cıkın, mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda cihadedin. Eger bilirseniz bu, sizin icin daha hayırlıdır

[42] Yakın bir dunya menfaati ve orta bir yolculuk olsaydı (savasa katılmayan o munafıklar), elbette sana tabi olurlardı. Fakat guc asılacak mesafe, kendilerine uzak geldi. Bir de "Gucumuz yetseydi, sizinle beraber cıkardık!"diye Allah'a yemin edecekler. Bosuna kendilerini mahvediyorlar. Allah, onların yalancı olduklarını biliyor

[43] Allah seni affetsin; dogru soyleyenler sana iyice belli olup, yalan soyleyenleri bilmezden once nicin onlara izin verdin

[44] Allah'a ve ahiret gunune inananlar; mallariyle, canlariyle, cihadetmek(ten geri kalmaları) icin senden izin istemezler. Allah, korunanları bilir

[45] Ancak Allah'a ve ahiret gunune inanmayan, kalbleri kuskuya dusmus ve supheleri icinde bocalayıp duranlar, (geri kalmak icin) senden izin isterler

[46] Eger (cihada) cıkmak isteselerdi, onun icin bir hazırlık yaparladı. Fakat Allah, onların davranıslarından hoslanmadıgı icin onları durdurdu: "Oturan(kadın ve cocuk)larla beraber oturun!" denildi

[47] Sizin icinizde (sefere) cıkmıs olsalardı, size bozgunculuktan baska bir katkıları olmazdı. Sizi birbirinize dusurmek icin hemen aranıza sokulurlardı, icinizde de onlara kulak verenler vardı. Allah zalimleri bilir

[48] (Onlar) onceden de fitne cıkarmak istediler ve sana nice isleri ters cevirdiler. Nihayet hak geldi, onlar istemedikleri halde Allah'ın emri galebe caldı

[49] Iclerinden oylesi var ki: "Bana izin ver, beni fitneye dusurme" der. Iyi bilinki, onlar zaten fitneye dusmuslerdir. Cehennem de kafirleri kusatacaktır

[50] Sana bir iyilik ulassa (bu,) onların hosuna gitmez ve eger sana bir kotuluk ulassa: "Biz onceden (sefere katılmamakla) basımızın caresine bakmısız" derler, sevinerek doner(gider)ler

[51] De ki: "Allah, bizim icin ne yazmıs (ne takdir etmis) ise ancak o, bize ulasır, bizim sahibimiz O'dur. Inananlar Allah'a dayansınlar

[52] De ki: "Bize yalnız iki iyilikten (ya gazilik veya sehidlikten) birini gozetmiyor musunuz? Ama biz, Allah'ın size ya kendi tarafından veya bizim ellerimizle bir azab ulastırmasını gozetiyoruz. Haydi gozetin, biz de sizinle beraber gozetenleriz

[53] De ki: "Ister gonullu, ister gonulsuz sadaka verin: sizden kabul edilmeyecektir. Cunku siz yoldan cıkan bir kavimsiniz

[54] Sadakalarının kabul edilmesine engel olan sadece sudur: Onlar Allah'a ve elcisine karsı nankorluk ettiler; namaza da usene usene gelirler ve istemeye istemeye sadaka verirler

[55] Onların ne malları, ne de evladları seni imrendirmesin. Allah bunlarla onlara dunya hayatında azabetmeyi ve kafir olarak canlarının cıkmasını istiyor

[56] Sizden olduklarına Allah'a yemin ediyorlar. Oysa onlar sizden degiller, fakat onlar korkak bir topluluktur

[57] Eger (sizden korunmak icin) sıgınacak bir yer, yahut (barınacak) magaralar, ya da sokulacak bir delik bulsalardı, hemen oraya dogru kosarlardı

[58] Onlardan kimi de sadakalar(ın bolusturulmesi hususun)da sana dil uzatır. Eger o sadakalardan kendilerine pay verilse hoslanırlar, onlardan kendilerine pay verilmezse hemen kızarlar

[59] (Ne olur) onlar, Allah'ın ve Elcisinin kendilerine verdigine razı olup: "Allah bize yeter, yakında Allah da bize bol lutfundan verecek, Elcisi de; biz sadece Allah'a ragbet ederiz (yalnız O'ndan umarız)." deselerdi

[60] Sadakalar, (zekatlar) Allah'tan bir farz olarak ancak fakirlere, duskunlere, onlar uzerinde calısan (zekat toplayan) memurlara, kalbleri (Islam'a) ısındırılacak olanlara, kolelik altında bulunanlara, borclulara, Allah yoluna ve yolcuya mahsustur (toplanan zekat, ancak bu sayılanlara verilir). Allah bilendir, hukum ve hikmet sahibidir

[61] Iclerinden bazıları da Peygamberi incitirler: "O, (her soyleneni dinleyen) bir kulaktır." derler. De ki: "(O), sizin icin hayır kulagıdır. Allah'a inanır, mu'minlere inanır. Sizden inananlar icin de (O), bir rahmettir, Allah'ın Elcisini incitenlere acı bir azab vardır

[62] Gonlunuzu hos etmek icin size (gelip) Allah'a yemin ederler. Halbuki inanmıs olsalardı, Allah'ı ve Resulunu hosnud etmeleri daha uygundu

[63] Bilmediler mi ki kim Allah'a ve Elcisine karsı koymaga kalkarsa onun icin surekli kalacagı cehennem atesi vardır. Iste, buyuk rezillik budur

[64] Munafıklar, kendileri hakkında, kalblerinde bulunanı kendilerine haber verecek bir surenin indirileceginden cekiniyorlar. De ki; "Siz alay edin, Allah cekindiginiz seyi ortaya cıkaracaktır

[65] Eger onlara sorsan: "Biz sadece lafa dalmıs, sakalasıyorduk!" derler. De ki: "Allah ile, O'nun ayetleriyle ve O'nun Elcisi ile mi alay ediyordunuz

[66] Hic ozur dilemeyin, siz inandıktan sonra inkar ettiniz. Sizden bir kısmını affetsek bile suc islediklerinden dolayı bir kısmına da azab edecegiz

[67] Munafık erkekler ve munafık kadınlar birbirlerindendir. Kotulugu emrederler, iyilikten meneder ve ellerini sıkı tutarlar. Allah'ı unuttular, O da onları unuttu. Munafıklar; iste yoldan cıkanlar onlardır

[68] Allah munafık erkeklere ve munafık kadınlara ve kafirlere icinde ebedi kalacakları cehennem atesini va'detmistir. O, onlara yeter. Allah, onları la'netlemistir. Onlar icin surekli bir azab vardır

[69] (Siz de), sizden oncekiler gibi (yaptınız). Onlar kuvvetce sizden daha yaman, mal ve evladca sizden daha cok idiler. Onlar, (dunya malından) kendi paylarına dusenle zevklerine baktılar, sizden oncekilerin, (dunyadan) kendi paylarına dusenle zevklerine baktıkları gibi, siz de kendi payınıza dusenle zevkinize baktınız ve (batıla) dalanlar gibi siz de(batıla) daldınız. Onlar, eylemleri, dunya ve ahirette bosa gitmis kimselerdir ve ziyana ugrayanlar da onlardır

[70] Onlara kendilerinden oncekilerin, Nuh, Ad, Semud kavminin, Ibrahim kavminin, Medyen halkının ve basları ustune ters donen sehirlerin haberi gelmedi mi? Elcileri, onlara acık deliller getirmisti (Ama inanmadılar, bundan dolayı Allah'ın gazabına ugradılar). Allah onlara zulmediyor degildi, onlar kendi kendilerine zulmediyorlardı

[71] Inanan erkekler ve inanan kadınlar, birbirlerinin velisidirler. Iyiligi emrederler, kotulukten men'ederler, namazı kılarlar, zekatı verirler, Allah'a ve Elcisine ita'at ederler. Iste onlara Alah rahmet edecektir. Allah daima ustundur, hukum ve hikmetsahibidir

[72] Allah inanan erkeklere ve inanan kadınlara, altlarından ırmaklar akan, icinde ebedi kalacakları cennetler ve Adn cennetlerinde guzel meskenler va'detmistir. Allah'ın (onlardan) razı olması ise hepsinden buyuktur. Iste buyuk basarı budur

[73] Ey peygamber, kafirlerle ve munafıklarla cihadet, onlara sert davran; onların varacakları yer cehennemdir. Ne kotu bir gidis yeridir o

[74] (Senin aleyhinde soyledikleri yakısıksız sozleri) soylemediklerine Allah'a yemin ediyorlar. Halbuki o kufur sozunu soylediler, Islam olduktan sonra inkar ettiler, basaramadıkları bir seye yeltendiler. Sırf Allah ve Elcisi, Allah'ın lutfiyle kendilerini zengin etti diye (simdi) oc almaga kalktılar. (Allah ve Elcisinin iyiligine karsı boyle nankorluk ettiler.) Eger tevbe ederlerse kendileri icin daha iyi olur. Yok eger (inkar yoluna) donerlerse Allah onlara dunyada da, ahirette de acı bir bicimde azabedecektir. Yeryuzunde onların ne velisi, ne de yardımcısı vardır

[75] Kimileri de: "Eger Allah, lutfundan bize verirse elbette sadaka verecegiz ve yararlı insanlardan olacagız!" diye Allah'a and ictiler

[76] Ne zaman ki Allah lutfundan onlara verdi, O'n(un verdigin)e cimrilik ettiler ve yuz cevirerek (sozlerinden) donduler

[77] Kendisine verdikleri sozden donduklerinden ve yalan soylediklerinden dolayı Allah, kendisiyle karsılasacakları gune kadar onların kalblerine iki yuzluluk sokmustur

[78] Bilmediler mi ki Allah, onların sırlarını ve gizli konusmalarını bilir ve Allah, gizlileri bilendir

[79] Sadakalar hususunda gonulden veren mu'minleri cekistiren ve guclerinin yettiginden baskasını bulamayanlarla alay edenler yok mu, Allah onlarla alay etmistir. Onlar icin acı bir azab vardır

[80] Onlar icin ister af dile, ister dileme, onlar icin yetmis defa af dilesen, yine Allah onları affetmez. Boyledir, cunku onlar Allah'ı ve Elcisini tanımadılar; Allah, yoldan cıkan kavmi yola iletmez

[81] Allah'ın Elcisinin arkasından oturmakla sevindiler, mallarıyle ve canlarıyle cihadetmekten hoslanmadılar: "Sıcakta sefere cıkmayın." dediler. De ki: "Cehennemin atesi daha sıcaktır!" Keske anlasalardı

[82] Artık kazandıkları islere karsılık az gulsunler, cok aglasınlar

[83] Eger Allah, seni onlardan bir toplulugun yanına dondurur de (onlar savasa) cıkmak icin senden izin isterlerse "Asla benimle cıkmayacaksınız, benimle beraber dusmanla savasmayacaksınız. Siz ilk once oturmaga razı olmustunuz. Oyle ise geri kalanlarla beraber oturun!"de

[84] Ve Onlardan olen birinin uzerine asla namaz kılma, onun kabri basında durma. Cunku onlar Allah'ı ve Elcisini tanımadılar ve yoldan cıkmıs olarak olduler

[85] Onların malları ve evladları seni imrendirmesin; Allah onlara dunyada, bunlarla azabetmeyi ve kafir olarak canlarının cıkmasını istiyor

[86] Allah'a inanın, Elcisiyle beraber cihadedin! diye bir sure indirildigi zaman iclerinden servet sahibi olanlar, senden izin istediler: "Bizi bırak, oturanlarla beraber oturalım." dediler

[87] Geride kalan kadınlarla beraber olmaga razı oldular, kalbleri muhurlendi, artık onlar anlamazlar

[88] Fakat Elci ve onunla beraber inananlar, mallariyle, canlariyle cihadettiler. Iste butun hayırlar onlarındır ve iste basarıya erenler onlardır

[89] Allah, onlar icin altlarından ırmaklar akan, iclerinde ebedi kalacakları cennetler hazırlamıstır. Iste buyuk basarı budur

[90] Ozur bahane eden bedevi Araplar, kendilerin(in savasa katılmamasın)a izin verilmesi icin geldiler; Allah'a ve Elcisine yalan soyleyenler oturdular. Onlardan inkar edenlere, acı bir azab erisecektir

[91] Zayıflara, hastalara, harcayacak bir sey bulamayanlara, Allah ve Elcisi icin ogut verdikleri takdirde (sefere katılmamalarından oturu) bir gunah yoktur. Iyilik edenlerin aleyhine bir yol yoktur (onlar kınanmazlar). Allah, bagıslayandır, esirgeyendir

[92] Kendilerini (binek saglayıp) bindirmen icin sana geldikleri zaman, sen: "Sizi bindirecek bir sey bulamıyorum" deyince harcayacak bir sey bulamadıklarından dolayı uzuntuden gozlerinden yas akarak donen kimselerin aleyhine de (yol yoktur, Onlar da kınanmazlar)

[93] Ancak su kimselerin kınanmasına yol vardır ki, zengin oldukları halde (geri kalmak icin) senden izin isterler. Geri kalan kadınlarla beraber olmaga razı oldular. Allah da onların kalblerini muhurledi; artık onlar bilmezler

[94] (Seferden) geri donup onların yanına geldiginiz zaman sizden ozur dilerler. De ki: "Hic ozur dilemeyin, size inanmayız! Allah bize sizin haberlerinizden (bize karsı cevirdiginiz entrikalardan) bazılarını bildirdi. Yaptıgınızı Allah da gorecek, Elciside. Sonra gorulmeyeni ve goruleni bilenin huzuruna donduruleceksiniz, O size yaptıklarınızı haber verecek

[95] Siz yanlarına geldiginiz zaman kendilerinden vazgecesiniz diye Allah'a yemin edecekler. Onlardan vazgecin, cunku onlar murdardır. Kazandıkları islerin cezası olarak varacakları yer de cehennemdir

[96] Size yemin ediyorlar ki kendilerinden razı olasınız. Siz onlardan razı olsanız bile Allah, yoldan cıkan topluluktan razı olmaz

[97] Bedevi Araplar, kufur ve iki yuzlulukce daha yaman ve Allah'ın, Elcisine indirdigi seylerin sınırlarını tanımamaga daha musaittirler. Allah bilendir, hukum ve hikmet sahibidir

[98] Bedevi Araplardan kimi var ki, verdigini angarya sayar ve sizin basınıza belalar gelmesini gozetler. Kotu bela onların basına gelsin. Allah isitendir, bilendir

[99] Bedevi Araplardan kimi de var ki Allah'a ve ahiret gunune inanır, verdigini Allah'a yakın dereceler kazanmaga ve Elcinin du'alarını almaga vesile sayar. Gercekten o (verdikleri) kendileri icin yakın dereceler(e vesile)dir. Allah onları rahmetinin icine sokacaktır. Muhakkak ki Allah bagıslayandır, esirgeyendir

[100] Muhacirlerden ve Ensardan (Islam'a girmekte) ilk one gecenler ile bunlara guzelce tabi olanlar... Allah onlardan razı olmustur, onlar da O'ndan razı olmuslardır. (Allah) onlara, altlarından ırmaklar akan, icinde ebedi kalacakları cennetler hazırlamıstır. Iste buyuk kurtulus budur

[101] Cevrenizdeki bedevi Araplardan ve Medine halkından iki yuzluluge iyice alısmıs munafıklar vardır. Sen onları bilmezsin, onları biz biliriz. Onlara iki kere azabedecegiz, sonra da onlar, buyuk azaba itileceklerdir

[102] Baska bir kısmı da gunahlarını itiraf ettiler, iyi isle kotu isi birbirine karıstırdılar. Belki Allah, onların tevbesini kabul eder. Cunku Allah bagıslayandır, esirgeyendir

[103] Onların mallarından, kendilerini temizleyecegin, yuceltecegin bir sadaka al ve onlara du'a et; cunku senin du'an, onlara huzur verir. Allah isitendir, bilendir

[104] Bilmediler mi ki, kullarından tevbeyi kabul eden, sadakaları alan Allah'tır. Ve Allah, tevbeyi cok kabul eden, cok esirgeyendir

[105] De ki: "Yapın (yapacagınızı); yaptıgınız isleri Allah da gorecek Elcisi de, mu'minler de. Sonra gorulmeyeni ve goruleni bilen(Allah)a donduruleceksiniz. O size yaptıklarınızı bir bir haber verecek

[106] Baska bir takımları da var ki Allah'ın emrine bırakılmıslardır. (Allah) ya onlara azabeder, ya da onları affeder. Allah bilendir, hukum ve hikmet sahibidir

[107] (Seferden geri kalanlar arasında) Zarar vermek, nankorluk etmek, mu'minlerin arasını acmak ve onceden Allah ve Elcisiyle savasmıs olan(adamın gelmesin)i gozetlemek icin bir mescid yapanlar da var. "Iyilikten baska bir niyetimiz yoktu" diye de yemin edecekler. Oysa Allah onların yalan soylediklerine sahidtir

[108] Orada asla namaza durma, ta ilk gunden takva uzere kurulan mescid, elbette icinde namaza durmana daha uygundur. Onda temizlenmeyi seven erkekler vardır. Allah da temizlenenleri sever

[109] Yapısını, Allah'tan korku ve rıza uzerine kuran mı hayırlıdır, yoksa yapısını bir yarın kenarına kurup onunla birlikte cehennem atesine yuvarlanan mı? Allah zalimler toplulugunu dogru yola iletmez

[110] Yaptıkları bina, kalbleri parcalanıncaya dek yureklerinde bir kusku olarak kalacaktır. Allah bilendir, hukum ve hikmet sahibidir

[111] Allah, mu'minlerden canlarını ve mallarını cennet kendilerinin olmak uzere satın almıstır. Allah yolunda savasırlar, oldururler ve oldurulurler. Bu, Allah'ın, Tevrat'ta, Incil'de ve Kur'an'da ustlendigi gercek bir sozdur! Kim Allah'tan daha cok sozunde durabilir? O halde O'nunla yaptıgınız bu alısverisinizden oturu sevinin. Gercekten bu, buyuk basarıdır

[112] Tevbe edenler, ibadet edenler, hamdedenler, seyahat edenler, ruku edenler, secde edenler, iyiligi emredip kotulukten men'edenler ve Allah'ın sınırlarını koruyanlar... Iste o mu'minleri mujdele (ne mutlu onlara)

[113] Akraba bile olsalar, cehennem halkı oldukları belli olduktan sonra (Allah'a) ortak kosanlar icin magfiret dilemek; ne peygamberin, ne de inananların yapacagı bir is degildir

[114] Ibrahim'in babası icin magfiret dilemesi, sadece ona verdigi bir sozden oturu idi. Fakat onun, bir Allah dusmanı oldugu, kendisine belli olunca ondan uzak durdu. Gercekten Ibrahim, cok icli ve yumusak huylu idi

[115] Allah, bir kavmi dogru yola ilettikten sonra, sakınmaları gereken seyleri kendilerine acıklamadıkca onları saptıracak degildir. Allah herseyi bilendir

[116] Goklerin ve yerin mulku Allah'ındır. Yasatan, olduren O'dur. Sizin Allah'tan baska bir dost ve yardımcınız yoktur

[117] Andolsun Allah, Peygamberi ve o gucluk sa'atinde ona uyan Muhacirleri ve Ensarı affetti. O zaman iclerinden bir kısmının kalbleri kaymaga yuz tutmus iken yine de onların tevbesini kabul buyurdu. Cunku O, onlara karsı cok sefkatli, cok merhametlidir

[118] Ve (seferden) geri bırakılan o uc kisinin de tevbesini kabul buyurdu. Butun genisligiyle beraber dunya baslarına dar gelmis ve canları sıkıldıkca sıklmıs ve Allah'tan, yine kendisine sıgınmaktan baska care olmadıgını anlamıslardı. Allah onların tevbesini kabul buyurdu ki tevbe etsinler. Cunku Allah, tevbeyi cok kabul eden, cok esirgeyendir

[119] Ey inananlar, Allah'tan korkun ve dogrularla beraber olun

[120] Ne Medine halkının, ne de onların cevresinde bulunan bedevi Arapların, Allah'ın Elcisinden geri kalmaları ve onun canından once kendi canlarının kaygısına dusmeleri, onlara yakısmaz. Boyledir, cunku Allah yolunda ugrayacakları hicbir susuzluk, yorgunluk, aclık; kafirleri ofkelendirecek bir yeri cigne(yip zaptet)meleri ve dusmana karsı bir basarı kazanmaları yoktur ki mutlaka bunlarla kendilerine iyi bir amel yazılmıs olmasın. Allah guzel davrananların ecrini zayi etmez

[121] Kucuk, buyuk bir masraf yapmaları, bir vadiyi gecmeleri, mutlaka onların lehine yazılır ki Allah onları, yaptıklarının en guzeliyle mukafatlandırsın

[122] Insanların hepsi toptan sefere cıkacak degillerdi. Ama her kabileden bir cemaatin dini iyice ogrenmeleri ve donup kavimlerine geldiklerinde, sakınmaları umuduyla onları uyarmaları icin sefere cıkmaları gerekmez miydi

[123] Ey inananlar, yakınınızda bulunan kafirlerle savasın, (onlar), sizde bir katılık bulsunlar. Bilin ki Allah, korunanlarla beraberdir

[124] Ne zaman bir sure indirilse onlardan kimi: "Bu, hanginizin imanını artırdı?" der. Bu, inananların imanını artırır, onlar sevinirler

[125] Fakat yureklerinde hastalık olanlara gelince (bu), onların pisliklerine pislik katar. Ve onlar kafir olarak olurler

[126] Kendilerinin her yıl bir iki defa sınandıklarını gormuyorlar mı? Yine de tevbe etmiyor, ogut almıyorlar

[127] Bir sure indirildigi zaman: "Sizi birisi goruyor mu?" diye birbirine bakar, sonra sıvısırlar. Anlamaz bir topluluk oldukları icin Allah onların kalblerini cevirmistir

[128] Andolsun, icinizden size oyle bir Elci geldi ki sıkıntıya ugramanız ona agır gelir; size duskun, mu'minlere sefkatli, merhametlidir

[129] Eger yuz cevirirlerse de ki: "Allah bana yeter! O'ndan baska tanrı yoktur. O'na dayandım, O buyuk Ars'ın sahibidir

Yûnus

Surah 10

[1] Elif lam ra. Iste sunlar, o hikmetli Kitab'ın ayetleridir

[2] Iclerinden bir adama: "Insanları uyar ve inananlara, Rableri katında kendileri icin bir dogruluk kademesi bulundugunu mujdele!" diye vahyettigimiz, insanlara tuhaf mı geldi? kafirler: "Bu, apacık bir buyucudur." dediler

[3] Rabbiniz O Allah'tır ki, gokleri ve yeri altı gunde yarattı, sonra Ars'a istiva etti (kuruldu). Emri tebdir (buyrugunu) icra eder (yaratıklarını yonetir). O'nun izni olmadan hic kimse sefa'at edemez. Iste Rabbiniz Allah budur. O'na kulluk edin, dusunmuyor musunuz

[4] Hepinizin donusu, O'nadır. Bu, Allah'ın gercek olarak verdigi sozdur. O, yaratmaga baslar, sonra inanıp iyi isler yapanlara adaletle karsılık vermek icin yeniden yaratır. Inkar edenlere gelince, kufurlerinden dolayı onlara kaynar sudan bir icki ve acı bir azab vardır

[5] Gunesi ziya, ay'ı nur yapan; yılların sayısını ve (vakitlerin) hesabı(nı) bilmeniz icin aya (dolasma) konaklar(ı) duzenleyen O'dur. Allah, bunları (bos yere degil), gercek ile (hikmeti uyarınca) yaratmıstır. Bilen bir kavim icin ayetleri acıklamaktadır

[6] Gece ve gunduzun degismesinde ve Allah'ın goklerde ve yerde yarattıgı seylerde, korunan bir topluluk icin nice ibretler vardır

[7] Bizimle bulusmayı ummayan, dunya hayatına razı olup onunla rahat edenler ve bizim ayetlerimizden gaflet edenler

[8] Iste kazandıkları islerden oturu onların varacakları yer, atestir

[9] Inanıp iyi isler yapanlara gelince imanlarından dolayı Rableri, onları altlarından ırmaklar akan ni'met cennetlerine iletir

[10] Onların orada du'ası: "Allah'ım Sen her turlu eksiklikten uzaksın!", birbirlerine saglık dilekleri: "Selam", du'alarının sonu da: "Alemlerin Rabbi Allah'a hamdolsun!" sozleridir

[11] Insanların, hayrı acele istemeleri gibi, Allah da onlara serri acele verseydi, sureleri hemen bitirilmis olurdu. Ama biz, bizimle bulusmayı ummayanları bırakırız, azgınlıkları icinde bocalar, dururlar

[12] Insana bir darlık dokundugu zaman, yanı uzere yatarken, yahut otururken ya da ayakta bize yalvarır; ama biz onun darlıgını ac(ıp kaldır)ınca sanki kendisine dokunan bir darlıktan oturu bize hic yalvarmamıs gibi hareket eder. Iste asırı gidenlere, yaptıkları is boylesine suslu gosterilmistir

[13] Sizden once, zulmettikleri ve peygamberleri kendilerine acık kanıtlar getirdikleri halde inanmadıkları icin nice nesilleri helak etmisizdir. Iste suc isleyen kavmi boyle cezalandırırız

[14] Sonra onların ardından, bu dunyada onların yerine sizi gecirdik ki, sizin de nasıl davranacagınızı gorelim

[15] Onlara acık acık ayetlerimiz okundugu zaman, bizimle bulusmayı ummayanlar: "Bundan baska bir Kur'an getir veya bunu degistir." derler. De ki: "Onu kendi tarafımdan degistiremem. Ben sadece bana vahyolunana uyarım. Sayet ben Rabbime karsı gelirsem, buyuk bir gunun azabından korkarım

[16] De ki: "Eger Allah dileseydi, onu size okumazdım ve onu size hic bildirmezdi. Ben ondan once aranızda bir omur boyu kalmıstım (boyle bir sey yapmamıstım), dusunmuyor musunuz

[17] Uydurdugu yalanı Allah'ın uzerine atan, yahut O'nun ayetlerini yalanlayandan daha zalim kim olabilir? Suphesiz suclular asla onmazlar

[18] Allah'ı bırakıp kendilerine ne zarar, ne de yarar veremeyen seylere tapıyorlar ve: "Bunlar Allah katında bizim sefa'atcilerimizdir!" diyorlar. De ki: "Allah'ın, goklerde ve yerde bilmedigi bir seyi mi Allah'a haber veriyorsunuz?" O, onların kostukları ortaklardan uzak ve yucedir

[19] Insanlar bir tek milletten baska bir sey degildi, ama ayrılıga dustuler. Eger Rabbinden bir soz gecmemis olsaydı, ayrılıga dustukleri konuda hemen aralarında hukum verilir(isleri bitirilir)di

[20] Ona Rabbinden bir mu'cize indirilmeli degil mi? diyorlar. De ki: "Gayb Allah'ındır (gorulmeyeni bilen O'dur). Bekleyin, ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim

[21] Kendilerine dokunan bir darlıktan sonra insanlara bir rahmet (saglık ve bolluk zevkini) taddırdıgımız zaman bakarsın ki, yine onların, ayetlerimiz hakkında bir tuzakları vardır. De ki: "Allah daha cabuk tuzak kurar!" Elcilerimiz, sizin kurdugunuz tuzakları yazıyorlar

[22] Sizi karada ve denizde yuruten O'dur. Gemide oldugunuz zaman(ı dusunun): Gemiler, icinde bulunanları hos bir ruzgarla alıp goturdugu, ve (yolcular) bununla sevindikleri sırada, birden gemiye, siddetli bir kasırga gelip de, her yerden gelen dalgalar onları sardıgı ve artık kendilerinin tamamen kusatıldıklarını (bir daha kurtulamayacaklarını) sandıkları zaman, dini, yalnız Allah'a halis kılarak O'na soyle yalvarmaga baslarlar: "Andolsun, eger bizi bundan kurtarırsan, sukredenlerden olacagız

[23] Ama (Allah) onları kurtarınca hemen yeryuzunde haksız yere taskınlık yaparlar. Ey insanlar, taskınlıgınız kendi aleyhinizedir. Sadece su yakın (gecici) hayatın zevkinden ibarettir. Sonra donusunuz bizedir; size butun yaptıklarınızı haber veririz

[24] Su yakın hayat, tıpkı gokten indirdigimiz bir suya benzer: Insanların ve hayvanların yedigi arz bitkisi o su ile karıstı: nihayet yer zinetini takınıp suslendigi ve halkı da on(un urununu devsirmeg)e kadir olduklarını zannettikleri sırada birden buyrugumuz ona gece veya gunduz geldi; sanki dun o hic (bitkisiyle suslenip) senlenmemis gibi, onu bicilmis yaptık (susunu, zenginligini bictik, yok ettik). Iste biz, dusunen bir toplum icin ayetleri boyle genis genis acıklarız

[25] Allah; esenlik yurduna cagırır ve diledigini dogru bir yola iletir

[26] Guzel davrananlara daha guzel karsılık ve fazlası var. Onların yuzlerine ne bir kara bulasır, ne de horluk. Iste onlar cennet halkıdır, orada ebedi kalacaklardır

[27] Kotu isler yapanlara da (yaptıkları) kotulugun aynen cezası verilir. Ve onların yuzlerini bir horluk kaplar. Onları Allah'tan kurtaracak hic kimse yoktur. Sanki yuzleri, karanlık geceden parcalara burunmustur. Iste onlar da ates halkıdır, hep orada kalacaklardır

[28] O gun onları hep bir araya toplarız, sonra ortak kosanlara; "Haydi siz ve kostugunuz ortaklar yerlerinize!" deriz. Artık (tanrılariyle) aralarını acmısızdır (dunyadaki gibi aralarında bir bag kalmamıstır). Kostukları ortaklar: "Siz bize tapmıyordunuz?" demektedirler

[29] Simdi bizimle sizin aranızda Allah'ın sahid olması yeter; dogrusu biz sizin (bize) tapmanızdan tamamen habersizdik

[30] Iste orada her can, gecmiste yaptıklarını dener (yaptıklarının yararını ve zararını gorur). Gercek sahipleri olan Allah'a dondurulurler ve uydurdukları seyler, kendilerinden kaybolup gider

[31] De ki: "Sizi gokten ve yerden kim rızıklandırıyor? Ya da o kulak(lar)ın ve gozlerin sahibi kimdir? Oluden diriyi, diriden oluyu kim cıkarıyor? Kim buyrugu(nu) yurutuyor (kainatı yonetiyor)?" "Allah." diyecekler. "O halde, korunmuyor musunuz?" de

[32] Iste sizin gercek Rabbiniz Allah budur. Gercekten sonra sapıklıktan baska ne var? Oyleyse nasıl (hak'tan sapıklıga) cevriliyorsunuz

[33] Boylece Rabbinin, yoldan cıkanlar icin soyledigi: "Onlar inanmazlar." sozu, gerceklesti

[34] De ki: "Sizin kostugunuz ortaklardan ilk defa yaratacak, sonra onu cevirip yeniden yaratacak olan var mı?" De ki: "Allah ilk defa yaratır, sonra onu cevirip yeniden yaratır. Oyleyse nasıl (dogru yoldan) cevriliyorsunuz

[35] De ki: "Sizin ortaklarınızdan hakka goturecek var mı?" De ki: "Allah, hakka goturur. Hakka goturen mi uyulmaga daha layıktır, yoksa (tutulup) yola goturulmedikce kendisi dogru yolu bulamayan mı? O halde neyiniz var? Nasıl hukmediyorsunuz

[36] Onların cogu, zandan baska bir seye uymuyorlar. Zan ise gercekten hicbir sey kazandırmaz. Muhakkak ki Allah, onların ne yaptıklarını bilir

[37] Bu Kur'an, Allah'tan baskası tarafından uydurulacak bir sey degildir. Ancak kendinden oncekinin dogrulaması ve Kitabın acıklamasıdır. Onda asla suphe yoktur. Alemlerin Rabbi tarafından(indirilmis)dir

[38] Yoksa "Onu uydurdu" mu diyorlar? De ki: "Eger dogru iseniz haydi onun benzeri bir sure getirin ve Allah'tan baska cagırabildiklerinizi de cagırın

[39] Hayır, bilgisini kavrayamadıkları, sonucu henuz baslarına gelmemis olan bir seyi yalanladılar. Onlardan oncekiler de boyle yalanlamıslardı. Bak, o zalimlerin sonu nice oldu

[40] Onlardan kimi, ona inanır, kimi de inanmaz. Rabbin bozguncuları cok iyi bilir

[41] Eger onlar seni yalanladılarsa de ki: "Benim yaptıgım bana, sizin yaptıgınız size. Siz benim yaptıgımdan uzaksınız, ben de sizin yaptıgınızdan uzagım

[42] Iclerinden sana kulak verip dinleyenler de vardır. Fakat sagırlara sen mi duyuracaksın? Hele akıllarını da kullanmıyorlarsa

[43] Iclerinden sana bakanlar da var. Fakat korleri sen mi yola gotureceksin? Hele sezgileriyle de gormuyorlarsa

[44] Allah insanlara hic zulmetmez, fakat insanlar kendi kendilerine zulmediyorlar

[45] Onları bir araya toplayacagı gun, sanki onlar sadece gunduzun, gorusup, tanıstıkları bir sa'ati kadar dunyada kalmıs olurlar. Allah'ın huzuruna cıkmayı yalanlayıp, yola gelmemis olanlar, en buyuk ziyana ugramıslardır

[46] Ya onları uyardıgımız seylerin bir kısmını sana gosteririz. Ya da (bundan once) seni vefat ettiririz (farketmez). Nasıl olsa donusleri bizedir. Sonra Allah onların yaptıklarına da sahiddir

[47] Her ummetin bir elcisi vardır. Elcileri gel(ip de bunlar onu yalanlay)ınca aralarında adaletle hukmolunur, onlara hic haksızlık edilmez

[48] Dogru iseniz bu bizi tehdid(ettiginiz) azab ne zaman? diyorlar

[49] De ki: "Ben kendime dahi, Allah'ın dilediginden baska, ne zarar, ne de yarar verme gucune sahip degilim. Her ummetin bir suresi vardır. Sureleri gelince ne bir an geri kalırlar, ne de ileri giderler

[50] De ki: "Bakın, eger O'nun azabı size geceleyin, ya da gunduzun gelirse... Suclular bun(lar)dan hangisini acele istiyor

[51] (Azab) basınıza geldikten sonra mı ona inanacaksınız? Simdi mi (inandınız)? Hani ya siz onu cabuk isteyip duruyordunuz (nasılmıs)

[52] Sonra zulmedenlere: "Surekli azabı tadın!" denilecek, "Yalnız kazandıgınız seylerle cezalandırılmıyor musunuz

[53] Sahiden o gercek midir? diye senden soruyorlar. De ki: "Evet, Rabbim hakkı icin o gercektir. Siz (onu) onleyemezsiniz

[54] (O zaman), kendisine zulmeden her kisi, yeryuzunde ne varsa hepsi kendisinin olsaydı (azabdan kurtulmak icin) onu fidye verirdi. Azabı gordukleri zaman, iclerinde pismanlık duyarlar, aralarında adaletle hukmedilir, asla haksızlıga ugratılmazlar

[55] Iyi bil ki, goklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. Iyi bil ki Allah'ın va'di gercektir, fakat cokları bilmiyorlar

[56] O, yasatır, oldurur ve siz O'na dondurulup goturuleceksiniz

[57] Ey insanlar, size Rabbinizden bir ogut, goguslerde olan(sıkıntılar)a sifa ve inananlara bir yol gosterici ve rahmet gelmistir

[58] De ki: "Allah'ın lutfiyle, rahmetiyle (evet) ancak onunla ferahlansınlar. O onların toplayıp yıgdıklarından hayırlıdır

[59] De ki: "Gordunuz mu, Allah'ın size rızık olarak indirdigi seylerin bir kısmını haram ve bir kısmını helal yaptınız." De ki: "Allah mı size boyle izin verdi, yoksa siz Allah'a iftira mı ediyorsunuz

[60] Allah'a yalan uyduranların kıyamet gunu hakkındaki zanları nedir? Muhakkak ki Allah, insanlara karsı lutuf sahibidir, ama cokları sukretmiyorlar

[61] Ne iste bulunsan, Kur'an'dan ne okusan ve siz ne is yapsanız mutlaka biz, icine daldıgınız an uzerinizde sahidiz (her yaptıgınızı goruruz). Ne yerde, ne de gokte zerre agırlıgınca bir sey, Rabbin(in bilgisin)den kacmaz. Ne bundan kucuk, ne de buyuk hicbir sey yoktur ki, hepsi apacık bir Kitapta olmasın

[62] Iyi bil ki, Allah'ın velilerine (sevdiklerine) korku yoktur ve onlar uzulmeyeceklerdir

[63] Onlar ki, inandılar ve korunurlardı

[64] Dunya hayatında da, ahirette de mujde onlara! Allah'ın kelimeleri degismez (O'nun verdigi soz, mutlaka yerine getirilir). Iste bu, buyuk kurtulustur

[65] Onların sozu seni uzmesin, ustunluk tamamen Allah'ındır. Isiten ve bilen O'dur

[66] Iyi bilki, goklerde ve yerde kim varsa hepsi Allah'ındır. Allah'tan baskasına yalvaranlar (gercekte kostukları) ortaklara uymuyorlar, onlar sadece zanna uyuyorlar, (hayallerine kapılıyorlar) ve onlar sadece sacmalıyorlar

[67] Geceyi sizin istirahat etmenize elverisli, gunduzu de (geciminizi saglamanız icin) aydınlık yapan O'dur. Suphesiz, bunda isiten bir toplum icin ibretler vardır

[68] Allah, cocuk edindi, dediler. Hasa, Allah bundan uzaktır, O zengindir (hicbir seye muhtac degildir). Goklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. Bu hususta hicbir deliliniz yok. Allah hakkında bilmediginiz seyi mi soyluyorsunuz

[69] De ki: "Allah hakkında yalan uyduranlar, iflah olmazlar

[70] Dunyada biraz gecinir, sonra bize donerler. Sonra da biz, inkarlarından dolayı onlara siddetli azabı taddırırız

[71] Onlara Nuh'un haberini oku. Kavmine: "Ey kavmim demisti, eger benim kalkıp size Allah'ın ayetlerini hatırlatmam, size agır geldiyse, o halde ben Allah'a dayandım, siz de ortaklarınızla beraber toplanıp yapacagınız isi kararlastırın da isiniz basınıza dert olmasın. Sonra hukmunuzu bana uygulayın, bana hic fırsat da vermeyin

[72] Eger yuz cevirdiyseniz (neden?), ben sizden bir ucret istemedim ki! Benim ucretim, ancak Allah'ın uzerinedir. Bana muslumanlardan olmam emredilmistir

[73] Yine de onu yalanladılar. Biz de onu ve gemide onunla beraber bulunanları kurtardık, onları egemen yaptık ve ayetlerimizi yalanlayanları da bogduk. Bak iste uyarıl(ıp da yola gelmey)enlerin sonu nice oldu

[74] Sonra onun ardından bir cok elcileri kavimlerine gonderdik; onlara; belgeler getirdiler. (Fakat onlar) once yalanlamıs oldukları seye bir turlu inanmıyorlardı. Iste haddi asanların kalblerini boyle muhurleriz

[75] Sonra onların ardından Musa ve Harun'u ayetlerimizle birlikte Fir'avn'a ve adamlarına gonderdik; boburlendiler ve suc isleyen bir topluluk oldular

[76] Onlara katımızdan gercek gelince: "Bu, apacık bir buyudur." dediler

[77] Musa: "Size gelen gercek icin boyle mi diyorsunuz? Buyu mudur bu? Halbuki buyuculer, iflah olmazlar!" dedi

[78] Dediler ki: "Sen bizi, babalarımızı uzerinde buldugumuz seyden ceviresin de yeryuzunde buyukluk yalnız ikinize kalsın diye mi geldin? Biz size inanacak degiliz

[79] Fir'avn: "Bana butun bilgili buyuculeri getirin." dedi

[80] Buyuculer gelince Musa onlara: "Atacagınızı atın (hunerinizi gosterin)." dedi

[81] Onlar (iplerini ve degneklerini atınca) Musa; "Sizin getirdiginiz sey, buyudur, dedi. Allah, onu mutlaka bosa cıkaracaktır. Cunku Allah bozguncuların isini duzeltmez

[82] Ve suclular istemese de Allah, sozleriyle gercegi ortaya cıkaracaktır

[83] Fir'avn'ın ve adamlarının, kendilerine kotuluk yapmasından korktukları icin kavminin icinde Musa'ya, yalnız genc bir kusaktan baskası inanmadı. Cunku Fir'avn, yeryuzunde cok ululanan ve cok asırı gidenlerden idi

[84] Musa dedi ki: "Ey kavmim, eger Allah'a inandıysanız, gercekten musluman insanlar iseniz o'na dayanın

[85] Dediler ki: "Allah'a dayandık, Rabbimiz bizi o zulmeden kavme fitne yapma (bizi onların iskencesiyle deneme)

[86] Acımanla bizi o inkarcı toplumdan kurtar

[87] Musa'ya ve kardesine "Ikiniz kavminiz icin Mısır'da evler hazırlayın (ey Israil ogulları) evlerinizi karsı karsıya kurun, namaz kılın ve (ey Musa) mu'minleri mujdele" diye vahyettik

[88] Musa: "Rabbimiz dedi, sen Fir'avn'a ve adamlarına yakın hayatta sus ve nice mallar verdin. Rabbimiz, senin yolundan saptırsınlar diye mi? Rabbimiz, onların mallarını yok et, kalblerini sık ki, acı azabı gorunceye kadar inanmasınlar

[89] (Allah): "ikinizin du'ası kabul olundu, dedi, dogru olun, bilmezlerin yoluna uymayın

[90] Israil ogullarını denizden gecirdik, Fir'avn ve askerleri de zulmetmek ve saldırmak icin onların arkalarına dustu. Nihayet bogulma kendisini yakalayınca (Fir'avn): "Gercekten Israil ogullarının inandıgından baska tanrı olmadıgına inandım, ben de muslumanlardanım!" dedi

[91] Simdi mi? Oysa daha once isyan etmis, bozgunculardan olmustun? (denildi)

[92] Bugun senin (canından ayırdıgımız) bedenini, (denizin dibinden) kurtarıp (sahilde) bir tepeye atacagız ki senden sonra gelenlere ibret olasın. Ama insanlardan cogu bizim ayetlerimizden gafildirler

[93] Andolsun biz, Israil ogullarını iyi bir yere yerlestirdik ve onlara guzel rızıklar verdik. Kendilerine ilim gelinceye kadar ayrılıga dusmediler (de bilgi geldikten sonra ayrılıga dustuler). Suphesiz Rabbin, kıyamet gunu, anlasmazlıga dustukleri sey hakkında aralarında hukum verecektir

[94] Eger sen, sana indirdigimizden kuskuda isen, senden once Kitabı okuyanlara sor. Andolsun, sana Rabbinden hak geldi, sakın kuskulananlardan olma

[95] Ve sakın Allah'ın ayetlerini yalanlayanlardan olma, yoksa ziyana ugrayanlardan olursun

[96] Uzerlerine Rabbinin (azab) kelimesi hak olanlar inanmazlar

[97] Onlara butun ayetler gelmis olsa bile, acı azabı gorunceye kadar (inanmazlar)

[98] Keske bir kasaba olsaydı da inansaydı ve inanması kendisine fayda verseydi! Yalnız Yunus'un kavmi, inanınca, dunya hayatnda onlardan rezillik azabını kaldırmıs ve onları bir sure daha yasatmıstık

[99] Rabbin isteseydi, yeryuzundekilerin hepsi mutlaka inanırdı. O halde sen mi insanları inanmaları icin zorlayacaksın

[100] Allah'ın izni olmadan hic kimse inanmaz ve (Allah) pisligi (huzursuzlugu, azabı), akıllarını kullanmayanların uzerine kor

[101] Goklerde ve yerde olanlara bakın! de; ama o ayetler ve uyarılar, inanmayacak bir kavme yarar saglamaz

[102] Onlar sadece kendilerinden once gelip gecenlerin baslarına gelen gunler gibisini bekliyorlar oyle mi? De ki: "O halde bekleyin, ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim

[103] Sonunda elcilerimizi ve inananları kurtarırız. Iste boyle, uzerimize bir borc olarak mu'minleri kurtarırız

[104] De ki: "Ey insanlar, benim dinimden kuskuda iseniz, ben sizin, Allah'tan baska taptıklarınıza tapmam; fakat sizi oldurecek olan Allah'a taparım. Bana mu'minlerden olmam emredilmistir

[105] Ve: "Yuzunu hanif (Allah'ı birleyici) olarak dine cevir; sakın (Allah'a) ortak kosanlardan olma

[106] Allah'tan baska; sana ne fayda, ne de zarar veremeyecek olan seylere yalvarma! Eger boyle yaparsan, o takdirde sen muhakkak zalimlerden olursun. (diye emredilmistir)

[107] Eger Allah sana bir zarar dokundursa onu, yine O'ndan baska kaldıracak yoktur ve eger sana bir hayır dilese, O'nun keremini de geri cevirecek yoktur. Hayrını, kullarından diledigine verir. O, bagıslayandır, esirgeyendir

[108] De ki: "Ey insanlar, iste size Rabbinizden gercek geldi. Artık yola gelen, kendisi icin gelir; sapan da kendi zararına sapar. Ben sizin uzerinize vekil degilim

[109] Sana vahyolunana uy ve Allah hukmunu verinceye kadar sabret. O, hukum verenlerin en iyisidir

Hûd

Surah 11

[1] Elif lam ra. (Bu,) bir Kitaptır ki, hikmet sahibi, herseyden haberi olan (Allah) tarafından ayetleri saglamlastırılmıs ve guzelce acıklanmıstır

[2] Ta ki Allah'tan baskasına tapmayasınız. Ben de, O'ndan size (gonderilmis) bir uyarıcı ve mujdeleyiciyim

[3] Ve Rabbinizden magfiret dileyesiniz, sonra O'na tevbe edesiniz ki, sizi belirtilmis bir sureye kadar guzelce yasatsın ve her lutuf sahibine lutfetsin. Ve eger yuz cevirirseniz, ben sizin icin buyuk bir gunun azabından korkarım

[4] Donusunuz Allaha'dır. O, herseyi yapacak guctedir

[5] Iyi bilin ki, onlar O'ndan gizlenmek icin goguslerini bukerler. Yine iyi bilin ki onlar, ortulerine burundukleri zaman dahi (Allah onların) iclerinde gizlediklerini ve acıga vurduklarını bilir. Cunku O, goguslerin ozunu bilendir

[6] Yeryuzunde hicbir canlı yoktur ki, rızkı Allah'a aidolmasın. (Allah) onun durdugu ve emanet bırakıldıgı yeri bilir. Bunların hepsi apacık bir Kitaptadır

[7] Gokleri ve yeri altı gunde yaradan O'dur. O zaman Ars'ı su uzerinde idi. (Bu kainatı yarattı) Ki, hanginizin daha guzel is yaptıgınızı denesin. Boyle iken yine sen: "Oldukten sonra diriltileceksiniz" desen, inkar edenler, mutlaka: "Bu, apacık bir buyuden baska bir sey degildir." derler

[8] Andolsun onlardan azabı sayılı bir ummete (belli bir sureye) ertelesek, "Onu tut(up bize gelmesine engel ol)an nedir?" derler. Iyi bilin ki, o (azab) baslarına geldigi gun, bir daha onlardan geri cevrilmez ve alay ettikleri sey, kendilerini kusatmısolur

[9] Eger biz insana, bizden bir rahmet taddırsak da sonra onu kendisinden cekip alsak, hemen o, umutsuzluga duser, nankor olur

[10] Ve eger kendisine dokunan bir zarardan sonra ona bir ni'met taddırsak, mutlaka: "Kotulukler benden gitti" der, sevinir, ovunur

[11] Ancak sabredip iyi isler yapanlar boyle degildir. Iste onlar icin magfiret ve buyuk mukafat vardır

[12] Herhalde sen: "Ona bir hazine indirilmeli veya beraberinde bir melek gelmeli degil miydi?" demelerinden oturu, sana vahyolunanın bir kısmını bırakacaksın ve bununla gogsun sıkılacak; ama sen sadece bir uyarıcısın (boyle sozlere aldırma), her seye vekil olan Allah'tır

[13] Yoksa, "O'nu uydurdu" mu diyorlar? De ki: "Oyleyse siz de onun benzeri on uydurulmus sure getirin; eger dogru iseniz Allah'tan baska, cagırabildiklerinizi de (yardıma) cagırın (da bunu yapın)

[14] Eger size cevap veremedilerse bilin ki (o) Allah'ın bilgisiyle indirilmistir ve O'ndan baska tanrı yoktur. Nasıl, artık musluman oldunuz mu

[15] Kimler dunya hayatını ve susunu isterse onlara oradaki amellerin(in karsılıgın)ı tam veririz ve onlar orada hicbir eksiklige ugratılmazlar

[16] Ama onlar oyle kimselerdir ki ahirette onlar icin atesten baska bir sey yoktur ve yaptıklarının hepsi orada bosa cıkmıstır, amelleri hep batıl olmustur

[17] Hic boyleleri, su kimse gibi olur mu ki, o Rabbinden bir delil uzerinde bulunur, ayrıca O'ndan bir sahid de onu takib eder. O(Hak sahidi Kur'a)n'dan once de bir onder ve rahmet olarak Musa'nın Kitabı var. Iste onlar O(Kur'a)n'a inanırlar. Topluluklardan kim onu inkar ederse, onun yeri atestir! O(Kur'a)n'dan hic kuskun olmasın. Muhakkak o, Rabbinden gelen gercektir. Fakat insanların cogu inanmazlar

[18] Allah'a yalan uyduranlardan daha zalim kim olabilir? Onlar Rablerine sunulacaklar. Sahidler de: "Iste Rablerine karsı yalan soyleyenler bunlardır!" diyecekler. Iyi bilin ki Allah'ın la'neti zalimlerin uzerinedir

[19] Onlar ki Allah'ın yoluna engel olurlar ve onu egriltmek isterler ve onlar, (evet) onlar, ahireti de tanımazlar

[20] Onlar dunyada Allah'ı aciz bırakacak degillerdir. Ve onların Allah'tan baska dostları da yoktur. Onlar icin azab kat kat yapılır. Cunku (gercegi) isitmege tahammul edemezlerdi ve (onu) gormezlerdi

[21] Iste onlar canlarını ziyana sokan kimselerdir. Ve uydurdukları seyler, kendilerinden kaybolup gitmistir

[22] Elbette ahirette en cok ziyana ugrayanlar onlardır

[23] Inanıp iyi isler yapan ve Rablerine gonulden boyun egenlere gelince; iste onlar da cennet halkıdır, onlar orada ebedi kalacaklardır

[24] Bu iki zumrenin durumu, kor ve sagır ile goren ve isiten gibidir. Bunlar bir olur mu hic? Hala ibret almaz mısınız

[25] Andolsun biz Nuh'u da kavmine gonderdik: "Ben sizin icin apacık bir uyarıcıyım

[26] Allah'tan baskasına tapmayın. Gercekten ben, sizin, acı bir gunun azabına ugramanızdan korkuyorum. (dedi)

[27] Kavminden ileri gelen inkarcı grup dedi ki: "Biz seni de bizim gibi insan goruyoruz ve sana bizim basit goruslu ayak takımlarımızdan baskasının uydugunu gormuyoruz. Sizin bize karsı bir ustunlugunuzu de gormuyoruz; tersine sizi yalancı sanıyoruz

[28] Dedi ki: "Ey kavmim, bakın, ya ben Rabbimden bir delil uzerinde isem ve (O), kendi katından bana bir rahmet vermis de, o (rahmet) sizin gozlerinizden gizli bırakılmıs ise? Simdi siz onu istemezken, biz sizi o(Tanrı rahmeti)ne zorla mı sokacagız

[29] Ey kavmim, buna karsı ben sizden bir mal istemiyorum, benim ucretim Allah'a aittir. Ve (siz istemiyor, hor goruyorsunuz diye) ben, inananları (yanımdan) kovacak degilim. Cunku onlar Rablerinin huzuruna gidecek(yaptıklarının hesabını verecek)lerdir. ( Herkes kendi amelinden sorumludur. Onları nicin kovayım?) Fakat ben sizi, cahillik eden bir kavim goruyorum

[30] Ey kavmim, ben onları kovarsam, Allah'a karsı beni kim savunur? Dusunmuyor musunuz

[31] Ben size: "Allah'ın hazineleri benim yanımdadır." demiyorum. Gaybı da bilmem. "Ben melegim," de demiyorum. Sizin gozlerinizin hor gordugu kimseler icin "Allah onlara bir hayır vermeyecek" de demem. Allah, onların iclerinde olanı daha iyi bilir. Boylebir sey yaptıgım takdirde ben, mutlaka zalimlerden olurum

[32] Dediler ki: "Ey Nuh, bizimle mucadele ettin. Hem bizimle mucadelede cok ileri gittin. Eger dogrulardan isen haydi bizi tehdidettigin seyi bize getir

[33] Dedi: "Onu, ancak Allah dilerse size getirir; siz engel olamazsınız

[34] Eger Allah, sizi azdırmak diliyorsa, ben size ogut de etmek istesem, ogutum size yarar saglamaz. Rabbiniz O'dur ve siz O'na donduruleceksiniz

[35] Yoksa "O(Kur'a)n'ı uydurdu" mu diyorlar? De ki: "Eger O'nu uydurmussam, sucum banadır. Ama ben sizin islediginiz suclardan uzagım

[36] Nuh'a vahyolundu ki: "Kavminden, inanmıs olanlardan baska kimse inanmayacak, onların yaptıklarından dolayı uzulme

[37] Gozlerimizin onunde ve vahyimiz geregince gemiyi yap ve zulmedenler hakkında bana hitabetme (onların kurtulusu icin bana yalvarma); onlar mutlaka bogulacaklardır

[38] Nuh gemiyi yapıyor, kavminden ileri gelenler yanından gectikce onunla alay ediyorlardı. "Siz bizimle alay ederseniz, sizin alay ettiginiz gibi biz de sizinle alay edecegiz?" dedi

[39] Yakında bileceksiniz: Insanı rezil eden azab kime geliyor, surekli azab kimin basına konuyor

[40] Nihayet emrimiz gelip de tandır kaynayınca (is ciddilesip sular kaynamaga baslayınca, Nuh'a) dedik ki: "Her seyden ikiser cifti ve aleyhlerinde hukum verdiklerimiz haric olmak uzere aileni ve inananları gemiye yukle!" Zaten onunla beraber inanan pek azdı

[41] Haydi, gemiye binin, dedi. Onun akıp gitmesi de durması da Allah'ın adıyledir. Rabbim, elbette bagıslayandır, esirgeyendir

[42] Gemi, onları daglar gibi dalga(lar) arasından gecirirken Nuh, bir kenarda duran ogluna. "Yavrum, bizimle beraber bin, kafirlerle beraber olma!" diye seslendi

[43] (Oglu): "Beni sudan koruyacak bir daga sıgınacagım," dedi. (Nuh): "Bugun, Allah'ın emrinden koruyacak hicbir sey yoktur, ancak O'nun acıdıgı (kurtulur)." dedi. Ve aralarına dalga girdi, o da bogulanlardan oldu

[44] Ey yer, suyunu yut ve ey gok tut! denildi. Su azaldı, is bitirildi. (Gemi) Cudi'ye oturdu. "Haksızlık yapan kavim yok olsun!" denildi

[45] Nuh Rabbine seslendi: "Rabbim, dedi, oglum benim ailemdendir. Senin sozun elbette haktır ve sen hakimmlerin hakimisin

[46] (Rabbi): "Ey Nuh, dedi, o senin ailenden degildir. O, yaramaz is yaptı. Bilmedigin bir seyi benden isteme. Sana cahillerden olmamanı ogutlerim

[47] (Nuh) dedi ki: "Rabbim, bilmedigim bir seyi senden istemekten sana sıgınırım. Eger beni bagıslamaz, bana acımazsan ziyana ugrayanlardan olurum

[48] Ey Nuh, denildi, sana ve seninle beraber bulunan ummetlerden bir bolume bizden selamet ve bolluklarla (gemiden) in. Ama oyle ummetler de var ki, onları bir sure yasatacagız, sonra onlara bizden acı bir azab dokunacaktır

[49] (Ey Muhammed), bunlar sana vahyettigimiz gayb haberlerindendir. Ne sen, ne de kavmin, daha once bunları bilmiyordunuz. O halde sabret, sonuc korunanlarındır

[50] Ad(kavmin)e de kardesleri Hud'u (gonderdik): "Ey kavmim, dedi, Allah'a kulluk edin, O'ndan baska tanrınız yoktur. Siz sadece uyduruyorsunuz

[51] Ey kavmim, ben sizden bunun icin bir ucret istemiyorum. Benim ucretim, beni yaratana duser. Aklınızı kullanmıyor musunuz

[52] Ey kavmim, Rabbinizden magfiret dileyin, sonra O'na tevbe edin (O'na yonelin) ki gokten uzerinize bol bol rahmet gondersin, kuvvetinize kuvvet katsın. Suc isleyerek (Allah'tan) yuz cevirmeyin

[53] Dediler ki: "Ey Hud, bize bir mu'cize getirmedin. Biz senin sozunle tanrılarımızı terk edecek degiliz ve biz sana inanacak degiliz

[54] (Senin hakkında) seni tanrılarımızdan biri fena carpmıs!" demekten baska bir soz bulamıyoruz" Dedi ki: "Ben Allah'ı sahid tutuyorum, siz de sahid olun ki, ben sizin (Allah'a) ortak kostugunuz seylerden uzagım

[55] O(Allah)'dan baska (taptıgınız tanrılardan). Haydi hepiniz bana tuzak kurun, sonra bana hic goz actırmayın (elinizden ne gelirse yapın)

[56] Ben, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a dayandım. Hicbir canlı yoktur ki O, onun perceminden tutmus olmasın (onu diledigi gibi yonetmesin). Gercekten Rabbim, dogru bir yol uzerindedir (O adildir, yanında kimse zulme ugramaz)

[57] Eger yuz cevirirseniz, artık ben size sunmakla gorevlendirildigim mesajı size duyurdum. Rabbim, sizin yerinize baska bir kavim de getirebilir. Siz O'na hicbir zarar veremezsiniz. Suphesiz Rabbim, herseyi koruy(up gozet)endir

[58] Emrimiz gelince Hud'u ve onunla beraber inanmıs olanları bizden bir rahmetle kurtardık; onları katı bir azabdan kurtardık

[59] Iste 'Ad (kavmi), Rablerinin ayetlerini inkar ettiler, peygamberlerine karsı geldiler ve her inatcı zorbanın emrine uydular

[60] Boylece hem bu dunyada, hem de kıyamet gununde peslerine la'net takıldı. Iyi bilin, 'Ad (kavmi) Rablerini inkar ettiler; iyi bilin Hud'un kavmi 'Ad, (Allah'ın rahmetinden) uzak olsun (yok olup gitsin)

[61] Semud(kavmin)e de kardesleri Salih'i (gonderdik). Dedi ki: "Ey kavmim, Allah'a kulluk edin, O'ndan baska tanrınız yoktur! Sizi yerden insa eden ve orada yasatan O'dur; O'ndan magfiret dileyin, sonra O'na tevbe edin! Cunku Rabbim yakındır, (du'aları) kabul edendir

[62] Dediler ki: "Ey Salih, sen bundan once bizim aramızda umit beslenen kisi idin. Simdi atalarımızın taptıklarına tapmaktan bizi men mi ediyorsun? Biz senin bizi cagırdıgın seyden suphe icindeyiz, kuskulanıyoruz

[63] Ey kavmim, dedi, bakın ya ben Rabbimden bir kanıt uzerinde isem ve O, bana kendinden bir rahmet vermisse? Peki bu durumda O'na karsı gelirsem beni Allah'tan kim kurtarır? Sizin bana, ziyanımı artırmaktan baska bir katkınız olamaz

[64] Ey kavmim, iste su, Allah'ın devesi, size bir mu'cizedir. Bırakın onu, Allah'ın arzında yesin, ona bir kotuluk dokundurmayın, yoksa sizi yakın bir azab yakalar

[65] Fakat onu kesip devirdiler. (Salih) dedi ki: "Yurdunuzda uc gun yasayın, (sonra mahvolacaksınız); bu, yalan olmayan bir uyarıdır

[66] Nihayet emrimiz gelince Salih'i ve onunla beraber inanmıs olanları, bizden bir rahmetle kurtardık, (onları) o gunun zilletinden (kurtardık). Iste Rabbin oyle guclu, oyle galiptir

[67] Zulmedenleri de o korkunc ses yakaladı, yurtlarında cokup kaldılar

[68] Orada hic senlik kurmamıs gibi oldular. Iyi bilin ki Semud (kavmi), Rablerini inkar ettiler ve iyi bilin ki Semud (kavmi) def olup gittiler

[69] Elcilerimiz, Ibrahim'e mujde getirip "selam!" demislerdi. O da "selam!" dedi; cok durmadan hemen (elcilere) kızarmıs bir buzagı getirdi

[70] Ellerinin buzagıya uzanmadıgını gorunce durumlarını begenmedi ve onlardan oturu icinde bir korku duydu. "Korkma, dediler, biz Lut kavmine gonderildik

[71] Ayakta durmakta olan karısı, guldu. Biz de ona Ishak'ı mujdeledik. Ishak'ın ardından da Ya'kub'u

[72] Vay, dedi, ben bir kocakarı, bu kocam da bir pir iken doguracak mıyım? Bu, cidden sasılacak bir sey

[73] Dediler ki: "Allah'ın isine mi sasıyorsun? Allah'ın rahmeti ve bereketleri sizin uzerinizdedir, ey ev halkı! O, ovulmege layıktır, iyiligi boldur

[74] Ibrahim'den korku gidip kendisine sevinc gelince, Lut kavmi hakkında bizimle tartısmaga basladı (onlardan azabı kaldırmamızı veya hafifletmemizi rica ediyordu)

[75] Cunku Ibrahim, gercekten halimdir, iclidir, (Allah'a) yuz tutup yalvarandır

[76] (Melekler): "Ey Ibrahim, dediler, bundan vazgec (bosuna ugrasma). Zira Rabbinin emri gelmistir. Mutlaka onlara, geri cevrilmez azab gelecektir

[77] Elcilerimiz Lut'a gelince onlar yuzunden kaygılandı. onlar icin arsını daraldı (ne yapacagını sasırdı): "Bu, cetin bir gundur!" dedi

[78] Daha once de kotu isler yapmakta olan kavmi kosarak ona geldiler. (Lut): "Ey kavmim, dedi, iste kızlarım, onlar sizin icin daha (guzel, daha) temiz! Allah'tan korkun, konuklarımın icinde beni rezil etmeyin! Icinizde aklı basında bir adam yok mu sizin

[79] Dediler ki: "Senin kızlarında bizim bir hakkımız olmadıgını bilmissindir. Ve sen bizim ne istegimizi de pekala bilirsin

[80] (Lut): "Keske sizi savacak gucum olsaydı, yahut da cok sarp bir kaleye sıgınabilseydim!" dedi

[81] (Melekler) dediler ki: "Ey Lut, biz senin Rabbinin elcileriyiz. Onlar sana asla dokunamazlar. Gecenin bir kısmında aileni yurut; icinizden karından baska hic kimse geri donup bakmasın. Cunku otekilerine erisen (azab) ona da erisecektir. Baslarına gelecek azab zamanı, sabah vaktidir. Sabah da yakın degil mi

[82] (Azab) emrimiz gelince oranın ustunu altına getirdik, uzerine de tas yagdırdık: Camurdan pismis, (azab icin) hazırlanmıs, istif edilmis

[83] Rabbinin katında isaretlenmis (taslar). O, zalimlerden uzak degildir

[84] Medyen'e de kardesleri Su'ayb'i (gonderdik): "Ey kavmim, dedi, Alah'a kulluk edin, sizin O'ndan baska tanrınız yoktur; olcuyu ve tartıyı eksik yapmayın. Ben sizi bolluk icinde goruyorum ve ben sizin icin kusatıcı bir gunun azabından korkuyorum

[85] Ey kavmim, olcuyu ve tartıyı tam dengeli yapın, insanların esyasını eksik vermeyin ve yeryuzunde bozgunculuk yaparak kotuluk etmeyin

[86] Eger inanan insanlar iseniz, Allah'ın bıraktıgı (kar), sizin icin daha hayırlıdır. Fakat ben sizin uzerinize bekci degilim

[87] Ey Su'ayb, dediler, senin namazın mı sana, babalarımızın taptıgı seylerden, yahut mallarımız uzerinde diledigimizi yapmaktan vazgecmemizi emrediyor? Oysa sen, yumusak huylu, akıllı(bir insan)sın

[88] Ey kavmim, dedi, bakın, ya ben Rabbimden bir kanıt uzerinde isem ve (O), bana kendinden guzel bir rızık vermisse? Ben size menettigim seylerde size aykırı davranmak istemiyorum. Sadece gucumun yettigi kadar duzeltmek istiyorum. Basarım ancak Allah(ınyardımı) iledir. Yalnız O'na dayandım ve yalnız O'na yonelirim

[89] Ey kavmim, bana karsı gelmeniz, sakın sizi Nuh kavminin, yahut Hud kavminin veyahut Salih kavminin baslarına gelenler gibi bir felakete ugratmasın! Lut kavmi henuz sizden uzak degildir

[90] Rabbinizden magfiret dileyin, sonra O'na tevbe edin! Dogrusu Rabbim cok esirgeyen, cok sevendir

[91] Dediler ki: "Ey Su'ayb, senin soylediklerinden cogunu anlamıyoruz, biz seni icimizde zayıf goruyoruz. Kabilen olmasaydı seni mutlaka tasla(yarak olduru)rduk! Senin bizim yanımızda hicbir degerin yoktur

[92] Ey kavmim, dedi, size gore kabilem Allah'tan daha mı degerli ki O'nu arkanıza at(ıp unut)tunuz? Suphesiz Rabbim yaptıklarınızı kusatıcıdır (herseyinizi bilmektedir)

[93] Ey kavmim, oldugunuz yerde (yaptıgınızı) yapın, ben de yapıyorum. Yakında kime azabın gelip kendisini rezil edecegini ve kimin yalancı oldugunu bileceksiniz. Gozetin, ben de sizinle beraber gozetmekteyim

[94] Emrimiz gelince, Su'ayb'i ve onunla beraber inanmıs olanları bizden bir acıma ile kurtardık; zulmedenleri de o korkunc ses yakaladı, yurtlarında cokup kaldılar

[95] Sanki orada hic senlik kurmamıslardı! Iyi bilin ki, Semud (kavmi) nasıl uzaklasıp gittiyse Medyen halkı da oyle uzaklasıp gitti

[96] Andolsun, Musa'yı da ayetlerimizle ve acık bir delil ile gonderdik

[97] Fir'avn'a ve adamlarına. (Ama o insanlar), Fir'avn'ın buyruguna uydular. Oysa, Fir'avn'ın buyrugu, dogruya iletici degildi

[98] (Fir'avn), kıyamet gunu kavminin onunde gidiyor. Iste onları atese getirdi. O varılan yer de ne fena bir yerdir

[99] Bu dunyada da (onların) ardına la'net takılmıstır, kıyamet gununde de (burada da la'netle anılacaklardır, ahirette de)! Bu vergi, ne kotu bir vergidir

[100] (Ey Muhammed), bu sana anlattıklarımız, o kentlerin haberlerinden(baslarına gelen olaylardan)dır. Onlardan kimi hala ayakta, kimi de bicilmistir

[101] Biz onlara zulmetmedik. Fakat onlar, kendi kendilerine zulmediyorlardı. Rabbinin emri geldigi zaman, Allah'tan baska yalvardıkları tanrıları, kendileriden hicbir seyi savamadı ve onların ziyanlarını artırmaktan baska bir ise yaramadı

[102] Iste Rabbin zulmeden kentleri yakaladıgı zaman boyle yakalar. Dogrusu O'nun yakalaması, cok acı ve cok cetindir

[103] Suphesiz ahiret azabından korkanlar icin, bunda elbette ibret vardır. O, butun insanların toplandıgı bir gundur ve o, gorulecek bir gundur

[104] Biz onu, sadece sayılı bir sure icin erteliyoruz

[105] O geldigi gun, hic kimse O'nun izni olmadan konusamaz. O(raya toplana)nlardan kimi saki (bahtsız), kimi sa'id(mutlu)dur

[106] Bahtsızlar atestedirler. Onların orada (o bunaltıcı ates icinde) bir soluk alıp verisleri vardır ki

[107] Gokler ve yer durdukca orada surekli kalacaklardır. Meger Rabbin, cıkmalarını dilemis olsun. Cunku Rabbin, istedigini yapandır

[108] Mutlu kılınanlar ise cennettedirler. Gokler ve yer durdukca orada surekli kalacaklardır. Meger Rabbin, cıkmalarını dilemis olsun. Bu, Kesintisiz bir vergidir

[109] Sunların taptıkları seyler(in, yararsızlıgın)dan hic kuskun olmasın. Onlar da onceden atalarının taptıgı gibi tapıyorlar. Biz onların da paylarını eksiksiz verecegiz

[110] Andolsun, Musa'ya Kitabı verdik, onda da ayrılıga dusuldu. Rabbin, (sure tanıyacagına) soz vermemis olsaydı, derhal aralarında hukum verilmis, (hak eden, cezasını bulmus) olurdu. Onlar, bu(Kur'a)n'dan kuskulu bir suphe icindedirler

[111] Suphesiz Rabbin, hepsinin islerini(n karsılıgını) tam verecektir. Cunku Allah, yaptıklarını bilmektedir

[112] Oyleyse emrolundugun gibi dogru ol; seninle beraber tevbe edenler de (dogru olsunlar), asırı gitmeyiniz! Zira O, yaptıklarınızı gormektedir

[113] Sakın zulmedenlere dayanmayın, sonra size ates dokunur. Sizin Allah'tan baska dostlarınız yoktur. Sonra size yardım edilmez

[114] Gunduzun iki tarafında (sabah, aksam) ve geceye yakın sa'atlerde namaz kıl; cunku iyilikler, kotulukleri giderir. Bu, ibret alanlara bir oguttur

[115] Sabret, cunku Allah guzel davrananların ecrini zayi etmez

[116] Sizden onceki nesillerden akıllı kimselerin, yeryuzunde bozgunculuk yapmaktan men'etmeleri gerekmez miydi? Fakat onlar arasından, ancak kendilerini kurtardıgımız pek az kisi boyle yaptı. Zulmedenler ise kendilerine verilen refahın pesine dusup sımardılar ve suc isleyenler olup cıktılar

[117] Halkı uslu kimseler olsaydı, Rabbin o kentleri, zulum ile helak edecek degildi

[118] Rabbin dileseydi, insanları bir tek ummet yapardı. Ama ihtilaf edip durmaktadırlar

[119] Yalnız Rabbinin acıdıkları (bu ihtilafın dısında kalmıslardır). Zaten (Allah) onları bunun icin yaratmıstır. Rabbinin: "Andolsun, ben cehennemi hep cinlerden ve insanlardan bir kısmıyle dolduracagım!" sozu tam yerine gelmistir

[120] Peygamberlerin haberlerinden, senin kalbini saglamlastıracak her seyi sana anlatıyoruz. Bunda da sana hak ve inananlar icin bir ogut ve ibret gelmistir

[121] Inanmayanlara de: "Oldugunuz yerde yapacagınızı yapın, biz de yapıyoruz

[122] Bekleyin, biz de bekliyoruz

[123] Goklerin ve yerin gaybı (gorunmez bilgisi), Allah'a aittir. Butun isler hep Allah'a dondurulup goturulur. O'na kulluk et ve O'na dayan. Rabbin sizin yaptıklarınızdan gafil degildir

Yûsuf

Surah 12

[1] Elif lam ra. Bunlar apacık Kitabın ayetleridir

[2] Biz onu Arapca bir Kur'an olarak indirdik ki anlayasınız

[3] Biz, bu Kur'an'ı vahyetmekle sana kıssaların en guzelini anlatıyoruz. Sen ondan once (bunları) bilmeyenlerden idin

[4] Hani bir zaman Yusuf, babasına: "Babacıgım demisti, ben (ru'yada) on bir yıldız, gunesi ve ayı gordum, bunların bana secde ettiklerini gordum." demisti

[5] (Babası Ya'kub): "Yavrum, dedi, ru'yanı kardeslerine anlatma, sonra sana bir tuzak kurarlar. Cunku seytan, insanın apacık dusmanıdır

[6] Boyece Rabbin seni sececek ve sana duslerin yorumundan bir parca ogretecek, sana ve Ya'kub soyuna ni'metini tamamlayacaktır; nasıl ki daha once ataların Ibrahim'e ve Ishak'a da ni'metini tamamlamıstı. Suphesiz Rabbin, bilendir, hukum ve hikmet sahibidir

[7] Andolsun, Yusuf ve kardeslerin(in kıssaların)da, soranlar icin ibretler vardır

[8] (Kardesleri) demislerdi ki: "Yusuf ve (oz) kardesi (Bunyamin), babamıza bizden daha sevgilidir. Oysa biz bir cemaatiz. Babamız acık bir yanlıslık icindedir

[9] Yusuf'u oldurun, ya da onu bir yere bırakın da babanızın yuzu yalnız size kalsın (bundan boyle babanız yalnız sizi gorsun ve sevsin)! Ondan sonra da (tevbe eder), iyi bir topluluk olursunuz

[10] Iclerinden bir sozcu: "Yusuf'u oldurmeyin, onu kuyunun dibine atın, kervanlardan biri onu (gorup) alsın; eger yapacaksanız (boyle yapın)," dedi

[11] (Bu fikirde karar kıldılar ve babalarına gelip) Dediler ki: "Ey babamız, neden Yusuf hakkında bize guvenmiyorsun, oysa biz ona ogut verenler(onun iyiligini isteyenler)iz

[12] Yarın onu da bizimle beraber (kıra) gonder, gezsin, oynasın; biz onu elbette koruruz

[13] (Ya'kub) Dedi ki: "Onu goturmeniz beni uzer; korkarım ki, sizin haberiniz yokken onu kurt yer

[14] Dediler ki: "Biz bir topluluk oldugumuz halde onu kurt yerse, o zaman biz tamamen beceriksiz kimseleriz, demektir

[15] Nihayet onu goturup de kuyunun dibine atmaga topluca karar verdikleri zaman biz, Yusuf'a: "Andolsun sen onların bu islerini, hic farkında olmayacakları bir sırada kendilerine haber vereceksin!" diye vahyettik

[16] Aksamleyin aglayarak babalarına geldiler

[17] Ey babamız, dediler, biz gittik, yarısıyorduk; Yusuf'u yiyecegimizin yanında bırakmıstık. Onu kurt yemis! Ama biz dogru soylesek de sen bize inanmazsın

[18] (Yusuf'un) gomleginin ustunde yalan kan getirdiler. (Ya'kub): "Herhalde, dedi, nefisleriniz sizi aldatıp bir ise surukledi. Artık tek carem guzelce sabretmektir. Dediginize (dayanmak icin) ancak Allan'tan yardım istenir

[19] Bir kervan geldi, sucularını gonderdiler, (o da gidip kuyuya) kovasını sarkıttı: "Mujde, dedi, iste bir oglan!" Onu ticaret icin sakladılar, halbuki Allah, onların ne yaptıklarını biliyordu

[20] Nihayet (Mısır'a varınca) onu dusuk bir pahaya, birkac paraya sattılar. Onlar, ona (Yusuf'a) karsı isteksiz idiler

[21] Onu satın alan Mısır'lı (hazine bakanı Kıtfir), karısı(Zeliha'y)a: "Ona iyi bak, belki bize yararı dokunur, ya da onu evlad ediniriz!" dedi. Boylece biz Yusuf'a o yerde guzel bir imkan verdik ki ona duslerin yorumunu ogretelim. Allah, buyrugunu yerine getirendir, ama insanların cogu bilmezler

[22] (Yusuf), kuvvetli cagına erisince ona hukum ve ilim verdik. Iste biz, guzel hareket edenleri boyle mukafatlandırırız

[23] Yusuf'un, evinde kaldıgı kadın, onun nefsinden murad almak istedi ve kapıları kilitleyip: "Haydi gelsene!" dedi (Yusuf): "Allah'a sıgınırım dedi, efendim bana guzel baktı. zalimler iflah olmazlar

[24] Andolsun, kadın onu arzu etmisti, eger Rabbinin dogruyu gosteren delilini gormeseydi o da onu arzu etmisti. Boylece biz kotulugu ve fuhsu ondan cevirmek istedik; cunku o, ihlasa erdirilmis (temiz) kullarımızdandır

[25] Kapıya dogru kosustular. Kadın, Yusuf'un gomlegini arkadan yırttı. Kapının yanında kadının bey'ine rastladılar. Kadın: "Senin ailene kotuluk yapmak isteyenin cezası nedir? Zindana kapatılmak veya acı bir bicimde iskence edilmek degil midir?" dedi

[26] (Yusuf): "O benden murad almak istedi!" dedi. Kadının ailesinden bir sahid de soyle sahidlik etti: "Eger Yusuf'un gomlegi onden yırtılmıssa kadın dogrudur, o yalancılardandır

[27] Ve eger onun gomlegi arkadan yırtılmıssa kadın yalancıdır, o dogrulardandır

[28] (Kadının kocası, Yusuf'un) gomleginin arkadan yırtılmıs oldugunu gorunce (kadına): "Bu, sizin duzeninizdendir, dedi, gercekten sizin duzeniniz buyuktur

[29] Yusuf, sen bundan vazgec (bunu kimseye soyleme), (ey kadın), sen de gunahının bagıslanmasını dile! Cunku sen, gunahkarlardan oldun

[30] Sehirde birtakım kadınlar: Vezir'in karısı, usagının nefsinden murad almak istemis! Sevda, onun bagrını yakmıs! Biz onu acık bir sapıklık icinde goruyoruz!" dediler

[31] (Kadın), onların (dedi-kodu yaparak kendisini dile dusurme) duzenlerini isitince, onlara (adam) gonderdi (yemege davet etti). Onlar icin dayanacak yastıklar hazırladı ve her birine de birer bıcak verdi. (Yusuf'a): "Cık karsılarına!" dedi. Kadınlar, (onlerine konan meyveleri soyup yemekle mesgul iken) Yusuf'u gorunce onu (gozlerinde) buyuttuler, (ona hayranlıklarından oturu) ellerini kestiler ve: "Allah icin, hasa bu, insan degildir; bu ancak guzel bir melektir!" dediler

[32] (Kadın) Dedi ki: "Iste siz, beni bunun icin kınamıstınız! Andolsun ben kendisinden murad almak istedim de o, iffetinden oturu reddetti. Ama kendisine emrettigimi yapmazsa, elbette zindana atılacak ve alcalanlardan olacaktır

[33] (Yusuf): "Rabbim dedi, bana gore zindan, bunların beni cagırdıgı seyden iyidir. Eger onların duzenini benden savmazsan onlara kayarım ve cahillerden olurum

[34] Rabbi onun du'asını kabul buyurdu da onların duzenini ondan savdı. Suphesiz O, isitendir, bilendir

[35] Sonra (aziz Kıtfir ve adamları, Yusuf'un masumlugu hakkındaki) bu delilleri gordukleri halde yine onu bir sure zindana atmaları kendilerine uygun geldi

[36] Onunla beraber iki genc daha zindana girdi. Onlardan biri dedi ki: "Ben dusumde sarap sıktıgımı goruyorum." Oteki de: "Ben de, goruyorum ki basımın ustunde ekmek tasıyorum, kuslar ondan yiyor. Bunun yorumunu bize haber ver, zira biz seni guzel davranan(iyi ru'ya yoran)lardan goruyoruz." dedi

[37] (Yusuf) soyle dedi: "Size rızık olarak verilen yemek henuz size gelmezden once bunun yorumunu size haber vermis olurum. Bu (yorum) Rabbimin bana ogrettigi seylerdendir (bu bilgileri Rabbim bana lutfetti). Ben, Allah'a inanmayan, ahireti de inkar eden bir kavmin dinini terk ettim

[38] Atalarım Ibrahim, Ishak ve Ya'kub'un dinine uydum. Bizim, herhangi bir seyi Allah'a ortak kosmaga hakkımız yoktur. Bu (tevhid), bize ve butun insanlara Allah'ın bir lutfudur, ama insanların cogu sukretmezler

[39] Ey benim zindan arkadaslarım, cesitli tanrılar mı iyi, yoksa herseyi (hukmu altında tutan) kahredici tek Allah mı? O my two fellow-prisoners! Are divers lords better, or Allah the One, the Almighty

[40] Siz, o'nu bırakıp ancak sizin ve atalarınızın taktıgı birtakım (bos) isimlere tapıyorsunuz. Allah onlar(ın gercekligi) hakkında hicbir delil indirmemis(onlara hicbir guc vermemis)tir. Hukum, yalnız Allah'ındır. O, yalnız kendisine tapmanızı buyurmustur. Iste dogru din budur. Ama insanların cogu bilmezler

[41] Ey zindan arkadaslarım, (ru'yanıza gelince) biriniz (eskisi gibi) yine efendisine sarap sunacak, digeri ise asılacak, kuslar onun basından yiyecek. Sordugunuz is (bu sekilde) kesinlesmistir

[42] O iki kisiden kurtulacagını sandıgı kimseye: "Beni efendin(kralın)ın yanında an (benim sucsuz oldugumu krala hatırlat)" dedi. Fakat seytan o adama, (Yusuf'un durumunu) efendisine soylemeyi unutturdu, (bundan oturu Yusuf), birkac yıl zindanda kaldı

[43] (Bir gun) Kral dedi ki: "Ben, dusumde yedi semiz inek goruyorum, bunları yedi zayıf inek yiyor. Ve yedi yesil, yedi de kuru basak (goruyorum). Ey efendiler, eger siz ru'ya ta'bir ediyorsanız bu ru'yamın ta'birini bana anlatın

[44] (Yorumcular) dediler ki: "Bu, karısık duslerden ibarettir. Biz, karısık duslerin yorumunu bilmeyiz

[45] (Zindandaki) Iki kisiden kurtulan (adam), uzun bir sure sonra (bu olay uzerine Yusuf'u) hatırladı da dedi ki: "Ben size onun yorumunu haber veririm, hemen beni (zindana) gonderin

[46] (Zindana, Yusuf'un yanına geldi, dedi ki): "Yusuf, ey cok dogru soyleyen, bize su ru'yayı coz: Yedi semiz inegi, yedi zayıf (inek) yiyor ve yedi yesil, yedi de kuru basak (neyi gosterir)? Umarım ki senin yorumunla insanlara donerim, onlar da bilirler

[47] (Yusuf) Dedi ki: "Siz, adetiniz uzere yedi yıl (urun) ekersiniz. Bictiginizi basagında bırakırsınız, ancak yiyeceginiz az bir mikdar(ı alırsınız, gerisini depolarsınız)

[48] Sonra onun ardından yedi kurak (yıl) gelir ki (tohumluk olarak) sakladıgınız az miktar dısında, o yıllar icin onceden biriktirdiklerinizi yeyip bitirir

[49] Sonra onun ardından bir yıl gelir ki, o yılda insanlara bol yagmur verilir ve insanlar o yıl (bol bol meyva) sıkarlar (hayvan sagarlar)

[50] (Elci bu yorumu getirince) Kral: "Onu bana getirin." dedi. Elci, Yusuf'un yanına gelince (Yusuf): "Efendine don de ona sor, ellerini kesen o kadınların maksadı neydi? (Bunu ortaya cıkarsın). Suphesiz Rabbim, onların tuzaklarını biliyor", dedi

[51] (Kral, kadınlara): "Yusuf'un nefsinden murad almak istediginiz zaman durumunuz neydi?" dedi. Dediler ki: "Hasa, Allah icin (dogru soylemek lazım), biz onda hicbir kotuluk gormedik!" Aziz'in karısı da: "Iste simdi hak yerini buldu, ben onun nefsinden murad almak istemistim. O tamamen dogrulardandır!" dedi

[52] (Gercegi soyledim ki Yusuf) Benim, arkadan kendisine hainlik etmedigimi ve Allah'ın, hainlerin tuzagını basarıya ulastırmayacagını bilsin

[53] Ben nefsimi temize cıkarmam. Cunku nefis, daima kotulugu emredicidir. Meger Rabbimin esirgedigi bir nefis ola. Rabbim bagıslayandır, esirgeyendir

[54] Kral: "Onu bana getirin, dedi, onu kendime ozel (dost) yapayım!" Kendisiyle konus(up ondaki olgunlugu gor)unce (Yusuf'a): "Sen, dedi, artık bugun yanımızda mevki sahibi, guvenilir(bir kimse)sin

[55] (Yusuf, krala): "Beni ulkenin hazineleri ustune bakan yap. Cunku ben (onları) iyi korur, (yonetmesini) iyi bilirim." dedi

[56] Boylece biz Yusuf'a o ulke'de iktidar verdik. Orada diledigi yerde konaklardı. Biz, diledigimiz kimseye rahmetimizi ulastırırız, guzel davrananların ecrini zayi etmeyiz

[57] Inananlar ve (kotuluklerden) korunanlar icin elbette ahiret odulu, daha hayırlıdır

[58] Yusuf'un kardesleri geldiler, onun yanına girdiler, o onları tanıdı; fakat onlar onu tanımıyorlardı

[59] (Yusuf) Onların (zahire) yuklerini hazırlatınca dedi ki: "Sizin baba bir kardesinizi de bana getirin, goruyorsunuz ya ben, olcuyu tam yapıyorum ve ben konukseverlerin en iyisiyim

[60] Eger onu bana getirmezseniz artık benim yanımda size olcu(lup verilecek bir sey) yok. (Bir daha) bana yaklasmayın

[61] Dediler ki: "Onu babasından isteyip getirmege calısacagız, (bunu) mutlaka yapacagız

[62] (Yusuf) Usaklarına: "Onların sermayelerini yuklerinin icine koyun, belki ailelerine dondukleri zaman bunun farkına varırlar da yine gelirler" dedi

[63] Babalarına donduklerinde dediler ki: "Ey babamız, bizden olcu men'edildi, kardesimizi bizimle beraber gonder de (ihtiyacımız olanı) olc(up al)alım. Biz onu mutlaka koruruz

[64] (Yakup) dedi ki: "Daha once kardesi icin size guvendigim gibi onun icin de size guveneyim, oyle mi? En iyi koruyan Allah'tır ve O, merhametlilerin merhametlisidir

[65] Zahire yuklerini actıklarında sermayelerinin kendilerine geri verilmis oldugunu gorduler. Dediler ki: "Ey babamız, daha ne istiyoruz? Iste sermayemiz de bize geri verilmis! Yine ailemize yiyecek getiririz. Kardesimizi koruruz, bir deve yuku de fazla (azık) alırız. (Cunku) Bu, az bir olcudur (bize yetmez)

[66] (Ya'kub): "Hepiniz kusatılıp engellenmedikce siz, onu bana getireceginize dair Allah adına bana saglam soz vermeden onu asla sizinle gondermem!" dedi. Ne zaman ki, sozlerini verdiler, (Ya'kub): "Soyledigimize Allah, vekildir!" dedi

[67] Ve dedi ki: "Ogullarım, (Mısır'a) bir kapıdan girmeyin, ayrı ayrı kapılardan girin. Ben, Allah'tan gelecek hicbir seyi sizden savamam. Hukum, yalnız Allah'ındır. (O size ne takdir etmisse muhakkak olacaktır.) Ben O'na tevekkul ettim, tevekkul edenlerde O'na tevekkul etsinler

[68] Babalarının emrettigi yerden (Mısır'a) girdiler; (gerci) bu, Allah'tan gelecek hicbir seyi onlardan savamazdı. Ama sadece Ya'kub, icindeki bir dilegi soylemisti. O, kendisine ogrettigimizden oturu bilgi sahibi idi (bundan dolayı 'Allah'ın takdirinden hicbir seyi sizden savamam' demisti). Fakat insanların cogu bilmezler

[69] (Kardesleri), Yusuf'un yanına girince, (Yusuf, oz) kardesi(Bunyami)n'i yanına aldı ve: "Ben senin kardesinim, onların (bizim hakkımızda) yaptıklarına uzulme!" dedi

[70] Onların yuklerini hazırlatırken su tasını (oz) kardesinin yukunun icine koydu. (Kervan hareket ettikten) sonra bir unleyici soyle seslendi: "Ey kervan, siz hırsızlarsınız

[71] Bunlara donduler: "Ne kaybettiniz, (ne arıyorsunuz)? dediler

[72] Dediler ki: "Kralın su tasını kaybettik (onu arıyoruz). Onu getirene bir deve yuku (mukafat) var. Ben buna kefilim

[73] (Yusuf'un kardesleri): "Allah, Allah! dediler, herhalde siz de bilmissinizdir ki biz bu yere bozgunculuk yapmak icin gelmedik. Ve biz hırsız degiliz

[74] (Yusuf'un adamları): "Peki, dediler, ya yalancı cıkarsanız o(hırsızlık ede)nin cezası nedir

[75] Cezası, (tas) kimin yukunde bulunursa iste o, onun karsılıgıdır. (Hırsızlıgına karsılık kendisine el konur). Biz haksızları boyle cezalandırırız! dediler

[76] Bunun uzerine (Yusuf), kardesinin yukunden once otekilerin yuklerini aramaga basladı; sonra tası kardesinin yukunden cıkardı. Iste Yusuf'a boyle bir care ogrettik. Yoksa kralın dini(kanunu)na gore (Yusuf) kardesini alamazdı. Meger Allah dilemis olsun. (Biz) diledigimizi derecelerle yukseltiriz. Her bilgi sahibinin ustunde daha bir bilen vardır

[77] (Yusuf'un kardesleri) Dediler ki: "(Bu) caldıysa bundan once kardesi de calmıstı." Yusuf bunu icinde sakladı, onlara acmadı. (Icinden): "Siz fena bir durumdasınız, Allah, sizin anlattıgınızın icyuzunu cok iyi biliyor!" dedi

[78] Dediler ki: "Ey vezir, onun buyuk bir ihtiyar babası var! (Onun alıkonduguna cok uzulur.) Onun yerine (bizden) birimizi al; dogrusu, biz seni iyilik edenlerden goruyoruz

[79] Esyamızı yanında buldugumuz kimseden baskasını almaktan Allah'a sıgınırız, yoksa biz zulmedenler oluruz! dedi

[80] Ondan umudu kesince aralarında konusmak uzere (bir kenara) cekildiler. Buyukleri dedi ki: "Babanızın sizden Allah adına kesin soz aldıgını; daha once de Yusuf hakkında islediginiz kusuru bilmiyor musunuz? Babam bana izin verinceye, yahut Allah benim icin hukmedinceye kadar bu yerden ayrılmayacagım. O, hukmedenlerin en iyisidir

[81] Babanıza donun, deyin ki: Ey babamız, oglun hırsızlık etti! Biz ancak bildigimize sahidlik ettik (tasın, onun yukunden cıktıgını gorduk, otesini bilmiyoruz), Biz gizliyi bilenler degiliz

[82] (Inanmazsan) Icinde bulundugumuz kente ve beraber geldigimiz kervana sor. Biz dogru soyluyoruz

[83] (Donup babalarına geldiler ve kardeslerinin sozunu soylediler. Ya'kub): "Herhalde, dedi, nefisleriniz size bir isi sus(leyerek sizi ona suruk)ledi. Artık (bana) guzelce sabretmek gerek. Belki de Allah, onların hepsini bana getirir. Cunku O, bilendir, herseyi hikmetle (yerli yerince) yapandır

[84] Ve yuzunu onlardan oteye cevirdi de: "Ey Yusuf uzerindeki tasam (gel, gel, tam senin gelme zamanındır)!" dedi ve tasadan gozleri agardı. (Acısını) yutkunuyor(acıga vurmamaga calısıyor)du

[85] Dediler ki: "Vallahi sen, Yusuf'u ana ana hasta olacaksın, yahut oleceksin

[86] Ben uzuntu ve tasamı yalnız Allah'a arz ederim ve Allah tarafından, sizin bilmediginiz seyleri bilirim. dedi

[87] Ey ogullarım, gidin, Yusuf'u ve kardesini arastırın, Allah'ın rahmetinden umut kesmeyin; zira kafir kavimden baskası Allah'ın rahmetinden umut kesmez

[88] (Ya'kub'un ogulları, tekrar Mısır'a) Yusuf'un yanına donduklerinde dediler ki: "Ey vezir, bize ve cocuklarımıza darlık dokundu, degersiz de bir sermaye ile geldik, ama sen bizim icin tam olcu ver, bize tasadduk eyle; cunku Allah, tasadduk edenleri mukafatlandırır

[89] (Yusuf) Dedi: "Sizler cahil iken Yusuf'a ve kardesine neler yaptıgınızı bildiniz mi

[90] A, yoksa sen, Yusuf musun? dediler. "Ben Yusuf'um, bu da kardesimdir, dedi. Allah bize lutfetti (bizi korudu, yuceltti), dogrusu kim (Allah'tan) korkar ve sabrederse, Allah iyilik edenlerin ecrini zayi etmez

[91] Vallahi dediler, Allah seni bizden ustun kıldı. Dogrusu biz suc islemistik

[92] Bugun sizi kınama yok, Allah sizi bagıslar; O merhametlilerin merhametlisidir! dedi

[93] Simdi benim su gomlegimi goturun, babamın yuzune koyun da gozu acılsın. Ve butun ailenizle birlikte bana gelin

[94] Kervan (Mısır'dan) ayrıl(ıp yola koyul)unca, babaları, (yanında bulunanlara): "Eger bana bunak demezseniz, ben Yusuf'un kokusunu alıyorum." dedi

[95] Vallahi sen hala eski saskınlıgın icindesin! dediler

[96] Mujdeci gelip de (Yusuf'un gomlegi)ni (Ya'kub'un) yuzune koyunca, derhal (gozu acıldı), gorur oldu: "Size demedim mi ben, Allah'tan sizin bilmediginiz seyleri bilirim?" dedi

[97] (Ogulları): "Ey babamız, bizim gunahlarımızın bagıslanmasını dile. Gercekten biz gunah isledik." dediler

[98] Sizin icin Rabbimden magfiret dileyecegim, dedi, suphesiz O, bagıslayandır, esirgeyendir

[99] (Hep beraber Mısır'a hareket ettiler). Nihayet Yusuf'un yanına vardıklarında (Yusuf) ana-babasını kendine cekip kucakladı ve: "Allah'ın dilegiyle guven icinde Mısır'a girin!" dedi

[100] Ana-babasını tahtın ustune cıkardı ve hepsi onun icin secdeye kapandılar (onunde saygı ile egildiler. Yusuf): "Babacıgım, dedi, iste bu, onceden (gordugum) ru'yanın yorumudur. Rabbim onu gercek yaptı, bana iyilik etti; zira seytan, benimle kardeslerim arasına fitne soktuktan sonra O, beni zindandan cıkardı, sizi de colden getirdi. Gercekten Rabbim diledigi seyi cok ince duzenler. O, (her tedbiri) bilen, her seyi yerli yerince yapandır

[101] Rabbim, bana bir parca mulk verdin ve bana duslerin yorumunu ogrettin. Ey goklerin ve yerin yaratıcısı! dunyada da, ahirette de benim yarim sensin! Beni musluman olarak oldur ve beni iyilere kat

[102] (Ey Muhammed) bu (anlatılanlar), sana vahyettigimiz gayb haberlerindendir. Onlar kararlarnı verip tuzak kurarlarken sen yanlarında degildin

[103] Ama sen, ne kadar istesen de, yine insanların cogu inanacak degillerdir

[104] Sen bu(okudukları)na karsılık onlardan bir ucret istemiyorsun. O, sadece butun alemler icin bir oguttur

[105] Goklerde ve yerde nice ayet(ler) var ki onların yanından yuzlerini cevirerek gecerler

[106] Onların cogu, Allah'a ortak kosmadan inanmazlar

[107] Onlar, Alah'ın azabından, sargın bir belanın, kendilerine gelmeyeceginden veya hic farkında degillerken ansızın O (Durusma) sa'atin(in) kendilerine gelmeyeceginden emin midirler

[108] De ki: "Iste benim yolum budur: Allah'a basiretle da'vet ederim. Ben ve bana uyanlar... Allah'ın sanı yucedir, ben ortak kosanlardan degilim

[109] Senden once de kentler halkından, yalnız kendilerine vahyettigimiz erkeklerden baska, (elci) gondermedik. Yeryuzunde hic gezmediler mi ki kendilerinden oncekilerin sonunun nasıl oldugunu gorsunler? Korunanlar icin ahiret yurdu daha iyidir. Aklınızı kullanmıyor musunuz

[110] (Bir sure serbest bırakılmalarına aldanmasınlar. Kendilerinden once gelenlere de oyle fırsat verilmisti. Fakat) Ne zaman ki, elciler umutlarını kestiler ve kendilerinin yalana cıkarıldıklarını (kafirlere karsı kendilerine yapılacagı va'dedilen yardımın yapılmayacagını) sandılar, iste o zaman onlara yardımımız geldi ve diledigimiz kimseler kurtarıldı. Azabımız suclular toplulugundan asla geri cevrilmez

[111] Elbette onların hikayelerinde akıl sahipleri icin ibret vardır. Bu (Kur'an), uydurulacak bir soz degildir; ancak kendinden onceki(Hak Kitabı)nın dogrulanması, her seyin acıklaması; inananlar icin bir kılavuz ve rahmettir

Ra'd

Surah 13

[1] Elif lam mim ra. Sunlar Kitabın ayetleridir; Rabbinden, sana indirilen haktır, fakat insanların cogu inanmazlar

[2] Allah odur ki gokleri, gorebileceginiz bir direk olmadan yukseltti, sonra Ars uzerine istiva etti (mulkunun tahtına oturdu), gunesi ve ay'ı iradesine boyun egdirdi. Her biri, belli bir sure icin akıp gitmektedir. (Yaratma) isi(ni) duzenler, ayetleri acıklar ki, Rabbinizle karsılasacagınıza kesin olarak inanasınız

[3] O'dur ki arzı uzattı, orada sabit daglar ve ırmaklar var etti, orada her meyvadan iki cift (erkek-disi) yarattı. Geceyi gunduzun uzerine orter. Suphesiz bunda dusunen bir toplum icin ayetler vardır

[4] Arzda birbirine komsu kıt'alar, uzum, bagları, ekinler, catallı ve catalsız hurmalıklar vardır; bunların hepsi bir su ile sulanır ama urunlerini birbirinden ustun yaparız. Suphesiz bunda, aklını kullanan bir toplum icin ayetler vardır

[5] Eger sasacaksan, onların su sozlerine sasmak lazım: "Biz toprak oldugumuz zaman mı, biz mi yeniden yaratılacagız?" Iste onlar, Rablerine karsı nankorluk edenlerdir. Ve Onlar, boyunlarında halkalar bulunan kimselerdir, onlar ates halkıdır. Onlar orada surekli kalacaklardır

[6] Senden, iyilikten once kotulugu acele istiyorlar. Oysa onlardan once benzerleri(ne nice cezalar) gelip gecti. (Nicin onlardan ibret almazlar?) Suphesiz Rabbin, o(insa)nların zulumlerine karsı magfiret sahibidir, fakat Rabbinin azabı da pek cetindir

[7] Inkar edenler diyorlar ki: "Ona Rabbinden bir ayet indirmeli degil miydi?" Sen, ancak bir uyarıcısın, her toplumun bir yol gostericisi vardır

[8] Allah, her disinin neyi yuklendigini ve Rahimlerin neyi eksiltip artırdıgını bilir. Onun yanında her sey, bir miktar iledir

[9] gizliyi ve asikareyi bilendir, buyuktur, yucedir

[10] Aranızdan sozu gizleyen de, onu acık soyleyen de, geceleyin gizlenen de, gunduzun gorunen de (O'nca) birdir

[11] O(insa)nın onunden ve arkasından izleyen(melek)ler vardır, onu Allah'ın emrinden korurlar. Bir milet kendi durumlarını degistirmedikce Allah onların durumlarını degistirmez. Allah da bir kavme kotuluk istedi mi artık onu geri cevirecek yoktur. Zaten onların, O'ndan baska koruyucuları da yoktur

[12] O'dur ki size, korku ve umud icinde simsegi gosterir. (Yagmurla yuklu) agır, agır bulutlar yapar

[13] Gok gurultusu, ovgusuyle, melekler de korkusundan O'nu tesbih ederler. Yıldırımlar gonderir de onlarla diledigini carpar. Allah'ın tuzagı (cezası) pek cetin oldugu halde, onlar hala O'nun hakkında tartısmaktadırlar

[14] Gercek du'a, ancak O'na yapılır. O'ndan baska du'a ettikleri ise, kendilerinin hicbir isteklerini karsılayamazlar. (Onların durumu) tıpkı agzına gelsin diye suya avuclarını uzatan kimse gibidir. Oysa (uzanıp suyu avuclamadıkca su) on(un agzın)a gelmez. Iste kafirlerin du'ası, oyle bosa gider

[15] Goklerde ve yerde olanların hepsi, ister istemez Allh'a secde ederler. Golgeleri de sabah aksam (uzanıp kısalarak O'na secde etmektedirler)

[16] De ki: "Goklerin ve yerin Rabbi kimdir?" De ki: "Allah!", "O halde, de, O'ndan baska kendilerine dahi bir fayda ve zarar veremeyen veliler mi edindiniz?" De ki: "Korle goren, yahut karanlıklarla aydınlık bir olur mu?" Yoksa Allah'a, O'nun yarattıgı gibi yaratan ortaklar mı buldular da, (ikisinin) yaratma(sı) onlara, benzer mi gorundu? De ki: "Her seyin yaratıcısı Allah'tır. O, tektir, kahreden(herseye ustun gelen)dir

[17] Gokten bir su indirdi de dereler kendi olcusunce (o su ile) caglayıp aktı. Sel uste cıkan kopugu tasıdı. Sus, yahut esya yapmak icin ateste yak(ıp erit)tikleri madenlerden de bunun gibi bir kopuk (posa) vardır. Allah, hak ve batılı boyle benzetme ile anlatır. Kopuk yok olup gider. Insanlara yararlı olan ise yeryuzunde kalır. Iste Alllah, boyle guzel meseller verir

[18] Rablerinin buyruguna uyanlara, en guzel karsılık vardır. Ona uymayanlar ise, yeryuzunde bulunan her sey ve bunun bir misli daha kendilerinin olsa, (Allah'ın azabından kurtulmak icin) onu fidye verirlerdi. Onların hesabı cok kotudur. Varacakları yer de cehennemdir, ne kotu bir yataktır o

[19] Rabbinden sana indirilenin hak oldugunu bilen kimse, (bunu kabul etmeyen) kor gibi olur mu? Ancak sagduyu sahipleri ogut alır

[20] Onlar, Allah'ın ahdini yerine getirirler ve andlasmayı bozmazlar

[21] Ve onlar Allah'ın bitistirilmesini istedigi seyi bitistirirler. Rablerine karsı saygılı olur ve en kotu hesaptan korkarlar

[22] Ve onlar Rablerinin yuzunu (rızasını) arzu ederek (nefsin gucune giden seylere) sabrederler; namazı kılarlar, kendilerine verdigimiz rızıktan gizli ve acık olarak (hayır yoluna) harcarlar ve kotulugu iyilikle savarlar. Iste su yurdun sonucu onlarındır

[23] (Onlar) Adn cennetlerine girerler. Babalarından, eslerinden ve cocuklarından iyi olanlar da kendileriyle beraber olur. Melekler de her kapıdan yanlarına varırlar

[24] Sabretmenize karsılık selam size, yurdun sonu ne guzel! (derler)

[25] Ama Allah'a verdikleri sozu iyice pekistirdikten sonra bozanlar ve Allah'ın bitistirilmesini istedigi seyi kesenler ve yeryuzunde bozgunculuk yapanlar... Iste la'net onlara, yurdun kotu sonucu da onlaradır

[26] Allah, diledigine rızkı acar da, kısar da. Dunya hayatıyle sevindiler. Oysa ahiretin yanında dunya hayatı, bir gecimden ibarettir

[27] Inkar edenler: "Ona Rabbinden bir ayet indirilmeli degil miydi?" diyorlar. De ki: "Allah, diledigini (bu tur sozlerle) saptırır. Yoneleni de kendisine iletir

[28] Onlar inanan ve Allah'ı anmakla gonulleri huzur bulan kimselerdir. Iyi bilin ki gonuller, ancak Allah'ı anmakla huzur bulur

[29] Iste mutluluk ve guzel gelecek, o inanıp guzel isler yapanlarındır

[30] Seni de boylece, kendilerinden once nice milletler gecmis bulunan bir millete gonderdik ki, sana vahyettigimizi onlara okuyasın. Oysa onlar Rahman'a nankorluk ederler. De ki: "O (Rahman), benim Rabbimdir. O'ndan baska tanrı yoktur. O'na dayandım, tevbem yalnız O'nadır

[31] Eger kendisiyle dagların yurutuldugu, yahut arzın parcalandıgı, yahut olulerin konusturuldugu bir Kur'an olsaydı!.. Hayır, butun isler Allah'a aittir. Inananlar hala anlamadılar mı ki, Allah dileseydi, butun insanları yola iletirdi? Yaptıkları isler yuzunden inkar edenlerin baslarına ani bela(lar) gelmege devam edecek, yahut yurtlarının yakınına konacak (yahut sen onların yurtlarının yakınına konacaksın), Allah'ın va'di gelinceye kadar bu boyle surup gidecektir. Allah sozunden caymaz

[32] Senden onceki peygamberlerle alay edildi de inkar edenlere bir sure meydan verdim, sonra onları yakaladım. Cezam nasılmıs, (gorduler)

[33] Her nefsin yaptıgı isin basında duran, (hicbir seyden haberi olmayanla bir olur) mu? Onlar Allah'a ortaklar kostular. De ki: "Onları isimlendirin (nitelendirin bakalım tapılmaga deger bir yanları var mı?) Yoksa siz Allah'ın, yeryuzunde bilmedigi bir seyi mi Kendisine haber veriyorsunuz? Yoksa bos soz mu soyluyorsunuz? Hayır, inkar edenlere tuzakları suslu gosterildi. (Hak) yoldan cıkarıldılar. Allah kimi sasırtırsa artık ona yol gosteren olmaz

[34] Dunya hayatında onlar icin azab vardır, ahiret azabı ise daha zordur. Onları Allah(ın azabın)dan koruyacak kimse de yoktur

[35] (Allah'ın emirlerine karsı gelmekten) Korunanlara va'dedilen cennetin durumu soyledir: Altından ırmaklar akar; yemisi de sureklidir, golgesi de. Iste korunanların sonu budur. Inkar edenlerin sonu da atestir

[36] Kendilerine Kitap verdigimiz kimseler, sana indirilene sevinirler. Fakat kabilelerden onun bir kısmını inkar edenler vardır. De ki: "Bana, yalnız Allah'a kulluk etmem ve O'na hicbir seyi ortak kosmamam emredildi. Ben (insanları) O'na da'vet ederim, donusum de O'nadır

[37] Ve iste biz onu, Arapca bir hukum (hikmet geregince hukmeden bir Kitap) olarak indirdik. Eger sana gelen bu ilimden sonra onların keyiflerine uyarsan, artık seni Allah'tan kurtaracak ne bir veli ne de koruyucu olmaz

[38] Andolsun, biz senden once de elciler gonderdik, onlara da esler ve cocuklar verdik. Allah'ın izni olmadan hicbir elci, bir ayet (mu'cize) getiremezdi. Her surenin bir yazısı vardır (herseyin zamanı yazılıp tesbit edilmistir)

[39] Allah, diledigini siler, (diledigini) bırakır. Ana Kitap O'nun yanındadır

[40] Ya onları uyardıgımız seylerin bir kısmını sana gosteririz, ya da (bundan once) senin canını alırız (fark etmez). Sana dusen, sadece duyurmaktır. Hesap gormek bize duser

[41] Bizim o topraga gelip nasıl onu, uclarından eksilttigimizi gormediler mi? Hukum veren Allah'tır. O'nun hukmunun ardına dusup onu iptal edecek yoktur. O, hesabı cabuk gorendir

[42] Onlardan oncekiler de tuzak kurmustu. Fakat butun tuzaklar, (tedbirler) Allah'ındır. (Allah'ın tedbiri, onların tuzaklarını bozar. O), her canın ne kazandıgını (ne yaptıgını) bilir. Kafirler de, bu yurdun sonunun kimin olacagını bileceklerdir

[43] Inkar edenler: "Sen gonderilmis bir elci degilsin!" diyorlar. De ki: "Benimle sizin aranızda Allah'ın ve yanında Kitap bilgisi bulunanların sahid olması yeter

İbrâhîm

Surah 14

[1] Elif lam ra. (Bu,) Rablerinin izniyle insanları karanlıklardan aydınlıga cıkarıp o guclu ve ovguye layık olan(Allah)ın yoluna iletmen icin sana indirdigimiz Kitaptır

[2] O Allah ki, goklerde ve yerde olanların hepsi O'nundur. Cetin azabdan dolayı vay su kafirlerin haline

[3] Ki onlar, dunya hayatını ahirete tercih ederler, Allah'ın yoluna engel olur ve onun egrilmesini isterler. Iste onlar, derin bir sapıklık icindedirler

[4] Biz, her elciyi kendi kavminin diliyle gonderdik ki olara acıklasın. Allah diledigini sasırtır, diledigini yola iletir. O, azizdir, hukum ve hikmet sahibidir

[5] Andolsun biz, Musa'yı da "Kavmini karanlıklardan aydınlıga cıkar, onlara Allah'ın gunlerini (gecmis milletlerin baslarına gelen olayları) hatırlat!" diye ayetlerimizle birlikte gondermistik. Suphesiz bunda sabreden, sukreden herkes icin ayetler (ibret verici isaretler) vardır

[6] Musa, kavmine demisti ki: "Allah'ın uzerinizdeki ni'metini hatırlayın, O sizi Fir'avn soyundan kurtardı. Onlar sizi iskencenin en kotusune kosuyorlar, ogullarınızı kesiyorlar, kadınlarınızı sag bırakıyorlardı. Bunda Rabbinizden size buyuk bir imtihan vardı

[7] Ve Rabbiniz size soyle bildirmisti: "Andolsun sukrederseniz elbette size daha fazla veririm ve eger nankorluk ederseniz azabım pek cetindir

[8] Ve Musa dedi ki: "Siz ve yeryuzunde bulunanlar hep nankorluk etseniz, iyi bilin ki Allah zengindir, ovulmustur (sizin sukrunuze muhtac degildir)

[9] Sizden oncekilerin: Nuh, 'Ad ve Semud kavimlerinin ve onlardan sonra gelenlerin -ki onları(n sayısını) Allah'tan baska kimse bilmez- haberi size gelmedi mi? Elcileri onlara kanıtlar getirdi de onlar, ellerini agızlarına koydu (ofkelerinden parmaklarını ısırdı)lar (yahut: peygamberlerin agızlarını tuttular): "Biz sizinle gonderilen mesajı tanımadık ve biz sizin bizi cagırdıgınız seye karsı derin bir kusku icindeyiz!" dediler

[10] Elcileri: "Gokleri ve yeri yaratan Allah hakkında suphe (edilir) mi? (O), sizin gunahlarınızdan bir kısmını bagıslamak ve sizi belirtilmis bir sureye kadar ertelemek icin sizi davet ediyor" dediler. Onlar: "Siz de bizim gibi bir insandan baska bir sey degilsiniz. Bizi, atalarımızın taptıgından cevirmek istiyorsunuz. O halde bize acık bir delil getirin!" dediler

[11] Elcileri onlara dediler ki: "Evet biz de sizin gibi insandan baska bir sey degiliz. Fakat Allah, kullarından diledigine lutfeder. Allah'ın izni olmadan biz size delil getiremeyiz. Inananlar, Allah'a dayansınlar

[12] Bize yollarımızı gostermisken neden biz Allah'a dayanmayalım? Sizin bize yaptıgınız eziyetlere katlanacagız. Tevekkul edenler, Allah'a dayansınlar

[13] Inkar edenler, elcilerine dediler ki: "Ya sizi mutlaka yurdumuzdan cıkarırız, ya da bizim dinimize donersiniz!" Rableri de onlara soyle vahyetti, "zalimleri mutlaka helak edecegiz

[14] Ve onların ardından sizi o yere yerlestirecegiz. Bu, makamımdan korkan ve tehdidimden korkan icin(verdigim soz)dur

[15] (Elciler, dusmanlarına karsı Allah'tan) fetih istediler ve her inatcı zorba perisan oldu

[16] Ardından da kendisine irin (gibi) bir suyun icirilecegi cehennem vardır

[17] O suyu yutmaga calısır, fakat bogazından geciremez ve her yandan ona olum geldigi halde yine olemez. Bunun ardından da kaba bir azab

[18] Rablerine karsı nankorluk edenlerin iyi isleri, tıpkı fırtınalı bir gunde ruzgarın savurdugu kule benzer. Kazandıklarından hicbir seyi ele geciremezler. Iste derin sapıklık budur

[19] Allah'ın, gokleri ve yeri hak(ve hikmet) ile yarattıgını gormedin mi? Dilerse sizi goturur ve yepyeni bir halk getirir

[20] Bu, Allah'a guc degildir

[21] Hepsi Allah'ın huzurunda gorunduler. Zayıflar, buyukluk taslayan(onder)ler(in)e: "Biz size tabi idik. Simdi siz, bizden Allah'ın azabından (en ufak) bir sey savabilir misiniz?" dediler. (Buyukluk taslayanlar kendilerini ma'zur gostermek icin: "Ne yapalım?") dediler: "Allah bize yol gosterseydi, biz de size yol gosterirdik. Artık biz sızlansak da, sabretsek de birdir; kacıp sıgınacak bir yerimiz yoktur

[22] Is bitirildikten sonra seytan (onlara) soyle dedi: "Allah size gercek va'detti, ben de size va'dettim ama ben sozumden caydım! Benim sizi zorlayacak bir gucum yoktu. Sadece sizi (kufur ve isyana) davet ettim. Siz de benim da'vetime kostunuz. O halde beni kınamayın, kendi kendinizi kınayın! Ne ben sizi kurtarabilirim, ne de siz beni kurtarabilirsiniz! Ben, onceden beni (Allah'a) ortak kosmanızı da tanımamıstım zaten. Dogrusu zalimler icin acı bir azab vardır

[23] Inanıp iyi isyer yapanlar da Rablerinin izniyle surekli kalacakları, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokuldular. Onların orada dirlik temennileri "selam"dır

[24] Gormedin mi Allah nasıl bir benzetme yaptı: Guzel soz, koku (yerde) sabit, dalları gokte olan guzel bir agac gibidir

[25] (O agac), Rabbinin izniyle her zaman yemisini verir. Allah, ogut almaları icin insanlara boyle benzetmeler yapar

[26] Kotu sozun durumu da govdesi yerin ustunden koparılmıs, sabit olmayan kotu bir agaca benzer

[27] Allah, inananları, dunya hayatında da, ahirette de saglam sozle tesbit eder. Allah, zalimleri de sasırtır ve Allah, diledigini yapar

[28] Baksana sunlara, Allah'ın ni'metini nankorluge cevirdiler (O'nun verdigi ni'mete sukredecekleri yerde nankorluk edip inkara saptılar), kavimlerini de helak yurduna kondurdular

[29] Yaslanacakları cehenneme (goturduler). Ne kotu bir duraktır o

[30] Allah'ın yolundan saptırmak icin O'na esler kostular. De ki: "(Simdilik) eglenin, gideceginiz yer atestir

[31] Inanan kullarıma soyle: Namazı kılsınlar, ne alısverisin, ne de dostlugun olmadıgı bir gun gelmeden once, kendilerine verdigimiz rızıktan gizli ve acık sarfetsinler

[32] Allah O'dur ki, gokleri ve yeri yarattı, gokten su indirdi ve onunla size rızık olarak cesitli meyvalar cıkardı. Buyruguyla denizde akıp gitmesi icin gemileri emrinize verdi, ırmakları emrinize verdi

[33] Surekli olarak (seyir ve aydınlatma) gorevlerini yapan gunesi ve ay'ı emrinize verdi, geceyi ve gunduzu de emrinize verdi

[34] Ve kendisinden istediginiz herseyden size bir parca verdi. Eger Allah'ın ni'metini saymak isteseniz sayamazsınız! (Dogrusu) insan cok haksızlık edendir, cok nankordur

[35] Bir zaman Ibrahim, soyle demisti: "Rabbim, bu sehri guvenli kıl, beni ve ogullarımı putlara tapmaktan uzak tut

[36] Rabbim, onlar insanlardan bircogunu sasırttılar. Artık bundan boyle kim bana uyarsa o bendendir, kim bana karsı gelirse (o da senin merhametine kalmıstır), suphesiz sen bagıslayan, esirgeyensin

[37] Rabbimiz, ben cocuklarımdan bazısını, senin Haram Evinin yanında, ekinsiz bir vadiye yerlestirdim. Rabbimiz, namazı kılsınlar diye (boyle yaptım). Artık sen de insanlardan birtakım gonulluleri, onları sever yap ve onları cesitli meyvalarla besle ki sukretsinler

[38] Rabbimiz, sen bizim gizledigimizi ve acıga vurdugumuzu hep bilirsin. Ne yerde, ne de gokte hicbir sey Allah'a gizli kalmaz

[39] Ihtiyarlık cagımda bana Isma'il ve Ishak'ı lutfeden Allah'a hamdolsun. Suphesiz Rabbim du'ayı isiten(kabul buyuran)dır

[40] Rabbim, beni ve zurriyetimden bir kısmını namazı kılan yap; Rabbimiz, du'amı kabul buyur

[41] Rabbimiz, hesabın gorulecegi gun, beni, anamı-babamı ve mu'minleri bagısla

[42] Zalimlerin yaptıgından Allah'ı gafil sanma, O, sadece onları, gozlerin dehsetten donup kalacagı bir gune ertelemektedir

[43] (O gun) baslarını dikerek kosarlar, bakısları kendilerine donmez, (oyle donup kalmıstır sanki). Yureklerinin ici de bombos havadır. (Saskınlıktan, kafalarında dusunce adına bir sey kalmamıstır)

[44] Insanları, kendilerine azabın gelecegi su gune karsı uyar ki, zalimler: "Rabbimiz, derler, bizi yakın bir sureye kadar ertele de senin cagrına gelelim, elcilere uyalım! "Peki, onceden sizin icin hic zeval olmadıgına (surekli yasayacagınıza) yemin etmemis miydiniz

[45] (Sizden once 'Ad ve Semud gibi) kendilerine yazık eden milletlerin yerlerinde oturmustunuz, onlara nasıl yaptıgımız, size belli olmustu ve size benzetmeler de yapıp anlatmıstık (degil mi)

[46] Onlar tuzaklarını kurdular. Oysa tuzakları dagları yerinden kaldıracak (cinsten) olsa bile onların tuzakları, Allah'ın yanındaydı (Allah onların tuzaklarını bozar, cezalarını verirdi)

[47] Sakın, Allah'ı, elcilerine verdigi sozden cayar, sanma! Cunku Allah daima ustundur, oc alandır

[48] O gun yer baska yere, gokler de (baska goklere) degistirilir. (Butun) insanlar tek ve kahredici Allah'ın huzurunda gorunurler

[49] Ve o gun sucluları, birbirine (veya elleri ayaklarına) yaklastırılarak zincirlere vurulmus gorursun

[50] Gomlekleri katrandandır, yuzlerini de ates kaplamaktadır

[51] Allah, her canı kazandıgiyle cezalandırmak icin (boyle yapar). Suphesiz Allah, hesabı cabuk gorendir

[52] Bu (Kur'an), insanlara bir tebligdir. (Insanlar), bununla uyarılsınlar; O'nun yalnız Tek tanrı oldugunu bilsinler ve sagduyu salipleri ogut alsınlar diye (gonderilmistir)

Hicr

Surah 15

[1] Elif lam ra. Sunlar Kitabın ve apacık Kur'an'ın ayetleridir

[2] Bir zaman gelir ki nankorluk edenler, "Keske musluman olsaydılar" diye arzu ederler

[3] Bırak onlar yesinler, eglensinler; arzu onları oyalasın. Yakında (yaptıklarının kotu sonucunu) bileceklerdir

[4] Biz hicbir kenti yok etmedik ki, onun mutlaka bilinen bir yazısı olmasın (helak ettigimiz her ulkenin yazılmıs, tesbit edilmis bir suresi vardır. O sure dolunca onları yok etmisizdir)

[5] Hicbir millet ne suresini gecebilir, ne de (ondan) geri kalır (her kavim mutlaka, kendileri icin belirtilmis surede helak olur)

[6] Dediler ki: "Ey kendisine Zikir (Kitap) indirilmis olan, sen mutlaka cinlenmissin

[7] Eger dogrulardansan, bize melekleri getirsene

[8] Biz, melekleri ancak hak ile (hikmet geregince) indiririz, o zaman da kendilerine asla goz actırılmaz, (derhal isleri bitirilir, mahvolup giderler)

[9] O Zikri (Kitap)ı biz indirdik biz; ve O'nun koruyucusu da elbette biziz

[10] Andolsun, senden onceki milletlerin kolları icine de elciler gonderdik

[11] Onlara hicbir elci gelmezdi ki, onunla alay etmesinler

[12] Iste biz o(Tanrı Zikri)ni sucluların kalblerine boyle sokarız

[13] Kendilerinden oncekilerin sunneti (inkarcıların mahvedilecegi yasası) gectigi halde yine de ona inanmazlar

[14] Onlara gokten bir kapı acsak da oraya cıkacak olsalardı

[15] Herhalde gozlerimiz donduruldu, biz buyulenmis bir topluluguz, derlerdi

[16] Andolsun biz, gokte burclar yaptık. Ve onu bakanlar icin susledik

[17] Ve onu, her recim (taslanmıs, kovulmus uydurma sozler atan) seytandan koruduk

[18] Ancak kulak hırsızlıgı eden olursa, onu da parlak bir ısın kovalar

[19] Arzı da yaydık, oraya saglam daglar attık ve orada olculu mutenasib seyler bitirdik

[20] Orada sizin icin ve (beslediginizi sandıgınız, fakat aslında) sizin beslemediginiz kimseler icin gecimlikler var ettik

[21] Hicbir sey yoktur ki onun hazineleri, bizim yanımızda olmasın, ama biz onu, bilinen bir miktar ile indiririz

[22] Ruzgarları, asılayıcı olarak gonderdik de gokten su indirdik, boylece sizi suladık. Onu depolayan siz degilsiniz

[23] Biziz, elbette biz ki, yasatır, oldururuz; gercek varis olan da biziz (her faninin mulku bize gecer. Olmeyen, daima kalan yalnız biziz)

[24] Andolsun, sizden once gecenleri de bildik, sonra gelenleri de bildik

[25] Gercekten onları toplayacak olan, Rabbindir. O hukumdardır bilendir

[26] Andolsun biz insanı pismemis camurdan, degismis cıvık balcıktan yarattık

[27] Cinne gelince onu da (insandan) daha once, (vucudun gozeneklerine) nufuz eden kavurucu atesten yarattık

[28] Bir zaman Rabbin meleklere demisti ki: "Ben kupkuru camurdan, degisken balcıktan bir insan yaratacagım

[29] Onu duzenle(yip insan sekline koydu)gum ve ona ruhumdan ufledigim zaman hemen ona secdeye kapanın

[30] Meleklerin hepsi topluca secde ettiler

[31] Yalnız Iblis, secde edenlerle beraber olmayı kabul etmedi

[32] (Allah): "Ey Iblis, nen var ki, sen secde edenlerle beraber olmadın?" dedi

[33] (Iblis): "Ben bir camurdan, degisken bir balcıktan yarattıgın insana secde edemem!" dedi

[34] (Allah): "Oyleyse cık oradan (meleklerin icinden cık), dedi, cunku sen kovuldun

[35] Ta ceza gunune kadar uzerine la'net edilecektir

[36] (Iblis): "Rabbim, dedi bari tekrar dirilecekleri gune kadar beni(m canımı almayı) ertele

[37] (Allah): "Haydi, dedi, sen ertelenmislerdensin

[38] O bilinen vaktin gunune kadar

[39] (Iblis): "Rabbim, dedi, beni azdırmandan oturu andolsun ki, ben de yer yuzunde onlara (gunahları) susleyecegim ve onların hepsini azdıracagım

[40] Ancak iclerinden kendilerine ihlas verilen kulların haric. (Benim azdırmam, onları etkilemez)

[41] (Allah) buyurdu ki: "Iste bana varan dogru yol budur

[42] Benim halis kullarıma karsı senin bir gucun yoktur. Ancak sana uyan azgınlar(ı azdırabilirsin)

[43] Cehennem o (seytana uya)nların hepsinin bulusma yeridir

[44] Onun yedi kapısı vardır. Her kapıya, onlardan bir bolum ayrılmıstır

[45] (Seytana uymaktan, kufur ve isyandan) korunanlar ise cennetlerde, pınar baslarındadırlar

[46] (Onlara): "Oraya esenlikle, guven icinde girin!" (denilir)

[47] Onların goguslerindeki kini cıkarıp atmısızdır; (hepsi) kardesler olarak divanlar uzerinde karsı karsıya oturur (sohbet eder)ler

[48] Orada onlara hicbir yorgunluk dokunmaz ve onlar oradan cıkarılacak da degillerdir

[49] (Ey Muhammed), kullarıma haber ver: Iste ben oyle bagıslayan, oyle esirgeyenim

[50] Fakat benim azabım da cok acı bir azabdır

[51] Onlara Ibrahim'in konuklarından haber ver

[52] Onun yanına girmisler: "Selam" demislerdi. O da: "Biz sizden korkuyoruz." dedi

[53] Korkma dediler, biz sana bilgin bir cocuk(un olacagını) mujdeleriz

[54] Bana ihtiyarlık dokunduktan sonra mı beni mujdelediniz? Ne tuhaf bir sey ile mujdeliyorsunuz beni? dedi

[55] Sana gercegi mujdeledik, umut kesenlerden olma! dediler. They said: We bring thee good tidings in truth. So be not thou of the despairing

[56] Sapıklardan baska kim Rabbinin rahmetinden umut keser? dedi

[57] (Ibrahim gelenlerin Hak elcileri melekler olduklarını anlayınca): "Ey elciler, dedi, isiniz nedir

[58] Biz suc isleyen bir kavme gonderildik, dediler

[59] Yalnız Lut ailesi suclu degildir. Biz onların hepsini kurtaracagız

[60] Ancak karısı haric. Onun da (suclularla beraber) kalanlardan olmasını uygun gorduk

[61] Elciler Lut ailesine geldiklerinde

[62] (Lut): "Siz hic tanınmamıs kimselersiniz!" dedi

[63] Dediler ki: "Dogrusu, biz onların, hakkında suphe ettikleri((tanrı azabı)nı sana getirdik

[64] Sana gercegi getirdik, biz elbette dogru soyleyenleriz

[65] Hemen gecenin bir parcasında aileni yurut, sen de arkalarından git, icinizden hic kimse ardına donup bakmasın. Emredildiginiz yere gidin

[66] Ona: "Sunlar sabaha girerlerken arkaları kesilecektir!" buyrugunu bildirdik

[67] (Lut kavminin oturdugu Sodom) Kent(inin) halkı, (Lut'un genc konuklarını duyup) sevinerek geldiler

[68] (Lut onlara): "Bunlar benim konugumdur, dedi, beni mahcubetmeyin

[69] (Ne olur), Allah'tan korkun, beni rezil etmeyin

[70] Seni alemlerden (baskalarının isine karısmaktan) menetmemis miydik? dediler

[71] Eger yapacaksanız, iste kızlarım. dedi

[72] Senin omrune andolsun ki, onlar, sarhoslukları icinde bocalıyorlardı

[73] Gunesin dogma zamanına girerlerken korkunc ses onları yakaladı

[74] O kentin ustunu altına getirdik ve uzerlerine de camurdan pismis taslar yagdırdık

[75] Suphesiz bunda isaretten anlayanlara (nice) ibretler vardır

[76] Ve o (kent, herkesin gelip gectigi) bir yol uzerinde durmaktadır

[77] Elbette bunda inananlar icin bir ibret vardır

[78] Gercekten Eyke halkı da zalim kimselerdi

[79] Onlardan da ocumuzu aldık, her ikisi de (Sodom da, Eyke de) hala (yol uzerinde, gozler) on(un) de apacık durmaktadır

[80] Andolsun Hicr halkı (Semud kavmi) de peygamberleri yalanladılar

[81] Onlara ayetlerimizi verdik, ama onlardan yuz ceviriyorlardı

[82] Daglardan guvenli evler yontuyorlardı

[83] Sabaha girerlerken onları da (o) korkunc ses yakaladı

[84] Kazandıkları, kendilerinden hicbir seyi savamadı

[85] Biz gokleri yeri ve bunlar arasında bulunanları hak ile yarattık; (gercegin ortaya cıkacagı) o sa'at, mutlaka gelecektir! Simdi sen guzel bir hosgoru ile hareket et

[86] Yaratan, bilen ancak Rabbindir

[87] Andolsun sana ikililerden yedi ve bu buyuk Kur'an'ı verdik

[88] Onlardan bazı ciftlere (sınıflara) verdigimiz dunyalıga gozlerini dikme ve (sana inanmadıkları icin) onlara uzulme. Mu'minlere kanadını indir, (onlara karsı mutevazi, sefkatli davran)

[89] Ve: "Ben, ancak ben, apacık bir uyarıcıyım!" de

[90] (Siz bilirsiniz, inanmazsanız Allah'ın azabı basınıza inecektir.) Tıpkı o boluculere (veya and icenlere) indirdigimiz gibi (sizin basınıza da azab indiririz)

[91] Onlar ki Kur'an'ı boluk boluk ettiler

[92] Senin Rabbin hakkı icin biz onların hepsine mutlaka soracagız

[93] Yaptıkları seylerden

[94] Sen emrolundugun seyi acıkca soyle ve ortak kosanlara aldırma

[95] O alay edenlere karsı biz sana yeteriz

[96] O, Allah ile beraber baska tanrı tutanlar, yakında (yaptıklarının sonucunu) bileceklerdir

[97] Andolsun onların soylediklerine senin gogsunun daraldıgını (canının sıkıldıgını) biliyoruz

[98] Sen Rabbini hamd ile tesbih et (O'nu ovecek sozlerle an, subhanallahi velhamdulillah de) ve secde edenlerden ol

[99] Ve Rabbine kulluk et ki sana yakin gelsin (kesin bilgiye eresin)

Nahl

Surah 16

[1] Allah'ın emri geldi, artık onu acele istemeyin. Allah, onların ortak kostukları seylerden uzaktır, yucedir

[2] Melekleri, kullarından diledigine, emrinden olan ruh (vahy) ile indirir: "(Insanları) Benden baska tanrı yoktur, benden korkun! diye uyarın!" (der)

[3] (Allah), gokleri ve yeri hak ile (hikmeti uyarınca) yarattı. (O), onların ortak kostuklarından yucedir

[4] Insanı nutfe(sperm)den yarattı, birden o (insan) konuskan bir karsı koyucu olup cıktı

[5] Hayvanları da yarattı. Onlarda sizin icin ısınma(nızı saglayan seyler) ve daha bircok yararlar vardır. Ve onlardan kimini de yersiniz

[6] Ve aksamleyin mer'adan getirdiginiz, sabahleyin mer'aya goturdugunuz zaman onlarda sizin icin bir guzellik de vardır. (Onların gidis gelisleri size ayrı bir guzellik ve zevk verir)

[7] Agırlıklarınızı oyle (uzak) sehirlere tasırlar ki, (onlar olmasa) canlar(ınız), buyuk zahmetler cekmeden oraya varamazdınız. Dogrusu Rabbiniz, cok sefkatli, cok acıyandır

[8] Binmeniz ve sus icin atları, katırları ve merkepleri (yarattı) ve daha sizin bilmediginiz nice seyler yaratmaktadır

[9] Kısa ve dogru yolu Allah gosterir. Ama o yoldan sapan da var. Allah dileseydi, hepinizi dogru yola iletirdi

[10] O'dur ki, sizin icin gokten bir su indirdi. Iceceg(iniz) ondandır ve hayvanları otlattıgınız agac(lar, bitkiler) ondan(sulanıp filizlenmekte)dir

[11] Onunla size ekin, zeytin, hurma, uzumler ve her cesit meyvalardan bitirmektedir. Suphesiz bunda dusunen bir toplum icin ibret vardır

[12] Geceyi, gunduzu, gunesi ve ay'ı sizin hizmetinize verdi. Yıldızlar da O'nun emriyle (size) boyun egdirilmistir. Suphesiz bunda aklını kullanan bir toplum icin ibretler vardır

[13] Yeryuzunde yarattıgı cesitli renklerdeki(hayvanları, bitki)leri de (sizin hizmetinize verdi). Suphesiz bunda ogut alan bir toplum icin ibret vardır

[14] O, denizi de (hizmetinize) verdi ki ondan taptaze et yiyesiniz ve ondan kusanacagınız susler cıkarasınız. Goruyorsun ki gemiler, denizi yara yara akıp gitmektedir. Allah'ın lutfunu aramanız ve O'na sukretmeniz icin

[15] Sizi sarsar diye arza agır baskılar attı, ırmaklar ve yollar yaptı ki dogru yolu bulasınız (amaclarınıza eresiniz)

[16] (Yol bulmak icin yararlanılacak) isaretler de (yarattı). Onlar yıldız(lar)la da yol bulurlar

[17] Yaratan, yaratmayan gibi midir? Hic dusunmuyor musunuz

[18] Eger Allah'ın ni'metini saysanız, sayamazsınız. Dogrusu Allah cok bagıslayan, cok esirgeyendir

[19] Allah, gizlediginiz ve acıga vurdugunuz her seyi bilir

[20] Allah'tan baska yalvardıkları (tanrılar), hicbir sey yaratamazlar, zaten kendileri yaratılmaktadırlar

[21] Onlar oludurler, diri degildirler. Ne zaman dirileceklerini de bilmezler

[22] Tanrınız bir tek Tanrıdır. Ama ahirete inanmayanların kalbleri inkarcıdır, onlar buyukluk taslarlar

[23] Gercekten Allah, onların gizlediklerini de bilir, acıga vurduklarını da. O, buyukluk taslayanları sevmez

[24] Onlara: "Rabbiniz ne indirdi?" dendigi zaman, "Evvelkilerin masalları!" derler

[25] Ki kıyamet gunu hem kendi veballerini tam olarak yuklensinler, hem de bilgisizce saptırdıkları kimselerin veballerinden bir kısmını. Bak, ne kotu sey yukleniyorlar

[26] Onlardan oncekiler de tuzak kurmuslardı da Allah, binalarına temellerinden gelmis, ustlerindeki tavan, baslarına cokmustu! Ve azab onlara ummadıkları yerden gelmisti

[27] Sonra kıyamet gunu de, onları rezil eder ve "Hani haklarında (mu'minlere) dusmanlık ettiginiz ortaklarım nerede?" der. Kendilerine ilim verilmis olanlar: "Bugun rezillik ve kotuluk kafirleredir!" derler

[28] Nefislerine zulmederlerken meleklerin, canlarını aldıgı kimseler; "Biz hicbir kotuluk yapmıyorduk!" diye teslim olurlar. "Hayır, Allah sizin yaptıklarınızı biliyor

[29] Onun icin, icinde surekli kalmak uzere cehennemin kapılarına girin. Kibirlenenlerin yeri ne kotudur

[30] (Allah'ın azabından) korunanlara da: "Rabbiniz ne indirdi?" dendi. "Hayır (indirdi)." dediler. Bu dunyada guzel is yapanlara guzellik vardır, (onlar icin) ahiret yurdu ise daha hayırlıdır. Korunanların yurdu ne guzeldir

[31] Altlarından ırmaklar akan adn cennetlerine girerler. Orada onlar icin diledikleri her sey vardır. Iste Allah, korunanları boyle mukafatlandırır

[32] Melekler, iyi insanlar olarak canlarını aldıgı kimselere de: "Selam size, yaptıklarınıza karsılık cennete girin!" derler

[33] (Inkar edenler) Ille kendilerine meleklerin gelmesini, yahut Rabbinin (azab) emrinin gelmesini mi bekliyorlar? Onlardan oncekiler de oyle yapmıstı. Allah onlara zulmetmedi, fakat onlar kendi kendilerine zulmediyorlardı

[34] Nihayet yaptıklarının kotulukleri onlara ulastı ve alay ettikleri sey onları kusattı

[35] (Allah'a) ortak kosanlar, "Allah dileseydi ne biz, ne de atalarımız O'ndan baska bir seye tapmazdık ve O'nsuz hicbir seyi haram kılmazdık!" dediler. Onlardan oncekiler de boyle yapmıstı. Elcilere dusen, yalnız acıkca teblig etmek degil midir

[36] Andolsun biz, her millet icinde: "Allah'a kulluk edin, seytan(a tapmak)dan kacının" diye bir elci gonderdik. Onlardan kimine Allah hidayet etti, onlardan kimine de sapıklık gerekli oldu. Iste yeryuzunde gezin de bakın, yalanlayanların sonu nasıl olmus

[37] (Ey Muhammed) Sen onların yola gelmelerini ne kadar istesen de Allah sasırttıgını yola getirmez ve onların yardımcıları da olmaz

[38] (Onlar), yeminlerinin butun siddetiyle: "Allah olen kimseyi diriltmez!" diye Allah'a yemin ettiler. Hayır diriltecektir, bu, O'nun gercek olarak verdigi sozdur. Ama insanların cogu bilmezler

[39] (Diriltecektir ki) Hakkında ihtilaf ettikleri gercegi onlara acıklasın ve inkar edenler de yalancı olduklarını bilsinler

[40] Biz bir seyi(n olmasını) istedigimiz zaman, soyleyecegimiz soz, sadece ona "ol" dememizdir, derhal oluverir

[41] Kendilerine zulmedildikten sonra Allah ugrunda goc edenleri, dunyada guzelce yerlestirecegiz, (onlara verecegimiz) ahiret mukafatı ise daha buyuktur. Keske bilseler

[42] Onlar ki sabrettiler ve Rablerine dayanmaktadırlar

[43] Biz senden once de, kendilerine vahyettigimiz erkeklerden baskasını elci gondermedik. Sorun, Zikir ehline; eger bilmiyorsanız

[44] Acık kanıtları ve Kitapları. Sana da o Zikr'i indirdik ki, kendilerine indirileni insanlara acıklayasın, ta ki dusunup ogut alsınlar

[45] Kotulukler yapmayı kuranlar, Allah'ın, kendilerini yer(in dibin)e gecirmeyeceginden, yahut hic ummadıkları bir yerden kendilerine azabın gelmeyeceginden emin midirler

[46] Yahut donup dolasırlarken oun, kendilerini yakalamayacagından (emin midirler)? Kendileri buna engel olacak degillerdir

[47] Yahut (azabın) kendilerini bir korku uzerinde yakalamayacagından (emin midirler)? Dogrusu Rabbiniz, cok sefkatli, cok acıyandır

[48] Allah'ın yarattıgı seylerin golgelerinin dahi nasıl sagdan, soldan surunup Allah'a secde ederek dondugunu gormediler mi? (Her seyin golgesi yerde uzanıp kısalarak hep Allah'a secde etmektedir)

[49] Goklerde ve yerde bulunan canlıların, meleklerin hepsi Allah'a secde ederler, onlar asla buyuk taslamazlar

[50] Ustlerindeki Rablerinden korkarlar ve emredildikleri seyi yaparlar

[51] Allah: "Iki tanrı tutmayın. O, ancak tek Tanrıdır. Yalnız benden korkun!" dedi

[52] Goklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. Kullugun da yalnız O'na yapılması lazımdır. Siz, Allah'tan baskasından mı korkuyorsunuz

[53] Size ulasan her ni'met Allah'tandır. Sonra size bir sıkıntı dokundugu zaman da yalnız O'na yalvarırsınız

[54] Sonra, sizden o sıkıntıyı kaldırdıgı zaman icinizden bir grup, hemen Rablerine ortak kosarlar

[55] Ki kendilerine verdigimiz (ni'metlere ve yaptıgımız iyilig)e karsı nankorluk etsinler. Oyleyse eglenin, yakında bileceksiniz

[56] Kendilerine verdigimiz rızıktan, (hicbir sey) bilmeyen(tanrı)lar(ın)a pay ayırıyorlar. Allah'a andolsun ki siz, bu uydurdugunuz seylerden mutlaka sorulacaksınız

[57] O sanı yuce Allah'a kızları veriyorlar (melekleri Allah'ın kızları sanıyorlar) da kendilerine hoslandıkları(erkek cocukları)nı (alıyorlar). (Kız cocuklarından arlanıyorlar. Peki ama neden arlandıkları seyleri Allah'a layık goruyorlar)

[58] Onlardan birine disi (cocugu oldugu) mujdelendigi zaman ici ofkeyle dolarak yuzu kapkara kesilir

[59] Kendisine verilen mujdenin kotulugunden dolayı kavminden gizlenir. (Simdi ne yapsın) onu, hakaretle tutsun mu yoksa onu topraga mı gomsun! Bak, ne kotu hukum veriyorlar

[60] Ahirete inanmayanların durumu, kotudur. En yuce durum, Allah'ındır. O, ustun hukum ve hikmet sahibidir

[61] Eger Allah, insanları, yaptıkları (her) haksızlıkla cezalandırsaydı, yeryuzunde tek canlı bırakmazdı. Fakat onları takdir edilen bir sureye kadar erteler. Sureleri geldigi zaman da bir sa'at dahi ne geri kalırlar, ne de ileri gecerler (derhal mahvolup giderler)

[62] Kendilerinin hoslanmadıkları seyi Allah'a veriyorlar, ustelik de dilleri, "En guzel sonuc, kendilerinin olacak" diye yalan soyluyor. Onlara mutlaka ates vardır ve onlar ona suruleceklerdir

[63] Allah'a andolsun ki senden onceki milletlere de elci gonderdik; seytan onlara yaptıkları isleri susledi. (Bu yuzden peygamberleri yalanladılar). O, bugun de onların dostudur. Onlar icin acı bir azab vardır

[64] Biz sana Kitabı indirdik ki, hakkında ayrılıga dustukleri seyi onlara acıklayasın ve (o Kitap), inanan bir kavim icin yol gosterici ve rahmet olsun

[65] Allah, gokten bir su indirdi, onunla yeri olumunden sonra diriltti, suphesiz bunda isiten bir millet icin ibret vardır

[66] Hayvanlarda da sizin icin ibret vardır. Size onların karınlarından, fıskı ile kan arasıdan (cıkardıgımız) halis, icenlere (icimi) kolay sut iciriyoruz

[67] Hurma agaclarının meyvalarından ve uzumlerden de sarhosluk ve guzel rızık elde edersiniz. Suphesiz bunda aklını kullanan bir toplum icin ibret vardır

[68] Rabbin, bal arısına soyle vahyetti: "Daglardan, agaclardan ve kurdukları cardaklardan evler edin

[69] Sonra her cesit meyvalardan ye de Rabbinin yollarında boyun egerek yuru! Onun karınlarından, renkleri cesit cesit bir icecek cıkar ki onda insanlara sifa vardır. Suphesiz bunda dusunen bir millet icin ibret vardır

[70] Allah sizi yarattı, sonra oldurur; icinizden kimi de omrun en reziline (bebeklik cagı gibi gucsuz ihtiyarlık cagına) itilir ki, biraz bilgiden sonra hicbir seyi bilmez olsun! Dogrusu Allah bilendir. (O, her seye) kadirdir

[71] Allah, rızıkta kiminizi kiminizden ustun kıldı. (Rızıkca) ustun kılınanlar, ellerinin altında bulunanlara kendi rızıklarını verip de hepsi rızıkta esit olmuyorlar. Allah'ın ni'metini mi inkar ediyorlar

[72] Allah size kendi nefislerinizden esler yarattı ve eslerinizden de size ogullar ve torunlar yarattı ve sizi guzel rızıklarla besledi. Boyle iken onlar, batıla inanıp da Allah'ın ni'metine nankorluk mu ediyorlar

[73] Allah'tan baska, goklerden ve yerden kendileri icin hicbir rızık veremeyecek ve bunu asla yapamayacak olan seylere mi tapıyorlar

[74] Allah'a meseller vermege (benzetmeler yapmaga) kalkmayın! Cunku Allah (benzetme yapmayı) bilir, siz ise bilmezsiniz

[75] Allah, hicbir seye gucu yetmeyen ve baskasının malı olan bir kole ile; kendisine guzel rızık verdigimiz, o rızıktan gizli ve acık harcayan kimseyi misal olarak anlattı. Hic bunlar bir olurlar mı? Hamd Allah'a mahsustur, fakat cokları bilmezler

[76] Ve Allah su iki adamı da misal olarak anlattı: Birisi dilsizdir, hicbir sey yapamaz, efendisinin uzerine bir yuktur. (Efendisi) onu nereye gonderse bir hayır getirmez (bir is beceremez). Simdi bu (adam), dogru yolda giderek adaleti emreden kimse gibi olur mu

[77] Goklerin ve yerin gaybı Allah'a aittir. O sa'atin isi, bir goz acıp yumma gibi, yahut daha yakın(kısa)dır. Suphesiz Allah, her seye gucu yetendir

[78] Allah sizi, (hicbir sey bilmediginiz durumda) annelerinizin karınlarından cıkardı, size isitme (duyusu), gozler ve gonuller verdi ki sukredesiniz

[79] Gogun boslugunda, O'nun emrine boyun egdirilmis olan kuslara bakmadılar mı? Onları Allah'tan baska tutan yoktur. Suphesiz bunda inanan bir kavim icin ayetler (Allah'ın buyuklugune isaretler) vardır

[80] Allah size, evlerinizi oturma yeri yaptı ve size hayvan derilerinden, goc gununuzde (yolculukta) ve ikamet gununuzde (oturma zamanlarınızda) kolayca kullanacagınız hafif evler (cadırlar, portatif evler) ve yunlerinden, yapagılarından ve kıllarından bir sureye kadar (kullanacagınız) giyilecek, dosenecek esya ve gecimlik (ticaret malı) yaptı

[81] Allah, yarattıklarından sizin icin golgeler yaptı ve sizin icin daglarda oturulacak barınaklar (magaralar) var etti ve sizi sıcaktan koruyan elbiseler ve savasta sizi koruyan elbiseler (zırhlar) var eyledi. Allah size ni'metini boyle tamamlıyor ki siz musluman olup esenlige eresiniz

[82] Eger yine yuz cevirirlerse, artık senin uzerine dusen sadece acık bir sekilde duyurmaktır

[83] Allah'ın ni'metini bilirler (bu ni'metleri Allah'ın yarattıgını kabul ederler), sonra da (bunları kendilerine verenden baskasına taparak) bu ni'metleri inkar ederler, cokları da (nankordurler)

[84] Her ummetten bir sahid getirdigimiz gun, artık ne nankorler(in konusmaların)a izin verilir, ne de onların ozur dilemeleri istenir

[85] Zulmedenler azabı gordukleri zaman artık azab onlardan ne hafifletilir, ne de onlara fırsat verilir

[86] Ortak kosanlar, ortak kostukları seyleri gordukleri zaman: "Rabbimiz, iste senden baska yalvar(ıp tap)dıgımız ortaklarımız!" derler. (Onlar da bunlara): "Siz tamamen yalancılarsınız!" diye soz atarlar

[87] O gun (ortak kosanlar) Allah'a teslim olmuslar ve uydurup durdukları seyler kendilerinden sapıp gitmistir

[88] Nankorluk edip Allah'ın yoluna engel olan kimselerin, -bozgunculuklarından dolayı- azaplarının ustune azab katmısızdır

[89] Her ummet icinde, kendi aralarından, aleyhlerine bir sahid getirecegimiz gun, seni de bunların aleyhine sahid getirmis olacagız. Sana bu Kitabı, her seyi acıklayan ve muslumanlara yol gosterici, rahmet ve mujde olarak indirdik

[90] Allah adaleti, ihsanı, akrabaya vermeyi emreder, fahsa(edepsizlikten)dan, munker(fenalık)den ve bagy(azgınlık)den meneder. Ogut almanız icin size boyle ogut verir

[91] Andlasma yaptıgınız zaman Allah'ın ahdini tam yerine getirin (verdiginiz sozu tutun), pekistirdikten sonra yeminleri bozmayın. Cunku Allah'ı uzerinize kefil (sahid) yaptınız. Allah yaptıklarınızı bilir

[92] Bir topluluk, diger bir topluluktan (sayıca ve malca) daha cok oldugu icin, yeminlerinizi aranızda bozucu bir vasıta yaparak, ipligini kuvvetli buktukten sonra cozen kadın gibi olmayın! Cunku Allah, sizi bununla dener. Hakkında ayrılıga dustugunuz seyleri kıyamet gunu size acıklayacaktır

[93] Allah dileseydi, hepinizi, bir tek ummet yapardı, fakat (O), diledigini sasırtır, diledigini dogru yola iletir. Ve siz, mutlaka yaptıgınız seylerden sorulacaksınız

[94] Yeminlerinizi aranızı bozan bir sey yapmayın, sonra saglam basmıs olan ayak, kayar ve Allah'ın yoluna engel oldugunuzdan dolayı kotulugu(n cezasını) tadarsınız ve buyuk bir azaba ugrarsınız

[95] Allah'a verdiginiz sozu (peygambere yaptıgınız bey'atı) az bir paraya satmayın. Zira bilirseniz Allah'ın yanında olan, sizin icin daha hayırlıdır

[96] Sizin yanınızda bulunan (dunya malı) tukenir. Allah'ın yanında bulunan ise kalıcıdır. Biz sabredenlerin karsılıgını yaptıklarının en guzeliyle verecegiz

[97] Erkek ve kadından her kim inanmıs olarak iyi bir is yaparsa, onu (dunyada) hos bir hayatla yasatırız, onların ucretini yaptıklarının en guzeliyle veririz

[98] Kur'an, oku(mak iste)digin zaman kovulmus seytandan Allah'a sıgın

[99] Cunku inananlara ve Rablerine dayananlara o(seyta)nın bir gucu yoktur

[100] Onun gucu, sadece kendisini dost tutanlara ve Allah'a ortak kosanlaradır (o, sadece onları etkileyebilir)

[101] Biz bir ayetin yerine baska bir ayet getirdigimiz zaman, GAllah ne indirdigini bilirkenG "Sen (Allah'a) iftira ediyorsun (bu sozleri kendin uydurup Allah'ın ustune atıyorsun)" derler. Hayır, onların cokları bilmiyorlar

[102] De ki: "Inananları saglamlastırmak ve muslumanlara yol gosterici ve mujde olmak uzere onu, Ruhu'l-Kudus (Cebrail) Rabbinden gercek (bilgi) olarak indirdi

[103] Biz onların, "Ona bir insan ogretiyor!" dediklerini biliyoruz. Hak'tan saparak kendisine yoneldikleri adamın dili a'cemi (yabancıdır, acık degildir), bu ise apacık Arapca bir dildir

[104] Allah'ın ayetlerine inanmayanları Allah dogru yola iletmez, onlar icin acı bir azab vardır

[105] Yalanı ancak Allah'ın ayetlerine inanmayanlar uydurur; yalancılar, iste onlardır

[106] Inandıktan sonra Allah'a nankorluk eden, Gkalbi imanla yatısmıs oldugu halde (inkara) zorlanan degilG, fakat kufre gogus acan, (kufurle sevinc duyan) kimselere Allah'tan bir gazab iner ve onlar icin buyuk bir azab vardır

[107] Bu, onların dunya hayatını ahirete tercih etmelerinden ve Allah'ın, inkar eden kavmi dogru yola iletmeyeceginden oturu boyledir

[108] Onlar, Allah'ın kalblerini kulaklarını ve gozlerini muhurledigi kimselerdir. Iste gafiller onlardır

[109] Elbette onlar, ahirette ziyana ugrayacaklardır

[110] Sonra Rabbin, sunların su iskenceye ugratıldıktan sonra goc eden, sonra savasan ve sabredenlerin yanındadır. Elbette (butun) bun(lar)dan sonra Rabbin bagıslayan, esirgeyendir

[111] O gun herkes gelir, kendi canını kurtarmak icin ugrasır ve herkese yaptıgının tam karsılıgı verilir, onlara asla haksızlık edilmez

[112] Allah soyle bir kenti misal olarak anlattı: Guven, huzur icinde idi; her yerden rızkı bol bol kendisine geliyordu. Fakat Allah'ın ni'metlerine nankorluk etti, bunun uzerine (halkının) yaptıklarından oturu Allah ona aclık ve korku elbisesi taddırdı

[113] Andolsun, onlara, kendilerinden bir elci geldi, onu yalanladılar. Bunun uzerine onlar zulumlerine devam ederken azab onları yakalayıverdi

[114] Allah'ın size verdigi rızıktan helal, hos olarak yeyin de Allah'ın ni'metine sukredin; eger O'na kulluk ediyorsanız

[115] Allah size oluyu, kanı, domuz etini ve Allah'tan baskasının adı anılarak kesilen(hayvanlar)ı haram kıldı. Kim mecbur kalırsa (baskasının hakkına) saldırmadan, sınırı da asmadan (bunlardan) yiyebilir. Suphesiz Allah, bagıslayan, esirgeyendir

[116] Dillerinizin yalan yere nitelendirmesinden oturu "Su helaldir, su haramdır," demeyin, sonra Allah'a karsı yalan uydurmus olursunuz. Allah'a karsı yalan uyduranlar ise iflah olmazlar

[117] Azıcık yasama(nın ardından), onlara acı bir azab gelecektir

[118] Yahudi olanlara da, bundan once sana anlattıklarımızı haram kılmıstık. Biz onlara zulmetmedik, fakat onlar kendi kendilerine zulmediyorlardı

[119] Sonra Rabbin sunlardan yanadır ki, cehaletle kotuluk islediler, sonra onun ardından tevbe ettiler, uslandılar. Butun bunlardan sonra Rabbin, elbette bagıslayandır, esirgeyendir

[120] Ibrahim Allah'ı birleyerek O'na ita'at eden bir ummet (her iyiligi kendinde toplayan bir onder) idi, ortak kosanlardan degildi

[121] O'nun ni'metlerine sukredici idi. (Allah) onu secmis ve dogru yola iletmisti

[122] Ona dunyada iyilik vermistik. O, ahirette de iyilerdendir

[123] Sonra sana: "Allah'ı birleyerek Ibrahim'in yoluna uy; o, ortak kosanlardan degildi" diye vahyettik

[124] Cumartesi (gununu ta'til ve ibadet gunu yapmak), onda ayrılıga dusen(yahudi)lere (farz) kılındı. Rabbin, elbette ayrılıga dustukleri sey hakkında kıyamet gunu aralarında hukmunu verecektir

[125] Hikmetle ve guzel ogutle Rabbinin yoluna cagır ve onlarla en guzel bicimde mucadele et. Kuskusuz Rabbin, iste yolundan sapanları en iyi bilen O'dur ve O, yola gelenleri de en iyi bilendir

[126] Eger azab edecekseniz, size yapılan azab kadar azab edin. Ama sabdederseniz, andolsun ki o, sabredenler icin daha iyidir

[127] Sabret, sabrın ancak Allah(ın yardımı) iledir. Onlara uzulme, kurdukları tuzaklardan da sıkıntıya dusme

[128] Cunku Allah, korunanlarla ve iyilik edenlerle beraberdir

İsrâ

Surah 17

[1] Eksiklikten uzaktır O (Allah) ki gecenin bir vaktinde kulunu, ayetlerimizden bir bolumunu, kendisine gostermemiz icin, Mescid-i Haram'dan, cevresini bereketli kıldıgımız Mescid-i Aksa'ya yuruttu. Gercekten O, isitendir, gorendir

[2] Biz Musa'ya Kitabı verdik ve onu Israil ogullarına "Benden baska bir vekil tutmayın!" diye bir kılavuz yaptık

[3] Ey Nuh ile beraber (gemide) tasıdıklarımızın cocukları, dogrusu o (Nuh), cok sukreden bir kuldu. (Siz de atanız gibi olun)

[4] Kitapta Israil ogullarına su hukmu verdik: "Siz o ulkede iki kez bozgunculuk yapacaksınız ve cok boburleneceksiniz (zorbalık edeceksiniz)

[5] Birincisinin zamanı gelince uzerinize cok guclu kullarımızı gonderdik, evlerin aralarına girip (sizi) arastırdılar. Bu, yapılması gereken bir va'd idi

[6] Sonra tekrar size, onları yenme imkanı verdik ve sizi mallarla, ogullarla destekledik ve savascılarınızı cogalttık

[7] Iyilik ederseniz, kendinize iyilik etmis olursunuz. Kotuluk ederseniz, o da kendi aleyhinizedir. Son taskınlıgınızın zamanı gelince (yine oyle kullar gondeririz) ki, yuzlerinizi kotu duruma soksunlar (uzuntuden suratlarınızın asılmasına sebeb olsunlar) ve ilk kez girdikleri gibi yine Mescid'e (Kudus'e) girsinler ve ele gecirdiklerini mahvetsinler

[8] (Bundan sonra) Belki Rabbiniz size acır, ama siz (bozgunculuk yapmaya) donerseniz, biz de (sizi cezalandırmaga) doneriz. Cehennemi, kafirler icin kusatıcı (bir zindan) yapmısızdır

[9] Gercekten bu Kur'an da en dogru yola iletir ve iyi isler yapan mu'minlere, kendileri icin buyuk bir ecir oldugunu mujdeler

[10] Ahirete inanmayanlara da acı bir azab hazırlamısızdır

[11] Insan, hayra du'a eder gibi, serre du'a etmekte(hayrı ister gibi serri istemekte)dir. Insan pek acelecidir

[12] Biz gece ve gunduzu, (kudretimizi gosteren) iki ayet yaptık. Gece ayetini sildik, gunduz ayetini aydınlatıcı yaptık ki hem Rabbinizin lutfunu arayasınız ve hem de yılların sayısını ve hesabı bilesiniz. Biz her seyi acık acık anlattık

[13] Her insanın tair(kus)ini boynuna bagladık, kıyamet gunu onun icin, acılmıs olarak bulacagı bir Kitap cıkarırız

[14] Kitabını oku, bugun nefsin sana hesapcı olarak yeter! (deriz)

[15] Kim yola gelirse kendisi icin yola gelmis olur, kim de saparsa kendi aleyhine sapar. Hicbir gunahkar, baskasının gunah yukunu tasımaz. Biz elci gondermedikce azab edecek degiliz

[16] Biz bir kenti helak etmek istedigimiz zaman onun varlıklılarına emrederiz, orada kotu isler yaparlar, boylece o ulkeye (azab) karar(ı) gerekli olur, biz de orayı darmadagın ederiz

[17] Nitekim Nuh'dan sonra nice kusakları helak ettik. Kullarının gunahlarını haber alıcı, gorucu olarak Rabbin yeter

[18] Kim bu aceleci(dunya)yı isterse, orada ona, (evet) istedigimiz kimseye hemen cabucak diledigimiz kadar veririz; ama sonra yerini cehennem yaparız! Kınanmıs ve kovulmus olarak oraya girer

[19] Kim de ahireti ister ve inanarak ona yarasır bicimde calısırsa, oylelerinin calısmalarının karsılıgı verilir

[20] Hepsine onlara da, onlara da (dunyayı isteyenlere de, ahireti isteyenlere de, mu'minlere de, kafirlere de) Rabbinin vergisiden uzatırız. Rabbinin vergisi kesilmez

[21] Bak, (rızık bakımından) nasıl onların kimini kiminden ustun yaptık. Elbette ahiret, dereceler bakımından da daha buyuk, ustunluk bakımından da daha buyuktur

[22] Allah ile beraber baska bir tanrı edinme, sonra kınanmıs ve yalnız basına bırakılmıs olarak oturup kalırsın

[23] Rabbin, yalnız kendisine tapmanızı ve anaya babaya, iyilik etmenizi emretti. Ikisinden birisi, yahut her ikisi, senin yanında ihtiyarlık cagına ulasır(ihtiyarlık zamanlarında senin yanında kalırlar)sa sakın onlara "Of!" deme, onları azarlama! Onlara guzel soz soyle

[24] Onlara acımadan dolayı, kuculme kanadını indir, (onlara karsı alcak gonullu ol) ve: "Ey (her varlıgı terbiye edip yetistiren) Rabbim! Bunlar, beni kucukken nasıl (acıyıp) yetistirdilerse sen de bunlara (oyle) acı!" de

[25] Rabbiniz iclerinizdekini daha iyi bilir. Eger siz iyi kisiler olursanız suphesiz O, tevbe edenleri bagıslayandır

[26] Akrabaya, yoksula ve yolcuya hakkını ver, fakat sacıp savurma

[27] Cunku savurganlar, seytanların kardesleri olmuslardır. Seytan ise Rabbine karsı cok nankordur

[28] Eger (elin dar oldugu icin) Rabbinden umdugun bir rahmeti bekleyerek onlardan yuz cevirecek, (onlara birsey vermeyecek) olursan, bari onlara yumusak soz soyle

[29] El(ler)ini boynuna baglanmıs yapma, tamamen de acma, sonra kınanır, hasret icinde kalırsın

[30] Rabbin diledigine rızkı acar (bol bol verir, diledigine) kısar. Cunku O, kulları(nın hali)ni bilir, gorur

[31] Fakirlik korkusuyla cocuklarınızı oldurmeyin. Onları da sizi de biz besliyoruz. Onları oldurmek, buyuk gunahtır

[32] Zinaya yaklasmayın, cunku o, acık bir kotuluktur, cok kotu bir yoldur

[33] Allah'ın haram kıldıgı canı haksız yere oldurmeyin. Kim haksızlıkla oldurulurse, onun velisi(olan mirascısı)na yetki vermisizdir (oldurulenin hakkını arar. Fakat o da) oldurmede asırı gitmesin. Cunku kendisine yardım edilmis(yetki verilmis)tir

[34] Yetimin malına yaklasmayın, ancak erginlik cagına erisinceye kadar en guzel bir tarzda (onun malını kullanıp gelistirebilirsiniz). Ahdi de yerine getirin, cunku ahd'den sorulacaktır

[35] Olctugunuz zaman olcuyu tam yapın, dogru terazi ile tartın. Bu daha iyidir, sonuc bakımından da daha guzeldir

[36] Bilmedigin bir seyin ardına dusme, cunku kulak, goz ve gonul, bunların hepsi o(yaptıgı)ndan sorumludur

[37] Yeryuzunde kabara kabara yurume. Cunku sen yeri yırtamazsın, boyca da daglara erisemezsin

[38] Bunlar("Allah ile beraber baska tanrı edinme!" ayetinden itibaren sayılan fiiler)in hepsi, kotu olan, Rabbinin katında hos gorulmeyen seylerdir

[39] Sunlar, Rabbinin, Hikmet'ten sana vahyettigi(emirleri)ndendir. Allah ile berebar baska tanrı edinme, sonra kınanmıs, (Allah'ın rahmetinden) uzaklastırılmıs olarak cehenneme atılırsın

[40] Rabbiniz, ogulları size secti de kendisine meleklerden kadınlar mı edindi? Gercekten siz buyuk (cok tehlikeli) bir soz soyluyorsunuz

[41] Biz Kur'an'da sozu turlu bicimlerde anlattık ki, dusunup anlasınlar. Fakat bu, onların sadece kacıslarını artırıyor

[42] De ki: "Eger dedikleri gibi O'nunla beraber (baska) tanrılar olsaydı o zaman onlar da Arsın sahibine gitmenin yolunu ararlardı

[43] Hasa, O, onların dediklerinden cok yucedir, uludur

[44] Yedi gok, arz ve bunların icinde bulunanlar, O'nu tesbih ederler. O'nu ovgu ile tesbih etmeyen hicbir sey yoktur, ama siz onların tesbihlerini anlamazsınız. O, halimdir, cok bagıslayandır

[45] Kur'an okudugun zaman seninle, ahirete inanmayanların arasına gizli bir perde cekeriz

[46] Kablerine -onu anlamalarına engel olacak- kabuklar, kulaklarına da bir agırlık koyarız. Kur'an'da yalnız Rabbini andıgın zaman (tek Tanrı inancından hoslanmadıkları icin) arkalarına donup kacarlar

[47] Biz onların, seni dinlerken ne sebeple dinlediklerini, kendi aralarında gizli konusurlarken de o zalimlerin: "Siz buyulenmis bir adamdan baskasına uymuyorsunuz!" dediklerini gayet iyi biliyoruz

[48] Bak, nasıl misaller verdiler (seni sa'ire, buyucuye, kahine ve mecnuna benzettiler) de sastılar. Artık bir daha yolu bulamazlar

[49] Dediler ki: "Biz kemikler haline geldikten, ufalanıp toprak olduktan sonra mı sahiden biz mi yeni bir yaratılısla diriltilecegiz

[50] De ki: "Ister tas olun, ister demir

[51] Ister gonlunuzde buyuyen, (aklınıza tuhaf gelen) herhangi bir yaratık, (ne olursanız olun, Allah sizi mutlaka diriltecektir). Bizi kim tekrar (hayata) dondurebilir?" diyecekler. "Sizi ilk defa yaratan (dondurur)" de. Sana alaylı alaylı baslarını sallayacaklar ve: "Ne zaman o?" diyecekler. "Pek yakın olabilir" de

[52] Sizi cagıracagı gun O'na hamdederek cagrısına uyarsınız (dirilip kalkarsınız) ve (dunyada) pek az kaldıgınızı sanırsınız

[53] Kullarıma soyle: En guzel sozu soylesinler (puta tapanlara sert davranmasınlar). Cunku seytan aralarına girer (onları tartısmaya ve kavgaya durtukler). Dogrusu seytan, insanın apacık dusmanıdır

[54] Rabbiniz sizi daha iyi bilir. Dilerse size acır, dilerse size azabeder. Biz seni, onların uzerine vekil gondermedik

[55] Rabbin, goklerde ve yerde olan kimseleri daha iyi bilir (O, peygamber olmaga kimi layık gorurse onu secer). Andolsun ki biz, peygamberlerin kimini kimine ustun kıldık, Davud'a da Zebur'u verdik

[56] De ki: "O'ndan baska (tanrı oldugunu) sandıgınız seylere yalvarın; onlar ne sizden sıkıntıyı kaldırabilirler, ne de (onu) baska bir yana cevirebilirler

[57] O yalvardıkları da, onların (Allah'a) en yakın olan(lar)ı da Rablerine yaklasmak icin vesile ararlar; O'nun merhametini umarlar, azabından korkarlar. Cunku Rabbinin azabı, cidden korkunctur

[58] Hicbir kent yoktur ki biz, kıyamet gununden one onu yok edecek, yahut ona siddetli bir sekilde azabedecek olmayalım. Bu, Kitapta yazılmıstır

[59] Bizi ayetler (mu'cizeler) gondermekten alıkoyan sey, evvelkilerin, (onları) yalanlamıs olmasıdır. Semud(kavmin)e acık bir mu'cize olarak disi deveyi verdik, o zulmetmelerine sebeb oldu (deveyi bogazlayarak kedilerine yazık etmis oldular). Biz mu'cizeleri, yalnız korkutmak icin gondeririz

[60] Bir zaman sana: "Rabbin insanları kusatmıstır, (sucluları cezalandırmak uzeredir)" demistik. Sana gosterdigimiz ru'yayı ve Kur'an'da la'netlenmis agacı, insanları(n imanını) sınama (aracı) yaptık. Biz onları (cesitli bicimlerde) korkutuyoruz. Fakat korkutmamız onların azgınlıklarını daha da artırmaktan baska bir katkı yapmıyor

[61] Bir zaman meleklere: "Adem'e secde edin!" demistik. Secde ettiler, yalnız Iblis etmedi: "Ben camur olarak yarattıgın kimseye secde eder miyim? dedi

[62] Su benden ustun yaptıgını gordun mu (nesi var onun ki onu benden ustun kıldın)? Andolsun, eger beni kıyamet gunune kadar ertelersen, onun zurriyetini, pek azı haric kokunden koparıp surukleyecegim! dedi

[63] (Allah) "(defol) git, dedi, onlardan kim sana uyarsa cezanız cehennemdir, mukemmel bir ceza (size)

[64] Onlardan gucunun yettigini sesinle yerinden oynat; atlıların ve yayalarınla onların uzerine yaygarayı bas; mallarda ve evladlarda onlara ortak ol; onlara (cesitli) va'dler yap (va'dlerinle onları oyala); seytan, onlara aldatmadan baska bir sey va'detmez

[65] Benim (gercek) kullarım(a gelince) senin onlar(ı kandırmag)a gucun yetmez! vekil olarak Rabbin yeter

[66] (Ey insanlar), Rabbiniz O'dur ki lutfundan (payınızı) aramanız icin size gemileri denizde yurutur. Dogrsu O, size cok acır

[67] Denizde size bir sıkıntı (bogulma korkusu) dokundugu zaman O'ndan baska butun yalvardıklarınız kaybolur (artık o zaman, Allah'tan baska kimseden yardım istemezsiniz. Cunku O'ndan baska sizi kurtaracak kimse yoktur). Fakat (O) sizi kurtarıp karaya cıkarınca yine (Allah'ı bir tanımaktan) yuz cevirirsiniz. Gercekten insan nankordur

[68] (Allah'ın) Karayı ters cevirip sizi batırmayacagından, yahut uzerinize taslar savuran bir kasırga gondermeyeceginden emin misiniz? (Ki bunlar olduktan) Sonra kendinize bir koruyucu bulamazsınız

[69] Yoksa O'nun sizi bir kez daha denize gonderip, ustunuze, kırıp geciren bir fırtına salarak inkar ettiginizden dolayı sizi bogmayacagından emin misiniz? O zaman bize karsı sizi izleyip koruyacak birini bulamazsınız

[70] Andolsun biz, Adem ogullarına cok ikram ettik: onları karada ve denizde (hayvanlar ve tasıtlar uzerinde) tasıdık. Onları guzel rızıklarla besledik ve onları yarattıklarımızın bir cogundan ustun kıldık

[71] Her milleti, imamıyla (eylemlerini saptayan defteriyle veya izledigi onderiyle) cagırdıgımız gun, kimlerin Kitabı sagından verilirse iste onlar, Kitaplarını okurlar ve en ufak bir haksızlıga ugratılmazlar

[72] Su dunyada kor olan kimse, ahirette de kordur (dunyada dogru yolu goremeyen, ahirette de kurtulus yolunu goremeyecektir, hatta onun) yolu daha da sapıktır

[73] Az daha onlar, baskı ile seni, sana vahyettigimizden ayırarak ondan baskasını ustumuze atman icin kandıracaklardı. Iste o zaman seni dost edinirlerdi

[74] Eger biz seni saglamlastırmamıs olsaydık, onlara bir parca yanasacaktın

[75] O takdirde sana hayatın da, olumun de kat kat(azab)ını taddırırdık. Sonra bize karsı bir yardımcı da bulamazdın

[76] Neredeyse seni yurdundan cıkarmak icin tedirgin edeceklerdi. O takdirde kendileri de senin ardından pek az kalabilirler

[77] Senden once gonderdigimiz elcilerimizin de yasası (budur). Bizim yasamızda bir degisiklik bulamazsın

[78] Gunesin sarkmasından (asagı kaymasından) gecenin kararmasına (yatsı vaktine) kadar namaz kıl ve sabahın Kur'an'ın(ı, uzunca Kur'an okunan sabah namazını) da (unutma). Cunku sabah Kur'an (okuması) gorulecek seydir

[79] Ayrıca sana ozgu olarak gecenin bir kısmında da Kur'an oku(yup namaz kıl)mak uzere uyan! Rabbinin seni guzel bir makama ulastırması umulur

[80] De ki: "Rabbim, beni dogruluk girdirisiyle girdir ve beni dogruluk cıkarısiyle cıkar. Bana katından yardımcı bir guc ver

[81] De ki: "Hak geldi, batıl gitti; zaten batıl yok olmaga mahkumdur

[82] Biz Kur'an'dan mu'minlere sifa ve rahmet olan seyler indiriyoruz. Ama bu, zalimlerin ziyanını artırmaktan baska bir katkıda bulunmaz

[83] Insana ni'met verdigimiz zaman, yuz cevirip yan cizer. Ona bir zarar dokununca da umutsuzluga duser

[84] De ki: "Herkes kendi karakterine gore hareket eder. Rabbiniz kimin en dogru yolda oldugunu daha iyi bilir

[85] Sana ruhtan sorarlar. De ki: "Ruh, Rabbimin emrindendir. Size ilimden pek az bir sey verilmistir

[86] Andolsun, biz dilesek, sana vahyettigimiz(ayetler)i tamamen gideririz; sonra onun (geri alınması) icin bize karsı sana bir yardımcı bulamazsın

[87] Ancak Rabbin sana acıyarak ayetlerini geri almamaktadır. Cunku O'nun sana olan lutfu cidden buyuktur

[88] De ki: "Andolsun eger insan(lar) ve cin(ler) bu Kur'an'ın bir benzerini getirmek uzere toplansalar ve birbirlerine arka ol(up yardım et)seler yine onun benzerini getiremezler

[89] Andolsun biz bu Kur'an'da insanlara her cesit misali turlu bicimlerde anlattık, ama insanlardan cogu inkarda direttiler

[90] Dediler ki: "Yerden bize bir goze fıskırtmadıkca sana inanmayız

[91] Yahut senin hurmalardan ve uzumlerden olusan bir bahcen olmalı, aralarından ırmaklar fıskırtmalısın

[92] Yahut zannettigin gibi uzerimize gokten parcalar dusurmelisin, yahut Allah'ı ve melekleri karsımıza getirmelisin (onlar senin dogru soyledigine sahidlik etmelidirler)

[93] Yahut altundan bir evin olmalı, ya da goge cıkmalısın. Ama, sen uzerimize, okuyacagımız bir Kitap indirmedikce senin sadece goge cıkmana da inanmayız! De ki: "Rabbimin sanı yucedir. (Boyle seyleri yapmak benim isim degildir). Ben, sadece elci ol(arak gonderil)en bir insan degil miyim

[94] Zaten kendilerine hidayet geldigi zaman insanları dogru yola gelmekten alıkoyan sey, hep: "Allah, bir insanı elci mi gonderdi?" demeleridir

[95] De ki: "Eger yer yuzunde uslu uslu yuruyen melekler olsaydı, elbette onlara gokten bir melegi elci gonderirdik

[96] De ki: "Benimle sizin aranızda sahid olarak Allah yeter. O, kulları(nın halleri)ni haber alır, gorur

[97] Allah kime hidayet ederse, iste dogru yolu bulan odur. Kimi de sapıklıkta bırakırsa artık onlar icin O'ndan baska veliler bulamazsın. Kıyamet gunu onları, yuzu koyun, kor, dilsiz ve sagır bir halde sureriz. Varacakları yer cehennemdir. Ates her dindikce, onlara cılgın alevi artırırız

[98] Iste cezaları budur. Cunku onlar, ayetlerimizi inkar ettiler ve: "Biz kemikler ve ufalanmıs toprak haline geldikten sonra mı, biz mi yeni bir yaratılısla diriltilecegiz?" dediler

[99] Gormediler mi ki, gokleri ve yeri yaratan Allah, kendilerinin benzerini yaratmaga da kadirdir? Kendileri icin, bir sure koymustur, onda hic suphe yoktur. Ama zalimler inkardan baska bir sey yapmazlar

[100] De ki: "Eger Rabbimin rahmet hazinelerine siz sahip olsaydınız, harcamaktan korkarak tutardınız. Gercekten insan cok cimridir

[101] Andolsun biz Musa'ya acık acık dokuz mu'cize vermistik. Iste Israil ogullarına sor: Musa onlara gelmis; Fir'avn ona: "Ey Musa, ben seni buyulenmis sanıyorum" demisti

[102] Musa dedi ki: "Bunları, ancak goklerin ve yerin Rabbinin, (benim dogrulugumu belgeleyen) kanıtlar olarak indirdigini pekala bildin. Ey Fir'avn, ben de seni mahvolmus goruyorum

[103] Fir'avn onları o ulkeden surup cıkarmak istedi, biz de onu, yanındakilerle birlikte toptan bogduk

[104] Onun ardından Israil ogullarına: "O ulkede oturun, ahiret zamanı gelince hepinizi toplayıp bir araya getirecegiz," dedik

[105] Biz o(Kur'a)nı hak olarak indirdik ve o, hak ile inmistir. Seni de ancak bir mujdeleyici ve uyarıcı olarak gonderdik

[106] Onu, insanlara agır agır okuman icin, okuma parcalarına ayırdık ve onu azar azar indirdik

[107] De ki: "Siz ister ona inanın, ister inanmayın, O, daha once kendilerine bilgi verilenlere okundugu zaman onlar, derhal ceneleri ustune secdeye kapanırlar

[108] Rabbimizin sanı yucedir, gercekten Rabbimizin sozu mutlaka yerine getirilir! derler

[109] Aglayarak ceneleri ustune kapanırlar ve Kur'an onların derin saygısını artırır

[110] De ki: "Ister Allah diye cagırın, ister Rahman diye cagırın. Hangisiyle cagırsanız en guzel isimler O'nundur. Namazında pek bagırma, pek de sesini gizleme, bu ikisinin arasında bir yol tut

[111] Cocuk edinmeyen, mulkte ortagı olmayan, acze dusup de yardımcıya ihtiyacı bulunmayan Allah'a hamdolsun! de ve O'nu geregi gibi tekbir et (saygı ve tekbir ile an)

Kehf

Surah 18

[1] Allah'a hamdolsun ki, kuluna Kitabı indirdi ve ona hicbir egrilik koymadı

[2] Onu dosdogru (bir Kitap) olarak indirdi ki katından gelecek siddetli azaba karsı (insanları) uyarsın ve iyi isler yapan mu'minlere de kendileri icin guzel mukafat bulundugunu mujdelesin

[3] Onlar surekli olarak o mukafat icinde bulunacaklardır

[4] Ve: "Allah cocuk edindi" diyenleri de uyarsın

[5] Bu hususta ne kendilerinin, ne de atalarının hicbir bilgisi yoktur. Agızlarından ne buyuk (kustahca) soz cıkıyor! Onlar, yalandan baska bir sey soylemiyorlar

[6] Herhalde sen, onlar bu soze inanmıyorlar diye, peslerinde uzuntuden kendini helak edeceksin

[7] Biz yeryuzundeki seyleri, kendisine sus olsun diye yarattık ki onların, hangisinin daha guzel is yaptıgını deneyelim

[8] Biz elbette (bir gun) yerin uzerindekileri kupkuru bir toprak yaparız

[9] Yoksa sen, sadece Kehf ve Rakim sahiplerinin bizim sasılacak ayetlerimizden olduklarını mı sandın? (onlardan baska cok daha acaip ayetlerimiz vardır. Arzı yesertip sonra kurutmamız da sasılacak ayetlerimizden degil midir)

[10] O gencler magaraya sıgındılar: Rabbimiz, bize katından bir rahmet ver ve bize su isimizden bir cıkıs yolu hazırla!" dediler

[11] Bunun uzerine magarada nice yıllar onların kulaklarına agırlık vurduk (onları derin bir uykuya daldırdık)

[12] Sonra onları uyandırdık ki, (onların uyuma muddetleri hakkında ihtilaf eden) iki zumreden hangisinin, (onların) kaldıkları sureyi daha iyi hesabedecegini bilelim

[13] Biz sana onların haberlerini gercek olarak anlatıyoruz: Onlar Rablerine inanmıs genclerdi. Biz de onların hidayetlerini artırmıstık

[14] Kalblerinin ustune metanet baglamıstık. Kalktılar, dediler ki: "Rabbimiz goklerin ve yerin Rabbidir. Biz O'ndan baskasına Tanrı demeyiz. Yoksa sacma soylemis oluruz

[15] Sunlar, su kavmimiz O'ndan baska tanrılar edindiler. Onların tanrı olduguna acık bir delil getirmeleri gerekmez miydi? Allah'a karsı yalan uydurandan daha zalim kim olabilir

[16] (Iclerinden biri soyle dedi): "Madem ki siz onlardan ve Allah'tan baska taptıkları seylerden ayrıldınız, o halde magaraya sıgının ki, Rabbiniz size rahmetinden bir parca yaysın (rızkınızı acıp bollastırsın) ve (su) isinizden size yararlı bir sey hazırlasın

[17] Gunesi gorursun, dogdugu zaman magaralarından saga dogru egiliyor, battıgı zaman da sola dogru onları makaslayıp geciyor (hicbir halde onların uzerine dusup kendilerini rahatsız etmiyor) ve onlar, magaranın genis bir dehlizi icindedirler. Bu (durum), Allah'ın ayetlerindendir. Allah kimi dogru yola iletirse o, yolu bulmustur; kimi de sapıklıkta bırakırsa, artık onun icin yol gosteren bir dost bulamazsın

[18] Uykuda oldukları halde sen onları uyanıklar sanırsın onları (uykuda) saga sola ceviririz. Kopekleri de giriste iki kolunu (on ayaklarını) uzatmıs vaziyettedir. Onların durumunu gorseydin, mutlaka onlardan donup kacardın. Ve onlardan icine korku dolardı

[19] Yine boyle onları dirilttik ki, kendi aralarında (birbirlerine) sorsunlar: Iclerinden biri: "Ne kadar kaldınız?" dedi. "Bir gun, ya da gunun bir parcası (kadar kaldık)." dediler. (Fakat isin icyuzunu iyice bilmediklerinden herseyi en iyi bilenin Allah oldugunu ifade ettiler): "Ne kadar kaldıgınızı Rabbiniz daha iyi bilir, dediler, birinizi su gumus (para) ile sehre gonderin, baksın, hangi yiyecek daha temiz (ve nefis) ise ondan size bir azık getirsin; fakat cok dikkatli davransın, sakın sizi birisine sezdirmesin

[20] Cunku onlar sizi ellerine gecirirlerse taslayarak oldururler, yahut kendi dinlerine dondururler ki, o takdirde asla iflah olamazsınız

[21] (Nasıl onları uyutup sonra uyandırdıksa yine) boylece onları (bazı insanlara) buldurduk ki, Allah'ın (oldukten sonra diriltme) va'dinin gercek oldugunu ve (Durusma) saatin(in gelecegin)de asla suphe olmadıgını bilsinler. (Bulanlar), o sırada kendi aralarında onların durumlarını tartısıyorlardı: "Onların ustune bir bina yapın!" dediler. Rableri onları daha iyi bilir. Onların isine gaalip gelen(yetkili)ler: "Mutlaka onların ustune bir mescid yapacagız" dediler

[22] Gorulmeyene tas atar gibi: "Onlar uctur, dordunculeri kopekleridir" diyecekler; "Bestir, altıncıları kopekleridir" diyecekler. "(Hayır,) Yedidir, sekizincileri kopekleridir.' diyecekler. De ki: "Onların sayısını Rabbim daha iyi bilir. Onları bilen azdır. Onun icin onlar hakkında, sathi tartısma dısında, derin munakasaya girme ve onlar hakkında bunlardan hicbirine bir sey sorma

[23] Hicbir sey icin "Bunu yarın yapacagım" deme

[24] Ancak "Allah dilerse (yapacagım)" (de). Unuttugun zaman Rabbini an ve "Rabbimin beni bundan daha dogru bir bilgiye ulastırcagını umarım" de

[25] Magaralarında ucyuz yıl kaldılar. Dokuz (yıl) da ilave ettiler

[26] De ki: "Onların ne kadar kaldıklarını Allah daha iyi bilir. Goklerin ve yerin gaybı O'nundur. O ne guzel gorendir, ne guzel isitendir! Onların, O'ndan baska bir yardımcısı yoktur. Ve O, kendi hukmune kimseyi ortak etmez

[27] Rabbinin Kitabı'ndan sana vahyedileni oku; O'nun sozlerini degistirecek yoktur. O'ndan baska sıgınılacak bir kimse de bulamazsın

[28] Nefsini, sabah aksam, rızasını isteyerek Rablerine yalvaranlarla beraber tut (onlarla beraber bulunmaga candan sabret). Gozlerin, dunya hayatının susunu isteyerek onlardan baska yana sapmasın. Kalbini bizi anmaktan alıkoydugumuz keyfine uyan ve isi, hep asırılık olan kisiye itaat etme

[29] De ki: "Bu gercek, Rabbinizdendir. Artık dileyen inansın, dileyen inkar etsin." Cunku biz zalimlere oyle bir ates hazırladık ki, cadırı onları kusatmıstır. Eger (susuzluktan) feryad edip yardım isteseler erimis maden gibi yuzleri haslayan bir su ile kendilerine yardım edilir! O ne kotu bir icecektir ve ne kotu bir dayanacak(koltuk)dur

[30] Onlar ki inandılar ve iyi isler yaptılar; elbette biz isi guzel yapanın ecrini zayi etmeyiz

[31] Onlar oyle kimselerdir ki kendileri icin Adn cennetleri vardır. Altlarından ırmaklar akar. Orada altın bileziklerle bezenirler; ince ipekten yesil giysiler giyerek koltuklar uzerine yaslanırlar. Ne guzel sevap ve ne guzel dayanacak (koltuk)

[32] Onlara su iki adamı misal olarak anlat: Ikisinden birine iki uzum bagı vermis, onların etrafını hurmalarla cevirmis, ortalarında da ekin bitirmistik

[33] Her iki bag da yemisini vermis, ondan hicbir sey eksik etmemisti. Aralarından bir de ırmak akıtmıstık

[34] O(adam)ın (baska) urunu de vardı. Arkadasiyle konusurken ona; "Ben malca senden zenginim, adamca da senden gucluyum." dedi

[35] (Boylece) kendisine yazık ederek bagına girdi: "Bunun yok olacagını hic sanmam" dedi

[36] Kıyametin kopacagını da sanmıyorum. Sayet Rabbime dondurulsem bile (orada) bundan daha guzel bir sonuc (daha guzel bir yer) bulurum

[37] Kendisiyle konusan arkadası ona dedi ki: "Seni topraktan, sonra nutfe (sperm)den yaratan, sonra da seni bir adam bicimine koyan Rabbine nankorluk mu ettin

[38] Fakat O Allah benim Rabbimdir, ben Rabbime hic kimseyi ortak kosmam

[39] Bagına girdigin zaman: Masaallah (Allah dilemis de olmus), kuvvet yalnız Allah iledir! demen gerekmez miydi? Gerci sen beni malca ve evlatca senden az goruyorsun ama

[40] Rabbim bana, senin bagından daha iyisini verebilir. Ve o(senin bagı)nın uzerine de gokten bir hesap gorme afeti gonderir de bagın kupkuru bir toprak kesilir

[41] Yahut suyu dibe cekilir de bir daha su arayamazsın

[42] Derken (o inkarcı kisinin) urunu yok edildi, cardakları uzerine yıkılmıs durumda olan(bag)ın karsısında ona harcadıklarına acıyarak ellerini ugusturmaga basladı: "Ah nolaydı, ben Rabbime kimseyi ortak kosmamıs olaydım!" diyordu

[43] Allah'tan baska, kendisine yardım eden bir toplulugu da olmadı, kendi kendisini de kurtaramadı

[44] Iste o durumda velilik (koruyuculuk) yalnız hak olan Allah'a mahsustur. O'nun verecegi sevap da daha hayırlıdır, sonuc da daha hayırlıdır

[45] Onlara dunya hayatının, tıpkı soyle oldugunu anlat: Gokten bir su indirdik, Yerin bitkisi onunla karıstı ve (sonunda bitkiler), ruzgarların savurdugu cop kırıntıları haline geliverdi. Allah, her seye kadirdir

[46] Mal ve ogullar dunya hayatının susudur. Kalıcı olan guzel isler ise Rabbinin katında sevapca da daha hayırlıdır, umutca da daha hayırlıdır

[47] (Yalnız kalıcı eylemlerin yarar saglayacagı) O gun dagları yuruturuz; yeri al acık (cırılcıplak) gorursun (daglar savrulup dumduz olmus, engebeler kalkmıstır) onları (hep bir yere) toplamısız, hicbirini bırakmamısızdır

[48] Ve hepsi sıra sıra senin Rabbine sunulmuslardır: "Andolsun, sizi ilk defa yarattıgımız gibi (cırılcıplak, yalnız, malsız, mulksuz) bize geldiniz! Oysa siz, size (yaptıklarınızdan hesap sorulacak) bir zaman tayin etmeyecegimizi sanmıstınız

[49] Kitap (ortaya) konulmustur. Sucluların onun icindekilerden korkarak: "Vah bize, bu Kitaba da ne oluyor, ne kucuk ne de buyuk hicbir sey bırakmıyor, her (yaptıgımız) seyi sayıp dokuyor!" dediklerini gorursun. Yaptıklarını hazır bulmuslardır. Rabbin kimseye zulmetmez

[50] Meleklere: "Adem'e secde edin!" demistik; secde ettiler, yalnız Iblis etmedi. O cinlerdendi, Rabbinin buyrugu dısına cıktı. Simdi siz, benden ayrı olarak onu ve onun neslini dostlar mı ediniyorsunuz? Oysa onlar, sizin dusmanınızdır. Zalimler icin ne kotu bir degistirmedir (bu. Dost olan Allah'ı bırakıp dusman olan seytanı ve zurriyetini dost tutmak)

[51] Ben onları ne goklerin, yerin, yaratılmasında ve ne de kendilerinin yaratılmasında hazır bulundurdum; yoldan sasırtanları (kendime) yardımcı tutmus da degilim

[52] O gun (Allah, kafirlere) der ki: "Benim ortaklarım zannettiginiz seyleri cagırın (da sizi azabımdan kurtarsınlar)! Iste cagırdılar ama (cagırdıkları), kendilerine cevap vermediler. Ve biz onların aralarına tehlikeli bir ucurum koyduk

[53] Suclular atesi gorduler, artık icine duseceklerini iyice anladılar, fakat ondan kacacak bir yer bulamadılar

[54] Andolsun biz bu Kur'an'da insanlara her cesit misali turlu bicimlerde anlattık. Ama insan, tartısmaya her seyden daha cok duskundur

[55] Kendilerine hidayet geldigi zaman insanları inanmaktan ve Rablerine istigfar etmekten alıkoyan sey, ancak evvelkilerin yasasının kendilerine de gelmesi(ni) yahut azabın acıkca karsılarına gelmesi(ni beklemeleri)dir

[56] Biz elcileri sadece mujdeleyiciler ve uyarıcılar olarak gondeririz. Inkar edenler, hakkı batılla gidermek icin mucadele ediyorlar. (Onlar), ayetlerimle ve uyarıldıkları seylerle alay ettiler

[57] Kendisine Rabbinin ayetleri hatırlatıldıgı halde onlardan yuz ceviren ve ellerinin (yapıp) one surdugu(gunahlarını, isyanları)nı unutandan daha zalim kim olabilir? Biz onların kalbleri uzerine, onu anlamalarına engel olan ortuler, kulaklarının icine de agırlık koymusuz. Onları dogru yola cagırsan da bu halde asla dogru yola gelmezler (cunku gercege basiretlerini kapamıslardır)

[58] Ama cok bagıslayan, esirgeyen Rabbin eger onları, yaptıklariyle hemen cezalandıracak olsaydı, onların azabını cabuklastırırdı. Fakat onlar icin va'dedilen bir zaman vardır ki, ondan (kacıp) sıgınacak bir yer bulamayacaklardır

[59] Iste su kentler de zulmetmege baslayınca onları helak ettik. Onları helak etmek icin de bir sure belirlemistik

[60] Musa usagına demisti ki: "Durmayıp ya iki denizin birlestigi yere varacagım veya uzun bir zaman yuruyecegim

[61] Ikisi (yuruduler), iki denizin birlestigi yere varınca, balıklarını unuttular, (balık) sıyrılıp denizde yolunu tuttu

[62] Orayı gecip gittiklerinde (Musa) usagına: "Kahvaltımızı bize getir (de yiyelim), andolsun ki, bu yolculugumuzdan (epey) yorgunluk cektik." dedi

[63] (Usagı): "Gordun mu, dedi, kayaya sıgındıgımız vakit balıgı unuttum. Onu soylememi, bana ancak seytan unutturdu. (Balık), sasılacak bicimde denizin icinde yolunu tuttu

[64] (Musa): "Iste aradıgımız o idi." dedi. Tekrar izlerini ta'kibederek geriye donduler, (kayaya vardılar)

[65] (Orada) Kullarımızdan bir kul buldular ki, biz ona katımızdan bir rahmet vermistik ve ona katımızdan bir ilim ogretmistik

[66] Musa ona: "Sana ogretilenden, bana da bir bilgi ogretmen icin sana tabi olabilir miyim?" dedi

[67] (O da): "Sen benimle beraber bulunmaga dayanamazsın" dedi

[68] Sana bildirilmeyen bir seye nasıl dayanabilirsin

[69] (Musa): "Insaallah, dedi, beni sabredici bulursun, senin emrine karsı gelmem

[70] (O kul): "O halde, dedi, eger bana tabi olursan ben sana anlatıncaya kadar (yaptıgım) hicbir sey hakkında bana soru sorma

[71] Bunun uzerine yuruduler. Nihayet gemiye bindikleri zaman gemiyi deliverdi. (Musa): "Halkını bogmak icin mi gemiyi deldin? Gercekten sen cok tehlikeli bir is yaptın!" dedi

[72] (O kul): "Sen benimle beraber bulunmaga dayanamazsın demedim mi?" dedi

[73] (Musa): "Unuttugum seyden oturu beni kınama ve bana bu isimden dolayı bir gucluk cıkarma." dedi

[74] Yine yuruduler. Nihayet bir oglana rastladılar. (O kul) hemen onu oldurdu. (Musa): "Bir can karsılıgı olmadan temiz bir cana kıydın ha? Dogrusu sen, cirkin bir is yaptın!" dedi

[75] (O kul): "Ben sana, sen benimle beraber bulunmaga dayanamazsın, dememis miydim? dedi

[76] (Musa) dedi ki: "Eger bundan sonra (bir daha) sana bir sey sorarsam, artık bana arkadas olma. (O zaman) benim tarafımdan sana ozur ulasmıstır (artık benden ayrılmakta mazur sayılırsın)

[77] Yine yuruduler. Nihayet bir kent halkına varıp onlardan yemek istediler (kent halkı) onları konuklamaktan kacındılar. Derken orada yıkılmaga yuz tutan bir duvar buldular; hemen onu dogrulttu. (Musa): "Isteseydin buna karsılık bir ucret alırdın," dedi

[78] Iste, dedi bu, benimle senin aramızın ayrılmasıdır. Simdi sana sabredemegin seylerin icyuzunu haber verecegim

[79] O (yaraladıgım) gemi, denizde calısan yoksullarındı. Onu kusurlu yapmak istedim, cunku onların ilerisinde her (saglam) gemiyi zorla alan bir kral vardı

[80] Oglana gelince: Onun anası babası mu'min insanlardı. Bunun, onlara azgınlık ve kufur sarmasından korktuk

[81] Istedik ki Rableri onun yerine onlara ondan daha temiz, daha merhametli (ana babasına iyilik eden) birini versin

[82] Duvar ise sehirde iki yetim cocugun idi. Altında onlara ait bir hazine vardı. Babaları da iyi bir kimse idi. Rabbin istedi ki onlar (buyuyup) guclu caglarına ersinler ve Rabbinden bir rahmet olarak hazinelerini cıkarsınlar. Bunları, ben kendiligimden yapmadım. Iste senin sabredemedigin seylerin icyuzu budur

[83] (Ey Muhammed), sana Zu'l-Karneyn'den soruyorlar. De ki: "Size ondan bir anı okuyacagım

[84] Biz onu yeryuzunde guclu kıldık ve ona herseyden bir sebep (istedigi herseye ulasmanın yolunu, aracını) verdik

[85] O da (kendisini batı ulkelerine ulastıracak) bir yol tuttu

[86] Nihayet gunesin battıgı yere ulasınca onu, kara balcıklı bir gozede batar buldu. Onun yanında da bir kavim buldu. Dedik ki: "Ey Zu'l-Karneyn, (onlara) ya azab edersin veya kendilerine guzel davranırsın (onları guzellikle yola getirirsin. Nasıl istersen oyle yaparsın)

[87] Dedi: "Kim haksızlık ederse, ona azab edecegiz, sonra o, Rabbine dondurulecektir. O da ona gorulmemis bir azab edecektir

[88] Fakat inanıp iyi is yapan kimseye de en guzel mukafat vardır. Ona buyrugumuzdan kolay olanı soyleyecegiz (onu zor islere kosmayacagız)

[89] Sonra yine bir yol tuttu

[90] Nihayet gunesin dogdugu yere ulasınca onu, gunese karsı kendilerine siper yapmadıgımız bir kavim uzerine dogar buldu

[91] Iste (Zu'l-Karneyn) boyle (yuksek bir mevkie ve hukumranlıga sahip) idi. Onun yanında (daha) nice bilgi ve yetki bulundugunu biliyorduk

[92] Sonra yine bir yol tuttu

[93] Nihayet iki sed arasına ulasınca onların onunde hemen hic soz anlamayan bir kavim buldu

[94] Dediler ki: "Ey Zu'l-Karneyn, Ye'cuc ve Me'cuc, bu yerde bozgunculuk yapıyorlar. Bizimle onların arasına bir sed yapman icin sana bir vergi verelim mi

[95] Dedi ki: "Rabbimin, beni icinde bulundurdugu imkanlar, (sizin vereceginizden) daha hayırlıdır. Siz bana (insan) guc(uy)le yardım edin de sizinle onlar arasına saglam bir engel yapayım

[96] Bana demir kutleleri getirin. (Zu'l-Karneyn) iki dagın arasını (demir kutleleriyle doldurtup daglarla) aynı seviyeye getirince: "Ufleyin!" dedi. Nihayet o(demir kutleleri)ni bir ates haline sokunca "Getirin bana, uzerine erimis katran dokeyim," dedi

[97] Artık (Ye'cuc Me'cuc) onu ne asabildiler, ne de delebildiler

[98] (Zu'l-Karneyn) dedi: "Bu, Rabbimin bir rahmetidir. Rabbimin va'di gel(ip Ye'cuc ve Me'cuc'un cıkması, yahut kıyametin kopması gerek)digi zaman onu yerle bir eder; suphesiz Rabbimin va'di gercektir

[99] Biz o gun (Ye'cuc ve Me'cuc'u) bırakmısızdır: Birbiri icinde dalgalanır(lar). Sur'a da uflenmistir ve onları hep bir araya toplamısızdır

[100] O gun cehennemi kafirlere acıkca gosterecegiz

[101] Onlar ki beni anmaga karsı gozleri perde icinde idi ve (Kur'an'ı) dinlemege tahammul edemezlerdi

[102] O nankorler benden ayrı olarak kullarımı kendilerine veliler yapacaklarını mı sandılar? Biz kafirlere cehennemi konak olarak hazırladık

[103] De ki: "Size isleri bakımından en cok ziyana ugrayacak olanları soyleyeyim mi

[104] Dunya hayatında butun cabaları bosa gitmis olan ve kendileri de iyi is yaptıklarını sanan kimseleri

[105] Iste onlar, Rablerinin ayetlerini ve O'na kavusmayı inkar eden, bu yuzden eylemleri bosa cıkan kimselerdir. (Yaptıkları isler tamamen bosa cıktıgından) kıyamet gunu onlar icin bir terazi kurmayız (veya onlara hicbir deger vermeyiz)

[106] Inkar ettikleri, ayetlerimi ve elcilerimi eglence yerine koydukları icin onların cezası cehennemdir

[107] Inanıp iyi isler yapanlara gelince, onların konagı da Firdevs cennetleridir

[108] Orada surekli kalacaklardır. Oradan hic ayrılmak istemezler

[109] De ki: "Rabbimin sozleri(ni yazmak) icin deniz murekkep olsa, Rabbimin sozleri tukenmeden once deniz tukenir." Yardım icin bir o kadarını daha getirsek (yine yetmez)

[110] De ki: "Ben de sizin gibi bir insanım; Tanrınızın bir tek Tanrı oldugu bana vahyolunuyor. Kim Rabbine kavusmayı arzu ediyorsa iyi is yapsın ve Rabbine (yaptıgı) ibadete hic kimseyi ortak etmesin

Meryem

Surah 19

[1] Kaf ha ya 'ayn sad

[2] Bu, Rabbinin, kulu Zekeriyya'ya rahmetini anıstır

[3] O, Rabbine gizli bir seslenisle yalvarmıstı

[4] Rabbim, demisti, ben, bende kemik gevsedi; bas, ihtiyarlk aleviyle tutustu. Rabbim, sana du'a ile hicbir zaman bahtsız olmadım (her du'a ettikce kabul buyurdun, beni istedigimden mahrum etmedin)

[5] Dogrusu ben arkamdan, yerime gececek yakınlar(ımın iyi hareket etmeycekler)inden korktum; karım da kısır. (Ne olur) katından bana yerime gececek bir veli lutfet

[6] Ki, (o), bana ve Ya'kub ogullarına mirascı olsun. Rabbim, onu begendigin bir insan yap

[7] (Allah buyurdu): Ey Zekeriyya, biz sana bir ogul mujdeleriz, adı Yahya'dır. Daha once ona hic kimseyi adas yapmadık (ondan once kimseye bu adı vermedik)

[8] (Zekeriyya): "Rabbim, dedi benim nasıl oglum olur? Karım da kısırdır. Ben ise ihtiyarlıgın son sınırına vardım

[9] Dedi: "Oyledir, ama Rabbin: 'O bana kolaydır, daha once sen de hicbir sey degilken seni de yaratmıstım' dedi

[10] Rabbim, dedi, (oyle ise) bana bir isaret ver. "Senin isaretin, sapasaglam oldugun halde tam uc gece (ve gunduz) insanlarla konusamamandır." dedi

[11] (Zekeriyya), ma'bedden kavminin karsısına cıkıp onlara: "Sabah aksam (Rabbinizi) tesbih edin!" diye isaret etti

[12] Ey Yahya, Kitabı kuvvetle tut (Onun emirlerini uygula). (dedik) ve ona cocuk iken hikmet verdik

[13] Katımızdan bir rahmet (bir acıma duygusu) ve temizlik de (verdik; o gunahlardan) korunan oldu

[14] Ana babasına iyilik ediciydi, bas kaldıran bir zorba degildi

[15] Dogdugu gun, olecegi gun ve diri olarak kaldırılacagı gun ona selam olsun

[16] Kitapta Meryem'i de an. Bir zaman o ailesinden ayrılıp dogu yonunde bir yere cekilmisti

[17] Onlarla kendisi arasına bir perde cekmisti. Biz de ruhumuzu (Cebrail'i) ona gonderdik. (O) ona duzgun bir insan seklinde gorundu

[18] (Meryem) dedi ki: "Ben senden, cok esirgeyen(Allah)'a sıgınırım. Eger (Allah'tan) korkuyorsan (bana dokunma)

[19] (Ruh): "Ben, dedi, sadece Rabbinin elcisiyim. Sana tertemiz bir erkek cocugu hediye edeyim diye (geldim)

[20] Benim nasıl oglum olur, dedi, bana bir insan dokunmadı ve ben bir kahpe de degilim

[21] (Ruh): "Oyledir, dedi, Rabbin: 'O bana kolaydır. Onu insanlara bir mu'cize ve bizden bir rahmet kılmak icin (bunu yapacagız)' dedi" ve is olup bitti

[22] (Meryem), ona gebe kaldı. Onunla uzak bir yere cekildi

[23] Dogum sancısı onu, bir hurma dalı(nın altı)na getirdi. "Keske dedi, bundan once olseydim, unutulup gitseydim

[24] Altından (Ruh) ona soyle seslendi: "Uzulme Rabbin alt tarafında bir su arkı var etti

[25] Hurma dalını sana dogru silkele, uzerine olmus, taze hurma dokulsun

[26] Ye, ic, gozun aydın olsun! Eger insanlardan birini gorursen: Ben Rahman icin (susma) oruc(u) adadım, bugun hicbir insanla konusmayacagım" de

[27] (Meryem) onu tasıyarak kavmine getirdi: "Ey Meryem, dediler, sen tuhaf bir is yaptın

[28] Ey Harun'un kızkardesi, baban kotu bir adam degildi, annen de fahise degildi (sen ne yaptın boyle)

[29] (Meryem), cocugu gosterdi. Dediler ki: "Besikteki cocukla nasıl konusuruz

[30] (Cocuk): "Ben Allah'ın kuluyum, dedi, (O) bana Kitabı verdi, beni peygamber yaptı

[31] Beni bulundugum her yerde yararlı kıldı. Sag oldugum surece bana namaz kılmayı, zekat vermeyi emretti

[32] (Beni) anneme iyilik eder (kıldı), beni bas kaldıran bir zorba yapmadı

[33] Dogdugum gun de, olecegim gun de ve diri olarak kaldırılacagım gun de bana esenlik verilmistir. Peace on me the day I was born, and the day I die, and the day I shall be raised alive

[34] Iste Meryem oglu Isa. Suphe edip ayrılıga dustukleri sey, "gercek soz"e gore budur

[35] Cocuk edinmek, Allah'a yakısmaz. O'nun sanı yucedir. Bir isi yapmak istedi mi ona sadece "ol" der, (o da) olur

[36] Suphesiz, Allah benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir, O'na kulluk edin. Iste dogru yol budur

[37] Kendi aralarından hizipler, ayrılıga dustuler. Artık buyuk bir gunu gormekten oturu vay kafirlerin haline

[38] Bize geldikleri gun ne guzel isitir, ne guzel gorurler. Ama o zalimler, bugun apacık sapıklık icindedirler

[39] Onları su hasret gunune karsı uyar ki, o zaman kendileri gaflet icinde inanmamakta ısrar ederlerken is bitirilmis olur (yaptıklarına pisman olup hasret ceker dururlar, ama is isten gecmistir artık)

[40] Dunyaya ve uzerinde bulunanlara biz varis oluruz biz, ve bize dondurulurler

[41] Kitapta Ibrahim'i de an; gercekten o, cok dogru bir peygamberdi

[42] Babasına demisti ki: "Babacıgım, isitmeyen gormeyen ve sana hicbir yararı olmayan seylere nicin tapıyorsun

[43] Babacıgım, bana sana, gelmeyen bir bilgi geldi; bana uy, seni duzgun bir yola ileteyim

[44] Babacıgım, seytana tapma, cunku seytan, Rahman'a isyan etmistir

[45] Babacıgım, ben sana Rahman'dan bir azabın dokunmasından korkuyorum. O zaman, seytanın dostu olursun

[46] (Babası): "Ey Ibrahim, dedi, sen benim tanrılarımdan yuz mu ceviriyorsun? Eger (onlara dil uzatmaktan) vazgecmezsen, andolsun seni taslarım. Uzun sure benden ayrıl, git

[47] (Ibrahim): "Selam sana, (esenlik icinde kal), dedi, senin icin Rabbimden magfiret dileyecegim. Cunku O, bana cok lutufkardır

[48] Sizden de, Allah'tan baska yalvardıklarınızdan da ayrılıyor ve yalnız Rabbime yalvarıyorum. Umarım ki Rabbime yalvarmakla bahtsız olmam (istediklerimden mahrum bırakılmam)

[49] Iste onlardan ve onların Allah'tan baska taptıklarından ayrılınca biz ona Ishak'ı ve (Ishak'ın oglu) Ya'kub'u armagan ettik ve hepsini de peygamber yaptık

[50] Onlara rahmetimizden (mal ve cocuk) lutfettik ve onlar icin yuce bir dogruluk dili verdik

[51] Kitapta Musa'yı da an, cunku o, ici temiz (bir insan)dı ve elci bir peygamberdi

[52] Ona Tur'un sag tarafından seslendik ve onu, ozel konusmak icin (kendimize) yaklastırdık

[53] Ona, acıdıgımızdan dolayı kardesi Harun'u da peygamber olarak armagan ettik

[54] Kitapta Isma'il'i de an. Cunku o sozunde duran, elci bir peygamberdi

[55] Halkına namaz kılmayı, zekat vermeyi emrederdi. Rabbi yanında begenilmisti

[56] Kitapta Idris'i de an: Cunku o, cok dogru bir peygamberdi

[57] Onu yuce bir yere yukseltmistik

[58] Iste bunlar; Allah'ın ni'met verdigi peygamberlerden, Adem, neslinden, Nuh ile beraber gemide tasıdıklarımızın neslinden, Ibrahim ve Israil (Ya'kub) neslinden, yol gosterdigimiz ve sectigimiz kimselerdendir. Onlara Rahman'ın ayetleri okundugu zaman aglayarak secdeye kapanırlardı

[59] Onlardan sonra yerlerine oyle bir nesil geldi ki, namazı zayi ettiler, sehvetlerine uydular. Onlar kotuluk bulacaklardır

[60] Ancak tevbe eden, inanan ve iyi isler yapanlar, cennete girecekler ve hic haksızlıga ugratılmayacaklardır

[61] Rahman'ın kullarına gıyaben va'dettigi Adn cennetleri(ne gireceklerdir). Suphesiz O'nun va'di yerine gelecektir

[62] Orada bos soz degil, yalnız selam isitirler. Orada sabah aksam rızıkları da hazırdır

[63] Iste kullarımızdan, korunanlara verecegimiz cennet budur

[64] Biz ancak Rabbinin emriyle ineriz. Onumuzde, arkamızda ve bunlar arasında olan hersey O'na aittir. Rabbin, asla unutkan degildir

[65] goklerin, yerin ve bunlar arasında bulunan seylerin Rabbidir. O'na kulluk et ve O'na kullukta sabret. Hic O'nun adıyla anılan birini biliyor musun

[66] Insan: "Ben oldukten sonra mı diri olarak cıkarılacagım?" diyor

[67] Insan onceden hicbir sey degilken kendisini nasıl yarattıgımızı dusunmuyor mu

[68] Rabbine andolsun ki, onları ve seytanları mutlaka toplayacagız, sonra onları diz cokmus vaziyette cehennemin cevresinde bulunduracagız

[69] Sonra her milletten Rahman'a en cok karsı geleni ayıracagız

[70] Sonra, elbette biz, kimlerin oraya girmege uygun oldugunu daha iyi biliriz

[71] Icinizden oraya gitmeyecek hic kimse yoktur. Bu, Rabbinin uzerine aldıgı kesin borctur

[72] Sonra korunanları kurtarırız ve zalimleri oyle diz ustu cokmus olarak bırakırız

[73] Onlara acık acık ayetlerimiz okundugu zaman, inkar edenler, inananlar icin "Iki topluluktan hangisinin makamı daha hayırlı, meclisi (mevkii) daha guzeldir?" derler

[74] Onlardan once nice nesiller helak ettik ki onlar esyaca ve gosterisce daha guzeldi

[75] De ki: "Kim sapıklık icinde ise Rahman ona sure versin (ne cıkar). Nihayet va'dedildiklerini Gazabı veya (Durusma) sa'ati(ni)G gordukleri zaman, kimin yerce daha kotu ve adamca daha zayıf oldugunu bileceklerdir

[76] Allah, yola gelenlerin hidayetini artırır. Kalıcı olan yararlı isler, Rabbinin yanında hem mukafat bakımından daha iyidir, hem varılacak yer bakımından daha iyidir

[77] Ayetlerimizi inkar edip: "Bana mal ve evlad verilecek" diyen adamı gordun mu

[78] Gaybe mi cık(ıp bak)tı, yoksa Rahman'ın huzurunda bir soz mu aldı (Allah ile bir andlasma mı yaptı)

[79] Hayır (yanılıyor), biz onun dedigini yazacagız ve onun icin azabı uzattıkca uzatacagız

[80] O dedigi(malı ve evladı)na biz varis olacagız (nesi varsa hepsi bize kalacak) ve o, bize tek basına gelecek (yanında ne malı, ne de evladı olmayacak)

[81] Kendilerine destek olsunlar diye Allah'tan baska tanrılar edindiler

[82] Hayır, (yarın o taptıkları tanrılar), bunların tapmalarını inkar edecekler ve bunlara zıd olacaklardır

[83] Gormedin mi biz kafirlere seytanları gonderdik, onları oynatıp duruyorlar

[84] Onlar hakkında acele etme, biz onlar(ın gunlerini ve nefeslerini doldurmaları) icin saydıkca sayıyoruz

[85] Korunanları, binek uzerinde ikram ile Rahman'a goturdugumuz gun

[86] Sucluları da yaya ve susuz olarak cehenneme surdugumuz (gun)

[87] Yalnız Rahman'ın huzurunda soz almıs olanlardan baskaları sefa'at edemezler

[88] Rahman cocuk edindi dediler

[89] Andolsun ki, "Siz pek kotu bir cur'ette bulundunuz

[90] Neredeyse o(sozun dehseti)nden gokler catlayacak, yer yarılacak ve daglar yıkılıp dagılacaktır

[91] Rahman icin cocuk iddia ettiklerinden oturu

[92] Cocuk edinmek Rahman'a yakısmaz

[93] Goklerde ve yerde bulunan herkes Rahman'a kul olarak gelecektir

[94] O, onların hepsini kusatmıs ve onları bir bir saymıstır

[95] Onların hepsi, kıyamet gunu O'na tek basına gelecektir

[96] Inanıp faydalı isler yapanlar icin Rahman, (gonullerde) bir sevgi yaratacak(onları herkese sevdirecek)tir

[97] Biz o(Kur'a)n'ı senin diline kolaylastırdık ki, onunla korunanları mujdeleyesin ve inatcı bir kavmi onunla uyarasın

[98] Biz onlardan once nice nesilleri helak ettik. Simdi onlardan hicbirini duyuyor musun, yahut onların gizli bir sesini isitiyor musun

Tâhâ

Surah 20

[1] Ta, Ha

[2] Biz bu Kur'an'ı sana gucluk cekesin diye indirmedik

[3] Ancak (Allah'tan) korkanlara bir ogut (olarak indirdik)

[4] yeri ve yuce gokleri yaratan tarafından azar azar indirilmistir

[5] Rahman Ars'a istiva etmis(kurulmus)tur

[6] Goklerde, yerde, ikisinin arasında ve topragın altında bulunanlar hep O'nundur (ne kadar kapalı olursa olsun, O'ndan hicbir sey gizli kalmaz)

[7] Sozu acık soylesen de (gizli soylesen de) muhakkak O, gizliyi de ondan daha gizlisini de bilir

[8] Allah ki, O'ndan baska tanrı yoktur. En guzel isimler O'nundur

[9] Musa'nın haberi sana geldi mi

[10] Hani (o) bir ates gormustu de ailesine: "Siz durun ben bir ates gordum, belki ondan size bir kor getiririm, yahut atesin yanında bir yol gosteren bulurum" demisti

[11] (Musa), o(atesin yanı)na gelince kendisine "Ey Musa!" diye seslenildi

[12] Ben, (evet) ben senin Rabbinim! Pabuclarını cıkar. Cunku sen, kutsal vadide, Tuva'dasın

[13] Ben seni sectim, simdi vahyolunanı dinle

[14] Muhakkak ben, (evet) ben Allah'ım, benden baska tanrı yoktur. (Yalnız) bana kulluk et ve beni anmak icin namaz kıl

[15] (Kıyamet) Sa'at(i) mutlaka gelecektir. Herkesin, pesinde kostugu islerle cezalanması icin, neredeyse onu gizleyecegim

[16] Ona inanmayıp keyfine uyan kimse, seni on(a inanmak)dan alıkoymasın, sonra helak olursun

[17] Sag elindeki nedir ey Musa

[18] (Musa) dedi: "O, asa'mdır. Ona dayanıyorum ve onunla davarıma yaprak silkeliyorum ve onda benim daha bircok ihtiyaclarım var (onunla bircok ihtiyacımı gideririm)

[19] (Allah) buyurdu; "(Yere) at onu ey Musa

[20] (Musa) attı, bir de ne gorsun o, kosan kocaman bir yılan

[21] (Allah): "Al onu, dedi, korkma biz onu yine ilk durumuna sokacagız

[22] Elini bogrune sok; bir hastalık olmadan, ayrı bir mu'cize olarak bembeyaz bir durumda cıksın

[23] Ki sana en buyuk mu'cizelerimizden bazılarını gostermis olalım

[24] Imdi sen Fir'avn'e git: cunku o azdı

[25] (Musa) dedi ki: "Rabbim, benim gogsumu ac (risalet gorevini yuklenebilmesi icin yuregimi genislet)

[26] Bana isimi kolaylastır

[27] Dilimin dugumunu coz

[28] Ki sozumu anlasınlar

[29] Bana ailemden bir vezir ver

[30] Kardesim Harun'u

[31] Onunla arkamı kuvvetlendir

[32] Onu da isime ortak yap

[33] Ki seni cok tesbih edelim

[34] Ve seni cok analım

[35] Suphesiz sen, bizi gormektesin

[36] (Allah) buyurdu: "Ey Musa, istedigin sana verildi

[37] Zaten biz sana bir kez daha lutufta bulunmustuk

[38] (Sen dogdugun zaman,) Annene vahyedileni vahyetmistik

[39] Onu sandıga koy, suya at; su onu sahile bıraksın; onu benim de dusmanım onun da dusmanı olan biri alacaktır. "Gozumun onunde yetistirilmen icin senin uzerine benden bir sevgi koydum (gorenler senin uzerine koydugum bu sevgiden oturu sana meftun oldular)

[40] Kızkardesin ona bakacak birini size gostereyim mi? diyordu. Boylece seni annene geri verdik ki gozu aydın olsun, uzulmesin. Sen bir de adam oldurmustun. O zaman da seni tasadan kurtarmıs ve seni iyice denemistik. Medyen halkı arasında yıllarca kaldın. Sonra belirledigimiz bir vakitte bize geldin ey Musa

[41] Seni kendim icin yetistirdim

[42] Sen ve kardesin, ayetlerimi goturun, beni anmakta gevseklik etmeyin

[43] Fir'avn'e gidin, cunku o azdı

[44] Ona yumusak soz soyleyin, belki ogut alır veya korkar

[45] Dediler ki: "Rabbimiz, onun bize taskınlık etmesinden, yahut iyice azmasından korkuyoruz

[46] Korkmayın, dedi, ben sizinle beraberim, isitir ve gorurum

[47] Haydi, varın ona, deyin ki: Biz senin Rabbinin elcileriyiz; Israil ogullarını bizimle gonder, onlara azab etme. Biz Rabbinden sana bir ayet getirdik. Esenlik, hidayete uyanlaradır

[48] Bize, yalanlayıp yuz cevirenin, azaba ugrayacagı vahyolundu

[49] (Fir'avn): "Rabbiniz kimdir ey Musa?" dedi

[50] (Musa): "Rabbimiz, her seye yaratılısını (varlıgını ve bicimini) verip sonra onu dogru yola ileten (yaratılıs gayesine uygun yola yonelten)dir." dedi

[51] (Fir'avn): "Peki ya ilk nesillerin hali ne olacak?" dedi

[52] Dedi ki: "Onların bilgisi Rabbimin yanında bir Kitaptadır. Rabbim sasmaz ve unutmaz

[53] O ki, yeri size besik yaptı ve onda sizin icin yollar actı, gokten bir su indirdi. Onunla her cesit bitkiden ciftler cıkardık

[54] Yeyin, hayvanlarınızı otlatın. Suphesiz bunda, akıl sahipleri icin ibretler vardır

[55] Sizi topraktan yarattık, yine oraya dondururuz ve sizi bir kez daha ondan cıkarırız

[56] Andolsun biz o(Fir'av)n'a ayetlerimizin hepsini gosterdik, yine de yalanladı ve dayattı

[57] Ve: "Sen bizi buyunle yurdumuzdan cıkarasın diye mi geldin ey Musa?" dedi

[58] Biz de mutlaka sana o(se)nin (buyun) gibi bir buyu getirecegiz. Sen simdi seninle bizim aramızda bir bulusma zamanı ve yeri tayin et; ne senin, ne de bizim caymayacagımız uygun bir yer olsun

[59] (Musa): "Bulusma zamanınız, Sus (bayram) gunu ve insanaların toplanacagı kusluk vakti olsun" dedi

[60] Fir'avn, donup gitti, hilesini (buyuculeri ve onların aletlerini) topladı, sonra (belirtilen yere) geldi

[61] Musa onlara: "Yazık size, dedi, Allah'a yalan uydurmayın, sonra (O), bir azab ile kokunuzu keser, dogrusu iftira eden perisan olmustur

[62] (Fir'avn'ın topladıgı buyuculer), islerini kendi aralarında tartıstılar ve gizli konustular

[63] Dediler ki: "Bunlar iki buyucu, baska bir sey degil. Buyuleriyle sizi yurdunuzdan cıkarmak ve sizin ornek yolunuzu, (ustun dininizi) gidermek istiyorlar

[64] Onun icin siz hilenizi toplayın, sonra sıra halinde gelin. Bugun ustun gelen basarmıstır

[65] (Buyuculer once Musa'nın ise baslamasını istediler) Dediler ki: "Ey Musa, ya sen at, yahut once atan biz olalım

[66] (Musa): "Hayır siz atın!" dedi. (Attılar. Musa) bir de ne gorsun: Buyulerinden oturu onların ipleri ve sopaları gercekten kosuyor gibi gorunuyor

[67] Bu yuzden Musa, icinde bir korku duydu

[68] (Biz kendisine): "Korkma, dedik, ustun gelecek sensin, sen

[69] Sag elindekini at! Onların yaptıklarını yutsun. Cunku onların yaptıkları, bir buyucunun hilesidir. Buyucu de nereye varsa iflah olmaz

[70] Bunun uzerine buyuculer secdeye kapandılar: "Harun'un ve Musa'nın Rabbine inandık!" dediler

[71] (Fir'avn): "Ben size izin vermeden ona inandınız ha? O, size buyu ogreten buyugunuzdur. Oyleyse ben de sizin ellerinizi ve ayaklarınızı capraz kesecegim ve sizi hurma dallarına asacagım, hangimizin azabı daha cetin ve surekli imis bileceksiniz!" dedi

[72] Dediler ki: "Biz, seni, bize gelen acık delillere ve bizi yaratana tercih edemeyiz. Yapacagını yap, sen ancak bu dunya hayatında istedigini yapabilirsin

[73] Biz Rabbimize inandık ki (O) bizim gunahlarımızı ve senin bizi yapmaya zorladıgın buyuyu bagıslasın. (Elbette) Allah daha hayırlı ve (O'nun mukafatı ve cezası) daha sureklidir

[74] Kim Rabbine suclu olarak gelirse onun icin cehennem vardır; orada ne olur ne de yasar

[75] Kim de iyi isler yapmıs bir mu'min olarak O'na gelirse, iste onlar icin de yuksek dereceler vardır

[76] Altlarından ırmaklar akan Adn cennetleri. Orada surekli olarak kalırlar. Iste arınanların mukafatı budur

[77] Andolsun biz Musa'ya: "Kullarımı geceleyin (Mısır'dan cıkarıp) yurut; (asanla suya) vur, denizde onlar icin kuru bir yol (ac). (Fir'avn'ın sana) yetisme(sin)den korkma, (bogulmaktan) endise etme." diye vahyetmistik

[78] Fir'avn, askerleriyle onların ardına dustu, denizden onları orten orttu (deniz onları ortup bogdu)

[79] Fir'avn toplumunu saptırdı, dogru yola iletmedi

[80] Ey Israil ogulları, biz sizi dusmanınızdan kurtardık ve Tur'un sag yanında, (Musa ile konusmayı) size va'dettik; uzerinize kudret helvasıyle bıldırcın indirdik

[81] Size verdigimiz rızkın temizlerinden yeyin, ama bu hususta taskınlık etmeyin; sonra gazabım uzerinize iner, kimin ustune gazabım inerse o, dusmus(mahvolmus)tur

[82] Ve Ben, tevbe eden, inanan ve yararlı is yapan, sonra da yola gelen kimseye karsı cok bagıslayıcıyımdır

[83] Seni kavminden cabucak ayrıl(ıp gel)mege sevk eden nedir? (Nicin onları hemen bırakıp geldin) ey Musa? (dedik)

[84] Dedi: "Onlar benim arkamdan geliyorlar, ya Rabbi razı olman icin sana cabuk geldim

[85] (Allah): "Ama biz senden sonra kavmini sınadık. Samiri onları saptırdı" dedi

[86] Bunun uzerine Musa, cok kızgın ve uzuntulu bir halde kavmine dondu: "Ey Kavmim, dedi, Rabbiniz size guzel bir va'idde bulunmamıs mıydı? Sure mi size uzun geldi (zamanla verdiginiz sozu unuttunuz mu)? Yoksa Rabbinizden bir gazabın ustunuze inmesini mi istediniz ki, bana verdiginiz sozden caydınız (beni izlemediniz)

[87] Dediler ki: "Kendi malımızla senin sozunden cıkmadık", fakat o milletin (yani Mısırlıların) sus(esyas)ından bize yukler yukletilmisti. Onları (atese) attık. Aynı sekilde Samiri de attı

[88] Onlara, bogurmesi olan bir buzagı heykeli ortaya cıkardı. Dediler ki, "Bu sizin de tanrınız, Musa'nın da tanrısıdır, fakat o unuttu

[89] Onlar gormuyorlar mı ki o (buzagı) kendilerine bir soz soyleyemez; bir zarar, ve yarar veremez

[90] Onceden Harun, kendilerine: "Ey kavmim, andolsun siz bununla sınandınız. Rabbiniz, o cok esirgeyendir. Bana uyun, buyruguma ita'at edin!" demisti

[91] Dediler: "Musa bize donunceye kadar buna tapmaktan vazgecmeyecegiz

[92] (Musa) "Ey Harun, oların saptıklarını gordugun zaman sana ne engel oldu (da onlemedin)? dedi

[93] Neden bana uymadın, buyruguma karsı mı geldin? (Ve kardesinin sakalından tutup cekmege basladı)

[94] (Harun, kardesini yumusatabilmek icin): "Ey anamın oglu, dedi, sakalımı, basımı tutma. Ben senin 'Israil ogulları arasında ayrılık cıkardın, sozumu tutmadın' diyeceginden korktum (da onun icin idare yoluna gittim)

[95] (Musa, Samiri'ye dondu): "Ey Samiri, ya senin amacın nedir?" dedi

[96] (Samiri): "Ben dedi, onların gormediklerini gordum. Elcinin eserinden bir avuc aldım da attım; nefsim bana boyle (yapmayı) hos gosterdi

[97] (Musa): "Git, dedi. Artık hayat boyunca sen: 'Bana dokunmayın!' diyeceksin (toplumdan refuze edilip yalnız basına kalacaksın), sana va'dedilen bir ceza var ki ondan asla sasırılmayacaksın (mutlaka o cezanı tam zamanında bulacaksın). Simdi durup taptıgın tanrına bak. Biz onu yakacagız, sonra onu ufalayıp denize savuracagız

[98] Tanrınız ancak kendisinden baska tanrı olmayan Allah'tır. O'nun bilgisi her seyi kusatmıstır

[99] Boylece sana gecmislerin haberlerinden bir miktar anlatıyoruz. Gercekten sana katımızdan bir Zikir (gecmis olaylardan bir anı) verdik

[100] Kim ondan yuz cevirirse o, kıyamet gunu (agır) bir gunah yuklenecekdir

[101] Surekli olarak o yukun altında kalacaklardır. Kıyamet gununde bu, onlar icin ne kotu bir yuktur

[102] O gun Sur'a uflenir ve o gun sucluları, gomgok (kor bir durumda) sureriz

[103] Kendi aralarında gizli gizli, "(dunyada) On gunden fazla kalmadınız" derler

[104] Onların dedikleri(kalıs suresi)ni biz daha iyi biliriz. En akıllıları ise: "Siz yalnız bir gun kaldınız," der

[105] Sana daglardan soruyorlar. De ki: "Rabbim onları ufalayıp savuracak

[106] Yerlerini bos, dumduz bırakacaktır

[107] Orada ne bir egrilik, ne de bir tumsek gormeyeceksin

[108] O gun hic puruzu olmayan cagrıcıya uyarlar; (ondan sapma imkanı yoktur). Rahman'ın huzurunda sesler kısılır, fısıltıdan baska bir sey isitemezsin

[109] O gun Rahman'ın izin verip sozunden hoslandıgı kimseden baskasının sefa'ati fayda vermez

[110] O, onların onlerindekini ve arkalarındakini (gecmislerini ve geleceklerini) bilir; onlar ise bilgice O'nu kavrayamazlar

[111] Butun yuzler, o diri ve yoneticiye boyun egmistir. Zulum yuklenen perisan olmustur

[112] Kim inanarak iyi olan islerden yaparsa artık o, ne zulumden, ne de hakkının cignenmesinden korkar

[113] Biz sana onu boyle Arapca bir Kur'an olarak indirdik ve onda tehditleri turlu bicimlere cevirip acıkladık ki korunsunlar. Yahut (Kur'an,) onlara bir hatırlama yaptırsın

[114] Gercek hukumdar olan Allah, yucedir. Sana vahyedilmesi henuz tamamlanmadan Kur'an'ı acele okumaga kalkma; "Rabbim, ilmimi artır!" de

[115] Andolsun biz, onceden Adem'e (o agactan yememesini) emretmistik, unuttu. Biz onda bir azim (ve sebat) bulmadık

[116] Meleklere: "Adem'e secede edin," demistik, secde ettiler, yalnız Iblis diretti

[117] Dedik ki: "Ey Adem, bu, senin ve esinin dusmanıdır. Sakın, sizi cennetten cıkarmasın, sonra yorulursun

[118] Simdi burada acıkmayacaksın, cıplak kalmayacaksını

[119] Ve sen susamayacaksın, kusluk vakti gunesi(nin ısısı)ndan etkilenmeyeceksin

[120] Nihayet seytan ona fısıldayıp: "Ey Adem, sana ebedilik agacını ve yok olmayacak bir hukumranlıgı gostereyim mi? dedi

[121] O agactan yediler. Boylece kendilerine kotu yerleri gorundu (ureme organları ortaya cıktı). Ustlerini cennet yapragıyle ortmege basladılar. Adem Rabbinin buyruguna karsı geldi de sasırdı

[122] Sonra Rabbi onu secti, tevbesini kabul etti, dogru yola iletti

[123] Dedi ki: "Hepiniz oradan inin, birbirinize dusmansınız. Imdi benden size bir hidayet geldigi zaman kim benim hidayetime uyarsa o, sapmaz ve sıkıntıya dusmez

[124] Ama kim beni anmaktan yuz cevirirse, onun icin de dar bir gecim var. Kıyamet gunu onu kor olarak (yuce Divana) sureriz

[125] Rabbim der, nicin beni kor surdun, oysa ben gorur idim

[126] (Allah) buyurur ki: "Nasıl sana ayetlerimiz geldigi zaman, sen onları unuttuysan, bugun de sen oyle unutulursun

[127] Iste israf eden ve Rabbinin ayetlerine inanmayanları boyle cezalandırırız. Elbette ahiretin azabı daha cetin ve daha sureklidir

[128] (Bugun) meskenlerinde dolastıkları, kendilerinden once yasamıs nice nesilleri yok edisimiz onları hala yola getirmedi mi? Elbette bunda akıl sahipleri icin ibretler vardır

[129] Eger Rabbin tarafından soylenmis bir soz ve belirtilmis bir sure olmasaydı. (bunların da hemen helak edilmeleri) gerekli olurdu

[130] Onların dediklerine sabret, gunesin dogmasından ve batmasından once Rabbini overek tesbih et; gece sa'atlerinden bir kısmında ve gunduzun taraflarında da tesbih et ki memnun olasın

[131] Onlardan bazı zumrelere kendilerini denemek icin verdigimiz dunya hayatının susune gozlerini dikme. Rabbinin rızkı daha hayırlı ve daha sureklidir

[132] Ailene namazı emret, kendin de namaz kılmaya dayan. Biz senden rızık istemiyoruz. Seni biz besliyoruz. Sonuc takva(sahipleri)nindir

[133] Dediler ki: "Rabbinden bize bir ayet (mu'cize) getirmeli degil mi?" Onlara, onceki Kitap'larda bulunan kanıt gelmedi mi

[134] Sayet onları, ondan once bir azab ile helak etseydik: "Rabbimiz, bize bir elci gonderseydin de boyle alcak ve rezil olmadan once senin ayetlerine uysaydık!" derlerdi

[135] De ki: "Herkes gozetlemektedir. Gozetleyin, duzgun yolun sahipleri kimdir, dogru yolda olan kimdir, bileceksiniz

Enbiyâ

Surah 21

[1] Insanların hesapları yaklastı, fakat onlar hala gaflet icinde yuz cevirmektedirler

[2] Kendilerine Rablerinden gelen her yeni ikazı mutlaka eglenerek dinlerler

[3] Kalbleri eglencededir. O zulmedenler, aralarında su konusmayı gizlediler: "Bu (Muhammed) de sizin gibi bir insan degil mi? Simdi siz, gore gore buyuye mi kapılacaksınız

[4] Dedi ki: "Rabbim gokte ve yerde konusulan her sozu bilir, (O'ndan gizli kalan hicbir sey yoktur). O, isitendir, bilendir

[5] Hayır, dediler, (bu) karmakarısık hayallerdir; hayır onu uydurmus; hayır o sa'irdir. (Eger gercekten peygamberse) oncekilerin, (mu'cizelerle) gonderildikleri gibi o da bize bir mu'cize getirsin

[6] Bunlardan once helak ettigimiz hicbir kent (halkı) inanmamıstı, simdi bunlar mı inanacaklar

[7] Biz, senden once yalnız kendilerine vahyedilen erkeklerden baskasını elci gondermedik. Eger bilmiyorsanız Zikir ehline (Kitap sahiplerine) sorun

[8] Biz onları yemek yemeyen ceset(ler) yapmadık. (Onlar), olumsuz de degillerdi

[9] Sonra onlara verdigimiz sozu yerine getirdik, onları ve dilediklerimizi kurtardık, asırı gidenleri helak ettik

[10] Andolsun, size, icinde Zikr'iniz bulunan bir Kitap indirdik. Aklınızı kullanmıyor musunuz

[11] (Halkı) zulmeden nice sehri kırıp gecirdik ve onlardan sonra baska bir topluluk getirdik

[12] Azabımızı hissettikleri zaman onlar, derhal oradan (kacmak icin hayvanlarını) mahmuzluyorlardı

[13] (Bosuna) Kacmayın, (bol bol verilip) icinde sımartıldıgınız(ni'metler)e ve yurtlarınıza donun, cunku sorguya cekileceksiniz

[14] Eyvah bize, dediler, gercekten biz zalimlermisiz

[15] Bu mırıldanmaları surup giderken biz onları, bicilmis (ekin gibi) yaptık, sonup gittiler

[16] Biz gogu, yeri ve bunlar arasında bulunanları, eglence icin yaratmadık

[17] Eger bir eglence edinmek isteseydik, kendi katımızdan edinirdik. Yapacak olsaydık, boyle yapardık

[18] Hayır, biz hakkı batılın ustune atarız da o onun beynini parcalar, derhal (batılın) canı cıkar. Allah'a yakıstırdıgınız niteliklerden oturu de vay siz(in haliniz)e

[19] Goklerde ve yerde kim varsa hep O'nundur. O'nun yanında bulunanlar, O'na kulluk etmekten buyuklenmez ve yorulmazlar

[20] Gece gunduz tesbih ederler, hic ara vermezler

[21] Yoksa (o musrikler), yerden birtakım tanrılar edindiler de (oluleri) onlar mı diriltecek

[22] Eger yerde, gokte Allah'tan baska tanrılar olsaydı, ikisi de (yer de, gok de) bozulup gitmisti. Ars'ın sahibi Allah, onların nitelendirmelerinden yuce(munezzeh)dir

[23] O, yaptıgından sorulmaz, ama onlar, sorulurlar

[24] Yoksa O'ndan baska tanrılar mı edindiler? De ki: "(Bu hususta kesin) delilinizi getirin. Iste benimle beraber olanların da ogutu ve benden oncekilerin de ogutu budur." Ama cokları hakkı bilmezler, bundan dolayı onlar, (haktan) yuz cevirirler

[25] Senden once hicbir peygamber gondermedik ki ona: "Benden baska tanrı yoktur, bana kulluk edin!" diye vahyetmis olmayalım

[26] Rahman cocuk edindi. dediler. O, yucedir. Hayır (Rahman'ın cocukları sanılan melekler, O'nun) degerli kullar(ı)dır

[27] O'ndan once soz soylemezler ve onlar, O'nun buyrugunu yaparlar

[28] (Allah) Onların onlerinde ve arkalarında olanı bilir. (Allah'ın) razı oldugundan baskasına sefa'at edemezler ve onlar, O'nun korkusundan titrerler

[29] Onlardan her kim: "Ben O'ndan baska bir tanrıyım!" derse onu cehennemle cezalandırırız. Biz zalimleri boyle cezalandırırız

[30] O nankorler gormediler mi ki goklerle yer bitisik idi, biz onları ayırdık ve her canlı seyi sudan yarattık? Hala inanmıyorlar mı

[31] Yer, onları sarsar diye, onun ustunde yuksek daglar yarattık. Ve istedikleri yere gidebilmeleri icin orada genis yollar actık

[32] Gogu, korunmus bir tavan yaptık; onlarsa hala gogun, (Allah'ın) ayetlerinden yuz cevirmektedirler

[33] Geceyi, gunduzu, gunesi, ayı yaratan O'dur. (Bunların) her biri bir yorungede yuzmektedir

[34] Senden once hicbir insana ebedi yasama vermedik. Simdi sen olursen onlar ebedi mi kalacaklar

[35] Her nefis, olumu tadacaktır. Biz sizi sınamak icin serre de hayra da muptela kılıyoruz. Ve (sonunda) bize donduruleceksiniz

[36] Kafirler seni gordukleri zaman: "Sizin tanrılarınızı diline dolayan bu mu?" diye seninle alay ederler. Oysa kendileri Rahman'ın Zikri(uyarısı)nı kabul etmiyorlar

[37] (Insanın tabiatinde acelecilik vardır. Oye acelecidir ki, sanki) Insan aceleden yaratılmıstır. (Durun,) Size ayetlerimi gosterecegim, benden acele istemeyin

[38] Dogru soyleyenler iseniz bu (bizi) tehdid(ettiginiz azab) ne zaman? diyorlar

[39] Inkar edenler, ne yuzlerinden, ne de sırtlarından atesi savamayacakları ve yardım da olunmayacakları zamanı bir bilselerdi (onu boyle acele istemezlerdi)

[40] Dogrusu o, onlara ansızın gelecek, onları sasırtacak, ne onu reddedebilecekler, ne de kendilerine sure verilecek

[41] Andolsun, senden onceki peygamberlerle de alay edildi, ama onlarla alay edenleri, o alay ettikleri sey kusatıverdi

[42] De ki: "Gece gunduz, sizi Rahman'dan kim koruyacak?" Hayır, onlar, Rablerinin Zikr'inden yuz ceviriyorlar

[43] Yoksa onları, bize karsı koruyacak tanrıları mı var? Onlar, ne kendilerine yardım edebilirler, ne de bizim tarafımızdan onlara sahip cıkılır

[44] Biz onları ve atalarını yasattık, nihayet kendilerine omur uzun geldi, (ebedi yasayacaklarını sandılar). Bizim, yere gelip, onu uclarından eksilttigimizi gormuyorlar mı? Ustun gelen onlar mı (yoksa biz miyiz)

[45] De ki: "Ben ancak sizi vahiyle uyarıyorum. Ama sagır(lar) uyarıldıkları zaman cagırıyı isitmez(ler)

[46] Andolsun, onlara Rabbinin azabından bir esinti dokunsa, "Eyvah bize, biz gercekten zalimlermisiz," derler

[47] Kıyamet gunu icin adalet terazileri kurarız. Hic kimseye bir haksızlık edilmez (insanın yaptıgı is), bir hardal danesi agırlıgınca da olsa onu getiririz. Hesab goren olarak biz yeteriz

[48] Andolsun biz, Musa'ya ve Harun'a hak ve batılı ayırdeden ve korunanlar icin bir ısık ve ogut olan Kitabı verdik

[49] Korunanlar gormeden Rablerinden korkarlar ve (Durusma) sa'at(in)den de titrerler

[50] Bu (Kur'an) da ona (yani Muhammed'e) indirdigimiz mubarek (cok faydalı) bir oguttur. Simdi siz onu inkar mı ediyorsunuz? (Ne kadar gafilsiniz siz)

[51] Andolsun biz, daha onceden Ibrahim'e de dogru yolu bulma yetenegini vermistik. Zaten biz onu(n olgun insan oldugunu) biliyorduk

[52] Babasına ve kavmine demisti ki: "Sizin su karsısında durup taptıgınız heykeller nedir

[53] Babalarımızı onlara tapar bulduk (da onun icin biz de onlara tapıyoruz.) dediler

[54] Dogrusu siz de, babalarınız da acık bir sapıklık icine dusmussunuz! dedi

[55] Dediler ki: "Sen bize gercegi mi getirdin, yoksa saka yapanlardan mısın

[56] Hayır, dedi, Rabbiniz, goklerin ve yerin Rabbidir ki, onları yaratmıstır. Ben de buna sahidlik edenlerdenim

[57] Allah'a and olsun ki siz donup gittikten sonra putlarınıza bir tuzak kuracagım

[58] Nihayet (Ibrahim) onları parca parca etti, yalnız onların buyugunu bıraktı; belki ona muracaat ederler diye

[59] (Dondukleri zaman): "Bunu tanrılarımıza kim yaptı? Muhakkak o zalimlerden biridir." dediler

[60] Onları diline dolayan bir genc isittik, kendisine Ibrahim deniliyormus, dediler

[61] Onu insanların gozu onune getirin de (nasıl cezalandırılacagına) tanık olsunlar dediler

[62] (Ibrahim'i getirdiler), dediler ki: "Ibrahim, tanrılarımıza sen mi bunu yaptın

[63] Hayır dedi, (buyuk putu gostererek) iste su buyukleri yapmıs; onlara sorun, eger konusurlarsa

[64] Kendi vicdanlarına basvurup (iclerinden): "Hakikaten sizler haksızsınız!" dediler

[65] Sonra yine eski kafalarına dondurulduler: "Sen de bilirsin ki bunlar konusmazlar," dediler

[66] Peki, dedi, siz Allah'ı bırakıp da size hicbir fayda ve zarar vermeyen seylere mi tapıyorsunuz

[67] Yuh size ve Allah'tan baska taptıklarınıza. Aklınızı kullanmıyor musunuz siz

[68] Dediler: "Onu yakın, tanrılarınıza yardım edin, eger bir is yapacaksanız

[69] Biz de: "Ey ates, Ibrahim'e serin ve esenlik ol!" dedik

[70] Ona bir tuzak kurmak istediler. Biz de, asıl kendilerini husrana ugrattık

[71] Onu ve Lut'u kurtarıp, alemlere bereketli kıldıgımız bir yere getirdik

[72] Ona Ishak'ı hediye ettik, ustelik (torunu) Ya'kub'u da (verdik). Hepsini de iyi insanlar yaptık

[73] Onları, emrimizle dogru yolu gosteren onderler yaptık ve onlara hayırlı isler yapmayı, namaz kılmayı ve zekat vermeyi vahyettik. Onlar bize kulluk eden(insan)lardı

[74] Lut'a da hukum (hukumranlık, peygamberlik, hikmet) ve ilim verdik ve onu cirkin isler yapan bir kentten kurtardık. Gercekten onlar yoldan cıkan kotu bir kavim idiler

[75] Ve onu rahmetimizin icine soktuk. Cunku o, Salihlerden idi

[76] Nuh'u da (an), o da bunlardan once bize yalvarmıstı. Biz de onun du'asını kabul edip kendisini ve ailesini buyuk sıkıntıdan kurtarmıstık

[77] Ve ayetlerimizi yalanlayan kavimden onun ocunu almıstık. Onlar, kotu bir kavim olmuslardı, biz de onların hepsini bogmustuk

[78] Davud ile Suleyman'ı da (an); hani onlar, toplumun davarının yayıldıgı bir ekin hakkında hukmediyorlardı, biz de onların hukumlerine tanık idik

[79] O hukmu Suleyman'a bellettik. Onların hepsine de hukumdarlık ve bilgi verdik. Davud'a dagları ve kusları boyun egdirdik, onunla beraber tesbih ediyorlardı. Biz (bunları) yaparız

[80] Ona, sizi, savasın siddetinden korumak icin zırh yapmayı ogretmistik. Ama siz sukrediyor musunuz ki

[81] Suleyman'a da fırtınayı (boyun egdirmistik). Onun emriyle, icinde bereketler yarattıgımız yere akıp giderdi. Biz her seyi biliriz

[82] Kendisi icin denize dalan ve bundan baska isler yapan bazı seytanları da emrine vermistik. Biz onları onun emrinde tutuyorduk

[83] Eyyub'u da an. O, Rabbine: "Bu dert bana dokundu, sen merhametlilerin en merhametlisisin!" diye du'a etmisti

[84] Biz de onun du'asını kabul etmis, kendisine bulasan derdi kaldırmıstık; ona tarafımızdan bir rahmet ve ibadet edenler icin bir ogut olarak ailesini ve onlarla beraber bir katını daha vermistik

[85] Isma'il'i, Idris'i, Zu'l-Kifl'i de an; hepsi de sabredenlerdendi

[86] Onları rahmetimize soktuk, cunku onlar Salihlerdendi

[87] Zunnun'u (balık karnına girmis olan Yunus ibn Matta'yı) da an; zira (o, kavmine) kızarak gitmisti, bizim kendisine guc yetiremeyecegimizi, (kavminin arasından cıkmakla kendisini kurtaracagını) sanmıstı. Nihayet karanlıklar icinde (kalıp): "Senden baska tanrı yoktur. Senin sanın yucedir, ben zalimlerden oldum!" diye yalvardı

[88] Biz de onun du'asını kabul ettik ve onu tasadan kurtardık. Iste biz, inananları boyle kurtarırız

[89] Zekeriyya'yı da (an). Rabbine: "Rabbim, beni tek bırakma! Sen, varislerin en iyisisin (her seyim sana kalacaktır)" diye du'a etmisti

[90] Onun du'asını da kabul buyurduk ve ona Yahya'yı armagan ettik. Esini de kendisi icin ıslah ettik (cocuk dogurmaga elverisli bir hale getirdik). Gercekten onlar hayır islere kosarlar, umarak ve korkarak bize du'a ederlerdi ve bize derin saygı gosterirlerdi

[91] O ırzını korumus olan(Meryem)i de an; ona ruhumuzdan bir cocuk uflemis, kendisini ve oglunu alemlere bir ibret yapmıstık

[92] Iste bu sizin ummetiniz (olan tevhid ve Islam milleti), bir tek ummettir. Rabbiniz de benim. Yalnız bana kulluk edin

[93] Islerini aralarında parcaladılar (Tanrıdan gelen dini parca parca ettiler, ayrılıga dustuler); hepsi (sonunda) bize doneceklerdir

[94] Imdi kim inanmıs olarak iyi islerden yaparsa onun calısmasına nankorluk edilmez, biz (onun calısmasını) yazanlarız

[95] Helak ettigimiz bir ulkeye artık (yasamak) haramdır: Onlar bir daha geri donemezler

[96] Nihayet Ye'cuc ve Me'cuc'un onu acıldıgı ve onlar her tepeden akın etmeye basladıkları zaman

[97] Gercek va'd (yani kıyamet) yaklasmıs olur. Inkar edenlerin gozleri birden donup kalır. "Vah bize, biz bundan gaflet icinde idik (bunun dogru olacagını hic dusunmuyorduk). Meger biz zulmediyormusuz!" (diye mırıldandılar)

[98] Siz ve Allah'tan baska taptıklarınız cehennemin odunusunuz. Siz, oraya gireceksiniz

[99] Eger onlar tanrı olsalardı oraya girmezlerdi. Oysa hepsi orada surekli kalacaklardır

[100] Onlar icin bir inleme ve soluma vardır! Ve onlar orada (azabın dehseti icinde hicbir sey) isitmezler

[101] Ama bizden kendilerine (ezelde) guzellik gecmis (mutluluk takdir edilmis) olanlar, iste onlar, ondan (cehennemden) uzaklastırılmıslardır

[102] Onun ugultusunu duymazlar. Ve canlarının cektigi (ni'metler) icinde ebedi kalırlar

[103] O en buyuk korku, onları asla tasalandırmaz. Melekler onları soyle karsılar: "Iste bu, size va'dedilen gununuzdur

[104] O gun gogu yazı tomarlarını durer gibi toplarız. Ilk yaratmaya basladıgımız gibi onu iade ederiz. Uzerimize sozdur; biz bunu mutlaka yapacagız

[105] Andolsun Tevrat'tan sonra Zebur'da da: "Arza mutlaka iyi kullarım varis olacak (bu yer onların eline gececek)" diye yazmıstık

[106] Suphesiz bunda kulluk eden kimseler icin yeterli bir ogut vardır

[107] (Ey Muhammed) Biz seni ancak alemlere rahmet icin gonderdik

[108] De ki: "Bana, Tanrınız, ancak bir tek Tanrıdır; diye vahyolunur. O'na teslim ol(up putperestligi bırak)cak mısınız

[109] Eger yuz cevirirlerse de ki: "Ben sizin hepinize esit bicimde acıkladım. Artık tehdidedildiginiz seyin yakın mı, yoksa uzak mı oldugunu bilmem

[110] Suphesiz O, sozun acıgını da bilir, gizlediklerinzi de bilir

[111] Bilmem belki de o (azabın ertelenmesi) sizi denemek ve bir sureye kadar yasatmak icindir

[112] (Allah'ın Resulu) Dedi: "Rabbim (aramızda) hak ile hukmet, Rabbimiz cok merhamet edendir. Sizin nitelendirdiginize (iftiralarınıza) karsı O'nun yardımına sıgınılır (O, bizi her tehlikeden korur)

Hac

Surah 22

[1] Ey insanlar, Rabbinizden korkun, cunku (Durusma) sa'ati(ni)n depremi, cidden korkunc bir seydir

[2] Onu gordugunuz gun, her emziren, emzirdiginden gecer; her gebe yukunu bırakır; insanları sarhos gorursun, oysa sarhos degillerdir ama Allah'ın azabı siddetlidir (bu dehsetli azab, onların akıllarını baslarından almıstır)

[3] Insanlardan kimi, Allah hakkında bilmeden tartısır ve her kaba (sarlatan) seytana uyar

[4] O(Seyta)nın hakkında: "Kim bunu takibederse muhakkak bu, onu sasırtır ve onu alevli ates azabına goturur" diye yazılmıstır

[5] Ey insanlar eger oldukten sonra dirilmekten kuskuda iseniz (bilin ki) biz sizi (once) topraktan, sonra nutfe(sperm)den, sonra alaka(embriyo)dan, sonra bicimlenen ve bicimlenmeyen bir cignem et parcasından yarattık ki, size (kudretimizi) acıkca gosterelim. Diledigimizi belirtilmis bir sureye kadar rahimlerde tutarız, sonra sizi bir bebek olarak cıkarırız. Sonra guc(ve kabiliyetler)inize ermeniz icin (sizi buyuturuz). Icinizden kimi (henuz cocukken) oldurulur, kimi de omrun en kotu cagına(ihtiyarlıga) itilir ki, bilirken bir sey bilmez hale gelsin (cocuklugundaki gibi bedence ve akılca gucsuz bir duruma dussun). Yeri de kurumus, olmus gorursun. Fakat biz onun uzerine suyu indirdigimiz zaman titresir, kabarır ve her guzel cifti bitirir

[6] Bu boyledir. Cunku Allah, tek gercektir. (Her sey O'nunla varlık kazanır) ve O, oluleri diriltir ve O, her seyi yapabilir

[7] Ve (cunku) o (durusma) sa'at(i) mutlaka gelecektir, onda suphe yoktur. Ve Allah, kabirlerde olanları diriltecektir

[8] Insanlardan kimi bilmeden, ne bir yol gostereni, ne de aydınlatıcı bir Kitabı olmadan, Allah hakkında tartısır

[9] Allah'ın yolundan sasırtmak icin boynunu oteye dondurerek (kabara kabara tartısmasını surdurur), dunyada onun icin bir kepazelik vardır. Kıyamet gunu de ona yangın azabını taddıracagız

[10] (Ey insan), "Iste bu, senin ellerinin yapıp one surdugu isler yuzundendir. Allah kullara zulmedici degildir

[11] Insanlardan kimi de Allah'a bir kenardan, ibadet eder. Eger kendisine bir hayır gelirse onunla huzura kavusur (sevinir) ve eger basına bir kotuluk gelirse yuz ustu doner (dini kotuleyerek ondan vazgecer). O, dunyayı da, ahireti de kaybetmistir. Iste apacık ziyan budur

[12] Allah'tan ayrı olarak kendisine ne zarar, ne de yarar veremeyen seylere yalvarır. Iste (dogru yoldan) uzak(lara) sapma budur

[13] Zararı, faydasından daha yakın olana yalvarır. (O), Ne kotu bir yardımcı ve ne kotu bir arkadastır

[14] Allah, inanan ve iyi isler yapanları, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacaktır. Suphesiz Allah istedigini yapar

[15] Kim Allah'ın, dunyada ve ahirette kendisine yardım etmeyecegini sanıyorsa ofkesini gidermek icin goge bir sebep(ip)le uzansın, sonra (ayaklarını yerden) kessin de baksın, bu caresi, ofkelendigi seyi giderebilecek mi

[16] Ve iste biz Kur'an'ı boyle acık acık ayetler olarak indirdik. Suphesiz Allah, diledigini dogru yola iletir

[17] Inananlar, yahudiler, sabiiler, hırıstiyanlar, mecusiler ve (Allah'a) ortak kosanlar... Allah, kıyamet gunu bunlar arasında hukum verecek(haklıyı haksızı ortaya cıkaracak)tır. Suphesiz Allah, her seye sahidtir

[18] Gormedin mi (baksana), goklerde, yerde bulunan kimseler, gunes, ay, yıldızlar, daglar, agaclar, hayvanlar ve insanlardan bircogu hep Allah'a secde ediyorlar! Ama bircoguna da azab hak olmustur. Allah kimi asagılatırsa artık ona deger veren olmaz. Allah, diledigini yapar

[19] Iste sunlar, Rableri hakkında cekisen iki hasım taraf: Nankorler icin atesten giysi bicildi, baslarının ustunden de kaynar su dokuluyor

[20] Onunla karınlarının icindekiler ve derileri eritiliyor

[21] (Ayrıca) onlar icin demir kamcılar da var

[22] Oradan, (o) gamdan her cıkmak istediklerinde (demir kamcılarla vurularak) oraya geri cevrilirler ve: "Yangın azabını tadın!" (denilir)

[23] Allah, inanan ve iyi isler yapanları da altlarından ırmaklar akan cennetlere sokar. Orada altun bilezikler ve inci(ler) takınırlar. Orada giysileri de ipektir

[24] Sozun guzeline ve cok ovulen(Allah)ın yoluna iletilmislerdir

[25] Nankorluk edenler, Allah'ın yolundan ve gerek yerli, gerek dısarıdan gelen butun insanlar icin ibadet yeri yaptıgımız Mescid-i Haram'dan (insanları) geri cevirenler (bilsinler ki), kim orada (boyle) zulum ile haktan sapmak isterse ona acı bir azab taddırırız

[26] Bir zamanlar Ibrahim'i Beyt(Ka'be'n)in yerine kondurmus(ve ona soyle emretmis)tik: "Bana hicbir seyi ortak kosma ve tavaf edenler, ayakta duranlar, ruku' ve secde edenler icin Evimi temizle

[27] Insanlar icinde haccı ilan et; yaya olarak veya uzak yollardan gelen yorgun develer uzerinde sana gelsinler

[28] Ki kendileri icin birtakım faydalara tanık olsunlar ve (Allah'ın) kendilerine rızık olarak verdigi hayvanlar uzerine belli gunlerde (onları kurban ederken) Allah'ın adını ansınlar. Onlardan yeyin, sıkıntı icinde bulunan fakire de yedirin

[29] Sonra (bıyıklarını, tırnaklarını kesmek, sair temizlik gereklerini yapmak suretiyle) Kirlerini gidersinler, adaklarını yerine getirsinler ve Eski Ev(Ka'be'y)i tavaf etsinler

[30] Iste oyle. Kim Allah'ın yasaklarına saygı gosterirse, o (hareketi), Rabbinin yanında kendisi icin iyidir. Size (ayetlerle) oku(nup acıkla)nanlar dısındaki hayvanlar sizin icin helal kılınmıstır. Artık o pis putlardan ve yalan sozden kacının

[31] Allah'a ortak kosmadan, halis olarak O'nu birleyenler olun. Kim Allah'a ortak kosarsa, o, sanki gokten dusmus de kendisini kus kapıyor veya ruzgar onu, uzak bir yere surukluyor gibidir

[32] Iste boyle. Kim Allah'ın nisanlarına (hac ibadetlerine ve kurbanlara) saygı gosterirse, bu, kalblerin takvasındandır (kalblerinde Allah korkusu olanlar, O'nun dininin isaretlerine saygı gosterirler)

[33] O(hayva)nlarda belli bir sureye kadar sizin icin menfaatler vardır. Sonra onların varacakları yer, Eski Ev(Ka'be)dir. (Orada kurban edilirler)

[34] Biz, her ummet icin bir kurban ibadeti koyduk ki Allah'ın kendilerine rızık olarak verdigi hayvanların uzerine O'nun adını ansınlar. Tanrınız bir tek Tanrıdır, yalnız O'na teslim olun. (Ey Muhammed) o alcak gonullu, saygılı, samimi insanları mujdele

[35] Onlar ki Allah anıldıgı zaman kalbleri titrer. Baslarına gelene sabrederler, namazı kılarlar ve kendilerine verdigimiz rızıktan (Allah yoluna) harcarlar

[36] Biz o kurbanlık develeri de size Allah'ın (dininin) isaretlerinden yaptık. Onlarda sizin icin hayır vardır. Onlar on ayaklarını sıra halinde yere basmıs durumda iken uzerlerine Allah'ın adını anın (da bogazlayın) yanları yere dus(up canları cık)ınca da onlardan yeyin, kanaat eden(fakir)e de; isteyen(fakir)e de yedirin. Allah o(kocaman hayva)nları, size boyun egdirdi ki sukredesiniz

[37] Onların etleri ve kanları Allah'a ulasmaz. Fakat sizin takvanız O'na ulasır. Allah onları size boyle boyun egdirdi ki, sizi dogru yola ilettigi icin O'nun buyuklugunu anasınız. (Ey Muhammed), guzel davrananları mujdele

[38] Allah inananları savunur. Allah hicbir hain, nankoru sevmez

[39] Kendileriyle savasılan(mu'min)lere (karsı koyma) izn(i) verildi. Cunku onlara zulmedilmistir ve suphesiz Allah, onlara yardım etmege kadirdir

[40] Onlar, sırf "Rabbimiz Allah'tır" dedikleri icin haksız yere yurtlarından cıkarıldılar. Eger Allah'ın bazı insanları diger bazılarıyle savunması olmasaydı, iclerinde Allah'ın ismi cok anılan manastırlar, kiliseler, havralar ve mescidler yıkılırdı. Allah, kendi(dini)ne yardım edene elbette yardım eder. Kuskusuz Allah, kuvvetlidir, galibdir

[41] O(Allah'ın dinine yardım ede)nleri yer yuzunde iktidara getirdigimiz takdirde (zorbaların yoluna sapmazlar, bil'akis) namazı kılarlar, zekatı verirler, iyiligi emrederler, kotulukten vazgecirmege calısırlar. Butun islerin sonu Allah'a aittir (her sey sonunda O'na varacaktır)

[42] (Ey Muhammed), eger (bunlar) seni yalanlıyorlarsa (bil ki) bunlardan once Nuh, 'Ad ve Semud kavmi de yalanlamıstı

[43] Ibrahim kavmi ve Lut kavmi de (yalanlamıstı)

[44] Medyen halkı da (yalanlamıstı); Musa da yalanlanmıstı. Ben de kafirlere bir sure vermis, sonra onları yakalamıstım. (Bak), benim (onları) inkarım (gorulmemis bicimde cezalandırmam) nasıl oldu

[45] (Halkı) zulmederken helak ettigimiz nice kent vardırki duvarları (yıkılan) tavanlarının ustune cokmustur. Nice kullanılmaz olmus kuyu ve nice (ıssız kalmıs) saglam kosk vardır

[46] Hic yer yuzunde gezmediler mi ki (kendilerinden once mahvolanların yerlerini gorsunler de) dusunecekleri kalbleri, isitecekleri kulakları olsun (akıllları baslarına gelsin, hak sozunu isitsinler). Zira gozler kor olmaz (cunku gozlerin korlugu, gecici bir gorme yetersizligidir); fakat (asıl) goguslerdeki kalbler kor olur

[47] Senden azabı cabuk istiyorlar. Allah sozunden caymaz. (Ama herseyin bir zamanı vardır. O, acele etmez. Zira) Rabbinin yanında bir gun, sizin saydıklarınızdan bin yıl gibidir

[48] Nice kent var ki zulmederken ona biraz sure vermisim, sonra onu yakalamısımdır. Sonunda donus ancak banadır

[49] De ki: "Ey insanlar, ben sizin icin ancak apacık bir uyarıcıyım

[50] Inanıp iyi isler yapanlar icin magfiret ve bol rızık vardır

[51] Ayetlerimizi etkisiz bırakmak icin calısanlara gelince, onlar da cehennemin adamlarıdır

[52] Senden once hicbir resul ve nebi gondermemistik ki o, temenni ettigi zaman, seytan onun temennisine (bir dusunce) atmıs olmasın. Fakat Allah, seytanın attıgını siler, sonra kendi ayetlerini saglamlastırır. Allah, 'alim(bilen)dir, hakim (saglamlastıran)dır

[53] (Allah, boyle yapar ki) Seytanın attıgını, kalblerinde hastalık olanlar ve kalbleri katılasanlar icin bir imtihan yapsın; zalimler uzak bir ayrılık icindedirler

[54] Ve kendilerine ilim verilmis olanlar da o(Kur'a)nın, Rabbinden (gelen) gercek oldugunu bilsinler de ona inansınlar; boylece kalbleri ona saygı duysun. Suphesiz Allah, inananları mutlaka dogru yola iletir

[55] Inkar edenler ise ansızın o sa'at (kıyamet veya olum) kendilerine gelinceye yahut o kısır (hayırsız) gunun azabı kendilerine gelinceye kadar o(Kur'a)ndan yana, kusku icinde olacaklardır

[56] O gun mulk Allah'ındır. (O) onların aralarında hukmeder. Inananlar ve iyi isler yapanlar ni'met cennetlerindedirler

[57] Inkar edip ayetlerimizi yalanlayanlara da alcaltan bir azab vardır

[58] Allah yolunda goc edip sonra oldurulen veya olenlere gelince, Allah onları en guzel bir rızıkla besleyecektir. Dogrusu Allah, rızık verenlerin en iyisidir

[59] Onları razı olacakları bir yere sokacaktır. Dogrusu Allah, bilendir, halimdir

[60] Iste boyle. Kim kendisine yapılan cezanın dengiyle ceza verir de sonra kendisine tekrar saldırılırsa elbette, Allah ona yardım eder. Suphesiz Allah, affeden, bagıslayındır

[61] Iste boyle. (Allah), geceyi gunduzun icine sokar, gunduzu gecenin icine sokar. Dogrusu Allah, isiten ve gorendir

[62] Iste boyle. Cunku Allah, Hak'tır, O'ndan baska yalvardıkları ise batıldır (aslı olmayan yalan seylerdir). Iste cok yuce, cok buyuk olan, Allah'tır

[63] Gormedin mi Allah gokten bir su indirdi de yer yeseriyor. Dogrusu Allah latiftir (bilgisi veya lutfu en ince ve nazik seylere kadar varır), habirdir (her turlu tedbiri bilir, her seyi haber alır)

[64] Goklerde ve yerde ne varsa hep O'nundur. Allah; iste zengin O'dur, ovulmege layık O'dur

[65] Gormedin mi Allah, yerdekileri ve emriyle, (koydugu kanunla) denizde akıp giden gemileri sizin buyrugunuza verdi. Yerin ustune dusmesin diye gogu tutuyor. (Gok) ancak O'nun izniyle duser. Cunku Allah, insanlara cok sefkatli, cok merhametlidir

[66] O'dur ki sizi diriltti, sonra sizi oldurur, sonra yine sizi diriltir. Gercekten insan cok nankordur

[67] Biz her ummete, uydukları bir mensek (ibadet yontemi) yaptık. Bu iste seninle asla cekismesinler. Sen Rabbine cagır, kuskusuz sen dogru, bir yol uzerindesin

[68] Eger seninle mucadele ederlerse: "Allah yaptıklarınızı daha iyi bilir" de

[69] Allah kıyamet gunu, ayrılıga dustugunuz hususlarda aranızda hukmedecek(haklıyı, haksızı ayıracak)tır

[70] Bilmez misin ki Allah gokte ve yerde ne varsa hepsini bilir. Bunların hepsi, bir Kitaptadır (katında yazılıdır). Bu, Allah'a kolaydır

[71] Allah'tan ayrı olarak oyle seylere tapıyorlar ki (Allah), onlara hicbir kudret indirmemistir. Kendilerinin de onların tanrı olabilecegi hakkında bir bilgileri yoktur. O zalimlerin yardımcısı yoktur

[72] Kendilerine apacık ayetlerimiz okundugu zaman kafirlerin yuzlerinde hosnutsuzluk belirdigini anlarsın. Neredeyse kendilerine ayetlerimizi okuyanların uzerine saldıracaklar. De ki: "Size bundan (bu ofkeli durumunuzdan) daha kotu bir sey haber vereyim mi? Varacagınız ates! Allah onu kafirlere va'detmistir. Ne kotu sonuctur (o)

[73] Ey insanlar, size bir temsil verildi, onu dinleyin: O Allah'tan baska yalvardıklarınız (var ya), onların hepsi bir araya toplansalar, bir sinek dahi yaratamazlar. Sinek onlardan bir sey kapsa, bunu ondan kurtaramazlar. Isteyen de aciz, istenen de

[74] Allah'ı layikıyle takdir edemediler (O'nu geregi gibi bilemediler). Allah kuvvetlidir, ustundur

[75] Allah meleklerden de, insanlardan da elciler secer. Allah, isitendir, gorendir

[76] Onların onlerinde ve arkalarında olan(butun olayları, yaptıkları butun isler)i bilir. Butun isler Allah'a dondurulur

[77] Ey inananlar, ruku' edin, secde edin, Rabbinize ibadet edin, hayır isleyin ki umdugunuza eresiniz

[78] Allah ugrunda, O'na yarasır bicimde cihad edin. O, sizi secti ve dinde size bir gucluk yuklemedi; babanız Ibrahim'in dini(ne uyun). O (Allah) bu (Kur'a)ndan once(ki Kitaplarda) da, bu(Kur'a)nda da size "muslumanlar" adını verdi ki, Elci size sahid olsun, siz de insanlara sahid olasınız. Haydi namazı kılın, zekatı verin ve Allah'a sarılın; sahibiniz O'dur. Ne guzel sahip ve ne guzel yardımcıdır (O)

Mü'minûn

Surah 23

[1] Felaha ulastı o mu'minler

[2] Ki onlar, namazlarında saygılıdırlar

[3] Onlar bos seylerden yuz cevirirler

[4] Onlar zekatı verirler

[5] Ve onlar ırzlarını korurlar

[6] Ancak esleri, yahut ellerinin sahipoldugu (cariyeler) haric. (Bunlarla iliskilerinden dolayı da) onlar kınanmazlar

[7] Ama bunun otesine gitmek isteyen olursa, iste onlar haddi asanlardır

[8] Ve o(mu'min)ler emanetlerine ve ahidlerine ozen gosterirler

[9] Onlar namazlarını (vakitlerinde kılarak) korurlar

[10] Iste varis olacaklar onlardır

[11] Onlar (en yuksek cennet olan) Firdevs'e varis olacaklar, orada ebedi kalacaklardır

[12] Andolsun biz insanı camurdan bir suzmeden yarattık

[13] Sonra onu bir nutfe (sperm) olarak saglam bir karar yerine koyduk

[14] Sonra nutfeyi alaka(embriyo)ya cevirdik, alaka(embriyo)yı bir cignemlik ete cevirdik, bir cignemlik eti kemiklere cevirdik, kemiklere et giydirdik; sonra onu bambaska bir yaratık yaptık. Yaratanların en guzeli Allah, ne yucedir

[15] Sonra siz, bunun ardından oleceksiniz

[16] Sonra, siz kıyamet gunu muhakkak diriltileceksiniz

[17] Ustunuzde de yedi tabaka (yedi gok) yarattık. Biz yaratmadan gafil degiliz

[18] Gokten belli olcu ve miktarda su indirip onu yerde durdurduk. Biz onu (indirmege kadir oldugumuz gibi) gidermege de kadiriz

[19] Onunla size, iclerinde sizin icin bircok meyvalar bulunan hurma ve uzum bahceleri yetistirdik, onlardan yiyorsunuz

[20] Yine onunla Tur-i Sina'dan cıkan, (meyvası) yaglı olarak biten, yiyenlerin (yagına ekmeklerini) batıracakları bir (zeytin) agac(ı) yetistirdik

[21] Hayvanlarda da sizin icin ibret vardır: Karınlarının icindekinden size iciriyoruz. Onlarda sizin icin daha bircok faydalar var, aynı zamanda onlardan yersiniz

[22] O(hayva)nların uzerinde ve gemiler uzerinde tasınırsınız

[23] Andolsun biz, Nuh'u kavmine gonderdik: "Ey kavmim, dedi, Allah'a kulluk edin, sizin O'ndan baska tanrınız yoktur, korunmaz mısınız

[24] Kavminin icinden ileri gelen inkarcı bir grup (soyle) dedi: "Bu da sizin gibi bir insandan baska bir sey degildir. Size ustun gelmek istiyor. Eger Allah (elci gondermek) dileseydi, melekleri indirirdi. Biz ilk babalarımızdan boyle bir sey isitmedik

[25] O, kendisinde delilik bulunan bir adamdır, baska bir sey degildir. Hele bir sureye kadar onu gozetleyin. He is only a man in whom is a madness, so watch him for a while

[26] (Nuh): "Rabbim, beni yalanlamaları karsısında bana yardım et (bana verdigin sozu yerine getir)!" dedi

[27] Biz de ona vahyettik ki: "Gozlerimizin onunde ve vahyimiz(ogretimimiz)le o gemiyi yap. Bizim buyrugumuz gelip de tandır kaynayınca her cinsten iki cift ve aileni de alıp ona sok. Yalnız onlar icinde alehylerine soz gecmis (azabımıza ugrama hukmu giymis) olanları bırak. O zulmedenler hakkında bana yalvarma; onlar, mutlaka bogulacaklardır

[28] Sen ve yanında bulunanlar gemiye yerlestiginiz zaman: "Bizi o zalim kavimden kurtaran Allah'a hamdolsun." de

[29] Ve de ki: "Rabbim, beni mubarek bir inisle indir; sen konuklayanların en hayırlısısın

[30] Gerci biz, (onları) sınıyorduk ama, bu olayda (sizler icin de) nice ibretler vardır

[31] Sonra onların ardından baska bir nesil yetistirdik

[32] Onlara da kendi iclerinden: "Allah'a kulluk edin, sizin O'ndan baska Tanrınız yoktur, (Allah'ın azabından) korunmaz mısınız?" diyen bir elci gonderdik

[33] Kavminden, kendilerine dunya hayatında bol ni'met verdigimiz o inkar eden ve ahiret bulusmasını (hesap ve cezasını) yalanlayan esraf takımı dedi ki: "Bu da sizin gibi bir insandan baska bir sey degildir. Sizin yediginizden yiyor, ictiginizden iciyor

[34] Eger sizin gibi bir insana ita'at ederseniz o takdirde siz, mutlaka ziyana ugrayanlarsınız demektir

[35] O size, siz oldugunuz, toprak ve kemik haline geldiginiz zaman yeniden hayata cıkarılacagınızı mı va'dediyor

[36] Heyhat, o size va'dedilen sey ne kadar uzak

[37] Ne ise hep bu dunya hayatımızdır; oluruz ve yasarız, biz oldukten sonra diriltilecek degiliz

[38] O, Allah'a yalan uydurandan baska bir adam degildir. Biz ona inanıcı(insan)lar degiliz

[39] (O peygamber): "Rabbim, dedi, beni yalanlamaları karsısında bana yardım et

[40] (Allah): "Az sonra onlar pisman olacaklar!" dedi

[41] Derken o korkunc ses, onları gercekten yakaladı da onları sel supruntusu haline getirdik. Uzak olsun o zalim kavim

[42] Sonra onların ardından baska nesiller yetistirdik

[43] Hicbir ummet, ne suresinden ileri gecebilir, ne de geri kalabilir

[44] Sonra biz, elcilerimizi ardı ardına gonderdik. Hangi ummete elcisi geldiyse onlar onu yalanladılar, biz de onları birbiri ardınca devirdik ve hepsini birer efsane yaptık. Inanmayan toplum uzak olsun

[45] Sonra Musa'yı ve kardesi Harun'u ayetlerimizle ve apacık bir delille gonderdik

[46] Fir'avn'e ve ileri gelen adamlarına. Onlar buyukluk tasladılar ve boburlenen bir topluluk oldular

[47] Su iki adamın kavmi bize kolelik ederken, simdi biz kalkıp bizim gibi iki insana mı inanacagız? dediler

[48] Onları yalanladılar ve helak edilenlerden oldular

[49] (Sonra Musa, Israil ogullarını Mısır'dan cıkardı. Israil ogulları) Dogru yolu bulsunlar diye biz, Musa'ya Kitabı (Tevrat'ı) verdik

[50] Meryem oglunu ve annesini bir mu'cize kıldık ve onları oturmaya uygun, cesmeli bir tepeye yerlestirdik

[51] Ey elciler, guzel seylerden yeyin ve yararlı is yapın. Cunku ben yaptıklarınızı bilmekteyim

[52] Ve iste sizin bu ummetiniz bir tek ummettir, ben de sizin Rabbinizim, benden korkun. (dedik)

[53] Fakat islerini aralarında parcalayıp, cesitli Kitaplara ayırdılar. Her parti, kendi yanında bulunanla sevinmektedir

[54] Bir sureye kadar onları, (daldıkları) gafletleri icinde bırak

[55] Onlar sanıyorlar mı ki kendilerine verdigimiz mal ve ogullar ile

[56] Onların iyiliklerine kosuyoruz? Hayır, (bu verdigimiz dunya ni'metleri, onlar icin bir imtihandır, fakat onlar) farkında degiller

[57] Onlar ki Rablerine saygıdan titrerler

[58] Ve onlar ki Rablerinin ayetlerine inanırlar

[59] Ve onlar ki Rablerine ortak kosmazlar

[60] Verdiklerini, Rablerinin huzuruna donecekleri dusuncesiyle kalbleri korkudan urpererek verirler

[61] Iste onlar, hayır islerine kosarlar ve onlar hayır icin onde giderler

[62] Biz, hic kimseye gucunun ustunde bir sey teklif etmeyiz. Katımızda gercegi soyleyen bir Kitap vardır. (Herkesin eylemleri onda tesbit edilmistir), onlara asla haksızlık edilmez

[63] Fakat onların kalbleri, bundan gaflet icindedir. Onların bundan baska (birtakım pis) isleri daha var ki, onlar hep o isler icin calısırlar

[64] Nihayet varlıklılarını azab ile yakaladıgımız zaman, hemen feryada baslarlar

[65] Bugun artık feryadetmeyin, bize karsı size yardım olunmaz (kimse sizi bizim azabımızdan kurtaramaz). Supplicate not this day! Assuredly ye will not be helped by Us

[66] Ayetlerim size okunuyordu da siz arkanıza donuyordunuz. My revelations were recited unto you, but ye used to turn back on your heels

[67] Ayetlerime karsı kibirlenerek geceleyin (Ka'be'nin cevresinde toplanıp) sacmalıyordunuz

[68] Onlar o sozu (Kur'an'ı) iyice dusunmediler mi, yoksa onlara, ilk atalarına gelmeyen bir sey (bir elci ve Kitap) geldi diye mi (boyle davranıyorlar)

[69] Yoksa elcilerini tanımadıkları (onun dogrulugunu, durustlugunu bilmedikleri) icin mi onu inkar ediyorlar

[70] Yoksa "Onda bir delilik var" mı diyorlar? Hayır, o kendilerine hakkı getirdi, fakat cokları haktan hoslanmıyorlar

[71] Eger hak, onların keyiflerine uysaydı, gokler, yer ve bunların icinde bulunan kimseler bozulur, giderdi. Biz onlara Zikir'lerini getirdik fakat onlar, Zikirlerinden yuz ceviriyorlar

[72] Yoksa sen onlardan bir vergi mi istiyorsun (da onun icin mi hakkı kabul etmiyorlar)? Rabbinin vergisi daha hayırlıdır. O, rızık verenlerin en iyisidir

[73] Sen onları dogru bir yola cagırıyorsun

[74] Ama ahirete inanmayanlar yoldan sapıyorlar

[75] Biz onlara acıyıp da baslarındaki sıkıntıyı acsaydık, yine azgınlıklarında bocalamaga devam ederlerdi

[76] Andolsun biz onları azab ile yakaladık, ama yine Rabblerine boyun egmediler, O'na yalvarmıyorlar

[77] Nihayet uzerlerine siddetli bir azab kapısı actıgımız zaman, derhal O'nun icinde saskın ve umutsuz kalırlar

[78] O'dur ki, sizin icin o kulagı, o gozleri ve gonulleri insa etti. Ne kadar az sukrediyorsunuz

[79] O'dur ki, sizi yeryuzunde yaratıp yaydı ve O'na goturuleceksiniz

[80] O'dur ki yasatıyor, olduruyor. Gecenin ve gunduzun degismesi O'nun(eseri)dir. Aklınızı kullanmıyor musunuz

[81] Hayır, onlar da evvelkilerin dedikleri gibi dediler

[82] Oldugumuz, toprak ve kemik haline geldigimiz zaman mı, biz mi diriltilecegiz? dediler

[83] Andolsun bu tehdid bize de bizden once atalarımıza da yapıldı. Bu, evvelkilerin masallarından baska bir sey degildir

[84] De ki: "Biliyorsanız dunya ve icinde bulunanlar kimindir

[85] Allah'ındır diyecekler. "O halde dusun(up, ilk kez yaratanın, ikinci defa yine yaratılabilecegini anla)mıyor musunuz?" de

[86] Yedi gogun Rabbi ve buyuk Ars'ın Rabbi kimdir? de

[87] Bunlar Allah'ındır diyecekler. "O halde korunmuyor musunuz?" de

[88] Biliyorsanız (soyleyin) her seyin melekutu (mulku ve yonetimi) elinde olan, koruyup kollayan, fakat kendisi korunup kollan(maya muhtac ol)mayan kimdir? de

[89] (Her seyin yonetimi) Allah'a aittir diyecekler. "O halde nasıl buyuleniyorsunuz?" de

[90] Dogrusu biz, onlara hakkı getirdik, (bizim soylediklerimiz gercektir), onlarsa yalancıdırlar

[91] Allah cocuk edinmemistir. O'nunla beraber hicbir tanrı yoktur. Oyle olsaydı her tanrı, kendi yarattıgını gotururdu ve onlardan biri digerine ustun gelmege calısırdı. Allah, onların tanımlamalarından uzaktır

[92] gorunmeyeni ve goruneni bilir; onların ortak kostukları seylerden yucedir

[93] De ki: "Rabbim, eger onların tehdidedildikleri seyi mutlaka bana gostereceksen (ben sag iken onları cezalandıracaksan)

[94] Rabbim, beni su zalim kavmin icinde bırakma

[95] Biz, onları tehdidettigimiz seyi sana gostermege elbette kadiriz (onları cezalandıracagız ve sen bunu goreceksin)

[96] Kotulugu en guzel seyle sav. Biz onların (seni) nasıl vasıflandıracaklarını biliyoruz

[97] Ve de ki: "Rabbim, seytanların durtuklemelerinden sana sıgınırım

[98] Ve onların yanıma ugramalarından sana sıgınırım Rabbim

[99] Nihayet onlardan birine olum geldigi zaman: "Rabbim, der, beni geri dondurunuz

[100] Ki terk ettigim dunyada yararlı bir is yapayım. Hayır, bu onun soyledigi bir sozdur. Onlerinde ta diriltilecekleri gune kadar bir berzah vardır

[101] Sur'a uflendigi zaman, artık o gun aralarında soylar yoktur ve (insanlar, birbirlerine soylarını) sormazlar

[102] Kimlerin (eylemlerinin) tartıları agır gelirse, iste onlar kurtulusa erenlerdir

[103] Kimlerin tartıları hafif gelirse, iste onlar da kendilerini ziyana sokanlar, cehennemde surekli kalanlardır

[104] (Orada onların) yuzlerini ates yalar. Oyle ki (atesin) icinde (dehsetten dudakları gerilir de) disleri acıkta kalır

[105] Ayetlerim size okunurdu da siz onları yalanlardınız degil mi

[106] Rabbimiz, dediler, bahtsızlıgımız bizi yendi. Biz sapık bir topluluk olduk

[107] Rabbimiz, bizi bundan cıkar. Eger bir daha (yaptıgımız kotu islere) donersek artık biz gercekten zalimleriz

[108] Buyurdu ki: "Sinin orada, bana bir sey soylemeyin

[109] Zira kullarımdan bir zumre: 'Rabbimiz inandık, bizi bagısla, bize acı, sen acıyanların en hayırlısısın' dedikleri icin

[110] Siz onlarla alay ettiniz, (surekli onlarla ugrastıgınız icin onlar) size beni anmayı unutturdular. Siz daima onlara guluyordunuz

[111] Bugun ben, onlara sabretmelerinin karsılıgını verdim; onlar (evet) iste kurtulup murada erenler onlardır

[112] Ve buyurdu: "Yer yuzunde yıllar sayısınca ne kadar kaldınız

[113] (Herhalde) Bir gun, yahut gunun bir kısmı kadar kaldık; sayanlara sor, dediler

[114] Buyurdu ki: "Sadece az bir zaman kaldınız, keske bilseydiniz

[115] Bizim sizi bos yere, bir oyun ve eglence olarak yarattıgımızı ve sizin bize dondurulup getirilmeyeceginizi mi sandınız

[116] Hak padisah olan Allah, pek yucedir. O'ndan baska tanrı yoktur. O, Kerim Ars'ın sahibidir

[117] Kim Allah ile beraber, varlıgını kanıtlayacak hicbir delil bulunmayan bir tanrıya taparsa, onun hesabı, Rabbinin yanındadır (onu Allah cezalandırır) cunku kafirler iflah olmazlar

[118] De ki: "Rabbim, bagısla, acı, sen acıyanların en hayırlısısın

Nûr

Surah 24

[1] Bu indirdigimiz ve uygulanmasını farz kıldıgımız bir suredir. Dusunup ogut almanız icin onda acık acık ayetler indirdik

[2] Zina eden kadın ve zina eden erkegin her birine yuz degnek vurun; Allah'a ve ahiret gunune inananlar iseniz Allah'ın cezasını uygulamada sizi, onlara karsı acıma duygusu tut(up engelle)mesin. Mu'minlerden bir grup da onlara yapılan azaba sahid olsun

[3] Zina eden erkek, zina eden veya ortak kosan kadından baskasıyla evlenmez; zina eden kadın da zina eden veya ortak kosan erkekten baskasıyla evlenmez. Boyleleriyle evlenmek mu'minlere haram kılınmıstır

[4] Namuslu kadınları zina ile suclayıp da sonra (bu suclamalarını ispat icin) dort sahid getirmeyenlere seksen degnek vurun ve artık onların sahidligini asla kabul etmeyin. Onlar yoldan cıkmıs kimselerdir

[5] Ancak bundan sonra tevbe edip uslananlar haric. Cunku Allah cok bagıslayan, cok esirgeyendir

[6] Eslerini zina ile suclayıp kendilerinden baska sahidleri bulunmayan kimselere gelince: Onlardan her birinin sahidligi, kendisinin mutlaka dogru soyleyenlerden olduguna, dort defa Allah'ı sahid tutmasıdır

[7] Besinci defa da: Eger yalan soyleyenlerden ise Allah'ın la'netinin kendi uzerine olmasını diler

[8] Kadının da dort defa sozune Allah'ı sahid tutup kocasının, mutlaka yalan soyleyenlerden olduguna sahidlik etmesi, kendisinden azabı kaldırır

[9] Besinci defa da: Eger kocası dogrulardan ise Allah'ın gazabının kendi uzerine olmasını diler

[10] Ya Allah'ın size lutfu ve rahmeti olmasaydı ve Allah, tevbeleri cok kabul eden ve hikmet sahibi olmasaydı (ne yapardınız)

[11] O yalan haberi getir(ip ortaya at)anlar, icinizden bir topluluktur. Siz, onu sizin icin ser sanmayın. Tersine o, sizin icin hayırdır. Onlardan her kisi isledigi gunah'ın cezasını gorecektir. Onlardan o(yala)nın en buyugunu idare edene de buyuk bir azab vardır

[12] Onu isittiginiz zaman inanan erkek ve kadınların, kendiliklerinden guzel zanda bulunup: "Bu, apacık bir iftiradır" demeleri gerekmez miydi

[13] Ona dort sahid getirmeleri gerekmez miydi? Madem ki sahidleri getirmediler, o halde onlar Allah yanında yalancıların ta kendileridir

[14] Eger size dunyada ve ahirette Allah'ın lutfu ve rahmeti olmasaydı, icine daldıgınız yaygarada size mutlaka buyuk bir azab dokunurdu

[15] Cunku siz, onu dillerinizle alıveriyorsunuz ve hakkında hic bilginiz olmayan bir seyi, (dusunup tasınmadan, hemen) agızlarınızla soyluyorsunuz ve onu onemsiz bir is sanıyorsunuz. Oysa o, Allah yanında buyuk(bir gunah)tır

[16] Onu isittiginiz zaman, "Bunu konusmamız bize yakısmaz, hasa, bu, buyuk bir iftiradır." demeniz gerekmez miydi

[17] Allah size ogut veriyor ki eger inananlar iseniz boyle bir seye bir daha asla donmeyesiniz

[18] Allah size ayetleri(ni) acıklıyor. Allah bilendir, hukum ve hikmet sahibidir

[19] Inananlar icinde edepsizligin yayılmasını isteyenler icin dunyada da, ahirette de acı bir azab vardır. Allah bilir, siz bilmezsiniz

[20] Eger size Allah'ın lutfu ve rahmeti olmasaydı ve Allah cok sefkatli ve merhametli olmasaydı (bu iftiranızdan dolayı buyuk bir azaba ugrardınız)

[21] Ey inananlar, seytanın adımlarını izlemeyin. Kim seytanın adımlarını izlerse o, ona edepsizligi ve kotulugu emreder. Eger size, lutfu ve rahmeti olmasaydı Allah, hicbirinizi asla temizlemezdi. Fakat Allah diledigini arındırır. Allah isitendir, bilendir

[22] Sizden fazilet ve servet sahibi kimseler, yakınlıgı bulunanlara, yoksullara, Allah yolunda goc edenlere bir sey vermemege yemin etmesinler, affetsinler, hosgorsunler. Allah'ın sizi bagıslamasını sevmez misiniz? Allah bagıslayandır, esirgeyendir

[23] O namuslu, bir seyden habersiz, inanmıs kadınlara zina iftira edenler, dunya'da da ahirette de la'netlenmislerdir. Onlar icin buyuk bir azab vardır

[24] O gun, dilleri, elleri ve ayakları yaptıklarına sahidlik edecektir

[25] O gun Allah, onlara hak ettikleri cezalarını tam verir ve onlar da bilirler ki Allah, apacık Hak'tır

[26] Kotu kadınlar, kotu erkeklere; kotu erkekler kotu kadınlara; iyi kadınlar iyi erkeklere; iyi erkekler de iyi kadınlara mahsustur. Bunlar onların soyledikleri(cirkin seyler)den uzaktırlar. Bunlara, (Allah tarafından) bagıslama ve comertce bir rızık vardır

[27] Ey inananlar, kendi evlerinizden baska evlere, izin alıp halkına selam vermeden girmeyin. Herhalde bunun, sizin icin daha iyi oldugunu dusunup anlarsınız

[28] Eger orada kimseyi bulamazsanız, size izin verilinceye kadar oraya girmeyin. Ve eger size: "Donun" denirse donun. Bu, sizin icin daha temizdir. Allah yaptıklarınızı bilendir

[29] Oturulmayan ve icinde esyanız bulunan evlere (izinsiz) girmenizden dolayı size bir gunah yoktur. Allah, acıga vurdugunuzu da, gizlediginizi de bilir

[30] Inanan erkeklere soyle: "Bazı bakıslarını kıssınlar, ırzlarını korusunlar. Bu, onlar icin daha temizdir. Suphesiz Allah, onların her yaptıklarını haber almaktadır

[31] Inanan kadınlara da soyle: "Bazı bakıslarını kıssınlar, ırzlarını korusunlar. Suslerini gostermesinler. Ancak kendiliginden gorunenler haric. Bas ortulerini (gogus) yırtmaclarının ustune koysunlar. Suslerini kimseye gostermesinler. Yalnız kocalarına, yahut babalarına, yahut kocalarının babalarına, yahut ogullarına, yahut kocalarının ogullarına, yahut kardeslerine, yahut kardeslerinin ogullarına, yahut kızkardeslerinin ogullarına, yahut kadınlarına, yahut ellerinin altında bulunan(kole)lerine, yahut kadına ihtiyacı bulunmayan erkek tabi'lerine, yahut henuz kadınların mahrem yerlerini anlamayan cocuklara gosterebilir. Gizledikleri suslerin bilinmesi icin ayaklarını vurmasınlar. Ey mu'minler, topluca Allah'a tevbe edin ki felaha eresiniz

[32] Icinizden bekarları ve kole ve cariyelerinizden iyileri evlendirin. Eger yoksul iseler, Allah, lutfiyle onları zengin eder. Allah(ın mulku) genistir, O, (her seyi) bilendir

[33] Evlenme (imkanı) bulamayanlar, Allah kendilerini lutfundan zengin edinceye kadar iffetlerini korusunlar. Ellerinizin altında bulunan (kole ve cariye)lerden, mukatebe (akdi) yapmak isteyenlerle Geger kendilerinde hayır gorursenizG mukatebe yapın ve Allah'ın size verdigi malından onlara da verin. Dunya hayatının gecici menfaatini elde etmek icin, namuslu kalmak isteyen cariyelerinizi fuhsa zorlamayın. Kim onları (fuhsa) zorlarsa, suphesiz Allah (fuhsa) zorlanmalarından sonra (o kadınlara karsı) bagıslayıcı, esirgeyicidir

[34] Andolsun ki size, acıklayıcı ayetler ve sizden once gelip gecenlerden bir temsil ve korunanlar icin bir ogut indirdik

[35] Allah, goklerin ve yerin nurudur. O'nun nuru, icinde lamba bulunan bir kandile benzer. Lamba cam icerisindedir. Cam, sanki inciden bir yıldız. Ne doguya ve ne batıya mensub olmayan mubarek bir zeytin agacı(nın yagı)ndan yakılır. (Oyle mubarek bir agac) Ki, neredeyse ates degmese de yagı ısık verir. Isıgı parıl, parıldır. Allah, diledigi kimseyi nuruna iletir. Allah insanlara misaller verir. Allah her seyi bilir

[36] (Bu kandil) Allah'ın yukseltilmesine ve iclerinde adının anılmasına izin verdigi evlerdedir. Onların icinde sabah aksam O'nu tesbih eder(sanının yuceligini anar)lar

[37] Kendilerini ne ticaretin, ne de alısverisin Allah'ı anmaktan, namaz kılmaktan, zekat vermekten alıkoymadıgı erkekler. (Onlar), yureklerin ve gozlerin (dehsetten) ters donecegi gunden korkarlar

[38] Ki Allah onlara yaptıklarının en guzel karsılıgını versin ve lutfundan onlara daha fazlasını da ihsan etsin. Allah diledigini hesapsız rızıklandırır

[39] Inkar edenler(e gelince): Onların isleri, duz arazideki serap gibidir. Susayan onu su sanır, fakat yanına gelince hicbir sey olmadıgını anlar ve yanında Allah'ı bulur; Allah onun hesabını tam gorur, O, hesabı cabuk gorendir

[40] Yahut (Onların isleri) engin bir denizdeki karanlıklar gibidir: (Bir deniz) Ki ustunu bir dalga, ortuyor, onun ustunden bir dalga onun ustunden de bir bulut (ortmektedir). Birbiri ustune yıgılmıs karanlıklar. (Icinde bulunan kimse) Elini cıkarsa neredeyse onu dahi goremez. Allah bir kimseye nur vermemisse artık onun nuru olmaz

[41] Gormedin mi goklerde ve yerde olan kimseler, kanatlarını cırparak ucan kuslar Allah'ı tesbih ederler? Her biri kendi du'asını ve tesbihini bilmistir. Allah da onların ne yaptıklarını bilmektedir

[42] Goklerin ve yerin mulku Allah'ındır. Donus de Allah'adır

[43] Gormedin mi Allah bulutları surer, sonra onları birbirine gecirir, sonra onları birbiri ustune yıgar (sıkıstırır), arasından yagmurun cıktıgını gorursun. Gokteki daglar(gibi buyuk bulut parcaların)dan bir dolu indirir de onunla diledigini vurur, dilediginden de onu oteye cevirir. Simseginin parıltısı neredeyse gozleri alır

[44] Allah gece ile gunduzu cevirir. Kuskusuz gozleri olanlar icin bunda bir ibret vardır

[45] Allah her canlıyı sudan yarattı; onlardan kimi karnı uzerinde (surunerek) yurur, kimi iki ayak ustunde yurur, kimi de dort (ayak) ustunde yurur. Allah diledigini yaratır. Cunku Allah her seye kadirdir

[46] Andolsun biz, (gercekleri) acıklayan ayetler indirdik. Allah diledigini, dogru yola iletir

[47] Allah'a ve Elciye inandık ve ita'at ettik, diyorlar. Sonra onladan bir grup, bunun ardından donuyor. Bunlar inanmıs degillerdir

[48] Elcinin, aralarında hukmetmesi icin Allah'a ve Elcisine cagırıldıkları zaman hemen onlardan bir grup yuz cevirirler

[49] Eger hukum kendi lehlerine olursa ita'at ederek, gelirler

[50] Kalblerinde bir hastalık mı var, yoksa suhpe mi ettiler? Yoksa Allah'ın ve Elcisinin kendilerine haksızlık yapacagından mı korkuyorlar? Hayır, onlar zalimlerdir

[51] Elcinin, aralarında hukmetmesi icin Allah'a ve Elcisine cagırıldıkları zaman inananların sozu ancak: "Isittik ve ita'at ettik" demeleridir. Iste umduklarına erenler bunlardır, bunlar

[52] Kim(ler) Allah'a ve Resulune ita'at eder, Allah'tan korkar, O'(nun azabı)ndan korunursa iste kurtulusa erenler onlardır

[53] Yeminlerinin var gucuyle Allah'a yemin ettiler: Eger sen onlara emredersen (savasa) cıkacaklar diye. De ki: "Yemin etmeyin. (Sizden istenen, yalan yere yemin etmek degil), guzel ita'at etmektir. Suphesiz Allah, yaptıklarınızı haber almaktadır

[54] De ki: "Allah'a ita'at edin, Elciye ita'at edin." Eger donerseniz, ona gereken, kendisine yukletilen(duyurma gorevini yapmak), size gereken de size yukletilen(ita'at gorevini yapmak)dır. Eger ona ita'at ederseniz, dogru yolu bulursunuz. Elciye dusen, sadece acık bir sekilde duyurmaktır

[55] Allah sizden, inanıp iyi isler yapanlara va'detmistir: Onlardan oncekileri nasıl hukumran kıldıysa, onları da yer yuzunde hukumran kılacak ve kendileri icin secip begendigi dinlerini kendilerine saglamlastıracak ve korkularının ardından kendilerini (tam) bir guvene erdirecektir. Bana kulluk edecekler ve bana hicbir seyi ortak kosmayacaklar. Ama kim(ler) bundan sonra da nankorluk ederse iste onlar, yoldan cıkanlardır

[56] Namazı kılın, zekatı verin, Elciye ita'at edin ki size acınsın

[57] Nankorlerin, yer yuzunde (Allah'ı) aciz bırakacaklarını, (Allah'ın azabına engel olacaklarını) sanma. Onların varacagı yer atestir. Ne kotu bir gidis yeridir o

[58] Ey inananlar, ellerinizin altında bulunan (kole ve hizmetci)ler ve henuz erginlige ermemis cocuklarınız uc vakitte (odalarınıza girebilmek icin) izin istesinler: Sabah namazından once, ogle vakti elbisenizi cıkar(ıp yat)acagınız zaman ve yatsı namazından sonra. Bunlar sizin ustunuzun acılabilecegi uc vakittir. Bunların dısında (hizmetcilerin ve cocukların, izin almadan iceri girmelerinden dolayı) ne size, ne de onlara bir gunah yoktur. (Onlar sizin) yanınızda dolasırlar, birbirinizin yanına girip cıkarsınız. Allah ayetleri size boyle acıklar. Allah bilendir, hukum ve hikmet sahibidir

[59] Cocuklarınız erginlik cagına erdikleri zaman kendilerinden oncekilerin izin istedikleri gibi izin istesinler. Iste Allah size ayetlerini boyle acıklıyor. Allah bilendir, hukum ve hikmet sahibidir

[60] Evlenme arzusu kalmamıs, oturan (ihtiyar) kadınların, kasden sus gostermege calısmadan, dıs ortulerini bırakmalarında kendileri icin bir gunah yoktur. Ama sakınmaları, kendileri icin daha hayırlıdır. Allah isitendir, bilendir

[61] Kore gucluk yoktur, topala gucluk yoktur, hastaya gucluk yoktur. Size de kendi evlerinizden, yahut babalarınızın evlerinden, yahut annelerinizin evlerinden, yahut kardeslerinizin evlerinden, yahut kızkardeslerinizin evlerinden, yahut amcalarınızın evlerinden, yahut halalarınızın evlerinden, yahut dayılarınızın evlerinden, yahut teyzelerinizin evlerinden, yahut anahtarları ellerinizde bulunan evlerden, yahut arkadasınızın evlerinden yemenizde bir gucluk yoktur. Toplu olarak yahut ayrı ayrı yemenizde de uzerinize bir gunah yoktur. Evlere girdiginiz zaman Allah tarafından kutlu, guzel bir yasama dilegi olarak kendinize (kendinizden olan ev halkına) selam verin. Iste Allah, ayetleri size boyle acıklıyor ki dusunup anlayasınız

[62] Mu'minler o kimselerdir ki Allah'a ve Elcisine (gonulden) inanmıslardır. Toplumsal bir is icin Allah'ın Elcisi ile beraber bulundukları zaman ondan izin almadan gitmezler. (Ey Muhammed), Senden izin alanlar, iste Allah'a ve Elcisine inananlar onlardır. Bazı isleri icin senden izin istedikleri zaman onlardan diledigine izin ver ve onlar icin Allah'tan magfiret dile. Suphesiz Allah cok bagıslayan, cok esirgeyendir

[63] Elcinin cagırmasını, aranızda herhangi birinizin digerini cagırmasıyla bir tutmayın. Allah icinizden, birbirinin arkasına gizlenerek sıvısıp gidenleri bilir. Elcinin emrine aykırı davrananlar, kendilerine bir belanın carpmasından, yahut onlara acı bir azabın ugramasından sakınsınlar

[64] Iyi bilinki goklerde ve yerde olanlar hep Allah'ındır. O, sizin ne is uzerinde bulundugunuzu, (ne yaptıgınızı, icinizde nasıl bir niyet tasıdıgınızı) bilir. O'na dondurulup goturuldukleri gun, ne yaptıklarını onlara haber verir. Allah, her seyi bilendir

Furkan

Surah 25

[1] Alemlere uyarıcı olması icin kuluna Furkanı (hakkı batıldan ayırma olcusunu) indiren (Allah) pek kutludur

[2] Goklerin ve yerin mulku O'nundur, O, bir cocuk edinmemistir, mulkunde ortagı yoktur. Her seyi yaratmıs, ona olcu, bicim ve duzen vermistir

[3] O'ndan ayrı olarak, hicbir sey yaratmayan, kendileri yaratılan ve kendilerine dahi ne zarar ne de yarar veremeyen; olduremeyen, yasatamayan, (oluleri diriltip) kaldıramayan birtakım tanrılar edindiler

[4] Inkar edenler: "Bu, yalandan baska bir sey degildir. (Muhammed) onu uydurdu, baska bir topluluk da kendisine yardım etti." dediler ve kesin bir haksızlıga ve iftiraya vardılar

[5] Dediler: "Evvelkilerin masalları, onları yazmıs, sabah aksam onlar kendisine yazdırılıyor

[6] De ki: "Onu, goklerdeki ve yerdeki gizleri bilen indirdi. O, cok bagıslayan, cok esirgeyendir

[7] Dediler: "Bu elciye ne oluyor ki yemek yiyor, carsılarda geziyor? Ona kendisiyle beraber uyarıcı olacak bir melek indirilmeli degil mi

[8] Yahut ustune bir hazine atılmalı, yahut kendisinin urununden yiyecegi bir bahcesi olmalı degil mi? Ve zalimler: "Siz baska degil, sadece buyulenmis bir adama uyuyorsunuz" dediler

[9] Bak, senin icin nasıl benzetmeler yaptılar da saptılar. Artık bir daha yolu bulamazlar

[10] Yucedir O ki dilerse sana bundan daha hayırlısını, altlarından ırmaklar akan bahceler verir ve senin icin saraylar yapar

[11] Onlar (senin hakkında o yakısıksız sozleri soylemekle kalmadılar) bilakis, (Durusma) sa'ati(ni) de yalanladılar. Biz (Durusma) sa'ati(ni) yalanlayanlara alevli bir ates hazırlamısızdır

[12] (Bu ates) onları uzak bir yerden gorunce onlar bunun ofkesini ve homurtusunu isitirler

[13] (Elleri boyunlarına zincirlerle) Baglı olarak onun dar bir yerine atıldıkları zaman orada olumu cagırırlar (yetis ey olum, nerdesin, gel bizi bu azabdan kurtar! derler)

[14] Bugun bir olum cagırmayın, bircok olum cagırın

[15] De ki: "Bu mu iyi, yoksa korunanlara va'dedilen ebedi cennet mi? O da onların mukafat ve sonucudur

[16] Orada istediklerini bulurlar ve surekli kalırlar. Bu, Rabbinin, istenen, arzu edilen bir va'didir

[17] (Rabbin), onları ve Allah'tan baska taptıklarını biraraya toplayacagı gun, (tapılanlara) der ki: "Bu kullarımı siz mi saptırdınız, yoksa kendileri mi yolu sapıttılar

[18] Derler ki: "Senin sanın yucedir, senden baska veliler edinmek bize yarasmaz. Fakat sen onları ve atalarını ni'met verip yasattın, (bolluk icinde dunyaya daldılar da seni) anmayı unuttular ve helaki hak eden bir topluluk oldular

[19] (Bu kez hitap, bunlara tanrı diye tapanlara yonelir.) Iste (tanrı) dedikleriniz de sizi yalanladılar. Artık ne (azabı geri) cevirmege gucunuz yeter, ne de (kendinize) bir yardım bulabilirsiniz! Sizden kim zulmederse ona buyuk bir azab taddırırız

[20] Senden once gonderdigimiz butun elciler de yemek yerler, carsılarda gezerlerdi. Biz sizi birbiriniz icin bir sınav yaptık. (Sizin bir kısmınızı, diger bir kısmınızla denemekteyiz ki bakalım) sabrediyor musunuz? Rabbin, (herseyi) gorendir

[21] Bizimle karsılasmayı ummayanlar: "Bize melekler indirilmeliydi, yahut Rabbimizi gormeliydik degil mi?" dedi(ler). Andolsun ki onlar kendi iclerinde buyukluk tasladılar ve buyuk bir azgınlıkla haddi astılar

[22] Melekleri gordukleri gun, iste o gun suclulara mujde yoktur ve onlar; (Size sevinmek) yasaktır, yasak!" derler

[23] Yaptıkları her isin onune gecmisiz de onu (etrafa) sacılmıs toz zerreleri haline getirmisizdir

[24] O gun cennet halkının kalacakları yer daha iyi, dinlenip safa surecekleri yer daha guzeldir

[25] Gogun bulutları parcalayıp meleklerin boluk boluk indirildigi gun

[26] Iste o gun, gercek mulk, Rahmanın'dır, (butun hukumranlık yalnız O'na aittir) ve o (gun), kafirler icin cetin bir gundur

[27] O gun zalim ellerini ısırıp: "Nolaydı, keske ben elciyle beraber bir yol edineydim!" der

[28] Vah bana, ne olurdu, ben falanı dost tutmasaydım

[29] O beni, bana gelen Zikirden saptırdı. Zaten seytan, insanı yapayalnız ve yardımcısız bırakır

[30] Elci de: "Ya Rabbi, kavmim, bu Kur'an'ı terk edilmis bıraktılar demistir

[31] Biz boylece her elciye suclulardan bir dusman var ettik. Yol gosterici ve yardımcı olarak Rabbin yeter

[32] Inkar edenler: "Kur'an, ona bir defada indirilmeli degil miydi?" dediler. Biz onunla senin kalbini saglamlastırmak icin onu boyle (parca parca indirdik) ve onu agır agır okuduk

[33] Onların sana getirdigi her misale (her batıl soruya) karsı mutlaka biz sana, (o batılı yok edecek) gercegi ve en guzel acıklamayı getiririz

[34] O yuzukoyun cehenneme toplanacak olanlar, iste onlar, yerce cok kotu ve yolca cok sapıktır

[35] Andolsun biz Musa'ya Kitabı verdik ve kardesi Harun'u kendisinin yanında vezir yaptık

[36] Ayetlerimizi yalanlayan kavme gidin, dedik. (Onlara gittiler. Onlar, kendilerine gelen bu elcilerimizi kabul etmeyince biz) de onları yıkıp yok ettik

[37] Nuh kavmi de peygamberleri yalanladıkları vakit- onları da bogduk ve onları insanlara bir ibret yaptık. Zalimlere acı bir azab hazırladık

[38] Ad'ı, Semud'u, Res halkını ve bu arada daha bircok nesilleri (inkarları yuzunden helak ettik)

[39] Hepsine de (uyarmak icin) misaller (gecmislerden hikayeler) anlattık. (Ogut almayıp kufurlerinde ısrar edince biz de) hepsini helak ettik

[40] (Su Kureys musrikleri) bela yagmuruna tutulan, (ustune tas yagdırılan) kente vardılar. Onun durumunu gormuyorlar mıydı (ki ibret alsınlar)? Hayır, onlar (oldukten sonra) tekrar dirilip kalkmayı ummuyorlar

[41] Seni gordukleri zaman, mutlaka seni eglence konusu yapıyorlar; "Allah bunu mu elci gondermis

[42] Eger biz tanrılarımıza tapmakta ısrar etmeseydik, nerdeyse bizi tanrılarımızdan saptıracaktı. (diyorlar). Azabı gordukleri zaman kimin yolunun sapık oldugunu bileceklerdir

[43] Arzusunu tanrı edinen kimseyi gordun mu? Onun ustune sen mi bekci olacaksın

[44] Yoksa sen onların cogunun isittiklerini, dusunduklerini mi sanıyorsun? Hayır, onlar hayvanlar gibidir, hatta onlar, yolca (hayvanlardan) daha sapıktır

[45] Rabbini gormedin mi golgeyi nasıl uzattı? Dileseydi, onu durgun yapardı. Sonra nasıl gunesi ona delil kıldık (golgenin gorunmesini, ısıga baglı kıldık)

[46] Sonra (gunes yukseldikce) golgeyi yavas yavas cekip aldık

[47] O, geceyi sizin icin elbise, uykuyu dinlenme, gunduzu de kalkıp calısma zamanı yaptı

[48] Ve O, rahmetinin onunde ruzgarları mujdeci gonderdi. Ve gokten tertemiz bir su indirdik

[49] Ki onunla olu bir ulkeyi diriltelim ve onunla yarattıgımız hayvanlardan ve insanlardan bircogunu sulayalım

[50] Andolsun biz, bu sozu onların aralarında cevirip cevirip anlattık ki ogut alsınlar. Ama insanların cogu, nankorlukte direnmektedir

[51] Eger biz dileseydik, her kente bir uyarıcı gonderirdik

[52] Kafirlere boyun egme ve bu Kur'an ile onlara karsı buyuk cihad et

[53] O, iki denizi birbirine salmıstır. Bu tatlı, susuzlugu giderici; bu tuzlu ve acıdır. Ve ikisinin arasına birbirine kavusmalarına engel olan bir perde koymustur (hic birbirine kavusmazlar)

[54] Ve O, sudan bir insan yarattı da onu nesep ve sıhr kıldı. Rabbin, her seye gucu yetendir

[55] Allah'tan baska kendilerine ne yarar, ne de zarar veremeyecek seylere tapıyorlar. Kafir, Rabbine karsı seylere yardımcıdır

[56] Biz seni ancak mujdeleyici ve uyarıcı olarak gonderdik

[57] Buna karsı sizden bir ucret istemiyorum; ancak Rabbine varan yola girmek isteyene yol gosteriyorum de

[58] Ve olmeyen(diriy)e tevekkul et ve O'nu overek tesbih et. Kullarının gunahlarını, O'nun bilmesi yeter

[59] O, gokleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları altı gunde yarattı, sonra Ars'a kuruldu (boylece mulkunu yonetmektedir. O) Rahman'dır. Bunu bir bilene sor

[60] Onlara: "Rahman'a secde edin!" dendigi zaman: "Rahman nedir? Senin bize emrettigine secde eder miyiz hic?" derler. Ve (bu soz), onların nefretini artırır

[61] Yucedir O ki gokte burclar yaptı ve orada bir kandil ve aydınlatıcı bir ay var etti

[62] Ve O, ogut almak veya sukretmek isteyenler icin gece ile gunduzu, birbirini izler yaptı

[63] Rahman'ın kulları oyle kimselerdir ki, yeryuzunde mutevazi olarak yururler, cahiller kendilerine laf atarsa "Selam" derler

[64] Gecelerini Rablerine secde ederek, Onun divanında durarak gecirirler

[65] Rabbimiz, cehennemin azabını bizden uzaklastır, dogrusu onun azabı sargındır derler

[66] Orası ne kotu bir karargah ve ne kotu bir makamdır

[67] Ve harcadıkları zaman, ne israf ederler ne de cimrilik ederler; harcamaları, bu ikisinin arasında dengeli olur

[68] Ve onlar Allah ile beraber baska tanrıya yalvarmazlar. Allah'ın haram ettigi canı haksız yere oldurmezler ve zina etmezler. Kim bunları yaparsa cezasını bulur

[69] Kıyamet gunu onun icin azab kat kat yapılır ve o azab'ın icinde hor ve hakir olarak kalır

[70] Ancak tevbe edip inanan ve faydalı bir is yapanlar, iste Allah onların kotuluklerini iyiliklere degistirecektir. Allah cok bagıslayandır, cok esirgeyendir

[71] Kim tevbe eder ve faydalı is yaparsa o, makbul bir kimse olarak Allah'a doner

[72] Onlar yalan ve bos sozun yanında bulunmazlar, bos soze rastladıklarında vekar ile (oradan) gecip giderler

[73] Ve kendilerine Rablerinin ayetleri hatırlatıldıgı zaman onlara karsı sagır ve kor davranmazlar

[74] Ve: "Rabbimiz, bize gozler sevinci (gonuller acan) esler ve cocuklar lutfeyle ve bizi korunanlara onder yap!" derler

[75] Iste onlar, sabretmelerine karsılık saraylarda odullendirelecekler ve orada bir saglık dilegi ve selam ile karsılanacaklardır

[76] Orada ebedi kalacaklardır. Ne guzel karargah ve ne guzel makamdır orası

[77] De ki: "Du'anız (ibadetiniz) olmadıktan sonra Rabbim sizi ne yapsın? (Size haber verdiklerimi) yalanladınız. Bu yuzden cezalandırılmanız gerekecektir

Şuarâ

Surah 26

[1] Ta sin mim

[2] Sunlar o apacık Kitabın ayetleridir

[3] Herhalde sen, inanmıyorlar diye neredeyse kendini helak edeceksin

[4] Dilesek onların uzerine gokten bir mu'cize indiririz de boyunları ona egilir (inanırlar)

[5] Rahman'dan onlara hicbir yeni Zikir (uyarı) gelmez ki, mutlaka ondan yuz cevirici olmasınlar

[6] Yalanladılar ama, alay edip durdukları seyin haberleri, yakında kendilerine gelecektir

[7] Yere bakmadılar mı orada her cesit guzel cifti bitirmisiz

[8] Suphesiz bunda bir ibret vardır, ama yine cokları inanıcı degillerdir

[9] Suphesiz Rabbin, iste ustun O'dur merhamet eden O'dur

[10] Rabbin Musa'ya seslendi: "O zalim kavme git

[11] Fir'avn'ın kavmine. Onlar (kotuluklerden) korunmayacaklar mı

[12] (Musa): "Rabbim, dedi, ben, onların beni yalanlayacaklarından korkuyorum

[13] Gogsum daralıyor, dilim acılmıyor (tutukluk yapıyor), onun icin Harun'a da elcilik ver

[14] Hem benim uzerimde onlara karsı isledigim bir gunah da var (onlardan bir adam oldurmustum); onların beni oldurmelerinden korkuyorum

[15] (Allah): "Hayır, dedi, ikiniz de ayetlerimizle gidin, biz sizinle beraberiz, (aranızda gececekleri) dinliyoruz

[16] Fir'avn'e giderek deyin ki: Biz alemlerin Rabbinin elcisiyiz

[17] Israil ogullarını bizimle beraber gonder

[18] (Gittiler, Allah'ın emrini duyurdular. Fir'avn) Dedi ki: "Biz seni, icimizden bir cocuk olarak yetistirmedik mi? Omrunde nice yıllar aramızda kalmadın mı

[19] Ve sonunda o yaptıgını da yaptın, sen nankorlerden birisin

[20] (Musa): "Onu yaptıgım zaman sapıklardan idim" dedi

[21] Sizden korkunca aranızdan kactım, sonra Rabbim bana hukumdarlık verdi ve beni elcilerden yaptı

[22] O basıma kaktıgın ni'met de Israil ogullarını kole yapman(yuzunden)dir. (Onları kole diye kullanıp erkek cocuklarını kesmeseydin, senin eline dusmezdim)

[23] Fir'avn dedi ki: "(Ey Musa) alemlerin Rabbi nedir

[24] (Musa): "Goklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan her seyin Rabbidir. Eger gercekten inanan kimseler iseniz (bunu anlarsınız)," dedi

[25] (Fir'avn): Cevresinde bulunanlara: "Isitiyor musunuz?" dedi

[26] (Musa): "O sizin de Rabbiniz, onceki atalarınızın da Rabbidir" dedi

[27] (Fir'avn): "Size gonderilen bu elciniz mutlaka delidir" dedi

[28] (Musa): "Eger dusunurseniz O, dogunun batının ve bunlar arasında bulunanların da Rabbidir" dedi

[29] (Fir'avn ey Musa): "Andolsun ki benden baska tanrı edinirsen, seni mutlaka zindana atılanlardan yapacagım" dedi

[30] (Musa, peki): "Sana (dogrulugumu) kanıtlayan apacık bir sey getirmis olsam da mı?" dedi

[31] (Fir'avn): "Eger dogrulardansan onu getir (bakalım)," dedi

[32] (Musa), asasını attı, bir de (baktılar ki) o apacık bir ejderha

[33] Elini (koltugunun altından) cıkardı; o da, bakanlara parıl parıl parlayan bir sey oluverdi

[34] (Fir'avn), cevresindeki ileri gelenlere: "Bu dedi, bilgin bir buyucudur

[35] Buyusuyle sizi topragınızdan cıkarmak istiyor. Ne buyurursunuz

[36] Dediler ki: "Onu ve kardesini egle, kentlere toplayıcılar gonder

[37] Butun bilgin buyuculeri sana getirsinler

[38] Derken buyuculer belli bir gunun belirlenen vaktinde bir araya getirildi

[39] Halka da: "Siz de toplanır mısınız?" denildi

[40] Umarız ki buyuculer ustun gelirse biz de onlara uyarız

[41] Buyuculer gelince Fir'avn'e: "Eger ustun gelenler biz olursak, bize mutlaka bir ucret var degil mi?" dediler

[42] Evet dedi, hem o takdirde siz (bana) yakınlardan olacaksınız

[43] Musa onlara: "Atacagınızı atın!" dedi

[44] Iplerini ve degneklerini attılar ve "Fir'avn'ın serefine biz, elbette biz galib gelecegiz" dediler

[45] Musa da asasını attı. Birden o, onların uydurduklarını yutmaga basladı

[46] Derhal buyuculer secdeye kapandılar

[47] Dediler: "Alemlerin Rabbine inandık

[48] Musa'nın ve Harun'un Rabbine

[49] (Fir'avn) dedi: "Ben size izin vermeden mi ona inandınız? O, size buyu ogreten buyugunuzdur. Oyleyse (size ne yapacagımı) yakında bileceksiniz: Ellerinizi ve ayaklarınızı capraz olarak kesecegim ve hepinizi asacagım

[50] Zararı yok, dediler, (nasıl olsa) biz Rabbimize donecegiz

[51] Biz ilk inananlar oldugumuz icin Rabbimizin, hatalarımızı bagıslayacagını umarız

[52] Musa'ya: "Kullarımı geceleyin (Mısır'dan cıkar), yurut; siz takibedileceksiniz." diye vahyettik

[53] Fir'avn, (Israil ogullarının gittigini duyunca) kentlere (asker) toplayıcılar gonderdi

[54] Sunlar, (su Israil ogulları), az bir topluluktur dedi

[55] Bizi kızdırmaktadırlar

[56] Biz, ihtiyatlı, koca bir cemaatiz

[57] Boylece biz onları cıkardık: bahceler(in)den, cesmeler(in)den

[58] Hazineler(in)den ve o guzel yer(lerin)den

[59] Boylece bunları Israil ogullarına miras yaptık

[60] (Fir'avn ve adamları), gunes dogarken onların ardına dustuler

[61] Iki topluluk (yaklasıp) birbirini gorunce Musa'nın adamları: "Iste yakalandık!" dediler

[62] (Musa): "Hayır, dedi, Rabbim benimle beraberdir. Bana yol gosterecektir

[63] Musa'ya: "Degneginle denize vur!" diye vahyettik. (Vurunca deniz) yarıldı, (on iki yol acıldı). Her bolum, kocaman bir dag gibi oldu

[64] Otekileri de buraya yaklastırdık (Musa ve adamlarının ardından, dusmanları da bu denizde acılan yollara girdiler)

[65] Musa'yı ve beraberinde olanları tamamen kurtardık

[66] Sonra otekilerini bogduk (Musa ve adamları karaya cıkınca deniz kapandı, Fir'avn ve adamları boguldu)

[67] Muhakkak ki bunda bir ibret vardır, ama cokları inanmazlar

[68] Suphesiz Rabbin, iste ustun O'dur, merhamet eden O'dur

[69] Onlara Ibrahim'in haberini de oku

[70] Babasına ve kavmine: "Neye tapıyorsunuz?" demisti

[71] Putlara tapıyoruz, onların onunde ibadete duruyoruz. dediler

[72] Peki, dedi, siz du'a ettiginiz zaman onlar sizi isitiyorlar mı

[73] Yahut size fayda veya zarar verebiliyorlar mı

[74] Hayır, ama babalarımızın boyle yaptıklarını gorduk, (onun icin biz de boyle yapıyoruz). dediler

[75] Iste gordunuz mu neye tapıyorsunuz? dedi

[76] Siz ve eski atalarınız

[77] Onlar benim dusmanımdır. Yalnız alemlerin Rabbi (benim dostumdur)

[78] Beni yaratan ve bana yol gosteren O'dur

[79] Bana yediren ve iciren O'dur

[80] Hastalandıgım zaman bana sifa veren O'dur

[81] Beni oldurecek, sonra diriltecek O'dur

[82] Ceza gunu hatamı bagıslayacagını umdugum da O'dur

[83] Rabbim, bana hukum (hukumdarlık, bilgi) ver ve beni Salihler arasına kat

[84] Sonra gelenler arasında bana, bir dogruluk dili nasib eyle (sonraki nesiller arasında hayır ile anılmamı sagla)

[85] Beni ni'met(i bol olan) cennetinin varislerinden kıl

[86] Babamı da bagısla. Cunku o, sapıklardandır. And forgive my father. Lo! he is of those who err

[87] (Kulların) diriltilecekleri gun, beni utandırma

[88] O gun ki, ne mal, ne de ogullar yarar vermez

[89] Ancak Allah'a saglam ve temiz kalb getiren (yarar gorur)

[90] (O gun) cennet, korunanlara yaklastırılır

[91] Cehennem de azgınların karsısına cıkarılır

[92] Onlara "Hani taptıklarınız nerede?" denilir

[93] O Allah'tan baska (taptıklarınız) size yardım ediyorlar mı, yahut kendilerine yardımları dokunuyor mu

[94] Onlar ve azgınlar, tepe taklak oraya atılırlar

[95] Iblis'in butun askerleri de

[96] Onlar orada (putlarıyle) cekiserek derler ki

[97] Vallahi biz apacık bir sapıklık icinde imisiz

[98] Cunku sizi alemlerin Rabbine esit tutuyorduk

[99] Ama bizi saptıran o suclulardır

[100] Simdi artık bizim ne sefa'atcilerimiz var

[101] Ne de sıcak bir dostumuz

[102] Ah keske bir donusumuz daha olsa da inananlardan olsak

[103] Muhakkak ki bunda bir ibret vardır, ama yine cokları inanmazlar

[104] Suphesiz Rabbin, iste ustun O'dur, merhamet eden O'dur

[105] Nuh kavmi de gonderilen elcileri yalanladı

[106] Kardesleri Nuh onlara: "Korunmaz mısınız?" demisti

[107] Ben size gonderilmis guvenilir bir elciyim

[108] Allah'tan korkun ve bana ita'at edin

[109] Ben sizden, buna karsı bir ucret istemiyorum. Benim ucretim, yalnız alemlerin Rabbine aittir

[110] Oyle ise Allah'tan korkun ve bana ita'at edin

[111] Dediler ki: "Sana bayagı kimseler uymusken biz sana inanır mıyız

[112] Dedi ki: "Ben onların yaptıklarını(n ic yuzunu) bilmem (ben ancak gorunuse gore hukum veririm)

[113] Anlayısınız olsa, onların hesabının Rabbime aidoldugunu bilirsiniz

[114] Ben inananları kovacak degilim

[115] Ben sadece apacık bir uyarıcıyım

[116] Dediler: "Ey Nuh, (bu dediginden) vazgecmezsen mutlaka taslananlardan olacaksın

[117] (Nuh): "Rabbim, dedi, kavmim beni yalanladı

[118] Benimle onların arasını ac (aramızda hukmet), beni ve benimle beraber bulunan mu'minleri kurtar

[119] Biz de onu ve onunla beraber bulunanları, dolu gemi icinde kurtardık

[120] Sonra bunun ardından, geride kalanları bogduk

[121] Muhakkak ki bunda bir ibret vardır, ama yine cokları inanmazlar

[122] Suphesiz Rabbin, iste ustun O'dur, merhamet eden O'dur

[123] Ad (kavmi) de, gonderilen elcileri yalanladı

[124] Kardesleri Hud onlara: "Korunmaz mısınız?" demisti

[125] Ben size gonderilmis guvenilir bir elciyim

[126] Allah'tan korkun ve bana ita'at edin

[127] Ben sizden buna karsı bir ucret istemiyorum. Benim ucretim yalnız alemlerin Rabbine aittir

[128] Siz her yol uzerine, (gelip gecenleri yanıltmak icin) bir isaret yapıp da bos seyle mi ugrasıyorsunuz

[129] Belki ebedi yasarsınız diye koskler (ve mustahkem kaleler) ediniyorsunuz

[130] (Bir kavmi) yakaladıgınız zaman da zorbalar gibi yakalıyorsunuz

[131] Allah'tan korkun ve bana ita'at edin

[132] Size bildiginiz ni'metleri bol bol veren(Allah)dan korkun. Keep your duty toward Him Who hath aided you with (the good things) that ye know

[133] O size verdi: davarlar, ogullar

[134] Bahceler, cesmeler

[135] Dogrusu ben size buyuk bir gunun azabı(nın carpması)ndan korkuyorum

[136] Dediler ki: "Ogut versen de, ogut verenlerden olmasan da bizce birdir

[137] Bu (davranısımız), sadece evvelkilerin ahlakı(ve gelenegi)dir

[138] Biz azaba ugratılacak degiliz

[139] (Boylece) onu yalanladılar. Biz de onları helak ettik. Muhakkak ki bunda bir ibret vardır, ama yine cokları inanmazlar

[140] Suphesiz Rabbin, iste ustun O'dur, merhamet eden O'dur

[141] Semud (kavmi) de gonderilen elcileri yalanladı

[142] Kardesleri Salih, onlara demisti ki: "Korunmaz mısınız

[143] Ben sizin icin guvenilir bir elciyim

[144] Allah'tan korkun ve bana ita'at edin

[145] Ben sizden buna karsı bir ucret istemiyorum. Benim ucretim yalnız alemlerin Rabbine aittir

[146] Siz burada guven icinde bırakılacagınızı mı sanıyorsunuz

[147] Boyle bahcelerde, cesme baslarında

[148] Ekinler ve yumusak tomurcuklu guzel hurmalıklar arasında

[149] Daglardan ustalıkla evler yontuyorsunuz

[150] Allah'tan korkun ve bana ita'at edin

[151] O asırıların emrine uymayın

[152] Yeryuzunde bozgunculuk yapan, ıslah etmeyen o kimseler(in sozuyle hareket etmeyin)

[153] Dediler: Sen, iyice buyulenmislerdensin

[154] Sen de bizim gibi bir insansın. Eger dogrulardansan bize bir mu'cize getir

[155] Dedi: "Iste bu disi deve(mu'cize)dir. (Bir gun) onun su icme hakkı var, belli bir gunun su icme hakkı da sizin

[156] Sakın, ona bir kotuluk dokundurmayın, sonra buyuk bir gunun azabı sizi yakalar

[157] Nihayet onu kestiler, ama pisman oldular

[158] Ve azab onları yakaladı. Muhakkak ki bunda bir ibret vardır, ama yine cokları inanmazlar

[159] Suphesiz Rabbin, iste ustun O'dur, merhamet eden O'dur

[160] Lut (kavmi) de gonderilen elcileri yalanladı

[161] Kardesleri Lut, onlara "Korunmaz mısınız?" demisti

[162] Ben sizin icin guvenilir bir elciyim

[163] Allah'tan korkun ve bana ita'at edin

[164] Ben sizden buna karsı bir ucret istemiyorum. Benim ucretim yalnız alemlerin Rabbine aittir. And I ask of you no wage therefore; my wage is the concern only of the Lord of the Worlds

[165] Alemlerin icinde erkeklere mi gidiyorsunuz

[166] Ve Rabbinizin sizin icin yarattıgı eslerinizi bırakıyorsunuz? Siz sınırı asan bir kavimsiniz

[167] Dediler: "Ey Lut, andolsun, eger (bundan) vazgecmezsen, mutlaka surulenlerden olacaksın

[168] (Lut) dedi: "Ben sizin bu isinize, (kadınları bırakıp erkeklere gidisinize) kızanlardanım

[169] Rabbim, beni ve ailemi bunların yaptıklarından kurtar

[170] Biz de onu ve ailesini tamamen kurtardık

[171] Yalnız geride kalanlar arasında bulunan bir koca karıyı (kurtarmadık)

[172] Sonra otekilerini hep yıktık, helak ettik

[173] Ve uzerlerine bir yagmur yagdırdık, uyarıl(ıp da yola gelmey)enlerin yagmuru hakikaten cok kotu oldu

[174] Muhakkak ki bunda bir ibret vardır, ama yine cokları inanmazlar

[175] Suphesiz Rabbin, iste ustun O'dur, merhamet eden O'dur

[176] Eyke halkı da gonderilen elcileri yalanladı

[177] Su'ayb, onlara demisti ki: "Korunmaz mısınız

[178] Ben sizin icin guvenilir bir elciyim

[179] Allah'tan korkun ve bana ita'at edin

[180] Ben sizden, buna karsı bir ucret istemiyorum. Benim ucretim yalnız alemlerin Rabbine aittir

[181] Olcuyu tam yapın, eksiltenlerden olmayın

[182] Dogru terazi ile tartın

[183] Insanların haklarını kısmayın. Yeryuzunde bozgunculuk yaparak karısıklık cıkarmayın

[184] Sizi ve onceki nesilleri yaratandan korkun. And keep your duty unto Him Who created you and the generations of the men of old

[185] Dediler: "Sen iyice buyulenmislerdensin

[186] Sen de bizim gibi bir insansın, biz seni mutlaka yalancılardan sanıyoruz

[187] Eger dogrulardansan o halde uzerimize gokten parcalar dusur

[188] Rabbim yaptıgınızı daha iyi bilir dedi

[189] Onu yalanladılar, nihayet o golge gununun azabı, kendilerini yakaladı. Gercekten o, buyuk bir gunun azabı idi

[190] Muhakkak ki bunda bir ibret vardır ama yine cokları inanmazlar

[191] Suphesiz Rabbin, iste ustun O'dur, merhamet eden O'dur

[192] Muhakkak ki o (Kur'an), alemlerin Rabbinin indirmesidir

[193] Onu, er-Ruhu'l-Emin (guvenilir ruh, Cebrail) indirdi

[194] Senin kalbine; uyarıcılardan olman icin

[195] Apacık Arapca bir dille

[196] O(nun icerigi), evvelkilerin Kitaplarında da vardır

[197] Israil ogulları bilginlerinin onu bilmesi de onlar icin (Kur'an'ın Guvenilir Ruh tarafından vahyedildigine) yeterli bir delil degil mi

[198] Biz onu yabancılardan birine indirseydik de

[199] Onu onlara okusaydı, ona inanmazlardı

[200] Biz onu, sucluların kalblerine oyle soktuk

[201] Acı azabı gorunceye kadar da ona inanmazlar

[202] Azab onlara oyle ansızın gelir ki, onlar hic farkında olmazlar

[203] (Birden onu karsılarında bulunca) Acaba bize sure verilir mi?" derler

[204] Hala bizim azabımızı mı acele istiyorlar (dogru soyleyenlerden isen bizi tehdidettigin azabı getir mi diyorlar)

[205] Baksana, biz onları yıllarca yasatsak

[206] Sonra tehdidedildikleri (azab) kendilerine gelse

[207] O yasatıldıkları (zevk-u sefa surdukleri) seyler, kendilerine ne yarar saglardı

[208] Biz, hicbir kenti helak etmedik ki onun uyarıcıları olmasın (helak etmeden once mutlaka uyarıcı gonderdik)

[209] (Uyarıcılar) uyarırlardı. Biz zulmediciler degildik

[210] O(Kur'a)n'ı seytanlar (cinler) indirmedi

[211] Bu, onlara yarasmaz ve zaten yapamazlar da

[212] Cunku onlar, (meleklerin sozlerini) isitmekten uzaklastırılmıslardır

[213] Allah ile beraber baska bir tanrı cagırma, sonra azabedilenlerden olursun

[214] En yakın akrabanı uyar

[215] Ve sana uyan mu'minlere kanadını indir (onlara karsı mutevazi ve sefkatli davran)

[216] Sayet sana (uymaz) karsı gelirlerse: "Ben sizin yaptıklarınızdan uzagım," de

[217] Galib ve esirgeyen(Allah)a tevekkul et

[218] O, seni gorur: Namaza durdugun zaman

[219] Ve secde edenler arasında egilip dogrulurken

[220] Cunku O, isitendir, bilendir

[221] Seytanların kime inecegini size haber vereyim mi

[222] Onlar, her gunahkar yalancıya inerler

[223] O yalancılar, (seytanlara) kulak verirler, cokları da yalan soylerler

[224] Sa'irlere gelince onlara da azgınlar uyar

[225] Baksana onlar, her vadide saskın saskın dolasırlar

[226] Ve onlar yapmayacakları seyleri soylerler

[227] Ancak inananlar, iyi isler yapanlar, Allah'ı cok ananlar ve kendilerine zulmedildikten sonra (rakiplerine) ustun gelmege calısanlar boyle degildir. Zulmedenler, yakında nasıl bir devrime ugrayıp devrileceklerini bileceklerdir

Neml

Surah 27

[1] Ta sin. Sunlar Kur'an'ın ve apacık bir Kitabın ayetleridir

[2] Inananlara yol gosterici ve mujdedir

[3] Onlar ki namazı kılarlar, zekatı verirler ve ahirete de kesin olarak inanırlar

[4] Ahirete inanmayanların islerini kendilerine suslemisizdir, onlar koru korune bocalarlar

[5] Onlar, oyle kimselerdir ki, en kotu azab kendilerinindir. Ve onlar ahirette de en cok ziyana ugrayanlardır

[6] (Ey Muhammed) Sana bu Kur'an, hukum ve hikmet sahibi, (herseyi) bilen (Allah) katından verilmektedir

[7] Musa, ailesine: "Ben bir ates gordum (gidip) size ondan bir haber getireyim, yahut size bir ates koru getireyim de ısınasınız." demisti

[8] Oraya gelince (kendisine) seslenildi: "Atesin icinde bulunan da, cevresinde olan da mubarek kılındı. Alemlerin Rabbi Allah, eksikliklerden munezzehtir

[9] Ey Musa, gercek su ki ben, guclu, hukum ve hikmet sahibi olan Allah'ım

[10] Asanı at! (Musa attıgı) asasının kucuk bir yılan gibi titrestigini gorunce (korkudan) arkaya don(up kac)dı, geri don(up bak)madı (bile). "Ey Musa korkma, cunku ben (evet), benim huzurumda elciler korkmaz(lar)

[11] Ancak zulmeden, sonra yaptıgı kotulugun yerine iyilik yapan olursa ona karsı da ben bagıslayıcı, esirgeyiciyim

[12] Elini koynuna sok, kusursuz olarak bembeyaz (parıl parıl) cıksın. (Bu da) Fir'avn'a ve onun kavmine (gosterecegin) dokuz mu'cize icindedir. Cunku onlar yoldan cıkan bir kavimdir

[13] Onlara acıkca gorunen ayetlerimiz gelince: "Bu, apacık bir buyudur" dediler

[14] Vicdanları, onlar(ın dogrulugun)a kanaat getirdigi halde, sırf haksızlık ve boburlenme yuzunden onları inkar ettiler. Bak iste o bozguncuların sonu nasıl oldu

[15] Andolsun biz, Davud'a ve Suleyman'a bir ilim verdik de onlar: "Bizi inanan kullarından bircoguna ustun kılan Allah'a hamdolsun." dediler

[16] Suleyman, Davud'a mirascı oldu ve dedi ki: "Ey insanlar, bize kusların dili ogretildi. Ve bize her seyden (bolca) bir pay verildi. Iste bu, acık bir lutuftur

[17] Suleyman'a cinlerden insanlardan ve kuslardan orduları toplandı, hepsi bir arada duzenli olarak sevk ediliyordu

[18] Karınca vadisine geldikleri zaman bir karınca: "Ey karıncalar dedi, yuvalarınıza girin ki Suleyman ve orduları farkında olmayarak sizi ezmesinler

[19] (Suleyman) Onun sozune gulumseyerek dedi: "Rabbim, bana ve anama, babama lutfettigin ni'mete sukretmemi, senin begenecegin faydalı bir is yapmamı gonlume ilham eyle ve rahmetinle beni iyi kullarının arasına sok

[20] Kusları teftis etti, (iclerinde hudhudu bulamadı), dedi ki: "Neden hudhudu goremiyorum, yoksa kayıplardan mı oldu

[21] Ona cetin bir azabedecegim, ya da onu kesecegim. Yahut da bana (mazeretini belirten) acık bir delil getirecek

[22] Cok gecmeden (hudhud) geldi: "Ben, dedi, senin gormedigin bir sey gordum ve Seba'dan sana gercek bir haber getirdim

[23] Ben onlara hukumdarlık eden bir kadın buldum, kendisine her sey verilmis ve buyuk bir tahtı var

[24] Onun ve kavminin, Allah'ı bırakıp gunese secde ettiklerini gordum. Seytan onlara islerini susleyip onları dogru yoldan cevirmis, bu yuzden yola gelmiyorlar

[25] Goklerde ve yerde gizleneni acıga cıkaran ve gizlediklerini ve acıga vurduklarını bilen Allah'a secde etmeleri gerekmez mi

[26] Allah ki, O'ndan baska Tanrı yoktur, buyuk Ars'ın sahibidir

[27] (Suleyman): "Bakalım, dedi, dogru mu soyledin, yoksa yalancılardan mısın

[28] Bu mektubumu gotur, onlara at, sonra onlardan biraz oteye cekil de bak, neye basvuruyorlar (ne yapacaklar)

[29] (Hudhud'un mektubu goturup kendisine attıgı Seba melikesi Belkis) Danısmanlarına dedi ki: "Ey ileri gelenler, bana cok onemli bir mektup bırakıldı

[30] O Suleyman'dandır ve Rahman ve Rahim Allah'ın adiyle (baslamakta)dır. Lo! it is from Solomon, and lo! it is: In the name of Allah the Beneficent, the Merciful

[31] Bana karsı buyukluk taslamayın ve bana teslim olarak gelin (diye yazıyor)

[32] Ey ileri gelenler, dedi, bu isimde bana bir fikir verin; ben, siz olmadıkca hicbir isi kesip atmam

[33] Dediler ki: "Biz gucluyuz, yaman savascılarız ama emir senindir. Bak, ne buyurursan oyle yaparız

[34] Dedi: "Hukumdarlar bir ulkeye girdiler mi, orayı bozarlar, halkının sereflilerini alcaltırlar, (evet) boyle yaparlar

[35] Ben onlara bir hediye gondereyim de bakayım elciler ne ile donecekler

[36] (Elci, hediyelerle) Suleyman'a gelince (Suleyman) dedi ki: "Siz bana mal ile yardım mı etmek istiyorsunuz? Allah'ın bana verdigi, size verdiginden daha iyidir. Hediyenizle ancak siz sevinirsiniz

[37] Sen, onlara don (soyle): onlara, kendilerinin asla karsı koyamayacakları ordularla gelirim ve onları hor ve hakir bir durumda oradan surup cıkarırım

[38] (Elci gittikten sonra Suleyman, danısmanlarını topladı): "Ey ileri gelenler, dedi, onların bana teslim olarak gelmelerinden once hanginiz onun tahtını bana getirebilir

[39] Cinlerden bir ifrit (kotu bir cin): "Sen makamından kalkmadan once ben onu sana getiririm, dedi, bunu yapmaga gucum yeter ve bana guvenilir

[40] Yanında Kitaptan bir ilim bulunan kimse de: "Sen gozunu acıp yummadan ben onu sana getirebilirim." dedi. (Suleyman) tahtı yanına yerlesmis gorunce dedi ki: "Bu, Rabbimin lutfundandır. (Kendisine) sukur mu edecegim, yoksa nankorluk mu edecegim diye beni sınamak istiyor. Sukreden kendisi icin sukretmis olur; nankorluk edene gelince, Rabbim zengindir (onun sukrune muhtac degildir), kerimdir (cok ikram sahibidir, yucedir)

[41] (Ve) dedi ki: "Onun tahtını tanınmaz hale getirin, bakalım tanıyabilecek mi, yoksa tanımayacak mı

[42] (Kralice) Gelince (ona): "Senin tahtın da boyle mi?" dendi, "Tıpkı o, dedi, zaten bize daha once bilgi verilmisti. (Allah'ın kudretini ve senin peygamber oldugunu anlamıs) ve biz musluman olmustuk

[43] Onu, Allah'tan baska taptıgı seyler, (bu zamana dek tevhid dinine girmekten) alıkoymustu. Cunku kendisi, inkar eden bir kavimden idi

[44] Ona: "Koske gir!" dendi. Kosku gorunce zemini su sandı ve bacaklarını sıvadı. (Suleyman) "O, cilalı, seffaf sırcadandır" dedi. (Kralice): "Rabbim, ben kendime zulmetmisim. (Artık) Suleyman'la beraber alemlerin Rabbi Allah'a teslim oldum," dedi

[45] Andolsun biz, Semud(kavmin)e de kardesleri Salih'i: "Allah'a kulluk edin!" demesi icin gonderdik. Baktı ki onlar, birbiriyle cekisen iki boluk olmuslar

[46] Dedi: "Ey kavmim, iyilikten once neden kotuluge eviyorsunuz? Esirgenmeniz icin Allah'tan magfiret dilemeniz gerekmez mi

[47] Dediler: "Senin ve seninle beraber bulunanların yuzunden ugursuzluga ugradık." Dedi: "Ugursuzlugunuz(un sebebi), Allah'ın yanındadır (hersey O'nun takdiriyle olur). Dogrusu siz (bu olaylarla) sınanan bir toplumsunuz

[48] Sehirde dokuz kisi vardı ki yeryuzunde bozgunculuk yaparlar, duzeltmezlerdi

[49] Allah'a and icerek birbirlerini: "Biz, gece ona ve ailesine baskın yap(ıp onları oldur)elim sonra velisine: 'Ailesinin oldurulusunde bulunmadıgımızı, bizim dogru oldugumuzu' soyleyelim" dediler

[50] Boyle bir tuzak kurdular, biz de onlar hic farkında olmadan onlara bir tuzak kurduk

[51] Bak, iste tuzaklarının sonucu nasıl oldu, (nasıl) biz onları ve kavimlerini toptan yıktık, yok ettik

[52] Iste sunlar, zulumleri yuzunden cokmus, ıssız kalmıs evleridir. Suphesiz bunda bilen bir kavim icin ibret vardır

[53] Inananları ve korunanları kurtardık

[54] Lut'u da (gonderdik), kavmine dedi ki: "Siz gore gore o asırı kotulugu yapıyorsunuz ha

[55] Siz, kadınları bırakıp sehvetle erkeklere mi yaklasıyorsunuz? Siz gercekten cahil bir toplumsunuz

[56] Kavminin cevabı sadece soyle demek oldu: "Lut ailesini kentinizden cıkarın, cunku onlar temiz kalmak isteyen kimselermis

[57] Biz de onu ve ailesini kurtardık, yalnız karısının (azabda) kalanlardan olmasını takdir ettik

[58] Uzerlerine (pismis camurdan bir tas) yagmur(u) indirdik. Uyarıl(ıp da aldırmay)anların yagmuru gercekten ne kotu oldu

[59] De ki: "Hamd olsun Allah'a, selam O'nun sectigi kullarına. Allah mı hayırlı yoksa ortak kostukları seyler mi

[60] Yahut gokleri ve yeri kim yarattı? Size gokten su indirdi de onunla sizin bir agacını dahi bitiremeyeceginiz gonul acan bahceler bitirdik. Allah ile beraber baska bir tanrı mı var? Hayır, onlar (haktan) sapan bir kavimdir

[61] Yahut su dunyayı durulacak yer yapan, arasından ırmaklar cıkaran, ustunde saglam daglar yaratan ve iki deniz arasına bir perde koyan kimdir? Allah ile beraber baska bir tanrı mı var? Hayır cokları bilmiyorlar

[62] Yahut du'a ettigi zaman darda kalmısa kim yetisiyor da kotulugu (onun uzerinden) kaldırıyor ve sizi (eskilerin yerine) yeryuzunun sahipleri yapıyor? Allah ile beraber baska bir tanrı mı var? Ne de az dusunuyorsunuz

[63] Yahut karanın ve denizin karanlıkları icinde size yol gosteren kim ve rahmetinin onunde ruzgarları mujdeci gonderen kim? Allah ile beraber baska bir tanrı mı var? Hasa, Allah ortak kostukları seylerden yucedir, munezzehtir (O, eksikliklerden uzaktır)

[64] Yahut yaratmaga kim baslıyor, sonra onu (kim) iade ediyor (olup ortadan kalkan seyleri yeniden yaratıyor)? Sizi gokten ve yerden kim rızıklandırıyor? Allah ile beraber baska bir tanrı mı var? De ki: "Eger dogru iseniz delilinizi getirin

[65] De ki: "Goklerde ve yerde Allah'tan baska kimse gaybı bilmez. Ne zaman dirileceklerini de bilmezler

[66] Dogrusu onların ahiret hakkındaki bilgileri, ardarda gelip bir araya toplandı. Fakat onlar (hala) ondan bir kusku icindedirler. Daha dogrusu, onlar ondan yana kordurler

[67] Inkar edenler dediler ki: "Biz de babalarımız da toprak olduktan sonra mı, biz mi (diriltilip) cıkarılacagız

[68] Bu tehdid, bize de; onceden atalarımıza da yapıldı. Bu, oncekilerin masallarından baska bir sey degildir

[69] De ki: "Yeryuzunde yuruyun de sucluların sonunun nasıl oldugunu gorun

[70] (Ey Muhammed) onlar(ın sozlerin)e uzulme, tuzak kurmalarından da sıkılma

[71] Dogru iseniz bu tehdid(ettiginiz azab) ne zaman (gelecek)? diyorlar

[72] De ki: "Belki de acele ettiginiz(azab)ın bir kısmı ardınıza takılmıstır, bile

[73] Suphesiz Rabbin, insanlara karsı lutuf sahibidir, fakat cokları sukretmezler

[74] Ve Rabbin elbette onların goguslerinin gizledigini de, acıga vurduklarını da bilir

[75] Gokte ve yerde gizli hicbir sey yoktur ki apacık bir Kitapta olmasın

[76] Bu Kur'an, Israil ogullarına, kendilerinin ayrılıga dustukleri seylerin bircogunu anlatmaktadır

[77] Ve elbette o, mu'minlere bir yol gosterici ve rahmettir

[78] Suphesiz, Rabbin onlar arasında hukmunu verecektir. O, azizdir, hakkiyle bilendir

[79] Allah'a tevekkul et, cunku sen apacık gercek uzerindesin

[80] Sen olulere duyuramazsın, arkalarını donmus kacmakta olan sagırlara da cagrıyı isittiremezsin

[81] Ve sen kor(ler)i icine dustukleri sapıklıklardan cıkarıp yola getiremezsin. Sen, ancak ayetlerimize inananlara duyurabilirsin ve onlar derhal musluman olurlar

[82] O soz, baslarına geldigi zaman, onlara yerden bir Dabbe (canlı) cıkarırız; o, onlara insanların, ayetlerimize inanmadıklarını soyler

[83] O gun her ummet icinde ayetlerimizi yalanlayanlardan bir cemaat toplarız. Onlar hep bir araya getirilip tutuklanarak (ilahi huzura) sevk edilirler

[84] (Divanına) Geldiklerinde (Allah onlara) der: "Ayetlerimi anlamadıgınız halde yalanladınız mı? Yoksa ne yaptınız

[85] Zulmetmeleri yuzunden o (azab) karar(ı) baslarına gelmistir, artık konusmazlar

[86] Gormediler mi, biz geceyi, icinde istirahat etmeleri icin yarattık, gunduzu de aydınlık yaptık. Suphesiz bunda inanan bir kavim icin ayetler vardır

[87] Sur'a uflenecegi gun, Allah'ın diledikleri dısında, goklerde ve yerde bulunan kimselerin hepsi, korku icinde kalır (bayılır). Hepsi boyun bukerek O'na gelirler

[88] Gorup de donuk sandıgın daglar, bulutun yurumesi gibi yurumektedir. (Bu,) Her seyi gayet iyi yapan Allah'ın yapısıdır. Dogrusu O, yaptıklarınızı haber almaktadır

[89] Kim iyilik getirirse ona, ondan daha hayırlısı vardır. Ve onlar o gun korkudan uzak, guven icindedirler

[90] Ve kim kotuluk getirirse onların da yuzleri cehenneme yıkılır: "Yaptıklarınızdan baska bir seyle mi cezalandırılıyorsunuz?" (denilir)

[91] (De ki): "Ben sadece bu kentin Rabbine kulluk etmekle emrolundum. O, burayı saygıdeger kıldı ve her sey O'nundur. Ve bana muslumanlardan olmam emredildi

[92] Ve Kur'an okumam (emredildi). "Imdi kim yola gelirse kendi yararına yola gelmis olur ve kim saparsa, de ki: "Ben ancak uyarıcılardanım

[93] Ve de ki: "Allah'a hamdolsun, O size ayetlerini gosterecek, siz de onları tanıyacaksınız." Rabbin, yaptıklarınızdan gafil degildir

Kasas

Surah 28

[1] Ta sin mim

[2] Sunlar, o apacık Kitabın ayetleridir

[3] Inanan bir toplum icin Musa ile Fir'avn'ın haberinden bir parcayı, gercek olarak sana okuyacagız

[4] Fir'avn, orada ululandı (zorbalıga kalktı), halkını cesitli gruplara boldu. Onlardan bir zumreyi (Israil ogullarını) eziyor, ogullarını kesiyor, kadınlarını sag bırakıyordu. Cunku o, bozgunculardan idi

[5] Biz de istiyorduk ki o yerde ezilenlere lutfedelim, onları onderler yapalım, onları (otekilerin mulkune) mirascı kılalım

[6] Ve onları o yerde iktidara getirelim de Fir'avn'a, Haman'a ve askerlerine, onlardan (ezdikleri zumreden) korktukları seyi gosterelim

[7] Musa'nın annesine, "O(cocugu)nu emzir, basına bir sey gelmesinden korkuyorsan (bir sandık icinde) onu suya bırak, korkma, uzulme biz onu tekrar sana geri verecegiz ve onu elcilerden yapacagız." diye vahyettik

[8] Nihayet onu Fir'avn ailesi aldı ki, kendilerine bir dusman ve baslarına derd olsun. Gercekten Fir'avn, Haman ve askerleri yanılıyorlardı

[9] Fir'avn'ın karısı (cocugu sandıktan cıkarınca): "Bana da, sana da goz bebegi (olacak, cok sevimli bir cocuk). Onu oldurmeyin, belki bize yararı dokunur, ya da onu evlad ediniriz." dedi. (Onu almakla hata ettiklerini) anlamıyorlardı

[10] Musa'nın annesinin gonlu bombos sabahladı (meraktan cıldıracak oldu). Eger biz, (va'dimize) inananlardan olması icin onun kalbini iyice pekistirmemis olsaydık, neredeyse isi acıga vuracaktı

[11] (Musa'nın) kızkardesine "Onun izini takip et," dedi. O da onlar farkına varmadan onu uzaktan gozetledi

[12] Biz daha once ona, sut verenler(in sutunu emmey)i haram etmistik. (Hicbir kadının sutunu emmiyordu. Fir'avn ve ailesi, cocugun emecegi bir dadı bulma telası icinde idiler. Kızkardesi uzaktan durumu gorunce sokuldu): "Sizin icin onun bakımını ustlenecek ve ona ogut ver(ip onu guzelce egit)ecek bir aileyi gostereyim mi?" dedi

[13] Boylece biz onu, annesine geri verdik ki gozu aydın olsun, uzulmesin ve Allah'ın va'dinin gercek oldugunu bilsin. Fakat cokları bilmezler

[14] (Musa), guclu cagına erip, olgunlasınca biz ona hukum ve ilim verdik. Iste guzel davrananları boyle mukafatlandırırız

[15] Halkının (kendisinden) habersiz oldugu bir sırada sehre girdi, orada biri kendi taraftarlarından, oburu de dusmanlarından olan iki adamın dovustuklerini gordu. Kendi taraftarlarından olan, dusmanlarından olana karsı Musa'dan yardım istedi. Musa da otekine bir yumruk indirip onun isini bitirdi. (Sonra): "Bu dedi, seytanın isindendir. O, gercekten apacık, sasırtıcı bir dusmandır

[16] Rabbim, ben nefsime zulmettim, beni bagısla! dedi. (Allah) onu bagısladı. Cunku O, cok bagıslayan, cok esirgeyendir

[17] Rabbim, dedi, bana lutfettigin ni'metler hakkı icin artık bir daha suclulara arka olmayacagım

[18] Sehirde korku icinde (sonucu) gozetleyerek sabahladı. Bir de baktı ki dun kendisinden yardım isteyen (Israil oglu), yine kendisine feryaded(ip yardım ist)iyor. Musa, ona: "Belli ki sen bir azgınsın!" dedi

[19] Nihayet (Musa) ikisinin de (kendisinin ve yardım isteyenin) dusmanı olan adamı yakalamak isteyince o dedi ki: "Ey Musa, dun bir canı oldurdugun gibi simdi de beni mi oldurmek istiyorsun? Sen yeryuzunde bir zorba olmak istiyorsun, arabuluculardan olmak istemiyorsun

[20] Sehrin obur ucundan bir adam kosarak geldi. "Ey Musa, dedi, ileri gelenler seni oldurmek icin aralarında konusuyorlar. Sen cık (git), ben sana ogut verenlerdenim

[21] (Musa, etrafı) kollayarak, korka, korka oradan cıktı: "Rabbim, beni su zalim kavimden kurtar!" dedi

[22] Medyen'e dogru yonelince: "Umarım ki Rabbim beni dogru yola iletir" dedi

[23] Medyen suyuna varınca o(su)nun basında bircok insanların, (hayvanlarını) suladıklarını gordu. Onların gerisinde de, (digerlerinin hayvanlarına karısmasın diye hayvanlarını) sudan meneden iki kız buldu. (Musa, onlara): "Isiniz nedir, (nicin hayvanları suya bırakmıyorsunuz)?" dedi. Dediler ki: "Cobanlar sulayıp cekilmeden biz (onların icine sokulup hayvanlarımızı) sulamayız. Babamız da buyuk bir ihtiyardır (O gelemez)

[24] Hemen (Musa) onlarınkini de suladı, sonra golgeye cekildi: "Rabbim, dedi, dogrusu bana indirecegin bir hayra muhtacım, (azıcık azık indir de su karnımı doyur)

[25] Derken o iki kızdan biri utana utana yuruyerek ona geldi: "Babam seni cagırıyor, bizim icin (hayvanları) sulamanın ucretini verecek," dedi. (Musa), o(kızların babaları)na gelip (basından gecen) hikayeyi anlatınca o: "Korkma, o zalim kavimden kurtuldun" dedi

[26] O(kız)lardan biri: "Babacagım, dedi, bunu (coban) tut iste, cunku ucretle tuttuklarının en hayırlısı, guclu, guvenilirdir

[27] O zat, (Musa'ya) dedi ki: "(Bak), bana sekiz yıl hizmet etmen sartıyle su iki kızımdan birini sana nikahlamak istiyorum. Eger (bu sureyi) on(yıl)a tamamlarsan artık o, senin tarafından (bir iyilik)dir. Ben sana zahmet vermek istemem. Insallah beni iyilerden bulacaksın

[28] (Musa) dedi: "Bu, seninle benim aramızda(bir sozlesme)dir. Demek hangi sureyi yerine getirsem, bana dusmanlık yok. Allah dedigimize vekildir

[29] Musa, sureyi bitirip ailesiyle yola cıkınca Tur'un (sag) yanında bir ates gordu. Ailesine dedi ki: "Siz durun, ben bir ates gordum, belki ondan size bir haber getiririm, yahut bir ates koru (getiririm) de ısınırsınız

[30] Oraya gelince o mubarek yerdeki vadinin sag kıyısındaki agactan kendisine soyle seslenildi: "Ey Musa, alemlerin Rabbi Allah benim, ben

[31] Asanı at! (Musa attıgı kocaman) asa'sının kucuk bir yılan gibi titres(ip hareket et)tigini gorunce (korkudan) oyle donup kactı (ki) arkasına bile bakmadı: "Ey Musa, don, korkma, sen guvende olanlardansın

[32] Elini koynuna sok, kusursuz olarak bembeyaz cıksın. Ve kanadını korkudan kendine cek. Iste bunlar, Fir'avn'a ve onun adamlarına (gostermek icin) Rabbinden sana verilen iki delildir. Cunku onlar yoldan cıkan bir kavim olmuslardır

[33] Rabbim, dedi, ben onlardan bir kisi oldurmustum, beni oldureceklerinden korkuyorum

[34] Kardesim Harun, o, dil bakımından benden daha guzel konusur. Onu da benimle beraber, beni dogrulayan bir yardımcı olarak gonder. Zira ben, beni yalanlayacaklarından korkuyorum

[35] (Allah) dedi: "Senin pazunu kardesinle kuvvetlendirecegiz ve size oyle bir yetki verecegiz ki, ayetlerimiz sayesinde onlar size asla erisemeycekler. Ikiniz ve size uyanlar ustun geleceksiniz

[36] Musa, onlara acık acık ayetlerimizle gelince: "Bu uydurulmus bir buyuden baska bir sey degildir. Ilk atalarımız arasında boyle bir sey (oldugunu) isitmedik." dediler

[37] Musa, "Rabbim, kimin kendisinin yanından hidayet getirdigini ve bu (dunya) evin(in) sonun(da guzel sonuc)un kime aidolacagını daha iyi biliyor. Muhakkak ki zalimler iflah olmaz" dedi

[38] Fir'avn dedi ki: "Ey ileri gelenler, ben sizin icin benden baska bir tanrı bilmiyorum, ey Haman, haydi benim icin camurun uzerinde ates yak(arak tugla imal et de) bana bir kule yap, belki Musa'nın tanrısına cıkarım, cunku ben onu (Musa'yı) yalancılardan sanıyorum

[39] O (Fir'avn) ve askerleri yeryuzunde haksız yere buyukluk tasladılar ve kendilerinin bize dondurulmeyeceklerini sandılar

[40] Biz de onu ve askerlerini tuttuk, suya attık; bak, o zalimlerin sonu nasıl oldu

[41] Biz onları atese cagıran onderler yaptık. Kıyamet gunu asla yardım olunmazlar

[42] Bu dunya hayatında biz onların ardına bir la'net taktık (daima la'netle anılacaklardır). Kıyamet gunu ise onlar cirkinlestirilenlerdendir

[43] Andolsun biz, ilk nesilleri (Nuh, Hud, Salih ve Lut kavimlerini) helak ettikten sonra Musa'ya, insanların gonul gozlerini aydınlatacak nur ve onlara yol gosterici olarak Kitabı verdik, belki dusunur, ogut alırlar diye

[44] Musa'ya o isi yaptıgımız (yani kendisine bildirmek istedigimiz isi ona vahyettigimiz) vakit sen (Mukaddes Vadinin) batı tarafında degildin, (o hadiseyi) gorenlerden de degildin

[45] Fakat biz (Musa'dan sonra) bircok nesiller yarattık da onların uzerinden uzun zamanlar gecti. Sen Medyen halkı arasında oturmus degildin ki (orada olanları gorup ogrenesin de) ayetlerimizi bunlara okuyasın. (Bu, bir yerden gorme, ogrenme ile degildir, fakat) Biz seni elci olarak gonderdik (ve bu olayları sana vahyettik)

[46] (Musa'ya) unledigimiz zaman sen Tur'un yanında degildin. Fakat Rabbinden bir rahmet olarak (orada gecenleri sana bildirdik) ki senden once kendilerine bir uyarıcı gelmemis olan toplumu uyarasın; belki dusunup ogut alırlar

[47] Kendi elleriyle yaptıkları (gunahları) yuzunden baslarına bir felaket geldigi zaman: "Ey Rabbimiz, bize bir elci gonderseydin de ayetlerine uyup mu'minlerden olsaydık." diyecek olmasalardı (seni gondermezdik. Bu bahanelerine fırsat vermemek icin senigonderdik)

[48] Fakat onlara katımızdan hak gelince: "Musa'ya verilenin esi, buna da verilmeli degil miydi?" dediler. Daha once Musa'ya verileni de inkar etmemisler miydi? "Birbirine destek olan iki buyu", dediler. "Biz hepsini inkar ederiz", dediler

[49] De ki: "Eger dogru iseniz, Allah katından bu ikisinden (yani Musa'ya ve bana inen Kitaplardan) daha dogru bir Kitap getirin de ben ona uyayım

[50] Eger sana cevap veremezlerse bil ki onlar, keyiflerine uyuyorlar. Allah'tan bir yol gosterici olmadan, yalnız kendi keyfine uyandan daha sapık kim olabilir? Muhakkak ki Allah, zalim kavmi dogru yola iletmez

[51] Andolsun biz, dusunup ogut alsınlar diye onlar icin sozu(muzu) birbirine bitistirdik (ardı ardına gercegi kanıtlayan ayetler gonderdik)

[52] Bundan once kendilerine Kitap verdiklerimiz, bu(Kur'a)n'a inanırlar

[53] Onlara (Kur'an) okundugu zaman: "Ona inandık, o, Rabbimizden gelen gercektir... Zaten biz ondan once de muslumanlar idik." derler

[54] Iste onlara, sabretmelerinden oturu mukafatları iki kez verilir; onlar kotulugu iyilikle savarlar ve kendilerine verdigimiz rızıktan (hayır yoluna) harcarlar

[55] Bos soz isittikleri zaman ondan yuz cevirirler ve: "Bizim islerimiz bize, sizin isleriniz size. Size selam olsun (haydi hosca kalın), biz cahiller(le sohbet etmey)i istemeyiz" derler

[56] (Ey Muhammed), sen, sevdigini dogru yola iletemezsin, fakat Allah, diledigini dogru yola iletir. O, yola gelecek olanları daha iyi bilir

[57] Dediler ki: "Biz seninle beraber dogru yola gelirsek yurdumuzdan atılırız." Biz onlara kendi katımızdan bir rızık olarak, her seyin urunlerinin toplanıp getirildigi, guvenli, dokunulmaz bir mekan vermedikmi? Fakat cokları bilmezler

[58] Biz refah icinde sımarmıs nice kenti helak ettik. Iste sunlar, onların meskenleri, onlardan sonra oralarda pek az oturuldu. Onlara hep biz varis olduk (hepsi bize kaldı)

[59] Rabbin, Anakent(olan Mekke)de onlara ayetlerimizi okuyan bir elci gondermedikce ulkeleri helak edici degildir. Ve biz, halkı zalim olmadan ulkeleri helak ediciler degiliz

[60] Size verilen her sey, dunya hayatının gecimi ve susudur. Allah'ın yanında olan ise daha hayırlı ve daha kalıcıdır. Aklınızı kullanmıyor musunuz

[61] Imdi kendisine guzel bir soz verdigimiz ve muhakkak o(soz verile)ne kavusacak olan kimse; sırf kendisine dunya hayatının gecici zevkini yasattıgımız ve sonra kıyamet gunu (yakalanıp) getirileceklerden olan insan gibi midir

[62] O gun (Allah) onlara seslenerek: "Benim ortaklarım (olduklarını) sandıgınız seyler nerede?" der

[63] (Azab) soz(u) uzerlerine hak olanlar: "Rabbimiz, azdırdıklarımız sunlar. Kendimiz azdıgımız gibi onları da azdırdık. (Biz azdık, onlar da bize uydular. Onların yaptıklarından) uzak oldugumuzu, (bu hususta bizim sucumuz olmadıgını) sana arz ederiz. Zaten onlar bize tapmıyorlardı (kendi arzularına tapıyorlardı)." derler

[64] (Allah tarafından) onlara: "(Bana), kostugunuz ortakları cagırın!" denir. Onları cagırırlar. Fakat (cagırılanlar), bunların cagrısına cevap vermezler ve (bunlar), karsılarında azabı gorurler (sanki cagırdıkları sey, azabın kendisi olmustur). Ne olurdu (sanki dunyada) yola gelselerdi

[65] (Allah) Onlara seslenerek: "Elcilere ne cevap verdiniz?" dedigi gun

[66] O gun haberler, onlara kor olmustur (yani sozler sanki kor olmustur, hicbir soz gelip onların agızlarını bulamaz, yanıt verecek bir tek kelime bulamazlar) onlar, birbirlerine de soramazlar

[67] Ama kim tevbe eder, inanır ve iyi is yaparsa, o kurtulusa erenlerden olabilir

[68] Rabbin, diledigini yaratır ve secer. Secim, onlara ait degildir. Allah, onların ortak kostukları seylerden uzaktır, yucedir

[69] Rabbin, onların goguslerinin neyi gizleyip neyi acıga vurdugunu bilir

[70] O, kendisinden baska tanrı olmayan Allah'tır. Ilkte de, sonda da (dunyada da, ahirette de) hamd O'na mahsustur. Hukum de O'nundur ve O'na donduruleceksiniz

[71] De ki: "Baksanıza, eger Allah, uzerinize geceyi kıyamet gunune kadar surekli kılsa Allah'tan baska size ısık getirecek tanrı kimdir? (Soyleyin), isitmiyor musunuz

[72] De ki: "Baksanıza, eger Allah, uzerinize gunduzu, kıyamet gunune kadar surekli kılsa, Allah'tan baska, size dinleneceginiz geceyi getirecek tanrı kimdir? Gormuyor musunuz

[73] Rahmetinden dolayı sizin icin geceyi ve gunduzu var etti ki, geceleyin dinlenesiniz ve (gunduzun) Allah'ın lutfunu arayasınız ve (Allah'ın ni'metine) sukredesiniz

[74] O gun onlara seslenerek: "Ortaklarım sandıgınız seyler nerede?" der

[75] Her ummetten bir sahid cıkarırız: "Delilinizi getirin!" deriz. Gercegin Allah'a aidoldugunu bilirler ve uydurdukları seyler kendilerinden sapıp gider

[76] Karun, Musa'nın kavminden idi. Onlara karsı azgınlık etti. Biz kendisine oyle hazineler vermistik ki onun (hazinelerinin) anahtarlarını (tasımak), guclu bir topluluga agır geliyordu. Kavmi ona demisti ki: "Sımarma, Allah, sımarıkları sevmez

[77] Allah'ın sana verdigi (bu servet) icinde ahiret yurdunu ara, dunyadan da nasibini unutma, Allah sana nasıl iyilik ettiyse sen de oyle iyilik et, yeryuzunde bozgunculuk (etmeyi) isteme, cunku Allah bozguncuları sevmez

[78] Bu (servet) bende bulunan bir bilgi sayesinde bana verildi dedi. Bilmedi mi ki Allah, kendisinden onceki kusaklar arasıda kendisinden daha guclu ve daha cok cemaati bulunan nice kimseleri helak etmistir? Suclulara gunahlarından sorulmaz

[79] (Karun) susu, (debdebesi) icinde kavminin karsısına cıktı. dunya hayatını isteyenler: "Keske Karun'a verilenin bir benzeri de bize verilseydi, dediler, gercekten onun buyuk sansı var

[80] Kendilerine bilgi verilmis olanlar ise: "Yazık size, dediler, inanan ve iyi is yapan kimse icin Allah'ın sevabı daha hayırlıdır. Buna ancak sabredenler kavusturulur

[81] Nihayet onu da, evini barkını da yere batırdık. Allah'a karsı ona yardım edecek bir toplulugu olmadı. Kendi kendini (savunup) kurtaranlardan da degildi

[82] Dun onun yerinde olmayı isteyenler: "Vay, demek Allah kullarından diledigine rızkı acar ve kısar. Allah bize lutfetmis olmasaydı, bizi de yere batırırdı. Demek gercekten kafirler iflah olmaz!" demege basladılar

[83] Iste ahiret yurdu: Onu yeryuzunde boburlenmek ve bozgunculuk yapmak istemeyenlere veririz. (Guzel) sonuc, (gunahlardan) sakınanlarındır

[84] Kim bir iyilik getirirse ona ondan daha guzeli vardır. Kim kotuluk getirirse, kotulukleri yapanlar, ancak yaptıkları (kotuluk) kadar cezalanırlar

[85] Kur'an'ı sana (indiren ve) gerekli kılan (Allah), elbette seni varılacak yere dondurecektir. De ki: "Rabbim kimin hidayet getirdigini ve kimin apacık bir sapıklık icinde bulundugunu bilir

[86] Sen, o Kitabın, senin kalbine bırakılacagını ummazdın. Ancak Rabbinden bir rahmet olarak (Kitap senin kalbine bırakıldı). O halde kafirlere arka olma

[87] Ve Allah'ın, ayetleri sana indirildikten sonra sakın seni onlardan alıkoymasınlar. Rabbine da'vet et, ortak kosanlardan olma

[88] Allah ile beraber baska bir tanrıya yalvarma. O'ndan baska tanrı yoktur. O'nun yuzu(zatı)ndan baska hersey helak olacaktır. Hukum O'nundur ve O'na donduruleceksiniz

Ankebût

Surah 29

[1] Elif lam mim

[2] Insanlar yalnız "inandık" demekle, hic sınanmadan bırakılacaklarını mı sandılar

[3] Andolsun biz, onlardan oncekilerini sınadık. Elbette Allah (sınayıp) dogruları bilecek, yalancıları bilecektir

[4] Yoksa kotulukleri yapanlar, bizi gececeklerini (bizim, kendilerine yetisip onları cezalandıramayacagımızı) mı sandılar? Ne kotu hukum veriyorlar

[5] Kim Allah ile bulusmayı umarsa; Allah'ın (bulusma) suresi gelmektedir. O, isitendir, bilendir

[6] Kim cihad ederse ancak kendi yararına cihad eder. Allah, alemlerden zengindir. (Kimsenin cihadına muhtac degildir. Insanların cihad ve ibadetleri kendi menfaatleri icindir)

[7] Inanıp iyi isler yapanların, mutlaka kotuluklerini ortecegiz ve onları, yaptıklarının en guzeliyle mukafatlandıracagız

[8] Biz insana ana babasına iyilik etmeyi tavsiye ettik. Eger onlar seni, (gercekligi) hakkında hicbir bilgin olmayan bir seyi bana ortak kosman icin zorlarlarsa (bu hususta) onlara ita'at etme. Donusunuz banadır. O zaman size yaptıklarınızı haber veririm

[9] Inanıp iyi isler yapanları, salihler arasına sokarız

[10] Insanlardan kimi vardır ki "Allah'a inandık." der, fakat Allah ugrunda kendisine eziyet edilince insanların iskencesini, Allah'ın azabı gibi sayar. Ama Rabbinden (sana) bir yardım gelse, andolsun: "Biz de sizinle beraberdik," derler. Allah, alemlerin goguslerinde bulunan (dusunceler)i daha iyi bilmez mi

[11] Allah, elbette inananları da bilir, ve elbette iki yuzluleri de bilir

[12] Inkar edenler, inananlara: "Siz bizim yolumuza uyun. Sizin hatalarınızı biz tasırız" dediler. Oysa kendileri, onların hatalarından hicbir sey tasıyacak degillerdir. Onlar tamamen yalancıdırlar

[13] Onlar, hem kendi yuklerini, hem de kendi yukleriyle beraber baska yukleri (baskalarını kandırıp saptırmalarının vebalini) tasıyacaklar ve elbette uydurdukları seylerden kıyamet gununde sorguya cekileceklerdir

[14] Andolsun biz, Nuh'u kavmine gonderdik, onların arasında bin seneden elli yıl eksik kaldı (ogut verdi, dinlemediler), sonunda haksızlık etmekte olan insanları Tufan yakaladı

[15] Onu ve gemi halkını kurtardık ve o gemiyi alemlere bir ibret yaptık

[16] Ibrahim'i de (gonderdik). Kavmine dedi ki: "Allah'a kulluk edin, O'ndan korkun, bilirseniz bu, sizin icin daha hayırlıdır

[17] Siz Allah'tan baska bir takım putlara tapıyorsunuz, yalan seyler uyduruyorsunuz. Sizin Allah'tan baska taptıklarınız, size rızık vermezler. Siz rızkı Allah'ın yanında arayın, O'na tapın ve O'na sukredin. O'na donduruleceksiniz

[18] Eger yalanlarsanız, sizden onceki ummetler de yalanlamıslardı. Elciye dusen, yalnız acıkca duyurmaktıır

[19] Gormediler mi Allah nasıl yaratmayı baslatıyor, sonra onu iade ediyor (donup yeniden yaratıyor). Bu, Allah'a gore kolaydır

[20] De ki: "Yeryuzunde gezin, bakın yaratmaga nasıl basladı, sonra Allah, son yaratmayı da yapacaktır. Cunku Allah, her seyi yapabilendir

[21] Diledigine azabeder, diledigine acır ve hepiniz O'na cevrilirsiniz

[22] Siz, ne yerde, ne de gokte Allah'(ın yapacagı is)i engelleyemezsiniz. Sizin Allah'tan baska ne bir koruyucunuz, ne de bir yardımcınız vardır

[23] Allah'ın ayetlerini ve O'nunla bulusmayı inkar edenler, iste onlar benim rahmetimden umidi kesmislerdir ve onlar icin acı bir azab vardır

[24] Kavminin (Ibrahim'e) cevabı, sadece: "Onu oldurun, yahut yakın!" demeleri oldu. Allah onu atesten kurtardı. Suphesiz bunda inanan bir toplum icin ibretler vardır

[25] (Ibrahim kavmine) dedi ki: "Siz dunya hayatında birbirinizi sevmek icin Allah'ı bırakıp birtakım putlar edindiniz. (O putlara tapmanız, dunyada aranızda bir sevgi meydana gelmesine sebep olsa bile) daha sonra kıyamet gununde birbirinizi inkar eder ve birbirinizi la'netlersiniz. Varacagınız yer de atestir ve hicbir yardımcınız da yoktur

[26] Bunun uzerine Lut ona inandı ve (Ibrahim, kavmine) dedi ki: "Rabbim(e ibadet edecegim yer)e goc edecegim. Kuskusuz O, galibdir, hukum ve hikmet sahibidir

[27] Biz ona Ishak'ı ve (torunu) Ya'kub'u armagan ettik. Onun nesli icine peygamberlik ve Kitap koyduk. Ona dunyada (yaptıgı guzel isin) karsılıgını verdik. Suphesiz o, ahirette de iyilerdendir

[28] Lut'u da (gonderdik). Kavmine dedi ki: "Siz, sizden once alemlerden hic kimsenin yapmadıgı bir fuhsa gidiyorsunuz

[29] Siz (kadınları bırakıp) erkeklere gidiyorsunuz, yol kesiyorsunuz ve toplantılarınızda edepsizce seyler yapıyorsunuz ha?.. Kavmi'nin cevabı, sadece: "Eger dogrulardan isen, haydi Allah'ın azabını getir!" demeleri oldu

[30] (Lut): "Rabbim, su bozguncu kavme karsı bana yardım et," dedi

[31] Elcilerimiz Ibrahim'e (oglu olacagına dair) mujdeyi getirdikleri zaman dediler ki: "Biz su (Sodom) kenti(ni)n halkını helak edecegiz. Cunku oranın halkı zalim oldular

[32] (Ibrahim) dedi: "Ama orada Lut var?" dediler: "Biz orada kimin bulundugunu daha iyi biliriz. Onu ve ailesini kurtaracagız. Yalnız karısı (azabda) kalacaklardandır

[33] Elcilerimiz Lut'a gelince (Lut) onlar yuzunden fenalastı ve onlar hakkında arsını daraldı. (Melekler): "Korkma uzulme, dediler, biz seni ve aileni kurtaracagız, yalnız karın, kalacaklardan olmustur

[34] Biz yoldan cıkan su ulke halkının ustune gokten bir azab indirecegiz

[35] Andolsun biz, aklını kullanan bir toplum icin ondan, (harab ettigimiz o ulkeden) acık bir isaret bırakmısızdır

[36] Medyen'e de kardesleri Suayb'i (gonderdik): "Ey kavmim, dedi, Allah'a kuluk edin, ahiret gununu umun, yeryuzunde karısıklık cıkarıp bozgunculuk yapmayın

[37] Onu yalanladılar, bu yuzden onları (o muthis) deprem yakaladı, yurtlarında diz ustu cokup kaldılar

[38] Ad ve Semud'u da (helak ettik). Bu, oturdukları yerlerden size belli olmaktadır. Seytan onlara yaptıkları isleri susleyip onları yoldan cıkardı. Oysa bakıp ibret alabilirlerdi (ama almadılar)

[39] Kaarun'u, Fir'avn'ı, Haman'ı da (helak ettik). Andolsun, Musa onlara acık kanıtlar getirdi, fakat onlar o yerde buyukluk tasla(yıp ayetlerimizi kabule tenezzul etme)diler. Ama gecip gidecek, (elimizden kurtulacak) degillerdi

[40] Nitekim hepsini gunahiyle yakaladık. Onlardan kiminin ustune tas yagdıran bir fırtına gonderdik, kimini korkunc ses yakaladı, kimini yere batırdık, kimini de bogduk. Allah onlara zulmedecek degildi; fakat onlar, kendi kendilerine zulmediyorlardı

[41] Allah'tan baska veliler edinenler, bir ev edinen orumcege benzerler. Evlerin en gevsegi orumcek evidir, keske bilselerdi

[42] Allah, onların kendisinden baska ne gibi seylere yalvardıklarını bilir, O ustundur, hukum ve hikmet sahibidir

[43] Biz bu misalleri insanlara anlatıyoruz ama onları, bilenlerden baskası dusunup anlamaz

[44] Allah, gokleri ve yeri hak ile yarattı. Suphesiz bunda inananlar icin bir ibret vardır

[45] Kitaptan sana vahyedileni oku ve namazı da kıl. Cunku namaz kotu ve igrenc seylerden men'eder. Elbette Allah'ı anmak, en buyuk(ibadet)tir. Allah, ne yaptıgınızı bilir

[46] Kitap ehliyle, Ghaksızlık edenleri dısındaG en guzel tarzda tartısın ve deyin ki: "Bize indirilene de size indirilene de inandık. Tanrımız ve tanrınız birdir, biz de O'na teslim olanlarız

[47] Iste boylece Kitabı sana da indirdik. Kendilerine Kitabı verdiklerimiz, ona inanırlar: Sunlardan (su Araplardan) da ona inananlar vardır. Ayetlerimizi, kafirlerden baskası inkar etmez

[48] (Ey Muhammed) Sen bundan once bir Kitap okumuyordun, elinle de onu yazmıyorsun. Oyle olsaydı o zaman (Allah'ın sozlerini bosa cıkarmaya calısan) iptalciler, kuskulanırlardı

[49] Hayır, o (sana vahyedilenler) kendilerine bilgi verilmis olanların goguslerinde bulunan acık acık ayetlerdir. Bizim ayetlerimizi, zalimlerden baskası inkar etmez

[50] Dediler ki: "Ona Rabbinden ayetler indirilmeli degil miydi?" De ki: "Ayetler (mu'cizeler) Allah'ın yanındadır. Ben ancak apacık bir uyarıcıyım

[51] Kendilerine okunan Kitabı sana indirmemiz, onlara yetmedi mi? Suphesiz inanan bir toplum icin bunda bir rahmet ve ogut vardır

[52] De ki: "Benimle sizin aranızda sahid olarak Allah yeter. O, goklerde ve yerde olanları bilir. Batıla inanıp Allah'a karsı nankorluk edenler, iste ziyana ugrayacaklar onlardır

[53] Senden azabı cabuk istiyorlar. Eger (azab icin) belirtilmis bir sure olmasaydı, onlara hemen azab gelirdi. Fakat hic farkına varmadıkları bir sırada o, kendilerine ansızın gelecektir

[54] Cehennem o nankorleri kusatmıs iken, onlar hala senden azabı cabuk istiyorlar

[55] O gun azab, onları ustlerinden, ayaklarının altından orter ve (Allah onlara): "Yaptıgınız isleri tadın!" der

[56] Ey inanan kullarım, benim arzım genistir, bana kulluk edin

[57] Her can, olumu tadacaktır. Sonra bize donduruleceksiniz

[58] Inanıp iyi isler yapanları, cennette, altlarından ırmaklar akan yuksek odalara yerlestiririz. Orada ebedi kalırlar. Calısanların ucreti ne guzeldir

[59] Onlar ki sabrettiler ve Rabblerine dayanmaktadırlar

[60] Nice canlı var ki rızkını tasıyamaz, onları da sizi de Allah besler. O, isitendir, bilendir

[61] Andolsun, onlara: "Gokleri ve yeri kim yarattı, gunesi ve ayı kim (sizin yararınıza) boyun egdirdi?" desen; "Allah", derler. O halde nasıl Allah'ın (birliginden) donduruluyorsunuz

[62] Allah kullarından diledigine rızkı acar da, kısar da. Suphesiz Allah, her seyi bilendir

[63] Onlara: "Kim gokten suyu indirip de olmus olan yeri onunla diriltti?" diye sorsan; "Allah", derler. De ki: "Hamd (ovgu), Allah'a layıktır." Dogrusu cokları dusunmezler

[64] Bu dunya hayatı eglence ve oyundan baska bir sey degildir. Ahiret yurdu, iste asıl hayat odur (asıl yasanacak yer orasıdır), keske bilselerdi

[65] Gemiye bindikleri zaman, dini yalnız Allah'a halis kılarak O'na yalvarırlar. Fakat (Allah) onları salimen karaya cıkarınca hemen (O'na) ortak kosarlar

[66] Ki kendilerine verdigimiz(ni'metler)e nankorluk etsinler ve (su gecici hayatta) zevk icinde yasasınlar. Ama yakında (gercegi) bileceklerdir

[67] Gormediler mi cevrelerinde insanlar kacırılırken biz (kendi sehirleri Mekke'yi), guvenli, dokunulmaz bir bolge yaptık? Hala batıla inanıp Allah'ın ni'metine nankorluk mu ediyorlar

[68] Uydurdugu yalanı Allah'ın uzerine atan veya kendisine gelen gercegi yalanlayandan daha zalim kimdir? Kafirlerin duragı cehennemde degil midir

[69] Ama biz(im ugrumuz)da cihad edenleri biz, elbette yollarımıza iletiriz. Muhakkak ki Allah, iyilik edenlerle beraberdir

Rûm

Surah 30

[1] Elif lam mim

[2] Rum(lar), yenildi

[3] (Bolgeye) En yakın bir yerde. Onlar (bu) yenilgilerinden sonra yeneceklerdir

[4] Birkac (-9) yıl icinde. (Onların) Bu(yenilgileri)nden once de, sonra da emir Allah'ındır (ferman O'nundur). O gun mu'minler sevinir(ler)

[5] Allah'ın yardımıyle. (Allah) Diledigine yardım eder. O, galiptir, esirgeyendir

[6] (Bu,) Allah'ın va'didir. Allah va'dinden caymaz; fakat insanların cogu bilmezler

[7] Onlar, sadece su yakın hayatın dıs yuzunu bilirler; ahiretten ise onlar tamamen gafildirler

[8] Kendi iclerinde hic dusunmediler mi ki Allah, goklerde, yerde ve bu ikisi arasında bulunan her seyi ancak hak olarak ve belirtilmis bir sure ile yaratmıstır? Insanlardan cogu, Rabblerine kavusmayı inkar etmektedirler

[9] Yeryuzunde gezmediler mi ki, kendilerinden oncekilerin sonunun nasıl olduguna baksınlar. Onlar, kendilerinden daha guclu idiler; (sular, madenler cıkarmak, ekin ekmek, agac dikmek icin) topragı (kazmıs) alt-ust etmisler ve onu, bunların imar ettiklerinden daha cok imar etmislerdi. Onlara da elcileri, deliller getirmisti. Allah onlara zulmedecek degildi. Fakat onlar, kendi kendilerine zulmediyorlardı

[10] Sonra kotuluk edenlerin sonu cok kotu oldu. Cunku Allah'ın ayetlerini yalanladılar. Ve onlarla alay ediyorlardı

[11] Allah, yaratmaga baslar, sonra onu cevirip yeniden yapar; sonra O'na dondurulursunuz

[12] (Durusma) Sa'at(i) basladıgı gun, suclular (umutsuzluk icinde) susarlar

[13] (Allah'a) ortak(kostukları put)larından da kendilerine hicbir sefa'atci cıkmaz. O zaman ortaklarını inkar ederler

[14] O sa'at basladıgı gun, o gun (inananlar ve inanmayanlar) ayrılırlar

[15] Inanıp iyi isler yapanlar, onlar (cicekli, ırmaklı) bir bahce icinde nes'elendirilirler

[16] Fakat inkar edip ayetlerimizi ve ahiret bulusmasını yalanlayanlara gelince, onlar da (tutuklanıp) azabın icine getirilirler

[17] Oyle ise aksama girdiginiz zaman da, sabaha erdiginiz zaman da tesbih Allah'ındır (O'nun sanının yuceligi anılır)

[18] Goklerde ve yerde, gunun sonunda da, ogleye erdiginiz zaman da hamd, O'na mahsustur

[19] (Allah), oluden diri cıkarır, diriden olu cıkarır; yeri olumunden sonra diriltir. Iste siz de (bedensel hayata) oyle cıkarılacaksınız

[20] O'nun ayetlerinden (gucunun isaretlerinden) biri sizi topraktan yaratmasıdır. Sonra siz, (yeryuzune) yayılan insan(lar) oluverdiniz

[21] O'nun ayetlerinden biri de, size nefislerinizden, sakinleseceginiz esler yaratması ve aranıza sevgi ve acıma koymasıdır. Suphesiz bunda, dusunen bir toplum icin ibretler vardır

[22] O'nun ayetlerinden biri de goklerin ve yerin yaratılması, dillerinizin ve renklerinizin degisik olmasıdır. Suphesiz bunda, bilenler icin ibretler vardır

[23] O'nun ayetlerinden biri de, geceleyin ve gunduzun uyumanız ve O'nun lutfundan (nasibinizi) aramanızdır. Suphesiz bunda, isiten bir toplum icin ibretler vardır

[24] O'nun ayetlerinden biri de, size, korku ve umut vermek icin simsegi gostermesi, gokten bir su indirip onunla olumunden sonra yeri diriltmesidir. Suphesiz bunda, aklını kullanan bir toplum icin ibretler vardır

[25] O'nun ayetlerinden biri de gogun ve yerin, kendisinin buyruguyla durmasıdır. Sonra sizi yerden bir tek da'vetle cagırdıgı zaman bir de bakarsınız ki cıkıyorsunuz

[26] Goklerde ve yerde bulunan kimseler hep O'nundur, hepsi O'na ita'at etmektedirler

[27] Yaratmaga baslayan O'dur. Sonra onu cevirip yeniden yapar. Bu, O'na daha kolaydır. Goklerde ve yerde en yuce durum O'nundur (En buyuk kudret ve seref misali O'dur). O, ustundur, hukum ve hikmet sahibidir

[28] Size kendinizden bir misal verdi: (Bakın) size verdigimiz rızıklarda; sizin ellerinizin altında bulunan(koleler, hizmetci)lerden sizinle esit derecede (yonetim hakkına sahip) olan, birbiriniz(in hakkına dokunmak)dan cekindiginiz gibi onlar(ın hakkına dokunmak)dan da cekindiginiz ortaklar var mı (ki tutup kendi mulkumuzde, saltanatımızda bize ortaklar atfediyorsunuz, kendi kullarımızı, yaratıklarımızı bize es kosuyorsunuz)? Iste biz, aklını kullanan bir toplum icin ayetleri boyle acıklıyoruz

[29] Hayır, zulmedenler, bilgisizce keyiflerine uydular. Allah'ın sasırttıgını (Allah'ın gonderdigi hidayete uymadıgı icin dustugu sapıklıgında terk ettigi kimseyi) kim yola getirebilir? Onların hicbir yardımcıları yoktur

[30] Sen yuzunu, Allah'ı birleyici olarak dogruca dine cevir: Allah'ın yaratma yasasına (uygun olan dine don) ki, insanları ona gore yaratmıstır. Allah'ın yaratması degistirilemez. Iste dogru din odur. Fakat insanların cogu bilmezler

[31] Yalnız O'na yonelin ve O'ndan korkun; namazı kılın ve (Allah'a) ortak kosanlardan olmayın

[32] (O ortak kosanlardan olmayın ki onlar) Dinlerini parcaladılar ve boluk boluk oldular. Her parti kendi yanındakiyle sevin(ip ovun)mektedir

[33] Insanlara bir zarar dokundu mu, Rablerine yonelerek O'na yalvarırlar. Sonra (Rableri), onlara kendinden bir rahmet taddırınca, hemen onlardan bir grup, Rablerine ortak kosarlar

[34] (Boyle yaparlar) Ki kendilerine verdigimiz(ni'met)e karsı nankorluk etsinler. Simdi zevk icinde yasayın bakalım, yakında (sonunuzun ne oldugunu) bileceksiniz

[35] Yoksa onlara bir delil indirmisiz de o mu (Allah'a) ortak kosmalarını soyluyor

[36] Biz insanlara bir rahmet taddırdıgımız zaman onunla sevinirler. Elleriyle yapıp one surdukleri(isleri)nden dolayı onlara bir kotuluk erisince de, derhal umutsuzluga duserler

[37] Gormediler mi, Allah diledigine rızkı genisletiyor da, daraltıyor da. Suphesiz inanan bir toplum icin bunda ibretler vardır

[38] Akrabaya, yoksula, yolcuya (zekat ve sadakadan) hakkını ver. Allah'ın yuzunu (rızasını) isteyenler icin bu, daha hayırlıdır ve onlar basarıya erenlerdir

[39] Insanların malları icinde, artması icin verdiginiz riba, Allah katında artmaz. Ama Allah'ın yuzunu (O'nun rızasını) isteyerek verdiginiz zekat(a gelince); iste (onu verenler sevaplarını ve mallarını) kat kat artıranlardır

[40] Allah sizi yarattı, sonra besledi sonra olduruyor, sonra diriltiyor. Ortaklarınız icinde bunlardan birini yapan var mı? O, onların ortak kostukları seylerden uzak ve yucedir

[41] Insanların elleriyle kazandıkları (gunahları) yuzunden, karada ve denizde fesat cıktı. Belki donerler diye, (Allah) onlara, yaptıklarının bir kısmını taddırıyor

[42] De ki: "Yeryuzunde gezin, oncekilerin sonunun nasıl olduguna bakın." Onların da cogu ortak kosanlardan idi

[43] Allah'tan, geri cevirilmesi mumkun olmayan gun gelmezden once, yuzunu dosdogru dine yonelt. O gun (insanlar) boluk boluk ayrılırlar (bir boluk cennete, obur boluk atese gider)

[44] Kim inkar ederse, inkarı kendi aleyhinedir. Iyi bir is yapanlar da (cennette) kendileri icin yer hazırlamaktadırlar

[45] Ta ki Allah, inanıp iyi isler yapanları lutfundan mukafatlandırsın. Dogrusu O, kafirleri sevmez

[46] O'nun ayetlerinden biri de (sudur): Ruzgarları (yagmurun) mujdeleri olarak gonderir ki size rahmetinden biraz taddırsın, gemiler buyruguyla yurusun ve siz O'nun lutfundan arayasınız da (verdigi ni'metlere) sukredesiniz

[47] Andolsun ki, biz senden once de elcileri kavimlerine gonderdik; onlara deliller getirdiler ve biz, (onları dinlemeyip) suc isleyenlerden oc aldık. (Elbette alırız, cunku) mu'minlere yardım etmek, uzerimize borc idi

[48] Allah, ruzgarları gonderir, bulutu kaldırır; sonra onu gokte diledigi gibi yayar ve parca parca eder; arasından yagmurun cıktıgını gorursun. Derken, onu kullarından diledigine ugratınca hemen sevinirler

[49] Halbuki onlar, yagmurun kendilerine indirilmesinden once umutsuz idiler

[50] Allah'ın rahmetinin eserlerine bak ki, nasıl yeri olumunden sonra diriltiyor?! Suphe yok ki, O, oluleri de diriltecektir, O her seye kadirdir

[51] Andolsun bir ruzgar, gondersek de o(eki)ni sararmıs gorseler, ondan sonra nankorluk etmege baslarlar

[52] Sen de olulere soz dinletemezsin; arkalarını donup giden sagırlara cagrıyı isittiremezsin

[53] Ve sen, korleri de sapıklıklarından cıkarıp yola getiremezsin. Sen ancak, ayetlerimize inananlara isittirirsin de onlar musluman olurlar

[54] Allah'tır ki sizi zayıflıktan yarattı. Sonra zayıflıgın ardından (size) bir kuvvet verdi. Sonra kuvvetin ardından da zayıflık ve ihtiyarlık verdi. Allah, diledigini yaratır, O, bilendir, gucu yetendir

[55] (Durusma) Sa'at(i) basladıgı gun, suclular, (dunyada veya Berzahta) bir sa'atten fazla kalmadıklarına yemin ederler. Iste onlar, (dunyada da haktan) boyle cevriliyorlardı

[56] Kendilerine bilgi ve iman verilenler dediler ki: "Andolsun siz, Allah'ın yazgısınca ta yeniden dirilme gunune kadar kaldınız. Iste bu da dirilme gunudur. Fakat siz bilmiyordunuz

[57] Artık zulmetmis olanlara o gun, ne mazeretleri fayda verir ve ne de onlardan rıza talebetmeleri istenir

[58] Andolsun biz bu Kur'an'da insanlara her cesit misali getirip anlattık. Onlara bir ayet getirdigin zaman inkar edenler: "Siz (geleneklerimizi) iptal edenlerden baska bir sey degilsiniz." derler

[59] Iste Allah, bilmeyenlerin kalblerini boyle muhurler

[60] Sabret, Allah'ın va'di haktır (o mutlaka yerine gelecektir). Inanmayanlar seni telasa dusurmesin

Lokman

Surah 31

[1] Elif lam mim

[2] Sunlar, hikmetli Kitabın ayetleridir

[3] Guzel davrananlara yol gosterici ve rahmet olarak (indirilmistir)

[4] Onlar ki namazı kılarlar, zekatı verirler ve onlar ahirete de kesin olarak inanırlar

[5] Iste onlar, Rableri tarafından (gosterilen) dogru bir yol uzerindedirler ve onlar, umduklarına ereceklerdir

[6] Insanlardan kimi var ki; bilgisizce (insanları) Allah'ın yolundan saptırmak ve onunla alay etmek icin bos hadisi (eglence sozunu) satın alır. Iste onlara kucuk dusurucu bir azab vardır

[7] Ona ayetlerimiz okundugu zaman sanki onları hic isitmemis, sanki kulaklarında agırlık varmıs gibi buyukluk taslayarak doner. Ona acı bir azabı mujdele

[8] Inanan ve iyi isler yapanlara ni'meti bol cennetler vardır

[9] Orada ebedi kalacaklardır. (Bu,) Allah'ın gercek va'didir. O ustundur, hukum ve hikmet sahibidir

[10] (Allah), gokleri gorebildiginiz bir direk olmadan yarattı, sizi sarsar diye yere de saglam ve yuksek daglar attı ve orada her cesit canlıyı yaydı. Gokten bir su indirdik de orada her guzel cifti bitirdik

[11] Iste bunlar, Allah'ın yarattıklarıdır. Gosterin bana, O'ndan baska(tanrı dedik)leri(niz) ne yarattı? Dogrusu o zalimler, acık bir sapıklık icindedirler

[12] Andolsun biz Lokman'a, "Allah'a sukret!" diye hikmet verdik, kim sukrederse kendisi icin sukreder; kim nankorluk ederse Allah zengindir, (onun sukrune muhtac degildir), ovulmustur (hamde layıktır)

[13] Lokman ogluna ogut vererek demisti ki: "Yavrum, Allah'a ortak kosma, cunku ortak kosmak, buyuk bir zulumdur

[14] Biz insana, ana babasını tavsiye ettik. Anası onu zayıflık ustune zayıflık cekerek (karnında) tasımıstır. (Ona gebe kaldıgından itibaren ta doguruncaya kadar gunden gune gucsuzlesmis, agırlasmıstır). Onun sutten kesilmesi de iki yıl icinde olmustur. (Bunların hepsi, guc seylerdir. Onun icin biz insana): "Bana ve anana-babana sukret, donus banadır

[15] Eger onlar seni, hakkında bilgin olmayan bir seyi bana ortak kosman icin zorlarlarsa, onlara ita'at etme. Onlarla dunya(islerin)de iyi gecin ve bana yonelen kimsenin yoluna uy. Sonra donusunuz banadır; (o zaman ben) size yaptıklarınızı haber verecegim (diye ogut verdik)

[16] (Lokman ogutlerine devam ederek dedi ki): "Yavrum, (yaptıgın iyilik veya kotuluk), hardal danesi agırlıgınca bir sey de olsa, bir kayanın icinde, goklerde veya yerde bulunsa Allah mutlaka onu getirir. Cunku Allah latiftir (O'nun bilgisi her gizli veince seye ulasır. O, her seyi) haber alır

[17] Yavrum namazı kıl, iyiligi emret, kotulukten vazgecir ve basına gelene sabret. Cunku bunlar yapılması gereken islerdendir

[18] Insanlara yanagını bukme (kibirlenerek boynunu bir yana bukup yuzunu insanlardan ote cevirme) ve yeryuzunde boburlenerek yurume. Zira Allah, kendini begenip ovunen kimseyi sevmez

[19] Yuruyusunde tutumlu ol, (orta yuru, ne cabuk ne de cok yavas git, olculu hareket et), sesini de kıs. Cunku seslerin en cirkini eseklerin sesidir

[20] Gormediniz mi Allah, goklerde ve yerde bulunan seyleri size boyun egdirdi ve size zahir ve batın (dıs ve ic; gorulen, gorulmeyen; bildiginiz ve bilmediginiz) ni'metlerini bol bol verdi? Yine de insanlardan kimi var ki ne bilgisi, ne yol gostereni ve ne de aydınlatıcı bir Kitabı olmadan Allah hakkında tartısır (durur)

[21] Onlara: "Allah'ın indirdigine uyun!" dense: "Hayır, biz babalarımızı uzerinde buldugumuz seye uyarız (onların yolundan gideriz)" derler. Seytan onları alevli atesin azabına cagırmıs olsa da mı (babalarının izinde gidecekler)

[22] Kim guzel davranarak ozunu Allah'a teslim ederse o, en saglam kulpa yapısmıstır. Islerin sonu Allah'a doner

[23] Kim de inkar ederse, onun inkarı seni uzmesin. Sonunda onların donusleri bizedir. O zaman yaptıklarını kendilerine haber veririz. Suphesiz Allah goguslerin ozunu (kalblerden ne dusunceler gectigini) bilir

[24] Onları biraz yasatırız, sonra kaba bir azaba sureriz

[25] Andolsun onlara: "Gokleri ve yeri kim yarattı? diye sorsan, mutlaka: "Allah" derler. "Hamd Allah'a layıktır" de. Hayır, cokları bilmezler

[26] Goklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. Allah, iste gani (zengin) O, ovulen O'dur

[27] Yeryuzunde bulunan agaclar kalem olsa, deniz(ler) de (murekkep olsa), arkasından yedi deniz (daha gelip) ona yardım etse de (Allah'ın kelimeleri yazılsa), yine (bunlar tukenir), Allah'ın kelimeleri tukenmez. Allah oyle ustundur, oyle hikmet sahibidir

[28] Sizin yaratılmanız ve diriltilmeniz, bir tek kisi(nin yaratılıp diriltilmesi) gibidir. Suphesiz Allah, isitendir, gorendir

[29] Gormedin mi Allah, geceyi gunduzun icine sokuyor; gunduzu gecenin icine sokuyor. Gunesi ve ayı, emrine boyun egdirmistir. Her biri belli bir sureye kadar akıp gider. Ve Allah yaptıklarınızı haber almaktadır

[30] Boyledir, cunku Allah haktır, O'ndan baska yalvardıkları batıldır. Gercekten ulu ve buyuk olan, yalnız Allah'tır

[31] (Allah) size, bir kısım ayetlerini gostersin diye, Allah'ın ni'metiyle gemilerin denizde gittigini gormedin mi? Suphesiz bunda sabreden, sukreden herkes icin ibretler vardır

[32] (Denizde) onları, golgeler gibi dalga(lar) sardıgı zaman, dini yalnız kendisine has kılarak Allah'a yalvarırlar. Fakat O, onları kurtarıp karaya cıkarınca iclerinden bir kısmı iktisad eder (Allah'a yonelmeyi kısar, gevsetir); zaten bizim ayetlerimizi (oyle) nankor gaddarlardan baskası inkar etmez

[33] Ey insanlar, Rabbinizden korkun ve babanın, cocugunun cezasını cekmeyecei, cocugun da babasının cezasını cekmeyecegi (hic kimse, kimsenin borcunu odemeyecegi) gunden cekinin. Allah'ın va'di gercektir. Dunya hayatı sizi aldatmasın. O aldatıcı (seytan), sizi Allah hakkında (O'nun) yumusak davranmasına, muhlet vermesine guvendirerek) aldatmasın

[34] Allah, (iste kıyamet) sa'atin(in ne zaman gelecegi) hakkındaki bilgi, O'nun yanındadır. Yagmuru O yagdırır, rahimlerde olanı bilir. Hic kimse yarın ne kazanacagını bilmez ve hic kimse hangi yerde olecegini bilmez. (Her seyi) bilen, (her seyden) haberi olan yalnız Allah'tır

Secde

Surah 32

[1] Elif lam mim

[2] Suphe yok ki Kitabın indirilisi, alemlerin Rabbi tarafındandır

[3] Yoksa "Onu uydurdu" mu diyorlar? Hayır, o senden once kendilerine hicbir uyarıcı gelmemis olan bir kavmi, dogru yola gelirler umuduyla uyarman icin Rabbin tarafından (sana indirilen) gercektir

[4] O (Allah) ki gokleri, yeri ve bunlar arasında bulunanları altı gunde yarattı; sonra Ars'a istiva etti. Sizin, O'ndan baska bir dostunuz, sefa'atciniz yoktur. Dusunup ogut almıyor musunuz

[5] (Allah) Emri gokten yere tedbir eder (buyrugunu indirir). Sonra emir, sizin hesabınızca bin yıl suren bir gun icinde O'na cıkar

[6] Iste gorunmeyeni de, goruneni de bilen, guclu ve esirgeyici olan O'dur

[7] O'dur ki, yarattıgı herseyi guzel yaptı ve insanı yaratmaga camurdan basladı

[8] Sonra onun neslini bir ozden, hakir bir su(yun ozu)nden yaptı

[9] Sonra ona bicim verdi, ona kendi ruhundan ufledi. Ve sizin icin kulak(lar), gozler ve gonuller yarattı. Ne kadar az sukrediyorsunuz

[10] Biz toprakta kaybolduktan sonra, yeni bir yaratılıs icinde mi olacagız? dediler. Dogrusu onlar, Rablerine kavusmayı inkar edenlerdir

[11] De ki: "Uzerinize vekil edilen olum melegi, canınızı alır, sonra Rabbinize dondurulursunuz

[12] Rablerinin huzurunda (utanctan) baslarını one egmis; "Rabbimiz, gorduk, isittik, bizi geri dondur, iyi is yapalım; artık kesin olarak inandık!" demekte olan sucluları bir gorsen

[13] Dileseydik, herkese hidayetini verirdik, (herkesi dogru yola iletirdik). Fakat benden "Mutlaka cehennemi, cinlerden ve insanlardan bir kısmiyle tamamen dolduracagım!" kararı cıkmıstır

[14] Bu gununuzle karsılasmayı unutmanızın cezasını tadın! (Simdi) Biz de sizi unuttuk. Yaptıklarınızdan oturu ebedi azabı tadın

[15] Bizim ayetlerimize o kimseler inanırlar ki onlar, kendilerine ogut verildigi zaman derhal secdeye kapanırlar; Rablerini overek tesbih ederler, buyukluk taslamazlar

[16] Yanları yataklardan uzaklasır, (gece teheccud namazı kılmak icin yanlarını yataklardan ayırılıp kalkarlar), korkarak ve umarak Rablerine du'a ederler ve kendilerine verdigimiz rızıktan hayır icin harcarlar

[17] Yaptıklarına karsılık olarak onlar icin ne gozler aydınlatıcı(ni'metleri)in saklandıgını hic kimse bilmez

[18] Hic inanan kimse, (yoldan cıkan) fasık gibi olur mu? Elbette bunlar bir olmazlar

[19] Inanan ve iyi isler yapanlara gelince, onlar, yaptıklarına karsılık, durulmaga deger cennetlerde agırlanırlar

[20] Yoldan cıkanların barınacakları yer de atestir. Ne zaman oradan cıkmak isteseler, yine oraya geri cevrilirler ve onlara: "Yalanlamakta oldugunuz ates azabını tadın" denilir

[21] Belki don(up yola gel)irler diye, mutlaka onlara o buyuk azabdan ayrı olarak, daha yakın azabı da taddıracagız

[22] Kendisine Rabbinin ayetleriyle ogut verildikten sonra onlardan yuz cevirenlerden daha zalim kim olabilir? Muhakkak ki biz, suclulardan oc alıcıyız

[23] Andolsun biz Musa'ya Kitabı verdik. Sakın onun (Musa'ya) ulasmasından kuskuya dusme. Onu Israil ogullarına yol gosterici yaptık

[24] Sabrettikleri ve ayetlerimize kesinlikle inandıkları zaman, onların icinden, buyrugumuzla dogru yola ileten onderler yetistirmistik

[25] Suphesiz Rabbin, kıyamet gunu, ayrılıga dustukleri konularda onların aralarında hukmedecektir

[26] Bugun yurtlarında dolastıkları nice kusakları daha once helak etmis olmamız, hala onları yola getirmedi mi? Suphesiz bunda ibretler vardır. (Ogut alma kulagıyle) Isitmiyorlar mı

[27] Gormuyorlar mı biz nasıl suyu, kuru, otsuz yere suruyoruz da onunla ekin bitiriyoruz; ondan hayvanları da, kendileri de yiyor? Gormuyorlar mı

[28] Dogru iseniz bu fetih ne zaman? diyorlar

[29] De ki: "Fetih gunu (gelince, simdi) inkar edenlere (o zaman) inanmaları fayda vermez ve kendilerine muhlet de verilmez

[30] Sen onlardan yuz cevir ve bekle, zaten onlar da beklemektedirler

Ahzâb

Surah 33

[1] Ey peygamber, Allah'tan kork; kafirlere ve munafıklara ita'at etme. Suphesiz Allah bilendir, hukum ve hikmet sahibidir

[2] Rabbinden sana vahyedilene uy; muhakkak ki Allah yaptıklarınızı haber almaktadır

[3] Allah'a dayan; vekil olarak Allah yeter

[4] Allah, bir adamın (gogus) boslugunda iki kalb yaratmadı ve zıhar yaptıgınız (sen bana, annemin sırtı gibisin dediginiz) eslerinizi, sizin anneleriniz yapmadı; evlatlıklarınızı da sizin oz ogullarınız kılmadı. Bunlar sizin agızlarınıza gelen sozlerinizdir. Allah gercegi soyler ve O, dogru yola iletir

[5] Onları babalarının adına baglayarak cagırın; bu, Allah yanında daha adaletlidir. Eger babalarını bilmiyorsanız, onlar sizin din kardesleriniz ve dostlarınızdır. Yanılarak yaptıgınızda size bir gunah yok, fakat kalblerinizin bile bile yaptıgında gunah vardır. Allah cok bagıslayan, cok esirgeyendir

[6] Peygamber, mu'minlere canlarından ileridir. Onun esleri de onların anneleridir. Rahim sahipleri (anne tarafından akrabalar) da Allah'ın Kitabında birbirlerine oteki mu'minlerden ve Muhacirlerden daha yakındırlar. Ancak dostlarınıza bir iyilik yapmanız (bir vasiyyet etmeniz) haric (yaptıgınız o vasiyyet yerine getirilir). Bunlar Kitapta yazılmıstır

[7] Biz peygamberlerden, (verdigimiz elcilik gorevini yapmak ve hak dine da'vet etmek hususunda) kuvvetle ahidlerini almıstık, senden, Nuh'dan, Ibrahim'den, Musa'dan ve Meryem oglu Isa'dan, (evet) onlardan sapasaglam soz almıstık

[8] (Boyle yaptık) Ki (Allah), o dogrulara dogruluklarından sorsun. Kafirlere de acı bir azab hazırlamıstır

[9] Ey inananlar, Allah'ın size olan ni'metini hatırlayın, hani bir zaman size ordular gelmisti de biz onların uzerine bir ruzgar ve sizin gormediginiz ordular gondermistik. Allah, yaptıklarınızı gormekteydi

[10] Hani onlar ustunuzden ve alt tarafınızdan gelmislerdi, gozler (saskınlıktan oturu) kaymıs, yurekler (korkudan) hancerelere dayanmıstı. Allah hakında turlu zanlarda bulunuyordunuz

[11] Iste orada mu'minler denenmis, siddetli bir sarsıntı ile sarsılmıslardı

[12] Munafıklar ve kalblerinde hastalık bulunan kimseler: "Allah ve Resulu bize sadece bos vaadlerde bulundu." diyordu

[13] Onlardan bir grup da demisti ki: "Ey Yesrib (Medine) halkı, artık size duracak yer yok, (haydi durmayın, evlerinize) donun (Yahut: Artık bu dinde durmanız dogru degil, donun)". Onlardan bir topluluk da. "Evlerimiz (saglam degil), acıktır" diyerek peygamberden izin istiyordu. Oysa onlar(ın evleri) acık degildi. Sadece kacmak istiyorlardı

[14] Eger (Medine'nin) her yanından onların uzerine giril(ip saldırıl)saydı da kendilerinden (halka) baskı ve iskence yapmaları istenseydi bunu yaparlardı; bunu yapmakta fazla gecikmezlerdi

[15] Oysa arkalarına don(up kac)mayacaklarına dair Allah'a soz vermislerdi. Allah'a verilen sozden sorumlu idiler

[16] De ki: "Eger olumden veya oldurulmekten kacıyorsanız, kacmak size fayda vermez. Kacsanız bile pek az bir zaman yasatılırsınız (sonunda yine olursunuz)

[17] De ki: "Allah size kotuluk istese veya size rahmet dilese, sizi O'ndan kim korur? (Allah'ın azabından sizi kim kurtarır, O'nun rahmetine kim engel olur?) Kendilerine Allah'tan baska ne bir dost ne de bir yardımcı bulurlar

[18] Allah icinizden (savastan) alıkoyanları ve kardeslerine: "Bize gelin!" diyenleri biliyor. Onlar savasa pek az gelirler

[19] (Geldikleri zaman da) Size karsı cimriler olarak (gelirler). Ama korkulu bir durum olunca onların, ustune olum baygınlıgı cokmus insan gibi, gozleri donerek sana baktıklarını gorursun. Korku gid(ip de sıra ganimetleri paylasmaga gel)ince mala duskunluk gostererek sizi sivri dillerle incitirler. Onlar, (ictenlikle) inanmamıslar, bu yuzden Allah onların islerini bosa cıkarmıstır. Bu, Allah'a gore kolaydır

[20] (Korkaklıklarından oturu dusman) Orduların(ın Medine'den) gitmediklerini sanıyorlardı. Eger o ordular (ikinci kez) gelseler, bunlar colde bedevi Araplar arasında bulunmayı, sizin haberlerinizi (basınıza gelecek olayları) oradan sorup ogrenmeyi arzu ederlerdi. Icinizde bulunsalardı dahi pek az dovusurlerdi

[21] Andolsun Allah'ın Elcisinde sizin icin Allah'a ve ahiret gunune kavusmaya inanan ve Allah'ı cok anan kimseler icin, (uyulacak) en guzel bir ornek vardır

[22] Mu'minler (dusman) orduları(nı) gordukleri zaman (korkmadılar): "Bu Allah'ın ve Resulunun, bize va'dettigi(zafer)dir. Allah ve Resulu dogru soylemistir." dediler. Ve bu, onların sadece imanlarını ve teslimiyetlerini artırdı

[23] Mu'minlerden oyle erkekler var ki, Allah'a verdikleri sozde durdular. Onlardan kimi adagını yerine getirdi, (sehid oluncaya kadar carpısacaklarını adamıslardı, carpıstılar ve sehid dustuler), kimi de (sehidlik) beklemektedir; sozlerini asla degistirmemislerdir

[24] Ki Allah dogruları, dogruluklarıyle mukafatladırsın, iki yuzlulere de dilerse azabetsin; yahut tevbelerini kabul buyursun. Suphesiz Allah cok bagıslayandır, cok esirgeyendir

[25] Allah, inkar edenleri ofkeleriyle geri cevirdi; hicbir hayra eremediler. Allah savasta (ruzgar ve meleklerin yardımıyle) mu'minlere yetti. Allah gucludur, ustundur

[26] Kitap ehlinden onlara yardım eden(Kurayza yahudi)lerini de kalelerinden indirdi ve kalblerine korku dusurdu. (Onlardan) Bir kısmını olduruyordunuz, bir kısmını da esir alıyordunuz

[27] Onların topraklarını, evlerini, mallarını ve henuz ayak basmadıgınız bir topragı size miras verdi. Allah, her seye kadirdir

[28] Ey peygamber! Eslerine soyle: "Eger siz, dunya hayatını ve susunu istiyorsanız, gelin size mut'a (bosanma bedeli) vereyim ve sizi guzellikle salayım

[29] Eger siz, Allah'ı, Ecisini ve ahiret yurdunu istiyorsanız, (biliniz ki) Allah, sizden guzel hareket edenlere buyuk bir mukafat hazırlamıstır

[30] Ey peygamber kadınları! Sizden kim acık bir fuhus (edepsizlik) yaparsa onun icin azab iki kat yapılır. Bu, Allah'a gore kolaydır

[31] Fakat sizden kim Allah'a ve Resulune ita'ate devam eder ve yararlı is yaparsa ona da mukafatını iki kez veririz ve onun icin bol bir rızık hazırlamısızdır

[32] Ey peygamber kadınları, siz, kadınlardan herhangi biri gibi degilsiniz. Eger (Allah'ın buyruguna karsı gelmekten) korunuyorsanız, sozu yumusak (kıvrak) bir eda ile soylemeyin ki, kalbinde hastalık bulunan kimse tamah etmesin; guzel, (kuskudan uzak bir bicimde) soz soyleyin

[33] Evlerinizde oturun, ilk cahiliye(cagı kadınları)nın acılıp kırıtması gibi acılıp kırıtmayın. Namazı kılın, zekatı verin, Allah'a ve Resulune ita'at edin. Ey Ehl-i Beyt (ey peygamberin ev halkı), Allah sizden, kiri gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor

[34] Evlerinizde okunan Allah ayetlerini ve hikmeti hatırlayın. Suphesiz Allah latiftir, haber alandır

[35] Musluman erkekler ve musluman kadınlar, mu'min erkekler ve mu'min kadınlar, ta'ate devam eden erkekler ve ta'ate devam eden kadınlar, dogru erkekler ve dogru kadınlar; sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, (Allah'a) saygılı erkekler ve saygılı kadınlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, oruc tutan erkekler ve oruc tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve (ırzlarını) koruyan kadınlar, Allah'ı cok zikreden erkekler ve zikreden kadınlar; (Iste) Allah bunlar icin bagıs ve buyuk bir mukafat hazırlamıstır

[36] Allah ve Resulu, bir iste hukum verdigi zaman, artık inanmıs bir erkek ve kadının, o isi kendi isteklerine gore secme hakkı yoktur. Kim Allah'a ve Resulune karsı gelirse, apacık bir sapıklıga dusmus olur

[37] Allah'ın ni'met verdigi; senin de kendisine ni'met ver(ip hurriyete kavustur)dugun kimseye: "Esini yanında tut, Allah'tan kork" diyordun, fakat Allah'ın acıga vuracagı seyi icinde gizliyordun, insanlardan cekiniyordun; oysa asıl cekinmene layık olan, Allah idi. Zeyd, o kadından ilisigini kesince biz onu sana nikahladık ki (bundan boyle) evlatlıkları, kadınlarıyle iliskilerini kestikleri zaman o kadınlarla evlenmek hususunda mu'minlere bir gucluk olmasın. Allah'ın buyrugu (her zaman) yerine getirilmistir

[38] Allah'n kendisine takdir ettigi bir seyi yerine getirmekte, Peygambere herhangi bir gucluk yoktur. Sizden once gecenler arasında da Allah'ın yasası boyle idi. Allah'ın emri, olup bitmis bir seydir

[39] (O peygamberler), Allah'ın mesajlarını duyururlar, Allah'tan korkarlar ve O'ndan baska kimseden korkmazlardı. Hesap gorucu olarak Allah yeter

[40] Muhammed, sizin erkeklerinizden birinin babası degil, falat Allah'ın Elcisi ve peygamberlerin hatemidir. Allah her seyi bilendir

[41] Ey inananlar, Allah'ı cok anın

[42] Ve O'nu sabah aksam tesbih edin

[43] O(Allah)dır ki, sizi karanlıklardan aydınlıga cıkarmak icin uzerinize rahmet eder, melekleri de (size acıyıp magfiret dilerler. Allah) inananlara karsı cok esirgeyendir

[44] Kendisine kavustukları gun, selam ile karsılanırlar. (Allah) Onlara guzel bir mukafat hazırlamıstır

[45] Ey peygamber, biz seni sahid, mujdeci ve uyarıcı olarak gonderdik

[46] Ve izniyle, Allah'a da'vetci ve aydınlatıcı bir lamba olarak (gonderdik)

[47] Mu'minlere, Allah'tan buyuk bir lutuf bulundugunu mujdele

[48] Kafirlere ve munafıklara ita'at etme. Onların eziyetlerine aldırma, Allah'a dayan; vekil (koruyucu) olarak Allah yeter

[49] Ey inananlar, inanan kadınları nikahlayıp da henuz onlara dokunmadan bosarsanız, onların uzerinde sayacagınız bir iddet hakkınız yoktur. Hemen mut'alarını verin (biraz gecimlik verip memnun edin) ve onları guzellike serbest bırakın

[50] Ey peygamber, biz, ucretlerini (mehirlerini) verdigin eslerini; Allah'ın sana ganimet olarak verdig(i savas esir)lerinden elinin altında bulunan(cariye)leri; amcanın, halalarının, dayının ve teyzelerinin seninle beraber goc eden kızlarını sana helal kıldık. Bir de kendisini (mehirsiz olarak) peygambere hibe eden ve peygamberin de kendisini almak diledigi inanmıs kadını, diger mu'minlere degil, sırf sana mahsus olmak uzere (helal kıldık). Biz, esleri ve ellerinin altında bulunan(cariye)leri hakkında mu'minlere yapmalarını gerekli kıldıgımız seyi bil(dir)dik. (onların bu hususta ne yapması lazım geldigini de daha once acıkladık) ki, sana bir zorluk olmasın, (sen bir sıkıntıya, guc bir duruma dusmeyesin). Allah cok bagıslayan, cok esirgeyendir

[51] Onlardan diledigini geri bırakır, diledigini yanına alırsın. (Gecici olarak) Ayrıldıklarından (tekrar birlesmeyi) arzu ettigine (donmekte) senin uzerine bir gunah yoktur. Onların gozlerinin aydınlanıp tasalanmamalarına ve hepsinin, senin verdiklerine razı olmalarına en elverisli olan budur. Allah sizin kalblerinizde olanı bilir. Allah bilendir, halimdir (birden ofkeye kapılıp ceza vermez)

[52] Bundan sonra artık sana (baska) kadınlar(la evlenmek), guzellikleri cok hosuna giden kadınlar olsa da, bunları baska eslerle degistirmek helal degildir. Yalnız elinin altında bulunan(cariye)ler bunun dısındadır. Allah, her seyi gozetleyicidir

[53] Ey inananlar, (rastgele) Peygamber'in evlerine girmeyin. Ancak yemek icin size izin verilir de girerseniz (erkenden gelip) yemegin pismesini beklemeyin. Cagrıldıgınız zaman girin; yemegi yeyince dagılın, soze dalmayın. Cunku bu (davranısınız) Peygamberi incitiyor, fakat o, (size bunu soylemekten) utanıyordu. Ama Allah, gercek(i soylemek)ten utanmaz. Onlardan (yani peygamberin hanımlarından) bir sey istediginiz zaman perde arkasından isteyin. Bu, hem sizin kalbleriniz, hem de onların kalbleri icin daha temizdir. Sizin, Allah'ın Elcisini incitmeniz ve kendisinden sonra onun eslerini nikahlamanız asla olamaz. Cunku bu, Allah katında buyuk(bir gunah)tır

[54] Bir seyi acıga vursanız da, yahut onu gizleseniz de (fark etmez), Allah her seyi gayet iyi bilmektedir

[55] Onlara (yani Peygamberin hanımlarına) ne babaları, ne ogulları, ne kardesleri, ne kardeslerinin ogulları, ne kızkardeslerinin ogulları, ne kadınları ve ne de ellerinin altında bulunan(kole)leri hakkında bir gunah yoktur, (bunlara karsı ortunmeleri gerekmez. Ey Peygamberin hanımları) Allah'tan korkun; suphesiz Allah, her seyi gormektedir

[56] Allah'ı ve melekleri, Peygambere salat etmekte(onun serefini gozetmege, sanını yuceltmege ozen gostermekte)dir. Ey inananlar, siz de ona salat edin, (onun sanını yuceltmege ozen gosterin); ictenlikle selam edin (ona esenlik dileyin)

[57] Allah'ı ve Elcisini incitenler var ya, iste Allah onlara dunyada ve ahirette la'net etmis ve onlar icin alcaltıcı bir azab hazırlamıstır

[58] Mu'min erkekleri ve mu'min kadınları yapmadıkları bir seyle (suclayıp) incitenler bir iftira ve acık bir gunah yuklenmislerdir

[59] Ey Peygamber, eslerine, kızlarına ve inananların kadınlarına soyle: (Bir ihtiyac icin dısarı cıktıkları zaman) ortulerini ustlerine salsınlar; onların tanınıp incitilmemesi icin en elverisli olan budur. Allah cok bagıslayan, cok esirgeyendir

[60] Andolsun, iki yuzluler, kalblerinde hastalık bulunanlar, sehirde kotu haberler yayanlar (bu yaptıklarından) vazgecmezlerse seni onların ustune sureriz (onlarla savasmanı ve onları sehirden surup cıkarmanı sana emrederiz); sonra orada, senin yanında ancak az bir zaman kalabilirler

[61] La'netlenirler; nerede rastlansalar yakalanıp; oldurulurler

[62] Allah'ın onceden gecen(millet)ler arasında (uygulanan) yasası budur. (Peygamberlere karsı iki yuzluluk edenler oldurulurler). Allah'ın yasasını degistirme(ge imkan) bulamazsın

[63] Insanlar sana O sa'atten soruyorlar. De ki: "Onun bilgisi Allah'ın yanındadır." Ne bilirsin belki o sa'at yakın olur

[64] Allah kafirlere la'net etmis ve onlar icin cılgın bir ates hazırlamıstır

[65] Orada ebedi olarak kalacaklar; (kendilerini koruyacak) bir dost ve yardımcı bulamayacaklardır

[66] Yuzleri atesin icinde cevrildigi gun: "Eyvah bize! Keske Allah'a ita'at etseydik, Elciye ita'at etseydik!" derler

[67] Ve dediler ki: "Rabbimiz, biz beylerimize ve buyuklerimize uyduk da bizi yoldan saptırdılar

[68] Rabbimiz, onlara iki kat azab ver ve onlara buyuk bir la'net eyle

[69] Ey inananlar, su kimseler gibi olmayın ki, Musa'ya eziyet ettiler de Allah onu onların dediklerinden beraat ettirdi; o, Allah yanında vecih (gozde, itibarlı bir kul) idi

[70] Ey inananlar, Allah'tan korkun ve dogru soz soyleyin

[71] Ki (Allah) islerinizi duzeltsin ve gunahlarınızı bagıslasın. Kim Allah'a ve Resulune ita'at ederse, buyuk bir basarıya ermis olur

[72] Biz emaneti, goklere, yere ve daglara sunduk; onu yuklenmekten kacındılar, on(un sorumlulugun)dan korktular; onu insan yuklendi; (fakat onun agır sorumlulugunu tam kavrayamadı) dogrusu o, cok zalim, cok cahildir

[73] (Allah bu emaneti insana vermistir) Ki iki yuzlu erkeklere ve iki yuzlu kadınlara, ortak kosan erkeklere ve ortak kosan kadınlara azab etsin; inanan erkekleri ve inanan kadınları da bagıslasın. Allah cok bagıslayan, cok esirgeyendir

Sebe'

Surah 34

[1] Hamd, goklerde ve yerde bulunanların hepsi kendisinin olan Allah'a mahsustur. Ahirette de hamd O'na mahsustur. O, hukum ve hikmet sahibidir; (her seyi) haber alandır

[2] Yerin icine gireni ve ondan cıkanı, gokten ineni ve oraya cıkanı bilir. O, cok esirgeyen, cok bagıslayandır

[3] Inkar edenler: "O Sa'at bize gelmez," dediler. De ki: "Hayır, gaybı bilen Rabbim hakkı icin o, mutlaka size gelecektir. Goklerde ve yerde zerre agırlıgınca bir sey, O'ndan gizli kalmaz. Ne bundan kucuk, ne de bundan buyuk hicbir sey yoktur ki apacık bir Kitapta bulunmasın

[4] (Her seyi apacık bir Kitapta tesbit etmistir) Ki, inanıp iyi isler yapanları mukafatlandırsın. Onlar icin magfiret ve guzel rızık vardır

[5] Ayetlerimiz hakkında (bizi) aciz bırakmaga calısanlara gelince: onlar icinde pislikten acı bir azab vardır

[6] Kendilerine bilgi verilenler, Rabbinden sana indirilenin, gercek oldugunu, mutlak galib ve hamde layık olan(Allah)ın yoluna ilettigini gorurler

[7] Inkar edenler, dediler ki: "Siz tamamen dagılıp parcalandıktan sonra, mutlaka yeni bir yaratılıs icinde olacagınızı size haber veren bir adam gosterelim mi size

[8] Allah'a yalan mı uydurdu, yoksa kendisinde delilik mi var? Hayır, ahirete inanmayanlar, azab ve uzak bir sapıklık icindedirler

[9] Onlar gokten ve yerden onlerinde ve arkalarında bulunanı, (kendilerini her yandan kusatan gogu ve yeri) gormuyorlar mı? Dilesek onları yere batırırız, ya da uzerlerine gokten parcalar dusururuz. Suphesiz bunda (Rabbine) yonelen her kul icin bir ibret vardır

[10] Andolsun, Davud'a tarafımızdan bir ustunluk verdik: "Ey daglar, onunla beraber tesbih edin. Ve ey kuslar (siz de onun tesbihine katılın)!" (dedik) ve ona demiri yumusattık

[11] Genis zırhlar yap, dokumasını olculu yap ve (hepiniz) iyi isler yapın. Cunku ben yaptıklarınızı gormekteyim. diye (vahyettik)

[12] Suleyman'a da, sabah gidisi bir ay(lık mesafe), aksam donusu bir ay(lık mesafe) olan ruzgarı boyun egdirdik ve onun icin katran (petrol) kaynagını da akıttık. Rabbinin izniyle cinlerin bir kısmı, onun onunde calısırdı. Onlardan kim buyrugumuzdan sapsa, ona alevli azabı taddırırdık

[13] Ona diledigi gibi kaleler, heykeller, havuzlar kadar (genis) legenler, sabit kazanlar yaparlardı. "Ey Davud ailesi, sukredin!" kullarımdan sukreden azdır

[14] (Suleyman'ın) Olumune hukmettigimiz zaman, onun oldugunu, ancak degnegini yiyen bir agac kurdu gosterdi. (Kurdun yemesiyle degnek curuyup de ona dayalı duran Suleyman) Yıkılınca (onun oldugu anlasıldı ve) anlasıldı ki eger cinler gaybı bilselerdi, o kucuk dusurucu azab icinde kalmazlardı

[15] Andolsun (Kahtan oglu, Ya'rub oglu...) Sebe (ogulların)ın oturdukları yerlerde de bir ibret vardır: (O meskenler) Sagdan, soldan iki bahce (ile cevrili idi. Onlara): "Rabbinizin rızkından yeyin de O'na sukredin! Hos (bir) ulke, cok bagıslayan Rab!" (denilmisti)

[16] Ama (sukurden) yuz cevirdiler; bu yuzden uzerlerine Arim selini gonderdik; onların iki bahcesini buruk yemisli, acı meyvalı ve icinde biraz da sedir agacı bulunan iki bahceye cevirdik

[17] Nankorluk ettiklerinden oturu onları boyle cezalandırdık; biz nankorden baskasını cezalandırır mıyız

[18] Onlarla, icinde bereketler yarattıgımız kentler arasında, acıkca gorunen kentler var ettik ve bunlar arasında yurumeyi takdir ettik: "Oralarda geceleri ve gunduzleri guven icinde yuruyun" (dedik)

[19] Rabbimiz, seferlerimizin arasını uzaklastır (sehirlerimiz birbirine cok yakın, bunlarını arasını uzat da daha uzun mesafelere gidelim) dediler ve kendilerine zulmettiler. Biz de onları efsanelere cevirdik, onları darmadagın ettik. Suphesiz bunda, sabreden, sukreden herkes icin ibretler vardır

[20] Andolsun Iblis, onlar hakkındaki zannını dogru cıkardı, inanan bir bolukten baska (hepsi) ona uydular

[21] Onun onlar uzerinde zorlayıcı bir gucu yoktu. Ancak ahirete inananı, ondan kuskulanandan (ayırd edip) bilelim diye (ona bu fırsatı verdik). Rabbin her seyi korumaktadır

[22] De ki: "Allah'tan baska (tanrı) sandıgınız seyleri cagırın, onlar ne goklerde ve ne de yerde zerre agırlıgınca bir seye sahip degillerdir. Bu ikisi(nin yaratılmasında ve mulku)nde bir ortaklıkları yoktur. Ve Allah'ın onlardan bir yardımcısı da yoktur

[23] O'nun huzurunda, O'nun izin verdigi kimselerden baskasının sefa'ati fayda vermez. Nihayet onların yureklerinden korku giderilince (birbirlerine): "Rabbiniz ne buyurdu?" derler. "Hakkı (buyurdu)" derler. O, yucedir, buyuktur

[24] De ki: "Size goklerden ve yerden kim rızık veriyor?" De ki: "Allah, O halde ya biz veya siz, (ikimizden biri), dogru yol uzerinde veya acık bir sapıklık icindeyiz

[25] De ki: "Bizim isledigimiz suctan siz sorulacak degilsiniz; biz de sizin islediginizden sorumlu degiliz

[26] De ki: "Rabbimiz (kıyamet gunu), hepimizi bir araya toplayacak, sonra aramızdaki sorunu cozecektir. O sorunları en guzel cozumleyendir, bilendir

[27] De ki: "O'na kattıgınız ortakları bana gosterin (bakayım, onlar tanrı olabilirler mi?). Hayır (boyle sey olamaz.) Dogrusu O, galib, hukum ve hikmet sahibi olan Allah'tır

[28] Biz seni ancak butun insanlara mujdeleyici ve uyarıcı olarak gonderdik; fakat insanların cogu bilmezler

[29] Diyorlar ki: "Dogru iseniz bu tehdid(ettiginiz azap) ne zaman (olacak)

[30] De ki: "Sizin icin belirtilmis bir gun vardır. Ondan ne bir sa'at geri kalırsınız, ne de ileri gecebilirsiniz

[31] Inkar edenler dediler ki: "Biz ne bu Kur'an'a, ne de bundan oncekilere inanırız." Sen o zalimleri, Rablerinin huzurunda tutuklanmıs, birbirlerine soz atarlarken bir gorsen: Zayıf dusurulenler, buyukluk taslayanlara: "Siz olmasaydınız, elbette biz inanan insanlar olurduk." diyorlar

[32] Buyukluk taslayanlar da zayıf dusurulenlere dediler ki: "Size hidayet geldigi zaman sizi ondan biz mi engelledik? Hayır, zaten siz kendiniz suc isliyordunuz

[33] Zayıf dusurulenler buyukluk taslayanlara: "Hayır, gece gunduz dolap (kurar, kotuluk asılardınız) Allah'a nankorluk etmemizi, O'na esler kosmamızı bize emrederdiniz." dediler. Ve azabı gorduklerinde, iclerinde pismanlıklarını gizlediler. Biz de o nankorlerin boyunlarına demir halkalar gecirdik. Yalnız yaptıklarıyle cezalanmıyorlar mı

[34] Biz hangi ulkeye bir uyarıcı gonderdiysek mutlaka oranın varlıkla sımarmıs kimseleri: "Biz, sizin gonderildiginiz seyi inkar ediyoruz" dediler

[35] Ve dediler ki: "Biz malca ve evladca daha coguz, biz azaba ugratılacak degiliz

[36] De ki: "Rabbim diledigine rızkı yayar ve (diledigine) kısar; fakat insanların cogu bilmezler, (sanırlar ki mal ve evlad coklugu seref ve buyukluk sebebidir)

[37] Ne mallarınız, ne de evladlarınız size katımızda bir yakınlık saglar. Ancak inanıp faydalı is yapanlar baska. Onlara yaptıklarının kat kat fazlası mukafat vardır ve onlar saraylarda guven (ve huzur) icindedirler

[38] Ayetlerimizi etkisiz kılmaga calısanlara gelince, onlar da azabın icine getirileceklerdir

[39] De ki: "Rabbim kullarından diledigine rızkı yayar ve ona (tekrar rızkı) kısar. Siz Allah icin ne verseniz, Allah onun yerine baskasını verir. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır

[40] O gun, onların hepsini bir araya toplar, sonra meleklere: "Bunlar size mi tapıyorlardı?" der

[41] (Melekler) derler ki: "Sen yucesin, bizim velimiz (koruyucumuz) onlar degil, sensin. Hayır, onlar cinlere tapıyorlardı. Cokları onlara inanıyorlardı

[42] O gun birinizin, digerine ne bir fayda, ne de zarar vermege gucu yeter. Biz zulmedenlere: "Yalanlamakta oldugunuz ates azabını tadın!" deriz

[43] Onlara acık acık ayetlerimiz okundugu zaman dediler ki: "Bu, sadece sizi babalarınızın taptıgı(tanrılar)dan cevirmek isteyen bir adamdan baska bir sey degildir." Ve o nankorler dediler ki: "Bu, uydurulmus bir yalandan baska bir sey degildir." Ve kendilerine gelen hakkı inkar edenler: "Bu, apacak bir buyudur, baska bir sey degildir" dediler

[44] Halbuki biz onlara okuyacakları bir Kitap vermemistik ve senden once onlara bir uyarıcı gondermemistik

[45] Bunlardan onceki(millet)ler de yalanlanmıslardı. Bunlar, onlara verdiklerimizin onda birine bile erismemislerdir. (Onlara o kadar ni'met verdigim halde yine) elcilerimi yalanladılar. Ama benim de (onları) inkarım nasıl oldu, (onları nasıl mahvettim)

[46] De ki: "Size bir seyi ogutleyeyim: 'Allah icin, ikiser ikiser ve teker teker durup dusununuz! Arkadasınızda delilikten eser yoktur. O, cetin bir azabın arefesinde sizin icin bir uyarıcıdır

[47] De ki: "Ben sizden bir ucret istemissem, o sizin olsun. Benim ucretim yalnız Allah'a aittir. O her seye sahiddir

[48] De ki: "Rabbim gercegi, (diledigi kulunun kalbine) atar. (O) gaybleri bilendir

[49] De ki: "Hak geldi, artık batıl ne bir sey ortaya cıkarabilir, ne de geri getirebilir. (O tamamen yok olup gitmistir)

[50] De ki: "Eger saparsam, kendi zararıma sapmıs olurum. Eger yolu bulursam, bu da Rabbimin bana vahyettigi (Kur'an) sayesindedir. Suphesiz O, isitendir, yakındır

[51] Telasa dustukleri zaman (onları) bir gorsen: Hicbiri kurtulamaz, yakın yerden yakalanmıslardır

[52] Ona inandık demektedirler, ama uzak yerden (ta dunyadan imanı) nasıl alabilsinler

[53] Oysa daha once onu inkar etmislerdi. Uzak yerden gorulmeyene tas atıyorlardı

[54] Tıpkı bundan once benzerlerine yapıldıgı gibi, kendileriyle arzu ettikleri sey arasına perde cekildi. Dogrusu, onlar katmerli bir kusku icindedirler

Fâtır

Surah 35

[1] Gokleri ve yeri yoktan var eden; melekleri, ikiser, ucer, dorder kanatlı elciler yapan Allah'a hamd olsun. O, yaratmada (diledigi kadar) artırır: (Kimine daha fazla kanat verir, kiminin bunyesini daha saglam, daha buyuk, kimini daha guzel yapar). Suphesiz Allah, her seyi yapabilendir

[2] Allah, insanlara bir rahmet actı mı onu tutan olamaz, O'nun tuttugunu da O'ndan sonra salacak yoktur. O, ustundur, hukum ve hikmet sahibidir

[3] Ey insanlar, Allah'ın size olan ni'metini hatırlayın: Allah'tan baska size gokten ve yerden rızık verecek bir yaratıcı var mı? O'ndan baska tanrı yoktur. Nasıl oluyor da gercekten cevriliyorsunuz

[4] Eger seni yalanlıyorlarsa, senden onceki elciler de yalanlanmıstır. Butun isler Allah'a dondurulecek(ve Allah, herkesi yaptıgıyle cezalandıracak)tır

[5] Ey insanlar, Allah'ın va'di gercektir; sakın dunya hayatı sizi aldatmasın, o aldatıcı, sizi Allah(ın affına guvendirmek sureti) ile aldatmasın

[6] Seytan, sizin dusmanınızdır, siz de onu dusman tutun. O, partisini alevli atesin halkından olmaga cagırır

[7] Inkar edenler icin cetin bir azab var; inanıp iyi isler yapanlara da magfiret ve buyuk bir mukafat vardır

[8] Kotu isi, kendisine suslendirilip de onu guzel goren kimse (vehmine aldanmayarak kotu amelini guzel gormeyen, aklıyle gercegi goren kimse gibi olur) mu? Allah diledigini sapıklık icinde bırakır, diledigini yola iletir. Bundan dolayı canın, onlar icin hasretlere (uzuntulere) gitmesin, Allah onların ne yaptıklarını biliyor

[9] Allah'tır ki, gonderdigi ruzgarlar bir bulut kaldırır, onu olu bir ulkeye sureriz, olmus olan yeri onunla diriltiriz. Iste diriltme de boyledir

[10] Kim seref istiyorsa (bilsin ki) seref tamamen Allah'ındır, (onu baskasından degil, Allah'tan istesin). Guzel soz O'na cıkar, iyi amel onu yukseltir. Kotu seyleri kuranlara gelince, onlar icin cetin bir azab vardır. Ve onların tuzagı bozulacaktır

[11] Allah sizi once topraktan, sonra nutfe(sperm)den yarattı, sonra sizi cift, cift yaptı. Bir disinin gebe kalması ve dogurması hep O'nun bilgisiyledir. Bir canlıya omur verilmesi de, onun omrunden azaltılması da mutlaka bir Kitapta(yazılı)dır. Suphesiz bu, Allah'a gore kolaydır

[12] Iki deniz bir olmaz: Su tatlıdır, susuzlugu keser, icimi (bogazdan) kayar; su da tuzlu, acıdır. Hepsinden de taze et yersiniz ve takındıgınız (inci, sedef gibi) sus (esyası) cıkarırsınız. (Allah'ın) Lutfundan payınızı arayıp sukretmeniz icin gemilerin, denizi yarıp gittigini gorursun

[13] (Allah) Geceyi gunduzun icine sokar, gunduzu de gecenin icine sokar; gunesi ve ayı buyrugu altına almıstır. Her biri belirtilmis bir sureye kadar akıp gider. Iste Rabbiniz Allah budur, mulk O'nundur. O'ndan baska yalvardıgınız seyler ise bir cekirdek zarına bile sahip degillerdir

[14] Onları cagırsanız sizin cagırmanızı isitmezler. Isitseler bile size cevap veremezler. Kıyamet gunu de, sizin (onları Allah'a) ortak kosmanızı tanımazlar. Hic kimse sana, herseyi bilen (Allah) gibi gercekleri haber veremez

[15] Ey insanlar, siz Allah'a muhtacsınız, Allah ise, iste zengin ve hamde layık olan O'dur

[16] Dilese sizi goturur ve yeni bir halk getirir

[17] Bu, Allah'a zor degildir

[18] Hicbir gunahkar baskasının gunahını cekmez. Eger yuku agır gelen kimse onu tasımak icin (baskalarını cagırsa) onun yukunden hicbir sey, tasınmaz; akrabası dahi olsa (kimse onun yukunu tasımaz). Sen ancak gormeden Rablerinden korkanları ve namazı kılanları uyarırsın. Ma'nen arınıp yucelen, kendi yararına arınmıs olur. Donus Allah'adır, (Allah, herkese yaptıgının karsılgını verir)

[19] Korle, goren bir olmaz

[20] Karanlıklarla, aydınlık da bir olmaz

[21] Golge ile sıcaklık da bir olmaz

[22] Dirilerle, oluler de bir olmaz. Allah diledigine isittirir; yoksa sen kabirlerde bulunanlara isittirecek degilsin

[23] Sen sadece bir uyarıcısın

[24] Biz seni gercek ile birlikte mujdeleyici ve uyarıcı olarak gonderdik. Her millet icinde mutlaka bir uyarıcı (peygamber gelip) gecmistir

[25] Eger (bunlar) seni yalanlıyorlarsa (uzulme cunku) bunlardan oncekiler de yalanlamıslardı. Elcileri onlara acık kanıtlar, sahifeler ve aydınlatıcı Kitap getirmislerdi (yine de onları yalanladılar)

[26] Sonra ben de o inkar edenleri yakaladım. Benim (onları) inkarım (cezalandırmam) nasıl oldu

[27] Gormedin mi Allah gokten su indirdi de, onunla renkleri cesit cesit meyvalar cıkardık. Daglardan (gecen) beyaz, kırmızı, degisik renklerde ve simsiyah yollar (yarattık)

[28] Insanlardan, hayvanlardan ve davarlardan da yine boyle turlu renkte olanlar var. Kulları icinden ancak bilginler, Allah'tan (geregince) korkar. Suphesiz Allah daima ustundur, cok bagıslayandır

[29] Allah'ın Kitabını okuyanlar, namazı kılanlar ve kendilerine verdigimiz rızıktan hayır icin gizli ve acık harcayanlar, asla batmayacak bir ticaret umarlar

[30] Ki (Allah), onlara ucretlerini tam odesin ve lutfundan onlara fazlasını da versin. Cunku O, cok bagıslayan, cok karsılık verendir

[31] Kitaptan sana vahyettigimiz, kendinden oncekini dogrulayan gercektir. Allah kulların(ın her halini) haber alandır, gorendir

[32] Sonra Kitabı kullarımız arasından sectiklerimize miras verdik. Onlardan kimi nefsine zulmedendir, kimi orta gidendir, kimi de Allah'ın izniyle hayırlarda one gecendir. Iste buyuk lutuf budur

[33] Adn cennetleri... Oraya girerler; orada altın bilezikler ve inci(ler) takınırlar. Orada giysileri de ipektir

[34] Dediler ki: "Bizden tasayı gideren Allah'a hamdolsun, dogrusu Rabbimiz cok bagıslayan, cok karsılık verendir

[35] O (Rab) ki lutfuyla bizi durulacak yurda kondurdu. Orada bize ne bir yorgunluk dokunur ve ne de orada bize bir usanc dokunur

[36] Nankorlere de cehennem atesi vardır. (Orada) Onlara ne (olumle) hukmedilir ki, olsunler ve ne de onlardan cehennem azabı biraz hafifletilir. Iste biz her nankoru boyle cezalandırırız

[37] Onlar orada: "Rabbimiz, bizi cıkar, (once) yaptıgımızdan baskasını yapalım?" diye feryadederler. "Sizi, ogut alacak olanın, ogut alacagı kadar bir sure yasatmadık mı? Size uyarıcı da geldi (fakat inanmadınız). Oyle ise (azabı) tadın artık. Zalimlerin yardımcısı yoktur

[38] Allah goklerin ve yerin gaybını bilendir. O, goguslerin ozunu bilir

[39] Sizi yeryuzunde halifeler (yoneticiler) yapan O'dur. Artık kim nankorluk ederse nankorlugu kendi zararınadır. Kafirlerin kufru, Rableri yanında (kendilerine) gazabdan baska bir sey artırmaz; kafirlerin kufru, (kendilerine) ziyandan baska bir sey artırmaz

[40] De ki: "Siz, Allah'tan baska yalvardıgınız su tanrılarınızı gordunuz mu? Bana gosterin (bakayım), onlar yerden hangi seyi yarattılar?" Yoksa onların, gokler(in yaratılmasın)da (Allah'a) ortaklıkları mı var? Yoksa biz onlara (taptıkları putları bize ortak kosmalarını soyleyen) bir Kitap vermisiz de onlar o Kitaptan bir delil uzerinde mi bulunuyorlar? Hayır, o zalimler birbirlerine, aldatmadan baska bir sey va'detmiyorlar

[41] Allah yıkılmamaları icin gokleri ve yeri tutmaktadır. Andolsun, gokler ve yer yıkılsa, onları, Kendisinden baska hic kimse tutamaz. Suphesiz O, halimdir, cok bagıslayandır

[42] Andolsun eger kendilerine bir uyarıcı (peygamber) gelirse, her milletten daha cok dogru yolda olacaklar diye, yeminlerinin butun gucuyle Allah'a yemin ettiler. Fakat kendilerine uyarıcı gelince, onlara Hak'tan uzaklasmaktan baska bir katkı saglamadı

[43] Yeryuzunde buyukluk taslama(larını) ve kotu tuzak(lar) kurma(larını artırdı.) Kotu tuzak, ancak sahibine dolanır. Onlar oncekilerin yasasından baskasını mı bekliyorlar? Allah'ın yasasında bir degisme bulamazsın; Allah'ın yasasında bir sapma bulamazsın

[44] (Bunlar,) Yeryuzunde hic gez(ip dolas)madılar mı ki kendilerinden oncekilerin sonunun nasıl oldugunu gorsunler? Onlar, (bunlardan) daha guclu idiler. Ne goklerde ne de yerde Allah'ı engelleyecek bir sey var. O, bilendir, gucludur

[45] Eger Allah, insanları yaptıkları isler yuzunden (hemen) cezalandıracak olsaydı, yeryuzunde hicbir canlı bırakmazdı. Fakat Allah, onları belirtilmis bir sureye kadar erteliyor. Sureleri geldigi zaman, kuskusuz Allah kullarını gormektedir (onları yaptıkları islere gore cezalandıracaktır)

Yâsîn

Surah 36

[1] Yasin

[2] Hikmetli Kur'an'a andolsun

[3] Kuskusuz sen gonderilmis elcilerdensin

[4] Dosdogru bir yol uzerinde

[5] Yani ustun ve cok esirgeyen Allah'ın indirdigi (Kur'an yolu) uzerindesin

[6] Babaları uyarılmamıs, bu yuzden kendileri de gaflet icinde kalmıs bir toplumu uyarman icin (seni gonderdik)

[7] Andolsun onların coguna o soz (cinlerden ve insanlardan bir kısmını cehenneme dolduracagım, sozu) hak oldu; artık onlar inanmazlar

[8] Biz onların boyunlarına halkalar gecirdik. Cenelere kadar dayanan o halkalar yuzunden kafaları kalkıktır

[9] Onlerinden bir sed ve arkalarından bir sed cektik de onları kapattık; artık gormezler

[10] Onları uyarsan da uyarmasan da onlar icin birdir, inanmazlar

[11] Sen ancak Zikre uyan ve gormeden Rahman'dan korkan kimseyi uyarabilirsin. Iste oylesini bir magfiret ve guzel bir mukafatla mujdele

[12] Biziz, biz ki, oluleri diriltiriz ve one surdukleri isleri ve bıraktıkları eserleri yazarız. Zaten biz, her seyi apacık bir kutuge ayrıntılı olarak kaydetmisizdir

[13] Onlara elcilerin geldigi su kent halkını misal olarak anlat

[14] Biz onlara iki elci gonderdik, onları yalanladılar, biz de (elcileri) ucuncu biriyle destekledik. Dediler ki: "Biz size gonderilen elcileriz

[15] (Kentliler) Dediler ki: "Siz de bizim gibi insandan baska bir sey degilsiniz. Rahman bir sey indirmemistir. Siz sadece yalan soyluyorsunuz

[16] (Elciler) Dediler ki: "Rabbimiz bilir ki biz size gonderilmis elcileriz

[17] Bizim uzerimize dusen, yalnız acıkca duyurmaktır

[18] (Kentliler) Dediler ki: "Dogrusu biz sizin yuzunuzden ugursuzluga ugradık. Eger bu isten vazgecmezseniz sizi mutlaka taslarız ve bizden size acı bir azab dokunur

[19] (Elciler) Dediler ki: "Ugursuzlugunuz sizin kendinizdedir. Size ogut verildigi icin mi (ugursuzluga ugruyorsunuz)? Hayır siz asırı giden bir kavimsiniz

[20] Kentin en uzak yerinden bir adam kosarak geldi: "Ey kavmim, elcilere uyun." dedi

[21] Sizden bir ucret istemeyenlere uyun, onlar dogru yoldadırlar

[22] Ben nicin beni yaratana kulluk etmeyeyim? Siz de hep O'na donduruleceksiniz

[23] O'ndan baska tanrılar edinir miyim hic? Eger O cok esirgeyen, bana bir zarar vermek dilese, onların sefa'ati bana hicbir yarar saglamaz ve onlar beni kurtaramazlar

[24] O takdirde ben, apacık bir sapıklık icinde olurum

[25] Ben sizin Rabbinize inandım, (gelin) beni dinleyin

[26] Ona: "Cennete gir" denilince: "Keske, dedi, kavmim bilseydi

[27] Rabbimin beni bagısladıgını ve beni agırlananlardan kıldıgını

[28] Ondan sonra biz, kavminin uzerine gokten bir ordu indirmedik, indirici de degildik, (buna gerek yoktu)

[29] Sadece korkunc bir gurultu oldu, hemen sonuverdiler

[30] Yazık su kullara! Kendilerine gelen her elci ile mutlaka alay ederlerdi

[31] Gormediler mi kendilerinden once nice nesilleri yok ettik; onlar bir daha kendilerine donup gelmezler

[32] Ancak hepsi toplandıgı zaman huzurumuza getirileceklerdir

[33] Olu toprak, onlar icin bir ayettir, (oluleri nasıl diriltecegimize isarettir): Biz onu dirilttik, ondan dane cıkardık da ondan yiyorlar

[34] Orada hurma ve uzum bahceleri yarattık; orada cesmeler akıttık

[35] Ki o(suyun, yahut bahce)nin urununden ve ellerinin emeginden yesinler. Hala sukretmiyorlar mı

[36] Ne yucedir O (Allah) ki topragın bitirdiklerinden, kendilerinden ve daha bilmedikleri nice seylerden olan butun ciftleri yaratmıstır

[37] Gece de onlar icin bir ayettir. Gunduzu ondan soyup, alırız, birden onlar karanlıkta kalıverirler

[38] Gunes de kendi mustekarrı (istikrarı veya istikrar bulacagı yer) icin akıp gider. Bu, ustun ve bilen(Allah)ın takdiridir

[39] Aya da konaklar tayin ettik. Nihayet o, eski urcun(hurma salkımının sapın)a benzer bir hale geldi

[40] Ne gunes aya erisebilir, ne de gece, gunduzun onune gecebilir. Hepsi bir felekte (yorungede) yuzmektedirler

[41] Onlar icin bir ayet de, onların cocuklarını dolu gemide tasımamız

[42] Ve kendilerine onun gibi binecekleri nice seyler yaratmamızdır

[43] Dilesek onları (suda) bogarız, ne kendilerine imdad (eden) olur, ne de kurtarılırlar

[44] Ancak bizden bir rahmet ve bir sureye kadar yasatma vardır (acıyarak onları bir sure yasatırız)

[45] Onlara: "Onunuzdeki ve arkanızdaki (yani sizden once gecen ve ileride sizi bekleyen) olaylardan sakının ki, esirgenesiniz," dendigi zaman (aldırmazlar)

[46] Zaten, onlara Rabblerinin ayetlerinden hicbir ayet gelmez ki ondan yuz cevirmis olmasınlar

[47] Onlara: "Allah'ın size verdigi rızıktan (Allah icin) verin!" dendigi zaman, nankorler, inananlara: "Allah'ın diledigi takdirde yedirecegi bir kimseye biz mi yedirelim? Dogrusu siz, apacık bir sapıklık icindesiniz." derler

[48] Ve: "Eger dogru soyluyorsanız bu tehdid (ettiginiz azab) ne zaman (gelecek)?" diyorlar

[49] Onların isi sadece korkunc bir sese bakar. Cekisip dururlarken ansızın o, kendilerini yakalar

[50] Artık ne bir tavsiye yapabilirler, ne de ailelerine donebilirler

[51] Sur'a uflendi. Iste onlar kabirlerden Rablerine kosuyorlar

[52] Dediler: "Vah bize, bizi yattıgımız yerden kim kaldırdı? Iste Rahman'ın va'dettigi sey budur. Demek peygamberler dogru soylemis

[53] Sadece bir tek gurultu olur, hemen onların hepsi huzurumuza getirilirler

[54] O gun, hic kimseye bir haksızlık yapılmaz ve siz ancak yaptıgınızın cezasını cekersiniz

[55] O gun cennet halkı, bir is icinde eglenirler

[56] Kendileri ve esleri, golgelerde, koltuklara yaslanmıslardır

[57] Orada onlar icin meyvalar ve istedikleri her sey vardır

[58] Cok esirgeyen Rabden (onlara) sozle selam (vardır)

[59] Ey suclular, bugun soyle ayrılın

[60] Ey Adem ogulları, ben size and vermedim mi: Seytana tapmayın o sizin apacık dusmanınızdır. Did I not charge you, O ye sons of Adam, that ye worship not the devil - Lo! he is your open foe

[61] Bana tapın dogru yol budur diye

[62] O, sizden bircok kusagı saptırmıstı. Dusunmuyor muydunuz

[63] Iste size soylenen cehennem

[64] Inkarınızdan dolayı bugun oraya girin

[65] O gun agızlarını muhurleriz, elleri bize soyler, ayakları yaptıklarına sahidlik eder

[66] Dilesek gozlerini silerdik de yola dokulurlerdi, ama nasıl gorecekler

[67] Dilesek kılıklarını degistirip onları oldukları yerde dondururduk, ne ileri gidebilir, ne geri donebilirlerdi

[68] Kime uzun omur versek, onun yaratılısını bas asagı cevirir(gucunu azaltır)ız, (sonunda zayıflar, ihtiyarlar). Akıllarını kullanmıyorlar mı

[69] Biz ona (Muhammed'e) siir ogretmedik, (siir) ona yakısmaz da. O(na vahyedilen) sadece bir ogut ve apacık bir Kur'an'dır

[70] (Bu Kur'an Muhammed'e vahyedilmistir) Ki, diri olanları uyarsın ve inkar edenlere de (azab) soz(u) hak olsun

[71] Gormediler mi ellerimizin yaptıklarından kendilerine nice hayvanlar yarattık da kendileri onlara malik olmaktadırlar

[72] Onları kendilerine boyun egdirdik, onlardan bazıları binekleridir, ve onlardan bazılarını da yerler

[73] Kendileri icin onlarda daha bircok yararlar ve icecekler var. Hala sukretmiyorlar mı

[74] Belki kendilerine yardım edilir diye Allah'tan baska tanrılar edindiler

[75] (O tanrılar) Kendilerine yardım edemezler. Tersine kendileri onlar icin hazırlanmıs askerlerdir (Onları korumaktadırlar)

[76] Onların sozu seni uzmesin. Biz onların gizlediklerini de acıga vurduklarını da biliyoruz

[77] Insan, bizim kendisini nasıl bir nutfe(sperm)den yarattıgımızı gormedi mi ki, simdi apacık bir hasım kesildi

[78] Kendi yaratılısını unutarak bize bir mesel verdi: "Su curumus kemikleri kim diriltecek?" dedi

[79] De ki: "Onları ilk defa yaratan diriltecek. O, her yaratmayı bilir

[80] O size yesil agactan ates yaptı da siz ondan yakıyorsunuz

[81] Gokleri ve yeri yaratan, onların benzerlerini yaratamaz mı? Elbette yaratır. O, cok bilen yaratıcıdır

[82] O'nun isi, bir seyi(n olmasını) istedi mi ona, sadece "ol!" demektir, hemen oluverir

[83] Yucedir O ki, her seyin hukumranlıgı O'nun elindedir ve siz O'na donduruleceksiniz

Saffât

Surah 37

[1] Andolsun o sıra sıra dizilenlere

[2] Bagırıp surenlere

[3] Zikir okuyanlara

[4] Ki Tanrınız, birdir

[5] Goklerin, yerin ve bunlar arasında bulunanların Rabbi, doguların da Rabbidir

[6] Biz en yakın gogu bir zinetle, yıldızlarla susledik

[7] Ve (onu) ita'at dısına cıkan her turlu seytandan koruduk

[8] O (seyta)nlar mele-i A'layı (yuce melekler toplulugunu) dinleyemezler; her yandan kendilerine (ısınlar) atılır

[9] Kovulurlar. Onlar icin surekli bir azab vardır

[10] Yalnız (yuce topluluktan) bir soz kapan olursa, onu da delici bir sihab (ısın)izler

[11] Simdi onlara sor: Yaratılıs bakımından kendileri mi daha cetin, yoksa bizim yarattıklarımız mı? Biz kendilerini yapıskan bir camurdan yarattık

[12] Hayır sen (bu muhtesem kudrete) hayran kaldın; onlarsa (seninle) alay ediyorlar

[13] Kendilerine ogut verilse ogut almıyorlar

[14] Bir mu'cize gorseler, alay ediyorlar

[15] Bu apacık bir buyuden baska bir sey degildir. diyorlar

[16] Yani biz oldugumuz, toprak ve kemik oldugumuz zaman mı, biz mi diriltilecek misiz

[17] Evvelki atalarımız da mı

[18] De ki: "Evet siz asagılanarak (diriltileceksiniz)

[19] O (is) sadece korkunc bir sesten ibarettir: Hemen onlar (diriltilmis olarak) bakıyorlardır

[20] Vah bize, bu ceza gunudur! dediler

[21] Bu, yalanlamakta oldugunuz hukum gunudur

[22] (Yuce Allah meleklerine emreder): "Toplayın o zalimleri, onların eslerini ve taptıklarını

[23] Allah'tan baska. Onları cehennemin yoluna goturun

[24] Durdurun onları, cunku onlar sorguya cekileceklerdir

[25] Size ne oldu ki birbirinize yardım etmiyorsunuz

[26] (Basları one egik, utanctan yuzleri kızarmıs. Cevap verecek durumda degillerdir). Hayır, onlar o gun teslim olmuslardır

[27] Birbirlerine donduler, soruyorlar

[28] (Uyanlar, uydukları adamlara) Dediler ki: "Siz bize sagdan gelir(guvendigimiz yandan bize sokulup vesvese verir)diniz

[29] (Otekiler de): "Hayır, dediler, zaten siz kendiniz inanan insanlar degildiniz

[30] Bizim sizi zorlayacak bir gucumuz yoktu. Siz kendiniz azgın bir toplum idiniz

[31] Artık Rabbimizin sozu bize hak oldu. Biz (hak ettigimiz cezayı mutlaka) tadacagız

[32] Sizi azdırdık, cunku biz kendimiz azmıstık(siz de bize uyunca azmıs oldunuz)

[33] O gun onlar azab (cekme)de ortaktırlar

[34] Iste biz, suclulara boyle yaparız

[35] Cunku onlara: "Allah'tan baska tanrı yoktur!" dendigi zaman buyukluk taslarlardı

[36] Cinlenmis bir sair icin biz tanrılarımızı mı terk edecegiz? derlerdi

[37] Hayır, o (ne sairdi, ne mecnun. O) gercegi getirmis ve elcileri de dogrulamıstı

[38] Siz acı azabı tadacaksınız

[39] Sadece yaptıgınız (isler)le cezalanıyorsunuz

[40] Ancak Allah'ın halis kulları bu cezanın dısındadır

[41] Onlar icin bilinen bir rızık vardır

[42] (Turlu turlu) Meyvalar. Ve onlar agırlanırlar

[43] Ni'met cennetlerinde

[44] Tahtlar uzerinde, karsılıklı otururlar

[45] Onlerinde akan kaynaktan (doldurulmus) kadehler dolastırılır

[46] Berrak, icenlere lezzet veren bir icki

[47] Onda ne sersemletme var, ne onunla sarhos olurlar

[48] Yanlarında da, yalnız kendilerine goz dikmis iri gozlu esler vardır

[49] Saklı yumurta gibi bembeyaz esler

[50] Bunlar birbirine donmus soruyorlar

[51] Onlardan bir sozcu: "Benim, dedi, bir arkadasım vardı

[52] Derdi ki: 'Sen dogrulayanlardan mısın

[53] Biz olup toprak ve kemik oldugumuz zaman mı, biz mi (diriltilip yaptıgımız islere gore) cezalanacagız

[54] (Sonra yanındakilere): "Bakar mısınız?" dedi

[55] Baktı onu cehennemin ortasında gordu

[56] Tallahi, dedi, sen az daha beni de alcaltacaktın

[57] Rabbimin ni'meti olmasaydı, simdi ben de (oraya) getirilenlerden olurdum

[58] Biz bir daha olmeyecek miyiz der

[59] Yalnız ilk olumumuz, baska olum yok ve biz azaba da ugratılmayacagız ha

[60] Gercekten buyuk basarı ve mutluluk budur

[61] Calısanlar bunun icin calıssınlar

[62] (Nasıl) Agırlanmak icin bu mu hayırlı, yoksa zakkum agacı mı

[63] Biz onu zalimler icin bir fitne (sınav) yaptık

[64] O, cehennemin dibinde cıkan bir agactır

[65] Tomurcukları, seytanların basları gibidir

[66] Onlar ondan yiyecekler ve karınlarını onunla dolduracaklardır

[67] Sonra onların, bunun uzerine kaynar su karıstırılmıs bir ickileri vardır

[68] Sonra donecekleri yer, elbette cehennemdir

[69] Cunku onlar babalarını sapık kimseler buldular

[70] Kendileri de onların izlerinde kosturuyorlar

[71] Andolsun, onlardan once, evvelkilerin cogu da sapmıstı

[72] Biz onların icine de uyarıcılar gondermistik

[73] Bak, o uyarılanların sonu nice oldu

[74] Ancak Allah'ın halis kulları o azabın dısında kaldılar

[75] Andolsun Nuh bize yalvarmıstı da ne guzel kabul buyurmustuk

[76] Onu ve ailesini buyuk sıkıntıdan kurtarmıstık

[77] Yalnız onun zurriyetini kalıcılar yaptık (onlardan baska hepsini helak ettik)

[78] Sonra gelenler arasında ona (iyi bir un) bıraktık

[79] Alemler icinde Nuh'a selam olsun (butun insanlar onu esenlikle anarlar)

[80] Iste biz guzel davrananları boyle mukafatlandırırız

[81] Cunku o bizim, inanan kullarımızdandı

[82] Sonra otekilerini suda bogduk

[83] Ibrahim de onun kolundan idi

[84] Zira Rabbine tertemiz bir kalb getirmisti

[85] Babasına ve kavmine: "Neye tapıyorsunuz?" demisti

[86] Allah'tan baska uydurma tanrılar mı istiyorsunuz

[87] Alemlerin Rabbi hakkında zannınız nedir (ki O'na boyle ortaklar kostunuz)

[88] Yıldızlara bir goz attı

[89] Ben hastayım, dedi

[90] Bunun uzerine arkalarını donup ondan kactılar

[91] O da gizlice onların tanrılarına sokuldu: "Yemez misini?" dedi

[92] Neyiniz var ki konusmuyorsunuz

[93] Ve gizlice uzerlerine yuruyup sag eliyle onlara kuvvetli bir darbe indirdi

[94] (Puta, tapanlar, donduklerinde putlarını kırılmıs gorunce) Hemen kosarak ona gittiler

[95] (Elinizle) Yonttugunuz seylere mi tapıyorsunuz? dedi

[96] Oysa sizi de, yaptıgınız(bu seyler)i de Allah yaratmıstır

[97] Onun icin bir bina yapın da onu (o binada) atese atın dediler

[98] Ona bir tuzak kurmak istediler, biz de (onların tuzaklarını bosa cıkardık), onları alcak dusurduk

[99] (Ibrahim) Dedi ki: "Ben Rabbime gidecegim, O, beni dogru yola iletecek

[100] Rabbim, bana iyilerden (bir cocuk) lutfet

[101] Ona halim bir erkek cocuk mujdeledik

[102] (Cocuk) Onun yanında kosma cagına erisince (Ibrahim ona): "Yavrum, dedi, ben uykuda goruyorum ki ben seni kesiyorum; (dusun) bak, ne dersin?" (Cocuk): "Babacıgım, sana emredileni yap, insallah beni sabredenlerden bulacaksın." dedi

[103] Ikisi de boylece (Allah'ın emrine) teslim olup (Ibrahim, kurban etmek icin) cocugu alnı uzerine yıkınca

[104] Biz ona: "Ibrahim!" diye unledik

[105] Sen ruyayı dogruladın, iste biz, guzel davrananları boyle mukafatlandırırız

[106] Gercekten bu, apacık bir sınav idi

[107] Ve fidye olarak ona buyuk bir kurbanlık verdik

[108] Sonra gelenler arasında ona (iyi bir un) bıraktık

[109] (Ileride gelecek nesiller): "Ibrahim'e selam olsun!" (diyeceklerdi)

[110] Iste biz guzel davrananları boyle mukafatlandırırız

[111] Cunku o bizim mu'min kullarımızdandı

[112] Biz ona Ishak'ı, iyilerden bir peygamber olarak mujdeledik

[113] Kendisine de, Ishak'a da bereketler verdik. Onların neslinden (gelenler arasında) iyi hareket eden de var, acıkca kendisine zulmeden de

[114] Andolsun Musa'ya ve Harun'a da lutuflarda bulunduk

[115] Onları ve kavimlerini buyuk sıkıntıdan kurtardık

[116] Onlara yardım ettik de ustun gelenler kendileri oldular

[117] Onlara acık ifadeli Kitabı verdik

[118] Ve onları dogru yola ilettik

[119] Ve sonra gelenler arasında onlara (iyi bir un) bıraktık

[120] (Hep): "Musa'ya ve Harun'a selam olsun!" (diyeceklerdi)

[121] Iste biz guzel davrananları boyle mukafatlandırırız

[122] Cunku ikisi de bizim inanan kullarımızdandı

[123] Ilyas da elcilerdendi

[124] Kavmine demisti ki: "(Allah'ın azabından) Korunmaz mısınız

[125] Ba'l'e yalvarıyorsunuz da, bırakıyor musunuz, yaratıcıların en guzelini

[126] Sizin Rabbiniz ve onceki atalarınızın Rabbi olan Allah'ı

[127] Onu yalanladılar, bundan dolayı onlar (azaba) getirileceklerdir

[128] Yalnız Allah'ın halis kulları azab dısındadırlar

[129] Biz, sonra gelenler arasında ona (Ilyas'a da iyi bir un) bıraktık

[130] Ilyas'a selam olsun

[131] Iste biz guzel davrananları boyle mukafatlandırırız

[132] Cunku o bizim mu'min kullarımızdandı

[133] Lut da gonderilen elcilerdendi

[134] Onu ve ailesini kurtardık

[135] Yalnız (azabda) kalacaklar arasında bulunan acuze bir kadın haric

[136] Sonra otekileri kırdık (gecirdik)

[137] Siz onların yanlarından gecip gidiyorsunuz; sabahleyin

[138] Ve geceleyin. Dusunmuyor musunuz

[139] Yunus da gonderilen elcilerdendi

[140] Dolu gemiye kacmıstı

[141] (Yuku fazla olugundan gemi tasıyamamıs, yolculardan birini denize atmak gerekmisti. Birini atmak uzere gemidekilerle) Kur'a cekti. (Yunus) Yenilenlerden oldu. (Kur'a kendisine isabet etti)

[142] (Yunus, Rabbinden izinsiz olarak kavminden ayrıldıgı icin) Kendi kendisini kınarken (denize attılar) balık onu yuttu

[143] Eger tesbih edenlerden olmasaydı

[144] (Insanların) Yeniden diriltilecekleri gune kadar balıgın karnında kalırdı

[145] (Ama balıgın karnında bizi andı, tesbih etti, biz de) Onu hasta bir halde agacsız, cıplak bir yere attık

[146] Ve uzerine (golge yapması icin) Bir asma kabak agacı bitirdik

[147] Ve onu yuz bin insana, ya da daha fazla olanlara elci gonderdik

[148] Inandılar, biz de onları bir sureye kadar gecindirdik

[149] Simdi onlara sor: Rabbine kızlar, onlara da oglanlar mı

[150] Yoksa biz melekleri, onların gozleri onunde disi mi yarattık (ki meleklerin disi oldugunu soyluyorlar)

[151] Iyi bilin, onlar iftiraları yuzunden diyorlar ki

[152] Allah dogurdu. Onlar elbette yalancıdırlar

[153] (Allah) Kızları secip oglanlara tercih mi etmis

[154] Size ne oldu, nasıl hukum veriyorsunuz

[155] Hic mi dusunmuyorsunuz

[156] Yoksa sizin, (meleklerin, Allah'ın kızları oldukları hakkında) acık bir deliliniz mi var

[157] Eger dogru iseniz Kitabınızı getirin

[158] Allah ile cinler arasında bir nesep, (bir soy baglantısı) uydurdular. Oysa cinler de kendilerinin (yuce divana) getirileceklerini bilmislerdir

[159] Hasa Allah, onların taktıkları sıfatlardan (munezzehtir), yucedir

[160] Fakat Allah'ın temiz kulları haric (onlar azaba sokulmayacaklardır)

[161] (Ey inkarcılar) Ne siz, ne de taptıklarınız

[162] Kandırıp Allah'ın yolundan cıkaramazsınız

[163] Cehenneme girecek olandan baskasını

[164] Bizden herkesin belli bir makamı vardır

[165] Biziz, o saf saf dizilenler, biz

[166] Biziz, o tesbih edenler, biz

[167] Gerci o(ortakkosa)nlar soyle diyorlardı

[168] Eger yanımızda oncekiler(e gelen Kitap'lar)dan bir uyarı olsaydı

[169] Elbette biz, Allah'ın halis kulları olurduk

[170] Ama o uyarıyı inkar ettiler, yakında (inkar etmelerinin sonunun nasıl olacagını) bileceklerdir

[171] Gonderilen elci kullarımıza su sozumuz gecmisti

[172] Mutlaka zafere ulastırılanlar kendileri olacaktır

[173] Ve galip gelenler, mutlaka bizim ordumuz olacaktır

[174] Bir sureye kadar onlardan don (onların sozlerine aldırıs etme)

[175] Onları gozetle. Yakında (baslarına neler gelecegini) goreceklerdir

[176] Bizim azabımızı mı acele istiyorlar

[177] Fakat o azab yurtlarına indigi zaman uyarılmıs olanların sabahı ne kotu olur

[178] Bir sureye kadar onları kendi hallerine bırak

[179] Ve (bekle de) gor, onlar da goreceklerdir

[180] Kudret ve seref sahibi Rabbin, onların nitelendirmelerinden yucedir

[181] Selam, gonderilen elcilere

[182] Hamd, alemlerin Rabbi Allah'a

Sâd

Surah 38

[1] Sad, (uyarıcı) ve sanlı Kur'an'a andolsun ki

[2] Inkar edenler bir gurur ve ayrılık icindedirler

[3] Onlardan once nice nesilleri helak ettik de feryad ettiler; fakat artık kurtulus zamanı gecmisti

[4] Onlara kendilerinden bir uyarıcı (peygamber) gelmesine hayret ettiler de o kafirler dediler ki: "Bu yalancı bir sihirbazdır

[5] Tanrıları bir tek tanrı mı yaptı? Bu, cidden tuhaf bir seydir

[6] Onlardan bir grup fırladı: "Yuruyun tanrılarınıza baglı kalın. Cunku bu, arzu edilen bir seydir

[7] Biz bu(nun soyledigi)ni (babalarımızın baglı oldugu) oteki dinde isitmedik. Bu uydurmadan baska bir sey degildir

[8] O Zikr (uyarı, baska kimse kalmadı da) aramızdan ona mı indirildi? Dogrusu, onlar benim Zikr'imden yana suphe icindedirler. Hayır, onlar henuz azabımı tadmadılar

[9] Yoksa daima ustun olan, cok lutufta bulunan Rabbinin rahmet hazineleri onların yanında mı

[10] Yoksa goklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların mulku onların mı? Oyleyse sebepler (vasıtalar) icinde yukselsinler (vasıtalara binip goklere cıksınlar da oradan alemi yonetsinler, vahyi de kendi isteklerine gore indirsinler)

[11] (Onlar) Surada bozguna ugratılacak derme catma bir ordudur

[12] Onlardan once de Nuh kavmi, Ad (kavmi) ve kazıklar sahibi (temelleri kazık gibi yere cakılmıs, yuksek pramitler yaptıran) Fir'avn da yalanlamıstı

[13] Semud (kavmi), Lut kavmi ve Eyke halkı da (boyle yapmıstı). Iste onlar da (peygamberlere karsı birlesik) kabilelerdi

[14] Hepsi de elcileri yalanladılar, benim cezamı hak ettiler

[15] Bunlar(ın isi) de sadece geri donmesi olmayan bir na'raya bakıyor

[16] (Alay ederek) Dediler ki: "Rabbimiz, bizim (azab) payımızı hesap gununden once, hemen ver

[17] Onların dediklerine sabret de guclu kulumuz Davud'u an; cunku o (bize) cok basvururdu

[18] Biz dagları onunla beraber (tesbih etmeleri icin) boyun egdirmistik; aksam sabah onunla tesbih ederler (onun yaptıgı tesbihle cınlarlar)dı

[19] Toplanıp gelen kusları da (ona ram etmistik). Hepsi onun nagmesine katılır (beraber tesbih ederler)di

[20] Onun mulkunu guclendirmistik, kendisine hikmet (peygamberlik, yuksek bilgi, hakkı batıldan ayırma, davaları cozme) ve acık, guzel konusma (yetenegi) vermistik

[21] Sana davacıların haberi geldi mi? Hani odasının duvarına tırmanmıslardı

[22] Davud'un yanına girmislerdi de (Davud) onlardan korkmustu: "Korkma, dediler, biz iki davacıyız. Birimiz, otekinin hakkına saldırdı. Simdi sen aramızda hak ile hukmet, (adaletten ayrılıp bize) zulmetme. Bizi yolun ortasına (adalete) gotur

[23] Bu kardesimin doksan dokuz koyunu var. Benimse bir tek koyunum var. Boyle iken Onu da bana ver" dedi ve konusmada bana agır bastı (onunla bas edemedim)

[24] (Davud) dedi ki: "And olsun (o) senin, koyununu kendi koyunlarına katmayı istemekle sana zulmetmistir. Zaten (mallarını birbirine) karıstıran(ortak)ların cogu birbirine zulmederler. Yalnız inanıp iyi isler yapanlar bunun dısındadır ki, onlar da ne kadar azdır!" Davud, (bu hukumle) kendisini denedigimizi (kendisine bir bela verecegimizi) sandı da Rabbinden magfiret diledi, egilerek secdeye kapandı ve tevbe edip (bize) dondu

[25] Biz de ondan bunu affettik. Yanımızda onun bir yakınlıgı ve guzel bir gelecegi vardır

[26] Ey Davud, biz seni yeryuzunde (senden oncekilerin yerine) hukumdar yaptık. Insanlar arasında adaletle hukmet; keyf(in)e uyma, sonra seni Allah'ın yolundan saptırır. Allah'ın yolundan sapanlar ise, hesap gununu unuttuklarından dolayı, cetin azaba ugrayacaklardır

[27] Gogu, yeri ve ikisi arasındakileri bos yere yaratmadık (bunlar bir tesaduf eseri degildir) bu, inkar edenlerin zannıdır, (onlar kainatın bos bir tesaduf eseri oldugunu soylerler). Atesten vay hallerine o nankorlerin

[28] Yoksa biz, inanıp iyi isler yapanları, yeryuzunde bozgunculuk yapanlar gibi mi tutacagız? Yoksa korunanları yoldan cıkanlar gibi mi tutacagız

[29] Sana (bu) mubarek Kitabı indirdik ki ayetlerini dusunsunler ve sagduyu sahipleri ogut alsınlar

[30] Biz Davud'a Suleyman'ı armagan ettik, (Suleyman) ne guzel kuldu! Hep Allah'a basvururdu

[31] Aksam ustu kendisine safin (gorkemli) hızlı kosan (saf kan Arap) atları gosterilmisti

[32] Ben, dedi, mal sevgisini, Rabbimi anmaktan (oturu) tercih ettim. Nihayet bu atlar perde ile gizlendi (kosup dagın arkasına dusmekle gozden kayboldu)

[33] Onları bana getirin (dedi), bacaklarını ve boyunlarını oksamaga basladı

[34] Andolsun Suleyman'ı denedik: Tahtının ustune bir ceset bıraktık, sonra (bize) yoneldi

[35] Rabbim, dedi, beni affet, bana, benden sonra hic kimseye nasib olmayan bir mulk (hukumdarlık) ver. Cunku Sensin o cok lutfeden, Sen

[36] Biz, ruzgarı ona boyun egdirdik. Onun buyruguyla, onun istedigi yere tatlı tatlı eserdi

[37] Ve seytanları; her bina ustasını ve dalgıcı

[38] Ve zincirlerle birbirine baglanmıs baska (seytan)ları

[39] Bu bizim ihsanımızdır. Artık diledigine ver veya verme, hesapsızdır. (dedik)

[40] Onun icin, bizim yanımızda bir yakınlık ve guzel bir gelecek de vardır

[41] Kulumuz Eyyub'u da an: (O) Rabbine "Seytan, bana bir yorgunluk ve azab dokundurdu" diye seslenmisti

[42] Ayagını (yere) vur, iste yıkanacak ve icilecek serin (bir su), (dedik). (And it was said unto him): Strike the ground with thy foot. This (spring) is a cool bath and a refreshing drink

[43] Ona bizden bir rahmet ve sagduyu sahiplerine bir ibret olarak ailesini ve onlarla beraber bir esini daha armagan ettik

[44] (Dedik ki): "Eline bir demet sap al, onunla vur da yeminini bozma." Gercekten biz onu sabreden (bir kul) bulmustuk. Ne guzel kuldu, o daima (bize) basvururdu

[45] Kuvvetli ve basiretli kullarımız Ibrahim'i, Ishak'ı ve Ya'kub'u da an

[46] Biz onları ahiret yurdunu dusunme ozelligiyle temizleyip, kendimize halis (kul) yaptık

[47] Onlar bizim yanımızda seckinlerden, hayırlılardandır

[48] Isma'il'i, Elyesa'ı, Zulkifil'i de an. Hepsi de iyilerdendir

[49] Bu, bir hatırlamadır. Korunanlar icin guzel bir gelecek vardır

[50] Kapıları kendilerine acılmıs Adn cennetleri

[51] Orada (koltuklara) yaslanarak bir cok meyva ve icki isterler

[52] Yanlarında da bakıslarını yalnız (kocalarına) diken (kendileriyle) yasıt dilberler vardır

[53] Iste, hesap gunu icin size soz verilen budur

[54] Dogrusu bizim bu rızkımızın bitip tukenmesi yoktur

[55] Bu boyledir; fakat azgınlara da en kotu bir gelecek vardır

[56] Cehennem! Oraya girerler. Ne kotu bir dosektir o

[57] Iste onu tadsınlar: Kaynar ve kokusmus sudur

[58] Ve daha baska cesit cesit (azab) vardır

[59] Iste sunlar da sizinle beraber (cehenneme) girecek olanlardır: "Onlara merhaba yok, (yerleri genis olmasın, rahat yuzu gormesinler)! Onlar atese gireceklerdir

[60] (Uyanlar, uyulanlara) Dediler ki: "Hayır, asıl size merhaba yok, (asıl siz rahat yuzu gormeyin), siz bunu bizim onumuze getirdiniz. Ne kotu durak (bu)

[61] (Ve hepsi birbiri aleyhine du'a ederek): "Rabbimiz, bunu bizim onumuze kim getirdiyse onun atesteki azabını bir kat daha artır!" dediler

[62] Bize ne oldu ki, (dunyada) kotulerden saydıgımız adamları (burada) gormuyoruz? dediler

[63] Hani onlarla alay ederdik. Yoksa gozler(imiz) mi onlardan kaydı, (onları gozden mi kacırdık)

[64] Bu, mutlaka gercektir, ates halkının tartısmasıdır (bunun olacagından asla suphe yoktur)

[65] De ki: "Ben ancak bir uyarıcıyım. Tek ve (her seyi) kahreden Allah'tan baska tanrı yoktur

[66] O, goklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir, daima ustundur, cok bagıslayandır

[67] De ki: "O, buyuk bir haberdir

[68] (Ama gafletinizden dolayı) Siz ondan yuz ceviriyorsunuz

[69] Yuce topluluk tartısırlarken (aralarında) neler gectigi hakkında bir bilgim yoktu

[70] Ben ancak apacık bir uyarıcı oldugum icin (bu bilgi) bana vahyediliyor

[71] Rabbin meleklere demisti ki: "Ben camurdan bir insan yaratacagım

[72] Onu bicimlendirip ona ruhumdan ufledigim zaman derhal ona secdeye kapanın

[73] Meleklerin hepsi tum olarak secde ettiler

[74] Yalnız Iblis etmedi, buyukluk tasladı ve kafirlerden oldu

[75] (Rabbin ona) Dedi ki: "Ey Iblis, iki elimle yarattıgıma secde etmekten seni alıkoyan nedir? Buyukluk mu tasladın, yoksa yucelerden mi oldun

[76] Dedi: "Ben ondan iyiyim. Beni atesten, onu camurdan yarattın

[77] Buyurdu ki: "Haydi cık oradan, sen kovuldun

[78] Ta ceza gunune kadar lanetim uzerinedir

[79] Rabbim, dedi, oyleyse yeniden dirilecekleri gune kadar bana sure ver

[80] Buyurdu: "Haydi sen sure verilenlerdensin

[81] O belli vaktin gunune kadar. Until the day of the time appointed

[82] (Iblis) Dedi: "Senin izzet ve serefine and olsun ki, onların tumunu azdıracagım

[83] Yalnız onlardan ihlaslı kulların(a dokunmayacagım)

[84] Buyurdu ki: "Gercektir (sen benim halis kullarımı kandıramazsın), ve ben gercek olarak diyorum ki

[85] Senden ve onlar icinde sana uyan kimselerden (gelenler ile) cehennemi dolduracagım

[86] De ki: "Ben sizden buna karsı bir ucret istemiyorum. Ve ben yapmacık yapanlardan, (uydurma seylerle peygamberlik taslayanlardan) degilim

[87] O (Kur'an), ancak butun alemlere oguttur

[88] Bir sure sonra "Onun haberi(nin dogrulugu)nu gayet iyi bileceksiniz

Zümer

Surah 39

[1] Kitabını indirilmesi, aziz hukum ve hikmet sahibi Allah tarafındandır

[2] Biz bu Kitabı sana hak ile indirdik; sen dini yalnız Allah'a halis kılarak O'na kulluk et

[3] Iyi bil ki, halis din yalnız Allah'ındır. O'ndan baska veliler edinerek: "Biz bunlara, sırf bizi Allah'a yaklastırmaları icin tapıyoruz," diyenler(e gelince): Suphesiz ki Allah, onlar arasında, ayrılıga dustukleri konuda hukmunu verecektir. Allah, yalancı, nankor insanı dogru yola iletmez

[4] Eger Allah cocuk edinmek isteseydi, yarattıklarından diledigini secerdi. O (bundan munezzehtir) yucedir. O tek ve kahredici Allah'tır

[5] Gokleri ve yeri hak ile yarattı. Geceyi gunduzun uzerine dolar, gunduzu de gecenin uzerine dolar. Gunesi ve ayı buyrugu altına almıstır. Her biri belli bir sureye kadar akıp gitmektedir. Iyi bil ki O, aziz ve cok bagıslayandır

[6] Sizi bir tek candan yarattı, sonra ondan esini meydana getirdi ve sizin icin davarlardan sekiz cift indirdi: (Deve, okuz, koyun, keci.) Sizi annelerinizin karınlarında uc karanlık icinde yaratmadan yaratmaya (asamadan asamaya) gecirerek yaratmaktadır. Iste Rabbiniz Allah budur. Mulk O'nundur. O'ndan baska tanrı yoktur. Nasıl (O'na kulluktan sirke) cevriliyorsunuz

[7] Eger nankorluk ederseniz, suphesiz Allah, siz(in imanınız)a muhtac degildir. Fakat kulları icin kufre razı olmaz. Ve eger sukrederseniz sizin icin ona razı olur. Hicbir gunahkar, digerinin gunahını cekmez. Sonra donusunuz Rabbinizedir, (O), size yaptıklarınızı haber verir. Cunku O, goguslerin ozunu bilir

[8] Insana bir zarar dokundu mu, hemen ictenlikle Rabbine yonelerek O'na du'a eder. Sonra (Rabbi) ona kendisinden bir ni'met verdi mi; onceden O'na yalvarmakta oldugunu unutur da, O'nun yolundan saptırmak icin Allah'a esler kosmaga baslar. De ki: "Kufrunle azıcık yasa, sen ates halkındansın

[9] Yoksa o, gece sa'atlerinde secde ederek, ayakta durarak ibadet eden, ahiretten korkan ve Rabbinin rahmetini uman gibi midir? De ki: "Bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?" Dogrusu ancak sagduyu sahipleri ogut alır

[10] (Tarafımdan) De ki: "Ey inanan kullarım, Rabbinizden korkun. Bu dunya hayatında guzel davrananlara guzellik vardır. Allah'ın yeri genistir. Ancak sabredenlere, odulleri hesapsız odenecektir

[11] De ki: "Bana dini yalnız Allah'a halis kılarak, O'na kulluk etmem emredildi

[12] Ve bana muslumanların ilki olmam emredildi

[13] De ki: "Ben, Rabbime isyan edersem, buyuk bir gunun azabından korkarım

[14] De ki: "Ben, dinimi yalnız Allah'a halis kılarak O'na kulluk ediyorum

[15] Siz de O'ndan baska dilediginize kulluk edin. De ki: "Ziyana ugrayanlar kıyamet gunu hem kendilerini, hem de ailelerini ziyan edenlerdir. Dikkat edin, iste bu, apacık bir ziyandır

[16] Onların ustlerinden atesten golgeler, altlarından da (atesten) golgeler var. Iste Allah kullarını bu durumdan korkutur. Ey kullarım, benden korkun

[17] Tagut'a kulluk etmekten kacınan ve Allah'a yonelenlere mujde var. Mujdele kullarımı

[18] Onlar ki, sozu dinlerler ve onun en guzeline uyarlar. Iste onlar Allah'ın kendilerini dogru yola ilettigi kimselerdir ve onlar sagduyu sahipleridir

[19] Uzerine azab kararı hak olanı mı, sen ateste bulunanı mı kurtaracaksın

[20] Fakat Rablerinden korkanlar icin ustuste yapılmıs odalar var. Odaların altından da ırmaklar akmaktadır. Bu, Allah'ın va'didir. Allah va'dinden caymaz

[21] Gormedin mi Allah gokten bir su indirdi, onu yerin icindeki kaynaklara gecirdi, Sonra onunla cesitli renklerde ekin cıkarıyor. Sonra (ekin) kurur, onu sararmıs gorursun. Sonra Allah onu bir cop yapar. Suphesiz bunda sagduyu sahipleri icin bir ibret vardır

[22] Allah'ın, gogsunu Islam'a actıgı kimse, Rabbinden bir nur uzerinde degil midir? Allah'ı anmaga karsı yurekleri katılasmıs olanlara yazıklar olsun. Onlar apacık bir sapıklık icindedirler

[23] Allah, sozun en guzelini, (Kur'an'ın ayetlerini guzellikte) birbirine benzer, ikiserli bir Kitap halinde indirdi. Rablerinden korkanların, ondan derileri urperir, sonra derileri ve kalbleri Allah'ın zikrine yumusar. Iste bu (Kitap) Allah'ın rehberidir. Diledigini bununla dogru yola iletir. Ama Allah kimi sapıklıgında bırakırsa artık ona yol gosteren olmaz

[24] Kıyamet gunu, (elleri baglı oldugu icin) yuzuyle o en kotu azabdan korunmaga calısan (ile guven icinde bulunan bir olur) mu? (O gun) Zalimlere: "Kazandıgınız(ın tadın)ı tadın!" denmistir

[25] Onlardan oncekiler de yalanladılar, bundan dolayı hic farkına varmadıkları bir yonden onlara azab geldi

[26] Allah, dunya hayatında onlara rezillik taddırdı. Ahiret azabı ise daha buyuktur, keske bilselerdi

[27] Andolsun biz, bu Kur'an'da insanlara, ogut almaları icin her temsili anlattık

[28] Korunanlar icin bunu, puruzsuz Arapca bir Kur'an olarak (indirdik)

[29] Allah, (ortak kosanla tek Allah'a inananın durumunu anlatmak icin) soyle bir misal verdi: Birbiriyle cekisen ortaklara baglı olan bir adam (yani kole) ile yalnız bir kisiye baglı olan bir adam. Simdi bu ikisinin durumu bir olur mu? Hamd yalnız Allah'a mahsustur, fakat cokları (yalnız Allah'a tapılacagını) bilmiyorlar

[30] Sen de oleceksin, onlar da olecekler

[31] Sonra siz, kıyamet gunu, Rabbinizin divanında davalasacaksınız

[32] Allah hakkında yalan uydurandan ve kendisine gelen dogruyu yalanlayandan daha zalim kim olabilir? Cehennemde kafirler icin bir yer yok mudur

[33] Dogruyu getirene ve onu dogrulayanlara gelince: Iste korunanlar onlardır

[34] Rablerinin yanında onlara, diledikleri her sey var. Iste guzel davrananların mukafatı budur

[35] (Boyle olur) Ki Allah onların yaptıklarının en kotulerini onlardan ortsun ve onları, yaptıklarının en guzeliyle mukafatlandırsın

[36] Allah kuluna kafi degil mi? Seni O'ndan baskalarıyle korkutuyorlar. Allah kimi sasırtırsa artık onu yola getiren olmaz

[37] Allah kime de yol gosterirse; artık onu sasırtan olmaz. Allah galib ve oc alan degil midir

[38] Andolsun onlara: "Gokleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan, elbette "Allah" derler. De ki: "O halde Allah'tan baska yalvardıklarınızı gordunuz mu, simdi Allah, bana bir zarar vermek istese, onlar O'nun verecegi zararı kaldırabilirler mi? Yahut (Allah) bana bir rahmet (fayda) vermek dilese onlar O'nun rahmetini durdurabilirler mi?" De ki: "Allah bana yeter. Tevekkul edenler O'na dayanırlar

[39] De ki: "Ey kavmim, durumunuza gore bildiginizi yapın, ben de (bildigimi) yapıyorum; yakında bileceksiniz

[40] Kendisini rezil edecek azab kime geliyor ve surekli azab kimin uzerine konuyor

[41] Biz Kitabı, insanlar icin, sana hak ile indirdik. Artık kim dogru yola gelirse kendi yararınadır, kim de saparsa kendi zararına sapmıs olur. Sen onların uzerinde vekil degilsin

[42] Allah, olmekte olan canları alır, olmeyenleri de uykularında (bedenlerinden alıp kendilerinden gecirir); sonra olumune hukmettigini yanında tutar, otekilerini de belli bir sureye kadar salıverir. Suphesiz bunda dusunen bir toplum icin ibretler vardır

[43] Yoksa Allah'tan baska sefa'atciler mi edindiler? De ki: "Onlar, hicbir seye malik olmayan, dusunmeyen seyler olsalar da mı (onları sefa'atci edineceksiniz)

[44] De ki: "Sefa'at tamamen Allah'ındır (yardım ve destek yalnız O'ndandır). Goklerin ve yerin mulku O'nundur. Sonra O'na donduruleceksiniz

[45] Allah, tek olarak anıldıgı zaman; ahirete inanmayanların kalbleri urker. Ama O'ndan baska(tanrı)ları da anıldıgı zaman, hemen sevinirler

[46] De ki: "Allah'ım, ey gokleri ve yeri yoktan var eden, gorulmeyeni ve goruleni bilen! Ancak Sen, ayrılıga dustukleri seylerde kullarının arasında hukmedersin

[47] Eger yeryuzunde bulunanların tumu, ve onun bir misli daha zulmedenlerin olsaydı, kıyamet gunu o kotu azabdan (kurtulmak icin) onu mutlaka fidye verirlerdi. (Cunku) hic hesabetmedikleri seyler, Allah'tan karsılarına cıkmıstır

[48] Yaptıkları islerin kotulukleri kendilerine gorunmus ve alay edegeldikleri sey onları kusatmıstır

[49] Insana bir zarar dokundugu zaman bize du'a eder. Sonra, ona bizden bir ni'met verdigimiz vakit; "Bu, (benim) bilgi(m) sayesinde bana verildi" der. Hayır, o bir imtihandır, fakat cokları bilmiyorlar

[50] Onlardan oncekiler de bunu demislerdi. Ama kazandıkları seyler, kendilerine hicbir yarar saglamadı

[51] Kazandıklarının kotulukleri, sonunda baslarına geldi. Bunlardan zulmedenlere de yaptıklarının kotulukleri erisecektir. Onlar, buna engel olacak degillerdir

[52] Bilmediler mi ki Allah diledigine rızkı acar ve kısar. Suphesiz bunda inanan bir toplum icin ibretler vardır

[53] (Tarafımdan onlara) De ki: "Ey nefislerine karsı asırı giden kullarım, Allah'ın rahmetinden umut kesmeyin. Allah butun gunahları bagıslar. Cunku O, cok bagıslayan, cok esirgeyendir

[54] Size azab gelip catmadan Rabbinize donun, O'na teslim olun. Sonra size yardım edilmez

[55] Ansızın ve hic farkına varmadıgınız bir sırada, size azab gelmezden once Rabbinizden size indirilenin en guzeline uyun

[56] (O gun gunahkar) nefsin soyle demesinden sakının: "Allah'ın yanında (O'na kullukta) kusur edisimden dolayı vah (bana). Gercekten ben alay edenlerdendim

[57] Yahut soyle demesinden: "Allah bana hidayet etseydi, elbet ben de (Allah'ın azabından) korunanlardan olurdum

[58] Yahut azabı gordugu zaman: "Keske benim icin bir kez daha (dunyaya donus) olsaydı da guzel hareket edenlerden olsaydım!" demesinden

[59] (Allah soyle buyurur): "Hayır, sana ayetlerim geldi de sen onları yalanladın, buyukluk tasladın ve nankorlerden oldun

[60] Allah'a yalan uyduranların kıyamet gunu yuzlerinin kapkara kesildigini gorursun. Kibirlenenler icin cehennemde bir yer yok mudur

[61] Allah, korunanları basarılarıyle kurtarır; onlara kotuluk dokunmaz ve onlar uzulmezler

[62] Allah her seyin yaratıcısıdır, O, her seyin yoneticisidir

[63] Goklerin ve yerin anahtarları O'nundur. Allah'ın ayetlerini inkar edenler, iste ziyana ugrayacaklar onlardır

[64] De ki: "Allah'tan baskasına kulluk etmemi mi bana emrediyorsunuz ey cahiller

[65] Sana ve senden oncekilere soyle vahyedildi: "Andolsun, eger (Allah'a) ortak kosarsan amelin bosa cıkar ve kaybedenlerden olursun

[66] Hayır, yalnız Allah'a kulluk et ve sukredenlerden ol

[67] Allah'ı geregi gibi bilemediler. Halbuki kıyamet gunu yer, tamamen O'nun avucu icindedir, gokler de sag elinde durulmustur. O, onların ortak kostuklarından uzak ve yucedir

[68] Sur'a uflenmis, goklerde ve yerde olanlar (korkudan) bayılmıslar, ancak Allah'ın diledigi sarsılmamıstır. Sonra ona bir daha uflenmistir, birden onlar kalkmıs, bakıyorlardır

[69] Yer, Rabbinin nuru ile parlamıs, Kitap (ortaya) konmus, peygamberler ve sahidler getirilmis ve aralarında adaletle hukmedilmistir. Onlara asla haksızlık edilmez

[70] Herkese yaptıgının karsılıgı tam verilmistir. O, onların ne yaptıklarını en iyi bilendir

[71] Nankorler, boluk boluk cehenneme surulmuslerdir. Oraya geldikleri zaman, kapıları acılan cehennemin bekcileri onlara soyle demistir: "Kendi aranızdan, Rabbinizin ayetlerini size okuyan ve sizi bu gununuzle karsılasacagınız hakkında uyaran elciler gelmedi mi?" "Evet geldi, demislerdir; ama kafirlere azab sozu hak olmustur (kafirler azab hukmunu giymeyi hak etmislerdir)

[72] O halde icinde ebedi kalmak uzere cehennemin kapılarından girin. Kibirlenenlerin yeri ne kotuymus! denilmistir

[73] Rablerinin (azabından) korunanlar da boluk boluk cennete sevk edilmislerdir. Kapıları daha once acılmıs bulunan cennete vardıklarında onun bekcileri onlara: "Selam size, (ne) hossunuz, ebedi kalmak uzere buraya girin!" demislerdir

[74] (Cennettekiler de:) "Bize verdigi sozu yerine getiren ve bizi diledigimiz yerinde oturacagımız bu cennet yurduna varis kılan Allah'a hamdolsun. (Allah icin) calısanların ucreti ne guzeldir!" demislerdir

[75] Meleklerin de Arsın cevresinde donerek Rablerini ovgu ile andıklarını gorursun. Insanlar arasında hak ile hukmedilmis ve: "Hamd alemlerin Rabbine mahsustur" denilmistir

Ğâfir

Surah 40

[1] Ha mim

[2] Bu Kitabın indirilisi, aziz (daima galib) ve alim (herseyi en iyi bilen) Allah tarafındandır

[3] Gunahı bagıslayan, tevbeyi kabul eden, azabı cetin olan, lutuf sahibi (Allah tarafından). O'ndan baska tanrı yoktur, donus O'nadır

[4] Inkar edenlerden baskası, Allah'ın ayetleri hakkında mucadele etmez. Onların (oyle) sehirlede dolasmaları, seni aldatmasın

[5] Onlardan once Nuh kavmi ve onlardan sonra gelen kollar da yalanladı. Her millet, elcisini yakalamaga yeltendi; hakkı gidermek icin bos seyler ileri surerek tartıstılar. Bu yuzden onları yakaladım. (Bak iste) Azabım nasıl oldu

[6] Boylece Rabbinin inkar edenler hakkındaki "Onlar ates halkıdır" sozu yerini bulmus oldu

[7] Ars'ı tasıyanlar ve onun cevresinde bulunanlar, Rablerini overek tesbih ederler. O'na inanırlar ve mu'minler icin (soyle) magfiret dilerler: "Rabbimiz, Sen rahmet ve bilgi bakımından her seyi kapladın. Tevbe edip senin yoluna uyanları bagısla, onları cehennem azabından koru

[8] Rabbimiz, onları ve babalarından, eslerinden, cocuklarından iyi olan kimseleri onlara soz verdigin Adn cennetlerine sok. Suphesiz, ustun olan, hukum ve hikmet sahibi olan sensin sen

[9] Onları kotuluklerden koru. O gun Sen, kimi kotuluklerden korursan ona acımıssındır. Iste o buyuk basarı budur

[10] Inkar edenlere de bagırılır: "Allah'ın (size) kızması, sizin kendi kendinize kızmanızdan daha buyuktur. Zira siz imana cagrılırdınız da inkar ederdiniz

[11] Dediler ki: "Rabbimiz, bizi iki kez oldurdun ve iki kez dirilttin. Gunahlarımızı itiraf ettik. Simdi (su atesten) cıkmak icin (bize) bir yol var mı (acaba)

[12] (Soyle cevap verilir): Bu(duruma dusmeniz)in sebebi sudur: Tek Allah'a cagrıldıgınız zaman inkar ederdiniz. O'na ortak kosulunca inanırdınız. Artık hukum yuce ve buyuk Allah'a aittir

[13] O'dur ki, size ayetlerini gosteriyor ve sizin icin gokten rızık indiriyor, (rızkın sebebi olan yagmur, gunes ve hava veriyor). Ancak (O'na) yonelen ogut alır

[14] Kafirlerin hosuna gitmesede siz, dini yalnız Allah'a halis kılarak O'na cagırın

[15] (O,) Dereceleri yukselten; Ars'ın sahibi (Allah), bulusma gunune karsı uyarmak icin, emrinden olan ruhu, kullarından diledigine indirir

[16] O gun onlar, ortaya cıkarlar. Onlardan hicbir sey Allah'a gizli kalmaz. (Ve sorulur onlara): "Bugun mulk kimindir? O tek ve kahhar olan Allah'ın

[17] Bugun her can, kazandıgıyle cezalanır. Bugun zulum yoktur. Allah, hesabı cabuk gorendir

[18] Onları yaklasan gune karsı uyar. Zira (o gun) yurekler, (korkudan adeta yerinden sokulup) gırtlaklara dayanmıstır; (kederlerini) yutkunur dururlar. Zalimlerin ne bir dostu, ne de sozu tutulur bir aracıları yoktur

[19] (Allah) gozlerin hain(bakıslar)ını ve goguslerin gizledigi dusunceleri bilir

[20] Allah, hak ile hukmeder. O'ndan baska yalvardıkları (tanrılar) ise hicbir hukum veremezler. Cunku isiten, goren yalnız Allah'tır

[21] (Onlar) Yeryuzunde gezip dolasmadılar mı ki, kendilerinden once gelenlerin sonunun nasıl oldugunu gorsunler. Onlar kuvvet ve yeryuzundeki eserleri bakımından kendilerinden daha ustun idiler. Fakat Allah, onları gunahları yuzunden yakaladı. Onları Allah'a karsı koruyan olmadı

[22] Cunku onlar (oyle kimselerdi ki) elcileri onlara acık kanıtlar getirirdi ama kabul etmezlerdi. Bu yuzden Allah onları yakaladı. Zira O gucludur, cezası cetin olandır

[23] Andolsun biz Musa'yı ayetlerimizle ve apacık bir yetki ile gonderdik

[24] Fir'avn'e, Haman'a ve Karun'a. "(Bu,) Yalancı bir buyucudur." dediler

[25] (Musa,) Onlara katımızdan hakkı getirince: "Onunla beraber inananların ogullarını oldurun, kadınlarını sag bırakın!" dediler. Fakat kafirlerin tuzagı hep bosa cıkar

[26] Fir'avn dedi: "Bırakın Musa'yı oldureyim de, Rabbine yalvarsın (bakalım O, Musa'yı kurtaracak mı?) Cunku ben onun, dininizi degistireceginden yahut yeryuzunde fesad cıkaracagından korkuyorum

[27] Musa dedi: "Ben, hesap gunune inanmayan her kibirliden, benim de Rabbim sizin de Rabbiniz(olan Allah)a sıgındım

[28] Fir'avn ailesinden imanını gizleyen mu'min bir adam (soyle) dedi: "Rabbim Allah'tır dedigi icin bir adamı olduruyor musunuz? Oysa o size Rabbinizden kanıtlar getirmistir. Eger yalancı ise yalanı kendi zararınadır. Ve eger dogru soyluyorsa, size va'dettiklerinin bir kısmı basınıza gelir. Suphesiz Allah asırı giden, yalancı kimseyi dogru yola iletmez

[29] Ey kavmim, bugun mulk sizindir; buraya siz hakimsiniz. Eger bize (Allah'ın hısmı) gelirse kim bizi ondan kurtarır? Fir'avn dedi: "Ben size yalnız (dogru) gordugumu gosteriyorum ve ben sizi ancak dogru yola goturuyorum

[30] Inanan adam dedi ki: "Ey kavmim, ben uzerinize onceki toplulukların gunu gibi bir gunun gelmesinden korkuyorum

[31] Nuh kavminin, 'Ad ve Semud'un ve onlardan sonrakilerin durumu gibi (bir durumla karsılasmanızdan kaygı duyuyorum). Allah kullara zulmetmek istemez, (gunahsız kimselere ceza vermez)

[32] Ey kavmim, sizin icin o (Yuce Divana) cagırma (yahut feryadetme) gununden korkuyorum

[33] O gun arkanızı donup kac(mak ist)ersiniz ama sizi Allah(ın azabın)dan kurtaracak kimse yoktur. Allah kimi sasırtırsa artık ona yol gosteren olmaz

[34] Daha once Yusuf da size acık kanıtlar getirmisti. Onun getirdiklerinden de kuskulanıp duruyordunuz. Nihayet o olunce: 'Allah ondan sonra elci gondermez,' dediniz. Iste Allah, asırı giden, supheci kimseleri boyle saptırır

[35] Onlar ki kendilerine gelmis bir delil olmadan Allah'ın ayetleri hakkında tartısırlar. (Bu hareketleri) Gerek Allah yanında, gerek inananlar yanında (onlara karsı) ne buyuk bir kızgınlık (dogurur)! Iste Allah, her kibirli zorbanın kalbini boyle muhurler

[36] Fir'avn dedi: "Ey Haman, bana yuksek bir kule yap da o sebeplere (yollara) eriseyim

[37] (Yani) Goklerin yollarına (eriseyim) de cıkıp Musa'nın tanrısına bakayım. Cunku ben Musa'yı, yalancı sanıyorum. Boylece yaptıgı kotu is, Fir'avn'a suslu gosterildi ve (o), yoldan cıkarıldı. Fir'avn'ın tuzagı, tamamen bosa cıktı

[38] Inanan (adam) dedi ki: "Ey kavmim, bana uyun, sizi dogru yola gotureyim

[39] Ey kavmim, bu dunya hayatı (kısa) bir gecinmedir. Ahiret ise ebedi olarak durulacak yerdir

[40] Kim bir kotuluk yaparsa sadece onun (yaptıgı kotuluk) kadar cezalanır, ama erkek ve kadından her kim inanarak faydalı bir is yaparsa onlar cennete girerler ve orada kendilerine hesapsız rızık verilir

[41] Ey kavmim, neden ben sizi kurtulusa cagırdıgım halde siz beni atese cagırıyorsunuz

[42] Siz beni, Allah'a nankorluk etmege ve bilmedigim seyleri O'na ortak kosmaga cagırıyorsunuz; bense sizi O aziz ve cok bagıslayana cagırıyorum

[43] Sizin beni cagırdıgınız seye kesinlikle ne dunyada, ne de ahirette du'a edilemez (onlar kendilerine yapılan du'ayı duymazlar ve ona cevap veremezler). Bizim donusumuz Allah'adır. Asırı gidenler, iste onlar ates halkıdır

[44] Benim size soylediklerimi yakında hatırlayacaksınız. Ben isimi Allah'a bırakıyorum. Suphesiz Allah, kulları gorur

[45] Allah onu, onların kurdukları tuzakların kotuluklerinden korudu ve Fir'avn ailesini, azabın en kotusu kusattı

[46] Ates! Sabah aksam ona sunulurlar. Kıyamet koptugu gun de: "Fir'avn ailesini azabın en cetinine sokun!" (denilir)

[47] Atesin icinde birbirleriyle tartısırlarken, zayıf olanlar, buyukluk taslayanlara dediler ki: "Biz size uymustuk. Simdi siz, su atesin ufak bir parcasını bizden savabilir misiniz

[48] Buyukluk taslayanlar da dediler ki: "Hepimiz de onun icindeyiz. Allah kullar arasında (boyle) hukum verdi

[49] Atestekiler, cehennemin bekcilerine dediler ki: "Rabbinize du'a edin de hic degilse bir gun, bizden azabı biraz hafifletsin

[50] (Bekciler) Dediler: "Elcileriniz size acık kanıtlar getirmezler miydi?" "Evet (getirirlerdi) dediler. (Bekciler:) "Oyle ise yalvar(ıp dur)un. Nankorlerin yalvarması hep cıkmazdadır." dediler

[51] Elbette biz elcilerimize ve inananlara hem dunya hayatında hem, sahidlerin (sahidlige) duracakları gunde yardım ederiz

[52] O gun zalimlere, ma'zeretleri fayda vermez. Onlar icin la'net ve yurt(lar)ın en kotusu vardır

[53] Andolsun biz Musa'ya hidayet verdik ve Israil ogullarına o Kitabı miras kıldık

[54] (O,) sagduyu sahiplerine bir yol gosterici ve oguttur

[55] Sabret, Allah'ın va'di mutlaka gercektir. Gunahına da istigfar et ve aksam sabah Rabbini ovgu ile an

[56] Kendilerine gelmis hicbir delil olmadan Allah'ın ayetleri hakkında tartısanlar var ya, onların goguslerinde, (hicbir zaman) erisemeyecekleri bir buyukluk taslamaktan baska bir sey yoktur. Sen Allah'a sıgın, cunku isiten, goren O'dur

[57] Gokleri ve yeri yaratmak, insanları yaratmaktan cok daha zordur. Fakat insanların cogu bilmezler

[58] Korle goren bir olmaz. Inanan ve iyi isler yapanlarla kotuluk yapan bir olmaz. Ne kadar az dusunuyorsunuz

[59] (Durusma) sa'at(i) mutlaka gelecektir. Bunda asla suphe yoktur. Fakat insanların cogu inanmazlar

[60] Rabbiniz buyurdu ki: "Bana du'a edin, du'anızı kabul edeyim. Bana kulluk etmege tenezzul etmeyenler, asagılık olarak cehenneme gireceklerdir

[61] Allah O'dur ki size geceyi, icinde istirahat etmeniz icin (serin ve karanlık); gunduzu de (isinizi) gormeniz icin aydınlık yaptı. Suphesiz Allah, insanlara lutufkardır; fakat insanların cogu sukretmezler

[62] Iste herseyin yaratıcısı olan Rabbiniz Allah budur. O'ndan baska tanrı yoktur. Nasıl da (O'nu birlemekten) cevriliyorsunuz

[63] Iste Allah'ın ayetlerini kasden inkar edenler de (haktan) boyle cevriliyorlardı

[64] Allah O'dur ki arzı size durulacak yer, gogu de bina yaptı; sizi sekillendirdi, sekillerinizi de guzel yaptı. Ve sizi guzel rızıklarla besledi. Iste Rabbiniz Allah budur. Butun alemleri yaratan Allah, ne yucedir

[65] O diridir, O'ndan baska tanrı yoktur. Dini yalnız kendisine halis kılarak O'na yalvarın. Hamd, alemlerin Rabbine mahsustur

[66] De ki: "Ben, Rabbimden bana acık deliller gelince, sizin Allah'tan baska yalvardıklarınıza tapmaktan men'olundum ve alemlerin Rabbine teslim olmakla emrolundum

[67] O'dur ki (once) sizi topraktan, sonra nutfe(sperm)den, sonra alaka(embriyo)dan yarattı. Sonra sizi cocuk olarak (annelerinizin karnından) cıkarıyor. Sonra guclu cagınıza eresiniz, sonra da ihtiyarlar olasınız diye sizi yasatıyor. Icinizden kimi de daha once olduruluyor. Belli sureye erismeniz ve aklınızı kullan(ıp Allah'ın bundaki hikmetlerini anla)manız icin (boyle yapıyor)

[68] Yasatan ve olduren O'dur. Bir isin olmasını istedi mi, ona sadece "ol!" der, o da olur

[69] Baksana, Allah'ın ayetleri hakkında tartısanlar, nasıl (Hak'tan) cevriliyorlar

[70] O, Kitabı ve elcilerimizi gonderdigimiz mesajı yalanlayanlar, yakında bileceklerdir

[71] Boyunlarında demir halkalar ve zincirler oldugu halde suruklenceklerdir

[72] Kaynar su icinde. Sonra da ateste yakılacaklardır

[73] Sonra onlara denilecektir: "Ortak kostuklarınız nerede

[74] Allah'tan baska (taptıklarınız)?" Diyecekler ki: "Bizden (uzaklasıp) kayboldular; hayır, meger biz onceden hicbir seye tapmıyormusuz, (taptıklarımız hicbir sey degilmis)!" Iste Allah, kafirleri boyle sasırtır

[75] Bu durum, sizin yeryuzunde haksız olarak sımarmanızdan ve bolurlenmenizden oturudur

[76] Cehennemin kapılarından girin, orada ebedi kalacaksınız. Kibirlenenlerin yeri ne kotudur

[77] Sabret, Allah'ın sozu gercektir. Onları tehdidettigimiz seylerin bir kısmını ya sana gosteririz, yahut seni daha once vefat ettiririz. (Sonunda) onlar bize dondurulecklerdir

[78] Andolsun biz, senden once de elciler gonderdik. Onlardan kimini sana anlattık, kimini de anlatmadık. Hicbir elci, Allah'ın izni olmadan bir mu'cize getiremez. Allah'ın emri geldigi zaman hak yerine getirilir ve iste o zaman (Allah'ın ayetlerini) bosa cıkarmaga ugrasanlar, husrana ugrarlar

[79] Allah'tır ki kimine binmeniz, kiminden yemeniz icin size hayvanları yarattı

[80] Onlarda sizin icin (sutleri, derileri, tuyleri gibi daha bircok) faydalar var. Onların ustunde gonullerinizdeki arzuya erersiniz; onların ve gemilerin ustunde tasınırsınız

[81] (Allah) Size ayetlerini gosteriyor. Allah'ın ayetlerinden hangisini inkar ediyorsunuz

[82] Yeryuzunde gezip dolasmadılar mı ki kendilerinden oncekilerin sonunun nasıl oldugunu gorsunler? Onlar, bunlardan daha cok, daha kuvvetli ve yeryuzundeki eserleri bakımından daha saglam idiler. Ama kazandıkları, kendilerine hicbir yarar saglamadı

[83] Elcileri onlara acık kanıtlar getirince, yanlarında bulunan bilgi ile sevin(ip ovun)duler (peygamberlerin getirdikleri bilgiye deger vermediler, onlarla alay ettiler). Sonunda alay edegeldikleri sey, kendilerini kusatıverdi

[84] Ne zaman ki hısmımızı gorduler: "Tek Allah'a inandık ve O'na ortak kostugumuz seyleri inkar ettik." dediler

[85] Fakat hısmımızı gordukleri zaman inanmaları, kendilerine bir fayda saglamadı. Allah'ın kulları hakkında eskiden beri yururlukte olan yasası budur. Iste o zaman kafirler ziyana ugramıslardır

Fussilet

Surah 41

[1] Ha mim

[2] (Bu,) Rahman, Rahim'den indirilmistir

[3] Bilen bir toplum icin ayetleri acıklanmıs, Arapca okunan bir Kitaptır

[4] Mujdeleyici ve uyarıcı olarak (gonderilmistir). Fakat cokları yuz cevirmistir; onlar isitmezler

[5] Dediler ki: "Bizi cagırdıgın seye karsı kalblerimiz kılıflar icinde, kulaklarımızda bir agırlık ve seninle bizim aramızda bir perde var. Sen (istedigini) yap, biz de (istedigimizi) yapıyoruz

[6] De ki: "Ben de ancak sizin gibi bir insanım. Bana, tanrınızın bir tek Tanrı oldugu vahyediliyor. O'na dogrulun (O'na yonelerek islerinizi duzeltin), O'ndan magfiret dileyin. (O'na) Ortak kosanların vay haline

[7] Onlar ki zekat vermezler ve onlar ahireti de inkar ederler

[8] Inanıp iyi isler yapanlara gelince; onlar icin kesintisiz bir mukafat vardır

[9] De ki: "Siz mi arzı iki gunde Yaratan'a nankorluk ediyor ve O'na esler kosuyorsunuz? O, alemlerin Rabbidir

[10] Arza, ustunden agır baskılar (saglam daglar) yaptı. Onda bereketler yarattı ve onda arayıp soranlar icin gıdalarını (bitkilerini ve agaclarını) tam dort gunde takdir etti (duzene koydu)

[11] Sonra duman (gaz) halinde bulunan goge yoneldi, ona ve arza: "Isteyerek veya istemeyerek (buyruguma) gelin" dedi. "Isteyerek (buyruguna) geldik." dediler

[12] Boylece onları, iki gunde yedi gok yaptı ve her goge emrini (kanunlarını) vahyetti. Biz, en yakın gogu lambalarla ve koruma ile (koruyucu guclerle) donattık. Iste bu, o guclu, bilen (Allah)ın takdiridir

[13] Eger yuz cevirirlerse, de ki: "Ben sizi 'Ad ve Semud'un basına dusen yıldırım gibi bir yıldırıma karsı uyardım

[14] Onlara: "Yalnız Allah'a kulluk edin!" diye onlerinden ve arkalarından elciler gelmisti. "Rabbimiz dileseydi, melekler indirirdi. Biz sizinle gonderilen mesajı tanımıyoruz." dediler

[15] Ad (kavmi), yeryuzunde haksız olarak buyukluk tasladılar ve: "Bizden daha kuvvetli kim var?" dediler. Onları yaratan Allah'ın kendilerinden daha guclu oldugunu gormediler mi? Bizim ayetlerimizi de inkar ediyorlardı

[16] Biz de onlara dunya hayatında rezillik azabını taddırmak icin o ugursuz gunlerde, uzerlerine dondurucu bir ruzgar gonderdik. Ahiret azabı ise daha da kepaze edicidir. Onlara hic yardım edilmeyecektir

[17] Semud(kavmin)e gelince onlara yol gosterdik; fakat onlar, korlugu dogru yolu bulmaga yeglediler. Boylece yaptıkları yuzunden alcaltıcı azab yıldırımı onları yakaladı

[18] Inananları ve korunanları kurtardık

[19] Allah'ın dusmanları atese suruldukleri gun toplanıp bir araya getirilirler

[20] Nihayet oraya vardıklarında kulakları, gozleri ve derileri, yaptıkları isler hakkında aleyhlerine sahidlik ettiler

[21] Derilerine: "Nicin aleyhimize sahidlik ettiniz?" dediler. (Derileri): "Her seyi konusturan Allah bizi konusturdu. Ilk defa sizi O yaratmıstı, iste O'na donduruluyorsunuz." dediler

[22] Siz (gunah islerken) kulaklarınızın, gozlerinizin ve derilerinizin, aleyhinize sahidlik etmesinden gizlenmiyordunuz, yaptıklarınızın cogunu Allah'ın bilmeyecegini sanıyordunuz

[23] Iste Rabbinize karsı beslediginiz bu zannınız, sizi helak etti, ziyana ugrayanlardan oldunuz

[24] Simdi eger dayanabilirlerse, atestir onların yeri. Ve eger ozur dileyip Rablerini razı etmek isterlerse ozurleri kabul edilmeyecektir (cunku ozur dileme vakti gecmistir artık)

[25] Biz onlara birtakım (kotu) arkadaslar sardırdık. Onların onlerinde ve arkalarında bulunan herseyi onlara suslu gosterdiler (yaptıkları islerin guzel oldugunu soylediler). Kendilerinden once gelip gecmis olan cin ve insan topluluklarına (uygulanan) soz, kendilerine de gerekli oldu (bunlar da azabı hak ettiler), cunku hep ziyanda idiler

[26] Inkar edenler dediler ki: "Bu Kur'an'ı dinlemeyin, o(okundugu)nda gurultu edin, (boylece onun anlasılmasına engel olun), belki ona galib gelirsiniz (baska turlu onunla basa cıkmanıza imkan yoktur)

[27] Inkar edenlere siddetli bir azab taddıracagız ve onları, yaptıklarının en kotusuyle cezalandıracagız

[28] O Allah dusmanlarının cezası: Atestir. Ayetlerimizi inkar etmelerinin cezası olarak onlara, orada surekli kalma yurdu vardır

[29] (Atese giren) Kafirler dediler ki: "Rabbimiz, bizi saptıran cin ve insanları bize goster, onları ayaklarımızın altına alalım da alcaklardan olsunlar

[30] Rabbimiz Allah'tır deyip, sonra dogru olanların uzerine melekler iner: "Korkmayın, uzulmeyin, size soz verilen cennetle sevinin! (derler)

[31] Biz dunya hayatında da, ahirette de sizin dostlarınızız. Orada size canlarınızın cektigi her sey var. Orada size istediginiz her sey var

[32] (Butun bunlar) Cok bagıslayan, cok esirgeyen(Allah)ın agırlaması olarak (size lutfedilir)

[33] (Insanları) Allah'a cagıran, iyi is yapan ve "Ben muslumanlardanım" diyenden daha guzel sozlu kim olabilir

[34] Iyilikle kotuluk bir olmaz. (Sen kotulugu) En guzel olan seyle sav. O zaman bir de bakarsın ki, seninle arasında dusmanlık bulunan kimse, sanki sıcak bir dosttur

[35] Bu(kotulugu iyilikle savma olgunlugu)na ancak sabredenler kavuturulur. Buna ancak buyuk sansı olan kavusturulur

[36] Eger seytandan kotu bir dusunce, seni durtecek olursa hemen Allah'a sıgın. Cunku O, isitendir, bilendir

[37] Gece, gunduz, gunes ve ay O'nun ayetlerindendir. Eger Allah'a tapıyorsanız, gunese ve aya secde etmeyin; onları yaratan Allah'a secde edin

[38] Eger buyukluk taslarlarsa (bilsinler ki) Rabbinin yanında bulunan(melek)ler, gece gunduz O'nu tesbih ederler ve onlar hic usanmazlar

[39] O'nun ayetlerinden biri de (sudur): Sen, topragı, boynu bukuk gorursun. Onun uzerine suyu doktugumuz zaman titresir ve kabarır. Onu dirilten, elbette oluleri de diriltir. O, her seye kadirdir

[40] Ayetlerimiz hususunda dogruluktan sapanlar bize gizli kalmazlar. Simdi, atesin icine atılan mı daha iyidir, yoksa kıyamet gunu guvenle gelen mi? Dilediginizi yapın, O, yaptıklarınızı gormektedir

[41] Onlar, kendilerine gelen Kur'an'ı inkar ettiler. Halbuki o, oyle essiz bir Kitaptır

[42] Ki ne onunden, ne de arkasından onu bosa cıkaracak bir soz gelmez. (O) Hukum ve hikmet sahibi, cok ovulen(Allah)dan indirilmistir

[43] Sana soylenen, senden onceki elcilere soylenmis olandan baska bir sey degildir. Kuskusuz Rabbin, hem bagıslama sahibi, hem de acı azab sahibidir

[44] Eger biz onu, yabancı (dilde) bir Kur'an yapsaydık derlerdi ki: "Ayetleri (anlayacagımız) bir dille acıklanmalı degil miydi? Araba yabancı soz mu (geliyor)?" De ki: "O, inananlar icin bir yol gosterici ve (gonullere) sifadır. Inanmayanlara gelince, onların kulaklarında bir agırlık vardır ve o, onlara bir korluktur. (Sanki) Onlar, uzak bir yerden cagırılıyorlar (da duymuyorlar)

[45] Andolsun biz Musa'ya Kitabı vermistik, onda da ayrılıga dusulmustu. Eger Rabbinden bir soz gecmis olmasaydı, aralarında derhal hukum verilir(isleri bitirilir)di. Onlar ondan iskilli bir kusku icindedirler

[46] Kim iyi is yaparsa yararı kendisinedir ve kim kotuluk yaparsa zararı kendisinedir. Rabbin kullara zulmedici degildir

[47] (Durusma) Sa'ati(ni) bilmek, Allah'a havale edilir. O'nun bilgisi olmadan ne meyvalar kabuklarından cıkar, ne bir disi gebe kalır ve ne de dogurur. (Alah) Onlara: "Ortaklarım nerede?" diye unledigi gun: "Sana arz ederiz ki bizden hicbir goren yok." dermislerdir

[48] Onceden yalvarıp durdukları seyler, onlardan sapıp gitmis ve onlar, kendileri icin kacacak bir yer olmadıgını anlamıslardır

[49] Insan hayır istemekten usanmaz (daima malının artamasını diler). Ama kendisine bir ser dokundu mu hemen uzulur, umitsiz olur

[50] Eger kendisine dokunan bir zarardan sonra biz ona bir rahmet taddırırsak: "Bu benim hakkımdır; kıyametin kopacagını sanmıyorum; (kıyamet kopsa da) Rabbime goturulmus olsam bile muhakkak O'nun yanında benim icin daha guzel seyler vardır" der. Biz, o nankorlere, yaptıklarını mutlaka haber verecegiz ve mutlaka onlara kaba azabdan taddıracagız

[51] Insana bir ni'met verdik mi yuz cevirir; yan cizer. Ona bir ser dokundu mu yalvarıp durur

[52] De ki: "Gordunuz mu, ya o (Kur'an) Allah tarafından ise ve siz de onu inkar etmisseniz, o zaman uzak bir ayrılıga dusenden daha sapık kim olabilir

[53] Biz onlara, ufuklarda ve kendi canlarında ayetlerimizi gosterecegiz ki o(Kur'a)n'ın gercek oldugu, onlara iyice belli olsun. Rabbinin her seye tanık olması yetmez mi

[54] Iyi bil ki onlar, Rablerine kavusmaktan kusku icindedirler. Iyi bil ki O, her seyi kusatmıstır (her sey Allah'ın bilgisi icindedir)

Şûrâ

Surah 42

[1] Ha mim

[2] Ayın sin kaf

[3] O aziz ve hakim olan Allah, sana ve senden oncekilere boyle vahyeder

[4] Goklerde ve yerde bulunan hersey O'nundur. O, yucedir, uludur

[5] Neredeyse gokler ustlerinden catlayacaklar. Melekler Rablerini hamd ile tesbih ederler; yerdekiler icin de magfiret dilerler. Iyi bil ki Allah, iste cok bagıslayan, cok esirgeyen O'dur

[6] O'ndan baska veliler edinenleri Allah kollamaktadır. Sen onların uzerinde vekil degilsin

[7] Biz sana boyle Arapca bir Kur'an vahyettik ki Anakent(Mekke'y)i ve cevresinde bulunanları ikaz edip; (vukuunda) asla kusku bulunmayan toplanma gunune karsı uyarasın. (O gun), bir boluk cennette, bir boluk atestedir

[8] Allah dileseydi, onları bir tek millet yapardı. Fakat O, diledigini rahmetine sokar. Zalimlere gelince: Onların ne velisi ne de yardımcısı vardır

[9] Yoksa Allah'tan baska veliler mi edindiler? Veli yalnız Allah'tır. Oluleri O diriltir. O her seye kadirdir

[10] Ayrılıga dustugunuz herhangibir seyde hukum vermek, Allah'a aittir. Iste Rabbim Allah budur. O'na dayandım, O'na yoneldim

[11] Gokleri ve yeri yoktan var edendir. Size kendinizden ciftler, hayvanlardan da ciftler yaratmıstır. Bu(duzen ici)nde sizi uretiyor. O'na benzer hicbir sey yoktur. O isitendir, gorendir

[12] Goklerin ve yerin anahtarları O'nundur. Diledigine rızkı acar ve kısar. O, her seyi bilendir

[13] O size, dinden Nuh'a tavsiye ettigini, sana vahyettigimizi, Ibrahim'e, Musa'ya ve Isa'ya tavsiye ettigimizi seri'at (hukuk duzeni) yaptı. Soyle ki: Dini dogru tutun ve onda ayrılıga dusmeyin. Fakat kendilerini cagırdıgın (bu) esas, Allah'a ortak kosanlara agır geldi. Allah diledigini kendisine secer ve iyi niyyetle yoneleni kendisine iletir

[14] Onlar, kendilerine ilim geldikten sonra sadece aralarındaki cekememezlik yuzunden ayrılıga dustuler. Eger Rabbinden belli bir sureye kadar yasatma sozu gecmis olmasaydı, aralarında hukum verilir(isleri bitirilir)di. Onlardan sonra Kitaba varis kılınanlar ondan, kusku veren bir suphe icindedirler

[15] Bundan dolayı sen (Hakka) cagır ve emrolundugun gibi dogru ol; onların keyiflerine uyma ve de ki: "Ben Allah'ın indirdigi her Kitaba inandım ve aranızda adalet yapmakla emrolundum. Allah bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir. Bizim eylemlerimiz bize, sizin eylemleriniz size aittir. Bizimle sizin aranızda bir tartısma nedeni yoktur. Allah aramızı bulur, (yahut: Allah bizi bir araya toplar), donus O'nadır

[16] (Kamu tarafından) Kabul edildikten sonra, hala Allah(ın dini hakkın)da tartısanların delilleri, Rableri yanında batıldır. Uzerlerine bir gazab ve onlara siddetli bir azab vardır

[17] Allah'tır ki gercegi iceren Kitabı ve (adalet) olcu(sun)u indirdi. Ne bilirsin, belki o sa'at yakındır

[18] Ona inanmayanlar, onun cabuk gelmesini isterler. Inananlar ise ondan korkarlar ve onun gercek oldugunu bilirler. Iyi bil ki, o sa'at hakkında tartısanlar, uzak bir sapıklık icine dusmuslerdir

[19] Allah kullarına lutufkardır, diledigini rızıklandırır. O kuvvetlidir, galiptir

[20] Kim ahiret ekinini istiyorsa onun ekinini artırırız; kim dunya ekinini istiyorsa ona da dunyadan bir sey veririz. Fakat onun ahirette bir nasibi olmaz

[21] Yoksa onların, kendilerine, Allah'ın izin vermedigi dini koyan ortaklar mı var? Eger (bir sure fırsat verilmesi hakkında) karar olmasaydı derhal aralarında hukum verilir(isleri bitirilir)di. Kuskusuz zalimler icin acı bir azab vardır

[22] Yaptıkları isler baslarına inerken zalimlerin, korkudan titrediklerini gorursun. Fakat inanıp iyi isler yapanlar cennet bahcelerindedirler. Rablerinin yanında onlara diledikleri her sey vardır. Iste buyuk lutuf budur

[23] Allah'ın, inanan ve iyi isler yapan kullarını mujdeledigi (buyuk lutuf). De ki: "Ben bunu karsılık sizden bir ucret istemiyorum. Ancak (Allah'a) yaklasmayı arzu ediyorum." Kim bir iyilik yaparsa onun iyiligini artırırız. Suphesiz Allah bagıslayan, (iyilige) karsılık verendir

[24] Yoksa: "Allah'a yalan uydurdu" mu diyorlar? Oyle bir durumda Allah, dilese senin kalbine muhur basar; batılı mahveder, hakkı sozleriyle yerlestirir. Suphesiz O, goguslerin ozunu bilir

[25] O'dur ki kullarından tevbeyi kabul eder, kotuluklerden gecer ve yaptıklarınızı bilir

[26] Inanan ve iyi isler yapanların dileklerini kabul eder; lutuf ve kereminden onlara, daha fazlasını da verir. Kafirlere gelince: onlara da cetin bir azab vardır

[27] Allah kullarına rızkı bollastırsaydı, yeryuzunde azarlardı. Fakat (O rızkı) diledigi olcude indiriyor. Cunku O, kullarını(n her halini) haber alandır, gorendir

[28] O'dur ki (kulları) umutlarını kestikten sonra yagmuru indirir, rahmetini yayar. O velidir, ovulmustur

[29] Gokleri, yeri ve bunların icine yaydıgı canlıları yaratması da O'nun ayetlerinden(birliginin ve kudretinin isaretlerinden)dir. O, diledigi zaman onları toplamaga da kadirdir

[30] Basınıza gelen herhangi bir musibet kendi ellerinizin yaptıgı (isler) yuzundendir. (Allah, hatalarınızın) Bircogunu da affeder

[31] Siz, yer yuzunde O(nun cezası)na engel olamazsınız. Sizin Allah'tan baska ne bir veliniz, ne de bir yardımcınız vardır

[32] Denizde daglar gibi akıp giden(gemi)ler O'nun ayetlerindendir

[33] Dilerse ruzgarı durdurur, (gemiler denizin) sırtında durakalır. Kuskusuz bunda sabreden, sukreden herkes icin ibretler vardır

[34] Yahut yaptıkları (isler) yuzunden gemileri(n icindekileri) helak eder. Bircogunu da affeder (kurtarır)

[35] Ki ayetlerimiz hakkında tartısanlar, kendileri icin kacacak bir yer olmadıgını bilsinler

[36] Size verilen seyler, dunya hayatının gecimidir. Inanıp Rablerine dayananlar icin Allah'ın yanında bulunan odul ise daha hayırlı ve daha kalıcıdır

[37] Onlar buyuk gunahlardan ve cirkin islerden kacınırlar; kızdıkları zaman da onlar, affederler

[38] Rablerinin cagrısına gelirler, namazı kılarlar. Isleri, aralarında danısma iledir. Kendilerine verdigimiz rızıktan hayır icin harcarlar

[39] Bir zulum ve saldırıya ugradıkları zaman kendilerini savunurlar

[40] Kotulugun cezası, yine onun gibi bir kutuluktur. Kim affeder, barısırsa onun mukafatı Allah'a aittir. Dogrusu O, zalimleri sevmez

[41] Kim zulme ugradıktan sonra kendini savunursa oylelerinin aleyhine bir yol yoktur (onlar kınanmaz ve cezalandırılmazlar)

[42] Ancak sunlar aleyhine yol vardır ki, insanlara zulmederler ve yeryuzunde haksız yere saldırırlar. Iste boylelerine acı bir azab vardır

[43] Fakat kim sabreder, affederse, suphesiz bu, cok onemli islerdendir

[44] Allah kimi sapıklıkta bırakırsa artık onun, Allah'tan sonra bir velisi yoktur. Zalimlerin, azabı gordukleri zaman: "Geri donecek bir yol var mı?" dediklerini gorursun

[45] Yine onları gorursun: Asagılıktan baslarını one egmis vaziyette atese sunulurlarken goz ucuyla gizli gizli bakarlar. Inananlar da: "Iste asıl ziyana ugrayanlar, kıyamet gunu hem kendilerini, hem ailelerini ziyan edenlerdir. Bakın, gercekten zalimler surekli bir azab icindedirler" demislerdir

[46] Onların, Allah'tan baska kendilerine yardım edecek velileri yoktur. Allah kimi sapıklıkta bırakırsa artık onun icin bir (kurtulus) yol(u) yoktur

[47] Allah'tan, geri cevrilmesi mumkun olmayan bir gun gelmezden once, Rabbiniz(in cagrısı)na uyun. Cunku o gun ne sıgınacak bir yeriniz var; ne de (yaptıklarınızı) inkara care

[48] Eger yuz cevirirlerse (uzulme); biz seni onların uzerine bekci gondermedik. Sana dusen, yalnız duyurmaktır. Biz insana, bizden bir rahmet taddırdıgımız zaman ona sevinir. Ama ellerinin (yapıp) one surdugu islerden dolayı baslarına bir kotuluk gelirse, insan hemen nankor olur

[49] Goklerin ve yerin mulku Allah'ındır. (O) Diledigini yaratır. Diledigine disiler bahseder, diledigine de erkekler bahseder

[50] Yahut onları cift yapar: Hem disi, hem erkek (verir). Diledigini de kısır yapar. O (herseyi) bilendir, (herseye) gucu yetendir

[51] Allah bir insanla (karsılıklı) konusmaz. Ancak vahiyle (kulunun kalbine diledigi dusunceyi dogurarak), yahut perde arkasından konusur; yahut izniyle diledigini vahyedecek bir elci gonderir. O, yucedir, hukum ve hikmet sahibidir

[52] Iste sana da boyle emrimizden bir ruh (gonullere can veren bir soz) vahyettik. Sen Kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat biz onu, kullarımızdan diledigimizi, dogru yola ilettigimiz bir nur yaptık. Suphesiz sen, dogru yola goturuyorsun

[53] Goklerde ve yerde bulunan herseyin sahibi Allah'ın yoluna. Iyi bilin ki butun isler sonunda Allah'a varır

Zuhruf

Surah 43

[1] Ha mim

[2] Apacık Kitaba andolsun ki

[3] Biz, dusunup anlamanız icin onu Arapca bir Kur'an yaptık

[4] O, katımızda bulunan ana Kitaptadır. Yucedir, hikmetlidir

[5] Siz, asırı giden bir kavim oldunuz diye, sizi uyarmaktan vaz mı gecelim

[6] Biz once gelenlere nice peygamber gonderdik

[7] Onlara hicbir peygamber gelmezdi ki mutlaka onunla alay etmesinler

[8] Biz de bunlardan daha guclu olan(o kavimler)i helak ettik. Oncekilerin ornegi gecti

[9] Andolsun onlara: "Gokleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan elbette diyecekler ki: "Onları, cok ustun, cok bilen (Allah) yarattı

[10] O yeri sizin icin besik kıldı ve varacagınız yere gitmeniz icin yeryuzunde size yollar yaptı

[11] Gokten bir olcu ile su indirdi de, onunla olu bir ulkeyi canlandırdık. Iste siz de oyle (canlandırılıp) cıkarılacaksınız

[12] O butun ciftleri yarattı ve size bineceginiz gemiler ve hayvanlar var etti

[13] Ki onların sırtlarına binesiniz, sonra onlara bindiginiz zaman Rabbinizin ni'metini anasınız ve (soyle) diyesiniz: "Bunu bizim hizmetimize veren (Allah)ın sanı yucedir, yoksa biz bunu (hizmetimize) yanastıramazdık

[14] Biz elbette Rabbimize donecegiz

[15] Tuttular, O'na kullarından bir parca tasarladılar. Gercekten insan apacık bir nankordur

[16] Yoksa (Allah), yarattıklarından kızları kendisine aldı da ogullar icin sizi mi yegledi

[17] Onlardan birine Rahman'a benzer olarak anlattıgı (kız cocugu) mujdelense yuzu kapkara kesilir, ofkesinden yutkunup durur

[18] Sus icinde yetistirilip, mucadelede acık olmayanı (tartısmayı ve kavgayı beceremeyeni) mi (Allah'ın cocugu yaptılar)

[19] Rahman'ın kulları olan melekleri disi saydılar. Onların yaratılıslarına mı sahid oldular ki (boyle hukum veriyorlar)? Sahidlikleri yazılacak ve (bundan) sorulacaklardır

[20] Ve dediler ki: "Rahman dileseydi, biz onlara tapmazdık." Onların bu hususta bir bilgileri yoktur. Onlar sadece sacmalıyorlar

[21] Yoksa bundan once onlara bir Kitap vermisiz de ona mı sarılıyorlar

[22] Hayır, (ne bilgileri var, ne de Kitapları). Sadece: "Biz babalarımızı bir din uzerinde bulduk, biz de onların izlerinde gidiyoruz" dediler

[23] Iste boyle, senden once de hangi kente uyarıcı gonderdiysek mutlaka oranın varlıklıları: "Biz babalarımızı bir din uzerinde bulduk, biz de onların izlerine uyarız." dediler

[24] Ben size, babalarınızı, uzerinde buldugunuz(din)den daha dogrusunu getirmis olsam da (yine babalarınızın yolunu)mu (tutacaksınız)? dedi. "Dogrusu biz sizinle gonderilen mesajı tanımıyoruz." dediler

[25] Biz de onlardan oc aldık. Bak, yalanlayanların sonu nasıl oldu

[26] Bir zaman Ibrahim babasına ve kavmine demisti ki: "Ben sizin taptıklarınızdan uzagım

[27] Ben yalnız beni yaratana (taparım). Cunku O, bana dogru yolu gosterecektir

[28] Ve bu sozu ardında kalıcı bir soz yaptı ki (insanlar Allah'a kulluga) donsunler

[29] Dogrusu bunları da, babalarını da kendilerine gercek soz ve (onu) acıklayan elci gelinceye dek yasattım

[30] Fakat kendilerine gercek gelince: "Bu, buyudur, biz onu tanımayız" dediler

[31] Ve dediler ki: "Bu Kur'an iki kentten, buyuk bir adama indirilmeli degil miydi

[32] Rabbinin rahmetini onlar mı bolusturuyorlar? Dunya hayatında onların gecimliklerini aralarında biz taksim ettik ve onlardan kimini otekine derecelerle ustun kıldık ki biri, digerine is gordurebilsin. Rabbinin rahmeti, onların toplayıp yıgdıklarındandaha hayırlıdır

[33] Insanlar (kufurde birlesen) bir tek ummet olacak olmasaydı. Rahman'ı inkar edenlerin evlerine gumusten tavanlar ve uzerine binip cıkacakları merdivenler yapardık

[34] Ve evlerine kapılar ve uzerine yaslanacakları koltuklar, divanlar

[35] Ve (nice) sus(ler verirdik). Butun bunlar, sadece dunya hayatının geciminden ibarettir. Rabbinin katında ahiret ise, (gunahlardan) korunanlar icindir

[36] Kim Rahman'ın zikrine karsı kor olursa ona bir seytanı sardırırız; artık o, onun (yanından ayrılmaz, ona surekli olarak kotulukleri telkin eden) arkadası olur

[37] O(seyta)nlar onları yoldan cıkardıkları halde bunlar dogru yolda olduklarını sanırlar

[38] Nihayet (Zikr'imize karsı korluk edip yoldan cıkan o adam) bize geldigi zaman (kotu arkadasına) der ki: "Keske benimle senin aranda iki dogu (dogu ile batı) arası kadar uzaklık olsaydı (seni hic gormeseydim); meger ne kotu arkadas(mıssın sen)

[39] (Boyle soylemeniz) Bugun size bir yarar saglamaz; cunku zulmettiniz. Siz, azab (cekme)de ortaksınız

[40] (Ey Muhammed), sen mi sagıra isittireceksin, yahut koru ve apacık sapıklıkta olanı yola ileteceksin

[41] Ya biz seni alıp goturdukten sonra onlardan oc alırız

[42] Yahut onları uyardıgımız seyi sana gosteririz (senin gozlerinin onunde onları azaba ugratırız); bizim onlara gucumuz yeter

[43] Sen, sana vahyedilene sımsıkı sarıl, cunku sen dogru yoldasın

[44] O (Kur'an) sana ve kavmine bir Zikir(uyarı, san ve seref)dir ve yakında (ona uyup uymadıgınızdan) sorulacaksınız

[45] Senden once gonderdigimiz elcilerimizden sor: Rahman'dan baska tapılacak tanrılar yapmıs mıyız

[46] Andolsun biz Musa'yı da ayetlerimizle Fir'avn'a ve ileri gelen adamlarına gonderdik: "Ben alemlerin Rabbinin elcisiyim" dedi

[47] Onlara ayetlerimizi getirince onlar o ayetlerle alay edip gulmege basladılar

[48] Onlara gosterdigimiz her mu'cize, mutlaka kızkardesinden (otekinden) buyuktu. Belki donerler diye onları (kıtlık, tufan, cekirge gibi turlu) azab(lar) ile cezalandırdık

[49] Bunun uzerine dediler ki: "Ey buyucu, bizim icin Rabbine du'a et, sana verdigi soz hakkı icin (bizi bagıslasın) artık biz yola gelecegiz

[50] Fakat biz onlardan azabı kaldırınca sozlerinden donmege basladılar

[51] Fir'avn kavminin icinde bagırıp dedi: "Ey kavmim, Mısır mulku ve su altımdan akıp giden ırmaklar benim degil mi? Gormuyor musunuz

[52] Yahut ben, su asagılık, nerdeyse soz anlatamayacak durumda olan adamdan daha iyi degil miyim

[53] (Eger o, dogru soyluyorsa) Uzerine altın bilezikler atılmalı, yahut yanında (kendisine yardım eden, onu dogrulayan) melekler de gelmeli degil miydi

[54] Kavmini kucumsedi, onlar da ona boyun egdiler. Cunku onlar yoldan cıkmıs bir kavim idiler

[55] Onlar bizi kızdırınca biz de onlardan oc aldık, hepsini bogduk

[56] Onları sonradan gelen(inkarcı)ların gecmis ataları ve ornegi yaptık(bunlar da onların izinden gittiler)

[57] Meryem oglu, bir misal olarak anlatılınca hemen kavmin, ondan oturu yaygarayı bastılar

[58] Bizim tanrılarımız mı hayırlı, yoksa o mu? dediler. Bunu sadece tartısma icin sana misal verdiler. Dogrusu onlar, kavgacı bir toplumdur

[59] O, sadece kendisine ni'met verdigimiz ve Israil ogullarına ornek kıldıgımız bir kuldur

[60] Eger dileseydik, sizden su dunyada yerinize gecen melekler yapardık

[61] O, kıyametin kopacagını gosterir bir ilimdir. O sa'atin geleceginden hic suphe etmeyin, bana uyun, dogru yol budur

[62] Seytan sizi (bundan) alıkoymasın. Cunku o, sizin icin acık bir dusmandır

[63] Isa acık kanıtlar getirince dedi ki: "Ben size hikmet getirdim ve ayrılıga dustunugunuz seylerden bir kısmını size acıklamak icin (geldim), Allah'tan korkun ve bana ita'at edin

[64] Allah, iste benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz O'dur. O'na tapın, dogru yol budur. Lo! Allah, He is my Lord and your Lord. So worship Him. This is a right path

[65] Aralarından cıkan partiler, birbirleriyle ihtilafa dusmuslerdir. Acı bir gunun azabından vay o zulmedenlerin haline

[66] Onlar ille o sa'atin, kendilerinin hic farkında olmadıkları bir sırada, ansızın baslarına gelmesini mi bekliyorlar

[67] O gun, korunanlar dısında, dostlar birbirine dusmandır. (Onlara alemlerin Rabbi soyle hitabeder)

[68] Ey kullarım, bugun size korku yoktur ve siz uzulmeyeceksiniz

[69] Onlar, ayetlerimize inanmıs ve musluman olmus (kullarım) idiler

[70] Haydi, siz cennete girin. Siz ve esleriniz agırlanıp sevindirileceksiniz

[71] Onların onunde altın tepsiler ve kadehler dolastırılır. Orada canların cektigi, gozlerin hoslandıgı her sey var! Ve siz orada ebedi kalacaksınız

[72] Iste yaptıklarınıza karsılık size miras verilen cennet budur

[73] Orada sizin icin cok meyva var. Onlardan yersiniz

[74] Suclular, cehennem azabında surekli kalacaklardır

[75] (Azab) Kendilerinden hic hafifletilmeyecektir. Onlar azab icinde umutsuzdurlar

[76] Biz onlara zulmetmedik; fakat onlar kendileri zalim idiler

[77] (Cehennemin muhafızına): "Ey Malik, Rabbin bizim isimizi bitirsin, (bizi yok etsin, boyle yasamaktansa olmek daha iyidir)!" diye seslendiler. (Malik) "Siz kalacaksınız (hicbir suretle buradan kurtulus yok)." dedi

[78] Andolsun biz size hakkı getirdik; fakat sizin cogunuz haktan hoslanmıyorsunuz

[79] Yoksa (hakka engel olma hususunda) bir is mi kararlastırdılar? Biz de (onları cezalandırmaga ve hakkı yerlestirmege) kararlıyız

[80] Yoksa biz, onların sırlarını ve gizli konusmalarını isitmez miyiz sanıyorlor? Hayır, isitiriz ve yanlarında bulunan elcilerimiz de (her yaptıklarını) yazarlar

[81] De ki: "Eger Rahman'ın cocugu olsaydı (O'na) tapanların ilki ben olurdum

[82] Goklerin ve yerin Rabbi, Ars'ın Rabbi onların nitelendirmelerinden yucedir, munezzehtir

[83] Bırak onları, kendilerine soylenen gunlerine kavusuncaya kadar dalsın, oynasınlar

[84] O'dur ki gokte de Tanrı'dır, yerde de Tanrı'dır. O, hakimdir, bilendir

[85] Goklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan her seyin mulku kendisine aidolan (Allah) ne yucedir! (Kıyametin kopacagı) Sa'ati bilmek de O'nun yanındadır ve siz O'na dondurulup goturuleceksiniz

[86] O'ndan baska (tanrı diye) yalvardıkları seyler sefa'at (yetkisin)e sahip degillerdir. Ancak bilerek hakka sahidlik edenler (bildiklerini dogru anlatanlar) bunun dısındadır

[87] Andolsun onlara, "Kendilerini kim yarattı?" diye sorsan, elbette: "Allah," derler. O halde nasıl (haktan) cevriliyorlar

[88] Ve Elcinin: "Ya Rab, bunlar inanmayan bir kavimdir," demesini de (Allah biliyor)

[89] Simdi sen onlardan gec ve: "Size esenlik (dilerim)" de. Yakında bileceklerdir

Duhân

Surah 44

[1] Ha mim

[2] Apacık Kitaba andolsun ki

[3] Biz onu mubarek bir gecede indirdik. Cunku biz, uyarıcıyız

[4] Her hikmetli emir, o gecede ayırdedilir

[5] Katımızdan (verilen her) emir. Cunku biz elci gondericiyiz

[6] Senin Rabbinin acıması geregi olarak (gonderdigimiz elcilere o gece emirlerimizi acıklar, vahiylerimizi bildiririz). Dogrusu O, isitendir, bilendir

[7] Eger kesin olarak inanıyorsanız (bilin ki Allah), goklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbidir

[8] O'ndan baska tanrı yoktur, yasatır, oldurur. Sizin de Rabbiniz, onceki atalarınızın da Rabbidir

[9] Ama onlar, suphe icinde oynuyorlar

[10] Gogun, acık bir duman getirecegi gunu gozetle

[11] (Duman) Insanları sarar. Bu, acı bir azabdır

[12] Rabbimiz, bizden azabı kaldır, cunku biz artık inanıyoruz derler

[13] Artık onlar nasıl dusunup ogut alacaklar (ogut alma zamanı gecti)? Oysa kendilerine apacık bir elci gelmisti

[14] Ondan yuz cevirdiler: "Bu, ogretilmistir, cinlenmistir" dediler

[15] Biz sizden azabı birazcık kaldırırız ama siz yine (inkarınıza) donersiniz

[16] O gun buyuk vurusla vururuz; zira biz oc alıcıyız

[17] Andolsun, onlardan once Fir'avn toplumunu da (imkanlar vererek) sınadık. Onlara degerli bir elci geldi, (soyle diyerek)

[18] Allah'ın kullarını bana teslim edin; cunku ben sizin icin guvenilir bir elciyim

[19] Allah'a karsı ululanmayın. Ben size apacık bir delil getiriyorum

[20] Ben, beni tasla(yıp oldur)menizden, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan(Allah)a sıgındım

[21] Eger bana inanmadınızsa bari ben(im yolum)dan cekilin

[22] Sonra (Musa): "Bunlar, suc isleyen bir toplumdur!" diye Rabbine du'a etti

[23] (Allah): "O halde kullarımı geceleyin yurut. Cunku takibedileceksiniz" (dedi)

[24] Denizi (yarıp toplumunu gecirdikten sonra oldugu gibi) acık bırak. Cunku onlar bogulacak bir ordudur

[25] Onlar geride nice seyler bıraktılar: Bahceler, cesmeler

[26] Ekinler, guzel makamlar

[27] Ve zevku sefa surdukleri nice ni'metler

[28] Iste boyle oldu ve biz onları baska bir topluma miras verdik

[29] Onlara gok ve yer aglamadı. Ve kendilerine fırsat da verilmedi

[30] Andolsun biz, Israil ogullarını o kucultucu azabdan kurtardık

[31] Fir'avn'dan. Cunku o, (insanları ezip) ululanan, sınırı asanlardan biri idi

[32] Andolsun biz, onları bir bilgiye gore alemlere ustun kıldık

[33] Onlara, icinde acık bir sınav bulunan ayetler verdik

[34] Sunlar (Kureys kafirleri) de diyorlar ki

[35] Ilk olumumuzden sonra bir sey yoktur. Biz diriltilecek degiliz

[36] Dogru soyluyorsanız, babalarımızı getirin

[37] Onlar mı hayırlı, yoksa Tubba' kavmi ve onlardan once gelen(kavim)ler mi? Suc isledikleri icin biz onların hepsini helak ettik

[38] Biz gokleri, yeri ve bunlar arasında bulunanları eglenmek icin yaratmadık

[39] Onları sadece gercek bir sebeple, (hikmetli bir gaye ile) yarattık. Fakat onların cogu bilmiyorlar

[40] (Hakkın batıldan ayrılacagı) Hukum gunu, hepsinin varacagı gundur

[41] O gun dost, dostundan bir sey savamaz. Ve onlara yardım da edilmez

[42] Ancak Allah'ın acıdıgı kimseler (kurtulur). Suphesiz O, ustundur esirgeyendir

[43] Zakkum agacı

[44] Gunahkarların yemegidir

[45] Pota gibi karınlarda kaynar

[46] Sıcak suyun kaynaması gibi

[47] (Allah, zebanilere emreder): "Tutun onu, cehennemin ortasına surukleyin

[48] Sonra basının ustune kaynar su azabından dokun

[49] Tad, zira sen kendince ustundun, serefliydin

[50] Iste o kuskulanıp durdugunuz sey budur

[51] Korunanlar ise guvenli bir makamdadır

[52] Bahcelerde ve cesme baslarında

[53] Ince ipekten ve parlak atlastan giysiler giyerek karsılıklı otururlar

[54] Ayrıca onları, iri gozlu hurilerle de evlendirmisizdir

[55] Orada, guven icinde, her meyveyi isterler

[56] Orada ilk olumden baska olum tadmazlar (surekli yasarlar). Ve (Allah) onları cehennem azabından korumustur

[57] Rabbinden bir lutuf olarak (bu ni'metler kendilerine verilmistir). Iste, o buyuk basarı budur

[58] Biz o(Kur'a)nı senin diline kolaylastırdık ki, dusunup ogut alsınlar

[59] Biraz bekle, onlar da beklemektedirler (yakında baslarına neler gelecegini goreceklerdir)

Câsiye

Surah 45

[1] Ha mim

[2] Kitabın indirilmesi, o ustun, hukum ve hikmet sahibi Allah tarafındandır

[3] Suphesiz goklerde ve yerde, inananlar icin ibretler vardır

[4] Sizin yaratılısınızda ve (yeryuzunde) yaymakta oldugu canlılarda, kesin olarak inananlar icin ibretler vardır

[5] Gecenin ve gunduzun degismesinde, Allah'ın gokten rızık (sebebi) indirip onunla olumunden sonra yeri diriltmesinde, ruzgarları estirmesinde dusunen bir toplum icin ibretler vardır

[6] Iste sunlar, Allah'ın ayetleridir, onları sana gercek ile okuyoruz. Allah'tan ve O'nun ayetlerinden sonra hangi hadise (soze) inanacaklar

[7] Her yalancı, gunah yuklu kimseye yuh olsun

[8] O, Allah'ın ayetlerinin kendisine okundugunu isitir de sonra buyukluk taslayarak sanki hic onları isitmemis gibi (kufrunde) direnir. Onu, acı bir azab ile mujdele

[9] O, bizim ayetlerimizden bir sey ogrendigi zaman onunla alay eder. Iste oyleleri icin alcaltıcı bir azab vardır

[10] Otelerinden de cehennem (onları beklemektedir). Ne kazandıkları ve ne de Allah'tan baska edindikleri veliler kendilerine bir yarar saglayabilir. Onlar icin buyuk bir azab vardır

[11] Iste yol gosterici, bu(Kur'an)dır. Rablerinin ayetlerini tanımayanlar icin cok cetin bir azab vardır

[12] Allah'tır ki denizi size boyun egdirdi, ta ki gemiler buyruguyla denizin icinde akıp gitsin de, siz bu sayede O'nun lutfundan payınızı arayasınız ve sukredesiniz

[13] Goklerde ve yerde bulunan seyleri kendisinden (bir lutuf olarak) size boyun egdirdi. Elbette bunda, dusunen bir toplum icin ibretler vardır

[14] Inananlara soyle: Allah'ın (ceza) gunlerinin gelecegini ummayanları affetsinler ki (Allah), bir toplumu, yaptıklarıyle cezalandırsın

[15] Kim iyi bir is yaparsa yararı kendisinedir, kim de kotuluk yaparsa zararı kendisinedir. Sonunda Rabbinize donduruleceksiniz

[16] Andolsun biz, Israil ogullarına Kitap, hukum (hikmet, hukumranlık) ve peygamberlik verdik, onları guzel rızıklarla besledik ve onları alemlere ustun kıldık

[17] Ve onlara bu (din) is(in)de acık deliller verdik. Onlar kendilerine bilgi geldikten sonra sadece aralarındaki cekememezlik yuzunden ayrılıga dustuler. Suphesiz, Rabbin kıyamet gunu, ayrılıga dustukleri seylerde onlar arasında hukum verecektir

[18] Sonra seni de buyruk(umuz)dan bir seriate (bir hukuk duzenine) koyduk. Sen ona uy, bilmeyenlerin keyiflerine uyma

[19] Cunku onlar, Allah'tan (gelecek) hicbir seyi senden savamazlar. Zalimler birbirlerinin velisidirler. Allah ise korunanların velisidir

[20] Bu (Kur'an), insanlara kanıtlar(sunmakta)dır; kesin olarak inananlara yol gosterici ve rahmettir

[21] Yoksa kotulukleri isleyen kimseler, kendilerini, inanıp iyi ameller isleyen kimseler gibi yapacagımızı mı sandılar? Yasamaları ve olumleri onlarla bir olacak oyle mi? Ne kotu hukum veriyorlar

[22] Allah, gokleri ve yeri gercek olarak yaratmıstır ki her can, kazandıgıyle cezalandırılsın, kimseye haksızlık edilmez

[23] Keyfini tanrı edinen ve Allah'ın bir bilgiye gore saptırdıgı, kulagını ve kalbini muhurledigi, gozunun ustune de perde cektigi kimseyi gordun mu? Simdi ona Allah'tan sonra kim dogru yolu gosterecek? Dusunmuyor musunuz

[24] Dediler ki: "Ne varsa dunya hayatımızdır, baska bir sey yoktur. Oluruz, yasarız. Bizi zamandan baskası helak etmiyor." Fakat onların bu hususta hicbir bilgileri yoktur. Onlar sadece zannediyorlar

[25] Onlara acık acık ayetlerimiz okundugu zaman: "Dogru iseniz, babalarımızı getirin" demelerinden baska bir delilleri olmamıstır

[26] De ki: "Allah sizi yasatıyor, sonra sizi olduruyor. Sonra sizi, toplayıp durusma gunune getirecektir. Bunda asla suphe yoktur, ama insanların cogu bilmezler

[27] Goklerin ve yerin mulku Allah'ındır. O sa'at basladıgı gun, iste o gun (Allah'ın ayetlerini etkisiz bırakmaga calısan) iptalciler husrana ugrayacaktır

[28] (O gun) Her ummeti (Allah'ın huzurunda) toplanmıs gorursun. Her ummet, kendi Kitabına (yaptıgı islerin tutanagı olan amel defterine) cagırılır: "Bugun yaptıklarınızla cezalandırılacaksınız

[29] Iste Kitabımız, aleyhinize gercegi soyluyor. Cunku biz, yaptıklarınızı yazıyorduk

[30] Inanıp iyi isler yapanlar; Rableri onları rahmetine sokar. Iste apacık basarı budur

[31] Ama inkar edenlere gelince (onlara da soyle denir): "Ayetlerim size okunurdu, fakat siz buyukluk tasladınız ve suclu bir toplum oldunuz degil mi

[32] Allah'ın va'di gercektir, (Durusma) sa'at(inin gelecegin)de suphe yoktur dendigi zaman: "Sa'at nedir, bilmiyoruz, (onu) sadece (bir kuruntu) sanıyoruz biz ona inanmıyoruz" demistiniz ha

[33] Yaptıklarının kotulukleri onlara gorundu ve alay edip durdukları sey onları kusattı

[34] Ve (kendilerine soyle) denildi: "Siz, bu gununuzle karsılasmayı nasıl unuttunuzsa biz de bugun sizi unuttuk. Yeriniz atestir. Hicbir yardımcınız da yoktur

[35] Boyledir, cunku siz Allah'ın ayetlerini eglence yaptınız; dunya hayatı sizi aldattı. Artık bugun onlar ne atesten cıkarılırlar ve ne de kendilerinden Allah'ı memnun etmege calısmaları istenir

[36] Hamd, goklerin Rabbi, yerin Rabbi ve butun alemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur

[37] Goklerde ve yerde ululuk, yalnız O'na aittir. O, azizdir hakimdir

Ahkaf

Surah 46

[1] Ha mim

[2] Kitabın indirilisi aziz, hakim olan Allah tarafındandır

[3] Biz gokleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları (bos yere degil), ancak gercek ile ve belli bir sureye gore yarattık. Inkar edenler, uyarıldıkları seyden yuz cevirmektedirler

[4] De ki: "Allah'tan baska yalvardıklarınızı gordunuz mu? Bana gosterin, onlar yerden neyi yarattılar? Yoksa gokler(in yaratılısın)da onların bir ortaklıgı mı var? Eger dogru iseniz bundan once (inmis olan) bir Kitap, yahut bir bilgi kalıntısı getirin

[5] Allah'ı bırakıp da kıyamet gunune kadar kendisine cevap veremeyecek seylere yalvarandan daha sapık kim olabilir? Oysa onlar, bunların yalvardıklarından habersizdirler

[6] Insanlar (Yuce Divana) toplandıkları gun, (taptıkları tanrılar) onlara dusman olurlar ve onların, kendilerine tapmalarını tanımazlar

[7] Onlara acık acık ayetlerimiz okundugu zaman kendilerine gelen hakkı inkar edenler: "Bu, apacık bir buyudur" dediler

[8] Yoksa "Onu uydurdu" mu diyorlar? De ki: "Eger ben onu uydurmussam, Allah'tan gelecek cezaya karsı sizin bana hicbir yararınız olmaz. O, sizin yaptıgınız taskınlıgı daha iyi bilir. Benimle sizin aranızda O'nun sahid olması yeter. O, bagıslayan, esirgeyendir

[9] De ki: "Ben turedi bir elci degilim. Bana ve size ne yapılacagını da bilmem. Ben sadece bana vahyedilene uyuyorum ve ben apacık bir uyarıcıdan baska bir sey degilim

[10] De ki: "Hic dusundunuz mu: Eger bu (Kur'an) Allah katından oldugu halde siz onu tanımamıssanız; Israil ogullarından bir sahid de bunun benzerini (Tevrat'ta) gorup inandıgı halde siz (inanmaga) tenezzul etmemisseniz (durumunuz nice olur)? Allah, zalim bir toplumu dogru yola iletmez

[11] Inkar edenler, inananlar icin "(Muhammed'in getirdigi) iyi bir sey olsaydı (su zavallı kisiler) ona inanmada bizi gecemezlerdi, (biz onlardan once inanırdık) dediler. Onlar, onun gosterdigi dogru yola eremediklerinden: "Bu eski bir yalandır," diyeceklerdir

[12] Ondan once de onder ve rahmet olarak Musa'nın Kitabı vardır. Bu da (sirk ile) kendilerine yazık edenleri uyarmak, guzel davrananları mujdelemek icin Arap diliyle indirilmis (kendinden onceki Kitabı) dogrulayan Kitaptır

[13] Rabbimiz Allah'tır deyip sonra dogru olanlar, onlara korku yoktur ve onlar uzulmeyeceklerdir

[14] Onlar cennet halkıdır, yaptıklarına karsılık orada ebedi kalacaklardır

[15] Biz insana, ana babasına iyilik etmesini tavsiye ettik. Anası onu zahmetle tasıdı ve zahmetle dogurdu. (Ana karnında) Tasınması ile sutten kesilmesi otuz ay surdu. Nihayet (insan) guclu cagına erip kırk yasına varınca: "Ya Rabbi dedi, beni, bana ve anama, babama verdigin ni'mete sukretmege, razı olacagın yararlı isler yapmaga sevk eyle. Benim icin zurriyetim icinde de salahı devam ettir (benden gelecek olanları da iyi insanlar yap). Ben sana yuz tuttum ve ben (sana) teslim olanlardanım

[16] Onlar oyle kisilerdir ki, yaptıklarının en iyisini onlardan kabul ederiz ve onların kotuluklerinden geceriz, cennet halkı arasındadırlar. Bu, (dunyada) kendilerine soylenen dogru soz(un gerceklesmesi)dir

[17] Fakat o kimse ki anasına, babasına: "Of size, benden once nice nesiller gelip gecmis, (kimse geri gelmemis) iken siz benim (diriltilip) cıkarılacagımı mı bana va'dediyor(beni bununla mı tehdidediyor)sunuz?" dedi. Onlarsa Allah'a sıgınarak: "Yazık sana, (etme, gel) inan; Allah'ın sozu gercektir" derken o: "Bu, eskilerin masallarından baska bir sey degildir." der

[18] Iste onlar da kendilerine (azab) soz(u) gerekli olmus kimselerdir. Kendilerinden once gecen cin ve insan toplulukları arasında (azabın icinde) bulunacaklardır. Gercekten onlar, ziyana ugrayanlardır

[19] Her birinin (inananların ve inanmayanların) yaptıkları islerden dereceleri vardır. Allah, onlara yaptıklarının karsılıgını tam verir; kendilerine hic haksızlık edilmez

[20] Inkar edenler atese sunulacakları gun, (kendilerine denir ki): "Dunya hayatınızda butun guzel seylerinizi zayi ettiniz; (orada) bunlarla sefa surup bunları tukettiniz (burası icin hicbir sey bırakmadınız). Yeryuzunde haksız yere buyukluk taslamanızdan ve yoldan cıkmanızdan oturu bugun, alcaltıcı bir azab ile cezalandırılacaksınız

[21] Ad'ın kardesini (Hud'u) an: AhÆaf'taki kavmini uyarmıstı. Onun onunden ve ardından nice uyarıcılar da gelip gecti (demisti ki): "Allah'tan baskasına kulluk etmeyin; ben sizin, buyuk bir gunun azabına ugramanızdan korkuyorum

[22] Dediler: "Sen bizi tanrılarımızdan cevirmek icin mi geldin? Dogrulardan isen bizi tehdidettigin seyi bize getir

[23] Dedi: "(Azabın ne zaman gelecegine dair) Bilgi, ancak Allah katındadır. Ben, teblig gorevlendirildigim mesajı size duyuruyorum; fakat sizi cahillik eden bir kavim goruyorum

[24] Nihayet azabın (ufukta) genis bir bulut halinde vadilerine dogru geldigini gorunce: "Bu, bize yagmur yagdıracak bir buluttur" dediler. Hayır, o sizin acele gelmesini istediginiz sey, icinde acı azab bulunan bir ruzgardır

[25] Rabbinin emriyle her seyi yıkar, mahveder. Derken onlar o hale geldiler ki konutlarından baska bir sey gorulmez oldu. Iste biz, suc isleyen toplumu boyle cezalandırırız

[26] Onlara size vermedigimiz servet ve kuvveti vermistik, onlara kulaklar, gozler ve gonuller yaratmıstık. Fakat ne kulakları, ne gozleri ne de gonulleri kendilerine bir yarar sagladı. Zira (dusunup ibret almıyorlar, tersine) bile bile Allah'ın ayetlerini inkar ediyorlardı. Ve alay edip durdukları sey, kendilerini kusatıverdi

[27] Andolsun, biz cevrenizdeki kentleri de yok ettik ve belki (kufurlerinden) donerler diye ayetleri tekrar tekrar acıkladık

[28] Allah'tan baska, kendilerine (Allah yanında) yakınlık saglamak icin tanrı edindikleri seyler, kendilerine yardım etselerdi ya! Hayır, (tanrıları), onlardan kaybolup gittiler. Iste onların yalanları ve uydurmaları budur

[29] Bir zaman, cinlerden bir toplulugu Kur'an dinlemek uzere sana yoneltmistik. Ona geldiklerinde (birbirlerine): "Susun, (dinleyin)" dediler. (Okuma) Bitirilince de uyarıcılar olarak kavimlerine donduler

[30] Ey kavmimiz, dediler, biz Musa'dan sonra indirilen, kendinden oncekini dogrulayan, gercege ve dogru yola goturen bir Kitap dinledik

[31] Ey kavmimiz, Allah'ın da'vetcisine uyun ve O'na inanın ki (Allah) gunahlarınızdan bir kısmını bagıslasın ve sizi, acı azabdan korusun

[32] Kim Allah'ın da'vetcisine uymazsa, yeryuzunde (basına inecek belaya) engel olamaz. Kendisinin O'ndan baska velileri de olmaz. Onlar, apacık bir sapıklık icindedirler

[33] Gokleri ve yeri yaratan, bunları yaratmakla yorulmayan Allah'ın, oluleri diriltmege de kadir oldugunu gormediler mi? Evet O, her seye kadirdir

[34] Inkar edenler atese sunulacakları gun (Allah onlara): "(Nasıl), Bu gercek degil miymis?" (der); "Evet Rabbimiz hakkı icin (gercekmis)" derler. "Oyleyse inkar etmenizden dolayı azabı tadın" der

[35] O halde sen de, azim (ve irade) sahibi elcilerin sabrettikleri gibi sabret. O (nankor)ler icin acele etme. Onlar, tehdidedildikleri azabı gordukleri gun, sanki gunduzun sadece bir sa'ati kadar yasamıs gibi olurlar. (Bu) Bir duyurudur. Yoldan cıkmıs topluluktan baskası mı helak edilecektir

Muhammed

Surah 47

[1] Allah, inkar edip kendisinin yoluna engel olanların islerini bosa cıkarmıstır

[2] Inanıp iyi isler yapanların, Rableri tarafından Muhammed'e indirilen gercege inananların da gunahlarını ortmus ve hallerini duzeltmistir

[3] Bu, boyledir: Cunku inkar edenler batıla uymuslar; inananlar ise Rablerinden gelen hakka uymuslardır. Iste Allah, onların durumlarını, insanlara boyle anlatır

[4] (Savasta) Inkar edenlerle karsılastıgınız zaman boyunlarını vurun. Nihayet onları iyice vurup sindirince bagı sıkıca baglayın (onları esir alın). Ondan sonra artık ya lutfen bırakır veya karsılıgında fidye alırsınız. Harb, agırlıklarını bırakıncaya (savas sona erinceye) kadar (boyle yaparsınız). Allah dileseydi (kendisi) onlardan oc alırdı, fakat sizi birbirinizle denemek icin (size savası emrediyor). Allah, kendi yolunda oldurulenlerin yaptıkları isleri zayi etmeyecektir

[5] Onları dogru yola iletecek ve durumlarını duzeltecektir

[6] Onları, kendilerine tanımladıgı cennete sokacaktır

[7] Ey inananlar, eger siz Allah(ın dinin)e yardım ederseniz (Allah da) size yardım eder; ayaklarınızı (hakkı koruma yolunda) saglam tutar

[8] Inkar edenler(e gelince): Yıkım onlara! (Allah) Onların islerini bosa cıkarmıstır

[9] Boyledir, cunku onlar, Allah'ın indirdiginden hoslanmamıslar, Allah da onların amellerini heder etmistir

[10] (Onlar) Yeryuzunde gezip dolasmadılar mı ki kendilerinden oncekilerin sonunun nasıl oldugunu gorsunler? Allah onları(n evlerini, barklarını) yıkıp baslarına gecirmistir. Bu kafirlere de, onun benzeri sonuclar vardır

[11] Bu boyledir, cunku Allah inananların koruyucusudur. Kafirlerin ise koruyucuları yoktur

[12] Allah, inanıp iyi isler yapanları, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokar. Inkar edenler ise dunyada biraz yasarlar, hayvanların yedigi gibi yerler, (sonunda) yerleri atestir

[13] Seni (icinden) cıkarmıs olan kentten daha kuvvetli nice kent var ki biz onları yok ettik de onlara yardım eden cıkmadı

[14] Rabbinden bir delil uzerinde bulunan insan, kotu isi kendilerine suslendirilen ve keyiflerine uyan kimseler gibi olur mu? (Olmaz elbet)

[15] (Sirkten, gunahlardan) korunanlara soz verilen cennetin durumu sudur: Icinde bozulmayan su ırmakları, tadı degismeyen sut ırmakları, icenlere lezzet veren sarap ırmakları ve suzme bal ırmakları vardır ve onlar icin orada her cesit meyva, Rablerinden de bagıslama vardır. (Simdi bu ni'metler icinde yasayanlar) ateste ebedi kalan ve barsaklarını parca parca kesen sıcak suyun icirildigi kimseler gibi olur mu

[16] Onlardan kimi de gelip seni dinler. Fakat senin yanından cıktıkları zaman kendilerine bilgi verilmis olanlara: "Demin ne soyledi?" derler. Onlar Allah'ın kalblerini muhurledigi, keyiflerinin ardına dusmus kimselerdir

[17] Hidayet bulanlara gelince, Allah onların hidayetlerini artırmıs ve onlara korunmalarını (kendilerini kotu sonuctan koruma careleri) vermistir

[18] (Inanmayanlar) Ille (helak edilecekleri) sa'atin ansızın kendilerine gelmesini mi bekliyorlar? Iste onun belirtileri geldi. O uyarıldıkları sa'at kendilerine geldikten sonra artık ogut almaları nereden mumkun olsun

[19] Allah'tan baska tanrı olmadıgını bil ve kendi gunahın, inanan erkeklerin ve inanan kadınların gunahı icin (Allah'tan) magfiret dile. Allah, donup dolasacagınız yeri ve varıp duracagınız yeri bilir

[20] Inananlar: " (Savas hakkında) Bir sure indirilmeli degil miydi?" derler. Fakat hukmu acık bir sure indirilip de onda savastan soz edilince, kalblerinde hastalık bulunanların sana olumden bayılıp dusen kimsenin bakısı gibi baktıklarını gorursun. Onlara olum gerektir

[21] Onlara dusen, ita'at etmek ve guzel soz soylemektir. Is ciddiye bindigi zaman Allah'a verdikleri soze sadık kalsalardı, elbette kendileri icin daha iyi olurdu

[22] Demek isbasına gelecek olursanız, yeryuzunde bozgunculuk yapacak, rahimleri (akrabalık baglarını) koparacaksınız oyle mi

[23] Onlar, Allah'ın la'netleyip sagır yaptıgı ve gozlerini kor ettigi kimselerdir

[24] Kur'an'ı(n anlamını) dusunmuyorlar mı? Yoksa kalbler(inin) uzerinde kilitleri mi var (ki hicbir hakikat, gonullerine girmiyor)

[25] Kendilerine dogru yol belli olduktan sonra arkalarına (yine eski kufurlerine) donenlere, seytan hatalarını suslemis ve (gunah islemelerini) kolaylastırmıs ve onları uzun emellere, umutlara dusurmustur

[26] Bu boyledir. Cunku onlar, Allah'ın indirdiginden hoslanmayanlara: "Bazı hususlarda size ita'at edecegiz" dediler. Oysa Allah, onların gizlediklerini biliyor

[27] Ya melekler, canlarını alırrken yuzlerine ve kıclarına vurarak dovunecekleri zaman durumları nice olur

[28] Bu boyledir. Cunku onlar, Allah'ı kızdıran seylerin ardınca gittiler. O'nu razı edecek seylerden hoslanmadılar. Allah da onların amellerini bosa cıkardı

[29] Yoksa kalblerinde hastalık bulunanlar, Allah'ın, kendilerinin kinlerini ortaya cıkarmayacak mı sandılar

[30] Biz dileseydik onları sana gosterirdik, sen onları simalarından tanırdın ve onları sozlerinin uslubundan tanırdın. Allah yaptıgınız isleri bilir

[31] Andolsun biz sizi deneyecegiz ki icinizden cihadedenleri (gucluklere) sabredenleri bilelim ve soylediginiz sozlerin (dogru olup olmadıgını) sınayalım

[32] Nankorluk edip Allah yoluna engel olanlar ve kendilerine dogru yol belli olduktan sonra Elciyi incitenler Allah'a hicbir zarar veremezler. Allah onların islerini bosa cıkaracaktır

[33] Ey inananlar, Allah'a ita'at edin, Elci'ye ita'at edin, islerinizi bosa cıkarmayın

[34] Nankorluk edip Allah yoluna engel olan, sonra kafir olarak olenleri Allah affetmeyecektir

[35] Siz galip durumda iken gevseyip barıs istemeyin. Allah sizinle beraberdir, O sizin amellerinizi zayi etmeyecektir

[36] Dunya hayatı, bir oyun ve eglenceden ibarettir. Eger inanır, (gunahlardan) korunursanız (Allah) size mukafatlarınızı verir ve sizden (butun) mallarınızı istemez

[37] Eger onları isteseydi de sizi sıkıstırsaydı, cimrilik ederdiniz ve kinlerinizi ortaya cıkarırdı (Allah'ın Elcisine kin beslemege baslardınız)

[38] Iste sizler, Allah yolunda harcamaga cagrılıyorsunuz; ama icinizden kimisi cimrilik ediyor. Cimrilik eden, kendi nefsine karsı cimrilik etmis olur. Allah zengindir, sizler fakirsiniz. Eger yuz cevirecek olursanız, Allah, yerinize baska bir toplum getirir de onlar sizin gibi olmazlar

Fetih

Surah 48

[1] Biz sana apacık bir fetih verdik

[2] Ki Allah, senin gecmis ve gelecek gunahını bagıslasın (butun tasalarını gidersin) ve sana olan ni'metini tamamlasın ve seni dogru bir yola iletsin

[3] Ve Allah sana sanlı bir zafer versin

[4] O, imanlarına iman katsınlar diye mu'minlerin kalblerine huzur indirdi. Goklerin ve yerin askerleri Allah'ındır. Allah bilendir, hukum ve hikmet sahibidir

[5] (Allah isini boyle hikmetle cevirir, mu'minlerin gonullerine huzur verir, onlara gorunmez askerleriyle yardım eder) Ki inanan erkekleri ve inanan kadınları, altlarından ırmaklar akan, icinde ebedi kalacakları cennetlere soksun, onların kotuluklerini de ortsun. Gercekten bu, Allah katında buyuk bir basarıdır

[6] Allah hakkında kotu zanda bulunan munafık erkeklere ve munafık kadınlara; (Allah'a) ortak kosan erkeklere ve ortak kosan kadınlara da azabetsin. (Onların, muslumanlar icin istedikleri) Kotu olaylar, kendi baslarına gelsin. Allah, onlara gazabetmis, onları la'netlemis ve onlara cehennemi hazırlamıstır. Orası da ne kotu bir yerdir

[7] Goklerin ve yerin askerleri Allah'ındır. Allah azizdir, hakimdir

[8] Biz seni, sahid, mujdeleyici ve uyarıcı olarak gonderdik

[9] Ki Allah'a ve Resulune inanasınız, O'nu(n dinini) destekleyesiniz. Ona saygı gosteresiniz ve sabah aksam O'nu tesbih ed(ip sanını yucelt)esiniz

[10] Sana bi'at edenler (Islam ugrunda olunceye kadar savasmak uzere sana soz verenler), gercekte Allah'a bi'at etmektedirler. Allah'ın eli, onların ellerinin uzerindedir. Kim ahdini bozarsa, kendi aleyhine bozmus olur. Ve kim Allah'a verdigi sozu tutarsa Allah ona buyuk bir mukafat verecektir

[11] Gocebe Araplardan geri bırakılanlar, sana diyecekler ki: "Mallarımız ve cocuklarımız bizi, (seninle beraber gelmekten) alıkoydu. Bizim icin magfiret dile." Onlar, dilleriyle kalblerinde olmayan bir seyi soyluyorlar. De ki: "Allah size bir zarar vermek istemis, yahut size bir yarar vermek istemis olsa Allah'ın, sizin icin diledigine kim engel olabilir? Hayır, Allah yaptıklarınızı haber almaktadır

[12] Herhalde siz sandınız ki Elci ve mu'minler, bir daha ailelerine donmeyecekler. Bu (dusunce) gonullerinizde suslendirildi, (size guzel gosterildi,) kotu zanda bulundunuz ve helaki hak etmis bir topluluk oldunuz

[13] Kim Allah'a ve Elcisine inanmazsa bilsin ki, biz, kafirler icin alevli bir ates hazırlamısızdır

[14] Goklerin ve yerin mulku Allah'ındır. O, diledigini bagıslar, diledigine azab eder. Allah bagıslayandır, esirgeyendir

[15] O geri bırakılanlar, ganimetleri almak icin gittiginiz zaman: "Bizi bırakın, sizinle beraber gelelim," diyecekler. Onlar, Allah'ın sozunu degistirmek istiyorlar. De ki: "Siz, bizimle gelemezsiniz. Allah, onceden boyle buyurdu." Onlar: "Bizi cekemiyorsunuz" diyecekler. Hayır, onlar, pek az anlarlar

[16] O geride kalan gocebe Araplara de ki: "Siz yakında cok kuvvetli bir kavme karsı savasmaga da'vet edileceksiniz, onlarla (ya) dovusursunuz, yahut (onlar) musluman olurlar. Eger ita'at ederseniz, Allah size guzel bir mukafat verir; (yok) eger onceden dondugunuz gibi yine donerseniz, size acı bir seklide azabeder

[17] Kore gucluk yoktur, topala gucluk yoktur, hastaya gucluk yoktur. (Bunlar savasa katılmak zorunda degillerdir.) Kim Allah'a ve Elcisine ita'at ederse (Allah) onu, altından ırmaklar akan cennetlere sokar. Kim de yuz cevirirse onu da acı bir azaba ugratır

[18] Allah su mu'minlerden razı olmustur ki onlar, agacın altında sana bi'at ediyorlardı, Allah onların gonullerinden geceni bildigi icin onların uzerine huzur ve guven indirdi ve onlara yakın bir fetih verdi

[19] Yine onlara alacakları bircok ganimetler bahseyledi. Allah ustundur, hukum ve hikmet sahibidir

[20] Allah size elde edeceginiz bircok ganimetler va'detti. Simdilik size bu(Hudeybiye Barısı)nı verdi. Insanların ellerini sizden cekti ki bu, inananlara bir ibret olsun ve (Allah) sizi dosdogru yola iletsin

[21] (Size) Baska (ganimetler) de soz vermistir ki henuz onları ele geciremediniz, fakat Allah onları kusatmıs(sizin icin ayırmıs)tır. Allah her seye yapabilir

[22] Eger kafirler sizinle savassalardı, arkalarına don(up kac)arlardı, sonra ne bir koruyucu, ne de bir yardımcı bulabilirlerdi

[23] Bu, Allah'ın otedenberi suregelen yasasadır: Allah'ın yasasında bir degisme bulamazsın

[24] Mekke'nin gobeginde, sizi onlara galip getirdikten sonra onların ellerini sizden, sizin ellerinizi onlardan ceken O'dur. Allah, yaptıklarınızı gormektedir

[25] Onlar oyle kimselerdir ki inkar ettiler, sizin Mescid-i Haram'ı ziyaret etmenize ve bekletilen kurbanların yerlerine varmasına engel oldular. Eger orada, kendilerini bilmediginiz icin tepeleyeceginiz ve bilmeyerek tepelemenizden oturu, kınanacagınızinanmıs erkekler ve inanmıs kadınlar olmasaydı (Allah sizin savasmanıza engel olmazdı. Boyle yaptı) ki Allah, diledigini rahmetine soksun. Sayet (inananlar ve inanmayanlar) birbirinden ayrılmıs olsalardı elbette onlardan inkar edenleri, acı bir azaba carptırırdık

[26] O zaman inkar edenler, kalblerine ofke ve gayreti, o cahiliyye (cagının) ofke ve gayretini koymuslardı, Allah da Elcisine ve mu'minlere huzur ve guvenini indirdi; onları takva kelimesine (sebata ve ahde vefaya) bagladı. Zeten onlar, buna layık ve ehil idiler. Allah, her seyi bilendir

[27] Andolsun, Allah, Elcisinin ruyasını dogru cıkardı. Allah dilerse, baslarınızı (kokten) tras ederek ve(ya) saclarınızı kısaltarak, korkmadan, guven icinde Mescid-i Haram'a gireceksiniz. Allah sizin bilmediginizi bildi, bundan once size yakın bir fetih verdi

[28] O, Elcisini hidayet ve hak dinle gonderdi ki, o(hak di)ni, butun dinlere ustun kılsın. Sahid olarak Alah yeter

[29] Muhammed Allah'ın elcisidir. Onun yanında bulunanlar, kafirlere karsı katı, birbirlerine karsı merhametlidirler. Onların, ruku' ve secde ederek Allah'ın lutuf ve rızasını aradıklarını gorursun. Yuzlerinde secde izinden nisanları vardır. Onların Tevrat'taki vasıfları ve Incildeki vasıfları da soyle bir ekin gibidir ki, filizini cıkardı, onu guclendirdi, kalınlastı, derken govdesinin ustune dikildi, ekincilerin hosuna gider, onlara karsı kafirleri de ofkelendirir bir duruma geldi. Allah onlardan inanıp iyi isler yapanlara magfiret ve buyuk mukafat va'detmistir

Hucurât

Surah 49

[1] Ey inananlar, Allah'ın ve Elcisinin onune gecmeyin. Allah'tan korkun. Suphesiz Allah, isitendir, bilendir

[2] Ey inananlar, seslerinizi, Peygamberin sesinin ustune cıkarmayın, birbirinizle yuksek sesle konustugunuz gibi, onunla da oyle yuksek sesle konusmayın; yoksa siz farkında olmadan amelleriniz bosa gider

[3] Allah'ın Elcisinin huzurunda seslerini kısanlar, oyle kimselerdir ki Allah, onların kalblerini, takva icin imtihan etmis(onların takvaya ehil olduklarını anlamıs)tır. Onlar icin magfiret ve buyuk bir mukafat vardır

[4] Odaların arkasından sana bagıranların cogu, dusuncesiz kimselerdir

[5] Onlar, sen kendilerinin yanına cıkıncaya kadar bekleselerdi, elbette kendileri icin daha iyi olurdu. Allah bagıslayandır, esirgeyendir

[6] Ey inananlar, size fasık (yoldan cıkmıs) bir adam bir haber getirirse onun dogrulugunu arastırın. Yoksa bilmeyerek bir topluluga karsı kotuluk edersiniz de sonra yaptıgınıza pisman olursunuz

[7] Bilin ki, Allah'ın Elcisi icinizdedir. Sayet o, bircok iste size uysaydı, sıkıntıya duserdiniz. Fakat Allah size imanı sevdirdi ve onu sizin kalblerinizde susledi ve size kufru, fıskı ve isyanı cirkin gosterdi. Iste dogru yolda olanlar bunlardır

[8] (Bu) Allah'ın bir lutuf ve ni'metidir. Allah bilendir, hakimdir

[9] Eger inananlardan iki grup vurusurlarsa onların arasını duzeltin; sayet biri otekine saldırırsa Allah'ın buyruguna donunceye kadar saldıran tarafla vurusun. (Allah'ın buyruguna) Donerse artık adaletle onların arasını duzeltin ve daima adil olun. Cunku Allah, adalet yapanları sever

[10] Muhakkak mu'minler kardestirler. Kardeslerinizin arasını duzeltin ve Allah'tan korkun ki size rahmet edilsin

[11] Ey inananlar, bir topluluk, baska bir toplulukla alay etmesin. Belki (alay ettikleri kimseler), kendilerinden iyidirler. Kadınlar da baska kadınlarla alay etmesinler. Belki onlar, kendilerinden iyidirler. Birbirinizde kusur aramayın; birbirinizi kotu lakaplarla cagırmayın. Inandıktan sonra fısk adı, ne kotu bir seydir! Kim tevbe etmezse, iste onlar, zalimdirler

[12] Ey inananlar, zandan cok sakının. Zira zannın bir kısmı gunahtır. Birbirinizin gizli seylerini arastırmayın; biriniz digerinizi arkasından cekistirmesin. Biriniz, olmus kardesinin etini yemegi sever mi? Iste bundan igrendiniz. O halde Allah'tan korkun, suphesiz Allah, tevbeyi cok kabul eden, cok esirgeyendir

[13] Ey insanlar, biz sizi bir erkek ve bir kadından yarattık ve birbirinizi tanımanız icin sizi milletlere ve kabilelere ayırdık. Allah yanında en ustun olanınız, (gunahlardan) en cok korunanınızdır. Allah bilendir, haber alandır

[14] Gocebe Araplar: "Inandık" dediler. De ki: "Inanmadınız, fakat 'Islam olduk' deyin. Henuz iman kalblerinize girmedi. Eger Allah'a ve Elcisine ita'at ederseniz (Allah), yaptıgınız guzel islerden hicbirinin sevabını size eksik vermez. Allah cok bagıslayan, cok esirgeyendir

[15] Mu'minler onlardır ki Allah'a ve Elcisine inandılar, sonra suphe etmediler; Allah yolunda mallarıyle, canlarıyle cihadettiler. Iste (iman sozlerinde) dogru olanlar onlardır

[16] De ki: "Siz mi Allah'a din(darlıg)ınızı ogreteceksiniz? Allah, goklerde ve yerde olanları bilir. Allah, her seyi bilendir

[17] Islam olmalarını senin basına kakıyorlar. De ki: "Musluman olmanızı benim basıma kakmayın. Tersine, eger gercekten inanmıssanız, sizi imana ilettigi icin Allah, sizin basınıza kaksa yeridir

[18] Suphesiz Allah, goklerin ve yerin gizlisini bilir. Allah yaptıklarınızı gormektedir

Kâf

Surah 50

[1] Kaf. Zikir'li (uyarıcı, serefli) Kur'an'a andolsun

[2] Iclerinden bir uyarıcı gelmesine sastılar da, o kafirler: "Bu tuhaf bir seydir" dediler

[3] Biz oldugumuz ve toprak oldugumuz zaman mı (tekrar bedene donecegiz)? Bu, uzak bir donustur

[4] Biz yerin, onlar(ın cesetlerin)den ne eksilttigini bilmisizdir. Yanımızda (her seyi) zapteden bir Kitap vardır

[5] Dogrusu onlar, hak kendilerine gelince onu yalanladılar. Simdi onlar calkantılı bir durumun icindedirler

[6] Ustlerindeki goge bakmadılar mı, onu nasıl yaptık, susledik, hicbir catlagı yoktur

[7] Arzı nasıl yaydık, ona saglam daglar attık, onda her guzel cifti bitirdik

[8] (Butun bunları) Allah'a yonelen her kulun, gonul gozunu acmak icin ve (ona) ibret vermek icin (yaptık)

[9] Gokten bereketli bir su indirdik, onunla bahceler ve bicilecek dane(li ekin)ler bitirdik

[10] Birbirine girmis kat kat tomurcukları olan yuksek hurma agacları yetistirdik

[11] Kullara rızık olması icin. Ve o su ile, olu bir ulkeye can verdik. Iste cıkıs da oyledir

[12] Onlardan once Nuh kavmi, Resliler ve Semud (kavmi) de yalanlamıstı

[13] Ad, Fir'avn ve Lut'un kardesleri (durumundaki kavmi)

[14] Eyke halkı ve Tubba' kavmi. Bunların hepsi elcileri yalanlayıp, uyardıgım(azab)ı hak ettiler

[15] Ilk yaratmadan aciz mi kaldık ki (yeniden yaratamayalım)? Dogrusu onlar yeni bir yaratmadan kusku icindedirler

[16] Andolsun insanı biz yarattık ve nefsinin ona ne fısıldadıgını biliriz, cunku biz ona sah damarından daha yakınız

[17] Onun sagında ve solunda oturan iki alıcı (melek, onun sozlerini ve islerini) kaydetmektedir

[18] (Insan,) Hicbir soz soylemez ki yanında kendisini gozetleyen, dediklerini zapteden (bir melek) hazır bulunmasın

[19] Olum sarhoslugu gercekten geldi. Iste (ey insan) bu, senin oteden beri kactıgın seydir

[20] Sur'a uflendi. Iste bu, kendisine karsı uyarılan gundur

[21] Her can, yanında bir surucu ve sahidle geldi

[22] (Allah ona): "Andolsun, sen bundan gaflet icinde idin. Biz sen(in gozun)den perdeni actık; bugun artık gozun keskindir" (dedi)

[23] Yanındaki arkadası: "Iste yanımdaki hazır" dedi

[24] (Allah surucu ve sahide buyurdu ki): "Haydi ikiniz, atın cehenneme her inatcı nankoru

[25] Hayra engel olan, saldırgan, supheciyi

[26] O ki Allah ile beraber baska tanrılar edindi, bundan dolayı onu cetin bir azaba atın

[27] Yanındaki arkadası dedi ki: "Rabbimiz, ben onu azdırmadım, zaten o kendisi derin bir sapıklık icinde idi

[28] (Allah) Buyurdu ki: "Huzurumda cekismeyin. Ben size daha once uyarı gondermistim

[29] Benim huzurumda soz degistirilmez ve ben kullara zulmedici degilim

[30] O gun cehenneme: "Doldun mu?" deriz. "Daha yok mu" der

[31] Cennet de korunanlara yaklastırılmıstır, uzak degildir

[32] Iste size va'dedilen budur. Daima Allah'a yuz tutan (O'nun buyruklarını) koruyan, (And it is said): That is that which ye were promised. (It is) for every penitent and heedful one

[33] Gormeden Rahman'a saygı gosteren ve (Hakka) donuk bir yurek getiren herkesin (mukafatı budur)

[34] Ona selam (esenlik) ile girin. Bu, sureklilik gunudur

[35] Orada onlara istedikleri hersey vardır. Katımızda daha fazlası da vardır

[36] Bunlardan once nice kusakları helak etmistik ki onların tutusu, bunlardan daha kuvvetli idi, yakalaması daha guclu idi. Ulkelerde gezip dolasmıslardı, ama bir kurtulus buldular mı

[37] Muhakkak ki bunda, kalbi olan, yahut sahid olarak (zihnini toplayarak dikkatle) kulak veren kimse icin bir ogut vardır

[38] Andolsun, biz gokleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları altı gunde yarattık, bize hicbir yorgunluk dokunmadı

[39] Onların dediklerine sabret ve Rabbini ovgu ile an: gunes dogmadan once, batmadan once

[40] Gecenin bir kısmında ve secde arkalarında O'nu tesbih et

[41] Dinle, o gun o unleyici, yakın bir yerden cagırır

[42] O gun o cagrıyı gercek olarak duyarlar. Iste bu, (dirilip) cıkıs gunudur

[43] Yasatan ve olduren ancak biziz, biz. Donus de bizedir

[44] O gun yer onlar(ın ustun)den yarıl(ıp acıl)ır, (cagırana dogru) sur'atle kosarlar. Iste bu, toplamadır; bize gore kolaydır

[45] Biz onların ne dediklerini biliyoruz. Sen onların ustunde bir zorlayıcı degilsin, sadece tehdidimden korkanlara Kur'an ile ogut ver

Zâriyât

Surah 51

[1] Savurup kaldıranlara

[2] (Yagmur) Yuklu (bulut)lara

[3] Kolayca akıp gidenlere

[4] Is(ler)i taksim edenlere (rızıkları, yagmurları dagıtan guclere) andolsun ki

[5] Size va'dedilen, mutlaka dogrudur

[6] Ceza muhakkak olacaktır

[7] (Cesitli) yolları (yorungeleri) bulunan goge andolsun ki

[8] Siz, cesitli soz(ler) icindesiniz

[9] Cevrilen, ondan cevriliyor

[10] O (cesitli sozleri) atan yalancılar kahrolsun

[11] Onlar aptallık icinde yanılıp durmaktadırlar

[12] Ceza gunu ne zaman? diye sorarlar

[13] O gun onlar ates uzerinde yakılacaklardır

[14] (Kendilerine): "Fitnenizi (fesadınızın cezasını) tadın! Acele isteyip durdugunuz sey budur iste!" (denilecek)

[15] Korunanlar, cennetlerde, cesme baslarındadırlar

[16] Rablerinin, kendilerine verdigini alırlar. Cunku onlar bundan once guzel davranırlardı

[17] Geceleri pek az uyurlardı

[18] Seherlerde onlar istigfar ederlerdi

[19] Mallarında dilenci ve yoksul icin hak vardı

[20] Kesin inanacaklar icin yerde nice ibretler vardır

[21] Kendi canlarınızda da oyle. Gormuyor musunuz

[22] Gokte rızkınız da var, uyarıldıgınız (azab)da var

[23] Gogun ve yerin Rabbine andolsun ki o, sizin konustugunuz gibi gercektir

[24] Ibrahim'in agırlanan konuklarının haberi sana geldi mi

[25] Bir zaman onun yanına girmisler: "Selam" demislerdi. "Selam, dedi, (siz) tanınmamıs bir topluluk(sunuz)

[26] (Konuklarına yemek hazırlamak icin) gizlice ailesinin yanına gitti, semiz bir buzagı getirdi

[27] Onu, onlerine yaklastırdı, "Yemez misiniz?" dedi

[28] (Yemediklerini gorunce) Onlardan icine bir korku dusurdu. "Korkma" dediler ve ona bilgin bir oglan cocugu mujdelediler

[29] Karısı (Sare) cıglık icinde geldi (hayretten elini) yuzune vurarak: "(Ben) Kısır bir koca karı(yım, benden nasıl cocuk olur)?" dedi

[30] Dediler ki: "Rabbin boyle dedi. O, hukum ve hikmet sahibidir, bilendir

[31] (Ibrahim): "O halde goreviniz nedir ey elciler?" dedi

[32] Dediler: "Biz suclu bir kavme gonderildik

[33] Ki onların uzerine camurdan tas(lar) salalım

[34] Rabbinin katında, haddi asanlar icin isaretlenmis (taslar)

[35] Orada bulunan mu'minleri cıkardık

[36] Zaten orada bir ev(halkın)dan baska musluman da bulmadık

[37] Acı azabdan korkanlar icin orada bir ibret bıraktık

[38] Musa'da da (ibret alınacak seyler vardır). Onu acık bir delil ile Fir'avn'e gondermistik

[39] (Fir'avn ona) Yanını cevirdi ve: "Bu, ya buyucu veya cinlidir" dedi

[40] Biz de onu ve askerlerini yakaladık, onları denize attık. (O bogulurken pismanlıkla) Kendi kendini kınıyordu

[41] Ad(kavmin)de de (ibret alınacak seyler vardır). Onlara, koklerini kesen bir ruzgar gonderdik

[42] Uzerinden gectigi hicbir seyi bırakmıyor, onu kul gibi ediyordu

[43] Semud(kavmin)de de (ibret alınacak seyler vardır). Onlara: "Bir sureye kadar sefa surun" denmisti

[44] Rablerinin buyruguna baskaldırdılar, bu yuzden onlar bakıp dururlarken, onları yıldırım yakaladı

[45] (Yurtlarında cokuverdiler) Ne kalkabildiler, ne de (bu duruma) engel olabildiler

[46] Daha once de Nuh kavmini helak etmistik. Cunku onlar da yoldan cıkmıs bir toplum idiler

[47] Gogu saglam yaptık, biz genisleticiyiz (kudretimiz genistir, gogu oyle genisleten biziz)

[48] Yeri biz dosedik, (biz) ne guzel doseyiciyiz

[49] Her seyden iki cift (erkek-disi) yarattık ki dusunup ogut alasınız

[50] O halde Allah'a kacın, ben size O'nun tarafından gorevlendirilmis apacık bir uyarıcıyım

[51] Allah ile beraber baska tanrılar uydurmayın. Ben size O'nun tarafından gorevlendirilmis apacık bir uyarıcıyım

[52] Iste boyle, onlardan once de ne kadar elci geldiyse mutlaka: "Buyucu veya cinlenmis" dediler

[53] Bunu birbirlerine tavsiye mi ettiler (ki hep aynı seyi soyluyorlar)? Dogrusu, onlar azgın bir topluluktur

[54] Onlardan yuz cevir, sen kınanacak degilsin

[55] Ama yine de hatırlat, cunku hatırlatmak inananlara yararlıdır

[56] Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım

[57] Ben onlardan rızık istemiyorum, beni beslemelerini de istemiyorum

[58] Suphesiz rızık veren, saglam kuvvet sahibi olan ancak Allah'tır

[59] Muhakkak ki, bu zulmedenlerin de (gecmis) arkadaslarının payı gibi bir azab payı vardır, (otekilerin basına gelen azab gibi bir azab bunların da basına gelecektir), acele etmesinler

[60] Uyarıldıkları gunlerinden dolayı vay o kafirlerin haline

Tûr

Surah 52

[1] Andolsun Tur'a (Musa'nın vahiy aldıgı Sina Dagı'na)

[2] Satır satır yazılmıs Kitaba

[3] Yayılmıs ince deri uzerine

[4] Ma'mur (bakımlı, sen) Ev (Ka'be'y)e

[5] Yukseltilmis tavana (goge)

[6] Kaynatılmıs denize (bunlara andolsun ki)

[7] Rabbinin azabı mutlaka vukubulacaktır

[8] Ona engel olacak bir sey yoktur

[9] O gun gok, bir calkalanıs calkanır

[10] Daglar bir yuruyus yurur ki

[11] Yalanlayanların vay haline o gun

[12] O daldıkları batıl icinde oynayıp duranlar

[13] O gun (soyle denilerek) cehennem atesine kakılırlar

[14] Iste yalanlayıp durdugunuz ates budur

[15] (Nasıl) Simdi bu, buyumuymus, yoksa siz mi gormuyor mussunuz

[16] Girin ona, ister dayanın, ister dayanmayın, sizin icin birdir. Ancak yaptıklarınıza gore cezalandırılacaksınız

[17] Korunanlar da cennetlerde, ni'met icindedirler

[18] Rablerinin kendilerine verdikleriyle sefa surerler. Rableri onları, cehennem azabından korumustur

[19] Yaptıklarınıza karsılık afiyetle yeyin, icin

[20] Sıra sıra dizilmis koltuklara yaslanarak. Onları, iri gozlu hurilerle evlendirmisizdir

[21] Kendileri inanmıs, zurriyetleri de imanda kendilerine uymus olan kimselerin zurriyetlerini de kendilerine katmısızdır; kendi ameller(inin sevab)ından da hicbir sey eksiltmemisizdir. Herkes kendi kazandıgına baglıdır

[22] Ve onlara canlarının istedigi meyvadan ve etten bol bol vermisizdir

[23] Orada bir kadeh kapısırlar ki icinde ne sacmalama var, ne de gunaha sokma

[24] Cevrelerinde de kendilerine mahsus, sedef icinde saklı inci gibi civanlar dolasır (hizmet eder)

[25] Birbirlerine donmus soruyorlar

[26] Daha once biz ailemiz icinde (iken sonumuzdan) korkardık. dediler

[27] Allah bize lutfetti de bizi o delikciklere isleyen azabdan korudu

[28] Biz bundan once yalnız O'na yalvarır(bizi korumasını O'ndan niyaz eder)dik. Cunku iyilik eden, esirgeyen O'dur, O

[29] (Ey Muhammed), Sen hatırlat, ogut ver. Rabbinin ni'meti sayesinde sen ne kahinsin, ne de mecnun

[30] Yoksa onlar (senin hakkında): "Bir sa'irdir, zamanın felaketlerine carpılmasını gozetliyoruz" mu diyorlar

[31] De ki: "Gozetleyin, ben de sizinle beraber gozetleyenlerdenim. (Bakalım hangimiz felaketlere carpılacagız)

[32] Akılları mı bunu kendilerine emrediyor, yoksa onlar azgın bir topluluk mudur

[33] Yoksa "Onu uydurdu" mu diyorlar? Hayır, onlar inanmıyorlar

[34] Dogru iseler haydi onun gibi bir soz getirsinler

[35] Yoksa kendileri, hicbir sey olmadan (raslantı sonucu olarak) mı yaratıldılar? Yoksa yaratanlar kendileri midir

[36] Yoksa gokleri ve yeri mi yarattılar? Hayır, onlar dusunup de inanmazlar

[37] Yoksa Rabbinin hazineleri onların yanında mıdır? Yahut hakim olan (her seyi istedikleri gibi yoneten) kendileri midir

[38] Yoksa onların, (goge cıkıp meleklerin sozlerini ve onlara vahyedileni) dinleyecekleri bir merdivenleri mi var? Oyleyse dinleyenleri, (meleklerin sozlerini dinlediklerine) acık bir delil getirsin

[39] Yoksa kızlar O'na, ogullar size mi

[40] Yoksa sen onlardan (vahiyleri duyurmana karsı) bir ucret istiyorsun da onlar, agır bir borc yuku altında mı kalmıslardır

[41] Yoksa gayb (gorulmeyen bilgi) kendilerinin yanındadır da kendileri mi (oradan istediklerini) yazıyorlar

[42] Yoksa bir tuzak mı kurmak istiyorlar? Asıl tuzaga dusecek olanlar, o inkar edenlerin kendileridir

[43] Yoksa onların Allah'tan baska bir tanrısı mı var? Allah'ın sanı onların ortak kostuklarından yucedir

[44] Gokten bir parcanın dustugunu gorseler, (yine inatlarından): "Ust uste yıgılmıs bulutlardır" derler

[45] Korkudan bayılacakları gunlerine kavusuncaya kadar bırak onları

[46] O gun, tuzakları kendilerine hicbir yarar saglamaz ve onlara yardım da edilmez

[47] Zulmedenlere, bundan baska bir azab da vardır. Fakat cokları bilmezler

[48] Rabbinin hukmune sabret, cunku sen, gozlerimizin onundesin (korumamız altındasın), Kalktıgın zaman Rabbini ovgu ile an

[49] Gecenin bir kısmında ve yıldızların ardından da O'nu tesbih et

Necm

Surah 53

[1] Asagı kayan yıldıza andolsun ki

[2] Arkadasınız sapmadı, azmadı

[3] O heva'dan konusmaz

[4] O(nun okudugu Kur'an) kendisine vahyedilen vahiyden baska bir sey degildir

[5] Onu, muhtis kuvvetleri olan biri ogretti

[6] Ustun akıl sahibi (melek). Dogruldu

[7] Kendisi yuksek ufukta iken

[8] Sonra yaklastı, (yere dogru) sarktı

[9] (Muhammed ile arasındaki mesafe) Iki yay uzunlugu kadar, yahut daha az kaldı

[10] Kuluna, vahyettigini vahyetti

[11] Gonul gordugunde yanılmadı (yalan soylemedi, gercegi gordu)

[12] Onun gordugunden kusku mu duyuyorsunuz

[13] Andolsun, onu bir inisinde daha gormustu

[14] Sidretu'l-Munteha(uzak agac)ın yanında

[15] Ki onun yanında oturulacak bahce vardır

[16] Sidre'yi kaplayan kaplıyordu

[17] (Muhammed'in) Goz(u) sasmadı ve azmadı

[18] Andolsun, Rabbinin buyuk ayetlerinden bazılarını gordu

[19] Gordunuz mu o Lat ve 'Uzza'yı

[20] Ve ucuncu(leri olan) oteki (put) Menat'ı

[21] Demek erkek size, kadın Allah'a mı

[22] O halde bu insafsızca bir taksim

[23] Onlar, sizin ve babalarınızın, (tanrı) diye isimlendirdiginiz (bos, kavramsız) isimlerden baska bir sey degildir. Allah, onlara hicbir guc (tanrı oldukları hakkında hicbir delil) indirmemistir. O(putlara tapa)nlar zanna ve nefislerin hevesine uyuyorlar. Oysa kendilerine, Rableri tarafından yol gosterici gelmistir

[24] Yoksa insan, her arzu ettigine sahip mi olacaktır

[25] Son da ilk de (ahiret de, dunya da) Allah'ındır

[26] Goklerde nice melek var ki onların sefa'ati hicbir ise yaramaz. Meger Allah'ın diledigi ve razı oldugu kimseye izin verdikten sonra olsun (ancak o zaman sefa'atin faydası olur)

[27] Ahirete inanmayanlar, meleklere disilerin adlarını takıyorlar

[28] Onların bu hususta bir bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Zan ise haktan hicbir gercek kazandırmaz. (Zan ile gercege ulasılmaz)

[29] Bizi anmaktan yuz ceviren ve dunya hayatından baska bir sey istemeyen kimseden yuz cevir

[30] Iste onların erisebilecekleri bilgi (sınırı) budur. (Bundan otesine akılları ermez). Suphesiz Rabbin, yolundan sapanı da iyi bilir ve O, yola geleni de iyi bilir

[31] Goklerde ve yerde bulunan hersey Allah'ındır. (Bunları yaratmıstır) Ki kotuluk edenleri, yaptıklarıyle cezalandırsın, guzel davrananları da guzellikle mukafatlandırsın

[32] Onlar, gunahın buyuklerinden ve cirkin islerden kacınırlar, yalnız bazı kucuk hatalar isleyebilirler. Suphesiz Rabbinin affı genistir (O kendisine yonelen kulunu affeder). O sizi daha iyi bilir: Gerek sizi topraktan insa ettigi, gerek annelerinizin karınlarında bulundugunuz zaman bicim verdigi sırada (sizin her halinizi bilmistir), artık kendinizi ovup yuceltmeyin, cunku O, korunanı daha iyi bilir

[33] Gordun mu su adamı ki arkasını dondu

[34] Azıcık verdi, gerisini elinde sıkı sıkı tuttu

[35] Gayb'ın bilgisi kendi yanında da o mu (alemin esrarını) goruyor

[36] Yoksa kendisine haber mi verilmedi: Musa'nın sahifelerinde bulunan

[37] Ve cok vefalı Ibrahim'in (sahifelerinde bulunan su gercekler)

[38] Ki hicbir gunahkar, baskasının gunah yukunu yuklenmez

[39] Insana calısmasından baska bir sey yoktur

[40] Ve calısması da yakında gorulecektir

[41] Sonra ona tastamam karsılıgı verilecektir

[42] Ve sonunda senin Rabbine varılacaktır

[43] Gulduren de O'dur, aglatan da O'dur

[44] Olduren de O'dur, yasatan da O'dur

[45] O yarattı iki cifti: erkegi ve disiyi

[46] Atıldıgı zaman nutfe(sperm)den

[47] Suphesiz tekrar yaratmak da O'nun isidir

[48] Zengin eden O'dur, bol verip memnun eden O

[49] (Taptıkları) Si'ra(yıldızı)nın Rabbi O'dur

[50] O helak etti, once gelen 'Ad'ı

[51] Semud'u, komadı (onları)

[52] Onceden de Nuh kavmini (helak etmisti). Cunku onlar daha zalim ve azgın idiler

[53] Altı ustune getirilen kentleri (Lut kavminin oturdugu bolgeleri) devirip yıktı

[54] Onların ustune neler coktu, neler

[55] O halde Rabbinin hangi ni'metinden kusku duyuyorsun

[56] Bu (Kur'an veya peygamber) de ilk uyarıcılar gibi bir uyarıcıdır

[57] O yaklasıcı, yaklastı

[58] Onu Allah'tan baska acacak (geldigi zaman kaldıracak, vaktini erteleyecek veya onun ne zaman gelecegini belirleyecek) kimse yoktur

[59] Simdi siz bu soze mi hayret ediyorsunuz

[60] Ve guluyorsunuz da aglamıyorsunuz

[61] Ve siz bas kaldırıyorsunuz

[62] Haydi Allah'a secde edin ve kulluk edin

Kamer

Surah 54

[1] O sa'at yaklastı, ay yarıldı

[2] Bir mu'cize gorecek olsalar yuz cevirirler ve "Suregelen bir buyudur" derler

[3] Yalanladılar, nefislerinin heveslerine uydular. Halbuki her is, yerini bulacaktır (Allah'ın kararına kimse engel olamaz)

[4] Andolsun, onlara, (batılda kalmalarını) onleyecek (ibret verici olayları anlatan) haberler geldi

[5] Bunlar ustun hikmettir! Ama uyarılar fayda vermiyor

[6] Oyleyse sen de onlardan yuz cevir; o cagırıcının gorulmemis, tanınmamıs bir seye cagıracagı gun

[7] Gozleri duskun duskun (zillet ve dehset icinde) kabirlerden cıkarlar; tıpkı yayılan cekirgeler gibidirler

[8] Boyunlarını, cagırana dogru uzatmıs kosarlarken, kafirler: "Bu cetin bir gundur!" derler

[9] Onlardan once Nuh'un kavmi de yalanlamıstı. Kulumuzu yalanladılar ve: "Cinlenmistir" dediler. Ve o(na cesitli eziyetler yapılarak tebligden) menedildi

[10] Bunun uzerine Rabbine: "Ben yenik dustum, yardım et!" diye yalvardı

[11] Biz de bosalan bir su ile gogun kapılarını actık

[12] Yeri kaynaklar halinde fıskırttık, (gogun ve yerin) su(ları) takdir edilmis bir isin olması icin birlesti

[13] Nuh'u da tahtalar ve civiler(le yapılmıs gemi) uzerinde tasıdık

[14] (Kendisine karsı) Nankorluk edilen(kulumuz)a (bizden) bir mukafat olmak uzere (gemi), gozlerimizin onunde akıp gidiyordu

[15] Bunu bir ibret olarak bıraktık, ibret alan yok mudur

[16] Benim azabım ve uyarılarım nasılmıs (gorsunler diye)

[17] Andolsun biz, Kur'an'ı ogut almak icin kolaylastırdık. Ogut alan yok mudur

[18] Ad da yalanladı, ama azabım ve uyarılarım nasıl oldu

[19] Biz onların ustune ugursuz mu ugursuz bir gunde ugultulu bir kasırga saldık

[20] Insanları sanki koklerinden sokulmus hurma kutukleri imisler gibi koparıp deviriyordu

[21] Benim azabım ve uyarılarım nasıl oldu

[22] Andolsun biz Kur'an'ı ogut almak icin kolaylastırdık. Ogut alan yok mudur

[23] Semud da uyarıları yalandı

[24] Bizden bir insana mı uyacagız? O takdirde biz apacık bir sapıklık ve cılgınlık icine dusmus oluruz dediler

[25] Zikir, aramızdan ona mı bırakıldı? Hayır o, yalancı kustahın biridir

[26] (Salih'e dedik ki): Yarın onlar, yalancı, kustahın kim oldugunu bilecekler

[27] Biz onlara, kendilerini sınamak icin disi deveyi gonderecegiz. Hele sen onları gozetle, sabret

[28] Onlara, suyun aralarında paylastırılacagını, (bir gun devenin, bir gun de kendilerinin su icme nobeti olacagını) haber ver; icme sırası kiminse o gelip suyunu alsın

[29] Bir arkadaslarını cagırdılar, o da bıcagı cekip (deveyi) kesti

[30] Ama azabım ve uyarılarım nasıl oldu

[31] Biz onların uzerine tek sayha (korkunc bir ses) gonderdik; agılcının topladıgı kuru ot gibi kırılıp dokulduler

[32] Andolsun Biz Kur'an'ı ogut almak icin kolaylastırdık. Ogut alan yok mudur

[33] Lut'un kavmi de uyarıları yalanladı

[34] Biz de ustlerine (taslar savuran) bir fırtına gonderdik, yalnız Lut ailesini seher vakti kurtardık

[35] Katımızdan bir ni'met olarak. Biz sukredeni boyle mukafatlandırırız

[36] Lut, onları bizim yakalamamıza karsı uyarmıstı, fakat uyarılara karsı kusku duydular

[37] Onun (guzel delikanlılar seklinde gorunen melek) konuklarından murad almaga kalkıstılar. Biz de gozlerini siliverdik: "Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın

[38] Sabah erken, onları kararlı bir azab yakaladı

[39] Azabımı ve uyarılarımı(n akıbetini) tadın

[40] Andolsun biz Kur'an'ı ogut almak icin kolaylastırdık. Ogut alan yok mudur

[41] Fir'avn'ın kavmine de uyarılar gelmistir

[42] Butun ayetlerimizi yalanladılar. Biz de onları, galib ve guclu(padisah)ın yakalaması gibi yakaladık

[43] Simdi sizin kafirleriniz, otekilerinizden hayırlı mı? Yoksa Kitaplarda sizin icin bir beraet (inkarınızdan dolayı size sorumsuzluk) mu var

[44] Yoksa "Biz muzaffer (yenilmez) bir topluluguz" mu diyorlar

[45] O topluluk bozulacak ve geriye donup kacacaklardır

[46] Hayır, bulusma zamanları o (uyarıldıkları) sa'attir. O sa'at cidden cok feci ve acıdır

[47] Suclular bir sapıklık ve cılgınlık icindedir

[48] O gun yuzukoyun atese suruklenecekler: "Cehennemin dokunusunu tadın!" diye

[49] Biz her seyi bir kadere (bir duzene, olcuye, plana) gore yarattık

[50] Bizim buyrugumuz yalnız bir tektir, goz acıp yumma gibidir

[51] Andolsun biz sizin benzerlerinizi hep helak ettik. Ogut alan yok mudur

[52] Isledikleri her sey, Kitaplarda mevcuttur

[53] Kucuk, buyuk hepsi satır satır yazılmıstır

[54] Korunanlar cennetlerde ırmaklar(ın kenarın)dadırlar

[55] Guclu padisahın huzurunda dogruluk koltuklarında(memnunluk icinde)dirler

Rahmân

Surah 55

[1] Cok merhametli (Allah)

[2] Kur'an'ı ogretti

[3] Insanı yarattı

[4] Ona beyanı (konusup, dusuncelerini acıklamayı) ogretti

[5] Gunes de, Ay da bir hesap ile(cereyan etmekte)dir

[6] Necm (bitkiler, yıldızlar) ve agaclar (Allah'a) secde etmektedirler

[7] Gogu yukseltti ve mizanı koydu

[8] Tartıda taskınlık edip dengeyi bozmayın

[9] Tartıyı adaletle yapın, terazide eksiklik yapmayın

[10] (Allah) Yeri halk icin koydu

[11] Onda meyva(lar) ve salkımlı hurmalar var

[12] Saplı ve yapraklı dane(ler) ve hos kokulu bitkiler var

[13] (Ey cinler ve insanlar toplulugu) Simdi Rabbinizin hangi ni'metlerini yalanlıyorsunuz

[14] Insanı kiremit gibi pismis camurdan yarattı

[15] Cin'i de halis atesten yarattı

[16] Simdi Rabbinizin hangi ni'metlerini yalanlıyorsunuz

[17] Iki dogunun ve iki batının Rabbidir

[18] Simdi Rabbinizin hangi ni'metlerini yalanlıyorsunuz

[19] Iki denizi salıverdi, birbirine kavusuyorlar

[20] Aralarında bir engel vardır, birbirine gecip karısmıyorlar

[21] Simdi Rabbinizin hangi ni'metlerini yalanlıyorsunuz

[22] Ikisinden de inci ve mercan cıkar

[23] Simdi Rabbinizin hangi ni'metlerini yalanlıyorsunuz

[24] Denizde koca daglar gibi akıp giden kocaman gemiler de O'nundur

[25] Simdi Rabbinizin hangi ni'metlerini yalanlıyorsunuz

[26] (Yer) Uzerinde bulunan her sey yok olacaktır

[27] Yalnız Rabbinin celal ve ikram sahibi yuzu baki kalacaktır

[28] Simdi Rabbinizin hangi ni'metlerini yalanlıyorsunuz

[29] Goklerde ve yerde bulunanlar (her seyi) O'ndan isterler. O, her gun (her an) yeni bir istedir

[30] Simdi Rabbinizin hangi ni'metlerini yalanlıyorsunuz

[31] Ey iki sekal, sizin icin de bos vaktimiz olacak (sizin de hesabınızı gorecegiz)

[32] Simdi Rabbinizin hangi ni'metlerini yalanlıyorsunuz

[33] Ey cinler ve insanlar toplulugu, goklerin ve yerin bucaklarından gecip gitmege gucunuz yeterse gecin gidin. Ancak kudretle gecebilirsiniz

[34] Simdi Rabbinizin hangi ni'metlerini yalanlıyorsunuz

[35] Ikinizin de uzerine, atesten yalın alev ve kıpkızıl bir duman (yahut erimis bakır) gonderilir, basaramazsınız

[36] Simdi Rabbinizin hangi ni'metlerini yalanlıyorsunuz

[37] Gok yarılıp da erimis yag gibi kıpkırmızı bir gul oldugu zaman

[38] Simdi Rabbinizin hangi ni'metlerini yalanlıyorsunuz

[39] O gun ne insana, ne de cin'e gunahından sorulur

[40] Simdi Rabbinizin hangi ni'metlerini yalanlıyorsunuz

[41] Suclular, simalarından tanınır, alınlar(ın)dan ve ayaklar(ın)dan tutulur

[42] Simdi Rabbinizin hangi ni'metlerini yalanlıyorsunuz

[43] Iste bu, sucluların yalanladıgı cehennemdir

[44] Onunla kaynar su arasında dolasırlar

[45] Simdi Rabbinizin hangi ni'metlerini yalanlıyorsunuz

[46] Rabbinin divanında dur(up hesap ver)mekten korkan kimseye iki cennet var

[47] Simdi Rabbinizin hangi ni'metlerini yalanlıyorsunuz

[48] Ikisinin de cesitli agacları, meyvaları var

[49] Simdi Rabbinizin hangi ni'metlerini yalanlıyorsunuz

[50] Ikisinde de akıp giden iki kaynak var

[51] Simdi Rabbinizin hangi ni'metlerini yalanlıyorsunuz

[52] Ikisinde de her meyvadan iki cift var

[53] Simdi Rabbinizin hangi ni'metlerini yalanlıyorsunuz

[54] (Orada) Astarları kalın atlastan yataklara yaslanırlar. Iki cennetin de devsirmesi yakındır

[55] Simdi Rabbinizin hangi ni'metlerini yalanlıyorsunuz

[56] Onlarda bakısları kısa (yalnız kocalarına bakan) oyle dilberler de var ki, bunlardan once onları ne insan, ne de cin kanatmamıstır

[57] Simdi Rabbinizin hangi ni'metlerini yalanlıyorsunuz

[58] Sanki onlar yakut ve mercandırlar

[59] Simdi Rabbinizin hangi ni'metlerini yalanlıyorsunuz

[60] Iyiligin karsılıgı, yalnız iyilik degil midir

[61] Simdi Rabbinizin hangi ni'metlerini yalanlıyorsunuz

[62] Bu ikisinin otesinde iki cennet daha var

[63] Simdi Rabbinizin hangi ni'metlerini yalanlıyorsunuz

[64] Yemyesildirler

[65] Simdi Rabbinizin hangi ni'metlerini yalanlıyorsunuz

[66] Ikisinde de fıskıran iki kaynak var

[67] Simdi Rabbinizin hangi ni'metlerini yalanlıyorsunuz

[68] Ikisinde de meyva, hurma ve nar var

[69] Simdi Rabbinizin hangi ni'metlerini yalanlıyorsunuz

[70] Onlarda da iyi huylu, guzel kadınlar var

[71] Simdi Rabbinizin hangi ni'metlerini yalanlıyorsunuz

[72] Cadırlara kapanmıs huriler

[73] Simdi Rabbinizin hangi ni'metlerini yalanlıyorsunuz

[74] Bunlardan once onları ne insan, ne de cin kanatmamıstır

[75] Simdi Rabbinizin hangi ni'metlerini yalanlıyorsunuz

[76] (Cennettekiler) Yesil yastıklara ve harikulade guzel islemeli doseklere yaslanırlar

[77] Simdi Rabbinizin hangi ni'metlerini yalanlıyorsunuz

[78] Buyukluk ve ikram sahibi Rabbinin adı ne yucedir

Vâkıa

Surah 56

[1] Olacak vak'a oldugu (kıyamet koptugu) zaman

[2] Onun olusunu yalanlayacak yoktur

[3] O alcaltıcı, yukselticidir (yerleri alt ust eder)

[4] Yer siddetliesarsıldıgı

[5] Daglar serpildikce serpildigi

[6] Dagılan toz duman haline geldigi

[7] Ve sizler uc sınıf oldugunuz zaman

[8] Sagın adamları (amel defterleri sag tarafından verilenler), ne ugurlulardır onlar

[9] Solun adamları (amel defterleri sol tarafından verilenler), ne ugursuzlardır onlar

[10] Ve o sabıklar, sabıklar

[11] Iste, onlardır (Allah'a) yaklastırılanlar

[12] Ni'met cennetlerinde

[13] Cogu oncekilerden

[14] Birazı da sonrakilerden (olan bu insanlar)

[15] Altın ve cevahirle islenmis tahtlar uzerindedirler

[16] Onların uzerinde karsılıklı yaslanırlar

[17] Cevrelerinde, ebedi yasamaga erdirilmis gencler dolasır

[18] Akıp giden sarap kaynagından doldurulmus testiler, ibrikler ve kadehlerle

[19] (Bir sarap ki) Ondan ne basları agrıtılır, ne de akılları giderilir

[20] Begendikleri meyva(lar)

[21] Canlarının cektigi kus et(ler)i

[22] Iri gozlu huriler

[23] Saklı inciler gibi

[24] Yaptıklarına karsılık olarak

[25] Orada ne bos bir soz ve ne de gunaha sokan bir laf isitirler

[26] Duydukları soz, yalnız "Selam, selam" dır

[27] Sagın adamları, nedir o sagın adamları

[28] (Onlar) Dikensiz kirazlar

[29] (Kokunden tepesine kadar) meyva dizili muzlar

[30] Uzamıs golge(ler)

[31] Fıskıran sular

[32] Pek cok mevya arasında

[33] Tukenmeyen ve yasaklanmayan

[34] Ve yukseltilmis dosekler ustundedirler

[35] Biz (oradaki) kadınları da yeniden bir guzel insa' etmisiz

[36] Onları bakireler yapmısızdır

[37] Hep yasıt sevgililer

[38] Sagın adamları icin

[39] (Bu sagcıların) Bir bolumu oncekilerdendir

[40] Bir bolumu de sonrakilerdendir

[41] Solun adamları (amel defterleri, sol tarafından verilenler), nedir o solcular

[42] (Onlar) Delikciklere isleyen bir ates ve kaynar su icinde

[43] Kara dumandan bir golge altında

[44] Ki ne serindir, ne faydalı

[45] Cunku onlar bundan once varlık icinde sımartılmıslardı

[46] Buyuk gunahı islemekte ısrar ediyorlardı

[47] Ve diyorlardı ki: "Biz oldukten, toprak ve kemik yıgını olduktan sonra, biz mi bir daha diriltilecegiz

[48] Onceki atalarımız da mı

[49] De ki: "Oncekiler de sonrakiler de

[50] Belli bir gunun bulusma vakti icin mutlaka toplanacaklardır

[51] Sonra siz de, ey sapık yalanlayıcılar (o zaman toplanacaksınız)

[52] (Suclular) Mutlaka bir Zakkum agacından yiyecekler

[53] Onunla karınları(nı) dolduracaklar

[54] Uzerine de kaynar su iceceklerdir

[55] Susuzluk hastalıgına tutulmus develerin icisi gibi iceceklerdir

[56] Iste ceza gununde onların agırlanısı boyledir

[57] Biz sizi yarattık; dogrulamanız gerekmez mi

[58] Akıttıgınız meniyi gordunuz mu

[59] Siz mi onu yaratıyorsunuz, yoksa yaratıcılar biz miyiz

[60] Aranızda olumu takdir eden biziz ve bizim onumuze gecilmis degildir (kimse olume engel olamaz)

[61] (Size boyle olumu takdir ettik) Ki sizin yerinize benzerlerinizi getirelim ve sizi, bilmediginiz bir bicimde yeniden insa' edelim

[62] Andolsun, ilk yaratmayı bildiniz, (bunu) dusunup ibret almanız gerekmez mi

[63] Ektiginizi gordunuz mu

[64] Siz mi onu bitiyorsunuz, yoksa bitirenler biz miyiz

[65] Dileseydik, onu kuru bir cop yapardık, sızlanıp dururdunuz

[66] Biz borclandık, (yaptıgmız masraflar bosa gitti)

[67] Dogrusu, biz yoksun bırakıldık! (derdiniz)

[68] Ictiginiz suya baktınız mı

[69] Siz mi onu buluttan indirdiniz, yoksa indirenler biz miyiz

[70] Dileseydik onu tuzlu yapardık. Suketmeniz gerekmez mi

[71] (Iki dalı birbirine surterek) Cıkardıgınız atesi gordunuz mu

[72] Onun agacını siz mi yarattınız, yoksa yaratanlar biz miyiz

[73] Biz onu bir ibret ve colden gelip gecenlere bir fayda yaptık

[74] Oyleyse buyuk Rabbinin adını yucelt

[75] Yoo, yıldızların yerlerine yemin ederim

[76] Bilirseniz, bu buyuk bir yemindir

[77] O, elbette degerli bir Kur'an'dır

[78] Saklı bir Kitaptadır

[79] Ki ona temizlerden baskası dokunmaz

[80] Alemlerin Rabbinden indirilmistir

[81] Simdi siz, bu sozu mu kucumsuyorsunuz

[82] (Kur'an'dan istifade edeceginiz yerde) Rızkınızı, yalanlamanızdan ibaret mi kılıyorsunuz (sizin ondan elde ettiginiz nasib, sadece onu yalanlamanız mıdır)

[83] Ya can bogaza dayandıgı zaman

[84] Ki siz de o zaman (can cekisen kimseye) bakıp durursunuz

[85] Biz ona sizden daha yakınız, fakat siz gormezsiniz

[86] Eger (oldukten sonra) cezalandırılmayacaksanız

[87] (Bu sozunuzde dogru iseniz) o(cıkmakta olan ca)nı geri dondursenize

[88] (O can, Allah'a) Yaklastırılanlardan ise

[89] O'na rahatlık, guzel rızık ve ni'met cenneti var

[90] Eger sagcılardan (amel defteri sag tarafından verilenlerden) ise

[91] (Ey sagcı) Sana sagcılardan selam var

[92] Ama yalanlayıcı sapıklardan ise

[93] Kaynar sudan bir ziyafet

[94] Ve cehenneme atılma var

[95] Kesin gercek budur iste

[96] Oyleyse buyuk Rabbinin adını tesbih et (O'nu, kendisine layık olmayan sıfatlardan tenzih eyle)

Hadîd

Surah 57

[1] Goklerde ve yerde bulunan her sey Allah'ı tesbih etmistir. O, azizdir hakimdir

[2] Goklerin ve yerin mulku O'nundur. Yasatır, oldurur, O her seyi yapabilir

[3] O, ilktir (kendisinden once hicbir varlık yoktur,) sondur (kendisinden sonra hicbir varlık yoktur. Her sey yok olurken O kalacaktır,) zahirdir (delilleriyle varlıgı gun gibi acıktır,) batındır (zatının hakikati gizlidir, akıllar O'nun ozunu idrak edemez,) O, her seyi bilendir

[4] O'dur ki gokleri ve yeri altı gunde yarattı, sonra Ars'a oturdu. Yere gireni, ondan cıkanı, gokten ineni, ona cıkanı bilir. Nerede olsanız, O sizinle beraberdir, Allah yaptıklarınızı gormektedir

[5] Goklerin ve yerin mulku O'nundur. Butun isler Allah'a dondurulecektir

[6] Geceyi gunduzun icine sokar, gunduzu gecenin icine sokar. O, goguslerin ozunu bilir

[7] Allah'a ve Elcisine inanın ve (O'nun) sizi hakim kıldıgı, sizin yonetiminize verdigi seylerden (Allah icin) harcayın. Sizden, inanan ve (hak rızasına) harcayanlar icin buyuk mukafat vardır

[8] Elci sizi Rabbinize inanmaga (guvenmege) cagırdıgı ve (bu konuda) sizden saglam soz almıs oldugu halde inananlar iseniz neden Allah'a guvenmiyorsunuz

[9] Sizi karanlıklardan aydınlıga cıkarmak icin kuluna acık acık ayetler indiren O'dur. Suphesiz Allah, size karsı cok sefkatli, cok merhametlidir

[10] Neden siz Allah yolunda harcamayasınız ki? Goklerin ve yerin mirası zaten Allah'ındır. Elbette icinizden (Mekke'nin) feth(in)den once (Hak yolunda) harcayan ve savasan(lar, otekilerle) bir olmaz. Onların derecesi, sonradan infak eden ve savasanlardan daha buyuktur. Bununla beraber Allah hepsine de (gerek fetihten once, gerek fetihten sonra infak eden ve savasan muslumanlara) en guzel sonucu va'detmistir. Allah, yaptıklarınızı haber almaktadır

[11] Kimdir o, Allah'a guzel bir borc verecek olan ki, Allah da onun verdigini kat kat artırsın ve onun icin degerli bir mukafat da versin

[12] O gun inanan erkekleri ve inanan kadınları; ısıkları, onlerinde ve saglarında kosar durumda gorursun. (Kendilerine): "Bugun mujdeniz, altlarından ırmaklar akan, icinde ebedi kalacagınız cennetlerdir." (denilir). Iste buyuk basarı budur

[13] O gun munafık erkekler ve munafık kadınlar (cennete gitmekte olan) mu'minlere derler ki: "Bize bakın da sizin nurunuzdan yararlanalım." Onlara: "Arkanıza donun de nur arayın!" denilir. Aralarına kapılı bir sur cekilir ki, onun icinde rahmet vardır, dıs yonunde de azab

[14] (Munafıklar) onlara seslenirler: "Biz de sizinle beraber degil miydik?" (Mu'minler) derler ki: "Evet ama, siz kendi canlarınıza kotuluk ettiniz, beklediniz (hemen tevbe etmediniz) kuskulandınız, kuruntular sizi aldattı. Allah'ın emri (olum) gelinceye kadar (boyle hareket ettiniz,) o cok aldatıcı (seytan,) sizi Allah(ın affı) ile aldattı

[15] Bugun artık ne sizden, ne de inkar edenlerden fidye alınmaz, varacagınız yer atestir. Sizin layıgınız odur. Ne kotu gidilecek yerdir orası

[16] Inananlar icin hala vakit gelmedi mi ki kalbleri Allah'ın Zikrine ve inen hakka saygı duysun ve bundan once kendilerine Kitap verilmis, sonra uzerlerinden uzun zaman gecmekle kalbleri katılasmıs, cogu da yoldan cıkmıs kimseler gibi olmasınlar

[17] Biliniz ki Allah yeri, olumunden sonra diriltir. Belki aklınızı kullanırsınız diye size ayetleri acıkladık

[18] Sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar ve Allah'a guzel borc verenler, iste onlara, (verdikleri), kat kat yapılır ve onlar icin degerli bir mukafat da vardır

[19] Allah'a ve elcilerine inananlar (yok mu) iste Rableri yanında, sıddikler (cok dogru olanlar) ve sehidler onlardır. Onların mukafatları ve nurları vardır. Inkar edenler ve ayetlerimizi yalanlayanlar(a gelince), onlar da cehennem halkıdır

[20] Bilin ki dunya hayatı bir oyun, eglence, sus, kendi aranızda ovunme mal ve evlad cogaltma yarısıdır. Tıpkı bir yagmura benzer ki; bitirdigi ot, ekincilerin hosuna gider, sonra kurur, onu sapsarı gorursun, sonra cercop olur. Ahirette ise cetin bir azab; Allah'tan magfiret ve rıza vardır. Dunya hayatı aldatıcı bir zevkten baska bir sey degildir

[21] (O halde siz), Rabbinizden bir magfirete ve genisligi, gokle yerin genisligi gibi olup Allah'a ve elcilerine inananlar icin hazırlanmıs bulunan bir cennete kosun. Iste bu, Allah'ın diledigine verecegi lutfudur. Allah, buyuk lutuf sahibidir

[22] Ne yerde ne de kendi canlarınızda meydana gelen hicbir musibet (afet, hastalık) yoktur ki biz onu yaratmadan once, bir Kitapta (yazılmıs ezeli bilgimizde tesbit edilmis) olmasın. Dogrusu bu, Allah'a kolaydır

[23] (Basınıza gelecek olayları, onceden bir Kitaba yazdık) Ki elinizden cıkana uzulmeyesiniz ve (Allah'ın) size verdigiyle sevinip sımarmayasınız. Cunku Allah, kendini begenip ovunen kimseleri sevmez

[24] Onlar cimrilik edip insanlara da cimriligi emrederler. Kim (Allah yolunda harcamaktan) yuz cevirirse (bilsin ki) Allah, zengindir, ovguye layıktır

[25] Andolsun biz elcilerimizi acık kanıtlarla gonderdik ve onlarla beraber Kitabı ve (adalet) olcu(sun)u indirdik ki insanlar adaleti yerine getirsinler. Ve kendisinde buyuk bir kuvvet ve insanlara bircok yararlar bulunan demiri indirdik ki Allah, kimin (ondan yararlanarak) gaybda (gormedigi halde) kendisine ve elcilerine yardım edecegini bilsin, (ortaya cıkarsın). Suphesiz Allah kuvvetlidir, daima ustundur

[26] Andolsun, Nuh'u ve Ibrahim'i elci gonderdik, peygamberligi ve Kitabı bunların zurriyetleri arasına koyduk. Onlardan dogru yolda olanlar da vardır, ama onlardan cogu yoldan cıkmıstır

[27] Sonra bunların pesinden ardarda elcilerimizi gonderdik. Meryem oglu Isa'yı da onların ardına kattık; ona Incil'i verdik ve ona uyanların kalblerine sefkat ve merhamet koyduk. Icadettikleri ruhbanlıgı, biz onlara yazmamıstık, yalnız Allah'ın rızasını kazanmak icin kendiliklerinden uyguladılar ama ona geregi gibi uymadılar. Biz de onlardan iman edenlere mukafatlarını verdik. Fakat onlardan bircogu da yoldan cıkmıstır

[28] Ey inananlar, Allah'tan korkun, O'nun Elcisine inanın ki size rahmetinden iki pay versin, sizin icin ısıgında yuruyeceginiz bir nur yaratsın ve sizi bagıslasın. Allah cok bagıslayan, cok esirgeyendir

[29] Boylece Kitap ehli, kendilerinin, Allah'ın lutfundan hicbir seye malik olmadıklarını, butun lutfun, Allah'ın elinde oldugunu, onu diledigine verecegini bilmezlik etmesinler. Allah, buyuk lutuf sahibidir

Mücâdele

Surah 58

[1] Allah, kocası hakkında seninle tartısan ve Allah'a sikayette bulunan kadının sozunu isitti. Allah, ikinizin birbirinizle konusmanızı isitir. Cunku Allah isitendir, gorendir

[2] Sizden kadınlara zıhar edenler (sen bana, anamın sırtı gibisin diyenler), bilmelidirler ki o kadınlar, onların anaları degillerdir. Onların anaları, ancak kendilerini doguran kadınlardır. Onlar, cirkin ve yalan olan bir soz soyluyorlar. Bununla beraber Allah, affedicidir bagıslayıcıdır

[3] Kadınlarına zıhar edip sonra soylediklerine donenler, karılarıyle temaslarından once bir koleyi hurriyete kavusturmalıdırlar. Size ogutlenen budur. Allah, yaptıklarınızı haber almaktadır

[4] Buna imkan bulamayan, temaslarından once aralıksız olarak iki ay oruc tutmalıdır. Buna da gucu yetmeyen, altmıs fakiri doyurmalıdır. Allah'a ve Elcisine inanmanız (onların sozlerini dogrulamanız) icin bu hukumler konmustur. Bunlar, Allah'ın sınırlarıdır (bu sınırları tanımayan) kafirler icin acı bir azab vardır

[5] Allah'a ve Elcisine karsı gelen (onların koydugu sınırlardan baska sınırlar koymaga kalkan)lar kendilerinden oncekilerin tepelendikleri gibi tepeleneceklerdir! Biz acık acık ayetler indirdik. kafirler icin kucuk dusurucu bir azab vardır

[6] Allah onların hepsini tekrar diriltecegi gun ne yaptıklarını kendilerine haber verecektir! Allah on(ların yaptıkları isler)i hep saymıs (zaptetmis)tir. Onlar ise onu unutmuslardır. Allah her seye sahiddir

[7] Goklerde ve yerde olanları, Allah'ın bildigini gormedin mi? Uc kisi gizli konussa mutlaka dordunculeri O'dur. Bes kisi gizli konussa mutlaka altıncıları O'dur. Bundan az da, bundan cok da olsalar, nerede bulunsalar mutlaka O, onlarla beraberdir. Sonra kıyamet gunu, onlara yaptıklarını haber verir. Cunku Allah, her seyi bilendir

[8] Gormedin mi su adamları ki gizli gizli konusmaktan menedildikleri halde yine o menedildikleri ise donuyorlar; gunah, dusmanlık, Elciye isyan hususunda gizli gizli konusuyorlar. Sana geldikleri zaman seni, Allah'ın selamlamadıgı bir tarzda selamlıyorlar ve kendi iclerinde de: "Bu dedigimizden oturu Allah bize azab etse ya" diyorlar. Cehennem onlara yeter. Oraya gireceklerdir, ne kotu gidilecek yerdir orası

[9] Ey inananlar, aranızda gizli konustugunuz zaman gunah, dusmanlık ve Elciye karsı gelme uzerinde konusmayın; iyilik ve takva uzerinde konusun ve huzuruna toplanacagınız Allah'tan korkun

[10] Gizli konusma( fiskos) seytandandır. (Seytan insanları bu yola iletir ki) inananlar uzulsunler. Oysa o, Allah'ın izni olmadıkca mu'minlere hicbir zarar veremez. Mu'minler Allah'a dayansınlar

[11] Ey inananlar, size: "Meclislerde yer acın" dendigi zaman yer acın ki Allah da size genislik versin. Size: "Kalkın" dendigi zaman da, kalkın ki Allah sizden inananları ve kendilerine ilim verilenleri derecelerle yukseltsin. Allah yaptıklarınızı haberalmaktadır

[12] Ey inananlar, siz Elci ile gizli konusacagınız zaman bu gizli konusmanızdan once bir sadaka verin. Bu sizin icin daha hayırlı ve daha temizdir. Sayet (sadaka verecek bir sey) bulamazsınız, Allah bagıslayandır, esirgeyendir

[13] Gizli konusmanızdan once sadaka vermenizden korktunuz mu? Cunku yapmadınız. Allah da sizi (bundan) affetti. Artık namazı kılın, zekatı verin, Allah'a ve Elcisine ita'at edin. Allah yaptıklarınızı bilmektedir

[14] Allah'ın kendilerine gazabettigi bir toplulugu dost edinenleri gormedin mi? Onlar ne sizdendirler, ne de onlardan. Bilerek yalan yere yemin ediyorlar

[15] Allah onlar icin cetin bir azab hazırlamıstır. Onlar ne kotu isler yapıyorlar

[16] Yeminlerini kalkan yapıp Allah'ın yoluna engel oldular. Onlar icin kucuk dusurucu bir azab vardır

[17] Onların ne malları, ne de cocukları kendilerini Allah'a karsı koruyabilir. Onlar ates halkıdır. Orada surekli kalacaklardır

[18] Allah onların hepsini tekrar dirilttigi gun, dunyada size yemin ettikleri gibi O'na da yemin edecekler ve kendilerinin bir sey uzerinde bulunduklarını, (dogru yolda olduklarını) sanacaklardır. Iyi bilin ki onlar yalancılardır

[19] Seytan onları kusatmıs (ruhlarına hakim olmus) onlara Allah'ı anmayı unutturmustur. Onlar seytanın hizbi(partisi)dir. Muhakkak ki seytanın hizbi kaybedecektir

[20] Allah'a ve Elcisine dusman olanlar, onlar en alcaklar arasındadırlar

[21] Allah: "Elbette ben ve elcilerim galib gelecegiz" diye yazmıstır. Suphesiz Allah gucludur, galiptir

[22] Allah'a ve ahiret gunune inanan bir milletin babaları, ogulları, kardesleri, yahut akrabaları da olsa Allah'a ve Elcisine dusman olanlarla dostluk ettigini gormezsin. Allah onların kalblerine iman yazmıs ve onları kendinden bir ruh ile (kalb nuru veya Kur'an ile) desteklemistir. Onları altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacak, orada ebedi kalacaklardır. Allah onlardan razı olmus, onlar da O'ndan razı olmuslardır. Iste onlar Allah'ın hizbi(partisi)dir. Muhakkak ki basarıya ulasacak olanlar, Allah'ı hizbidir

Haşr

Surah 59

[1] Goklerde ve yerde bulunan hersey Allah'ı tesbih etmis(O'nun sanının eksikliklerden uzak, zatının yuce oldugunu anmıslar)dır. O, ustundur, hukum ve hikmet sahibidir

[2] Kitap sahiplerinden inkar edenleri, hemen ilk hasirde (muslumanların, kaleleri onunde toplanmalarında) yurtlarından O cıkardı. Siz onların cıkacaklarını sanmamıstınız. Onlar da kalelerinin, kendilerini Allah'tan koruyacagını sanmıslardı. Allah onlara ummadıkları yerden geldi, yureklerine korku saldı; oyle ki evlerini kendi elleriyle ve mu'minlerin elleriyle harap ediyorlardı. Ey akıl sahipleri ibret alın

[3] Eger Allah onlara surgunu yazmamıs olsaydı, mutlaka onlara dunyada azabederdi. Ahirette de onlar icin ates azabı vardır

[4] Bunun sebebi sudur: Onlar Allah'a ve Elcisine karsı geldiler; kim Allah'a karsı gelirse (bilsin ki) Allah'ın azabı cetindir

[5] Herhangibir hurma agacını kesmeniz, yahut onu kokleri uzerinde bırakmanız hep Allah'ın izniyle ve (O'nun) yoldan cıkanları cezalandırması icin olmustur

[6] Allah'ın, onlardan Elcisine verdigi ganimetlere gelince, siz (onu elde etmek icin) onun uzerine ne at ne de deve surdunuz. Fakat Allah, elcilerini, diledigi kimselerin uzerine salar (onlara ustun getirir). Allah her seyi yapabilir

[7] (Onların durumu) Tıpkı seytanın durumuna benzer ki insana "Inkar et" dedi. (Insan) inkar edince de: "Ben seden uzagım, ben alemlerin Rabbi Allah'tan korkarım!" dedi

[8] Allah'ın, o kent halkından, Elcisine verdigi ganimetler, Allah'a, Elciye, (ona) akraba olanlara, yetimlere, yoksullara (yolda kalan) yolcuya aittir. Ta ki (o mallar), icinizden yalnız zenginler arasında dolasan bir sey olmasın. Elci size ne verdiyse onu alın, size neyi yasakladıysa ondan sakının ve Allah'tan korkun. Cunku Allah'ın azabı siddetlidir

[9] (O mallar) Su gocmen fakirlere aittir ki (onlar) yurtlarından ve mallarından (surulup) cıkarılmıslardır; Allah'ın lutuf ve rızasını ararlar; Allah'a ve Elcisine yardım ederler. Iste dogru olanlar onlardır

[10] Ve onlardan once o yurda (Medine'ye) yerlesen, imana sarılanlar kendilerine goc edip gelenleri severler ve onlara verilen(ganimet)lerden oturu goguslerinde bir ihtiyac (egilimi) duymazlar. Kendilerinin ihtiyacları olsa dahi, (goc eden yoksul kardeslerini) oz canlarına tercih ederler. Kim nefsinin cimriliginden korunursa, iste onlar basarıya erenlerdir

[11] Onlardan sonra gelenler derler ki: "Rabbimiz, bizi ve bizden once inanmıs olan kardeslerimizi bagısla, kalblerimizde inananlara karsı bir kin bırakma! Rabbimiz, Sen cok sefkatli cok merhametlisin

[12] Iki yuzluluk edenleri gormedin mi? Kitap ehlinden inkar eden kardeslerine: "Eger siz (yurdunuzdan) cıkarılırsanız, mutlaka biz de sizinle beraber cıkarız, sizin aleyhinize hic kimseye ita'at etmeyiz. Sayet sizinle savasılırsa mutlaka size yardım ederiz." derler. Allah, onların yalancı olduklarına sahidlik eder

[13] Andolsun eger onlar, cıkarılsalar, (bunlar) onlarla beraber cıkmazlar; eger onlarla savasılsa onlara yardım etmezler; yardım etseler bile arkalar(ın)a donup kacarlar, sonra kendilerine de yardım edilmez

[14] Onların kalblerinde sizin korkunuz, Allah'ınkinden fazladır. (Allah'tan cok sizden korkarlar). Boyledir, cunku onlar anlamaz bir topluluktur

[15] Onlar toplu olarak sizinle savasamazlar, ancak mustahkem kaleler icinde, yahut duvarların ardından (savasırlar). Kendi aralarında siddetli ayrılık vardır. Sen onları toplu sanırsın, ama kalbleri dagınıktır. Oyledir, cunku onlar dusunmez bir topluluktur

[16] (Onların durumu), kendilerinden az once, yaptıklarının vebalini tadmıs olan, ahirette de kendileri icin acı bir azab bulunan kimselerin durumu gibidir

[17] Nihayet ikisinin de sonu, ebedi olarak ateste kalmaları oldu. Zalimlerin cezası budur

[18] Ey inananlar, Allah'tan korkun ve kisi yarın icin ne (yapıp) gonderdigine baksın. Allah'tan korkun; cunku Allah, yaptıklarınızı bilmektedir

[19] Su, Allah'ı unuttuklarından dolayı (Allah'ın da) onlara kendi canlarını unutturdugu kimseler gibi olmayın. Onlar, yoldan cıkan insanlardır

[20] Ates halkıyle cennet halkı bir olmaz. Kurtulanlar, ancak cennet halkıdır

[21] Biz bu Kur'an'ı bir daga indirseydik, Allah korkusundan onu, bas egmis, catlamıs, yarılmıs gorurdun. Bu misalleri, dusunmeleri icin insanlara anlatıyoruz

[22] O, oyle Allah'tır ki O'ndan baska tanrı yoktur. Gorulmeyeni ve goruleni bilir. O cok esirgeyen, cok acıyandır

[23] O, oyle Allah'tır ki O'ndan baska tanrı yoktur. Padisahtır, mukaddestir, selam (esenlik veren) mu'min (guvenlik veren), muheymin (kollayıp koruyan), aziz (ustun, galib), cebbar (istedigini zorla yaptıran), mutekebbir(cok ulu)dur! Allah (puta tapanların) ortak kosmalarından yucedir

[24] O, yaratan, var eden, (varlıga getirdiklerine) bicim veren Allah'tır. En guzel isimler O'nundur. Goklerde ve yerde bulunanların hepsi O'nun ululugunu anarlar. O, aziz (mutlak galip), hakim(hukumdar, herseyi hikmetle yapan)dır

Mümtehine

Surah 60

[1] Ey inananlar! Benim de dusmanım, sizin de dusmanınız olan kimseleri dost edinmeyin. Onlar size gelen gercegi inkar ettikleri, Rabbiniz Allah'a inandıgınızdan dolayı Elciyi ve sizi (yurdunuzdan) cıkardıkları halde siz onlara sevgi iletiyorsunuz. Benim yolumda cihadetmek ve benim rızamı kazanmak icin (yurdunuzdan) cıktıgınız halde icinizde onlara sevgi (mi) gizilyorsunuz? Oysa ben sizin gizlediginiz ve acıga vurdugunuz her seyi bilirim. Sizden kim bunu yaparsa dogru yoldan sapmıs olur

[2] Onlar sizi ele gecirseler, size dusman olurlar, size ellerini, dillerini kotulukle uzatırlar ve inkar etmenizi isterler

[3] Kıyamet gunu akrabanız ve cocuklarınız size fayda vermez. (Allah) Aranızı ayırır. Allah yaptıklarınızı gormektedir

[4] Ibrahim'de ve onunla beraber bulunanlarda sizin icin guzel bir ornek vardır; onlar kavimlerine "Biz sizden ve sizin Allah'tan baska taptıklarınızdan uzagız. Sizi(n taptıklarınızı) tanımıyoruz. Siz, bir tek Allah'a inanıncaya kadar sizinle bizim aramızda surekli bir dusmanlık ve nefret belirmistir" demislerdi. Yalnız Ibrahim'in babasına: "Senin icin magfiret dileyecegim, fakat Allah'tan gelecek bir seyi senden savamam" demesi haric. "Rabbimiz, sana dayandık, sana yoneldik. Donus(umuz) sanadır

[5] Rabbimiz, bizi inkar edenler icin bir sınav yapma (bizi onların baskı ve iskencesi altına dusurme), bizi bagısla. Rabbimiz, yegane galib, hukum ve hikmet sahibi, ancak Sensin, Sen

[6] Andolsun, onlarda sizin icin, Allah'ı ve "Son Gunu" arzu edenler icin guzel bir ornek vardır. Kim yuz cevirirse (bilsin ki) Allah iste zengin, ovguye layık olan O'dur

[7] Belki de Allah sizinle, onlardan dusman olduklarınız arasına bir sevgi koyar. Allah kadirdir. Allah cok bagıslayan, cok esirgeyendir

[8] Allah sizi, din hakkında sizinle savasmayan ve sizi yurtlarınızdan cıkarmayan kimselere iyilik etmekten, onlara adaletli davranmaktan men'etmez. Cunku Allah, adalet yapanları sever

[9] Allah sizi, ancak sizinle din hakkında savasan, sizi yurtlarınızdan cıkaran ve cıkarılmanıza yardım eden kimselerle dost olmaktan men'eder. Kim onlarla dost olursa, iste zalimler onlardır

[10] Ey inananlar, mu'min kadınlar goc ederek size geldigi zaman, onları imtihan edin. Allah onların imanlarını daha iyi bilir. Eger onların (gercekten) inanmıs olduklarını anlarsanız, onları kafirlere geri dondurmeyin. Ne bu(kadı)nlar onlara helaldir; ne de onlar bunlara helal olurlar. Onların (bu kadınlara) harcadıkları(mehirleri)ni onlara verin. Ucretlerini kendilerine verdiginiz takdirde bu(kadı)nlarla evlenmenizde sizin icin bir gunah yoktur. Kafir kadınların ismetlerini (nikah baglarını) tutmayın (onları salıverin ve kafirlere katılan kadınlara) harcadıgınız(mehri)i isteyin. Onlar da (size katılan kadınlarına) harcadıklarını istesinler. Bu size Allah'ın hukmudur. Aranızda (boyle) hukmediyor. Allah bilendir, hukum ve hikmet sahibidir

[11] Eger esleriniz(e sarfettiginiz mehirler)den herhangibir sey kafirlere gider de, sonra (onlardan da size kacan kadınlar cıkar ve bu kez mehir odeme) sıra(sı) size gelirse esleri giden (mu'minlere) harcadıklarının mislini verin. Inandıgınız Allah'a karsı gelmekten sakının

[12] Ey peygamber, inanmıs kadınlar sana gelip Allah'a hicbir seyi ortak kosmamaları, hırsızlık etmemeleri, zina etmemeleri, cocuklarını oldurmemeleri, elleriyle ayakları arasında bir iftira uydurup getirmemeleri, iyi bir iste sana karsı gelmemeleri hususunda sana bi'at ederlerse onların bi'atlerini ve onlar icin Allah'tan magfiret dile. Suphesiz Allah, cok bagıslayan, cok esirgeyendir

[13] Ey inananlar, Allah'ın kendilerine gazabettigi; kafirlerin mezarlık halkından umudu kestigi gibi ahiretten umudu kesmis olan bir topluluk ile dostluk etmeyin

Saff

Surah 61

[1] Goklerde ve yerde bulunanların hepsi Allah'ı tesbih etmistir. O ustundur, hukum ve hikmet sahibidir

[2] Ey inananlar nicin yapmayacagınız seyi soyluyorsunuz

[3] Yapmayacagınız seyi soylemek, Allah katında en sevilmeyen bir seydir

[4] Allah, kendi yolunda kenetlenmis binalar gibi saf baglayarak carpısanları sever

[5] Bir zaman Musa, kavmine: "Ey kavmim, benim, Allah'ın size gonderdigi elcisi oldugumu bildiginiz halde nicin beni incitiyorsunuz?" demisti. Onlar egrilince Allah da kalblerini egriltti. Allah, yoldan cıkanları dogru yola iletmez

[6] Meryem oglu Isa da: "Ey Israil ogulları, ben size Allah'ın elcisiyim, benden once gelen Tevrat'ı dogrulayıcı ve benden sonra gelecek, Ahmed adında bir elciyi mujdeleyici olarak gonderildim" demisti. Fakat (Isa'nın mujdeledigi elci) onlara apacık deliller getirince: "Bu, apacık bir buyudur" dediler

[7] Islama cagırıldıgı halde, Allah'ın ustune yalan atandan daha zalim kim olabilir? Allah zalimler toplulugunu dogru yola iletmez

[8] Agızlarıyle Allah'ın nurunu sondurmek istiyorlar. Oysa kafirler hoslanmasa da Allah, nurunu tamamlayacaktır

[9] O, Elcisini, hidayet ve hak din ile gonderdi ki musrikler hoslanmasa da onu, butun dinlere ustun getirsin

[10] Ey inananlar, size, sizi acı azabdan kurtaracak bir ticaret gostereyim mi

[11] Allah'a ve Elcisine inanırsınız, Allah yolunda mallarınızla ve canlarınızla cihadedersiniz. Iste bilirseniz, sizin icin en iyisi budur

[12] (Boyle yapınız ki Allah) sizin gunahlarınızı bagıslasın ve sizi altlarından ırmaklar akan cennetlere ve durulmaga deger bahceler icinde guzel konutlara koysun. Iste buyuk basarı budur

[13] Seveceginiz bir sey daha var: Allah'tan bir zafer ve yakın bir fetih... Mu'minleri mujdele

[14] Ey inananlar, Allah'ın yardımcıları olun. Nitekim Meryem oglu Isa da havarilere: "Allah yolunda benim yardımcıları kimdir?" demisti. Havariler: "Allah(yolun)un yardımcların biziz" dediler. Israil ogullarından bir zumre inandı, bir zumre inkar etti. Biz de inananları, dusmanlarına karsı destekledik, onlar ustun geldiler

Cum'a

Surah 62

[1] Goklerde ve yerde bulunanların hepsi padisah, mukaddes, aziz, hakim olan Allah'ı tesbih etmektedir

[2] O'dur ki ummiler icinde, kendilerinden olan ve onlara Allah'ın ayetlerini okuyan, onları yucelten, onlara Kitabı ve hikmeti ogreten bir elci gonderdi. Oysa onlar, onceden, acık bir sapıklık icinde idiler

[3] (O Elciyi) yine onlardan olup henuz kendilerine katılmamıs bulunan baska kimselere de (gonderdi). O azizdir, hakimdir

[4] Bu, Allah'ın, diledigine verecegi lutfudur. Allah, buyuk lutuf sahibidir

[5] Kendilerine Tevrat yukletilip de sonra onu tasımayan(onun buyruklarını tutmayan)ların durumu, Kitaplar tasıyan esegin durumu gibidir. Allah'ın ayetlerini yalanlayanların durumu ne kotudur. Allah zalimler toplulugunu dogru yola iletmez

[6] De ki: "Ey yahudi olanlar, eger insanlar arasında yalnız sizin, Allah'ın dostları oldugunuzu sanıyorsanız, (bu inancınızda) samimi iseniz olumu temenni edin

[7] Ama onlar, ellerinin (yapıp) one surdugu (isler) yuzunden asla olumu temenni etmezler. Allah zalimleri bilir

[8] De ki: "Sizin, kendisinden kactıgınız olum, sizi mutlaka bulacaktır. Sonra gorunmeyeni ve goruneni Bilen'e donduruleceksiniz, O size yaptıklarınızı haber verecektir

[9] Ey inananlar, Cuma gunu namaz icin cagrıldıgı(nız) zaman, Allah'ı anmaga kosun, alısverisi bırakın. Eger bilirseniz bu, sizin icin daha hayırlıdır

[10] Namaz kılındıktan sonra yeryuzune dagılın ve Allah'ın lutfundan (nasibinizi) arayın. Allah'ı cok anın ki basarıya eresiniz

[11] Bir ticaret veya eglence gordukleri zaman hep dagılıp ona giderler ve seni ayakta bırakırlar. De ki: "Allah'ın yanında bulunan, eglenceden de ticaretten de hayırlıdır. Allah, rızık verenlerin en hayırlısıdır

Münâfikûn

Surah 63

[1] Munafıklar sana geldikleri zaman: "Senin muhakkak Allah'ın elcisi olduguna tanıklık ederiz" derler. Senin muhakkak kendisinin elcisi oldugunu Allah bilir ve Allah munafıkların yalancı olduklarına tanıklık eder

[2] Yeminlerini kalkan yapıp Allah'ın yoluna engel oldular. Onların yaptıkları ne kotudur

[3] (Bu davranıslarının) Sebebi sudur: Inandılar, sonra inkar ettiler, bu yuzden kalblerinin uzeri muhurlendi, artık onlar anlamazlar

[4] Onları gordugun zaman cisimleri hosuna gider (cunku gosterisli adamlardır,) konussalar sozlerini dinlersin, onlar dayatılmıs odunlar gibidirler. Her bagırtıyı kendi aleyhlerinde sanırlar. Onlar dusmandır, onlardan sakın. Allah onları kahretsin, nasıl da (haktan) donduruluyorlar

[5] Onlara: "Gelin, Allah'ın Elcisi sizin icin magfiret dilesin" dendigi zaman baslarını cevirirler ve onların, buyukluk taslayarak yuz cevirdiklerini gorursun

[6] Onlar icin magfiret dilesen de, magfiret dilemesen de onlar icin birdir. Allah onları bagıslamayacaktır. Cunku Allah, yoldan cıkan toplulugu yola iletmez

[7] Onlar oyle kimselerdir ki: "Allah'ın Elcisinin yanında bulunanları beslemeyin ki dagılıp gitsinler" diyorlar. Oysa goklerin ve yerin hazineleri Allah'ındır, fakat munafıklar anlamazlar

[8] Diyorlar ki: "Andolsun, eger Medine'ye donersek ustun olan, alcak olanı oradan mutlaka cıkaracaktır." Ustunluk, ancak Allah'a, Elcisine ve mu'minlere mahsustur. Fakat munafıklar bilmezler

[9] Ey inananlar, mallarınız ve cocuklarınız sizi Allah'ı anmaktan alıkoymasın. Kim bunu yaparsa iste onlar ziyana ugrayanlardır

[10] Biriniz kendisine olum gelip de: "Rabbim beni yakın bir sureye kadar erteleseydin de sadaka verip iyilerden olsaydım!" demeden once, size verdigimiz rızıktan sadaka verin

[11] Allah, suresi dolan hicbir canı ertelemez. Allah, yaptıklarınızı haber alandır

Teğâbün

Surah 64

[1] Goklerde ve yerde bulunanların hepsi Allah'ın sanının yuceligini anmaktadır. Mulk O'nundur, hamd O'nundur. O, herseye kadirdir

[2] Sizi yaratan O'dur. Kiminiz kafirdir, kiminiz mu'min. Allah yaptıklarınızı gormektedir

[3] Gokleri ve yeri hak (hikmet) ile yarattı, sizi bicimlendirdi, bicimlerinizi guzel yaptı. Donus O'nadır

[4] Goklerde ve yerde bulunanları bilir, gizlediginiz ve acıga vurdugunuz seyleri de bilir. Allah, goguslerin ozunu bilendir

[5] Daha once inkar etmis olanların haberi size gelmedi mi? (Onlar), islerinin vebalini taddılar ve onlar icin acı bir azab da vardır

[6] Cunku onlara elcileri, acık deliller getirirlerdi, fakat onlar, "Bir insan mı bize yol gosterecek" deyip inkar ettiler ve yuz cevirdiler. Allah da (hicbir seye) muhtac olmadıgını gosterdi. Allah zengindir, ovulmustur

[7] Inkar edenler, kesinlikle diriltilmeyeceklerini sandılar. De ki: "Hayır, Rabbim hakkı icin mutlaka diriltileceksiniz, sonra yaptıklarınız size haber verilecektir. Bu, Allah'a gore kolaydır

[8] Artık Allah'a, Elcisine ve indirdigimiz ısıga inanın. Allah, yaptıklarınızı haber almaktadır

[9] Toplantı gunu icin sizi topladıgı gun, iste o aldanma gunudur. Kim Allah'a inanır ve yararlı is yaparsa (Allah) onun kotuluklerini orter ve onu, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokar, orada ebedi kalırlar. Iste buyuk basarı budur

[10] Nankorluk eden ve ayetlerimizi yalanlayanlar ise ates halkıdır. Orada surekli kalacaklardır. Ne kotu gidilecek yerdir orası

[11] Basa gelen her musibet Allah'ın izniyledir. Kim Allah'a inanırsa (Allah) onun kalbini dogru(dusunce)ye iletir. Allah, herseyi bilendir

[12] Allah'a ita'at edin, Elciye ita'at edin. Eger donerseniz (bilin ki) Elcimize dusen, acıkca duyurmaktır

[13] Allah ki O'ndan baska tanrı yoktur. Mu'minler Allah'a dayansınlar

[14] Ey inananlar, eslerinizden ve cocuklarınızdan bazıları size dusmandır. Onlardan sakının. Ama affeder, hosgorur, bagıslarsanız muhakkak ki Allah da bagıslayandır, esirgeyendir (O da sizi bagıslar)

[15] Mallarınız ve evladlarınız bir fitne(sınav)dir, (Allah, onlarla sizi imtihan etmektedir). Allah ise, iste buyuk odul O'nun yanındadır

[16] Oyle ise gucunuz yettigi kadar Allah'tan korkun, (O'nun ogutlerini) dinleyin, (O'na) ita'at edin ve kendi iyiliginize olarak (mallarınızı Allah ugrunda) harcayın. Kim nefsinin cimriliginden korunursa iste onlar, basarıya erenlerdir

[17] Eger Allah'a guzel borc verirseniz, Allah onu sizin icin kat kat yapar ve sizi bagıslar. Allah karsılık verendir, halimdir (hosgoruludur)

[18] Gorunmeyeni ve goruneni bilendir. (O'na hicbir sey gizli kalmaz, O,) Azizdir, hakimdir (ustundur, hukum ve hikmet sahibidir)

Talâk

Surah 65

[1] Ey peygamber, kadınları bosa(mak iste)diginiz zaman onları iddetleri icinde (adetten temiz oldukları sırada) bosayın ve iddeti sayın (uc defa adet gorup temizlenmelerini hesabedin). Rabbiniz Allah'tan korkun (bekleme suresi icinde) onları evlerinden cıkarmayın. Kendileri de cıkmasınlar. Ancak apacık bir edepsizlik yapmaları durumu, bu hukmun dısındadır (o zaman evden cıkarabilirsiniz). Bunlar Allah'ın sınırlarıdır. Kim Allah'ın sınırlarını gecerse, kendisine yazık etmis olur. Bilmezsin belki Allah, bundan sonra (iddet suresi icinde) yeni bir is ortaya cıkarır (gonulleri uzlastırıp birlesme ortamı yaratır)

[2] Surelerinin sonuna vardıklarında ya onları guzelce (yanınızda) tutun, yahut, guzellikle onlardan ayrılın. (Esinizi yanınızda tutmak veya ondan ayrılmak icin) icinizden adaletli iki kisiyi de sahid tutun. Sahidligi Allah icin yapın. Iste icinizden Allah'a ve Son Gune inanan kimseye ogutlenen budur. Kim Allah(ın yasakların)dan sakınırsa (Allah) ona bir cıkıs (yolu) yaratır

[3] Ve onu ummadıgı yerden rızıklandırır. Kim Allah'a dayanırsa O, ona yeter. Allah, buyrugunu yerine getirendir. Allah hersey icin bir olcu koymustur

[4] (Yaslılıklarından oturu) Adetten kesilen kadınlarınızın (bekleme suresinden) suphe ederseniz, (bilin ki) onların bekleme suresi uc aydır. Henuz adet gormeyenler de boyledir. Gebe olanların bekleme suresi, yuklerini bırakmalarına kadardır. Kim Allah'tan korkarsa (Allah) ona isinde bir kolaylık yaratır

[5] Bu, Allah'ın size indirdigi buyrugudur. Kim Allah'tan korkarsa (Allah) onun kotuluklerini orter ve onun mukafatını buyutur

[6] (Bosadıgınız) O kadınları, gucunuz olcusunde oturdugunuz yerin bir bolumunde oturtun ve onları sıkıstır(ıp evden cıkmaga zorla)mak icin kendilerine zarar vermege kalkısmayın. Sayet gebe iseler, yuklerini bırakıncaya kadar onların gecimini saglayın. Sonra sizin icin (cocugunuzu) emzirirlerse onlara ucretlerini verin ve aranızda guzellikle konusup anlasın. Eger (anlasmakta) gucluk cekerseniz (o zaman) cocugu, baska bir kadın emzirecektir

[7] Eli genis olan, genisligine gore nafaka versin. Rızkı kısılmıs bulunan da Allah'ın kendisine verdiginden versin. Allah, bir kisiye ne vermisse ancak onu yukler, (kimseye gucunun ustunde bir sey yuklemez). Allah, bir guclukten sonra bir kolaylık yaratacaktır

[8] Nice kent var ki Rabbinin ve elcilerinin buyruguna bas kaldırdı, biz de onu cetin bir hesaba cektik ve ona gorulmemis bicimde azabettik

[9] Isinin vebalini taddı. Isinin sonucu da tum bir ziyan idi

[10] Allah o(insa)nlara siddetli bir azab da hazırlamıstır. Ey inanmıs olan, sagduyu sahipleri, Allah'tan korkun, Allah size bir uyarı indirdi

[11] Yani size Allah'ın acık acık ayetlerini okuyan bir elci (gonderdi) ki, inanıp yararlı isler yapanları, karanlıklardan aydınlıga cıkarsın. Kim Allah'a inanır ve yararlı is yaparsa (Allah) onu, altlarından ırmaklar akan, icinde ebedi kalacakları cennetlere sokar. Allah ona gercekten guzel rızık vermistir

[12] Allah O'dur ki yedi gogu ve yerden de onların benzerini yarattı. (Allah'ın) Buyrugu, bunlar arasında iner ki Allah'ın herseye kadir oldugunu ve Allah'ın bilgice her seyi kusatmıs bulundugunu bilesiniz

Tahrîm

Surah 66

[1] Ey peygamber nicin, Allah'ın sana helal kıldıgı seyi, eslerinin, hatırı icin haram kılıyorsun? Allah bagıslayadır, esirgeyendir

[2] Allah size, yeminlerinizi (keffaretle) cozmeyi mesru' kılmıstır. Allah sizin sahibinizdir. O bilendir, hukum ve hikmet sahibidir

[3] Peygamber, eslerinden birine gizli bir soz soylemisti. Fakat esi, o sozu (baskasına) haber verip, Allah da peygamberi, esinin bu davranısına muttali kılınca (Peygamber, esine) o(soyledigi)nin bir kısmını bildirmis (sunları sunları filana soyledin demis), bir kısmından da vazgecmisti. (Peygamber) Bunu esine haber verince esi: "Bunu sana kim soyledi?" dedi (Peygamber): "(Herseyi) Bilen, haber alan (Allah) bana soyledi" dedi

[4] Eger ikiniz, kalblerinizin sapmıs olmasından dolayı Allah'a tevbe ederseniz (ne a'la). Ve eger peygambere karsı birbirinize arka olursanız (bilin ki) onun koruyucusu ve yardımcısı Allah, Cibril ve mu'minlerin iyileridir. Ayrıca melekler de ona arkadır

[5] O sizi bosarsa belki de Rabbi ona, sizden daha hayırlı, kendisini Allah'a teslim eden, inanan, gonulden ita'at eden, tevbe eden, ibadet eden seyahat eden dul ve bakire esler verir

[6] Ey inananlar, kendinizi ve ailenizi bir atesten koruyun ki onun yakıtı insanlar ve taslardır. Onun basında gayet katı, siddetli, Allah'ın kendilerine buyurduguna karsı gelmeyen ve emredildikleri seyi yapan melekler vardır

[7] (Oraya girenlere derler ki:) Ey nankorluk edenler, bugun ozur dilemeyin. Cunku siz, ancak yaptıgınız seylerle cezalandırılıyorsunuz

[8] Ey inananlar, Allah'a yurekten tevbe edin. Umulur ki Rabbiniz sizin kotuluklerinizi orter; Allah'ın, peygamberi ve onunla beraber inanmıs olanları utandırmayacagı gunde, sizi altlarından ırmaklar akan cennetlere sokar. (O gun) onların nuru, onleridenve sag yanlarından kosar. Derler ki: "Rabbimiz, nurumuzu tamamla, bizi bagısla. Dogrusu, senin herseye gucun yeter

[9] Ey Peygamber! kafirlerle ve iki yuzlulerle ugras, onlara karsı katı davran. Onların varacagı yer cehennemdir. Ne kotu varılacak yerdir o

[10] Allah inkar edenler hakkında Nuh'un karısı ile Lut'un karısını misal verdi. Bu ikisi, kullarımızdan iki Salih kulun (nikahı) altında idiler, onlara hiyanet ettiler. Kocaları Allah'tan (gelen) hicbir seyi onlardan savamadı. (Onlara): "Haydi, girenlerle beraber siz de atese girin" denildi

[11] Allah inananlar hakkında da Fir'avn'ın karısını misal verdi. O soyle demisti: "Rabbim, bana katında, cennetin icinde bir ev yap, beni Fir'avn'dan ve onun (kotu) isinden kurtar. Ve beni su zalimler toplulugundan kurtar

[12] (Yine Allah) Imran'ın kızı Meryem'i de (misal verdi). O ırzını korumustu, biz de on(un rahmin)e ruhumuzdan uflemistik. O, Rabbinin kelimelerini ve Kitaplarını dogrulamıs ve gonulden ita'at edenlerden olmustu

Mülk

Surah 67

[1] Mulk (mutlak hukumranlık ve yonetim), elinde bulunan yuce Allah, kutludur. O'nun herseye gucu yeter

[2] O, hanginizin daha guzel is yapacagınızı denemek icin olumu ve hayatı yarattı. O, ustundur, bagıslayandır

[3] O, yedi gogu, birbiri uzerinde tabaka, tabaka yarattı, Rahman'ın yaratmasında bir aykırılık, uygunsuzluk gormezsin. Gozu(nu) dondur de bak, bir bozukluk goruyor musun

[4] Sonra gozu(nu) iki kez daha dondur (bak). Goz (aradıgı bozuklugu bulmaktan) umudu keserek hor ve bitkin bir halde sana doner

[5] Andolsun biz, en yakın gogu lambalarla donattık ve onları, seytanlar icin taslamalar yaptık. Ve o(seyta)nlara da cılgın ates azabını hazırladık

[6] Rablerine nankorluk edenler icin cehennem azabı vardır. Ne kotu gidilecek sonuctur o

[7] Oraya atıldıkları zaman onun ofkeli homurtusunu isitirler, kaynıyor

[8] Neredeyse ofkeden catlayacak. Her topluluk onun icine atıldıkca onun bekcileri, onlara: "Size bir uyarıcı gelmedi mi?" diye sordu(lar)

[9] Dediler: "Evet, bize uyarıcı geldi ama biz yalanladık ve: 'Allah hicbirsey indirmedi, siz ancak buyuk bir sapıklık icindesiniz' dedik

[10] Ve dediler ki: "Eger soz dinleseydik, yahut dusunseydik, su cılgın atesin halkı arasında bulunmazdık

[11] Gunahlarını itiraf ettiler. O cılgın ates halkına (Allah'ın acımasından) uzak olup ezilmek yarasır

[12] Fakat gizlide Rablerine saygılı olanlara gelince, onlar icin bagıs(lama) ve buyuk mukafat vardır

[13] Sozunuzu ister gizleyin, ister onu acıga vurun (farketmez) cunku O, goguslerin ozunu bilir

[14] Yaratan bilmez mi? O latiftir (bilgisi herseyin icine gecen, herseyi) haber alandır

[15] O size yeri boyun eger yaptı. Haydi onun omuzlarında yuruyun ve Allah'ın rızkından yeyin. (Sonunda) Donus O'nadır (size verdigi ni'metlere karsı sukredip etmediginizi sizden soracak, sizi hesaba cekecektir)

[16] Gokte olanın, sizi yere batırmayacagından emin misiniz? O zaman yer, birden sallanmaga baslar (ve siz yerin dibine gecersiniz)

[17] Yoksa siz, gokte olanın, uzerine tas yagdıran (bir fırtına) gondermeyeceginden emin misiniz? (O zaman) tehdidimin nasıl oldugunu bileceksiniz

[18] Andolsun, onlardan oncekiler de yalanladılar. Ama benim (onların yaptıklarını) inkarım nasıl oldu

[19] Ustlerinde (kanatlarını) acıp yumarak ucan kusları gormuyorlar mı? Onları (havada) Rahman'dan baskası tutmuyor. Dogrusu O, herseyi gormektedir

[20] Yahut Rahman'dan baska size yardım ed(ip sizi O'nun azabından kurtar)acak askeriniz kimdir? Kafirler derin bir gaflet ve aldanma icindedirler

[21] Yahut Allah, rızkını tutacak olursa size rızık verecek kimdir? Dogrusu onlar, azgınlık ve nefret icinde direnmektedirler

[22] Simdi, yuzustu kapanarak yuruyen mi dogru gider, yoksa yolda duzgun yuruyen mi

[23] De ki: "Sizi yaratan, size isitme (duyusu), gozler ve gonuller veren O'dur. Ne kadar az sukrediyorsunuz

[24] De ki: "Sizi yerde ureten O'dur ve toplanıp O'na goturuleceksiniz

[25] Dogru (soyluyor) iseniz bu tehdid(ettiginiz azab) ne zaman gelecek? diyorlar

[26] De ki: (Ona ait) Bilgi, Allah'ın yanındadır. Ben ancak apacık bir uyarıcıyım

[27] Onu yakın gorunce inkar edenlerin yuzleri kotulesti. Ve: "Iste cagırıp durdugunuz sey budur!" dendi

[28] De ki: "Baksanıza, eger Allah beni ve benimle beraber olanları oldurse de yahut bize acısa da (fark etmez,) kafirleri acı azabdan kim kurtarabilir

[29] De ki: "O, cok merhametlidir. O'na inanmıs, O'na dayanmısızdır. Yakında kimin apacık bir sapıklık icinde oldugunu bileceksiniz

[30] De ki: "Baksanıza, eger suyunuz cekilse, size kim bir akar su getirebilir

Kalem

Surah 68

[1] Nun. Kaleme ve (kalemle) yazdıklarına andolsun

[2] Sen, Rabbinin ni'metiyle cinlenmis (deli) degilsin

[3] Senin icin kesintisiz bir mukafat vardır

[4] Ve sen, buyuk bir ahlak uzerindesin

[5] (Sen de) Goreceksin, onlar da gorecekler

[6] Hanginizin fitnelenmis (cin carpmıs delirmis) oldugunu

[7] Suphesiz Rabbin, kim(ler)in kendi yolundan saptıgını ve kimlerin yolda oldugunu en iyi bilen O'dur

[8] Oyleyse yalanlayanlara ita'at etme

[9] Istediler ki, sen yagcılık yapasın da onlar da yagcılık yapsınlar (sana yumusak davransınlar)

[10] Sunların hicbirine ita'at etme: Yemin edip duran asagılık

[11] Kotuleyip duran, soz goturup getiren

[12] Hayra engel olan, saldırgan, gunahkar

[13] Kaba, sonra da kotulukle damgalı

[14] Mal ve ogullar sahibi olmus diye (yolunu sasırmıs)

[15] Kendisine ayetlerimiz okundugu zaman: "Eskilerin masalları" der

[16] Biz onu burnunun uzerine damga vurup isaretleyecegiz

[17] Biz bunlara da bela verdik, su bahce sahiplerine bela verdigimiz gibi: Hani onlar, sabah olunca bahceyi mutlaka devsireceklerine yemin etmislerdi

[18] Istisna da etmiyorlar(Allah dilerse biceriz demiyorlar)dı

[19] Fakat onlar uyurlarken hemen (gonderilen) dolasıcı bir bela, onu sardı da

[20] Bahce simsiyah kesiliverdi

[21] Sabahleyin birbirlerine seslendiler

[22] Haydi devsirecekseniz erkenden ekininize gidin diye

[23] Derken yuruduler; fısıldasıyorlardı

[24] Sakın, bugun hicbir yoksul bahceye girip yanınıza sokulmasın diye

[25] Devsirebileceklerini umarak erkenden gittiler

[26] Fakat bahceyi gorunce: "Herhalde biz yolu sasırdık." dediler

[27] Hayır, dogrusu biz mahrum bırakıldık

[28] Orta(yolda giden iyi)leri: "Ben size demedim mi? Rabbinizi tesbih etmeniz gerekmez miydi?" dedi

[29] Rabbimizi tesbih ederiz, dogrusu biz zulmedenlermisiz! dediler

[30] Donup birbirlerini kınamaga basladılar

[31] Yazık bize, dediler, biz azgınlarmısız

[32] Belki Rabbimiz, bize onun yerine ondan daha iyisini verir. Biz Rabbimize yonelir, O'ndan umarız. It may be that our Lord will give us better than this in place thereof. Lo! we beseech our Lord

[33] Iste azab boyledir. Ahiret azabı ise daha buyuktur, keske bilselerdi

[34] Korunanlar icin de Rableri katında ni'met bahceleri vardır

[35] Biz muslumanları suclular gibi yapar mıyız hic

[36] Neyiniz var, nasıl hukum veriyorsunuz

[37] Yoksa sizin bir Kitabınız var da onda mı (bu hukumleri) okuyorsunuz

[38] Onda istediginiz her seyi buluyorsunuz

[39] Yoksa sizin istediginiz hukmu verebileceginize dair, kıyamete kadar surecek andlarınız mı var uzerimizde

[40] Sor onlara: Onların hangisi buna kefil olacak

[41] Yoksa kendilerinin ortakları mı var? Dogru iseler ortaklarını cagırsınlar

[42] Bacaktan acılacagı (pacanın sıvanacagı, islerin guclesecegi) ve secdeye da'vet edilecekleri gun (secde) edemezler

[43] Gozleri dusuk olarak yuzlerini bir zillet kaplar. Onlar saglam iken de secdeye da'vet edilirler(fakat secde etmezler)di

[44] Bu sozu yalanlayanı bana bırak; onları bilmedikleri yerden derece derece (azaba) yaklastıracagız

[45] Onlara muhlet veriyorum. Dogrusu benim tuzagım saglamdır (onu kimse bozamaz)

[46] Yoksa sen onlardan bir ucret istiyorsun da onlar agır borc altında mı kalıyorlar

[47] Yoksa gayb (gorunmez bilgi hazinesi), kendi yanlarında da onlar mı (istedikleri gibi) yazıyorlar

[48] Sen Rabbinin hukmune sabret, balık sahibi (Yunus) gibi olma. Hani o, sıkıntıdan yutkunarak (Allah'a) seslenmisti

[49] Eger Rabbinden ona bir ni'met yetismeseydi, yerilerek cıplak bir yere atılırdı

[50] Fakat Rabbi onun du'asını kabul etti de onu Salih(iyi insan)lardan yaptı

[51] O inkar edenler Zikr(Kur'an)'ı isittikleri zaman, neredeyse seni gozleriyle devireceklerdi. "O mecnundur" diyorlardı

[52] Halbuki o, alemler icin uyarıdan baska bir sey degildir

Hâkka

Surah 69

[1] Gerceklesen

[2] Nedir o gerceklesen

[3] Gerceklesenin ne oldugunu nerden bileceksin

[4] Semud ve 'Ad (kavimleri), basa carpan olayı yalanladılar

[5] Bu yuzden Semud (kavmi) azgın bir vak'a ile helak edildiler

[6] Ad (kavmi) ise ugultulu, azgın bir kasırga ile helak edildiler

[7] (Allah) Onu, yedi gece, sekiz gun ardı ardına onların uzerine saldı. O kavmi orada, ici bos hurma kutukleri gibi serilmis gorursun

[8] Onlardan hic geri kalan goruyor musun

[9] Fir'avn ve ondan oncekiler ve altust olmus kentler(in halkı olan Lut kavmi) de hatalı is yaptılar

[10] Rablerinin elcisine karsı geldiler. O da onları siddeti gittikce artan bir yakalayısla yakaladı

[11] Su(lar) kabarınca biz sizi, akıp giden(gemi)de tasıdık

[12] Ki onu size bir ibret yapalım ve belleyen kulak(lar) onu bellesin

[13] Sur'a bir tek ufleme uflendigi

[14] Arz ve daglar yerlerinden kaldırılıp siddetle birbirine carpılarak darmadagın oldugu zaman

[15] Iste o gun, olan olmustur

[16] Gok yarılmıstır; o gun o, zayıf, sarkıktır

[17] Melekler de onun kenarlarındadır. O gun Rabbinin tahtını, ustlerinde sekiz (melek) tasır

[18] O gun (Allah'a) arz olunursunuz. Sizden hicbir giz, (Allah'a) gizli kalmaz

[19] Kitabı sagından verilen: "Alın Kitabımı okuyun" der

[20] Ben hesabımla karsılasacagımı sezmistim zaten

[21] Artık o, memmun eden bir yasam icindedir

[22] Yuksek bir bahcede

[23] Ki devsirmesi kolay (meyvaları yakın. Oturan, elini uzatıp alabilir)

[24] Gecmis gunlerde yaptıgınız islerden oturu afiyetle yeyin, icin

[25] Kitabı sol tarafından verilen ise der ki: "Keske bana Kitabım verilmeseydi

[26] Su hesabımı hic bilmemis olsaydım

[27] Keske (olum) isimi bitirmis olsaydı

[28] Malım bana hicbir yarar saglamadı

[29] Gucum (saltanatım) benden yok olup gitti

[30] (Allah, cehennemin muhafızlarına buyurur:) "Tutun onu, baglayın onu

[31] Sonra cehenneme sallayın onu

[32] Sonra uzunlugu yetmis arsın olan zincire vurun onu

[33] Cunku o buyuk Allah'a inanmıyordu

[34] Yoksulu doyurmaya on ayak olmuyurdu

[35] Bugun burada onun icin candan bir dost yoktur

[36] Irinden baska yiyecek de yoktur

[37] Onu, (bile bile) hata isleyenlerden baskası yemez

[38] Yoo, yemin ederim; gorduklerinize

[39] Ve gormediklerinize

[40] Ki, o (Kur'an) elbette degerli bir elcinin sozudur

[41] O, bir sa'irin sozu degildir. Ne de az inanıyorsunuz

[42] Bir kahinin sozu de degildir. Ne de az dusunuyorsunuz

[43] Alemlerin Rabbi tarafından indirilmistir

[44] Eger o, (Muhammed), bazı laflar uydurup bize iftira etseydi

[45] Elbette onun sag(elini veya kuvvet)ini alırdık

[46] Sonra onun can damarını keserdik

[47] Sizden hic kimse buna engel olamazdı

[48] O (Kur'an), korunanlar icin bir oguttur

[49] Biz, icinizde yalanlayanlar bulundugunu elbette biliyoruz

[50] Dogrusu o, kafirler icin hasrettir

[51] O, kesin gercektir

[52] Oyleyse ulu Rabbinin adını tesbih et (O'nun eksikliklerinden uzak, yucelerden yuce oldugunu an)

Me'âric

Surah 70

[1] Bir soran, inecek azabı sordu

[2] Kafirler icin, ki onu savacak yoktur

[3] Yukselme derecelerinin sahibi Allah'tan

[4] Melekler ve Ruh, miktarı elli bin yıl suren bir gun icinde O'na cıkar

[5] Simdi sen guzelce sabret

[6] Onlar onu uzak goruyor(lar)

[7] Biz ise onu yakın goruyoruz

[8] O gun gok, erimis maden gibi olur

[9] Daglar, renkli yun gibi olur

[10] Dost dostun halini sormaz

[11] Birbirlerine gosterilirler (fakat herkes kendi derdine dustugunden, baskasıyle ilgilenemez). Suclu ister ki o gunun azabından (kurtulmak icin) fidye versin: Ogullarını

[12] Esini ve kardesini

[13] Kendisini barındıran, icinde yetistigi tum ailesini

[14] Ve yeryuzunde bulunanların hepsini (versin) de tek kendisini kurtarsın

[15] Hayır! O (ates), alevlenen bir atestir

[16] Derileri kavurur, soyar

[17] (Kendine) Cagırır; sırtını donup gideni

[18] (Mal) Toplayıp kasada yıganı

[19] Dogrusu insan hırslı (ve huysuz) yaratılmıstır

[20] Kendisine kotuluk dokundu mu sızlanır

[21] Kendisine hayır dokundu mu yardım etmez (sıkı sıkı tutar)

[22] Ancak namaz kılanlar bunun dısındadır

[23] Onlar ki: Namazlarını surekli kılarlar (aksatmazlar)

[24] Onların mallarında belli bir hisse vardır

[25] Saile ve mahruma (isteyene ve utancından dolayı istemeyip mahrum kalana)

[26] Ceza gununu tasdik ederler

[27] Rablerinin azabından korkarlar

[28] Cunku Rablerinin azabına guven olmaz

[29] Irzlarını korurlar

[30] Yalnız eslerine, ya da ellerinin altında bulunan(cariyelerin)e karsı (korumazlar. Bundan oturu de) onlar kınanmazlar

[31] Ama kim bundan otesini ararsa, onlar (sınırı) asanlardır

[32] Emanetlerini ve ahidlerini gozetirler

[33] Sahidliklerini yaparlar

[34] Namazlarını korurlar

[35] Iste onlar cennetlerde agırlanırlar

[36] Nankorlere ne oluyur ki sana dogru kosuyorlar

[37] Sagdan, soldan, ayrı ayrı gruplar halinde (gelip etrafını sarıyorlar)

[38] Onlardan her biri, ni'met cennetine sokulacagını mı umuyor

[39] Hayır! Oyle sey yok! Biz onları bildikleri seyden yarattık

[40] Yoo, doguların ve batıların Rabbine yemin ederim ki bizim gucumuz yeter

[41] Onları, kendilerinden daha hayırlı olanlarla degistirmege. Bizim onumuze gecilmez (bize engel olunamaz)

[42] Bırak onları kendilerine va'dedilen gunlerine kavusuncaya kadar dalsın, oynasınlar

[43] O gun kabirlerden hızlı hızlı cıkarlar. Onlar dikilen(putlara yahut hedef)lere dogru kosar gibi (kosarlar)

[44] Gozleri dusuk, yuzlerini alcaklık burumus bir durumda. Iste onlara va'dedilen gun, bugundur

Nûh

Surah 71

[1] Biz Nuh'u kavmine gonderdik: "Onlara acı bir azab gelmezden once kavmini uyar," diye

[2] Ey kavmim, dedi, ben sizin icin acık bir uyarıcıyım

[3] Allah'a kulluk edin, O'ndan korkun, bana da ita'at edin

[4] Ki (Allah) gunahlarınızdan bir kısmını bagıslasın ve sizi belli bir sureye kadar ertelesin. Zira Allah'ın suresi geldigi zaman ertelenmez. Bilir(kisiler) olsaydınız (bunu anlardınız)

[5] (Nuh:) "Rabbim, dedi, ben kavmimi gece gunduz da'vet ettim

[6] Benim da'vetim, onlara kacıslarını artırmaktan baska bir katkıda bulunmadı

[7] Gunahlarını bagıslaman icin onları (sana) ne kadar da'vet ettimse parmaklarını kulaklarına tıkadılar, ortulerini baslarına cektiler, direttiler, cok boburlendiler

[8] Sonra ben onları acıkca da'vet ettim

[9] Sonra onlara acıktan soyledim, gizli gizli soyledim: And lo! I have made public proclamation unto them, and I have appealed to them in private

[10] Rabbinizden magfiret dileyin, cunku O cok bagıslayandır' dedim

[11] (O'ndan magfiret dileyin) Ki uzerinize gokten bol yagmur gondersin

[12] Ve size mallarla, ogullarla yardım etsin, size bahceler versin, ırmaklar versin

[13] Size ne oluyor ki, Allah icin saygı ummuyorsunuz

[14] Oysa O, sizi asama, asama yarattı

[15] Gormediniz mi Allah nasıl yedi gogu birbiri ustunde tabaka tabaka yarattı

[16] Ve Ayı bunların icinde nur yaptı. Gunesi de bir lamba yaptı

[17] Allah sizi yerden bir bitki olarak bitirdi

[18] Sonra yine oraya geri cevirecek ve tekrar cıkaracaktır

[19] Allah, yeri sizin icin bir sergi yaptı

[20] Ki onda acılan genis genis yollarda gidesiniz

[21] (Bu ogutlerin hicbirinin fayda vermedigini goren) Nuh, (Rabbine donerek): "Rabbim, dedi, onlar bana karsı geldiler de malı ve cocugu kendisinin ziyanını artırmaktan baska ise yaramayan (sımarık, gururlu) bir adama uydular

[22] Buyuk buyuk tuzaklar kurdular

[23] Dediler ki: "Tanrılarınızı bırakmayın: Vedd'i, Suva'ı, Yegus'u, Ye'uk'u ve Nesr'i bırakmayın

[24] (Boylece) Onlar, cok kimseyi yoldan cıkardılar. Sen de o zalimlere saskınlıktan baska bir sey artırma

[25] Hatalarından dolayı boguldular, atese sokuldular, kendilerine Allah'tan baska yardımcılar da bulamadılar

[26] Nuh dedi ki: "Rabbim, yeryuzunde kafirlerden tek kisi bırakma

[27] Cunku sen onları bırakırsan, kullarını sasırtırlar ve sadece ahlaksız, nankor (insanlar) dogururlar

[28] Rabbim beni, babamı-anamı, inanarak evime gireni, inanan erkek ve kadınları bagısla; zalimlerin de sadece helakini artır (onların koklerini kurut)

Cinn

Surah 72

[1] De ki: Cinlerden bir toplulugun Kur'an dinleyip soyle dedikleri bana vahyolundu: "Biz harikulade guzel bir Kur'an dinledik

[2] Dogru yola iletiyor, ona inandık. Artık Rabbimize hic kimseyi ortak kosmayacagız

[3] Dogrusu Rabbimizin sanı yucedir. O, es ve cocuk edinmemistir

[4] Meger bizim beyinsiz (Iblis veya cinlerin kafirleri) Allah hakkında sacma seyler soyluyormus

[5] Biz insanların ve cinlerin, Allah'a karsı yalan soylemeyeceklerini sanmıstık (onun icin o beyinsizin sozune uymustuk)

[6] Dogrusu insanlardan bazı erkekler, cinlerden bazı erkeklere sıgınırlardı da onların sımarıklıgını artırırlardı

[7] Onlar da sizin sandıgınız gibi Allah'ın hic kimseyi diriltmeyecegini sanmıslardı

[8] Biz goge dokunduk, onu kuvvetli bekcilerle ve ısınlarla doldurulmus bulduk

[9] Ve biz onun dinlemege mahsus olan oturma yerlerinde oturur(gayb haberlerini dinlemege calısır)dık. Artık simdi kim dinlemek istese, kendisini gozetleyen bir ısın bulur

[10] Bilmiyoruz bununla yeryuzundekilere kotuluk mu (yapılmak) istendi, yoksa Rabbleri onları dogruya mı iletmek diledi

[11] Bize gelince, bizden iyiler de var ve bizden baska turlu olan da var. Biz cesitli yollara ayrıldık

[12] Biz yeryuzunde Allah'ı aciz bırakamayacagımızı (yerden) kacmakla da O'nu aciz bırak(ıp O'ndan kurtul)amayacagımızı anladık

[13] Biz, yol gosteren (Kur'an)ı isitince ona inandık. Kim Rabbine inanırsa (ne hakkının) eksik verilmesinden, ne de kendisine kotuluk edilmesinden korkar

[14] Ve biz, bizden muslumanlar da var ve bizden dogru yoldan sapanlar da var. Kimler musluman olursa iste onlar dogru yolu aramıslardır

[15] Hak yoldan sapanlar ise cehenneme odun olmuslardır

[16] Sayet yolda dogru gitselerdi onlara bol su verirdik (rızıklarını bollastırırdık)

[17] Ki onları, onunla sınayalım. Kim Rabbini anmaktan yuz cevirirse (Rabbi) onu, alt eden bir azaba sokar

[18] Mescidler, Allah'a mahsustur. Allah ile beraber hic kimseye yalvarmayın

[19] Allah'ın kulu kalkıp O'na yalvarınca (hayretten, hepsi) onun uzerine ususup nerdeyse kece gibi birbirlerine gececeklerdi

[20] De ki: "Ben ancak Rabbime yalvarırım ve hic kimseyi O'na ortak kosmam

[21] De ki: "Ben size ne zarar, ne de akıl verme gucune sahip degilim

[22] De ki: "Beni Allah'(ın azabın)dan hic kimse kurtaramaz ve ondan baska sıgınacak kimse bulamam

[23] Benim yapabilecegim sadece Allah'tan (bana vahyedilenleri) size duyurmak ve O'nun elcilik gorevlerini yerine getirmektir. Artık kim Allah'a ve Elcisine bas kaldırırsa, ona icinde surekli kalacagı cehennem atesi vardır

[24] Kendilerine va'dedilen seyi (ya azabı veya kıyamet sa'atini) gordukleri zaman, kimin yardımcı bakımından daha zayıf ve sayıca daha az oldugunu bileceklerdir

[25] De ki: "Size soylenen sey yakın mıdır, yoksa Rabbim onun icin uzun bir sure mi koyacaktır, bilmem

[26] Gaybı bilen O'dur. Gizli bilgisini kimseye gostermez

[27] Ancak razı oldugu elciye gosterir. Cunku O, elcisinin onune ve arkasına gozetleyiciler (koruyucular) koyar

[28] (Boyle yapar) Ki onların, Rablerinin kendilerine verdigi mesajları duyurduklarını bilsin. Allah, onlarda bulunan herseyi (bilgisiyle) kusatmıstır ve herseyi bir bir saymıs(hesabetmis)tir

Müzzemmil

Surah 73

[1] Ey ortusune burunen

[2] Geceleyin kalk (namaz kıl); yalnız gecenin birazında (uyu)

[3] Gecenin yarısında (kalk) yahut bundan biraz eksilt

[4] Veya bunu artır ve agır agır Kur'an oku

[5] Dogrusu biz, senin uzerine agır bir soz bırakacagız

[6] Gercekten gece kalk(ıp ibadet et)mek daha oturaklı ve (geceleyin) soz (du'a) daha etkilidir

[7] Cunku gunduz, senin uzun sure ugrasacagın seyler vardır

[8] Rabbinin adını an ve butun gonlunle O'na yonel

[9] Dogunun ve batının Rabbidir. O'ndan baska tanrı yoktur. Yalnız O'nu vekil tut

[10] Onların dediklerine sabret ve guzelce onlardan ayrıl

[11] Beni ve o ni'met sahibi yalanlayıcıları yalnız bırak ve onlara biraz muhlet ver

[12] Dogrusu, bizim yanımızda bukagılar ve cehennem var

[13] (Dikenli) Bogazı tırmalayan bir yiyecek ve acı veren bir azab var

[14] O gun yer ve daglar sarsılır ve daglar, dagılan kum yıgınları olur

[15] (Ey insanlar,) Dogrusu biz size, aleyhinize tanıklık edecek bir elci gonderdik; nasıl ki Fir'avn'a da bir elci gondermistik

[16] Fir'avn, elciye karsı geldi. Biz de onu agır bir yakalayısla yakaladık

[17] Peki inkar ederseniz, cocukları ihtiyarlatan o gunden kendinizi nasıl kurtaracaksınız

[18] Gok (bile) onun dehsetinden yarılır. Allah'ın va'di mutlaka yapılmıstır

[19] Bu bir oguttur. Dileyen, Rabbine varan bir yol tutar

[20] Rabbin senin gecenin ucte ikisinden daha azında, yarısında ve ucte birinde kalktıgını; Seninle beraber bulunanlardan bir toplulugun da boyle yaptıgını biliyor. Geceyi ve gunduzu takdir eden Allah, sizin onu sayamayacagınızı (zamanı hesabedip gecenin belli sa'atlerinde kalkamayacagınızı) bildigi icin sizi affetti. Artık (belli bir sa'at gozetmeden) Kur'an'dan kolayınıza geleni okuyun (ne miktar kolayınıza gelirse o kadar gece namazı kılın, kendinizi zorlamayın.) Allah, icinizden hastalar, yeryuzunde gezip Allah'ın lutfunu arayan baska kimseler ve Allah yolunda savasan daha baska insanlar bulunacagını bilmistir. Onun icin Kur'an'dan kolayınıza geldigi kadar okuyun. Namazı kılın, zekatı verin ve Allah'a guzel bir borc verin. Kendiniz icin verdiginiz hayırları, Allah katında verdiginizden daha hayırlı ve mukafatca daha buyuk bulacaksınız. Allah'tan magfiret dileyin. Suphesiz Allah, cok bagıslayan, cok esirgeyendir

Müddessir

Surah 74

[1] Ey ortusune burunen

[2] Kalk, uyar

[3] Rabbini tekbir et (O'nun buyuklugunu an)

[4] Elbiseni temizle

[5] Pislikten kacın

[6] Verdigini cok bularak basa kakma

[7] Rabbin icin sabret

[8] Sur'a uflendigi zaman

[9] Iste o gun, cetin bir gundur

[10] Kafirler icin kolay degildir

[11] Benimle su adamı yalnız bırak ki ben onu tek olarak yarattım

[12] Ona uzun boylu mal verdim

[13] Goz onunde ogullar (verdim)

[14] Kendisine bir doseyis dosedim

[15] Hala daha da artırmama goz dikiyor

[16] Hayır, cunku o bizim ayetlerimize karsı bir inatcı kesildi

[17] Onu dimdik bir yokusa sardıracagım

[18] Zira o dusundu, olctu, bicti

[19] Kahrolası nasıl da olctu, bicti

[20] Yine kahrolası nasıl olctu, bicti

[21] Sonra baktı

[22] Sonra surat astı, kaslarını cattı

[23] Sonra arkasını dondu, boburlendi

[24] Bu dedi, rivayet edilip ogretilen bir buyuden baska bir sey degildir

[25] Bu, sadece, bir insan sozudur

[26] Onu Sekar'a sokacagım

[27] Sekar'ın ne oldugunu sen nereden bileceksin

[28] (Geride bir sey) Komaz, bırakmaz (her seyi yakıp yok eder)

[29] Durmadan deriler kavurur

[30] Uzerinde ondokuz (muhafız) vardır

[31] Biz cehennemin muhafızlarını hep melekler yaptık. Onların sayısını da inkar edenler icin bir sınav yaptık ki, kendilerine Kitap verilmis olanlar iyice inansın, inananların da imanı artsın. Kitap verilmis olanlar ve inananlar kuskulanmasınlar. Kalblerinde hastalık bulunanlar ve kafirler de: "Allah bu misalle ne demek istedi?" desinler. Boylece Allah, diledigini sasırtır, diledigni dogru yola iletir. Rabbinin ordularını ancak kendisi bilir. Bu, insanlara bir uyarıdır

[32] Hayır, andolsun Aya

[33] Donup gitmekte olan geceye

[34] Agaran sabaha

[35] Ki o (Sekar), buyuk(bela)lardan biridir

[36] Insanlar icin uyarıcıdır

[37] Sizden (iman yolunda) ileri gitmek veya geri kalmak dileyen kimseler icin (uyarıcıdır)

[38] Her can, kazandıgıyle (Allah katında) rehin alınmıstır

[39] Yalnız sagın adamları (Kitapları sagdan verilenler) haric

[40] Onlar cennetler icinde soruyorlar

[41] Sucluların durumunu

[42] Sizi su yakıcı atese ne surukledi

[43] (Onlar da) Dediler ki: "Biz namaz kılanlardan olmadık

[44] Yoksula da yedirmezdik

[45] Bos seylere dalanlarla birlikte dalardık

[46] Ceza gununu yalanlardık

[47] Iste boyle iken olum bize gelip cattı

[48] Artık onlara sefa'atcilerin sefa'ati fayda vermez

[49] Boyle iken onlara ne oluyur ki ogutten yuz ceviriyorlar

[50] Yaban esekleri gibi

[51] Aslandan urkmus

[52] Hayır, onlardan her kisi kendisine acılan sahifeler verilmesini istiyor

[53] Yok yok onlar ahiretten korkmuyorlar

[54] Hayır (iyi bilsinler ki) o (Kur'an) bir ikazdır

[55] Dileyen onu dusunur, ogut alır

[56] Allah dilemedikce onlar ogut almazlar. Takva ve magfiret ehli O'dur (kendisinden korunmaga, cezasından kacınmaga layık olan ve gunahları bagıslayan yalnız O'dur)

Kıyâme

Surah 75

[1] Yoo, kıyamet gunune and icerim

[2] Yoo, daima, kendini kınayan nefse and icerim

[3] Insan kendisinin kemiklerini bir araya toplamayacagımızı mı sanıyor

[4] Evet, toplarız, onun parmak uclarnı duzenlemege gucumuz yeter

[5] Fakat insan, devamlı suc isleyerek ilerisini berbadetmek ister

[6] Kıyamet gunu nerede? diye sorup durur

[7] Ama goz (gunes gibi ortaya cıkan gercegin karsısında) kamastıgı

[8] Ay tutuldugu

[9] Gunes ve Ay bir araya toplandıgı zaman

[10] (Evet) O gun insan: "Kacacak yer neresi?" der

[11] Hayır, sıgınacak yer yoktur

[12] O gun varıp durulacak yer, ancak Rabbinin huzurudur (ey insan)

[13] (O zaman) Insanın yapıp one surdugu, (yapmayıp) geri bıraktıgı hersey kendisine haber verilir

[14] Dogrusu insan kendi nefsini gorur

[15] Birtakım ozurler ortaya atsa da

[16] (Ey Muhammed,) Onu hemen okumak icin diline depretme

[17] Onu (senin kalbinde) toplamak ve (sana) okumak bize duser

[18] O halde sana Kur'an'ı okudugumuz zaman onun okunusunu izle

[19] Sonra onu acıklamak da bize duser

[20] Hayır, siz cabuk(gecen su dunyay)ı seviyorsunuz da

[21] Ahireti bırakıyorsunuz

[22] Yuzler var ki o gun ısıl ısıl parlar

[23] Rabbine bakar

[24] Yuzler de var ki o gun asıktır

[25] Kendisine bel kemiklerini kıran(bela)nın yapılacagını anlar

[26] Hayır, ne zaman ki can, koprucuk kemiklerine dayanır

[27] Ve (basında bulunanlar tarafından): "Kim afsun yapar acaba? denir

[28] Ve kendisi artık bunun, ayrılık zamanı oldugunu anlar

[29] Ve bacak bacaga dolasır

[30] Iste o gun, sevk Rabbinedir (can, Allah'ın huzuruna sevk edilir)

[31] Ne sadaka verdi, ne de namaz kıldı

[32] Fakat yalanladı, dondu

[33] Sonra calım satarak ailesine gitti

[34] Yazık sana yazık

[35] Yine yazık sana yazık

[36] Insan, bası bos bırakılacagını mı sanır

[37] Kendisi dokulen meniden bir nutfe (sperm) degil miydi

[38] Sonra alaka (rahme asılan embriyo) oldu da (Rabbi onu) yarattı, duzenledi

[39] O(meni)den iki cifti: Erkegi ve disiyi var etti

[40] Simdi bun(ları yapan Allah)ın oluleri diriltmege gucu yetmez mi

İnsan

Surah 76

[1] Insanın uzerinden, henuz kendisinin anılan bir sey olmadıgı uzun bir sure gecmedi mi

[2] Dogrusu biz insanı, imtihan etmek icin karısık bir nutfeden yarattık da onu isitici, gorucu yaptık

[3] Biz ona yolu gosterdik: Ya sukredici veya nankor olur

[4] Biz, kafirler icin zincirler, demir halkalar ve alevli bir ates hazırlamısızdır

[5] Iyiler de, karısımı kafur olan bir kadehten icerler

[6] Bir kaynak ki Allah'ın kulları ondan icerler, (istedikleri yere de) fıskırtarak akıtırlar

[7] Adaklarını yerine getirirler ve serri salgın olan bir gunden korkarlar

[8] Yosula, yetime ve esire sevdikleri yemegi yedirirler

[9] Biz size sırf Allah rızası icin yediriyoruz, sizden bir karsılık ve tesekkur beklemiyoruz

[10] Cunku biz suratsız, cok katı bir gun(un azabın)dan oturu Rabbimizden korkarız. (derler)

[11] Allah da onları, o gunun serrinden korumus, onlar(ın yuzlerin)e parlaklık ve (gonullerine) sevinc vermistir

[12] Sabrettiklerinden dolayı onları cennet ve ipekle odullendirmistir

[13] Orada divanlar uzerinde yastıklara dayanırlar. Orada ne (yakıcı) gunes gorurler, ne de dondurucu soguk

[14] Cennetin golgeleri, uzerlerine yaklasmıs, meyvaları da asagı egdirildikce egdirilmistir

[15] Yanlarında gumus kablar, billur kupalar dolastırılır

[16] Oyle gumus kadehler ki onları istedikleri olcude takdir etmislerdir (istedikleri kadar icki alırlar)

[17] Onlara orada, karısımı zencefil olan kadehten icirilir

[18] Bir cesme ki adına Selsebil denir

[19] Cevrelerinde de (oyle) olumsuz gencler dolasır ki, onları gorsen, kendilerini sacılmıs inci sanırsın

[20] Orada nereye baksan, bir ni'met ve buyuk bir mulk gorursun

[21] (Cennet ehlinin) Ustlerinde yesil ipekten ince ve kalın giysiler var. Gumus bilezikler takınmıslardır. Rableri onlara tertemiz bir icki icirmis(ve soyle demis)tir

[22] Bu, sizin odulunuzdur. Calısmanızın karsılıgı verilmistir

[23] Muhakkak Biziz, Biz ki sana Kur'an'ı parca parca indirdik

[24] O halde Rabbinin hukmune sabret ve onlardan hicbir gunahkara, yahut nankore ita'at etme

[25] Sabah aksam Rabbinin adını an

[26] Gecenin bir bolumunde O'na secde et ve geceleyin uzun zaman O'nu tesbih eyle (sanının yuceligini an)

[27] Bunlar, su cabuk(gecen dunyay)ı seviyorlar da otelerindeki agır bir gunu bırakıyorlar

[28] Biz onları yarattık, yapılarını sıkıca bagladık. Diledigimiz zaman onları benzerleriyle degistiririz

[29] Bu bir oguttur. Dileyen, Rabbine varan yolu tutar

[30] Allah dilemedikce siz dileyemezsiniz. Suphesiz Allah bilendir, hukum ve hikmet sahibidir

[31] Diledigini rahmetine sokar. Zalimlere gelince, onlar icin acı bir azab hazırlamıstır

Mürselât

Surah 77

[1] Andolsun; birbiri ardınca gonderilenlere

[2] Esip savuranlara

[3] Yaydıkca yayanlara

[4] Ayırdıkca ayıranlara

[5] Ogut bırakanlara

[6] Ozur yahut uyarmak icin

[7] (Bunlara andolsun) Ki size va'dedilen, mutlaka olacaktır

[8] Yıldızlar(ın ısıgı) silindigi zaman

[9] Gok yarıldıgı zaman

[10] Daglar ufalanıp savruldugu zaman

[11] Elcilere vakit belirlendigi zaman

[12] Ertelenmis oldukları gun icin

[13] Yani hukum gunu icin

[14] Hukum gununun ne oldugunu sen nereden bileceksin

[15] Yalanlayanların vay haline o gun

[16] Oncekileri helak etmedik mi

[17] Sonra geridekileri de onların ardına takarız

[18] Suclulara boyle yaparız

[19] (Hakkı) yalanlayanların vay haline o gun

[20] Sizi adi bir sudan yaratmadık mı

[21] Onu saglam bir karar yerine koyduk

[22] Belli bir sureye kadar

[23] Bicimlendirdik. Ne guzel bicim vereniz Biz

[24] Yalanlayanların vay haline o gun

[25] Arz'ı toplanma yeri yapmadık mı

[26] Diriler ve oluler icin

[27] Orada yuksek yuksek daglar meydana getirmedik mi? Ve size tatlı su(lar) icirmedik mi

[28] Yalanlayanların vay haline o gun

[29] Haydi yalanladıgınız(azab)a gidin

[30] Uc dallı bir golgeye gidin

[31] Ki ne golgelendirir, ne de alevden korur

[32] O, kutuk gibi kıvılcım(lar) sacar

[33] (Sactıgı) kıvılcım, sanki sarı bir halattır

[34] Yalanlayanların vay haline o gun

[35] Bu, konusamayacakları gundur

[36] Kendilerine izin de verilmez ki ozur dilesinler

[37] Yalanlayanların vay haline o gun

[38] Iste bu, hukum gunudur. Sizi ve oncekileri bir araya topladık

[39] Eger (kurtulmak icin yapacagınız) bir hileniz varsa bana hile yapın (da beni atlatın)

[40] Yalanlayanların vay haline o gun

[41] Korunanlar ise golgeler altında, cesme basındadırlar

[42] Gonullerinin cektigi meyvalar icindedirler

[43] Yaptıklarınıza karsılık afiyetle yeyin, icin

[44] Biz, guzel davrananları boyle mukafatlandırırız

[45] Yalanlayanların vay haline o gun

[46] Yeyin, azıcık sefa surun, siz suclularsınız

[47] Yalanlayanların vay haline o gun

[48] Onlara: "Ruku' edin" dendigi zaman ruku' etmezler

[49] Yalanlayanların vay haline o gun

[50] Onlar bun(a inanmadık)dan sonra hangi hadise (soze) inanacaklar

Nebe'

Surah 78

[1] Birbirlerine hangi seyden soruyorlar

[2] O buyuk haberden mi

[3] Ki onlar onda ayrılıga dusmektedirler

[4] Hayır (dedikleri gibi degil), yakında bilecekler

[5] Sonra hayır (dedikleri gibi degil), yakında bilecekler

[6] Yapmadık mı biz, Arzı bir besik

[7] Dagları birer kazık

[8] Ve sizi cift cift yarattık

[9] Uykunuzu dinlenme yaptık

[10] Geceyi (sizi sarıp orten) bir giysi yaptık

[11] Gunduzu de gecim zamanı yaptık

[12] Ustunuzde yedi saglam (gok) bina ettik

[13] Ve (orada) parıl parıl parlayan bir lamba yarattık

[14] Sıkısan(bulut)lardan sarıl sarıl su indirdik

[15] Ki onunla cıkaralım: Dane(ler), bitki(ler)

[16] Ve (agacları) birbirine sarmas dolas bahceler

[17] Muhakkak ki (haklının, haksızın ayırdedilecegi) hukum gunu, belirlenmis bir vakittir

[18] O gun Sur'a uflenir, boluk boluk gelirsiniz

[19] Gok acılmıs, kapı kapı olmustur

[20] Daglar yurutulmus, bir serab olmustur

[21] Cehennem de gozetleme yeri olmus(sucluları gozetleyip durmakta)dır

[22] Azgınların varacagı yerdir

[23] Orada caglar boyu kalacalardır

[24] Orada ne bir serinlik, ne de icilecek bir sey tadarlar

[25] Yalnız kaynar su ve irin (icerler)

[26] Yaptıklarına uygun bir ceza olarak

[27] Cunku onlar bir hesap (gorulecegini) ummuyorlardı

[28] Ayetlerimizi de tamamen yalanlamıslardı

[29] Biz de her seyi sayıp yazmıstık

[30] Simdi tadın (yaptıklarınızın tadını), artık size azabdan baska bir sey artırmayacagız! So taste (of that which ye have earned). No increase do We give you save of torment

[31] Korunanlar icin de basarı odulu vardır

[32] Bahceler, baglar

[33] Gogusleri tomurcuklanmıs yasıt kızlar

[34] Ve dolu kadeh(ler)

[35] Orada ne bos soz ne de yalan isitirler

[36] Rabbinden bir karsılık, yeterli bir bagıs olarak

[37] Goklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbi, cok merhametli (Rab). O'nun (izni olmadan) huzurunda konusamazlar

[38] O gun Ruh ve melekler, sıra sıra dururlar. Ancak Rahman'ın izin verdigi konusabilir, o da dogruyu soyler

[39] Iste bu, hak gunudur. Artık dileyen, Rabbine varan bir yol tutar

[40] Biz sizi yakın bir azab ile uyardık. O gun kisi, ellerinin (yapıp) one surdugu islere bakar ve kafir: "Keske ben, toprak olsaydım!" der

Nâziât

Surah 79

[1] Andolsun sokup cıkaranlara

[2] Hemen cekip alanlara

[3] Yuzup gidenlere

[4] Yarısıp, gecenlere

[5] Derken isi duzenleyenlere

[6] O gun o gurultu sarsar

[7] Ardından baska bir gurultu gelir

[8] O gun bazı yurekler carpar

[9] Gozleri (korkudan) asagı kayar

[10] Diyorlar ki: "Biz yine eski halimize dondurulecek miyiz

[11] Biz curumus kemikler olduktan sonra ha

[12] Oyle ise bu, ziyanlı bir donustur! dediler

[13] O (olay zor degil) bir tek haykırıs(a bakmakta)dır

[14] Hemen onlar uyanıklık alanındadırlar

[15] Musa'nın haberi sana geldi mi

[16] Hani Rabbi ona Kutsal Vadi'de, "Tuva"'da unlemisti

[17] Fir'avn'a git, cunku o azdı

[18] De ki: Arınmaga gonlun var mı

[19] Seni Rabbin(in yolun)a ileteyim de O'ndan korkasın

[20] Ona buyuk mu'cizeyi gosterdi

[21] Fakat o yalanladı, karsı geldi

[22] Sonra sırtını dondu; (Musa'nın getirdiklerini iptal etmek icin) calısmaga koyuldu

[23] (Adamlarını) Topladı, (onlara) bagırdı

[24] Ben sizin en yuce Rabbinizim! dedi

[25] Allah da onu, sonun ve ilkin (ahiretin ve dunyanın) azabıyle cezalandırdı

[26] Suphesiz bunda (Allah'tan) korkacak kimse icin ibret vardır

[27] Yaratılısca siz mi daha cetinsiniz, yoksa gok mu? (Allah) onu yaptı

[28] Kalınlıgını (tavanını) yukseltti, onu duzenledi

[29] Gecesini ortup kararttı, kuslugunu (gunesinin ısıgını) acıga cıkardı

[30] Bundan sonra da yeri yayıp yuvarlattı

[31] Ondan suyunu ve otlagını cıkardı

[32] Dagları oturttu

[33] Sizin ve hayvanlarınızın gecimi icin

[34] Herseyi bastıran o buyuk felaket geldigi zaman

[35] O gun insan, neyin pesinde kosmus oldugunu hatırlar

[36] Goren kimseler icin cehennem ortaya cıkarılmıstır

[37] Artık kim azmıssa

[38] Ve su yakın hayatı yeglemisse

[39] Onun barınagı cehennemdir

[40] Ama kim Rabbinin divanında dur(up hesap ver)mekten korkmus ve nefsi(ni) kotu heves(ler) den men'etmisse

[41] Onun barınagı da cennettir

[42] Sana sa'atden soruyorlar: Demir atması (gelip catması) ne zaman diye

[43] Sen nerede, onun vaktini soylemek nerede

[44] Onun bilgisi Rabbine aittir

[45] Sen ancak, ondan korkacak olanları uyarıcısın

[46] Onlar onu gordukleri zaman sanki (dunyada) bir aksam veya onun kusluk vaktinden fazla kalmamıs gibi olurlar

Abese

Surah 80

[1] Surat astı ve dondu

[2] Kor geldi diye

[3] Ne bilirsin belki o arınacak

[4] Yahut ogut dinleyecek de ogut, kendisine yarayacak

[5] Kendisini zengin gorup tenezzul etmeyene gelince

[6] Sen ona yoneliyorsun

[7] Onun arınmamasından sana ne

[8] Fakat kosarak sana gelen

[9] Saygılı olarak gelmisken

[10] Sen onunla ilgilenmiyorsun

[11] Hayır (olmaz boyle sey); o (ayetler), bir hatırlatmadır

[12] Dileyen onu dusunup ogut alır

[13] (O ogut) Sahifeler icindedir: Deger verilen

[14] Saygı ile yukseltilen, tertemiz (sayfalar)

[15] Yazıcıların ellerinde

[16] Degerli, iyi (yazıcıların)

[17] Kahrolası insan, ne kadar da nankordur

[18] (Allah) Onu hangi seyden yarattı

[19] Nutfe (sperm)den. Onu yarattı, ona bicim verdi

[20] Sonra ona yolu kolaylastırdı

[21] Sonra onu oldurdu, kabre koydurdu

[22] Sonra diledigi zaman onu diriltip kaldırdı

[23] Hayır, insan, O'nun kendisine emrettigini yapmadı

[24] Insan su yiyecegine baksın

[25] Biz suyu iyice doktuk

[26] Sonra topragı guzelce yardık da

[27] Orada bitirdik: Dane

[28] Uzum, yonca

[29] Zeytin, hurma

[30] Iri ve gur bahceler

[31] Meyva ve cayır

[32] Sizin ve hayvanlarınızın gecimi icin

[33] Carpınca kulakları sagır eden o gurultu geldigi zaman

[34] Iste o gun kisi kacar: kardesinden

[35] Anasından, babasından

[36] Esinden ve ogullarından

[37] O gun, onlardan her kisinin, kendisine yeter derecede isi vardır

[38] Yuzler var ki o gun parıl parıl

[39] Gulec, sevincli

[40] Yuzler de var ki o gun tozlanmıs

[41] Onları karanlık burumus (oylesine uzgun, oylesine dertli)

[42] Iste onlar kafirler, Hak'tan sapanlardır

Tekvîr

Surah 81

[1] Gunes buzuldugu zaman

[2] Yıldızlar kararıp dokuldugu zaman

[3] Daglar yurutuldugu zaman

[4] On aylık gebe develer bası bos bırakıldıgı zaman

[5] Vahsi hayvanlar bir araya toplandıgı zaman

[6] Denizler kaynatıldıgı zaman

[7] Nefisler ciftlestirildigi zaman

[8] Ve soruldugu zaman o diri diri topraga gomulen kıza

[9] Hangi gunah(ı) yuzunden olduruldu? diye

[10] (Amel) defterler(i) acılıp yayıldıgı zaman

[11] Gok sıyrılıp acıldıgı zaman

[12] Cehennem alevlendirildigi zaman

[13] Cennet yaklastırıldıgı zaman

[14] Her can, ne yapıp getirdigini bilir

[15] Yoo, yemin ederim o geri kalıp gizlenenlere

[16] Akıp gidenlere, donup saklananlara

[17] Sırtını donen geceye

[18] Soluk almaga baslayan sabaha

[19] (Andolsun bunlara) Ki o, degerli bir elcinin (Cebrail'in) sozudur

[20] (O elci,) Gucludur, Arsın sahibi (Allah) katında yucedir

[21] Orada (kendisine) ita'at edilen, guvenilendir

[22] Arkadasınız cinli degildir

[23] Andolsun (Muhammed) onu apacık ufukta gormustur

[24] O, gayb hakkında (verdigi haberlerden dolayı) suclanamaz

[25] O (Kur'an) kovulmus seytanın sozu degildir

[26] O halde nereye gidiyorsunuz

[27] O, alemlere oguttur

[28] Aranızdan dogru hareket etmek isteyen icin

[29] Alemlerin Rabbi Allah dilemedikce siz dileyemezsiniz

İnfitâr

Surah 82

[1] Gok yarıldıgı zaman

[2] Yıldızlar sacıldıgı zaman

[3] Denizler fıskırtıldıgı zaman

[4] Kabirlerin ici dısına getirildigi zaman

[5] Her can, ne (yapıp) one surdugunu ve ne (yapmayıp) geride bıraktıgını bilir

[6] Ey insan, seni engin kerem sahibi Rabbine karsı ne aldatıp isyana surukledi

[7] O (Rab) ki seni yarattı, seni duzenledi, sana olculu bir bicim verdi

[8] Seni(n organlarını) diledigi sekilde birbirine ekledi

[9] Hayır, (bu gururunuzun sebebi sudur) siz ceza (gorme)yi yalanlıyorsunuz

[10] Oysa uzerinizde koruyucu(yaptıklarınızı zabtedici melek)ler vardır

[11] Degerli yazıcılar

[12] Yaptıgınız herseyi bilirler

[13] Iyiler ni'met icindedirler

[14] Kotuler de yakıcı ates icindedirler

[15] Ceza gunu oraya girerler

[16] Onlar ondan (hicbir yere kacıp) kaybolacak degillerdir

[17] Ceza gununun ne oldugunu sen nereden bileceksin

[18] Ve yine ceza gununun ne oldugunu sen nereden bileceksin

[19] O, kimsenin kimseye yardım edemeyecegi bir gundur! O gun buyruk, yalnız Allah'ındır

Mutaffifîn

Surah 83

[1] Olcu ve tartıda hile yapanların vay haline

[2] Onlar insanlardan bir sey olcup aldıkları zaman olcuyu tam yaparlar

[3] Kendileri onlara bir sey olctukleri veya tarttıkları zaman (olcu ve tartıyı) eksik yaparlar

[4] Onlar, tekrar diriltileceklerini sanmıyorlar mı

[5] Buyuk bir gun icin

[6] Ki o gun insanlar, alemlerin Rabbinin divanında dururlar

[7] Hayır, (olcu ve tartıda hile yapılamaz), dogrusu sapanların yazıcısı Siccin(asagı zindan)dadır

[8] Siccin'in ne oldugunu sen nereden bileceksin

[9] Yazılmıs bir Kitaptır

[10] Yalanlayanların vay haline o gun

[11] Onlar ceza gununu yalanlamaktadırlar

[12] Onu, saldırgan, gunahkardan baskası yalanlamaz

[13] Ona ayetlerimiz okundugu zaman: "Eskilerin masalları" der

[14] Hayır, dogrusu, onların isleyip kazandıkları seyler, kalblerinin uzerine pas olmustur

[15] Hayır, dogrusu onlar, o gun Rablerinden perdelenmislerdir

[16] Sonra onlar, elbette cehenneme gireceklerdir

[17] Sonra da: "Iste yalanlamakta oldugunuz sey budur!" denilecektir

[18] Hayır, iyilerin yazısı Illiyyin(yuceler)dedir

[19] Illiyyin(yuceler)in ne oldugunu sen nereden bileceksin

[20] Yazılmıs bir Kitaptır

[21] (Allah'a) Yaklastırılmıs olanlar, ona tanık olurlar

[22] Iyiler elbette ni'met icindedirler

[23] Divanlar uzerinde oturup bakarlar

[24] Yuzlerinde ni'metin sevinc ve parıltısını sezersin

[25] Onlara, muhurlu, halis bir saraptan icirilir

[26] Ki sonu misktir (icildikten sonra misk gibi kokar). Iste yarısanlar, bunun icin yarıssınlar

[27] Karısımı tesnimdendir

[28] Bir cesme ki (Allah'a) yaklastırılanlar ondan icerler

[29] Suc isleyenler, inananların ustune gulerlerdi

[30] Onların yanından gectikleri zaman birbirlerine kas goz eder(ek onları kucumser)lerdi

[31] Ailelerine dondukleri zaman da (yaptıklarıyle ovunup) eglenmeye baslarlardı

[32] Inananları gorduklerinde: "Sunlar sapık insanlar" derlerdi

[33] Oysa kendileri, onların uzerine bekci gonderilmemislerdi

[34] Iste bugun de inananlar kafirlerin ustune gulerler

[35] Divanlar uzerinde (oturup) bakarlar

[36] Kafirler, yaptıklarıyle cezalandılar mı? diye

İnşikâk

Surah 84

[1] Gok yarıldıgı

[2] Kendisine yarastıgı uzere Rabbini(n buyrugunu) dinledigi zaman

[3] Yer uzatıl(ıp dumduz yapıl)dıgı

[4] Icindekileri dısarı atıp bosaldıgı

[5] Ve kendisine yarastıgı uzere Rabbini(n buyrugunu) dinledigi zaman

[6] Ey insan, sen, Rabbine varan yolda cabalayıp durmaktasın, nihayet O'na varacaksın

[7] (O zaman) Kimin Kitabı sagından verilirse

[8] O, kolay bir hesaba cekilecek

[9] Ve sevincli olarak ailesine donecektir

[10] Kimin Kitabı arka tarafından verilirse

[11] O, olumu cagıracak

[12] Ve alevli atese girecektir

[13] Cunku o, (dunyada) ailesi arasında (sımarık ve) sevincli idi

[14] O, hic (Rabbine) donmeyecegini sanmıstı

[15] Hayır, Rabbi O'nu gormekte idi

[16] Yoo, and icerim; aksamın alaca karanlıgına

[17] Geceye ve (gecenin bagrında) topladıgı seylere

[18] Degirmilesen aya

[19] Ki, siz, mutlaka tabakadan tabakaya bineceksiniz

[20] Onların nesi var ki inanmıyorlar

[21] Kendilerine Kur'an okundugu zaman secde etmiyorlar

[22] Tersine o nankorler yalanlıyorlar

[23] Allah onların, iclerinde gizledikleri (dusunceleri) biliyor

[24] Onlara acı bir azabı mujdele

[25] Ancak inanıp yararlı isler yapan kimseler icin kesintisiz bir mukafat vardır

Bürûc

Surah 85

[1] Burclar sahibi goge andolsun

[2] Va'dedilen gune andolsun

[3] (O gun) Sahide ve sahidlik edilene andolsun

[4] Ki kahroldu o hendegin adamları

[5] O yakıt doldurulup tutusturulmus ates (hendeginin adamları)

[6] Onlar, o(ates hendegi)nin basında oturmuslardı

[7] Ve onlar, mu'minlere yaptıklarını seyrediyorlardı

[8] Mu'minler sırf aziz, ovguye layık Allah'a inandıkları icin o (zalim)ler onlardan oc aldılar

[9] O (Allah) ki goklerin ve yerin hukumranlıgı O'nundur. Allah, her seye tanıktır

[10] Inanmıs erkek ve kadınlara iskence edip sonra (yaptıklarına) tevbe etmeyenler (yok mu), onlar icin cehennem azabı vardır ve onlar icin yangın azabı vardır

[11] Inanan ve iyi isler yapan kimseler icin de altlarından ırmaklar akan cennetler vardır. Iste buyuk basarı budur

[12] Suphesiz Rabbinin tutusu siddetlidir

[13] Ilkin var eden, sonra geri cevirip yeniden yaratan O'dur

[14] O bagıslayandır, sevendir

[15] Ars'ın sahibidir, yucedir

[16] Istedigini yapandır

[17] O orduların haberi sana geldi mi

[18] (Yani) Fir'avn ve Semud(kavimlerin)in

[19] Dogrusu, nankorler bir yalanlama icindedirler

[20] Allah ise onları arkalarından kusatmıstır

[21] Hayır, (Kur'an, onların dedikleri gibi bir soz degil), o serefli bir Kur'an'dır

[22] Korunan bir levhada(yazılı)dır

Târık

Surah 86

[1] Goge ve tarık'a andolsun

[2] Tarık'ın ne oldugunu sen nereden bileceksin

[3] Parlayan yıldızdır

[4] Hicbir can yoktur ki basında bir koruyucu (bekci) olmasın

[5] Insan neden yaratıldıgına bir baksın

[6] Atılan bir sudan yaratıldı

[7] Bel ile kaburga kemikleri arasından cıkan (bir sudan)

[8] O (Allah), onu tekrar dondur(up yarat)maga kadirdir

[9] Gizlilerin (ortaya dokulup) yoklanacagı gun

[10] Insanın ne bir gucu, ne de bir yardımcısı vardır

[11] Donuslu goge andolsun

[12] (Bitkilerin cıkması icin) Catlayan yere andolsun ki

[13] O (Kur'an), elbette (hak ile batılı) ayırdedici bir sozdur

[14] O, saka degildir

[15] Onlar (onu iptal etmek icin) bir tuzak kuruyorlar

[16] Ben de (onları yakalamak icin) bir tuzak kuruyorum

[17] Hele sen o kafirlere muhlet ver, biraz bırak onları (bildiklerine gitsinler)

A'lâ

Surah 87

[1] Rabbinin yuce adını tesbih et (O'nun eksikliklerden uzak oldugunu an)

[2] O ki (her seyi) yarattı, duzenledi

[3] Ve O ki herseyin miktarını, bicimini belirleyip hedefini gosterdi

[4] Ve O ki otlagı cıkardı

[5] Sonra da onu kupkuru, siyah bir cope cevirdi

[6] Sana (Kur'an'ı), okutacagız, unutmayacaksın

[7] Yalnız Allah'ın diledigini unutursun. O, acıgı da bilir, gizli olanı da

[8] Seni en kolay yola muvaffak edecegiz

[9] O halde eger hatırlatmak yarar verirse hatırlat, ogut ver

[10] (Allah'a) Saygılı olan hatırlar (ogut alır)

[11] Bahtsız olan da ondan kacınır

[12] O da en buyuk atese girer

[13] Sonra orada ne olur, ne de yasar

[14] Dogrusu, mutluluga ermistir zekat veren

[15] Rabbinin adını anıp namaz kılan

[16] Ama siz, su yakın hayatı yegliyorsunuz

[17] Oysa ahiret daha iyi ve daha kalıcıdır

[18] Bu (hukumler), elbette ilk sahifelerde de vardı

[19] Ibrahim'in ve Musa'nn sayfalarında

Ğâşiye

Surah 88

[1] (Siddet ve dehsetiyle her seyi) Sarıp kaplayacak olan(o felaket)in haberi sana geldi mi

[2] Yuzler var ki o gun one dusuktur

[3] Calısır, yorulur

[4] Kızgın atese girerler

[5] Kendilerine kaynamıs bir gozeden (su) icirilir

[6] Onlar icin kuru dikenden baska yiyecek de yoktur

[7] O da ne semirtir, ne de aclıgı giderir

[8] Yuzler de var ki o gun ni'met icinde mutlu

[9] Isinden memnun

[10] Yuksek bir bahcededir

[11] Orada bos soz isitmezler

[12] Orada akan bir kaynak vardır

[13] Orada yukseltilmis tahtlar

[14] Konulmus kadehler

[15] Dizilmis yastıklar

[16] Serilmis halılar vardır

[17] Bakmıyorlar mı develere, nasıl yaratılmıs

[18] Goge, nasıl yukseltilmis

[19] Daglara, nasıl dikilmis

[20] Yere, nasıl yayılıp dosenmis

[21] Ogut ver, cunku sen ancak ogut verensin

[22] Onların uzerinde zorlayıcı degilsin

[23] Ancak kim yuz cevirir ve inanmazsa

[24] Allah ona en buyuk azabı eder

[25] Donusleri Bizedir

[26] Sonra onların hesabını gormek Bize duser

Fecr

Surah 89

[1] Andolsun fecre (tan yeri agarmasına)

[2] On geceye

[3] Cift'e ve tek'e

[4] Gitmekte olan geceye

[5] Bu( anıla)n (seyler)de akıl sahibi icin bir yemin var, degil mi? (Iste bunlara andolsun ki kafirler mutlaka azaba ugrayacaklardır)

[6] Gormedin mi Rabbin ne yaptı 'Ad(kavmin)e

[7] Sutunlu Irem'e

[8] Ki ulkeler arasında onun esi yaratılmamıstı

[9] Vadi('l-Kura)da kayaları oya(rak evler yapa)n Semud(kavmin)e

[10] Ve kazıklar sahibi Fir'avn'a

[11] Bunlar ulkelerde azmıslardı

[12] Oralarda cok kotuluk etmislerdi

[13] Bu yuzden Rabbin onların uzerine azab kırbacını carptı

[14] Elbette Rabbin gozetleme yerindedir (her an kullarının fiillerini gozetlemektedir)

[15] Fakat insan oyledir; Rabbi ne zaman kendisini sınayıp ona ikramda bulunur, ona ni'met verirse: "Rabbim bana ikram etti" der

[16] Ama Rabbi onu sınayıp rızkını daraltırsa: "Rabbim beni alcalttı (perisan etti)" der

[17] Hayır, dogrusu siz (Allah'tan ikram bekliyorsunuz ama kendiniz) yetime ikram etmiyorsunuz

[18] Yoksula yedirmege tesvik etmiyorsunuz

[19] Mirası hırsla yutuyorsunuz

[20] Malı pek cok seviyorsunuz

[21] Hayır, yer birbiri ardınca sarsılıp dumduz edildigi zaman

[22] Melekler sıra sıra dizili durumda Rabbin geldigi zaman

[23] Ve cehennem de getirildigi zaman. Iste o gun insan anlar, ama artık anlamanın kendisine ne yararı var

[24] (O zaman insan): "Ah, keske ben bu hayatım icin (iyi isler yapıp) gonderseydim!" der

[25] O gun O'nun yapacagı azabı kimse yapamaz

[26] Ve O'nun vuracagı bagı kimse vuramaz

[27] Ey huzura eren nefis

[28] Razı edici ve razı edilmis olarak Rabbine don

[29] (Iyi) Kullarım arasına gir

[30] Cennetime gir

Beled

Surah 90

[1] Yoo, and icerim bu kente

[2] Ki sen bu sehire girmekte(burada yasamakta)sın

[3] Ve (and icerim) dogurucuya ve dogurduguna ki

[4] Biz insanı zorluk arasında yarattık

[5] Insan, hic kimsenin kendisine guc yetiremeyecegini mi sanıyor

[6] (Gosteris ve ovunme icin) "Ben bircok mal telef ettim" diyor

[7] Kimsenin kendisini gormedigini mi sanıyor

[8] Biz ona vermedik mi: Iki goz

[9] Bir dil, iki dudak

[10] Ona iki tepeyi (anasının iki memesini emmenin veya hayır ve serrin yolunu) gosterdik

[11] Fakat o, sarp yokusa atılamadı

[12] Sarp yokusun ne oldugunu sen nereden bileceksin

[13] Bir boynu (kolelik zincirinden) cozmek

[14] Yahut aclık gununde doyurmaktır

[15] Akraba olan yetimi

[16] Yahut hicbir seyi olmayan yoksulu

[17] Sonra inanıp birbirlerine sabır tavsiye eden ve merhamet tavsiye edenlerden olmak

[18] Iste onlar sagın adamlarıdır (Kitabı sagından verilen ugurlu kisilerdir)

[19] Ayetlerimizi tanımayanlar ise solun adamlarıdır (Kitabı solundan verilen ugursuz kisilerdir)

[20] Onlara (kapıları) uzerlerine kilitlenecek bir ates vardır

Şems

Surah 91

[1] Gunese ve onun aydın sabahına andolsun

[2] Onu izleyen aya andolsun

[3] Gunesi ortaya cıkaran gunduze andolsun

[4] Onu orten geceye andolsun

[5] Goge ve onu yapana andolsun

[6] Yere ve onu yuvarlayıp doseyene andolsun

[7] Nefse ve onu bicimlendirene

[8] Ona bozuklugunu ve korunmasını (isyanını ve ita'atini) ilham edene andolsun ki

[9] (Allah'tan baskasına tapmayarak) Nefsini yucelten kazanmıs

[10] (Yaratıklara taparak) Onu alcaltan da ziyana ugramıstır

[11] Semud (kavmi), azgınlıgı yuzunden (Hakk'ı) yalanladı

[12] En haydutları ayaklandıgı zaman

[13] Allah'ın elcisi onlara: "Allah'ın devesine ve onun su icme hakkına dokunmayın!" demisti

[14] Onu yalanladılar, deveyi kestiler. Rableri de, gunahları yuzunden azabı baslarına gecirip, orayı dumduz etti

[15] (Rab) Bu isin sonundan korkmaz

Leyl

Surah 92

[1] Orttugu zaman geceye andolsun

[2] Gorundugu zaman gunduze andolsun

[3] Erkegi ve disiyi yaratana andolsun ki

[4] Sizin isiniz cesit cesittir

[5] Kim (hayır icin) verir, korunursa

[6] Ve en guzel(soz)u dogrularsa

[7] Ona en kolay(yolda gitmey)i kolaylastırırız

[8] Kim de cimrilik eder, kendini zengin (ve kendine yeterli) gorurse

[9] Ve en guzel(soz)u de yalanlarsa

[10] Ona da en guc(yolda gitmey)i kolaylastırırız

[11] Cukura dustugu zaman malı ona hicbir fayda saglamaz

[12] Dogru yola iletmek bize aittir

[13] Son da ilk de (ahiret de dunya da) bizimdir

[14] Ben sizi alev sacan bir atese karsı uyardım

[15] Ona ancak haydut olan girer

[16] O ki, yalanlandı ve sırtını dondu

[17] En cok korunan da ondan uzak tutulur

[18] O ki malını hayra vererek arınır, yucelir

[19] Ve onun yanında, hic kimsenin karsılık verilecek bir ni'meti yoktur (o, verdigini kendisine yapılan bir iyiligin karsılıgı olarak degil)

[20] Yalnız yuce Rabbinin rızası icin verir

[21] Yakında kendisi de (Allah'ın vercegi ni'metle) razı olacaktır

Duhâ

Surah 93

[1] Kusluk vaktine andolsun

[2] Sakinlesen geceye andolsun ki

[3] Rabbin, seni bırakmadı ve sana darılmadı

[4] Senin sonun, ilkinden iyi olacaktır

[5] Rabbin, sana verecek ve sen razı olacaksın

[6] O, seni yetim bulup barındırmadı mı

[7] Seni sasırmıs bulup yola iletmedi mi

[8] Seni fakir bulup zengin etmedi mi

[9] Oyleyse sakın oksuzu ezme

[10] Dilenciyi azarlama

[11] Ve Rabbinin ni'metini anlat

İnşirâh

Surah 94

[1] Biz senin (bunalan) gogsunu acmadık mı (ondaki bunalımları, sıkıntıları giderip, onu ilim, hikmet ve huzur ile genisletmedik mi)

[2] Ve atmadık mı senin uzerinden yukunu

[3] Ki (o, agırlıgından) sırtını catırdatmıstı

[4] Senin sanını yukseltmedik mi

[5] Muhakkak her guclukle beraber bir kolaylık vardır

[6] Evet, her guclukle beraber bir kolaylık vardır

[7] O halde (islerinden) bosaldıgın zaman (ibadete) dur

[8] Rabb'ine niyaz et, yalvar

Tîn

Surah 95

[1] Tin'e ve Zeytun'a andolsun

[2] Sina Dagına andolsun

[3] Ve bu guvenli Sehre andolsun ki

[4] Biz insanı en guzel bicimde yarattık

[5] Sonra onu asagıların asagısına cevirdik

[6] Yalnız inanıp iyi isler yapanlar haric. Onlar icin kesintisiz bir mukafat vardır

[7] Boyle iken sana ahiret cezasını yalanlatan nedir

[8] Allah, hukum verenlerin en iyisi degil midir

Alak

Surah 96

[1] Yaratan Rabbinin adıyle oku

[2] O, insanı alaktan (embriyodan) yarattı

[3] Oku, Rabbin en buyuk kerem sahibidir

[4] O ki kalemle (yazmayı) ogretti

[5] Insana bilmedigini ogretti

[6] Hayır, (Rabbinin bu kadar iyiligine ragmen yine) insan azar

[7] Kendini zengin (kendine yeterli) gordugu icin

[8] Ama donus Rabbinedir (O'nun huzurunda bu azgınlıgının hesabını verecektir)

[9] Gordun mu su men'edeni

[10] Namaz kılarken bir kulu (namazdan)

[11] Gordun mu, ya o (kul) dogru yolda olur

[12] Yahut kotuluklerden korunmayı emrederse

[13] Gordun mu, ya bu (adam, hakkı) yalanlar yuz cevirirse? (O zaman bu yaptıgı kendisi icin iyi mi olur)

[14] Allah'ın (daima kendisini) gordugunu bilmedi mi (o)

[15] Hayır, (olmaz boyle sey), eger bundan vazgecmezse (onu) percem(in)den yakalar(atese surukler)iz

[16] O yalancı, gunahkar percem(den)

[17] O zaman (o gitsin) de meclisini (adamlarını) cagırsın

[18] Biz de zebanileri cagıracagız

[19] Hayır, ona boyun egme; (Rabbine) secde et ve yaklas

Kadir

Surah 97

[1] Biz o(Kur'a)n'ı Kadir gecesinde indirdik

[2] Kadir gecesinin ne oldugunu sen nereden bileceksin

[3] Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır

[4] Melekler ve Ruh, o gece Rab'lerinin izniyle her is icin iner de iner

[5] Esenliktir o, ta tan yeri agarıncaya kadar

Beyyine

Surah 98

[1] Kitap ehlinden ve musriklerden (hakk'ı) tanımayanlar, kendilerine acık kanıt gelinceye dek (halleri uzere) bırakılacak degillerdi (mutlaka kendilerine acıklama gelecekti)

[2] (Yani) Allah tarafından gonderilen ve tertemiz sahifeler okuyan bir elci

[3] O sahifelerde dogru, degerli Kitaplar vardır

[4] Kitap verilmis olanlar, ancak kendilerine acık kanıt geldikten sonra ayrılıga dustuler

[5] Oysa kendilerine, dini yalnız Allah'a halis kılıp O'nu birleyerek Allah'a kulluk etmeleri, namazı kılmaları, zekatı vermeleri emredilmisti. Iste dogru din oydu

[6] Kitap ehlinden ve (Allah'a) ortak kosanlardan olan nankorler, surekli olarak cehennem atesindedirler. Onlar, halkın en serlisidir

[7] Inanıp iyi isler yapanlar da halkın en hayırlısıdır

[8] Rableri katında onların mukafatı altlarından ırmaklar akan, icinde ebedi kalacakları, Adn cennetleridir. Allah onlardan razı olmus, onlar da O'ndan razı olmuslardır. Bu, Rabbine saygı gosterene mahsustur

Zilzâl

Surah 99

[1] Yer o yaman sarsıntı ile sarsıldıgı

[2] Yer (bagrındaki) agırlıklarını cıkardıgı

[3] Ve insan: "Ona ne oluyor?" dedigi zaman

[4] Iste o gun (yer), haberlerini soyler

[5] Cunku Rabbin ona vahyetmistir (onun icin basından gecenleri anlatır)

[6] O gun insanlar, ayrı ayrı gruplar halinde (Yuce Divana) cıkarlar ki, yaptıkları isler kendilerine gosterilsin

[7] Artık kim zerre agırlıgınca hayır yapmıssa onu gorur

[8] Ve kim zerre agırlıgınca ser yapmıssa onu gorur

Âdiyât

Surah 100

[1] Andolsun nefesleriyle (gup gup) ses cıkararak kosan(at)lara

[2] (Tırnaklariyle yerden) Ates cıkaranlara

[3] Sabahleyin akın edenlere

[4] (Kosarak) Toz koparanlara

[5] Derken bir toplulugun ortasına dalanlara

[6] (Bunlara andolsun) Ki insan, Rabbine karsı cok nankordur

[7] Ve o da buna sahiddir

[8] Dogrusu o, malı cok sever

[9] Bilmez mi o, kabirlerde olanlar dısarı atıldıgı

[10] Goguslerde bulunanlar devsirildigi zaman

[11] O gun Rabbleri onların her halini haber almıs(gizli ve acık butun yaptıklarını bilmis)tir

Kâria

Surah 101

[1] Carpan olay

[2] Nedir o carpan olay

[3] O carpan olayın ne oldugunu sen nereden bileceksin

[4] O gun insanlar, yayılmıs pervaneler gibi olur(lar)

[5] Daglar atılmıs renkli yun gibi olur

[6] Kimin tartıları agır gelirse

[7] O, memmun edici bir hayat icindedir

[8] Kimin tartıları hafif gelirse

[9] Onun anası (bagrına atılacagı) haviye(ucurum)dur

[10] Onun ne oldugunu sen nereden bileceksin

[11] Kızgın bir atestir

Tekâsür

Surah 102

[1] Cokluk yarısı, sizi oyaladı

[2] Nihayet kabirleri ziyaret ettiniz (kabre girinceye kadar mal artırmaga calıstınız)

[3] Hayır (olmaz bu), yakında bileceksiniz (hatanızı)

[4] Yine hayır, yakında bileceksiniz (hatanızı)

[5] Hayır, (gercegi) kesin bilgi ile bilseydiniz

[6] Mutlaka cehennemi gorur (oun varlıgını gozle gormus gibi kabul eder)diniz

[7] Sonra onu kesin olarak gozle goreceksiniz

[8] Sonra o gun, (size verilen) ni'metten sorulacaksınız

Asr

Surah 103

[1] Asra andolsun ki

[2] Insan ziyandadır

[3] Ancak inanıp iyi isler yapanlar, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve birbirlerine sabrı tavsiye edenler ziyanda degillerdir

Hümeze

Surah 104

[1] (Insanları) Diliyle cekistiren, kas ve gozuyle isaretler yapıp alay eden her fesad kisinin vay haline

[2] O ki mal yıgdı, onu saydı durdu

[3] Malının, kendisini ebedi yasatacagını sanıyor

[4] Hayır, andolsun ki o, Hutame'ye atılacaktır

[5] Hutame'nin ne oldugunu sen nereden bileceksin

[6] Allah'ın tutusturulmus atesidir

[7] (Bir ates) Ki gonullere isler

[8] O, onların uzerine kapatılıp kilitlenecektir

[9] (Kendileri,) Uzatılmıs direkler arasında (baglı) olarak (kalacaklardır)

Fîl

Surah 105

[1] Rabbinin, Fil sahiplerine ne yaptıgını gormedin m

[2] Onların tuzaklarını bosa cıkarmadı mı

[3] Uzerlerine suru suru kuslar gonderdi

[4] Onlara camurdan sertlesmis taslar atan (kuslar)

[5] Nihayet onları, kurt yenigi ekin yapragı gibi yaptı

Kureyş

Surah 106

[1] Kureysi alıstırdıgı icin

[2] Onları kıs ve yaz yolculuguna alıstırdıgı icin

[3] Bu Ev(Ka'be'n)in Rabbine kulluk etsinler

[4] O ki onları yedirip aclıktan kurtardı ve onları korkudan guvene kavusturdu

Mâûn

Surah 107

[1] Din(ahiret cezasın)ı yalanlayan(adam)ı gordun mu

[2] Iste o, oksuzu iter, kakar

[3] Yoksulu doyurmaga onayak olmaz

[4] Su namaz kılanların vay haline

[5] Ki, onlar namazlarından gaflet ederler (kıldıkları namazın degerini bilmez, ona onem vermezler)

[6] Onlar gosteris (icin ibadet) yaparlar

[7] En ufak bir yardımı esirgerler

Kevser

Surah 108

[1] Biz sana Kevser'i (bol ni'met, ilim ve buyuk seref) verdik

[2] Oyleyse Rabbin icin namaz kıl ve nahret (kurban kes veya ellerini bogazına kadar kaldırıp tekbir al)

[3] Asıl sonu kesik olan, sana bugzedendir

Kâfirûn

Surah 109

[1] De ki: Ey nankorler

[2] Ben sizin yaptıgınız ibadeti yapmam

[3] Siz de benim yaptıgım ibadeti yapmazsınız

[4] Ben asla sizin yapmakta oldugunuz ibadeti yapıcı degilim

[5] Siz de benim yapmakta oldugum ibadeti yapıcı degilsiniz

[6] Sizin dininiz size, benim dinim banadır

Nasr

Surah 110

[1] Allah'ın yardımı ve fetih geldigi

[2] Ve insanların dalga dalga Allah'ın dinine girdiklerini gordugun zaman

[3] Rabbini overek tesbih et, O'ndan magfiret dile. Cunku O, tevbeyi kabul edendir

Tebbet

Surah 111

[1] Ebuleheb'in iki eli kurusun (yok olsun o); zaten yok oldu ya

[2] Ne malı, ne de kazandıgı onu (Allah'ın kahrından) kurtaramadı

[3] Alevli bir atese girecektir (o)

[4] Karısı da, odun hamalı olarak

[5] Boynunda hurma lifinden bir ip olacaktır

İhlâs

Surah 112

[1] De ki: O Allah birdir

[2] Allah Samed'dir

[3] Kendisi dogurmamıstır ve dogurulmamıstır

[4] Hicbir sey O'nun dengi olmamıstır

Felak

Surah 113

[1] De ki: Sıgınırım ben, karanlıgı yarıp sabahı ortaya cıkaran Rabbe

[2] Yarattıgı seylerin serrinden

[3] Karanlıgı coktugu zaman gecenin serrinden

[4] Dugumlere ufleyip tukuren buyucu kadınların serrinden

[5] Ve hased ettigi zaman hasedcinin serrinden

Nâs

Surah 114

[1] De ki: "Sıgınırım ben, insanların Rabbine

[2] Insanların padisahına

[3] Insanların Tanrısına

[4] O sinsi vesvesecinin serrinden

[5] O ki insanların goguslerine (kotu dusunceler) fısıldar

[6] Gerek cinlerden, gerek insanlardan (olan butun vesvesecilerin serrinden Allah'a sıgınırım)