Turkish

Translation: tur-tefhimulkuran-la

Author: Tefhim Ul Kuran

Fâtiha

Surah 1

[1] Rahman ve Rahim olan Allah´ın adıyla

[2] Hamd, Alemlerin Rabbi, Rahman, Rahim ve Din gununun maliki olan Allah´adır

[3] Hamd, Alemlerin Rabbi, Rahman, Rahim ve Din gununun maliki olan Allah´adır

[4] Hamd, Alemlerin Rabbi, Rahman, Rahim ve Din gununun maliki olan Allah´adır

[5] Biz yalnızca Sana ibadet eder ve yalnızca Sen´den yardım dileriz

[6] Bizi dosdogru yola ilet, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna, gazaba ugrayanların ve sapıklarınkine degil

[7] Bizi dosdogru yola ilet, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna, gazaba ugrayanların ve sapıklarınkine degil

Bakara

Surah 2

[1] Elif, Lam Mim

[2] Bu, kendisinde suphe olmayan, muttakiler icin de kılavuz olan bir kitaptır

[3] Ki onlar, gayba inanırlar, namazı dosdogru kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak ederler

[4] Ve (yine) onlar, sana indirilene, senden once indirilenlere iman ederler ve ahirete de kesin bir bilgiyle inanırlar

[5] Iste bunlar, Rablerinden olan bir hidayet uzeredirler ve kurtulusa erenler de bunlardır

[6] Suphesiz, kufredenleri uyarıp korkutsan da, uyarmayıp korkutmasan da, onlar icin farketmez; iman etmezler

[7] Allah, onların kalplerini ve kulaklarını muhurlemistir; gozlerinin uzerinde de perdeler vardır. Ve buyuk azab onlarındır

[8] Insanlardan oyleleri vardır ki: «Biz Allah´a ve ahiret gunune iman ettik.» derler; oysa onlar inanmıs degildirler

[9] (Sozde) Allah´ı ve iman edenleri aldatırlar. Oysa onlar, yalnızca kendilerini aldatmaktadırlar da suurunda degildirler

[10] Kalplerinde hastalık vardır. Allah da hastalıklarını arttırmıstır. Yalan soylemekte olduklarından dolayı, onlar icin acıklı bir azab vardır

[11] Kendilerine: «Yeryuzunde fesat cıkarmayın» denildiginde: «Biz yalnızca ıslah edicileriz» derler

[12] Haberiniz olsun; gercekten, asıl fesatcılar bunlardır, ama suurunda degildirler

[13] Ve (yine) kendilerine: «Insanların iman ettigi gibi siz de iman edin» denildiginde: «Dusuk akıllılar (beyinsizler) ın iman ettigi gibi mi iman edelim?» derler. Bilin ki, gercekten asıl dusuk akıllılar kendileridir: ama bilmezler

[14] Iman edenlerle karsılastıkları zaman: «Iman ettik» derler. Seytanlarıyla basbasa kaldıklarında ise, derler ki: Suphesiz, sizinle beraberiz. Biz (onlarla) yalnızca alay edicileriz.»

[15] Allah da onlarla alay eder ve tugyan (azgınca taskınlık) ları icinde saskınca dolasmalarına (belli bir) sure verir

[16] Iste bunlar, hidayete karsılık sapıklıgı satın almıslardır; fakat bu alısverisleri bir yarar saglamamıs; hidayeti de bulmamıslardır

[17] Bunların ornegi, ates yakan adamın ornegine benzer; (ki onun atesi) cevresini aydınlattıgı zaman, Allah onların aydınlıgını giderir ve goremez bir sekilde karanlıklar icinde bırakıverir

[18] (Onlar) Sagırdırlar, dilsizdirler, kordurler. Bundan dolayı donmezler

[19] Ya da (bunlar) karanlıklar, gok gurultusu ve simsek(ler) le yuklu, gokten siddetli bir yagmur fırtınasına tutulmus gibidirler ki, yıldırımların saldıgı dehsetle; olum korkusundan parmaklarıyla kulaklarını tıkarlar. Ama Allah kafirleri cepecevre kusatıcıdır

[20] Cakan simsek, neredeyse gozlerini kapıverecek; onlerini her aydınlattıgında (biraz) yururler, uzerlerine karanlık basıverince de kalakalırlar. Allah dileseydi, isitmelerini de gormelerini de gideriverirdi. Hic suphe yok Allah, herseye guc yetirendir

[21] Ey insanlar, sizi ve sizden oncekileri yaratan Rabbinize kulluk ediniz ki sakınasınız

[22] O, sizin icin yeryuzunu bir dosek, gokyuzunu bir bina kıldı. Ve gokten yagmur indirerek bununla sizin icin (cesitli) urunlerden rızık cıkardı. Oyleyse (butun bunları) bile bile Allah´a esler kosmayın

[23] Eger kulumuza indirdigimiz (Kur´an) den suphedeyseniz, bu durumda, siz de bunun benzeri olan bir sure getirin. Ve eger dogru sozluler iseniz, Allah´tan baska sahitlerinizi (kendilerine guvendiginiz yardımcılarınızı) cagırın

[24] Ama yapamazsanız -ki kesin olarak yapamıyacaksınız- bu durumda kafirler icin hazırlanmıs ve yakıtı insanlar ve taslar olan atesten sakının

[25] (Ey Muhammed) iman edip salih amellerde bulunanları mujdele. Gercekten onlar icin altlarından ırmaklar akan cennetler vardır. Kendilerine rızık olarak bu urunlerden her yedirildiginde: «Bu daha once de rızıklandıgımızdır» derler, bu birbirinin benzeri olarak onlara sunulmustur. Onda, onlar icin tertemiz esler vardır ve onlar orada ebedi olarak kalıcıdırlar

[26] Suphesiz Allah, bir sivrisinegi olsun, ondan ustun olanını olsun (herhangi bir seyi) ornek vermekten cekinmez. Boylece iman edenler, kuskusuz bunun Rablerinden hak oldugunu bilirler; kufredenler ise, «Allah, bu ornekle neyi amaclamıstır?» derler. (Oysa Allah,) Bununla bircogunu saptırır, bircogunu da hidayete ulastırır. O bununla ancak fasıkları saptırır

[27] Ki (bunlar) Allah´ın ahdini, onu kesin olarak onayladıktan sonra bozarlar, Allah´ın kendisiyle birlestirilmesini emrettigi seyi keserler ve yeryuzunde bozgunculuk (fesad) cıkarırlar. Kayba ugrayanlar, iste bunlardır

[28] Nasıl oluyor da Allah´ı inkar ediyorsunuz? Oysa olu iken sizi O diriltti; sonra yine sizi oldurecek, yine diriltecektir ve sonra yalnızca O´na donduruleceksiniz

[29] Yerde olanların tumunu sizin icin yaratan O´dur. Sonra goge yonelip (istiva edip) de onları yedi gok olarak duzenleyen O´dur. O, herseyi bilendir

[30] Hani Rabbin, Meleklere: «Muhakkak ben, yer yuzunde bir halife var edecegim» demisti. Onlar da: «Biz seni ovup yuceltir ve (surekli) takdis edip dururken, orada fesat cıkaracak ve orada kanlar akıtacak birini mi var edeceksin?» dediler. (Allah:) «Suphesiz, sizin bilmediginizi ben bilirim.» dedi

[31] Ve Adem´e isimlerin hepsini ogretti. Sonra onları meleklere yoneltip: «Eger dogru sozluler iseniz, bunları bana isimleriyle haber verin» dedi

[32] Dediler ki: «Sen yucesin, bize ogrettiginden baska bizim hic bir bilgimiz yoktur. Gercekten sen, her seyi bilen, hukum ve hikmet sahibi olansın.»

[33] (Allah:) «Ey Adem, bunları onlara isimleriyle haber ver» dedi. O da, bunları onlara isimleriyle haber verince, (Allah) dedi ki: «Size demedim mi, goklerin ve yerin gaybını gercekten ben bilirim, gizli tuttuklarınızı da, acıga vurduklarınızı da ben bilirim.»

[34] Ve meleklere: «Ademe secde edin» dedik de Iblis´ten baska (digerlerinin tumu) secde ettiler. O ise, dayattı ve kibirlendi ve kafirlerden oldu

[35] Ve dedik ki: «Ey Adem, sen ve esin cennette yerles. Ikiniz de ondan, neresinden dilerseniz, bol bol yiyin; ama su agaca yaklasmayın, yoksa zalimlerden olursunuz.»

[36] Fakat Seytan, oradan ikisinin ayagını kaydırdı ve boylece onları icinde bulundukları durumdan cıkardı. Biz de: «Kiminiz kiminize dusman olarak inin, sizin icin yeryuzunde belli bir vakte kadar bir yerlesim ve meta vardır» dedik

[37] Derken Adem, Rabbinden (birtakım) kelimeler aldı. (Allah da) Bunun uzerine tevbesini kabul etti. Suphesiz O, tevbeleri kabul edendir, esirgeyendir

[38] Dedik ki: «Oradan tumunuz inin. Artık, ne zaman size benden bir hidayet gelir de, kim benim hidayetime uyarsa, onlar icin ne bir korku vardır, ne de mahzun olacaklardır.»

[39] Kufredip de ayetlerimizi yalanlayanlar ise; onlar, atesin halkıdırlar ve orada suresiz kalacaklardır

[40] Ey Israilogulları, size bagısladıgım nimetimi anın ve ahdime baglı kalın, ki ben de ahdinize baglı kalayım. Ve yalnızca benden korkun

[41] Yanınızda olan (Tevrat) ı, dogrulayıcı olarak indirdigime (Kur´an´a) iman edin; onu inkar edenlerin ilki siz olmayın ve ayetlerimi az bir deger karsılıgında degismeyin. Ve yalnızca benden korkun

[42] Hakkı batıl ile ortmeyin ve sizce de bilinirken hakkı gizlemeyin

[43] Namazı dosdogru kılın, zekatı verin ve ruku edenlerle siz de ruku edin

[44] Siz, insanlara iyiligi emrediyorken, kendinizi mi unutuyorsunuz? Oysa siz kitabı okumaktasınız. Yine de akıllanmayacak mısınız

[45] Sabır ve namazla yardım dileyin. Bu, suphesiz, ici saygıyla urperenlerin dısında kalanlar icin bir agırlıktır

[46] Onlar, (mu´minler ise), hic suphesiz, Rableriyle karsılasacaklarını ve (yine) hic suphesiz, O´na doneceklerini bilirler

[47] Ey Israilogulları, size bagısladıgım nimetimi ve sizi (bir donem) alemlere ustun kıldıgımı anın

[48] Ve hic kimsenin, hic kimse adına bir sey odeyemeyecegi, hic kimseden bir sefaatin kabul edilmeyecegi ve hic kimseden bir fidye alınmayacagı ve yardım gorulmeyecegi gunden korkup sakının

[49] Sizi, en dayanılmaz iskencelere ugrattıklarında, Firavun ailesinin elinden kurtardıgımızı anın. Onlar, kadınlarınızı diri bırakıyorlarken, erkek cocuklarınızı bogazlıyorlardı. Bunda sizin icin Rabbinizden buyuk bir imtihan vardı

[50] Ve sizden dolayı denizi ikiye yarıp sizi kurtardıgımızı ve Firavun´un adamlarını -siz seyredip dururken- bogdugumuzu da hatırlayın

[51] Hani Musa ile kırk gece icin sozlesmistik. Ama sonra siz, onun arkasından buzagıyı (tanrı) edinmis ve (boylece) zalimler olmustunuz

[52] Bundan sonra belki sukredersiniz diye sizi bagısladık

[53] Ve (yine) hidayete erersiniz diye Musa´ya Kitabı ve Furkanı verdik

[54] Musa, kavmine dedi: «Ey kavmim, gercekten siz, buzagıyı (tanrı) edinmekle kendinize zulmettiniz. Hemen, kusursuzca yaratan (gercek ilah) ınıza tevbe edip nefislerinizi oldurun: bu, yaratıcınız katında sizin icin daha hayırlıdır.» Bunun uzerine (Allah) tevbelerinizi kabul etti. Suphesiz O tevbeleri kabul edendir, esirgeyendir

[55] Ve (soyle de) demistiniz: «Ey Musa, biz Allah´ı apacık gorunceye kadar sana inanmayız.» Bunun uzerine siz bakınıp dururken sizi yıldırım carpmıstı

[56] Sonra (yine de) belki sukredersiniz diye, sizi olumunuzden sonra dirilttik

[57] Bulutları uzerinize golgelendirdik ve size kudret helvası ve bıldırcın indirdik. Size rızık olarak verdiklerimizin iyisinden yiyin (dedik) . Onlar bize zulmetmediler, ancak kendi nefislerine zulmettiler

[58] Ve (yine) hatırlayın, demistik ki: «Su sehre girin ve orada istediginiz yerde bol bol yiyin, yalnızca secde ederek kapısından girerken ´dilegimiz bagıslamandır´ deyin; (biz de) hatalarınızı bagıslayalım; iyilik yapanların (ecirlerini) artıracagız.»

[59] Ama zulmedenler, kendilerine soylenen sozu bir baskasıyla degistirdiler. Biz de o zalimlerin yaptıkları bozgunculuga karsılık, uzerine gokten igrenc bir azab indirdik

[60] Hatırlayın; Musa kavmi icin su aramıstı, o zaman biz ona: «Asanı tasa vur» demistik de ondan oniki pınar fıskırmıstı, boylece herkes icecegi yeri bilmisti. Allah´ın verdigi rızıktan yiyin, icin ve yeryuzunde bozgunculuk (fesad) yaparak karısıklık (ve kıskırtıcılık) cıkarmayın

[61] Siz (ise soyle) demistiniz: «Ey Musa, biz bir cesit yemege katlanmayacagız, Rabbine yalvar da, bize yerin bitirdiklerinden bakla, acur, sarmısak, mercimek ve sogan cıkarsın.» (O zaman Musa da) «Hayırlı olanı, su degersiz, seyle mi degistirmek istiyorsunuz? (Oyleyse) Mısır´a inin, cunku (orada) kendiniz icin istediginiz vardır.» demisti. Onların uzerine horluk ve yoksulluk (damgası) vuruldu ve Allah´tan bir gazaba ugradılar. Bu, kuskusuz, Allah´ın ayetlerini tanımazlıkları ve peygamberleri haksız yere oldurmelerindendi: (yine) bu, isyan etmelerinden ve sınırı cignemelerindendi

[62] Suphesiz iman edenler(le) Yahudiler, Hıristiyanlar ve Sabii´ler(den kim) Allah´a ve ahiret gunune iman eder, salih amellerde bulunursa, artık onların Allah katında ecirleri vardır. Ve onlar icin korku yoktur, onlar mahzun da olmayacaklardır

[63] Sizden kesin bir soz almıs ve Tur dagını ustunuze yukseltmistik (ve demistik ki:) «Size verdigimize sımsıkı yapısın ve onda olanı (hukumleri surekli) hatırlayın: umulur ki sakınırsınız.»

[64] Siz ise, bundan sonra da yuz cevirdiniz. Eger Allah´ın uzerinizdeki fazlı (lutuf ve ihsanı) ve rahmeti olmasaydı, siz gercekten kayba ugrayanlardan olurdunuz

[65] Andolsun, sizden Cumartesi (gunu) haddi asanları elbette biliyorsunuz. Iste biz, onlara: «Asagılık maymunlar olunuz» dedik

[66] Bunu, hem cagdaslarına, hem sonradan gelecek olanlara ´ders verici bir ceza,´ takva sahipleri icin de bir ogud kıldık

[67] Hani Musa kavmine: «Allah, muhakkak sizin bir sıgır kesmenizi emrediyor» demisti. Onlar: «Bizi alaya mı alıyorsun?» demislerdi. (O da) «Cahillerden olmaktan Allah´a sıgınırım» demisti

[68] «Rabbine adımıza yalvar da, bize niteliklerini acıklasın» demislerdi. (O da Rabbine yalvardıktan sonra onlara) Demisti ki: «Suphesiz Allah diyor ki: O ne pek geckin, ne de pek genc, ikisi arası dinc(likte bir sıgır olmalı) dır. Artık emrolundugunuz seyi yerine getirin.»

[69] Demislerdi ki: «Rabbine adımıza (bir daha) yalvar da, bize rengini bildirsin.» O da: «(Rabbim) diyor ki: O, bakanların icini ferahlatacak sarı bir inektir» demisti

[70] (Onlar yine:) «Rabbine (bir kere daha) adımıza yalvar da, bize onun niteliklerini acıklasın. Cunku bize gore (bircok) sıgır birbirinin benzeridir. Insaallah (Allah dilerse,) biz dogruya varırız» demislerdi

[71] (Bunun uzerine Musa) Dedi ki «O (Rabbim) diyor ki: O, yeri surmek ve ekini sulamak icin boyunduruga alınmayan, salma ve onda alaca olmayan bir inektir.» (O zaman) : «Simdi gercegi getirdin dediler. Boylece inegi kestiler; ama neredeyse (bunu) yapmayacaklardı

[72] Hani siz bir kisiyi oldurmustunuz de bu konuda birbirinize dusmustunuz. Oysa Allah, sizin gizlediklerinizi acıga cıkaracaktı

[73] Bunun icin de: «Ona (olu cesede, kestiginiz inegin) bir parcasıyla vurun» demistik. Boylece, Allah oluleri diriltir ve size ayetlerini gosterir; belki akıllanırsınız

[74] Bundan sonra kalpleriniz yine katılastı; tas gibi, hatta daha katı. Cunku taslardan oyleleri vardır ki, onlardan ırmaklar fıskırır, oyleleri vardır ki yarılır, ondan sular cıkar, oyleleri de vardır ki Allah korkusuyla yuvarlanır. Allah yapmakta olduklarınızdan gafil (habersiz) degildir

[75] Siz (muslumanlar,) onların (Yahudilerin) size inanacaklarını umuyor musunuz? Oysa onlardan bir bolumu, Allah´ın sozunu isitiyor, (iyice algılayıp) akıl erdirdikten sonra, bile bile degistiriyorlardı

[76] Iman edenlerle karsılastıklarında «iman ettik» derler; birbiriyle kendi baslarına kaldıkları zaman ise, derler ki: «Allah´ın size actık (acıkladık) larını, Rabbiniz katında size karsı bir belge olsun diye mi onlarla soylesiyorsunuz? Hala akıllanmayacak mısınız?»

[77] (Peki) Onlar, Allah´ın gizli tuttuklarını da, acıga vurduklarını da bildigini bilmiyorlar mı

[78] Onlardan bir bolumu de ummidir. Kitabı bilmezler; (bildikleri) bir suru asılsız seylerden baska degil; bunlar yalnızca zannederler

[79] Artık vay hallerine; kitabı kendi elleriyle yazıp, sonra az bir deger karsılıgında satmak icin: «Bu Allah katındandır» diyenlere. Artık vay, elleriyle yazdıklarından dolayı onlara; vay kazanmakta olduklarına

[80] Derler ki: «Sayılı gunlerin dısında, ates bize degmeyecektir.» De ki: «Allah katından bir ahid mi aldınız? -ki Allah asla va´dinden donmez- Yoksa Allah´a karsı bilmediginizi mi soyluyorsunuz?»

[81] Hayır; kim bir kotuluk isler de gunahı kendisini kusatırsa, (artık) onlar, atesin halkıdırlar, orada temelli kalıcıdırlar

[82] Iman edip salih amellerde bulunanlar, onlar da cennet halkıdırlar, orada temelli kalıcıdırlar

[83] Hani Israilogullarından, «Allah´tan baskasına kulluk etmeyin, anneye-babaya, yakınlara, yetimlere ve yoksullara iyilikle davranın, insanlara guzel soz soyleyin, namazı dosdogru kılın ve zekatı verin» diye kesin soz almıstık. Sonra siz, az bir bolumunuz dısında yuz cevirdiniz ve (hala) cevirmektesiniz

[84] Hani sizden «Birbirinizin kanını dokmeyin, birbirinizi yurtlarınızdan cıkarmayın» diye kesin soz almıstık. Sonra sizler bunu onaylamıstınız, hala da (buna) sahitlik etmektesiniz

[85] Sonra (yine) siz, birbirinizi olduruyor, bir bolumunuzu yurtlarından surup -cıkarıyor ve gunah ve dusmanlıkla aleyhlerinde ittifaklar kuruyor ve size esir olarak geldiklerinde onlarla fidyelesiyorsunuz. Oysa onları cıkarmanız, size haram kılınmıstı. Yoksa siz, Kitabın bir bolumune inanıp da bir bolumunu inkar mı ediyorsunuz? Artık sizden boyle yapanların cezası, dunya hayatında asagılık olmaktan baska degildir; kıyamet gununde de azabın en siddetli olanına ugratılacaklardır. Allah, yapmakta olduklarınızdan gafil degildir

[86] Iste bunlar, ahirete karsılık dunya hayatını satın alanlardır; bundan dolayı azabları hafifletilmez ve kendilerine yardım edilmez

[87] Andolsun, biz Musa´ya Kitap verdik ve ardından pespese peygamberler gonderdik. Meryem oglu Isa´ya da apacık belgeler verdik ve onu Ruhu´l-Kudus´le teyid ettik. Demek, size ne zaman bir peygamber nefsinizin hoslanmayacagı bir seyle gelse, buyukluk taslayarak bir kısmınız onu yalanlayacak, bir kısmınız da onu oldurecek misiniz

[88] Dediler ki: «Bizim kalplerimiz ortuludur.» Hayır; Allah, kufurlerinden dolayı onları lanetlemistir. Bundan dolayı onların pek azı iman eder

[89] Allah katından yanlarında olan (Tevrat) ı dogrulayıcı bir Kitap geldigi zaman, -ki bundan once kufredenlere karsı fetih istiyorlardı- iste bilip tanıdıkları gelince, onu inkar ettiler. Artık Allah´ın laneti kafirlerin uzerinedir

[90] Allah´ın kularından, diledigine kendi fazlından (peygamberligi) indirmesini ´kıskanarak ve hakka bas kaldırarak´ Allah´ın indirdiklerini tanımamakla, nefislerini ne kotu seye karsılık sattılar. Boylelikle gazab ustune gazaba ugradılar. Kafirler icin alcaltıcı bir azab vardır

[91] Onlara: «Allah´ın indirdiklerine iman edin» denildiginde: «Biz, bize indirilene iman ederiz» derler ve ondan sonra olan (Kur´an) ı inkar ederler. Oysa o (Kur´an), yanlarındaki (Kitabı) dogrulayan bir gercektir. (Onlara) De ki: «Eger inanıyor idiyseniz, daha once ne diye Allah´ın peygamberlerini olduruyordunuz?»

[92] Andolsun, Musa size apacık belgelerle geldi. Sonra siz onun arkasından buzagıyı (tanrı) edindiniz. Iste siz (boyle) zalimlersiniz

[93] Hani sizden kesin soz almıs ve Tur´u ustunuze yukseltmistik (ve) : «Size verdigimize (Kitaba) sımsıkı yapısın ve dinleyin» (demistik) . Demislerdi ki: «Dinledik ve baskaldırdık.» Kufurleri yuzunden buzagı (tutkusu) kalplerine sindirilmisti. De ki: «Inanıyorsanız, inancınız size ne kotu sey emredip onermektedir?»

[94] De ki: «Eger Allah katında ahiret yurdu, baska insanarın degil de, yalnızca sizin ise, (ve bunda) dogru sozluler iseniz, hemen olumu dileyin (bakalım) .»

[95] Oysa onlar, onceden ellerinin takdim ettiklerinden dolayı onu (olumu) hic bir zaman kesin olarak dilemiyeceklerdir. Allah, zalimleri bilendir

[96] Andolsun, onları hayata karsı (diger) insanlardan ve sirk kosanlardan (bile) daha tutkun bulursun. (Onlardan) Her biri, bin yıl yasatılsın ister; oysa onun bunca yasaması, onu azabtan kurtarmaz. Allah, onların yapmakta olduklarını gorendir

[97] De ki: «Cibril´e kim dusman ise, (bilsin ki) gercekten o Kitabı, Allah´ın izniyle kendinden oncekileri dogrulayıcı ve mu´minler icin hidayet ve mujde verici olarak senin kalbine indiren O´dur

[98] Her kim Allah´a, meleklerine, peygamberlerine, Cibril´e ve Mikail´e dusman ise, artık suphesiz Allah da kafirlerin dusmanıdır.»

[99] Andolsun (Ey Muhammed), biz sana apacık ayetler indirdik. Bunları fasık olanlardan baskası inkar etmez

[100] Onlar, ne zaman bir ahidde bulunmuslarsa, iclerinden bir bolumu onu atıp bozmadı mı? Hayır, onların cogu iman etmezler

[101] Ne zaman onlara Allah katından yanlarındakini dogrulayan bir peygamber gelse, kendilerine kitap verilenlerden bir takımı, sanki kendileri hic bilmiyorlarmıs gibi Allah´ın Kitabını arkalarına attılar

[102] Ve onlar, Suleyman´ın mulku (nubuvvet) aleyhinde seytanların uyduklarına uydular. Suleyman ise kufretmedi; ancak seytanlar kufretti. Onlar, insanlara sihiri ve Babil´deki iki melege Harut´a ve Marut´a indirileni ogretiyorlardı. Oysa o ikisi: «Biz, yalnızca bir fitne (denemeden geciren kimse) yiz, sakın kufretme» demedikce hic kimseye (bir sey) ogretmezlerdi. Fakat onlardan erkekle karısının arasını acan seyi ogreniyorlardı. Oysa Allah´ın izni olmadıkca onunla hic kimseye zarar veremezlerdi. Onlar ise, kendilerine zarar verecek ve yarar saglamayacak seyi ogreniyorlardı. Andolsun onlar, bunu satın alanın, ahiretten hic bir payı olmadıgını bildiler; kendi nefislerini karsılıgında sattıkları sey ne kadar kotu; bir bilselerdi

[103] Dogrusu eger onlar, iman edip sakınsalardı, sevab(ları) Allah katında gercekten daha hayırlı olurdu; bir bilselerdi

[104] Ey iman edenler, «Raina-Bizi gut, bize bak» demeyin, «Unzurna-Bizi gozet» deyin ve dinleyin. Kafirler icin acıklı bir azab vardır

[105] Kitap Ehlinden olan kafirler ve musrikler, Rabbinizden uzerinize bir hayrın indirilmesini arzu etmezler. Allah ise, diledigine rahmetini tahsis eder. Allah buyuk fazl sahibidir

[106] Biz, ondan daha hayırlısını veya bir benzerini getirinceye (kadar) hic bir ayeti neshetmez (hukmunu yururlukten kaldırmaz) veya unutturmayız (ya da geri bıraktırmayız) . Bilmez misin ki Allah, gercekten her seye guc yetirendir

[107] (Yine) Bilmez misin ki, gercekten goklerin ve yerin mulku Allah´ındır. Ve sizin Allah´tan baska veliniz de yardımcınız da yoktur

[108] Yoksa daha once Musa´nın sorguya cekildigi gibi, siz de peygamberinizi sorguya mı cekmek istiyorsunuz? Kim imanı kufre degisirse, artık o, dosdogru yolu sapıtmıs olur

[109] Kitap Ehlinden cogu, kendilerine gercek (hak) apacık belli olduktan sonra, nefislerini (kusatan) kıskanclıktan dolayı, imanınızdan sonra sizi kufre dondurmek arzusunu duydular. Fakat, Allah´ın emri gelinceye kadar onları bırakın ve (onlara) ilismeyin. Hic suphesiz Allah, her seye guc yetirendir

[110] Dosdogru namazı kılın, zekatı verin; onceden kendiniz icin hayır olarak neyi takdim ederseniz, onu Allah katında bulacaksınız. Hic suphesiz Allah, yapmakta olduklarınızı gorendir

[111] Dediler ki: «Yahudi veya Hıristiyan olmadıkca, kimse kesin olarak cennete giremez.» Bu, onların kendi kuruntularıdır (ongoruleridir) . De ki: «Eger dogru sozluler iseniz, kesin kanıt (burhan) ınızı getiriniz.»

[112] Hayır, kim iyilik yapıcı olarak, yuzunu (kendini) Allah´a teslim ederse, artık onun Rabbi katında ecri vardır. Onlar icin korku yoktur ve onlar mahzun da olmayacaklardır

[113] Yahudiler dedi ki: «Hıristiyanlar bir sey (herhangi bir temel) uzere degillerdir. «; Hıristiyanlar da: «Yahudiler bir sey (herhangi bir temel) uzere degillerdir» dedi. Oysa onlar, Kitabı okuyorlar. Bilmeyen (bilgisiz) ler de, onların soylediklerinin benzerini soylemislerdi. Artık Allah, kıyamet gunu anlasmazlıga dustukleri seyde aralarında hukum verecektir

[114] Allah´ın mescidlerinde O´nun isminin anılmasını engelleyen ve bunların yıkılmasına caba harcayanlardan daha zalim kimdir? Onların (durumu) iclerine korkarak girmekten baskası degildir. Onlar icin dunyada bir asagılanma, ahirette de buyuk bir azab vardır

[115] Dogu da Allah´ındır, batı da. Her nereye donerseniz Allah´ın yuzu (kıblesi) orasıdır. Suphe yok Allah, kusatandır, bilendir

[116] Dediler ki: «Allah ogul edindi.» O, (bu yakıstırmadan) yucedir. Hayır, goklerde ve yerde her ne varsa O´nundur, tumu O´na gonulden boyun egmislerdir

[117] Gokleri ve yeri (bir ornek edinmeksizin) yaratandır. O, bir isin olmasına karar verirse, ona yalnızca «Ol» der, o da hemen oluverir

[118] Bilgisizler, dediler ki: «Allah bizimle konusmalı veya bize de bir ayet gelmeli degil miydi?» Onlardan oncekiler de onların bu soylediklerinin benzerini soylemislerdi. Kalbleri birbirine benzesti. Biz, kesin bir bilgiyle inanan bir topluluga ayetleri apacık gostermisiz

[119] Suphesiz biz seni bir mujdeci ve bir uyarıcı olarak, hak (Kur´an) ile gonderdik. Sen cehennemin halkından sorumlu tutulmayacaksın

[120] Sen onların dinlerine uymadıkca, Yahudi ve Hıristiyanlar senden kesinlikle hosnut olacak degillerdir. De ki: «Kuskusuz dogru yol, Allah´ın (gosterdigi) dosdogru yoldur.» Eger sana gelen bunca ilimden sonra onların heva (arzu ve tutku) larına uyacak olursan, senin icin Allah´tan ne bir dost vardır, ne de bir yardımcı

[121] Kendilerine verdigimiz Kitabı geregi gibi okuyanlar, iste ona iman edenler bunlardır. Kim de onu inkar ederse, artık onlar kayba ugrayanların ta kendileridir

[122] Ey Israilogulları, size bagısladıgım nimetimi ve sizi (bir donem) alemlere muhakkak ustun kıldıgımı anın

[123] Ve hic kimsenin hic kimse adına bir sey odeyemeyecegi, hic kimseden bir kurtulus karsılıgı (fidye) alınmayacagı ve hic kimseden bir sefaatin kabul edilmeyecegi ve yardım gorulmeyecegi bir gunden korkun

[124] Hani Rabbi, Ibrahim´i birtakım kelimelerle denemeden gecirmisti. O da bunları tam olarak yerine getirmisti. (O zaman Allah Ibrahim´e) : «Seni suphesiz insanlara imam kılacagım» demisti. (Ibrahim) «Ya soyumdan olanlar?» deyince (Allah:) «Zalimler benim ahdime erisemez» demisti

[125] Hani Evi (Ka´beyi) insanlar icin bir toplanma ve guvenlik yeri kıldık. «Ibrahim´in makamını namaz yeri edinin», Ibrahim ve Ismail´e de, «Evi´mi tavaf edenler, itikafa cekilenler ve ruku ve secde edenler icin temizleyin» diye ahid verdik

[126] Hani Ibrahim: «Rabbim, bu sehri bir guvenlik yeri kıl ve halkından Allah´a ve ahiret gunune inananları urunlerle rızıklandır» demisti de (Allah:) «Kufredeni de az bir sure yararlandırır, sonra onu atesin azabına ugratırım; ne kotu bir donustur o» demisti

[127] Ibrahim, Ismail´le birlikte Evin (Ka´benin) sutunlarını yukselttiginde (ikisi soyle dua etmisti:) «Rabbimiz bizden (bunu) kabul et, suphesiz, Sen isiten ve bilensin»

[128] «Rabbimiz, ikimizi sana teslim olmus (muslumanlar) kıl ve soyumuzdan da sana teslim olmus (musluman) bir ummet (kıl) . Bize ibadet yontemlerini (yer veya ilkelerini) goster ve tevbemizi kabul et. Suphesiz, Sen tevbeleri kabul eden ve esirgeyensin.»

[129] «Rabbimiz, iclerinden onlara bir peygamber gonder, onlara ayetlerini okusun, kitabı ve hikmeti ogretsin ve onları arındırsın. Suphesiz, Sen guclu ve ustun olansın, hukum ve hikmet sahibisin.»

[130] Kendi nefsini asagılık kılandan baska, Ibrahim´in dininden kim yuz cevirir? Andolsun, biz onu dunyada sectik, gercekten ahirette de o salihlerdendir

[131] Rabbi ona: «Teslim ol» deyince (o:) «Alemlerin Rabbine teslim oldum» demisti

[132] Bunu Ibrahim, oglullarına vasiyet etti, Yakup da: «Ogullarım, suphesiz Allah sizlere bu dini secti, siz de ancak musluman olarak can verin» (diye benzer vasiyette bulundu)

[133] Yoksa siz, Yakub´un olum anında, orada sahidler miydiniz? O, ogullarına: «Benden sonra kime ibadet edeceksiniz?» demisti de, onlar: «Senin ilahına ve babaların Ibrahim, Ismail ve Ishak´ın ilahı olan tek bir ilaha ibadet edecegiz; bizler ona teslim olmusuz.» demislerdi

[134] Onlar bir ummetti; gelip gecti. Onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız sizindir. Siz, onların yaptıklarından sorumlu tutulmayacaksınız

[135] Dediler ki: «Yahudi veya Hıristiyan olun ki hidayete eresiniz.» De ki: «Hayır, (biz) Hanif (muvahhid) olan Ibrahim´in dini (uzereyiz) ; o musriklerden degildi.»

[136] Deyin ki: «Biz Allah´a, bize indirilene, Ibrahim, Ismail, Ishak, Yakub ve torunlarına indirilene, Musa ve Isa´ya verilen ile peygamberlere Rabbinden verilene iman ettik. Onlardan hic birini digerinden ayırdetmeyiz ve biz O´na teslim olmuslarız.»

[137] Sayet onlar da, sizin inandıgınız gibi inanırlarsa, kuskusuz dogru yolu bulmuslardır; yok eger yuz cevirirlerse, onlar elbette bir (celiski ve) aykırılık icindedirler. Sana ise, onlara karsı Allah yeter. O, isitendir, bilendir

[138] Allah´ın boyası; Allah(ın boyasın) dan daha guzel boyası olan kim? Biz (yalnızca) O´na kulluk edenleriz

[139] De ki: «O bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbiniz iken, bizimle Allah hakkında (sozde kanıtlarla) tartısmalara mı giriyorsunuz? Bizim amellerimiz bizim, sizin de amelleriniz sizindir. Biz, O´na gonulden baglanmıs (muhlis) olanlarız.»

[140] Yoksa siz, gercekten Ibrahim´in, Ismail´in, Ishak´ın, Yakub´un ve torunlarının Yahudi veya Hıristiyan olduklarını mı soyluyorsunuz? De ki: «Siz mi daha iyi biliyorsunuz, yoksa Allah mı? Allah´tan kendisinde olan bir sehadeti gizleyenden daha zalim olan kimdir? Allah, yapmakta olduklarınızdan gafil olmayandır

[141] Onlar, bir ummetti, gelip gecti; onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız sizindir. Siz, onların yaptıklarından sorumlu tutulmayacaksınız

[142] Insanlardan birtakım beyinsizler: «Onları daha once uzerinde bulundukları kıblelerinden ceviren nedir?» diyecekler. De ki: «Dogu da Allah´ındır, batı da. Diledigini dosdogru yola yoneltip iletir.»

[143] Boylece biz sizi, insanlara sahid (ve ornek) olmanız icin vasat bir ummet kıldık; peygamber de uzerinizde bir sahid olsun. Senin uzerinde bulundugun (yonu, Ka´be´yi) kıble yapmamız, peygambere uyanları, iki topugu uzerinde gerisin geri donenlerden ayırdetmek icindir. Dogrusu (bu,) Allah´ın hidayete ulastırdıklarının dısında kalanlar icin buyuk (bir yuk) tur. Allah, imanınızı bosa cıkaracak degildir. Suphesiz, Allah, insanlara sefkat edendir, esirgeyendir

[144] Biz, senin, yuzunu cok defa goge dogru cevirip durdugunu goruyoruz. Simdi elbette seni hosnud olacagın kıbleye cevirecegiz. Artık yuzunu Mescid-i Haram yonune cevir. Her nerede bulunursanız, yuzunuzu onun yonune cevirin. Suphesiz, kendilerine kitap verilenler, tartısmasız bunun Rablerinden bir gercek (hak) oldugunu elbette bilirler. Allah, yapmakta olduklarınızdan gafil olmayandır

[145] Andolsun, kendilerine kitap verilenlere her ayeti (delili) getirsen, yine de onlar senin kıblene uymaz; sen de onların kıblelerine uyacak degilsin. (Hatta) Onlardan bir kısmı, bir kısmının kıblesine de uymaz. Andolsun, eger sana gelen bunca ilimden sonra onların heva (istek ve tutku) larına uyacak olursan, kuskusuz, o zaman zalimlerden olursun

[146] Kendilerine kitap verdiklerimiz, onu (peygamberi), cocuklarını tanır gibi tanırlar. Buna ragmen iclerinden bir bolumu, bildikleri halde mutlaka gercegi gizlerler

[147] Gercek (hak) Rabbindendir. Su halde sakın kuskuya kapılanlardan olma

[148] Herkesin (her toplumun) yuzunu kendisine dogru cevirdigi bir yon vardır. Oyleyse hayırlarda birbirinizle yarısınız. Her nerede olursanız, Allah sizleri bir araya getirecektir. Hic suphesiz Allah, her seye guc yetirendir

[149] Her nereden cıkarsan, yuzunu Mescid-i Haram yonune cevir. Suphesiz bu, Rabbinden olan bir haktır. Allah, yapmakta olduklarınızdan gafil degildir

[150] Her nereden cıkarsan, yuzunu Mescid-i Haram yonune cevir. (Siz de) her nerede olursanız yuzunuzu onun yonune cevirin. Oyle ki, onlardan zulmedenlerin dısında insanların, size karsı (kullanabilecekleri) delilleri olmasın. Onlardan korkmayın, benden korkun, uzerinizdeki nimetimi tamamlayayım. Umulur ki hidayete erersiniz

[151] Oyleki icinizde kendinizden size ayetlerimizi okuyacak, sizi arındıracak, size Kitap ve hikmeti ogretecek ve bilmediklerinizi bildirecek bir peygamber gonderdik

[152] Oyleyse (yalnızca) Beni anın, Ben de sizi anayım; ve (yalnızca) bana sukredin ve (sakın) nankorluk etmeyin

[153] Ey iman edenler, sabırla ve namazla yardım dileyin. Gercekten Allah, sabredenlerle beraberdir

[154] Ve sakın Allah yolunda oldurulenlere «oluler» demeyin; hayır onlar diridirler. Fakat siz bunun suurunda degilsiniz

[155] Andolsun, biz sizi bir parca korku, aclık ve bir parca mallardan, canlardan ve urunlerden eksiltmekle imtihan edecegiz. Sabır gosterenleri mujdele

[156] Onlara bir musibet isabet ettiginde, derler ki; «Biz Allah´a ait (kullar) ız ve suphesiz O´na donuculeriz.»

[157] Rablerinden (olan bir salat) bagıslanma ve rahmet bunların uzerinedir ve hidayete erenler de bunlardır

[158] Suphesiz, ´Safa´ ile ´Merve´ Allah´ın isaretlerindendir. Boylece kim Evi (Ka´be´yi) hacceder veya umre yaparsa, artık bu ikisini tavaf etmesinde kendisi icin bir sakınca yoktur. Kim de gonulden bir hayır yaparsa (karsılıgını alır) . Suphesiz Allah, sukrun karsılıgını verendir, bilendir

[159] Gercek, apacık belgelerden indirdiklerimizi ve insanlar icin Kitapta acıkladıgımız hidayeti gizlemekte olanlar; iste onlara, hem Allah lanet eder, hem de lanet ediciler lanet eder

[160] Ancak tevbe edenler, (kendilerini) duzeltenler ve (indirileni) acıklayanlar (a gelince) ; artık onların tevbelerini kabul ederim. Ben, tevbeleri kabul edenim, esirgeyenim

[161] Suphesiz, kufredip kafir olarak olenler, Allah´ın, meleklerin ve butun insanların laneti bunların uzerinedir

[162] Onda (lanette) temelli kalıcıdırlar, onlardan azab hafifletilmez ve onlar gozetilmezler de

[163] Sizin ilahınız tek bir ilahtır; O´ndan baska hic bir ilah yoktur; O, bagıslayandır, esirgeyendir

[164] Gercek su ki, goklerin ve yerin yaratılmasında gece ile gunduzun ard arda gelisinde, insanlara yararlı seylerle denizde yuzen gemilerde, Allah´ın yagdırdıgı ve kendisiyle olumunden sonra yeryuzunu dirilttigi suda, her canlıyı orada uretip yaymasında, ruzgarları estirmesinde, gokle yer arasında boyun egdirilmis bulutları evirip cevirmesinde dusunen bir topluluk icin gercekten ayetler vardır

[165] Insanlar icinde, Allah´tan baskasını «es ve ortak» tutanlar vardır ki, onlar (bu es ve ortakları), Allah´ı sever gibi severler. Iman edenlerin Allah´a olan sevgisi ise, daha gucludur. O zulmedenler, azaba ugrayacakları zaman, hic tartısmasız butun kuvvetin tumuyle Allah´ın oldugunu ve Allah´ın verecegi azabın gercekten siddetli oldugunu bir bilselerdi

[166] Oyle ki (o gun) kendilerine uyulanlar, kendilerine uyanlardan uzaklasıp kacmıslardır. (Artık) Onlar azabı gormuslerdir ve aralarındaki butun baglar (ve iliskiler) de parcalanıp kopmustur

[167] (O zaman, yonetilip) Uyanlar derler ki: «Eger bize bir kere (daha dunyaya donme) fırsatı verilse(ydi) muhakkak, onların bizden uzaklastıkları gibi, biz de onlardan uzaklasır (onları yuzustu bırakır) dık.» Boylece Allah, onlara butun yaptıklarını onulmaz hasretlerle gosterecektir. Ve onlar atesten de cıkacak degildirler

[168] Ey insanlar, yeryuzunde olan seyleri helal ve temiz olarak yiyin ve seytanın adımlarını izlemeyin. Gercekte o, sizin icin apacık bir dusmandır

[169] O, size yalnızca, kotulugu, cirkin-hayasızlıgı ve Allah´a karsı bilmediginiz seyi soylemenizi emreder

[170] Ne zaman onlara: «Allah´ın indirdiklerine uyun» denilse, onlar: «Hayır, biz, atalarımızı uzerinde buldugumuz seye (gelenege) uyarız» derler. (Peki) Ya atalarının aklı bir seye ermez ve dogru yolu da bulmamıs idiyseler

[171] Kufre sapanların ornegi cagırma ve bagırmadan baska bir seyi duymayan (duydugu seyin anlamını bilmeyen hayvan) a haykıranın ornegi gibidir. Onlar, sagırdırlar, dilsizdirler, kordurler; bundan dolayı akıl erdiremezler

[172] Ey iman edenler size rızık olarak verdiklerimizin temiz olanlarından yiyin ve yalnızca O´na kulluk ediyorsanız, (yine yalnızca) Allah´a sukredin

[173] O, size oluyu (lesi), kanı, domuz etini ve Allah´tan baskası adına kesilmis olan (hayvan) ı kesin olarak haram kıldı. Fakat kim kacınılmaz olarak muhtac kalırsa, taskınlık (ve saldırı) yapmamak ve haddi asmamak sartıyla (olmeyecek oranda yiyebilir), ona bir gunah yoktur. Gercekten Allah, bagıslayandır, esirgeyendir

[174] Allah´ın indirdigi Kitaptan bir seyi gozardı edip saklayanlar ve onunla degeri az (bir seyi) satın alanlar; onların yedikleri, karınlarında atesten baskası degildir. Allah kıyamet gunu onlarla konusmaz ve onları arındırmaz. Ve onlar icin acıklı bir azab vardır

[175] Onlar, hidayete karsılık sapıklıgı, bagıslanmaya karsılık azabı satın almıslardır. Atese karsı ne kadar dayanıklıdırlar

[176] Bu, Allah´ın Kitabı suphesiz hak olarak indirmesindendir. Kitap konusunda anlasmazlıga dusenler ise uzak bir ayrılık icindedirler

[177] Yuzlerinizi dogudan ve batıdan yana cevirmeniz iyilik degildir. Ama iyilik, Allah´a, ahiret gunune, meleklere, Kitaba ve peygamberlere iman eden; ona olan sevgisine ragmen, malı yakınlara, yetimlere, yoksullara, yol ogluna (yolda kalmısa), isteyip dilenene ve kolelere (ozgurlukleri icin) veren; namazı dosdogru kılan, zekatı veren ve ahidlestiklerinde ahidlerine vefa gosterenler ile zorda, hastalıkta ve savasın kızıstıgı zamanlarda (direnip) sabredenler(in tutum ve davranısıdır) . Iste bunlar, dogru olanlardır ve muttaki olanlar da bunlardır

[178] Ey iman edenler, oldurulenler hakkında size kısas yazıldı (farz kılındı) . Ozgure karsı ozgur, koleye karsı kole ve disiye karsı disi. Fakat kimin (hangi katilin) lehinde, onun (maktulun) kardesi (varisi veya velisi) tarafından bagıslanırsa, artık (yapılması gereken) orfe uymak (ve) ona (maktulun varis veya velisine) guzellikle (diyet) odemektir. Bu, Rabbinizden (size) bir hafifletme ve bir rahmettir. Artık kim de bundan sonra tecavuzde bulunursa, onun icin elem verici bir azab vardır

[179] Ey temiz akıl sahipleri, kısasta sizin icin hayat vardır. Umulur ki sakınırsınız

[180] Sizden birinize olum gelip cattıgı zaman, eger geride bir hayır bırakmıssa, anaya, babaya ve yakın akrabaya bilinen (uygun, mesru) bir tarzda vasiyette bulunması -Allah´a karsı gelmekten sakınanlara bir hak olarak- size yazıldı (farz kılındı)

[181] Bundan boyle kim onu (vasiyeti) isittikten sonra degistirirse, gunahı elbette onu degistirenlerin uzerinedir. Suphesiz Allah, isitendir, bilendir

[182] Bunun yanında, kim, vasiyet edenin haksızlıga egilim gostereceginden ya da gunaha gireceginden korkup da ikisinin (tarafların) arasını bulup duzeltirse, artık ona da gunah yoktur. Gercekten Allah, bagıslayandır, esirgeyendir

[183] Ey iman edenler, sizden oncekilere yazıldıgı gibi, oruc, size de yazıldı (farz kılındı) . Umulur ki sakınırsınız

[184] (Oruc) Sayılı gunlerdir. Artık sizden kim hasta ya da yolculukta olursa tutamadıgı gunler sayısınca baska gunlerde (tutsun) . Zor dayanabilenlerin uzerinde de bir yoksulu doyuracak kadar fidye (vardır) . Kim gonulden bir hayır yaparsa bu da kendisi icin hayırlıdır. Oruc tutmanız, -eger bilirseniz- sizin icin daha hayırlıdır

[185] Ramazan ayı. Insanlar icin hidayet olan ve dogru yolu ve hak ile batılı birbirinden ayıran apacık belgeleri (kapsayan) Kur´an onda indirilmistir. Oyleyse sizden kim bu aya sahid olursa artık onu tutsun. Kim de hasta ya da yolculukta olursa, tutmadıgı gunler sayısınca diger gunlerde (tutsun) . Allah, size kolaylık diler, size zorluk dilemez. (Bu kolaylıgı) sayıyı tamamlamanız ve sizi dogru yola (hidayete) ulastırmasına karsılık Allah´ı buyuk tanımanız icindir. Umulur ki sukredersiniz

[186] Kullarım beni sana soracak olursa, iste Ben (onlara) pek yakınım. Bana dua ettigi zaman dua edenin duasına cevap veririm. Oyleyse, onlar da benim cagrıma cevab versinler ve bana iman etsinler. Umulur ki irsad (dogru yolu bulmus) olurlar

[187] Oruc gecesinde kadınlarınıza yaklasmak size helal kılındı. Onlar, sizin ortuleriniz, siz de onların ortususunuz. Allah, gercekten sizin, nefislerinize ihanet etmekte oldugunuzu bildi, tevbenizi kabul etti ve sizi bagısladı. Artık onlara yaklasın ve Allah´ın sizin icin yazdıklarını dileyin. Fecir vakti, sizce beyaz iplik siyah iplikten ayırd edilinceye kadar yiyin, icin, sonra geceye kadar orucu tamamlayın. Mescidlerde itikafta oldugunuz zamanlarda da onlara (kadınlarınıza) yaklasmayın. Bunlar, Allah´ın sınırlarıdır, (sakın) onlara yanasmayın. Iste Allah, insanlara ayetlerini boylece acıklar; umulur ki sakınırlar

[188] Birbirinizin mallarını haksızlıkla yemeyin ve siz, bile bile gunahla insanların mallarından bir bolumunu, yemeniz icin onları hakimlere aktarmayın

[189] Sana, hilalleri (dogus halindeki ayları) sorarlar. De ki: «O, insanlar ve hacc icin belirlenmis vakitlerdir. Iyilik (birr), evlere arkalarından gelmeniz degildir, ama iyilik sakınan(ın tutumudur) . Evlere kapılarından girin. Allah´tan sakının, umulur ki kurtulusa erersiniz

[190] Sizinle savasanlara karsı Allah yolunda savasın, (ancak) asırı gitmeyin. Elbette Allah asırı gidenleri sevmez

[191] Onları, buldugunuz yerde oldurun ve sizi cıkardıkları yerden siz de onları cıkarın. Fitne, oldurmeden beterdir. Onlar, size karsı savasıncaya kadar siz, Mescid-i Haram yanında onlarla savasmayın. Sizinle savasırlarsa siz de onlarla savasın. Kafirlerin cezası iste boyledir

[192] Onlar, (savasa) son verirlerse (siz de son verin) : suphesiz Allah, bagıslayandır, esirgeyendir

[193] (Yeryuzunde) Fitne kalmayıncaya ve din (yalnız) Allah´ın oluncaya kadar onlarla savasın. Eger vazgecerlerse, artık zulum yapanlardan baskasına karsı dusmanlık yoktur

[194] Haram ay, haram aya karsılıktır: hurmetler (de) karsılıklıdır. Oyleyse kim size saldırırsa, size saldırdıgı gibi siz de ona saldırın. Allah´tan korkup sakının ve bilin ki muhakkak Allah, korkup sakınanlarla beraberdir

[195] Allah yolunda infak edin ve kendinizi kendi ellerinizle tehlikeye atmayın. Iyilik edin. Suphesiz Allah, iyilik edenleri sever

[196] Haccı da, umreyi de Allah icin tamamlayın. Eger (dusman, hastalık ve buna benzer nedenlerle) kusatılırsanız, artık size kolay gelen kurban(ı gonderin) . Kurban yerine varıncaya kadar baslarınızı tıras etmeyin. Kim sizden hasta ise ya da basından sikayeti varsa, onun ya oruc ya sadaka veya kurban olarak fidye (vermesi gerekir) . Guvenlige kavusursanız, hacca kadar umre ile yararlanmak isteyene, kolayına gelen bir kurban (ı kesmesi gerekir) . Bulamayana da, hacc´da uc gun, dondugunuzde yedi (gun) olmak uzere, bunlara, tamı tamına on (gundur) oruc vardır. Bu, ailesi Mescid-i Haram´da olmayanlar icindir. Allah´tan korkun ve bilin ki Allah, muhakkak cezası pek cetin olandır

[197] Hac, bilinen aylardır. Boylelikle kim onlarda haccı farz eder, (yerine getirir) se, (bilsin ki) hacda kadına yaklasmak, fısk yapmak ve kavgaya girismek yoktur. Siz, hayır adına ne yaparsanız, Allah, onu bilir. Azık edinin, kuskusuz, azıgın en hayırlısı takvadır. Ey temiz akıl sahipleri, benden korkup sakının

[198] Rabbinizden bir fazl istemenizde size sakınca yoktur. Arafat´tan hep birlikte indiginizde Allah´ı Mes´ar-ı Haram´da anın. O, sizi nasıl dogru yola yoneltip ilettiyse, siz de O´nu anın. Gercek su ki, siz bundan evvel sapık olanlardandınız

[199] Sonra insanların (topluca) akın ettigi yerden siz de akın edin ve Allah´tan bagıslanma dileyin. Suphesiz Allah, bagıslayandır, esirgeyendir

[200] (Hac) ibadetlerinizi bitirdiginizde, artık (cahiliye doneminde) atalarınızı andıgınız gibi hatta ondan da kuvvetli bir anma ile Allah´ı anın. Insanlardan oylesi vardır ki: «Rabbimiz, bize dunyada ver» der; onun ahirette nasibi yoktur

[201] Onlardan oylesi de vardır ki: «Rabbimiz, bize dunyada da iyilik ver, ahirette de iyilik (ver) ve bizi atesin azabından koru.» der

[202] Iste bunların kazandıklarına karsılık nasibleri vardır. Allah, hesabı pek seri gorendir

[203] Sayılı gunlerde Allah´ı anın. Iki gunde (Mina´dan donmek icin) elini cabuk tutana gunah yoktur, geri kalana da gunah yoktur. (Bu) sakınan icin(dir.) Allah´tan korkup sakının ve gercekten bilin ki, siz O´na dondurulup toplanacaksınız

[204] insanlardan oylesi de vardır ki, dunya hayatına iliskin sozleri senin hosuna gider ve kalbindekine ragmen Allah´ı sahid getirir; oysa o azılı bir dusmandır

[205] O, is basına gecti mi (ya da sırtını cevrip gitti mi) yeryuzunde fesad cıkarmaya, ekini ve nesli helak etmeye caba harcar. Allah ise, fesadı (bozgunculugu ve kıskırtıcılıgı) sevmez

[206] Ona: «Allah´tan kork» denildigi zaman, onu buyukluk gururu gunaha surukleyerek alıp kusatır. Boylesine cehennem yeter; ne kotu bir yataktır o

[207] Insanlardan oylesi de vardır ki, Allah´ın rızasını ara(yıp kazan) mak amacıyla nefsini satın alır. Allah, kullarına karsı sefkatli olandır

[208] Ey iman edenler, hepiniz topluca ´barıs ve guvenlige (silm´e Islam´a) girin ve seytanın adımlarını izlemeyin. Cunku o, size apacık bir dusmandır

[209] Size, apacık belgeler (ayetler) geldikten sonra yine ayagınız kayarsa, bilin ki Allah, gercekten ustun ve gucludur, hukum ve hikmet sahibidir

[210] Onlar, bulut golgeleri icinde Allah´ın (azabının) meleklerle onlara gelmesini ve isin bitirilivermesini mi gozluyorlar? Oysa butun isler Allah´a doner

[211] Israilogularına sor, onlara nice acık ayet(ler) verdik. Kendisine geldikten sonra kim Allah´ın nimetini degistirirse, (bilsin ki) suphesiz Allah, cezası pek siddetli olandır

[212] Inkar edenlere dunya hayatı cekici kılındı (suslendi) . Onlar, iman edenlerden kimileriyle alay ederler. Oysa korkup sakınanlar, kıyamet gunu onların ustundedir. Allah, diledigine hesapsız rızık verir

[213] Insanlar tek bir ummetti. Allah, mujdeciler ve uyarıcı-korkutucular olarak peygamberler gonderdi ve beraberlerinde, insanların anlasmazlıga dustukleri seyler konusunda, aralarında hukum vermek uzere hak kitaplar indirdi. Oysa kendilerine apacık ayetler geldikten sonra, birbirlerine karsı-olan ´azgınlık ve kıskanclıkları yuzunden anlasmazlıga dusenler, o, (Kitap) verilenlerden baskası degildir.´ Boylece Allah, iman edenleri, hakkında ayrılıga dustukleri gercege kendi izniyle eristirdi. Allah, kimi dilerse onu dogruya yoneltip iletir

[214] Yoksa sizden once gelip gecenlerin hali, basınıza gelmeden cennete gireceginizi mi sandınız? Onlara oyle bir yoksulluk oyle dayanılmaz bir zorluk cattı ve oylesine sarsıldılar ki, sonunda peygamber, beraberindeki mu´minlerle: «Allah´ın yardımı ne zaman?» diyordu. Dikkat edin. Suphesiz Allah´ın yardımı pek yakındır

[215] Sana neyi infak edeceklerini sorarlar. De ki: «Hayır olarak infak edeceginiz sey, anne-babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara ve yol ogluna (yolda kalmısa) dır. Hayır olarak her ne yaparsanız, Allah onu kuskusuz bilir.»

[216] Savas, hosunuza gitmedigi halde uzerinize yazıldı (farz kılındı) . Olur ki hosunuza gitmeyen bir sey, sizin icin hayırlıdır ve olur ki, sevdiginiz sey de sizin icin bir serdir. Allah bilir de siz bilmezsiniz

[217] Sana haram olan ayı, onda savasmayı sorarlar. De ki: «Onda savasmak buyuk (bir gunahtır).» Allah katında ise, Allah´ın yolundan alıkoymak, onu inkar etmek, Mescid-i Haram´a engel olmak ve halkını oradan cıkarmak daha buyuk (bir gunahtır). Fitne ise, katilden beterdir. Eger guc yetirirlerse, sizi dininizden geri cevirinceye kadar sizinle savasmayı surdururler; sizden kim dininden doner ve kafir olarak olurse, artık onların butun yapıp etmeleri (amelleri) dunyada da, ahirette de bosa cıkmıstır ve onlar atesin halkıdır, onda surekli kalacaklardır

[218] Suphesiz iman edenler, hicret edenler ve Allah yolunda cihad edenler; iste onlar, Allah´ın rahmetini umabilirler. Allah bagıslayandır, esirgeyendir

[219] Sana ickiyi ve kumarı sorarlar. De ki: «Onlarda hem buyuk gunah, hem de insanlar icin (bazı) yararlar vardır. Ama gunahları yararlarından daha buyuktur.» Ve sana neyi infak edeceklerini sorarlar. De ki: «Ihtiyactan artakalanı.» Boylece Allah, size ayetlerini acıklar; umulur ki dusunursunuz

[220] Hem dunya (konusun) da, hem ahiret (konusunda) . Ve sana yetimleri sorarlar. De ki: «Onları ıslah etmek (yararlı kılmak) hayırlıdır. Eger onları aranıza katarsanız, artık onlar sizin kardeslerinizdir. Allah bozgun (fesad) cıkaranı ıslah ediciden bilir (ayırdeder) . Eger Allah dileseydi size gucluk cıkarırdı. Suphesiz Allah guclu ve ustun olandır, hukum ve hikmet sahibidir.»

[221] Musrik kadınları, iman edinceye kadar nikahlamayın; iman eden bir cariye, -hosunuza gitse de- musrik bir kadından daha hayırlıdır. Musrik erkekleri de iman edinceye kadar nikahlamayın; iman eden bir kole, -hosunuza gitse de- musrik bir erkekten daha hayırlıdır. Onlar, atese cagırırlar, Allah ise kendi izniyle cennete ve magfirete cagırır. O, insanlara ayetlerini acıklar. Umulur ki ogut alıp dusunurler

[222] Sana ´kadınların aybası halini´ sorarlar. De ki: «O, bir rahatsızlık (eza) dır. Aybası halinde kadınlardan ayrılın ve temizleninceye kadar onlara yaklasmayın. Eger temizlenirlerse, Allah´ın size emrettigi yerden onlara gidin. Suphesiz Allah, tevbe edenleri sever, temizlenenleri de sever.»

[223] Kadınlarınız sizin tarlanızdır; tarlanıza dilediginiz gibi varın. Kendiniz icin (gelecege hazırlık olarak guzel davranıslar) takdim edin. Allah´tan korkup sakının ve bilin ki elbette O´na kavusucusunuz. Iman edenlere mujde ver

[224] Bir de yeminlerinizi bahane ederek iyilik yapmanız, sakınmanız ve insanların arasını duzeltmenize Allah´ı engel kılmayın. Allah isitendir, bilendir

[225] Allah sizi, yeminlerinizdeki ´rastgele soylemelerinizden, bos sozler (lagv) ´den dolayı sorumlu tutmaz; fakat sizi kalplerinizin kazandıklarından dolayı sorumlu tutar. Allah bagıslayandır, yumusak davranandır

[226] Kadınlarından uzaklasmaya yemin edenler icin dort ay bekleme suresi vardır. Eger (bu sure icinde) donerlerse, suphesiz Allah, bagıslayandır, esirgeyendir

[227] (Yok) Eger bosamada kararlı davranırsa (bosanırlar) . Suphesiz Allah, isitendir, bilendir

[228] Bosanmıs kadınlar kendi kendilerine uc ´hayız ve temizlenme suresi´ beklerler. Eger Allah´a ve ahiret gunune inanıyorlarsa Allah´ın rahimlerinde yarattıgını saklamaları onlara helal olmaz. Kocaları, bu sure icinde barısmak isterlerse, onları geri almada (herkesten) daha cok hak sahibidirler. Onların lehine de, aleyhlerindeki maruf hakka denk bir hak vardır. Yalnız erkekler icin onlar uzerinde bir derece (farkı) var. Allah Aziz olandır. Hakim olandır

[229] Bosanma iki defadır. (Sonra ise) Ya iyilikle tutmak ya da guzellikle bırakmadır. Onlara (kadınlara) verdiginiz bir seyi geri almanız sizin icin helal olmaz: Ancak ikisinin Allah´ın sınırlarını ayakta tutmayacaklarından korkmus olmaları (durumu baska) . Eger ikisinin Allah´ın sınırlarını ayakta tutamıyacaklarından korkarsanız, bu durumda (kadının) fidye vermesinde ikisi icin de gunah yoktur. Iste bunlar, Allah´ın sınırlarıdır; onlara tecavuz etmeyin. Kim Allah´ın sınırlarına tecavuz ederse, onlar zalimlerin ta kendileridir

[230] Yine onu (kadını ucuncu defa) bosarsa, (kadın) onun dısında bir baska kocayla nikahlanmadıkca ona helal olmaz. Eger (bu koca da) onu bosarsa, onlar (ilk koca ile karısı) Allah´ın sınırlarını ayakta tutacaklarını sanıyorlarsa, tekrar birbirlerine donmelerinde ikisi icin de gunah yoktur. Iste bunlar, Allah´ın sınırlarıdır; bilen bir topluluk icin bunları (boyle) acıklar

[231] Kadınları bosadıgınızda, bekleme surelerini tamamlamıslarsa, onları ya guzellikle tutun ya da guzellikle bırakın. Fakat haklarını ihlal edip zarar vermek icin onları (yanınızda) tutmayın. Kim boyle yaparsa artık o, kendi nefsine zulmetmis olur. Allah´ın ayetlerini oyun (konusu) edinmeyin ve Allah´ın size verdigi nimeti ve size ogut olsun diye size indirdigi Kitab´ı ve hikmeti anın. Allah´tan da korkup sakının ve bilin ki, Allah her seyi bilendir

[232] Kadınları bosadıgınızda, bekleme surelerini de tamamlamıslarsa -birbirleriyle maruf (bilinen mesru bicimde) anlastıkları takdirde- onlara, kendilerini kocalarına nikahlamalarına engel cıkarmayın. Iste, icinizde Allah´a ve ahiret gunune iman edenlere bununla (boyle) ogut verilir. Bu, sizin icin daha hayırlı ve daha temizdir. Allah, bilir de siz bilmezsiniz

[233] Emzirmeyi tamamlamak isteyenler icin anneler cocuklarını iki tam yıl emzirirler. Onların (annelerin) yiyecegi, giyecegi bilinen (orf) e uygun olarak, cocuk kendisinin olana (babaya) aittir. Kimseye guc yetireceginin dısında (yuk ve sorumluluk) teklif edilmez. Anne, cocugu, cocuk kendisinin olan baba da, cocugu dolayısıyla zarara ugratılmasın; mirascı uzerindeki (sorumluluk ve gorev) de bunun gibidir. Eger (anne ve baba) aralarında rıza ile ve danısarak (cocugu iki yıl tamamlanmadan) sutten ayırmayı isterlerse, ikisi icin de bir gucluk yoktur. Ve eger cocuklarınızı (bir sut anneye) emzirtmek isterseniz, orfe uygun vereceginizi odedikten sonra size bir sorumluluk yoktur. Allah´tan korkup sakının ve bilin ki, Allah yapmakta olduklarınızı gorendir

[234] Icinizden olenlerin (geride) bıraktıgı esler, kendi kendilerine dort ay on (gun) beklerler. Bu bekleme suresi doldugundan, artık onların kendi haklarında maruf (mesru) bir sekilde yaptıklarından dolayı size sorumluluk yoktur. Allah, islediklerinizden haberi olandır

[235] (Iddeti bekleyen) Kadınları nikahlamak istediginizi (onlara) sezdirmenizde ya da boyle bir istegi gonlunuzde saklamanızda sizin icin bir sakınca yoktur. Gercekte Allah, sizin onları (kalbinizden gecirip) anacagınızı bilmistir. Sakın bilinen (mesru) sozler dısında onlarla gizlice vaadlesmeyin; bekleme suresi tamamlanıncaya kadar nikah bagını baglamaya kesin karar vermeyin. Ve bilin ki, elbette Allah kalbinizden geceni bilmektedir. Artık ondan kacının. Ve bilin ki, suphesiz Allah bagıslayandır, (kullara) yumusak davranandır

[236] Kendilerine el surmediginiz, mehirlerini de tesbit etmediginiz kadınları bosamanızda sizin icin bir sakınca yoktur. Onları yararlandırın, zengin olan kendi gucu, darda olan da kendi gucu oranında, maruf (mesru ve orfe uygun) bir sekilde yararlandırmalı. (Bu,) Iyilik edenler uzerinde bir haktır

[237] Eger onlara mehir tesbit eder de, el surmeden bosarsanız, bu durumda -kendileri ya da nikah bagı elinde olanın bagıslaması haric- tesbit ettiginiz (mehr) in yarısı onlarındır. sizin (tumunu veya fazlasını) bagıslamanız takvaya daha yakındır. Aranızdaki ustunlugu (derece farkını) da unutmayın. Suphesiz Allah, yapmakta olduklarınızı gorendir

[238] Namazları ve orta namazını (ustlerine duserek, titizlik gostererek) koruyun ve Allah´a gonulden boyun egiciler olarak (namaza) durun

[239] Eger korkarsanız, yaya veya binekte iken kılın. Guvenlige girdiginizde ise, yine Allah´ı, size bilmediklerinizi nasıl ogrettiyse oyle anın

[240] Icinizde olup de (geride) esler bırakmakta olanlar, (evlerinden) cıkarılmaksızın, senesine kadar yararlanmaları icin eslerine vasiyet (bıraksınlar) . Ama onlar, (kendiliklerinden) cıkarlarsa, artık onların maruf (mesru) olarak kendileri icin yaptıklarından dolayı size sorumluluk yoktur. Allah guclu ve ustun olandır. Hukum ve hikmet sahibidir

[241] Bosanmıs (kadın) ların maruf (mesru) bir tarzda yararlanma (ve gecim pay) ları vardır. Bu korkup sakınanlar uzerinde bir haktır

[242] Iste Allah, size ayetlerini boyle acıklar; umulur ki akıl erdirirsiniz

[243] Binlerce kisinin olum korkusuyla yurtlarından cıktıklarını gormedin mi? Allah onlara: «Olun» dedi, sonra da onları diriltti. Suphesiz Allah, insanlara karsı fazl sahibidir. Ancak, insanların cogunlugu sukretmez

[244] Allah yolunda savasın ve bilin ki, suphesiz Allah isitendir, bilendir

[245] Allah´a karsılıgını cok arttırma ile kat kat arttıracagı guzel bir borcu verecek olan kimdir? Allah, daraltır ve genisletir ve siz O´na donduruleceksiniz

[246] Musa´dan sonra Israilogullarının onde gelenlerini gormedin mi? Hani, peygamberlerinden birine: «Bize bir melik gonder de Allah yolunda savasalım» demislerdi, O: «Ya uzerinize savas yazıldıgı halde, savasmayacak olursanız?» demisti. «Bize ne oluyor ki Allah yolunda savasmayalım? Ki biz yurdumuzdan cıkarıldık ve cocuklarımızdan (uzaklastırıldık.)» demislerdi. Ama onlara savas yazıldıgı (ongoruldugu) zaman, az bir kısmı dısında (cogunlugu) yuz cevirdiler. Allah zalimleri bilir

[247] Onlara peygamberleri dedi ki: «Allah size Talut´u (melik olarak) gonderdi.» Onlar: «Biz hukumdarlıga, ona gore daha cok hak sahibiyken ve ona bir mal (servet) bollugu verilmemisken, nasıl bizi (yonetmek uzere) hukumdarlık (mulk) onun olabilir?» demislerdi. O (soyle) demisti: «Dogrusu Allah size onu secti ve onun bilgi ve vucud gelisimini arttırdı. Allah, kime dilerse mulkunu verir; Allah (rahmetiyle) genis olandır, bilendir.»

[248] Peygamberi, onlara (soyle) dedi: «Onun hukumdarlıgının belgesi, size Tabut´un gelmesi (olacaktır ki) onda Rabbinizden ´bir guven duygusu ve huzur´ ile Musa ailesinden ve Harun ailesinden artakalanlar var; onu melekler tasır. Eger inanmıslarsanız, bunda suphesiz sizin icin bir delil vardır.»

[249] Talut, ordusuyla birlikte ayrıldıgında dedi ki: «Dogrusu Allah sizi bir ırmakla imtihan edecektir. Kim bundan icerse, artık o benden degildir ve kim de -eliyle bir avuc avuclayanlar haric- onu tadmazsa o bendendir. Onlardan az bir bolumu dısında ondan ictiler. O, kendisiyle beraber iman edenlerle onu (ırmagı) gecince onlar (geride kalanlar) : «Bugun bizim Calut´a ve ordusuna karsı (koyacak) gucumuz yok.» dediler. (O zaman) Elbette Allah´a kavusacaklarını umanlar (soyle) dediler: «Nice az bir topluluk, daha cok olan bir topluluga Allah´ın izniyle galib gelmistir; Allah sabredenlerle beraberdir.»

[250] Onlar, Calut ve ordusuna karsı meydana (savasa) cıktıklarında, dediler ki: «Rabbimiz, uzerimize sabır yagdır, adımlarımızı sabit kıl (kaydırma) ve kafirler topluluguna karsı bize yardım et.»

[251] Boylece onları, Allah´ın izniyle yenilgiye ugrattılar. Davud Calut´u oldurdu. Allah da ona mulk ve hikmet verdi; ona dilediginden ogretti. Eger Allah´ın, insanların bir kısmı ile bir kısmını def´i (engellemesi) olmasaydı, yeryuzu mutlaka fesada ugrardı. Ancak Allah, alemlere karsı buyuk fazl (ve ihsan) sahibidir

[252] Iste bunlar, Allah´ın ayetleridir; onları sana hak olarak okuyoruz. Sen de gonderilen elcilerdensin

[253] Iste bu peygamberler; bir kısmını bir kısmına ustun kıldık. Onlardan, Allah´ın kendileriyle konustugu ve derecelerle yukselttigi vardır. Meryem oglu Isa´ya apacık belgeler verdik ve onu Ruhu´l-Kudus´le destekledik. Sayet Allah dileseydi, kendilerine apacık belgeler geldikten sonra, onların pesinden gelen (ummet) ler, birbirlerini oldurmezdi. Ancak ihtilafa dustuler; onlardan kimi inandı, kimi de kufretti. Allah dileseydi birbirlerini oldurmezlerdi. Ama Allah diledigini yapandır

[254] Ey iman edenler, hic bir alıs-verisin, hic bir dostlugun ve hic bir sefaatin olmadıgı gun gelmezden evvel, size rızık olarak verdiklerimizden infak edin. Kafirler, onlar zulmedenlerdir

[255] Allah. O´ndan baska ilah yoktur. Diridir, kaimdir. O´nu uyuklama ve uyku tutmaz. Goklerde de, yerde de ne varsa hepsi O´nundur. Izni olmaksızın O´nun katında sefaatte bulunacak kimdir? O, onlerindekini ve, arkalarındakini bilir. Diledigi kadarının dısında, O´nun ilminden hic bir seyi kavrayıp kusatamazlar. . O´nun kursusu, butun gokleri ve yeri kaplayıp kusatmıstır. Onların korunması O´na guc gelmez. O, pek yucedir, pek buyuktur

[256] Dinde zorlama (ve baskı) yoktur. Gercek su ki, dogruluk (rusd) sapıklıktan apacık ayrılmıstır. Artık kim tagutu tanımayıp Allah´a inanırsa, o, sapasaglam bir kulpa yapısmıstır; bunun kopması yoktur. Allah, isitendir, bilendir

[257] Allah, iman edenlerin velisi (dostu ve destekcisi) dir. Onları karanlıklardan nura cıkarır; kufredenlerin velileri ise tagut´tur. Onları da nurdan karanlıklara cıkarırlar. Iste onlar, atesin halkıdırlar, onda sureki olarak kalacaklardır

[258] Allah, kendisine mulk verdi, diye rabbi konusunda Ibrahim´le tartısmaya gireni gormedin mi? Hani Ibrahim: «Benim Rabbim diriltir ve oldurur» demisti; o da: «Ben de oldurur ve diriltirim» demisti. (O zaman) Ibrahim: «Suphe yok, Allah gunesi dogudan getirir, (hadi) sen de onu batıdan getir» deyince, o kufre sapan boylece afallayıp kalmıstı. Allah, zalimler toplulugunu hidayete erdirmez

[259] Ya da altı ustune gelmis, ıpıssız duran bir sehre ugrayan gibisi (goremedin mi?) Demisti ki: «Allah, burasını olumunden sonra nasıl diriltecekmis?» Bunun uzerine Allah, onu yuz yıl olu bıraktı, sonra onu diriltti. (Ve ona) Demisti ki: «Ne kadar kaldın?» O: «Bir gun veya bir gunden az kaldım» demisti. (Allah ona:) «Hayır, yuz yıl kaldın, boyleyken yiyecegine ve icecegine bak, henuz bozulmamıs; esegine de bir bak; (bunu yapmamız) seni insanlara ibret belgesi kılmamız icindir. Kemiklere de bir bak nasıl bir araya getiriyoruz, sonra da onlara et giydiriyoruz?» demisti. O, kendisine (bunlar) apacık belli olduktan sonra demisti ki: «(Artık simdi) Biliyorum ki gercekten Allah, her seye guc yetirendir.»

[260] Hani Ibrahim: «Rabbim, bana oluleri nasıl dirilttigini goster» demisti. (Allah ona:) «Inanmıyor musun?» deyince «Hayır (inandım), ancak kalbimin tatmin olması icin.» demisti. Oyleyse, dort kus tut. Onları kendine alıstır, sonra onları (parcalayıp) her bir parcasını bir dagın uzerine bırak, sonra da onları cagır. Sana kosarak gelirler. Bil ki, suphesiz Allah, ustun ve guclu olandır, hukum ve hikmet sahibidir.»

[261] Mallarını Allah yolunda infak edenlerin ornegi yedi basak bitiren, her bir basakta yuz ´tane´ bulunan bir tek ´tane´nin ornegi gibidir. Allah, diledigine kat kat arttırır. Allah (ihsanı) bol olandır, bilendir

[262] Mallarını Allah yolunda infak edenler, sonra infak ettikleri seyin pesinden basa kakmayan ve eziyet vermeyenlerin ecirleri Rabbleri katındadır, onlar icin korku yoktur, onlar mahzun olmayacaklardır

[263] Guzel bir soz ve bagıslama, pesinden eziyet gelen bir sadakadan daha hayırlıdır. Allah hic bir seye ihtiyacı olmayandır, yumusak davranandır

[264] Ey iman edenler, Allah´a ve ahiret gunune inanmayıp, insanlara karsı gosteris olsun diye malını infak eden gibi minnet ve eziyet ederek sadakalarınızı gecersiz kılmayın. Boylesinin durumu, uzerinde toprak bulunan bir kayanın durumuna benzer; ona saganak bir yagmur dustu mu, onu cırılcıplak bırakıverir. Onlar kazandıklarından hic bir seye guc yetiremez (elde edemez) ler. Allah, kafirler topluluguna hidayet vermez

[265] Yalnızca Allah´ın rızasını istemek ve kendilerinde olanı koklestirip guclendirmek icin mallarını infak edenlerin ornegi, yuksekce bir tepede bulunan, sagnak yagmur aldıgında urunlerini iki kat veren bir bahcenin ornegine benzer ki ona sagnak yagmur isabet etmese de bir cisintisi (vardır) . Allah, yapmakta olduklarınızı gorendir

[266] Hangi biriniz ister ki, altından ırmaklar akan hurmalardan, uzumlerden bir bahcesi olsun, icinde kendisinin olan butun urunler de bulunsun; fakat kendisine ihtiyarlık gelip catsın, (ustelik) zayıf ve kucuk cocukları olsun (boyle durumda iken), ona (bahcesine) atesli bir kasırga isabet etsin de yanıversin. Iste Allah, size ayetleri boyle acıklar, umulur ki dusunursunuz

[267] Ey iman edenler, kazandıklarınızın iyi olanından ve sizin icin yerden bitirdiklerimizden infak edin. Kendinizin goz yummadan alamıyacagınız bayagı seyleri vermeye kalkısmayın ve bilin ki, suphesiz Allah, hic bir seye ihtiyacı olmayandır, ovulmeye layık olandır

[268] Seytan, sizi fakirlikle korkutuyor ve size cirkin-hayasızlıgı emrediyor. Allah ise, size kendisinden bagıslama ve bol ihsan (fazl) vadediyor. Allah (rahmetiyle) genis olandır, bilendir

[269] Kime dilerse hikmeti ona verir; suphesiz kendisine hikmet verilene buyuk bir hayır da verilmistir. Temiz akıl sahiplerinden baskası ogut alıp dusunmez

[270] Nafakadan her ne infak eder veya adaktan her ne adarsanız, muhakkak Allah onu bilir. Zulmedenlerin yardımcıları yoktur

[271] Sadakaları acıkta verirseniz o ne iyi; fakat gizleyip de fakirlere verirseniz bu, sizin icin daha hayırlıdır. O, gunahlarınızdan bir kısmını bagıslar. Allah, yapmakta olduklarınızdan haberi olandır

[272] Onların hidayete ermesi, senin uzerinde (kesin bir yukumluluk) degildir. Ancak Allah, diledigini hidayete erdirir. Hayır olarak her ne infak ederseniz, kendiniz icindir. Zaten siz, ancak Allah´ın hosnutlugunu istemekten baska (bir amacla) infak etmezsiniz. Hayırdan her ne infak ederseniz -haksızlıga (zulme) ugratılmaksızın- size eksiksizce odenecektir

[273] (Sadakalar) Kendilerini Allah yolunda adayan fakirler icindir ki, onlar, yeryuzunde dolasmaya guc yetiremezler. Iffetlerinden dolayı cahil olan (kisi,) onları zengin sanır. (Ama) Sen onları yuzlerinden tanırsın. Yuzsuzluk ederek insanlardan istemezler. Hayırdan her ne infak ederseniz, suphesiz Allah onu bilir

[274] Onlar ki, mallarını gece, gunduz; gizli ve acık infak ederler. Artık bunların ecirleri Rableri katındadır, onlar icin korku yoktur, onlar mahzun olmayacaklardır

[275] Faiz (riba) yiyenler, ancak kendisini seytan carpmıs olanın kalkısı gibi, carpılmıs olmaktan baska (bir tarzda) kalkmazlar. Bu, onların: «Alım-satım da ancak faiz gibidir» demelerinden dolayıdır. Oysa Allah, alısverisi helal, faizi ise haram kılmıstır. Kime Rabbinden bir ogut gelir de (faize) bir son verirse, artık gecmisi kendisine, isi de Allah´a aittir. Kim de (faize) geri donerse, artık onlar atesin halkıdır, orada onlar surekli kalacaklardır

[276] Allah, faizi yok eder de, sadakaları arttırır. Allah, gunahkar olan kafirlerin hic birini sevmez

[277] Suphesiz iman edip guzel amellerde bulunanlar, dosdogru namazı kılanlar ve zekatı verenler; onların ecirleri Rablerinin katındadır. Onlara korku yoktur, onlar mahzun olmayacaklardır

[278] Ey iman edenler, Allah´tan korkup sakının ve eger inanmıssanız, faizden artakalanı bırakın

[279] Sayet boyle yapmazsanız, Allah´a ve Rasulune karsı savas actıgınızı bilin. Eger tevbe ederseniz, artık sermayeleriniz sizindir. (Boylece) Ne zulmetmis olursunuz, ne de zulme ugratılmıs olursunuz

[280] Eger (borclu) zorluk icindeyse, ona elverisli bir zamana kadar sure (verin) . (Borcu) Sadaka olarak bagıslamanız ise, sizin icin daha hayırlıdır; eger bilirseniz

[281] Allah´a doneceginiz gunden korkun-sakının. Sonra herkese kazandıgı eksiksizce odenecek ve onlara haksızlık yapılmayacaktır

[282] Ey iman edenler, belirli bir sure icin borclandıgınız zaman onu yazınız. Aranızdan bir katip dogru olarak yazsın, katip Allah´ın kendisine ogrettigi gibi yazmaktan kacınmasın, yazsın. Uzerinde hak olan (borclu) da yazdırsın ve Rabbi olan Allah´tan korkup sakınsın, ondan hic bir seyi eksiltmesin. Eger uzerinde hak olan (borclu), dusuk akıllı ya da za´f sahibi veya kendisi yazmaya guc yetirmeyecekse, velisi dosdogru yazdırsın. Erkeklerinizden de iki sahid tutun; eger iki erkek yoksa, sahidlerden rıza gostereceginiz bir erkek ve biri unuttugunda oburu ona hatırlatacak iki kadın (da olur) . Sahidler cagırıldıkları zaman kacınmasınlar. Onu (borcu) az olsun, cok olsun, suresiyle birlikte yazmaya usenmeyin. Bu, Allah katında en adil, sahitlik icin en saglam, suphelenmemeniz icin de en yakın olandır. Ancak aranızda devredip durdugunuz ve pesin olarak yaptıgınız ticaret baska, bunu yazmamanızda sizin icin bir sakınca yoktur. Alıs-veris ettiginizde de sahid tutun. Yazana da, sahide de zarar verilmesin. (Aksini) Yaparsanız, o, kendiniz icin (bir zulum ve gunah) fısktır. Allah´tan korkup sakının. Allah size ogretiyor. Allah her seyi bilendir

[283] Eger yolculukta iseniz ve katip de bulamazsanız, bu durumda alınan rehin (yeter) . Su durumda eger birbirinize guveniyorsanız, kendisine guven duyulan, Rabbi olan Allah´tan korkup sakınsın da emanetini odesin. Sahidligi gizlemeyin. Kim onu gizlerse, artık suphesiz, onun kalbi gunahkardır. Allah, yapmakta olduklarınızı bilendir

[284] Goklerde ve yerde ne varsa Allah´ındır. Icinizdekini acıga vursanız da, gizleseniz de, Allah sizi onunla sorguya ceker. Sonra diledigini bagıslar, diledigini azablandırır. Allah, her seye guc yetirendir

[285] Peygamber, kendisine Rabbinden indirilene iman etti, mu´minler de. Tumu, Allah´a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine inandı. «O´nun peygamberleri arasında hic birini (digerinden) ayırdetmeyiz. Isittik ve itaat ettik. Rabbimiz bagıslamanı (dileriz) . Varıs ancak Sana´dır» dediler

[286] Allah, hic kimseye guc yetireceginden baskasını yuklemez. Kazandıgı lehine, kazandırdıkları da aleyhinedir. «Rabbimiz, unuttuklarımızdan ya da yanıldıklarımızdan dolayı bizi sorumlu tutma. Rabbimiz, bizden oncekilere yukledigin gibi bize de agır yuk yukleme. Rabbimiz, kendisine guc yetiremeyecegimiz seyi bize tasıtma. Bizi affet, bizi bagısla. Bizi esirge, Sen bizim mevlamızsın. Kafirler topluluguna karsı bize yardım et.»

Âl-i İmrân

Surah 3

[1] Elif, Lam, Mim

[2] Allah; O´ndan baska ilah yoktur. Diridir, kaimdir

[3] O, sana Kitabı Hak ve kendinden oncekileri dogrulayıcı olarak indirdi. O, Tevrat´ı ve Incil´i de indirmisti

[4] (Ki onlar) Bundan once insanlar icin bir hidayetti. Dogruyu yanlıstan ayıran (furkan) ı da indirdi. Gercek su ki, Allah´ın ayetlerini inkar edenler icin siddetli bir azab vardır. Allah gucludur, intikam alıcıdır

[5] Suphesiz, yerde ve gokte Allah´a hic bir sey gizli kalmaz

[6] Dol yataklarında size diledigi gibi suret veren O´dur. O´ndan baska ilah yoktur; ustun ve guclu olandır, hukum ve hikmet sahibidir

[7] Sana Kitabı indiren O´dur. Ondan, kitabın anası (temeli) olan bir kısım ayetler muhkem´dir; digerleri de benzesen (mutesabih) lerdir. Kalplerinde bir kayma olanlar, fitne (ve karısıklık) cıkarmak ve onun olmadık yorumlarını yapmak icin ondan mutesabih olanına uyarlar. Oysa onun yorumunu Allah´tan baskası bilmez. Ilimde derinlesenler ise: «Biz ona inandık, onun tumu Rabbimizin katındandır.» derler. Temiz akıl sahiplerinden baskası ogut alıp dusunmez

[8] «Rabbimiz, bizi hidayete eristirdikten sonra kalplerimizi kaydırma ve yanından bize bir rahmet bagısla. Suphesiz, bagısı en cok olan Sensin Sen.»

[9] «Rabbimiz, kendisinde suphe olmayan bir gunde insanları muhakkak Sen toplayacaksın. Dogrusu Allah, va´dinden cayıp donmez.»

[10] Suphesiz kufredenler, onların malları da, cocukları da kendilerine Allah´tan (gelecek azaba karsı) hicbir sey kazandırmaz. Ve onlar atesin yakıtıdırlar

[11] Tıpkı Firavun ailesi ve onlardan oncekilerin gidis tarzı gibi. Ayetlerimizi yalanladılar, boylece Allah gunahları nedeniyle onları yakalayıverdi. Allah, (ceza ile) sonuclandırması pek siddetli olandır

[12] Kufredenlere de ki: «Yakında yenilgiye ugratılacaksınız ve toplanıp cehenneme suruleceksiniz.» Ne kotu yataktır o

[13] Karsı karsıya gelen iki toplulukta, sizin icin andolsun bir ayet (ibret) vardır. Bir topluluk, Allah yolunda vurusuyordu, digeri ise kafirdi ki goz gormesiyle karsılarındakini kendilerinin iki katı goruyorlardı. Iste Allah, diledigini yardımıyla destekler. Suphesiz bunda, basiret sahipleri icin gercekten bir ibret vardır

[14] Kadınlara, ogullara, kantar kantar yıgılmıs altın ve gumuse, salma guzel atlara, hayvanlara ve ekinlere duyulan tutkulu sehvet insanlara ´suslu ve cekici´ kılındı. Bunlar, dunya hayatının metaıdır. Asıl varılacak guzel yer Allah katında olandır

[15] De ki: «Size bundan daha hayırlı olanı bildireyim mi? Korkup sakınanlar icin Rablerinin katında, icinde temelli kalacakları, altından ırmaklar akan cennetler, tertemiz esler ve Allah´ın rızası vardır. Allah, kulları hakkıyla gorendir.»

[16] Ki onlar: «Rabbimiz suphesiz biz iman ettik, artık bizim gunahlarımızı bagısla ve bizi atesin azabından koru» diyenler

[17] Sabredenler, dogru olanlar, gonulden boyun egenler, infak edenler ve ´seher vakitlerinde´ bagıslanma dileyenlerdir

[18] Allah, gercekten kendisinden baska ilah olmadıgına sahitlik etti; melekler ve ilim sahipleri de O´ndan baska ilah olmadıgına adaletle sahitlik ettiler. Aziz ve hakim olan O´ndan baska ilah yoktur

[19] Hic suphesiz din, Allah katında Islam´dır. Kendilerine kitap verilenler, ancak kendilerine ilim geldikten sonra, aralarındaki ´kıskanclık ve hakka baskaldırma´ (buguz) yuzunden ayrılıga dustuler. Kim Allah´ın ayetlerine kufrederse, gercekten Allah, hesabı pek cabuk gorendir

[20] Eger seninle cekisip tartısırlarsa, de ki: «Ben, bana uyanlarla birlikte, kendimi Allah´a teslim ettim.» Ve kendilerine kitap verilenlerle ummilere, de ki: «Siz de teslim oldunuz mu?» Eger teslim oldularsa, gercekten hidayete ermislerdir. Fakat yuz cevirdilerse, artık yalnızca sana dusen duyurup bildirme (teblig) dir. Allah, kulları hakkıyla gorendir

[21] Allah´ın ayetlerine kufredenler, peygamberleri haksız yere oldurenler ve insanlardan adaleti emredenleri oldurenler; iste onlara acıklı bir azabı mujdele

[22] Onlar, yaptıkları dunyada ve ahirette bosa gitmis olanlardır. Ve onların yardımcıları yoktur

[23] Kendilerine Kitaptan bir pay verilenleri gormedin mi? Aralarında Allah´ın Kitabı hukmetsin diye cagrılıyorlar da, onlardan bir bolumu yuz ceviriyor. Onlar, iste boyle arka donenlerdir

[24] Bu, onların: «Ates bize sayılı gunler dısında kesinlikle dokunmayacak» demelerindendir. Onların bu iftiraları, dinleri konusunda kendilerini yanılgıya dusurmustur

[25] Artık onları, kendisinden suphe olmayan bir gun topladıgımızda ve her bir nefse -kendileri haksızlıga ugratılmaksızın- kazandıgı tam olarak odendiginde nasıl olacak

[26] De ki: «Ey mulkun sahibi Allah´ım, diledigine mulku verirsin ve dilediginden mulku cekip alırsın, diledigini aziz kılar, diledigini alcaltırsın; hayır Senin elindedir. Gercekten Sen, her seye guc yetirensin.»

[27] «Geceyi gunduzu baglayıp katarsın, gunduzu de geceye baglayıp katarsın; diriyi oluden cıkarırsın, oluyu de diriden cıkarırsın. Sen, diledigine hesapsız rızık verirsin.»

[28] Mu´minler, mu´minleri bırakıp da kafirleri veliler edinmesinler. Kim boyle yaparsa, Allah´tan hic bir sey (yardım) yoktur. Ancak onlardan korunma gayesiyle sakınma(nız) baska. Allah, sizi kendisiyle sakındırır. Varıs Allah´adır

[29] De ki: «Sinelerinizde olanı gizleseniz de, acıga vursanız da Allah onu bilir. Ve goklerde olanı da, yerde olanı da bilir. Allah, her seye guc yetirendir.»

[30] Her bir nefsin hayırdan yaptıklarını hazır buldugu ve her ne kotuluk islediyse onunla kendisi arasında uzak bir mesafe olmasını istedigi o gunu (dusunun) . Allah, sizi kendisiyle sakındırır. Allah, kullarına karsı sefkatli olandır

[31] De ki: «Eger siz Allah´ı seviyorsanız bana uyun; Allah da sizi sevsin ve gunahlarınızı bagıslasın. Allah bagıslayandır, esirgeyendir.»

[32] De ki: «Allah´a ve Resulune itaat edin.» Eger yuz ceviririlerse suphesiz Allah, kafirleri sevmez

[33] Gercek su ki, Allah, Adem´i, Nuh´u, Ibrahim ailesini ve Imran ailesini alemler uzerine secti

[34] Onlar birbirlerinden (tureme tek) bir zurriyettir. Allah isitendir, bilendir

[35] Hani Imran´ın karısı: «Rabbim, karnımda olanı, ´her turlu bagımlılıktan ozgurluge kavusturulmus olarak´ Sana adadım, benden kabul et. Suphesiz isiten, bilen Sensin Sen.» demisti

[36] Fakat onu dogurdugunda -Allah onun ne dogurdugunu daha iyi bilirken- dedi ki: «Rabbim, dogrusu bir kız (cocugu) dogurdum. Erkek ise, kız gibi degildir. Ona Meryem adını koydum. Ben onu ve soyunu o tasa tutulmus seytandan Sana sıgındırırım.»

[37] Bunun uzerine Rabbi onu guzel bir kabulle kabul etti ve onu guzel bir bitki gibi yetistirdi. Zekeriya´yı da ona sorumlu kıldı. Zekeriya, ne zaman mihraba girdiyse, yanında bir yiyecek buldu: «Meryem, sana nerden bu?» deyince, «Bu, Allah katındandır. Suphesiz Allah, diledigine hesapsız rızık verendir» dedi

[38] Orada Zekeriya Rabbine dua etti: «Rabbim bana katından tertemiz bir soy armagan et. Dogrusu Sen, duaları isitensin» dedi

[39] O mihrapta namaz kılmakta iken, melekler ona seslendi: «Allah, sana Yahya´yı mujdeler. O, Allah´tan olan kelimeyi (Isa´yı) dogrulayan, efendi, iffetli ve salihlerden bir peygamberdir.»

[40] Dedi ki: «Rabbim, bana gercekten ihtiyarlık ulasmısken ve karım da kısır iken nasıl benim bir oglum olabilir?» «Boyledir» dedi, «Allah diledigini yapar.»

[41] (Zekeriya) Dedi ki: «Rabbim, bana bir alamet ver.» «Sana alamet, isaretlesme dısında, insanlarla uc gun konusmamandır. Rabbini cokca zikret ve aksam sabah onu tesbih et.» dedi

[42] Hani melekler de: «Meryem, suphesiz Allah seni secti, seni arındırdı ve alemlerin kadınlarına ustun kıldı.» demisti

[43] «Meryem, Rabbine gonulden itaatte bulun, secde et ve ruku edenlerle birlikte ruku et.»

[44] Bunlar, gayb haberlerindendir; bunları sana vahy ediyoruz. Onlardan hangisi Meryem´i sorumluluguna alacak diye kalemleriyle kur´a atarlarken sen yanlarında degildin; cekisirlerken de yanlarında degildin

[45] Hani Melekler, dedi ki: «Meryem, dogrusu Allah, kendinden bir kelimeyi sana mujdelemektedir. Onun adı Meryem oglu Isa Mesih´tir. O, dunyada da, ahirette de ´seckin, onurlu, saygın´ ve (Allah´a) yakın kılınanlardandır.»

[46] «Besikte de, yetiskinliginde de insanlarla konusacaktır. Ve o salihlerdendir.»

[47] «Rabbim, bana bir beser dokunmamısken, nasıl bana bir cocuk olabilir?» dedi. Oyle (idi cevap) . (Fakat) Allah neyi dilerse yaratır. Bir isin olmasına karar verirse, yalnızca ona «ol» der, o da hemen oluverir.»

[48] «Ona kitabı, hikmeti, Tevratı ve Incili ogretecek.»

[49] Israilogularına peygamber kılacak. (O da onlara soyle diyecek:) «Gercek su, ben size Rabbinizden bir ayetle geldim. Ben size camurdan kus biciminde bir sey olusturur, icine ufururum, o da hemencecik Allah´ın izniyle kus oluverir. Ve Allah´ın izniyle dogustan kor olanı, alaca hastalıgına tutulanı iyilestirir ve oluyu diriltirim. Yediklerinizi ve stok ettiklerinizi size haber veririm. Suphesiz, eger inanmıssanız bunda sizin icin kesin bir ayet vardır.»

[50] «(Ben,) Benden onceki Tevrat´ı dogrulamak ve size haram kılınan bazı seyleri helal kılmak uzere size Rabbinizden bir ayetle geldim.. Artık Allah´tan korkup sakının ve bana itaat edin.»

[51] «Gercekten Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Oyleyse O´na ibadet edin. Dosdogru olan yol iste budur.»

[52] Nitekim Isa, onlardan kufru sezince, dedi ki: «Allah icin bana yardım edecekler kimdir?» Havariler: «Allah´ın yardımcıları biziz; biz Allah´a inandık, bizim gercekten muslumanlar oldugumuza sahid ol» dedi

[53] «Rabbimiz, biz indirdigine inandık ve peygambere uyduk. Boylece bizi sahidlerle beraber yaz.»

[54] Onlar ise bir duzen kurdular. Allah da (buna karsılık) bir duzen kurdu.» Allah, duzen kurucuların en hayırlısıdır

[55] Hani Allah, Isa´ya demisti ki: «Ey Isa, dogrusu senin hayatına Ben son verecegim, seni kendime yukseltecegim, seni kufredenlerden temizleyecegim ve sana uyanları kıyamete kadar kufre sapanların ustune gecirecegim. Sonra donusunuz yalnızca Bana´dır, hakkında anlasmazlıga dustugunuz seyde aranızda Ben hukmedecegim.»

[56] «Kufredenleri ise, dunyada ve ahirette siddetli bir azabla azablandıracagım. Onların hic yardımcıları yoktur.»

[57] «Iman edip salih amellerde bulunanların ecirleri eksiksiz odenecektir. Allah, zalim olanları sevmez.»

[58] Bunları biz sana ayetlerden ve hikmetli zikr´den (Kur´an´dan) okuyoruz

[59] Suphesiz, Allah katında Isa´nın durumu, Adem´in durumu gibidir. Onu topraktan yarattı, sonra ona «ol» demesiyle o da hemen oluverdi

[60] Gercek, Rabbindendir. Oyleyse kuskuya kapılanlardan olma

[61] Artık sana gelen bunca ilimden sonra, onun hakkında seninle ´cekisip tartısmalara girisirlerse´ de ki: «Gelin, ogullarımızı ve ogullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, kendimizi ve kendinizi cagıralım; sonra karsılıklı lanetleselim de Allah´ın lanetini yalan soyleyenlerin ustune kılalım.»

[62] Suphesiz bu, gercek bir olayın haberidir. Allah´tan baska ilah yoktur. Ve suphesiz Allah, ustun ve guclu olandır, hukum ve hikmet sahibidir

[63] Eger yuz cevirirlerse, elbette Allah, fesat cıkaranları bilir

[64] De ki: «Ey Kitap ehli, bizimle aranızda musterek (olacak) bir kelimeye gelin. (Ki o da sudur:) Allah´tan baskasına kulluk etmeyelim, O´na hic bir seyi ortak kosmayalım ve Allah´ı bırakıp kimimiz kimimizi Rabler edinmeyelim.» Eger yine yuz cevirirlerse, deyin ki: «Sahid olun, biz gercekten muslumanlarız.»

[65] «Ey Kitap ehli, Ibrahim konusunda ne diye cekisip tartısıyorsunuz? Tevrat da, Incil de ancak ondan sonra indirilmistir. Yine de akıl erdirmeyecek misiniz.»

[66] Iste sizler boylesiniz; (diyelim ki) hakkında bilginiz olan seyde tartıstınız, ama hakkında hic bilginiz olmayan sey konusunda ne diye tartısıp duruyorsunuz? Oysa Allah bilir, sizler bilmezsiniz

[67] Ibrahim, ne Yahudi idi, ne de Hıristiyandı: ancak o, hanif (muvahhid) bir muslumandı, musriklerden de degildi

[68] Dogrusu, insanların Ibrahim´e en yakın olanı, ona uyanlar ve bu peygamberle iman edenlerdir. Allah, mu´minlerin velisidir

[69] Kitap Ehlinden bir grup, sizi sasırtıp saptırmayı arzuladı; fakat onlar ancak kendi nefislerini sasırtıp saptırırlar da suuruna varmazlar

[70] Ey Kitap Ehli, siz sahid olup dururken, ne diye Allah´ın ayetlerini inkar ediyorsunuz

[71] Ey Kitap Ehli, neden hakkı batıl ile ortuyor ve siz de bildiginiz halde hakkı gizliyorsunuz

[72] Kitap Ehlinden bir bolumu, dedi ki: «Iman edenlerin uzerine inene, gunduzun baslangıcında inanın, bitiminde ise inkar edin. Belki onlar da donerler.»

[73] «Ve sizin dininize uyanlardan baskalarına inanıp guvenmeyin.» De ki: «Hic tartısmasız dogru olan yol Allah´ın dosdogru yoludur. Size verilenin bir benzeri birine (Islam peygamberine) veriliyor ya da Rabbinizin katında onlar (muslumanlar) size karsı deliller getiriyorlar, diye mi (bu telasınız?) De ki: «Suphesiz ´lutuf ve ihsan (fazl) ´ Allah´ın elindedir, onu diledigine verir. Allah (rahmetiyle) genis olandır, bilendir.»

[74] O, kime dilerse rahmetini tahsis eder. Allah buyuk ´lutuf ve ihsan (fazl) ´ sahibidir

[75] Kitap Ehlinden oylesi vardır ki, ona bir kantar emanet bıraksan onu sana oder; onlardan oylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet bıraksan, sen, onun tepesine dikilip durmadıkca onu sana odemez. Bu onların «ummiler (zayıf ve bilgisizler veya Ehl-i Kitap olmayanlar) konusunda uzerinizde bir yol (sorumluluk) yoktur» demis olmalarındandır. Oysa onlar kendileri de bildikleri halde Allah´a karsı yalan soylemektedirler

[76] Hayır; kim ahdine vefa eder ve sakınırsa suphesiz Allah da muttaki olanları sever

[77] Allah´ın ahdini ve yeminlerini az bir degere karsılık satanlar, iste onlar; ahirette onlar icin hic bir pay yoktur, kıyamet gununde Allah, onlarla konusmaz, onları gozetmez ve onları arındırmaz. Ve onlar icin acıklı bir azab vardır

[78] Onlardan oyleleri vardır ki, dillerini kitaba dogru egip bukerler, siz onu (bu okur gorunduklerini) kitaptan sanırsınız diye. Oysa o kitaptan degildir. «Bu Allah katındandır» derler. Oysa o, Allah katından degildir. Ve onlar, kendileri de bildikleri halde Allah´a karsı (boyle) yalan soylerler

[79] Beserden hic kimsenin, Allah kendisine Kitabı, hukmu ve peygamberligi versin de, sonra o, insanlara: «Allah´ı bırakıp bana kulluk edin» deme (hakkı ve yetki) si yoktur. Fakat o, «Ogretmekte oldugunuz ve ders alıp vermekte bulundugunuz Kitaba gore Rabbani´ler olunuz (deme gorevindedir.)»

[80] O, melekleri ve peygamberleri sizin Rabler edinmenizi emretmez. Siz, muslumanlar olduktan sonra, size kufru mu emredecek

[81] Hani Allah peygamberlerden ´kesin bir soz (misak) ´ almıstı: «Andolsun size Kitap ve hikmetten verip sonra size beraberinizdekini dogrulayan bir peygamber geldiginde, ona kesin olarak iman edecek ve ona yardımda bulunacaksanız.» Demisti ki: «Bunu ikrar ettiniz ve bu agır yukumu aldınız mı?» Onlar: «Ikrar ettik» demislerdi de «Oyleyse sahid olun, ben de sizinle birlikte sahid olanlardanım» demisti

[82] Artık kim bundan sonra sırt cevirirse, onlar fasık olanlardır

[83] Peki onlar, Allah´ın dininden baska bir din mi arıyorlar? Oysa goklerde ve yerde her ne varsa -istese de, istemese de- O´na teslim olmustur ve O´na dondurulmektedirler

[84] De ki: «Biz Allah´a, bize indirilene, Ibrahim, Ismail, Ishak, Yakub ve torunlarına indirilene, Musa´ya, Isa´ya ve peygamberlere Rablerinden verilenlere iman ettik. Onlardan hic biri arasında ayrılık gozetmeyiz. Ve biz O´na teslim olmuslarız.»

[85] Kim Islam´dan baska bir din ararsa asla ondan kabul edilmez. O, ahirette de kayba ugrayanlardandır

[86] Kendilerine apacık belgeler geldigi ve peygamberin hak olduguna sahid oldukları halde, imanlarından sonra kufre sapan bir kavmi Allah nasıl hidayete erdirir? Allah, zulmeden bir kavmi hidayete erdirmez

[87] Iste bunların cezası, Allah´ın, meleklerin ve butun insanların lanetlerinin uzerine olmasıdır

[88] Icinde temelli kalıcıdırlar. Onların azabı hafifletilmez ve onlar gozetilmezler

[89] Ancak bundan sonra tevbe edenler. ´salih olarak davrananlar´ baska. Cunku Allah, gercekten bagıslayandır, esirgeyendir

[90] Dogrusu, imanlarından sonra kufredenler, sonra kufurlerini arttıranlar; bunların tevbeleri kesinlikle kabul edilmez. Iste bunlar, sapıkların ta kendileridir

[91] Suphesiz kufredip kafir olarak olenler, bunların hic birisinden, yeryuzu dolusu altın olsa -bunu fidye olarak verse de- kesin olarak kabul edilmez. Onlar icin acıklı bir azab vardır ve onların yardımcıları yoktur

[92] Sevdiginiz seylerden infak edinceye kadar asla iyilige erisemezsiniz. Her ne infak ederseniz, suphesiz Allah onu bilir

[93] Tevrat indirilmeden evvel, Israil´in kendine haram kıldıklarından baska, Israilogullarına butun yiyecekler helal idi. De ki: «Su halde eger dogruysanız, Tevrat´ı getirin de onu okuyun.»

[94] Artık bundan sonra kim Allah´a karsı yalan duzup uydurursa, iste onlar, zalim olanlardır

[95] De ki: «Allah dogru soyledi. Oyleyse Allah´ı bir tanıyan (Hanif) ler olarak Ibrahim´in dinine uyun. O, musriklerden degildi.»

[96] Gercek su ki, insanlar icin ilk kurulan Ev, Bekke (Mekke) de, o, kutlu ve butun insanlar (alemler) icin hidayet olan (Kabe) dir

[97] Orda apacık ayetler (ve) Ibrahim´in makamı vardır. Kim oraya girerse o guvenliktedir. Ona bir yol bulup guc yetirenlerin Ev´i haccetmesi Allah´ın insanlar uzerindeki hakkıdır. Kim de kufre saparsa, kusku yok, Allah alemlere karsı muhtac olmayandır

[98] De ki: «Ey Kitap Ehli, Allah yapmakta olduklarınıza sahid iken, ne diye Allah´ın ayetlerine kufrediyorsunuz?»

[99] De ki: «Ey Kitap Ehli, sizler sahidler oldugunuz halde, ne diye iman edenleri Allah yolundan -onda bir carpıklık bulmaya yeltenerek- cevirmeye calısıyorsunuz? Allah, yapmakta olduklarınızdan gafil degildir.»

[100] Ey iman edenler, eger kendilerine kitap verilenlerden herhangi bir gruba boyun egecek olursanız, sizi imanınızdan sonra tekrar kufre dondururler

[101] Allah´ın ayetleri size okunuyorken ve O´nun Resulu icinizdeyken nasıl oluyor da inkar ediyorsunuz? Kim Allah´a sımsıkı tutunursa, artık elbette o, dosdogru olan bir yola iletilmistir

[102] Ey iman edenler, Allah´tan nasıl korkup sakınmak gerekiyorsa oylece korkup sakının ve siz, ancak musluman olmaktan baska (bir din ve tutum uzerinde) olmeyin

[103] Allah´ın ipine hepiniz sımsıkı yapısın. Dagılıp ayrılmayın. Ve Allah´ın sizin uzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani siz dusmanlar idiniz. O, kalplerinizin arasını uzlastırıp ısındırdı ve siz O´nun nimetiyle kardesler olarak sabahladınız. Yine siz, tam ates cukurunun kıyısındayken, oradan sizi kurtardı. Umulur ki hidayete erersiniz diye, Allah, size ayetlerini iste boyle acıklar

[104] Sizden, hayra cagıran, iyiligi (marufu) emreden ve kotulukten (munkerden) sakındıran bir topluluk bulunsun. Kurtulusa erenler iste bunlardır

[105] Kendilerine apacık belgeler geldikten sonra, parcalanıp ayrılan ve anlasmazlıga dusenler gibi olmayın. Iste onlar icin buyuk azab vardır

[106] Bazı yuzlerin agaracagı, bazı yuzlerin de kararacagı gun... Yuzleri kapkara kesilecek olanlara: «Imanınızdan sonra inkar ettiniz, oyle mi? Oyleyse inkar etmenize karsılık olarak azabı tadın» (denilir)

[107] Yuzleri agaranlar ise, artık onlar Allah´ın rahmeti icindedirler, icinde de temelli kalacaklardır

[108] Bunlar sana hak olarak okumakta oldugumuz Allah´ın ayetleridir. Allah, alemlere zulum isteyen degildir

[109] Goklerde olanlar da, yerde olanlar da Allah´ındır ve (butun) isler Allah´a dondurulur

[110] Siz, insanlar icin cıkarılmıs hayırlı bir ummetsiniz; maruf (iyi ve Islam´a uygun) olanı emreder, munker olandan sakındırır ve Allah´a iman edersiniz. Kitap Ehli de inanmıs olsaydı, elbette kendileri icin hayırlı olurdu. Iclerinden iman edenler vardır, fakat cogunlugu fıska sapanlardır

[111] Onlar size ezadan baska kesinlikle bir zarar veremezler. Eger sizinle savasırlarsa size arkalarını donup kacarlar. Sonra kendilerine yardım da edilmez

[112] Her nerede bulunurlarsa bulunsunlar -Allah´ın ipine ve insanların ipine (ahdine) sıgınanlar baska- onlara zilet (horluk damgası) vurulmustur. Onlar, Allah´tan bir gazaba ugradılar da uzerlerine asagılanma (damgası) vuruldu. Bu, Allah´ın ayetlerini inkar etmeleri ve peygamberleri haksız yere oldurmeleri nedeniyledir. (Yine) Bu, isyan etmeleri ve haddi asmaları dolayısıyladır

[113] Onların hepsi bir degildir. Kitap Ehli´nden bir topluluk vardır ki, gece vaktinde ayakta durup Allah´ın ayetlerini okuyarak secdeye kapanırlar

[114] Bunlar, Allah´a ve ahiret gunune iman eder, maruf olanı emreder, munker olandan sakındırır ve hayırlarda yarısırlar. Iste bunlar salih olanlardandır

[115] Onlar hayırdan her ne yaparlarsa, elbette ondan yoksun bırakılmazlar. Allah, muttakileri bilendir

[116] Gercekten kufredenlerin ise, ne malları, ne cocukları, onlara Allah´tan yana bir sey saglayamaz. Iste onlar, atesin halkıdırlar, onda temelli olarak kalacaklardır

[117] Onların bu dunya hayatındaki harcamaları kendi nefislerine zulmetmis olan bir kavmin ekinine isabet eden kavurucu sogukluktaki bir ruzgara benzer ki, onu (ekini) helak etmistir. Allah, onlara zulmetmedi, fakat kendi nefislerine kendileri zulmetmektedirler

[118] Ey iman edenler, kendinizden olmayanı sırdas edinmeyin. Onlar size kotuluk ve zarar vermeye calısırlar, size zorlu bir sıkıntı verecek seyden hoslanırlar. Bugz (ve dusmanlıkları) agızlarından dısa vurmustur, sinelerinin gizli tuttukları ise, daha buyuktur. Size ayetlerimizi acıkladık; belki akıl erdirirsiniz

[119] Sizler, iste boylesiniz: onları seversiniz, oysa onlar sizi sevmezler. Siz Kitabın tumune inanırsınız, onlar sizinle karsılastıklarında «inandık» derler, kendi baslarına kaldıklarında ise, size karsı olan kin ve ofkelerinden dolayı parmak uclarını ısırırlar. De ki: «Kin ve ofkenizle olun.» Suphesiz Allah, sinelerin ozunde saklı duranı bilendir

[120] Size bir iyilik dokununca onları tasalandırır, size bir kotuluk isabet edince ise onunla sevinirler. Eger siz sabreder ve sakınırsanız, onların ´hileli duzenleri´ size hic bir zarar veremez. Suphesiz, Allah, yapmakta olduklarını kusatandır

[121] Hani sen, mu´minleri savasmak icin elverisli yerlere yerlestirmek icin evinden erkenden ayrılmıstın. Allah isitendir, bilendir

[122] O zaman sizden iki grup, neredeyse, ´cozulup geri cekilmek´ istemisti. Oysa Allah onların (velisi) yardımcısıydı. Artık mu´minler, yalnızca Allah´a tevekkul etmelidirler

[123] Andolsun, siz gucsuz iken Allah size Bedir´de yardımıyla zafer verdi. Su halde Allah´tan korkup sakının, O´na sukredebilesiniz

[124] Sen mu´minlere: «Rabbinizin size meleklerden indirilmis uc bin kisiyle yardım iletmesi size yetmez mi?» diyordun

[125] Evet, eger sabrederseniz, korkup sakınırsanız ve onlar da aniden ustunuze cullanıverirlerse, Rabbiniz size meleklerden nisanlı bes bin kisiyle yardım ulastıracaktır

[126] Allah bunu (yardımı) size ancak bir mujde olsun ve kalpleriniz bununla tatmin bulsun diye yaptı. ´Yardım ve zafer (nusret) ´ ancak ustun ve guclu, hukum ve hikmet sahibi olan Allah´ın katındandır

[127] (Ki bununla) Kufre sapanların ileri gelenlerini kessin (onları helak etsin) ya da ´umutları suya dusmusler olarak onları tepesi asagı getirsin de geri donup gitsinler.´

[128] (Allah´ın) Onların tevbelerini kabul etmesi veya zalimler olduklarından dolayı azablandırması isinden sana bir sey (sorumluluk ve gorev) yoktur

[129] Goklerde ve yerde olanların tumu Allah´ındır. Kimi dilerse bagıslar, kimi dilerse azablandırır. Allah bagıslayandır, esirgeyendir

[130] Ey iman edenler, faizi kat kat arttırılmıs olarak yemeyin. Ve Allah´tan korkup sakının, umulur ki, kurtulursunuz

[131] Ve kafirler icin hazırlanmıs olan atesten sakının

[132] Allah´a ve Resulune itaat edin, ki merhamet olunasınız

[133] Rabbinizden olan magfirete ve eni, goklerle yer kadar olan cennete (kavusmak icin) yarısın; o, muttakiler icin hazırlanmıstır

[134] Onlar, bollukta da, darlıkta da infak edenler, ofkelerini yenenler ve insanlar (daki hakların) dan bagıslama ile (vaz) gecenlerdir. Allah, iyilik yapanları sever

[135] Ve ´cirkin bir hayasızlık´ isledikleri ya da nefislerine zulmettikleri zaman, Allah´ı hatırlayıp hemen gunahlarından dolayı bagıslanma isteyenlerdir. Allah´tan baska gunahları bagıslayan kimdir? Bir de onlar yaptıkları uzerinde bildikleri halde ısrarla durmayanlardır

[136] Iste bunların karsılıgı, Rablerinden bagıslanma ve icinde ebedi kalacakları altından ırmaklar akan cennetlerdir. (Boyle) Yapıp edenlere ne guzel bir karsılık (ecir var)

[137] Gercek su ki, sizden once nice sunnetler gelip gecmistir. Bundan dolayı yeryuzunde gezip dolasın da yalanlayanların ugradıkları sonuc nasıl oldu bir gorun

[138] Bu (Kur´an), insanlar icin bir beyan, sakınanlar icin de bir hidayet ve oguttur

[139] Gevsemeyin, uzulmeyin; eger (gercekten) iman etmisseniz en ustun olan sizlersiniz

[140] Eger bir yara aldıysanız, o kavme de benzeri bir yara degmistir. O gunleri; biz onları insanlar arasında devrettirip dururuz. Bu, Allah´ın iman edenleri belirtip ayırması ve sizden sahidler (veya sehidler) edinmesi icindir. Allah, zulmedenleri sevmez

[141] (Yine bu) Allah´ın, iman edenleri arındırması ve kufre sapanları yok etmesi icindir

[142] Yoksa siz, Allah, icinizden cihad edenleri belirtip ayırdetmeden ve sabredenleri de belirtip ayırdetmeden cennete gireceginizi mi sandınız

[143] Andolsun, siz onunla karsılasmadan once olumu temenni ediyordunuz. Iste onu gordunuz, ama bakıp duruyorsunuz

[144] Muhammed, yalnızca bir peygamberdir. Ondan once nice peygamberler gelip gecmistir. Simdi o olurse ya da oldurulurse, siz topuklarınız uzerinde gerisin geriye mi doneceksiniz? Iki topugu uzerinde gerisin geri donen kimse, Allah´a kesinlikle zarar veremez. Allah, sukredenleri pek yakında odullendirecektir

[145] Allah´ın izni olmaksızın hic bir nefis icin olmek yoktur. O, suresi belirtilmis bir yazıdır. Kim dunyanın yararını (sevabını) isterse ona ondan veririz, kim de ahiret sevabını isterse ona da ondan veririz. Biz sukredenleri pek yakında odullendirecegiz

[146] Nice peygamberle birlikte bircok Rabbani (bilgin) ler savasa girdiler de, Allah yolunda kendilerine isabet eden (gucluk ve mihnet) den dolayı ne gevseklik gosterdiler, ne de boyun egdiler. Allah, sabır gosterenleri sever

[147] Onların soyledikleri: «Rabbimiz, gunahlarımızı ve isimizdeki asırılıklarımızı bagısla, ayaklarımızı (bastıkları yerde) saglamlastır ve bize kafirler topluluguna karsı yardım et.» demelerinden baska bir sey degildi

[148] Boylece Allah, dunya sevabını da, ahiret sevabının guzelligini de onlara verdi. Allah iyilikte bulunanları sever

[149] Ey iman edenler, eger kufre sapanlara itaat ederseniz, sizi topuklarınız uzerinde gerisin-geri cevirirler, boylece buyuk husrana ugrayanlara donersiniz

[150] Hayır, sizin mevlanız Allah´tır. O, yardım edenlerin en hayırlısıdır

[151] Kendisi hakkında hic bir ispatlı delil indirmedigi seyi Allah´a ortak kostuklarından dolayı kufredenlerin kalplerine korku salacagız. Onların barınma yerleri atestir. Zalimlerin konaklama yeri ne kotudur

[152] Andolsun, Allah size verdigi sozunde sadık kaldı; siz O´nun izniyle onları kırıp geciriyordunuz. Oyle ki sevdiginiz (zafer) i size gosterdikten sonra, siz yılgınlık gosterdiniz, isyan ettiniz ve emir hakkında cekistiniz. Sizden kiminiz dunyayı istiyor, kiminiz de ahireti istiyordu. Sonra (Allah) denemek icin sizi ondan cevirdi. Ama (yine de) sizi bagısladı. Allah mu´minlere karsı fazl (ve ihsan) sahibi olandır

[153] Siz o zaman durmaksızın uzaklasıyor, kimseye donup bakmıyordunuz. Peygamber de surekli sizi arkadan cagırıyordu. (Allah) Elinizden kacırdıklarınıza ve size isabet edene uzulmemeniz icin sizi kederden kedere ugrattı. Allah, yaptıklarınızdan haberi olandır

[154] Sonra kederin ardından uzerinize bir guvenlik (duygusu) indirdi, bir uyuklama ki, icinizden bir grubu sarıveriyordu. Bir grup da, canları derdine dusmustu; Allah´a karsı haksız yere cahiliye zannıyla zanlara kapılarak: «Bu isten bize ne var ki?» diyorlardı. De ki: «Suphesiz isin tumu Allah´ındır.» Onlar, sana acıklamadıkları seyi iclerinde gizli tutuyorlar, «Bu isten bize bir sey olsaydı, biz burada oldurulmezdik» diyorlar. De ki: «Eger evlerinizde de olsaydınız, uzerlerine oldurulmesi yazılmıs olanlar, yine devrilecekleri yerlere gidecekti. (Bunu) Allah, sinelerinizdekini denemek ve kalplerinizde olanı arındırmak icin (yaptı) . Allah, sinelerin ozunde saklı duranı bilendir

[155] Iki toplulugun karsı karsıya geldikleri gun, sizden geri donenleri, kazandıkları bazı seyler dolayısıyla seytan onların ayagını kaydırmak istemisti. Ama andolsun ki, Allah onları affetti. Suphesiz Allah, bagıslayandır, yumusak olandır

[156] Ey iman edenler, kufre sapanlar ile yer yuzunde gezip dolasırken veya savasta bulundukları sırada (olen) kardesleri icin: «Yanımızda olsalardı, olmezlerdi, oldurulmezlerdi» diyenler gibi olmayın. Allah, bunu onların kalplerinde onulmaz bir hasret olarak kıldı. Dirilten ve olduren Allah´tır. Allah, yapmakta olduklarınızı gorendir

[157] Andolsun, eger Allah yolunda oldurulur ya da olurseniz, Allah´tan olan bir bagıslanma ve rahmet, onların butun toplamakta olduklarından daha hayırlıdır

[158] Andolsun, olseniz de, oldurulseniz de suphesiz Allah´a (varıp) toplanacaksınız

[159] Allah´tan bir rahmet dolasıyla, onlara yumusak davrandın. Eger kaba, katı yurekli olsaydın onlar cevrenden dagılır giderlerdi. Oyleyse onları bagısla, onlar icin bagıslanma dile ve is konusunda onlarla musavere et. Eger azmedersen artık Allah´a tevekkul et. Suphesiz Allah, tevekkul edenleri sever

[160] Eger Allah size yardım ederse, artık sizi yenilgiye ugratacak yoktur ve eger sizi ´yapayalnız ve yardımsız´ bırakacak olursa, ondan sonra size yardım edecek kimdir? Oyleyse mu´minler, yalnızca Allah´a tevekkul etsinler

[161] Hic bir peygambere, emanete ihanet yarasmaz. Kim ihanet ederse, kıyamet gunu ihanet ettigiyle gelir. Sonra her nefis ne kazandıysa, (ona) eksiksiz olarak odenir. Onlar haksızlıga ugratılmazlar

[162] Allah´ın rızasına uyan kisi, Alah´tan bir gazaba ugrayan ve barınma yeri cehennem olan kisi gibi mi? Ne kotu barınaktır o

[163] Allah katında onlar derece derecedir. Allah yapmakta olduklarını gorendir

[164] Andolsun ki Allah, mu´minlere, iclerinde kendilerinden onlara bir peygamber gondermekle lutufta bulunmustur. (Ki o) Onlara ayetlerini okuyor, onları arındırıyor ve onlara Kitabı ve hikmeti ogretiyor. Ondan once ise onlar apacık bir sapıklık icindeydiler

[165] Basınıza bir bela gelince nicin: «Bu nereden?» diyorsunuz? Halbuki siz (Bedir´de) onların (dusmanların) baslarına bunun iki katı bela getirmistiniz. Ey Peygamber, onlara de ki: «Bu belayı kendi basınıza siz getirdiniz.» Suphesiz Allah her seye kadirdir

[166] Iki toplulugun karsı karsıya geldigi gun, size isabet eden ancak Allah´ın izniyle idi. (Bu, Allah´ın) mu´minleri ayırdetmesi

[167] Munafıklık yapanları da belirtmesi icindi. Onlara: «Gelin, Allah´ın yolunda savasın ya da savunma yapın» denildiginde, «Biz savasmayı bilseydik elbette sizi izlerdik» dediler. O gun onlar, imandan cok kufre daha yakındılar. Kalplerinde olmayanı agızlarıyla soyluyorlardı. Allah, onların gizli tuttuklarını daha iyi bilir

[168] Onlar, kendileri oturup kardesleri icin: «Eger bize itaat etselerdi, oldurulmezlerdi» diyenlerdir. De ki: «Eger dogru sozluler iseniz, olumu kendinizden savın oyleyse.»

[169] Allah yolunda oldurulenleri sakın ´oluler´ saymayın. Hayır, onlar, Rableri katında diridirler, rızıklanmaktadırlar

[170] Allah´ın kendi fazlından onlara verdikleriyle sevinc icindedirler. Onlara arkalarından henuz ulasmayanlara mujdeler vermektedirler ki onlara hic bir korku yoktur, mahzun da olacak degillerdir

[171] Onlar, Allah´tan bir nimeti bir fazlı (bollugu) ve gercekten Allah´ın mu´minlerin ecrini bosa cıkarmadıgını mujdelemektedirler

[172] Kendilerine yara isabet ettikten sonra, Allah ve Resulunun cagrısına icabet edenler, iclerinden iyilik yapanlar ve sakınanlar icin buyuk bir ecir vardır

[173] Onlar, kendilerine insanlar: «Size karsı insanlar topla(n) dılar, artık onlardan korkun» dedikleri halde, (buna ragmen) imanları artanlar ve: «Allah bize yeter, O ne guzel vekildir» diyenlerdir

[174] Bundan dolayı, kendilerine hic bir kotuluk dokunmadan bir bolluk (fazl) ve Allah´tan bir nimetle geri donduler. Onlar, Allah´ın rızasına uydular. Allah, buyuk fazl (ve ihsan) sahibidir

[175] Iste bu seytan, ancak kendi dostlarını korkutur. Siz onlardan korkmayın, eger mu´minlerseniz, Ben´den korkun

[176] Kufurde ´buyuk caba harcayanlar´ seni uzmesin. Cunku onlar, Allah´a hic bir seyle zarar veremezler. Allah, onları ahirette pay sahibi kılmamayı ister. Onlar icin buyuk bir azab vardır

[177] Onlar, imana karsılık kufru satın alanlardır. Onlar, Allah´a hic bir seyle zarar veremezler. Onlar icin acıklı bir azab vardır

[178] O kufre sapanlar, kendilerine tanıdıgımız sureyi sakın kendileri icin hayırlı sanmasınlar, biz onlara, ancak gunahları daha da artsın, diye sure vermekteyiz. Onlar icin asagılatıcı bir azab vardır

[179] Allah, murdar olanı, temiz olandan ayırd edinceye kadar mu´minleri, sizin kendisi uzerinde bulundugunuz durumda bırakacak degildir. Allah sizi gayb uzerine muttali kılacak da degildir. Ama Allah, peygamberlerinden diledigini secer. Oyleyse siz de Allah´a ve Resulune iman edin. Eger iman eder ve korkup sakınırsanız, sizin icin buyuk bir ecir vardır

[180] Allah´ın, bol ihsanından kendilerine verdigi seylerde cimrilik edenler, bunun kendileri icin hayırlı oldugunu sanmasınlar. Hayır; bu, onlar icin serdir; kıyamet gunu, cimrilik ettikleriyle tasmalandırılacaklardır. Goklerin ve yerin mirası Allah´ındır. Allah yaptıklarınızdan haberi olandır

[181] Andolsun; «Gercek, Allah fakirdir, biz ise zenginleriz» diyenlerin sozlerini Allah isitmistir. Onların bu sozlerini ve Peygamberleri haksız yere oldurmelerini yazacagız ve: «Yakıcı olan azabı tadın» diyecegiz

[182] Bu, sizin ellerinizin onden sunduklarıdır. Allah, gercekten kullara zulmedici degildir

[183] «Allah bize atesin yiyecegi bir kurban getirmedikce hicbir peygambere inanmamamız konusunda and verdi,» diyenlere, de ki: «Suphesiz, benden once nice peygamberler, apacık belgeler ve soylediklerinizle geldi; eger, siz dogru idiyseniz, su halde onları ne diye oldurdunuz?»

[184] Eger seni yalanlarlarsa, senden once apacık belgeler, Zeburlar ve aydınlık kitapla gelen peygamberleri de yalanlamıslardır

[185] Her nefis olumu tadıcıdır. Kıyamet gunu elbette ecirleriniz eksiksizce odenecektir. Kim atesten uzaklastırılır ve cennete sokulursa, artık o gercekten kurtulusa ermistir. Dunya hayatı, aldatıcı metadan baska bir sey degildir

[186] Andolsun, mallarınızla ve canlarınızla imtihan edileceksiniz ve sizden once kendilerine kitap verilenlerden ve sirk kosmakta olanlardan elbette cok eziyet verici (sozler) isiteceksiniz. Eger sabreder ve sakınırsanız, (bu) emirlere olan azimdendir

[187] Hani kendilerine kitap verilenlerden: «Onu mutlaka insanlara acıklayacaksınız ve onu gizlemeyeceksiniz» diye kesin soz almıstı. Fakat onlar, bunu arkalarına attılar ve ona karsılık az bir degeri satın aldılar. O aldıkları sey ne kotudur

[188] Getirdikleriyle sevinen ve yapmadıkları seyler nedeniyle ovulmeden hoslananları (kazanclı) sayma; onları azaptan kurtulmus olarak sayma. Onlar icin acıklı bir azab vardır

[189] Goklerin ve yerin mulku Allah´ındır. Allah, her seye guc yetirendir

[190] Suphesiz goklerin ve yerin yaratılısında, gece ile gunduzun ardarda gelisinde temiz akıl sahipleri icin gercekten ayetler vardır

[191] Onlar, ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah´ı zikrederler ve goklerin ve yerin yaratılısı konusunda dusunurler. (Ve derler ki:) «Rabbimiz, sen bunu bosuna yaratmadın. Sen pek yucesin, bizi atesin azabından koru.»

[192] «Rabbimiz, suphesiz Sen kimi atese sokarsan, artık onu ´hor ve asagılık´ kılmıssındır; zulmedenlerin yardımcıları yoktur.»

[193] «Rabbimiz, biz: «Rabbinize iman edin» diye imana cagrıda bulunan bir cagırıcıyı isittik, hemen iman ettik. Rabbimiz, bizim gunahlarımızı bagısla, kotuluklerimizi ort ve bizi de iyilik yapanlarla birlikte oldur.»

[194] «Rabbimiz, peygamberlerine va´dettiklerini bize ver, kıyamet gununde de bizi ´hor ve asagılık´ kılma. Suphesiz Sen, va´dine muhalefet etmeyensin.»

[195] Nitekim Rableri onlara (dualarını kabul ederek) cevap verdi: «Suphesiz Ben, erkek olsun, kadın olsun, sizden bir iste bulunanın isini bosa cıkarmam. Sizin kiminiz kiminizdendir. Iste, hicret edenlerin, yurtlarından surulup cıkarılanların ve yolumda iskence gorenlerin, carpısıp oldurulenlerin, mutlaka kotuluklerini ortecegim ve onları, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacagım. (Bu,) Allah katından bir karsılık (sevap) tır. (O) Allah, karsılıgın (sevabın) en guzeli O´nun katındadır.»

[196] Kufre sapanların ulke ulke donup dolasmaları seni aldatmasın

[197] (Bu) Az bir yarar(lanma) dır. Sonra bunların barınma yerleri cehennemdir. Ne kotu bir yataktır o

[198] Ama Rablerinden korkup sakınanlar; onlar icin Allah katında -bir solen olarak- altlarından ırmaklar akan -icinde ebedi kalacakları- cennetler vardır. Iyilik yapanlar icin, Allah´ın katında olanlar daha hayırlıdır

[199] Suphesiz, Kitap Ehlinden de, Allah´a size indirilene ve kendilerine indirilene -Allah´a derin saygı gosterenler olarak- inananlar vardır. Onlar, Allah´ın ayetlerine karsılık olarak az bir degeri satın almazlar. Iste bunların Rableri katında ecirleri vardır. Suphesiz Allah, hesabı pek cabuk gorendir

[200] Ey iman edenler, sabredin ve sabırda yarısın. (sınırlarda) nobetlesin. Allah´tan korkup sakının. Umulur ki kurtulusa varırsınız

Nisâ

Surah 4

[1] Ey insanlar, sizi tek bir nefisten yaratan, ondan da esini yaratan ve her ikisinden bircok erkek ve kadın turetip yayan Rabbinizden korkup sakının. Ve (yine) kendisiyle, birbirinizle dileklestiginiz Allah´tan ve akrabalık (baglarını koparmak) tan sakının. Suphesiz Allah, sizin uzerinizde gozeticidir

[2] Yetimlere mallarını verin ve murdar olana karsı temiz olanı degistirmeyin. Onların mallarını mallarınıza katarak yemeyin. Cunku bu, buyuk bir suctur

[3] Eger yetim(kız) lar konusunda adaleti yerine getiremeyeceginizden korkarsanız, bu durumda, size helal olan (baska) kadınlardan ikiser, ucer, dorder olmak uzere nikahlayın. Sayet (yine de) adalet yapamıyacagınızdan korkarsanız, o zaman bir (es) ya da sag ellerinizin malik oldugu (cariye) ile (yetinin.) Bu sapmamanıza daha yakındır

[4] Kadınlara mehirlerini gonulden isteyerek (ve bir hak olarak) verin, fakat onlar, gonul hosluguyla size ondan bir seyi bagıslarlarsa, onu da afiyetle, ic huzuruyla yiyin

[5] Allah´ın sizin icin (kendileriyle hayatınızı) kaim (geciminizi saglamaya destekleyici bir arac) kıldıgı mallarınızı dusuk akıllılara vermeyin; bunlarla onları rızıklandırıp giydirin ve onlara guzel (maruf) soz soyleyin

[6] Yetimleri, nikaha erisecekleri caga kadar deneyin; sayet kendilerinde bir (rusd) olgunlasma gordunuz mu, hemen onlara mallarını verin. Buyuyecekler diye israf ile carcabuk yemeyin. Zengin olan iffetli olmaya calıssın, yoksul olan da artık maruf (ihtiyaca ve orfe uygun) bir sekilde yesin. Mallarını kendilerine verdiginiz zaman, onlara karsı sahid bulundurun. Hesap gorucu olarak Allah yeter

[7] Anne ve baba ile akrabaların bıraktıklarından erkekler icin bir pay vardır; anne ve baba ile akrabanın bıraktıklarından kadınlar icin de bir pay vardır. Bunun azından ve cogundan farz kılınmıs bir pay vardır

[8] (Mirası) Bolusme sırasında yakınlar; yetimler ve yoksullar da hazır olursa, onları ondan rızıklandırın ve onlara guzel (maruf) soz soyleyin

[9] Arkalarında bıraktıkları zayıf cocuklardan dolayı korku duyanlar, (vasiyetleri altında olanlar icin de) icleri urpertiyle titresin. Allah´tan sakınsınlar ve onlara dogru soz soylesinler

[10] Gercek su ki, yetimlerin mallarını zulmederek yiyenler, karınlarına ancak ates yemis olurlar. Onlar, cılgın bir atese gireceklerdir

[11] Cocuklarınız konusunda Allah, erkege iki disinin hissesi kadar tavsiye eder. Eger onlar ikiden cok kadın ise (olunun) geride bıraktıgının ucte ikisi onlarındır. Kadın (veya kız) bir tek ise, bu durumda yarısı onundur. (Olenin) Bir cocugu varsa, geriye bıraktıgından anne ve babadan her biri icin altıda bir, cocugu olmayıp da anne ve baba ona mirascı ise, bu durumda annesi icin ucte bir vardır. Onun kardesleri varsa o zaman da annesi icin altıda bir´dir. (Ancak bu hukumler, olenin) Ettigi vasiyet veya (varsa) borcun dusulmesinden sonradır. Babalarınız, ogullarınız, siz onların hangilerinin yarar bakımından size daha yakın oldugunu bilmezsiniz. (Bunlar) Allah´tan bir farzdır. Suphesiz Allah, bilendir, hukum ve hikmet sahibi olandır

[12] Eslerinizin, eger cocukları yoksa, geride bıraktıklarının yarısı sizindir. Sayet cocukları varsa, -onunla yapacakları vasiyetten ya da (ayıracakları) borctan sonra- bu durumda bıraktıklarının dortte bir sizindir. Sizin cocugunuz yoksa, geriye bıraktıklarınızdan dortte biri onların (kadınlarınızın) dır. Eger sizin cocugunuz varsa geriye bıraktıklarınızdan sekizde biri onların (kadınlarınızın) dır. (Yine bu hukumler,) Edeceginiz vasiyet veya (varsa) borcun dusulmesinden sonradır. Mirası aranan erkek ya da kadın, cocugu ve babası olmayan bir kimse olup da onun erkek veya kız kardesi bulunursa onlardan her biri icin altıda bir vardır. Eger bundan fazla iseler, bu durumda -kendisiyle yapılan vasiyetten ya da (varsa) borctan sonra- ucte bir´de -zarara ugratılmaksızın- onlar ortaktırlar. (Bu size) Allah´tan bir vasiyettir. Allah, bilendir, (kullara) yumusak olandır

[13] Bunlar, Allah´ın sınırlarıdır. Kim Allah´a ve Rasulune itaat ederse, onu altından ırmaklar akan, icinde ebedi kalacakları cennetlere sokar. Iste buyuk kurtulus ve mutluluk budur

[14] Kim Allah´a ve Resulune isyan eder ve onun sınırlarını asarsa, onu da icinde ebedi kalacagı atese sokar. Onun icin alcaltıcı bir azab vardır

[15] Kadınlarınızdan fuhus yapanlara aleyhlerinde olmak uzere icinizden dort sahid tutun. Eger sehadet ederlerse, onları, olum alıp goturunceye veya Allah onlara bir yol kılıncaya kadar evlerde alıkoyun

[16] Sizlerden fuhus yapanlardan, her ikisine eziyet edin. Eger tevbe ederler de ıslah olurlarsa artık onlardan vazgecin. Suphesiz, Allah, tevbeleri kabul edendir, esirgeyendir

[17] Allah´ın (kabulunu) uzerine aldıgı tevbe, ancak cehalet nedeniyle kotuluk yapanların, sonra hemencecik tevbe edenlerin(kidir) . Iste Allah, boylelerinin tevbelerini kabul eder. Allah, bilendir, hukum ve hikmet sahibi olandır

[18] Tevbe, ne kotulukleri yapıp edip de onlardan birine olum catınca: «Ben simdi gercekten tevbe ettim» diyenler, ne de kendileri kafirler olarak olenler icin degil. Boyleleri icin acıklı bir azab hazırlamısızdır

[19] Ey iman edenler, kadınlara zorla mirascı olmaya kalkısmanız size helal degildir. Apacık olan ´cirkin bir hayasızlık´ yapmadıkları surece, onlara verdiklerinizin bir kısmını gidermeniz (kendinize almanız) icin onlara baskı yapmanız da (helal degildir.) Onlarla guzellikle gecinin. Sayet onlardan hoslanmadınızsa, belki, bir sey hosunuza gitmez, ama Allah onda cok hayır kılar

[20] Bir esi bırakıp yerine bir baska esi almak isterseniz, onlardan birine (oncekine) yuklerle (mal ve para) vermisseniz bile ondan hic bir sey almayın. Ona iftira ederek ve apacık bir gunaha girerek verdiginizi alacak mısınız

[21] Onu nasıl alırsınız ki, birbirinize katılmıs (birleserek icli-dıslı olmus) tınız. Onlar sizden kesin bir guvence (kuvvetli bir ahid) de almıslardı

[22] Kadınlardan babalarınızın nikahladıklarını nikahlamayın. Ancak (cahiliyede) gecen gecmistir. Cunku bu, ´cirkin bir hayasızlık´ ve ´ofke duyulan bir igrencliktir´. Ne kotu bir yoldu o

[23] Sizlere anneleriniz, kızlarınız, kız kardesleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, erkek kardeslerin kızları, kız kardeslerin kızları, sizi emziren (sut) anneleriniz, sut kız kardesleriniz, kadınlarınızın anneleri ve kendileriyle (gerdege) girdiginiz kadınlarınızdan olup koruyuculugunuz altında bulunan uvey kızlarınız -onlarla gerdege girmemisseniz, size bir sakınca yoktur-, sizin sulbunuzden olan ogullarınızın esleri ve iki kız kardesi bir araya getirdiginiz (evlilik) haram kılındı. Ancak (cahiliyede) gecen gecmistir. Suphesiz, Allah, bagıslayandır, esirgeyendir

[24] Sag ellerinizin malik oldugu (cariyeler) dısında kadınlardan ´evli ve ozgur´ olanlarla da (evlenmeniz haramdır.) Bunlar, Allah´ın uzerinize yazdıgıdır. Bunların dısında kalanı iffeti koruyup fuhusta bulunmamak uzere mallarınızla (mehir vererek) evliligi veya evlenecek kadın aramanız (veya istemeniz) size helal kılındı. Oyleyse onlardan hangi seyle (veya ne kadar) yararlandıysanız, onlara ucret (mehir) lerini, tesbit edildigi miktarıyla odeyin. Miktarın tesbitinden sonra, karsılıklı hosnud oldugunuz bir sey konusunda ustunuze bir sorumluluk yoktur. Suphesiz Allah, bilendir, hukum ve hikmet sahibi olandır

[25] Icinizden inanmıs hur kadınlarla evlenmeye gucu yetmeyen kimse ellerinizde bulunan musluman cariyelerden alsın. Allah sizin imanınızı daha iyi bilir. Hepiniz birbirinizdensiniz. Oyle ise, iffetli yasamaları, zina etmemek ve gizli dost da tutmamaları sartıyla, velilerinin izniyle onlarla evlenin, mehirlerini de guzelce verin. Evlendikten sonra bir fuhus yaparlarsa onlara hur kadınlara verilen cezanın yarısı verilir. Bu (cariye ile evlenme izni), icinizden evlenmedigi takdirde ahlaki sıkıntıya dusmekten korkanlar icindir. Sabretmeniz ise sizin icin daha iyidir. Allah bagıslayan, esirgeyendir

[26] Allah, size acıklayarak anlatmak, sizi sizden oncekilerin sunnetlerine iletmek ve tevbelerinizi kabul etmek ister. Allah bilendir, hukum ve hikmet sahibidir

[27] Allah, tevbelerinizi kabul etmek ister; sehvetleri ardınca gidenler ise, sizin buyuk bir sapma ile sapmanızı isterler

[28] Allah (agır yukleri) sizden hafifletmek ister: (Cunku) insan zayıf olarak yaratılmıstır

[29] Ey iman edenler, mallarınızı, sizden karsılıklı anlasmadan (dogan) bir ticaretten baska haksız ´nedenler ve yollarla (batılca) ´ yemeyin. Ve kendi nefislerinizi oldurmeyin. Suphesiz, Allah, sizi cok esirgeyendir

[30] Kim haddi asarak ve zulmederek boyle yaparsa, biz onu atese gondeririz. Bu Allah icin pek kolaydır

[31] Size yasaklanan buyuk gunahlardan kacınırsanız, sizin kusurlarınızı orteriz ve sizi ´onurlu-ustun´ bir makama sokarız

[32] Allah´ın kendisiyle kiminizi kiminize ustun kıldıgı seyi temenni etmeyin. Erkeklere kazandıklarından bir pay (oldugu gibi), kadınlara da kazandıklarından bir pay vardır. Allah´tan onun fazlını (ihsanını) isteyin. Gercekten, Allah, her seyi bilendir

[33] Anne-babanın ve yakınların geride bıraktıklarından her birine mirascılar kıldık. Yeminlerinizin (akid ile) bagladıgı kimselere de kendi paylarını verin. Suphesiz, Allah, her seye sahid olandır

[34] Allah´ın, bazısını bazısına ustun kılması ve onların kendi mallarından harcaması nedeniyle erkekler, kadınlar uzerinde ´sorumlu-yoneticilerdir.´ Iyi kadınlar gonulden (Allah´a) itaat edenler, -Allah, (onları ve haklarını) nasıl koruduysa- gorunmeyeni koruyanlardır. Baskaldırıp diretmelerinden korktugunuz kadınlara (once) ogut verin, (sonra) yataklarda yalnız bırakın, (bu da yetmezse hafifce) dogun. Size itaat ederlerse, aleyhlerinde bir yol aramayın. Dogrusu Allah yucedir, buyuktur

[35] (Kadın ile kocanın) Aralarının acılmasından korkarsanız, bu durumda erkegin ailesinden bir hakem, kadının da ailesinden bir hakem gonderin. Iki taraf (arayı) duzeltmek isterlerse, Allah da aralarında basarı saglar. Suphesiz, Allah, bilendir, haberdar olandır

[36] Allah´a ibadet edin ve O´na hic bir seyi ortak kosmayın. Anne-babaya, yakın akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komsuya, uzak komsuya, yanınızdaki arkadasa, yolda kalmısa ve sag ellerinizin malik olduklarına guzellikle davranın. Cunku, Allah, her buyukluk taslayıp boburleneni sevmez

[37] Onlar, cimrilikte bulunurlar, insanlara da cimriligi emreder (onerir) ler ve Allah´ın fazlından kendilerine verdigini gizli tutarlar. Biz o kafirlere asagılatıcı bir azab hazırlamısızdır

[38] Ve onlar, mallarını insanlara gosteris olsun diye infak ederler, Allah´a ve ahiret gunune de inanmazlar. Seytan, kime arkadas olursa, artık ne kotu bir arkadastır o

[39] Allah´a ve ahiret gunune inanarak Allah´ın kendilerine verdigi rızıktan infak etselerdi, aleyhlerine mi olurdu? Allah, onları iyi bilendir

[40] Gercek su ki, Allah zerre agırlıgı kadar haksızlık yapmaz. (Bu agırlıkta) Bir iyilik olursa, onu kat kat kılar ve kendi yanından pek buyuk bir ecir verir

[41] Her ummetten bir sahid getirdigimiz ve onların da uzerine seni sahid olarak getirdigimiz zaman nasıl olacak

[42] O gun, kufre sapıp da peygambere isyan edenler, yerle bir olmayı ´severek isteyecekler.´ Oysa Allah´tan hic bir sozu gizleyemezler

[43] Ey iman edenler, sarhos iken, ne dediginizi bilinceye ve cunup iken de -yolculukta olmanız haric- gusul edinceye kadar namaza yaklasmayın. Eger hasta veya yolculukta iseniz ya da biriniz ayakyolundan (hacet yerinden) gelmisseniz yahud kadınlara dokunmus da su bulamamıssanız, bu durumda, temiz bir toprakla teyemmum edin, (hafifce) yuzlerinize ve ellerinize surun. Suphesiz, Allah, bagıslayandır, esirgeyendir

[44] Kendilerine kitaptan bir pay verilenlerin sapıklıgı satın aldıklarını ve sizin de yolu sapıtmanızı istediklerini gormedin mi

[45] Allah, sizin dusmanlarınızı daha iyi bilendir; bir veli (en guvenilir bir dost) olarak Allah yeter, bir yardımcı olarak da Allah yeter

[46] Kimi yahudiler, kelimeleri ´konuldukları yerlerden´ saptırırlar ve dillerini de egip bukerek ve dine bir kin ve hınc besleyerek: «Dinledik ve karsı geldik. Isit, -isitmez olası- ve ´Raina´ bizi gut, bize bak» derler. Eger onlar: «Isittik ve itaat ettik, sen de isit ve ´bizi gozet´» deselerdi, elbette kendileri icin daha hayırlı ve daha dogru olurdu. Fakat Allah, onları kufurleri dolayısıyla lanetlemistir. Boylece onlar, az bir bolumu dısında, inanmazlar

[47] Ey kitap verilenler, yanınızdakini dogrulayıcı olarak indirdigimiz Kitab´a inanın. Bazı yuzleri silip arkalarına dondurmeden ya da cumartesi adamlarını lanetledigimiz gibi onları da lanetlemeden once buna inanın. Hatırlayın ki Allah´ın emri daima yapılagelmistir

[48] Gercekten, Allah, kendisine sirk kosulmasını bagıslamaz. Bunun dısında kalanı ise, diledigini bagıslar. Kim Allah´a sirk kosarsa, dogrusu buyuk bir gunahla iftira etmis olur

[49] Kendilerini (ovguyle) temize cıkaranları gormedin mi? Hayır; Allah, diledigini temizleyip yuceltir. Onlar, ´bir hurma cekirdigindeki ipince iplik kadar´ bile haksızlıga ugratılmazlar

[50] Allah´a karsı nasıl yalan duzup uyduruyorlar, bir bak. Bu, apacık bir gunah olarak yeter

[51] Kendilerine Kitap´tan bir pay verilenleri gormedin mi? Onlar cibt ve taguta inanıyorlar ve inkar edenlere: «Bunlar inananlardan daha dogru yoldadır» diyorlar

[52] Iste bunlar Allah´ın kendilerini lanetledigidir. Allah´ın kendisini lanetledigine hic bir yardımcı bulamazsın

[53] Yoksa onların mulk´ten bir payları mı var? Eger boyle olsaydı, insanlara ´cekirdegin sırtındaki kucucuk bir tomurcugu´ bile vermezlerdi

[54] Yoksa onlar, Allah´ın kendi fazlından insanlara verdiklerini mi kıskanıyorlar? Dogrusu biz, Ibrahim ailesine Kitabı ve hikmeti verdik; onlara buyuk bir mulk de verdik

[55] Boylece, onlardan kimi ona inandı, kimi ona sırt cevirdi. Cılgın ates olarak cehennem yeter

[56] Ayetlerimize karsı kufre sapanları suphesiz atese sokacagız. Derileri yanıp dokuldukce, azabı tadmaları icin onları baska derilerle degistirecegiz. Gercekten, Allah, guclu ve ustun olandır. Hukum ve hikmet sahibidir

[57] Iman edip salih amellerde bulunanları, altından ırmaklar akan, icinde ebedi kalacakları cennetlere sokacagız. Onda onlar icin tertemiz kılınmıs esler vardır. Ve onları, ´ne sıcak-ne soguk, tam kararında golgelige´ sokacagız

[58] Hic suphe yok Allah, size emanetleri ehline (sahiplerine) teslim etmenizi ve insanlar arasında hukmettiginiz zaman adaletle hukmetmenizi emrediyor. Bununla Allah, size ne guzel ogut veriyor!.. Dogrusu Allah, isitendir, gorendir

[59] Ey iman edenler, Allah´a itaat edin; peygambere itaat edin ve sizden olan emir sahiplerine de. Eger bir seyde anlasmazlıga duserseniz, artık onu Allah´a ve Resulune dondurun. Sayet Allah´a ve ahiret gunune iman ediyorsanız. Bu, hayırlı ve sonuc bakımından daha guzeldir

[60] Sana indirilene ve senden once indirilene gercekten inandıklarını one surenleri gormedin mi? Bunlar, tagut´un onunde muhakeme olmayı istemektedirler; oysa onlar onu reddetmekle emrolunmuslardır. Seytan da onları uzak bir sapıklıkla sapıtmak ister

[61] Onlara: «Allah´ın indirdigine ve peygambere gelin» denildiginde, o munafıkların senden kacabildiklerince kactıklarını gorursun

[62] Oyleyse, nasıl olur da, kendi ellerinin sundukları sonucu, onlara bir musibet isabet eder, sonra sana gelerek: «Kuskusuz, biz iyilikten ve uzlastırmaktan baska bir sey istemedik» diyen Allah´a yemin ederler

[63] Iste bunların, Allah kalplerinde olanı bilmektedir. O halde sen, onlardan yuz cevir, onlara ogut ver ve onlara nefislerine iliskin acık ve etkileyici soz soyle

[64] Biz peygamberlerden hic kimseyi ancak Allah´ın izniyle kendisine itaat edilmesinden baska bir seyle gondermedik. Onlar kendi nefislerine zulmettiklerinde sayet sana gelip Allah´tan bagıslama dileselerdi ve peygamber de onlar icin bagıslama dileseydi, elbette Allah´ı tevbeleri kabul eden, esirgeyen olarak bulurlardı

[65] Hayır oyle degil; Rabbine andolsun, aralarında cekistikleri seylerde seni hakem kılıp sonra senin verdigin hukme, iclerinde hic bir sıkıntı bulmaksızın, tam bir teslimiyetle teslim olmadıkca, iman etmis olmazlar

[66] Eger gercekten biz, onlara: «Kendinizi oldurun ya da yurtlarınızdan cıkın» diye yazmıs olsaydık, onlardan az bir bolumu dısında, bunu yapmazlardı. Onlar, kendilerine verilen ogudu yerine getirselerdi, bu suphesiz onlar icin hayırlı ve daha saglam olurdu

[67] Biz de onlara, o zaman yanımızdan buyuk bir ecir verirdik

[68] Ve onları mutlaka dosdogru yola yoneltip iletirdik

[69] Allah´a ve Resul´e kim itaat ederse, iste onlar, Allah´ın kendilerine nimet verdigi peygamberler, dogrular (ve dogrulayanlar), sehidler ve salihlerle beraberdir. Ne iyi arkadastır onlar

[70] Bu fazl (bol ihsan), Allah´tandır. Bilen olarak Allah yeter

[71] Ey iman edenler, (dusmanlarınıza karsı) tedbirinizi alın da savasa boluk boluk cıkın ya da topluca cıkın

[72] Suphesiz sizden agır davrananlar vardır. Sayet, size bir musibet isabet edecek olsa: «Dogrusu Allah, bana nimet verdi, cunku onlarla birlikte olmadım» der

[73] Eger size Allah´tan bir fazl (zafer) isabet ederse, o zaman da, sanki onunla aranızda hic bir yakınlık yokmus gibi kuskusuz soyle der: «Keske onlarla birlikte olsaydım, boylece ben de buyuk ´kurtulus ve mutluluga´ erseydim.»

[74] Oyleyse, dunya hayatına karsılık ahireti satın alanlar, Allah yolunda savassınlar; kim Allah yolunda savasırken, oldurulur ya da galip gelirse ona buyuk bir ecir verecegiz

[75] Size ne oluyor ki, Allah yolunda ve «Rabbimiz, bizi halkı zalim olan bu ulkeden cıkar, bize katından bir veli (koruyucu sahib) gonder, bize katından bir yardım eden yolla» diyen erkekler, kadınlar ve cocuklardan zayıf bırakılmıslar adına savasmıyorsunuz

[76] Iman edenler, Allah yolunda savasırlar, kufredenler de tagutun yolunda savasırlar; oyleyse seytanın dostlarıyla savasın. Hic suphesiz, seytanın hileli duzeni pek zayıftır

[77] Kendilerine; «Elinizi (savastan) cekin, namazı kılın, zekatı verin» denenleri gormedin mi? Oysa savas uzerlerine yazıldıgında, onlardan bir grup, insanlardan Allah´tan korkar gibi -hatta daha da siddetli bir korkuyla- korkuya kapılıyorlar ve «Rabbimiz, ne diye savası uzerimize yazdın, bizi yakın bir zamana ertelemeli degil miydin?» dediler. De ki: «Dunyanın metaı azdır, ahiret ise muttakiler icin daha hayırlıdır ve siz ´bir hurma cekirdegindeki ipince bir iplik kadar´ bile haksızlıga ugratılmayacaksınız.»

[78] Her nerede olursanız, olum sizi bulur; yuksekce yerlerde tahkim edilmis satolarda olsanız bile. Onlara bir iyilik dokunsa: «Bu Allah´tandır» derler; onlara bir kotuluk dokunsa: «Bu sendendir» derler. De ki: «Tumu Allah´tandır.» Fakat, ne oluyor ki bu topluluga, hic bir sozu anlamaga calısmıyorlar

[79] Sana iyilikten her ne gelirse Allah´tandır, kotulukten de sana ne gelirse o da kendindendir. Biz seni insanlara bir peygamber olarak gonderdik; sahid olarak Allah yeter

[80] Kim peygambere itaat ederse, gercekte Allah´a itaat etmistir. Kim de yuz cevirirse, Biz seni onların uzerine koruyucu gondermedik

[81] «Tamam, kabul» derler. Ama yanından cıktıkları zaman, onlardan bir grup, karanlıklarda senin soylediginin tersini kurarlar. Allah, karanlıklarda kurduklarını yazıyor. Sen de onlardan yuz cevir ve Allah´a tevekkul et. Vekil olarak Allah yeter

[82] Onlar hala Kur´an´ı iyice dusunmuyorlar mı? Eger o, Allah´tan baskasının katından olsaydı, kuskusuz icinde bircok aykırılıklar (celiskiler, ihtilaflar) bulacaklardı

[83] Kendilerine guven veya korku haberi geldiginde, onu yaygınlastırıverirler. Oysa bunu peygambere ve kendilerinden olan emir sahiplerine goturmus olsalardı, onlardan sonuc cıkarabilenler, onu bilirlerdi. Allah´ın uzerinizdeki fazlı ve rahmeti olmasaydı, azınız haric herhalde seytana uymustunuz

[84] Artık sen Allah yolunda savas, kendinden baskasıyla yukumlu tutulmayacaksın. Mu´minleri de hazırlayıp tesvik et. Umulur ki Allah, kufredenlerin agır baskılarını geri puskurtur. Allah, ´kahredici baskısıyla´ daha zorlu, acı sonuclandırmasıyla da daha zorludur

[85] Kim, guzel bir aracılıkla aracılıkta (sefaatte) bulunursa, ondan kendisine de bir hisse vardır: kim de kotu bir aracılıkla aracılıkta bulunursa, ondan da kendisine, bir pay vardır. Allah her seyin uzerinde koruyucudur

[86] Bir selamla selamlandıgınızda, siz ondan daha guzeliyle selam verin ya da aynıyla karsılık verin. Suphesiz, Allah her seyin hesabını tam olarak yapandır

[87] Allah; O´ndan baska ilah yoktur. Kendisinde hic bir suphe olmayan kıyamet gununde sizleri muhakkak toplayacaktır. Allah´tan daha dogru sozlu kimdir

[88] Su halde munafıklar konusunda ikiye bolunmeniz ne diye? Oysa Allah, onları kazandıkları dolayısıyla tepe taklak etmistir. Allah´ın saptırdıgını hidayete eristirmek mi istiyorsunuz? Allah kimi saptırırsa, artık sen ona kesin olarak bir yol bulamazsın

[89] Onlar, kendilerinin kufre sapmaları gibi, sizin de kufre sapmanızı istediler. Boylelikle bir olacaktınız. Oyleyse Allah yolunda hicret edinceye kadar onlardan veliler (dostlar) edinmeyin. Sayet yine yuz cevirirlerse, artık onları tutun ve her nerede ele gecirirseniz oldurun. Onlardan ne bir veli (dost) edinin, ne de bir yardımcı

[90] Ancak sizinle aralarında andlasma bulunan bir kavime sıgınanlar ya da hem sizinle, hem kendi kavimleriyle savasmak (istemeyip bun) dan goguslerini sıkıntı basıp size gelenler (dokunulmazdır.) Allah dileseydi, onları da ustunuze saldırtır, boylece sizinle carpısırlardı. Eger sizden uzak durur (geri cekilir), sizinle savasmaz ve barıs (sartların) ı size bırakırlarsa, artık Allah, sizin icin onların aleyhinde bir yol kılmamıstır

[91] Digerlerinin de sizden ve kendi kavimlerinden guvende olmayı istiyor bulacaksınız. (Ama) Fitneye her geri cagrılıslarında icine basasagı (balıklama) dalarlar. Sayet sizden uzak durmaz, barıs (sartların) ı size bırakmaz ve ellerini cekmezlerse, artık onları her nerede bulursanız tutun ve onları oldurun. Iste size, onların aleyhinde apacık olan ´destekleyici bir delil´ kıldık

[92] Bir mu´mine, -hata sonucu olması dısında- bir baska mu´mini oldurmesi yakısmaz. Kim bir mu´mini ´hata sonucu´ oldururse, mu´min bir koleyi ozgurlugune kavusturması ve ailesine teslim edilecek bir diyeti vermesi gerekir. Onların (bunu) sadaka olarak bagıslamaları baska. Eger o, mu´min oldugu halde size dusman olan bir topluluktan ise, bu durumda da mu´min bir koleyi ozgurluge kavusturması gerekir. Sayet kendileriyle aranızda andlasma olan bir topluluktan ise, bu durumda da ailesine bir diyet odemek ve bir mu´min koleyi ozgurluge kavusturmak gerekir. (Diyet ve kole ozgurlugu icin gereken imkanı) bulamayan ise, kesintisiz olarak iki ay oruc tutmalıdır. Bu, Allah´tan bir tevbedir. Allah bilendir, hukum ve hikmet sahibi olandır

[93] Kim bir mu´mini de kasıtlı olarak (taammuden) oldururse onun da cezası, icinde ebedi kalmak uzere cehennemdir. Allah ona gazaplanmıs, onu lanetlemis ve ona buyuk bir azab hazırlamıstır

[94] Ey iman edenler, Allah yolunda adım attıgınız (savasa cıktıgınız) zaman gerekli arastırmayı yapın ve size (islam gelenegine gore) selam verene, dunya hayatının geciciligine istekli cıkarak: «Sen mu´min degilsin» demeyin. Asıl cok ganimet, Allah katındadır, bundan once siz de boyle idiniz; Allah size lutufta bulundu. Oyleyse iyice acıklık kazandırın. Suphesiz Allah, yapmakta olduklarınızdan haberi olandır

[95] Mu´minlerden, ozur olmaksızın oturanlar ile, Allah, yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenler esit degildir. Allah, mallarıyla ve canlarıyla cihad edenleri oturanlara gore derece olarak ustun kılmıstır. Tumune guzelligi (cenneti) va´detmistir; ancak Allah, cihad edenleri oturanlara gore buyuk bir ecirle ustun kılmıstır

[96] (Onlara) Kendinden dereceler, bagıslanma ve rahmet (vermistir.) Allah, bagıslayandır, esirgeyendir

[97] Melekler kendi kendilerine zulmedenlerin hayatına son verecekleri zaman, derler ki: «Neyde idiniz?» Onlar: «Biz, yeryuzunde zayıf bırakılmıslar (mustaz´aflar) idik.» derler. (Melekler de:) «Onda hicret etmeniz icin Allah´ın arzı genis degil miydi?» derler. Iste onların barınma yerleri cehennemdir. Ne kotu yataktır o

[98] Ancak erkeklerden, kadınlardan ve cocuklardan mustaz´aflar olup hic bir careye guc yetiremeyenler ve bir yol (cıkıs) da bulamayanlar baska

[99] Umulur ki Allah bunları affeder. Allah affedicidir, bagıslayıcıdır

[100] Allah yolunda hicret eden, yer yuzunde barınacak cok yer de bulur, genislik (ve bolluk) da. Allah´a ve Resulune hicret etmek uzere evinden cıkan, sonra kendisine olum gelen kisinin ecri suphesiz Allah´a dusmustur. Allah, bagıslayıcıdır, esirgeyicidir

[101] Yeryuzunde sefere cıktıgınızda (yolculuga ya da savasa cıktıgınızda), namazı kısaltmanızda size bir gunah yoktur. (Ozellikle de) Inkar edenlerin size bir kotuluk yapmalarından korkarsanız. Suphesiz kafirler, sizin apacık dusmanlarınızdır

[102] Iclerinde olup onlara namazı kıldırdıgında, onlardan bir grup, seninle birlikte dursun ve silahlarını da (yanlarına) alsın; boylece onlar secde ettiklerinde, arkalarınızda olsunlar. Namazlarını kılmayan diger grup da gelip seninle namaz kılsınlar, onlar da ´korunma araclarını´ ve silahlarını alsınlar. Kufredenler, size apansız bir baskın yapabilmek icin, sizin silahlarınızdan ve emtianız (erzak ve muhimmatınız) dan ayrılmıs olmanızı isterler. Yagmur dolayısıyla bir guclugunuz varsa veya hastaysanız, silahlarınızı bırakmanızda size bir sorumluluk yoktur. Korunma tedbirlerinizi alın. Suphesiz, Allah, kafirler icin asagılatıcı bir azab hazırlamıstır

[103] Namazı bitirdiginizde, Allah´ı ayaktayken de, otururken de ve yan yatarken de zikredin. Artık ´guvenlige kavusursanız´ namazı dosdogru kılın. Cunku namaz, mu´minler uzerinde vakitleri belirlenmis bir farzdır

[104] (Dusmanınız olan) Toplulugu aramakta gevseklik gostermeyin. Siz acı cekiyorsanız, suphesiz onlar da, sizin acı cektiginiz gibi acı cekiyorlar. Oysa siz, onların umud etmediklerini Allah´tan umuyorsunuz. Allah, bilendir, hukum ve hikmet sahibidir

[105] Suphesiz, Allah´ın sana gosterdigi gibi insanlar arasında hukmetmen icin biz sana Kitabı hak olarak indirdik. (Sakın) Hainlerin savunucusu olma

[106] Ve Allah´tan bagıslanma dile, Gercekten Allah, bagıslayandır esirgeyendir

[107] Kendi nefislerine ihanet edenlerden yana mucadeleye girisme. Hic suphesiz Allah, ihanette ilerlemis gunahkarı sevmez

[108] Onlar, insanlardan gizlerler de Allah´tan gizlemezler. Oysa O, kendileri, sozden (plan olarak) hosnut olmayacagı seyi ´geceleri duzenleyip kurarlarken,´ onlarla beraberdir. Allah, yapmakta olduklarını kusatandır

[109] Iste siz boylesiniz; dunya hayatında onlardan yana mucadele ettiniz. Peki kıyamet gunu onlardan yana Allah´la mucadele edecek kimdir? Ya da onlara vekil olacak kimdir

[110] Kim kotuluk isler veya nefsine zulmedip sonra Allah´tan bagıslanma dilerse Allah´ı bagıslayıcı ve merhamet edici olarak bulur

[111] Kim bir gunah kazanırsa, o ancak kendi nefsi aleyhinde onu kazanmıstır. Allah, bilendir, hukum ve hikmet sahibidir

[112] Kim bir hata ya da gunah kazanır da sonra bunu bir sucsuza yuklerse, gercekten o, boyle bir yalan (buhtan) ı ve apacık bir gunahı yuklenmistir

[113] Eger Allah´ın fazlı ve rahmeti senin uzerinde olmasaydı, onlardan bir grup, seni de saptırmak icin tasarı kurmustu. Oysa onlar, ancak kendi nefislerini saptırırlar ve sana hic bir seyle zarar veremezler. Allah, sana Kitabı ve hikmeti indirdi ve sana bilmediklerini ogretti. Allah´ın uzerindeki fazlı cok buyuktur

[114] Onların ´gizlice soylesmelerinin´ cogunda hayır yok. Ancak bir sadaka vermeyi veya iyilikte bulunmayı ya da insanların arasını duzeltmeyi emredenlerinki baska. Kim Allah´ın rızasını isteyerek boyle yaparsa, artık ona buyuk bir ecir verecegiz

[115] Kim de kendisine ´dosdogru yol´ apacık belli olduktan sonra, peygambere muhalefet ederse ve mu´minlerin yolundan baska bir yola uyarsa, onu dondugu seyde bırakırız ve cehenneme sokarız. Ne kotu bir yataktır o

[116] Hic suphesiz, Allah, kendisine sirk kosanları bagıslamaz. Bunun dısında kalanlar ise, diledigini bagıslar. Kim Allah´a sirk kosarsa, elbette o uzak bir sapıklıkla sapmıstır

[117] Onlar, O´nu bırakıp da (bir takım) disilere taparlar. Onlar, o her turlu hayırla iliskisi kesilmis seytandan baskasına tapmazlar

[118] Allah, onu lanetlemistir. O da (soyle) dedi: «Andolsun, kullarından ´miktarları tesbit edilmis bir grubu´ (kendime usak) edinecegim

[119] Onları -ne olursa olsun- sasırtıp saptıracagım, en olmadık kuruntulara dusurecegim ve onlara kesin olarak davarların kulaklarını kesmelerini emredecegim ve Allah´ın yarattıklarını degistirmelerini emredecegim.» Kim Allah´ı bırakıp da seytanı dost (veli) edinirse, kuskusuz o, apacık bir husrana ugramıstır

[120] (Seytan) Onlara vaidler ediyor, onları en olmadık kuruntulara dusuruyor. Oysa seytan, onlara bir aldanıstan baska bir sey va´detmez

[121] Onların barınma yerleri cehennemdir, ondan kacacak bir yer de bulamayacaklardır

[122] Iman edip de salih amellerde bulunanlar, biz onları altından ırmaklar akan, icinde ebedi kalacakları cennetlere sokacagız. Bu, Allah´ın gercek olan va´didir. Allah´tan daha dogru sozlu kim vardır

[123] Ne sizin kuruntularınızla, ne de Kitap Ehlinin kuruntularıyla degil. Kim kotuluk yaparsa, onunla ceza gorur; o, Allah´tan baska bir veli (dost) ve bir yardımcı bulamaz

[124] Erkek olsun, kadın olsun inanmıs olarak kim salih bir amelde bulunursa, onlar, cennete girecek ve onlar, bir ´cekirdegin sırtındaki tomurcuk kadar´ bile haksızlıga ugramayacaklardır

[125] Iyilik yaparak kendini Allah´a teslim eden ve hanif (tevhidi) olan Ibrahim´in dinine uyandan daha guzel din´li kimdir? Allah, Ibrahim´i dost edinmistir

[126] Goklerde ve yerde ne varsa tumu Allah´ındır. Allah, her seyi kusatandır

[127] Kadınlar konusunda senden fetva isterler. De ki: «Onlara iliskin fetvayı size Allah veriyor. Bunun yanısıra size bu kitapta okunmakta olan emirleri, yani kendilerine yazılan (hakları veya mirası) ı vermediginiz ve kendilerini nikahlamayı istediginiz yetim kadınlar ve zayıf cocuklar (hakkında) ile yetimlere karsı adaleti ayakta tutmanız konusunda size Kitap´ta okunmakta olanlardır. Hayır adına her ne yaparsanız, suphesiz Allah onu bilir

[128] Eger bir kadın, kocasının zulum ile eziyet etmesinden veya ondan yuz cevirip uzaklasmasından korkarsa, barıs ile aralarını bulup duzeltmekte ikisi icin de sakınca yoktur. Barıs daha hayırlıdır. Nefisler ise ´kıskanclıga ve bencil tutkulara´ hazır (elverisli) kılınmıstır. Eger iyilik yapar ve sakınırsanız, suphesiz, Allah, yapmakta olduklarınızdan haberi olandır

[129] Kadınlar arasında adaleti saglamaya -ne kadar ozen gosterseniz de- guc yetiremezsiniz. Oyleyse, busbutun (birine) egilim (sevgi ve ilgi) gosterip de oburunu askıdaymıs gibi bırakmayın. Eger arayı duzeltir ve sakınırsanız, suphesiz, Allah, bagıslayandır, esirgeyendir

[130] Eger ikisi ayrılacak olurlarsa, Allah her birine ´genislik (rızık ve ihsan) kaynaklarından´ kazandırır (ihtiyaclardan korur.) Allah, (rahmetiyle) genis olandır, hukum ve hikmet sahibidir

[131] Goklerde ve yerde ne varsa Allah´ındır. Andolsun, biz sizden once kitap verilenlere ve sizlere: «Allah´tan korkup sakının» diye tavsiye ettik. Eger kufre saparsanız, suphesiz, goklerde ve yerde ne varsa Allah´ındır. Allah, hic bir seye ihtiyacı olmayan, hamd´e layık olandır

[132] Goklerde ve yerde ne varsa Allah´ındır. Vekil olarak Allah yeter

[133] Eger dilerse, ey insanlar, sizi giderir (yok eder) ve baskalarını getirir. Allah, buna guc yetirendir

[134] Kim dunya savab (yarar) ını isterse, dunyanın da, ahiretin de sevabı Allah katındadır. Allah isitendir, gorendir

[135] Ey iman edenler, kendiniz, anne-babanız ve yakınlarınız aleyhinde bile olsa, Allah icin sahidler olarak adaleti ayakta tutun. (Onlar) ister zengin olsun, ister fakir olsun; cunku Allah onlara daha yakındır. Oyleyse adaletten donup heva (tutkuları) nıza uymayın. Eger dilinizi egip buker (sozu geveler) ya da yuz cevirirseniz, suphesiz Allah, yapmakta olduklarınızdan haberi olandır

[136] Ey iman edenler, Allah´a, Resulune, Resulune indirdigi Kitaba ve bundan once indirdigi kitaba iman edin. Kim Allah´ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve ahiret gununu inkar ederse, kuskusuz uzak bir sapıklıkla sapıtmıstır

[137] Gercek su, iman edip sonra kufre sapanlar, sonra yine iman edip sonra kufre sapanlar sonra da kufurleri artanlar... Allah onları bagıslayacak degildir, onları dogruyola da iletecek degildir

[138] Munafıklara mujde ver: Onlar icin gercekten acıklı bir azab vardır

[139] Onlar, mu´minleri bırakıp kafirleri dostlar (veliler) edinirler. ´Kuvvet ve onuru (izzeti) ´ onların yanında mı arıyorlar? Suphesiz, ´butun kuvvet ve onur,´ Allah´ındır

[140] O, size Kitapta: «Allah´ın ayetlerine kufredildigini ve onlarla alay edildigini isittiginizde, onlar bir baska soze dalıp gecinceye kadar, onlarla oturmayın, yoksa siz de onlar gibi olursunuz» diye indirdi. Dogrusu Allah, munafıkların da, kafirlerin de tumunu cehennemde toplayacak olandır

[141] Onlar sizi gozetleyip durmaktalar. Size Allah´tan bir fetih (zafer ve ganimet) gelirse: «Sizinle birlikte degil miydik?» derler. Ama kafirlere bir pay duserse: «Size ustunluk saglamadık mı, mu´minlerden size (gelecek tehlikeleri) onlemedik mi?» derler. Allah, kıyamet gunu aranızda hukmedecektir. Allah, kafirlere mu´minlerin aleyhinde kesinlikle yol vermez

[142] Gercek su ki, munafıklar (sozde), Allah´ı aldatmaktadırlar. Oysa O, onları aldatandır. Namaza kalktıkları zaman, isteksizce kalkarlar. Insanlara gosteris yaparlar ve Allah´ı ancak cok az anarlar

[143] Arada bocalayıp dururlar. Ne onlarla, ne bunlarla. Allah kimi saptırırsa, artık sen ona yol bulamazsın

[144] Ey iman edenler, mu´minleri bırakıp kafirleri veliler (dostlar) edinmeyin. Kendi aleyhinizde Allah´a apacık olan kesin bir delil vermek ister misiniz

[145] Gercekten munafıklar, atesin en alcak tabakasındadırlar. Onlara bir yardımcı da bulamazsın

[146] Ancak tevbe edenler, ıslah edenler, Allah´a sımsıkı sarılanlar ve dinlerini katıksız olarak Allah icin (halis) kılanlar baska; iste onlar mu´minlerle beraberdirler. Allah, mu´minlere buyuk bir ecir verecektir

[147] Eger sukreder ve iman ederseniz, Allah azabınızla ne yapsın? Allah sukrun karsılıgını verendir, bilendir

[148] Allah, zulme ugrayanlar dısında, kotu sozun acıkca soylenmesini sevmez. Allah isitendir, bilendir

[149] Bir hayrı acıklar ya da gizli tutarsanız veya bir kotulugu bagıslarsanız, suphesiz Allah, affedicidir, guc yetiricidir

[150] Allah´ı ve peygamberlerini (tanımayıp) kufre sapan, Allah ile peygamberlerinin arasını ayırmak isteyen, ve «Bazısına inanırız, bazısını tanımayız» diyen ve bu ikisi arasında bir yol tutturmak isteyenler

[151] Iste onlar, gercekten kafir olanlardır. Kafirlere asagılatıcı bir azab hazırlamısızdır

[152] Allah´a ve peygamberine inananlar ve onlardan hic biri arasında ayırım yapmayanlar, iste onlara ecirleri verilecektir. Allah, bagıslayandır, esirgeyendir

[153] Kitap Ehli, senden kendilerine gokten bir kitap indirmeni istiyor. Musa´dan bundan daha buyugunu istemislerdi. Demislerdi ki: «Bize Allah´ı acıkca goster.» Boylece zulumlerinden dolayı onlara yıldırım carpmıstı. Ardından kendilerine apacık belgeler geldikten sonra, buzagıyı (ilah) edinmislerdi. Yine bundan dolayı da onları affettik ve Musa´ya apacık olan ispatlayıcı bir delil verdik

[154] Kesin soz vermeleri dolayısıyla Tur´u ustlerine yukselttik ve onlara: «Bu kapıdan secde ederek girin» dedik ve onlara: «Cumartesinde haddi asmayın» da dedik. Ve onlardan kesin bir soz aldık

[155] Onların kendi sozlerini bozmaları, Allah´ın ayetlerine karsı kufre sapmaları, peygamberleri haksız yere oldurmeleri ve: «Kalplerimiz ortuludur» demeleri nedeniyle (onları lanetledik.) Hayır; Allah, kufurleri dolayısıyla ona (kalplerine) damga vurmustur. Onların azı dısında, inanmazlar

[156] (Bir de) Kufre sapmaları ve Meryem´in aleyhinde buyuk buhtanlar soylemeleri

[157] Ve: «Biz, Allah´ın Resulu Meryem oglu Mesih Isa´yı gercekten oldurduk» demeleri nedeniyle de (onlara boyle bir ceza verdik.) Oysa onu oldurmediler ve onu asmadılar. Ama onlara (onun) benzeri gosterildi. Gercekten onun hakkında anlasmazlıga dusenler, kesin bir suphe icindedirler. Onların bir zanna uymaktan baska buna iliskin hic bir bilgileri yoktur. Onu kesin olarak oldurmediler

[158] Hayır; Allah onu kendine yukseltti. Allah ustun ve gucludur, hukum ve hikmet sahibidir

[159] Andolsun, Kitap Ehlinden, olmeden once ona inanmayacak kimse yoktur. Kıyamet gunu, o da onların aleyhine sahid olacaktır

[160] (Kısaca) Yahudilerin yaptıkları zulum ve bircok kisiyi Allah´ın yolundan alıkoymaları nedeniyle (onceleri) kendilerine helal kılınmıs guzel seyleri onlara haram kıldık

[161] Ondan nehyedildikleri halde faiz almaları ve insanların mallarını haksız yere yemeleri nedeniyle (oyle yaptık.) Onlardan kafir olanlara pek acıklı bir azab hazırlamısızdır

[162] Ancak onlardan ilimde derinlesenler ile mu´minler, sana indirilene ve senden once indirilene inanırlar. Namazı dosdogru kılanlar, zekatı verenler, Allah´a ve ahiret gunune inananlar; iste onlar, Biz onlara buyuk bir ecir verecegiz

[163] Nuh´a ve ondan sonraki peygamberlere vahyettigimiz gibi, sana da vahyettik. Ibrahim´e, Ismail´e, Ishak´a, Yakub´a, torunlarına, Isa´ya, Eyyub´a, Yunus´a, Harun´a ve Suleyman´a da vahyettik. Davud´a da Zebur verdik

[164] Ve sana daha onceden gercekten haberlerini aktarıp verdigimiz peygamberler ile sana haberlerini aktarıp vermedigimiz peygamberlere de (vahyettik) . Allah, Musa ile de konustu

[165] Peygamberler; mujdeciler ve uyarıcı-korkutucular olarak (gonderildi) . Oyleki peygamberlerden sonra insanların Allah´a karsı (savunacak) delilleri olmasın. Allah, ustun ve guclu olandır, hikmet ve hukum sahibidir

[166] Fakat Allah, sana indirdigiyle sahidlik eder ki, O, bunu kendi ilmiyle indirmistir. Melekler de sahittirler. Sahid olarak Allah yeter

[167] Suphesiz, kufredenler ve Allah yolundan alıkoyanlar, gercekten uzak bir sapıklıkla sapıtmıslardır

[168] Gercek su ki, kufredenler ve zulmedenler, Allah onları bagıslayacak degildir, onları bir yola da iletecek degildir

[169] Ancak, onda ebedi kalmaları icin cehennem yoluna (iletecektir.) Bu da Allah´a pek kolaydır

[170] Ey insanlar, suphesiz peygamber size Rabbinizden hakla geldi. Oyleyse iman edin, sizin icin hayırlıdır. Eger kufure sayarsanız, suphesiz goklerde olanların ve yerde olanların tumu Allah´ındır. Allah bilendir, hukum ve hikmet sahibidir

[171] Ey Kitap Ehli, dininiz konusunda taskınlık etmeyin, Allah´a karsı gercek olandan baskasını soylemeyin. Meryemoglu Mesih Isa, ancak Allah´ın peygamberi ve kelimesidir. Onu (OL´ kelimesini) Meryem´e yoneltmistir ve O´ndan bir ruhtur. Oyleyse Allah´a ve peygamberine inanınız; «uctur» demeyiniz. (Bundan) kacının, sizin icin hayırlıdır. Allah, ancak bir tek ilahtır. O, cocuk sahibi olmaktan yucedir. Goklerde ve yerde her ne varsa O´nundur. Vekil olarak Allah yeter

[172] Mesih de, yakınlastırılmıs (yuksek derece sahibi) melekler de, Allah´a kul olmaktan kesinlikle cekimser kalmazlar. Kim O´na ibadet etmege karsı cekimser davranırsa ve buyuklenme gosterirse (bilmeli ki,) onların tumunu huzurunda toplayacaktır

[173] Ama iman edenler ve salih amellerde bulunanlar, onlara ecirlerini eksiksiz odeyecek ve onlara kendi fazlından ekleyecektir de. Cekimser davrananlar ve buyuklenenler, onları acıklı bir azabla azablandıracaktır ve kendileri icin Allah´tan baska bir (veli) koruyucu, dost ve yardımcı da bulamıyacaklardır

[174] Ey insanlar, Rabbinizden size ´kesin bir kanıt (burhan) ´ geldi ve size apacık bir nur (Kur´an) indirdik

[175] Iste Allah´a iman edenler ve O´na sarılanlar, onları kendisinden olan bir rahmetin ve bir fazlın icine yerlestirecektir ve onları Kendisine varan dosdogru bir yola yoneltip iletecektir

[176] Senden fetva isterler. De ki: «Allah, ´cocuksuz ve babasız olanın (kelalenin) ´ mirasına iliskin hukmu acıklar: Olen kisinin cocugu yok da kız kardesi varsa, geride bıraktıklarının yarısı kız kardesinindir. Ama (olen) kız kardesinin cocugu yoksa, kendisi (erkek kardesi) ona mirascı olur. Eger kız kardesi iki ise, geride bıraktıklarının ucte ikisi onlarındır. Ama (mirascılar) erkekler ve kız kardesler ise, bu durumda erkek icin disinin iki payı vardır. Allah, -sasırıp sapmayasınız diye- acıklar. Allah, her seyi bilendir

Mâide

Surah 5

[1] Ey iman edenler! Akitleri titizlikle yerine getirin. Size dort ayaklı tum otlayan hayvanlar helal kılındı, ancak size okunanlar ve ihramlıyken avlanmayı helal kılmamanız baska. Suphesiz Allah diledigi hukmu koyar

[2] Ey iman edenler, Allah´ın siarlarına, haram olan ay´a, kurbanlık hayvanlara, (onlardaki) gerdanlıklara ve Rablerinden bir fazl ve hosnutluk isteyerek Beyt-i Haram´a gelenlere sakın saygısızlık etmeyin. Ihramdan cıktınız mı artık avlanabilirsiniz. Sizi Mescid-i Haram´dan alıkoyduklarından dolayı bir topluluga olan kininiz, sakın sizi haddi asmaya suruklemesin. Iyilik ve takva konusunda yardımlasın, gunah ve haddi asmada yardımlasmayın ve Allah´tan korkup sakının. Gercekten Allah (ceza ile) sonuclandırması pek siddetli olandır

[3] Olu eti, kan, domuz eti, Allah´tan baskası adına kesilen, bogulmus, vurulmus, yuksek bir yerden dusmus, boynuzlanmıs, yırtıcı hayvan tarafından yenmis, -(henuz canlıyken yetisip) kestikleriniz haric,- dikili taslar uzerine bogazlanan (hayvanlar), ve fal oklarıyla kısmet aramanız size haram kılındı. Bunlar fısktır (gunahla yoldan sapmadır.) Bugun kufre sapanlar, sizin dininizden (dininizi yıkmaktan) umut kesmislerdir. Artık onlardan korkmayın, Ben´den korkun. Bugun size dininizi kemale erdirdim, uzerinizdeki nimetimi tamamladım ve size din olarak Islam´ı secip begendim. Kim ´siddetli bir aclıkta kacınılmaz bir ihtiyacla karsı karsıya kalırsa´ -gunaha egilim gostermeksizin- (bu haram saydıklarımızdan yetecek kadar yiyebilir.) Cunku Allah bagıslayandır, esirgeyendir

[4] Sana, kendilerine neyin helal kılındıgını sorarlar. De ki: «Butun temiz seyler size helal kılındı.» Allah´ın size ogrettigi gibi ogretip yetistirdiginiz avcı hayvanlarının yakalayıverdiklerinden de -uzerlerine Allah´ın adını anarak- yiyin. Allah´tan korkup sakının. Suphesiz Allah, hesabı cabuk gorendir

[5] Bugun size temiz olan seyler helal kılındı. (Kendilerine) kitap verilenlerin yemegi size helal, sizin de yemeginiz onlara helaldır. Mu´minlerden ozgur ve iffetli kadınlar ile sizden once (kendilerine) kitap verilenlerden ozgur ve iffetli kadınlar da, namuslu, fuhusta bulunmayan ve gizlice dostlar edinmemisler olarak -onlara ucretlerini (mehirlerini) odediginiz takdirde- size (helal kılındı.) Kim imanı tanımayıp kufre saparsa, elbette onun yaptıgı bosa cıkmıstır. O ahirette husrana ugrayanlardandır

[6] Ey iman edenler, namaza kalktıgınız zaman yuzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi yıkayın, baslarınızı meshedin ve her iki topuga kadar ayaklarınızı da (yıkayın.) Eger cunupseniz temizlenin (gusul edin) ; eger hasta veya yolculukta iseniz ya da biriniz ayak yolundan (hacet yerinden) gelmisse yahut kadınlara dokunmussanız da su bulamamıssanız, bu durumda, temiz bir toprakla teyemmum edin (hafifce) yuzlerinize ve ellerinize ondan surun. Allah size gucluk cıkarmak istemez, ama sizi temizlemek ve uzerinizdeki nimeti tamamlamak ister. Umulur ki sukredersiniz

[7] Allah´ın uzerinizdeki nimetini ve: «Isittik ve itaat ettik» dediginizde sizi, kendisiyle bagladıgı sozunu (misakını) anın. Allah´tan korkup sakının. Suphesiz Allah, sinelerin ozunde olanı bilendir

[8] Ey iman edenler, adil sahidler olarak Allah icin, hakkı ayakta tutun. Bir topluluga olan kininiz, sizi adaletten alıkoymasın. Adalet yapın. O, takvaya daha yakındır. Allah´tan korkup sakının. Suphesiz Allah, yapmakta olduklarınızdan haberi olandır

[9] Allah, iman edenlere ve salih amellerde bulunanlara va´detmistir, onlar icin bir bagıslanma ve buyuk bir ecir vardır

[10] Kufre sapanlar ve ayetlerimizi yalanlayanlar ise, onlar da, alevli atesin halkıdırlar

[11] Ey iman edenler, Allah´ın uzerinizdeki nimetini hatırlayın; hani bir topluluk, size ellerini uzatmaya yeltenmisti de, (Allah,) onların ellerini sizlerden geri puskurtmustu. Allah´tan korkup sakının. Mu´minler yalnızca Allah´a tevekkul etmelidirler

[12] Andolsun, Allah Israilogullarından kesin-soz almıstı. Onlardan oniki guvenilir-gozetleyici gondermistik. Ve Allah onlara: «Gercekten ben sizinle birlikteyim. Eger namazı kılar, zekatı verir, Peygamberlerime inanır, onları savunup desteklerseniz ve Allah´a guzel bir borc verirseniz, herhalde sizin kotuluklerinizi orter ve sizi gercekten, altından ırmaklar akan cennetlere sokarım. Bundan sonra sizden kim inkar ederse, cidden dumduz bir yoldan sapmıstır.»

[13] Sozlerini bozmaları nedeniyle, onları lanetledik ve kalplerini kaskatı kıldık. Onlar, kelimeleri konuldukları yerlerden saptırırlar. (Sık sık) Kendilerine hatırlatılan seyden (yararlanıp) pay almayı unuttular. Iclerinden birazı dısında, onlardan surekli ihanet gorur durursun. Yine de onları affet, aldırıs etme. Suphesiz Allah, iyilik yapanları sever

[14] Ve: «Biz hıristiyanlarız» diyenlerden kesin soz almıstık. Sonunda onlar kendilerine hatırlatılan seyden (yararlanıp) pay almayı unuttular. Boylece biz de, kıyamete kadar aralarında kin ve dusmanlık saldık. Allah, yapageldikleri seyi onlara haber verecektir

[15] Ey Kitap Ehli, Kitaptan gizlemekte olduklarınızın cogunu size acıklayan ve bir cogundan geciveren elcimiz geldi. Size Allah´tan bir nur ve apacık bir Kitap da geldi

[16] Allah, rızasına uyanları bununla kurtulus yollarına ulastır ve onları kendi izniyle karanlıklardan nura cıkarır. Onları dosdogru yola yoneltip iletir

[17] Andolsun, «Gercek su ki, Allah Meryem oglu Mesih´tir» diyenler kufretmistir. De ki: «O, eger Meryem oglu Mesih´i, onun annesini ve yer yuzundekilerin tumunu helak (yok) etmek isterse, Allah´tan (bunu onlemege) kim birseye malik olabilir? Goklerin, yerin ve bunlar arasındakilerin tumunun mulku Allah´ındır; diledigini yaratır. Allah her seye guc yetirendir

[18] Yahudi ve Hıristiyanlar: «Biz Allah´ın cocuklarıyız ve sevdikleriyiz» dedi. De ki: «Peki, ne diye sizi gunahlarınızdan dolayı azablandırıyor? Hayır, siz O´nun yaratıgından birer besersiniz. O, diledigini bagıslar, diledigini azablandırır. Goklerin,yerin ve bunlar arasındakilerin tumunun mulku Allah´ındır. Son varıs O´nadır.»

[19] Ey Kitap Ehli, peygamberlerin arası kesildigi donemde: «Bize mujdeci de bir uyarıcı da gelmedi» demenize (fırsat kalmasın) diye size apacık anlatan peygamber geldi. Boylece mujdeci de, uyarıcı da gelmistir artık. Allah her seye guc yetirendir

[20] Hani, Musa kavmine (soyle) demisti: «Ey kavmim, Allah´ın uzerinizdeki nimetini anın; icinizden peygamberler cıkardı, sizden yoneticiler kıldı ve alemlerden hic kimseye vermedigini size verdi.»

[21] «Ey kavmim, Allah´ın sizin icin yazdıgı kutsal yere girin ve gerisin geri arkanıza donmeyin; yoksa kayba ugrayanlar olarak cevrilirsiniz.»

[22] Dediler ki: «Ey Musa, orda zorba bir kavim vardır, onlar ordan cıkmadıkları surece biz oraya kesinlikle girmeyiz. Sayet ordan cıkarlarsa, biz de muhakkak gireriz.»

[23] Korkanlar arasında olup da Allah´ın kendilerine nimet verdigi iki kisi: «Onların uzerine kapıdan girin. Ona girerseniz, suphesiz sizler galibsiniz. Eger mu´minlerdenseniz, yalnızca Allah´a tevekkul edin.» dedi

[24] Dediler ki: «Ey Musa, biz, orda onlar durdugu surece hic bir zaman oraya girmeyecegiz. Sen ve Rabbin git, ikiniz savasın. Biz burda duracagız.»

[25] (Musa:) «Rabbim, gercekten kendimden ve kardesimden baskasına malik olamıyorum. Oyleyse bizimle fasıklar toplulugunun arasını Sen ayır.» dedi

[26] (Allah) Dedi: «Artık orası kendilerine kırk yıl haram kılınmıstır. Onlar yeryuzunde ´saskınca donup dolasıp duracaklar.´ Sen de o fasıklar topluluguna karsı uzulme.»

[27] Onlara Adem´in iki oglunun gercek olan haberini oku: Onlar (Allah´a) yaklastıracak birer kurban sunmuslardı. Onlardan birininki kabul edilmis, digerinki kabul edilmemisti. (Kurbanı kabul edilmeyen) Demisti ki: «Seni mutlaka oldurecegim.» (Oburu de:) «Allah, ancak korkup sakınanlardan kabul eder.»

[28] «Eger sen beni oldurmek icin elini bana uzatacak olursan, ben seni oldurmek icin elimi sana uzatacak degilim. Cunku ben, alemlerin Rabbi olan Allah´tan korkarım.»

[29] «Suphesiz, senin kendi gunahını ve benim gunahımı yuklenmeni ve boylelikle atesin halkından olmanı isterim. Zulmedenlerin cezası budur.»

[30] Sonunda nefsi ona kardesini oldurmeyi (tahrik edip zevkli gostererek) kolaylastırdı; boylece onu oldurdu, bu yuzden husrana ugrayanlardan oldu

[31] Derken, Allah, ona, yeri esiyerek kardesinin cesedini nasıl gomecegini gosteren bir karga gonderdi. «Bana yazıklar olsun» dedi. «Su kadar olup da kardesimin cesedini gommekten aciz miyim?» Artık o, pismanlık duyanlardan olmustu

[32] Bu nedenle, Israilogullarına sunu yazdık: Kim bir nefsi, bir baska nefse ya da yer yuzundeki bir fesada karsılık olmaksızın (haksızca) oldururse, sanki butun insanları oldurmus gibi olur. Kim de onu (oldurulmesine engel olarak) diriltirse, butun insanları diriltmis gibi olur. Andolsun, peygamberlerimiz onlara apacık belgelerle gelmislerdir. Sonra bunun ardından onlardan bircogu yeryuzunde olcuyu tasıranlardır

[33] Allah´a ve Resulune karsı savas acanların ve yer yuzunde bozgunculuga caba harcayanların cezası, ancak oldurulmeleri, asılmaları ya da elleriyle ayaklarının caprazca kesilmesi veya (o) yerden surulmeleridir. Bu, onlar icin dunyadaki asagılanmadır, ahirette de onlar icin buyuk bir azab vardır

[34] Ancak, sizin onlara guc yetirmenizden once tevbe edenler baska. Biliniz ki, suphesiz Allah bagıslayandır, esirgeyendir

[35] Ey iman edenler, Allah´tan korkup sakının ve (sizi) O´na (yaklastıracak) vesile arayın; O´nun yolunda cihad edin, umulur ki kurtulusa erersiniz

[36] Gercek su ki, kufre sapanlar, yeryuzunde olanların tumu ve bununla birlikte bir katı daha onların olsa, bununla da kıyamet gununun azabından (kurtulmak icin) fidye vermeye kalkıssalar, yine onlardan kabul edilmez. Onlar icin acıklı bir azab vardır

[37] (Orda) Atesten cıkmak isterler, ama ondan cıkacak degiller. Onlar icin surekli bir azab vardır

[38] Hırsız erkek ve hırsız kadının, (calıp) kazandıklarına bir karsılık, Allah´tan da, ´tekrarı onleyen kesin bir ceza´ olmak uzere ellerini kesin. Allah ustun ve guclu olandır, hukum ve hikmet sahibidir

[39] Ancak kim isledigi zulumden sonra tevbe eder ve (davranıslarını) duzeltirse, suphesiz Allah onun tevbesini kabul eder. Muhakkak Allah, bagıslayandır, esirgeyendir

[40] Goklerin de, yerin de mulkunun Allah´a ait oldugunu bilmiyor musun? O, kimi dilerse azablandırır, kimi dilerse bagıslar. Allah, her seye guc yetirendir

[41] Ey Peygamber, kalpleri inanmadıgı halde agızlarıyla «inandık» diyenlerle Yahudiler´den kufur icinde caba harcayanlar seni uzmesin. Onlar, yalana kulak tutanlar, sana gelmeyen diger topluluk adına kulak tutanlar (haber toplayanlar) dır. Onlar, kelimeleri yerlerine konulduktan sonra saptırırlar, «Size bu verilirse onu alın, o verilmezse ondan kacının» derler. Allah, kimin fitne(ye dusme)sini isterse, artık onun icin sen Allah´tan hic bir seye malik olamazsın. Iste onlar, Allah´ın kalplerini arıtmak istemedikleridir. Dunyada onlar icin bir asagılanma, ahirette de onlar icin buyuk bir azab vardır

[42] Onlar, yalana kulak tutanlardır, haram yiyicilerdir. Sana gelirlerse aralarında hukmet ya da onlardan yuz cevir. Eger onlardan yuz cevirecek olursan, sana hic bir seyle kesin olarak zarar veremezler. Aralarında hukmedersen de adaletle hukmet. Suphesiz, Allah, adaletle hukum yurutenleri sever

[43] Allah´ın hukmunun bulundugu Tevrat yanlarında oldugu halde, seni nasıl hakem kılıyorlar ve sonra bunun pesinden yuz ceviriyorlar? Iste onlar, inanmıs olanlar degildir

[44] Gercek su ki, biz Tevratı, icinde bir hidayet ve nur olarak indirdik. Teslim olmus peygamberler, Yahudilere onunla humederlerdi. Bilgin-yoneticiler (Rabbaniyyun) ve yuksek bilginler de (Ahbar), Allah´ın kitabını korumakla gorevli kılındıklarından ve onun uzerine sahidler olduklarından (onunla hukmederlerdi.) Oyleyse insanlardan korkmayın, benden korkun ve ayetlerimi az bir degere karsılık satmayın. Kim Allah´ın indirdigiyle hukmetmezse, iste onlar, kafir olanlardır

[45] Biz onda, onların uzerine yazdık: Can´a can, goze goz, buruna burun, kulaga kulak, dise dis ve (butun) yaralara (karsılık da) kısas vardır. Ama kim bunu sadaka olarak bagıslarsa o kendisi icin bir keffarettir. Kim Allah´ın indirdigiyle hukmetsezse, iste onlar, zalim olanlardır

[46] Onların (Peygamberlerin) ardından yanlarındaki Tevrat´ı dogrulayıcı olarak Meryem oglu Isa´yı gonderdik ve ona icinde ve hidayet ve nur bulunan, onundeki Tevrat´ı dogrulayan ve muttakiler icin yol gosterici ve ogut olan Incil´i verdik

[47] Incil sahipleri Allah´ın onda indirdikleriyle hukmetsinler. Kim Allah´ın indirdigiyle hukmetmezse, iste onlar, fasık olanlardır

[48] Sana da (Ey Muhammed,) onundeki kitap(lar)ı dogrulayıcı ve ona ´bir sahid-gozetleyici´ olarak Kitab´ı (Kur´an´ı) indirdik. Oyleyse aralarında Allah´ın indirdigiyle hukmet ve sana gelen haktan sapıp onların heva (istek ve tutku) larına uyma. Sizden her biriniz icin bir seriat ve bir yol-yontem kıldık. Eger Allah dileseydi, sizi bir tek ummet kılardı; ancak (bu,) size verdikleriyle sizi denemesi icindir. Artık hayırlarda yarısınız. Tumunuzun donusu Allah´adır. Hakkında anlasmazlıga dustugunuz seyleri size haber verecektir

[49] Aralarında Allah´ın indirdigiyle hukmet ve onların hevalarına uyma, Allah´ın sana indirdiklerinin bir kısmından seni sasırtmasınlar diye onlardan sakın. Sayet yuz cevirirlerse, bil ki, Allah bir kısım gunahları nedeniyle onlara bir musibeti tattırmak istemektedir. Suphesiz, insanların cogu fasıklardır

[50] Onlar hala cahiliye hukmunu mu arıyorlar? Kesin bilgiyle inanan bir topluluk icin hukmu, Allah´tan daha guzel olan kimdir

[51] Ey iman edenler, Yahudi ve Hıristiyanları dostlar (veliler) edinmeyin; onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden onları kim dost edinirse, kuskusuz onlardandır. Suphesiz Allah, zalimler topluluguna hidayet vermez

[52] Iste kalplerinde hastalık olanların: «Zamanın, felaketleriyle aleyhimize donup bize carpmasından korkuyoruz» diyerek aralarında cabalar yuruttuklerini gorursun. Umulur ki Allah, bir fetih ya da katından bir emir getirecek de, onlar, nefislerinde gizli tuttuklarından dolayı pisman olacaklardır

[53] Iman edenler de: «Olanca yeminleriyle elbette sizlerle birlik olduklarına iliskin Allah´a yemin edenler bunlar mıdır? Onların butun yapıp ettikleri bosa cıkmıstır, boylece husrana ugrayanlar olmuslardır.» derler

[54] Ey iman edenler, icinizden kim dininden geri doner(irtidat eder) se, Allah (yerine), kendisinin onları sevdigi, onların da kendisini sevdigi, mu´minlere karsı alcak gonullu, kafirlere karsı ise ´guclu ve onurlu,´ Allah yolunda cihad eden ve kınayıcının kınamasından korkmayan bir topluluk getirir. Bu, Allah´ın bir fazlıdır, onu diledigine verir. Allah (rahmetiyle) genis olandır, bilendir

[55] Sizin dostunuz (veliniz), ancak Allah, O´nun Resulu, ruku´ ediciler olarak namaz kılan ve zekatı veren mu´minlerdir

[56] Kim Allah´ı, O´nun Resulunu ve iman edenleri dost (veli) edinirse, hic suphe yok, galib gelecek olanlar Allah´ın taraftarlarıdır

[57] Ey iman edenler, sizden once kendilerine kitap verilenlerden dininizi, alay ve oyun (konusu) edinenleri ve kafirleri dostlar (veliler) edinmeyiniz. Ve eger inanıyorsanız, Allah´tan korkup sakının

[58] Onlar, siz birbirinizi namaza cagırdıgınızda onu alay ve oyun (konusu) edinirler. Bu, gercekten onların akıl erdirmeyen bir topluluk olmalarındandır

[59] De ki: «Ey Kitap Ehli, yalnızca Allah´a, bize indirilene ve onceden indirilene inanmamız ve sizin cogunuzun fasıklar olmanız nedeniyle mi bizden hoslanmıyorsunuz?»

[60] De ki: «Allah katında, ´kesinlesmis bir ceza olarak´ bundan daha kotusunu haber vereyim mi? Allah´ın kendisine lanet ettigi, ona karsı gazablandıgı ve onlardan maymunlar ve domuzlar kıldıgı ile taguta tapanlar; iste bunlar, yerleri daha kotu ve dumduz yoldan da daha cok sapmıslardır.»

[61] Size geldiklerinde: «Inandık» derler. Oysa onlar kufurle girmislerdir ve yine onunla cıkmıslardır. Allah, gizli tutmakta olduklarını daha iyi bilir

[62] Onlardan cogunun gunahta, dusmanlıkta ve haram yiyicilikte cabalarına hız kattıklarını gorursun. Yapmakta oldukları ne kotudur

[63] Bilgin-yoneticileri (Rabbaniyyun) ve yuksek bilginleri (Ahbar), onları, gunah soylemelerinden ve haram yiyiciliklerinden sakındırmalı degil miydi? Yapmakta oldukları (bu tur sanat cabaları) ne kotudur

[64] Yahudiler: «Allah´ın eli sıkıdır» dediler. Onların elleri baglandı ve soylediklerinden dolayı lanetlendiler. Hayır; O´nun iki eli acıktır, nasıl dilerse infak eder. Andolsun, Rabbinden sana indirilen, onlardan cogunun tugyanlarını ve kufurlerini artıracaktır. Biz de onların arasına kıyamet gunune kadar surecek dusmanlık ve kin salıverdik. Onlar ne zaman savas amacıyla bir ates alevlendirdilerse Allah onu sondurmustur. Yer yuzunde bozgunculuga caba harcarlar. Allah ise bozguncuları sevmez

[65] Eger, Kitap Ehli iman edip sakınsalardı, elbette onların kotuluklerini orter ve onları ´nimetlerle donatılmıs´ cennetlere sokardık

[66] Ve eger onlar Tevrat´ı, Incil´i ve kendilerine Rabblerinden indirileni (Kur´an´ı) ayakta tutsalardı, elbette ustlerinden ve ayaklarının altından (sayısız nimeti) yiyeceklerdi. Iclerinde asırı olmayan (mutedil) bir ummet vardır. Onlardan cogunun yapmakta oldukları ise ne kotudur

[67] Ey Peygamber, Rabbinden sana indirileni teblig et. Eger (bu gorevini) yapmayacak olursan, O´nun elciligini teblig etmemis olursun. Allah seni insanlardan koruyacaktır. Suphesiz, Allah, kafir olan bir toplulugu hidayete eristirmez

[68] De ki: «Ey kitap Ehli, Tevrat´ı, Incil´i ve size Rabbinizden indirileni ayakta tutmadıkca hic bir sey uzerinde degilsiniz.» Andolsun, Rabbinden sana indirilen, onlardan cogunun tugyanlarını ve kufurlerini arttıracaktır. Sen de kafirler topluluguna karsı uzuntuye kapılma

[69] Gercek su ki, iman edenlerle Yahudiler, Sabiiler ve Hıristiyanlardan Allah´a, ahiret gunune inanan ve salih amellerde bulunanlar; onlar icin korku yoktur, onlar mahzun da olacak degildirler

[70] Andolsun, biz Israilogullarından kesin soz almıs ve onlara peygamberler gondermistik. Onlara ne zaman nefislerinin hosuna gitmeyen bir seyle bir peygamber geldiyse, bir bolumunu yalanladılar, bir bolumunu de oldurduler

[71] Bir fitne olmayacak sandılar, korlestiler, sagırlastılar. Sonra Allah, tevbelerini kabul etti, (yine) onlardan cogunlugu korlestiler, sagırlastılar. Allah yapmakta olduklarını gorendir

[72] Andolsun, «Gercekten Allah, Meryem oglu Mesih´tir» diyenler kufre saptı. Oysa Mesih´in dedigi (sudur:) «Ey Israilogulları, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah´a ibadet edin. Cunku O, kendisine sirk kosana suphesiz cenneti haram kılmıstır, onun barınma yeri atestir, zulmedenlere yardımcı yoktur.»

[73] Andolsun, «Allah ucun ucuncusudur» diyenler kufre sapmıslardır. Oysa tek bir ilahtan baska ilah yoktur. Eger soylemekte olduklarından vazgecmezlerse, onlardan kufredenlere mutlaka acıklı bir azab dokunacaktır

[74] Yine de Allah´a tevbe edip bagıslanma istemiyecekler mi? Oysa Allah bagıslayandır, esirgeyendir

[75] Meryem oglu Mesih, yalnızca bir peygamberdir. Ondan once de peygamberler gelip gecti. Onun annesi dosdogrudur, ikisi de yemek yerlerdi. Bir bak, onlara ayetleri nasıl acıklıyoruz? (Yine) bir bak, onlar ise nasıl da cevriliyorlar

[76] De ki: «Size yarara da, zarara da guc yetirmeyen Allah´tan baska seylere mi tapıyorsunuz? Oysa Allah, isitendir, bilendir.»

[77] De ki: «Ey Kitap Ehli, haksız yere dininiz konusunda asırı gitmeyin ve daha once sapmıs, bir cogunu saptırmıs ve dumduz yoldan kaymıs bir toplulugun heva (istek ve tutku) larına uymayın.»

[78] Israilogullarından kufredenlere, Davud ve Meryem Oglu Isa diliyle lanet edilmistir. Bu, isyan etmeleri ve haddi asmaları nedeniyledir

[79] Yapmakta oldukları munker (cirkin is) lerden birbirlerini sakındırmıyorlardı. Yapmakta oldukları sey ne kotu idi

[80] Onlardan cogunun kufre sapanlarla dostluklar kurduklarını gorursun. Kendileri icin nefislerinin takdim ettigi sey ne kotudur. Allah onlara gazablandı ve onlar azabda ebedi kalacaklardır

[81] Eger Allah´a, peygambere ve ona indirilene iman etselerdi, onları dostlar edinmezlerdi. Fakat onlardan cogu fasık olanlardır

[82] Andolsun, insanlar icinde, muminlere en siddetli dusman olarak Yahudiler ve musrikleri bulursun. Onlardan, iman edenlere sevgi bakımından en yakın olanların da: «Hıristiyanlarız» diyenleri bulursun. Bu, onlardan (birtakım) papaz ve rahiplerin olması ve onların gercekte buyukluk taslamamaları nedeniyledir

[83] Peygambere indirileni dinlediklerinde hakkı tanıdıklarından dolayı gozlerinin yaslarla dolup tastıgını gorursun. Derler ki: «Rabbimiz inandık; oyleyse bizi sahidlerle birlikte yaz.»

[84] «Hem Rabbimizin bizi salihler topluluguna katmasını umarken ne diye Allah´a ve bize haktan gelene inanmayalım?»

[85] Boylelikle Allah, dediklerine karsılık olarak icinde ebedi kalacakları altından ırmaklar akan cennetler verdi. Bu, iyilik yapanların karsılıgıdır

[86] Kufre sapanlar ve ayetlerimizi yalanlayanlar; iste onlar, cılgın atesin arkadaslarıdırlar

[87] Ey iman edenler, Allah´ın sizin icin helal kıldıgı guzel seyleri haram kılmayın ve haddi asmayın. Suphesiz Allah, haddi asanları sevmez

[88] Allah´ın size rızık olarak verdiklerinden helal ve temiz olarak yiyin. Kendisine inanmakta oldugunuz Allah´tan da korkup sakının

[89] Allah sizi, yeminlerinizdeki ´rastgele soylemelerinizden, bos sozlerden´ dolayı sorumlu tutmaz, ancak yeminlerinizle baglandıgınız sozlerden dolayı sizi sorumlu tutar. Onun (yeminin) keffareti, ailenizdekilere yedirdiklerinizin ortalamasından on yoksulu doyurmak ya da onları giydirmek veya bir koleyi ozgurlugune kavusturmaktır. (Bunlara imkan) Bulamıyan (icin) uc gun oruc (vardır.) Bu, yemin ettiginizde (bozdugunuz) yeminlerinizin keffaretidir. Yeminlerinizi koruyunuz. Allah, size ayetlerini boyle acıklar, umulur ki sukredersiniz

[90] Ey iman edenler, icki, kumar, dikili taslar ve fal okları ancak seytanın islerinden olan pisliklerdir. Oyleyse bun(lar) dan kacının; umulur ki kurtulusa erersiniz

[91] Gercekten seytan, icki ve kumarla aranıza dusmanlık ve kin dusurmek, sizi, Allah´ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık vazgectiniz, degil mi

[92] Allah´a itaat edin, peygambere de itaat edin ve sakının. Eger yuz cevirirseniz, bilin ki, elcimize dusen, ancak apacık bir tebligidir

[93] Iman edenler ve salih amellerde bulunanlar icin korkup sakındıkları, iman ettikleri ve salih amellerde bulundukları, sonra korkup sakındıkları ve iman ettikleri ve sonra (yine) korkup sakındıkları ve iyilikte bulundukları takdirde (yasaklanmadan once) yedikleri dolayısıyla bir sorumluluk yoktur. Allah, iyilik yapanları sever

[94] Ey iman edenler, Allah gorunmezlikte (gaybte) kendisinden kimin korktugunu ortaya cıkarmak icin ellerinizin ve mızraklarınızın erisecegi avdan bir seyle andolsun sizi deneyecektir. Artık kim bundan sonra haddi asarsa, onun icin acıklı bir azab vardır

[95] Ey iman edenler, siz ihramlıyken avı oldurmeyin. Sizden kim onu kasıtlı olarak (taammuden) oldururse, cezası, hayvandan oldurdugunun bir benzeridir. Buna da, Kabe´ye ulasmıs bir kurbanlık olarak icinizden adalet sahibi iki kisi hukmedecektir. Veya yoksulları doyurmak ya da onun dengi oruc tutmak olan bir keffaret vardır. Boylelikle islediginin vebalini tadmıs olsun. Allah gecmiste olanı bagısladı. Ama kim tekrarlarsa, Allah ondan oc alacaktır. Allah ustun ve guclu olandır, oc sahibidir

[96] Deniz avı ve onu yemek size ve (yeryuzunde) dolasanlara bir yarar olarak helal kılındı. Ihramlı oldugunuz surece kara avı ise size haram kılınmıstır. O´na (goturulup) toplanacagınız Allah´tan korkup sakının

[97] Allah, Beyt-i Haram (olan) Kabe´yi insanlar icin bir ayaklanma (kıyam evi) kıldı; Haram Ay´ı, kurbanı ve boyunlardaki gerdanlıkları da. Bu, Allah´ın goklerde ve yerde ne varsa tumunu bildigini ve Allah´ın gercekten her seyi bilen oldugunu bilmeniz icindir

[98] Bilin ki, Allah gercekten cezası pek siddetli olandır. Ve Allah bagıslayandır, esirgeyendir

[99] Peygambere tebligden baska (yukumlulugu) yoktur. Allah acıga vurduklarınızı da, gizli tuttuklarınızı da bilir

[100] De ki: «Murdar ile temiz-murdar´ın coklugu hosuna gitse de- bir olmaz. Ey temiz akıl sahipleri, Allah´tan korkup sakının. Umulur ki kurtulasa erersiniz

[101] Ey iman edenler, size acıklandıgında sizi uzecek seyleri sormayın; Kur´an indirildigi zaman sorarsanız, size acıklanır. Allah onu affetti. Allah bagıslayandır, (kullara) yumusak olandır

[102] Sizden once bir topluluk onu sormustu da sonra kafirler olmuslardı

[103] Allah Bahiyre´den Saibe´den Vasiyle´den ve Ham´dan hic birini (mesru) kılmamıstır. Ancak kufredenler, Allah´a karsı yalan duzup uyduruyorlar. Onların cogu akıl erdirmez

[104] Onlara: «Allah´ın indirdigine ve peygambere gelin» denildiginde, «Atalarımızı uzerinde buldugumuz sey bize yeter» derler. (Peki,) Ya ataları bir sey bilmiyor ve hidayete ermiyor idilerse

[105] Ey iman edenler, uzerinizdeki (yukumluluk) kendi nefislerinizdir. Siz dogru yola erisirseniz, sapan size zarar veremez. Tumunuzun donusu Allah´adır. O, size yapmakta olduklarınızı haber verecektir

[106] Ey iman edenler, sizden birinize olum gelip cattıgı zaman, vasiyet hazırlanısında, aranızda icinizden adaletli iki kisiyi (sahid tutun.) Veya yolculukta olup size olum musibeti gelip catarsa, sizden olmayan baska iki kisiyi (sahid tutun. Ikisini) Sayet kuskulanacak olursanız namazdan sonra alıkoyarsınız, onlar da (size) : «Akraba dahi olsa onu (yeminimizi) hic bir degere degistirmeyecegiz ve Allah´ın sahidligini gizlemeyecegiz. Aksi takdirde biz elbette gunahkarlardan oluruz.» diye Allah adına yemin etsinler

[107] Eger o ikisi aleyhinde kesin olarak gunahı hak ettiklerine iliskin bilgi sahibi olunursa, bu durumda haksızlıga ugrayanlardan iki kisi -ki bunlar buna daha hak sahibidirler- oburlerinin yerine gecerler ve: «Bizim sehadetimiz o ikisinin sehadetinden suphesiz daha dogrudur. Biz haddi asmadık, yoksa gercekten zulmedenlerden oluruz» diye Allah´a yemin ederler

[108] Bu, gerektigi gibi sahidligi yapmalarına veya yeminlerinden sonra yeminlerin reddedilmesinden korkmalarına daha yakındır. Allah´tan korkup sakının ve dinleyin. Allah, fasıklar toplulugunu hidayete erdirmez

[109] Allah, peygamberleri toplayacagı gun, soyle diyecek: «Size verilen cevap nedir?» Onlar da: «Bizim bilgimiz yoktur; suphesiz gorunmeyenleri (gaybleri) bilen Sen´sin Sen.»

[110] Allah soyle diyecek: «Ey Meryemoglu Isa, sana ve annene olan nimetimi hatırla. Ben seni Ruhu´l-Kudus ile destekledim, besikte iken de, yetiskin iken de insanlarla konusuyordun. Sana kitabı, hikmeti, Tevrat´ı ve Incil´i ogrettim. Iznimle camurdan kus biciminde (bir seyi) olusturuyordun da (yine) iznimle ona ufurdugunde bir kus oluveriyordu. Dogustan kor olanı, alacalıyı iznimle iyilestiriyordun, (yine) benim iznimle oluleri (hayata) cıkarıyordun. Israilogullarına apacık belgelerle geldiginde onlardan kufre sapanlar, «Suphesiz bu apacık bir sihirdir» demislerdi (de) Israilogullarını senden geri puskurtmustum.»

[111] Hani Havarilere: «Bana ve peygamberime iman edin» diye vahy (ilham) etmistim; onlar da: «Iman ettik, gercekten muslumanlar oldugumuza sen de sahid ol» demislerdi

[112] Havariler: «Ey Meryem oglu Isa, Rabbin bize gokten bir sofra indirebilir mi?» demislerdi. O da: «Eger inanmıslarsanız Allah´tan korkup sakının» demisti

[113] (Bu sefer Havariler:) «Ondan yemek istiyoruz, kalplerimiz tatmin olsun, senin de gercekten bize dogru soyledigini bilelim ve buna sahidler olalım» demislerdi

[114] Meryem oglu Isa da: «Allah´ım, Rabbimiz, bize gokten bir sofra indir, oncemiz ve sonramız icin bir bayram ve Sen´den de bir belge olsun. Bizi rızıklandır, Sen rızık vericilerin en hayırlısısın» demisti

[115] Allah demisti ki: «Suphesiz ben bunu size indirecegim. Artık sonra sizden kim kufre saparsa, ben onu gercekten alemlerden hic kimseyi azablandırmayacagım bir azabla azablandıracagım.»

[116] Allah: «Ey Meryem oglu Isa, insanlara, beni ve annemi Allah´ı bırakarak iki ilah edinin, diye sen mi soyledin?» dediginde: «Seni tenzih ederim, hakkım olmayan bir sozu soylemek bana yakısmaz. Eger bunu soyledimse mutlaka sen onu bilmissindir. Sen bende olanı bilirsin, ama ben Sen´de olanı bilmem. Gercekten, gorunmeyenleri (gaybleri) bilen Sen´sin Sen.»

[117] «Ben onlara bana emrettiklerinin dısında hic bir seyi soylemedim. (O da suydu:) ´Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah´a kulluk edin.´ Onların icinde kaldıgım surece, ben onların uzerinde bir sahidim. Benim (dunya) hayatıma son verdiginde, uzerlerindeki gozetleyici Sen´din. Sen her seyin uzerine sahid olansın.»

[118] Eger onları azablandırırsan, suphesiz onlar Senin kullarındır, eger onları bagıslarsan, suphesiz aziz olan, hakim olan da Sen´sin Sen.»

[119] Allah dedi ki: «Bu, dogrulara, dogru soylemelerinin yarar sagladıgı gundur. Onlar icin icinde ebedi kalacakları altından ırmaklar akan cennetler vardır. Allah onlardan razı oldu, onlar da O´ndan razı olmuslardır. Iste buyuk ´kurtulus ve mutluluk´ budur.»

[120] Goklerin, yerin ve iclerinde olanların tumunun mulku Allah´ındır. O, her seye guc yetirendir

En'âm

Surah 6

[1] Hamd gokleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlıgı (nuru) kılan Allah´adır. (Bundan) Sonra bile kufre sapanları, Rablerine (birtakım varlıkları ve gucleri) denk tutuyorlar

[2] Sizi camurdan yaratan, sonra bir ecel belirleyen O´dur. Adı konulmus ecel, O´nun katındadır. Sonra siz (yine) kuskuya kapılmaktasınız

[3] Goklerde ve yerde Allah O´dur. Gizlinizi ve acıgınızı bilir; kazanmakta olduklarınızı da bilir

[4] Onlara Rablerinin ayetlerinden bir ayet gelmeyiversin, mutlaka ondan yuz cevirirler

[5] Kendilerine hak gelince, onu yalanladılar; fakat alaya almakta olduklarının haberleri onlara gelecektir

[6] Kendilerinden once nice kusakları yıkıma ugrattıgımızı gormuyorlar mı? Biz, sizi yerlesik kılmadıgımız bir bicimde onları yeryuzunde (buyuk bir guc ve servetle) yerlesik kıldık; gokten uzerlerine saganak (bol yagmurlar) yagdırdık, nehirleri de altlarından akar yaptık. Ama gunahları nedeniyle biz onları yıkıma ugrattık ve arkalarından baska kusaklar (insa edip) olusturduk

[7] Biz Kitabı uzerine yazılı bir kagıtta gondersek ve onlar ona elleriyle dokunsalar bile, kufredenler, tartısmasız: «Bu apacık bir buyuden baskası degildir» derler

[8] Ve derler ki: «Ona bir melek indirilmeli degil miydi?» Eger bir melek indirilseydi, elbette is bitirilmis olurdu da sonra kendilerine goz actırılmazdı

[9] Onu eger bir melek kılsaydık, elbette erkek (suretinde bir melek) kılardık ve mutlaka katmakta oldukları (supheleri) yine katardık

[10] Andolsun, senden onceki peygamberler de alaya alındı da kendisini alaya aldıkları sey, onlardan maskaralık yapanları cepecevre kusatıverdi

[11] De ki: «Yeryuzunde gezip dolasın, sonra yalanlayanların sonu nasıl oldu, bir gorun.»

[12] De ki: «Goklerde ve yerde olanlar kimindir?» De ki: «Allah´ındır.» O, rahmeti kendi uzerine yazdı. Sizi kendisinden kusku olmayan kıyamet gununde tartısmasız toplayacaktır. Nefislerini husrana ugratanlar, iste onlar inanmayanlardır

[13] Geceleyin de gunduzun de barınan her sey O´nundur. O, isitendir, bilendir

[14] De ki: «O, gokleri ve yeri yaratırken ve O, (hep) besleyip (hic) beslenmezken, ben Allah´tan baskasını mı veli edinecegim?» De ki: «Bana gercekten musluman olanların ilki olmam emredildi ve sakın musriklerden olma.» (denildi)

[15] De ki: «Suphesiz ben, Rabbime isyan edersem o buyuk gunun azabından korkarım.»

[16] O gun, kim ondan (azabtan) alıkonursa, elbette, O, onu esirgemistir. Iste apacık olan ´kurtulus ve mutluluk´ budur

[17] Sayet Allah sana bir zarar dokunduracak olursa, O´ndan baska bunu giderecek yoktur. Sana bir iyilik de dokunduracak olursa O, her seye guc yetirendir

[18] O, kulları uzerinde kahredici olandır. O, hukum ve hikmet sahibi olandır, haberdar olandır

[19] De ki: «Sahidlik bakımından hangi sey daha buyuktur?» De ki: «Allah benimle sizin aranızda sahiddir. Sizi -ve kime ulasırsa- kendisiyle uyarıp korkutmam icin bana su Kur´an vahyedildi. Gercekten Allah´la beraber baska ilahların da bulunduguna siz mi sahidlik ediyorsunuz?» De ki: «Ben sehadet etmem.» De ki: O, ancak bir tek olan ilahtır ve gercekten ben, sizin sirk kosmakta olduklarınızdan uzagım

[20] Bizim kendilerine Kitap verdiklerimiz, onu, cocuklarını tanır gibi tanırlar kendilerini husrana ugratanlar iste onlar inanmayanlardır

[21] Allah´a karsı yalan duzup uydurandan veya O´nun ayetlerini yalanlayandan daha zalim kimdir? Hic suphesiz o zalimler kurtulusa ulasamazlar

[22] Onların tumunu toplayacagımız gun; sonra sirk kosanlara diyecegiz ki: «Nerede (o bir sey) sanıp da ortak kostuklarınız?»

[23] (Bundan) Sonra onların: «Rabbimiz olan Allah´a and olsun ki, biz musriklerden degildik» demelerinden baska bir fitneleri (mazeretleri) olmadı (kalmadı)

[24] Bak, kendilerine karsı nasıl yalan soylediler ve duzmekte oldukları da kendilerinden kaybolup uzaklastı

[25] Onlardan seni dinleyenler vardır; oysa biz, onu kavrayıp anlamalarına (bir engel olarak) kalpleri uzerine kat kat ortuler ve kulaklarında bir agırlık kıldık. Onlar, hangi ´apacık-belgeyi´ gorseler, yine ona inanmazlar. Oyle ki, o kufretmekte olanlar, sana geldiklerinde, seninle tartısmaya girerek: «Bu, oncekilerin uydurma-masallarından baska bir sey degildir» derler

[26] Onlar, hem ondan alıkoyarlar, hem kendileri kacarlar. Onlar, yalnızca kendi nefislerinden baskasını yıkıma ugratmazlar ama suurunda degildirler

[27] Atesin ustunde durdurulduklarında onları bir gorsen; derler ki: «Keske (dunyaya bir daha) geri cevrilseydik de Rabbimizin ayetlerini yalanlamasaydık ve mu´minlerden olsaydık.»

[28] Hayır, onceden saklı tuttukları kendilerine acıklandı. Sayet (dunyaya) geri cevrilseler bile, kendisinden sakındırıldıkları seylere suphesiz yine doneceklerdir. Cunku onlar, gercekten kafirlerdir

[29] Onlar dediler ki: «Bu dunya hayatımızdan baskası yoktur. Ve bizler diriltilecekler degiliz.»

[30] Rablerinin karsısında durdurulduklarında onları bir gorsen: (Allah:) «Bu, gercek degil mi?» dedi. Onlar; «Evet, Rabbimiz hakkı icin» dediler. (Allah:) «Oyleyse kufredegeldikleriniz nedeniyle azabı tadın» dedi

[31] Allah´a kavusmayı yalan sayanlar, dogrusu husrana ugramıslardır. Oyleki, saat (kıyamet gunu) apansız onlara geliverince, gunahlarını sırtlarına yuklenerek: «Onda (dunyada) sorumsuzca yaptıklarımızdan dolayı yazıklar bize...» derler. Dikkat edin, o isleyip yuklendikleri ne kotudur

[32] Dunya hayatı yalnızca bir oyun ve bir oyalanmadan baskası degil. Korkup sakınmakta olanlar icin ahiret yurdu gercekten daha hayırlıdır. Yine de akıl erdirmeyecek misiniz

[33] Kesin olarak biliyoruz ki, onların soyledikleri seni gercekten uzuyor. Dogrusu onlar, seni yalanlamıyorlar, ancak zalimler, Allah´ın ayetlerini inkar ediyorlar

[34] Andolsun senden once de peygamberler yalanlandı; onlara yardımımız gelinceye kadar yalanlandıkları ve eziyete ugratıldıkları seye sabrettiler. Allah´ın sozlerini (va´dlerini) degistirebilecek yoktur. Andolsun, gonderilenlerin haberlerinden bir bolumu sana da geldi

[35] Eger onların yuz cevirmeleri sana agır geldiyse, onlara bir ayet getirmek icin yerde bir tunel acmaya veya goge bir merdiven dayamaya gucun yetiyorsa (oyle yap!). Eger Allah dileseydi, onların tumunu hidayet uzere toplardı. Oyleyse sakın cahillerden olma

[36] Ancak dinleyenler icabet eder. Oluleri (ise,) onları da Allah diriltir. Sonra O´na dondurulurler

[37] «Ona Rabbinden bir ayet indirilmeli degil miydi?» dediler. De ki: «Suphesiz Allah, ayet indirmeye guc yetirendir.» Ama onların cogu bilmezler

[38] Yeryuzunde hic bir canlı ve iki kanadıyla ucan hic bir kus yoktur ki, sizin gibi ummetler olmasın. Biz Kitap´ta hic bir seyi noksan bırakmadık, sonra onlar Rablerine toplanacaklardır

[39] Bizim ayetlerimizi yalan sayanlar karanlıklar icinde sagırdırlar, dilsizdirler. Allah, kimi dilerse onu sasırtıp saptırır, kimi dilerse de onu dosdogru yol uzerinde kılar

[40] De ki: «Dusundunuz mu hic; eger size Allah´ın azabı gelirse ya da saat (kıyamet) gelip catarsa, Allah´tan baskasını mı cagıracaksınız? Eger dogru sozluler iseniz (cagırın bakalım.)»

[41] Hayır, yalnızca O´nu cagırırsanız, dilerse kendisini cagırdıgınız seyi acar (giderir) ve sirk kosmakta olduklarınızı unutursunuz

[42] Andolsun, senden onceki ummetlere (peygamberler) gonderdik de onları dayanılmaz zorluk (yoksulluk) ve sıkıntılarla ceviriverdik. Umulur ki yalvarırlar diye

[43] Onlara, zorlu azabımız geldigi zaman yalvarmaları gerekmez miydi? Ama onların kalpleri katılastı ve seytan onlara yapmakta olduklarını cekici (suslu) gosterdi

[44] Derken kendilerine hatırlatılanı unuttuklarında, onların uzerlerine her seyin kapılarını actık. Oyleki kendilerine verilen seylerle ´sevince kapılıp sımarınca´, onları apansız yakalayıverdik. Artık onlar umutları suya dusenler oldular

[45] Boylece zulmeden toplulugun koku kurutuldu. Hamd, alemlerin Rabbi olan Allah´adır

[46] De ki: «Dusundunuz mu hic; eger Allah sizin isitmenizi ve gormenizi alıverir ve kalplerinizi muhurlerse, onları size Allah´tan baska getirebilecek ilah kimdir?» Bak, biz nasıl ayetleri ´cesitli bicimlerde acıklıyoruz da´ sonra onlar (yine) sırt cevirip engelliyorlar

[47] De ki «Dusundunuz mu hic; size Allah´ın azabı apansız ya da acıktan geliverse, zulme sapan kavimden baskası mı yıkıma ugrayacak?»

[48] Biz elcileri mujde vericiler ve uyarıp korkutucular olmaktan baska (bir nedenle) gondermiyoruz. Su halde kim iman ederse ve (davranıslarını) duzeltirse, artık onlar icin korku yoktur, onlar mahzun da olacak degildirler

[49] Ayetlerimizi yalanlayanlara, fıska sapmalarından dolayı azab dokunacaktır

[50] De ki: «Size Allah´ın hazineleri yanımdadır demiyorum, gaybı da bilmiyorum ve ben size bir melegim de demiyorum. Ben, bana vahyedilenden baskasına uymam.» De ki: «Kor olanla, goren bir olur mu? Yine de dusunmeyecek misiniz?»

[51] Rablerine (goturulup) toplanacaklarından korkanları onunla (Kur´an´la) uyarıp korkut; onlar icin ondan baska ne veli´leri vardır ne sefaatcileri. Umulur ki korkup sakınırlar

[52] Sabah aksam -O´nun yuzunu (rızasını) dileyerek- Rablerine dua edenleri kovma. Onların hesabından senin uzerinde birsey (yukumluluk), senin hesabından da bir sey (yukumluluk) yoktur ki onları kovman gereksin. Yoksa zalimlerden olursun

[53] Boylece: «Allah icimizden bunlara mı lutufta bulundu?» demeleri icin onlardan bazısını bazısıyla denedik. Allah, sukredenleri daha iyi bilen degil mi

[54] Bizim ayetlerimize iman edenler sana geldiklerinde, onlara de ki: «Selam olsun size. Rabbiniz rahmeti kendi uzerine yazdı ki, icinizden kim bir cehalet sonucu bir kotuluk isler sonra tevbe eder ve (kendini) ıslah ederse kusku yok, O, bagıslayandır, esirgeyendir.»

[55] Suclu-gunahkarların yolu apacık ortaya cıksın diye, ayetlerimizi iste boyle birer birer acıklamaktayız

[56] De ki: «Ben, sizin Allah´tan baska tapmakta olduklarınıza tapmaktan nehyedildim.» De ki: «Ben sizin heva (istek ve tutku) larınıza uymam; yoksa bu durumda ben sasırıp sapmıs ve dogru yolu bulmamıslardan olurum.»

[57] De ki: «Ben, gercekten Rabbimden kesin bir belge uzerindeyim, siz ise onu yalanladınız. Sizin kendisine acele ettiginiz (azab) da yanımda degildir. Hukum yalnızca Allah´ındır. O dogru haberi verir ve O ayırd edenlerin en hayırlısıdır.»

[58] De ki: «Kendisine acele etmekte oldugunuz sey benim yanımda olsaydı, benimle aranızda is elbette bitirilmis olurdu. Allah zulmedenleri en iyi bilendir.»

[59] Gaybın anahtarları O´nun katındadır, O´ndan baska hic kimse onu bilmez. Karada ve denizde olanların tumunu o bilir, O, bilmeksizin bir yaprak dahi dusmez; yerin karanlıklarındaki bir tane, yas ve kuru dısta olmak uzere hepsi (ve her sey) apacık bir kitaptır

[60] Sizi geceleyin olduren (uyutan) ve gunduzun ´guc yetirip etkilemekte (yapıp kazanmakta) olduklarınızı´ bilen, sonra adı konulmus ecel doluncaya kadar onda sizi dirilten (uyandıran) O´dur. Sonra ´en son donusunuz´ O´nadır. Sonra yapmakta olduklarınızı size O haber verecektir

[61] O, kulları uzerinde kahredici (kahhar) olandır. Size koruyucular gonderiyor. Sonunda sizden birinize olum gelip cattıgı zaman, elcilerimiz onun ´hayatına son verirler´. Onlar (bu iste, ne eksik ne fazla) kusur etmezler

[62] Sonra da gercek mevlaları olan Allah´a dondurulurler. Haberiniz olsun; hukum yalnızca O´nundur. Ve O, hesap gorenlerin en suratli olanıdır

[63] De ki: «Sizi karanın ve denizin karanlıklarından kim kurtarmaktadır ki, siz (acıktan ve) gizliden gizliye ona yalvararak dua etmektesiniz: -Andolsun, bizi bundan kurtarırsan, gercekten sukredenlerden oluruz.»

[64] De ki: «Ondan ve her turlu sıkıntıdan sizi Allah kurtarmaktadır. Sonra siz yine sirk kosmaktasınız.»

[65] De ki: «O, size ustunuzden ya da ayaklarınızın altından azab gondermeye veya sizi parca parca birbirinize kırdırıp kiminizin siddetini kiminize taddırmaya guc yetirendir.» Bak, iyice kavrayıp anlamaları icin ayetleri nasıl cesitli bicimlerde acıklamaktayız

[66] Senin kavmin, O (Kur´an), hak iken onu yalanladı. De ki: «Ben, uzerinize bir vekil degilim.»

[67] Her bir haber icin ´kararlastırılmıs bir zaman (mustakar) ´ vardır. Siz de bileceksiniz

[68] Ayetlerimiz konusunda ´alaylı tartısmalara dalanlar:´ -onlar bir baska soze gecinceye kadar- onlardan yuz cevir. Seytan sana unutturacak olursa, bu durumda hatırlamadan sonra, artık zulmeden toplulukla beraber oturma

[69] Korkup sakınanlar uzerinde onların hesabından herhangi bir sey (sorumluluk) yoktur. Ancak (bu,) bir hatırlatmadır. Umulur ki korkup sakınırlar

[70] Dinlerini bir oyun ve eglence (konusu) edinenleri ve dunya hayatı kendilerini magrur kılanları bırak. Onunla (Kur´an´la) hatırlat ki, bir nefis,kendi kazandıklarıyla helake dusmesin; (boylesinin) Allah´tan baska ne bir velisi, ne de bir sefaatcisi vardır; her turlu fidyeyi verse de kabul olunmaz. Iste onlar, kazandıkları nedeniyle helake ugrayanlardır; kufre saptıklarından dolayı onlar icin cılgınca kaynar sular ve acıklı bir azab vardır

[71] De ki: «Bize yararı ve zararı olmayan Alahtan baska seylere mi tapalım? Allah bizi hidayete erdirdikten sonra, seytanların ayartıp igdis ederek yerde saskınca bıraktıkları, arkadaslarının da: «Dogru yola, bize gel» diye kendisini cagırdıgı kimse gibi topuklarımız uzerinde gerisin geri mi dondurulelim?» De ki: «Hic suphesiz Allah´ın yolu, asıl yoldur. Ve biz alemlerin Rabbine (kendimizi) teslim etmekle emrolunduk;»

[72] Bir de: «Namazı kılın ve O´ndan korkup sakının (diye de emrolunduk.)» Huzuruna (goturulup) toplanacagınız O´dur

[73] O, gokleri ve yeri hak olarak yaratandır. O´nun «ol» deyiverdigi gun (her sey) oluverir, O´nun sozu haktır. Sur´a ufuruldugu gun, mulk O´nundur. O, gaybı da musahede edebileni de bilendir. O, hukum ve hikmet sahibi olandır, haberdar olandır

[74] Hani Ibrahim, babası Azer´e (soyle) demisti: «Sen putları ilahlar mı ediniyorsun? Dogrusu, ben seni ve kavmini apacık bir sapıklık icinde goruyorum.»

[75] Iste boyle Ibrahim´e goklerin ve yerin melekutunu gosteriyorduk ki, yakin sahiplerinden olsun

[76] Gece, ustunu ortup buruyunce bir yıldız gormus ve demisti ki: «Bu benim rabbimdir.» Fakat (yıldız) kayboluverince: «Ben kaybolup gidenleri sevmem» demisti

[77] Ardından ay´ı, (etrafa aydınlık sacarak) dogar gorunce: «Bu benim rabbim» demis, fakat o da kayboluverince: «Andolsun» demisti. «Eger Rabbim beni dogru yola eristirmezse gercekten sapmıslar toplulugundan olurum»

[78] Sonra gunesi (etrafa ısıklar sacarak) dogar gorunce: «Iste bu benim rabbim, bu en buyuk» demisti. Ama o da kayboluverince, kavmine demisti ki: «Ey kavmim, tartısmasız ben sizin sirk kosmakta olduklarınızdan uzagım.»

[79] «Gercek su ki, ben, bir muvahhid olarak yuzumu gokleri ve yeri yaratana cevirdim. Ve ben musriklerden degilim.»

[80] Kavmi onunla cekisip tartısmaya girdi. De ki: «O beni dogru yola erdirmisken, siz benimle Allah konusunda cekisip tartısmaya mı girisiyorsunuz? Sizin O´na sirk kostuklarınızdan ben korkmuyorum, ancak Allah´ın benim hakkında bir sey dilemesi baska. Rabbim, ilim bakımından her seyi kusatmıstır. Yine de ogut alıp dusunmeyecek misiniz?»

[81] «Hem size, O´nun kendileri hakkında hic bir ispatlayıcı delil indirmedigi seyleri Allah´a ortak kosmaktan siz korkmuyorken, ben nasıl sizin sirk kostuklarınızdan korkarım? Su halde ´guvenlik icinde olmak bakımından´ iki taraftan hangisi daha hak sahibidir? Eger bilebilirseniz.»

[82] Iman edenler ve imanlarını zulumle karıstırmayanlar, iste guvenlik onlar icindir ve onlar hidayete ermislerdir

[83] Bu, Ibrahim´e, kavmine karsı verdigimiz ispatlı delilimizdir. Biz, diledigimizi derecelerle yukseltiriz. Suphesiz senin Rabbin, hukum ve hikmet sahibidir, bilendir

[84] Ve ona Ishak´ı ve Yakub´u armagan ettik, hepsini hidayete eristirdik; bundan once de Nuh´u ve onun soyundan Davud´u, Suleyman´ı, Eyyub´u, Yusuf´u, Musa´yı ve Harun´u hidayete ulastırdık. Biz, iyilik yapanları iste boyle odullendiririz

[85] Zekeriya´yı, Yahya´yı, Isa´yı ve Ilyas´ı da (hidayete eristirdik.) onların hepsi salihlerdendir

[86] Ismail´i, Elyasa´ı, Yunus´u ve Lut´u da (hidayete eristirdik) . Onların hepsini alemlere ustun kıldık

[87] Babalarından, soylarından ve kardeslerinden, kimini de (bunlara kattık) ; onları da sectik ve dosdogru yola yoneltip ilettik

[88] Bu, Allah´ın hidayetidir; kullarından diledigini bununla hidayete eristirir. Onlar da sirk kossalardı, elbette butun yapıp ettikleri ´onlar adına´ bosa cıkmıs olurdu

[89] Bunlar, kendilerine kitap, hikmet ve peygamberlik verdiklerimizdir. Eger onlar bunları tanımayıp kufre sapıyorlarsa, andolsun, biz buna (karsı) kufre sapmayan bir toplulugu vekil kılmısızdır

[90] Iste Allah´ın hidayet verdikleri bunlardır; oyleyse sen de onların bu hidayetlerine uy. De ki: «Ben bunun icin sizden bir ucret istemiyorum. O (Kur´an), alemlere bir ´ogut ve hatırlatmadan´ baskası degildir.»

[91] Onlar: «Allah, besere hic bir sey indirmemistir» demekle Allah´ı, kadrinin hakkını vererek takdir edemediler. De ki: «Musa´nın insanlara bir nur ve hidayet olarak getirdigi ve sizin de (parca parca) kagıtlar uzerinde yazılı kılıp (bir kısmını) acıkladıgınız ve cogunu gozardı ettiginiz kitabı kim indirdi? Sizin ve atalarınızın bilmedigi seyler size ogretilmistir.» De ki: «Allah.» Sonra da Onları bırak, icine ´daldıkları sacma ugrasılarında´ oyalanıp dursunlar

[92] Iste bu (Kur´an), onundekileri dogrulayıcı ve sehirler anası (Mekke) ile cevresindekilerini uyarıp korkutman icin indirdigimiz kutlu Kitaptır. Ahirete iman edenler buna inanırlar. Onlar namazlarını (ozenle) koruyanlardır

[93] Allah´a karsı yalan yere iftira duzenden veya kendisine hic bir sey vahyolunmamısken bana da: «Vahy geldi» diyen ve «Allah´ın indirdiginin bir benzerini de ben indirecegim» diyenden daha zalim kimdir? Sen bu zalimleri, olumun ´siddetli sarsıntıları´ sırasında meleklerin ellerini uzatarak onlara: «Canlarınızı (bu kıskıvrak yakalanıstan) cıkarın, bugun Allah´a karsı haksız olanı soylediginiz ve O´nun ayetlerinden buyuklenerek (yuz cevirmeniz) dolayısıyla alcaltıcı bir azabla karsılık goreceksiniz» (dediklerinde) bir gorsen

[94] Andolsun, sizi ilk defa yarattıgımız gibi (bugun de) ´teker teker, yapayalnız ve yalın (bir tarzda) ´ bize geldiniz ve size lutfettiklerimizi arkanızda bıraktınız. Icinizden, gercekten ortaklar olduklarını sandıgınız sefaatcilerinizi simdi yanınızda gormuyoruz. Andolsun, aranızdaki (baglar) parcalanıp koparılmıstır ve haklarında zanlar besledikleriniz sizlerden uzaklasmıstır

[95] Taneyi ve cekirdegi yaran suphesiz Allah´tır. O, diriyi oluden cıkarır, oluyu de diriden cıkarır. Iste Allah budur. Oyleyse nasıl oluyor da cevriliyorsunuz

[96] O sabahı da yarıp cıkarandır. Geceyi bir sukun (dinlenme), gunes ve ay´ı bir hesap kıldı. Bu, ustun ve guclu olan, bilen Allah´ın takdiridir

[97] O, karanın ve denizin karanlıklarında yolunuzu bulmanız icin size yıldızları var edendir. Bilebilen bir topluluk icin biz ayetleri birer birer (bolum bolum) acıkladık

[98] O, sizi tek bir nefisten yaratandır. (Sizin icin) Bir karar (kalıs) ve emanet (olarak konulus) yeri vardır. Kavrayabilen bir topluluk icin ayetleri birer birer acıkladık

[99] O, gokten su indirendir. Bununla her seyin bitkisini bitirdik, ondan bir yesillik cıkardık, ondan da birbiri ustune bindirilmis taneler turetiyoruz. Ve hurma agacının tomurcugundan da yere sarkmıs salkımlar, -birbirine benzeyen ve benzemeyen- uzumlerden, zeytinden ve nardan bahceler (kılıyoruz.) Meyvesine, urun verdiginde ve olgunluga eristiginde bir bakıverin. Hic suphesiz inanacak bir topluluk icin bunda gercekten ayetler vardır

[100] Cinleri Allah´a ortak kostular. Oysa onları da O yaratmıstır. Bir de hic bir bilgiye dayanmaksızın O´na ogullar ve kızlar yakıstırıp uydurdular. O ise nitelendiregeldikleri seylerden yucedir, uzaktır

[101] Gokleri ve yeri bir ornek edinmeksizin yaratandır. O´nun nasıl bir cocugu olabilir? O´nun bir esi (zevcesi) yoktur. O, her seyi yaratmıstır. O, her seyi bilendir

[102] Iste Rabbimiz olan Allah budur. O´ndan baska ilah yoktur. Her seyin yaratıcısıdır, oyleyse O´na kulluk edin. O, her seyin ustunde bir vekildir

[103] Gozler O´nu idrak edemez; O gozleri idrak eder; O Latif´tir, herseyden haberdardır

[104] Gercek su ki size Rabbinizden basiretler gelmistir. Kim basiretle gorurse kendi lehine, kim de kor olursa (gormek istemezse) kendi aleyhinedir. Ben sizin uzerinizde bir gozetleyici degilim

[105] Iste biz, ayetleri cesitli bicimlerde boyle acıklamaktayız. Oyle ki onlar sana: «Sen ders almıssın» desinler ve biz de bilebilen bir topluluga onu acıkca gostermis olalım

[106] Rabbinden sana vahyedilene uy. O´ndan baska ilah yoktur. Ve musriklerden yuz cevir

[107] Eger Allah dileseydi onlar sirk kosmazdı. Biz seni onlar uzerinde bir gozetleyici kılmadık ve sen onlar uzerinde bir vekil de degilsin

[108] Allah´tan baska yalvarıp yakardıklarına (taptıklarına) sovmeyin; sonra onlar da haddi asarak bilmeksizin Allah´a soverler. Iste boyle, biz her ummete yaptıklarını suslu (cekici) gosterdik, sonra onların son varısları Rablerinedir. O yapmakta olduklarını onlara haber verecektir

[109] Olanca yeminleriyle, eger kendilerine bir ayet gelse, kesin olarak ona inanacaklarına dair Allah´a yemin ettiler. De ki: «ayetler, ancak Allah katındadır»; onlara (mucizeler) gelse de kuskusuz inanmayacaklarının suurunda degil misiniz

[110] Biz onların kalplerini ve gozlerini, ilkin inanmadıkları gibi tersine ceviririz ve onları tugyanları icinde saskınca dolasır bir durumda terkederiz

[111] Gercek su ki, biz onlara melekler indirseydik, onlarla oluler konussaydı ve her seyi karsılarına toplasaydık, -Allah´ın diledigi dısında- yine onlar inanmayacaklardı. Ancak onların cogu cahillik ediyorlardı

[112] Boylece her peygambere, insan ve cin seytanlarından bir dusman kıldık. Onlardan bazısı bazısını aldatma icin yaldızlı sozler fısıldarlar. Rabbin dileseydi bunu yapmazlardı. Oyleyse onları yalan olarak duzmekte olduklarıyla basbasa bırak

[113] Bir de ahirete inanmayanların kalpleri ona meyletsin de ondan (bu yaldızlı ve ici carpık sozlerden) hoslansınlar ve yuklenmekte olduklarını yuklenedursunlar

[114] Allah´tan baska bir hakem mi arayayım? Oysa O, size Kitabı acıklanmıs olarak indirmistir. Kendilerine Kitap verdiklerimiz, bunun gercekten Rabbinden hak olarak indirilmis oldugunu bilmektedirler. Su halde, sakın kuskuya kapılanlardan olma

[115] Rabbinin sozu, dogruluk bakımından da, adalet bakımından da tastamamdır. O´nun sozlerini degistirebilecek yoktur. O, isitendir, bilendir

[116] Yeryuzunde olanların cogunluguna uyacak olursan, seni Allah´ın yolundan sasırtıp saptırırlar. Onlar ancak zanna uyarlar ve onlar ancak ´zan ve tahminle yalan soylerler.´

[117] Suphesiz Rabbin, kendi yolundan sapanları daha iyi bilir. O dosdogru yolda olanları da daha iyi bilendir

[118] Eger onun ayetlerine inanıyorsanız, artık uzerinde yalnızca Allah´ın ismi anılanlardan yiyin

[119] Ne oluyor ki size, kacınılmaz bir ihtiyacla karsı karsıya kalmanız dısında, O size haram kıldıklarını ayrı ayrı acıklamısken, uzerinde Allah´ın ismi anılan seyleri yemiyorsunuz? Gercekten cogu, bir ilim olmaksızın kendi heva (istek ve tutku) larıyla (kimilerini) saptırıyorlar. Suphesiz, senin Rabbin haddi asanları en iyi bilendir

[120] Gunahın acıkta olanını da, gizlisini de terkedin. Cunku gunahı kazananlar, yuklenegeldikleri nedeniyle karsılık goreceklerdir

[121] Uzerinde Allah´ın isminin anılmadıgı seyi yemeyin; cunku bu bir fısk´tır (yoldan cıkıstır) . Gercekten seytanlar, sizinle mucadele etmeleri icin kendi dostlarına gizli cagrılarda bulunurlar. Onlara itaat ederseniz suphesiz siz de musriklersiniz

[122] Olu iken kendisini dirilttigimiz ve insanlar icinde yurumesi icin kendisine bir nur verdigimiz kimsenin durumu, karanlıklarda kalıp oradan bir cıkıs bulamıyanın durumu gibi midir? Iste, kafirlere yapmakta oldukları boyle ´suslu ve cekici´ gosterilmistir

[123] Boylece biz, her ulkenin onde gelenlerini -orada hileli duzenler kursunlar diye- oranın suclu-gunahkarları kıldık. Oysa onlar, hileli duzeni ancak kendilerine kurarlar da bunun suuruna varmazlar

[124] Onlara ne zaman bir ayet gelse, derler ki: «Allah´ın elcilerine verilenin bir benzeri bize de verilene kadar biz kesin olarak inanmayacagız.» Allah, elciligini nereye verecegini daha iyi bilir. Bu, suclu gunahkarlara, kurdukları hileli duzenleri nedeniyle siddetli bir azab ve Allah katında bir kucukluk isabet edecektir

[125] Allah, kimi hidayete eristirmek isterse, onun gogsunu Islam´a acar; kimi de saptırmak isterse, onun gogsunu, -sanki goge yukseliyormus gibi- dar ve sıkıntılı kılar. Allah, iman etmeyenlerin ustune iste boyle pislik cokertir

[126] Bu, Rabbinin dosdogru olan yoludur. Ogut alıp dusunmesini bilen bir topluluk icin ayetleri boyle birer birer acıkladık

[127] Onlar icin Rableri katında barıs yurdu vardır ve O, yapmakta oldukları dolayısıyla onların velisidir

[128] Onların tumunu toplayacagı gun: «Ey cin toplulugu, insanlardan cogunu (ayartıp kendinize kullar) edindiniz» (diyecek) . Insanlardan onların dostları onlanlar derler ki: «Rabbimiz, kimimiz kimimizden yararlandı ve bizim icin tesbit ettigin sureye ulastık.» (Allah) Diyecek ki: «Allah´ın diledigi dısta olmak uzere, ates sizin icinde ebedi kalacagınız konaklama yerinizdir.» Suphesiz Rabbin, hukum ve hikmet sahibi olandır, bilendir

[129] Boylece biz, kazandıkları dolayısıyla zalimlerin bir kısmını bir kısmının basına geciririz

[130] Ey cin ve insan toplulugu, icinizden size ayetlerimi aktarıp okuyan ve size bu karsı karsıya geldiginiz gununuzle sizi uyarıp korkutan elciler gelmedi mi? Onlar: «Nefislerimize karsı sehadet ederiz» derler. Dunya hayatı onları aldattı ve gercekten kafir olduklarına dair kendi nefislerine karsı sehadet ettiler

[131] Bu, halkı habersizken, Rabbinin ulkeleri zulum ile helak edici olmadıgındandır

[132] Yapmakta oldukları dolayısıyla her biri icin dereceler vardır. Rabbin, onların yapmakta olduklarından habersiz degildir

[133] Rabbin, hic bir seye ihtiyacı olmayan rahmet sahibidir. Dilerse sizi giderir ve dilerse, sizi bir baska kavmin soyundan (insa edip) ortaya cıkardıgı gibi yerinize bir baskasını getirir

[134] Hic suphesiz, size vadedilen mutlaka gelecektir. Ve siz aciz bırakacak degilsiniz

[135] De ki: «Ey kavmim, butun yapabileceginizi yapın; suphesiz ben de yapıyorum. Bu yurdun (dunyanın) sonu, kimindir, bilip ogreneceksiniz. Gercek su ki zalimler kurtulusa ermiyeceklerdir.»

[136] O´nun uretip turettigi ekin ve hayvanlardan Allah icin de bir pay ayırdılar, sonra kendi zanlarınca: «Bu Allah´ındır, bu da ortaklarımızındır» dediler. Kendi ortakları icin olan (pay), Allah tarafına gecmez, ama Allah´a aid olan kendi ortaklarının tarafına (payına) gecer. Ne kotu hukum veriyorlar

[137] Yine bunun gibi onların ortakları, musriklerden coguna cocuklarını oldurmeyi suslu gosterdiler. Hem onları helake dusurmek, hem de kendi aleylerinde dinlerini karmakarısık kılmak icin. Allah dileseydi bunu yapmazlardı; sen onları ve duzmekte oldukları iftiraları bırak

[138] Ve kendi zanlarınca dediler ki: «Bu hayvanlar ve ekinler dokunulmazdır. Onları bizim dilediklerimiz dısında baskası yiyemez. (Su) Hayvanların da sırtları haram kılınmıstır.» Oyle hayvanlar da vardır ki, -O´na iftira etmek suretiyle- uzerlerinde Allah´ın ismini anmazlar. Yalan yere iftira duzmekte olduklarından dolayı O, onlara cezalarını verecektir

[139] Bir de dediler ki: «Bu hayvanların karınlarında olan, yalnızca bizim erkeklerimize aittir, eslerimize ise haramdır. Eger o, olu dogarsa onlar da bunda ortaktırlar.» Allah, (bu) duzmelerinin cezasını verecektir. Suphesiz O, hukum ve hikmet sahibi olandır, bilendir

[140] Cocuklarını hic bir bilgiye dayanmaksızın akılsızca oldurenler ile Allah´a karsı yalan yere iftira duzup Allah´ın kendilerine rızık olarak verdiklerini haram kılanlar elbette husrana ugramıslardır. Onlar, gercekten sasırıp sapmıslardır ve dogru yolu bulamamıslardır

[141] Asmalı ve asmasız bahceleri, hurmaları ve tadları farklı ekinleri, zeytinleri ve narları -birbirine benzer ve benzesmez- yaratan O´dur. Urun verdiginde urununden yiyin ve hasad gunu de hakkını verin; israf etmeyin. Cunku O, israf edenleri sevmez

[142] Hayvanlardan yuk tasıyan ve (yunlerinden, tuylerinden) dosek yapılanları da (yaratan O´dur) . Allah´ın size rızık olarak verdiklerinden yiyin ve seytanın adımlarına uymayın. Cunku o, sizin icin apacık bir dusmandır

[143] Sekiz cift; koyundan da iki, keciden de iki. De ki: «Iki erkegi mi haram kıldı? Yoksa iki disiyi mi, ya da o iki kisinin rahimlerinin, kendisini kapsadıgı (yavruları) mı? Eger dogru sozluler iseniz bana bir ilimle haber verin.»

[144] Deveden de iki, sıgırdan da iki. De ki: «Iki erkegi mi haram kıldı? Yoksa iki disiyi mi ya da o iki disinin rahimlerinin, kendisini kapsadıgı (yavruları) mı? Yoksa Allah, bunları sizlere tavsiye ettigi zaman siz sahidler miydiniz?» Hic bir bilgiye dayanmaksızın insanları saptırmak icin Allah´a karsı yalan yere iftira duzenden daha zalim kimdir? Suphesiz Allah, zalimler toplulugunu hidayete erdirmez

[145] De ki: «Bana vahyolunanlar icinde, yiyen bir kimsenin yiyecegi (seyler) icin, olu eti, dokulen kan, domuz eti -ki bu gercekten murdardır- ya da Allah´tan baskası adına kesilmis bir fısk dısında, haram kılınmıs bir sey bulmuyorum. Kim kacınılmaz bir ihtiyacla karsı karsıya kalırsa, -saldırmamak ve haddi asmamak sartıyla- (bu sayılanlardan olmeyecek kadar yiyebilir) . Suphesiz senin Rabbin bagıslayandır, esirgeyendir

[146] Yahudi olanlara her tırnaklı (hayvanı) haram kıldık. Sıgırlardan ve koyunlardan, sırtlarına veya bagırsaklarına yapısan veya kemige karısanlar dısında ic yaglarını da onlara haram kıldık. ´Azgınlık ve hakka tecavuzde bulunmaları´ nedeniyle onları boyle cezalandırdık. Biz suphesiz dogru olanlarız

[147] Sayet seni yalanlayacak olurlarsa, de ki: «Rabbiniz genis rahmet sahibidir. Onun siddetli carpması, suclu gunahkarlar toplulugundan geri cevrilemez

[148] Sirk kosanlar diyecekler ki: «Allah dileseydi ne biz sirk kosardık, ne de atalarımız ve hic bir seyi de haram kılmazdık.» Onlardan oncekiler de, bizim zorlu azabımızı tadıncaya kadar boyle yalanladılar. De ki: «Sizin yanınızda, bize cıkarabileceginiz bir ilim mi var? Siz ancak zanna uymaktasınız ve siz ancak zan ve tahminle yalan soylersiniz.»

[149] De ki: «En ´ustun ve apacık´ delil Allah´ındır. Eger o dileseydi elbette tumunuzu hidayete yoneltip iletirdi.»

[150] De ki: «Gercekten Allah´ın bunu haram kıldıgına sehadet edecek sahidlerinizi getirin.» Sayet onlar,sehadet edecek olurlarsa sen onlarla birlikte sehadet etme. Ayetlerimizi yalan sayanların ve ahirete inanmayanların heva (istek ve tutku) larına uyma; onlar (birtakım gucleri ve varlıkları) Rablerine denk tutmaktadırlar

[151] De ki: «Gelin size Rabbinizin neleri haram kıldıgını okuyayım: O´na hic bir seyi ortak kosmayın, anne babaya iyilik edin, yoksulluk endisesiyle cocuklarınızı oldurmeyin. -Sizin de, onların da rızıklarını biz vermekteyiz- Cirkin kotuluklerin acıgına da, gizli olanına da yaklasmayın. Hakka dayalı olma dısında, Allah´ın (oldurulmesini) haram kıldıgı kimseyi oldurmeyin. Iste bunlarla size tavsiye (emr) etti; umulur ki akıl erdirirsiniz.»

[152] «Yetimin malına, o erginlik cagına erisinceye kadar -o en guzel (seklin) dısında- yaklasmayın. Olcuyu ve tartıyı dogru olarak yapın. Hic bir nefse, gucunun kaldırabilecegi dısında bir sey yuklemeyiz. Soylediginiz zaman -yakınınız dahi olsa- adil olun. Allah´ın ahdine de vefa gosterin. Iste bunlarla size tavsiye (emr) etti; umulur ki ogut alıp dusunursunuz.»

[153] Bu benim dosdogru olan yolumdur, su halde ona uyun. Sizi O´nun yolundan ayıracak (baska) yollara uymayın. Bununla size tavsiye etti, umulur ki korkup sakınırsınız

[154] Sonra biz Musa´ya, iyilik yapanların uzerinde (nimetimizi) tamamlamak, her seyi ayrı ayrı acıklamak ve bir hidayet ve rahmet olarak Kitabı verdik. Umulur ki Rablerine kavusacaklarına inanırlar

[155] Bu indirdigimiz mubarek bir Kitap´tır. Su halde ona uyun ve korkup sakının. Umulur ki esirgenirsiniz

[156] «Bizden once kitap yalnız iki topluluga indirildi, biz ise onların ders gorduklerinden habersizlerdik» dememeniz

[157] Ya da: «Kitab bize de indirilseydi, suphesiz onlardan daha cok dogru yolda olurduk» dememeniz (icin) iste size Rabbinizden apacık bir belge, bir hidayet ve bir rahmet gelmistir. Allah´ın ayetlerini yalanlayandan ve (insanları) ondan alıkoyup cevirenden daha zalim kimdir? Ayetlerimizden alıkoyup cevirenlere, bu ´engelleme ve cevirmelerinden´ dolayı pek cetin bir azabla karsılık verecegiz

[158] Onlar, kendilerine meleklerin gelmesini mi, ya da Rabbinin gelmesini mi veya Rabbinin bazı ayetlerinin gelmesini mi gozluyorlar? Rabbinin ayetlerinden bazılarının gelecegi gun, daha once iman etmemisse, veya imanıyla bir hayır kazanmamıssa hic kimseye imanı yarar saglamaz. De ki: «Bekleyin, biz de suphesiz beklemekteyiz.»

[159] Gercek su ki, dinlerini parca parca edip kendileri de gruplasanlar, sen hic bir seyde onlardan degilsin. Onların isi ancak Allah´adır. Sonra O, islemekte olduklarını kendilerine haber verecektir

[160] Kim bir iyilikle gelirse, kendisine bunun on katı vardır, kim de bir kotulukle gelirse, onu mislinden baskasıyla cezalandırılmaz ve onlar haksızlıga ugratılmazlar

[161] De ki: «Rabbim gercekten beni dogru bir yola iletti, dimdik duran bir dine, Ibrahim´in hanif (muvahhid) dinine... O musriklerden degildi.»

[162] De ki: «Suphesiz benim namazım, ibadetlerim, dirimim ve olumum alemlerin Rabbi olan Allah´ındır.»

[163] «O´nun hic bir ortagı yoktur. Ben boyle emrolundum ve ben musluman olanların ilkiyim.»

[164] De ki: «O, her seyin Rabbi iken ben Allah´tan baska bir Rab mi arayayım? Hic bir nefis, kendi aleyhinden baskasını kazanmaz. Gunahkar olan bir baskasının gunah yukunu tasımaz. Sonunda donusunuz Rabbinizedir. O, size hakkında anlasmazlıga dustugunuz seyleri haber verecektir.»

[165] O sizi yer yuzunun halifeleri kıldı ve size verdikleriyle sizi denemek icin kiminizi kiminize gore derecelerle yukseltti. Suphesiz senin Rabbin, sonuclandırması pek cabuk olandır ve suphesiz O, bagıslayandır, esirgeyendir

A'râf

Surah 7

[1] Elif, Lam, Mim, Sad

[2] (Bu) Bir Kitap´tır. Bundan dolayı icinde bir sıkıntı olmasın. Onunla kafirleri kotkutman ve muminlere de bir ogut olmak uzere sana indirildi

[3] Rabbinizden size indirilene uyun, O´ndan baska velilere uymayın. Ne az da ogut alıyorsunuz

[4] Biz nice ulkeleri yıkıma ugrattık. Geceleri uyurlarken ya da gunduzun dinlenirlerken bizim zorlu azabımız onlara geliverdi

[5] Zorlu azabımız onlara geliverince yakarabildikleri: «Biz gercekten zulme sapanlardandık» demelerinden baska olmadı

[6] Andolsun, kendilerine (peygamber) gonderilenlere soracagız ve onlara gonderilenlere (peygamberlere) de elbette soracagız

[7] Andolsun, (yapıp etmelerini) onlara bir ilimle mutlaka haber verecegiz. Ve biz gaibler (onlardan uzakta olan habersizler) de degildik

[8] O gun tartı haktır. Kimin tartıları agır basarsa, iste kurtulanlar onlardır

[9] Kimin de tartıları hafif kalırsa, bunlar da ayetlerimize zulmedegeldiklerinden dolayı nefislerini husrana ugratanlardır

[10] Andolsun, sizi yeryuzunde ´yerlesik kıldık´ ve orda size gecimlikler yarattık. Ne de az sukrediyorsunuz

[11] Andolsun, biz sizi yarattık, sonra size suret (bicim-sekil) verdik, sonra meleklere: «Adem´e secde edin» dedik. Onlar da Iblis´in dısında secde ettiler; o secde edenlerden olmadı

[12] (Allah) Dedi: «Sana emrettigimde, seni secde etmekten engelleyen neydi?» (Iblis) Dedi ki: «Ben ondan hayırlıyım; beni atesten yarattın, onu ise camurdan yarattın.»

[13] (Allah:) «Oyleyse ordan in, orda buyuklenmen senin (hakkın) olmaz. Hemen cık. Gercekten sen, kucuk dusenlerdensin.»

[14] O da: «(Insanların) dirilecekleri gune kadar beni gozle(yip ertele.)» dedi

[15] (Allah:) «Sen gozlenip ertelenenlerdensin» dedi

[16] De ki: «Madem oyle, beni azdırdıgından dolayı onlar(ı insanları saptırmak) icin mutlaka senin dosdogru yolunda (pusu kurup) oturacagım.»

[17] «Sonra da muhakkak onlara onlerinden, arkalarından, saglarından ve sollarından kendilerine sokulacagım. Onların cogunu sukredici bulmayacaksın.»

[18] (Allah) Dedi: «Kınanıp alcaltılmıs ve kovulmus olarak ordan cık. Andolsun, onlardan kim seni izlerse, cehennemi sizlerle dolduracagım.»

[19] Ve ey Adem, sen ve esin cennete yerles. Ikiniz de dilediginiz yerden yiyin; ama su agaca yaklasmayın. Yoksa zalimlerden olursunuz

[20] Seytan, kendilerinden ´ortulup gizlenen cirkin yerlerini´ acıga cıkarmak icin onlara vesvese verdi ve dedi ki: «Rabbinizin size bu agacı yasaklaması, yalnızca, sizin iki melek olmamanız veya ebedi yasayanlardan kılınmamanız icindir.»

[21] Ve: «Gercekten ben size ogut verenlerdenim» diye yemin de etti

[22] Boylece onları aldatarak dusurdu. Agacı tattıkları anda ise, ayıp yerleri kendilerine beliriverdi ve uzerlerini cennet yapraklarından yamayıp ortmeye basladılar. (O zaman) Rableri kendilerine seslendi: «Ben sizi bu agactan menetmemis miydim? Ve seytanın da sizin gercekten apacık bir dusmanınız oldugunu soylememis miydim?»

[23] Dediler ki: «Rabbimiz, biz nefislerimize zulmettik, eger bizi bagıslamazsan ve esirgemezsen, gercekten husrana ugrayanlardan olacagız.»

[24] (Allah) Dedi ki: «Kiminiz kiminize dusman olarak inin. Yer yuzunde belli bir vakte kadar sizin icin bir yerlesim ve meta (gecim) vardır.»

[25] Dedi ki: «Orda yasayacak, orda olecek ve ondan cıkarılacaksınız.»

[26] Ey Ademogulları, biz sizin cirkin yerlerinizi ortecek bir elbise ve size ´sus kazandıracak bir giyim´ indirdik (varettik) . Takva ile kusanıp donanmak ise, bu daha hayırlıdır. Bu, Allah´ın ayetlerindendir. Umulur ki ogut alıp dusunurler

[27] Ey Ademogulları, seytan, anne ve babanızın cirkin yerlerini kendilerine gostermek icin, elbiselerini sıyırtarak, onları cennetten cıkardıgı gibi sakın sizi de bir belaya ugratmasın. Cunku o ve taraftarları, (kendilerini goremeyeceginiz yerden) sizleri gormektedir. Biz gercekten seytanları, inanmayacakların dostları kıldık

[28] Onlar, ´cirkin bir hayasızlık´ islediklerinde: «Biz atalarımızı bunun uzerinde bulduk. Allah da bunu bize emretti» derler. De ki: «Suphesiz Allah, ´cirkin hayasızlıkları´ emretmez. Bilmediginiz bir seyi Allah´a karsı mı soyluyorsunuz?»

[29] De ki; «Rabbim adaletle davranmayı emretti. Her mescid yanında (secde yerinde) yuzlerinizi (O´na) dogrultun ve dini yalnız kendisine has kılarak O´na dua edin. ´Baslangıcta sizi yarattıgı´ gibi doneceksiniz.»

[30] Bir kısmına hidayet verdi, bir kısmı da sapıklıgı haketi. Cunku bunlar, Allah´ı bırakıp seytanları veli edinmislerdi. Ve gercekten onları dogru yolda saymaktadırlar

[31] Ey Ademogulları, her mescid yanında ziynetlerinizi takının. Yiyin, icin ve israf etmeyin. Cunku O, israf edenleri sevmez

[32] De ki: «Allah´ın kulları icin cıkardıgı ziyneti ve temiz rızıkları kim haram kılmıstır?» De ki: «Bunlar, dunya hayatında iman edenler icindir, kıyamet gunu ise yalnızca onlarındır.» Bilen bir topluluk icin ayetleri boyle birer birer acıklarız

[33] De ki: «Rabbim yalnızca cirkin-hayasızlıkları -onlardan acıkta olanlarını da, gizli olanlarını da,- gunah islemeyi, haklı nedeni olmayan ´isyan ve saldırıyı´ kendisi hakkında ispatlayıcı bir delil indirmedigi seyi Allah´a sirk kosmanızı ve Allah´a karsı bilmediginiz seyleri soylemenizi haram kılmıstır.»

[34] Her ummet icin bir ecel vardır. Onların ecelleri gelince, ne bir saat ertelenebilirler ne de one alınabilirler (tam zamanında cokerler)

[35] Ey Ademogulları, icinizden size ayetlerimi haber veren peygamberler geldiginde, kim korkup sakınırsa ve (davranıslarını) duzeltirse iste onlar icin korku yoktur, onlar mahzun olmayacaklardır

[36] Ayetlerimizi yalanlayanlar ve onlara karsı buyuklenenler, iste onlar atesin arkadaslarıdır; onda sonsuzca kalacaklardır

[37] Oyleyse, Allah hakkında yalan uydurup iftira eden veya ayetlerini yalanlayanlardan daha zalim kimdir? Kitap´tan kendilerine bir pay erisecek olanlar bunlardır. Nihayet elcilerimiz, hayatlarına son vermek uzere kendilerine gittiklerinde onlara diyecekler ki: «Allah´tan baska tapmakta olduklarınız nerede?» «Onlar bizi (yuzustu) bırakıp kayboldular» diyecekler. (Boylelikle) Bunlar, gercekten kafirler olduklarına kendi aleyhlerinde sehadet ettiler

[38] (Allah) diyecek: «Cinlerden ve insanlardan sizden once gecmis ummetlerle birlikte atese girin.» Her bir ummet girisinde kardesini (kendi benzerini) lanetler. Nitekim hepsi birbiri ardınca orada toplanınca, en sonra yer alanlar, en onde gelenler icin: «Rabbimiz, iste bunlar bizi saptırdı; oyleyse atesten kat kat arttırılmıs bir azab ver diyecekler. (Allah da:) «Hepsi icin kat kattır. Ancak siz bilmezsiniz» diyecek

[39] (Bu sefer) Onde gelenler, sonda yer alanlara diyecekler ki: «Sizin bize gore bir ustunlugunuz yoktur, kazandıklarınıza karsılık olarak azabı tadın.»

[40] Suphesiz ayetlerimizi yalanlayanlar ve onlara karsı buyuklenenler, onlar icin gogun kapıları acılmaz ve halat (ya da deve) ignenin deliginden gecinceye kadar cennete girmezler. Biz suclu-gunahkarları iste boyle cezalandırırız

[41] Onlar icin cehennemden yataklar ve ustlerine de ortuler vardır. Biz zulme sapanları iste boyle cezalandırırız

[42] Iman edenler ve salih amellerde bulunanlar -ki biz hic kimseye guc yetireceginden fazlasını yuklemeyiz- onlar da cennetin ashabı (halkı) dırlar. Onda sonsuz olarak kalacaklardır

[43] Biz onların goguslerinde kinden ne varsa cekip almısız. Altlarından da ırmaklar akar. Derler ki: «Bizi buna ulastıran Allah´a hamd olsun. Eger Allah bize hidayet vermeseydi biz dogruya erismeyecektik. Andolsun, Rabbimizin elcileri hak ile geldiler.» Onlara: «Iste bu, yapmakta olduklarınıza karsılık olarak mirascı kılındıgınız cennettir» diye seslenilecek

[44] Cennet halkı, ates halkına (soyle) seslenecekler: «Bize Rabbimizin vadettigini gercek olarak bulduk; siz de Rabbinizin vadettigini gercek buldunuz mu?» Onlar da: «Evet» derler. Bundan sonra iclerinden seslenen biri (soyle) seslenecektir: «Allah´ın laneti zalimlerin uzerine olsun.»

[45] «Ki onlar Allah´ın yolundan alıkoyanlar, onda carpıklık arayanlar ve onlar ahireti tanımayanlardır.»

[46] Iki taraf arasında bir engel ve burclar (A´raf) ustunde de hepsini yuzlerinden tanıyan adamlar vardır. Cennete gireceklere: «Selam size» derler, ki bunlar, henuz girmeyen fakat (girmeyi) ´siddetle arzu edip umanlardır.´

[47] Gozleri cehennem halkından yana cevrilince: «Rabbimiz, bizi zalimler topluluguyla birlikte kılma» derler

[48] Burcun ustundeki adamlar, kendilerini yuzlerinden tanıdıkları (ileri gelen birtakım) adamlara seslenerek derler ki: «Ne (guc ve servet) toplamıs olmanız, ne buyukluk taslamalarınız (istikbarınız) size bir yarar saglamadı.»

[49] «Kendilerine Allah´ın bir rahmet eristirmeyecegine yemin ettiginiz kimseler bunlar mıydı? (Cennettekilere de) Girin cennete. Sizin icin hic bir korku yoktur ve siz mahzun olmayacaksınız.»

[50] Atesin halkı, cennet halkına seslenir: «Bize biraz sudan ya da Allah´ın size verdigi rızıktan aktarın.» Derler ki: «Dogrusu Allah, bunları kufre sapanlara haram (yasak) kılmıstır»

[51] Onlar, dinlerini bir eglence ve oyun (konusu) edinmislerdi ve dunya hayatı onları aldatmıstı. Onlar, bu gunleriyle karsılasmayı unuttukları ve bizim ayetlerimizi ´yok sayarak tanımadıkları´ gibi, biz de bugun onları unutacagız

[52] Andolsun, biz onlara ilme dayalı acıklamalar veren bir Kitap verdik ki bu kitap iman edenler icin bir hidayet ve rahmettir

[53] Onlar, onun tevilinden baskasına bakmazlar mı? Onun tevilinin gelecegi gun, daha once onu unutanlar, diyecekler ki: «Gercekten Rabbimizin peygamberleri bize hakkı getirmislerdi. Simdi bize sefaat edecek sefaatciler var mıdır? Veya geri cevrilsek de islediklerimizden baskasını yapsak.» Gercek su ki onlar, kendilerini husrana ugratmıslardır, uydurmakta oldukları seyler de kendilerinden uzaklasıp kaybolmuslardır

[54] Gercekten sizin Rabbiniz, altı gunde gokleri ve yeri yaratan, sonra da arsa istiva eden Allah´tır. Gunduzu, durmaksızın kendisini kovalayan geceyle orten, gunese, aya ve yıldızlara kendi buyruguyla bas egdirendir. Haberiniz olsun, yaratmak da, emir de (yalnızca) O´nundur. Alemlerin Rabbi olan Allah ne yucedir

[55] Rabbinize yalvara yalvara ve icin icin dua edin. Suphesiz O, haddi asanları sevmez

[56] Duzene konulması (ıslah)ından sonra yeryuzunde bozgunculuk (fesad) cıkarmayın; O´na korkarak ve umut tasıyarak dua edin. Dogrusu Allah´ın rahmeti iyilik yapanlara pek yakındır

[57] Rahmetinin onunde ruzgarları bir mujde olarak gonderen O´dur. Bunlar agırca bulutları kaldırıp yuklendiginde, onları (kuraklıktan) olmus bir sehre surukleyiveririz ve bununla oraya su indiririz de boylelikle butun urunlerden cıkarırız. Iste biz, oluleri de boyle diriltip cıkarırız. Umulur ki ibret alırsınız

[58] Guzel sehrin bitkisi, Rabbinin izniyle cıkar; kotu olandan ise kavruktan baskası cıkmaz. Iste biz, sukreden bir topluluk icin ayetleri boyle cesitli bicimlerde acıklıyoruz

[59] Andolsun, biz Nuh´u kendi kavmine (toplumuna) gonderdik. Dedi ki: «Ey kavmim, Allah´a kulluk edin, sizin O´ndan baska ilahınız yoktur. Dogrusu ben, sizin icin buyuk bir gunun azabından korkmaktayım.»

[60] Kavminin onde gelenleri: «Gercekte biz seni acıkca bir ´sasırmıslık ve sapmıslık´ icinde gormekteyiz» dediler

[61] O: «Ey kavmim,bende bir ´sasırmıslık ve sapmıslık´ yoktur; ama ben alemlerin Rabbinden bir peygamberim» dedi

[62] «Size Rabbimin risaletini teblig ediyorum. (Ayrıca) Size ogut veriyor ve sizin bilmediklerinizi ben Allah´tan biliyorum.»

[63] «Sakınıp rahmete kavusmanız icin, icinizden sizi uyarıp korkutacak bir adam aracılıgı ile bir Zikir (Kitap) gelmesine mi sastınız?»

[64] Onu yalanladılar. Biz de onu ve gemide onunla birlikte olanları kurtardık, ayetlerimizi yalan sayanları da suda bogduk. Cunku onlar kor bir kavimdi

[65] Ad (toplumuna da) kardesleri Hud´u (gonderdik). (Hud, kavmine:) «Ey kavmim, Allah´a kulluk edin, sizin O´ndan baska ilahınız yoktur. Hala korkup sakınmayacak mısınız?» dedi

[66] Kavminin onde gelenlerinden kufre sapanlar dediler ki: «Gercekte biz seni ´akli bir yetersizlik´ icinde gormekteyiz ve dogrusu biz senin yalancılar oldugunu da sanmaktayız.»

[67] (Hud:) «Ey kavmim» dedi. «Bende ´akıl yetersizligi´ yoktur; ama ben gercekten alemlerin Rabbinden bir peygamberim» dedi

[68] «Size Rabbimin risaletini teblig ediyorum. Ben sizin icin guvenilir bir ogutcuyum.»

[69] «Sizi uyarıp korkutmak icin aranızdan bir adam aracılıgıyla Rabbinizden size bir zikr´in gelmesine mi sasırdınız? (Allah´ın) Nuh kavminden sonra sizi halifeler kıldıgını ve sizin yaratılısta gelisiminizi arttırdıgını (veya ustun kıldıgını) hatırlayın. Oyleyse Allah´ın nimetlerini hatırlayın da umulur ki kurtulus bulursunuz.»

[70] Dediler ki: «Sen bize yalnızca Allah´a kulluk etmemiz ve atalarımızın tapmakta olduklarını bırakmamız icin mi geldin? Eger gercekten dogru sozlulerden isen, bize vadettigin seyi getir, bakalım.»

[71] Andolsun dedi, «Rabbinizden uzerinize bir azab ve bir gazab gerekli kılındı. Sizin bile babalarınızın isimlendirdigi (duzup uydurdugu) bir takım isimler (duzme tanrılar ve kurallar) adına mı benimle mucadele ediyorsunuz ki Allah onlar hakkında hicbir delil indirmemistir. Oyleyse bekleyedurun, suphesiz, ben de sizlerle birlikte bekliyorum

[72] Boylece onu ve onunla birlikte olanları katımızdan bir rahmet ile kurtardık. Ayetlerimizi yalan sayarak inanmamıs olanların da kokunu kuruttuk

[73] Semud (toplumuna da) kardesleri Salih´i (gonderdik. Salih onlara:) «Ey kavmim, Allah´a kulluk edin, sizin O´ndan baska ilahınız yoktur. Size Rabbinizden apacık bir belge (mucize) gelmistir: Allah´ın bu disi devesi size bir belgedir; onu salıverin de Allah´ın arzında otlasın, ona bir kotulukle dokunmayın, sonra sizi acıklı bir azab yakalar» dedi

[74] «(Allah´ın) Ad (kavminden) sonra sizi halifeler kıldıgını ve sizi yeryuzunde (guc ve servetle) yerlestirdigini hatırlayın. Ki onun duzluklerinde koskler kuruyor, daglardan evler yontuyordunuz. Su halde Allah´ın nimetlerini hatırlayın da, yeryuzunde bozguncular olarak karısıklık cıkarmayın.»

[75] Kavminin onde gelenlerinden buyukluk taslayanlar (mustekbirler), iclerinden iman edip de onlarca zayıf bırakılanlara (mustaz´aflara) dediler ki: «Salih´in gercekten Rabbi tarafından gonderildigini biliyor musunuz?» Onlar: «Biz, gercekten onunla gonderilene inananlarız.» dediler

[76] Buyukluk taslayanlar (mustekbirler de soyle) dedi: «Biz de, gercekten sizin inandıgınızı tanımayanlarız.»

[77] Boylelikle disi deveyi oldurduler ve Rablerinin emrine karsı cıkıp (Salih´e de soyle) dediler: «Ey Salih, eger gercekten gonderilenlerden (bir peygamber) isen, vaadettigin seyi getir, bakalım.»

[78] Bunun uzerine onları dayanılmaz bir sarsıntı tuttu da kendi yurtlarında diz ustu coke kaldılar

[79] O da onlardan yuz cevirdi ve (soyle) dedi: «Ey kavmim, andolsun, size Rabbimin risaletini teblig ettim ve size ogut verdim. Ama siz, ogut verenleri sevmiyorsunuz.»

[80] Hani Lut da kavmine soyle demisti: «Sizden once alemlerden hic kimsenin yapmadıgı hayasız-cirkinligi mi yapıyorsunuz?»

[81] «Gercekten siz kadınları bırakıp sehvetle erkeklere yaklasıyorsunuz. Dogrusu siz, olcuyu asan (azgın) bir kavimsiniz.»

[82] Kavminin cevabı: «Yurdunuzdan surup cıkarın bunları, cunku bunlar cokca temizlenen insanlarmıs!» demekten baska olmadı

[83] Bunun uzerine biz, karısı dısında onu ve ailesini kurtardık; o (karısı) ise (helake ugrayanlar arasında) geride kalanlardandı

[84] Ve onların uzerine bir (azab) saganagı yagdırdık. Suclu-gunahkarların ugradıkları sona bir bak iste

[85] Medyen (toplumuna da) kardesleri Suayb´ı (gonderdik. Suayb onlara:) Dedi ki: «Ey kavmim, Allah´a kulluk edin, sizin O´ndan baska ilahınız yoktur. Size Rabbinizden apacık bir belge (mucize) gelmistir. Olcuyu ve tartıyı tam tutun, insanların (hakları olan mallarını) esyasını degerinden dusurup eksiltmeyin ve duzene (ıslaha) konulmasından sonra yeryuzunde bozgunculuk (fesad) cıkarmayın. Bu sizin icin daha hayırlıdır, eger inanıyorsanız.»

[86] «O´na iman edenleri tehdit ederek, Allah´ın yolundan alıkoymak ve onda carpıklık arayarak (boyle) her yolun (basını) kesip oturmayın. Hatırlayın ki siz azınlıkta (ve gucsuz) iken O, sizi cogalttı. Bozgunculuk cıkaranların nasıl bir sona ugradıklarına bir bakın.»

[87] «Icinizden bir grup, kendisiyle gonderildigim seye inanmısken diger bir grup inanmadıgına gore, artık Allah, aramızda hukum verenlerin en hayırlısıdır.»

[88] Kavminin onde gelenlerinden buyukluk taslayanlar (mustekbirler), dediler ki: «Ey Suayb, seni ve seninle birlikte iman edenleri ya ulkemizden surup cıkaracagız veya mutlaka bizim dinimize geri doneceksiniz.» (Suayb:) «Biz istemesek de mi?» dedi

[89] «Allah bizi ondan kurtardıktan sonra, bizim tekrar sizin dininize donmemiz Allah´a karsı yalan yere iftira duzmemiz olur. Rabbimiz olan Allah´ın dilemesi dısında, ona geri donmemiz bizim icin olacak is degildir. Rabbimiz, ilim bakımından her seyi kusatmıstır. Biz Allah´a tevekkul ettik. Rabbimiz, bizimle kavmimiz arasında ´Sen hak ile hukum ver,´ Sen ´hukum verenlerin´ en hayırlısısın.»

[90] Kavminin onde gelenlerinden kufre sapanlar, dediler ki: «Andolsun, Suayb´a uyacak olursanız, kuskusuz kayba ugrayanlardan olursunuz.»

[91] Bunun uzerine onları dayanılmaz bir sarsıntı tuttu da, kendi yurtlarında diz ustu cokmus olarak sabahladılar

[92] Suayb´ı yalanlamakta olanlar, sanki orda ´hic refah icinde yasamamıslar´ gibi oldular; Suayb´ı yalanlamakta olanlar, asıl buyuk husrana ugrayanlar oldular

[93] O da onlardan yuz cevirdi ve (soyle) dedi: «Ey kavmim andolsun, size Rabbimin risaletini teblig ettim ve size ogut verdim. Simdi ben, kufre sapan bir topluluga karsı nasıl uzulebilirim?»

[94] Biz hangi memlekete bir peygamber gonderdiysek onun halkı yalvarıp yakarsınlar diye, mutlaka onları dayanılmaz bir zorluk (yoksulluk) ve sıkıntıyla yakalayıvermisiz

[95] Sonra kotulugun yerini iyilikle degistirdik, oyle ki onlar, cogaldılar ve: «Atalarımıza da (bazan) siddetli sıkıntılar (bazan da) refah ve genislikler dokunmustu» dediler. Bunun uzerine, biz de onları kendileri hic suurunda degilken apansız kıskıvrak-yakalayıverdik

[96] Eger o ulkeler halkı inansalardı ve korkup sakınsalardı, gercekten uzerlerine hem gokten, hem de yerden (sayısız) bolluklar (bereketler) acardık; ancak onlar yalanladılar, biz de onları kazanageldikleri nedeniyle yakalayıverdik

[97] O ulkeler halkı, geceleri uyurken, onlara zorlu azabımızın gelmeyeceginden guvende miydiler

[98] Ya da o ulkeler halkı, kusluk vakti eglenceye dalmısken, onlara zorlu azabımızın gelmeyeceginden guvende miydiler

[99] (Veya) Onlar, Allah´ın tuzagından guvende mi idiler? Allah´ın bir tuzak kurmasından, husrana ugrayan bir topluluktan baskası (akılsızca) guvende olmaz

[100] (Butun bunlar,) Sakinlerinden sonra yeryuzune mirascı olanları dogruya erdirme (ye veya ortaya cıkarmaya yetmez) mi? Eger biz dilemis olsaydık onlara gunahları nedeniyle bir musibet isabet ettirirdik; ve kalplerine damgalar vururduk da onlar boylelikle isitmeyenler olurlardı

[101] Iste bu ulkeler, sana onların ´haberlerinden aktarmalar yapıyoruz.´ Gercekten, onlara peygamberleri apacık belgelerle gelmislerdi. Ama daha onceden yalanlamaları nedeniyle iman eder olmadılar. Iste Allah, kufre sapanların kalplerini boyle damgalar

[102] Onların cogunda ´verdikleri soze baglılık´ gormedik, ama onların cogunu fasıklar (yoldan cıkanlar) olarak gorduk

[103] Sonra bunların (peygamberlerin) ardından Musa´yı ayetlerimizle Firavun´a ve onde gelen cevresine gonderdik. Onlar ona (ayetlerimize) haksızlık ettiler. Iste bozgunculuk cıkaranların nasıl bir sona ugradıklarına bir bak

[104] Musa dedi ki: «Ey Firavun, gercekten, ben alemlerin Rabbinden (gonderilme) bir peygamberim.»

[105] «Benim uzerimdeki yukumluluk, Allah´a karsı ancak gercegi soylemektir. Rabbinizden size apacık bir belge ile geldim. Artık Israilogullarını benimle gonder.»

[106] (Firavun) Dedi ki: «Eger gercekten bir ayet getirmissen ve dogru sozlulerden isen, bu durumda onu getir (bakalım) .»

[107] Boylelikle (Musa) asasını fırlatınca, anında apacık bir ejderha oluverdi

[108] (Bir de) Elini sıyırdı, o da anında bakanlara bembeyaz (gorunuverdi)

[109] Firavun kavminin onde gelenleri dediler ki: «Bu gercekten bilgin bir buyucudur»

[110] «Sizi topraklarınızdan surup cıkarmak istiyor. Bu durumda ne buyuruyorsunuz?»

[111] Dediler ki: «Onu ve kardesini simdilik bekletiver (verecegin cezayı ertele), sehirlere de toplayıcılar yolla»

[112] «Butun bilgin buyuculeri sana getiriversinler.»

[113] Sihirbazlar Firavun´a gelip dediler ki: «Eger biz galip olursak, her halde bize bir karsılık (armagan) var, degil mi?»

[114] «Evet» dedi. «(O zaman) Siz en yakın(larım) kılınanlardan da olacaksınız.»

[115] Dediler ki: «Ey Musa, (ilkin) sen mi atmak istersin, yoksa atanlar biz mi olalım?»

[116] (Musa:) «Siz atın» dedi. (Asalarını) Atıverince, insanların gozlerini buyuleyiverdiler, onları dehsete dusurduler ve (ortaya) buyuk bir sihir getirmis oldular

[117] Biz de Musa´ya: «Asanı fırlatıver» diye vahyettik. (O da fırlatıverince) Bir de baktılar ki, o, butun uydurduklarını derleyip toparlayıp yutuyor

[118] Boylece hak yerini buldu, onların butun yapmakta oldukları gecersiz kaldı

[119] Orada yenilmis oldular ve kucuk dusmusler olarak tersyuz cevrildiler

[120] Ve sihirbazlar secdeye kapandılar

[121] «Alemlerin Rabbine iman ettik» dediler

[122] «Musa´nın ve Harun´un Rabbine...»

[123] Firavun: «Ben size izin vermeden once O´na iman ettiniz, oyle mi? Mutlaka bu, halkı burdan surup cıkarmak amacıyla sehirde planladıgınız bir tuzaktır. Oyleyse siz (buna karsılık ne yapacagımı) bileceksiniz.»

[124] Muhakkak ellerinizi ve ayaklarınızı caprazlama kesecegim ve hepinizi idam edecegim.»

[125] (Onlar da:) «Biz de suphesiz Rabbimize donecegiz» dediler

[126] Oysa sen, yalnızca, bize geldiginde Rabbimizin ayetlerine inanmamızdan baska bir nedenle bizden intikam almıyorsun. «Rabbimiz, ustumuze sabır yagdır ve bizi muslumanlar olarak oldur.»

[127] Firavun kavminin onde gelenleri, dediler ki: «Musa ve kavmini bu toprakta (Mısır´da) bozgunculuk cıkarmaları, seni ve ilahlarını terketmeleri icin mi (serbest) bırakacaksın?» (Firavun) Dedi ki: «Erkek cocuklarını oldurecegiz, ve kadınlarını sag bırakacagız. Hic suphesiz biz, onlara karsı kahir bir ustunluge sahibiz.»

[128] Musa kavmine: «Allah´tan yardım dileyin ve sabredin. Gercek su ki, arz Allah´ındır; ona kullarından diledigini mirascı kılar. En guzel sonuc muttakiler icindir.» dedi

[129] Dediler ki: «Sen bize gelmeden once de, geldikten sonra da eziyete ugratıldık.» (Musa:) «Umulur ki, Rabbiniz dusmanınızı helak edecek ve sizleri yeryuzunde halifeler (egemenler) kılacak, boylece nasıl davranacagınızı gozleyecek» dedi

[130] Andolsun, biz de Firavun aile (cevre) sini belki ogut alıp dusunurler diye yıllar yılı kuraklıga ve urun kıtlıgına ugrattık

[131] Onlara bir iyilik geldigi zaman «Bu bizim icin» dediler; onlara bir kotuluk de isabet ettiginde (bunu da) Musa ve beraberindekilerin bir ugursuzlugu olarak yorumlarlardı. Haberiniz olsun, Allah katında asıl ugursuz olanlar kendileridir; ama onların cogu bilmezler

[132] Onlar: «Bizi buyulemek icin bize mucize (ayet) olarak her ne getirirsen getir, yine de biz sana inanacak degiliz» dediler

[133] Bunun uzerine biz de, ayrı ayrı mucizeler (ayetler) olarak uzerlerine tufan, cekirge, bugday guvesi, kurbaga ve kan musallat kıldık. Yine buyukluk tasladılar ve suclu-gunahkar bir kavim oldular

[134] Baslarına igrenc bir azab cokuverince, dediler ki: «Ey Musa, Rabbine -sana verdigi ahid adına- bizim icin dua et. Eger bu igrenc azabı uzerimizden cekip gideriverirsen, andolsun sana iman edecegiz ve Israilogullarını seninle gonderecegiz.»

[135] Ne zaman ki, onların erisebilecekleri bir sureye kadar, o igrenc azabı cekip gideriverdik, onlar yine andlarını bozdular

[136] Biz de onlardan intikam aldık ve ayetlerimizi yalan saymaları ve onlardan habersizmisler (gibi) olmaları nedeniyle onları suda bogduk

[137] Kendisine bereketler kıldıgımız yerin dogusuna da, batısına da o hor kılınıp zayıf bırakılanları (mustaz´afları) mirascılar kıldık. Rabbinin Israilogullarına olan o guzel sozu (vaadi), sabretmeleri dolayısıyla tamamlandı (yerine geldi) . Firavun ve kavminin yapmakta oldukları ve yukselttiklerini (kosklerini, saraylarını) da yerle bir ettik

[138] Israilogullarını denizden gecirdik. Putları onunde bel bukup egilmekte olan bir topluluga rastladılar. Musa´ya dediler ki: «Ey Musa, onların ilahları (var; onların ki) gibi sen de bize bir ilah yap.» O: «Siz gercekten cahillik etmekte olan bir kavimsiniz» dedi

[139] Onların icinde bulundukları sey (din) mahvolucudur ve yapmakta oldukları seyler (ibadetler) de gecersizdir.»

[140] «O sizi alemlere ustun kılmısken, ben size Allah´tan baska bir ilah mı arayacagım?»

[141] «Hani size dayanılmaz iskenceler yapan, kadınlarınızı sag bırakıp erkek cocuklarınızı olduren Firavun ailesinden sizi kurtardık. Bunda Rabbinizden sizin icin buyuk bir imtihan vardı.»

[142] Musa ile otuz gece sozlestik ve ona bir on daha ekledik. Boylece Rabbinin belirledigi sure, kırk geceye tamamlandı. Musa, kardesi Harun´a «Kavmimde benim yerime gec, ıslah et ve bozguncuların yolunu tutma» dedi

[143] Musa tayin edilen surede gelince ve Rabbi de onunla konusunca: «Rabbim, bana goster, Seni goreyim» dedi. (Allah:) «Beni asla goremezsin. Ama su daga bak; eger o yerinde karar kılabilirse, sen de beni goreceksin.» Rabbi daga tecelli edince, onu param parca etti, Musa bayılarak yere dustu. Kendine geldiginde: «Sen ne yucesin (Rabbim) . Sana tevbe ettim ve ben iman edenlerin ilkiyim» dedi

[144] (Allah:) «Ey Musa» dedi. «Sana verdigim risaletimle ve seninle konusmamla seni insanlar uzerinde seckin kıldım. Sana verdiklerimi al ve sukredenlerden ol.»

[145] Biz ona Levhalar´da her seyden bir ogut ve her seyin yeterli bir acıklamasını yazdık. (Ve:) «Simdi bunlara sıkıca sarıl ve kavmine de emret ki en guzeliyle sarılsınlar. Size fasıkların yurdunu pek yakında gosterecegim» (dedik)

[146] Yeryuzunde haksız yere buyukluk taslayanları ayetlerimden engelleyecegim. Onlar her ayeti gorseler bile ona inanmazlar; dosdogru yolu (rusd yolunu) da gorseler, onu yol olarak benimsemezler, azgınlık yolunu, gorduklerinde, ise, onu yol olarak benimserler. Bu, onların ayetlerimizi yalan saymaları ve onlardan gafil olmaları dolayısıyladır

[147] Ayetlerimizi ve ahirete kavusmayı yalan sayanlar, onların amelleri bosa cıkmıstır. Onlar yaptıklarından baskasıyla mı cezalandırılacaklardı

[148] (Tura gitmesinin) Ardından Musa´nın kavmi, susleme esyalarından bogurmesi olan bir buzagı heykelini (tapılacak ilah) edindiler. Onun kendileriyle konusmadıgını ve onları bir yola da yoneltip iletmedigini (hidayete erdirmedigini) gormediler mi? Onu (tanrı) edindiler de, zulmedenler oldular

[149] Ne zaman ki (yaptıklarından dolayı pismanlık duyup, basları) elleri arasında dusuruldu ve kendilerinin de gercekten sasırıp saptıklarını gorunce: «Eger Rabbimiz bize merhamet etmez ve bizi bagıslamazsa kesin olarak husrana ugrayanlardan olacagız» dediler

[150] Musa kavmine oldukca kızgın, uzgun olarak dondugunde onlara: «Beni arkamdan, ne kotu temsil ettiniz. Rabbinizin emrini cabuklastırdınız, oyle mi?» dedi. Levhaları bıraktı ve kardesini basından tutup kendisine dogru cekiyordu (ki Harun ona:) «Annem oglu, bu topluluk beni zayıflattı (hırpalayıp gucsuzlestirdi) ve neredeyse beni oldurmeye giristiler. Bari sen dusmanları sevindirecek bir sey yapma ve beni bu zalimler topluluguyla birlikte kılma (sayma)» dedi

[151] (Musa yalvarıp) Dedi ki: «Rabbim, beni ve kardesimi bagısla, bizi rahmetine kat. Sen merhamet edenlerin en merhametli olanısın.»

[152] Suphesiz, buzagıyı (tanrı) edinenlere Rablerinden bir gazab ve dunya hayatında bir zillet yetisecektir. Iste biz, ´yalan duzup uyduranları´ boyle cezalandırırız

[153] Kotuluk isleyip de bunun ardından tevbe edenler ve iman edenler; hic suphesiz Rabbin, bundan (tevbeden) sonra elbette bagıslayandır, esirgeyendir

[154] Musanın kabaran ofkesi (gazabı) yatısınca Levhalar´ı aldı. (Onlardan bir) Nushasında «Rablerinden korkanlar icin bir hidayet ve bir rahmet vardır» (yazılıydı)

[155] Musa belirledigimiz bulusma zamanı icin kavminden yetmis adam secip ayırdı. Bunları da ´dayanılmaz bir sarsıntı´ tutuverince, dedi ki: «Rabbim, eger dileseydin, onları da, beni de daha onceden helak ederdin. (Simdi) Icimizdeki beyinsizlerin yaptıklarından dolayı bizi helak edecek misin? O da Senin denemenden baskası degildir. Onunla sen diledigini saptırır, diledigini hidayete eristirirsin. Bizim velimiz Sensin. Oyleyse bizi bagısla, bizi esirge; Sen bagıslayanların en hayırlısısın.»

[156] Bize bu dunyada da, ahirette de iyilik yaz, suphesiz ki biz Sana yoneldik. Dedi ki: «Azabımı diledigime isabet ettiririm, rahmetim ise her seyi kapsamıstır onu korkup sakınanlara, zekatı verenlere ve bizim ayetlerimize iman edenlere yazacagım.»

[157] Onlar, Ummi peygamber (Rasul) e uyanlardır. Yanlarındaki Tevrat´ta ve Incil´de (gelecegi) yazılıdır ki O (peygamber) onlara marufu (iyiligi) emrediyor, munkeri (kotulugu) yasaklıyor, temiz seyleri helal, murdar seyleri haram kılıyor ve onların agır yuklerini, sırtlarındaki zincirleri indiriyor. Ona inananlar, saygı gosterip dusmanlarına karsı yardım edenler ve onunla birlikte indirilen nuru izleyenler, iste kurtulusa erenler bunlardır

[158] De ki: «Ey insanlar, ben Allah´ın sizin hepinize gonderdigi bir elcisi (peygamberi) yim. Ki goklerin ve yerin mulku yalnız O´nundur. O´ndan baska ilah yoktur, O diriltir ve oldurur. Oyleyse Allah´a ve ummi peygamberine iman edin. O da Allah´a ve O´nun sozlerine inanmaktadır. Ona iman edin ki hidayete ermis olursunuz

[159] Musa´nın kavminden hakka ileten ve onunla adalet yapan bir topluluk vardır

[160] Biz onları (Israilogullarını) ayrı ayrı oymaklar olarak on iki topluluk (ummet) olarak ayırdık. Kavmi kendisinden su istediginde Musa´ya: «Asan´la tasa vur» diye vahyettik. Ondan on iki pınar sızıp fıskırdı; Boylece her bir insan-toplulugu su icecegi yeri ogrenmis oldu. Uzerlerine bulutla golge cektik ve onlara kudret helvası ile bıldırcın indirdik. (Sonra da soyle dedik:) «Size rızk olarak verdiklerimizin temiz olanlarından yeyin.» Onlar bize zulmetmedi, ancak kendi nefislerine zulmediyorlardı

[161] Onlara: «Bu sehirde oturun, ondan istediginiz yerden yeyin, ´dilegimiz bagıslanmadır´ deyin ve kapısından secde ederek girin, (biz de) hatalarınızı bagıslayalım. Iyilik yapanların (armaganlarını) arttıracagız» denildiginde

[162] Onlardan zulme sapanlar, sozu kendilerine soylenenden baska bir seyle degistirdiler. Biz de bunun uzerine zulme sapmaları dolayısıyla gokten ´igrenc bir azab´ indirdik

[163] Bir de onlara deniz kıyısındaki sehri (n ugradıgı sonucu) sor. Hani onlar cumartesi (yasagını cigneyerek) haddi asmıslardı. ´Cumartesi gunu is yapma yasagına uyduklarında´, balıkları onlara acıktan akın akın geliyor, ´cumartesi gunu is yapma yasagına uymadıklarında´ ise, gelmiyorlardı. Iste biz, fıska sapmaları dolayısıyla onları boyle imtihan ediyorduk

[164] Onlardan bir topluluk: «Allah´ın kendilerini yıkıma ugratmak veya siddetli bir azaba ugratmak istedigi bir kavme ne diye ogut veriyorsunuz?» dediginde «Rabbinize karsı bir ozur icin ve bir ihtimal sakınabilirler, diye» dediler

[165] Kendilerine hatırlatılanı unuttuklarında ise, biz de kotulukten sakındıranları kurtardık. Zulme sapanları yaptıkları fısk dolayısıyla pek zorlu bir azab ile yakalayıverdik

[166] Onlar, kendisinden sakındırıldıkları ´seyi yapmada ısrar edip baskaldırınca´ onlara: «Asagılık maymunlar olunuz» dedik

[167] Ve Rabbinin ilan ettigi su zamanı hatırla ki, hani Rabbin belirtmisti, «Kıyamet gunune kadar Israilogullarının uzerine tekrar tekrar onlara siddetli azablar uygulayacak insanlar gonderelim.» Rabbin sonuclandırması pek cabuktur ve gercekten O, bagıslayandır, esirgeyendir

[168] Onları yer yuzunde ayrı ayrı topluluklar olarak paramparca dagıttık. Kimileri salih (davranıslarda) bulunuyor, kimileri de bunların dısında olan asagılıklardır. Umulur ki donerler diye, onları iyiliklerle ve kotuluklerle imtihan ettik

[169] Onların ardından yerlerine kitaba mirascı olan bir takım ´kotu kimseler´ gecti. (Bunlar) Su degersiz olan (dunya) nın gecici yararını alıyor ve: «Yakında bagıslanacagız» diyorlar. Bunun benzeri bir yarar gelince onu da alıyorlar. Kendilerinden Allah´a karsı hakkı soylemekten baska bir seyi soylemeyeceklerine iliskin Kitap sozu alınmamıs mıydı? Oysa icinde olanı da okudular. (Allah´tan) Korkanlar icin ahiret yurdu daha hayırlıdır. Hala akıl erdirmeyecek misiniz

[170] Kitaba sımsıkı sarılanlar ve namazı dosdogru kılanlar, kuskusuz biz salih olanların ecrini kaybetmeyiz

[171] Bir zamanlar dagı, sanki bir golgelikmis gibi ustlerine gecirmistik. Onlar ise neredeyse tepelerine dusecek sanmıslardı. (Onlara demistik ki:) «Size verdiklerimize sımsıkı sarılın ve onda olanı dusunun, umulur ki korkup sakınırsınız.»

[172] (Ey Peygamber insanlara su zamanı hatırlat ki) hani Rabbin, Ademogullarının sırtlarından zurriyetlerini almıs ve onları kendi nefislerine karsı sahidler kılmıstı: «Ben sizin Rabbiniz degil miyim?» (demisti de) onlar: «Evet (Rabbimizsin), sahit olduk» demislerdi. (Bu,) Kıyamet gunu: «Biz bundan habersizlerdik» demenizi (onlemek) icindir

[173] Ya da: «Bizden once ancak atalarımız sirk kosmustu, biz ise onlardan sonra gelme bir kusagız; isleri batıl olanların yaptıklarından dolayı bizi helak mi edeceksiniz? dememeniz icin

[174] Iste biz ayetleri boyle birer birer acıklarız, umulur ki donerler

[175] Onlara kendisine ayetlerimizi verdigimiz kisinin haberini anlat. O, bundan sıyrılıp uzaklasmıs, seytan da onu pesine takmıstı. O da sonunda azgınlardan oluvermisti

[176] Eger biz dileseydik, onu bununla yukseltirdik. Ama o yere meyletti (veya yere saplandı), hevasına uydu. Onun durumu ustune varsan da dilini sarkıtıp soluyan, kendi basına bıraksan da dilini sarkıtıp soluyan kopegin durumu gibidir. Iste ayetlerimizi yalanlayan toplulugun durumu boyledir. Artık gercek olan haberi onlara aktar. Umulur ki dusunurler

[177] Ayetlerimizi yalanlayanlar ve yalnızca kendi nefislerine zulmedenlerin ornegi ne kadar kotudur

[178] Allah kime hidayet verirse o artık hidayeti bulmustur; kimi de sasırtıp saptırırsa artık onlar da husrana ugrayanlardır

[179] Andolsun, cehennem icin cinlerden ve insanlardan cok sayıda kisi yarattık (hazırladık.) Kalbleri vardır bununla kavrayıp anlamazlar, gozleri vardır bununla gormezler, kulakları vardır bununla isitmezler. Bunlar hayvanlar gibidir, hatta daha asagılıktırlar. Iste bunlar gafil olanlardır

[180] Isimlerin en guzeli Allah´ındır. Oyleyse O´na bunlarla dua edin. O´nun isimlerinde ´aykırılıga (ve inkara) sapanları´ bırakın. Yapmakta oldukları dolayısıyla yakında cezalandırılacaklardır

[181] Yarattıklarımızdan, hakka yoneltip ileten ve onunla adaleti kılan (uygulayan) bir ummet vardır

[182] Ayetlerimizi yalanlayanları ise, biz onları bilmiyecekleri bir yonden derece derece (gunahları yukletip azaba) yaklastıracagız

[183] Onlara bir sure tanıyorum. Hic suphesiz benim duzenim (cezalandırmam) sapasaglamdır

[184] Sahiplerinde (ya da arkadasları olan peygamberde) delilikten hic bir sey olmadıgını dusunmuyorlar mı? O, apacık bir uyarıp korkutucudan baskası degildir

[185] Onlar, goklerin ve yerin ´bagımlı oldugu egemenlige ve sunnete (melekut),´ Allah´ın yarattıgı seylere ve ihtimal (verip) ecellerinin pek yaklastıgına bakmıyorlar mı? Bundan sonra onlar artık hangi soze inanacaklar

[186] Allah´ın saptırdıgı kimseye artık hidayet verecek yoktur. Ve onları tugyanları icinde saskınca dolasır bir durumda bırakıverir

[187] Saatin (kıyametin) ne zaman demir atacagını (gerceklesecegini) sorarlar. De ki: «Onun ilmi yalnızca Rabbimin katındadır. Onun suresini O´ndan baskası acıklayamaz. O, goklerde ve yerde agırlastı. O, size apansız bir gelisten baskası degildir.» Sanki sen, ondan tumuyle haberdarmıssın gibi sana sorarlar. De ki: «Onun ilmi yalnızca Allah´ın katındadır. Ancak insanların cogu bilmezler.»

[188] De ki: «Allah´ın dilemesi dısında kendim icin yarardan ve zarardan (hic bir seye) malik degilim. Eger gaybı bilebilseydim muhakkak hayırdan yaptıklarımı arttırırdım ve bana bir kotuluk dokunmazdı. Ben, iman eden bir topluluk icin, bir uyarıp korkutucu ve bir mujde vericiden baskası degilim.»

[189] O, sizi tek bir nefisten yarattı ve kendisiyle durulup yatısması icin ondan da esini var etti. Onu (esini) ortup buruyunce, o da bir yuk yuklendi ve bununla (bir sure) gezindi. Nitekim agırlasınca, ikisi Rableri olan Allah´a dua ettiler: «Eger bize salih (bir cocuk) verirsen, andolsun sukredenlerden olacagız.»

[190] Ama O, onlara (Adem´in cocukları erkek ve kadınlara) salih (bir cocuk) verince, kendilerine verdigi sey konusunda ona ortaklar kılmaya basladılar. Allah, onların sirk kosmakta olduklarından yucedir

[191] Kendileri yaratılıp dururken, hic bir seyi yaratamıyan seyleri mi ortak kosuyorlar

[192] Oysa (bu sirk kostukları gucler ve nesneler) ne onlara bir yardıma guc yetirebilir, ne kendi nefislerine yardım etmege

[193] Onları hidayete cagırırsanız size uymazlar. Onları cagırsanız da, suskun dursanız da size karsı (tutumları) birdir

[194] Allah´tan baska taptıklarınız sizler gibi kullardır. Eger dogru sozluler iseniz, hemen onları cagırın da size icabet etsinler

[195] Onların yuruyecek ayakları var mı? Ya da tutacakları elleri mi var? Veya gorecek gozleri mi var? Yoksa isitecek kulakları mı var? De ki: «Ortak kosmakta olduklarınızı cagırın, sonra bir duzen (tuzak) kurun da bana goz bile actırmayın.»

[196] Hic suphesiz, benim velim Kitabı indiren Allah´tır ve O salihlerin koruyuculugunu (veliligini) yapıyor

[197] O´ndan baska taptıklarınız ise size yardıma guc yetiremezler, kendilerine de

[198] Eger onları dogru yola cagırırsanız isitmezler. Onları sana bakar (gibi) gorursun, oysa onlar gormezler bile

[199] Sen af (veya kolaylık) yolunu benimse, (Islam´a) uygun olanı (orfu) emret ve cahillerden yuz cevir

[200] Eger sana seytandan yana bir kıskırtma (vesvese veya igva) gelirse, hemen Allah´a sıgın. Cunku O, isitendir, bilendir

[201] (Allah´tan) Sakınanlara seytandan bir vesvese eristiginde (once) iyice dusunurler (Allah´ı zikredip anarlar), sonra hemen bakarsın ki gorup bilmislerdir

[202] (Seytan´ın) Kardesleri ise, onları sapıklıga suruklerler, sonra peslerini bırakmazlar

[203] Onlara bir ayet getirmedigin zaman: «Sen Onu (inmeyen ayeti) derleyip toplasana» derler. De ki: «Ben, yalnızca bana Rabbimden vahyolunana uyarım. Bu, Rabbinizden olan basiretlerdir; iman edecek bir topluluk icin de bir hidayet ve bir rahmettir.»

[204] Kur´an okundugu zaman, hemen onu dinleyin ve susun. Umulur ki esirgenmis olursunuz

[205] Rabbini, sabah aksam, yuksek olmayan bir sesle, kendi kendine, urpertiyle yalvara yalvara ve icin icin zikret. Gaflete kapılanlardan olma

[206] Hic suphesiz Rabbinin katında olanlar, O´na ibadet etmekten buyuklenmezler; O´nu tesbih ederler ve yalnız O´na secde ederler

Enfâl

Surah 8

[1] Sana savas ganimetlerini sorarlar. De ki: «Ganimetler Allah´ın ve Resulundur. Buna gore, eger mu´minlerseniz Allah´tan korkup sakının, aranızı duzeltin ve Allah´a ve Resulu´ne itaat ediniz.»

[2] Mu´minler ancak o kimselerdir ki, Allah anıldıgı zaman yurekleri urperir, O´nun ayetleri okundugunda imanlarını arttırır ve yalnızca Rablerine tevekkul ederler

[3] Onlar, namazı dosdogru kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak ederler

[4] Iste gercek mu´minler bunlardır. Rableri katında onlar icin dereceler, bagıslanma ve ustun bir rızık vardır

[5] Rabbin seni evinden hak ugrunda (savasa) cıkardıgında mu´minlerden bir grup isteksizdi

[6] (Hersey) Acıkca ortaya cıktıktan sonra bile, sanki kendileri, goz gore gore olume surukleniyorlarmıs gibi, seninle hak konusunda tartısıp duruyorlardı

[7] Hani Allah, iki topluluktan birinin muhakkak sizin olacagını size vadetmisti; siz de gucsuz olanın sizin olmasını istemekteydiniz. Oysa Allah, sozleriyle hakkın gerceklesmesini saglamak ve kufre sapanların arkasını kesmek (kokunu kurutmak) istiyordu

[8] O, suclu-gunahkarlar istemese de, hakkı gerceklestirmek ve batılı gecersiz kılmak icin (boyle istiyordu)

[9] Siz Rabbinizden yardım taleb ediyordunuz, O da: «Suphesiz ben size birbiri ardınca bin melek ile yardım ediciyim» diye cevap vermisti

[10] Allah, bunu, yalnızca bir mujde ve kalblerinizin tatmin bulması icin yapmıstı; (yoksa) Allah´ın katından baskasında nusret (zafer ve yardım) yoktur. Hic suphesiz Allah ustun ve guclu olandır, hukum ve hikmet sahibidir

[11] Hani kendisinden bir guvenlik olarak sizi bir uyuklama buruyordu. Sizi kendisiyle tertemiz kılmak, sizden seytanın pisliklerini gidermek, kalblerinizin ustunde (guven ve kararlılık duygusunu) pekistirmek ve bununla ayaklarınızı (arz uzerinde) saglamlastırmak icin size gokten su indiriyordu

[12] Rabbin meleklere vahyetmisti ki: «Suphesiz ben sizinleyim, iman edenlere saglamlık katın, kufre sapanların kalblerine amansız bir korku salacagım. Oyleyse (ey muslumanlar,) vurun boyunlarının ustune, vurun onların butun parmaklarına.»

[13] Bu, tartısmasız, onların Allah´a ve Resulune karsı bas kaldırmaları dolayısıyladır. Kim Allah´a ve Resulune karsı bas kaldırırsa, hic suphesiz Allah (ceza ile) sonuclandırması pek siddetli olandır

[14] Iste bu, sizin; tadın bunu. Kufre sapanlara bir de ates azabı vardır

[15] Ey iman edenler, toplu olarak kafirlerle karsılastıgınız zaman, onlara arka cevirmeyin (savastan kacmayın)

[16] Kim onlara boyle bir gunde -yine savasmak icin bir yana cekilen ya da bir baska boluge katılmak icin yer tutanın dısında- arkasını cevirirse, gercekten o, Allah´tan bir gazaba ugramıstır ve onun barınma yeri cehennemdir. Ne kotu bir yataktır o

[17] Onları siz oldurmediniz, ama onları Allah oldurdu; attıgın zaman da sen atmadın, ama Allah attı. Mu´minleri kendinden guzel bir imtihanla imtihan etmek icin (yaptı) . Hic suphesiz Allah, isitendir, bilendir

[18] Iste size boyle... Gercekten Allah, kafirlerin hileli duzenlerini bosa cıkarıcıdır

[19] Eger fetih istiyorduysanız, (ey kafirler,) iste size fetih; ama eger (kufurden ve eski yaptıklarınızdan) vazgecerseniz bu sizin icin daha hayırlıdır. Yok, geri donerseniz biz de doneriz. Toplulugunuz cok da olsa, size bir sey saglayamaz. Cunku Allah mu´minlerle beraberdir

[20] Ey iman edenler, Allah´a ve Resulune itaat edin. Siz de isitiyorken, ondan yuz cevirmeyin

[21] Ve: «Biz isittik» dedikleri halde, gercekte isitmeyenler gibi olmayın

[22] Gercek su ki, Allah katında, yerde debelenenlerin en kotusu, (bir turlu) akıl erdirmez olan sagırlar ve dilsizlerdir

[23] Eger Allah, onlardan bir hayır gorseydi muhakkak onlara isittirirdi. Isittirseydi bile, arka cevirenler olarak (yine) yuz cevirirlerdi

[24] Ey iman edenler, size hayat verecek seylere sizi cagırdıgı zaman, Allah´a ve Resulune icabet edin. Ve bilin ki muhakkak Allah, kisi ile kalbi arasına girer ve siz gercekten O´na goturulup toplanacaksınız

[25] Ve sizlerden yalnızca zulmedenlere isabet etmekle kalmayan bir fitneden korkup sakının. Bilin ki, gercekten Allah, (ceza ile) sonuclandırması pek siddetli olandır

[26] Hatırlayın; hani sizler sayıca azdınız ve yeryuzunde zayıf bırakılmıslardınız, insanların sizi kapıp yakalayıvermelerinden korkuyordunuz. Iste O, sizi (yerlesik kılıp) barındırandı, sizi yardımıyla destekledi ve size temiz seylerden rızıklar verdi. Umulur ki sukredersiniz

[27] Ey iman edenler, Allah´a ve Resulune ihanet etmeyin, bile bile emanetlerinize de ihanet etmeyin

[28] Bilin ki, mallarınız ve cocuklarınız ancak bir fitnedir (imtihan konusudur.) Allah yanında ise buyuk bir mukafaat vardır

[29] Ey iman edenler, Allah´tan korkup sakınırsanız, size dogruyu yanlıstan ayıran bir nur ve anlayıs (furkan) verir, kotuluklerinizi orter ve sizi bagıslar. Allah buyuk fazl sahibidir

[30] Hani o kufre sapanlar, seni tutuklamak ya da oldurmek veya surgun etmek amacıyla, tuzak kuruyorlardı. Onlar bu tuzagı tasarlıyorlarken, Allah da bir duzen (bir karsılık) kuruyordu. Allah, duzen kurucuların (tuzaklarına karsılık verenlerin) hayırlısıdır

[31] Ayetlerimiz onlara okundugu zaman: «Isittik» dediler. «Istesek, biz de bunun bir benzerini soyleyebiliriz. Bu, eskilerin efsanelerinden baskası degildir.»

[32] Bir de: «Ey Allah´ımız, eger bu (Kur´an) bir gercek olarak Senin katından ise, gok yuzunden ustumuze tas yagdır veya acıklı bir azab getir (bakalım) .» demislerdi

[33] Oysa sen, iclerinde bulundugun surece, Allah onları azablandıracak degildir. Ve onlar, bagıslanma dilemektelerken de, Allah onları azablandıracak degildir

[34] Onlar, Mescid-i Haram´dan (insanları) alıkoyarlarken ve onun (gercek ve layık) koruyucuları degilken Allah, ne diye onları azablandırmasın? Onun (asıl) koruyucuları yalnızca korkup sakınanlardır. Ancak onların cogu bilmezler

[35] Onların, Beyt(-i Serif) onundeki duaları, ıslık calmaktan ve el cırpmaktan baskası degildir. Artık kufretmekte olduklarınız dolayısıyla tadın azabı

[36] Gercek su ki, kufre sapanlar, (insanları) Allah´ın yolundan engellemek icin mallarını harcarlar; bundan boyle de harcayacaklar. Sonra bu, onlara yurek acısı olacaktır, sonra bozguna ugratılacaklardır. Kufredenler sonunda cehenneme surulup toplanacaklardır

[37] Bu, Allah´ın murdar olanı temizden ayırdetmesi; murdarı, bir kısmını bir kısmı uzerinde kılıp tumunu biriktirerek cehenneme atması icindir. Iste bunlar husrana ugrayanlardır

[38] O kufre sapanlara de ki: «Eger vazgecerlerse gecmiste (yaptıkları) seyler bagıslanacaktır. Ama yine donecek olurlarsa, onceki (toplumlara uygulanan) sunnet, muhakkak (baslarından da) gecmis olacaktır.»

[39] Fitne kalmayıncaya ve dinin hepsi Allah´ın oluncaya kadar onlarla savasın. Sayet vazgececek olurlarsa, suphesiz Allah, yapmakta olduklarını gorendir

[40] Geri donerlerse, bilin ki gercekten Allah, sizin mevlanızdır. O, ne guzel mevladır ve ne guzel yardımcıdır

[41] Bilin ki, ´ganimet olarak ele gecirdiginiz´ seylerin beste biri, muhakkak Allah´ın, Resulun, yakınların, yetimlerin, yoksulların ve yolcunundur. Eger Allah´a, hak ile batılın birbirinden ayrıldıgı gun, iki ordunun karsı karsıya geldigi gunde (Bedir´de) kulumuza indirdigimize iman ediyorsanız (ganimeti boyle bolusun) . Allah, her seye guc yetirendir

[42] Hani siz vadinin yakın kenarında, onlar da uzak yamacındaydılar; kervan ise sizden daha asagıdaydı. Eger sozlesseydiniz, kacınılmaz olarak sozlesme yeri (veya konusu) hakkında anlasmazlıga duserdiniz; ancak Allah, olacagı olan isi gerceklestirmek icin (boyle yaptı) . Boylece, helak olacak kisi apacık bir delilden sonra helak olsun, diri kalacak kisi apacık bir delilden sonra hayatta kalsın. Suphesiz Allah, gercekten isitendir, bilendir

[43] Hani Allah, onları sana uykunda az gosteriyordu; eger sana cok gosterseydi, gercekten yılgınlıga kapılacaktınız ve is konusunda gercekten cekismeye dusecektiniz. Ancak Allah esenlik (kurtulus) bagısladı. Cunku O, elbette sinelerin ozunde saklı duranı bilendir

[44] Karsı karsıya geldiginizde, Allah, ´olacagı olan isi gerceklestirmek´ icin, onları gozlerinizde az gosteriyor, sizi de onların gozlerinde azaltıyordu. Ve (butun) isler Allah´a dondurulur

[45] Ey iman edenler, bir toplulukla karsı karsıya geldiginiz zaman, dayanıklık gosterin ve Allah´ı cokca zikredin. Umulur ki kurtulus (felah) bulursunuz

[46] Allah´a ve Resulune itaat edin ve cekisip birbirinize dusmeyin, cozulup yılgınlasırsınız, gucunuz gider. Sabredin. Suphesiz Allah, sabredenlerle beraberdir

[47] Bir de yurtlarından refahtan sımarıp azıtarak, insanlara gosteris yaparak cıkanlar ve (halkı) Allah´ın yolundan alıkoyanlar gibi olmayın. Allah, onların yapmakta olduklarını cepecevre kusatandır

[48] O zaman seytan onlara amellerini cekici gostermis ve onlara: «Bugun sizi insanlardan bozguna ugratacak kimse yoktur ve ben de sizin yardımcınızım» demisti. Ne zaman ki, iki topluluk birbirini gorur oldu (karsılastı) o, iki topugu ustunde geri dondu ve «Suphesiz ben sizden uzagım. Cunku ben sizin gormediginizi gormekteyim, ben Allah´tan da korkmaktayım» dedi. Allah, (ceza ile) sonuclandırması pek siddetli olandır

[49] Munafıklar ve kalblerinde hastalık bulunanlar soyle diyorlardı: «Bunları (muslumanları) dinleri aldattı.» Oysa kim Allah´a tevekkul ederse, hic suphesiz Allah, ustun ve guclu olandır, hukum ve hikmet sahibidir

[50] Melekleri, onların yuzlerine ve arkalarına vurarak: «Yakıcı azabı tadın» diye o kufredenlerin canlarını alırken gormelisin

[51] Bu, ellerinizin onceden takdim ettigi isler yuzundendir. Yoksa suphesiz Allah kullara zulmedici degildir

[52] Firavun ailesinin ve onlardan oncekilerin gidis tarzı gibi. Allah´ın ayetlerine kufrettiler de, Allah da onları gunahlarından dolayı yakalayıverdi. Suphesiz, Allah, en buyuk kuvvet sahibidir, sonuclandırması da pek siddetlidir

[53] Nedeni su: Bir kavim (toplum), kendinde olanı degistirinceye kadar Allah, ona nimet olarak bagısladıgını degistirici degildir. Allah suphesiz isitendir, bilendir

[54] Firavun ailesinin ve onlardan oncekilerin gidis tarzı gibi. Onlar, Rablerinin ayetlerini yalanladılar; biz de gunahları dolayısıyla onları yıkıma ugrattık, Firavun ordusunu suda bogduk. Onların tumu zulme sapanlardı

[55] Allah katında canlıların en kotusu, suphesiz kufre sapan olanlarıdır. Onlar artık inanmazlar

[56] Bunlar, iclerinden antlasma yaptıgın kimselerdir ki, sonra her defasında ahidlerini bozarlar. Onlar korkup sakınmazlar

[57] Bundan dolayı, savasta onları yakalarsan, oyle darmadagın et ki, onlarla arkalarından gelecek olanlar(ı caydır) . Umulur ki ibret alırlar

[58] Eger bir kavmin ihanet edeceginden kesin olarak korkarsan, sen de acık ve adil bir tutumla (onlarla olan anlasma metnini ve diplomatik iliskiyi yuzlerine) at. Gercekten Allah, ihanet edenleri sevmez

[59] Kufre sapanlar, kacıp kurtulduklarını sanmasınlar; gercek su ki, onlar (bizi) aciz bırakamazlar

[60] Onlara karsı gucunuzun yettigi kadar kuvvet ve besili atlar hazırlayın. Bununla, Allah´ın dusmanı ve sizin dusmanınızı ve bunların dısında sizin bilmeyip Allah´ın bildigi diger (dusmanları) korkutup caydırasınız. Allah yolunda her ne infak ederseniz, size ´eksiksiz olarak odenir´ ve siz haksızlıga ugratılmazsınız

[61] Eger onlar barısa egilim gosterirlerse, sen de ona egilim goster ve Allah´a tevekkul et. Cunku O, isitendir, bilendir

[62] Onlar, seni aldatmak isterlerse, suphesiz Allah sana yeter. O, seni yardımıyla ve mu´minlerle destekledi

[63] Ve onların kalblerini uzlastırdı. Sen, yeryuzundekilerin tumunu harcasaydın bile, onların kalblerini uzlastıramazdın. Ama Allah, aralarını bulup onları uzlastırdı. Cunku O, ustun ve guclu olandır, hukum ve hikmet sahibidir

[64] Ey Peygamber, sana ve seni izleyen mu´minlere Allah yeter

[65] Ey Peygamber, mu´minleri savasa karsı hazırlayıp tesvik et. Eger icinizde sabreden yirmi (kisi) bulunursa, iki yuz (kisiyi) maglub edebilirler. Ve eger icinizden yuz (sabırlı kisi) bulunursa, bunlar da kafirlerden binini yener. Cunku onlar (gercegi) kavramayan bir topluluktur

[66] Simdi, Allah sizden (yukunuzu) hafifletti ve sizde bir za´f oldugunu da bildi. Sizden yuz sabırlı (kisi) bulunursa, (onların) iki yuzunu bozguna ugratır; eger sizden bin (kisi) olursa, Allah´ın izniyle (onların) iki binini yener. Allah, sabredenlerle beraberdir

[67] Hic bir peygambere, yeryuzunde kesin bir zafer kazanıncaya kadar esir alması yakısmaz. Siz dunyanın gecici yararını istiyorsunuz. Oysa Allah (size) ahireti istemektedir. Allah, ustun ve gucludur, hukum ve hikmet sahibidir

[68] Eger Allah´ın gecmiste bir yazması (soz vermesi) olmasaydı, aldıklarınıza karsılık size gercekten buyuk bir azab dokunurdu

[69] Artık ganimet olarak elde ettiklerinizden helal ve temiz olarak yiyin ve Allah´tan korkup sakının. Hic suphesiz Allah bagıslayandır, esirgeyendir

[70] Ey Peygamber, ellerinizdeki esirlere de ki: «Eger Allah, sizin kalblerinizde bir hayır oldugunu bilirse (gorurse) size sizden alınandan daha hayırlısını verir ve sizi bagıslar. Allah bagıslayandır, esirgeyendir.»

[71] Eger sana ihanet etmek isterlerse, onlar daha once Allah´a da ihanet etmislerdi; boylece O da, onların ´bozguna ugramaları (icin) sana imkan vermisti.´ Allah, bilendir, hukum ve hikmet sahibidir

[72] Gercek su ki, iman edenler, hicret edenler ve Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenler ile (hicret edenleri) barındıranlar ve yardım edenler, iste birbirlerinin velisi olanlar bunlardır. Iman edip hicret etmeyenler, onlar hicret edinceye kadar, sizin onlara hicbir seyle velayetiniz yoktur. Ama din konusunda sizden yardım isterlerse, yardım uzerinizde bir yukumluluktur. Ancak, sizlerle onlar arasında anlasma bulunan bir toplulugun aleyhinde degil. Allah, yapmakta olduklarınızı gorendir

[73] Kufredenler birbirlerinin velileridir. Eger siz bunu yapmazsanız (birbirinize yardım etmez ve dost olmazsanız) yeryuzunde bir fitne ve buyuk bir bozgunculuk (fesat) olur

[74] Iman edenler, hicret edenler ve Allah yolunda cihad edenler ile (hicret edenleri) barındıranlar ve yardım edenler, iste gercek mu´min olanlar bunlardır. Onlar icin bir bagıslanma ve ustun bir rızık vardır

[75] Bundan sonra iman edip hicret edenler ve sizinle birlikte cihad edenler, iste onlar da sizdendir. Akrabalar (mirasta) Allah´ın Kitabına gore, birbirlerine (mirasta) onceliklidir. Dogrusu Allah her seyi bilendir

Tevbe

Surah 9

[1] (Bu,) Musriklerden kendileriyle antlasma imzaladıklarınıza Allah´tan ve Resulunden kesin bir uyarıdır

[2] Bundan boyle yeryuzunde (size tanınmıs bir sure olarak) dort ay dolasın. Ve bilin ki Allah´ı aciz bırakacak degilsiniz. Gercekten Allah, kufre sapanları hor ve asagılık kılıcıdır

[3] Ve buyuk Hacc (Hacc-ı Ekber) gunu, Allah´tan ve Resulunden insanlara bir duyuru: Kesin olarak Allah, musriklerden uzaktır, O´nun Resulu de... Eger tevbe ederseniz bu sizin icin daha hayırlıdır; yok eger yuz cevirirseniz, bilin ki Allah´ı elbette aciz bırakacak degilsiniz. Kufre sapanları acıklı bir azabla mujdele

[4] Ancak musriklerden kendileriyle antlasma imzaladıklarınızdan (antlasmadan) bir seyi eksiltmeyenler ve size karsı hic kimseye yardım etmeyenler baska; artık antlasmalarını, suresi bitene kadar tamamlayın. Suphesiz, Allah muttaki olanları sever

[5] Haram aylar (sure tanınmıs dort ay) sıyrılıp bitince (cıkınca) musrikleri buldugunuz yerde oldurun, onları tutuklayın, kusatın ve onların butun gecit yerlerini kesip tutun. Eger tevbe edip namaz kılarlarsa ve zekatı verirlerse yollarını acıverin. Gercekten Allah, bagıslayandır, esirgeyendir

[6] Eger musriklerden biri, senden ´aman isterse´, ona aman ver; oyle ki Allah´ın sozunu dinlemis olsun, sonra onu ´guvenlik icinde olacagı yere ulastır´. Bu, onların elbette bilmeyen bir topluluk olmaları nedeniyledir

[7] Mescid-i Haram yanında kendileriyle anlastıklarınız dısında, musriklerin Allah katında ve Resulunun katında nasıl bir ahdi olabilir? Su halde o (anlasmalı olanlar), size karsı (dogru) bir tutum takındıkca, siz de onlara karsı dogru bir tutum takının. Suphesiz Allah, muttaki olanları sever

[8] Nasıl olabilir ki!... Eger size karsı galip gelirlerse, size karsı ne ´akrabalık baglarını´, ne de ´sozlesme hukumlerini´ gozetip tanırlar. Sizi agızlarıyla hosnut kılarlar, kalbleri ise karsı koyar. Onların cogu fıska sapanlardır

[9] Allah´ın ayetlerine karsılık az bir degeri satın aldılar, boylece O´nun yolunu engellediler. Onların yapmakta oldukları gercekten ne kotudur

[10] Onlar (hic) bir mu´mine karsı ne ´akrabalık baglarını´, ne de ´sozlesme hukumlerini´ gozetip tanırlar. Iste bunlar, haddi asmakta olanlardır

[11] Eger onlar tevbe edip namazı kılarlarsa ve zekatı verirlerse, artık onlar sizin dinde kardeslerinizdir. Bilen bir topluluk icin ayetleri boyle birer birer acıklarız

[12] Ve eger antlasmalardan sonra, yine yeminlerini bozarlarsa ve dininize hınc besleyip saldırırlarsa, bu durumda kufrun onderleriyle carpısın. Cunku onlar, yeminleri olmayan kimselerdir; belki cayarlar

[13] Yeminlerini bozan, peygamberi (yurdundan) surmeye cabalayan ve sizinle ilk defa (savasa) baslayan bir toplulukla savasmaz mısınız? Korkuyor musunuz onlardan? Eger inanıyorsanız, kendisinden korkmanıza Allah daha layıktır

[14] Onlarla carpısınız. Allah, onları sizin ellerinizle azablandırsın, hor ve asagılık kılsın ve onlara karsı size zafer versin, mu´minler toplulugunun gogsunu sifaya kavustursun

[15] Ve kalblerindeki ofkeyi gidersin. Allah dilediginin tevbesini kabul eder. Allah bilendir, hukum ve hikmet sahibidir

[16] Yoksa siz, icinizden cihad edenleri ve Allah´tan ve Resulunden ve mu´minlerden baska sır dostu edinmeyenleri Allah ´bilip (ortaya) cıkarmadan´ bırakılıvereceginizi mi sandınız? Allah yapmakta olduklarınızdan haberi olandır

[17] Sirk kosanların, kendi kufurlerine bizzat kendileri sahidler iken, Allah´ın mescidlerini onarmalarına (hak ve yetkileri) yoktur. Iste bunlar, yaptıkları bosa gitmis olanlardır. Ve bunlar ateste temelli kalacak da olanlardır

[18] Allah´ın mescidlerini, yalnızca Allah´a ve ahiret gunune iman eden, namazı dosdogru kılan, zekatı veren ve Allah´tan baskasından korkmayanlar onarabilir. Iste, hidayete erenlerden oldukları umulanlar bunlardır

[19] Hacılara su dagıtmayı ve Mescid-i Haram´ı onarmayı, Allah´a ve ahiret gunune iman eden ve Allah yolunda cihad edenin (yaptıkları) gibi mi saydınız? (Bunlar) Allah katında bir olmazlar. Allah zulme sapan bir topluluga hidayet vermez

[20] Iman edenler, hicret edenler ve Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenlerin Allah katında buyuk dereceleri vardır. Iste ´kurtulusa ve mutluluga´ erenler bunlardır

[21] Rableri onlara katından bir rahmeti, bir hosnutlugu ve onlar icin, kendisine surekli bir nimet bulunan cennetleri mujdeler

[22] Onda ebedi kalıcıdırlar. Hic suphesiz Allah, buyuk mukafat katında olandır

[23] Ey iman edenler, eger imana karsı kufru sevip tercih ediyorlarsa, babalarınızı ve kardeslerinizi veliler edinmeyin. Sizden kim onları veli edinirse, iste zulme sapanlar bunlardır

[24] De ki: «Eger babalarınız, cocuklarınız, kardesleriniz, esleriniz, asiretiniz, kazandıgınız mallar, az kar getireceginden korktugunuz ticaret ve hosunuza giden evler, sizlere Allah´tan, O´nun Resulunden ve O´nun yolunda cihad etmekten daha sevimli ise, artık Allah´ın emri gelinceye kadar bekleyedurun. Allah, fasıklar topluluguna hidayet vermez

[25] Andolsun, Allah bircok yerlerde ve Huneyn gununde size yardım etti. Hani cok sayıda olusunuz sizi boburlendirip gururlandırmıstı, fakat size bir sey de saglıyamamıstı. Yer ise, butun genisligine ragmen size dar gelmisti, sonra arkanıza donup gerisin geri gitmistiniz

[26] (Bundan) Sonra Allah, Resulu ile mu´minlerin uzerine ´guven duygusu ve huzur´ indirdi, sizin gormediginiz orduları da indirdi ve kufre sapmıs olanları azablandırdı. Bu, kufre sapanların cezasıdır

[27] Sonra bunun ardından Allah, diledigi kimseden tevbesini kabul eder. Allah, bagıslayandır, esirgeyendir

[28] Ey iman edenler, musrikler ancak bir pisliktirler; oyleyse bu yıllarından sonra artık Mescid-i Haram´a yaklasmasınlar. Eger ihtiyac icinde kalmaktan korkarsanız, Allah dilerse sizi kendi fazlından zengin kılar. Hic suphesiz Allah, bilendir, hukum ve hikmet sahibidir

[29] Kendilerine kitap verilenlerden, Allah´a ve ahiret gunune inanmayan, Allah´ın ve Resulunun haram kıldıgını haram tanımayan ve hak dini (Islam´ı) din edinmeyenlerle, kucuk dusurulmusler olarak cizyeyi kendi elleriyle verinceye kadar savasın

[30] Yahudiler: «Uzeyir Allah´ın ogludur» dediler; Hıristiyanlar da: «Mesih Allah´ın ogludur» dediler. Bu, onların agızlarıyla soylemeleridir; onlar, bundan onceki kufredenlerin sozlerini taklid ediyorlar. Allah onları kahretsin; nasıl da cevriliyorlar

[31] ve Meryem oglu Mesih´i de... Oysa onlar, tek olan bir ilah´a ibadet etmekten baskasıyla emrolunmadılar. O´ndan baska ilah yoktur. O, bunların sirk kosmakta oldukları seylerden yucedir

[32] Agızlarıyla Allah´ın nurunu sondurmek istiyorlar. Oysa kafirler istemese de Allah, kendi nurunu tamamlamaktan baskasını istemiyor

[33] Musrikler istemese de O dini (Islam´ı) butun dinlere ustun kılmak icin peygamberini hidayetle ve hak dinle gonderen O´dur

[34] Ey iman edenler, gercek su ki, (Yahudi) bilginlerinden ve (Hıristiyan) rahiplerinden cogu, insanların mallarını haksızlıkla yerler ve Allah´ın yolundan alıkoyarlar. Altını ve gumusu biriktirip de Allah yolunda harcamayanlar ise, onlara da acıklı bir azabı mujdele

[35] Bunların uzerlerinin cehennem atesinde kızdırılacagı gun, onların alınları, bogurleri ve sırtları bunlarla daglanacak (ve:) «iste bu, kendileriniz icin yıgıp sakladıklarınızdır; yıgıp sakladıklarınızı tadın» (denilecek)

[36] Gercek su ki, Allah katında ayların sayısı, gokleri ve yeri yarattıgı gunden beri Allah´ın kitabında on ikidir. Bunlardan dordu haram aylardır. Iste dosdogru olan hesab (din) budur. Oyleyse bunlarda kendinize zulmetmeyin ve onların sizlerle topluca savasması gibi siz de musriklerle topluca savasın. Ve bilin ki Allah, takva sahipleriyle beraberdir

[37] (Haram ayları) Ertelemek ancak kufurde bir artıstır. Bununla kafirler sasırtılıp saptırılır. Allah´ın haram kıldıgına sayı bakımından uymak icin, onu bir yıl helal, bir yıl haram kılıyorlar. Boylelikle Allah´ın haram kıldıgını helal kılmıs oluyorlar. Yaptıklarının kotulugu kendilerine ´cekici ve suslu´ gosterilmistir. Allah, kufre sapan bir topluluga hidayet vermez

[38] Ey iman edenler, ne oldu ki size, Allah yolunda savasa kusanın denildigi zaman, yer(iniz) de agırlasıp kaldınız? Ahiretten (cayıp da) dunya hayatına mı razı oldunuz? Ama ahirettekine (gore), bu dunya hayatının yararı pek azdır

[39] Eger savasa kusanıp cıkmazsanız, O sizi pek acıklı bir azabla azablandıracak ve yerinize bir baska toplulugu getirip degistirecektir. Siz O´na hic bir seyle zarar veremezsiniz. Allah, her seye guc yetirendir

[40] Siz ona (peygambere) yardım etmezseniz, Allah ona yardım etmistir. Hani kafirler ikiden biri olarak onu (Mekke´den) cıkarmıslardı; ikisi magarada olduklarında arkadasına soyle diyordu: «Huzne kapılma, elbette Allah bizimle beraberdir.» Boylece Allah ona ´huzur ve guvenlik duygusunu´ indirmisti, onu sizin gormediginiz ordularla desteklemis, kufre sapanların da kelimesini (kufur cagrılarını) alcaltmıstı. Oysa Allah´ın kelimesi ise, yuce olandır. Allah ustun ve guclu olandır, hukum ve hikmet sahibidir

[41] Hafif ve agır savasa kusanıp cıkın ve Allah yolunda mallarınızla ve canlarınızla cihad edin. Eger bilirseniz, bu sizler icin daha hayırlıdır

[42] Eger yakın bir yarar ve orta bir sefer olsaydı, onlar mutlaka seni izlerlerdi. Ama zorluk onlara uzak geldi. «Eger guc yetirseydik muhakkak seninle birlikte (savasa) cıkardık» diye sana Allah adına yemin de edecekler. Kendi nefislerini helaka surukluyorlar. Allah onların gercekten yalan soylemekte olduklarını bilmektedir

[43] Allah seni affetsin; dogru soyleyenler sana acıkca belli oluncaya ve yalancıları da ogreninceye kadar niye onlara izin verdin

[44] Allah´a ve ahiret gunune iman edenler, mallarıyla ve canlarıyla cihad etmekten (kacınmak icin) senden izin istemezler. Allah takva sahiplerini bilendir

[45] Senden, yalnızca Allah´a ve ahiret gunune inanmayan, kalbleri kuskuya kapılıp da kuskularında kararsızlıga dusenler izin ister

[46] Eger (savasa) cıkmak isteselerdi, herhalde ona bir hazırlık yaparlardı. Ancak Allah, (savasa) gonderilmelerini cirkin gordu de ayaklarını doladı ve: «(Onlara) Siz de oturanlarla birlikte oturun» denildi

[47] Sizinle birlikte cıksalardı, size ´kotuluk ve zarardan´ baska bir sey ilave etmez ve aranıza mutlaka fitne sokmak uzere icinizde caba yuruturlerdi. Icinizde onlara ´haber tasıyanlar´ vardır. Allah, zulme sapanları bilir

[48] Andolsun, daha once onlar fitne aramıslardı. Ve sana karsı birtakım isler cevirmislerdi. Sonunda onlar, istemedikleri halde hak geldi ve Allah´ın emri ortaya cıkıp ustunluk sagladı

[49] Onlardan bir kısmı: «Bana izin ver ve beni fitneye katma» der. Haberin olsun, onlar fitnenin (ta) icine dusmuslerdir. Hic suphesiz cehennem, o kufre sapanları mutlaka cepecevre kusatıcıdır

[50] Sana iyilik dokunursa, bu onları fenalastırır, sana bir musibet isabet edince ise: «Biz onceden tedbirimizi almıstık» derler ve sevinc icinde donup giderler

[51] De ki: «Allah´ın bizim icin yazdıkları dısında, bize kesinlikle hic bir sey isabet etmez. O bizim mevlamızdır. Ve mu´minler yalnızca Allah´a tevekkul etmelidirler.»

[52] De ki: «Siz bizim icin iki guzellikten (sehidlik veya zaferden) birinin dısında baskasını mı beklemektesiniz? Oysa biz de, Allah´ın ya kendi katından veya bizim elimizle size bir azab dokunduracagını beklemekteyiz. Oyleyse siz bekleyedurun, kuskusuz biz de sizlerle birlikte bekleyenleriz.»

[53] De ki: «Isteyerek ya da istemiyerek infak edin; sizden kesin olarak kabul edilmeyecektir. Cunku siz bir fasıklar toplulugu oldunuz.»

[54] Infak ettiklerinin kendilerinden kabulunu engelleyen sey, Allah´ı ve Resulunu tanımamaları, namaza ancak isteksizce gelmeleri ve hoslarına gitmiyorken infak etmeleridir

[55] Su halde onların malları ve cocukları seni imrendirmesin; Allah bunlarla ancak onları dunya hayatında azablandırmak ve canlarının onlar kufur icindeyken zorlukla cıkmasını ister

[56] Gercekten sizden olduklarına dair Allah adına yemin ederler. Oysa onlar sizden degildirler. Ancak onlar odleri kopan bir topluluktur

[57] Eger onlar bir sıgınak ya da (kalacak) magaralar veya girebilecekleri bir yer bulsalardı, hızla oraya yonelip kosarlardı

[58] Onlardan sadakalar konusunda seni yadırgayacaklar vardır. Ondan kendilerine verilirse hoslanırlar, ondan kendilerine verilmedigi zaman da bu sefer gazablanırlar

[59] Eger onlar, Allah´ın ve Resulunun verdiklerine hosnut olsalardı ve: «Bize Allah yeter; Allah pek yakında bize fazlından verecek, O´nun Resulu de. Biz gercekten ancak Allah´a ragbet edenleriz» deselerdi (ya)

[60] Sadakalar, -Allah´tan bir farz olarak -yalnızca fakirler, duskunler, (zekat) isinde gorevli olanlar, kalbleri ısındırılacaklar, koleler, borclular, Allah yolunda (olanlar) ve yolda kalmıs(lar) icindir. Allah bilendir, hukum ve hikmet sahibidir

[61] Iclerinden peygamberi incitenler ve: «O (her sozu dinleyen) bir kulaktır» diyenler vardır. De ki: «O sizin icin bir hayrın kulagıdır. Allah´a iman eder, muminlere inanıp guvenir ve sizden iman edenler icin de bir rahmettir. Allah´ın Resulune eziyet edenler, onlar icin acıklı bir azab vardır.»

[62] Sizi hosnut kılmak icin Allah´a yemin ederler; oysa mu´min iseler, hosnut kılınmaya Allah ve Resulu daha layıktır

[63] Bilmiyorlar mı, kim Allah´a ve Resulune karsı koymaya calısırsa, gercekten onun icin, onda ebedi kalmak uzere cehennem atesi vardır? Iste en buyuk asagılanma budur

[64] Munafıklar, kalblerinde olanı kendilerine haber verecek bir surenin aleyhlerinde indirilmesinden cekiniyorlar. De ki: «Alay edin. Suphesiz, Allah, kacınmakta olduklarınızı acıga cıkarandır.»

[65] Onlara sorarsan, andolsun: «Biz dalmıs, oyalanıyorduk» derler. De ki: «Allah ile, O´nun ayetleriyle ve Resuluyle mi alay etmekteydiniz?»

[66] Ozur belirtmeyiniz. Siz, imanınızdan sonra kufre saptınız. Sizden bir toplulugu bagıslasak da, bir toplulugunuzu gercekten suclu, gunahkar olmaları nedeniyle azablandıracagız

[67] Munafık erkekler ve munafık kadınlar, bazısı bazısındandır; kotulugu emrederler, iyilikten alıkoyarlar, ellerini sımsıkı tutarlar. Onlar Allah´ı unuttular, O da onları unuttu. Suphesiz, munafıklar fıska sapanlardır

[68] Allah, erkek munafıklara da, kadın munafıklara da ve (butun) kafirlere, icinde ebedi kalmak uzere cehennem atesini vadetti. Bu, onlara yeter. Allah onları lanetlemistir ve onlar icin surekli bir azab vardır

[69] Sizden onceki (munafıklar ve kafirler) gibi. Onlar sizden kuvvet bakımından daha guclu, mal ve cocuklar bakımından daha coktular. Onlar kendi paylarıyla yararlanmaya baktılar; siz de, sizden oncekilerin kendi paylarıyla yararlanmaya kalkısmaları gibi, kendi paylarınızla yararlanmaya baktınız ve siz de (dunya ve zevke) dalanlar gibi daldınız. Iste onların dunyada ahirette butun yapıp ettikleri (amelleri) bosa cıkmıstır ve iste onlar kayba ugrayanlardır

[70] Onlara, kendilerinden oncekilerin Nuh, Ad, Semud kavminin, Ibrahim kavminin, Medyen ahalisinin ve yerle bir olan sehirlerin haberi gelmedi mi? Onlara peygamberleri apacık deliller getirmislerdi. Demek ki Allah, onlara zulmediyor degildi, ama onlar kendi nefislerine zulmetmektelerdi

[71] Mu´min erkekler ve mu´min kadınlar birbirlerinin velileridirler. Iyiligi emreder, kotulukten sakındırırlar, namazı dosdogru kılarlar, zekatı verirler ve Allah´a ve Resulune itaat ederler. Iste Allah´ın kendilerine rahmet edecegi bunlardır. Suphesiz, Allah, ustun ve gucludur, hukum ve hikmet sahibidir

[72] Allah, mu´min erkeklere ve mu´min kadınlara icinde ebedi kalmak uzere, altından ırmaklar akan cennetler ve Adn cennetlerinde guzel meskenler vaadetmistir. Allah´tan olan hosnutluk ise en buyuktur. Iste buyuk kurtulus ve mutluluk budur

[73] Ey Peygamber, kafirlerle ve munafıklarla cihad et ve onlara karsı sert ve caydırıcı davran. Onların barınma yerleri cehennemdir, ne kotu bir yataktır o

[74] Allah´a and iciyorlar ki (o kufur sozunu) soylemediler. Oysa andolsun, onlar kufur sozunu soylemislerdir ve Islamlıklarından sonra kufre sapmıslardır ve erisemedikleri bir seye yeltenmislerdir. Oysa intikama kalkısmalarının, kendilerini Allah´ın ve Resulunun bol ihsanından zengin kılmasından baska (bir nedeni) yoktu. Eger tevbe ederlerse kendileri icin hayırlı olur, eger yuz cevirirlerse Allah onları dunyada da, ahirette de acıklı bir azabla azablandırır. Onlar icin yeryuzunde bir koruyucu dost ve bir yardımcı yoktur

[75] Onlardan kimi de: «Andolsun, eger bize bol ihsanından verirse gercekten sadaka verecegiz ve salihlerden olacagız» diye Allah´a ahdetmisti

[76] Onlara kendi bol ihsanından verince ise, onunla cimrilik yaptılar ve yuz cevirdiler; onlar boyle sırt donenlerdir

[77] Boylece O da, Allah´a verdikleri sozu tutmamaları ve yalan soylemeleri nedeniyle, kendisiyle karsılasacakları gune kadar, kalplerinde nifakı (sonucta koklu bir duygu olarak) yerlesik kıldı

[78] Onlar bilmiyorlar mı ki, elbette Allah, onların gizli tuttuklarını da, fısıldastıklarını da biliyor. Gercekten Allah, gaybın bilgisine sahip olandır

[79] Sadakalar konusunda, mu´minlerden ek bagıslarda bulunanlarla emeklerinden (cehdlerinden) baskasını bulamayanları yadırgayarak bunlarla alay edenler; Allah (asıl) onları alay konusu kılmıstır ve onlar icin de acıklı bir azab vardır

[80] Sen, ister onlar icin bagıslanma dile ya da istersen onlar icin bagıslanma dileme. Onlar icin yetmis kere bagıslanma dilesen de, Allah onları kesinlikle bagıslamaz. Bu, gercekten onların Allah´a ve Resulune (karsı) nankorluk etmeleri dolayısıyladır. Allah fasıklar topluluguna hidayet vermez

[81] Allah´ın Resulune muhalif olarak (savastan) geri kalanlar oturup kalmalarına sevindiler ve Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad etmeyi cirkin gorerek: «Bu sıcakta (savasa) cıkmayın» dediler. De ki: «Cehennem atesinin sıcaklıgı daha siddetlidir.» Bir kavrayıp anlasalardı

[82] Oyleyse kazandıklarının cezası olarak az gulsunler, cok aglasınlar

[83] Bundan boyle, Allah seni onlardan bir toplulugun yanına dondurur de, (yine savasa) cıkmak icin senden izin isterlerse, de ki: «Kesin olarak benimle hic bir zaman (savasa) cıkamazsınız ve kesin olarak benimle bir dusmana karsı savasamazsınız. Cunku siz oturmayı ilk defa hos gordunuz; oyleyse geride kalanlarla birlikte oturun.»

[84] Onlardan olen birinin namazını hic bir zaman kılma, mezarı basında durma. Cunku onlar, Allah´a ve Resulune (karsı) kufre saptılar ve fasıklar olarak olduler

[85] Onların malları ve evlatları seni imrendirmesin; Allah bunlarla, ancak onları dunyada azablandırmak ve canlarının onlar kufur icindeyken zorluk icinde cıkmasını istiyor

[86] «Allah´a iman edin, O´nun Resulu ile cihada cıkın» diye bir sure indirildigi zaman, onlardan servet sahibi olanlar, senden izin isteyip: «Bizi bırakıver, oturanlarla birlikte olalım» dediler

[87] (Savastan) Geri kalanlarla birlikte olmayı sectiler. Onların kalbleri muhurlenmistir. Bundan dolayı kavrayıp anlamazlar

[88] Ama peygamber ve onunla birlikte olan mu´minler, mallarıyla ve canlarıyla cihad ettiler; iste butun hayırlar onlarındır ve kurtulusa erenler onlardır

[89] Allah onlar icin, temelli kalacakları altından ırmaklar akan cennetler hazırladı. Iste buyuk ´kurtulus ve mutluluk´ budur

[90] Bedevilerden ozur belirtenler, kendilerine izin verilmesi icin geldiler. Allah´a ve Resulune yalan soyleyenler de oturup kaldı. Onlardan kufre sapanlara pek acıklı bir azab isabet edecektir

[91] Allah´a ve Resulune karsı ´icten baglı kalıp hayra cagıranlar´ oldukları surece, gucsuz zayıflara, hastalara ve infak etmek icin birsey bulamayanlara bir sorumluluk (gunah) yoktur. Iyilik edenlerin aleyhinde de bir yol yoktur. Allah, bagıslayandır, esirgeyendir

[92] Bir de kendilerini bindirmen icin sana her gelislerinde onlara: «Sizi bindirecek bir sey bulamıyorum» dedigin ve infak edecek bir sey bulamayıp huzunlerinden dolayı gozlerinden yaslar bosana bosana geri donenler uzerinde de (sorumluluk) yoktur

[93] Yol, ancak o kimseler aleyhinedir ki, zengin oldukları halde (savasa cıkmamak icin) senden izin isterler ve bunlar geride kalanlarla birlikte olmayı secerler. Allah, onların kalplerini muhurlemistir. Bundan dolayı onlar, bilmezler

[94] Onlara geri dondugunuzde size ozur belirttiler. De ki: «Ozur belirtmeyiniz, size kesin olarak inanmıyoruz. Allah bize, sizin durumunuzu haber vermistir. Yaptıklarınızı Allah gorecektir, O´nun Resulu de. Sonra gaybı da, musahede edilebileni de bilene donduruleceksiniz ve O, yapmakta olduklarınızı size haber verecektir.»

[95] Onlara geri dondugunuzde kendilerinden vazgecmeniz icin Allah´a and icecekler. Artık siz onlara sırt cevirin. Onlar gercekten pistirler. Kazanmakta olduklarının bir cezası olarak, onların barınma yerleri cehennemdir

[96] Kendilerinden hosnut olmanız icin size yemin ederler. Siz onlardan hosnut olsanız bile suphesiz Allah, fasıklar toplulugundan hosnut olmaz

[97] Bedeviler, kufur ve nifak bakımından daha siddetlidir. Allah´ın Resulune indirdigi sınırları bilmemeye de onlar daha ´yatkın ve elverislidir.´ Allah bilendir, hukum ve hikmet sahibi olandır

[98] Bedevilerden oyleleri vardır ki, infak ettigini bir cereme sayar ve sizi felaketlerin sarıvermesini bekler. Kotu felaket onları sarıversin. Allah isitendir, bilendir

[99] Bedevilerden oyleleri de vardır ki, onlar Allah´a ve ahiret gunune iman eder ve infak ettigini Allah katında bir yakınlasmaya ve peygamberin dua ve bagıslama dileklerine (bir yol) sayar. Haberiniz olsun, bu gercekten onlar icin bir yakınlasmadır. Allah da onları kendi rahmetine sokacaktır. Suphesiz Allah, bagıslayandır, esirgeyendir

[100] One gecen Muhacirler ve Ensar ile onlara guzellikle uyanlar; Allah onlardan hosnut olmustur, onlar da O´ndan hosnut olmuslardır ve (Allah) onlara, icinde ebedi kalacakları, altından ırmaklar akan cennetler hazırlamıstır. Iste buyuk ´kurtulus ve mutluluk´ budur

[101] Cevrenizdeki bedevilerden munafık olanlar vardır ve Medine halkından da nifakı alıskanlıga cevirmis olanlar vardır. Sen onları bilmezsin, biz onları biliriz. Biz onları iki kere azablandıracagız, sonra onlar buyuk bir azaba dondurulecekler

[102] Digerleri de gunahlarını itiraf ettiler, onlar salih bir ameli bir baska kotuyle karıstırmıslardır. Umulur ki Allah tevbelerini kabul eder. Hic suphesiz Allah, bagıslayandır, esirgeyendir

[103] Onların mallarından sadaka al, bununla onları temizlemis, arındırmıs olursun. Onlara dua et. Dogrusu, senin duan, onlar icin ´bir sukunet ve huzurdur.´ Allah isitendir, bilendir

[104] Onlar bilmiyorlar mı ki, gercekten Allah kullarından tevbeleri kabul edecek ve sadakaları da alacak olan O´dur. Suphesiz, tevbeleri kabul eden, esirgeyen O´dur

[105] De ki: «Yapıp edin. Allah sizin yapıp ettiklerinizi (amellerinizi) gorecektir, O´nun Resulu ve mu´minler de. Yakında gaybı da, musahede edilebileni de Bilen´e donduruleceksiniz ve O, size yapmakta olduklarınızı haber verecektir.»

[106] Diger bir kısmı da, Allah´ın emri icin ertelenmislerdir. O, bunları, ya azablandıracak veya tevbelerini kabul edecektir. Allah, bilendir, hukum ve hikmet sahibidir

[107] Zarar vermek, kufru (pekistirmek), mu´minlerin arasını ayırmak ve daha once Allah´a ve Resulune karsı savasanı gozlemek icin mescid edinenler ve: «Biz iyilikten baska bir sey istemedik» diye yemin edenler (var ya,) Allah onların suphesiz yalancı olduklarına sahidlik etmektedir

[108] Sen bunun (boyle bir mescidin) icinde hic bir zaman durma. Daha ilk gununden takva temelli uzerine kurulan mescid, senin bunda (namaza ve diger islere) durmana daha uygundur. Onda, arınmayı icten arzulayan adamlar vardır. Allah arınanları sever

[109] Binasının temelini, Allah korkusu ve hosnutlugu uzerine kuran kimse mi hayırlıdır, yoksa binasının temelini gocecek bir yarın kenarına kurup onunla birlikte kendisi de cehennem atesi icine yuvarlanan kimse mi? Allah, zulme sapan bir topluluga hidayet vermez

[110] Onların kalbleri parcalanmadıkca, kurdukları bina kalblerinde bir suphe olarak surup gidecektir. Allah bilendir, hukum ve hikmet sahibi olandır

[111] Hic suphesiz Allah, mu´minlerden -karsılıgında onlara mutlaka cenneti vermek uzere- canlarını ve mallarını satın almıstır. Onlar Allah yolunda savasırlar, oldururler ve oldurulurler; (bu,) Tevrat´ta, Incil´de ve Kur´an´da O´nun uzerine gercek olan bir vaaddir. Allah´tan daha cok ahdine vefa gosterecek olan kimdir? Su halde yaptıgınız bu alısveristen dolayı sevinip mujdelesiniz. Iste ´buyuk kurtulus ve mutluluk´ budur

[112] Tevbe edenler, ibadet edenler, hamd edenler, (Islam ugrunda) seyahat edenler, ruku edenler, secde edenler, iyiligi emredenler, kotulukten sakındıranlar ve Allah´ın sınırlarını koruyanlar; sen (butun) mu´minleri mujdele

[113] Kendilerine onların gercekten cılgın atesin arkadasları oldukları acıklandıktan sonra -yakınları dahi olsa- musrikler icin bagıslanma dilemeleri peygambere ve iman edenlere yarasmaz

[114] Ibrahim´in babası icin bagıslanma dilemesi, ona yalnızca verdigi bir soz dolayısıyla idi. Kendisine, onun gercekten Allah´a dusman oldugu acıklanınca ondan uzaklastı. Dogrusu Ibrahim, cok duygulu, yumusak huyluydu

[115] Bir topluluga, Allah, hidayet verdikten sonra, korkup sakınacakları seyleri kendilerine acıklayıncaya kadar, onları sapıklıga surukleyecek degildir. Suphesiz Allah, her seyi bilendir

[116] Gercek su ki, goklerin ve yerin mulku Allah´ındır; diriltir ve oldurur. Sizin Allah´tan baska veliniz ve yardımcınız yoktur

[117] Andolsun Allah, peygamberin, Muhacirlerin ve Ensarın uzerine tevbe ihsan etti. Ki onlar -iclerinde bir bolumunun kalbi nerdeyse kaymak uzereyken - ona gucluk saatinde tabi oldular. Sonra onların tevbelerini kabul etti. Cunku O, onlara (karsı) cok sefkatlidir, cok esirgeyicidir

[118] (Savastan) Geri bırakılan uc (kisiyi) de (bagısladı) . Oyleki, butun genisligine ragmen yeryuzu onlara dar gelmisti, nefisleri de kendilerine dar (sıkıntılı) gelmisti ve O´nun dısında (yine) Allah´tan baska bir sıgınacak olmadıgını iyice anladılar. Sonra tevbe etsinler diye onların tevbesini kabul etti. Suphesiz Allah, (yalnızca) O, tevbeleri kabul edendir, esirgeyendir

[119] Ey iman edenler, Allah´tan sakının ve dogru (sadık) olanlarla birlikte olun

[120] Medine halkına ve cevresindeki bedevilere, peygamberden geri kalmaları, kendi nefislerini onun nefsine tercih etmeleri yakısmaz. Bu, gercekten onların Allah yolunda bir susuzluk, bir yorgunluk, ´dayanılmaz bir aclık´ (cekmeleri), kafirleri ´kin ve ofkeyle ayaklandıracak´ bir yere ayak basmaları ve dusmana karsı bir basarı kazanmaları karsılıgında, mutlaka onlara bununla salih bir amel yazılmıs olması nedeniyledir. Suphesiz Allah, iyilik yapanların ecrini kaybetmez

[121] Kucuk, buyuk infak ettikleri her nafaka ve (Allah yolunda) astıkları her vadi, mutlaka Allah´ın yapmakta olduklarının daha guzeliyle onlara karsılıgını vermesi icin, (bunlar) onlar adına yazılmıstır

[122] Mu´minlerin tumunun one fırlayıp cıkmaları gerekmez. Oyleyse onlardan her bir topluluktan bir grup, cıktıgında (bir grup da), dinde derin bir kavrayıs edinmek (tafakkuhta bulunmak) ve kavimleri kendilerine geri dondugunde onları uyarıp korkutmak icin (geride kalabilir) . Umulur ki onlar da kacınıp sakınırlar

[123] Ey iman edenler, kufre sapanlardan size en yakın olanlarla savasın; sizde ´bir guc ve caydırıcılık´ gorsunler. Ve bilin ki gercekten Allah takva sahipleriyle beraberdir

[124] Bir sure indirildiginde onlardan bazısı: «Bu, hanginizin imanını arttırdı?» der. Ancak iman edenlere gelince; onların imanını arttırmıstır ve onlar mujdelesmektedirler

[125] Kalblerinde hastalık olanların ise, igrencliklerine igrenclik (murdarlık) ekleyip arttırmıs ve onlar kafirler olarak olmuslerdir

[126] Gormuyorlar mı ki, gercekten onlar her yıl, bir veya iki defa belaya carptırılıyorlar da sonra tevbe etmiyorlar ve ogut alıp (ders cıkarıp) dusunmuyorlar

[127] Bir sure indirildiginde, bazısı bazısına bakar (ve) : «Sizi bir kimse goruyor mu?» (der.) Sonra sırt cevirir giderler. Gercekten onlar, kavramayan bir topluluk olmaları dolayısıyla, Allah onların kalblerini cevirmistir

[128] Andolsun, size icinizden sıkıntıya dusmeniz onun gucune giden, size pek duskun, mu´minlere de sefkatli ve esirgeyici olan bir peygamber gelmistir

[129] Eger onlar yuz cevirirlerse, de ki: «Bana Allah yeter. O´ndan baska ilah yoktur. Ben O´na tevekkul ettim ve buyuk arsın Rabbi O´dur.»

Yûnus

Surah 10

[1] Elif, Lam, Ra. Bunlar, hikmetli Kitabın ayetleridir

[2] Iclerinden olan bir adama: «Insanları uyarıp korkut ve iman edenlere, muhakkak kendileri icin Rableri katında ´gercek bir makam´ oldugunu mujde ver» diye vahyetmemiz, insanlara sasırtıcı mı geldi? Kufre sapanlar: «Gercek su ki bu, acıkca bir buyucudur» dediler

[3] Suphesiz sizin Rabbiniz, altı gunde gokleri ve yeri yaratan, sonra da arsa istiva eden isleri de evirip ceviren Allah´tır. Onun izni olmadıktan sonra, hic kimse sefaatci olamaz. Iste Rabbiniz olan Allah budur, oyleyse O´na kulluk edin. Yine de ogut alıp dusunmeyecek misiniz

[4] Sizin tumunuzun donusu O´nadır. Allah´ın va´di bir gercektir. Iman edip salih amellerde bulunanlara, adaletle karsılık vermek icin yaratmayı baslatan sonra onu iade edecek olan O´dur. Kufredenler ise, kufre sapmaları dolayısıyla, onlar icin kaynar sudan bir icki ve acıklı bir azab vardır

[5] Gunesi bir aydınlık, ayı da bir nur kılan ve yılların sayısını ve hesabı bilmeniz icin ona duraklar tesbit eden O´dur. Allah, bunları ancak hak ile yaratmıstır. O, bir topluluk icin ayetleri boyle birer birer acıklamaktadır

[6] Gercekten, gece ile gunduzun ardarda gelisinde ve Allah´ın goklerde ve yerde yarattıgı seylerde korkup sakınabilen bir topluluk icin elbette ayetler vardır

[7] Bizimle karsılasmayı ummayanlar, dunya hayatına razı olanlar ve bununla tatmin olanlar ve bizim ayetlerimizden habersiz olanlar

[8] Iste bunların, kazanmakta olduklarından dolayı barınma yerleri atestir

[9] Iman edenler ve salih amellerde bulunanlar da, Rableri onları imanları dolayısıyla altından ırmaklar akan nimetlerle donatılmıs cennetlere yoneltip iletir (hidayet eder)

[10] Oradaki dualar: «Allah´ım, Sen ne yucesin» dir ve oradaki dirlik temennileri: «Selam»dır; dualarının sonu da: «Gercek, hamd alemlerin Rabbi olan Allah´ındır.»

[11] Eger Allah, onların hayra ulasmak icin carcabuk davrandıkları gibi, insanlara serri de cabuklastırsaydı, mutlaka ecellerine hukum verilirdi. Iste bize kavusmayı ummayanları biz boylece tugyanları icinde saskınca dolasır bir durumda bırakırız

[12] Insana bir zarar dokundugunda, yan yatarken, otururken yada ayaktayken bize dua eder; zararını ustunden kaldırdıgımız zaman ise, sanki kendisine dokunan zarara bizi hic cagırmamıs gibi doner gider. Iste, olcuyu tasıranlara yapmakta oldukları boyle suslenmistir

[13] Andolsun, sizden onceki nesilleri, peygamberleri kendilerine apacık deliller getirdigi halde, zulme saptıkları ve iman etmeyecek oldukları icin yıkıma ugrattık. Iste biz, suclu, gunahkar olan bir toplulugu boyle cezalandırırız

[14] Sonra, nasıl yapıp davranacaksınız diye gozlemek icin, onların ardından sizi yeryuzunde halifeler kıldık

[15] Onlara ayetlerimiz apacık belgeler olarak okundugunda, bizimle karsılasmayı ummayanlar, derler ki: «Bundan baska bir Kur´an getir veya onu degistir.» De ki: «Benim onu kendi nefsimin bir ongormesi olarak degistirmem, benim icin olacak sey degildir. Ben, yalnızca bana vahyolunana uyarım. Eger Rabbime isyan edersem, kuskusuz ben, buyuk gunun azabından korkarım.»

[16] De ki: «Eger Allah dileseydi, onu size okumazdım ve onu size bildirmezdi. Ben ondan once sizin icinizde bir omur surdum. Siz yine de akıl erdirmeyecek misiniz?»

[17] Allah´a hakkında yalan uydurup iftira edenden ve O´nun ayetlerini yalanlayandan daha zalim kimdir? Suphesiz O, suclu, gunahkarları kurtulusa erdirmez

[18] Allah´ı bırakıp kendilerine zarar vermeyecek, yararları da dokunmayacak seylere kulluk ederler ve: «Bunlar Allah katında bizim sefaatcilerimizdir» derler. De ki: «Siz, Allah´a goklerde ve yerde bilmedigi bir sey mi haber veriyorsunuz? O, sizin sirk katmakta olduklarınızdan uzak ve yucedir.»

[19] Insanlar, tek bir ummetten baska degillerdi; sonra anlasmazlıga dustuler. Eger Rabbinden gecmis (verilmis) bir soz olmasaydı, anlasmazlıga dustukleri sey konusunda mutlaka aralarında hukum verilmis olurdu

[20] Bir de derler ki: «Rabbinden uzerine bir ayet (mucize) indirilse ya!..» De ki: «Gayb yalnızca Allah´ındır, siz bekleyedurun; ben de sizlerle birlikte bekleyenlerdenim.»

[21] Insanlara, siddetli bir sıkıntı dokunduktan sonra, bir rahmet dokundurdugumuz zaman, ayetlerimiz konusunda hileli bir duzen kurmak (bir entrika gelistirmek) onlar icin (bir alıskanlık ve kotu bir edinim) dir. De ki: «Duzen kurmada (karsılık vermede) Allah daha hızlıdır. Suphesiz, bizim elcilerimiz, sizin ´gelistirmekte oldugunuz duzenleri´ yazmaktadırlar.»

[22] Karada ve denizde sizi gezdiren O´dur. Oyleki siz gemide bulundugunuz zaman, onlar da guzel bir ruzgarla onu yuzdururlerken ve (tam) bununla sevinmektelerken, ona cılgınca bir ruzgar gelip catar ve her yandan dalgalar onları kusatıverir; onlar artık bu (dalgalarla) gercekten kusatıldıklarını sanmıslarken, dinde O´na ´gonulden katıksız baglılar (muhlisler) ´ olarak Allah´a dua etmeye baslarlar: «Andolsun eger bundan bizi kurtaracak olursan, muhakkak sana sukredenlerden olacagız.»

[23] Ama (Allah) onları kurtarınca, onlar hemen haksız yere, yeryuzunde taskınlıga koyulurlar. Ey insanlar, sizin taskınlıgınız, ancak kendi nefisleriniz aleyhinedir; (bu) dunya hayatının gecici metaıdır. Sonra sizin donusunuz bizedir, biz de yapmakta olduklarınızı size haber verecegiz

[24] Dunya hayatının ornegi, ancak gokten indirdigimiz, onunla insanların ve hayvanların yedigi yeryuzunun bitkisi karısmıs olan bir su gibidir. Oyleki yer, guzelligini takınıp suslendigi ve ahalisi de gercekten ona guc yetirdiklerini sanmıslarken (iste tam bu sırada) gece veya gunduz ona emrimiz gelmistir de, dun sanki hic bir zenginligi yokmus gibi, onu kokunden bicilip atılmıs bir durumda kılmısız. Dusunen bir topluluk icin biz ayetleri boyle birer birer acıklarız

[25] Allah barıs yurduna cagırır ve kimi dilerse dosdogru yola yoneltip iletir

[26] Guzellik yapanlara daha guzeli ve fazlası vardır. Onların yuzlerini ne bir karartı sarar, ne bir zillet, iste onlar cennetin halkıdırlar; onda ebedi olarak kalacaklardır

[27] Kotulukler kazanmıs olanlar ise; her bir kotulugun karsılıgı, kendi misliyledir. Bunları bir zillet sarıp kaplar. Onları Allah´tan (kurtaracak) hic bir koruyucu da yok. Onların yuzleri, sanki bir karanlık gecenin parcalarına burunmus gibidir. Iste bunlar atesin halkıdırlar; onda ebedi olarak kalacaklardır

[28] O gun, onların tumunu bir arada toplayacagız, sonra sirk katanlara: «Yerinizden ayrılmayınız; siz de, sirk kostuklarınız da» diyecegiz. Artık onların arasını acmısızdır. Sirk kostukları derler ki: «Siz bize ibadet ediyor degildiniz.»

[29] «Bizim ile sizin aranızda sahid olarak Allah yeter. Gercekten biz, sizin ibadetinizden habersizlerdik.»

[30] Iste orada, her nefis onceden yaptıklarıyla imtihana cekilmis olacak ve onlar asıl, gercek mevlaları olan Allah´a dondurulecekler. Yalan yere uydurdukları da, kendilerinden kaybolup uzaklasacaklar

[31] De ki: «Goklerden ve yerden sizlere rızık veren kimdir? Kulaklara ve gozlere malik olan kimdir? Diriyi oluden cıkaran ve oluyu diriden cıkaran kimdir? Ve isleri evirip ceviren kimdir? Onlar: «Allah» diyeceklerdir. Oyleyse de ki: «Peki, siz yine de korkup sakınmayacak mısınız?»

[32] Iste bu, sizin gercek Rabbiniz olan Allah´tır. Oyleyse haktan sonra sapıklıktan baska ne var? Peki, nasıl hala cevriliyorsunuz

[33] Boylece Rabbinin sozu o fıska sapanlar uzerinde (soyle) gerceklesmistir ki: «Onlar gercekten iman etmezler.»

[34] De ki: «Sizin sirk kostuklarınızdan ilk kez yaratacak, sonra onu iade edecek olan var mı?» De ki: «Allah yaratmayı (ilkin) baslatır, sonra onu iade eder. Oyleyse nasıl cevriliyorsunuz?»

[35] De ki: «Sizin sirk kostuklarınızdan hakka ulastırabilecek var mıdır?» De ki: «Hakka ulastıracak Allah´tır. Oyleyse, hakka ulastıran mı uyulmaya daha hak sahibidir, yoksa dogru yola ulastırılmadıkca kendisi hidayete ulasmayan mı? Ne oluyor size? Nasıl hukmediyorsunuz?»

[36] Onların cogunlugu zandan baskasına uymaz. Gercekten zan ise, haktan hic bir seyi saglayamaz. Suphesiz Allah, onların islemekte olduklarını bilendir

[37] Bu Kur´an, Allah´tandır, baskası tarafından yalan olarak uydurulmus degildir. Ancak o, onundekileri dogrulayan ve kitabı ayrıntılı olarak acıklayandır. Bunda hic suphe yoktur, alemlerin Rabbindendir

[38] Yoksa: «Bunu kendisi yalan olarak uydurdu» mu diyorlar? De ki: «Bunun benzeri olan bir sure getirin ve eger gercekten dogru sozluler iseniz. Allah´tan baska cagırabildiklerinizi cagırın.»

[39] Hayır, onlar ilmini kusatamadıkları ve kendilerine de henuz yorumu gelmemis bir seyi yalanladılar. Onlardan oncekiler de boyle yalanlamıslardı. Zulme sapanların nasıl bir sonuca ugradıklarına bir bak

[40] Onlardan ona inananlar vardır ve onlardan ona inanmayanlar da vardır. Rabbin fesad cıkaranları daha iyi bilir

[41] Eger seni yalanlarlarsa, onlara de ki: «Benim yaptıklarım benim, sizin de yaptıklarınız sizindir. Siz benim yaptıklarımdan uzaksınız ve ben de sizin yaptıklarınızdan uzagım.»

[42] Onlardan seni dinleyecekler vardır. Ama hic duymayan, sagırlara -ustelik hic akılları ermiyorsa- sen mi duyuracaksın

[43] Ve onlardan sana bakacak olanlar vardır. Ama kor olanları -ustelik basiretleri de yoksa- sen mi dogru yola ulastıracaksın

[44] Suphesiz Allah, insanlara hic bir seyle zulmetmez. Ancak insanlar, kendilerine kendileri zulmediyorlar

[45] Gunduzun bir saatinden baska sanki hic omur surmemisler gibi onları bir arada toplayacagı gun, onlar birbirlerini tanımıs olacaklar. Allah´a kavusmayı yalanlayanlar gercekten husrana ugramıslardır. Onlar hidayete ermis de degildi

[46] Onlara vaadettigimiz (azabın) bir kısmını sana gosteririz veya senin hayatına son veririz (de gormen ahirete kalır.) Onların donusleri bizedir, sonra Allah islemekte olduklarına sahiddir

[47] Her ummetin bir peygamberi vardır. Onlara peygamberleri geldigi zaman, aralarında adaletle hukum verilir ve onlar zulme ugratılmazlar

[48] Derler ki: «Eger dogru sozluler iseniz, bu belirttiginiz sure (va´d) ne zamanmıs?»

[49] De ki: «Allah´ın dilemesi dısında, kendim icin zarardan ve yarardan (hic bir seye) malik degilim, her sey Allah´ın iradesine baglıdır, Her ummetin bir eceli vardır. Onların ecelleri gelince, artık ne bir saat ertelenebilirler, ne de one alınabilirler.»

[50] De ki: «Dusundunuz mu hic, eger O´nun azabı size gece veya gunduz geliverirse, suclu gunahkar olanlar, bunu ne diye erkene almak istiyorlar?»

[51] Gerceklestikten sonra mı O´na iman edeceksiniz? Hemen simdi mi? Oysa siz, onun erkence gelmesini istiyordunuz

[52] Sonra o zulmetmekte olanlara: «Surekli azabı tadın» denilecek. Kazanmakta olduklarınız dısında, bir baska seyle mi cezalandırılacaktınız?»

[53] «Bu bir gercek mi?» diye senden haber soracaklar. De ki: «Evet, Rabbime andolsun ki, suphesiz gercektir ve sizler aciz bırakacak olanlar da degilsiniz.»

[54] Zulmeden her nefis, yeryuzundekilerin tumune sahip olsa bunu (azaba karsılık) mutlaka fidye olarak verirdi. Onlar azabı gorunce pismanlıklarını gizlerler, oysa onlar haksızlıga ugratılmadan aralarında adaletle hukmedilmistir

[55] Haberin olsun; goktekilerin ve yerdekilerin tumu gercekten Allah´ındır. Haberin olsun; suphesiz Allah´ın va´di haktır; ancak onların cogu bilmezler

[56] O, diriltir ve oldurur. Ve O´na donduruleceksiniz

[57] Ey insanlar, Rabbinizden size bir ogut, sinelerde olana bir sifa ve mu´minler icin bir hidayet ve rahmet geldi

[58] De ki: «Allah´ın bol ihsanıyla (fazlıyla) ve rahmetiyle, yalnız bunlarla sevinsinler. Bu, onların toplayıp yıgmakta olduklarından hayırlıdır.»

[59] De ki: «Allah´ın sizin icin indirdigi sizin bir kısmını haram ve helal kıldıgınız rızıktan, haber var mı? Soyler misiniz?» De ki: «Allah mı size izin verdi, yoksa Allah hakkında yalan uydurup iftira mı ediyorsunuz?»

[60] Allah hakkında yalan uydurup iftira edenlerin kıyamet gunu zanları nedir? Suphesiz Allah, insanlara karsı buyuk ihsan (fazl) sahibidir, ancak onların cogu sukretmezler

[61] Senin icinde oldugun herhangi bir durum, onun hakkında Kur´an´dan okudugun herhangi bir sey ve sizin islediginiz herhangi bir is yoktur ki, ona (iyice) daldıgınızda, biz sizin uzerinizde sahidler durmus olmayalım. Yerde ve gokte zerre agırlıgınca hic bir sey Rabbinden uzakta (saklı) kalmaz. Bunun daha kucugu de, daha buyugu de yoktur ki, apacık bir kitapta (kayıtlı) olmasın

[62] Haberiniz olsun; Allah´ın velileri, onlar icin korku yoktur, onlar mahzun olacak degildirler

[63] Onlar iman edenler ve (Allah´tan) korkup sakınanlardır

[64] Mujde, dunya hayatında ve ahirette onlarındır. Allah´ın sozleri icin degisiklik yoktur. Iste buyuk ´kurtulus ve mutluluk´ budur

[65] Onların sozleri seni uzmesin. Suphesiz ´izzet ve gucun´ tumu Allah´ındır. O, isitendir, bilendir

[66] Haberiniz olsun; suphesiz goklerde kim var, yerde kim var tumu Allah´ındır. Allah´tan baskasına tapanlar bile, sirk kostukları varlıklara ve guclere (gercekte) uymazlar. Onlar yalnızca bir zanna uyarlar ve onlar ancak ´zan ve tahminde bulunarak yalan soylemektedirler.´

[67] O, dinlenmeniz icin geceyi, gunduzu de aydınlatıcı (mubsir) olarak sizin icin yaratmıstır. Suphesiz isitebilen bir topluluk icin bunda gercekten ayetler vardır

[68] «Allah, cocuk edindi» dediler. O, (bundan) yucedir; O, hic bir seye ihtiyacı olmayandır. Goklerde ve yerde ne varsa O´nundur. Kendinizde buna iliskin ispatlayıcı bir delil de yoktur. Allah´a karsı bilmeyeceginiz bir seyi mi soyluyorsunuz

[69] De ki: «Allah hakkında yalan uydurup iftira edenler, kurtulusa ermezler.»

[70] (Onlar icin) Dunyada gecici bir meta (vardır). Sonra donusleri bizedir; sonra da kufre sapısları dolayısıyla onlara siddetli azabı taddıracagız

[71] Onlara Nuh´un haberini oku. Hani kavmine demisti ki: «Ey kavmim, benim makamım ve Allah´ın ayetleriyle hatırlatmalarım eger size agır geliyorsa ben, suphesiz Allah´a tevekkul etmisim. Artık siz ortaklarınızla toplanıp yapacagınız isi karara baglayın da isiniz ortulu kalmasın (veya tasa konusu olmasın), sonra hakkımdaki hukmunuzu -bana sure tanımaksızın- verin

[72] Eger yuz cevirecek olursanız, ben sizden bir karsılık istemedim. Benim ecrim, yalnızca Allah´a aittir. Ve ben, muslumanlardan olmakla emrolundum

[73] Fakat onu yalanladılar; biz de Onu ve gemide Onunla birlikte olanları kurtardık ve onları halifeler kıldık. Ayetlerimizi yalanlayanları da suda bogduk. Uyarılıp korkutulanların nasıl bir sonuca ugratıldıklarına bir bak

[74] Sonra onun ardından kendi kavimlerine (baska) peygamberler gonderdik; onlara apacık belgeler getirmislerdi. Ama daha once onu yalanlamaları nedeniyle inanmadılar. Iste biz, haddi asanların kalblerini boyle damgalarız

[75] Sonra bunların ardından Firavun´a ve onun onde gelen cevresine Musa´yı ve Harun´u ayetlerimizle gonderdik. Fakat onlar buyuklendiler. Onlar suclu, gunahkar bir kavimdi

[76] Onlara katımızdan hak geldigi zaman, dediler ki: «Bu, kuskusuz apacık bir buyudur.»

[77] Musa: «Size hak geldiginde (boyle) mi soylersiniz? Bu bir buyu mudur? Oysa buyuculer, kurtulusa ermezler» dedi

[78] Onlar: «Siz ikiniz, bizi atalarımızı uzerinde buldugumuz (yol) dan cevirmek ve yeryuzunde buyukluk sizin olsun diye mi bize geldiniz? Biz, sizin ikinize inanacak degiliz» dediler

[79] Firavun: «Bana butun bilgin buyuculeri getirin» dedi

[80] Buyuculer geldiginde Musa onlara: «Atacak olacagınız seyleri atın» dedi

[81] Onlar atınca, Musa dedi ki: «Sizlerin (ortaya) getirdiginiz buyudur. Dogrusu Allah onu gecersiz kılacaktır. Suphesiz Allah, bozgunculuk cıkaranların isini duzeltmez.»

[82] Allah, suclu gunahkarlar istemese de, hakkı (hak olarak) kendi kelimeleriyle gerceklestirecektir

[83] Sonunda Musa´ya kendi kavminin bir zurriyetinden (genclerinden) baska -Firavun ve onde gelen cevresinin kendilerini belalara carptırmaları korkusuyla- iman eden olmadı. Cunku Firavun, gercekten yeryuzunde buyuklenen bir zorba ve gercekten olcuyu tasıranlardandı

[84] Musa dedi ki: «Ey kavmim, eger siz Allah´a iman etmisseniz (ve) musluman olmussanız artık yalnızca O´na tevekkul edin.»

[85] Onlar dediler ki: «Biz Allah´a tevekkul ettik; Rabbimiz, bizi zulme sapan bir kavim icin bir fitne (konusu) kılma.»

[86] «Ve bizi, kafirler toplulugundan rahmetinle kurtar.»

[87] Musa ve kardesine (soyle) vahyettik: «Mısır´da kavminiz icin evler hazırlayın, evlerinizi namaz kılınan (ve kıbleye donuk) yerler yapın ve namazı dosdogru kılın. Mu´minleri de mujdele.»

[88] Musa dedi ki: «Rabbimiz, suphesiz Sen, Firavun´a ve onde gelen cevresine dunya hayatında bir cekicilik (guc, ihtisam) ve mallar verdin. Rabbimiz, Senin yolundan saptırmaları icin (mi?) Rabbimiz, mallarını yerin dibine gecir ve onların kalblerinin uzerini siddetle bagla; onlar, acıklı azabı gorecekleri zamana kadar iman etmeyecekler.»

[89] (Allah) Dedi ki: «Ikinizin duası kabul olundu. Oyleyse dosdogru yolda devam edin ve bilgisizlerin yoluna uymayın.»

[90] Biz, Israilogullarını denizden gecirdik; Firavun ve askerleri azgınlıkla ve dusmanlıkla peslerine dustu. Sular onu bogacak duzeye erisince (Firavun) : «Israilogullarının kendisine inandıgı (ilahtan) baska ilah olmadıgına inandım ve ben de muslumanlardanım» dedi

[91] Simdi, oyle mi? Oysa sen onceleri isyan etmistin ve fesat cıkaranlardandın

[92] Bugun ise, senden sonrakilere bir ayet (tarihi bir belge, ibret) olman icin seni yalnızca bedeninle kurtaracagız (herkese cesedini gosterecegiz) . Gercekten insanlardan cogu, bizim ayetlerimizden habersizdirler

[93] Andolsun, biz Israilogullarını, hoslarına gidecek guzel bir yerde yerlestirdik ve temiz seylerden kendilerine rızık verdik. Kendilerine ilim gelinceye kadar anlasmazlıga dusmediler. Suphesiz Rabbin, aralarında, anlasmazlıga dustukleri sey konusunda kıyamet gunu hukum verecektir

[94] Sana indirdigimizden eger kuskudaysan, senden once kitabı okuyanlara sor. Andolsun, Rabbinden sana gercek gelmistir, su halde kuskuya kapılanlardan olma

[95] Ve Allah´ın ayetlerini yalan sayanlardan olma; yoksa husrana ugrayanlardan olursun

[96] Gercek su ki, Rabbinin kelimesi uzerlerinde hak olanlar, onlar inanmazlar

[97] Onlara her ayet getirilse bile.. Acıklı azabı gorunceye kadar

[98] Ama (azab geldigi sırada) iman edip imanı kendisine yarar saglamıs -Yunus kavminin dısında- bir ulke olsaydı ya! Onlar iman ettikleri zaman dunya hayatında onlardan asagılatıcı azabı kaldırdık ve onları belli bir zamana kadar yararlandırdık

[99] Eger Rabbin dileseydi, yeryuzundekilerin tumu, topluca iman ederdi. Oyleyse, onlar mu´min oluncaya kadar insanları sen mi zorlayacaksın

[100] Allah´ın izni olmaksızın, hic kimse icin iman etme (imkanı) yoktur. O, akıl erdiremeyenlerin uzerine igrenc bir pislik kılar

[101] De ki: «Goklerde ve yerde ne var? bir bakıverin.» Iman etmeyen bir topluluga apacık ayetler ve uyarıp korkutmalar bir sey saglamaz

[102] Kendilerinden once gelip gecmislerin (baslarından gecen) gunlerin bir benzerlerinden baskasını mı bekliyorlar? De ki: «Bekleyedurun. Suphesiz ben de sizlerle birlikte bekleyenlerdenim.»

[103] Sonra biz, peygamberlerimizi ve iman edenleri boyle kurtarırız; mu´minleri kurtarmamız da bizim uzerimizde bir haktır

[104] De ki: «Ey insanlar, eger benim dinimden yana bir kusku icindeyseniz, ben, sizin Allah´tan baska ibadet ettiklerinize ibadet etmiyorum, ancak ben,sizin hayatınıza son verecek olan Allah´a ibadet ederim. Ben, mu´minlerden olmakla emrolundum;»

[105] Ve: «Bir muvahhid (hanif) olarak yuzunu dine dogru yonelt ve sakın musriklerden olma.»

[106] «Sana yararı da, zararı da olmayan Allah´tan baskalarına tapma. Eger sen (bu emirlerin tersini) yapacak olursan, bu durumda muhakkak sen zulme sapanlardan olursun» (diye de emrolundum)

[107] Allah sana bir zarar dokunduracak olursa, O´ndan baska bunu senden kaldıracak yoktur. Ve eger sana bir hayır isterse, O´nun bol fazlını geri cevirecek de yoktur. Kullarından diledigine bundan isabet ettir. O, bagıslayandır, esirgeyendir

[108] De ki: «Ey insanlar, suphesiz size Rabbinizden hak gelmistir. Kim hidayete ulasırsa, o, ancak kendi nefsi icin hidayete ulasmıstır. Kim de saparsa, o da, kendi aleyhine sapmıstır. Ben sizin uzerinizde bir vekil degilim.»

[109] Sana vahyolunana uy ve Allah hukmunu verinceye kadar sabret. O, hukmedenlerin en hayırlısıdır

Hûd

Surah 11

[1] Elif, Lam, Ra, (Bu,) Ayetleri saglamlastırılmıs, sonra hukum ve hikmet sahibi olan ve her seyden haberdar bulunan (Allah) tarafından birer birer (bolum bolum) acıklanmıs bir Kitap ´tır (ki)

[2] Oyle ki, Allah´tan baskasına ibadet etmeyin. Gercekten ben, sizi onun tarafından uyarıp korkutan ve mujdeleyenim

[3] Ve Rabbinizden bagıslanma dileyin; sonra O´na tevbe edin. O da sizi, adı konulmus bir vakte kadar guzel bir meta ile metalandırsın ve her ihsan sahibine kendi ihsanını versin. Eger yuz cevirirseniz gercekten ben, sizin icin buyuk bir gunun azabından korkarım

[4] Sizin donusunuz Allah´adır. O, her seye guc yetirendir

[5] Haberiniz olsun; gercekten onlar, ondan gizlenmek icin goguslerini buker (Hak´tan kacınıp yan cizer) ler. (Yine) Haberiniz olsun; onlar, ortulerine burundukleri zaman, O, gizli tuttuklarını da, acıga vurduklarını da bilmektedir. Cunku O, sinelerin ozunde saklı duranı bilendir

[6] Yeryuzunde hic bir canlı yoktur ki, rızkı Allah´a ait olmasın. Onun karar (yerlesik) yerini de ve gecici bulundugu yeri de bilir. (Bunların) Tumu apacık bir kitaptadır

[7] O´nun arsı su uzerinde iken amel bakımından hanginizin daha iyi oldugunu denemek icin gokleri ve yeri altı gunde yaratan O´dur. Andolsun onlara: «Gercekten siz, olumden sonra yine diriltileceksiniz» dersen, kufre sapanlar mutlaka: «Bu, acıkca bir buyudur baskası degildir» derler

[8] Andolsun, onlardan azabı sayılı bir topluluga (veya belirli bir sureye) kadar ertelersek, mutlaka: «Onu akılkoyan nedir?» derler. Haberiniz olsun; onlara bunun gelecegi gun, onlardan geri cevrilecek degildir ve alaya almakta oldukları sey de kendilerini cepecevre kusatacaktır

[9] Andolsun, biz insana tarafımızdan bir rahmet tattırıp sonra bunu kendisinden cekip alsak, kuskusuz o, (artık) umudunu kesmis bir nankordur

[10] Ve andolsun, kendisine dokunan bir sıkıntıdan sonra, ona bir nimet taddırırsak, kuskusuz: «Kotulukler benden gidiverdi» der. Cunku o, sımarıktır, boburlenendir

[11] Sabredenler ve salih amellerde bulunanlar baska. Iste, bagıslanma ve buyuk ecir bunlarındır

[12] Simdi onların: «Ona bir hazine indirilmeli veya onunla birlikte bir melek gelmeli degil miydi?» demeleri dolayısıyla gogsun daralıp sana vahyolunanlardan bir kısımını mı terkedeceksin? Sen yalnızca bir uyarıp korkutucusun. Allah her seye vekildir

[13] Yoksa: «Onu kendisi uydurdu» mu diyorlar? De ki: «Haydi siz, yalan uzere uydurulmus olarak onun benzeri on sure getirin ve eger dogru sozluler iseniz, Allah´tan baska cagırabildiklerinizi cagırın.»

[14] Eger buna ragmen size cevap vermezlerse, artık biliniz ki, o, gercekten Allah´ın ilmiyle indirilmistir ve O´ndan baska ilah yoktur. Oyleyse artık, siz musluman mısınız

[15] Kim dunya hayatını ve onun cekiciligini isterse, onlara yapıp ettiklerini onda tastamam oderiz ve onlar bunda hic bir eksiklige de ugratılmazlar

[16] Iste bunların, ahirette kendileri icin atesten baskası yoktur. Onların onda (dunyada) butun isledikleri bosa cıkmıstır ve yapmakta oldukları seyler de gecersiz olmustur

[17] Rabbinden apacık bir delil uzerinde bulunan, onu yine ondan bir sahid izleyen ve ondan once de bir onder ve rahmet olarak Musa´nın kitabı (kendisini dogrulamakta) bulunan kimse, (artık onlar) gibi midir? Iste onlar, buna (Kur´an´a) inanırlar. Gruplardan biri onu inkar ederse, ates ona vaadedilen yerdir. Oyleyse, bundan kuskuda olma, cunku o, Rabbinden olan bir haktır. Ancak insanların cogunlugu inanmazlar

[18] Allah hakkında yalan uydurup iftira edenden daha zalim kimdir? Iste bunlar, Rablerine sunulacaklar ve sahidler: «Rablerine karsı yalan soyleyenler bunlardır» diyecekler. Haberiniz olsun; Allah´ın laneti zalimlerin uzerinedir

[19] Bunlar, Allah´ın yolundan engelleyenler ve onda carpıklık arayanlardır. Onlar, ahireti de tanımayanlardır

[20] Bunlar, yeryuzunde (Allah´ı) aciz bırakacak degildir ve bunların Allah´tan baska velileri de yoktur. Azab onlar icin kat kat arttırılır. Bunlar (hakkı) isitmeye guc yetirmezlerdi ve gormezlerdi de

[21] Iste bunlar, kendilerini husrana ugratanlardır ve yalan olarak uydurmakta oldukları (duzme tanrılar da) onlardan uzaklasıp kaybolmuslardır

[22] Hic suphesiz bunlar, ahirette en cok husrana ugrayanlardır

[23] Iman edip salih amellerde bulunanlar ve ´Rablerine kalbleri tatmin bulmus olarak baglananlar´, iste bunlar da cennetin halkıdırlar. Onda temelli olarak kalacaklardır

[24] Bu iki grubun ornegi; kor ve sagır ile goren ve isiten gibidir. Ornekce bunlar esit olur mu? Yine de ogut alıp dusunmeyecek misiniz

[25] Andolsun, biz Nuh´u kavmine gonderdik. (Onlara:) «Ben sizin icin ancak apacık bir uyarıp korkutucuyum.»

[26] «Allah´tan baskasına kulluk etmeyin. Ben size (gelecek olan) acıklı bir gunun azabından korkmaktayım» (dedi)

[27] Kavminden, ileri gelen inkarcılar: «Biz seni yalnızca bizim gibi bir beserden baskası gormuyoruz; sana, sıg goruslu olan en asagılıklarımızdan baskasının uydugunu gormuyoruz ve sizin bize bir ustunlugunuzu de gormuyoruz. Aksine biz sizi yalancılar sanıyoruz» dedi

[28] Dedi ki: «Ey Kavmim, gorusunuz nedir soyleyin? Eger ben Rabbimden apacık bir belge uzerinde isem ve Rabbim bana kendi katından bir rahmet vermis de (bu), sizin gozlerinizden saklı tutulmussa? Siz bunu istemiyorken biz sizi buna zorlayacak mıyız

[29] «Ey kavmim, ben sizden buna karsılık bir mal istemiyorum. Benim ecrim, yalnızca Allah´a aittir. Ben iman edenleri kovacak degilim. Onlar gercekten Rablerine kavusacaklar. Ancak ben sizi, cahillik etmekte olan bir kavim goruyorum

[30] «Ey kavmim, ben onları kovarsam, Allah´tan (gelecek azaba karsı) bana kim yardım edecek? Hic dusunmez misiniz?»

[31] «Ben size Allah´ın hazineleri yanımdadır demiyorum, gaybı da bilmiyorum. Melek oldugumu soylemiyorum ve gozlerinizin asagılık gorduklerine, Allah kesin olarak onlara bir hayır vermez de demiyorum. Nefislerinde olanı Allah daha iyi bilir. Bu durumda (bunun aksini yaparsam) gercekten o zaman zalimlerdenim (demek) dir.»

[32] Dediler ki: «Ey Nuh, bizimle cekisip durdun, bu cekismede ileri de gittin. Eger dogru soyluyorsan bize vaadettigini getir (gorelim.)»

[33] Dedi ki: «Eger dilerse, onu size Allah getirir ve siz (O´nu) aciz bırakacak degilsiniz.»

[34] «Eger Allah sizi azdırmayı dilemisse, ben size ogut vermek istesem de, ogudumun size yararı olmaz. O sizin Rabbinizdir ve O´na donduruleceksiniz.»

[35] Onlar: «Bunu kendisi uydurdu» mu diyorlar? De ki: «Eger onu ben uydurduysam, gunahım bana aittir. Ama ben, sizlerin suc olarak islemekte olduklarınızdan uzagım.»

[36] Nuh´a vahyedildi: «Gercekten iman edenlerin dısında, kesin olarak kimse inanmayacak. Su halde onların islemekte olduklarından dolayı uzulme.»

[37] «Bizim gozetimimiz altında ve vahyimizle gemiyi imal et. Zulme sapanlar konusunda da bana hitapta bulunma. Cunku onlar suda bogulacaklardır.»

[38] Gemiyi yapmaktaydı. Kavminin ileri gelenleri kendisine her ugradıgında onunla alay ediyordu. O: «Eger bizimle alay ederseniz, alay ettiginiz gibi biz de sizlerle alay edecegiz» dedi

[39] «Artık siz, ilerde bileceksiniz. Asagılatıcı azab kime gelecek ve surekli azab kimin ustune cokecek.»

[40] Sonunda emrimiz geldiginde ve tandır feveran ettigi zaman, dedik ki: «Her birinden ikiser cift (hayvan) ile aleyhlerinde soz gecmis olanlar dısında, aileni ve iman edenleri ona yukle.» Zaten onunla birlikte cok azından baskası iman etmemisti

[41] Dedi ki: «Ona binin. Onun yuzmesi de, demir atması (durması) da Allah´ın adıyladır. Suphe yok, benim Rabbim bagıslayandır, esirgeyendir.»

[42] (Gemi) Onlarla daglar gibi dalga(lar) icinde yuzmekteyken Nuh, bir kenara cekilmis olan ogluna seslendi: «Ey oglum, bizimle birlikte bin ve kafirlerle birlikte olma.»

[43] (Oglu) Dedi ki: «Ben bir daga sıgınacagım, o beni sudan korur.» Dedi ki: «Bugun Allah´ın emrinden, esirgeyen olan (Allah) dan baska bir koruyucu yoktur.» Ve ikisinin arasına dalga girdi, boylece o da bogulanlardan oldu

[44] Denildi ki: «Ey yer, suyunu yut ve ey gok, sen de tut.» Su cekildi, is bitiriliverdi, (gemi de) Cudi (dagı) ustunde durdu ve zalimler topluluguna da: «Uzak olsunlar» denildi

[45] Nuh, Rabbine seslendi. Dedi ki: «Rabbim, suphesiz benim oglum ailemdendir ve senin va´din de dogrusu haktır. Sen hakimlerin hakimisin.»

[46] Dedi ki: «Ey Nuh, kesinlikle o senin ailenden degildir. Cunku o, salih olmayan bir is (yapmıstır) . Oyleyse hakkında bilgin olmayan seyi benden isteme. Gercekten ben, cahillerden olmayasın diye sana ogut veriyorum.»

[47] Dedi ki: «Rabbim, bilgim olmayan seyi Senden istemekten Sana sıgınırım. Ve eger beni bagıslamaz ve beni esirgemezsen, husrana ugrayanlardan olurum.»

[48] «Ey Nuh» denildi. «Sana ve seninle birlikte olan ummetler uzerine bizden selam ve bereketlerle (gemiden) in. (Sizden tureyecek diger kafir) Ummetleri de yararlandıracagız, sonra onlara bizden acıklı bir azab dokunacaktır.»

[49] Bunlar: Sana vahyettigimiz gayb haberlerindendir. Bunları sen ve kavmin bundan once bilmiyordun. Su halde sabret. Suphesiz (guzel olan) sonuc takva sahiplerinindir

[50] Ad (halkına da) kardesleri Hud´u (gonderdik) . Dedi ki: «Ey kavmim, Allah´a ibadet edin, sizin O´ndan baska ilahınız yoktur. Siz yalan olarak (tanrılar) duzenlerden baskası degilsiniz

[51] Ey kavmim, ben bunun karsılıgında sizden hic bir ucret istemiyorum. Benim ucretim, beni yaratandan baskasına ait degildir. Akıl erdirmeyecek misiniz

[52] Ey kavmim, Rabbinizden bagıslanma dileyin, sonra O´na tevbe edin. Ustunuze gokten saganak (yagmurlar, bol nimetler) yagdırsın ve gucunuze guc katsın. Suclu gunahkarlar olarak yuz cevirmeyin.»

[53] «Ey Hud» dediler. «Sen bize apacık bir belge (mucize) ile gelmis degilsin ve biz de senin sozunle ilahlarımızı terketmeyiz. Sana iman edecek de degiliz.»

[54] «Biz: ´Bazı ilahlarımız seni cok kotu carpmıstır´ (demekten) baska bir sey soylemeyiz.» Dedi ki: «Allah´ı sahid tutarım, siz de sahidler olun ki, gercekten ben, sizin sirk katmakta olduklarınızdan uzagım;»

[55] «O´nun dısındaki (tanrılardan). Artık siz bana, toplu olarak dilediginiz tuzagı kurun, sonra bana sure de tanımayın.»

[56] «Ben gercekten, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah´a tevekkul ettim. O´nun, alnından yakalayıp denetlemedigi hic bir canlı yoktur. Muhakkak benim Rabbim, dosdogru bir yol uzerindedir (dosdogru yolda olanı korumaktadır.)»

[57] «Buna ragmen yuz cevirirsiniz, artık size kendisiyle gonderildigim seyi teblig ettim. Rabbim de sizden baska bir kavmi yerinize gecirir. Siz O´na hic bir seyle zarar veremezsiniz. Dogrusu benim Rabbim, her seyi gozetleyip koruyandır.»

[58] Emrimiz geldigi zaman, tarafımızdan bir rahmet ile Hud´u ve onunla birlikte iman edenleri kurtardık. Onları siddetli, agır bir azabtan kurtardık

[59] Iste Ad (halkı): Rablerinin ayetlerini tanımayıp reddettiler. O´nun peygamberlerine isyan ettiler ve her inatcı zorbanın emri ardınca yuruduler

[60] Ve bu dunyada da, kıyamet gununde de lanete tabi tutuldular. Haberiniz olsun; gercekten Ad (halkı), Rablerine (karsı) kufrettiler. Haberiniz olsun; Hud kavmi Ad´a (Allah´ın rahmetinden) uzaklık (verildi)

[61] Semud (halkına da) kardesleri Salih´i (gonderdik). Dedi ki: «Ey kavmim, Allah´a ibadet edin, sizin O´ndan baska ilahınız yoktur. O sizi yerden (topraktan) yarattı ve onda sizi omur gecirenler kıldı. Oyleyse O´ndan bagıslanma dileyin, sonra O´na tevbe edin. Suphesiz benim Rabbim, yakın olandır, (duaları) kabul edendir.»

[62] Dediler ki: «Ey Salih, bundan once sen icimizde kendisinden (iyilikler ve yararlılıklar) umulan biriydin. Atalarımızın taptıgı seylere tapmamızdan sen bizi engelleyecek misin? Dogrusu biz, senin bizi davet ettigin seyden kusku verici bir tereddut icindeyiz.»

[63] Dedi ki: «Ey kavmim, gorusunuz nedir soyler misiniz? Eger ben Rabbimden apacık bir belge uzerindeysem ve bana tarafından bir rahmet vermisse, bu durumda da O´na isyan edecek olursam Allah´a karsı bana kim yardım edecektir? Su halde kaybımı arttırmaktan baska bana (hic bir yarar) saglamayacaksınız.»

[64] «Ey kavmim, size iste bir ayet olarak Allah´ın devesi; onu serbest bırakın, Allah´ın arzında yesin. Ona kotuluk (vermek niyetiy) le dokunmayın. Yoksa sizi yakın bir azab sarıverir.»

[65] Fakat onu oldurduler. (Salih) Dedi ki: «Yurdunuzda uc gun daha yararlanın. Bu, yalanlanmayacak bir vaaddir.»

[66] Emrimiz geldigi zaman, tarafımızdan bir rahmetle Salih´i ve onunla birlikte iman edenleri o gunun asagılatıcı azabından kurtardık. Dogrusu senin Rabbin, guclu olandır, aziz olandır

[67] O zulme sapanları dayanılmaz bir ses sarıverdi de kendi yurtlarında dizustu cokmus olarak sabahladılar

[68] Sanki orda hic refah icinde yasamamıslar gibi. Haberiniz olsun; Semud (halkı) gercekten Rablerine (karsı) kufretmislerdi. Haberiniz olsun; Semud (halkına Allah´ın rahmetinden) uzaklık (verildi)

[69] Andolsun, elcilerimiz Ibrahim´e mujde ile geldikleri zaman: «Selam» dediler. O da: «Selam» dedi (ve) hemen gecikmeden kızartılmıs bir buzagı getirdi

[70] Ellerinin ona uzanmadıgını gorunce (Ibrahim durumdan) hoslanmadı ve icine bir tur korku dustu. Dediler ki: «Korkma. Biz Lut kavmine gonderildik.»

[71] Karısı da ayaktaydı, bunun uzerine guldu. Biz de ona Ishak´ı, Ishak´ın arkasından da Yakub´u mujdeledik

[72] «Vay bana» dedi (kadın) . «Ben kocamıs bir kadın iken ve su kocam da bir ihtiyar iken doguracak mıyım? Gercekten bu, sasırtıcı bir sey!..»

[73] Dediler ki: «Allah´ın emrine mi sasırıyorsun? Allah´ın rahmeti ve bereketleri sizin uzerinizdedir, ey ev halkı suphesiz O, ovulmeye layık olandır, Mecid´tir.»

[74] Ibrahim´den korku gittigi ve ona mujde geldigi zaman, Lut kavmi konusunda bizimle cekisip tartısmalara giriyor(du)

[75] Dogrusu Ibrahim, yumusak huylu, duygulu ve gonulden (Allah´a) yonelen biriydi

[76] «Ey Ibrahim, bundan vazgec. Cunku gercek su ki, Rabbinin emri gelmistir ve gercekten onlara geri cevrilmeyecek bir azab gelmistir.»

[77] Elcilerimiz Lut´a geldigi zaman, onlardan dolayı kaygılandı, gogsunu bir sıkıntı bastı ve: «Bu, zorlu bir gun» dedi

[78] Kavmi ona dogru kosarak geldi; onlar daha onceden kotulukler islemekteydiler. «Ey kavmim» dedi. «Iste benim kızlarım, bunlar sizler icin daha temizdir. Artık Allah´tan korkun ve beni misafirim onunde kucuk dusurmeyin. Icinizde hic aklı basında olan (resid) bir adam da yok mu?»

[79] Dediler ki: «Andolsun, senin kızlarında bizim haktan bir seyimiz (ilgimiz ve arzumuz) olmadıgını sen de bilmissindir. Bizim ne istemekte oldugumuzu gercekte sen biliyorsun.»

[80] Dedi ki: «Size yetecek gucum olsaydı veya saglam bir yere sıgınabilseydim.»

[81] (Elciler) Dediler ki: «Ey Lut, biz Rabbinin elcileriyiz. Onlar sana kesin olarak ulasamazlar. Gecenin bir parcasında ailenle birlikte yuru (yola cık) . Sakın, hic biriniz donup arkasına bakmasın; fakat senin karın baska. Cunku onlara isabet edecek olan ona da isabet edecektir. Onlara va´dolunan (azab) sabah vaktidir. Sabah da yakın degil mi

[82] Boylece emrimiz geldigi zaman, ustunu altına cevirdik ve uzerlerine balcıktan pisirilmis, istif edilmis taslar yagdırdık

[83] Rabbinin katında ´belli bir bicime sokulmus, damgalanmıs´ olarak. Bunlar zalimlerden uzak degildir

[84] Medyen (halkına da) kardesleri Suayb´ı (gonderdik) . Dedi ki: «Ey kavmim, Allah´a ibadet edin, sizin O´ndan baska ilahınız yoktur. Olcuyu ve tartıyı eksik tutmayın; gercekten ben, sizi bir ´bolluk ve refah (hayır) ´ icinde goruyorum. Dogrusu ben, sizi cepecevre kusatacak olan bir gunun azabından korkuyorum.»

[85] «Ey kavmim, olcuyu ve tartıyı -adaleti gozeterek- tam tutun ve insanların esyasını degerden dusurup eksiltmeyin ve yeryuzunde bozguncular olarak karısıklık cıkarmayın.»

[86] «Eger mu´minseniz, Allah´ın bıraktıgı (helal islerden olan kazanc) sizin icin daha hayırlıdır. Ben, sizin uzerinizde bir gozetleyici degilim.»

[87] Dediler ki: «Ey Suayb, senin namazın mı atalarımızın taptıgı seyleri bırakmamızı ya da mallarımız konusunda diledigimiz gibi davranmaktan vaz gecmemizi emretmektedir. Cunku sen, gercekte yumusak huylu, aklı basında (resid bir adam) sın.»

[88] Dedi ki: «Ey kavmim gorusunuz nedir soyler misiniz? Ya ben Rabbimden apacık bir belge uzerinde isem ve O da beni kendisinden guzel bir rızık ile rızıklandırmıssa? Ben, size yasakladıgım seylere (kendim sahiplenmek suretiyle) size aykırı dusmek istemiyorum. Benim istedigim, gucum oranında yalnızca ıslah etmektir. Benim basarım ancak Allah iledir; O´na tevekkul ettim ve O´na icten yonelip donerim.»

[89] «Ey kavmim, bana karsı gelisiniz, sakın Nuh kavminin ya da Hud kavminin veya Salih kavminin baslarına gelenlerin bir benzerini size de isabet ettirmesin. Ustelik Lut kavmi size pek uzak degil.»

[90] «Rabbinizden bagıslanma dileyin, sonra O´na tevbe edin. Gercekten benim Rabbim, esirgeyendir, sevendir.»

[91] «Ey Suayb» dediler. «Senin soylediklerinin cogunu biz ´kavrayıp anlamıyoruz´. Dogrusu biz seni icimizde zayıf da goruyoruz. Eger yakın cevren olmasaydı, gercekten biz seni tasa tutar oldururduk. Sen bize karsı guclu ve ustun degilsin.»

[92] Dedi ki: «Ey kavmim, sizce benim yakın cevrem, Allah´tan daha mı ustundur ki, O´nu arkanızda unutuluvermis (onemsiz) bir sey edindiniz. Suphesiz benim Rabbim, yapmakta olduklarınızı sarıp kusatandır.»

[93] «Ey kavmim, butun yapabileceginizi yapın; kusku yok, ben de yapacagım. Kime asagılatıcı azab gelecek ve yalancı kimdir, yakında bileceksiniz. Siz gozetleyip durun, ben de sizlerle birlikte gozetleyecegim.»

[94] Emrimiz geldigi zaman, tarafımızdan bir rahmetle Suayb´ı ve onunla birlikte iman edenleri kurtardık; o zulme sapanları dayanılmaz bir ses sarıverdi de kendi yurtlarında dizustu cokmus olarak sabahladılar

[95] Sanki orada hic refah icinde yasamamıslar gibi, haberiniz olsun; Semud (halkına) nasıl bir uzaklık verildiyse Medyen (halkına da Allah´ın rahmetinden oyle) bir uzaklık (verildi)

[96] Andolsun, Musa´yı ayetlerimizle ve apacık olan ispatlayıcı bir delille gonderdik

[97] Firavun´a ve onun onde gelen cevresine. Onlar Firavun´un emrine uymuslardı. Oysa Firavun´un emri dogruya goturucu (irsad edici) degildi

[98] O, kıyamet gunu kavminin onderligine gecer, boylece onları atese goturmus olur. Sonunda vardıkları yer, ne kotu bir yerdir

[99] Onlar, burda da, kıyamet gununde de lanete tabi tutuldular. (Bu) Verilen bagıs, ne kotu bir bagıstır

[100] Bunlar, sana dogru haber (kıssa) olarak aktardıgımız (gecmisteki) kusakların haberleridir. Onlardan kimi ayakta kalmıs, (hala izleri var, kimi de) bicilmis ekin (gibi yerlebir edilmis, kalıntısı silinmis) dir

[101] Biz onlara zulmetmedik, ancak onlar kendi nefislerine zulmettiler. Boylece Rabbinin emri geldigi zaman, Allah´ı bırakıp da taptıkları ilahları, onlara hic bir sey saglayamadı, ´helak ve kayıplarını´ arttırmaktan baska bir ise yaramadı

[102] Onlar, zulum islemektelerken, ulkeleri (veya kusakları) yakaladıgı zaman, Rabbinin yakalayıvermesi iste boyledir. Gercekten O´nun yakalayıvermesi pek acıklı, pek siddetlidir

[103] Ahiret azabından korkan icin bunda kesin ayetler vardır. O, butun insanların kendisinde toplanacagı bir gundur ve o, gozlemlenebilen bir gundur

[104] Biz onu sayılı bir surenin (ecelin) dısında ertelemeyiz

[105] (Kıyametin) Gelecegi gunde, O´nun izni olmaksızın, hic kimse soz soyleyemez. Artık onlardan kimi ´bedbaht ve mutsuz´, (kimi de) mutlu ve bahtiyardır

[106] Mutsuz olanlar atestedirler, onlar icin orda (kahırla ve acıyla) nefes alıp vermeler vardır

[107] Onlar, Rabbinin dilemesi dısında gokler ve yer surup gittikce, orada temelli kalacaklardır. Cunku Rabbin, gercekten diledigini yapandır

[108] Mutlu olanlar da, artık onlar cennettedirler. Rabbinin dilemesi dısında gokler ve yer surup gittikce, orda temelli kalacaklardır. (Bu) kesintisi olmayan bir ihsandır

[109] Artık onların tapmakta oldukları seyler konusunda, sakın kuskuda olma. Daha onceleri, ataları nasıl tapıyor idiyseler, bunlar da ancak boyle tapıyorlar. Kuskusuz biz, onların paylarını eksiltmeksizin onlara odeyecek olanlarız

[110] Andolsun, Musa´ya kitabı verdik, onda anlasmazlıga dusuldu. Eger Rabbinden bir soz gecmis (verilmis) olmasaydı, mutlaka aralarında hukum verilmis olacaktı. Gercekten onlar, bundan (Kur´an´dan) yana kusku verici bir tereddut icindedirler

[111] Suphesiz Rabbin, onlardan tumune yapıp ettiklerini(n karsılıgını) onlara tastamam odeyecektir. Cunku O, yapıp ettiklerinden haberdar olandır

[112] Seninle birlikte tevbe edenlerle birlikte emrolundugun gibi dosdogru davran. Ve azıtmayın. Cunku O, yapmakta olduklarınızı gorendir

[113] Zulmedenlere egilim gostermeyin, yoksa size ates dokunur. Sizin Allah´tan baska velileriniz yoktur, sonra yardım da goremezsiniz

[114] Gunduzun iki tarafında ve gecenin (gunduze) yakın saatlerinde namazı kıl. Suphesiz iyilikler, kotulukleri giderir. Bu, ogut alanlara bir oguttur

[115] Ve sabret. Gercekten Allah, iyilik yapanların ecrini kaybetmez

[116] Sizden onceki kusaklardan onlardan kurtardıgımızdan pek azı dısında yeryuzunde bozgunculugu onleyecek fazilet sahibi kisiler bulunmalı degil miydi? Zulmedenler ise, icinde bulundukları refahın pesine dustuler. Onlar, suclu gunahkarlardı

[117] Halkı, ıslah eden kimseler iken, senin Rabbin o ulkeleri zulm ile helak edecek degildi

[118] Eger Rabbin dileseydi, insanları elbette tek bir ummet kılardı. Oysa, onlar, anlasmazlıgı surdurmektedirler

[119] Rabbinin rahmet ettikleri dısında onları bunun icin yarattı. Boylece Rabbinin (su) sozu tamamlanıp gerceklesmistir: «Andolsun, cehennemi cinlerden ve insanlardan, onların tumunden dolduracagım.»

[120] Sana peygamberlerin haberlerinden -kalbini kendisiyle saglamlastıracak- dogru haberler aktarıyoruz. Bunda da sana hak ve mu´minlere bir ogut ve uyarı gelmistir

[121] Iman etmeyenlere de ki: «Yapabileceginizi yapın; kuskusuz biz de yapacagız.»

[122] Ve gozleyip durun; gercekten biz de gozleyip durmaktayız.»

[123] Goklerin ve yerin gaybı Allah´ındır, butun isler O´na dondurulur; oyleyse O´na kulluk edin ve O´na tevekkul edin. Senin Rabbin yapmakta olduklarınızdan habersiz degildir

Yûsuf

Surah 12

[1] Elif, Lam, Ra. Bunlar, apacık Kitab´ın ayetleridir

[2] Gercekten biz, Arapca bir Kur´an olarak indirdik, Ona akıl erdirirsiniz diye

[3] Biz bu Kur´an´ı sana vahyetmemizle, en guzel kıssaları gercek bir haber (kıssa) olarak sana aktarmaktayız, oysa sen, daha once bundan haberi olmayanlardandın

[4] Hani Yusuf babasına: «Babacıgım, gercekten ben (ruyamda) onbir yıldız, gunesi ve ayı gordum; onları bana secde etmektelerken gordum» demisti

[5] (Babası) Demisti ki: «Oglum, ruyanı kardeslerine anlatma, yoksa onlar sana bir tuzak duzenlerler. Cunku seytan, insan icin apacık bir dusmandır.»

[6] «Boylece Rabbin seni seckin kılacak, sozlerin yorumundan (kaynaklanan bir bilgiyi) sana ogretecek ve daha once ataların Ibrahim ve Ishak´a (nimetini) tamamladıgı gibi senin ve Yakub ailesinin uzerindeki nimetini tamamlayacaktır. Hic suphe yok, senin Rabbin, bilendir, hukum ve hikmet sahibidir.»

[7] Andolsun, Yusuf ve kardeslerinde soranlar icin ayetler (ibretler) vardır

[8] Onlar soyle demisti: «Yusuf ve kardesi babamıza bizden daha sevgilidir; oysaki biz, birbirini pekistiren bir topluluguz. Gercekte babamız, acıkca bir saskınlık icindedir.»

[9] «Oldurun Yusuf´u veya onu bir yere atıp bırakın ki babanızın yuzu yalnızca size (donuk) kalsın. Ondan sonra da salih bir topluluk olursunuz.»

[10] Onlardan bir sozcu dedi ki: «Eger (mutlaka bir sey) yapacaksanız, oldurmeyin Yusuf´u, onu kuyunun derinliklerine bırakıverin de bir yolcu kafilesi onu alsın.»

[11] (Bu karara vardıktan sonra) «Ey Babamız,» dediler. «Sana ne oluyor, Yusuf´a karsı bize guvenmiyorsun? Oysa gercekte biz, onun iyiligini isteyenleriz;»

[12] «Sen onu yarın bizimle gonder, gonlunce gezsin, oynasın. Kuskusuz biz onu koruyup gozetiriz.»

[13] Dedi ki: «Sizin onu goturmeniz gercekten beni uzer ve siz ondan habersiz iken onu kurdun yemesinden korkuyorum.»

[14] Dediler ki: «Andolsun, biz, birbirini kollayan bir topluluk iken, kurt onu yerse, bu durumda suphesiz kayba ugrayan (aciz kimseler) oluruz.»

[15] Nitekim onu goturdukleri ve onu kuyunun derinliklerine atmaya topluca davrandıkları zaman, biz de ona (soyle) vahyettik: «Andolsun, sen onlara kendileri, farkında degilken bu yaptıklarını haber vereceksin.»

[16] Aksam ustu babalarına aglar vaziyette geldiler

[17] Dediler ki: «Ey Babamız, gercek su ki, biz gittik, yarısıyorduk. Yusuf´u da yiyeceklerimizin (veya esyamızın) yanında bırakmıstık. Fakat onu kurt yemis. Ama biz dogruyu soyleyenler olsak bile sen bize inanacak degilsin.»

[18] Ve uzerine yalandan kan (surulmus) olan gomlegini getirdiler. «Hayır» dedi. Nefsiniz, sizi yanıltıp (boyle) bir ise suruklemis, bundan sonra (bana dusen) guzel bir sabırdır. Sizin bu duzup uydurduklarınıza karsı (kendisinden) yardım istenecek olan Allah´tır.»

[19] Bir yolcu kafilesi geldi, sucularını (kuyuya su almak icin) gonderdiler. O da kovasını sarkıttı. «Hey, mujde.. Bu bir cocuk.» dedi. Ve onu (kuyudan cıkarıp) «ticaret konusu bir mal» olarak sakladılar. Oysa Allah, yapmakta olduklarını bilendi

[20] Onu ucuz bir fiyata, sayısı belli (birkac) dirheme sattılar. Onlar onu pek onemsemediler

[21] Onu satın alan bir Mısır´lı (aziz,) karısına: «Onun yerini ustun tut (ona guzel bak). Umulur ki bize bir yararı dokunur ya da onu evlat ediniriz.» dedi. Boylelikle biz, Yusuf´u yeryuzunde (Mısır´da) yerlesik kıldık. Ona sozlerin yorumundan (olan bir bilgiyi) ogrettik. Allah, emrinde galib olandır, ancak insanların cogu bilmezler

[22] Erginlik cagına erisince, kendisine hukum ve ilim verdik. Iste biz, iyilik yapanları boyle odullendiririz

[23] Onun evinde kalmakta oldugu kadın, ondan murad almak istedi ve kapıları sımsıkı kapatarak: «Isteklerim senin icindir, gelsene» dedi. Dedi ki: «Allah´a sıgınırım. Cunku o benim efendimdir, yerimi guzel tutmustur. Gercek su ki, zalimler kurtulusa ermez.»

[24] Andolsun kadın onu arzulamıstı, -eger Rabbinin (zinayı yasaklayan) kesin kanıt (burhan)ını gormeseydi- o da onu arzulamıstı. Boylelikle biz ondan kotulugu ve fuhsu geri cevirmek icin (ona delil gonderdik). Cunku o, muhlis kullarımızdandı

[25] Kapıya dogru ikisi de kostular. Kadın onun gomlegini arkadan cekip yırttı. (Tam) Kapının yanında kadının efendisiyle karsılastılar. Kadın dedi ki: «Ailene kotuluk isteyenin, zindana atılmaktan veya acıklı bir azabtan baska cezası ne olabilir?»

[26] (Yusuf) Dedi ki: «Onun kendisi benden murad almak istedi.» Kadının yakınlarından bir sahid sahitlik etti: «Eger onun gomlegi on taraftan yırtılmıssa bu durumda kadın dogruyu soylemistir, kendisi ise yalan soyleyenlerdendir

[27] Yok eger onun gomlegi arkadan cekilip yırtılmıssa, bu durumda kadın yalan soylemistir ve kendisi dogruyu soyleyenlerdendir

[28] Onun gomleginin arkadan cekilip yırtıldıgını gordugu zaman (kocası) : «Dogrusu bu, sizin duzeninizden (biri) dir. Gercekten sizin duzeniniz buyuktur» dedi

[29] «Yusuf, sen bundan yuz cevir. Sende (kadın) gunahın dolayısıyla bagıslanma dile. Dogrusu sen gunahkarlardan oldun.»

[30] Sehirde (birtakım) kadınlar: «Aziz (Vezir´) in karısı kendi usagının nefsinden murad almak istiyormus. Oyle ki sevgi onun bagrına sinmis. Biz dogrusu onu acıkca bir sapıklık icinde gormekteyiz.» dedi

[31] (Kadın) Onların duzenlerini isitince, onlara (bir davetci) yolladı, oturup dayanacakları yerler hazırladı ve her birinin eline (onlerindeki meyveleri soymaları icin) bıcak verdi. (Yusuf´a da:) «Cık, onlara (gorun)» dedi. Boylece onlar onu (olaganustu guzellikte) gorunce (insanustu bir varlıkmıs gibi gozlerinde) buyuttuler, (saskınlıklarından) ellerini kestiler ve: «Allah´ı tenzih ederiz; bu bir beser degildir. Bu, ancak ustun bir melektir» dediler

[32] Kadın dedi ki: «Beni hakkında kınadıgınız iste budur. Andolsun onun nefsinden ben murad istedim, o ise, (kendini) korudu. Ve andolsun, eger o kendisine emrettigimi yapmayacak olursa, mutlaka zindana atılacak ve mutlaka kucuk dusurulenlerden olacak.»

[33] (Yusuf) Dedi ki: «Rabbim, zindan, bunların beni kendisine cagırdıkları seyden bana daha sevimlidir. Onların kurdukları duzeni benden uzaklastırmazsan, onlara (korkarım) egilim gosterir, (boylece) cahillerden olurum.»

[34] Boylece Rabbi, onun duasını kabul etti ve onların hileli duzenlerini kendisinden uzaklastırdı. Cunku O, isitendir, bilendir

[35] Sonra onlara (Yusuf´un iffetine iliskin) delilleri gormelerinin ardından, onu belli bir vakte kadar kacınılmaz olarak zindana atmak (gorusu) belirdi

[36] Onunla birlikte iki genc de zindana girmisti. Onlardan biri: «Ben (ruyamda) kendimi sarap sıkıyorken gordum.» dedi. Oburu de: «Ben de kendimi basımın ustunde ekmek tasıyorken gordum; kus da ondan yemekteydi» dedi. «Bunun yorumundan bize haber ver. Dogrusu biz seni, iyilik yapanlardan gormekteyiz.»

[37] Dedi ki: «Size rızıklanacagınız bir yemek gelecek olsa, ben mutlaka size daha gelmeden once onun ne oldugunu haber veririm. Bu, rabbimin bana ogrettiklerindendir. Dogrusu ben, Allah´a iman etmeyen, ahireti de tanımayanların ta kendileri olan bir toplulugun dinini terkettim.»

[38] «Atalarım Ibrahim´in, Ishak´ın ve Yakub´un dinine uydum. Allah´a hic bir seyle sirk kosmamız bizim icin olacak sey degil. Bu, bize ve insanlara Allah´ın lutuf ve ihsanındandır, ancak insanlardan cogu sukretmezler.»

[39] «Ey zindan arkadaslarım, birbirinden ayrı (bir suru) Rabler mi daha hayırlıdır, yoksa kahhar (kahredici) olan bir tek Allah mı?»

[40] «Sizin Allah´tan baska taptıklarınız, Allah´ın kendileri hakkında hic bir ispatlayıcı delil indirmedigi, sizin ve atalarınızın ad olarak adlandırdıklarınızdan baskası degildir. Hukum, yalnızca Allah´ındır. O, kendisinden baskasına kulluk etmemenizi emretmistir. Dosdogru olan din iste budur, ancak insanların cogu bilmezler.»

[41] «Ey zindan arkadaslarım, ikinizden biri efendisine sarap icirecek, digeri ise asılacak, kus onun basından yiyecek. Iste hakkında fetva istemekte oldugunuz is (artık) olup bitmistir.»

[42] Ikisinden kurtulacagını, sandıgı kisiye dedi ki: «Efendinin katında beni hatırla.» Fakat seytan, efendisine hatırlatmayı ona unutturdu, boylece daha nice yıllar (Yusuf) zindanda kaldı

[43] Hukumdar «ben (ruyamda) yedi besili inek goruyorum, onları yedi zayıf inek yiyor; bir de yedi yesil basak ve digerleri ise kupkuru. Ey onde gelen (kahin bilginler,) eger ruya yorumluyorsanız benim bu ruyamı cozuverin» dedi

[44] Dediler ki: «(Bunlar) Karmakarısık duslerdir. Biz boyle duslerin yorumunu bilenler degiliz.»

[45] O iki kisiden kurtulmus olanı, nice zaman sonra hatırladı ve: «Ben bunun yorumunu size haber veririm, hemen beni (zindana) gonderin» dedi

[46] (Zindana gidip:) «Yusuf, ey dogru (sozlu insan) .. Yedi besili inegi yedi zayıf (inegin) yedigi ve yedi yesil basakla digerleri kuru olan (ruya) konusunda bize fetva ver. Umarım ki insanlara da (senin soylediklerinle) donerim, belki onlar (bunun anlamını) ogrenmis olurlar.»

[47] Dedi ki: «Siz yedi yıl, onceleri (ektiginiz) gibi ekin ekin, yediginizin az bir kısmı dısında (kalanını) bictiklerinizi basagında bırakın.»

[48] Sonra bunun arkasından (kuraklıgı) zorlu yedi yıl gelecektir, sakladıgınız az bir miktar dısında, daha once biriktirdiginizi yiyip bitirecektir.»

[49] Sonra bunun arkasından bir yıl gelecektir ki, insanlar onda bol bol yagmura kavusturulacak ve onda sıkıp sagacaklar.»

[50] Hukumdar dedi ki: «Onu bana getirin.» Ona elci geldiginde (Yusuf:) «Efendine (Rabbine) don de ona soruver: «Ellerini kesen o kadınların durumu neydi? Dogrusu benim Rabbim, onların hileli duzenlerini gercekten bilendir.»

[51] (Hukumdar topladıgı o kadınlara:) «Yusuf´un nefsinden murad almak istediginizde sizin durumunuz neydi?» dedi. Onlar: «Allah icin, hasa» dediler. «Biz ondan hic bir kotuluk gormedik.» Aziz (Vezir) in de karısı dedi ki: «Iste su anda gercek orta yere cıktı; onun nefsinden ben murad almak istemistim. O ise gercekten dogruyu soyleyenlerdendir.»

[52] (Yusuf aracıya sunu soyledi:) «Bu, (itiraf Vezirin) yoklugunda gercekten kendisine ihanet etmedigimi ve gercekten Allah´ın ihanet edenlerin hileli duzenlerini basarıya ulastırmadıgını kendisinin de bilip ogrenmesi icindi.»

[53] «(Yine de) Ben nefsimi temize cıkaramam. Cunku gercekten nefis, -Rabbimin kendisini esirgedigi dısında- var gucuyle kotulugu emredendir. Suphesiz, benim Rabbim, bagıslayandır, esirgeyendir.»

[54] Hukumdar dedi ki: «Onu bana getirin, onu kendime baglı kılayım.» Onunla konustugunda da (soyle) dedi: «Sen bugun bizim yanımızda (artık) onemli bir yer sahibisin, guvenilir (bir danısman, yonetici)sin.»

[55] (Yusuf) Dedi ki: «Beni (bu) yerin (ulkenin) hazineleri uzerinde (bir yonetici) kıl. Cunku ben, (bunları iyi) bir koruyucuyum, (yonetim islerini de) bilenim.»

[56] Iste boylece biz yeryuzunde Yusuf´a guc ve imkan verdik. Oyleki, onda (Mısır´da) diledigi yerde konakladı. Biz kime dilersek rahmetimizi nasib ederiz ve iyilik yapanların ecrini kayba ugratmayız

[57] Ahiretin karsılıgı ise, iman edenler ve takvada bulunanlar icin daha hayırlıdır

[58] (Kuraklık baslayınca) Yusuf´un kardesleri gelip yanına girdiler, onlar onu tanımadıkları halde kendisi onları hemen tanıdı

[59] Onların erzak yuklerini hazırlayınca dedi ki: «Bana babanızdan olan kardesinizi getirin. Gormuyor musunuz, ben olcuyu tam tutarım ve ben konukseverlerin de en hayırlısıyım.»

[60] «Eger onu bana getirmeyecek olursanız, artık benim katımda sizin icin bir olcek (erzak) yoktur ve bana da yaklasmayın.»

[61] Dediler ki: «Onu babasından istemeye calısacagız ve her halde biz bunu yapabilecegiz.»

[62] Yardımcılarına da dedi ki: «Sermayelerini (erzak bedellerini) yuklerinin icine koyun. Ihtimal ki ailelerine donduklerinde bunun farkına varırlar da belki geri donerler.»

[63] Boylelikle babalarına dondukleri zaman, dediler ki: «Ey babamız, olcek bizden engellendi. Bu durumda kardesimizi bizimle gonder de erzakı alalım. Onu mutlaka biz koruyacagız.»

[64] Dedi ki: «Daha once kardesi konusunda size guvendigimden baska (bir sekilde) onun hakkında size guvenir miyim? Allah en hayırlı koruyucudur ve O, esirgeyenlerin esirgecisidir.»

[65] Erzak yuklerini acıp da sermayelerinin kendilerine geri verilmis oldugunu gorduklerinde, dediler ki: «Ey Babamız, daha neyi arıyoruz, iste sermayemiz bize geri verilmis; (bununla yine) ailemize erzak getiririz, kardesimizi koruruz ve bir deve yukunu de ilave ederiz. Bu (aldıgımız) az bir olcektir.»

[66] «Bana etrafınızın cepecevre kusatılması dısında, onu ne olursa olsun mutlaka bana getireceginize dair Allah adına kesin bir soz verinceye kadar, onu sizinle asla gonderemem.» dedi. Boylelikle Ona onlar kesin bir soz verince dedi ki: «Allah, soylediklerimize karsı vekildir.»

[67] Ve dedi ki: «Ey cocuklarım, tek bir kapıdan girmeyin, ayrı ayrı kapılardan girin. Ben size Allah´tan hic bir seyi saglayamam (gideremem). Hukum yalnızca Allah´ındır. Ben O´na tevekkul ettim. Tevekkul edenler de yalnızca O´na tevekkul etmelidirler.»

[68] Babalarının kendilerine emrettigi yerden (Mısır´a) girdiklerinde, (bu,) -Yakub´un nefsindeki dilegi acıga cıkarması dısında- onlara Allah´tan gelecek olan hic bir seyi (gidermeyi) saglamadı. Gercekten o, kendisine ogrettigimiz icin bir ilim sahibiydi. Ancak insanların cogu bilmezler

[69] Yusuf´un yanına girdikleri zaman, o, kardesini bagrına bastı: «Ben» dedi. «Senin gercekten kardesinim. Artık onların yaptıklarına uzulme.»

[70] Onların erzak yuklerini kendilerine hazırlayınca da, su kabını kardesinin yuku icine bıraktı, sonra bir munadi (soyle) seslendi: «Ey kafile, sizler gercekten hırsızsınız.»

[71] Onlara dogru yonelerek «Neyi kaybettiniz?» dediler

[72] Dediler ki: «Hukumdarın su tasını kaybettik, kim onu (bulup) getirirse, (ona armagan olarak) bir deve yuku vardır. Ben de buna kefilim.»

[73] «Allah adına, hayret» dediler. «Siz de bilmissiniz ki, biz (bu) yere bozgunculuk cıkarmak amacıyla gelmedik ve biz hırsız degiliz.»

[74] «Oyleyse» dediler. «Eger yalan soyluyorsanız (bunun) cezası nedir?»

[75] Dediler ki: «Bunun cezası (su tası) yukunde bulunanın kendisidir. Iste biz zulmedenleri boyle cezalandırırız.»

[76] Boylece (Yusuf) kardesinin kabından once onların kablarını (yoklamaya) basladı, sonra da onu kardesinin kabından cıkardı. Iste biz Yusuf icin boyle bir plan duzenledik. (Yoksa) Hukumdarın dininde (yururlukteki kanuna gore) kardesini (yanında) alıkoyamazdı. Ancak Allah´ın dilemesi baska. Biz diledigimizi derecelerle yukseltiriz. Ve her bilgi sahibinin ustunde daha iyi bir bilen vardır

[77] Dediler ki: «Sayet calmıs bulunuyorsa, bundan once onun kardesi de calmıstı.» Yusuf bunu kendi icinde saklı tuttu ve bunu onlara acıklamadı (ve icinden) : «Siz daha kotu bir konumdasınız» dedi. «Sizin duzmekte olduklarınızı Allah daha iyi bilir.»

[78] Dediler ki: «Ey Vezir, gercek su ki, bunun yaslı (ve) buyuk bir babası var; onun yerine bizden birisini alıkoy. Dogrusu biz, seni iyilik yapanlardan gormekteyiz.»

[79] Dedi ki: «Esyamızı kendisinde buldugumuzun dısında, birisini alıkoymamızdan Allah´a sıgınırız. Yoksa bu durumda kuskusuz biz zalim oluruz.»

[80] Ondan umutlarını kestikleri zaman, (durumu) kendi aralarında gorusmek uzere bir yana cekildiler. Onların buyukleri dedi ki: «Babanızın size karsı Allah adına kesin bir soz aldıgını ve daha once Yusuf konusunda yaptıgımız asırılıgı (isledigimiz sucu) bilmiyor musunuz? Artık (bundan boyle) ben, ya babam bana izin verinceye veya Allah bana iliskin hukum verinceye kadar (bu) yerden kesin olarak ayrılamam. O, hukum verenlerin en hayırlısıdır.»

[81] «Donun babanıza ve deyin ki: ´Ey babamız, senin oglun gercekten hırsızlık etti. Biz, bildigimizden baskasına sahitlik etmedik. Biz gaybın kollayıcıları degiliz.´»

[82] «Icinde (yasamakta) oldugumuz sehre sor, hem kendisinde geldigimiz kervana da. Biz gercekten dogruyu soyleyenleriz.»

[83] (Sehre donup durumu babalarına aktarınca o:) «Hayır» dedi. «Nefsiniz sizi yanıltıp (boyle) bir ise suruklemis. Bundan sonra (bana dusen) guzel bir sabırdır. Umulur ki Allah (pek yakın bir gelecekte) onların tumunu bana getirir. Cunku O, bilenin, hukum ve hikmet sahibi olanın kendisidir.»

[84] Ve onlardan yuz(unu) cevirdi ve: «Ey Yusuf´a karsı (artan dayanılmaz) kahrım» dedi ve gozleri uzuntusunden (agardıkca) agardı. Ki yutkundukca yutkunuyordu

[85] «Allah adına, hayret» dediler. «Hala Yusuf´u anıp durmaktasın. Sonunda (ya kahrından) hastalanacaksın ya da helake ugrayanlardan olacaksın.»

[86] Dedi ki: «Ben, dayanılmaz kahrımı ve uzuntumu yalnızca Allah´a sikayet ediyorum. Ben Allah´tan (bir bilgi olarak) sizin bilmediginizi de biliyorum.»

[87] «Ogullarım, gidin de Yusuf ile kardesinden (duyarlı bir arastırmayla) bir haber getirin ve Allah´ın rahmetinden umut kesmeyin. Cunku kafirler toplulugundan baskası Allah´ın rahmetinden umut kesmez.»

[88] Boylece onun (Yusuf´un) huzuruna girdikleri zaman, dediler ki: «Ey Vezir, bize ve ailemize siddetli bir darlık dokundu; onemi olmayan bir sermaye ile geldik. Bize artık (yine) olcegi tam olarak ver ve bize ilave bir bagısta bulun. Suphesiz Allah, tasaddukta bulunanlara karsılıgını verir.»

[89] (Yusuf) Dedi ki: «Sizler, cahiller iken Yusuf´a ve kardesine neler yaptıgınızı biliyor musunuz?»

[90] «Sen gercekten Yusuf musun, sensin oyle mi?» dediler. «Ben Yusuf´um» dedi. «Ve bu da kardesimdir. Dogrusu Allah bize lutufta bulundu. Gercek su ki, kim sakınır ve sabrederse, suphesiz Allah, iyilikte bulunanların karsılıgını bosa cıkarmaz.»

[91] Dediler ki: «Allah adına, hayret, Allah seni gercekten bize karsı tercih edip secmistir ve biz de gercekten hataya dusenler idik.»

[92] Dedi ki: «Bugun size karsı sorgulama-kınama yoktur. Sizi Allah bagıslasın. O, merhametlilerin (en) merhametlisidir.»

[93] «Bu gomlegimle gidin de, babamın yuzune surun. Gozu (yine) gorur hale gelir. Butun ailenizi de bana getirin.»

[94] Kafile (Mısır´dan) ayrılmaya basladıgı zaman, babaları dedi ki: «Eger beni bunamıs saymıyorsanız, inanın Yusuf´un kokusunu (burnumda tuter) buluyorum.»

[95] «Allah adına, hayret» dediler. «Sen hala gecmisteki yanlıslıgındasın.»

[96] Mujdeci gelip de onu (gomlegi) onun yuzune surdugu zaman, gozu gorur olarak (saglıgına) donuverdi. (Yakub) Dedi ki: «Ben, size bilmediginizi Allah´tan gercekten biliyorum demedim mi?»

[97] (Cocukları da:) «Ey babamız, bizim icin gunahlarımızın bagıslanmasını dile. Biz gercekten hataya dusenler idik» dediler

[98] «Ilerde sizin icin Rabbimden bagıslanma dilerim. Cunku O, bagıslayandır, esirgeyendir» dedi

[99] Boylece onlar (gelip) Yusuf´un yanına girdikleri zaman, anne ve babasını bagrına bastı ve dedi ki: «Allah´ın dilemesiyle Mısır´a guvenlik icinde giriniz.»

[100] Babasını ve annesini tahta cıkarıp oturttu; onun icin secdeye kapandılar. Dedi ki: «Ey Babam, bu, daha onceki ruyamın yorumudur. Dogrusu Rabbim onu gercek kıldı. Bana iyilik etti, cunku beni zindandan cıkardı. Seytan benimle kardeslerimin arasını actıktan sonra, (O,) colden sizi getirdi. Suphesiz benim Rabbim, diledigini pek ince duzenleyip tedbir edendir. Gercekten bilen, hukum ve hikmet sahibi olan O´dur.»

[101] «Rabbim, Sen bana mulkten (bir pay ve onu yonetme imkanını) verdin, sozlerin yorumundan da (bir bilgi) ogrettin. Goklerin ve yerin yaratıcısı, dunyada da, ahirette de benim velim Sensin. Musluman olarak benim hayatıma son ver ve beni salih olanların arasına kat.»

[102] Bu, sana (ey Muhammed) vahyettigimiz gayb haberlerindendir. Yoksa onlar, (Yusuf´un kardesleri) o hileli duzeni kurarlarken, yapacakları ise topluca karar verdikleri zaman sen yanlarında degildin

[103] Sen siddetle arzu etsen bile, insanların cogu iman edecek degildir

[104] Oysaki sen buna karsı onlardan bir ucret te istemiyorsun. O, alemler icin yalnızca bir ´ogut ve hatırlatmadır´

[105] Goklerde ve yerde nice ayetler vardır ki, uzerinden gecerler de, onlar ona sırtlarını cevirip giderler

[106] Onların cogu Allah´a iman etmezler de ancak sirk katıp durmaktalar onlar

[107] Simdi bunlar, kendilerine Allah´ın azabından kapsamlı bir burumenin gelivermesinden veya onların hic haberleri yokken kıyametin onlara apansız gelmesinden kendilerini guvende mi buldular

[108] De ki: «Bu, benim yolumdur. Bir basiret uzere Allah´a davet ederim; ben ve bana uyanlar da. Ve Allah´ı tenzih ederim, ben musriklerden degilim.»

[109] Biz senden once, sehirler halkına kendilerine vahyettigimiz kimseler dısında (baskalarını elci olarak) gondermedik. Hic yeryuzunde dolasmıyorlar mı, ki kendilerinden oncekilerin nasıl bir sona ugradıklarını gormus olsunlar? Korkup sakınanlar icin ahiret yurdu elbette daha hayırlıdır. Siz yine de akıl erdirmeyecek misiniz

[110] Oyleki peygamberler, umutlarını kesip de, artık onların gercekten yalanladıklarını sandıkları bir sırada onlara yardımımız gelmistir; biz kimi dilersek o kurtulmustur. Suclu, gunahkarlar toplulugundan zorlu azabımız kesin olarak geri cevrilmeyecektir

[111] Andolsun, onların kıssalarında temiz akıl sahipleri icin ibretler vardır. (Bu Kur´an) duzup uydurulacak bir soz degildir, ancak kendinden oncekilerin dogrulayıcısı, her seyin ´cesitli bicimlerde acıklaması´ ve iman edecek bir topluluk icin bir hidayet ve rahmettir

Ra'd

Surah 13

[1] Elif, Lam, Mim, Ra. Bunlar Kitab´ın ayetleridir. Ve sana Rabbinden indirilen haktır. Ancak insanların cogu iman etmezler

[2] Allah O´dur ki, gokleri dayanak olmaksızın yukseltti; onları gormektesiniz. Sonra arsa istiva etti ve gunes ile aya boyun egdirdi, her biri adı konulmus bir sureye kadar akıp gitmektedirler. Her isi evirip duzenler, ayetleri birer birer acıklar. Umulur ki, Rabbinize kavusacagınıza kesin bilgiyle inanırsınız

[3] Ve O, yeri yayıp uzatan onda sarsılmaz daglar ve ırmaklar kılandır. Orada urunlerin her birinden ikiser cift yaratmıstır; geceyi gunduze burumektedir. Suphesiz bunlarda dusunen bir topluluk icin gercekten ayetler vardır

[4] Yeryuzunde birbirine yakın, komsu olan kıtalar vardır; uzum bagları, ekinler, catallı ve catalsız hurmalıklar da vardır ki, bunlar aynı su ile sulanır; ama urunlerinde (ki verimde ve lezzette) bazısını bazısına ustun kılıyoruz. Suphesiz, bunlarda aklını kullanan bir topluluk icin gercekten ayetler vardır

[5] Eger sasıracaksan, asıl saskınlık konusu onların soyle soylemeleridir: «Biz toprak iken mi, gercekten biz mi yeniden yaratılacagız?» Iste onlar Rablerine karsı kufre sapanlar, iste onlar boyunlarına (atesten) halkalar gecirenler ve iste onlar -icinde ebedi kalacakları- atesin arkadasları olanlardır

[6] Onlar, iyilikten once kotulugu cabuklastırmak istiyorlar; oysaki onlardan once nice ornekler gelip gecmistir. Ve suphesiz, senin Rabbin, zulumlerine karsılık insanlar icin bagıslama sahibidir ve suphesiz senin Rabbin, cezası cok siddetli olandır

[7] Kufre sapanlar derler ki: «Ona Rabbinden bir ayet (mucize) indirilseydi ya.» Sen, yalnızca bir uyarıcısın ve her topluluk icin bir hidayet onderisin

[8] Allah, her disinin neyi yuklendigini (neye hamile kaldıgını) ve dol yataklarının neyi eksiltip neyi ekledigini bilir. O´nun katında her sey bir miktar (olcu) iledir

[9] O, gaybı da, musahede edileni de bilendir. Pek buyuktur, yucedir

[10] Sizden sozu saklı tutan da, onu acıga vuran da, geceleyin gozlenen de ve gunduzun ortalıkta gezen de (O´nun katında bilme bakımından) birdir

[11] Onun (insanın) onunden ve arkasından izleyenleri vardır, onu Allah´ın emriyle gozetip korumaktadırlar. Gercekten Allah, kendi nefis (oz) lerinde olanı degistirip bozuncaya kadar, bir toplulukta olanı degistirip bozmaz. Allah bir topluluga kotuluk istedi mi, artık onu geri cevirmeye hic bir (bicimde imkan) yoktur; onlar icin O´ndan baska bir veli yoktur

[12] O size simsegi korku ve umut olarak gosteren, (yagmur yuklu) agırlasmıs bulutları (insa edip) ortaya cıkarandır

[13] Gok gurultusu O´nu hamd ile, melekler de O´na olan korkularından tesbih ederler.. O, yıldırımları gonderip bununla diledigine carpar; onlar ise Allah hakkında cekisip tartısırlar. O, gucu (ve cezası) pek cetin olandır

[14] Hak olan cagrı (dua, ibadet) yalnızca O´na (olan) dır. Onların Allah´tan baska cagırdıkları ise, onlara hic bir seyle cevap vermezler. (Onların durumu) yalnızca, agzına gelsin diye, iki avucunu suya uzatan(ın bosuna beklemesi) gibidir. Oysa ona gelmez. Kufre sapanların duası, sapıklık icinde olmaktan baskası degildir

[15] Goklerde ve yerde her ne varsa -isteyerek de olsa, istemiyerek de olsa- Allah´a secde eder. Sabah aksam golgeleri de (O´na secde eder)

[16] De ki: «Goklerin ve yerin Rabbi kimdir?» De ki: «Allah´tır.» De ki: «Oyleyse, O´nu bırakıp kendilerine bile yarar da, zarar da saglamaya guc yetiremiyen birtakım veliler mi (tanrılar) edindiniz?» De ki: «Hic gormeyen (a´ma) ile goren (basiret sahibi) esit olabilir mi? Veya karanlıklarla nur esit olabilir mi?» Yoksa Allah´a, O´nun yaratması gibi yaratan ortaklar buldular da, bu yaratma, kendilerince birbirine mi benzesti? De ki: «Allah, her seyin yaratıcısıdır ve O, tektir, kahredici olandır.»

[17] (Allah) Gokten bir su indirdi de dereler kendi miktarınca caglayıp aktı. Sel de yuze vuran bir kopuk yuklendi. Bir sus veya bir meta saglamak icin ateste uzerine yakıp erittikleri seyler (madenler) de de bunun gibi bir kopuk (artık) vardır. Iste Allah, hak ile batıla boyle ornekler verir. Kopuge gelince, o atılır gider, insanlara yarar saglayacak sey ise, yeryuzunde kalır. Iste Allah ornekleri boyle vermektedir

[18] Rablerine icabet edenlere daha guzeli vardır. O´na icabet etmeyenler ise, yeryuzundekileri tumu ve bununla birlikte bir katı daha onların olsa mutlaka (kurtulmak icin) bunu fidye olarak verirlerdi. Sorgulamanın en kotusu onlar icindir. Onların barınma yerleri cehennemdir, ne kotu bir yaratıktır o

[19] Peki, sana Rabbinden indirilenin gercekten hak oldugunu bilen kisi, o gormeyen (a´ma) gibi midir? Ancak temiz akıl sahipleri ogut alıp dusunebilirler

[20] Onlar Allah´ın ahdini yerine getirirler ve verdikleri kesin sozu (misakı) bozmazlar

[21] Ve onlar Allah´ın ulastırılmasını emrettigi seyi ulastırırlar, Rablerinden icleri saygı ile titrer, kotu hesaptan korkarlar

[22] Ve onlar Rablerinin yuzunu (hosnutlugunu) isteyerek sabrederler, namazı dosdogru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizli ve acık infak ederler ve kotulugu iyilikle savarlar. Iste onlar, bu yurdun (dunyanın guzel) sonucu (ahiret mutlulugu) onlar icindir

[23] Onlar, Adn cennetlerine girerler. Babalarından, eslerinden ve soylarından ´salih davranıslarda´ bulunanlar da (Adn cennetlerine girer) . Melekler onlara her bir kapıdan girip (soyle derler)

[24] «Sabrettiginize karsılık selam size. (Dunya) Yurdun(un) sonu ne guzel.»

[25] Allah´a verdikleri sozu, onu kesin olarak onayladıktan sonra bozanlar, Allah´ın ulastırılmasını emrettigi seyi kesip koparanlar ve yeryuzunde bozgunculuk cıkaranlar; iste onlar, lanet onlar icindir ve yurdun kotu olanı da onlar icindir

[26] Allah diledigine rızkı genisletir, yayar ve daraltır da. Onlar ise dunya hayatına sevindiler. Oysaki dunya hayatı, ahirette (ki sınırsız mutluluk yanında gecici) bir meta´dan baskası degildir

[27] Kufre sapanlar: «Ona Rabbinden bir ayet (mucize) indirilseydi ya!» derler. De ki: «Suphesiz Allah, diledigini sasırtıp saptırır, kendisine katıksızca yoneleni de dosdogru yola yoneltip iletir.»

[28] Bunlar, iman edenler ve kalpleri Allah´ın zikriyle mutmain olanlardır. Haberiniz olsun; kalbleri yalnızca Allah´ın zikriyle mutmain olur

[29] Iman edip salih amellerde bulunanlar, ne mutlu onlara. Varılacak yerin guzel olanı (onlarındır)

[30] Boylece biz seni, kendisinden once nice ummetler gelip gecmis olan bir ummete (bu yol uzere peygamber olarak) gonderdik, sana vahyettiklerimizi onlara okursun diye. Oysa onlar Rahman´ı tanımazlık etmektedirler. De ki: «O, benim Rabbimdir, O´ndan baska ilah yoktur. Ben O´na tevekkul ettim ve son donus O´nadır.»

[31] Eger kendisiyle dagların yurutuldugu, yerin parcalandıgı veya olulerin konusturuldugu bir Kur´an olsaydı (yine bu Kur´an olurdu) . Hayır, emrin tumu Allah´ındır. Iman edenler hala anlamadılar mı ki, eger Allah dilemis olsaydı, insanların tumunu hidayete erdirmis olurdu. Kufre sapanlar, Allah´ın va´di gelinceye kadar, yaptıkları dolayısıyla ya baslarına cetin bir bela catacak veya yurtlarının yakınına inecek. Suphesiz Allah, verdigi sozden donmez. (Veya miadını sasırmaz)

[32] Andolsun, senden onceki peygamberlerle de alay edildi, bunun uzerine ben de o kufre sapanlara bir sure tanıdım, sonra onları (kıskıvrak) yakalayıverdim. Iste nasıldı o sonuclandırma

[33] Her nefsin butun kazandıkları uzerinde gozetici olana mı (baskaldırılır?) Onlar Allah´a ortaklar kostular. De ki: «Bunları adlandırın (bakalım). Yoksa siz yeryuzunde bilmeyecegi bir seyi O´na haber mi veriyorsunuz? Yoksa sozun zahirine (veya bos ve suslu olanına) mı (kanıyorsunuz) ? Hayır, kufre sapanlara kendi hileli duzenleri, suslu cekici gosterilmistir ve onlar (dogru) yoldan alıkonmuslardır. Allah, kimi saptırırsa, artık onun icin hic bir yol gosterici yoktur

[34] Dunya hayatında onlar icin bir azab vardır, ahiretin azabı ise daha zorludur. Onları Allah´tan (kurtaracak) hic bir koruyucu da yoktur

[35] Takva sahiplerine vadedilen cennet; onun altından ırmaklar akar, yemisleri ve golgelikleri sureklidir. Bu korkup sakınanların (mutlu) sonudur, kufre sapanların sonu ise atestir

[36] Kendilerine kitap verdiklerimiz, sana indirilen dolayısıyla sevinirler; fakat (muslumanların aleyhinde birlesen) gruplardan, onun bazısını inkar edenler vardır. De ki: «Ben, yalnızca Allah´a kulluk etmek ve O´na ortak kosmamakla emrolundum. Ben ancak O´na davet ederim ve son donusum O´nadır.»

[37] Iste boylece biz onu (Kur´an´ı) Arapca bir hukum olarak indirdik. Andolsun, sana gelen bu ilimden sonra, onların heva (istek ve tutku) larına uyacak olursan, senin icin Allah´tan ne bir yardımcı, dost, ne de bir koruyucu vardır

[38] Andolsun, senden once de biz peygamberler gonderdik, onlara esler ve cocuklar verdik. Allah´ın izni olmaksızın (hic) bir peygambere herhangi bir ayeti (mucizeyi) getirmek olacak is degildi. Her ecel (tesbit edilmis sure) icin bir kitab (yazı, hukum, son) vardır

[39] Allah, diledigini ortadan kaldırır ve bırakır. Kitabın anası O´nun katındadır

[40] Onlara (azab olarak) va´dettiklerimizden bir kısmını sana gostersek de, senin hayatına son versek de, sana dusen yalnızca tebligdir ve hesap da bize aittir

[41] Onlar gormuyorlar mı ki, gercekten biz arza geliyor ve onu cevresinden eksiltiyoruz. Allah hukum verir. Onun hukmunun pesine dusecek de yoktur. Ve O, hesabı pek cabuk gorendir

[42] Onlardan oncekiler de hileli duzenler kurmuslardı; fakat duzen kuruculugun (tedbirlerin, karsılık vermelerin) tumu Allah´a aittir. Her bir nefsin ne kazandıgını O bilir. Bu yurdun sonu kimindir, kufre sapanlar pek yakında bileceklerdir

[43] O kufre sapanlar soyle derler: «Sen gonderilmis (Allah´ın bir elcisi) degilsin.» De ki: «Benimle sizin aranızda sahid olarak Allah yeter ve yanlarında kitabın ilmi bulunanlar da (bu gercegi bilir) .»

İbrâhîm

Surah 14

[1] Elif, Lam, Ra. Bu bir Kitaptır ki, Rabbinin izniyle insanları karanlıklardan nura, O guclu ve ovguye layık olanın yoluna cıkarmak icin onu sana indirdik

[2] O Allah ki, goklerde ve yerde ne varsa O´nundur. Siddetli azab dolayısıyla vay kufre sapanlara

[3] Onlar, dunya hayatını ahirete tercih ederler, Allah´ın yolundan alıkoyarlar ve onu carpıtmak isterler (veya onda carpıklık ararlar) . Iste onlar, uzak bir sapıklık icindedirler

[4] Biz hic bir peygamberi, kendi kavminin dilinden baskasıyla gondermedik ki, onlara apacık anlatsın. Boylece Allah, diledigini sasırtıp saptırır, diledigini hidayete yoneltip iletir. O, ustun ve guclu olandır, hukum ve hikmet sahibidir

[5] Andolsun biz Musa´yı: «Kavmini karanlıklardan nura cıkar ve onlara Allah´ın gunlerini hatırlat» diye ayetlerimizle gondermistik. Suphesiz bunda cokca sabreden ve sukreden herkes icin gercekten ayetler vardır

[6] Hani Musa kavmine soyle demisti: «Allah´ın uzerinizdeki nimetini hatırlayın; hani O sizi Firavun ailesinden kurtarmıstı, onlar sizi en dayanılmaz iskencelere ugratıyor, kadınlarınızı sag bırakıp erkek cocuklarınızı bogazlıyorlardı. Bunda sizin icin Rabbinizden buyuk bir sınav vardır.»

[7] «Rabbiniz soyle buyurmustu: -Andolsun, eger sukrederseniz gercekten size arttırırım ve andolsun, eger nankorluk ederseniz, suphesiz, benim azabım pek siddetlidir.»

[8] Musa demisti ki: «Eger siz ve yeryuzundekilerin tumu kufredecek olsanız bile suphesiz Allah hic bir seye muhtac degildir, ovulmustur.»

[9] Sizden oncekilerin, Nuh kavminin, Ad ve Semud ile onlardan sonra gelenlerin haberi size gelmedi mi? Ki onları, Allah´tan baskası bilmez. Peygamberleri onlara apacık delillerle gelmislerdi de, ellerini agızlarına goturup (ofkelerinden ısırdılar) ve dediler ki: «Tartısmasız, biz sizin kendisiyle gonderildiginiz seyleri inkar ettik ve bizi kendisine cagırmakta oldugunuz seyden de gercekten kusku verici bir tereddut icindeyiz.»

[10] Peygamberleri dedi ki: «Allah hakkında mı suphe (etmektesiniz) ? O, gokleri ve yeri yaratandır; O, sizi, gunahlarınızı bagıslamak icin davet etmekte ve sizi adı konulmus bir sureye kadar ertelemektedir.» Dediler ki: «Siz, bizim benzerimiz olan birer beserden baskası degilsiniz. Siz bizi, babalarımızın tapmakta olduklarından cevirip engellemek istemektesiniz, oyleyse bize apacık olan ispatlayıcı bir delil getirin.»

[11] Peygamberleri onlara dedi ki: «Dogrusu biz, sizin gibi yalnızca bir beseriz, ancak Allah kullarından diledigine lutufta bulunur. Allah´ın izni olmaksızın size bir delil getirmemiz bizim icin olacak sey degil. Mu´minler, ancak Allah´a tevekkul etmelidirler.»

[12] «Bize ne oluyor ki, Allah´a tevekkul etmeyelim? Bize dogru olan yolları O gostermisti. Ve elbette bize yapmakta oldugunuz iskencelere karsı sabredecegiz. Tevekkul edenler Allah´a tevekkul etmelidirler.»

[13] Kufre sapanlar, peygamberlerine dediler ki: «Hic tartısmasız sizi kendi topragımızdan surecegiz ya da dinimize geri doneceksiniz.» Boylelikle Rableri kendilerine vahyetti ki: «Hic suphesiz biz, zulmedenleri helak edecegiz,»

[14] «Ve onlardan sonra sizi o arza mutlaka yerlestirecegiz. Iste bu, makamımdan korkana tehdidimden korkana ait (bir ayrıcalıktır).»

[15] (Peygamberler) Fetih istediler, (sonunda) her zorba inatcı bozguna ugrayıp -yok oldu- gitti

[16] (Boylesinin) Onunde cehennem vardır ve (orada) irinli sudan icirilecektir

[17] Yutkunmaya cabalayacak ve bogazından gecirmeyi basaramıyacak, ona her yandan olum gelecek, oysa olmeyecek de. Ardından daha katı bir azab olacak

[18] Rablerine kufredenlerin durumu sudur: Onların yaptıkları, fırtınalı bir gunde ruzgarın siddetle savurdugu bir kul gibidir. Kazandıklarından hic bir seye guc yetiremezler. Iste uzak bir sapıklık (icinde olmak) budur

[19] Allah´ın gokleri ve yeri hak ile yarattıgını gormuyor musunuz? Dilerse sizi giderir / yok eder ve yeni bir halk getirir

[20] Bu, Allah´a gore guc degildir

[21] Onların tumu toplanıp Allah´ın huzuruna (kıyamette) cıktılar da zayıflar (mustaz´aflar) buyukluk taslayanlara (mustekbirlere) dedi ki: «Suphesiz, biz size tabi idik; simdi siz, bizden Allah´ın azabından herhangi bir seyi onleyebiliyor musunuz?» Dediler ki: «Eger Allah bize dogru yolu gosterseydi biz de sizlere dogru yolu gosterirdik. Simdi yakınsak da, sabretsek de farketmez, bizim icin kacacak hic bir yer yoktur.»

[22] Is hukme baglanıp bitince, seytan der ki: «Dogrusu Allah, size gercek olan va´di va´detti, ben de size vaadde bulundum, fakat size yalan soyledim. Benim size karsı zorlayıcı bir gucum yoktu, yalnızca sizi cagırdım, siz de bana icabet ettiniz. Oyleyse beni kınamayın, siz kendinizi kınayın. Ben sizi kurtaracak degilim, siz de beni kurtaracak degilsiniz. Dogrusu daha once beni ortak kosmanızı da tanımamıstım. Gercek su ki, zalimlere acıklı bir azab vardır.»

[23] Iman edip salih amellerde bulunanlar, Rablerinın izniyle altından ırmaklar akan, icinde ebedi kalacakları cennetlere konulmuslardır. Orada birbirlerine olan dirlik temennileri; «Selam»dır

[24] Gormedin mi ki, Allah nasıl bir ornek vermistir: Guzel bir soz, guzel bir agac gibidir ki, onun koku sabit, dalı ise goktedir

[25] Rabbinin izniyle her zaman yemisini verir. Allah insanlar icin ornekler verir; umulur ki onlar ogut alır, dusunurler

[26] Kotu (murdar) soz ise, kotu bir agac gibidir: Onun koku yerin ustunden koparılmıs, kararı (yerinde durma, tutunma imkanı) kalmamıstır

[27] Allah, iman edenleri, dunya hayatında ve ahirette sapasaglam sozle sebat icinde kılar. Zalimleri de sasırtıp saptırır; Allah diledigini yapar

[28] Allah´ın nimetini kufre degistirenleri ve kavimlerini ´yıkım ve azab´ yurduna konduranları gormedin mi

[29] (Ki bu) Cehennemdir. Ona yaslanırlar. Ne kotu bir karar (yeridir) o

[30] O´nun yolundan saptırmak icin Allah´a esler kostular. De ki: «Yararlanın. Cunku elbette sizin varısınız atesedir.»

[31] Iman etmis kullarıma soyle: «Alısverisin ve dostlugun olmadıgı o gun gelmezden evvel, dosdogru namazı kılsınlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizli ve acık infak etsinler.»

[32] Allah, gokleri ve yeri yaratan ve gokten su indirip onunla size rızık olarak turlu urunler cıkarandır. Ve onun emriyle gemileri, denizde yuzmeleri icin size, emre amade kılandır. Irmakları da sizin icin emre amade kılandır

[33] Gunesi ve ayı da hareketlerinde surekli emrinize amade kılan, geceyi ve gunduzu de emrinize amade kılandır

[34] Ve size her istediginiz seyi verdi. Eger Allah´ın nimetini saymaya kalkısırsanız, onu sayıp bitirmeye guc yetiremezsiniz. Gercek su ki, insan pek zalimdir, pek nankordur

[35] Hani Ibrahim soyle demisti: «Bu sehri guvenli kıl, beni ve cocuklarımı putlara kulluk etmekten uzak tut.»

[36] «Rabbim, gercekten onlar insanlardan bircogunu sasırtıp saptırdı. Bundan boyle kim bana uyarsa, artık o bendendir, kim de bana isyan ederse kuskusuz Sen, bagıslayansın, esirgeyensin.»

[37] «Rabbimiz, gercekten ben, cocuklarımdan bir kısmını Beyt-i Haram yanında ekini olmayan bir vadiye yerlestirdim; Rabbimiz, dosdogru namazı kılsınlar diye (oyle yaptım), boylelikle Sen, insanların bir kısmının kalblerini onlara ilgi duyar kıl ve onları birtakım urunlerden rızıklandır. Umulur ki sukrederler.»

[38] «Rabbimiz, suphesiz Sen, bizim saklı tuttuklarımızı da, acıga vurduklarımızı da bilmektesin. Yerde ve gokte hic bir sey Allah´a gizli kalmaz.»

[39] «Hamd, Allah´a aittir ki, O, bana ihtiyarlıga ragmen Ismail´i ve Ishak´ı armagan etti. Suphesiz benim Rabbim, gercekten duayı isitendir.»

[40] «Rabbim, beni namazı(nda) surekli olan kıl, soyumdan olanları da. Rabbimiz, duamı kabul buyur.»

[41] «Rabbimiz, hesabın yapılacagı gun, beni, anne babamı ve mu´minleri bagısla.»

[42] (Ey Muhammed,) Allah´ı sakın zulmedenlerin yapmakta olduklarından habersiz sanma, onları yalnızca gozlerin dehsetle belirecegi bir gune ertelemektedir

[43] Baslarını dikerek kosarlar, gozleri kendilerine donup cevrilmez. Kalbleri de (sanki) bombostur

[44] Azabın kendilerine gelecegi gun (ile) insanları uyarıp korkut ki, (o gun) zulmedenler, soyle diyecekler: «Bizi yakın bir sureye kadar ertele ki, Senin cagrına cevap verelim ve peygamberlere uyalım.» Oysa daha once, kendiniz icin hic zeval yoktur diye and icenler sizler degil miydiniz

[45] Siz, kendi nefislerine zulmedenlerin yerlestikleri yerlerde oturmustunuz. Onlara ne yaptıgımız size acıklanmıstı ve size ornekler vermistik

[46] Gercek su ki, onlar hileli duzenler kurdular. Oysa onların duzenleri, dagları yerlerinden oynatacak da olsa, Allah katında onlara hazırlanmıs duzen (kotu bir karsılık) vardır

[47] Allah´ı, sakın peygamberlerine verdigi sozden donen sanma. Gercekten Allah azizdir, intikam sahibidir

[48] Yerin baska bir yere, goklerin de (baska goklere) donusturuldugu gun, onlar tek olan, kahhar olan Allah´ın huzuruna cıka(rıla)caklardır

[49] O gun suclu gunahkarların (sıkı) bukagılara vurulduklarını gorursun

[50] Giyimleri katrandandır, yuzlerini de ates burumektedir

[51] (Bu azab,) Allah´ın her nefsi kendi kazandıgıyla cezalandırması icindir. Hic suphesiz Allah, hesabı pek cabuk gorendir

[52] Iste bu (Kur´an) uyarılıp korkutulsunlar, gercekten O´nun yalnızca bir tek ilah oldugunu bilsinler ve temiz akıl sahipleri iyice ogut alıp dusunsunler diye bir bildirip duyurma (bir belag) dır

Hicr

Surah 15

[1] Elif, Lam, Ra, Bunlar, kitabın ve apacık olan Kur´an´ın ayetleridir

[2] O kufredenler musluman olmayı nice kereler dileyecekler

[3] Onları bırak; yesinler, yararlansınlar ve onları (bos) emel oyalayadursun. Ilerde bileceklerdir

[4] Biz, kendisi icin bilinen (takdir edilmis) bir kitap olmaksızın hic bir ulkeyi yıkıma ugratmadık

[5] Hic bir ummet, kendi ecelini ne one alabilir, ne de onlar ertelenebilirler

[6] Onlar: «Ey kendisine kitap indirilen (Muhammed). Gercekten sen cinlenmis (bir deli)sin!» dediler

[7] «Eger dogruyu soyleyenlerden isen, bizlere melekleri getirmeli degil miydin?»

[8] Hak olmaksızın biz melekleri indirmeyiz. O zaman da onlara goz actırılmaz

[9] Hic suphesiz, zikri (Kur´an´ı) biz indirdik biz; onun koruyucuları da gercekten biziz

[10] Andolsun, senden once gecmis topluluklara da elciler gonderdik

[11] Onlara herhangi bir peygamber gelmeyegorsun, mutlaka onunla alay ederlerdi

[12] Boylece biz onu (alayı), suclu gunahkarların kalblerine sokarız

[13] Onlar ona (indirilen Kitaba) inanmazlar, oysaki evvelkilerin sunneti gecmistir

[14] Onların uzerlerine gokyuzunden bir kapı acsak da ordan yukarı yukselseler de

[15] Mutlaka: «Gozlerimiz donduruldu, belki biz buyulenmis bir topluluguz» diyeceklerdir

[16] Andolsun, biz gokte burclar kıldık ve onu gozleyenler icin susledik

[17] Ve onu her kovulan seytandan koruduk

[18] Ancak kulak hırsızlıgı yapan olursa, onu da parlak bir ates izler

[19] Yere (gelince,) onu doseyip yaydık, onda sarsılmaz daglar bıraktık ve onda her seyden olcusu belirlenmis urunler bitirdik

[20] Ve orda sizler icin ve kendisine rızık vericiler olmadıgınız kimseler (varlıklar ve canlılar) icin gecimlikler kıldık

[21] Hic bir sey yoktur ki, hazineleri bizim katımızda olmasın; ancak biz onu belirlenmis bir miktar olarak indiririz

[22] Ve asılayıcılar olarak ruzgarları gonderdik, boylece gokten su indirdik de sizleri suladık. Oysa siz onun hazine koruyucuları degilsiniz

[23] Suphesiz Biz, gercekten Biz yasatır ve oldururuz ve varis olanlar Biziz

[24] Andolsun, sizden one (veya onceden) gecenleri bilmisizdir; ve (yine) andolsun, geride kalanları da bilmisizdir

[25] Ve suphesiz senin Rabbin, O, onları hasredecektir. Gercekten O, hukum ve hikmet sahibi olandır, bilendir

[26] Andolsun, insanı kuru bir camurdan, sekillenmis bir balcıktan yarattık

[27] Ve Cann´ı da daha once ´nufuz eden kavurucu´ atesten yaratmıstık

[28] Hani Rabbin meleklere demisti: «Ben, kuru bir camurdan, sekillenmis bir balcıktan bir beser yaratacagım,»

[29] «Ona bir bicim verdigimde ve ona ruhumdan ufurdugumde hemen ona secde ederek kapanın.»

[30] Boylece meleklerin tumu, topluca secde etti

[31] Ancak Iblis, secde edenlerle birlikte olmaktan kacınıp dayattı

[32] Dedi ki: «Ey Iblis, sana ne oluyor, secde edenlerle birlikte olmadın?»

[33] Dedi ki: «Ben, kuru bir camurdan, sekillenmis bir balcıktan yarattıgın besere secde etmek icin var degilim.»

[34] Dedi ki: «Oyleyse ondan (cennetten) cık, cunku sen kovulmus bulunmaktasın.»

[35] «Ve suphesiz, din gunune kadar lanet senin uzerinedir.»

[36] Dedi ki: «Rabbim, oyleyse onların dirilecegi gune kadar bana sure tanı.»

[37] Dedi ki: «Oyleyse, sen (kendisine) sure tanınanlardansın.»

[38] «Bilinen gunun vaktine kadar.»

[39] Dedi ki: «Rabbim, beni kıskırttıgın seye karsılık, andolsun, ben de yeryuzunde onlara, (sana baskaldırmayı ve dunya tutkularını) susleyip cekici gosterecegim ve onların tumunu mutlaka kıskırtıp saptıracagım.»

[40] «Ancak onlardan muhlis olan kulların mustesna.»

[41] (Allah) Dedi ki: «Iste bu, bana gore dosdogru olan yoldur.»

[42] «Suphesiz, kıskırtılıp saptırılmıslardan sana uyanlar dısında, senin benim kullarım uzerinde zorlayıcı hic bir gucun yoktur.»

[43] «Ve hic suphe yok, onların tumunun bulusma yeri cehennemdir.»

[44] Onun yedi kapısı vardır; onlardan her bir kapı icin bir grup ayrılmıstır

[45] Gercekten takva sahibi olanlar, cennetlerde ve pınar baslarındadır

[46] Oraya esenlikle ve guvenlikle girin

[47] Onların goguslerinde kinden (ne varsa tumunu) sıyırıp cektik, kardesler olarak tahtlar uzerinde karsı karsıyadırlar

[48] Orada onlara hic bir yorgunluk dokunmaz ve onlar oradan cıkarılacak degildirler

[49] Haber ver kullarıma; suphesiz ben, ben bagıslayanım, esirgeyenim

[50] Ve suphesiz azabım; o acıklı bir azaptır

[51] Onlara Ibrahim´in konuklarından da haber ver

[52] Yanına girdiklerinde «Selam» demislerdi. O da: «Biz sizden korkmaktayız» demisti

[53] Dediler ki: «Korkma, biz sana bilgin bir cocuk mujdelemekteyiz.»

[54] Dedi ki: «Bana ihtiyarlık gelip cokmusken mi mujdeliyorsunuz? Beni ne ile mujdelemektesiniz?»

[55] Dediler ki: «Seni gercekle mujdeledik; oyleyse umut kesenlerden olma.»

[56] Dedi ki: «Sapıklar dısında Rabbinin rahmetinden kim umut keser?»

[57] Dedi ki: «Ey elciler, (bunun dısında, diger) isiniz ne?»

[58] Dediler ki: «Gercekten biz, suclu, gunahkar olan bir topluluga gonderildik.»

[59] «Ancak Lut ailesi harictir; biz onların tumunu muhakkak kurtaracagız.»

[60] «Ama karısını (kurtaracaklarımız) dısında tuttuk, o, geride kalanlardandır.»

[61] Boylelikle elciler Lut ailesine geldiklerinde

[62] (Lut) Dedi ki: «Sizler gercekten tanınmamıs bir topluluksunuz.»

[63] «Hayır» dediler, «Biz sana onların hakkında kuskuya kapıldıkları seyle geldik.»

[64] «Sana gercegi getirdik, biz suphesiz dogru soyleyenleriz.»

[65] «Hemen aileni gecenin bir bolumunde yola cıkar, sen de onların ardından git ve sizden hic kimse arkasına bakmasın; emrolundugunuz yere gidin.»

[66] Ve onlara su emri verdik: «Sabaha cıkarlarken onların arkası mutlaka kesilecektir.»

[67] Sehir halkı birbirlerine mujdeler vererek geldi

[68] (Lut onlara) «Bunlar benim konugumdur, beni utandırıp dillere dusurmeyin» dedi

[69] «Allah´tan korkup sakının ve beni kucuk dusurmeyin.»

[70] Dediler ki: «Biz seni ´herkes(in isin)e karısmaktan´ alıkoymamıs mıydık?»

[71] Dedi ki: «Eger yapmak istiyorsanız, iste bunlar, benim kızlarım.´

[72] Omrune andolsun ki, onlar, sarhoslukları icinde kor sersemdiler

[73] Derken, tan yerinin agarma vaktine girdiklerinde onları (o korkunc ve dayanılmaz) cıglık yakalayıverdi

[74] Anında (yurtlarının) ustunu altına cevirdik ve uzerlerine balcıktan pisirilmis tas yagdırdık

[75] Elbette bunda ´derin bir kavrayısa sahip olanlar´ icin gercekten ayetler vardır

[76] O (sehir de) gercekten bir yol ustunde (hala) durmaktadır

[77] Elbette, bunda iman edenler icin gercekten ayetler vardır

[78] Eyke halkı da gercekten zalim kimselerdi

[79] Bundan dolayı onlardan intikam aldık; her ikisi de acıkca (gozler) on(un) dedir

[80] Andolsun, Hicr halkı da peygamberleri yalanlamıslardı

[81] Onlara ayetlerimizi vermistik de ondan yuz cevirmislerdi

[82] Daglardan guvenli evler yontuyorlardı

[83] Derken, onları sabah vaktine girdiklerinde, o dayanılmaz cıglık yakalayıverdi

[84] Buna ragmen kazandıkları seyler, (ugrayacakları sondan kurtarmaya) onlara yetmedi

[85] Biz, gokleri, yeri ve her ikisinin arasındakileri hakkın dısında (herhangi bir amacla) yaratmadık. Hic suphesiz o saat de yaklasarak gelmektedir; oyleyse (onlara karsı) guzel davranıslarla davran

[86] Cunku Rabbin, yaratan ve bilenin ta kendisidir

[87] Andolsun, sana ciftlerden yediyi ve buyuk Kur´an´ı verdik

[88] Sakın onlardan bazılarını yararlandırdıgımız seylere gozunu dikme, onlara karsı huzne kapılma, mu´minler icin de (sefkat) kanatlarını ger

[89] Ve de ki: «Suphe yok, ben apacık bir uyarıcıyım.»

[90] Parca ayırıcılarına indirdigimiz gibi

[91] Ki onlar Kur´anı parca parca kıldılar

[92] Rabbine andolsun, onların tumune (bunu) soracagız

[93] Yapmakta oldukları seyleri

[94] Oyleyse sen emrolundugun seyi acıkca soyle ve musriklere aldırıs etme

[95] Suphesiz o alay edenlere (karsı) biz sana yeteriz

[96] Ki onlar, Allah ile beraber baska ilahları (ortak) kılmaktadırlar; onlar yakında bilip ogreneceklerdir

[97] Andolsun, onların soylemekte olduklarına karsı senin gogsunun daraldıgını biliyoruz

[98] Sen Rabbini hamd ile tesbih et ve secde edenlerden ol

[99] Ve yakin sana gelinceye kadar Rabbine ibadet et

Nahl

Surah 16

[1] Allah´ın emri geldi, artık onda acele etmeyin. O (Allah), sirk kostukları seylerden munezzeh ve yucedir

[2] Kullarından dilediklerine, melekleri emrinden olan ruh ile indirir: Benden baska ilah yoktur, su halde benden korkup sakının, diye uyarıp korkutun.»

[3] Gokleri ve yeri hak ile yarattı: O, sirk kostukları seylerden yucedir

[4] Insanı bir damla sudan yarattı, buna ragmen o, apacık bir dusmandır

[5] Ve hayvanları da yarattı; sizin icin onlarda ısınma ve yararlar vardır, ve onlardan yemektesiniz

[6] Aksamları getirir, sabahları gotururken onlarda sizin icin bir guzellik vardır

[7] Kendisine ulasmadan canlarınızın yarısının telef olacagı sehirlere onlar, agırlıklarınızı da tasımaktadırlar. Suphesiz sizin Rabbiniz sefkatli ve merhametlidir

[8] Onlara binmeniz ve sus icin atları, katırları ve merkebleri (yarattı). Ve daha sizlerin bilmediginiz neleri yaratmaktadır

[9] Yolu dogrultmak Allah´a aittir, kimi (yollar) ise egridir. Eger o dileseydi, sizin tumunuzu elbette hidayete erdirirdi

[10] Sizin icin gokten su indiren O´dur; icecek ondan, agac ondandır (ki) hayvanlarınızı onda otlatmaktasınız

[11] Onunla sizin icin ekin, zeytin, hurmalıklar, uzumler ve meyvelerin her turlusunden bitirir. Suphesiz bunda, dusunebilen bir topluluk icin ayetler vardır

[12] Geceyi, gunduzu, gunesi ve ayı sizin emrinize verdi; yıldızlar da O´nun emriyle emre hazır kılınmıstır. Suphesiz bunda, aklını kullanabilen bir topluluk icin ayetler vardır

[13] Yerde sizin icin uretip turettigi cesitli renklerdekileri de (faydanıza verdi). Suphesiz bunda, ogut alıp dusunen bir topluluk icin ayet vardır

[14] Denizi de sizin emrinize veren O´dur, ondan taze et yemektesiniz ve giyiminizde ondan sus esyaları cıkarmaktasınız. Gemilerin onda (suları) yara yara akıp gittigini goruyorsun. (Butun bunlar) O´nun fazlından aramanız ve sukretmeniz icindir

[15] Sizi sarsıntıya ugratır diye yerde sarsılmaz daglar bıraktı, ırmaklar ve yollar da (kıldı). Umulur ki dogru yolu bulursunuz

[16] Ve (baska) isaretler de (yarattı) ; onlar yıldız(lar) la da dogru yolu bulabilirler

[17] Yaratan, hic yaratmayan gibi midir? Artık ogut alıp dusunmez misiniz

[18] Eger Allah´ın nimetini saymaya kalkısacak olursanız, onu bir genelleme yaparak bile sayamazsınız. Gercekten Allah, bagıslayandır, esirgeyendir

[19] Allah, saklı tuttuklarınızı ve acıga vurduklarınızı bilir

[20] Allah´tan baska yakardıkları hic bir seyi yaratamazlar, ustelik onlar yaratılıp durmaktadırlar

[21] Oludurler, diri degildirler; ne zaman dirileceklerinin suuruna da varamazlar

[22] Sizin ilahınız tek bir ilahtır. Ahirete inanmayanların kalpleri ise inkarcıdır ve onlar mustekbir (buyuklenmekte) olanlardır

[23] Suphesiz ki, Allah, onların saklı tuttuklarını ve acıga vurduklarını bilir; gercekten O, mustekbirleri sevmez

[24] Onlara «Rabbiniz ne indirdi?» dendiginde, «Eskilerin masalları» dediler

[25] Kıyamet gununde kendi gunahlarının tumunu ve bilgisizce saptırdıklarının gunahlarının bir kısmını yuklenmeleri icin. Bak, ne kotu yuk yukleniyorlar

[26] Onlardan oncekiler, hileli duzenler kurmuslardı da, Allah(ın azab emri) onların kurdukları yapıların temellerine geldi, boylece ustlerindeki tavan tepelerine coktu; azab onlara suurunda olmadıkları yerden gelmisti

[27] Sonra (Allah) kıyamet gunu onları asagılık kılacak ve diyecek ki: «Haklarında (mu´minlere karsı) dusman kesildiginiz ortaklarım hani nerede?» Kendilerine ilim verilenler, dediler ki: «Bugun, gercekten asagılanma ve kotuluk kafirlerin ustunedir.»

[28] Ki melekler, kendi nefislerinin zalimleri olarak onların canlarını aldıklarında, «Biz hic bir kotuluk yapmıyorduk» diye teslim olurlar. Hayır, suphesiz Allah, sizin neler yaptıgınızı bilendir

[29] Oyleyse icinde ebedi kalıcılar olarak cehennemin kapılarından girin. Buyukluk taslayanların konaklama yeri ne kotudur

[30] (Allah´tan) Sakınanlara: «Rabbiniz ne indirdi?» denildiginde, «Hayır» dediler. Bu dunyada guzel davranıslarda bulunanlara guzellik vardır; ahiret yurdu ise daha hayırlıdır. Takva sahiplerinin yurdu ne guzeldir

[31] Adn cennetleri; ona girerler, onun altından ırmaklar akar, icinde onların her diledikleri sey vardır. Iste Allah, takva sahiplerini boyle odullendirir

[32] Ki melekler, guzellikle canlarını aldıklarında: «Selam size» derler. «Yaptıklarınıza karsılık olmak uzere cennete girin.»

[33] (Kufre sapanlar) Kendilerine meleklerin gelmesinden veya Rabbinin emrinin gelmesinden baska bir sey mi gozluyorlar? Onlardan oncekiler de oyle yapmıstı. Allah onlara zulmetmedi, fakat onlar kendi nefislerine zulmediyorlardı

[34] Boylece isledikleri kotulukleri kendilerine isabet etti ve alaya aldıkları sey, kendilerini sarıp kusatıverdi

[35] Sirk kosmakta olanlar dediler ki: «Eger Allah dileseydi, O´nun dısında hic bir seye kulluk etmezdik, biz de, atalarımız da; ve O´nsuz hic bir seyi haram da kılmazdık.» Onlardan oncekiler de boyle yapmıstı. Su halde peygamberlere dusen apacık bir tebligden baskası mı

[36] Andolsun, biz her ummete: «Allah´a kulluk edin ve taguttan kacının» (diye teblig etmesi icin) bir peygamber gonderdik. Boylelikle, onlardan kimine Allah hidayet verdi, onlardan kiminin uzerine de sapıklık hak oldu. Artık, yeryuzunde dolasın da yalanlayanların ugradıkları sonucu gorun

[37] Sen, onların hidayet bulmalarını ne kadar tutkuyla istesen de, Allah, suphesiz saptırdıgına hidayet vermez, onlar icin yardım edecek yoktur

[38] Olanca yeminleriyle: «Oleni Allah diriltmez» diye yemin ettiler. Hayır; bu, O´nun uzerinde hak olan bir vaidtir, ancak insanların cogu bilmezler

[39] Hakkında ihtilafa dustukleri seyi onlara acıklaması ve kufre sapanların kendilerinin yalancı olduklarını bilmesi icin (diriltecektir)

[40] Onu istedigimizde herhangi bir sey icin sozumuz, ona yalnızca «Ol» demekten ibarettir; o da hemen oluverir

[41] Zulme ugratıldıktan sonra, Allah yolunda hicret edenleri dunyada suphesiz guzel bir bicimde yerlestirecegiz; ahiret karsılıgı ise daha buyuktur. Bilmis olsalardı

[42] Onlar sabredenler ve Rablerine tevekkul edenlerdir

[43] Biz senden evvel kendilerine vahyettigimiz erkeklerden baska (peygamberler) gondermedik. Eger bilmiyorsanız, zikir ehline sorun

[44] (Onları) Apacık deliller ve kitaplarla (gonderdik) . Sana da zikri (Kur´an´ı) indirdik ki, insanlara kendileri icin indirileni acıklayasın ve onlar da iyice dusunsunler, diye

[45] Artık ´kotulugu orgutleyip duzenleyenler´, Allah´ın, kendilerini yerin dibine gecirmeyeceginden veya suuruna varamayacakları yerden azabın gelmeyeceginden emin midirler

[46] Ya da onlar, donup dolasmaktalarken, onları yakalayıvermesinden (mi emindirler?) Ki onlar (bu konuda Allah´ı) aciz bırakacak degildirler

[47] Veya onları bir korku uzerinde yakalayıvermesinden (mi emindirler) ? Oyleyse Rabbin, gercekten sefkatli ve merhamet sahibidir

[48] Allah´ın herhangi bir seyden yarattıgına bakmıyorlar mı? Onun golgeleri kuculerek sagdan ve soldan Allah´a secde eder vaziyette doner

[49] Goklerde ve yerde olan ne varsa, canlılar ve melekler Allah´a secde ederler ve onlar buyukluk taslamazlar

[50] Ustlerinden (her an bir azab gondermege kadir olan) Rablerinden korkarlar ve emrolundukları seyi yaparlar

[51] Allah dedi ki: «Iki ilah edinmeyin; O, ancak tek bir ilahtır. Oyleyse benden, yalnızca benden korkun.»

[52] Goklerde ve yerde ne varsa O´nundur, itaat, kulluk da (din de) surekli olarak O´nundur. Boyleyken Allah´tan baskasından mı korkup sakınıyorsunuz

[53] Nimet olarak size ulasan ne varsa, Allah´tandır, sonra size bir zarar dokundugunda (yine) ancak O´na yalvarmaktasınız

[54] Sonra sizden zararı kaldırdıgında, sizden bir grup (hemen) Rablerine sirk kosarlar

[55] Kendilerine verdiklerimize karsı nankorluk etmek icin. Oyleyse yararlanın, ilerde bileceksiniz

[56] Kendilerine rızık olarak verdiklerimizden, hic bir sey bilmeyenlere paylar ayırıyorlar. Andolsun Allah´a karsı duzmekte olduklarınızdan dolayı mutlaka sorguya cekileceksiniz

[57] Ve Allah´a kızlar isnad ediyorlar, (hasa) O yucedir. Hoslandıkları (erkek cocuklar) da kendilerinindir

[58] Onlardan birine disi (cocuk) mujdelendigi zaman ici ofkeyle tasarak yuzu simsiyah kesilir

[59] Kendisine verilen mujdenin kotulugunden dolayı topluluktan gizlenir; onu asagılanarak tutacak mı, yoksa topraga gomecek mi? Bak, verdikleri hukum ne kotudur

[60] Ahirete inanmayanların kotu ornekleri vardır, en yuce ornekler ise Allah´a aittir. O, guc sahibi olandır, hukum ve hikmet sahibidir

[61] Eger Allah, insanları zulumleri nedeniyle sorguya cekecek olsaydı, onun ustunde (yeryuzunde) canlılardan hic bir sey bırakmazdı; ancak onları adı konulmus bir sureye kadar ertelemektedir. Onların ecelleri gelince ne bir saat ertelenebilirler, ne de one alınabilirler

[62] Onlar, Allah´a, hoslarına gitmeyen seyleri uygun gorurler, dilleri de yalan olarak en guzel olanın ´kendilerinin oldugunu´ duzmektedir. Hic suphesiz ates onlar icindir ve hic suphesiz onlar, (cehennemde) onculerdir

[63] Andolsun Allah´a, senden onceki ummetlere de (peygamberler) gonderdik, fakat seytan onlara yapıp ettiklerini suslu gostermistir; bugun de onların velisi odur ve onlar icin acıklı bir azab vardır

[64] Biz Kitab´ı ancak, hakkında ihtilafa dustukleri seyi onlara acıklaman ve inanan bir kavime rahmet ve hidayet olması dısında (baska bir amacla) indirmedik

[65] Allah gokten su indirdi, olumunden sonra yeri onunla diriltti; isitebilen bir topluluk icin bunda gercekten bir ayet vardır

[66] Sizin icin hayvanlarda da elbette ibretler vardır, size onların karınlarındaki fers (yarı sindirilmis gıdalar) ile kan arasından, icenlerin bogazından kolaylıkla kayan dupduru bir sut icirmekteyiz

[67] Hurmalıkların ve uzumluklerin meyvelerinden kurdukları cardaklarda hem sarhosluk verici icki, hem guzel bir rızık edinmektesiniz. Suphesiz aklını kullanabilen bir topluluk icin, gercekten bunda bir ayet vardır

[68] Rabbin bal arısına vahyetti: Daglarda, agaclarda ve onların kurdukları cardaklarda kendine evler edin

[69] Sonra meyvelerin tumunden ye, boylece Rabbinin sana kolaylastırdıgı yollarda yuru, ucuver. Onların karınlarından turlu renklerde serbetler cıkar, onda insanlar icin bir sifa vardır. Suphesiz dusunen bir topluluk icin gercekten bunda bir ayet vardır

[70] Allah sizi yarattı, sonra sizi olduruyor, sizden kimi de, bildikten sonra bir sey bilmesin diye, omrun en asagı ucuna (yaslılıga) geri cevrilir. Suphe yok, Allah bilendir, her seye guc yetirendir

[71] Allah rızıkta kiminizi kiminize ustun kıldı; ustun kılınanlar, rızıklarını ellerinin altında bulunanlara onda esit olacak sekilde cevirip verici degildirler. Simdi Allah´ın nimetini inkar mı ediyorlar

[72] Allah size kendi nefislerinizden esler yarattı ve size eslerinizden de cocuklar ve torunlar yarattı ve sizi guzel seylerden rızıklandırdı. Simdi onlar, batıla mı inanıyorlar ve Allah´ın nimetini inkar mı ediyorlar

[73] Allah´ın dısında, kendileri icin goklerden ve yerden hic bir rızıka, hic bir seye malik olmayan ve buna gucleri yetmeyen seylere mi tapıyorlar

[74] Artık Allah´a benzerler aramaga kalkısmayın; cunku Allah bilir, siz ise bilmezsiniz

[75] Allah, hic bir seye gucu yetmeyen ve baskasının mulkunde olan ile, tarafımızdan kendisine guzel bir rızık verdigimiz, boylelikle ondan gizli ve acık infak eden kimseyi ornek olarak gosterdi; bunlar hic esit olur mu? Hamd Allah´ındır; fakat onların cogu bilmezler

[76] Allah su ornegi de verdi: Iki kisi; bunlardan birisi dilsiz, hic bir seye gucu yetmez ve her seyiyle efendisinin ustunde (bir yuk), o, onu hangi yone gonderse bir hayır getirmez; simdi bu, adaletle emreden ve dosdogru yol uzerinde bulunanla esit olabilir mi

[77] Goklerin ve yerin gaybı Allah´a aittir. (Kıyamet) Saatin(in) emri de yalnızca (suratli) bir goz carpması gibidir, veya daha yakındır. Suphe yok, Allah her seye guc yetirendir

[78] Allah sizi annelerinizin karnından siz hic bir sey bilmez halde iken cıkardı. Size, sukredesiniz diye kulaklar, gozler ve gonuller (dusunen kafalar) verdi. Ta ki sukredesiniz

[79] Gogun boslugunda boyun egdirilmis (musahhar kılınmıs) kusları gormuyorlar mı? Onları (boyle boslukta) Allah´tan baskası tutmuyor. Suphesiz, iman eden bir topluluk icin bunda ayetler vardır

[80] Allah, size evlerinizi (icinde) «guvenlik ve huzur bulacagınız yerler» kıldı; ve size hayvan derilerinden hem goc gununde, hem de yerlesme gununde kolaylıkla tasıyabileceginiz evler; yunlerinden, yapagılarından ve kıllarından bir zamana kadar giyimlikler, dosemelikler ve (ticaret icin) bir meta kıldı

[81] Allah, sizin icin yarattıgı seylerden golgeler kıldı. Daglarda da sizin icin barınaklar, siperler kıldı, sizi sıcaktan koruyacak elbiseler, sizi savasınızda (zorluklara karsı) koruyacak giyimlikler de var etti. Iste O, uzerinizdeki nimetini boyle tamamlamaktadır, umulur ki teslim olursunuz

[82] Fakat onlar yuz cevirirlerse, sana dusen yalnızca apacık bir tebligdir

[83] Onlar, Allah´ın nimetini bilmektedirler, sonra da inkar etmektedirler; onların cogu kufre sapanlardır

[84] Her ummetten bir sahid gonderecegimiz gun; (artık ondan) sonra ne kufredenlere (ozur dilemeleri icin) izin verilecek, ne de (Allah´tan) hosnutluk dilekleri kabul edilecek

[85] O zulmedenler, azabı gorduklerinde, ne (azab) onlara hafifletilecek, ne de onlara sure tanınacak

[86] O sirk kosanlar, sirk kostuklarını gordukleri zaman: «Rabbimiz, seni bırakıp bizim tapmakta oldugumuz ortaklarımız bunlardır» diyecekler. (Onlar da bunlara:) «Siz gercekten yalan soyleyenlersiniz» diye sozu (geri cevirip) fırlatacaklar

[87] O gun (artık) Allah´a teslim olmuslardır ve uydurdukları (yalancı ilahlar) da onlardan cekilip uzaklasmıstır

[88] Kufre sapıp da Allah´ın yolundan alıkoyanlar; biz, isledikleri bozgunculuga karsılık, onlara azab ustune azab ilave ettik

[89] Her ummet icinde kendi nefislerinden onların uzerine bir sahid getirdigimiz gun, seni de onlar uzerinde bir sahid olarak getirecegiz. Biz Kitabı sana, her seyin acıklayıcısı, muslumanlara da bir hidayet, bir rahmet ve bir mujde olarak indirdik

[90] Suphe yok Allah, adaleti, ihsanı, yakınlara vermeyi emreder; cirkin utanmazlıklardan (fahsadan), kotuluklerden ve zorbalıklardan sakındırır. Size ogut vermektedir, umulur ki ogut alıp dusunursunuz

[91] Ahidlestiginiz zaman, Allah´ın ahdini yerine getirin, pekistirdikten sonra yeminleri bozmayın; cunku Allah´ı uzerinize kefil kılmıssınızdır. Suphe yok Allah, yapmakta olduklarınızı bilir

[92] Bir ummet diger bir ummetten (sayıca ve malca) daha geliskindir diye, yeminlerinizi kendi aranızda bir bozuculuk unsuru yaparak, ipini kuvvetle egirdikten sonra bozup cozen (kadın) gibi olmayın. Suphesiz Allah, sizi bununla imtihan etmektedir. Kıyamet gunu hakkında ihtilafa dustugunuz seyi size muhakkak acıklayacaktır

[93] Eger Allah dileseydi, sizi tek bir ummet kılardı; ancak diledigini saptırır, diledigini hidayete erdirir. Yapmakta olduklarınızdan muhakkak sorulacaksınız

[94] Yeminlerinizi kendi aranızda bir bozuculuk unsuru edinmeyin; sonra sapasaglam basan ayak kayar ve Allah´ın yolundan alıkoydugunuz icin kotulugu tadarsınız. (Ayrıca) Buyuk azab da sizin icindir

[95] Allah´ın ahdini ucuz bir degere karsılık satmayın. Eger bilirseniz, Allah katında olan sizin icin daha hayırlıdır

[96] Sizin yanınızda olan tukenir, Allah´ın katında olan ise kalıcıdır. Sabredenlerin karsılıgını yaptıklarının en guzeliyle biz muhakkak verecegiz

[97] Erkek olsun, kadın olsun, bir mu´min olarak kim salih bir amelde bulunursa, hic suphesiz biz onu guzel bir hayatla yasatırız ve onların karsılıgını, yaptıklarının en guzeliyle muhakkak veririz

[98] Oyleyse Kur´an okudugun zaman, kovulmus seytandan Allah´a sıgın

[99] Gercek su ki, iman edenler ve Rablerine tevekkul edenler uzerinde onun hic bir zorlayıcı gucu yoktur

[100] Onun zorlayıcı gucu ancak onu veli edinenlerle onunla O´na (Allah´a) ortak kosanlar uzerindedir

[101] Biz bir ayeti, bir (baska) ayetin yeriyle degistirdigimiz zaman, -Allah neyi indirdigini daha iyi bilmektedir- «Sen yalnızca iftira edicisin» dediler. Hayır, onların cogu bilmezler

[102] De ki: «Inananları saglamlastırmak ve muslumanlara yol gosterici ve mujde olmak uzere onu (Kur´an´ı) Ruh´ul Kudus, Rabbinden hak geregince indirdi.»

[103] Andolsun ki biz, onların: «Bunu ancak kendisine bir beser ogretmektedir» dediklerini biliyoruz. Saparak kendisine yoneldikleri (kimse) nin dili a´cemidir, bu ise acıkca Arapca olan bir dildir

[104] Allah´ın ayetlerine inanmayanları Allah hidayete ulastırmaz ve onlar icin acıklı bir azab vardır

[105] Yalanı, yalnızca Allah´ın ayetlerine inanmayanlar uydurur. Iste yalancıların asıl kendileri de onlardır

[106] Kim imanından sonra Allah´a (karsı) kufre sapıp da, -kalbi imanla tatmin bulmus oldugu halde baskı altında zorlanan haric- kufre gogus acarsa, iste onların ustunde Allah´tan bir gazab vardır ve buyuk azab onlarındır

[107] Bu, onların dunya hayatını ahirete gore daha sevimli bulmalarından ve suphesiz Allah´ın da kufre sapan bir toplulugu hidayete ulastırmaması nedeniyledir

[108] Onlar, Allah´ın, kalplerini, kulaklarını ve gozlerini muhurledigi kimselerdir. Gafil olanlar da onların ta kendileridir

[109] Hic suphe yok, onlar ahirette ziyana ugrayanlardır

[110] Sonra gercekten Rabbin, iskenceye ugratıldıktan sonra hicret edenlerin, ardından cihad edip sabredenlerin (destekcisidir) . Hic suphesiz senin Rabbin, bundan sonra da gercekten bagıslayandır, esirgeyendir

[111] O gun, herkes kendi nefsi adına mucadele eder ve herkese yaptıgının karsılıgı eksiksiz odenir. Onlar zulme ugratılmazlar

[112] Allah bir sehri ornek verdi: (Halkı) Guvenlik ve huzur icindeydi, rızkı da her yerden bol bol gelmekteydi; fakat Allah´ın nimetlerine nankorluk etti, boylece Allah yaptıklarına karsılık olarak, ona aclık ve korku elbisesini tattırdı

[113] Andolsun, onlara kendi iclerinden bir peygamber gelmisti, fakat onu yalanladılar; boylece onlar, zulumlerine devam etmektelerken azab onları yakalayıverdi

[114] O halde, ey insanlar, Allah´ın size verdigi rızıktan helal (ve) hos olarak yeyin ve Allah´ın nimetine sukredin; eger ona kulluk ediyorsanız

[115] O, size ancak oluyu, kanı, domuz etini ve Allah´tan baskası adına kesilmis olan (hayvan) ı haram kıldı. Fakat kim mecbur kalırsa, saldırmamak ve sınırı asmamak uzere (yiyebilir). Cunku gercekten Allah, bagıslayandır, esirgeyendir

[116] Dillerinizin yalan yere nitelendirmesi dolayısıyla: «Suna helal buna haram» demeyin. Cunku Allah´a karsı yalan uydurmus olursunuz. Suphesiz Allah´a karsı yalan uyduranlar kurtulusa eremezler

[117] (Bu dunyada olup biten) Pek az bir metadır. Onlara ise acıklı bir azab vardır

[118] Yahudi olanlara da, bundan once sana aktardıklarımızı haram kıldık. Biz onlara zulmetmedik, ancak onlar kendi nefislerine zulmediyorlardı

[119] Sonra gercekten Rabbin, cehalet sonucu kotuluk isleyen, sonra bunun ardından tevbe eden ve ıslah olanlar(la beraberdir). Suphe yok, senin Rabbin bundan sonra bagıslayandır, esirgeyendir

[120] Gercek su ki, Ibrahim (tek basına) bir ummetti; Allah´a gonulden yonelip itaat eden bir muvahhiddi ve o musriklerden degildi

[121] O´nun nimetlerine sukrediciydi. (Allah) Onu secti ve dogru yola iletti

[122] Ve biz ona dunyada bir guzellik verdik; suphesiz o, ahirette de salih olanlardandır

[123] Sonra sana vahyettik: «Hanif (muvahhid) olan Ibrahim´in dinine uy. O musriklerden degildi.»

[124] Cumartesi, ancak onda ihtilafa dusenlere (farz) kılındı. Suphesiz senin Rabbin, onların ihtilaf ettikleri seyler hakkında kıyamet gunu aralarında hukmedecektir

[125] Rabbinin yoluna hikmetle ve guzel ogutle cagır ve onlarla en guzel bir bicimde mucadele et. Suphesiz senin Rabbin yolundan sapanı bilendir ve hidayete ereni de bilendir

[126] Eger ceza verecekseniz, size verilen cezanın misliyle ceza verin ve eger sabrederseniz, andolsun bu, sabredenler icin daha hayırlıdır

[127] Sabret; senin sabrın ancak Allah(ın yardımı) iledir. Onlar icin huzne kapılma ve kurmakta oldukları hileli duzenlerden dolayı da sıkıntıya dusme

[128] Suphe yok Allah, korkup sakınanlarla ve iyilik edenlerle beraberdir

İsrâ

Surah 17

[1] Bir kısım ayetlerimizi kendisine gostermek icin, kulunu bir gece Mescid-i Haram´dan, cevresini bereketlendirdigimiz Mescid-i Aksa´ya goturen O (Allah) yucedir. Gercekten O, isitendir gorendir

[2] Musa´ya kitap verdik ve «Benden baska vekil edinmeyin» diye onu Israilogulları icin kılavuz kıldık

[3] (Ey) Nuh ile birlikte tasıdıklarımızın cocukları! Suphesiz o, sukreden bir kuldu

[4] Kitapta Israilogullarına su hukmu verdik: «Muhakkak siz yer (yuzun)de iki defa bozgunculuk cıkaracaksınız ve oldukca ´kibirli bir yukselisle´ muhakkak ´kibirlenip yukseleceksiniz´

[5] Nitekim o ikiden ilk vaid geldigi zaman, oldukca zorlu olan kullarımızı uzerinize gonderdik de (sizi) evlerin aralarına kadar girip arastırdılar. Bu yerine getirilmesi gereken bir sozdu

[6] Sonra onlara karsı size tekrar ´guc ve kuvvet verdik´, size mallar ve cocuklarla yardım ettik ve topluluk olarak da sizi sayıca cok kıldık

[7] Eger iyilik ederseniz kendi nefsinize iyilik etmis olursunuz ve eger kotuluk ederseniz o da (kendinizin) aleyhindedir. Sonuncu vaad geldigi zaman, (yine oyle kullar gondeririz ki) yuzlerinizi ´kotu duruma soksunlar´, birincisinde ona girdikleri gibi mescid (Kudus) e girsinler ve ele gecirdiklerini ´darmadagın edip mahvetsinler´

[8] Umulur ki, Rabbiniz size merhamet eder, fakat siz (bozgunculuga) donerseniz biz de (sizi asagılık kılmaya ve cezalandırmaya) doneriz. Biz, cehennemi kafirler icin bir kusatma yeri kıldık

[9] Suphe yok ki, bu Kur´an, en dogru yola iletir ve salih amellerde bulunan mu´minlere, onlar icin gercekten buyuk bir ecir oldugunu mujde verir

[10] Ve suphesiz, ahirete inanmayanlar icin de acıklı bir azab hazırlamısızdır

[11] Insan hayra dua ettigi gibi, serre de dua etmektedir. Insan, pek acelecidir

[12] Biz geceyi ve gunduzu iki ayet kıldık; gece ayetini sildik ve Rabbinizden bir fazl aramanız, yılların sayısını ve hesabı ogrenmeniz icin gunduzun ayetini aydınlatıcı kıldık. Biz her seyi yeterince acıkladık

[13] Biz, her insanın kusunu (islediklerini, yaptıklarını) kendi boynuna doladık, kıyamet gununde onun icin acılmıs olarak onune konacak bir kitap cıkarırız

[14] «Kendi kitabını oku; bugun nefsin hesap sorucu olarak sana yeter.»

[15] Kim hidayete ererse, kendi nefsi icin hidayete erer; kim de saparsa kendi aleyhine sapar. Hic bir gunahkar, bir baskasının gunah yukunu yuklenmez. Biz, bir peygamber gonderinceye kadar (hic bir topluma) azab edecek degiliz

[16] Biz, bir ulkeyi helak etmek istedigimiz zaman, onun ´varlık ve guc sahibi onde gelenlerine´ emrederiz, boylelikle onlar onda bozgunculuk cıkarırlar. Artık onun uzerine soz hak olur da, onu kokunden darmadagın ederiz

[17] Biz, Nuh´tan sonra nice kusakları yıkıma ugrattık. Kullarının gunahlarını haber alıcı, gorucu olarak Rabbin yeter

[18] Kim carcabuk olanı (gecici dunya arzularını) isterse, orada istedigimiz kimseye diledigimizi cabuklastırırız, sonra da ona cehennemi (yurt) kılarız; ona, kınanmıs ve kovulmus olarak gider

[19] Kim de ahireti ister ve bir mu´min olarak ciddi bir caba gostererek ona calısırsa, iste boylelerinin cabası sukre sayandır

[20] Hepsine, onlara da bunlara da Rabbinin ihsanından ´artırarak veririz´. Rabbinin ihsanı kesilmis degildir

[21] Onlardan bir kısmını bir kısmına nasıl ustun tuttugumuzu gor. Muhakkak ahiret dereceler bakımından da daha buyuktur, ustunluk bakımından da daha buyuktur

[22] Allah ile beraber baska ilahlar edinme, yoksa kınanmıs ve kendi basına (yapayalnız ve yardımcısız) bırakılmıs olursun

[23] Rabbin, O´ndan baskasına kulluk etmemenizi ve anne babaya iyilikle davranmayı emretti. Sayet onlardan biri veya ikisi senin yanında yaslılıga ulasırsa, onlara: «Of» bile deme ve onları azarlama; onlara guzel soz soyle

[24] Onlara acıyarak alcakgonulluluk kanadını ger ve de ki: «Rabbim, onlar beni kucukken nasıl terbiye ettilerse Sen de onları esirge.»

[25] Rabbiniz, sizin icinizdekini daha iyi bilir. Eger siz salih olursanız, suphesiz O da, (kendisine) yonelip donenleri bagıslayıcıdır

[26] Akrabaya hakkını ver, yoksula ve yolda kalmısa da. Israf ederek sacıp savurma

[27] Cunku sacıp savuranlar, seytanın kardesleri olmuslardır; seytan ise Rabbine karsı nankordur

[28] Eger Rabbinden ummakta oldugun bir rahmeti beklerken (darlıkta oldugundan) onlara sırt cevirecek olursan, bu durumda onlara yumusak soz soyle

[29] Elini boynunda baglanmıs olarak kılma, busbutun de acık tutma. Sonra kınanır, hasret (pismanlık) icinde kalakalırsın

[30] Suphesiz senin Rabbin, rızkı diledigine (genisletir) yayar ve daraltır. Gercekten O, kullarından haberi olandır, gorendir

[31] Yoksulluk endisesiyle cocuklarınızı oldurmeyin; onlara da, size de biz rızık veririz. Suphe yok, onları oldurmek buyuk bir hata (suc ve gunah) dır

[32] Zinaya yaklasmayın, suphe yok o, ´cirkin bir hayasızlık´ ve kotu bir yoldur

[33] Haklı bir neden olmaksızın Allah´ın haram kıldıgı bir kimseyi oldurmeyin. Kim mazlum olarak oldurulurse onun velisine yetki vermisizdir; o da oldurmede olcuyu tasırmasın. Cunku, o gercekten yardım gormustur

[34] Erginlik cagına erisinceye kadar, -o da en guzel bir tarz olması dısında- yetimin malına yaklasmayın. Ahde vefa gosterin. Cunku ahid bir sorumluluktur

[35] Olctugunuz zaman olcuyu tam tutun ve dosdogru bir tartıyla tartın; bu, daha hayırlıdır ve sonuc bakımından daha guzeldir

[36] Hakkında bilgin olmayan seyin ardına dusme; cunku kulak, goz ve kalb, bunların hepsi ondan sorumludur

[37] Yeryuzunde boburlenerek yurume; cunku sen ne yeri yarabilirsin, ne daglara boyca ulasabilirsin

[38] Butun bunlar, kotulugu olan, Rabbinin katında da hos olmayanlardır

[39] Bunlar, Rabbinin sana hikmet olarak vahyettigi seylerdir. Rabbin ile beraber baska ilahlar kılma, yoksa yerilmis, kovulmus olarak cehenneme bırakılırsın

[40] Rabbiniz size erkekleri secti de meleklerden disileri mi (kendine) edindi? Gercekten siz buyuk bir soz soylemektesiniz

[41] Andolsun, biz bu Kur´anda cesitli acıklamalar yaptık, ogut alıp dusunsunler diye, oysa bu, onların daha da uzaklasmalarından baskasını arttırmıyor

[42] De ki: «Eger soyledikleri gibi O´nunla beraber ilahlar olsaydı, onlar arsın sahibine mutlaka bir yol ararlardı.»

[43] O, onların dediklerinden munezzeh, yuce ve buyuk bir yukseklikle yuksektir

[44] Yedi gok, yer ve bunların icindekiler O´nu tesbih etmektedir; O´nu ovgu ile tesbih etmeyen hic bir sey yoktur, ancak siz onların tesbihlerini kavramıyorsunuz. Suphe yok O, halim olandır, bagıslayandır

[45] Kur´an okudugun zaman seninle ahirete inanmayanlar arasında gorunmez bir perde kıldık

[46] Ve onların kalbleri uzerine, onu kavrayıp anlamalarını engelleyen kabuklar, kulaklarına da bir agırlık koyduk. Sen Kur´an´da sadece Rabbini «bir ve tek» (ilah olarak) andıgın zaman, ´nefretle kacar vaziyette´ gerisin geriye giderler

[47] Biz onların seni dinlediklerinde ne icin dinlediklerini, gizli konusmalarında da o zalimlerin: «Siz buyulenmis bir adamdan baskasına uymuyorsunuz» dediklerini cok iyi biliriz

[48] Sana nasıl ornekler vererek saptıklarına bir bak, artık onların bir yola gucleri yetmemektedir

[49] Dediler ki: «Biz kemikler haline geldikten, toprak olup ufalandıktan sonra mı, gercekten biz mi yeni bir yaratılısla diriltilecegiz?»

[50] De ki: «Ister tas olun, ister demir,»

[51] «Ya da goguslerinizde buyumekte olan (veya buyuttugunuz) bir yaratık (olun) .» «Bizi kim (hayata) geri cevirebilir» diyecekler. De ki: «Sizi ilk defa yaratan.» Bu durumda sana baslarını alaylıca sallayacaklar ve diyecekler ki: «Ne zamanmıs o?» De ki: «Umulur ki pek yakında.»

[52] Sizi cagıracagı gun, O´na ovguyle icabet edecek (dunyada) pek az bir sure kaldıgınızı sanacaksınız

[53] Kullarıma, sozun en guzel olanını soylemelerini, soyle. Cunku seytan aralarını acıp bozmaktadır. Suphesiz seytan insanın acıkca bir dusmanıdır

[54] Sizi en iyi Rabbiniz bilir; dilerse size merhamet eder, dilerse sizi azablandırır. Biz seni onların uzerine bir vekil olarak gondermedik

[55] Rabbin, goklerde ve yerde olan herkesi en iyi bilir. Andolsun, biz peygamberlerin bir kısmını bir kısmına ustun kıldık ve Davud´a da Zebur verdik

[56] De ki: «O´nun dısında (ilah olarak) one surduklerinizi cagırın, onlar sizden ne zararı uzaklastırabilirler, ne de (onu yararınıza) donusturebilirler. Rablerine (yaklasmak icin) bir vesile arıyorlar. O´nun rahmetini umuyorlar ve azabından korkuyorlar. Suphesiz senin Rabbinin azabı korkunctur

[57] Onların taptıkları da, -hangisi daha yakındır diye- Rablerine (yaklasmak icin) bir vesile arıyorlar. O´nun rahmetini umuyorlar ve azabından korkuyorlar. Suphesiz senin Rabbinin azabı korkunctur

[58] Hic bir ulke (veya sehir) olmasın ki, kıyamet gununden once biz onu (ya) bir yıkıma ugratacagız veya onu siddetli bir azabla azablandıracagız; bu (muhakkak) o kitapta yazılıdır

[59] Bizi ayet (mucize) ler gondermekten, oncekilerin onu yalanlamasından baska bir sey alıkoymadı. Semud´a disi deveyi gorunur (bir mucize) olarak gonderdik, fakat onlar bununla (onu bogazlamakla) zulmetmis oldular. Oysa biz ayetleri ancak korkutmak icin gondeririz

[60] Ey Muhammed bir zaman sana: «Suphesiz Rabbin insanları cepecevre kusatmıstır.» demistik. Sana gosterdigimiz ruyayı ve Kur´an´da lanetlenen agacı ancak insanlara bir fitne (sınama aracı) yaptık. Biz onları arka arkaya korkutuyoruz, fakat (bu) onlarda buyuk bir azgınlıktan baska bir seyi artırmaya yaramıyor

[61] Hani meleklere: «Adem´e secde edin» demistik. Iblis´in dısında (hepsi) secde etmislerdi. Demisti ki: «Bir camur olarak yarattıgın kimseye ben secde eder miyim?»

[62] Demisti ki: «Su bana karsı yucelttigine bir bak; andolsun, eger bana kıyamet gunune kadar sure tanırsan, onun soyunu -pek azı dısında- kuskusuz kendime baglı kılacagım.»

[63] Demisti ki: «Git, onlardan kim sana uyarsa, suphesiz sizin cezanız cehennemdir; eksiksiz bir ceza.»

[64] «Onlardan guc yetirdiklerini sesinle sarsıntıya ugrat, atlıların ve yayalarınla onların ustune yaygarayı kopar, mallarda ve cocuklarda onlara ortak ol ve onlara cesitli vaadlerde bulun.» Seytan, onlara aldatmadan baska bir sey vadetmez

[65] «Benim kullarım; senin onlar uzerinde hic bir zorlayıcı gucun (hakimiyetin) yoktur.» Vekil olarak Rabbin yeter

[66] Sizin Rabbiniz, fazlından aramanız icin denizde gemileri sizin icin yurutur. Gercekten O, size karsı merhametli olandır

[67] Size denizde bir sıkıntı (tehlike) dokundugu zaman, O´nun dısında taptıklarınız kaybolur gider; fakat karaya (cıkarıp) sizi kurtarınca (yine) sırt cevirirsiniz. Insan pek nankordur

[68] Kara tarafında sizi yerin dibine gecirmeyeceginden veya uzerinize tas yıgınları yuklu bir kasırga gondermeyeceginden emin misiniz? Sonra kendinize bir vekil de bulamazsınız

[69] Veya sizi bir kere daha ona (denize) gonderip uzerinize kırıp geciren bir fırtına salarak nankorluk etmeniz nedeniyle sizi batırmasına karsı emin misiniz? Sonra onun ocunu bize karsı alacak (kimseyi de) bulamazsınız

[70] Andolsun, biz Ademoglunu yucelttik; onları karada ve denizde (cesitli araclarla) tasıdık, temiz, guzel seylerden rızıklandırdık cogundan ustun kıldık

[71] Her insan grubunu imamlarıyla cagıracagımız gun, artık kimin kitabı sag elinde verilirse, onlar kitaplarını okuyacaklar ve onlar, bir ´hurma cekirdegindeki ipince iplik kadar´ bile haksızlıga ugratılmazlar

[72] Kim bunda (dunyada) kor ise, O, ahirette de kordur ve yol bakımından daha ´saskın bir sapıktır´

[73] Onlar neredeyse, sana vahyettigimizden baskasını bize karsı duzup uydurman icin seni fitneye dusureceklerdi; o zaman da seni dost edineceklerdi

[74] Eger biz seni saglamlastırmasaydık, andolsun, sen onlara az bir sey (de olsa) egilim gosterecektin

[75] Bu durumda, biz sana, hayatın da kat kat, olumun de kat kat (acısını) taddırırdık; sonra bize karsı bir yardımcı bulamazdın

[76] Neredeyse seni (bu) yerden (yurdundan) cıkarmak icin tedirgin edeceklerdi; bu durumda kendileri de senden sonra az bir sureden baska kalamazlar

[77] (Bu,) Senden once gonderdigimiz resullerimizin bir sunnetidir. Sunnetimizde bir degisiklik bulamazsın

[78] Gunesin sarkmasından gecenin kararmasına kadar namazı kıl, fecir vakti Kur´an´ını (namazını) da; cunku fecir vakti (namazda okunan) Kur´an´ı, iste o, sahid olunandır

[79] Gecenin bir kısmında uyanıp Teheccud namazı kıl, bu sadece sana mahsus bir ibadettir. Belki boylece Rabbin seni ovulmus bir makama ulastırır

[80] Ve de ki: «Rabbim, beni (girilecek yere) dogru bir girdirisle girdir ve (cıkarılacak yerden) dogru bir cıkarılısla cıkar ve katından bana yardımcı bir kuvvet ver.»

[81] De ki: «Hak geldi, batıl yok oldu; hic suphesiz batıl yok olucudur.»

[82] Kur´an´dan mu´minler icin sifa ve rahmet olan seyleri indirmekteyiz. Oysa o, zalimlere kayıplardan baskasını arttırmaz

[83] Insana bir nimet verdigimizde sırt cevirir ve yan cizer; ona bir ser dokundugu zaman da umutsuzluga kapılır

[84] De ki: «Herkes kendi yaratılısına (fıtrat tarzına) gore davranır. Su halde kimin daha dogru yolda oldugunu Rabbin daha iyi bilir.»

[85] Sana ruh´tan sorarlar; de ki: «Ruh, Rabbimin emrindedir, size ilimden yalnızca az bir sey verilmistir.»

[86] Andolsun, eger dilersek, sana vahyettiklerimizi gercekten gideriveririz, sonra bunun icin bize karsı bir vekil bulamazsın

[87] (Vahyi sende bırakan) Rabbin rahmetinden baska(sı degildir). Suphesiz O´nun lutfu senin uzerinde cok buyuktur

[88] De ki: «Eger butun ins ve cin (toplulukları), bu Kur´an´ın bir benzerini getirmek uzere toplansa, -onların bir kısmı bir kısmına destekci olsa bile- onun bir benzerini getiremezler.»

[89] Andolsun, biz bu Kur´an´da her ornekten insanlar icin cesitli acıklamalarda bulunduk. Insanların cogu ise ancak inkarda ayak direttiler

[90] Dediler ki: «Bize yerden pınarlar fıskırtmadıkca sana kesinlikle inanmayız,»

[91] «Ya da sana ait hurmalıklardan ve uzumlerden bir bahce olup aralarından sarıl sarıl akan ırmaklar fıskırtmalısın,»

[92] «Veya one surdugun gibi, gokyuzunu ustumuze parca parca dusurmeli ya da Allah´ı ve melekleri karsımıza (sahid olarak) getirmelisin,»

[93] «Yahut altından bir evin olmalı veya gokyuzune yukselmelisin. Uzerimize bizim okuyabilecegimiz bir kitap indirinceye kadar senin yukselisine de inanmayız.» De ki: «Rabbimi yuceltirim; ben, elci olan bir beserden baskası mıyım?»

[94] Kendilerine hidayet geldigi zaman, insanları inanmaktan alıkoyan sey, onların: «Allah, elci olarak bir beser mi gonderdi?» demelerinden baskası degildir

[95] De ki: «Eger yeryuzunde (insan degil de) tatmin bulmus yuruyen melekler olsaydı, biz de onlara gokten elci olarak elbette melek gonderirdik.»

[96] De ki: «Benimle aranızda sahid olarak Allah yeter; kuskusuz O, kullarından gercegiyle haberdardır, gorendir.»

[97] Allah, kimi hidayete ulastırırsa, iste o, hidayet bulmustur, kimi de saptırırsa onlar icin O´nun dısında asla veliler bulamazsın. Kıyamet gunu, biz onları yuzukoyun korler, dilsizler ve sagırlar olarak hasrederiz. Onların barınma yerleri cehennemdir; atesi sukun buldukca, cılgın alevini onlara arttırırız

[98] Bu, suphesiz, onların ayetlerimizi inkar etmelerine ve: «Biz kemikler haline geldikten, toprak olup ufalandıktan sonra mı, gercekten biz mi yeni bir yaratılısla diriltilecegiz?» demelerine karsılık cezalandırır

[99] Gormuyorlar mı; gokleri ve yeri yaratan Allah, onların benzerini yaratmaya gucu yeter ve onlar icin de kendisinde suphe olmayan bir sure (ecel) kılmıstır. Zulmedenler ise ancak inkarda ayak direttiler

[100] De ki: «Eger siz Rabbimin rahmet hazinelerine malik olsaydınız, bu durumda harcama endisesiyle gercekten (cimrilik edip elinizde) tutardınız.» Insan pek cimridir

[101] Andolsun, biz Musa´ya apacık dokuz ayet (mucize) vermistik; iste Israilogullarına sor; onlara geldigi zaman Firavun ona: «Gercekten ben seni buyulenmis sanıyorum» demisti

[102] O da: «Andolsun, bunları gorulecek belgeler olarak goklerin ve yerin Rabbinden baskasının indirmedigini sen de bilmissin; gercekten ben de seni yıkılmıs, harab olmus sanıyorum» demisti

[103] Boylelikle, onları o yerden surup sarsıntıya ugratmayı istedi, Biz de onu ve beraberindekileri hep birlikte boguverdik

[104] Ve onun ardından Israilogullarına soyledik: «O toprak (yurt) ta oturun, ahiret va´di geldiginde hepinizi derleyip toplayacagız.»

[105] Biz onu (Kur´an´ı) hak olarak indirdik ve o hak ile indi; seni de yalnızca bir mujde verici ve uyarıp korkutucu olarak gonderdik

[106] Onu bir Kur´an olarak, insanlara dura dura okuman icin (bolum bolum) ayırdık ve onu safha safha bir indirme ile indirdik

[107] De ki: «Ister ona inanın, ister inanmayın; O, daha once kendilerine ilim verilenlere okundugu zaman, cenelerinin ustune kapanarak secde ederler.»

[108] Ve derler ki: «Rabbimiz yucedir, Rabbimizin va´di gercekten gerceklesmis bulunuyor.»

[109] Ceneleri ustune kapanıp aglıyorlar ve (Kur´an) onların husu (saygı dolu korku) larını arttırıyor

[110] De ki: «´Allah´, diye cagırın, ´Rahman´ diye cagırın, ne ile cagırırsanız; sonunda en guzel isimler O´nundur.» Namazında sesini cok yukseltme, onda cok da kısma, bu ikisi arasında (orta) bir yol benimse

[111] Ve deki: «Ovgu (hamd), cocuk edinmeyen, mulkte ortagı olmayan ve duskunlukten dolayı yardımcıya da (ihtiyacı) bulunmayan Allah´adır.» Ve O´nu tekbir edebildikce tekbir et

Kehf

Surah 18

[1] Hamd, Kitabı kulu uzerine indiren ve onda hic bir carpıklık kılmayan Allah´a aittir

[2] Dosdogru (bir Kitaptır) ki, kendi katından siddetli bir azabla uyarıp korkutmak ve salih amellerde bulunan mu´minlere mujde vermek icin (onu indirdi) ; suphesiz onlara guzel bir ecir vardır

[3] Onlar orda ebedi olarak kalıcıdırlar

[4] (Bu Kur´an) «Allah cocuk edindi» diyenleri uyarıp korkutmaktadır

[5] Bu konuda ne kendilerinin, ne de atalarının hic bir bilgisi yoktur. Agızlarından cıkan soz ne (kadar da) buyuk. Onlar yalandan baskasını soylemiyorlar

[6] Simdi onlar bu soze (Kur´an´a) inanmayacak olurlarsa sen, onların pesi sıra esef ederek kendini kahredeceksin (oyle mi)

[7] Suphesiz biz, yeryuzu uzerindeki seyleri ona bir sus kıldık; onların hangisinin daha guzel davranısta bulundugunu deneyelim diye

[8] Biz gercekten (yeryuzu) uzerinde olanları kupkuru, corak bir toprak yapabiliriz

[9] Sen, yoksa Kehf ve Rakim Ehlini bizim sasılacak ayetlerimizden mi sandın

[10] O gencler, magaraya sıgındıkları zaman, demislerdi ki: «Rabbimiz, katından bize bir rahmet ver ve isimizden bize dogruyu kolaylastır (bizi basarılı kıl).»

[11] Boylelikle magarada yıllar yılı onların kulaklarına (agır bir uyku) vurduk

[12] Sonra iki gruptan hangisinin kaldıkları sureyi daha iyi hesap ettigini belirtmek icin onları uyandırdık

[13] Biz sana onların haberlerini bir gercek (olay) olarak aktarmaktayız. Gercekten onlar, Rablerine iman etmis genclerdi ve biz de onların hidayetlerini arttırmıstık

[14] Onların kalpleri uzerinde (sabrı ve kararlılıgı) rabtetmistik; (Krala karsı) Kıyam ettiklerinde demislerdi ki: «Bizim Rabbimiz, goklerin ve yerin Rabbi´dir; ilah olarak biz O´ndan baskasına kesinlikle tapmayız, (eger tersini) soyleyecek olursak, andolsun, gercegin dısına cıkarız.»

[15] «Sunlar, bizim kavmimizdir; O´ndan baskasını ilahlar edindiler, onlara apacık bir delil getirmeleri gerekmez miydi? Oyleyse Allah´a karsı yalan duzup uydurandan daha zalim kimdir

[16] (Iclerinden biri demisti ki:) «Madem ki siz onlardan ve Allah´tan baska taptıklarından kopup ayrıldınız, o halde, (daglara cekilip) magaraya sıgının da Rabbiniz size rahmetinden (bolca bir miktarını) yaysın ve isinizden size bir yarar kolaylastırsın.»

[17] (Onlara baktıgında) Gorursun ki, gunes dogdugunda onların magaralarına sag yandan yonelir, battıgında onları sol yandan keser gecerdi ve onlar da onun (magaranın) genis boslugundalardı. Bu, Allah´ın ayetlerindendir. Allah, kime hidayet verirse, iste hidayet bulan odur, kimi de saptırırsa onun icin asla dogru yolu gosterici bir veli bulamazsın

[18] Sen onları uyanık sanırsın, oysa onlar (derin bir uykuda) uyusmuslardır. Biz onları sag yana ve sol yana ceviriyorduk. Onların kopekleri de iki kolunu uzatmıs yatmaktaydı. Onları gormus olsaydın, geri donup onlardan kacardın, onlardan icini korku kaplardı

[19] Boylece, aralarında bir sorgulama yapsınlar diye onları dirilttik (uyandırdık) . Iclerinden bir sozcu dedi ki: «Ne kadar kaldınız?» Dediler ki: «Bir gun veya gunun bir (kac saatlik) kısmı kadar kaldık.» Dediler ki: «Ne kadar kaldıgınızı Rabbiniz daha iyi bilir; simdi birinizi bu paranızla sehre gonderin de, hangi yiyecek temizse baksın, size ondan bir rızık getirsin; ancak oldukca nazik davransın ve sakın sizi kimseye sezdirmesin.»

[20] «Cunku onlar uzerinize cıkıp gelirlerse, sizi tasa tutarlar veya dinlerine geri cevirirler; bu durumda ebedi olarak kurtulus bulamazsınız.»

[21] Boylece onları (Sehir halkına) duyurduk ki, Allah´ın vaadinin gercek oldugunu ve kıyametin mutlaka gelecegini, onda asla suphe olmadıgını bilsinler. (Fakat onlar meseleyi boyle ele alacakları yerde) kendi aralarında onların (Magarada uyuyanlar) durumunu tartısıyorlardı. Bazıları: «Onların uzerine bir bina yapın. Cunku Rableri onları daha iyi bilendir,» dediler. Fakat onların isine galip gelenler ise: «Mutlaka onların ustune bir mescit yapacagız» dediler

[22] (Sonra gelen kusaklar) Diyecekler ki: «Uc´tuler, onların dorduncusu de kopekleridir.» Ve: «Bestiler, onların altıncısı kopekleridir» diyecekler. (Bu,) Bilinmeyene (gayba) tas atmaktır. «Yedidirler, onların sekizincisi de kopekleridir» diyecekler. De ki: «Rabbim, onların sayısını daha iyi bilir, onları pek az (insan) dısında da kimse bilemez.» Oyleyse onlar konusunda acıkta olan bir tartısmadan baska tartısma ve onlar hakkında bunlardan hic kimseye bir sey sorma

[23] Hic bir sey hakkında: «Ben bunu yarın mutlaka yapacagım» deme

[24] Ancak: «Allah dilerse» (yapacagım, de) . Unuttugun zaman Rabbini zikret ve de ki: «Umulur ki, Rabbim beni bundan daha yakın bir basarıya yoneltip iletir.»

[25] Onlar magaralarında uc yuz yıl kaldılar ve dokuz (yıl) daha kattılar

[26] De ki: «Ne kadar kaldıklarını Allah daha iyi bilir. Goklerin ve yerin gaybı O´nundur. O, ne guzel gormekte ve ne guzel isitmektedir. O´nun dısında onların bir velisi yoktur. Kendi hukmunde hic kimseyi ortak kılmaz.»

[27] Sana Rabbinin Kitabından vahyedileni oku. O´nun sozlerini degistirici yoktur ve O´nun dısında kesin olarak bir sıgınacak (makam) bulamazsın

[28] Sen de sabah aksam O´nun rızasını isteyerek Rablerine dua edenlerle birlikte sabret. Dunya hayatının (aldatıcı) susunu isteyerek gozlerini onlardan kaydırma. Kalbini bizi zikretmekten gaflete dusurdugumuz, kendi ´istek ve tutkularına (hevasına) ´ uyan ve isinde asırılıga gidene itaat etme

[29] Ve de ki: «Hak Rabbinizdendir; artık dileyen iman etsin, dileyen kufre sapsın. Suphesiz biz zalimlere bir ates hazırlamısız, onun duvarları kendilerini cepecevre kusatmıstır. Eger onlar yardım isterlerse, katı bir sıvı gibi yuzleri kavurup yakan bir su ile yardım edilirler. Ne kotu bir ickidir o ve ne kotu bir destektir

[30] Suphesiz iman edip salih amellerde bulunanlar ise; biz gercekten en guzel davranısta bulunanın ecrini kayba ugratmayız

[31] Onlar; altından ırmaklar akan Adn cennetleri onlarındır, orda altın bileziklerle suslenirler, hafif ipekten ve agır islenmis atlastan yesil elbiseler giyerler ve tahtlar uzerinde kurulup dayanırlar. (Bu,) Ne guzel sevap ve ne guzel destek

[32] Onlara iki adamın ornegini ver; onlardan birine iki uzum bagı verdik ve ikisini hurmalıklarla donattık, ikisinin arasında da ekinler bitirmistik

[33] Iki bag da yemislerini vermis, ondan (verim bakımından) hic bir seyi noksan bırakmamıs ve aralarında da bir ırmak fıskırtmıstık

[34] (Ikisinden) Birinin baska urun (veren yer) leri de vardı. Boylelikle onunla konusurken arkadasına dedi ki: «Ben, mal bakımından senden daha zenginim, insan sayısı bakımından da daha gucluyum.»

[35] Daha sonra Cennet´ine girdi ve kendisine zulmederek: «Bunun hic yok olacagını sanmam.» dedi

[36] «Kıyamet saati´nin kopacagını da sanmıyorum. Buna ragmen Rabbime dondurulecek olursam, suphesiz bundan daha hayırlı bir sonuc bulacagım.»

[37] Kendisiyle konusmakta olan arkadası ona dedi ki: «Seni topraktan, sonra bir damla sudan yaratan, sonra da seni duzgun (eli ayagı tutan, gucu kuvveti yerinde) bir adam kılan (Allah) ı inkar mı ettin?»

[38] «Fakat, O Allah benim Rabbimdir ve ben Rabbime hic kimseyi ortak kosmam.»

[39] «Bagına girdigin zaman, ´Masallah, Allah´tan baska kuvvet yoktur´ demen gerekmez miydi? Eger beni mal ve cocuk bakımından senden daha az (gucte) goruyorsan.»

[40] «Belki Rabbim senin bagından daha hayırlısını bana verir, (seninkinin) ustune de gokten ´yakıp yıkan bir afet´ gonderir de kaygan bir toprak kesiliverir.»

[41] «Veya onun suyu dibe gocuverir de boylelikle onu arayıp bulmaya kesinlikle guc yetiremezsin.»

[42] (Derken) Onun urunleri (afetlerle) kusatılıverdi. Artık o, ugrunda harcadıklarına karsı avuclarını (esefle) evirip ceviriyordu. O (bagın) cardakları yıkılmıs durumdaydı, kendisi de soyle diyordu: «Keske Rabbime hic kimseyi ortak kosmasaydım.»

[43] Allah´ın dısında ona yardım edecek bir topluluk yoktu, kendi kendine de yardım edemedi

[44] Iste burda (bu durumda) velayet (yardımcılık, dostluk) hak olan Allah´a aittir. O, sevap bakımından hayırlı, sonuc bakımından hayırlıdır

[45] Onlara, dunya hayatının ornegini ver; gokten indirdigimiz suya benzer, onunla yeryuzunun bitkileri birbirine karıstı, boylece ruzgarların savurdugu calı cırpı oluverdi. Allah, her seyin uzerinde guc yetirendir

[46] Mal ve cocuklar, dunya hayatının cekici susudur; surekli olan ´salih davranıslar´ ise, Rabbinin katında sevap bakımından daha hayırlıdır, umut etmek bakımından da daha hayırlıdır

[47] Dagları yurutecegimiz gun, yeri cırılcıplak (dumduz olmus) gorursun; onları bir arada toplamısız da, iclerinden hic birini dısarda bırakmamısızdır

[48] Onlar senin Rabbine sıra sıra sunulmuslardır. Andolsun, sizi ilk defa yarattıgımız gibi bize gelmis oldunuz. Hayır, siz, bizim size bir kavusma zamanı tesbit etmedigimizi sanmıstınız degil mi

[49] (Onlerine) Kitap konulmustur; artık suclu gunahkarların, onda olanlardan dolayı dehsetle korkuya kapıldıklarını gorursun. Derler ki: «Eyvahlar bize, bu kitaba ne oluyor ki, kucuk buyuk bırakmayıp her seyi sayıp dokuyor?» Yapıp ettiklerini (onlerinde) hazır bulmuslardır. Rabbin hic kimseye zulmetmez

[50] Hani meleklere: «Adem´e secde edin» demistik; Iblis´in dısında (digerleri) secde etmislerdi. O cinlerdendi, boylelikle Rabbinin emrinden dısarı cıkmıstı. Bu durumda Beni bırakıp onu ve onun soyunu veliler mi edineceksiniz? Oysa onlar sizin dusmanlarınızdır. (Bu,) Zalimler icin ne kadar kotu bir (tercih) degistirmedir

[51] Goklerin ve yerin yaratılısında da, kendi nefislerinin yaratılısında da Ben onları sahid tutmadım. Ben, saptırıcıları yardımcı guc de edinmedim

[52] «Benim ortaklarım sandıgınız seyleri cagırın» (diye kufre sapanlara) diyecegi gun; iste onları cagırmıslardır, ama onlar, kendilerine cevap vermemislerdir. Biz onların aralarında bir ucurum koyduk

[53] Suclu gunahkarlar atesi gormuslerdir, artık icine kendilerinin gireceklerini de anlamıslardır; ancak ondan bir kacıs yolu bulamamıslardır

[54] Andolsun, bu Kur´an´da insanlar icin Biz her ornekten cesitli acıklamalarda bulunduk. Insan, her seyden cok tartısmacıdır

[55] Kendilerine hidayet geldigi zaman insanları inanmaktan ve Rablerinden bagıslanma dilemelerinden alıkoyan sey, ancak evvelkilerin sunnetinin kendilerine de gelmesi ya da azabın onları karsılarcasına kendilerine gelmesi(ni beklemeleri) dir

[56] Biz peygamberleri, mujde vericiler ve uyarıp korkutucular olmak dısında (baska bir amacla) gondermemekteyiz. Kufre sapanlar ise, hakkı batıl ile gecersiz kılmak icin mucadele etmektedirler. Onlar benim ayetlerimi ve uyarılıp korkutuldukları (azabı) alay konusu edindiler

[57] Kendisine Rabbinin ayetleri ogutle hatırlatıldıgı zaman, onlara sırt ceviren ve ellerinin onden gonderdikleri (amelleri) ni unutandan daha zalim kimdir? Biz gercekten, onların kalpleri uzerine onu kavrayıp anlamalarını engelleyen bir perde (gerdik) kulaklarına da bir agırlık koyduk. Sen onları hidayete cagırsan bile, onlar sonsuza kadar asla hidayet bulamazlar

[58] Senin Rabbin rahmet sahibi (ve) bagıslayıcıdır. Eger, kazanmakta olduklarından dolayı onları (azabla) yakalayıverseydi, suphesiz onlara azabı (bir an once) cabuklastırırdı. Hayır, onlar icin bir bulusma zamanı vardır, onun dısında asla baska bir sıgınak bulamayacaklardır

[59] Iste ulkeler (ve onların halkları), zulme saptıkları zaman onları yıkıma ugrattık; ve yıkımları icin de bir bulusma zamanı tesbit ettik

[60] Hani Musa genc yardımcısına demisti: «Iki denizin birlestigi yere ulasıncaya kadar gidecegim ya da uzun zamanlar gecirecegim.»

[61] Boylece ikisi, iki (deniz)in birlestigi yere ulasınca balıklarını unutuverdiler; (balık da) denizde bir akıntıya dogru (veya bir menfez bulup) kendi yolunu tuttu

[62] (Varmaları gereken yere gelip) gectiklerinde (Musa) genc yardımcısına dedi ki: «Yemegimizi getir bize, andolsun, bu yaptıgımız yolculuktan gercekten yorulduk.»

[63] (Genc yardımcısı) dedi ki: «Gordun mu, kayaya sıgındıgımızda, ben balıgı unutmus oldum. Onu hatırlamamı Seytan´dan baskası bana unutturmadı; o da sasılacak tarzda denizde kendi yolunu tuttu.»

[64] (Musa) Dedi ki: «Bizim de aradıgımız buydu.» Boylelikle ikisi izleri uzerinde geriye dogru gittiler

[65] Derken, katımızdan kendisine bir rahmet verdigimiz ve tarafımızdan kendisine bir ilim ogrettigimiz kullarımızdan bir kulu buldular

[66] Musa ona dedi ki: «Dogru yol (rusd) olarak sana ogretilenden bana ogretmen icin sana tabi olabilir miyim?»

[67] Dedi ki: «Gercekten sen, benimle birlikte olma sabrını gostermeye guc yetiremezsin.»

[68] (Boyleyken) «Ozunu kavramaya kusatıcı olamadıgın seye nasıl sabredebilirsin?»

[69] (Musa:) «Insaallah, beni sabreden (biri olarak) bulacaksın. Hic bir iste sana karsı gelmeyecegim» dedi

[70] Dedi ki: «Eger bana uyacak olursan, hic bir sey hakkında bana soru sorma, ben sana ogutle anlatıp soz edinceye kadar.»

[71] Boylece ikisi yola koyuldu. Nitekim bir gemiye binince, o bunu (gemiyi) deliverdi. (Musa) Dedi ki: «Icindekilerini batırmak icin mi onu deldin? Andolsun, sen sasırtıcı bir is yaptın.»

[72] Dedi ki: «Gercekten benimle birlikte olma sabrını gostermeye kesinlikle guc yetiremeyecegini ben sana soylemedim mi?»

[73] (Musa:) «Beni, unuttugumdan dolayı sorgulama ve bu isimden dolayı bana zorluk cıkarma» dedi

[74] Boylece ikisi (yine) yola koyuldular. Nitekim bir cocukla karsılastılar, o hemen tutup onu olduruverdi. (Musa) Dedi ki: «Bir cana karsılık olmaksızın, tertemiz bir canı mı oldurdun? Andolsun, sen kotu bir is yaptın.»

[75] Dedi ki: «Gercekten benimle birlikte olma sabrını gostermeye kesinlikle guc yetiremeyecegini ben sana soylemedim mi?»

[76] (Musa:) «Bundan sonra sana bir sey soracak olursam, artık benimle arkadaslık etme. Benden yana bir ozre ulasmıs olursun» dedi

[77] (Yine) Boylece ikisi yola koyuldu. Nihayet bir kasabaya gelip onlardan yemek istediler, fakat (kasaba halkı) onları konuklamaktan kacındı. Onda (kasabada) yıkılmaya yuz tutmus bir duvar buldular, hemen onu insa etti. (Musa) Dedi ki: «Eger isteseydin gercekten buna karsılık bir ucret alabilirdin.»

[78] Dedi ki: «Iste bu, benimle senin aranda ayrılma (zamanı)mız. Sana, uzerinde sabır gostermeye guc yetiremeyecegin bir yorumu haber verecegim

[79] Gemi, denizde calısan yoksullarındı, onu kusurlu yapmak istedim, (cunku) ilerilerinde, her gemiyi zorbalıkla ele geciren bir kral vardı.»

[80] Cocuga gelince, onun anne ve babası mu´min kimselerdi. Bundan dolayı, onun kendilerine azgınlık ve kufur zorunu kullanmasından endise edip korktuk.»

[81] Boylece, onlara Rablerinin ondan temiz olmak bakımından daha hayırlısı, merhamet bakımından da daha yakın olanını vermesini diledik.»

[82] «Duvar ise, sehirde iki oksuz cocugundu, altında onlara ait bir define vardı; babaları salih biriydi. Rabbin diledi ki, onlar erginlik cagına erissinler ve kendi definelerini cıkarsınlar; (bu,) Rabbinden bir rahmettir. Bunları ben, kendi isim (ozel gorusum) olarak yapmadım. Iste, senin onlara karsı sabır gostermeye guc yetiremedigin seylerin yorumu.»

[83] Sana (Ey Muhammed,) Zu´l Karneyn hakkında sorarlar. De ki: «Size, ondan da, ´ogut ve hatırlatma olarak´ (bazı bilgiler) verecegim

[84] Gercekten, biz ona yeryuzunde sapasaglam bir iktidar verdik ve ona her seyden bir yol (sebep) verdik

[85] O da, bir yol tutmus oldu

[86] Sonunda gunesin battıgı yere kadar ulastı ve onu kara camurlu bir gozede batmakta buldu, yanında da bir kavim gordu. Dedik ki: «Ey Zu´l-Karneyn, (istiyorsan onları) ya azaba ugratırsın veya iclerinde guzelligi (gecerli ilke) edinirsin.»

[87] Dedi ki: «Kim zulme saparsa biz onu azablandıracagız, sonra da Rabbine dondurulur, O da onu gorulmemis bir azabla azablandırıverir.»

[88] Kim de iman eder ve salih amellerde bulunursa, onun icin guzel bir karsılık vardır. Ona buyrugumuzdan da kolay olanını soyleyecegiz.»

[89] Sonra (yine) bir yol tutmus oldu

[90] Sonunda gunesin dogdugu yere kadar ulastı ve onu (gunesi), kendileri icin ona karsı bir siper kılmadıgımız bir kavim uzerine dogmakta iken buldu

[91] Iste boyle, onun yanında «ozu kapsayan bilgi oldugunu» (veya yanında olup biten her seyi) Biz (ilmimizle) busbutun kusatmıstık

[92] Sonra (yine) bir yol tuttu. Nihayet iki dag arasına ulastıgı zaman orada hic soz anlamayan bir kavim buldu

[93] Sonra (yine) bir yol tuttu. Nihayet iki dag arasına ulastıgı zaman orada hic soz anlamayan bir kavim buldu

[94] Dediler ki: «Ey Zu´l-Karneyn, gercekten Ye´cuc ve Me´cuc, yeryuzunde bozgunculuk cıkarmaktalar, bizimle onlar arasında bir sed insa etmen icin sana vergi verelim mi?»

[95] Dedi ki: «Rabbimin beni kendisinde saglam bir iktidarla yerlesik kıldıgı (guc, nimet ve imkan), daha hayırlıdır. Madem oyle, siz bana (insani) gucle yardım edin de, sizinle onlar arasında sapasaglam bir engel kılayım.»

[96] «Bana demir kutleleri getirin,» iki dagın arası esit duzeye gelince, «Korukleyin» dedi. Onu ates haline getirinceye kadar (bu isi yaptı, sonra:) dedi ki: «Bana getirin, uzerine eritilmis bakır dokeyim.»

[97] Boylelikle, ne onu asabildiler, ne de onu delmeye guc yetirebildiler

[98] Dedi ki: «Bu benim Rabbimden bir rahmettir. Rabbimin va´di geldigi zaman, O, bunu dumduz eder; Rabbimin va´di haktır.»

[99] Biz o gun, bir kısmını bir kısmı icinde dalgalanırcasına bırakıvermisiz. Sur´a da ufurulmustur, artık onların tumunu bir arada toparlamısız

[100] Ve o gun, cehennemi, kufre sapanlara tam bir sunusla sunmusuz

[101] Ki onlar, beni zikretme (konusun)da gozleri bir perde icindeydi, (Kur´an´ı) dinlemeye katlanamazlardı

[102] Kufre sapanlar, beni bırakıp kullarımı veliler edindiklerini mi sandılar? Gercekten biz cehennemi kafirler icin bir durak olarak hazırlamısız

[103] De ki: «Davranıs (tarzı olan ameller) bakımından en cok husrana ugrayacak olanları size haber vereyim mi?»

[104] «Onların, dunya hayatındaki butun cabaları bosa gitmisken, kendilerini gercekte guzel is yapmakta sanıyorlar.»

[105] Iste onlar, Rablerinin ayetlerini ve O´na kavusmayı inkar edenlerdir. Artık onların yapıp ettikleri bosa cıkmıstır, kıyamet gununde onlar icin bir tartı tutmayacagız

[106] Iste, kufre sapmaları, ayetlerimi ve peygamberlerimi alay konusu edinmelerinden dolayı onların cezası cehennemdir

[107] Iman edip salih amellerde bulunanlar; Firdevs cennetleri onlar icin bir ´konaklama yeridir.´

[108] Onda ebedi olarak kalıcıdırlar, ondan ayrılmak istemezler

[109] De ki: «Rabbimin sozleri (ni yazmak) icin deniz murekkep olsa ve yardım icin bir benzerini (bir o kadarını) dahi getirsek, Rabbimin sozleri tukenmeden once, elbette deniz tukeniverirdi.»

[110] De ki: «Suphesiz ben, ancak sizin benzeriniz olan bir beserim; yalnızca bana sizin ilahınızın tek bir ilah oldugu vahyolunuyor. Kim Rabbine kavusmayı umuyorsa, artık salih bir amelde bulunsun ve Rabbine ibadette hic kimseyi ortak tutmasın.»

Meryem

Surah 19

[1] Kaf, Ha, Ya, Ayn, Sad

[2] (Bu,) Rabbinin kulu Zekeriya´ya rahmetinin zikridir

[3] Hani o, Rabbine gizlice seslendigi zaman

[4] Demisti ki: «Rabbim, suphesiz benim kemiklerim gevsedi ve bas, yaslılık aleviyle tutustu; ben sana dua etmekle mutsuz olmadım.»

[5] «Dogrusu ben, arkamdan gelecek yakınlarım adına korkuya kapıldım, benim karım da bir kısır (kadın) dır. Artık bana kendi katından bir yardımcı armagan et.»

[6] «Bana mirascı olsun, Yakup ogullarına da mirascı olsun. Rabbim, onu (kendisinden) razı olunan(lardan) kıl.»

[7] (Allah buyurdu:) «Ey Zekeriya, suphesiz biz seni, adı Yahya olan bir cocukla mujdelemekteyiz; biz bundan once ona hic bir adas kılmamısız.»

[8] Dedi ki: «Rabbim, karım kısır (bir kadın) iken, benim nasıl oglum olabilir? Ben de yaslılıgın son basamagındayım.»

[9] (Ona gelen melek:) «Iste boyle» dedi. «Rabbin dedi ki: -Bu benim icin kolaydır, daha once sen hic bir sey degil iken, seni yaratmıstım.»

[10] Dedi ki: «Rabbim, bana bir belge (ayet) ver.» Dedi ki: «Senin belgen, sapasaglam iken, uc tam gece insanlarla konusmamandır.»

[11] Boylelikle (Zekeriya) mescidten kavminin karsısına cıkıp onlara (su anlamları) isaret etti: «Sabah aksam tesbih edin.»

[12] (Cocugun dogup buyumesinden sonra ona dedik ki:) «Ey Yahya, Kitabı kuvvetle tut.» Daha cocuk iken ona hikmet verdik

[13] Katımızdan ona bir sevgi duyarlılıgı ve temizlik (de verdik.) O, cok takva sahibi biriydi

[14] Ana ve babasına itaatkardı ve isyan eden bir zorba degildi

[15] Ona selam olsun; dogdugu gun, olecegi gun ve diri olarak yeniden kaldırılacagı gun de

[16] Kitap´ta Meryem´i de zikret. Hani o, ailesinden kopup dogu tarafında bir yere cekilmisti

[17] Sonra onlardan yana (kendini gizleyen) bir perde cekmisti. Boylece ona ruhumuz (Cibril´i) gondermistik, o da, duzgun bir beser kılıgında gorunmustu

[18] Demisti ki: «Gercekten ben, senden Rahman (olan Allah)´a sıgınırım. Eger takva sahibiysen (bana yaklasma).»

[19] Demisti ki: «Ben, yalnızca Rabbinden (gelen) bir elciyim; sana tertemiz bir erkek cocuk armagan etmek icin (buradayım).»

[20] O: «Benim nasıl bir erkek cocugum olabilir? Bana hic bir beser dokunmamısken ve ben azgın utanmaz (bir kadın) degilken» dedi

[21] «Iste boyle» dedi. «Rabbin, dedi ki: -Bu benim icin kolaydır. Onu insanlara bir ayet ve bizden bir rahmet kılmak icin (bu cocuk olacaktır) .» Ve is de olup bitmisti

[22] Boylelikle ona gebe kaldı, sonra onunla ıssız bir yere cekildi

[23] Derken dogum sancısı onu bir hurma dalına surukledi. Dedi ki: «Keske bundan once olseydim de, hafızalardan silinip unutuluverseydim.»

[24] Altından (bir ses) ona seslendi: «Huzne kapılma, Rabbin senin alt (yan)ında bir ark kılmıstır.»

[25] Hurma dalını kendine dogru salla, uzerine henuz olusmus taze hurma dokuluversin.»

[26] Artık, ye, ic, gozun aydın olsun. Eger herhangi bir beser gorecek olursan, de ki: «Ben Rahman (olan Allah)´a oruc adadım, bugun hic bir insanla konusmayacagım.»

[27] Boylece onu tasıyarak kavmine geldi. Dediler ki: «Ey Meryem, sen gercekten sasırtıcı bir sey yaptın.»

[28] «Ey Harun´un kız kardesi, senin baban kotu bir kisi degildi ve annen de azgın utanmaz (bir kadın) degildi.»

[29] Bunun uzerine ona (cocuga) isaret etti. Dediler ki: «Henuz besikte olan bir cocukla biz nasıl konusabiliriz?»

[30] (Isa) Dedi ki: «Suphesiz ben Allah´ın kuluyum. (Allah) Bana Kitabı verdi ve beni peygamber kıldı.»

[31] «Nerede olursam (olayım,) beni kutlu kıldı ve hayat surdugum muddetce, bana namazı ve zekatı vasiyet (emr) etti.»

[32] «Anneme itaati de. Ve beni mutsuz bir zorba kılmadı.»

[33] «Selam uzerimedir; dogdugum gun, olecegim gun ve diri olarak yeniden kaldırılacagım gun de.»

[34] Iste Meryem oglu Isa; hakkında kuskuya dustukleri «Hak Soz»

[35] Allah´ın cocuk edinmesi olacak sey degil. O yucedir. Bir isin olmasına karar verirse, ancak ona: «Ol» der, o da hemen oluverir

[36] Gercek su ki, Allah benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Oyleyse O´na kulluk edin. Dosdogru yol budur

[37] Iclerinden (birtakım) gruplar ayrılıga dustuler. Artık buyuk bir gunu gormekten dolayı, vay kufre sapanlara

[38] Bize gelecekleri gun, neler isitecekler, neler gorecekler. Ama bugun o zalimler apacık bir sapıklık icindedirler

[39] Is(in) hukme baglanıp bitecegi, hasret gunune karsı onları uyar; onlar bir gaflet icindedirler ve onlar inanmıyorlar

[40] Suphe yok, yeryuzune ve onun uzerindekilere biz varis olacagız ve onlar bize dondurulecekler

[41] Kitap´ta Ibrahim´i de zikret. Gercekten o, dogruyu soyleyen bir peygamberdi

[42] Hani babasına demisti: «Babacıgım, isitmeyen, gormeyen ve seni herhangi bir seyden bagımsızlastırmayan seylere niye tapıyorsun?»

[43] «Babacıgım, gercek su ki, sana gelmeyen bir ilim geldi bana. Artık bana tabi ol, seni duzgun bir yola ulastırayım.»

[44] «Babacıgım, seytana kulluk etme, kuskusuz seytan, Rahman (olan Allah) a baskaldırandır.»

[45] «Babacıgım, gercekten ben, sana Rahman tarafından bir azabın dokunacagından korkmaktayım, o zaman seytanın velisi olursun.»

[46] (Babası) Demisti ki: «Ibrahim, sen benim ilahlarımdan yuz mu ceviriyorsun? Eger (bu tutumuna) bir son vermeyecek olursan, andolsun, seni tasa tutarım; uzun bir sure de benden uzaklas, (bir yerlere) git.»

[47] (Ibrahim:) «Selam uzerine olsun, senin icin Rabbimden bagıslanma dileyecegim, cunku, O bana pek lutufkardır» dedi

[48] «Sizden ve Allah´tan baska taptıklarınızdan kopup ayrılıyorum ve Rabbime dua ediyorum. Umulur ki, Rabbime dua etmekle mutsuz olmayacagım.»

[49] Boylelikle, onlardan ve Allah´tan baska taptıklarından kopup ayrılınca ona Ishak´ı ve (oglu) Yakub´u armagan ettik ve her birini peygamber kıldık

[50] Onlara rahmetimizden armagan(lar) bagısladık ve onlar icin yuce bir dogruluk dili verdik

[51] Kitap´ta Musa´yı da zikret. Cunku o, ihlasa erdirilmis ve gonderilmis (Resul) bir peygamberdi

[52] Ona, Tur´un sag yanından seslendik ve onu (kendisiyle) gizlice soylesmek icin yakınlastırdık

[53] Ona rahmetimizden kardesi Harun´u da bir peygaber olarak armagan ettik

[54] Kitap´ta Ismail´i de zikret. Cunku o, va´dinde dogruydu ve gonderilmis (Resul) bir peygamberdi

[55] Halkına, namazı ve zekatı emrediyordu ve o, Rabbi katında kendisinden razı olunan (bir insan) dı

[56] Kitap´ta Idris´i de zikret. Cunku o, dogru olan bir peygamberdi

[57] Biz onu yuce bir mekan (makam) a yukseltmistik

[58] Iste bunlar; kendilerine Allah´ın nimet verdigi peygamberlerdendir; Adem´in soyundan, Nuh ile birlikte tasıdıklarımız (insan kusakların) dan, Ibrahim ve Israil (Yakup) in soyundan, dogru yola eristirdiklerimizden ve sectiklerimizdendirler. Onlara Rahman (olan Allah´) ın ayetleri okundugunda, aglayarak secdeye kapanıverirler

[59] Sonra onların arkasından oyle kusaklar turedi ki, namaz (kılma duyarlıgın) ı kaybettiler ve sehvetlerine kapılıp uydular. Boylece bunlar azgınlıklarının cezasıyla karsılasacaklardır

[60] Ancak tevbe eden, iman eden ve salih amellerde bulunanlar (onların dısındadır) ; iste bunlar, cennete girecekler ve hic bir seyle zulme ugratılmayacaklar

[61] Adn cennetleri (onlarındır) ki, Rahman (olan Allah, onu) kendi kullarına gaybtan vadetmistir. Suphe yok, O´nun va´di yerine gelecektir

[62] Onda selamın dısında ´bosa harcanmıs bir soz´ isitmezler. Sabah aksam, onların rızıkları orda (bulunmakta) dır

[63] O cennet; biz, kullarımızdan takva sahibi olanları (ona) varisci kılacagız

[64] Biz (elciler,) ancak Rabbinin emriyle ineriz. Onumuzde, ardımızda ve bunlar arasında olan her sey O´nundur. Senin Rabbin kesinlikle unutkan degildir

[65] Goklerin, yerin ve her ikisi arasındakilerinin Rabbidir; su halde O´na ibadet et ve O´na ibadette kararlı ol. Hic O´nun adası oldugunu biliyor musun

[66] Insan demektedir ki: «Ben oldukten sonra mı, gercekten diri olarak cıkarılacagım?»

[67] Insan onceden, hic bir sey degilken, gercekten bizim onu yaratmıs bulundugumuzu (hic) dusunmuyor mu

[68] Andolsun Rabbine, biz onları da, seytanları da mutlaka hasredecegiz, sonra onları cehennemin cevresinde diz ustu cokmus olarak hazır bulunduracagız

[69] Sonra, her bir gruptan Rahman (olan Allah) a karsı azgınlık gostermek bakımından en siddetli olanını ayıracagız

[70] Sonra biz ona (cehenneme) girmeye kimlerin en cok uygun oldugunu daha iyi bilmekteyiz

[71] Sizden ona girmeyecek hic kimse yoktur. Bu, Rabbinin kesin olarak uzerine aldıgı bir karardır

[72] Sonra, takva sahiplerini kurtarırız ve zulme sapanları diz ustu cokmus olarak bırakıveririz

[73] Onlara apacık olan ayetlerimiz okundugunda, o kufre sapanlar, iman edenlere derler ki: «Iki gruptan hangisi, makam bakımından daha iyi, topluluk bakımından daha guzeldir?»

[74] Onlardan once nice insan kusaklarını yıkıma ugrattık, onlar mal (giyim, kusam ve tefris) bakımından da, gosteris bakımından da daha guzeldiler

[75] De ki: «Kim sapıklık icindeyse, Rahman (olan Allah), ona sure tanıdıkca tanır; kendilerine va´dedileni -ya azabı veya kıyamet saatini- gordukleri zaman artık kimin yeri (makam, mevki) daha kotu, kimin askeri gucu daha zayıfmıs, ogreneceklerdir

[76] Allah, hidayet bulanlara hidayeti arttırır. Surekli olan salih davranıslar, Rabbinin katında sevap bakımından daha hayırlı, varılacak sonuc bakımından da daha hayırlıdır

[77] Ayetlerimizi inkar edip, bana: «Elbette mal ve cocuklar verilecektir» diyeni gordun mu

[78] O, gayba mı tanık oldu, yoksa Rahman (olan Allah) ın katında(n) bir ahid mi aldı

[79] Asla; demekte oldugunu yazacagız ve onun icin azabta(n) da sure tanıdıkca tanıyacagız

[80] Onun soylemekte olduguna biz mirascı olacagız; o bize, ´yapayalnız tek basına´ gelecektir

[81] Kendilerine guc (izzet) saglasınlar diye, Allah´tan baska ilahlar edindiler

[82] Hayır; (o yalancı ilahlar) onların tapınıslarını inkar edecekler ve onlara karsı celiskiye dusecekler

[83] Gormedin mi, biz gercekten seytanları, kufre sapanların uzerine gonderdik, onları tahrik edip kıskırtıyorlar

[84] Onlara karsı acele davranma; biz onlar icin ancak saydıkca saymaktayız

[85] Takva sahiplerini bir heyet halinde Rahman (olan Allah´ın huzuran) a toplayacagımız gun

[86] Suclu gunahkarları da, susamıslar olarak cehenneme surecegiz

[87] Rahmanın katında ahid almısların dısında (onlar) sefaate malik olamayacaklardır

[88] «Rahman cocuk edinmistir» dediler

[89] Andolsun, siz oldukca cirkin bir cesarette bulunup geldiniz

[90] Neredeyse bundan dolayı, gokler paramparca olacak, yer catlayacak ve daglar yıkılıp gocuverecekti

[91] Rahman adına cocuk one surduklerinde (oturu bunlar olacaktı)

[92] Rahman (olan Allah) a cocuk edinmek yarasmaz

[93] Goklerde ve yerde olan (herkesin her seyin) tumu Rahman (olan Allah)a, yalnızca kul olarak gelecektir

[94] Andolsun, onların tumunu kusatmıs ve onları sayı olarak da saymıs bulunmaktadır

[95] Ve onların hepsi, kıyamet gunu O´na, ´yapayalnız tek baslarına´ geleceklerdir

[96] Iman edenler ve salih amellerde bulunanlar ise, Rahman (olan Allah), onlar icin bir sevgi kılacaktır

[97] Biz bunu (Kur´an´ı) senin dilinle kolaylastırdık, takva sahiplerine mujde vermen ve direnen bir kavmi uyarıp korkutman icin

[98] Biz, onlardan once nice insan kusaklarını yıkıma ugrattık; (simdiyse) onlardan hic birini hissediyor ya da onların fısıltılarını duyuyor musun

Tâhâ

Surah 20

[1] Ta, Ha

[2] Biz sana bu Kur´an´ı gucluk cekmen icin indirmedik

[3] ´Ici titreyerek korku duyanlara´ ancak ogutle hatırlatma (olsun diye indirdik)

[4] Yeri ve yuksek gokleri yaratan tarafından bir indirmedir

[5] Rahman (olan Allah) arsa istiva etmistir

[6] Goklerde, yerde, bu ikisinin arasında ve nemli topragın altında olanların tumu O´nundur

[7] Sozu acıga vursan da, (gizlesen de birdir) . Cunku suphesiz O, gizliyi de, gizlinin gizlisini de bilmektedir

[8] Allah; O´ndan baska ilah yoktur. En guzel isimler O´nundur

[9] Sana Musa´nın haberi geldi mi

[10] Hani bir ates gormustu de, ailesine soyle demisti: «Durun, suphesiz ben bir ates gordum; umulur ki size ondan bir kor getiririm ya da atesin yanında bir yol gosterici bulurum.»

[11] Nitekim ona gidince, kendisine seslenildi: «Ey Musa.»

[12] «Gercekten Ben, Ben senin Rabbinim. Ayakkabılarını cıkar; cunku sen, kutsal vadi olan Tuva´dasın.»

[13] «Ben seni secmis bulunmaktayım; bundan boyle vahyolunanı dinle.»

[14] «Gercekten Ben, Ben Allah´ım, Ben´den baska ilah yoktur; su halde Bana ibadet et ve Beni zikretmek icin dosdogru namaz kıl.»

[15] «Suphesiz, kıyamet saati yaklasarak gelmektedir. Herkesin harcadıgı cabanın karsılıgını alması icin, onun (kosup haberini) neredeyse gizleyecegim.»

[16] «Oyleyse, ona inanmayıp kendi hevasına uyan, sakın seni ondan alıkoymasın; sonra yıkıma ugrarsın.»

[17] «Sag elindeki nedir ey Musa?»

[18] Dedi ki: «O, benim asamdır; ona dayanmakta, onunla davarlarım icin agaclardan yaprak dusurmekteyim, onda benim icin daha baska yararlar da var.»

[19] Dedi ki: «Onu at, ey Musa.»

[20] Boylece, o da onu attı; (bir de ne gorsun) o hemen hızla kosan (kocaman) bir yılan (oluvermis)

[21] Dedi ki: «Onu al ve korkma, biz onu ilk durumuna cevirecegiz.»

[22] «Elini de koltuguna sok, bir hastalık olmadan, baska bir mucize (ayet) olarak bembeyaz bir durumda cıksın.»

[23] «Oyleki, sana buyuk mucizelerimizden (birini) gostermis olalım.»

[24] «Firavun´a git, cunku o azmıs bulunmaktadır.»

[25] Dedi ki: «Rabbim, benim gogsumu ac.»

[26] «Bana isimi kolaylastır,»

[27] «Dilimden dugumu coz,»

[28] «Ki soyleyeceklerimi kavrasınlar.»

[29] «Ailemden bana bir yardımcı kıl,»

[30] «Kardesim Harun´u»

[31] «Onunla arkamı kuvvetlendir.»

[32] «Onu isimde ortak kıl,»

[33] «Boylece seni cok tesbih edelim.»

[34] «Ve seni cok zikredelim.»

[35] «Hic suphesiz sen, bizi gormektesin.»

[36] (Allah) Dedi ki: «Ey Musa! Istedigin sana verilmistir.»

[37] «Andolsun, biz sana bir defa daha lutufta bulunmustuk.»

[38] «Hani, annene vahyolunan seyi vahyetmistik, (soyleki:)»

[39] «Onu sandıgın icine koy, onu suya bırak, boylece su onu sahile bıraksın; onu benim de dusmanım, onun da dusmanı olan biri alacaktır. Gozumun onunde yetistirilmen icin, kendimden sana bir sevgi yonelttim.»

[40] «Hani kız kardesin gezinip: «Onu(n bakımını) ustlenecek birini size haber vereyim mi?» demekteydi. Boylece, seni annene geri cevirmis olduk ki, gozu aydın olsun ve huzne kapılmasın. Sen bir insan oldurmustun de, biz seni tasadan kurtarmıs ve seni ´esaslı bir denemeden gecirip denemistik.´ Medyen halkı arasında da yıllarca kalmıstın, sonra bir kader uzerine (buraya) geldin ey Musa.»

[41] «Seni kendim icin sectim.»

[42] «Sen ve kardesin ayetlerimle gidin ve beni zikretmede gevsek davranmayın.»

[43] «Ikiniz Firavun´a gidin, cunku o, azmıs bulunmaktadır.»

[44] «Ona yumusak soz soyleyin, umulur ki o ogut alıp dusunur ya da ici titrer, korkar.»

[45] Dediler ki: «Rabbimiz, biz gercekten, onun bize karsı ´taskın bir tutum takınmasından´ ya da ´azgın davranmasından´ korkmaktayız.»

[46] Dedi ki: «Korkmayın, cunku ben sizinle birlikteyim; isitmekteyim ve gormekteyim.»

[47] «Haydi ona gidin de deyin ki: -Biz senin Rabbinin elcileriyiz, Israilogullarını bizimle birlikte gonder ve onlara (artık) azab verme. Sana Rabbinden bir ayetle geldik. Selam, hidayete tabi olanların uzerine olsun.»

[48] «Gercekten bize vahyolundu ki: Dogrusu azab, yalanlayan ve yuz cevirenlerin ustunedir.»

[49] (Ona gidip aynı seyleri tekrarladıklarında, Firavun onlara) Dedi ki: «Sizin Rabbiniz kim ey Musa?»

[50] Dedi ki: «Bizim Rabbimiz, her seye yaratılısını veren, sonra dogru yolunu gosterendir»

[51] (Firavun) Dedi ki: «Ilk caglardaki kusakların durumu nedir oyleyse?»

[52] Dedi ki: «Bunun bilgisi Rabbimin katında bir kitaptadır. Benim Rabbim sasırmaz ve unutmaz.»

[53] «Ki (Rabbim), yeryuzunu sizin icin bir besik kıldı, onda sizin icin yollar dosendi ve gokten su indirdi; boylelikle bununla her tur bitkiden ciftler cıkardık.»

[54] «Yiyin ve hayvanlarınızı otlatın. Suphe yok, bunda sagduyu sahipleri icin elbette ayetler vardır

[55] Sizi ondan yarattık, sizi ona geri verecegiz ve sizi bir kere daha ondan cıkaracagız

[56] Andolsun, biz ona ayetlerimizin tumunu gosterdik; fakat o, yalanladı ve ayak diretti

[57] Dedi ki: «Ey Musa, sen bizi sihrinle yurdumuzdan surup cıkarmaya mı gelmis bulunuyorsun?»

[58] «Madem boyle, biz de sana buna benzer bir sihirle gelecegiz; simdi sen, bir ´bulusma zamanı ve yeri´ tesbit et, bizim de, senin de ona karsı olamayacagımız acık, genis bir yer olsun» dedi

[59] (Musa) Dedi ki: «Bulusma zamanımız, (ulkenin ulusal) bayram gunu ve insanların toplanacagı kusluk vakti (olsun) .»

[60] Boylelikle Firavun, arkasını donup gitti, hileli duzenini (yurutecek buyuculeri) bir araya getirdi, sonra geldi

[61] Musa onlara dedi ki: «Size yazıklar olsun, Allah´a karsı yalan duzup uydurmayın, sonra bir azab ile kokunuzu kurutur. Yalan duzup uyduran gercekten yok olup gitmistir.»

[62] Bunun uzerine, kendi aralarında durumlarını tartısmaya basladılar ve gizli konusmalara gectiler

[63] Dediler ki: «Bunlar her halde iki sihirbazdır, sizi sihirleriyle yurdunuzdan surup cıkarmak ve ornek olarak tutturdugunuz yolunuzu (dininizi) yok etmek istemektedirler.»

[64] «Bundan oturu, tuzaklarınızı bir araya getirin, sonra gruplar halinde gelin; bugun ustunluk saglayan, gercekten kurtulusu bulmustur.»

[65] «Ey Musa» dediler. «Ya sen (asanı) at veya once atanlar bizler olalım.»

[66] Dedi ki: «Hayır, sizler atın.» Sonra hemen (ne gorsun), sihirlerinden dolayı, onların ipleri ve asaları kendisine gercekten kosuyormus gibi gorundu

[67] Musa, bu yuzden kendi icinde bir tur korku duymaya basladı

[68] «Korkma» dedik. «Suphesiz sen, ustun gelecek olan sensin.»

[69] «Sag elindekini atıver, onların yaptıklarını yutacaktır; cunku onların yaptıkları yalnızca bir buyucu hilesidir. Buyucu ise nereye varsa kurtulamaz.»

[70] Bunun uzerine buyuculer, secdeye kapandılar: «Harun´un ve Musa´nın Rabbine iman ettik» dediler

[71] (Firavun) Dedi ki: «Ben size izin vermeden once O´na inandınız, oyle mi? Kuskusuz o, size buyuyu ogreten buyugunuzdur. O halde ben de sizin ellerinizi ve ayaklarınızı capraz olarak kesecegim ve sizi hurma dallarında sallandıracagım. Siz de elbette, hangimizin azabı daha siddetliymis ve daha surekliymis ogrenmis olacaksınız.»

[72] Dediler ki: «Bize gelen apacık delillere ve bizi yaratana seni asla ´tercih edip secmeyiz´. Neyde hukmunu yurutebileceksen, durmaksızın hukmunu yurut; sen, yalnızca bu dunya hayatında hukmunu yurutebilirsin.»

[73] «Gercekten biz Rabbimize iman ettik; gunahlarımızı ve sihir dolayısıyla bizi kendisine karsı zorlayarak surukledigin (sucumuzu) bagıslasın. Allah, daha hayırlıdır ve daha sureklidir.»

[74] «Gercek su ki, kim Rabbine suclu gunahkar olarak gelirse, hic suphe yok, onun icin cehennem vardır. Onun icinde ise, ne olebilir, ne de dirilebilir.»

[75] «Kim de O´na iman edip salih amellerde bulunmus olarak O´na gelirse, iste onlar, onlar icin de yuksek dereceler vardır.»

[76] «Iclerinde ebedi kalacakları altından ırmaklar akan Adn cennetleri de (onlarındır.) Ve iste bu arınmıs olanın karsılıgıdır.»

[77] Andolsun, biz Musa´ya vahyetmistik: «Kullarımı geceleyin yuruyuse gecir, onlara denizde kuru bir yol ac, (size) yetisilmekten korkmadan ve endiseye kapılmadan.»

[78] Firavun ise, ordularıyla peslerine dustu; sulardan onları kaplayıveren kaplayıverdi

[79] Firavun, kendi kavmini sasırtıp saptırdı ve onları dogruya yoneltmedi

[80] Ey Israilogulları, andolsun, sizi dusmanlarınızdan kurtardık, Tur´un sag yanında sizinle vaadlestik ve uzerinize kudret helvasıyla bıldırcın indirdik

[81] Size, rızık olarak verdiklerimizden temiz olanlarından yiyin, bu konuda azgınlık yapmayın, yoksa gazabım uzerinize kacınılmaz olarak iner: benim gazabım, kimin uzerine inerse, muhakkak o, tepetaklak dusmustur

[82] Gercekten ben, tevbe eden, inanan, salih amellerde bulunup da sonra dogru yola erisen kimseyi suphesiz bagıslayıcıyım

[83] «Ey Musa, seni kavminden cabucak ayrılıp gelmeye sevk eden nedir?»

[84] Dedi ki: «Onlar arkamda izin uzerindedirler, hosnut kalman icin, sana gelmekte acele ettim Rabbim.»

[85] Dedi ki: «Biz senden sonra kavmini deneme (fitne) den gecirdik, Samiri onları sasırtıp saptırdı.»

[86] Bunun uzerine Musa, kavmine oldukca kızgın, uzgun olarak dondu. Dedi ki: «Ey kavmim, Rabbiniz size guzel bir vaadte bulunmadı mı? Size (verilen) soz (ya da sure) pek uzun mu geldi? Yoksa Rabbinizden uzerinize kacınılmaz bir gazabın inmesini mi istediniz de bana verdiginiz sozden caydınız?»

[87] Dediler ki: «Biz sana verdigimiz sozden kendiligimizden donmedik, ancak o kavmin (Mısır halkının) sus esyalarından birtakım yukler yuklenmistik, biz onları (atese) attık, boylece Samiri de attı.»

[88] Boylece onlara bogurmesi olan bir buzagı heykeli dokup cıkardı, «Iste, sizin de ilahınız, Musa´nın da ilahı budur; fakat (Musa) unuttu» dediler

[89] Onun kendilerine bir sozle cevap vermedigini ve onlara bir zarar veya fayda saglamaya gucu olmadıgını gormuyorlar mı

[90] Andolsun, Harun bundan once onlara: «Ey kavmim, gercekten siz bununla fitneye dusuruldunuz (denendiniz) . Sizin asıl Rabbiniz Rahman (olan Allah) dır; su halde bana uyun ve emrime itaat edin» demisti

[91] Demislerdi ki: «Musa bize geri gelinceye kadar ona (buzagıya) karsı bel bukup onunde egilmekten kesinlikle ayrılmayacagız.»

[92] (Musa da gelince:) «Ey Harun» demisti. «Onların saptıklarını gordugun zaman seni (onlara mudahale etmekten) alıkoyan neydi?»

[93] «Niye bana uymadın, emrime bas mı kaldırdın?»

[94] Dedi ki: «Ey annemin oglu, sakalımı ve basımı tutup yolma. Ben, senin: «-Israilogulları arasında ayrılık cıkardın, sozumu onemsemedin» demenden endise edip korktum.»

[95] (Musa) Dedi ki: «Ya senin amacın nedir ey Samiri?»

[96] Dedi ki: «Ben onların gormediklerini gordum, boylece elcinin izinden bir avuc alıp onu atıverdim; boylelikle bana bunu nefsim hosa giden (bir sey) gosterdi.»

[97] Dedi ki: «Haydi cekip git, artık senin hayatta (hakettigin ceza: «Bana dokunulmasın») deyip yerinmendir.» Ve suphesiz senin icin kendisinden asla kacınamayacagın (azab dolu) bir bulusma zamanı vardır. Ustune kapanıp bel bukerek onunde egildigin ilahına bir bak; biz onu mutlaka yakacagız, sonra darmadagın edip denizde savuracagız.»

[98] «Sizin ilahınız yalnızca Allah´tır ki, O´nun dısında ilah yoktur. O, ilim bakımından her seyi kusatmıstır.»

[99] Sana gecmislerin haberlerinden bir bolumunu boylece aktarıyoruz. Gercekten, sana katımızdan bir zikir verdik

[100] Kim bundan yuz cevirirse, hic suphesiz kıyamet gunu o, bir gunah yuku yuklenecektir

[101] O (yukun altı)nda ebedi olarak kalıcıdırlar. Bu, kıyamet gunu onlar icin ne kotu bir yuktur

[102] Sur´a ufurulecegi gun, biz suclu gunahkarları o gun, (yuzleri kara, gozleri) gomgok (kaskatı ve kor) olarak toplayacagız

[103] «(Dunyada) Yalnızca on (gun) kaldınız» diye kendi aralarında fısıldasacaklar

[104] Onların sozunu ettiklerini biz daha iyi biliyoruz. Tutulan yol bakımından onların daha ust olanları ise: «Siz yalnızca bir gun kaldınız» derler

[105] Sana daglar hakkında soruyorlar. De ki: «Benim Rabbim, onları darmadagın edip savuracak.»

[106] «Yerlerini bombos, cırcıplak bırakacaktır.»

[107] «Orada ne bir egrilik goreceksin, ne de bir tumsek.»

[108] O gun, kendisinden sapma imkanı olamayan cagırıcıya uyacaklar. Rahman (olan Allah)´a karsı sesler kısılmıstır; artık bir hırıltıdan baska bir sey isitemezsin

[109] O gun, Rahman (olan Allah)´ın kendisine izin verdigi ve sozunden hosnut oldugu kimseden baskasının sefaati bir yarar saglamaz

[110] O, onlerindekini de, arkalarındakini de bilir. Onlar ise, bilgi bakımından O´nu kavrayıp kusatmazlar

[111] (Artık butun) Yuzler, diri, kaim olanın onunde egik durmustur ve zulum yuklenen ise yok olup gitmistir

[112] Kim de bir mu´min olarak, salih olan amellerde bulunursa, artık o, ne zulumden korksun, ne de hakkının eksik tutulmasından

[113] Boylece biz onu, Arapca bir Kur´an olarak indirdik ve onda korkulacak seyleri turlu sekillerde acıkladık; umulur ki korkup sakınırlar ya da onlar icin dusunme (yetenegini) olusturur

[114] Hak olan, biricik hukumdar olan Allah yucedir. Onun vahyi sana gelip tamamlanmadan evvel, Kur´an´ı (okumada) acele etme ve de ki: «Rabbim, ilmimi arttır.»

[115] Andolsun, biz bundan once Adem´e ahid vermistik, fakat o, unutuverdi. Biz onda bir kararlılık bulmadık

[116] Hani biz meleklere: «Adem´e secde edin» demistik, Iblis´in dısında (digerleri) secde etmislerdi, o, ayak diretmisti

[117] Bunun uzerine dedik ki: «Ey Adem, bu gercekten sana da, esine de dusmandır; sakın sizi cennetten surup cıkarmasın, sonra mutsuz olursun.»

[118] Suphesiz ki, senin acıkmaman ve cıplak kalmaman orda (cennette kalmana baglı) dır.»

[119] Ve gercekten sen burada susamayacaksın ve gunes altında yanmayacaksın da.»

[120] Sonunda seytan ona vesvese verdi; dedi ki: «Sana sonsuzluk agacını ve yok olmayacak bir mulku haber vereyim mi?»

[121] Boylece ikisi ondan yediler, hemen ardından ayıp yerleri kendilerine acılıverdi, uzerlerini cennet yapraklarından yamayıp ortmeye basladılar. Adem, Rabbine karsı gelmis oldu da sasırıp kaldı

[122] Sonra Rabbi onu secti, tevbesini kabul etti ve dogru yola iletti

[123] Dedi ki: «Bir kısmınız bir kısmınıza dusman olarak, hepiniz ordan inin. Artık size benden bir yol gosterici gelecektir; kim benim hidayetime uyarsa artık o sasırıp sapmaz ve mutsuz da olmaz.»

[124] «Kim de benim zikrimden yuz cevirirse, artık onun icin sıkıntılı bir gecim vardır ve biz onu kıyamet gunu kor olarak hasredecegiz.»

[125] «O da (soyle) demis olur: -Ben gormekte olan biriyken, beni niye kor olarak hasrettin Rabbim?»

[126] (Allah da) Der ki: «Iste boyle, sana ayetlerimiz gelmisti, fakat sen onları unuttun, bugun de sen iste boyle unutulmaktasın.»

[127] Iste biz olcusuzce davrananları ve Rabbinin ayetlerine inanmayanları boyle cezalandırırız; ahiretin azabı ise gercekten daha siddetli ve daha sureklidir

[128] Kendilerinden onceki kusaklardan nicelerini yıkıma ugratmamız, onları dogruya yoneltmedi mi? (Oysa bugun kendileri) onların kaldıkları yerlerde (tarihi kalıntıları uzerinde) gezinip durmaktadırlar. Suphesiz bunda sagduyu sahipleri icin ayetler vardır

[129] Eger Rabbinden gecmis bir soz ve adı konulmus (belirlenmis) bir sure (ecel) olmasaydı kuskusuz (yıkım azabı) kacınılmaz olurdu

[130] Su halde onların soylediklerine karsı sabırlı ol, gunesin dogusundan once ve batısından once Rabbini hamd ile tesbih et. Gecenin bir bolumunde ve gunduzun uclarında da tesbihte bulun ki hosnut olabilesin

[131] Onlardan bazı gruplara, kendilerini onunla denemek icin yararlandırdıgımız dunya hayatının susune gozunu dikme. Senin Rabbinin rızkı daha hayırlı ve daha sureklidir

[132] Ehline (ummetine) namazı emret ve onda kararlı davran. Biz senden rızık istemiyoruz, biz sana rızık vermekteyiz. Sonuc da takvanındır

[133] Dediler ki: «Bize kendi Rabbinden bir ayet (mucize) getirmesi gerekmez miydi?» Onlara onceki kitaplarda acık belgeler gelmedi mi

[134] Eger biz onları bundan onceki bir azab ile yıkıma ugratmıs olsaydık, suphesiz diyeceklerdi ki: «Rabbimiz, bize bir elci gonderseydin de, kuculmeden ve asagılanmadan once senin ayetlerine tabi olsaydık.»

[135] De ki: «Herkes gozetlemektedir; siz de gozleyip durun. Sonunda, dumduz (dosdogru) yolun sahipleri kimlermis, ve dogru yola ulasan kimlermis, pek yakında ogreneceksiniz.»

Enbiyâ

Surah 21

[1] Insanların sorgulaması yakınlastı, kendileri ise bir gaflet icinde yuz cevirmektedirler

[2] Rablerinden kendilerine yeni bir hatırlatma gelmeyiversin, onlar bunu mutlaka oyun konusu yaparak dinlemektedirler

[3] Onların kalpleri tutkuyla oyalanmadadır. Zulme sapanlar, gizlice fısıldastılar: «Bu sizin benzeriniz olan bir beser degil mi? Oyleyse, goz gore gore siz buyuye mi geleceksiniz?»

[4] Dedi ki: «Benim Rabbim, gokte ve yerde soylenen sozu bilir; O, isitendir, bilendir.»

[5] «Hayır» dediler. (Bunlar) Karmakarısık duslerdir; hayır, onu kendisi duzup uydurmustur; hayır o bir sairdir. Boyle degilse, oncekilere gonderildigi gibi bize de bir ayet (mucize) getirsin.»

[6] Kendilerinden evvel yıkıma ugrattıgımız hic bir ulke (halkı) iman etmemisti; simdi bunlar mı iman edecek

[7] Biz senden once de kendilerine vahyettigimiz erkekler dısında peygamber gondermedik. Eger bilmiyorsanız, su halde zikir ehline sorun

[8] Biz onları, yemek yemez cesetler kılmadık ve onlar olumsuz degillerdi

[9] Sonra onlara verdigimiz soze sadık kaldık, boylece onları ve dilediklerimizi kurtardık da olcusuz davrananları yıkıma ugrattık

[10] Andolsun, size, (butun durumlarınızı kapsayan) zikrinizin icinde bulundugu bir Kitap indirdik. Yine de akıllanmayacak mısınız

[11] Biz, zulmeden ulkelerden nicesini kırıp gecirdik ve bunun ardından bir baska kavmi meydana getirdik

[12] Bizim zorlu azabımızı hissettikleri zaman, oradan buyuk bir hızla uzaklasıp kacıyorlardı

[13] «Uzaklasıp kacmayın, icinde sımarıp azdıgınız refaha ve yurtlarınıza donun; cunku sorguya cekileceksiniz.»

[14] «Yazıklar bize» dediler. «Gercekten biz, zalimmisiz.»

[15] Onların bu yakınmaları, biz onları bicilmis ekin, sonmus ocak durumuna getirinceye kadar son bulmadı

[16] Biz, bir ´oyun ve oyalanma konusu´ olsun diye gogu, yeri ve ikisi arasında bulunanları yaratmadık

[17] Eger biz, bir ´oyun ve oyalanma´ edinmek isteseydik, bunu, kendi katımızdan edinirdik. Yapacak olsaydık, boyle yapardık

[18] Hayır, biz hakkı batılın ustune fırlatırız, o da onun beynini darmadagın eder. Bir de bakarsın ki, o, yok olup gitmistir. (Allah´a karsı) Nitelendiregeldiklerinizden dolayı eyvahlar size

[19] Goklerde ve yerde kim varsa O´nundur, O´nun yanında olanlar, O´na ibadet etmekte buyukluge kapılmazlar ve onlar yorgunluk da duymazlar

[20] Gece ve gunduz, hic durmaksızın tesbih ederler

[21] Yoksa onlar, yerden birtakım ilahlar edindiler de, onlar mı (oluleri) diriltecekler

[22] Eger her ikisinde (gokte ve yerde) Allah´ın dısında ilahlar olsaydı, hic tartısmasız, ikisi de bozulup gitmisti. Arsın Rabbi olan Allah onların nitelendiregeldikleri seylerden yucedir

[23] O, yaptıklarından sorulmaz, oysa onlar sorguya cekilirler

[24] Yoksa O´ndan baska ilahlar mı edindiler? De ki: «Kesin kanıt (burhan)ınızı getirin. Iste benimle birlikte olanların zikri (Kitabı) ve benden oncekilerin de zikri.» Hayır, onların cogu hakkı bilmiyorlar, bundan dolayı yuz cevirmektedirler

[25] Senden once hic bir peygamber gondermedik ki, ona sunu vahyetmis olmayalım: «Benden baska ilah yoktur, oyleyse bana ibadet edin.»

[26] «Rahman (olan Allah) cocuk edindi» dediler. O, (bu yakıstırmadan) yucedir. Hayır, onlar (melekler) ikrama layık gorulmus kullardır

[27] Onlar sozle (bile olsa) O´nun onune gecmezler ve onlar O´nun emriyle yapıp etmektedirler

[28] O, onlerindekini de, arkalarındakini de bilmektedir; onlar sefaat de etmezler; (kendisinden) hosnut olunandan baska. Ve onlar, O´nun hasmetinden icleri titremekte olanlardır

[29] Onlardan her kim ki: «Gercekten ben, O´nun dısında bir ilahım» diyecek olsa, bu durumda biz onu cehennemle cezalandırırız. Zalimleri biz boyle cezalandırmaktayız

[30] O kufre sapanlar gormuyorlar mı ki, (baslangıcta) goklerle yer, birbiriyle bitisik iken, biz onları ayırdık ve her canlı seyi sudan yarattık. Yine de onlar inanmayacaklar mı

[31] Yer onları sarsmasın diye onun ustunde daglar yarattık. Ve orada inis yolları actık. Ta ki (maksatlarına) ulasabilsinler

[32] Gokyuzunu korunmus bir tavan kıldık; onlar ise bunun ayetlerinden yuz cevirmektedirler

[33] Geceyi, gunduzu, gunesi ve ayı yaratan O´dur; her biri bir yorungede yuzup gitmektedirler

[34] Senden once hic bir besere olumsuzlugu vermedik; simdi sen olursen onlar olumsuz mu kalacaklar

[35] Her nefis olumu tadıcıdır. Biz sizi, serle de, hayırla da deneyerek imtihan etmekteyiz ve siz bize donduruleceksiniz

[36] Kufre sapanlar seni gorduklerinde, seni yalnızca alay konusu edinmektedirler (ve:) «Sizin ilahlarınızı diline dolayan bu mu?» (derler.) Oysa Rahman (olan Allah) ın sozunu (Kitabını) inkar edenler kendileridir

[37] Insan aceleden (aceleci olarak) yaratıldı. Size ayetlerimi yakında gosterecegim. Simdi hemen acele etmeyin

[38] «Eger dogruyu soyluyor iseniz, bu va´id (edilen gunun sorgu ve azabı) ne zamandır?» derler

[39] O kufre sapanlar, yuzlerinden ve sırtlarından atesi puskurtmeyecekleri ve hic yardım alamayacakları zamanı bir bilselerdi

[40] Hayır, onlara apansız gelecek de, boylece onları saskına cevirecek; artık ne onu geri cevirmeye gucleri yetecek ve ne de onlara sure tanınacak

[41] Andolsun, senden onceki peygamberlerle de alay edildi, fakat iclerinden kucuk dusurenleri, o alaya aldıkları sarıp kusatıverdi

[42] De ki: «Gece ve gunduz sizi Rahman (olan Allah) tan kim koruyabilir?» Hayır, onlar Rablerini zikirden yuz cevirenlerdir

[43] Yoksa onların, bize karsı kendilerini, engellemeyle koruyabilecek ilahları mı var? Onların kendi nefislerine bile yardıma gucleri yetmez ve onlar bizden yakınlık bulamazlar

[44] Evet, biz onları ve atalarını yararlandırdık; oyleki, omur onlara (hic bitmeyecekmis gibi) uzun geldi. Fakat simdi, bizim gercekten yere gelip onu cevresinden eksiltmekte oldugumuzu gormuyorlar mı? Su halde, ustun gelenler onlar mı

[45] De ki: «Ben sizi yalnızca vahy ile uyarıp korkutmaktayım. Ancak sagır olanlar, uyarıldıklarında cagrıyı isitmezler.»

[46] Andolsun, onlara Rabbinin azabından ´bir ufak esinti´ dokunacak olsa hic tartısmasız; «Eyvahlar bize, gercekten bizler zulme sapanlarmısız» diyecekler

[47] Biz ise, kıyamet gunune ait duyarlı teraziler koyarız da artık, hic bir nefis hic bir seyle haksızlıga ugramaz. Bir hardal tanesi bile olsa ona (teraziye) getiririz. Hesap goruculer olarak biz yeteriz

[48] Andolsun, biz Musa´ya ve Harun´a, takva sahipleri icin bir aydınlık ve bir ogut (zikir) olarak, hak ile batılı birbirinden ayıran (furkan)ı verdik

[49] Onlar, Rablerine karsı gayb ile (O´nu gormedikleri halde) bir hasyet icindedirler ve onlar, kıyamet saatinden ´icleri titremekte olanlardır.´

[50] Bu, bizim ona indirdigimiz mubarek olan bir zikirdir. Su halde onu inkar edecek olanlar siz misiniz

[51] Andolsun, bundan once de Ibrahim´e rusdunu vermistik ve biz onu (dogruyu secme yeteneginde oldugunu) bilenlerdik

[52] Hani babasına ve kavmine demisti ki: «Sizin, karsılarında bel bukup egilmekte oldugunuz bu temsili heykeller nedir?»

[53] «Biz atalarımızı bunlara tapıyor bulduk» dediler

[54] Dedi ki: «Andolsun, siz ve atalarınız apacık bir sapıklık icindesiniz.»

[55] «Sen bize gercegi mi getirdin, yoksa (bizimle) oyun oynayanlardan mısın?»

[56] «Hayır» dedi. «Sizin Rabbiniz goklerin ve yerin Rabbidir, onları kendisi yaratmıstır ve ben de buna sehadet edenlerdenim.»

[57] «Andolsun Allah´a, sizler arkanızı donup gittikten sonra, ben sizin putlarınıza muhakkak bir tuzak kuracagım.»

[58] Boylece o, yalnızca buyukleri haric olmak uzere onları paramparca kıldı; belki ona basvururlar diye

[59] «Bizim ilahlarımıza bunu kim yaptı? Suphesiz o, zalimlerden biridir» dediler

[60] «Kendisine Ibrahim denilen bir gencin bunları diline doladıgını isittik» dediler

[61] Dediler ki: «Oyleyse, onu insanların gozu onune getirin ki ona (nasıl bir ceza verecegimize) sahid olsunlar.»

[62] Dediler ki: «Ey Ibrahim, bunu ilahlarımıza sen mi yaptın?»

[63] «Hayır» dedi. «Bu yapmıstır, bu onların buyukleridir; eger konusabiliyorsa, siz onlara soruverin.»

[64] Bunun uzerine kendi vicdanlarına basvurdular da: «Gercek su ki, zalim olanlar sizlersiniz» dediler

[65] Sonra, yine tepeleri ustune ters donduler: «Andolsun, bunların konusamayacaklarını sen de bilmektesin.»

[66] Dedi ki: «O halde, Allah´ı bırakıp da sizlere yararı olmayan ve zararı dokunmayan seylere mi tapmaktasınız?»

[67] «Yuh size ve Allah´tan baska taptıklarınıza. Siz yine de akıllanmayacak mısınız?»

[68] Dediler ki: «Eger (bir sey) yapacaksanız, onu yakın ve ilahlarınıza yardımda bulunun.»

[69] Biz de dedik ki: «Ey ates, Ibrahim´e karsı soguk ve esenlik ol.»

[70] Ona bir duzen (tuzak) kurmak istediler, fakat biz onları daha cok husrana ugrayanlar kıldık

[71] Onu ve Lut´u kurtarıp icinde, alemler (insanlık) icin bereketler kıldıgımız yere (ulkeye) cıkardık

[72] Ona Ishak´ı armagan ettik, ustune de Yakub´u; her birini salihler kıldık

[73] Ve onları, kendi emrimizle hidayete yonelten onderler kıldık ve onlara hayrı kapsayan fiilleri, namaz kılmayı ve zekat vermeyi vahyettik. Onlar bize ibadet edenlerdi

[74] Lut´a da bir hukum ve ilim verdik ve onu cirkin isler yapmakta olan sehirden kurtardık. Suphesiz onlar, bozulmaya ugrayan kotu bir kavimdi

[75] Onu rahmetimize soktuk, cunku o, salihlerdendi

[76] Nuh da; daha once cagrıda bulundugu zaman, biz onun cagrısına cevap verdik, onu ve ailesini buyuk bir uzuntuden kurtardık

[77] Ve ayetlerimizi yalanlayan kavimden ´ona yardım edip ocunu aldık.´ Suphesiz onlar, kotu bir kavimdi, biz de onların tumunu suya batırıp bogduk

[78] Davud ve Suleyman da; hani kavmin hayvanlarının icine girip yayıldıgı ekin tarlaları konusunda hukum yurutuyorlardı. Biz onların hukmune sahidler idik

[79] Biz bunu (hukmu) Suleymana kavrattık, her birine de hukum ve ilim verdik. Davud ile birlikte tesbih etsinler diye, daglara ve kuslara boyun egdirdik. (Bunları) Yapanlar biz idik

[80] Ve sizin icin ona, zorlu savasınızda sizi korusun diye, ´(madeni) giyim sanatını´ ogrettik. Buna ragmen siz sukredenler misiniz

[81] Suleyman icin de, fırtına biciminde esen ruzgara (boyun egdirdik) ki, kendi emriyle, icinde bereketler kıldıgımız yere akıp giderdi. Biz her seyi bilenleriz

[82] Onun icin denizde dalgıclık yapan ve bundan baska is(ler) de goren seytanlardan kimseleri de (emrine verdik). Biz onların koruyucuları idik

[83] Eyup da; hani o Rabbine cagrıda bulunmustu: «Suphe yok, bu dert (ve hastalık) beni sarıverdi. Sen merhametlilerin en merhametli olanısın.»

[84] Boylece onun duasına icabet ettik. Kendisinden o derdi giderdik; ona katımızdan bir rahmet ve ibadet edenler icin bir zikir olmak uzere ailesini ve onlarla birlikte bir katını daha verdik

[85] Ismail, Idris ve Zu´l-Kifl, hepsi sabredenlerdendi

[86] Onları rahmetimize soktuk, suphesiz onlar salih olanlardandı

[87] Balık sahibi (Zunnun yani Yunus´u da) ; hani o, kızmıs vaziyette gitmisti ki, kendisini sıkıntıya dusurmeyecegimizi sanmıstı. (Balıgın karnındaki) Karanlıklar icin de: «Senden baska ilah yoktur, sen yucesin, gercekten de ben zulmedenlerden oldum» diye cagrıda bulunmustu

[88] Bunun uzerine duasına icabet ettik ve onu uzuntuden kurtardık. Iste biz, iman edenleri boyle kurtarırız

[89] Zekeriya da; hani Rabbine cagrıda bulunmustu: «Rabbim, beni yalnız basıma bırakma, sen mirascıların en hayırlısısın.»

[90] Onun duasına icabet ettik, kendisine Yahya´yı armagan ettik, esini de dogurmaya elverisli kıldık. Gercekten onlar hayırlarda yarısırlardı, umarak ve korkarak bize dua ederlerdi. Bize derin saygı gosterirlerdi

[91] Irzını koruyan (Meryem) ; biz ona kendi ruhumuzdan ufledik, onu ve cocugunu insanlıga bir ayet kıldık

[92] Gercek su ki, sizin bu ummetiniz tek bir ummettir. Ben de sizin Rabbinizim, oyleyse bana ibadet ediniz

[93] Onlar, islerini kendi aralarında parca parca dagıttılar (dinlerinde bolunmeler yaptılar); hepsi bize doneceklerdir

[94] Artık kim, bir mu´min olarak salih olan amellerde bulunursa, onun cabası icin (karsılık olarak nankorluk) kufran yoktur. Suphesiz biz, onun yazıcılarıyız

[95] Yıkıma ugrattıgımız bir ulkeye (tekrar dunya hayatı) imkansız (haram)dır; hic suphesiz onlar, (dunyaya) bir daha geri donmeyecekler

[96] Yecuc ve Mecuc(un sedleri) acıldıgında, onlar her bir tepeden akın ederler

[97] Gercek olan va´d yaklasmıstır, iste o zaman, kufre sapanların gozleri yuvalarından fırlayacak: «Eyvahlar bize, biz bundan tam bir gaflet icindeydik, hayır, bizler zulme sapmıstık» (diyecekler)

[98] Gercekten siz de, Allah´ın dısında taptıklarınız da cehennemin odunusunuz, siz ona varacaksınız

[99] Eger onlar (gercek) ilahlar olsalardı, ona girmeyeceklerdi. Oysa onların tumu icinde temelli kalıcıdırlar

[100] Orda kendileri icin, ´kemikleri catırdatan inlemeler´ vardır. Onlar orda isitmezler de

[101] Ama bizden kendilerine guzellik gecmis bulunanlar; iste onlar, ondan uzaklastırılmıs olanlardır

[102] Onun ugultusunu bile duymazlar. Onlar nefislerinin arzuladıgı (sayısız nimet) icinde ebedi kalıcıdırlar

[103] Onları, o en buyuk korku huzne kaptırmaz ve: «Iste bu sizin gununuzdur, size va´dedilmisti» diye melekler onları karsılayacaklardır

[104] Bizim, gogu kitabın sahifelerini katlar gibi katlayacagımız gun, ilk yaratmaya basladıgımız gibi, yine onu (eski durumuna) iade edecegiz. Bu, bizim uzerimizde bir vaidtir. Hic tartısmasız, biz yapıcılarız

[105] Andolsun, biz Zikir´den sonra Zebur´da da: «Hic suphesiz Arz´a salih kullarım varisci olacaktır» diye yazdık

[106] Gercek su ki kulluk eden bir topluluk icin bunda (Kur´an´da) ´acık bir mesaj´ (veya gercek bir cıkıs yolu) vardır

[107] Biz seni alemler icin yalnızca bir rahmet olarak gonderdik

[108] De ki: «Gercekten bana: Sizin ilahınız yalnızca bir tek ilahtır» diye vahyolunuyor; artık siz musluman olacak mısınız?»

[109] Buna ragmen yuz cevirecek olurlarsa, de ki: «Size esitlik uzere acıklamada bulundum. Tehdit edildiginiz (sorgu ve azab gunu) yakın mı, uzak mı, bilemem.»

[110] «Suphesiz O, sozun acıkta soylenenenini de bilmekte, saklamakta olduklarınızı da bilmektedir.»

[111] «Bilemem; belki bu (surenin acıklanmaması), sizin icin bir (fitne) denemedir, (belki de) belli bir vakte kadar yararlanma (meta)dır.»

[112] (Resulullah) Dedi ki: «Rabbim, hak ile hukmet. Bizim Rabbimiz, sizin her turlu nitelendirmelerinize karsı yardımına sıgınılan Rahman (olan Allah) dır.»

Hac

Surah 22

[1] Ey insanlar, Rabbinizden korkup sakının, cunku kıyamet saatinin sarsıntısı buyuk bir seydir

[2] Onu gordugunuz gun, her emzikli kendi emzirdigini unutup gececek ve her gebe kendi yukunu dusurecektir. Insanları da sarhos olmus gorursun, oysa onlar sarhos degillerdir. Ancak Allah´ın azabı pek siddetlidir

[3] Insanların kimi, Allah hakkında bilgisi olmaksızın tartısır durur ve her azgın kaypak seytanının pesine duser

[4] Ona yazılmıstır: «Kim onu veli edinirse, suphesiz o (seytan) onu sasırtıp saptırır ve onu cılgın atesin azabına yoneltir.»

[5] Ey insanlar, eger dirilisten yana bir kusku icindeyseniz, gercek su ki, biz sizi topraktan yarattık, sonra bir damla sudan, sonra bir alak´tan (Embriyo), sonra yaratıs bicimi belli belirsiz bir cignem et parcasından; size (kudretimizi) acıkca gostermek icin. Diledigimizi, adı konulmus bir sureye kadar rahimlerde tutuyoruz. Sonra sizi bebek olarak cıkarıyoruz, sonra da erginlik cagına erismeniz icin (sizi buyutuyoruz). Sizden kiminizin hayatına son verilmekte, kiminiz de, bildikten sonra hic bir sey bilmeme durumuna gelmesi icin omrun en asagı ucuna (yaslılıga) geri cevrilmektedir. Yeryuzunu kupkuru olu gibi gorursun, fakat biz onun uzerine suyu indirdigimiz zaman titresir, kabarır ve her guzel ciftten (urunler) bitirir

[6] Iste boyle; hic suphesiz Allah, hakkın kendisidir ve suphesiz oluleri diriltir ve gercekten her seye guc yetirendir

[7] Gercek su ki, kıyamet saati yaklasarak gelmektedir, onda suphe yoktur. Gercekten Allah kabirlerde olanları diriltecektir

[8] Insanlardan kimi, hic bir bilgisi, yol gostericisi ve aydınlatıcı kitabı olmaksızın Allah hakkında tartısır durur

[9] Allah´ın yolundan saptırmak amacıyla ´gururla salınıp kasılarak´ (bunu yapar); dunyada onun icin asagılanma vardır, kıyamet gunu de yakıcı azabı ona taddıracagız

[10] (Ey insan) Bu, senin ellerinin onden takdim ettikleridir. Suphesiz Allah, kullar icin zulmedici degildir

[11] Insanlardan kimi de, Allah´a bir ucundan ibadet eder, eger kendisine bir hayır dokunursa, bununla tatmin bulur ve eger kendisine bir fitne isabet edecek olursa yuzu ustu donuverir. O, dunyayı kaybetmistir, ahireti de. Iste bu, apacık bir kayıptır

[12] Allah´tan baska, kendisine ne zararı dokunan, ne yararı olan seylere yakarır. Iste bu, en uzak bir sapıklıktır

[13] (Ya da) Zararı, yararından daha yakın olana tapar; ne kotu yardımcı ve ne kotu yoldastır

[14] Suphesiz Allah, iman edip salih amellerde bulunanları, altından ırmaklar akan cennetlere sokar. Gercek su ki, Allah, her istedigini yapar

[15] Kim, Allah´ın ona, dunyada ve ahirette kesin olarak yardım etmeyecegini sanıyorsa, goge bir arac uzatsın sonra kesiversin de bir bakıversin, kurdugu duzen, onun ofkesini giderebilecek mi

[16] Iste biz onu (Kur´an´ı) apacık ayetler olarak indirdik; suphesiz Allah, diledigini hidayete yoneltir

[17] Gercekten iman edenler, Yahudiler, yıldıza tapan (Sabii) lar, Hristiyanlar, atese tapan (Mecusi) lar ve sirk kosanlar; suphesiz Allah, kıyamet gunu aralarını ayıracaktır. Dogrusu Allah, her seyin uzerinde sahid olandır

[18] Gormedin mi ki, gercekten, goklerde ve yerde olanlar, gunes, ay, yıldızlar, daglar, agaclar, hayvanlar ve insanlardan bircogu Allah´a secde etmektedirler. Bircogu uzerinde de azab hak olmustur. Allah kimi asagılık kılarsa, artık onun icin bir yuceltici yoktur. Hic suphesiz Allah, diledigini yapar

[19] Iste bunlar cekisen iki gruptur, Rableri konusunda cekistiler. Iste o kufre sapanlar, onlar icin atesten elbiseler bicilmistir; basları ustunden de kaynar su dokulur

[20] Bununla karınları icinde olanlar ve derileri eritilmis olur

[21] Onlar icin demirden kamcılar vardır

[22] Ne zaman ordan, sarsıcı uzuntuden cıkmak isterlerse, oraya geri cevrilirler ve (onlara:) «Yakıcı azabı tadın!» (denir)

[23] Hic suphesiz Allah, iman edenleri ve salih amellerde bulunanları altından ırmaklar akan cennetlere sokar, orada altından bileziklerle ve incilerle suslenirler; ordaki elbiseleri de ipektir

[24] Onlar, sozun en guzeline iletilmislerdir ve ovulen dogru yola iletilmislerdir

[25] Gercek su ki, inkar edip Allah yolundan ve yerlilerle dısarıdan gelenler icin esit olarak (haram ve kıble) kıldıgımız Mescid-i Haram´dan alıkoyanlara, orada zulmederek adaletten ayrılanlara acı bir azab taddırırız

[26] Hani biz Ibrahim´e Evin (Kabe´nin) yerini belirtip hazırladıgımız zaman (soyle emretmistik:) «Bana hic bir seyi ortak kosma, tavaf edenler, kıyam edenler, rukua ve sucuda varanlar icin Evimi temiz tut

[27] «Insanlar icinde haccı duyur; gerek yaya gerekse uzak yollardan (derin vadilerden) gelen yorgun dusmus develer ustunde sana gelsinler.»

[28] Kendileri icin bir takım yararlara sahid olsunlar ve kendilerine rızık olarak verdigi (kurbanlık) hayvanlar uzerine belli gunlerde (kurban adarken) Allah´ın adını ansınlar. Artık bunlardan yiyin ve zorluk ceken yoksulu da doyurun

[29] Sonra kirlerini gidersinler, adaklarını yerine getirsinler, Beyt-i Atik´i tavaf etsinler

[30] Iste boyle; kim Allah´ın haram kıldıklarını (gozetip hukumlerini) yuceltirse, Rabbinin katında kendisi icin hayırlıdır. Size (haklarında yasaklar) okunanlar dısındaki hayvanlar helal kılındı. Oyleyse igrenc bir pislik olan putlardan kacının, yalan soz soylemekten de kacının

[31] Allah´ı birleyen (Hanif) ler olarak, O´na (hic bir) ortak kosmaksızın. Kim Allah´a ortak kosarsa, sanki o gokten dusmus de onu bir kus kapıvermis veya ruzgar onu ıssız bir yere surukleyip atmıs gibidir

[32] Iste boyle; kim Allah´ın siarlarını yuceltirse, suphesiz bu, kalblerin takvasındandır

[33] Onlarda sizin icin adı konulmus bir sureye kadar yararlar vardır. Sonra onların yerleri Beyt-i atik´tir

[34] Biz her ummet icin bir «Mensek» kıldık, O´nun kendilerine rızık olarak verdigi (kurbanlık) hayvanlar uzerine Allah´ın adını ansınlar diye. Iste sizin ilahınız bir tek ilahtır, artık yalnızca O´na teslim olun. Sen alcak gonullu olanlara mujde ver

[35] Onlar ki, Allah anıldıgı zaman kalpleri urperir; onlar, kendilerine isabet eden musibetlere sabredenler, namazı dosdogru kılanlar ve rızık olarak verdiklerimizden infak edenlerdir

[36] Iri cusseli develeri de size Allah´ın isaretlerinden kıldık, sizler icin onlarda bir hayır vardır. Oyleyse onlar bir dizi halinde (veya saf tutmuscasına ayakta durup) bogazlanırken Allah´ın adını anın; yanları uzerine yattıkları zaman da onlardan yiyin, kanaatkara ve isteyene yedirin. Iste boyle, onlara sizin icin boyun egdirdik, umulur ki sukredersiniz

[37] Onların etleri ve kanları kesin olarak Allah´a ulasmaz, ancak O´na sizden takva ulasır. Iste boyle, onlara sizin icin boyun egdirmistir; O´nun size hidayet vermesine karsılık Allah´ı tekbir etmeniz icin. Guzellikte bulunanlara mujde ver

[38] Hic suphe yok ki Allah, (musriklerin saldırı ve sinsi tuzaklarını) iman edenlerden uzaklastırmaktadır. Gercekten Allah, hain ve nankor olan kimseyi sevmez

[39] Kendilerine zulmedilmesi dolayısıyla, onlara karsı savas acılana (mu´minlere savasma) izni verildi. Suphesiz Allah, onlara yardım etmeye guc yetirendir

[40] Onlar, yalnızca; «Rabbimiz Allah´tır» demelerinden dolayı, haksız yere yurtlarından surgun edilip cıkarıldılar. Eger Allah´ın, insanların bir kısmıyla bir kısmını defetmesi (yenilgiye ugratması) olmasaydı, manastırlar, kiliseler, havralar ve icinde Allah´ın isminin cokca anıldıgı mescidler, muhakkak yıkılır giderdi. Allah kendi (dini)ne yardım edenlere kesin olarak yardım eder. Suphesiz Allah, guclu olandır, aziz olandır

[41] Onlar ki, yeryuzunde kendilerini yerlestirir iktidar sahibi kılarsak, dosdogru namazı kılarlar, zekatı verirler, ma´rufu emrederler, munkerden sakındırırlar. Butun islerin sonu Allah´a aittir

[42] Eger seni yalanlıyorlarsa, onlardan once Nuh, Ad, Semud kavmi de yalanlamıstı

[43] Ibrahim´in kavmi ve Lut´un kavmi de

[44] Medyen halkı da (yalanlamıstı peygamberlerini). Musa da yalanlanmıstı. Boylelikle Ben, o kufre sapanlara bir sure tanıdım, sonra onları yakalayıverdim. Nasılmıs benim (her seyi alt ust edip kokten degistiren) inkilabım (veya inkarım)

[45] (Halkı) Zulmediyorken yıkıma ugrattıgımız nice ulkeler vardır ki, simdi onların altları ustlerine gelmis ıpıssız durmakta, kullanılamaz durumdaki kuyuları (terkedilmis bulunmakta), yuksek sarayları (cın cın otmektedir)

[46] Yeryuzunde gezip dolasmıyorlar mı, boylece onların kendisiyle akledebilecek kalpleri ve kendisiyle isitebilecek kulakları oluversin? Cunku gercek su ki, gozler kor olmaz, ancak sinelerdeki kalpler korelir

[47] Onlar senden, azabın carcabuk getirilmesini istiyorlar; Allah, va´dine kesin olarak muhalefet etmez. Gercekten, senin Rabbinin katında bir gun sizin saymakta olduklarınızdan bin yıl gibidir

[48] Nice ulkeler vardır ki, (halkı) zulmediyorken ben ona bir sure tanıdım, sonra yakalayıverdim; donus yalnızca banadır

[49] De ki: «Ey insanlar, gercekten ben sizin icin yalnızca bir uyarıcı, korkutucuyum.»

[50] Buna gore, iman edip salih amellerde bulunanlar, onlar icin bir bagıslanma (magfiret) ve ustun bir rızık vardır

[51] Ayetlerimiz konusunda acze dusurucu cabalar harcayanlar, onlar da alevli atesin halkıdır

[52] Biz senden once hic bir Resul ve Nebi gondermis olmayalım ki, o bir dilekte bulundugu zaman, seytan, onun dilegine (bir kusku veya sapma unsuru) katıp bırakmıs olmasın. Ama Allah, seytanın katıp bırakmalarını giderir, sonra kendi ayetlerini saglamlastırıp pekistirir. Allah, gercekten bilendir, hukum ve hikmet sahibidir

[53] Seytanın (bu tur) katıp bırakmaları, kalplerinde hastalık olanlara ve kalpleri (her turlu) duyarlılıktan yoksun bulunanlara (Allah´ın) bir deneme kılması icindir. Hic suphesiz zalimler, (gercegin kendisinden) uzak bir ayrılık icindedirler

[54] (Bir de) Kendilerine ilim verilenlerin, bunun (Kur´an´ın) hic tartısmasız Rablerinden olan bir gercek oldugunu bilmeleri icin; boylelikle ona iman etsinler ve kalpleri ona tatmin bulmus olarak baglansın. Hic suphe yok Allah, iman edenleri dosdogru yola yoneltip iletmektedir

[55] Kufre sapanlar ise, kıyamet saati onlara apansız gelinceye ya da kesintiye ugramıs (akim, verimsiz) bir gunun azabı onlara yetisinceye kadar ondan (Kur´an´dan) yana suphe icinde sur git kalacaklardır

[56] Mulk, o gun yalnızca Allah´ındır. O, aralarında hukmedecektir. Artık iman edip salih amellerde bulunanlar; nimetlerle donatılmıs cennetler icindedirler

[57] Kufre sapıp ayetlerimizi yalanlayanlar; artık onlar icin de asagılatıcı bir azab vardır

[58] Allah yolunda hicret edip oldurulen veya olenlere gelince muhakkak Allah, onları guzel bir rızıkla rızıklandıracaktır. Hic suphe yok Allah, rızık verenlerin en hayırlısıdır

[59] Onları, kendisinden gercekten hosnut kalacakları bir yere sokacaktır. Suphesiz Allah, bilendir, halimdir

[60] Iste boyle; her kim kendisine yapılan haksızlıgın benzeriyle karsılık verir, sonra aleyhine ´azgınlık ve saldırıda´ bulunulursa, Allah, mutlaka ona yardım eder. Hic suphe yok Allah, affedicidir, bagıslayıcıdır

[61] Iste boyle; cunku Allah, geceyi gunduze baglayıp katar ve gunduzu de geceye baglayıp katar. Suphesiz Allah, isitendir, gorendir

[62] Iste boyle; cunku Allah, hakkın ta kendisidir. O´nun dısında onların kendilerine tapmakta oldukları ise, suphesiz batılın ta kendisidir. Suphesiz Allah, yucedir, buyuktur

[63] Gormedin mi, Allah, gokten su indirdi, boylece yeryuzu yemyesil donatıldı. Suphesiz Allah, lutfedicidir, her seyden haberdardır

[64] Goklerde ve yerde her ne varsa O´nundur. Suphesiz Allah, hic bir seye ihtiyacı olmayan (Gani) dır, ovulmeye layık olandır

[65] Gormedin mi, Allah, yerdekileri ve denizde onun emriyle akıp gitmekte olan gemileri, sizin yararınıza verdi. Ve izni olmaksızın, gogu yerin ustune dusmekten alıkoymaktadır. Suphesiz Allah, insanlara karsı sefkatlidir, cok merhametlidir

[66] Sizi diri tutan, sonra oldurecek, sonra da diriltecek olan O´dur. Gercekten insan pek nankordur

[67] Biz her ummete bir ibadet-tarzı (Mensek) kıldık, onlar bu tarz uzere ibadet etmektedirler. Oyleyse, (din) is(in) de seninle cekismesinler. Sen, Rabbine cagır. Suphesiz sen dosdogru bir hidayet uzerindesin

[68] Eger seninle mucadeleye girisirlerse, de ki: «Allah, yapmakta olduklarınızı daha iyi bilir.»

[69] «Allah, kıyamet gunu, kendisinde ihtilafa dusmekte oldugunuz sey hakkında aranızda hukmedecektir.»

[70] Allah´ın, gokte ve yerde olanların hepsini bilmekte oldugunu bilmiyor musun? Gercekten bunlar bir kitaptır. Hic suphesiz bunlar(ı bilmek), Allah icin pek kolaydır

[71] Onlar, Allah´ı bırakıp da (Allah´ın) kendisine ispatlayıcı bir delil indirmedigi ve haklarında kendilerinin (hic bir) bilgileri olmayan seylere tapmaktadırlar. Zulme sapanlar icin hic bir yardımcı yoktur

[72] Onlara karsı apacık olan ayetlerimiz okundugu zaman, sen o kufre sapanların yuzlerindeki ´red ve inkarı´ tanıyabilirsin. Neredeyse, kendilerine karsı ayetlerimizi okuyanın uzerine cullanıverecekler. De ki: «Size, bundan daha kotu olanını haber vereyim mi? Ates, Allah, onu kufre sapanlara va´detmis bulunmaktadır; ne kotu bir duraktır.»

[73] Ey insanlar, (size) bir ornek verildi; simdi onu dinleyin. Sizin, Allah´ın dısında tapmakta olduklarınız -hepsi bunun icin bir araya gelseler dahi- gercekten bir sinek bile yaratamazlar. Eger sinek onlardan bir sey kapacak olsa, bunu da ondan geri alamazlar. Isteyen de gucsuz, istenen de

[74] Onlar, Allah´ın kadrini hakkıyla takdir edemediler. Suphesiz Allah, guc sahibidir, azizdir

[75] Allah, meleklerden elciler secer ve insanlardan da. Suphesiz Allah, isitendir, gorendir

[76] O, onlerindekini de, arkalarındakini de bilmektedir. Butun isler de Allah´a dondurulur

[77] Ey iman edenler, ruku edin, secdeye varın, Rabbinize ibadet edin ve hayır isleyin, umulur ki kurtulus bulursunuz

[78] Allah adına gerektigi gibi cihad edin. O, sizleri secmis ve din konusunda size bir gucluk yuklememistir, atanız Ibrahim´in dini(nde oldugu gibi). O (Allah) bundan daha once de, bunda (Kur´an´da) da sizi ´muslumanlar´ olarak isimlendirdi; peygamber sizin uzerinize sahid olsun, siz de insanlar uzerine sahidler olasınız diye. Artık dosdogru namazı kılın, zekatı verin ve Allah´a sarılın, sizin Mevlanız O´dur. Iste ne guzel mevla ve ne guzel yardımcı

Mü'minûn

Surah 23

[1] Mu´minler gercekten felah bulmustur

[2] Onlar namazlarında husu icinde olanlardır

[3] Onlar, ´tumuyle bos´ seylerden yuz cevirenlerdir

[4] Onlar, zekata iliskin (soz ve gorevlerini mutlaka) yerine getirenlerdir

[5] Ve onlar ırzlarını koruyanlardır

[6] Ancak esleri ya da sag ellerinin sahip olduklarına karsı (tutumları) haric; bu konuda onlar, kınanmıs degillerdir

[7] Fakat kim bundan otesini ararsa, artık onlar sınırı cigneyenlerdir

[8] (Yine) Onlar, emanetlerine ve ahidlerine riayet edenlerdir

[9] Onlar, namazlarını da (titizlikle) koruyanlardır

[10] Iste (yeryuzunun hakimiyetine ve ahiretin nimetlerine) varis olacak onlardır

[11] Ki onlar Firdevs (cennetlerin)e varis olacaklardır; icinde de ebedi olarak kalıcıdırlar

[12] Andolsun, biz insanı, suzme bir camurdan yarattık

[13] Sonra onu bir su damlası olarak, savunması saglam bir karar yerine yerlestirdik

[14] Sonra o su damlasını bir alak (embriyo) olarak yarattık; ardından o alak´ı (hucre toplulugu) bir cignem et parcası olarak yarattık; daha sonra o cignem et parcasını kemik olarak yarattık; boylece kemiklere de et giydirdik; sonra bir baska yaratısla onu insa ettik. Yaratıcıların en guzeli olan Allah, ne yucedir

[15] Sonra bunun ardından siz gercekten olecek olanlarsınız

[16] Sonra siz gercekten kıyamet gunu diriltileceksiniz

[17] Andolsun, biz sizin ustunuzde yedi yol yarattık; biz yaratmada gafiller degiliz

[18] Biz gokten belli bir miktarda su indirdik ve onu yeryuzunde yerlestirdik; suphesiz biz onu (kurutup) giderme gucune de sahibiz

[19] Boylelikle, bununla size hurmalıklardan, uzumluklerden bahceler, baglar gelistirdik, iclerinde cok sayıda yemisler vardır; sizler onlardan yemektesiniz

[20] Ve (daha cok) Tur-i Sina´da cıkan bir agac (turu de yarattık); o yaglı ve yiyenlere bir katık olarak bitmekte (urun vermekte)dir

[21] Gercekten hayvanlarda da sizin icin bir ders (ibret) vardır; karınlarının icinde olanlardan size icirmekteyiz ve onlarda sizin icin daha bircok yararlar var. Sizler onlardan yemektesiniz

[22] Onların uzerinde ve gemilerde tasınmaktasınız

[23] Andolsun, biz Nuh´u kendi kavmine (peygamber olarak) gonderdik. Boylece kavmine dedi ki: «Ey Kavmim, Allah´a kulluk edin. Onun dısında sizin baska ilahınız yoktur, yine de korkup sakınmayacak mısınız?»

[24] Bunun uzerine, kavminden kufre sapmıs onde gelenler dediler ki: «Bu, sizin benzeriniz olan bir beserden baskası degildir. Size karsı ustunluk elde etmek istiyor. Eger Allah (one surduklerini) dilemis olsaydı, muhakkak melekler indirirdi. Hem biz gecmis atalarınızdan da bunu isitmis degiliz.»

[25] «O, kendisinde delilik bulunan bir adamdan baskası degildir, onu belli bir sure gozetleyin.»

[26] «Rabbim» dedi (Nuh). «Beni yalanlamalarına karsılık, bana yardım et.»

[27] Boylelikle biz ona: «Gozetimimiz altında ve vahyimizle gemi yap. Nitekim bizim emrimiz gelip de tandır kızısınca, onun icine her (tur hayvandan) ikiser cift ile, iclerinden aleyhlerine soz gecmis (azab gerekmis) olanlar dısında olan aileni de alıp koy; zulmedenler konusunda bana muhatap olma, cunku onlar bogulacaklardır» diye vahyettik

[28] «Boylece sen, beraberinde olanlarla gemiye bindiginde o zaman de ki: «Bizi o zulmeden kavimden kurtaran Allah´a hamdolsun.»

[29] Ve de ki: «Rabbim, beni kutlu bir konakta indir, sen konuklayanların en hayırlısısın.»

[30] Hic suphesiz bunda ayetler vardır ve biz gercekten denemeden geciririz

[31] Sonra onların ardından bir baska insan kusagı yaratıp insa ettik

[32] Onlara da kendi iclerinden: «Allah´a ibadet edin. O´nun dısında sizin baska ilahınız yoktur, yine de sakınmayacak mısınız?» (desin) diye iclerinden bir peygamber gonderdik

[33] Kendi kavminden, kufredip de ahirete kavusmayı yalanlayan ve kendilerine, dunya hayatında refah verdigimiz onde gelenler dedi ki: «Bu, sizin benzeriniz olan bir beserden baskası degildir, kendisi de sizin yediklerinizden yemekte ve ictiklerinizden icmektedir.»

[34] «Eger sizin benzeriniz olan bir besere boyun egecek olursanız, andolsun, siz gercekten husrana ugrayanlar olursunuz.»

[35] «O, siz oldugunuz, toprak ve kemik haline geldiginiz zaman, sizin mutlaka (yeniden diriltilip) cıkarılacagınızı mı va´dediyor?»

[36] «Heyhat, size va´dedilen seye heyhat...»

[37] «O (butun gercek), bizim yalnızca (yasamakta oldugumuz bu) dunya hayatımızdan ibarettir; oluruz ve yasarız, biz diriltilecekler degiliz.»

[38] «O ise, yalnızca bir adam (insan)dır, Allah´a karsı yalan uydurmaktadır, bizler de ona inanacak degiliz.»

[39] (Peygamber) Dedi ki: «Rabbim, beni yalanlamalarına karsı bana yardım et.»

[40] (Allah) Dedi ki: «Az bir sure (bekle). Onlar gercekten pisman olacaklar.»

[41] Derken, hak (ettikleri cezaya karsılık) olmak uzere, o korkunc cıglık onları yakalayıverdi. Boylece onları bir supruntu kılıverdik. Zulmeden kavim icin yıkım olsun

[42] Sonra onların ardından baska kusaklar yaratıp insa ettik

[43] Ummetlerden hic biri, kendisine tesbit edilmis eceli ne one alabilir, ne de erteleyebilir

[44] Sonra birbiri pesi sıra peygamberlerimizi gonderdik; her ummete kendi peygamberi geldiginde, onu yalanladırlar. Boylece biz de onları (yıkıma ugratıp yok etmede) bir kısmını bir kısmının izinde yuruttuk ve onları (tarihin anlatıp aktardıgı) bir olay kıldık. Iman etmeyen kavim icin yıkım olsun

[45] Sonra Musa ve kardesi Harun´u ayetlerimizle ve apacık bir delille gonderdik

[46] Firavun´a ve ileri gelen cevresine; fakat onlar buyuklendiler. Onlar, ´buyuklenen, zorba´ bir topluluktu

[47] «Kavimleri bize ibadet (kolelik) ederken bizim gibi iki besere mi inanalım?» dediler

[48] Boylece onları yalanladılar ve yıkıma ugrayanlardan oldular

[49] Andolsun, biz Musa´ya kitabı verdik, belki onlar hidayete erer diye

[50] Biz, Meryem´in oglunu ve annesini bir ayet kıldık ve ikisini barınmaya elverisli ve akar suyu olan bir tepede yerlestirdik

[51] Ey Resul (peygamber)ler, guzel ve temiz olan seylerden yiyin ve salih amellerde bulunun; cunku gercekten ben yapmakta olduklarınızı biliyorum

[52] Iste sizin ummetiniz bir tek olan ummettir ve ben de sizin Rabbinizim: oyleyse benden korkup sakının

[53] Ancak onlar, islerini kendi aralarında (farklı) kitaplar halinde parcalayıp bolunduler; her bir grup, kendi ellerindeki olanla yetinip sevinmektedir

[54] Artık sen onları, belli bir sureye kadar kendi gafletleri icinde bırak

[55] Onlar sanıyorlar mı ki, kendilerine vermekte oldugumuz mal ve cocuklarla

[56] Biz onların hayırlarına kosuyoruz (veya yardım ediyoruz) Hayır, onlar suurunda degiller

[57] Gercekten, Rablerine olan hasyetlerinden dolayı saygıyla korkanlar

[58] Rablerinin ayetlerine iman edenler

[59] Rablerine ortak kosmayanlar

[60] Ve onlar gercekten Rablerine donecekler diye, vermekte olduklarını kalpleri urpererek verenler

[61] Iste onlar, hayırlarda yarısmaktadırlar ve onlar bundan dolayı one gecmektedirler

[62] Hic kimseye guc yetireceginden fazlasını yuklemeyiz; elimizde hakkı soylemekte olan bir kitap vardır ve onlar hic bir haksızlıga ugratılmazlar

[63] Hayır, onların kalpleri bundan dolayı bir gaflet icindedir. Ustelik onların, bunun dısında da yapmakta oldukları (birtakım seyler) vardır; onlar bunun icin calısmaktadırlar

[64] Nihayet, onların refahtan sımaran onde gelenlerini azab ile yakalayıverdigimiz zaman, onlar hemen feryadı basacaklar

[65] Bugun feryadı basmayın, cunku siz bizden yardım goremezsiniz

[66] Gercekten benim ayetlerim size okunmaktaydı, fakat siz topuklarınız uzerinde geri donuyordunuz

[67] Buna (ayetlerime) karsı buyukluk taslayarak: gece vakti de hezeyanlar sergiliyordunuz

[68] Onlar, yine de o sozu (Kur´an´ı) geregi gibi dusunmediler mi, yoksa onlara, gecmisteki atalarına gelmeyen bir sey mi geldi

[69] Ya da kendi peygamberlerini tanımadılar mı ki, simdi onu inkar etmektedirler

[70] Yahut: «Onda bir delilik var» mı demektedirler? Hayır, o, onlara hak ile gelmis bulunmaktadır ve onların cogu hakkı cirkin karsılıyorlar

[71] Eger hak, onların heva (istek ve tutku)larına uyacak olsaydı hic tartısmasız, gokler, yer ve bunların icinde olan herkes (ve her sey) bozulmaya ugrardı. Hayır, biz onlara kendi san ve seref (zikir)lerini getirmis bulunmaktayız, fakat onlar kendi zikirlerinden yuz cevirmektedirler

[72] Yoksa sen onlardan harac mı istiyorsun? Iste Rabbinin haracı (dunya ve ahiret armaganı) daha hayırlıdır. O, rızık verenlerin en hayırılısıdır

[73] Gercekten sen onları dosdogru olan bir yola cagırmaktasın

[74] Ancak ahirete inanmayanlar, suphesiz yoldan sapmakta olanlardır

[75] Eger onlara merhamet eder ve onlara dokunan zararı gideriverirsek, tugyanları icinde saskınca dolasmalarını surdurecekler

[76] Andolsun, biz onları azabla yakalayıverdik, fakat yine de Rablerine boyun egmediler ve yakarıp yalvarmadılar

[77] Sonunda, uzerlerine azabı siddetli olan bir kapı actıgımızda, onlar bunun icinde saskına donup umutlarını kaybettiler

[78] O, sizin icin kulakları, gozleri ve gonulleri insa edendir; ne kadar az sukrediyorsunuz

[79] O, sizi yeryuzunde yaratıp turetendir ve hepiniz yalnızca O´na (dondurulup) toplanacaksınız

[80] O, yasatan ve oldurendir; gece ile gunduzun aykırılıgı (veya ardarda gelisi) da O´nun (kanunu) dur. Yine de aklınızı kullanmayacak mısınız

[81] Hayır; onlar, gecmistekilerin soylediklerinin benzerini soylediler

[82] Dediler ki: «Oldugumuz, bir toprak ve bir kemik oldugumuz zaman, gercekten biz mi diriltilecek misiz?»

[83] «Andolsun, bu tehdit, bize de ve bizden onceki atalarımıza da yapılmıstı; bu, gecmislerin uydurma masallarından baska bir sey degildir.»

[84] De ki: «Eger biliyorsanız (soyleyin:) Yeryuzu ve onun icinde olanlar kimindir?»

[85] «Allah´ındır» diyecekler. De ki: «Yine de ogut alıp dusunmeyecek misiniz?»

[86] De ki: «Yedi gogun Rabbi ve buyuk Ars´ın Rabbi kimdir?»

[87] «Allah´ındır» diyecekler. De ki: «Yine de korkup sakınmayacak mısınız?»

[88] De ki: «Eger biliyorsanız (soyleyin:) Her seyin melekutu (mulk ve yonetimi) kimin elindedir? Ki O, koruyup kolluyorken kendisi korunmuyor.»

[89] «Allah´ındır» diyecekler. De ki: «Oyleyse nasıl oluyor da siz boyle buyuleniyorsunuz?»

[90] Hayır, biz onlara hakkı getirdik, ancak onlar gercekten yalancıdırlar

[91] Allah, hic bir cocuk edinmemistir ve O´nunla birlikte hic bir ilah yoktur; eger olsaydı, her bir ilah elbette kendi yarattıgını goturuverirdi ve (ilahların) bir kısmına karsı ustunluk saglardı. Allah, onların nitelendiregeldiklerinden yucedir

[92] Gaybı da, musahede edilebileni de bilendir; onların ortak kostuklarından yucedir

[93] De ki: «Rabbim, eger onlara va´dolunan (azab)ı mutlaka bana gostereceksen,»

[94] «Rabbim, bu durumda beni zulmeden kavmin icinde bırakma.»

[95] Gercek su ki biz, onları tehdit ettigimiz seyi suphesiz sana gosterme gucune sahibiz

[96] Kotulugu en guzel olanla uzaklastır; biz, onların nitelendiregeldiklerini en iyi bileniz

[97] Ve de ki: «Rabbim, seytanın kıskırtmalarından sana sıgınırım.»

[98] «Ve onların benim yanımda bulunmalarından da sana sıgınırım Rabbim.»

[99] Sonunda, onlardan birine olum geldigi zaman, der ki: «Rabbim, beni geri cevirin.»

[100] «Ki, geride bıraktıgım (dunya)da salih amellerde bulunayım.» Asla, gercekten bu, yalnızca bir sozdur, bunu da kendisi soylemektedir. Onların onlerinde, diriltilip kaldırılacakları gune kadar bir engel (berzah) vardır

[101] Boylece Sur´a ufuruldugu zaman artık o gun aralarında soylar (veya soybagları) yoktur ve (ustunluk unsuru olarak soylulugu veya birbirlerine durumlarını) sorusturmazlar da

[102] Artık kimin tartısı agır basarsa, iste onlar, kurtulusa erenlerin ta kendileridir

[103] Kimin de tartısı hafif gelirse, iste onlar da kendi nefislerini husrana ugratanlar, cehennemde de ebedi olarak kalacak olanlardır

[104] Ates, onların yuzlerini yalayarak yakar da onun icinde onlar, (etleri sıyrılmıs olarak sırıtan) disleriyle kalıverirler

[105] Ayetlerim size okunuyorken, yalanlayanlar sizler degil miydiniz

[106] Dediler ki: «Rabbimiz, mutsuzlugumuz bize karsı ustun geldi; biz de sapan bir topluluk imisiz.»

[107] «Rabbimiz, bizi (atesin) icinden cıkar, eger yine (kufre) donersek, artık gercekten zalimler oluruz.»

[108] Der ki: «Onun icine siniverin ve benimle soylesmeyin.»

[109] «Cunku gercekten benim kullarımdan bir grup: -Rabbimiz, iman ettik, sen artık bizi bagısla ve bize merhamet et, sen merhamet edenlerin en hayırlısısın, derlerdi de,»

[110] «Siz onları alay konusu edinmistiniz; oyle ki, size benim zikrimi unutturdular ve siz onlara gulup duruyordunuz.»

[111] «Bugun ben, gercekten onların sabretmelerinin karsılıgını verdim. Suphesiz onlar, ´kurtulusa ve mutluluga´ erenlerdir.»

[112] Dedi ki: «Yıl sayısı olarak yeryuzunde ne kadar kaldınız?»

[113] Dediler ki: «Bir gun ya da bir gunun birazı kadar kaldık, sayanlara sor.»

[114] Dedi ki: «Yalnızca az (bir zaman) kaldınız, gercekten siz bir bilseydiniz,»

[115] «Bizim, sizi bos bir amac ugruna yarattıgımızı ve sizin gercekten bize dondurulup getirilmeyeceginizi mi sanmıstınız?»

[116] Hak melik olan Allah pek yucedir. Ondan baska ilah yoktur; Kerim olan Ars´ın Rabbidir

[117] Kim Allah ile beraber ona iliskin gecerli kesin bir kanıt (burhan)ı olmaksızın baska bir ilaha taparsa, artık onun hesabı Rabbinin katındadır. Suphesiz kufredenler kurtulusa eremezler

[118] Ve de ki: «Rabbim, bagısla ve merhamet et, sen merhamet edenlerin en hayırlısısın.»

Nûr

Surah 24

[1] (Bu,) Indirdigimiz ve (hukumlerini) farz kıldıgımız bir suredir; icinde umulur ki, ogut alıp dusunursunuz diye apacık ayetler indirdik

[2] Zina eden kadın ve zina eden erkegin her birine yuzer degnek vurun. Eger Allah´a ve ahiret gunune iman ediyorsanız, onlara Allah´ın dini(ni uygulama) konusunda sizi bir acıma tutmasın; onlara uygulanan cezaya mu´minlerden bir grup da sahit bulunsun

[3] Zina eden erkek, zina eden ya da musrik olan bir kadından baskasını nikahlayamaz; zina eden kadını da, zina eden ya da musrik olan bir erkekten baskası nikahlayamaz. Bu, mu´minlere haram kılınmıstır

[4] Korunan (iffetli) kadınlara (zina sucu) atan, sonra dort sahid getirmeyenlere de seksen degnek vurun ve onların sahidliklerini ebedi olarak kabul etmeyin. Onlar fasık olanlardır

[5] Ancak bundan sonra tevbe eden ve salihce davrananlar haric. Cunku gercekten Allah, bagıslayandır, esirgeyendir

[6] Kendi eslerine (zina sucu) atan ve kendileri dısında sahidleri bulunmayanlar ise, onlardan da her birinin sahidligi, Allah adına dort (kere yemin) ile kendisinin hic suphesiz dogru soyleyenlerden olduguna sahidlik etmektir

[7] Besinci (yemini) ise, eger yalan soyleyenlerdense, Allah´ın lanetinin muhakkak kendi uzerinde olması(nı kabul etmesi)dir

[8] Onun (kadının) da dort kere Allah adına (yeminle) onun (kocasının) hic suphesiz yalan soyleyenlerden olduguna sahidlik etmesi kendisinden cezayı uzaklastırır

[9] Besinci (yemini) ise, eger o (kocası) dogruyu soyleyenlerden ise, Allah´ın gazabının muhakkak kendi uzerinde olması(nı kabul etmesi) dır

[10] Eger Allah´ın sizin uzerinizde fazlı ve rahmeti olmasaydı ve Allah gercekten tevbeleri kabul eden hukum ve hikmet sahibi olmasaydı (ne yapardınız)

[11] Dogrusu, uydurulmus bir yalanla gelenler, sizin icinizden birlikte davranan bir topluluktur; siz onu kendiniz icin bir ser saymayın, aksine o sizin icin bir hayırdır. Onlardan her bir kisiye kazandıgı gunahtan (bir ceza) vardır. Onlardan (iftiranın) buyugunu yuklenene ise buyuk bir azab vardır

[12] Onu isittiginiz zaman, erkek mu´minler ile kadın mu´minlerin kendi nefisleri adına hayırlı bir zanda bulunup: «Bu, acıkca uydurulmus iftira bir sozdur» demeleri gerekmez miydi

[13] Ona karsı dort sahitle gelmeleri gerekmez miydi? Sahitleri getirmediklerine gore, artık onlar Allah katında yalancıların ta kendileridir

[14] Eger Allah´ın dunyada ve ahirette sizin uzerinizde fazlı ve rahmeti olmasaydı, icine daldıgınız dedikodudan dolayı size buyuk bir azab dokunurdu

[15] O durumda siz onu (iftirayı) dillerinizle aktardınız ve hakkında bilginiz olmayan seyi agızlarınızla soylediniz ve bunu da kolay sandınız; oysa o Allah katında cok buyuk (bir suc) tur

[16] Onu isittiginiz zaman: «Bu konuda soz soylemek bize yakısmaz. (Allah´ım) Sen yucesin; bu, buyuk bir iftiradır» demeniz gerekmez miydi

[17] Eger iman edenlerden iseniz, bunun gibisine bir daha donmemeniz icin Allah size ogut vermektedir

[18] Allah size ayetleri acıklıyor; Allah bilendir, hukum ve hikmet sahibidir

[19] Iman edenler icinde, cirkin utanmazlıkların (fuhsun) yaygınlasmasından hoslananlara, dunyada da, ahirette de acıklı bir azab vardır. Allah bilir, siz ise bilmiyorsunuz

[20] Eger Allah´ın sizin uzerinizde fazlı ve rahmeti olmasaydı ve Allah gercekten Rauf (sefkat eden ve ) Rahim olmasaydı (ne yapardınız)

[21] Ey iman edenler, seytanın adımlarına uymayın, kim seytanın adımlarına uyarsa, (bilsin ki) gercekten o, cirkin utanmazlıkları ve kotulugu emreder. Eger Allah´ın uzerinizde fazlı ve rahmeti olmasaydı, sizden hic biri ebedi olarak temize cıkamazdı. Ancak Allah, diledigini temize cıkarır. Allah, isitendir, bilendir

[22] Sizden, faziletli ve varlıklı olanlar, yakınlara, yoksullara ve Allah yolunda hicret edenlere vermekte eksiltme yapmasınlar, affetsinler ve hosgorsunler. Allah´ın sizi bagıslamasını sevmez misiniz? Allah, bagıslayandır, esirgeyendir

[23] Namus sahibi, bir seyden habersiz, mu´min kadınlara (zina sucu) atanlar, dunyada ve ahirette lanetlenmislerdir. Ve onlar icin buyuk bir azab vardır

[24] O gun, kendi dilleri, elleri ve ayakları aleyhlerinde yaptıklarına dair sahitlikte bulunacaklardır

[25] O gun, Allah onlara hak ettikleri cezayı eksiksiz verecektir ve onlar da Allah´ın hic suphesiz hak oldugunu bileceklerdir

[26] Kotu kadınlar, kotu erkeklere; kotu erkekler, kotu kadınlara; iyi ve temiz kadınlar, iyi ve temiz erkeklere; iyi ve temiz erkekler, iyi ve temiz kadınlara (yarasır). Bunlar, onların demekte olduklarından uzaktırlar. Bunlar icin bir bagıslanma ve kerim (ustun) bir rızık vardır

[27] Ey iman edenler, evlerinizden baska evlere, yakınlık kurup (izin almadan) ve (ev halkına) selam vermeden girmeyin. Bu sizin icin daha hayırlıdır; umulur ki ogut alıp dusunursunuz

[28] Eger orada kimseyi bulamazsanız, size izin verilinceye kadar artık oraya girmeyin; ve eger size «Donun» denirse, siz de donun, bu sizin icin daha temizdir. Allah yapmakta olduklarınızı bilendir

[29] Icinde oturulmayan ve sizin icin orda bir meta (yarar) bulunan evlere girmenizde size bir sakınca yoktur. Allah, acıga vurduklarınızı da, saklamakta olduklarınızı da bilmektedir

[30] Mu´minlere soyle: «Gozlerini (harama cevirmekten) kacındırsınlar ve ırzlarını korusunlar. Bu, onlar icin daha temizdir. Gercekten Allah, yapmakta olduklarından haberi olandır

[31] Mu´min kadınlara da soyle: «Gozlerini (harama cevirmekten) kacındırsınlar ve ırzlarını korusunlar; suslerini acıga vurmasınlar, ancak kendigilinden goruneni haric. Bas ortulerini, yakalarının ustunu (kapatacak sekilde) koysunlar. Suslerini, kendi kocalarından ya da babalarından ya da kocalarının babalarından ya da ogullarından ya da kocalarının ogullarından ya da kendi kardeslerinden ya da kardeslerinin ogullarından ya da kız kardeslerinin ogullarından ya da kendi kadınlarından ya da sag ellerinin altında bulunanlardan ya da kadına ihtiyacı olmayan (arzusuz veya iktidarsız) hizmetcilerden ya da kadınların henuz mahrem yerlerini tanımayan cocuklardan baskasına gostermesinler. Gizledikleri susleri bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Hep birlikte Allah´a tevbe edin ey mu´minler, umulur ki felah bulursunuz.»

[32] Icinizde evli olmayanları, kolelerinizden ve cariyelerinizden salih olanları evlendirin. Eger fakir iseler Allah, kendi fazlından onları zengin eder. Allah genis (nimet sahibi)dir, bilendir

[33] Nikah (imkanı) bulamayanlar, Allah onları kendi fazlından zenginlestirinceye kadar iffetli davransınlar. Sag ellerinizin malik oldugu (kole ve cariyelerden) mukatebe isteyenlere -eger onlarda bir hayır goruyorsanız- mukatebe yapın. Ve Allah´ın size verdigi malından da onlara verin. Dunya hayatının gecici metaını elde etmek icin -ırzlarını korumak istiyorsa- cariyelerinizi fuhsa zorlamayın. Kim onları (fuhsa) zorlarsa, hic suphe yok, onların (fuhsa) zorlanmalarından sonra Allah (onları) bagıslayandır, esirgeyendir

[34] Andolsun, size acıklayıcı ayetler, sizden once gelip gecenlerden bir ornek ve takva sahipleri icin de bir ogut indirdik

[35] Allah, goklerin ve yerin nurudur. O´nun nurunun misali, icinde cerag bulunan bir kandil gibidir; cerag bir sırca icerisindedir; sırca, sanki incimsi bir yıldızdır ki, doguya da, batıya da ait olmayan kutlu bir zeytin agacından yakılır; (bu oyle bir agac ki) neredeyse ates ona dokunmasa da yagı ısık verir. (Bu,) Nur ustune nurdur. Allah, kimi dilerse onu kendi nuruna yoneltip iletir. Allah insanlar icin ornekler vermektedir. Allah, her seyi bilendir

[36] (Bu nur,) Allah´ın, onların yuceltilmesine ve isminin zikredilmesine izin verdigi evlerdedir; onların icinde sabah aksam O´nu tesbih ederler

[37] (Oyle) Adamlar ki, ne ticaret, ne de alısveris onları Allah´ı zikretmekten, dosdogru namazı kılmaktan ve zekatı vermekten ´tutkuya kaptırıp alıkoymaz´; onlar kalplerin ve gozlerin inkılaba ugrayacagı (dehsetten allak bullak olacagı) gunden korkarlar

[38] Cunku Allah, onlara yaptıklarının en guzeliyle karsılık verecek ve onlara kendi fazlından arttıracaktır. Allah, diledigini hesapsız olarak rızıklandırmaktadır

[39] Kufre sapanlar ise; onların amelleri dumduz bir arazideki seraba benzer; susayan onu bir su sanır. Nihayet ona yetisip geldiginde, onu bir sey olarak bulmayıverir ve kendi yanında Allah´ı bulur. (Allah da) Onun hesabını tam olarak verir. Allah, hesabı cok seri gorendir

[40] Ya da (kufredenlerin amelleri) engin bir denizdeki karanlıklara benzer; onun ustunu bir dalga kaplar, onun ustunde bir dalga, onun da ustunde bir bulut vardır. Bir kısmı bir kısmı uzerinde olan karanlıklar; elini cıkardıgında onu bile neredeyse goremeyecek. Allah kime nur vermemisse, artık onun icin nur yoktur

[41] Gormedin mi ki, goklerde ve yerde olanlar ve dizi dizi ucmakta olan kuslar, gercekten Allah´ı tesbih etmektedir. Her biri, kendi duasını ve tesbihini hic suphesiz bilmistir. Allah, onların islemekte olduklarını bilendir

[42] Goklerin ve yerin mulku Allah´ındır ve donus yalnızca O´nadır

[43] Gormedin mi ki, Allah bulutları surmekte, sonra aralarını birlestirmekte, sonra da onları ust uste yıgmaktadır; boylece, yagmurun bunların arasından akıp cıktıgını gorursun. Gokten icinde dolu bulunan daglar (gibi bulutlar) indiriverir, onu diledigine isabet ettirir de, dilediginden onu cevirir; simseginin parıltısı neredeyse gozleri kamastırıp goturuverecektir

[44] Allah, gece ile gunduzu evirip cevirir. Hic suphesiz, bunda basiret sahipleri icin birer ibret vardır

[45] Allah, her canlıyı sudan yarattı. Iste bunlardan kimi karnı uzerinde yurumekte, kimileri iki ayagı uzerinde yurumekte, kimi de dort (ayagı) uzerinde yurumektedir. Allah, diledigini yaratır. Hic suphe yok Allah, her seye guc yetirendir

[46] Andolsun biz, acıklayıcı ayetler indirdik. Allah, diledigini dogru yola yoneltip iletir

[47] Onlar derler ki: «Allah´a ve Resule iman ettik ve itaat ettik» sonra da bunun ardından onlardan bir grup sırt cevirir. Bunlar iman etmis degildirler

[48] Aralarında hukmetmesi icin onlar Allah´a ve Resulune cagrıldıkları zaman, onlardan bir grup yuzcevirir

[49] Eger hak onların lehlerinde ise, ona boyun egerek gelirler

[50] Bunların kalplerinde hastalık mı var? Yoksa kuskuya mı kapıldılar? Yoksa Allah´ın ve Resulunun kendilerine karsı haksızlık yapacagından mı korkmaktadırlar? Hayır, onlar zalim olanlardır

[51] Aralarında hukmetmesi icin, Allah´a ve Resulune cagrıldıkları zaman mu´min olanların sozu: «Isittik ve itaat ettik» demeleridir. Iste felaha kavusanlar bunlardır

[52] Kim Allah´a ve Resulune itaat ederse ve Allah´tan korkup O´ndan sakınırsa, iste ´kurtulusa ve mutluluga´ erenler bunlardır

[53] Yeminlerinin olanca gucuyle Allah´a and ictiler; eger sen onlara emredersen (savasa) cıkacaklar diye. De ki: «And icmeyin, bu bilinen (orf uzere) bir itaattır. Allah, yapmakta olduklarınızdan haberi olandır.»

[54] De ki: «Allah´a itaat edin, peygambere de itaat edin. Eger yine de yuz cevirirseniz, artık onun (peygamberin) sorumlulugu kendisine yukletilen, sizin de sorumlulugunuz size yukletilendir. Eger ona itaat ederseniz, hidayet bulmus olursunuz. Peygambere dusen, apacık bir tebligden baskası degildir.»

[55] Allah, icinizden iman edenlere ve salih amellerde bulunanlara va´detmistir: Hic suphesiz onlardan oncekileri nasıl ´guc ve iktidar sahibi´ kıldıysa, onları da yeryuzunde ´guc ve iktidar sahibi´ kılacak, kendileri icin secip begendigi dinlerini kendilerine yerlesik kılıp saglamlastıracak ve onları korkularından sonra guvenlige cevirecektir. Onlar, yalnızca bana ibadet ederler ve bana hic bir seyi ortak kosmazlar. Kim ki bundan sonra kufre saparsa, iste onlar fasık olandır

[56] Dosdogru namazı kılın, zekatı verin ve peygambere itaat edin. Umulur ki, rahmete kavusturulmus olursunuz

[57] Kufre sapanların, yeryuzunde (Allah´ı) aciz bırakacaklarını sanma. Onların son barınma yerleri atestir. Ne kotu bir donustur o

[58] Ey iman edenler, sag ellerinizin malik oldugu ile sizden olup de henuz erginlik cagına ermemis olan (cocuk) lar, (odalarınıza girmek icin su) uc vakitte izin istesinler: Sabah namazından once, ogleyin ustunuzu cıkardıgınız vakit ve yatsı namazından sonra. (Bu) Ucu sizin icin mahrem (vakitleri) dir. Bunların dısında size de, onlara da bir sakınca yoktur; onlar yanınızda dolasabilirler, birbirinizin yanında olabilirsiniz. Iste Allah, size ayetleri boyle acıklamaktadır. Allah bilendir, hukum ve hikmet sahibidir

[59] Sizden olan cocuklar, erginlik cagına erdikleri zaman, kendilerinden oncekilerin izin istedigi gibi, bundan boyle izin istesinler. Iste Allah, ayetlerini size boyle acıklamaktadır. Allah bilendir, hukum ve hikmet sahibidir

[60] Kadınlardan evliligi ummayıp da oturmakta olanlar, suslerini acıga vurmaksızın (dıs) elbiselerini cıkarmalarında kendileri icin bir sakınca yoktur. Yine de iffetli davranmaları kendileri icin daha hayırlıdır. Allah, isitendir, bilendir

[61] Kor olana gucluk yoktur, topal olana gucluk yoktur, hasta olana da gucluk yoktur; sizin icin de, gerek kendi evlerinizden, gerekse babalarınızın evlerinden, annelerinizin evlerinden, erkek kardeslerinizin evlerinden, kız kardeslerinizin evlerinden, amcalarınızın evlerinden, halalarınızın evlerinden, dayılarınızın evlerinden, teyzelerinizin evlerinden, anahtarına malik olduklarınız (yerlerden) ya da dostlarınızın (evlerin)den yemenizde bir gucluk yoktur. Hep bir arada veya ayrı ayrı yemenizde de bir gunah yoktur. Evlere girdiginiz vakit, Allah tarafından kutlu, guzel bir yasama dilegi olarak birbirinize selam verin. Iste Allah, size ayetleri boyle acıklamaktadır, umulur ki aklınızı kullanırsınız

[62] Mu´minler o kimselerdir ki, Allah´a ve Resulune iman edenler, onunla birlikte toplu(mu ilgilendiren) bir is uzerinde iken, ondan izin alıncaya kadar bırakıp gitmeyenlerdir. Gercekten, senden izin alanlar, iste onlar Allah´a ve Resulune iman edenlerdir. Boylelikle, senden, kendi bazı isleri icin izin istedikleri zaman, onlardan dilediklerine izin ver ve onlar icin Allah´tan bagıslanma dile. Suphesiz Allah, bagıslayandır, esirgeyendir

[63] Peygamberin cagırmasını, kendi aranızda bir kısmınızın bir kısmını cagırması gibi saymayın. Allah, sizden bir digerinizi siper ederek kacanları gercekten bilir. Boylece onun emrine aykırı davrananlar, kendilerine bir fitnenin isabet etmesinden veya onlara acıklı bir azabın carpmasından sakınsınlar

[64] Dikkatli olun; goklerde ve yerde olanların hepsi Allah´ındır. O, sizin uzerinde bulundugunuz seyi kuskusuz bilmektedir. Ve O´na dondurulecekleri gun, yapmakta olduklarını kendilerine haber verecektir. Allah, her seyi bilendir

Furkan

Surah 25

[1] Ne mubarektir, Furkan´ı alemler icin uyarıcı, korkutucu olsun diye kuluna parca parca indiren

[2] Goklerin ve yerin mulku O´nundur; cocuk edinmemistir, O´na mulkunde ortak yoktur, her seyi yaratmıs, ona bir duzen vermis, belli bir olcuyle takdir etmistir

[3] O´nun dısında, hic bir seyi yaratmayan, ustelik kendileri yaratılmıs olan, kendi nefislerine bile ne zarar, ne yarar saglayamayan, oldurmeye, yasatmaya ve yeniden diriltip yaymaya gucleri yetmeyen birtakım ilahlar edindiler

[4] Kufre sapanlar dediler ki: «Bu (Kur´an), olsa olsa ancak onun uydurdugu bir yalandır, onu kendisi duzup uydurmus ve ona bir baska topluluk da yardımda bulunmustur.» Boylelikle onlar, hic suphesiz haksızlık ve iftira ile geldiler

[5] Ve dediler ki: «(Bu,) Gecmislerin uydurdugu masallardır, bir baskasına yazdırmıs olup kendisine sabah aksam okunmaktadır.»

[6] De ki: «Onu, goklerde ve yerde gizli olanı bilmekte olan (Allah) indirmistir. Kuskusuz O, cok bagıslayandır, cok esirgeyendir.»

[7] Dediler ki: «Bu peygambere ne oluyor ki, yemek yemekte ve pazarlarda dolasmaktadır? Ona, kendisiyle birlikte uyarıp korkutucu olacak bir melek de indirilmesi gerekmez miydi?»

[8] «Ya da kendisine bir hazinenin bırakılması veya ondan yemekte oldugu bir bahcesi olması (gerekmez miydi)?» Zulmedenler dedi ki: «Siz olsa olsa, ancak buyulenmis bir adama uymaktasınız.»

[9] Bir bakıver; senin icin nasıl ornekler verdiler de boyle saptılar. Artık onlar hic bir yol da bulamazlar

[10] Diledigi takdirde, sana bundan daha hayırlısı olarak altından ırmaklar akan cennetler veren ve senin icin koskler kılan (Allah) ne yucedir

[11] Hayır, onlar kıyamet saatini yalanladılar; biz kıyamet saatini yalan sayanlara cılgınca yanan bir ates hazırladık

[12] (Ates,) Onları uzak bir yerden gordugunde, onlar bunun gazablı ofkesini ve ugultusunu isitirler

[13] Elleri boyunlarına baglı olarak, onun sıkısık bir yerine atıldıkları zaman, orada yok olusu isteyip cagırırlar

[14] Bugun bir yok olusu cagırmayın, bircok (kere) yok olusu isteyip cagırın

[15] De ki: «Bu mu daha hayırlı, yoksa takva sahiplerine va´dedilen ebedi cennet mi? Ki onlar icin bir mukafat ve son duraktır.»

[16] «Icinde ebedi kalıcılar olarak, orada her istedikleri onlarındır; bu, Rabbinin uzerinde istenen bir vaaddir.»

[17] Onları ve Allah´tan baska taptıklarını bir araya getirip toplayacagı ve: «Su kullarımı siz mi saptırdınız, yoksa kendileri mi yolu sapıttılar» diyecegi gun

[18] Derler ki: «Sen yucesin; senin dısında baska veliler edinmemiz bize yakısmaz, ancak onları ve atalarını sen meta verip yararlandırdın, oyle ki (senin) zikri(ni) unuttular ve boylece yıkıma ugrayan bir kavim oldular.»

[19] «Iste (ilahlarınız) sizin soylemekte olduklarınızı yalanladılar; bundan boyle (azabı) ne geri cevirmeye gucunuz yetebilir, ne de bir yardıma. Sizden kim zulmederse, ona buyuk bir azab taddırırız.»

[20] Senden once gonderdiklerimizden, gercekten yemek yiyen ve pazarlarada gezen (peygamber)lerden baskasını gondermis degiliz. Biz, sizin bir kısmınızı bir kısmı icin deneme (fitne konusu) yaptık. Sabredecek misiniz? Senin Rabbin gorendir

[21] Bize kavusmayı ummayanlar, dediler ki: «Bize meleklerin indirilmesi ya da Rabbimizi gormemiz gerekmez miydi?» Andolsun, onlar kendi nefislerinde buyukluge kapıldılar ve buyuk bir azgınlıkla bas kaldırdılar

[22] Melekleri gorecekleri gun, suclu gunahkarlara bir mujde yoktur. Ve o gun (melekler onlara) derler ki: «(Size sevincli haber) Yasaktır, yasak.»

[23] Onların yapmakta oldukları her isin onune gectik, boylece onu savurulmus toz zerreleri kılıverdik

[24] O gun, cennet halkının kalacakları yer daha hayırlı, dinlenecekleri yer cok daha guzeldir

[25] Gogun bulutlarla parcalanacagı ve meleklerin bir indirilme ile indirilecegi gun

[26] Iste o gun, gercek mulk, Rahman (olan Allah) ındır. Kufredenler icin de oldukca zorlu bir gundur

[27] O gun, zulme sapan, ellerini (hıncla) ısırarak (soyle) der: «Ah keske, peygamberle birlikte bir yol edinmis olsaydım,»

[28] «Vah yazıklar bana, ne olurdu da filanı dost edinmeseydim.»

[29] «Cunku o, gercekten bana gelmis bulunduktan sonra beni zikirden (Kur´an´dan) saptırmıs oldu. Seytan da insanı ´yapayalnız ve yardımsız´ bırakandır.»

[30] Ve peygmber dedi ki: «Rabbim gercekten benim kavmim, bu Kur´an´ı terkedilmis (bir kitap) olarak bıraktılar.»

[31] Iste boyle; biz, her peygambere suclu gunahkarlardan bir dusman kıldık. Yol gosterici ve yardımcı olarak Rabbin yeter

[32] Kufredenler dediler ki: «Kur´an ona tek bir defada, toplu olarak indirilmeli degil miydi?» Biz onunla senin kalbini saglamlastırıp pekistirmek icin onu boylece (ayet ayet indirdik) ve onu ´belli bir okuma duzeniyle (tertil uzere) duzene koyup´ okuduk

[33] Onların sana getirdikleri hic bir ornek yoktur ki, biz (ona karsı) sana hakkı ve en guzel acıklama tarzını getirmis olmayalım

[34] O yuzukoyun cehenneme dogru surulup toplanacak olanlar; iste onlar, yer bakımından cok kotu, yol bakımından da sapık olanlardır

[35] Andolsun, biz Musa´ya kitabı verdik ve onunla birlikte kardesi Harun´u yardımcı kıldık

[36] Boylece onlara: «Ayetlerimizi yalanlayan kavme gidin» dedik; sonunda onları (Firavun ve cevresini) kokunden darmadagın ettik

[37] Nuh´un kavmi de, peygamberleri yalanladıklarında onları suda bogduk ve insanlar icin bir ayet kıldık. Biz zulme sapanlara acıklı bir azab hazırlamısız

[38] Ad´ı, Semud´u, Ress halkını ve bunlar arasında bircok kusakları da (yok ettik)

[39] Biz (onlardan) her birine ornekler verdik ve her birini darmadagın edip mahvettik

[40] Andolsun, onlar ustune felaket yagmuru yagdırılmıs bulunan o ulkeye ugramıslardır; yine de onu gormuyorlar mıydı? Hayır, onlar dirilmeyi ummuyorlardı

[41] Seni gordukleri zaman, seni yalnızca alay konusu edinmektedirler: «Allah´ın, peygamber olarak gonderdigi bu mu?»

[42] «Eger biz onlara karsı kararlılık gostermeseydik, neredeyse bizi ilahlarımızdan saptırmıs olacaktı.» Azabı gorecekleri zaman, kim yol bakımından daha sapıkmıs, onlar ogreneceklerdir

[43] Kendi istek ve tutkularını (hevasını) ilah edineni gordun mu? Simdi ona karsı sen mi vekil olacaksın

[44] Yoksa sen, onların cogunu (soz) isitir ya da aklını kullanır mı sayıyorsun? Onlar, ancak hayvanlar gibidirler; hayır, onlar yol bakımından daha da saskın (ve asagı)dırlar

[45] Rabbini gormedin mi, golgeyi nasıl uzatıvermistir? Eger dilemis olsaydı onu durgun kılardı. Sonra biz gunesi ona bir delil kılmısızdır

[46] Sonra da onu tutup kendimize agır agır cekmisizdir

[47] O, geceyi sizin icin bir elbise, uykuyu bir dinlenme ve gunduzu de yayılıp calısma (zamanı) kılandır

[48] Ve kendi rahmetinin onunde ruzgarları mujdeciler olarak gonderen de O´dur. Biz, gokten tertemiz su indirmis bulunmaktayız

[49] Onunla olu bir beldeyi (topragı) canlandırmak ve yarattıgımız hayvanlardan ve insanlardan bir cogunu onunla sulamak icin

[50] Andolsun bunu, onların arasında ogut alıp dusunsunler diye cesitli bicimlerde acıkladık. Ama insanların cogu nankorluk edip ayak direttiler

[51] Eger dilemis olsaydık, her kasabaya da bir uyarıcı, korkutucu gonderirdik

[52] Oyleyse kafirlere itaat etme ve onlara (Kur´an´la) buyuk bir cihad ver

[53] Iki denizi (birbirine) salıp katan O´dur; bu, tatlı, susuzlugu giderici, bu da tuzlu ve acıdır. Ikisinin arasında (birbirlerine karısmalarını onleyen) bir engel (berzah) ve asılmayan bir sınır koymustur

[54] Ve insanı bir sudan yaratıp onu, neseb ve sihr(iyyet sahibi) kılan O´dur. Senin Rabbin guc yetirendir

[55] Allah´ı bırakıp kendilerine yarar da, zarar da saglayamayacak seylere ibadet etmektedirler. Kafir, (asıl) kendi Rabbine karsı (seytana) arka cıkandır

[56] Biz seni yalnızca bir mujde verici ve uyarıp korkutucu olarak gonderdik

[57] De ki: «Ben buna karsılık, Rabbine dogru bir yol tutmayı dileyen (insanlar olmanız) dısında sizden bir ucret istemiyorum.»

[58] Sen, asla olmeyen ve daima diri olan (Allah)a tevekkul et ve O´nu hamd ile tesbih et. Kullarının gunahlarından O´nun haberdar olması yeter

[59] O, gokleri ve yeri ve ikisinin arasındakilerini altı gunde yaratan ve sonra da arsa istiva edendir. Rahman (olan Allah)dır. Bunu (bundan) haberi olana sor

[60] Onlara: «Rahman (olan Allah)a secde edin» denildigi zaman, «Rahman da neymis? Biz senin bize emrettigine mi secde edecek misiz?» derler ve (bu,) onların nefretini arttırıverir

[61] Gokte burclar kılan, onların icinde bir aydınlık ve nurlu bir ay vareden (Allah) ne yucedir

[62] O, gece ile gunduzu birbiri ardınca kılandır; ogut alıp dusunmek isteyenler ya da sukretmek isteyenler icin

[63] O Rahman (olan Allah)´ın kulları, yeryuzu uzerinde alcak gonullu olarak yururler ve cahiller kendilerine muhatap oldukları zaman da «Selam» derler

[64] Onlar, Rablerine secde ederek ve kıyama durarak gecelerler

[65] Onlar: «Rabbimiz, cehennem azabını bizden geri cevir; gercek su ki, onun azabı odenmesi kacınılmaz bir borc (veya surekli bir acıdır)» derler

[66] «Suphesiz o, ne kotu bir karargah ve ne kotu bir konaklama yeridir.»

[67] Onlar, harcadıkları zaman, ne israf ederler, ne de kısarlar; (harcamaları,) ikisi arasında orta bir yol olur

[68] Ve onlar, Allah ile beraber baska bir ilah´a tapmazlar. Allah´ın haram kıldıgı canı haksız yere oldurmezler ve zina etmezler. Kim bunları yaparsa ´agır bir ceza ile´ karsılasır

[69] Kıyamet gunu, azab ona kat kat arttırılır ve o icinde asagılanmıs olarak temelli kalır

[70] Ancak tevbe eden, iman eden ve salih amellerde bulunup davranan baska; iste onların gunahlarını, Allah iyiliklere cevirir. Allah, cok bagıslayandır, cok esirgeyendir

[71] Kim tevbe eder ve salih amellerde bulunursa, gercekten o, tevbesi (ve kendisi) kabul edilmis olarak Allah´a doner

[72] Ki onlar, yalan sahidlikte bulunmayanlar, bos ve yararsız sozle karsılastıkları zaman onurlu olarak gecenlerdir

[73] Onlar, kendilerine Rablerinin ayetleri hatırlatıldıgı zaman, onun ustunde sagır ve korler olarak kapanıp kalmayanlardır

[74] Ve onlar: «Rabbimiz, bize eslerimizden ve soyumuzdan, gozun aydınlıgı olacak (cocuklar) armagan et ve bizi takva sahiplerine onder kıl,» diyenlerdir

[75] Iste onlar, sabretmelerine karsılık (cennetin en gozde yerinde) odalarla odullendirilirler ve orda esenlik dilegi ve selamla karsılanırlar

[76] Orda ebedi olarak kalıcıdırlar; o, ne guzel bir karargah ve ne guzel bir konaklama yeridir

[77] De ki: «Sizin duanız olmasaydı, Rabbim size deger verir miydi? Fakat siz gercekten yalanladınız; artık (bunun azabı da) kacınılmaz olacaktır.»

Şuarâ

Surah 26

[1] Ta, Sin, Mim

[2] Bunlar, apacık olan Kitabın ayetleridir

[3] Onlar mu´min olmayacaklar diye neredeyse kendini kahredeceksin (oyle mi)

[4] Dilersek, onların uzerine gokten bir ayet (mucize) indiririz de, ona boyunları egilmis kalıverir

[5] Onlara Rahman (olan Allah)´tan yeni bir uyarı gelmeyiversin, hic tartısmasız ondan yuz cevirirler

[6] Gercekten yalanladılar; fakat, alay konusu edinmekte oldukları seyin haberi kendilerine pek yakında gelecektir

[7] Yeryuzune bir bakmadılar mı ki, biz onda her guzel (kerim) ciftten nice urunler bitirdik

[8] Hic suphe yok, bunda bir ayet vardır; ancak onların cogu mu´min degildirler

[9] Hic suphe yok, senin Rabbin, gercekten O, ustun ve guclu olandır, merhamet sahibi olandır

[10] Hani senin Rabbin, Musa´ya seslenmisti: «Zulmetmekte olan kavime git;»

[11] «Firavun´un kavmine. Hala sakınmıyorlar mı?»

[12] Dedi ki: «Rabbim, kuskusuz ben, onların beni yalanlamalarından korkmaktayım.»

[13] Gogsum sıkısmakta, dilim donmemektedir; bundan dolayı Harun´a da (elcilik gorevini bildirmesi icin Cibril´i) gonder.»

[14] «Ustelik, onların bana karsı (davasını savunacakları bir cinayet) sucu(m) var; bundan dolayı beni oldurmelerinden de korkmaktayım.»

[15] (Allah:) «Hayır,» dedi. «Ikiniz de ayetlerimle gidin, hic suphesiz sizinle birlikteyiz (ve) isitmekteyiz.»

[16] «Gecikmeksizin Firavun´a giderek deyin ki: -Gercekten biz, alemlerin Rabbi´nin elcisiyiz,»

[17] «Israilogullarını bizimle birlikte gondermen icin (sana geldik).»

[18] (Gittiler ve Firavun:) Dedi ki: «Biz seni icimizde daha cocukkken yetistirip buyutmedik mi? Sen omrunun nice yıllarını aramızda gecirmedin mi?»

[19] «Ve sen, yapacagın isi (cinayeti) de isledin; sen nankorlerdensin.»

[20] (Musa) Dedi ki: «Ben onu yaptıgım zaman saskınlardandım.»

[21] «Sizden korkunca da hemen aranızdan kactım; sonra Rabbim bana hukum (ve hikmet) verdi ve beni peygamberlerden kıldı.»

[22] «Bana karsı lutuf dedigin nimet de, Israilogullarını kole kılmandan dolayıdır.»

[23] Firavun dedi ki: «Alemlerin Rabbi nedir?»

[24] Dedi ki: «Goklerin, yerin ve bu ikisi arasında olan her seyin Rabbidir. Eger ´kesin bilgiyle inanıyorsanız´ (boyledir).»

[25] Cevresindekilere dedi ki: «isitiyor musunuz?»

[26] (Musa:) Dedi ki: «O sizin de Rabbiniz, gecmisteki atalarınızın da Rabbidir.»

[27] (Firavun) Dedi ki: «Suphesiz size gonderilmis bulunan elciniz, gercekten bir delidir.»

[28] «Eger aklınızı kullanabiliyorsanız, O, dogunun da, batının da ve bunlar arasında olan her seyin de Rabbidir» dedi (Musa)

[29] (Firavun) Dedi ki: «Andolsun, benim dısımda bir ilah edinecek olursan, seni mutlaka hapse atacagım.»

[30] (Musa) Dedi ki: «Sana apacık bir sey getirmis olsam da mı?»

[31] (Firavun) Dedi ki: «Eger dogru sozlulerden isen, onu getir.»

[32] Bunun uzerine asasını bırakıverdi, bir de (ne gorsunler) o, acıkca bir ejderha oluverdi

[33] Elini de cekip cıkardı, bir de (ne gorsun) o, bakanlar icin ´parlayıp aydınlanıvermis.´

[34] (Firavun) Cevresindeki onde gelenlere: «Bu dedi». «Dogrusu bilgin bir buyucudur.»

[35] «Buyusuyle sizi yurdunuzdan surup cıkarmak istiyor; ne buyurursunuz?»

[36] Dediler ki: «Bunu ve kardesini oyala, sehirlere de toplayıcılar gonder,»

[37] «Butun uzman, bilgin buyuculeri sana getirsinler.»

[38] Boylelikle buyuculer, bilinen bir gunun belli vaktinde bir araya getirildi

[39] Ve insanlara da: «Siz de toplanıyor musunuz?» dendi

[40] «Umarız ki, eger galip gelirse biz de buyuculere uyarız.»

[41] Buyuculer geldiklerinde, Firavun´a: «Sayet biz galip gelirsek, bize bir ucret var gercekten degil mi?» dediler

[42] «Evet» dedi. «Ustelik suphesiz siz en yakın(larım) kılınanlardan da olacaksınız»

[43] Musa onlara dedi ki: «Atacagınızı atın.»

[44] Onlar da, iplerini ve asalarını atıverdiler ve: «Firavun´un ustunlugu adına, hic tartısmasız, ustun olanlar gercekten bizleriz» dediler

[45] Boylelikle Musa da asasını bırakıverdi, bir de (ne gorsunler) o, uydurmakta olduklarını yutuveriyor

[46] Anında buyuculer secdeye kapandılar

[47] (Ve:) «Alemlerin Rabbine iman ettik» dediler

[48] «Musa´nın ve Harun´un Rabbine.»

[49] (Firavun) Dedi ki: «Ona, ben size izin vermeden once mi inandınız? Hic tartısmasız, o, size buyuyu ogreten buyugunuzdur; oyleyse yakında bileceksiniz. Suphesiz ellerinizi ve ayaklarınızı caprazlama kestirecegim ve sizin hepinizi gercekten asıp sallandıracagım.»

[50] «Hic zararı yok» dediler. «Cunku biz gercekten Rabbimize donuculeriz.»

[51] «Dogrusu biz, iman edenlerin ilki oldugumuzdan dolayı Rabbimizin bizim hatalarımızı bagıslayacagını ummaktayız.»

[52] Musa´ya da: «Kullarımı gece yuruyuse gecir, cunku izleneceksiniz» diye vahyettik

[53] Bunun uzerine Firavun da sehirlere (asker) toplayıcılar gonderdi

[54] «Gercek su ki bunlar azınlık olan bir topluluktur;»

[55] «Ve suphesiz bize karsı da buyuk bir ofke beslemektedirler

[56] Biz ise uyanık bir toplumuz» (dedi)

[57] Boylelikle biz onları (Firavun ve kavmini) bahcelerden ve pınarlardan surup cıkardık

[58] Hazinelerden ve soylu makam(lar) dan da

[59] Iste boyle; bunlara Israilogullarını mirascı kıldık

[60] Boylece (Firavun ve ordusu) gunesin dogus vakti onları izlemeye koyuldular

[61] Iki topluluk birbirini gordukleri zaman, Musa´nın adamları: «Gercekten yakalandık» dediler

[62] (Musa:) «Hayır» dedi. «Suphesiz Rabbim, benimle beraberdir; bana yol gosterecektir.»

[63] Bunun uzerine Musa´ya: «Asanla denize vur» diye vahyettik. (Vurdu ve) Deniz hemencecik yarılıverdi de her parcası kocaman bir dag gibi oldu

[64] Otekileri de buraya yaklastırdık

[65] Musa´yı ve onunla birlikte olanların hepsini kurtarmıs olduk

[66] Sonra otekilerini suda bogduk

[67] Hic suphe yok, bunda bir ayet vardır. Ama onların cogu iman etmis degildirler

[68] Ve hic suphe yok, senin Rabbin, guclu ve ustun olandır, esirgeyendir

[69] Onlara Ibrahim´in haberini de aktar / oku

[70] Hani, babasına ve kavmine: «Siz neye kulluk ediyorsunuz?» demisti

[71] Demislerdi ki: «Putlara tapıyoruz, bunun icin surekli onların onunde bel bukup egiliyoruz.»

[72] Dedi ki: «Peki, dua ettiginiz zaman onlar sizi isitiyorlar mı?»

[73] «Ya da size bir yararları dokunuyor mu veya zararları?»

[74] «Hayır» dediler. «Biz atalarımızı boyle yaparlarken bulduk.»

[75] (Ibrahim) Dedi ki: «Simdi, neye tapmakta olduklarınızı gordunuz mu?»

[76] «Hem siz, hem de eski atalarınız?»

[77] «Iste bunlar, gercekten benim dusmanımdır; yalnızca alemlerin Rabbi haric»

[78] «Ki beni yaratan ve bana hidayet veren O´dur;»

[79] «Bana yediren ve iciren O´dur;»

[80] «Hastalandıgım zaman bana sifa veren O´dur;»

[81] «Beni oldurecek, sonra diriltecek olan da O´dur;»

[82] «Din (Ceza) gunu hatalarımı bagıslayacagını ummakta oldugum da O´dur;»

[83] «Rabbim, bana hukum (ve hikmet) bagısla ve beni salih olanlara kat;»

[84] «Sonra gelecekler arasında bana bir dogruluk dili (lisan-ı sıdk) ver.»

[85] «Beni nimetlerle donatılmıs cennetin mirascılarından kıl,»

[86] «Babamı da bagısla, cunku o sasırıp sapanlardandır.»

[87] «Ve beni (insanların) diriltilecekleri gun kucuk dusurme,»

[88] «Malın da, cocukların da bir yarar saglayamadıgı gunde»

[89] «Ancak Allah´a selim bir kalp ile gelenler baska.»

[90] (O gun) Cennet takva sahiplerine yaklastırılır

[91] Cehennem de azgınlar icin sergilenir

[92] Ve onlara: «Tapınmakta olduklarınız nerede?» denilir

[93] «Allah´ın dısında olan (ilah)lar; size yardımları dokunuyor mu veya kendilerine yardımları oluyor mu

[94] Artık onlar ve azgınlar onun icine dokuluverilmistir

[95] Ve Iblis´in butun orduları da

[96] Orada birbirleriyle cekisip tartısarak derler ki

[97] «Andolsun Allah´a, biz gercekten apacık bir sapıklık icindeymisiz,»

[98] «Cunku sizi (yalancı olanları) alemlerin Rabbiyle esit tutuyorduk

[99] «Bizi suclu gunahkarlardan baska saptıran da olmadı.»

[100] «Artık bizim icin ne bir sefaatci var,»

[101] «Ne de candan, yakın bir dost.»

[102] «Bizim bir kere daha (dunyaya donusumuz mumkun) olsaydı da iman edenlerden olabilseydik.»

[103] Hic suphe yok, bunda bir ayet vardır, ama onların cogu iman etmis degildirler

[104] Ve hic suphe yok, senin Rabbin, guclu ve ustun olandır, esirgeyendir

[105] Nuh kavmi de gonderilen (peygamberler)leri yalanladı

[106] Hani onlara kardesleri Nuh: «Sakınmaz mısınız?» demisti

[107] «Gercek su ki, ben size gonderilmis guvenilir bir peygamberim.»

[108] «Artık Allah´tan korkup sakının ve bana itaat edin.»

[109] «Buna karsılık ben sizden bir ucret istemiyorum; benim ucretim yalnızca alemlerin Rabbine aittir.»

[110] «Artık Allah´tan korkup sakının ve bana itaat edin.»

[111] Dediler ki: «Sana, sıradan asagılık insanlar uymusken inanır mıyız?»

[112] Dedi ki: «Onların yapmakta oldukları hakkında benim bilgim yoktur.»

[113] «Onların hesabı yalnızca Rabbime aittir, eger suurundaysanız (anlarsınız.)»

[114] «Ve ben mu´min olanları kovacak degilim.»

[115] «Ben, yalnızca apacık bir uyarıcı korkutucuyum.»

[116] Dediler ki: «Eger (bu soylediklerine) bir son vermeyecek olursan, gercekten tasa tutulanlardan olacaksın.»

[117] Dedi ki: «Rabbim, suphesiz kavmim beni yalanladı.»

[118] «Bundan boyle, benimle onların arasını acık bir hukumle ayır ve beni ve benimle birlikte olan mu´minleri kurtar.»

[119] Bunun uzerine, onu ve onunla birlikte olanları (insan ve hayvanlarla) yuklu gemi icinde kurtardık

[120] Sonra bunun ardından geride kalanları da suda bogduk

[121] Hic suphe yok, bunda bir ayet vardır, ama onların cogu iman etmis degildirler

[122] Ve hic suphe yok senin Rabbin, guclu ve ustun olandır, esirgeyendir

[123] Ad (kavmi) de gonderilen (peygamber)leri yalanladı

[124] Hani onlara kardesleri Hud: «Sakınmaz mısınız?» demisti

[125] «Gercek su ki, ben size gonderilmis guvenilir bir peygamberim.»

[126] «Artık Allah´tan korkup sakının ve bana itaat edin.»

[127] «Buna karsılık ben sizden bir ucret istemiyorum; benim ucretim yalnızca alemlerin Rabbine aittir.»

[128] «Siz, her yuksekce yere bir anıt insa edip (yararsız bir seyle) oyalanıp egleniyor musunuz?»

[129] «Olumsuz kılınmak umuduyla sanat yapıları mı ediniyorsunuz?»

[130] «Tutup yakaladıgınız zaman da zorbalar gibi mi yakalıyorsunuz?»

[131] «Artık Allah´tan korkup sakının ve bana itaat edin.»

[132] «Bilmekte oldugunuz seylerle size yardım edenden korkup sakının,»

[133] «Size hayvanlar, cocuklar (vererek) yardım etti.»

[134] «Bahceler ve pınarlar da.»

[135] «Dogrusu, ben sizin icin buyuk bir gunun azabından korkmaktayım.»

[136] Dediler ki: «Bizim icin farketmez; ogut versen de, ogut verenlerden olmasan da.»

[137] «Bu, gecmistekilerin geleneksel tutumundan baskası degildir.»

[138] «Ve biz azab gorecek de degiliz.»

[139] Boylelikle onu yalanladılar, biz de onları yıkıma ugrattık. Hic suphe yok, bunda bir ayet vardır, ama onların cogu iman etmis degildirler

[140] Ve hic suphe yok, senin Rabbin, guclu ve ustun olandır, esirgeyendir

[141] Semud (kavmi) de, gonderilen (peygamber)leri yalanladı

[142] Hani onlara kardesleri Salih: «Sakınmaz mısınız? demisti

[143] «Gercek su ki, ben size gonderilmis guvenilir bir peygamberim.»

[144] «Artık Allah´tan korkup sakının ve bana itaat edin.»

[145] «Buna karsılık ben sizden bir ucret istemiyorum; ucretim yalnızca alemlerin Rabbine aittir.»

[146] «Siz burada guvenlik icinde mi bırakılacaksınız?»

[147] «Bahcelerin, pınarların icinde.»

[148] «Ekinler ve yumusak tomurcuklu can alıcı hurmalıklar arasında?»

[149] «Daglardan da ustalıkla zevkli evler yontuyorsunuz?»

[150] «Artık Allah´tan korkup sakının ve bana itaat edin.»

[151] «Ve olcusuzce davrananların emrine de itaat etmeyin.»

[152] «Ki onlar, yeryuzunde bozgunculuk cıkarmakta ve dirlik, duzenlik kurmamaktadırlar (ıslah etmemektedirler).»

[153] Dediler ki: «Sen ancak buyulenmislerdensin.»

[154] «Sen yalnızca bizim benzerimiz olan bir beserden baskası da degilsin; eger dogru sozlulerden isen, bu durumda bir ayet (mucize) getir gorelim.»

[155] Dedi ki: «Iste, bu bir disi devedir; su icme hakkı (bir gun) onundur, belli bir gunun su icme hakkı da sizindir.»

[156] «Ona bir kotulukle dokunmayın, sonra buyuk bir gunun azabı sizi yakalar.»

[157] «Sonunda onu (yine de) kestiler, ancak pisman oldular.»

[158] Boylece azab da onları yakaladı. Hic suphe yok, bunda bir ayet vardır, ama onların cogu iman etmis degildirler

[159] Ve hic suphe yok, senin Rabbin, guclu ve ustun olandır, esirgeyendir

[160] Lut (kavmi) de, gonderilen (peygamber)leri yalanladı

[161] Hani onlara kardesleri Lut: «Sakınmaz mısınız?» demisti

[162] «Gercek su ki, ben size gonderilmis guvenilir bir peygamberim.»

[163] «Artık Allah´tan korkup sakının ve bana itaat edin.»

[164] «Buna karsılık ben sizden bir ucret istemiyorum; benim ucretim yalnızca alemlerin Rabbine aittir.»

[165] «Siz insanlardan (cinsel arzuyla sadece) erkeklere mi gidiyorsunuz

[166] «Rabbinizin sizler icin yaratmıs bulundugu eslerinizi bırakıyorsunuz. Hayır, siz sınırı cigneyen bir kavimsiniz.»

[167] Dediler ki: «Ey Lut, eger (bu soylediklerine) bir son vermeyecek olursan, gercekten (burdan) surulup cıkarılanlardan olacaksın.»

[168] Dedi ki: «Gercekten ben, sizin bu yapmakta oldugunuza ofke ile karsı olanlardanım.»

[169] «Rabbim, beni ve ailemi bunların yapmakta olduklarından kurtar.»

[170] Bunun uzerine onu ve butun ailesini kurtardık

[171] Yalnızca geri kalanlar icinde bir kocakarı haric

[172] Sonra geride kalanları yerle bir ettik

[173] Ve uzerlerine bir yagmur yagdırdık; uyarılıp korkutulanların yagmuru ne kadar da kotu

[174] Hic suphe yok, bunda bir ayet vardır, ama onların cogu iman etmis degildirler

[175] Ve hic suphe yok, senin Rabbin, guclu ve ustun olandır esirgeyendir

[176] Eyke halkı da, gonderilen (peygamber)leri yalanladı

[177] Hani onlara Suayb: «Sakınmaz mısınız?» demisti

[178] «Gercek su ki, ben size gonderilmis guvenilir bir peygamberim.»

[179] «Artık Allah´tan korkup sakının ve bana itaat edin.»

[180] «Buna karsılık ben sizden bir ucret istemiyorum; benim ucretim yalnızca alemlerin Rabbine aittir.»

[181] «Olcuyu tam tutun ve eksiltenlerden olmayın.»

[182] «Dosdogru olan terazi ile tartın.»

[183] «Insanların esyasını degerden dusurup eksiltmeyin ve yeryuzunde bozguncular olarak karısıklık cıkarmayın.»

[184] «Sizi ve onceki yaratılmısları yaratandan korkup sakının.»

[185] Dediler ki: «Sen ancak buyulenmislerdensin.»

[186] «Sen, yalnızca benzerimiz olan bir beserden baskası degilsin ve biz senin gercekte yalancılardan oldugunu sanmaktayız.»

[187] «Eger dogru sozlulerden isen, bu durumda gokten ustumuze bir parca dusuruver.»

[188] Dedi ki: «Rabbim, yapmakta olduklarınızı daha iyi bilmektedir

[189] Sonunda onu yalanladılar, boylece onları o golgelik gununun azabı yakaladı. Gercekten o, buyuk bir gunun azabıydı

[190] Hic suphe yok, bunda bir ayet vardır, ama onların cogu iman etmis degildirler

[191] Ve hic suphe yok, senin Rabbin, guclu ve ustun olandır, esirgeyendir

[192] Gercekten o (Kur´an), alemlerin Rabbinin (bir) indirmesidir

[193] Onu Ruhu´l-Emin indirdi

[194] Uyarıcı korkutuculardan olman icin, senin kalbinin uzerine (indirmistir)

[195] Apacık Arapca bir dille

[196] Ve hic suphesiz, o (Kur´an), gecmislerin kitaplarında da vardır

[197] Israilogulları bilginlerinin onu bilmesi onlar icin ispatlayıcı bir delil (ayet) degil mi

[198] Onu Arapca bilmeyen birine de indirmis olsaydık

[199] Boylece onlara karsı onu okusaydı, yine ona iman edecek degillerdi

[200] Biz onu, suclu gunahkarların kalbine iste boyle gecirip yuruttuk

[201] Onlar, o pek acıklı azabı gorunceye kadar ona inanmazlar

[202] Artık o (azab), kendileri suurunda olmadan onlara apansız gelecektir

[203] Derler ki: «Bize bir sure tanınır mı?»

[204] Onlar, yine de azabımızı cabuklastırmak mı istiyorlar

[205] Gordun mu; biz onları yıllarca yararlandırsak

[206] Sonra kendilerine va´dolunan (azab gunu) geliverse

[207] Onların ´meta ile yararlandıkları´ sey, kendilerini (gorecekleri azabtan) bagımsız kılamaz

[208] Kendisi icin bir uyarıcı, korkutucu olmaksızın, biz hic bir ulkeyi yıkıma ugratmıs degiliz

[209] (Onlara) hatırlatma (yapılmıstır); biz zulmedenler degiliz

[210] Onu (Kur´an´ı) seytanlar indirmis degildir

[211] Bu, onlara yarasmaz ve guc de yetiremezler

[212] Cunku onlar, (vahyedileni) isitmekten kesin olarak uzak tutulmuslardır

[213] Allah ile beraber baska bir ilaha yalvarıp yakarma, sonra azaba ugratılanlardan olursun

[214] (Oncelikle) En yakın hısımlarını (asiretini) uyarıp korkut

[215] Ve mu´minlerden, sana tabi olanlara (koruyucu) kanatlarını ger

[216] Eger sana isyan edecek olurlarsa, artık de ki: «Gercekten ben, sizin yapmakta olduklarınızdan uzagım.»

[217] Sen, O guclu ve ustun, esirgeyici olan (Allah´) a tevekkul et

[218] O, kıyam ettigin zaman seni gormektedir

[219] Secde edenler arasında donup dolasmanı da

[220] Hic suphe yok, O, isitendir, bilendir

[221] Seytanların kimlere inmekte olduklarını size haber vereyim mi

[222] Onlar, ´gercegi ters yuz eden´, gunaha duskun olan her yalancıya inerler

[223] Bunlar (seytanlara) kulak verirler ve cogu yalan soylemektedirler

[224] Sairler ise; gercekten onlara da azgın sapıklar uyar

[225] Gormedin mi; onlar, her bir vadide vehmedip durmaktadırlar

[226] Ve gercekten onlar, yapmayacakları seyleri soylemektedirler

[227] Ancak iman edenler, salih amellerde bulunanlar ve Allah´ı cokca zikredenler ile zulme ugratıldıktan sonra zafer kazananlar (veya oclerini alanlar) baska. Zulmetmekte olanlar, nasıl bir inkılaba ugrayıp devrileceklerini pek yakında bileceklerdir

Neml

Surah 27

[1] Ta,sin. Bunlar, Kur´an´ın ve apacık olan Kitabın ayetleridir

[2] Mu´minler icin bir hidayet ve bir mujdedir

[3] Ki onlar, namazı dosdogru kılarlar, zekatı verirler ve onlar, ahirete kesin bilgiyle iman edenlerdir

[4] Ahirete inanmayanlara gelince; biz onlara kendi yapmakta olduklarını susleyivermisiz; boylece onlar, ´korluk icinde saskınca dolasmaktadırlar.´

[5] Iste onlar; en kotu azab onlarındır ve onlar ahirette de en buyuk kayba ugrayanlardır

[6] Hic suphesiz, bu Kur´an, sana, hukum ve hikmet sahibi olan, (ve her seyi gercegiyle) bilen (Allah´ın) katından ilka edilmektedir

[7] Hani Musa ailesine: «Suphesiz ben bir ates gordum» demisti. «Size ondan ya bir haber getirecegim veya ısınmanız icin bir kor ates getirecegim.»

[8] Oraya gittiginde, kendisine seslenildi: «Ates (yerin)de olanlar da, cevresinde bulunanlar da kutlu kılınmıstır. Alemlerin Rabbi olan Allah yucedir

[9] «Ey Musa, gercekten ben, guclu ve ustun, hukum ve hikmet sahibi olan Allah´ım.»

[10] «Asanı bırak;» (Bıraktı ve) onun cevik bir yılan gibi hareket etmekte oldugunu gorunce, geriye dogru kactı ve arkasına bakmadı. «Ey Musa, korkma; suphesiz ben(im) ; Benim yanımda peygamberler korkmaz.»

[11] «Ancak zulmeden baska. Sonra kotulugun ardından iyilige cevirirse, artık suphesiz Ben, bagıslayanım, esirgeyenim.»

[12] «Ve elini koynuna sok, kusursuz olarak bembeyaz cıkıversin, (bu,) Firavun ve kavmine olan dokuz ayet (mucize) icinde(n biri)dir. Gercekten onlar, fasık olan bir kavimdir.»

[13] Ayetlerimiz onlara, gozler onunde sergilenmis olarak gelince dediler ki: «Bu, apacık olan bir buyudur.»

[14] Vicdanları kabul ettigi halde, zulum ve buyuklenme dolayısıyla bunları inkar ettiler. Artık sen, bozguncuların nasıl bir sona ugratıldıklarına bir bak

[15] Andolsun, biz Davud´a ve Suleyman´a bir ilim verdik: «Bizi inanmıs kullarından bircoguna gore ustun kılan Allah´a hamdolsun» dediler

[16] Suleyman, Davud´a mirascı oldu ve dedi ki: «Ey insanlar, bize kusların konusma dili ogretildi ve bize her seyden (bol bir nimet) verildi. Hic suphesiz bu, apacık olan bir ustunluktur.»

[17] Suleyman´a cinlerden, insanlardan ve kuslardan orduları toplandı ve bunlar bolukler halinde dagıtıldı

[18] Nihayet karınca vadisine geldiklerinde, bir disi karınca dedi ki: «Ey karınca toplulugu, kendi yuvalarınıza girin, Suleyman ve orduları, farkında olmaksızın sizi kırıp gecmesin.»

[19] (Suleyman) Onun bu sozu uzerine gulerek tebessum etti ve dedi ki: «Rabbim, bana, anne ve babama verdigin nimete sukretmemi ve hosnut olacagın salih bir amelde bulunmamı ilham et ve beni rahmetinle salih kullarının arasına kat.»

[20] Ve kusları denetledikten sonra dedi ki: «Hudhud´u neden goremiyorum, yoksa kaybolanlardan mı oldu?»

[21] «Onu gercekten siddetli bir azabla azablandıracagım, ya da onu bogazlayacagım veya o, bana apacık olan ispatlayıcı bir delil getirmelidir.»

[22] Derken uzun zaman gecmeden geldi ve dedi ki: «Senin (bilgi gucunle) kusatıp ogrenemedigin seyi, ben kusatıp ogrendim ve sana Saba´dan kesin bir haber getirdim.»

[23] «Gercekten ben, onlara hukmetmekte olan bir kadın buldum ki, ona her seyden (bolca) verilmistir ve buyuk bir tahtı var.»

[24] «Onu ve kavmini, Allah´ı bırakıp da gunese secde etmektelerken buldum, onlara seytan yapmakta olduklarını suslemistir, boylece onları (dogru) yoldan alıkoymustur; bundan dolayı onlar hidayet bulmuyorlar.»

[25] «Ki onlar, goklerde ve yerde saklı olanı ortaya cıkaran ve sizin gizlediklerinizi de, acıga vurduklarınızı da bilmekte olan Allah´a secde etmesinler diye (yapmaktadırlar) .»

[26] «O Allah, O´ndan baska ilah yoktur, buyuk Ars´ın da Rabbidir.»

[27] (Suleyman:) «Durup bekleyecegiz, dogruyu mu soyledin, yoksa yalancılardan mı oldun?» dedi

[28] «Bu mektubumla git, onu kendilerine bırak, sonra onlardan (biraz) uzaklas, boylelikle bir bakıver, neye basvuracaklar?»

[29] (Hudhud´un mektubu goturup bırakmasından sonra Saba melikesi Belkıs:) Dedi ki: «Ey onde gelenler, gercekten bana oldukca onemli bir mektup bırakıldı.»

[30] «Gercek su ki, bu, Suleyman´dandır ve ´Suphesiz Rahman Rahim Olan Allah´ın Adıyla´ (baslamakta)dır.»

[31] (Icinde de:) «Bana karsı buyukluk gostermeyin ve bana musluman olmuslar olarak gelin» diye (yazılmaktadır)

[32] Dedi ki: «Ey onde gelenler, bu isimde bana gorus belirtin, siz (her seye) sahidlik etmedikce ben hic bir iste kesin (karar veren biri) degilim.»

[33] Dediler ki: «Biz kuvvet sahibiyiz ve zorlu savascılarız, is konusunda karar senindir, artık sen bak, neyi emredersen (biz uygularız)

[34] Dedi ki: «Gercekten hukumdarlar, bir ulkeye girdikleri zaman, orasını bozguna ugratırlar ve halkından onur sahibi olanları hor ve asagılık kılarlar; iste onlar, boyle yaparlar.»

[35] «Ben onlara bir hediye gondereyim de, bir bakayım elciler neyle donerler.»

[36] (Elci hediyelerle) Suleyman´a geldigi zaman: «Sizler bana mal ile yardımda mı bulunmak istiyorsunuz? Allah´ın bana vermekte oldugu, size verdiginden daha hayırlıdır; hayır, siz, hediyenizle sevinip ogunebilirsiniz» dedi

[37] «Sen onlara don, biz onlara oyle ordularla geliriz ki, onlar icin karsı koymak mumkun degil ve biz onları ordan horlanmıs, asagılanmıs ve kucuk dusurulmusler olarak surup cıkarırız.»

[38] (Elcinin gitmesinden sonra Suleyman:) «Ey onde gelenler, onlar bana teslim olmus (musluman) lar olarak gelmeden once, sizden kim onun tahtını bana getirebilir?» dedi

[39] Cinlerden ifrit: «Sen daha makamından kalkmadan once, ben onu sana getirebilirim, ben gercekten buna karsı kesin olarak guvenilir bir guce sahibim.» dedi

[40] Kendi yanında kitaptan ilmi olan biri, dedi ki: «Ben, (gozunu acıp kapamadan) onu sana getirebilirim.» Derken (Suleyman) onu kendi yanında durur vaziyette gorunce dedi ki: «Bu Rabbimin fazlındandır, O´na sukredecek miyim, yoksa nankorluk edecek miyim diye beni denemekte oldugu icin (bu olaganustu olay gerceklesti). Kim sukrederse, artık o kendisi icin sukretmistir, kim de nankorluk ederse, gercekten benim Rabbim Gani (kimseye ve hic bir seye karsı ihtiyacı olmayan)dır, Kerim olandır

[41] Dedi ki: «Onun tahtını degisiklige ugratın, bir bakalım dogru olanı bulabilecek mi, yoksa bulmayanlardan mı olacak?»

[42] Boylece (Belkıs) geldigi zaman ona: «Senin tahtın boyle mi?» denildi. Dedi ki: «Tıpkı kendisi. Bize ondan once ilim verilmisti ve biz musluman olmustuk.»

[43] Allah´tan baska tapmakta oldugu seyler onu (musluman olmaktan) alıkoymustu. Gercekte o, kufre sapan bir kavimdendir

[44] Ona: «Koske gir» denildi. Onu gorunce derin bir su sandı ve (etegini cekerek) ayaklarını actı. (Suleyman:) Dedi ki: «Gercekte bu, saydam camdan olma duzeltilmis bir kosk zeminidir.» Dedi ki: «Rabbim, gercekten ben kendime zulmettim; (artık) ben Suleyman´la birlikte alemlerin Rabbi olan Allah´a teslim oldum.»

[45] Andolsun, biz Semud (kavmine de) kardesleri Salih´i: «Yalnızca Allah´a kulluk edin» diye (demek uzere) gonderdik. Bir de ne gorsun, onlar birbirlerine dusman kesilmis iki gruptur

[46] Dedi ki: «Ey kavmim, neden iyilikten once, kotuluk konusunda acele davranıyorsunuz? Allah´tan bagıslanma dilemeniz gerekmez mi? Umulur ki esirgenirsiniz»

[47] Dediler ki: «Senin ve seninle birlikte olanlar yuzunden ugursuzluga ugradık.» Dedi ki: «Sizin ugursuzlugunuz (basınıza gelenler) Allah katında (yazılı)dır. Hayır, siz denenmekte olan bir kavimsiniz.»

[48] Sehirde dokuzlu bir cete vardı, yeryuzunde bozgun cıkarıyorlar ve dirlik duzenlik bırakmıyorlardı

[49] Kendi aralarında Allah adına and icerek, dediler ki: «Gece mutlaka ona ve ailesine bir baskın duzenleyelim, sonra velisine: Ailesinin yok olusuna biz sahid olmadık ve gercekten bizler dogruyu soyleyenleriz, diyelim.»

[50] Onlar, hileli bir duzen kurdu, biz de (onların hilesine karsı) onların farkında olmadıgı bir duzen kurduk

[51] Artık sen, onların kurdukları hileli duzenin ugradıgı sona bir bak; biz, onları ve kavimlerini topluca yerle bir ettik

[52] Iste, zulmetmeleri dolayısıyla enkaza donusmus ıpıssız evleri. Hic suphe yok, bilmekte olan bir kavim icin bunda bir ayet vardır

[53] Iman edenleri ve korkup sakınanları da kurtardık

[54] Lut da; hani kavmine demisti ki: «Siz, acıkca gordugunuz halde, yine de o cirkin utanmazlıgı yapacak mısınız?»

[55] «Siz gercekten, kadınları bırakıp sehvetle erkeklere mi yaklasıyorsunuz? Hayır, siz (yaptıgı seyi) bilmeyen bir kavimsiniz.»

[56] Onun kavminin cevabı: «Lut ailesini sehrinizden surup cıkarın. Temiz kalmak isteyen insanlarmıs» demekten baska olmadı

[57] Biz de, onu ve ailesini kurtardık, yalnızca karısı haric; onu geride (azab icinde kalanlar arasında) takdir ettik

[58] Ve onlar uzerine bir yagmur yagdırdık. Uyarılıp korkutulanların yagmuru ne kadar kotudur

[59] De ki: «Hamd Allah´ındır ve selam O´nun sectigi kullarının uzerinedir. Allah mı daha hayırlı yoksa onların ortak kosmakta oldukları mı?»

[60] (Onlar mı) Yoksa, gokleri ve yeri yaratan ve size gokten su indiren mi? Ki onunla (o suyla) gonul alıcı bahceler bitiriverdik, sizin icinse onun bir agacını bitirmek, (bile) mumkun degildir. Allah ile beraber baska bir ilah mı? Hayır, onlar sapıklıkta devam etmekte olan bir kavimdir

[61] Ya da yeryuzunu bir karar yeri kılan, onun arasında ırmaklar var eden ve ona (yeryuzu icin) sarsılmaz daglar yaratan ve iki deniz arasında bir ara / engel (haciz) koyan mı? Allah ile beraber baska bir ilah mı? Hayır, onların cogu bilmiyorlar

[62] Ya da sıkıntı ve ihtiyac icinde olana, kendisine dua ettigi zaman icabet eden, kotulugu acıp gideren ve sizi yeryuzunun halifeleri kılan mı? Allah ile beraber baska bir ilah mı? Ne kadar da az ogut alıp dusunuyorsunuz

[63] Ya da karanın ve denizin karanlıkları icinde size yol gosteren ve rahmetinin onunde ruzgarları mujde vericiler olarak gonderen mi? Allah ile beraber baska bir ilah mı? Allah, onların sirk kosmakta olduklarından yucedir

[64] Ya da halkı surekli yaratmakta olan, sonra onunla iade edecek olan ve sizi gokten ve yerden rızıklandıran mı? Allah ile beraber baska bir ilah mı? De ki: «Eger dogru soyleyenler iseniz, kesin kanıt (burhan)ınızı getiriniz.»

[65] De ki: «Goklerde ve yerde gaybı Allah´tan baska kimse bilmez. Onlar ne zaman dirileceklerinin suuruna varmıyorlar.»

[66] Hayır, onların ahiret konusundaki bilgileri ´ard arda toplanıp pekistirildi,´ hayır, onlar bundan bir kusku icindedirler; hayır, onlar bundan yana kordurler

[67] Kufre sapanlar dedi ki: «Biz ve atalarımız toprak olduktan sonra mı, gercekten biz mi dirilip cıkartılacakmısız.»

[68] «Andolsun, bu (azab ve dirilme tehdidi), bize ve daha once atalarımıza va´dolunmustur. Bu, olsa olsa gecmislerin uydurma masallarından baskası degildir.»

[69] De ki: «Yeryuzunde gezip dolasın da, suclu gunahkarların nasıl bir sona ugradıklarını bir gorun»

[70] Sen, onlara karsı huzne kapılma ve onların kurmakta oldukları tuzaklardan dolayı da sıkıntı icinde olma

[71] Derler ki: «Eger dogruyu soyleyenler iseniz, bu va´dolunan (azab) ne zaman?»

[72] De ki: «Belki de acele etmekte oldugunuzun (azabın) bir kısmı size yetismistir bile.»

[73] Hic suphesiz, senin Rabbin, insanlara karsı buyuk lutuf (fazl) sahibidir, ancak insanların cogu sukretmiyorlar

[74] Ve suphesiz, senin Rabbin, onların sinelerinin gizli tutmakta olduklarını da, acıga vurduklarını da kesin olarak bilmektedir

[75] Gokte ve yerde gizli olan hic bir sey yoktur ki, apacık olan bir kitapta (Levh-i Mahfuz´da) olmasın

[76] Gercek su ki, bu Kur´an, Israilogullarına hakkında ayrılıga dustukleri seylerin bircogunu aktarıp anlatmaktadır

[77] Ve gercekten o, mu´minler icin bir hidayet ve bir rahmettir

[78] Suphesiz senin Rabbin, onların arasında kendi hukmunu verecektir. O, guclu ve ustun olandır, bilendir

[79] Sen, artık Allah´a tevekkul et; cunku sen apacık olan hak uzerindesin

[80] Cunku gercekten sen, olulere (soz) dinletemezsin ve arkasını donup kacmakta olan sagırlara da cagrıyı isittiremezsin

[81] Ve sen, korleri dustukleri sapıklıktan cekip hidayete erdirici de degilsin; sen ancak, ayetlerimize iman edenlere (soz) dinletebilirsin, iste musluman olanlar bunlardır

[82] O soz, kendi baslarına geldigi zaman, onlara yerden bir Dabbe cıkarırız; o da, insanların bizim ayetlerimize kesin bir bilgiyle inanmadıklarını onlara soyler

[83] Ve her ummetten ayetlerimizi yalan sayanlardan bir grup toplayacagımız gun, artık onlar ´tutuklanıp (azab yerine) dagıtılırlar.´

[84] Nihayet geldikleri zaman, (Allah) der ki: «Siz benim ayetlerimi, bilgi bakımından kavramadıgınız halde yalanladınız mı? Yoksa ne yapıyordunuz?»

[85] Zulmetmelerine karsılık, soz, kendi aleyhlerine gelmis bulunmaktadır; artık onlar, konusmazlar da

[86] Gormediler mi, biz geceyi onda sukun bulmaları icin, gunduzu de aydınlık(la gorsunler) diye yarattık. Suphesiz, iman etmekte olan bir kavim icin bunda ayetler vardır

[87] Sur´a ufurulecegi gun, Allah´ın diledigi kimseler dısında, goklerde ve yerde olan herkes artık korkuya kapılmıstır; ve onların her biri ´boyun bukmus´ olarak O´na gelmislerdir

[88] Dagları gorursun de, onları donmus sanırsın; oysa onlar bulutların suruklenmesi gibi suruklenirler. Her seyi ´sapasaglam ve yerli yerinde yapan´ Allah´ın sanatı (yapısı)dır (bu). Hic suphe yok O, islemekte olduklarınızdan haberi olandır

[89] Kim bir iyilikle gelirse, artık kendisine ondan daha hayırlısı vardır ve onlar, o gunun korkusuna karsı guvenlik icindedirler

[90] Kim de bir kotulukle gelirse, artık onlar da atese yuzukoyun atılır (ve onlara:) «Yapmakta olduklarınızdan baskasıyla mı cezalandırılıyorsunuz?» (denir)

[91] (De ki:) «Ben, ancak bu sehrin Rabbine ibadet etmekle emrolundum ki, O, burasını kutlu ve saygıdeger kıldı. Her sey O´nundur. Ve muslumanlardan olmakla emrolundum.»

[92] «Ve Kur´an´ı okumakla da (emrolundum). Artık kim hidayete gelirse, kendi nefsi icin hidayete gelmistir; kim de sapacak olursa, sen de, de ki: «Ben yalnızca uyarıcı, korkutuculardanım.»

[93] Ve de ki: «Allah´a hamdolsun, O size ayetlerini gosterecektir, siz de onları bilip tanıyacaksınız.» Senin Rabbin, yapmakta olduklarınızdan gafil degildir

Kasas

Surah 28

[1] Ta, Sin, Mim

[2] Bunlar, apacık olan Kitabın ayetleridir

[3] Mu´min olan bir kavim icin hak olmak uzere, Musa ve Firavun´un haberinden (bir bolumunu) sana okuyacagız

[4] Gercek su ki, Firavun yeryuzunde (Mısır´da) buyuklenmis ve oranın halkını birtakım fırkalara ayırıp bolmustu; onlardan bir bolumunu gucten dusuruyor, erkek cocuklarını bogazlayıp kadınlarını diri bırakıyordu. Cunku o, bozgunculardandı

[5] Biz ise, yeryuzunde gucten dusurulenlere lutufta bulunmak, onları onderler yapmak ve mirascılar kılmak istiyoruz

[6] Ve (istiyoruz ki) onları yeryuzunde ´iktidar sahipleri olarak yerlesik kılalım´, Firavun´a, Haman´a ve askerlerine, onlardan sakınmakta oldukları seyi gosterelim

[7] Musa´nın annesine: «Onu emzir, sayet onun icin korkacak olursan, bu durumda onu suya bırak, korkma ve huzne kapılma; cunku onu biz sana tekrar geri verecegiz ve onu peygamberlerden kılacagız» diye vahyettik (bildirdik)

[8] Nihayet Firavun´un ailesi, onu (ileride bilmeksizin) kendileri icin bir dusman ve uzuntu konusu olsun diye sahipsiz gorup aldılar. Gercekte Firavun da Haman da ve askerleri de bir yanılgı icindeydi

[9] Firavun´un karısı dedi ki: «Benim icin de, senin icin de bir goz bebegi; onu oldurmeyin; umulur ki bize yararı dokunur veya onu evlat ediniriz.» Oysa onlar (baslarına geleceklerin) suurunda degillerdi

[10] Musa´nın annesi ise, yuregi bosluk icinde sabahladı. Eger mu´minlerden olması icin kalbi uzerinde (sabrı ve dayanıklılıgı) pekistirmemis olsaydık, neredeyse onu(n durumunu) acıga vuracaktı

[11] Ve onun kız kardesine: «Onu izle,» dedi. Boylece o da, kendileri farkında degilken onu uzaktan gozetledi

[12] Biz, daha once ona sut analarını haram etmistik. (Kız kardesi:) «Ben, sizin adınıza onun bakımını ustlenecek ve ona ogut verecek (veya egitecek) bir aileyi size bildireyim mi?» dedi

[13] Boylelikle, gozunun aydın olması, huzne kapılmaması ve gercekten Allah´ın va´dinin hak oldugunu bilmesi icin, onu annesine geri vermis olduk. Ancak onların cogu bilmezler

[14] O, erginlik cagına ulasıp olgunlasınca, biz ona bir ´hukum ve hikmet´ ve ilim verdik. Biz iyilikte bulunanları iste boyle odullendiririz

[15] (Musa,) Halkının haberi olmadıgı bir zamanda sehre girdi, orda kavga etmekte olan iki adam buldu; bu kendi taraftarlarından, su da dusmanlarından. Derken taraftarlarından olan, dusmanlarından olana karsı ondan yardım istedi. Bunun uzerine ona bir yumruk attı ve isini bitiriverdi. (Sonra da:) «Bu seytanın isindendir; o, gercekten acıkca saptırıcı bir dusmandır» dedi

[16] Dedi ki: «Rabbim, gercek su ki, ben kendi nefsime zulmettim, artık beni bagısla.» Boylece (Allah) onu bagısladı. Hic suphe yok O, bagıslayandır, esirgeyendir

[17] Dedi ki: «Rabbim, bana verdigin nimetler adına, artık suclu gunahkarlara destekci olmayacagım.»

[18] Boylece sehirde korku icinde (cevreyi) gozetleyerek sabahladı. Derken, bir de baktı ki, dun kendisinden yardım isteyen (kisi, bugun de) kendisine yardım icin bagırıyor. Musa, ona dedi ki: «Sen gercekten acıkca bir azgınsın.»

[19] Sonunda ikisinin de dusmanı olan (adam)ı yakalamak isterken (adam ona) dedi ki: «Ey Musa, dun birini oldurdugun gibi, bugun de beni mi oldurmek istiyorsun? Sen yeryuzunde yalnızca bir zorba olmak istiyorsun, ıslah edicilerden olmak istemiyorsun.»

[20] Sehrin obur yakasından bir adam kosarak gelip dedi ki: «Ey Musa, onde gelenler, seni oldurmek konusunda aralarında gorusmektedirler, artık sen cık git; gercekten ben sana ogut verenlerdenim.»

[21] Boylece oradan korku icinde (cevreyi) gozetleyerek cıkıp gitti: «Rabbim, zalimler toplulugundan beni kurtar» dedi

[22] Medyen´e dogru yoneldiginde de: «Umarım Rabbim, beni dogru bir yola yoneltip iletir» dedi

[23] Medyen suyuna vardıgı zaman, ondan su almakta olan bir insan toplulugu buldu. Onların gerisinde de (hayvanlarını suya gitmekten) sakınan iki kadın buldu. Dedi ki: «Bu durumunuz ne?» «Cobanlar surulerini sulamadıkca, biz surulerimizi sulayamayız; babamız da yası ilerlemis bir ihtiyardır.» dediler

[24] Hemencecik onların surulerini suladı, sonra yine golgeye cekilerek dedi ki: «Rabbim, dogrusu bana indirdigin her hayra muhtacım.»

[25] Cok gecmeden, o iki (kadın) dan biri, (utana utana) yuruyerek ona geldi. «Babam, bizim icin suruleri sulamana karsılık olarak sana mukafaat vermek uzere seni davet etmektedir.» dedi. Bunun uzerine ona gelip de olup bitenleri anlatınca o: «Korkma» dedi. «Zalimler toplulugundan kurtulmus oldun.»

[26] O (kadın)lardan biri dedi ki: «Ey babacagım, onu ucretli olarak tutuver; cunku ucretle tuttuklarının en hayırlısı gercekten o kuvvetli, guvenilir (biri)dir.»

[27] (Babaları) Dedi ki: «Dogrusu ben, sekiz yıl bana hizmet etmene karsılık olmak uzere, su iki kızımdan birini sana nikahlamak istiyorum; sayet on (yıl)a tamamlayacak olursan, artık o da senden. Ben sana zorluk cıkarmak istemem; beni de insaallah salih olanlardan bulacaksın.»

[28] (Musa) Dedi ki: «Bu, benimle senin aranda olan (bir antlasma)dır. Bu durumda iki sureden hangisini yerine getirirsem, artık bana karsı bir haksızlık sozkonusu olamaz. Allah da, soylemekte olduklarımıza vekildir.»

[29] Boylelikle Musa, sureyi tamamlayıp ailesiyle birlikte yola koyulunca, Tur tarafında bir ates gordu. Ailesine: «Siz durun, gercekten ben bir ates gordum; umarım ki ben ondan size ya bir haber ya da ısınmanız icin bir kor parcası getiririm.» dedi

[30] Derken oraya geldiginde, o kutlu yerdeki vadinin sag yanında olan bir agactan: «Ey Musa, Alemlerin Rabbi olan Allah benim;» diye seslenildi

[31] «Asanı bırak.» (Attıktan hemen sonra) onun simdi bir yılan gibi hareket ettigini gorunce, arkasına donup bakmaksınız kacmaya basladı. «Ey Musa, don ve korkuya kapılma. Gercekten sen guvende olanlardansın.»

[32] «Elini koynuna sok, kusursuz olarak bembeyaz cıksın. Ve (her turlu) dehsetten yana kanatlarını kendine dogru cek. Iste bunlar, senin Rabbinden Firavun ve onde gelen adamlarına iki kesin kanıt (mucize)dir. Gercekten onlar, fasık olan bir topluluktur.»

[33] Dedi ki: «Rabbim, gercekten ben onlardan bir kisi oldurdum, beni oldurmelerinden korkuyorum.»

[34] «Ve kardesim Harun; dil bakımından o benden daha duzgun konusmaktadır, onu da benimle birlikte bir yardımcı olarak gonder, beni dogrulasın. Cunku onların beni yalanlamalarından korkuyorum.»

[35] (Allah) Dedi ki: «Pazunu kardesinle pekistirip guclendirecegiz; sizin ikinize de oyle bir ´guc ve yetki´ verecegiz ki, ayetlerimiz sayesinde size erisemeyecekler. Siz de, size uyanlar da galip olanlarsınız.»

[36] Musa, onlara apacık olan ayetlerimizle geldigi zaman: «Bu, duzup uydurulmus bir buyuden baskası degildir. Biz gecmis atalarımızdan da bunu isitmedik» dediler

[37] Musa dedi ki: «Rabbim, kimin kendisinden bir hidayetle geldigini ve bu (dunya) yurdun(un) sonucunun kime ait olacagını daha iyi bilmektedir. Gercek su ki, zulmedenler felah bulmazlar.»

[38] Firavun dedi ki: «Ey onde gelenler, sizin icin benden baska bir ilah oldugunu bilmiyorum. Ey Haman, camurun ustunde bir ates yak da, bana yuksekce bir kule insa et, belki Musa´nın ilahına cıkarım cunku gercekten ben onu yalancılardan (biri) sanıyorum.»

[39] O ve askerleri yeryuzunde haksız yere buyuklendiler ve gercekten bize dondurulmeyeceklerini sandılar

[40] Bunun uzerine, onu ve askerlerini tutuverip suya attık. Boylelikle zulmedenlerin nasıl bir sona ugradıklarına bir bak

[41] Biz, onları atese cagıran onderler kıldık, kıyamet gunu yardım gormezler

[42] Bu dunya hayatında biz onların arkasına lanet dusurduk; kıyamet gununde ise, onlar cirkinlestirilmis olanlardır

[43] Andolsun, ilk kusakları yıkıma ugrattıktan sonra, Musa´ya, insanlar icin (gozleri hikmetle acıp aydınlatacak) basiretler, hidayet ve rahmet olmak uzere Kitap verdik. Umulur ki, ogut alıp dusunurler diye

[44] Musa´ya o isi (ilahi vahyi verip) gerceklestirdigimiz zaman, sen (Tur´un) batı yanında degildin ve sen (buna) sahid olanlardan da degildin

[45] Ancak biz bircok kusaklar insa ettik de onların uzerinde (nice) omur(ler) uzayıp gecti. Ve sen Medyen halkı icinde yasayıp da ayetlerimizi onlardan okuyarak ogrenmis degilsin. Ancak (bu bilgileri sana) gonderen biziz

[46] (Musa´ya) Seslendigimiz zaman da, sen Tur´un yanında degildin. Ancak Rabbinden bir rahmet olmak uzere senden once kendilerine bir uyarıcı gelmemis olan bir kavimi uyarıp korkutman icin (gonderildin) Umulur ki, ogut alıp dusunurler diye

[47] Kendi ellerinin one surdukleri dolayısıyla, onlara bir musibet isabet ettiginde: «Rabbimiz, bize de bir peygamber gonderseydin de boylece biz de senin ayetlerine uysaydık ve mu´minlerden olsaydık» diyecek olmasalardı (seni gondermezdik)

[48] Fakat onlara kendi katımızdan hak geldigi zaman; «Musa´ya verilenlerin bir benzeri de buna verilmeli degil miydi?» dediler. Onlar, daha once Musa´ya verilenleri inkar etmemisler miydi? «Iki buyu birbirine arka cıktı» dediler. Ve: «Gercekten biz hepsini inkar edenleriz» dediler

[49] De ki: «Eger dogruysanız, bu durumda Allah katından bu ikisinden (Musa´ya indirilen Tevrat ve bana indirilen Kur´an´dan) daha dogru olan bir kitap getirin de, ben de ona uymus olayım.»

[50] Buna ragmen sana icabet etmeyecek olurlarsa, artık bil ki, onlar, gercekten kendi heva (istek ve tutku)larına uymaktadırlar. Oysa Allah´tan bir kılavuz (dogru yolu gosterici) olmaksızın, kendi istek ve tutkularına (hevasına) uyandan daha sapık kimdir? Hic suphe yok Allah, zulmetmekte olan bir kavime hidayet vermez

[51] Andolsun, biz ogut alıp dusunsunler diye, sozu birbiri ardınca dizip indirdik

[52] Bu (Kur´a)ndan once, kendilerine kitap verdiklerimiz buna inanmaktadırlar

[53] Onlara okunmakta oldugu zaman: «Biz ona inandık, gercekten o, Rabbimizden olan bir haktır, suphesiz biz bundan once de muslumanlar idik» derler

[54] Iste onlar; sabretmeleri dolayısıyla ecirleri iki defa verilir ve onlar kotulugu iyilikle uzaklastırıp kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak ederler

[55] ´Bos ve yararsız olan sozu´ isittikleri zaman ondan yuz cevirirler ve: «Bizim yapıp ettiklerimiz bizim, sizin yapıp ettikleriniz sizindir; size selam olsun, biz cahilleri benimsemeyiz» derler

[56] Gercek su ki, sen, sevdigini hidayete eristiremezsin, ancak Allah, diledigini hidayete eristirir; O, hidayete erecek olanları daha iyi bilendir

[57] Dediler ki: «Eger seninle birlikte hidayete uyacak olursak, yerimizden (yurdumuzdan ve konumumuzdan) cekilip kopartılırız» Oysa biz onları, kendi katımızdan bir rızık olarak her seyin urununun aktarılıp toplandıgı, guvenli bir harem´de yerlesik kılmadık mı? Fakat onların cogu bilmiyorlar

[58] Biz, yasama bicimleriyle ´refah icinde sımarıp azmıs´ nice sehri yıkıma ugrattık. Iste meskenleri; cok az (bir zaman) dısında (onlarda) kendilerinden sonra oturulabilmis degildir. (Onlara) Varis olanlar biziz

[59] Senin Rabbin, ´ana yerlesim merkezlerine´ onlara ayetlerimizi okuyan bir peygamber gondermedikce sehirleri yıkıma ugratıcı degildir. Ve biz, halkı zulmetmekte olan sehirlerden baskasını da yıkıma ugratıcı degiliz

[60] Size verilen her sey, yalnızca dunya hayatının metaı ve susudur. Allah katında olan ise, daha hayırlı ve daha sureklidir. Yine de akıllanmayacak mısınız

[61] Simdi, kendisine guzel bir vaadde bulundugumuz, dolayısıyla ona kavusan kisi, dunya hayatının metaı ile metalandırdıgımız sonra kıyamet gunu (azaba ugramak icin) hazır bulundurulanlardan olan kisi gibi midir

[62] O gun (Allah) onlara seslenecek: «Benim ortaklarım olarak one surdukleriniz nerede?» der

[63] Uzerlerine (azab) sozu hak olanlar derler ki: «Rabbimiz, iste bizim azdırıp saptırdıklarımız bunlar; kendimiz azıp saptıgımız gibi, onları da azdırıp saptırdık. (Simdiyse) Sana (gelip onlardan) uzaklasmıs bulunmaktayız. Onlar bize tapıyor da degillerdi.»

[64] Denir ki: «Ortaklarınızı cagırın.» Boylelikle onları cagırırlar, ama kendilerine cevap vermezler ve azabı gorurler. Hidayet bulmus olsalardı ne olurdu

[65] O gun (Allah) onlara seslenerek: «Peygamberlere ne cevab verdiniz?» der

[66] Artık o gun, haberler onlar icin korelmistir; onlar birbirlerine de soramazlar

[67] Ancak kim tevbe edip iman eder ve salih amellerde bulunursa artık kurtulusa erenlerden olmasını umabilir

[68] Rabbin, diledigini yaratır ve secer; secim onlara ait deglidir. Allah, onların ortak kosmakta olduklarından munezzehtir, yucedir

[69] Rabbin onların goguslerinin saklamakta olduklarını da, acıga vurmakta olduklarını da bilir

[70] O, Allah´tır, kendisinden baska ilah yoktur. Ilkte de, sonda da hamd O´nundur. Hukum de O´nundur ve O´na donduruleceksiniz

[71] De ki: «Gordunuz mu soyleyin; Allah, kıyamet gunune kadar geceyi sizin uzerinizde kesintisizce surdurecek olsa, Allah´ın dısında size aydınlık verecek ilah kimdir? Yine de dinlemeyecek misiniz

[72] De ki: «Gordunuz mu soyleyin, Allah, kıyamet gunune kadar gunduzu sizin uzerinizde kesintisizce surdurecek olsa, Allah´ın dısında size icinde dinleneceginiz geceyi getirecek ilah kimdir? Yine de gormeyecek misiniz

[73] Kendi rahmetinden olmak uzere O, sizin icin icinde dinlenmeniz ve O´nun fazlından (geciminizi) aramanız icin geceyi ve gunduzu var etti. Umulur ki sukredersiniz

[74] O gun (Allah) onlara seslenecek: «Benim ortaklarım olarak one surdukleriniz nerede» der

[75] Her ummetten bir sahid ayırıp cıkardık da: «Kesin kanıt (burhan)ınızı getirin» dedik. Artık ogrenmis oldular ki, hak, gercekten Allah´ındır ve duzup uydurdukları kendilerinden uzaklasıp kaybolmuslardır

[76] Gercek su ki, Karun, Musa´nın kavmindendi, ancak onlara karsı azgınlastı. Biz, ona oyle hazineler vermistik ki, onun anahtarları birlikte (tasımaya) davranan guclu bir topluluga agır geliyordu. Hani kavmi ona demisti ki: «Sımararak sevinme, cunku Allah, sımararak sevince kapılanları sevmez.»

[77] «Allah´ın sana verdigiyle ahiret yurdunu ara, dunyadan da kendi payını (nasibini) unutma. Allah´ın sana ihsan ettigi gibi, sende ihsanda bulun ve yeryuzunde bozgunculuk arama. Cunku Allah, bozgunculuk yapanları sevmez.»

[78] Dedi ki: «Bu, bende olan bir bilgi dolayısıyla bana verilmistir.» Bilmez mi ki gercekten Allah, kendisinden onceki kusaklardan kuvvet bakımından kendisinden daha guclu ve insan sayısı bakımından daha cok olan kimseleri yıkıma ugratmıstır. Suclu gunahkarlardan kendi gunahları sorulmaz

[79] Boylelikle kendi ihtisamlı susu icinde kavminin karsısına cıktı. Dunya hayatını istemekte olanlar: «Ah keske, Karun´a verilenin bir benzeri bizim de olsaydı. Gercekten o, buyuk bir pay sahibidir» dediler

[80] Kendilerine ilim verilenler ise: «Yazıklar olsun size, Allah´ın sevabı, iman eden ve salih amellerde bulunan kimse icin daha hayırlıdır; buna da sabredenlerden baskası kavusturulmaz» dediler

[81] Sonunda onu da, konagını da yerin dibine gecirdik. Boylece Allah´a karsı ona yardım edecek bir toplulugu olmadı. Ve o, kendi kendine yardım edebileceklerden de degildi

[82] Dun, onun yerinde olmayı dileyenler, sabahladıklarında: «Vay, demek ki Allah, kullarından dilediginin rızkını genisletip yaymakta ve kısıp daraltmaktadır. Eger Allah, bize lutfetmis olmasaydı, bizi de suphesiz batırırdı. Vay, demek gercekten kufre sapanlar felah bulamaz» demege basladılar

[83] Iste ahiret yurdu biz onu, yeryuzunde buyuklenmeyi ve bozgunculuk yapmak istemeyenlere (armagan) kılarız. (Guzel) Sonuc da takva sahiplerinindir

[84] Kim bir iyilikle gelirse, artık onun icin ondan daha hayırlısı vardır; kim de bir kotulukle gelirse, artık kotulukleri yapanlar, yalnızca yapmakta olduklarıyla karsılık gorurler

[85] Hic suphesiz, sana Kur´an´ı farz kılan, seni donulecek yere elbette dondurecektir. De ki: «Rabbim, hidayetle geleni de, acıkca bir sapıklık icinde olanı da daha iyi bilmektedir.»

[86] Kitabın sana (kalbinde vahy ile) bırakılacagını umud etmezdin; (bu,) Senin Rabbinden ancak bir rahmettir. Oyleyse sakın kafirlere arka olma

[87] Sana indirildikten sonra, sakın seni Allah´ın ayetlerinden alıkoymasınlar. Sen Rabbine cagır ve sakın musriklerden olma

[88] Ve Allah ile beraber baska bir ilaha tapma. O´ndan baska ilah yoktur. O´nun yuzunden (zatından) baska her sey helak olucudur. Hukum O´nundur ve siz O´na donduruleceksiniz

Ankebût

Surah 29

[1] Elif, Lam, Mim

[2] Insanlar, (yalnızca) «Iman ettik» diyerek, sınanmadan bırakılıvereceklerini mi sandılar

[3] Andolsun, onlardan oncekileri sınamadan gecirdik, Allah, gercekten dogruları da bilmekte ve gercekten yalancıları da bilmektedir

[4] Yoksa kotulukleri yapanlar, bizi (asıp) gececeklerini mi sandılar? Ne kotu hukmediyorlar

[5] Kim Allah´a kavusmayı umuyorsa hic suphesiz Allah´ın (tesbit ettigi) suresi yaklasarak gelmektedir. O, isitendir, bilendir

[6] Kim cihad ederse, yalnızca kendi nefsi icin cihad etmis olur. Hic suphe yok Allah, alemlerden mustagnidir

[7] Iman edip salih amellerde bulunanlar ise; biz hic suphesiz onların kotuluklerini ortecegiz ve hic suphesiz onlara yapmakta olduklarının en guzeliyle karsılık verecegiz

[8] Biz insana, anne ve babasına (karsı) guzelligi (ilke edinmesini) tavsiye ettik. Eger onlar, hakkında bilgin olmayan seyle bana ortak kosman icin sana karsı caba harcayacak olurlarsa, bu durumda, onlara itaat etme. Donusunuz banadır. Artık yapmakta olduklarınızı size ben haber verecegim

[9] Iman edip salih amellerde bulunanlar ise; biz elbette onları salihlerin arasına katacagız

[10] Insanlardan oylesi vardır ki, «Allah´a iman ettik» der; fakat Allah ugruna eziyet gordugu zaman, insanların (kendisine yonelttikleri iskence ve) fitnesini Allah´ın azabıymıs gibi sayar; ama Rabbinden ´bir yardım ve zafer´ gelirse, andolsun: «Biz gercekten sizlerle birlikteydik» demektedirler. Oysa Allah, alemlerin sinelerinde olanı daha iyi bilen degil midir

[11] Allah muhakkak iman edenleri de bilmekte ve muhakkak munafıkları da bilmektedir

[12] Kufre sapanlar, iman etmekte olanlara dedi ki: «Siz bizim yolumuzu izleyin, sizin hatalarınızı biz yuklenelim.» Oysa kendileri, onların hatalarından hic bir seyi yuklenecek degiller. Gercekten onlar, elbette yalancılardır

[13] Suphesiz onlar, hem kendi yuklerini, hem de kendi yukleriyle birlikte baska yukleri de yuklenecekler ve kıyamet gunu, duzup uydurmakta olduklarına karsı sorguya cekileceklerdir

[14] Andolsun, biz Nuh´u kendi kavmine (peygamber olarak) gonderdik o da iclerinde elli yılı eksik olmak uzere bin sene yasadı. Sonunda onlar zulmetmekte devam ederlerken tufan kendilerini yakalayıverdi

[15] Boylece biz onu da, gemi halkını da kurtardık ve bunu alemlere bir ayet (kendisinden ders cıkarılacak bir olay) kılmıs oldu

[16] Ibrahim de; hani kavmine demisti ki: «Allah´a kulluk edin ve O´ndan korkup sakının, eger bilirseniz bu sizin icin daha hayırlıdır.»

[17] «Siz yalnızca Allah´tan baska birtakım putlara tapmakta ve birtakım yalanlar uydurmaktasınız. Gercek su ki, sizin Allah´tan baska tapmakta olduklarınız, size rızık vermeye guc yetiremezler; oyleyse rızkı Allah´ın katında arayın, O´na kulluk edin ve O´na sukredin. Siz O´na donduruleceksiniz.»

[18] «Eger yalanlarsanız, sizden onceki ummetler de (peygamberlerin cagrısını) yalanlamıslardır. Peygambere dusen ise, yalnızca apacık bir tebligdir.»

[19] Onlar gormediler mi ki, Allah yaratmaya nasıl baslıyor, sonra onu iade ediyor? Hic suphe yok, bu Allah´a gore kolaydır

[20] De ki: «Yeryuzunde gezip dolasın da, boylelikle yaratmaya nasıl basladıgına bir bakın, sonra Allah ahiret yaratmasını (veya son yaratmayı) da insa edip yaratacaktır. Hic suphe yok Allah, her seye guc yetirendir

[21] Diledigini azablandırır, diledigine merhamet eder. O´na cevrilip goturuleceksiniz

[22] Siz yerde de, gokte de (Allah´ı) aciz bırakamazsınız. Sizin Allah´ın dısında veliniz yoktur, yardım edeniniz de yoktur

[23] Allah´ın ayetlerini ve O´na kavusmayı ´yok sayıp kufre sapanlar´; iste onlar, benim rahmetimden umut kesmislerdir ve iste onlar, acıklı azab da onlarındır

[24] Bunun uzerine kendi kavminin (Ibrahim´e) cevabı yalnızca: «Onu oldurun ya da yakın» demek oldu. Boylece Allah da onu atesten kurtardı. Suphesiz bunda, iman etmekte olan bir kavim icin ayetler vardır

[25] (Ibrahim) Dedi ki: «Siz gercekten, Allah´ı bırakıp dunya hayatında aranızda bir sevgi bagı olarak putları (ilahlar) edindiniz. Sonra kıyamet gunu, bir kısmınız bir kısmınızı inkar edip tanımayacak ve bir kısmınız bir kısmınıza lanet edeceksiniz. Sizin barınma yeriniz atestir ve hic bir yardımcınız da yoktur.»

[26] Bunun uzerine Lut ona iman etti ve dedi ki: «Gercekten ben, Rabbime hicret edecegim. Cunku suphesiz O, guclu ve ustun olandır, hukum ve hikmet sahibidir.»

[27] Biz ona Ishak´ı ve Yakub´u armagan ettik ve onun soyunda (sectiklerimize) peygamberligi ve kitabı (vahy ihsanı) kıldık; ecrini de dunyada verdik. Suphesiz o, ahirette salih olanlardandır

[28] Lut da; hani kavmine demisti: «Siz gercekten, sizden once alemlerden hic kimsenin yapmadıgı ´cirkin bir utanmazlıgı´ getiriyorsunuz.»

[29] «Siz, (yine de) erkeklere yaklasacak, yol kesecek ve bir araya gelislerinizde cirkinlikler yapacak mısınız?» Bunun uzerine kendi kavminin cebabı yalnızca: «Eger dogru soylemekte olanlardan isen, bize Allah´ın azabını getir» demek oldu

[30] Dedi ki: «Rabbim, fesat cıkarmakta olan (bu) kavme karsı bana yardım et.»

[31] Bizim elcilerimiz Ibrahim´e bir mujde ile geldikleri zaman, dediler ki: «Gercek su ki, biz bu ulkenin halkını yıkama ugratacagız. Cunku onun halkı zalim oldular.»

[32] Dedi ki: «Onun icinde Lut da vardır.» Dediler ki: «Onun icinde kimin oldugunu biz daha iyi bilmekteyiz. Kendi karısı dısında, onu da, ailesini de muhakkak kurtaracagız. O (karısı) arkada kalacak olanlardandır.»

[33] Elcilerimiz Lut´a geldikleri zaman, o, bunlar dolayısıyla kotulesti ve bunlar dolayısıyla ici daraldı. Dediler ki: «Korkuya dusme ve huzne kapılma. Karın dısında, seni de, aileni de muhakkak kurtaracagız. O ise, arkada kalacak olanlardandır.»

[34] «Suphesiz biz, fasıklık yapmalarından dolayı, bu ulke halkının ustune gokten igrenc bir azab indirecegiz.»

[35] Andolsun, biz akledebilecek bir kavim icin oradan apacık bir ayet bırakmısızdır

[36] Medyen´e de kardesleri Suayb´ı (gonderdik). Boylece dedi ki: «Ey kavmim, Allah´a kulluk edin ve ahiret gununu umud edin ve yeryuzunde bozguncular olarak karısıklık cıkarmayın.»

[37] Ancak onu yalanladılar, bunun uzerine onları amansız bir sarsıntı yakalayıverdi, boylelikle kendi yurtlarında diz ustu cokmus olarak sabahladılar

[38] Ad´ı ve Semud´u da (yıkıma ugrattık) . Gercek su ki, kendi oturdukları yerlerden size (durumları) belli olmaktadır. Kendi yapmakta olduklarını seytan onlara susleyip cekici kıldı, boylece onları yoldan alıkoydu. Oysa onlar gorebilen kimselerdi

[39] Karun´u, Firavun´u ve Haman´ı da (yıkıma ugrattık). Andolsun, Musa onlara apacık delillerle gelmisti ancak onlar yeryuzunde buyuklendiler. Oysa onlar (azabtan kurtulup) gececek degillerdi

[40] Iste biz, onların her birini kendi gunahıyla yakalayıverdik. Boylece onlardan kiminin ustune tas fırtınası gonderdik, kimini siddetli bir cıglık sarıverdi, kimini yerin dibine gecirdik, kimini de suda bogduk. Allah onlara zulmedici degildi, ancak onlar kendi nefislerine zulmediyorlardı

[41] Allah´ın dısında baska veliler edinenlerin ornegi; kendine ev edinen orumcek ornegine benzer. Gercek su ki, evlerin en dayanıksız olanı orumcek evidir, bir bilselerdi

[42] Allah, kendi dısında hangi seye tapmakta olduklarını suphesiz bilmektedir. O, guclu ve ustun olandır, hukum ve hikmet sahibidir

[43] Iste bu ornekler; biz bunları insanlara vermekteyiz. Ancak alimlerden baskası bunlara akıl erdirmez

[44] Allah, gokleri ve yeri hak olarak yarattı. Hic suphe yok, bunda iman etmekte olanlar icin bir ayet vardır

[45] Sana Kitap´tan vahyedileni oku ve namazı dosdogru kıl. Gercekten namaz, cirkin utanmazlıklar (fahsa)dan ve kotuluklerden vazgecirir. Allah´ı zikretmek ise muhakkak en buyuk (ibadet)tir. Allah, yapmakta olduklarınızı bilmektedir

[46] Iclerinde zulmetmekte olanları haric olmak uzere, Kitap Ehliyle en guzel olan bir tarzın dısında mucadele etmeyin. Ve deyin ki: «Bize indirilene ve size indirilene iman ettik; bizim ilahımız da, sizin ilahınızda birdir ve biz O´na teslim olmus olanlarız.»

[47] Iste biz sana boyle bir Kitap indirdik. Bundan dolayı kendilerine Kitap verdiklerimiz ona iman etmektedirler. Bunlar (putatapıcılar)dan da ona iman edecek olanlar vardır. Kufre sapanlardan baskası bizim ayetlerimizi inkar etmez

[48] Bundan once sen hic bir kitap okuyan degildin ve onu sag elinle de yazmıyordun. Boyle olsaydı, batılda olanlar kuskuya kapılırlardı

[49] Hayır, o, kendilerine ilim verilenlerin goguslerinde apacık olan ayetlerdir. Zulmetmekte olanlardan baskası, bizim ayetlerimizi inkar etmez

[50] Dediler ki: «Ona Rabbinden ayetler (birtakım mucizeler) indirilmeli degil miydi?» De ki: «Ayetler yalnızca Allah´ın katındadır. Ben ise, ancak apacık bir uyarıcı korkutucuyum.»

[51] Kendilerine okunmakta olan Kitabı sana indirmemiz onlara yetmiyor mu? Hic suphe yok, bunda iman etmekte olan bir kavim icin gercekten bir rahmet ve bir ogut (zikir) vardır

[52] De ki: «Benimle sizin aranızda sahid olarak Allah yeter. O, goklerde ve yerde olanı bilir. Batıla inanan ve Allah´ı inkar edip kufredenler ise, iste onlar husrana ugrayanlardır.»

[53] Azab konusunda senden acele (davranmanı) istiyorlar. Eger adı konulmus bir ecel (tayin edilmis bir vakit) olmasaydı, herhalde onlara azab gelmis olurdu. Fakat kendileri suurunda olmadan o, onlara kuskusuz apansız geliverecektir

[54] Azab konusunda senden acele (davranmanı) istiyorlar. Oysa cehennem, o kufre sapanları gercekten kusatıp durmaktadır

[55] Azabın onları kendi ustlerinden ve ayaklarının altından kaplayacagı gun (Allah) : «Yapmakta olduklarınızı tadın» der

[56] Ey iman etmekte olan kullarım, hic suphesiz benim arzım genistir; artık yalnızca bana ibadet edin

[57] Her nefis olumu tadıcıdır; sonra bize donduruleceksiniz

[58] Iman edip salih amellerde bulunanlar; onları, icinde ebedi kalıcılar olarak, altından ırmaklar akan cennetin yuksek kosklerine muhakkak yerlestirecegiz. (Salih) Amellerde bulunanların ecri ne guzeldir

[59] Ki onlar, sabredenler ve Rablerine tevekkul edenlerdir

[60] Kendi rızkını tasıyamayan nice canlı vardır ki, onu da, sizi de Allah rızıklandırmaktadır. O, isitendir, bilendir

[61] Andolsun, onlara: «Gokleri ve yeri kim yarattı, gunesi ve ayı kim emre amede kıldı?» diye soracak olursan, suphesiz: «Allah» diyecekler. Su halde nasıl oluyor da cevriliyorlar

[62] Allah, kullarından diledigine rızkı yayıp genisletir, onu kısar da. Hic suphe yok Allah, her seyi bilendir

[63] Andolsun onlara: «Gokten su indirip de olumunden sonra yeryuzunu dirilten kimdir?» diye soracak olursan, suphesiz: «Allah» diyecekler. De ki: «Hamd Allah´ındır.» Hayır, onların cogu akletmiyorlar

[64] Bu dunya hayatı, yalnızca bir oyun ve (eglence turunden) tutkulu bir oyalanmadır. Gercekten ahiret yurdu ise, asıl hayat odur. Bir bilselerdi

[65] Onlar gemiye bindikleri zaman, dini yalnızca O´na ´halis kılan gonulden baglılar´ olarak, Allah´a yalvarıp yakarırlar. Ama onları karaya cıkarıp kurtarınca da, hemen sirk kosarlar

[66] Kendilerine verdigimiz (nimetler)e nankorluk etsinler ve yararlanıp metalansınlar diye. Ancak onlar yakında bileceklerdir

[67] Gormediler mi ki, cevrelerinde insanlar kapılıp yagma edilirken, biz Harem (Mekke´y)i guvenilir (ve dokunulmaz) kıldık. Yine de onlar, batıla inanıp Allah´ın nimetlerine nankorluk mu ediyorlar

[68] Allah hakkında yalan uydurup iftira edenlerden veya kendisine hak geldigi zaman onu yalan sayandan daha zalim kimdir? Kufre sapanlara cehennem icinde bir konaklama yeri mi yok

[69] Bizim ugrumuzda cihad edenlere, biz suphesiz onlara yollarımızı gosteririz. Gercek su ki Allah, ihsan edenlerle beraberdir

Rûm

Surah 30

[1] Elif, Lam, Mim

[2] Rum (orduları) yenilgiye ugradı

[3] Yakın bir yerde. Ama onlar, yenilgilerinden sonra yeneceklerdir

[4] Birkac yıl icinde. Bundan once de, bundan sonra da emir Allah´ındır. Ve o gun mu´minler sevineceklerdir

[5] Allah´ın yardımıyla. O, diledigine yardım eder. O, guclu ve ustun olandır, esirgeyendir

[6] (Bu,) Allah´ın vadidir; Allah vadinden geri donmez. Ancak insanların cogu bilmezler

[7] Onlar, dunya hayatından (yalnızca) dısta olanı bilirler. Ahiretten ise gafil olanlardır

[8] Kendi nefisleri konusunda dusunmuyorlar mı? Allah, gokleri, yeri ve bu ikisi arasında olanları ancak hak ile ve belirlenmis bir sure (ecel) olarak yaratmıstır. Gercekten, insanlardan cogu Rablerine kavusmayı inkar etmektedirler

[9] Yeryuzunde gezip dolasmıyorlar mı? Boylece kendilerinden oncekilerin nasıl bir sona ugradıklarını gorsunler. Onlar, guc bakımından kendilerinden daha ustun idiler, topragı alt ust etmisler (ekmisler, madenler, sular arayıp cıkarmıslar) ve onu, kendilerinin imar ettiginden daha cok imar etmislerdi. Peygamberleri de, onlara acık delillerle gelmisti. Demek ki Allah onlara zulmetmiyordu, ancak onlar kendi nefislerine zulmediyorlardı

[10] Sonra kotuluk yapanların ugradıkları son, Allah´ın ayetlerini yalan saymaları ve onları alay konusu edinmeleri dolayısıyla cok kotu oldu

[11] Allah, yaratmayı baslatır, sonra onu iade eder, sonra da siz O´na dondurulursunuz

[12] Kıyamet saatinin kopacagı gun, suclu gunahkarlar umutsuzca yıkılırlar

[13] (Allah´a es kostukları) Ortaklarından kendilerine sefaatci olan yoktur; onlar, ortaklarını da inkar etmektedirler

[14] Kıyamet saatinin kopacagı gun, (mu´minlerle kafirler birbirlerinden) ayrılırlar

[15] Boylece iman edip salih amellerde bulunanlar; artık onlar ´bir cennet bahcesinde´ ´sevinc icinde agırlanırlar.´

[16] Ancak kufre sapıp ayetlerimizi ve ahirete kavusmayı yalan sayanlar ise; artık onlar da azab icin hazır bulundurulurlar

[17] Oyleyse aksama girdiginiz vakit de, sabaha erdiginiz vakit de Allah´ı tesbih edip (yuceltin)

[18] Hamd O´nundur; goklerde de, yerde de, gunun sonunda da ve ogleye erdiginiz vakit de

[19] O oluden diriyi cıkarır ve diriden de oluyu cıkarır, olumunden sonra da yeri diriltir. Iste siz de boyle cıkarılacaksınız

[20] Sizi topraktan yaratmıs bulunması, O´nun ayetlerindendir; sonra siz, (yeryuzunun her yanına) yayılmakta olan bir beser (turu) oldunuz

[21] Onda ´sukun bulup durulmanız´ icin, size kendi nefislerinizden esler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet kılması da, O´nun ayetlerindendir. Hic suphe yok bunda, dusunebilmekte olan bir kavim icin gercekten ayetler vardır

[22] Goklerin ve yerin yaratılması ile dillerinizin ve renklerinizin ayrı (farklı ve degisik) olması da, O´nun ayetlerindendir. Hic suphe yok bunda, alimler icin gercekten ayetler vardır

[23] Geceleyin ve gunduzun uyumanız ile O´nun lutfundan (geciminizi temin icin rızkınızı) aramanız, O´nun ayetlerindendir. Suphesiz isitebilen bir kavim icin gercekten ayetler vardır

[24] Size bir korku ve umut (unsuru) olarak simsegi gostermesi ile gokten su indirmek suretiyle olumunden sonra yeri onunla diriltmesi de, O´nun ayetlerindendir. Hic suphe yok bunda, aklını kullanabilecek bir kavim icin gercekten ayetler vardır

[25] Gogun ve yerin O´nun emriyle (hareketten kesilip oldugu yerde veya bu duzen icinde) durması da, O´nun ayetlerindendir. Sonra sizi yerden (topragın altından) bir (kere) cagırma ile cagırdıgı zaman, hemencecik siz (bir de bakarsınız ki) cıkarılmıssınız

[26] Goklerde ve yerde bulunanlar O´nundur; hepsi O´na ´gonulden boyun egmis´ bulunmaktadırlar

[27] Yaratmayı baslatan, sonra onu iade edecek olan O´dur; bu O´na gore pek kolaydır. Goklerde ve yerde en yuce misal O´nundur. O, guclu ve ustun olandır, hukum ve hikmet sahibidir

[28] Size kendi nefislerinizden bir ornek verdi: Size rızık olarak verdigimiz seylerde, sag ellerinizin malik olduklarınızdan, sizinle esit olup kendi kendinizden korktugunuz gibi kendilerinden de korkmakta oldugunuz (veya cekinip saygı duydugunuz) ortaklar var mıdır? Iste biz, aklını kullanabilen bir kavim icin ayetleri boyle birer birer acıklarız

[29] Hayır, zulmetmekte olanlar, hic bir bilgiye dayanmaksızın kendi heva (istek ve tutku)larına uymuslardır. Allah´ın saptırdıgını kim hidayete erdirebilir? Onların hic bir yardımcıları yoktur

[30] O halde (ey Peygamber ve Peygamber´e uyanlar) yuzunu samimiyetle ve tamamen bu dine cevir, Allah´ın fıtratına cevir ki O insanları bu fıtrat uzerine yaratmıstır. Allah´ın yaratması degistirilemez. Iste dogru din (budur) fakat insanların cogu bilmezler

[31] ´Gonulden katıksız baglılar´ olarak, O´na yonelin ve O´ndan korkup sakının, dosdogru namazı kılın ve musriklerden olmayın

[32] (O musrikler ki,) Kendi dinlerini fırkalara ayıran ve kendileri de parca parca olmuslardır; ki her grup kendi elindekiyle ovunup sevinc duymaktadır

[33] Insanlara bir zarar dokundugu zaman, ´gonulden katıksız baglılar´ olarak, Rablerine dua ederler, sonra kendinden onlara bir rahmet taddırınca hemencecik onlardan bir grup Rablerine sirk kosarlar

[34] Kendilerine (nimet olarak) verdiklerimize nankorluk etsinler diye. Oyleyse metalanıp yararlanın, artık yakında bileceksiniz

[35] Yoksa biz, onlara ispatlı bir delil indirdik de, o mu O´na ortak kosmalarını soyluyor

[36] Biz insanlara bir rahmet taddırdıgımız zaman, onunla sevinirler; kendi ellerinin takdim ettigi dolayısıyla onlara bir kotuluk isabet ettiginde de, hemen umutsuzluga kapılıverirler

[37] Onlar gormuyorlar mı ki, Allah, diledigine rızkı yayıp genisletir ve kısar da. Hic suphe yok bunda, iman etmekte olan bir kavim icin gercekten ayetler vardır

[38] Oyleyse yakınlara hakkını ver, yoksula da, yolcuya da. Allah´ın yuzunu (rızasını) istemekte olanlar icin bu daha hayırlıdır ve felaha erenler de onlardır

[39] Insanların mallarında artsın diye, vermekte oldugunuz faiz Allah katında artmaz. Ama Allah´ın yuzunu (rızasını) isteyerek vermekte oldugunuz zekat ise, iste (sevablarını ve gelirlerini) kat kat arttıranlar onlardır

[40] Allah; sizi yarattı, sonra size rızık verdi, sonra da sizi oldurmekte, daha sonra da sizi diriltmektedir. Ortaklarınızdan bunlardan herhangi birini yapacak var mı? O, sirk kosmakta olduklarından munezzeh ve yucedir

[41] Insanların kendi ellerinin kazandıgı dolayısıyla, karada ve denizde fesad ortaya cıktı. Umulur ki, donerler diye (Allah) onlara yapmakta olduklarının bir kısmını kendilerine taddırmaktadır

[42] De ki: «Yeryuzunde gezip dolasın, boylece daha oncekilerin nasıl bir sona ugradıklarını gorun. Onların cogu musrik olanlardır.»

[43] Oyleyse sen, Allah´tan (bir takdir olarak) geri cevrilmesi mumkun olmayan gun gelmeden once, yuzunu dimdik ayakta duran dine cevir. O gun onlar parca parca bolunecekler

[44] Kim kufre saparsa, artık onun kufru kendi aleyhinedir; kim de salih bir amelde bulunursa, artık onlar da kendi lehlerine olarak (cennetteki yerlerini) doseyip hazırlamaktadırlar

[45] (Bu, Allah´ın) Kendi fazlından olarak iman edip salih amellerde bulunanları odullendirmesi icindir. Hic suphe yok O, kafirleri sevmez

[46] Size kendi rahmetinden taddırması, emriyle gemileri yurutmesi ve O´nun fazlından (rızkınızı) aramanız ile umulur ki sukretmeniz icin, ruzgarları mujde vericiler olarak gondermesi, O´nun ayetlerindendir

[47] Andolsun, biz senden once kendi kavimlerine peygamberler gonderdik de onlara apacık belgeler getirdiler; boylece biz de suclu gunahkarlardan intikam aldık. Iman etmekte olanlara yardım etmek ise, bizim uzerimizde bir haktır

[48] Allah, ruzgarları gonderir, boylece bir bulut kaldırır da onu nasıl dilerse gokte yayıp dagıtır ve onu parca parca kılar; nihayet onun arasından yagmurun akıp cıktıgını gorursun. Sonunda kendi kullarından diledigine verince, hemen sevince kapılıverirler

[49] Oysa onlar, bundan once (yagmurun) uzerlerine inmesinden evvel umutlarını kesmislerdi

[50] Simdi Allah´ın rahmetinin eserlerine bak; olumunden sonra yeryuzunu nasıl diriltmektedir? Hic suphesiz O, oluleri de gercekten diriltecektir. O, her seye guc yetirendir

[51] Andolsun, biz bir ruzgar gondersek de onu(n ekinini) sararmıs gorseler, mutlaka onun ardından nankorluk ederler

[52] Simdi sen, olulere (soz) duyuramazsın ve arkalarını donup giden sagırlara da cagrıyı duyuramazsın

[53] Ve sen kendi sapıklıkları icinde kor olanları da dogruya iletici degilsin. Sen yalnızca, bizim ayetlerimize iman etmekte olanlara duyurabilirsin ki onlar Muslumanlardır

[54] Allah, sizi bir za´ftan yarattı, sonra (bu) za´fın ardından bir kuvvet kıldı, sonra da bu kuvvetin ardından da bir za´f ve yaslılık verdi. Diledigini yaratmaktadır. O, bilendir, guc yetirendir

[55] Kıyamet saatinin kopacagı gun, suclu gunahkarlar, tek bir saatin dısında (dunya hayatı) yasamadıklarına and icerler. Iste onlar boyle cevriliyorlardı

[56] Kendilerine ilim ve iman verilenler ise, dediler ki: «Andolsun, siz Allah´ın Kitabında (yazılı sure boyunca) dirilis gunune kadar yasadınız; iste bu da dirilme gunudur. Ancak siz bilmiyordunuz.»

[57] Artık o gun, zulmetmekte olanların ne mazeretleri bir yarar saglayacak ve ne de (Allah´tan) hosnutluk dilekleri kabul edilecektir

[58] Andolsun, biz bu Kur´an´da insanlar icin her ornegi gosterdik. Hic tartısmasız, sen onlara bir ayetle geldigin zaman, o kufre sapanlar, mutlaka: «Siz ancak muptil olanlardan baskası degilsiniz» derler

[59] Iste Allah, bilmeyenlerin kalblerini boyle damgalamaktadır

[60] Oyleyse sen sabret; hic suphesiz Allah´ın Va´di haktır; kesin bilgiyle inanmayanlar da sakın seni telasa kaptırıp hafiflige (veya gevseklige) suruklemesinler

Lokman

Surah 31

[1] Elif, Lam, Mim

[2] Bunlar hikmetli Kitabın ayetleridir

[3] Muhsin olanlara bir hidayet ve bir rahmettir

[4] Onlar, namazı dosdogru kılarlar, zekatı verirler. Ve onlar kesin bir bilgiyle ahirete inananlardır

[5] Iste onlar, Rab´lerinden bir hidayet uzerindedirler ve felah bulanlar da onlardır

[6] Insanlardan oyleleri vardır ki, hic bir bilgiye dayanmaksızın, Allah´ın yolundan saptırmak icin sozun bos olanını satın almaktadırlar ve onu bir eglence konusu edinmektedirler. Iste onlar; onlar icin asagılatıcı bir azap vardır

[7] Ona ayetlerimiz okundugunda, sanki onları isitmiyormus ve kulaklarında bir agırlık varmıs gibi, buyukluk taslayarak (mustekbirce) sırtını cevirir. Artık sen ona acıklı bir azap ile mujde ver

[8] (Ancak) Gercekten iman edip salih amellerde bulunanlar ise; onlar icin de nimetlerle donatılmıs cennetler vardır

[9] Orada ebedi olarak kalıcıdırlar. Allah´ın va´di haktır. O, ustun ve guclu olandır, hukum ve hikmet sahibidir

[10] O, gokleri dayanak olmaksızın yaratmıstır, bunu gormektesiniz. Arzda da, sizi sarsıntıya ugratır diye sarsılmaz daglar bıraktı ve orada her canlıdan turetip yayıverdi. Biz gokten su indirdik, boylelikle orada her guzel olan ciftten bir bitki bitirdik

[11] Bu, Allah´ın yaratmasıdır. Su halde, O´nun dısında olanların yarattıklarını bana gosterin. Hayır, zulmetmekte olanlar, acıkca bir sapıklık icindedirler

[12] Andolsun, biz Lokman´a «Allah´a sukret» diye hikmet verdik. Kim sukrederse, artık o, kendi nefsi lehine sukreder. Kim de kufre saparsa, artık hic suphesiz (Allah,) Gani (hic kimseye ve hic bir seye muhtac olmayan) dır, Hamid (hamd da yalnızca O´na ait) dir

[13] Hani Lokman ogluna -ogut vererek- demisti ki; «Ey oglum, Allah´a sirk kosma. Hic suphe yok sirk; gercekten buyuk bir zulumdur.»

[14] Biz insana anne ve babasını (onlara iyilikle davranmayı) tavsiye ettik. Annesi onu, zorluk ustune zorlukla (karnında) tasımıstır. Onun (sutten) ayrılması da, iki yıl icindedir. «Hem bana, hem de anne ve babana sukret, donus yalnız banadır.»

[15] Bununla birlikte, onların ikisi (annen ve baban) hakkında bir bilgin olmayan seyi bana sirk kosman icin, sana karsı caba harcayacak olurlarsa, bu durumda onlara itaat etme ve dunya (hayatın)da onlara iyilikle (ma´ruf uzere) sahiplen (onlarla gecin) ve bana ´gonulden, katıksız olarak yonelenin´ yoluna tabi ol. Sonra donusunuz yalnızca banadır, boylece ben de size yapmakta olduklarınızı haber verecegim.»

[16] «Ey oglum, (yaptıgın is) gercekten bir hardal tanesi agırlıgında olsa da, (bu,) ister bir kaya parcasından ya da goklerde veya yer(in derinliklerinde) de bulunsa bile, Allah onu getirir (acıga cıkarır). Hic suphesiz Allah, latif olandır, (her seyden) haberdardır.»

[17] «Ey oglum, dosdogru namazı kıl, ma´ruf olanı emret, munker olandan sakındır ve sana isabet eden (musibetler)e karsı sabret. Cunku bunlar, azmedilmesi gereken islerdendir

[18] «Insanlara yanagını cevirip (buyuklenme) ve boburlenmis olarak yeryuzunde yurume. Cunku Allah, her buyukluk taslayıp bolurleneni sevmez.»

[19] «Yuruyusunde orta bir yol tut, sesinden de (yuksek perdeleri) eksilt. Cunku, seslerin en cirkin olanı gercekten eseklerin sesidir.»

[20] Gormuyor musunuz ki, suphesiz Allah, goklerde ve yerde olanları emrinize amade kılmıs, acık ve gizli sizin uzerinizdeki nimetlerini genisletip tamamlamıstır. (Buna ragmen) Insanlardan oyleleri vardır ki, hic bir ilme dayanmadan, bir yol gosterici ve aydınlatıcı bir kitap da olmadan Allah hakkında mucadele edip durmaktadır

[21] Onlara; «Allah´ın indirdiklerine uyun» denildiginde, derler ki; «Hayır, biz atalarımızı uzerinde buldugumuz seye uyarız.» Sayet seytan, onları cılgınca yanan atesin azabına cagırmıssa da mı (buna uyacaklar)

[22] Kim ihsanda bulunan (biri) olarak yuzunu (kendini) Allah´a teslim ederse, artık gercekten o kopmayan bir kulpa yapısmıstır. Butun islerin sonu Allah´a varır

[23] Kim de kufre saparsa, artık onun kufru seni huzne kaptırmasın. Onların donusu bizedir, artık biz de onlara yapmakta olduklarını haber verecegiz. Suphesiz Allah, sinelerin ozunde saklı olanı bilendir

[24] Biz onları az (bir sey ve zaman) olarak metalandırıp yararlandırırız, sonra da onları agır bir azaba katlandırırız

[25] Andolsun onlara; «Gokleri ve yeri kim yarattı?» diye soracak olsan, hic tartısmasız; «Allah» diyecekler. De ki; «Hamd Allah´ındır.» Hayır, onların cogu bilmezler

[26] Goklerde ve yerde olanlar Allah´ındır. Hic suphesiz Allah, Gani (hic kimseye ve hic bir seye muhtac olmayan)dır, Hamid (hamd da yalnızca O´na ait)tir

[27] Eger yeryuzundeki agacların tumu kalem ve deniz de -onun ardından yedi deniz daha eklenerek- (murekkep) olsa, yine de Allah´ın kelimeleri (yazmakla) tukenmez. Hic suphesiz Allah, ustun ve guclu olandır, hukum ve hikmet sahibidir

[28] Sizin yaratılmanız da, diriltilmeniz de yalnızca tek bir kisi(yi yaratıp sonra diriltmek) gibidir. Suphesiz Allah, isitendir, gorendir

[29] Gormuyor musun ki, gercekten Allah, geceyi gunduze baglayıp katar, gunduzu de geceye baglayıp katar. Gunes ile ayı da emre amade kılmıstır. Her biri, adı konulmus bir sureye kadar akıp gitmektedir. Allah yapmakta olduklarınızdan haberdar olandır

[30] Iste boyle; hic suphesiz Allah, O, Hak olandır ve hic suphesiz O´nun dısında tapmakta oldukları (tanrılar) ise batıldır. Hic suphe yok Allah, yucedir, buyuktur

[31] Gormuyor musun ki, size ayetlerinden (bazılarını) gostermesi icin, gemiler Allah´ın nimetiyle denizde akıp gitmektedir! Hic suphe yok bunda, cok sabreden, cok sukreden icin gercekten ayetler vardır

[32] Onları kara golgeler gibi dalgalar sarıverdigi zaman, dini yalnızca O´na ´halis kılan gonulden baglılar´ olarak Allah´a yalvarıp yakarırlar (dua ederler). Boylece onları karaya cıkarıp kurtarınca, artık onlardan bir kısmı orta yolu tutuyor. Bizim ayetlerimizi gaddar, nankor olandan baskası inkar etmez

[33] Ey insanlar, Rabb´inizden korkup sakının ve oyle bir gunun azabından cekinip korkun ki, (o gun hic)bir baba, cocugu icin bir karsılık veremez ve (hic)bir cocuk da babası icin bir seyi verebilici degildir. Hic suphesiz Allah´ın va´di haktır. Artık dunya hayatı sizi aldatmaya suruklemesin ve aldatıcı(lar) da sizi Allah ile aldatmasın

[34] Kıyamet saatinin bilgisi, suphesiz Allah´ın katındadır. Yagmuru yagdırır; rahimlerde olanı bilir. Hic kimse, yarın ne kazanacagını bilmez. Hic kimse de, hangi yerde olecegini bilmez. Hic suphe yok Allah bilendir, haberdar olandır

Secde

Surah 32

[1] Elif, Lam Mim

[2] Kendisinde suphe olmayan bu Kitabın indirilisi alemlerin Rabbi tarafındandır

[3] Yoksa onlar: «Bunu uydurdu» mu diyorlar? Hayır, o, Rabbinden olan bir haktır; senden once kendilerine bir uyarıcı, korkutucu gelmemis olan bir kavmi uyarıp korkutman icin (onu sana indirdik). Umulur ki hidayet bulurlar

[4] Allah; gokleri, yeri ve ikisi arasında olanları altı gunde yarattı, sonra da arsa istiva etti. Sizin O´nun dısında bir yardımcınız ve sefaatci olanınız yoktur. Yine de ogut alıp dusunmeyecek misiniz

[5] Gokten yere her isi O evirip duzene koyar. Sonra (isler,) sizin saymakta oldugunuz bin yıl sureli bir gunde yine O´na yukselir

[6] Iste gaybı da, musahede edilebileni de bilen, ustun ve guclu olan, esirgeyen O´dur

[7] Ki O, yarattıgı her seyi en guzel yapan ve insanı yaratmaya da bir camurdan baslayandır

[8] Sonra onun soyunu bir ozden (sulale´den), basbayagı bir sudan yapmıstır

[9] Sonra da onu ´duzeltip bir bicime soktu´ ve ona ruhundan ufledi. Sizin icin de kulak, gozler ve gonuller var etti. Ne kadar az sukrediyorsunuz

[10] Dediler ki: «Biz yer (topragın icin)de yok olup gittikten sonra, gercekten biz mi yeni bir yaratılısta bulacakmısız?» Hayır, onlar Rablerine kavusmayı inkar edenlerdir

[11] De ki: «Size vekil kılınan olum melegi, sizin hayatınıza son verecek, sonra da Rabbinize dondurulmus olacaksınız.»

[12] Suclu gunahkarları, Rableri huzurunda basları one egilmis olarak: «Rabbimiz, gorduk ve isittik; simdi bizi (bir kere daha dunyaya) geri cevir, salih bir amelde bulunalım, artık biz gercekten kesin bilgiyle inananlarız» (diye yalvaracakları zamanı) bir gorsen

[13] Eger biz dilemis olsaydık, her bir nefse kendi hidayetini verirdik. Fakat benden cıkan su soz gerceklesecektir: «Andolsun, cehennemi cinlerden ve insanlardan (kufre sapanlarla) tamamiyle dolduracagım»

[14] Oyleyse bu (azab gununuzle karsılasmayı) unutmanıza karsılık olarak azab tadın. Biz de sizi gercekten unuttuk; yapmakta olduklarınıza karsılık ebedi azabı tadın

[15] Bizim ayetlerimize, ancak onlarla kendilerine hatırlatıldıgı zaman, hemen secdeye kapananlar, Rablerini hamd ile tesbih edenler ve buyukluk taslamayan (mustekbir olmayan)lar iman eder

[16] Onların yanları (gece namazına kalkmak icin) yataklarından uzaklasır. Rablerine korku ve umutla dua ederler ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak ederler

[17] Artık hicbir nefis, yapmakta olduklarına karsılık olmak uzere, kendileri icin gozler aydınlıgı olarak nelerin (sayısız nimetlerin) saklandıgını bilmez

[18] Oyleyse, iman eden kimse, fasık olan gibi olur mu? Bunlar esit olmazlar

[19] Iman eden ve salih amellerde bulunanlar ise, artık onlar icin yaptıklarına karsılık olmak uzere, bir agırlanma konagı olarak barınma cennetleri vardır

[20] Fasık olanlar icinse, artık onların da barınma yeri atestir. Oradan her cıkmak istediklerinde, oraya geri cevrilirler ve onlara: «Kendisini yalanlamakta oldugunuz ates azabını tadın» denir

[21] Andolsun, biz onlara belki (kufurden Islam´a) donerler diye o buyuk (uhrevi) azabtan once, yakın (dunyevi) azabtan da taddıracagız

[22] Kendisine Rabbinin ayetleri hatırlatıldıktan sonra, onlardan yuz cevirenden zalim kimdir? Gercekten biz, suclu gunahkarlardan intikam alıcılarız

[23] Andolsun, biz Musa´ya kitabı vermistik; boylece sen ona kavusmaktan kusku icinde olma. Biz onu Israilogullarına bir yol gosterici kılmıstık

[24] Ve onların icinden, sabrettikleri zaman emrimizle dogru yola iletip yonelten onderler kıldık; onlar bizim ayetlerimize kesin bilgiyle inanıyorlardı

[25] Hic suphe yok, senin Rabbin, ihtilafa dustukleri seyler konusunda kıyamet gunu aralarında ´hukmunu verip ayıracaktır´

[26] Yurtlarında gezip dolasmakta oldukları nice kusakları kendilerinden evvel, yıkıma ugratmıs olmamız, hala onları dogru yola iletip yoneltmedi mi? Hic suphe yok, bunda ayetler vardır; yine de isitmiyorlar mı

[27] Gormuyorlar mı; biz, suyu corak topraga suruyoruz da onunla ekin bitiriyoruz; ondan hayvanları da, kendileri de yemektedir? Yine de gormuyorlar mı

[28] Derler ki: «Eger dogru soyleyenler iseniz, su fetih ne zamanmıs?»

[29] De ki: «Fetih gunu, kufre sapmakta olanlara (o gun) inanmaları bir yarar saglamaz ve onlara bir sure de tanınmaz.»

[30] Oyleyse, sen onlardan yuz cevir ve bekleyedur; gercekten onlar da beklemektedirler

Ahzâb

Surah 33

[1] Ey Peygamber, Allah´tan sakın, kafirlere ve munafıklara itaat etme. Suphesiz Allah, bilendir, hukum ve hikmet sahibidir

[2] Ve sana Rabbinden vahyedilene uy. Suphesiz Allah, yapmakta olduklarınızı haber alandır

[3] Allah´a tevekkul et; vekil olarak Allah yeter

[4] Allah, bir adamın kendi (gogus) boslugu icinde iki kalp kılmadı ve kendilerini annelerinize benzeterek yemin konusu yaptıgınız (zıharda bulundugunuz) eslerinizi de sizin anneleriniz yapmadı, evlatlıklarınızı da sizin (oz) cocuklarınız saymadı. Bu, sizin (yalnızca) agzınızla soylemenizdir. Allah ise, hakkı soyler ve (dogru olan) yola yoneltip iletir

[5] Onları (evlat edindiklerinizi) babalarına nisbet ederek cagırın; bu, Allah katında daha adildir. Eger babalarını bilmiyorsanız, artık onlar, dinde sizin kardesleriniz ve dostlarınızdır. Hata olarak yaptıklarınızda ise, sizin icin bir sakınca (bir vebal) yoktur. Ancak kalplerinizin kasıt gozeterek (taammuden) yaptıklarınızda vardır. Allah, bagıslayandır, esirgeyendir

[6] Peygamber, mu´minler icin kendi nefislerinden daha evladır ve onun zevceleri de onların anneleridir. Rahim sahipleri (akrabalar) de, Allah´ın Kitabında birbirlerine oteki mu´minlerden ve muhacirlerden daha yakındır. Ancak dostlarınıza maruf uzere yapacaklarınız baska; bunlar Kitapta yazılmıs bulunmaktadır

[7] Hani biz peygamberlerden kesin sozlerini almıstık; senden, Nuh´tan, Ibrahim´den, Musa´dan ve Meryem oglu Isa´dan. Biz onlardan sapasaglam bir soz almıstık

[8] Dogru olanlara dogruluk (ve baglılık)larını (Allah´ın) sorması icin. Kafirlere ise acıklı bir azab hazırlamıstır

[9] Ey iman edenler; Allah´ın sizin uzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani size ordular gelmisti; boylece biz de onların uzerine, bir ruzgar ve sizin gormediginiz ordular gondermistik. Allah, yapmakta olduklarınızı gorendir

[10] Hani onlar, size hem ustunuzden, hem alt tarafınızdan gelmislerdi; gozler de kaymıs, yurekler hancereye gelip dayanmıstı ve siz Allah hakkında da (birtakım) zanlarda bulunuyordunuz

[11] Iste orada, iman edenler, denemeden gecirilmis ve siddetli bir sarsıntıyla sarsıntıya ugratılmıslardı

[12] Hani, munafık olanlar ve kalplerinde hastalık bulunanlar: «Allah ve Resulu, bize bos bir aldanıstan baska bir sey vadetmedi» diyorlardı

[13] Onlardan bir grup da hani soyle demisti: «Ey Yesrib (Medine) halkı, artık sizin icin (burada) kalacak yer yok, su halde donun.» Onlardan bir topluluk da: «Gercekten evlerimiz acıktır» diye peygamberden izin istiyordu; oysa onlar(ın evleri) acık degildi. Onlar yalnızca kacmak istiyorlardı

[14] Eger onlara (sehrin her) yanından girilseydi sonra da kendilerinden fitne (karısıklık cıkarmaları) istenmis olsaydı, hic suphesiz buna yanasır ve bunda pek az (zaman) dısında (kararsız) kalmazlardı

[15] Oysa andolsun onlar, daha once ´arkalarını donup kacmayacaklarına´ dair Allah´a soz vermislerdi; Allah´a verilen soz (ahid) ise, (agır bir) sorumluluktur

[16] De ki: «Eger olumden veya oldurulmekten kacıyorsanız, kacıs size kesin olarak bir yarar saglamaz; boyle olsa bile, pek az (bir zaman) dısında metalanıp yararlandırılmazsınız.»

[17] De ki: «Size bir kotuluk isteyecek olsa, sizi Allah´tan koruyacak veya size bir rahmet isteyecek olsa (buna engel olacak) kimdir?» Onlar, kendileri icin Allah´ın dısında ne bir veli, ne de bir yardımcı bulamazlar

[18] Gercekten Allah, icinizden alıkoyanları ve kardeslerine: «Bize gelin» diyenleri bilmektedir. Bunlar, pek azı dısında zorlu savaslara gelmezler

[19] (Geldiklerinde de) Size karsı ´cimri ve bencildirler.´ Sayet korku gelecek olsa, olumden dolayı ustune baygınlık cokmus kimseler gibi gozleri donerek onların sana bakmakta olduklarını gorursun. Korku gidince de, hayra karsı oldukca duskunluk gostererek sizi keskin dilleriyle (elestirip inciterek) karsılasırlar. Iste onlar iman etmemislerdir; boylece Allah onların yapmakta olduklarını bosa cıkarmıstır. Bu ise Allah´a gore pek kolaydır

[20] Onlar (munafıklar, dusman) birliklerinin gitmediklerini sanıyorlardı. Eger (askeri) birlikler gelecek olsa, colde bedevi araplar arasında olup sizin haberlerinizi (oradan) sormayı cidden arzu ediyorlardı. Fakat icinizde olsalardı ancak pek az savasırlardı

[21] Andolsun, sizin icin, Allah´ı ve ahiret gununu umanlar ve Allah´ı cokca zikredenler icin Allah´ın Resulunde guzel bir ornek vardır

[22] Mu´minler (dusman) birliklerini gordukleri zaman ise (korkuya kapılmadan) dediler ki: «Bu, Allah´ın ve Resulu´nun bize vadettigi seydir; Allah ve Resulu dogru soylemistir.» Ve (bu,) yalnızca onların imanlarını ve teslimiyetlerini arttırdı

[23] Mu´minlerden oyle erkek adamlar vardır ki, Allah ile yaptıkları ahide sadakat gosterdiler; boylece onlardan kimi adagını gerceklestirdi, kimi de beklemektedir. Onlar, hic bir degistirme ile (sozlerini) degistirmediler

[24] Cunku Allah, (sozune baglı kalıp dogru olan) sadıkları sadakatlerinden dolayı mukafatlandıracak, munafıkları da dilerse azablandıracak veya tevbe (nasib edip tevbe)lerini kabul edecektir. Hic suphe yok Allah, cok bagıslayandır, cok esirgeyendir

[25] Allah, kufredenleri kin ve ofkeleriyle geri cevirdi, onlar hicbir hayra varamadılar. Savasta Allah, (yardımcı ve zafer nasib edici olarak) mu´minlere yetti. Allah cok gucludur, ustun ve galib olandır

[26] Kitab ehlinden onlara arka cıkanları da kalelerinden indirdi ve onların kalplerine korku dusurdu. Siz (onlardan) bir kısmını olduruyordunuz, bir kısmını ise esir alıyordunuz

[27] Ve sizi onların topraklarına, yurtlarına, mallarına ve daha ayak basmadıgınız bir yere mirascı kıldı. Allah, her seye guc yetirendir

[28] Ey peygamber eslerine soyle: «Eger siz dunya hayatını ve onun suslu cekiciligini istiyorsanız, gelin sizi yararlandırayım ve guzel bir salma tarzıyla sizi salıvereyim.»

[29] «Eger siz Allah´ı, Resulu´nu ve ahiret yurdunu istiyorsanız, artık hic suphe yok Allah, icinizden guzellikte bulunanlar icin buyuk bir ecir hazırlamıstır.»

[30] Ey Peygamberin kadınları, sizden kim acık bir cirkin utanmazlıkta bulunursa, onun azabı iki kat olarak arttırılır. Bu da Allah´a gore pek kolaydır

[31] Ama sizden kim de Allah´a ve Resulu´ne gonulden itaat eder ve salih bir amelde bulunursa, ona da ecrini iki kat veririz. Ve biz ona ustun bir rızık da hazırlamısızdır

[32] Ey peygamberin kadınları, siz kadınlardan herhangi biri (gibi) degilsiniz; eger sakınıyorsanız, artık sozu cekicilikle soylemeyin ki, sonra kalbinde hastalık bulunan kimse tamah eder. Sozu maruf bir tarzda soyleyin

[33] Evlerinizde vakarla oturun (evlerinizi karargah edinin), ilk cahiliye (kadınları)nın suslerini acıga vurması gibi, siz de suslerinizi acıga vurmayın, dosdogru namazı kılın, zekatı verin, Allah´a, Resulu´ne itaat edin. Ey Ehl-i Beyt! Gercekten Allah, sizden kiri (gunah ve cirkinligi) gidermek ve sizi tertemiz kılmak ister

[34] Evlerinizde okunmakta olan Allah´ın ayetlerini ve hikmeti hatırlayın. Hic suphe yok Allah, latiftir, haberdar olandır

[35] Hic suphesiz, Musluman erkekler ve Musluman kadınlar, mu´min olan erkekler ve mu´min olan kadınlar, gonulden (Allah´a) itaat eden erkekler ve gonulden (Allah´a) itaat eden kadınlar, sadık olan erkekler ve sadık olan kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, saygıyla (Allah´tan) korkan erkekler ve saygıyla (Allah´tan) korkan kadınlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, oruc tutan erkekler, kadınlar ve ırzlarını koruyan erkekler ve (ırzlarını) koruyan kadınlar, Allah´ı cokca zikreden erkekler ve (Allah´ı cokca) zikreden kadınlar, (iste) bunlar icin Allah bir bagıslanma ve buyuk bir ecir hazırlamıstır

[36] Allah ve Resulu, bir ise hukmettigi zaman, mu´min olan bir erkek ve mu´min olan bir kadın icin o iste kendi isteklerine gore secme hakkı yoktur. Kim Allah´a ve Resulu´ne isyan ederse, artık gercekten o, apacık bir sapıklıkla sapıtmıstır

[37] Hani sen, Allah´ın kendisine nimet verdigi ve senin de kendisine nimet verdigin kisiye: «Esini yanında tut ve Allah´tan sakın» diyordun; insanlardan da cekinerek Allah´ın acıga vuracagı seyi kendi nefsinde saklı tutuyordun; oysa Allah, kendisinden cekinmene cok daha layıktı. Artık Zeyd, ondan iliskisini kesince, biz onu seninle evlendirmis olduk; ki boylelikle evlatlıklarının kendilerinden iliskilerini kestikleri (kadınları bosadıkları) zaman, onlarla evlenme konusunda mu´minler uzerine bir gucluk olmasın. Allah´ın emri yerine getirilmistir

[38] Allah´ın kendisine farz kıldıgı bir sey(i yerine getirme)de peygamber uzerine hicbir gucluk yoktur. (Bu,) daha once gelip gecen (ummet)lerde de olan Allah´ın sunnetidir. Allah´ın emri, takdir edilmis bir kaderdir

[39] Ki onlar (o peygamberler) Allah´ın risaletini teblig edenler, O´ndan icleri titreyerek korkanlar ve Allah´ın dısında hic kimseden korkmayanlardır. Hesap gorucu olarak Allah yeter

[40] Muhammed, sizin erkeklerinizden hicbirinin babası degildir; ancak o, Allah´ın Resulu ve peygamberlerin sonuncusudur. Allah, her seyi bilendir

[41] Ey iman edenler, cokca zikretmek suretiyle Allah´ı zikredin

[42] Ve O´nu sabah ve aksam tesbih edin

[43] O´dur ki, sizi karanlıklardan nura cıkarmak icin size rahmet etmekte; melekleri de (size dua etmektedir). O, mu´minleri cok esirgeyicidir

[44] O´na kavusacakları gun, onların dirlik temennileri: «Selam»dır. Ve O, onlara ustun bir ecir hazırlamıstır

[45] Ey Peygamber, gercekten biz seni bir sahid, bir mujde verici ve bir uyarıcı, korkutucu olarak gonderdik

[46] Ve kendi izniyle Allah´a cagıran ve nur sacan bir cerag olarak (gonderdik)

[47] Mu´minlere mujde ver; gercekten onlar icin Allah´tan buyuk bir fazl vardır

[48] Kafirlere ve munafıklara itaat etme, eziyetlerine de aldırma ve Allah´a tevekkul et. Vekil olarak Allah yeter

[49] Ey iman edenler, mu´min kadınları nikahlayıp sonra onlara dokunmadan bosarsanız, bu durumda sizin icin uzerlerine sayacagınız bir iddet yoktur. Artık (hemen) onları yararlandırın (onlara yetecek bir miktar verin) ve guzel bir salma tarzıyla onları salıverin

[50] Ey Peygamber! Gercekten biz sana ucretlerini (mehirlerini) verdigin eslerini ve Allah´ın sana ganimet olarak verdikleri (savas esirleri)nden elinin altında bulunan cariyeleri, amcanın, halalarının ve teyzelerinin seninle beraber hicret eden kızlarını, bir de Peygamber´e kendisini hibe eden ve Peygamberin de kendisini almak istedigi inanmıs kadınları sana helal kıldık. Bu diger muminlere degil, sadece sana mahsus bir ayrıcalıktır. Biz esleri ve ellerinin altında bulunan cariyeleri hakkında muminlere ne farz kıldıgımızı biliyoruz. (Seni bu hususta istisna ettik) ki senin icin hicbir darlık olmasın, Allah cok bagıslayan, cok merhamet edendir

[51] Onlardan diledigini geri bırakır, diledigini de yanına alıp barındırabilirsin; ayrıldıklarından, istek duyduklarına (donmende) senin icin bir sakınca yoktur. Onların gozlerinin aydınlanıp huzne kapılmamalarına ve kendilerine verdiginle hepsinin hosnut olmalarına en yakın (en uygun) olan budur. Allah, kalplerinizde olanı bilmektedir. Allah bilendir, halimdir

[52] Bundan sonra (baska) kadınlar ve bunları baska eslerle degistirmek -guzellikleri senin hosuna gitse bile- sana helal olmaz. Ancak sag elinin malik oldugu (cariyeler) baska. Allah, her seyi gozetleyip denetleyendir

[53] Ey iman edenler (rasgele) peygamberlerin evlerine girmeyin, (Bir baska is icin girmisseniz ille de) yemek vaktini beklemeyin. (Ama yemege) cagrıldıgınız zaman girin, yemegi yeyince dagılın ve (uzun) soze dalmayın. Gercekten bu, peygambere eziyet vermekte ve o da sizden utanmaktadır; oysa Allah, hak(kı acıklamak)tan utanmaz. Onlardan (peygamberin eslerinden) bir sey isteyeceginiz zaman, perde arkasından isteyin. Bu, sizin kalpleriniz icin de, onların kalpleri icin de daha temizdir. Allah´ın Resulu´ne eziyet vermeniz ve ondan sonra eslerini nikahlamanız size ebedi olarak (helal) olmaz. Cunku boyle yapmanız, Allah katında cok buyuk (bir gunah)tır

[54] Bir seyi acıga vursanız da, saklı tutsanız da; hic suphe yok Allah, her seyi bilici olandır

[55] Onlar icin babaları, ogulları, kardesleri, erkek kardeslerinin ogulları, kız kardeslerinin ogulları, kadınları ve sag ellerinin malik oldugu (cariyeleri) hakkında bir sakınca yoktur. (Ey Musluman kadınlar) Allah´tan sakının. Hic suphe yok Allah, her seye sahid olandır

[56] Hic suphesiz, Allah ve melekleri peygambere salat etmektedirler. Ey iman edenler, siz de ona salat edin ve tam bir teslimiyetle ona selam verin

[57] Gercek su ki, Allah´a ve Resulu´ne eziyet edenler; Allah, onlara dunyada da, ahirette de lanet etmis ve onlar icin asagılatıcı bir azab hazırlanmıstır

[58] Mu´min erkeklere ve mu´min kadınlara irtikab etmedikleri (bir suc) sebebiyle eziyet edenler ise, gercekten bir iftira ve acık gunah yuklenmislerdir

[59] Ey Peygamber, eslerine, kızlarına ve mu´minlerin kadınlarına dıs elbiselerinden (cilbablarından) ustlerine giymelerini soyle; onların (ozgur ve iffetli) tanınması ve eziyet gormemeleri icin en uygun olan budur. Allah, cok bagıslayandır, cok esirgeyendir

[60] Andolsun, eger munafıklar, kalplerinde hastalık bulunanlar ve sehirde kıskırtıcı yapan (yalan haber yayan)lar (bu tutumlarına) bir son vermeyecek olurlarsa, gercekten seni onlara saldırtırız, sonra orada seninle pek az (bir sure) komsu kalabilirler

[61] Lanete ugratılmıslar olarak; nerede ele gecirilseler yakalanırlar ve olduruldukce (surekli) oldurulurler

[62] (Bu,) Daha onceden gelip gecenler hakkında (uygulanan) Allah´ın sunnetidir. Allah´ın sunnetinde kesin olarak bir degisiklik bulamazsın

[63] Insanlar, sana kıyamet saatini sorarlar; de ki: «Onun bilgisi yalnızca Allah´ın katındadır.» Ne bilirsin; belki kıyamet saati pek yakın da olabilir

[64] Gercekten Allah, kafirleri lanetlemis ve onlar icin ´cılgın bir ates´ hazırlamıstır

[65] Orada ebedi olarak kalıcıdırlar. Onlar ne bir veli, ne de bir yardımcı bulamayacaklardır

[66] Onların yuzlerinin ateste evrilip cevrilecegi gun, derler ki: «Eyvahlar bize, keske Allah´a itaat etseydik ve peygambere itaat etseydik.»

[67] Ve dediler ki: «Rabbimiz, gercekten biz, efendilerimize ve buyuklerimize itaat ettik, boylece onlar bizi yoldan saptırmıs oldular.»

[68] «Rabbimiz, onlara azabtan iki katını ver ve onlara buyuk bir lanet ile lanet et.»

[69] Ey iman edenler, Musa´ya eziyet edenler gibi olmayın; ki sonunda Allah onu, demekte olduklarından temize cıkardı. O, Allah katında vecihti

[70] Ey iman edenler, Allah´tan korkup sakının ve sozu dogru olarak soyleyin

[71] Ki O (Allah), amellerinizi islah etsin ve gunahlarınızı bagıslasın. Kim Allah´a ve Resulu´ne itaat ederse, artık o en buyuk kurtulusla kurtulmustur

[72] Gercek su ki, biz emanetleri goklere, yere ve daglara sunduk da onlar bunu yuklenmekten kacındılar ve ondan korkuya kapıldılar; onu insan yuklendi. Cunku o, cok zalim, cok cahildir

[73] Sundan ki: Allah, munafık erkekleri ve munafık kadınları, musrik erkekleri ve musrik kadınları azablandıracak; mu´min erkeklerin ve mu´min kadınların da tevbesini kabul edecektir. Allah cok bagıslayandır, cok esirgeyendir

Sebe'

Surah 34

[1] Hamd, goklerde ve yerde olanların tumu kendisine ait olan Allah´ındır; ahirette de hamd O´nundur. O, hukum ve hikmet sahibidir, haber alandır

[2] Yerin icine gireni, ondan cıkanı; gokten ineni ve oraya cıkanı bilir. O, esirgeyendir, bagıslayandır

[3] Kufre sapanlar, dediler ki: «Kıyamet saati bize gelmez.» De ki: «Hayır, gaybı bilen Rabbime andolsun, o muhakkak size gelecektir. Goklerde ve yerde zerre agırlıgınca hic bir sey O´ndan uzak (saklı) kalmaz. Bundan daha kucuk olanı da, daha buyuk olanı da, istisnasız, mutlaka apacık bir kitapta (yazılı)dır.»

[4] (Cunku O) Iman edip salih amellerde bulunanları odullendirecek. Iste magfiret ve ustun rızık onlarındır

[5] (Sozde) Aciz bırakmak icin ayetlerimiz hakkında caba harcamıs olanlar, iste onlar; onlar icin de (en) igrenc olanından acıklı bir azab vardır

[6] Kendilerine ilim verilenler ise, Rabbinden sana indirilenin hakkın ta kendisi oldugunu ve ustun, guclu, ovulmeye layık olan (Allah)´ın yoluna yoneltip ilettigini gormektedirler

[7] Kufre sapanlar dediler ki: «Siz darmadagın olup dagıldıgınızda, gercekten sizin yeni bir yaratılısta bulunacagınızı size haber veren bir adamı gosterelim mi size?»

[8] «Allah´a karsı yalan mı duzup uyduruyor, yoksa kendisinde bir delilik mi var?» Hayır, ahirete inanmayanlar, azabta ve uzak bir sapıklık icindedirler

[9] Onlar, gokten ve yerden onlerinde ve arkalarında olanı gormuyorlar mı? Eger biz dilersek, onları yerin dibine gecirir ya da gokten uzerlerine parcalar dusururuz. Hic suphe yok, bunda ´gonulden (Allah´a) yonelen´ her kul icin bir ayet vardır

[10] Andolsun, biz Davud´a tarafımızdan bir fazl (ustunluk) verdik. «Ey daglar, onunla birlikte (Beni tesbih edip) yankıyla ses verin» (dedik) ve kuslara da (aynısını emrettik). Ve ona demiri yumusattık

[11] «Genis zırhlar yap, (onları) duzenli bir bicime sok; ve hepiniz salih ameller yapın. Gercekten ben, sizin yapmakta olduklarınızı gorenim» (diye vahyettik)

[12] Suleyman icin de, sabah gidisi bir ay, aksam donusu bir ay (mesafe) olan ruzgara (boyun egdirdik); erimis bakır madenini ona sel gibi akıttık. Onun eli altında Rabbinin izniyle is gormekte olan bir kısım cinler de vardı. Onlardan kim bizim emrimizden cıkıp sapacak olsa, ona cılgın atesin azabından tattırırdık

[13] Ona diledigi sekilde kaleler, heykeller, havuz buyuklugunde canaklar ve yerinden sokulmeyen kazanlar yaparlardı. «Ey Davud ailesi, sukrederek calısın.» Kullarımdan sukretmekte olanlar azdır

[14] Boylece onun (Suleyman´ın) olumune karar verdigimiz zaman, olumunu, onlara asasını yemekte olan bir agac kurdundan baska haber veren olmadı. Artık o, yere yıkılıp dusunce, acıkca ortaya cıktı ki; sayet cinler gaybı bilmis olsalardı boylesine asagılanıcı bir azab icinde kalıp yasamazlardı

[15] Andolsun, Sebe (halkı)nın oturdugu yerlerde de bir ayet vardır. (Evleri) Sagdan ve soldan iki bahceliydi. (Onlara demistik ki:) «Rabbinizin rızkından yiyin ve O´na sukredin. Guzel bir sehir ve bagıslamakta olan bir Rabb(iniz var).»

[16] Ancak onlar yuz cevirdiler, boylece biz de onlara Arim selini gonderdik. Ve onların iki bahcesini, buruk yemisli, acı ılgınlı ve icinde az bir sey de sedir agacı olan iki bahceye donusturduk

[17] Boylelikle nankorluk etmeleri dolayısıyla onları cezalandırdık. Biz (nimete) nankorluk edenden baskasını cezalandırır mıyız

[18] Kendileriyle, iclerinde bereketler kıldıgımız memleketler arasında (biri digerinden) gorunebilen sehirler var ettik ve orada yurume (imkanlarını) takdir ettik: «Oralarda geceleri ve guduzleri guvenlik icinde gezip dolasın» (dedik)

[19] Onlar ise: «Rabbimiz, seferlerimizin arasını ac (sehirlerimiz birbirine cok yakındır)» dediler ve kendi nefislerine zulmetmis oldular. Boylece biz de onları efsaneler(e konu olan bir halk) kıldık ve onları darmadagın edip dagıttık. Hic suphe yok bunda, cok sabreden ve cok sukreden herkes icin gercekten ayetler vardır

[20] Andolsun, Iblis, kendileri hakkında zannını dogrulamıs oldu, boylelikle, iman etmekte olan bir grup dısında onlar, ona uymus oldular

[21] Oysa onun, kendilerine karsı hic bir zorlayıcı gucu yoktu ancak biz ahirete iman edeni, ondan kusku icinde olandan ayırdetmek icin (ona bu imkanı verdik). Senin Rabbin, her seyin uzerinde gozetici, koruyucu olandır

[22] De ki: «Allah´ın dısında (tanrı diye) one surduklerinizi cagırın! Onların goklerde ve yerde bir zerre agırlıgınca bile (hicbir seye) gucleri yetmez, onların bu ikisinde hicbir ortaklıgı olmadıgı gibi, O´nun bunlardan hicbir destekci olanı da yoktur

[23] O´nun katında, kendisine izin verdigi kimsenin dısında sefaati yarar saglamaz. En sonunda kalplerinden korku giderilince (birbirlerine:) «Rabbiniz ne buyurdu?» derler, «Hak olanı» derler. O, cok yuce olandır, cok buyuk olandır

[24] De ki: «Sizi goklerden ve yerden rızıklandıran kim?» De ki: «Allah, gercekten ya biz, ya da siz her halde bir hidayet uzerindeyiz veya apacık bir sapıklıkta.»

[25] De ki: «Siz, bizim islemis bulundugumuz suctan sorulacak degilsiniz ve biz de sizin yapmakta olduklarınızdan sorulacak degiliz.»

[26] De ki: «Rabbimiz (kıyamet gunu) bizi bir arada toplayacak, sonra da hak ile aramızı ayıracaktır. O, (gercek hukmunu vererek hak ile batılın arasını) acandır, (her seyi hakkıyla) bilendir.»

[27] De ki: «O´na (kulluk etmede) eklemekte oldugunuz ortakları bana gosterin. Asla (onlar ona gercek ortak olamazlar); hayır, O, guclu ve ustun olan, hukum ve hikmet sahibi olan Allah´tır.»

[28] Biz seni ancak butun insanlara bir mujde verici ve uyarıcı, korkutucu olarak gonderdik. Ancak insanların cogu bilmiyorlar

[29] Onlar: «Eger dogru soyleyenler iseniz, bu va´d (ettiginiz azab) ne zamanmıs?» derler

[30] De ki: «Sizin icin belirlenmis bir gun vardır ki, siz ondan ne bir an ertelenebilirsiniz, ne de (bir an) one alınabilirsiniz.»

[31] Kufretmekte olanlar dedi ki: «Biz kesin olarak, ne bu Kur´an´a inanırız, ne de ondan onceki (indirile)ne.» Sen o zulmetmekte olanları, Rableri huzurunda tutuklanmıs olarak bir gorsen; sozu (suclamaları) birbirlerine karsı evirip cevirir (birbirlerine yoneltirler). Za´fa ugratılan (mustaz´af)lar, buyukluk taslayanlara derler ki: «Eger sizler olmasaydınız, gercekten bizler mu´min (kimse)ler olurduk.»

[32] Buyukluk taslayanlar, za´fa ugratılan (mustaz´af)lara dediler ki: «Size hidayet geldikten sonra, sizi biz mi ondan alıkoyduk? Hayır, siz (zaten) suclu gunahkarlardınız.»

[33] Za´fa ugratılanlar da buyukluk taslayanlara: «Hayır, siz gece ve gunduz hileli duzenler (kurup) bizim Allah´ı inkar etmemizi ve O´na esler kosmamızı bize emrediyordunuz» dediler. Azabı gorduklerinde de pismanlıklarını saklarlar; biz de kufredenlerin boyunlarına halkalar gecirdik. Onlar, yapmakta olduklarından baskasıyla mı cezalandırılacaklardı

[34] Biz hangi ulkeye bir uyarıcı, korkutucu gonderdikse, mutlaka oranın ´refah icinde sımaran onde gelenleri´: «Gercekten biz, sizin kendisiyle gonderildiginiz seyi tanımıyoruz» demislerdir

[35] Ve: «Biz mallar ve evlatlar bakımından daha cogunluktayız ve biz azaba ugratılacak da degiliz» de demislerdir

[36] De ki: «Suphesiz benim Rabbim, rızkı diledigine genisletir, yayar ve kısar da. Ancak insanların cogu bilmiyorlar.»

[37] Bizim katımızda sizi (bize) yaklastıracak olan, ne mallarınız, ne de evlatlarınızdır; ancak iman edip salih amellerde bulunanlar baska. Iste onlar; onlar icin yaptıklarına karsılık olmak uzere kat kat mukafat vardır ve onlar yuksek kosklerinde guven icindedirler

[38] Ayetlerimizi etkisiz bırakmak icin caba harcayanlar; iste onlar da azabın icine getirilmislerdir

[39] De ki: «Suphesiz benim Rabbim, kullarından rızkı diledigine genisletir, yayar ve ona kısar da. Her neyi infak ederseniz, O (Allah), onun yerine bir baskasını verir; O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.»

[40] O gun, onların hepsini bir arada toplayacak (hasredecek), sonra meleklere diyecek ki: «Size tapmakta olanlar bunlar mıydı?»

[41] (Melekler) Derler ki: «Sen yucesin, bizim velimiz sensin, onlar degil. Hayır, onlar cinlere tapmaktaydı ve cogu onlara iman etmislerdi.»

[42] Artık bugun, bir kısmınızın bir kısmınıza yarar ve zarar saglamaya gucu yetmez. Biz de o zulmetmekte olanlara deriz ki: «Yalanlamakta oldugunuz atesin azabını tadın.»

[43] Onlara apacık olan ayetlerimiz okundugunda: «Bu, sizi babalarınızın tapmakta oldukların(ilahlar)dan alıkoymak isteyen bir adamdan baskası degildir» dediler. Ve dediler ki: «Bu, duzulup uydurulmus bir yalan (iftira)dan baska bir sey de degildir.» Kufre sapanlar da kendilerine geldigi zaman hak icin: «Bu, apacık olan bir buyuden baska bir sey degildir» dediler

[44] Oysa biz onlara ders alacakları kitaplar vermemistik ve kendilerine senden once bir uyarıcı, korkutucu da gondermemistik

[45] Kendilerinden oncekiler de yalanladı. Oysa bunlar, oburlerine verdiklerimizin onda birine bile ulasamamıslardı. Buna ragmen peygamberlerimi yalanladılar; ancak benim de (onları) inkarım (yıkıma ugratmam) nasıl oldu

[46] De ki: «Size bir tek ogut veriyorum: Allah icin ikiser ikiser ve teker teker kıyam etmeniz, sonra dusunmeniz; sizin sahibiniz (veya arkadasınız olan peygamber)de hic bir delilik yoktur. O, sizi siddetli bir azabın oncesinde yalnızca uyarıp korkutandır.»

[47] De ki: «Ben sizden bir ucret istemissem, artık o sizin olsun. Benim ecrim (ucretim), yalnızca Allah´a aittir. O, her seye sahid olandır.»

[48] De ki: «Suphesiz Rabbim hakkı (batılın yerine veya diledigi kimsenin kalbine) koyar. O, gaybleri bilendir

[49] De ki: «Hak geldi; batıl ise ne (bir sey) ortaya cıkarabilir, ne de geri getirebilir.»

[50] De ki: «Eger ben sapacak olsam, artık kendi nefsim aleyhine sapmıs olurum; eger hidayeti bulacak olsam, bu da Rabbimin bana vahyetmekte oldugu (Kur´an) sayesindedir. Hic suphe yok O, isitendir, yakın olandır

[51] Sen onları korkuya kapıldıklarında bir gorsen. Artık hicbir kacıs yoktur ve yakın bir yerden yakalanıvermislerdir

[52] «Biz O´na iman ettik» derler; ancak onlara uzak bir yerden (ahiretten imana) el uzatmak nerede

[53] Oysa daha once onu inkar etmislerdi; onlar uzak bir yerden gayba atıp tutuyorlardı (dil uzatıyorlardı)

[54] (Simdiki) Kendileriyle istek duydukları seyler arasında perde cekilmistir; daha once benzerlerine yapıldıgı gibi. Cunku onlar, kusku verici bir tereddut icinde idiler

Fâtır

Surah 35

[1] Hamd, gokleri ve yeri yaratan, ikiser, ucer ve dorder kanatlı melekleri elciler kılan Allah´ındır; O, yaratmada diledigini arttırır. Suphesiz Allah, her seye guc yetirendir

[2] Allah, insanlar icin rahmetinden her neyi acacak olsa, artık onu kısıp tutacak olan yoktur; her neyi de kısar / tutarsa, artık onu da ondan sonra salıverecek olan yoktur. O, ustun ve guclu olandır, hukum ve hikmet sahibidir

[3] Ey insanlar, Allah´ın sizin uzerinizdeki nimetini anın. Gokten ve yerden sizi rızıklandıran Allah´ın dısında da bir baska yaratıcı var mı? O´ndan baska ilah yoktur. Oyleyse nasıl olur da cevriliyorsunuz

[4] Eger seni yalanlıyorlarsa, senden onceki peygamberler de yalanlandı. (En sonunda butun) Isler Allah´a dondurulur

[5] Ey insanlar, hic suphesiz Allah´ın va´di haktır, oyleyse dunya hayatı sizi aldatmasın ve aldatıcı(lar) da, sizi Allah ile (Allah´ın adını kullanarak) aldatmasın

[6] Gercek su ki, seytan sizin dusmanınızdır, oyleyse siz de onu dusman edinin. O, kendi grubunu, ancak cılgınca yanan atesin halkından olmaga cagırır

[7] O kufredenler; onlar icin siddetli bir azab vardır. Iman edip salih amellerde bulunanlar ise; onlar icin de bir bagıslanma ve buyuk bir ecir vardır

[8] Kotu olarak yapıp ettikleri kendisine cekici, suslu kılınıp da onu guzel goren mi (Allah katında kabul gorecek)? Artık suphesiz Allah, diledigini saptırır, diledigini de hidayete eristirir. Oyleyse, onlara karsı nefsin hasretlere kapılıp gitmesin. Gercekten Allah, yapmakta olduklarını bilendir

[9] Allah, ruzgarları gonderir, onlar da bulutu kaldırır, boylece biz onu olu bir beldeye surukleriz, onunla, yeri olumunden sonra diriltiriz. Iste (olumden sonra) dirilip yayılma da boyledir

[10] Kim izzeti istiyorsa, artık butun izzet Allah´ındır. Guzel soz O´na yukselir, salih amel de onu yukseltir. Kotulukleri tasarlayıp duzenleyenler ise; onlar icin siddetli bir azab vardır. Onların tasarladıkları ´bosa cıkıp bozulur´

[11] Allah, sizi topraktan yarattı, sonra bir damla sudan. Sonra da sizi cift cift kıldı. O´nun bilgisi olmaksızın, hic bir disi gebe kalmaz ve dogurmaz da. Omur surene, omur verilmesi ve onun omrunden kısaltılması da mutlaka bir kitapta (yazılı)dır. Gercekten bu, Allah´a gore kolaydır

[12] Iki deniz bir degildir. Su, tatlı, susuzlugu keser ve icimi kolay; su da, tuzlu ve acıdır. Ancak her birinden taze et yersiniz ve takınmakta oldugunuz sus esyalarını cıkarırsınız. O´nun fazlından aramanız ve umulur ki sukretmeniz icin gemilerin onda (denizde) suları yara yara akıp gittigini gorursun

[13] (Allah,) Geceyi gunduze baglayıp katar, gunduzu de geceye baglayıp katar; gunesi ve ayı emre amade kılmıstır, her biri adı konulmus bir sureye kadar akıp gitmektedir. Iste bunları (yaratıp duzene koyan) Allah, sizin Rabbinizdir; mulk O´nundur. O´ndan baska tapmakta olduklarınız ise, ´bir cekirdegin incecik zarına´ bile malik olamazlar

[14] Eger onlara dua ederseniz, duanızı isitmezler, isitseler bile size cevap veremezler. Kıyamet gununde ise, sizin sirk kosmanızı tanımayacaklardır. (Bunu her seyden) Haberi olan Allah gibi sana (hic kimse) haber vermez

[15] Ey insanlar, siz Allah´a (karsı fakir olan) muhtaclarsınız; Allah ise, Ganiy (hic bir seye ihtiyacı olmayan)dır, Hamid (ovulmeye layık)tır

[16] Dileyecek olsa, sizi giderir (yok eder) ve yepyeni bir halk getirir

[17] Bu, Allah´a gore guc degildir

[18] Hic bir gunahkar bir baska gunahkarın gunahını yuklenemez. Eger yuku agır olan kimse (bir baskasını) onu tasımaya cagırsa, -bu, onun yakın akrabası da olsa- kendisine ondan hicbir sey yukletilmez. Sen, yalnızca gayb ile Rablerinden ´icleri titreyerek korkmakta´ olanları ve dosdogru namazı kılanları uyarıp korkutursun. Kim temizlenip arınırsa, artık o, kendi nefsi icin temizlenip arınmıstır. Sonunda donus Allah´adır

[19] Kor olanla (basiretle) goren bir degildir

[20] Karanlıklarla aydınlık

[21] Golge ile sıcaklık da

[22] Diri olanlarla oluler de bir degildir. Gercekten Allah, diledigine isittirir; sen ise kabirlerde olanlara isittirecek degilsin

[23] Sen, yalnızca bir uyarıcı, korkutucusun

[24] Hic suphesiz biz seni, Hak ile bir mujde verici bir uyarıcı, korkutucu olarak gonderdik. Hic bir ummet yoktur ki, icinde bir uyarıcı, korkutucu gelip gecmis olmasın

[25] Eger seni yalanlıyorlarsa, senden oncekiler de yalanlandı; peygamberleri ise, kendilerine apacık olan ayetler, sahifeler ve aydınlatıcı kitaplar getirmislerdi

[26] Sonra ben de o kufre sapanları yakalayıverdim. Beni inkarları nasıl oldu (onlar gorduler)

[27] Allah´ın gokyuzunden su indirdigini gormedin mi? Boylece biz onunla, renkleri degisik olan meyveler cıkardık. Daglardan da beyaz, kırmızı, renkleri degisik ve siyah yollar (kıldık)

[28] Insanlardan, hayvanlardan ve davarlardan da renkleri boyle degisik olanlar vardır. Kulları icinde ise, Allah´tan ancak alim olanlar ´icleri titreyerek korkar´. Hic suphe yok Allah, ustun ve guclu olandır, bagıslayandır

[29] Gercekten Allah´ın Kitabını okuyanlar, dosdogru namazı kılanlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizli ve acık infak edenler; kesin olarak zarara ugramayacak bir ticareti umabilirler

[30] Cunku (Allah,) onların ecirlerini noksansız olarak oder ve kendi fazlından onlara arttırır. Hic suphe yok O, bagıslayandır, sukru kabul edendir

[31] Kendinden oncekini dogrulayıcı olarak sana Kitap´tan vahyettigimiz gercegin ta kendisidir. Suphesiz Allah, elbette haber alandır, gorendir

[32] Sonra Kitabı kullarımızdan sectiklerimize miras kıldık. Artık onlardan kimi kendi nefsine zulmeder, kimi kendi orta yoldadır, kimi de Allah´ın izniyle hayırlarda yarısır, one gecer. Iste bu, buyuk fazlın kendisidir

[33] Adn cennetleri (onlarındır); oraya girerler, orada altından bileziklerle ve incilerle suslenirler. Ve orada onların elbiseleri de ipektir

[34] Derler ki: «Bizden huznu giderip yok eden Allah´a hamdolsun; suphesiz Rabbimiz, gercekten bagıslayandır, sukru kabul edendir.»

[35] «Ki O, bizi kendi fazlından (ebedi olarak) kalınacak bir yurda yerlestirdi; burada bize bir yorgunluk dokunmaz ve burada bize bir bıkkınlık da dokunmaz.»

[36] Inkar edenlere gelince, onlar icin de cehennem atesi vardır. Onlar icin ne karar verilir, ki, boylece oluversinler, ne de kendilerine onun azabından (bir sey) hafifletilir. Iste biz, her nankor olanı boyle cezalandırırız

[37] Icinde onlar (soyle) cıglık atarlar: «Rabbimiz, bizi cıkar, yaptıgımızdan baska salih bir amelde bulunalım.» Size orda (dunyada), ogut alabilecek olanın ogut alabilecegi kadar omur vermedik mi? Size uyarıp korkutan da gelmisti. Oyleyse (azabı) tadın; artık zalimler icin bir yardımcı yoktur

[38] Hic suphesiz Allah, goklerin ve yerin gaybını bilendir. Gercek su ki O, sinelerin ozunde (saklı) olanı bilir

[39] Yeryuzunde sizi halifeler kılan O´dur. Oyleyse kim kufre saparsa, artık kufru kendi aleyhinedir. Rableri katında kafir olanlara kendi kufurleri gazabtan baskasını arttırmaz ve kafir olanlara kendi kufurleri kayıptan baskasını da arttırmaz

[40] De ki: «Siz, Allah´ın dısında tapmakta olduklarınız ortaklarınızı gordunuz mu? Bana haber verin; yerden neyi yaratmıslardır?» Ya da onların goklerde bir ortaklıgı mı var? Yoksa biz onlara bir kitap vermisiz de onlar bundan (dolayı) apacık bir belge uzerinde midirler? Hayır, zulmetmekte olanlar, birbirlerine aldatmadan baskasını vadetmiyorlar

[41] Hic suphesiz Allah, gokleri ve yeri zeval bulurlar diye (her an kudreti altında) tutmaktadır. Andolsun, eger onlar zeval bulacak olsa, kendisinden sonra artık onları kimse tutamaz. Suphesiz O, Halim olandır, bagıslayandır

[42] Yeminlerinin olanca gucleriyle, kendilerine bir uyarıcı, korkutucu gelecek olsa, ummetlerin herhangi birinden mutlaka daha dogru yolda olacaklarına dair, Allah´a and ictiler. Ancak onlara uyarıcı, korkutucu geldiginde, nefretlerinden baskasını artırmadı

[43] (Hem de) Yeryuzunde buyukluk taslayarak ve kotulugu tasarlayıp duzenleyerek. Oysa hileli duzen, kendi sahibinden baskasını sarıp kusatmaz. Artık onlar oncekilerin sunnetinden baskasını mı gozlemektedirler? Sen, Allah´ın sunnetinde kesinlikle bir degisiklik bulamazsın ve sen, Allah´ın sunnetinde kesinlikle bir donusum de bulamazsın

[44] Yeryuzunde gezip dolasmıyorlar mı ki, boylelikle kendilerinden oncekilerin nasıl bir sona ugradıklarını gorsunler; ustelik onlar, kuvvet bakımından kendilerinden daha siddetliydiler. Goklerde de, yerde de Allah´ı aciz bırakacak hicbir sey yoktur. Hic suphesiz O, bilendir, guc yetirendir

[45] Eger Allah, kazanmakta oldukları dolayısıyla insanları (azab ile) yakalayıverecek olsaydı, (yerin) sırtı uzerinde hicbir canlıyı bırakmazdı, ancak onları, adı konulmus bir sureye kadar ertelemektedir. Sonunda ecelleri geldigi zaman, artık suphesiz Allah kendi kullarını gorendir

Yâsîn

Surah 36

[1] Yasin

[2] Andolsun hikmetli Kur´an´a

[3] Gercekten sen, gonderilen (peygamber)lerdensin

[4] Dosdogru olan bir yol uzerinde

[5] (Kur´an) Guclu ve ustun olan, esirgeyen (Allah´) ın indirmesidir

[6] Babaları uyarılıp korkutulmamıs, boylece kendileri de gafil kalmıs bir kavmi uyarıp korkutman icin (gonderildin)

[7] Andolsun, onların cogu uzerine o soz hak olmustur; artık onlar inanmazlar

[8] Gercekten biz onların boyunlarına, cenelere kadar (dayanan) halkalar gecirdik; bu yuzden basları yukarı kalkıktır

[9] Biz onların onlerinde bir sed, arkalarında da bir sed cektik. Boylelikle onları ortuverdik, artık gormezler

[10] Kendilerini uyarıp korkutsan da, uyarmayıp korkutmasan da onlar icin birdir; onlar iman etmezler

[11] Sen ancak, zikre (Kur´an´a) uyan ve gayb ile Rahman olan (Allah´)a (karsı) ici titreyerek korku duyan kimseyi uyarıp korkutursun. Iste boylesini, bir bagıslanma ve ustun bir ecirle mujdele

[12] Suphesiz biz, oluleri biz diriltiriz; onların onden takdim ettiklerini ve eserlerini de biz yazarız. Biz her seyi, apacık olan bir kitapta tesbit edip korumusuz

[13] Sen onlara, o sehir halkının ornegini ver; hani oraya elciler gelmisti

[14] Hani biz onlara iki (elci) gondermistik, fakat onlar ikisini yalanlamıslardı. Biz de (iki elciyi) bir ucuncuyle guclendirdik; boylece dediler ki: «Suphesiz biz, size, gonderilmis elcileriz.»

[15] Dediler ki: «Siz, bizim benzerimiz olan bir beserden baskası degilsiniz, Rahman (olan Allah) da herhangi bir sey indirmis degildir. Siz, yalnızca yalan soylemektesiniz.»

[16] Dediler ki: «Rabbimiz, gercekten sizin icin gonderilmis elciler oldugumuzu bilmektedir.»

[17] «Bizim uzerimizde de (sorumluluk ve gorev olarak) apacık bir tebligden baskası yoktur.»

[18] Onlar dediler ki: «Herhalde biz, sizlerden dolayı ugursuzluga ugradık. Eger (bu soylediklerinize) bir son vermeyecek olursanız, andolsun, sizi tasa tutacagız ve mutlaka bizden yana size acıklı bir azab dokunacaktır.»

[19] Dediler ki: «Ugursuzlugunuz, sizinle birliktedir. Size ogut verildi diye mi (ugursuzluga ugradınız)? Hayır, siz olcuyu tasıran bir kavimsiniz.»

[20] Sehrin en uzak yerinden bir adam kosarak geldi: «Ey kavmim, elcilere uyun» dedi

[21] «Sizden ucret istemeyenlere uyun, onlar hidayet bulmus kimselerdir.»

[22] «Bana ne oluyor ki, beni yaratana kulluk etmeyecekmisim? Siz O´na donduruleceksiniz.»

[23] «Ben, O´ndan baska ilahlar edinir miyim ki, Rahman (olan Allah), bana bir zarar dileyecek olsa, ne onların sefaati bana bir seyle yarar saglar, ne de onlar beni kurtarabilirler.»

[24] «O durumda ise, gercekten ben apacık bir sapıklık icinde olmus olurum.»

[25] «Suphesiz ben, sizin Rabbinize iman ettim; iste beni isitin.»

[26] Ona: «Cennete gir» denildi. O da: «Keske benim kavmim de bir bilseydi» dedi

[27] «Rabbimin beni bagısladıgını ve beni agırlananlardan kıldıgını.»

[28] Kendisinden sonra ise, kavminin uzerine gokten bir ordu indirmedik; indirecek de degildik

[29] (Ancak onlara) Yalnızca bir tek cıglık (yetti); anında sonuverdiler

[30] Yazıklar olsun kullara; ki onlara bir peygamber gelmeyegorsun, mutlaka onunla alay ederlerdi

[31] Gormuyorlar mı, kendilerinden once nice kusakları yıkıma ugrattık? Onlar, bir daha kendilerine donmemektedirler

[32] Ancak onların hepsi, toplanmıs olarak huzurumuza getirilmislerdir

[33] Olu toprak kendileri icin bir ayettir; biz onu dirilttik, ondan taneler cıkarttık, boylelikle de onlar ondan yemektedirler

[34] Biz, onda hurmalıklardan ve uzum baglarından bahceler kıldık ve iclerinde pınarlar fıskırttık

[35] Onun urunlerinden ve kendi ellerinin yaptıklarından yemeleri icin. Yine de sukretmiyorlar mı

[36] Yerin bitirmekte olduklarından, kendi nefislerinden ve daha bilmedikleri nice seylerden butun ciftleri yaratan (Allah cok) yucedir

[37] Gece de kendileri icin bir ayettir. Gunduzu ondan sıyırıp yuzeriz, hemen onlar artık karanlıkta kalıvermislerdir

[38] Gunes de, kendisi icin (tesbit edilmis) olan bir mustakarra dogru akıp gitmektedir. Bu, ustun ve guclu olan, bilen (Allah)ın takdiridir

[39] Ay´a gelince, biz onun icin de birtakım ugrak yerleri takdir ettik; sonunda o, eski bir hurma dalı gibi dondu (doner)

[40] Ne gunesin aya erisip yetismesi gerekir, ne de gecenin gunduzun onune gecmesi. Her biri bir yorungede yuzup gitmektedirler

[41] Onların soylarını dolu gemilerde (ana rahimlerinde) tasımamız da kendileri icin bir ayettir

[42] Ve kendileri icin binmekte oldukları bunun benzeri (nice) seyleri yaratmamız da

[43] Eger dilersek onları batırır bogarız; bu durumda ne onların imdadına yetisen olur, ne de onlar kurtulabilirler

[44] Ancak bizden bir rahmet olması ve (onları) belirli bir zamana kadar yararlandırmamız baska

[45] Onlara: «Onunuzde olandan ve arkanızda olandan korkup sakının, belki esirgenirsiniz» denildiginde, (dinlemeyip kufre saparlar)

[46] Onlara, Rablerinin ayetlerinden bir ayet gelmeye gorsun, mutlaka ondan yuz ceviricidirler

[47] Ve onlara: «Size Allah´ın rızık olarak verdiklerinden infak edin» denildigi zaman da, o kufre sapanlar iman edenlere dediler ki: «Allah´ın, eger dilemis olsaydı yedirecegi kimseyi biz mi yedirecek misiz? Gercekten siz, apacık bir saskınlık icindesiniz.»

[48] Ve derler ki: «Eger dogru soyluyorsanız bu tehdit (etmekte oldugunuz yıkım ve azab) ne zamanmıs?»

[49] Onlar, yalnızca tek bir cıglıktan baskasını gozetmezler, onlar birbirleriyle cekisip dururken o kendilerini yakalayıverir

[50] Artık ne bir tavsiyede bulunmaga guc yetirebilirler, ne de ailelerine donebilirler

[51] Sur´a ufurulmustur; boylece onlar kabirlerinden (diriltilip) Rablerine dogru (dalgalar halinde) suzulup giderler

[52] Demislerdir ki: «Eyvahlar bize, uykuya bırakıldıgımız yerden bizi kim diriltip kaldırdı? Bu, (oyle oluyor ki) Rahman (olan Allah)ın va´dettigidir, (demek ki) gonderilen (peygamber)ler de dogru soylemis.»

[53] O, yalnızca bir tek cıglıktan baskası degildir; artık onların hepsi toplanmıs olarak huzurumuza getirilmislerdir

[54] Iste bugun, hic kimseye (hic)bir seyle zulmedilmez ve siz de yapmakta olduklarınızdan baskasıyla karsılık gormezsiniz

[55] Gercek su ki, bugun cennet halkı, ´sevinc ve mutluluk dolu´ bir mesguliyet icindedirler

[56] Kendileri ve esleri, golgeliklerde, tahtlar uzerinde yaslanmıslardır

[57] Orada taptaze meyveler onların ve istek duymakta oldukları her sey onlarındır

[58] Cok esirgeyen Rabb´dan onlara bir de sozlu «Selam» (vardır)

[59] «Ey suclu gunahkarlar, bugun siz bir yana cekilin!»

[60] «Ey Adem ogulları, ben size and vermedim mi ki: -Seytana kulluk etmeyin, cunku, o, sizin icin apacık bir dusmandır;»

[61] «Bana kulluk edin, dogru olan yol budur.»

[62] Andolsun o, sizden bircok insan kusagını saptırmıstı. Yine de aklınızı kullanmıyor muydunuz

[63] Iste bu, size vadedilmis olan cehennemdir

[64] Kufre sapmalarınıza karsılık olmak uzere bugun oraya girin

[65] Bugun biz onların agızlarını muhurleriz; (gunahtan ve sevaptan yana) kazanmakta olduklarını da elleri bize soylemekte, ayakları da sahitlik etmektedir

[66] Eger dilemis olsaydık, gozlerinin ustune bastırır kor ederdik, boylece yola dokulup kosusurlardı. Fakat nasıl goreceklerdi ki

[67] Eger dilemis olsaydık, oldukları yerde (en gorkemli caglarında) onları bir baska kalıba sokardık; boylece ne ileri gitmeye, ne de geri donmeye guc yetirebilirlerdi

[68] Kime uzun omur verirsek, yaratılısta onu tersine ceviririz. Yine de akıllarını kullanmayacaklar mı

[69] Biz ona (Peygambere) siir ogretmedik; (bu,) ona yakısmaz da. O (kendisine indirilen Kitap), yalnızca bir ogut ve apacık olan bir Kur´an´dır

[70] (Kur´an,) Diri olanları uyarıp korkutmak ve kufre sapanların uzerine sozun hak olması icin (indirilmistir)

[71] Ellerimizin yaptıklarından kendileri icin nice hayvanları yarattıgımızı gormuyorlar mı? Boylece onlar, bunlara malik oluyorlar

[72] Biz onlara kendileri icin boyun egdirdik; iste bir kısmı binekleridir, bir kısmını(n da etini) yiyorlar

[73] Onlarda kendileri icin daha nice yararlar ve icecekler vardır. Yine de sukretmeyecekler mi

[74] Yardım gorurler umuduyla, onlar Allah´tan baska ilahlar edindiler

[75] Onların (o ilahların) kendilerine yardım etmeye gucleri yetmez; oysa kendileri onlar icin hazır bulundurulmus askerlerdir

[76] Oyleyse onların sozleri seni huzne kaptırmasın. Gercekten biz, onların saklamakta olduklarını da, acıga vurduklarını da biliyoruz

[77] Insan, bizim kendisini bir damla sudan yarattıgımızı gormuyor mu? Simdi o, apacık bir dusman kesilmistir

[78] Kendi yaratılısını unutarak bize bir ornek verdi; dedi ki: «Curumus bozulmusken, bu kemikleri kim diriltecekmis?»

[79] De ki: «Onları, ilk defa yaratıp insa eden diriltecek. O, her yaratmayı bilir.»

[80] Ki O, size yesil agactan bir ates kılandır; siz de ondan yakıyorsunuz

[81] Gokleri ve yeri yaratan, onların bir benzerini de yaratmaga kadir degil mi? Hic tartısmasız (oyledir). O, yaratandır, bilendir

[82] Bir seyi diledigi zaman, O´nun emri, ona yalnızca: «Ol» demesidir; o da hemen oluverir

[83] Her seyin melekutu (hukumranlık ve mulku) elinde bulunan (Allah) ne yucedir. Ve siz O´na donduruleceksiniz

Saffât

Surah 37

[1] Saflar halinde dizilenlere andolsun

[2] Haykırıp surukleyenlere

[3] Zikir okumakta olanlara

[4] Hic tartısmasız, sizin ilahınız gercekten birdir

[5] Goklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbi´dir, doguların da Rabbi´dir

[6] Hic suphesiz, biz dunya gogunu ´cekici bir susle´, yıldızlarla susleyip donattık

[7] Ve itaatten cıkmıs her azgın seytandan koruduk

[8] Ki onlar, Mele-i Ala´ya kulak verip dinleyemezler ve onlar her yandan kovulur atılırlar

[9] Uzaklastırılırlar. Onlar icin kesintisiz bir azab vardır

[10] Ancak (sozu hırsızlama) calıp kapan olursa, artık onu da delip gecen ´yakıcı bir alev´ izler (ve yok eder)

[11] Simdi onlara sor: Yaratılıs bakımından onlar mı daha zorlu, yoksa bizim yarattıklarımız mı? Dogrusu biz onları, cıvık, yapıskan bir camurdan yarattık

[12] Hayır, sen (bu muhtesem yaratısa ve onların inkarına) sasırdın kaldın; onlar ise alay edip duruyorlar

[13] Kendilerine ogut verildiginde, ogut almıyorlar

[14] Bir ayet (mucize) gorduklerinde de, alay konusu edinip egleniyorlar

[15] «Bu, acıkca bir buyuden baskası degildir» dediler

[16] «Biz oldugumuz, toprak ve kemik oldugumuzda mı, gercekten biz mi diriltilecekmisiz?»

[17] «Veya onceki atalarımız da mı?»

[18] De ki: «Evet, ustelik sizler boyun bukmus kimseler olarak.»

[19] Iste o, yalnızca bir tek cıglıktan ibarettir; artık kendileri (diriltilmis olarak) bakıp durmaktadırlar

[20] Derler ki: «Eyvahlar bize; bu, din gunudur.»

[21] «Bu, sizin yalanlamakta oldugunuz (mu´mini kafirden, haklıyı haksızdan) ayırma gunudur.»

[22] «Zulmetmekte olanları, eslerini ve tapmakta olduklarını bir araya getirip toplayın.»

[23] «Allah´tan baska (taptıklarını); artık onları cehennemin yoluna yoneltip goturun.»

[24] «Ve onları durdurup tutuklayın, cunku onlar, sorguya cekileceklerdir.»

[25] (Onlara seslenilir:) «Ne oluyor size, birbirinizle (dunyada oldugu gibi) yardımlasmıyorsunuz?»

[26] Hayır, bugun onlar teslim olmuslardır

[27] Kimi kimine yonelmis olarak birbirlerine soruyorlar

[28] «Gercekten sizler bize sagdan (sagduyudan ve haktan) yana gelip yanasıyordunuz» derler

[29] (Digerleri de:) «Hayır» derler. «Zaten sizler mu´min olanlar degildiniz.»

[30] «Bizim sizin uzerinizde zorlayıcı hicbir gucumuz yoktu; hayır, siz (kendiniz) azgın bir kavimdiniz.»

[31] «Boylece Rabbimizin sozu (yıkım ve azab va´di) uzerimize hak oldu. Hic tartısmasız, (azabı) tadıcılarız.»

[32] «Evet, biz sizi azdırdık, cunku biz de azgın kimselerdik.»

[33] Artık o gun onlar azabda ortaktırlar

[34] Dogrusu biz, suclu, gunahkarlara boyle yaparız

[35] Cunku onlara: «Allah´tan baska ilah yoktur» denildigi zaman, buyukluk taslarlardı

[36] Ve derlerdi ki: «Biz, unlenmis bir sair icin ilahlarımızı terk mi edecegiz?»

[37] Hayır, o, hakkı getirmis ve gonderilen (peygamber)leri de dogrulamıstı

[38] Hic tartısmasız, siz, acıklı azabı tadıcılarsınız.»

[39] Yapmakta olduklarınızdan baskasıyla cezalanmayacaksınız

[40] Ancak muhlis olan kullar baska

[41] Iste onlar; onlar icin bilinen bir rızık vardır

[42] Cesitli meyveler. Onlar ikram gorenlerdir

[43] Nimetlerle donatılmıs (naim) cennetlerde

[44] Birbirlerine karsı, tahtlar uzerinde (otururlar)

[45] Kaynaktan (doldurulmus) kadehlerle cevrelerine dolasılır

[46] Bembeyaz, icenlere lezzet (veren bir icki)

[47] Onda ne bir gaile vardır, ne de kendilerinden gecip, akılları celinir

[48] Ve yanlarında bakıslarını yalnızca eslerine cevirmis iri gozlu kadınlar vardır

[49] Sanki onlar, saklı bir yumurta gibi (carpıcı ve puruzsuz)

[50] Boyleyken, kimi kimine yonelmis olarak, birbirlerine soruyorlar

[51] Onlardan bir sozcu der ki: «Benim bir yakınım vardı.»

[52] «Der ki: -Sen de gercekten (dirilisi) dogrulayanlardan mısın?»

[53] «Bizler oldugumuz, toprak ve kemikler oldugumuzda mı, gercekten biz mi (yeniden diriltilip sonra da) sorguya cekilecekmisiz?»

[54] (Konusan yanındakilere) Der ki: «Sizler (onun simdi ne durumda oldugunu) biliyor musunuz?»

[55] Derken, bakıverdi, onu ´cılgınca yanan atesin´ tam ortasında gordu

[56] Dedi ki: «Andolsun Allah´a, neredeyse beni de ( su bulundugun yere) dusurecektin.»

[57] «Eger Rabbimin nimeti olmasaydı, muhakkak ben de (azab yerine getirilip) hazır bulundurulanlardan olacaktım.»

[58] «Nasıl, biz olecek olanlar degil miymisiz?»

[59] «Yalnızca birinci olumumuzden baska (oyle mi)? Ve biz azaba ugratılacak olanlar da degil miymisiz; (oyle mi)?»

[60] Hic suphe yok, bu, asıl buyuk ´kurtulus ve mutlulugun´ ta kendisidir

[61] Boylece, calısanlar da bunun bir benzeri icin calısmalıdır

[62] Nasıl, boyle bir konaklanma mı daha hayırlı, yoksa zakkum agacı mı

[63] Dogrusu biz, onu kafirler icin bir fitne (bir imtihan konusu) kıldık

[64] Suphesiz o, ´cılgınca yanan atesin´ dibinde bitip cıkar

[65] Onun tomurcukları, seytanların basları gibidir

[66] Artık hic tartısmasız, onlar, ondan yiyecekler, boylelikle karınlarını da ondan dolduracaklar

[67] Sonra kendileri icin onun uzerinde kaynar su karıstırılmıs bir ickileri de vardır

[68] Sonra onların donecekleri yer, elbette (yine) cılgınca yanan atestir

[69] Cunku onlar, atalarını da sapık kimseler olarak bulmuslardı

[70] Kendileri de onların izleri uzerinde kosturup duruyorlardı

[71] Andolsun, onlardan once, evvelkilerin cogu da sapmıstı

[72] Andolsun, biz onlara uyarıcı-korkutucular gondermistik

[73] Uyarılıp korkutulanların nasıl bir sona ugradıklarına bir bak

[74] Ancak muhlis olan kullar baska

[75] Andolsun, Nuh bize (dua edip) seslenmisti de, ne guzel icabet etmistik

[76] Onu ve ailesini, o buyuk uzuntuden kurtarmıstık

[77] Ve onun soyunu, (dunyada) onları da baki kıldık

[78] Sonra gelenler arasında da ona (hayırlı ve serefli bir isim) bıraktık

[79] Alemler icinde selam olsun Nuh´a

[80] Gercekten biz, ihsanda bulunanları boyle odullendiririz

[81] Suphesiz o, bizim mu´min olan kullarımızdandı

[82] Sonra digerlerini suda bogduk

[83] Dogrusu Ibrahim de, onun (soyunun) bir kolundandır

[84] Hani o, Rabbine arınmıs (selim) bir kalb ile gelmisti

[85] Hani babasına ve kavmine demisti ki: «Sizler neye tapıyorsunuz?»

[86] «Birtakım uydurma yalanlar icin mi Allah´tan baska ilahlar istiyorsunuz?»

[87] «Alemlerin Rabbi hakkındaki zannınız nedir?»

[88] Sonra yıldızlara bir goz attı

[89] «Ben, dogrusu hastayım» dedi

[90] Boylelikle arkalarını cevirip ondan kacmaya basladılar

[91] Bunun uzerine onların ilahlarına sokulup: «Yemek yemiyor musunuz?» dedi

[92] «Size ne oluyor ki konusmuyorsunuz?»

[93] Derken onların ustune yuruyup sag eliyle bir darbe indirdi

[94] Cok gecmeden (halkı) birbirine girmis durumda kendisine yonelip geldiler

[95] Dedi ki: «Yontmakta oldugunuz seylere mi tapıyorsunuz?»

[96] «Oysa sizi de, yapmakta olduklarınızı da Allah yaratmıstır.»

[97] Dediler ki: «Onun icin (yuksekce) bir bina insa edin de onu cılgınca yanan atesin icine atın.»

[98] Boylelikle ona bir tuzak hazırlamak istediler. Oysa biz, onları alcaltılmıslar kıldık

[99] (Ibrahim) Dedi ki «Suphesiz ben, Rabbime gidiciyim; O, beni hidayete eristirecektir.»

[100] «Rabbim, bana salihlerden (olan bir cocuk) armagan et.»

[101] Biz de onu halim bir cocukla mujdeledik

[102] Boylece (cocuk) onun yanında kosabilecek caga erisince (Ibrahim ona) : «Oglum» dedi. «Gercekten ben seni ruyamda bogazlıyorken goruyordum. Bir bak, sen ne dusunuyorsun.» (Oglu Ismail) Dedi ki: «Babacıgım, emrolundugun seyi yap. Insaallah, beni sabredenlerden bulacaksın.»

[103] Sonunda ikisi de (Allah´ın emrine ve takdirine) teslim olup (babası, Ismail´i kurban etmek icin) onu alnı uzerine yatırdı

[104] Biz ona: «Ey Ibrahim» diye seslendik

[105] «Gercekten sen, ruyayı dogruladın. Hic suphesiz biz, ihsanda bulunanları boyle odullendiririz.»

[106] Dogrusu bu, apacık bir imtihandı

[107] Ve ona buyuk bir kurbanı fidye olarak verdik

[108] Sonra gelenler arasında da ona (hayırlı ve serefli bir isim) bıraktık

[109] Ibrahim´e selam olsun

[110] Biz, ihsanda bulunanları boyle odullendiririz

[111] Suphesiz o, bizim mu´min olan kullarımızdandır

[112] Biz ona, salihlerden bir peygamber olarak Ishak´ı mujdeledik

[113] Ona da, Ishak´a da bereketler verdik. Ikisinin soyundan, ihsanda bulunan (muhsin olan) da var, acıkca kendi nefsine zulmetmekte olan da

[114] Andolsun, biz Musa´ya ve Harun´a lutufta bulunduk

[115] Onları ve kavimlerini o buyuk uzuntuden kurtardık

[116] Onlara yardım ettik, boylece ustun gelenler onlar oldular

[117] Ve ikisine anlatımı acık olan kitabı verdik

[118] Onları dosdogru olan yola yoneltip ilettik

[119] Sonra gelenler arasında da ikisine (hayırlı ve serefli bir isim) bıraktık

[120] Musa´ya ve Harun´a selam olsun

[121] Suphesiz biz, ihsanda bulunanları boyle odullendiririz

[122] Suphesiz ikisi, bizim mu´min olan kullarımızdandırlar

[123] Gercekten Ilyas da, gonderilmis (peygamber)lerdendi

[124] Hani kendi kavmine demisti ki: «Siz korkup sakınmaz mısınız?»

[125] «Siz Ba´l´e tapıp da yaratıcıların en guzeli (olan Allah´ı) mı bırakıyorsunuz?»

[126] «Allah ki, sizin de Rabbiniz, onceki atalarınızın da Rabbidir.»

[127] Fakat onu yalanladılar; bundan dolayı gercekten onlar, (azab icin getirilip) hazır bulundurulacak olanlardır

[128] Ancak, muhlis olan kullar baska

[129] Sonra gelenler arasında ona (hayırlı ve serefli bir isim) bıraktık

[130] Ilyas´a selam olsun

[131] Suphesiz biz, ihsanda bulunanları boyle odullendiririz

[132] Suphesiz o, bizim mu´min olan kullarımızdandı

[133] Gercekten Lut da gonderilmis (peygamber)lerdendi

[134] Hani biz onu ve ailesini topluca kurtarmıstık

[135] Geride bırakılanlar arasında bir yaslı kadın dısında

[136] Sonra da geride kalanları yerle bir ettik

[137] Siz onların ustunden muhakkak gecip gidiyorsunuz; sabah vakti

[138] Ve geceleyin. Yine de akıllanmayacak mısınız

[139] Hic suphesiz Yunus da, gonderilmis (peygamber)lerdendi

[140] Hani o, dolu bir gemiye kacmıstı

[141] Boylece kur´aya katılmıstı da, kaybedenlerden olmustu

[142] Derken onu balık yutmustu, oysa kendisi (kendini) kınanmıs (sayanlardan)dı

[143] Eger (Allah´ı cokca) tesbih edenlerden olmasaydı

[144] Onun karnında (insanların) dirilip kaldırılacakları gune kadar kalakalmıstı

[145] Sonunda o hasta bir durumdayken onu cıplak bir yere (sahile) attık

[146] Ve uzerine, sık genis yapraklı (kabaga benzer) turden bir agac bitirdik

[147] Onu yuz bin olan veya (sayısı) daha da artan (bir topluluk)a (peygamber olarak) gonderdik

[148] Sonunda ona iman ettiler, biz de onları bir sureye kadar yararlandırdık

[149] Simdi sen onlara sor: Kızlar senin Rabbinin, erkek cocuklar onların mı

[150] Yoksa onlar, sahidlik etmekteyken, biz melekleri disiler olarak mı yarattık

[151] Dikkat edin; gercekten onlar, duzdukleri yalanlardan dolayı derler ki

[152] «Allah dogurdu.» Onlar, hic suphesiz, muhakkak yalan soyleyenlerdir

[153] (Allah,) Kızları, erkek cocuklara tercih mi etmis

[154] Size ne oluyor, nasıl hukum veriyorsunuz

[155] Hic mi ogut alıp dusunmuyorsunuz

[156] Yoksa sizin apacık olan ispatlı bir deliliniz mi var

[157] Eger dogru soyleyenler iseniz, oyleyse getirin kitabınızı

[158] Onlar, kendisiyle (Allah ile) cinler arasında da bir soy bagı kurdular. Oysa andolsun, cinler de onların gercekten (azab icin getirilip) hazır bulundurulacaklarını bilmislerdir

[159] Onların nitelendirmekte olduklarından Allah yucedir

[160] Ancak muhlis olan kullar baska

[161] Artık siz de, tapmakta olduklarınız da

[162] O´na karsı kimseyi fitneye surukleyecek olanlar degilsiniz

[163] Ancak kendisi cılgınca yanan atese girecek olan baska (onu suruklersiniz)

[164] (Melekler der ki:) «Bizden her birimiz icin belli bir makam vardır.»

[165] «Biziz, o saflar halinde dizilmis olanlar, gercekten biziz.»

[166] «Biziz, o tesbih edenler de, gercekten biziz.»

[167] Onlar (putatapıcılar), her ne kadar soyle diyor idiyseler de

[168] «Eger yanımızda oncekilerden bir zikir (kitap) bulunmus olsaydı,»

[169] «Gercekten bizler de, Allah´ın muhlis kullarından olurduk.»

[170] Fakat (kitap gelince) onu tanımayıp kufrettiler; yakında bileceklerdir

[171] Andolsun, (peygamber olarak) gonderilen kullarımıza (su) sozumuz gecmistir

[172] Hic tartısmasız onlar, muhakkak nusret (yardım ve zafer) bulacaklardır

[173] Ve hic suphesiz, bizim ordularımız; ustun gelecek olanlar da onlardır

[174] Oyleyse sen, bir sureye kadar onlardan yuz cevir

[175] Ve onları seyret; onlar da (azabı) yakında goreceklerdir

[176] Simdi onlar, bizim azabımızı mı acele istiyorlar

[177] Fakat (azab) onların sahasına indigi zaman, uyarılıp korkutulanların sabahı ne kadar da kotu olur

[178] Sen bir sureye kadar onlardan yuz cevir

[179] Ve seyret; onlar da (azabı) yakında goreceklerdir

[180] Ustunluk ve guc (izzet) sahibi olan senin Rabbin, onların nitelendirmekte olduklarından yucedir

[181] Gonderilmis (peygamber)lere selam olsun

[182] Ve alemlerin Rabbi olan Allah´a hamd olsun

Sâd

Surah 38

[1] Sad, Zikir dolu Kur´an´a andolsun

[2] Hayır; o kufredenler (bos) bir gurur ve bir parcalanma icindedirler

[3] Biz kendilerinden once, nice kusakları yıkıma ugrattık da onlar feryad ettiler; ancak (artık) kurtulma zamanı degildi

[4] Iclerinden kendilerine bir uyarıcı korkutucunun gelmis olmasına sastılar. Kafirler dedi ki: «Bu, yalan soyleyen bir buyucudur.»

[5] «Ilahları bir tek ilah mı yaptı? Dogrusu bu, sasırtıcı bir sey.»

[6] Onlardan onde gelen bir grup: «Yuruyun, ilahlarınıza karsı (baglılıkta) da kararlı olun; cunku asıl istenen budur» diye cekip gitti

[7] «Biz bunu diger dinde isitmedik, bu, ici bos bir uydurmadan baskası degildir.»

[8] «Zikir (Kur´an), icimizden ona mı indirildi?» Hayır, onlar benim zikrimden bir kusku icindedirler. Hayır, onlar henuz benim azabımı tatmamıslardır

[9] Yoksa, guclu ve ustun olan, karsılıksız bagıslayan Rabbinin hazineleri onların yanında mıdır

[10] Yoksa goklerin yerin ve bu ikisi arasında bulunanların mulku onların mı? Oyleyse, sebepler icinde (bir imkan ve guc bularak goge) yukselsinler

[11] Onlar, burada, (cesitli) fırkalardan olma bozguna ugratılmıs bir ordu(durlar)

[12] Onlardan once de Nuh kavmi, Ad ve kazıklar sahibi Firavun da yalanlamıstı

[13] Semud, Lut kavmi ile Eyke halkı da. Iste onlar da, (Allah´a karsı isyanda birlesen ve guc toplayan) fırkalar(dı)

[14] Hepsi de peygamberleri yalanladılar, boylece azabla sonuclandırmam (onlara) hak oldu

[15] Bunlar da, (geldiginde) bir anlık gecikmesi bile olmayan bir tek cıglıktan baskasını gozetlemiyorlar

[16] (Alaylı alaylı) Dediler ki: «Rabbimiz, hesap gununden once (azabdan bize vadettigin) payımızı cabuklastırıver.»

[17] Onların soylemekte olduklarına karsı sabret ve bizim guc sahibi kulumuz Davud´u hatırla; cunku o, (her tutum ve davranısında Allah´a) yonelip donen biriydi

[18] Dogrusu biz daglara boyun egdirdik, aksam ve sabah onlar kendisiyle birlikte (Allah´ı) tesbih ederlerdi

[19] Ve toplanıp gelen kusları da. Hepsi de onunla (Allah´ı tesbih etmede uyum icinde) yonelip donmekte olanlar idi

[20] Onun mulkunu guclendirmistik. Ona hikmet ve anlatım carpıcılıgını vermistik

[21] Sana o davacıların haberi geldi mi? Hani onlar mihraba (Davud´un bulundugu yere girmek icin) yuksek duvardan tırmanmıslardı

[22] Davud(un yanın)a girdiklerinde, o, onlardan urkmustu; onlar dediler ki: «Korkma, iki davacıyız, birimiz digerimize haksızlıkta bulundu. Simdi sen aramızda hak ile hukmet, kararında zulme sapma ve bizi dogru yolun ortasına yoneltip ilet.»

[23] «Bu benim kardesimdir, doksan dokuz koyunu vardır, benimse bir tek koyunum var. Buna ragmen «Onu da benim payıma (koyunlarıma) kat» dedi ve bana konusma (tarzın)da ustun geldi.»

[24] (Davud) Dedi ki: «Andolsun senin koyununu, kendi koyunlarına (katmak) istemekle sana zulmetmistir. Dogrusu, (emek ve mali guclerini) birlestirip katan (ortak)lardan cogu, birbirlerine karsı tecavuz ederler; ancak iman edip de salih amellerde bulunanlar baska. Onlar da ne kadar azdır.» Davud, gercekten bizim onu denemeden gecirdigimizi sandı, boylece Rabbinden bagıslanma diledi ve ruku ederek yere kapandı ve (bize gonulden) yonelip dondu

[25] Boylece onu bagısladık. Suphesiz onun bizim katımızda gercekten bir yakınlıgı ve varılacak guzel bir yeri vardır

[26] «Ey Davud, gercek su ki, biz seni yeryuzunde bir halife kıldık. Oyleyse insanlar arasında hak ile hukmet, istek ve tutkulara (hevaya) uyma; sonra seni Allah´ın yolundan saptırır. Suphesiz Allah´ın yolundan sapanlar, hesap gununu unutmalarından dolayı onlar icin siddetli bir azab vardır.»

[27] Biz gokyuzunu, yeryuzunu ve ikisi arasında bulunan seyleri batıl olarak yaratmadık. Bu, kufredenlerin zannıdır. Atesten (gorecekleri azabtan) dolayı vay o kufretmekte olanlara

[28] Yoksa biz, iman edip salih amellerde bulunanları yeryuzunde bozgunculuk cıkaranlar gibi (bir) mi tutacagız? Ya da muttakileri facirler gibi (bir) mi tutacagız

[29] (Bu Kur´an,) Ayetlerini, iyiden iyiye dusunsunler ve temiz akıl sahipleri ogut alsınlar diye sana indirdigimiz mubarek bir kitaptır

[30] Biz Davud´a Suleyman´ı armagan ettik. O, ne guzel kuldu. Cunku o, (daima Allah´a) yonelip donen biriydi

[31] Hani ona aksama yakın, bir ayagını tırnagı ustune diken, obur uc ayagıyla topragı kazıyan, yagız atlar sunulmustu

[32] O da demisti ki: «Gercekten ben, mal (veya at) sevgisini Rabbimi zikretmekten dolayı tercih ettim.» Sonunda bu atlar (kostular ve toz) perdesinin arkasına saklandılar

[33] «Onları bana geri getirin» (dedi). Sonra da (onların) bacaklarını ve boyunlarını oksamaya basladı

[34] Andolsun, biz Suleyman´ı denemeden gecirdik. Tahtının ustunde bir ceset bıraktık. Sonra (eski durumuna) dondu

[35] «Rabbim, beni bagısla ve benden sonra hic kimseye nasib olmayan bir mulku bana armagan et. Suphesiz sen, karsılıksız armagan edensin.»

[36] Boylece biz, ruzgarı onun buyrugu altına verdik. Onun emriyle diledigi yone yumusakca eserdi

[37] Seytanları da; her bina ustasını ve dalgıc olanı

[38] Ve (kotuluk yapmamaları icin) saglam kementlerle birbirine baglanmıs digerlerini

[39] «Iste bu, bizim vergimizdir. (Ey Suleyman) Artık sen de hesaba vurmaksızın, ver ya da tut.»

[40] Suphesiz, onun bizim katımızda gercekten bir yakınlıgı ve varılacak guzel bir yeri vardır

[41] Kulumuz Eyyub´u da hatırla. Hani o: «Herhalde seytan, bana kahredici bir acı ve azab dokundurdu» diye Rabbine seslenmisti

[42] «Ayagını depret. Iste yıkanacak ve icecek soguk (su, diye vahyettik).»

[43] Katımızdan ona bir rahmet ve temiz akıl sahiplerine bir ogut olmak uzere kendi ailesini ve onlarla birlikte bir benzerini de bagısladık

[44] «Ve eline bir deste (sap) al, boylece onunla vur ve andını bozma.» Gercekten, biz onu sabredici bulduk. O, ne guzel kuldu. Cunku o, (daima Allah´a) yonelip donen biriydi

[45] Guc ve basiret sahibi olan kullarımız Ibrahim´i, Ishak´ı ve Yakub´u da hatırla

[46] Gercekten biz onları, katıksızca (ahiretteki asıl) yurdu dusunup anan ihlas sahipleri kıldık

[47] Ve gercekten onlar, bizim katımızda seckinlerden ve hayırlı olanlardandır

[48] Ismail´i, Elyesa´ı ve Zulkifl´i de hatırla. Hepsi de hayırlı olanlardandır

[49] Bu, bir zikr´dir. Suphesiz muttakiler icin, elbette varılacak guzel bir yer vardır

[50] Adn cennetleri; kapılar onlara acılmıstır

[51] Icinde yaslanıp dayanmıslardır; orda bircok meyve ve sarap istemektedirler

[52] Ve yanlarında da bakıslarını yalnızca eslerine cevirmis yasıt kadınlar vardır

[53] Iste, hesap gunu size va´dedilen budur

[54] Hic suphesiz bu, bizim rızkımızdır, bitip tukenmesi de yok

[55] Bu (boyle iste); gercekten azgınlar icin de muhakkak varılacak kotu bir yer vardır

[56] Cehennem; onlar oraya girerler; ne kotu bir yataktır o

[57] Iste bu; tatsınlar onu: Kaynar su ve irin

[58] Ve onun seklinden baska, cift cift (olan daha beter azablar) vardır

[59] (Musrik olan hakim guclere:) «Iste bu(nlar) da sizinle birlikte (kufur ve zulumde) gogus gerenlerdir. Onlara bir merhaba (bile) yok. Cunku onlar atese gireceklerdir.» (denilir)

[60] (Onlara uyanlar) Derler ki: «Hayır, sizler; asıl size merhaba yok. Bunu (azabı) siz bizim onumuze surdunuz. Ne kotu bir durak.»

[61] Derler ki: «Rabbimiz, kim bunu bizim onumuze surduyse, onun atesteki azabını kat kat arttır.»

[62] Ve derler ki: «Bize ne oluyor ki, kendilerini serir (kotu)lerden saydıgımız adamları goremiyoruz.»

[63] Biz onları bir alay konusu edinmistik; yoksa gozler mi onlardan kaydı?»

[64] Bu, cehennem halkının birbiriyle cekisip tartısması kesin olan bir gercektir

[65] De ki: «Ben, yalnızca bir uyarıcı korkutucuyum. Ve bir olan, kahreden Allah´tan baska ilah da yoktur.»

[66] «Goklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbidir, ustun ve guclu olan, bagıslayandır.»

[67] De ki: «Bu (Kur´an), buyuk bir haberdir.»

[68] Sizler ise, ondan yuz ceviriyorsunuz

[69] «Mele-i A´la (yuce topluluk) tartısıp dururken, benim hic bir bilgim yoktur.»

[70] «Bana ancak, benim yalnızca apacık bir uyarıcı korkutucuyum diye vahyolunmaktadır.»

[71] Hani Rabbin meleklere: «Gercekten ben, camurdan bir beser yaratacagım» demisti

[72] «Onu bir bicime sokup, ona ruhumdan ufledigim zaman da siz onun icin hemen secdeye kapanın.»

[73] Meleklerin hepsi topluca secde etti

[74] Yalnız Iblis haric. O buyukluk tasladı ve (boylece) kafirlerden oldu

[75] (Allah) Dedi ki: «Ey Iblis, iki elimle yarattıgıma seni secde etmekten alıkoyan neydi? Buyuklendin mi, yoksa yuksekte olanlardan mı oldun?»

[76] Dedi ki: «Ben ondan daha hayırlıyım, sen beni atesten yarattın, onu ise camurdan yarattın.»

[77] (Allah) Dedi ki: «Oyleyse ordan (cennetten) cık, artık sen kovulmus bulunmaktasın.»

[78] «Ve suphesiz, din (kıyametteki hesap) gunune kadar benim lanetim senin uzerindedir.»

[79] Dedi ki: «Rabbim, oyleyse onların dirilip kaldırılacakları gune kadar bana sure tanı.»

[80] Dedi ki: «O halde sen, (kendilerine) sure tanınanlardansın.»

[81] «Bilinen vaktin gunune kadar.»

[82] Dedi ki: «Senin izzetin adına andolsun, ben, onların tumunu mutlaka azdırıp kıskırtacagım.»

[83] «Ancak onlardan, muhlis olan kulların haric.»

[84] (Allah) «Iste bu haktır ve ben hakkı soylerim» dedi

[85] «Andolsan, senden ve iclerinde sana tabi olacak olanlardan tumuyle cehennemi dolduracagım.»

[86] (Ey Peygamber) De ki: «Ben, buna karsı sizden bir ucret istemiyorum ve (kendiliginden) bir yukumluluk getirenlerden de degilim.»

[87] «O (Kur´an), alemler icin yalnızca bir zikir (ogut ve hatırlatma)dır.»

[88] «Gercekten onun haberini bir zaman sonra ogreneceksiniz.»

Zümer

Surah 39

[1] (Bu) Kitabın indirilmesi, ustun ve guclu olan, hukum ve hikmet sahibi bulunan Allah (katın)dandır

[2] Hic suphesiz, biz sana bu Kitabı hak ile indirdik; oyleyse sen de dini yalnızca O´na halis kılarak Allah´a ibadet et

[3] Haberin olsun; halis (katıksız) olan din yalnızca Allah´ındır. O´ndan baska veliler edinenler (soyle derler:) «Biz, bunlara bizi Allah´a daha fazla yaklastırsınlar diye ibadet ediyoruz.» Hic suphesiz Allah, kendi aralarında, hakkında ihtilaf ettikleri seylerden hukum verecektir. Gercekten Allah, yalancı, kafir olan kimseyi hidayete eristirmez

[4] Eger Allah, cocuk edinmek isteseydi, yarattıklarından diledigini elbette secerdi. O, yucedir; O, bir olan, kahredici olan Allah´tır

[5] Gokleri ve yeri hak olarak yarattı. Geceyi gunduzun ustune sarıp ortuyor, gunduzu de gecenin ustune sarıp ortuyor. Gunese ve aya da boyun egdirdi. Her biri adı konulmus bir ecele (sureye) kadar akıp gitmektedir. Haberin olsun; ustun ve guclu olan, bagıslayan O´dur

[6] Sizi tek bir nefisten yarattı, sonra da ondan kendi esini var etti ve sizin icin davarlardan sekiz cift indirdi. Sizi annelerinizin karınlarından, uc karanlık icinde, bir yaratılıstan sonra (bir baska) yaratılısa (donusturup) yaratmaktadır. Iste Rabbiniz olan Allah budur; mulk de O´nundur. O´ndan baska ilah yoktur. Buna ragmen nasıl cevriliyorsunuz

[7] Eger kufre sapacak olursanız, artık suphesiz Allah size karsı hicbir ihtiyacı olmayandır ve O, kulları icin kufre rıza gostermez. Ve eger sukrederseniz, sizin (yararınız) icin ondan razı olur. Hicbir gunahkar, bir baskasının gunah yukunu yuklenmez. Sonra Rabbinize donduruleceksiniz, boylece yapmakta olduklarınızı size haber verecektir. Hic suphe yok O, sinelerin ozunde saklı olanı bilendir

[8] Insana bir zarar dokundugu zaman, gonulden katıksızca yonelmis olarak Rabbine dua eder. Sonra ona kendinden bir nimet verdigi zaman, daha once O´na dua ettigini unutur ve O´nun yolundan saptırmak amacıyla Allah´a esler kosmaya baslar. De ki: «Kufrunle biraz metalanıp yararlan; cunku sen, atesin halkındansın.»

[9] Yoksa o, gece saatinde kalkıp da secde ederek ve kıyama durarak gonulden itaat (ibadet) eden, ahiretten sakınan ve Rabbinin rahmetini umud eden (gibi) midir? De ki: «Hic bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Hic suphesiz, temiz akıl sahipleri ogut alıp dusunmektedir.»

[10] De ki: «Ey iman eden kularım, Rabbinizden korkup sakının. Bu dunyada iyilik etmekte olanlar icin bir iyilik vardır. Allah´ın arz´ı genistir. Ancak sabredenlere ecirleri hesapsızca odenir.»

[11] De ki: «Ben, dini yalnızca O´na halis kılarak Allah´a ibadet etmekle emrolundum.»

[12] «Ve ben, muslumanların ilki olmakla da emrolundum.»

[13] De ki: «Ben, Rabbime isyan ettigim taktirde, buyuk bir gunun azabından korkmaktayım»

[14] De ki: «Ben dinimi yalnızca O´na halis kılarak Allah´a ibadet ederim.»

[15] «Siz, O´nun dısında dilediklerinize ibadet edin.» De ki: «Gercekten husrana ugrayanlar, kıyamet gunu hem kendilerini, hem de yakınlarını husrana ugratanlardır. Haberiniz olsun; bu apacık olan husranın kendisidir.»

[16] Onların ustlerinde atesten tabakalar, altlarında da tabakalar vardır. Iste Allah, kendi kullarını bununla tehdit edip korkutuyor. Ey kullarım oyleyse benden korkup sakının

[17] Tagut´a kulluk etmekten kacınan ve Allah´a icten yonelenler ise; onlar icin bir mujde vardır, oyleyse kullarıma mujde ver

[18] Ki onlar, sozu isitirler ve en guzeline uyarlar. Iste onlar, Allah´ın kendilerini hidayete eristirdikleridir ve onlar, temiz akıl sahipleridir

[19] Azab sozu kendisi uzerinde hak olmus kimse mi (onlarla bir tutulur)? Ateste olanı artık sen mi kurtaracaksın

[20] Ancak Rablerinden korkup sakınanlar ise; onlar icin yuksek koskler vardır, onların ustunde de yuksek koskler bina edilmistir. Onların altında ırmaklar akmaktadır. (Bu,) Allah´ın va´didir. Allah, va´dinden donmez

[21] Gormuyor musun; gercekten Allah, gokyuzunden su indirdi de onu yerin icindeki kaynaklara yurutup gecirdi. Sonra onunla cesitli renklerde ekinler cıkarmaktadır. Sonra kurumaya baslar, boylece onu sararmıs gorursun. Sonra da onu kurumus kırıntılar kılıyor. Suphesiz bunda, temiz akıl sahipleri icin gercekten ogut alınacak bir ders (zikr) vardır

[22] Allah, kimin gogsunu Islam´a yarıp acmıssa, artık o, Rabbinden olan bir nur uzerindedir, (oyle) degil mi? Fakat Allah´ın zikrinden (yana) kalpleri katılasmıs olanların vay hallerine. Iste onlar, apacık bir sapıklık icindedirler

[23] Allah, mutesabih (benzesmeli), ikiserli bir kitap olarak sozun en guzelini indirdi. Rablerine karsı icleri titreyerek korku duyanların ondan derileri urperir. Sonra da onların derileri ve kalpleri Allah´ın zikrine (karsı) yumusar yatısır. Iste bu, Allah´ın yol gostermesidir, onunla diledigini hidayete eristirir. Allah, kimi saptırırsa, artık onun icin de bir yol gosteren yoktur

[24] Kıyamet gunu o kotu azabtan kendini yuzu ile kim koruyabilecek? Ve zalimlere «Kazanmakta oldugunuzu tadın» denmistir

[25] Onlardan oncekiler de yalanladı; boylece azab onlara hic suurunda olmadıkları bir yerden gelip cattı

[26] Artık Allah, onlara dunya hayatında ´horlugu ve asagılanmayı´ taddırdı. Eger bilmis olsalardı, ahiretin azabı gercekten daha buyuktur

[27] Andolsun, biz bu Kur´an´da, belki ogut alıp dusunurler diye, insanlar icin her bir ornekten verdik

[28] (Bu) Arapca bir Kur´an, ki O´nda carpıklık yoktur. Umulur ki korkup sakınırlar

[29] Allah bir ornek verdi: Kendisi hakkında uyumsuz ve gecimsiz bulunan, sahipleri de cok ortaklı olan (kole) bir adam ile yalnızca bir kisiye teslim olmus bir adam. Bu ikisinin durumu bir olur mu? Hamd, Allah´ındır. Hayır onların cogu bilmiyorlar

[30] Gercek su ki, sen de oleceksin, onlar da oleceklerdir

[31] Sonra suphesiz sizler, kıyamet gunu Rabbinizin huzurunda davalasacaksınız

[32] Allah´a karsı yalan soyleyenden ve kendisine geldiginde dogruyu (Kur´an´ı) yalanlayandan daha zalim kimdir? Kafirler icin cehennemde bir konaklama yeri mi yok

[33] Dogruyu getiren ve dogrulayanlara gelince; iste onlar muttaki (takva sahibi) olanlardır

[34] Rableri katında dileyecekleri her sey onlarındır. Iste bu, ihsanda bulunanların oduludur

[35] Cunku Allah, onların (dunyada) yaptıklarının en kotusunu temizleyip giderecek ve yapmakta olduklarının, en guzeliyle ecirlerini verecektir

[36] Allah, kuluna kafi degil mi? Seni O´ndan baskalarıyla korkutuyorlar. Allah, kimi saptırırsa, artık onun icin bir yol gosterici yoktur

[37] Allah, kimi de hidayete eristirirse, onun icin bir saptırıcı da yoktur. Allah, intikam sahibi, guclu ve ustun olan degil midir

[38] Andolsun, onlara: «Gokleri ve yeri kim yarattı?» diye soracak olsan, elbette «Allah» diyecekler. De ki: «Gordunuz mu, haber verin; Allah´tan baska tapmakta olduklarınız, eger Allah bana bir zarar dileyecek olsa, O´nun zararını onlar kaldırabilirler mi? Ya da bana bir rahmet vermeyi istese, O´nun rahmetini onlar tutup onleyebilecekler mi» De ki: «Allah, bana yeter. Tevekkul edecek olanlar, O´na tevekkul etsinler.»

[39] De ki: «Ey kavmim, uzerinde bulundugunuz duruma gore yapıp edin; hic suphesiz ben de yapıp edenim. Artık yakında ogreneceksiniz.»

[40] Kendisini asagılık kılan azab kime geliyor ve kesintisiz azab kimin uzerine cokup kacınılmaz oluyor

[41] Hic suphesiz, sana biz Kitabı insanlar icin hak olmak uzere indirdik. Artık kim hidayete erisirse, bu kendi lehinedir; kim de saparsa, o da kendi aleyhine sapmıs olur. Sen onların uzerinde vekil degilsin

[42] Allah, olumleri vaktinde canları alır; olmeyeni de uykusunda (bir tur olume sokar). Boylece, kendisi hakkında olum kararı verilmis olanı(n ruhunu) tutar, oburusunu ise adı konulmus bir ecele kadar salıverir. Suphesiz bunda, dusunebilmekte olan bir kavim icin gercekten ayetler vardır

[43] Yoksa Allah´tan baska sefaat ediciler mi edindiler? De ki: «Ya onlar, hicbir seye malik degillerse ve akıl da erdiremiyorlarsa?»

[44] De ki: «Sefaatin tumu Allah´ındır. Goklerin ve yerin mulku O´nundur. Sonra da O´na donduruleceksiniz.»

[45] Sadece Allah anıldıgı zaman, ahirete inanmayanların kalbi ofkeyle kabarır. Oysa O´ndan baskaları anıldıgında ise, hemen sevince kapılırlar

[46] De ki: «Ey gokleri ve yeri yaratan, gaybı ve musahade edilebileni de bilen Allah´ım. Anlasmazlıga dustukleri seylerde, kullarının arasında sen hukum vereceksin.»

[47] Eger yeryuzunde olanların tumu ve bununla birlikte bir katı daha zalimlerin olmus olsaydı, kıyamet gunu o kotu azabdan (kurtulmak amacıyla) gercekten bunları fidye olarak verirlerdi. Oysa, onların hic hesaba katmadıkları seyler, Allah´tan kendileri icin acıga cıkmıstır

[48] Kazanmakta oldukları kotulukler, kendileri icin acıga cıkmıstır ve alay konusu edindikleri sey de kendilerini cepecevre kusatmıstır

[49] Insana bir zarar dokundugu zaman, bize dua eder; sonra tarafımızdan ona bir nimet ihsan ettigimizde, der ki: «Bu, bana ancak bir bilgi(m) dolayısıyla verildi.» Hayır; bu bir fitne (kendisini bir deneme)dir. Ancak onların cogu bilmiyorlar

[50] Bunu kendilerinden oncekiler de soylemisti; ama kazandıkları seyler onlara hicbir yarar saglamadı

[51] Boylece, kazandıkları kotulukleri(in acı sonucu) onlara isabet etti. Bunlardan zulmetmis olanlara da, kazanmakta oldukları kotulukler isabet edecektir. Ve onlar (bunu kendilerine uygulamaktan Allah´ı) aciz bırakabilecekler de degildirler

[52] Onlar bilmiyorlar mı ki, gercekten Allah, diledigine rızkı genisletip yayar ve (diledigine) kısar da. Suphesiz bunda, iman etmekte olan bir kavim icin gercekten ayetler vardır

[53] (Benden onlara) De ki: «Ey kendi aleyhlerinde olmak uzere olcuyu tasıran kullarım. Allah´ın rahmetinden umut kesmeyin. Suphesiz Allah, butun gunahları bagıslar. Cunku O, bagıslayandır. esirgeyendir.»

[54] Azab size gelip catmadan evvel, Rabbinize yonelip donun ve O´na teslim olun. Sonra size yardım da edilmez

[55] Rabbinizden, size indirilenin en guzeline uyun; siz hic suurunda degilken, azab apansız size gelip catmadan evvel

[56] Kisinin (yana yakıla) soyle diyecegi (gun): «Allah yanında (kullukta) yaptıgım kusurlardan dolayı yazıklar olsun (bana); dogrusu ben, (Allah´ın diniyle) alay edenlerdendim.»

[57] Veya: «Gercekten Allah bana hidayet verseydi, elbette muttakilerden olurdum» diyecegi

[58] Ya da azab gordugu zaman: «Benim icin bir kere daha (dunyaya donme fırsatı) olsaydı da, ihsan edenlerden olsaydım» (diyecegi gunden sakının)

[59] «Hayır, benim ayetlerim sana gelmisti, fakat sen onları yalanladın, buyukluge kapıldın ve kafirlerden oldun.»

[60] Kıyamet gunu, Allah´a karsı yalan soyleyenlerin yuzlerinin kapkara oldugunu gorursun. Buyuklenenler icin cehennemde bir konaklama yeri mi yok

[61] Allah, takva sahiplerini (inanarak ve davranarak) zafere ulasmaları dolayısıyla kurtarır. Onlara kotuluk dokunmaz ve onlar huzne kapılmayacaklardır

[62] Allah, her seyin yaratıcısıdır. O, her sey uzerinde vekildir

[63] Goklerin ve yerin anahtarları O´nundur. Allah´ın ayetlerine (karsı) kufredenler ise; iste onlar, husrana ugrayanlardır

[64] De ki: «Ey cahiller, bana Allah´ın dısında bir baskasına mı kulluk etmemi emrediyorsunuz?»

[65] Andolsun, sana ve senden oncekilere vahyolundu (ki): «Eger sirk kosacak olursan, suphesiz senin amellerin bosa cıkacak ve elbette sen, husrana ugrayanlardan olacaksın.»

[66] «Hayır, artık (yalnızca) Allah´a kulluk et ve sukredenlerden ol.»

[67] Onlar, Allah´ın kadrini hakkıyla takdir edemediler. Oysa kıyamet gunu yer, butunuyle O´nun avucu (kabzası)ndadır, gokler de sag eliyle durulup bukulmustur. O, onların sirk kosmakta olduklarından munezzeh ve yucedir

[68] Sur´a ufuruldu; boylece Allah´ın diledikleri dısında, goklerde ve yerde olanlar carpılıp yıkılıverdi. Sonra bir daha ona ufuruldu, artık onlar ayaga kalkmıs durumda gozetiyorlar

[69] Yer, Rabbi´nin nuruyla parıldadı; (orta yere) kitap kondu; peygamberler ve sahidler getirildi ve aralarında hak ile hukum verildi, onlar haksızlıga ugratılmazlar

[70] Her bir nefse yaptıgının tam karsılıgı verildi. O, onların islemekte olduklarını daha iyi bilendir

[71] Kufredenler, cehenneme boluk boluk sevkedildiler. Sonunda oraya geldikleri zaman, onun kapıları acıldı ve onlara (cehennemin) bekcileri dedi ki: «Size Rabbinizin ayetlerini okuyan ve bugunle karsılasacagınızı (soyleyip) sizi uyarıp korkutan peygamberler gelmedi mi size?» Onlar: «Evet.» dediler. Ancak azab kelimesi kafirlerin uzerine hak oldu

[72] Dediler ki: «Icinde ebedi kalıcılar olarak cehennemin kapılarından (iceri) girin. Buyukluge kapılanların konaklama yeri ne kotudur.»

[73] Rablerinden korkup sakınanlar da, cennete boluk boluk sevkedildiler. Sonunda oraya geldikleri zaman, onun kapıları acıldı ve onlara (cennetin) bekcileri dedi ki: «Selam uzerinizde olsun, hos ve temiz geldiniz. Ebedi kalıcılar olarak ona girin.»

[74] (Onlar da) Dediler ki: «Bize olan va´dinde sadık kalan ve bizi bu yere mirascı kılan Allah´a hamd olsun ki, cennetten diledigimiz yerde konaklayabiliriz. (Salih) Amellerde bulunanların ecri ne guzeldir.»

[75] Melekleri de arsın etrafını cevirmisler olarak Rablerini hamd ile tesbih ettiklerini gorursun. Aralarında hak ile hukum verilmistir ve: «Alemlerin Rabbine hamdolsun» denilmistir

Ğâfir

Surah 40

[1] Ha, Mim

[2] Bu Kitabın indirilmesi, Aziz, Alim olan Allah´tandır

[3] Gunahı bagıslayan, tevbeyi kabul eden, cezası pek siddetli olan ve lutuf sahibi (Allah´tan). O´ndan baska ilah yoktur. Donus O´nadır

[4] Allah´ın ayetleri konusunda, inkar edenlerden baskası mucadele etmez. Oyleyse onların sehirlerde donup dolasması seni aldatmasın

[5] Kendilerinden once Nuh kavmi de yalanladı ve kendilerinden sonra (sayısı cok) fırkalar da. Her ummet, kendi peygamberlerini (susturmak icin) yakalamaga yeltendi. Hakkı, onunla yururlukten kaldırmak icin, ´batıla dayanarak´ mucadeleye giristiler. Ben de onları yakalayıverdim. Artık benim cezalandırmam nasılmıs

[6] Senin Rabbinin kafirler uzerindeki: «Gercekten onlar atesin halkıdır» sozu boylece hak oldu

[7] Ars´ı yuklenmekte olanlar ve cevresinde bulunanlar, Rablerini hamd ile tesbih etmekte, O´na iman etmekte ve iman edenlere magfiret dilemektedirler: «Rabbimiz, rahmet ve ilim bakımından her seyi kusatıp sardın; tevbe edenlere ve senin yoluna tabi olanlara magfiret et ve onları cehennem azabından koru.»

[8] «Rabbimiz, onları Adn cennetlerine sok, ki onlara (bunu) va´dettin; babalarından, eslerinden ve soylarından salih olanları da. Hic suphesiz sen, ustun ve guclu olansın, hukum ve hikmet sahibisin.»

[9] «Ve onları kotuluklerden koru. O gun sen, kimi kotuluklerden korumussan, gercekten ona rahmet de etmissin. Iste buyuk ´kurtulus ve mutluluk´ budur.»

[10] Suphesiz kufredenlere de (soyle) seslenilir: «Allah´ın elbette gazablanması, sizin kendi nefislerinize gazablanmanızdan daha buyuktur. Cunku siz, imana cagırıldıgınız zaman kufrediyordunuz.»

[11] Dediler ki: «Rabbimiz, bizi iki kere oldurdun ve iki kere de dirilttin; biz de gunahlarımızı itiraf ettik. Simdi cıkıs icin bir yol var mı?»

[12] «Sizin (durumunuz) boyledir. Cunku bir olan Allah´a cagırıldıgınız zaman inkar ettiniz. O´na sirk kosuldugunda da inanıp onayladınız. Artık hukum, yuce, buyuk olan Allah´ındır.»

[13] O, size ayetlerini gostermekte ve sizin icin gokten rızık indirmektedir. Icten (Allah´a) yonelip donenden baskası ogut alıp dusunmez

[14] Oyleyse, dini yalnızca O´na halis kılanlar olarak Allah´a dua (kulluk) edin; kafirler hos gormese de

[15] Dereceleri yukselten Ars´ın sahibi (Allah), (ahiretteki) ´toplanma ve bulusma´ gunu ile uyarıp korkutmak icin, kendi emrinden olan ruhu kullarından diledigine indirir

[16] O gun onlar, orta yere cıkarlar. Onlardan hicbir sey Allah´a karsı gizli kalmaz. (Allah sorar:) «Bugun mulk kimindir? Bir olan, kahhar olan Allah´ındır.»

[17] Bugun her bir nefis, kendi kazandıgıyla karsılık gorur. Bugun zulum yoktur. Suphesiz Allah, hesabı seri gorendir

[18] Onları, yaklasmakta olan gune karsı uyarıp korkut; o zaman yurekler gırtlaklara dayanır, yutkunur dururlar. Zalimler icin ne koruyucu bir dost, ne de sozu yerine getirebilir bir sefaatci yoktur

[19] (Allah,) Gozlerin hainliklerini ve goguslerin saklamakta olduklarını bilir

[20] Allah hak ile hukmeder. Oysa O´nu bırakıp tapmakta oldukları ise, hicbir seye hukmedemezler. Suphesiz Allah, isitendir, gorendir

[21] Onlar, yeryuzunde gezip dolasmıyorlar mı ki, boylece kendilerinden oncekilerin nasıl bir sona ugradıklarını bir gorsunler. Onlar, kuvvet ve yeryuzundeki eserleri bakımından kendilerinden daha ustun idiler. Fakat Allah, onları gunahları dolayısıyla (azabla) yakalayıverdi. Onları Allah´tan bir koruyacak olan da bulunmadı

[22] Cunku gercekten onlar, peygamberleri kendilerine apacık belgeler getirirdi; fakat onlar kufre sapmıslardı. Bu yuzden Allah, onları (azabla) yakalayıverdi. Suphesiz O, kuvvetli olandır, cezalandırması da siddetlidir

[23] Andolsun, biz Musa´yı ayetlerimizle ve apacık ispatlı bir delille gonderdik

[24] Firavun´a, Haman´a ve Karun´a. Ama onlar: «(Bu,) yalan soylemekte olan bir buyucudur» dediler

[25] Boylece o, katımızdan kendilerine bir hak ile geldigi zaman, dediler ki: «Onunla birlikte iman etmekte olanların erkek cocuklarını oldurun; kadınlarını ise sag bırakın.» Ancak kafirlerin hileli duzeni bosa cıkmakta olandan baskası degildir

[26] Firavun dedi ki: «Bırakın beni, Musa´yı oldureyim de o (gitsin) Rabbine yalvarıp yakarsın. Cunku ben, sizin dininizi degistirmesinden ya da yeryuzunde fesat cıkarmasından korkuyorum.»

[27] Musa dedi ki: «Gercekten ben, hesap gunune iman etmeyen her mutekebbirden, benim de Rabbim, sizin de Rabbinize sıgınırım.»

[28] Firavun ailesinden, imanını gizlemekte olan mu´min bir adam dedi ki: «Siz, benim Rabbim Allah´tır diyen bir adamı olduruyor musunuz? Oysa o, size Rabbinizden apacık belgelerle gelmis bulunmaktadır. Buna ragmen o eger bir yalancı ise yalanı kendi aleyhinedir; ve eger dogru soyleyen ise, (o zaman da) size va´dettiklerinin bir bolumu size isabet eder. Suphesiz Allah, olcuyu tasıran, cok yalan soyleyeni hidayete erdirmez.»

[29] «Ey Kavmim, bugun mulk sizindir, yeryuzunde de hukum sahibi kimselersiniz. Fakat bize Allah´tan dayanılmaz bir azab gelecek olursa bize kim yardımcı olabilecek?» Firavun dedi ki: «Ben, size yalnızca gordugumu (kendi gorusumu) gosteriyorum ve ben sizi dogru olan yoldan da baskasına yoneltmiyorum.»

[30] Iman eden (adam) dedi ki: «Ey Kavmim, ben sizin o fırkaların gunune benzer (bir gunun felaketine ugrarsınız) diye korkuyorum.»

[31] «Nuh kavmi, Ad, Semud ve onlardan sonra gelenlerin durumuna benzer (bir gun). Allah, kullar icin zulum istemez.»

[32] «Ve ey kavmim, dogrusu ben sizin icin o feryat (edeceginiz kıyamet) gununden korkuyorum.»

[33] «Arkanızı donup kacacagınız gun; sizi Allah´tan koruyacak yoktur. Allah, kimi saptırırsa artık onu dogruya yoneltecek bulunmaz.»

[34] «Andolsun, daha once Yusuf da size apacık belgeler getirmisti. O zaman size getirdikleri hakkında kuskuya kapılıp durmustunuz. Sonunda o, vefat edince, demistiniz ki: «Allah, ondan sonra kesin olarak bir peygamber gondermez.» Iste Allah, olcuyu tasıran, supheci kimseyi boyle saptırır.»

[35] «Ki onlar, Allah´ın ayetleri konusunda kendilerine gelmis bir delil bulunmaksızın mucadele edip dururlar. (Bu,) Allah katında da, iman edenler katında da buyuk bir ofke (sebebi)dir. Iste Allah, her mutekebbir zorbanın kalbini boyle damgalar.»

[36] Firavun dedi ki: «Ey Haman, bana yuksek bir kule bina et; belki o yollara ulasabilirim.»

[37] «Goklerin yollarına. Boylelikle Musa´nın ilahına cıkabilirim. Cunku ben, onun yalancı oldugunu sanıyorum.» Iste Firavun´a, kotu ameli boyle cekici kılındı ve yoldan alıkonuldu. Firavun´un hileli duzeni, ´yıkım ve kayıpta´ olmaktan baska (bir sey) olmadı

[38] Iman eden (adam) dedi ki: «Ey Kavmim, siz bana tabi olun, ben sizi dogru yola iletip yonelteyim.»

[39] «Ey Kavmim, gercekten bu dunya hayatı, yalnızca bir metadır. Suphesiz ahiret ise, (asıl) karar kılınan yurt odur.»

[40] «Kim bir kotuluk islerse, kendi mislinden baskalarıyla ceza gormez; kim de -erkek olsun, disi olsun- kendisi bir mu´min olarak salih bir amelde bulunursa, iste onlar, icinde hesapsız olarak rızıklandırılmak uzere cennete girerler.»

[41] «Ey Kavmim, ne oluyor ki ben sizi kurtulusa cagırmaktayken, siz beni atese cagırmaktasınız.»

[42] «Siz beni Allah´a (karsı) kufre sapmaya ve hakkında bilgim olmayan seyleri O´na sirk kosmaya cagırmaktasınız. Ben ise sizi, ustun ve guclu olan, bagıslayan (Allah´)a cagırıyorum.»

[43] «Imkanı yok; gercekten sizin beni kendisine cagırmakta oldugunuz seyin, dunyada da, ahirette de cagrıda bulunma (yetkisi, gucu, degeri ve bagıslama)sı yoktur. Suphesiz, bizim donusumuz Allah´adır. Olcuyu tasıranlar, onlar atesin halkı olanlardır.»

[44] «Iste size soylemekte olduklarımı yakında hatırlayacaksınız. Ben de isimi Allah´a bırakıyorum. Suphesiz Allah, kulları pek iyi gorendir.»

[45] Sonunda Allah, onların kurdukları hileli duzenlerinin kotuluklerinden onu korudu ve Firavun´un cevresini de azabın en kotusu kusatıverdi

[46] Ates; sabah aksam, ona sunulurlar. Kıyamet saatinin kopacagı gun ise: «Firavun cevresini, azabın en siddetli olanına sokun» (denecek)

[47] Atesin icinde, iddialar one surup karsılıklı tartısırlarken zayıf olanlar, buyuklenen (mustekbir)lere derler ki: «Gercekten biz, size uymus (teb´anız) olan kimselerdik. Simdi siz, atesten bir parcasını olsun, bizden uzaklastırabilir misiniz?»

[48] Buyuklenen (mustekbir)ler derler ki: «Biz hepimiz (atesin) icindeyiz; gercek su ki Allah, kullar arasında hukum verdi (artık).»

[49] Atesin icinde olanlar, cehennem bekcilerine dediler ki: «Rabbinize dua edin; azabtan bir gunu (olsun) bize hafifletsin.»

[50] (Bekciler:) «Size kendi peygamberleriniz apacık belgelerle gelmez miydi?» dediler. Onlar: «Evet» dediler. (Bekciler:) «Su halde siz dua edin» dediler. Oysa kafirlerin duası, cıkmazda olmaktan baskası degildir

[51] Hic suphesiz biz peygamberlerimize ve iman edenlere, dunya hayatında da, sahidlerin (sahidlik icin) duracakları gun de elbette yardım edecegiz

[52] Zalimlere kendi mazeretlerinin hicbir yarar saglamayacagı gun; lanet de onlarındır, yurdun en kotusu de

[53] Andolsun biz Musa´ya hidayeti verdik ve Israilogullarına da kitabı miras bıraktık

[54] (Ki o,) Temiz akıl sahipleri icin bir hidayet rehberi ve bir zikirdir

[55] Su halde sen sabret. Gercekten Allah´ın va´di haktır. Gunahın icin magfiret dile; aksam ve sabah Rabbini hamd ile tesbih et

[56] Suphesiz, kendilerine gelmis bulunan hicbir delil olmaksızın, Allah´ın ayetleri konusunda mucadele edenlere gelince; onların goguslerinde kendisine ulasamayacakları bir buyukluk (istegin)den baskası yoktur. Artık sen Allah´a sıgın. Suphesiz O hakkıyla isiten, hakkıyla gorendir

[57] Elbette goklerin ve yerin yaratılması, insanların yaratılmasından daha buyuktur. Ancak insanların cogu bilmezler

[58] Kor olanla (basiretle) goren bir olmaz; iman edip salih amellerde bulunanlarla kotuluk yapan da. Ne kadar az ogut alıp dusunuyorsunuz

[59] Suphesiz kıyamet saati, yaklasarak gelmektedir; bunda hic bir kusku yoktur. Ancak insanların cogu iman etmiyorlar

[60] Rabbiniz dedi ki: «Bana dua edin, size icabet edeyim. Dogrusu bana ibadet etmekten buyuklenen (mustekbir)ler; cehenneme boyun bukmus kimseler olarak gireceklerdir.»

[61] Allah, kendisinde sukun bulmanız icin geceyi, aydınlık olarak da gunduzu sizin icin var etti. Suphesiz Allah, insanlara karsı (sınırsız) bir fazl sahibidir. Ancak insanların cogu sukretmiyorlar

[62] Iste bu, sizin Rabbiniz olan Allah´tır; her seyin yaratıcısıdır; O´ndan baska ilah yoktur. Oyleyse nasıl olur da cevriliyorsunuz

[63] Iste, Allah´ın ayetlerini inkar etmekte olanlar da boyle cevriliyorlar

[64] Allah, yeryuzunu sizin icin bir karar, gokyuzunu de bir bina kıldı; sizi suretlendirdi, suretinizi de en guzel (bir bicim ve incelikte) kıldı ve size guzel, temiz seylerden rızık verdi. Iste sizin Rabbiniz Allah budur. Alemlerin Rabbi Allah ne yucedir

[65] O, hayy (diri) olandır, O´ndan baska ilah yoktur; oyleyse dini yalnızca kendisine halis kılanlar olarak O´na dua edin. Alemlerin Rabbine hamd olsun

[66] De ki: «Bana apacık belgeler gelince, sizin Allah´tan baska taptıklarınıza kulluk etmekten kesin olarak men edildim ve Alemlerin Rabbine teslim olmakla emrolundum.»

[67] O´dur ki, sizi topraktan, sonra bir damla sudan, sonra bir alak´tan (embriyo) yarattı; sonra sizi bir bebek olarak cıkarmakta, sonra guclu (erginlik) cagınıza erismeniz, sonra da yaslanmanız icin size (belli bir omur vermektedir). Sizden kiminin daha once hayatına son verilmektedir, adı konulmus bir ecele erismeniz ve belki aklınızı kullanmanız icin (Allah sizi boyle yasatır)

[68] Dirilten ve olduren O´dur. Bir isin olmasına hukmetti mi, ona yalnızca: «Ol» der, o da hemen oluverir

[69] Allah´ın ayetleri hakkında mucadele etmekte olanları gormuyor musun; onlar nasıl da donduruluyorlar

[70] Ki onlar, Kitabı ve peygamberlerimizle gonderdigimiz seyleri yalanladılar. Artık yakında bileceklerdir

[71] Boyunlarında demir halkalar ve (ayaklarında) zincirler oldugu halde suruklenecekler

[72] Kaynar suyun icinde; sonra ateste tutusturulacaklar

[73] Sonra onlara denilecek: «Sizin sirk kostuklarınız nerede?»

[74] «Allah´ın dısında (olan ortaklarınız).» Dediler ki: «Bizi bırakıp kayboluverdiler. Hayır, biz onceleri (meger) hicbir seye tapar degilmisiz.» Iste Allah, kafirleri boyle sasırtıp saptırır

[75] Iste bu, sizin yeryuzunde haksız yere sımarıp azmanız ve azgınca olcuyu tasırmanız dolayısıyladır

[76] Icinde ebedi kalıcılar olarak cehennemin kapılarından girin. Artık mutekebbirlerin konaklama yeri ne kotudur

[77] Su halde sen sabret, hic suphesiz Allah´ın va´di haktır. Sonunda ya onlara va´d ettigimiz (azab)ın bir kısmını sana gosterecegiz ya da senin hayatına son verecegiz. Nihayet onlar bize dondurulecekler

[78] Andolsun, biz senden once peygamberler gonderdik; onlardan kimini sana aktarıp anlattık ve onlardan kimini de sana aktarmayıp anlatmadık. Herhangi bir peygambere, Allah´ın izni olmaksızın bir ayeti getirmek olacak sey degildir. Allah´ın emri geldigi zaman hak ile hukum verilir ve iste burada (hakkı) iptal etmekte (istekli) olanlar husrana ugramıslardır

[79] Allah O´dur ki, kimine binmeniz, kiminden de yemeniz icin size (bir yarar olmak uzere) davarları var etti

[80] Onlarda sizin icin yararlar vardır. Onların ustunde goguslerinizde olan bir hacete (ihtiyaca veya arzuya) ulasırsınız; onların ustunde ve gemilerin ustunde de tasınırsınız

[81] Size kendi ayetlerini gostermektedir; artık Allah´ın ayetlerinden hangisini inkar ediyorsunuz

[82] Yeryuzunde gezip dolasmıyorlar mı ki, kendilerinden oncekilerin nasıl bir sona ugradıklarını bir gorsunler. Onlar, kendilerinden (sayıca) daha coktu ve yeryuzunde kuvvet ve eserler bakımından da kendilerinden daha ustunduler. Fakat kazanmakta oldukları seyler, (azaba karsı) onlara hicbir sey saglayamadı

[83] Peygamberleri kendilerine apacık belgeler getirdigi zaman, onlar, yanlarında olan ilimden dolayı sevinip boburlendiler de, kendisini alay konusu edindikleri sey, kendilerini sarıp kusatıverdi

[84] Onlar bizim dayanılmaz azabımızı gordukleri zaman, dediler ki: «Bir olan Allah´a iman ettik ve O´na sirk kosmakta oldugumuz seyleri de inkar ettik.»

[85] Ama bizim dayanılmaz azabımızı gordukleri zaman, imanları kendilerine hicbir yarar saglamadı. (Bu,) Allah´ın kulları arasında surup gitmekte olan sunnetidir. Iste kafirler burada husrana ugramıslardır

Fussilet

Surah 41

[1] Ha, Mim

[2] (Bu Kur´an,) Rahman ve Rahim´den indirilmistir

[3] Bilen bir kavim icin, ayetleri (cesitli bicimlerde, birer birer) ´fasıllar halinde acıklanmıs´ Arapca Kur´an (veya okunan) kitaptır

[4] Bir mujde verici ve bir uyarıcı korkutucu olarak. Ama onların cogu yuz cevirdiler. Artık onlar dinlemezler

[5] Ve dediler ki: «Bizi kendisine cagırmakta oldugun seye karsı kalblerimiz bir ortu icindedir, kulaklarımızda bir agırlık, bizimle senin aranda da bir perde vardır. Artık sen (yapabilecegini) yap, biz de gercekten yapıyoruz.»

[6] De ki: «Ben, ancak sizin benzeriniz olan bir beserim. Bana yalnızca, sizin ilahınızın bir tek ilah oldugu vahyolunuyor. Oyleyse O´na yonelin ve O´ndan magfiret dileyin. Vay haline o musriklerin.»

[7] Ki onlar, zekatı vermeyenler ve onlar ahireti inkar edenlerdir

[8] Gercek su ki, iman edip salih amellerde bulunanlar ise; onlar icin kesintisi olmayan bir ecir vardır

[9] De ki: «Gercekten siz mi yeri iki gunde yaratana (karsı) kufre sapıyor ve O´na birtakım esler kılıyorsunuz? O, alemlerin Rabbidir.»

[10] Orda (yerde) onun ustunde sarsılmaz daglar var etti, onda bereketler yarattı ve isteyip arayanlar icin esit olmak uzere ordaki rızıkları dort gunde takdir etti

[11] Sonra, kendisi duman halinde olan goge yoneldi; boylece ona ve yere dedi ki: «Isteyerek veya istemeyerek gelin.» Ikisi de: «Isteyerek (itaat ederek) geldik» dediler

[12] Boylelikle onları iki gun icinde yedi gok olarak tamamladı ve her bir goge emrini vahyetti. Biz dunya gogunu de kandillerle susleyip donattık ve bir koruma (altına aldık). Iste bu ustun ve guclu olan, bilen (Allah´)ın takdiridir

[13] Bu durumda eger onlar yuz cevirirlerse, artık de ki: «Ben sizi, Ad ve Semud (kavimlerinin) yıldırımına benzer bir yıldırımla uyarıp korkuttum.»

[14] Onlara «Yalnızca Allah´a kulluk edin» diye onlerinden ve arkalarından peygamberler gelince, dediler ki: «Eger dileseydi Rabbimiz melekler indirirdi. Bundan dolayı biz, sizin kendisiyle gonderildiginiz seye (karsı) kufredenleriz.»

[15] Ad (kavmin)e gelince; onlar yeryuzunde haksız yere buyuklendiler ve dediler ki: «Kuvvet bakımından bizden daha ustun kimmis?» Onlar, gercekten kendilerini yaratan Allah´ı gormediler mi? O, kuvvet bakımından kendilerinden daha ustundur. Oysa onlar, bizim ayetlerimizi (bilerek) inkar ediyorlardı

[16] Boylece biz de onlara dunya hayatında asagılanma azabını taddırmak icin, o ugursuz (felaketler yuklu) gunlerde uzerlerine ´kulakları patlatan bir kasırga´ gonderdik. Ahiret azabı ise daha da bir asagılanmadır. Ve onlara yardım edilmeyecektir

[17] Semud´a da gelince; biz onlara dogru yolu gosterdik, fakat onlar korlugu hidayete tercih ettiler. Boylece kazanmakta oldukları seyler yuzunden onları alcaltıcı azabın yıldırımı yakalayıverdi

[18] Iman edenleri ve korkup sakınmakta olanları ise kurtardık

[19] Allah´ın dusmanlarının bir araya getirilip toplanacakları gun iste onlar, atese bolukler halinde dagıtılırlar

[20] Sonunda oraya geldikleri zaman, onların isitme, gorme (duyuları) ve derileri kendi aleyhlerine sahitlik edecektir

[21] Kendi derilerine dediler ki: «Niye aleyhimizde sahitlik ettiniz?» Dediler ki: «Her seye nutku verip konusturan Allah, bizi konusturdu. Sizi ilk defa O yarattı ve O´na dondurulmektesiniz.»

[22] «Siz, isitme, gorme (duyularınız) ve derileriniz aleyhinizde sahitlik eder diye sakınıp korunmuyordunuz. Aksine, yapmakta olduklarınızın bircogunu Allah´ın bilmeyecegini sanıyordunuz.»

[23] «Iste bu sizin zannınız; Rabbiniz hakkında beslediginiz zannınız, sizi bir yıkıma ugrattı, boylelikle husrana ugrayanlar olarak sabahladınız.»

[24] Simdi eger sabredebilirlerse, artık onlar icin konaklama yeri atestir. Ve eger onlar hosnut olma (dunya)ya donmek isterlerse, artık onlar hosnut olacaklardan degildirler

[25] Biz onlara birtakım yakın kimseleri ´kabuk gibi uzerlerine kaplattık´, onlar da, onlerinde ve arkalarında olanları kendilerine suslu gosterdiler. Cinlerden ve insanlardan kendilerinden once gelip gecmis ummetlerde (yururlukte tutulan azab) sozu onların uzerine hak oldu. Cunku onlar, husrana ugrayanlardı

[26] Inkar edenler dediler ki: «Bu Kur´an´ı dinlemeyin ve onda (okunurken) yaygaralar koparın. Belki ustun gelirsiniz.»

[27] Artık gercekten o inkar edenlere siddetli bir azap taddıracagız ve onları yapmakta olduklarının en kotusuyle cezalandıracagız

[28] Bu, Allah´ın dusmanlarının cezası olan atestir. Bizim ayetlerimizi inkar etmeleri dolayısıyla bir ceza olarak, orada onlar icin ebedilik yurdu vardır

[29] Kufretmekte olanlar dediler ki: «Rabbimiz, cinlerden ve insanlardan bizi saptırmıs olanları bize goster, onları ayaklarımızın altına alalım, en asagılarda bulunanlardan olsunlar.»

[30] Suphesiz: Onlar «Bizim Rabbimiz Allah´tır» deyip sonra da dosdogru bir istikamet tutturanlar (yok mu); onların uzerine melekler iner (ve der ki;) «Korkmayın ve huzne kapılmayın, size va´d olunan cennetle sevinin.»

[31] «Biz, dunya hayatında da, ahirette de sizin velileriniziz. Orda nefislerinizin arzuladıgı her sey sizindir ve istemekte oldugunuz her sey de sizindir.»

[32] «Cok bagıslayan, cok esirgeyen (Allah)tan bir agırlanma olarak.»

[33] Allah´a cagıran, salih amelde bulunan ve: «Gercekten ben muslumanlardanım» diyenden daha guzel sozlu kimdir

[34] Iyilikle kotuluk esit olmaz. Sen, en guzel olan bir tarzda (kotulugu) uzaklastır; o zaman, (gorursun ki) seninle onun arasında dusmanlık bulunan kimse, sanki sıcak bir dost(un) oluvermistir

[35] Buna da, sabredenlerden baskası kavusturulamaz. Ve buna, buyuk bir pay sahibi olanlardan baskası da kavusturulamaz

[36] Sayet sana seytandan bir kıskırtma gelecek olursa, hemen Allah´a sıgın. Cunku O, isitendir, bilendir

[37] Allah´ın ayetlerindendir gece, gunduz, gunes ve ay. Siz gunese de, aya da secde etmeyin. Allah´a secde edin, ki bunları kendisi yaratmıstır. Eger O´na ibadet edecekseniz

[38] Sayet onlar buyuklenecek olurlarsa, Rabbinin katında bulunanlar, O´nu gece ve gunduz tesbih ederler ve onlar bıkkınlık duymazlar

[39] O´nun ayetlerinden biri de, senin gercekten yeryuzunu husu icinde (solmus, boynu bukulmus ve kupkuru) gormendir. Ama biz onun uzerine suyu indirdigimiz zaman, deprenir ve kabarır. Suphesiz onu dirilten, oluleri de elbette dirilticidir. Cunku O, her seye guc yetirendir

[40] Onlar Bizim ayetlerimiz konusunda carpıtma yapanlar, bize gizli kalmazlar. Oyleyse atesin icine bırakılan mı daha hayırlıdır yoksa kıyamet gunu guvenle gelen mi? Siz dilediginizi yapın. Cunku O, yapmakta olduklarınızı gercekten gorendir

[41] Suphesiz, kendilerine zikir gelince ona (karsı) kufre sapanlar (atesin icine bırakılırlar); oysa o, aziz (serefi yuksek, ustun) bir Kitaptır

[42] Batıl, ona onunden de ardından da gelemez. (Cunku Kur´an,) Hukum ve hikmet sahibi, cok ovulen (Allah)tan indirilmedir

[43] Sana soylenen seyler, senden onceki peygamberlere soylenenden baskası degildir. Suphesiz senin Rabbin, hem elbette magfiret sahibidir, hem de acı bir azab sahibidir

[44] Eger biz onu A´cemi (Arapca olmayan bir dilde) olan Kur´an kılsaydık, herhalde derlerdi ki: «Onun ayetleri acıklanmalı degil miydi? Arap olana, A´cemi (Arapca olmayan bir dil) mi?» De ki: «O, iman edenler icin bir hidayet ve bir sifadır. Iman etmeyenlerin ise kulaklarında bir agırlık vardır ve o (Kur´an), onlara karsı bir korluktur. Iste onlara (sanki) uzak bir yerden seslenilir.»

[45] Andolsun, biz Musa´ya kitabı verdik, fakat onda anlasmazlıga dusuldu. Eger senin Rabbinden (daha once) bir soz gecmis (verilmis) olmasaydı, mutlaka aralarında hukum verilmis (is bitirilmis)ti. Gercekten onlar, bundan yana kusku verici bir tereddut icindedirler

[46] Kim salih bir amelde bulunursa, kendi nefsi lehinedir, kim de kotuluk ederse, o da kendi aleyhinedir. Senin Rabbin, kullara zulmedici degildir

[47] Kıyamet saatinin ilmi O´na dondurulur. O´nun ilmi olmaksızın, hicbir meyve tomurcugundan cıkmaz, hicbir disi gebe kalmaz ve dogurmaz da. Onlara: «Benim ortaklarım nerede» diye seslenecegi gun, dediler ki: «Sana arzettik ki, bizden hicbir sahid olan yok.»

[48] Onceden kendilerine taptıkları (bu gun) onlardan kaybolup gitti ve onlar kacacak hicbir yerleri olmadıgını anlamıslardır

[49] Insan, hayır istemekten bıkkınlık duymaz; fakat ona bir ser dokundu mu, artık o, ye´se dusen bir umutsuzdur

[50] Oysa ona dokunan bir zarardan sonra tarafımızdan bir rahmet taddırsak, mutlaka: «Bu benim (hakkım)dır. Ve ben kıyamet saatinin kopacagını da sanmıyorum eger Rabbime dondurulsem bile, muhakkak O´nun katında benim icin daha guzel olanı vardır.» der. Ama andolsun biz, o kafirlere yapmakta olduklarını haber verecegiz ve andolsun onlara, en kaba bir azabtan tattıracagız

[51] Insana nimet verdigimiz zaman, yuz cevirir ve yan cizer; ona bir ser dokundugu zaman ise, artık o, genis (kapsamlı ve derinlemesine) bir dua sahibidir

[52] De ki: «Gordunuz mu haber verin; eger o (Kur´an) Allah katından ise, sonra da siz ona (karsı) kufretmisseniz, (bu durumda) uzak bir ayrılık icinde olandan daha sapık kimdir?»

[53] Biz ayetlerimizi hem afakta, hem de kendi nefislerinde onlara gosterecegiz; oyleki, suphesiz onun hak oldugu kendilerine acıkca belli olsun. Her seyin uzerinde senin Rabbinin sahid olması yetmez mi

[54] Dikkatli olun; gercekten onlar, Rabblerine kavusmaktan yana derin bir kusku icindedirler. Dikkatli olun; gercekten O, her seyi sarıp kusatandır

Şûrâ

Surah 42

[1] Ha, Mim

[2] Ayn, Sin, Kaf

[3] O, Aziz ve Hakim olan Allah, sana ve senden oncekilere boyle vahyetmektedir

[4] Goklerde ve yerde olanlar O´nundur. O, yucedir, buyuktur

[5] Gokler, neredeyse ustlerinden catlayıp parcalanacaklar; melekler de Rablerini hamd ile tesbih ederler ve yerde olanlara magfiret dilerler. Haberiniz olsun; gercekten Allah, bagıslayan ve esirgeyen O´dur

[6] Allah´ın dısında birtakım veliler edinenler ise, Allah, onların uzerinde gozetleyicidir. Sen onların uzerinde bir vekil degilsin

[7] Iste biz sana, boyle Arapca bir Kur´an vahyettik; sehirlerin anası (olan Mekke halkı)nı ve cevresinde olanları uyarıp korkutman icin ve kendisinden suphe olmayan toplanma gununu (haber verip onları) uyarıp korkutman icin de. (O gun onların) Bir bolumu cennette, bir bolumu de cılgınca yanan atesin icerisindedirler

[8] Eger Allah dileseydi, onları herhalde tek bir ummet kılmıs olurdu. Ancak O, diledigini kendi rahmetine sokar. Zalimlere gelince; onlar icin ne bir veli vardır, ne de bir yardımcı

[9] Yoksa O´nun dısında birtakım veliler mi edindiler? Iste Allah; veli olan O´dur, olu olanları da dirilten O´dur. O, her seye guc yetirendir

[10] Hakkında ihtilafa dustugunuz herhangi bir sey; artık O´nun hukmu Allah´ındır. Iste benim Rabbim olan Allah. Ben O´na tevekkul ettim ve yalnızca O´na donup yonelirim

[11] O, goklerin ve yerin yaratıcısıdır. Size kendi nefislerinizden esler, davarlardan da ciftler var etti. Sizleri bu tarzda turetip yayıyor. O´nun benzeri gibi olan hicbir sey yoktur. O, isitendir, gorendir

[12] Goklerin ve yerin anahtarları O´nundur. O, diledigine rızkı genisletip yayar ve kısar da. Cunku O, her seyi bilendir

[13] O: «Dini dosdogru ayakta tutun ve onda ayrılıga dusmeyin» diye dinden Nuh´a vasiyet ettigini ve sana vahyettigimizi, Ibrahim´e, Musa´ya ve Isa´ya da vasiyet ettigimizi sizin icin de tesri´ etti (bir seriat kıldı). Senin kendilerini cagırmakta oldugun sey, musrikler uzerine agır geldi. Allah, diledigini buna secer ve icten kendisine yoneleni hidayete eristirir

[14] Onlar, kendilerine ilim geldikten sonra, yalnızca aralarındaki ´tecavuz ve haksızlık´ dolayısıyla ayrılıga dustuler. Eger senin Rabbinden, adı konulmus bir ecele kadar gecmis (verilmis) bir soz olmasaydı, muhakkak aralarında hukum verilmis (is bitirilmis)ti. Suphesiz onların ardından Kitaba mirascı olanlar ise, herhalde ona karsı kusku verici bir tereddut icindedirler

[15] Su halde, sen bundan dolayı davet et ve emrolundugun gibi dosdogru bir istikamet tuttur! Onların heva (istek ve tutku)larına uyma! Ve de ki: «Allah´ın indirdigi her kitaba inandım. Aranızda adalet yapmakla emrolundum. Allah, bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir. Bizim amellerimiz bizim, sizin amelleriniz sizindir. Bizimle sizin aranızda (karsılıklı delillere dayalı=huccet) bir tartısma konusu yoktur. Allah, bizi bir arada birlestirip toplayacak ve donus de O´nadır.»

[16] O´na icabet olunduktan sonra, Allah hakkında (sozde) ´deliller one surup tartısanların´ delilleri, Rabbleri katında gecersizdir. Onların uzerinde bir gazab vardır ve siddetli azab onlar icindir

[17] Ki Allah, hak olmak uzere Kitabı ve mizanı indirdi. Ne bilirsin; belki kıyamet saati pek yakındır

[18] Onda acele davrananlar, (gercekte) ona inanmayanlardır. Iman edenler ise, ona karsı bir korku icindedirler ve onun gercekten hak oldugunu bilirler. Haberiniz olsun; kıyamet saati konusunda tartısmakta olanlar, gercekte uzak bir sapıklık icindedirler

[19] Allah, kullarına karsı lutuf sahibi olandır; diledigini rızıklandırır. O, kuvvetlidir, azizdir

[20] Kim ahiret ekinini isterse, biz ona kendi ekininde arttırmalar yaparız. Kim de dunya ekinini isterse, ona da ondan veririz; ancak onun ahirette bir nasibi yoktur

[21] Yoksa onların birtakım ortakları mı var ki, Allah´ın izin vermedigi seyleri, dinden kendilerine tesri´ ettiler (bir seriat kıldılar)? Eger o fasıl kelimesi olmasaydı, elbette aralarında hukum (karar) verilirdi. Gercekten zalimler icin acıklı bir azap vardır

[22] (O gun) Zalimleri kazanmakta oldukları dolayısıyla korkuyla titrerlerken gorursun; o (yaptıkları) da ustlerine cokuvermistir. Iman edip salih amellerde bulunanlar ise, cennet bahcelerindedirler. Rableri katında her diledikleri onlarındır. Iste buyuk fazl (nimet ve ustunluk) budur

[23] Iste Allah; iman edip de salih amellerde bulunan kullarına boyle mujde vermektedir. De ki: «Ben, buna karsılık sizden hicbir ucret istemiyorum, ancak akrabalık sevgisi haric.» Kim bir iyilik kazanırsa, biz ondaki iyiligi arttırırız. Gercekten Allah, bagıslayandır, sukredene karsılıgını verendir

[24] Yoksa onlar: «Allah´a karsı yalan duzup uydurdu» mu diyorlar? Oysa eger Alah dilerse, senin de kalbini muhurler. Allah, batılı yok edip ortadan kaldırır ve kendi kelimeleriyle hakkı hak olarak pekistirir (gerceklestirir). Cunku O, sinelerin ozunde olanı bilendir

[25] Kullarından tevbeyi kabul eden, kotulukleri affeden ve islemekte olduklarınızı bilen O´dur

[26] O, iman edip salih amellerde bulunanlara icabet eder ve onlara kendi fazlından arttırır. Kafirlere gelince; onlar icin siddetli bir azap vardır

[27] Eger Allah, kulları icin rızkı (sınırsızca) genis tutup yaysaydı, gercekten yeryuzunde azarlardı. Ancak O, diledigi miktar ile indirir. Cunku O, kullarından haberi olandır, gorendir

[28] O´dur ki, onlar umutlarını kestikten sonra yagmuru indirir ve rahmetini serip yayar. O, Veli´dir, Hamid´dir

[29] Goklerin ve yerin yaratılması ile onlarda her canlıdan turetip yayması O´nun ayetlerindendir. Ve O, dileyecegi zaman onların hepsini toplamaga guc yetirendir

[30] Size isabet eden her musibet, (ancak) ellerinizin kazanmakta oldugu dolayısıyladır. (Allah,) Cogunu da affeder

[31] Siz yeryuzunde (O´nu) aciz bırakacak degilsiniz. Ve sizin Allah´ın dısında ne bir veliniz vardır, ne de bir yardımcınız

[32] Denizde yuksek daglar gibi seyretmekte olan gemiler O´nun ayetlerindendir

[33] Eger dileyecek olsa, ruzgarı durdurur, boylece onlar da onun ustunde kalakalırlar. Hic suphe yok, bunda cokca sabreden, cokca sukreden kimse icin gercekten ayetler vardır

[34] Ya da kazanmakta oldukları dolayısıyla onları yok eder, bir cogunu da affeder

[35] (Oyle ki) Ayetlerimiz hakkında mucadele edenler, kendileri icin hicbir kacacak yer olmadıgını bilip ogrensinler

[36] Size verilen herhangi bir sey, dunya hayatının metaıdır. Allah katında olan ise, daha hayırlı ve daha sureklidir. (Bu da) Iman edip Rablerine tevekkul edenler icindir

[37] (Bunlar,) Buyuk gunahlardan ve cirkin, utanmazlıklardan kacınanlar ve gazablandıkları zaman bagıslayanlar

[38] Rablerine icabet edenler, dosdogru namazı kılanlar, isleri kendi aralarında sura ile olanlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak edenler

[39] Ve haklarına tecavuz edildigi zaman, birlik olup karsı koyanlardır

[40] Kotulugun karsılıgı, onun misli (benzeri) olan kotuluktur. Ama kim affeder ve ıslah ederse (dirligi kurup saglarsa) artık onun ecri Allah´a aittir. Gercekten O, zalimleri sevmez

[41] Kim de zulme ugradıktan sonra nusret bulur (hakkını alır)sa, artık onlar icin aleyhlerinde bir yol yoktur

[42] Yol, ancak insanlara zulmeden ve yeryuzunde haksız yere ´tecavuz ve haksızlıkta bulunanların´ aleyhinedir. Iste bunlar icin acıklı bir azab vardır

[43] Kim de sabreder ve bagıslarsa, hic suphesiz bu, azme deger islerdendir

[44] Allah, kimi saptırırsa, artık bundan sonra onun hicbir velisi yoktur. Azabı gordukleri zaman, o zalimleri bir gorsen; «Geri donmege bir yol var mı?» derler

[45] Onları gorursun; zilletten basları onlerine dusmus bir halde, ona (atese) sunulurlarken goz ucuyla sezdirmeden bakarlar. Iman edenler de: «Gercekten husrana ugrayanlar, kıyamet gunu hem kendi nefislerini, hem de yakın akraba (veya yandas)larını da husrana ugratmıslardır» dediler. Haberiniz olsun; gercekten zalimler, kalıcı bir azab icindedirler

[46] Onların Allah´ın dısında kendilerine yardım edecek velileri yoktur. Allah kimi saptırırsa, artık onun icin hicbir (cıkıs) yolu yoktur

[47] Allah´tan geri cevrilmesi olmayan bir gun, gelmeden evvel, Rabbinize icabet edin. O gun, sizin icin ne sıgınılacak bir yer var, ne de sizin icin inkar (etmege bir imkan)

[48] Sayet onlar, sırt cevirecek olurlarsa, artık biz seni onların uzerine bir gozetleyici olarak gondermis degiliz. Sana dusen, yalnızca tebligdir. Gercek su ki, biz insana tarafımızdan bir rahmet taddırdıgımız zaman, ona sevinc duyar. Eger onlara kendi ellerinin takdim ettikleri dolayısıyla bir kotuluk isabet ederse, bu durumda da insan bir nankor kesiliverir

[49] Goklerin ve yerin mulku Allah´ındır. Diledigini yaratır. Diledigine disiler armagan eder, diledigine de erkek armagan eder

[50] Veya onları erkekler ve disiler olarak cift (ikiz) verir. Diledigini de kısır bırakır. Gercekten O, bilendir, guc yetirendir

[51] Kendisiyle Allah´ın konusması, bir beser icin olacak (sey) degildir; ancak bir vahy ile yada perde arkasından veya bir elci gonderip kendi izniyle diledigine vahyetmesi (durumu) baska. Gercekten O, yuce olandır, hukum ve hikmet sahibidir

[52] Boylece sana da biz kendi emrimizden bir ruh vahyettik. Sen, kitap nedir, iman nedir bilmiyordun. Ancak biz onu bir nur kıldık; onunla kullarımızdan dilediklerimizi hidayete erdiririz. Suphesiz sen, dosdogru olan bir yola yoneltip iletiyorsun

[53] Goklerde ve yerde bulunanların tumu kendisine ait olan Allah´ın yoluna. Haberiniz olsun; isler Allah´a doner

Zuhruf

Surah 43

[1] Ha, Mim

[2] Apacık olan Kitaba andolsun

[3] Gercekten biz onu, belki aklınızı kullanırsınız diye Arapca bir Kur´an kıldık

[4] Hic suphesiz o, bizim katımızda olan Ana Kitap´tadır; cok yucedir, hukum ve hikmet doludur

[5] Siz olcuyu tasıran bir kavimsiniz diye, simdi o zikri (ogut ve hatırlatma dolu Kur´an´ı) sizden (uzaklastırıp) bir yana mı bırakalım

[6] Oysa biz, onceki (cemiyet)ler icinde nice peygamber(ler) gonderdik

[7] Onlara bir peygamber gelmeyiversin, mutlaka onunla alay ederlerdi

[8] Biz de, kuvvet bakımından onlardan daha ustun olan (toplum)ları yıkıma ugrattık. Oncekilerin ornegi gecti

[9] Andolsun, onlara: «Gokleri ve yeri kim yarattı?» diye soracak olsan, tartısmasız: «Onları ustun ve guclu (aziz) olan, bilen (Allah) yarattı» diyecekler

[10] Ki O, yeri sizin icin bir besik kıldı ve onda size (birtakım) yollar var etti, boylece dogru yolu bulasınız

[11] Ki O, belli bir miktar ile gokten su indirdi de, onunla olu bir memleketi ´dirilttik (ve her yanına yeniden hayat) yaydık´; siz de boyle (kabirlerinizden diriltilip) cıkarılacaksınız

[12] Ki O, butun ciftleri yarattı ve sizin icin gemilerden ve hayvanlardan bineceginiz seyleri de var etti

[13] Onların sırtlarına binip dogrulmanız, sonra onlara binip dogruldugunuz zaman da, Rabbinizin nimetini zikretmeniz ve: «Bunlara bizim icin boyun egdiren (Allah) ne yucedir, yoksa biz bunu (kendi hizmetimize) yanastıramazdık» demeniz icin

[14] Ve biz elbette, Rabbimize cevrilip donecegiz

[15] (Buna ragmen) Kendi kullarından O´na bir parca kılıp yakıstırdılar. Dogrusu insan, acıkca bir nankordur

[16] Yoksa O, yarattıklarından kızları (kendine) edindi ve erkekleri size mi ayırıp bıraktı

[17] Oysa onlardan biri, O Rahman (olan Allah) icin verdigi ornek ile (kız cocugunun dogumuyla) mujdelendigi zaman, yuzu simsiyah kesilmis olarak kahrından yutkundukca yutkunuyor

[18] Onlar, sus icinde buyutulup de mucadelede acık olmayan (kızlar)ı mı (Allah´a yakıstırıyorlar)

[19] Onlar, ki kendileri Rahmanın kulları olan melekleri disiler kıldılar. Kendileri onların yaratılıslarına sahit mi oldular? Onların sahitlikleri yazılacak ve (bundan dolayı) sorumlu tutulacaklar

[20] Dediler ki: «Eger Rahman dilemis olsaydı, biz onlara ibadet etmezdik.» Onların bundan yana hicbir bilgileri yoktur. Onlar, yalnızca ´zan ve tahminle yalan soylemektedirler.´

[21] Yoksa biz, bundan once kendilerine bir Kitap verdik de simdi ona mı tutunuyorlar

[22] Hayır; dediler ki: «Gercek su ki biz, atalarımızı bir ummet uzerinde bulduk ve dogrusu biz onların izleri (eserleri) ustunde dogru olana (hidayete) yonelmis (kimse)leriz.»

[23] Iste boyle; senden once de (herhangi) bir memlekete bir peygamber gondermis olmayalım, mutlaka onun ´refah icinde sımarıp azan onde gelenleri´ (soyle) demislerdir: «Gercek su ki, biz, atalarımızı bir ummet (din) uzerinde bulduk ve dogrusu biz, onların izlerine (eserlerine) uymuslarız.»

[24] (O peygamberlerden her biri de soyle) Demistir: «Ben size, atalarınızı ustunde buldugunuz seyden daha dogru olanını getirmis olsamda mı?» Onlar da demislerdir ki: «Dogrusu biz, kendisiyle gonderildiginiz seye (karsı) kafir olanlarız.»

[25] Boylece biz de onlardan intikam aldık. Oyleyse, sen bir bakıver; yalan sayanların sonu nasıl oldu

[26] Hani Ibrahim babasına ve kendi kavmine demisti ki: «Hic tartısmasız ben, sizin tapmakta olduklarınızdan uzagım.»

[27] «(Ancak) Beni yaratan baska. Iste O beni hidayete yoneltip iletecektir.»

[28] Ve bunu (bu tevhid inancını) onun ardında (kendi soyunda) kalıcı bir kelime olarak kılıp bıraktı ki belki (Allah´a) donerler diye

[29] Hayır; Ben onları ve atalarını, kendilerine hak ve acıklayan bir peygamber gelinceye kadar metalandırıp yasattım

[30] Ancak kendilerine hak gelince, dediler ki: «Bu bir buyudur, dogrusu biz ona (karsı) kafir olanlarız.»

[31] Ve dediler ki: «Bu Kur´an, iki sehirden birinin buyuk bir adamına indirilmeli degil miydi?»

[32] Senin Rabbinin rahmetini onlar mı paylastırmaktadırlar? Dunya hayatında onların maisetlerini aralarında biz paylastırdık ve onlardan bir bolumu (diger) bir bolumunu ´teshir´ etmesi icin, bir bolumunu bir bolumu uzerinde derecelerle yukselttik. Senin Rabbinin rahmeti, onların toplayıp yıgmakta olduklarından daha hayırlıdır

[33] Eger insanlar (Allah´a karsı isyanda birlesip) tek bir ummet olacak olmasaydı, Rahmana (Allah´a karsı) kufredenlerin evlerine gumusten tavanlar ve uzerinde cıkıp yukselecekleri merdivenler yapardık

[34] Evlerine kapılar ve uzerinde yaslanıp dayanacakları koltuklar

[35] Ve (daha nice) cekici susler (de verirdik). Butun bunlar, yalnızca dunya hayatının metaıdır. Ahiret ise, senin Rabbinin katında muttakiler icindir

[36] Kim Rahman (olan Allah)´ın zikrini gormezlikten gelirse, biz, bir seytana onun ´uzerini kabukla baglattırırız´; artık bu, onun bir yakın dostudur

[37] Gercekten bunlar (bu seytanlar), onları yoldan alıkoyarlar; onlar ise, kendilerinin gercekten hidayette olduklarını sanıp sayarlar

[38] Sonunda bize geldigi zaman, der ki: «Keske benimle senin aranda iki dogu (dogu ile batı) uzaklıgı olsaydı. Meger ne kotu yakın dost(mussun sen).»

[39] (Bu soylenmeleriniz,) Bugun size kesin olarak bir yarar saglamaz. Cunku siz zulmettiniz. Suphesiz siz azabta da ortaksınız

[40] Oyleyse sagır olanlara sen mi dinleteceksin veya kor olan ve acıkca bir sapıklık icinde bulunanı hidayete erdireceksin

[41] Su halde biz seni alıp goturursek, elbette onlardan intikam alacagız

[42] Ya da kendilerine va´dettigimiz seyi onlara gosteririz ki, biz gercekten onların ustunde guc yetirenleriz

[43] Su halde sen, sana vahyedilene sımsıkı tutun; cunku sen dosdogru olan bir yol uzerindesin

[44] Ve hic suphesiz o (Kur´an), senin ve kavmin icin gercekten bir zikirdir. Siz (ondan) sorulacaksınız

[45] Senden once gonderdigimiz peygamberlerimizden sor: Biz, Rahman (olan Allah)´ın dısında tapılacak birtakım ilahlar kıldık mı (hic)

[46] Andolsun, biz Musa´yı Firavun´a ve onun ´onde gelen cevresine´ ayetlerimizle gonderdik. O da, dedi ki: «Gercekten ben, alemlerin Rabbinin elcisiyim.»

[47] Fakat onlara ayetlerimizle geldigi zaman, bir de ne gorsun, onlar bunlara (alay edip) guluyorlar

[48] Biz onlara biri otekinden daha buyuk olmayan hicbir ayet gostermedik. Belki donerler diye, biz onları azabla yakalayıverdik

[49] Ve onlar dediler ki: «Ey buyucu, sende olan ahdi (sana verdigi soz) adına bizim icin Rabbine dua et; gercekten biz hidayete gelmis olacagız.»

[50] Fakat onlardan azabı cekip giderince, bir de gorursun ki onlar andlarını bozuyorlar

[51] Firavun, kendi kavmi icinde bagırdı; dedi ki: «Ey Kavmim, Mısır´ın mulku ve su altımda akmakta olan ırmaklar benim degil mi? Yine de gormeyecek misiniz?»

[52] «Yoksa ben, sundan daha hayırlı degil miyim ki o, asagı (sınıftan) bir zavallı ve neredeyse (sozu) acıklamadan yoksun olan (biri)dir.»

[53] «Bu durumda (eger dogruysa), uzerine altından bilezikler atılmalı ya da yakınında yer almıs vaziyette onunla birlikte melekler gelmeli degil miydi?»

[54] Boylelikle kendi kavmini kucumsedi, onlar da ona boyun egdiler. Gercekten onlar, fasık olan bir kavimdi

[55] Sonunda bizi ofkelendirince, biz de onlardan intikam aldık, boylece onları toplu olarak suda bogduk

[56] Bu suretle onları, sonradan gelecekler icin bir selef ve bir ornek kıldık

[57] Meryem oglu (Isa) bir ornek olarak verilince, hemencecik senin kavmin ondan (keyifle soz edip) kahkahalarla guluyorlar

[58] Dediler ki: «Bizim ilahlarımız mı daha hayırlı, yoksa o mu?» Onu yalnızca bir tartısma konusu olsun diye (ornek olarak) verdiler. Hayır, onlar ´tartısmacı ve dusman´ bir kavimdir

[59] O, yalnızca bir kuldur; kendisine nimet verdik ve onu Israilogullarına bir ornek kıldık

[60] Eger biz dilemis olsaydık; elbette sizden melekler kılardık; onlar da yeryuzunde (size) halef olurlardı

[61] Hic suphesiz o, kıyamet saati icin bir ilimdir. Oyleyse ondan (kıyametten) yana hicbir kuskuya kapılmayın ve bana uyun. Dosdogru olan yol budur

[62] Seytan sakın sizi (Allah´ın yolundan) alıkoymasın. Gercekten o, sizin icin acıkca bir dusmandır

[63] Isa, acık belgelerle gelince, dedi ki: «Ben size bir hikmetle geldim ve hakkında ihtilafa dustuklerinizin bir kısmını size acıklamak icin de. Oyleyse Allah´tan sakınıp korkun ve bana itaat edin.»

[64] «Suphesiz Allah, O, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir; su halde O´na kulluk edin. Dosdogru olan yol budur.»

[65] Sonra, iclerinden birtakım fırkalar ihtilafa dustu. Artık, acıklı bir gunun azabından vay o zulmetmis olanlara

[66] Onlar, hic suurunda degilken kendilerine apansız geliverecek olan kıyamet saatinden baskasını mı gozluyorlar

[67] Muttakiler haric olmak uzere, o gun, dostların kimi kimine dusmandır

[68] «Ey kullarım, bugun sizin icin bir korku yoktur ve siz huzne kapılacak da degilsiniz.»

[69] «Ki onlar, benim ayetlerime iman edenler ve musluman olanlardır.»

[70] «Siz ve esleriniz cennete girin; sevinc icinde agırlanacaksınız.»

[71] Onların etrafında altın tepsiler ve testilerle dolasılır; orada nefislerin arzu ettigi ve gozlerin lezzet (zevk) aldıgı her sey var. Ve siz orda ebedi kalacak olanlarsınız

[72] «Iste, yapmakta olduklarınız dolayısıyla sizin mirascı kılındıgınız cennet budur.»

[73] «Orda sizin icin bircok meyveler vardır; onlardan yiyeceksiniz.»

[74] Suphesiz suclu gunahkarlar, cehennem azabı icinde ebedi kalacak olanlardır

[75] Onlardan (azab) hafifletilmeyecek ve orada onlar umutlarını kaybetmis kimselerdir

[76] Biz onlara zulmetmedik; ancak onların kendileri zalimlerdir

[77] (Cehennem bekcisine:) «Ey Malik (bekci), Rabbin bizim isimizi bitirsin!» diye haykırdılar. O: «Gercek su ki siz, (burada) kalacak olanlarsınız.» dedi

[78] «Andolsun, biz size hakkı getirdik, fakat sizin bir cogunuz hakkı cirkin gorup tiksinenlerdiniz.»

[79] Yoksa onlar, isi sıkı mı tuttular? Iste suphesiz biz de isi sıkı tutanlarız

[80] Yoksa onlar, gercekten bizim sır tuttuklarını ve aralarındaki fısıldasmalarını isitmedigimizi mi sanıyorlar? Hayır, (isitiyoruz) ve onların yanlarındaki elcilerimiz de (her seyi) yazıyorlar

[81] De ki: «Eger Rahman (olan Allah)´ın cocugu olsaydı, ona tapanların ilki ben olurdum.»

[82] Goklerin ve yerin Rabbi, Ars´ın Rabbi (olan Allah), onların nitelendirmekte olduklarından yucedir

[83] Artık sen onları bırak; onlar vadedilen kendi gunlerine kadar, dalsınlar ve oynaya dursunlar

[84] Goklerde ilah olan ve yerde ilah olan O´dur. O, hukum ve hikmet sahibi olandır, bilendir

[85] Goklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların mulku kendisinin olan (Allah) ne yucedir. Kıyamet saatinin ilmi O´nun katındadır ve siz O´na donduruleceksiniz

[86] O´nun dısında tapmakta oldukları sefaatte bulunmaga malik degildirler; ancak kendileri bilerek hakka sahidlik edenler baska

[87] Andolsun, onlara: «Kendilerini kim yarattı?» diye soracak olsan, tartısmasız: «Allah» diyecekler. Oyleyse nasıl olur da cevriliyorlar

[88] Onun: «Ya Rab» demesi hakkı icin, suphesiz onlar imana gelmez bir kavimdirler

[89] Simdi sen, ´aldırıs etmeksizin onlardan yuz cevir´ ve: «Selam» de. Artık onlar bileceklerdir

Duhân

Surah 44

[1] Ha, Mim

[2] Apacık olan Kitaba andolsun

[3] Gercekten biz onu mubarek bir gecede indirdik, gercekten biz uyarıp korkutanlarız

[4] Ki onda (O gecede) her hikmetli is ayrılır

[5] Katımızdan bir emir ile; dogrusu biz, (insanlara elci) gonderenleriz

[6] Rabbinden bir rahmet olarak. Suphesiz O, isitendir, bilendir

[7] Eger kesin bir bilgiyle inanıyorsanız (Allah), goklerin, yerin ve bu ikisi arasında bulunanların Rabbidir

[8] O´ndan baska ilah yoktur; diriltir ve oldurur. Sizin de Rabbinizdir ve gecmis atalarınızın da Rabbidir

[9] Hayır, onlar suphe icindedirler; oynayıp oyalanıyorlar

[10] Oyleyse sen, gogun acıkca bir duman getirecegi gunu gozle

[11] (Bu duman) Insanları sarıp kusatıverir. Iste bu, acıklı bir azabtır

[12] «Rabbimiz, azabı ustumuzden acıp gider; cunku biz (artık) iman edicileriz.»

[13] Onlar icin ogut alıp dusunmek nerede? Onlara, acıklayan bir peygamber gelmisti

[14] Sonra, ondan yuz cevirdiler ve dediler ki: «(Bu,) Ogretilmistir, bir delidir.»

[15] Biz sizden bu azabı biraz acıp giderecegiz; (ama yine) donecek olanlarsınız siz

[16] Buyuk bir siddetle yakalayacagımız gun, elbette biz intikam alacagız

[17] Andolsun, biz kendilerinden once, Firavun´un kavmini de denemeden gecirdik ve onlara kerim bir peygamber gelmisti

[18] Dedi ki: «Allah´ın kullarını bana teslim edin; gercekten ben sizin icin guvenilir bir peygamberim.»

[19] «Allah´a karsı buyuklenmeyin; hic suphesiz ben size apacık, bir delil getirmekteyim.»

[20] «Ve dogrusu ben, sizin beni tasa tutmanızdan benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan (Allah)a sıgındım.»

[21] «Eger siz bana iman etmiyorsanız, bu durumda benden kopup ayrılın.»

[22] Sonunda Rabbine: «Gercekten bunlar, suclu gunahkar bir kavimdirler» diye dua etti

[23] (Allah da:) «Oyleyse, kullarımı geceleyin yuruyuse gecir, muhakkak takip edilmis olacaksınız.» (diye duasını kabul edip cevap verdi)

[24] «Denizi durgun ve acık bırak. Cunku onlar, suda bogulacak bir ordudur.»

[25] Onlar nice bahceler ve pınarlar terketmislerdi

[26] (Nice) Ekinler, guzel konaklar

[27] Ve kendilerinde ´sevinc ve mutluluk icinde´ yasadıkları nimetler

[28] Iste boyle; biz bunları baska bir kavime miras olarak verdik

[29] Onlar icin ne gok, ne yer aglamadı ve onlar (azabı) ertelenenler de olmadı

[30] Andolsun, biz Israilogullarını o alcaltıcı azabtan kurtardık

[31] Firavun´dan. Cunku o, olcuyu tasıran bir mutekebbirdi

[32] Andolsun, biz onları bir ilim uzere alemlere karsı ustun kıldık

[33] Ve onlara, her birinde acık birer imtihan bulunan ayetler verdik

[34] Herhalde bunlar da diyorlar ki

[35] «(Butun her sey) Bizim yalnızca ilk olumumuzdur; biz yeniden diriltilip kaldırılacak degiliz.»

[36] «Eger (bu soylediklerinizde) dogru sozluyseniz, su halde atalarımızı getirin bakalım.»

[37] Onlar mı hayırlı, yoksa Tubba´ kavmi ve onlardan oncekiler mi? Biz onları yıkıma ugrattık. Cunku onlar, suclu gunahkardı

[38] Biz, bir ´oyun ve oyalanma konusu´ olsun diye gokleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları yaratmadık

[39] Biz onları yalnızca hak ile yarattık. Ancak onların cogu bilmezler

[40] Suphesiz o (hakkı batıldan, haklıyı haksızdan) ayırma gunu, onların hepsinin (hesaba cekilecekleri) vakitleridir

[41] O gun, bir dost, dosttan herhangi bir seyle yarar saglayamaz. Ve onlara yardım da edilmez

[42] Ancak Allah´ın rahmet ettigi baska. Hic suphesiz O, ustun ve guclu olandır, esirgeyendir

[43] Dogrusu, o zakkum agacı

[44] Gunahkar olanın yemegidir

[45] Pota gibi; karınlarda kaynar durur

[46] Kaynar suyun kaynaması gibi

[47] «Onu tutun da cehennemin orta yerine surukleyin;»

[48] «Sonra kaynar suyun azabından basının ustune dokun;»

[49] «(Azabı) Tad; cunku sen, (kendince) ustun, onurluydun.»

[50] «Gercekten bu, sizin kuskuya kapılmakta oldugunuz seydir.»

[51] Muttakilere gelince; muhakkak onlar, guvenli bir makamdadırlar

[52] Cennetlerde ve pınarlarda

[53] Hafif ipekten ve agır islenmis atlastan (elbiseler) giyinirler, karsılıklı olarak (otururlar)

[54] Iste boyle; ve biz onları simsiyah iri gozlu hurilerle evlendirmisizdir

[55] Orada, guvenlik icinde her turlu meyveyi istemektedirler

[56] Orada, ilk olumun dısında baska olum tadmazlar. Ve (Allah da) onları cehennem azabından korumustur

[57] Senin Rabbinden bir fazl ve (lutuf) olarak. Iste buyuk ´mutluluk ve kurtulus´ budur

[58] Belki onlar ogut alıp dusunurler diye, biz onu (Kur´an´ı), senin dilinle kolaylastırdık

[59] Oyleyse sen gozleyip bekle; gercekten onlar da gozleyip beklemekte olanlardır

Câsiye

Surah 45

[1] Ha, Mim

[2] Kitabın indirilmesi, ustun ve guclu olan, hukum ve hikmet sahibi Allah´tandır

[3] Suphesiz, mu´minler icin goklerde ve yerde ayetler vardır

[4] Sizin yaratılısınızda ve turetip yaydıgı canlılarda da kesin bilgiyle inanan bir kavim icin ayetler vardır

[5] Gece ile gunduzun ardarda gelisinde (veya aykırılıgında), Allah´ın gokten rızık indirip onunla olumunden sonra yeryuzunu diriltmesinde ve ruzgarları (belli bir duzen icinde) yoneltmesinde aklını kullanabilen bir kavim icin ayetler vardır

[6] Iste bunlar, Allah´ın ayetleridir; sana bunları hak olmak uzere okumaktayız. Oyleyse onlar, Allah´tan ve O´nun ayetlerinden sonra hangi soze iman edecekler

[7] Gercegi surekli ters yuz eden, gunaha duskun olan herkesin vay haline

[8] Kendisine Allah´ın ayetleri okunurken isitir, sonra mustekbirce (inatla buyukluk taslayarak) sanki onları isitmemis gibi ısrar eder. Artık sen onu acı bir azabla mujdele

[9] Ayetlerimizden bir sey ogrendigi zaman, onu alay konusu edinir. Iste onlar icin asagılatıcı bir azab vardır

[10] Arkalarından cehennem (onları izlemektedir). Kazanmakta oldukları seyler, onlara hicbir yarar saglamaz; Allah´tan baska edinmekte oldukları veliler de. Onlar icin buyuk bir azab vardır

[11] Iste bu (Kur´an) bir hidayettir. Rablerinin ayetlerini inkar edenler ise, onlar icin, (en) igrenc olanından acı bir azab vardır

[12] Allah; kendi emriyle onda gemiler akıp gitsin ve O´nun fazlından ararsınız diye, sizin icin denize boyun egdirdi. Umulur ki sukredersiniz

[13] Kendinden (bir nimet olarak) goklerde ve yerde olanların tumune sizin icin boyun egdirdi. Suphesiz bunda, dusunebilen bir kavim icin gercekten ayetler vardır

[14] Iman edenlere de ki: Allah´ın, gelecek azab gununden korkmayanları (simdilik) bagıslasınlar ki Allah onların yaptıklarını cezalandırsın

[15] Kim salih bir amelde bulunursa, kendi lehinedir, kim de kotuluk yaparsa, artık o da kendi aleyhinedir. Sonra siz Rabbinize donduruleceksiniz

[16] Andolsun, biz Israilogullarına Kitap, hukum ve peygamberlik verdik, onları temiz ve guzel seylerden rızıklandırdık ve onları alemlere karsı ustun kıldık

[17] Ve onlara bu emirden acık belgeler verdik. Fakat onlar, kendilerine ilim geldikten sonra, yalnızca aralarındaki ´hakka tecavuz ve azgınlıktan´ dolayı ihtilafa dustuler. Suphesiz senin Rabbin, hakkında ihtilafa dustukleri seyde kıyamet gunu aralarında hukum verecektir

[18] Sonra seni de bu emirden bir seriat uzerinde kıldık; oyleyse sen ona uy ve bilmeyenlerin heva (istek ve tutku)larına uyma

[19] Cunku onlar, Allah´tan (gelecek) hicbir seyi senden savamazlar. Hic suphesiz zalimler, birbirlerinin velisidirler. Allah ise, muttakilerin velisidir

[20] Bu (Kur´an), insanlar icin basiret (nuruyla Allah´a yonelten ayet)lerdir, kesin bilgiyle inanan bir kavim icin de bir hidayet ve bir rahmettir

[21] Yoksa kotuluklere batıp yara alanlar, kendilerini iman edip salih amellerde bulunanlar gibi kılacagımızı mı sandılar? Hayatları ve olumleri de bir mi (olacak)? Ne kotu hukum veriyorlar

[22] Allah, gokleri ve yeri hak olarak yarattı; oyle ki, her nefis kazanmakta olduklarıyla karsılık gorsun. Onlara zulmedilmez

[23] Simdi sen, kendi hevasını ilah edinen ve Allah´ın bir ilim uzere kendisini saptırdıgı, kulagı ve kalbi uzerine muhur vurdugu ve gozu ustune de bir perde cektigi kimseyi gordun mu? Artık Allah´tan sonra ona kim hidayet verecektir? Siz yine de ogut alıp dusunmuyor musunuz

[24] Dediler ki: «(Butun olup biten,) Bu dunya hayatımızdan baskası degildir, oluruz ve diriliriz; bizi ´kesintisi olmayan zaman´ (dehrin akısın)dan baskası yıkıma (helake) ugratmıyor.» Oysa onların bununla ilgili hicbir bilgileri yoktur; onlar, yalnızca zannediyorlar

[25] Onlara acık belgeler olarak ayetlerimiz okundugu zaman, onların (sozde savunma) delilleri: «Eger dogru sozluler iseniz, atalarımızı (diriltip) getirin» demekten baskası degildir

[26] De ki: «Allah sizi diriltiyor, sonra sizi olduruyor, sonra da kendisinde hicbir kusku olmayan kıyamet gunu O sizi bir araya getirip toplayacaktır. Ancak insanların cogu bilmezler.»

[27] Goklerin ve yerin mulku Allah´ındır. Kıyamet saatinin kopacagı gun, (iste) o gun, batılda olanlar husrana ugrayacaklardır

[28] O gun sen, her ummeti diz ustu cokmus (veya toplanmıs) olarak gorursun. Her ummet, kendi kıtabına cagrılır. «Bugun yapmakta olduklarınızla karsılık goreceksiniz.»

[29] «Bu bizim kitabımızdır; sizin aleyhinizde hak ile konusuyor. Gercekten biz, sizin yapmakta olduklarınızı yazıyorduk.»

[30] Artık iman edip salih amellerde bulunanlara gelince; Rableri onları kendi rahmetine sokar. Iste apacık olan ´buyuk mutluluk ve kurtulus´ budur

[31] Inkar edenlere gelince; «Size karsı ayetlerim okundugunda buyukluk taslayan (mustekbir olan)lar ve suclu gunahkar bir kavim olanlar sizler degil miydiniz?»

[32] «Gercekten Allah´ın va´di haktır, kıyamet saatinde hicbir kusku yoktur» denildigi zaman, siz: «Kıyamet saati de neymis, biz bilmiyoruz; biz yalnızca bir zan (ve tahmin)de bulunup zannediyoruz; biz, kesin bir bilgiyle inanmakta olanlar degiliz» demistiniz

[33] Onların yapmakta oldukları seylerin kotulugu kendileri icin acıga cıktı ve kendisini alay konusu edindikleri de onları sarıp kusattı

[34] Denildi ki: «Bugununuzle karsılasmayı unuttugunuz gibi, biz de sizi bugun unutuyoruz. Barınma yeriniz atestir. Ve sizin icin hicbir yardımcı yoktur.»

[35] «Bunun nedeni de sudur: Cunku siz Allah´ın ayetlerini alay konusu edindiniz; dunya hayatı da sizi aldattı.» Boylece ne oradan (atesten) cıkarılırlar, ne de (Allah´tan) hosnutluk dilekleri kabul edilir

[36] Su halde hamd, goklerin Rabbi, yerin Rabbi ve alemlerin Rabbi olan Allah´ındır

[37] Goklerde ve yerde buyukluk O´nundur. O, ustun ve guclu olandır, hukum ve hikmet sahibidir

Ahkaf

Surah 46

[1] Ha, Mim

[2] Kitabın indirilmesi, ustun ve guclu olan, hukum ve hikmet sahibi Allah´tandır

[3] Biz gokleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları ancak hak ve adı konulmus bir ecel (belli bir sure) olarak yarattık. Kufredenler ise, uyarılıp korkutuldukları seyden yuz cevirmekte olanlardır

[4] De ki: «Gordunuz mu haber verin; Allah´tan baska tapmakta olduklarınız, yerden neyi yaratmıslar, bana gosterin? Yoksa onların goklerde bir ortaklıgı mı var? Eger dogru sozluler iseniz, bundan once bir kitap ya da ilim kalıntısı (veya bir eser) varsa, bana getirin.»

[5] Allah´ı bırakıp kıyamet gunune kadar kendisine icabet etmeyecek olan seylere tapmakta olandan daha sapık kimdir? Oysa onlar, bunların tapmalarından habersizdirler

[6] Insanlar (bir araya getirilip) hasrolundugu zaman, (Allah´tan baska taptıkları) onlara dusman kesilirler ve onların (kendilerine) ibadet etmelerini de tanımazlar

[7] Onlara acık belgeler olarak ayetlerimiz okundugu zaman, o kufredenler kendilerine gelmis olan hak icin dediler ki: «Bu, apacık bir buyudur.»

[8] Yoksa: «Kendisi onu uydurdu» mu diyorlar? De ki: «Eger onu ben uydurdumsa, bu durumda siz, Allah´tan bana (gelecek) olan hicbir seye (karsı) malik olamazsınız. Sizin kendisi (Kur´an) hakkında, ne taskınlıklar yapmakta oldugunuzu O daha iyi bilendir. Benimle sizin aranızda sahid olarak O yeter. O, cok bagıslayandır, cok esirgeyendir.»

[9] De ki: «Ben peygamberlerden bir turedi degilim, bana ve size ne yapılacagını da bilemiyorum. Ben, yalnızca bana vahyedilmekte olana uymaktayım ve ben, apacık bir uyarıcı korkutucudan baskası degilim.»

[10] De ki: «Gordunuz mu haber verin; eger (bu Kur´an,) Allah katından ise, siz de ona (karsı) kufretmisseniz ve Israilogullarından bir sahid de bunun bir benzerine sahidlik edip iman etmisse ve siz de buyukluk taslamıssanız (bunun sonucu ne olacak)? Suphesiz Allah, zalim olan bir kavmi hidayete erdirmez.»

[11] Kufretmekte olanlar, iman etmekte olanlar icin dedi ki: «Eger O (Kur´an veya iman) hayırlı bir sey olsaydı, ona bizden once kosup yetisemezlerdi.» Oysa onlar, onunla hidayete ermediklerinden: «Bu, eski bir yalandır» diyecekler

[12] Bundan once de, bir rehber (imam) ve bir rahmet olarak Musa´nın kitabı var. Bu da, zulmedenleri uyarıp korkutmak ve ihsanda bulunanlara bir mujde olmak uzere, (kendinden onceki kitapları) dogrulayıcı ve Arapca bir dil ile olan bir kitaptır

[13] Suphesiz: «Bizim Rabbimiz Allah´tır» deyip sonra dosdogru bir istikamet tutturanlar (yok mu); artık onlar icin korku yoktur ve onlar mahzun da olmayacaklardır

[14] Iste onlar, cennet halkıdır; yapmakta olduklarına karsılık olmak uzere, icinde ebedi olarak kalıcıdırlar

[15] Biz insana, ´anne ve babasına´ iyilikle davranmasını tavsiye ettik. Annesi onu guclukle tasıdı ve onu guclukle dogurdu. Onun (hamilelikte) tasınması ve sutten kesilmesi, otuz aydır. Nihayet guclu (erginlik) cagına erip kırk yıl (yasın)a ulasınca, dedi ki: «Rabbim, bana, anne ve babama verdigin nimete sukretmemi ve senin razı olacagın salih bir amelde bulunmamı bana ilham et; benim icin soyumda da salahı ver. Gercekten ben tevbe edip sana yoneldim ve gercekten ben muslumanlardanım.»

[16] Iste bunlar; yapmakta olduklarının en guzelini kabul ederiz ve kotuluklerinden geceriz; (bunlar) cennet halkı icindedirler. (Iste bu,) Onlara va´dolunan dosdogru bir vaaddir

[17] O kimse ki, anne ve babasına: «Of size, benden once nice kusaklar gelip gecmisken, beni (diriltilip) cıkarılacagımla mı tehdit ediyorsunuz?» dedi. O ikisi (anne ve babası) ise, Allah´a yakararak: «Yazıklar sana, iman et, hic suphesiz Allah´ın va´di haktır.» (derler; fakat) O: «Bu, gecmislerin masallarından baskası degildir» der

[18] Iste bunlar, cinlerden ve insanlardan kendilerinden evvel gelip gecmis ummetler icinde, (azab) sozu uzerlerine hak olmus kimselerdir. Gercekten onlar, ziyana ugrayanlardır

[19] Her biri icin yapmakta olduklarından dolayı dereceler vardır; oyle ki amelleri kendilerine eksiksizce odensin ve onlar zulme de ugratılmazlar

[20] Kufredenler atese sunulacakları gun, (onlara soyle denir:) «Siz dunya hayatınızda butun ´guzellikleriniz ve zevklerinizi´ tuketip yok ettiniz, onlarla yasayıp zevk surdunuz. Iste yeryuzunde haksız yere buyuklenmeniz (istikbarınız) ve fasıklıkta bulunmanızdan dolayı, bugun alcaltıcı bir azab ile cezalandırılacaksınız.»

[21] Ad´ın kardesini hatırla; onun onunden ve ardından nice uyarıcı korkutucular gelip gecmisti; hani o, Ahkaf´taki kavmini: «Allah´tan baskasına kulluk etmeyin, gercekten ben, sizin icin buyuk bir gunun azabından korkmaktayım» diye uyarıp korkutmustu

[22] Dediler ki: «Sen, bizi ilahlarımızdan cevirmek icin mi bize geldin? Su halde eger dogru soyluyorsan, tehdit ettigin seyi, bize getir.»

[23] Dedi ki: «Ilim ancak Allah katındadır. Ben size gonderildigim seyi teblig ediyorum; ancak sizi cahillik etmekte olan bir kavim olarak goruyorum.»

[24] Derken, onu (azabı) vadilerine dogru yonelerek gelen bir bulut seklinde gordukleri zaman, «Bu bize yagmur yagdıracak olan bir buluttur» dediler. Hayır, o, kendisi icin acele ettiginiz seydir. Bir ruzgar; onda acıklı bir azab vardır

[25] Rabbinin emriyle her seyi yerle bir eder. Boylece meskenlerinden baska, hicbir sey(leri) gorunemez duruma dustuler. Iste biz, suclu gunahkar bir kavmi boyle cezalandırırız

[26] Andolsun, biz onları, sizleri kendisinde yerlesik kılmadıgımız yerlerde (size vermedigimiz guc ve iktidar imkanlarıyla) yerlesik kıldık ve onlara isitme, gorme (duygularını) ve gonuller verdik. Ancak ne isitme, ne gorme (duyuları) ve ne gonulleri kendilerine herhangi bir sey saglamadı; Cunku onlar, Allah´ın ayetlerini inkar ediyorlardı. Alay konusu edindikleri sey, onları sarıp kusattı

[27] Andolsun, biz cevrenizde bulunan sehirlerden (bircogunu) yıkıma ugrattık ve belki donerler diye ayetleri cesitli sekillerde acıkladık

[28] Bu durumda, Allah´ı bırakıp yakınlık (saglamak) icin edindikleri ilahlar, onlara yardım etselerdi ya. Hayır, onlar, kendilerinden kaybolup gittiler. Bu (edindikleri ilahlar ve onlara yukledikleri), onların yalanları ve uydurmakta olduklarıdır

[29] Hani cinlerden birkacını, Kur´an dinlemek uzere sana yoneltmistik. Boylece onun huzuruna geldikleri zaman, dediler ki: «Kulak verin;» sonra (dinleme isi) bitirilince de kendi kavimlerine (birer) uyarıcı korkutucular olarak donduler

[30] Dediler ki: «Ey Kavmimiz, gercekten biz, Musa´dan sonra indirilen, kendinden oncekileri de dogrulayan bir kitap dinledik; hakka ve dosdogru olan yola yoneltip iletmektedir.»

[31] «Ey Kavmimiz, Allah´a davet edene icabet edin ve ona iman edin; gunahlarınızdan bir kısmını bagıslasın ve sizi acıklı bir azabtan korusun.»

[32] «Kim Allah´a davet edene icabet etmezse, artık o, yeryuzunde (Allah´ı aciz bırakacak degildir ve onun O´ndan baska) velileri de yoktur. Iste onlar, apacık bir sapıklık icindedirler.»

[33] Onlar gormuyorlar mı ki, gokleri ve yeri yaratan ve onları yaratmaktan yorulmayan (Allah), oluleri de diriltmeye guc yetirir. Hayır; gercekten O, her seye guc yetirendir

[34] Kufredenler atese sunulacakları gun, (onlara soyle denir:) «Bu gercek degil miymis?» Onlar: «Rabbimize and olsun, evet (oyledir)» derler. (Allah da:) «Oyleyse kufretmekte olduklarınızdan dolayı azabı tadın!» dedi

[35] Artık sen sabret; peygamberlerden azim sahiplerinin sabrettikleri gibi, onlar icin de acele etme. Onlar, tehdit edildikleri seyi (azabı) gordukleri gun, sanki kendileri gunduzun yalnızca bir saati kadar yasamıslar. (Bu,) Bir tebligdir. Artık fasık olan bir kavimden baskası yıkıma ugratılır mı

Muhammed

Surah 47

[1] Onlar ki kufrettiler ve Allah´ın yolundan alıkoydular, (iste Allah da) onların amellerini giderip bosa cıkarmıstır

[2] Iman edip salih amellerde bulunan ve Muhammed´e indirilen (Kur´an) a -ki o Rablerinden olan bir haktır- iman edenlerin (Allah), kotuluklerini ortup bagıslamıs, durumlarını duzeltip ıslah etmistir

[3] Iste boyle; hic suphesiz, kufredenler batıl olana uymuslar; ve hic suphesiz, iman edenler de Rablerinden olan hakka uymuslardır. Iste Allah, insanlara kendi orneklerini boyle verip gostermektedir

[4] Oyleyse, kufredenlerle karsı karsıya geldiginiz zaman, hemen boyunlarını vurun; sonunda onları iyice bozguna ugratıp zafer kazanınca da artık (esirler icin) bagı sımsıkı tutun. Bundan sonra ya bir lutuf olarak (onları bırakın) ya da bir fidye (karsılıgı salıverin). Oyle ki savas agırlıklarını bıraksın (sona ersin). Iste boyle; eger Allah dilemis olsaydı, elbette onlardan intikam alırdı. Ancak (savas,) sizleri birbirinizle denemesi icindir. Allah yolunda oldurulenler ise; (Allah,) kesin olarak onların amellerini giderip bosa cıkarmaz

[5] Onları hidayete erdirecek ve onların durumlarını duzeltip ıslah edecektir

[6] Ve onları, kendilerine tarif edip tanıttıgı cennete sokacaktır

[7] Ey iman edenler, eger siz Allah´a (Allah adına Islama ve muslumanlara) yardım ederseniz, O da size yardım eder ve sizin ayaklarınızı saglamlastırır

[8] Inkar edenler ise, yuzukoyun dusus, onlara olsun! (Allah,) onların amellerini giderip bosa cıkarmıstır

[9] Iste boyle; cunku onlar, Allah´ın indirdigini cirkin (kerih) gorduler; bundan dolayı, O da, onların amellerini bosa cıkardı

[10] Onlar, yeryuzunde gezip dolasmıyorlar mı ki, kendilerinden oncekilerin nasıl bir sona ugradıklarını gorsunler. Allah, onları yerle bir etti. O kafirler icin de bunun bir benzeri vardır

[11] Iste boyle; cunku Allah, iman etmekte olanların velisidir; kafirlerin ise, onların velisi yoktur

[12] Suphesiz Allah, iman edip salih amellerde bulunanları, altından ırmaklar akan cennetlere sokar. Inkar edenler ise, metalanırlar ve hayvanların yemesi gibi yerler; ates, onlar icin bir konaklama yeridir

[13] Seni surup cıkaran memleketinden, kuvvet bakımından daha ustun nice memleketler vardır ki, biz onları yıkıma ugrattık da kendileri icin hicbir yardımcı yoktu

[14] Simdi Rabbinden apacık bir belge uzerinde bulunan kimse, kotu ameli kendisine ´suslu ve cekici gosterilmis´ ve kendi heva (istek ve tutku)larına uyan kimseler gibi midir

[15] Takva sahiplerine va´dedilen cennetin misali (sudur): Icinde bozulmayan sudan ırmaklar, tadı degismeyen sutten ırmaklar, icenler icin lezzet veren saraptan ırmaklar ve suzme baldan ırmaklar vardır ve orada onlar icin meyvelerin her turlusunden ve Rablerinden bir magfiret de vardır. Hic (boyle mukafatlanan bir kisi), atesin icinde ebedi olarak kalan ve bagırsaklarını ´parca parca koparan´ kaynar sudan icirilen kimseler gibi olur mu

[16] Onlardan kimi gelip seni dinler. Nitekim yanından cıkıp gittikleri zaman, kendilerine ilim verilenlere derler ki: «O biraz once ne soyledi?» Iste onlar; Allah, onların kalplerini damgalamıstır ve onlar kendi heva (istek ve tutku)larına uymuslardır

[17] Hidayeti bulmus olanlara gelince; (Allah,) onların hidayetlerini arttırmıs ve onlara takvalarını vermistir

[18] Artık onlar, kıyamet saatinin kendilerine apansız gelmesinden baskasını mı gozluyorlar? Iste onun isaretleri gelmistir. Fakat kendilerine geldikten sonra ogut alıp dusunmeleri onlara neyi saglar

[19] Su halde bil; gercek su ki, Allah´tan baska ilah yoktur. Hem kendi gunahın, hem mu´min erkekler ve mu´min kadınlar icin magfiret dile. Allah, sizin donup dolasacagınız yeri de bilir, konaklama yerinizi de

[20] Iman etmekte olanlar, derler ki: «(Savas izni icin) Bir sure indirilmeli degil miydi?» Fakat, icinde savas (kıtal) zikri gecen muhkem bir sure indirildigi zaman, kalplerinde hastalık bulunanların uzerine olum baygınlıgı cokmus olanların bakısı gibi sana baktıklarını gordun. Oysa onlara evla

[21] Itaat ve maruf (guzel) sozdu. Fakat is, kesinlik ve kararlılık gerektirdigi zaman, sayet onlar Allah´a sadakat gosterselerdi, suphesiz onlar icin daha hayırlı olurdu

[22] Demek, ´is basına gelip yonetimi ele alırsanız´ hemen yeryuzunde fesad (bozgunculuk) cıkaracak ve akrabalık baglarınızı koparıp parcalayacaksınız, oyle mi

[23] Iste bunlar; Allah onları lanetlemis, boylece (kulaklarını) sagırlastırmıs ve basiret (goz)lerini de kor etmistir

[24] Oyle olmasa, Kur´an´ı iyiden iyiye dusunmezler miydi? Yoksa birtakım kalpler uzerine kilitler mi vurulmus

[25] Suphesiz, kendilerine hidayet acıkca belli olduktan sonra, gerisin geri (kufre) irtidat eden (donen)leri, seytan kıskırtmıs ve uzun emellere kaptırmıstır

[26] Iste boyle; cunku gercekten onlar, Allah´ın indirdigini cirkin karsılayanlara dediler ki: «Size bazı islerde itaat edecegiz.» Oysa Allah, onların saklamakta olduklarını (sır olarak konustuklarını) biliyor

[27] Oyleyse melekler, onların yuzlerine ve arkalarına vura vura canlarını aldıkları zaman nasıl olacak

[28] Iste boyle; cunku gercekten onlar, Allah´ı gazablandıran seye uydular ve O´nu razı edecek seyleri cirkin karsıladılar, bundan dolayı (Allah,) onların amellerini bosa cıkardı

[29] Yoksa kalplerinde hastalık bulunanlar, kendi kinlerini Allah´ın hic cıkarmayacagını mı sandılar

[30] Eger biz dilersek, sana onları elbette gosteririz, boylelikle sen onları simalarından tanımıs olursun. Andolsun, sen onları, sozlerinin anlatım biciminden de tanırsın. Allah, amellerinizi bilir

[31] Andolsun, biz, sizden mucahid olanlarla sabredenleri bilinceye (belli edip ortaya cıkarıncaya) kadar, sizi deneyecegiz ve haberlerinizi de sınayacagız (acıklayacagız)

[32] Suphesiz inkar edenler, Allah´ın yolundan alıkoyanlar ve kendilerine hidayet acıkca belli olduktan sonra ´peygambere karsı gelip zorluk cıkaranlar´, kesin olarak Allah´a hicbir seyle zarar veremezler. (Allah,) Onların amellerini bosa cıkaracaktır

[33] Ey iman edenler, Allah´a itaat edin, peygambere itaat edin ve kendi amellerinizi gecersiz kılmayın

[34] Hic suphesiz, inkar edenler, Allah´ın yolundan alıkoyanlar, sonra kendileri kafirler iken olenler; iste Allah, onlara kesinlikle magfiret etmeyecektir

[35] Oyleyse, siz ustun (bir durumda) iken, barısa cagırmak suretiyle gevseklige dusmeyin. Allah, sizinle beraberdir; O, sizin amellerinizi asla eksiltmez

[36] Gercekten dunya hayatı, ancak bir oyun ve tutkulu bir oyalanmadır. Eger iman ederseniz ve sakınıp korkarsanız, O, size ecirlerinizi verir ve mallarınızı da istemez

[37] Eger sizden onları(n tumunu) isteyip sizi cıplak bırakacak olursa, cimrilik edersiniz ve sizin kinlerinizi de ortaya cıkarmıs olur

[38] Iste sizler boylesiniz; Allah yolunda infak etmege cagrılıyorsunuz; buna ragmen sizden kimi cimrilik etmektedir. Kim cimrilik ederse, artık o, ancak kendi nefsine cimrilik etmektedir. Allah ise, Ganiy (hicbir seye ihtiyacı olmayan)dır; fakir olanlar ise, sizlersiniz. Eger siz yuz cevirecek olursanız, sizden baska bir kavmi getirip degistirir. Sonra onlar, sizin benzerleriniz de olmazlar

Fetih

Surah 48

[1] Suphesiz, biz sana apacık bir fetih verdik

[2] Oyle ki Allah, senin gecmis ve gelecek (her) gunahını bagıslasın, uzerindeki nimetini tamamlasın ve seni dosdogru bir yola yoneltip iletsin

[3] Ve Allah, sana ´ustun ve onurlu´ bir zaferle yardım etsin

[4] Mu´minlerin kalplerine sukunet indirdi ki imanlarına iman katsınlar. Goklerin ve yerin orduları O´nundur. O Allah her seyi bilendir. Ve hikmet sahibidir

[5] (Butun bunlar,) Mu´min erkekleri ve mu´min kadınları, icinde ebedi kalıcılar olmak uzere, altından ırmaklar akan cennetlere sokması ve onların kotuluklerini ortup bagıslaması icindir. Iste bu, Allah katında ´buyuk kurtulus ve mutluluk´tur

[6] Bir de; kotu bir zan ile zanda bulunmakta olan munafık erkeklerle munafık kadınları ve musrik erkeklerle musrik kadınları azablandırması icin. O kotuluk cemberi, tepelerine insin. Allah, onlara karsı gazablanmıs, onları lanetlemis ve onlara cehennemi hazırlamıstır. Varacakları yer ne kotudur

[7] Goklerin ve yerin orduları, Allah´ındır. Allah, ustun ve guclu olandır, hukum ve hikmet sahibidir

[8] Suphesiz, biz seni bir sahid, bir mujde verici ve bir uyarıcı korkutucu olarak gonderdik

[9] Ki Allah´a ve Resulune iman etmeniz, onu savunup desteklemeniz, onu en icten bir saygıyla yuceltmeniz ve sabah aksam O´nu (Allah´ı) tesbih etmeniz icin

[10] Suphesiz, sana biat edenler, ancak Allah´a biat etmislerdir. Allah´ın eli, onların ellerinin uzerindedir. Su halde, kim ahdini bozarsa, artık o, ancak kendi aleyhine ahdini bozmus olur. Kim de Allah´a karsı verdigi ahdine vefa gosterirse, artık O da, ona buyuk bir ecir verecektir

[11] Bedevilerden geride bırakılanlar, sana diyecekler ki: «Bizi mallarımız ve ailelerimiz mesgul etti. Bundan dolayı bizim icin magfiret dile.» Onlar, kalplerinde olmayan seyi dilleriyle soyluyorlar. De ki: «Simdi Allah, size bir zarar isteyecek ya da bir yarar dileyecek olsa, sizin icin Allah´a karsı kim herhangi bir seyle guc yetirebilir? Hayır, Allah, yapmakta olduklarınızı haber alandır.»

[12] Hayır, siz peygamberin ve mu´minlerin, ailelerine ebedi olarak bir daha donmeyeceklerini zannettiniz; bu, sizin kalplerinizde cekici kılındı ve kotu bir zan ile zanda bulundunuz da, yıkıma ugramıs bir kavim oldunuz

[13] Kim Allah´a ve Rasulune iman etmezse, (bilsin ki) gercekten biz, kafirler icin cılgınca yanan bir ates hazırlamısızdır

[14] Goklerin ve yerin mulku Allah´ındır; diledigine magfiret eder, diledigini azablandırır. Allah, cok bagıslayan, cok esirgeyendir

[15] Geride bırakılanlar, siz ganimetleri almaya gittiginiz zaman diyeceklerdir ki: «Bizi bırakın da sizi izleyelim.» Onlar, Allah´ın kelamını degistirmek istiyorlar. De ki: «Siz, kesin olarak bizim izimizden gelmezsiniz. Allah, daha evvel boyle buyurdu.» Bunun uzerine: «Hayır, bizi kıskanıyorsunuz» diyecekler. Hayır, onlar pek az anlayanlardır

[16] Bedevilerden geride bırakılanlara de ki: «Siz yakında zorlu savascı olan bir kavme cagrılacaksınız; onlarla (ya) savasırsınız ya da (onlar) musluman olurlar. Bu durumda eger itaat ederseniz, Allah, size guzel bir ecir verir; eger bundan once sırt cevirdiginiz gibi (yine) sırt cevirirseniz, sizi acı bir azab ile azablandırır.»

[17] Kor olana gucluk (sorumluluk) yoktur, topal olana gucluk yoktur, hasta olana da gucluk yoktur. Kim Allah´a ve Resulune itaat ederse, (Allah) onu, altından ırmaklar akan cennetlere sokar. Kim de sırt cevirirse, onu acıklı bir azab ile azablandırır

[18] Andolsun, Allah, sana o agacın altında biat ederlerken mu´minlerden razı olmustur, kalplerinde olanı bilmis ve boylece uzerlerine ´guven duygusu ve huzur´ indirmistir ve onlara yakın bir fethi sevap (karsılıgı) olarak vermistir

[19] Ve alacakları bircok ganimetleri de. Allah, ustun ve guclu olandır, hukum ve hikmet sahibidir

[20] Allah, alacagınız daha bircok ganimetleri de size va´detti, bunu size hemencecik verdi ve insanların ellerini sizden cekti ki, (bu,) mu´minler icin bir ayet olsun ve sizi dosdogru bir yola yoneltip iletsin

[21] Ve (daha) baska (nice nimetler de, ki) siz henuz onlara guc yetirmis degilsiniz (ama) gercekten Allah, onları sarıp kusatmıstır. Allah, her seye karsı guc yetirendir

[22] Kafir olanlar, sizinle savasmıs olsalardı, arkalarını donup kacarlardı; sonra, ne bir veli (koruyucu dost), ne de bir yardımcı bulamazlardı

[23] (Bu,) Allah´ın oteden beri surup gitmekte olan sunnetidir. Sen Allah´ın sunnetinde kesinlikle hicbir degisiklik bulamazsın

[24] Onlara karsı size zafer verdikten sonra, Mekke´nin gobeginde onların ellerini sizden ve sizin de ellerinizi onlardan ceken O´dur. Allah, yapmakta olduklarınızı hakkıyla gormekte olandır

[25] Ki onlar, kufrettiler, sizi Mescid-i Haram´dan ve durdurulmakta (bekletilmekte) olan hediyeleri (kurbanları), yerlerine varmaktan alıkoydular. Eger kendilerini bilmediginiz mu´min erkekler ve mu´min kadınları, bilgisizlik dolayısıyla onları darmadagın edip de bu yuzden size ´dayanılmaz bir sıkıntı´ dokunmayacak olsaydı (o zaman durum farklı olurdu.) (Durumun boyle olması,) Allah´ın diledigini rahmetine sokması icindir. Eger (karısık yasayan mu´minler), secilip ayrılmıs olsalardı, muhakkak iclerinden kufretmekte olanları acıklı bir azab ile azablandırırdık

[26] Hani o kufretmekte olanlar, kendi kalpleri icinde, ´ofkeli soy koruyuculugunu´, (hamiyet), cahiliyenin ´ofkeli soy koruyuculugunu´ kılıp kıskırttıkları zaman, hemen Allah Rasulunun ve mu´minlerin uzerine ´(kalbi teskin eden) guven ve yatısma duygusunu´ indirdi ve onları «takva sozu» uzerinde kararlılıkla ayakta tuttu. Zaten onlar da, buna layık ve ehil idiler. Allah, her seyi hakkıyla bilendir

[27] Andolsun ki Allah Peygamberine o ruyayı dogru ve hak olarak gosterdi. Insallah Kabe´ye emniyet ve guven icinde, korkmadan (mutlaka) gireceksiniz, baslarınızı da tras etmis ve kısaltmıs olarak. Allah sizin bilmediginiz seyleri bildigi icin (Mekke´nin fethinden) once daha yakın bir fetih (Hayber´in fethini) nasip etti

[28] Ki O, kendi peygamberlerini hidayetle ve hak olan din ile, diger butun dinlere karsı ustun kılmak icin gonderdi. Sahid olarak Allah yeter

[29] Muhammed, Allah´ın Rasulu´dur. Ve onunla birlikte olanlar da kafirlere karsı zorlu, kendi aralarında ise merhametlidirler. Onları, ruku edenler, secde edenler olarak gorursun; onlar, Allah´tan bir fazl (lutuf ve ihsan) ve hosnutluk arayıp isterler. Belirtileri, secde izinden yuzlerindedir. Iste onların Tevrat´taki vasıfları budur; Incil´deki vasıfları ise: Sanki bir ekin; filizini cıkarmıs, derken onu kuvvetlendirmis, derken semizleyip kalınlasmıs, sonra sapları uzerinde dogrulup boy atmıs (ki bu,) ekicilerin de hosuna gider. (Bu ornek,) Onunla kafirleri ofkelendirmek icindir. Allah, iclerinden iman edip salih amellerde bulunanlara bir magfiret ve buyuk bir ecir va´detmistir

Hucurât

Surah 49

[1] Ey iman edenler, Allah´ın Rasulu´nun huzurunda one gecmeyin ve Allah´tan korkup sakının. Suphesiz Allah, isitendir, bilendir

[2] Ey iman edenler, seslerinizi peygamberin sesi ustunde yukseltmeyin ve birbirinize bagırdıgınız gibi, ona sozle bagırıp soylemeyin; yoksa siz suurunda degilken, amelleriniz bosa cıkar, gider

[3] Suphesiz, peygamberin yanında seslerini alcak tutmakta olanlar; iste onlar (var ya), Allah onların kalplerini takva icin imtihan etmistir. Onlar icin bir magfiret ve buyuk bir ecir vardır

[4] Suphesiz, hucrelerin ardından sana seslenenler de (var ya), onların cogu aklını kullanmıyorlar

[5] Eger gercekten onlar, yanlarına cıkıncaya kadar sabretmis olsalardı, herhalde (bu,) kendileri icin daha hayırlı olurdu. Allah, cok bagıslayandır, cok esirgeyendir

[6] Ey iman edenler, eger bir fasık, size bir haberle gelirse, onu ´etraflıca arastırın.´ Yoksa cehalet sonucu, bir kavme kotulukte bulunursunuz da, sonra islediklerinize pisman olursunuz

[7] Ve bilin ki Allah´ın Rasulu icinizdedir. Eger o, size bircok islerde uysaydı, elbette sıkıntıya duserdiniz. Ancak Allah, size imanı sevdirdi, onu kalplerinizde susleyip cekici kıldı ve size kufru, fıskı ve isyanı cirkin gosterdi. Iste onlar, dogru yolu bulmus (irsad) olanlardır

[8] Allah´tan bir fazl (bir ihsan ve lutuf) ve bir nimet olarak. Allah, bilendir, hukum ve hikmet sahibidir

[9] Mu´minlerden iki topluluk carpısacak olursa, aralarını bulup duzeltin. Sayet biri digerine haksızlıkla tecavuzde bulunacak olursa, artık, haksızlıkla tecavuzde bulunanla, Allah´ın emrine donunceye kadar savasın; eger sonunda (Allah´ın emrini kabul edip) donerse, bu durumda adaletle aralarını bulun ve (her konuda) adil davranın. Suphesiz Allah, adil olanları sever

[10] Mu´minler ancak kardestirler. Oyleyse kardeslerinizin arasını bulup duzeltin ve Allah´tan korkup sakının; umulur ki esirgenirsiniz

[11] Ey iman edenler, bir kavim (bir baska) kavimle alay etmesin, belki kendilerinden daha hayırlıdırlar; kadınlar da kadınlarla (alay etmesin), belki kendilerinden daha hayırlıdırlar. Kendi nefislerinizi (kendi kendinizi) yadırgayıp kucuk dusurmeyin ve birbirinizi ´en olmadık kotu lakablarla´ cagırmayın. Imandan sonra fasıklık ne kotu bir isimdir. Kim tevbe etmezse, iste onlar, zalim olanların ta kendileridir

[12] Ey iman edenler, zandan cok kacının; cunku zannın bir kısmı gunahtır. Tecessus etmeyin (birbirinizin gizli yonlerini arastırmayın). Kiminiz de kiminizin gıybetini yapıp arkasından cekistirmesin. Sizden biriniz, olu kardesinin etini yemeyi sever mi? Iste, bundan igrenip tiksindiniz. Allah´tan korkup sakının. Hic suphesiz Allah, tevbeleri kabul edendir, cok esirgeyendir

[13] Ey insanlar, gercekten, biz sizi bir erkek ve bir disiden yarattık ve birbirinizle tanısmanız icin sizi halklar ve kabileler (seklinde) kıldık. Hic suphesiz, Allah katında sizin en ustun (kerim) olanınız, takvaca en ileride olanınızdır. Hic suphe yok Allah, bilendir, haber alandır

[14] Bedeviler, dedi ki: «Iman ettik.» De ki: «Siz iman etmediniz; ancak «Islam (musluman veya teslim) olduk deyin. Iman henuz kalplerinize girmis degildir. Eger Allah´a ve Rasulu´ne itaat ederseniz, O, sizin amelerinizden hicbir seyi eksiltmez. Hic suphesiz Allah, cok bagıslayandır, cok esirgeyendir.»

[15] Mu´min olanlar, ancak o kimselerdir ki, onlar, Allah´a ve Rasulu´ne iman ettiler, sonra hicbir kuskuya kapılmadan Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad ettiler. Iste onlar, sadık (dogru) olanların ta kendileridir

[16] De ki: «Siz Allah´a dininizi mi ogreteceksiniz? Oysa Allah, goklerde ve yerde olanları bilir. Allah, her seyi bilendir.»

[17] Muslumanlar oldular diye, sana minnet etmektedirler. De ki: «Muslumanlıgınızı bana karsı minnet (konusu) etmeyin. Tam tersine, sizi imana yoneltip ilettigi icin Allah size minnet etmektedir. Eger dogru sozluler iseniz (bunu boyle kabullenmeniz gerekir.)»

[18] Hic suphesiz Allah, goklerin ve yerin gaybını bilir. Allah, yapmakta olduklarınızı gormekte olandır

Kâf

Surah 50

[1] Kaf. ´Serefli ustun´ Kur´an´a andolsun

[2] Hayır, onlara kendilerinden bir uyarıcı korkutucunun gelmesine sastılar da, o kafirler: «Bu sasılacak bir sey» dediler

[3] «Biz oldugumuz ve toprak oldugumuz zaman mı (yeniden diriltilecekmisiz)? Bu uzak bir donus (iddiasıdır).»

[4] Dogrusu biz, yerin onlardan ne eksilttigini bilmisizdir. Katımızda (butun bunları) saklayıp koruyan bir kitap vardır

[5] Hayır, hak kendilerine gelince yalanladılar. Simdi onlar, derin bir sarsıntı icinde bulunuyorlar

[6] Uzerlerindeki goge bakmıyorlar mı? Biz, onu nasıl bina ettik ve onu nasıl susledik? Onun hicbir catlagı yok

[7] Yeri de (nasıl) doseyip yaydık? Onda sarsılmaz daglar bıraktık ve onda ´goz alıcı ve ic acıcı´ her ciftten (nice bitkiler) bitirdik

[8] (Bunlar,) ´Icten Allah´a yonelen´ her kul icin ´hikmetle bakan bir ic goz´ ve bir zikirdir

[9] Ve gokten mubarek (bereket ve rahmet yuklu) su indirdik; boylece onunla bahceler ve bicilecek taneler bitirdik

[10] Ve birbiri ustunde dizilmis tomurcuk yuklu yuksek hurma agacları da

[11] Kullara rızık olmak uzere. Ve onunla (o suyla) olu bir sehri dirilttik. Iste (olumden sonra) dirilip cıkarılma da boyledir

[12] Onlardan once Nuh kavmi, Ress halkı ve Semud (kavmi) de yalanladı

[13] Ad, Firavun ve Lut´un kardesleri

[14] Eyke´liler ve Tubba kavmi de yalanladı. Bunların hepsi (kendilerine gonderilen) peygamberleri yalanladılar. Bu yuzden tehdidim (azabım) (onlara) hak oldu

[15] Ya, biz ilk yaratılısta gucsuz mu dustuk? Hayır, onlar ´karmasık bir kusku´ icindedirler

[16] Andolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin ona ne vesveseler vermekte oldugunu biliriz. Biz ona sahdamarından daha yakınız

[17] Onun sagında ve solunda oturan ´iki tesbit edici ve yazıcı´ tesbit edip yazarlarken

[18] O, soz olarak (herhangi bir sey) soylemeyiversin, mutlaka yanında hazır bir gozetleyici vardır

[19] O olum sarhoslugu, bir gercek olarak gelip de, (insana) «Iste bu, senin yan cizip kacmakta oldugun seydir» (denildigi zaman da)

[20] Sur´a da ufurulmustur. Iste bu, tehdidin (gerceklestigi) gundur

[21] (Artık) Her bir nefis, yanında bir surucu ve bir sahid ile gelmistir

[22] «Andolsun, sen bundan bir gaflet icindeydin; iste biz de senin uzerindeki ortuyu acıp kaldırdık. Artık bugun gorus gucun oldukca keskindir.»

[23] Onun yakını olan (ve yanından ayrılmayan melek) dedi ki: «Iste bu, yanımda hazır durumda olan sey.»

[24] (Allah soyle buyurur) Cehenneme atın son derece inatcı olan her nankoru

[25] Hayra engel olan saldırgan supheciyi

[26] Ki o, Allah´la beraber baska bir ilah edinmisti. Artık ikiniz, onu en siddetli olan azabın icine atın

[27] Onun yakın dostu (saptırıcı) dedi ki: «Rabbimiz, ben onu kıskırtıp azdırmadım. Ancak kendisi (haktan) uzak bir sapıklık icindeydi.»

[28] (Allah buyurur:) «Benim huzurumda cekisip durmayın. Ben size daha once ´kesin bir uyarı´ gondermistim.»

[29] «Huzurumda soz degisiklige ugratılmaz ve ben kullara zulmedici degilim.»

[30] O gun cehenneme diyecegiz: «Doldun mu?» O da: «Daha fazlası var mı?» diyecek

[31] Cennet de, muttakiler icin, uzakta degildir, (o gun) yakınlastırılmıstır

[32] Bu, size vadolunandır; (gonulden Allah´a) yonelip donen, (Islam´ın hukumlerini) koruyan

[33] Gormedigi halde Rahman´a karsı ´ici titreyerek korku duyan ve ´icten Allah´a yonelmis´ bir kalb ile gelen icindir

[34] «Ona ´esenlik ve barıs (selam)la´ girin. Bu, ebedilik gunudur.»

[35] Orada diledikleri her sey onlarındır; katımızda daha fazlası da var

[36] Biz bunlardan once nice kusakları yıkıma ugrattık ki onlar, zorbaca yakalamak (yakıp yıkmak, baskı ve siddetle yonetmek, sindirmek) bakımından kendilerinden daha ustunduler; sehirlerde (yerin ustunu altına getirip, sayısız kazı, insaat ve arastırmalarla her yanı) delik desik etmislerdi. (Ama) kacacak bir yer var mı

[37] Hic suphesiz, bunda, kalbi olan ya da bir sahid olarak kulak veren kimse icin elbette bir ogut (zikir) vardır

[38] Andolsun, biz gokleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları altı gunde yarattık; bize hicbir yorgunluk da dokunmadı

[39] Oyleyse sen, onların dediklerine karsılık sabret ve Rabbini gunesin dogusundan once ve batısından once hamd ile tesbih et

[40] Gecenin bir bolumunde ve secdelerin arkasında da O´nu tesbih et

[41] Cagırıcının, yakın bir yerden cagrıda bulunacagı gune kulak ver

[42] O gun, o cıglıgı bir gercek (hak) olarak isitirler. Iste bu, (dirilip kabirlerden) cıkıs gunudur

[43] Gercek su ki, dirilten ve olduren biziz, biz. Ve donus de bizedir

[44] O gun yer, onlardan catlayıp ayrılır da (onlar,) hızla kosarlar. Iste bu, bize gore oldukca kolay olan bir hasir (sizi bir arada toplama)dır

[45] Biz onların neler soylemekte olduklarını daha iyi biliriz ve sen onların uzerinde bir zorba da degilsin; su halde, benim kesin tehdidimden korkanlara Kur´an ile ogut ver

Zâriyât

Surah 51

[1] Tozu dumana katıp savuran (ruzgar)lara

[2] Derken, agır yuk tasıyan (bulut)lara

[3] Sonra kolaylıkla akıp gidenlere

[4] Sonra is(ler)i taksim edenlere andolsun

[5] Size va´dedilmekte olan, hic tartısmasız dogrudur

[6] Suphesiz (din) hesap ve ceza da mutlaka gerceklesecektir

[7] ´Ozen icinde yollar ve yorungelerle donatılmıs´ goge andolsun

[8] Siz, gercekten birbirini tutmaz bir soz (celiskili ve aykırı gorusler) icindesiniz

[9] Ondan cevrilen cevrilir

[10] Kahrolsun, o ´zan ve tahminle yalan soyleyenler´

[11] Ki onlar, ´bilgisizligin kusatması´ icinde habersizdirler

[12] «Hesap ve ceza (din) gunu ne zaman?» diye sorarlar

[13] O gun onlar, atesin ustunde tutulup eritilecekler

[14] «Tadın fitnenizi. Bu, sizin pek acele isteyip durdugunuz seydir.»

[15] Suphesiz muttaki olanlar, cennetlerde ve pınarlardadırlar

[16] Rablerinin kendilerine verdigini alanlar olarak. Cunku onlar, bundan once ihsanda (guzel davranısta) bulunanlardı

[17] Gece boyunca da pek az uyurlardı

[18] Onlar, seher vakitlerinde istigfar ederlerdi

[19] Onların mallarında dilenip isteyen (ve iffetinden dolayı istemeyip de) yoksul olan icin de bir hak vardı

[20] Yeryuzunde kesin bir bilgiyle inanacak olanlar icin ayetler vardır

[21] Ve kendi nefislerinizde de. Yine de gormuyor musunuz

[22] Gokte rızkınız vardır ve size va´dolunmakta olan da

[23] Iste, gogun ve yerin Rabbine andolsun ki, hic tartısmasız, o (size va´dedilen) sizin (kendi aranızda) konustuklarınız kadar, kuskusu olmayan kesin bir gercektir

[24] (Ey Nebi!) Sana Ibrahim´in agırlanan konuklarının haberi geldi mi

[25] Hani, onun yanına girdiklerinde: «Selam» demislerdi. O da: «Selam» demisti. «(Haklarında bilgim olmayan) Yabancı bir topluluk.»

[26] Hemen (onlara) sezdirmeden ailesine gidip, cok gecmeden semiz bir buzagı ile (geri) geldi

[27] Derken onlara yaklastırıp (onlerine surdu); «Yemez misiniz?» dedi

[28] (Onlar yemeyince) Bunun uzerine onlardan icine bir tur korku dustu. «Korkma» dediler ve ona bilgin bir erkek cocuk mujdesini verdiler

[29] Boylece karısı cıglıklar kopararak geldi ve yuzune vurarak: «Kısır, yaslı bir kadın (mı dogum yapacakmıs)?» dedi

[30] Dediler ki: «Oyle. (Bunu) Senin Rabbin buyurdu. Cunku O, hukum ve hikmet sahibi olandır, bilendir.»

[31] (Ibrahim) Dedi ki: «Su halde sizin asıl isteginiz nedir, ey elciler?»

[32] Dediler ki: «Gercek su ki biz, suclu gunahkar bir kavme gonderildik.»

[33] «Uzerlerine camurdan (iyice sertlesip kaskatı kesilmis) taslar yagdırmak icin.»

[34] «(Ki bu tasların her biri,) Rabbinin katında olcuyu tasıranlar icin (herkese ayrı ayrı) isaretlenmistir.»

[35] Bu arada, mu´minlerden orda kim varsa cıkardık

[36] Ne var ki, orda muslumanlardan olan bir evden baskasını da bulmadık

[37] Ve orada, acıklı bir azabdan korkanlar icin bir ayet bıraktık

[38] Musa (olayın) da da (dusundurucu ayetler vardır). Hani biz onu acık bir delille Firavun´a gondermistik

[39] Fakat o, ´butun kisisel ve askeri gucuyle´ yuz cevirdi ve: «(Bu,) Ya bir buyucu veya bir delidir» dedi

[40] Bunun uzerine, biz onu ve ordularını yakalayıp denize attık; (ki o,) ´kınanacak isler yapıp durmaktaydı´

[41] Ad (kavmin)de de (ayetler vardır). Hani onların uzerine de koklerini kesen (akim) bir ruzgar gonderdik

[42] Uzerinden gectigi her seyi (oldugu gibi) bırakmıyor, mutlaka onu curutup kul gibi dagıtıyordu

[43] Semud (kavmin)de de (ayetler vardır). Hani onlara: «Belli bir sureye kadar metalanıp yararlanın» denmisti

[44] Ancak Rablerinin emrine bas kaldırdılar; boylece bakıp dururlarken, onları yıldırım carpıp yakaladı

[45] Artık ne ayaga kalkmaya guc yetirebildiler, ne de yardım bulabildiler

[46] Bundan once Nuh kavmini de (yıkıma ugrattık). Cunku onlar, fasık olan bir kavim idi

[47] Biz gogu ´buyuk bir kudretle´ bina ettik ve suphesiz biz, (onu) genisletici olanlarız

[48] Yeri de biz doseyip yaydık; ne guzel doseyici olanlar(ız)

[49] Ve biz, her seyi iki cift yarattık. Umulur ki ogut alıp dusunursunuz

[50] Oyleyse, Allah´a dogru (yonelip, sirkten ve bozulmalardan) kacın. Gercekten ben sizi, O´ndan yana acıkca uyarıp korkutmakta olanım

[51] Allah ile beraber baska bir ilah(ı ortak) kılmayın. Gercekten ben sizi, O´ndan yana acıkca uyarıp korkutmakta olanım

[52] Iste boyle; onlardan oncekiler de herhangi bir peygamber gelmeyiversin, mutlaka onlar da: «Buyucu veya cinlenmis» demislerdir

[53] Onlar bunu (tarih boyunca) birbirlerine vasiyet mi ettiler? Hayır; onlar, ´azgın ve taskın (tagiy)´ bir kavimdirler

[54] Oyleyse sen, onlardan yuz cevir; artık sen, kınanacak degilsin

[55] Sen ogut verip hatırlat! Cunku gercekten ogutle hatırlatma, mu´minlere yarar saglar

[56] Ben, cinleri de, insanları da, yalnızca bana ibadet etsinler diye yarattım

[57] Ben, onlardan bir rızık istemiyorum ve ben, onların beni doyurup beslemelerini de istemiyorum

[58] Hic suphesiz, rızık veren, O, metin kuvvet sahibi olan Allah´tır

[59] Artık gercekten, zulmedenler icin, (gecmisteki) arkadaslarının gunahlarına benzer bir gunah vardır. Su halde acele etmesinler

[60] Kendilerine va´dedilen o (azab) gunlerinden dolayı vay o kufretmekte olanlara

Tûr

Surah 52

[1] Tur´a andolsun

[2] Satır (satır) dizili kitaba

[3] Yayılmıs ince deri uzerine

[4] Ma´mur eve

[5] Yukseltilmis tavana

[6] Kabarıp, tutusan denize

[7] Suphesiz senin Rabbinin azabı kesin olarak gerceklesecek olandır

[8] Onu uzaklastırıp engel olacak yoktur

[9] O gun gok, sarsılıp calkalanır

[10] Ve daglar bir yuruyus(le yerlerinden oynayıp) yurur

[11] Iste o gun, yalanlayanların vay haline

[12] Ki onlar, ´daldıkları sacma bir ugrası´ icinde oynayıp, oyalananlardır

[13] Cehennem atesine, ´kucultucu bir suruklenme ile´ suruklenecekleri gun

[14] (Onlara soyle denir:) «Iste sizin yalanlamakta oldugunuz ates budur.»

[15] «Bu da bir buyu mu, yoksa siz mi gormuyorsunuz.»

[16] «Girin ona; artık ister sabredip dayanın, ister sabretmeyin. Sizin icin birdir. Siz ancak, yaptıklarınızla cezalandırılıyorsunuz.»

[17] Hic suphesiz muttakiler, cennetlerde ve nimet icindedirler

[18] Rablerinin kendilerine verdikleriyle ´sevincli ve mutludurlar.´ Rableri, kendilerini ´cılgınca yanan cehennemin´ azabından korumustur

[19] «Yapmakta olduklarınızdan dolayı afiyetle yiyin ve icin.»

[20] Ozenle dizilmis tahtlar uzerinde yaslanıp dayanmıslardır. Ve biz onları iri, ceylan gozlu hurilerle evlendirmisiz

[21] Iman edenler ve soyları da kendilerini imanda izleyenler (var ya); biz onların soylarını da kendilerine katıp eklemisiz. Onların amellerinden hicbir seyi eksiltmedik. Her kisi, kendi kazanmakta olduguna karsılık bir rehindir

[22] Onlarla, istek duyup arzuladıkları meyvelerden ve etten de bol bol verdik

[23] Orada bir kadeh kapısır cekisirler ki, onda, ne ´bos ve sacma bir soz´, ne de bir gunaha sokma yoktur

[24] Kendileri icin (gorevlendirilmis hizmetci) civanlar, etrafında donup dolasırlar; sanki (her biri) ´sedefte saklı inci gibi tertemiz, pırıl pırıl.´

[25] Kimi kimine donup sorarlar

[26] Dediler ki: «Biz dogrusu daha once, ailemiz (yakın akrabalarımız) icinde endise edip korkanlardık.»

[27] «Simdi Allah, bize lutufta bulundu ve bizi, ´hucrelere kadar isleyen kavurucu´ azabdan korudu.»

[28] «Hic suphesiz, biz bundan once O´na dua (kulluk) ederdik. Gercekten O, iyiligi bol, esirgemesi cok olanın ta kendisidir.»

[29] Su halde sen, ogut verip hatırlat; cunku sen, Rabbinin nimetiyle ne bir kahinsin, ne de bir mecnun

[30] Yoksa onlar: «Bir sairdir, biz ona zamanın felaketlerini gozluyoruz» mu diyorlar

[31] De ki: «Siz gozetleyip durun; cunku ben de sizinle birlikte gozetleyenlerdenim.»

[32] Yoksa bunu kendilerine sacma akılları mı emretmektedir? Yoksa kendileri azgın bir kavim midir

[33] Yoksa: «Onu kendisi uydurup soyledi» mi diyorlar? Hayır, onlar iman etmiyorlar

[34] Su halde, eger dogru sozluler iseler, onun benzeri bir soz getirsinler

[35] Yoksa onlar, hicbir sey olmaksızın mı yaratıldılar? Yoksa yaratıcılar kendileri mi

[36] Yoksa gokleri ve yeri onlar mı yarattılar? Hayır; onlar, kesin bir bilgiyle inanmıyorlar

[37] Yoksa Rabbinin hazineleri onların yanında mıdır? Yoksa ustun guc (her seyin denetim ve yonetim) sahipleri kendileri midir

[38] Yoksa onların bir merdivenleri mi var (ki) onunla (yukselip en yuce makamda konusulanları) dinliyorlar? Oyleyse, dinleyenleri acık bir delil getirsin

[39] Yoksa kızlar O´nundur da, erkek cocuklar sizin mi

[40] Yoksa sen onlardan bir ucret mi istiyorsun ki, haksız bir borctan dolayı onlar, agır bir yuk altındadırlar

[41] Yoksa gayb (bilgisi) onların katında mıdır, boylece onlar yazıp duruyorlar

[42] Yoksa hileli bir duzen mi kurmak istiyorlar? Fakat o kufretmekte olanlar, kendileri hileli duzene dusecek olanlardır

[43] Yoksa onların, Allah´ın dısında baska bir ilahları mı var? Allah, onların sirk kosmakta olduklarından yucedir

[44] Eger gokten bir parcanın dusmekte oldugunu gorseler bile. «Ust uste katlanıp yıgılmıs bir buluttur.» derler

[45] Oyleyse sen onları kendisinde (en dayanılmaz azabla) carpılacakları gunlerine kavusuncaya kadar bırak

[46] O gun, ne hileli duzenleri kendilerine herhangi bir seyle yarar saglayacak, ne de kendileri yardım gorecekler

[47] Hic suphe yok, zulmetmekte olanlara, bundan once de bir azab vardır; ancak onların cogu bilmiyorlar

[48] Artık sen, Rabbinin hukmune sabret; cunku gercekten sen, bizim gozlerimizin onundesin. Ve her kalkısında da Rabbini hamd ile tesbih et

[49] Gecenin bir bolumunde ve yıldızların batısının ardında da O´nu tesbih et

Necm

Surah 53

[1] Battıgı zaman yıldıza andolsun

[2] Sahibiniz (olan peygamber) sasırıp sapmadı ve azmadı

[3] O, hevadan (kendi istek, dusunce ve tutkularına gore) konusmaz

[4] O (soyledikleri) yalnızca vahyolunmakta olan bir vahiydir

[5] Ona (bu Kur´an´ı) ustun (oldukca cetin) bir guc sahibi (Cebrail) ogretmistir

[6] (Ki O,) Gorunumuyle carpıcı bir guzellige sahiptir. Hemen dogruldu

[7] O, en yuksek bir ufuktaydı

[8] Sonra yaklastı, derken sarkıverdi

[9] Nitekim (ikisi arasında uzaklık) iki yay kadar (oldu) veya daha da yakınlastı

[10] Boylece O´nun kuluna vahyettigini vahyetti

[11] Onun gordugunu gonul yalanlamadı

[12] Yine de siz gormus oldugu uzerinde onunla tartısacak mısınız

[13] Andolsun, onu bir de diger iniste gormustu

[14] Sidretu´l-Munteha´nın yanında

[15] Ki Cennetu´l-Me´va onun yanındadır

[16] Sidreyi orten ortmekte iken

[17] Goz kayıp sasmadı ve (sınırı) tasmadı

[18] Andolsun, o, Rabbinin en buyuk ayetlerinden olanını gordu

[19] Gordunuz mu? Haber verin; Lat ve Uzza´yı

[20] Ve ucuncu (put) olan Menat´ı(n herhangi bir gucleri var mı)

[21] Erkek (evlat) sizin, disi de O´nun mu

[22] Eger boyleyse, bu, carpık bir paylasma

[23] Bu (putlar ise,) sizin ve atalarınızın (kendi istek ve ongorunuze gore) isimlendirdiginiz (kuru ve keyfi) isimlerden baskası degildir. Allah onlarla ilgili ´hicbir delil´ indirmemistir. Onlar, yalnızca zanna ve nefislerinin (alcak) heva (istek ve tutku) olarak arzu ettiklerine uymaktadırlar. Oysa andolsun, onlara Rablerinden yol gosterici gelmistir

[24] Yoksa insana ´her arzu edip dilekte bulundugu´ sey mi var

[25] Iste, son da, ilk de (ahiret ve dunya) Allah´ındır

[26] Goklerde nice melekler vardır ki, onların sefaatleri hicbir seyle yarar saglamaz; ancak Allah´ın dileyip razı oldugu kimseye izin verdikten sonra baska

[27] Gercek su ki, ahirete iman etmeyenler, melekleri disi isimlerle isimlendiriyorlar

[28] Oysa onların bununla ilgili hicbir bilgileri yoktur. Onlar, yalnızca zanna uymaktadırlar. Oysa gercekte zan, haktan yana hicbir yarar saglamaz

[29] Su halde sen, bizim zikrimize sırt ceviren ve dunya hayatından baskasını istemeyenden yuz cevir

[30] Iste onların ilimden yana ulasabildikleri (son sınır) budur. Hic suphesiz, senin Rabbin; kendi yolundan sapanı en iyi bilen O´dur ve hidayet bulanı da en iyi bilen O´dur

[31] Goklerde ve yerde olanlar Allah´ındır; oyle ki, kotulukte bulunanları, yapmakta oldukları dolayısıyla cezalandırır, guzel davranısta bulunanları da daha guzeliyle odullendirir

[32] Ki onlar buyuk gunahlardan, cirkince utanmazlıklardan kacınırlar, ufak tefek gunahlar bundan mustesnadır. Hic suphesiz Rabb´in, magfireti genis olandır. O, sizi daha iyi bilendir, hatta sizi topraktan yarattıgı ve siz daha annelerinizin karınlarında cenin halinde bulundugunuz zaman bile. Oyleyse kendinizi temize cıkarıp durmayın. O, kimin takva sahibi oldugunu en iyi bilendir

[33] Simdi, o yuz cevirmekte olanı gordun mu

[34] Azıcık verdi ve gerisini kaya gibi sımsıkı elinde tuttu

[35] Gaybın ilmi onun yanındadır da o mu goruyor

[36] Yoksa Musa´nın sahifelerinde olan kendisine haber verilmedi mi

[37] Ve vefa eden Ibrahim´in (sahifelerinde) olan da

[38] Dogrusu, hicbir gunahkar, bir baskasının gunah yukunu yuklenmez

[39] Ve dogrusu insana da kendi (emek ve) cabasından baskası yoktur

[40] Suphesiz kendi (emek ve) cabası da gorulecektir

[41] Sonra ona en eksiksiz karsılık verilecektir

[42] Elbette son varıs Rabbine olacaktır

[43] Dogrusu, gulduren ve aglatan O´dur

[44] Dogrusu, olduren ve dirilten de O´dur

[45] Dogrusu, ciftleri, erkek ve disiyi, yaratan da O´dur

[46] Bir damla sudan (dol yatagına) meni dokuldugu zaman

[47] Gercek su ki, diger diriltme (yeniden nes´et) de O´na aittir

[48] Dogrusu, muhtac olmaktan O kurtardı ve sermaye verip hosnut kıldı

[49] Dogrusu, ´Si´ra (yıldızı)nın´ Rabbi de O´dur

[50] Dogrusu, once gelen Ad (halkın)ı da O yıkıma ugrattı

[51] Semud´u da. Boylelikle (o halklardan kimseyi) bırakmadı

[52] Daha once Nuh kavmini de. Cunku onlar, daha zalim ve daha azgındılar

[53] Altı ustune gelen (Lut kavminin) sehirlerini de O yerin dibine gecirdi

[54] Boylece ona (o topluma) sardırdıgını sardırdı

[55] Oyleyse, Rabbinin hangi nimetlerinden kuskuya dusmektesin

[56] Bu onceki uyarıcılardan bir uyarıcıdır

[57] O yaklasmakta olan yaklastı

[58] Onu Allah´ın dısında ortaya cıkaracak baska (hicbir guc yoktur)

[59] Simdi siz, bu sozden mi saskınlıga dusuyorsunuz

[60] (Alaylı) Guluyorsunuz ve aglamıyorsunuz

[61] Ve suursuzca bas kaldırıyorsunuz

[62] Hemen, Allah´a secde edin ve (yalnızca O´na) kulluk edin

Kamer

Surah 54

[1] Kıyamet saati yakınlastı ve ay da yarıldı

[2] Onlar bir ayet (mucize) gorseler, sırt cevirirler ve: «(Bu,) Suregelen bir buyudur» derler

[3] Yalanladılar ve kendi heva (istek ve tutku)larına uydular; oysa her is sonunda kendi amacına varıp karar kılacaktır

[4] Andolsun, onlara (kendilerini sirkten ve bozulmalardan) caydırıp vazgecirtecek nice haberler geldi

[5] (Ki her biri) Dorugunda, olgunlasmıs hikmettir. Fakat uyarıp korkutmalar bir yarar saglamıyor

[6] Oyleyse sen onlardan yuz cevir; o cagrıcının ´ne tanınmıs, ne gorulmus´ bir seye cagıracagı gun

[7] Gozler ´zillet ve dehsetten dusmus olarak´, sanki ´etrafa serpilen´ cekirgeler gibi kabirlerinden cıkarlar

[8] Boyunlarını cagırana dogru uzatmıs olarak kosarlarken, kafirler derler ki: «Bu, zorlu bir gun.»

[9] Kendilerinden once Nuh kavmi de yalanlamıstı. Boylece kulumuz (Nuh)´u yalanladılar ve: «Delidir» dediler. O baskı altına alınıp engellenmisti

[10] Sonunda Rabbine dua etti: «Gercekten ben, yenik dusmus durumdayım. Artık sen intikam al.»

[11] Biz de ´bardaktan bosanırcasına akan´ bir su ile gogun kapılarını actık

[12] Yeri de ´coskun kaynaklar´ halinde fıskırttık. Derken su, takdir edilmis bir ise karsı (hukmumuzu gerceklestirmek uzere) birlesti

[13] Ve onu da tahtalar ve civiler(le insa edilmis gemi) uzerinde tasıdık

[14] Gozlerimiz onunde akıp gitmekteydi. (Kendisine ve getirdiklerine karsı) Kufredilip nankorluk edilmis olan (Nuh)´a bir mukafat olmak uzere

[15] Andolsun, biz bunu bir ayet olarak bıraktık. Fakat ogut alıp dusunen var mı

[16] Su halde benim azabım ve uyarıp korkutmam nasılmıs

[17] Andolsun biz Kur´an´ı zikr (ile ogut alıp dusunmek) icin kolaylastırdık. Fakat ogut alıp dusunen var mı

[18] Ad (kavmi) de yalanladı. Su halde benim azabım ve uyarıp korkutmam nasılmıs

[19] Biz, o ugursuz (felaket yuklu ve) surekli bir gunde uzerlerine ´kulakları patlatan bir kasırga´ gonderdik

[20] Insanları sokup atıyordu; sanki onlar, kokunden sokulup kopmus hurma kutukleriymis gibi

[21] Su halde benim azabım ve uyarıp korkutmam nasılmıs

[22] Andolsun biz Kur´an´ı zikr (ile ogut alıp dusunmek) icin kolaylastırdık. Fakat ogut alıp dusunen var mı

[23] Semud (kavmi) de uyarıları yalanladı

[24] Dediler ki: «Bizden biri olan bir besere mi uyacagız? Bu durumda gercekten biz bir saskınlık (sapıklık) ve cılgınlık icinde kalmıs oluruz.»

[25] «Zikr (vahy) icimizden ona mı bırakıldı? Hayır, o, cok yalan soyleyen kendini begenmis bir sımarıktır.»

[26] Onlar yarın, kimin cok yalan soyleyen kendini begenmis bir sımarık oldugunu bilip ogreneceklerdir

[27] Gercek su ki biz, bir fitne (imtihan ve deneme konusu) olarak o disi deveyi kendilerine gonderenleriz. Su halde sen onları gozleyip bekle ve sabret

[28] «Ve onlara, suyun kendi aralarında kesin olarak pay edildigini haber ver. Her su alıs sırası (kiminse, o) hazır bulunsun

[29] Derken arkadaslarını cagırdılar, o da bıcagını kapıp ´hayvanı ayagından bicip yere devirdi.´

[30] Su halde benim azabım ve uyarıp korkutmam nasılmıs

[31] Cunku biz onların uzerine bir tek cıglık gonderiverdik. Boylece onlar, agıldaki calı cırpı olan kuru ot gibi oluverdiler

[32] Andolsun biz Kur´an´ı zikr (ile ogut alıp dusunmek) icin kolaylastırdık. Fakat ogut alıp dusunen var mı

[33] Lut kavmi de uyarıları yalanladı

[34] Biz de onların uzerine tas yagdıran bir kasırga gonderdik. Yalnız Lut ailesini (bu azabtan ayrı tuttuk;) onları seher vakti kurtardık

[35] Tarafımızdan bir nimet olarak. Iste biz, sukredenleri boyle odullendiririz

[36] Oysa andolsun, zorlu yakalamamıza karsı onları uyarmıstı. Fakat onlar, bu uyarıları kuskuyla karsılayıp yalanlamakta direttiler

[37] Andolsun onlar, onun konuklarından da murad almak icin baskı yaptılar. Biz de onların gozlerini silip kor ettik. «Iste azabımı ve uyarıp korkutmamı tadın.»

[38] Andolsun onları bir sabah vakti erkenden, uzerlerinde kararını kılmıs bir azab yakalayıp bastırıverdi

[39] Simdi azabımı ve uyarıp korkutmamı tadın

[40] Andolsun biz Kur´an´ı zikr (ile ogut alıp dusunmek) icin kolaylastırdık. Fakat ogut alıp dusunen var mı

[41] Andolsun Firavun ailesi (ve cevresi ile kavmi)ne de uyarılar geldi

[42] Onlar bizim ayetlerimizin tumunu yalanladılar. Biz de onları ustun ve guclu kudretli olanın yakalama tarzıyla yakalayıverdik

[43] Sizin kafirleriniz onlardan daha hayırlı mıdır? Yoksa sizin icin Kitaplarda bir beraat mi var

[44] Yoksa onlar; «Biz, ´birbiriyle yardımlasıp ocunu alan´ bir toplumuz» mu diyorlar

[45] Yakında o toplum bozguna ugratılacak ve onlar arkalarını donup kacakcaklardır

[46] Daha dogrusu onlara va´dedilen (asıl azab) kıyamet saatidir. O, kıyamet saati, ´kurtulusu olmayan daha korkunc bir bela´ ve daha acıdır

[47] Hic suphesiz suclu gunahkar olanlar, bir saskınlık (sapıklık) ve cılgınlık icindedirler

[48] Atesin icinde yuzukoyun suruklenecekleri gun: «Cehennemin dokunusunu tadın» (denecek)

[49] Hic suphesiz, biz her seyi bir kader ile yarattık

[50] Bizim emrimiz, bir goz carpması gibi yalnızca ´bir keredir´

[51] Andolsun biz sizin benzerlerinizi yıkıma ugrattık. Fakat ogut alıp dusunen var mı

[52] Onların islemis oldukları her sey kitaplarda (yazılı)dır

[53] Kucuk, buyuk her sey satır satır (yazılı)dır

[54] Hic suphesiz muttakiler, cennetlerde ve nehir (cevresin)dedirler

[55] Oldukca kudretli, mulkunun sonu olmayan (Allah)´ın yanında dogruluk makamındadırlar

Rahmân

Surah 55

[1] Rahman (olan Allah)

[2] Kur´an´ı ogretti

[3] Insanı yarattı

[4] Ona beyanı ogretti

[5] Gunes ve ay (belli) bir hesap iledir

[6] Bitki ve agac (O´na) secde etmektedirler

[7] Gok ise, onu da yukseltti ve mizanı yerlestirip koydu

[8] Sakın mizanda ´haksızlık ve taskınlık yapmayın.´

[9] Tartıyı adaletle tutup dogrultun ve tartıyı noksan tutmayın

[10] Yere gelince; onu da (yaratılmıs butun) varlıklar icin alcaltıp koydu

[11] Onda meyveler ve salkımlı hurmalıklar vardır

[12] Yapraklı taneler ve guzel kokulu bitkiler

[13] Su halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[14] Insanı, ateste pismis gibi kuru bir camurdan yarattı

[15] Cann´ı (cinni) da ´yalın/dumansız bir atesten´ yarattı

[16] Su halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[17] O, iki dogunun da Rabbidir, iki batının da Rabbidir

[18] Su hade Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[19] Birbirleriyle kavusup karsılasmak uzere iki denizi salıverdi

[20] Ikisi arasında bir engel (berzah) vardır; birbirlerinin sınırını gecmezler

[21] Su halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[22] Ikisinden de inci ve mercan cıkar

[23] Su halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[24] Denizde koca daglar gibi yukselen gemiler de O´nundur

[25] Su halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[26] (Yer) Uzerindeki her sey yok olucudur

[27] Celal ve ikram sahibi olan Rabbinin yuzu (zatı) baki kalacaktır

[28] Su halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[29] Goklerde ve yerde olan ne varsa O´ndan ister. O, her gun bir istedir

[30] Su halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[31] Ey (yeryuzune yukletilmis) iki agırlık (olan ins ve cin), yakında (ahirette hesabınızı gormek uzere) sizin icin de vakit bulacagız

[32] Su halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[33] Ey cin ve ins toplulukları, eger goklerin ve yerin bucaklarından asıp gecmeye guc yetirebilirseniz, hemen asıp gecin; ancak ´ustun bir guc (sultan)´ olmaksızın asıp gecemezsiniz

[34] Su halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[35] Ikinizin de uzerine atesten yalın bir alev ve (bakır gibi erimis) kıpkızıl bir duman salıverilir de ´kurtulup basaramazsınız.´

[36] Su halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[37] Sonra gok yarılıp yag gibi erimis olarak kıpkırmızı bir gul oldugu zaman

[38] Su halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[39] Iste o gun, ne insana, ne de cinne gunahından sorulmaz

[40] Su halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[41] (Cunku o gun) Suclu gunahkarlar, simalarından tanınır da alınlarından ve ayaklarından yakalanıverir

[42] Su halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[43] Iste bu, suclu gunahkarların kendisini yalanlamakta oldukları Cehennemdir

[44] Onlar, kendisiyle alabildigine kaynar hale getirilmis su arasında donup dolasırlar

[45] Su halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[46] Rabbin makamından korkan kimse icin ise iki Cennet vardır

[47] Su halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[48] Cesit cesit ´inceliklere ve guzelliklere´ (veya her turden sık agaclara) sahiptirler

[49] Su halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[50] Ikisinde de akmakta olan iki pınar vardır

[51] Su halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[52] Ikisinde de her meyveden iki cift vardır

[53] Su halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[54] Astarları, agır islenmis atlastan olan yataklar uzerinde yaslanıp dayanırlar. Iki Cennetin de meyve devsirmesi (oradakilere) yakın (kolay)dır

[55] Su halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[56] Orada bakıslarını yalnızca eslerine cevirmis (oyle) kadınlar vardır ki, bunlardan once kendilerine ne bir insan, ne de bir cin dokunmamıstır

[57] Su halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[58] Sanki onlar yakut ve mercan gibidirler

[59] Su halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[60] Ihsanın karsılıgı ihsandan baskası mıdır

[61] Su halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[62] Bu ikisinin otesinde iki Cennet daha var

[63] Su halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[64] Alabildigine yemyesildirler

[65] Su halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[66] Iclerinde durmaksızın fıskırıp akan iki pınar vardır

[67] Su halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[68] Iclerinde (her turden) meyveler, essiz hurma ve essiz nar vardır

[69] Su halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[70] Orada huyları guzel, yuzleri guzel kadınlar vardır

[71] Su halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[72] Otaglar icinde korunmus huri kadınlar

[73] Su halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[74] Bunlardan once kendilerine ne bir insan, ne de bir cin dokunmamıstır

[75] Su halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[76] Yesil yastıklara ve carpıcı guzellikteki doseklere dayanıp yaslanırlar

[77] Su halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[78] Celal ve ikram sahibi olan Rabbinin adı ne yucedir

Vâkıa

Surah 56

[1] Vakıa (tartısmasız bir gercek olan kıyamet) vuku buldugu zaman

[2] Onun vukuuna (gerceklesmesine artık) yalan diyecek yoktur

[3] O asagılatıcı, yucelticidir

[4] Yer, siddetli bir sarsıntıyla sarsıldıgı

[5] Ve daglar darmadagın olup ufalandıgı

[6] Derken toz duman halinde dagılıp savruldugu

[7] Ve sizler de uc sınıf oldugunuz zaman

[8] Iste o «Ashab-ı Meymene» olanlar, ne (kutlu) «Ashab-ı Meymene»dir

[9] «Ashab-ı Mes´eme» olanlar da, ne (mutsuz ve ugursuz) «Ashab-ı Mes´eme»dir

[10] Yarısıp one gecenler de, one gecmis onculerdir

[11] Iste onlar, yakınlastırılmıs (mukarreb) olanlardır

[12] Nimetlerle donatılmıs Cennetler icinde

[13] Bir cogu gecmis (ummet)lerden

[14] Birazı da sonrakilerden

[15] ´Ozenle mucevherlerden islenmis´ tahtlar uzerindedirler

[16] Ustlerinde karsılıklı olarak dayanıp yaslanmıslardır

[17] Cevrelerinde olumsuzluge ulasmıs gencler donup dolasır

[18] Kaynagından (doldurulmus) testiler, ibrikler ve kadehler

[19] Ki bundan ne baslarını bir agrı tutar, ne de kendilerinden gecip akılları celinir

[20] Arzulayıp sececekleri meyveler

[21] Canlarının cektigi kus eti

[22] Ve iri gozlu huriler

[23] Sanki saklı inciler gibi

[24] Yapmakta olduklarına bir karsılık olmak uzere (onlara sunulur)

[25] Orada, ne ´sacma ve bos bir soz´ isitirler, ne de gunaha sokma

[26] Yalnızca bir soz (isitirler:) «Selam, selam.»

[27] «Ashab-ı Yemin», ne (kutludur o) «Ashab-ı Yemin.»

[28] Yuklu dalları bukulmus kiraz (agacları)

[29] Ustuste dizili meyveleri sarkmıs muz agacları

[30] Yayılıp uzanmıs golgeler

[31] Durmaksızın akan su(lar)

[32] Ve (daha) bircok meyveler arasında

[33] Kesilip eksilmeyen ve yasaklanmayan (meyveler)

[34] Yukseklere kurulmus dosekler(dedirler)

[35] Gercek su ki, biz onları yeni bir insa (yaratma) ile insa edip yarattık

[36] Onları hep bakireler olarak kıldık

[37] Eslerine sevgiyle tutkun (ve) hep yasıt

[38] «Ashab-ı Yemin» olanlar icin

[39] (Bunların) Bircogu gecmis (ummet)lerden

[40] Bircogu da sonrakilerdendir

[41] «Ashab-ı Simal», ne (mutsuzdurlar o) «Ashab-ı Simal.»

[42] Hucrelere isleyen kavurucu bir sıcaklık ve kaynar su

[43] Ve kapkara dumandan olan bir golge icindedirler

[44] Ki o, ne serindir, ne ferahlatıcı (kerim)

[45] Cunku onlar, bundan once varlık icinde sımartılmıs olanlardı

[46] Onlar, buyuk gunah uzerinde ısrarlı davrananlardı

[47] Ve derlerdi ki: «Biz oldugumuz, toprak ve kemik oldugumuzda mı, gercekten biz mi diriltilecekmisiz?»

[48] «Onceden gelip gecmis atalarımız da mı?»

[49] De ki: «Suphesiz, oncekiler de ve sonrakiler de,»

[50] «Bilinen bir gunun belli vaktinde mutlaka toplanacaklardır.»

[51] Sonra gercekten siz, ey sapık olan yalancılar

[52] Hic suphesiz zakkum olan bir agactan yiyeceksiniz

[53] Boylece karınları(nızı) ondan dolduracaksınız

[54] Onun uzerine de alabildigine kaynar sudan iceceksiniz

[55] Ustelik ´ictikce susayan hasta develerin´ icisi gibi iceceksiniz

[56] Iste bu, onların din (hesap ve ceza) gununde solenleridir

[57] Sizleri biz yarattık, yine de tasdik etmeyecek misiniz

[58] Simdi (rahimlere) dokmekte oldugunuz meniyi gordunuz mu

[59] Onu sizler mi yaratıyorsunuz, yoksa yaratıcı biz miyiz

[60] Sizin aranızda olumu takdir eden biziz ve bizim onumuze gecilmis degildir

[61] (Yerinize) Benzerlerinizi getirip degistirme ve sizi simdi bilemeyeceginiz bir sekilde insa etme konusunda

[62] Andolsun, ilk insa (yaratma)yı bildiniz; ama ogut alıp dusunmeniz gerekmez mi

[63] Simdi ekmekte oldugunuz (tohum)u gordunuz mu

[64] Onu sizler mi bitiriyorsunuz, yoksa bitiren biz miyiz

[65] Eger dilemis olsaydık, gercekten onu bir ot kırıntısı kılardık; boylelikle sasar kalırdınız

[66] (Soyle de sızlanırdınız:) «Dogrusu biz, agır borc altına girip zorlandık,»

[67] «Hayır, biz busbutun yoksun bırakıldık.»

[68] Simdi siz, icmekte oldugunuz suyu gordunuz mu

[69] Onu sizler mi buluttan indiriyorsunuz, yoksa indiren biz miyiz

[70] Eger dilemis olsaydık onu tuzlu kılardık; sukretmeniz gerekmez mi

[71] Simdi yakmakta oldugunuz atesi gordunuz mu

[72] Onun agacını sizler mi insa edip yarattınız, yoksa onu insa edip yaratanlar mıyız

[73] Biz onu hem bir ogut ve hatırlatma (konusu) hem de ihtiyacı olanlara bir meta kıldık

[74] Su halde buyuk Rabbini ismiyle tesbih et

[75] Hayır, yıldızların yer (mevki)lerine yemin ederim

[76] Suphesiz bu, eger bilirseniz gercekten buyuk bir yemindir

[77] Hic tartısmasız bu, Kur´an-ı Kerim´dir

[78] Saklanmıs/korunmus bir kitapta (yazılı)dır

[79] Ona, temizlenip arınmıs olanlardan baskası dokunmaz

[80] Alemlerin Rabbinden indirilmedir

[81] Simdi siz bu sozu mu hor gorup kucumsuyorsunuz

[82] Ve rızkınızı (Kur´an´dan yararlanma nimetini bırakıp onu) mutlaka yalan saymaktan ibaret mi kılıyorsunuz

[83] Hele can bogaza gelip dayandıgında

[84] Ki o sırada siz (sadece) bakıp durursunuz

[85] Biz ona sizden daha yakınız; ancak siz gormezsiniz

[86] Iste o vakit, eger siz ceza gormeyecek iseniz

[87] Eger dogru sozluler iseniz, onu, (cıkmakta olan canı) geri cevirsenize

[88] Eger o (olecek kisi), yakın kılınan (mukarreb olan)lardan ise

[89] Bu durumda rahatlık, guzel rızık ve nimetlerle donatılmıs Cennet (onundur)

[90] Ve eger «Ashab-ı Yemin»den ise

[91] Artık, «Ashab-ı Yemin»den selam sana

[92] Ve eger o, yalanlayan sapıklardan ise

[93] Artık (onun icin de) alabildigine kaynar sudan bir solen vardır

[94] Ve cılgınca yanan atese bir atılma da

[95] Hic suphesiz bu, kesin bilgi ifade eden bir gercektir (Hakku´l-Yakin)

[96] Oyleyse buyuk Rabbini ismiyle tesbih et

Hadîd

Surah 57

[1] Goklerde ve yerde olanların tumu Allah´ı tesbih etmistir. O, ustun ve guclu (aziz) olandır, hukum ve hikmet sahibidir

[2] Goklerin ve yerin mulku O´nundur. Diriltir ve oldurur. O, her seye guc yetirendir

[3] O, Evveldir, Ahirdir, Zahirdir, Batındır. O, her seyi bilendir

[4] Gokleri ve yeri altı gunde yaratan, sonra da arsa istiva eden O´dur. Yere gireni, ondan cıkanı, gokten ineni ve ona cıkanı bilir. Siz, her nerede iseniz, O sizinle beraberdir. Allah, yapmakta olduklarınızı gorendir

[5] Goklerin ve yerin mulku O´nundur. (Sonunda butun) isler Allah´a dondurulur

[6] Geceyi gunduze baglayıp katar, gunduzu de geceye baglayıp katar. O, goguslerin ozunde (saklı) olanı bilendir

[7] Allah´a ve Rasulu´ne iman edin. Size harcama yetkisi verdigi seylerden infak edin ki sizi onların uzerinde halifeler kıldı. Artık sizden kim iman edip infak ederse, onlar icin buyuk bir ecir vardır

[8] Size ne oluyor ki, Rasul sizi Rabbinize iman etmeye cagırıp dururken Allah´a iman etmiyorsunuz? Oysa O, sizden kesin bir soz almıstı. Eger mu´min iseniz (inanıp sozunuzu gerceklestirin)

[9] Sizi karanlıklardan nura cıkarması icin kuluna apacık ayetler indiren O´dur. Suphesiz Allah, size karsı elbette sefkatli olandır, esirgeyendir

[10] Size ne oluyor ki, Allah yolunda infak etmiyorsunuz? Oysa goklerin ve yerin mirası Allah´ındır. Icinizden, fetihten once infak eden ve savasanlar (baskasıyla) bir olmaz. Iste onlar, derece olarak sonradan infak eden ve savasanlardan daha buyuktur. Allah, her birine en guzel olanı va´detmistir. Allah, yapmakta olduklarınızı haber alandır

[11] Allah´a guzel bir borc verecek olan kimdir? Artık Allah, bunu kendisi icin kat kat arttırır. Onun icin ´oldukca ustun ve onurlu (kerim)´ bir ecir vardır

[12] O gun, mu´min erkekler ile mu´min kadınları, nurları onlerinde ve saglarında kosar iken gorursunuz. «Bugun sizin mujdeniz, icinde ebedi kalıcılar olarak altından ırmaklar akan Cennetlerdir.» Iste ´buyuk kurtulus ve mutluluk´ budur

[13] O gun, munafık erkekler ile munafık kadınlar, iman etmekte olanlara derler ki: «(Ne olur) Bize bir goz atın, sizin nurunuzdan birazcık alıp yararlanalım.» Onlara: «Arkanıza (dunyaya) donun de bir nur arayıp bulmaga calısın» denilir. Derken aralarında kapısı olan bir sur cekilmistir; onun ic yanında rahmet, dıs yanında da o yonden azab vardır

[14] (Munafıklar) Onlara seslenirler: «Biz sizlerle birlikte degil miydik?» Derler ki: «Evet, ancak siz kendinizi fitneye dusurdunuz, (Muslumanları acıların ve yıkımların sarmasını) gozetip beklediniz; (Allah´a ve Islam´a karsı) kuskulara kapıldınız. Sizleri kuruntular yanıltıp aldattı. Sonunda Allah´ın emri (olan olum) geliverdi; ve o aldatıcı da sizi Allah ile (Allah´ın adını kullanarak, hatta masumca bizden gorunerek) aldatmıs oldu.»

[15] Artık bugun sizden herhangi bir fidye alınmaz ve kufretmekte olanlardan da. Barınma yeriniz atestir, sizin veliniz (size yarasan dost) odur; o ne kotu bir gidis yeridir

[16] Iman etmekte olanların, Allah´ın ve haktan inmis olanın zikri icin kalplerinin ´saygı dolu bir korku ile yumusaması´ zamanı gelmedi mi? Onlar, bundan once kendilerine kitap verilmis, sonra uzerlerinden uzun bir sure gecmis, boylece kalpleri de katılasmıs bulunanlar gibi olmasınlar. Onlardan cogu da fasık olanlardı

[17] Bilin ki gercekten Allah, olumunden sonra yeryuzune hayat vermektedir. Suphesiz biz, umulur ki aklınızı kullanırsınız diye size ayetleri acıkladık

[18] Gercek su ki, sadaka veren erkekler ile sadaka veren kadınlar ve Allah´a guzel bir borc verenler; onlar icin kat kat arttırılır ve ´ustun ve onurlu (kerim)´ olan ecir de onlarındır

[19] Allah´a ve O´nun Resulune iman edenler; Iste onlar Rableri katında sıddiklar ve sehidler (veya sahid)lerdir. Onların ecirleri ve nurları vardır. Kufredip de ayetlerimizi yalanlayanlar ise; iste onlar da Cehennem halkıdır

[20] Bilin ki, dunya hayatı ancak bir oyun, ´(eglence turunden) tutkulu bir oyalama´, bir sus, kendi aranızda bir ovunme (suresi ve konusu), mal ve cocuklarda bir ´cogalma tutkusu´dur. Bir yagmur ornegi gibi; onun bitirdigi ekin ekicilerin (veya kafirlerin) hosuna gitmistir, sonra kuruyuverir, bir de bakarsın ki sapsarı kesilmis, sonra o, bir cer cop oluvermistir. Ahirette ise siddetli bir azab; Allah´tan bir magfiret ve bir hosnudluk (rıza) da vardır. Dunya hayatı, aldanıs olan bir metadan baska bir sey degildir

[21] Rabbinizden olan bir magfirete (erismek) ve Cennete (kavusmak icin) ´caba gosterip yarısın,´ ki (o Cennet) genisligi gok ile yerin genisligi gibi olup Allah´a ve O´nun Resulune iman etmekte olanlar icin hazırlanmıstır. Iste bu, Allah´ın fazlıdır ki, onu diledigine verir. Allah buyuk fazl sahibidir

[22] Yeryuzunde olan ve sizin nefislerinizde meydana gelen herhangi bir musibet yoktur ki, biz onu yaratmadan once, bir kitapta (yazılmıs) olmasın. Suphesiz bu, Allah´a gore pek kolaydır

[23] Oyle ki, elinizden cıkana karsı uzuntu duymayasınız ve size (Allah´ın) verdikleri dolayısıyla sevinip sımarmayasınız. Allah, buyukluk taslayıp boburleneni sevmez

[24] Ki onlar, cimrilik ederler ve insanlara da cimriligi emreder (onerir)ler. Her kim yuz cevirirse, artık suphesiz Allah, ganiy (hicbir seye muhtac olmayan), Hamid (ovulmeye layık olan) O´dur

[25] Andolsun, biz peygamberlerimizi apacık belgelerle gonderdik ve insanlar adaleti ayakta tutsunlar diye, onlarla birlikte kitabı ve mizanı indirdik. Ve kendisinde cetin bir sertlik ve insanlar icin (cesitli) yararlar bulunan demiri de indirdik; oyle ki Allah, kendisine ve peygamberlerine gayb ile (gormedikleri halde) kimlerin yardım edecegini bilsin (ortaya cıkarsın). Suphesiz Allah, buyuk kuvvet sahibidir, ustun olandır

[26] Andolsun, biz Nuh´u ve Ibrahim´i (elci olarak) gonderdik, peygamberligi ve kitabı onların soylarında kıldık. Oyle iken, iclerinde hidayeti kabul edenler vardır, onlardan bircogu da fasık olanlardır

[27] Sonra onların izleri uzerinde peygamberlerimizi birbiri ardınca gonderdik. Meryem oglu Isa´yı da arkalarından gonderdik; ona Incil´i verdik ve onu izleyenlerin kalplerinde bir sefkat ve merhamet kıldık. (Bir bid´at olarak) Turettikleri ruhbanlıgı ise, biz onlara (uyulması gerekli bir yasama bicimi) yazmadık. Ancak Allah´ın rızasını aramak icin (turettiler) ama buna da gerektigi gibi uymadılar. Bununla birlikte onlardan iman edenlere ecirlerini verdik, onlardan bircogu da fasık olanlardır

[28] Ey iman edenler, Allah´tan sakınıp korkun ve O´nun Resulune iman edin, size kendi rahmetinden iki kat (guzel karsılık) versin. Size kendisiyle yuruyeceginiz bir nur kılsın ve size magfiret etsin. Allah, cok bagıslayandır, cok esirgeyendir

[29] Oyle ki, Kitab Ehli (Yahudi ve Hıristiyanlar) Allah´ın fazlından hicbir seye ´guc yetirip sahip olmadıklarını´ ve fazlın muhakkak Allah´ın elinde oldugunu, onu diledigine verdigini bilip ogrensin. Allah, buyuk fazl (ustun lutuf ve ihsan) sahibidir

Mücâdele

Surah 58

[1] Gercekten Allah, esi konusunda seninle tartısan ve Allah´a sikayette bulunan (kadın)ın sozunu isitti. Allah, aranızda gecen konusmaları isitiyordu. Suphesiz Allah, isitendir, gorendir

[2] Sizden kadınlarına «zıhar»da bulunanlar (eslerini annelerinin sırtına benzetenler bilsinler ki kadınları) onların anneleri degildir. Anneleri, yalnızca kendilerini doguranlardır. Suphesiz onlar, cirkin ve yalan soylemektedirler. Gercekten Allah, cok affeden, cok bagıslayandır

[3] Kadınlarına «zıhar»da bulunanlar, sonra da soylediklerinden geri donenlerin, birbirleriyle temas etmeden once bir koleyi ozgurlugune kavusturmaları gerekir. Iste size bununla ogut verilmektedir. Allah, yapmakta olduklarınızı haber alandır

[4] Ancak buna (imkan) bulamayanlar (icin de) birbirleriyle temas etmeden once, kesintisiz iki ay oruc (yuklenmistir); buna da guc yetiremeyenler altmıs yoksulu doyursun. Bu (kolaylık), Allah´a, O´nun Resulune iman etmeniz dolayısıyladır. Bunlar, Allah´ın sınırlarıdır. Kafirler icinse acı bir azab vardır

[5] Gercekten Allah´a ve Resulune karsı (onların koydukları sınırları tanımayıp kendileri sınır koymaga kalkısmakla) baskaldıranlar, kendilerinden oncekilerin alcaltılması gibi alcaltılmıslardır. Oysa biz apacık ayetler indirdik. Kafirler icin kucultucu bir azab vardır

[6] Allah, onların hepsini diriltecegi gun, onlara neler yapmakta olduklarını haber verecektir. Allah, onları (yaptıklarıyla bir bir) saymıstır, onlar ise onu unutmuslardır. Allah, her seye sahid olandır

[7] Allah´ın goklerde ve yerde olanların tumunu gercekten bilmekte oldugunu gormuyor musun? (Kendi aralarında gizli toplantılar duzenleyip) Fısıldasmakta olan uc kisiden dordunculeri mutlaka O´dur; besin altıncısı da mutlaka O´dur. Bundan az veya cok olsun, her nerede olsalar mutlaka O, kendileriyle beraberdir. Sonra yapmakta olduklarını kıyamet gunu kendilerine haber verecektir. Hic suphe yok Allah, her seyi bilendir

[8] ´Gizli toplantıların (kulis) fısıldasmaları´ndan men edilip sonra men edildikleri seye donenleri; gunah, dusmanlık ve peygambere karsı isyanı (aralarında) fısıldasmakta olanları gormuyor musun? Onlar sana geldikleri zaman, seni Allah´ın selamlamadıgı bicimde selamlıyorlar. Ve kendi kendilerine: «Soylemekte olduklarımız dolayısıyla Allah bize azab etse ya!» derler. Onlara cehennem yeter, oraya gireceklerdir. Artık o, ne kotu bir gidis yeridir

[9] Ey iman edenler, kendi aranızda gizli konusmalarda bulunacagınız zaman, bundan boyle gunah, dusmanlık ve peygambere karsı isyanı fısıldasıp konusmayın; birr (iyiligi) ve takvayı konusun ve kendi huzurunda toplanacagınız Allah´tan sakınıp korkun

[10] Suphesiz ´gizli toplantıların (kulis) fısıldasmaları,´ iman etmekte olanları uzuntuye dusurmek icin ancak seytan (urunu olan isler)dendir. Oysa Allah´ın izni olmaksızın o, onlara hicbir seyle zarar verecek degildir. Su halde mu´minler, yalnızca Allah´a tevekkul etsinler

[11] Ey iman edenler, size meclislerde «Yer acın» dendigi zaman, siz de yer acın; Allah da size genislik versin. Size: «Kalkın» denildigi zaman da kalkın. Allah, sizden iman etmekte olanları ve kendilerine ilim verilenleri derecelerle yukseltsin. Allah, yapmakta olduklarınızı haber alandır

[12] Ey iman edenler, peygambere gizli bir sey arzedeceginiz zaman, gizli konusmanızdan once bir sadaka verin. Bu, sizin icin daha hayırlı ve daha temizdir. Sayet (buna imkan) bulamazsanız, artık suphesiz Allah, cok bagıslayandır, cok esirgeyendir

[13] Gizli konusmanızdan once sadaka vermenizden urkuntu mu duydunuz? Cunku yapmadınız, Allah sizin tevbelerinizi kabul etti. Su halde namazı dosdogru kılın, zekatı verin ve Allah´a ve O´nun Resulune itaat edin! Allah, yapmakta olduklarınızdan haberdar olandır

[14] Allah´ın kendilerine karsı gazablandıgı bir kavmi veli (dost ve muttefik) edinmekte olanları gormedin mi? Onlar, ne sizdendirler, ne de onlardan. Kendileri de (acıkca gercegi) bildikleri halde, yalan uzere yemin etmektedirler

[15] Allah, onlara siddetli bir azab hazırlamıstır. Dogrusu onların yapmakta oldukları ne kotudur

[16] Onlar, yeminlerini bir siper edindiler, boylece Allah´ın yolundan alıkoydular. Artık onlar icin alcaltıcı bir azab vardır

[17] Ne malları, ne cocukları onlara Allah´a karsı hicbir seyle bir yarar saglayamaz. Onlar, atesin halkıdır, icinde ebedi olarak kalıcıdırlar

[18] Onların tumunu Allah´ın diriltecegi gun, sizlere yemin ettikleri gibi O´na da yemin edeceklerdir ve kendilerinden bir sey uzerine olduklarını sanacaklardır. Dikkat edin; gercekten onlar, yalan soyleyenlerin ta kendileridir

[19] Seytan onları sarıp kusatmıstır; boylelikle de onlara Allah´ın zikrini unutturmustur. Iste onlar, seytanın fırkasıdır. Dikkat edin; suphesiz seytanın fırkası, husrana ugrayanların ta kendileridir

[20] Hic suphesiz Allah´a ve Resulune karsı (onların koydukları sınırları tanımayıp kendiler sınır koymaga kalkısmakla) baskaldıranlar; iste onlar, en cok zillete dusenler arasında olanlardır

[21] Allah, yazmıstır: «Andolsun, ben galip gelecegim ve peygamberlerim de.» Gercekten Allah, en buyuk kuvvet sahibidir, guclu ve ustun olandır

[22] Allah´a ve ahiret gunune iman eden hicbir kavim (topluluk) bulamazsın ki, onlar Allah´a ve Rasulu´ne karsı baskaldıran kimselere bir sevgi (ve dostluk) bagı kurmus olsunlar; bunlar, isterse babaları, ister cocukları, ister kardesleri, isterse kendi asiretleri (soyları) olsun. Onlar, oyle kimselerdir ki, (Allah) onların kalplerine imanı yazmıs ve onları kendinden bir ruh ile desteklemistir. Onları, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacaktır; orada ebedi olarak kalacaklardır. Allah, onlardan razı olmus, onlar da O´ndan razı olmuslardır. Iste onlar, Allah´ın fırkasıdır. Dikkat edin; suphesiz Allah´ın fırkası olanlar, felah (umutlarını gerceklestirip kurtulus) bulanların ta kendileridir

Haşr

Surah 59

[1] Goklerde ve yerde olanların tumu Allah´ı tesbih etmistir. O, ustun ve guclu olandır, hukum ve hikmet sahibidir

[2] Kitap Ehlinden kufredenleri ilk surgunde yurtlarından cıkaran O´dur. Onların cıkacaklarını siz sanmamıstınız, onlar da kalelerinin kendilerini Allah´tan koruyacagını sanmıslardı. Boylece Allah(´ın azabı) da, onlara hesaba katmadıkları bir yonden geldi, yureklerine korku salıverdi; oyle ki evlerini kendi elleriyle ve mu´minlerin elleriyle tahrip ediyorlardı. Artık ey basiret sahibleri ibret alın

[3] Eger Allah, onlara surgunu yazmamıs olsaydı, muhakkak onları (yine) dunyada azablandırırdı. Ahirette ise onlar icin ates azabı vardır

[4] Bu, onların Allah´a ve O´nun Resulune karsı ´baskaldırıp ayrılık cıkarmaları´ dolayısıyladır. Kim Allah´a karsı baskaldırıp ayrılık cıkarırsa, muhakkak Allah cezası (ikabı) pek siddetli olandır

[5] Hurma agaclarından her neyi kesmisseniz veya kokleri uzerinde dimdik neyi bırakmıssanız, (bu) Allah´ın izniyledir ve fasık olanları alcaltması icindir

[6] Onlardan Allah´ın peygamberine verdigi «fey´e» gelince, ki siz buna karsı (bunu elde etmek icin) ne at, ne deve surdunuz. Ancak Allah, kendi elcilerini dilediklerinin ustune musallat kılar. Allah, her seye guc yetirendir

[7] Allah´ın o (fethedilen) sehir halkından peygamberine verdigi fey, Allah´a, peygambere, (peygamberle) yakın akrabalıgı olanlara, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmıslara aittir. Oyle ki (bu mallar ve servet) sizden zengin olanlar arasında donup dolasan bir devlet olmasın. Peygamber size ne verirse artık onu alın, sizi neden sakındırırsa artık ondan sakının ve Allah´tan sakınıp korkun. Suphesiz Allah, cezası (ikabı) pek siddetli olandır

[8] (Bundan baska bu mallar,) Hicret eden fakirleredir ki, onlar, Allah´tan bir fazl (lutuf ve ihsan) arayıp, Allah´a ve O´nun Resulune yardım ederlerken yurtlarından ve mallarından surulup cıkarılmıslardır. Iste bunlar, sadık olanlar bunlardır

[9] Kendilerinden once o yurdu (Medine´yi) hazırlayıp imanı (gonullerine) yerlestirenler ise, kendilerine hicret edenleri severler ve onlara verilen seylerden dolayı da iclerinde bir ihtiyac (arzusu) duymazlar. Kendilerinde bir acıklık (ihtiyac) olsa bile (kardeslerini) oz nefislerine tercih ederler. Kim nefsinin ´cimri ve bencil tutkularından´ korunmussa, iste onlar, felah (kurtulus) bulanlardır

[10] Bir de onlardan sonra gelenler, derler ki: «Rabbimiz, bizi ve bizden once iman etmis olan kardeslerimizi bagısla ve kalplerimizde iman etmis olanlara karsı bir kin bırakma. Rabbimiz, gercekten sen, cok sefkatlisin, cok esirgeyicisin.»

[11] Munafıklık etmekte olanları gormuyor musun ki, onlar, Kitap Ehlinden kufre sapan kardeslerine derler ki: «Andolsun, eger siz (yurtlarınızdan) surulup cıkarılacak olursanız, biz de sizlerle birlikte mutlaka cıkarız ve size karsı olan hic kimseye, hicbir zaman itaat etmeyiz. Eger size karsı savasılırsa elbette size yardım ederiz.» Oysa Allah, sahidlik etmektedir ki onlar, gercekten yalancıdırlar

[12] Andolsun, onlar surulup cıkarılacak olurlarsa, kendileri onlarla birlikte cıkmazlar. Onlara karsı savasılırsa da kendilerine yardımda bulunmazlar; yardım etseler bile (arkalarına) donup kacarlar. Sonra kendilerine yardım edilmez

[13] Herhalde onların iclerinde ´dehset ve yılgınlık bakımından´ siz, Allah´tan (O´na karsı duydukları dehsetten) daha cetinsiniz. Bu, gercekten onların ´derin bir kavrayısa sahip olmamaları´ dolayısıyla boyledir

[14] Onlar, iyice korunmus sehirlerde veya duvar arkasında olmaksızın sizinle toplu bir halde savasmazlar. Kendi aralarındaki carpısmaları ise pek siddetlidir. Sen onları birlik sanırsın, oysa kalpleri paramparcadır. Bu, gercekten onların akletmeyen bir kavim olmaları dolayısıyla boyledir

[15] Kendilerinden once yakın gecmiste olanların durumu gibi; onlar, yaptıklarının sonucunu tadmıslardır. Onlar icin acı bir azab vardır

[16] Seytanın durumu gibi; cunku insana «Kufret!» dedi, o da kufre sapınca: «Gercek su ki, ben senden uzagım. Dogrusu ben, alemlerin Rabbi olan Allah´tan korkarım» dedi

[17] Sonunda onların akibetleri, suphesiz atesin icinde ikisinin de ebedi olarak kalıcı olmalarıdır. Iste zalim olanların cezası budur

[18] Ey iman edenler, Allah´tan korkup sakının. Herkes yarın icin neyi takdim edip gonderdigine baksın. Allah´tan korkup sakının. Hic suphesiz Allah, yapmakta olduklarınızdan haberdar olandır

[19] Ve kendileri Allah´ı unutmus, boylece O da onlara kendi nefislerini unutturmus olanlar gibi olmayın. Iste onlar, fasık olanların ta kendileridir

[20] Ates halkı ile cennet halkı bir olmaz. Cennet halkı ´umduklarına kavusup mutluluk icinde olanlardır.´

[21] Sayet biz bu Kur´an´ı bir dagın uzerine indirmis olsaydık, andolsun onu Allah korkusundan saygı ile bas egmis, parca parca olmus gorurdun. Iste biz, belki dusunurler diye, insanlara ornekleri boyle vermekteyiz

[22] O Allah ki, O´ndan baska ilah yoktur. Gaybı da, musahede edilebileni de bilendir. Rahman, Rahim olan O´dur

[23] O Allah ki, O´ndan baska ilah yoktur. Melik´tir (butun mulkun sahibidir). Kuddus´tur; Selam´dır; Mu´min´dir; Muheymin´dir; Aziz´dir; Cebbar´dır; Mutekebbir´dir. Allah, (musriklerin) sirk kosmakta olduklarından cok yucedir

[24] O Allah ki, yaratandır, (en guzel bir bicimde) kusursuzca var edendir, ´sekil ve suret´ verendir. En guzel isimler O´nundur. Goklerde ve yerde olanların tumu O´nu tesbih etmektedir. O, Aziz, Hakimdir

Mümtehine

Surah 60

[1] Ey iman edenler, benim de dusmanım, sizin de dusmanınız olanları veliler edinmeyin. Siz onlara karsı sevgi yoneltiyorsunuz; oysa onlar haktan size gelene kufretmisler, Rabbiniz olan Allah´a inanmanızdan dolayı peygamberi de, sizi de (yurtlarınızdan) surup cıkarmıslardır. Eger siz, benim yolumda cihad etmek ve benim rızamı aramak amacıyla cıkmıssanız (nasıl) onlara karsı hala sevgi gizliyorsunuz? Ben, sizin gizlemekte olduklarınızı da, acıga vurduklarınızı da bilirim. Kim sizden bunu yaparsa, artık o, elbette yolun ortasından sasırıp sapmıs olur

[2] Eger onlar sizi ele gecirecek olurlarsa, size dusman kesilirler, ellerini ve dillerini kotulukle size uzatırlar. Onlar sizin kufre sapmanızı icten arzu etmislerdir

[3] Ne yakın akrabalarınız, ne cocuklarınız kıyamet gunu size bir yarar saglayamaz. (Allah) Sizin aranızı ayıracaktır. Allah, yapmakta olduklarınızı gorendir

[4] Ibrahim ve onunla birlikte olanlarda sizin icin guzel bir ornek vardır. Hani onlar kendi kavimlerine demislerdi ki: «Biz, sizlerden ve Allah´ın dısında tapmakta olduklarınızdan gercekten uzagız. Sizi (artık) tanımayıp inkar ettik. Sizinle aramızda, siz Allah´a bir olarak iman edinceye kadar ebedi bir dusmanlık ve bir kin bas gostermistir.» Ancak Ibrahim´in babasına: «Sana bagıslanma dileyecegim, ama Allah´tan gelecek herhangi bir seye karsı senin icin gucum yetmez.» demesi haric. «Ey Rabbimiz, biz sana tevekkul ettik ve ´icten sana yoneldik.´ Donus sanadır.»

[5] «Rabbimiz, kufretmekte olanlar icin bizi fitne (deneme konusu) kılma ve bizi bagısla Rabbimiz. Suphesiz sen, ustun ve guclusun, hukum ve hikmet sahibisin.»

[6] Andolsun, onlarda sizler icin, Allah´ı ve ahiret gununu umud etmekte olanlar icin guzel bir ornek vardır. Kim yuz cevirecek olursa, artık suphesiz Allah, ganiy (hicbir seye ihtiyacı olmayan), hamid (ovulmeye layık olan)dır

[7] Belki Allah, sizlerle onlardan kendilerine karsı dusmanlık beslemekte olduklarınız arasında bir sevgi bagı kılar. Allah, guc yetirendir. Allah, cok bagıslayandır, cok esirgeyendir

[8] Allah, sizinle din konusunda savasmayan, sizi yurtlarınızdan surup cıkarmayanlara iyilik yapmanızdan ve onlara adaletli davranmanızdan sizi sakındırmaz. Cunku Allah, adalet yapanları sever

[9] Allah, ancak din konusunda sizinle savasanları, sizi yurtlarınızdan surup cıkaranları ve surulup cıkarılmanız icin arka cıkanları dost edinmenizden sakındırır. Kim onları dost edinirse, artık onlar zalim olanların ta kendileridir

[10] Ey iman edenler, mu´min kadınlar hicret etmisler olarak size geldikleri zaman, onları imtihan edin. Allah, onların imanlarını daha iyi bilendir. Sayet onların (gercekten) mu´min kadınlar olduklarını bilip ogrenirseniz, artık sakın onları kafirlere geri cevirmeyin. (Cunku) Ne bunlar onlara helaldir, ne onlar bunlara helaldir. Onlara (kafir kocalarına kendileri icin) harcadıklarını verin. Onlara (hicret eden mu´min kadınlara) ucretlerini (mehirlerini) verdiginiz takdirde onların nikahlamanızda sizin icin bir gucluk yoktur. Kafir (kadın)ların ismetlerini (nikahlarını) tutmayın ve (onlar icin) harcadıklarınızı isteyin. Onlar da (mu´min kadınlara) harcadıklarını istesinler. Bu, Allah´ın hukmudur. Sizin aranızda hukmeder. Allah, bilendir, hukum ve hikmet sahibidir

[11] Ve eger eslerinizden (kafirlere kacmalarından dolayı) herhangi bir sey kafirlere gecer, boylece siz de (savasta onları yenip) ganimete kavusursanız, esleri (kacıp) gidenlere (mehir olarak) harcama yaptıklarının bir mislini verin. Kendisine iman etmekte oldugunuz Allah´tan korkup sakının

[12] Ey Peygamber! Inanmıs kadınlar biat icin gelirlerse, sana; Allah´a hicbir seyi ortak kosmamaları, hırsızlık etmemeleri, zina etmemeleri, cocuklarını oldurmemeleri, elleriyle ayakları arasında iftira uydurup getirmemeleri, marufta sana karsı gelmemeleri hususunda biat etsinler. Sen de onların biatlarını al. Ve onlar icin Allah´tan magfiret dile. Suphesiz Allah, cok bagıslayan, cok esirgeyendir

[13] Ey iman edenler, Allah´ın kendilerine karsı gazablandıgı bir kavmi veli (dost ve muttefik) edinmeyin; ki onlar, kafir olanların mezar halkından umut kesmeleri gibi ahiretten umut kesmislerdir

Saff

Surah 61

[1] Goklerde ve yerde olanların tumu Allah´ı tesbih etmistir. O, ustun ve guclu olandır, hukum ve hikmet sahibidir

[2] Ey iman edenler, yapmayacagınız seyi neden soylersiniz

[3] Yapmayacagınız seyi soylemeniz, Allah katında bir gazab (konusu olması) bakımından (buyudukce) buyudu (buyuk bir suc teskil etti)

[4] Hic suphesiz Allah, kendi yolunda, sanki birbirlerine kenetlenmis bir bina gibi saf baglayarak carpısanları sever

[5] Hani Musa, kendi kavmine demisti ki: «Ey kavmim, gercekten benim sizin icin Allah´tan gonderilmis bir elci oldugumu bildiginiz halde, nicin bana eziyet ediyorsunuz?» Iste onlar egrilip sapınca Allah da onların kalplerini egriltip saptırmıs oldu. Allah, fasık olan bir kavmi hidayete erdirmez

[6] Bir zamanlar Meryem oglu Isa da: «ey Israil Ogulları, ben size gonderilmis Allah elcisiyim. Benden once gelen Tevrat´ı dogrulayıcı ve benden sonra gelecek Ahmed adında bir peygamberi mujdeleyici olarak geldim» demisti. Fakat onlara apacık deliller gelince: «Bu apacık bir kandırmacadır» dediler

[7] Allah´a iftira edenden daha zalim kim olabilir? Ki o Islam´a (Allah´a itaat etmeye) davet olunmustu. Allah zalimler topluluguna hidayet vermez

[8] Onlar, Allah´ın nurunu agızlarıyla sondurmek istiyorlar. Oysa Allah, kendi nurunu tamamlayıcıdır; kafirler hos gormese bile

[9] Peygamberlerini hidayet ve hak din uzere gonderen O´dur. Oyle ki onu (hak din olan Islam´ı) butun dinlere karsı ustun kılacaktır; musrikler hos gormese bile

[10] Ey iman edenler, sizi acı bir azabdan kurtaracak bir ticareti size haber vereyim mi

[11] Allah´a ve O´nun Resulune iman ederseniz, mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda cihad ederseniz. Bu, sizin icin daha hayırlıdır; eger bilirseniz

[12] O da sizin gunahlarınızı bagıslar, sizi altlarından ırmaklar akan cennetlere ve Adn cennetlerindeki guzel konaklara yerlestirir. Iste ´buyuk mutluluk ve kurtulus´ budur

[13] Ve seveceginiz bir baska (nimet) daha var; Allah´tan ´yardım ve zafer (nusret) ´ ve yakın bir fetih. Mu´minleri mujdele

[14] Ey iman edenler, Allah´ın yardımcıları olun; Meryem oglu Isa´nın havarilere: «Allah´a (yonelirken) benim yardımcılarım kimlerdir?» demesi gibi. Havariler de demislerdi ki: «Allah´ın yardımcıları bizleriz.» Boylece Israilogullarından bir topluluk iman etmis, bir topluluk da kufretmisti. Sonunda biz de iman edenleri dusmanlarına karsı destekledik, onlar da ustun geldiler

Cum'a

Surah 62

[1] Goklerde ve yerde olanların tumu, Melik; Kuddus; Aziz; Hakim olan Allah´ı tesbih etmektedir

[2] O, ummiler icinde, kendilerinden olan ve onlara ayetlerini okuyan, onları arındırıp temizleyen ve onlara kitap ve hikmeti ogreten bir peygamberi gonderendir. Oysa onlar, bundan once gercekten acıkca bir sapıklık icinde idiler

[3] Ve onlardan henuz kendilerine ulasıp katılmamıs bulunan digerlerine de (peygamber gonderilmistir); O (Allah), ustun ve guclu olandır, hukum ve hikmet sahibidir

[4] Bu, Allah´ın diledigine verdigi fazl (lutuf ve ihsan)dır. Allah, buyuk fazl sahibidir

[5] Kendilerine Tevrat yukletilip de sonra onu (icindeki derin anlamları, hikmet ve hukumleriyle geregi gibi) yuklenmemis olanların durumu, koskoca kitap yuku tasıyan esegin durumu gibidir. Allah´ın ayetlerini yalan saymakta olan kavmin durumu ne kadar kotudur. Allah, zalim olan bir kavmi hidayete erdirmez

[6] De ki: «Ey Yahudi olanlar, eger siz, (butun) insanlardan ayrı olarak yalnızca sizlerin gercekten Allah´ın velileri (dost ve sevgili kulları) oldugunuzu one suruyorsanız, su halde olumu temenni edin; eger dogru sozlu iseniz (bunu cekinmeden yapın).»

[7] Oysa onlar, ellerinin one takdim ettikleri dolayısıyla bunu hicbir zaman temenni edemezler. Allah, zalimleri bilendir

[8] De ki: «Hic tartısmasız sizin kendisinden kacmakta bulundugunuz olum, suphesiz sizinle karsılasıp bulusacaktır. Sonra gaybı da, musahede edilebileni de bilen (Allah)a donduruleceksiniz; O da size yapmakta olduklarınızı haber verecektir.»

[9] Ey iman edenler, Cuma gunu namaz icin cagrı yapıldıgı zaman, hemen Allah´ı zikretmege kosun ve alısverisi bırakın. Eger bilirseniz, bu sizin icin daha hayırlıdır

[10] Artık namazı kılınca, yeryuzunde dagılın, Allah´ın fazlını isteyip arayın ve Allah´ı cokca zikredin, umulur ki felaha (kurtulusa ve umduklarınıza) kavusmus olursunuz

[11] Oysa onlar (kendilerini tumuyle Allah´a ve Islam´a teslim etmeyenler) bir ticaret ya da ´bir eglence konusu ve fırsatı´ gordukleri zaman, (hemen) ona sokun ettiler ve seni ayakta bıraktılar. De ki: «Allah´ın katında bulunan, eglenceden de, ticaretten de daha hayırlıdır. Allah, rızık verenlerin en hayırlısıdır.»

Münâfikûn

Surah 63

[1] Munafıklar sana geldikleri zaman: «Biz gercekten sehadet ederiz ki, sen kesin olarak Allah´ın elcisisin» dediler. Allah da bilmektedir ki sen elbette O´nun elcisisin. Allah, suphesiz munafıkların yalan soylemekte olduklarına sahidlik etmektedir

[2] Onlar, yeminlerini bir siper edinip Allah´ın yolundan alıkoydular. Dogrusu su ki onlar, ne kotu sey yapmaktadırlar

[3] Bu, onların iman etmeleri sonra kufretmeleri dolayısıyla boyledir. Boylece kalplerinin uzerine damga vurulmustur, artık onlar kavrayamazlar

[4] Sen onları gordugun zaman cusseli yapıları begenini kazanmaktadır. Konustukları zaman da onları dinlersin. (Oysa) Sanki onlar, (sutun gibi) dayandırılmıs ahsap kutuk gibidirler. (Bu dayanıksızlıklarından dolayı da) her cagrıyı kendileri aleyhinde sanırlar. Onlar dusmandırlar, bu yuzden onlardan kacınıp sakın. Allah onları kahretsin, nasıl da cevriliyorlar

[5] Onlara: «Gelin Allah´ın Resulu sizin icin magfiret (bagıslanma) dilesin,» denildigi zaman baslarını yana cevirdiler. Sen, onların buyukluk taslamıslar olarak yuz cevirmekte olduklarını gorursun

[6] Senin onlar adına magfiret dilemen ile magfiret dilememen onlar icin birdir. Allah, onlara kesin olarak magfiret etmeyecektir. Suphesiz Allah, fasık olan bir kavme hidayet vermez

[7] Onlar ki: «Allah´ın Resulu yanında bulunanlara hicbir infak (harcama)da bulunmayın, sonunda dagılıp gitsinler.» derler. Oysa goklerin ve yerin hazineleri Allah´ındır. Ancak munafıklar kavramıyorlar

[8] Derler ki: «Andolsun, Medine´ye bir donecek olursak, gucu ve onuru cok olan, duskun ve zayıf olanı elbette oradan surup cıkaracaktır.» Oysa izzet (guc, onur ve ustunluk) Allah´ın, O´nun Resulu´nun ve mu´minlerindir. Ancak munafıklar bilmiyorlar

[9] Ey iman edenler, ne mallarınız, ne cocuklarınız sizi Allah´ı zikretmekten ´tutkuya kaptırıp alıkoymasın´; kim boyle yaparsa, artık onlar husrana ugrayanların ta kendileridir

[10] Sizden birinize olum gelip de: «Rabbim, beni yakın bir sureye (ecele) kadar geciktirsen ben de boylece sadaka versem ve salihlerden olsam» demezden once, size rızık olarak verdiklerimizden infak edin

[11] Oysa Allah, kendi eceli gelmis bulunan hicbir kimseyi kesinlikle ertelemez. Allah, yapmakta olduklarınızdan haberdar olandır

Teğâbün

Surah 64

[1] Goklerde ve yerde olanların tumu Allah´ı tesbih etmektedir. Mulk de O´nundur, hamd (ovgu) de O´nundur. O, her seye guc yetirendir

[2] Sizi yaratan O´dur; buna ragmen sizden kiminiz kafirdir, kiminiz ise mu´min. Allah, yapmakta olduklarınızı gorendir

[3] Gokleri ve yeri hak olmak uzere yarattı ve size duzenli bir bicim (suret) verdi; suretlerinizi de guzel yaptı. Donus O´nadır

[4] Goklerde ve yerde olanların tumunu bilir; sizin saklı tutmakta olduklarınızı da, acıga vurduklarınızı da bilir. Allah, sinelerin ozunde saklı duranı bilendir

[5] Bundan once kufre sapmıs bulunanların haberi size gelmedi mi? Iste onlar, islerinin vebalini taddılar. Onlar icin acı bir azab vardır

[6] Bu, kendilerine apacık belgelerle peygamberler geldigi halde onların «bizi bir beser mi hidayete ulastıracak?» demeleri ve bu yuzden kufre saparak yuz cevirmeleri nedeniyledir. Allah da (onlara karsı) mustagni oldugunu (hicbir seye ihtiyacı olmadıgını) gosterdi. Allah Ganiy´dir, Hamid´dir

[7] Kufre sapmıs bulunanlar, kendilerinin kesin olarak diriltmeyeceklerini one surduler. De ki: «Hayır, Rabbim adına andolsun, siz, muhakkak diriltileceksiniz, sonra mutlaka yaptıklarınız size haber verilecektir. Bu da Allah´a gore oldukca kolaydır

[8] «Su halde Allah´a, O´nun Resulune ve indirdigimiz nur (Kur´an)a iman edin. Allah, yapmakta olduklarınızdan haberi olandır.»

[9] Sizi toplanma gunu icin bir arada toplayacagı gun; Kim Allah´a iman edip salih bir amelde bulunursa, (Allah) onun kotuluklerini orter ve icinde ebedi kalıcılar olmak uzere altından ırmaklar akan cennetlere sokar. Iste buyuk ´mutluluk ve kurtulus (fevz)´ budur

[10] Kufredip ayetlerimizi yalan sayanlara gelince; onlar da icinde surekli kalıcılar olmak uzere, atesin halkıdırlar. Ne kotu bir donus yeridir O

[11] Allah´ın izni olmaksızın hicbir musibet (hic kimseye) isabet etmez. Kim Allah´a iman ederse, onun kalbini hidayete yoneltir. Allah, her seyi bilendir

[12] Allah´a itaat edin ve Resule de itaat edin. Sayet yuz cevirecek olursanız, artık elcimiz uzerine dusen (yalnızca) apacık olan bir teblig (gercegi en yalın bicimde size iletme)dir

[13] Allah, O´ndan baska ilah yoktur. Oyleyse mu´minler (yalnızca) Allah´a tevekkul etsinler

[14] Ey iman edenler, gercek su ki, sizin eslerinizden ve cocuklarınızdan bir kısmı sizler icin (birer) dusmandırlar. Su halde onlardan sakının. Yine de affeder, hos gorur (kusurlarını yuzlerine vurmaz) ve bagıslarsanız, artık elbette Allah, bagıslayandır, esirgeyendir

[15] Mallarınız ve cocuklarınız sizin icin ancak bir fitne (bir deneme)dir. Allah ise, buyuk ecir (en guzel karsılık) O´nun katında olandır

[16] Oyleyse guc yetirebildiginiz kadar Allah´tan korkup sakının, dinleyin ve itaat edin. Kendi nefsinize hayır (en buyuk yarar) olmak uzere infakta bulunun. Kim nefsinin bencil tutkularından (ya da cimri tutumundan) korunursa; iste onlar, felah (kurtulus) bulanlardır

[17] Eger Allah´a guzel bir borc verecek olursanız, onu sizin icin kat kat artttırır ve sizi bagıslar, Allah Sekur´dur (sukru kabul edip cok ihsan eden), Halim´dir (cezayı vermekte acele etmeyendir)

[18] Gaybı da, musahede edilebileni de bilen, Aziz (ustun ve guclu), Hakim (hukum ve hikmet sahibi) olandır

Talâk

Surah 65

[1] Ey peygamber! Kadınları bosadıgınız zaman, iddeti suresinde (temizlendiklerinde) bosayın ve iddeti sayın. Rabbiniz olan Allah´tan korkup sakının. Onları evlerinden cıkarmayın, onlar da cıkmasınlar; ancak acık ´cirkin bir hayasızlık´ gostermeleri durumu baska. Bunlar Allah´ın sınırlarıdır. Kim Allah´ın sınırlarını cignerse, gercekten o, kendi nefsine zulmetmis demektir. Sen bilmezsin; olabilir ki Allah, bunun arkasından bir is (durum) olusturabilir

[2] Sonra (uc iddet bekleme) surelerine ulastıkları zaman, artık onları maruf (bilinen guzel bir tarz) uzere tutun, ya da maruf uzere onlardan ayrılın. Icinizden adalet sahibi iki kisiyi de sahid yapın. Sahidligi Allah icin dosdogru yerine getirin. Iste bununla, Allah´a ve ahiret gunune iman edenlere ogut verilir. Kim Allah´tan korkup sakınırsa, (Allah) ona bir cıkıs yolu gosterir

[3] Ve onu hesaba katmadıgı bir yonden de rızıklandırır. Kim de Allah´a tevekkul ederse, O, ona yeter. Elbette Allah, kendi emrini yerine getirip gerceklestirendir. Allah, her sey icin bir olcu kılmıstır

[4] (Yaslılıklarından dolayı) hayızdan kesilmis kadınlarınızdan suphe ederseniz, bilin ki onların bekleme suresi uc aydır. Henuz hayız gormeyenler de boyledir. Hamile olan kadınların bekleme suresi dogurmaları ile son bulur. Kim Allah´tan korkarsa (Allah) onun isine kolaylık verir

[5] Bu, Allah´ın size indirdigi emridir. Kim Allah´tan korkup sakınırsa, Allah, onun kotuluklerini orter ve onun ecrini buyutur

[6] (Bosandıgınız) Kadınları, gucunuz oranında oturmakta oldugunuz yerin bir yanında oturtun, onları ´darlık ve sıkıntıya dusurmek amacıyla´ kendilerine zarar vermeyin. Eger onlar hamile iseler, yuklerini bırakıncaya (dogumlarını yapıncaya) kadar onlara nafaka verin. Sayet sizler icin (cocugu) emzirirlerse, onlara ucretlerini odeyin. (Durum ve iliskilerinizi) Kendi aranızda maruf (guzellikle ve Islam´a uygun bir tarz) uzere gorusup konusun. Eger gucluk icine girerseniz, bu durumda (cocugu) onun (babası) icin bir baskası emzirebilir

[7] Genislik imkanları olan, nafakayı genis imkanlarına gore yapsın. Rızkı kendisine kısıtlı tutulan da, artık Allah´ın kendisine verdigi kadarıyla versin. Allah, hicbir nefse ona verdiginden baskasıyla yukumluluk koymaz. Allah, bir guclugun ardından bir kolaylıgı kılıp verecektir

[8] Ulkelerden niceleri vardır ki, Rablerinin ve O´nun peygamberinin emrine karsı gelip azmıslar, boylece biz de onları cetin bir hesaba cekmisiz ve onları benzeri gorulmedik bir azabla azablandırmısız

[9] Artık o (ulkelerin halkı), yaptıgı kotulugu taddı ve isinin sonucu da bir husran oldu

[10] Allah, onlar icin siddetli bir azab hazırlamıstır; oyleyse ey iman etmekte olan temiz akıl sahipleri, Allah´tan korkup sakının, Dogrusu Allah, sizin icin bir zikir (uyarıp hatırlatan ve ogut veren Kur´an) indirmistir

[11] Iman edip salih amellerde bulunanları karanlıklardan nura cıkarması icin Allah´ın apacık ayetlerini size okuyan bir peygamber de (gonderdik). Kim iman edip salih bir amelde bulunursa, (Allah) onu icinde ebedi kalıcılar olmak uzere altından ırmaklar akan cennetlere sokar. Allah, gercekten ona ne guzel bir rızık vermistir

[12] Allah, yedi gogu ve yerden de onların benzerini yarattı. Emir, bunların arasında durmadan iner; sizin gercekten Allah´ın her seye guc yetirdigini ve gercekten Allah´ın ilmiyle her seyi sarıp kusattıgını bilip ogrenmeniz icin

Tahrîm

Surah 66

[1] Ey Peygamber! Allah´ın helal kıldıgı seyi nicin kendine haram ediyorsun? (Sunun icin ki) sen hanımlarının rızasını kazanmak istiyorsun. Allah gafur ve rahimdir

[2] Allah, yeminlerinizin (keffaretle) cozulmesini size farz (veya mesru) kıldı. Allah, sizin mevlanız (sahibiniz, yardımcınız)dır. O, bilendir, hukum ve hikmet sahibi olandır

[3] Hani Peygamber, eslerinden bazılarına gizli bir soz soylemisti. Derken o (eslerinden biri), bunu haber verip Allah da ona bunu acıga vurunca, o da (Peygamber) bir kısmını acıklamıs bir kısmını (soylemekten) vazgecmisti. Sonunda ona kendisi haberi verince (esi) demisti ki «Bunu sana kim haber verdi?» O da «Bana bilen, (herseyden) haberdar olan (Allah) haber verdi» demisti

[4] Eger sizler (Peygamberin iki esi) Allah´a tevbe ederseniz (ne guzel)! Cunku kalbleriniz egrilik gosterdi. Yok eger ona karsı birbirinize destekci olmaga kalkısırsanız, artık Allah, Onun mevlasıdır; Cibril de ve mu´minlerin salih olan(lar)ı da. Bunların arkasından melekler de onun destekcisidirler

[5] Belki onun Rabbi, -eger o sizi bosayacak olursa- ona sizin yerinize sizlerden daha hayırlı Musluman, Mu´min, gonulden itaat eden, tevbe eden, ibadet eden, oruc tutan, dul ve bakire esler verir

[6] Ey iman edenler, kendinizi ve yakınlarınızı atesten koruyun ki onun yakıtı insanlar ve taslardır, uzerinde oldukca sert, guclu melekler vardır. Allah kendilerine neyi emretmisse ona isyan etmezler ve emredildiklerini yerine getirirler

[7] Ey kufretmekte olanlar, bugun ozur beyan etmeyin. Siz ancak yapmakta olduklarınızla cezalandırılıyorsunuz

[8] Ey iman edenler, Allah´a kesin (nasuh) bir tevbe ile tevbe edin. Olabilir ki, Allah, sizin kotuluklerinizi orter ve altından ırmaklar akan cennetlere sokar. O gun Allah, Peygamberi ve onunla birlikte iman etmekte olanları kucuk dusurmeyecektir. Nurları, onlerinde ve sag yanlarında kosup parıldar. Derler ki: «Rabbimiz nurumuzu tamamla, bizi bagısla. Suphesiz sen, her seye guc yetirensin.»

[9] Ey Peygamber, kafirlere ve munafıklara karsı cihad et ve onlara karsı ´sert ve caydırıcı´ davran. Onların barınma yeri cehennemdir. Ne kotu bir donus yeridir o

[10] Allah, kufretmekte olanlara, Nuh´un esini ve Lut´un esini ornek olarak verdi. Ikisi de, kullarımızdan salih olan iki kulumuzun nikahları altındaydı; ancak onlara ihanet ettiler. Bundan dolayı, onlara (kocaları) kendilerine Allah´tan gelen hicbir seyle yarar saglamadılar. Ikisine de: «Atese diger girenlerle birlikte girin!» denildi

[11] Allah, iman etmekte olanlara da Firavun´un karısını ornek olarak verdi. Hani demisti ki; «Rabbim bana kendi katında, cennette bir ev yap; beni Firavun´dan ve onun yaptıklarından kurtar ve beni o zalimler toplulugundan da kurtar.»

[12] Imran´ın kızı Meryem´i de. Ki o kendi ırzını korumustu. Boylece biz de ona kendi ruhumuzdan ufledik. O da Rabbinin kelimelerini ve kitaplarını tasdik etti. O, (Rabbine) gonulden baglı olanlardandı

Mülk

Surah 67

[1] En yuce ve mubarek olan O´dur ki kainatın saltanatı elindedir. O her seye kadirdir

[2] O, amel (davranıs ve eylem) bakımından hanginizin daha iyi (ve guzel) olacagını denemek icin olumu ve hayatı yarattı. O, ustun ve guclu olandır, cok bagıslayandır

[3] O, biri digeriyle ´tam bir uyum (mutabakat)´ icinde yedi gok yaratmıs olandır. Rahman (olan Allah)´ın yaratmasında hicbir celiski ve uygunsuzluk (tefavut) goremezsin. Iste gozu(nu) cevirip gezdir; herhangi bir catlaklık (bozukluk ve carpıklık) goruyor musun

[4] Sonra gozunu iki kere daha cevirip gezdir; o goz (uyumsuzluk bulmaktan) umudunu kesmis bir halde bitkin olarak sana donecektir

[5] Andolsun, biz en yakın olan gogu (dunya gogunu) kandillerle susleyip donattık ve bunları, seytanlar icin taslama birimleri (rucum) kıldık. Onlar icin cılgınca yanan atesin azabını hazırladık

[6] Rablerine (karsı) kufretmekte olanlar icin cehennem azabı vardır. Ne kotu donus yeridir o

[7] Icine atılıp bırakıldıkları zaman, o kaynayıp feveran ederken onun korkunc homurtusunu isitirler

[8] Ofkesinin siddetinden neredeyse patlayıp parcalanacak. Her bir grup icine atıldıgında, bekcileri onlara sorar: «Size bir uyarıcı, korkutucu gelmedi mi?»

[9] Onlar: «Evet» derler. «Bize gercekten bir uyarıcı, korkutucu geldi. Fakat biz yalanladık ve: -Allah hicbir sey indirmedi, siz yalnızca buyuk bir saskınlık (ve sapıklık) icindesiniz, dedik.»

[10] Ve derler ki: «Eger dinlemis olsaydık ya da akıl etmis olsaydık, su cılgınca yanan atesin halkı arasında olmayacaktık.»

[11] Boylece kendi gunahlarını itiraf ettiler. Cılgınca yanan atesin halkına (Allah´ın rahmetinden) uzaklık olsun

[12] Gercek su ki, Rablerinden gayb ile (O´nu gormedikleri halde) icleri titreyerek korkanlara gelince; onlar icin bir magfiret (bagıslanma) ve buyuk bir ecir vardır

[13] Sozunuzu ister gizleyin, ister onu acıga vurun. Suphesiz O, sinelerin ozunde saklı duranı bilendir

[14] O, yarattıgını bilmez mi? O, Latif´tir; Habir´dir

[15] Sizin icin, yeryuzune boyun egdiren O´dur. Su halde onun omuzlarında yuruyun ve O´nun rızkından yiyin. Sonunda gidis O´nadır

[16] Gokte olanın sizi yere gecirmeyeceginden emin misiniz? Bir bakmıssınız ki, o (yeryuzu) sallanıp calkalanmaktadır

[17] Yoksa gokte olanın uzerinize ´tas yagdıran (fırtınalı) bir ruzgar´ gondermeyeceginden emin misiniz? Siz o takdirde benim uyarmam nasılmıs bilip ogreneceksiniz

[18] Andolsun, kendilerinden oncekiler de yalanladı. Fakat beni inkar (etmelerine karsılık verdigim azab) nasılmıs

[19] Onlar, ustlerinde dizi dizi kanat acıp kapayarak ucan kusları gormuyorlar mı? Onları Rahman (olan Allah)´tan baskası (boslukta) tutmuyor. Suphesiz O, her seyi hakkıyla gorendir

[20] Rahmana karsı size yardım edecek olan kimmis? Su sizin ordunuz mu? Kafirler yalnızca bir gurur (kesin bir aldanıs) icindedirler

[21] Eger O, rızkını tutup kesecek olsa, sizin rızkınızı verecek olan kimmis? Hayır; onlar, bir azgınlık ve nefret icinde inatla direnmektedirler

[22] Su halde yuzukoyun surunerek yuruyen mi daha cok hidayete erer, yoksa dosdogru yol uzerinde dumduz yurumekte olan mı

[23] De ki: «Sizi insa edip yaratan, size kulak, gozler ve gonuller veren O´dur. Ne kadar az sukrediyorsunuz?»

[24] De ki: «Sizi yeryuzunde uretip tureten O´dur. Siz O´na toplanıp goturuleceksiniz.»

[25] Derler ki: «Eger siz dogru sozluler iseniz, su tehdit (ettiginiz azab) ne zamanmıs?»

[26] De ki: «(Bununla ilgili) Bilgi ancak Allah´ın katındadır. Ben ancak apacık olan bir uyarıcı-korkutucuyum.»

[27] Nihayet onu pek yakında gorduklerinde, o kufretmekte olanların yuzleri kotulesip karardı. Ve: «Iste bu, sizin (gerceklesmeyecek diye) one surup durdugunuz seydir» denildi

[28] De ki: «Haber verir misiniz; eger Allah, beni ve benimle birlikte olanları yıkıma ugratır ya da bizi esirgerse, (peki) bu durumda kafirleri acıklı bir azabtan kurtaracak olan kimdir?»

[29] De ki: «O (Allah) Rahman olan (bizi esirgeyip koruyan)dır; biz O´na iman ettik ve O´na tevekkul ettik. Artık siz kimin acıkca bir saskınlık (ve sapıklık) icinde oldugunu pek yakında bilip ogreneceksiniz.»

[30] De ki: «Haber verin; eger suyunuz yerin dibine gocuverecek olursa, bu durumda kim size bir akar su kaynagı getirebilir?»

Kalem

Surah 68

[1] Nun, Kaleme ve satır satır yazdıklarına andolsun

[2] Sen, Rabbinin nimetiyle bir mecnun degilsin

[3] Gercekten senin icin kesintisi olmayan bir ecir vardır

[4] Ve suphesiz sen, pek buyuk bir ahlak uzerindesin

[5] Artık yakında goreceksin ve onlar da gormus olacaklar

[6] Sizden hanginiz ´fitneye tutulup cıldırdıgını.´

[7] Elbette senin Rabbin, kimin kendi yolundan sasırıp saptıgını daha iyi bilendir; ve kimin hidayete erdigini de daha iyi bilendir

[8] Su halde yalanlayanlara itaat etme

[9] Onlar, senin kendilerine yaranıp onlarla uzlasmanı arzu ettiler; o zaman onlar da sana yaranıp uzlasacaklardı

[10] Sunların hicbirine itaat etme: Yemin edip duran, asagılık

[11] Alabildigine ayıplayıp kotuleyen, soz getirip goturen (gizlilik icinde soz ve haber tasıyan)

[12] Hayrı engelleyip surduren, saldırgan, olabildigince gunahkar

[13] Zorba, saygısız, sonra da kulagı kesik

[14] Mal (servet) ve cocuklar sahibi oldu diye

[15] Kendisine ayetlerimiz okundugu zaman: «(Bunlar) Eskilerin uydurma masallarıdır» diyen

[16] Yakında biz onun hortumu (burnu) uzerine damga vuracagız

[17] Gercek su ki, biz o bahce sahiplerine bela verdigimiz gibi, bunlara da bela verdik. Hani onlar, sabah vakti (erkenden ve kimseye haber vermeden) onu (bahceyi) mutlaka devsireceklerine dair and icmislerdi

[18] (Bu konuda) Hicbir istisna da yapmıyorlardı

[19] Fakat onlar, uyuyorlarken, Rabbin tarafından dolasıp gelen bir bela onun ustunu sarıp kusatıverdi

[20] Sonunda (bahce) kokunden kuruyup kapkara kesildi

[21] Nihayet sabah vakti birbirlerine seslendiler

[22] «Eger urununuzu devsirecekseniz erkence kalkın, cıkın.»

[23] Derken, aralarında fısıldasarak cıkıp gittiler

[24] «Bugun sakın oraya hicbir yoksul girip de karsınıza cıkmasın.»

[25] (Yoksulları) Engellemege gucleri yetebilirmis gibi erkenden gittiler

[26] Ama onu gorunce: «Muhakkak biz (gidecegimiz yeri) sasırmısız» dediler

[27] «Hayır, biz (her seyden ve butun servetimizden) yoksun bırakıldık.»

[28] (Iclerinde) Mutedil olan biri dedi ki: «Ben size dememis miydim? (Allah´ı) Tesbih edip yuceltmeniz gerekmez miydi?»

[29] Dediler ki: «Rabbimiz, seni tesbih eder yuceltiriz; gercekten bizler zalim olanlarmısız.»

[30] Simdi birbirlerine karsı kendilerini kınamaga basladılar

[31] «Yazıklar bize, gercekten bizler azgınmısız» dediler

[32] «Belki Rabbimiz, onun yerine ondan daha hayırlısını verir; suphesiz biz, yalnızca Rabbimize ragbet eden kimseleriz.»

[33] Iste azab boyledir. Ahiret azabı ise, muhakkak cok daha buyuktur; onlar bir bilseler

[34] Suphe yok, muttaki olanlar icin Rableri katında nimetlerle donatılmıs cennetler vardır

[35] Oyleyse, Muslumanları suclu gunahkar olanlar gibi (esit) kılar mıyız

[36] Size ne oluyor? Siz nasıl hukum veriyorsunuz

[37] Yoksa sizin (elinizde) ders okumakta oldugunuz bir kitap mı var

[38] Icinde, siz neyi secip begenirseniz, mutlaka sizin olacak, diye

[39] Yoksa sizin icin uzerimizde kıyamete kadar surup gidecek bir yemin mi var ki siz ne hukum verirseniz o, mutlaka sizin kalacak, diye

[40] Onlara sor: «Onlardan hanginiz bunun savunuculugunu yapacak?»

[41] Yoksa onların ortakları mı var? Su halde eger dogru sozlu kimselerse, ortaklarını da getirsinler

[42] Ayagın ustunden (ortunun) acılacagı ve onların secdeye cagrılacakları gun, artık guc yetiremezler

[43] Gozleri ´korkudan ve dehsetten dusuk,´ kendilerine de zillet sarıp kusatmıs. Oysa onlar, (daha once) sapasaglam iken secdeye davet edilirlerdi

[44] Artık bu sozu yalan sayanı sen bana bırak. Biz onları, bilmeyecekleri bir yonden derece derece (gunahla yukletip azaba) yaklastıracagız

[45] Ben, onlara sure tanıyorum. Hic suphesiz benim duzenim (cezalandırmam) sapasaglamdır

[46] Yoksa sen, onlardan bir ucret mi istiyorsun ki, onlar, haksız bir borctan dolayı agır bir yuk altında kalmıslar

[47] Yoksa gayb (gorunmeyenin bilgisi) onların yanında mıdır ki, kendileri yazıp duruyorlar

[48] Simdi sen, Rabbinin hukmune sabret ve balık sahibi (Yunus) gibi olma; hani o, ici kahır dolu olarak (Rabbine) cagrıda bulunmustu

[49] Eger Rabbinden bir nimet ona ulasıp yetismeseydi, mutlaka kendisi yerilmis ve cıplak bir durumda (karaya) atılmıs olacaktı

[50] Fakat Rabbi onu secti ve onu salih olanlardan kıldı

[51] O kufretmekte olanlar, zikri (Kur´an´ı) isittikleri zaman, seni neredeyse gozleriyle yıkıp devireceklerdi. «O, gercekten bir delidir» diyorlar

[52] Oysa o (Kur´an), alemlere bir zikr (ogut, hatırlatma, hukum ve ustun bir seref)ten baska bir sey degildir

Hâkka

Surah 69

[1] ´Elbette gerceklesecek olan´ (kıyamet)

[2] Nedir o ´muhakkak gerceklesecek olan?´

[3] O gerceklesecek olanı (kıyameti) sana bildiren nedir

[4] Semud ve Ad (toplumları), ´mutlaka patlak verecek kıyamet´i yalan saydılar

[5] Bu nedenle Semud (halkı) korkunc bir sesle helak edildi

[6] Ad (halkın)a gelince; onlar da, ugultu yuklu, azgın bir kasırga ile helak edildiler

[7] (Allah) Onu, yedi gece ve sekiz gun, aralık vermeksizin onların uzerine musallat etti. Oyle ki, o kavmi, orada sanki ici kof hurma kutukleriymis gibi onların carpılıp yere yıkıldıgını gorursun

[8] Simdi onlardan hic arta kalan (bir sey) goruyor musun

[9] Firavun (kavmi), ondan oncekiler ve yerle bir olan sehirler (halkı da hep) o hata ile (tarih sahnesine) geldiler

[10] Boylece Rablerinin elcisine isyan ettiler. Bu yuzden onları, siddeti gittikce artan bir yakalayısla yakaladı

[11] Gercek su ki, su tastıgı zaman, o gemide biz sizi tasıdık

[12] Oyle ki, onu sizlere bir ibret (hatırlatma ve ogut) kılalım. ´Gercegi belleyip kavrayabilen´ kullar da onu belleyip kavrasın

[13] Artık sur´a tek bir ufurulusle ufurulecegi

[14] Yeryuzu ve daglar yerlerinden oynatılıp kaldırılacagı, ardından da tek bir carpma ile birbirlerine carpılıp parca parca olacagı zaman

[15] Iste o gun, vakıa (bir gercek olan kıyamet) artık vuku bulmus (gerceklesmis)tir

[16] Gok de yarılıp catlamıstır: artık o gun, ´sarkmıs/za´fa ugramıstır.´

[17] Melek(ler) ise, onun cevresi uzerindedir. O gun, Rabbinin arsını onların da ustunde sekiz (melek) tasır

[18] Siz o gun arzolunursunuz; sizden yana hicbir gizli (sey), gizli kalmaz

[19] Artık kitabı sag eline verilen kisi, der ki: «Alın, kitabımı okuyun.»

[20] «Cunku ben, gercekten hesabıma kavusacagımı sanmıs (anlamıs)tım.»

[21] Artık o, hosnut bir yasama icindedir

[22] Yuksek bir cennette

[23] Devsirilecek (meyve ve essiz urun)leri pek yakındır

[24] «Geride kalan gunlerde, ´pesin olarak sunduklarınıza karsılık olmak uzere,´ afiyetle yiyin ve icin.»

[25] Kitabı sol eline verilen ise; o da, der ki: «Bana keske kitabım verilmeseydi.»

[26] «Hesabımı da hic bilmeseydim.»

[27] «Keske o (olum her seyi) kesip bitirseydi.»

[28] «Malım bana hicbir yarar saglayamadı.»

[29] «Guc ve kudretim de yok olup gitti.»

[30] (Allah buyruk verir:) «Onu tutuklayın, hemen baglayıverin.»

[31] «Sonra onu cılgın alevlerin icine atın.»

[32] «Daha sonra onu, uzunlugu yetmis arsın olan bir zincire vurup gonderin.»

[33] «Cunku, o, buyuk olan Allah´a iman etmiyordu.»

[34] «Yoksula yemek vermeye destekci olmazdı.»

[35] «Bundan dolayı bugun, kendisine hicbir sıcak dost yoktur.»

[36] «Irin ve kan karısmadan baska bir yemek yoktur.»

[37] «Bunu da, hata edenlerden baskası yemez.»

[38] Hayır; gorduklerinize yemin ederim

[39] Gormediklerinize de

[40] Hic suphesiz o (Kur´an), serefli bir elcinin kesin sozudur

[41] O, bir sairin sozu degildir. Ne kadar az inanıyorsunuz

[42] Bir kahinin de sozu degildir. Ne kadar az ogut alıp dusunuyorsunuz

[43] Alemlerin Rabbinden bir indirilmedir

[44] Eger o, bize karsı bazı sozleri uydurup soylemis olsaydı

[45] Muhakkak onun sag elini (butun guc ve kudretini) cekip alıverirdik

[46] Sonra onun can damarını elbette keserdik

[47] O zaman, sizden hic kimse araya girerek bunu kendisinden engelleyip uzaklastıramazdı

[48] Cunku o (Kur´an, Allah´tan sakınan) muttakiler icin bir oguttur

[49] Elbette biz, icinizde yalanlayanların bulundugunu biliyoruz

[50] Gercekten o (Kur´an), kafirler icin (kahırlı) bir hasrettir

[51] Ve suphesiz o, kesin bir gercektir (hakku´l-yakin)

[52] Oyleyse, buyuk Rabbini ismiyle tesbih et

Me'âric

Surah 70

[1] Istekte bulunan biri, (muhakkak) gerceklesecek olan bir azabı istedi

[2] Kafirler icin olan, bu (azabı) geri cevirecek kimse yoktur

[3] (Bu azab) Yuce makamlar sahibi olan Allah´tandır

[4] Melekler ve ruh (Cebrail) O´nun huzuruna bir gunde cıkarlar ki onun miktarı elli bin yıldır

[5] Su halde, guzel bir sabır (gostererek) sabret

[6] Cunku gercekten onlar, bunu uzak gormektedirler

[7] Biz ise, onu pek yakın gormekteyiz

[8] (O azab gelecegi) O gun gok, erimis gumus gibi olur

[9] Daglar da (etrafa ucusmus) rengarenk yun gibi olacak

[10] (Boyle bir gunde) Hicbir yakın dost bir yakın dostu sormaz

[11] Onlar birbirlerine gosterirler. Bir suclu gunahkar, o gunun azabını karsılık olmak uzere, ogullarını fidye olarak vermek ister

[12] Kendi esini ve kardesini

[13] Ve onu barındıran asiretini (soyunun hepsini) de

[14] Yeryuzunde bulunanların tumunu (verse de); sonra bir kurtulsa

[15] Hayır; (boyle fidyeler kabul edilmez.) Dogrusu o (cehennem), cayır cayır yanmakta olan atestir

[16] Basın derisini kavurup soyar

[17] Yuz cevirip arkasını doneni cagırır durur

[18] (Durmaksızın mal ve servet) Toplayıp bir yerde (ustuste) yıgmakta olanı

[19] Gercek su ki, insan, ´bencil ve haris´ olarak yaratıldı

[20] Kendisine bir ser (kotuluk) dokundugu zaman feryadı basar

[21] Ona bir hayır dokundugunda engelleyici olur (veya cimrilik eder)

[22] Ancak namaz kılanlar haric

[23] Ki onlar, namazlarında sureklidirler

[24] Ve onların mallarında belirli bir hak vardır

[25] Yoksul ve yoksun olan(lar) icin

[26] Onlar, din gununu de tasdik etmektedirler

[27] Onlar, Rablerinin azabına karsı (daimi) bir korku duymaktadırlar

[28] Suphesiz Rablerinin azabından emin olunamaz

[29] Ve onlar, ırzlarını (ferc) korurlar

[30] Ancak kendi esleri ya da sag ellerinin malik oldugu baska; cunku onlar (bunlardan dolayı) kınanmazlar

[31] Fakat bunun otesini arayanlar, artık onlar sınırı cigneyenlerdir

[32] (Bir de) Onlar, kendilerine verilen emanete ve verdikleri ahde (harfiyyen) riayet edenlerdir

[33] Sahidliklerinde de dosdogru davrananlardır

[34] Namazlarını (titizlikle) koruyanlardır

[35] Iste onlar, cennetler icinde agırlananlardır

[36] Simdi kufretmekte olanlara ne oluyor ki, boyunlarını sana uzatıp kosuyorlar

[37] Sag yandan ve sol yandan bolukler halinde

[38] Onlardan her biri, nimetlerle donatılmıs cennete girecegini mi umuyor (tamah ediyor)

[39] Hayır, dogrusu biz onları bildikleri seyden yarattık

[40] Artık, doguların ve batıların Rabbine yemin ederim; biz gercekten guc yetirenleriz

[41] Onların yerine kendilerinden daha hayırlılarını getirip degistirmege. Ustelik bizim onumuze gecilemez

[42] Su halde sen, kendilerine vadedilen (azab) gunlerine kavusuncaya kadar onları bırak; dalıp oynasınlar, oyalansınlar

[43] Kabirlerinden kosarcasına cıkacakları gun, sanki onlar dikili bir seye yonelmisler gibidirler

[44] Gozleri ´korkudan ve dehsetten dusuk,´ yuzlerini de bir zillet sarıp kaplamıs; iste bu, kendilerine vadedilmekte olan (kıyamet ve azab) gunudur

Nûh

Surah 71

[1] Hic suphesiz, biz Nuh´u; «Kavmini, onlara acı bir azab gelmeden evvel uyarıp korkut» diye kendi kavmine (peygamber olarak) gonderdik

[2] O da dedi ki: «Ey Kavmim, gercek su ki, ben size (gonderilmis) apacık bir uyarıcı korkutucuyum.»

[3] «Allah´a kulluk edin, O´ndan korkup sakının ve bana itaat edin.»

[4] «Ki gunahlarınızı bagıslasın ve sizi adı konulmus bir ecele kadar ertelesin. Elbette Allah´ın eceli geldigi zaman, o ertelenmez. Bir bilmis olsaydınız

[5] Dedi ki: «Rabbim, gercekten ben kavmimi gece ve gunduz davet edip durdum.»

[6] «Fakat benim davet etmem, bir kacıstan baskasını arttırmadı.»

[7] «Dogrusu ben, senin onları bagıslaman icin her davet edisimde, onlar parmaklarını kulaklarına tıkadılar, ortulerini baslarına cektiler ve buyukluk tasladıkca buyukluk gosterip direttiler.»

[8] «Sonra ben onları acıktan acıga da davet ettim.»

[9] «Daha sonra (davamı) onlara acıkca ilan ettim ve kendilerine gizli gizli yollarla yanasmak istedim.»

[10] «Bundan boyle» dedim. «Rabbinizden magfiret isteyin cunku gercekten O, cok bagıslayandır

[11] «(Oyle yapın ki,) Uzerinize gokten saganak (bol miktarda yagmur) yagdırsın.»

[12] «Size mallar ve cocuklarla yardımda bulunsun. Size (urun yuklu) baglar, bahceler versin, ırmaklar da versin.»

[13] «Size ne oluyor ki, Allah´tan bir vekarı ummuyorsunuz?»

[14] «Oysa O, sizi gercekten tavır tavır yaratmıstır.»

[15] «Gormuyor musunuz; Allah, yedi gogu birbirleriyle bir uyum (mutabakat) icinde yaratmıstır?»

[16] «Ve ayı da bunlar icinde bir nur kılmıs, gunesi de (aydınlatıcı ve yakıcı) bir kandil yapmıstır.»

[17] «Allah, sizi yerden bir bitki (gibi) bitirdi.»

[18] «Sonra sizi yine oraya geri cevirecek ve sizi (diriltici) bir cıkarısla diriltip cıkaracaktır.»

[19] «Allah, yeri sizin icin bir yaygı kıldı.»

[20] «Oyle ki, onun icinde genis yollarında gezip dolasırsınız, diye.»

[21] Nuh: «Rabbim, gercekten onlar bana isyan ettiler; mal ve cocukları kendisine ziyandan baska bir seyi arttırmayan kimselere uydular.»

[22] «Ve buyuk buyuk hileli duzenler kurdular.»

[23] «Ve dediler ki: -Kendi ilahlarınızı bırakmayın; bırakmayın ne Vedd´i, ne Suva´ı, ne Yegus´u, ne Ye´uk´u ve ne de Nesr´i.»

[24] «Boylece onlar, cogu kimseyi sasırtıp saptırdılar. Sen de o zalimlere sapıklıktan baskasını arttırma.»

[25] Bunlar, hataları dolayısıyla suda boguldular, sonra atese sokuldular. O zaman da Allah´ın dısında hicbir yardımcı bulamadılar

[26] Nuh «Rabbim, yeryuzunde kafirlerden yurt edinen hic kimseyi bırakma.» dedi

[27] «Cunku sen onları bırakacak olursan, senin kullarını sasırtıp saptırırlar ve onlar, kotulukte sınırı asan (facir´den) kafirden baskasını dogurmazlar.»

[28] «Rabbim, beni, annemi, babamı, mu´min olarak evime gireni, iman eden erkekleri ve iman eden kadınları bagısla. Zalim olanlara da yıkımdan baskasını arttırma!»

Cinn

Surah 72

[1] De ki: «Bana gercekten su vahyolundu: «Cinlerden bir grup dinleyip de soyle demisler: -Dogrusu biz, (buyuk) hayranlık uyandıran bir Kur´an dinledik

[2] «O (Kur´an), ´gercege ve dogruya´ yoneltip iletiyor. Bu yuzden biz ona iman ettik. Bundan boyle Rabbimize hic kimseyi ortak kosmayacagız.»

[3] Elbette, bizim Rabbimizin sanı yucedir. O, ne es edinmistir, ne de bir cocuk

[4] «Dogrusu su: Bizim dusuk akıllı beyinsizlerimiz, Allah´a karsı ´gercek dısı bir suru sacma seyler´ soylemisler.»

[5] «Oysa biz, insanların ve cinlerin Allah´a karsı asla yalan soylemiyeceklerini sanmıstık.»

[6] «Bir de su gercek var: Insanlardan bazı erkekler, cinlerden bazı adamlara sıgınırlardı. Oyle ki, onların azgınlıklarını arttırırlardı.»

[7] «Ve onlar, sizin de sandıgınız gibi Allah´ın hic kimseyi kesin olarak diriltmeyecegini sanmıslardı.»

[8] «Dogrusu biz gogu yokladık; fakat onu guclu koruyucular ve sihablarla kaplı (doldurulmus) bulduk.»

[9] «Oysa gercekten biz, dinlemek icin onun oturma yerlerinde otururduk. Ama simdi kim dinleyecek olsa, (hemen) kendisini izleyen bir sihab bulur

[10] «Dogrusu bilmiyoruz; yeryuzunde olanlara bir kotuluk mu istendi, yoksa Rableri kendileri icin (dogru olana iletici) bir hayır mi diledi?»

[11] «Gercek su ki, bizden salih olanlar da vardır ve bizden bunun dısında (ya da asagısında) olanlar da. Biz turlu turlu yolların fırkaları olmusuz.»

[12] «Biz suphesiz, Allah´ı yeryuzunde asla aciz bırakamıyacagımızı, kacmak suretiyle de onu hicbir sekilde aciz bırakamıyacagımızı anladık.»

[13] «Elbette biz, o yol gosterici (Kur´an´ı) isitince, ona iman ettik. Artık kim Rabbine iman ederse, o ne (ecrinin) eksileceginden korkar ve ne de haksızlıga ugrayacagından.»

[14] «Ve elbette bizden Musluman olanlar da var, zulmedenler de. Iste (Allah´a) teslim olanlar, artık onlar ´gercegi ve dogruyu´ arastırıp bulanlardır.»

[15] Zulmedenler ise, onlar da cehennem icin odun olmuslardır

[16] Eger onlar (insanlar ve cinler), yol uzerinde ´dosdogru bir istikamet tuttursalardı´, mutlaka biz onlara bol miktarda su icirir (tukenmez bir rızık ve nimet verir)dik

[17] Ki, kendilerini bununla denemek icin. Kim Rabbinin zikrinden yuz cevirirse, (Allah,) onu ´gittikce siddeti artan´ bir azaba surukler

[18] Suphesiz mescidler, (yalnızca) Allah´a aittir. Oyleyse, Allah ile beraber baska hicbir seye (ve kimseye) kulluk etmeyin (dua etmeyin, tapmayın)

[19] Su bir gercek ki, Allah´ın kulu (olan Muhammed,) O´na dua (ibadet ve kulluk) icin kalktıgında, onlar (musrikler,) neredeyse cevresinde keceleseceklerdi

[20] De ki: «Ben gercekten, yalnızca Rabbime dua ediyorum ve O´na hic kimseyi (ve hicbir seyi) ortak kosmuyorum.»

[21] De ki: «Dogrusu ben, sizin icin ne bir zarar, ne de bir yarar (irsad) saglayabilirim.»

[22] De ki: «Muhakkak beni Allah´tan (gelebilecek bir azaba karsı) hic kimse asla kurtaramaz ve O´nun dısında asla bir sıgınak da bulamam.»

[23] «(Benim gorevim,) Yalnızca Allah´tan olanı ve O´nun gonderdiklerini teblig etmektir. Kim Allah´a ve O´nun Resulune isyan ederse, icinde ebedi kalıcılar olmak uzere onun icin cehennem atesi vardır

[24] Sonunda onlar, kendilerine vadedileni gordukleri zaman, yardımcı olmak bakımından kim daha zayıfmıs ve sayı bakımından kim daha azmıs artık ogrenmis olacaklardır.»

[25] De ki: «Bilmiyorum, size vadedilen (kıyamet ve azab) yakın mı, yoksa Rabbim onun icin uzun bir sure mi koymustur?»

[26] O, gaybi bilendir. Kendi gaybını (gorulmez bilgi hazinesini) kimseye acık tutmaz (ona muttali kılmaz)

[27] Ancak elcileri (peygamberleri) icinde razı oldugu (sectikleri kimseler) baska. Cunku O, bunun onune ve arkasına izleyici (gozetleyici)ler dizer

[28] Oyle ki onların, Rablerinden gelen risaleti (insanlara gonderilenleri) teblig ettiklerini bilsin. (Allah,) Onların nezdinde olanları sarıp kusatmıs ve her seyi sayı olarak da sayıp tesbit etmistir

Müzzemmil

Surah 73

[1] Ey ortusune burunen

[2] Az bir kısmı haric olmak uzere, geceleyin kalk

[3] (Gecenin) Yarısı kadar. Ya da ondan da biraz eksilt

[4] Veya uzerine ilave et. Ve Kur´an´ı da belli bir duzen icinde (tertil uzere) oku

[5] Gercek su ki, biz senin uzerine ´oldukca agır´ bir soz (vahy) bırakacagız

[6] Dogrusu gece nesesi (gece ibadeti, insanın ic dunyasında uyandırdıgı) etki bakımından daha kuvvetli, okumak bakımından da daha saglamdır

[7] Cunku gunduz, senin icin uzun ugrasılar vardır

[8] Rabbinin ismini zikret ve her seyden kendini cekerek yalnızca O´na yonel

[9] (Allah,) Dogunun ve batının Rabbidir. O´ndan baska ilah yoktur. Su halde (yalnızca) O´nu vekil tut

[10] Onların demelerine karsı sen sabret ve onlardan guzel bir ayrılma tarzıyla (dusunce ve eylem bakımından koklu bir tutum) ile kopup ayrıl

[11] Yalanlamakta olan nimet (refah ve servet) sahiplerini sen bana bırak ve onlara az bir sure tanı

[12] Cunku bizim yanımızda bukagılar ve cayır cayır yanan bir ates vardır

[13] Bogazı tıkayıp kalan bir yemek ve acı bir azab da vardır

[14] (Oyle) Bir gun ki, yeryuzu ve daglar titremeye tutulur ve daglar gocuveren bir kum yıgını olur

[15] Hic suphesiz biz size, uzerinize sahid olacak bir peygamber gonderdik; Firavun´a da bir peygamber gonderdigimiz gibi

[16] Fakat Firavun peygambere isyan etti, biz de onu pek vahim bir tarzda (azabla) yakalayıverdik

[17] Eger kufredecek olursanız, cocukların saclarını agartan bir gunde, siz kendinizi nasıl koruyacaksınız

[18] Bu nedenle gok bile yarılıp catlamıstır; (artık) O´nun va´di gerceklestirilip yerine getirilmistir

[19] Suphesiz, bu bir oguttur. Artık dileyen Rabbine bir yol bulabilir

[20] (Ey Nebi!) Gercekten Rabbin, senin gecenin ucte ikisinden biraz eksiginde, yarısında ve ucte birinde (namaz icin) kalktıgını bilmektedir; seninle birlikte olanlardan bir toplulugun da (boyle yaptıgını bilmektedir). Geceyi ve gunduzu Allah takdir etmektedir. Sizin bunu sayamayacagınızı bildi, boylece de tevbenizi (O´na donusunuzu) kabul etti. Su halde Kur´an´dan kolay geleni okuyun. Allah sizden hastalar oldugunu, baskalarının Allah´ın fazlından aramak icin yeryuzunde gezip dolasacaklarını ve digerlerinin de Allah yolunda carpısacaklarını bilmistir. Oyleyse ondan (Kur´an´dan) kolay geleni okuyun. Namazı dosdogru kılın, zekatı verin ve Allah´a guzel bir borc verin. Hayır olarak kendi nefisleriniz icin onceden takdim ettiginiz seyleri daha hayırlı ve daha buyuk bir ecir (karsılık) olarak Allah katında bulursunuz. Allah´tan magfiret dileyin. Suphesiz Allah, cok bagıslayandır, cok esirgeyendir

Müddessir

Surah 74

[1] Ey burunup ortunen

[2] Kalk (ve) bundan boyle uyarıp korkut

[3] Rabbini tekbir et (yucelt)

[4] Elbiseni de temizle

[5] Pislikten kacınıp uzaklas

[6] Daha cok istekte bulunmak icin iyilik yapma

[7] Rabbin icin sabret

[8] Cunku o boruya (sur´a) ufuruldugu zaman

[9] Iste o gun, zorlu bir gundur

[10] Kafirler icinse hic kolay degildir

[11] Bırakın onu bana, Ben onu tek olarak yarattım

[12] Ki ben ona, ´alabildigine genis kapsamlı bir mal (servet)´ verdim

[13] Goz onunde hazır cocuklar (verdim)

[14] Ve onune sayısız imkan ve fırsatları doseyip serdim

[15] Sonra, daha da arttırmam icin tamah eder (doyumsuz istekte bulunur)

[16] Hayır; cunku o, bizim ayetlerimize karsı ´kesin bir inatcıdır´

[17] Onu alabildigine sarp bir yokusa sardırıp surecegim

[18] Cunku o, dusundu ve bir olcu tesbit etti

[19] Kahrolası, nasıl bir olcu koydu

[20] Yine kahrolası, nasıl bir olcu koydu

[21] Sonra bir baktı

[22] Sonra kaslarını cattı ve yuzunu eksitti

[23] Sonra da sırt cevirdi ve buyukluk tasladı (istikbar)

[24] Boylece: «Bu, yalnızca ´aktarılarak ogrenilen´ bir buyudur» dedi

[25] «Bu, bir beser sozunden baskası degildir.»

[26] Onu ben, cehenneme surukleyip atacagım

[27] Cehennem (sakar) nedir, sen bilir misin

[28] Ne alıkoyar, ne bırakır

[29] Besere delicesine susamıstır

[30] Onun uzerinde ondokuz vardır

[31] Biz o atesin koruyucularını meleklerden baskasını kılmadık. Ve onların sayısını da kufretmekte olanlar icin yalnızca bir fitne (konusu) yaptık ki, kendilerine kitap verilenler, kesin bir bilgiyle inansın, iman edenlerin de imanları artsın; kendilerine kitap verilenler ve iman edenler (boylece) kuskuya kapılmasın. Kalplerinde bir hastalık olanlar ile kafirler de soyle desin: «Allah, bu ornekle neyi anlatmak istedi?» Iste Allah, diledigini de boyle hidayete iletir. Rabbinin ordularını kendisinden baska (hic kimse) bilmez. Bu ise, beser (insan) icin yalnızca bir oguttur

[32] Hayır, aya andolsun

[33] Donup gittigi zaman geceye

[34] Agardıgı zaman sabaha

[35] Gercekten o, buyuk (musibet)lerden biridir

[36] Beser (insan) icin bir uyarıp korkutmadır

[37] Sizlerden one gecmek veya geride kalmak isteyenler icin

[38] Her nefis, kazanmakta olduklarına karsılık olmak uzere bir rehinedir

[39] Ancak Ashab-ı Yemin (sag ehli) haric

[40] Onlar cennetlerdedirler; birbirlerine sorarlar

[41] Suclu gunahkarları

[42] «Sizi su cehenneme surukleyip iten nedir?»

[43] Onlar: «Biz namaz kılanlardan degildik» dediler

[44] «Yoksula da yedirmezdik.»

[45] «(Batıla ve tutkulara) Dalıp gidenlerle biz de dalar giderdik.»

[46] «Din (hesap ve ceza) gununu yalan sayıyorduk.»

[47] «Sonunda yakin (kesin bir gercek olan olum) gelip bize cattı.»

[48] Artık, sefaat edenlerin sefaati onlara bir yarar saglamaz

[49] Buna ragmen, bunlara ne oluyor ki ogutten yuz cevirip duruyorlar

[50] Sanki onlar, urkmus yaban esekleri gibidirler

[51] Arslandan korkup kacmıslar

[52] Hayır; onlardan her biri, kendisine acılmıs sahifelerin verilmesini ister

[53] Hayır, onlar hic suphesiz ahiretten korkmuyorlar

[54] Gercek (su ki), o (Kur´an), elbette bir oguttur

[55] Artık kim dilerse, ogut alıp dusunur

[56] Allah dilemedikce, onlar ogut almazlar; takvanın sahibi (onu kabul etmeye ehil olan) O´dur, magfiretin sahibi (bagıslamaya ehil olan da) O´dur

Kıyâme

Surah 75

[1] Hayır, kalkıs (kıyamet) gunune and ederim

[2] Ve yine hayır; kendini kınayıp duran nefse de and ederim

[3] Insan, onun kemiklerini bizim kesin olarak bir araya getirmeyecegimizi mi sanıyor

[4] Evet; onun parmak uclarını dahi derleyip (yeniden) duzene koymaga guc yetirenleriz

[5] Ancak insan, onundeki (sonsuz gelecegi)ni de ´fucurla surdurmek ister.´

[6] «Kıyamet gunu ne zamanmıs» diye sorar

[7] Ama goz ´kamasıp da kaydıgı,´

[8] Ay karardıgı

[9] Gunes ve ay birlestirildigi zaman

[10] Insan o gun der ki: «Kacıs nereye?»

[11] Hayır; sıgınacak herhangi bir yer yok

[12] O gun, ´sonunda varılıp karar kılınacak yer (mustakar) ´ yalnızca Rabbi´nin katıdır

[13] Insana o gun, onceden takdim ettikleri ve erteledikleri seylerle haber verilir

[14] Hayır; insan, kendi nefsine karsı bir basirettir

[15] Kendi mazeretlerini ortaya atsa bile

[16] Onu (Kur´an´ı, kavrayıp belletmek icin) aceleye kapılıp dilini onunla hareket ettirip durma

[17] Hic suphesiz, onu (kalbinden) toplamak ve onu (sana) okutmak bize ait (bir is)tir

[18] Su halde, biz onu okudugumuz zaman, sen de onun okunusunu izle

[19] Sonra muhakkak onu acıklamak bize ait (bir is)tir

[20] Hayır; siz carcabuk gecmekte olan (dunya)yı seviyorsunuz

[21] Ve ahireti terkedip bırakıyorsunuz

[22] O gun yuzler ısıl ısıl parlar

[23] Rablerine bakıp durur

[24] O gun, oyle yuzler vardır ki kararmıs, eksimistir

[25] Kendisine, beli buken islerin yapılacagını anlamaktadır

[26] Hayır; can koprucuk kemigine gelip dayandıgı zaman

[27] «Son mudahaleyi yapacak kim» denir

[28] Artık gercekten, kendisi de bir ayrılık oldugunu kavrayıp anlamıstır

[29] (Olum korkusundan) Ayaklar da birbirine (ayak ayaga) dolastıgında

[30] O gun sevk, yalnızca Rabbinedir

[31] Fakat o, ne dogrulamıs ne de namaz kılmıstı

[32] Ancak o, yalanlamıs ve yuz cevirmisti

[33] Sonra da calım satarak yakınlarına gitmisti

[34] Sen buna mustahaksın, dahasına da mustahaksın

[35] Yine buna mustahaksın, dahasına da mustahaksın

[36] Insan, ´kendi basına ve sorumsuz´ bırakılacagını mı sanıyor

[37] Kendisi, dokulup akıtılan meniden bir damla su degil miydi

[38] Sonra bir alak (embriyo) oldu, derken (Allah, onu) yarattı ve bir ´duzen icinde bicim verdi.´

[39] Boylece ondan, erkek ve disi olmak uzere cift kıldı

[40] (Oyleyse Allah,) Oluleri diriltmeye guc yetiren degil midir

İnsan

Surah 76

[1] Gercek su ki, insanın uzerinden, daha kendisi anılmaya deger bir sey degilken, uzun zamanlardan (dehr) bir sure (hin) gelip gecti

[2] Hic suphesiz biz insanı, karmasık olan bir damla sudan yarattık. Onu denemekteyiz. Bundan dolayı onu isiten ve goren yaptık

[3] Biz ona yolu gosterdik; (artık o,) ya sukredici olur ya da nankor

[4] Dogrusu biz kafirlere zincirler, demir halkalar (tomruklar) ve cılgınca yanan bir ates hazırladık

[5] Suphesiz ki iyiler (ebrar), karısımı kafur olan bir kadehten icerler

[6] Allah´ın kullarının kendisinden ictikleri bir kaynak; onu fıskırttıkca fıskırtıp akıtırlar

[7] Adaklarını yerine getirirler ve serri (kotulugu) yaygın olan bir gunden korkarlar

[8] Kendileri, ona karsı duydukları sevgiye ragmen yemegi, yoksula, yetime ve esire yedirirler

[9] «Biz size, ancak Allah´ın yuzu (rızası) icin yedirmekteyiz; sizden ne bir karsılık istiyoruz, ne de bir tesekkur.»

[10] «Cunku biz, asık suratlı, zorlu bir gun nedeniyle Rabbimizden korkmaktayız.»

[11] Artık Allah da, onları boyle bir gunun serrinden korumus ve onlara parıltılı bir aydınlık ve bir sevinc vermistir

[12] Ve onları sabretmeleri dolayısıyla cennetle ve ipekle odullendirmistir

[13] Orada, tahtlar uzerinde yaslanıp dayanmıslardır. Onlar, orada ne (yakıcı) bir gunes ve ne de dondurucu bir soguk gorurler

[14] (Meyvelerin) Golgeleri onlara pek yakın ve onların devsirilmeleri kolaylastırıldıkca kolaylastırılmıs

[15] Cevrelerinde gumusten billur kablar, kupalar dolastırılır

[16] Gumusten billur kaplar ki, onları belli bir olcuyle tesbit etmislerdir

[17] Orada onlara bir kadeh icirilir ki, onun karısımı zencefildir

[18] Bir pınar ki orada «selsebil» olarak adlandırılır

[19] Cevrelerinde (genclikleri ve dinclikleri) ebedi kılınmıs civanlar dolasır durur; sen onları gordugun zaman sacılmıs birer inci sanırsın

[20] Her nereye baksan, bir nimet ve buyuk bir mulk gorursun

[21] Onların uzerinde hafif ipek ve agır islenmis atlas olan yesil elbiseler vardır. Gumusten bileziklerle bezenmislerdir. Rableri onlara tertemiz bir sarap icirmistir

[22] Suphesiz, bu, sizin icin bir mukafattır. Sizin caba harcamanız da sukre deger (meskur/makbul) gorulmustur

[23] Gercek su ki, Kur´an´ı senin uzerine ´safhalar halinde bir indirme tarzıyla (tenzil)´ indiren biziz, biz

[24] Oyleyse, Rabbinin hukmune sabır goster. Onlardan gunahkar veya nankor olana itaat etme

[25] Ve sabah, aksam Rabbinin adını zikret

[26] Gecenin bir bolumunde O´na secde et ve geceleyin de uzun uzadıya O´nu tesbih et

[27] Gercek su ki bunlar, carcabuk gecmekte olan (dunyay)ı sevmektedirler. Onlerinde bulunan agır bir gunu bırakmaktadırlar

[28] Onları biz yarattık ve baglarını sımsıkı bagladık. Diledigimiz zaman da onları benzerleriyle degistiririz

[29] Suphesiz, bu bir oguttur. Artık dileyen Rabbine bir yol bulabilir

[30] Allah dilemedikce siz dileyemezsiniz. Gercekten Allah, bilendir, hukum ve hikmet sahibi olandır

[31] Diledigini kendi rahmetine sokar. Zalimlere ise, onlar icin acı bir azab hazırlamıstır

Mürselât

Surah 77

[1] Birbiri ardınca gonderilenlere andolsun

[2] Derken kokunden koparıp savuranlara

[3] Yaydıkca yayanlara

[4] Boylece ayırdıkca ayıranlara

[5] Zikr (vahy, ogut) bırakanlara

[6] Ozur (sucu, eksikligi ortadan kaldırmak) olarak veya uyarıp korkutmak icin

[7] Suphesiz, size vadedilmekte olan gerceklesecektir

[8] Yıldızlar ´ortulup (ısıkları) silindigi´ zaman

[9] Gok yarıldıgı zaman

[10] Daglar, kokunden sokulup savuruldugu zaman

[11] Ve peygamberler de (sahidlik icin) belli bir vakitte getirildigi zaman

[12] (Bu,) Hangi gun icin ertelenmisti

[13] (Mu´mini musrikten, haklıyı haksızdan) Ayırma gunu icin

[14] Bu ayırma gununu sana ne bildirdi

[15] O gun, yalanlamakta olanların vay haline

[16] Biz, oncekileri helak etmedik mi

[17] Sonra arkadan gelenleri onların izinde yurutecegiz

[18] Iste biz, suclu gunahkarlara boyle yapmaktayız

[19] O gun, yalanlamakta olanların vay haline

[20] Sizi basbayagı bir sudan yaratmadık mı

[21] Sonra onu savunması saglam bir karar yerine yerlestirdik

[22] Belli bir sureye kadar

[23] Iste (buna) guc yetirdik. Demek ki, biz ne guzel guc yetirenleriz

[24] O gun, yalanlamakta olanların vay haline

[25] Biz yeryuzunu bir toplanma yeri kılmadık mı

[26] Dirilere ve olulere

[27] Ve onda sabit yuksek daglar var etmedik mi? Size tatlı bir su da icirmedik mi

[28] O gun, yalanlamakta olanların vay haline

[29] Kendisini yalanlamakta oldugunuz (azab)a gidin

[30] Uc dala ayrılmıs bir golgeye gidin

[31] Ne golge altında bulundurur, ne de (yakıcı) alevden korur

[32] Gercekten o, sanki her biri saray olan bir kıvılcım sacar

[33] Her biri, sanki sapsarı erkek deve suruleri gibidir

[34] O gun, yalanlamakta olanların vay haline

[35] Bu, onların konusamıyacakları bir gundur

[36] Ve onlara, ozur beyan etmeleri icin izin de verilmez

[37] O gun, yalanlamakta olanların vay haline

[38] Bu, hukum gunudur; sizi ve oncekileri ´bir arada topladık.´

[39] Sayet kurabileceginiz hileli bir duzeniniz varsa, durmaksızın bana karsı kurun

[40] O gun, yalanlamakta olanların vay haline

[41] Suphesiz muttaki olanlar, golgeliklerde ve pınar baslarındadırlar

[42] Ve canlarının cekip arzu ettigi meyveler (arasındadırlar)

[43] Yapmakta olduklarınıza karsılık olmak uzere, afiyetle yiyin ve icin

[44] Elbette biz, ´iyi ve guzel´ davrananları iste boyle odullendirmekteyiz

[45] O gun, yalanlamakta olanların vay haline

[46] (Sizler de dunyada) Yiyin ve biraz da meta alıp yararlanın. Cunku siz, suclu gunahkar olanlarsınız

[47] O gun, yalanlamakta olanların vay haline

[48] Onlara: «Ruku edin» denildigi zaman, ruku etmezler

[49] O gun, yalanlamakta olanların vay haline

[50] Artık onlar, bundan sonra hangi soze inanacaklar

Nebe'

Surah 78

[1] Birbirlerine hangi seyi sorup duruyorlar

[2] O buyuk haberi mi

[3] Ki kendileri hakkında anlasmazlık icindedirler

[4] Hayır, yakında bileceklerdir

[5] Yine hayır; yakında bileceklerdir

[6] Biz, yeryuzunu bir dosek kılmadık mı

[7] Dagları da birer kazık

[8] Sizi cift cift yarattık

[9] Uykunuzu bir dinlenme yaptık

[10] Geceyi bir ortu yaptık

[11] Gunduzu bir gecim vakti kıldık

[12] Sizin ustunuze de sapasaglam yedi gok bina ettik

[13] Parıldadıkca parıldayan bir kandil (gunes) kıldık

[14] Sıkıp suyu cıkaran (bulut)lardan da ´bardaktan bosanırcasına bir su´ indirdik

[15] Bununla taneler ve bitkiler bitirip cıkaralım diye

[16] Ve birbirine sarmas dolas bahceleri de

[17] Suphesiz o hukum (fasl) gunu, belirlenmis bir vakittir

[18] Sur´a ufurulecegi gun, artık siz dalga dalga geleceksiniz

[19] O sırada gok acılmıs ve kapı kapı olmustur

[20] Daglar yurutulmus, artık bir serab oluvermistir

[21] Gercekten cehennem, bir gozetleme yeridir

[22] Taskınlık edip azanlar icin son bir varıs yeridir

[23] Butun zamanlar boyunca icinde kalacaklardır

[24] Orada ne serinlik tadacaklar, ne de bir icecek

[25] Kaynar sudan ve irinden baska

[26] (Islediklerine) Uygun olan bir ceza olarak

[27] Dogrusu onlar, hesaba cekileceklerini ummuyorlardı

[28] Bizim ayetlerimizi de yalanlayabildikleri kadar yalanlıyorlardı

[29] Oysa biz, her seyi yazıp saymısızdır

[30] Simdi tadın. Size artık azabtan baskasını artırmayacagız

[31] Gercek su ki, muttakiler icin ´bir kurtulus ve mutluluk´ vardır

[32] Nice bahceler ve uzum bagları

[33] Gogusleri henuz tomurcuklanmıs yasıt kızlar

[34] Dopdolu kadehler

[35] Icinde, ne ´bos ve sacma bir soz´ isitirler, ne bir yalan

[36] Rabbinden bir karsılık olmak uzere yeterli bir bagıs(tır bu)

[37] Goklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbi Rahman olan (Allah); ona hitap etmeye guc yetiremezler

[38] Ruh ve meleklerin saflar halinde duracakları gun; Rahman´ın kendilerine izin verdikleri dısında olanlar, konusmazlar. (Konusacak olan da,) Dogruyu soyleyecektir

[39] Iste bu, hak olan gundur. Su halde dileyen Rabbine bir donus yolu edinsin

[40] Gercekten biz sizi yakın bir azab ile uyarıp korkuttuk. Kisinin kendi ellerinin onceden takdim ettiklerine bakacagı gun, kafir olan da; «Ah, keske ben bir toprak oluverseydim» diyecek

Nâziât

Surah 79

[1] Ta en derinden acıyla sokerek cıkaranlara andolsun

[2] Yumusacık cekip alanlara

[3] Yuzdukce yuzerek gidenlere

[4] Oncu olarak yarısıp gecenlere

[5] Derken isi bir duzen icinde evirip cevirenlere

[6] O sarsıntının sarsacagı gun

[7] Arkasından onu diger bir sarsıntı izleyecek

[8] O gun yurekler (dehset icinde) hoplayacak

[9] Gozler de zillet icinde dusecek

[10] Kendileri; derler ki: «Biz cukurda iken, gercekten biz mi yeniden (diriltilip) dondurulecegiz?»

[11] «Biz curuyup dagılmıs kemikler oldugumuz zaman mı?»

[12] Dediler ki: «Su durumda, zararına bir donustur bu.»

[13] Oysa bu, yalnızca tek bir haykırıstır

[14] Bir de bakarsın ki, onlar, yerin ustundedirler

[15] Musa´nın haberi sana geldi mi

[16] Hani Rabbi ona, kutsal vadi Tuva´da seslenmisti

[17] «Firavun´a git; cunku o, azdı.»

[18] «Ona de ki: -Temizlenme istegin var mı?»

[19] «Seni Rabbine yonelteyim, boylece (O´ndan) korkmus olursun.»

[20] (Musa) Ona buyuk mucizeyi gosterdi

[21] Fakat o, yalanladı ve isyan etti

[22] Sonra da (karsıt olarak) caba harcayıp sırtını dondu

[23] Sonunda (yardımcı guclerini) topladı, seslendi

[24] Dedi ki: «Sizin en yuce Rabbiniz benim.»

[25] Boylelikle Allah (c.c.) onu, ahiret ve dunya azabıyla yakaladı

[26] Gercekten bundan, ´ici titreyerek korkacak´ olan bir kimse icin elbette bir ibret (ders) vardır

[27] Yaratmak bakımından siz mi daha gucsunuz yoksa gok mu? (Allah) Onu bina etmistir

[28] Onun boyunu yukseltti, ona belli bir duzen verdi

[29] Gecesini kararttı, kuslugunu acıga cıkardı

[30] Bundan sonra yeryuzunu serip dosedi

[31] Ondan da suyunu ve otlagını cıkardı

[32] Daglarını dikip oturttu

[33] Size ve hayvanlarınıza bir yarar (meta) olmak uzere

[34] Ancak o, ´her seyi batırıp gomen buyuk felaket (kıyamet)´ geldigi zaman

[35] O gun, insan, neye caba harcadıgını dusunup anlar

[36] Gorebilenler icin cehennem de sergilenmistir

[37] Artık kim taskınlık edip azarsa

[38] Ve dunya hayatını secerse

[39] Hic suphesiz cehennem, (onun icin) bir barınma yeridir

[40] Kim de Rabbinin makamından korkar ve nefsi de heva (istek ve tutkular)dan sakındırırsa

[41] Artık suphesiz cennet, (onun icin) bir barınma yeridir

[42] «O ne zaman demir atacak?» diye, sana kıyamet saatini soruyorlar

[43] Onunla ilgili bilgi vermekten yana, sende ne var ki

[44] En sonunda o (ve onunla ilgili bilgi), Rabbine aittir

[45] Sen, yalnızca ondan ´ici titreyerek korkmakta´ olanlar icin bir uyarıp korkutansın

[46] Kendileri onu gordukleri gun, sanki onlar, bir aksam veya bir kusluk vaktinden baskasını yasamamıs gibidirler

Abese

Surah 80

[1] Surat astı ve yuz cevirdi

[2] Kendisine o kor geldi diye

[3] Nerden biliyorsun; belki o, temizlenip arınacak

[4] Ya da ogut alacak; boylelikle bu ogut kendisine yarar saglayacak

[5] Fakat kendini mustagni (hicbir seye ihtiyacı olmayan) goren ise

[6] Iste sen, onda ´yankı uyandırmaya´ calısıyorsun

[7] Oysa, onun temizlenip arınmasından sana ne

[8] Ama kosarak sana gelen ise

[9] Ki o, ´ici titreyerek korkar´ bir durumdadır

[10] Sen ona aldırıs etmeden oyalanıyorsun

[11] Hayır; cunku o (Kur´an), bir oguttur

[12] Artık dileyen, onu ´dusunup ogut alsın.´

[13] O (Kur´an), ´serefli/ustun´ sahifelerdedir

[14] Yuceltilmis, tertemiz (mutahhar) kılınmıs

[15] Katiplerin ellerinde

[16] (Ki onlar,) Ustun degerli, ´iyilik ve durustluk sembolu.´

[17] Kahrolası insan, ne kadar da nankordur

[18] (Allah,) Onu hangi seyden yarattı

[19] Bir damla sudan yarattı da onu ´bir olcuyle bicime soktu.´

[20] Sonra ona yolu kolaylastırdı

[21] Sonra da onu oldurdu, boylece kabre gomdurdu

[22] Sonra diledigi zaman onu diriltir

[23] Hayır; ona (Allah´ın) emrettigini yerine getirmedi

[24] Bir de insan, yedigine bir bakıversin

[25] Hic suphe yok biz, suyu akıttıkca akıttık

[26] Sonra yeri de yardıkca yardık

[27] Boylece onda bitirdik; taneler

[28] Uzumler, yoncalar

[29] Zeytinler, hurmalar

[30] Boyları iri ve birbiri icine girmis agaclı bahceler

[31] Meyveler ve otlaklıklar

[32] Size ve hayvanlarınıza bir yarar (meta) olmak uzere

[33] Fakat ´kulakları patlatırcasına olan o gurleme´ geldigi zaman

[34] Kisi o gun, kendi kardesinden kacar

[35] Annesinden ve babasından

[36] Esinden ve cocuklarından

[37] O gun, onlardan her birisinin kendine yetecek bir isi vardır

[38] O gun, oyle yuzler vardır ki apaydınlıktır

[39] Guler ve sevinc icindedir

[40] Ve o gun, oyle yuzler de vardır ki uzerini toz burumustur

[41] Onu da bir karartı sarıp kaplamıstır

[42] Iste onlar da, kafir, facir olanlardır

Tekvîr

Surah 81

[1] Gunes, koreltildigi zaman

[2] Yıldızlar, bulanıklasıp dokuldugu zaman

[3] Daglar, yurutuldugu zaman

[4] Gebe develer, kendi basına terkedildigi zaman

[5] Vahsi hayvanlar, bir araya toplandıgı zaman

[6] Denizler, tutusturuldugu zaman

[7] O zaman ki nefisler ciftlesir

[8] Ve ´diri olarak topraga gomulen kızcagıza´ soruldugu zaman

[9] «Hangi suctan dolayı olduruldu?»

[10] Sahifeler (amel defterleri) acıldıgı zaman

[11] Gok, sıyrılıp yuzuldugu zaman

[12] Cehennem atesi cılgınca kızıstıgı zaman

[13] Cennet de yakınlastırıldıgı zaman

[14] (Artık her) Nefis, neyi hazırladıgını bilip ogrenmistir

[15] Artık hayır; yemin ederim (gunduz) sinip (gece) donen (gezegen)lere

[16] Bir akıs icinde yerini alanlara

[17] Kararmaga ilk basladıgı zaman, geceye andolsun

[18] Ve nefes almaga basladıgı zaman, sabaha

[19] Hic tartısmasız o (Kur´an), ustun onur sahibi olan bir elcinin gercekten (Allah´tan getirdigi) sozudur

[20] (Bu elci,) Bir guc sahibidir; arsın sahibi katında sereflidir

[21] Ona itaat edilir, sonra guvenilirdi

[22] Sizin sahibiniz bir deli degildir

[23] Andolsun o (peygamber), onu apacık bir ufukta gormustur

[24] O, gayb (haberlerin)e karsı (soylediklerinden dolayı) suclanamaz (ya da cimrilikte bulunup kıskanclık yapmaz)

[25] O (Kur´an) da kovulmus seytanın sozu degildir

[26] Su halde, siz nereye kacıp gidiyorsunuz

[27] O (Kur´an), alemler icin yalnızca bir zikirdir

[28] Sizden dosdogru bir yon (istikamet) tutturmak isteyenler icin

[29] Alemlerin Rabbi olan Allah, dilemedikce siz dileyemezsiniz

İnfitâr

Surah 82

[1] Gok, catlayıp yarıldıgı zaman

[2] Yıldızlar, dagılıp yayıldıgı zaman

[3] Denizler, fıskırtılıp tasırıldıgı zaman

[4] Ve kabirlerin ici ´desilip dısa atıldıgı´ zaman

[5] (Artık her) Nefis, onceden takdim ettiklerini ve ertelediklerini bilip ogrenmistir

[6] Ey insan, ´ustun kerem sahibi´ olan Rabbine karsı seni aldatıp yanıltan nedir

[7] Ki O, seni yarattı, ´sana bir duzen icinde bicim verdi´ ve seni itidal uzere kıldı

[8] Diledigi bir surette seni tertib etti

[9] Asla, Hayır; siz dini yalanlıyorsunuz

[10] Oysa gercekten sizin uzerinizde koruyucular var

[11] ´Serefli ustun´ yazıcılar

[12] Her yapmakta oldugunuzu bilirler

[13] Hic suphesiz ebrar olanlar, elbette nimetler(le donatılmıs cennetler) icindedirler

[14] Ve hic suphesiz facir (kotu) olanlar da, elbette cılgınca yanan atesin icindedirler

[15] Onlar, din gunu oraya yollanırlar

[16] Ve kendileri ondan ayrılıp kaybolacak degildirler

[17] Din gununu sana bildiren sey nedir

[18] Ve yine din gununu sana bildiren sey nedir

[19] Hicbir nefsin bir baska nefse herhangi bir seye guc yetiremeyecegi gundur; o gun emir yalnızca Allah´ındır

Mutaffifîn

Surah 83

[1] Eksik olcup tartanların vay haline

[2] Ki onlar, insanlardan olcerek aldıklarında noksansız alırlar

[3] Kendileri onlara olctuklerinde veya tarttıklarında eksiltirler

[4] Yoksa onlar, diriltileceklerini sanmıyor mu

[5] Buyuk bir gunde

[6] Insanların, alemlerin Rabbi icin kalkacagı gunde

[7] Hayır, facir olanların kitabı suphesiz «Siccin» dedir

[8] «Siccin»in ne oldugunu sana ogreten nedir

[9] Yazılı bir kitaptır

[10] O gun, yalanlamakta olanların vay haline

[11] Ki onlar, din gununu yalanlamaktadırlar

[12] Oysa onu, ´sınır tanımaz, saldırgan,´ gunahkar olandan baskası yalanlamaz

[13] Ona ayetlerimiz okundugu zaman: «Gecmislerin masallarıdır» dedi

[14] Asla, hayır; onların kazanmakta oldukları, kalpleri uzerinde pas tutmustur

[15] Hayır; gercekten onlar, Rablerinden perdelenerek yoksun tutulmuslardır

[16] Sonra onlar, kuskusuz cehenneme yollanacaklardır

[17] Sonra onlara: «Iste sizin yalanlamakta oldugunuz budur» denir

[18] Hayır; ebrar olanların kitabı, «Illiyin» dedir

[19] «Illiyin»in ne oldugunu sana ogreten nedir

[20] Yazılı bir kitaptır

[21] Ona yakınlastırılmıs (mukarreb) olanlar sahid olurlar

[22] Gercek su ki, ebrar olanlar, elbette nimetler icindedirler

[23] Tahtlar uzerinde bakıp seyretmektedirler

[24] Nimetin parıltılı sevincini sen onların yuzlerinde tanıyıverirsin

[25] Onlara muhurlu, katıksız bir saraptan icirilir

[26] Ki onun sonu misktir. Su halde yarısmak isteyenler, bunun icin yarıssınlar

[27] Onun karısımı «tesnim»dendir

[28] Bir kaynak ki, yakınlastırılmıs (mukarreb) olanlar ondan icer

[29] Dogrusu, ´suc ve gunah isleyenler,´ kimi iman edenlere gulup gecerlerdi

[30] Yanlarına vardıkları zaman, birbirlerine kas goz ederlerdi

[31] Kendi yakınlarına dondukleri zaman da ´sevinc ve neseyle´ donerlerdi

[32] Onları gordukleri zaman ise: «Bunlar kuskusuz saskın sapıklardır» derlerdi

[33] Oysa kendileri onların uzerine gozcu olarak gonderilmemislerdi

[34] Artık bugun de, iman edenler, kafir olanlara gulmektedirler

[35] Tahtlar uzerinde bakıp seyretmek suretiyle

[36] Nasıl, kafir olanlar, islemekte olduklarının ´feci karsılıgını´ gorduler mi

İnşikâk

Surah 84

[1] Gok, yarılıp parcalandıgı

[2] Ve ´kendi yaratılıs geregine uygun´ olarak Rabbine boyun egdigi zaman

[3] Yer, duzlendigi

[4] Icinde olanları dısa atıp bosaldıgı

[5] Ve ´kendi yaratılıs geregine uygun´ olarak Rabbine boyun egdigi zaman

[6] Ey insan, gercekten sen, hic durmaksızın Rabbine dogru bir caba harcayıp durmaktasın; sonunda O´na varacaksın

[7] Artık kimin kitabı sag yanından verilirse

[8] O, kolay bir hesap (sorgu) ile sorguya cekilecek

[9] Ve kendi yakınlarına da sevinc icinde donmus olacaktır

[10] Kimin de kitabı ardından verilirse

[11] O da, helak (yok olmay)ı cagıracak

[12] Cılgın alevli atese girecek

[13] Cunku o, (dunyada) kendi yakınları arasında sevincliydi

[14] Dogrusu o, (Rabbine) bir daha donmeyecegini sanmıstı

[15] Hayır; gercekten onun Rabbi, kendisini cok iyi gorendi

[16] Yoo, safak vaktine yemin ederim

[17] Geceye ve toplayıp tasıdıgı seylere

[18] Ondordune girdigi zaman aya

[19] Siz, gercekten tabakadan tabakaya bineceksiniz

[20] Su halde onlara ne oluyor ki iman etmiyorlar

[21] Kendilerine Kur´an okundugunda secde etmiyorlar

[22] Tersine, o nankorler, yalanlıyorlar

[23] Oysa Allah, onların iclerinde saklı tutmakta olduklarını daha iyi bilendir

[24] Bu durumda sen, onlara acıklı bir azab ile mujde ver

[25] Ancak iman edip salih amellerde bulunanlar baska; onlar icin kesintisi olmayan bir ecir (mukafat) vardır

Bürûc

Surah 85

[1] Burcları olan goge andolsun

[2] O vadedilen gune

[3] Sahid olana (gorene) ve sahid olunana (gorulene)

[4] Kahrolsun Ashab-ı Uhdud

[5] ´Tutusturucu yakıt dolu o ates,´

[6] Hani kendileri (ates hendeginin) cevresinde oturmuslardı

[7] Ve mu´minlere yaptıklarını seyrediyorlardı

[8] Kendileri onlardan, yalnızca ´ustun ve guclu olan,´ ogulen Allah´a iman ettiklerinden dolayı intikam alıyorlardı

[9] Ki O (Allah), goklerin ve yerin mulku O´nundur. Allah (c.c.) her seyin uzerinde sahid olandır

[10] Gercek su ki, mu´min erkeklerle mu´min kadınlara iskence (fitne) uygulayanlar sonra da tevbe etmeyenler (yok mu); iste onlar icin cehennem azabı vardır ve yakıcı azab onlar icindir

[11] Suphesiz iman edip de salih amellerde bulunanlara gelince; onlar icin de altından ırmaklar akan cennetler vardır. Iste buyuk ´kurtulus ve mutluluk´ budur

[12] Dogrusu, Rabbinin ´zorlu yakalayısı´ siddetlidir

[13] Cunku O, ilkin var eden, (sonra dirilterek) dondurecek olandır

[14] O, cok bagıslayandır, cok sevendir

[15] Arsın sahibidir; Mecid (pek yuce) dir

[16] Her diledigini yapıp gerceklestirendir

[17] Orduların haberi sana geldi mi

[18] Firavun ve Semud (ordularının)

[19] Hayır; kufretmekte olanlar, (kesintisiz) bir yalanlama icindedirler

[20] Allah ise, onları arkalarından sarıp kusatmıstır

[21] Hayır; o (Kitap), ´serefli ustun´ olan bir Kur´an´dır

[22] Levh-i Mahfuz´dadır

Târık

Surah 86

[1] Goge ve tarık´a andolsun

[2] Tarık´ın ne oldugunu sana bildiren nedir

[3] (Karanlıgı) Delen yıldızdır

[4] Uzerinde gozetleyici koruyucu bulunmayan hicbir nefis (kimse) yoktur

[5] Insan bir baksın, hangi seyden yaratıldı

[6] Dokulup atılan bir sudan yaratıldı

[7] (Bu su,) Bel kemigi ile kaburgalar arasında(ki organlar)dan cıkar

[8] Hic suphesiz (Allah,) onu yeniden dondurmege guc yetirendir

[9] Sırların orta yere cıkarılacagı gun

[10] Artık onun ne gucu vardır, ne de bir yardımcısı

[11] Donuslu olan goge andolsun

[12] Yarılan yere de

[13] Hic suphesiz o (Kur´an), ayırdeden bir sozdur

[14] O, bir saka degildir

[15] Dogrusu onlar, hileli bir duzen planlayıp kuruyorlar

[16] Ben de bir duzen kurup hazırlamaktayım

[17] Sen simdi kufretmekte olanlara bir muhlet ver, kendilerine az bir sure tanı

A'lâ

Surah 87

[1] Rabbinin yuce ismini tesbih et

[2] Ki O, yarattı, ´bir duzen icinde bicim verdi´

[3] Takdir etti, boylece yol gosterdi

[4] ´Yemyesil otlagı´ cıkardı

[5] Ardından onu kuru, kara bir duruma soktu

[6] Sana okutacagız, sen de unutmayacaksın

[7] Ancak Allah´ın diledigi baska. Cunku O, acıkta olanı da bilir, saklı duranı da

[8] Ve seni kolay olan icin basarılı kılacagız

[9] Su halde, eger ´ogut ve hatırlatma´ bir yarar saglayacaksa, ´ogut verip hatırlat.´

[10] ´(Allah´tan) ici titreyerek korkan´ ogut alır dusunur

[11] ´Mutsuz bedbaht´ olan da ondan kacınır

[12] Ki o, en buyuk atese yollanacaktır

[13] Sonra onun icinde o, ne olur, ne de yasar

[14] Dogrusu, temizlenip arınan felah bulmustur

[15] Ve Rabbinin ismini zikredip namaz kılan

[16] Hayır siz, dunya hayatını secip ustun tutuyorsunuz

[17] Ahiret ise daha hayırlı ve daha sureklidir

[18] Suphesiz bu, onceki sahifelerde vardır

[19] Ibrahim´in ve Musa´nın sahifelerinde

Ğâşiye

Surah 88

[1] (Her yanı yaygın olarak kusatacak olan) Kıyametin haberi sana geldi mi

[2] O gun, oyle yuzler vardır ki, ´zillet icinde asagılanmıstır.´

[3] Calısmıs, bosuna yorulmustur

[4] Kızgın bir atese yollanırlar

[5] Kaynar bir kaynaktan icirilirler

[6] Onlar icin (oldurucu ve zehirli olan) dari´ dikeninden baska bir yiyecek yoktur

[7] Ne doyurup semirtir, ne de aclıktan korur

[8] O gun, oyle yuzler de vardır ki, nimette (engin bir mutluluk icinde)dirler

[9] Harcadıgı cabadan dolayı hosnuttur

[10] Yuksek bir cennettedir

[11] Orada ´anlamsız ve sacma olan´ bir soz isitmez

[12] Orada ´durmaksızın akan´ bir kaynak vardır

[13] Orada yukseklerde kurulmus, tahtlar da vardır

[14] Konulmus (icecek dolu) kaplar

[15] Dizi dizi yastıklar

[16] Ve serilmis yaygılar

[17] Bakmıyorlar mı o deveye; nasıl yaratıldı

[18] Goge; nasıl yukseltildi

[19] Daglara; nasıl oturtulup kuruldu

[20] Yere; nasıl yayılıp dosendi

[21] Artık sen, ogut verip hatırlat. Sen, yalnızca bir ogut verici, bir hatırlatıcısın

[22] Onlara ´zor ve baskı´ kullanacak degilsin

[23] Ancak kim yuz cevirir ve kufre saparsa

[24] Allah, onu en buyuk azab ile azablandırır

[25] Hic suphesiz onların donusleri bizedir

[26] Sonra onları hesaba cekmek de elbette bize aittir

Fecr

Surah 89

[1] Fecre andolsun

[2] On geceye

[3] Cift´e ve tek´e

[4] Akıp gittigi zaman geceye

[5] Bunlarda, akıl sahibi olan icin bir yemin var, degil mi

[6] Rabbinin Ad (kavmin)e ne yaptıgını gormedin mi

[7] ´Yuksek sutunlar´ sahibi Irem´e

[8] Ki sehirler icinde onun bir benzeri yaratılmıs degildi

[9] Ve vadilerde kayaları oyup bicen Semud´a

[10] Ve kazıklar (ehramlar) sahibi Firavun´a

[11] Ki onlar, sehirlerde azgınlasmıslardı

[12] Boylece oralarda fesadı ´yaygınlastırıp arttırmıslardı.´

[13] Bundan dolayı, Rabbin, onların uzerine bir azab kamcısı carpıverdi

[14] Cunku senin Rabbin, gercekten gozetleme yerindedir

[15] Fakat insan; ne zaman Rabbi kendisini bir denemeden gecirse, ona bir keremde bulunsa, ona nimetler verse: «Rabbim bana ikramda buludu» der

[16] Ama ne zaman onu deneyerek, rızkını kıssa, hemen: «Rabbim bana ihanette bulundu.» der

[17] Hayır; aksine, siz yetime ikramda bulunmuyorsunuz

[18] Yoksula yedirmek icin birbirinizi tesvik etmiyorsunuz

[19] Mirası, sınır tanımaz (helal, haram aldırmaz) bir tarzda yiyorsunuz

[20] Malı da ´bir yıgma tutkusu ve hırsıyla´ seviyorsunuz

[21] Hayır; yer, parca parca yıkılıp darmadagın oldugu

[22] Rabbin(in buyrugu) geldigi ve melekler de dizi dizi durdugu zaman

[23] O gun, cehennem de getirilmistir. Insan o gun dusunup hatırlar, ancak (bu) hatırlamadan ona ne fayda

[24] Der ki: «Keske hayatım icin, (onceden bir seyler) takdim edebilseydim.»

[25] Artık o gun hic kimse, (Allah´ın) verecegi azab gibi azablandıramaz

[26] Onun vuracagı bagı da hic kimse vuramaz

[27] Ey mutmain (tatmin bulmus) nefis

[28] Rabbine, hosnut edici ve hosnut edilmis olarak don

[29] Artık kullarımın arasına gir

[30] Cennetime gir

Beled

Surah 90

[1] Hayır; bu sehre yemin ederim

[2] Ki sen, bu sehirde oturmakta iken

[3] Babaya ve dogan cocuga da

[4] Andolsun, biz insanı bir zorluk icinde yarattık

[5] O, hic kimsenin kendisine asla guc yetiremeyecegini mi sanıyor

[6] O: «Yıgınla mal tuketip yok ettim» diyor

[7] Kendisini hic kimsenin gormedigini mi sanıyor

[8] Biz ona iki goz vermedik mi

[9] Bir dil ve iki dudak

[10] Biz ona ´iki yol/iki amac´ gosterdik

[11] Ancak o, sarp yokusa gogus germedi

[12] Sarp yokusun ne oldugunu sana ogreten nedir

[13] Bir boynu cozmek (bir koleye ozgurluk vermek)tir

[14] Ya da aclık gununde doyurmaktır

[15] Yakın olan bir yetimi

[16] Veya surunen bir yoksulu

[17] Sonra iman edenlerden, sabrı birbirlerine tavsiye edenlerden, merhameti birbirlerine tavsiye edenlerden olmak

[18] Iste bunlar, sag yanın adamlarıdır (Ashab-ı Meymene)

[19] Ayetlerimizi inkar edenler ise, sol yanın adamlarıdır (Ashab-ı Mes´eme)

[20] ´Kapıları kilitlenmis´ bir ates onların uzerinedir

Şems

Surah 91

[1] Gunese ve onun parıltısına andolsun

[2] Onu izledigi zaman aya

[3] Onu (gunes) parıldattıgı zaman gunduze

[4] Onu sarıp orttugu zaman geceye

[5] Goge ve onu bina edene

[6] Yere ve onu yayıp doseyene

[7] Nefse ve ona ´bir duzen icinde bicim verene,´

[8] Sonra ona fucurunu (sınır tanımaz gunah ve kotulugunu) ve ondan sakınmayı ilham edene (andolsun)

[9] Onu arındırıp temizleyen gercekten felah bulmustur

[10] Ve onu (isyanla, gunahla, bozulmalarla) ortup saran da elbette yıkıma ugramıstır

[11] Semud (halkı) azgınlıgı dolayısıyla yalanladı

[12] En ´zorlu bedbahtları´ ayaklandıgında

[13] Allah´ın elcisi onlara dedi ki: «Allah´ın (deneme icin size gonderdigi) devesine ve onun su icme sırasına dikkat edin.»

[14] Fakat onlar, onu yalanladılar, deveyi de yere yıkıp oldurduler: Rableri de gunahları dolayısıyla ´onları yerle bir etti, kırıp gecirdi´; orasını da dumduz etti

[15] (Allah, asla) Bunun sonucundan korkmaz

Leyl

Surah 92

[1] Sarıp orttugu zaman geceye andolsun

[2] Parıldayıp aydınlandıgı zaman gunduze

[3] Erkegi ve disiyi yaratana

[4] Gercekten sizin cabalarınız (celiskili, parca parca) darmadagınıktır

[5] Fakat kim verir ve korkup sakınırsa

[6] Ve en guzel olanı dogrularsa

[7] Biz de onu kolay olan icin basarılı kılacagız

[8] Kim de cimrilik eder, kendini mustagni gorurse

[9] Ve en guzel olanı da yalan sayarsa

[10] Biz de ona en zorlu olanı (azaba ugramasını) kolaylastıracagız

[11] Tereddi edecegi (basasagı dususe ugrayacagı) zaman, malı ona hic yarar saglamaz

[12] Suphesiz, bize ait olan, yol gostermektir

[13] Gercekten, son da, ilk de (ahiret ve dunya) bizimdir

[14] Artık sizi, ´alevleri kabardıkca kabaran´ bir atesle uyardım

[15] Ona, ancak en bedbaht olandan baskası yollanmaz

[16] Ki o, yalanlamıs ve yuz cevirmisti

[17] Korkup sakınan ise, ondan uzak tutulacaktır

[18] Ki o, malını vererek temizlenip arınır

[19] Onun yanında hic kimsenin karsılıgı verilecek bir nimeti (borcu, nimeti) yoktur

[20] Ancak yuce Rabbinin rızasını aramak icin (verir)

[21] Muhakkak kendisi de ileride razı olacaktır

Duhâ

Surah 93

[1] Kusluk vaktine andolsun

[2] ´Karanlıgı iyice coktugu´ zaman geceye

[3] Rabbin seni terketmedi ve darılmadı da

[4] Suphesiz senin icin son olan, ilk olandan (ahiret dunyadan) daha hayırlıdır

[5] Elbette Rabbin sana verecek, boylece sen hosnut kalacaksın

[6] Bir yetim iken, seni bulup da barındırmadı mı

[7] Ve seni yol bilmez iken, dogru yola yoneltip iletmedi mi

[8] Bir yoksul iken seni bulup da zengin etmedi mi

[9] Oyleyse, sakın yetimi uzup kahretme

[10] Isteyip dileneni de azarlayıp cıkısma

[11] Rabbinin nimetini durmaksızın anlat

İnşirâh

Surah 94

[1] Biz, senin gogsunu yarıp genisletmedik mi

[2] Ve yukunu indirip atmadık mı

[3] Ki o, senin belini bukmustu

[4] Senin zikrini (sanını) yuceltmedik mi

[5] Demek ki, gercekten zorlukla beraber kolaylık da vardır

[6] Gercekten guclukle beraber kolaylık da vardır

[7] Su halde bos kaldıgın zaman, durmaksızın (dua ve ibadetle) yorulmaya devam et

[8] Ve yalnızca Rabbine ragbet et

Tîn

Surah 95

[1] Incire ve zeytine andolsun

[2] Sina dagına

[3] Ve su emin beldeye (guvenilir sehre)

[4] Dogrusu, biz insanı en guzel bir bicimde yarattık

[5] Sonra da asagıların asagısına cevirdik

[6] Ancak iman edip salih amellerde bulunanlar baska; onlar icin kesintisi olmayan bir ecir vardır

[7] Oyleyse bundan sonra, hangi sey sana dini yalanlatabilir

[8] Allah (c.c.) hukmedenlerin hakimi degil midir

Alak

Surah 96

[1] Oku Rabb´inin ismiyle ki sizi O yarattı

[2] O, insanı bir alak´tan yarattı

[3] Oku, Rabbin en buyuk kerem sahibidir

[4] Ki O, kalemle (yazmayı) ogretendir

[5] Insana bilmedigini ogretti

[6] Hayır; gercekten insan, azar

[7] Kendini mustagni gordugunden

[8] Suphesiz, donus yalnızca Rabbinedir

[9] Engellemekte olanı gordun mu

[10] Namaz kıldıgı zaman bir kulu

[11] Gordun mu? Ya o (kul) dogru yol uzerinde ise

[12] Ya da takvayı emrettiyse

[13] Gordun mu? Ya (bu engellemek isteyen) yalanlıyor ve yuz ceviriyor ise

[14] O, Allah´ın gormekte oldugunu bilmiyor mu

[15] Hayır; eger o, (bu tutumuna) bir son vermeyecek olursa, andolsun, onu perceminden tutup surukleyecegiz

[16] O yalancı, gunahkar olan alnından

[17] O zaman da meclisini (yakın cevresini ve yandaslarını) cagırsın

[18] Biz de zebanileri cagıracagız

[19] Hayır; ona boyun egme (Rabbine) Secde et ve yakınlas

Kadir

Surah 97

[1] Gercek su ki, biz onu kadir gecesinde indirdik

[2] Kadir gecesinin ne oldugunu sana bildiren nedir

[3] Kadir gecesi, bin aydan daha hayırlıdır

[4] Melekler ve ruh, onda Rablerinin izniyle her bir is icin inerler

[5] Fecrin cıkısına kadar bir esenliktir (selamdır) o

Beyyine

Surah 98

[1] Kitap ehlinden ve musriklerden kufre sapanlar kendilerine apacık bir delil gelinceye kadar, (bulundukları durumdan) kopup ayrılacak degillerdi

[2] (O delil de) Allah´tan gonderilmis bir elci (ki,) tertemiz sahifeleri okumaktadır

[3] Onların icinde dosdogru ´yazılı hukumler´ vardır

[4] Kitap ehlinden olanlar, ancak kendilerine apacık belgeler geldikten sonra fırkalara ayrıldılar

[5] Oysa onlar, dini yalnızca O´na halis kılan hanifler (Allah´ı birleyenler) olarak sadece Allah´a kulluk etmek, namazı dosdogru kılmak ve zekatı vermekten baskasıyla emrolunmadılar. Iste en dogru (dimdik ve sapasaglam olan) din budur

[6] Hic suphesiz, kitap ehlinden ve musriklerden kufre sapanlar, icinde surekli kalıcılar olmak uzere cehennem atesindedirler. Iste onlar, yaratılmısların en kotuleridir

[7] Iman edip salih amellerde bulunanlar ise; iste onlar da, yaratılmısların en hayırlılarıdır

[8] Rableri katında onların odulleri, icinde ebedi kalıcılar olmak uzere altından ırmaklar akan Adn cennetleridir. Allah, onlardan razı olmustur, kendileri de O´ndan razı (hosnut, memnun) kalmıslardır. Iste bu, Rabbinden ´ici titreyerek korku duyan kimse´ icindir

Zilzâl

Surah 99

[1] Yer, o siddetli sarsıntıyla sarsıldıgı

[2] Yer, agırlıklarını dısa atıp cıkardıgı

[3] Ve insan: «buna ne oluyor?» dedigi zaman

[4] O gun (yer), haberlerini anlatacaktır

[5] Cunku senin Rabbin, ona vahyetmistir

[6] O gun insanlar, amelleri kendilerine gosterilsin diye, boluk boluk fırlayıp cıkarlar

[7] Artık kim zerre agırlıgınca bir hayır islerse, onu gorur

[8] Kim de zerre agırlıgınca bir ser (kotuluk) islerse, o da onu gorur

Âdiyât

Surah 100

[1] Soluk soluga kosan (at)lara andolsun

[2] (Tırnaklarıyla) Ates sacanlara

[3] Sabah vakti baskın yapanlara

[4] Derken, orada tozu dumana katanlara

[5] Bununla bir (dusman) toplulugun orta yerine kadar dalanlara

[6] Hic suphesiz insan, Rabbine karsı nankordur

[7] Ve gercekten, kendisi de buna sahiddir

[8] Muhakkak o, mal sevgisinden dolayı (bencil ve cimri tutumundan) cok katıdır

[9] Yine de bilmeyecek mi? Kabirlerde olanların desilip dısa atıldıgı

[10] Goguslerde olanların derlenip devsirildigi zamanı

[11] Hic suphesiz, o gun Rableri, kendilerinden gercekten haberdardır

Kâria

Surah 101

[1] ´Basa carpıp patlak verecek olan´ (karia: kıyamet)

[2] Nedir o ´carpıp patlak verecek olan´

[3] Sana o ´carpıp patlak verecek olan´ı bildiren nedir

[4] Insanların, ´her yana dagılmıs´ pervaneler gibi olacakları gun

[5] Ve dagların da ´etrafa sacılmıs´ renkli yunler gibi olacakları (gun)

[6] Iste, kimin tartıları agır basarsa

[7] Artık o, hosnut olunan bir hayat icindedir

[8] Kimin de tartıları hafif kalırsa

[9] Artık onun da anası (son duragı) «haviye»dir (ucurum)

[10] Onun ne oldugunu (mahiyetini) sana bildiren nedir

[11] O, kızgın bir atestir

Tekâsür

Surah 102

[1] (Mal, mulk ve servette) Coklukla ovunmek, sizi ´tutkuyla oyalayıp kendinizden gecirdi.´

[2] Oyle ki (bu) mezarı ziyaretinize (Kabire gidisinize, olumunuze) kadar surdu

[3] Hayır; ileride bileceksiniz

[4] Yine hayır; ileride bileceksiniz

[5] Hayır; eger siz kesin bir bilgiyle bilmis olsaydınız

[6] Andolsun, o cılgınca yanan atesi de elbette gorecektiniz

[7] Sonra onu, hic tartısmasız yakin gozuyle (Ayne´l Yakin) gormus olacaksınız

[8] Sonra o gun, nimetten sorguya cekileceksiniz

Asr

Surah 103

[1] Asr´a andolsun

[2] Gercekten insan, ziyan icindedir

[3] Ancak iman edip salih amellerde bulunanlar, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve birbirlerine sabrı tavsiye edenler baska

Hümeze

Surah 104

[1] Arkadan cekistirip duran, kas goz hareketleriyle alay eden her kisinin vay haline

[2] Ki o, mal yıgıp biriktiren ve onu saydıkca sayandır

[3] Gercekten malının kendisini ebedi kılacagını sanmaktadır

[4] Hayır; andolsun o, «hutame»´ye atılacaktır

[5] «Hutame»nin ne oldugunu sana bildiren nedir

[6] Allah´ın tutulusturulmus bir atesidir

[7] Ki o, yureklerin ustune tırmanıp cıkmaktadır

[8] O, onların uzerine kilitlenecektir

[9] (Kendileri de) Dikilip yukseltilmis sutunlarda (baglanacaklardır)

Fîl

Surah 105

[1] Gormedin mi, Rabb´in fil sahiplerine ne yaptı

[2] Onların ´tasarladıkları planlarını´ bosa cıkarmadı mı

[3] Onların uzerine ebabil (suru suru) kuslarını gonderdi

[4] Onlara ´pisirilip sertlestirilmis balcık tasları´ atıyorlardı

[5] Sonunda onları, yenik ekin yapragı gibi kıldı

Kureyş

Surah 106

[1] (Hic degilse kendilerini) Kureys´i ´bir araya getirip anlastırdıgı,´

[2] Yaz ve kıs yolculugunda onları (guvenlige kavusturdugu ya da baskalarıyla) ısındırıp yakınlastırdıgı icin

[3] Su Ev (Ka´be´n)in Rabbine kulluk etsinler

[4] Ki O, kendilerini aclıktan (kurtarıp) doyuran ve onları korkudan guvenlige kavusturandır

Mâûn

Surah 107

[1] Gordun mu o sahıs ki ahiretteki ceza ve mukafatı yalanlar

[2] Iste yetimi itip kakan

[3] Yoksulu doyurmayı tesvik etmeyen odur

[4] Iste (su) namaz kılanların vay haline

[5] Ki onlar, namazlarında yanılgıdadırlar

[6] Onlar gosteris yapmaktadırlar

[7] Ve ´ufacık bir yardımı (veya zekatı) da´ engellemektedirler

Kevser

Surah 108

[1] Suphesiz, biz sana Kevser´i verdik

[2] Su halde Rabbin icin namaz kıl ve kurban kes

[3] Senin dusmanın, asıl sonu kesik (ebter) olandır

Kâfirûn

Surah 109

[1] De ki: «Ey kafirler

[2] «Ben sizin taptıklarınıza tapmam.»

[3] «Benim taptıgıma da siz tapacak degilsiniz.»

[4] «Ben de sizin taptıklarınıza tapacak degilim.»

[5] «Siz de benim taptıgıma tapacak degilsiniz.»

[6] «Sizin dininiz size, benim de dinim bana.»

Nasr

Surah 110

[1] Allah´ın yardımı ve fetih geldigi zaman

[2] Ve insanların Allah´ın dinine dalga dalga girdiklerini gordugunde

[3] Hemen Rabbini hamd ile tesbih et ve O´ndan magfiret dile. Cunku O, tevbeleri cok kabul edendir

Tebbet

Surah 111

[1] Ebu Leheb´in iki eli kurusun; kurudu ya

[2] Malı da, kazandıkları da kendisine bir yarar saglamadı

[3] Alevi olan bir atese girecektir

[4] Esi de; odun hamalı (ve)

[5] Boynuna bukulmus bir ip (baglanmıs) olarak

İhlâs

Surah 112

[1] De ki: O Allah, birdir

[2] Allah, Samed´dir (her sey O´na muhtactır, daimdir, hicbir seye ihtiyacı olmayandır)

[3] O, dogurmamıstır ve dogurulmamıstır

[4] Ve hicbir sey O´nun dengi degildir

Felak

Surah 113

[1] De ki: Sıgınırım ben, karanlıgı yarıp sabahı ortaya cıkaran Rabbe

[2] Yarattıgı seylerin serrinden

[3] Karanlıgı coktugu zaman gecenin serrinden

[4] Dugumlere ufuren kadınların serrinden

[5] Ve hased ettigi zaman, hasetcinin serrinden

Nâs

Surah 114

[1] De ki: Insanların Rabbine sıgınırım

[2] Insanların malikine

[3] Insanların (gercek) ilahına

[4] ´Sinsice kalplere vesvese ve kusku dusurup duran´ vesvesecinin serrinden

[5] Ki o, insanların goguslerine vesvese verir (iclerine kusku, kuruntu fısıldar)

[6] Gerek cinlerden, gerekse insanlardan (olan her hannas´tan Allah´a sıgınırım)