Turkish

Translation: tur-wwwislamhouseco-la

Author: Www.islamhouse.com

Fâtiha

Surah 1

[1] Bismillahirrahmanirrahim

[2] Hamd, alemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur

[3] O Rahman'dır, Rahim'dir

[4] Din/Hesap gununun sahibidir

[5] Yalnız sana ibadet eder ve yalnız senden yardım dileriz

[6] Bizi dogru yola ilet

[7] Nimet verdigin kimselerin yoluna. Gazaba ugrayanların ve sapanların degil

Bakara

Surah 2

[1] Elif, Lam, Mim

[2] Hic kuskusuz bu kitap, takva sahipleri icin yol gostericidir

[3] Onlar gaybe inanırlar, namazı dosdogru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdigimizden de Allah yolunda harcarlar

[4] Onlar, sana indirilene, senden once indirilenlere ve ahirete de kesin olarak iman ederler

[5] Iste onlar Rableri katından bir hidayet uzeredir ve kurtulusa erecek olanlar onlardır

[6] Kafirlere gelince, onları uyarsan da uyarmasan da birdir, iman etmezler

[7] Allah, onların kalplerini ve kulaklarını muhurlemistir, gozlerinde de perde vardır. Onlar icin buyuk bir azap vardır

[8] Insanlardan bir kısmı da iman etmedigi halde; "Allah’a ve ahiret gunune iman ettik" derler

[9] Allah’ı ve mu’minleri aldatmaya calısırlar. Oysa sadece kendilerini aldatırlar da bunun farkında degillerdir

[10] Onların kalplerinde hastalık vardır. Allah da onların hastalıgını artırmıstır. Soyledikleri yalana karsılık da onlara elem dolu bir azap vardır

[11] Onlara: "Yeryuzunde bozgunculuk yapmayın!" dendigi zaman; "Bizler sadece ıslah edicileriz." derler

[12] Iyi bilin ki, onlar bozguncuların ta kendileridir. Fakat farkında degillerdir

[13] Onlara: "Siz de insanların iman ettigi gibi iman edin!" denilince; "Akılsızların iman ettigi gibi mi iman edelim?" derler. Dikkat edin! Asıl akılsızlar kendileridir, fakat bilmezler

[14] Iman edenlere rastladıkları zaman; "Biz de iman ettik", derler. Seytanları ile basbasa kalınca da: "Biz, sizin yanınızdayız. Onlarla sadece alay ediyoruz." derler

[15] Allah da onlarla alay eder ve onları taskınlıkları icinde saskın bir halde bırakır

[16] Iste onlar, hidayete karsılık sapıklıgı satın almıs kimselerdir. Bu yuzden alısverisleri onlara kar getirmemis ve (sonucta) dogru yolu bulamamıslardır

[17] Onların hali, (geceleyin) ates yakan kimsenin haline benzer. Ates etrafını aydınlattıgı sırada Allah, onun ısıgını giderir ve onları karanlıklar icerisinde gormez bir halde bırakır

[18] Onlar sagır, dilsiz ve korlerdir. Onlar asla donmezler

[19] Yahut onlar gokten bosalan bir yagmura tutulmus kimselere benzerler. O yagmurda karanlıklar, gok gurultusu ve simsek vardır. Onlar yıldırımın siddetinden ve olum korkusundan dolayı parmaklarıyla kulaklarını tıkayıp, kapatırlar. Suphesiz Allah, kafirleri cepecevre kusatmıstır

[20] Simsek onların gozlerini aniden alacakmıs gibi olur. Simsek parıldadıgında yururler, ortalık birden kararınca da orada dikilip kalıverirler. Eger Allah isteseydi onları sagır ve kor ederdi. Allah’ın her seye gucu yeter

[21] Ey insanlar! Sizi ve sizden oncekileri yaratan Rabbinize ibadet ediniz ki, boylece takva sahibi olur, sakınırsınız

[22] O, sizin icin yeryuzunu dosedi ve gokyuzunu bina etti. Gokten su indirip onunla size rızık olsun diye urunler yetistirdi. Oyleyse, bunları bile bile Allah’a ortak kosmayın

[23] Kulumuza indirdigimiz (Kur’an) dan bir supheniz varsa; haydi siz de ona benzer bir sure getirin. Eger dogru sozluler iseniz, Allah’tan baska guvendiklerinizi de yardıma cagırın

[24] Eger bu isi yapamazsanız ki, elbette yapamayacaksınız. O zaman, kafirler icin hazırlanan (ve) yakıtı insanlar ve taslar olan atesten kendinizi koruyun

[25] Iman eden ve salih amel isleyen kimselere, icinden ırmaklar akan cennetler oldugunu mujdele! Ne zaman oradaki meyvelerden rızıklandırılsalar: "Bu, daha once de rızıklandıgımız sey" diyecekler. O meyveler kendilerine (dunyadakilerin) bir benzeri olarak verilecektir ve orada onlar icin tertemiz esler de vardır ve onlar orada ebedi kalacaklardır

[26] Allah, bir sivrisinegi ve onun uzerinde bir seyi ornek vermekten haya etmez. Iman edenler, onun Rablerinden gelen bir gercek oldugunu bilirler, ama kafirler; "Allah bu misalle ne demek istiyor?" derler. Allah, bu misalle bircoklarını dalalette bırakır, bircoklarını da hidayete erdirir. Onunla ancak fasıkları saptırır

[27] Onlar, Allah ile yapılan sozlesmeyi kabul ettikten sonra bozan, Allah’ın, birlestirilmesini emrettigi seyi koparan ve yeryuzunde bozgunculuk yapanlardır. Iste kaybedecek olanlar onlardır

[28] Allah'ı nasıl inkar edersiniz? Halbuki olu idiniz de sizleri diriltti, sonra oldurecek, sonra tekrar diriltecek ve sonunda O'na donduruleceksiniz

[29] O, yeryuzundeki her seyi sizin icin yaratan, sonra gokyuzune yonelip yedi kat gok olarak duzenleyendir. O, her seyi hakkıyla bilendir

[30] Hani Rabbin meleklere: "Ben yeryuzunde bir halife yaratacagım." demisti. Melekler de: "Yeryuzunde bozgunculuk edecek, kanlar dokecek birini mi yaratacaksın? Oysa biz seni (durmadan) hamd ile tesbih ve takdis ediyoruz." dediler. Allah da "Sizin bilmediginiz seyleri ben bilirim." buyurmustu

[31] Allah, Adem’e butun varlıkların isimlerini ogretti. Sonra onları meleklere gostererek: “Eger dogru soyleyenler iseniz, haydi bana bunların isimlerini bildirin.” dedi

[32] (Melekler) "Sen yucesin! Seni eksiklikten tenzih ederiz. Senin bize ogrettiginden baska hicbir ilmimiz yoktur. Suphesiz her seyi hakkıyla bilen, her seyi hikmetle yapan sensin.” dediler

[33] Allah soyle dedi: “Ey Adem! Onlara bunların isimlerini soyle.” Adem, meleklere onların isimlerini bildirince Allah: “Size, goklerin ve yerin gaybını suphesiz ki ben bilirim, yine acıga vurduklarınızı da, gizli tuttuklarınızı da ben bilirim demedim mi?” buyurdu

[34] Hani Meleklere: "Adem'e secde edin!" demistik de Iblis haric butun melekler hemen secde edivermislerdi. Iblis bundan kacınmıs, buyuklenmis ve kafirlerden olmustu

[35] Ve demistik ki: "Ey Adem! Sen ve esin Cennet'e yerlesin, dilediginiz yerden bol bol yiyin. Yalnız su agaca yaklasmayın, yoksa zalimlerden olursunuz

[36] Derken seytan oradan ikisinin de ayagını kaydırdı, onları bulundukları yerden cıkardı. Biz de onlara: "Birbirinize dusman olarak inin, yeryuzunde sizin icin bir barınak ve belli bir sureye kadar orada yasamak vardır." dedik

[37] Derken, Adem (vahy yoluyla) Rabbinden birtakım kelimeler aldı, (onlarla amel edip Rabbine yalvardı). O da bunun uzerine tovbesini kabul etti. Suphesiz O, tovbeleri cok kabul edendir, cok bagıslayandır

[38] Dedik ki: "Hepiniz oradan (Cennet'ten) inin.Tarafımdan size bir yol gosterici gelir de kim ona uyarsa, onlar icin hicbir korku yoktur ve onlar uzulmeyeceklerdir

[39] Ayetlerimizi yalanlayıp, inkar edenler cehennemliktirler. Onlar, orada ebedi kalacaklardır

[40] Ey Israilogulları! Size verdigim nimeti hatırlayın. Bana verdiginiz sozu yerine getirin ki ben de size verdigim vaadi yerine getireyim. Yalnızca benden korkun

[41] Elinizde bulunan Tevrat’ı tasdik edici olarak indirdigim Kur’an’a iman edin ve onu inkar edenlerin ilki siz olmayın. Ayetlerimi az bir paha karsılıgında satmayın; yalnızca benden sakının

[42] Hakka batılı karıstırmayın, bile bile hakkı gizlemeyin

[43] Namazı kılın, zekatı verin, ruku edenlerle birlikte ruku edin

[44] Insanlara iyiligi emredersiniz de, kendinizi unutur musunuz? Kitabı (Tevrat'ı) okuyup durdugunuz halde dusunmez misiniz

[45] Sabır ve namazla Allah’tan yardım isteyin ve suphesiz bu (namaz), husu duyanlardan baskasına agır gelir

[46] Onlar, Rablerine kavusacaklarını ve gercekten O’na doneceklerini bilirler

[47] Ey Israilogulları! Size verdigim nimetimi ve sizi diger toplumlara ustun kıldıgımı hatırlayıp, anın

[48] Kimsenin kimseden faydalanamayacagı, kimseden bir sefaatin kabul edilmeyecegi, kimseden bir fidyenin alınmayacagı ve yardım da gorulmeyecegi bir gunden kendinizi koruyun

[49] Hani size azabın en kotusunu tattıran, yeni dogan ogullarınızı bogazlayan ve kızlarınızı hayatta bırakan Firavun ailesinden sizi kurtarmıstık ve bunda sizin icin Rabbiniz tarafından buyuk bir imtihan vardı

[50] Hani, sizin icin denizi yarmıs, sizi kurtarmıs, gozlerinizin onunde Firavun hanedanını suda bogmustuk

[51] Hani, biz Musa ile kırk gece icin sozlesmistik. Ama siz zalimlik ederek onun ardından buzagıya tapınmıstınız

[52] Bundan sonra da yine belki sukredersiniz diye sizi affetmistik

[53] Hani, hidayete eresiniz diye Musa’ya kitabı ve Furkan’ı vermistik

[54] Musa, kavmine dedi ki: “Ey kavmim! Sizler, buzagıyı ilah edinmekle kendinize yazık ettiniz. Gelin yaratıcınıza tovbe edin ve birbirinizi oldurun. Bu, yaratıcınız katında sizin icin daha iyidir." Boylece Allah da onların tovbesini kabul etti. Cunku O, tovbeleri cok kabul edendir, cok merhametlidir

[55] Ey Musa! Allah’ı apacık gormedikce sana inanmayacagız." demistiniz de, bunun uzerine bakıp dururken sizi yıldırım carpmıstı

[56] Sonra, sukredesiniz diye olumunuzun ardından sizi tekrar dirilttik

[57] Bulutlarla sizi golgelendirdik, kudret helvası ve bıldırcın gonderdik. Size rızık olarak verdigimiz guzel seylerden yiyin, dedik. Fakat onlar bize degil ancak kendilerine zulmediyorlardı

[58] Hani: "Su kasabaya girip, dilediginiz yerden istediginizi bol bol yiyin. Kapısından secde ederek/boynu bukuk, zelil olarak girin ve “Bagısla” deyin de sizi bagıslayalım. Guzel davrananların mukafatını da artıracagız." demistik

[59] Fakat, zulmedenler kendilerine soylenmis olan sozu baska bir sozle degistirdiler. Biz de, zalimlere, gunah isleyerek yoldan cıktıkları icin gokten kahredici bir azap indirmistik

[60] Musa, halkı icin su aradıgında: "Degneginle tasa vur!" dedik. Ondan on iki pınar fıskırdı ve her grup su icecegi pınarı ogrenmisti. Allah’ın rızkından yiyin, icin; fakat yeryuzunde bozguncular olarak taskınlık yapmayın

[61] Hani, “Ey Musa! Biz bir cesit yemege asla katlanamayız. O halde bizim icin Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, salatalık, sarımsak, mercimek, sogan versin” demistiniz. O da size: “Iyi olanı dusuk olanla degistirmek mi istiyorsunuz? Oyle ise inin sehre! Istedikleriniz orada var." demisti. Boylece zillet ve yoksulluk onları kapladı. Onlar, Allah’ın gazabına ugradılar. Bunun sebebi; onların, Allah’ın ayetlerini inkar ediyor, peygamberleri de haksız yere olduruyor olmaları idi. Bunların hepsi isyanları ve taskınlıkları sebebiyledir

[62] Suphesiz iman edenler, Yahudiler, Hıristiyanlar ve Sabiilerden kim Allah’a ve ahiret gunune iman eder ve salih amel islerse; onlara Rableri katında mukafatlar vardır. Onlara bir korku yoktur, uzulmeyeceklerdir

[63] Hani, sizden saglam bir soz almıs, Tur dagını da uzerinize kaldırmıs ve “Sakınasınız diye, size verdigimiz kitabı sıkı tutun, onun icindekileri dusunun” demistik

[64] Bundan sonra yine yuz cevirmistiniz. Eger Allah’ın size bol lutfu ve merhameti olmasaydı, elbette husrana ugrayanlardan olurdunuz

[65] Suphesiz siz, icinizden cumartesi yasagını cigneyenleri biliyorsunuz. Iste biz onlara, “Asagılık maymunlar olun!” demistik

[66] Boylece onların akıbetini hem onu gorenlere, hem de kendilerinden sonra geleceklere bir ibret ve Allah’tan korkanlar icin de bir ogut vesilesi kıldık

[67] Hani Musa kavmine: "Allah, size bir inek kesmenizi emrediyor" demisti. Onlar: "Bizimle alay mı ediyorsun?" demislerdi. Musa da: "Ben cahillerden olmaktan Allah’a sıgınırım" demisti

[68] Bizim icin Rabbine dua et de bize onun nasıl bir sey oldugunu acıklasın, dediler. Musa soyle dedi: “(Rabbim) diyor ki: O, ne yaslı, ne korpe, ikisi arası bir inektir. Haydi, emrolundugunuz isi yapın.”

[69] Onlar: “Bizim icin Rabbine dua et de, rengi neymis, acıklasın.” dediler. Musa: "Allah, onun, bakanların icini acan, parlak sarı bir inek oldugunu soyluyor." dedi

[70] Onlar: Rabbine dua et, bize acıkca bildirsin. Nasıl bir inek oldugunu anlayamadık. Allah dilerse elbette biz hidayete erenlerden oluruz, dediler

[71] Musa soyle dedi: “Rabbim diyor ki; o, cift surmek, ekin sulamak icin boyunduruga vurulmamıs, kusursuz, hic alacası olmayan bir inektir.” Onlar: “Iste, simdi tam dogrusunu bildirdin” dediler. Nihayet o inegi kestiler. Neredeyse bunu yapmayacaklardı

[72] Hani, bir kimseyi oldurmustunuz de sucu birbirinizin ustune atmıstınız. Halbuki Allah, gizlemekte oldugunuzu ortaya cıkaracaktı

[73] “Inegin bir parcası ile oldurulene vurun” dedik. Iste, Allah oluleri boyle diriltir, dusunesiniz diye mucizelerini de size boyle gosterir

[74] (Ne var ki) bunlardan sonra yine kalpleriniz tas gibi yahut daha sert bir sekilde katılasmıstı. Halbuki icinden nehirler kaynayan, yarılıp (iclerinden) sular cıkan ve Allah korkusundan yuvarlanan nice taslar vardır! Allah yapmakta olduklarınızdan gafil degildir

[75] Size onların iman edeceklerini mi umuyorsunuz? Oysa onlardan bir grup vardı ki, Allah’ın sozunu isitirlerdi de dusunup akıl erdirdikten sonra, bile bile onu tahrif ederlerdi

[76] Iman edenlerle karsılastıkları zaman “Iman ettik” derler, birbirleriyle yalnız kaldıklarında; "Rabbinizin yanında size karsı delil getirsinler diye mi, Allah’ın size acıkladıgını onlara anlatıp duruyorsunuz?" derlerdi. Bunu akıl etmiyor musunuz

[77] Onlar bilmiyorlar mı ki, Allah onların gizli tuttuklarını da, acıga vurduklarını da bilir

[78] Onların bir kısmının okuyup yazması yoktur. Kitabı (Tevrat'ı) bilmezler, bildikleri sadece bir takım yalan ve kuruntulardır. Onlar yalnızca zanneder dururlar

[79] Kitabı kendi elleriyle yazıp sonra onu az bir bedel karsılıgında satabilmek icin: «Bu, Allah katındandır» diyenlerin vay haline! Vay ellerinin yazmıs oldugundan dolayı baslarına geleceklere! Kazandıklarından dolayı vay onların haline

[80] Ates bize sayılı bir kac gunden baska dokunmayacaktır" derler. Onlara: "Allah katından bir soz mu aldınız? Eger, oyle ise Allah sozunden donmez; yoksa Allah hakkında bilmediginiz bir sey mi soyluyorsunuz?" de

[81] Gercek su ki, gunah isleyip gunahı kendisini kusatmıs olan kimseler, cehennemlikler iste onlardır. Onlar orada ebedi kalacaklardır

[82] Iman edip salih ameller isleyenler ise cennetliklerdir. Onlar orada ebedi kalacaklardır

[83] Israilogulları'ndan: "Allah’tan baskasına ibadet etmeyin, anaya, babaya, yakın akrabaya, yetimlere, yoksullara iyilik edin, insanlara guzel soz soyleyin, namazı kılın, zekatı verin!" diye soz almıstık. Sonra siz pek azınız dısında sozunuzden dondunuz ve hala da donmeye devam ediyorsunuz

[84] Hani, “Birbirinizin kanını dokmeyeceksiniz, birbirinizi yurtlarınızdan cıkarmayacaksınız” diye de sizden kesin soz almıstık. Sonra bunu boylece kabul etmistiniz. Kendiniz de buna hala sahitlik etmektesiniz

[85] Ama siz, birbirinizi olduren, icinizden bir kesime karsı kotuluk ve zulumde yardımlasarak size haram oldugu halde onları yurtlarından cıkaran, size esir olarak geldiklerinde ise fidye verip kendilerini kurtaran kimselersiniz. Yoksa siz kitabın (Tevrat’ın) bir kısmına inanıp, bir kısmını inkar mı ediyorsunuz? Su halde icinizden boyle yapanın cezası dunya hayatında rezil olmak ve kıyamet gununde azabın en siddetlisine ugratılmaktan baska birsey degildir. Cunku Allah, yaptıklarınızdan habersiz degildir

[86] Iste onlar, ahirete karsılık dunya hayatını satın alan kimselerdir. Onlardan azap hic hafifletilmeyecektir. Ve onlar, hicbir yardım da goremeyeceklerdir

[87] Andolsun biz Musa'ya kitabı (Tevrat'ı) verdik. Ondan sonra art arda peygamberler gonderdik. Meryemoglu Isa'ya da deliller verdik. Ve onu, Ruhu'l-Kudus (Cebrail) ile destekledik. Ama ne zaman size bir peygamber nefislerinizin hoslanmadıgı bir sey getirdiyse buyukluk taslayarak kimini yalanladıgınız, kimini de oldurdugunuz dogru degil mi

[88] Kalplerimiz perdelidir! dediler. Hayır! Allah, kufurleri yuzunden onları lanetlemistir. Ancak onların cok az bir kısmı iman eder

[89] Allah katından kendilerine ellerindekini (Tevrat’ı) tasdik eden bir kitap (Kur’an) gelince onu inkar ettiler. Oysa, daha once (bu kitabı getirecek peygamber ile) inkarcılara karsı yardım istiyorlardı. (Tevrat’tan) tanıyıp bildikleri (bu peygamber) kendilerine gelince onu inkar ettiler. Allah’ın laneti inkarcıların uzerine olsun

[90] Allah'ın kullarından diledigine, (Kitap) indirmesini cekemeyerek, Allah'ın indirdigini (Kur'an'ı) inkar etmekle, kendilerini ne kotu bir sey karsılıgında sattılar. Bu yuzden gazab ustune gazaba ugradılar. Kafirlere alcaltıcı bir azap vardır

[91] Onlara: “Allah’ın indirdigine (Kur’an’a) iman edin” denilince, “Biz sadece bize indirilene (Tevrat’a) iman ederiz” deyip, ondan sonra geleni (Kur’an’ı) inkar ederler. Halbuki o, ellerinde bulunanı (Tevrat’ı) tasdik eden hak bir kitaptır. De ki: “Eger iman eden kimseler idiyseniz, daha once nicin Allah’ın peygamberlerini olduruyordunuz?”

[92] Andolsun, Musa size acık mucizeler getirmisti de, sonra onun ardından buzagıyı ilah edinmistiniz. Siz iste o zalimlersiniz

[93] Hani, Tur dagını tepenize dikerek sizden soz almıstık, “Size verdigimize (Kitab’a) sımsıkı sarılın; ona kulak verin” demistik. Onlar: “Isittik, karsı geldik” demislerdi. Kufurleri yuzunden buzagı sevgisi onların kalplerine icirilip, sindirilmisti. Onlara de ki: "(Tevrat’a beslediginizi iddia ettiginiz) imanınızın size emrettigi sey ne kotudur, eger inanan kimselerseniz

[94] De ki: “Eger (iddia ettiginiz gibi) Allah katındaki ahiret yurdu (Cennet) diger insanlar icin degil de yalnız sizinse ve dogru soyleyenler iseniz haydi olumu temenni edin!”

[95] Fakat kendi elleriyle onceden yaptıkları isler yuzunden olumu hicbir zaman temenni edemezler. Allah, o zalimleri en iyi bilendir

[96] Sen onları diger insanların hayata en duskunlerinden; hatta, Allah’a ortak kosanlardan bile yasamaya daha duskun olduklarını gorursun. Onların her biri bin yıl yasamak ister. Halbuki uzun yasamak, onları azaptan kurtaracak degildir. Zira Allah, onların butun yaptıklarını gorendir

[97] De ki: “Her kim Cebrail’e dusman ise, bilsin ki o, Allah’ın izni ile Kur’an’ı; onceki kitapları dogrulayıcı, Mu’minler icin de bir hidayet rehberi ve mujde verici olarak senin kalbine indirmistir.”

[98] Her kim Allah’a, meleklerine, rasullerine, Cebrail’e ve Mikail’e dusman olursa, suphesiz Allah da o kafirlerin dusmanıdır

[99] Andolsun biz, sana apacık ayetler indirdik. Onları fasıklardan baskası inkar etmez

[100] Onlar ne zaman bir soz vermislerse, iclerinden bir grup bu sozu bozup atmadı mı? Zaten onların cogu iman etmezler

[101] Onlara ne zaman ellerinde bulunanı (Tevrat'ı) tasdik eden bir rasul gelse kendilerine kitap verilenlerden bir grup, sanki Allah’ın kitabını bilmiyorlarmıs gibi arkalarına attılar

[102] Onlar seytanların, Suleyman’ın saltanatı hakkında uydurdukları seylere tabi oldular. Oysa Suleyman kafir degildi. (Fakat insanlara sihri ogreten) seytanlar kafir idi. Onlar insanlara buyuyu Babil'deki iki melege, Harut ile Marut’a indirileni ogretiyorlardı. O ikisi: Biz bir imtihan vesilesiyiz, sakın kafir olma! demedikce, hic kimseye bir sey ogretmiyorlardı. O ikisinden karı ile kocanın arasını ayıracak seyler ogreniyorlardı. Halbuki onlar, Allah'ın izni olmadıkca o sihirle hic kimseye zarar veremezlerdi. Onlar kendilerine faydalı olanı degil zararlı olanı ogreniyorlardı. Andolsun onlar, o buyuyu satın alanın ahirette bir nasibi olmadıgını gayet iyi biliyorlardı. Kendilerini sattıkları seyin ne kadar kotu oldugunu keske anlasalardı

[103] Eger onlar iman edip takva sahibi olsalardı, elbette Allah katında verilecek sevap daha hayırlı olurdu. Keske bilselerdi

[104] Ey iman edenler! “Raina” (bizi gozet) demeyin! “Unzurna” (bize bak) deyin ve sozu dinleyin. Kafirler icin cok acı bir azap vardır

[105] Kitap ehli olan kafirler de, musrikler de size Rabbinizden hicbir hayır indirilmesini istemezler. Allah ise rahmetiyle diledigi kimseyi secerek ihsanda bulunur. Suphesiz Allah en buyuk lutuf ve ihsan sahibidir

[106] Biz neshettigimiz veya unutturdugumuz bir ayetin yerine ya ondan daha hayırlısını veya onun benzerini getiririz. Allah’ın her seye gucunun yettigini bilmez misin

[107] Bilmez misin ki, goklerin ve yerin hukumranlıgı Allah’ındır. Sizin icin Allah’tan baska ne bir dost, ne de bir yardımcı vardır

[108] Yoksa siz de daha once Musa’nın sorguya cekildigi gibi peygamberinizi sorguya cekmek mi istiyorsunuz? Kim imanı, kufur ile degistirirse dogru yoldan sapmıs olur

[109] Kitap ehlinden bir cogu, hak kendilerine apacık belli olduktan sonra, iclerindeki haset yuzunden, sizi imanınızdan sonra tekrar kufre dondurmeyi arzu ederler. Oyleyse onlara Allah’ın emri gelinceye kadar bırakıp, terk edin. Kendi hallerine bırakınız. Suphesiz Allah’ın gucu her seye yeter

[110] Namazı kılın, zekatı verin, kendiniz icin onden ne hayır yollarsanız Allah katında onu bulursunuz. Suphesiz Allah, yaptıklarınızı en iyi gorendir

[111] Bir de; “Yahudi ve Hıristiyanlardan baskası Cennet’e giremeyecek” dediler. Bu, onların kuruntusudur. De ki: “Eger dogru soyluyorsanız (iddianızı ispat edecek) delilinizi getirin.”

[112] Bilakis, kim muhsin olarak yuzunu Allah'a teslim ederse ecri Rabbi katındadır. Onlar icin ne bir korku vardır, ne de uzulurler

[113] Yahudiler: “Hıristiyanlar hicbir sey uzere degildir” dediler. Hıristiyanlar da, “Yahudiler hicbir sey uzere degildir” dediler. Oysa hepsi kitabı okuyorlar. (Kitabı) bilmeyenler de birbirleri hakkında tıpkı onların soylediklerini soylediler. Allah, ihtilafa dustukleri hususlarda kıyamet gunu onlar hakkında hukmunu verecektir

[114] Allah’ın mescidlerinde, Allah’ın isminin anılmasını yasaklayanlardan ve onların harab olmalarına calısanlardan daha zalim kim olabilir? Boyleleri oralara (eger girerlerse) ancak korka korka girebilmelidirler. Bunlar icin dunyada rezillik, ahirette de buyuk bir azap vardır

[115] Dogu da Allah’ındır batı da. Ne tarafa yonelirseniz yonelin Allah’ın yuzu oradadır. Suphesiz Allah, her seyi kusatandır, bilendir

[116] Allah cocuk edindi" diyorlar. Hasa! O bundan munezzehtir. Bilakis, goklerde ve yerde olanların hepsi O’nundur. Hepsi O’na boyun egmistir

[117] O, goklerin ve yerin yaratıcısıdır. Bir seyin olmasını istedigi zaman ona sadece “Ol!” der, o da hemen oluverir

[118] Bilmeyenler: "Ne olur Allah bizimle konussa veya bize bir ayet gelse?" demektedirler. Onlardan oncekiler de tıpkı onların soyledikleri gibi soylemislerdi. Kalpleri (nasıl da) birbirine benzemis. Oysa biz, iyice bilmek isteyen bir toplum icin ayetlerimizi apacık gostermisizdir

[119] Suphesiz biz seni hak ile mujdeleyici ve uyarıcı olarak gonderdik. Cehennem halkından sen sorumlu degilsin

[120] Yahudiler de Hristiyanlar da, sen onların dinine uymadıkca, asla senden hosnut olmazlar. De ki: Asıl dogru yol Allah’ın gosterdigi yoldur. Sana gelen ilimden sonra eger onların arzularına uyacak olursan, Allah’tan seni koruyacak bir veli de bir yardımcı da yoktur

[121] Kendilerine kitap verdigimiz kimseler, onu hakkıyla okurlar. Iste bunlar ona iman eden kimselerdir. Onu inkar edenlere gelince, iste onlar husrana ugrayanların ta kendileridir

[122] Ey Israilogulları! Size verdigim nimeti ve sizi diger toplumlara ustun kıldıgımı hatırlayın

[123] Kimsenin kimse adına bir sey odemeyecegi, kimseden fidye kabul edilmeyecegi, kimseye sefaatin fayda vermeyecegi ve kendilerine yardım da edilmeyecegi bir gunden kendinizi koruyun

[124] Hani Rabbi, Ibrahim’i birtakım emirlerle imtihan etmis, Ibrahim onların hepsini yerine getirmis de Rabbi soyle buyurmustu: “Ben seni insanlara onder yapacagım.” Ibrahim de, “Soyumdan gelenlerden de (onderler yap, ya Rabbi!)” demisti. Bunun uzerine Rabbi: "Benim ahdime (verdigim soze) zalimler nail olamaz." diye buyurdu

[125] Hani, biz Kabe’yi insanlara donus/toplantı ve guven yeri kılmıstık. Siz de Makam-ı Ibrahim’den kendinize bir namaz yeri edinin. Ibrahim ve Ismail’e: “Tavaf edenler, kendini ibadete verenler, ruku ve secde edenler icin evimi (Kabe’yi) tertemiz tutun!" diye emrettik

[126] Hani Ibrahim: "Rabbim! Bu sehri guvenli bir sehir kıl! Halkından Allah’a ve ahiret gunune iman edenleri cesitli urunlerle rızıklandır" demisti. Allah da: “Inkar edeni az bir sure (bu gecici kısa hayatta) rızıklandırır, sonra onu Cehennem azabına girmek zorunda bırakırım. Ne kotu varılacak yerdir orası!” demisti

[127] Hani Ibrahim, Ismail’le birlikte Kabe’nin temellerini yukseltiyor (ve soyle dua ediyorlardı): "Rabbimiz! Bizden bu (amelimizi) kabul buyur. Suphesiz sen hakkıyla isitensin, hakkıyla bilensin

[128] Rabbimiz! Bizi sana teslim olan iki kul eyle ve soyumuzdan da sana teslim olan bir ummet cıkar. Bize ibadet yollarımızı goster ve tevbelerimizi kabul et! Zira tevbeleri kabul edip, cokca rahmet eden ancak sensin

[129] Rabbimiz! Iclerinden senin ayetlerini onlara okuyan, kitap ve hikmeti ogreten ve onları (sirkten) arındıran bir rasul gonder. Suphesiz Aziz ve Hakim olan ancak sensin

[130] Kendini bilmezden baska Ibrahim’in dininden kim yuz cevirir? Andolsun, biz Ibrahim’i bu dunyada seckin kıldık. Suphesiz o ahirette de salih kimselerdendir

[131] Rabbi ona: “Teslim ol”! dediginde, "Alemlerin Rabbine teslim oldum" demisti

[132] Ibrahim, bunu kendi ogullarına da vasiyet etti. Yakub da oyle yaptı ve: “Ogullarım! Allah, sizin icin bu dini (Islam’ı) secti. Siz de ancak Muslumanlar olarak can verin!” dedi

[133] Yoksa siz Yakub’un, olum doseginde iken cocuklarına: “Benden sonra kime ibadet edeceksiniz?” dedigi, onların da: “Senin ilahına ve ataların Ibrahim, Ismail ve Ishak’ın ilahı olan tek bir ilaha ibadet edecegiz. Bizler O’na boyun egmis muslumanlarız.” dedikleri zaman orada hazır mı bulunuyordunuz

[134] Onlar bir ummetti gelip, gecti. Onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız sizindir. Siz onların yaptıklarından sorumlu tutulacak degilsiniz

[135] Yahudi ve Hıristiyan olun ki, dogru yolu bulasınız, demektedirler. Sen de ki: "Hayır! Hanif olarak, Ibrahim’in dinine (tabi oluruz). O, musriklerden degildi

[136] Deyin ki: ''Biz Allah’a, bize indirilene (Kur’an’a), Ibrahim, Ismail, Ishak, Yakub ve torunlarına indirilene, Musa ve Isa’ya verilen (Tevrat ve Incil) ile butun diger peygamberlere Rablerinden verilene iman ettik. Onlardan hicbirini digerinden ayırt etmeyiz ve biz ona teslim olmus kimseleriz

[137] Eger onlar (Yahudi ve Hıristiyanlar) boyle sizin iman ettiginiz gibi iman ederlerse, gercekten dogru yolu bulmus olurlar; yuz cevirirlerse onlar elbette derin bir ayrılıga dusmus olurlar. Allah, onlara karsı sana yeter. O, hakkıyla isitendir, hakkıyla bilendir

[138] Allah’ın boyası (dini ile boyanmaya bakın) Kimin boyası/dini Allah’ınkinden daha guzel olabilir? Biz yalnız ona ibadet edenleriz

[139] Onlara (Ehl-i kitaba) de ki: ''Allah hakkında mı bizimle tartısıp duruyorsunuz? Halbuki O, bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir. Bizim yaptıklarımız bize, sizin yaptıklarınız da size aittir. Biz O’na gonulden baglanmıs kimseleriz

[140] Yoksa siz, Ibrahim’in, Ismail’in, Ishak’ın, Yakub’un ve torunlarının, Yahudi yahut Hristiyan olduklarını mı soyluyorsunuz? (Onlara) De ki: Siz mi daha iyi bilirsiniz, yoksa Allah mı? Allah tarafından kendisine bildirilen gercegi gizleyenden daha zalim kim vardır? Allah yaptıklarınızdan gafil degildir

[141] Onlar bir ummetti gelip, gecti. Onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız sizindir. Siz onların yaptıklarından sorumlu tutulacak degilsiniz

[142] Insanlardan bazı akılsızlar soyle diyeceklerdir: "Onları simdiye kadar yoneldikleri kıblelerinden ceviren nedir?" De ki: "Dogu da, batı da Allah'ındır. O, diledigini dogru yola iletir

[143] Boylece, sizler insanlara birer sahit olasınız ve Peygamber de size sahit olsun diye, sizi orta yollu bir ummet kıldık. Her ne kadar Allah’ın dogru yolu gosterdigi kimselerden baskasına bu agır gelse de biz, yonelmekte oldugun kıbleyi ancak; Peygamber’e uyanlarla, yuz cevirip geri donenleri ayırt edelim diye kıble yaptık. Allah, imanınızı (namazınızı) bosa cıkaracak degildir. Suphesiz Allah, insanlara karsı cok sefkatli ve cok merhametlidir

[144] Biz, senin yuzunu cok defa semaya dogru cevirip durdugunu goruyoruz. Elbette seni razı olacagın bir kıbleye dondurecegiz. Artık yuzunu Mescid-i Haram tarafına cevir. Sizler nerede olursanız olun, yuzunuzu ona dogru cevirin. Suphesiz kendilerine kitap verilenler de, bunun Rableri katından gelmis bir gercek oldugunu bilmektedirler. Allah onların yaptıklarından habersiz degildir

[145] Andolsun ki sen, kendilerine kitap verilmis olanlara her turlu delili de getirsen, onlar yine de senin kıblene uymazlar. Sen de onların kıblesine uyacak degilsin. Zaten onlar da birbirlerinin kıblesine uymazlar. Andolsun ki, eger sana gelen bunca ilimden sonra onların arzularına uyarsan, suphesiz o zaman zalimlerden olursun

[146] Kendilerine kitap verdiklerimiz, peygamberi, kendi cocuklarını tanıdıkları gibi tanırlar. Buna ragmen onların bir kısmı, gercegi bile bile gizlerler

[147] Gercek, senin Rabbinden gelendir. Oyleyse sakın supheye dusenlerden olma

[148] Her bir ummetin yoneldigi bir yon vardır. Oyleyse sizler, hayır islerinde yarısın. Nerede olursanız olun, sonunda Allah sizi huzurunda toplayacaktır. Suphesiz Allah’ın her seye gucu yeter

[149] Nereden yola cıkarsan cık, namazda yuzunu Mescid-i Haram'a dogru cevir. Suphesiz bu, Rabbinden gelen bir gercektir. Allah, sizin yaptıklarınızdan asla habersiz degildir

[150] Nereden yola cıkarsan cık, yuzunu Mescid-i Haram yonune cevir. Siz de nerede olursanız olun, yuzunuzu o yone dogru ceviriniz ki; zalim olanları mustesna, insanların aleyhinizde bir delili bulunmasın. Onlardan korkmayın, sadece benden korkun. Boylece size olan nimetimi tamamlayayım da belki dogru yolu bulursunuz

[151] Nitekim icinizden size ayetlerimizi okuyan, sizi tertemiz yapan, size kitabı, hikmeti ve bilmediginiz seyleri ogreten, sizden bir elci gonderdik

[152] O halde yalnız beni anın ki, ben de sizi anayım. Bana sukredin ve sakın bana nankorluk etmeyin

[153] Ey iman edenler! Sabrederek ve namaz kılarak Allah'tan yardım dileyin! Suphesiz ki Allah, sabredenlerle beraberdir

[154] Allah yolunda oldurulenlere “oluler” demeyin. Bilakis onlar diridirler, fakat siz anlayamazsınız

[155] Andolsun ki sizi, biraz korku, biraz aclık, biraz da mallardan, canlardan ve mahsullerden yana eksiklikle imtihan edecegiz. Sabredenleri mujdele

[156] Onlar ki, baslarına bir musibet geldigi zaman "Muhakkak biz Allah'a aitiz ve suphesiz O'na geri donecegiz" derler

[157] Onlar, Rablerinden ovgu ve rahmete mazhar olanlardır. Iste onlar, dogru yolu bulanlardır

[158] Suphesiz Safa ve Merve Allah'ın nisanelerindendir. Her kim Kabe’de hac veya umre yaparsa, o ikisini tavaf etmesinde de bir sakınca yoktur. Kim gonulden bir iyilik yaparsa, muhakkak ki Allah sukrun karsılıgını veren ve her seyi bilendir

[159] Indirdigimiz apacık delilleri ve dosdogru yolu, kitapta insanlara acıkladıktan sonra gizleyenlere gelince, onlara Allah da lanet eder, butun lanet ediciler de lanet ederler

[160] Ancak tovbe edip ıslah edenler ve gizlediklerini beyan edenler bundan mustesnadır. Cunku ben onların tovbelerini kabul ederim. Zira ben tovbeleri cokca kabul edip pek cok merhamet edenim

[161] Inkar etmis ve kafir olarak can vermis olanlara gelince, iste Allah'ın, meleklerin ve butun insanların laneti onların uzerinedir

[162] Onlar ebedi olarak Cehennem'de kalırlar. Artık onların ne azapları hafifletilir, ne de bir muhlet verilir

[163] Sizin ilahınız tek bir ilahtır. Ondan bir baska hak ilah yoktur. O, Rahman ve Rahim olandır

[164] Suphesiz goklerin ve yerin yaratılısında, gece ve gunduzun birbirinin ardınca gelisinde, insanların faydalanacagı seyleri denizde tasıyıp giden gemilerde, Allah'ın gokten indirdirerek olmus olan yeryuzunu dirilttigi suda, ardından orada butun hayvanları yaymasında, gok ile yer arasında Allah'ın emrine boyun egmis ruzgarları ve bulutlar yonlendirmesinde, aklını kullanan bir topluluk icin nice deliller vardır

[165] Insanların bir kısmı da, Allah'tan baskalarını O'na denk tutarak, onları, Allah'ı sever gibi severler. Iman edenlerin Allah'a olan sevgileri ise daha gucludur. Keske o zalimler, azap gorecekleri zaman butun gucun yalnızca Allah'ın oldugunu ve Allah'ın azabının cok cetin oldugunu bir bilselerdi

[166] O zaman kendilerine uyulanlar, kendilerine uyanlardan uzaklasacak, azabı gorecekler ve aralarındaki baglar da kopmus olacaktır

[167] Uyanlar soyle derler: “Keske dunyaya bir donusumuz olsaydı da onların simdi bizden uzaklastıkları gibi, biz de onlardan uzaklassaydık.” Boylece Allah, onlara isledikleri fiilleri pismanlık kaynagı olarak gosterir. Onlar atesten cıkacak da degillerdir

[168] Ey insanlar! Yeryuzundeki temiz ve helal seylerden yiyin. Seytan'ın adımlarına uymayın! Zira o sizin icin apacık bir dusmandır

[169] Muhakkak ki o size, kotulugu, hayasızlıgı ve Allah hakkında bilmediginiz seyleri soylemenizi emreder

[170] Onlara, “Allah'ın indirdigi kitaba uyunuz!” dendigi zaman, “Hayır, biz atalarımızın yoluna uyarız” derler. Ya ataları akıl erdiremeyen ve dogru yolda olmayan kimseler idiyseler

[171] Allah’a kufredenlerin hali, cobanların cagırdıgı fakat, onun bagırıp cagırısından baska bir sey isitmeyen (bir sey anlamayan) hayvanların durumu gibidir. Onlar oyle sagır, dilsiz ve korlerdir ki akıllarını kullanmazlar

[172] Ey iman edenler! Size verdigimiz rızıkların temiz olanlarından yiyin ve eger sadece Allah'a ibadet ediyorsanız, O'na sukredin

[173] Allah size, oluyu, kanı, domuz etini ve Allah'tan baskası adına kesilen hayvanları haram kıldı. Kim bunları yemeye mecbur kalırsa, taskınlık etmemek, asırı gitmemek sartıyla bunlardan yemesinde bir gunah yoktur. Suphesiz Allah cok bagıslayıcı ve merhametlidir

[174] Allah'ın indirdigi kitaptan bir sey gizleyip de, onu az bir kazanc karsılıgı degistirenlere gelince, onlar karınlarını Cehennem atesinden baska bir seyle doldurmuyorlar. Kıyamet gunu Allah onlarla konusmayacak ve onları temize cıkarmayacaktır. Onlar icin elem verici bir azap vardır

[175] Onlar dogru yolu bırakıp sapıklıgı; magfireti bırakıp azabı satın alan kimselerdir. Atese karsı ne de sabırlıdırlar

[176] Bu azabın sebebi sudur: Suphesiz Allah, bu kitabı hak olarak indirmistir. O kitap hakkında ihtilafa dusenler elbette haktan uzak bir ayrılık icindedirler

[177] Yuzlerinizi dogu ve batı yonune dondurmeniz iyilik degildir. Fakat iyilik Allah’a, ahiret gunune, meleklere, kitaba ve peygamberlere iman eden, malına olan sevgisine ragmen; akrabaya, yetimlere, yoksullara, yolda kalmıslara, isteyenlere, kolelere ve esirlere veren, namazı dosdogru kılan, zekatı veren, sozlestikleri zaman sozlerini yerine getiren, sıkıntıda, hastalıkta ve savasta sabredenlerin yaptıklarıdır. Iste dogru ve takvalı olanlar onlardır

[178] Ey Iman edenler! Oldurulenler hakkında size kısas farz kılındı. Hur olan ile hur, kole ile kole, kadın ile kadın. Olduren kisi, kardesi (maktulun velisi) tarafından bagıslanmıssa artık ona orfe uymak ve bagıslayana guzellikle diyet odemek gerekir. Bu, Rabbinizden bir hafifletme ve rahmettir. Bundan sonra da haddi asan kimseye elem verici azap vardır

[179] Ey akıl sahipleri! Kısasta sizin icin hayat vardır. Umulur ki sakınırsınız

[180] Sizden birinize olum geldigi zaman, eger geriye bir mal bırakacaksa; anaya, babaya, yakınlara uygun bir bicimde vasiyet etmek, muttakiler uzerine farz kılındı

[181] Vasiyeti isittikten sonra onu degistiren olursa da, bunun gunahı degistirenlerin uzerinedir. Allah, suphesiz isiten ve bilendir

[182] Vasiyet edenin yanlıs yada haksız bir paylasım yapmasından endise duyan kimse (tarafların) aralarını duzeltmesinde bir gunah yoktur. Suphesiz Allah, cok bagıslayıcı ve cok merhametlidir

[183] Ey Iman edenler! Oruc, sizden oncekilere farz kılındıgı gibi, Allah’a karsı takva sahibi olursunuz diye size de farz kılındı

[184] Oruc, sayılı gunlerdir. Icinizden hasta veya yolcu olanlar, tutamadıgı gunlerin sayısınca diger gunlerde tutsun. Oruca dayanamayanlar ise, bir yoksul doyuracak kadar fidye versin. Kim gonulden bir iyilik yaparsa, o iyiligi kendine yapmıstır. Sunu bilin ki; oruc tutmanız sizin icin daha hayırlıdır

[185] Ramazan ayı, insanlara yol gosterici, dogrunun ve dogruyu egriden ayırmanın acık delilleri olarak Kur'an'ın indirildigi aydır. Oyle ise sizden ramazan ayını idrak edenler onda oruc tutsun. Kim o anda hasta veya yolcu olursa (tutamadıgı gunler sayısınca) baska gunlerde kaza etsin. Allah sizin icin kolaylık ister, zorluk istemez. Butun bunlar, sayıyı tamamlamanız ve size dogru yolu gostermesine karsılık, Allah'ı tekbir/tazim etmeniz, sukretmeniz icindir

[186] Kullarım sana beni sorarlarsa; suphe yok ki ben cok yakınım. Bana dua ettigi zaman, dua edenin duasına karsılık veririm. O halde onlar da benim davetime icabet etsinler ve bana iman etsinler ki, dogru yolda olsunlar

[187] Oruc gecesi kadınlarınıza yaklasmanız size helal kılındı. Onlar sizin ortunuzdur, siz de onların ortususunuz. Allah, nefsinize ihanet etmekte oldugunuzu biliyordu. Bu sebeple, tevbenizi kabul edip sizi bagısladı. Artık onlara yaklasın ve Allah’ın sizin icin takdir ettigini dileyin. Fecir vakti geldiginde beyaz iplik, siyah iplikten ayırt edilinceye kadar yiyin icin, sonra geceye kadar orucu tamamlayın! Sizler, mescitlerde itikafa cekilmis oldugunuz halde kadınlarınıza yaklasmayın! Bunlar, Allah'ın koydugu sınırlardır. Bu sınırlara yaklasmayın! Iste Allah, kotuluklerden korunmaları icin insanlara ayetlerini boylece acıklar

[188] Aranızda birbirinizin mallarını haksız yere yemeyin. Insanların mallarından bir kısmını bile bile gunaha girerek yemek icin onları hakimlere/yoneticilere (rusvet olarak) vermeyin

[189] Sana hilaller hakkında soru sorarlar. De ki: Onlar, insanlar ve hac icin vakit olculeridir. Iyilik, evlere arkasından girmeniz degildir. Fakat iyilik, kotulukten sakınan kimsenin yaptıgıdır. Evlere kapılarından girin. Allah’tan da sakının ki, kurtulusa eresiniz

[190] Allah yolunda sizinle savasanlarla siz de savasın, fakat asırı gitmeyin. Dogrusu Allah asırı gidenleri sevmez

[191] Sizinle savasanları nerede yakalarsanız oldurun. Onları, sizi cıkardıkları yerden cıkarın. Fitne, oldurmekten daha kotudur. Onlar, Mescid-i Haram’ın yanında sizinle savasmadıkca, siz de onlarla orada savasmayın. Fakat, onlar sizinle orada savasırlarsa onlarla savasın. Iste kafirlerin cezası budur

[192] Eger savasmaktan vazgecerlerse; suphesiz ki Allah, cok bagıslayıcı ve cok merhametlidir

[193] Fitne kalmayıncaya, din/ibadet yalnız Allah'a yapılıncaya kadar, onlarla savasın. Eger savasa son verirlerse zalimlerden baskasına dusmanlık yoktur

[194] Haram ay, haram aya karsılıktır ve hurmetli olan seylere karsılık kısas vardır. O halde size saldırana, onun size saldırdıgı gibi siz de saldırın. Allah’tan sakının ve Allah’ın takva sahipleriyle beraber oldugunu bilin

[195] Allah yolunda infak edin. Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın. Islerinizi iyi yapın. Suphesiz Allah ihsan sahiplerini sever

[196] Haccı da, umreyi de Allah icin tamamlayın. Eger haccı tamamlamaktan alıkonursanız, oraya kolayınıza gelen bir kurban gonderin. Kurban yerine ulasıncaya kadar da baslarınızı tıras etmeyin. Icinizden hasta olan ya da basından bir rahatsızlıgı bulunan kimse, oruc, sadaka veya kurban olarak fidye odesin. Guven icinde oldugunuzda hacca kadar umre ile faydalanmak isteyen kimse, kolayına gelen bir kurban kessin. Bunu bulamayan hac esnasında uc gun, dondugu vakit de yedi gun -ki bu tam on gun eder- oruc tutsun. Bu, ailesi Mecsid-i Haram’da oturmayan kimseler icindir. Allah’tan sakının ve Allah’ın cezasının siddetli olacagını bilin

[197] Hac bilinen aylardadır. Kim bu aylarda niyet ederek hacca baslarsa bilmelidir ki, hacda hanımlarınıza yaklasmak, gunah islemek ve tartısmak yasaktır. Allah yaptıgınız butun iyilikleri bilir. Sizler yol azıgınızı hazırlayın. Suphesiz azıgın en hayırlısı takvadır. Ey akıl sahipleri! Benden korkun

[198] Rabbinizden (hac ibadeti sırasında ticaret yaparak) rızık istemenizde herhangi bir gunah yoktur. Arafat’tan ayrılınca Mes’ar-i Haram’da/Muzdelife'de Allah’ı zikredin. Nitekim O, size hidayet etmeden once gercekten dalalette olanlardan idiniz

[199] Sonra insanların akıp geldigi yerden siz de akıp gelin. Allah'tan bagıslanmanızı isteyin. Cunku Allah cok bagıslayıcıdır, cok merhamet edicidir

[200] Hac ibadetinizi bitirince atalarınızı andıgınız gibi, hatta daha da kuvvetli bir anısla Allah’ı zikredin. Insanlardan: "Rabbimiz! Bize bu dunyada ver." diyen vardır. Onun ahirette hicbir nasibi yoktur

[201] Insanlardan: “Rabbimiz! Bize bu dunyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver ve bizi atesin azabından koru!” diyen kimseler de vardır

[202] Iste onlara, kazanclarından oturu bir pay/karsılık vardır. Nitekim Allah, hesabı cok cabuk gorur

[203] Allah’ı sayılı gunlerde de anın. Gunahtan sakınan kimseye, acele edip (Mina’daki ibadeti) iki gunde bitirse de gunah yoktur, geri kalsa da gunah yoktur. Allah’tan sakının, O'nun huzurunda toplanacagınızı bilin

[204] Insanlardan oyleleri vardır ki, dunya hayatı hakkında konustuklarında bu senin hosuna gider. Hatta boylesi kalbindekilerine (dogru diye) Allah'ı sahit tutar. Halbuki o, hasımların en yamanıdır

[205] Senin yanından ayrılınca yeryuzunde bozgunculuk yapmaya, ekini ve nesli yok etmeye calısır. Allah bozgunculugu sevmez

[206] Ona, Allah’tan kork, denince gururu kendisine gunah isletir. Ona Cehennem yeter. Gercekten (orası, varılacak) yerin en kotusudur

[207] Insanlar arasında, Allah’ın rızasını kazanmak icin canını feda edenler vardır. Allah kullarına karsı cok merhametlidir

[208] Ey iman edenler! Hep birden Islam dinine tumuyle eksiksiz girin, Seytan'ın adımlarına uymayın! O sizin apacık dusmanınızdır

[209] Eger size apacık deliller geldigi halde yine de hata ederseniz, bilin ki Allah Aziz'dir, Hakim'dir

[210] Bulut golgeleri ile birlikte Allah’ın ve meleklerin gelmesini ve isin bitirilmesini mi bekliyorlar? Butun isler Allah’a dondurulup goturulecektir

[211] Israilogulları'na bir sor, onlara apacık nice ayetler verdik. Kim, Allah’ın nimeti kendisine ulastıktan sonra onu degistirirse, suphesiz Allah’ın cezası cok siddetlidir

[212] Dunya hayatı kafirlere suslu gosterildi. Bu yuzden iman edenlerle alay ederler. Oysa takva sahipleri, kıyamet gunu onların cok ustundedirler. Allah diledigine hesapsız rızık verir

[213] Insanlar tek bir ummetti. Sonra Allah, mujdeleyici ve uyarıcı olarak peygamberleri gonderdi ve insanların ayrılıga dustukleri hususlarda aralarında hukmetmesi icin onlarla birlikte hak olan kitaplar indirdi. Ancak kitap gonderilenler, kendilerine apacık deliller geldikten sonra aralarındaki hırs ve kıskanclık yuzunden onda ayrılıga dustuler. Allah ise iman edenleri, onların hakkında ayrılıga dustukleri dogruya kendi izniyle ulastırdı. Allah, diledigini dogru yola iletir

[214] Sizden once gelenlerin durumu, sizin basınıza gelmeden Cennet'e gireceginizi mi zannettiniz? Onlara oyle yoksulluk ve sıkıntı geldi ve oyle sarsıldılar ki, hatta Peygamber ve beraberindeki muminler; "Allah'ın yardımı ne zaman?" dediler. Iyi bilin ki Allah’ın yardımı yakındır

[215] Sana sadaka olarak ne vereceklerini soruyorlar. De ki: Hayırdan infak edeceginiz sey; anaya, babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmıslaradır. Hayır olarak yaptıgınız seyleri, Allah suphesiz en iyi bilendir

[216] Sizin icin hos olmasa da savas size farz kılındı. Olabilir ki sizin hoslanmadıgınız bir sey, sizin icin iyidir ve ihtimal ki sizin hoslandıgınız bir sey sizin icin kotudur. Siz bilmezsiniz Allah bilir

[217] Sana haram ayı onda savasmayı soruyorlar. De ki: O ayda savasmak buyuk suctur, Allah yolundan alıkoymak, onu inkar etmek, Mescid-i Haram’a (girmeye) engel olmak ve halkını oradan cıkarmak Allah katında daha buyuk suctur. Fitne (cıkarmak)/sirk ise, oldurmekten daha buyuktur. Gucleri yeterse sizi dininizden dondurunceye kadar sizinle savasmaya devam ederler. Sizden kim dininden donup, kafir olarak olurse, iste onlar, amelleri dunyada ve ahirette bosa gidenlerdir. Iste onlar ates ehlidir. Orada ebedi kalacaklardır

[218] Suphesiz iman edenler, hicret edenler ve Allah yolunda cihat edenler, iste onlar Allah’ın rahmetini umarlar. Allah gunahları bagıslayandır, cokca merhamet edendir

[219] Sana icki ve kumarı soruyorlar. De ki: Onlarda buyuk gunah ve insanlara bazı faydalar vardır. Gunahları faydasından daha buyuktur. Ne sarf edeceklerini sana soruyorlar. De ki: Ihtiyactan fazlasını! Iste Allah, size dusunesiniz diye ayetleri (boyle) acıklıyor

[220] Hem dunya ve hem de ahiret konusunda sana yetimleri soruyorlar. De ki: Onların islerini duzeltmek hayırlıdır. Eger onları aranıza katarsanız artık onlar sizin kardeslerinizdir. Allah, bozanla duzelteni bilir. Allah dileseydi (yetimlerle bir arada yasama isiyle) sizi zora sokardı. Suphesiz Allah gucludur, Hakim'dir

[221] Iman edinceye kadar musrik kadınlarla evlenmeyin. Mumin bir cariye, hosunuza giden musrik bir kadından daha hayırlıdır. Iman etmedikce, musrik erkeklerle mumin kadınları evlendirmeyin. Mumin bir kole, hosunuza gitse bile musrik bir erkekten daha hayırlıdır. Onlar, atese cagırırlar, Allah ise, izniyle Cennet'e ve magfirete cagırır ve insanlara dusunup ibret alsınlar diye ayetlerini acıklar

[222] Sana, kadınların aybası halinden soruyorlar. De ki: “O bir rahatsızlıktır. Bu sebeple adet halindeyken kadınlardan uzak durun ve temizlenene kadar onlara yaklasmayın. Temizlendikleri zaman da Allah’ın size buyurdugu yoldan yaklasın.” Suphesiz Allah, daima tovbe edenleri sever ve temizlenenleri de sever

[223] Kadınlar sizin tarlanızdır, o halde tarlanıza dilediginiz gibi varın. Kendiniz icin ileriye yonelik hazırlık yapın. Allah’tan korkun ve O’na kavusacagınızı bilin. Muminlere mujde ver

[224] Allah adına yaptıgınız yeminlerinizi iyilik etmeye, gunahlardan uzak durmaya ve insanların arasını duzeltmeye engel yapmayın. Allah, her seyi hakkıyla isitendir, bilendir

[225] Allah sizi, kasıtsız olarak yaptıgınız yeminlerden dolayı sorumlu tutmaz. Lakin kalplerinizin kasıtlı yaptıgı yeminlerden dolayı sizi sorumlu tutar. Allah cok bagıslayandır, cok sefkat ve merhamet edendir

[226] Kadınlarına yaklasmamaya yemin edenlerin dort ay bekleme sureleri vardır. Eger yeminlerinden donerlerse, suphesiz Allah, cokca bagıslayandır, cokca merhamet edendir

[227] Eger bosanmaya karar verirlerse suphesiz Allah hakkıyla isitendir, bilendir

[228] Bosanmıs kadınlar, kendi baslarına uc (adet) donemi beklerler. Eger onlar Allah’a ve ahiret gunune iman etmislerse, Allah’ın kendi rahimlerinde yarattıgını gizlemeleri helal degildir. Eger, bu sure icinde barısmak isterlerse kocaları onları almaya daha cok hak sahibidirler. Erkeklerin hanımları uzerinde bulunan hakları gibi, hanımların da kocaları uzerinde mesru cercevede hakları vardır. Erkekler, kadınlardan bir derece daha ustundurler. Allah, mutlak galiptir, Hakim'dir

[229] (Donus yapılabilecek) bosama iki defadır. Sonrası ya iyilikle gecinmek, ya da guzellikle bırakmaktır. (Evlilikte) tarafların Allah’ın belirledigi olculeri koruyamama endiseleri dısında kadınlara verdiklerinizden (bosanma esnasında) bir seyi geri almanız sizin icin helal olmaz. Eger onlar Allah’ın belirledigi olculeri gozetmeyecekler diye endise ederseniz, o zaman kadının (bosanmak icin) bedel vermesinde ikisine de gunah yoktur. Bunlar Allah’ın koydugu sınırlardır. Sakın bunları asmayın. Allah’ın koydugu sınırları kim asarsa, onlar zalimlerin ta kendileridir

[230] Eger erkek karısını (ucuncu defa) bosarsa; kadın, onun dısında bir baska kocayla nikahlanmadıkca ona helal olmaz. (Bu koca da) onu bosadıgı takdirde, onlar (kadın ile ilk kocası) Allah’ın koydugu olculeri gozetebileceklerine inanıyorlarsa tekrar birbirlerine donup evlenmelerinde bir gunah yoktur. Iste bunlar Allah’ın, anlayan bir toplum icin acıkladıgı olculeridir

[231] Kadınları bosadıgınızda bekleme sureleri sona ererken ya onları guzellikle tutun, ya da guzellikle bırakın, fakat haklarına tecavuz etmek icin onlara zararlı olacak sekilde tutmayın. Boyle yapan suphesiz kendisine zulmetmis olur. Allah’ın ayetlerini eglence edinmeyin. Allah’ın uzerinizdeki nimetini ve size ogut vermek icin indirdigi kitabı, hikmeti dusunun. Allah’tan korkun ve bilin ki Allah, suphesiz her seyi bilendir

[232] Kadınları bosadıgınız vakit, onlar da bekleme surelerini bitirince aralarında mesru bir sekilde anlastıkları takdirde, kocalarıyla birlikte (tekrardan) evlenmelerine engel olmayın. Iste, sizden Allah’a ve ahiret gunune iman edenlere, bununla ogut veriliyor. Bu, sizin icin daha faydalı ve daha temizdir. Allah bilir, siz bilmezsiniz

[233] Emzirmeyi tamamlamak isteyenler icin anneler cocuklarını iki tam yıl emzirirler. Onların (annelerin) yiyecegi, giyecegi, orfe uygun olarak babaya aittir. Hicbir kimseye gucunun ustunde bir yuk ve sorumluluk teklif edilmez. -Hicbir anne ve hicbir baba cocugu sebebiyle zarara ugratılmasın- (Baba olmusse) mirascı da aynı seyle sorumludur. Eger (anne ve baba) kendi aralarında danısıp anlasarak (iki yıl dolmadan) cocugu sutten kesmek isterlerse, onlara gunah yoktur. Eger cocuklarınızı (bir sutanneye) emzirtmek isterseniz orfe uygun olarak vereceginiz ucreti guzelce odediginiz takdirde size bir gunah yoktur. Allah’a karsı gelmekten sakının ve bilin ki Allah, yapmakta olduklarınızı hakkıyla gorendir

[234] Icinizden olenlerin (geride) bırakmıs oldugu hanımlar, kendi kendilerine dort ay on gun beklerler. Bekleme muddetlerini bitirdikleri vakit, kendileri hakkında yaptıkları mesru islerde size bir gunah yoktur. Allah yapmakta olduklarınızı bilir

[235] Boyle (bekleme suresi icindeki) kadınlara kapalı bir sekilde evlenme teklif etmenizde veya icinizden onlarla evlenmeyi gecirmenizde size bir gunah yoktur. Allah, sizin onları anacagınızı bilmektedir. Fakat mesru sozler dısında onlarla gizlice sozlesmeyin, muddet sona erene kadar nikah akdine kalkısmayın. Icinizde olanı Allah’ın bildigini bilin de, O’ndan cekinin. Allah’ın cokca bagıslayan ve Halim (Kullarına azabı gondermede acele etmez) oldugunu bilin

[236] Kadınlara temas edip, dokunmadan ve mehirlerini bicmeden, onları bosarsanız sizin uzerinize bir gunah yoktur. Zengin olanlar kendi halince, fakir olanlar da yine kendi halince uygun bir sekilde onları (bir seyler vererek) faydalandırın. Bu, iyilik sahiplerinin uzerine bir yukumluluktur

[237] Eger onlara mehir bicer de, temas etmeden onları bosarsanız mehrin yarısı onların hakkıdır. Ancak kadınlar bundan vazgecer ya da nikah bagı elinde bulunan erkek, mehrin yarısını ve daha fazlasını bagıslarsa o baska. Mehrin hepsini bagıslamanız takvaya daha uygundur. Aranızdaki iyiligi unutmayın. Allah, suphesiz yaptıklarınızı hakkıyla gorendir

[238] Namazlara ve orta namaza devam edin. Gonulden baglılık ve saygı ile Allah’ın huzuruna durun

[239] Eger herhangi bir tehlikeden korkarsanız yaya yahut binek uzerinde namaz kılın. Guvene kavustugunuz zaman ise, daha once bilmediginiz seyleri size ogrettigi gibi Allah’ı zikredin

[240] Icinizden olup geriye esler bırakan erkekler, bir seneye kadar esleri evlerinden (mirascılar tarafından) cıkarılmayacak bir gecimlik vasiyet etmis olmalıdırlar. Sayet kadınlar kendileri cıkarlarsa, kendi haklarında uygun olanı yapmalarından dolayı size bir mesuliyet (gunah) yoktur. Allah mutlak galiptir, hukum ve hikmet sahibidir

[241] Bosanmıs kadınlara orfe uygun sekilde bir gecimlik saglanmalıdır. Bu muttakiler uzerine bir gorevdir. Bu, iyilik sahiplerinin uzerine bir yukumluluktur

[242] Dusunesiniz diye Allah, size ayetlerini iste boyle acıklıyor

[243] Binlerce kisi iken olum korkusuyla yurtlarından cıkanları gormedin mi? Allah onlara: “Olun!” dedi, sonra da onları tekrar diriltti. Suphesiz Allah, insanlara karsı lutuf sahibidir. Ama insanların cogu sukretmezler

[244] Allah yolunda savasın ve bilin ki; Allah her seyi isiten ve bilendir

[245] Kimdir Allah’a guzel bir borc verecek o kimse ki, Allah da o borcu kendisine kat kat odesin. (Rızkı) Allah daraltır ve genisletir. Ancak O’na donduruleceksiniz

[246] Musa’dan sonra Israilogulları'nın ileri gelenlerini gormedin mi? Peygamberlerinden birine: "Bize bir hukumdar gonder de Allah yolunda savasalım" demislerdi. Peygamberleri:" Ya, savas size farz olunca savasmazsanız?" demisti. "Bizler neden Allah yolunda savasmayalım ki, biz yurtlarımızdan ve ogullarımızdan uzaklastırıldık" demislerdi. Fakat uzerlerine savas farz kılınınca iclerinden pek azı haric yuz cevirdiler. Allah, zalimleri suphesiz bilir

[247] Peygamberleri onlara, dedi ki: Allah, Talut’u size hukumdar gonderdi. O bizim uzerimize nasıl hukumdar olabilir? Biz hukumdarlıga ondan daha layıgız. Ona, malca da bir bolluk verilmemistir, dediler. Peygamber de: Allah, onu sizin uzerinize secti, onun bilgisini ve gucunu artırdı. Allah, mulkunu diledigine verir. Allah’ın lutfu genistir. O, her seyi bilendir, dedi

[248] Peygamberleri onlara, “Onun hukumdarlıgının alameti, size sandıgın gelmesidir. Onda Rabbinizden gelen bir huzur, Musa ailesinin ve Harun ailesinin bıraktıklarından kalanlar vardır ve onu melekler tasır. Eger iman etmisseniz, bunda sizin icin apacık delil vardır” dedi

[249] Talut, ordusuyla birlikte ayrıldıgında: "Allah, sizi bir ırmakla imtihan edecektir. Kim sudan icerse benden degildir, sadece eliyle bir avuc almasından baska ondan tatmayan bendendir." dedi. Onlardan pek azı haric o sudan ictiler. Nihayet Talut ve kendisiyle beraber iman edenler ırmagı gecince, otekiler: "Bugun Calut’a ve onun ordusuna karsı koyacak gucumuz yok." dediler. Rablerine kavusacaklarını dusunenler ise: "Nice sayıca az topluluklar, Allah’ın izni ile sayıca cok olan toplulukları yenmislerdir. Allah sabredenlerle beraberdir." dediler

[250] Calut ve ordusuna karsı cıktıklarında: "Rabbimiz! uzerimize sabır yagdır. Ayaklarımıza sebat ver, bu kafir topluma karsı bize yardım et, zafer ver!" dediler

[251] Neticede Allah’ın izniyle onları bozguna ugrattılar. Davut da, Calut’u oldurdu. Allah, Davud’a hukumdarlık ve hikmet verdi, ona dilediginden ogretti. Allah’ın insanları birbirleriyle savması olmasaydı, yeryuzunun duzeni bozulurdu. Fakat Allah, alemlere karsı lutuf sahibidir

[252] Iste bunlar Allah’ın ayetleridir. Biz onları sana hakkıyla okuyoruz. Suphesiz sen de gonderilmis peygamberlerdensin

[253] Iste bu rasuller yok mu, biz onların bazısını bazısından ustun kıldık. Allah'ın konustugu ve bazılarının da derecelerini yukselttigi kimseler onlardandır. Meryemoglu Isa'ya apacık deliller vermis ve onu Ruhu'l-Kudus (Cebrail) ile desteklemisizdir. Eger Allah dileseydi, bu peygamberlerden sonra gelen milletler, kendilerine gelen apacık delillerden sonra birbirlerini oldurmezlerdi. Fakat onlar ihtilafa dustuler. Onlardan bir kısmı iman etti; bir kısmı da kufre girdi. Eger Allah dileseydi, birbirlerini oldurmezlerdi. Fakat Allah, diledigini yapar

[254] Ey iman edenler! Icinde hicbir alısverisin, hicbir dostlugun ve sefaatin olmadıgı gun gelmeden once, size rızık olarak verdigimiz seylerden Allah yolunda harcayın. Kafirler ise, onlar zalimlerdir

[255] Allah; O'ndan baska hakkıyla ibadete layık hicbir hak ilah olmayandır; Hayy'dır (diridir); Kayyum'dur. (kendi zatiyle kaimdir.) O'nu ne bir uyuklama, ne de bir uyku tutar. Goklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. Izni olmadan, O'nun yanında kim sefaat edebilir? Onların onunde ve arkasında olan her seyi bilir. Onlar ise, O'nun diledigi kadarından baska ilminden hicbir sey kavrayamazlar. O'nun Kursu'su gokleri ve yeri kaplamıstır. Onların her ikisini de gorup gozetmek O'na agır gelmez. O, cok yucedir, cok buyuktur

[256] Dinde zorlama yoktur. Hak yol, batıl yoldan ayrılmıstır. Kim tagutu inkar eder, Allah'a iman ederse, kopması mumkun olmayan en saglam kulpa tutunmus olur. Allah, hakkıyla isiten ve hakkıyla bilendir

[257] Allah, iman edenlerin dostudur; onları karanlıklardan aydınlıga cıkarır. Kafirlerin dostları ise taguttur, onları aydınlıktan karanlıklara cıkarırlar. Iste onlar cehennemliklerdir. Orada ebedi olarak kalırlar

[258] Allah'ın kendisine hukumranlık vermesinden dolayı, rabbi hakkında Ibrahim'le tartısanı gormedin mi? Ibrahim (ona): "Rabbim hem diriltir, hemde oldurur" deyince; o, "Ben de diriltir ve oldururum" demisti. Fakat Ibrahim: "Allah, gunesi dogudan getirir; sen de onu batıdan getir." deyince, o inkar eden sasırıp kalmıstı. Allah, zalimler toplulugunu dogru yola iletmez

[259] Yahut altı ustune gelmis bir kasabaya ugrayan kimse gibisini gormedin mi? Allah, bunu olumunden sonra nasıl diriltecek? dedi. Bunun uzerine Allah onu oldurup yuz sene bıraktı; sonra tekrar diriltti. "Ne kadar kaldın?" dedi. "Bir gun yahut daha az" dedi. Allah ona: "Hayır, yuz sene kaldın. Yiyecegine ve icecegine bir bak, henuz bozulmamıstır. Esegine de bak. Seni insanlara ibret kılacagız. Kemiklere bak, onları nasıl birlestirip yerli yerine koyuyor ve sonra onlara nasıl et giydiriyoruz?" dedi. Durum kendisince anlasılınca: "Simdi iyice biliyorum ki, Allah her seye kadirdir," dedi

[260] Hani Ibrahim Rabbine: "Ey Rabbim! Oluyu nasıl dirilttigini bana goster." demisti. Rabbi ona: "Yoksa inanmıyor musun?" dedi. Ibrahim: "Hayır! Inandım, fakat kalbimin mutmain olması icin." demisti. "Oyleyse dort kus tut, onları yanına al. Sonra (kesip parcala), her dagın basına onlardan bir parca koy. Ardından onları kendine cagır; kosarak sana gelirler. Bil ki suphesiz Allah Aziz'dir, Hakim'dir

[261] Allah yolunda mallarını harcayanların ornegi, yedi basak bitiren bir tane gibidir ki, her basakta yuz tane vardır. Allah diledigine kat kat verir. Allah, ihsanı bol olandır, her seyi bilendir

[262] Mallarını Allah yolunda infak edip sonra infak ettikleri seyin ardından basa kakmayan ve eza etmeyenlerin ecirleri Rablerinin katındadır. Onlara korku yoktur ve onlar uzulmeyeceklerdir

[263] Guzel soz ve bagıslama, arkasından incitme gelen sadakadan daha iyidir. Allah cok zengindir, Halim'dir

[264] Ey iman edenler! Allah'a ve ahiret gunune iman etmedigi halde malını gosteris icin harcayan kimse gibi, basa kakmak ve incitmek suretiyle yaptıgınız hayırlarınızı bosa cıkarmayın. Artık onun durumu, uzerinde biraz toprak bulunan duz kayaya benzer ki, saganak bir yagmur isabet etmis de onu cıplak puruzsuz kaya haline getirivermistir. Bunlar kazandıklarından hicbir seye sahip olamazlar. Allah, kafirleri dogru yola iletmez

[265] Mallarını Allah'ın rızasını kazanmak ve iclerindeki imanı saglamlastırmak icin sarf edenlerin durumu ise bir tepe uzerindeki bahcenin haline benzer. Kuvvetli bir saganak dusunce meyvelerini iki kat verir. Bol yagmur isabet etmezse de cisinti vardır. Allah, yaptıklarınızı gormektedir

[266] Sizden biriniz arzu eder mi ki, hurma ve uzum agaclarıyla dolu, altından ırmaklar akan ve icinde her cesit meyveden bulunan bir bahcesi olsun da, kendisi ihtiyarlamıs, cocukları da gucsuz kalmısken, bahcesi atesli bir kasırga ile yanıversin. Dusunesiniz diye Allah, size ayetlerini boyle acıklar

[267] Ey iman edenler! Gerek kazandıklarınızın ve gerekse yerden sizin icin cıkardıklarımızın iyilerinden bagısta bulunun. Goz yummadan alıcısı olmayacagınız kotu seyleri vermeye kalkısmayın. Bilin ki Allah, hicbir seye ihtiyacı olmayan ve hamd edilmeye layık olandır

[268] Seytan sizi fakirlikle korkutur ve size cimriligi telkin eder. Allah ise, size magfiretini ve bolluk vadediyor. Allah her seyi kusatandır ve her seyi bilendir

[269] O, hikmeti diledigi kimseye verir. Hikmet verilen kimseye pek cok hayır da verilmistir. Akıl sahiplerinden baskası ogut alıp dusunmez

[270] Yaptıgınız her harcamayı ve adadıgınız her adagı muhakkak Allah bilir. O gun zalimler icin hic bir yardımcı yoktur

[271] Eger sadakaları acık olarak verirseniz o, ne guzeldir. Sayet onu gizleyip de fakirlere verirseniz, o da sizin icin (daha) hayırlıdır. (Allah bununla) gunahlarınızı ortup, bagıslar. Allah, yaptıklarınızdan tamamıyla haberdardır

[272] (Ey Muhammed!) Onları hidayete erdirmek senin uzerine (bir sorumluluk) degildir. Fakat Allah, diledigi kimseyi hidayete erdirir. Iyilik olarak her ne verirseniz, o kendiniz icindir. Zaten siz, yalnız Allah’ın rızasını/vechini kazanmak icin verirsiniz. Iyilik olarak ne verirseniz (bunun karsılıgı) size eksiksizce odenecektir. Ve siz, haksızlıga ugratılmazsınız

[273] (Sadakalar) Allah yolunda mahsur kalmıs, kazanc icin yeryuzunde dolasamayan, cekingenliklerinden dolayı bilmeyenlerin onları zengin zannettikleri, senin de simalarından tanıdıgın ısrarlı bir sekilde insanlardan istemeyen fakirler icindir. Hayır olarak ne harcarsanız, suphesiz Allah onu hakkıyla bilir

[274] Gece ve gunduz, gizli ve acık olarak mallarından verenler, iste onlar icin Rableri katında mukafatlar vardır! Onlara korku yoktur, mahzun da olmayacaklardır

[275] Faiz yiyenler, ancak seytanın carptıgı kimsenin kalktıgı gibi kalkarlar. Bu, onların, “Alısveris de faiz gibidir” demelerinden dolayıdır. Oysa Allah, alısverisi helal, faizi haram kılmıstır. Bundan boyle kime Rabbinden bir ogut gelir de (o ogute uyarak) faizden vazgecerse, artık onceden aldıgı onun olur. Durumu da Allah’a kalmıstır. (Allah, onu affeder.) Kim tekrar (faize) donerse, iste onlar cehennemliklerdir. Orada ebedi kalacaklardır

[276] Allah, faizi yok eder, sadakaları ise bereketlendirir. Allah, hicbir gunahkar kafiri sevmez

[277] Suphesiz iman edenler, salih amel isleyenler, namazı dosdogru kılanlar ve zekatı verenler icin Rableri katında mukafatları vardır. Onlara korku yoktur. Onlar, mahzun da olmayacaklardır

[278] Ey iman edenler! Eger gercekten mumin iseniz, Allah’tan korkun ve faizden geri kalanı bırakın

[279] Eger boyle yapmazsanız, bunun Allah’a ve elcisine karsı acılmıs bir savas oldugunu bilin. Sayet tevbe ederseniz, ana paranız sizindir. (Boylece) zulmetmemis ve de zulme ugramamıs olursunuz

[280] Eger (borclu) darda ise eli genisleyinceye kadar ona muhlet verin. Sadaka olarak bagıslamanız, bilirseniz sizin icin daha hayırlıdır

[281] Allah'a donduruleceginiz ve sonra zulme ugramadan herkesin kazancının kendisine eksiksiz verilecegi gunden korkunuz

[282] Ey iman edenler! Belirli bir sureye kadar borclandıgınız zaman onu yazın. Aranızda bir katip dogru olarak yazsın. Katip, Allah’ın kendisine ogrettigi gibi yazmaktan kacınmasın, yazsın. (Katibe) borclu olan yazdırsın. Rabbi olan Allah’tan korksun da ondan hicbir seyi eksiltmesin. Eger borclu cahil/sefih veya zayıf ya da bizzat kendisi yazdırmaya gucu yetmezse, velisi (onu) dosdogru yazdırsın. Erkeklerinizden iki de sahit bulundurun. Eger iki erkek yoksa, razı olacagınız sahitlerden, bir erkek ve biri unuttugu zaman digerinin ona hatırlatması icin iki kadın sahitler cagrıldıklarında (sahitlik etmekten) kacınmasınlar. Kucuk olsun, buyuk olsun borcu suresiyle birlikte yazmaya usenmeyin. Bu, Allah katında daha adaletli, sahitlik icin daha saglam, supheye dusmemeniz icin de en isabetli olandır. Ancak aranızda yaptıgınız alısverisin pesin bir ticaret olması halinde onu yazmamanızın bir gunahı yoktur. Alısveris yaptıgınız zaman da sahit tutun. Yazana da sahide de zarar verilmesin. Eger bir zarar verirseniz bu suphesiz, sizin hak yoldan cıkmanız demektir. Allah’tan korkun. Allah (bunları) size ogretmektedir. Allah her seyi bilendir

[283] Eger yolculukta iseniz bir katip de bulamazsanız, (borca karsılık) alınmıs rehinler yeterlidir. Eger birbirinize guvenirseniz, kendisine guvenilen kimse emanetini odesin. Sahitligi gizlemeyin; kim onu gizlerse, o mutlaka kalben gunahkardır. Allah, yapmakta olduklarınızı bilendir

[284] Goklerde ve yerde ne varsa Allah’ındır. Icinizdekini acıklasanız da gizleseniz de Allah, onunla sizi hesaba ceker. Sonra da diledigi kimseyi bagıslar, diledigi kimseyi de azaba ugratır. Allah’ın her seye gucu yeter

[285] Peygamber, Rabbinden kendisine indirilene iman etmistir, mu’minler de! Hepsi de Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman etmis ve Allah’ın peygamberlerinden hicbirini (digerinden) ayırmayız. Isittik ve itaat ettik, demislerdir. Rabbimiz! Bagıslamanı dileriz, donus sanadır

[286] Allah, hic kimseye gucunun ustunde bir sey (sorumluluk) yuklemez. (Herkesin) kazandıgı (iyilik) lehine ve isledigi (kotuluk) ise aleyhinedir! Rabbimiz, eger unuttuk veya hata yaptıysak bizi hesaba cekme. Rabbimiz! Bizden oncekilere yukledigin gibi bize de agır bir gorev yukleme. Rabbimiz! Gucumuzun yetmeyecegini bize tasıtma. Bizi affet, bizi bagısla ve bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın. Kafir topluma karsı bize yardım et

Âl-i İmrân

Surah 3

[1] Elif, Lam, Mim

[2] Allah kendisinden baska (ibadet edilmeye layık hak) ilah bulunmayandır. Hayy ve Kayyum'dur

[3] O, sana kitabı hak ve onceki kitapları tasdik edici olarak indirdi. Tevrat ile Incil'i de indirmisti

[4] Daha once, insanlar icin yol gosterici ve hakkı batıldan ayıran/Furkan'ı da indirmisti. Allah’ın ayetlerini inkar edenlere, siddetli bir azap vardır. Allah cok gucludur, intikam sahibidir

[5] Allah’a yer ve gokte olanlardan hicbir sey gizli kalmaz

[6] Ana rahminde size diledigi gibi sekil veren O’dur. Kendinden baska (ibadete layık hak) ilah olmayan, Aziz ve Hakim olan O’dur

[7] Sana kitabı indiren O’dur. Onun bir kısmı, muhkem ki bunlar kitabın ozudur. Bir kısmı da mutesabih ayetlerdir. Kalplerinde egrilik olanlar, fitne cıkarmak ve (kendilerine gore) onun tevilini yapmak icin onun mutesabih olanlarına uyarlar. Oysa, onun tevilini Allah’tan baskası bilmez. Ilimde derinlesenler ise “Biz, ona iman ettik, onun hepsi Rabbimizin katındandır.” derler. Temiz akıl sahiplerinden baskası dusunmez

[8] Rabbimiz! Bizi dogru yola ilettikten sonra, kalplerimizi egriltme. Bize katından rahmet bahset! Suphesiz sen, bol bol bahsedensin

[9] Rabbimiz! Hakkında suphe olmayan gunde butun insanları mutlaka toplayacak olan suphesiz sensin. Suphesiz ki Allah sozunden asla donmez

[10] Suphesiz kafir olanlara ne malları ve ne de cocukları Allah'ın (azabına) karsılık hicbir fayda saglamaz. Iste bunlar, atesin yakıtı olanlardır

[11] Tıpkı Firavun Hanedanı ve onlardan oncekilerin durumu gibi ayetlerimizi yalanladılar da Allah da onları gunahları sebebiyle cezalandırdı. Allah, cezası cok cetin olandır

[12] Kafirlere de ki: Yakında yenilgiye ugrayacak ve toplanıp Cehennem'e suruleceksiniz. Orası ne kotu yerlesme yeridir

[13] Karsı karsıya gelen iki toplulukta, sizin icin bir ayet vardır. Bunlardan biri Allah yolunda savasıyordu, digeri ise kafir idi. Gozleriyle onların kendilerinin iki misli olduklarını goruyorlardı. Allah, diledigini yardımıyla guclendirir. Bunda, basiret sahipleri icin gercekten ibret vardır

[14] Nefsi arzulardan olan, kadınlara, evlatlara, obek obek yıgılmıs altın ve gumuse, guzel cins atlara, davarlara ve ekinlere karsı asırı sevgi insanlara cekici ve hos gosterildi. Oysa bunlar, (fani olan) dunya hayatının nimetleridir. Asıl varılacak guzel yer Allah katındadır

[15] De ki: Size, bundan daha hayırlı olanı haber vereyim mi? Allah’tan korkan/gunahlardan sakınanlara, altından nehirler akan ebedi kalacakları Cennetler vardır. Tertemiz esler ve Allah’ın rızası vardır. Allah, kullarını hakkıyla gorendir

[16] Onlar: "Rabbimiz! Biz, kesin olarak iman ettik. Bizim gunahlarımızı bagısla ve bizi atesin azabından koru!" derler

[17] (Onlar): Sabredenler, sadık olanlar, gonulden boyun egip itaat edenler, sadaka verenler ve seher vakitlerinde bagıslanma dileyenlerdir

[18] Allah sahittir ki kendisinden baska (ibadet edilmeye layık hak) bir ilah yoktur. Melekler ve adaleti ayakta tutan ilim sahipleri de (buna sahittir.) O’ndan baska (hak) ilah yoktur. O, Aziz'dir, Hakim'dir

[19] Suphesiz, Allah katında din Islam’dır. Kendilerine kitap verilenler, kendilerine ilim geldikten sonra, sadece aralarındaki haset ve kıskanclık yuzunden ihtilafa dustuler. Kim Allah’ın ayetlerini inkar ederse suphesiz Allah, hesabı cok cabuk gorendir

[20] Seninle tartısmaya girisirlerse de ki: "Ben, bana tabi olanlarla birlikte yuzumu Allah’a teslim ettim." Kendilerine kitap verilenlere ve ummilere de de ki: "Siz de teslim oldunuz mu?" Eger teslim oldularsa dogru yolu bulmuslar demektir. Eger yuz cevirirlerse, sana dusen yalnızca tebligdir. Allah kullarını gormektedir

[21] Allah’ın ayetlerini inkar edenlere, peygamberleri haksız yere oldurenlere, insanlardan adaleti emredenleri oldurenlere, iste onlara acıklı bir azap mujdesi ver

[22] Bunlar, dunya ve ahirette amelleri bosa cıkanlardır. Bunların bir yardımcısı da yoktur

[23] Kendilerine kitaptan bir pay verilenleri gormedin mi? Aralarında hukum vermesi icin Allah’ın kitabına cagırılıyorlar da sonra onlardan bir kısmı yuz cevirerek donup gidiyor

[24] Bu, (haktan yuz ceviris) onların: "Sayılı gunlerden baska bize, asla ates dokunmayacak" demeleri yuzundendir. Ve uydura geldikleri yalanlar, dinlerinde kendilerini aldatmıstır

[25] Hakkında suphe olmayan gunde, onları bir araya topladıgımız ve her nefse yaptıgının karsılıgının tam verilip asla haksızlıga ugratılmadıgı o zaman, halleri nasıl olacak

[26] De ki: Ey hakimiyetin yegane maliki Allah’ım! Mulku diledigine verirsin, dilediginden de mulku cekip alırsın, diledigini yukseltir/aziz kılarsın, diledigini de alcaltır/zelil edersin. Butun hayır senin elindedir, suphesiz senin her seye gucun yeter

[27] Geceyi gunduze gecirir, gunduzu de geceye sokarsın. Diriyi oluden cıkarır, oluyu de diriden cıkarırsın. Diledigine de hesapsız rızık verirsin

[28] Muminler, muminleri bırakıp kafirleri veli/dost edinmesinler. Kim boyle yaparsa Allah ile ilisigini kesmis olur. Ancak onlardan (gelebilecek tehlikeden) korunmanız baskadır. Allah, asıl sizi kendisi hakkında korkutup uyarmaktadır. Donus Allah’adır

[29] De ki: Icinizdekini gizleseniz de acıklasanız da onu Allah bilir. Goklerde ve yerde olan her seyi bilir. Allah’ın her seye de gucu yeter

[30] Herkes, yaptıgı butun iyilikleri de kotulukleri de karsısında bulacagı o gun isteyecek ki, kotulukleri ile kendi arasında uzun bir mesafe bulunsun. Allah, asıl sizi kendisi hakkında korkutup uyarmaktadır. Allah kullarına karsı da cok merhametlidir

[31] De ki: Allah’ı seviyorsanız, bana tabi olun ki Allah da sizi sevsin ve gunahlarınızı bagıslasın. Allah, cok bagıslayandır, cok merhamet edendir

[32] De ki: Allah’a ve Rasulune itaat edin! Eger yuz cevirirlerse, suphesiz Allah, kafirleri sevmez

[33] Allah; Adem’i, Nuh’u, Ibrahim ailesini ve Imran Ailesi'ni toplumlar uzerine seckin kıldı

[34] Bunlar birbirlerinin soylarından gelen bir nesildir. Allah, hakkıyla isiten ve hakkıyla bilendir

[35] Hani Imran’ın karısı: "Rabbim karnımda olanı sadece sana hizmet etmek uzere adadım, benden bunu kabul buyur. Suphesiz sen, hakkıyla isitensin, hakkıyla bilensin." demisti

[36] Onu dogurunca da: "Rabbim! Ben, kız dogurdum. (Halbuki Allah, neyi doguracagını en iyi bilendir) Erkek, kız gibi degildir. Adını Meryem koydum, O’nu da, onun soyunu da kovulmus seytandan sana sıgındırıyorum." dedi

[37] Rabbi, onu guzel bir kabul ile kabul etti ve onu guzel bir sekilde yetistirdi. Zekeriya’yı da ona bakmakla gorevlendirdi. Zekeriya ne zaman yanına, onun bulundugu ibadet mahalline girse, O’nun yanında bir yiyecek bulurdu: Meryem, bu sana nereden geldi? dediginde, o soyle cevap verirdi: Bu, Allah katından! Dogrusu Allah, diledigi kimseye hesapsız rızık bagıslar

[38] Zekeriya orada Rabbine dua etti: "Rabbim! Bana katından tertemiz bir soy ver! Sen duayı en iyi bir sekilde isitensin." dedi

[39] (Zekeriya) mabedde namaz kılarken melekler ona: “Allah sana, Allah'tan bir kelimeyi (Isa’yı) dogrulayıcı, efendi, nefsine hakim ve salihlerden bir peygamber olarak Yahya’yı mujdeler!” diye seslendiler

[40] Rabbim! Ben iyice yaslanmıs, karım da kısır iken nasıl benim bir oglum olacak?" dedi. Allah: "Oyle de olsa, Allah diledigini yapar!" buyurdu

[41] Zekeriyya: “Ey Rabbim! Bana bir isaret goster” diye niyaz etti. Allah da: "Senin delilin, uc gun insanlarla isaretle anlasmak dısında hic konusmamandır. Rabbini cokca zikret ve aksam, sabah tesbih et!" buyurdu

[42] Hani bir zamanlar da melekler soyle demislerdi: "Ey Meryem! Allah seni secip tertemiz yarattı ve seni dunya kadınlarına ustun kıldı

[43] Ey Meryem! Rabbine gonulden boyun eg, secde et, ruku edenlerle birlikte ruku et

[44] (Ey Peygamber!) Bunlar, sana vahyettigimiz gayb haberlerindendir. Meryem’e hangisi kefil olacak diye kalemlerini atarlarken (kura cekerlerken) sen yanlarında degildin, konuyu tartısırlarken de yanlarında degildin

[45] Melekler demisti ki: Ey Meryem! Allah sana adı Mesih Meryemoglu Isa olan, dunya ve ahirette itibarlı ve onculerden/mukarrebinden olacak kendisinden bir kelimeyi (Isa’yı) mujdeliyor

[46] O, insanlarla besikte iken de yetiskin iken de konusacaktır ve o, salihlerden biridir

[47] Meryem, soyle dedi: "Rabbim! Bana bir beser dokunmamısken nasıl cocugum olabilir?" (Melek soyle cevap verdi:) "Iste boyle! Allah neyi dilerse yaratır. Bir isin olmasını isterse ona “ol” der ve o da hemen oluverir

[48] O’na kitabı, hikmeti, Tevrat ve Incil’i ogretecektir ve O’nu Israilogulları'na peygamber olarak gonderecektir

[49] Ben size Rabbinizden bir ayet ile geldim. Ben size, camurdan kus seklinde bir sey yapıp ona ufleyecegim. Allah’ın izniyle, o hemen kus oluverecektir. Allah’ın izniyle kor ve (cildi) alacalı olan (hastaları) iyilestirir ve oluleri diriltirim. Yediklerinizi ve evlerinizde sakladıklarınızı da size haber verecegim. Eger Mu’minler iseniz bunda sizin icin bir delil vardır

[50] Benden once gelen Tevrat’ı tasdik etmekle beraber size haram edilen seylerin bir kısmını helal kılmak uzere, Rabbinizden size bir ayet getirdim. Allah’tan korkun ve bana itaat edin

[51] Suphesiz Allah, benim de Rabbim sizin de Rabbinizdir. O’na ibadet edin! Dogru yol budur

[52] Isa, onların kufrunu hissedince: "Allah ugrunda bana yardımcı olacak kim vardır?" dedi. Havariler de soyle cevap verdiler: "Biz Allah’ın yardımcılarıyız, Allah’a iman ettik, O’na teslim oldugumuza da sahit ol

[53] Rabbimiz, indirdigine iman ettik, peygambere tabi olduk, bizi sahit olanlarla beraber yaz

[54] (Israilogulları) tuzak kurdular (ve buna karsılık) Allah da bir tuzak kurdu. Allah, duzen/tuzak kurucuların en hayırlısıdır

[55] Allah, Isa’ya soyle buyurmustu: "Ey Isa! Seni vefat ettirecegim ve seni kendime yukseltecegim. Kafirlerden seni tertemiz kurtaracagım. Sana tabi olanları kıyamet gunune kadar inkar edenlerin/kafirlerin ustunde tutacagım. Sonra bana doneceksiniz. Sizin aranızda, hakkında ihtilaf ettiginiz konularda hukum verecegim

[56] O kafir olanlara gelince, ben onları dunyada da ahirette de en siddetli bir azaba carptıracagım ve onların hicbir yardımcıları da olmayacak

[57] Iman eden ve salih amel isleyenlere ise eksiksiz mukafatlarını verecektir. Allah, zalimleri sevmez

[58] (Ey Muhammed!) Bunlar sana okudugumuz ayetlerden ve hikmet dolu Zikir'dendir

[59] Allah katında (yaratılıs olarak) Isa’nın ornegi, Adem’in ornegi gibidir. Kendisini topraktan yaratıp sonra ona “Ol!” dedi ve oluverdi

[60] Bu gercek senin Rabbindendir. O halde sakın suphe edenlerden olma

[61] Sana ilim geldikten sonra, bu hususta seninle kim tartısacak olursa, de ki: "Gelin, ogullarımızı, ogullarınızı, kadınlarımızı, kadınlarınızı, kendilerimizi ve kendilerinizi cagıralım. Sonra da dua ederek Allah’ın lanetinin yalancılara olmasını dileyelim

[62] Suphesiz bu anlatılanlar gercek olan kıssalardır. Allah’tan baska (ibadete layık hak) ilah yoktur. Allah, elbette Aziz'dir, Hakim'dir

[63] Eger yuz cevirirlerse suphesiz Allah, bozguncuları hakkıyla bilendir

[64] De ki: “Ey kitap ehli! Bizimle sizin aranızda ortak bir soze gelin: Yalnız Allah’a ibadet edelim. O’na hicbir seyi ortak kosmayalım. Allah’ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilah edinmesin.” Eger onlar yine yuz cevirirlerse, deyin ki: “Sahit olun, biz Muslumanlarız.”

[65] Ey Ehl-i kitap! Ibrahim hakkında nicin tartısıyorsunuz? Tevrat da Incil de suphesiz ondan sonra indirilmistir. Akıl etmiyor musunuz

[66] Iste siz boyle kimselersiniz. Ilminiz olan sey hakkında tartısıyorsunuz. Ya ilminiz olmayan sey (Ibrahim) hakkında neden tartısırsınız? Oysa Allah bilir, sizler bilmezsiniz

[67] Ibrahim bir Yahudi degildi, bir Hıristiyan da degildi. Fakat, hanif (sirkten uzak) bir muslumandı. Musriklerden de degildi

[68] Dogrusu Ibrahim’e en yakın olanlar; ona tabi olanlar ve bu peygambere (Muhammed'e) iman edenlerdir. Allah, muminlerin velisidir

[69] Kitap ehlinden bir kısmı sizi saptırmak isterler. Fakat yalnızca kendilerini yoldan cıkarırlar da bunun farkına varmazlar

[70] Ey Ehl-i kitap! (Gercege) sahit oldugunuz halde, nicin Allah’ın ayetlerini inkar ediyorsunuz

[71] Ey Ehl-i kitap! Nicin hakla batılı karıstırıyor ve bile bile hakkı gizliyorsunuz

[72] Kitap ehlinden bir topluluk: "Iman edenlere indirilene gunun basında (sabahleyin) iman edin, sonunda (aksamleyin) inkar edin, belki (dinlerinden) donerler." dedi

[73] Sizin dininize uyanlardan baskasına inanmayın” derler. Ey Rasulum! De ki: “Dogru yol, Allah'ın yoludur.” Yine onlar soyle derler: "(Muslumanlardan) Birine, size verilen ilmi (ogretirseniz onlar bu ilmi ogrenir de) ve (sonra) bunu Rabbinizin huzurunda aleyhinize delil olarak (kullanırlar)” De ki: Nimet ve lutuf Allah’ın elindedir. Onu diledigine verir. Allah, ihsanı bol olan, her seyi bilendir

[74] O, rahmetini diledigine has kılar. Allah, buyuk lutuf sahibidir

[75] Kitap ehlinden oylesi vardır ki, ona yuklerle mal emanet etsen, onu sana (eksiksiz) iade eder. Fakat onlardan oylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet etsen, tepesine dikilip durmadıkca onu sana iade etmez. Bu da onların, “Ummilere karsı (yaptıklarımızdan) bize vebal yoktur” demelerinden dolayıdır. Onlar, bile bile Allah’a karsı yalan soylerler

[76] Hayır! (Gercek, onların dedigi degil.) Kim sozunu yerine getirir ve Allah’a karsı gelmekten sakınırsa, suphesiz Allah da sakınanları sever

[77] Allah’a verdikleri sozu ve ettikleri yeminlerini az bir pahaya degistirenlere gelince, onların ahirette bir nasibi olmayacaktır. Allah, kıyamet gununde onlarla konusmayacak, onlara bakmayacak ve onları temize cıkarmayacaktır. Onlar icin acı bir azap vardır

[78] Onların bir kısmı, kitaptan olmadıgı halde, sizin kitaptan zannetmeniz icin (kitaba bakarak) dillerini egip bukerler. O, Allah katından olmadıgı halde: “Allah katındandır” derler. Bile bile Allah hakkında yalan soylerler

[79] Allah'ın, kendisine kitabı, hukmu ve peygamberligi verdigi bir insana (peygambere), “Allah'ı bırakıp bana ibadet edin” demek yarasmaz. Lakin (her peygamber), “Ogrettiginiz ve okudugunuz kitap geregince Rabbani insanlar olunuz” der

[80] O, size melekleri ve peygamberleri rabler edinmenizi emretmez. Size, Musluman olduktan sonra hic kafir olmayı emreder mi

[81] Hani, Allah tum peygamberlerden; “Size verecegim her kitap ve hikmetten sonra, elinizdekini dogrulayan bir peygamber geldiginde, ona mutlaka iman edecek ve ona mutlaka yardım edeceksiniz.” diye soz almıstı. Onlara: “Bunu kabul ettiniz mi? Verdigim bu agır gorevi ustlendiniz mi?” demisti. Onlar da: "Kabul ettik" diye cevap verdiler. Bunun uzerine Allah da: "Sahit olun! Ben de sizinle birlikte sahitlik edenlerdenim" buyurmustu

[82] Artık kim bundan sonra yuz cevirirse, iste onlar fasıkların ta kendileridir

[83] Allah’ın dininden baska bir din mi arzu ediyorlar? Oysa, goklerde ve yerde olanların hepsi isteyerek ve isyemeyerek O’na teslim olmustur. Ve O'na donduruleceklerdir

[84] Deyin ki: ''Biz Allah’a, bize indirilene (Kur’an’a), Ibrahim, Ismail, Ishak, Yakub ve torunlarına indirilene, Musa ve Isa’ya verilen (Tevrat ve Incil) ile butun diger peygamberlere Rablerinden verilene iman ettik. Onlardan hicbirini digerinden ayırt etmeyiz. Biz Allah'a teslim olanlarız

[85] Kim Islam’dan baska bir din ararsa, (bu) ondan asla kabul edilmeyecektir. O, ahirette de husrana ugrayanlardandır

[86] Iman edip, peygamberin hak olduguna sehadet ettikten ve kendilerine acık belgeler geldikten sonra kafir olan bir topluluga Allah nasıl hidayet eder? Allah zalim topluma hidayet etmez

[87] Iste onların cezası, Allah’ın meleklerin ve butun insanların lanetinin uzerlerine olmasıdır

[88] Orada ebedi kalacaklar. Azap, onlardan hafifletilmez ve onlara muhlet de verilmez

[89] Ancak, bu hatalarından sonra tevbe edip, hallerini duzeltenler mustesnadır. Muhakkak ki Allah, cokca affedendir, cokca merhamet edendir

[90] Iman ettikten sonra kafir olup kufurlerini arttıranların tevbeleri asla kabul edilmeyecektir. Onlar sapıkların ta kendileridir

[91] Suphesiz, kafir olup bu halde kafir olarak olenlerin hicbirinden, yeryuzunu dolduracak kadar altın fidye verse dahi asla kabul edilmeyecektir. Iste acıklı azap bunlar icindir. Onlar icin hicbir yardımcı da yoktur

[92] Sevdiginiz seylerden infak etmedikce iyilige asla erisemezsiniz. Her ne harcarsanız Allah onu hakkıyla bilir

[93] Tevrat indirilmeden once, Israil’in (Yakub’un) kendisine haram kıldıgı dısında, yiyeceklerin hepsi Israilogulları'na helal idi. De ki: ''Eger dogru soyleyenler iseniz, haydi Tevrat’ı getirip okuyun

[94] Artık bundan sonra Allah’a karsı kim yalan uydurursa, iste onlar zalimlerin ta kendileridir

[95] De ki: Allah dogru soylemistir. Oyleyse, hanif olan Ibrahim’in yoluna uyun! O, musriklerden degildi

[96] Insanlar icin (mabed olarak) kurulan ilk ev suphesiz Mekke'deki mubarek ve alemlere hidayet kaynagı (Kabe) dir

[97] Orada apacık deliller, Makam-ı Ibrahim vardır. Kim oraya girerse guven icinde olur. Yoluna guc yetirebilenlerin (Kabe'yi) haccetmesi, Allah’ın insanlar uzerine (yukledigi) hakkıdır. Kim inkar ederse (bu hakkı tanımazsa), suphesiz Allah butun alemlerden mustagnidir

[98] De ki: Ey Ehl-i Kitap! Allah, yaptıklarınızı gorup dururken Allah’ın ayetlerini nicin inkar ediyorsunuz

[99] De ki: Ey Ehl-i kitap! (Gercegi) gorup bildiginiz halde nicin Allah'ın yolunu egri gostermeye yeltenerek muminleri Allah yolundan cevirmeye kalkısıyorsunuz? Allah yaptıklarınızdan gafil degildir

[100] Ey iman edenler! Eger kitap verilenlerden bir gruba itaat edecek olursanız, sizi iman ettikten sonra kafirler olarak dondururler

[101] Yuce Allah’ın ayetleri size okunur, aranızda Rasulu bulunurken nasıl kufrediyorsunuz (inkar ediyorsunuz)? Her kim Allah'a sımsıkı baglanırsa kesinlikle dogru yola iletilmistir

[102] Ey iman edenler! Allah’tan gerektigi gibi sakının ve yalnızca muslumanlar olarak can verin

[103] Topluca Allah’ın ipine sımsıkı sarılın ve ayrılıga dusmeyin! Allah’ın uzerinizdeki nimetini dusunun. Hani siz dusman idiniz de O, kalplerinizi birlestirdi. O'nun bu nimeti ile kardesler oldunuz. Siz, bir ates cukurunun kenarında idiniz de sizi oradan kurtardı. Dogru yola cıkasınız diye, Allah size ayetlerini iste boyle acıklıyor

[104] Sizden hayra davet eden, iyiligi emredip, kotulukten uzaklastıran bir ummet bulunsun. Iste kurtulusa erenler onlardır

[105] Kendilerine apacık deliller geldikten sonra ihtilafa duserek parcalananlar gibi olmayın. Iste onlar icin buyuk bir azap vardır

[106] Bir takım yuzlerin parladıgı ve bir takım yuzlerin de karardıgı o gunde yuzleri kararanlara: Imanınızdan sonra kafir mi oldunuz? Oyleyse, kafir oldugunuz icin tadın azabı (denir)

[107] Yuzleri agaranlar ise Allah’ın rahmeti icindedirler. Onlar orada ebedi kalacaklardır

[108] Iste bunlar Allah’ın, sana hak olarak okudugumuz ayetleridir. Allah, alemlerdeki hicbir kimseye zulmetmek istemez

[109] Goklerde ve yerde ne varsa Allah’ındır. Butun isler ancak Allah’a dondurulur

[110] Siz, insanlar icin cıkarılmıs en hayırlı ummetsiniz. Iyiligi emreder, kotulukten men eder ve Allah’a iman edersiniz. Kitap ehli de iman etseydi elbette kendileri icin hayırlı olurdu. Onlardan iman edenler de var. Ama pek cogu fasık kimselerdir

[111] Onlar size eziyetten baska bir zarar veremezler. Eger sizinle savasmaya kalkıssalar, size arkalarını donup kacarlar. Sonra onlara yardım da edilmez

[112] Nerede bulunsalar, Allah'ın ipine (ahdine) ve insanların ipine (emanına) sıgınanlar mustesna, onlara alcaklık damgası vurulmustur. Allah'tan bir gazaba ugramıslardır ve onlara miskinlik damgası vurulmustur. Bu, Allah'ın ayetlerini inkar etmelerinderdir. (Ve yine) Bu, isyan etmeleri ve taskınlık yapmalarındandır

[113] Ehl-i kitabın hepsi bir degildir. Onlardan; geceleri Allah’ın ayetlerini okuyup duran, secdeye kapanan bir topluluk vardır

[114] Onlar, Allah’a ve ahiret gunune iman ederler. Iyiligi emreder, kotulukten men eder, hayır islerinde birbirleriyle yarısırlar. Iste onlar salihlerdendir

[115] Yaptıkları hicbir iyilik inkar edilmeyecektir. Allah muttakileri cok iyi bilmektedir

[116] Kafirlerin ne malları ne evlatları Allah’a karsı bir fayda saglamayacaktır. Iste onlar ates ehlidirler. Onlar orada ebedi kalacaklardır

[117] Onların, bu dunya hayatında yapmakta oldukları harcamaların durumu, kendilerine zulmetmis olan bir kavmin ekinlerini vurup da mahveden kavurucu bir ruzgarın durumu gibidir. Allah onlara zulmetmis degildir, aksine onlar kendi kendilerine zulmetmislerdir

[118] Ey iman edenler! Sizden olmayanı sırdas edinmeyin. Zira onlar size ellerinden gelen her turlu kotulugu yaparlar, size sıkıntı verecek seyleri arzu ederler. Ofkeleri agızlarından tasmaktadır. Iclerinde gizledikleri (nefret) ise daha da buyuktur. Eger dusunup anlıyorsanız size ayetleri acıkladık

[119] Iste siz oyle kimselersiniz ki, onları seversiniz; onlar ise butun kitaplara iman ettiginiz halde sizi sevmezler. Onlar sizinle karsılastıkları zaman “iman ettik” derler. Ama kendi baslarına kaldıklarında, size karsı kinlerinden dolayı parmaklarının uclarını ısırırlar. De ki: Ofkenizden olun! Suphesiz ki Allah, sinelerde olanı hakkıyla bilir

[120] Size bir iyilik dokunursa, bu onları uzer. Basınıza bir kotuluk gelse, ona sevinirler. Eger siz sabırlı olur, Allah’a karsı gelmekten sakınırsanız, onların hileleri size hicbir zarar vermez. Cunku Allah, onların yaptıklarını tam olarak kusatmıstır

[121] Hani sen Mu’minleri (Uhud’da) savas mevzilerine yerlestirmek icin, sabah erken ailenden (evinden) ayrılmıstın. Allah, hakkıyla isitendir, hakkıyla bilendir

[122] Hani sizden iki topluluk cozulup dagılmaya yuz tutmus idi; oysa Allah onların velisi idi. Iman edenler yalnız Allah'a tevekkul etsinler

[123] Andolsun, siz son derece gucsuz iken Allah size Bedir’de yardım etmisti. O halde Allah’a karsı gelmekten sakının ki sukretmis olasınız

[124] Hani sen Mu’minlere: “Rabbinizin, indirilmis uc bin melek ile yardım etmesi size yetmez mi?” diyordun

[125] Evet! Sabrettiginiz ve Allah’a karsı gelmekten sakındıgınız takdirde onlar ansızın uzerinize gelseler bile Rabbiniz nisanlı bes bin melekle size yardım eder

[126] Allah, bu yardımı size sadece mujde olması ve kalplerinizin bununla yatısması icin yaptı. Zafer, ancak Aziz ve Hakim olan Allah katındandır

[127] Bir de Allah, bu (yardımı) kafirlerden bir kısmını helak etsin ya da perisan etsin de umitsiz olarak donup gitsinler diye yaptı

[128] Bu iste senin yapacagın bir sey yoktur. Allah, ya tevbelerini kabul edip onları affeder ya da zalim olduklarından dolayı onlara azap eder

[129] Goklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah’ındır! O, diledigini bagıslar, diledigine azap eder. Allah, cok bagıslayan ve merhamet edendir

[130] Ey iman edenler! Kat kat arttırılmıs olarak faiz yemeyin. Allah’a karsı gelmekten sakının ki, kurtulusa eresiniz

[131] Kafirler icin hazırlanmıs atesten kendinizi koruyun

[132] Allah'a ve Rasul'e itaat edin ki, merhamete erdirilesiniz

[133] Rabbinizin magfiretine ve takva sahipleri icin hazırlanmıs, eni gokler ve yer kadar olan cennete kosusun

[134] Muttakiler, bollukta ve darlıkta Allah yolunda harcayanlar, ofkelerini yenenler, insanları affedenlerdir. Allah, iyilik edenleri sever

[135] Yine onlar, bir gunah islediklerinde veya nefislerine zulmettiklerinde Allah’ı zikredip gunahları icin magfiret dilerler. Allah’tan baska gunahları kim bagıslar? Onlar, yaptıklarında bile bile ısrar etmezler

[136] Iste onların mukafatı Rableri tarafından bagıslanma ve icinden ırmaklar akan Cennetler'dir ki, orada ebedi kalacaklardır. Boyle amel edenlerin mukafatı pek de guzeldir

[137] Sizden once nice sunnetler (kavimler) gelip gecti. Yeryuzunde gezin de yalancıların sonunun ne olduguna bir bakın

[138] Bu (Kur’an), insanlar icin bir acıklama, Takva sahipleri icin bir hidayet ve oguttur

[139] Gevsemeyin, huzunlenmeyin. Eger (gercekten) iman etmis kimseler iseniz ustun olan sizlersiniz

[140] Eger siz (Uhud’da) bir yara aldıysanız, suphesiz o topluluk da (Musrikler de Bedir’de) benzeri bir yara almıstı. Iste (iyi veya kotu) gunleri insanlar arasında (boyle) dondurur dururuz. (Bazen bir topluma iyi ya da kotu gunler gosteririz, bazen oburune.) Allah, sizden iman edenleri ayırt etmek, sizden sahitler edinmek icin boyle yapar. Allah, zalimleri sevmez

[141] Bir de Allah, iman edenleri arındırmak ve kafirleri helak etmek icin boyle yapar

[142] Yoksa siz; Allah, icinizden cihad edenleri (sınayıp) ayırt etmeden ve yine sabredenleri (sınayıp) ayırt etmeden Cennet'e gireceginizi mi sandınız

[143] Andolsun, siz olumle karsılasmadan (Uhud'tan) once (sehitligi) olumu temenni ediyordunuz. Iste onu gordunuz, ama bakıp duruyorsunuz

[144] Muhammed, ancak bir peygamberdir. Ondan once de peygamberler gelip gecmistir. Simdi o olur veya oldurulurse gerisin geriye (eski dininize) mi doneceksiniz? Kim gerisin geriye donerse, Allah’a hicbir zarar veremez. Allah, sukredenleri mukafatlandıracaktır

[145] Hicbir kimse Allah’ın izni olmadan olmez. Olum belirli bir sureye gore yazılmıstır. Kim dunya menfaatini isterse, kendisine ondan veririz. Kim de ahiret mukafatını isterse, ona da ondan veririz. Biz sukredenleri mukafatlandıracagız

[146] Nice peygamberlerin yanında pek cok Rabbine yonelen kimse savasmıstır. Allah yolunda baslarına gelenlerden oturu gevsememisler, yılmamıslar ve boyun egmemislerdi. Allah, sabredenleri sever

[147] Onların sozleri ancak, “Rabbimiz! Bizim gunahlarımızı ve isimizdeki taskınlıklarımızı bagısla ve (yolunda) ayaklarımızı sabit kıl. Kafir topluma karsı bize yardım et!” demekten ibaretti

[148] Bu yuzden Allah onlara dunya sevabını ve ahiret sevabının guzelligini verdi. Allah ihsan sahiplerini sever

[149] Ey iman edenler! Siz eger kafir olanlara uyarsanız, sizi gerisin geriye (kufre) cevirirler de busbutun husrana ugrarsınız

[150] Halbuki sizin mevlanız/yardımcınız Allah’tır. O, yardımcıların en hayırlısıdır

[151] Hakkında hicbir delil indirmedigi seyleri Allah’a sirk kostukları icin kafirlerin kalbine korku salacagız. Onların varacagı yer atestir. Zalimlerin varacagı yer ne kotudur

[152] Allah, elbette size verdigi sozu tuttu. O'nun izniyle dusmanlarınızı yok etmek uzereydiniz. Fakat, Allah size arzuladıklarınızı (zaferi) gosterdikten sonra zaaf gosterdiniz, ayrılıga dustunuz ve (peygamberin) emrine itaatsizlik ettiniz. Icinizden dunyayı isteyenler de vardı, ahireti isteyenler de. Sonra imtihan etmek icin onların karsısında sizi bozguna ugrattı. Artık Allah sizi affetmistir. Cunku Allah, muminlere karsı cok lutufkardır

[153] Peygamber, arkanızdan sizi cagırırken siz durmadan daga yukarı kacıyor, hic kimseye donup bakmıyordunuz. Bundan dolayı Allah, size keder ustune keder verdi ki, (bu durumlara alısasınız ve daha sonra) elinizden gidene ve basınıza gelene uzulmeyesiniz. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır

[154] Sonra o kederin ardından (Allah) uzerinize icinizden bir kısmını ortup buruyen bir guven, bir uyku indirdi. Bir kısmınız da kendi canlarının kaygısına dusmustu. Allah’a karsı cahiliye zannı gibi gercek dısı zanda bulunuyorlar: “Bu iste bizim hicbir dahlimiz yok” diyorlardı. De ki: “Butun is, Allah’ındır.” Onlar sana acıklayamadıklarını iclerinde saklıyorlar ve diyorlar ki: “Bu konuda bizim elimizde bir sey olsaydı, burada oldurulmezdik.” De ki: “Evlerinizde dahi olsaydınız, uzerlerine oldurulmesi yazılmıs bulunanlar mutlaka yatacakları (oldurulecekleri) yerlere cıkıp gideceklerdi. Allah, bunu goguslerinizdekini denemek, kalplerinizdekini arındırmak icin yaptı. Allah, goguslerin ozunu (kalplerde olanı) bilir

[155] Iki toplulugun karsılastıgı gun, icinizden yuz cevirip kacanları, Seytan ancak yaptıkları bazı hatalardan dolayı yoldan kaydırmak istemisti. Ama yine de Allah onları affetti. Kuskusuz Allah cok bagıslayandır, Halim'dir. (Hemen cezalandırmaz, muhlet verir)

[156] Ey iman edenler! Kardesleri sefere veya savasa cıktıgında onlar hakkında: “Onlar bizim yanımızda olsalardı, olmezlerdi ve oldurulmezlerdi” diyen kafirler gibi olmayın. Allah, bunu onların kalplerine dayanılmaz bir uzuntu olarak koydu. Yasatan da olduren de Allah’tır. Allah, yaptıklarınızı gormektedir

[157] Andolsun, eger Allah yolunda oldurulur veya olurseniz, Allah’ın bagıslaması ve rahmeti onların topladıkları (dunyalıkları)ndan daha hayırlıdır

[158] Andolsun, olseniz de oldurulseniz de, Allah’ın huzurunda toplanacaksınız

[159] Allah’ın rahmeti sayesinde sen onlara karsı yumusak davrandın. Eger kaba, katı yurekli olsaydın, onlar senin etrafından dagılıp giderlerdi. Artık sen onları affet. Onlar icin Allah’tan bagıslama dile. Is konusunda onlarla istisare et. Bir kere de karar verip azmettin mi artık Allah’a tevekkul et! (Ona dayanıp guven). Suphesiz Allah, tevekkul edenleri sever

[160] Allah size yardım ederse, kimse size galip gelemez. Eger sizi yardımsız bırakırsa, ondan sonra size kim yardım edebilir? Mu’minler, ancak Allah’a tevekkul etsinler

[161] Bir peygamberin (ganimet malına) hıyanet etmesi olur sey degildir. Kim emanete hıyanet ederse, kıyamet gunu hıyanet ettigi malı yuklenerek gelir. Sonra da hicbir haksızlıga ugratılmaksızın herkese kazandıgının karsılıgı tastamam odenir

[162] Hic, Allah’ın rızasına uyan kimse, Allah’ın gazabına ugrayan ve varacagı yer Cehennem olan kimse gibi olur mu? O, ne kotu varılacak yerdir

[163] Onlar (insanlar) Allah’ın katında derece derecedirler. Allah, onların yaptıklarını gormektedir

[164] Andolsun Allah, Mu’minlere kendi iclerinden; onlara ayetlerini okuyan, onları arıtıp tertemiz yapan, onlara kitap ve hikmeti ogreten bir peygamber gondermekle buyuk bir lutufta bulunmustur. Oysa onlar, daha once apacık bir sapıklık icinde idiler

[165] Onların (musriklerin) basına (Bedir’de) iki mislini getirdiginiz bir musibet (Uhud’da) sizin basınıza geldiginde, “Bu, nereden basımıza geldi?” dediniz, oyle mi? De ki: “O (musibet), kendinizdendir.” Suphesiz Allah’ın gucu her seye hakkıyla yeter

[166] Iki ordunun carpıstıgı gun basınıza gelen ancak Allah’ın izniyle idi ve Mu'minleri ortaya cıkarmak icindi

[167] Ve munafıklık edenleri de acıga vurmak icindir. Onlara (munafıklara): “Gelin, Allah yolunda savasın veya savunmaya gecin!” denildi de onlar; “Biz savas olacagını bilseydik, elbette sizin pesinizden gelirdik.” dediler. Onlar o gun, imandan cok kufre yakın idiler. Agızlarıyla kalplerinde olmayanı soyluyorlardı. Oysa Allah, iclerinde gizledikleri seyi cok iyi bilmektedir

[168] (Onlar), kendileri oturup kaldıkları halde kardesleri icin: "Eger bize uysalardı, oldurulmezlerdi” diyen kimselerdir. De ki: Eger dogru soyleyenler iseniz kendinizden olumu savın

[169] Allah yolunda oldurulenleri sakın oluler sanma. Cunku onlar, Rablerinin katında diridirler ve rızıklandırılırlar

[170] Onlar, Allah’ın kendilerine fazlından vermis olduklarıyla sevinc icindedirler. Arkalarından gelip, henuz kendilerine katılmamıs olanlara (sehitler icin), bir korku olmayacagı ve uzulmeyecekleri mujdesini verirler

[171] Onlar Allah’dan bir nimet, bir lutuf ve Allah’ın muminlerin ecrini bosa cıkarmayacagı mujdesinin sevinci icindedirler

[172] Onlar (Uhud'da) yaralandıktan sonra Allah’ın ve peygamberinin davetine uyan kimselerdir. Onlardan iyilik eden ve takva sahibi olanlar icin buyuk bir ecir vardır

[173] Onlara bazı kimseler: "Insanlar sizinle savasmak icin toplandı; onlardan korkun!" dediklerinde bu onların imanını arttırdı ve; “Allah bize yeter, O ne guzel vekildir” diye karsılık verdiler

[174] Bundan dolayı Allah’tan bir nimet ve lutufla kendilerine hicbir fenalık dokunmadan geri donduler ve Allah’ın rızasına uydular. Allah, buyuk lutuf sahibidir

[175] O Seytan sizi ancak kendi dostlarıyla korkutur. Onlardan korkmayın, eger Mu’min iseniz, sadece benden korkun

[176] Kufurde yarısanlar seni uzmesin. Onlar, Allah’a hicbir sekilde zarar veremezler. Allah, onlara ahirette bir pay bırakmamak istiyor. Onlar icin buyuk azap vardır

[177] Supe yok ki iman karsılıgında kufru satın alanlar, Allah’a hicbir zarar veremezler. Onlar icin elem verici bir azap vardır

[178] Kafirler, kendilerine vermis oldugumuz muhletin sakın kendileri icin hayırlı oldugunu sanmasınlar. Biz, onların ancak gunahları artsın diye omurlerini uzatıyoruz. Onlar icin alcaltıcı bir azap vardır

[179] Allah iman edenleri uzerinde bulundugunuz bu halde asla bırakacak degildir, sonunda temizi pisten ayıracaktır. Allah, size gaybı bildirecek de degildir. Fakat Allah, peygamberlerinden diledigini secer (gaybı ona bildirir). O halde, Allah’a ve peygamberlerine iman edin. Eger iman eder ve Allah’a karsı gelmekten sakınırsanız sizin icin buyuk bir mukafat vardır

[180] Allah’ın kendilerine lutfundan verdigi nimetlerde cimrilik edenler, bunun, kendileri icin hayırlı oldugunu sanmasınlar, aksine bu onlar icin serdir. Cimrilik ettikleri sey kıyamet gununde boyunlarına dolanacaktır. Goklerin ve yerin mirası Allah’ındır. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır

[181] Allah, “Suphesiz, Allah fakirdir, biz zenginiz” diyenlerin sozunu elbette duydu. Onların dediklerini ve haksız yere peygamberleri oldurmelerini yazacagız ve "Atesin azabını tadın" diyecegiz

[182] Bu, kendi ellerinizin (onceden yapıp) gonderdiklerinin karsılıgıdır. Allah, kullara asla zulmedici degildir

[183] Allah, bize gokten inen, atesin yiyecegi bir kurban getirmedikce hicbir rasule iman etmememizi (Tevrat'ta) emretti'' diyenlere de ki: Benden once size peygamberler apacık delillerle ve soylediginiz (mucize) ile gelmisti. Eger sozunuzde samimi iseniz nicin onları oldurdunuz

[184] Eger onlar seni yalanlarlarsa, senden once acık delilleri, hikmetli sayfaları ve aydınlatıcı kitabı getiren nice peygamberler de yalanlanmıstı

[185] Her canlı olumu tadacaktır. Kıyamet gunu yaptıklarınızın karsılıgı size tastamam verilecektir. Kim Cehennem'den uzaklastırılıp Cennet'e sokulursa, gercekten kurtulusa ermistir. Dunya hayatı, aldatıcı metadan baska bir sey degildir

[186] Andolsun, mallarınız ve canlarınızla imtihana cekileceksiniz. Sizden once kendilerine kitap verilenlerden ve musriklerden uzucu bircok soz isiteceksiniz. Eger sabreder ve Allah’a karsı gelmekten sakınırsanız, bilin ki bunlar (yapmaya deger) azmi gerektiren islerdendir

[187] Hani Allah, kendilerine kitap verilenlerden, “Onu (Kitabı) mutlaka insanlara acıklayacaksınız, onu gizlemeyeceksiniz!” diye saglam soz almıstı. Fakat onlar verdikleri sozu, arkalarına atıp onu az bir bedele sattılar. Yaptıkları bu alısveris ne kadar kotudur

[188] Sanma ki ettiklerine sevinen, yapmadıkları ile ovulmek isteyenler, evet, sanma ki onlar azaptan kurtulacaklardır. Onlar icin elem verici bir azap vardır

[189] Goklerin ve yerin hukumranlıgı Allah’ındır. Allah, her seye hakkıyla gucu yetendir

[190] Goklerin ve yerin yaratılısında, gece ile gunduzun birbiri ardınca gelip gidisinde selim akıl sahipleri icin elbette ibretler vardır

[191] Onlar ayaktayken, otururken ve yanları uzerine yatarken Allah’ı zikrederler. Goklerin ve yerin yaratılısı uzerinde dusunurler. “Rabbimiz! Bunu bos yere yaratmadın, seni tum noksanlıklardan tenzih ederiz. Bizi ates azabından koru!” derler

[192] Rabbimiz! Sen kimi Cehennem atesine sokarsan, onu rezil etmissindir. Zalimlerin hic yardımcıları yoktur

[193] Rabbimiz! Biz, "Rabbinize iman edin" diye imana cagıran bir davetci isittik, hemen iman ettik. Rabbimiz! Gunahlarımızı bagısla, kotuluklerimizi ort ve canımızı iyilerle beraber al

[194] Rabbimiz! Peygamberlerinle vadettiklerini bize ver, kıyamet gunu bizi rezil etme. Sen suphesiz sozunden caymazsın

[195] Rableri, onlara su karsılıgı verdi: "Icinizden gerek erkek gerek kadın olsun (salih) amel isleyenin amelini karsılıksız bırakarak bosa cıkarmayacagım. Kiminiz kiminizdensiniz (sizler sevap ve cezada denksiniz). Hicret edenler, yurtlarından cıkarılanlar, yolumda eziyet gorenler, savasanlar ve oldurulenlerin de andolsun gunahlarını elbette ortecegim. Allah katından bir mukafat olmak uzere, onları icinden ırmaklar akan Cennetlere koyacagım. Mukafatın en guzeli Allah katındadır

[196] Kafirlerin refah icinde diyar diyar dolasmaları sakın seni aldatmasın

[197] Az bir gecimlik sonra varacakları yer Cehennem'dir. Orası ne kotu yerlesim yeridir

[198] Fakat Rablerine karsı gelmekten sakınanlar icin, Allah tarafından bir ikram olarak, altlarından ırmaklar akan, ebedi olarak kalacakları Cennetler vardır. Iyiler icin Allah katındaki (nimetler) daha hayırlıdır

[199] Ehl-i Kitap'tan oyleleri var ki, Allah’a, size indirilene ve kendilerine indirilene, Allah’tan korkarak iman ederler. Allah’ın ayetlerini az bir degere satmazlar. Iste onlara Rableri katında mukafatları vardır. Suphesiz Allah, hesabı cabuk gorendir

[200] Ey iman edenler! Sabredin. Sabır gostermede dayanın. (Cihat icin) hazırlıklı ve uyanık olun ve Allah’a karsı gelmekten sakının ki, kurtulusa eresiniz

Nisâ

Surah 4

[1] Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da esini yaratan; ikisinden bircok erkek ve kadın (meydana getirip) yayan Rabbinize karsı gelmekten sakının. Kendisi adına birbirinizden dilekte bulundugunuz Allah’a karsı gelmekten ve akrabalık baglarını koparmaktan sakının. Suphesiz Allah, uzerinizde bir gozetleyicidir

[2] Yetimlere mallarını verin. Temizi pis olanla (helali haramla) degismeyin. Onların mallarını kendi mallarınıza katıp yemeyin. Cunku bu, buyuk bir gunahtır

[3] Eger, (velisi oldugunuz) yetim kızlar (ile evlenip onlar) hakkında adaletsizlik etmekten korkarsanız, (onları degil) size helal olan (baska) kadınlardan iki, uc, dorde kadar evlenin. Eger (o kadınlar arasında da) adaletli davranmayacagınızdan korkarsanız, o taktirde bir tane alın veya sahip oldugunuz (cariyeler) ile yetinin. Bu, haksızlık etmemeniz icin daha elverislidir

[4] Kadınlara mehirlerini gonul hosluguyla verin. Eger kendi istekleriyle o mehrin bir kısmını size bagıslarlarsa, onu da afiyetle yiyin

[5] Allah’ın, sizin icin gecim kaynagı yaptıgı mallarınızı sefihlere vermeyin. Fakat o maldan onlara yedirin, giydirin ve onlara guzel soz soyleyin

[6] Yetimleri nikah cagına gelinceye kadar deneyin. Evlenme cagına (buluga) erdiklerinde, eger resid olduklarını gorurseniz, mallarını kendilerine verin. Buyuyecekler (ve mallarını geri alacaklar) diye israf ederek ve aceleye getirerek mallarını yemeyin. (Velilerden) kim zengin ise (yetim malından yemege) tenezzul etmesin. Kim de fakir ise, aklın ve dinin gereklerine uygun bir bicimde (hizmetinin karsılıgı kadar) yesin. Mallarını kendilerine geri verdiginiz zaman da yanlarında sahit bulundurun. Hesap gorucu olarak Allah yeter

[7] Ana, baba ve akrabaların (miras olarak) bıraktıklarından erkeklere bir pay vardır. Ana, baba ve akrabaların bıraktıklarından kadınlara da bir pay vardır. Allah, bırakılan malın azından da cogundan da bunları farz kılınmıs birer hisse olarak belirlemistir

[8] Miras taksiminde (kendilerine pay dusmeyen) yakınlar, yetimler ve fakirler hazır bulunurlarsa, onlara da maldan bir seyler verin ve onlara (gonullerini alacak) guzel sozler soyleyin

[9] Geriye (kucuk) zayıf cocuklar bırakıp, (onlar adına) endise duyanlar,(himayeleri altındaki yetimler hakkında da aynı endiseyi tasıyıp) Allah'tan sakınsınlar. Dosdogru soz soylesinler

[10] Yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler, karınlarına sadece ates doldururlar ve alevli bir atese atılacaklardır

[11] Allah, size cocuklarınız(ın alacagı miras) hakkında bir erkege iki kadının payı kadarını emreder. (Cocuklar sadece) ikiden fazla kız iseler, (olenin geriye) bıraktıgının ucte ikisi onlarındır. Eger kız bir ise (mirasın) yarısı onundur. Olenin cocugu varsa, geriye bıraktıgı maldan, ana babasından her birinin altıda bir hissesi vardır. Eger cocugu yok da (yalnız) ana babası ona varis oluyorsa, anasına ucte bir duser. Eger kardesleri varsa, anasının hissesi altıda birdir. (Bu paylastırma, olenin) yapacagı vasiyetten ya da borcundan sonradır. Babalarınız ve ogullarınızdan, hangisinin size daha faydalı oldugunu bilemezsiniz. Bunlar, Allah tarafından farz kılınmıstır. Suphesiz Allah, hakkıyla bilendir, hukum ve hikmet sahibidir

[12] Eger cocukları yoksa, hanımlarınızın geriye bıraktıklarının yarısı sizindir. Eger cocukları varsa, bıraktıklarının dortte biri sizindir. (Bu paylastırma, olen hanımlarınızın) yaptıkları vasiyetlerin yerine getirilmesi, yahut borclarının odenmesinden sonradır. Eger sizin cocugunuz yoksa, bıraktıgınızın dortte biri onlarındır. Eger cocugunuz varsa, bıraktıgınızın sekizde biri onlarındır. (Yine bu paylastırma) yaptıgınız vasiyetin yerine getirilmesinden yahut borclarınızın odenmesinden sonradır. Eger kendisine varis olunan bir erkek veya bir kadının evladı ve babası olmaz ve bir erkek veya bir kız kardesi bulunursa, ona altıda bir duser. Eger (kardesler) birden fazla olurlarsa, ucte birde ortaktırlar. (Bu paylastırma varislere) zarar vermeksizin yapılan vasiyetin yerine getirilmesinden, yahut borcun odenmesinden sonra yapılır. (Butun bunlar) Allah’ın emridir. Allah, hakkıyla bilendir, Halim'dir. (Hemen cezalandırmaz, muhlet verir)

[13] Iste bu (hukumler) Allah’ın koydugu sınırlarıdır. Kim Allah’a ve Rasulune itaat ederse; Allah onu, icinden ırmaklar akan, icinde ebedi kalacakları Cennetlere sokar. Iste bu en buyuk kurtulustur

[14] Kim de Allah’a ve Rasulune isyan eder ve O’nun koydugu sınırları asarsa, Allah onu ebedi kalacagı Cehennem atesine sokar. Onun icin alcaltıcı bir azap vardır

[15] Kadınlarınızdan fuhus (zina) yapanlara karsı icinizden dort sahit getirin. Eger onlar sahitlik ederlerse, o kadınları olum alıp goturunceye veya Allah onlar hakkında bir yol acıncaya kadar kendilerini evlerde tutun (dısarı cıkarmayın)

[16] Sizlerden zina edenlerin her ikisini de incitip eziyet edin. Eger onlar tevbe edip ıslah olurlarsa, onları incitip eziyet etmekten vazgecin. Cunku Allah, tevbeleri cok kabul edendir, cok merhamet edendir

[17] Allah katında (makbul) tevbe, ancak cahillikle bilmeyerek gunah isleyip sonra cok gecmeden tevbe edenlerin tevbesidir. Iste Allah, bunların tevbelerini kabul buyurur. Allah, hakkıyla bilendir, hukum ve hikmet sahibidir

[18] Yoksa (makbul) tevbe, kotulukleri (gunahları) isleyip de kendisine olum gelip catınca, “Iste ben simdi tevbe ettim” diyen kimseler ile kafir olarak olenlerinki degildir. Bunlar icin ahirette elem dolu bir azap hazırlamısızdır

[19] Ey iman edenler! (Olen babalarınızın) kadınlarını miras yoluyla zorla almanız size helal degildir. Apacık bir fuhus islemedikce (mehir olarak) verdiklerinizin bir kısmını elde etmek icin onları (baskalarıyla evlenmelerine) engel olmak icin nikahınızda tutmayın. Onlarla guzel guzel gecinin. Onlardan hoslanmasanız bile, umulur ki sizin hosunuza gitmeyen bir seyde Allah bir cok hayır takdir eder

[20] Eger bir esin yerine baska bir es almak isterseniz, oncekine yuklerle (mehir) vermis olsanız bile ondan hicbir seyi geri almayın. Iftira ederek ve acık gunaha girerek mi verdiginizi geri alacaksınız

[21] Hem, siz eslerinizle birlesmis ve onlar da sizden saglam bir soz almıs iken, onu nasıl (geri) alırsınız

[22] Kadınlardan babalarınızın nikahladıklarını nikahlamayın. Ancak gecmiste olan mustesna. Cunku bu bir hayasızlık, ofke ve nefret gerektiren bir istir. Bu, ne kotu bir yoldur

[23] Analarınız, kızlarınız, kız kardesleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, erkek kardes kızları, kız kardes kızları, sizi emziren sut anneleriniz, sut kardesleriniz, karılarınızın anaları, kendileriyle gerdege girmis oldugunuz karılarınızdan olup evlerinizde buyuttugunuz uvey kızlarınız, -Eger analarıyla zifafa girmemis iseniz (annelerini bosayıp, onlarla nikah kıymanızda) bir sakınca yoktur- kendi oz ogullarınızın karıları ve iki kız kardesi birden almanız size haram kılınmıstır. Ancak gecen gecmistir. (Bu sebeple uzerinize bir gunah yoktur). Allah, suphesiz cok bagıslayıcı ve merhamet edendir

[24] Maliki bulundugunuz cariyeler mustesna, evli kadınlarla evlenmeniz de haram kılındı. Bunlar, Allah'ın uzerinize farz kıldıgı hukumlerdir. Bunların dısında kalanlar ise, iffetli yasamak ve zina etmemek sartıyla mallarınızla (mehirlerini verip) istemeniz size helal kılındı. Onlardan (nikahlanıp) faydalanmanıza karsılık sabit bir hak olarak kendilerine mehirlerini verin. Mehir belirlendikten sonra, onunla ilgili olarak uzlastıgınız seyler konusunda size gunah yoktur. Suphesiz ki Allah, (her seyi) hakkıyla bilendir, hukum ve hikmet sahibidir

[25] Sizden, hur mumin kadınlarla evlenmeye maddi acıdan guc yetiremeyen kimse, ellerinizin altında olan mumin cariyelerinizden alsın. Allah sizin imanınızı cok iyi bilir. Bazınız bazınızdansınız (hepiniz birsiniz). Onlarla, zinadan kacınmaları, iffetli olmaları ve gizli dost tutmamıs olmaları halinde velilerinin izniyle evlenin ve orfe uygun bir sekilde mehirlerini verin. Evlendiklerinde zina edecek olurlarsa, onlara, hur kadınlara edilen azabın yarısı edilir. (Baskasına ait cariye ile evlenme hususundaki) Bu (izin) icinizden, gunaha girme korkusu olanlaradır. Sabretmeniz (baskasına ait cariyelerle evlenmemeniz) sizin icin daha hayırlıdır. Allah cok bagıslayıcıdır, cok merhamet edicidir

[26] Allah size (hukumlerini) acıklamak, sizden oncekilerin yollarına hidayet etmek ve tevbenizi kabul buyurmak ister. Allah her seyi bilendir, hikmet sahibidir

[27] Allah, sizin tevbenizi kabul etmek istiyor. Sehvetlerine uyanlar ise sizin buyuk bir sapıklıga dusmenizi istiyorlar

[28] Allah, sizden (agır yukumlulukleri) hafifletmek istiyor. Cunku insan zayıf yaratılmıstır

[29] Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda batıl yollarla yemeyin. Ancak karsılıklı rıza ile yapılan ticaretle olursa baska. Kendinizi helak etmeyin. Suphesiz Allah, size karsı cok merhametlidir

[30] Kim haddi asarak ve zulmederek bunu yaparsa, onu Cehennem atesine atacagız. Bu, Allah’a pek kolaydır

[31] Size yasaklananların buyuklerinden kacınırsanız, sizin kusurlarınızı (kucuk gunahlarınızı) orteriz ve sizi onurlu bir makama (Cennet'e) girdiririz

[32] Allah’ın, kendisi ile kiminizi kiminize ustun kıldıgı lutufları arzu edip durmayın. Erkekler icin kazandıklarının bir sevabı oldugu gibi, kadınlar icin de kazandıklarının bir sevabı vardır. Allah’ın kendi fazlından (bagısından) isteyin. Suphesiz Allah, her seyi hakkıyla bilendir

[33] Ana babanın ve yakın akrabanın geride bıraktıklarından her biri icin mirascılar belirledik. Yeminlerinizle (yardımlasmak icin) soz verdiginiz kimselere de kendi paylarını verin. Elbette Allah, her seye sahittir

[34] Allah'ın birini digerlerine ustun kılmasından ve erkeklerin mallarından sarfetmelerinden dolayı erkekler kadınlar uzerine hakimdirler. Iyi kadınlar, gonulden (Allah’a) boyun egen, Allah’ın korudugu gizlilikleri kocaları olmadıkları zaman (namus ve diger korunması gerekenleri) koruyanlardır. Bas kaldırmasından endise ettiginiz kadınlara ogut verin. Daha sonra yataklarında yalnız bırakın ve (sonunda) onlara vurun. Eger size itaat ederlerse, onlara (vurmaya baska) yol aramayın. Elbette Allah yuksektedir, yucedir ve buyuktur

[35] Eger karı-kocanın arasının acılmasından endise ederseniz, erkegin ailesinden bir hakem, kadının ailesinden bir hakem gonderin. Iki taraf (arayı) duzeltmek isterlerse, Allah da onları uzlastırır. Suphesiz Allah, hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdardır

[36] Yalnızca Allah’a ibadet edin ve O'na hicbir seyi ortak kosmayın. Ana babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komsuya, uzak komsuya, yanınızdaki arkadasa, yolda kalmısa, elinizin altındakilere iyilik edin. Suphesiz Allah, kibirlenen ve ovunen kimseleri sevmez

[37] Onlar, cimrilik ederler ve de herkese cimriligi tavsiye ederler. Allah'ın kendilerine lutfundan verdigi nimeti gizlerler. Biz kafirlere alcaltıcı bir azap hazırladık

[38] Onlar ki, Allah’a ve ahiret gunune iman etmedikleri halde, mallarını insanlara gosteris icin infak ederler. Seytan kimin arkadası olmussa, o ne kotu bir arkadastır

[39] Bunlar, Allah’a ve ahiret gunune iman etselerdi ve Allah’ın verdigi rızıktan infak etselerdi ne olurdu? Allah, onları en iyi bilendir

[40] Suphesiz Allah, zerre miktarı kadar bile haksızlık yapmaz. Bir iyilik olursa onu kat kat artırır ve kendi katından buyuk bir mukafat verir

[41] Her ummetten bir sahit getirdigimiz ve seni de onların uzerine bir sahit yaptıgımız zaman, bakalım onların hali nice olacak

[42] O gun, kufre sapıp da Peygamber'e isyan edenler, yerle bir olmayı severek isteyecekler ve Allah’tan hicbir sozu gizleyemeyecekler

[43] Ey iman edenler! Sarhos iken ne dediginizi bilinceye dek namaza yaklasmayın. Cunup iken de icinden gecici olmanız dısında gusledinceye kadar namaza (ve camiye) yaklasmayın. Eger hasta veya yolculukta iseniz veya tuvaletten gelmisseniz yahut kadınlarınızla munasebette bulunmus da su bulamamıssanız, temiz bir toprakla teyemmum edin, yuzlerinize ve ellerinize hafifce surun (mesh edin). Suphesiz Allah affeden ve bagıslayandır

[44] Kitaptan kendilerine belli bir pay verilen kimseleri gormuyor musun? Sapıklıgı satın alıyor ve sizin de dogru yoldan sapmanızı arzu ediyorlar

[45] Allah, sizin dusmanlarınızı cok daha iyi bilir. Allah, dost olarak yeter. Allah, yardımcı olarak da yeter

[46] Yahudilerin bir kısmı, kelimelerin oldukları anlamlarını tahrif ederek; dillerini egip buker, "Isittik, (emirlerine) isyan ettik, dinle, dinlemez olası ve raina (bizi gozet diyerek kendi dilleriyle soverler)" ve dine dil uzatırlar. Eger, “Isittik ve itaat ettik, sen de isit ve (raina yerine) bize de bak!” deselerdi elbette kendileri icin daha hayırlı ve daha dogru olurdu. Fakat, Allah, onları kufurleri dolayısıyla lanetlemistir. Onların cok azından baskası iman etmez

[47] Ey kendilerine kitap verilenler! Birtakım yuzleri silip de tersine cevirmeden yahut cumartesi halkını lanetledigimiz gibi onları lanetlemeden, yanınızda bulunanı (Tevrat’ı) dogrulayıcı olarak indirdigimiz bu kitaba (Kur’an’a) iman edin. Allah’ın emri mutlaka yerine gelecektir

[48] Allah, kendisine sirk kosulmasını asla bagıslamaz, bunun dısındakilerden diledigini bagıslar. Kim, Allah’a sirk kosarsa buyuk bir gunahla iftira etmis olur

[49] Kendilerini temize cıkaranları gormedin mi? Allah diledigini temize cıkarır ve hurma cekirdeginin uzerindeki ince iplik/lif kadar bile zulme ugratılmazlar

[50] Allah’a karsı nasıl da yalan uydurduklarına bir bak! Bu, apacık bir gunah olarak onlara yeter

[51] Kendilerine kitaptan bir pay verilenleri gormuyor musun? Cibt’e ve Tagut’a iman ediyorlar ve de kafirler hakkında soyle diyorlar: “Onlar, iman edenlerden daha dogru bir yoldadır

[52] Onlar, Allah’ın lanet ettigi kimselerdir. Allah kime lanet ederse, artık ona asla bir yardımcı bulamazsın

[53] Yoksa onların hukumdarlıkta bir payları mı var? Eger, oyle olsaydı insanlara, bir hurma cekirdeginin uzerindeki oyuk miktarı bir pay bile vermezlerdi

[54] Yoksa onlar, Allah’ın kendi fazlından insanlara verdiklerine mi hased ediyorlar? Biz, Ibrahim’in ailesine kitabı ve hikmeti vermisizdir. Onlara buyuk bir mulk (saltanat) verdik

[55] Onlar arasından ona iman edenler de var, ondan yuz cevirenler de. Onlara cılgın alevli ates olarak Cehennem yeter

[56] Suphesiz ayetlerimizi inkar edenleri biz atese atacagız. Derileri yanıp dokuldukce, azabı tatmaları icin onların derilerini yenileyecegiz. Suphesiz Allah, mutlak guc sahibidir, hukum ve hikmet sahibidir

[57] Iman edip salih amel isleyenleri, altından ırmaklar akan, icinde ebedi kalacakları Cennetlere sokacagız. Onlar icin orada tertemiz esler vardır. Onları kalıcı golgeliklere yerlestirecegiz

[58] Suphesiz Allah sizlere, emanetleri ehline teslim etmenizi ve insanlar arasında hukmettiginiz zaman adaletle hukmetmenizi emrediyor. Bununla, Allah size ne guzel bir ogut veriyor. Dogrusu Allah isitendir, gorendir

[59] Ey iman edenler! Allah’a itaat edin. Peygamber’e itaat edin ve sizden olan ulu’l-emre (idarecilere) de. Herhangi bir hususta anlasmazlıga dustugunuz takdirde, Allah’a ve ahiret gunune gercekten inanıyorsanız, onu Allah ve Rasulune arz edin. Bu, daha iyidir. Sonuc bakımından da daha guzeldir

[60] (Ey Muhammed!) Sana indirilen Kur’an’a ve senden once indirilene iman ettiklerini iddia edenleri gormuyor musun? Tagut’u inkar etmeleri kendilerine emrolundugu halde, onun onunde muhakeme olmak istiyorlar. Seytan da onları derin bir sapıklıga dusurmek istiyor

[61] Munafıklara: "Haydi Allah’ın indirdigine ve Peygamber’e gelin!" denildigi zaman, o munafıkların senden busbutun yuz cevirip uzaklastıklarını gorursun

[62] Nasıl oluyor da, kendi elleriyle yaptıkları yuzunden baslarına bir musibet geldigi zaman sana gelip Allah’a yemin ederek; “Biz, iyilik ve ara bulmaktan baska bir sey istemedik” diyorlar

[63] Onlar, Allah’ın kalplerindekini bildigi kimselerdir. Oyleyse onlara aldırma. Onlara ogut ver ve onlara, kendileri hakkında etkili ve guzel soz soyle

[64] Biz, her bir peygamberi ancak, Allah’ın izniyle kendilerine itaat edilsin diye gonderdik. Eger onlar, nefislerine zulmettikleri zaman, sana gelip Allah’tan bagıslanma dilemis olsalardı, Peygamber de onlar icin bagıslanma dileseydi, elbette Allah’ı tovbeleri kabul eden ve cok merhametli olarak bulurlardı

[65] Hayır! Rabbine andolsun ki, aralarında cekistikleri konularda seni hakem kılıp, verdigin hukme kalplerinde hicbir sıkıntı duymadan tam bir teslimiyetle teslim olmadıkca iman etmis olmazlar

[66] Eger gercekten biz, onlara; “Kendinizi oldurun veya yurtlarınızdan cıkın!” diye emretmis olsaydık, onlardan pek azı dısında cogu bunu yapmazdı. Onlar kendilerine verilen ogudu yerine getirselerdi, bu onlar icin daha hayırlı ve daha saglam olurdu

[67] Biz de o zaman onlara katımızdan buyuk bir mukafat verirdik

[68] Ve elbette onları dosdogru bir yola iletirdik

[69] Kimler de Allah’a ve Peygamber’e itaat ederse, artık onlar Allah’ın kendilerine nimet verdigi peygamberler, sıddıklar, sehitler ve salihlerle beraberdirler. Onlar ne guzel arkadastır

[70] Iste bu, Allah’ın bir lutfudur. Bir bilen olarak Allah yeter

[71] Ey iman edenler! (Dusmana karsı) tedbirinizi alın ve boluk boluk veya hep birden savasa gidin

[72] Suphesiz, aranızda oyle kimseler var ki, (onların her biri savasa gitme konusunda) hakikaten pek agır davranır. Eger basınıza bir musibet gelirse, “Allah, bana lutfetti de onlarla beraber bulunmadım” der

[73] Eger Allah’tan size bir lutuf (zafer) erisse, bu sefer de sizinle kendisi arasında hicbir dostluk yokmus gibi soyle der: "Keske ben de onlarla beraber olsaydım da buyuk bir basarıya (ganimete) ulassaydım

[74] O halde, dunya hayatı yerine ahireti alanlar, Allah yolunda savassınlar. Kim Allah yolunda savasır, oldurulur veya galip gelirse, biz ona buyuk bir ecir verecegiz

[75] Size ne oluyor da "Ey Rabbimiz! Bizi, halkı zalim olan su memleketten cıkar ve bize katından bir veli, bir yardımcı gonder." diyen zayıf bırakılmıs erkekler, kadınlar ve cocuklar ugruna Allah yolunda savasmıyorsunuz

[76] Iman edenler, Allah yolunda savasırlar. Kafirler de tagut yolunda savasırlar. O halde, siz Seytan'ın dostlarına karsı savasın. Suphesiz Seytan'ın hilesi zayıftır

[77] Daha once kendilerine, "(Savasmaktan) ellerinizi cekin, namazı kılın, zekatı verin!” denilenleri gormedin mi? Uzerlerine savas yazılınca, hemen iclerinden bir kısmı; insanlardan, Allah’tan korkar gibi, hatta daha cok korkarlar ve: "Rabbimiz! Nicin bize savas yazdın? Bizi yakın bir zamana kadar erteleseydin ya!” derler. De ki: “Dunya gecimligi azdır. Ahiret, Allah’a karsı gelmekten sakınan kimse icin daha hayırlıdır. Size kıl kadar haksızlık edilmez

[78] Her nerede olsanız olun, sapasaglam kaleler icinde bile olsanız olum gelip sizi bulur. Onların basına bir iyilik gelse: "Bu, Allah’tandır." derler. Onlara bir kotuluk dokunsa "Bu, sendendir" derler. De ki: “Hepsi Allah’tandır.” Bu topluluga ne oluyor ki; neredeyse hic bir sozu anlamıyorlar

[79] Sana gelen her iyilik Allah’tandır. Kotuluk olarak gelenler de kendi nefsindendir. Biz, seni insanlara elci olarak gonderdik. Sahit olarak Allah yeter

[80] Kim, peygambere itaat ederse, suphesiz Allah’a itaat etmis olur. Kim de yuz cevirirse, biz seni onların basına bir bekci olarak gondermedik

[81] Sana "Itaat ediyoruz” derler. Fakat senin yanından cıktıklarında, iclerinden birtakımı, geceleyin; (senin gunduz) soylediklerinin aksini kurarlar. Allah, onların geceleyin kurduklarını yazmaktadır. Sen onlara aldırma. Allah’a tevekkul et. Vekil olarak Allah yeter

[82] Hala Kur’an’ı dusunup anlamaya calısmıyorlar mı? Eger o, Allah’tan baskası tarafından (indirilmis) olsaydı, mutlaka onda bircok celiski bulurlardı

[83] Onlara guven veya korkuya dair bir haber gelince hemen onu yayarlar; halbuki onu, Resul'e veya emir sahibi olanlara goturselerdi, onlardan sonuc cıkarmaya kadir olanlar, onun ne oldugunu bilirlerdi. Allah'ın size lutuf ve rahmeti olmasaydı, pek azınız mustesna, seytana uyup giderdiniz

[84] Oyleyse, Allah yolunda savas! Sen yalnızca kendinden sorumlusun. Muminleri de savasa tesvik et. Umulur ki Allah kufredenlerin gucunu kırar. Allah'ın gucu de, cezası da pek siddetlidir

[85] Kim, guzel bir ise aracılık ederse, onun bu iste (sevapta ) bir nasibi olur. Kim de kotu bir ise aracılık ederse, onun da bundan (gunahtan) bir payı olur. Zira Allah, her seye sahittir

[86] Size bir selam verildigi zaman, ondan daha guzeliyle veya aynı selamla karsılık verin. Suphesiz Allah, her seyin uzerinde hesabı gorendir

[87] Allah’tan baska hak ilah yoktur. Kendisinde hicbir suphe olmayan kıyamet gununde sizleri elbette bir araya getirecektir. Allah’tan daha dogru sozlu kim vardır

[88] Size ne oluyor da munafıklar hakkında iki gruba ayrıldınız? Allah, onları yaptıkları islerden dolayı bas asagı ederek eski konumlarına (kufre) dondurmustur. Allah’ın saptırdıgını dogru yola getirmek mi istiyorsunuz? Allah kimi saptırırsa, sen onun icin asla bir cıkıs yolu bulamazsın

[89] Onlar, kendileri kufre saptıkları gibi, keske siz de kufre sapsanız da esit olasınız isterler. Allah yolunda hicret etmedikce onlardan dost edinmeyin. Dolayısıyla eger yuz cevirirlerse, bu durumda onları tutun ve buldugunuz yerde oldurun. Onlardan dost ve yardımcı edinmeyin

[90] Ancak sizinle aralarında anlasma bulunan bir kavme sıgınanlar veya ne sizinle ne de kendi kavimleriyle savasmak istemediklerinden gogusleri daralarak size gelenler bundan mustesnadır. Eger Allah dileseydi, bunları size musallat eder ve bunlar da sizinle savasırlardı. O halde, onlar sizden uzak durur, sizinle savasmazlar ve size barıs teklif ederlerse, artık Allah onlara saldırmak icin size yol vermez

[91] Diger bir takımını da hem sizden emin kalmak hem de kendi kavminden guven icinde olmayı ister halde bulacaksınız. Ama fitneye her sevk edildiklerinde ona (siddetle) atılırlar. Sayet sizden uzak durmaz, barıs istemez ve ellerini de cekmezlerse, onları buldugunuz yerde tutup oldurun. Iste onların aleyhlerine (savasmanız icin) size apacık bir delil verdik

[92] Bir Mu'minin bir Mu'mini hata dısında oldurmesi olmaz. Eger bir kimse bir Mu'mini yanlıslıkla oldururse, onun cezası Mu'min bir kole azat etmek ve oldurulenin ailesi bagıslamadıkca, ailesine teslim edilen bir diyettir. Eger olen, Mu'min oldugu halde size dusman bir toplumdan ise, bu takdirde ceza bir Mu'min kole azat etmektir. Eger sizinle aranızda anlasma bulunan bir toplumdan ise, oldurulenin ailesine teslim olunan bir diyet ve Mu'min bir kole azad etmektir. Fakat kim bunu bulamazsa, Allah tarafından tevbesinin kabul edilmesi icin iki ay pes pese oruc tutmaktır. Allah her seyi bilendir, Hakim'dir

[93] Kim bir Mu'mini kasten oldururse cezası, icinde ebedi kalacagı Cehennem'dir. Allah, ona gazap etmis, onu lanetlemis ve ona buyuk bir azap hazırlamıstır

[94] Ey iman edenler! Allah yolunda savasa cıktıgınızda durumu iyice arastırıp anlamadan size selam veren kimseye, dunya hayatını arzulayarak; “Sen Mu'min degilsin!” demeyin. Zira Allah katında pek cok ganimetler vardır. Daha onceden siz de oyleydiniz de, Allah size ihsan etti. Oyleyse iyice arastırıp anlayın. Allah suphesiz yaptıklarınızdan haberdardır

[95] Mu'minlerden ozur sahibi olmaksızın geri kalanlarla, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla savasanlar bir olmazlar. Allah, mallarıyla ve canlarıyla savasanları, derece bakımından geri kalanlardan ustun kıldı. Bununla beraber Allah, hepsine guzellik (Cennet'i) vaat etmistir. Fakat Allah savasanlara, geride kalanların ustunde pek buyuk bir mukafat vermistir

[96] Mucahitler icin Allah katından dereceler, magfiret ve rahmet vardır. Allah, cokca bagıslayandır, merhamet edendir

[97] Melekler kendilerine zulum edenlerin canlarını aldıkları zaman onlara, “Ne iste idiniz?” deyince, “Biz yeryuzunde zayıf bırakılmıs kimselerdik” derler. Melekler de “Allah'ın arzı genis degil miydi? Hicret etseydiniz ya!” cevabını verirler. Iste onların varacakları yer cehennemdir. Orası pek de kotu donulecek yerdir

[98] Ancak gercekten zayıf ve gucsuz olan, caresiz kalan ve hicret etmeye yol bulamayan erkekler, kadınlar ve cocuklar baskadır

[99] Umulur ki Allah onları affeder. Suphesiz Allah, affedendir, bagıslayandır

[100] Kim, Allah yolunda hicret ederse, yeryuzunde barınacak bircok genis yer bulur. Kim, evinden Allah’a ve Rasulune hicret etmek icin ayrılır da kendisine olum yetisirse, onun mukafatı Allah’a aittir. Allah, cok bagıslayıcı ve merhametlidir

[101] Yeryuzunde bir yolculuga cıktıgınız zaman, kafirlerin size saldırmasından korkarsanız, namazı kısaltmanızdan oturu size bir gunah yoktur. Suphesiz kafirler, sizin apacık dusmanınızdır

[102] Sen (savas meydanında) onların aralarında olup da namazlarını kıldırdıgın zaman, bir kısmı seninle beraber namaza dursun ve silahlarını da yanlarına alsınlar; secdeyi yaptıktan sonra onlar arkanıza gecsinler;kılmayan obur kısım gelsin, seninle beraber kılsınlar, tedbirli olsunlar, silahlarını alsınlar. Kafirler arzu ederler ki, silahlarınızdan ve esyanızdan bir gafil olsanız da size ani bir baskın yapsalar. Eger yagmur dolayısıyla size bir eziyet/zorluk olursa veya hasta olursanız silahlarınızı bırakmanızda bir gunah yoktur. Yine de tedbirli olun. Allah, Kafirlere asagılayıcı bir azap hazırlamıstır

[103] Namazı tamamladıktan sonra, ayakta, otururken ve yatarken de Allah’ı zikredin. Emniyete ve sukuna kavustugunuz zaman namazı dosdogru sekliyle kılın. Namaz suphesiz iman edenlere belirli vakitlerde farz kılınmıstır

[104] O toplulugu aramada/takip etmekte gevseklik gostermeyin. Siz (yaralanıp) acı duyuyorsanız onlar da sizin hissettiginiz gibi acı duyuyor. Onların umit etmedigi seyi (sevap ve zaferi) siz Allah Teala'dan umit edersiniz. Allah, hakkıyla bilendir, hukum ve hikmet sahibidir

[105] Suphesiz biz, sana kitabı insanlar arasında Allah’ın sana gosterdigi sekilde hukum veresin diye hak olarak indirdik. Hainlerin savunucusu olma

[106] Allah’tan magfiret dile. Suphesiz Allah, cokca bagıslayan ve merhamet edendir

[107] Nefislerine (gunah isleyerek) hainlik edenleri savunma. Suphesiz Allah, hainlik eden gunahkarları sevmez

[108] Insanlardan gizlerler de Allah'tan gizlemezler. Halbuki onlar O'nun razı olmayacagı sozu, geceleyin konusup duzenledikleri zaman da O onlarla beraberdi. Allah yapacakları her seyi kusatıcıdır

[109] Iste siz, dunya hayatında onları savunuyorsunuz. Kıyamet gununde kim onları Allah'a karsı mudafaa eder, kim onlara vekil olur

[110] Kim bir kotuluk isler veya kendi nefsine zulmeder de ardından Allah’tan bagıslanma dilerse, Allah’ı cokca bagıslayıcı ve merhamet eden olarak bulur

[111] Kim bir gunah islerse, o gunahı sadece kendi aleyhine islemis olur. Allah her seyi bilendir, hukum ve hikmet sahibidir

[112] Kim de bir hata veya gunah kazanır da sonra onu bir sucsuzun uzerine atarsa, muhakkak ki, buyuk bir iftira ve apacık bir gunah yuklenmis olur

[113] Eger Allah’ın lutfu ve rahmeti senin uzerinde olmasaydı, onlardan bir grup seni saptırmaya calısmıstı. Onlar, kendilerinden baskasını saptıramazlar ve sana hicbir seyle zarar veremezler. Allah sana kitabı ve hikmeti indirmis, onceden bilmediklerini ogretmistir. Allah’ın senin uzerindeki lutuf ve ihsanı cok buyuktur

[114] Ancak bir sadaka vermeyi veya iyilikte bulunmayı ya da insanların arasını duzeltmeyi emredenler dısında, onların fısıldasmalarının cogunda hayır yoktur. Kim Allah’ın rızasını gozeterek boyle yaparsa Biz ona buyuk bir mukafat verecegiz

[115] Kim, kendisine dogru yol apacık belli olduktan sonra rasule muhalefet eder ve Mu'minlerin yolundan baska bir yola uyarsa, onu girmis oldugu bu yolda bırakır ve Cehennem'e atarız. O, ne kotu bir donus yeridir

[116] Allah, kendisine sirk kosulmasını asla bagıslamaz, bunun dısındaki (gunahları) diledigi kimse icin bagıslar. Kim Allah’a sirk kosarsa o uzak bir sapıklıga dusmustur

[117] Onlar, Allah'ı bırakırlar da, yalnız disilere taparlar. Boylece ancak inatcı seytana dua/ibadet ediyorlar

[118] Allah ona lanet etmistir. O da: “Andolsun, kullarından belli bir pay alacagım” dedi

[119] Ve onları saptıracagım, onları bos kuruntularla aldatacagım. Onlara emredecegim de (putlara adak icin) hayvanların kulaklarını yaracaklar. Onlara emredecegim de Allah’ın yarattıgını degistirecekler. Kim Allah’ı bırakıp da Seytan'ı veli edinirse, apacık bir husrana ugramıstır

[120] Seytan onlara vaadeder ve onları kuruntuya dusurur. Halbuki, seytan onlara bir aldatmadan baska bir sey vaadetmez

[121] Iste onların barınacakları yer Cehennem'dir ve ondan kurtulmak icin hicbir yer bulamayacaklardır

[122] Iman edip salih ameller isleyenlere gelince onları, altından ırmaklar akan ve icinde ebedi kalacakları Cennetlere sokacagız. Allah'ın vaadi haktır. Allah'tan daha dogru sozlu kim vardır

[123] Is, ne sizin kuruntunuza, ne de kitap ehlinin kuruntusuna goredir. Kim kotu bir is yaparsa, onunla cezalandırılır. O, kendisine Allah’tan baska ne bir dost, ne de bir yardımcı bulabilir

[124] Mu'min olarak kim bir salih amel islerse erkek olsun, kadın olsun iste bunlar Cennet'e girecekler ve bir hurma cekirdeginin uzerindeki cukur kadar bile haksızlık gormeyeceklerdir

[125] Kimin dini, iyilik yaparak kendini Allah’a teslim eden ve hakka yonelen Ibrahim’in dinine tabi olan kimsenin dininden daha guzeldir? Allah, Ibrahim’i dost/halil edindi

[126] Goklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah’ındır. Allah butun her seyi kusatmıstır

[127] Kadınlar hakkında senden fetva isterler, de ki: "Onlar hakkında fetvayı size Allah veriyor: "Bu fetva, kendilerine yazılan seyi vermeyip kendileriyle evlenmeyi arzuladıgınız yetim kadınlara ve bir de zavallı cocuklara ve yetimlere dogrulukla bakmanız hususunda Kitap'da size okunandır". Ne iyilik yaparsaniz Allah onu suphesiz cok iyi bilir

[128] Eger bir kadın, kocasının gecimsizliginden veya yuz cevirmesinden korkuyorsa, bir anlasma ile aralarını duzeltmelerinde bir gunah yoktur. Anlasma daha iyidir. Nefisler kıskanclıga meyyaldir. Eger iyilik eder ve gecimsizlikten sakınırsanız, suphesiz Allah, yaptıgınız her seyden haberdardır

[129] Ne kadar isteseniz de kadınlarınız arasında (sevgide) esit davranamazsınız. O halde busbutun birine meyledip de digerlerini askıda (kocasızmıs gibi) bırakmayın. Eger (amellerinizi) duzeltir ve (haksızlıktan) sakınırsanız bilin ki, Allah affedici ve merhametlidir

[130] Eger (esler) birbirinden ayrılırsa, Allah lutfuyla her birini zenginlestirir, Allah’ın ihsanı genistir, Hakim'dir

[131] Goklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah’ındır. Sizden once kendilerine kitap verilenlere de, size de Allah’tan korkun diye tavsiye ettik. Eger inkar ederseniz bilin ki, goklerde ve yerde olan her sey Allah’ındır. Allah hicbir seye muhtac degildir. Hamd edilmeye layık olandır

[132] Goklerde ve yerde ne varsa Allah’ındır. Vekil olarak Allah yeter

[133] Ey insanlar! Eger O dilerse sizi yok eder ve (yerinize) baskalarını getirir. Allah’ın buna elbette gucu yeter

[134] Kim dunya mukafatını isterse, bilsin ki dunyanın da, ahiretin de mukafatı Allah'ın katındadır. Allah herseyi, isitendir, gorendir

[135] Ey iman edenler! Kendiniz, ana babanız ve yakınlarınız aleyhlerine de olsa, Allah icin sahit olarak adaleti ayakta tutanlardan olunuz. Zengin olsun fakir olsun dogru sahitlik edin. Allah, her ikisine de sizden daha yakındır. Nefsinizin arzusuna uyarak adaletten ayrılmayın. Eger (sahitlik konusunda) dilinizi egip bukerseniz ve (yerine getirmekten) yuz cevirirseniz, suphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır

[136] Ey iman edenler! Allah’a, peygamberine, peygamberine indirdigi kitaba ve daha once indirdigi kitaba iman ediniz. Kim, Allah’ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve ahiret gununu inkar ederse, suphesiz uzak bir sapıklıgın icine dusmustur

[137] Iman edip ardından kafir olanlar sonra tekrar iman edip daha sonra da kafir olup kufurlerini artıranları Allah bagıslamayacaktır ve onlara bir yol da gostermeyecektir

[138] Munafıklara, kendileri icin cok elem verici bir azabın oldugunu mujdele

[139] Onlar, Mu'minleri bırakıp kafirleri dost/veli edinirler. Kafirlerin yanında guc/zafer mi arıyorlar? Izzet butunuyle Allah’a aittir

[140] Allah, size kitabında sunu da indirmistir: Allah’ın ayetlerinin inkar edildigini ve ayetleriyle alay edildigini isittiginiz zaman, baska konuya gecinceye kadar onlarla oturmayın. (Eger oturursanız) siz de onlar gibi olursunuz. Allah, butun munafıkları ve kafirleri Cehennem'de toplayacaktır

[141] Sizi gozetleyen (munafık) kimseler, eger size Allah’tan bir zafer gelirse: "Sizinle beraber degil miydik?" derler. Eger kafirlere (savasta) bir hisse duserse: “Size (yardım ederek) ustunluk saglayıp sizi Mu'minlerden korumadık mı?” derler. Allah, kıyamet gunu aranızda hukum verecektir. Allah, kafirlere Mu'minlerin aleyhine bir yol vermeyecektir

[142] Dogrusu munafıklar (sozde), Allah'ı aldatmak isterler. Oysa O, onları aldatandır. Namaza kalktıkları zaman, usenerek kalkarlar. Insanlara gosteris yaparlar ve Allah'ı pek az anarlar

[143] Imanla kufur arasında tereddut ederek, ne muminlere ne de kafirlere baglıdırlar. Allah, kimi saptırırsa onun icin asla hidayetin bir yolunu bulamazsın

[144] Ey iman edenler! Mu'minleri bırakıp kafirleri veli edinmeyin. (Boyle yaparak) Kendi aleyhinize Allah’a apacık bir delil mi vermek istiyorsunuz

[145] Munafıklar Cehennem'in en asagı tabakasındadırlar. Asla onlara hicbir yardımcı bulamazsın

[146] Ancak, tevbe edenler, (hallerini) duzeltip, Allah’a baglananlar ve dinlerini Allah'a halis kılanlar iste onlar Mu'minlerle beraberdir. Allah, Mu'minlere buyuk bir mukafat verecektir

[147] Eger sukreder ve iman ederseniz, Allah size niye azap etsin ki? Allah, sukrun karsılıgını verendir, hakkıyla bilendir

[148] Allah kotu sozun acıkca soylenmesini sevmez; ancak haksızlıga ugrayan baska. Allah her seyi isitendir, bilendir

[149] Bir hayrı acıklar veya gizlerseniz, yahut bir kotulugu affederseniz (bilin ki), Allah da cok affedicidir, her seye hakkıyla gucu yetendir

[150] Allah’ı ve rasullerini inkar edenler, Allah ile rasullerinin arasını ayırmak isteyenler; "Bir kısmına iman eder; bir kısmını inkar ederiz” diyerek (iman ile kufur) arasında bir yol tutmak isterler

[151] Iste onlar, gercekten kafirdirler. Bu kafirler icin rezil edici bir azap hazırladık

[152] Allah’a ve rasullerine iman edip, rasullerinden hicbirinin arasında ayrım yapmayanlara ise, onlara mukafatları verilecektir. Allah, bagıslayan, merhamet edendir

[153] Ehl-i Kitap senin kendilerine gokten bir kitap indirmeni istiyorlar. Musa’dan bundan daha buyugunu istemislerdi: Bize Allah’ı apacık goster, demislerdi. Zulumleri yuzunden onları yıldırım carpmıstı. kendilerine belgeler geldikten sonra da buzagıyı ilah edinmislerdi. Ardından onları bagısladık ve Musa'ya apacık delil verdik

[154] Soz verdikleri icin dagı onların tepesine kaldırdık. Onlara: "Kapıdan secde ederek girin!" dedik. Onlara: "Cumartesi gunu yasagını cignemeyin!" diyerek onlardan kesin bir soz aldık

[155] Verdikleri sozu bozmaları, Allah’ın ayetlerini inkar etmeleri ve peygamberleri haksız yere oldurmeleri ve kalplerimiz perdelidir, demeleri sebebiyle, Allah, kufurlerine karsılık onların kalplerini muhurledi. Artık onlar, pek azı haric iman etmezler

[156] Bu, kufurleri ve Meryem’e buyuk bir iftirada bulunmaları sebebiyledir

[157] Allah’ın Rasulu Meryem oglu Isa Mesih’i biz oldurduk, demeleri sebebiyle (onları lanetledik). Oysa onu oldurmediler, asmadılar da. Ancak ona benzeyen biri kendilerine gosterildi. Onun hakkında ihtilaf edenler, bu konuda suphe icindedirler. Onların zanna uymaktan baska bir bilgileri de yoktur. Kesinlikle onu oldurmediler

[158] Aksine Allah, onu kendi katına yukseltti. Allah, Aziz'dir, Hakim'dir

[159] Ehl-i Kitap'tan hic kimse yoktur ki olumunden once, ona (Isa’ya) iman edecek olmasın. Kıyamet gunu, o (Isa) onların aleyhine sahit olacaktır

[160] Boylece Yahudilerin zulumleri ve de bircok kimseleri Allah yolundan alıkoymaları sebebiyle (onceleri) kendilerine helal kılınmıs temiz seyleri onlara haram kıldık

[161] Kendilerine yasaklanmıs olmasına ragmen faiz almaları ve insanların mallarını batıl yolla yemeleri dolayısıyla, kafir olanlar icin acı veren bir azap hazırladık

[162] Fakat onlardan ilimde derinlesip sana indirilene, senden once indirilenlere iman eden, namazı dosdogru kılan, zekat veren muminlere, Allah’a ve ahiret gunune iman etmis olanlara, iste onlara cok buyuk bir mukafat verecegiz

[163] Nuh’a ve ondan sonra gelen peygamberlere vahyettigimiz gibi sana da vahyettik. Ibrahim’e, Ismail’e, Ishak’a, Yakub’a, torunlarına, Isa’ya, Eyyub’a, Yunus’a, Harun’a ve Suleyman’a da vahyettik. Davud’a da Zebur’u verdik

[164] Peygamberlerden bir kısmını daha once sana anlatmıs, bir kısmını da anlatmamıstık ve Allah, Musa ile gercekten konustu

[165] Mujdeleyiciler ve uyarıcılar olarak rasuller gonderdik ki, rasullerden sonra insanların Allah’a karsı bir bahaneleri olmasın. Allah Aziz'dir, Hakim'dir

[166] Lakin, Allah sana indirdigine sahitlik eder ki, onu kendi ilmi ile indirmistir. Melekler de sahitlik ederler. Sahit olarak Allah yeter

[167] Suphesiz inkar edenler, insanları Allah yolundan alıkoyanlar derin bir sapıklıga dusmuslerdir

[168] Kafir olup, zulmedenleri Allah asla, bagıslayacak ve dogru yola iletecek degildir

[169] Cehennemin yolundan baskasına; ki onlar orada ebediyyen kalıcıdırlar. Bu ise Allah’a pek kolaydır

[170] Ey insanlar! Suphesiz Rasul size Rabbinizden hak olan sey ile geldi. Oyleyse iman etmeniz sizin icin hayırlıdır. Eger inkar ederseniz, goklerde ve yerde olanlar Allah’ındır. Allah Alim'dir, Hakim'dir

[171] Ey Ehli Kitap! Dininizde taskınlık etmeyin. Allah hakkında dogru olandan baska bir sey soylemeyin. Meryemoglu Isa Mesih, sadece Allah’ın Rasulu ve Meryem'e ulastırdıgı bir kelimesi ve kendinden bir ruhtur. Allah’a ve peygamberlerine iman edin! “Uctur” demeyin. Kendi iyiliginiz icin bundan vazgecin. Allah sadece tek bir ilahtır, bir cocugu olmaktan munezzehtir. Goklerdeki ve yerdekiler O'nundur. Vekil olarak Allah yeter

[172] Mesih, Allah’a kul olmaktan asla buyuklenip cekinmemistir. Yakın melekler de (kulluktan cekinmezler). Kim Allah’a kulluktan cekinir ve buyukluk taslarsa; Allah, herkesi huzurunda toplayacaktır

[173] Iman edip salih ameller isleyenlere mukafatlarını verecek ve onlara nimetini daha da artıracak, (ibadet etmekten) cekinenleri ve buyukluk taslayanları da acı bir azap ile cezalandıracaktır. Kendilerine Allah’tan baska bir veli ve yardımcı da bulamayacaklardır

[174] Ey insanlar! Size Rabbinizden kesin bir delil geldi ve size apacık bir nur indirdik

[175] Allah, kendisine iman edip, Kur’an’a sarılanları rahmetine ve bol nimetlerine girdirecek ve onları kendisine (goturen) dosdogru bir yola iletecektir

[176] Senden fetva isterler. De ki: Allah size kelale/babasız ve cocuksuz miras bırakan kimse hakkında hukmu acıklıyor. Eger cocugu olmayıp bir kız kardesi bulunan kimse olurse, bıraktıgının yarısı kız kardesinindir. Eger kız kardes olur de cocugu da bulunmazsa, erkek kardes malının tumune varis olur. Eger iki kız kardesi varsa bu ikisine (erkek kardesin bıraktıgı) mirasın ucte ikisi duser. Eger mirascılar erkek ve kadın kardesler ise, erkege iki kadının hissesi kadar duser. Sapmayasınız diye Allah size (hukmunu) acıklıyor. Allah her seyi hakkıyla bilendir

Mâide

Surah 5

[1] Ey iman edenler! Sozlesmelerinizi yerine getirin. Haram kılındıgı size bildirilenler dısında, davarların (eti) size helal kılınmıstır. (Hac ya da umre icin) ihram halinde iken de avlanmak helal degildir. Allah diledigi hukmu verir

[2] Ey iman edenler! Allah’ın nisanelerine, haram aya, (Kabe'ye hediye edilen) kurbana (yine hediyelik olduguna isaret) gerdanlık takılan hayvanlara, Rablerinin lutfunu arayarak Beyt-i Haram'a yonelmis kimselere (saldırı ve saygısızlıgı), helal saymayın. Ihramdan cıktıgınız zaman avlanın. Sizi Mescid-i Haram’a girmenizi engelledigi icin bir topluma olan kininiz, asırı gitmenize sebep olmasın. Iyilik ve takva hususunda birbirinize yardımcı olun. Gunah ve dusmanlık hususunda birbirinize yardım etmeyin. Allah’tan sakının/takvalı olun. Allah’ın cezalandırması siddetlidir

[3] Les, kan, domuz eti, Allah’tan baskası adına kesilenler, bogulmus, bir sey vurularak oldurulmus, dusup olmus, susulmus, yırtıcı hayvanlar tarafından yenilmis olanlar -(olmeden once yetisip) kestikleriniz haric- ve (ibadet olunan putlar) dikili taslar adına kesilen hayvanlar ve (karar vermek icin) kaseler (icine yap-yapma-bos yazıp bu sekilde karar vermeniz) ile kura cekmeniz size haram kılınmıstır. Iste bunları yapmak (Allah'a itaatten) cıkmaktır. Bugun kafirler, sizin dininizden (doneceginiz hakkında) umitlerini kesmislerdir. Onlardan korkmayın, benden korkun. Bugun sizin dininizi kemale erdirdim, uzerinizdeki nimetimi tamamladım ve sizin icin din olarak Islam’dan razı oldum. Kim, aclık dolayısıyla zorda kalırsa, gunaha yonelme kasdı olmadan (bu yasaklanan hayvanlardan yiyebilir.) Allah, cokca bagıslayandır, cok merhamet edendir

[4] Sana, kendilerine neyin helal kılındıgını soruyorlar. De ki: Temiz olanlar size helal kılınmıstır. Allah'ın size ogrettiginden ogrenip, egittiginiz avcı hayvanların sizin icin tuttuklarını yiyin. (Onu av icin salarken) uzerine Allah’ın adını anın (besmele cekin). Allah’tan sakının/takvalı olun. Dogrusu Allah, hesabı cabucak goruverir

[5] Bu gun size temiz ve hos seyler helal kılındı. Kendilerine kitap verilenlerin yiyecekleri size helal, sizin yiyecekleriniz de onlara helaldir. Mu’min kadınlardan iffetli olanlarla, daha once kendilerine kitap verilenlerden (Yahudi ve Hristiyan) hur ve iffetli kadınlar da, mehirlerini vermeniz kaydıyla; evlenmek, zina etmemek ve gizli dost tutmamak uzere size helaldir. Her kim de inanılması gerekenleri inkar ederse, butun isledigi bosa gider. Ahirette de o, ziyana ugrayanlardandır

[6] Ey Iman edenler! Namaza kalktıgınız zaman yuzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi, basınızı mesh edip, topuklara kadar ayaklarınızı yıkayınız. Eger cunup iseniz (gusul alarak) temizlenin, hasta veya yolculukta iseniz veya biriniz tuvaletten gelmisseniz yahut kadınlarınızla munasebette bulunmus da su bulamamıssanız temiz bir toprakla teyemmum edin, yuzlerinizi ve ellerinizi onunla meshedin. Allah, size zorluk cıkarmak istemez. Allah sizi arındırmak ve uzerinizdeki nimetini tamamlamak ister. Umulur ki sukredersiniz

[7] Allah’ın size olan nimetini ve “Isittik, itaat ettik!” dediginizde sizden aldıgı saglam sozunuzu dusunun, Allah’tan sakının/takvalı olun. Allah, kalplerde olanı cok iyi bilir

[8] Ey Iman edenler! Allah icin adaleti ayakta tutan sahitler olun. Bir topluma olan ofkeniz sizi adaletsizlige suruklemesin, adil olun, bu takvaya daha uygundur. Allah’tan sakının/takvalı olun. Suphesiz Allah, yaptıklarınızın tumunden haberdardır

[9] Allah, iman edip salih amel isleyenlere magfiret ve buyuk bir mukafat oldugunu vadetmistir

[10] Kafir olup da ayetlerimizi yalanlayanlar var ya; iste onlar cehennemliklerdir

[11] Ey iman edenler! Allah’ın uzerinizdeki nimetini dusunun. Hani bir topluluk size (saldırmak icin) elini uzatmıstı da Allah onların ellerini sizden cekmisti. Allah’tan sakının/takvalı olun. Mu'minler ancak Allah’a tevekkul etsinler

[12] Allah Israilogulları'ndan saglam bir soz almıstı. Onlardan on iki temsilci (baskan) secmistik. Allah: "Ben sizinleyim" dedi. Namaz kılarsanız, zekat verirseniz, rasullerime iman eder ve onlara yardım ederseniz, Allah’a guzel bir borc verirseniz, elbette sizin kotuluklerinizi orterim. Sizi altından nehirler akan Cennetlere sokarım. Bundan sonra sizden kim kufredip inkar ederse dogru yoldan sapmıs olur

[13] Sozlerini bozdukları icin onları lanetledik, kalplerini katılastırdık. Kelimeleri yerlerinden tahrif edip,degistirdiler. Kendilerine hatırlatılanlardan bir kısmını unuttular. Iclerinden cok azı dısında onların daima hainliklerini gorursun. Yine de sen onları affet ve aldırıs etme. Allah, ihsan sahiplerini sever

[14] Biz Hristiyanız, diyenlerden de saglam soz almıstık. Onlar da kendilerine hatırlatılanlardan bir kısmını unuttular. Bu yuzden aralarına kıyamete kadar surecek dusmanlık ve kin saldık. Allah, onların yapmakta olduklarını (hesap gunu) kendilerine haber verecektir

[15] Kitap'dan gizleyip durdugunuzun cogunu size acıkca anlatan ve cogunu da (acıklamadan) geciveren rasulumuz gelmistir. Dogrusu size Allah’tan bir aydınlatıcı ve apacık/acıklayıcı bir kitap gelmistir

[16] Allah, rızasına uyanları onunla selamet yollarına eristirir ve onları izni ile karanlıklardan aydınlıga cıkarır. Onları dosdogru yola iletir

[17] Allah, Meryemoglu Mesih’tir, diyenler kafir olmustur. De ki: Allah, Meryemoglu Mesih’i, anasını ve yeryuzunde olanların hepsini yok etmeyi dilese, Allah’a karsı kim buna engel olabilir. Goklerin, yerin ve arasındakilerin mulku Allah’ındır. O, diledigini yaratır. Allah’ın her seye gucu yeter

[18] Yahudi ve Hristiyanlar: Biz, Allah’ın ogulları ve sevdikleri kimseleriz dediler. De ki: Oyleyse gunahlarınız sebebiyle Allah, size niye azap ediyor? Hayır, siz de onun yarattıklarından bir besersiniz! Allah diledigini bagıslar, diledigine azap eder. Goklerin, yerin ve ikisinin arasındakilerin mulku Allah’ındır. Ve ancak donus de O’nadır

[19] Ey Ehl-i Kitap! Peygamberlerin arasının kesildigi bir donemde; “Bize, mujdeci ve uyarıcı gelmedi.” demeyesiniz diye, size gercekleri acıkca anlatan Rasulumuz geldi. O, mujdeci ve uyarıcı olarak gelmistir. Allah’ın her seye gucu yeter

[20] Hani Musa, kavmine demisti ki: Ey kavmim! Allah’ın, uzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani icinizden peygamberler cıkarmıstı. Sizi hukumdarlar kılmıstı ve (diger) toplumlardan hicbirine vermedigini size vermisti

[21] Ey kavmim! Allah’ın size yazdıgı Arz-ı Mukaddes'e /kutsal yere girin. Ardınıza donmeyin! Yoksa husrana ugrayanlar olursunuz, demisti

[22] Ey Musa! Orada zorba bir kavim var, onlar oradan cıkmadıkca biz oraya girmeyecegiz. Eger cıkarlarsa biz de gireriz, diye karsılık vermislerdi

[23] (Allah'tan) Korkanlar arasında bulunan Allah’ın kendilerine nimet verdigi iki adam, uzerlerine (sehrin) kapısından girin, oradan girerseniz, muhakkak galip gelirsiniz. Eger, mumin kimseler iseniz, ancak Allah’a tevekkul edin, demislerdi

[24] Ey Musa! Onlar orada oldukca biz asla oraya girmeyecegiz. Sen ve Rabbin gidin savasın. Biz burada oturacagız, demislerdi

[25] Musa: Rabbim! Ben kendimden ve kardesimden baskasına guc yetiremiyorum. Artık bizimle bu fasık toplumun arasını ayır, dedi

[26] Allah da: Orası onlara kırk yıl haram kılındı. Yeryuzunde saskın saskın dolasacaklar. Sen, fasık toplum icin tasalanma! dedi

[27] Onlara Adem’in iki oglunun haberini anlat. Ikisi de birer kurban sunmuslar, birininki kabul edilmis; digerininki edilmemisti. (Kurbanı kabul edilmeyen): Kesinlikle seni oldurecegim! dedi. Digeri: Allah, ancak muttakilerden kabul eder. dedi

[28] Beni oldurmek icin elini bana uzatırsan, ben seni oldurmek icin elimi sana uzatmam. Cunku ben, alemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım

[29] Ben, hem benim gunahımı hem kendi gunahını yuklenerek sonunda cehennemliklerden olmanı isterim, zulmedenlerin cezası iste budur, dedi

[30] Nefsi ona kardesini oldurmeyi guzel gosterdi. Ve onu oldurerek husrana ugrayanlardan oldu

[31] Allah, kardesinin cesedini nasıl gomecegini gostermek icin ona yeri eseleyen bir karga gonderdi. "Yazıklar olsun bana! Su karga kadar olup da kardesimin cesedini ortmekten aciz miyim ben?” dedi ve pisman olanlardan oldu

[32] Iste bunun icin Israilogulları'na soyle yazdık: Kim, bir nefse (haksız yere) kıyarsa veya yeryuzunde bozgunculuk cıkartmaya karsılık olmaksızın oldururse, butun insanları oldurmus gibi olur. Her kim de birini (oldurmez) yasatırsa, sanki butun insanları yasatmıs gibi olur. Rasullerimiz onlara acık delillerle gelmisti ama bundan sonra onların cogu yeryuzunde asırı gittiler

[33] Allah ve Rasuluyle savasanların ve yeryuzunde bozgunculuga gayret edenlerin cezası, oldurulmek, asılmak, caprazlama el ve ayaklarının kesilmesi ya da yerlerinden surgun edilmektir. Bu, onlara dunyada bir rezilliktir. Onlara ahirette daha buyuk bir azap vardır

[34] Ancak onları yakalamadan once tevbe edenler bunun dısındadır. Biliniz ki Allah, cokca bagıslayan ve merhamet edendir

[35] Ey Iman edenler! Allah’tan sakının/takvalı olun. O’na (yakınlastıracak ibadetlerle) vesile/yol arayın ve yolunda cihat edin ki, kurtulusa eresiniz

[36] Dogrusu, yeryuzunde olanların hepsi ve bir misli daha kafirlerin olsa da kıyamet gununun azabından kurtulmak icin fidye verseler kabul edilmez. Onlara acı verici bir azap vardır

[37] Atesten cıkmak isterler, ama ondan cıkabilecek degillerdir. Onlara surekli, daima bir azap vardır

[38] Erkek hırsız ve kadın hırsızın yaptıklarına karsılık, Allah tarafından bir ceza olarak ellerini (bileklerden) kesin. Allah cok gucludur, Hakim'dir

[39] Kim de zulum isledikten sonra tevbe eder ve halini duzeltirse, Allah tevbesini kabul eder. Suphesiz Allah, cok bagıslayandır, cok merhamet edendir

[40] Bilmez misin ki goklerin ve yerin mulku Allah'ındır? Allah, diledigine azap eder, diledigini ise bagıslar. Allah’ın her seye gucu yeter

[41] Ey Peygamber! Kalpleri inanmamısken, agızlarıyla “Iman ettik” diyerek kufurde yarısanlar, seni uzmesin. Yahudilerden yalana kulak verenler ve sana gelmeyen baska bir topluluk hesabına seni dinleyenler kelimeleri (konuldukları) yerlerinden tahrif ederler. Size su hukum verilirse alın, o verilmezse kacının, derler. Allah’ın fitneye dusmesini diledigi kimse icin Allah’a karsı senin elinden bir sey gelmez. Iste onlar, Allah’ın kalplerini arındırmak istemedigi kimselerdir. Onlara dunyada rezillik, ahirette de buyuk bir azap vardır

[42] Onlar (Yahudiler), yalana kulak verenler, haram yiyenlerdir. Eger sana gelirlerse aralarında hukum ver veya onlardan yuz cevir. Onlardan yuz cevirirsen, sana hicbir zarar veremezler. Eger hukum verirsen aralarında adaletle hukmet. Allah adil olanları sever

[43] Icinde Allah'ın hukmu bulunan Tevrat yanlarında oldugu halde nasıl seni hakem kılıyorlar da sonra, bunun arkasından yuz cevirip gidiyorlar? Iste bunlar Mu'min degillerdir

[44] Dogrusu biz icinde bir hidayet ve bir nur bulunan Tevrat'ı indirdik. Teslim olmus peygamberler, Yahudilere onunla hukmederlerdi. Rabbani alimler ve bilginler de Allah'ın kitabını korumakla gorevli kılındıklarından ve onun uzerine sahitler olduklarından (onunla hukmederlerdi). Oyleyse insanlardan korkmayın, benden korkun ve ayetlerimi az bir degere karsılık satmayın. Kim Allah'ın indirdigiyle hukmetmezse, iste onlar kafirlerdir

[45] Kitapta onlara cana can, goze goz, buruna burun, kulaga kulak, dise dis ve yaralara karsılık kısas yazdık. Kim hakkından vazgecerse bu onun gunahlarına kefaret olur. Allah’ın indirdikleriyle hukmetmeyenler, iste onlar zalimlerdir

[46] Onların ardından Meryemoglu Isa’yı kendinden once gelen Tevrat’ı dogrulayıcı olarak gonderdik. Ona, icinde hidayet ve nur olan, kendinden onceki Tevrat’ı tasdik eden ve muttakiler icin yol gosterici ve bir ogut olan Incil’i verdik

[47] Incil ehli, Allah’ın onda indirdikleri ile hukmetsinler. Allah’ın indirdikleriyle hukmetmeyenler, iste onlar fasıklardır

[48] Kur’an’ı sana, once gelen kitapları dogrulayıcı ve onların uzerine sahit olarak hak ile indirdik. Allah’ın indirdikleri ile aralarında hukmet! Sana gelen haktan sonra onların arzularına uyma! Sizin her biriniz icin bir seriat ve yol belirledik. Eger Allah dileseydi sizi tek bir ummet yapardı. Fakat size verdikleriyle sizi imtihan etmektedir. Hayırlarda yarısın. Hepinizin donusu Allah’adır. Allah, size hakkında ihtilaf ettiginiz seyleri acıklayacaktır

[49] Su halde, Allah’ın indirdigi (kitap) ile aralarında hukmet, onların arzularına uyma. Allah’ın sana indirdigi Kur’an’ın bir kısmından seni vazgecirmelerinden sakın. Eger yuz cevirirlerse bil ki, Allah bir kısım gunahları yuzunden onları cezalandırmak istiyor. Insanların cogu gercekten fasıktır

[50] Onlar, cahiliye hukmunu mu arzuluyorlar? Yakinen bilen bir topluluk icin Allah'tan daha iyi hukum veren kimdir

[51] Ey Iman edenler! Yahudi ve Hristiyanları veli/dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin velileridir. Sizden kim onları veli edinirse, o da onlardandır. Allah, zalim topluma hidayet vermez

[52] Kalplerinde hastalık olanların: "Bize bir felaket gelmesinden korkuyoruz" diyerek onlara kosustuklarını gorursun. Umulur ki Allah, bir fetih verir veya katından bir emir getirir de iclerinde gizlediklerine pisman olurlar

[53] Mu'minler: "Sizinle beraber olduklarına var gucleriyle Allah’a yemin edenler bunlar mıdır?" derler. Onların amelleri bosa gitmis ve husrana ugrayanlardan olmuslardır

[54] Ey iman edenler! Sizden kim dininden donerse (bilsin ki ), Allah (onların yerine) sevdigi bir toplum getirir. Onlar da Allah’ı severler. Mu'minlere karsı alcak gonullu, kafirlere karsı guclu, Allah yolunda cihat eder ve kınayıcıların kınamasından korkmazlar. Iste bu, Allah’ın lutfudur. Onu diledigine verir. Allah (lutfu) genistir, her seyi bilendir

[55] Sizin veliniz/yardımcınız ancak Allah’tır, Rasuludur ve Allah’ın emirlerine boyun egerek namazı kılan, zekatı veren Mu’minlerdir

[56] Kim Allah’ı, peygamberini ve iman edenleri veli edinirse (bilsin ki), elbette Allah’ın taraftarları galip gelecektir

[57] Ey iman edenler! Kendilerine sizden once kitap verilenlerden dininizi alay ve eglenceye alanları ve kafirleri veli edinmeyin. Mu'minseniz ancak Allah'tan sakının/takvalı olun

[58] Namaza cagırdıgınızda, onu alaya ve eglenceye alırlar. Bu, onların akletmeyen bir toplum olmasındandır

[59] De ki: Ey Ehl-i Kitap! Yalnızca Allah'a, bize indirilene ve daha once indirilene iman ettigimiz icin mi bizi yadırgıyorsunuz? Oysa cogunuz yoldan cıkmıs kimselersiniz

[60] De ki: “Allah katında cezası bundan daha kotu olanı size haber vereyim mi? Allah'ın lanet ettigi, gazapta bulundugu, kendilerinden maymunlar ve domuzlar kıldıgı ve taguta kulluk eden kimse. Iste onlar yeri en kotu ve de dogru yoldan en cok sapmıs olanlardır.”

[61] Size geldiklerinde: "Iman ettik" derler. Oysa yanınıza kafir olarak girmis ve yine kafir olarak cıkmıslardır. Gizlemekte olduklarını Allah cok iyi bilir

[62] Onların cogunu gunah islemede, dusmanlık etmede ve haram yemede yarısırken gorursun, yaptıkları ne kotudur

[63] Rabbani alimler ve hahamların onlara gunah soz soylemeyi ve haram yemeyi yasak etmeleri gerekmez miydi? Yapmakta oldukları ne kotudur

[64] Yahudiler: "Allah’ın eli baglıdır/sıkıdır" dediler. Soylediklerinden oturu elleri baglandı ve onlara lanet edildi! Oysa Allah’ın her iki eli de acıktır, nasıl dilerse verir. Elbette Rabbinden sana indirilenler, onların cogunun azgınlıgını ve kufrunu arttıracaktır. Onların arasına kıyamete kadar (surecek) dusmanlık ve kin saldık. Savas atesini ne zaman korukleseler Allah onu sondurur. Yeryuzunde bozgunculuga kosarlar. Allah bozguncuları sevmez

[65] Eger Ehl-i Kitap, iman edip Allah’tan sakınsaydı/ takvalı olsaydı, onların kotuluklerini orter ve onları Naim Cennetleri'ne sokardık

[66] Eger onlar, Tevrat’ı, Incil’i ve Rablerinden kendilerine indirilen Kur’an’ı geregince uygulasalardı ustlerinden ve ayakları altından (rızıklarını) yerlerdi. Iclerinden orta yolu tutan bir ummet varsa da bir cogunun yapmakta oldukları pek kotudur

[67] Ey Rasul! Rabbinden sana indirileni teblig et! Eger bunu yapmazsan, Allah'ın dinini teblig etmemis olursun. Allah seni insanlardan korur. Allah, kafir topluma hidayet etmez

[68] De ki: Ey Ehl-i Kitap, Tevrat’ı, Incil’i ve Rabbinizden size indirileni geregince uygulamadıkca hicbir sey/din uzerine olamazsınız. Andolsun ki Rabbinden sana indirilen (Kur’an) onlardan cogunun azgınlık ve kufrunu arttırır. O halde kafirler toplumu icin uzulme

[69] Suphesiz iman edenler, Yahudiler, Hristiyanlar ve Sabiilerden kim Allah’a ve ahiret gunune iman eder ve salih amel islerse, onlara Rableri katında mukafatlar vardır. Onlara bir korku yoktur, uzulmeyeceklerdir

[70] Israilogulları'ndan saglam soz almıs ve onlara rasuller gondermistik. Onlara, nefislerinin hoslanmadıgı bir seyle bir elci geldiginde onların bir kısmını yalanlar ve bir kısmını da oldururlerdi

[71] Bir fitnenin/azabın olmayacagını sandılar korlestiler, sagırlastılar. Sonra Allah onların tevbesini kabul etti. Ardından yine onların cogu korlesip, sagır oldular. Allah, yaptıklarını cok iyi gormektedir

[72] Suphesiz, “Allah, Meryemoglu Mesih’tir” diyenler kafir olmustur. Mesih soyle demistir: "Ey Israilogulları! Benim Rabbim ve sizin Rabbiniz olan Allah’a ibadet edin. Kim Allah’a sirk kosarsa, Allah ona Cennet'i haram kılar, onun yeri Cehennem olur. Zalimler icin hicbir yardımcı yoktur

[73] Suphesiz, Allah, ucun ucuncusudur, diyenler kafir olmustur. Halbuki (ibadete layık) tek (hak) olan ilahtan baska bir (hak) ilah yoktur. Soylediklerinden vazgecmezlerse elbette kufredenlere acıklı bir azap dokunacaktır

[74] Hala Allah'a tevbe edip O'ndan af dilemiyorlar mı? Allah cok bagıslayandır, cok merhamet edendir

[75] Meryemoglu Mesih, ancak bir rasuldur. Ondan once de rasuller gecmistir. Onun annesi de dosdogru/cok sadık idi. Ikisi de yemek yerdi. Onlara ayetleri nasıl acıkladıgımıza bir bak, sonra da onların (haktan) nasıl cevrildiklerine bak

[76] (Ey Muhammed!) De ki: Siz Allah ile birlikte size zarar da fayda da saglamayan (ilahlara mı) ibadet ediyorsunuz? Oysa Allah, her seyi hakkıyla isitendir, her seyi hakkıyla bilendir

[77] De ki: Ey Ehl-i Kitap! Dininizde haksız olarak asırı gitmeyin. Kendileri onceden sapmıs, coklarını da saptırmıs ve dogru yoldan ayrılmıs olan bir toplulugun arzularına uymayın

[78] Israilogulları'ndan kafir olanlar, Davud’un ve Meryemoglu Isa’nın dili ile lanetlenmistir. Bu lanet, isyan etmeleri ve haddi asmalarından dolayı idi

[79] Onlar isledikleri herhangi bir kotulukten birbirlerini vazgecirmeye calısmazlardı. Onların yapmakta oldukları gercekten ne kotu bir seydi

[80] Onlardan bir cok kimsenin, kafirleri veli edindiklerini gorursun. Nefislerinin yaptıgı (ameller) ne kotudur. Allah, onlara gazap etmistir ve onlar azapta ebedidirler

[81] Eger Allah’a, peygambere ve ona indirilene (Kur’an’a) iman ediyor olsalardı, onları (musrikleri) dost edinmezlerdi. Fakat onlardan bircogu fasık kimselerdir

[82] (Ey Muhammed!) Iman edenlere dusmanlık etmede, insanların en siddetlisinin kesinlikle Yahudiler ile Allah’a ortak kosanlar oldugunu gorursun. Yine onların iman edenlere sevgi bakımından en yakınının da “Biz Hristiyanlarız!” diyenler oldugunu mutlaka gorursun. Cunku onların icinde kesisler ve rahipler vardır. Onlar buyukluk de taslamazlar

[83] Peygamber’e indirileni (Kur’an’ı) dinledikleri zaman hakkı tanımalarından dolayı gozlerinin yasla dolup tastıgını gorursun. “Ey Rabbimiz! Iman ettik. Artık bizi (hakikate) sahitlik edenler (Muhammed’in ummeti) ile beraber yaz!” derler

[84] Rabbimizin bizi salih kimselerle birlikte (Cennet'e) sokmasını umarken ne diye Allah’a ve bize gelen hakka iman etmeyelim ki

[85] Bu sozlerine karsılık olarak Allah, onlara icinde ırmaklar akan, orada ebedi kalacakları Cennetler vermistir. Iste bu ihsan sahiplerinin mukafatıdır

[86] Kafir olup da ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, iste onlar Cehennem ehlidirler

[87] Ey iman edenler! Allah’ın size helal kıldıgı temiz seyleri haram kılmayın ve haddi asmayın. Cunku Allah, haddi asanları sevmez

[88] Allah’ın size verdigi helal ve temiz rızıktan yiyin ve kendisine iman ettiginiz Allah’a karsı gelmekten sakının

[89] Allah, bos bulunarak ettiginiz yeminlerlen sizi sorumlu tutmaz. Bilip, kasıtlı olarak yaptıgınız yeminlerden dolayı sorumlu tutar. Bu durumda yeminin keffareti, ailenize yedirdiginizin orta hallisinden on yoksulu doyurmak yahut onları giydirmek ya da bir kole azat etmektir. Kim (bu imkanı) bulamazsa, onun keffareti uc gun oruc tutmaktır. Iste yemin ettiginiz vakit yeminlerinizin keffareti budur. Yeminlerinizi tutun. Sukredesiniz diye Allah, ayetlerini iste boyle acıklıyor

[90] Ey iman edenler! Sarap (icki), kumar, putlar ve fal okları, Seytan'ın pis islerindendir. Artık bunlardan kacının ki, kurtulusa eresiniz

[91] Seytan, icki ve kumarla, ancak aranıza dusmanlık ve kin sokmak; sizi Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık vazgeciyor musunuz

[92] Allah’a itaat edin, Rasule de itaat edin ve (emirlerine aykırı hareket etmekten) sakının. Sayet yuz cevirirseniz bilmis olun ki, elcimize dusen sadece apacık tebligdir

[93] Iman edip salih amel isleyenler; sakınıp/takvalı olup, iman eder ve salih ameller islerseler (haram olmadan) once tatmıs olduklarından oturu onlara bir gunah yoktur. Sonra iman etmeye, takvalı olup iyiliklerde bulunmaya devam ederlerse, iste Allah boyle iyilik yapanları sever

[94] Ey iman edenler! Andolsun Allah sizleri, ellerinizin ve mızraklarınızın erisebilecegi av(lar) ile elbette imtihan edecek ki, gormedigi halde kendisinden korkanı ayırıp meydana cıkarsın. Bu (uyarıdan) sonra kim sınırı asarsa, onun icin elem dolu bir azap vardır

[95] Ey iman edenler! Ihramlı iken av hayvanını oldurmeyin. Sizden kim bilerek onu oldururse; cezası, icinizden adalet sahibi iki kimsenin hukmuyle, Kabe'ye ulastırılacak kurban olarak (koyun, keci, inek ve deve gibi) (avladıgının) benzeri bir hayvandır. Ya da yoksulları doyurma keffaretidir veya buna denk gelecek kadar oruc tutmasıdır. Boylelikle, islediginin vebalini tatmıs olur. Allah, gecmiste olanı affetmistir. Fakat kim bir daha boyle yaparsa, Allah ondan intikam alır. Allah mutlak galiptir, intikam sahibidir

[96] Deniz avı ve onu yemek size de yolculara da gecimlik olarak helal kılınmıstır. Ihramlı bulundugunuz surece kara avı size haram kılınmıstır. Huzurunda toplanacagınız Allah’a karsı gelmekten sakının

[97] Allah Ka’be’yi, Beyt-i Haram’ı, Haram ayları, kurbanı ve boyunları gerdanlıklı kurbanlıkları da insanlar icin bir kıyam/ ayakta kalma (ve canlanma) sebebi kıldı. Bunlar, Allah’ın goklerde ve yerde olan her seyi bildigini ve Allah’ın her seyi en iyi bilen oldugunu sizin de bilmeniz icindir

[98] Bilin ki, Allah’ın cezası cetindir ve Allah cok bagıslayandır, cok merhamet edendir

[99] Rasulun gorevi ancak tebligdir. Acıkladıgınızı da gizlediginizi de Allah bilir

[100] De ki: “Pis ile temiz bir olmaz. Pisin coklugu hosuna gitse bile.” Ey akıl sahipleri! Allah’a karsı gelmekten sakının ki kurtulusa eresiniz

[101] Ey iman edenler! Size acıklandıgı takdirde sizi uzecek olan seylere dair soru sormayın. Eger Kur’an indirilirken bunlara dair soru sorarsanız size acıklanır. (Halbuki) Allah onları bagıslamıstır. Allah, cok bagıslayandır, Halim'dir. (Hemen cezalandırmaz, muhlet verir)

[102] Sizden onceki bir millet o tur seyleri sordu da sonra o yuzden kafir oldu

[103] Allah, ne “Bahire”, ne “Saibe”, ne “Vasile”, ne de “Ham” diye bir sey mesru kılmıstır. Fakat, o kafirler Allah’a karsı yalan uyduruyorlar. Zaten coklarının aklı da ermez

[104] Onlara, “Allah'ın indirdigi kitaba uyunuz!” dendigi zaman, “Hayır, biz atalarımızın yoluna uyarız” derler. Ya ataları akıl erdiremeyen ve dogru yolda olmayan kimseler idiyseler

[105] Ey iman edenler! Siz kendinizden sorumlusunuz. Siz hidayette olursanız, dogru yoldan sapan kimse size zarar veremez. Hepinizin donusu Allah’adır. Yapmakta olduklarınızı o size haber verecektir

[106] Ey iman edenler! Birinizin olumu yaklastıgı zaman, vasiyet sırasında aranızda sahitlik (edecek olanlar) sizden adaletli iki kisidir. Yahut seferde olup da basınıza olum musibeti gelirse, sizin dısınızdan baska iki kisi sahitlik eder. Eger suphe ederseniz, onları namazdan sonra alıkorsunuz da Allah adına, “Akraba da olsa, sahitligimizi hicbir karsılıga degismeyiz. Allah icin yaptıgımız sahitligi gizlemeyiz. Gizledigimiz takdirde, suphesiz gunahkarlardan oluruz.” diye yemin ederler

[107] (Eger sonradan) o ikisinin (yalan soyleyerek) gunaha dustukleri belli olursa, olenin yakınlarından diger iki kisi onların yerine gecerler ve; “Bizim sahitligimiz, bu ikisinin (yalancı) sahitliginden (kabul olma hususunda) daha gecerlidir. Biz (kimsenin hakkına) tecavuz etmedik, aksi takdirde biz, elbette zalimlerden oluruz" diye Allah'a yemin ederler

[108] Bu, (hukum), sahitligi gerektigi sekilde yapmaya, yahut yeminlerinden sonra, yeminlerin (mirascılar tarafından) reddedilmesinden korkmalarına (cekinmelerine care olarak) daha uygundur. Allah’a karsı gelmekten sakının ve dinleyin. Allah, fasık toplumu dogruya iletmez

[109] Allah peygamberleri toplayacagı gun: “Size ne cevap verildi?” buyuracak, onlar da: “Bizim hicbir bilgimiz yok. Suphesiz gaybları cok iyi bilen ancak sensin.” diyecekler

[110] Allah o zaman soyle diyecek: “Ey Meryemoglu Isa, senin uzerindeki ve annenin uzerindeki nimetimi hatırla. Hani ben, seni Ruhu’l-Kudus (Cebrail) ile desteklemistim. Besikteyken de, yetiskin iken de insanlarla konusuyordun. Hani sana kitabı (yazıyı), hikmeti, Tevrat’ı ve Incil’i de ogretmistim. Hani benim iznimle camurdan bir kus suretine benzer bir seyi yapıyordun; ona ufuruyordun da iznimle (canlı) bir kus oluveriyordu. Anadan dogma koru, abrası (alaca hastalıgına yakalanmısı) da yine benim iznimle iyi ediyordun. Yine benim iznimle oluleri (kabirlerinden diri olarak) cıkartıyordun. Ve hani Israilogulları'nı kendilerine apacık mucizelerle geldigin zamanda senden (zarar vermelerini engelleyerek) cekmistim de iclerinden kafir olanları; “Bu apacık bir sihirden baska bir sey degildir” demislerdi

[111] Hani Havarilere: “Bana ve rasulume iman edin!” diye vahiy etmistim de: “Iman ettik. Gercekten muslumanlar oldugumuza sen de sahid ol!” demislerdi

[112] Hani Havariler: “Ey Meryemoglu Isa! Rabbin gokten bize bir sofra indirebilir mi?” demislerdi. O: “Eger iman edenlerdenseniz, Allah’tan korkun!” demisti

[113] Havariler ise: "Ondan yemek istiyoruz, (boylece) kalplerimiz mutmain olsun ve bize dogruyu soyledigini bilelim ve buna sahitlerden olalım." demislerdi

[114] Meryemoglu Isa: "Allah’ım! Rabbimiz, gokten bize bir sofra indir. Bu, hem bizim icin, hem de oncemiz ve sonramız icin bir bayram ve senden bir mucize olsun. Bizi rızıklandır. Sen, rızık verenlerin en hayırlısısın." dedi

[115] Allah buyurdu ki: “Gercekten ben onu size indirecegim. Ama bundan sonra sizden kim kafir olursa, ben onu alemlerden kimseyi azaplandırmayacagım bir azapla azablandıracagım.”

[116] Allah, “Ey Meryem oglu Isa! Insanlara, “Beni ve annemi Allah'ı bırakarak iki ilah edinin, diye sen mi soyledin?” dediginde, “Munezzehsin sen, hakkım olmayan bir sozu soylemek bana yakısmaz. Eger bunu soylediysem, mutlaka sen onu bilirsin. Sen bende olanı bilirsin, ama ben sende olanı bilmem. Gercekten gaipleri bilen sadece sensin” dedi

[117] “Ben onlara, sadece bana emrettigin seyi soyledim. Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a ibadet edin (dedim.) Aralarında bulundugum surece onlara sahit oldum. Ama beni iclerinden aldıgında, artık uzerilerine gozetleyici yalnız sen oldun. Sen, her seye hakkıyla sahitsin.”

[118] Eger onlara azap edersen, onlar suphesiz senin kullarındır. Sayet onları bagıslarsan, suphesiz sen Aziz ve Hakim olansın

[119] Allah, soyle diyecek: “Bugun, dogrulara, dogruluklarının yarar saglayacagı gundur.” Onlara icinden ırmaklar akan, icinde ebedi kalacakları cennetler vardır. Allah, onlardan razı olmus, onlar da Allah’tan razı olmuslardır. Iste bu buyuk basarıdır

[120] Goklerin, yerin ve icindekilerin mulku Allah’a aittir. O her seye kadirdir

En'âm

Surah 6

[1] Hamd, gokleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlıgı var eden Allah’a mahsustur. Boyle iken kafirler Rablerine (ibadet etmede baskalarını) denk tutuyorlar

[2] O, sizi camurdan yaratan, sonra da bir ecel tayin edendir. Bir de O'nun katında belirli bir ecel (kıyamet gunu) vardır. Siz ise hala suphe ediyorsunuz

[3] O, goklerin ve yerin Allah'ıdır. Gizlinizi ve acıgınızı bilir; kazanmakta oldugunuz seyleri de bilir

[4] Onlara Rabblerinin ayetlerinden bir ayet gelse mutlaka ondan yuz cevirirler

[5] Iste onlar, hak kendilerine geldiginde onu yalanladılar. Fakat kendisiyle alay etmekte oldukları seyin haberleri yakında onlara gelecektir

[6] Bizim, kendilerinden once nice nesilleri yok ettigimizi gormediler mi? Onları, sizi yerlestirmedigimiz bir sekilde yeryuzunde yerlestirmis (imkan ve iktidar vermis), gokten uzerlerine bol bol yagmur indirmis, altlarından ırmaklar akıtmıstık. Boyle iken gunahları yuzunden onları helak ettik ve arkalarından baska bir nesil yarattık

[7] Eger Biz sana kagıt uzerinde yazılı bir kitap indirseydik, onlar da o kitaba elleriyle dokunsalardı yine de kafir olanlar: “Bu yalnızca bir sihirdir.” derlerdi

[8] Ona ne diye bir melek indirilmedi?” dediler. Eger biz bir melek indirseydik (iman etmemeleri halinde) herhalde is bitirilmis olurdu. Ve sonra kendilerine (azıcık) bir sure (bile) verilmezdi

[9] Eger (Rasulu) melek kılsaydık, yine bu (melegi) bir adam seklinde kılar ve onları yine icinde bulundukları supheye dusurmus olurduk

[10] Andolsun, senden once de bircok peygamberle alay edildi de iclerinden alay edenleri, o alaya aldıkları sey kusatıverdi

[11] De ki: “Yeryuzunde gezip dolasın; sonra da yalanlayanların sonu nice oldu, bir bakıverin.”

[12] Yine de ki: “Goklerde ve yerde olanlar kimindir?” De ki: “Allah’ındır. O, rahmet etmeyi kendi uzerine yazmıstır. Hakkında hicbir suphe bulunmayan kıyamet gunu sizi elbette bir araya toplayacaktır. Kendilerini husrana sokanlar, iste onlar iman etmezler

[13] Gecenin ve gunduzun icinde barınan her sey Onundur. O, her seyi isitendir, her seyi bilendir

[14] De ki: "Gokleri ve yeri yoktan yaratan, doyuran fakat doyurulmayan Allah’tan baskasını mı dost edinecegim." De ki: “Ben Islam’a girenlerin ilki olmakla emrolundum ve (bana:) sakın musriklerden olma! (denildi).”

[15] De ki: Eger Rabbime isyan edersem, elbette ben buyuk bir gunun azabından korkarım

[16] O gun kim azaptan kurtarılırsa, gercekten Allah ona rahmet etmistir. Iste apacık kurtulus budur

[17] Allah sana bir zarar dokundursa, onu yine kendisinden baska acacak yoktur ve eger sana bir hayır dokundursa, kuskusuz O, her seye kadirdir

[18] O, kullarının ustunde kahir/yegane tasarruf sahibidir O, hukum ve hikmet sahibidir, (her seyden) hakkıyla haberdardır

[19] De ki: “Sahitlik bakımından hangi sey daha buyuktur?” De ki: “Allah benimle sizin aranızda sahittir. Iste bu Kur’an bana, onunla sizi ve eristigi herkesi uyarayım diye vahyolundu. Gercekten siz mi Allah ile beraber baska ilahlar olduguna sahitlik ediyorsunuz?” De ki: “Ben sahitlik etmem.” De ki: “(Ibadete layık) tek (hak) ilahtır ve suphesiz ben sizin Allah’a ortak kostugunuz seylerden uzagım.”

[20] Kendilerine kitap verdigimiz kimseler onu kendi oz ogullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Kendilerini husrana ugratanlar ise iman etmezler

[21] Allah’a karsı yalan uydurandan ya da O’nun ayetlerini yalanlayandan daha zalim kim olabilir? Suphesiz ki, zalimler kurtulusa eremez

[22] O gun onların hepsini toplayacagız; sonra da Allah’a sirk kosanlara diyecegiz ki: “Iddia etmis oldugunuz ortaklarınız nerede

[23] Sonra onların (bu imtihana) mazeretleri: "Rabbimiz Allah'a yemin olsun ki, biz ortak kosanlar olmadık!" demekten baska bir sey olmayacaktır

[24] Kendilerine karsı nasıl yalan soylediklerine bir bak ve uydurdukları (ilahları) onları nasıl yuzustu bırakıp kayboluverdi

[25] Iclerinden sana kulak verenler vardır. Halbuki Biz, onu anlayamasınlar diye kalblerine perdeler, kulaklarına agırlık koyduk. Her turlu ayeti/mucizeyi gorseler de ona yine iman etmezler. Hatta sana gelseler seninle mucadele ederler. O kafirler: “Bu (Kur’an), eskilerin masallarından baska bir sey degildir.” derler

[26] Onlar, hem (halkı) ona uymaktan alıkoyar, hem kendileri de ondan uzaklasırlar. Sonucta kendilerini helak ederler de farkında olmazlar

[27] Atesin karsısında durdurulup da, “Ah! Keske dunyaya geri dondurulsek de Rabbimizin ayetlerini yalanlamasak ve Mu’minlerden olsak.” dedikleri vakit (hallerini) bir gorsen

[28] Hayır! Daha once gizlemekte oldukları seyler kendilerine gorundu. Eger (dunyaya) geri gonderilseler yine kendilerine yasak edilen seylere doneceklerdir. Zira onlar gercekten yalancıdırlar

[29] Onlar: “Bu (hayat), ancak dunya hayatımızdır. Biz diriltilecek de degiliz.” dediler

[30] Rablerinin huzurunda durduruldukları zaman, sen onları bir gorsen: O vakit Allah onlara, bu yeniden dirilme olayı gercek degil miymis? diyecek, onlar da “Rabbimize andolsun ki, evet” diyeceklerdir (Allah): “Oyleyse inkar etmekte oldugunuzdan dolayı tadın azabı!” diyecek

[31] Allah ile karsılasmayı yalanlayanlar husrana ugramıslardır. Kıyamet ansızın onların basına geldigi zaman; “Dunyada isledigimiz kusurlardan dolayı yazıklar olsun bize!” derler. Sırtlarında da gunahlarını tasırlar. Dikkat edin! O yuklenip tasıdıkları ne kotudur

[32] Dunya hayatı bir oyun ve eglenceden baska bir sey degildir. Ahiret yurdu, takva sahipleri icin elbette daha hayırlıdır. Hala akıl etmez misiniz

[33] Onların soylediklerinin seni uzdugunu elbette biliyoruz. Fakat onlar seni yalanlamıyorlar. O zalimler, bile bile Allah’ın ayetlerini inkar ediyorlar

[34] Andolsun ki, senden once de bircok peygamberler yalanlanmıstı da, onlar yalanlanmalarına ve eziyet edilmelerine karsı sabretmisler ve nihayet kendilerine yardımımız yetismisti. Allah’ın kelimelerini degistirebilecek yoktur. Andolsun ki (onceki) peygamberlerin haberlerinden bir kısmı sana gelmistir

[35] Eger onların yuz cevirmeleri sana agır geldiyse, bir tunel acıp yerin dibine inerek yahut goge de bir merdiven dayayıp onlara bir ayet getirmeye gucun yeterse (hic durma yap)! Eger Allah dileseydi, elbette onları hidayet uzere toplardı. O halde sakın cahillerden olma

[36] (Davete), ancak (butun kalpleriyle) kulak verenler uyar. Oluleri ise Allah diriltecektir. Sonra yalnız O’na donduruleceklerdir

[37] “Rabbinden ona bir ayet (mucize) indirilseydi ya!” dediler. De ki: Allah, bir mucize indirmeye elbette kadirdir. Fakat onların cogu bilmezler

[38] Yeryuzunde gezen her turlu canlı ve (gokte) iki kanadıyla ucan butun kuslar, ancak sizin gibi birer ummettirler. Biz o Kitap'ta hicbir seyi eksik bırakmadık; sonra (butun bunlar) Rablerinin huzurunda toplanırlar

[39] Ayetlerimizi yalanlayanlar, karanlıklar icinde kalmıs sagır ve dilsizlerdir. Allah diledigini saptırır, diledigini de dosdogru yol uzerinde tutar

[40] De ki: “Soyleyin bakalım. Acaba size Allah’ın azabı gelse veya size kıyamet saati gelip catsa, siz Allah’tan baskasını mı cagırırsınız? Eger (putların size yararı dokundugu iddianızda) dogru soyleyenlerseniz (haydi onları yardıma cagırın)

[41] Hayır, yalnız O’na yalvarırsınız. O da dilerse (kaldırılması icin) yalvardıgınız seyi giderir; siz de sirk kostugunuz seyleri unutursunuz

[42] Andolsun, senden once de ummetlere peygamberler gonderdik ve belki yalvarırlar diye kendilerini darlık ve sıkıntıya soktuk

[43] Hic olmazsa azabımız kendilerine gelince boyun egip yalvarmaları gerekmez miydi? Fakat, kalpleri katılasmıs ve Seytan, yaptıklarını kendilerine guzel gostermisti

[44] Verilen ogutleri unuttukları bir sırada, her seyin kapılarını onlara actık. Kendilerine verilenler ile sımarıp azdıkları zaman, onları ansızın butun umitlerini yitirmis bir halde yakaladık

[45] Boylece o zalim toplumun koku kesildi. Hamd, alemlerin Rabbi Allah'a mahsustur

[46] De ki: Soyleyin bana! Allah, kulaklarınızı ve gozlerinizi alsa, kalplerinizi de muhurlese, Allah’tan baska onu size geri getirecek ilah kimdir? Ayetleri nasıl acıkladıgımıza bir bak, sonra da onlar nasıl yuz ceviriyorlar

[47] De ki: “Bana haber verin. Eger Allah’ın azabı size ansızın yahut acıktan acıga gelip catsa, zalimler toplulugundan baskası helak olur mu?”

[48] Biz, peygamberleri yalnız mujdeciler ve uyarıcılar olarak gondeririz. Kim iman edip, salih amel islerse o kimselere bir korku yoktur ve onlar uzulmeyeceklerdir

[49] Ayetlerimizi yalanlayanlara gelince; onlara, yapmıs oldukları fısk sebebiyle azap dokunacaktır

[50] De ki: “Ben size yanımda Allah’ın hazineleri vardır, demiyorum. Ben gaybı da bilmem. Size, suphesiz ben bir melegim de demiyorum. Ben, ancak bana vahyolunan (Kur’an) a uyarım.” De ki: “Hic gormeyenle goren bir olur mu? Hic dusunmuyor musunuz?”

[51] Rablerinin huzurunda toplanacaklarından korkanları (Kur'an) ile uyar ki onların, Rablerinden baska ne bir veli, ne de bir sefaatcisi vardır. Umulur ki sakınırlar

[52] Rablerinin rızasını isteyerek sabah aksam O’na dua edenleri yanından uzaklastırma. Onların hesabından senin uzerinde bir sey (yukumluluk), senin hesabından da onların uzerine bir sey (yukumluluk) yoktur ki onları kovarsan o takdirde zalimlerden olursun

[53] Boylece, “Allah, aramızdan bunlara mı (hidayet vererek) ihsanda bulundu?” desinler diye onları birbiriyle sınadık. Allah, sukredenleri en iyi bilen degil midir

[54] Ayetlerimize iman edenler yanına geldikleri zaman de ki: "Selam size! Rabbiniz, rahmet etmeyi kendi uzerine yazmıstır. Icinizden kim cahillikle bir kotuluk isler de ardından tevbe edip salih ameller islerse, suphesiz Allah cokca bagıslayandır, cokca merhamet edendir

[55] Gunahkarların yolu iyice belli olsun diye ayetleri iste boyle apacık bir sekilde acıklıyoruz

[56] De ki: “Sizin, Allah’tan baska ibadet ettiginiz seylere ibadet etmem bana kesinlikle yasaklandı. Ben sizin arzularınıza uymam. (Uyarsam) o takdirde sapmıs olurum, hidayete erenlerden olmam.”

[57] De ki: “Suphesiz ben Rabbimden gelmis apacık bir delil uzerindeyim. Siz ise onu yalanladınız. Sizin acele gelmesini istediginiz sey (azap), benim yanımda degildir. Hukum yalnız Allah’a aittir. O, hakkı haber verir. O, (hakkı batıldan) ayırt edenlerin en hayırlısıdır.”

[58] De ki: Sizin cabukca gelmesini istediginiz sey benim yanımda olsaydı, benimle sizin aranızda is elbette bitirilmis olurdu. Allah, zalimleri en iyi bilendir

[59] Gaybın anahtarları O’nun yanındadır. Onları, kendisinden baskası bilmez. Karada ve denizde olan her seyi bilir. Onun ilmi olmadan hicbir yaprak dusmez ve yerin karanlıklarında hicbir tane, hicbir yas ve hicbir kuru yoktur ki apacık bir kitapta bulunmasın

[60] O, geceleyin sizi olduren (olumu andıran bir halde uyutan), gunduz de ne islediginizi bilendir. Sonra belirlenmis ecel tamamlansın diye gunduzun sizi dirilten (uyandıran) O'dur. Sonra donusunuz yine O'nadır. Sonunda O, yaptıklarınızı size haber verecektir

[61] O, kullarının ustunde yegane hakimiyet sahibidir. Uzerinize de koruyucu melekler gonderir. Nihayet birinize olum geldigi vakit (gorevli) elcilerimiz onun canını alır ve onlar gorevlerinde asla kusur etmezler

[62] Sonra gercek mevlaları olan Allah’a dondurulurler. Dikkat edin, hukum O’na aittir. O, hesap gorenlerin en hızlısıdır

[63] De ki: “Bizi bundan (bu guc durumdan) kurtarırsa elbette sukredenlerden olacagız; diye kendisine gizli ve acık olarak yalvarıp yakardıgınız zaman karanın ve denizin karanlıklarından sizi kim kurtarır?”

[64] De ki: Sizi ondan ve butun sıkıntılardan kurtaracak olan Allah’tır. Boyle oldugu halde siz yine de sirk kosuyorsunuz

[65] De ki: "Uzerinizden veya ayaklarınızın altından bir azap gondermeye ya da sizi gruplara ayırarak kiminizin siddetini kiminize (savas ve fitne ile) tattırmaya kadir olan O’dur. (ibret alıp) anlasınlar diye ayetlerimizi nasıl acıkladıgımıza bir bak

[66] O (Kur’an) hak oldugu halde, kavmin onu yalanladı. De ki: “Ben size vekil (gozcu) degilim.”

[67] Her haberin gerceklesecegi bir zaman vardır. Ileride anlayacaksınız

[68] Ayetlerimiz hakkında ileri geri konusmaya dalanları gordugun vakit baska bir soze dalıncaya kadar onlardan yuz cevir, uzaklas. Sayet Seytan sana unutturursa hatırladıktan sonra (kalk), o zalimler grubu ile beraber oturma

[69] Allah’tan sakınıp, takvalı olanlara, zalimlerin hesabından hicbir sorumluluk yoktur. Fakat, Allah’tan sakınıp takvalı olmaları icin (onlara) bir ogut verme vardır

[70] Dinlerini oyun ve eglence edinenleri ve dunya hayatı kendilerini aldatmıs olanları bırak. Allah’dan baska bir dost ve bir sefaatcısı olmayan her bir nefsin, kazandıkları (gunahlar) yuzunden helake suruklenmemesi icin sen onunla (Kur’an’la) ogut ver.(Kurtulusu icin) her turlu fidyeyi verse de bu ondan kabul edilmez. Iste onlar kazandıkları yuzunden helake suruklenmis kimselerdir. Kufre saplanıp kalmalarından dolayı onlara kaynar bir icecek ve elem dolu bir azap vardır

[71] De ki: “Allah’ı bırakıp bize fayda ve zarar vermeyen seylere mi ibadet edelim? Allah bizi hidayete kavusturduktan sonra okcelerimiz uzerine gerisin geriye mi dondurulelim?" Hani arkadasları: “Bize gel!” diye hidayete cagırdıkları halde, yeryuzunde saskın saskın dolasırken, Seytanların saptırdıkları kimse gibi mi olalım?” De ki: “Asıl hidayet Allah’ın gosterdigi dogru yoldur. Ve biz alemlerin Rabbine teslim olmakla emrolunduk.”

[72] Bir de bize; “Namazı dosdogru kılın ve Allah’a karsı gelmekten sakının” diye emrolundu. O, huzurunda toplanacagınız Allah’tır

[73] O, gokleri ve yeri hak ile yaratandır. O’nun “ol!” diyecegi (kıyamet) gunu her sey oluverir. O’nun sozu haktır. Sur’a ufurulecegi gunde mulk (ve hakimiyet) yalnız O’nundur. Goruneni de gorunmeyeni de bilendir. O Hakim'dir, her seyden haberdar olandır

[74] Hani Ibrahim, babası Azer’e: “Sen putları ilah mı ediniyorsun? Suphesiz, ben seni de, kavmini de apacık bir sapıklık icinde goruyorum.” demisti

[75] Biz, Ibrahim’e yakinen bilip iman edenlerden oluversin diye goklerin ve yerin mulkunu boylece gosterdik

[76] Uzerine gece karanlıgı basınca, bir yıldız gordu. “Iste Rabbim!” dedi. Yıldız batınca da, “Ben oyle batanları sevmem” dedi

[77] Ay’ı dogarken gorunce de, “Iste Rabbim!” dedi. Ay da batınca, “Andolsun ki, Rabbim bana dogru yolu gostermezse, mutlaka ben de sapıklardan olurum” dedi

[78] Gunesi dogarken gorunce de: “Iste benim Rabbim! Bu daha buyuk” dedi. O da batınca (kavmine donup), “Ey kavmim! Ben sizin Allah’a ortak kostugunuz seylerden uzagım.” dedi

[79] “Ben, hakka yonelen birisi olarak yuzumu, gokleri ve yeri yaratana dondurdum. Ben, Allah’a sirk kosanlardan degilim.”

[80] Kavmi ona karsı delil getirmeye kalkıstı. O da dedi ki: “(Allah) beni dogru yola iletmisken Allah hakkında benimle tartısmaya mı kalkısıyorsunuz? Hem sizin O’na ortak kostuklarınızdan ben korkmam; ancak Rabbimin bir sey dilemis olması baska. Rabbimin ilmi her seyi kusatmıstır. Hala dusunup ogut almayacak mısınız

[81] “Allah’ın size, hakkında hicbir delil indirmedigi seyleri O’na sirk kosmaktan korkmuyorsunuz da, ben sizin sirk kostugunuz seylerden ne diye korkayım? Oyle ise iki taraftan hangisi guvende olmaya daha layıktır? Eger biliyorsanız (haydi soyleyin)

[82] Iman edenler ve imanlarına zulum karıstırmayanlara gelince; iste emniyet onlar icindir, hidayete erenler de onlardır

[83] Iste bu, kavmine karsı Ibrahim’e verdigimiz huccetimizdir. Biz, diledigimiz kimselerin derecelerini yukseltiriz. O, Hakim ve her seyi bilendir

[84] Ibrahim’e, Ishak ve Yakub’u bagısladık, her birini de hidayete erdirdik. Daha once Nuh’u hidayete erdirmistik. O’nun soyundan Davud, Suleyman, Eyyub, Yusuf, Musa ve Harun’u da hidayete erdirmistik. Iste iyileri biz boyle mukafatlandırırız

[85] Zekeriyya’ya, Yahya’ya, Isa’ya, Ilyas’a da (hidayet verdik). Hepsi salihlerdendi

[86] Ismail’e, Elyesa’ya,Yunus’a ve Lut’a da (hidayet verdik). Her birini alemlere ustun kıldık

[87] Onların babalarından, zurriyetlerinden ve kardeslerinden bazılarını da (hidayete erdirdik). Onları sectik ve onları dogru bir yola da ilettik

[88] Bu Allah’ın hidayetidir. O, kullarından kimi dilerse onunla hidayete erdirir. Eger onlar dahi sirk kossalardı, yaptıkları her sey bosa giderdi

[89] Onlar, kendilerine kitap, hikmet ve nubuvvet verdigimiz kimselerdir. Simdi bunlar (Kureysliler) onları inkar edip, kufre sapıyorlarsa biz de yerlerine onları inkar edip, kufre sapmayan bir toplulugu onlara vekil kılarız

[90] Iste bunlar Allah’ın hidayet ettigi kimselerdir. O halde sen de onların hidayetlerine uy. De ki: “Ben buna karsılık sizden bir ucret istemiyorum. Bu, alemlere bir ogutten baska bir sey degildir.”

[91] Allah’ın bir kimseye, hicbir sey indirmedigini soyleyerek, Allah’ın kadrini geregi gibi bilemediler. De ki: Oyleyse Musa’nın insanlar icin aydınlatıcı ve yol gosterici olarak getirdigi, o kitabı kim indirdi? Siz onu parca parca kagıtlara (yazıyor) bir kısmını acıklıyor, cogunu da gizliyorsunuz. Sizin de atalarınızın da bilemedigi seyler (Kur'an'la) size ogretilmistir. “Allah'dır” (onu indiren) de, sonra onları bırak da daldıkları sapıklarında oynayadursunlar

[92] Iste bu (Kur’an) da, bereket kaynagı, kendinden oncekileri (ilahi kitapları) tasdik eden ve sehirler anasını (Mekke’yi) ve butun cevresini (tum insanlıgı) uyarasın diye indirdigimiz bir kitaptır. Ahirete iman edenler, ona iman eder ve onlar namazlarına da devam ederler

[93] Allah’a karsı yalan uyduran veya kendine bir sey vahyedilmemisken, “Bana vahyolundu” diyen, ya da “Allah’ın indirdiginin benzerini ben de indirecegim.” diye laf eden kimseden daha zalim kimdir? Zalimlerin siddetli olum sancıları icinde cırpındıgı; meleklerin ellerini uzatmıs, “Haydi canlarınızı kurtarın! Allah’a karsı dogru olmayanı soylediginiz ve O’nun ayetlerinden kibirlenerek yuz cevirdiginiz icin bugun asagılayıcı azap ile cezalandırılacaksınız” diyecekleri zaman hallerini bir gorsen

[94] Sizi ilk defa yarattıgımız gibi, bize tek basınıza geldiniz. Size bagısladıklarımızı arkanızda bıraktınız. Allah'ın (ibadet hususunda) ortakları oldugunu ileri surdugunuz o sefaatcilerinizi beraberinizde goremiyoruz. Suphesiz aranızdaki baglar kopmus; (Allah'a ibadet hususunda ortak olduklarını) iddia ettikleriniz sizden ayrılıp gitmislerdir

[95] Taneyi ve cekirdegi yarıp filizlendiren, oluden diriyi cıkaran, diriden de oluyu cıkaran Allah’tır. Iste Allah budur! O halde (haktan) nasıl donersiniz

[96] O, karanlıgı yarıp sabahı cıkarandır. Geceyi dinlenme zamanı, Gunes'i ve Ay'ı da ince birer hesap olcusu kıldı. Butun bunlar mutlak guc sahibinin, hakkıyla bilenin takdiridir

[97] Karanın ve denizin karanlıklarında kendileriyle dogru yolu bulasınız diye sizin icin yıldızları yaratan O’dur. Suphesiz biz, bilen bir topluluk icin ayetleri ayrı ayrı acıkladık

[98] O, sizi bir tek candan yaratandır. Sizin bir karar kılma yeriniz, bir de emanet bırakılma yeriniz var. Biz anlayan bir toplum icin ayetleri ayrı ayrı acıklamısızdır

[99] Gokten su indiren de O’dur. O su ile her cesit bitkiyi bitirdik. O bitkiden bir yesillik meydana getirdik ki, bu yesillikten ust uste binmis taneler, hurma tomurcugundan (koparılması kolay) sarkmıs salkımlar, uzum bagları, (yaprakları) birbirine benzeyen ve (meyveleri) benzemeyen zeytin ve nar cıkarırız. Meyve verdikleri ve bir de olgunlastıkları zaman meyvesine bir bakın. Iste butun bunlarda, iman eden bir toplum icin ayetler vardır

[100] Allah’ın yarattıgı cinleri O’na ortak kostular. Cahilce O’nun icin ogullar ve kızlar uydurdular. O, onların vasıflandırdıklarından munezzeh ve cok yucedir

[101] Gokleri ve yeri yoktan var eden O’dur. O’nun bir esi yokken nasıl bir oglu olabilir? Hem her seyi O yaratmıstır ve her seyi hakkıyla bilen de O’dur

[102] Iste bu, Rabbiniz Allah’tır. Ondan baska (hak) ilah yoktur. Her seyin yaratıcısıdır. O’na ibadet edin. O, her sey uzerinde vekildir

[103] Gozler O’nu onu ihata ve idrak edemez. O ise butun gozleri kusatmıstır. O, lutuf sahibidir, her seyden haberdardır

[104] Size Rabbinizden apacık deliller gelmistir. Artık kim gorurse kendi lehine; kim de (hakkı) gormezse kendi aleyhinedir. Ben basınızda bekci degilim

[105] Biz ayetleri turlu turlu genisce beyan ederiz. Ta ki onlar, ''sen (baskasından) okumussun'' derler. Biz, (hak ve batılı) bilen kimselere ayetleri boylece acıklamaktayız

[106] Rabbinden sana vahyedilene uy. O’ndan baska (hak) ilah yoktur. Musriklerden de yuz cevir

[107] Eger Allah dileseydi onlar sirk kosmazlardı. Seni onlara gozetici kılmadık. Sen onlara vekil de degilsin

[108] Musriklerin, Allah’tan baska dua ettiklerine sovmeyin ki, onlar da taskınlık ederek cahilce Allah’a sovmesinler. Her toplumun yaptıgını boyle suslemisizdir. Sonra Rablerine dondurulurler de O, kendilerine (dunyada) ne yaptıklarını haber verir

[109] (Musrikler), kendilerine bir mucize gelirse, ona mutlaka iman edeceklerine dair var gucleriyle Allah’ın adına yemin ederler. De ki: “Mucizeler ancak Allah katındadır. O mucizeler geldigi vakit de inanmayacaklarını siz ne bileceksiniz?”

[110] Onların kalplerini ve gozlerini tersine ceviririz de, ilk defa iman etmedikleri gibi yine iman etmezler. Biz de onları azgınlıkları icinde bocalar bir halde bırakırız

[111] Biz, onlara melekleri de indirsek, onlarla oluler de konussa ve her seyi toplayıp onlerine de koysak, Allah dilemedikce onlar yine de iman etmezlerdi. Fakat onların cogu bilmiyorlar

[112] Boylece biz, her peygambere insan ve cin seytanlarını dusman kıldık. Aldatmak icin birbirlerine suslu sozler telkin ederler. Rabbin dileseydi bunu yapamazlardı. Oyleyse sen onları iftiraları ile bas basa bırak

[113] O sozleri, ahirete iman etmeyenlerin kalpleri ona meyletsin, bir de ondan hosnut olsun ve isledikleri gunahları islemeye devam etsinler diye soylerler

[114] “O, size kitabı ayrıntılı olarak indirmisken, Allah’tan baska bir hakem mi arayayım?” Kendilerine kitap verdigimiz kimseler, onun Rabbin tarafından hak olarak indirilmis oldugunu kesinlikle bilirler. Sakın sen de suphe edenlerden olma

[115] Rabbinin sozu dogruluk ve adalet bakımından eksiksizdir. Onun sozlerini degistirebilecek yoktur O, her seyi isiten, her seyi bilendir

[116] Eger sen yeryuzunde bulunanların coguna itaat edersen, seni Allah yolundan saptırırlar. Cunku onlar, sadece zanna uyarlar ve sadece yalan uydururlar

[117] Dogrusu Rabbin, yolundan kimin saptıgını daha iyi bilir. Hidayete ermis olanları da en iyi O bilir

[118] Eger ayetlerine iman eden kimseler iseniz artık uzerine Allah’ın ismi anılarak kesilmis hayvanlardan yiyin

[119] Size ne oluyor da, Allah’ın ismi anılarak kesilenlerden yemiyorsunuz? Oysa Allah, zorda kalmanız dısında, size haram olanları ayrıntılarıyla acıklamıstır. Dogrusu bircokları, heva ve heveslerine uyarak, bilmeden saptırıyorlar. Suphesiz Rabbin, haddi asanları en iyi bilendir

[120] Gunahın acıktan olanını da, gizli olanını da terk edin. Gunah isleyenler, isledikleri suca karsılık mutlaka cezalandırılacaklardır

[121] Uzerine Allah’ın adı anılmadan kesilen hayvanları yemeyin. Suphesiz bu, gunahtır. Seytanlar, dostlarına sizinle mucadele etmeleri icin fısıldarlar. Eger onlara uyarsanız, suphesiz siz de musriklerden olursunuz

[122] Olu iken (imanla) kendisini dirilttigimiz, insanlar arasında ona yurumesi icin nur verdigimiz kimse, icinden cıkamayacagı karanlıklarda kalan kimse gibi midir? Kafirlere yaptıkları isler boyle suslu gosterilmistir

[123] Boylece her ulkenin gunahkarlarını onların ileri gelenleri kıldık. O yerlerde hilekarlıklar etsinler diye. Halbuki onlar hilekarlıgı ancak kendilerine yaparlar da farkında olmazlar

[124] Onlara bir ayet geldigi zaman; “Allah’ın Rasullerine verilen, bize de verilmedikce iman etmeyecegiz” derler. Oysa Allah, peygamberligi kime verecegini daha iyi bilir. Bu, suclu gunahkarlara Allah katında bir kucukluk, yaptıkıları hilekarlıklar yuzunden de siddetli bir azab isabet edecektir

[125] Allah, kimi dogru yola iletmek isterse, onun gonlunu Islam’a acar. Kimi de saptırmak isterse, goge yukseliyormus gibi, kalbini dar ve sıkıntılı kılar. Allah iman etmeyenlerin ustune pisligi/azabı iste boyle verir

[126] Rabbinin dosdogru yolu iste budur. Ogut alan topluluk icin ayetleri etraflıca acıkladık

[127] Onlar icin, Rablerinin katında selamet yurdu vardır. O, yapmakta olduklarından oturu onların velisi (dost ve yardımcısı)dir

[128] Allah, hepsini o gun toplayarak; "Ey cin toplulugu! Insanların cogunu yoldan cıkardınız." der. Onların dostları olan insanlar ise; "Rabbimiz, birbirimizden istifade ettik ve bizim icin belirledigin surenin sonuna ulastık" derler. Allah: "Allah'ın diledigi haric, Cehennem sizin ebedi olarak kalacagınız meskeniniz olsun.” der. Suphesiz Rabbin Hakim'dir, Alim'dir

[129] Iste biz, kazanmakta oldukları gunahlar sebebiyle zalimlerin bir kısmını diger bir kısmına boyle musallat ederiz

[130] “Ey cin ve insan toplulugu! Icinizden size ayetlerimi anlatan ve bu gunle karsılasacagınıza dair, sizi uyaran rasuller gelmedi mi?” Onlar: "Biz kendi aleyhimize sahidiz" diyeceklerdir. Dunya hayatı onları aldattı da, kafir olduklarına dair kendi aleyhlerine sahitlik ettiler

[131] Bu (rasullerin gonderilmesi) halkı habersizken, Rabbinin ulkeleri haksız yere yok etmeyeceginden dolayıdır

[132] Herkesin amellerine gore dereceleri vardır. Rabbin onların yaptıklarından habersiz degildir

[133] Rabbin hicbir seye ihtiyac duymayan, merhamet sahibidir. O dilerse sizi yok eder ve daha sonra diledigini sizin yerinize getirir, tıpkı sizi baska bir toplulugun soyundan var ettigi gibi

[134] Suphesiz size vadedilen seyler mutlaka gelecektir. Siz bunun onune gecemezsiniz

[135] De ki: "Ey kavmim! Siz elinizden geleni yapın. Suphesiz ben de yapacagım. Bu yurdun akıbetinin kim icin oldugunu ogreneceksiniz. Gercek su ki, zalimler asla kurtulusa eremezler

[136] Allah’ın yarattıgı ekin ve hayvandan, kendi zanlarınca Allah’a bir hisse ayırıp da, “Bu Allah’ındır, bu da ortaklarımızındır” diyorlar. Ortakları icin ayırdıkları Allah'a ulasmıyordu, fakat Allah icin ayırdıkları ortaklarına ulasıyordu! Ne kadar da kotu hukum veriyorlar

[137] Boylece onların ortakları, musriklerden bir coguna evlatlarını oldurmeyi de hos gostermistir. Hem onları helak etmek icin, hem de dinlerini kendilerine karma karısık etmek icin. Eger Allah dileseydi bunu yapamazlardı. Oyleyse onları uydurduklarıyla bas basa bırak

[138] Bir de (asılsız iddialarda bulunarak) dediler ki: “Bunlar yasaklanmıs hayvanlar ve ekinlerdir. Onları bizim dilediklerimizden baskası yiyemez. (Sunlar da) sırtları (binilmesi ve yuk yuklemesi) haram edilmis hayvanlardır.” Bir kısım hayvanları da keserken uzerlerine Allah’ın adını anmazlar. (Butun bunları) Allah’a iftira ederek yaparlar. Bu iftiraları sebebiyle Allah onları cezalandıracaktır

[139] Bir de: "Bu hayvanların karınlarındakiler ise sadece erkeklerimiz icindir. Kadınlarımıza haramdır, ama eger olu dogarlarsa hepsi bunu yemekte ortaktır." derler. Allah, onların bu vasıflarının cezasını yakında verecektir. Suphesiz Rabbin hikmet sahibidir, her seyi hakkıyla bilendir

[140] Akılsızlıkları yuzunden, bilgisizce cocuklarını olduren ve Allah’ın kendilerine verdigi rızıkları, Allah’a iftira ederek haram sayanlar, elbette husrana ugramıstır. Onlar sapıklıga dusmus ve asla dogru yolu bulacak da degildirler

[141] Cardaklı ve cardaksız bagları insa eden Allah'tır. Tadları cesitli ekin ve hurmaları, zeytin ve narı birbirine hem benzeyen ve hem de benzemeyen sekilde yaratan O'dur. Meyve verdikleri zaman onların meyvelerinden yiyin ve hasat edildigi zaman da hakkını verin. Sakın israf etmeyin. Cunku O, israf edenleri sevmez

[142] Hayvanlardan yuk tasıyacak, (yapagısından) dosek yapılacak olanları da (yaratan O’dur). Allah’ın size rızık olarak verdiklerinden yiyin, fakat sakın Seytan'ın adımlarına uymayın. Cunku o, sizin apacık bir dusmanınızdır

[143] Sekiz cift hayvan, koyundan iki ve keciden iki tane. De ki: "O, iki erkegi mi, yoksa iki disiyi mi, ya da bu iki disinin rahimlerinde bulunanları mı haram kıldı? Eger dogru soyluyorsanız bir bilgiye dayanarak bana haber verin

[144] Deveden iki ve sıgırdan da iki tane. De ki: "O, iki erkegi mi, yoksa iki disiyi mi ya da bu iki disinin rahimlerinde bulunanları mı haram kıldı? Yoksa siz, Allah’ın bunları size emrettigine sahit mi oldunuz?" Sırf insanları saptırmak icin, bir bilgiye dayanmadıgı halde Allah’a karsı yalan uydurandan daha zalim kim olabilir? Allah, zalimler topluluguna hidayet etmez

[145] De ki: “Bana vahyolunanlar arasında olmus hayvan eti, akıtılmıs kan, bir pislik olan domuz eti veya bir gunah olarak Allah'tan baskası adına kesilen hayvanlar dısında haram kılınan baska bir sey bulamıyorum.” Kim zaruret halinde, bunları arzulamadan ve zaruret miktarını asmadan bunlardan yerse; suphesiz Rabbin, cokca bagıslayandır, cokca merhamet edendir

[146] Yahudilere de butun tırnaklı hayvanları haram kıldık. Sırtlarında veya bagırsaklarında bulunan ya da kemige karısanlar dısında sıgır ve koyunun ic yaglarını da onlara haram kıldık. Boylece, azgınlıkları sebebiyle onları cezalandırdık. Suphe yok ki biz dogru soyleyenleriz

[147] Seni yalanlayacak olurlarsa, de ki: “Rabbiniz genis bir rahmet sahibidir. O’nun azabı gunahkarlar toplulugundan geri cevirilemez.”

[148] Musrikler: "Allah dileseydi ne biz, ne de babalarımız sirk kosardık ve hicbir seyi de haram kılmazdık" diyecekler. Bizim elem verici azabımızı tadana kadar onlardan oncekiler de yalanlamıslardı. De ki: “Bize gosterebileceginiz bir deliliniz var mı? Siz, sadece zanna uyuyor ve sadece uyduruyorsunuz

[149] De ki: "En kesin delil Allah’ındır. O, dileseydi elbette hepinize hidayet ederdi

[150] De ki: “Haydi, Allah'ın bunları haram kıldıgına dair sahitlik edecek sahitlerinizi getirin.” Sahitlik ederlerse sakın onlarla beraber sahitlik etme. Ayetlerimizi yalanlayıp, ahirete iman etmeyen ve baskalarını Rablerine denk tutanların heveslerine sakın uyma

[151] De ki: “Gelin de Rabbinizin size neyi haram kıldıgını okuyayım. O’na hicbir seyi ortak kosmayın. Anne-babaya iyilik edin. Yoksulluk endisesiyle cocuklarınızı oldurmeyin. Sizin de, onların da rızıklarını biz veririz! Fuhsiyatın acıgına da gizlisine de yaklasmayın. Allah’ın haram kıldıgı cana haksız yere kıymayın. Umulur da akıl edersiniz diye size iste bunları emrediyor.”

[152] Bir de yetimin malına, rustune erinceye kadar en guzel olandan baska bir sekilde yaklasmayın. Olcuyu ve tartıyı dosdogru yapın. Biz hic kimseye gucunun uzerinde sorumluluk yuklemeyiz. Akraba bile olsa konustugunuz zaman adaletli olun ve Allah’a verdiginiz sozunuzu yerine getirin! Umulur ki, dusunup ogut alırsınız diye size, iste bunları emrediyor

[153] Iste bu, benim dosdogru yolumdur, buna uyun! Sizi, Onun yolundan saptırıp, ayıracak baska yollara uymayın! Umulur da takvalı olursunuz diye iste size bunu emrediyor

[154] Sonra iyilik yapanlara nimeti tamamlamak, her seyi acıklamak, hidayet ve rahmete erdirmek icin Musa’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik ki, Rablerinin huzuruna varacaklarına iman etsinler

[155] Bu, mubarek olarak indirdigimiz bir kitaptır. O’na tabi olun ve takvalı olun ki size merhamet edilsin

[156] “Bizden once kitap yalnız iki topluluga (yahudi ve hristiyanlara) indirildi ve biz onların okuduklarından habersiz kimseler idik” demeyesiniz diye (size Kur’an’ı indirdik)

[157] Yahut da; "Kitap bize indirilmis olsaydı, onlardan daha fazla hidayet uzere olurduk.” demeyesiniz diye; size, Rabbinizden acık bir belge, hidayet ve rahmet gelmistir. Allah’ın ayetlerini yalanlayanlardan ve onlardan yuz cevirenden daha zalim kim olabilir? Ayetlerimizden yuz cevirenleri, yuz cevirmelerinden oturu cok kotu bir azapla cezalandıracagız

[158] Onlar kendilerine meleklerin gelmesinden yahut Rabbinin gelmesinden yahut Rabbinin ayetlerinden birisinin gelmesinden baskasını mı bekliyorlar? Rabbinin ayetlerinin geldigi gun, daha onceden iman etmemis ya da imanıyla bir iyilik kazanmamıs kimseye artık imanı bir fayda saglamayacaktır. De ki: "Bekleyin bakalım, biz de bekliyoruz

[159] Dinlerini parca parca edip fırka fırka ayrılanlar var ya; senin onlarla hicbir iliskin yoktur. Onların isi ancak Allah’a aittir. Sonra O, yaptıklarını kendilerine haber verecektir

[160] Kim bir iyilikle gelirse, ona on katı (mukafat) verilecektir. Kim de bir kotulukle gelirse, yalnızca onun karsılıgı ile cezalandırılacaktır ve onlara zulmedilmez

[161] De ki: “Hic suphesiz Rabbim, beni dosdogru bir yola, dimdik ayakta duran bir dine, hanif olan Ibrahim’in dinine iletti. O, musriklerden olmadı.”

[162] De ki: “Benim namazım, kurbanım, hayatım ve olumum alemlerin Rabbi olan Allah icindir.”

[163] “O’nun hicbir ortagı yoktur. Iste ben bununla emrolundum ve ben Muslumanların ilkiyim.”

[164] De ki: “O, her seyin Rabbi iken, ben O’ndan baska bir rab mi arayacagım? Herkesin kazandıgı gunah yalnızca kendisi aleyhinedir. Gunahkar hicbir nefis baskasının gunahını yuklenmez. Sonunda donusunuz yalnızca Rabbinize olacak ve hakkında ayrılıga dustugunuz seyleri O, size haber verecektir.”

[165] Sizi yeryuzunun halifeleri kılan ve size verdikleriyle sizi sınamak icin kiminizi kiminizden derecelerle ustun kılan O’dur. Suphesiz Rabbin, cezası cabuk olandır. Cok bagıslayan ve merhamet edendir

A'râf

Surah 7

[1] Elif, Lam, Mim, Sad

[2] Bu sana indirilen bir kitaptır. Oyleyse Mu'minleri bununla uyarman ve ogut vermen icin kalbinde hicbir sıkıntı olmasın

[3] Rabbinizden size indirilmis olana uyun, Onun dısında dost edindiklerinize uymayın. Ne kadar az ogut alıyorsunuz

[4] Nice yurtları helak ettik. Onlara azabımız gece uykusuna dalmısken yahut gunduz istirahat halinde iken gelmisti

[5] Azabımız onlara geldigi vakit; “Biz, gercekten zalim kimselerdik!” demekten baska soyleyecek sozleri olmadı

[6] Andolsun ki, kendilerine peygamber gonderilenleri de, peygamberleri de elbette sorgulayacagız

[7] Andolsun, onlara (yaptıklarını) tam bir bilgi ile anlatacagız. Biz onlardan gaib/uzak degildik

[8] Iste o gun amellerin tartılması bir hakikattir. Tartıları agır gelenler, iste onlar kurtulusa erenlerdir

[9] Tartıları hafif gelenler, ayetlerimize yaptıkları zulumlerden oturu kendilerini husrana sokanlardır

[10] Andolsun sizi yeryuzune yerlestirip orada sizin icin gecimlikler sagladık. Buna ragmen ne kadar da az sukrediyorsunuz

[11] Andolsun sizi yarattık, ardından da sekil verdik. Sonra meleklere: “Adem’e secde edin.” dedik. Iblis dısında hepsi secde ettiler. O ise, secde edenlerden olmadı

[12] Allah: “Sana emrettigim zaman, secde etmene ne engel oldu?” dedi. Iblis: “Ben, ondan daha hayırlıyım. Beni atesten, onu ise camurdan yarattın.” dedi

[13] Allah ona dedi ki: "Hemen in oradan. Artık orada buyukluk taslamak senin haddin degildir. Hemen cık git. Zira sen, asagılık kimselerdensin

[14] Iblis: “Oyleyse bana, onların tekrar diriltilecekleri gune kadar muhlet ver!” dedi

[15] Allah dedi ki: “O halde sen, kendisine muhlet verilenlerdensin

[16] (Iblis) “ Oyleyse beni azdırmana karsılık, ben de onlar icin senin dosdogru yolunun uzerinde oturacagım.” dedi

[17] Ardından onlara, onlerinden, arkalarından, saglarından ve sollarından sokulacagım. Boylece sen onların cogunu sukredenlerden bulmayacaksın

[18] (Allah da ona) “Yerilmis, kınanmıs ve kovulmus olarak cık oradan! Onlardan sana tabi olanlarla beraber hepinizi Cehennem'e dolduracagım” dedi

[19] Ve: "Ey Adem! Sen ve esin Cennet'e yerlesin, dilediginiz yerden bol bol yiyin. Yalnız su agaca yaklasmayın, yoksa zalimlerden olursunuz

[20] Seytan, ortulu olan avret yerlerini onlara gostermek icin ikisine de vesvese vererek “Rabbiniz size bu agacı sırf melek olursunuz veya ebedi kalanlardan olursunuz diye yasakladı.” dedi

[21] Ve: “Suphesiz ben size ogut verenlerdenim.” diye de onlara yemin etti

[22] Bu suretle onları kandırarak asagıya dusurdu. Agacın meyvesinden tattıklarında, mahrem yerleri birbirine gorunuverdi ve oraları Cennet yapraklarıyla ortmeye basladılar. Rableri, o ikisine: “Ikinize, bu agacı yasaklamadım mı? Seytan ikinizin apacık dusmanıdır demedim mi?” diye seslendi

[23] O ikisi: "Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik. Eger bizi bagıslamaz ve bize merhamet etmezsen elbette husrana ugrayanlardan oluruz.” dediler

[24] (Yuce Allah) buyurdu ki: “Birbirinize dusman olarak oradan inin! Siz yeryuzunde bir sureye kadar yerlesip kalacak ve orada gecineceksiniz.”

[25] Dedi ki: "Orada yasayacak, orada olecek ve tekrar oradan diriltilip cıkarılacaksınız

[26] Ey Ademoglu! Size mahrem yerlerinizi orteceginiz ve bir de suslenip guzelleseceginiz elbiseler indirdik. Takva elbisesi ise, bunlardan daha da hayırlıdır. Iste bunlar, umulur da ogut alırlar diye indirilen Allah ayetlerindendir

[27] Ey Ademoglu! Seytan; ana ve babanızı, mahrem yerlerini birbirine gostermek icin elbiselerini sıyırarak Cennet'ten cıkardıgı gibi, sakın sizi de fitneye dusurmesin. O ve ordusu, sizin onları goremediginiz yerden sizi gorurler. Dogrusu biz seytanları, iman etmeyenlerin dostları kıldık

[28] Onlar, cirkin bir is yaptıkları zaman: “Biz, atalarımızı boyle yaparken bulduk. Allah da bunu bize emretti.” derler. Onlara de ki: “Allah, asla kotulugu emretmez. Allah’a karsı bilmediginiz seyleri mi soyluyorsunuz?”

[29] De ki: "Rabbim adaleti emretti; her secde yerinde yuzunuzu O'na dogrultun; dinde samimi olarak O'na yalvarın. Sizi yarattıgı gibi yine O'na doneceksiniz

[30] O, kimine hidayet verdi, kimine de sapıklık hak oldu. Cunku bunlar Allah'ı bırakıp seytanları dost edinmis ve kendilerini dogru yolda sanmıslardı

[31] Ey Ademoglu! Her mescidde ziynetlerinizi takının. Yiyin, icin; fakat israf etmeyin. Cunku Allah, israf edenleri sevmez

[32] De ki: “Allah’ın kulları icin cıkardıgı zineti, temiz ve hos rızıkları kim haram kılmıstır?” De ki: “Onlar, dunya hayatında iman edenler icindir. Kıyamet gununde de yalnız onlara mahsustur.” Bilen bir toplum icin ayetleri iste boyle acıklıyoruz

[33] De ki: “Rabbim ancak hayasızlıkları, onların acık olanını, gizli olanını; gunahı, haksızca yapılan taskınlıkları, hakkında hicbir delil indirmemis oldugu halde Allah’a sirk kosmanızı ve Allah hakkında bilmediginiz seyleri soylemenizi haram kılmıstır.”

[34] Her ummetin bir eceli vardır. Ecelleri geldigi vakit onu ne bir an erteleyebilirler, ne de one alabilirler

[35] Ey Ademoglu! Size, icinizden ayetlerimi okuyan peygamberler geldiginde, kim sakınıp takvalı olur ve kendini duzeltirse; artık onlar icin bir korku yoktur. Onlar uzulecek de degillerdir

[36] Ayetlerimizi yalanlayanlar ve onlara karsı buyukluk taslayanlar, iste onlar cehennemliklerdir. Onlar orada ebedi kalacaklardır

[37] Allah’a karsı yalan uydurarak iftira edenden yahut O’nun ayetlerini yalanlayandan daha zalim kim olabilir? Kitapta yazılı olan nasipleri elbette onlara ulasacaktır. Nihayet elcilerimiz onların canlarını almaya gelince: “Allah’ın dısında dua ettikleriniz hani nerede?” diyecekler. Onlar da: “Bizden uzaklasıp gittiler.” diyerek kafir olduklarına dair kendi aleyhlerine sahitlik edeceklerdir

[38] Diyecek ki: “Cinlerden ve insanlardan, sizden once gelip gecen ummetlerle birlikte siz de girin atese.” Her bir ummet, atese girdikce kendi kardesine (dindasına) lanet edecek. Sonunda hepsi orada bir araya toplanınca, sonra gelenler oncekiler icin: “Rabbimiz! Iste bizi bunlar saptırdılar. Onlara atesten kat kat azap ver!” derler. Allah da: “Herkese kat kat azap vardır, fakat siz bilmiyorsunuz” der

[39] Oncekiler de, kendilerinden sonra gelenlere: “Sizin, bizden herhangi bir ustunlugunuz yoktur. Siz de kazanmıs olduklarınıza karsılık azabı tadın!” derler

[40] Ayetlerimizi yalanlayıp onlara karsı buyukluk taslayanlara gokyuzunun kapıları acılmayacak, deve igne deliginden gecmedikce, onlar da Cennet'e giremeyeceklerdir. Iste biz, sucluları boyle cezalandırırız

[41] Onlara, Cehennem'de atesten dosekler ve ustlerine de atesten ortuler vardır. Iste biz, zalimleri boyle cezalandırırız

[42] Iman ederek salih amel isleyenlere gelince -ki biz kimseye gucunun ustunde bir yuk yuklemeyiz- onlar cennetliklerdir. Orada ebedi kalacaklardır

[43] Kalplerinde kin adına ne varsa sokup atarız. Altlarından ırmaklar akarken onlar soyle derler: "Bize bunu hidayet eden Allah’a hamdolsun. Allah bize hidayet etmeseydi; suphesiz biz dogru yolu bulamazdık. Rabbimizin elcileri hakkı getirmislerdir.” “Iste siz, yaptıklarınızın karsılıgı olarak su Cennet'e varis kılındınız!” diye onlara seslenilir

[44] Cennet ehli, Cehennem ehline soyle seslenir: “Biz, Rabbimizin bize vadettigini hakikaten bulduk. Siz de Rabbinizin vaadini gercekten buldunuz mu?” Onlar da: “Evet!” derler. Aralarında bir munadi: “Allah’ın laneti zalimlerin uzerine olsun!” diye seslenir

[45] Onlar, Allah yolundan alıkoyan ve yolu egriltmek isteyen kimselerdir. Aynı zamanda ahireti de inkar ederler

[46] Iki taraf arasında bir perde (engel) vardır. A'raf'ta da herkesi simalarından tanıyan birtakım adamlar vardır. Cennetliklere “Selam size” diye seslenirler. Onlar, cok arzuladıkları halde henuz oraya girmemislerdir

[47] Gozleri cehennemlikler tarafına cevrilince; “Rabbimiz, bizi zalimler topluluguyla beraber kılma!” derler

[48] Araf'ta bulunanlar, simalarından tanıdıkları kimselere seslenerek, “Coklugunuz ve buyukluk taslıyor olmanız size hicbir fayda vermedi.” derler

[49] “Sizin, ‘Allah bunları rahmete erdirmez’ diye yemin ettikleriniz sunlar mı?” (Sonra cennetliklere donerek) “Haydi, girin Cennet'e. Size korku yok. Siz uzulecek de degilsiniz.” derler

[50] Cehennem halkı, Cennet halkına: “Bize de biraz su ya da Allah’ın size verdigi rızıklardan gonderin” diye seslenirler. Cennet halkı da onlara “Suphesiz Allah, bunları kafirlere haram kılmıstır!” derler

[51] Onlar dinlerini oyun ve eglence edinmisler ve dunya hayatı da kendilerini aldatmıstı. Iste onlar bu gunlerine kavusacaklarını nasıl unuttular ve ayetlerimizi nasıl inkar edip durdularsa, biz de onları bugun oyle unuturuz

[52] Gercekten onlara, inanan bir toplum icin yol gosterici ve rahmet olarak, ilim uzere acıkladıgımız bir kitap getirdik

[53] Onlar zamanı gelince bildirdiklerinin gerceklesmesinden baskasını mı bekliyorlar? Ortaya cıktıgı gun, onceleri onu unutmus olanlar; “Kuskusuz Rabbimizin elcileri gercegi getirmislerdi. Simdi bize sefaat edecek bir sefaatci var mıdır? Veyahut yaptıklarımızdan daha baska seyler yapmamız icin bir geri donus hakkımız var mıdır?” derler. Onlar, kendilerini husrana ugratmıs ve uydurdukları seyler de kaybolup onlardan ayrılmıstır

[54] Suphesiz gokleri ve yeri altı gunde yaratmıs olan Rabbiniz Allah, sonrasında arsın ustune yukselmistir. Birbirlerini durmadan takip eden geceyi gunduze buruyup orter. Gunes, Ay ve yıldızlar da O'nun emrine boyun egmistir. Dikkat edin! Yaratma da, emir de yalnızca O'na aittir. Alemlerin Rabbi olan Allah ne yucedir

[55] Rabbinize yalvara yakara, gizlice dua edin. Suphesiz O, haddi asanları sevmez

[56] Yeryuzunun ıslah edilmesinden sonra orada bozgunculuk yapmayın. Allah’a korku ve umitle dua edin. Suphesiz Allah’ın rahmeti hayırseverlere pek yakındır

[57] Rahmetinin onunden ruzgarları mujde olmak uzere gonderen O’dur. Ruzgarlar, agır yagmur yuklu bulutları yuklendigi zaman biz, onu olu bir bolgeye surer ve oraya su indiririz. Boylelikle onunla butun urunlerden cıkarırız. Iste biz oluleri de boyle cıkaracagız. Belki dusunup ibret alırsınız

[58] (Topragı) iyi ve elverisli beldenin bitkisi, Rabbinin izniyle bol ve bereketli cıkar. (Topragı) kotu ve elverissiz olandan ise, faydasız bitkiden baskası cıkmaz. Sukreden bir toplum icin ayetleri iste boyle acıklarız

[59] Suphesiz biz Nuh’u kavmine peygamber olarak gonderdik. Kavmine dedi ki: “Ey kavmim! Allah’a ibadet edin. Sizin O'ndan baska bir ilahınız yoktur. Dogrusu ben, sizin icin buyuk gunun azabından korkuyorum

[60] Kavminin ileri gelenleri: “Biz, seni acıkca bir dalalet icinde goruyoruz.” dediler

[61] O da dedi ki: “Ey kavmim! Bende hicbir sapıklık yoktur. Ben, ancak alemlerin Rabbi tarafından gonderilen bir peygamberim.”

[62] “Size, Rabbimin vahyettiklerini bildiriyor ve nasihat ediyorum. Ben, Allah'ın katından sizin bilmediginiz seyleri biliyorum.”

[63] Sizi uyarması ve sizin de Allah’a karsı gelmekten sakınıp rahmete ulasmanız icin, icinizden bir adam aracılıgı ile Rabbinizden size bir zikir (vahiy ve ogut) gelmesine sastınız mı

[64] Fakat onu yalanladılar. Biz de onu ve gemide onunla beraber olanları kurtardık. Ayetlerimizi yalanlayanları da suda bogduk. Suphesiz onlar, kor bir milletti

[65] Ad kavmine de kardesleri Hud’u gonderdik: "Ey halkım! Allah’a ibadet edin. Sizin O’ndan baska ilahınız yoktur. Hala sakınmayacak mısınız." dedi

[66] Kavminin ileri gelenlerinden kafir olanlar da: “Biz senin aklında bir hafiflik goruyoruz ve gercekten biz seni yalancılardan sanıyoruz” dediler

[67] Ey kavmim! Ben sefih degilim. Fakat ben (size) alemlerin Rabbi tarafından (gonderilmis) bir peygamberim.” dedi

[68] “Rabbimin vahyettiklerini size teblig ediyorum. Ben sizin icin guvenilir bir nasihatcıyım.”

[69] Sizi uyarması icin aranızdan bir adamla size Rabbinizden vahiy gelmesine sasırdınız mı? Sizi, Nuh'un kavminden sonra yeryuzunun halifeleri kıldıgını ve yaratılıs yonuyle gucunuzu arttırdıgını hatırlayın. Allah'ın nimetlerini anın ki, kurtulusa erebilesiniz

[70] Bize, bir tek ilaha ibadet etmemiz ve atalarımızın ibadet ettiklerini bırakmamız icin mi geldin? Eger dogru soyluyorsan, bizi tehdit ettigin azabı getir bakalım!" dediler

[71] Dedi ki: “Gercekten Rabbinizden size bir azap ve gazap gelecektir. Yuce Allah’ın haklarında hicbir delil indirmedigi, kendinizin ve atalarınızın taktıgı (ilah diye adlandırdıgınız) bir takım adlar hakkında mı benimle tartısıyorsunuz? Artık (azabı) bekleyin. Suphesiz ben de sizinle birlikte (onu) bekleyenlerdenim.”

[72] Onu ve beraberindekileri katımızdan bir rahmetle kurtardık. Ayetlerimizi yalanlayarak iman etmeyenlerin de kokunu kuruttuk

[73] Semud kavmine de kardesleri Salih'i gonderdik. Onlara dedi ki: “Ey kavmim! Allah’a ibadet edin. Sizin O'ndan baska bir ilahınız yoktur. Rabbinizden size apacık bir delil geldi. Allah’ın bu disi devesi, sizin icin bir mucizedir. Onu bırakın, Allah’ın topragında otlasın, ona bir kotuluk etmeyin. Yoksa sizi acı bir azap yakalar.”

[74] Ad kavminin ardından sizi halifeler yaptıgını, ovalarında koskler kurup daglarında evler insa ettiginiz bu topraklara yerlestirdigini hatırlayın. Allah’ın nimetlerini dusunun de, yeryuzunde bozgunculuk yaparak taskınlık etmeyin

[75] O’nun kavminden buyukluk taslayanların ileri gelenleri, iclerinden zayıf gordukleri iman edenlere soyle dediler: "Salih’in gercekten Rabbi tarafından gonderilmis bir peygamber oldugunu biliyor musunuz?" Onlar da dediler ki: "Biz, suphesiz onunla gonderilene iman ediyoruz

[76] Buyukluk taslayanlar ise; "Biz sizin iman ettiginize karsı kafiriz." dediler

[77] Boylece o disi deveyi bogazlayarak Rablerinin emrine baskaldırdılar ve soyle dediler: “Ey Salih, eger sen gonderilmis peygamberlerden isen bizi tehdit edip durdugunu getir!” dediler

[78] Onları dehsetli bir sarsıntı tuttu ve oldukları yerde diz ustu cokup kaldılar

[79] Artık, Salih onlardan yuz cevirdi ve; “Andolsun, ben size Rabbimin vahyettiklerini teblig ettim ve size nasihatta bulundum. Fakat siz nasihat edenleri sevmiyorsunuz.” dedi

[80] Hani Lut da kavmine soyle demisti: "Sizden evvel alemlerden hic kimsenin yapmadıgı hayasızlıgı mı yapıyorsunuz?”

[81] “Siz, kadınları bırakıp da erkeklere sehvetle yanasıyorsunuz. Dogrusu siz olcuyu asmıs bir toplumsunuz.”

[82] Kavminin cevabı yalnızca: “Cıkarın onları (Lut’u ve ona uyanları) ulkenizden. Cunku onlar fazla temiz kalmak isteyen insanlarmıs” demek oldu

[83] Bunun uzerine Biz de hem onu hem de ehlini kurtardık. Ancak karısı geride kalıp helak edilenlerden oldu

[84] Geriye kalanların uzerine oyle bir yagmur yagdırdık ki! Sucluların sonunun nasıl olduguna bir bak

[85] Medyen halkına da kardesleri Suayb’ı gonderdik. Onlara soyle dedi: "Ey kavmim! Allah’a ibadet edin. Sizin O'ndan baska bir ilahınız yoktur. Rabbinizden size apacık bir delil geldi. Olcu ve tartıyı tam yapın, insanların esyalarını eksik vermeyin. Islah edildikten sonra yeryuzunde bozgunculuk etmeyin. Eger iman ediyorsanız, bu sizin icin en hayırlı olandır

[86] Ve siz oyle her yolun basında oturarak Allah’a iman edenleri tehdit edip ve egriligini arayarak Allah’ın yolundan alıkoymayın. Dusunun ki siz vaktiyle cok az idiniz de sizi cogalttı. Bozguncuların sonunun nasıl olduguna da bir bakın

[87] Eger benimle gonderilene icinizden bir grup iman edip, bir grup da iman etmemisse, hukum verenlerin en hayırlısı olan Allah, aramızda hukum verinceye kadar sabredin

[88] Suayb’ın kavminden buyukluk taslayan ileri gelenler dediler ki: "Ey Suayb! Elbette seni ve seninle birlikte iman edenleri memleketimizden cıkaracagız yahut mutlaka bizim dinimize doneceksiniz." dediler. Su’ayb: “Istemesek de mi?” dedi

[89] “Allah, bizi sizin dininizden kurtardıktan sonra eger ona donersek mutlaka Allah’a karsı yalan uydurmus oluruz. Rabbimiz Allah’ın dilemesi olmadıkca, sizin dininize donmemiz bizim icin olacak sey degildir. Rabbimiz her seyi ilmiyle kusatmıstır. Biz yalnız Allah’a tevekkul ettik. Ey Rabbimiz! Bizimle kavmimiz arasında gercekle hukmet. Cunku sen hukmedenlerin en hayırlısısın.”

[90] (Su’ayb’ın) kavminden kafir olan ileri gelenler dediler ki: “(Ey ahali!) Andolsun ki eger Su’ayb’a uyarsanız, o takdirde mutlaka siz zarar edenler olursunuz.”

[91] Derken, onları o korkunc sarsıntı yakaladı da yurtlarında yuzustu hareketsiz coke kaldılar

[92] Su’ayb’ı yalanlayanlar sanki orada hic yasamamıslardı. Suayb’ı yalanlayanlar var ya, asıl ziyana ugrayanlar onlar oldu

[93] (Su’ayb) onlardan yuz cevirdi ve dedi ki: "Ey kavmim! Size Rabbimin gonderdiklerini acıklamıs ve size nasihat etmistim. Simdi kafir bir kavme karsı nasıl uzulebilirim

[94] Biz, hangi memlekete bir peygamber gonderdiysek, yalvarıp yakarsınlar diye mutlaka oranın halkını yoksulluk ve darlıga ugratmısızdır

[95] Sonra kotulugun (sıkıntı ve darlıgın) yerine iyiligi (bolluk ve genisligi) getirdik. Nihayet cogaldılar ve (nankorluk edip): “Atalarımız da darlıga ugramıs ve bolluga kavusmuslardı.” dediler. Biz de farkında degillerken onları ansızın yakaladık

[96] Eger (yalanlayan) memleketlerin halkı iman edip, takvalı olsalardı; biz de onlara gokten ve yerden bereketler acardık. Fakat yalanladılar. Bu sebeple onları yapmakta olduklarıyla yakaladık

[97] Acaba o ulkelerin halkı, geceleyin uyurlarken azabımızın kendilerine geleceginden guvende mi oldular

[98] Ya da ulkelerin halkı azabımızın gupegunduz onlar eglencede iken baslarına gelivermesinden guvende mi oldular

[99] Allah’ın tuzagından emin mi oldular? Allah’ın tuzagından husrana ugramıs toplumdan baskası asla emin olmaz

[100] Onceki sahiplerinden sonra yeryuzune varis olanlara, hala (su gercek) belli olmadı mı? Dilemis olsaydık onları da, gunahları yuzunden felakete ugratır ve kalpleri uzerine muhur basardık; boylece isitmez ve anlamaz duruma gelirlerdi

[101] Iste bu sana haberlerini anlattıgımız ulkelerdir. Onlara elcilerimiz apacık delillerle gelmislerdi de daha once yalanladıklarına iman etmeye yanasmadılar. Iste Allah, kafirlerin kalplerini boyle muhurler

[102] Onların cogunda ahde vefa bulamadık. Aksine onların cogunu hak yoldan cıkmıs fasıklar olarak bulduk

[103] Sonra onların ardından Musa’yı, apacık mucizelerimizle Firavun’a ve onun ileri gelen adamlarına peygamber olarak gonderdik de onlara (mucizelere karsı) zalimlik ettiler. Bak, bozguncuların sonu nasıl oldu

[104] Musa dedi ki: “Ey Firavun! Suphesiz ki ben alemlerin Rabbi tarafından gonderilmis bir peygamberim.”

[105] Bana yarasan, Allah hakkında gercek olandan baskasını soylememektir. Size Rabbinizden apacık delillerle geldim. Artık Israilogulları'nı benimle beraber gonder

[106] “Eger sen bir ayet ile gelmissen ve eger dogru soyleyenlerden isen haydi onu goster!” dedi

[107] Bunun uzerine asasını (yere) bıraktı. (Asa) hemen apacık bir ejderha oluverdi

[108] Elini cıkardı. Ne gorsunler! O bakanlara bembeyaz parlıyordu

[109] Firavun’un kavminden ileri gelenler, dediler ki: “Suphesiz bu adam gayet bilgin bir sihirbazdır.”

[110] “Sizi yurdunuzdan cıkarmak istiyor.” (Firavun sordu): “O halde ne buyurursunuz?”

[111] Onu ve kardesini simdilik beklet ve sehirlere (gorevli) toplayıcılar gonder

[112] “Sana ne kadar bilgin sihirbaz varsa hepsini getirsinler.”

[113] Sihirbazlar Firavun’a gelerek dediler ki: "Eger biz galip gelirsek bir mukafat var, degil mi

[114] Evet! Elbette siz bana yakın kimselerden olacaksınız." dedi

[115] Sihirbazlar: "Ey Musa! (Asanı) once ya sen at ya da once atanlar biz olalım." dediler

[116] O da: "Siz atın!" dedi. Onlar atınca, insanların gozlerini buyulediler, onları korkuttular ve buyuk bir sihir gosterdiler

[117] Biz de Musa’ya asanı at diye vahyettik. Birdenbire asa onların uydurduklarını yuttu

[118] Boylece hak yerini buldu ve onların yapmıs oldukları seylerin hepsi bosa cıktı

[119] Orada maglup oldular ve kucuk dustuler

[120] Sihirbazlar hep birden secdeye kapandılar

[121] Alemlerin Rabbine iman ettik." dediler

[122] Musa’nın ve Harun’un Rabbine

[123] Firavun, onlara soyle dedi: "Ben size izin vermeden once, ona iman mı ettiniz? Bu kesin bir tuzaktır. Halkı sehirden cıkarmak icin, bu tuzagı kurdunuz. Artık yakında bileceksiniz

[124] “Hic suphesiz ellerinizi ayaklarınızı caprazlama kesecegim ve sonra da hepinizi asacagım.”

[125] Suphesiz biz, Rabbimize donecegiz." dediler

[126] Sen, Rabbimizin ayetleri bize geldiginde ona iman ettigimiz icin bizden intikam alıyorsun. Rabbimiz! Uzerimize sabır yagdır ve Musluman olarak canımızı al!" dediler

[127] Firavun kavminden ileri gelen kesim: "Musa’yı ve kavmini yeryuzunde bozgunculuk etsinler, seni ve senin ilahlarını terk etsinler diye mi bırakacaksın?" dediler. Firavun: "Onların erkek cocuklarını oldururuz. Kadınlarını da sag bırakırız. Biz, onlar uzerinde tam bir hakimiyet sahibiyiz." dedi

[128] Musa kavmine: “Allah’tan yardım dileyin ve sabredin. Suphesiz ki yeryuzu Allah’ındır, kullarından diledigine onu miras verir. Iyi akıbet ise, takva sahiplerinin olacaktır.” dedi

[129] Onlar: “Sen bize gelmezden evvel de geldikten sonra da iskenceye ugratıldık.” dediler. Dedi ki: “Rabbinizin dusmanlarınızı yok etmesi, yeryuzunde sizi onların yerine gecirmesi ve boylece nasıl amel edeceginize bakması umulur” dedi

[130] Firavun hanedanını belki dusunup, ogut alırlar diye kuraklık ve yıllarca urunlerini eksiltmekle cezalandırdık

[131] Onlara bir iyilik geldigi zaman; “Bu bizim hakkımızdır” derler. Onlara bir kotuluk dokundugu zaman onu Musa ve onun yanındakilerin ugursuzluguna verirlerdi. Dikkat edin! Onların basına gelen ugursuzlukları sadece Allah katındandır. Fakat onların cogu bilmiyorlar

[132] Ve dediler ki: “Bizi buyulemek icin her ne mucize getirirsen sana asla iman edecek degiliz.”

[133] Biz de onlara ayrı ayrı ayetler (mucizeler) olmak uzere baslarına tufan, cekirge, hasarat/urun guvesi, kurbagalar ve kan gonderdik. Fakat yine buyukluk tasladılar. Onlar gunahkar bir topluluk idiler

[134] Uzerlerine azap cokunce: “Ey Musa! Sana olan ahdi adına bizim icin Rabbine dua et. Sayet bu azabı bizden kaldırırsan, andolsun sana iman edecegiz ve Israilogullarını da mutlaka seninle birlikte gonderecegiz” dediler

[135] Biz kendisine erisecekleri bir sureye kadar uzerlerinden azabı giderince, bir de bakarsın ki onlar ahitlerini bozmuslar bile

[136] Bu yuzden onlardan intikam aldık. Ayetlerimizi yalanlamaları ve onları umursamamaları sebebiyle kendilerini denizde bogduk

[137] Hor gorulup ezilmekte olan kavmi (Israilogulları'nı), topragına bolluk ve bereket verdigimiz yerin (Sam bolgesinin) dogu ve batı taraflarına mirascı kıldık. Israilogulları’nın sabretmelerine karsılık olarak Rabbinin guzel sozu/vaadi gerceklesti. Firavun ve kavminin yaptıklarını ve kurup yukselttikleri seyleri yerle bir ettik

[138] Israilogulları'nı denizden gecirmistik. Kendilerine ait bir takım putlarına ibadet edip, duran bir topluluga rastgeldiler. "Ey Musa! Bunların ilahları gibi bize de bir ilah yapsana!" dediler. Musa da onlara: "Suphesiz, cahillik eden bir toplumsunuz!" dedi

[139] Suphesiz bunların icinde bulundukları (sirk) helake mahkumdur ve yapmakta oldukları batıldır

[140] O, sizi alemlere ustun kılmıs iken size Allah’tan baska bir ilah mı arayayım?" dedi

[141] Hani size azabın en kotusunu tattıran, yeni dogan ogullarınızı olduren ve kızlarınızı hayatta sag bırakan Firavun ailesinden sizi kurtarmıstık ve bunda sizin icin Rabbiniz tarafından buyuk bir imtihan vardı

[142] Musa’ya otuz gece sozlestik, buna on (gece) daha kattık. Boylece Rabbinin belirledigi vakit kırk geceye tamamlandı. Musa, kardesi Harun’a: “Kavmim arasında benim yerime gec ve ıslah et. Sakın bozguncuların yoluna uyma!” dedi

[143] Musa, belirledigimiz vakitte gelince Rabbi onunla konustu. Musa dedi ki: "Rabbim! Bana (kendini) goster de sana bakayım!" Rabbi: "Beni goremeyeceksin, fakat daga bak; dag yerinde durursa sen de beni goreceksin." dedi. Rabbi daga tecelli edince onu yerle bir etti. Musa bayılarak yere kapandı. Ayıldıgında: "Sen tum noksanlıklardan munezzehsin, sana tevbe ettim. (Kavmim icinde) Sana iman edenlerin ilkiyim." dedi

[144] (Allah): “Ey Musa! Risaletlerimle ve kelamımla seni insanlar uzerine seckin kıldım. Oyleyse sana verdigimi al ve sukredenlerden ol” dedi

[145] Bir de ona Levhalar’da her seye ait bir ogut ve herseye dair acıklamayı yazdık: "Haydi bunları kuvvetle al. Kavmine de bunları en guzel sekilde tutmalarını emret. Yakında size fasıkların yurdunu gosterecegim

[146] Haksız yere yeryuzunde buyuklenen kimseleri ayetlerimizi (anlayıp, ibret almaktan) uzak tutacagım. Onlar butun ayetleri gorseler de iman etmezler. Dogru yolu gorseler onu yol edinmezler. Sapıklık yolunu gorduklerinde onu yol edinirler. Iste bu, onların ayetlerimizi yalanlamaları ve onlardan gafil olmalarından dolayıdır

[147] Ayetlerimizi ve ahiret bulusmasını yalanlayanların amelleri bosa gitmistir. Onlar (dunyada) yaptıklarından baskasıyla mı cezalandırılacaklardı

[148] Musa’nın kavmi, onun ardından sus esyalarından (yapılmıs) boguren bir buzagı heykelini ilah edindiler. Onun kendileriyle konusmadıgını ve onlara bir yol gostermedigini gormuyorlar mı? Onu (ilah) edindiler ve boylece zalimlerden oldular

[149] Pisman olup da kendilerinin gercekten sapmıs olduklarını gorunce: "Eger Rabbimiz, bize merhamet etmez ise ve bizi bagıslamazsa husrana ugrayanlardan oluruz." dediler

[150] Musa kavmine kızgın ve uzgun olarak donunce: "Benim ardımdan ne kotu isler yaptınız. Rabbinizin emrini beklemeyip acele mi ettiniz?" dedi. Levhaları (ofkesinden) attı ve kardesinin basını tutarak kendisine cekti. (Kardesi): "Ey anamın oglu! Toplum beni gucsuz gordu/kucumsedi, neredeyse beni olduruyorlardı. Bana dusmanları sevindirecek sekilde davranma, zalim toplumla bir tutma!" dedi

[151] “Rabbim! Beni de kardesimi de bagısla! Bizi rahmetine al. Sen rahmet edenlerin en merhametlisisin!” dedi

[152] Suphesiz buzagıyı (ilah) edinenlere Rabblerinden bir gazab, dunya hayatında da bir asagılanma erisecektir. Biz iftira edenleri iste boyle cezalandırırız

[153] O kotu amelleri isleyip de ardından tevbekar olarak iman edenlere gelince suphe yok ki, Rabbin ondan (tovbeden) sonra elbette cok bagıslayandır, cok merhamet edendir

[154] Musa’nın ofkesi yatısınca levhaları aldı. Onlardaki yazıda Rabblerinden korkanlara hidayet ve rahmet vardı

[155] Musa belirledigimiz vakit icin kavminden yetmis adam secti. Onları kuvvetli bir sarsıntı alınca, Musa: "Rabbim! Eger dileseydin onları ve beni daha once helak ederdin. Icimizdeki sefih/akılsızların yaptıkları yuzunden bizi helak mı edeceksin? Bu senin imtihanından baska bir sey degildir. Sen, onunla diledigini sapıttırır ve diledigine de hidayet edersin. Sen bizim velimizsin. Bizi affet, bize merhamet et! Sen bagıslayanların en hayırlısısın

[156] Bize bu dunyada ve ahirette iyilik yaz; biz sana (tevbe ile) yoneldik. Allah: "Azabıma diledigimi ugratırım. Rahmetim ise her seyi kusatmıstır. Rahmetimi takvalı olanlara, zekat verenlere ve ayetlerimize iman etmis olanlara yazacagım." dedi

[157] Onlar ki, yanlarında bulunan Tevrat ve Incil'de yazılı buldukları ummi Peygambere, Rasule tabi olurlar. (O peygamber) onlara iyiligi emreder ve kotuluklerden nehyeder, temiz seyleri helal, pis seyleri haram kılar. Uzerlerindeki agır yukleri ve zorlukları kaldırır. Ona iman edenler, onu destekleyip yardım eden ve onunla indirilen nura uyanlar, iste onlar kurtulusa erenlerdir

[158] De ki: “Ey insanlar! Suphesiz ben goklerin ve yerin mulku (ve hakimiyeti) kendisinin olan, kendisinden baska hicbir (hak) ilah bulunmayan, hem dirilten, hem olduren, Allah’ın size, hepinize gonderdigi peygamberiyim. O halde Allah’a ve O’nun sozlerine iman eden ummi peygamber olan Rasulune iman edin ve ona uyun ki, dogru yolu bulmus olasınız.”

[159] Musa’nın kavminden (insanları) hak ile dogru yola ileten ve onunla adaletli davranan bir topluluk da vardı

[160] Onları on iki kabileye ayırmıstık. Kavmi Musa’dan su istediginde biz ona, “Asanı tasa vur!” diye vahyettik. Oradan on iki kaynak fıskırdı. Her kabile su icecegi yeri ogrendi. Onları bulut ile golgelendirdik. Onlara kudret helvası ve bıldırcın yedirdik. Size rızık olarak verdigimiz seylerin temiz olanlarından yiyin. Biz onlara zulmetmedik, fakat onlar kendilerine zulmettiler

[161] Hani: "Su kasabaya girip, dilediginiz yerden istediginizi yiyin. Kapısından secde ederek/ boynu bukuk, zelil olarak girin ve; «Bagısla!» deyin de sizi bagıslayalım, ihsan sahipleri icin daha fazlasını verecegiz." denilmisti

[162] Fakat zulmedenler kendilerine soylenmis olan sozu baska bir sozle degistirdiler. Biz de zalimlere, gunah isleyerek yoldan cıktıkları icin gokten kahredici bir azap indirmistik

[163] Onlara deniz kenarındaki cumartesi yasagını cigneyen kasabayı sor! Onlara avları cumartesi gunlerinde (suyun ustunde) akın akın geliyor, baska gunlerde gelmiyorlardı. Iste onları fasıklık ettikleri icin boyle imtihan ediyorduk

[164] Onlardan bir topluluk soyle diyordu: "Allah’ın helak edecegi ve siddetli bir ceza ile cezalandıracagı topluma niye ogut veriyorsunuz?" Onlar da: "Rabbinize karsı bir mazeret beyan edelim diye bir de belki sakınırlar/takvalı olurlar diye ogut veriyoruz." dediler

[165] Kendilerine hatırlatılanı unuttuklarında, kotulukten men edenleri kurtarıp, zalimleri fasıklık yapmaları sebebiyle cok cetin bir ceza ile yakaladık

[166] Yasaklandıkları seylerde diretip ısrar edince onlara: “Asagılık maymunlar olun!” dedik

[167] O vakit Rabbin onlara; Kıyamet gunune kadar uzerlerine mutlaka kendilerini en kotu azaba ugratacak kimseler gonderecegini bildirdi. Rabbinin ceza vermesi cok hızlıdır. Suphesiz O; cokca bagıslayan, cokca merhamet edendir

[168] Onları yeryuzunde (parca parca) topluluklara bolduk. Onların icinde salih olanlar da vardır asagı (derecelerde) olanlar da! Onları belki donerler diye iyilik ve kotulukle imtihan ederiz

[169] Onlardan sonra arkalarından kotu kimseler gelip yerlerine gecti. Kitaba da mirascı oldular. Biz nasıl olsa bagıslanacagız diyerek, bu dunyanın gecici menfaatini alıyorlardı. Yine onlara, ona benzer bir menfaat daha gelse onu da alıyorlardı. Allah hakkında, gercek dısında bir sey soylemeyeceklerine dair onlardan kitapta soz alınmamıs mıydı? Ve onlar kitaptakini okuyup ogrenmemisler miydi? Takva sahipleri icin ahiret yurdu cok hayırlıdır. Akletmiyor musunuz

[170] Kitaba sımsıkı sarılanlara ve namazı dosdogru kılanlara gelince, suphesiz biz ıslah edenlerin mukafatını bosa cıkarmayız

[171] Hani dagı sanki bir golgelikmis gibi onların ustune kaldırmıstık da uzerlerine dusecek sanmıslardı. (Onlara:) “Size verdigimiz kitaba sımsıkı sarılın ve onun icindekileri hatırlayın ki, Allah’a karsı gelmekten sakınasınız.” demistik

[172] Hani Rabbin (ezelde) Ademogulları'nın sulblerinden zurriyetlerini almıs, onları kendilerine karsı sahit tutarak: “Ben sizin Rabbiniz degil miyim?” demisti. Onlar da: “Evet, sahit olduk (ki Rabbimizsin)” demislerdi. Boyle yapmamız kıyamet gunu: “Biz bundan habersizdik” dememeniz icindir

[173] Ya da bizim atalarımız onceden sirk kosmuslar. Biz de onlardan sonra gelen bir nesiliz. Batıla dusenlerin yaptıklarından dolayı bizi helak mi edeceksin? demeyesiniz

[174] Iste biz ayetleri boyle acıklarız. Belki (tevhide) donerler

[175] Sen onlara kendisine ayetlerimizi verdigimiz halde onlardan sıyrılıp cıkmıs, derken Seytan'ın takibine ugrayan ve sonunda azgınlardan olmus kimsenin haberini oku

[176] Dileseydik onu ayetlerimizle yukseltirdik. Fakat o dunyaya saplanıp, kaldı, hevesine uydu. Onun misali, uzerine yurusen de kendi haline bıraksan da dilini cıkartıp soluyan kopege benzer. Ayetlerimizi yalanlayan kavmin misali budur. Kıssayı anlat, belki dusunurler

[177] Ayetlerimizi yalanlayan ve kendi nefislerine zulmetmis olan kavmin durumu ne kotudur

[178] Allah kime hidayet verirse o dogru yolu bulmus olur. Kimi de saptırırsa onlar husrana ugrayanların ta kendileridirler

[179] Andolsun, biz cinler ve insanlardan bircogunu Cehennem icin yaratmısızdır. Cunku onların kalpleri vardır ama kavrayıp anlamazlar. Gozleri vardır, onunla gormezler; kulakları vardır, onunla isitmezler. Onlar hayvanlar gibidir, hatta onlardan daha saskındırlar

[180] En guzel isimler Allah’ındır. O halde O’na bunlarla dua edin. O’nun isimlerinde egrilige sapanları terk edin. Onlar yapmakta olduklarının cezasını goreceklerdir

[181] Yarattıklarımızdan oyle bir ummet vardır ki, hakla yol gosterirler ve onunla adaletle hukmederler

[182] Ayetlerimizi yalanlayanları ise yavas yavas bilmedikleri bir yerden (helaka) yaklastıracagız

[183] Ben onlara muhlet veririm. Muhakkak ki benim tuzagım pek cetindir

[184] Onlar dusunmediler mi ki arkadaslarında (Peygamber’de) delilikten bir eser yoktur. O, ancak apacık bir uyarıcıdır

[185] Onlar goklerin ve yerin hukumranlıgını, Allah’ın yarattıgı her seyi, ecellerinin yaklasmıs olabilecegini gorup dusunmuyorlar mı? Bundan sonra hangi soze iman edecekler

[186] Allah kimi saptırırsa, ona hidayet edecek yoktur. Onları azgınlıkları icerisinde saskın bir halde bırakır

[187] Sana (kıyamet) saatinin ne zaman kopacagını soruyorlar. De ki: "Onun bilgisi Rabbimin katındadır. Onun vaktini O’ndan baskası acıga cıkaramaz. Goklere ve yere o saat agır gelir. Kıyamet ansızın gelir. Sanki sen onu biliyormussun gibi sana soruyorlar." De ki: "Onun ilmi sadece Allah katındadır. Ama insanların cogu (bunu) bilmezler

[188] De ki: “Ben kendim icin Allah’ın (benim hakkımda) dilediginden baska ne bir fayda saglayabilirim, ne de bir zarar. Eger ben gaybı bilseydim, hayır yapmayı arttırırdım ve bana bir kotuluk de dokunmazdı. Ben sadece iman eden bir toplum icin uyarıcı ve mujdeciyim

[189] Allah, sizi bir tek nefisten yaratan ve kendisi ile huzur bulsun diye esini de ondan var edendir. (Insan) esiyle birlesince esi hafif bir yuk yuklenir (gebe kalır) ve (bir muddet) onu tasır. Gebeligi agırlasınca her ikisi de Rableri Allah’a: “Eger salih bir cocuk verirsen, elbette sukredenlerden olacagız.” diye dua ederler

[190] Allah onlara salih/kusursuz bir evlat verince, kendilerine verdigi sey hakkında Allah'a ortaklar kostular. Allah, onların ortak kostukları seylerden yucedir

[191] Kendileri yaratılmıs oldukları halde hicbir sey yaratmaya kudreti olmayan seyleri (Allah'a) ortak mı kosuyorlar

[192] Halbuki ortak kostukları seyler ne onlara yardımda bulunabilir ne de bizzat kendilerine yardım edebilirler

[193] Onları dogru yola cagırsanız, size uymazlar. Onları cagırsanız da sussanız da sizin icin birdir

[194] Allah’ı bırakıp da dua/ibadet ettikleriniz sizin gibi kullardır. Eger dogru soyleyenlerseniz, onlara dua edin de size cevap versinler

[195] Onların yuruyecek ayakları mı var? Yahut tutacak elleri mi var? Veya gorecek gozleri mi var ya da isitecek kulakları mı var? De ki: “Haydi, cagırın ortaklarınızı, sonra bana tuzak kurun da bana goz actırmayın bakalım!”

[196] Cunku benim velim, kitabı (Kur’an’ı) indiren Allah’tır. O, butun salih kulları koruyup, yardım eder

[197] O’ndan baska dua/ibadet ettikleriniz ne size yardımda bulunabilir ne de bizzat kendilerine yardım edebilirler

[198] Onları dogru yola cagırsanız sizi isitmezler. Onları sana bakar gorursun fakat onlar gormezler

[199] Af yolunu tut, iyiligi emret, cahillerden de yuz cevir

[200] Seytan'dan sana bir vesvese gelirse, hemen Allah’a sıgın. Allah her seyi isitendir. Her seyi bilendir

[201] Takva sahiplerine seytandan bir vesvese geldiginde iyice dusunurler. Bakarsın ki onlar gorup bilmisler bile

[202] (Seytanların) dostlarına gelince, seytanlar onları azgınlıga suruklerler. Sonra da yakalarını bırakmazlar

[203] Onlara bir ayet getirmedigin zaman: "Kendin bir ayet uydursaydın ya!" derler. De ki: "Ben, ancak Rabbimden bana vahyolunana uyarım. Bu, Rabbinizden gelen acık delillerdir. Iman eden bir toplum icin hidayet ve rahmettir

[204] Kur’an okundugu zaman ona kulak verip dinleyin ve susun ki, merhamet olunasınız

[205] Rabbini, icinden yalvararak ve korkarak, yuksek olmayan bir sesle sabah-aksam zikret ve gafillerden olma

[206] Dogrusu Rabbinin katında olanlar, O'na ibadet etmekten buyuklenmezler, O'nu tenzih ederler ve yalnız O'na secde ederler

Enfâl

Surah 8

[1] Sana Enfal'i soruyorlar. De ki: Enfal Allah’ın ve Rasul’undur. Allah’tan sakının (takvalı olun), aranızı duzeltin. Eger Mu'min iseniz Allah’a ve Rasulune itaat ediniz

[2] Gercek mu’minler ancak o kimselerdir ki; Allah anıldıgı zaman kalbleri titrer, ayetleri okundugu zaman (bu), onların imanını artırır ve onlar ancak Rablerine tevekkul eden kimselerdir

[3] Onlar namazlarını dosdogru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdigimizden de Allah yolunda harcarlar

[4] Iste onlar gercek Mu’minlerin ta kendileridir. Onlar icin Rabbleri katında dereceler, magfiret ve comert bir rızık vardır

[5] Nitekim Rabbin, seni hak ugrunda evinden cıkardıgında gercekten Mu’minlerden bir kesim isteksizdiler

[6] Gercek apacık ortaya cıktıktan sonra bile, sanki goz gore gore olume surukleniyorlarmıs gibi seninle bu hususta tartısıyorlardı

[7] Hani Allah, size iki taifeden (ordu ya da kervandan) birini, o sizindir diye vadediyordu. Siz de gucsuz olanın (kervanın) sizin olmasını istiyordunuz. Oysa Allah, kelimeleriyle hakkı/Islamı yuceltmek, kafirlerin ardını/kokunu kesmek istiyordu

[8] Bu, gunahkarların hosuna gitmese de hakkı (Islamı) yuceltmek ve batılı da ortadan kaldırmak icindir

[9] Hani siz Rabbinizden imdat istiyordunuz da: “Muhakkak Ben size birbiri ardınca bin melek ile yardım ediyorum” diye duanıza karsılık vermisti

[10] Allah, bunu yanlızca bir mujde olması ve kalplerinizin yatısması icin yaptı. Yardım yalnızca Allah katındandır. Suphe yok ki Allah mutlak galiptir, Hakim'dir

[11] Hani (Allah) kendi tarafından bir guvenlik olarak sizi hafif bir uykuya daldırıyor; sizi temizlemek, sizden Seytan'ın vesvesesini gidermek, kalplerinizi pekistirmek ve ayaklarınızı saglam bastırmak icin uzerinize gokten yagmur yagdırıyordu

[12] O an Rabbin meleklere soyle vahyediyordu: "Ben sizinle beraberim, iman edenlere sebat verin! Ben kafirlerin kalbine korku salacagım. Artık onların boyunlarının ustune de vurun, onların her parmagına da vurun.”

[13] Bu, onların Allah’a ve Rasulune karsı gelmelerindendir. Her kim de Allah’a ve Rasulune karsı gelirse; bilsin ki Allah’ın cezası siddetlidir

[14] Iste bu sizin; tadın bunu. (Ahirette) kafirler icin bir de Cehennem azabı vardır

[15] Ey iman edenler, (savas icin) toplu bir halde kafirlerle karsılastıgınız zaman, onlara arkanızı donup kacmayın

[16] Savas taktigi olarak dusmanı vurmak icin cekilme ya da diger bir birlige katılmak durumu haric- boyle bir gunde her kim onlara arkasını donerse; mutlaka o, Allah’ın gazabına ugramıs olur. Onun varacagı yer de Cehennem'dir. Ne kotu varılacak yerdir orası

[17] (Bedir'de) onları siz oldurmediniz, fakat onları Allah oldurdu. Attıgında da sen atmadın, fakat Allah attı. Mu'minleri guzel bir imtihanla denemek icin (boyle yaptı). Suphesiz Allah her seyi isitendir, her seyi bilendir

[18] Iste durum bu. Bir de Allah, kafirlerin tuzagını zayıf dusurendir

[19] (Ey kafirler!) Fetih istiyorsanız, iste size fetih gelmistir. Eger (kufrunuze ve savasa) son verirseniz bu sizin icin daha hayırlıdır. Ve eger tekrar donerseniz biz de doneriz. Toplulugunuz kalabalık olsa bile size bir fayda vermeyecektir. Cunku Allah, Mu'minlerle beraberdir

[20] Ey iman edenler! Allah’a ve Rasulune itaat edin! Isitip durdugunuz halde ondan yuz cevirmeyin

[21] Dinlemedikleri halde; “Isittik” diyenler gibi de olmayın

[22] Allah katında canlıların en kotusu (hakka karsı) sagır ve dilsiz kimselerdir ki, onlar akletmezler

[23] Allah, onlarda bir hayır oldugunu bilseydi; elbette onlara isittirirdi. Onlara isittirseydi, onlar yine de yuz cevirerek donerlerdi

[24] Ey iman edenler! Sizi, size hayat verecek seylere cagırdıgı zaman Allah ve Rasulu’nun cagrısına uyun ve bilin ki Allah, kisi ile kalbi arasına girer. Yine bilin ki, O’nun huzurunda toplanacaksınız

[25] Icinizden sadece zalimlere dokunmakla kalmayacak olan bir fitneden de sakının. Allah’ın azabının cok siddetli oldugunu bilin

[26] O vakti hatırlayın ki siz yeryuzunde gucsuz ve zayıf idiniz. Insanların sizi kapıp goturmesinden korkuyordunuz. Derken Allah sizi barındırdı, yardımıyla destekledi ve sizi temiz seylerden rızıklandırdı ki sukredesiniz

[27] Ey iman edenler! Allah’a ve Peygamber’e hainlik etmeyin; (sonra) bile bile kendi emanetlerinize hainlik etmis olursunuz

[28] Biliniz ki mallarınız ve cocuklarınız bir imtihandır. Allah katında ise buyuk mukafat vardır

[29] Ey iman edenler! Eger Allah’tan sakınırsanız. O size iyiyi kotuden ayıracak bir anlayıs verir. Ve sizin gunahlarınızı orter, sizi bagıslar. Allah son derece buyuk lutuf sahibidir

[30] Hani o kafirler seni tutup baglamak yahut oldurmek yahut seni (Mekke’den) cıkarmak icin sana tuzak kuruyorlardı. Onlar bu tuzagı kurarlarken Allah da bunun karsılıgında kendilerine tuzak kuruyordu. Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır

[31] Onlara ayetlerimiz okundugu zaman: “Isittik, eger dilersek biz de bunun benzerini elbette soylerdik. Bu, eskilerin masallarından baska bir sey degildir” demislerdi

[32] Hani onlar: “Ey Allah’ım! Eger bu senin katından gelen bir hak ise basımıza gokten tas yagdır, yahut bize acı bir azap ver!” demislerdi

[33] Oysa sen onların icinde iken, Allah onlara azap edecek degildir. Onlar istigfar edip dururken de Allah onları azablandıracak degildir

[34] Onlar Mescid-i Haram’dan (Mu’minleri) men ederken, Allah onlara ne diye azap etmesin ki! Ustelik onlar Allah'ın evliyaları da degiller. Allah'ın evliyaları yalnızca muttakilerdir. Fakat onların cokları bunu bilmez

[35] Onların Kabe’deki namazları, ıslık calmak ve el cırpmaktan baska bir sey degildir. Oyleyse kufrunuzden dolayı tadın azabı

[36] Kafirler, mallarını Allah’ın yolundan alıkoymak icin harcarlar. Daha da harcayacaklardır. Sonra bu, onlara bir yurek acısı olacaktır. Sonra da yenilgiye ugrayacaklardır. Kafir olanlar toplanıp Cehennem'e suruleceklerdir

[37] Bu Allah'ın pis olanı temizden ayırması, pis olanları ust uste koyup hepsini yıgarak Cehennem'e koyması icindir. Iste onlar, ziyana ugrayanların ta kendileridir

[38] Kafir olanlara (kufurlerinden) vazgecerlerse onceden yaptıklarının bagıslanacagını, tekrar donerlerse oncekiler hakkında uygulanan ilahi kanun onlara da uygulanacagını soyle

[39] Hicbir fitne kalmayıncaya ve din butunuyle Allah’ın oluncaya kadar onlarla savasın. Eger vazgecerlerse, muhakkak Allah ne yaptıklarını iyice gormektedir

[40] Eger yuz cevirirlerse bilin ki, Allah sizin mevlanızdır. O ne guzel mevla, ne guzel yardımcıdır

[41] Eger Allah’a, Furkan gunu (Bedir'de) olan iki ordunun birbirleriyle karsılastıkları gunde kulumuza indirdigimize iman etmisseniz, bilin ki ganimet olarak aldıgınız herhangi bir seyin beste biri Allah’a, Rasulun’e, yakınlar(ın)a, yetimlere, yoksullara ve yolculara aittir. Allah her seye gucu yetendir

[42] Hatırlayın ki, (Bedir Savası'nda) siz vadinin yakın kenarında (Medine tarafında) idiniz, onlar da uzak kenarında (Mekke tarafında) idiler. Kervan da sizden daha asagıda (deniz sahilinde) idi. Eger (savas icin) sozlesmis olsaydınız, sozlestiginiz vakit hususunda ihtilafa duserdiniz. Fakat Allah, gerekli olan emri yerine getirmesi, helak olanın acık bir delille (gozuyle gordukten sonra) helak olması, yasayanın da acık bir delille yasaması icin (boyle yaptı). Cunku Allah hakkıyla isitendir, bilendir

[43] Hani Allah sana onları uykunda az gosteriyordu. Eger sana onları cok gosterseydi elbette gevserdiniz ve o is hakkında birbirinizle cekisirdiniz. Fakat Allah (sizi bunlardan) kurtardı. Cunku O, goguslerin ozunu (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir

[44] Hani karsılastıgınız zaman onları gozlerinize az gosteriyor, sizi de onların gozlerinde azaltıyordu ki Allah, olacak bir isi gerceklestirsin. Butun isler Allah’a dondurulur

[45] Ey iman edenler! (Savas icin) bir toplulukla karsılastıgınız zaman sebat edin ve Allah’ı cok zikredin ki kurtulusa eresiniz

[46] Allah’a ve Rasulune itaat edin; cekisip ayrılıga dusmeyin. Yoksa korkar ve gucunuzu kaybedersiniz. Sabredin! Cunku Allah sabredenlerle beraberdir

[47] Sımarıp boburlenmek, insanlara gosteris yapmak ve (halkı) Allah yolundan alıkoymak icin yurtlarından cıkanlar (Mekke musrikleri) gibi olmayın. Allah, onların yaptıklarını cepecevre kusatandır

[48] Hani Seytan, onlara yaptıklarını suslemis ve; “Bu gun artık insanlardan size galip gelecek (kimse) yok, mutlaka ben de size yardımcıyım.” demisti. Fakat iki taraf (savas alanında) yuz yuze gelince (Seytan), gerisin geriye donup; “Ben sizden uzagım. Cunku ben sizin gormediginiz seyler (melekler) goruyorum. Ben Allah’tan korkarım. Allah, cezası cetin olandır.” demisti

[49] Hani munafıklar ve kalplerinde hastalık bulunan kimseler; “Bunları, dinleri aldatmıs.” diyorlardı. Halbuki kim Allah’a tevekkul ederse, hic suphesiz Allah mutlak guc sahibidir, hukum ve hikmet sahibidir

[50] Melekler, kafirlerin yuzlerine ve ardlarına vura vura ve; “Haydi tadın bakalım atesin azabını!” diyerek canlarını alırken bir gorseydin

[51] (Ey kafirler!) Bu, sizin ellerinizin onceden yaptıgının karsılıgıdır. Yoksa, Allah kullarına zulmedici degildir

[52] Firavun hanedanı ve onlardan oncekilerin gidisi/tutumu gibi onlar, Allah’ın ayetlerine kufrettiler de, Allah da onları gunahları sebebiyle yakalayıp yok etti. Allah; gucludur, cezası cok siddetlidir

[53] Bunun sebebi sudur: Bir toplum kendilerinde bulunan (iyi davranıslar)ı degistirmedikce, Allah onlara verdigi bir nimeti degistirmez ve suphesiz Allah hakkıyla isitendir, hakkıyla bilendir

[54] Bunların durumu tıpkı Firavun ailesi ve onlardan oncekilerin durumu gibidir. Onlar Rablerinin ayetlerini yalanlamıslar, biz de onları gunahları sebebiyle helak etmistik ve Firavun ailesini de suda bogmustuk. Hepsi de zalim kimselerdi

[55] Suphesiz Allah katında, yeryuzunde yuruyen canlıların en kotusu kafirlerdir. Artık onlar iman etmezler

[56] Onlar, kendileriyle antlasma yaptıgın, sonra da her defasında anlasmalarını hic cekinmeden bozan kimselerdir

[57] Eger onları savasta yakalarsan, bunlar(a verecegin ceza) ile arkalarındakileri de dagıt ki ibret alsınlar

[58] (Anlasma yaptıgın) bir kavmin hainlik etmesinden korkarsan, sen de anlasmayı bozdugunu aynı sekilde onlara bildir. Cunku Allah, hainleri sevmez

[59] Kafirler, kacıp-kurtardıklarını zannetmesinler. Onlar asla aciz bırakamazlar

[60] Onlara karsı gucunuzun yettigince kuvvet ve (cihad icin) baglanıp beslenen atlar hazırlayın ki, bunlarla Allah'ın dusmanını, sizin dusmanınızı ve bunlardan ayrı sizin bilmediginiz ama Allah'ın bildigi daha baskalarını korkutasınız. Allah yolunda her ne harcarsanız karsılıgı size tam olarak odenir. Size zulmedilmez

[61] Eger onlar; barısa yanasırlarsa, sen de onlara yanas ve Allah’a tevekkul et. Cunku O hakkıyla isitendir, hakkıyla bilendir

[62] Seni aldatmak isterlerse bil ki, suphesiz Allah sana yeter. O, seni yardımıyla ve muminlerle destekleyendir

[63] Ve (Allah), onların kalplerini birlestirmistir. Sen yeryuzunde bulunan her seyi verseydin, yine onların gonullerini birlestiremezdin, fakat Allah onların aralarını bulup kaynastırdı. Suphesiz O Aziz'dir, Hakim'dir

[64] Ey Peygamber! Sana ve sana uyan Mu'minlere Allah yeter

[65] Ey Peygamber! Mu’minleri savasa tesvik et. Eger icinizde sabırlı yirmi kisi bulunursa, iki yuz kisiye galip gelirler. Eger icinizde (sabırlı) yuz kisi bulunursa, kafirlerdem bin kisiye galip gelirler. Cunku onlar anlamaz bir topluluktur

[66] Simdi Allah yukunuzu hafifletti, zira icinizde zaaf bulundugunu biliyordu. Eger icinizde sabırlı yuz kisi olursa iki yuz kisiye galip gelirler. Eger icinizde (sabırlı) bin kisi olursa, Allah’ın izniyle iki bin kisiye galip gelirler. Allah, sabredenlerle beraberdir

[67] Yeryuzunde dusmanı tamamıyla sindirip hakim duruma gelmedikce, hicbir peygambere esir almak yakısmaz. Siz gecici dunya menfaatini istiyorsunuz. Halbuki Allah ahireti (kazanmanızı) istiyor. Allah; mutlak guc sahibidir, hukum ve hikmet sahibidir

[68] Eger Allah’ın daha once verilmis bir hukmu olmasaydı, aldıgınıza (fidye) karsılık size buyuk bir azap dokunurdu

[69] Artık elde ettiginiz ganimetten helal ve temiz olarak yiyin. Allah’a karsı gelmekten sakının. Suphesiz Allah; cok bagıslayandır, cok merhamet edendir

[70] Ey Peygamber! Elinizdeki esirlere de ki: Eger Allah, kalplerinizde (iman, ihlas, iyi niyet gibi) bir hayır (oldugunu) bilirse, sizden alınan fidyeden daha hayırlısını size verir ve sizi bagıslar. Allah; cok bagıslayandır, cok merhamet edendir

[71] Eger sana hainlik etmek isterlerse, (bil ki) onlar daha once Allah’a da hainlik etmislerdi de, Allah onlara karsı (sana) imkan (kudret) vermisti. Allah, hakkıyla bilendir, hukum ve hikmet sahibidir

[72] Iman edip hicret eden ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler ve (muhacirleri) barındırıp (onlara) yardım edenler var ya, iste onlar birbirlerinin velileridir. Iman edip hicret etmeyenlere gelince, hicret edinceye kadar onların velayetleri size ait degildir. Eger din konusunda sizden yardım isterlerse, sizinle aralarında sozlesme bulunan bir kavme karsı olmadıkca onlara yardım etmeniz gerekir. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla gorendir

[73] Kafirler de birbirlerinin velileridir. Eger siz bunların geregini yapmazsanız, yeryuzunde bir fitne ve buyuk bir fesad olur

[74] Iman edip hicret eden ve Allah yolunda cihad edenler ve (Muhacirler'i) barındırıp (onlara) yardım edenler var ya; iste onlar gercek Mu’minlerdir. Onlar icin bir bagıslanma ve bol bir rızık vardır

[75] Daha sonra iman edip hicret eden ve sizinle birlikte cihad edenlere gelince, iste onlar da sizdendir. Allah’ın kitabınca, kan akrabaları birbirlerine (varis olmaya) daha layıktırlar. Suphesiz Allah; hakkıyla isitendir, hakkıyla bilendir

Tevbe

Surah 9

[1] Allah ve Rasulunden, kendileriyle anlasma yapmıs oldugunuz musriklere kesin bir uyarı

[2] Yeryuzunde dort ay daha dolasın. Sunu bilin ki, siz Allah’ı aciz bırakacak degilsiniz. Allah ise, kafirleri perisan edecektir

[3] Hacc-ı ekber gununde, Allah ve Rasulunden butun insanlara bir bildiridir: Allah ve Rasulu, Allah’a ortak kosanlardan uzaktır. Eger tovbe ederseniz, bu sizin icin hayırlıdır. Ama yuz cevirirseniz, sunu iyi bilin ki, siz Allah’ı aciz bırakabilecek degilsiniz. Kafirlere, elem dolu bir azabı mujdele

[4] Ancak Allah’a ortak kosanlardan, kendileriyle anlasma yapmıs oldugunuz, sonra da anlasmalarında size karsı hicbir eksiklik yapmamıs ve sizin aleyhinize hic kimseye yardım etmemis olanlar, bu hukmun dısındadır. Onların anlasmalarını, sureleri bitinceye kadar tamamlayın. Suphesiz Allah, kendine karsı gelmekten sakınanları sever

[5] Haram aylar cıkınca, Allah’a sirk kosanları artık buldugunuz yerde oldurun, onları yakalayıp hapsedin ve her gozetleme yerine oturup onları gozetleyin. Eger tevbe ederler, namazı kılıp zekatı da verirlerse kendilerini serbest bırakın. Suphesiz Allah cok bagıslayıcıdır, cok merhamet edicidir

[6] Eger Allah’a ortak kosanlardan biri senden eman/sıgınma talebinde bulunursa ona eman ver. Ta ki, Allah’ın kelamını dinlesin. Sonra onu emin olacagı yere kadar ulastır. Bu, onların bilmeyen bir kavim olduklarından dolayı boyledir

[7] Allah’a ortak kosanların Allah katında ve Rasulu yanında bir ahdi nasıl olabilir? Ancak Mescid-i Haram’ın yanında kendileriyle anlasma yaptıklarınız baskadır. Bunlar size karsı dogru davrandıgı surece, siz de onlara dogru davranın. Cunku Allah, kendine karsı gelmekten sakınanları sever

[8] Onların bir ahdi nasıl olabilir ki? Eger onlar size ustun gelselerdi, sizin hakkınızda ne akrabalık (baglarını), ne de anlasma (yukumlulugunu) gozetirlerdi. Agızlarıyla sizi hosnut etmeye calısıyorlar, oysa kalpleri buna karsı cıkıyor. Onların pek cogu fasık kimselerdir

[9] Allah’ın ayetlerini az bir bedel karsılıgında sattılar ve (insanları) O’nun yolundan alıkoydular. Bunların yapmakta oldukları seyler gercekten ne kotudur

[10] Bir Mu’min hakkında ne akrabalık (baglarını), ne de anlasma (yukumlulugunu) gozetirler. Iste onlar taskınlık yapanların ta kendileridir

[11] Eger tevbe edip, namazı kılar ve zekatı verirlerse, artık onlar sizin din kardeslerinizdir. Bilen bir kavme ayetleri iste boyle ayrı ayrı acıklarız

[12] Eger anlasmalarından sonra yeminlerini bozar ve dininize dil uzatırlarsa, o zaman kufrun elebasıları ile savasın. Cunku onların yeminleri yoktur/riayet etmezler. Umulur ki (boylece) vazgecerler

[13] Yeminlerini bozan, peygamberi yurdundan cıkarmaya kalkısan ve savasa evvela kendileri baslayan bir toplumla savasmayacak mısınız? Yoksa onlardan korkuyor musunuz? Eger Mu'min iseniz kendisinden korkulmaya Allah daha layıktır

[14] Onlarla savasın ki, Allah sizin ellerinizle onlara azap etsin, rezil etsin ve sizi onların uzerilerine galip kılsın, Mu'min toplumun gonullerine sifa versin

[15] Kalplerinizdeki ofkeyi gidersin. Allah, dilediginin tevbesini kabul eder. Allah; Alim'dir, Hakim'dir

[16] Allah, icinizden cihad edenleri; Allah’tan, Rasulunden ve Mu'minlerden baskasını yakın dost edinmeyenleri ortaya cıkarmadan sizi bırakacak mı sandınız? Allah islediklerinizin hepsinden haberdardır

[17] Musrikler, kendilerinin kafirligine bizzat sahitlik edip dururlarken Allah’ın mescitlerini imar etmeleri yakısık almaz. Onların yaptıkları isler bosa cıkmıstır. Onlar, Cehennem'de ebedi kalacaklardır

[18] Allah’ın mescitlerini sadece Allah’a ve ahiret gunune iman eden, namazı ikame eden, zekatı veren ve ancak Allah’tan baskasından korkmayanlar imar eder. Iste onlar dogru yolda olanlardır

[19] Hacca gelenlere su vermeyi, Mescid-i Haram’ı imar etmeyi, Allah’a ve ahiret gunune iman edenle ve Allah yolunda cihad edenle denk mi tutuyorsunuz? Allah katında denk degildirler. Allah, zalim olan topluma hidayet etmez

[20] Iman eden, hicret eden ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad eden kimselere Allah katında en buyuk dereceler vardır. Iste kurtulanlar onlardır

[21] Rableri onlara rahmetini, rızasını, onlara iclerinde tukenmez ve ebedi bir naim (nimet) bulunan cennetleri mujdeler

[22] Iclerinde ebedi ve surekli kalacaklar. Dogrusu Allah katında buyuk mukafat vardır

[23] Ey Iman edenler! Eger kufru imana tercih ediyorlarsa, babalarınızı ve kardeslerinizi veli edinmeyin. Sizden kim onları veli edinirse, iste onlar da zalimlerin ta kendileridir

[24] De ki: Babalarınız, ogullarınız, kardesleriniz, esleriniz, akrabalarınız, elde ettiginiz mallar, durgun gitmesinden korktugunuz ticaret, hosunuza giden konutlar size Allah’tan, Rasulunden ve O’nun yolunda cihaddan daha sevimli ise Allah’ın (azap) emri gelene kadar bekleyin! Allah fasık toplumlara hidayet etmez

[25] Gercekten Allah bircok yerde ve Huneyn Savası gununde size yardım etmistir. Hani, coklugunuz size kendinizi begendirmis, fakat (bu cokluk) size hicbir yarar saglamamıs, yeryuzu butun genisligine ragmen size dar gelmisti. Sonra gerisin geri donup gitmistiniz

[26] Sonra Allah, Rasulune ve Mu'minlere sukunet/huzur indirdi ve gormediginiz ordular indirdi ve kafirlere azap etti. Kafirlerin cezası iste budur

[27] Allah, bundan sonra da dilediginin tevbesini kabul eder. Allah cokca bagıslayan, cokca merhamet edendir

[28] Ey Iman edenler! Dogrusu musrikler necistir. Bu sebeple bu yıldan sonra Mescid-i Haram’a yaklasmasınlar. Eger fakirlikten korkuyorsanız, dilerse Allah sizi ihsanı ile zengin kılacaktır. Suphesiz Allah Alim'dir, Hakim'dir

[29] Kitap verilenlerden, Allah’a ve ahiret gunune iman etmeyen, Allah’ın ve Rasulu'nun haram kıldıgı seyleri haram kılmayıp hak dini din edinmeyenlerle kuculerek/boyunlarını bukup elleriyle cizye verene kadar savasın

[30] Yahudiler: "Uzeyir Allah’ın ogludur." dediler. Hristiyanlar da "Mesih Allah’ın ogludur." dediler. Bu, daha once kafir olanların sozlerine benzeterek onların agızlarıyla soyledikleri (uydurma) sozleridir. Allah onları kahretsin, nasıl da (haktan) cevriliyorlar

[31] Onlar, Allah ile birlikte alimlerini, rahiplerini ve Meryemoglu Mesih’i de rabler edindiler. Oysa tek ilahtan baskasına ibadet etmemekle emrolunmuslardı. Ondan baska (hak) ilah yoktur. Allah, onların kostugu sirkten munezzehtir

[32] Allah’ın nurunu agızlarıyla sondurmek isterler. Kafirler istemese de Allah nurunu muhakkak tamamlayacaktır

[33] O (Allah), musrikler hoslanmasalar da (kendi) dinini butun dinlere ustun kılmak icin Resulunu hidayet ve Hak Din ile gonderendir

[34] Ey Iman edenler! Hahamlar ve rahiplerin cogu, insanların mallarını haksız olarak yerler ve Allah’ın yolundan alıkorlar. Altın ve gumusu biriktirip de Allah yolunda harcamayanlara acıklı bir azap ile mujdele

[35] Bunlar Cehennem atesinde kızdırıldıgı gun, alınları, bogurleri ve sırtları onlarla daglanacak; "Bu kendiniz icin biriktirdiginizdir. Biriktirdiginizi tadın!" denecektir

[36] Gokleri ve yeri yarattıgı gunde Allah'ın (Levh-i Mahfuz'daki) yazısında Allah katında ayların sayısı on ikidir. Bunlardan dordu haram aylardır. Bu dosdogru bir dindir. O aylarda kendinize zulmetmeyin. Fakat sizinle topyekun savasan musriklerle de topyekun savasın! Bilin ki Allah muttakilerle beraberdir

[37] Haram ayları baska aylara ertelemek kufurde ileri gitmektir. Bununla kafir olanlar saptırılırlar. Allah’ın haram kıldıgı ayların sayısına denk getirmek icin onu bir yıl helal bir yıl haram sayıyorlar. Boylece Allah’ın haram kıldıgını helal kılıyorlar. Kotu amelleri, kendilerine guzel gorunuyor. Allah kafir toplumlara hidayet etmez

[38] Ey Iman edenler! Size ne oluyor da; "Allah yolunda savasa cıkın!" dendigi zaman yere cokup kaldınız? Ahireti bırakıp dunya hayatına mı razı oldunuz? Oysa dunya hayatının metası ahirete gore pek azdır

[39] Eger savasa cıkmazsanız, Allah sizi acıklı bir azapla cezalandırır ve yerinize de baska bir toplum getirir. O’na herhangi bir zarar da veremezsiniz. Allah’ın her seye gucu yeter

[40] Eger siz ona (Rasulullah'a) yardım etmezseniz, ona Allah yardım etmistir. Hani, kafirler onu iki kisiden biri olarak (Ebu Bekir ile birlikte Mekke'den) cıkarmıslardı. O ikisi magaradaydı. O, arkadasına: "Uzulme! Cunku Allah bizimle beraberdir." diyordu. Allah, O’na sukunet/huzur vermis ve onu gormediginiz ordularla desteklemistir. Kafirlerin sozunu alcaltmıstır. Allah'ın kelimesi ise, o en yucedir. Allah Aziz'dir, Hakim'dir

[41] Gerek hafif/kolaylık, gerek agırlık/zorlukta savasa cıkın! Mallarınız ve canlarınızla Allah yolunda cihad edin! Eger bilirseniz bu sizin icin cok hayırlıdır

[42] Kolay elde edilen kazanc, yakın bir yolculuk olsaydı (Tebuk'ta) sana uyarlardı. Fakat, mesakkat (mesafe) onlara uzak geldi. "Gucumuz yetseydi sizinle beraber cıkardık." diye Allah’a yemin edeceklerdir. Kendilerini helak ediyorlar. Allah, gercekten onların yalancı oldugunu biliyor

[43] Allah, seni affetsin! Dogru soyleyenler sana iyice belli olup, yalancıları bilinceye kadar beklemeden nicin onlara izin verdin

[44] Allah’a ve ahiret gunune iman edenler mallarıyla ve canlarıyla cihad etmek istedikleri icin senden izin istemezler. Allah, muttakileri cok iyi bilendir

[45] Ancak Allah’a ve ahiret gunune iman etmeyen, kalpleri supheye dusup suphelerinde bocalayan kimseler senden izin isterler

[46] Eger savasa cıkmak isteselerdi bir hazırlık yaparlardı. Fakat Allah, onların davranıslarını kerih gordu de onları alıkoydu. "Geride kalanlarla (acizlerle) beraber oturun!" denildi

[47] Aranızda savasa cıkmıs olsalardı, size bozgunculuktan baska bir katkıları olmayacak ve sizi fitneye dusurmek icin aranızda (koguculuk yaparak) kosusturacaklardı. Aranızda onları dinleyecek kisiler de vardı. Allah zalimleri bilendir

[48] (Munafıklar) Daha once de fitne koparmak istemislerdi. Sana karsı bir takım isler ceviriyorlardı. Sonunda hak geldi, onların istememesine ragmen Allah’ın emri ustun oldu

[49] Onlardan: "Bana izin ver, beni fitneye dusurme!" diyenler vardır. Bilin ki onlar fitneye dusmuslerdi. Cehennem ise, o kafirleri cepecevre kusatacaktır

[50] Sana bir iyilik gelirse onların fenasına gider. Sana bir musibet gelirse; "Biz onceden isimizi (saglama) aldık." deyip sevinerek donup giderler

[51] De ki: Allah’ın bize yazdıgından baskası basımıza gelmez. O, bizim mevlamızdır. Mu'minler Allah’a guvenip, tevekkul etsinler

[52] De ki: "Bize iki iyiden (sehadet ya da zaferden) baska bir seyin gelmesini mi bekliyorsunuz? Oysa biz, Allah’ın kendi katından veya bizim elimizle sizi bir azaba ugratmasını bekliyoruz. Bekleyin siz, biz de sizinle bekleyenleriz

[53] De ki: "Istekli veya isteksiz olarak infak edin, nasıl olsa kabul edilmeyecektir. Siz, suphesiz fasık bir topluluksunuz

[54] Verdiklerinin kabul olunmasına engel olan, Allah ve Rasulune (iman etmek yerine) kafir olmaları, namaza ancak tembel tembel gelmeleri ve infaklarını istemeyerek vermeleridir

[55] Artık onların malları da evlatları da seni imrendirmesin. Dogrusu Allah, bunlar yuzunden dunya hayatında onları azaba ugratmayı ve canlarının, kafirler olarak, guclukle cıkmasını ister

[56] Onlar, sizden olduklarına dair Allah’a yemin ederler. Onlar sizden degillerdir. Aksine onlar korkak bir toplumdur

[57] Bir sıgınak, magaralar veya girecek bir yer bulsalar kacarak oraya yonelirler

[58] Iclerinden sadakalar konusunda sana dil uzatanlar da var. Kendilerine ondan bir pay verilirse, hosnut olurlar; eger kendilerine ondan bir pay verilmezse hemen kızarlar

[59] Eger onlar, Allah ve Rasulu'nun kendilerine verdiginden hosnut olup; "Allah bize yeter, Allah bize bol nimetinden verecektir. Rasulu de (Allah'ın verdiklerinden verecektir) ve biz gercekten ancak Allah'a ragbet edenleriz.” deselerdi daha hayırlı olurdu

[60] Sadakalar/zekatlar, Allah’tan bir farz olarak fakirler, miskinler, onu toplayan memurlar, kalpleri (Islam’a) ısındırılanlar, koleler, borclular, Allah yolunda (cihad edenler) ve yolda kalanlar icindir. Allah Alim'dir, Hakim'dir

[61] Onların icinde: "O, bir kulaktır (her duyduguna inanıyor), diyerek onu uzenler vardır." De ki: "O, sizin icin hayrı (dinleyip, inanan) bir kulaktır. Allah'a iman eder, Mu'minlere inanıp guvenir ve sizden iman edenler icin de bir rahmettir. Allah’ın Rasulunu uzenlere acıklı bir azap vardır

[62] Sizi razı etmek icin Allah’a yemin ederler. Eger Mu'min iseler Allah’ı ve Rasulunu razı etmeleri daha gereklidir

[63] Allah'a ve Peygamberine karsı gelmeye kalkan icin icinde sonsuza kadar kalacagı cehennem oldugunu bilmediler mi?En buyuk rusvaylık iste budur

[64] Munafıklar, kendileri hakkında kalplerinde bulunanı kendilerine haber verecek bir surenin indirileceginden cekiniyorlar. De ki: “Alay edin bakalım. Allah, cekindiginiz seyi ortaya cıkaracaktır.”

[65] Onlara soracak olursan: "Sadece biz eglenip oynuyorduk." diyecekler. De ki: "Allah ile ayetleriyle ve Rasuluyle mi egleniyordunuz

[66] Ozur beyan etmeyin. Iman ettikten sonra kafir oldunuz. Icinizden (af dileyen) bir kısmınızı bagıslasak bile, suclu oldukları icin bir kısmınıza azap edecegiz

[67] Munafık erkekler ve kadınlar birbirlerinin aynıdır. Kotulugu emrederler, iyilige engel olurlar. Elleri de (infak etmede) sıkıdır. Allah’ı unuttular. Allah da onları unuttu. Gercekten munafıklar, fasıkların ta kendisidir

[68] Allah, munafık erkeklere ve munafık kadınlara ve tum kafirlere, icinde ebedi kalacakları Cehennem'i vadetti. Bu onlara yeter. Allah, onları lanetlemistir. Onlara kalıcı bir azap vardır

[69] (Ey munafıklar!) Siz de kendinizden oncekiler gibisiniz. Onlar sizden daha kuvvetliydiler, malları ve evlatları da daha coktu. Nasiplerine dusenin tadını cıkardılar. Sizden oncekilerin nasiplerinden faydalandıkları gibi siz de nasibinize dusenden yararlandınız. Onların daldıkları gibi siz de (batıla) daldınız. Iste bunlar, dunyada ve ahirette yaptıkları amelleri bosa gidenlerdir. Iste onlar husrana ugrayanlardır

[70] Onlara, kendilerinden once gecen Nuh, Ad, Semud kavimlerinin, Ibrahim kavminin, Medyen halkının ve alt ust olmus (Lut kavmi) sehirlerinin haberleri gelmedi mi? Rasulleri, onlara apacık deliller getirmislerdi. Allah, onlara zulmetmemis; fakat onlar kendi nefislerine zulmetmislerdi

[71] Mu'min erkekler ve Mu'min kadınlar birbirlerinin velileridir. Iyiligi emrederler; kotuluge engel olurlar. Namazı ikame ederler, zekat verirler, Allah’a ve Rasulune itaat ederler. Iste bunlara Allah rahmet edecektir. Allah suphesiz Aziz'dir, Hakim'dir

[72] Allah, Mu’min erkeklere ve Mu’min kadınlara, ebedi olarak kalacakları, icinden ırmaklar akan Cennetler ve Adn Cennetleri'nde cok guzel koskler vadetti. Allah’ın rızası ise, bunların hepsinden daha buyuktur. Iste bu buyuk basarıdır

[73] Ey Peygamber! Kafirlere ve munafıklara karsı cihad et ve onlara karsı cetin ol. Onların varacakları yer Cehennem'dir. Ne kotu bir varıs yeridir orası

[74] Bir sey soylemediklerine dair Allah’a yemin ediyorlar. Halbuki o kufur sozunu soylediler ve onlar muslumanlıklarından sonra kafir oldular. Ayrıca basaramadıkları seye (Peygamberi oldurmeye) de yeltendiler. Sırf, Allah ve Rasulu kendi lutfu ile onları zengin kıldıgı icin intikam almaya kalktılar. Eger tevbe ederlerse, kendileri icin hayırlı olur. Sayet yuz cevirirlerse, Allah onları dunyada ve ahirette elem dolu bir azaba carptıracaktır. Artık onlar icin yeryuzunde ne bir dost, ne de bir yardımcı vardır

[75] Iclerinde; "Allah bize bol nimetinden verirse, kesinlikle sadaka verecegiz ve dogru kimselerden olacagız." diye O’na soz verenler vardır

[76] Fakat Allah lutfundan onlara (zenginlik) verince, onda cimrilik edip (Allah'ın emrinden) yuz cevirerek sozlerinden donduler

[77] Allah’a verdikleri sozu tutmadıkları ve yalan soyledikleri icin O da kalplerine, kendisiyle karsılasacakları gune kadar (surecek) bir nifak soktu

[78] (Munafıklar) Allah’ın, iclerinde gizlediklerini ve fısıltılarını bildigini ve Allah’ın gaybleri cok iyi bilen oldugunu bilmediler mi

[79] Sadakalarda (gonulden fazlasıyla) veren Mu'minleri ayıplayan ve (az da olsa) ellerinden geldigi kadarını verebilenlerle alay eden kimselerle, Allah da alay eder. Onlara acıklı bir azap vardır

[80] Onlar icin ister bagıslanma dile, ister dileme (fark etmez.) Onlar icin yetmis kez bagıslanma dilesen de, Allah onları asla affetmeyecektir. Bu, onların Allah ve Rasulune (iman etmeyip) kafir olmaları sebebiyledir. Allah, fasık toplulugu dogru yola iletmez

[81] Allah Rasulu'nun ardından onun aksine (Tebuk Savası'ndan) geri kalanlar, oturup kalmalarına sevindiler. Allah yolunda mallarıyla canlarıyla cihat hoslarına gitmedi de sıcakta savasa cıkmayın, dediler. De ki: "Cehennem atesi daha sıcaktır." Keske anlayabilselerdi

[82] Artık yaptıklarının cezası olarak az gulsunler, cok aglasınlar

[83] Allah seni geri dondurup, onlardan bir toplulukla karsılastırdıgı zaman, senden savasa cıkmak icin izin isterlerse de ki: "Benimle asla cıkamayacaksınız, benim yanımda hicbir dusmanla savasamayacaksınız. Cunku siz bastan oturup kalmaya razı oldunuz. Artık geri kalanlarla beraber oturun

[84] Onlardan olen hicbirine asla namaz kılma ve kabrinin basında durma. Cunku onlar Allah’a ve Rasulu’ne kafir oldular ve fasık olarak olduler

[85] (Ey Muhammed!) Onların malları ve evlatları seni imrendirmesin. Allah, bunlarla ancak dunyada kendilerine azap etmeyi ve canlarının kafir olarak cıkmasını istiyor

[86] “Allah’a iman edin ve Rasulu ile birlikte cihat edin” diye bir sure indirildiginde, onlardan servet sahibi olanlar senden izin istediler ve; “Bizi bırak da oturup kalanlarla birlikte olalım.” dediler

[87] Onlar geride kalan (kadın ve cocuk)larla birlikte olmaya razı oldular ve kalpleri muhurlendi. Artık onlar anlamazlar

[88] Fakat Peygamber ve beraberindeki Mu’minler; mallarıyla, canlarıyla cihat ettiler. Butun hayırlar iste bunlarındır. Iste bunlar kurtulusa erenlerin ta kendileridir

[89] Allah onlara icinde ebedi kalacakları, icinden ırmaklar akan Cennetler hazırlamıstır. Iste bu buyuk basarıdır

[90] Bedevilerden mazeret ileri surenler, kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allah’a ve Rasulune yalan soyleyenler ise (mazeret bile belirtmeden) oturup kaldılar. Onlardan kafir olanlara elem dolu bir azap isabet edecektir

[91] Allah’a ve Rasulune karsı sadık ve samimi oldukları takdirde, gucsuzlere, hastalara ve (seferde) harcayacakları bir sey bulamayanlara (sefere katılmadıkları icin) bir gunah yoktur. Iyilikte/ihsanda bulunan kimselerin (kınanması) icin de bir sebep yoktur. Allah; cok bagıslayandır, cok merhamet edendir

[92] Kendilerini bindirip (cepheye) sevk edesin diye sana geldikleri zaman, senin; “Sizi bindirebilecegim bir sey bulamıyorum.” dedigin, bu ugurda harcayacakları bir sey bulamadıklarından dolayı uzuntuden gozleri yas doke doke geri donen kimselere de bir sorumluluk yoktur

[93] Sorumluluk ancak, zengin oldukları halde senden izin isteyenleredir. Bunlar, geride kalan(kadın ve cocuk)larla birlikte olmaya razı oldular. Allah da kalplerini muhurledi. Artık onlar bilmezler

[94] Kendilerine dondugunuz vakit size ozur beyan ederler. De ki: Ozur beyan etmeyin, size inanmayacagız. Allah sizin haberlerinizi bize bildirmistir. Allah da yaptıklarınızı gorecektir, Rasulu de. Sonra gaybı ve gorunenleri bilene donduruleceksiniz. O da size yaptıklarınızı haber verecektir

[95] Dondugunuzde onlara ilismemeniz icin Allah’a yemin edeceklerdir. Siz onlardan yuz cevirin. Onlar pistir, kazandıklarının karsılıgı olarak barınakları Cehennem'dir

[96] Kendilerinden razı olasınız diye size yemin ederler. Siz onlardan razı olsanız bile Allah fasıklar toplulugundan razı olmaz

[97] Bedeviler kufur ve nifak bakımından daha siddetlidir. Allah’ın Rasulu'ne indirdiginin sınırlarını bilmemeye daha yatkındırlar. Allah her seyi bilendir ve Hakim'dir

[98] Bedevilerden, Allah yolunda infak ettiklerini ziyan sayanlar ve sizin basınıza belalar gelmesini bekleyenler vardır. Belalar onlara olsun! Allah suphesiz her seyi isitendir, bilendir

[99] Bedevilerden oylesi de vardır ki, Allah'a ve ahiret gunune iman eder, (hayır icin) harcayacagını Allah katında yakınlıga ve Peygamber'in dualarını almaya vesile edinir. Iyi bilin ki bunlar (ettikleri infak ve aldıkları dua), onlar icin bir yakınlıktır. Allah onları rahmetine sokacaktır. Allah suphesiz cokca bagıslayandır, merhamet edendir

[100] (Iman etmede) ilk ve oncu olan Muhacirler'den, Ensar'dan ve onlara guzelce tabi olanlardan Allah razı olmustur. Onlar da Allah’tan razı olmuslardır. Allah onlara altlarından ırmaklar akan ve icinde ebedi kalacakları Cennetler hazırlamıstır. Iste en buyuk kurtulus budur

[101] (Ey Medineliler!) Cevrenizdeki bedevilerden munafıklar vardır ve Medineliler icinde de nifakta direnen kimseler vardır. Onları siz bilmezsiniz. Biz onları biliyoruz. Onlara iki kere azap edecegiz. Sonra da onlar buyuk bir azaba ugrayacaklar

[102] (Savastan geri kalan) Diger bir kısım da, gunahlarını itiraf ettiler. Bunlar salih amelle kotu ameli birbirine karıstırmıslardır. Umulur ki Allah, tevbelerini kabul eder. Cunku Allah, cok bagıslayandır, cok merhamet edendir

[103] Onların mallarından, onları kendisiyle arındıracagın ve temizleyecegin bir sadaka (zekat) al ve onlara dua et! Cunku senin duan onlar icin sukunettir.(Onların kalplerini yatıstırır.) Allah, hakkıyla isitendir, hakkıyla bilendir

[104] Kulların tevbesini ancak Allah'ın kabul ettigini, sadakaları da O'nun kabul ettigini bilmiyorlar mı? Allah tevbeleri cokca kabul edendir, cok merhametlidir

[105] De ki: (Yapacagınız amelleri) yapın, Allah yaptıklarınızı gorecektir. Rasulu ve muminler de. Gaybı ve goruleni bilen Allah’a donduruleceksiniz. O size yapmakta oldugunuz amellerinizi haber verecektir

[106] (Savasa katılmayan) diger bir kısım da, Allah’ın (haklarındaki) emrine bırakılmıslardır. Allah onlara ya azap eder ya da tevbelerini kabul eder. O, her seyi hakkıyla bilendir, Hakim'dir

[107] Zarar vermek, kufre sapmak, iman edenlerin arasını ayırmak, Allah ve elcisine karsı savasanlara daha onceden gozculuk etmek uzere bir mescit (mescid-i Dırar) kurup, “Biz sadece iyilik yapmak istedik” diye yemin ederler. Ama Allah sahitlik eder ki, bunlar mutlaka yalancıdırlar

[108] O mescidde asla (namaza) durma! Ilk gunden beri takva uzerine bina edilen mescidde (Kuba Mescidi'nde namaza) durman cok daha uygundur. Orada (madden ve manen) temizlenip, arınmayı arzulayan adamlar vardır. Allah, temizlenip arınanları sever

[109] Binasını, Allah’tan sakınma/takvalı olma ve O’nun rızası uzerine kuran kimse mi hayırlıdır; yoksa binasını yıkılmak uzere olan bir yerin kenarına yapıp da onunla beraber Cehennem atesine yuvarlanan kimse mi? Allah, zalim toplumlara hidayet etmez

[110] Yaptıkları binaları, kalpleri parca parca oluncaya dek bir suphe (kaynagı) olarak kalmaya devam edecektir. Allah, her seyi hakkıyle bilendir;Hakim'dir

[111] Allah, Mu'minlerden canlarını ve mallarını Cennet karsılıgında satın almıstır. (Onlar) Allah yolunda savasarak oldururler ve oldurulurler. Bu, Tevrat’ta, Incil’de ve Kur’an’da Allah uzerinde hak bir vaaddir. Verdigi sozu Allah’tan daha cok tutan kim vardır? Oyleyse O’nunla yaptıgınız alısverise sevinin. Iste en buyuk kazanc budur

[112] (Bu Cennet'i kazananlar) Allah’a tevbe eden, ibadet eden, hamd eden, (ibadet icin) ruku yapan, secde eden, iyilikleri emreden, kotulukleri yasaklayan, Allah’ın sınırlarını koruyan kimselerdir. Muminleri mujdele

[113] Cehennemlik oldukları (kufur uzere oldukleri) anlasıldıktan sonra, akraba bile olsalar musrikler icin bagıslanma dilemek peygambere ve iman edenlere yarasmaz

[114] Ibrahim’in babası icin bagıslanma dilemesi, sadece ona verdigi bir sozden dolayı idi. Allah’ın dusmanı oldugunu kesin olarak anlayınca ondan uzaklastı. Ibrahim, gercekten cok dua edip yalvaran ve yumusak kalpli biriydi

[115] Allah bir kavme hidayet verdikten sonra, sakınacakları seyleri kendilerine apacık bildirmedikce onları saptırmaz. Suphesiz Allah her seyi cok iyi bilendir

[116] Goklerin ve yerin mulku elbette Allah’ındır. Dirilten ve olduren O’dur. Sizin Allah’tan baska bir veliniz ve yardımcınız yoktur

[117] Allah, peygamberin, Muhacirler'in, Ensar'ın ve sıkıntılı bir zamanda (Tebuk Savası'nda) bir kısmının kalpleri meyletmek uzere iken peygambere tabi olan kimselerin tevbelerini kabul etti. Sonra onların tevbelerini kabul buyurdu. Suphesiz O cok sefkatlidir, cok merhametlidir

[118] (Savastan geri kalan) Uc kisiye, butun genisligine ragmen yeryuzu dar gelmis ve nefisleri kendilerini (uzuntuden) sıkmıstı. Allah’tan baska bir sıgınak olmadıgını anladılar. Sonra Allah, onları tevbe etmeye muvaffak kıldı da onlar da tevbe ettiler ve Allah onların tevbelerini kabul buyurdu. Suphesiz tevbeleri cokca kabul eden, cokca merhamet eden O’dur

[119] Ey iman edenler! Allah’a karsı gelmekten sakının ve sadıklarla beraber olun

[120] Gerek Medine’lilerin, gerek onların cevresinde bulunan bedevilerin Rasulullah’tan geri kalmaları ve kendilerini O’na tercih etmeleri yarasmaz. Mutlaka onlara Allah yolunda bir susuzluk, bir yorgunluk ve bir aclık isabet etmesi, kafirleri ofkelendirecek bir yere ayak basmaları ve dusmana karsı bir basarı kazanmaları karsılıgında salih bir amel yazılacaktır. Suphesiz Allah, iyilik yapanların ecrini zayi etmez

[121] Kucuk ve buyuk infak ettikleri her nafaka ve (Allah yolunda) astıkları her vadi yaptıkları isin daha guzeliyle Allah'ın kendilerini mukafatlandırması icin onlar adına yazılmıstır

[122] Muminlerin toptan savasa cıkmaları uygun degildir. Ama her topluluktan bir grup cıksın. Ta ki dinde derin bilgiye kavusma ve kavimleri geri donduklerinde onları uyarmak icin (geride bir topluluk kalsın). Umulur ki sakınırlar

[123] Ey iman edenler! Kafirlerden yakınınızda bulunanlarla savasın ki, sizde kendilerine karsı bir sertlik bulsunlar. Bilin ki Allah takva sahipleriyle beraberdir

[124] Bir sure indirilince aralarında: "Bu hanginizin imanını artırdı?" diyen kimseler vardır. O, iman eden kimselerin imanını artırmıstır. Onlar, bunu birbirlerine mujdelerler

[125] Kalplerinde hastalık olanların ise pisliklerine pislik katmıstır ve onlar kafirler olarak olmuslerdir

[126] Gormuyorlar mı ki, onlar her yıl bir veya iki kere belaya carptırılıp imtihan ediliyorlar? Sonra ne tevbe ederler, ne de ibret alırlar

[127] Bir sure indirildigi zaman, birbirlerine bakarlar; "Sizi birisi goruyor mu?" derler, sonra da cekip giderler. Allah onların kalblerini ters cevirmistir. Cunku onlar anlamayan bir toplulukturlar

[128] Andolsun ki size, icinizden sizin sıkıntıya ugramanız kendisine agır gelen, size duskun, Mu'minlere sefkatli ve merhametli bir rasul gelmistir

[129] Eger imandan yuz cevirirlerse de ki: "Bana Allah yeter, O’ndan baska (hak) ilah yoktur. Yalnız O’na tevekkul ettim. O, yuce arsın Rabbidir

Yûnus

Surah 10

[1] Elif Lam Ra. Iste bunlar hakim olan (hikmet dolu) kitabın ayetleridir

[2] Iclerinden bir adama insanları uyar ve iman edenlere, Rableri katında kendileri icin bir dogruluk makamı bulundugunu mujdele diye vahyetmemiz, insanlar icin sasılacak bir sey mi oldu ki o kafirler, “Bu elbette apacık bir sihirbazdır” dediler

[3] Suphesiz Rabbiniz O Allah'tır ki, gokleri ve yeri altı gunde yaratan sonra Ars'a istiva eden (yukselen) ve isleri yerli yerince yonetendir. O'nun izni olmadan kimse sefaatci olamaz. Iste sizin Rabbiniz Allah budur. O halde (sadece) O’na ibadet edin! Ogut almıyor musunuz

[4] Hepinizin donusu O’nadır. Allah’ın vaadi haktır. O, (mahlukatı) once (yoktan) yaratır. Sonra da iman edip salih amel isleyenleri adaletle karsılıgını vermek icin yeniden diriltir. Kafirlere gelince, kafirlik yaptıkları icin onlara kızgın bir icecek ve can yakan bir ceza vardır

[5] Gunesi ısık (kaynagı), ayı da nur/aydınlık kılan, yılların sayısını ve hesabı bilmeniz icin aya menziller (konak yerleri) takdir eden O’dur. Allah bunları sadece hak olarak yaratmıstır. O, bilen bir toplum icin ayetleri apacık bir sekilde iste boyle acıklar

[6] Gece ile gunduzun birbiri ardınca gelisinde, Allah’ın goklerde ve yerde yarattıgı seylerde sakınan bir toplum icin ayetler/deliller vardır

[7] (Hesap icin) Bizimle karsılasmayı ummayan ve dunya hayatına razı olup onunla tatmin olanlar, iste onlar ayetlerimizden gafildirler

[8] Iste bunların kazandıklarının karsılıgı olarak varacakları yer atestir

[9] (Fakat) iman edip salih ameller isleyenlere gelince, Rableri onları imanları sebebiyle hidayete erdirir. Nimetlerle dolu Cennetlerde altlarından ırmaklar akar

[10] Orada duaları: "Allah’ım! Sen tum noksanlıklardan munezzehsin" dir. (Aralarında ki) selamlasmaları “Selam”dır, dualarının sonu ise:”Alemlerin Rabbine hamdolsun” dur

[11] Eger Allah, insanlara hayrı carcabuk istedikleri gibi serri de acilen verseydi, hemen ecellerine hukmedilirdi. (Helak edilirlerdi.) Bizimle bulusmayı umit etmeyenleri azgınlıkları icinde bocalar bir halde bırakırız

[12] Insana bir darlık dokundugu zaman, yatarken otururken veya ayakta iken bize dua edip yalvarır. Biz onun darlıgını giderdigimizde sanki basına gelen darlık sebebiyle bize hic yalvarmamıs gibi gecip gider. Iste boyle musriflere (haddi asanlara) yapmakta oldukları suslu gosterilir

[13] Andolsun, sizden onceki nice nesilleri peygamberleri kendilerine apacık deliller getirdikleri halde (yalanlayıp) zulmettikleri vakit helak ettik. Onlar zaten iman edecek degillerdi. Iste biz gunahkarlar toplulugunu boyle cezalandırırız

[14] Sonra, onların ardından nasıl amel isleyeceginizi gormek icin sizi yeryuzunun halifeleri yaptık

[15] Kendilerine ayetlerimiz acık acık okununca, bizimle karsılasmayı ummayanlar: "Bundan baska bir Kur’an getir ya da bunu degistir" dediler. De ki: "O’nu kendime gore degistirmem mumkun degildir. Ben, sadece bana vahyedilene uyarım. Ben eger Rabbime isyan edersem buyuk bir gunun azabından korkarım

[16] De ki: Eger Allah dileseydi onu size hic okumazdım ve onu size hic bildirmezdi. Daha once sizin aranızda bir omur yasadım, hic akletmiyor musunuz

[17] Allah adına yalan uydurandan veya Allah'ın ayetlerini yalan sayandan daha zalim kim olabilir? Suclular kesinlikle kurtulusa eremezler

[18] Onlar Allah ile birlikte kendilerine ne bir zarar ne de bir fayda vermeyecek olan seylere ibadet ederler. Bir de: “Bunlar Allah katında bizim sefaatcilerimizdir” derler. De ki: Allah’a, goklerde ve yerde bilmedigi bir seyi mi haber veriyorsunuz? Allah, onların sirk kosmalarından munezzehtir ve cok yucedir

[19] Insanlar, aslında, tek bir ummet idiler. Fakat sonradan ayrılıga dustuler. Eger Rabbin tarafından onceden verilmis bir soz olmasaydı, aralarında ayrılıga dustukleri seyde hukum verilirdi

[20] Rabbinden ona bir mucize indirilseydi ya! derler. De ki: Gayb ancak Allah’ındır. Bekleyiniz ben de sizinle birlikte bekleyenlerdenim

[21] Kendilerine dokunan bir sıkıntıdan sonra, insanlara bir rahmet (ferahlık ve mutluluk) tattırdıgımız zaman bir de bakarsın ki, ayetlerimiz hakkında onların bir tuzakları vardır. De ki: “Allah, daha cabuk tuzak kurar.” Suphesiz elcilerimiz (melekler) kurmakta oldugunuz tuzakları yazıyorlar

[22] Sizi karada ve denizde yuruten O’dur. Oyle ki, siz bir gemide iken ve guzel bir ruzgar ile akıp gotururken bu yuzden (yolcular) neselenirlerken, o gemiye siddetli bir fırtına gelip catar, her yerden onlara dalgalar hucum eder ve onlar cepecevre kusatıldıklarını anlarlar da dini yalnız Allah'a halis kılarak: "Eger bizi bundan kurtarırsan mutlaka sukredenlerden olacagız" diye Allah'a dua ederek yalvarırlar

[23] Fakat Allah onları kurtarınca, bir de bakarsın ki yeryuzunde (sirk kosarak) haksız yere taskınlıkta bulunurlar. Ey Insanlar! Sizin taskınlıgınız, sırf kendi aleyhinizedir. (Bununla) sadece dunya hayatının yararını elde edersiniz. Sonunda donusunuz bizedir. (Biz de) butun yaptıklarınızı size haber verecegiz

[24] Dunya hayatının ornegi, gokten indirdigimiz su gibidir. Onunla insanların ve hayvanların yiyecegi bitkiler, o su sayesinde gurlesip birbirine girer. Yeryuzu tum guzelliklerini takınıp suslenip bezenir. Sahipleride artık bunları toplayabileceklerini sandıkları sırada, geceleyin veya gunduzun emrimiz gelir de onu sanki dun yerinde yokmus gibi kokunden bicilmis bir hale getiririz. Iste dusunen bir topluma ayetleri boyle acıklıyoruz

[25] Allah, selam yurduna (Cennet'e) cagırır, dileyeni de dosdogru yola hidayet eder

[26] Iyi amellerde bulunanlara, guzellik (Cennet) ve fazlası (Allah -Azze ve Celle-'nin yuzune bakmak) vardır. Onların yuzlerini karartı ve zillet burumez. Onlar Cennet ehlidir, onlar orada ebedidirler

[27] Kotu amel isleyenlere, kotulukleri kadar ceza vardır. Onları zillet burumustur. Onları Allah’a karsı koruyacak kimse yoktur. Sanki onların yuzleri gecenin karanlık parcalarıyla kaplanmıs gibidir. Iste onlar ates ehlidir. Onlar, orada ebedidirler

[28] O gun onların hepsini bir araya toplarız. Sonra sirk kosanlara: "Siz ve ortaklarınız (sirk kostuklarınız) yerlerinize!" deriz ve aralarını ayırırız. Ortak kostukları onlara: "Siz bize ibadet etmiyordunuz ki." derler

[29] Allah, sizinle bizim aramızda sahit olarak yeter. Gercekten sizin bize ibadet ettiginizden haberimiz yoktu, derler

[30] Iste orada (o gun) herkes onceden yaptıklarını gorup, kavrar ve gercek mevlaları olan Allah’a dondurulurler ve uydurdukları seyler (sirk kostukları seyler) de onları terkedip gider

[31] De ki: “Gokten ve yerden size rızık veren kimdir? Kulak ve gozlerin sahibi kimdir? Diriyi oluden cıkaran, oluyu de diriden cıkaran kimdir? Her isi duzenleyen kimdir?” Onlar, “Allah'tır!” diyecekler. O halde “O'na karsı gelmekten sakınmaz mısınız?” de

[32] Iste hak olan Rabbiniz Allah budur. Haktan sonra da sapıklıktan baska ne vardır? O halde nasıl (haktan) cevriliyorsunuz

[33] Iste Rabbinin: “Gercekten onlar iman etmezler” sozu o fasıklar icin boylece sabit olmustur

[34] De ki: Ortak kostuklarınızdan ilk defa (yoktan) yaratan ve sonra bunu tekrar eden var mıdır? De ki: Ilk olarak (yoktan) yaratan ve onu tekrarlayan Allah’tır. O halde nasıl (haktan batıla) cevriliyorsunuz

[35] De ki: Ortak kostuklarınızdan hakka hidayet edebilecek olan var mıdır? De ki: Allah, hakka hidayet eder. Hakka hidayet eden mi uyulmaya daha layıktır; yoksa hidayet verilmedikce kendi kendine dogru yolu bulamayan mı? Nasıl boyle (batıl) hukum veriyorsunuz

[36] Onların cogu sadece zanna uyarlar. Gercekte zan, hakikat karsısında bir sey ifade etmez. Suphesiz ki Allah, onların her yaptıklarını bilendir

[37] Bu Kur'an Allah'tandır. Baskası tarafından uydurulmus bir (kitap) degildir. Ancak kendinden oncekini dogrulayan ve o kitabı acıklayandır. Onda suphe yoktur, o alemlerin Rabbindendir

[38] Yoksa onu (Muhammed kendisi) uydurdu mu diyorlar? De ki: “Eger dogru soyleyenler iseniz, haydi siz de onun benzeri bir sure getirin ve Allah’tan baska, cagırabileceginiz kim varsa onları da yardıma cagırın

[39] Onlar, ilmini kavrayamadıkları ve henuz (onlara vadolunup da) gerceklesmemis olan seyi yalanladılar. Onlardan oncekiler de boyle yalanlamıslardı. Zalimlerin sonunun nasıl olduguna bir bak

[40] Aralarında ona (Kur'an'a) iman edenler de vardır, iman etmeyenler de. Rabbin ise fesat cıkaranları cok iyi bilir

[41] Seni yalanlarlarsa; de ki: "Benim amellerim bana, sizin amelleriniz de size aittir. Siz benim yaptıgım amellerden uzaksınız, ben de sizin yaptıgınız amellerden uzagım

[42] Onlardan sana kulak verenler de vardır. Fakat sagırlara, hele akılları da ermiyorsa, sen mi isittireceksin

[43] Onlardan sana bakanlar vardır. Basiretlerini kaybetmislerse, korlere sen mi yol gostereceksin

[44] Suphesiz ki Allah insanlara hicbir sekilde zulmetmez, fakat insanlar kendilerine zulmederler

[45] Onları yeniden diriltip hepsini bir araya toplayacagı gun, sanki gunduzun bir saatinden baska kalmamıslar (yeni ayrılmıslar) gibi, aralarında tanısırlar. Allah’a kavusmayı yalan sayanlar, ziyana ugramıs ve dogru yolu bulamamıslardır

[46] Onlara vadettigimizin bir kısmını sana (sen hayattayken) gosteririz, ya da seni vefat ettiririz. Onların donusu bizedir. Sonra Allah, onların yaptıklarına da sahittir

[47] Her ummet icin bir rasul vardır. (Ahirette) onlara Rasulleri geldiginde aralarında adaletle hukmedilir ve onlara zulmedilmez

[48] Ve eger dogru soyluyorsanız, bu vaad ne zaman gerceklesecektir?" derler

[49] (Ey Muhammed) De ki: Allah’ın dilediginden baska kendim icin bir zarar da faydaya da sahip degilim. Her ummetin bir eceli vardır. Eceli geldigi zaman bir saat bile geri de bırakılmaz, ileri de alınmaz

[50] De ki: (Ey musrikler!) Ne dersiniz? Allah’ın azabı size gece veya gunduz gelirse ne yaparsınız? Suclular niye bunda acele ediyorlar

[51] O (azap), gerceklestikten sonra mı ona iman edeceksiniz? (Size o vakit denilecek ki:) Simdi mi (Iman ediyorsunuz)? Siz onu acele istiyordunuz

[52] Sonra zalimlere soyle denir: "Sonsuz azabı tadın, kazanmakta oldugunuzdan baskasının karsılıgını mı bulacaksınız

[53] O (azap) gercek midir?” diye senden haber soruyorlar. De ki: “Evet! Rabbime andolsun ki o elbette gercektir. Siz ondan kacamayacaksınız

[54] (O zaman) zulmeden herkes yeryuzundeki butun servete sahip olsa (azaptan kurtulmak icin) elbette onu feda eder. Ve azabı gordukleri zaman icin icin yanarlar. Aralarında adaletle hukmolunur ve onlara zulmedilmez

[55] Bilesiniz ki, goklerdeki her sey, yerdeki her sey Allah’ındır. Yine bilesiniz ki, Allah’ın vaadi haktır. Fakat onların cogu bunu bilmez

[56] Dirilten ve olduren O’dur. O’na donduruleceksiniz

[57] Ey insanlar! Rabbinizden size bir ogut, goguslerdeki (suphe ve sıkıntılar) icin bir sifa ve Mu'minler icin bir hidayet ve rahmet gelmisir

[58] De ki: Ancak Allah’ın lutfu ve rahmetiyle, iste bunlarla sevinsinler. Bu, onların (dunya malı olarak) topladıklarından daha hayırlıdır

[59] (Ey Muhammed!) De ki: "Biliyor musunuz, Allah'ın size indirdigi rızıktan bir kısmını helal, bir kısmını da haram kıldınız?" De ki: "Allah mı size izin verdi, yoksa Allah'a iftira mı ediyorsunuz

[60] Allah’a karsı yalan uyduranların, kıyamet gunu hakkındaki zanları nedir? Suphesiz Allah insanlara karsı cok lutufkardır, fakat onların cogu (O’nun nimetlerine) sukretmezler

[61] (Ey Muhammed!) Sen hangi iste bulunursan bulun, ona dair Kur’an’dan ne okursan oku ve (ey insanlar, sizler de) hangi seyi yaparsanız yapın, siz ona daldıgınızda biz sizi mutlaka goruruz. Ne yerde, ne de gokte zerre agırlıgınca, (hatta) bu zerreden daha kucuk veya daha buyuk olsun, hicbir sey Rabbinden uzak (ve gizli) olmaz. Hepsi muhakkak apacık bir kitapta (Levh-i Mahfuz'da yazılı)dır

[62] Bilesiniz ki, Allah'ın dostlarına korku yoktur, onlar uzulmeyeceklerdir

[63] Onlar Allah’a iman etmis ve takva sahibi olan kimselerdir

[64] Dunya hayatında da ahirette de mujde onlaradır. Allah’ın sozlerinde hicbir degisme yoktur. Bu buyuk kurtulustur

[65] (Ey Muhammed!) Musriklerin sozleri seni uzmesin; cunku butun izzet (ve ustunluk) Allah'ındır. O, her seyi hakkıyla isiten, hakkıyla bilendir

[66] Iyi bilin ki, goklerde ve yerde kim varsa hepsi Allah’ındır. Allah’ı bırakıp da ortak kostuklarına dua edenler yalnızca zanna uyanlardır. Onlar, zandan baska bir seyin ardına dusmuyorlar ve onlar sadece yalan soyluyorlar

[67] Size geceyi dinlenesiniz diye karanlık ve gunduzu de (calısasınız diye) aydınlık olarak yaratan Allah’tır. Kulak veren toplum icin bunlarda ayetler (ibretler) vardır

[68] (Musrikler) “Allah bir cocuk edindi.” dediler. Subhanallah! O, bundan munezzehtir, mustagnidir. Goklerde ve yerde olan her sey O’nundur. Bu hususta bir deliliniz de yoktur. O halde Allah hakkında bilmediginiz bir seyi mi soyluyorsunuz

[69] De ki: Allah hakkında yalan uyduranlar asla kurtulusa eremezler

[70] Dunyada biraz gecimlik, sonra donusleri yine bize olacaktır. Biz de onlara kafir olmaları sebebiyle siddetli azabı tattıracagız

[71] Onlara Nuh’un haberini oku! Hani kavmine demisti ki: "Ey Kavmim! Icinizde bulunmam ve Allah’ın ayetlerini hatırlatmam eger size agır geliyorsa, ben yalnız Allah’a tevekkul ettim. Haydi! Ortak kostuklarınızla gucunuzu birlestirin. Sonrada yapacagınızı gizli kılmayın. Ardından hukmunuzu uygulayın ve bana muhlet de vermeyin

[72] Eger yuz cevirirseniz bilin ki, ben sizden bir karsılık istememistim. Benim ecrim sadece Allah’a aittir. Ben muslumanlardan olmakla emrolundum

[73] Onu yalanlamıslardı. Biz de onu ve onunla birlikte gemide olanları kurtarmıs, ayetlerimizi yalanlayanları ise suda bogmustuk. Uyarılanların sonunun nasıl olduguna bak

[74] Sonra onun arkasından kendi kavimlerine rasuller gondermistik. (O toplumlara) Rasuller apacık delillerle gelmislerdi. Daha once yalanladıkları seye iman edecek degillerdi. Iste, haddi asanların kalplerini boyle muhurleriz

[75] Sonra onların ardından Musa ve Harun’u ayetlerimizle Firavun ve kavmine gonderdik. Fakat buyukluk taslamıslardı. Onlar gunahkar bir kavim idi

[76] Katımızdan onlara hak geldigi zaman, onlar: "Bu, apacık bir sihirdir!" demislerdi

[77] Musa: "Size gelen hak icin mi boyle soyluyorsunuz? Bu sihir midir? Sihirbazlar asla kurtulusa eremezler." demisti

[78] Onlar ise: "Sen bize, babalarımızı buldugumuz yoldan bizi cevirmek icin ve yeryuzunde buyukluk/hukum sadece ikinizin olsun diye mi geldin? Biz ikinize de iman etmiyoruz." dediler

[79] Firavun ise: "Butun bilgin sihirbazları bana getirin!" dedi

[80] Sihirbazlar gelince Musa onlara: "Atacagınızı atın!" dedi

[81] Onlar, atınca Musa: "Yaptıgınız seyler sihirdir. Suphesiz Allah onları bosa cıkaracaktır. Allah fesad cıkaranların islerini duzeltmez." dedi

[82] Gunahkarlar hoslanmasa da Allah sozleriyle hakkı ortaya cıkaracaktır

[83] Kavminden Musa’ya cok az bir toplulugun dısında iman eden olmadı. Onlar Firavun ve kavminin kendilerini (dinlerinden) cevirmesinden korkuyorlardı. Cunku Firavun, o yerde ustundu ve o asırı gidenlerdendi

[84] Musa: "Ey Kavmim! Allah’a iman ettiyseniz ve Muslumanlar iseniz sadece O’na tevekkul edin!" dedi

[85] Onlar da soyle dediler: “Biz yalnız Allah’a tevekkul ettik. Ey Rabbimiz! Bizi zalimler toplulugunun baskı ve siddetine maruz bırakma!”

[86] Rahmetinle bizi kafirlerden kurtar, dediler

[87] Musa ve kardesine: "Mısır’da kavminize evler hazırlayın, evlerinizi namazgah edinin, namazı ikame edin ve iman edenlere mujde verin!"diye vahyettik

[88] Musa: "Rabbimiz! Dogrusu sen Firavun’a ve (ileri gelen) kavmine ziynetler ve dunya hayatında mallar verdin. Rabbimiz! Onlar (bununla) senin yolundan saptırıyorlar. Rabbimiz! Onların mallarını yok et, kalplerini katılastır. Cunku onlar, can yakıcı azabı gormedikce iman etmezler." dedi

[89] Allah: "Ikinizin duası da kabul olundu, (dininiz uzere) istikamet edin; bilmeyenlerin yoluna asla uymayın!" dedi

[90] Israilogulları'nı denizden gecirdik. Firavun ve askerleri, haksızlık ve dusmanlıkla arkalarına dustuler. Firavun bogulacagı anda: "Israilogulları’nın iman ettigi ilahtan baska (hak) ilah olmadıgına iman ettim. Artık ben de muslumanlardanım." dedi

[91] Simdi mi? Sen, onceden isyan etmis ve bozgunculardan olmustun

[92] (Ey Firavun!) Bugun senin cesedini arkandan gelenlere ibret olması icin kurtaracagız. Suphesiz, insanların cogu bizim ayetlerimizden gafildir

[93] Israilogulları'nı hoslanacakları evlere yerlestirmis, temiz yiyeceklerle onları rızıklandırmıstık. Kendilerine ilim gelene kadar da anlasmazlıga dusmemislerdi. Suphesiz Rabbin, anlasamadıkları konu hakkında kıyamet gunu aralarında hukum verecektir

[94] (Rasulum!) Eger sana indirdigimizden (bu anlattıgımız olaylardan) kuskuda isen, senden once kitabı (Tevrat'ı) okuyanlara sor. Andolsun ki, Rabbinden sana hak gelmistir. Sakın suphecilerden olma

[95] Ve sakın Allah’ın ayetlerini yalanlayanlardan da olma; yoksa husrana ugrayanlardan olursun

[96] Suphesiz Rabbinin sozu (azaba ugrayacakları hukmu) gerceklesmis olanlar, iman etmezler

[97] Butun mucizeler gelmis olsa bile, elem verici azabı gorunceye kadar inanmayacaklardır

[98] Yunus’un kavminden baska, keske (azabı gormeden) iman edip, imanı kendisine fayda veren bir tek memleket halkı olsaydı ya! Onlar iman edince, dunya hayatında onlardan zillet azabını gidermis ve belirli bir sure daha gecindirmistik

[99] Eger Rabbin dileseydi, yeryuzunde bulunanların tumu iman ederdi. Oyleyken insanları iman etmeye sen mi zorlayacaksın

[100] Allah’ın izni olmadıkca hicbir nefis iman etmez ve azabını akıllarını kullanmayanların uzerine verir

[101] De ki: “Goklerde ve yerde neler var; bir bakın.” O ayetler ve korkutmalar, iman etmeyecek bir topluluga fayda vermez

[102] Kendilerinden once gelip gecmislerin (baslarından gecen azap) gunlerinin bir benzerini mi bekliyorlar? (Oyle mi?) Bekleyin, ben de sizinle beraber beklemekteyim, de

[103] Sonra biz rasullerimizi ve iman edenleri kurtarırız. Iman edenleri kurtarmak uzerimize bir haktır

[104] De ki: Ey Insanlar! Benim dinimden suphede iseniz; bilin ki ben Allah’tan baska ibadet ettiklerinize ibadet etmem, ancak sizi oldurecek olan Allah’a ibadet ederim. Ben, Mu'minlerden olmakla emrolundum

[105] Yuzunu dine hanif olarak dondur, sakın musriklerden olma

[106] Allah’ı bırakıp, sana fayda da zarar da veremeyecek olan seylere dua edip yalvarma! Eger boyle yaparsan kesinlikle zalimlerden olursun

[107] Allah sana bir zarar dokundurursa onu O’ndan baska giderecek yoktur. Sana bir iyilik dilerse; O’nun lutfunu geri cevirecek de yoktur. O, lutfunu kullarından diledigine eristirir. O, cok bagıslayandır, cok merhamet edendir

[108] De ki: "Ey insanlar, size Rabbinizden gercek (Kur’an) gelmistir. Artık kim dogru yola girerse, ancak kendisi icin girer. Kim de saparsa ancak kendi aleyhine sapar. Ben sizden sorumlu degilim

[109] (Ey Muhammed!) Sana vahyolunana uy ve Allah hukmunu verinceye kadar sabret. O, hukum verenlerin en hayırlısıdır

Hûd

Surah 11

[1] Elif Lam Ra. Bu, Hakim ve her seyden haberdar olan Allah tarafından ayetleri saglam kılınmıs, tam olarak acıklanmıs bir kitaptır

[2] Allah’tan baskasına ibadet etmeyesiniz. Ben, O’nun tarafından sizler icin bir uyarıcı ve mujdeciyim

[3] Rabbinizden magfiret dileyin, sonra da tevbe ile O'na donun ki, sizi belli bir sureye kadar guzel bir sekilde gecindirip, yasatsın ve her fazilet sahibine faziletinin karsılıgını versin. Sayet yuz cevirirseniz, suphesiz ben o zaman sizin hakkınızda o buyuk gunun azabından korkarım

[4] Donusunuz Allah’adır. O’nun her seye gucu yeter

[5] Bilin ki; onlar (iclerindekini) O’ndan gizlemek icin goguslerini durup bukerler. Elbiseleriyle ortundukleri zaman da onların gizlediklerini de acıga vurduklarını da bilir. Cunku O, kalplerin ozunde olanı cok iyi bilendir

[6] Yeryuzunde hicbir canlı yoktur ki, rızkı Allah’a ait olmasın. Her birinin (dunyada) duracakları yeri de, (oldukten sonra) emaneten konulacakları yeri de O bilir. Bunların hepsi acık bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da yazılı)dır

[7] O'nun arsı su uzerinde iken amel bakımından hanginizin daha iyi oldugunu denemek icin gokleri ve yeri altı gunde yaratan O'dur. Sayet sen: "Kesinlikle siz, oldukten sonra yine dirileceksiniz" demis olsan, kafirler: "Bu apacık buyuden baska bir sey degildir." derler

[8] Andolsun, biz onlardan azabı belirli bir sureye kadar geciktirsek, o zaman da mutlaka “Onu ne alıkoyuyor?” derler. Iyi bilin ki, azap onlara gelecegi gun, kendilerinden bir daha uzaklastırılmaz ve alay etmekte oldukları sey, kendilerini cepecevre kusatmıs olur

[9] Eger insanlara tarafımızdan bir rahmet tattırıp, sonra onu kendisinden geri alırsak, o artık umitsiz bir nankor olur

[10] Eger ona, kendisine dokunan sıkıntıdan sonra nimetler verirsek soyle soyleyecektir: Kotulukler benden uzaklastı. O, gercekten sımaracak ve ovunecektir

[11] Sabreden ve salih ameller isleyen kimseler boyle degildir. Iste onlara, magfiret ve buyuk bir mukafat vardır

[12] Simdi sen: “Ona bir hazine indirilmeli yahut onunla beraber bir de bir melek gelmeli degil miydi?” demeleri dolayısıyla gogsun daralıp sana vahyolunanlardan bir kısmını terk mi edeceksin? Sen ancak bir uyarıcısın. Allah ise her seye vekildir

[13] Yoksa: 'Onu kendisi uydurdu' mu diyorlar? De ki: 'Haydi siz, yalan uzere uydurulmus olarak onun benzeri on sure getirin ve eger dogruysanız, Allah'tan baska cagırabildiklerinizi cagırın

[14] Eger size karsılık vermezlerse, onun (Kur'an'ın) ancak Allah’ın ilmi ile indirilmis oldugunu ve O’ndan baska (hak) ilah olmadıgını bilin! Artık siz musluman oluyor musunuz

[15] Kim yalnız dunya hayatını ve onun ziynetini isterse, biz onlara yaptıklarının karsılıgını orada tastamam oderiz. Orada onlar bir eksiklige ugratılmazlar

[16] Iste onlar, kendileri icin ahirette atesten baska bir sey olmayan kimselerdir. (Dunyada) yaptıkları seyler, orada bosa gitmistir. Zaten butun yapmakta oldukları da bos seylerdir

[17] Rabbi katından (gelen) acık bir delil uzere olan ve ardından Rabbinden bir sahidin takip ettigi ve kendisinden once bir de onder ve rahmet olarak Musa'nın kitabı bulunan kimse (kafirler gibi) midir? Bunlar o (kitaba) inanırlar. Hangi topluluk onu inkar ederse vadedilen yeri atestir. O'ndan (Kitap) dan suphen olmasın. Suphesiz O, Rabbinden (gelen) haktır. Fakat, insanların cogu iman etmezler

[18] Allah’a karsı yalan duzerek iftira edenden daha zalim kim olabilir? Iste bunlar, Rablerine arz edilecekler ve sahitler de, “Rablerine karsı yalan soyleyenler iste bunlardır” diyeceklerdir. Biliniz ki, Allah’ın laneti zalimler uzerinedir

[19] Onlar (halkı) Allah yolundan alıkoyan ve onu egri ve celiskili gostermek isteyen kimselerdir. Hem de onlar ahireti inkar edenlerin ta kendileridir

[20] Bunlar, yeryuzunde (Allah'ı) aciz bırakacak degillerdir. Onların Allah’tan baska bir velisi/yardımcısı da yoktur. Onlara kat kat azap vardır. Cunku onlar, (hakkı) isitmezler ve gormezlerdi

[21] Iste bunlar, kendilerini ziyana ugratan kimselerdir. Uydurmakta oldukları seyler de kendilerini yuz ustu bırakıp kaybolup gitmistir

[22] Gercekten onlar, ahirette en cok husrana ugrayanlardır

[23] Iman edip, salih ameller isleyen ve Rablerine gonulden baglananlara gelince, iste onlar cennetliklerdir. Onlar orada ebedi kalacaklardır

[24] Bu iki zumrenin durumu, kor ve sagır ile goren ve isiten kimseler gibidir. Bunların durumları hic birbirlerine denk olur mu? Hala dusunmez misiniz

[25] Andolsun, biz Nuh’u kavmine peygamber olarak gonderdik. Onlara soyle dedi: ''Ben sizin icin apacık bir uyarıcıyım

[26] Allah’tan baskasına tapmayın/ibadet etmeyin! Ben, size (gelecek) elem verici bir gunun azabından korkuyorum

[27] Halkının ileri gelen kafir takımı: "Biz, senin sadece bizim gibi bir insan oldugunu goruyoruz. Sana, gorusu olmayan, ayak takımından baska kimsenin tabi oldugunu da gormuyoruz. Sizin bizim uzerimize bir ustunlugunuzu de gormuyoruz. Aksine sizin yalancılar oldugunuza inanıyoruz" dediler

[28] Nuh dedi ki: “Ey Kavmim! Soyleyin bakalım; sayet ben Rabbimden gelen apacık bir delil uzerinde isem ve O, kendi katından bana bir rahmet vermis de siz ona karsı kor kalmıssanız, onu istemediginiz halde, biz sizi ona zorlayacak mıyız?”

[29] Ey kavmim! Buna karsı ben sizden herhangi bir mal da istemiyorum. Benim mukafatım ancak Allah’a aittir. Ben o iman edenleri (teklifinize uyarak) kovacak da degilim. Cunku onlar Rablerine kavusacaklardır. Fakat ben sizin bilgisizce davranan bir toplum oldugunuzu goruyorum

[30] “Ey kavmim! Eger ben onları kovarsam, Allah'a karsı bana kim yardım eder? Hic dusunmuyor musunuz?”

[31] Size ben, “Allah’ın hazineleri yanımdadır” demiyorum, gaybı da bilmem. “Ben bir melegim” de demiyorum. Sizin hor gordugunuz kimseler icin, “Allah, onlara asla hicbir hayır vermez” de diyemem. Allah, onların iclerindekini daha iyi bilir. Boyle bir sey soylersem, o zaman ben gercekten zalimlerden olurum

[32] Dediler ki: “Ey Nuh! Bizimle tartıstın ve tartısmayı uzattın. Eger dogru soyleyenlerden isen, haydi kendisiyle bizi tehdit ettigin azabı getir.”

[33] Nuh dedi ki: “Onu size, dilerse ancak Allah getirir ve siz (Allah’tan) kacamayacaksınız.”

[34] Ben size ogut vermek istesem de, eger Allah sizi azdırmak istemisse, ogudum size fayda vermez. O, sizin Rabbinizdir ve O’na donduruleceksiniz

[35] (Ey Muhammed!) Yoksa “Onu (Kur’an’ı) kendisi uydurdu mu?" diyorlar. De ki: “Eger onu uydurmussam, sucum bana aittir. Ben de sizin islemekte oldugunuz suclardan uzagım.”

[36] Nuh'a, “Senin kavminden, gercekten iman etmis olanlardan baskası artık iman etmeyecektir; o halde yaptıkları seylerden dolayı uzulme” diye vahyolundu

[37] Gozlerimizin onunde vahyettigimize gore gemi yap, zulmedenler hakkında bana birsey soyleme! Muhakkak onlar bogulacaklardır

[38] (Nuh) gemiyi yapıyordu. Kavminden ileri gelenler her ne zaman yanına ugrasalar, onunla alay ediyorlardı. Dedi ki: ''Bizimle alay ediyorsanız, sizin bizimle alay ettiginiz gibi biz de sizinle alay edecegiz

[39] Birazdan alcaltıcı azabın kime gelecegini ve kalıcı azabın kimi kusatacagını anlayacaksınız

[40] Sonunda emrimiz gelip, tandır (icinden sular) kaynamaya baslayınca: "Her cinsten birer cifti ve kendileri hakkında daha once hukum verilmis olanlar dısındaki aileni ve iman edenleri gemiye bindir" dedik. Zaten onun yanında iman etmis olan kimseler cok azdı

[41] (Nuh), “Binin ona. Onun yuzup gitmesi de durması da Allah’ın adıyladır. Suphesiz Rabbim cok bagıslayandır, cok merhamet edendir.” dedi

[42] Gemi daglar gibi dalgalar arasında akıp onları goturuyordu. Nuh, bir kenara cekilmis ogluna: "Yavrucugum, bizimle bin, kafirlerle olma!" diye seslendi

[43] O, (Oglu) “Ben, kendimi sudan koruyacak bir daga sıgınacagım” dedi. Nuh, “Bugun Allah’ın rahmet ettikleri haric, O’nun azabından korunacak hic kimse yoktur” dedi. Derken aralarına dalga giriverdi de oglu bogulanlardan oldu

[44] “Ey yeryuzu! Yut suyunu. Ey gok! Tut suyunu” denildi. Su cekildi, is bitirildi. Gemi de Cudi’ye oturdu ve; “Zalimler toplulugu, Allah’ın rahmetinden uzak olsun!” denildi

[45] Nuh, Rabbine seslenip soyle dedi: “Rabbim! Suphesiz oglum da ailemdendir. Senin vaadin elbette gercektir. Sen de hukmedenlerin en iyi hukmedenisin.”

[46] Allah: “Ey Nuh! O, asla senin ailenden degildir. Onun yaptıgı, iyi olmayan bir istir. O halde, hakkında hicbir bilgin olmayan seyi benden isteme. Ben cahillerden olmayasın diye sana ogut veriyorum.” dedi

[47] Nuh, “Rabbim! Suphesiz ben senden hakkında bilgim olmayan seyi istemekten sana sıgınırım. Eger beni bagıslamaz ve bana acımazsan, suphesiz ziyana ugrayanlardan olurum.” dedi

[48] Ona denildi ki: ''Ey Nuh! Sana ve seninle birlikte bulunanlardan bircok ummete bizden esenlik ve bereketlerle (gemiden) in. Daha birtakım ummetler de olacak ki, biz onları (dunyada) faydalandıracagız. Sonra da bizden kendilerine elem dolu bir azap dokunacak

[49] Iste bunlar, sana vahyettigimiz gayb haberlerindendir. Bundan once onları ne sen biliyordun, ne de kavmin. O halde sabret. Cunku (iyi) sonuc, Allah’a karsı gelmekten sakınanların olacaktır

[50] Ad toplumuna da kardesleri Hud’u gonderdik: "Ey halkım! (yalnızca) Allah’a ibadet edin. Sizin O’ndan baska hak ilahınız yoktur. (Baska ilahlara ibadet ederek) Siz sadece iftira ediyordunuz." dedi

[51] Ey halkım! Sizden bir ucret beklemiyorum. Benim ecrim, beni yoktan yaratana aittir. Aklınızı kullanmıyor musunuz

[52] Ey kavmim! Rabbinizden magfiret dileyin, sonra da O'na tevbe edin ki uzerinize bol bol yagmur gondersin ve kuvvetinize kuvvet katsın. Gunahkarlar olarak yuz cevirmeyin

[53] Ey Hud! Sen bize apacık bir delil getirmedin, biz de senin sozunle ilahlarımızı bırakacak ve sana iman edecek degiliz." dediler

[54] Biz ancak ilahlarımızdan biri seni kotu carpmıs demekten baska bir sey demeyiz, dediler. Hud: Ben, Allah’ı sahit tutuyorum. Siz de sahit olun ki, ben sizin O’nu bırakıp kostugunuz sirklerden uzagım

[55] Bana hepiniz toptan tuzagınızı kurun. Sonra da bana muhlet vermeyin, dedi

[56] Suphesiz ben, benim de sizin de Rabbiniz olan Allah’a tevekkul ettim. Hareket eden ne kadar canlı varsa hepsinin alnından tutan O’dur. Benim Rabbim gercekten dosdogru bir yol uzeredir

[57] Eger yuz cevirirseniz suphesiz ki benimle size gonderileni size teblig ettim. Rabbim sizin yerinize baska bir kavim getirir ve siz O’na hicbir zarar veremezsiniz. Cunku benim Rabbim her seyi gozetendir

[58] Emrimiz gelince, Hud'u ve onunla beraber iman edenleri tarafımızdan bir rahmetle kurtardık, onları agır bir azaptan kurtulusa erdirdik

[59] Iste Ad kavmi! Rablerinin ayetlerini inkar ettiler. O’nun peygamberlerine karsı geldiler ve inatcı her zorbanın emrine uydular

[60] Onlar hem bu dunyada hem de kıyamet gununde lanete tabi tutuldular. Biliniz ki, Ad (kavmi) Rablerini inkar ettiler. (Sunu da) bilin ki Hud'un kavmi Ad, Allah'ın rahmetinden uzak kılındı

[61] Semud kavmine de kardesleri Salih’i peygamber gonderdik. Dedi ki: “Ey kavmim! Yalnızca Allah’a ibadet edin. Sizin O’ndan baska hicbir ilahınız yok. O, sizi yerden yaratıp sizi orada bir omur boyu yasattı. O halde O’ndan magfiret dileyin. Sonra O’na tevbe edin. Suphesiz ki Rabbim cok yakındır, duaları kabul edendir.”

[62] Ey Salih! Sen bundan once, icimizde umit beslenilen bir kimseydin; simdi babalarımızın ibadet ettiklerine ibadet etmekten bizi men mi ediyorsun? Dogrusu bizi cagırdıgın seyden cok kuskulandıran bir suphe icindeyiz" dediler

[63] Salih, dedi ki: “Ey kavmim! Soyleyin bakayım, eger ben Rabbim tarafından apacık bir delil uzerinde isem ve bana tarafından bir rahmet (peygamberlik) vermisse, O’na karsı geldigim takdirde beni Allah’tan kim koruyabilir? Demek ki, zarara ugratmaktan baska bana katkınız olmaz.”

[64] “Ey kavmim! Iste size mucize olarak Allah’ın disi bir devesi. Bırakın onu, Allah’ın arzında yayılıp otlasın. Ona kotuluk dokundurmayın, yoksa sizi yakında bir azap yakalar.”

[65] Derken deveyi kestiler. Salih, dedi ki: “Yurdunuzda uc gun daha yasayın. (Sonra helak olacaksınız.) Iste bu, yalanlanamayacak bir tehdittir.”

[66] Emrimiz gelince, Salih'i ve onunla beraber iman edenleri, bizden bir rahmet olarak (azaptan) ve o gunun zilletinden kurtardık. Suphesiz Rabbin mutlak guc sahibidir, hukum ve hikmet sahibidir

[67] Zalimleri ise bir cıglık aldı ve yurtlarında cansız olarak cokup kaldılar

[68] Sanki orada hic yasamamıslardı. Biliniz ki Semud kavmi Rablerini inkar etti. (Yine) biliniz ki Semud kavmi Allah’ın rahmetinden uzaklastı

[69] Andolsun, elcilerimiz (melekler), Ibrahim’e mujde getirip; “Selam sana!” dediler. O, “Size de selam” dedi ve kızartılmıs bir buzagı getirmekte gecikmedi

[70] Ellerinin buna uzanmadıgını gorunce, onlardan cekindi ve kalbine bir korku girdi. Onlar (onun bu halini gorunce): "Korkma, biz Lut kavmi icin gonderildik." dediler

[71] Ibrahim’in karısı ayakta idi. (Bu sozleri duyunca) guldu. Ona da Ishak’ı mujdeledik; Ishak’ın arkasından da Yakub’u

[72] (Ibrahim'in karısı) Vay halime! Ben ihtiyar bir kadınım, kocam da yaslı oldugu halde nasıl dogurabilirim? Bu sasılacak bir sey! dedi

[73] Melekler: “Allah’ın emrine mi sasıyorsun? Allah’ın rahmeti ve bereketi size olsun ey (peygamber ocagının) ev halkı! Suphesiz O, ovulmeye layıktır, sanı yucedir.” dediler

[74] Ibrahim’in korkusu gidip kendisine mujde gelince, Lut kavmi hakkında bizim (elcilerimiz) le tartısmaya koyuldu

[75] Dogrusu Ibrahim, yumusak huylu, duygulu ve gonulden (Allah'a) yonelen biriydi

[76] Elcilerimiz: “Ey Ibrahim bundan vazgec! Cunku Rabbinin emri kesin olarak gelmistir. Suphesiz onlara geri dondurulemeyecek bir azap gelecektir.” dediler

[77] Elcilerimiz Lut’a gelince onların yuzunden uzuldu, gogsu daraldı ve; “Bu cok zor bir gun” dedi

[78] Daha once cirkin isler yapan halk, kosarak ona geldiler. Lut: "Ey kavmim! Iste bunlar, kızlarımdır. Onlar sizin icin en temiz olandır. Allah’tan sakının, misafirlerime beni rezil etmeyin. Icinizde hic mi aklı basında olan bir adam yok?" dedi

[79] Senin kızlarını istemedigimizi biliyorsun. Bizim ne istedigimizi de elbette biliyorsun, dediler

[80] (Lut da:) “Keske size karsı (koyacak) bir gucum olsaydı, ya da saglam bir destege dayanabilseydim” dedi

[81] (Melekler) dediler ki: “Ey Lut! Biz Rabbinin elcileriyiz. Onlar sana asla ulasamayacaklar. Geceleyin bir vakitte aileni al gotur. Icinizden kimse ardına bakmasın. Ancak karın mustesna. (Onu bırak.) Cunku onların (kavminin) basına gelecek olan azap, onun basına da gelecektir. Onların azapla bulusma zamanı sabahtır. Sabah yakın degil midir?”

[82] (Azap) emrimiz gelince oranın altını ustune getirdik. Uzerine de Rabbinin katında isaretlenmis pisirilmis balcıktan taslar yagdırdık

[83] Rabbinin katından, isaretlenerek (yagdırılmıstır). Bu (azap) simdi de zalimlerden (Mekkeli'lerden) uzak degildir

[84] Medyen halkına da kardesleri Su’ayb’ı peygamber gonderdik. O, soyle dedi: “Ey kavmim! Yalnızca Allah’a ibadet edin. Sizin O’ndan baska hicbir ilahınız yoktur. Olcuyu ve tartıyı eksik yapmayın. Ben sizi bolluk icinde goruyorum. Ben sizin adınıza kusatıcı bir gunun azabından korkuyorum

[85] Ey kavmim! Olcuyu ve tartıyı adaletle tam yapın. Insanların esyalarını (mallarını ve haklarını) eksiltmeyin. Yeryuzunde bozgunculuk yaparak karısıklık cıkarmayın

[86] Eger iman eden kimseler iseniz Allah’ın bıraktıgı helal kazanc sizin icin daha hayırlıdır. Ben sizin basınızda bir bekci degilim

[87] Dediler ki: "Ey Suayb! Atalarımızın ibadet ettikleri seyleri yahut mallarımız hususunda diledigimizi yapmayı terketmemizi sana namazın mı emrediyor? Oysa sen yumusak huylu ve cok akıllısın

[88] Suayb, soyle dedi: ''Ey kavmim! Soyleyin bakayım. Ya ben Rabbimden gelen acık bir delil uzere isem ve katından bana guzel bir rızık vermisse! Ben size yasakladıgımı kendim yapmak istemiyorum. Ben sadece gucum yettigince (sizi) duzeltmek istiyorum. Basarım ancak Allah’ın yardımı iledir. Ben sadece O’na tevekkul ettim ve sadece O’na yoneliyorum

[89] “Ey Kavmim! Bana karsı olan dusmanlıgınız, Nuh kavminin veya Hud kavminin yahut Salih kavminin basına gelenin benzeri gibi bir felaketi sakın sizin de basınıza getirmesin. (Ve unutmayın ki) Lut kavmi sizden uzak degildir.”

[90] Rabbinizden bagıslanma dileyin, sonra O’na tevbe edin. Suphesiz Rabbim cok merhametlidir, cok sevendir

[91] Dediler ki: ''Ey Suayb! Dediklerinin cogunu anlamıyoruz. Hem biz seni aramızda zayıf goruyoruz. Eger kabilen olmasaydı, seni tasa tutardık. Zaten sen bizce itibarlı biri degilsin

[92] Suayb, soyle dedi: ''Ey kavmim! Benim kabilem sizce Allah’tan daha itibarlı mı ki, O’na sırt cevirdiniz? Suphesiz Rabbim, sizin yaptıklarınızı cepecevre kusatıcıdır

[93] Ey halkım! Elinizden gelen, her seyi yapın, ben de yapacagım. Kime rezil edici bir azabın gelecegini, kimin yalancı oldugunu bileceksiniz. Bekleyin, dogrusu ben de sizinle bekliyorum

[94] Emrimiz gelince, Suayb’ı ve onunla birlikte iman edenleri katımızdan bir rahmetle kurtardık. Zulmedenleri ise o korkunc (ugultulu) ses yakaladı da yurtlarında dizustu cokekaldılar

[95] Sanki orada hic yasamamıslardı. Biliniz ki Semud kavmi, Allah’ın rahmetinden uzaklastıgı gibi Medyen halkı da uzaklastı

[96] Musa’yı da ayetlerimizle ve acık bir delil ile gondermistik

[97] Firavun'a ve onun ileri gelenlerine (gonderdik). Fakat onlar Firavun'un emrine uydular. Oysa Firavun'un emri dogru degildi

[98] Firavun, kıyamet gununde kavminin onune gececek ve onları atese goturecektir. Ne kotu varıs yeridir orası

[99] Onlar, hem bu dunyada, hem de kıyamet gununde lanete ugratıldılar. Ne kotu bagıstır bu onlara verilen

[100] Iste bunlar sana kıssa olarak anlattıgımız ulkelere ait haberlerdendir. Onlardan ayakta duranlar da var, yıkılıp gidenler de

[101] Biz onlara zulmetmedik. Fakat onlar kendilerine zulmettiler. Rabbinin emri gelince, Allah’ı bırakıp da dua ettikleri ilahları kendilerine hicbir fayda saglamadı. Ilahları onların sadece ziyanlarını artırdı

[102] Zulme sapmıs memleketlerin halkını yakaladıgında, Rabbinin yakalaması iste boyledir! Suphesiz O’nun yakalaması can yakıcı ve siddetlidir

[103] Suphesiz, ahiret azabından korkanlar icin bunda bir ibret vardır. Bu, insanların (hesap ve ceza icin) toplanacakları bir gundur. O, tanık olunacak bir gundur

[104] Biz onu (kıyamet gununu) ancak belirli bir zamana kadar erteliyoruz

[105] O gun geldigi zaman Allah’ın izni olmadan hicbir kimse konusamaz. Onlardan kimisi bedbaht, kimisi bahtiyardır

[106] Bedbaht olanlar atestedirler. Onlar orada yuksek hırıltılarla ve inleyerek solurlar

[107] Onlar, gokler ve yerler ayakta durdukca orada ebedi olarak kalacaklardır. Ancak Rabbinin dilemesi baska. Suphesiz Rabbin, istedigini yapandır

[108] Bahtiyar olanlar ise Cennet'tedirler. Gokler ve yer ayakta durdukca, orada ebedi kalacaklardır. Ancak Rabbinin diledigi kimseler (Mu'minlerden bir kısım gunahkarlar) mustesna. Bu tukenmez/kesintisiz bir lutuftur

[109] Oyleyse sakın onların ibadet ettigi seylerden kuskun olmasın. Onlar ancak, evvelce babalarının tapındıkları gibi tapınıyorlar. Biz, onlara paylarını eksiksiz olarak verecegiz

[110] Andolsun Biz Musa’ya o Kitabı verdik de hakkında ayrılıga dusuldu. Daha once Rabbin tarafından verilmis bir soz olmasaydı, aralarında (azabın gelmesi icin) hukmedilmis olurdu. Onlar, hala bundan sek ve suphe icindedirler

[111] Suphesiz Rabbin onların her birine, yaptıklarının karsılıgını tastamam verecektir. Suphesiz Rabbin onların yaptıklarından hakkıyla haberdardır

[112] Oyle ise emrolundugun gibi dosdogru ol. Beraberindeki tevbe edenler de dosdogru olsunlar.Ve asırı gitmeyin. Suphesiz O, yaptıklarınızı hakkıyla gorur

[113] Bir de zulmedenlere meyletmeyin. Yoksa size de ates dokunur. Sizin Allah’tan baska yardımcılarınız yoktur. Sonra size yardım da edilmez

[114] (Ey Muhammed!) Gunduzun iki tarafında ve gecenin gunduze yakın vakitlerinde namaz kıl. Cunku iyilikler kotulukleri giderir. Bu, ogut alanlar icin bir oguttur

[115] (Ey Muhammed!) Sabırlı ol! Cunku Allah ihsan sahibi kimselerin mukafatını zayi etmez

[116] Sizden onceki nesiller arasında yeryuzunde fesadı engelleyecek fazilet sahipleri olmalı degil miydi? Fakat onlardan, kurtulusa erdirdigimiz az bir kısmı mustesnadır. Zalimler ise, yalnız kendilerine verilen refahın ardına dustuler ve gunahkar kimseler oldular

[117] Halkı ıslah eden kimseler iken, senin Rabbin o memleketleri zulum ile helak edecek degildr

[118] Eger Rabbin dileseydi, insanları tek bir millet/din uzere kılardı. Fakat onlar ihtilaf edip durmaktadırlar

[119] Rabbinin rahmet ettikleri mustesna. Zaten onları bunun icin yaratmıstır. Rabbinin: “Andolsun ki Ben cehennemi cin ve insanlarla dolduracagım” sozu de tumuyle gerceklesmistir

[120] Peygamberlerin haberlerinden senin kalbine sebat verecek her seyi sana anlatıyoruz. Bunlarda, sana hak, mu’minlere de bir ogut ve hatırlatma gelmistir

[121] Iman etmeyenlere soyle de: "Elinizden gelen her seyi yapın, ben de yapacagım

[122] Bekleyin! Suphesiz biz de bekleyicileriz

[123] Goklerin ve yerin gaybı yalnız Allah’a mahsustur. Butun isler O’na dondurulur. Oyle ise sadece O’na ibadet et ve O’na tevekkul edip, guven. Rabbin yaptıklarınızdan asla gafil degildir

Yûsuf

Surah 12

[1] Elif, Lam, Ra. Bunlar apacık Kitab'ın ayetleridir

[2] Biz, onu akledip anlayasınız diye Arapca bir Kur’an olarak indirdik

[3] Sana bu Kur’an’ı vahyetmekle kıssaların en guzelini anlatıyoruz. Halbuki daha once sen bunlardan habersiz idin

[4] Hani Yusuf babasına soyle demisti: “Babacıgım, (ruyamda) on bir yıldız, gunesi ve ay’ı gordum. Gordum ki onlar bana secde ediyorlardı.”

[5] Babası, soyle dedi: “Yavrucugum! Ruyanı kardeslerine sakın anlatma! Yoksa, sana tuzak kurarlar. Cunku Seytan, insanın apacık dusmanıdır.”

[6] “Iste Rabbin seni boylece sececek, sana (ruyada gorulen) olayların yorumunu ogretecek ve daha once ataların Ibrahim ve Ishak’a nimetlerini tamamladıgı gibi sana ve Yakub soyuna da tamamlayacaktır. Suphesiz Rabbin hakkıyla bilendir, hukum ve hikmet sahibidir.”

[7] Andolsun, Yusuf ve kardeslerinde (hakikati arayıp) soranlar icin ibretler vardır

[8] Kardesleri dediler ki: ''Biz kalabalık bir topluluk oldugumuz halde, Yusuf ve kardesi (Bunyamin) babamıza bizden daha sevgilidir. Dogrusu babamız acık bir yanılgı icindedir

[9] “Yusuf’u oldurun veya onu bir yere atın ki babanız sadece size yonelsin. Ondan sonra (tovbe edip) salih kimseler olursunuz.”

[10] Onlardan bir sozcu, “Yusuf’u oldurmeyin, onu bir kuyunun dibine bırakın ki gecen kervanlardan biri onu bulup alsın. Eger yapacaksanız boyle yapın” dedi

[11] Babalarına soyle dediler: “Ey babamız! Yusuf hakkında bize neden guvenmiyorsun? Halbuki biz onun iyiligini isteyen kisileriz.”

[12] Yarın onu bizimle beraber gonder de gezip oynasın. Biz onu mutlaka koruruz

[13] Babaları: “Dogrusu onu goturmeniz beni uzer, siz ondan habersiz iken onu kurt yer, diye korkuyorum.” dedi

[14] Onlar da: “Andolsun biz kuvvetli bir topluluk iken onu kurt yerse (o takdirde) biz gercekten husrana ugrayanlardan oluruz.” dediler

[15] Yusuf'u goturup bir kuyunun derinliklerine bırakmayı kararlastırdıklarında, biz ona, “Suphesiz sen, farkında olmadıkları bir sırada, bu yaptıklarını onlara haber vereceksin” diye vahyettik

[16] Aksam, aglaya aglaya babalarına geldiler

[17] Ey babamız, biz yarıs yapalım diye gittik; Yusuf’u da esyamızın yanında bırakmıstık. (Bir de ne gorelim) onu kurt yemis. Her ne kadar dogru soylesek de sen bize inanmazsın'' dediler

[18] Bir de uzerine, sahte bir kan bulastırılmıs gomlegini getirdiler. Yakub dedi ki: “Hayır! Nefisleriniz sizi aldatıp boyle bir ise surukledi. Artık bana dusen, guzel bir sabırdır. Anlattıklarınıza karsı yardımı istenilecek de ancak Allah’tır.”

[19] Bir kervan gelmis, sucularını suya gondermislerdi. Sucu kovasını kuyuya salınca; “Mujde! Mujde! Iste bir oglan!” dedi. Onu alıp bir ticaret malı olarak sakladılar. Oysa Allah, onların yaptıklarını biliyordu

[20] (Kafile Mısır'a vardıgında) onu dusuk bir fiyata, sayılı birkac dirheme sattılar. Bunların ona ragbetleri yoktu

[21] Onu satın alan Mısırlı kisi, hanımına dedi ki: “Ona iyi bak. Belki bize yararı dokunur veya onu evlat ediniriz.” Iste boylece biz Yusuf’u o yere (Mısır’a) yerlestirdik ve ona (ruyadaki) olayların yorumunu ogretelim diye boyle yaptık. Allah, emrini yerine getirmeye kadirdir. Fakat insanların cogu (bunu) bilmezler

[22] Yusuf, ergenlik cagına girince, ona hukum ve ilim verdik, iste biz, iyileri boyle mukafatlandırırız

[23] Evinde bulundugu kadın (gonlunu ona kaptırıp) ondan arzuladıgı seyi elde etmek istedi ve kapıları kilitleyerek, “Haydi gelsene!” dedi. O ise, “Allah’a sıgınırım, cunku o (kocan) benim efendimdir, bana iyi baktı. Suphesiz zalimler kurtulusa eremezler.” dedi

[24] Andolsun, kadın onu arzulamıstı. Eger Rabbinin burhanını gormemis olsaydı, Yusuf da ona istek duyacaktı. Biz, ondan kotulugu ve fuhsu uzaklastırmak icin iste boyle yaptık. Cunku o, ihlasa erdirilmis kullarımızdandı

[25] Ikisi de kapıya kostular. Kadın, Yusuf’un gomlegini arkadan yırttı. Kapının yanında hanımın efendisine rastladılar. Kadın dedi ki: “Senin ailene kotuluk yapmak isteyenin cezası, ancak zindana atılmak veya can yakıcı bir azaptır.”

[26] Yusuf: “O, benden arzusunu elde etmek istedi” dedi. Kadının ailesinden bir sahit de soyle sahitlik etti: “Eger onun gomlegi onden yırtılmıssa, kadın dogru soylemistir, o (Yusuf) yalancılardandır.”

[27] “Eger gomlegi arkadan yırtılmıssa, kadın yalan soylemistir. O (Yusuf) ise, dogru soyleyenlerdendir.”

[28] Kadının kocası Yusuf’un gomleginin arkadan yırtıldıgını gorunce, dedi ki: “Suphesiz bu, siz kadınların hilesidir. Dogrusu siz kadınların hilesi buyuktur” dedi

[29] “Ey Yusuf! Sen bundan (bu hadiseyi soylemekten) kacın. (Ey Kadın!) Sen de gunahının bagıslanmasını dile. Cunku sen gunah isleyenlerdensin.”

[30] Sehirde birtakım kadınlar, “Aziz’in karısı, (hizmetcisi olan) delikanlısından arzusunu elde etmek istemis. Ona olan askı yuregine islemis. Suphesiz biz onu acık bir saskınlık icinde goruyoruz.” dediler

[31] O kadınların gizlice aleyhinde konustuklarını isitince kendilerine haber gonderdi. Onlar icin oturup yaslanacakları yer hazırladı. Her birine birer de bıcak verdi ve Yusuf’a: “Cık karsılarına” dedi. Kadınlar Yusuf’u gorunce, onu pek buyuttuler ve saskınlıkla ellerini kestiler. “Hasa! Allah icin, bu bir insan degil, ancak serefli bir melektir.” dediler

[32] Kadın dedi ki: “Kendisi dolayısı ile beni ayıpladıgınız iste budur. Andolsun, ben onu arzuladım. Fakat o, iffetinden dolayı bundan kacındı. Andolsun, eger emrettigimi yapmazsa, mutlaka zindana atılacak ve zillete ugrayanlardan olacak.”

[33] Yusuf: “Ey Rabbim! Zindan bana, bunların beni davet ettigi seyden daha sevimlidir. Onların tuzaklarını benden uzaklastırmazsan, onlara meyleder ve cahillerden olurum.” dedi

[34] Bunun uzerine Rabbi onun duasını kabul etti ve o kadınların hilesini uzaklastırdı. Hic suphe yoktur ki Allah, her seyi hakkıyla isitendir; hakkıyla bilendir

[35] Sonra onlara (Yusuf'un iffetine iliskin) delilleri gormelerinin ardından, onu belli bir vakte kadar zindana atma (gorusu) belirdi

[36] Onunla beraber zindana iki delikanlı daha girdi. Biri: “Ben ruyamda saraplık uzum sıktıgımı gordum” dedi. Digeri: “Ben de ruyamda basımın uzerinde, kusların yedigi bir ekmek tasıdıgımı gordum. Bize bunun yorumunu haber ver. Dogrusu biz seni, ihsan sahiplerinden gormekteyiz” dedi

[37] Yusuf dedi ki: “Size, rızık olarak verilen yemek henuz ulasmadan ben size onun ne oldugunu mutlaka haber veririm. Bu, bana Rabbimin ogrettiklerindendir. Ben, Allah’a iman etmeyen ve ahireti inkar eden bir milletin dinini terk ettim.”

[38] “Atalarım Ibrahim, Ishak ve Yakub’un dinine tabi oldum. Allah'a her hangi bir ortak kosmak bize yarasmaz. Bu, bize ve insanlara Allah’ın bir lutfudur, fakat insanların cogu sukretmezler.”

[39] “Ey zindan arkadaslarım! Ayrı ayrı ilahlar mı daha iyidir, yoksa mutlak hakimiyet sahibi olan tek Allah mı?”

[40] “Allah'ı bırakıp da taptıklarınız, sizin ve atalarınızın taktıgı birtakım isimlerden baska bir sey degildir. Allah onlar hakkında herhangi bir delil indirmemistir. Hukum ancak Allah’a aittir. O size kendisinden baskasına ibadet etmemenizi emretmistir. Iste en dogru din budur. Fakat insanların cogu bilmezler.”

[41] “Ey zindan arkadaslarım! (Ruyanızın yorumuna gelince,) biriniz efendisine sarap sunacak, digeri ise asılacak ve kuslar basından yiyecektir. Yorumunu sordugunuz is (artık) olup bitmistir.”

[42] Yusuf, bu ikisinden kurtulacagını dusundugu kisiye: “Efendinin yanında beni an!”, dedi. Fakat seytan, efendisinin yanında, ondan (Yusuf'tan) soz etmeyi ona unutturdu da bu yuzden o, birkac yıl daha zindanda kaldı

[43] Kral: “Ben ruyamda yedi semiz inegi, yedi zayıf inegin yedigini; ayrıca yedi yesil basak ve yedi de kuru basak goruyorum. Ey ileri gelenler! Eger ruya yorumluyorsanız, ruyamı bana yorumlayın.” dedi

[44] Dediler ki: “Bunlar karmakarısık ruyalardır. Biz boyle ruyaların yorumunu bilenlerden degiliz.”

[45] Zindandaki iki kisiden kurtulmus olan, uzun bir sure sonra (Yusuf’u) hatırladı ve: “Ben size onun yorumunu haber veririm, hemen beni (Yusuf'a) gonderin.” dedi

[46] (Zindana varınca), “Yusuf! Ey dogru sozlu! Ruyada yedi semiz inegi yedi zayıf inegin yemesi, bir de yedi yesil basakla diger yedi kuru basak hakkında bize yorum yap. Umid ederim ki (verecegin bilgi ile) insanlara donerim de onlar da (senin degerini) bilirler” dedi

[47] Yusuf dedi ki: “Yedi yıl her zamanki gibi ekin. Birazını yiyip bictiginiz ekini basagında bırakın

[48] Sonra bunun ardından, saklayacaklarınızdan az bir miktar (tohumluk) haric, o yıllar icin biriktirdiklerinizi yeyip bitirecek yedi kıtlık yılı gelecektir

[49] “Sonra bunun ardından insanların yagmura kavusacagı bir yıl gelecek. O zaman (bol rızka kavusup sıra ve yag gibi urunleri) sıkacaklar

[50] Kral: “Onu bana getirin” dedi. Elci, Yusuf’a gelince (Yusuf) dedi ki: “Efendine don de, ellerini kesen o kadınlara ne oldu, diye sor. Suphesiz Rabbim onların hilesini hakkıyla bilendir.”

[51] Kral, kadınlara: “Yusuf’u arzuladıgınız zaman durumunuz neydi?” dedi. Kadınlar: “Hasa! Allah icin, biz onun bir kotulugunu bilmiyoruz” dediler. Aziz’in karısı ise: “Simdi gercek ortaya cıktı. Ondan ben murad almak istedim. Suphesiz Yusuf dogru soyleyenlerdendir.” dedi

[52] (Yusuf), “Benim boyle yapmam, Aziz’in yoklugunda, benim kendisine hainlik etmedigimi ve Allah’ın hainlerin tuzaklarını basarıya ulastırmayacagını bilmesi icindi.” dedi

[53] Ben nefsimi temize cıkarmam. Cunku Rabbimin merhamet ettigi haric, nefis asırı derecede kotulugu emreder. Suphesiz Rabbim cok bagıslayandır, cok merhamet edendir'' dedi

[54] Hukumdar: "Onu bana getirin, kendime has (mustesar) alayım." dedi. Onunla konusunca: "Suphesiz bugun sen yanımızda yuksek makam sahibi ve guvenilir bir kisisin

[55] Yusuf: “Beni ulkenin hazinelerine bakmakla gorevlendir. Cunku ben iyi koruyucu ve bilgili bir kisiyim” dedi

[56] Boylece Yusuf’a, diledigi yerde konaklamak uzere ulkede imkan ve iktidar verdik. Biz rahmetimizi istedigimize veririz ve iyi davrananların mukafatını zayi etmeyiz

[57] Elbetteki, ahiret mukafatı, iman edenler ve Allah’a karsı gelmekten sakınanlar icin daha iyidir

[58] Yusuf’un kardesleri gelip onun huzuruna girdiler. O (Yusuf) kendilerini tanıdıgı halde onlar onu tanımadılar

[59] Yusuf, onların yuklerini hazırlatınca dedi ki: “Sizin, baba bir kardesinizi de bana getirin. Gormuyor musunuz? Olcegi tam dolduruyorum ve ben misafir agırlayanların en iyisiyim.”

[60] Eger onu bana getirmezseniz, artık benim yanımda size verilecek tek olcek (zahire) bile yoktur ve bir daha da bana yaklasmayın

[61] “Onu babasından istemeye calısacagız. Kuskusuz bunu yapacagız

[62] Yusuf, memurlarına dedi ki: “Onların odedikleri olcek bedellerini yuklerinin icine koyun. Umulur ki ailelerine varınca onu anlarlar da belki yine donup gelirler

[63] Onlar, babalarına donduklerinde: “Ey babamız! Bize artık erzak verilmeyecek. Kardesimizi (Bunyamin’i) bizimle gonder ki erzak alalım. Onu biz elbette koruruz.” dediler

[64] Yakub onlara: “Onun hakkında size ancak, daha once kardesi hakkında guvendigim kadar guvenebilirim! Allah en iyi koruyandır ve O, merhametlilerin en merhametlisidir.” dedi

[65] Yuklerini acıp zahire bedellerinin kendilerine geri verildigini gorduler. “Ey babamız! Daha ne isteriz? Iste odedigimiz bedeller de bize geri verilmis. Onunla yine ailemize yiyecek getirir, kardesimizi korur ve bir deve yuku zahire de fazladan alırız. Cunku bu getirdigimiz az bir miktardır.” dediler

[66] Babaları: “ Kusatılıp caresiz durumda kalmanız dısında, onu bana geri getireceginize dair Allah adına saglam bir soz vermedikce, onu sizinle gondermeyecegim” dedi. Ona guvencelerini verdiklerinde, “Allah soylediklerimize vekildir” dedi

[67] “Ey ogullarım, hepiniz (Mısır’a) bir kapıdan girmeyin, ayrı ayrı kapılardan girin. Bununla beraber Allah’dan size gelecek hicbir seyi sizden geri ceviremem. Hukum ancak Allah’ındır. Ben, yalnız O’na guvenip dayandım. Tevekkul edenler de yalnız O’na guvenip dayanmalıdır” dedi

[68] Babalarının emrettigi sekilde (ayrı kapılardan) girdiklerinde (bile) bu, Allah’tan gelecek hicbir seyi onlardan uzaklastıracak degildi. Sadece Yakub, icindeki bir dilegi ortaya koymus oldu. Suphesiz o, biz kendisine ogrettigimiz icin bilgi sahibidir. Fakat insanların cogu bilmezler

[69] Yusuf’un huzuruna girdiklerinde; o, kardesini yanına cekti bagrına bastı ve (gizlice) “Haberin olsun ben senin kardesinim, artık onların yaptıklarına uzulme!" dedi

[70] Yusuf, onların yuklerini hazırlatırken su kabını kardesinin yukune koydurdu. Sonra bir munadi: “Ey kafile (durun)! Siz gercekten hırsızlık yaptınız.” diye bagırdı

[71] Yusuf’un kardesleri onlara donerek: “Ne kaybettiniz?” dediler

[72] Onlar: “Hukumdarın (olcu) kabını kaybettik. Onu getirene bir deve yuku odul var. (Munadi): Ben buna kefilim” dedi

[73] “Allah’a andolsun, siz de biliyorsunuz ki biz bu ulkede fesat cıkarmak icin gelmedik, hırsız da degiliz.” dediler

[74] Onlar: “Eger yalancı iseniz, hırsızlıgın cezası nedir?” dediler

[75] Onlar da: “Cezası, su kabı kimin yukunde bulunursa, o kimsenin kendisi(nin alıkonması) onun cezasıdır. Biz zalimleri boyle cezalandırırız.” dediler

[76] Yusuf kardesinin yukunden once onlarınkini aramaya basladı; sonra kardesinin yukunden su kabını cıkardı. Iste biz Yusuf'a boyle bir plan kullanmasını vahyettik. Cunku hukumdarın kanunlarına gore kardesini alıkoyamazdı. Ancak Allah'ın dilemesi baska. Diledigimizi derecelerle yukseltiriz. Her ilim sahibinden ustun bir bilen bulunur

[77] Dediler ki: “Eger o calmıs bulunuyorsa, daha once onun bir kardesi de calmıstı.” Yusuf, bu (sozleri) icinde gizledi ve onlara belli etmedi. Icinden, “Siz kotu bir durumdasınız; anlattıgınızı Allah cok daha iyi biliyor.” dedi

[78] Onlar, Yusuf’a: “Ey Aziz! Onun cok yaslı bir babası var. Onun yerine bizden birini alıkoy. Suphesiz biz senin iyilik edenlerden oldugunu goruyoruz.” dediler

[79] Yusuf: “Malımızı yanında buldugumuz kimseden baskasını tutmaktan Allah’a sıgınırız. Suphesiz biz o takdirde zulmetmis oluruz.” dedi

[80] Ondan umitlerini kesince, kendi aralarında konusmak uzere bir kenara cekildiler. Buyukleri dedi ki: “Babanızın Allah adına sizden soz aldıgını, daha once de Yusuf hakkında islediginiz kusuru bilmiyor musunuz? Artık babam bana izin verinceye veya Allah, hakkımda hukmedinceye kadar buradan asla ayrılmayacagım. O, hukmedenlerin en hayırlısıdır

[81] “Siz babanıza donun ve deyin ki: “Ey babamız! Suphesiz oglun hırsızlık etti, biz ancak bildigimize sahitlik ettik. (Sana soz verdigimiz zaman) gaybı (oglunun hırsızlık edecegini) bilemezdik

[82] Bulundugumuz kasaba halkına ve aralarında oldugumuz kervana da sor. Biz gercekten dogru soyleyenleriz

[83] Yakub, “Nefisleriniz sizi bir is yapmaya surukledi. Artık bana dusen, guzel bir sabırdır. Umulur ki, Allah onların hepsini bana getirir. Cunku O, hakkıyla bilendir, hukum ve hikmet sahibidir.” dedi

[84] Onlardan yuz cevirdi ve, “Vah! Yusuf’a vah!” dedi ve uzuntuden iki gozune ak dustu. O artık acısını icinde saklıyordu

[85] Ogulları: “Allah’a yemin ederiz ki, sen hala Yusuf’u anıp duruyorsun. Sonunda uzuntuden eriyip gideceksin veya helak olacaksın.” dediler

[86] Yakub, “Ben tasa ve uzuntumu ancak Allah’a arz ederim. Ben, Allah tarafından sizin bilmediginiz seyleri bilirim” dedi

[87] Ogullarım! Gidin, Yusuf’u ve kardesini arayın, arastırın; Allah’ın rahmetinden de umit kesmeyin. Cunku kafirler toplulugundan baskası Allah’ın rahmetinden umit kesmez

[88] Bunun uzerine (Mısır’a donup) Yusuf’un yanına girdiklerinde: “Ey Aziz! Bize ve ailemize darlık ve sıkıntı dokundu. Degersiz bir sermaye ile geldik. Yiyecegimizi tam olc, ayrıca bize sadaka ver. Suphesiz Allah, sadaka verenleri mukafatlandırır” dediler

[89] Yusuf dedi ki: Siz (henuz) cahil kimseler iken Yusuf ve kardesine neler yaptıgınızı hatırlıyor musunuz

[90] Kardesleri: “Yoksa sen, sen Yusuf musun?” dediler. O da, “Ben Yusuf’um, bu da kardesim. Allah, bize lutufta bulundu. Cunku, kim kotulukten sakınır ve sabrederse, suphesiz Allah iyilik yapanların mukafatını zayi etmez.” dedi

[91] Dediler ki: Allah’a andolsun, gercekten Allah seni bize ustun kıldı. Gercekten biz suc islemistik

[92] Yusuf dedi ki: "Bugun size kınama yok. Allah sizi bagıslasın. O, merhametlilerin en merhametlisidir

[93] Bu gomlegimi goturun de babamın yuzune surun ki, gozleri acılsın ve butun ailenizi bana getirin” dedi

[94] Kafile (Mısır’dan) ayrılınca babaları (etrafındakilere) dedi ki: "Bana bunak demeyecekseniz, inanın ki Yusuf’un kokusunu alıyorum

[95] Onlar da: “Allah’a yemin ederiz ki sen hala eski saskınlıgındasın” dediler

[96] Mujdeci gelip gomlegi Yakub’un yuzune bırakınca gozleri acılıverdi. Yakub, “Ben size, Allah tarafından, sizin bilemeyeceginiz seyleri bilirim demedim mi?” dedi

[97] Ogulları: “Ey babamız, gunahlarımızın bagıslanmasını dile. Biz gercekten suclu idik” dediler

[98] Yakub: “Rabbimden sizin bagıslanmanızı dileyecegim. Suphesiz O, cok bagıslayandır, cok merhamet edendir.” dedi

[99] Yusuf’un huzuruna girdiklerinde; Yusuf ana babasını bagrına bastı ve “Allah’ın iradesi ile guven icinde Mısır’a girin” dedi

[100] Babasını ve annesini tahtın uzerine cıkartıp oturttu. Hepsi onun icin secde ettiler. Yusuf dedi ki: “Babacıgım! Iste bu, daha once gordugum ruyanın yorumudur. Rabbim onu gerceklestirdi. Seytan benimle kardeslerimin arasını bozduktan sonra Rabbim beni zindandan cıkararak ve sizi colden getirerek bana cok iyilikte bulundu. Suphesiz Rabbim, diledigi seyde nice incelikler sergileyendir. Suphesiz O, hakkıyla bilendir, hukum ve hikmet sahibidir

[101] Rabbim! Gercekten bana mulk verdin ve bana sozlerin yorumunu ogrettin. Ey gokleri ve yeri yaratan! Dunyada ve ahirette sen benim velimsin. Benim canımı musluman olarak al ve beni iyilere kat

[102] (Ey Muhammed!) Iste bu, sana vahyettigimiz gayb haberlerindendir. Yoksa onlar (Yusuf’un kardesleri) hile yaparak islerini kararlastırdıkları zaman sen yanlarında degildin

[103] Sen ne kadar siddetle arzu etsen de insanların cogu iman etmezler

[104] Halbuki sen buna karsılık onlardan bir ucret de istemiyorsun. O (Kur’an) alemler icinde ancak bir oguttur

[105] Goklerde ve yerde nice ayetler/deliller vardır ki yanlarına ugrarlar da onlardan yuzlerini cevirerek gecerler

[106] Onların cogu Allah’a ancak sirk kosarak iman ederler

[107] Yoksa Allah tarafından kendilerini kusatacak bir azabın gelmeyeceginden veya onlar farkında olmadan kıyametin ansızın gelip catmayacagından emin mi oldular

[108] De ki: Bu, benim yolumdur, ben ve bana uyanlar basiretle Allah’a davet ederiz. Allah’ı tenzih ederim. Ben musriklerden degilim

[109] Biz senden once de, sehirler halkından ancak kendilerine vahyettigimiz birtakım erkekleri peygamber olarak gonderdik. Yeryuzunde dolasıp da, kendilerinden once gelenlerin akıbetlerinin nasıl olduguna bakmadılar mı? Elbette ahiret yurdu Allah’a karsı gelmekten sakınanlar icin daha iyidir. Hala aklınızı kullanmıyor musunuz

[110] Nihayet peygamberler (kendilerini yalanlayanların imanlarından) umitlerini kesip de yalanlandıklarını dusundukleri sırada, onlara yardımımız geldi de, boylece diledigimiz kimseler kurtulusa erdirildi. Azabımız ise suclular toplulugundan geri cevrilemez

[111] Andolsun ki, onların kıssalarında akıl sahipleri icin ibret vardır. Kur’an, uydurulabilecek bir soz degildir. Fakat kendinden oncekileri tasdik eden, her seyi ayrı ayrı acıklayan ve iman eden bir toplum icin de bir yol gosterici ve bir rahmettir

Ra'd

Surah 13

[1] Elif Lam Mim Ra. Iste bunlar kitabın ayetleridir. Sana Rabbinden indirilen (bu Kur'an) haktır, fakat insanların cogu iman etmezler

[2] Allah, gokleri gordugunuz gibi herhangi bir direk olmadan yukselten, sonra Ars’a istiva eden, gunese de aya da emrine boyun egdirendir. Bunların hepsi belli bir zamana kadar akıp gitmektedir. O, her isi yerli yerince duzenler, ayetleri ayrı ayrı acıklar ki, Rabbinize kavusacagınıza kesin olarak iman edesiniz

[3] O, yeryuzunu yayıp doseyen, orada sabit daglar, nehirler var eden, orada her turlu meyveden (erkekli-disili) iki es yaratan gunduzu geceyle buruyendir. Suphesiz bunlarda, dusunen bir kavim icin deliller vardır

[4] Yeryuzunde birbirine komsu kara parcaları, uzum bagları, ekinler; bir kokten cıkan cok govdeli ve tek govdeli hurma agacları vardır ki hepsi aynı su ile sulanır. Ama biz urunleri konusunda bir kısmını bir kısmına ustun kılıyoruz. Suphesiz bunda aklını kullanan bir kavim icin (Allah’ın varlıgını gosteren) deliller vardır

[5] Eger sasacaksan, asıl sasılacak olan onların, “Biz toprak olunca yeniden mi yaratılacakmısız?” demeleridir. Iste bunlar Rablerini inkar edenlerdir. Iste onlar boyunlarına demir halkalar vurulanlardır ve iste onlar cehennemliklerdir. Onlar orada ebedi kalacaklardır

[6] Bir de senden, iyilikten once kotulugun acele gelmesini istiyorlar. Halbuki onlardan once nice ornekler gelip gecmistir. Suphesiz Rabbin, zulumlerine ragmen insanlara yine de magfiret edendir. Bununla beraber Rabbinin azabı pek siddetlidir

[7] Kufre sapanlar, “Ona Rabbinden bir mucize indirilseydi ya!” diyorlar. Sen ancak bir uyarıcısın. Her kavim icin de bir yol gosteren vardır

[8] Allah, her disinin neye gebe oldugunu, rahimlerin arttırdıgı seyi ve eksilttigi seyi bilir. O’nun katında her sey bir olcu iledir

[9] O, gorunmeyeni de goruneni de bilendir. O cok buyuktur, yuksektir, yuceler yucesidir

[10] (O’na gore) icinizden sozu gizleyen ile acıga vuran, geceleyin gizlenenle gunduz ortaya cıkan birdir

[11] Insanı onunden ve ardından takip eden melekler vardır. Allah’ın emriyle onu koruyup gozetirler. Suphesiz ki, bir kavim kendi durumunu degistirmedikce Allah onların durumunu degistirmez. Allah, bir kavme kotuluk diledi mi, artık o geri cevrilemez. Onlar icin Allah’tan baska hicbir yardımcı da yoktur

[12] O, korku ve umit vermek icin size simsegi gosteren, yagmur yuklu bulutları meydana getirendir

[13] Gok gurultusu O’na hamd ederek tesbih eder, Melekler de O’nun korkusundan tesbih ederler. O, yıldırımlar gonderir de onlarla diledigini carpar. Onlar ise Allah hakkında mucadele ediyorlar. Halbuki O, azabı cok siddetli olandır

[14] Gercek dua/ibadet yalnızca O’nadır. O’ndan baska dua ettikleri, kendilerine hicbir sekilde karsılık veremezler. Onların durumu; agzına gelsin diye suya dogru iki avucunu (uzaktan) acan kimse gibidir. Halbuki su (agzına) ulasacak degildir. Iste kafirlerin duası delalet icinde olmaktan baska birsey degildir

[15] Halbuki goklerde ve yerde bulunanlar da onların golgeleri de sabah aksam ister istemez sadece Allah'a secde ederler

[16] De ki: “Goklerin ve yerin Rabbi kimdir?” “Allah’tır” de. De ki: “O'nu bırakıp da kendilerine (bile) bir faydası ve zararı olmayan dostlar (mabutlar) mı edindiniz?” De ki: “Kor ile goren bir olur mu? Ya da karanlıklarla aydınlık bir olur mu? Yoksa Allah’a, O’nun yarattıgı gibi yaratan ortaklar buldular da bu yaratma ile Allah’ın yaratması onlara gore birbirine mi benzedi?” De ki: “Her seyin yaratıcısı Allah’tır. O, birdir, Kahhar'dır/mutlak galiptir

[17] O, gokten su indirdi de dereler kendi olculerince dolup aktı ve sel, uste cıkan kopugu aldı goturdu. Sus esyası veya yararlanılacak bir sey elde etmek icin ateste erittikleri seylerden de boyle kopuk olur. Iste Allah, hak ile batıla boyle misal getirir. Kopuge gelince sonup gider. Insanlara yararlı olan ise yerde kalır. Iste Allah, boyle misaller verir

[18] Rablerinin cagrısına uyanlara mukafatın en guzeli (Cennet) vardır. O’nun cagrısına uymayanlar ise, yeryuzunde olan her sey ve onun yanında bir katı daha kendilerinin olsa, kurtulmak icin hepsini fidye olarak verirlerdi. Iste hesabın kotusu bunlar icindir. Varacakları yer de Cehennem'dir. O ne kotu yataktır

[19] Rabbinden sana indirilenin hak oldugunu bilen kimse, (O'na iman etmeyen) kor kimse gibi midir? (Bunu) ancak akıl sahipleri anlar

[20] Onlar, Allah’a verdikleri sozu eksiksiz yerine getirir ve anlasmayı bozmazlar

[21] Onlar Allah’ın birlestirmesini emrettigi seyi bitistirirler. Rablerinden korkarlar ve kotu hesaptan endise ederler

[22] Onlar, Rablerinin rızasına ermek icin sabreder, namazı dosdogru kılar, kendilerine verdigimiz rızıklardan gizli olarak ve acıktan Allah icin harcar ve kotulugu iyilikle savarlar. Iste bunlar icin dunya yurdunun iyi sonucu vardır

[23] (Bu guzel sonuc da) Adn Cennetleridir. Atalarından, eslerinden ve cocuklarından iyi olanlarla beraber oraya girerler. Melekler de her bir kapıdan yanlarına girerler (ve soyle derler)

[24] Sabretmenize karsılık selam sizlere. Dunya yurdunun sonucu (olan Cennet) ne guzeldir

[25] Allah'a verdikleri sozu kuvvetle saglamlastırdıktan sonra bozanlar, Allah'ın birlestirilmesini emrettigi seyleri ayıranlar ve yeryuzunde fesat cıkaranlar; iste lanet onlar icindir. Ve kotu yurt (Cehennem) onlarındır

[26] Allah, rızkı diledigine bol verir, (diledigine de) kısar. Onlar ise dunya hayatı ile sevinmektedirler. Halbuki dunya hayatı, ahiretin yanında cok az bir gecimliktir

[27] Kafir olanlar: “Kendisine Rabbinden bir ayet (mucize) indirilmeli degil miydi?” derler. De ki: “Suphesiz Allah diledigini saptırır ve kendisine yonelenleri de dogru yola iletir.”

[28] Bunlar, iman edenler ve gonulleri Allah'ın zikriyle sukunete erenlerdir. Bilesiniz ki, kalpler ancak Allah'ı zikretmekle huzur bulur

[29] Iman edip salih amellerde bulunanlar icin, guzel bir hayat vardır ve guzel donus yeri de onlarındır

[30] (Ey Muhammed!) Boylece seni, kendilerinden once nice ummetlerin gelip gectigi bir ummete gonderdik ki; sana vahyettiklerimizi onlara okuyasın. Halbuki onlar Rahman’ı inkar ediyorlar. De ki: O (Rahman) benim Rabbimdir, O’ndan baska (hak) ilah yoktur. Ben yalnız O’na tevekkul ettim, donusum de yalnız O’nadır

[31] Kendisiyle dagların yurutulecegi veya yeryuzunun parcalanacagı ya da olulerin konusturulacagı bir Kur’an olacak olsaydı (o yine bu kitap olurdu). Fakat butun emirler yalnız Allah’ındır. Iman edenler bilmiyorlar mı ki, Allah dileseydi butun insanlara hidayet ederdi. Allah’ın vaadi yerine gelinceye kadar devamlı olarak yaptıkları isler sebebiyle kafirlere ya ansızın buyuk bir bela gelecek veya o bela evlerinin yakınına inecektir. Suphesiz Allah, vaadinden asla donmez

[32] Andolsun, senden once de nice peygamberler alaya alındı da ben inkar edenlere bir sure (muhlet) verdim, sonra da onları yakalayıverdim. Benim cezalandırmam nasılmıs

[33] Herkesin kazandıgını gorup gozeten Allah'a (ortak kosulur mu?). Onlar, Allah’a ortaklar kostular. De ki: “Soyleyin bakalım onların isimlerini Yoksa siz (bununla) O’na yeryuzunde bilmedigi bir seyi mi haber veriyorsunuz, Yoksa siz ustun koru bir soz mu soyluyorsunuz?” Hayır, bilakis o kafirlere tuzakları suslu gosterildi ve onlar dogru yoldan alıkondular. Allah, kimi saptırırsa, artık ona hidayet verecek hicbir kimse yoktur

[34] Onlara dunya hayatında bir azap vardır. Ahiret azabı ise daha agırdır ve onları Allah’ın azabından koruyacak kimse de yoktur

[35] Allah’a karsı gelmekten sakınanlara va’dolunan Cennet'in durumu sudur: Onun icinden ırmaklar akar, yemisleri ve golgeleri devamlıdır. Iste bu, Allah’a karsı gelmekten sakınanların sonudur. Kafirlerin sonu ise atestir

[36] Kendilerine kitap verdiklerimiz, sana indirilene (Kur'an'a) sevinirler; fakat (Islam aleyhinde birlesen) gruplardan, onun (sana indirilenin) bazısını inkar edenler vardır. De ki: “Ben, yalnızca Allah'a ibadet etmek ve O'na ortak kosmamakla emrolundum. Ben ancak O'na davet ederim ve donusum O'nadır.”

[37] Boylece biz onu (Kur’an’ı) Arapca bir hukum olarak indirdik. Andolsun ki sana gelen bu ilimden sonra onların heva ve heveslerine uyarsan, Allah tarafından senin icin ne bir dost, ne de bir koruyucu vardır

[38] Andolsun, senden once de peygamberler gonderdik. Onlara da esler ve cocuklar verdik. Allah’ın izni olmadan hicbir peygamber bir mucize getiremez. Her ecelin (vadenin) bir yazısı vardır

[39] Allah, diledigini siler, diledigini de sabit kılıp bırakır. Ana kitap (Levh-i Mahfuz) O’nun katındadır

[40] Onlara vadettigimiz azabın bir kısmını sana gostersek de, (gostermeden) senin ruhunu alsak da senin gorevin sadece teblig etmektir. Hesap gormek ise bize aittir

[41] Gormediler mi ki biz nasıl yeryuzune gelip onu etrafından eksiltiyoruz? Allah, hukmeder. O’nun hukmunu bozacak hicbir kimse yoktur. O, hesabı cabuk gorendir

[42] Onlardan oncekiler de tuzak kurmuslardı. Oysa tuzak tumuyle Allah'a aittir. O, her nefsin kazandıgını bilir. Kafirler de dunya yurdunun sonunun kime ait oldugunu bileceklerdir

[43] O kafir olanlar: “Sen gonderilmis bir peygamber degilsin” derler. De ki: “Benimle sizin aranızda sahit olarak Allah ve yanında kitabın (Kur'an'ın) bilgisi bulunanlar yeter

İbrâhîm

Surah 14

[1] Elif, Lam, Ra. Bu, Rabbinin izniyle insanları karanlıklardan nura, O guclu ve ovguye layık olanın yoluna cıkarmak icin sana indirdigimiz bir kitaptır

[2] O Allah ki, goklerde ve yerde ne varsa O'nundur. Ugrayacakları siddetli azaptan dolayı vay o kafirlerin haline

[3] Onlar, o kimselerdir ki, dunya hayatını ahiret uzerine tercih edip severler; Allah yolundan alıkoyarlar ve onun egriligini isterler. Iste bunlar, hakdan cok uzak bir sapıklık icindedirler

[4] Biz her peygamberi, ancak kendi kavminin diliyle gonderdik ki, onlara (Allah’ın emirlerini) iyice acıklasın. Allah, diledigini saptırır, diledigini de dogru yola iletir. O, mutlak guc sahibidir, hukum ve hikmet sahibidir

[5] Andolsun, Musa’yı da, “Kavmini karanlıklardan aydınlıga cıkar ve onlara Allah’ın gunlerini hatırlatarak ogut ver" diye ayetlerimizle gonderdik. Suphesiz bunda cok sabreden, cok sukreden herkes icin ibretler vardır

[6] Hani Musa kavmine, “Allah’ın size olan nimetini anın. Hani o sizi, Firavun ailesinden kurtarmıstı. Onlar sizi iskencenin en agırına ugratıyorlar, ogullarınızı bogazlayıp kadınlarınızı sag bırakıyorlardı. Iste bunda size Rabbinizden buyuk bir imtihan vardır” demisti

[7] Hani Rabbiniz soyle duyurmustu: “Andolsun, eger sukrederseniz elbette size nimetimi artırırım. Eger nankorluk ederseniz, hic suphesiz azabım cok siddetlidir

[8] Musa, soyle dedi: "Siz ve yeryuzunde bulunanların hepsi nankorluk etseniz de gercek su ki, Allah cok zengindir, ovguye layık olandır

[9] Sizden onceki Nuh, Ad ve Semud kavimlerinin ve onlardan sonrakilerin –ki onları Allah’tan baskası bilmez- haberi size gelmedi mi? Onlara peygamberleri mucizeler getirdiler de onlar (ofkeden parmaklarını ısırmak icin) ellerini agızlarına goturup; “Biz sizinle gonderileni inkar ediyoruz. Bizi cagırdıgınız seyden de derin bir suphe icindeyiz.” dediler

[10] Peygamberleri dedi ki: “Gokleri ve yeri yaratan Allah hakkında mı suphe ediyorsunuz? (Halbuki) O, gunahlarınızı bagıslamak ve sizi belli bir zamana kadar ertelemek icin sizi (imana) cagırıyor. Onlar, “Siz de bizim gibi sadece birer insansınız. Bizi, babalarımızın ibadet ettigi (ilahlardan) alıkoymak istiyorsunuz. Oyleyse bize apacık bir delil getirin” dediler

[11] Peygamberleri, onlara dedi ki: “Biz ancak sizin gibi birer insanız. Fakat Allah, kullarından diledigine (peygamberlik) nimetini bahseder. Allah’ın izni olmadıkca, bizim size bir delil getirmemiz haddimize degil. Mu’minler ancak Allah’a tevekkul etsinler.”

[12] “Allah, bize yollarımızı dosdogru gostermisken, biz ne diye O’na tevekkul etmeyelim? Bize yaptıgınız eziyete elbette katlanacagız. Tevekkul edenler, yalnız Allah’a tevekkul etsinler

[13] Kafir olanlar peygamberlerine; “Andolsun, ya sizi yurdumuzdan cıkaracagız, ya da bizim dinimize donersiniz” dediler. Rableri de onlara soyle vahyetti: “Biz zalimleri mutlaka yok edecegiz.”

[14] “Onlardan sonra sizi elbette o yere yerlestirecegiz. Bu, makamımdan korkan ve tehdidimden sakınan kimseler icindir

[15] (Rasuller) Fetih istediler, (sonunda) her zorba inatcı, umitsizce husrana ugradı

[16] Husranın ardından da Cehennem vardır. Orada kendisine irinli su icirilecektir

[17] Onu yudumlamaya calısacak, fakat bogazından bir turlu gecmeyecektir. Olum kendisini her yandan gelip saracak, fakat bir turlu olemeyecektir. Arkasından da siddetli bir azap gelecektir

[18] Rablerini inkar edenlerin durumu; amelleri, aynen fırtınalı bir gunde ruzgarın siddetle savurdugu bir kule benzer. (Dunyada) kazandıkları hicbir seyin (ahirette) yararını gormezler. Iste bu, derin sapıklıktır

[19] Gormez misin ki, Allah gokleri ve yeri hak ile yaratmıstır? Eger dilerse sizi yok eder ve yerinize yeniden baskalarını yaratır

[20] Bu da Allah’a gore zor bir is degildir

[21] Onların tumu (kıyamette) Allah'ın huzuruna cıkarlar. Zayıf bırakılmıslar, buyukluk taslayanlara der ki: “Suphesiz biz size tabi idik; simdi siz, bizden Allah'ın azabından herhangi bir seyi savabilir misiniz?” Derler ki: “Eger Allah bize hidayet etseydi, biz de sizleri hidayete eristirirdik. Simdi yakınsak da sabretsek de fark etmez, bizim icin kacacak hic bir yer yoktur.”

[22] Is hukme baglanıp bitince seytan der ki: “Dogrusu Allah, size gercek olan sozu vaat etti, ben de size vaatte bulundum, ama sozumden caydım. Benim size karsı zorlayıcı bir gucum yoktu; yalnızca sizi cagırdım, siz de bana icabet ettiniz. Oyleyse beni kınamayın, siz kendinizi kınayın. Ben sizi kurtarıcı degilim, siz de beni kurtarıcı degilsiniz. Dogrusu daha once beni ortak kosmanızı da tanımamıstım. Suphesiz zalimlere acıklı bir azap vardır

[23] Iman eden ve salih ameller isleyenler, Rablerinin izniyle, ebedi kalacakları ve iclerinden ırmaklar akan Cennetlere sokulacaklar. Oradaki esenlik dilekleri “selam”dır

[24] Gormedin mi, Allah guzel bir sozu nasıl misal getirdi? (Guzel bir soz), koku saglam, dalları goge yukselen bir agac gibidir

[25] Bu agac, Rabbinin izniyle her zaman meyvesini verir. Allah insanlara dusunup ibret alsınlar diye (boyle) misaller verir

[26] Kotu bir sozun durumu da; yerden koparılmıs, ayakta durma imkanı olmayan kotu bir agacın durumu gibidir

[27] Allah, iman edenleri hem dunya hayatında hem de ahirette sapasaglam bir soz ile sabit kılar, zalimleri ise saptırır. Ve Allah diledigini yapar

[28] Allah'ın nimetini kufur (ve nankorlukle) degistirenleri ve kavimlerini helak yurduna surukleyenleri gormedin mi

[29] Onlar Cehennem'e girecekler. Orası ne kotu bir karargahtır

[30] Onlar Allah’a, O’nun yolundan saptırmak icin, ortaklar kostular De ki: “Bir sure daha faydalanın. Cunku varısınız atesedir

[31] Iman eden kullarıma de ki: "Namazı dosdogru kılsınlar. Hicbir alısveris ve dostlugun bulunmadıgı bir gun gelmeden once kendilerine rızık olarak verdigimiz seylerden Allah yolunda gizlice ve acıktan infak etsinler

[32] Allah; gokleri ve yeri yaratan, gokten yagmur indiren ve onunla size rızık olarak turlu meyveler cıkaran, emri geregince denizde yuzmek uzere gemileri emrinize veren, nehirleri de hizmetinize sunandır

[33] O, duzenli seyredip hareket eden Gunes'i ve Ay'ı sizin hizmetinize sunan, gece ve gunduzu sizin emrinize verendir

[34] O, size kendisinden istediginiz seylerin hepsini verdi. Eger Allah’ın nimetlerini saymaya kalkıssanız sayamazsınız. Suphesiz insan cok zalimdir, cok nankordur

[35] Hani Ibrahim demisti ki: “Rabbim! Bu sehri guvenli kıl! Beni ve ogullarımı putlara ibadet etmekten uzak tut

[36] “Rabbim! Cunku o putlar insanlardan bircogunu saptırdılar. Artık kim bana uyarsa, o bendendir. Kim de bana karsı gelirse, suphesiz sen cok bagıslayan, cok merhamet edensin

[37] Rabbimiz! Ben cocuklarımdan bazısını, senin kutsal evinin (Kabe’nin) yanında ekin bitmez bir vadiye yerlestirdim. Rabbimiz! Namazı dosdogru kılmaları icin (boyle yaptım). Sen de insanlardan bir kısmının gonullerini onlara meylettir, onları urunlerden rızıklandır, umulur ki sukrederler

[38] Rabbimiz! Suphesiz sen, gizledigimizi de, acıga vurdugumuzu da bilirsin. Yerde ve gokte hicbir sey Allah’a gizli kalmaz

[39] Hamd, iyice yaslanmıs iken bana Ismail’i ve Ishak’ı veren Allah’a mahsustur. Suphesiz Rabbim duayı isitendir

[40] Rabbim! Beni ve soyumu namazı ikame edenlerden eyle. Rabbimiz! Duamı kabul buyur

[41] Rabbimiz! Hesap gorulecek gunde; beni, ana babamı ve inananları bagısla

[42] Sakın, Allah’ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Allah, onları ancak gozlerin dehsetle yerinden fırlayacagı bir gune erteliyor

[43] O gun baslarını dikerek (cagırıldıkları yere dogru) kosarlar. Gozleri kendilerine bile donmez, kalpleri de bombostur

[44] (Ey Muhammed!) Insanları, kendilerine azabın gelecegi gun ile uyar. Zira o gun zalimler, “Ey Rabbimiz! Yakın bir sureye kadar bizi ertele de senin cagrına uyalım ve peygamberlerin izinden gidelim” diyecekler. Onlara soyle denilecek: “Daha once siz, sonunuzun gelmeyecegine yemin etmemis miydiniz

[45] Hatta siz, kendilerine zulmedenlerin yurtlarında yerlestiniz. Onlara neler yaptıgımız da sizin icin apacık ortaya cıktı. Size bircok misaller de gosterdik

[46] Onlar tuzaklar kurdular, ama Allah katında da onlara tuzak vardır. Isterse onların tuzakları dagları yerinden oynatacak olsun

[47] Sakın Allah’ın, peygamberlerine verdigi sozden donecegini sanma! Suphesiz Allah, mutlak guc sahibidir, intikam sahibidir

[48] O gun yer, baska bir yere, gokler de baska goklere donusturulur ve insanlar tek ve Kahhar (her seyin uzerinde yegane hakim) olan Allah’ın huzuruna cıkarlar

[49] O gun, sucluları zincirlere vurulmus olarak gorursun

[50] Gomlekleri katrandandır. Yuzlerini de ates buruyecektir

[51] Allah, herkese kazandıgının karsılıgını vermek icin boyle yapar. Suphesiz Allah, hesabı cabuk gorendir

[52] Bu Kur’an; kendisiyle uyarılsınlar, Allah’ın ancak tek ilah oldugunu bilsinler ve akıl sahipleri dusunup ogut alsınlar diye insanlara bir bildiridir

Hicr

Surah 15

[1] Elif, Lam, Ra. Iste bunlar kitabın, apacık Kur'an'ın ayetleridir

[2] Kafirler (kıyamet gunu) keske Musluman olsaydık diye temenni ederler

[3] Onları bırak da yesinler, eglensinler, beklentileri onları oyalasın. Nasıl olsa ogrenecekler

[4] Biz, bilinen bir yazgısı olmadan hicbir ulkeyi yok etmedik

[5] Hicbir toplum ecelini gecemez ve ondan geri de kalamaz

[6] Dediler ki: "Ey kendisine Kur'an indirilen! Sen mutlaka bir delisin

[7] “Eger dogru soyleyenlerden isen bize melekleri getirsene!”

[8] Biz, melekleri ancak hakikatle indiririz. O zaman da o kafirlere hic muhlet verilmez

[9] Kur’an’ı suphesiz biz indirdik. O’nu koruyacak olan da suphesiz biziz

[10] Kesinlikle senden once de, gecmis toplumlara rasuller gondermistik

[11] Onlara kendilerine gelen her rasulle alay ediyorlardı

[12] Iste boylece biz onu, (yalanlamayı) sucluların (Mekkeli musriklerin) kalplerine sokarız

[13] Onlar ona (indirilen kitaba) iman etmezler, oysaki evvelkilerin sunneti de boyle olup gitmistir

[14] Onlara gokten bir kapı acsak da onlar oradan yukarı cıksalar bile

[15] Yine de: “Gozlerimiz perdelendi, belki de hepimiz buyulendik” derler

[16] Gokte burclar (yıldızlar) var ettik ve onları bakanlar icin susledik

[17] Onu (gogu) kovulmus seytanlardan koruduk

[18] Ancak kulak hırsızlıgı eden mustesna. Onun da ardına acık (yakıcı) bir alev duser

[19] Yeri de yaydık. Oraya sabit daglar yerlestirdik. Orada her seyden olcusu bilinen seyler bitirdik

[20] Ve orda sizler icin ve kendisine rızık vericiler olmadıgınız canlılar icin gecimlikler kıldık

[21] Hazineleri bizim katımızda olmayan hicbir sey yoktur. Ancak biz onu belirlenmis bir miktar olarak indiririz

[22] Ruzgarları da (bulutlara yagmur) asılayıcılar olarak gonderdik. Sonra gokten (buluttan) su indirdik de onunla sizleri suladık ve onu toplayıp depolayan da siz degilsiniz

[23] Dogrusu ancak biz, hayat verir ve de oldururuz. Hepsinin sonrasında (herseye )varis olanlar da bizleriz

[24] Sizden once gecenleri bildigimiz gibi sizden sonra gelecekleri de biliriz

[25] Suphesiz yalnızca senin Rabbin onların hepsini bir araya toplayacak. Muhakkak O, hikmet sahibidir, her seyi bilendir

[26] Insanı kuru bir camurdan, kara ve (rengi, kokusu degismis) bir balcıktan yarattık

[27] Daha once de cinleri yakıp kavuran bir atesten yaratmıstık

[28] Rabbin, meleklere soyle demisti: "Ben, kuru bir camurdan, kara ve (rengi, kokusu degismis) balcıktan bir beser yaratacagım

[29] Onu bir sekle sokup, ruhumdan ufledigim zaman onun icin hemen secdeye kapanın

[30] Meleklerin hepsi de topluca ona secde etmisti

[31] Bundan bir tek Iblis mustesnaydı. O, secde edenlerle birlikte olmaktan kacındı

[32] Allah: "Ey Iblis, senin secde edenlerle beraber olmanı engelleyen nedir?" dedi

[33] (Iblis) Ben, kuru bir camurdan, kara ve (rengi, kokusu degismis) bir balcıktan yarattıgın bir besere secde edecek degilim" dedi

[34] Allah dedi ki: Oyleyse ''Cennet'ten cık git. Sen artık kovuldun

[35] Suphesiz hesap gunune kadar lanet senin uzerinedir.”

[36] Iblis: “Rabbim! Oyle ise onların tekrar diriltilecekleri gune kadar bana muhlet ver!” dedi

[37] Allah dedi ki: “O halde sen, kendisine muhlet verilenlerdensin

[38] Vakti bilinen bir gune kadar

[39] Iblis: “Rabbim! Beni azdırmana karsılık, andolsun ki yeryuzunde kotulukleri onlara guzel gosterecegim, hepsini saptıracagım

[40] Ancak, iclerinde ihlas sahibi kulların haric

[41] (Allah Teala:) "Bu benim gosterdigim dosdogru yoldur." dedi

[42] Senin, kullarım uzerinde hicbir gucun yoktur, sana uyan azgınlar dısında

[43] Onların hepsine vadolunan yer Cehennem'dir

[44] Onun yedi kapısı vardır ve her kapıya onlardan ayrılmıs belli bir pay vardır

[45] Takva sahibi olanlar ise, Cennetlerde ve pınarlardadır

[46] Selametle ve guvenle girin oraya

[47] Biz, onların kalplerindeki tum kini sokup attık. Onlar, kardesler olarak karsılıklı koltuklarda otururlar

[48] Onlara, orada hicbir yorgunluk yoktur. Ve onlar oradan cıkarılacak da degillerdir

[49] Kullarıma benim, cok magfiret edici, cok merhametli oldugumu haber ver

[50] Azabıma gelince de o, cok acı veren bir azaptır

[51] Onlara Ibrahim’in misafirlerinden (meleklerden) de haber ver

[52] Onun yanına girdikleri zaman ona: "Selam!" dediklerinde, o da onlara: “Biz, sizden korkuyoruz.” demisti

[53] Onlar: "Endiselenme, biz sana bilgin bir erkek evlat mujdeliyoruz." dediler

[54] Ibrahim: “Bana yaslılık gelip catmıs iken beni mi mujdeliyorsunuz? Bana neyi mujdeliyorsunuz?” dedi

[55] Sana gercegi mujdeliyoruz. Umitsizlige dusenlerden olma!" dediler

[56] O da: “Yoldan cıkmıslardan baska, Rabbinin rahmetinden kim umidini keser ki?” dedi

[57] Ibrahim, “Ey elciler! O halde goreviniz nedir?” dedi

[58] Biz, gunahkar bir topluma gonderildik.” dediler

[59] “Ancak Lut ailesi haric (Onlar suclu degillerdir). Kesinlikle onların hepsini bundan kurtaracagız

[60] Yalnız onun karısını kurtarmayacagız. Onun geri kalanlardan olmasını takdir ettik

[61] Elciler (melekler) Lut’un ailesine gelince

[62] Lut onlara: "Dogrusu siz, hic tanınmayan kimselersiniz" dedi

[63] Dediler ki: “Evet, fakat biz sana (kavminin) suphe etmekte oldugu azabı getirdik.”

[64] “Biz, sana gercegi getirdik. Suphesiz biz dogru soyleyenleriz.”

[65] Gecenin bir bolumunde aile fertlerini yola cıkar, sen de arkalarından git. Hicbiriniz arkaya bakmasın. Emrolundugunuz yere (dogru) gecin gidin

[66] Ona su durumu kesin olarak bildirdik: ''Sabaha cıkarken onların arkası/koku kesilmis olacak

[67] Sehir halkı sevinerek geldiler

[68] Lut, dedi ki: “Suphesiz bunlar benim misafirlerimdir. Sakın beni rezil etmeyin.”

[69] Allah’tan korkun da, beni utandırmayın

[70] Onlar: "Biz sana insanları misafir etmeni yasaklamadık mı?" dediler

[71] Lut: "Eger evlilik yapacaksanız, iste kızlarım!" dedi

[72] (Ey Muhammed!) Hayatına yemin olsun ki onlar sarhoslukları icerisinde bocalayıp duruyorlar

[73] Derken gunesin dogusu sırasında, o korkunc ugultulu ses onları yakalayıverdi

[74] Boylece (sehrin) ustunu altına getirdik. Uzerlerine de balcıktan pisirilmis taslar yagdırdık

[75] Suphesiz bunda dusunup gorebilen kimseler icin ibretler vardır

[76] O (sehir, herkesin gelip gectigi) bir yol uzerinde durmaktadır

[77] Suphesiz bunda, Mu'minler icin de bir isaret vardır

[78] (Suayb'ın kavmi olan) Eyke halkı zalimlik etti

[79] Onlardan da intikam aldık. Her ikisi de hala gorulup, tanınan bir yol uzerindedirler

[80] Suphesiz Hicr (Semud) halkı da peygamberleri yalanlamıslardı

[81] Onlara ayetlerimizi gonderdik ama onlardan yuz cevirmislerdi

[82] Onlar, dagları oyarak evler yapıyorlardı. Guven icindeydiler

[83] Derken sabaha girdiklerinde onları da bir cıglık yakalayıverdi

[84] Kazandıkları onlara bir fayda saglamadı

[85] Biz, gokleri, yeri ve arasındakileri ancak hak ile yarattık. Kıyamet elbette gelecektir. Sen (Ey Muhammed!) guzel bir sekilde affederek muamele et

[86] Elbette Rabbin, her seyi yaratandır, her seyi bilendir

[87] Sana, tekrarlanan yedi ayeti (Fatiha Suresi'ni) ve Kur’an-ı Azim'i verdik

[88] Kafirlerden bir kısmını faydalandırdıgımız seylerde sakın gozun kalmasın. Onlara karsı mahzun olma ve mu’minlere (sefkat) kanadını indir

[89] De ki: ''Gercekten ben, apacık bir uyarıcıyım

[90] Nitekim biz, (Kur'an'ı) kısımlara ayıranlara azabı indirmisizdir

[91] Onlar, Kur'an'ı kısım kısım ayırdılar. (Bir kısmına sihir, bir kısmına yalan dediler)

[92] Rabbine andolsun ki, onların hepsini yaptıklarından dolayı sorguya cekecegiz

[93] Bu yaptıklarından oturu

[94] Ey Muhammed! Simdi sen, sana emrolunanı acıkca ortaya koy ve Allah’a ortak kosanlara aldırıs etme

[95] Elbette o alay edenlere karsı biz sana yeteriz

[96] Onlar Allah ile beraber baska bir ilah edinenlerdir. Ileride ogrenecekler

[97] Onların soyledikleri seyler sebebiyle gogsunun daraldıgını bilmekteyiz

[98] Oyleyse hamd ile Rabbini tesbih et ve secde edenlerden ol

[99] Sana yakin/olum gelene kadar Rabbine ibadet et

Nahl

Surah 16

[1] Allah’ın emri geldi. Artık onun vaktinden once gelmesini istemeyin. Allah, onların sirk kostuklarından cok yucedir ve munezzehtir

[2] O kendi emri ile kullarından diledigi kimseler uzerine vahiy ile melekleri: ‘Benden baska hicbir ilah olmadıgını bildirin. O halde benden korkun’ desinler diye indirir

[3] Gokleri ve yeri hak ile yarattı ve musriklerin sirk kosmalarından cok yucedir/yuksektedir

[4] Insanı bir nutfeden (meniden) yarattı. Buna ragmen insan apacık bir hasım kesildi

[5] Ve O, hayvanları (Deve, inek, koyun, keci) yarattı. Onlarda sizin icin ısıtıcı (seyler) ve bircok faydalar vardır. Hem de onlardan yemektesiniz

[6] Ayrıca onları agıllarına sokarken ve otlamaya salarken de sizin icin ayrı bir guzellik vardır

[7] Kendisine ancak agır sıkıntıya katlanarak varabileceginiz uzaklıktaki beldelere, yuklerinizi tasırlar. Hic kuskusuz Rabbiniz pek sefkatlidir, merhametlidir

[8] Hem binesiniz diye, hem de sus olarak atları, katırları ve merkepleri de yarattı. Bilemeyeceginiz daha nice seyleri de yaratır

[9] Dogru yolu gostermek Allah’a aittir ama o yollardan bazısı da egridir. (Allah) dileseydi elbette hepinizi toptan hidayete erdirirdi

[10] Sizin icin gokten bir su indiren O'dur. O sudan icersiniz ve hayvanları otlatacagınız bitkileri de onunla yetistirirsiniz

[11] Allah, onunla size ekinler, zeytin ve hurma agacları, uzum ve her turlu urunu yetistirir. Dusunen bir toplum icin bunda ayetler vardır

[12] Geceyi, gunduzu, gunesi ve ayı sizin hizmetinize vermistir. Yıldızlar da O’nun emri ile size boyun egmistir. Bunların her birinde dusunen bir toplum icin ayetler vardır

[13] Yeryuzunde sizin icin rengarenk yarattıklarında da ogut alan bir toplum icin gercek bir ibret vardır

[14] Yine taze bir et yiyesiniz ve icinden giyeceginiz ziynet esyasını cıkarasınız diye denizi emrinize veren O'dur. Gemilerin denizde suları yara yara akıp gittiklerini gorursun. (Butun bunlar) O'nun fazlından aramanız ve sukretmeniz icindir

[15] Sizi sarsmaması icin yeryuzunde saglam dagları koydu, nehirler (yarattı) ve yolunuzu bulmanız icinde yollar kıldı

[16] Daha (baska) isaretler (de yarattı) yıldızlar ile de onlar yollarını bulurlar

[17] Su halde yaratan, yaratamayan gibi olur mu? Artık siz dusunmez misiniz

[18] Halbuki Allah’ın nimetini saymaya kalksanız onu sayamazsınız. Suphesiz Allah, cok bagıslayandır, cok merhamet edendir

[19] Allah, sizin gizlediklerinizi de, acıga vurduklarınızı da bilir

[20] Allah'tan baska dua (ibadet) ettikleri (ilahlar), hicbir sey yaratamazlar. Cunku onlar kendileri yaratılmıslardır

[21] Onlar, diri olmayan cansız varlıklardır! Ne zaman dirileceklerinin de suuruna varamazlar

[22] Sizin ilahınız tek bir ilahtır. Ahirete iman etmeyenlerin kalpleri bunu inkar etmekte, kendileri de buyukluk taslamaktadırlar

[23] Muhakkak, Allah onların iclerinde gizlediklerini de acıga koyduklarını da elbette bilir. O, buyuklenenleri hic sevmez

[24] Onlara “Rabbiniz ne indirdi?” denildigi zaman, “Oncekilerin masalları” dediler

[25] Boylece kıyamet gununde kendi gunahlarını tam olarak, bilgisizce saptırdıkları kimselerin gunahlarının da bir kısmını yuklenirler. Bak ki yuklenecekleri sey ne kotudur

[26] Onlardan oncekiler de tuzak kurmuslardı. Allah’ın azabı binalarını, temelinden gelip yıktı da tavanları baslarına cokuverdi ve azap kendilerine fark edemedikleri yerden geldi

[27] Sonra (Allah) kıyamet gunu onları asagılık kılacak ve diyecek ki: “Haklarında (muminlere) dusman kesildiginiz ortaklarım hani nerede?” Kendilerine ilim verilenler derler ki: “Bugun, gercekten asagılanma ve kotuluk, kafirlerin ustunedir.”

[28] O kafirler, nefislerine zulmederlerken melekler onların canlarını alır da onlar teslim olup, ''Biz hicbir kotuluk yapmıyorduk” derler. (Melekler de soyle diyecekler:) ''Hayır! Allah sizin yapmakta olduklarınızı hakkıyla bilmektedir

[29] “Haydi, icinde ebedi kalacagınız Cehennem'in kapılarından girin. Buyukluk taslayanların yeri ne kotudur!”

[30] Allah’tan sakınan/takvalı olan kimselere; “Rabbiniz size ne indirdi?” denildiginde, “Iyilik/hayır!” diye karsılık verirler. Bu dunyada guzel amel isleyenlere “iyilik” vardır. Ahiret yurdu ise daha iyidir. Allah’tan sakınanların/takvalı olanların yurdu ne guzeldir

[31] Icinden nehirler akan Adn Cennetleri'ne gireceklerdir. Kendileri icin orada diledikleri her sey vardır. Allah, kendine karsı gelmekten sakınanları boyle mukafatlandırır

[32] Melekler, tertemiz ve hos olarak canlarını aldıgı o kimselere: “Selam olsun size! Yaptıgınız amelleriniz sebebiyle girin Cennet'e!” derler

[33] (Kafirler) kendilerine o meleklerin gelmesinden yahut Rabbinin emrinin gelip catmasından baskasını mı beklerler? Onlardan oncekiler de boyle yapmıstı. Allah onlara zulmetmedi, fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı

[34] Onlara, yapmıs oldukları amellerin kotulugu dokunup, isabet etti ve alay ettikleri sey onları cepecevre kusattı

[35] Allah’a ortak kosanlar, dediler ki: “Allah dileseydi ne biz, ne de atalarımız O’ndan baska hicbir seye ibadet etmezdik, O’nun emri olmadan hicbir seyi de haram kılmazdık.” Kendilerinden oncekiler de boyle yapmıstı. Peygamberlere dusen sadece apacık bir tebligdir

[36] Andolsun biz, her ummete, “Yalnızca Allah’a ibadet edin, taguttan kacının” diye peygamber gonderdik. Allah, onlardan kimini dogru yola iletti; onlardan kimine de sapıklık hak oldu. Simdi yeryuzunde dolasın da peygamberleri yalanlayanların sonunun ne oldugunu gorun

[37] Sen, onların dogru yola erismelerini ne kadar cok istesen de Allah saptırdıgı kimselere hidayet etmez. Onların hicbir yardımcıları da yoktur

[38] Onlar, “Allah, olen bir kimseyi diriltmez” diye var gucleriyle Allah’a yemin ettiler. Hayır, diriltecek! Bu, yerine getirilmesini Allah’ın uzerine aldıgı bir vaaddir. Fakat insanların cogu bilmezler

[39] (Bu dirilis,) Hakkında ayrılıga dustukleri seyleri onlara acıklasın, inkar edenler de kendilerinin gercekten yalancı kimseler olduklarını bilsinler diyedir

[40] Biz, bir seyi diledigimiz zaman, sozumuz sadece ona “Ol!” demektir. O da hemen oluverir

[41] Zulme ugradıktan sonra, Allah icin hicret edenleri elbette dunyada guzel bir sekilde barındıracagız. Ahiretteki mukafatları ise cok daha buyuktur, eger bunu bilselerdi

[42] Onlar, sabreder ve Rablerine tevekkul ederler

[43] Biz, senden once de yalnızca kendilerine vahyettigimiz bir takım erkekleri peygamber olarak gonderdik. Eger bilmiyorsanız ilim ehline sorun

[44] (Onları) apacık belgelerle ve kitaplarla (gonderdik). Insanlara kendilerine ne indirildigini acıklayasın ve onlar da iyice dusunsunler diye sana da bu Zikri indirdik

[45] Kotuluk tuzakları kuranlar, Allah’ın kendilerini yerin dibine batırmayacagından veyahut farkında olmadıkları bir yerden baslarına azabın gelmeyeceginden emin mi oldular

[46] Yahut onlar donup dolasırken Allah’ın kendilerini yakalayıvermesinden emin mi oldular? Onlar, Allah’ı aciz bırakacak degillerdir

[47] Yahut da, onları korku uzere iken yakalamayacagından guven icinde midirler? Suphesiz Rabbiniz cok esirgeyicidir, cok merhametlidir

[48] Allah’ın yarattıgı seylerin golgelerinin zillet ve tevazu ile boyun egerek durmadan saga sola donup Allah’a secde ettiklerini gormuyorlar mı

[49] Goklerde ve yerde olan tum canlılar ve melekler hic buyuklenmeden Allah’a secde ederler

[50] Yukarılarında olan Rablerinden korkarlar ve yalnızca kendilerine emredileni yaparlar

[51] Allah: Iki ilah edinmeyin! dedi. O, ancak tek ilahtır. Oyleyse benden korkun

[52] Goklerdeki her sey, yerdeki her sey O’nundur. Itaat de daima O’na olmalıdır. Oyle iken siz Allah’tan baskasından mı korkuyorsunuz

[53] Size ulasan her nimet Allah’tandır. Sonra size bir sıkıntı ve zarar dokundugu zaman yalnız O’na yalvarır yakarırsınız

[54] Sonra, sıkıntıyı sizden giderdigi zaman icinizden bir grup hemen Rablerine sirk kosarlar

[55] Kendilerine verdigimiz nimetlere karsı nankorluk etmek icin boyle yaparlar. Bir sure daha faydalanın bakalım! Yakında bileceksiniz

[56] Kendilerine verdigimiz rızıklardan o hic bir sey bilmeyenlere pay ayırıyorlar. Allah’a andolsun ki uydura geldiginiz seylerden elbette sorguya cekileceksiniz

[57] Bir de onlar Allah’a kızlar isnat ederler. O, bundan munezzehtir. Halbuki candan arzuladıklarını da kendileri icin isterler

[58] Onlardan biri, kız ile mujdelendigi zaman ici ofke ile dolarak yuzu simsiyah kesilir

[59] Kendisine verilen kotu mujde yuzunden halktan gizlenir. Simdi onu, asagılanmıs olarak yanında tutacak mı, yoksa topraga mı gomecek? Dikkat et, verdikleri hukum ne kotudur

[60] Kotu sıfatlar ahirete iman etmeyenlere aittir. En yuce sıfatlar ise Allah’ındır. O, mutlak guc sahibidir, hukum ve hikmet sahibidir

[61] Eger Allah, insanları zulumleri yuzunden hemen cezalandırsaydı, yeryuzunde hicbir canlı bırakmazdı. Fakat onları belirli bir sureye kadar erteler. Ecelleri geldigi zaman ise ne bir an geri kalabilirler, ne de one gecebilirler

[62] Onlar hoslanmadıkları seyleri Allah’a isnad ederler. Dilleri de yalan yere en guzel akıbetin kendilerinin oldugunu soyler. Suphesiz ates onlaradır ve onlar (cehenneme) onden gonderilecek olanlardır

[63] Allah’a andolsun ki, biz senden onceki ummetlere de peygamberler gonderdik. Seytan onların yaptıklarını kendilerine susleyip, hos gostermistir. Iste o bugun de onların velisidir. Onlara cok acıklı bir azap da vardır

[64] Sana kitabı, ancak ayrılıga dustukleri seyleri onlara acıklaman icin ve iman eden bir topluma dogru yolu gosterici ve rahmet olarak indirdik

[65] Allah, gokten su indirdi de onunla yeryuzunu olumunden sonra diriltti. Suphesiz bunda dinleyecek bir toplum icin bir ibret vardır

[66] Suphesiz (sagmal) hayvanlarda da sizin icin bir ibret vardır. Onların karınlarındaki iskembe ile kan arasından (suzulen) icenlere halis ve icimi kolay sut iciririz

[67] Hurma agaclarının meyvelerinden ve uzumlerden hem icki, hem de guzel bir rızık edinirsiniz. Elbette bunda aklını kullanan bir toplum icin bir ibret vardır

[68] Rabbin, bal arısına sunu vahyetti: ''Daglardan, agaclardan ve insanların yaptıkları cardaklardan (kovanlardan) kendine evler edin

[69] Sonra meyvelerin hepsinden ye de Rabbinin sana kolaylastırdıgı (yaylım) yollarına gir.'' Onların karınlarından cesitli renklerde bal cıkar. Onda insanlar icin sifa vardır. Suphesiz bunda dusunen bir (toplum) icin bir ibret vardır

[70] Allah sizi yaratmıstır, sonra oldurecektir. Icinizden kimi omrunun en kotu cagına kadar geri cevrilir. Bildikten sonra hicbir sey bilmez olsun diye. Suphesiz Allah, her seyi bilendir, her seye gucu yetendir

[71] Allah, rızık konusunda kiminizi kiminizden ustun kıldı. Ustun kılınanlar, rızıklarını ellerinin altındakilere (kole ve cariyelerine) vermezler ki rızıkta hep esit olsunlar. Simdi Allah’ın nimetini mi inkar ediyorlar

[72] Allah, size kendi cinsinizden esler var etti. Eslerinizden de ogullar ve torunlar verdi ve sizi temiz seylerden rızıklandırdı. Oyle iken, onlar batıla iman edip de Allah’ın nimetini inkar mı ediyorlar

[73] Allah'tan baska kendilerine goklerden ve yerden rızık olarak bir sey vermeye guc yetiremeyen ve bunu yapamayacak olan seylere taparlar

[74] Allah'a benzerler kosup durmayın. Cunku Allah bilir, siz bilmezsiniz

[75] Allah hicbir seye gucu yetmeyen, baskasının mulkiyetinde bulunan bir kul ile kendisine tarafımızdan guzel bir rızık verip de ondan gizli ve acık verip, duran kisiyi ornek verir. Bunlar hic esit olur mu? Hamd Allah’a mahsustur, fakat onların cogu bilmezler

[76] Allah, su iki adamı da ornek verir: Birisi hicbir seye gucu yetmeyen, efendisine yuk olan bir dilsiz. Onu nereye yonlendirse bir hayır elde edemez. Hic onunla adaleti emredip dosdogru bir yol uzerine olan kimse esit olur mu

[77] Goklerin ve yerin gaybı Allah’a aittir. Kıyamet’in kopması, bir goz kırpması gibi veya daha az bir zamandır. Suphesiz Allah, her seye hakkıyla gucu yetendir

[78] Allah, sizi analarınızın karnından, siz hicbir sey bilmez durumda iken cıkardı. Sukredesiniz diye size kulaklar, gozler ve kalpler verdi

[79] Gok boslugunda, boyun egdirilmis kusları gormuyorlar mı? Onları, Allah’tan baska kimse tutmuyor. Iste bunda da iman eden bir toplum icin ayetler/isaretler vardır

[80] Allah, size evlerinizi huzur ve dinlenme yeri yaptı. Hayvanların derilerinden gerek goc gununuzde, gerek ikamet gununuzde kolayca tasıyacagınız evler; onların yunlerinden, yapagılarından ve kıllarından bir sureye kadar yararlanacagınız ev esyası ve gecimlikler meydana getirdi

[81] Allah yarattıgı seylerden sizin icin golgeler yaydı ve daglarda da sizin icin barınaklar var etti. Sizi sıcaktan koruyacak elbiseler ve savasta sizi koruyacak zırhlar verdi. Boylece Allah, itaat ederek teslim olasınız diye uzerinizde olan nimetini tamamlıyor

[82] Ey Muhammed! Eger yuz cevirirlerse, artık sana dusen acık bir tebligden ibarettir

[83] Onlar, Allah’ın nimetini bilirler, sonra da inkar ederler. Onların cogu kafirlerdir

[84] Kıyamet gunu her ummetten bir sahit gonderecegiz; sonra o kafirlere ne (ozur dilemeleri icin) izin verilecek, ne de Allah’ın rızasını kazandıracak amelleri isleme istekleri kabul edilecek

[85] O zalimler, azabı gordukleri zaman artık onlardan azap hafifletilmez ve kendilerine muhlet de verilmez

[86] Sirk kosanlar kostukları ortaklarını gorunce diyecekler ki: “Rabbimiz! Bunlar, seni bırakıp kendilerine tapmıs oldugumuz ortaklarımızdır.” Kostukları ortaklar da onlara: “Siz elbette yalancılarsınız” diye soz atarlar

[87] Onlar o gun Allah’a teslim olurlar ve uydurdukları seyler de onları yuzustu bırakıp kaybolur

[88] Kafir olup da Allah’ın yolundan alıkoyanların isledikleri bozgunculuklara karsılık azaplarına azap katarız

[89] Her ummetin uzerine kendi iclerinden bir sahit getirdigimiz gun seni de onların uzerlerine sahit getiririz. Sana Kitab'ı her seyi acıklayıcı, bir yol gosterici, bir rahmet ve Muslumanlar icin bir mujde olarak gonderdik

[90] Suphesiz Allah; adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder; hayasızlıgı, fenalık ve azgınlıgı da yasaklar. O, dusunup tutasınız diye size ogut veriyor

[91] Ahitlestiginiz zaman Allah'ın ahdini yerine getirin ve pekistirdikten sonra yeminlerinizi bozmayın. Cunku Allah'ı uzerinize kefil gosterdiniz. Suphesiz Allah, tum yaptıklarınızı bilir

[92] Bir toplulugun diger bir topluluktan daha cok olmasından dolayı yeminlerinizi hile aracı yaparak ipligini saglamca buktukten sonra sokup bozan kadın gibi olmayın. Allah, bununla sizi ancak imtihan eder. Hakkında ayrılıga dustugunuz seyleri kıyamet gunu size elbette acıklayacaktır

[93] Eger Allah dileseydi, sizi tek bir ummet yapardı. Fakat O, diledigini saptırır, diledigini de dogru yola iletir. Yapmakta oldugunuz seylerden mutlaka sorguya cekileceksiniz

[94] Yeminlerinizi aranızda hile ve fesat sebebi yapmayın. Sonra saglamca bastıktan sonra ayaklarınız kayar da Allah yolundan sapmanız sebebiyle kotulugu tadarsınız. (Ahirette de) sizin icin buyuk bir azap vardır

[95] Allah’a verdiginiz sozu az pahaya satmayın. Eger bilirseniz, suphesiz Allah katında olan sizin icin daha hayırlıdır

[96] Sizin yanınızdaki tukenir, Allah katında olan ise kalıcıdır. Elbette sabredenlere, yapmakta olduklarının en guzeliyle mukafatlarını verecegiz

[97] Erkek veya kadın, kim Mu’min olarak salih amel islerse, elbette ona hos bir hayat yasatacagız ve onların mukafatlarını yapmakta olduklarının en guzeli ile verecegiz

[98] Kur’an okudugun zaman, kovulmus Seytan'dan Allah’a sıgın

[99] Gercek su ki; Seytan'ın, iman eden ve yalnız Rablerine tevekkul eden kimseler uzerinde bir hakimiyeti yoktur

[100] Seytan'ın hakimiyeti, sadece onu dost edinenler ve Allah’a sirk kosanlar uzerindedir

[101] Biz bir ayeti degistirip yerine baska bir ayet getirdigimiz zaman -ki Allah, neyi indirecegini gayet iyi bilir- onlar Peygamber’e, “Sen ancak uyduruyorsun” derler. Hayır! Onların cogu bilmezler

[102] Ey Muhammed! De ki: ''Ruhu’l-Kudus (Cebrail), iman edenleri saglamlastırmak, Muslumanlara dogru yolu gostermek ve onlara bir mujde olmak uzere Kur’an’ı Rabbinden hak olarak indirdi

[103] Andolsun ki biz onların, “Kur’an’ı ona bir insan ogretiyor” dediklerini biliyoruz. Kendisine nisbet ettikleri sahsın dili yabancıdır. Bu Kur’an ise gayet acık bir Arapca’dır

[104] Allah’ın ayetlerine iman etmeyenleri, Allah elbette dogru yola iletmez. Onlar icin elem dolu bir azap vardır

[105] Yalanı, ancak Allah’ın ayetlerine iman etmeyenler uydurur. Iste onlar, yalancıların ta kendileridir

[106] Kalbi imanla dolu oldugu halde, zorlanan kimse mustesna, iman ettikten sonra Allah'a kufredip, gonlunu kufre acanlara Allah katından bir gazap vardır ve buyuk azap da onlar icindir

[107] Bunun sebebi, onların dunya hayatını ahiretten daha cok sevmeleri ve Allah’ın hic suphesiz kafirler topluluguna hidayet vermemesidir

[108] Iste onlar; Allah’ın kalplerini, kulaklarını ve gozlerini muhurledigi kimselerdir. Iste onlar gafillerin ta kendileridir

[109] Kuskusuz onlar, ahirette husrana ugrayanların ta kendileridir

[110] Ayrıca Rabbin iskencelere ugratıldıktan sonra hicret edenlere, sonra da cihad edenlere ve sabredenlere; Evet, Rabbin muhakkak bundan sonra cok bagıslayandır, cok merhamet edendir

[111] O gun, herkes kendi nefsi adına mucadele eder ve herkese yaptıgının karsılıgı eksiksiz odenir. Onlar zulme ugratılmazlar

[112] Allah soyle bir kasabayı ornek olarak verir: Orası guven ve huzur icinde idi. Oraya her taraftan bolca rızık gelirdi. Fakat Allah’ın nimetlerine nankorluk ettiler; bu yuzden yaptıklarına karsılık, Allah onlara siddetli aclık ve korku ızdırabını tattırdı

[113] Andolsun, onlara iclerinden bir peygamber geldi de onu yalanladılar. Boylece zulmederlerken azap onları yakalayıverdi

[114] Artık Allah’ın size helal ve temiz olarak verdigi rızıklardan yiyin ve eger yalnızca Ona ibadet ediyorsanız Allah’ın nimetine sukredin

[115] Allah size, olmus hayvanı-lesi, kanı, domuz etini, Allah'tan baskası adına kesilen hayvanı haram kıldı. Kim bu haram kılınan seylerden yemeye mecbur kalırsa, helal saymayarak, zaruri ihtiyac sınırını asmadan yiyebilir. Suphesiz ki Allah cok bagıslayandır, cok merhamet edendir

[116] Dillerinizin yalan yere nitelendirmesi dolayısıyla, “Suna helal, buna haram” demeyin. Cunku Allah'a karsı yalan uydurmus olursunuz. Suphesiz Allah'a karsı yalan uyduranlar kurtulusa eremezler

[117] (Dunyada elde ettikleri) az bir yararlanmadır. Halbuki (ahirette) onlara acıklı bir azap vardır

[118] Sana anlattıklarımızı daha once Yahudilere de haram kılmıstık. Biz onlara zulmetmemistik, ama onlar kendilerine zulmediyorlardı

[119] Sonra, suphesiz ki Rabbin; bir cahillikle kotuluk yapan, sonra bunun ardından tovbe eden ve durumunu duzeltenlerden yanadır. Suphesiz ki Rabbin bundan sonra elbette cok bagıslayandır, cok merhamet edendir

[120] Gercekten Ibrahim baslı basına bir ummetti. Allah’a itaatkardı, hanifdi, o musriklerden olmamıstır

[121] O, (Allah’ın) nimetlerine sukredendi. Allah, onu secmis ve dogru yola iletmisti

[122] Ona dunyada iyilik verdik. Suphesiz o, ahirette de salihlerdendir

[123] Sonra biz sana: “Hanif olarak Ibrahim’in dinine uy. O musriklerden de olmadı” diye vahyettik

[124] Cumartesi ancak hakkında ihtilafa dusenlere farz kılınmıstı. Suphesiz Rabbin, ayrılıga dusmekte oldukları seyler konusunda kıyamet gunu aralarında hukum verecektir

[125] (Ey Muhammed!) Rabbinin yoluna hikmetle, guzel ogutle cagır ve onlarla en guzel sekilde mucadele et. Suphesiz senin Rabbin, kendi yolundan sapanları en iyi bilendir. O, dogru yolda olanları da en iyi bilendir

[126] Eger ceza verecekseniz, size yapılanın misliyle cezalandırın. Eger sabrederseniz; elbette bu, sabredenler icin daha hayırlıdır

[127] Sabret! Senin sabrın ancak Allah’ın yardımı iledir. Onlardan yana uzulme. Tuzak kurmalarından dolayı da sıkıntıya dusme

[128] Suphesiz Allah, korkup, sakınanlar ve iyilik yapanlarla beraberdir

İsrâ

Surah 17

[1] Bir gece kulunu, Mescid-i Haram’dan, cevresini mubarek kıldıgımız Mescid-i Aksa’ya ayetlerimizi ona gostermek icin goturen (Allah her turlu noksanlıktan) munezzehtir. Suphesiz O, her seyi isitendir, gorendir

[2] Musa’ya kitap verdik. O kitabı, Israilogulları icin, "Benden baskasını vekil edinmeyin!" diye hidayet (rehberi) kıldık

[3] Ey Nuh’la birlikte tasıdıgımız kimselerin soyu/torunları! Dogrusu Nuh, cok sukreden bir kuldu

[4] Kitapta, Israilogulları'na: “Yeryuzunde iki defa bozgunculuk cıkaracaksınız, buyuk bir azgınlıkla kibirlenip taskınlık yapacaksınız” diye bildirmistik

[5] Birincisinin zamanı gelince, uzerinize guc kuvvet sahibi kullarımızı gonderdik de ulkeyi bastan basa dolasarak (sizi) aradılar. Bu, gerceklesmis bir vaad idi

[6] Sonra size bunlara karsı tekrar ustunluk verdik. Mallarla, ogullarla yardımınıza yetistik, sayınızı da cogalttıkca cogalttık

[7] Eger iyilik ederseniz kendinize, kotuluk ederseniz yine kendinize etmis olursunuz. Ikincinin zamanı geldiginde de yuzunuzu kotu bir duruma soksunlar, birincisinde mescide girsinler ve ellerine gecirdikleri her seyi busbutun tahrip etsinler (diye dusmanlar gonderdik)

[8] Rabbinizin size merhamet edecegini umabilirsiniz, ama donerseniz Biz de doneriz. Oyle ya Biz cehennemi kafirlere bir zindan yaptık

[9] Suphesiz bu Kur’an, en dogru yolu gosterir. Salih amel isleyen Muminlere, buyuk mukafat oldugunu mujdeler

[10] Ahirete iman etmeyenlere de acı veren bir azap hazırladık

[11] Insan hayra dua ediyormus gibi, (kendisi icin) serre de dua eder. Insan pek acelecidir

[12] Biz geceyi ve gunduzu iki ayet kıldık. Gece ayetini gorunmez (karanlık) ve Rabbinizin bol nimetini aramanız ve de yılların sayısını ve hesabı ogrenmeniz icin; gunduz ayetini ise aydınlık kıldık. Biz her seyi yeterince acıkladık

[13] Her insanın boynuna amelini dolarız. Kıyamet gunu kendisine, acılmıs olarak karsılasacagı bir kitap cıkaracagız

[14] Kitabını oku! Bugun hesabını gorucu olarak kendi kendine yetersin

[15] Hidayet yoluna giren kimse ancak kendisi icin girmis olur. Sapan kimsenin de sapıklıgı ancak kendi aleyhinedir. Hicbir gunahkar bir baskasının gunahını yuklenmez. Biz, rasul gondermedikce azap etmeyiz

[16] Biz bir ulkeyi helak etmek istedigimiz zaman, oranın ileri gelenlerine (itaat etmelerini) emrederiz ama onlar yoldan cıkarlar. Artık onun uzerine soz (azap) kesinlesir de onu tumuyle helak ederiz

[17] Nuh’tan sonra nice nesilleri helak ettik. Rabbinin kullarının butun gunahlarından hakkıyla haberdar ve gorucu olması yeter

[18] Kim, carcabuk olanı/dunyayı isterse, orada diledigimiz kimseye acele istegini veririz. Sonra onu Cehennem'e koyarız. O burayı kınanmıs ve kovulmus olarak boylar

[19] Kim de ahireti ister ve bir Mu'min olarak tum cabasıyla onun icin gayret ederse, iste bunların gayretleri makbuldur

[20] Her birine, onlara da, bunlara da Rabbinin nimetinden ardarda veririz. Rabbinin ihsanı kimseye yasak kılınmıs degildir

[21] Onları birbirlerinden nasıl ustun kıldıgımıza bir bak! Suphesiz ahiret, derece ve ustunluk bakımından daha buyuktur

[22] Allah ile birlikte bir baska ilah edinme! Yoksa, kınanmıs ve terkedilmis olursun

[23] Rabbin, kendisinden baskasına ibadet etmemenizi ve ana babaya iyilik etmenizi emretmistir. Eger, onlardan biri veya her ikisi de senin yanında ihtiyarlayacak olurlarsa, onlara “Of!” bile deme! Onları azarlama. Onlara guzel soz soyle

[24] Onlara merhamet ile tevazu kanadını indir ve soyle dua et: “Rabbim! Kucuklugumde onlar beni nasıl yetistirmislerse, simdi de sen onlara merhamet et

[25] Icinizdekini en iyi Rabbiniz bilir. Eger salih kimseler olursanız, suphesiz O, kendisine donenlere cok magfiret edendir

[26] Akrabaya, duskune ve yolda kalmısa hakkını ver. Fakat, sacıp savurma

[27] Cunku sacıp savuranlar, seytanların kardesleridir. Seytan ise Rabbine karsı pek nankordur

[28] Eger Rabbinden umdugun bir rahmeti istemek icin onlardan yuz cevirecek olursan, o zaman onlara yumusak bir soz soyle

[29] Elini boynuna asıp baglama (cimri olma), busbutun eli acık da olma (israf etme); yoksa kınanmıs olarak, pismanlık icinde kalakalırsın

[30] Rabbin diledigi kimsenin rızkını genisletir ve (diledigi kimsenin de) daraltır. Suphesiz ki O, kullarından haberdardır, (onları) cok iyi gorur

[31] Yoksulluk korkusu ile sakın cocuklarınızı oldurmeyin. Biz onları da rızıklandırırız sizi de. Onları oldurmek buyuk gunahtır

[32] Zinaya asla yaklasmayın! Cunku o, cirkin bir istir, kotu bir yoldur

[33] Allah’ın haram kıldıgı bir cana, hak ile olmadıkca asla kıymayın! Kim, haksız yere oldurulurse, onun velisine (katil hakkında) bir yetki verdik. Fakat, o da oldurme/kısas konusunda asırıya gitmesin. Cunku ona/veliye yardım edilmistir

[34] Ergenlik cagına gelinceye kadar, en guzel sekilde olması mustesna yetimin malına yaklasmayın. Bir de ahde vefa edin. Cunku ahitten sorumluluk vardır

[35] Bir seyi tarttıgınız zaman, tam tartın. Dogru terazi ile tartın. Bu hayırlıdır ve sonuc itibariyle de en iyisidir

[36] Bilmedigin bir seyin ardına dusme! Zira kulak, goz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur

[37] Yeryuzunde boburlenerek yurume! Sen, ne yeri yarabilirsin ne de boyca daglara erisebilirsin

[38] Bunların hepsi de Rabbinin katında kotu olan seylerdir

[39] Iste bu, Rabbinin sana hikmet olarak vahyettigi seylerdir. Allah ile birlikte bir baska ilah edinme! Yoksa, kınanmıs ve kovulmus olarak Cehennem'e atılırsın

[40] Rabbiniz, size erkekleri secti de, meleklerden kız mı edindi? Siz, cok buyuk soz soyluyorsunuz

[41] Bu Kur’an’da, ogut alsınlar diye ayrıntılı olarak acıklamalar yaptık. Fakat, bu onların sadece kacıslarını artırdı

[42] De ki: Eger O’nunla birlikte, dedikleri gibi baska bir ilah olsaydı, o zaman Ars'ın sahibine (galip gelmek icin) bir yol ararlardı

[43] Allah, bunların soylediklerinden munezzehtir, pek yucedir/yuksektedir

[44] Yedi gok, yer ve onların icinde kim varsa O’nu tesbih eder. O’na hamd ederek, tesbih etmeyen hicbir sey yoktur. Fakat, siz onların tesbihini anlayamazsınız. Suphesiz O, Halim'dir, cokca magfiret edendir

[45] Sen Kur’an okudugun zaman seninle, ahirete iman etmeyenlerin arasına ortucu bir perde cekeriz

[46] Onu anlarlar diye kalplerine ortuler, kulaklarına da agırlık koyduk. Kur’an’da Rabbini bir tek olarak andıgın zaman kacarak ardlarına donup giderler

[47] Biz, onların seni dinlerken ne maksatla dinlediklerini ve gizli konusmalarında zalimlerin; "Siz ancak buyulenmis bir adama uyuyorsunuz.” dediklerini de cok iyi biliyoruz

[48] Senin icin nasıl misaller verip, dalalete dustuklerine bir bak! Artık onlar bir daha yol bulamayacaklardır

[49] “Biz kemik ve (toprak olup) ufalandıgımız zaman yeni bir yaratılısla mı diriltilecegiz?“ derler

[50] De ki: Ister tas olun, ister demir

[51] Isterse kalplerinizde buyuksediginiz bir yaratık olun! Diyecekler ki: "Bizi tekrar kim diriltecek?" De ki: "Sizi ilk defa yaratan!" Bunun uzerine sana baslarını sallayarak: "O, ne zaman olacak?" diyecekler. De ki: "Yakın olsa gerek

[52] Sizi cagırdıgı gun, O’na hamd ederek cagrısına uyup, geleceksiniz ve ancak pek az bir sure kaldıgınızı zannedeceksiniz

[53] Kullarıma de ki: En guzel olanı soylesinler. Cunku seytan aralarına ayrılık sokar. Gercekten seytan insanın apacık bir dusmanıdır

[54] Rabbiniz sizi daha iyi bilir. Dilerse size merhamet eder veya dilerse azap eder. Biz seni onlara vekil olarak gondermedik

[55] Rabbin, goklerde ve yerde olan kimseleri en iyi bilendir. Bazı peygamberleri de digerlerinden ustun kılmısızdır. Davud’a Zebur'u verdik

[56] De ki: Allah’tan baska (ibadet edilen ilah oldugunu) ileri surduklerinize dua edin bakalım, sizin sıkıntınızı ne giderebilirler ne de degistirebilirler

[57] Onların dua ettikleri de Rablerine daha yakın olmak icin vesile ararlar. O’nun rahmetini dilerler, azabından korkarlar. Cunku Rabbinin azabı, sakınılacak bir azaptır

[58] Bizim kıyamet gununden once helak etmeyecegimiz veya siddetli bir azabla azaplandırmayacagımız hic bir ulke (memleket) yoktur. Iste bu, kitapta (Levh-i Mahfuz’da) yazılıdır

[59] Bizi mucizeler gondermekten, oncekilerin onu yalanlamasından baska bir sey alıkoymadı. Semud kavmine acık bir mucize olarak disi deveyi vermistik. Ama ona zulmettiler. Oysa biz mucizeyi sadece korkutmak icin gondeririz

[60] Hani sana: "Muhakkak Rabbin insanları cepecevre kusatmıstır" demistik. Sana gosterdigimiz ruyayı ve Kur'an'da lanetlenmis agacı ancak insanlar icin bir imtihan kıldık. Biz onları korkutuyoruz ama bu onlarda buyuk bir azgınlıktan baska bir seyi artırmıyor

[61] Hani meleklere: "Adem'e secde edin" demistik de Iblis dısında hepsi secde etmisti. O: "Ben bir camur olarak yarattıgına mı secde edeyim?" demisti

[62] Su benden ustun kıldıgını goruyor musun? Yemin ederim ki, eger beni kıyamete kadar yasatırsan, pek azı dısında onun soyunu kendi buyrugum altına alacagım" demisti

[63] Allah: "(Haydi) git, onlardan kim sana tabi olursa, sizin cezanız Cehennem'dir. Eksiksiz ve tam bir cezadır

[64] Insanlardan gucunun yettiklerini sesinle davet et. Atlı ve yayalarınla onların uzerine yuru! Onların mallarına ve evlatlarına ortak ol, onlara vaadde bulun! Seytan onlara aldatmadan baska bir sey vadetmez

[65] Suphesiz kullarımın uzerinde senin bir gucun yoktur. Vekil olarak Rabbin yeter

[66] Denizde lutfunu arayasınız diye gemileri sizin icin yuruten Rabbinizdir. Cunku O, size cok merhamet eder

[67] Denizde basınıza bir sıkıntı gelse O’ndan baska dua ettikleriniz kaybolur. Fakat sizi kurtarıp karaya cıkarınca hemen yuz cevirirsiniz. Zaten insan cok nankordur

[68] Karada sizi yerin dibine gecirmeyeceginden veya basınıza tas yagdırmasından guvende misiniz? O zaman bir koruyucu da bulamazsınız

[69] Yoksa sizi, bir baska sefer icin denize dondurdugumuzde, uzerinize kırıp geciren bir fırtına gonderip, kufrunuzden dolayı sizi suda bogmayacagından guvende misiniz? (Boyle olduktan sonra) bize karsı size arka cıkıp, oc alacak birini bulamazsınız

[70] Andolsun ki Ademogullarını sereflendirdik. Onları karada ve denizde tasıdık. Onları temiz rızıklarla rızıklandırdık. Yarattıgımız seylerin coguna onları ustun kıldık

[71] Butun insanları, onderleriyle birlikte cagırdıgımız gun, kimin kitabı sagından verilirse, iste onlar kitaplarını okurlar ve onlar hurma cekirdegi uzerindeki iplikcik kadar bile zulme ugratılmazlar

[72] Kim burada kor ise o ahirette de kordur ve yol bakımından daha sapıktır

[73] Onlar neredeyse sana vahyettigimizden baskasını bize karsı dizip uydurman icin seni fitneye dusureceklerdi. Iste o zaman seni dost edineceklerdi

[74] Eger sana sebat vermis olmasaydık, neredeyse onlara az da olsa meyledecektin

[75] O zaman ise, sana hayatın da ve olumun de azabını kat kat tattırırdık. Hem de bize karsı bir yardımcı da bulamazdın

[76] Neredeyse seni (bu) yerden (yurdundan) cıkarmak icin tedirgin edeceklerdi; bu durumda kendileri de senden sonra az bir sureden baska kalamazlar

[77] (Bu) senden once gonderdigimiz peygamberlerimiz icin de uyguladıgımız sunnettir. Sen bizim sunnetimizde hicbir degisiklik bulamazsın

[78] Gunesin zevalinden/batıya yonelmesinden, gecenin karanlıgına kadar namaz kıl, bir de sabah namazını da (kıl). Zira sabah namazı (meleklerce) sahit olunandır

[79] Gecenin bir kısmında uyanarak, sana mahsus ziyade olarak namaz kıl. Umulur ki Rabbin seni ovguye layık bir mevkiye yukseltir

[80] De ki: “Rabbim! Beni (girecegim yere) dogrulukla/hosnutlukla girdir ve beni (cıkacagım yerden) dogrulukla/hosnutlukla cıkar ve bana katından yardımcı bir huccet/kuvvet ver

[81] De ki: ''Hak geldi, batıl zail oldu. Zaten batıl zail olandır

[82] Kur’an’dan Mu'minler icin sifa ve rahmet olan seyleri indiriyoruz. Zalimlerin ise yalnızca ziyanını artırır

[83] Insana bir nimet verdigimiz zaman yuz cevirir ve uzaklasır. Basına bir bela gelince de umitsiz olur

[84] De ki: "Herkes kendi haline gore amel/is yapar. Rabbiniz, en dogru yolda olanı daha iyi bilir

[85] Sana ruhtan soruyorlar. De ki: Ruh, Rabbimin emrindendir. Size ancak az bir ilim verilmistir

[86] Andolsun, dileseydik biz sana vahyettigimizi tamamen ortadan kaldırırdık; sonra bu konuda bize karsı kendine hicbir yardımcı da bulamazdın

[87] Ancak Rabbinden bir rahmet olarak boyle yapmadık. Gercekten onun sana lutfu pek buyuktur

[88] Andolsun bu Kur’an’ın bir benzerini getirmek icin insanlar ve cinler bir araya toplansalar birbirine yardımcı olsalar dahi yine benzerini getiremezler.”

[89] Andolsun Biz bu Kur’an’da insanlara her ornekten turlu turlu acıklamalar yapmısızdır. Yine insanlardan pek cogu kufurden baskasını kabul etmediler

[90] Yerden bize bir pınar fıskırtmadıkca asla sana iman etmeyecegiz, demislerdi

[91] Veya senin hurma bahcen ya da uzum bagın olmadıkca ve de aralarından ırmaklar fıskırtmadıkca

[92] Yahut iddia ettigin gibi gogu uzerimize parca parca dusurmeli ya da karsımıza Allah’ı ve melekleri getirmelisin

[93] Yahut da altından bir evin olsun veya goge yukselesin. Oradan bize okuyacagımız bir kitap indirmedigin surece, senin (goge) yukselmene de inanmayacagız. De ki: Rabbimi tenzih ederim. Ben, peygamber olarak gonderilmis bir beserden baskası degilim

[94] Insanlara hidayet geldigi halde, onların iman etmesine engel olan sey “Allah, rasul olarak bir insan mı gonderdi?” demelerinden baskası degildir

[95] De ki: "Sayet yeryuzunde yerlesmis, yuruyen melekler olsaydı Biz onlara gokten melek bir peygamber gonderirdik

[96] De ki: Benimle sizin aranızda sahit olarak Allah yeter. Zira O, kullarını hakikaten bilip gorendir

[97] Allah kimi dogru yola iletirse, iste o dogru yolu bulmustur. Kimi de saptırırsa, artık onlar icin Allah’tan baska veli bulamazsın. Biz onları kıyamet gunu yuzleri uzeri, kor, sagır ve dilsiz olarak hasrederiz. Varacakları sıgınakları Cehennem'dir. Sonmeye yuz tuttukca onun alevini artırırız

[98] Cezaları iste budur. Cunku onlar, ayetlerimizi inkar etmisler ve sahi bizler, bir kemik yıgını ve ufalanmıs toprak olduktan sonra yeni bir yaratılısla dirilmis mi olacagız? demislerdir

[99] Gokleri ve yeri yaratan Allah’ın, onların benzerlerini de yaratmaya ve onlara hic suphesiz bir ecel tayin etmeye gucunun yettigini gormuyorlar mı? Buna ragmen zalimler yine de kufurde direnmektedirler

[100] De ki: "Eger siz, Rabbimin rahmet hazinelerine sahip olsaydınız. O zaman tukenir korkusuyla muhakkak cimrilik ederdiniz." Zaten insan cok cimridir

[101] Andolsun ki Musa’ya apacık dokuz ayet verdik. Israilogulları'na sor! Musa onlara geldiginde Firavun kendisine: "Ey Musa! Ben senin kesinlikle buyulenmis oldugunu zannediyorum" demisti

[102] Musa ise, “Iyi biliyorsun ki, bunları ancak, goklerin ve yerin Rabbi apacık deliller olarak indirmistir. Ey Firavun! Ben de seni kesinlikle helak olmus bir kisi olarak goruyorum." demisti

[103] Bunun uzerine onları o yerden cıkarmak istedi. Biz de onu beraberindekilerle birlikte suda boguverdik

[104] Bunun ardından Israilogulları'na soyle dedik: ''Bu topraklarda oturun, ahiret vaadi (kıyamet) gelince hepinizi toplayıp bir araya getirecegiz

[105] Biz onu hak olarak indirdik. O da hak olarak indi. Seni de ancak bir mujdeci ve bir uyarıcı olarak gonderdik

[106] Kuran'ı, insanlara agır agır okuman icin, bolum bolum indirdik ve onu peyderpey indirdik

[107] De ki: Ister iman edin; ister iman etmeyin. Daha once kendilerine ilim verilenlere o okundugu zaman ceneleri uzerine yuzustu secdeye kapanırlar

[108] Ve: “Rabbimizi tenzih ederiz. Gercekten Rabbimizin vaadi kesin olarak gerceklesir” derler

[109] Ve aglayarak ceneleri ustu (secdeye) kapanırlar ve bu onların kalplerini daha da yumusatır

[110] De ki: Ister Allah diyerek dua edin, ister Rahman diyerek. Hangisiyle dua ederseniz edin, cunku en guzel isimler O’nundur. Namazında (okurken) sesini pek yukseltme, cok da kısma! Ikisinin arasında bir yol tut

[111] De ki: "Hamd, cocuk edinmeyen, mulkunde ortagı olmayan ve duskunlukten dolayı bir veliye de (ihtiyacı) bulunmayan Allah'a mahsustur.” “Allahu Ekber” diyerek O'nu tazim et

Kehf

Surah 18

[1] Hamd olsun Allah'a ki, kuluna kitabı indirdi ve onda hicbir egrilik koymadı

[2] Dosdogru (bir kitap olarak), katından (gelecek) siddetli bir azapla korkutmak ve salih amellerde bulunan Mu'minlere guzel bir ecir oldugunu mujde vermek icin (indirdi)

[3] Onlar onda ebedi olarak kalıcıdırlar

[4] Ve; “Allah cocuk edinmistir.” diyen kimseleri uyarması icin indirmistir

[5] Onların da atalarının da o konu hakkında bir bilgisi yoktur. Agızlarından cıkan bu soz pek buyuktur. Onlar yalandan baskasını soylemiyorlar

[6] Belki de sen, bu kitaba iman etmiyorlar diye onların arkasından uzuntuden kendini helak edeceksin

[7] Insanların hangisi daha guzel amel isleyecek diye imtihan etmek icin yeryuzunde bulunanları, oranın susu yaptık

[8] Bununla beraber Biz bunun ustunde olan seyleri elbet kupkuru bir toprak yaparız

[9] Sen, yoksa Kehf ve Rakim ehlini bizim (tek) sasılacak ayetlerimizden mi sandın

[10] Hani bir kac genc magaraya sıgınmıstı ve soyle demislerdi: "Rabbimiz, bize katından bir rahmet ver ve bu isimizde dogruyu bize nasip et

[11] Bunun uzerine Biz de nice yıllar onların kulaklarına perde koyduk (onları uyuttuk)

[12] Sonra da iki gruptan hangisinin (magarada) bekledikleri sureyi daha iyi hesap ettigini ortaya cıkarmak icin onları uyandırdık

[13] Biz sana onların haberlerini hak/gercek olarak anlatıyoruz. Onlar, Rablerine iman etmis genclerdi. Biz de onların hidayetini arttırmıstık

[14] Ayaga kalkarak: "Bizim Rabbimiz goklerin ve yerin Rabbidir. Ondan baska bir ilaha dua etmeyecegiz" O takdirde gercekten son derece batıl bir soz soylemis oluruz” dediklerinde Biz onların kalplerini saglamlastırdık

[15] Su bizim kavmimiz Allah'tan baska ilahlar edindiler. Onlar hakkında acık bir delil getirselerdi ya! Allah hakkında yalan uydurandan daha zalimi kimdir

[16] (Madem ki) Onlardan ve onların Allah’tan baska ibadet ettiklerinden ayrıldınız. O halde magaraya cekilin ki Rabbiniz size rahmetini yaysın ve islerinizde kolaylık saglasın

[17] (Orada olsaydın) gunes dogdugunda; magaralarının sag tarafına kaydıgını, battıgında da sol yandan kayıp gittigini gorurdun. Kendileri ise magaranın genis bir yerinde idiler. Bu, Allah’ın ayetlerindendir. Allah, kime hidayet ederse iste o, dogru yolu bulandır. Kimi de sasırtırsa, artık ona dogru yolu gosterecek bir dost bulamazsın

[18] Uykuda oldukları halde, sen onları uyanık sanırsın. Biz onları saga sola ceviriyorduk. Kopekleri de magaranın girisinde on ayaklarını uzatmıs (yatmakta idi.) Onları gorseydin, mutlaka onlardan yuz cevirip kacardın ve gorduklerin yuzunden icin korku ile dolardı

[19] Boylece biz, birbirlerine sorsunlar diye onları uyandırdık. Iclerinden biri: “Ne kadar kaldınız?" dedi. (Bir kısmı) “Bir gun, ya da bir gunden az”, dediler. (Digerleri de) soyle dediler: “Ne kadar kaldıgınızı Rabbiniz daha iyi bilir. Simdi siz birinizi su gumus para ile kente gonderin de baksın; (sehir halkından) hangisinin yiyecegi daha temiz ve lezzetli ise ondan size bir rızık getirsin. Ayrıca, cok nazik davransın (da dikkat cekmesin) ve sizi hicbir kimseye sakın sezdirmesin

[20] Eger onlar sizi ele gecirirlerse ya taslayarak oldururler, yahut kendi dinlerine dondururler. O zaman da bir daha asla kurtulusa eremezsiniz

[21] Boylece (insanları) onlardan haberdar ettik ki, Allah'ın vadinin hak oldugunu, kıyametin suphe goturmez oldugunu bilsinler. Hani onlar kendi meselelerini aralarında tartısıyorlardı. Bunun uzerine: “Uzerlerine bir bina yapın” demislerdi. Rableri onları daha iyi bilendir. Fakat onların isine galip gelenler ise, “Mutlaka onların ustune bir Mescid edinecegiz” dediler

[22] Onlar uc kisidir; dordunculeri de kopekleridir" diyecekler. Yine: "Bes kisidir; altıncıları kopekleridir" diyecekler. (Bunlar) gayb hakkında tas atmaktır. "Yedi kisidirler, sekizincileri kopekleridir. De ki: Onların sayısını en iyi Rabbim bilir. Onları cok az kimseden baskası bilmez. O halde, onlar hakkında acık olarak ortaya konandan baska bir seyi tartısma. Onlar hakkında (Ehl-i Kitap'tan hicbir) kimseye bir sey sorma

[23] Hic bir sey icin “Ben onu yarın mutlaka yapacagım.” deme

[24] Ancak, “Allah dilerse yapacagım.” de. Unuttugun zaman Rabbini an ve “Umarım Rabbim beni, bundan daha dogru olana ulastırır.” de

[25] Onlar magaralarında uc yuz yıl kaldılar. Buna dokuz daha kattılar

[26] De ki: “Kaldıkları sureyi Allah daha iyi bilir. Goklerin ve yerin gaybını bilmek O’na aittir. O, ne guzel gorur; O, ne guzel isitir! Onların, O’ndan baska hicbir dostu da yoktur. O, hukmune hicbir kimseyi ortak etmez.”

[27] Rabbinin kitabından sana vahyedileni oku. O’nun kelimelerini degistirecek hicbir kimse yoktur. O’ndan baska asla bir sıgınak da bulamazsın

[28] Sabah, aksam Rablerinin yuzunu dileyerek O’na dua edenlerle beraber sen de sabret. Dunya hayatının suslerini arzulayarak, gozunu onlardan ayırma. Kalbini zikrimizden gafil kıldıgımız, heva/arzularına uymus ve isi taskınlık olan kimseye itaat etme

[29] De ki: “Hak, Rabbinizdendir. Artık dileyen iman etsin, dileyen kafir olsun.” Biz zalimlere oyle bir ates hazırladık ki, onun alevden duvarları kendilerini cepecevre kusatmıstır. (Susuzluktan) feryat edip yardım dilediklerinde, erimis maden gibi yuzleri yakıp kavuran bir su ile kendilerine yardım edilir. O ne kotu bir icecektir! Cehennem ne korkunc bir sıgınaktır

[30] Gercek su ki, iman edip salih ameller yapanlara gelince, elbette biz iyi is yapanların ecrini zayi etmeyiz

[31] Onlara, altlarından ırmaklar akan Adn Cennetleri vardır. Orada altın bilezikler takarlar, ince ve kalın ipekten yesil elbiseler giyerler. Orada koltuklarına yaslanırlar. Ne guzel mukafat! (Cennet) Ne guzel bir konak

[32] Onlara iki adamı ornek ver: Onlardan birisine iki uzum bagı vermistik. Cevresini de hurmalıklarla cevirmis, bu ikisinin arasında da ekinler bitirmistik

[33] Her iki bahce de urunlerini vermis, hicbir seyi eksik bırakmamıslardı. Ikisinin arasından da bir ırmak akıtmıstık

[34] Onun baska urunleri de vardı. Iste boyle bir halde arkadasıyla konusurken: "Ben malca senden zenginim, sayıca da senden gucluyum." dedi

[35] Derken kendine zulmederek bagına girdi. Soyle dedi: “Bunun sonsuza degin yok olacagını sanmıyorum.”

[36] Kıyametin kopacagına da hic inanmıyorum. Eger Rabbime dondurulecek olursam, elbette bundan daha iyi bir donus yeri bulurum." dedi

[37] Kendisiyle konusmakta olan arkadası ona dedi ki: “Seni topraktan, sonra bir damla sudan yaratan, sonra da seni (eksiksiz) bir insan seklinde yaratan Allah’a (iman etmede) kufur mu ediyorsun?”

[38] Oysa, O Allah benim Rabbimdir ve ben, Rabbime hic kimseyi sirk kosmam

[39] Bagına girdiginde Masallah (Allah neyi dilerse o olur)! Allah'tan baska kuvvet yoktur, demen lazım degil miydi? Eger beni mal ve cocuk bakımından senden daha az (gucte) goruyorsan

[40] Belki Rabbim bana senin bagından daha hayırlısını verir. Seninkinin uzerine ise gokten felaket indiriverir de kupkuru corak bir toprak oluverir

[41] Yahut suyu yerin dibine cekiliverir de bir daha onu aramaya gucun yetmez

[42] (Birden) Onun urunleri (afetle) kusatılıverdi. Orası icin harcadıklarına karsı avuclarını (esefle) ovusturup duruyordu. Bahcenin cardakları yere cokmustu. "Ah, keske Rabbime hicbir sirk kosmamıs olsaydım!" diyordu

[43] Onun, Allah’tan baska kendisine yardım edebilecek kimseleri yoktu. Kendi kendini kurtaracak gucte de degildi

[44] Iste bu durumda velayet (yardım etmek) yalnızca hak olan Allah’a mahsustur. O’nun mukafatı da daha hayırlıdır, verecegi sonuc da daha hayırlıdır

[45] Onlara dunya hayatının ornegini ver: (Dunya hayatı), gokten indirdigimiz yagmur gibidir ki, onun sebebiyle yeryuzunun bitkileri boy verip birbirine karısırlar. Fakat butun bu canlılık sonunda ruzgarın savurdugu kuru bir cer cope doner. Allah, her sey uzerinde kudret sahibidir

[46] Mallar ve evlatlar, dunya hayatının susudur. Baki kalacak salih ameller ise, Rabbinin katında sevap olarak da, umit olarak da daha hayırlıdır

[47] Dagları yurutecegimiz ve senin yeryuzunu dumduz gorecegin gunu bir hatırla. Biz onları mahserde toplarız da iclerinden hicbirini bırakmayız

[48] Hepsi saf saf Rabbinin huzuruna cıkarılırlar. Onlara: “Andolsun, sizi ilk once yarattıgımız gibi bize geldiniz. Oysa siz, sizin icin hesaba cekileceginiz bir zaman belirlemedigimizi sanmıstınız.” denir

[49] Kitap ortaya konur. Gunahkarları, kitabın icindekilerden korkuya kapılmıs gorursun. “Eyvah bize! Bu nasıl bir kitaptır ki; kucuk, buyuk hicbir sey bırakmadan hepsini sayıp dokmus!” derler. Onlar butun yaptıklarını karsılarında bulurlar. Senin Rabbin hic kimseye zulmetmez

[50] Hani biz meleklere: “Adem icin (selamlamak icin) secde edin!” demistik de Iblis’ten baska hepsi secde etmislerdi. Iblis ise cinlerdendi de Rabbinin emri dısına cıktı. Simdi siz, beni bırakıp da Iblis’i ve neslini, kendinize dostlar mı ediniyorsunuz? Halbuki onlar, sizin icin birer dusmandırlar. Bu, zalimler icin ne kotu bir bedeldir

[51] Onları, goklerin ve yerin yaratılmasına veya kendilerinin yaratılısına sahit tutmadım. Saptıranları da yardımcı edinecek degilim

[52] O gun: "Benim ortaklarım olduklarını sandıklarınızı cagırın" diye buyurur. Onları cagırırlar ama cevap vermezler. Biz aralarına bir ucurum koyarız

[53] Suclular (o gun) atesi gorunce, onun icine duseceklerini iyice anlayacaklar ve ondan kurtulus yolu da bulamayacaklardır

[54] And olsun ki, Biz bu Kuran'da insanlara her turlu misali gosterip acıkladık. Fakat tartısmaya en cok duskun (varlık) insandır

[55] Insanlara hidayet geldikten sonra onların iman etmelerine ve Rablerinden magfiret dilemelerine alıkoyan tek sey; ancak oncekilerin basına gelen sunnetin kendilerine de gelip catmasını yahut onlara gozleri onunde azabın gelmesini beklemeleridir

[56] Peygamberleri ancak mujdeci ve uyarıcı olarak gondeririz. Kafirler, batıl ile hakkı ortadan kaldırmak icin mucadele ederler. Ayetlerimizi ve kendilerine yapılan uyarıları alay konusu yaparlar

[57] Kim, kendisine Rabbinin ayetleri hatırlatılıp da onlardan yuz ceviren ve elleriyle yapıp, islediklerini unutandan daha zalimdir? Suphesiz biz, onu anlamamaları icin kalplerine perdeler gerdik, kulaklarına da agırlıklar koyduk. Sen onları hidayete davet etsen de artık ebediyen hidayet bulamazlar

[58] Rabbin; cok bagıslayıcıdır, merhamet sahibidir. Eger yaptıkları yuzunden onları (dunyada) cezaya carptırsaydı, elbette azaplarını carcabuk verirdi. Fakat, onlar icin belirlenmis bir gun vardır ki (o gun gelince) hicbir kurtulus caresi bulamazlar

[59] Iste su ulkeler; zulmettikleri zaman onları helak ettik. Onları helak etmek icin de belli bir zaman tayin etmistik

[60] Hani Musa, genc arkadasına: "Iki denizin birlestigi yere ulasmaya veya yıllarca yurumeye kararlıyım." demisti

[61] Onlar, iki denizin birlestigi yere ulastıklarında balıklarını unuttular. O da denizde bir yol tutup gitti

[62] O yeri gectikleri zaman genc arkadasına: "Kahvaltımızı getir, bu yolculugumuzda bir hayli yorgun dustuk." dedi

[63] Genc, “Gordun mu! Kayaya sıgındıgımız sırada balıgı unutmusum. –Dogrusu onu sana soylememi bana ancak Seytan unutturdu- Balık sasılacak bir sekilde denizde yolunu tutup gitmisti.” dedi

[64] Musa: "Iste, aradıgımız buydu." dedi. Hemen izlerini takip ederek gerisin geriye donduler

[65] Orada kendisine tarafımızdan bir rahmet vermis ve nezdimizden bir ilim ogretmis oldugumuz kullarımızdan bir kul buldular

[66] Musa ona: “Sana ogretilen bilgilerden bana, dogruya iletici bir bilgi ogretmen icin sana tabi olayım mı?” dedi

[67] Adam, soyle dedi: “Dogrusu sen benimle beraber olmaya asla sabredemezsin.”

[68] “Ic yuzunu kavrayamadıgın bir seye nasıl sabredebilirsin?”

[69] Insallah, beni sabırlı olarak bulacaksın ve senin emrine karsı gelmeyecegim." dedi

[70] O da soyle dedi: “O halde, eger bana tabi olacaksan, ben sana soylemedikce hicbir sey hakkında bana soru sormayacaksın.”

[71] Derken yola koyuldular. Nihayet bir gemiye bindiklerinde (adam) gemiyi deldi. Musa: “Sen onu icindekileri bogmak icin mi deldin? Dogrusu, sen buyuk bir is yaptın.” dedi

[72] Adam: “Sen benimle beraberlige asla sabredemezsin, demedim mi?” dedi

[73] Musa: “Unuttugum icin beni sorgulama ve bu isimde bana gucluk cıkarma!” dedi

[74] Yine yola koyuldular. Nihayet bir erkek cocukla karsılastıklarında, adam (hemen) onu oldurdu. Musa: “Bir cana karsılık olmaksızın masum bir cana mı kıydın? Andolsun cok kotu bir is yaptın!” dedi

[75] “Ben sana benimle beraberlige asla sabredemezsin, demedim mi?” dedi

[76] “Eger bundan sonra sana bir sey soracak olursam artık benimle arkadaslık etme; o takdirde tarafımdan mazur sayılırsın.” dedi

[77] Yine yola koyuldular, sonunda ulastıkları kasaba halkından kendilerine yiyecek istediler. Kasaba halkı onları misafir etmek istemedi. Onlar da orada yıkılmaya yuz tutmus bir duvar buldular. O (Hızır), bunu dogrulttu. Musa: "Eger isteseydin buna karsılık bir ucret alabilirdin." dedi

[78] Iste bu benimle senin aranda ayrılıs (vaktidir). Simdi sana sabredemedigin seylerin acıklamasını haber verecegim dedi

[79] O gemi, denizde calısan birtakım yoksul kimselere ait idi. Onu kusurlu kılmak istedim. (Cunku) onların onunde, her (saglam) gemiyi gasbetmekte olan bir kral vardı

[80] Gence gelince, onun anne ve babası Mu'min idi. Gencin onları azgınlık ve kufre suruklemesinden korktuk

[81] Boylece Rablerinin onlara, bu cocugun yerine daha hayırlı ve daha merhametli bir cocuk vermesini diledik

[82] Duvar ise sehirdeki iki yetim gence aitti. Altında da onlara ait bir hazine vardı. Babaları salih insandı. Rabbin, onların olgunluk cagına ulasmasını ve Rabbinden bir rahmet olarak hazinelerini cıkarmalarını istedi. Ben, bunları kendiligimden yapmadım. Iste bu sabredemedigin seylerin acıklamasıdır

[83] Sana Zulkarneyn’i soruyorlar. De ki: Ona dair size bir haber okuyacagım

[84] Biz onu yeryuzunde kudret sahibi kıldık ve kendisine her konuda (amacına ulasabilecegi) bir yol verdik

[85] O da bir yol tuttu

[86] Nihayet gunesin battıgı yere ulasınca onu kara camurlu bir pınarda batıyor gordu. Onun yanında da bir kavim buldu. Dedik ki: “Ey Zulkarneyn! Onları istersen azaplandırabilirsin yahut onlara guzel muamelede de bulunabilirsin

[87] Dedi ki: “Kim zulmederse onu azaplandıracagız. Sonra o Rabbine dondurulecek, Rabbi de onu siddetli bir azap ile azaplandıracak

[88] Fakat, kim de iman eder ve salih amel islerse, ona da iyi bir mukafat vardır. Ona emrimizden kolay olanı soyleriz

[89] Sonra yine (doguya dogru) bir yol tuttu

[90] Gunesin dogdugu yere ulasınca, onu kendileriyle gunes arasına ortu koymadıgımız bir millet uzerine dogar buldu

[91] Iste boyle. Onun yanında olan her seyi busbutun kusatmıstık

[92] Sonra bir yol tuttu

[93] Nihayet iki dag arasına ulastıgı zaman, onlerinde hemen hemen hicbir soz anlamayan bir kavme rastladı

[94] Dediler ki: “Ey Zulkarneyn! Ye’cuc ve Me’cuc (adlı kavimler) yeryuzunde bozgunculuk yapmaktadırlar. Onlarla bizim aramıza bir engel yapman karsılıgında sana bir vergi verelim mi?”

[95] “Rabbimin bana verdigi imkan ve kudret, (sizin vereceginiz vergiden) daha hayırlıdır. Simdi siz bana gucunuzle yardım edin de, sizinle onların arasına saglam bir set yapayım” dedi

[96] “Bana (yeterince) demir madeni getirin” dedi. Iki yamacın arasındaki boslugu (daglarla) bir hizaya getirince; “Korukleyin!” dedi. Demiri eritip kor (gibi) yapınca da; “Bana erimis bakır getirin, bunun uzerine bosaltayım.” dedi

[97] Artık onu ne asabildiler, ne de delebildiler

[98] “Iste bu, Rabbimden bir rahmettir. Rabbimin vaadi gelince onu dumduz eder, Rabbimin vaadi haktır.” dedi

[99] Gunu gelince biz onları bırakırız, dalga dalga birbirlerine karısırlar. Sur’a uflendigi zaman da hepsini bir araya toplarız

[100] O gun Cehennem'i kafirlerin karsısına getirir, sunarız

[101] Onlar, gozleri beni anmaktan perdeli olan ve dinleyecek gucleri de olmayan kimselerdi

[102] Kafirler, beni bırakıp da kullarımı veliler/ilahlar edineceklerini mi sandılar? Biz, Cehennem'i kafirler icin konak olarak hazırladık

[103] (Ey Muhammed!) De ki: Amelleri bakımından husranda olan kimseleri size haber verelim mi

[104] Onlar, dunya hayatındaki butun amelleri bosa gitmisken, kendilerini gercekte guzel is yapmakta sanan kimselerdir

[105] Onlar, Rablerinin ayetleri ve O’na kavusacakları hakkında kafir olanlar, boylece amelleri bosa cıkan, o yuzden de kıyamet gununde amelleri icin bir terazi kurmayacagımız kimselerdir

[106] Iste; kafir oldukları, ayetlerimi ve rasullerimi alaya aldıkları icin onların cezası Cehennem'dir

[107] Gercekten iman edip salih ameller isleyenlerin ise konakları Firdevs Cennetleri'dir

[108] Onlar orada ebedi kalıcıdırlar. Oradan ayrılmak da istemezler

[109] De ki: “Rabbimin sozleri icin deniz(ler) murekkep olsa, buna destek olarak bir o kadar daha katsak Rabbimin sozleri tukenmeden o deniz(ler) tukenir.”

[110] De ki: "Ben de ancak sizin gibi bir insanım! Bana ilahınızın sadece tek ilah oldugu vahyediliyor. Kim Rabbine kavusmayı umuyorsa, salih amel islesin ve Rabbine ibadetinde kimseyi ortak kosmasın

Meryem

Surah 19

[1] Kaf, Ha, Ya, Ayn, Sad

[2] Bu, Rabbinin Zekeriya kuluna olan merhametinin zikredilmesidir

[3] Hani o, Rabbine gizlice yalvarmıstı

[4] O, soyle demisti: "Rabbim! Suphesiz kemiklerim zayıflayıp gevsedi ve agarmıs sacıyla basım yaslılık aleviyle tutustu. Sana dua etmekle de ey Rabbim, hic bir zaman bedbaht olmadım

[5] Ben arkamdan gelecek yakınlarım icin endiseliyim. Karım ise kısırdır, bana katından bir evlat bagısla

[6] Bana da Yakupogulları'na mirascı olsun. Rabbim onu razı olacagın bir kimse kıl

[7] “Ey Zekeriya! Gercekten biz sana Yahya adında bir ogul mujdeleriz. Bundan once kimseye bu adı vermemistik.”

[8] “Rabbim! Hanımım kısır ve ben de son derece kocamısken nasıl oglum olur ki?”dedi

[9] (Melek) Dedi ki: “Oyle. (Ama) Rabbin buyurdu ki: Bu, benim icin pek kolaydır. Cunku sen daha once bir sey degilken seni yarattım.”

[10] Zekeriyya: “Rabbim, oyleyse bana (cocugumun olacagına) bir isaret ver.” dedi. Allah da: “Senin isaretin, sapasaglam oldugun halde insanlarla (uc gun) uc gece konusamamandır.” dedi

[11] Derken Zekeriya mabedden halkının karsısına cıktı ve onlara “Sabah aksam (Allah’ı) tesbih edin!” diye isaret etti

[12] “Ey Yahya! Kitabı tam bir kuvvetle tut.” Biz ona daha cocukken hikmeti verdik

[13] Katımızdan bir merhamet ve arınmıslık vermistik. O takva sahibiydi

[14] Ana babasına karsı itaatkardı. Buyukluk taslayan ve isyankar bir kimse degildi

[15] Dogdugu gun, oldugu gun ve yeniden dirilecegi gun ona selam olsun

[16] Kitapta Meryem’i de an! Hani o, ailesinden ayrılarak dogu tarafında inzivaya cekilmisti

[17] Sonra onlarla kendi arasında bir perde germisti. Derken biz ona ruhumuzu (Cebrail’i) gonderdik. Ona tam bir insan suretinde gorundu

[18] Meryem: “Senden Rahman’a sıgınırım, eger takva sahibi bir kimse isen” dedi

[19] Cebrail: “Ben ancak Rabbinin elcisiyim. Sana tertemiz bir cocuk bagıslamak icin gonderildim.” dedi

[20] Meryem: “Bana hicbir insan dokunmadıgı ve iffetsiz bir kadın olmadıgım halde, benim nasıl cocugum olabilir?” dedi

[21] Cebrail: “Evet, oyle! Rabbin diyor ki: O benim icin cok kolaydır. Onu insanlara bir mucize, katımızdan bir rahmet kılmak icin boyle takdir ettik. Bu, zaten (ezelde) hukme baglanmıs bir istir.” dedi

[22] Boylelikle ona gebe kaldı da boylece onunla ıssız bir yere cekildi

[23] Dogum sancısı onu bir hurma agacına yoneltti. “Keske bundan once olseydim de busbutun unutulup gitmis olsaydım!” dedi

[24] Bunun uzerine (Isa) Onun (Meryem'in) altından soyle seslendi: “Uzulme, Rabbin senin alt tarafından bir su arkı kılmıstır.”

[25] Hurma agacını kendine dogru silkele ki, sana taze hurma dokulsun

[26] Ye, ic, gozun aydın olsun. Insanlardan birini gorecek olursan; “Suphesiz ben Rahman’a susmayı adadım. Bugun hicbir insan ile konusmayacagım.” de

[27] Onu tasıyarak kavmine goturdu: “Ey Meryem! Gercekten sen gorulmedik bir is yaptın” dediler

[28] Ey Harun’un kızkardesi! Baban kotu birisi degildi, annen de iffetsiz degildi." dediler

[29] Bunun uzerine (cocugu) isaret etti. "Onlar da biz, besikteki bir cocukla nasıl konusabiliriz?" dediler

[30] Dedi ki: "Muhakkak ben Allah’ın kuluyum. Bana o kitabı vermis ve beni nebi kılmıstır

[31] Nerede olursam olayım beni mubarek kıldı ve yasadıgım muddetce namaz kılmamı ve zekat vermemi emretti

[32] “Beni anama saygılı kıldı. Beni azgın bir zorba kılmadı.”

[33] “Dogdugum gun, olecegim gun ve diriltilecegim gun bana selam olsun.”

[34] Iste hakkında supheye dustukleri Meryem oglu Isa hak soze gore budur

[35] Allah’ın cocuk edinmesi olacak bir sey degildir. O, bundan munezzehtir. Bir ise hukmettiginde ona yalnızca “Ol!” der, o da oluverir

[36] Suphesiz Allah, benim de sizin de Rabbinizdir. Oyleyse (sadece) O’na ibadet edin. Dosdogru yol budur

[37] Fırkalar, kendi aralarında anlasmazlıga dustuler. Buyuk bir gunu gorup yasayacakları icin kafirlerin vay haline

[38] Bize gelecekleri gun, ne kadar iyi isitecek, ne kadar da iyi gorecekler! Ama bugun o zalimler apacık bir sapıklık icindedirler

[39] Onları isin hukme baglanacagı hasret gunuyle uyar! Onlar (dunyada bu hususta) gaflet icindedirler ve onlar iman etmezler

[40] Arza ve uzerindekilere elbet biz mirascı oluruz ve yalnız bize dondurulurler

[41] Kitapta Ibrahim’i de an. O son derece dogru sozlu bir peygamberdi

[42] Babacıgım! Isitmeyen, gormeyen ve sana hicbir faydası olmayan seylere nicin ibadet ediyorsun?" dedi

[43] Babacıgım! Gercekten sana gelmeyen ilim bana gelmistir. Hadi bana uy da seni dosdogru bir yola ileteyim

[44] Babacıgım! Seytan'a ibadet etme! Cunku Seytan Rahman’a asi olmustur

[45] “Babacıgım, dogrusu Rahman’ın azabı sana dokunur da seytanın velisi olursun, diye korkarım.”

[46] Ey Ibrahim! Benim ilahlarımdan yuz mu ceviriyorsun? Eger bundan vazgecmezsen seni elbette taslarım. Uzun bir muddet benden uzak dur." dedi

[47] Ibrahim: "Selam olsun sana!" dedi. "Senin icin Rabbimden magfiret dileyecegim. Zira o bana cok merhamet edip lutfeder

[48] “Ben sizi de, sizin Allah’tan baska taptıklarınızı da terk ediyorum. Yalnız Rabbime dua ediyorum. Rabbime dua etmekle bedbaht olmayacagımı umit ederim

[49] Onlardan ve Allah’tan baska ibadet ettikleri (ilahlardan) uzaklasınca, O’na Ishak’ı ve Yakub’u bahsettik. Hepsini de peygamber yaptık

[50] Onlara rahmetimizden bagısta bulunduk. Onlar icin yuce bir dogruluk dili var ettik (guzel bir soz ile anılmalarını temin ettik)

[51] Kitapta Musa’yı da an. Suphesiz o, ihlasa erdirilmis bir rasul ve bir peygamberdi

[52] Ona, Tur dagının sag tarafından seslendik ve kendisi ile konusmak icin kendimize yaklastırdık

[53] O’na rahmetimizden kardesi Harun’u peygamber olarak bagıslamıstık

[54] Kitapta Ismail’i de an. O, sozune sadıktı ve rasul bir peygamber idi

[55] Ailesine namazı ve zekatı emrederdi. Rabbinin yanında razı olunan birisiydi

[56] Kitapta Idris'i de an. Gercekten o cok dogru sozlu bir peygamberdi

[57] Biz onu yuce bir makama yukselttik

[58] Iste onlar, Adem’in ve Nuh ile birlikte tasıdıklarımızın soyundan gelen, Allah’ın kendilerine nimet verdigi peygamberlerden ve Ibrahim’in, Israil'in/Yakub'un soyundan, dogruya ulastırdıgımız ve seckin kıldıgımız kimselerdendir. Onlara Rahman’ın ayetleri okundugu zaman aglayarak secdeye kapanırlardı

[59] Ama onların ardından namazı zayi eden ve sehvetlerine uyan bir nesil geldi. Iste onlar gayy ile karsılasacaklardır

[60] Ancak tevbe edip, iman ederek salih amel isleyenler, iste bunlar Cennet'e girecekler ve hicbir sekilde haksızlıga ugramayacaklardır

[61] Rahman’ın kullarına gayb ile vaat ettigi Adn cennetlerine (gireceklerdir). Onun vaadi suphesiz yerine gelecektir

[62] Orada bos soz isitmezler. Ancak selam (isitirler). Ve orada, sabah aksam kendilerine ait rızıkları vardır

[63] Iste kullarımızdan takva sahibi olanlara miras olarak verecegimiz cennet budur

[64] Biz ancak Rabbinin emriyle ineriz. Onumuzdeki, arkamızdaki ve bunların arasındaki her sey O’na aittir. Rabbin unutmus degildir

[65] O; goklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir. O halde sadece O’na ibadet et ve ibadet etmede sabırlı, sebatkar ol. O’nun hic adasının/benzerinin oldugunu biliyor musun

[66] Insan: “Ben oldukten sonra mı diriltilip cıkarılacakmısım?” der

[67] Insan, daha once hicbir sey degilken kendisini yarattıgımızı hic dusunmuyor mu

[68] Rabbine andolsun ki, onları ve Seytanları bir araya toplayacagız ve sonra onları diz ustu cokmus vaziyette Cehennem'in cevresinde hazır bulunduracagız

[69] Sonra her bir topluluktan, Rahman’a karsı en isyankar olanları mutlaka cekip cıkaracagız

[70] Sonra biz ona (Cehennem'e) girmeye kimlerin en layık oldugunu daha iyi bilmekteyiz

[71] Sizden ona ugramayacak kimse yoktur. Bu Rabbinin yapmayı uzerine aldıgı kesin bir hukmudur

[72] Sonra, takva sahiplerini kurtaracagız, zalimleri de orada dizustu cokmus olarak bırakacagız

[73] Ayetlerimiz kendilerine apacık bir sekilde okundugu zaman, kafir olanlar, iman edenlere; "Iki gruptan hangisi makam bakımından daha iyi ve topluluk bakımından daha guzeldir?" dediler

[74] Biz onlardan once mal, mulk ve gorunum bakımından daha guzel olan nice nesilleri helak ettik

[75] De ki: “Kim sapıklıkta ise Rahman ona verdigi muhleti uzattıkca uzatır. Nihayet kendilerine vaat olunanı, ya azabı yahut kıyameti goreceklerinde hangisinin makamca daha kotu ve askerce daha zayıf oldugunu bileceklerdir

[76] Allah hidayete erenlerin hidayetini arttırır. Kalıcı olan salih ameller ise sevap bakımından da Rabbin yanında hayırlıdır, akıbetce de daha hayırlıdır

[77] Ayetlerimiz hakkında kafir olup; “Bana elbette mal ve evlat verilecek!” diyen kimseyi gordun mu

[78] O gaybı mı tanık oldu, yoksa Rahman’dan bir soz mu almıs

[79] Hayır! Biz, onun soylediklerini yazacagız ve azabını arttırdıkca arttıracagız

[80] Onun soylemekte olduguna (mal ve cocuklarına) biz mirascı olacagız. O tek basına bize gelecek

[81] Kendilerine guc (izzet) saglasınlar diye, Allah'tan baska ilahlar edindiler

[82] Hayır! O ilahlar, onların kendilerine yaptıgı ibadeti inkar edecekler ve onlara karsı olacaklardır

[83] Bilmez misin ki biz seytanları kafirler uzerine salarız da onları alabildigine (isyana) kıskırtırlar

[84] O halde onlar icin acele etme. Biz onların gunlerini sayıp duruyoruz

[85] O gun, muttakileri konuk olarak Rahman’ın huzurunda toplarız

[86] Gunahkarları ise susuz olarak Cehennem'e sureriz

[87] Rahman’ın katında soz almıs olanlardan baska hicbir kimse sefaat edemez

[88] Onlar: "Rahman, bir cocuk edindi." dediler

[89] Andolsun ki siz, pek cirkin bir sey soylediniz

[90] Bu soz yuzunden neredeyse gokler parcalanacak, yer yarılacak ve daglar yıkılıp yerle bir olacaktı

[91] Rahman’a cocuk iddiasında bulundular

[92] Halbuki Rahman’a bir cocuk edinmek yakısmaz

[93] Goklerde ve yerde kim varsa hepsi Rahman’ın huzuruna ancak kul olarak gelir

[94] O, onların hepsini (ilmi ile kusatmıs) ve onları bir bir saymıstır

[95] Hepsi de ona kıyamet gunu tek olarak gelecektir

[96] Muhakkak iman edip, salih amel isleyenlere Rahman bir sevgi verecektir

[97] Muttakileri mujdelemen ve inatcı bir kavmi uyarman icin, bu Kur’an’ı senin dilin ile kolaylastırdık

[98] Onlardan once nice nesilleri yok ettik. Onlardan hicbirini hissediyor veya onlara ait en kucuk bir ses isitiyor musun

Tâhâ

Surah 20

[1] Ta-ha

[2] Biz sana Kur’an’ı gucluk cekmen icin indirmedik

[3] Ancak Allah'tan korkanlara bir ogut olsun diye indirdik

[4] O, yeri ve yuksek gokleri yaratan Allah tarafından indirilmistir

[5] Rahman Ars'a istiva etmistir

[6] Goklerde, yerde ve ikisinin arasında ve topragın altında olan her sey O’nundur

[7] Sen sozunu acıga vursan bile muhakkak O saklı olanı da gizli olanı da bilir

[8] Allah odur ki Ondan baska (hak) ilah yoktur. En guzel isimler yalnız Onundur

[9] Musa’nın haberi sana geldi mi

[10] Hani bir ates gormustu de ailesine: "Siz durun, ben bir ates gordum. Belki size ondan bir kor getiririm veya atesin yanında bir yol gosteren bulurum." demisti

[11] Atesin yanına geldigi zaman: "Ey Musa!" diye seslenildi

[12] Ben senin Rabbinim! Ayakkabılarını cıkar. Sen mukaddes Tuva Vadisi'ndesin

[13] Ben seni sectim. Simdi sana vahyolunanı dinle

[14] Suphesiz ben, Allah’ım. Benden baska (hak) ilah yok! Bana ibadet et, beni anmak icin namazı ikame et

[15] Muhakkak kıyamet saati gelecektir. Her nefis yaptıgının karsılıgını gorsun diye vaktini neredeyse busbutun gizli tutacagım

[16] “Ona iman etmeyen ve hevasına uyan kimse ondan seni alıkoymasın. O takdirde helak olursun.”

[17] Su sag elindeki nedir Ey Musa

[18] O asamdır. Ona dayanırım. Onunla koyunlarıma yaprak silkerim ve ondan baska islerimde de yararlanırım." dedi

[19] Onu at, ey Musa!" dedi

[20] Musa da onu attı. O bir anda hızla hareket eden bir yılan oluverdi

[21] Onu al ve korkma!" dedi. "Onu ilk haline dondurecegiz

[22] Baska bir alamet olmak uzere de elini koltugunun altına gotur. Kusursuz, hastalıksız, bembeyaz olarak cıkacaktır

[23] Boylece sana buyuk mucizelerimizden gosterelim

[24] Firavun’a git, cunku o iyice azdı

[25] Rabbim gonlume ferahlık ver!" dedi

[26] Isimi kolaylastır

[27] Dilimdeki dugumu coz

[28] Sozumu iyi anlasınlar

[29] Bana ailemden bir yardımcı ver

[30] Kardesim Harun’u

[31] Onunla arkamı guclendir

[32] Ve onu isimde ortak yap ki

[33] Seni cokca tesbih edebilelim

[34] Ve seni cokca zikredelim

[35] Cunku sen bizi hakkıyla gorensin

[36] Ey Musa! Istediklerin sana verilmistir." diye buyurdu

[37] Andolsun ki sana baska bir sefer daha lutufta bulunmustuk

[38] Bir zaman, annene ilham edilmesi gerekeni seyi ilham etmistik

[39] Musa’yı bir sandıga koy ve nehre (Nil'e) bırak. Nehir onu kıyıya atsın da, onu benim ve onun bir dusmanı alsın. Sana da ey Musa! Gozumun onunde yetistirilmen icin tarafımdan sana bir sevgi bıraktım

[40] Kız kardesin gitmis ve: "O’na bakacak birini size gostereyim mi?" demisti. Boylece seni, gozu aydın olsun ve uzulmesin diye annene geri dondurduk. Sen bir adam oldurmustun de, seni yine uzuntuden kurtarmıstık. Bu sekilde seni (onceden de) imtihan etmistik. Senelerce Medyen halkı arasında kalmıstın. Sonra da bir takdir uzere geldin ey Musa

[41] Ve seni kendim icin (rasul olarak) sectim

[42] Sen ve kardesin ayetlerimle gidin. Beni anmakta gevseklik gostermeyin

[43] Ikiniz Firavun’a gidin. Cunku o haddini asmıstır

[44] Ona yumusak soz soyleyin, umulur ki ogut alır ve korkar

[45] “Rabbimiz, biz, bize karsı asırı gitmesinden yahut azgınlıgını arttırmasından korkarız” dediler

[46] Korkmayın! Ben sizinle beraberim. Isitir ve gorurum." diye buyurdu

[47] Haydi gidin ona ve deyin ki: "Biz, Rabbinin rasulleriyiz. Israilogulları'nı bizimle gonder, onlara eziyet etme. Biz sana Rabbinden bir ayet getirdik. Selam hidayete uyanlarındır

[48] Bize vahyolundu ki, kim yalanlar ve yuz cevirirse ona azap vardır

[49] Sizin Rabbiniz kim ey Musa?" dedi

[50] Bizim Rabbimiz, her seye yaratılısını veren ve sonra da dogru yolu gosterendir." dedi

[51] Onceki nesillerin durumu ne olacak?" dedi

[52] Onlarla ilgili bilgi Rabbimin katında bir kitaptadır." dedi. "Rabbim, sasırmaz ve unutmaz

[53] O yeryuzunu size bir dosek yapan, sizin icin orada yollar acan ve gokten yagmur yagdırandır. Biz onunla cesitli bitkilerden cifter cifter cıkardık

[54] Hem siz yiyin; hem de hayvanlarınızı otlatın. Suphesiz bunda akıl sahipleri icin ayetler vardır

[55] Sizi topraktan yarattık, sizi oraya dondurecegiz ve sizi bir kere daha oradan cıkaracagız

[56] Ona ayetlerimizin hepsini gostermistik. Fakat o yalanladı ve diretti

[57] Ve dedi ki: "Sihrinle bizi yurdumuzdan cıkarmaya mı geldin Ey Musa

[58] Biz de mutlaka sana karsı onun gibi bir sihir yapacagız. Bunun icin seninle bizim aramızda; uygun bir yerde, senin de, bizim de gelebilecegimiz bir bulusma vakti belirle

[59] Musa da: "Bulusma zamanımız bayram gunu ve insanların bir araya toplandıgı kusluk vaktidir." dedi

[60] Firavun donup hilesini topladı, sonra geldi

[61] Musa onlara: "Yazıklar olsun size! Allah’a karsı yalan uydurmayın. Sonra bir azapla sizi helak eder. Allah’a karsı yalan uyduran mutlaka husrana ugramıstır." dedi

[62] Sihirbazlar durumlarını aralarında tartısarak gizlice fısıldastılar

[63] Bu iki sihirbaz sihirleriyle sizi yurdunuzdan cıkarmak ve ustun olan (sihir) yolunuzu da yok etmek istiyor." dediler

[64] “O bakımdan butun hilelerinizi bir araya getirip saf saf gelin. Cunku bugun kim ustun gelirse umdugunu elde eder.”

[65] Sihirbazlar: “Ey Musa! Ya once sen at ya da ilk atan biz olalım.” dediler

[66] Hayır! Siz atın!" dedi. Bunun uzerine ipleri ve degnekleri sihirlerinden oturu kendisine sanki yuruyorlarmıs gibi gorundu

[67] Musa, icten ice bir korkuya kapıldı

[68] Korkma! Suphesiz sen daha ustunsun." dedik

[69] Sag elindekini (asanı) at!" Onların yaptıgını yutsun. Onların yaptıkları ancak bir buyucu hilesidir. Buyucu nerede olursa olsun kesinlikle kurtulusa eremez

[70] Derken buyuculer secdeye kapandılar. “Harun ve Musa’nın Rabbine iman ettik.” dediler

[71] (Firavun) dedi ki: "Ben size izin vermeden once ona iman mı ettiniz? Demek ki o, size sihri ogreten buyugunuzdur. Ben de sizin ellerinizi ve ayaklarınızı caprazlama kestirecegim ve sizi hurma dalına asacagım. O zaman goreceksiniz hangimizin azabı daha siddetli ve kalıcı imis

[72] Seni, bize gelen apacık mucizelere ve bizi yaratana ustun tutmayacagız. Ne hukum verirsen ver. Sen ancak bu dunya hayatında hukum verebilirsin." dediler

[73] Gercekten biz, gunahlarımızı ve bizi islemeye zorladıgın buyuyu bagıslayarak bizi affetsin diye Rabbimize iman ettik. Allah’ın verecegi mukafat daha hayırlı ve daha kalıcıdır

[74] Gercek su ki, kim Rabbine gunahkar olarak gelirse onun icin cehennem vardır. Orada ne olur, ne de (guzel bir hayat) yasar

[75] Kim de Mu'min ve salih amel islemis olarak gelirse, iste onlar icin de en yuksek dereceler vardır

[76] Icinde temelli kalacakları, alt kısmından ırmakların aktıgı Adn Cennetleri vardır. Iste bu arınanların mukafatıdır

[77] Suphesiz Musa'ya, yetisilmesinden korkmadan ve (bogulmaktan) endise duymaksızın kullarımı geceleyin yuruyuse gecir ve onlara denizde kuru bir yol ac diye vahyettik

[78] Firavun askerleriyle onları takip etti. Denizden onları kaplayacak olan su kaplayıverdi

[79] Firavun; halkını saptırdı, hidayet yolunu gostermedi

[80] Ey Israilogulları! Sizi dusmanlarınızdan kurtardık. Tur’un sag tarafını size vadettik. Size kudret helvası ve bıldırcın indirdik

[81] Size rızık olarak verdiklerimizin temiz olanlarından yiyiniz, bu hususta taskınlık ve nankorluk de etmeyiniz; sonra size gazabım iner. Gazabıma ugrayan yıkılıp yok olur gider

[82] Ben elbette, tevbe edeni ve iman edip salih amel isleyen sonra da hidayete erisen kimseyi bagıslarım

[83] Musa! Seni milletinden daha cabuk gelmeye sevkeden nedir?" dedik

[84] “Onlar da arkamdan geliyorlar. Rabbim! Razı olasın diye ben sana (gelmekte) acele ettim.” dedi

[85] Buyurdu ki: "Senden sonra biz kavmini imtihan ettik. Sonra Samiri de onları saptırdı

[86] Musa kızgın ve kederli bir sekilde kavmine dondu. Dedi ki: “Ey kavmim, Rabbiniz size guzel bir vaatte bulunmadı mı? Yoksa aradan gecen sure size uzun mu geldi, yahut uzerinize Rabbinizden bir gazabın gelmesini mi istediniz de bana olan vaadinizde durmadınız?”

[87] Dediler ki, “Sana verdigimiz sozden kendi istegimizle caymıs degiliz. Fakat biz Mısır halkının mucevheratından yuklu miktarlarda takınmıstık. Iste onları atese attık. Samiri de aynı sekilde attı.”

[88] Boylece o, kendilerine boguren bir buzagı heykeli cıkardı ve: "Bu, sizin ilahınızdır, Musa’nın da ilahıdır. Fakat o unuttu." dediler

[89] Onun kendilerine bir sozle cevap vermedigini ve onlara bir zarar veya fayda saglamaya gucu olmadıgını gormuyorlar mı

[90] Andolsun ki daha once Harun onlara soyle demisti: “Kavmim siz bununla ancak sınandınız. Muhakkak sizin Rabbiniz Rahman’dır. O halde bana uyun, emrime itaat edin.”

[91] Onlar ise: "Musa bize geri donunceye kadar basında dikilip buna ibadet etmeye devam edecegiz." dediler

[92] “Ey Harun” dedi. “Onların sapıttıklarını gorunce seni alıkoyan ne oldu

[93] Bana tabi olmadın, emrime karsı mı geldin

[94] Dedi ki: “Anamın oglu! Sakalıma, basıma yapısma. Ben, bana: Israilogulları arasında tefrika cıkardın ve benim sozume (neden) uymadın, diyeceginden korktum.”

[95] Senin bu yaptıgın nedir ey Samiri

[96] O da: "Onların gormedikleri bir sey gordum ve elcinin (Cebrail -aleyhisselam-'ın) izinden bir avuc (toprak) avucladım ve onu (erimis mucevheratın icine) attım. Iste nefsim bunu bana hos gosterdi." dedi

[97] Musa: "Haydi git. Artık (ceza olarak) hayatın boyunca bana dokunmayın diyeceksin. Bir de senin icin hic kacamayacagın bir azap gunu var. Uzerine sarılıp ibadet ettigin ilahına bir bak, simdi onu yakacagız. Sonra parca parca edip denize savuracagız." dedi

[98] Sizin ilahınız ancak, kendisinden baska (hak) ilah olmayan Allah’tır. O her seyi ilmiyle kusatmıstır

[99] Iste gecmis olanların haberlerinden sana boylece anlatıyoruz. Suphe yok ki sana katımızdan bir zikir (ogut) verdik

[100] Kim ondan yuz cevirirse suphesiz ki o, kıyamet gununde agır bir gunah yuku yuklenecektir

[101] O kimseler onda ebediyen kalacaklardır. Kıyamet gununde o onlar icin ne kotu bir yuk olacaktır

[102] Sur’a uflendigi gun, iste o gun sucluların gozleri (korkudan) mavi halde hasrederiz

[103] Kendi aralarında gizlice siz ancak on gun kaldınız diye fısıldasırlar

[104] Biz, onların soylediklerini daha iyi biliriz. En tutarlı gorus sahibi olanı “Sadece bir gun kaldınız." der

[105] Sana daglardan soruyorlar. De ki: "Rabbim onları un ufak edecektir

[106] Yerlerini de dumduz edecektir

[107] Artık orada ne bir cukur, ne de bir tumsek gorebilirsin

[108] O gunde davetciye uyarlar. Hicbir tarafa sapmayarak giderler. Rahman’ın huzurunda sesler kısılmıs olacak. Kıpırdayan dudakların fısıltısından baskasını duyamayacaksın

[109] O gun, Rahman’ın izin verdigi ve sozunden razı oldugu kimselerden baskasına sefaat fayda vermez

[110] Allah; onlerindekini de, arkalarındakini de bilir. Onların hicbirinin ilmi O'nu kusatamaz

[111] Ve yuzler Hayy ve Kayyum olan Allah icin egilip boyun bukmustur. Zulum yuklenen husrana ugramıstır

[112] Mumin olarak salih amel isleyen kimse, zulme ugratılmaktan da korkmaz, (hakkının) eksiltilmesinden de

[113] Boylece onu Arapca bir Kur’an olarak indirdik ve onda tehditlerimizi tekrar ettik. Olur ki korkarlar yahut o onlara bir ibret ve ogut olur

[114] Gercek Melik/Hukumran olan Allah yucedir. Sana vahyedilmesi tamamlanmadan once Kur’an’ı okumakta acele etme ve: “Rabbim! Ilmimi arttır.” de

[115] Andolsun ki biz daha once Adem’e vahyetmistik. Fakat o unuttu, biz onu azimli bulmadık

[116] Hani meleklere: Adem'e secde edin demistik de, hemen secde ettiler. Iblis ise kacındı

[117] Ey Adem! Bu senin ve esinin dusmanıdır. Sakın sizi cennetten cıkarmasın; sonra bedbaht, mutsuz olursun." dedik

[118] Oysa Cennet'te ne acıkırsın, ne de acık/cıplak kalırsın

[119] Ne susuzluk hissedersin, ne de gunesin sıcagında kalırsın

[120] Sonunda Seytan ona vesvese verdi: "Ey Adem!" dedi. "Sana ebedilik/sonsuzluk agacını ve yok olmayacak bir saltanatı gostereyim mi

[121] Nihayet ondan yediler. Bunun uzerine kendilerine ayıp yerleri gorundu. Ustlerini cennet yapragı ile ortmeye calıstılar. (Bu suretle) Adem Rabbine asi olup yolunu sasırdı

[122] Sonra Rabbi; onu secti, tevbesini kabul etti ve hidayete erdirdi

[123] Birbirinize dusman olarak hepiniz oradan inin. Benden size bir hidayet gelir de, kim benim hidayetime uyarsa o sapmaz ve bedbaht da olmaz

[124] Kim de benim zikrimden yuz cevirirse, gercekten onun icin dar,sıkıntılı bir hayat vardır ve biz onu kıyamet gunu kor olarak hasredecegiz

[125] O da soyle der: "Rabbim beni nicin kor olarak hasrettin? Ben, goren birisiydim

[126] (Allah da) der ki: "Iste boyle, sana ayetlerimiz gelmisti de sen onları unutmus idin. Bugun sen de unutulacaksın

[127] Haddi asıp, Rabbinin ayetlerine iman etmeyenleri de boylece cezalandırırız. Ahiret azabı ise elbette daha siddetli ve daha kalıcıdır

[128] Kendilerinden onceki nice nesilleri helak etmis olmamız, onları hidayete erdirmedi mi? (Oysa) Onların kaldıkları yerlerde gezinip durmaktadırlar. Suphesiz bunda akıl sahipleri icin ibretler vardır

[129] Eger Rabbinden gecmis bir soz ve belirlenmis bir sure/ecel olmasaydı, kuskusuz (azap) kacınılmaz olurdu

[130] Soyledikleri sozlere sabret, gunes dogmadan once ve batmadan once ve gece saatlerinde de Rabbini hamd ederek tesbit et. Gun boyunca da tesbih et ki, hosnutluga eresin

[131] Onlardan bir kısmına bunlarla kendilerini imtihan edelim diye dunya hayatının susu olarak verip, faydalandırdıgımız seylere gozlerini dikme. Rabbinin rızkı ise daha hayırlı ve daha kalıcıdır

[132] Sen aile halkına namazı emret, kendin de sabırla ona devam et. Senden rızık istemiyoruz. Biz seni rızıklandırıyoruz. Guzel akıbet ise takva sahiplerinindir

[133] Bize, Rabbinden bir mucize getirmeli degil miydi?" dediler. Onceki kitaplarda olanların apacık delili (olan Kur’an) onlara gelmedi mi

[134] Biz onları bundan once bir azap ile helak etmis olsaydık; elbette soyle diyeceklerdi: “Rabbimiz, bize bir peygamber gonderseydin de alcalmadan, rezil olmadan once ayetlerine uysaydık

[135] De ki: "Herkes beklemektedir. Siz de bekleyedurun. Yakında kimin dogru yolun sahipleri ve kimin dogru yolu bulmus oldugunu goreceksiniz

Enbiyâ

Surah 21

[1] Insanların hesaba cekilmeleri yaklastı. Halbuki onlar gaflet icinde yuz cevirmekteler

[2] Rablerinden kendilerine her yeni ogut geldiginde, onlar mutlaka onu alay ederek dinlerler

[3] Kalpleri baska seylerle mesguldur. Zulmedenler, aralarında gizlice danısıp: "Bu sizin benzeriniz olan bir beser degil mi? Oyleyken, siz simdi gozunuz gore gore buyuye mi geleceksiniz?”

[4] Peygamber, (onlara) dedi ki: “Rabbim yerdeki ve gokteki her sozu bilir. O, hakkıyla isitendir, hakkıyla bilendir

[5] Onlar, “Hayır, bunlar (Kur'an) anlamsız ruyalardır. Ustelik, onu kendisi uydurdu; dahası, o bir sairdir. Eger boyle degilse, onceki peygamberlerin (mucizelerle) gonderildikleri gibi o da bize bir mucize getirsin.” dediler

[6] Onlardan once helak ettigimiz hicbir memleket halkı iman etmedi de simdi bunlar mı iman edecekler

[7] Senden once de ancak kendilerine vahyettigimiz birtakım erkekleri peygamber gonderdik. Eger bilmiyorsanız ilim sahiplerine sorun

[8] Biz onları yemek yemez birer ceset kılmadık. Onlar olumsuz de degillerdi

[9] Sonra onlara verdigimiz sozumuzde durup, onları ve diledigimiz kimseleri kurtarıp, haddi asanları da helak ettik

[10] Andolsun, size oyle bir kitap indirdik ki sizin butun seref ve sanınız ondadır. Hala aklınızı kullanmayacak mısınız

[11] Biz zulmetmekte olan nice memleketleri kırıp gecirdik ve onlardan sonra baska kavimler yarattık

[12] Onlar azabımızı hissedince, hemen oradan suratle kacıyorlardı

[13] (Onlara): “Kacısmayın. Icinde bulundugunuz refaha ve evlerinize donun. Cunku siz sorguya cekileceksiniz” (denildi)

[14] “Eyvah bizlere! Bizler gercekten zalim kimseler idik.” dediler

[15] Biz onları bicilmis ekin, sonmus ates gibi yapıncaya kadar bu feryatları devam etti

[16] Biz yeri, gogu ve arasındakileri oyun olsun diye yaratmadık

[17] Eger biz eglence edinmek isteseydik, elbette onu kendi katımızdan edinirdik. Fakat biz (bunu) yapanlar degiliz

[18] Bilakis, biz hakkı batılın ustune bırakırız. O da o, batılın isini bitirir. Bir de bakarsın ki batıl, yok olup gitmistir. (Allah’ı) vasfettiginiz sıfatlardan dolayı yazıklar olsun size

[19] Goklerde ve yerde kim varsa Allah'ındır. O’nun katındakiler, O'na ibadet hususunda kibirlenmez ve yorulmazlar

[20] Gece ve gunduz durmaksızın O’nu tesbih ederler

[21] Yoksa onlar, yeryuzunde ilahlar edindiler de onlar mı oluyu diriltecekler

[22] Eger yerde ve gokte Allah’tan baska ilahlar olsaydı, kesinlikle ikisinin de duzeni bozulurdu. Demek ki, Ars’ın Rabbi Allah, onların vasfettigi sıfatlardan munezzeh ve yucedir

[23] O, yaptıklarından sorulmaz, oysa onlar sorguya cekilirler

[24] Yoksa O'ndan baska ilahlar mı edindiler? De ki: “Delilinizi getirin. Iste bu, benimle birlikte olanların zikri (kitabı) ve (bu da) benden oncekilerin zikri (kitabı)!” Hayır, onların cogu hakkı bilmezler; bu yuzden de yuz cevirirler

[25] Senden once gonderdigimiz butun peygamberlere: “Suphesiz, benden baska (hak) ilah yoktur. Oyleyse yalnız bana ibadet edin!” diye vahyetmisizdir

[26] (Boyle iken) “Rahman, cocuk edindi” dediler. O bundan munezzehtir, yucedir. Hayır! (Evlat diye niteledikleri) o melekler ikram edilmis kullardır

[27] Onun sozunun onune gecmezler ve O'nun emri geregince is gorurler

[28] Allah, onların onlerindekini de arkalarındakini de (yaptıklarını da yapacaklarını da) bilir. Onlar, O’nun razı oldugu kimselerden baskasına sefaat etmezler ve hepsi O’nun korkusuyla titrerler

[29] Iclerinden her kim; “Allah’tan baska ben de suphesiz bir ilahım” derse, boylesini Cehennem'le cezalandırırız. Iste biz zalimleri boyle cezalandırırız

[30] Kafirler, gormez mi ki gokler ve yer birlesik iken onları (biz) ayırdık ve her seye sudan hayat verdik. Hala iman etmezler mi

[31] Sarsılmasınlar diye yeryuzunde sabit daglar kıldık, yol bulmaları icin orada genis genis yollar var ettik

[32] Gokyuzunu de korunmus bir tavan yaptık. Buna ragmen onlar, bundaki ayetlerden yuz cevirmektedirler

[33] O, geceyi ve gunduzu, Gunes'i ve Ay'ı yaratandır. Her biri bir yorungede yuzmektedir

[34] Biz, senden once de hicbir besere olumsuzluk vermedik. Simdi sen olursen, onlar ebedi mi kalacaklar

[35] Her nefIs olumu tadıcıdır. Biz sizi ser ve hayırla imtihan olmak uzere deneriz. Sonunda bize donduruleceksiniz

[36] Kafirler seni gordukleri zaman ancak alaya alırlar. “Bu mu ilahlarınızı diline dolayan?” derler. Halbuki kendileri Rahman’ın kitabını inkar ediyorlar

[37] Insan cok aceleci (tez canlı) yaratılmıstır. Size yakında ayetlerimi gosterecegim. Simdi acele etmeyin

[38] Bir de; “Eger dogru soyleyenler iseniz, bu tehdit ne zaman gerceklesecek?” diyorlar

[39] O kafirler, yuzlerinden ve sırtlarından atesi savamayacakları ve hicbir yardım da gormeyecekleri vakti bir bilseler

[40] Suphesiz o (tehdit edildikleri azap) onlara ansızın gelecek de kendilerini saskınlıktan dondurup bırakacak. Artık ne onu geri cevirmeye gucleri yetecek, ne de kendilerine goz actırılacak

[41] Andolsun, senden once de bircok peygamberle alay edildi de iclerinden alay edenleri, o alaya aldıkları sey kusatıverdi

[42] (Ey Muhammed!) De ki: “(Size azap edecek olsa) gece ve gunduz Rahman’ın azabından sizi kim koruyacak?” Oyle iken onlar Rablerinin zikrinden yuz cevirmekteler

[43] Yoksa bizim dısımızda onları koruyacak ilahları mı var? O ilah edindikleri nesneler kendilerine bile yardım edemezler. Zaten onlar bizden de yardım gormezler

[44] Evet, biz onları da atalarını da faydalandırdık. Oyle ki uzun sure yasadılar. Ama, artık gormuyorlar mı ki, biz yeryuzunu cevresinden eksiltiyoruz? O halde onlar mı galip gelecekler

[45] De ki: “Ben sizi ancak vahiy ile uyarıyorum.” Ama sagırlar uyarıldıkları vakit cagrıyı isitmezler

[46] Onlara Rabbinin azabından hafif bir sey dokunsa, muhakkak “Eyvah bize! Gercekten biz zalim kimselerdik” diyeceklerdir

[47] Kıyamet gunu icin adalet terazileri kuracagız. Oyle ki hicbir kimseye zerre kadar zulmedilmeyecek. (Yapılan is) bir hardal tanesi agırlıgınca da olsa, onu getirip ortaya koyacagız. Hesap gorucu olarak biz yeteriz

[48] Andolsun ki biz Musa ile Harun’a Furkan’ı takva sahiplerine bir ısık ve bir ogut olarak verdik

[49] Onlar, gormedikleri halde Rablerinden korkan ve kıyamet saatinden de cekinen kimselerdir

[50] Iste bu (Kur’an) da bizim indirdigimiz mubarek bir zikirdir. Simdi siz bunu mu inkar ediyorsunuz

[51] Andolsun, daha once de Ibrahim’e rusdunu/dogruyu yanlıstan ayırma yetenegini verdik. Biz zaten onu biliyorduk

[52] Hani o, babasına ve kavmine: "Kendilerine ibadet edip, durdugunuz bu putlar nedir?" demisti

[53] Atalarımızı bunlara ibadet ediyor bulduk.” dediler

[54] Ibrahim: “Andolsun siz de, atalarınız da apacık bir sapıklık icindesiniz.” dedi

[55] “Sen bize hakkı mı getirdin, yoksa bizimle alay mı ediyorsun?” dediler

[56] Dedi ki: "Hayır! Rabbiniz, goklerin ve yerin Rabbidir. O, bunları yaratandır ve ben de buna sahitlik edenlerdenim

[57] “Allah'a yemin ederim ki, siz arkanızı donup gittikten sonra ben bu putlarınıza mutlaka bir tuzak kuracagım.”

[58] Derken (Ibrahim) belki kendisine basvururlar diye iclerinden bir buyugu bırakarak onları (putları) paramparca etti

[59] Onlar: “Bunu putlarımıza kim yaptıysa suphesiz ki o zalimlerdendir” dediler

[60] (Iclerinden bazıları), “Ibrahim denilen bir gencin onları diline doladıgını duyduk” dediler

[61] (Bir kısmı da) “O halde haydi, onu insanların gozu onune getirin. Belki (bu konuda) sahitlik ederler” dediler

[62] (Ibrahim gelince) “Sen mi yaptın bunu ilahlarımıza ey Ibrahim!” dediler

[63] “Hayır! Bunu su buyukleri yapmıstır. Konusabiliyorlarsa, onlara sorun bakalım!” dedi

[64] Bunun uzerine birbirlerine donup, “Hic suphesiz asıl zalimler sizsiniz siz!” dediler

[65] Sonra eski inanc ve inatlarına donduler ve: “Andolsun, bunların konusmayacagını sen de bilirsin” dediler

[66] Ibrahim: "O halde Allah’ı bırakıp da size hic bir sekilde fayda ya da zarar vermeyen seylere mi ibadet ediyorsunuz?" dedi

[67] Yazıklar olsun! Size de, Allah’ı bırakıp tapmakta olduklarınıza da! Hala aklınızı basınıza almayacak mısınız

[68] (Iclerinden bazıları), “Eger (bir sey) yapacaksanız, onu yakın da ilahlarınıza yardım edin” dediler

[69] “Ey ates! Ibrahim’e karsı serin ve esenlik ol!” dedik

[70] Ona boyle bir tuzak kurmak istediler. Fakat biz onları en cok zarar edenler durumuna dusurduk

[71] Onu Lut ile beraber kurtarıp, icinde alemler icin bereketler kıldıgımız yere ulastırdık

[72] Ve ona Ishak’ı, ustelik bir de Yakub’u bagısladık. Her ikisini de salih kimseler kıldık

[73] Onları emrimizle dogru yolu gosteren onderler kıldık ve kendilerine hayırlar islemeyi, namazı dosdogru kılmayı, zekatı vermeyi vahyettik. Onlar yalnızca bize ibadet eden kimselerdi

[74] Biz, Lut’a da bir hikmet ve bir ilim verdik ve onu cirkin isler yapan memleketten kurtardık. Gercekten onlar kotu bir toplum idiler, fasık (Allah’ın emrinden cıkan kimseler) idiler

[75] Ve biz onu rahmetimizin icine aldık. Cunku o, gercekten salih kimselerdendi

[76] (Ey Muhammed!) Nuh’u da an. Hani o daha once dua etmisti de biz onun duasını kabul ederek, kendisini ve ailesini o buyuk sıkıntıdan (tufandan) kurtarmıstık

[77] Ayetlerimizi yalanlayanlara karsı ona yardım etmistik. Cunku onlar kotu bir toplum idiler. Bu yuzden biz de onları topyekun suda bogduk

[78] Davud ile Suleyman’ı da hatırla. Hani bir ekin tarlası hakkında hukum veriyorlardı. Cunku halkın koyunları o ekine girmisti. Biz de hukumlerine sahit olmustuk

[79] Biz hukum vermeyi Suleyman’a kavratmıstık. Zaten her birine hukumranlık ve ilim vermistik. Davud ile birlikte, Allah’ı tespih etmeleri icin dagları ve kusları onun emrine verdik. Bunları yapan biz idik

[80] Bir de Davud’a, sizin icin, zırh yapma sanatını ogrettik ki, savaslarınızda sizi korusun. Simdi siz sukrediyor musunuz

[81] Suleyman’ın hizmetine de guclu esen ruzgarı verdik. Ruzgar onun emriyle, bereketlendirdigimiz yere dogru eserdi. Biz, her seyi hakkıyla bileniz

[82] Seytanlardan onun icin denize dalan ve bundan baska isler gorenleri de (emrine vermistik). Onları gozetenler bizlerdik

[83] Eyyub’u da an. Hani o Rabbine: “Suphesiz ki ben derde ugradım, sen ise merhametlilerin en merhametlisisin” diye niyaz etmisti

[84] Biz onun duasını kabul ettik ve basındaki sıkıntıyı acıp giderdik. Ayrıca ona hem katımızdan bir rahmet, hem de iyi kullukta bulunanlara bir ibret olmak uzere aile ve cocuklarını ve onlarla birlikte bir o kadarını da verdik

[85] Ismail’i, Idris’i ve Zulkifl’i de an. Bunların hepsi sabredenlerdendi

[86] Ve onları rahmetimizin icine soktuk. Gercekten onlar salih kimselerdendi

[87] Zunnun’u da an. Hani ofkelenerek (halkından ayrılıp) gitmisti de kendisini asla darda koymayacagımızı, sanmıstı. Derken karanlıklar icinde, “Senden baska hak ilah yoktur. Seni eksikliklerden uzak tutarım. Ben gercekten (nefsine) zulmedenlerden oldum.” diye dua etti

[88] Biz de duasını kabul ettik ve kendisini kederden kurtardık. Iste biz Mu’minleri boyle kurtarırız

[89] Zekeriya’yı da an. Hani o, Rabbine, “Rabbim! Beni tek basıma bırakma. Sen varislerin en hayırlısısın.” diye dua etmisti

[90] Biz de onun duasını kabul ettik ve kendisine Yahya’yı bagısladık. Esini de kendisi icin, (dogurmaya) elverisli kıldık. Onlar gercekten hayır islerinde yarısırlar, (rahmetimizi) umarak ve (azabımızdan) korkarak bize dua ederlerdi. Onlar bize derin saygı duyan kimselerdi

[91] Irzını korumus olan kadını da (Meryem’i de) hatırla. Ona ruhumuzdan uflemistik. Kendisini de, oglunu da alemlere (kudretimizi gosteren) birer delil yapmıstık

[92] Suphe yok ki bu sizin ummetiniz, tek bir ummettir. Sizin Rabbiniz de benim. O halde yalnız bana ibadet edin

[93] (Insanlar) (din) islerinde aralarında boluklere ayrıldılar. Hepsi de ancak bize donecekler

[94] Su halde, kim Mu’min olarak salih ameller islerse, calısması asla inkar edilmez. Suphesiz biz onu yazmaktayız

[95] Helak ettigimiz bir ulke halkının (dunya hayatına geri) donmeleri imkansızdır

[96] Nihayet Ye’cuc ve Me’cuc’un (seddi) acıldıgı zaman her tepeden akın ederler

[97] Gercek vaad (kıyametin kopması) yaklasır, bir de bakarsın kafirlerin gozleri acılıp donakalmıstır. “Eyvah bizlere! Dogrusu biz bundan gafildik. Hatta biz zalim kimselermisiz.” derler

[98] Hic suphesiz siz de, Allah’tan baska ibadet etiikleriniz de Cehennem'in odunusunuz. Siz oraya gireceksiniz

[99] Eger onlar (hak) ilah olsalardı buraya girmezlerdi. Halbuki hepsi orada ebedi kalacaklardır

[100] Onların orada ah edip, derin bir ic cekisleri vardır! Onlar orada hicbir sey isitmezler

[101] Suphesiz kendileri icin tarafımızdan en guzel mukafat hazırlanmıs olanlar var ya; iste bunlar Cehennem'den uzaklastırılmıslardır

[102] Onlar Cehennem'in ugultusunu dahi duymazlar. Nefislerinin arzu ettigi seyler icinde ebedi kalırlar

[103] En buyuk korku bile onları tasalandırmaz ve melekler onları: “Iste bu, size vadedilen (mutlu) gununuzdur.” diyerek karsılarlar

[104] Gokleri kitap sayfalarının katlandıgı gibi katlayacagımız gunu dusun. Baslangıcta ilk yaratmayı nasıl yaptıysak, -uzerimize aldıgımız bir vaad olarak- onu yine yapacagız. Biz bunu muhakkak yapacagız

[105] Andolsun, Zikir’den (Tevrat’tan) sonra Zebur’da da, “Arza muhakkak benim salih kullarım mirascı olacaktır.” diye yazmıstık

[106] Suphesiz bunda Allah’a kulluk eden bir toplum icin yeterli bir bildiri/ogut vardır

[107] (Ey Muhammed!) Seni ancak alemlere rahmet olarak gonderdik

[108] De ki: “Bana ancak, ilahınızın yalnızca bir tek ilah oldugu vahyolunuyor. Artık Musluman oluyor musunuz?”

[109] Eger yuz cevirirlerse De ki: “Ben size esit sekilde bildirip, acıkladım. Size vaat olunan yakın mıdır, uzak mıdır bilemiyorum

[110] Suphesiz, Allah sozun acıga vurulanını da bilir, gizlediginizi de bilir

[111] “Bilmiyorum, belki de o sizin icin bir imtihandır. Bir sureye kadar bir faydalanmadır

[112] (Peygamber): “Ey Rabbim! Hak ile hukum ver. Bizim Rabbimiz, sizin turlu nitelemelerinize karsı yardımı istenecek olan Rahman’dır.” dedi

Hac

Surah 22

[1] Ey insanlar! Rabbinizden sakının. Cunku kıyametin sarsıntısı buyuk bir seydir

[2] Onu goreceginiz gun, her emzikli kadın emzirmekte oldugu cocugundan gecer ve her hamile kadın da karnındaki cocugunu dusurur. Insanları sarhos gorursun; halbuki onlar sarhos degillerdir. Ne var ki, Allah’ın azabı cok siddetlidir

[3] Insanlardan kimi vardır ki, hicbir bilgisi olmadıgı halde, Allah hakkında tartısmaya girer ve her azgın Seytan'ın ardına duser

[4] Seytan hakkında soyle yazılmıstır: "Her kim onu dost edinirse, mutlaka o kimseyi saptırır ve onu Cehennem azabına surukler

[5] Ey insanlar! Eger tekrar dirilmekten suphede iseniz; sunu bilin ki, biz sizi topraktan, sonra nutfeden (meniden), sonra alakadan (embriyodan), sonra (cesedi) bicimlenen ve bicimlenmeyen bir cignem et parcasından yarattık ki, size (kudretimizi) acıkca gosterelim. Diledigimizi adı konmus bir sureye kadar rahimlerde tutar ve sizi bebek olarak cıkarırız. Sonra siz yetisip, guclu cagınıza gelirsiniz. Kiminiz vefat eder, kiminiz de bilen bir kimse olduktan sonra bir sey bilmez hale gelsin diye omrunun en duskun donemine ulastırılır. Yeryuzunu kupkuru gorursun de biz ona su indirince harekete gecer, kabarır ve her cesit guzel bitkiyi cift cift bitirir

[6] Bu boyledir. Cunku Allah, hakkın ta kendisidir. Suphesiz O, oluleri diriltir ve O, her seye hakkıyla kadirdir

[7] Cunku kıyamet muhakkak gelecektir. Onda hicbir suphe yoktur ve suphesiz Allah, kabirlerdeki kimseleri diriltecektir

[8] Insanlardan kimisi Allah hakkında bilgisiz, delilsiz ve aydınlatıcı bir kitabı olmaksızın tartısır durur

[9] Insanları Allah’ın yolundan saptırmak icin buyuklenerek yuz cevirir. Dunyada onun icin rusvalık vardır, kıyamet gunu de biz ona yakıcı ates azabını tattırırız

[10] (Ona): “Iste bu kendi ellerinin onceden isledikleri yuzundendir. Allah, kesinlikle kullara zulmedici degildir.” (denir)

[11] Insanlardan oylesi de vardır ki, Allah’a kıyıdan kenardan kulluk eder. Eger kendisine bir hayır dokunursa, gonlu onunla hos olur. Sayet basına bir kotuluk gelirse, gerisin geri (kufre) donuverir. O dunyayı da kaybetmistir, ahireti de. Iste bu apacık ziyanın ta kendisidir

[12] O, Allah’ı bırakır da kendine ne zarar, ne de fayda veren seylere ibadet eder. Iste bu uzak sapıklıgın ta kendisidir

[13] O, zarar vermesi, fayda vermesinden daha yakın olana ibadet eder. Ne kotu bir yardımcı, ne kotu bir arkadastır

[14] Muhakkak ki Allah, iman edip salih ameller isleyenleri icinden ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. Suphesiz Allah, diledigini yapar

[15] Her kim ona (Muhammed’e) Allah’ın dunyada ve ahirette asla yardım etmeyecegini zannediyorsa hemen tavana bir ip ceksin, sonra kendini assın da bir baksın. Basvurdugu (bu yontem), ofkelendigi seyi giderecek mi

[16] Nitekim, biz onu (Kur'an'ı) apacık ayetler olarak indirdik. Suphesiz Allah, diledigini dogru yola iletir

[17] Suphesiz iman edenler, Yahudiler, Sabiiler, Hristiyanlar, Mecusiler ve Allah’a ortak kosanlar var ya; Allah, kıyamet gunu onların aralarında mutlaka hukum verecektir. Cunku Allah, her seye sahittir

[18] Goklerde ve yerde olanlar, Gunes, Ay, yıldızlar, daglar, agaclar, canlılar ve bir cok insanın Allah’a secde ettiklerini gormuyor musun? Bircogunun uzerine de azap hak olmustur. Allah kimi alcaltırsa onu degerli kılacak yoktur. Allah, diledigini yapar

[19] Iste bunlar Rableri hakkında tartısan iki hasımdır. Kafir olanlar icin atesten elbiseler bicilir. Basları uzerinden gayet kaynar su dokulur

[20] Onunla karınlarında ne varsa eritilir, derileri de

[21] Onlar icin bir de demirden topuzlar vardır

[22] Her ne zaman Cehennem'den, o ızdıraptan cıkmak isteseler, oraya geri dondurulurler ve onlara: “Yakıcı atesin azabını tadın!” denilir

[23] Suphesiz Allah, iman edip salih ameller isleyenleri iclerinden ırmaklar akan Cennetlere sokacak, orada altından bileziklerle, incilerle susleneceklerdir. Oradaki giysileri ise ipektir

[24] Onlar hem sozun hos olanına ulastırılmıslar, hem de ovguye layık olan Allah’ın yoluna iletilmislerdir

[25] Muhakkak kafirlere, Allah'ın yolundan, yerli ve yolcu butun insanlar icin esit kılınan Mescid-i Haram'dan alıkoyanlara ve de orada zulum ile haktan sapmak isteyenlere, elim bir azaptan tattırırız

[26] Hani biz Ibrahim’e Beytin yerini belirtip soyle demistik: “Bana hicbir seyi ortak kosma, tavaf edenler, orada ikamet edenler, ruku ve secde edenler icin Beytimi temizle

[27] Insanlar arasında haccı ilan et ki, gerek yaya olarak, gerek uzak yollardan gelen yorgun develer uzerinde sana gelsinler

[28] Gelsinler ki, kendilerine ait birtakım menfaatlere sahit olsunlar ve Allah’ın kendilerine rızık olarak verdigi (kurbanlık) hayvanlar uzerine belli gunlerde (onları kurban ederken) Allah’ın adını ansınlar. Artık onlardan siz de yiyin; yoksula, fakire de yedirin

[29] (Hacılar) Sonra da kirlerini gidersinler (sac ve tırnaklarını kessinler), adaklarını yerine getirsinler ve Beyt-i Atik'i (Kabe’yi) tavaf etsinler

[30] Bu boyle. Kim Allah’ın hurmet edilmesini emrettigi seyleri tazim ederse bu, Rabbi katında kendisi icin bir hayırdır. (Haram oldugu) size okunanların dısında kalan hayvanlar size helal kılındı. Su halde pisligin ta kendisi olan putlardan uzak durun ve yalan soylemekten de kacının

[31] Allah’a yonelen, O’na ortak kosmayan kimseler (olun). Kim Allah’a sirk kosarsa, o sanki gokyuzunden dusup, kusların kaptıgı yahut ruzgarın kendisini uzak bir yere attıgı kimseye benzer

[32] Bu boyle. Her kim de Allah’ın seairini/nisanelerini yuceltirse, suphesiz ki bu kalplerin takvasından (Allah’a karsı gelmekten sakınmasından)dır

[33] Onlarda sizin icin belirli bir sureye kadar faydalar vardır. Sonra onların varacakları yer Beyt-i Atik (Kabe)dir

[34] Biz, kendilerine rızık olarak verdigimiz kurbanlık hayvanlar uzerine Allah’ın adını ansınlar diye her ummete kurban kesmeyi mesru kıldık. Ilahınız bir tek ilahtır. O halde ona teslim olun. Itaatkar ve alcak gonullu olanları mujdele

[35] Onlar, Allah anıldıgı zaman kalpleri urperen, baslarına gelen musibetlere sabreden, namazı dosdogru kılan ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcayan kimselerdir

[36] Kurbanlık develeri, sizin icin Allah’ın nisanelerinden kıldık. Sizin icin onlarda hayır vardır. Onlar ayakları uzere iken kendilerine Allah’ın adını anın. Yanları uzerlerine dusup canları cıkınca onlardan siz de yiyin; istemeyen fakire de, istemek zorunda kalan fakire de yedirin. Sukredesiniz diye onları boylece sizin hizmetinize verdik

[37] Onların etleri de, kanları da Allah’a asla ulasmaz. Fakat sizden ona takva ulasır. Size hidayet ettigi icin Allah'ı tekbir edin diye O, bunları sizin emrinize vermistir. Ihsan sahiplerine mujde ver

[38] Hic suphesiz Allah, iman edenleri savunur. Gercekten Allah, hain ve nankor olan kimseyi sevmez

[39] Kendilerine savas acılan Muslumanlara, zulme ugramaları sebebiyle cihad icin izin verildi. Suphe yok ki Allah’ın onlara yardım etmeye gucu yeter

[40] Onlar sadece; “Rabbimiz Allah’tır” dedikleri icin haksız yere yurtlarından cıkartılmıslardır. Eger Allah’ın insanların bir kısmını, bir kısmıyla bertaraf etmesi olmasaydı manastırlar, kiliseler, havralar ve icinde Allah’ın isminin cokca anıldıgı mescitler yıkılıp giderdi. Allah kendi (dini)ne yardım edene elbette yardım eder. Muhakkak Allah gucludur, Azizdir

[41] Onlar oyle kimselerdir ki, sayet kendilerine yeryuzunde imkan ve iktidar versek; namazı dosdogru kılar, zekatı verir, iyiligi emreder ve kotulugu yasaklarlar. Butun islerin akıbeti Allah’a aittir

[42] Ey Muhammed! Eger seni yalanlarlarsa bil ki, onlardan once Nuh, Ad ve Semud kavimleri de (peygamberlerini) yalanlamıslardı

[43] Ibrahim’in kavmi ile Lut’un kavmi ve Medyen halkı da (yalanlamıslardı)

[44] Medyen halkı da (Suayb'ı yalanladı). Musa da yalanlandı. Kafirlere muhlet verdim, sonra da onları yakaladım. Benim cezalandırmam nasılmıs

[45] (Ahalisi) zalim iken kendilerini helak ettigimiz bu yuzden cokmus catıları uzerine duvarları yıkılmıs, kuyuları sahipsiz, yuksek koskleri (ıssız) kalmıs nice sehirler vardır

[46] Acaba onlar kendileri ile akledecekleri kalplerinin, kendileri ile isitecekleri kulaklarının olması icin yeryuzunde neden gezip dolasmazlar? Cunku gercekte gozler degil, goguslerdeki kalpler kor olur

[47] Senden azabı cabucak getirmeni isterler. Allah sozunden asla caymaz. Gercek su ki, Rabbinin yanında bir gun, sayacagınız bin yıl gibidir

[48] Zalim oldukları halde kendilerine muhlet verdigim nice memleketler vardır. Sonra onları (azap ile) yakaladım, donus yalnız banadır

[49] De ki: “Ey insanlar! Ben sizin icin ancak apacık bir uyarıcıyım

[50] Artık iman edip salih ameller isleyenler var ya; iste onlar icin bir bagıslama, guzel bir nimet (Cennet) vardır

[51] Ayetlerimiz konusunda acze dusurucu cabalar harcayanlara gelince, iste onlar Cehennem ehlidir

[52] Senden once hicbir peygamber gondermedik ki, o temenni ettigi (Kur'an okudugu) zaman, Seytan onun temennisine (okuyusuna) bir vesvese atmıs olmasın. Ama Allah, Seytan'ın attıgını iptal eder, sonra kendi ayetlerini saglamlastırıp pekistirir. Allah her seyi bilendir, Hakim'dir

[53] Allah, Seytan'ın attıgı o vesveseyi kalplerinde hastalık bulunan ve kalpleri kaskatı olan kimseler icin bir fitne kılmıstır. Muhakkak zalimler uzak bir ayrılık icindedirler

[54] Bir de kendilerine ilim verilmis olanlar onun, Rabbinden gelen hak oldugunu bilsinler, boylece ona iman etsinler ve sonucta da kalpleri ona saygı duyup, boyun egsin diye Allah boyle yapar. Hic suphe yok ki Allah, iman edenleri dogru yola iletir

[55] Kafirler, kendilerine kıyamet ansızın gelinceye, yahut da onlara kısır bir gunun azabı gelip catıncaya dek o Kur’an’dan bir suphe icinde kalırlar

[56] Iste o gun mulk Allah’ındır. O, insanların arasında hukmunu verir. Artık iman edip salih ameller islemis olanlar Naim Cennetleri’ndedirler

[57] Kafir olup ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, onlar icin alcaltıcı bir azap vardır

[58] Allah yolunda hicret edip de sonra oldurulmus veya olmus olanlara gelince, Allah onlara muhakkak guzel bir rızık verecektir. Suphe yok ki Allah, rızık verenlerin en hayırlısıdır

[59] Elbette onları, hosnut olacakları bir yere (Cennete) sokacaktır. Suphesiz Allah hakkıyla bilendir, Halim'dir. (Hemen cezalandırmaz, muhlet verir)

[60] Iste boyle; kim kendisine yapılan bir eziyete o olcude karsılık verir, sonra yine kendisine zulmedilirse, elbette Allah ona yardım eder. Suphesiz Allah; cok affedicidir, cok magfiret edicidir

[61] Bu (boyledir). Cunku Allah geceyi gunduze katar, gunduzu de geceye katar. Suphesiz Allah, her seyi isitendir, her seyi gorendir

[62] Iste bu boyledir. Cunku hak olan ancak Allah'tır. Ondan baska taptıkları ise bizatihi batıldır. Allah; ustundur/yuksektedir, buyuktur

[63] Allah’ın gokten su indirmesiyle yeryuzunun yemyesil oldugunu gormedin mi? Allah; Latif'tir, her seyden haberdardır

[64] Goklerdeki her sey, yerdeki her sey O’nundur. Suphesiz Allah, hic bir seye ihtiyacı olmayandır, elbette ovguye layıktır

[65] Gormedin mi Allah, yerdeki her seyi ve emri ile denizde yuzen gemileri sizin hizmetinize verdi. Gogu de kendi izni olmadıkca yer uzerine dusmemesi icin tutar. Allah, insanlara karsı gercekten cok sefkatli ve merhametlidir

[66] O, size hayat veren, sonra sizi oldurecek, daha sonra da diriltecek olandır. Suphesiz, insan cok nankordur

[67] Her ummete uygulamakta oldukları bir ibadet yolu belirledik. Oyleyse, bu is/din hususunda seninle tartısmasınlar. Rabbine davet et. Hic kuskusuz sen, dosdogru bir yol uzerindesin

[68] Eger seninle mucadele ederlerse, de ki: “Allah, yapmakta oldugunuzu daha iyi bilmektedir.”

[69] Hakkında ayrılıga dusup durdugunuz seyler konusunda, kıyamet gunu Allah aranızda hukum verecektir

[70] Bilmez misin ki Allah, gokte ve yerde olan her seyi bilir. Suphesiz ki butun bunlar bir kitaptadır. Gercekten bu Allah’a cok kolaydır

[71] Onlar; Allah’ı bırakıp, hakkında Allah’ın hicbir delil indirmedigi, kendilerinin de hakkında hicbir bilgilerinin bulunmadıgı seylere ibadet ederler. Zalimlerin hicbir yardımcısı yoktur

[72] Onlara apacık ayetlerimiz okundugu zaman, o kafirlerin yuzlerinden inkarı anlarsın. Neredeyse, kendilerine ayetlerimizi okuyanlara saldıracaklar. De ki: Size bundan daha kotusunu haber vereyim mi? Ates! Allah onu kafirlere vadetti. O, ne kotu sondur

[73] Ey insanlar!- Bir ornek veriliyor, onu iyice dinleyin! Sizin Allah’ın dısında dua ettikleriniz (ilahlar) bir araya gelseler bile bir sinek dahi yaratamazlar. Sinek onlardan bir sey kapsa, onu ondan kurtaramazlar. Isteyen de, istenen de zayıftır

[74] Allah’ın kadrini geregi gibi bilemediler. Suphesiz Allah kuvvetlidir, mutlak guc sahibidir

[75] Allah, meleklerden de rasuller secer, insanlardan da. Suphesiz Allah, hakkıyla isitendir, hakkıyla gorendir

[76] Onların onceden yaptıklarını da, yapacaklarını da bilir. Butun isler ancak Allah’a dondurulur

[77] Ey iman edenler! Ruku edin, secde edin, Rabbinize ibadet edin, hayır isleyin ki kurtulusa eresiniz

[78] Allah ugrunda hakkıyla cihad edin. O, sizi secti, dinde uzerinize bir zorluk yuklemedi. (Bu) Babanız Ibrahim’in dinidir. Allah, bundan once ve bunda (Kur’an’da) size "Musluman" ismini vermistir. (Hesap gunu) Rasul size sahit olsun, siz de insanlıga sahit olun diye. Oyleyse namazı ikame edin, zekatı verin, Allah’a sımsıkı baglanın. O, ne guzel mevla ve ne guzel yardımcıdır

Mü'minûn

Surah 23

[1] Gercekten Mu'minler kurtulusa ermistir

[2] Onlar namazlarında husu icinde olanlardır

[3] Onlar, bos ve yararsız seylerden yuz cevirirler

[4] Onlar zekatı verirler

[5] Onlar, ırzlarını/iffetlerini korurlar

[6] Ancak kendi esleri ve ellerinin altındaki (cariyeleri) haric. Suphesiz onlar (bunlarla iliskilerinden dolayı) kınanmazlar

[7] Artık her kim bundan baskasını isterse iste onlar sınırı asan kimseler olurlar

[8] Onlar, emanetlerine ve verdikleri sozlere riayet ederler

[9] Onlar, namazlarını muhafaza ederler

[10] Iste bunlar varis olanların ta kendileridir

[11] Onlar, Firdevs’e varis olacaklardır ve onlar orada ebedi kalacaklardır

[12] Andolsun biz insanı, (suzulmus) bir camurdan yarattık

[13] Sonra onu bir su damlası/nutfe olarak, saglam bir yere (rahme) yerlestirdik

[14] Sonra nutfeyi/spermi, alaka/embriyo haline getirdik. Embriyoyu bir cignem et parcası yaptık. Et parcasından kemik yarattık. Kemige et giydirdik. Sonra onu (ruh vererek) bambaska bir varlık olarak yarattık. Yaratanların en guzeli olan Allah pek yucedir

[15] Sonra siz, bunun arkasından elbette oleceksiniz

[16] Sonra suphesiz sizler, kıyamet gunu yeniden diriltileceksiniz

[17] Andolsun, biz sizin uzerinizde yedi yol yarattık. Biz yarattıklarımızdan gafil degiliz

[18] Biz, gokten belli bir olcude su indirdik de (faydalanmanız icin) onu yeryuzunde tuttuk. Bizim onu tamamen gidermeye de muhakkak gucumuz yeter

[19] O suyla, sizin icin hurma ve uzum bagları yetistirdik ki, oralarda sizin icin bircok meyveler vardır. Siz de onlardan yersiniz

[20] Turi Sina'da da yetisen bir agac daha meydana getirdik ki, bu agac hem yag hem de yiyenlerin ekmegine katık edecekleri (zeytin) verir

[21] Suphesiz hayvanlarda da sizin icin ibret vardır. Onların karınlarında olanlardan size iciririz. Onlarda sizin icin cok yararlar vardır ve onlardan yersiniz

[22] Bir de hem onların uzerinde, hem gemilerin uzerinde tasınıyorsunuz

[23] Suphesiz biz Nuh’u kavmine peygamber olarak gonderdik. Kavmine dedi ki: “Ey kavmim! Allah’a ibadet edin. Sizin O'ndan baska bir ilahınız yoktur. Hic sakınmaz mısınız

[24] Kavminden ileri gelen kafirler: "Bu, sizin gibi bir insandan baska bir sey degildir. Sizden ustun olmak istiyor. Eger Allah dileseydi melekleri gonderirdi. Biz, daha onceki atalarımızdan da bunu duymadık." dediler

[25] O ancak, cinlenmis (kendisine delilik isabet eden) bir adam, oyleyse bir muddet onu (bırakıp) bekleyin

[26] Nuh: "Rabbim! Beni yalanlamalarına karsılık bana yardım et." dedi

[27] Bunun uzerine Nuh’a: “Gozlerimizin onunde, vahyimize gore gemiyi yap!” diye vahyettik. Bizim emrimiz gelip de tandır kaynamaya baslayınca, (sular cosup tastıgında Nuh’a) dedik ki: “Her cins canlıdan (erkekli disili) birer cift, bir de aleyhine hukum verilmis olanın dısında kalan aileni gemiye al ve zulmeden kimseler hakkında bana hic yalvarma! Suphesiz onlar suda bogulacaklardır.”

[28] Sen ve beraberindekiler gemiye yerlesince: "Bizi zalim kavimden kurtaran Allah’a hamdolsun." de

[29] Ve yine soyle de: "Rabbim! Beni mubarek bir yere indir. Indirenlerin en hayırlısı sensin

[30] Suphesiz bunda (Nuh ve kavminin basından gecenlerde) birtakım ibretler vardır. Hakikaten biz (kullarımızı boyle) sınarız

[31] Sonra onların ardından bir baska nesil meydana getirdik

[32] Onlara kendilerinden; “Allah’a kulluk edin, sizin O’ndan baska hicbir ilahınız yoktur. Hala O’na karsı gelmekten sakınmaz mısınız?” diye ogut veren bir peygamber gonderdik

[33] O peygamberin kavminden, Allah’a kafir olan, ahireti yalanlayan ve bizim dunya hayatında kendilerine bol bol nimet verdigimiz ileri gelenleri soyle dediler: “O da ancak sizin gibi bir insandır. Sizin yediginiz seylerden yiyor, ictiginiz seylerden iciyor.”

[34] Eger, sizin gibi bir insana itaat ederseniz; iste o zaman husrana ugrarsınız

[35] Siz olup, toprak ve kemik oldugunuz zaman tekrar (kabirlerinizden) cıkarılacagınızı mı vadediyor

[36] “Halbuki bu size vadolunan sey ne kadar da uzak!”

[37] Onlar; "Hayatımız, ancak dunya hayatıdır. Oluruz ve yasarız. Bizler tekrar diriltilecek degiliz." dediler

[38] Bu adam, sadece Allah hakkında yalan uyduran bir kimsedir; biz ona iman etmiyoruz

[39] O peygamber: "Rabbim, beni yalanlamalarına karsılık bana yardım et!" dedi

[40] Allah soyle buyurdu: "Pek yakında onlar mutlaka pisman olacaklar

[41] Derken onları, gerceklesmesi hak/kacınılmaz olan bir cıglık yakaladı ve onları bir (sel) supruntusu haline getirdik. Uzak olsun oyle zalim bir kavim

[42] Sonra onların ardından baska nesiller meydana getirdik

[43] Hicbir ummet, ecelinin onune gecemez ve onu geciktiremez

[44] Sonra birbiri ardınca peygamberlerimizi gonderdik. Her ummete peygamberi geldikce onu yalanladılar. (Biz de) onları birbiri ardından helak edip, (ibretlik) konusulan (olaylar) haline getirdik. Yok olsun iman etmeyen boyle bir toplum

[45] Sonra Musa'yı ve kardesi Harun'u ayetlerimizle ve apacık delillerle gonderdik

[46] Firavun’a ve ileri gelenlerine. Ama onlar buyukluk tasladılar. Zaten onlar kendilerini ustun sayan bir topluluktu

[47] Bu yuzden: "Kavimleri bize kolelik edip dururken, bizim gibi iki insana mı iman edecegiz?" demislerdi

[48] Boylece o ikisini yalanladılar ve helak edilenlerden oldular

[49] Andolsun biz Musa'ya, belki onlar hidayeti bulurlar diye kitabı verdik

[50] Andolsun ki biz Meryemoglunu da, anasını da bir(er) ayet kıldık ve onları yuksek ve akarsuyu olan rahat bir yerde barındırdık

[51] Ey rasuller! Temiz seylerden yiyin ve salih ameller isleyin. Cunku ben yaptıgınız butun amelleri cok iyi bilirim

[52] Ve gercekten sizin bu ummetiniz tek bir ummettir. Ben de sizin Rabbinizim. O halde yalnız benden korkun

[53] Ne var ki (insanlar) islerini (dinlerini) aralarında boluk porcuk etmislerdir. Bu sebeple her grup kendi yanındakiyle sevinip boburlenmektedir

[54] Bir sureye kadar onları kendi sapıklıklarıyla basbasa bırak

[55] Zannediyorlar mı ki kendilerine mal ve ogullar sunduk diye

[56] Iyiliklerinde acele ediyoruz. Asla! Fakat onlar anlamıyorlar

[57] Suphesiz ki Rablerinin korkusundan titreyenler

[58] Rablerinin ayetlerine iman edenler

[59] Ve Rablerine sirk kosmayanlar

[60] Rabblerine donecekleri icin verdiklerini kalpleri urpererek verenler

[61] Iste, iyilik hususunda yarısanlar ve (iyilikte) one gecenler bunlardır

[62] Biz, hic kimseyi gucunun yettiginden baskası ile yukumlu kılmayız. Nezdimizde hakkı soyleyen bir kitap vardır ve onlar haksızlıga ugratılmazlar

[63] Bilakis onların kalpleri bundan habersizdir. Onların bundan baska bizzat isledikleri amelleri de vardır

[64] Nihayet refah ve bolluk icinde olanlarını azapla kıskıvrak yakaladıgımız zaman, bakmıssın ki hemen feryadı basarlar

[65] Bugun feryat etmeyin, cunku tarafımızdan size yardım olunmaz

[66] Ayetlerim size okunuyordu da topuklarınızın ustunde gerisin geri donuyordunuz

[67] Bununla buyukluk taslar, geceleyin toplanıp hezeyanlar savururdunuz

[68] Onlar bu sozu (Kur'an'ı) hic dusunmediler mi? Yoksa kendilerine, daha once gecmisteki atalarına gelmeyen bir sey mi geldi

[69] Yahut onlar rasullerini tanımıyorlardı da bunun icin mi simdi onu inkar ediyorlar

[70] Yahut onun cinlenip, delilik isabet ettigini mi soyluyorlar? Bilakis o kendilerine hakkı getirmistir. Halbuki onların cogunlugu haktan hoslanmazlar

[71] Eger hak, onların heva ve heveslerine tabi olsaydı, gokler, yer ve icindeki herkes, mutlaka bozguna ugrardı. Oysa biz onlara, san ve sereflerini ihtiva eden Kur'an'ı getirdik. Fakat onlar, bundan yuz cevirmektedirler

[72] Yoksa sen onlardan bir karsılık mı istiyorsun? Rabbinin verecegi daha hayırlıdır. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır

[73] Sen onları suphesiz ki dosdogru yola davet edersin

[74] Muhakkak ki ahirete iman etmeyenler dogru yoldan sapanlardır

[75] Eger onlara rahmet edip, baslarındaki sıkıntıyı gidermis olsaydık bile yine de onlar; azgınlıkları icinde bocalayıp dururlardı

[76] Andolsun ki onları azap ile aldıgımız halde yine de Rablerine itaatle boyun egmediler. Yalvarıp, yakarmadılar

[77] Nihayet uzerlerine siddetli bir azap kapısı actıgımızda o zaman azabın icinde saskın ve umitsiz kalıverirler

[78] Sizin icin kulaklar, gozler ve kalpler var eden O’dur. Ne kadar az sukrediyorsunuz

[79] Sizi yeryuzunde yaratıp yayan da O'dur. Ve yine O'nun huzurunda toplanacaksınız

[80] Dirilten de olduren de O’dur. Gece ve gunduzun art arda gelmesi de O’na aittir. Hala akletmiyor musunuz

[81] Aksine bunlar da oncekilerin dedikleri gibi dediler

[82] Olup, toprak ve kemik haline geldigimiz zaman, biz yeniden mi diriltilecegiz?" dediler

[83] Bu, bize ve atalarımıza daha once de vadedilmisti. Bu, oncekilerin masallarından baska bir sey degildir

[84] De ki: "Eger biliyorsanız (soyleyin bakalım), yeryuzu ve onda bulunanlar kime aittir

[85] “Allah’ındır.” diyecekler. “Oyle ise siz hic dusunup ogut almaz mısınız?” de

[86] Yedi gogun Rabbi ve yuce arsın Rabbi kimdir?" de

[87] Allah’ındır." diyecekler. (Onlara:) Hala dusunup ogut almaz mısınız? de

[88] De ki: "Eger biliyorsanız (soyleyin): Her seyin hukumranlıgı elinde olan, koruyup kollayan ama kendisi korunmaya (muhtac olmayan) kimdir

[89] Allah’ındır." diyecekler. “Oyle ise nasıl aldanıyorsunuz?” de

[90] Dogrusu biz onlara hakkı (gercegi) getirdik. Onlar ise hakikaten yalancılardır

[91] Allah, bir cocuk edinmemistir ve O'nunla beraber hicbir ilah yoktur. Eger oyle olsaydı, her ilah kendi yarattıgını alır, elbette onlardan biri digerine galebe calardı. Allah onların niteleye geldiklerinden munezzehtir

[92] Allah, gizliyi ve acıgı bilendir. O, (musriklerin) ortak kostukları seylerden yuksektir, cok yucedir

[93] De ki: “Rabbim! Eger onların tehdit olundukları seyi bana gostereceksen

[94] “Rabbim! O halde beni o zalimler toplulugu arasında kılma!”

[95] Bizim onlara yonelttigimiz tehditleri sana gostermeye elbette gucumuz yeter

[96] Sen, kotulugu en guzel bir tutumla sav. Biz onların yakıstırmakta oldukları seyi cok iyi bilmekteyiz

[97] Ve de ki: "Rabbim! Seytanların vesveselerinden sana sıgınırım

[98] “Rabbim yanımda hazır olmalarından da sana sıgınırım.”

[99] Nihayet onlardan (musriklerden) birine olum gelip cattıgında soyle der: "Rabbim! Beni geri gonder

[100] “Belki geride bıraktıklarımla salih amel islerim.” Asla, bu onun soylemis oldugu bir sozden ibarettir. Onların onlerinde de diriltilecekleri gune kadar bir berzah vardır

[101] Sur’a uflendigi zaman, iste o gun aralarında soy bagı kalmaz, birbirlerine bir sey de soramazlar

[102] Artık kimin tartıları agır gelirse, iste onlar kurtulusa erenlerin ta kendileridir

[103] Kimlerin de tartıları hafif gelirse, artık bunlar da kendilerine yazık etmislerdir. (Cunku onlar) ebedi Cehennem'dedirler

[104] Ates onların yuzlerini buruyup, yakar ve (dudakları da yanar da) disleri sırıtıp oylece kalır

[105] Ayetlerim size okunuyordu da siz onları yalanlıyordunuz, degil mi

[106] Onlar soyle derler: "Rabbimiz! Azgınlıgımız bizi yenmisti ve sapık bir kavim olmustuk

[107] Rabbimiz! "Bizi atesten cıkar. Eger (sapıklıga) tekrar donersek, biz gercekten kendimize zulmetmis oluruz." derler

[108] (Allah) "Asagılık icinde kalın orada, artık benimle konusmayın!" der

[109] Gercek su ki kullarımdan: “Rabbimiz, iman ettik, bize magfiret ve rahmet buyur. Sen rahmet edenlerin hayırlısısın, diyen bir topluluk vardı

[110] Siz ise onları alaya almıstınız. O kadar ki, onlar size beni anmayı unutturdu. Onlara hep guluyordunuz

[111] Bugun sabrettikleri icin onları odullendirdim. Iste, asıl kurtulusa ermis olanlar onlardır

[112] “Siz yeryuzunde kac yıl kaldınız” diyecek

[113] Onlar: “Bir gun yahut bir gunun bir bolumu kadar eglendik. Haydi sayanlara sor” diyecekler

[114] Buyurdu ki: “Siz ancak az bir sure eglendiniz. Eger gercekten bilmis olsaydınız

[115] Sizi, bosuna yarattıgımızı ve bize dondurulmeyeceginizi mi sandınız

[116] Gercek hukumdar olan Allah yuksektedir, yucedir. O’ndan baska hic (hak) ilah yoktur. O, serefli ve yuce Ars’ın Rabbidir

[117] Kim hakkında hicbir delili bulunmaksızın Allah ile birlikte baska bir ilaha ibadet ederse onun hesabı ancak Rabbinin katındadır. Kafirler –hic suphesiz- kurtulusa eremezler

[118] De ki: “Rabbim! Bagısla, merhamet et. Cunku sen merhamet edenlerin en hayırlısısın!”

Nûr

Surah 24

[1] Bu, indirdigimiz ve (hukumlerini) farz kıldıgımız bir suredir. Dusunup ogut alasınız diye, bu sure icinde apacık ayetler indirdik

[2] Zina eden kadın ve zina eden erkekten her birine yuz degnek vurun. Allah'a ve ahiret gunune iman ediyorsanız, Allah'ın dini hususunda onlara karsı acıma duygusu sizi (uygulayacagınız cezadan) engellemesin. Mu'minlerden bir grup da onlara uygulanan cezaya sahit olsun

[3] Zina eden erkek, ancak zina eden veya Allah’a ortak kosan bir kadınla evlenir. Zina eden bir kadınla da ancak zina eden veya Allah’a ortak kosan bir erkek evlenir. Bu, Mu’minlere haram kılınmıstır

[4] Iffetli kadınlara iftira atan, sonra da dort sahit getiremeyen kimselere seksen degnek vurun ve bir daha onların sahitliklerini ebedi olarak kabul etmeyin. Iste onlar fasıkların ta kendileridir

[5] Ancak bundan sonra tevbe edenler ve (amellerini) ıslah edenler mustesnadır. Allah cok bagıslayıcı ve merhametlidir

[6] Eslerine zina isnadında bulunup da kendilerinden baska sahitleri olmayanlara gelince; her birinin sahitligi, Allah adına dort defa kendisinin hic suphesiz dogru soyleyenlerden olduguna dair sahitlik etmesidir

[7] Besincisi, eger yalan soyleyenlerden ise Allah’ın lanetinin kendi uzerine olmasını dilemesidir

[8] Kadının; kocasının yalan soyledigine dair dort defa Allah’ı sahit tutması kadından cezayı kaldırır

[9] Besincisinde; eger o dogru soyleyenlerdense Allah'ın lanetinin muhakkak kendi uzerine olmasını (diler)

[10] Allah’ın size lutfu ve merhameti olmasaydı ve Allah tevbeleri kabul eden, hukum ve hikmet sahibi olmasaydı haliniz nice olurdu

[11] O agır iftirayı uyduranlar, sizin icinizden bir guruhtur. Bu iftirayı kendiniz icin kotu bir sey sanmayın. Aksine o sizin icin bir hayırdır. Onlardan her biri icin isledikleri gunahın cezası vardır. Iclerinden (elebasılık ederek) o gunahın buyugunu ustlenen icin ise agır bir azap vardır

[12] Onu isittiginiz zaman, Mu'min erkek ve Mu'min kadınların kendi vicdanlarında husnuzanda bulunup; “Bu, apacık bir iftiradır.” demeleri gerekmez miydi

[13] Onların (iftiracıların) da bu konuda dort sahit getirmeleri gerekmez miydi? Mademki sahitler getiremediler, oyle ise onlar Allah nezdinde yalancıların ta kendileridirler

[14] Eger size dunyada ve ahirette Allah'ın lutuf ve merhameti olmasaydı, icine daldıgınız bu iftiradan dolayı size mutlaka buyuk bir azap isabet ederdi

[15] O zaman siz o sozu birbirinizin dilinden alıp duruyordunuz. Hakkında hicbir bilginizin olmadıgı bir seyi agızlarınızla soyluyordunuz. Bunu basit bir sey sanıyordunuz. Halbuki o Allah katında cok buyuktur

[16] Bu iftirayı isittiginiz vakit; “Bu konuda konusmak bize yakısmaz. Seni tenzih ederiz. Bu buyuk bir iftiradır.” demeniz gerekmez miydi

[17] Eger Mu'min iseniz, boyle bir seye bir daha asla donmemeniz icin Allah size ogut veriyor

[18] Ve Allah size ayetleri boyle acıklıyor. Allah Alim'dir (herseyi hakkıyla bilendir), Hakim'dir. (Cok hikmet sahibidir)

[19] Iman edenler arasında fuhsun (kotuluklerin) yayılmasını arzu edenlere, dunya ve ahirette acı bir azap vardır. Allah bilir, siz bilmezsiniz

[20] Eger uzerinizde Allah'ın lutuf ve merhameti olmasaydı ve Allah cok sefkatli ve merhametli olmasaydı (haliniz nice olurdu)

[21] Ey iman edenler! Seytanın adımlarını izlemeyin. Kim seytanın adımlarını izlerse sunu bilsin ki, o cirkin isleri ve munkeri emreder. Eger Allah’ın uzerinizde lutuf ve rahmeti olmasaydı, sizden hicbir kimse ebediyen temize cıkamazdı, fakat Allah diledigini temize cıkarır. Allah her seyi isitendir, cok iyi bilendir

[22] Icinizden faziletli ve servet sahibi kimseler akrabaya, yoksullara, Allah yolunda goc edenlere (mallarından) vermeyeceklerine dair yemin etmesinler, bagıslasınlar, feragat gostersinler. Allah’ın sizi bagıslamasını arzulamaz mısınız? Allah cok bagıslayandır, cok merhametlidir

[23] Namuslu, (kotulukten) habersiz Mu'min kadınlara iftira atanlar, dunya ve ahirette lanetlenmislerdir. Onlara buyuk bir azap vardır

[24] O gun, (onların) dilleri, elleri ve ayakları yapmıs oldukları seylere, aleyhlerinde sahitlik eder

[25] O gunde, Allah onlara hak ettikleri cezalarını butunuyle verecektir ve Allah’ın apacık hakkın ta kendisi oldugunu da bileceklerdir

[26] Kotu kadınlar kotu erkeklere, kotu erkekler kotu kadınlara, temiz kadınlar temiz erkeklere, temiz erkekler de temiz kadınlara yarasır. Bunlar (temiz kadınlar ve erkekler), (iftiracıların) soylediklerinden cok uzaktırlar ve onlar icin bir bagıslanma ve guzel bir rızık vardır

[27] Ey iman edenler! Kendi evlerinizden baska evlere izin almadan ve ev halkına selam vermeden girmeyin. Eger dusunecek olursanız, bu sizin icin daha hayırlıdır

[28] Eger evde kimseyi bulamazsanız, size izin verilinceye kadar oraya girmeyin. Eger size; “Geri donun!” denirse, hemen donun. Cunku bu, sizin icin daha nezih bir davranıstır. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla bilendir

[29] Icinde kendinize ait esyanın bulundugu oturulmayan evlere girmenizde herhangi bir sakınca yoktur. Allah; acıga vurduklarınızı da, gizlediklerinizi de bilir

[30] Mu’min erkeklere soyle, gozlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. Bu davranıs onlar icin daha nezihtir. Suphe yok ki, Allah onların yaptıklarından hakkıyla haberdardır

[31] Mu’min kadınlara da soyle, gozlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. Acıkta olup, gozuken kısmı haric ziynetlerini gostermesinler. Basortuleri ile yakalarının (boyun, gogus) uzerini de kapatsınlar. Suslerini; kocaları, babaları, kocalarının babaları, ogulları, kocalarının ogulları, kendi kardesleri, kardeslerinin ogulları, kız kardeslerinin ogulları, kendi (gibi Mu'mine) kadınlar, sahip oldukları koleler, kadınlara ihtiyacı kalmamıs hizmetciler, kadınların mahrem yerlerini henuz bilmeyen cocuklardan baskasına gostermesinler. Gizledikleri suslerinin bilinmesi icin ayaklarını yere vurmasınlar. Ey Mu'minler! Kurtulusa ermek icin hep birden Allah’a tevbe edin

[32] Icinizden bekarları, kole ve cariyelerinizden salih olanları evlendirin. Eger fakir iseler, Allah onları lutfu ile zenginlestirir. Allah, (hayrı, ihsanı) genis/boldur, her seyi hakkıyla bilendir

[33] Evlenmeye gucleri yetmeyenler de, Allah kendilerini lutfuyla zengin edinceye kadar iffetlerini korusunlar. Sahip oldugunuz kolelerden “mukatebe” yapmak isteyenlere gelince, eger onlarda bir hayır gorurseniz onlarla mukatebe yapın. Allah’ın size verdigi maldan onlara verin. Dunya hayatının gecici menfaatlerini elde etmek icin iffetli olmak isteyen cariyelerinizi fuhsa zorlamayın. Her kim onları zorlarsa; suphesiz Allah, onların zorlanmalarından sonra onlara karsı cok bagıslayıcı, cok merhametlidir

[34] Andolsun ki biz size acıklayıcı ayetler, sizden once gecmis olanlardan misaller ve takva sahiplerine de bir ogut indirdik

[35] Allah, goklerin ve yerin nurudur. O'nun nurunun misali, icinde kandil bulunan bir kandillik gibidir. O kandil, kristal bir fanus icindedir. O, doguya da batıya da ait olmayan mubarek bir zeytin agacından tutusturulan, parıltısı inciyi andıran bir yıldız gibidir. Onun yagı, neredeyse, kendisine ates degmese dahi ısık verir. (Bu,) nur ustune nurdur. Allah diledigi kimseyi nuruna eristirir. Allah insanlara (iste boyle) misaller getirir. Allah her seyi hakkıyla bilendir

[36] (Bu nur) Allah'ın, yukseltilmesine ve iclerinde adının zikredilmesine izin verdigi evlerdedir. Oralarda sabah aksam O'nu tesbih ederler

[37] Kendilerini ticaretin de, alısverisin de Allah’ı zikretmekten, namazdan ve zekatı vermekten alıkoymadıgı erlerdir. Onlar, kalplerin ve gozlerin ters donecegi bir gunden korkarlar

[38] (Butun bunlar) Allah'ın, onları yaptıklarına karsılık en iyi sekilde mukafatlandırması ve lutfundan onlara daha da arttırması icindir. Allah, dilediklerine hesapsız rızık verir

[39] Kafir olanların amelleri ise susuz kimselerin su sandıgı dumduz coldeki bir serap gibidir. Nihayet ona yaklasınca onun bir sey olmadıgını gorur. Ancak yanına geldiginde hicbir sey bulamaz ve yanında Allah'ı bulur. O da, kendisinin hesabını tam gorur. Allah hesabı cabuk gorendir

[40] Yahut derin bir denizdeki karanlıklar gibidir. Onu bir dalga orter, onu da ustunden (baska) bir dalga kaplar. Onların uzerinde ise bulutlar vardır. Birbiri ustunde karanlıklar. Elini cıkarsa neredeyse onu dahi goremeyecektir. Allah kime nur vermemisse onun nuru olmaz

[41] Goklerde ve yerde bulunanlarla dizi dizi kusların Allah'ı tesbih ettiklerini gormez misin? Her biri kendi duasını ve tesbihini (ogrenmis) bilmistir. Allah, onların yapmakta olduklarını hakkıyla bilir

[42] Goklerin ve yerin mulku Allah'ındır, donus de ancak O'nadır

[43] Gormuyor musun ki Allah bulutları suruyor, sonra onları bir araya getirip ust uste yıgıyor? Iste o zaman aralarından yagmurun cıktıgını gorursun. Gokten, icinde dolu bulunan daglar gibi bulutlar indirir de, bu doluyu diledigine isabet ettirir ve dilediginden de uzak tutar. Simsegin parıltısı ise neredeyse gozleri alır

[44] Allah, gece ve gunduzu cevirip birbirinin ardından getirir. Dogrusu basiret sahibi olanlar icin bunda ibretler vardır

[45] Allah, her canlıyı sudan (nutfeden) yarattı. Iste bunlardan kimi karnı ustunde surunur, kimi iki ayagı ustunde yurur, kimi dort ayagı ustunde yurur. Allah diledigini yaratır. Suphesiz Allah, her seye kadirdir

[46] Andolsun, biz apacık ayetler indirdik. Allah, diledigi kimseyi dosdogru yola hidayet eder (yoneltir)

[47] (Munafıklar:) "Allah’a ve Rasulune iman ettik, itaat ettik." diyorlar. Sonra iclerinden bir grup bundan sonra yuz ceviriyor. Bunlar, Mu'min degillerdir

[48] Aralarında hukum vermesi icin Allah’a ve Rasulune cagrıldıkları zaman, onlardan bir grup hemen yuz cevirirler

[49] Eger hak kendilerinin ise ona surat ve itaatle gelirler

[50] Acaba kalplerinde hastalık mı vardır bunların, yoksa supheye mi dustuler yahut Allah ve Rasulu kendilerine haksızlık eder diye mi korkarlar? Hayır, onlar zulmedenlerin ta kendileridir

[51] Aralarında hukum verilmek uzere Allah’a ve Rasulune cagrılan Mu'minlerin sozu sadece; “Isittik ve itaat ettik”dir. Iste asıl bunlar kurtulusa erenlerdir

[52] Kim Allah’a ve Rasulune itaat eder, Allah'tan korkar ve O'na karsı gelmekten sakınırsa; iste onlar kurtulusa erenlerin ta kendileridir

[53] Munafıklar, sen kendilerine emrettigin takdirde mutlaka savasa cıkacaklarına dair en agır bir sekilde Allah’a yemin ettiler. Onlara de ki: "Yemin etmeyin. Sizden istenen guzelce itaat etmektir. Allah, elbette yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır

[54] Yine de ki: "Allah'a itaat edin ve Peygamber'e itaat edin. Eger yuz cevirirseniz, bilin ki ona yuklenen sorumlulugu ancak ona ait; size yuklenen gorevin sorumlulugu da yalnızca size aittir. Eger ona itaat ederseniz, hidayete erersiniz. Rasule dusen apacık beyan etmekten baska bir sey degildir

[55] Allah, icinizden iman edenlere ve salih ameller isleyenlere, kendilerinden oncekileri hukumran kıldıgı gibi, onları da yeryuzunde hukumran kılacagını, kendileri icin secip begendigi dinlerini onlar icin guclendirip yerlestirecegini ve korkulu hallerini guvene cevirecegini vadetmistir. Bana hicbir seyi ortak kosmaksızın ibadet ederler. Bundan sonra artık kim kafir olursa onlar fasıkların ta kendileridir

[56] Namazı dosdogru kılın, zekatı verin ve Rasule itaat edin ki size merhamet edilsin

[57] Kufredenlerin yeryuzunde (Allah'ı) aciz bırakacaklarını sanma. Onların barınakları atestir. Ne kotu donus yeri

[58] Ey Iman edenler! Ellerinizin altında bulunan (kole ve cariyeleriniz) ve icinizden henuz ergenlik cagına girmemis olanlar, sabah namazından once, ogleyin elbiselerinizi cıkardıgınız vakit ve yatsı namazından sonra (yanınıza gireceklerinde) sizden uc defa izin istesinler. Bu ucu, avret vaktidir (sizden sakınmaları gereken zamandır). Bu vakitlerin dısında sizin icin de onlar icin de bir gunah yoktur. Birbirinizin yanına girip cıkabilirsiniz. Iste Allah ayetleri size boyle acıklar. Allah, (her seyi) hakkıyla bilendir, hukum ve hikmet sahibidir

[59] Cocuklarınız ergenlik cagına girdiklerinde, kendilerinden oncekilerin (buyuklerin) izin istedikleri gibi onlar da izin istesinler. Iste Allah, ayetlerini size boyle acıklar. Allah, (her seyi) hakkıyla bilendir, hukum ve hikmet sahibidir

[60] Evlenme arzusu kalmayıp, oturan yaslı kadınların, suslerini acıga vurmaksızın (dıs) elbiselerini cıkarmalarında kendileri icin bir gunah/sakınca yoktur. Iffetli olmaları/ortulerini giymeleri kendileri icin daha hayırlıdır. Allah her seyi hakkıyla isitendir, her seyi hakkıyla bilendir

[61] Kore bir gunah yoktur, topala veya hastaya da bir gunah yoktur. Aynı sekilde size de evlerinizde, babalarınızın evlerinde, annelerinizin evlerinde, erkek kardeslerinizin evlerinde, kız kardeslerinizin evlerinde, amcalarınızın evlerinde, halalarınızın evlerinde, dayılarınızın evlerinde, teyzelerinizin evlerinde, anahtarları sizde olan evlerde veya arkadaslarınızın evlerinde topluca ya da ayrı ayrı yemek yemenizde bir gunah yoktur. Evlere girdiginiz vakit, Allah tarafından mubarek ve temiz bir selam ile kendinize (birbirinize) selam verin. Allah, akledesiniz diye size ayetlerini iste boyle apacık bir sekilde acıklamaktadır

[62] Mu'minler, ancak Allah’a ve Rasulune iman ederler, onunla birlikte toplu bir is icin bir araya geldikleri zaman, ondan izin almadan (oradan) ayrılmazlar. Senden izin isteyenler, Allah’a ve Rasulune iman edenlerdir. Bazı isleri dolayısıyla senden izin istedikleri zaman onlardan diledigine izin ver. Onlar icin Allah’tan magfiret dile. Suphesiz Allah, cok magfiret edendir, cok merhametlidir

[63] (Ey Mu'minler!) Peygamber'i, kendi aranızda birbirinizi cagırır gibi cagırmayın. Aranızda birbirinizin arkasına gizlenerek gizlice sıvısıp gidenlerinizi muhakkak Allah bilir. Bu sebeple, onun emrine aykırı davrananlar, baslarına bir bela gelmesinden veya kendilerine cok elemli bir azap isabet etmesinden sakınsınlar

[64] Bilmis olun ki, goklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. O, sizin ne yolda oldugunuzu cok iyi bilir. Insanlar O'nun huzuruna donduruldukleri gun yapmıs olduklarını onlara haber verecektir. Allah, her seyi hakkıyla bilendir

Furkan

Surah 25

[1] Alemlere bir uyarıcı olsun diye kuluna Furkan’ı indiren Allah ne yucedir

[2] Goklerin ve yerin hukumranlıgı O'na mahsustur. Hicbir ogul edinmemistir ve hukumranlıkta hicbir ortagı yoktur. Her seyi o yaratmıs ve bir duzen icinde O takdir etmistir

[3] (Kafirler) O’nu (Allah'ı) bırakıp, hicbir sey yaratamayan, bilakis kendileri yaratılmıs olan, kendilerine bile bir zarar veya yarar saglayamayan, oldurmeye de, yasatmaya da, yeniden diriltmeye de gucleri olmayan ilahlar edindiler

[4] Kafirler dediler ki: “Bu ancak onun uydurdugu bir yalandır. Ona baska bir topluluk da bunun icin yardım etmistir.” Muhakkak onlar zulmettiler, asılsız bir iddiada bulundular

[5] Ve dediler ki: “(Bu) oncekilerin masallarıdır. Onu baskalarından alıp yazmıstır. Onlar sabah aksam kendisine okunmaktadır.”

[6] (Rasulum!) De ki: 'Onu, goklerde ve yerde gizli olanı bilen (Allah) indirmistir. Dogrusu O, cok bagıslayandır, cok esirgeyendir

[7] Bu nasıl bir peygamber?" dediler. "Yemek yiyor, pazarda dolasıyor. Ona bir melek indirilseydi de onun yanında uyarıcı olsaydı ya

[8] “Yahut ona bir hazine verilmeli ya da mahsullerinden yiyecegi bir bahcesi olmalı degil miydi?” Zalimler: “Siz ancak buyulenmis bir adama uyuyorsunuz” dediler

[9] Bir bak, onlar sana nasıl misaller getirip sapıklıga dustuler? Artık onlar hicbir yol bulamazlar

[10] Dilerse sana bunlardan daha iyisini, altlarından ırmaklar akan Cennetleri verecek ve sana saraylar ihsan edecek olan Allah cok yucedir

[11] Onlar zaten (kıyamet) saatini yalanlamıslardı. Kıyameti yalanlayanlar icin alevli bir ates hazırladık

[12] O ates onları uzaktan gorunce onun buyuk bir ofke ile cıkaracagı siddetli ugultusunu isiteceklerdir

[13] Onlar elleri boyunlarında baglanıp, onun dar bir yerine atıldıklarında orada: “Olum” diye feryat ederler

[14] “Bugun olumu bir kere degil, bircok kere temenni edin!” (denilecek)

[15] De ki: "Bu mu daha iyi, yoksa takva sahiplerine vadedilen Ebedilik Cenneti mi? Orası, onlar icin bir mukafat ve (huzura kavusacakları) bir varıs yeridir

[16] Onlara orada istedikleri vardır ve (orada) ebedi kalırlar. Bu Rabbinin uzerine, (yerine getirilmesi) istenen bir vaaddir

[17] O gun Rabbin, onları ve Allah’tan baska ibadet ettiklerini bir araya toplar ve soyle der: "Su kullarımı siz mi saptırdınız yoksa kendileri mi yoldan saptılar

[18] Derler ki: “Seni tenzih ederiz. Senden baskalarını veliler edinmek bize yarasmaz. Fakat sen onları ve babalarını faydalandırdın. Sonunda zikri unuttular ve helak olan bir kavim oldular.”

[19] Iste soylediklerinizde sizi yalanladılar. Artık ne uzerinizdeki azabı def edebilirsiniz, ne de bir yardıma guc yetirirsiniz. Sizden kim zulmederse ona buyuk bir azabı tattırırız

[20] (Rasulum!) Senden once gonderdigimiz butun peygamberler de hic suphesiz yemek yerler, carsılarda dolasırlardı. (Ey insanlar!) Sizin bir kısmınızı diger bir kısmınıza imtihan (vesilesi) kıldık. (Bakalım) sabredecek misiniz? Rabbin her seyi hakkıyla gormektedir

[21] Bizimle karsılasmayı ummayanlar; "Bize ya melekler indirilmeliydi ya da Rabbimizi gormeliydik." dediler. Suphesiz onlar, kendi nefislerinde buyukluge kapıldılar ve buyuk bir taskınlık gosterdiler

[22] Melekleri gordukleri gun, iste o gun gunahkarlara mujde yoktur. Melekler onlara: "Sizin icin (mujde) yasak edilmistir, yasak! diyeceklerdir

[23] Onların yaptıkları butun amellere yoneldik ve sacılmıs toz zerreleri haline getirdik

[24] O gun cennetliklerin kalacakları yer daha hayırlı, dinlenecekleri yer daha guzeldir

[25] O gun gok bulutlarla yarılıp parcalanacak ve melekler boluk boluk indirilecektir

[26] O gun gercek hukumranlık Rahman’ındır ve kafirlere zorlu bir gun olacaktır

[27] O gun zalim kimse, (caresizlik icinde) ellerini ısırıp soyle diyecektir: “Ne olurdu; ben de peygamberle beraber aynı yolu tutsaydım!”

[28] “Yazıklar olsun bana, keske falanı dost edinmeseydim!”

[29] “Andolsun, Kur’an bana geldikten sonra beni ondan o saptırdı. Zaten Seytan, insanı yardımcısız bırakıverir.”

[30] Rasul: “Ya Rabb! Gercekten benim kavmim bu Kur’an’ı terk etti” dedi

[31] Biz, iste boyle her peygamber icin suclulardan bir dusman yarattık. Yol gosterici ve yardım edici olarak Rabbin yeter

[32] Kafirler: “Kur’an ona bir defada toptan indirilseydi ya!” dediler. Biz onunla kalbine sebat verelim diye yaptık ve onu agır agır okuduk

[33] Onlar sana her ne misal getirseler (buna karsılık) mutlaka biz de sana hakkı ve daha guzel acıklamayı getiririz

[34] Yuzukoyun cehenneme (surulup) toplanacak olanlar; iste onlar, yerleri en kotu, yolları en sapık olanlardır

[35] Andolsun, biz, Musa’ya Kitabı (Tevrat’ı) verdik ve kardesi Harun’u da ona yardımcı kıldık

[36] Onlara: “Ayetlerimizi yalanlayan topluluga gidin.” dedik. Nihayet o kavmi yerle bir ettik

[37] Nuh kavmini de, peygamberleri yalanladıkları vakit suda bogduk. Onları insanlara bir ibret yaptık ve zalimlere elem dolu bir azap hazırladık

[38] Ad ve Semud kavimlerini, Ress halkını ve bunların arasında pek cok nesilleri de helak ettik

[39] Bunların her birine misaller getirdik, (ogut almadıkları icin) hepsini kırıp gecirdik

[40] Muhakkak onlar bela yagmuruna tutulan beldeye ugramıslardır. Acaba bunlar orayı gormediler miydi? Hayır! onlar tekrar dirilmeyi ummuyorlardı

[41] Seni gordukleri zaman: "Bu mu Allah’ın gonderdigi elci?" diye alay etmekten baska bir sey yapmazlar

[42] “Eger ilahlarımıza sebat gostermeseydik az kalsın bizi ilahlarımızdan saptıracaktı.” Yakında azabı gorduklerinde yolca kimin sapık oldugunu bileceklerdir

[43] Heva ve hevesini kendine ilah edinen kimseyi gordun mu? O kimseye sen mi vekil olacaksın

[44] Sen onların cogunu dinler ve akıl erdirirler mi sanırsın? Onlar ancak hayvanlar gibidir. Hatta onlar yolca daha da sapıklıktadırlar

[45] Rabbinin golgeyi nasıl uzattıgına gormez misin? Dileseydi onu hareketsiz kılardı, sonra gunesi ona delil kıldık

[46] Sonra onu yavas yavas kendimize cektik

[47] Geceyi sizin icin elbise, uykuyu da rahatlık kılan odur. O gunduzu de yeni bir hayata baslangıc yaptı

[48] Rahmetinin oncesinde ruzgarları bir mujdeci olarak gonderen de O'dur. Biz gokten tertemiz su indirdik

[49] Onunla olu bir sehri diriltelim ve onunla yarattıgımız bircok hayvanı ve insanı sulayalım diye

[50] Andolsun, biz bunu insanlar arasında, dusunup ibret alsınlar diye tekrar tekrar acıkladık. Fakat insanların cogu nankorlukte direttiler

[51] Eger dileseydik her bir beldeye elbette bir uyarıcı gonderirdik

[52] O halde kafirlere itaat etme ve onlara karsı Kur’an’la buyuk bir mucadele ver

[53] Iki denizi birbirine salan O'dur. Bu tatlı ve lezzetli, bu da tuzlu ve acıdır. O ikisinin arasına bir perde ve asılamayan bir sınır koymustur

[54] Ve o sudan insanı yaratan, onu soy ve hısımlık sahibi kılan O'dur. Rabbin, her seye guc yetirendir

[55] Halbuki onlar Allah’tan baska kendilerine fayda da, zarar da veremeyen seylere ibadet ederler. Kafir, Rabbine karsı (Seytan'a) arka cıkandır

[56] Biz, seni ancak bir mujdeci ve bir uyarıcı olarak gonderdik

[57] De ki: "Ben, buna karsı sizden bir ucret degil, ancak Rabbine dogru bir yol tutmayı dileyen kimseler (olmanızı) istiyorum

[58] Asla olmez, Hayy olana dayanıp, tevekkul et ve O'nu hamd ile tesbih et. Kullarının gunahlarından hakkıyla haberdar olarak O yeter

[59] Gokleri yeri ve bunların arasındakileri altı gunde yaratan, sonra arsa istiva eden Rahman’dır. O'nu her seyden haberi olan (Allah'a) sor

[60] Onlara: "Rahman'a secde edin!" denildigi zaman, “Rahman da neymis? Biz senin bize emrettigine mi secde edecekmisiz?" derler ve (bu) onların (haktan) kacıp uzaklasmalarını arttırıverir

[61] Gokte yıldızlar/gezegenler yaratan ve orada bir kandil (Gunes) ve aydınlatıcı bir Ay var eden (Allah) cok yucedir

[62] Ibret almak veya sukretmek isteyenler icin gece ile gunduzu birbiri ardına getiren de O’dur

[63] Rahman’ın kulları, yeryuzunde vakarlı ve alcak gonullu olarak yururler. Cahiller kendilerine hitap ettiklerinde onlar: “Selam!” deyip gecerler

[64] Onlar, Rablerine secde ederek ve kıyama durarak gecelerler

[65] Onlar: "Rabbimiz, Cehennem azabını bizden uzaklastır. Cunku onun azabı sureklidir." derler

[66] Orası ne kotu bir karar kılma/durak ve yerlesme yeridir

[67] Ve onlar ki mallarını infak ettiklerinde israf da etmezler, cimrilik de etmezler. Bunun arasında orta bir yol tutarlar

[68] Onlar ki, Allah ile birlikte baska bir ilaha dua/ibadet etmezler. Hak ile olması dısında, Allah’ın oldurulmesini haram kıldıgı nefsi de oldurmezler. Zina da etmezler. Kim bunları islerse cezaları ile karsılasır

[69] Kıyamet gunu onun azabı kat kat artırılır ve horlanmıs olarak orada ebedi kalır

[70] Ancak tevbe edip iman eden ve salih amel isleyenler, Allah bunların gunahlarını sevaba/iyilige cevirir. Allah, cok bagıslayan ve cok merhamet edendir

[71] Kim de tevbe eder ve salih amel islerse; iste o, Allah’a tevbesi kabul edilmis olarak doner

[72] Onlar yalancı sahitlik etmezler ve yararsız bir seye rastladıklarında onurlu bir sekilde (yuz cevirip) gecerler

[73] Onlar ki, Rablerinin ayetleriyle kendilerine ogut verildigi zaman buna karsı sagır ve kor kimseler olarak yuzleri uzere yıkılıp yatmazlar

[74] Onlar: “Ey Rabbimiz! Eslerimizi ve cocuklarımızı bize goz aydınlıgı kıl ve bizi Allah’a karsı gelmekten sakınanlara onder eyle!” diyenlerdir

[75] Iste onlar, sabretmelerine karsılık Cennet'in yuksek makamlarıyla mukafatlandırılacaklar ve orada esenlik dilegi ve selamla karsılanacaklardır

[76] Orada ebedi kalırlar. Orası ne guzel bir durak ve ne guzel bir konaktır

[77] (Ey Muhammed!) De ki: “Duanız olmasa, Rabbim size ne diye deger versin? Siz yalanladınız. Oyle ise azap, yakanızı bırakmayacak.”

Şuarâ

Surah 26

[1] Ta, Sin, Mim

[2] Bunlar apacık kitabın ayetleridir

[3] (Ey Muhammed!) Iman etmiyorlar diye adeta kendini helak edeceksin

[4] Dilersek, uzerlerine gokten bir ayet/mucize indiririz de boyunları one egilip kalır

[5] Rahman’dan kendilerine gelen her yeni ogutten mutlaka yuz cevirirler

[6] Onlar (Allah’ın ayetlerini) yalanladılar. Fakat alay edegeldikleri seylerin haberleri baslarına gelecek

[7] Yeryuzune bakmazlar mı ki biz orada her guzel ciftten nice bitkiler bitirdik

[8] Suphesiz bunlarda (Allah’ın varlıgına) bir delil vardır, ancak onların cogu iman etmezler

[9] Muhakkak Rabbin Aziz, Rahim'dir

[10] Hani Rabbin, Musa’ya: "Zalim kavme git!" diye seslenmisti

[11] Firavun’un kavmine. Onlar hala sakınmayacaklar mı

[12] Musa, soyle dedi: “Ey Rabbim! Muhakkak ki ben, beni yalanlamalarından korkuyorum.”

[13] “Ve gogsum daralır, dilim cozulmez; bunun icin Harun’a da (vahiy) gonder

[14] “Bir de onların benim aleyhimde bir suc (davaları) var. Dolayısıyla beni oldurmelerinden korkuyorum.”

[15] Allah dedi ki: “Hayır, korkma! Ikiniz ayetlerimizle gidin. Muhakkak biz sizinle birlikteyiz, isitenleriz.”

[16] Ikiniz Firavun’a gidin ve deyin ki: "Gercekten biz alemlerin Rabbinin rasulleriyiz

[17] Israilogulları'nı bizimle beraber gonder

[18] Firavun, soyle dedi: “Seni biz kucuk bir cocuk olarak alıp aramızda buyutup, yetistirmedik mi? Sen omrunun nice yıllarını aramızda gecirdin.”

[19] “(Boyle iken) sen o yaptıgın isi yaptın (adam oldurdun). Sen nankorlerdensin.”

[20] Musa, soyle dedi: “Ben onu yaptıgım zaman ne yaptıgını bilmezlerdendim.”

[21] “Sizden korktugum icin de hemen aranızdan kactım. Derken, Rabbim bana hukum ve hikmet bahsetti de beni peygamberlerden kıldı.”

[22] Benim basıma o nimeti kakmaktasın. (Halbuki) Sen Isarilogullarını kendine kole edindin

[23] Firavun: “Alemlerin Rabbi de nedir?” dedi

[24] Dedi ki: “Eger yakin sahibi iseniz, (biliniz ki) O, goklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan her seyin Rabbidir.”

[25] (Firavun) Etrafında bulunanlara: “Isitmiyor musunuz” dedi

[26] Musa: “O; sizin de Rabbiniz, gecmis atalarınızın da Rabbidir.” dedi

[27] (Firavun): “Size gonderilen bu elciniz mutlaka delidir” dedi

[28] (Musa): “Dogunun, batının ve onların etrafında olanların Rabbidir. Eger akıl ederseniz” dedi

[29] “Eger benden baska ilah edinirsen elbette seni zindana atılanlar arasına katarım” dedi

[30] Musa: “Sana apacık bir delil getirmis olsam da mı?” dedi

[31] Firavun: “Dogru soyleyenlerden isen haydi getir onu!” dedi

[32] (Musa) bunun uzerine asasını bıraktı. O da hemen apacık bir yılan oluverdi

[33] Elini koynundan cıkardı. Bir de ne gorsunler, bakanlara bembeyaz olmus

[34] Firavun, cevresindeki ileri gelenlere: “Suphesiz bu, bilgin bir sihirbazdır.” dedi

[35] “Sizi sihri ile yerinizden cıkarmak istiyor; ya siz ne buyurursunuz?”

[36] Dediler ki: "Onu ve kardesini alıkoy. Sehirlere de toplayıcı adamlar gonder

[37] “Sana butun usta sihirbazları getirsinler.”

[38] Boylece sihirbazlar, belli bir gunun belirlenen bir vaktinde bir araya getirildiler

[39] Insanlara da; “Siz de toplanır mısınız?” denildi

[40] “Umarız ki sihirbazlar galip gelirlerse biz de onlara uyarız.”

[41] Sihirbazlar gelince, Firavun’a: “Eger biz ustun gelirsek, gercekten bize bir mukafat var mı?” dediler

[42] Firavun: “Evet! Hem o takdirde mutlaka bana yakın kimselerden olacaksınız.” dedi

[43] Musa onlara: “Hadi ortaya atacagınız seyi atın!” dedi

[44] Bunun uzerine onlar iplerini ve asalarını attılar ve; “Firavun’un gucuyle elbette bizler ustun gelecegiz.” dediler

[45] Musa asasını bırakır bırakmaz onların hile ile yaptıklarını yutuverdi

[46] Bunun uzerine sihirbazlar derhal secdeye kapandılar

[47] Alemlerin Rabbine iman ettik." dediler

[48] Musa’nın ve Harun’un Rabbine

[49] Dedi ki: “Ben size izin vermeden once mi ona iman ettiniz? Demek ki o, size sihri ogreten buyugunuzmus. Yakında bileceksiniz. Mutlaka el ve ayaklarınızı caprazlama kesecegim ve hepinizi toptan asacagım.”

[50] Hic zararı yok. Biz muhakkak Rabbimize donecegiz

[51] “Dogrusu biz, iman edenlerin ilki oldugumuzdan dolayı Rabbimizin bizim hatalarımızı bagıslayacagını ummaktayız.”

[52] Biz Musa’ya; “Kullarımı geceleyin yola cıkar. Muhakkak ki takip edileceksiniz.” diye vahyettik

[53] Firavun da sehirlere (asker) toplayıcılar gonderdi

[54] “Suphesiz bunlar azınlık olan bir topluluktur (dediler).”

[55] Ve onlar bizi kızdırmaktadırlar

[56] Biz ise suphesiz uyanık, ihtiyatlı bir topluluguz

[57] (Allah Teala buyurdu ki): Boylece onları bahcelerden ve pınarlardan cıkardık

[58] Hazinelerden ve degerli yerlerden

[59] Iste boyle yaptık ve onlara Israilogulları'nı mirascı kıldık

[60] Firavun ve adamları gun dogarken onları takibe koyuldular

[61] Iki topluluk birbirini gorunce, Musa’nın adamları: "Iste yakalandık." dediler

[62] Musa: “Hayır! Rabbim suphesiz benimledir, bana yol gosterecektir.” dedi

[63] Iste o sırada, Musa’ya: "Asanı denize vur!" diye vahyettik. O, hemen yarıldı ve (on iki yol acıldı) her parcası koca bir dag gibi oluverdi

[64] Otekileri de oraya yaklastırdık

[65] Musa’yı ve beraberindekilerin hepsini kurtardık

[66] Sonra otekileri suda bogduk

[67] Bunda suphesiz bir ibret vardır. Ama pek cokları iman etmis degillerdi

[68] Suphesiz ki senin Rabbin elbette mutlak guc sahibidir, cok merhametlidir

[69] Ey Muhammed! Onlara Ibrahim’in haberini de oku

[70] Hani o, babasına ve kavmine; “Neye ibadet ediyorsunuz?” demisti

[71] “Putlara ibadet ediyoruz ve onlara ibadet etmeye devam edecegiz.” demislerdi

[72] Ibrahim, dedi ki: “Onlara dua ettiginizde sizi isitiyorlar mı?”

[73] “Yahut size fayda veya zararları dokunur mu?”

[74] “Hayır! Ama biz babalarımızı boyle yaparken bulduk.” dediler

[75] Ibrahim, soyle dedi: “Gordunuz mu su sizin (ve onceki atalarınızın) neye ibadet ettiklerini?”

[76] Siz ve cok daha once gelip gecen atalarınız

[77] Iste onlar benim dusmanlarımdır. Yalnız alemlerin Rabbi haric

[78] “O, beni yaratan ve bana dogru yolu gosterendir.”

[79] Beni yediren ve iciren O'dur.”

[80] Hastalandıgımda da O bana sifa verir

[81] “O, benim canımı alacak ve sonra diriltecek olandır.”

[82] “O, hesap gununde hatalarımı bagıslayacagını umdugumdur.”

[83] “Ey Rabbim! Bana bir hikmet bahset ve beni salih kimseler arasına kat.”

[84] “Sonra gelecekler arasında beni dogrulukla anılanlardan kıl.”

[85] “Beni Naim Cenneti'nin varislerinden eyle.”

[86] Babamı da bagısla. Suphesiz o sapıklardandır

[87] “(Kulların yeniden) diriltilecekleri gun beni utandırma!”

[88] “O gun ki ne mal fayda verir, ne ogullar!”

[89] “Allah’a arınmıs bir kalp ile gelen baska.”

[90] O gun cennet takva sahiplerine yaklastırılır

[91] Cehennem de azgınlar icin ortaya cıkarılıverir

[92] Ve onlara; "Ibadet etmekte olduklarınız nerede?" denilir

[93] Allah'ın dısında (edindiginiz ilahların), size yardımları dokunuyor mu veya kendilerine yardımları oluyor mu

[94] Onlar ve azgınlar hep birlikte oraya atılırlar

[95] Ve Iblis'in butun orduları da

[96] Orada birbirleriyle cekiserek, soyle derler

[97] “Allah’a andolsun, biz gercekten apacık bir sapıklık icindeymisiz.”

[98] “Cunku sizi, alemlerin Rabbi ile bir tutuyorduk.”

[99] Bizi o suclulardan baskası saptırmadı

[100] “Artık bize sefaat edecek bir kimse de yoktur.”

[101] Sıcak bir dost da yok

[102] Ah! Keske bizim icin (dunyaya) bir donus daha olsa da Mu'minlerden olsak

[103] Suphesiz bunda bir ayet vardır, ama onların cogu iman etmis degildirler

[104] Suphesiz senin Rabbin mutlak guc sahibi ve cok merhametli olandır

[105] Nuh kavmi rasulleri yalanladılar

[106] Hani kardesleri Nuh onlara demisti ki: "Siz sakınmıyor musunuz

[107] “Suphesiz ben size gonderilmis guvenilir bir rasulum

[108] Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin

[109] “Buna karsılık sizden hicbir ucret istemiyorum. Benim ucretim ancak alemlerin Rabbi olan Allah’a aittir.”

[110] “O halde, Allah’a karsı gelmekten sakının ve bana itaat edin!”

[111] Dediler ki: “Sana, sıradan asagılık insanlar uymusken(biz) sana iman eder miyiz?”

[112] Nuh, soyle dedi: “Onların yaptıklarına dair benim ne bilgim olabilir?”

[113] “Onların hesaplarını gormek ancak Rabbime aittir. Bir anlayabilseniz!”

[114] Ben, Mu'minleri kovacak degilim

[115] Ben, ancak apacık bir uyarıcıyım

[116] Dediler ki: “Ey Nuh! (Bu isten) vazgecmezsen mutlaka taslananlardan olacaksın!”

[117] Nuh, soyle dedi: “Ey Rabbim! Kavmim beni yalanladı.”

[118] Artık benimle onların aralarında hukum ver ve beni ve benimle beraber olan mu'minleri kurtar

[119] Biz de onu ve onunla birlikte olanları dopdolu o gemi icerisinde kurtardık

[120] Sonra geride kalanları suda bogduk

[121] Muhakkak bunda bir ayet vardır. Onların cogu iman etmediler

[122] Muhakkak Rabbin Aziz olandır, Rahim olandır

[123] Ad kavmi de peygamberleri yalanlamıstı

[124] Hani onlara kardesleri Hud, “Sakınmaz mısınız?” demisti

[125] “Suphesiz ben, size gonderilmis guvenilir bir rasulum.”

[126] Oyle ise Allah'tan sakının ve bana itaat edin

[127] “Buna karsılık sizden hicbir ucret istemiyorum. Benim ucretim ancak alemlerin Rabbi olan Allah’a aittir.”

[128] Siz her yuksek yerde eglenmek icin koca bir bina mı insa edip durursunuz

[129] Ve ebedi kalırsınız umidi ile sapasaglam kaleler mi yapar durursunuz

[130] Yakaladıgınız zaman da zorbaca mı davranırsınız

[131] Artık Allah’tan korkun ve bana itaat edin

[132] Bilmekte oldugunuz seylerle size yardım edenden korkup sakının

[133] Size hayvanlar ve cocuklar (vererek) yardım etti

[134] Hem de bahceler ve pınarlar da (vermistir)

[135] Gercekten sizin icin buyuk bir gunun azabından korkarım

[136] Onlar dediler ki: "Sen ogut versen de, ogut verenlerden olmasan da bizim icin birdir

[137] Bu oncekilerin adetlerinden baska bir sey degildir

[138] Biz azap olunacaklardan da degiliz

[139] Boylece onu yalanladılar. Biz de onları helak ettik. Muhakkak bunda bir ayet vardır. Onların cogu da iman etmis degildi

[140] Muhakkak Rabbin Aziz olandır, Rahim olandır

[141] Semud da rasulleri yalanladılar

[142] Hani kardesleri Salih onlara demisti ki: "Sakınmaz mısınız

[143] “Ben size gonderilmis guvenilir bir rasulum.”

[144] O halde Allah’tan korkun ve bana itaat edin

[145] “Buna karsılık sizden hicbir ucret istemiyorum. Benim ucretim ancak alemlerin Rabbi olan Allah’a aittir.”

[146] Siz burada guven icinde bırakılacagınızı mı sanıyorsunuz

[147] Bahcelerde ve akarsular arasında

[148] Ekinler ve meyveleri olgunlasmıs guzel hurma agacları arasında

[149] “Dagları maharetle oyup alımlı koskler yapıyorsunuz?”

[150] Artık Allah’tan korkun ve bana itaat edin

[151] Asırı olanların emrine uymayın

[152] Ki onlar, yeryuzunde bozgunculuk cıkarır ve (hicbir seyi) ıslah etmezler

[153] Dediler ki: “Sen muhakkak asırı bir sekilde buyulenmislerdensin

[154] “Sen de ancak bizim gibi bir besersin. Eger dogru soyleyenlerden isen haydi bize bir mucize getir.”

[155] Salih, soyle dedi: “Iste bir disi deve! Onun (belli bir gun) su icme hakkı var, sizin de belli bir gun su icme hakkınız vardır.”

[156] “Sakın ona bir kotulukle dokunmayın. Yoksa buyuk bir gunun azabı sizi yakalar.”

[157] Derken onu bogazladılar da pisman oluverdiler

[158] Bunun uzerine azap onları yakaladı. Muhakkak bunda bir ayet vardır ama onların cogu iman etmediler

[159] Muhakkak senin Rabbin Aziz olandır, Rahim olandır

[160] Lut’un kavmi de rasulleri yalanlamıstı

[161] Hani kardesleri Lut, onlara soyle demisti: "Sakınmaz mısınız?”

[162] “Suphesiz ben size gonderilmis guvenilir bir rasulum.”

[163] “Artık Allah’tan korkun ve bana itaat edin.”

[164] “Buna karsılık sizden hicbir ucret istemiyorum. Benim ucretim ancak alemlerin Rabbi olan Allah’a aittir.”

[165] Insanların icinde erkeklere mi yanasıyorsunuz

[166] “Rabbinizin sizin icin yarattıgı eslerinizi terk edersiniz demek? Hayır, siz haddi asan bir kavimsiniz.”

[167] Dediler ki: "Ey Lut! Eger sen (bu ise) son vermezsen muhakkak ki (buradan) cıkarılanlardan olacaksın

[168] (Lut) dedi ki: ""Dogrusu ben sizin yaptıgınıza cok kızanlardanım

[169] “Ey Rabbim! Beni ve ailemi onların yaptıkları cirkin isten kurtar.”

[170] Bunun uzerine onu ve butun ailesini kurtardık

[171] Ancak o yaslı kadın mustesna. O, geride kalanlardan oldu

[172] Sonra digerlerini helak ettik

[173] Onların uzerine bir yagmur (gibi tas) yagdırdık. (Baslarına gelecekler konusunda) uyarılanların yagmuru ne kadar da kotu idi

[174] Suphesiz bunda buyuk bir ibret vardır. Onların cogu ise iman etmis degillerdir

[175] Ve muhakkak Rabbin Aziz olandır, Rahim olandır

[176] Eyke halkı da peygamberleri (Suayb'ı) yalanlamıstı

[177] Hani Su’ayb, onlara soyle demisti: "Siz sakınmıyor musunuz

[178] Suphesiz ben size gonderilmis guvenilir bir rasulum

[179] Artık, Allah'tan sakının ve bana itaat edin

[180] “Buna karsılık sizden hicbir ucret istemiyorum. Benim ucretim ancak alemlerin Rabbi olan Allah’a aittir.”

[181] “Olcuyu tam yapın. Eksik verenlerden olmayın.”

[182] Dogru terazi ile tartın

[183] “Insanların mal ve haklarını eksiltmeyin. Yeryuzunde bozgunculuk yaparak karısıklık cıkarmayın.”

[184] Sizi ve onceki nesilleri yaratandan sakının

[185] Dediler ki: "Sen ancak asırı bir sekilde buyulenmislerdensin

[186] Sen ancak bizim gibi bir besersin ve muhakkak biz seni yalancılardan sanıyoruz

[187] Eger dogru soyleyenlerden isen haydi uzerimize gokten parcalar indir

[188] Su’ayb: “Rabbim, yaptıklarınızı en iyi bilendir.” dedi

[189] Onlar Su’ayb’ı yalanladılar. Derken golge gununun azabı onları yakaladı. Suphesiz o, buyuk bir gunun azabı idi

[190] Suphesiz bunda bir ibret vardır. Onların cogu ise iman etmis degillerdir

[191] Muhakkak Rabbin Aziz olandır, Rahim olandır

[192] Muhakkak ki bu (Kur'an) alemlerin Rabbinin indirmesidir

[193] O'nu Ruhu'l-Emin/Cebrail indirdi

[194] Uyaranlardan olman icin senin kalbine (indirdi)

[195] Apacık Arapca bir dille

[196] Suphesiz bu (Kur’an) oncekilerin kitaplarında da vardı

[197] Israil ogulları bilginlerinin onu bilmesi, onlar icin ispatlayıcı bir delil (ayet) degil midir

[198] Eger onu Arapca bilmeyen birine de indirmis olsaydık

[199] O da onlara (Kur'an'ı Arapca) okusaydı, yine de ona iman edecek degillerdi

[200] Iste boylece biz onu gunahkarların kalbine soktuk

[201] Acıklı azabı gorunceye kadar ona iman etmezler

[202] Iste (bu azap) onlara ansızın gelecek ve farkında bile olmayacaklar

[203] Ardından: “Acaba bize muhlet verilir mi” derler

[204] Onlar yine de azabımızın carcabuk gelmesini mi istiyorlar

[205] (Ey Muhammed!) Ne dersin? Biz onları yıllarca (dunya nimetlerinden) yararlandırsak

[206] Sonra kendilerine vaadedilen baslarına gelse, (halleri nice olurdu)

[207] (Dunyada) yararlandırıldıkları seyler onlara fayda saglamayacaktır

[208] Biz uyarıcıları olmaksızın hicbir memleketi helak etmis degiliz

[209] Bu, bir hatırlatmadır. Biz zalimler degiliz

[210] Kur’an’ı Seytanlar indirmedi

[211] Zaten bu onların harcı degildir, buna gucleri de yetmez

[212] Cunku onlar (vahyedileni) duymaktan kesinlikle uzak tutulmuslardır

[213] O halde Allah ile birlikte baska bir ilaha dua etme. O takdirde azap edilenlerden olursun

[214] Once en yakın akrabalarını uyar

[215] Mu’minlerden sana tabi olanlara kanatlarını indir

[216] Eger sana karsı gelirlerse, de ki; “Suphesiz ben sizin yaptıgınız seylerden uzagım.”

[217] Sen, Aziz ve Rahim olana tevekkul et

[218] O ki, (gece namaza) kalktıgın zaman seni goruyor

[219] Secde edenler ile (secdeye) yatıp kalktıgın zaman da gorur

[220] Suphesiz O; hakkıyla isitendir, hakkıyla bilendir

[221] Seytanların kime inecegini size haber vereyim mi

[222] Her yalancı gunahkar uzerine inerler

[223] Bunlar, (seytanlara) kulak verirler ve onların cogu yalancıdırlar

[224] Sairlere de azgınlar uyar

[225] Onlar her vadide saskın saskın dolasmakta olduklarını gormedin mi

[226] Ve gercekten onlar yapmadıkları seyi soylerler

[227] Ancak iman edip, salih amel isleyen, Allah’ı cokca zikreden ve kendilerine zulmedildikten sonra oclerini alanlar mustesna. Zulmedenler de yakında nasıl bir yere devrileceklerini bileceklerdir

Neml

Surah 27

[1] Ta, Sin. Bunlar, Kur’an’ın ve apacık kitabın ayetleridir

[2] Mu'minler icin bir hidayet ve bir mujdedir

[3] Onlar, namazı ikame ederler, zekatı verirler ve ahirete de kesin olarak iman ederler

[4] Suphesiz, ahirete iman etmeyenlerin amellerini kendilerine suslu gostermisizdir. Bu yuzden onlar koru korune bocalayıp dururlar

[5] Iste en kotu azap onlarındır ve onlar ahirette de en cok husrana ugrayanlardır

[6] Muhakkak sen Kur’an’ı Hakim, Alim olan (Allah katından) almaktasın

[7] Hani Musa aile halkına demisti ki: "Ben gercekten bir ates gordum. Size ondan bir haber getirir yahut ısınmanız icin size bir kor ates getiririm

[8] Oraya geldiginde kendisine soyle seslenildi: "Atesin yanında bulunan ve cevresinde olanlar bereketli kılınmıslardır. Alemlerin Rabbi olan Allah munezzehtir

[9] Ey Musa, suphesiz ki ben Aziz ve Hakim olan Allah’ım

[10] “Asanı bırak.” Onun ince yılanmıs gibi hareket ettigini gorunce arkasına bakmaksızın donup gitti. “Korkma ey Musa, cunku benim katımda rasuller korkmaz

[11] “Ancak kim zulmeder de sonra (yaptıgı) kotulugun yerine iyilik yaparsa; bilsin ki suphesiz ben cok bagıslayıcıyım, cok merhamet edenim.”

[12] “Elini koynuna sok. Firavun’a ve onun kavmine gonderilen dokuz mucizeden biri olarak, kusursuz bembeyaz olarak cıksın. Suphesiz onlar fasık bir kavimdir.”

[13] Nitekim ayetlerimiz kendilerine gercegi gosterecek bicimde gelince; “Bu apacık bir sihirdir.” dediler

[14] Kendileri de bunlara yakinen inandıkları halde, zulum ve kibirlerinden oturu onları inkar ettiler. Bozguncuların sonunun nasıl olduguna bir bak

[15] Andolsun biz Davud’a ve Suleyman’a bir ilim verdik. Ikisi de: “Bizi mumin kullarının pek coguna ustun kılan Allah’a hamdolsun” dediler

[16] Suleyman, Davud’a mirascı olmus; "Ey insanlar! Bize kusların dili ogretildi ve bize her sey verildi." demisti. Iste bu apacık bir lutuftur

[17] Suleyman'a cinlerden, insanlardan ve kuslardan orduları toplandı. Hepsi birlikte sevkediliyorlardı

[18] Nihayet karınca vadisine geldikleri vakit bir karınca; “Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin. Suleyman ve ordusu farkına varmadan sizi ezmesinler.” dedi

[19] Suleyman, onun bu sozune tebessum ile gulerek dedi ki: “Ey Rabbim! Beni, bana ve ana babama verdigin nimetlere sukretmeye ve razı olacagın salih ameller islemeye sevk et ve beni rahmetinle salih kullarının arasına kat!”

[20] Kusları denetledi ve: "Neden Hudhud'u goremiyorum? Yoksa kayıplardan mı oldu? dedi

[21] “Bana (mazeretini gosteren) apacık bir delil getirmedikce kesinlikle onu agır bir sekilde cezalandıracagım ya da kesecegim.”

[22] Derken Hudhud cok gecmeden geldi ve (Suleyman’a) soyle dedi: “Senin bilmedigin bir sey ogrendim. Sebe’den sana saglam bir haber getirdim.”

[23] Ben, onlara hukmeden, kendisine her seyden (bolca) verilmis ve buyuk bir tahtı olan bir kadın buldum

[24] Onu ve kavmini Allah’tan baska gunese secde eder buldum. Seytan onlara amellerini suslu gostermis ve onları dogru yoldan alıkoymus. Onun icin onlar dogru yola gelemiyorlar

[25] “Goklerde ve yerde gizli olanı ortaya cıkaran, sizin gizlediginiz ve acıga vurdugunuz seyleri bilen Allah’a secde etmesinler diye (Seytan onları yoldan cıkarmıs.)”

[26] “Allah odur ki, ondan baska (hak) ilah yoktur. Azim olan Ars’ın Rabbidir.”

[27] Suleyman, Hudhud'e soyle dedi: “Dogru mu soyluyorsun, yoksa yalancılardan mısın, gorecegiz.”

[28] Su mektubumu gotur, onlara at, sonra da onlardan bir tarafa cekil; boylelikle bir bakıver, neye basvuracaklar

[29] Sebe kralicesi Belkıs dedi ki: “Ey ileri gelenler! Bana cok onemli bir mektup bırakıldı.”

[30] O; Suleyman’dan, Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla (baslıyor)

[31] Bana bas kaldırmayın, teslimiyet gosterip bana gelin." diye (yazmaktadır)

[32] “Ey ileri gelenler! Durumum hakkında bana gorus bildirin. Sizler yanımda bulunmadıkca hicbir ise kesin olarak karar vermem.”

[33] Dediler ki: "Biz guclu ve cetin savascı kimseleriz. Emir ise senindir. Artık neyi emredecegine bak

[34] Suphesiz hukumdarlar bir sehre girdiklerinde onu harap ederler. Ahalisinin sereflilerini zelil kılarlar. Gercekten de onlar boyle yaparlar

[35] “Ben onlara bir hediye gonderip, elcilerin ne haber ile doneceklerine bakacagım.”

[36] (Elci) Suleyman'a geldiginde (Suleyman ona) soyle dedi: "Bana mal ile yardım mı etmek istiyorsunuz? Allah'ın bana verdigi size verdiginden daha hayırlıdır. Belki kendi hediyenizle siz sevinirsiniz

[37] “Don onlara! Andolsun uzerlerine karsı duramayacakları ordularla gelecegiz ve onları –andolsun- oradan zelil ve kucuk dusmusler olarak cıkartacagız.”

[38] Suleyman: “Ey ileri gelenler! Onlar bana teslim olmadan once hanginiz bana onun (kralicenin) tahtını getirebilir?”

[39] Cinlerden bir ifrit; ”Sen yerinden kalkmadan ben onu sana getiririm ve suphesiz ben, buna guc yetirecek guvenilir biriyim.” dedi

[40] Kitaptan bilgisi olan biri; “Ben onu, gozunu kapayıp acmadan once sana getiririm.” dedi. Suleyman, tahtı yanında yerlesmis halde gorunce soyle dedi: “Bu, sukur mu yoksa nankorluk mu edecegim diye beni sınamak icin, Rabbimin bana bir lutfudur. Kim sukrederse ancak kendisi icin sukretmis olur. Kim de nankorluk ederse (bilsin ki) Rabbim Ganidir, Kerimdir.”

[41] Dedi ki: “Onun tahtını degisiklige ugratın, bir bakalım (kendi tahtı oldugunu) bulabilecek mi, yoksa bulamayanlardan mı olacak?”

[42] Belkıs gelince; “Senin tahtın boyle mi?” denildi. “O da: “Sanki bu odur” bize bundan once ilim verilmis olup, biz teslim olanlardan olmustuk.” dedi

[43] Daha once Allah’tan baska ibadet ettigi seyler ona engel olmustu. Cunku o kafir bir kavimden idi

[44] Ona; “Koske gir!” denildi. Kosku gorunce onu (zeminini) derin bir su sandı ve eteklerini topladı. Suleyman ona; “Bu, (zemini) billurdan dosenmis bir kosktur.” dedi. Belkıs: “Ey Rabbim! Suphesiz ben nefsime zulmetmistim. Simdi ise Suleyman ile birlikte alemlerin Rabbi olan Allah’a teslim oldum.” dedi

[45] Andolsun biz, “Allah’a ibadet edin!” diye (uyarması icin) Semud kavmine, kardesleri Salih’i, peygamber olarak gondermistik. Bir de ne gorsun?Onlar birbiriyle cekisen iki grup olmuslar

[46] Dedi ki: “Kavmim, iyilikten once ne diye kotulugun cabuk gelmesini istersiniz?Allah’tan magfiret dilemelisiniz degil mi? Belki size merhamet olunur.”

[47] Dediler ki: “Sen ve sana uyanlar bize ugursuzluk getirdiniz.” Dedi ki: Sizin ugursuzlugunuz Allah nezdindedir. Aslında siz imtihan edilmekte olan bir kavimsiniz.” dedi

[48] O sehirde yeryuzunde bozgunculuk yapan fakat ıslah etmeyen dokuz kisi vardı

[49] Onlar kendi aralarında Allah adına yemin ederek dediler ki: “Ona ve aile halkına gece baskın yapalım. Sonra da velisine: Biz aile halkının helak edildikleri yere bile tanık olmadık. Biz gercekten dogru soyleyenlerdeniz, diyelim.”

[50] Onlar tuzak kurdular. Biz de –onlar fark etmeksizin- bir tuzak kurduk

[51] Bak, onların tuzaklarının sonucu nasıl oldu. Biz, onları ve kavimlerini topyekun helak ettik

[52] Iste zulumleri yuzunden harabeye donmus evleri! Suphesiz bunda bilen bir kavim icin ibret vardır

[53] Iman edip Allah’a karsı gelmekten sakınmakta olanları ise kurtardık

[54] Lut'u da (an). Hani o kavmine soyle demisti: "Siz gore gore bu cirkin kotulugu yapıyor musunuz

[55] “Siz kadınları bırakıp sehvetle erkeklere mi yanasıyorsunuz? Dogrusu siz cahillik eden bir kavimsiniz.”

[56] Kavminin cevabı, ancak soyle demek oldu: "Lut ailesini memleketinizden cıkarın. Cunku onlar pek temiz kalan insanlardır

[57] O’nu ve ailesini kurtardık. Yalnız, geride kalanlardan olmasını takdir ettigimiz karısı haric

[58] Uzerlerine de bir yagmur yagdırdık. Uyarılanların yagmuru ne kotu

[59] De ki: “Allah’a hamdolsun ve selam olsun seckin kullarına. Allah mı hayırlıdır; yoksa onların ortak kostukları mı?”

[60] (Ortak kostuklarınız mı hayırlı) Yoksa gokleri ve yeri yaratan, size gokten su indiren (Allah) mı? Onunla sizin bir agacını bile bitiremeyeceginiz guzel gorunuslu bahceler bitirdik. Allah ile birlikte bir ilah mı var? Hayır, onlar yoldan sapan bir topluluktur

[61] (Ortak kostuklarınız mı hayırlı) Yoksa yeryuzunu yerlesim yeri yapan, aralarında ırmaklar akıtan, orada sabit daglar yerlestiren, iki deniz arasına engel koyan (Allah) mı? Allah ile birlikte baska bir ilah mı var? Hayır! Onların cogu bilmiyorlar

[62] (Ortak kostuklarınız mı hayırlı) Yoksa darda kalana kendisine dua ettigi zaman icabet eden, sıkıntıyı gideren ve sizi yeryuzunun halifeleri kılan mı? Allah ile birlikte baska bir ilah mı var? Ne kadar da az dusunuyorsunuz

[63] (Ortak kostuklarınız mı hayırlı) Yoksa karanın ve denizin karanlıkları icinde size yol gosteren, ruzgarları rahmetinin oncesinde mujdeleyici olarak gonderen mi? Allah ile birlikte baska bir ilah mı var? Ne kadar da az dusunuyorsunuz. Allah, sizin sirk kostuklarınızdan cok munezzehtir

[64] (Onlar mı hayırlı) Yoksa, yaratılısı baslatan, sonra onu yaratmayı tekrar eden ve size gokten ve yerden rızık veren mi? Allah ile birlikte baska bir ilah mı var? De ki: “Eger dogru soyleyenler iseniz haydi delilinizi getirin.”

[65] Yine de ki: Goklerde ve yerde Allah’tan baska hic kimse gaybı bilemez. Ve onlar, ne zaman diriltileceklerini de bilmezler

[66] Oysa onlara ahiret hakkında bilgi ardarda gelmistir. Onlar, bu hususta suphe icindedirler. Hayır, bundan yana kordurler

[67] Kafirler: "Biz ve atalarımız, toprak olduktan sonra (mezarlarımızdan) mı cıkarılacagız?" dediler

[68] And olsun, bize de, daha onceki atalarımıza da bu vadedilmisti. Ama bu, oncekilerin masallarından baska birsey degildir

[69] De ki: “Yeryuzunde gezip, gunahkarların sonunun nasıl oldugunu bir gorun.”

[70] Onlar icin uzulme, kurdukları tuzaklardan da sıkıntıya dusme

[71] Eger, dogru soyluyorsanız bu vaat/tehdit ne zaman?" derler

[72] De ki: "(Kim bilir?) Belki de cabucak istemekte oldugunuzun (azabın) bir kısmı size pek de yakındır

[73] Suphesiz Rabbin, insanlara karsı lutuf sahibidir. Fakat, onların cogu sukretmezler

[74] Suphesiz Rabbin, onların iclerinde gizlediklerini de, acıga vurduklarını da elbette bilir

[75] Gokte ve yerde gizli hicbir sey yoktur ki apacık bir kitapta olmasın

[76] Dogrusu bu Kur'an Israilogullarına hakkında ayrılıga dustuklerinin cogunu anlatmaktadır

[77] Ve o, Mu'minler icin bir hidayet ve rahmettir

[78] Suphesiz Rabbin, onların arasında hukmunu verecektir. O cok gucludur, her seyi bilendir

[79] Sen artık Allah'a tevekkul et. Suphesiz sen apacık olan hak uzeresin

[80] Sen, olulere duyuramazsın, arkalarını donup gitmekte olan sagırlara da daveti duyuramazsın

[81] Sen, korleri sapıklıklarından dogru yola hidayet edici de degilsin. Ancak ayetlerimize iman edenlere duyurabilirsin. Onlar teslim olan kimselerdir

[82] O soz baslarına gelip cattıgı zaman, yerden bir dabbe (canlı bir yaratık) cıkarırız da onlara konusarak, insanların ayetlerimize kesin olarak iman etmediklerini soyler

[83] O gun her ummetten, ayetlerimizi yalanlayanlardan bir grubu toplarız. Onlar toplu olarak (hesap yerine) sevkedilirler

[84] Nihayet geldikleri zaman: "Ayetlerimi iyice kavramadıgınız halde yalanladınız mı? Yoksa ne yapıyordunuz?" der

[85] Zulmetmelerinden dolayı aleyhlerinde soz (azap) gerceklesmis olur ve onlar artık konusamazlar

[86] Bizim geceyi o vakitte dinlensinler diye yarattıgımızı, gunduzu de aydınlık kıldıgımızı gormediler mi? Iste bunda iman eden bir toplum icin ayetler/deliller vardır

[87] Sur'a uflendigi gun Allah'ın diledikleri dısında goklerde ve yerde kim varsa korkuya kapılır. Hepsi boyun bukmus olarak O'na gelirler

[88] Dagları gorursun de yerlerinde durdugunu sanırsın. Oysa onlar bulutlar gibi gecip giderler. Bu, her seyi sapasaglam/noksansız yapan Allah’ın isidir. Muhakkak O, yaptıklarınızdan haberdardır

[89] Kim iyilik getirirse ona ondan daha hayırlısı vardır. Ve onlar o gun, korkudan guvendedirler

[90] Kim de kotuluk getirirse onlar, yuz ustu Cehennem'e atılır. Yapmıs olduklarınızdan baska bir seyle mi karsılık goreceksiniz

[91] (De ki:) "Ben ancak, haram kıldıgı bu sehrin Rabbine ibadet etmekle emrolundum. Her sey O’nundur. Muslumanlardan olmakla emrolundum

[92] Ve Kur'an'ı okumam da (emrolundu). Kim hidayet bulursa ancak kendi lehine hidayet bulur. Kim de sapıklıga duserse De ki: “Ben ancak uyarıcılardanım

[93] Ve de ki: "Hamd Allah’a aittir. O, size ayetlerini gosterecek; siz de onları bilip tanıyacaksınız. Rabbin, yaptıklarınızdan gafil degildir

Kasas

Surah 28

[1] Ta, Sin, Mim

[2] Bunlar apacık kitabın ayetleridir

[3] Iman eden bir toplum icin, Musa ve Firavun'un haberlerinden bir kısmını sana hak olarak okuyacagız

[4] Firavun, yeryuzunde ustunluk/buyukluk taslayıp, oranın halkını fırkalara/gruplara ayırdı. Onlardan bir grubu zayıf ve gucsuz bırakıyor, erkek cocuklarını bogazlıyor, kadınlarını sag bırakıyordu. Cunku o, bozgunculardan idi

[5] Biz ise, ulkede gucsuz bırakılanlara ihsanda bulunmak ve onları onderler yapmak ve onları (oraya) mirascı kılmak istiyorduk

[6] Onları ulkede guc sahibi kılmak, Firavun ile Haman'a ve ordularına, onlardan (Israilogulları'ndan gelecek diye) korktukları seyi gostermek (istiyorduk)

[7] Musa’nın anasına: ‘Onu emzir, onun adına bir tehlikeden korkarsan onu hemen denize bırak. Korkma ve uzulme. Suphesiz biz onu sana dondurecek ve onu peygamberlerden kılacagız’ diye ilham ettik

[8] Firavun hanedanı onu bulup aldılar. Sonunda onlara dusman ve baslarına dert olacaktı. Cunku Firavun, Haman ve orduları suclu idiler

[9] Firavun’un karısı: "Benim ve senin icin goz aydınlıgıdır! Onu oldurmeyin, belki bize faydası dokunur ya da onu evlat ediniriz." dedi. Oysa onlar farkında degillerdi

[10] Musa’nın annesi kalbi bombos olarak sabah etti. Eger biz, (vaadimize) iman edenlerden olması icin onun kalbini pekistirmemis olsaydık, neredeyse isi acıga vuracaktı

[11] (Annesi) Musa’nın kız kardesine; “Onu takip et!” dedi. O da uzaktan gozetledi. Onlar ise farkında degillerdi

[12] Biz daha onceden (annesine geri verilinceye kadar) ona sutanalarını haram etmistik. Bunun uzerine (kız kardesi) dedi ki: “Sizin icin ona bakacak, hem de ona iyilikte bulunacak bir aile gostereyim mi?”

[13] Boylece onu; gozu aydın olsun, uzulmesin ve Allah’ın vaadinin hak oldugunu bilsin diye annesine geri dondurduk. Fakat, onların cogu bilmezler

[14] Musa kemal/olgunluk cagına ulasınca ona, hukum ve ilim verdik. Iyileri iste boyle odullendiririz

[15] O halkın haberi olmadıgı bir sırada sehre girdi ve kavga eden iki adam gordu. Birisi kendi tarafından, digeri dusmanlarından idi. Kendi tarafından olan, dusmanına karsı yardım istedi. Musa da ona bir yumruk vurdu, adamı oldurdu. Bu, Seytan'ın isindendir. O, apacık yoldan saptıran bir dusmandır, dedi

[16] Rabbim! Ben kendime zulmettim, beni bagısla!" dedi. Allah da onu bagısladı. Nitekim O, cokca bagıslayandır, cokca merhamet edendir

[17] “Rabbim! Bana verdigin nimetle, artık asla gunahkarlara destek olmayacagım.” dedi

[18] Sehirde korku icinde, etrafı gozetleyerek sabahladı. Bir de ne gorsun; dun kendisinden yardım isteyen adam yine feryat edip yardım istiyordu. Musa ona: "Sen, besbelli azgının/sapkının birisin." dedi

[19] Musa, ikisinin de dusmanı olan kimseyi tutup yakalamak isteyince: "Ey Musa! Dun birisini oldurdugun gibi beni de oldurmek mi istiyorsun?" dedi. "Sen, ıslah edenlerden olmayı degil, ulkede bir zorba olmayı istiyorsun." dedi

[20] Sehrin oteki ucundan bir adam kosarak geldi: "Musa!" dedi. "Ileri gelenler seni oldurmek icin hakkında gorusuyorlar. Hemen cık git! Ben, senin (iyiligin) icin nasihat edenlerdenim

[21] Bunun uzerine korku icinde etrafını gozetleyerek oradan cıkıp gitti. "Rabbim!" dedi. "Beni zalim kavimden kurtar

[22] Medyen’e dogru yonelince: “Umarım Rabbim beni dogru yola iletir” dedi

[23] Medyen suyuna varınca ust tarafında (davarlarını) sulayan bir grup insan buldu. Onların berisinde ise karısmasın diye (koyunlarını) kollayan iki hanım buldu. “Haliniz nedir” dedi. “Cobanlar gidinceye kadar biz sulamayız. Babamız ise cok yaslı bir ihtiyardır” dediler

[24] Bunun uzerine Musa, onların (davarlarını) sulayıp bir golgeye cekilerek: “Rabbim dogrusu bana indirecegin hayra muhtacım” dedi

[25] Iki kadından biri utana utana Musa’nın yanına gelerek: “Babam bizim hayvanlarımızı sulamana karsılık ucret vermek icin seni cagırıyor.” dedi. Musa -aleyhisselam- onun yanına varınca basından gecen olayları anlattı. O da: “Artık korkma, o zalim kavimden kurtuldun.” dedi

[26] Ikisinden biri dedi ki: “Babacıgım onu ucretle tut. Cunku senin ucretle tuttuklarının en iyisi kudretli ve emin bir kisidir.”

[27] “Ben, sekiz yıl bana ucretle calısman karsılıgında su iki kızımdan birini sana nikahlamak istiyorum. Eger bunu on yıla tamamlarsan da, bu sendendir. Sana zorluk cıkarmak istemem. Insallah beni, salih kimselerden bulacaksın.” dedi

[28] (Musa) "Bu (sekiz ya da on sene), benimle senin arandadır. Bu iki sureden hangisini yerine getirirsem, bana bir haksızlık edilmesin. Allah, soylediklerimize vekildir." dedi

[29] Musa sureyi tamamlayıp ailesi ile yola cıkınca Tur’un yan tarafından bir ates gordu. Ailesine: Siz durun, cunku ben bir ates gordum. Belki atesten size bir haber yahut ısınmanız icin size atesten bir parca getiririm, dedi

[30] Oraya varınca o mubarek yerdeki vadinin sag kıyısından o agactan ona soyle seslenildi: “Ey Musa, muhakkak ben alemlerin Rabbi olan Allah’ım

[31] “Ve asanı da yere bırak.” Onu ufak bir yılan gibi hareket ediyor gorunce arkasına bakmadan donup kactı. Ey Musa, geri gel ve korkma, cunku sen guven altında olanlardansın

[32] Elini koynuna sok, kusursuz bembeyaz cıksın. Korkudan dolayı kollarını kendine cek ki (korkun gitsin.) Iste bunlar, Firavun ve cevresine karsı Rabbinin iki delilidir. Onlar, fasık bir toplumdur

[33] “Rabbim! Ben onlardan bir kisiyi oldurdum. Bu yuzden beni oldurmelerinden korkuyorum.” dedi

[34] Kardesim Harun’un dili benden daha acıktır. Onu da benimle gonder, bana destek olsun ve beni tasdik etsin. Cunku ben, onların beni yalanlamalarından korkuyorum

[35] Buyurdu ki: “Gucunu kardesinle pekistirecegiz ve size oyle bir guc verecegiz ki ayetlerimiz sayesinde size ulasamayacaklar. Siz ve size uyanlar galiplersiniz.”

[36] Musa onlara apacık ayetlerimizle gelince dediler ki: “Bu ancak duzmece bir buyudur. Biz onceki atalarımız arasında da boylesini isitmemisiz.”

[37] Musa dedi ki: “Rabbim kimin nezdinden hidayet geldigini ve yurdun akıbetinin de kimin olacagını bilir. Dogrusu zulmedenler kurtulamazlar.”

[38] Firavun da: "Ey ileri gelenler! Sizin icin benden baska ilah tanımıyorum. Ey Haman! Camur uzerine benim icin bir ates yak ve bana bir kule yap. Belki Musa’nın ilahına ulasabilirim. Cunku ben onun yalancılardan oldugunu sanıyorum." dedi

[39] O ve orduları, haksız yere yeryuzunde buyuklenmis ve bize dondurulmeyeceklerini sanmıslardı

[40] Bu sebeple biz de onu ve askerlerini yakalayıp denize atıverdik. Zalimlerin sonunun nasıl olduguna bir bak

[41] Biz onları, atese cagıran onculer kıldık. Kıyamet gunu de kendilerine yardım edilmeyecektir

[42] Bu dunyada da peslerine lanet taktık. Kıyamet gunu de onlar, kotulenmis/uzaklastırılmıs kimselerden olacaklardır

[43] Suphesiz onceki nesilleri helak ettikten sonra, belki hatırlayıp ogut alırlar diye Musa'ya, insanlar icin basiretler, hidayet ve rahmet olmak uzere kitap verdik

[44] Musa’ya emir verdigimizde sen, Tur Dagı'nın batı tarafında bulunmuyordun. Sen buna sahit olanlardan da degildin

[45] Fakat biz (Musa’dan sonra) bircok nesiller meydana getirdik. Uzerlerinden uzun zaman gecti. Sen Medyen halkı arasında yasıyor degildin, ayetlerimizi onlardan okuyup ogreniyor da degildin. Fakat (seni peygamber olarak) gonderenler gercekten bizleriz

[46] Biz, Musa'ya seslendigimiz zamanda sen Tur Dagı'nın yanında degildin. Fakat bu, kendilerine senden once bir uyarıcı gelmemis olan bir toplumu belki dusunurler diye uyarman icin Rabbinden bir rahmettir

[47] Kendi elleriyle yaptıklarından dolayı baslarına bir musibet geldiginde: “Rabbimiz, bize bir peygamber gonderseydin de senin ayetlerine tabi olup Mu'minlerden olsaydık.” derler

[48] Onlara katımızdan hak gelince, “Musa’ya verilen (mucize)lerin benzeri nicin buna da verilmedi?” dediler. Onlar daha once Musa’ya verilen (mucize)leri inkar etmemisler miydi? Onlar: “Iki sihirbaz birbirlerine destek oluyor.” dediler. “Dogrusu biz hepsini (inkar edici) kafirleriz.” dediler

[49] De ki: "Eger dogrulardan iseniz, Allah katından bu iki kitaptan daha dogru bir kitap getirin de, ben de ona tabi olayım

[50] Eger sana cevap veremezlerse, bil ki onlar ancak arzularına tabi oluyorlar. Allah'tan bir hidayet olmaksızın kendi hevesine/arzusuna uyandan daha sapık kim olabilir? Suphesiz Allah, zalim topluma hidayet etmez

[51] Andolsun, dusunup ogut alsınlar diye o sozu (Kur’an ayetlerini) onlara pes pese ulastırdık

[52] Daha once kendilerine kitap verdiklerimiz, buna da (Kur'an'a) iman ederler

[53] Onlara okundugu zaman derler ki: "Ona iman ettik. Suphesiz o, Rabbimizden gelen haktır. Suphesiz biz, bundan oncede Muslumandık

[54] Iste onlar; sabrettikleri seylerden oturu, iki defa mukafatlandırılırlar, kotulugu iyilikle savarlar ve kendilerine verdigimiz rızıklardan da infak ederler

[55] Onlar, bos soz isittiklerinde ondan yuz cevirir: “Bizim yaptıklarımız bize, sizin yaptıklarınız ise sizedir. Size selam olsun! Biz cahilleri (dost olarak) istemeyiz.” derler

[56] Suphesiz sen, sevdiklerine hidayet edemezsin. Fakat Allah, diledigine hidayet eder. Hidayete erecek olanları en iyi O bilir

[57] Eger seninle birlikte dogru yolu tutacak olursak, kendi yurdumuzdan cekilip cıkarılırız." dediler. Oysa biz onları, kendi katımızdan bir rızık olarak her seyin urunlerinin toplanıp getirildigi; emin, harem kıldıgımız bir yere (Mekke'ye) yerlestirmedik mi? Fakat onların cogu bilmezler

[58] Biz gecimlerinde sımarmıs nice ulkeleri helak ettik. Iste onlardan sonra –cok kısa bir sure dısında- kimsenin oturmadıgı meskenleri. Mirascı olanlar biz olduk biz

[59] Rabbin, kendilerine ayetlerimizi okuyan bir rasulu memleketlerin anasına (Mekke'ye) gondermedikce, o memleketleri helak edici degildir. Biz, halkı zalim olan beldelerden baskasını helak edici degiliz

[60] Size verilen her sey dunya hayatının gecimligi ve susudur. Allah’ın yanında olanlar ise daha iyi ve kalıcıdır. Hala dusunmez misiniz

[61] Kendisine guzel bir vaadde bulundugumuz ve dolayısıyla ona kavusan kimse, kendisini dunya hayatının gecimliginden yararlandırdıgımız sonra kıyamet gunu (azaba atılmak uzere) getirileceklerden olanla bir midir

[62] O gun, onlara seslenerek: “Iddia ettiginiz ortaklarım hani nerede?” der

[63] Haklarında azap sozu gerceklesmis olanlar; “Rabbimiz! Iste azdırdıklarımız onlardır. Kendimiz azdıgımız gibi, onları da azdırdık. Simdi ise onlardan uzaklasarak sana geldik. Zaten onlar, bize de ibadet etmiyorlardı.” dediler

[64] Ortaklarınızı cagırın." denir. Onları cagırırlar. Fakat onlara cevap veremezler ve azabı gorurler. Ne olurdu (dunyada) hidayete girselerdi

[65] O gun Allah, onlara seslenerek: “Peygamberlere ne cevap verdiniz?” der

[66] O gun (onları azaptan kurtaracak) haberler/mazeretler onlara kapanacaktır. Birbirlerine bir sey de soramayacaklar

[67] Tevbe ederek iman eden ve salih amel isleyen kimseye gelince, umulur ki o kurtulusa erenlerden olur

[68] Rabbin, diledigini yaratır ve diledigini de secer. Onların ise secme hakkı yoktur. Allah, onların ortak kostuklarından munezzeh ve yuksektedir/yucedir

[69] Suphesiz Rabbin; onların iclerinde gizlediklerini de, acıga vurduklarını da bilir

[70] O, kendisinden baska (hak) ilah olmayan Allah’tır. Dunyada da ahirette de hamd O'na mahsustur. Hukum de O'nundur ve nihayetinde O'na donduruleceksiniz

[71] De ki: "Allah, kıyamet gunune kadar geceyi uzerinizde devamlı kılsaydı; Allah’tan baska size bir ısık getirecek ilah kimdir? Hala isitmeyecek misiniz

[72] De ki: "Allah, kıyamet gunune kadar gunduzu uzerinizde devamlı kılsaydı; Allah’tan baska, size dinleneceginiz bir geceyi getirecek ilah kimdir? Hala gormuyor musunuz

[73] Geceyi ve gunduzu sizin icin onda sukun bulasınız ve lutfundan arayısınız diye yaratmıs olması onun rahmetindendir. Olur ki sukredersiniz

[74] O gun, onlara seslenerek: “Iddia ettiginiz ortaklarım nerede?” der

[75] Her toplumdan bir sahit cıkarırız ve: "Haydi! Delillerinizi getirin!" deriz. Iste o zaman hakikatin Allah’a ait oldugunu bilirler. Uydurmus oldukları seyler onlardan kaybolup gider

[76] Gercekte Karun Musa’nın kavminden idi, fakat onlara karsı azgınlık etti. Biz ona oyle hazineler vermistik ki, onların anahtarları(nı tasımak) dahi guc sahibi bir topluluga agır gelirdi. Hani Kavmi ona soyle demisti: "Sımarma/boburlenme! Cunku Allah, sımarıkları/boburlenenleri sevmez

[77] Allah’ın sana verdikleriyle ahiret yurdunu kazanmayı arzula. Fakat dunyadaki nasibini de unutma. Allah sana nasıl ihsanda bulunduysa, sen de baskalarına ihsanda bulun. Sakın yeryuzunde fesat cıkarmaya kalkısma! Cunku Allah, bozguncuları sevmez

[78] O da: “Kuskusuz bunlar bana, sahip oldugum bilgim sayesinde verilmistir.” dedi. Allah’ın, ondan daha once kendisinden daha guclu ve daha cok biriktirmis olan nice nesilleri helak ettigini bilmiyor mu? Gunahkarlara sucları sorulmaz

[79] Kavminin karsısına suslu takılarıyla cıkmıstı. Dunya hayatını isteyenler: "Keske Karun’a verilen gibi bize de verilseydi. O, gercekten buyuk bir pay sahibidir." demislerdi

[80] Kendilerine ilim verilenler ise: "Yazıklar olsun size! Iman eden ve salih amel isleyenler icin Allah’ın sevabı cok daha hayırlıdır. Ona da ancak sabredenler kavusur." demislerdi

[81] Sonunda onu da, sarayını da yerin dibine gecirdik. Artık Allah'a karsı ona yardım edecek bir toplulugu olmadı, kendi kendine yardım edebileceklerden de degildi

[82] Daha dun onun yerinde olmayı arzu edenler; “Vay! Demek ki Allah, kullarından diledigi kimselere rızkı bol verir ve (diledigine) kısarmıs. Allah, bize lutfetmis olmasaydı, bizi de yerin dibine gecirirdi. Demek ki kafirler iflah olmayacak.” demeye basladılar

[83] Iste ahiret yurdu. Biz, onu yeryuzunde buyukluk taslamayan ve bozgunculuk cıkarmayanlara has kılarız. Sonuc, Allah’a karsı gelmekten sakınanlarındır

[84] Kim bir iyilik getirirse, ona bundan daha hayırlısı vardır. Kim de bir kotuluk getirirse; bilsin ki kotuluk isleyenler ancak yapmakta olduklarının cezasına carptırılırlar

[85] Kur’an’ı sana farz kılan Allah, suphesiz seni donulecek bir yere dondurecektir. De ki: “Rabbim hidayetle geleni ve apacık bir sapıklık icinde olanı daha iyi bilir.”

[86] Sen, bu kitabın sana verilecegini ummuyordun. Ancak o, Rabbinden bir rahmet olarak sana verildi. Oyle ise kafirlere sakın arka cıkma

[87] Sana indirildikten sonra, sakın seni Allah'ın ayetlerinden alıkoymasınlar. Sen Rabbine cagır ve sakın musriklerden olma

[88] Sen Allah ile beraber baska bir ilaha ibadet etme. O’ndan baska hicbir (hak) ilah yoktur. O'nun yuzunden (zatından) baska her sey yok olacaktır. Hukum O'nundur ve O'na dondurulursunuz

Ankebût

Surah 29

[1] Elif, Lam, Mim

[2] Insanlar; “Iman ettik.” demekle, bir imtihana tabi tutulmadan bırakılacaklarını mı sanıyorlar

[3] Biz, onlardan oncekilerini de imtihan etmistik. Allah; elbette dogru soyleyenleri de, yalan soyleyenleri de bilir

[4] Yoksa kotuluk yapanlar bizden kacabileceklerini mi/kurtulacaklarını mı sanıyorlar? Ne kotu hukum veriyorlar

[5] Kim Allah’a kavusmayı umarsa, suphesiz Allah’ın belirledigi sure gelecektir. O her seyi isitendir, bilendir

[6] Kim cihad ederse, yalnızca kendi nefsi icin cihad etmis olur. Suphesiz Allah, alemlerden mustagnidir

[7] Iman edip salih amel isleyenlerin kotuluklerini elbette ortecegiz. Onları islediklerinin daha guzeliyle mukafatlandıracagız

[8] Biz insana ana babasına iyi davranmasını tavsiye (emr) ettik. Eger onlar hakkında bilgin olmayan bir seyi bana ortak kosman icin seni zorlarlarsa onlara itaat etme. Donusunuz yalnız banadır, yaptıklarınızı size haber verecegim

[9] Iman edip de salih amel isleyenler var ya, biz onları mutlaka salihler (iyiler) arasına sokacagız

[10] Insanlardan oyleleri vardır ki; “Allah’a iman ettik.” derler. Ama Allah ugrunda bir ezaya ugratılınca, insanlardan gordukleri baskı ve iskenceyi Allah’ın azabı gibi tutar. Andolsun, Rabbinden bir yardım gelecek olsa mutlaka; “Biz de sizinle beraberdik.” derler. Allah, herkesin kalbinde olanı en iyi bilen degil midir

[11] Allah, elbette kendisine iman edenleri de bilir ve elbette munafıkları da bilir

[12] Kafirler, iman edenlere; “Yolumuza uyun da sizin gunahlarınızı yuklenelim.” derler. Halbuki onların gunahlarından hicbir sey yuklenecek degillerdir. Suphesiz onlar kesinlikle yalancılardır

[13] Andolsun, onlar mutlaka kendi yuklerini ve kendi yukleriyle beraber nice agır yukleri yukleneceklerdir. Uydurmakta oldukları seylerden de kıyamet gunu suphesiz sorguya cekileceklerdir

[14] Andolsun biz, Nuh’u kendi kavmine peygamber olarak gonderdik. O da dokuz yuz elli yıl onların arasında kaldı. Neticede onlar zulumlerini surdururlerken tufan kendilerini yakalayıverdi

[15] Sonra onu ve gemide bulunanları kurtardık ve bunu alemlere bir ibret kıldık

[16] Ibrahim de hani kavmine soyle demisti: "Allah’a ibadet edin ve O’ndan sakının! Eger bilirseniz bu sizin icin daha hayırlıdır

[17] “Siz, Allah’ı bırakarak ancak putlara tapıyorsunuz ve yalan uyduruyorsunuz. Allah’ı bırakarak taptıklarınızın size hicbir rızık vermeye gucleri yetmez. Oyle ise rızkı Allah’ın katında arayın. O’na ibadet edin ve O’na sukredin. Siz yalnız O’na donduruleceksiniz.”

[18] “Eger siz yalanlarsanız bilin ki, sizden once gecen birtakım ummetler de yalanlamıslardı. Peygambere dusen apacık tebligden baska bir sey degildir.”

[19] Allah'ın yaratmayı nasıl baslattıgını sonra onu yeniden nasıl gerceklestirdigini gormediler mi? Suphesiz bu, Allah'a gore kolaydır

[20] De ki: “Yeryuzunde gezip dolasın da yaratmaya nasıl basladıgına bir bakın. Bundan sonra Allah ahiret hayatını tekrar yaratacaktır cunku Allah her seye kadirdir.”

[21] O, diledigine azap eder, diledigine de merhamet eder. Yalnız O’na donduruleceksiniz

[22] Siz, yerde de gokte de (Allah’ı) aciz bırakacak degilsiniz. Sizin Allah’tan baska ne bir dostunuz, ne de bir yardımcınız vardır

[23] Allah’ın ayetlerine ve O’na kavusmaya (iman etmeyip) kafir olanlar var ya; iste onlar benim rahmetimden umit kesmislerdir. Iste onlar icin elem dolu bir azap vardır

[24] (Ibrahim’in) kavminin cevabı, “Onu oldurun veya yakın!” demekten baska bir sey olmadı. Allah onu atesten kurtardı. Muhakkak bunda iman eden bir topluluk icin ayetler vardır

[25] Ibrahim, onlara dedi ki: “Sırf aranızda dunya hayatına mahsus bir sevgi (ve cıkar) ugruna Allah’ı bırakıp birtakım putlar edindiniz. Sonra kıyamet gununde kiminiz kiminizi inkar edip tanımayacak; kiminiz kiminize lanet edecektir. Barınagınız Cehennem olacaktır. Yardımcılarınız da olmayacaktır.”

[26] Sonra Lut ona iman etti. (Ibrahim):“Dogrusu ben Rabbime hicret edecegim.” Suphesiz O, mutlak guc sahibidir, hukum ve hikmet sahibidir.” dedi

[27] Ona (Ibrahim’e) Ishak’ı ve Yakub’u bahsettik. Onun soyundan gelenlere peygamberlik ve kitap verdik. Ayrıca ona dunyada mukafatını da verdik. Suphesiz o, ahirette de salih kimselerdendir

[28] Lut’u da peygamber olarak gonderdik. Hani o, kavmine soyle demisti: “Gercekten siz, sizden once dunyada hicbir toplumun yapmadıgı bir hayasızlıgı isliyorsunuz.”

[29] Siz erkeklere yanasıyor, yolu kesiyor ve toplantı yerlerinizde cirkin isler mi yapıyorsunuz?" Kavminin cevabı ancak: "Eger dogru sozlulerden isen bize Allah'ın azabını getir haydi!" demeleri oldu

[30] O da(Lut): "Rabbim! Su bozguncu kavme karsı bana yardım et" dedi

[31] Elcilerimiz (melekler) Ibrahim’e mujdeyi getirdiklerinde; “Biz, bu memleket halkını helak edecegiz, cunku oranın ahalisi zalim kimselerdir.” dediler

[32] “Ama orada Lut da var” dedi. “Biz orada olanları daha iyi biliriz. Biz onu ve –karısı dısında- aile halkını elbette kurtaracagız cunku o kadın geride kalacaklardandır” dediler

[33] Elcilerimiz Lut’a geldiklerinde; Lut onlar icin tasalandı ve gogsune bir sıkıntı bastı. Elciler ona; “Korkma, uzulme. Biz, seni ve aileni kurtaracagız. Ancak karın baska. Cunku o kadın geride kalacaklardandır” dediler

[34] Suphesiz biz, bu memleket halkı uzerine fasıklık ettiklerinden dolayı gokten bir azap indirecegiz

[35] Andolsun ki, akıl eden bir topluluk icin oradan (geriye) apacık bir ayet bıraktık

[36] Medyen’e de kardesleri Suayb’ı peygamber olarak gonderdik. Suayb: “Ey kavmim! Allah’a ibadet edin. Ahiret gununu umit edin ve yeryuzunde bozgunculuk yaparak karısıklık cıkarmayın.” dedi

[37] Kavmi, onu yalanladı. Bunun uzerine kendilerini o malum sarsıntı yakaladı da yurtlarında diz ustu cokekaldılar

[38] Ad ve Semud kavmini de (helak ettik). Onların meskenlerinden bu size belli olmaktadır. Seytan onlara amellerini susledi de onları (dogru) yoldan alıkoydu. Halbuki onlar akılları ile bunu kavrayacak durumda idiler

[39] Karun’u, Firavun’u ve Haman’ı da helak ettik. Andolsun, Musa kendilerine apacık mucizeler getirmisti de yeryuzunde buyukluk taslamıslardı. Oysa bizi gecip (azabımızdan) kurtulamazlardı

[40] Derken biz her birini gunahı ile aldık. Kimilerinin uzerine tas yagdıran kasırga gonderdik, kimilerini o cıglık yakaladı. Onlardan kimisini yere gecirdik, kimilerini de suda bogduk. Allah onlara zulmetmiyordu fakat onlar kendi nefislerine zulmediyorlardı

[41] Allah’tan baska veliler edinenlerin durumu kendine yuva yapan orumcegin durumuna benzer. Evlerin en dayanıksızı ise suphesiz orumcek evidir. Keske bilselerdi

[42] Allah, kendi dısında hangi seye tapmakta olduklarını suphesiz bilmektedir. O; mutlak guc sahibidir, hukum ve hikmet sahibidir

[43] Iste bunlar, insanlar icin verdigimiz orneklerdir. Fakat onlara alimlerden baskası akıl erdiremez

[44] Allah, gokleri ve yeri hak olarak yarattı. Suphesiz bunda iman etmekte olanlar icin bir ayet vardır

[45] (Ey Muhammed!) Kitaptan sana vahyolunanı oku, namazı da dosdogru kıl. Cunku namaz, insanı hayasızlıktan ve kotulukten alıkor. Allah’ı zikretmek elbette herseyden buyuktur. Allah, yaptıklarınızı bilir

[46] Iclerinden zulmedenler haric, Ehli Kitap ile ancak en guzel bir yolla mucadele edin ve (onlara) soyle deyin: "Bize indirilene de, size indirilene de iman ettik. Bizim ilahımız da sizin ilahınız da birdir. Biz ona teslim olanlarız

[47] Iste sana boyle bir kitap indirdik. Kendilerine kitap verilenler ona iman ederler. Bunlardan (Araplar'dan) da ona iman edenler vardır. Ayetlerimizi ancak kafirler inatla inkar ederler

[48] Daha once sen, hicbir kitap okumus degildin. Onu sag elinle de yazmıyordun. Oyle olsaydı, batıl pesinde kosanlar suphe ederlerdi

[49] Hayır! O, bilgi verilen kimselerin gonullerinde olan apacık belgelerdir. Ayetlerimizi zalimlerden baskası inatla inkar etmez

[50] Dediler ki: “Ona Rabbinden mucizeler indirilseydi ya!” De ki: “Mucizeler ancak Allah katındadır ve ben ancak apacık bir uyarıcıyım

[51] Kendilerine okunmakta olan kitabı sana indirmis olmamız onlara yeterli degil mi? Cunku onda iman eden bir toplum icin rahmet ve ogut vardır

[52] De ki: "Benimle sizin aranızda sahit olarak Allah yeter. O, goklerde ve yerde olanı bilir. Batıla iman edenler ve Allah’a kufredenler ise, iste onlar husrana ugrayacak olanlardır

[53] Senden azabın cabucak gelmesini istiyorlar. Eger belirlenmis bir sure olmasaydı, azap onlara mutlaka gelirdi. Azap onlara haberleri olmadıkları bir sırada ansızın gelecektir

[54] Senden azabın acele gelmesini istiyorlar. Oysa, Cehennem kafirleri cepecevre kusatacaktır

[55] Azap onları, ustlerinden ve ayaklarının altından burudugu gun; "(Yuce Allah) yaptıgınız amellerin (cezasını) tadın!" der

[56] Ey iman eden kullarım! Suphesiz ki benim arzım (yeryuzu) genistir. O halde, ancak bana ibadet edin

[57] Her nefis olumu tadacaktır. Sonra da bize donduruleceksiniz

[58] Iman edip, salih amel isleyenleri elbette biz onları cennette altlarından ırmaklar akan kosklere yerlestiririz. Onlar orada ebedidirler. (Iyi) amel isleyenlerin ecri ne guzel olur

[59] Onlar, sabreden ve yalnız Rablerine tevekkul eden kimselerdir

[60] Kendi rızkını tasımayan nice canlı vardır. Allah onlara da rızkı verir, size de. O isitendir, bilendir

[61] Andolsun, eger onlara; “Gokleri ve yeri kim yarattı? Gunesi ve ayı hizmetinize kim verdi?” diye soracak olsan mutlaka, “Allah” diyeceklerdir. O halde nasıl (haktan) donduruluyorlar

[62] Allah, kullarından diledigine bol verir ve (diledigine) kısar. Suphesiz Allah, her seyi hakkıyla bilendir

[63] Andolsun, eger onlara: “Gokten yagmuru kim indirip de onunla yeryuzunu olumunden sonra diriltti?” diye soracak olsan, mutlaka, “Allah” diyeceklerdir. De ki: “Hamd Allah’a mahsustur.” Hayır onların cogu akıl etmiyorlar

[64] Bu dunya hayatı bir eglence ve oyundan baska bir sey degildir. Ahiret yurdu ise iste asıl hayat odur. Keske bilselerdi

[65] Gemiye bindiklerinde dini yalnız Allah'a has kılarak yalnız O'na dua ederler. Sonucta onları karaya cıkarıp kurtarınca hemen ortak kosarlar

[66] Kendilerine verdigimiz nimetlere nankorluk etsinler ve bir sure daha faydalansınlar bakalım! Ileride bilecekler

[67] Cevrelerindeki insanlar kapılıp goturulurken bizim, onların yurtlarını saygın ve guvenli bir yer kıldıgımızı gormediler mi? Hala batıla inanıp da Allah'ın nimetini inkar mı ediyorlar

[68] Allah’a karsı yalan uyduran veya kendisine hak gelince onu yalanlayan kimseden daha zalim kim olabilir? Kafirler icin Cehennem'de barınacak yer mi yok

[69] Bizim ugrumuzda cihad edenleri biz elbette yollarımıza iletiriz. Muhakkak ki Allah iyilik edenlerle beraberdir

Rûm

Surah 30

[1] Elif, Lam, Mim

[2] Rumlar yenilgiye ugradılar

[3] En yakın yerde. Ancak onlar bu yenilgilerinden sonra yeneceklerdir

[4] Birkac yıl (uc ila dokuz sene) icinde. Oncesinde de, sonrasında da emir Allah’ındır. O gunde Mu'minler sevineceklerdir

[5] Allah’ın yardımıyla, Allah diledigine yardım eder. O; Aziz'dir, Rahim'dir

[6] (Bu) Allah'ın vaadidir. Allah vaadinden donmez. Fakat insanların cogu bilmezler

[7] Onlar dunya hayatından sadece dıs gorunusu bilirler. Ahiretten ise gaflettedirler

[8] Kendi nefisleri konusunda dusunmuyorlar mı? Allah gokleri, yeri ve aralarındaki seyleri ancak hak ile ve belirli bir sure icin yaratmıstır. Insanların cogu Rablerine kavusmayı inkar ederler

[9] Yeryuzunde dolasmıyorlar mı ki, kendilerinden onceki kimselerin akibetinin nasıl olduguna bir baksınlar? Onlardan daha guclu idiler, topragı yeri surup alt ust etmisler ve bunların (Mekke halkının) imar ettiginden daha cok imar etmislerdi. Onlara peygamberleri apacık delillerle gelmislerdi. Allah, onlara zulmetmis degildir. Fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı

[10] Sonra, Allah’ın ayetlerini yalanladıkları ve onlarla alay etmekte oldukları icin, kotuluk isleyenin sonu daha da kotu oldu

[11] Allah yaratmayı ilk olarak baslatır, sonra onu yeniden gerceklestirir. Sonra O'na dondurulursunuz

[12] Kıyametin kopacagı gun, gunahkarlar umutsuz kesilirler

[13] Onların, Allah’a kostukları ortaklardan kendileri icin sefaatcılar da olmayacaktır. Artık onlar, ortak kostuklarını da inkar edeceklerdir

[14] Kıyametin kopacagı gun, iste o gun Mu’minler ve kafirler birbirinden ayrılacaklardır

[15] Iman edip salih ameller isleyenler; iste onlar bir bahcede sevinc icinde agırlanırlar

[16] Kafir olup, ayetlerimizi ve ahirete kavusmayı yalanlayanlara gelince, iste onlar daima azapta tutulurlar

[17] O halde aksama girerken ve sabaha ererken Allah'ı tesbih edin

[18] Goklerde ve yerde hamd O’na mahsustur. Gunduzun sonunda ve ogle vaktine girdiginizde Allah’ı tesbih edin

[19] Allah, diriyi oluden cıkarır, oluyu de diriden cıkarır. Olumunden sonra yeryuzunu diriltir. Siz de (mezarlarınızdan) iste boyle cıkarılacaksınız

[20] Sizi topraktan yaratması, O’nun (varlıgının ve kudretinin) delillerindendir. Sonra bir de gordunuz ki, siz beser olmus (cogalıp) yayılıyorsunuz

[21] Sizin icin nefislerinizden kendileri ile sukun/huzur bulacagınız ve aranızda muhabbet ve merhamet kıldıgı esler yaratmıs olması da onun ayetlerindendir. Muhakkak bunlarda dusunen bir topluluk icin ayetler vardır

[22] Goklerin ve yerin yaratılması, dillerinizin ve renklerinizin farklı olması da O’nun ayetlerindendir. Suphesiz bunda bilenler icin elbette ibretler vardır

[23] Geceleyin ve gunduzun uyumanız ve O'nun lutfundan (nasip) aramanız da O'nun ayetlerindendir. Suphesiz bunda isiten bir toplum icin ibretler vardır

[24] Korku ve umit vermek uzere size simsegi gostermesi, gokten yagmur indirip onunla yeryuzunu olumunden sonra diriltmesi, O’nun ayetlerindendir. Suphesiz bunda aklını kullanan bir toplum icin elbette ibretler vardır

[25] Emriyle gogun ve yerin (kendi duzenlerinde) durması da O’nun ayetlerindendir. Sonra sizi yerden (kalkmaya) bir cagırdı mı, bir de bakarsınız ki (dirilmis olarak) cıkıyorsunuz

[26] Goklerde ve yerde ne varsa O'nundur. Hepsi O'na boyun egmislerdir

[27] Yaratmayı ilk baslatan, sonra onu yeniden gerceklestirecek olan O'dur. Bu, O’na gore (ilk yaratmadan) daha kolaydır. Goklerde ve yerde en yuce ve essiz sıfatlar O’nundur. O; Azizdir, Hakimdir

[28] (Allah) size kendi nefislerinizden bir misal getirdi. Size rızık olarak verdiklerimizde elinizin altındaki kolelerinizin size ortak olup o rızıkta hep birlikte esit olmayı ve kendiniz (gibi) hur olan diger ortaklarınızdan cekindiginiz gibi onlardan da cekinmeyi kabul eder misiniz? Iste akıllarını kullanan bir topluluk icin ayetleri boyle acıklarız

[29] Fakat, zulmedenler bilgisizce nefislerinin arzularına uydular. Allah’ın (bu sekilde) saptırdıgı kimseleri kim dogru yola iletir? Onların hicbir yardımcıları yoktur

[30] Sen yuzunu hanif olarak dine, Allah’ın insanları uzerinde yarattıgı fıtratına dosdogru cevir. Allah’ın yaratmasında hicbir degistirme yoktur. Iste bu dosdogru dindir. Fakat insanların cogu bilmezler

[31] O’na ihlasla yonelin. O’ndan sakının ve namazı ikame edin ve asla musriklerden olmayın

[32] O dinlerini parca parca eden ve fırkalara/cemaatlere ayrılanlardan (olmayın). Her grup/cemaat kendi yanında olanla sevinmektedir

[33] Insanlara bir zarar dokundugu zaman, Rablerine yonelerek O’na dua ederler. Sonra Allah, onlara kendinden bir rahmet tattırınca da, bir bakarsın ki iclerinden bir grup, Rablerine ortak kosuyorlar

[34] Kendilerine verdigimiz nimetleri inkar etsinler bakalım! Haydi (simdilik) yararlanın, ama yakında bileceksiniz

[35] Yoksa onlara kesin bir delil indirdik de o mu onlara ortak kosmalarını soyluyor

[36] Insanlara bir rahmet tattırdıgımız zaman ona sevinirler. Eger kendi isledikleri seyler sebebiyle baslarına bir kotuluk gelirse, bir de bakarsın ki umitsizlige duserler

[37] Onlar, Allah'ın, diledigine rızkı yayıp genislettigini ve kıstıgını gormuyorlar mı? Suphesiz bunda, iman etmekte olan bir kavim icin gercekten ayetler vardır

[38] Akrabaya, yoksula ve yolculara haklarını ver. Bu Allah’ın rızasını isteyenler icin daha hayırlıdır. Iste onlar kurtulusa erenlerdir

[39] Insanların mallarında artıs olsun diye verdiginiz herhangi bir faiz, Allah katında artmaz. Ama Allah'ın yuzunu isteyerek vermekte oldugunuz zekata gelince, iste (bu amel sahipleri, sevaplarını) kat kat arttıranlardır

[40] Allah sizi yaratan sonra size rızık veren sonra sizi olduren sonra da sizi diriltecek olandır. Sizin ortaklarınızdan bu islerden birisini olsun yapabilen var mıdır? O kostukları ortaklardan yuce ve munezzehtir

[41] Insanların ellerinin kazandıklarından dolayı karada ve denizde fesat cıktı. Umulur ki donerler diye, (Allah) yaptıklarının bazılarını boylece onlara tattırmaktadır

[42] De ki: "Yeryuzunde dolasın da daha oncekilerin sonları nasıl olmus bir bakın!" Onların cogu musriklerdi

[43] Allah tarafından (gelecek ve) geri cevirilmesi mumkun olmayan bir gun gelmeden yuzunu o dosdogru dine cevir. O gun onlar boluk boluk ayrılacaklardır

[44] Kim kufre saparsa, artık onun kufru kendi aleyhinedir; kim de salih bir amelde bulunursa, ancak kendileri icin (Cennet'te yer) hazırlarlar

[45] Bu, (Allah'ın) iman edip salih amel isleyenleri kendi lutfundan mukafatlandırması icindir. Suphesiz O, kafirleri sevmez

[46] Ruzgarları mujdeciler olarak gondermesi, size rahmetini tattırması, buyrugu ile gemilerin yurumesi, lutfundan rızık istemeniz, O'nun ayetlerindendir. Belki sukredersiniz

[47] Andolsun ki biz senden once nice rasulleri kavimlerine gonderdik. Onlar da kendilerine acık acık delillerle geldiler. Biz de gunahkarlardan intikam aldık. Muminlere yardım etmek ise zaten uzerimize bir haktır

[48] Allah, ruzgarları gonderendir. Onlar da bulutları harekete gecirir. Allah, onları diledigi gibi, (bazen) yayar ve (bazen) yogunlastırır. Nihayet yagmurun onların arasından cıktıgını gorursun. Onu kullarından dilediklerine ugrattıgı zaman bir de bakarsın sevinirler

[49] Halbuki onlar daha once kendilerine yagmur yagdırılmadan evvel kesin bir umitsizlige kapılmıslardı

[50] Allah’ın rahmetinin eserlerine bak! Yeryuzunu olumunden sonra nasıl diriltiyor. Suphe yok ki O, oluleri de elbette diriltecektir. O, her seye hakkıyla gucu yetendir

[51] Andolsun, eger biz bir ruzgar gondersek, onlar da ardından onu sararmıs gorurlerse bundan sonra onlar muhakkak inkara saparlar

[52] Suphesiz, sen olulere isittiremezsin. Donup gittikleri zaman cagrıyı sagırlara da isittiremezsin

[53] Sen kor olanları sapıklıktan hidayete iletecek de degilsin. Sen ancak ayetlerimize iman edip, teslim olanlara isittirirsin

[54] Allah; sizi gucsuz olarak yaratan, sonra gucsuzlugun ardından bir guc veren, sonra gucun ardından bir gucsuzluk ve yaslılık verendir. O, diledigini yaratır. O; hakkıyla bilendir, hakkıyla kudret sahibidir

[55] Kıyametin kopacagı gun gunahkarlar, bir saatten fazla kalmadıklarına yemin ederler. Onlar (dunyada haktan) iste boyle donduruluyorlardı

[56] Kendilerine ilim ve iman verilmis olanlar ise onlara soyle diyeceklerdir: “Andolsun ki Allah'ın kitabında (yazılı) olana gore siz yeniden dirilis gunune kadar kaldınız. Iste bu yeniden dirilme gunudur. Fakat siz bilmiyordunuz.”

[57] O gun zulmedenlere ozurleri bir yarar saglamaz, onlardan artık (Allah'ı) razı edecek bir sey yapmaları da istenmez

[58] Andolsun, biz bu Kur’an’da insanlara her turlu misali verdik. Andolsun, eger sen onlara bir ayet getirsen, o kafirler elbette; “Siz ancak batıl seyler uyduranlarsınız” derler

[59] Iste bilmeyenlerin kalpleri uzerine Allah boyle muhur vurur

[60] O halde sabret muhakkak ki Allah’ın vaadi haktır. Kesin imana sahip olmayanlar sakın seni hafiflige (ve tedirginlige) suruklemesinler

Lokman

Surah 31

[1] Elif, Lam, Mim

[2] Bunlar hikmetli Kitab'ın ayetleridir

[3] Ihsan sahiplerine bir hidayet ve bir rahmettir

[4] Onlar ki namazı dosdogru kılarlar, zekatı verirler ve onlar ahirete kesin olarak iman edenlerdir

[5] Iste onlar, Rablerinden gelen bir hidayet uzeredirler ve iste onlar kurtulusa erenlerin ta kendileridir

[6] Insanlardan kimisi bilgisizce Allah’ın yolundan saptırmak ve o ayetleri bir eglence edinmek icin bos sozleri satın alırlar. Iste onlar icin asagılayıcı bir azap vardır

[7] Ona ayetlerimiz okundugunda, sanki onları isitmiyormus ve kulaklarında bir agırlık varmıs gibi buyukluk taslayarak sırtını cevirir. Ona, elem dolu bir azabı mujdele

[8] Gercekten iman edip salih ameller isleyenler icin Naim Cennetleri vardır

[9] Onlar oralarda ebedi kalıcıdırlar. Bu Allah’ın hak vaadidir. O, Azizdir, Hakimdir

[10] O, gokleri gorebildiginiz bir direk olmaksızın yarattı. Yeryuzune de, sizi sarsmasın diye sabit daglar yerlestirdi ve orada her turlu canlıyı yaydı. Biz gokyuzunden su indirip, orada her faydalı nebattan cift cift bitirdik

[11] Iste bu Allah'ın yaratmasıdır. Ondan baskasının ne yarattıgını bana gosterin! Hayır! Zalimler, acık bir sapıklık icindedirler

[12] Andolsun, biz Lokman’a “Allah’a sukret!” diye hikmet verdik. Kim sukrederse, ancak kendisi icin sukretmis olur. Kim de nankorluk ederse, bilsin ki Allah her bakımdan zengindir, ovulmeye layıktır

[13] Lokman, ogluna ogut vererek demisti ki: "Yavrucugum! Allah’a sirk kosma! Muhakkak, sirk kosmak cok buyuk bir zulumdur

[14] Biz insana anne ve babasını tavsiye ettik. Anası onu zayıflık ustune zayıflıga duserek tasımıstır. Onun sutten kesilmesi de iki yılda olur. "Bana ve ana babana sukret, donus yalnız banadır

[15] Eger onlar bilmedigin seyi bana ortak kosman icin seni zorlarlarsa; sen sakın onlara itaat etme! Bununla beraber dunyada onlarla iyi gecin ve sen bana donenlerin yoluna uy. Sonra donusunuz yine banadır. Ben de size yaptıklarınızı haber verecegim

[16] (Lokman, ogutlerine soyle devam etti:) “Yavrum! Suphesiz yapılan is, bir hardal tanesi agırlıgında olsa ve bir kayanın icinde yahut goklerde ya da yerin icinde bile olsa, Allah onu cıkarır getirir. Suphesiz Allah Latif'tir/en gizli seyleri bilendir, (her seyden) hakkıyla haberdar olandır.”

[17] “Yavrum! Namazı dosdogru kıl. Iyiligi emret. Kotulukten alıkoy. Basına gelen musibetlere karsı sabırlı ol. Cunku bunlar kesin olarak emredilmis islerdendir.”

[18] Insanlara yuzunu cevirme ve yeryuzunde boburlenerek yurume. Cunku Allah kendini begenip boburlenen hicbir kimseyi sevmez

[19] Yuruyusunde orta bir yol tut, sesini kıs! Cunku seslerin en cirkini eseklerin sesidir

[20] Allah'ın, goklerde ve yerdeki (nice varlık ve imkanları) sizin emrinize verdigini, nimetlerini acık ve gizli olarak size bolca ihsan ettigini gormediniz mi? Yine de insanlar arasında hicbir bilgisi, yol gostericisi ve aydınlatıcı bir kitabı olmadan Allah hakkında tartısıp duranlar vardır

[21] Kendilerine; “Allah’ın indirdigine tabi olun!” denildigi zaman, “Hayır, biz babalarımızı uzerinde buldugumuz seye uyarız.” derler. Seytan, kendilerini Cehennem azabına cagırıyor olsa da mı

[22] Kim, ihsan sahibi olarak yuzunu Allah’a (ihlasla) teslim ederse, saglam bir kulpa yapısmıs olur. Her isin sonu Allah’a varır

[23] Kim de kufre saparsa, artık onun kufre sapması seni uzmesin. Onların donusu bizedir, artık biz de onlara yapmakta olduklarını haber verecegiz. Allah, goguslerin icindekini (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir

[24] Biz onları azıcık faydalandırırız, sonra da onları siddetli bir azaba ugratırız

[25] Andolsun ki, onlara: "Gokleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan muhakkak: "Allah" diyeceklerdir.De ki: "Hamd Allah'adır." Hayır, onların cogu bilmiyorlar

[26] Goklerlerde ve yerde olanlar Allah’ındır. Muhakkak Allah Gani'dir, Hamid'dir

[27] Eger yeryuzundeki agaclar kalem, deniz de murekkep olsa, arkasından yedi deniz daha ona katılsa, Allah’ın sozleri (yazmakla) yine de tukenmez. Muhakkak Allah Azizdir, Hakimdir

[28] Sizin yaratılmanız ve diriltilmeniz ancak bir tek kisi(nin yaratılması ve diriltilmesi) gibidir. Suphesiz Allah; hakkıyla isitendir, hakkıyla gorendir

[29] Gormedin mi ki, Allah geceyi gunduze, gunduzu de geceye katıyor? Gunes'i ve Ay'ı sizin hizmetinize sunmustur. Her biri belli bir sureye (kadar) akıp gider. Allah, yaptıgınız her seyden haberdardır

[30] Bu boyledir. Cunku Allah hakkın ta kendisidir. O'nu bırakıp da taptıkları ise batıldır. Suphesiz Allah; yuksektir/uludur, buyuktur

[31] Size ayetlerinden bir kısmını gostermek icin Allah’ın nimeti ile gemilerin denizde akıp gittigini gormez misin? Iste bunda cok sabreden ve cok sukreden herkes icin muhakkak ayetler vardır

[32] Onları daglar gibi bir dalga kapladıgında dinlerini yalnız Allah’a halis kılarak O'na dua ederler. Allah; onları kurtarıp karaya cıkarınca, onlardan bir kısmı orta yolu tutar. Ayetlerimizi hain ve cokca nankorluk edenden baskası bilerek inkar etmez

[33] Ey insanlar! Rabbinizden sakının. Hicbir babanın cocuguna hicbir yarar saglayamayacagı, hicbir cocugun da babasına hicbir yarar saglayamayacagı gunden korkun! Suphesiz Allah’ın vaadi gercektir. Sakın dunya hayatı sizi aldatmasın. O aldatıcı Seytan da Allah hakkında sizi aldatmasın

[34] Kıyametin ne zaman kopacagı bilgisi suphesiz yalnızca Allah katındadır. O; yagmuru indirir, rahimlerdekini bilir. Hic kimse yarın ne kazanacagını bilemez. Hic kimse nerede olecegini de bilemez. Suphesiz Allah hakkıyla bilendir, (her seyden) hakkıyla haberdar olandır

Secde

Surah 32

[1] Elif, Lam, Mim

[2] Kitabın indirilmesi –ki onda suphe yoktur- alemlerin Rabbindendir

[3] Yoksa; “Onu Muhammed uydurdu mu?" diyorlar. Hayır! O, kendilerine senden once hicbir uyarıcı gelmemis olan bir kavmi uyarman icin, dogru yolu bulsunlar diye Rabbinden gelen haktır

[4] Allah; gokleri ve yeri, ikisi arasındakileri altı gunde yaratmıs, sonra da arsa istiva etmistir. Sizin O’ndan baska bir veliniz de sefaatciniz de yoktur. Hala dusunup ogut almayacak mısınız

[5] Gokten yere kadar butun isleri Allah yurutur. Sonra bu isler, suresi sizin hesabınızla bin yıl olan bir gunde O’na yukselir

[6] Iste O, gaybı da goruneni de bilendir, mutlak guc sahibidir, cok merhametlidir

[7] O ki yarattıgı her seyi guzel yapmıstır. Insanı yaratmaya da camurdan baslamıstır

[8] Sonra onun soyunu bayagı bir sudan olan bir ozden (nutfeden) yarattı

[9] Sonra onu duzenli bir sekle soktu ve ona ruhundan ufledi. Size kulak, gozler ve gonuller verdi. Ne kadar az sukrediyorsunuz

[10] (Kafirler dediler ki:) “Biz toprakta yok olduktan sonra mı, biz mi yeniden yaratılacakmısız?" Hayır! Onlar Rablerine kavusmayı inkar etmektedirler

[11] De ki: “Sizin icin gorevlendirilen olum melegi canınızı alacak, sonra Rabbinize donduruleceksiniz

[12] Gunahkarları Rablerinin huzurunda baslarını egip: “Rabbimiz gorduk, isittik. Artık bizi geri dondur. Salih amel isleyelim. Gercekten biz inandık” diyecekleri vakit bir gorsen

[13] Eger biz dileseydik her nefse elbette hidayetini verirdik, fakat benden sadır olan: “Cehennemi butunu ile cinlerden ve insanlardan elbette dolduracagım” sozu hak olmustur

[14] O halde siz bugununuze kavusmayı unuttugunuz icin tadın. Gercekten biz de sizi unuttuk. .Simdi yaptıklarınıza karsılık ebedi azabı tadın" deriz

[15] Bizim ayetlerimize ancak, kendilerine bu ayetlerle ogut verildigi zaman secdeye kapanan, kibirlenmeksizin Rablerine hamd ederek tespih edenler iman ederler

[16] Yanları yataklarından uzak kalır. Rablerine korkarak ve umit ederek dua ederler. Onlara verdigimiz rızıktan infak da ederler

[17] Hic kimse yapmakta olduklarına karsılık olarak, onlar icin saklanan goz aydınlıklarını bilemez

[18] Hic Mu’min, fasık gibi olur mu? Bunlar asla bir olmazlar

[19] Iman edip salih amel isleyenlere gelince, onlar icin yaptıklarına karsılık konak olarak icinde barınacakları Cennetler vardır

[20] Fasıklık edenlere gelince, onların barınagı atestir. Oradan her cıkmak istediklerinde, oraya dondurulurler ve onlara; “Yalanlamakta oldugunuz ates azabını tadın!” denir

[21] Andolsun ki biz onlara –belki donerler diye- en buyuk azaptan once yakın azaptan mutlaka tattıracagız

[22] Kendisine Rabbinin ayetleri hatırlatıldıktan sonra onlardan yuz cevirenden daha zalim kim olabilir? Suphesiz ki biz, gunahkarlardan intikam alıcıyız

[23] Andolsun biz Musa'ya Kitab'ı vermistik, simdi sen ona kavusmaktan kusku icinde olma. Onu (Tevrat'ı) Israilogullarına yol gosterici kılmıstık

[24] Sabredip ayetlerimize kesin olarak inanmalarından oturu, aralarından, onları buyrugumuzla dogru yola goturen onderler yaptık

[25] Suphesiz Rabbin, kıyamet gunu uzerinde ayrılıga dusmekte oldukları seyler konusunda onlar arasında hukum verecektir

[26] Simdi yurtlarında gezip dolastıkları, kendilerinden onceki nice nesilleri yok etmis olmamız onları dogru yola sevketmez mi? Bunlarda suphesiz ibretler vardır. Dinlemezler mi

[27] Gormediler mi ki, biz yagmuru kupkuru yere gonderip onunla hayvanlarının ve kendilerinin yiyecegi ekinler cıkarırız. Hala gormeyecekler mi

[28] Derler ki: “Bu fetih ne zaman olur, eger dogru soyleyenler iseniz?”

[29] De ki: “Fetih (kıyamet) gunu, kafirlere iman etmeleri fayda vermeyecektir. Onlara goz de actırılmayacaktır.”

[30] Simdi sen onlardan yuz cevir ve bekle. Suphesiz onlar da bekliyorlar

Ahzâb

Surah 33

[1] Ey Nebi! Allah’tan kork, kafirlere ve munafıklara itaat etme. Muhakkak Allah Alimdir, Hakimdir

[2] Rabbinden sana vahyolunana uy. Suphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır

[3] Allah’a tevekkul et. Vekil olarak Allah yeter

[4] Allah, hicbir adamın icine iki kalp yaratmamıstır. Zihar yaptıgınız ("Sen bana anamın sırtı gibisin" diyerek kendinize haram kıldıgınız) eslerinizi analarınız kılmamıstır. Evlat edindiginiz kimseleri de oz ogullarınız kılmamıstır. Bunlar agızlarınızla soylediginiz sozlerinizden ibarettir. Allah hak olanı soyler, dogru yola ileten de odur

[5] Evlatlıkları, babalarına nispet ederek cagırın. Bu, Allah katında daha adaletlidir. Eger onların babalarını bilmiyorsanız, artık onlar sizin din kardesleriniz ve dostlarınızdır. Hata ile yaptıgınız bir iste size hicbir gunah yoktur. Fakat kasten yaptıgınız seylerde size gunah vardır. Allah; cokca bagıslayandır, cokca merhamet edendir

[6] Peygamber, Mu’minlere kendi canlarından daha once gelir. Onun esleri de Mu’minlerin analarıdır. Aralarında akrabalık bagı olanlar, Allah’ın kitabına gore, (miras konusunda) birbirileri icin (diger) Mu’minlerden ve muhacirlerden daha onceliklidirler. Ancak dostlarınıza bir iyilik yapmanız baska. Bu (hukum) kitapta yazılıdır

[7] Hani biz peygamberlerden saglam soz almıstık. Senden, Nuh’tan, Ibrahim, Musa ve Meryemoglu Isa’dan da. Evet biz, onlardan sapasaglam bir soz almıstık

[8] (Allah, bunu) dogru kimseleri dogruluklarından hesaba cekmek icin (yapmıstır.) Kafirlere de elem dolu bir azap hazırlamıstır

[9] Ey iman edenler! Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani (dusman) orduları uzerinize gelmisti de biz onların uzerine bir ruzgar ve goremediginiz ordular gondermistik. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla gormektedir

[10] Hani onlar, size hem ust tarafınızdan, hem alt tarafınızdan gelmislerdi. Hani gozler kaymıs ve yurekler agızlara gelmisti. Allah hakkında bir takım zanlarda bulunuyordunuz

[11] Iste orada Mu’minler denendiler ve siddetli bir sekilde sarsıldılar

[12] O zaman munafıklar ve kalplerinde hastalık bulunanlar: “Allah ve Rasulu bize bir aldatıstan baska bir sey vaat etmemistir” diyorlardı

[13] Hani onlardan bir grup: “Ey Yesrib (Medine) halkı! Sizin burada durma imkanınız yok. Haydi geri donun.” demisti. Onlardan bir baska grup da; “Evlerimiz acık (korumasız)” diyerek Peygamber'den izin istiyorlardı. Oysa evleri acık (korumasız) degildi. Onlar sadece kacmak istiyorlardı

[14] Eger Medine’nin her tarafından uzerilerine gelinse ve kendilerinden fitne (sirk kosup, dinden donmeleri) istenmis olsaydı, onu mutlaka yaparlardı ve pek fazla gecikmezlerdi

[15] Andolsun ki, onlar daha once geri donup kacmayacaklarına dair Allah’a soz vermislerdi. Allah’a verilen soz ise sorulur

[16] De ki: “Eger siz olumden ya da oldurulmekten kacıyorsanız, kacmak size asla fayda vermeyecektir. O takdirde bile (hayatın zevklerinden) pek az yararlandırılırsınız.”

[17] De ki: “Eger Allah size bir kotuluk dilese, sizi Allah’tan koruyacak kimdir? Yahut size bir rahmet dilese, buna engel olacak kimdir?” Onlar kendilerine Allah’tan baska hicbir dost ve hicbir yardımcı bulamazlar

[18] Allah, aranızdan savastan alıkoymaya calısanları ve kardeslerine “Bize gelin.” diyenleri elbette bilir. Bunlar, pek azı haric zora/savasa gelemezler

[19] (Gelseler de) Size karsı cimri ve bencildirler. Korkuya kapılınca, olum baygınlıgı geciren kimse gibi gozleri donmus olarak sana baktıklarını gorursun. Korku gecince keskin dillerini uzatıp sizi incitirler, hayra/ganimete karsı cok cimridirler. Bunlar, iman etmemislerdir. Allah da onların amellerini bosa cıkarmıstır. Bu, Allah icin cok kolaydır

[20] Dusman birliklerinin gitmedigini sanıyorlar. Dusman birlikleri (bir daha) gelecek olsa, isterler ki (colde) Bedeviler'in arasında bulunsunlar da size dair haberleri (gidip gelenlerden) sorsunlar. Icinizde bulunsalardı da pek az savasırlardı

[21] Andolsun Allah’ın Rasulunde; Allah’a ve ahiret gunune kavusmayı uman, Allah’ı cokca zikreden kimseler icin guzel bir ornek vardır

[22] Mu’minler, dusman birliklerini gorunce; “Iste bu, Allah’ın ve Rasulunun bize vadettigi seydir. Allah ve Rasulu dogru soylemistir.” dediler. Bu, onların ancak imanlarını ve teslimiyetlerini artırmıstır

[23] Mu’minlerden oyle adamlar vardır ki, Allah’a verdikleri soze sadık kaldılar. Iclerinden bir kısmı verdikleri sozu yerine getirmistir. (Sehit olmustur.) Bir kısmı da (sehit olmayı) beklemektedir. Verdikleri sozu asla degistirmemislerdir

[24] Bunun boyle olması Allah’ın; dogruları, dogrulukları sebebiyle mukafatlandırması, dilerse munafıklara azap etmesi yahut onların tevbesini kabul etmesi icindir. Suphesiz Allah; cok bagıslayandır, cok merhamet edendir

[25] Allah kafirleri hicbir hayır elde etmeksizin ofkeleri ile geri cevirdi. Allah, savasta Mu’minlere kafi geldi. Allah; kuvvetlidir, mutlak guc sahibidir

[26] Allah, kitap ehlinden olup musriklere yardım edenleri kalelerinden indirdi ve kalplerine buyuk bir korku saldı. Siz onların bir kısmını olduruyor, bir kısmını da esir ediyordunuz

[27] Allah; sizi onların topraklarına, yurtlarına, mallarına ve henuz ayak basmadıgınız topraklara varis kıldı. Allah, her seye hakkıyla gucu yetendir

[28] Ey Peygamber! Eslerine de ki: "Eger, dunya hayatını ve susunu diliyorsanız, gelin size bosanma bedellerinizi vereyim ve sizi guzellikle salıvereyim

[29] Eger Allah’ı, Rasulunu ve ahiret yurdunu istiyorsanız; bilin ki Allah, icinizden iyilik yapanlara buyuk bir mukafat hazırlamıstır

[30] Ey Peygamber’in hanımları! Sizden kim apacık bir hayasızlık islerse, onun icin azap iki kat artırılır. Bu, Allah icin cok kolaydır

[31] Sizden kim, Allah’a ve Rasulune itaat eder ve salih amel islerse; ona mukafatını iki kat veririz. Ona (Cennet'te) bol rızık hazırlamısızdır

[32] Ey Peygamber hanımları! Siz, kadınlardan herhangi biri gibi degilsiniz. Eger takvalı kimseler iseniz, (yabancı erkeklere karsı) cekici bir eda ile konusmayın; sonra kalbinde hastalık bulunan kimse umide kapılır. Siz hep uygun soz soyleyin

[33] Evlerinizde oturun, eski cahiliye adetinde oldugu gibi acılıp sacılmayın. Namazı dosdogru kılın, zekatı verin, Allah'a ve Rasulune itaat edin. Ey ehli beyt (Ev halkı)! Allah sizden, sadece gunahı gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor

[34] Evlerinizde okunan Allah’ın ayetlerini ve hikmeti anın. Suphesiz Allah her seyin inceliklerini bilir (Latiftir), her seyden haberdardır

[35] Suphesiz Musluman erkeklerle Musluman kadınlar, Mu’min erkeklerle Mu’min kadınlar, itaatkar erkeklerle itaatkar kadınlar, sadık olan erkeklerle sadık olan kadınlar, sabreden erkeklerle sabreden kadınlar, Allah’a zilletle boyun egen erkeklerle boyun egen kadınlar, sadaka veren erkeklerle sadaka veren kadınlar, oruc tutan erkeklerle oruc tutan kadınlar, iffetlerini koruyan erkeklerle iffetlerini koruyan kadınlar, Allah’ı cok zikreden erkeklerle cok zikreden kadınlar var ya; iste Allah, onlar icin magfiret ve buyuk bir mukafat hazırlamıstır

[36] Allah ve Rasulu bir is hakkında hukum verdikleri zaman, hicbir Mu’min erkek ve hicbir Mu’min kadına o isi kendi isteklerine gore secme hakkı yoktur. Her kim, Allah'a ve Rasulune karsı gelirse apacık bir sapıklıga dusmus olur

[37] (Rasulum!) Hani, Allah'ın nimet verdigi, senin de kendisine iyilik ettigin kimseye: "Esini yanında tut, Allah'tan sakın/kork!" diyordun. Allah'ın acıga vuracagı seyi, insanlardan cekinerek icinde gizliyordun. Oysa asıl korkmana layık olan Allah'tır. Zeyd, o kadından ilisigini kesince biz onu sana nikahladık ki evlatlıkları, karılarıyla iliskilerini kestiklerinde (o kadınlarla evlenmek isterlerse) Mu'minlere bir gucluk olmasın. Allah'ın emri yerine getirilmistir

[38] Allah'ın, peygambere farz kıldıgı seylerde ona bir gucluk yoktur. Bu, Allah'ın onceden gecmisler hakkındaki sunnetidir. Allah’ın emri, kesinlesmis bir takdirdir/hukumdur

[39] Onlar (peygamberler), Allah'ın gonderdiklerini teblig ederler, O'ndan korkarlar ve O'ndan baska kimseden korkmazlar. Hesap gorucu olarak Allah yeter

[40] Muhammed, sizin adamlarınızdan kimsenin babası degildir fakat o Allah’ın Rasulu ve nebilerin sonuncusudur. Allah, her seyi hakkıyla bilir

[41] Ey iman edenler! Allah’ı cok cok zikredin

[42] O’nu, sabah ve aksam tesbih edin

[43] Sizi karanlıklardan aydınlıga cıkarmak icin uzerinize rahmetini gonderen (ve sizi oven) O'dur. Melekleri ise sizin icin bagıslanma diler. Allah, Mu'minlere karsı cok merhametlidir

[44] Ona kavusacakları gun onlara tahiyyeleri selamdır. Allah onlar icin cok serefli bir ecir hazırlamıstır

[45] Ey peygamber! Gercekten biz seni; bir sahit, bir mujdeci ve bir uyarıcı olarak gonderdik

[46] Allah’ın izniyle kendi yoluna cagıran bir davetci ve aydınlatıcı bir kandil olarak gonderdik

[47] Mu'minlere, kendileri icin Allah’tan buyuk bir lutuf oldugunu mujdele

[48] Kafirlere ve munafıklara itaat etme! Eziyetlerine aldırma ve Allah'a tevekkul et. Vekil olarak Allah yeter

[49] Ey iman edenler! Mu'min kadınları nikahlayıp da, henuz zifafa girmeden once onları bosarsanız, sizin icin uzerlerine sayacagınız bir iddet yoktur. Kendilerine bagısta bulunarak onları guzellikle serbest bırakın

[50] Ey Peygamber! Mehirlerini verdigin hanımlarını, Allah’ın sana ganimet olarak verdigi ve elinin altında bulunan cariyeleri; amcanın, halanın, dayının ve teyzenin seninle beraber hicret eden kızlarını sana helal kıldık. Bir de Peygamber kendisiyle evlenmek istedigi takdirde, kendisini Peygamber'e hibe eden Mu'mine kadını, diger Mu'minlere degil, sırf sana mahsus olmak uzere (helal kıldık). Kuskusuz biz, hanımları ve ellerinin altında bulunan cariyeleri hakkında Muminlere neyi farz kıldıgımızı biliriz. (Bu hususta ne yapmaları gerektigini onlara acıkladık) ki, sana bir zorluk olmasın. Allah; cok bagıslayıcıdır, cok merhametlidir

[51] Ey Peygamber! Onlardan diledigini geriye bırakır, diledigini de yanına alırsın. Bıraktıgın hanımlarından arzu ettigini tekrar yanına almanda, senin uzerine bir gunah yoktur. Onların gozlerinin aydın olması, uzulmemeleri ve kendilerine verdiginle hepsinin hosnut olmaları icin bu daha uygundur. Allah, kalplerinizde olan her seyi bilir. Allah; hakkıyla bilendir, Halim'dir

[52] Bundan sonra artık baska kadınlarla evlenmen, elinin altında bulunan cariyeler haric guzellikleri hosuna gitse bile bunların yerine baska hanımlar alman sana helal degildir. Allah, her seyi gorur gozetir

[53] Ey iman edenler! Nebinin evlerine sizin icin yemege izin verilmeden girmeyin. Yemek vaktini de beklemeye kalkısmayın, fakat davet olundugunuzda girin. Yemek yediniz mi dagılın, soze dalmak icin beklemeyin cunku bu Nebiyi rahatsız etmekte ama o sizden utanmaktadır. Allah ise haktan utanmaz. Hanımlarından ihtiyacınız olan bir sey istediginizde onlardan hicap/perde arkasından isteyin. Bu sizin kalbiniz icin de, onların kalpleri icin de daha temizdir. Sizin Allah’ın Rasulune eziyet vermeniz de, ondan sonra zevcelerini nikahlamanız da ebediyen olacak bir sey degildir. Cunku bu Allah’ın yanında cok buyuk bir istir

[54] Bir seyi acıga vursanız da gizleseniz de suphesiz Allah, her seyi hakkıyla bilendir

[55] Onlara (Peygamber'in hanımlarına) babalarının, ogullarının, kardeslerinin, kardeslerinin ogullarının, kız kardeslerinin ogullarının, kadınlarının (Mu'min kadınların) ve ellerinin altında bulunan cariyelerinin yanında (ortuyu terk etmelerinde) bir gunah yoktur. (Ey Peygamber hanımları!) Allah’tan sakının. Suphesiz Allah, her seye sahittir

[56] Suphesiz Allah ve melekleri Nebi’ye salat ederler. Ey Mu'minler siz de ona salat ve selam edin

[57] Allah ve Peygamber’ine eza verenleri Allah, dunyada ve ahirette lanetlemis ve onlara alcaltıcı bir azap hazırlamıstır

[58] Mu'min erkeklere ve Mu'min kadınlara yapmadıkları bir seyden dolayı eziyet edenler, suphesiz bir iftira ve apacık bir gunah yuklenmislerdir

[59] Ey Nebi zevcelerine, kızlarına ve muminlerin hanımlarına de ki: “Cilbablarını uzerlerine giysinler.” Bu onların tanınıp, incitilmemeleri icin daha uygundur. Allah; cok bagıslayandır, cok merhamet edendir

[60] Munafıklar, kalplerinde hastalık olanlar ve Medine’de bozgunculuk yapıp asılsız haber yayanlar; eger buna son vermezlerse, seni onlara musallat ederiz de sonra cevrende az bir zamandan fazla kalamazlar

[61] Lanete ugramıs kimselerdir. Onlar nerede bulunurlarsa yakalanırlar ve oracıkta oldurulurler

[62] (Bu,) Daha onceden gelip gecenler hakkında Allah'ın sunnetidir. Allah'ın sunnetinde bir degisiklik bulamazsın

[63] Insanlar senden kıyamet vaktini soruyorlar. De ki: "Onun ilmi Allah katındadır. Nereden bileceksin? Belki de kıyamet cok yakındır

[64] Suphesiz ki Allah, kafirlere lanet etmis ve onlar icin alevli bir ates hazırlamıstır

[65] (Onlar) orada ebedi olarak kalacaklar, (kendilerini koruyacak) ne bir dost ne de bir yardımcı bulacaklardır

[66] Yuzleri ateste evrilip cevrildigi gun: "Eyvah bize! Keske Allah'a ve Rasule itaat etseydik!" derler

[67] Rabbimiz! Biz onderlerimize ve buyuklerimize itaat ettik (uyduk), onlar da bizi yoldan saptırdılar." dediler

[68] Rabbimiz! Onlara iki kat azap ver ve onları buyuk bir lanete ugrat.”

[69] Ey iman edenler! Musa’ya eziyet edenler gibi olmayın. Nihayet Allah; onu, onların soylediklerinden temize cıkardı. O, Allah katında itibarlı ve degerli bir kimseydi

[70] Ey iman edenler! Allah’tan sakının ve dogru soz soyleyin

[71] (Boyle davranırsanız Allah) Islerinizi duzeltir ve gunahlarınızı bagıslar. Kim Allah ve Rasulune itaat ederse buyuk bir kurtulusa ermis olur

[72] Biz emaneti goklere, yere ve daglara sunduk. Onu tasımaktan kacındılar, ondan korktular. Onu insan yuklendi. Dogrusu o cok zalim ve cok cahildir

[73] (Allah bu emaneti insana vermek suretiyle) munafık erkeklere ve munafık kadınlara; Allah’a ortak kosan erkeklere ve Allah’a ortak kosan kadınlara azap edecek, Mu’min erkeklerin ve Mu’min kadınların da tevbelerini kabul buyuracaktır. Allah cok bagıslayandır, cok merhamet edendir

Sebe'

Surah 34

[1] Hamd, goklerde ve yerde bulunanların hepsinin sahibi olan Allah’a mahsustur. Ahirette de hamd O’na mahsustur. O, hikmet sahibidir, (her seyden) haberdardır

[2] Allah; yere gireni, yerden cıkanı; gokten ineni ve oraya yukseleni bilir. O; cok merhametlidir, cok bagıslayıcıdır

[3] Kafirler: "Kıyamet bize gelmeyecek." dediler. De ki: "Hayır! Gaybı bilen Rabbim'e yemin olsun, o mutlaka size gelecektir. Goklerde ve yerde zerre miktarı bir sey bile O’ndan gizli degildir. Bundan daha kucuk ve daha buyugu de suphesiz apacık kitaptadır (yazılıdır)

[4] Bu, iman edip salih amel isleyenleri mukafatlandırması icindir. Iste Onlar icin buyuk bir magfiret ve guzel bir rızık vardır

[5] Ayetlerimiz konusunda acze dusurmek icin kosusturanlar ise iste onlar icin de en kotusunden, pek acıklı bir azap vardır

[6] Kendilerine ilim verilenler, Rabbinden sana indirilenin (Kur'an'ın) gercek oldugunu bilir. O'nun, mutlak galip ve ovguye layık olan (Allah'ın) yoluna ilettigini gorurler

[7] Kafir olanlar dediler ki: "Curuyup paramparca oldugunuz vakit yeniden dirileceginizi soyleyerek haber veren kisiyi gosterelim mi

[8] Acaba o, yalan yere Allah'a iftira mı etmistir? Yoksa onda delilik mi var?" (dediler). Hayır! Oyle degil! Ahirete iman etmeyenler azap icinde ve uzak bir sapıklıktadır

[9] Onlar onlerindeki ve arkalarındaki goge ve yeryuzune bakmıyorlar mı? Dilersek onları yere batırır veya gokten uzerlerine parcalar dusururuz. Iste bunda, (Rabbine) ihlasla yonelen her kul icin bir ayet/delil vardır

[10] Davud’a katımızdan bir lutuf verdik. "Ey daglar ve kuslar! Davud’la tespih edin." Onun icin demiri de yumusattık

[11] Genis zırhlar imal et, dokumasını olculu yap. (Ey Davud hanedanı!) Salih ameller isleyin! Kuskusuz ben, yaptıklarınızı hakkıyla gormekteyim." diye (vahyettik)

[12] Suleyman'a da sabah gidisi bir ay, aksam donusu bir ay(lık mesafe) olan ruzgarı (boyun egdirdik). Onun icin erimis bakır madenini sel gibi akıttık. Cinlerden de, Rabbinin izniyle onun emrinde calısanlar vardı. Onlardan kim emrimizden sapacak olsa ona siddetli azaptan tattırırdık

[13] Cinler, Suleyman icin diledigi bicimde kaleler, heykeller, havuz gibi canaklar ve sabit kazanlar yapıyorlardı. Ey Davud ailesi! Sukur icin calısın. Kullarımdan sukredenler pek azdır

[14] Suleyman'ın olumune hukmettigimiz zaman, onun oldugunu ancak degnegini yiyen bir agac kurdu gosterdi. (Sonunda yere) yıkılınca, anlasıldı ki cinler gaybı bilselerdi o kucuk dusurucu azap icinde kalmazlardı

[15] Andolsun, Sebe kavmi icin oturdugu yerlerde buyuk bir ibret vardır. Biri sagda, digeri solda iki bahceleri vardı. (Onlara:) "Rabbinizin rızkından yiyin ve O'na sukredin. Iste guzel bir memleket ve cok bagıslayan bir Rab

[16] Ancak onlar yuz cevirdiler, boylece biz de onlara Arim (her seyi yıkıp supuren azap) selini gonderdik ve onların iki bahcelerini, buruk yemisli, acı ılgınlı ve icinde az sayıda Sedir agacı bulunan iki bahceye donusturduk

[17] Iste nankorluk etmeleri sebebi ile biz onları boyle cezalandırdık. Biz (bu sekilde) ancak nankorleri cezalandırırız

[18] Kendileri (Sebe) ile iclerinde bereketler kıldıgımız memleketler (Sam) arasında (birbirine yakın) gorunebilen memleketler var ettik. Iclerinde yolculugu olculu kıldık/konaklara ayırdık ve; “Oralarda geceleri ve gunduzleri guvenlik icinde gezip dolasın." (dedik)

[19] “Rabbimiz yolculuklarımız arasını uzaklastır” diye dua ettiler ve kendi nefislerine zulmettiler. Biz de onları, ibret kıssaları haline getirdik ve onları busbutun parcaladık. Suphesiz bunda, cok sabreden ve cok sukreden herkes icin ibretler vardır

[20] Andolsun ki Iblis onlar hakkındaki zannını dogru cıkardı. Boylece mu'minlerden bir grup dısında (hepsi) ona uydular

[21] Oysa Seytan'ın onlar uzerinde hicbir hakimiyeti yoktu. Ancak ahirete iman edenleri, onun hakkında suphe icinde bulunanlardan ayırt edelim diye (ona bu fırsatı verdik). Rabbin; her seyi koruyandır, muhafaza edendir

[22] (Ey Muhammed!) De ki: “Allah’ı bırakıp da ilah olduklarını iddia ettiklerinize dua edin. Onlar ne goklerde ne de yerde bir zerre agırlıgınca bir seye sahiptirler. Onların yerde ve gokte hicbir ortaklıkları yoktur. Allah’ın onlardan bir yardımcısı da yoktur

[23] Allah’ın huzurunda, kendisinin izin verdigi kimselerden baskasının sefaati fayda vermez. Nihayet onların yureklerinden korku giderilince: "Rabbiniz ne buyurdu?" derler. Onlar da: "Hak olanı buyurdu." derler. O; yuksektir/yucedir, buyuktur

[24] De ki: "Goklerden ve yerden size rızık veren kimdir?" De ki: "Allah! O halde biz veya siz, ikimizden biri ya dogru yol uzerinde veya acık bir sapıklık icindedir

[25] De ki: "Siz, bizim islemis bulundugumuz suctan sorulacak degilsiniz ve biz de sizin yapmakta olduklarınızdan sorulacak degiliz

[26] De ki: "Rabbimiz hepimizi bir araya toplayacak, sonra aramızda hak ile hukmedecektir. O, hukum veren, (her seyi) hakkıyla bilendir

[27] De ki: O’na ortak kostuklarınızı bana gosterin. Asla gosteremezsiniz. Bilakis yegane galip ve her seyi hikmetle idare eden ancak Allah'tır

[28] Biz, seni butun insanlara ancak mujdeleyici ve uyarıcı olarak gonderdik. Fakat insanların cogu bunu bilmezler

[29] Eger, dogru soyluyorsanız bu vaat/tehdit ne zaman gerceklesecek?" derler

[30] De ki: “Sizin vaat olunan bir gununuz vardır. Ondan ne bir an geri kalırsınız, ne de ileri gecersiniz.”

[31] Kafir olanlar dediler ki: “Biz bu Kur’an’a da, bundan once gelen kitaplara da iman etmeyiz.” Sen o zalimleri Rableri huzurunda durdurulmus, sozu birbirlerine dondururlerken bir gorsen. Gucsuz bırakılan tabiler, buyukluk taslayanlara: “Siz olmasaydınız, biz elbette iman edenler olurduk” derler

[32] Buyukluk taslayanlar da zayıflara: "Size, hidayet geldikten sonra biz mi engel olduk? Hayır, siz zaten gunahkarlar idiniz." derler

[33] Zayıf dusurulenler de buyuklenenlere: "Hayır gece gunduz hileler kuruyor; bize Allah'a kufur etmemizi ve O'na esler kosmamızı emrediyordunuz" derler. Azabı gorduklerinde pismanlıklarını acıga vururlar. Biz de kafirlerin boyunlarına halkalar dolarız. Onlar islediklerinden baska bir seyle mi cezalandırılırlar

[34] Biz hangi ulkeye bir uyarıcı gondermissek mutlaka oranın varlıklı ve sımarık kisileri: "Biz size gonderilmis olan seyi inkar ediyoruz." demislerdir

[35] Yine; “Bizim mallarımız ve cocuklarımız daha coktur. Bize azap edilmeyecektir.” demislerdi

[36] De ki: “Suphesiz Rabbim, rızkı diledigine bol verir ve (diledigine) kısar. Fakat insanların cogu bilmezler.”

[37] Bizim katımızda sizi (bize) yaklastıracak olan ne mallarınız, ne de evlatlarınızdır. Ancak iman edip salih amellerde bulunanlar baska. Iste onlar icin islediklerine karsılık kat kat mukafat vardır. Onlar Cennet kosklerinde guven icindedirler

[38] Ayetlerimiz konusunda acze dusurmek icin kosusturanlara gelince iste onlar da azabın icine getirilirler

[39] De ki: "Rabbim, kullarından diledigine bol rızık verir ve (dilediginden de) kısar. Allah yolunda her ne harcarsanız, Allah onun yerine baskasını verir. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır

[40] O gun onların hepsini biraraya toplar sonra meleklere: "Bunlar size mi tapıyorlardı?" der

[41] Melekler diyecekler ki: “Tenzih ederiz seni! Bizim velimiz onlar degil, sensin. Aksine onlar cinlere ibadet ediyorlardı. Bunların cogu onlara iman ediyorlardı

[42] Bugun birbirinize ne fayda, ne de zarar vermeye gucunuz yeter. Biz zalim olanlara; "Yalanlamakta oldugunuz ates azabını tadın!" deriz

[43] Ayetlerimiz acık acık onlara okundugunda dediler ki: “Bu ancak atalarınızın ibadet ede geldigi seylerden sizi alıkoymak isteyen bir adamdır.” Yine dediler ki: “Bu uydurulmus bir yalandan baska bir sey degildir.” Kafir olanlar hakka kendilerine geldiginde: “Bu ancak apacık bir buyudur” dediler

[44] Halbuki biz onlara okuyacakları kitaplar gondermemistik. Senden once onlara bir uyarıcı da gondermemistik

[45] Bunlardan oncekiler de yalanlamıslardı. Hem bunlar onlara verdigimizin onda birine asla ulasmamıslardır. Fakat yine de peygamberlerini yalanladılar. Ya benim inkarım nasılmıs

[46] De ki: “Ben size ancak bir ogut veriyorum: Yalnızca Allah icin ikiser ikiser, birer birer kalkınız. Sonra bu arkadasınızda bir delilik olmadıgını dusununuz. O ancak siddetli bir azabın oncesinde sizin icin bir korkutucudur.”

[47] De ki: "Ben sizden bir ucret istemiyorum. O, sizin olsun. Benim ecrim ancak her seye sahid olan Allah’a aittir

[48] De ki: "Rabbim; hak olanı (batılın uzerine) bırakır, butun gaybleri tamamıyla bilendir

[49] De ki: "Hak geldi, batıl ne bir sey ortaya cıkarabilir, ne de geri getirebilir

[50] De ki: "Eger yoldan saparsam, kendi aleyhime sapmıs olurum. Eger hidayete erersem, bu ise Rabbimin bana vahyetmesi sebebiyledir. Suphesiz O; hakkıyla isitendir, pek yakındır

[51] (Rasulum!) Korkuya dustukleri zaman, onları bir gorsen! Artık kurtulus yoktur, yakın bir yerden yakalanmıslardır

[52] (Is isten gectikten sonra:) “Ona iman ettik” diyecekler ama uzak yerden (dunya hayatı gelip gectikten sonra) imana ulasıp, kavusmaları ne mumkun

[53] Halbuki daha once onu (hakkı) inkar etmislerdi. Uzak bir yerden gayp hakkında atıp tutuyorlardı

[54] Artık, bundan once benzerlerine yapıldıgı gibi, kendileriyle arzu ettikleri sey arasına perde cekilmistir. Suphesiz onlar (dunyada iken), kendilerini endiseye dusuren bir suphe icindeydiler

Fâtır

Surah 35

[1] Hamd, goklerin ve yerin yaratıcısı ve melekleri ikiser, ucer ve dorder kanatlı elciler yapan Allah’a mahsustur. O, yaratmada diledigini arttırır. Suphesiz, Allah’ın her seye gucu yeter

[2] Allah'ın insanlara actıgı rahmeti tutacak yoktur. O'nun tuttugunu da ondan sonra salacak yoktur. O; mutlak guc sahibidir, hukum ve hikmet sahibidir

[3] Ey insanlar! Allah’ın uzerinizdeki nimetini hatırlayın. Allah’tan baska size gokten ve yerden rızık verecek bir yaratıcı var mı? O’ndan baska (hak) ilah yoktur. Nasıl oluyor da (tevhidden sirke) cevriliyorsunuz

[4] Eger seni yalanlıyorlarsa dogrusu senden once de nice rasuller yalanlanmıstır. Butun isler ancak Allah’a dondurulur

[5] Ey insanlar! Suphe yok ki Allah’ın vaadi haktır. O halde sakın sizi dunya hayatı aldatmasın ve cok aldatıcı da sakın sizi Allah ile aldatmasın

[6] Suphe yok ki Seytan; sizin dusmanınızdır, siz de onu dusman sayın. O, kendi taraftarlarını ancak ates ehlinden olmaya cagırır

[7] Kafirler icin siddetli bir azap vardır. Iman edenler ve salih amellerde bulunanlar icin magfiret ve buyuk bir mukafat vardır

[8] Kotu ameli kendine suslu gosterilen ve boylece onu guzel goren kimse (dogru yolda olanla bir midir)? Suphesiz Allah diledigini sapıklıga dusurur diledigini de dogru yola eristirir. Oyleyse nefsin onlara karsı hasretlere (uzuntulere) kapılmasın. Suphesiz Allah onların yaptıklarını bilmektedir

[9] Ruzgarları gonderip de bulutu harekete geciren Allah’tır. Biz, onu olu bir bolgeye gondeririz de olumunden sonra topraga onunla hayat veririz. Olulerin yeniden dirilmesi de boyle olacaktır

[10] Kim, izzet istiyorsa, bilsin ki izzet tumuyle Allah’ındır. Guzel soz O'na yukselir. Salih amel de onu yukseltir. Kotuluklerle tuzak kuranlar onlar icin cok siddetli bir azap vardır ve bizzat onların tuzagı bosa cıkar

[11] Allah, sizi (once) topraktan sonra nutfe/meniden yaratmıstır. Sonra sizi ciftler kıldı. Onun ilmi dısında hicbir disi ne hamile kalır, ne de dogurur. Bir canlıya omur verilmesi de, onun omrunden azaltılması da mutlaka bir kitaptadır. Suphesiz ki bu Allah’a gore pek kolaydır

[12] Iki deniz birbirine esit olmaz. Bu tatlıdır, susuzlugu keser, icilmesi kolaydır. Su da tuzludur, acıdır. Hepsinden de taze et yersiniz ve giyeceginiz sus esyası cıkarırsınız. Allah'ın lutfuyla rızık aramanız icin gemilerin onu yararak gittigini gorursun. Belki artık sukredersiniz

[13] Geceyi gunduze katar, gunduzu de geceye katar. Gunes'i ve Ay'ı emri altına almıstır. Her biri belirli bir sureye kadar akıp giderler. Iste sizin Rabbiniz Allah’tır. Mulk O’nundur. O’ndan baska dua ettikleriniz, bir cekirdegin zarına bile sahip degillerdir

[14] Onlara dua etseniz bile sizin duanızı duymazlar, duysalar da size cevap veremezler. Kıyamet gunu sizin ortak kosmanızı inkar ederler. (Bu gercegi) sana, her seyden haberi olan (Allah) gibi hic kimse haber veremez

[15] Ey insanlar! Allah'a muhtac olanlar sizlersiniz. Allah zengin ve ovulmeye layık olandır

[16] Allah dilerse sizi yok eder ve yerinize yeni bir halk getirir

[17] Bu Allah’a zor degildir

[18] Hicbir gunahkar baskasının gunahını yuklenmez. Yuku (gunahı) agır gelen kimse onu tasımak icin (baskasını) cagırsa, bu cagırdıgı akrabası da olsa onun yukunden bir sey yuklenmez. Sen ancak, gormeden Rablerinden korkanları ve namazı dosdogru kılanları uyarırsın. Kim gunah kirinden arınırsa, kendisi icin arınmıs olur. Donus ancak Allah'adır

[19] Korle goren bir degildir

[20] Ve karanlık ile aydınlık da bir degildir

[21] Ve golge ile sıcaklık da bir degildir

[22] Dirilerle oluler de bir degildir. Allah diledigine isittirir. Sen kabirlerde olanlara isittiremezsin

[23] Sen sadece bir uyarıcısın

[24] Biz seni hak uzere mujdeleyici ve korkutucu olarak gonderdik. Hic bir ummet yoktur ki icinde bir uyarıcı gecmis olmasın

[25] Eger seni yalanlıyorlarsa onlardan oncekiler de yalanlamıslardı. Rasulleri onlara apacık delillerle, sahifelerle ve nur sacan kitaplarla gelmislerdi

[26] Sonra kafir olanları yakaladım. Simdi onlara inkarım nasılmıs

[27] Allah’ın gokten su indirdigini ve onunla cesitli renklerde urunler cıkardıgımızı gormuyor musun? Daglardan (gecen) beyaz, kırmızı, degisik renklerde ve simsiyah yollar (yaptık)

[28] Insanlardan, hayvanlardan ve davarlardan da yine boyle turlu renkte olanlar var. Kulları icinden ancak alimler, Allah'tan (geregince) korkar. Suphesiz Allah Azizdir, Gafurdur

[29] Allah'ın kitabını okuyanlar, namazı dosdogru kılanlar ve bizim kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda gizli ve acık sarfedenler asla zarar etmeyecek bir ticaret umarlar

[30] Cunku Allah, onların mukafatlarını tam oder ve lutfundan onlara fazlasını da verir. Suphesiz O; cok bagıslayan Sekur'dur. (Karsılıgı bol bol verendir)

[31] Sana vahyettigimiz kitap (Kur’an), kendinden oncekini tasdik eden hak kitaptır. Suphesiz Allah, (kullarından) hakkıyla haberdardır. Onları hakkıyla gorur

[32] Sonra bu kitaba, kullarımızdan sectigimizi mirascı kılarız. Onlardan (insanlardan) kimi kendisine zulmeder, kimi ortadadır, kimi de Allah’ın izniyle hayırlarda one gecmek icin yarısır. Iste buyuk fazilet budur

[33] (Onların mukafatı), icine girecekleri Adn Cennetleri'dir. Orada altın bilezikler ve incilerle suslenirler. Orada giyecekleri elbiseleri de ipektir

[34] Hamdolsun bizden korkuyu gideren Allah’a!" derler. Suphesiz Rabbimiz cok bagıslayıcı Sekur'dur (Karsılıkları bol bol verir)

[35] Cunku lutfu ile bizi kalıcı yurda (Cennet'e) yerlestirdi. Bize orada ne bir yorgunluk ne de bir bıkkınlık dokunur

[36] O kafirlere gelince, onlar icin Cehennem atesi vardır. Orada canları alınmaz ki olsunler. Kendilerinden onun azabı da hafifletilmez. Iste biz, kufurde ileri giden her nankoru boyle cezalandırırız

[37] Onlar orada: "Rabbimiz! Bizi cıkar, (once) yaptıgımızın yerine salih ameller isleyelim!" diye feryad ederler. Size dusunecek kimsenin dusunebilecegi kadar bir omur vermedik mi? Size uyarıcı da gelmedi mi? Simdi tadın (azabı)! Zalimlerin yardımcısı yoktur

[38] Allah, goklerin ve yerin gaybını bilendir. O, kalplerin icinde ne varsa onu da hakkıyla bilendir

[39] O sizi yeryuzunde halifeler yapandır. Artık kim kafir olursa kafir olması kendi aleyhinedir. Kafirlere kafirlikleri Rablerinin nezdinde asırı bir gazaptan baska bir sey arttırmaz. Kafirlere kafirlikleri zarardan baska birsey arttırmaz

[40] De ki: "Allah'ı bırakıp da dua ettiginiz ortaklarınızı gordunuz mu? Gosterin bana! Onlar yerdeki hangi seyi yaratmıslardır? Yoksa onların goklerde mi bir ortaklıkları var? Yoksa onlara bir kitap verildi de, ondan bir delile mi dayanıyorlar?" Hayır! Zalimler birbirlerini aldatmaktan baska bir vaadde bulunmuyorlar

[41] Yok olmaması icin gokleri ve yeri Allah tutar. Goklerin ve yerin sonu gelirse, O’ndan baska onları kimse tutamaz. Allah; Halim'dir, cokca bagıslayandır

[42] Kendilerine bir uyarıcı (peygamber) gelirse, ummetler icinde en dogru yolda olacaklarına, dair butun gucleriyle Allah’a yemin ettiler. Fakat onlara uyarıcı (Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-) gelince; bu, onların haktan uzaklasmalarından baska bir seyi arttırmadı

[43] Cunku onlar yeryuzunde buyukluk taslıyor ve kotu tuzaklar kuruyorlardı. Kotu tuzak ise ancak sahibine dolanır. Onlar ancak oncekilere uygulanan sunneti bekliyorlar. Sen Allah’ın sunnetinde hicbir degisiklik bulamazsın. Allah'ın sunnetinde kesinlikle bir sapma da bulamazsın

[44] Onlar, yeryuzunde gezip de kendilerinden oncekilerin sonunun nasıl oldugunu gormediler mi? Halbuki onlar, bunlardan daha guclu idiler. Allah’ı goklerde ve yerde aciz bırakacak hicbir sey yoktur. O, her seyi hakkıyla bilendir, her seye hakkıyla kadirdir

[45] Eger Allah insanları islediklerinden dolayı hemen yakalayıp cezalandırsaydı onun (yerin) uzerinde bir tek canlı bırakmazdı. Fakat onları belirli bir sureye kadar ertelemektedir. Ecelleri geldiginde artık muhakkak ki Allah kullarını gormektedir

Yâsîn

Surah 36

[1] Ya Sin

[2] Hakim olan Kur'an'a yemin olsun

[3] Suphesiz sen elbette gonderilen rasullerdensin

[4] Dosdogru bir yol uzerinesin

[5] (Bu Kur'an) ustun, guclu ve cok merhametli olan (Allah) tarafından indirilmistir

[6] Ataları uyarılmamıs, bu yuzden kendileri de gaflet icinde kalmıs bir toplumu uyarman icin (bu kitap indirilmistir)

[7] Andolsun, onların cogu uzerine o soz (azap) hak olmustur. Artık onlar iman etmezler

[8] Biz, onların boyunlarına halkalar gecirdik. O halkalar cenelere kadar dayanmaktadır. Bu yuzden basları yukarı kalkıktır

[9] Biz onların onlerine bir set, arkalarına da bir set cektik. Boylelikle onları ortuverdik, artık gormezler

[10] Kafirlere gelince; onları uyarsan da uyarmasan da birdir, iman etmezler

[11] Sen, ancak zikre (Kur'an'a) uyan ve gormeden Rahman'dan korkan kimseyi uyarabilirsin. Iste boylesini bir magfiret ve guzel bir mukafatla mujdele

[12] Muhakkak biz oluleri diriltiriz. Onların ileri gonderdiklerini de, geride bıraktıklarını (izlerini) da yazarız. Biz, her seyi apacık bir kitapta (Levh-i Mahfuz'da) sayıp yazmısızdır

[13] Onlara, su sehir halkını misal getir: Hani onlara elciler gelmisti

[14] Hani onlara iki elci gondermistik de onları yalanlamıslardı. Bir ucuncusu ile onlara destek vermistik. (Onlar:) "Biz, size gonderilen elcileriz." demislerdi

[15] Elcilere dediler ki: Siz de ancak bizim gibi birer insansınız. Rahman, herhangi bir sey indirmedi. Siz sadece yalan soyluyorsunuz

[16] Elciler ise: "Rabbimiz biliyor ki biz, size gonderilen elcileriz." diye karsılık verdiler

[17] Bizim gorevimiz apacık tebligden baska bir sey degildir

[18] Onlar dediler ki: "Dogrusu siz, bize ugursuz geldiniz. Eger bu ise bir son vermezseniz, sizi taslarız ve bizden size acı bir azap dokunur

[19] (Elciler) dediler ki: "Sizin ugursuzlugunuz kendinizdendir. Size ogut verildi diye mi (ugursuzluga ugradınız)? Dogrusu siz cok ileri giden bir topluluksunuz

[20] Derken beldenin obur ucundan bir adam kosarak geldi ve; "Ey kavmim! Bu elcilere uyunuz." dedi

[21] Sizden herhangi bir ucret istemeyen bu kimselere tabi olun. Cunku onlar hidayete ermis kimselerdir

[22] Ben, beni yaratana ne diye ibadet etmeyecekmisim? Ustelik siz yalnız ona donduruleceksiniz

[23] “O’nu bırakıp da baska ilahlar mı edineyim? Eger Rahman; bana bir zarar vermek istese, onların sefaati bana hicbir fayda saglamaz ve beni kurtaramazlar.”

[24] Bu takdirde ben muhakkak apacık bir sapıklık icinde olurum

[25] Suphesiz ben; Rabbinize iman ettim. Beni dinleyin

[26] Ona: "Cennet'e gir!" denildi. O da: "Keske kavmim bilseydi." dedi

[27] Rabbimin beni bagısladıgını ve beni ikrama layık kimselerden kıldıgını

[28] Kendisinden sonra kavmi uzerine (onları cezalandırmak icin) gokten hicbir ordu indirmedik. Indirecek de degildik

[29] (Onları helak eden) Korkunc sesten baska bir sey degildi. Bir anda sonup gittiler

[30] Yazıklar olsun o kullara! Ne zaman kendilerine bir peygamber gelse muhakkak onunla alay ederlerdi

[31] Kendilerinden once nice nesilleri helak ettigimizi gormuyorlar mı? Onların artık kendilerine donmeyeceklerini gormediler mi

[32] Ve hepsi toplanıp huzurumuza cıkarılacaklardır

[33] Olu toprak onlar icin bir delildir. Biz, onu diriltir ve ondan taneler cıkarırız da onlardan yerler

[34] Biz, yeryuzunde nice hurma bahceleri, uzum bagları yarattık ve oralarda bircok pınarlar fıskırttık

[35] Urunlerinden ve yetistirdiklerinden yesinler diye. Hala sukretmiyorlar mı

[36] Yerin bitirdiklerinden, kendi nefislerinden ve daha bilmedikleri seylerden butun ciftleri yaratan (Allah) cok munezzehtir

[37] Gece de kendileri icin bir delildir. Gunduzu ondan sıyırarak cekip alırız. Bir de bakarsın ki karanlık icinde kalmıslardır

[38] Gunes de kendi yorungesinde akıp gitmektedir. Iste bu, Aziz ve Alim olan Allah'ın takdiridir

[39] Ay icin de birtakım menziller (yorungeler) tayin ettik. Nihayet o, egri hurma dalı gibi (hilal) olur da geri doner

[40] Ne Gunes Ay'a yetisebilir, ne de gece gunduzu gecebilir. Her biri bir yorungede yuzmektedir

[41] Onların soylarını dolu gemide tasımamız da onlar icin bir delildir

[42] Ve onlar icin bindikleri daha baska tasıtlar da yarattık

[43] Eger dilersek, onları suda bogarız da kimse de yardımlarına gelemez. Iste o zaman onlar icin bir kurtulus da yoktur

[44] Ancak bizim tarafımızdan bir rahmet ve belli bir zamana kadar dunyadan faydalandırmamız mustesnadır

[45] Onunuzdekinden ve arkanızdakinden (dunya ve ahiret azabından) sakının. Umulur ki, size merhamet olunur denildiginde (yuz cevirirler)

[46] Onlara, ne zaman Rablerinin ayetlerinden bir ayet gelse mutlaka ondan yuz cevirirler

[47] Kendilerine; "Allah’ın size verdigi rızıklardan infak edin!" denildigi zaman kafirler, iman edenlere derler ki; "Allah'ın diledigi takdirde yedirip doyuracagı kisiyi acaba biz mi doyuracagız? Gercekten siz apacık bir sapıklık icindesiniz.”

[48] Eger, dogru soyluyorsanız bu vaat/tehdit ne zaman?" derler

[49] Onlar, birbirleriyle cekisip dururken kendilerini ansızın yakalayacak korkunc bir sesi bekliyorlar

[50] Iste o anda onlar; ne bir vasiyette bulunabilirler, ne de ailelerine donebilirler

[51] Sur'a uflenince, hemen kabirlerinden Rablerine dogru kosarak cıkarlar

[52] Eyvah bize! Mezarımızdan bizi kim kaldırdı? Bu, Rahman'ın vadettigidir. Peygamberler, gercekten dogru soylemistir." derler

[53] Sadece korkunc bir ses olur. Bunun uzerine onların hepsi hemen huzurumuzda hazır bulunurlar

[54] O gunde hicbir kimseye en ufak bir zulum yapılmaz. Siz islediginizin ancak karsılıgını gorursunuz

[55] Dogrusu bugun, cennetlikler eglenceyle mesguldurler

[56] Kendileri ve esleri golgeliklerde, tahtlar uzerine yaslanmıslardır

[57] Orada, onlar icin meyveler vardır. Canlarının istedigi her sey onlarındır

[58] Rahim olan Rabden sozlu bir selam vardır

[59] Ey gunahkarlar! Bugun siz (bir tarafa) ayrılın

[60] Ey Ademogulları! Size, Seytan'a ibadet etmeyin. Cunku o, sizin apacık dusmanınızdır." deyip soz almadım mı

[61] Bana ibadet edin. Dosdogru yol budur, demedim mi

[62] O, sizden cogu toplumları saptırmıstı. Hic mi akıl erdirmiyordunuz

[63] Iste bu, size vadedilen Cehennem'dir

[64] Kufrunuz sebebiyle bugun girin oraya

[65] O gun onların agızlarını muhurleriz. Yaptıklarını bizlere elleri anlatır, ayakları da sahitlik eder

[66] Dileseydik; gozlerini silme kor ederdik de, o zaman dogru yolu bulmaya kosusurlardı. Fakat nasıl gorecekler ki

[67] Eger dilesek; oldukları yerde onların sekillerini degistirirdik de, ne ileriye gitmeye gucleri yeterdi, ne de geri gelmeye

[68] Kime uzun omur verirsek onu yaratılısında tersine dondururuz. Hala akletmiyorlar mı

[69] Ona siir ogretmedik, ona yakısmaz da. Bu, yalnızca bir ogut ve apacık Kur’an’dır

[70] (Kur'an,) Diri olanları uyarıp korkutmak ve kufre sapanların uzerine sozun hak olması icin (indirilmistir)

[71] Kendi elimizle onlar icin yarattıgımız hayvanları gormuyorlar mı? (Bu sayede) Onlar bunlara sahip olmuslardır

[72] O hayvanları, onların emrine verdik. Onlardan kimine biniyorlar, kiminin de etini yiyorlar

[73] O hayvanlarda, insanlar icin daha baska faydalar ve icecekler vardır. Hala sukretmiyorlar mı

[74] Belki yardım gorurler diye Allah'tan baska ilahlar edindiler

[75] Onlar, kendilerine yardımda bulunmaya guc yetiremezler. Aksine kendileri onlar icin hazırlanmıs askerlerdir

[76] Artık onların sozleri seni uzmesin. Biz onların gizlediklerini de acıkladıklarını da elbette biliyoruz

[77] Insan, kendisini bir nutfeden yarattıgımızı gormuyor mu? Derken, o apacık bir dusman kesiliverir

[78] Kendi yaratılısını unutup, bize ornek veriyor: "Bu curumus kemikleri kim diriltebilir?" diyor

[79] De ki: "Onları ilk defa yaratan diriltecek. O, her yaratılmısı hakkıyla bilendir

[80] Yesil agactan sizin icin ates cıkaran O’dur. Iste siz atesi ondan yakıyorsunuz

[81] Gokleri ve yeri yaratan onların bir benzerini yaratmaya guc yetiremez mi? Evet, elbette kadirdir. O hakkıyla yaratıcıdır ve her seyi bilir

[82] Bir seyi diledigi zaman, O'nun emri yalnızca: 'Ol!' demesidir. O da hemen oluverir

[83] Her seyin mulku elinde olan ve sizin de kendisine doneceginiz Allah (noksanlıklardan) munezzehtir

Saffât

Surah 37

[1] Andolsun saf saf dizilenlere

[2] Surup sevk edenlere

[3] Zikri okuyanlara

[4] Sizin ilahınız tek bir ilahtır

[5] O, goklerin, yerin ve bu ikisi arasında bulunanların Rabbidir. O, doguların da Rabbidir

[6] Biz, en yakın gogu yıldızlarla susledik

[7] Ve onu (gogu) kovulmus Seytanlar'dan koruduk

[8] Onlar, artık mele-i a'la'ya (yuce topluluga) kulak veremezler. Her taraftan taslanırlar

[9] Kovularak uzaklastırılmıs (olurlar) ve onlar icin elem dolu bir azap vardır

[10] Ancak bir (soz) calıp kapan olursa onu da parlak bir ates izler

[11] Simdi onlara sor: “Yaratılıs bakımından onlar mı daha zorlu, yoksa bizim yarattıklarımız mı?” Dogrusu biz onları, yapıskan bir camurdan yarattık

[12] Hayır, sen sasırdın kaldın; onlar ise alay edip duruyorlar

[13] Kendilerine ogut verildiginde ogut almazlar

[14] Bir ayet (mucize) gorduklerinde alaya alırlar

[15] Bu, ancak apacık bir buyudur." derler

[16] Oldugumuz, toprak ve kemik haline geldigimiz zaman mı gercekten biz mi diriltilecegiz

[17] “Onceden gelip gecmis atalarımız da mı?”

[18] De ki: “Evet! Hem de siz asagılanmıs kimseler olarak (diriltileceksiniz).”

[19] Cunku o, korkunc bir sesten ibarettir. O zaman etrafa bakıp dururlar

[20] Eyvah bize! Iste bu, hesap gunudur." derler

[21] “Iste bu, yalanlamakta oldugunuz hukum ve ayırım gunudur.” denilir

[22] Zalimleri, onların eslerini ve tapmakta olduklarını toplayın

[23] Allah'tan baska (ibadet etmis olduklarını) Cehennem yoluna iletin

[24] Durdurun onları; cunku onlar sorguya cekileceklerdir

[25] Size ne oldu da birbirinize yardım etmiyorsunuz

[26] Hayır! Onlar, bugun tamamen teslim olmuslardır

[27] Birbirlerine donup sorarlar

[28] Siz, bize sagdan geliyordunuz." derler

[29] Digerleri de derler ki: "Hayır! Siz iman eden kimseler degildiniz

[30] Bizim sizin uzerinizde zorlayıcı bir gucumuz yoktu. Fakat siz, zaten azgın bir toplum idiniz

[31] Artık Rabbimizin hakkımızdaki sozu gerceklesti. Kesinlikle biz onu (azabı) tadacagız

[32] Evet! Sizi saptırdık. Cunku biz de sapkın kimseler idik

[33] Hic suphe yok ki, o gun onlar azapta ortaktırlar

[34] Biz, gunahkarlara iste boyle yaparız

[35] Cunku onlar, kendilerine; "Allah’tan baska (hak) ilah yoktur." denildigi zaman buyuklenirlerdi

[36] Bir mecnun sair icin ilahlarımızı terk mi edecegiz?" derlerdi

[37] Hayır! O, hakkı getirdi ve peygamberleri dogruladı

[38] Kuskusuz siz acı azabı tadacaksınız

[39] Siz ancak islediklerinizin karsılıgı ile cezalandırılırsınız

[40] Ancak, Allah’ın ihlaslı kulları mustesna

[41] Onlar icin bilinen rızıklar vardır

[42] Cesitli meyveler. Onlar ikram edilenlerdir

[43] Onlar, Nimet Cennetleri'ndedir

[44] Tahtlar uzerinde karsılıklı otururlar

[45] Etraflarında pınardan (doldurulmus) kadehler dolastırılır

[46] Bembeyazdır, icenlere lezzet verir

[47] Onda ne bas donmesi vardır, ne de ondan dolayı sarhos olurlar

[48] Yanlarında bakıslarını yalnız kendilerine cevirmis iri gozlu esler vardır

[49] Sanki onlar ortulu yumurtalar gibi bembeyazdır

[50] Birbirlerine donup sorarlar

[51] Iclerinden biri; "Benim bir arkadasım vardı." der

[52] Bana derdi ki: "Sen gercekten tasdik edenlerden misin

[53] Olup toprak ve kemik haline geldigimiz zaman yeniden mi diriltilecegiz

[54] (Cennet'e giren) Ona; "Ne oldugunu goruyor musunuz?" der

[55] Bakar ve onu cehennemin ortasında gorur

[56] Allah’a yemin ederim ki, sen neredeyse beni de helak edecektin!" der

[57] Eger Rabbimin nimeti olmasaydı, simdi ben de (Cehennem'e) getirilenlerden olurdum

[58] Simdi, artık biz olmeyecegiz degil mi

[59] Nasıl, ilk olumumuzden baska olmeyecek miymisiz?Bize azap edilmeyecek miymis

[60] Iste bu, en buyuk kurtulustur

[61] Calısıp amel edenler, boylesi icin calıssınlar

[62] (Nimet olarak) Bu mu daha hayırlı, yoksa zakkum agacı mı

[63] Biz onu zalimler icin bir fitne kıldık

[64] O, Cehennem'in dibinden cıkan bir agactır

[65] Tomurcukları (urunleri) sanki Seytanlar'ın basları gibidir

[66] Iste onlar, bundan yerler ve karınlarını onunla doldururlar

[67] Sonra, onlar icin uzerine kaynar su katılmıs icki vardır

[68] Sonra da onların donusu yine Cehennem'edir

[69] Onlar; babalarını, atalarını sapık kimseler olarak bulmuslardı

[70] Kendileri de onların izlerinden kosturuluyorlardı

[71] Andolsun ki, onlardan once eski milletlerin cogu dalalete dustu

[72] Andolsun ki, onlar arasında uyarıp, korkutanlar gondermistik

[73] Uyarılanların sonlarının nasıl olduguna bir bak

[74] Allah’ın ihlaslı kulları mustesna

[75] Andolsun, Nuh bize seslenmisti de ne guzel icabet etmistik

[76] Onu ve ailesini o buyuk sıkıntıdan kurtarmıstık

[77] Yalnız onun soyunu surekli kıldık

[78] Sonradan gelenler arasında onun icin (guzel bir) nam bıraktık

[79] Alemler icinde Nuh’a selam olsun

[80] Biz, iyilik yapan ihsan sahiplerini iste boyle odullendiririz

[81] Cunku o, Mu’min kullarımızdan idi

[82] Sonra otekilerini suda bogduk

[83] Suphesiz Ibrahim de onun yolunda olanlardan idi

[84] Hani O, Rabbine (sirkten) selamette olan bir kalp ile gelmisti

[85] Hani o, babasına ve kavmine; “Neye ibadet ediyorsunuz?” demisti

[86] Allah’tan baska uydurma ilahlar mı istiyorsunuz

[87] “Alemlerin Rabbi hakkında zannınız nedir?”

[88] Derken yıldızlara bir goz attı

[89] “Ben hastayım.” dedi

[90] Arkalarını donup gittiler

[91] Bunun uzerine gizlice onların ilahlarına varıp; “Yemek yemiyor musunuz?” dedi

[92] Size ne oldu da konusmuyorsunuz

[93] Sonra uzerlerine gelip sag eliyle (kuvvetle) vurdu

[94] Bunun uzerine hemen kosarak kendisine geldiler

[95] Ibrahim onlara: "Ellerinizle yonttugunuz seylere mi ibadet ediyorsunuz?" dedi

[96] Oysa sizi de, yapmakta olduklarınızı da Allah yaratmıstır

[97] Onun icin bir bina yapın, onu alevli atesin icine atın!" dediler

[98] Boylece ona bir tuzak kurmak istediler. Biz de onları en asagılık kimseler kıldık

[99] Dedi ki: "Ben Rabbime gidecegim. O, beni dogru yola iletecektir

[100] Rabbim, bana salihlerden bir evlat bagısla

[101] Biz de ona yumusak huylu bir erkek cocuk mujdeledik

[102] Ne zaman ki o babasının yanı sıra yurumeye baslayınca dedi ki: “Ogulcagızım, gercekten ben ruyamda seni bogazladıgımı goruyorum. Bak, artık sen ne dusunursun?” Dedi ki: “Babacıgım, emrolundugun seyi yap. Insallah beni sabredenlerden bulacaksın.”

[103] Boylece her ikisi de (Allah’ın emrine) boyun egip, Ibrahim de onu (bogazlamak icin) alnı ustu yere yatırdı

[104] Biz ona: “Ey Ibrahim!” diye seslendik

[105] Sen ruyanı gercekten tasdik ettin. Biz, iyileri boyle mukafatlandırırız

[106] Dogrusu bu, apacık bir imtihandı

[107] Biz ona fidye olarak buyuk bir kurbanlık verdik

[108] Sonradan gelenler arasında onun icin (guzel bir) nam bıraktık

[109] Ibrahim’e selam olsun

[110] Biz, iyilik yapan ihsan sahiplerini iste boyle odullendiririz

[111] Cunku o, Mu’min kullarımızdan idi

[112] Biz ona, salihlerden bir peygamber olarak Ishak'ı mujdeledik

[113] Onu ve Ishak’ı mubarek kıldık. Ikisinin soyundan iyi davranan da var, acıkca kendi nefsine zulmetmekte olan da

[114] Andolsun ki, biz Musa'ya ve Harun'a da lutufta bulunduk

[115] Onları ve kavimlerini, o buyuk sıkıntıdan kurtardık

[116] Onlara yardım ettik. Boylece ustun gelenler onlar oldular

[117] O ikisine apacık olan kitabı verdik

[118] Her ikisini de dogru yola ilettik

[119] Sonradan gelenler arasında o ikisi icin (guzel bir) nam bıraktık

[120] Musa ve Harun’a selam olsun

[121] Biz, iyilik yapanları iste boyle odullendiririz

[122] Cunku o ikisi, Mu’min kullarımızdan idi

[123] Muhakkak Ilyas da gonderilmis rasullerdendi

[124] Halkına soyle demisti: “Siz korkup sakınmaz mısınız?”

[125] Yaratıcıların en iyisini bırakıp Ba’l (adlı puta) mi ibadet ediyorsunuz

[126] Sizin Rabbiniz de, gecmis atalarınızın da Rabbi Allah'tır

[127] Onu yalanladılar, bundan dolayı gercekten onlar, (azap icin getirilip) hazır bulundurulacak olanlardır

[128] Allah’ın ihlaslı kulları mustesna

[129] Sonradan gelenler arasında (guzel bir) nam bıraktık

[130] Ilyas’a selam olsun

[131] Biz, iyilik yapanları iste boyle odullendiririz

[132] Cunku o, Mu’min kullarımızdan idi

[133] Suphesiz Lut da gonderilmis rasullerdendir

[134] Hani biz onu ve aile halkını birlikte kurtarmıstık

[135] Ancak bir kocakarı mustesna. O, geride kalanlardan oldu

[136] Sonra digerlerini helak ettik

[137] Siz, sabah vakti onların (diyarından) muhakkak gecip gidiyorsunuz

[138] Ve geceleyin (de onlara ugruyorsunuz). Yine de akıllanmayacak mısınız

[139] Muhakkak Yunus da gonderilmis rasullerdendi

[140] Hani o, kacıp yuklu bir gemiye binmisti

[141] Kura cekmisler ve kaybedenlerden olmustu

[142] Derken onu balık yutmustu, o kınanır bir davranısta bulunmustu

[143] Eger o gercekten tesbih edenlerden olmasaydı

[144] Insanların tekrar diriltilecekleri gune kadar onun karnında kalırdı

[145] Biz de onu, hasta bir halde bos bir alana/sahile attık

[146] Uzerine kabak turunden (golge yapması icin) bir agac bitirdik

[147] Sonra da onu, yuz bin kisiye hatta daha fazlasına gonderdik

[148] Sonunda ona iman ettiler. Biz de onları bir sureye kadar yararlandırdık

[149] Simdi onlara sor: “Kız cocukları Rabbinin, erkek cocukları da kendilerinin midir?”

[150] Yoksa biz melekleri disi olarak yarattık da onlar buna sahit mi oldular

[151] Iyi bilin ki onlar iftiralarından dolayı derler ki

[152] “Allah dogurdu.” (diyorlar) Suphesiz onlar elbette yalancıdırlar

[153] Allah kızları, ogullara tercih mi etmis

[154] Size ne oluyor? Nasıl hukum veriyorsunuz

[155] Dusunup ogut almaz mısınız

[156] Yoksa sizin cok acık bir deliliniz mi var

[157] Eger dogru soyluyorsanız, haydi kitabınızı getirin

[158] Onlar, kendisiyle (Allah ile) cinler arasında bir soy-bagı kurdular. Andolsun ki, melekler de (bunu soyleyenlerin) hesap yerine goturuleceklerini bilirler

[159] Allah; onların yakıstırdıkları seylerden munezzehtir

[160] Allah’ın ihlaslı kulları mustesna

[161] Artık ne siz ne de ibadet ettikleriniz

[162] O'na karsı hic kimseyi fitneye dusuremezsiniz

[163] Ancak Cehennem'e girecek olanlar mustesna

[164] (Melekler der ki:) “Bizden her birimiz icin belli bir makam vardır.”

[165] Muhakkak biz saf saf duranlarız

[166] Ve suphesiz biz tesbih edenleriz

[167] Muhakkak onlar soyle diyorlardı

[168] “Eger yanımızda oncekilerden bir zikir (kitap) bulunmus olsaydı.”

[169] “Gercekten bizler de, Allah'ın muhlis olan kullarından olurduk.”

[170] Fakat ona (iman etmeyip) kafir oldular, ileride (kufurlerinin akıbetini) bilecekler

[171] Andolsun, peygamber olarak gonderilen kullarımız hakkında su sozumuz gecmisti

[172] “Onlara mutlaka yardım edilecektir.”

[173] Ve galip gelecek olanlar, mutlaka bizim ordumuzdur

[174] Oyleyse sen, bir sureye kadar onlardan yuz cevir

[175] (Baslarına gelecegini) gozetle. Nitekim onlar da yakında gorecekler

[176] Yoksa azabımızın cabuk gelmesini mi istiyorlar

[177] Fakat (azap) onların sahasına indigi zaman, uyarılıp korkutulanların sabahı pek de kotu olacak

[178] Bir sureye kadar onlardan yuz cevir

[179] Ve (baslarına gelecegi) gozetle. Nitekim onlar da yakında gorecekler

[180] Ustunluk (izzet) sahibi Rabbin onların nitelemelerinden munezzehtir

[181] Gonderilmis resullere selam olsun

[182] Hamd, alemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur

Sâd

Surah 38

[1] Sad. Ogut dolu Kur’an’a yemin olsun ki

[2] Hayır. O inkar edenler bir buyuklenme ve ayrılık icindedirler

[3] Onlardan once nice nesiller helak ettik, onlar da feryat ettiler. Halbuki kurtulma vakti degildi

[4] Aralarından bir uyarıcının gelmesine sasırdılar. Kafirler dedi ki: "Bu, yalancı bir sihirbazdır

[5] Ilahları tek bir ilah mı yaptı? Bu, hayret edilecek bir seydir

[6] Onların ileri gelenleri: "Yuruyun! Ilahlarınız uzerinde sebat/kararlılık gosterin. Sizden istenen sey budur." diye harekete gectiler

[7] Biz bunu diger dinde de isitmedik. Bu sadece bir uydurmadır

[8] Kur’an, aramızdan ona mı indirilmis? Hayır! Onlar zikrimden suphe ediyorlar. Cunku henuz azabımı tatmadılar

[9] Yoksa, guclu ve cok ihsan sahibi olan Rabbinin rahmet hazineleri onların yanında mıdır

[10] Yoksa goklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların mulku onlara mı ait? Oyle ise sebeplere tutunarak goge yukselsinler

[11] Onlar burada takım takım bozguna ugramıs perisan bir ordudur

[12] Onlardan once Nuh kavmi, Ad (kavmi) ve kazıklar sahibi Firavun da yalanlamıstı

[13] Semud ve Lut’un kavmi de, Eyke halkı da. Iste onlar da birer grup idiler

[14] Onların her biri rasulleri yalanladılar da azabımı hak ettiler

[15] Onlar geri donusu olmayan bir tek cıglıktan baska bir sey beklemiyorlar

[16] Rabbimiz! Hesap gununden once bizim payımızı cabucak ver." derler

[17] Onların soylediklerine sabırlı ol. O kuvvet sahibi kulumuz Davud'u hatırla. O, her zaman Allah'a yonelirdi

[18] Dogrusu biz daglara boyun egdirdik. Aksam ve sabah onlar kendisiyle (Davud ile) birlikte (Allah'ı) tesbih ederlerdi

[19] Toplanmıs kuslarda (onunla birlikte tesbih ettiler) Hepsi de ona yonelip, uydular

[20] Onun hukumranlıgını kuvvetlendirmistik. Ona hikmet ve kesin hukum kabiliyeti vermistik

[21] Sana davacıların haberi geldi mi? Hani onlar duvarı asarak mabede girmislerdi

[22] Davud’un yanına gitmislerdi de, Davud onlardan korkmustu. "Korkma! Biz birbirine hasım iki davacıyız. Aramızda adaletle hukmet, haksızlık etme; bize dogru yolu goster." dediler

[23] Bu benim kardesimdir, onun doksan dokuz koyunu, benim ise tek bir koyunum var. "Onu da bana ver.” Dedi ve tartısmada beni bastırdı

[24] Davud: "Koyununu kendi koyunları arasına katmak istemekle sana haksızlık etmis. Zaten ortakların cogu, birbirlerine zulmeder. Ancak iman eden salih amellerde bulunanlar mustesna. Bunlar da ne kadar azdır!" dedi. Davud, kendisini imtihan ettigimizi anlamıs ve Rabbinden bagıslanma dileyerek secdeye kapanmıs ve O’na yonelmisti

[25] Boylece onu bagısladık. Suphesiz onun bizim katımızda gercekten bir yakınlıgı ve varılacak guzel bir yeri vardır

[26] Ey Davud! Seni yeryuzunde bir halife kıldık. O halde insanlar arasında hak/adaletle hukum ver. Heva ve hevese uyma, yoksa seni Allah’ın yolundan saptırır. Allah’ın yolundan sapanlara ise hesap gununu unutmalarından dolayı siddetli bir azap vardır

[27] Biz gogu, yeri ve ikisi arasındakileri bos yere yaratmadık. Bu, kafirlerin zannıdır. Vay o kafirlerin atesteki haline

[28] Yoksa iman edip salih amellerde bulunanları, yeryuzunde bozgunculuk yapanlar gibi mi tutacagız? Yoksa takva sahiplerini facirler gibi mi tutacagız

[29] (Bu), ayetlerini dusunsunler ve akıl sahipleri ogut alsınlar diye sana indirdigimiz mubarek bir kitaptır

[30] Davud’a Suleyman’ı bagısladık. O, ne guzel bir kuldu. Dogrusu o, daima Allah’a yonelirdi

[31] Hani aksama dogru kendisine, uc ayagının uzerinde durup bir ayagını tırnagının uzerine diken (calımlı ve safkan) atlar sunulmustu

[32] O da soyle demisti: "Hayrı sevmek beni, Rabbimin zikrinden alıkoydu. Nihayet (gunes) perdenin arkasına gizlendi

[33] “Onları bana geri getirin.” (dedi). Sonra da (onların) bacaklarını ve boyunlarını vurmaya basladı

[34] Andolsun biz Suleyman'ı imtihan ettik. Tahtının ustune bir ceset bırakıverdik. Sonra tevbe edip bize yoneldi

[35] Dedi ki: “Rabbim, bana magfiret buyur ve benden sonra hic kimseye nasip olmayacak bir mulk ver. Suphesiz, sen cok ihsan sahibisin

[36] Boylece biz de ruzgarı onun buyruguna verdik. Onun emriyle diledigi tarafa yumusak bir sekilde akıp gidiyordu

[37] Butun bina ustası ve dalgıc Seytanları da (onun emrine verdik)

[38] Bukagılara vurulmus halde birbirlerine yaklastırılmıs olan daha baskalarını da (onun hizmetine verdik)

[39] “Iste bu, bizim hesapsız ihsanımızdır. Artık dilersen (baskalarına) ihsan et, dilersen de (elinde) tut.”

[40] Suphesiz onun bizim katımızda bir yakınlıgı ve varılacak guzel bir yeri vardır

[41] Kulumuz Eyyub’u da an. Hani Rabbine: “Seytan bana bir yorgunluk ve azap verdi." diye seslenmisti

[42] “Ayagını yere vur! Iste yıkanacak ve icilecek soguk bir su (dedik).”

[43] Ona katımızdan bir rahmet ve akıl sahiplerine bir ogut olması uzere ailesini ve onlarla birlikte bir o kadarını daha bahsettik

[44] Eline bir demet sap al da onunla vur, yemini boyle yerine getir." Gercekten Eyyub sabırlı (bir kul) idi. O, ne iyi kuldu daima Allah’a yonelirdi

[45] Guc ve basiret sahibi kullarımız Ibrahim'i, Ishak'ı ve Yakub'u da an

[46] Biz onları, ozellikle ahiret yurdunu dusunen ihlaslı kimseler kıldık

[47] Cunku onlar, katımızda secilmis ve hayırlı kimselerden idiler

[48] Ismail’i, Elyasa’yı ve Zulkifl’i de an. Hepsi de hayırlı kimselerden idiler

[49] Bu bir anmadır. Dogrusu Allah'tan korkanlar icin varılacak guzel bir yer vardır

[50] Kapıları yalnızca kendilerine acılmıs Adn Cennetleri vardır

[51] Orada koltuklarına kurulmuslar, bircok meyve ve icecek isterler

[52] Yanlarında bakıslarını yalnız kendilerine dikmis yasıt esler vardır

[53] Iste hesap gunu icin size vadedilen budur

[54] Suphesiz bu, bizim (ihsan ettigimiz) rızkımızdır, bitip tukenmesi de yok

[55] Bu (takva sahipleri icindi; ama) azgınlar icinse muhakkak varılacak kotu bir yer vardır

[56] Cehennem. Onlar oraya girerler. Orası ne kotu bir yataktır

[57] Iste bu kaynar su ve irindir, artık onu tatsınlar

[58] O turden baska cesit cesit (azap) daha vardır

[59] (Kendi aralarında soyle derler:) “Iste sunlar sizinle beraber (elim atese) girecek olanlardır.” (Zalimler ise der ki:) “Onlar rahat yuzu gormesinler! Onlar (da bizim gibi) atese gireceklerdir.”

[60] (Zalimlere uyanlar ise:) “Hayır, asıl siz rahat yuzu gormeyin. Onu bize siz sundunuz. Ne kotu bir yerdir.” diyeceklerdir

[61] “Rabbimiz! Kim bunu bizim onumuze surduyse, onun atesteki azabını kat kat arttır.” derler

[62] Derler ki: "Ne oluyor da, kendilerini kotulerden saydıgımız adamları goremiyoruz

[63] Biz onlarla alay ederdik. Yoksa gozler mi onlardan kaydı (da goremiyoruz)?”

[64] Iste cehennem halkının birbiriyle olan bu tartısması kesin gercektir

[65] De ki: "Ben sadece bir uyarıcıyım. Tek ve Kahhar olan Allah’tan baska bir (hak) ilah yoktur

[66] goklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir, cok gucludur, cok bagıslayandır

[67] De ki: "Bu (Kur'an), buyuk bir haberdir

[68] Siz ise ondan yuz ceviriyorsunuz

[69] Yuce topluluk (mele-i a'la) aralarında tartısırlarken benim hicbir bilgim yoktu

[70] “Ben, ancak apacık bir uyarıcı oldugum icin bana vahyolunuyor.”

[71] Hani Rabbin meleklere; “Gercekten ben camurdan bir beser yaratacagım.” demisti

[72] Ben seklini verip, ona ruhumdan ufledigim zaman hemen ona secdeye kapanın.”

[73] Meleklerin tumu hep birlikte secdeye kapandılar

[74] Iblis mustesna. Buyukluk tasladı ve kafirlerden oldu

[75] (Allah) Buyurdu ki: "Ey Iblis! Iki elimle yarattıgıma seni secde etmekten alıkoyan nedir? Buyukluk mu tasladın yoksa yucelerden mi oldun

[76] Dedi ki: “Ben ondan daha hayırlıyım. Sen beni atesten yarattın, onu ise camurdan yarattın.”

[77] (Allah) buyurdu ki: "Oyleyse cık oradan. Sen artık kovulmus birisin

[78] “Ve suphesiz ceza gunune kadar benim lanetim senin uzerindedir.”

[79] (Iblis): “Rabbim! Oyle ise onların tekrar diriltilecekleri gune kadar bana muhlet ver!” dedi

[80] (Allah) buyurdu ki: “O halde sen, kendisine muhlet verilenlerdensin

[81] Vakti bilinen bir gune kadar

[82] Senin izzetin adına yemin ederim ki, onların hepsini aldatıp saptıracagım." dedi

[83] Ancak, iclerinde ihlas sahibi kulların mustesna

[84] (Allah) Buyurdu ki: “Iste bu haktır ve ben hakkı soylerim.”

[85] Cehennem'i tamamen senden olanlar ve sana uyanlarla dolduracagım

[86] De ki: "Ben sizden bir ucret istemiyorum. Kendiligimden bir yukumluluk getirenlerden de degilim

[87] O, yalnızca butun alemler icin bir oguttur

[88] Onun haberini bir sure sonra bileceksiniz

Zümer

Surah 39

[1] Bu kitap; Aziz ve Hakim olan Allah tarafından indirilmistir

[2] Suphesiz biz sana kitabı hak olarak indirdik. O halde dini yalnız O'na halis kılarak Allah'a ibadet et

[3] Iyi bilin ki, halis din yalnız Allah’ındır. O’ndan baska veliler edinenler, : “Biz bunlara ancak bizleri Allah’a yaklastırsınlar diye ibadet ediyoruz” (derler.) Suphesiz Allah, ayrılıga dustukleri seyler konusunda aralarında hukum verecektir. Suphesiz Allah, yalancı ve nankor olanları dogru yola iletmez

[4] Eger Allah bir evlat edinmek istese idi, elbette yarattıklarından diledigini secerdi. O bundan munezzehtir, O Allah’tır, birdir, Kahhar'dır

[5] O, gokleri ve yeri hak ile yaratmıstır. Geceyi gunduze dolayıp orter, gunduzu de geceye orter, gunese ve aya da boyun egdirmistir. Hepsi de belli bir sureye kadar akar/gider. Bilin ki O; cok gucludur, cok bagıslayıcıdır

[6] Sizi tek bir nefisten yarattı, sonra da ondan kendi esini var etti ve sizin icin hayvanlardan sekiz cift indirdi. Sizi annelerinizin karınlarından uc karanlık icinde, bir yaratılıstan sonra obur yaratılısa gecirerek yaratmaktadır. Iste Rabbiniz olan Allah budur; mulk de O'nundur. Ondan baska (hak) ilah yoktur. Buna ragmen nereye cevriliyorsunuz

[7] Eger kufrederseniz, suphesiz ki Allah size muhtac degildir. Ama kulları icin kufre razı olmaz. Eger sukrederseniz sizin icin buna razı olur. Hicbir gunahkar baska bir gunahkarın yukunu yuklenmez. Sonra donusunuz ancak Rabbinizedir. O da size yaptıklarınızı haber verir. Cunku O, kalplerde olan her seyi hakkıyla bilendir

[8] Insana bir zarar dokundugu zaman, gonulden Rabbine yonelerek, O'na dua eder. Sonra ona, kendisinden bir nimet verdigi zaman, daha once O'na dua ettigini unutur da O'nun yolundan saptırmak amacıyla Allah'a ortaklar kosar. De ki: "Kufrunle biraz faydalanıp, eglene dur. Kuskusuz sen ates ehlindensin

[9] (Kufre sapan kimse,) Gece saatlerinde kalkıp da secde ederek ve kıyama durarak gonulden itaat (ibadet) eden, ahiretten sakınan ve Rabbinin rahmetini umut eden (kimse gibi) midir? De ki: “Hic bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Ancak akıl sahipleri dusunup ogut alır

[10] De ki: “Ey iman eden kullarım! Rabbinizden korkup sakının. Bu dunyada iyilik etmekte olanlar icin bir iyilik vardır. Allah'ın arzı genistir. Ancak sabredenlere ecirleri hesapsızca odenir.”

[11] De ki: “Ben, dini yalnızca Allah'a halis kılarak O'na ibadet etmekle emrolundum.”

[12] “Ve ben, Muslumanların ilki olmakla da emrolundum.”

[13] De ki: "Eger Rabbime isyan edersem, elbette ben buyuk bir gunun azabından korkarım

[14] De ki: “Ben dinimi yalnızca Allah'a halis kılarak O'na ibadet ederim.”

[15] Siz de, ondan baska dilediginize ibadet edin. De ki: "Husrana ugrayacaklar, kıyamet gunu hem kendilerini hem de ailelerini husrana ugratanlardır. Dikkat edin! Apacık husran iste budur

[16] Onların ustlerinde atesten tabakalar, altlarında da tabakalar vardır. Allah, kullarını iste bununla korkutuyor. Ey kullarım! Benden sakının

[17] Taguta ibadet etmekten kacınıp Allah'a yonelenlere mujde vardır. Kullarımı mujdele

[18] Onlar, sozu dinleyip en guzeline uyarlar. Onlar, Allah’ın kendilerine hidayet ettigi kimselerdir. Onlar, akıl sahibi kimselerdir

[19] Uzerine azap kelimesi hak olmus kimseye (hidayet edemezsin), ateste olanı da sen mi kurtaracaksın

[20] Fakat Rabbine karsı gelmekten sakınanlar icin (cennette) ust uste yapılmıs ve altlarından ırmaklar akan koskler vardır. Allah, gercek bir vaadde bulunmustur. Allah, va’dinden donmez

[21] Allah'ın gokten su indirdigini, onu yerden kaynaklara gecirdigini, sonra onunla degisik renklerde ekinler cıkardıgını gormedin mi? Sonra kurur ve sen onu sararmıs halde gorursun. Sonra onu bir cop haline getirir. Suphesiz bunda akıl sahipleri icin bir ogut vardır

[22] Allah'ın kalbini Islam'a actıgı kimse Rabbinden bir nur uzere degil midir? Allah'ın zikrine karsı kalpleri kaskatı olanların vay hallerine! Iste onlar apacık bir sapıklık icindedirler

[23] Allah, ayetleri birbirine benzeyen ve yer yer tekrar eden kitabı, sozlerin en guzeli olarak indirmistir. Rablerinden korkanların bu kitaptan tuyleri urperir, sonra hem derileri ve hem de kalpleri Allah'ın zikrine ısınıp yumusar. Iste bu kitap Allah'ın hidayetidir. Onunla istedigini dogru yola hidayet eder. Allah kimi de saptırırsa artık ona yol gosteren bulunmaz

[24] Kıyamet gunu azabın en kotusunden yuzunu korumaya calısan kimse(nin durumu) ne olur? Zalimlere: "Kazanmakta olduklarınızı tadın!" denir

[25] Onlardan oncekiler de yalanlamıslardı da hic farkında olmadıkları bir yerden azap onlara geliverdi

[26] Allah, onlara dunya hayatında da rezilligi tattırdı. Ahiret azabı ise cok daha buyuktur. Keske bunu bilselerdi

[27] Andolsun biz, belki ogut alırlar diye bu Kur'an'da insanlara her turlu misali verdik

[28] Sakınıp takvalı olsunlar diye hicbir egriligi bulunmayan Arapca bir Kur'an. (indirdik)

[29] Allah, birbiriyle cekisen bir cok ortaga baglı olan bir adamla, yalnız bir kisiye baglı bir adamı ornek olarak vermistir. Bu ikisinin durumu esit midir? Hamd, Allah’a mahsustur. Fakat onların cogu bilmezler

[30] (Ey Muhammed!) Suphesiz sen oleceksin ve suphesiz onlar da olecekler

[31] Sonra siz kıyamet gunu Rabbinizin huzurunda davalasacaksınız

[32] Allah’a karsı yalan uyduran veya kendisine hak gelince onu yalanlayan kimseden daha zalim kim olabilir? Kafirler icin Cehennem'de barınacak yer mi yok

[33] Dogruyu getiren ve dogrulayanlar (var ya), iste onlar takva sahibi olanlardır

[34] Onlar icin Rableri katında diledikleri her sey vardır. Iste bu ihsan edenlerin mukafatıdır

[35] Cunku Allah onların yaptıklarının en kotulerini ortecek ve kendilerine yapmakta olduklarının en guzeliyle karsılık verecektir

[36] Allah, kuluna yetmez mi? Seni O’ndan (Allah’tan) baskalarıyla korkutmaya calısıyorlar. Allah, kimi saptırırsa artık onun icin bir yol gosterici yoktur

[37] Allah kime de hidayet ederse, artık onu da saptıracak yoktur. Allah Aziz ve intikam sahibi degil midir

[38] Andolsun eger onlara; “Gokleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan, elbette “Allah”, derler. De ki: “Peki soyleyin bakalım? Allah’ı bırakıp da ibadet ettikleriniz var ya; eger Allah bana herhangi bir zarar dokundurmak isterse, onlar Allah’ın dokundurdugu zararı kaldırabilirler mi? Yahut Allah bana bir rahmet dilese, onlar O’nun rahmetini engelleyebilirler mi?” De ki: “Allah bana yeter. Tevekkul edenler ancak O’na tevekkul ederler.”

[39] De ki: "Ey milletim! Durumunuzun gerektirdigini yapın; dogrusu ben de yapacagım. Elbette yakında bileceksiniz

[40] Kime rezil edici bir azabın gelecegini, kalıcı azabın kimin uzerine inecegini ileride bileceksiniz

[41] Suphesiz biz bu kitabı sana, insanlar icin hak olarak indirdik. Artık kim dogru yolu secerse kendi lehinedir. Kim de saparsa ancak kendi aleyhine sapmıs olur. Sen onların uzerinde vekil degilsin

[42] Allah olumleri vaktinde ruhları alır, olmeyeninkini de uykusunda (alır). Hakkında olum hukmunu verdigini alıkor, digerini ise belirli bir sureye kadar salıverir. Muhakkak bunda iyice dusunen bir topluluk icin ayetler vardır

[43] Yoksa Allah’tan baska sefaatciler mi edindiler? De ki: “Hicbir seye gucleri yetmese ve dusunemiyor olsalar da mı?”

[44] “Sefaat, tumuyle Allah’a aittir. Goklerin ve yerin mulku O’nundur. Sonra O’na donduruleceksiniz

[45] Allah, bir tek (ilah) olarak anıldıgında ahirete iman etmeyenlerin kalpleri daralır. Allah’tan baskaları (ilahları) anıldıgında ise hemen sevince kapılırlar

[46] De ki: “Ey goklerin ve yerin yaratıcısı olan, gaybı da gorunen alemi de bilen Allah’ım! Ayrılıga dustukleri seyler konusunda kulların arasında Sen hukmedersin.”

[47] Eger yeryuzunde bulunan her sey tumuyle ve onlarla beraber bir o kadarı da zulmedenlerin olsa, kıyamet gunu kotu azaptan kurtulmak icin elbette onları verirlerdi. Artık hic hesap etmedikleri seyler, Allah tarafından karsılarına cıkmıstır

[48] (Dunyada) kazandıkları seylerin kotulukleri karsılarına cıkmıs, alay etmekte oldukları sey onları kusatmıstır

[49] Insana bir zarar dokundugunda bize yalvarır. Sonra ona tarafımızdan bir nimet verdigimizde; “Bu, bana ancak bilgim sayesinde verilmistir.” der. Hayır! O bir imtihandır. Fakat onların cogu bilmezler

[50] Kendilerinden once gelenler de boyle soylemisti. Fakat kazandıkları kendilerine fayda saglamamıstı

[51] Sonunda da kazandıkları o amellerin kotulukleri kendilerine gelip cattı. Bunlardan zulmedenleri de kazandıklarının kotulukleri yakında gelip bulacaktır ve onlar (Allah'ı) aciz bırakacak degildir

[52] Allah’ın, rızkı diledigine bol verdigini ve (diledigine) kıstıgını bilmezler mi? Bunda iman eden bir toplum icin elbette ibretler vardır

[53] De ki: “Ey nefisleri aleyhine ileri giden kullarım. Allah’ın rahmetinden umit kesmeyin, cunku Allah butun gunahları magfiret eder.” Muhakkak O, cok cok magfiret edendir, rahmet edendir

[54] Azap size gelmeden once Rabbinize yonelin ve O’na teslim olun. Sonra size yardım olunmaz

[55] Farkında olmadan ansızın azap size gelmezden once Rabbinizden size indirilenin en guzeline uyun

[56] Kisinin: Allah'a karsı isledigim kusurlardan ve alay edenlerden oldugum icin bana yazıklar olsun demesinden once

[57] Yahut: "Allah bana hidayet verseydi, ben de Allah'a karsı gelmekten sakınanlardan olurdum." demesinden once

[58] Yahut azabı gordugunde; “Keske benim icin dunyaya bir donus daha olsa da iyilik yapanlardan olsam.” demesinden once

[59] (Allah Teala da, soyle diyecek:) “Hayır, sana ayetlerim gercekten gelmis idi. Sen ise onları yalanlamıs, buyuklenmis ve kafirlerden olmus idin.”

[60] Kıyamet gunu, Allah'a karsı yalan soyleyenleri, yuzleri simsiyah halde gorursun. Buyuklenenler icin cehennemde barınacak yer mi yok

[61] Allah, takva sahiplerini kurtulusa erdirir. Onlara hicbir fenalık dokunmaz. Onlar mahzun da olmazlar

[62] Allah her seyin yaratıcısıdır. O her seye vekildir

[63] Goklerin ve yerin anahtarları O’nundur. Allah’ın ayetlerini inkar edenler var ya, iste onlar ziyana ugrayanların ta kendileridir

[64] De ki: “Ey cahiller! Siz bana Allah’tan baskasına ibadet etmemi mi emrediyorsunuz

[65] Andolsun, sana ve senden onceki peygamberlere soyle vahyedildi: “Eger sirk kosarsan, yaptıkların bosa gider ve elbette husrana ugrayanlardan olursun

[66] Oyleyse, yalnızca Allah’a ibadet et ve sukredenlerden ol

[67] Allah’ı hakkıyla takdir edemediler. Yer tumuyle onun avucundadır, kıyamet gunu gokler de sag elinde durulmus olacaktır. O sirk kostuklarından munezzehtir

[68] Sur'a uflenir, boylece Allah'ın dilediklerinden baska goklerde ve yerde kim varsa hepsi dusup olur. Sonra ona bir daha uflenir, bir de bakarsın onlar kalkmıs bekliyorlar

[69] Yeryuzu, Rabbinin nuruyla aydınlanır. Kitap (amel defterleri) ortaya konur. Peygamberler ve sahitler getirilir ve zulme ugratılmaksızın aralarında adaletle hukum verilir

[70] Herkes ne yaptıysa, karsılıgı tastamam verilir. Allah, onların yaptıklarını en iyi bilendir

[71] Kafirler boluk boluk Cehennem'e surulur. Oraya geldikleri zaman kapıları acılmıs ve oranın bekcileri onlara: “Size aranızdan Rabbinizin ayetlerini uzerinize okuyan ve bugununuze kavusmakla sizi korkutan peygamberler gelmedi mi?” Onlar: “Evet, fakat azap sozu kafirler uzerine hak olmustur” diyecekler

[72] “Haydi! Icinde ebedi kalacagınız Cehennem'in kapılarından girin. Buyukluk taslayanların yeri ne kotudur!” denilir

[73] Rablerine karsı gelmekten sakınanlar ise, boluk boluk Cennet'e sevkedilir. Oraya varıp da kapıları acıldıgında bekcileri onlara; "Selam size! Tertemiz geldiniz. Artık ebedi kalmak uzere girin buraya!" derler

[74] (Onlar da) Derler ki: "Bize verdigi vaadi gerceklestiren ve bizi bu yere mirascı kılan Allah'a hamd olsun. Salih amel isleyenlerin mukafatı ne guzelmis

[75] Melekleri de, Rablerini hamd ile tesbih edip yucelterek Ars’ın etrafını kusatmıs halde gorursun. Artık kulların arasında adaletle hukum verilmis ve; “Hamd alemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.” denilmistir

Ğâfir

Surah 40

[1] Ha, Mim

[2] Bu kitap Aziz ve Alim olan Allah tarafından indirilmistir

[3] O gunahları bagıslayan, tevbeleri kabul eden, azabı cetin ve nimeti pek bol olandır. Ondan baska ilah yoktur, donus yalnız Onadır

[4] Allah’ın ayetleri hakkında ancak kafirler tartısır. O halde onların sehirlerde donup dolasması seni aldatmasın

[5] Onlardan once Nuh’un kavmi ve onlardan sonra gelen topluluklar da yalanlamıstı. Her ummet kendi peygamberini yakalayıp cezalandırmaya azmetmisti. Hakkı yok etmek icin batıl seyler ileri surerek tartısmıslardı. Bu yuzden onları kıskıvrak yakaladım. Iste cezalandırmamın nasıl oldugunu gor

[6] Boylece kafirler hakkında Rabbinin azap sozu “elbette onlar cehennemliklerdir” diye hak olmustur

[7] Su Arsı yuklenenler ve etrafında bulunanlar Rablerini hamd ile tesbih ederler. Ona iman ederler, muminlere de magfiret dilerler. “Rabbimiz rahmetin ve ilmin her seyi kusatmıstır. Tevbe edenlere ve senin yolunu izleyenlere magfiret buyur ve onları cehennem azabından koru

[8] “Ey Rabbimiz! Onları da, onların babalarından, eslerinden ve soylarından iyi olanları da, kendilerine vadettigin Adn Cennetleri'ne koy. Suphesiz sen mutlak guc sahibisin, hukum ve hikmet sahibisin.”

[9] Ve onları kotuluklerden koru. O gun, kimi kotuluklerden korursan ona rahmet etmissindir. Iste bu, buyuk kurtulustur

[10] Suphesiz kafirlere soyle seslenilir: "Allah’ın (size) bugzu, sizin kendinize olan bugzunuzdan daha buyuktur, cunku siz imana cagrılıyordunuz da kufurde direniyordunuz

[11] Onlar da soyle derler: “Ey Rabbimiz! Bizi iki defa oldurdun, iki defa da dirilttin. Gunahlarımızı kabulleniyoruz. Simdi (bu atesten) bir cıkıs yolu var mı

[12] Bu (azap), bir olan Allah'a cagırıldıgınız zaman kufre sapmanız ve O'na sirk kosuldugunda da (sirke) iman etmeniz sebebiyledir. Artık hukum, yuce ve buyuk olan Allah'ındır

[13] O; size ayetlerini gosteren, sizin icin gokten bir rızık indirendir. Ancak O’na yonelen, dusunup ibret alır

[14] O halde kafirlerin hosuna gitmese de, siz dini Allah’a has kılarak O’na ibadet edin

[15] Dereceleri yukselten, Ars'ın sahibi Allah, kavusma gunuyle korkutmak icin kullarından diledigine emriyle vahyi indirir

[16] O gun onlar ortaya cıkarlar. Onlardan hicbir sey Allah'a gizli kalmaz. Bugun mulk (hukumranlık) kimindir? Kahhar olan tek Allah’ındır

[17] Bugun herkese kazandıgının karsılıgı verilir. Bugun haksızlık yoktur. Suphesiz Allah, hesabı carcabuk gorendir

[18] Onları, yaklasmakta olan gune karsı uyarıp korkut; o zaman yurekler gırtlaklara dayanır, yutkunur dururlar. Zalimler icin ne koruyucu bir dost, ne de sozu dinlenir bir sefaatci vardır

[19] Allah, gozlerin hain bakısını ve kalplerin gizledigini bilir

[20] Allah, hak ve adaletle hukmeder. Allah’tan baska taptıkları ise hicbir hukumde bulunamazlar. Suphesiz Allah; hakkıyla isitendir, hakkıyla gorendir

[21] Onlar yeryuzunde dolasıp, kendilerinden oncekilerin akıbetlerinin nasıl olduguna bakmadılar mı? Onlar, kendilerinden daha guclu ve yeryuzundeki eserleri daha ustundu. Boyle iken Allah, gunahları sebebiyle onları yakaladı. Onları Allah’ın azabından koruyacak hic kimse olmadı

[22] Bunun sebebi su idi: Peygamberleri onlara apacık mucizeler getiriyorlardı da onlar inkar ediyorlardı. Bu yuzden Allah da onları yakalayıverdi. Suphesiz O, gucludur, cezası da cok siddetlidir

[23] Musa’yı da ayetlerimizle ve acık bir delil ile gondermistik

[24] Firavun’a, Haman’a ve Karun’a gonderdik. Dediler ki: "O bir sihirbazdır, bir yalancıdır

[25] Boylece o, kendilerine tarafımızdan hakkı getirince; "Onunla beraber iman edenlerin ogullarını oldurun, kadınlarını sag bırakın." dediler. Fakat kafirlerin tuzagı hep bosa cıkmıstır

[26] Firavun dedi ki: "Beni bırakın Musa'yı oldureyim de o Rabbine yalvarsın! Cunku ben onun sizin dininizi degistireceginden yahut yeryuzunde bozgunculuk cıkaracagından korkuyorum

[27] Musa dedi ki: "Ben, hesap gunune inanmayan her kibirliden benim de Rabbim sizin de Rabbiniz olan (Allah)'a sıgındım

[28] Firavun ailesinden, imanını gizlemekte olan Mu’min bir adam soyle dedi: “Rabbim Allah’tır, dedigi icin bir adamı oldurecek misiniz? Halbuki o, size Rabbinizden apacık mucizeler getirdi. Eger yalancı ise yalanı kendi aleyhinedir. Eger dogru soyluyorsa sizi tehdit ettigi seylerin bir kısmı basınıza gelecektir. Suphesiz Allah; asırı giden, yalancılık eden kimseyi dogru yola eristirmez

[29] Ey kavmim! Bugun (bu) yerde hukumranlık sizindir; hakim olanlar sizsiniz. Fakat Allah'ın siddetli azabı bize gelirse ona karsı bize kim yardımcı olur?" Firavun: "Ben size kendi gorusumu soyluyorum ve yine size ancak dogru yolu gosteriyorum." dedi

[30] Iman eden kimse soyle dedi: "Ey halkım! Dogrusu ben uzerinize onceki toplulukların gunu gibi bir gunun gelmesinden korkuyorum

[31] Nuh, Ad, Semud kavminin ve ondan sonraki toplumların durumu gibi. Oysa Allah, kullarına zulmetmek istemez

[32] Ey halkım! Ben sizin icin feryat gununden korkuyorum

[33] O gun arkanızı doner, kacarsınız. Fakat, sizi Allah’tan koruyacak hicbir sey yoktur. Allah kimi saptırırsa, artık onu dogru yola iletecek de yoktur

[34] Andolsun, daha once Yusuf da size apacık deliller getirmisti de, onun size getirdikleri hakkında suphe edip durmustunuz. Daha sonra o olunce de, “Allah, ondan sonra asla peygamber gondermez.” demistiniz. Iste Allah, asırı giden supheci kimseleri boyle saptırır

[35] Bu kimseler, Allah’ın ayetleri hakkında, kendilerine gelen bir delil olmadıgı halde tartısır dururlar. Bu; Allah katında da, iman edenlerin yanında da buyuk bir gazap sebebidir. Allah, buyukluk taslayan her zorbanın kalbini iste boyle muhurler

[36] Firavun dedi ki: "Ey Haman! Benim icin bir kule yap, belki ki o yollara ulasırım

[37] Firavun dedi ki: "Ey Haman! Bana yuksek bir kule yap, belki yollara, goklerin yollarına erisirim de Musa’nın ilahını gorurum. Dogrusu su ki, ben onu yalancı sayıyorum." Firavun'a kotu isleri iste boyle suslu gosterildi ve yoldan saptırıldı. Firavun'un tuzagı husrandan baska bir sey degildir

[38] Iman eden kisi soyle dedi: "Ey halkım! Bana uyun ki, size dogru yolu gostereyim

[39] Ey halkım! Suphesiz bu dunya hayatı gecicidir, ama ahiret, dogrusu iste o, kalınacak yurttur

[40] Kim bir kotuluk islerse sadece onun benzeriyle cezalandırılır. Erkek olsun, kadın olsun kim de mu'min olarak bir salih amel islerse iste onlar cennete girerler; orada hesapsızca rızıklandırılırlar

[41] Ey kavmim! Nedir bu hal? Ben sizi kurtulusa cagırıyorum, siz beni atese cagırıyorsunuz

[42] Siz beni Allah’a kafir olmaya ve Ona bilmedigim seyi ortak kosmaya cagırıyorsunuz. Halbuki ben sizi mutlak galip, cok bagıslayıcı olana davet ediyorum

[43] Elbette beni kendisine davet ettiginiz seylerin dunyada ve ahrette herhangi bir daveti yoktur. Donusumuz muhakkak Allah’adır. Suphesiz, asırı gidenler cehennemliklerin ta kendileridir

[44] Size soylediklerimi hatırlayacaksınız. Ben isimi Allah’a havale ediyorum. Suphesiz Allah, kullarını cok iyi gorendir

[45] Sonunda Allah kurdukları tuzakların kotuluklerinden korudu onu, Firavun hanedanını ise kotu azap kusattı

[46] Onlar sabah aksam o atese sunulurlar. Kıyametin kopacagı gun de: Firavun ailesini azabın en cetinine sokun (denilecek)

[47] Atesin icinde birbirleriyle tartısırlarken zayıf olanlar buyukluk taslayanlara; “Biz size uymus kimselerdik. Simdi su atesin bir kısmını uzerimizden kaldırabilir misiniz?” derler

[48] Buyukluk taslayanlar da soyle derler: "Biz hepimiz bunun icindeyiz. Suphesiz Allah kullar arasında hukum vermistir

[49] Ateste olanlar Cehennem bekcilerine; “Rabbinize yalvarın da (hic degilse) bir gun bizden azabı hafifletsin.” derler

[50] (Cehennem bekcileri) "Rasulleriniz size apacık deliller getirmediler mi?” diyecekler. Onlar da: "Evet" diyecekler. (Bunun uzerine) onlar: "Oyleyse (kendiniz) dua edin." derler. Halbuki kafirlerin duası hep bosunadır

[51] Suphesiz peygamberlerimize ve iman edenlere hem dunya hayatında, hem sahitlerin sahitlik edecekleri gunde yardım ederiz

[52] O gun zalimlere, ozur dilemeleri hicbir fayda saglamaz. Artık lanet de onlarındır. Kotu yurt da onlarındır

[53] Musa’ya hidayet vermis ve Israilogulları'nı kitaba mirascı kılmıstık

[54] O, akıl sahipleri icin bir ogut ve hidayet rehberidir

[55] (Rasulum!) Simdi sen sabret. Cunku Allah’ın vaadi gercektir. Gunahının bagıslanmasını iste. Aksam ve sabah Rabbini hamd ile tesbih et

[56] Kendilerine gelmis acık bir delil olmaksızın Allah'ın ayetleri hakkında mucadele edenler var ya, onların goguslerinde erisemeyecekleri bir buyuklukten baska bir sey yok. Artık sen Allah'a sıgın. Suphesiz O hakkıyla isiten, hakkıyla gorendir

[57] Elbette goklerin ve yerin yaratılması insanların yaratılmasından daha buyuktur. Ancak insanların cogu bilmezler

[58] Kor ile goren, iman edip salih ameller isleyenler ile kotuler de bir degildir. Ne kadar az dusunuyorsunuz

[59] Elbette kıyamet mutlaka gelecektir. Bunda hic suphe yoktur ama insanların cogu iman etmezler

[60] Rabbiniz soyle dedi: "Bana dua edin, size icabet edeyim. Bana ibadet etmekten buyuklenenler, asagılanmıs olarak Cehennem'e gireceklerdir

[61] Allah Odur ki, icinde rahat bulasınız diye geceyi yaratandır. Gunduzu de aydınlık (kılan)dır. Muhakkak Allah insanlara lutufkardır fakat insanların cogu sukretmezler

[62] Iste her seyin yaratıcısı olan Rabbiniz Allah! O’ndan baska hicbir ilah yoktur. Durum bu iken, nasıl oluyor da (haktan) donduruluyorsunuz

[63] Allah’ın ayetlerini bilerek inkar edegelenler iste boyle dondurulur

[64] Allah, sizin icin yeri bir karargah, gogu de bir bina yapan, sizi sekillendiren ve sekillerinizi guzel yapan ve temiz seylerle sizi rızıklandırandır. Alemlerin Rabbi Allah pek yucedir

[65] O, hayat sahibidir. Ondan baska (hak) ilah yoktur. Dini ona halis kılarak, yalnızca O'na dua edin. Hamd, alemlerin Rabbi Allah’a mahsustur

[66] De ki: "Rabbimden bana apacık deliller gelince, Allah’tan baska dua ettiklerinize ibadet etmek bana yasak kılındı ve alemlerin Rabbine teslim olmakla emrolundum

[67] Sizi topraktan, sonra meniden, sonra kan pıhtısından yaratan, sonra sizi analarınızın karnından bebek olarak cıkaran, sonra sizi guclu kuvvetli bir caga eristiren, derken ihtiyarlıga varacak kadar yasatan da O'dur. Kiminiz daha once vefat ettirilir, kiminiz de belirtilmis bir sureye ulasırsınız. Belki artık akledersiniz

[68] O, hem dirilten hem de oldurendir. O; herhangi bir isin olmasını diledigi zaman yalnız ol der, o da oluverir

[69] Allah’ın ayetleri hakkında tartısanları gormedin mi? Nasıl da donduruluyorlar

[70] Kitabı ve rasullerimizle gonderdiklerimizi yalanlayanlar, onlar yakında bileceklerdir

[71] O zaman, boyunlarında demir halkalar ve zincirlerle surulecekler

[72] Kaynar suda, sonra ateste yakılacaklardır

[73] Sonra onlara denilecek ki: "Ortak kostuklarınız hani nerede

[74] “Allah’tan baska” Onlar: “Onumuzden kaybolup gittiler. Hayır, biz zaten onceden hicbir seye ibadet etmiyorduk” diyecekler. Allah kafirleri iste boyle sasırtır

[75] Bu, sizin yeryuzunde haksız yere sımarmanızdan ve boburlenmenizden oturudur

[76] Onlara: “Ebedi kalmak uzere Cehennem kapılarından girin. Buyukluk taslayanların yeri ne kotudur!” (denir)

[77] Su halde sen sabret. Suphesiz Allah'ın vaadi gercektir. Onlara vaadettiklerimizin bir kısmını sana gostersek de senin dunya hayatını sona erdirsek de, sonucta bize dondurulurler

[78] Andolsun biz senden once de rasuller gonderdik. Onlardan kimilerinin kıssalarını sana anlattık, kimilerinin de kıssalarını sana anlatmadık. Allah’ın izni olmadıkca hicbir peygamberin kendiliginden bir ayet getirmesi mumkun olmaz. Allah’ın emri geldiginde hak ile hukmolunur. Iste batılcılar orada husrana ugrayıverirler

[79] Allah; kimine binesiniz, kimini yiyesiniz diye sizin icin hayvanları yaratandır

[80] Sizin icin onlarda birtakım yararlar vardır. Onların uzerlerinde gonullerinizdeki bir ihtiyaca ulasmanız icin (onlara binersiniz). Onların ve gemilerin uzerinde tasınırsınız

[81] Allah size ayetlerini gosteriyor. Simdi, Allah'ın ayetlerinden hangisini inkar edersiniz

[82] Kendilerinden oncekilerin akıbetlerinin nasıl olduguna bakmaları icin yeryuzunde gezip dolasmadılar mı? Onlar bunlardan daha cok, kuvvetce de, yerlerinde eserleri itibari ile de daha guclu ve daha cetin idiler ama kazanageldikleri seyler onlara fayda vermedi

[83] Rasulleri onlara apacık deliller ile geldiginde onlar yanlarındaki ilim dolayısı ile sımardılar ve alay edegeldikleri sey onları kusatıverdi

[84] Onlar bizim azabımızı gorduklerinde: "Yalnız Allah'a iman ettik ve O'na ortak kostugumuz seyleri inkar ettik" dediler

[85] Ama bizim azabımızı gorduklerinde iman etmeleri kendilerine fayda vermedi. Bu Allah’ın kulları hakkında gecerli olagelen sunnetidir ve kafirler iste burada husrana ugradı

Fussilet

Surah 41

[1] Ha, Mim

[2] Bu Kur’an, Rahman ve Rahim olan Allah tarafından indirilmistir

[3] (Bu,) Bilen bir toplum icin ayetleri Arapca okunarak acıklanmıs bir kitaptır

[4] Bu kitap, mujdeleyici ve uyarıcıdır. Fakat onların cogu yuz cevirmistir. Artık dinlemezler

[5] Bizi cagırdıgın seye karsı kalplerimizde ortuler, kulaklarımızda agırlık vardır. Seninle bizim aramızda da bir perde vardır. O halde sen yapacagını yap. Suphesiz biz de yapanlarız." dediler

[6] De ki: "Ben de ancak sizin gibi bir insanım. Bana yalnızca, sizin ilahınızın bir tek ilah oldugu vahyolunuyor. Oyleyse ona (giden dogru yola) yonelin, ondan bagıslanma dileyin. Sirk kosanların vay haline

[7] Onlar ki hem zekatı vermezler, hem de onlar Ahireti inkar edenlerin ta kendileridir

[8] Suphesiz iman edip salih ameller isleyenler icin ise kesintisiz bir mukafat vardır

[9] De ki: "Gercekten siz, yeri iki gunde yaratanı inkar edip, O’na ortaklar mı kosuyorsunuz? O, alemlerin Rabbidir

[10] Orada, ustunden sabit daglar var etti; onu bereketli kıldı ve onda soranlar (rızıklarını arayanlar) icin esit olarak gıdalarını dort gunde takdir etti

[11] Sonra duman halinde bulunan goge yoneldi. Ona ve yere: "Isteyerek ya da istemeyerek gelin!" dedi. Onlar da: "Isteyerek geldik." dediler

[12] Boylece onları yedi gok olarak iki gunde varedip, her bir goge kendi isini bildirdi. Dunya gogunu ise kandillerle/yıldızlarla susledik ve koruduk. Iste bu; Hakim, Aziz olan (Allah'ın) takdiridir

[13] Eger yuz cevirirlerse de ki: "Ben sizi Ad ve Semud'un yıldırımları gibi bir yıldırımla uyarırım

[14] Hani onlara rasulleri onlerinden ve arkalarından gelip: “Allah’tan baskasına ibadet etmeyin” dediklerinde onlar: “Eger Rabbimiz dileseydi elbette melekler indirirdi. Bu sebepten muhakkak biz sizinle gonderilenlere kafir olanlarız” dediler

[15] Ad kavmine gelince, yeryuzunde haksız yere buyukluk tasladılar ve; "Bizden daha kuvvetli kim var?" dediler. Onlar kendilerini yaratan Allah’ın, onlardan daha kuvvetli oldugunu gormediler mi? Onlar bizim ayetlerimizi (mucizelerimizi) inkar ediyorlardı

[16] Biz de onlara, dunya hayatında asagılayıcı azabı tattırmak icin o ugursuz gunlerde uzerlerine dondurucu bir kasırga gonderdik. Ahiret azabı ise daha da asagılayıcıdır. Onlar yardım da gormezler

[17] Semud'a gelince; biz onları dogru yola ilettik. Ama onlar korlugu hidayete tercih ettiler. Bu yuzden onları kazanmakta olduklarına karsılık alcaltıcı azabın yıldırımı carptı

[18] Iman edip sakınanları kurtardık

[19] Allah'ın dusmanlarının toplanıp atese goturuldukleri gun hepsi biraraya getirilirler

[20] Nihayet onlar oraya geldiklerinde kulakları, gozleri, derileri islediklerini bildirerek aleyhlerine sahitlik edecektir

[21] Derilerine: “Nicin aleyhimize sahitlik ettiniz” diyecekler. Onlar da: Her seyi konusturan Allah bizi de konusturdu, diyecekler. Sizi ilk defa yaratan Odur. Iste yalnız Ona donduruluyorsunuz

[22] “Siz (gunahları islerken) kulaklarınızın, gozlerinizin ve derilerinizin aleyhinize sahitlik etmesinden sakınmıyordunuz. Lakin, yaptıklarınızın cogunu Allah’ın bilmedigini sanıyordunuz

[23] Iste Rabbiniz hakkındaki bu zannınız sizi helak etti de, husrana ugrayanlardan oldunuz

[24] Simdi eger dayanabilirlerse, artık Cehennem onların yeridir. Eger Allah’ın rızasını kazandıracak amelleri islemeye izin isteseler, onlara izin verilmez

[25] Biz onlara yakın arkadaslar kıldık. Onlar da onlerinde ve arkalarında olanı kendilerine suslediler. Onlardan once gelen cinlerden ve insanlardan ummetler arasında onlar uzerine soz hak olmustur. Suphesiz onlar zarar edenlerdi

[26] O kafirler: "Bu Kur'an'ı dinlemeyin, okunurken gurultu yapın, belki baskın cıkarsınız." demislerdi

[27] Kafirlere elbette siddetli bir azap tattıracagız. Onları, yaptıklarının en kotusuyle cezalandıracagız

[28] Iste bu, Allah dusmanlarının cezası atestir. Ayetlerimizi inkar etmelerinden dolayı, orada onlara ceza olarak ebedi kalacakları yurt (Cehennem) vardır

[29] Kafirler derler ki: "Rabbimiz! Bizi saptıran cinleri ve insanları bize goster de onları ayaklarımızın altına alalım da en asagılıklardan olsunlar

[30] Muhakkak: “Rabbimiz Allah’tır” deyip sonra dosdogru olanların uzerine melekler: “Korkmayın, uzulmeyin ve size vaat olunan cennetle sevinin” diye inerler

[31] Dunya hayatında da, Ahirette de sizin velileriniz biziz. Orada canlarınız neyi arzu ediyorsa, orada neyi istiyorsanız sizin icin vardır

[32] Cokca bagıslayan, merhamet eden Allah’tan bir ikram olarak

[33] Allah’a davet eden, salih amel isleyen ve: “Suphesiz ki ben Muslumanlardanım” diyen kimseden daha guzel sozlu kim olabilir

[34] Iyilikle kotuluk bir degildir. Kotulugu en guzel sekilde sav. O zaman seninle aranızda dusmanlık bulunan kimse, sanki candan bir dost gibi olur

[35] Buna ancak sabredenler kavusturulur, buna ancak buyuk bir pay sahibi olanlar kavusturulur

[36] Seytan'dan sana bir vesvese gelirse, hemen Allah’a sıgın. Allah her seyi isitendir. Her seyi bilendir

[37] Onun ayetlerinden bir kısmı da gece ile gunduz, gunes ve aydır. Gunese de secde etmeyin, aya da. Eger yalnız Ona ibadet ediyorsanız onları yaratan Allah’a secde edin

[38] Sayet buyuklenmek isterlerse Rabbinin yanında bulunanlar hic usanmadan onu gece ve gunduz tesbih eder dururlar

[39] Onun ayetlerinden biri de yeri kupkuru gormendir. Biz uzerine suyu indirdigimizde sarsılır ve kabarır. Onu dirilten suphesiz ki oluleri de dirilticidir. Cunku O, her seye kadirdir

[40] Ayetlerimiz hakkında dogru yoldan sapanlar muhakkak onlar bize gizli kalmazlar. O halde atese atılacak kimse mi hayırlıdır yoksa kıyamet gununde emin olarak gelen kimse mi? Dilediginizi yapın, cunku o ne yaptıgınızı cok iyi gorendir

[41] Kendilerine kitap geldiginde onu inkar ettiler. Halbuki o, aziz bir kitaptır

[42] Onunden de, arkasından da batıl ona erisemez. O, hukum ve hikmet sahibi, ovulmeye layık olan Allah tarafından indirilmistir

[43] Sana soylenenler, senden onceki rasullere soylenenlerden baska bir sey degildir. Suphesiz Rabbin, hem magfiret sahibidir, hem de elem verici bir azap sahibidir

[44] Eger biz onu baska dilde bir Kur’an yapsaydık onlar mutlaka, “Onun ayetleri genisce acıklanmalı degil miydi? Baska dilde bir kitap ve Arap bir peygamber oyle mi?” derlerdi. De ki: "Bu Kur'an, iman edenler icin bir hidayet ve bir sifadır. Iman etmeyenlerin kulaklarında bir agırlık vardır ve o, onlar icin bir korluktur.” Iste onlar (sanki kendilerine) uzak bir yerden seslenilmekte (de duymuyor gibiler)

[45] Andolsun biz Musa’ya o kitabı verdik de, hakkında ayrılıga dusuldu. Daha once Rabbin tarafından verilmis bir soz olmasaydı, aralarında hukum verilmis olurdu. Onlar, hala bundan sek ve suphe icindedirler

[46] Kim salih amel islerse kendisi icindir. Kim de kotuluk yaparsa kendi aleyhinedir. Rabbin, kullara asla zulmedici degildir

[47] (Kıyamet) Saatinin ilmi sadece Allah’a aittir. Onun bilgisi dısında hicbir meyve tomurcugundan cıkmaz, hicbir disi de ne gebe kalır, ne de dogurur. Allah; onlara: "Nerede ortaklarım?" diye seslendigi gun derler ki: (Ortagın olduguna dair) Bizden hic bir sahidin olmadıgını sana bildiririz

[48] Daha once dua/ibadet ettikleri seyler onlardan kaybolup gitmistir. Bir kacıs yolu olmadıgını anlamıslardır

[49] Insan, iyilik istemekten usanmaz da, kendisine bir kotuluk gelince umutsuzluga duser, karamsar olur

[50] Andolsun ki kendisine dokunan bir darlıktan sonra ona rahmetimizden tattırsak o elbette soyle der: “Bu benimdir. Ben kıyametin kopacagını da sanmıyorum. Eger Rabbime dondurulsem de suphesiz benim icin onun yanında iyilik vardır. Andolsun biz kafir olanlara ne yaptıklarını haber verecegiz ve andolsun onlara cok siddetli azaptan tattıracagızdır.”

[51] Biz insana nimet verdigimizde yuz cevirir, yan cizip uzaklasır. Eger ona kotuluk isabet ederse bu sefer de uzun uzun dua eder

[52] De ki: "Kuran Allah katından gelmis olup da siz de onu inkar etmisseniz, soyleyin bana, derin/uzak bir cıkmazda bulunan kimseden daha sapık kim vardır

[53] Onun hak oldugu iyice belli olana kadar, ayetlerimizi hem ufuklarda hem de kendi iclerinde gosterecegiz. Rabbinin her seye sahit olması yetmez mi

[54] Iyi bilin ki, onlar Rablerine kavusma konusunda suphe icindedirler. Iyi bilin ki, O, her seyi kusatandır

Şûrâ

Surah 42

[1] Ha, Mim

[2] Ayn, Sin, Kaf

[3] Aziz ve Hakim olan Allah, sana ve senden oncekilere iste boyle vahyediyor

[4] Goklerde ve yerde ne varsa O’nundur. O; ustundur/en usttedir, cok Azim'dir

[5] Neredeyse yukarılarından gokler catlayacak! Melekler, Rablerini hamd ederek tesbih ederler. Yeryuzundekiler icin bagıslanma dilerler. Iyi bilin ki Allah; cok bagıslayıcıdır, cok merhametlidir

[6] Allah’tan baska dostlar edinenlere gelince, Allah onları daima gozetlemektedir. Sen onlara vekil degilsin

[7] Boylece biz sana Arapca bir Kur’an vahyettik ki, sehirlerin anası Mekke’de ve cevresinde bulunanları uyarasın. Hakkında asla suphe olmayan toplanma gunuyle onları uyarasın. Bir grup Cennet'te, bir grup ise Cehennem'dedir

[8] Eger Allah dileseydi onları tek bir ummet kılardı. Fakat diledigi kimseyi rahmetine alır. O zalimlerin ise hicbir dost ve hicbir yardımcıları yoktur

[9] Yoksa onlar, O’ndan baska veliler mi edindiler? Oysa Allah, veli O’dur. Oluleri dirilten O’dur. Her seye gucu yeten O’dur

[10] Hakkında anlasmazlıga dustugunuz konuda hukum Allah’a aittir. Iste o Allah, benim Rabbimdir. O’na tevekkul ettim ve O’na yoneldim

[11] Gokleri ve yeri yaratandır. Size kendi nefislerinizden esler ve davarlardan da ciftler yaratmıstır. Sizi de bu sekilde yaratıp cogaltmaktadır. O’nun benzeri hicbir sey yoktur. Her seyi isiten ve goren O’dur

[12] Goklerin ve yerin anahtarları O’nundur. O, diledigine rızkını bol bol verir ve diledigine de daraltır. Cunku O, her seyi bilendir

[13] O “dini dosdogru tutun, onda ayrılıga dusmeyin” diye dinden Nuh’a tavsiye ettigini, sana vahyettigimizi, Ibrahim, Musa ve Isa’ya tavsiye ettigimizi size de seriat yaptı. Senin onları kendisine davet ettigin sey, musriklere buyuk geldi. Allah diledigi kimseyi buna secer ve doneni buna hidayet eder

[14] Onlar kendilerine ilim geldikten sonra, sadece aralarındaki dusmanlık yuzunden ayrılıga dustuler. Eger Rabbinden belirlenmis bir sureye kadar bir soz gecmis olmasaydı, derhal aralarında hukum verilmis olurdu. Onların ardından kitaba mirascı olanlar da elbette ondan bir suphe ve tereddut icindedirler

[15] O halde davet et ve emrolundugun gibi dosdogru ol, onların arzularına uyma ve de ki: “Ben Allah’ın indirdigi butun kitaplara iman ettim. Aranızda adalet yapmakla emrolundum. Allah bizim de Rabbimizdir, sizin de Rabbinizdir. Bizim amellerimiz bizim, sizin amelleriniz de sizindir. Bizimle sizin aranızda artık bir delile gerek yoktur. Allah hepimizi bir arada toplayacaktır ve donus yalnız Onadır.”

[16] (Bu dine) icabet olunduktan sonra, Allah hakkında tartısmaya girenlerin delilleri, Rableri katında bostur. Onlar icin bir gazap, yine onlar icin cetin bir azap vardır

[17] Allah hak ile kitabı ve mizanı indirendir. Ne bilirsin, saat/kıyamet belki de yakındır

[18] Ona iman etmeyenler, onun cabucak gelmesini istiyorlar. Iman edenler ise ondan korkarlar ve onun hak oldugunu bilirler. Bilin ki kıyamet hakkında tartısanlar uzak/derin bir sapıklık icindedirler

[19] Allah, kullarına karsı cok lutufkardır. Diledigini rızıklandırır. Cok kuvvetli ve guclu olan O’dur

[20] Kim ahiret ekinini/sevabını isterse, onun ekinini/sevabını artırırız. Kim dunya ekinini isterse ona da ondan veririz. Onun ahirette bir nasibi/payı yoktur

[21] Yoksa, Allah’ın izin vermedigi bir dini kendilerine bir din kılan ortakları mı var? Eger (azabın ertelenmesine dair) kesin bir hukum olmasaydı, aralarında hemen hukmedilirdi. Gercekten zalimler icin acı bir azap vardır

[22] O baslarına geldigi zaman, kazandıkları yuzunden zalimlerin korku icinde olduklarını gorursun. Iman edip salih amel yapanlar ise Cennet bahcelerindedirler. Onlar icin Rableri katında ne isterlerse vardır. Iste buyuk lutuf budur

[23] Iste bu Allah'ın, iman edip salih ameller isleyen kullarını mujdeledigi seydir. De ki: "Ben buna karsılık sizden akrabalık sevgisinden baska bir ucret istemiyorum." Kim bir iyilik islerse, ona iyiligi artırırız. Gercekten Allah, cokca magfiret edendir, Sekur'dur (karsılıklarını bol bol verir)

[24] Yoksa onlar: "(Senin hakkında) Allah'a karsı yalan uyduruyor mu?” diyorlar. Eger Allah dilerse, kalbini muhurler. Allah batılı yok eder, hakkı sozleriyle gerceklestirir. Cunku O, kalplerde olanı cok iyi bilendir

[25] Kullarından tevbeyi kabul eden, gunahları affeden ve yaptıklarınızı bilen O’dur

[26] Iman eden ve salih amel yapanlara icabet eder ve onlara lutfunu artırır. Kafirlere gelince, onlara siddetli bir azap vardır

[27] Sayet Allah; kullarına rızkı yaymıs olsaydı, elbette yeryuzunde azgınlık ederlerdi. Fakat O, diledigi miktarda indirir. Cunku O, kullarının her seyinden haberdardır, gorendir

[28] (Kulları) umutlarını kestikten sonra yagmur indirip rahmetini yayan O’dur. O'dur gercek veli (ve) hamde layık olan

[29] Goklerin ve yerin yaratılması ve oralarda canlıların yayılması da O’nun ayetlerindendir. Diledigi zaman onları toplamaya kadir olan da O’dur

[30] Size isabet eden her musibet, ellerinizle kazandıklarınız sebebiyledir. (Bununla beraber Allah) Cogunu affeder

[31] Yeryuzunde (O'nu) aciz bırakamazsınız. Sizin Allah’tan baska bir veliniz de, yardımcınız da yoktur

[32] Deniz de daglar gibi gemilerin akıp gitmesi onun ayetlerindendir

[33] Dilerse O, ruzgarı durdurur da onun (denizin) ustunde kalakalırlar. Iste bunda da cok sabreden ve sukreden herkes icin ayetler vardır

[34] Veya isledikleri sebebiyle onları helak eder, bir cogunu da affeder

[35] Ayetlerimiz hakkında mucadele edenler bilsinler ki onların kacıp kurtulacagı bir yer yoktur

[36] Size verilen herhangi bir sey dunya hayatının bir gecimligidir/metaıdır. Allah katında olanlar ise, iman edenler ve yalnızca Rablerine tevekkul edenler icin daha hayırlı ve daha kalıcıdır

[37] Gunahın buyugunden ve fuhsiyattan kacınanlar, ofkelendikleri zaman bagıslarlar

[38] Rablerinin (tevhid davetine) icabet ederler, namazlarını ikame ederler. Onların isleri aralarındaki sura iledir. Kendilerine verdigimiz rızıklardan da infak ederler

[39] Bir haksızlıga ugradıkları zaman, yardımlasırlar

[40] Bir kotulugun cezası, onun benzeri/denk bir kotuluktur. Kim de affeder ve ıslah ederse, onun mukafatı Allah’a aittir. Allah, zalimleri sevmez

[41] Zulme ugradıktan sonra hakkını alan kimse icin, artık onların aleyhine bir yol/sorumluluk yoktur

[42] Ceza yolu ancak insanlara zulmedenler ve yeryuzunde haksız yere taskınlık edenler icindir. Iste onlar icin elem dolu bir azap vardır

[43] Kim de sabreder ve bagıslarsa, iste bu azim gerektiren islerdendir

[44] Allah kimi saptırırsa, artık bundan sonra onun hicbir velisi yoktur. Azabı gordukleri zaman, zalimlerin soyle dedigini goreceksin: "Geri donmeye bir yol var mı

[45] Atese arz olunurlarken onların, zilletten baslarını one egerek goz ucuyla gizli gizli baktıklarını goreceksin. Iman edenler soyle der: "Husrana ugrayanlar, kıyamet gunu hem kendilerini, hem de ailelerini husrana ugratmıslardır." Sunu iyi bilin ki, zalimler kalıcı bir azap icindedirler

[46] Onların, Allah’tan baska kendilerine yardım edecek hicbir velileri yoktur. Allah’ın saptırdıgı kimse icin bir yol yoktur

[47] Allah’tan, geri cevrilmesi imkansız olan bir gun gelmeden once Rabbinizin cagrısına uyun. O gun sizin icin ne sıgınacak bir yer vardır, ne de (gunahlarınızı) inkar edebilirsiniz

[48] Eger yuz cevirirlerse, seni onlar uzerine gozetleyici olarak gondermedik. Sana dusen ancak teblig etmektir. Biz insana kendimizden bir rahmet tattırdıgımız zaman ona sevinir. Eger kendi eliyle isledikleri sebebiyle bir kotuluk dokunursa, insan hemen nankor kesilir

[49] Goklerin ve yerin mulku (hukumranlıgı) Allah’a aittir. Diledigini yaratır, diledigine kız cocukları diledigine erkek cocukları bagıslar

[50] Yahut onları erkekler ve disiler olarak cift kılar. Diledigini de kısır yapar. Suphesiz O, her seyi bilen ve guc yetirendir

[51] Bir insanın, vahiy dısında veya perde arkasından ya da bir elci gonderilmeksizin Allah ile konusması mumkun degildir. Iste bu sekilde O, diledigine kendi izni ile vahyeder. O; cok ustundur, Hakim'dir

[52] Iste bu sekilde sana da emrimizden bir ruhu/Kur'an'ı vahyettik. Sen kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat biz onu kullarımızdan diledigimizi kendisiyle dogru yola eristirdigimiz bir nur kıldık. Suphesiz sen, dosdogru bir yolu gostermektesin

[53] Goklerdeki ve yerdeki her seyin sahibi olan Allah’ın yoluna. Iyi bilin ki, butun isler sonunda Allah’a doner

Zuhruf

Surah 43

[1] Ha, Mim

[2] Apacık kitaba andolsun ki

[3] Biz onu anlayasınız diye Arapca Kur’an kıldık

[4] O, katımızdaki ana kitaptadır/Levh-i Mahfuz'dadır. Pek yuce ve hikmet doludur

[5] Siz azgınlık eden bir toplumsunuz diye simdi o zikri (uyarı dolu Kur'an'ı) bir yana mı bırakalım

[6] Biz, oncekiler arasında nice peygamberler gonderdik

[7] Onlara bir nebi geldikce muhakkak onunla alay ederlerdi

[8] Biz onlardan kuvvet itibarı ile daha cetin olanları helak ettik. Oncekilerin misali daha once gecmistir

[9] Onlara: "Gokleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan: "Onları, Aziz ve Alim olan (Allah) yarattı." derler

[10] O, yeryuzunu size besik yapan ve gideceginiz yere ulasasınız diye sizin icin orada yollar var edendir

[11] O, gokten bir olcuyle su indirendir. Onunla olu bir beldeyi canlandırdık. Siz de iste boyle cıkarılacaksınız

[12] O butun ciftleri yaratmıs ve sizin icin gemilerden ve hayvanlardan bineceginiz seyleri var etmistir

[13] Ta ki onların ustune binerken Rabbinizin nimetini hatırlayasınız ve soyle diyesiniz: "Emrine boyun egdirerek bunları, bizim hizmetimize veren (Allah'ı) tesbih ve takdis ederiz. Yoksa biz bunlara guc yetiremezdik

[14] Ve biz elbette Rabbimize donecegiz

[15] (Boyleyken) kullarından O'na bir kısım (kız cocuk) isnat ettiler. Dogrusu insan apacık bir nankordur

[16] Yoksa (Allah) yarattıklarından kendine kızlar edindi de ogulları size mi secti

[17] Oysa onlardan birine Rahman'a isnat ettigi (kız cocuk) mujdelendigi zaman ici ofkeyle dolarak yuzu simsiyah kesilir

[18] Sus icinde yetistirilip mucadelede acık olmayanı mı (Allah'a yakıstırıyorlar)

[19] Rahman’ın kulları olan melekleri disi saydılar. Onların yaratılıslarına mı sahit oldular? Onların bu sahitlikleri yazılacak ve onlara sorulacaktır

[20] Eger Rahman dilemis olsaydı, biz onlara ibadet etmezdik." dediler. Onların bu hususta bir bilgileri yoktur. Onlar, sadece yalan soylemektedirler

[21] Yoksa daha onceden onlara bir kitap verdik de, onlar o kitaba mı tutunuyorlar

[22] Bilakis soyle dediler: "Biz, atalarımızı bir din uzerinde bulduk ve onların izinde dosdogru gitmekteyiz

[23] Senden once de hangi kasabaya bir uyarıcı gonderdiysek mutlaka oranın sımarık varlıklıları boylece: “Biz atalarımızı bir din uzere bulduk ve muhakkak bizler onların izlerine uyanlarız” demislerdir

[24] “Ya ben size atalarınızı uzerinde buldugunuz dinden daha dogrusunu getirdi isem de mi” dedi. Onlar: "Biz, sizinle gonderilene kafir kimseleriz." dediler

[25] Bunun uzerine biz de onlardan intikam aldık. Bir bak! Yalanlayanların akıbeti nasıl oldu

[26] Hani Ibrahim babasına ve kavmine demisti ki: "Ben sizin ibadet ettiklerinizden beriyim/uzagım

[27] Ancak beni yaratan mustesna. Muhakkak O, bana hidayet edecektir

[28] Bunu, ardından geleceklere devamlı kalıcı bir soz olarak bıraktı ki, insanlar (tevhid dinine) donsunler

[29] Evet! Onları ve atalarını, kendilerine hak/Kur'an ve (her seyi) apacık (acıklayan) bir rasul gelinceye kadar nimetlendirdim

[30] Onlara hak geldigi zaman: "Bu bir sihirdir, biz ona kufreden kimseleriz." dediler

[31] Bu Kur’an, iki sehrin buyuklerinden bir adama indirilmeli degil miydi?" dediler

[32] Rabbinin rahmetini onlar mı taksim ediyor? Dunya hayatında onların gecimliklerini aralarında biz paylastırdık. Birbirlerine is gordurmeleri icin kimini otekine derecelerle ustun kıldık. Rabbinin rahmeti onların (dunyada) topladıklarından daha hayırlıdır

[33] Eger insanlar (kufurde birlesen) tek bir ummet olacak olmasaydı, Rahman'a kufredenlerin evlerinin tavanlarını ve cıkacakları merdivenleri gumusten yapardık

[34] Kapılarını ve arkalarına yaslandıkları koltukları da

[35] Ve (daha nice) cekici susler de (verirdik). Butun bunlar, yalnızca dunya hayatının gecimligidir. Ahiret ise, senin Rabbinin katında takva sahipleri icindir

[36] Kim Rahman'ın zikrinden yuz cevirirse, ona bir Seytan sararız da o Seytan artık onun yakın dostu olur

[37] Suphesiz bu Seytanlar; onları dogru yoldan alıkoyarlar da onlar, kendilerinin dogru yolda olduklarını sanırlar

[38] Nihayet, o bize geldigi zaman: "Keske benimle senin aranda dogu ve batı kadar uzaklık olsaydı. Ne kotu bir dostmussun!" derler

[39] O gun bu (pismanlık) size bir fayda saglamayacaktır. Cunku siz, zulmettiniz. Azapta da artık ortaksınız

[40] Simdi, sagıra sen mi isittireceksin veya kor olan ve apacık sapıklıkta bulunan kimseye sen mi hidayete ileteceksin

[41] Biz, seni alıp gotursek de onlardan yine intikam alacagız

[42] Yahut onları tehdit ettigimiz azabı sana gosteririz, cunku biz onlara guc yetirenleriz

[43] Sen, sana vahyolunana sımsıkı tutun. Cunku sen, dosdogru bir yol uzerindesin

[44] Suphesiz bu Kur’an; sana ve kavmine bir sereftir, ondan sorguya cekileceksiniz

[45] Senden once gonderdigimiz peygamberlerimize sor. Rahman’dan baska ibadet edilecek ilahlar kılmıs mıyız

[46] Musa’yı ayetlerimizle Firavun’a ve kavminin ileri gelenlerine gondermistik: "Suphesiz ben, alemlerin Rabbinin rasuluyum." dedi

[47] Onlara ayetlerle geldigi zaman bunlara gulup gecmislerdi

[48] Onlara gosterdigimiz her ayet, bir evvelkinden daha buyuk idi. Belki donerler diye onları azabımızla yakalamıstık

[49] Bunun uzerine dediler ki: "Ey buyucu! Sana verdigi ahde gore bizim icin Rabbine dua et. Cunku biz artık hidayeti kabul edecegiz

[50] Fakat biz azabı uzerlerinden kaldırınca hemen verdikleri sozu bozdular

[51] Firavun kavmine seslenerek: "Ey kavmim! Mısır’ın ve altımda akan su ırmakların mulku bana ait degil mi? Bunu gormuyor musunuz

[52] Yoksa ben, su hakir ve neredeyse konusamayan adamdan daha iyi degil miyim

[53] Ona altın bilezikler verilmeli veya onunla birlikte yakınında yer alan (yardımcı) melekler gelmeli degil miydi

[54] O kavmini kucumsedi onlar da ona boyun egdiler. Cunku onlar yoldan cıkmıs bir kavimdi

[55] Onlar bizi ofkelendirdikleri zaman, onların hepsini suda bogarak onlardan intikam aldık

[56] Boylece onları sonradan geleceklere (ibret olarak) selef ve ornek kıldık

[57] Meryem oglu bir misal olarak verilince hemen senin kavmin bundan dolayı bagrısıp cagrısmaya koyuldu

[58] Bizim ilahlarımız mı daha iyidir; yoksa o mu?" dediler. Bunu sana sadece tartısmak icin soyluyorlar. Zaten onlar, kavgacı bir toplumdur

[59] O, yalnızca kendisine nimet verdigimiz ve Israilogulları’na ornek kıldıgımız bir kuldur

[60] Eger dileseydik, yeryuzunde sizin yerinize gececek melekler var ederdik

[61] Suphesiz o (Isa), kıyamet icin bir ilimdir/delildir. O halde, kıyametten yana bir supheniz olmasın. Bana uyun. Dosdogru yol budur

[62] Seytan sakın sizi saptırmasın. Cunku o, sizin icin apacık bir dusmandır

[63] Isa, apacık delillerle geldigi zaman soyle demisti: "Ben size hikmeti getirdim ve hakkında ayrılıga dustugunuz seylerden bir kısmını size acıklamak icin geldim. Allah’tan sakının ve bana itaat edin

[64] Suphesiz Allah; benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. O’na ibadet edin! Dogru yol budur

[65] Fırkalar/gruplar, aralarında (Isa hakkında) anlasmazlıga dustuler. O acı gunun azabına ugrayacak zalimlerin vay haline

[66] Onlar, farkında olmadıkları bir anda ansızın kendilerine gelecek kıyametten baska bir sey mi bekliyorlar

[67] O gun, takva sahibi olan kimselerden baska butun dostlar birbirine dusmandır

[68] Ey kullarım, bugun size bir korku yoktur, siz uzulmezsiniz de

[69] Onlar ki, ayetlerimize iman etmisler ve teslim olmuslardır

[70] Siz ve esleriniz agırlanmıs olarak sevinc icinde girin Cennet'e

[71] Etraflarında altın tepsiler ve kadehler dolastırılır. Orada canların cektigi ve gozlerin zevk aldıgı her sey vardır. Siz, orada ebedi kalacak olanlarsınız

[72] Yapmakta olduklarınız dolayısıyla sizin varis oldugunuz Cennet iste budur

[73] Orada sizin icin bir cok meyveler vardır, onlardan yersiniz

[74] Suclular/gunahkarlar ise Cehennem azabında ebedidirler

[75] Onlardan (azap) hafifletilmeyecek ve orada onlar umitlerini kaybetmis kimselerdir

[76] Onlara biz zulmetmedik, fakat onlar kendi kendilerine zulmettiler

[77] Ey Malik! Rabbin isimizi bitirsin." diye haykırırlar. O da: "Siz, kalıcısınız!" der

[78] Size hakkı getirmistik. Fakat cogunuz haktan hoslanmamıstınız

[79] Onlar (size hile kurmakta) isi saglama aldıklarını mı dusunuyorlar? Iste biz de isi saglam tutuyoruz

[80] Yoksa onlar, bizim kendilerinin sırlarını ve gizli konusmalarını isitmedigimizi mi sanıyorlar? Hayır! Elcilerimiz de onların yanında yazıyorlar

[81] De ki: "Eger Rahman’ın bir oglu olsaydı, ona ibadet edenlerin ilki ben olurdum

[82] Goklerin ve yerin Rabbi, arsın Rabbi onların vasıflandırmalarından munezzehtir

[83] Bırak onları, kendilerine vadedilen gune kavusuncaya kadar dalsınlar ve oynaya dursunlar

[84] O gokte de ilah olandır/ibadet olunandır, yerde de ilahtır/ibadet olunandır. O Hakimdir, Alimdir

[85] Goklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin mulku kendisine ait olan ne yucedir. Kıyamet saatinin ilmi O’nun katındadır ve O’na donduruleceksiniz

[86] Allah'ı bırakıp da dua/ibadet ettikleri (ilahlar) sefaat edemezler. Ancak bilerek hakka sahitlik edenler bunun dısındadır

[87] Onlara kendilerini kimin yarattıgını sorsan, elbette “Allah” derler. Buna ragmen (haktan) nasıl ceviriliyorlar

[88] (Rasulullah'ın:) "Ya Rabbi! Bunlar, iman etmeyen bir kavimdir." demesini de (Allah biliyor)

[89] Simdilik sen onlara aldırma/yuz cevir ve selam de. Yakında bilecekler

Duhân

Surah 44

[1] Ha, Mim

[2] Apacık kitaba andolsun ki

[3] Biz onu, mubarek bir gecede indirdik. Biz, uyaranlarız

[4] O gecede hikmetli her bir is tarafımızdan bir emir ile ayrılır

[5] Tarafımızdan bir emir olarak. Dogrusu biz, (rasuller) gonderenleriz

[6] Rabbinden bir rahmet olarak. Suphesiz O; her seyi isitendir, bilendir

[7] Goklerin, yerin ve arasındakilerin Rabbidir. Eger gercekten bilenler iseniz

[8] O’ndan baska (hak) ilah yoktur. Diriltir ve oldurur. Sizin de Rabbiniz, sizden onceki atalarınızın da Rabbidir

[9] Fakat, onlar suphe icinde oynayıp eglenirler

[10] Gogun apacık bir duman getirecegi gunu gozle

[11] O insanları burur. Bu, acı bir azaptır

[12] Rabbimiz! Azabı bizden kaldır. Dogrusu biz iman eden kimseleriz. (derler)

[13] Nerede onlarda ogut almak? Halbuki kendilerine apacık bir rasul gelmisti

[14] Sonra ondan yuz cevirmisler ve: "Ogretilmis bir mecnun/deli." demislerdi

[15] Biz, bu azabı kısa bir sure kaldıracagız, siz de yine eski halinize doneceksiniz

[16] Buyuk bir siddetle yakalayacagımız gun, elbette intikam alacagız

[17] Onlardan once Firavun kavmini de imtihan etmistik. Onlara serefli bir elci gelmisti

[18] Allah’ın kullarını (Israilogulları'nı) bana verin/teslim edin. Ben guvenilir bir peygamberim." demisti

[19] Allah’a karsı ustunluk taslamayın. Ben size apacık bir delil getiriyorum

[20] Ve ben, beni taslamanızdan sizin de Rabbiniz olan Rabbime sıgındım

[21] Eger bana iman etmediyseniz, benden uzak durun

[22] Musa: "Bunlar, gunahkar bir toplumdur." diyerek Rabbine dua etmisti

[23] Kullarımı geceleyin yola cıkar, siz takip olunacaksınız

[24] Denizi sakın olarak bırak! Suphesiz onlar, suda bogulacak bir ordudur

[25] Onlar, nice bahceleri ve pınarları terk ettiler

[26] Ekinleri, guzel konakları

[27] Icinde eglenip durdukları nimetleri

[28] Iste boyle! Biz onları baska bir kavme miras verdik

[29] Onlara ne gok agladı, ne de yer! Onlar muhlet verilenler de olmadı

[30] Andolsun ki biz Israilogullarını o asagılayıcı azaptan kurtardık

[31] Firavun'dan. Cunku o, haddi asanlardan bir zorba idi

[32] Suphesiz biz onları bir ilim uzere alemlere karsı ustun kıldık

[33] Onlara, icinde acık bir imtihan bulunan mucizeler verdik

[34] Suphesiz bunlar elbette soyle diyorlar

[35] Bir defa oldukten sonra baska bir sey yoktur. Biz, yeniden diriltilecek de degiliz

[36] Eger dogru soyluyorsanız, haydi atalarımızı getirin

[37] Onlar mı hayırlı; yoksa Tubba halkı ve onlardan oncekiler mi? Biz, onları helak ettik. Cunku onlar suclu/gunahkar idiler

[38] Biz yeri, gogu ve arasındakileri oyun olsun diye yaratmadık

[39] Onları ancak hak ile yarattık. Fakat onların cogu bilmez

[40] Muhakkak ki hukum/ayırt etme gunu onların hepsi icin tayin edilmis bir vakittir

[41] O gun, dostun dosta hicbir sekilde faydası olmaz. Onlara yardım da olunmaz

[42] Allah’ın rahmet ettikleri mustesna. Suphesiz ki o Azizdir, Rahimdir

[43] Zakkum agacı

[44] Gunahkarın yemegidir

[45] Erimis maden gibidir, karınlarda kaynar

[46] Kaynar suyun kaynaması gibi

[47] Onu siddetle tutun, Cehennem'in ortasına atın

[48] Sonra kaynar suyun azabından basının ustune dokun

[49] Tat bakalım! Hani sen guclu ve serefliydin

[50] Iste bu sizin hakkında suphe ettiginiz seydir

[51] Takva sahibi olanlar ise, onlar guvenli bir makamdadırlar

[52] Cennetlerde ve pınarlardadırlar

[53] Halis ipek ve parlak atlastan elbiseler giyerek karsılıklı otururlar

[54] Iste boyle! Onları iri gozlu hurilerle evlendirmisizdir

[55] Orada guven icinde her meyveyi isterler

[56] Ilk olumden baska bir olum tatmazlar. Onlar Cehennem azabından korunmustur

[57] Rabbinden bir lutuf olarak. Iste buyuk kurtulus budur

[58] Ogut alsınlar diye onu senin dilin ile kolaylastırdık

[59] O halde bekle! Zaten onlar da bekliyorlar

Câsiye

Surah 45

[1] Ha, Mim

[2] Bu kitap; Aziz ve Hakim olan Allah tarafından indirilmistir

[3] Suphesiz goklerde ve yerde iman edenler icin ayetler vardır

[4] Sizin yaratılısınızda da yeryuzunde yaydıgı canlılarda da iyice bilen bir toplum icin ayetler vardır

[5] Gece ve gunduzun degisip durmasında, Allah’ın gokten bir rızık indirip onunla yeri olumunden sonra diriltmesinde ve ruzgarları evirip cevirmesinde de aklını kullanan bir topluluk icin ayetler vardır

[6] Iste bunlar, sana hak olarak okudugumuz Allah’ın ayetleridir. Artık Allah’tan ve onun ayetlerinden sonra hangi soze inanacaklar

[7] Yazıklar olsun yalancı gunahkara

[8] O Allah’ın ayetleri kendisine okunurken isitir de sonra onları isitmemis gibi buyukluk taslayarak ısrar eder. Iste ona cok acıklı bir azabı mujdele

[9] Ayetlerimizden bir sey ogrendiginde de o, onları alaya alır. Iste onlara alcaltıcı bir azap vardır

[10] Onlerinden Cehennem (beklemektedir)! Kazandıkları hicbir sey, Allah’ın dısında edindikleri evliyalar onlara fayda vermez. Onlar icin buyuk bir azap vardır

[11] Bu (kitap), bir hidayettir. Rablerinin ayetlerine kafirlik edenlere acı bir azap vardır

[12] Icinde emri ile gemiler akıp gitsin, O’nun lutfunu arayasınız ve sukredesiniz diye Allah denizleri sizin hizmetinize vermistir

[13] Goklerde bulunan seyleri de, yerde bulunan seylerin hepsini de (kendi katından) sizin hizmetinize sunmustur. Iste bunda da dusunen bir toplum icin ayetler vardır

[14] Iman edenlere soyle. Allah'ın (azap) gunlerinin gelecegini ummayanları bagıslasınlar. Cunku Allah, her kavmi kazandıklarıyla cezalandıracaktır

[15] Kim salih amel yaparsa kendisi icindir. Kim de kotuluk yaparsa o da kendi aleyhinedir. Sonunda Rabbinize donduruleceksiniz

[16] Israilogulları'na da kitap, hukum ve peygamberlik vermistik. Onları temiz seylerle rızıklandırmıs ve alemlere ustun kılmıstık

[17] Onlara emrimiz (hakkında) apacık deliller vermistik. Kendilerine ilim geldikten sonra, aralarındaki bagy/zulum yuzunden anlasmazlıga dusmuslerdi. Rabbin, kıyamet gunu aralarında anlasmazlıga dustukleri konuda hukum verecektir

[18] Sonra sana da emrimiz ile bir seriat/yol gosterdik. Ona uy, bilmeyenlerin heveslerine uyma

[19] Zira onlar Allah’tan gelecek bir seyi senden savamazlar. Zalimler, birbirlerinin velisidir. Allah da takva sahiplerinin velisidir

[20] Bu (Kur’an), insanlar icin basiret ve iyice bilen bir toplum icin hidayet ve rahmettir

[21] Yoksa kotuluk isleyenler, olumlerinde ve hayatlarında kendilerini iman edip salih amel yapanlarla bir tutacagımızı mı sanıyorlar. Ne kotu hukum veriyorlar

[22] Allah, her nefis kazanmakta olduklarıyla karsılık gorsun diye gokleri ve yeri hak olarak yarattı. Onlara zulmedilmez

[23] Sen, kendi hevasını ilah edinen ve Allah'ın bir ilim uzere kendisini saptırdıgı, kulagı ve kalbi uzerine muhur vurdugu ve gozu ustune de bir perde cektigi kimseyi gordun mu? Artık Allah'tan sonra ona kim hidayet verecektir? Hala ibret almayacak mısınız

[24] Dunya hayatımızdan baska hayat yoktur. Oluruz ve yasarız. Bizi zamandan baska bir sey yok etmez." derler. Onların bu konuda bir bilgileri yoktur. Onlar, yalnızca zannederler

[25] Kendilerine ayetlerimiz apacık okundugunda onların butun delilleri: “Eger dogru soyleyenler iseniz haydi babalarınızı getiriniz” demekten ibaretti

[26] De ki: "Size hayat veren sonra oldurecek olan sonra da hakkında suphe olmayan kıyamet gununde bir araya getirecek olan Allah’tır." Fakat insanların cogu bilmezler

[27] Goklerle yerin mulku Allah’ındır. Kıyametin kopacagı gunde, iste o gunde batıl pesinde gidenler zarara ugrayacaklardır

[28] O gun, her ummeti diz ustu cokmus gorursun. Her ummet, kendi kitabına cagrılır: "Bugun, yaptıklarınızın karsılıgını goreceksiniz!" denir

[29] Iste bu, size karsı hakkı soyleyen kitabımızdır. Esasen biz sizin islediklerinizi yazdırıyorduk"(denilecek)

[30] Iman edip, salih amelleri isleyenlere gelince; Rableri onları rahmetine/Cennet'ine sokacaktır. Iste bu, apacık kurtulustur

[31] Kafir olanlara gelince: “Ayetlerim sizlere okunmadı mı? Siz de buyukluk taslayıp, gunahkar kimseler olmadınız mı?”

[32] Allah’ın verdigi soz haktır ve kıyametin kopacagında suphe yoktur." denildigi zaman: "Kıyametin ne oldugunu bilmiyoruz. Yalnız onun hakkında (gercekten olacagını) sadece zannediyoruz. Bu konuda kesin bir bilgi sahibi degiliz" derdiniz

[33] Yaptıklarının kotulukleri onlara gorunmus, alay edip durdukları sey onları kusatmıstır

[34] (Kendilerine) soyle denir: "Siz bu gununuzle karsılasmayı unuttugunuz gibi biz de bugun sizi unuturuz. Barınagınız atestir ve sizin icin yardımcılar da yoktur

[35] Bu, Allah'ın ayetlerini alaya aldıgınız ve dunya hayatı sizi aldattıgı icindir. Artık bugun atesten cıkarılmazlar ve Allah’ın rızasını kazandıracak amelleri isleme istekleri kabul edilmez

[36] Hamd, goklerin Rabbi, yerin Rabbi, alemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur

[37] Buyukluk ve azamet goklerde ve yerde yalnız Onundur. O, Azizdir, Hakimdir

Ahkaf

Surah 46

[1] Ha, Mim

[2] Bu kitap; Aziz ve Hakim olan Allah tarafından indirilmistir

[3] Biz; gokleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları ancak hak ile ve belli bir sure icin yarattık. Buna ragmen kafirler yine de uyarıldıkları seylerden yuz cevirmektedirler

[4] De ki: "Allah'tan baska taptıklarınızı gordunuz mu? Onların yerden neyi yarattıklarını bana gosterin. Yoksa onların goklerde bir ortaklıkları mı var? Eger dogru sozlu iseniz bana bundan baska bir kitap veya bir ilim kalıntısı getirin

[5] Allah'ı bırakıp da kıyamet gunune kadar kendisine cevap veremeyecek seylere dua/ibadet edenden daha sapık kim olabilir? (Oysa) onlar, bunların dualarından/ibadetlerinden habersizdirler

[6] Insanlar (kıyamet gunu) toplandıgında, o taptıkları kendilerine dusman oluverir, onların ibadetlerini de inkar ederler

[7] Onlara acık belgeler olarak ayetlerimiz okundugu zaman, o kufre sapanlar kendilerine gelmis olan hak icin, “Bu, apacık bir buyudur” derler

[8] Yoksa; “Onu uydurdu mu?” diyorlar. De ki: "Eger onu uydurmussam, Allah'tan bana (gelecek) olan hic bir seye (karsı) malik olamazsınız. O, sizin onun hakkında soylediklerinizi cok daha iyi bilir. Benimle sizin aranızda sahit olarak o yeter. O; cok bagıslayıcıdır, cok merhametlidir

[9] De ki: "Ben, rasullerin ilki degilim. Bana ve size neler yapılacak bilmiyorum. Ben, ancak bana vahyedilene tabi oluyorum. Ben, apacık bir uyarıcıdan baska bir sey degilim

[10] De ki: “Soyleyin bakalım; eger (bu Kur'an) Allah katından ise, siz de onu inkar etmisseniz, Israilogulları'ndan bir sahit de bunun bir benzerine sahitlik edip iman etmisse ve siz de (iman etmeyerek) buyukluk taslamıssanız (o zaman bu buyuk zulum ve kufur degil midir?) Suphesiz Allah, zalim topluma hidayet etmez

[11] Kafirler, iman edenler hakkında; "Bu is bir hayır olsaydı, (bu hayra uymakta) onlar bizi gecemezlerdi. Oysa onlar, onunla hidayete eremediklerinden dolayı bu, eski bir yalandır." derler

[12] Ondan once, oncu/ornek ve rahmet olan Musa’nın kitabı vardı. Bu (Kur'an) da, zulmedenleri uyarmak ve iyilik yapanlara mujde olmak uzere Arap lisanıyla indirilmis, dogrulayıcı bir kitaptır

[13] “Rabbimiz Allah’tır” deyip sonra da dosdogru istikamet uzere olanlara bir korku yoktur. Onlar uzulmeyeceklerdir

[14] Onlar Cennet ehlidirler. Yapmakta olduklarına karsılık orada ebedi kalacaklardır

[15] Biz; insana, anne ve babasına iyi davranmasını emrettik. Annesi onu gucluk icinde tasımıs ve guclukle dogurmustur. Onun tasınması ve sutten kesilmesi otuz aydır. Ta ki bulug cagına ulastıgı ve kırk yasına eristigi zaman: "Rabbim! Bana, ana-babama verdigin nimetine sukretmemi, razı olacagın salih amelleri yapmamı bana ilham et. Benim icin soyumu da ıslah et. Ben, sana tevbe ettim ve ben sana teslim olanlardanım." dedi

[16] Iste onlar o kimselerdir ki, onlardan islediklerinin (amellerinin) en guzelini kabul ederiz, onların gunahlarını bagıslarız. Onlar Cennetlikler arasındadırlar. Kendilerine yapılan vaat, kendilerine yapılagelen dogru bir vaaddir

[17] Anne ve babasına; "Of be! Siz de, benden once nice nesiller gelip gecmis iken beni yeniden diriltip, (kabrimden) cıkartılmakla mı tehdit ediyorsunuz?" diyen kimseye, anne ve babası Allah'tan isteyerek; "Yazıklar olsun sana! Iman et, suphesiz Allah’ın vaadi haktır." (derler. O ise:) "Bu, oncekilerin masallarından baska bir sey degildir." diye cevap verir

[18] Iste onlar; cinlerden ve insanlardan, kendilerinden once gelip gecmis toplumlar arasında haklarında (azap) sozu gerceklesmis olanlardır. Onlar, husrana ugrayanlardır

[19] Herkesin, yaptıklarına gore dereceleri vardır. Herkese islediklerinin karsılıgı odenir ve kendilerine zulmedilmez

[20] Kafirler, atese sunuldugu gun: "Dunya hayatınızda butun iyiliklerinizi yitirdiniz. Onlardan isteginiz gibi faydalandınız. Bugun ise, dunyada haksız yere buyuklenmeniz ve fasıklık yapmanız sebebiyle alcaltıcı bir azap ile cezalandırılacaksınız." denir

[21] Ad kavminin kardesini (Hud'u) an! Zira o, kendinden once ve sonra uyarıcıların da gelip gectigi Ahkaf bolgesindeki kavmine: "Allah'tan baskasına ibadet etmeyin. Ben sizin buyuk bir gunun azabına ugramanızdan korkuyorum." demisti

[22] Onlar da: "Bizi, ilahlarımızdan dondurmek icin mi geldin? Eger dogru sozlulerden isen bizi tehdit ettigin seyi haydi bize getir." demislerdi

[23] O da: "Ilim ancak Allah’ın yanındadır. Ben size benimle gonderilenleri teblig ediyorum, fakat ben sizin cahillik eden bir topluluk oldugunuzu goruyorum." dedi

[24] Nihayet onu, vadilerine dogru yayılan bir bulut seklinde gorunce: "Bu bize yagmur yagdıracak yaygın bir buluttur." dediler. Hayır! O, sizin acele gelmesini istediginiz seydir. Icinde acı azap bulunan bir ruzgardır

[25] O (ruzgar), Rabbinin emriyle her seyi yıkar, mahveder. Nitekim (o kasırga gelince) onların evlerinden baska bir sey gorulmez oldu. Iste biz, suc isleyen toplumu boyle cezalandırırız

[26] Andolsun, size vermedigimiz imkanı/gucu onlara vermistik. Kendilerine kulaklar, gozler ve kalpler vermistik. Fakat kulakları, gozleri ve kalpleri kendilerine bir yarar saglamadı. Cunku Allah’ın ayetlerini inatla inkar ediyorlardı. Alaya aldıkları sey onları kusattı

[27] Andolsun, biz cevrenizdeki memleketleri de yok ettik ve onlara ayetleri tekrar tekrar acıkladık. Belki donerler diye

[28] Allah'tan baska kendilerine yakınlık saglamak icin ilah edindikleri seyler, kendilerine yardım etselerdi ya! Aksine onlardan uzaklastılar. Cunku o, onların uydurdugu kendi yalanlarıdır

[29] Hani cinlerden bir grubu, Kur’an'ı dinlemeleri icin sana yoneltmistik. Kur’an'ı dinlemeye hazır olunca (birbirlerine); "Susup, dinleyin!" demisler, Kur'an'ın okunması bitince uyarıcılar olarak kavimlerine donmuslerdi

[30] Onlara soyle demislerdi: "Ey kavmimiz! Biz; Musa’dan sonra indirilen, kendisinden oncekini tasdik eden, hakka ve dosdogru yola hidayet eden bir kitap dinledik

[31] Ey kavmimiz! Allah'ın davetcisine uyun. Ona iman edin ki, Allah da sizin gunahlarınızı bagıslasın ve sizi acı bir azaptan korusun

[32] Kim Allah'a davet edene icabet etmezse artık o, yeryuzunde (Allah'ı) aciz bırakıcı degildir ve onun O'ndan baska velileri de yoktur. Iste onlar, apacık bir sapıklık icindedirler

[33] Gormediler mi ki gokleri ve yeri yaratan ve bunları yaratmakla yorulmayan Allah, oluleri diriltmeye de guc yetirir? Evet, suphesiz O her seye guc yetirendir

[34] Kufre sapanlar atese sunuldukları gun; “Bu gercek degil miymis?” denir. Onlar; “Evet! Rabbimize andolsun ki gercekmis.” derler. Allah; “Oyle ise kufretmekte olduklarınızdan dolayı azabı tadın!” der

[35] (Ey Muhammed!) Rasullerden buyuk azim sahiplerinin sabrettigi gibi sen de sabret ve hunlar icin acele etme. Onlar tehdit edildikleri azabı gordukleri gun, sanki dunyada gunduzun bir anından baska kalmadıklarını sanırlar. Bu bir bildiridir. Ancak yoldan cıkmıs olan topluluk helak edilir

Muhammed

Surah 47

[1] Kafir olup, Allah yolundan alıkoyanlar var ya; iste Allah onların butun amellerini bosa cıkarmıstır

[2] Iman edip salih amel isleyenlerin ve Rableri tarafından hak olarak Muhammed'e indirilen kitaba iman edenlerin kotuluklerini Allah orter ve durumlarını ıslah eder

[3] Bu, kafirlerin batıla; iman edenlerin ise Rablerinden gelen hakka tabi olmalarından dolayıdır. Iste Allah, insanlara kendi orneklerini boyle verip gostermektedir

[4] Kafirlerle, (savasta) karsılastıgınız zaman boyunlarına vurun! Onları iyice bozguna ugratınca (esirleri) sımsıkı baglayın. Sonra savas, yuklerini atıp sona erince de onları ya karsılıksız olarak ya da fidye ile salıverin. Iste boyle! Eger Allah dileseydi, (iman edenler, kafirlere karsı savas yapmadan da) galip gelirdi. Fakat bu, sizi birbirinizle denemek icindir. Allah yolunda oldurulenlerin amellerini Allah asla bosa cıkarmayacaktır

[5] Onlara hidayet edecek ve hallerini duzeltecektir

[6] Onları, kendilerine tanıttıgı Cennet'e koyacaktır

[7] Ey Iman edenler! Eger Allah’a yardım ederseniz, O da size yardım edecek ve ayaklarınızı sabit kılacaktır

[8] Kafirlere gelince, helak onlaradır ve (Allah) onların amellerini bosa cıkaracaktır

[9] Bu, Allah'ın indirdigini hoslanmamalarından oturudur. O da onların amellerini bosa cıkarmıstır

[10] Yeryuzunde dolasıp da, kendilerinden oncekilerin sonlarının nasıl olduguna bakmadılar mı? Allah onları yerle bir etti. O kafirler icin de bunun bir benzeri vardır

[11] Bu, Allah'ın, iman edenlerin velisi olmasından dolayıdır. Kufre sapanlar (var ya), onların velisi yoktur

[12] Suphesiz Allah, iman edip, salih ameller isleyenleri icinden ırmaklar akan Cennetlere koyacaktır. Kafirler ise (dunya zevklerinden) yararlanırlar ve hayvanların yedigi gibi yerler. Onların kalacakları yer atestir

[13] (Ey Muhammed!) Seni cıkaran kendi memleket halkından daha guclu nice memleket halkları vardı ki, biz onları helak ettik. Onların hicbir yardımcısı da olmadı

[14] Simdi Rabbinden apacık bir delil uzere bulunan kimse, kotu ameli kendisine suslu gosterilmis ve kendi hevalarına uyan kimse gibi midir

[15] Muttakilere vadedilen Cennet'in misali (sudur): Icinde bozulmayan su ırmakları, tadı bozulmayan sut ırmakları ve icenlere lezzet veren sarap ırmakları, suzme bal ırmakları... Onlara, orada her turlu meyve ve Rablerinden bagıslanma vardır. O; ebedi ateste kalacak, kaynar su icirilip bagırsakları parca parca olacak kimseler gibi olur mu

[16] Onlardan seni dinleyenler vardır. Fakat senin yanından cıktıkları zaman (alay ederek), kendilerine ilim verilmis olanlara; “Az once ne soyledi?” derler. Iste bunlar; Allah’ın, kalplerini muhurledigi ve nefislerinin arzularına uyan kimselerdir

[17] Hidayete (dogru yola) erenler ise, (Allah) onların hidayetlerini artırmıs ve onlara takvalarını vermistir

[18] Onlar, kendilerine ansızın gelecek kıyametten baska bir sey mi bekliyorlar? Oysa onun alametleri gelmistir. Kendilerine geldigi zaman nasıl ogut alacaklar

[19] Oyleyse bil ki, Allah’tan baska (hak) ilah yoktur. Hem kendinin hem de Mu'min erkeklerin ve Mu'min kadınların gunahlarının bagıslanmasını dile! Allah; sizin gezip dolastıgınız yeri de, duracagınız yeri de bilir

[20] Iman edenler: “Bir sure indirilmeli degil miydi?” derler. Muhkem bir sure indirilip de icinde savas emri verilince kalplerinde hastalık bulunanların uzerlerine olum baygınlıgı gelmis gibi sana baktıklarını gorursun. O onlara yakın olandır

[21] (Onlar'a dusen) itaat edip guzel soz soylemektir. Is ciddilesince Allah’a verdikleri soze baglı kalsalardı, elbette kendileri icin daha iyi olurdu

[22] Demek yuz cevirirseniz yeryuzunde bozgunculuk cıkaracak, akrabalık baglarını keseceksiniz oyle mi

[23] Iste onlar; Allah’ın kendilerine lanet ettigi ve bu sebeple kulaklarını sagır, gozlerini kor ettigi kimselerdir

[24] Onlar, Kur’an’ı hic dusunmuyorlar mı? Yoksa kalpleri uzerinde kilitler mi var

[25] Kendilerine hidayet acıkca belli olduktan sonra, gerisin geriye (kufre) donenlere, Seytan (kendilerine kotu amellerini) suslemis ve onları uzunca emellere dusurmustur

[26] Bu, onların Allah'ın indirdiklerinden hoslanmayanlara: "Bazı islerde size itaat edecegiz" demelerinden dolayıdır. Oysa Allah onların gizlediklerini bilir

[27] Melekler, onların yuzlerine ve arkalarına vura vura canlarını aldıkları zaman (onların halleri) nasıl olacak

[28] Bu, onların Allah'ı gazaplandıran seylere uymaları ve O'nun rızasından hoslanmamaları yuzundendir. Bu yuzden (Allah) amellerini bosa cıkardı

[29] Yoksa kalplerinde hastalık olanlar, Allah’ın onların kinlerini ortaya cıkarmayacagını mı sandılar

[30] Dileseydik onları sana elbette gosterirdik. Sen de onları simalarından tanırdın. Sen zaten onları konusma usluplarından da tanırsın. Allah, amellerinizi bilir

[31] Andolsun ki, icinizden cihad edenlerle sabredenleri belirleyinceye ve haberlerinizi acıklayıncaya kadar sizi imtihan edecegiz

[32] Suphe yok ki kafir olanlar, Allah’ın yolundan alıkoyanlar ve hidayet kendilerine apacık gorundukten sonra rasule karsı gelenler Allah’a asla hicbir zarar veremezler ve o bunların amellerini bosa cıkaracaktır

[33] Ey iman edenler! Allah’a itaat edin, Peygamber'e itaat edin ve amellerinizi bosa cıkarmayın

[34] Hic suphesiz kufre sapanlar, Allah'ın yolundan alıkoyanlar, sonra da kafir olarak olenler (var ya), iste Allah onlara kesinlikle magfiret etmeyecektir

[35] Ustun durumda iken gevseyip barısa cagırmayın. Allah sizinle beraberdir. O amellerinizi asla eksiltmeyecektir

[36] Dunya hayatı ancak bir oyun ve eglencedir. Eger iman eder ve takvalı olursanız size mukafatınızı verir ve sizden mallarınızı istemez

[37] Eger o sizden onları istese ve bu hususta sizi zora kossa o takdirde cimrilik edersiniz, bu da kinlerinizi acıga cıkarır

[38] Iste siz, Allah yolunda harcamaya davet olunan kimselersiniz. Fakat, sizden cimrilik edenler vardır. Kim cimrilik ederse ancak kendi aleyhine cimrilik eder. Allah zengindir, siz ise fakirsiniz. Eger O'ndan yuz cevirirseniz, yerinize sizden baska bir toplum getirir. Artık onlar sizin gibi de olmazlar

Fetih

Surah 48

[1] Suphesiz biz, sana apacık bir fetih verdik

[2] Boylece Allah, senin gecmis ve gelecek gunahını bagıslar. Sana olan nimetini tamamlar ve seni dosdogru bir yola iletir

[3] Ve Allah, sana ustun bir zaferle yardım eder

[4] Imanlarına iman katmaları icin Mu'minlerin kalplerine huzur indiren O’dur. Goklerin ve yerin orduları Allah’ındır. Allah; Alim'dir, Hakim'dir

[5] Butun bunlar Allah’ın; iman eden erkek ve kadınları, altından ırmaklar akan, icinde ebedi kalacakları Cennetler'e koyması, onların kotuluklerini ortmesi icindir. Iste bu, Allah katında buyuk bir kurtulus/basarıdır

[6] Allah hakkında kotu zanda bulunan munafık erkeklere ve munafık kadınlara, musrik erkek ve musrik kadınlara azap edecektir. Uzerlerine azap (iner). Allah onlara gazap etmis, onları lanetlemis ve onlara Cehennem'i hazırlamıstır. Varacakları yer ne kotudur

[7] Goklerin ve yerin orduları Allah’ındır. Allah; Aziz'dir, Hakim'dir

[8] Biz seni sahit, mujdeci ve uyarıcı olarak gonderdik

[9] Ta ki (Ey muminler!) Allah'a ve Rasul'une iman edesiniz, Rasulune yardım edesiniz, ona saygı gosteresiniz ve sabah aksam Allah'ı tesbih edesiniz

[10] Muhakkak ki sana bey’at edenler ancak Allah’a bey’at etmis olurlar. Allah’ın eli onların ellerinin uzerindedir. Kim ahdini bozarsa kendi aleyhine bozmus olur. Kim de Allah'a verdigi sozun geregini yerine getirirse ona (Allah) buyuk bir ecir verecektir

[11] Geride kalan bedeviler, sana: "Bizi mallarımız ve ailelerimiz mesgul etti. Bizim icin bagıslanma dile!" diyeceklerdir. Kalplerinde olmayanı dilleri ile soyluyorlar. De ki: "Eger Allah, size bir zarar veya fayda vermek isterse; kim sizin icin bir seye sahip olabilir? Oysa hayır! Allah yapmakta olduklarınızdan haberdardır

[12] Aslında siz Peygamberin ve Mu'minlerin ailelerine bir daha donmeyeceklerini sanmıstınız. Bu sizin gonullerinize guzel gorundu de kotu zanda bulundunuz ve helakı hak etmis bir topluluk oldunuz

[13] Kim Allah’a ve Peygamberine iman etmezse, biz o kafirlere alevli bir ates hazırladık

[14] Goklerin ve yerin mulku Allah’a aittir. Diledigini bagıslar, diledigini cezalandırır. Allah cokca bagıslayıcıdır, cokca merhametlidir

[15] Geride kalanlar, siz ganimetleri almaya giderken diyecekler ki: "Bizi bırakın da size uyalım/ardınızdan gelelim." Allah’ın sozunu degistirmek istiyorlar. De ki: Asla bizim ardımızdan gelmeyeceksiniz. Daha once Allah da boyle buyurmustu. Hayır! Siz bizi cekemiyorsunuz/kıskanıyorsunuz, diyecekler. Hayır! Onlar pek az anlarlar

[16] Bedevilerden (seferden) geri kalanlara de ki: "Cok guclu bir kavme karsı savasmak icin cagrılacaksınız ya da onlar Musluman olacaklar. Eger itaat ederseniz, Allah size guzel bir mukafat verir. Eger daha once yuz cevirdiginiz gibi yuz cevirirseniz, sizi acı bir azapla cezalandırır

[17] Kor olana gucluk (sorumluluk) yoktur, topal olana gucluk yoktur ve hasta olana da gucluk yoktur. Kim Allah'a ve resulune itaat ederse, (Allah) onu, altından ırmaklar akan cennetlere sokar. Kim de yuz cevirirse onu da acı bir azapla cezalandırır

[18] Muhakkak o agacın altında sana biat ederlerken Allah, o Mu'minlerden razı olmustur. Kalplerinde olanı bilmis, uzerlerine huzur indirmis ve onlara yakın bir fetih vermistir

[19] Ve alacakları bircok ganimetlerle de. Allah Azizdir, Hakimdir

[20] Allah, size elde edeceginiz bir cok ganimet vaadi vermistir. Bunu sizin icin cabuklastırmıs ve Mu'minlere bir isaret olması, sizin de dogru yolu bulmanız icin insanların ellerini sizden cekmistir

[21] Henuz elde edemediginiz baska ganimetler de vardır ki, onları Allah kusatmıstır. Allah’ın her seye gucu yeter

[22] Kafirler sizinle savasmıs olsalardı, arkalarını donup kacarlardı da bir dost ve yardımcı bulamazlardı

[23] (Bu,) Allah'ın oteden beri suregelen sunnetidir. Sen Allah'ın sunnetinde kesinlikle hic bir degisiklik bulamazsın

[24] Sizi onlara karsı zafere ulastırdıktan sonra, Mekke’nin icinde (Hudeybiye'de) onların ellerini sizden, sizin elinizi de onlardan ceken O’dur. Allah, butun islediginiz amelleri hakkıyla gorendir

[25] Onlar, sizin Kabe’yi ziyaret etmenize ve bekletilen kurbanların yerlerine ulasmasına engel olan kafirlerdir. Eger, oradaki henuz tanımadıgınız iman etmis erkeklerle iman etmis kadınları bilmeyerek ezmeniz ve boylece size bir vebal gelecek olmasaydı, (Allah, Mekke’ye girmenize izin verirdi). Allah, diledigini rahmetine koymak icin boyle yapmıstır. Eger (mu'minler) secilip ayrılmıs olsalardı elbette kafirleri elem verici bir azaba carptırırdık

[26] Zira kafirler, kalplerine taassubu/bagnazlıgı, (hem de) cahiliye bagnazlıgını yerlestirmislerdi. Allah da Rasulune ve Mu'minlere sukunet ve guvenini indirdi, onları takva sozune (kelime-i tevhide) baglı kıldı. Zaten onlar buna layık ve ehil kimselerdi. Allah her seyi bilendir

[27] Evet! Allah, elcisinin ruyasını hakkıyla dogruladı. Allah’ın dilemesiyle guven icinde, baslarınızı tıras etmis ve saclarınızı kısaltmıs olarak, korkusuzca Mescid-i Haram’a gireceksiniz. Allah, sizin bilmediginizi bilir. Oraya girmeden once de yakın bir fetih vermistir

[28] Butun dinlerden ustun kılmak uzere, Peygamberini hidayet ve hak din ile gonderen O'dur. Sahit olarak Allah yeter

[29] Muhammed, Allah’ın Rasuludur. Onunla beraber olanlar; kafirlere karsı siddetli, kendi aralarında merhametlidirler. Onların ruku ve secde ederek Allah’ın lutuf ve rızasını arzuladıklarını gorursun. Onların isareti yuzlerindeki secde izleridir. Iste bu onların Tevrat’taki ornegidir. Incil'deki ornegi ise filizini yarıp cıkarmıs, gittikce onu kuvvetlendirerek kalınlasmıs, govdesi uzerine dikilmis bir ekin gibidir ki, bu ciftcilerin de hosuna gider. (Bu) Onunla kafirleri ofkelendirmek icindir. Onlardan iman eden ve salih amellerde bulunanlara magfiret ve buyuk bir mukafat vadetmistir

Hucurât

Surah 49

[1] Ey iman edenler! (Hicbir iste) Allah ve resulunden one gecmeyin ve Allah'tan korkup sakının.Suphesiz Allah; her seyi isitendir, gorendir

[2] Ey iman edenler! Sesinizi, Peygamberin sesi uzerine yukseltmeyin. Birbirinize yuksek sesle konustugunuz gibi onunla da oyle yuksek sesle konusmayın. Yoksa siz farkında olmadan amelleriniz bosa gider

[3] Muhakkak ki Rasulullahın huzurunda seslerini alcaltanlar, Allah’ın kalplerini takva icin sectigi kimselerdir. Onlar icin bir magfiret ve buyuk bir mukafat vardır

[4] Muhakkak ki odaların arkasından sana seslenenlerin cogunun akılları ermez

[5] Eger onlar sen yanlarına cıkana kadar sabretselerdi, kendileri icin elbette daha hayırlı olurdu. Allah; cok bagıslayıcıdır, cok merhametlidir

[6] Ey iman edenler! Eger bir fasık size bir haber getirirse onun dogrulugunu arastırın. Yoksa bilmeden bir topluluga kotuluk edersiniz de sonra yaptıgınıza pisman olursunuz

[7] Aranızda Allah’ın Rasulunun bulundugunu bilin. Eger O, bircok iste size uymus olsaydı, siz sıkıntıya duserdiniz. Fakat Allah, size imanı sevdirmis ve onu kalplerinizde suslemistir. Size kufru, fasıklıgı ve isyanı ise kotu gostermistir. Iste onlar, dogru yolu bulmus olanlardır

[8] Bu, Allah'tan bir lutuf ve nimettir. Allah; Alim'dir, Hakim'dir

[9] Eger Mu'minlerden iki grup savasa tutusurlarsa, aralarını duzeltin. Eger biri digerine saldırırsa, Allah’ın emrine donunceye kadar saldırana karsı savasın. Eger donerse, aralarını adaletle duzeltin ve adil davranın. Suphesiz Allah, adaletli olanları sever

[10] Mu'minler ancak kardestirler. Oyleyse kardeslerinizin arasını duzeltin ve Allah’tan sakının ki, merhamet olunasınız

[11] Ey iman edenler! Bir topluluk, diger bir toplulukla alay etmesin. Belki de onlar (alay edilenler), alay edenlerden daha hayırlıdır. Kadınlar da baska kadınlarla alay etmesin. Belki de onlar, bunlardan daha hayırlıdır. Kendi kendinizi ayıplamayın ve birbirinizi kotu lakaplarla cagırmayın. Imandan sonra fasıklık ne kotu bir isimdir! Kim tevbe etmezse, iste zalimler onlardır

[12] Ey iman edenler! Zannın cogundan kacının. Cunku zannın bir kısmı gunahtır. Birbirinizin gizlisini arastırmayın. Birbirinizin gıybetini yapmayın. Biriniz, olu kardesinin etini yemeyi sever mi? Bundan tiksindiniz degil mi? Allah’tan sakının. Kuskusuz Allah, tevbeleri cokca kabul edendir, cokca merhamet edendir

[13] Ey insanlar! Biz, sizi bir erkek ve bir disiden yarattık. Sizi tanısasınız diye kollara ve kabilelere ayırdık. Allah katında en degerliniz, ondan en cok sakınanınız/takvalı olanınızdır. Suphesiz Allah; Alim'dir, her seyden haberdardır

[14] Bedeviler; “Iman ettik” dediler. De ki: "Siz iman etmediniz. Fakat teslim/Islam olduk, deyin. Cunku iman, henuz kalplerinize girmedi. Eger Allah’a ve Rasulune itaat ederseniz, (Allah) amellerinizden hicbir sey eksiltmez. Nitekim Allah; cok bagıslayandır, cok merhamet edendir

[15] Asıl Mu'minler, Allah’a ve Rasulune iman edip, sonra da hic suphe etmeyen ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenlerdir. Iste dogrular/sadıklar onlardır

[16] De ki: "Siz dininizi Allah'a mı ogretiyorsunuz? Allah, goklerde ve yerde ne varsa bilir. Allah, her seyi hakkıyla bilendir

[17] Musluman oldular diye seni minnet altında tutmak istiyorlar. De ki: "Musluman olmanız sebebiyle beni minnet altında bırakmayın. Bilakis size dogru yolu gosterdigi icin Allah sizi minnet altında tutar, eger samimi iseniz

[18] Allah, suphesiz goklerin ve yerin gaybını bilir. Allah, yapmakta oldugunuz amelleri hakkıyla gorendir

Kâf

Surah 50

[1] Kaf. Cok serefli Kur’an’a and olsun

[2] Kendilerine iclerinden bir uyarıcının gelmesine sasırdılar da, o kafirler: "Bu, sasılacak bir seydir." dediler

[3] Biz oldukten ve toprak olduktan sonra mı? Bu ne uzak bir donustur

[4] Yerin onlardan (cesetlerinden) ne eksiltecegini biliriz. Katımızda koruyup saklayan bir kitap vardır

[5] Hayır! Onlar, kendilerine hak gelince yalanladılar. Simdi onlar saskınlık icindedirler

[6] Uzerlerindeki goge hic bakmıyorlar mı? Onu nasıl bina ettik, nasıl susledik? Onda bir catlak da yoktur

[7] Ve yeryuzunu nasıl yayıp, uzerinde sabit daglar yerlestirdik. Orada her cesit ic acıcı guzel bitkiler yetistirdik

[8] (Bize) yonelen butun kullar icin (bunları) bir basiret ve ogut kıldık

[9] Gokten bereketli bir su indirdik de onunla bahceler ve bicilecek ekinler bitirdik

[10] Ve uzunca boylu hurma agacları da yetistirdik ki, onlar icin birbiri ustune konmus muntazam salkımlar, tomurcuklar vardır

[11] Kullara rızık olarak. O su ile olu beldeye hayat verdik. Iste (kabirden) cıkıs da boyledir

[12] Onlardan once Nuh’un kavmi, Ress halkı ve Semud da yalanlamıstı

[13] Ad ve Firavun ile Lut’un kardesleri de (yalanladılar)

[14] Eyke halkı, Tubba kavmi de. Hepsi de elcileri yalanladı ve boylece benim tehdidim (onların uzerine) hak oldu

[15] Ilk yaratmakta acizlik mi gosterdik? Hayır onlar yeni yaratıstan suphe ve tereddut icindedirler

[16] Suphesiz insanı biz yarattık ve nefsinin ona ne vesveseler vermekte oldugunu da biliriz. Biz ona sahdamarından daha yakınız

[17] Sag tarafta ve sol tarafta oturan iki alıcı (melek) oturmus (kayıt yapmaktadır)

[18] Insan hicbir soz soylemez ki, yanında gozetleyen yazmaya hazır bir melek bulunmasın

[19] Olum sarhoslugu bir hakikat olarak insana gelir de ona; “Iste bu, senin oteden beri kacıp durdugun seydir.” denir

[20] Sur’a ufurulmustur. Iste bu, tehdidin gerceklesecegi gundur

[21] Her kisi yanında bir sevkedici/surucu ve sahit ile gelecektir

[22] Sen, bundan gafil idin. Gozunden perdeyi kaldırdık. Artık bugun gorusun keskindir

[23] Beraberindeki (melek) soyle der: “Iste bu yanımdaki hazırdır.”

[24] Her inatcı kafiri Cehennem'e atın

[25] Hayra butun gucuyle engel olanı, azgın supheciyi

[26] Allah ile birlikte baska bir ilah edineni atın siddetli azaba

[27] Arkadası (olan Seytan) der ki: “Ey Rabbimiz! Onu ben azdırmadım, fakat kendisi derin bir sapıklık icinde idi.”

[28] O esnada (Allah) buyurur: Huzurumda cekismeyin! Ben size daha once uyarı gondermistim

[29] “Benim yanımda soz degistirilmez ve ben kullara asla zulmedici de degilim.”

[30] O gun, Cehennem'e: "Doldun mu?" deriz. O da: "Daha var mı?" der

[31] Cennet ise takva sahiplerine uzak olmayıp, yakınlastırılmıs olacaktır

[32] Iste size vaat edilen budur! yonelen ve (emirlerini) koruyan herkes icindir

[33] Gormedigi halde Rahman’dan korkan ve (O'na) yonelmis bir kalp ile gelen kimseler icindir

[34] Oraya esenlikle girin, bugun sonsuzluk gunudur

[35] Orada kendileri icin diledikleri her sey vardır. Katımızda dahası da vardır

[36] Biz, onlardan once kendilerinden daha guclu olan, diyar diyar dolasan nice nesilleri helak etmisizdir. Kurtulus var mı

[37] Suphesiz bunda, kalbi olana veya kulak verene ve sahit olana bir ibret vardır

[38] Gokleri, yeri ve ikisi arasındakileri altı gunde yarattık. Hicbir yorgunluk da dokunmadı

[39] Onların dediklerine karsı sabret. Gunes dogmadan once ve batmadan once Rabbini hamdederek tesbih et

[40] Gecenin bir kısmında ve secdelerin arkasından O'nu tesbih et

[41] O gun yakın bir yerden seslenecek olanın cagrısına kulak ver

[42] O gun, o cıglıgı bir gercek (hak) olarak isitirler. Iste o gun (kabirlerden) cıkıs gunudur

[43] Suphesiz biz diriltir ve oldururuz. Donus de ancak bizedir

[44] O gunde yer uzerlerinden yarılır, hızlıca cıkarlar. Bu bizim icin kolay olan bir toplamadır

[45] Onların soylediklerini biz daha iyi biliriz. Sen, onların uzerinde bir zorlayıcı degilsin. Tehdidimden korkanlara Kur'an'la ogut ver

Zâriyât

Surah 51

[1] Savurup tozutan ruzgarlara andolsun

[2] Agır yuk tasıyan (bulut) lara

[3] Kolayca akıp giden (gemi) lere

[4] Isleri taksim edenlere (meleklere)

[5] Size vadedilen kesinlikle dogrudur

[6] Ceza (karsılık) gunu kuskusuz vuku bulacaktır

[7] Guzel yolları (ve yorungeleri) olan goge andolsun

[8] Muhakkak siz celiskili bir soz icindesiniz

[9] Ondan dondurulen kimseler dondurulur

[10] Kahrolsun o yalancılar

[11] Onlar koyu bir cehalet icerisinde kalmıs gafillerdir

[12] Ceza gunu ne zaman diye sorarlar

[13] O gun, onların ateste yakılarak azap gorecekleri gundur

[14] (Gorevli melekler onlara soyle der): “Azabınızı tadın! Iste acele isteyip durdugunuz sey budur.”

[15] Takva sahibi olanlar ise, Cennetler'de ve pınarlardadır

[16] Rablerinin kendilerine verdiklerini almıslardır. Cunku onlar bundan once iyi kimseler idiler

[17] Geceleri pek az uyurlardı

[18] Seher vakitlerinde istigfar ederlerdi

[19] Mallarında, muhtac ve yoksullar icin bir hak vardır

[20] Yeryuzunde gercekten iman edecekler icin ayetler vardır

[21] Ve kendi nefislerinizde de (ayetler vardır). Yine de gormuyor musunuz

[22] Gokte de sizin rızkınız ve size vadedilen seyler vardır

[23] Gogun ve yerin Rabbi hakkı icin o sizin konustugunuz gibi kesin bir gercektir

[24] Ibrahim’in serefli kılınmıs konuklarının haberi sana geldi mi

[25] Hani O’nun yanına girmisler: “Selam!” demislerdi. O da: "Selam! (Sizin uzerinize). (Sizler) tanınmayan yabancı kimselersiniz.” demisti

[26] Hemen ailesinin yanına gidip semiz bir buzagı getiriverdi

[27] Bunu onların onune yaklastırdı ve: "Yemez misiniz?" dedi

[28] Onlardan dolayı icine bir korku dustu. "Korkma!" dediler. Ona bilgin bir erkek cocugu mujdelediler

[29] Karısı bir cıglık icinde cıka gelip, (elleriyle) yuzune vurarak: "Ben, kısır bir kocakarıyım." dedi

[30] Dediler ki: "Rabbin boyle buyurdu. Muhakkak ki O; Hakim'dir, Alim'dir

[31] Ibrahim, onlara: “O halde goreviniz nedir ey elciler?” dedi

[32] Onlar: “Suphe yok ki biz gunahkar bir topluluga gonderildik” dediler

[33] Onların uzerilerine balcıktan yapılmıs taslar atacagız

[34] (Bu taslar) Rabbinin katında haddi asanlar icin isaretlenmis (taslardır)

[35] Bunun uzerine orada bulunan Mu’minleri cıkardık

[36] Zaten orada bir ev halkından baska Musluman bulamadık

[37] Orada, elem dolu azaptan korkacaklar icin bir ibret bıraktık

[38] Musa (kıssasında da ibret vardır). Hani biz, onu acık bir delil ile Firavun’a gondermistik

[39] Firavun, butun (kisisel ve askeri) gucuyle yuz cevirmis ve: "Bu, ya bir buyucu veya bir delidir." demisti

[40] Nihayet onu da ordularını da yakalayıp denize attık. O (kufrunden dolayı) kınanmıs bir kimseydi

[41] Ad kavminde de (ibretler vardır). Onlara kasıp kavuran ruzgarı gondermistik

[42] Uzerine ugradıgı hicbir seyi bırakmıyor, mutlaka onu kul ediyordu

[43] Semud'da da (ibretler) vardır. Onlara: "Bir sureye kadar faydalanın." denmisti

[44] Rablerinin emrine kibirlenip isyan ettiler. Bu yuzden bakıp dururken onları yıldırım carpmıstı

[45] Ayaga kalkacak gucleri kalmamıs, yardım edenleri de olmamıstı

[46] Bunlardan once de Nuh kavmini (helak etmistik). Cunku onlar, fasık/yoldan cıkmıs bir toplum idiler

[47] Ve biz gogu kudret ve kuvvetle bina ettik ve muhakkak biz genisleticiyiz

[48] Yeryuzunu de yayıp dosedik. Ne guzel doseyiciyiz

[49] Dusunup ibret alasınız diye her seyden (erkekli disili) iki es yarattık

[50] O halde Allah’a kacın. Cunku ben, size Onun katından (gonderilmis) acık bir uyarıcıyım

[51] Allah ile beraber baskasını ilah edinmeyin. Zira ben, size O'nun tarafından (gonderilmis) acık bir uyarıcıyım

[52] Iste boylece, onlardan oncekilere herhangi bir peygamber geldiginde hemen; "O, bir buyucudur veya delidir." dediler

[53] Bunu birbirlerine vasiyet mi ettiler? Dogrusu onlar, taskın bir toplum idiler

[54] Sen yuz cevir onlardan, artık kınanacak degilsin

[55] Sen yine de ogut ver. Cunku ogut, iman edenlere fayda verir

[56] Ben cinleri de insanları da ancak bana ibadet etsinler, diye yarattım

[57] Onlardan bir rızık istemiyorum, beni doyurmalarını da istemiyorum

[58] Suphesiz rızık veren, guc ve kuvvet sahibi olan ancak Allah’tır

[59] Muhakkak (gecmisteki) arkadaslarının azaptan payları oldugu gibi, zulmedenlerin de azaptan bir payları vardır. Artık acele etmesinler

[60] Tehdit olundukları o (azap) gunlerinden dolayı vay o kafir olanlara

Tûr

Surah 52

[1] Tur’a yemin olsun

[2] Ve yazılmıs kitaba

[3] Yayılmıs sahifeler icindeki

[4] Beyt-i Ma'mur'a

[5] Yukseltilmis tavana (goge)

[6] Taskın denize

[7] Rabbinin azabı elbette vuku bulacaktır

[8] Onu onleyebilecek yoktur

[9] O gun gok siddetle sallanıp calkalanır

[10] Daglar yurudukce yurur

[11] O gun yalanlayanların vay haline

[12] Ki onlar, daldıkları batıl icinde oyalanıp duranlardır

[13] O gun itile kakıla Cehennem atesine atılacaklardır

[14] Iste bu sizin yalan saydıgınız atestir (denilir)

[15] Bu da mı sihir? Yoksa siz mi gormuyorsunuz

[16] Girin oraya! Sabretseniz de sabretmeseniz de artık sizin icin birdir. Siz ancak yaptıklarınızın karsılıgına carptırılacaksınız

[17] Muttakiler hic suphe yok ki, Cennetler ve nimetler icindedirler

[18] Rablerinin kendilerine verdikleri ile sefa surerler. Rableri, onları cılgın alevin azabından korumustur

[19] Yaptıklarınıza karsılık afiyetle yiyin, icin

[20] Sıra sıra dizilmis koltuklara yaslanmıslardır ve onları iri gozlu beyaz tenli huriler ile evlendiririz

[21] Iman edip, soyları iman ile kendilerine uyanların biz evlatlarını da kendilerine katarız. Amellerinden de hicbir sey eksiltmeyiz. Her kisi kendi kazandıkları karsılıgında bir rehinedir

[22] Onlara canlarının istedigi meyve ve etten bol bol verdik

[23] Orada birbirlerine kadeh sunarlar. Ama burada (icki yuzunden) ne sacmalama vardır, ne de gunaha girmek

[24] Etraflarında sedefleri icinde gizlenmis incileri andıran delikanlı hizmetciler dolasır, durur

[25] Birbirlerine donup karsılıklı olarak sorarlar

[26] Biz, ailemizin yanında daha once (Allah'ın azabı hakkında) korku icindeydik." derler

[27] Allah bize lutfetti de, bizi o siddetli atesin azabından korudu

[28] Hic suphesiz biz bundan once O'na dua (ibadet) ederdik. Gercekten O, cokca iyilik sahibidir, cokca merhametlidir

[29] Sen ogut ver. Rabbinin lutfuyla sen ne bir kahinsin, ne de bir deli

[30] Yoksa; o, bir sairdir, zaman (icinde) basına sıkıntılar ve olumun gelmesini bekliyoruz mu diyorlar

[31] De ki: "Bekleyin, ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim

[32] Bunu kendilerine akılları mı emrediyor yoksa onlar azgın bir topluluk mudurlar

[33] Yoksa; o Kur’an’ı kendisi uydurup soyledi mi diyorlar? Hayır! Onlar iman etmiyorlar

[34] Eger dogru soyleyenler iseler, haydi onun gibi bir soz getirsinler

[35] Acaba onlar herhangi bir yaratıcı olmadan mı yaratıldılar? Yoksa kendileri mi yaratıcıdırlar

[36] Yoksa, gokleri ve yeri onlar mı yarattılar? Hayır! Onlar kesin olarak inanmıyorlar

[37] Yoksa, Rabbinin hazineleri onların yanında mıdır? Ya da her seye hakim olan kendileri midir

[38] Yoksa onların, kendisi vasıtasıyla (ilahi vahyi) dinleyecekleri bir merdivenleri mi var? (Eger varsa) dinleyenleri, acık bir delil getirsin

[39] Yoksa kızlar Allah'ın da, ogullar sizin mi

[40] Yoksa sen kendilerinden bir ucret istiyorsun da, bu yuzden onlar agır bir borc altında eziliyorlar mı

[41] Yoksa gayp onların yanında da, onlar mı yazıyorlar

[42] Yoksa, bir tuzak mı kurmak istiyorlar? Tuzaga dusecek olanlar kafir olanlardır

[43] Yoksa, onların Allah’tan baska bir (hak) ilahları mı var? Allah, onların ortak kostuklarından munezzehtir/uzaktır

[44] Gokten dusmekte olan parcalar gorseler; “Bunlar, ust uste yıgılmıs bulutlardır.” derler

[45] Simdi onları yıkılıp, helak olacakları gunleri ile karsılasana kadar bırak

[46] O gun tuzakları kendilerine hicbir fayda vermeyecektir ve kendilerine yardım da edilmeyecektir

[47] Zalimler icin bundan baska da azap vardır. Fakat onların cogu bilmezler

[48] Rabbinin hukmune sabret. Cunku sen gozlerimizin onundesin. (Gece) kalktıgında Rabbini hamd ile tespih et

[49] Gecenin bir kısmında ve yıldızlar battıktan sonra da onu tespih et

Necm

Surah 53

[1] Battıgı zaman yıldıza andolsun

[2] Arkadasınız (dogru yoldan) cıkmadı, sapıtmadı

[3] Kendi hevasından konusmaz

[4] (Size okudugu) Kur'an, ancak kendisine bildirilen bir vahiydir

[5] Bunu, ona cok guclu biri ogretti

[6] Guc sahibi ve guzel gorunusludur. (Derken en yuksek ufukta) yukseliverdi

[7] O, en yuksek ufukta idi

[8] Sonra (Muhammed’e) yaklastı, derken daha da yaklastı

[9] Boylece iki yay (boyu) kadar hatta daha da yaklastı

[10] Cebrail, Allah'ın kuluna vahyettigini vahyetti

[11] (Gozleriyle) gordugunu kalbi yalanlamadı

[12] (Simdi siz) gordugu sey hakkında onunla tartısıyor musunuz

[13] Andolsun ki o, Cebrail’i bir baska iniste daha gormustu

[14] Sidre-i Munteha’nın yanında

[15] Cennetu'l-Me'va da onun yanındadır

[16] O zaman Sidre’yi kaplayan kaplamıstı

[17] Goz (gordugunden) sasmadı ve (onu) asmadı

[18] Andolsun ki o Rabbinin en buyuk ayetlerinden bir kısmını gordu

[19] Gordunuz mu o Lat ve Uzza’yı

[20] Ve ucunculeri olan otekini, Menat'ı

[21] Erkekler sizin; disiler O’nun mu

[22] Oyle ise bu cok insafsızca bir taksimdir

[23] Bunlar (putlar) sizin ve atalarınızın taktıgı isimlerden baska bir sey degildir. Allah, onlar hakkında bir delil indirmemistir. Onlar, ancak zanna ve nefislerinin arzusuna uyuyorlar. Oysa, onlara Rableri tarafından yol gosterici gelmistir

[24] Yoksa insan her arzu ettigi seye sahip mi olacaktır

[25] Ahiret de dunya da Allah’ındır

[26] Goklerde nice melekler vardır ki, Allah diledigi ve razı oldugu kimseler icin izin vermedikce onların sefaatı hicbir fayda vermez

[27] Dogrusu ahirete iman etmeyenler, melekleri disi isimlerle isimlendirirler

[28] Halbuki onların buna dair bilgileri yoktur. Onlar ancak zanna uyarlar. Zan ise hic suphesiz hak adına hicbir sey ifade etmez

[29] Bu sebeple sen, zikrimizden/Kur'an'dan yuz cevirenden ve dunya hayatından baska bir sey istemeyenden uzak dur

[30] Iste onların erisebilecekleri ilim budur. Suphesiz Rabbin, kimin yolundan saptıgını en iyi bilendir. Kimin hidayet uzere oldugunu da en iyi bilen O’dur

[31] Goklerde olan da yerde olan da Allah’ındır. Kotuluk edenleri yaptıkları sebebiyle cezalandıracak, iyilik edenleri de en iyisi ile odullendirecektir

[32] Onlar kucuk kusurlar dısında gunahların buyuklerinden ve cirkin islerden kacınırlar. Suphesiz Rabbin, magfireti cok genis olandır. Sizi topraktan meydana getirdigi zaman da ve siz, annelerinizin karnında cenin halinde iken de sizi en iyi O bilir. Oyleyse kendi kendinizi temize cıkarmayın. Kimin takvalı oldugunu en iyi O bilir

[33] Yuz ceviren kimseyi gordun mu

[34] Ve az bir sey verip sımsıkı tutanı

[35] Gaybın ilmi onun yanında da, o mu goruyor

[36] Yoksa ona Musa’nın sahifelerinde olan haber verilmedi mi

[37] Ve ahdine vefa gosteren Ibrahim'in (sahifelerinde)

[38] Gercekten hicbir gunahkar, baskasının gunah yukunu yuklenmez

[39] Insan icin calıstıgından baskası yoktur

[40] Suphesiz onun calısması ileride gorulecektir

[41] Sonra da karsılıgı eksiksiz tam olarak verilecektir

[42] Ve kuskusuz en son varıs Rabbinedir

[43] Gulduren de, aglatan da O’dur

[44] Olduren de, dirilten de O’dur

[45] Erkek ve disi olarak iki cinsi yaratan O’dur

[46] Bir nutfeden rahimlere dokuldugu zaman

[47] Suphesiz tekrar diriltmek de O’na aittir

[48] Zengin kılan da, varlıklı eden de O’dur

[49] Si’ra (yıldızı)nın Rabbi de O’dur

[50] Ve suphesiz ki, onceki Ad Kavmi’ni O helak etti

[51] Semud'u da (O helak etti) ve geriye hicbir sey bırakmadı

[52] Daha once de Nuh’un kavmini helak etmisti. Suphesiz onlar daha zalim ve daha azgın kimselerdi

[53] O, (Lut kavminin) altust olan sehirlerini de boyle yaptı

[54] Onlara buruyen (siddetli bir azap) burudu

[55] O halde, Rabbinin hangi nimetinden suphe ediyorsun

[56] Iste bu, onceki uyarıcılar gibi bir uyarıcıdır

[57] Yaklasmakta olan (kıyamet iyice) yaklastı

[58] Onu (vaktini) Allah’tan baska acıga cıkaracak yoktur

[59] Simdi siz bu soze mi sasıyorsunuz

[60] Guluyorsunuz da aglamıyorsunuz

[61] Ve siz gaflet icinde oyalanmaktasınız

[62] Artık, (sadece) Allah’a secde edin. O’na ibadet edin

Kamer

Surah 54

[1] O saat/Kıyamet yaklastı ve Ay yarıldı

[2] Onlar, bir mucize gorseler yuz cevirirler ve; “Suregelen bir sihirdir.” derler

[3] Yalanladılar ve kendi hevalarına uydular; halbuki her isin ulasacagı bir yer vardır

[4] Muhakkak (onları bu hallerinden) korkutup vazgecirecek nice haberler gelmistir

[5] (Kur'an) buyuk bir hikmettir. Fakat uyarılar bir yarar saglamadı

[6] Onlardan yuz cevir. O gun cagırıcı, onları korkunc olan bir seye cagırır

[7] Gozleri duskun (zillet icinde), sanki yayılan cekirgeler gibi kabirlerinden cıkarlar

[8] Davetciye dogru kosarlarken kafirler; “Bu zor bir gun!” derler

[9] Onlardan once Nuh kavmi de yalanladı. Kulumuzu yalanladılar da mecnun (cinlenmis) dediler. Ve (Nuh, davetten vazgecmeye) zorlandı

[10] O da Rabbine; “Ey Rabbim! Ben yenilgiye ugradım, yardım et!” diye dua etti

[11] Bunun uzerine biz de gogun kapılarını siddetle bosanan sulara actık

[12] Yeryuzunu pınar pınar fıskırttık. Derken sular takdir edilmis bir is icin birlesti

[13] Onu levhaları ve civileri olan (gemi) uzerinde tasıdık

[14] Inkar edilmis olana (Nuh'a) bir mukafat olmak uzere gemi, gozlerimizin onunde akıp gidiyordu

[15] Andolsun, biz onu (tufan olayını) bir ibret olarak bıraktık. Var mı dusunup ogut alan

[16] (Bakın) benim azabım ve uyarılarım nasılmıs

[17] Andolsun ki, Kur'an'ı ogut alınması icin kolaylastırdık. Fakat ogut alan var mı

[18] Ad (kavmi) de yalanladı. Iste (bakın) benim azabım ve uyarılarım nasılmıs

[19] Biz onların ustune, ugursuzlugu devamlı bir gunde dondurucu bir ruzgar gonderdik

[20] Insanları koparıp atıyordu. Sanki onlar kokunden kopmus hurma kutukleri idiler

[21] (Bakın) benim azabım ve uyarılarım nasılmıs

[22] Andolsun ki, Kur'an'ı ogut alınması icin kolaylastırdık. Fakat ogut alan var mı

[23] Semud kavmi de uyarıcıları yalanladı

[24] Icimizden bir besere mi uyacagız? O takdirde biz kesin bir sapıklık ve delilik icinde (kalmıs) oluruz

[25] Aramızdan vahiy ona mı gonderildi? Hayır, o kendini begenmis yalancının biridir

[26] Yarın kimin kendini begenmis yalancı oldugunu bilecekler

[27] Gercekten onları imtihan etmek icin disi deveyi gonderen biziz. Sen onları gozetle ve sabret

[28] Onlara suyun aralarında taksim edildigini de haber ver. Her biri kendi icme sırasında gelsin

[29] Arkadaslarını cagırdılar, o da (kılıcı) alıp, deveyi kesti

[30] (Bakın) benim azabım ve uyarılarım nasılmıs

[31] Suphesiz biz, onların uzerine tek bir korkunc ses gonderdik de onlar, agıldaki (hayvanların cigneyip ufaladıkları) kuru copler gibi oldular

[32] Andolsun ki, Kur'an'ı ogut alınması icin kolaylastırdık. Fakat ogut alan var mı

[33] Lut’un kavmi de uyarıldıkları seyi yalanladılar

[34] Biz de uzerlerine tas yagdıran fırtına gonderdik. Ancak Lut’un ailesini seher vakti kurtarmıstık

[35] Katımızdan bir nimet olarak sukredenleri iste boyle odullendiririz

[36] Lut, and olsun ki, onları Bizim yakalamamızla uyarmıstı, ama onlar uyarmaları suphe ile karsıladılar

[37] Onlar Lut'un misafirlerini elde etmeye kalkıstılar. Hemen biz onların gozlerini silme kor ettik; "Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!" (dedik)

[38] Andolsun ki, bir sabah erkenden kalıcı bir azap uzerlerine cokuverdi

[39] Tadın azabımı ve tehdidimi

[40] Andolsun ki, Kur'an'ı ogut alınması icin kolaylastırdık. Fakat ogut alan var mı

[41] Suphesiz Firavun’un kavmine de uyarıcılar gelmisti

[42] Butun ayetlerimizi yalanladılar. Biz de onları ustun ve guclu olanın yakalamasıyla yakalayıverdik

[43] Sizin kafirleriniz onlardan daha hayırlı mıdırlar yoksa kitaplarda sizin icin bir berat mı var

[44] Yoksa onlar, “Biz yardımlasan (guclu) bir topluluguz” mu diyorlar

[45] Yakında o topluluk yenilecek ve arkalarını donerek kacacaklardır

[46] Asıl onlara vaat olunan vakit kıyamettir ve o kıyamet daha buyuk bela ve daha acıdır

[47] Suphesiz gunahkarlar sapıklık ve azap icindedirler

[48] O gun yuzleri ustune atese suruklenecekler. "Cehennemin dokunusunu tadın

[49] Biz her seyi bir kaderle yarattık

[50] Bizim buyrugumuz sadece bir tektir. Bir goz kırpmak gibidir

[51] Andolsun biz benzerlerinizi helak ettik. O halde var mı bir dusunen

[52] Yaptıkları her sey kitaplarda (amel defterinde) mevcuttur

[53] Ve kucuk, buyuk her sey satır satır yazılmıstır

[54] Takva sahibi olanlar, Cennetler'de ve pınarlardadır

[55] Muktedir bir hukumdarın katında, dogruluk meclisindedirler

Rahmân

Surah 55

[1] Rahman

[2] Kur’an'ı ogretti

[3] Insanı yarattı

[4] Ona beyanı ogretti

[5] Gunes ve ay belli bir hesapladır

[6] Bitkiler ve agaclar (Allah'a) secde etmektedirler

[7] Gogu yukseltti ve mizanı (adaleti) koydu

[8] O halde olcude haddi asmayın

[9] Tartıyı adaletle tutup dogrultun ve tartıyı noksan tutmayın

[10] Allah, yeri canlılar icin dosedi

[11] Orada meyveler ve tomurcuklu hurmalar vardır

[12] Yapraklı taneler, hos kokulu bitkiler vardır

[13] Oyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[14] O, insanı pismis camur gibi kuru balcıktan yaratmıstır

[15] Cinleri de yalın bir atesten yarattı

[16] Oyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[17] O, iki dogunun Rabbidir, iki batının Rabbidir

[18] Oyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[19] Iki denizi birbiriyle kavussun diye salıvermistir

[20] Aralarında bir engel vardır, birbirine gecip karısmazlar

[21] Oyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[22] O iki denizden inci ve mercan cıkar

[23] Oyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[24] Denizde yuce daglar gibi yukselen gemiler de O'nundur

[25] Oyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[26] Onun uzerinde bulunan her sey yok olacaktır

[27] Azamet ve ikram sahibi olan Rabbinizin vechi/yuzu bakidir

[28] Oyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[29] Goklerde ve yerde kim varsa hepsi O’ndan ister. O, her gun bir istedir

[30] Oyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[31] Ey insanlar ve cinler! Sizin de hesabınızı gorecegiz

[32] Oyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[33] Ey cin ve insan toplulukları! Goklerin ve yerin cercevesinden cıkıp gitmeye gucunuz yetiyorsa gecin. Ancak buyuk bir gucle cıkıp gidebilirsiniz

[34] Oyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[35] Ey insanlar ve cinler! Uzerinize dumansız bir alev ve atessiz bir duman gonderilir de kurtulamazsınız

[36] Oyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[37] Gok yarılıp da kızarmıs yag renginde gul gibi oldugu zaman

[38] Oyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[39] O gun hicbir insana ve cine gunahı sorulmaz

[40] Oyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[41] Gunahkarlar simalarından tanınır, sonra da percemlerinden ve ayaklarından yakalanır

[42] Oyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[43] Iste bu o gunahkarların yalan saydıgı cehennemdir

[44] Onlar, Cehennem atesi ile kaynar su arasında gider gelirler

[45] Oyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[46] Rabbinin makamından korkanlara iki Cennet vardır

[47] Oyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[48] Her ikisi de cesit cesit dallı agaclara sahiptir

[49] Oyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[50] Onların ikisinde de akan iki pınar vardır

[51] Oyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[52] Ikisinde de her turlu meyveden cift cift vardır

[53] Oyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[54] (Orada) astarları kalın atlastan yataklara yaslanırlar. Her iki cennetten devsirilen meyveler de (oradakilere) yakındır

[55] Oyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[56] Oralarda bakıslarını sadece eslerine cevirmis dilberler vardır. Onlara eslerinden once ne bir insan, ne de bir cin dokunmustur

[57] Oyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[58] Sanki onlar yakut ve mercan gibidir

[59] Oyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[60] Iyiligin karsılıgı iyilikten baskası olabilir mi

[61] Oyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[62] Bu ikisinden baska iki Cennet daha vardır

[63] Oyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[64] Ikisi de yemyesildirler

[65] Oyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[66] Ikisinde de suları durmaksızın cosan iki pınar vardır

[67] Oyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[68] Her ikisinde de meyve, hurma ve nar vardır

[69] Oyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[70] Orada iyi huylu guzel yuzlu kadınlar vardır

[71] Oyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[72] Otaglar icerisinde sahiplerine tahsis edilmis huriler vardır

[73] Oyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[74] Onlara eslerinden once ne bir insan, ne de bir cin dokunmustur

[75] Oyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[76] Yesil yastıklara ve harikulade guzel dosemelere yaslanırlar

[77] Oyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[78] Azamet ve ikram sahibi Rabbinin adı ne yucedir

Vâkıa

Surah 56

[1] Kıyamet koptugu zaman

[2] Onun gerceklesmesine artık yalan diyecek yoktur

[3] O; alcaltıcı, yukselticidir

[4] Yer siddetle sarsılınca

[5] Daglar paramparca oldugunda

[6] Derken toz toprak halinde dagılıp savruldugu zaman

[7] Ve sizler de uc sınıf oldugunuz zaman

[8] Sagdakiler, (ne mutlu) o sagdakilere

[9] Soldakiler, ne bahtsızdır onlar

[10] (Hayırda) onde olanlar, onculerdir

[11] Iste onlar, yakınlastırılmıs olanlardır

[12] Onlar Naim Cennetleri'ndedirler

[13] Bir cogu oncekilerdendir

[14] Birazı da sonrakilerdendir

[15] (Altın ile) islenmis tahtlar uzerindedirler

[16] Karsılıklı olarak oturup yaslanırlar

[17] Onların etrafında olumsuz genc hizmetciler dolasır

[18] Kaynagından (doldurulmus) testiler, ibrikler ve kadehler

[19] Ondan basları da agrımaz ve akılları da giderilmez

[20] Begendikleri meyveler

[21] Canlarının cektigi kus etleri

[22] Ve iri gozlu huriler

[23] Saklı inciler gibi

[24] Isledikleri amellere karsılık olarak (verilir)

[25] Orada bos bir soz ve gunaha sokan bir laf isitmezler

[26] Soylenen; yalnızca "Selam, selam!" dır

[27] Sagdakiler, (ne mutlu) o sagdakilere

[28] Dikensiz sedir agaclarında

[29] Salkım salkım muz agaclarında

[30] Uzamıs golgeler

[31] Caglayarak akan sular

[32] Bir cok meyveler

[33] Bitip tukenmeyen ve yasaklanmayan

[34] Ve yuksek dosekler icindedirler

[35] Biz, o hurileri yeni bir yaratılısla yarattık

[36] Onları bakireler kıldık

[37] Eslerine duskun ve yasıt

[38] Sag taraftakiler icin

[39] Bir cogu oncekilerden

[40] Bir cogu da sonrakilerdendir

[41] Soldakiler, ne bahtsızdır onlar

[42] Iclerine isleyen bir ates ve kaynar su icinde

[43] Simsiyah bir duman golgesinde

[44] Ne bir serinlik, ne de bir guzellik

[45] Cunku onlar, bundan once (arzularının hosuna giden seyler icinde) sımarmıs kimselerdi

[46] Buyuk gunah uzerinde ısrar ediyorlardı

[47] Biz olup, toprak ve kemik olduktan sonra tekrar mı dirilecegiz?" diyorlardı

[48] Daha onceki atalarımız da mı

[49] De ki: "Hem oncekiler, hem sonrakiler

[50] Belli bir gunun, belli bir vaktinde bir araya getirileceksiniz

[51] Sonra gercekten sizler ey sapıklar, yalanlayıcılar

[52] Elbette bir agactan, zakkum agacından yiyeceksiniz

[53] Karınlarınızı hep ondan dolduracaksınız

[54] Ustune de kaynar sudan iceceksiniz

[55] Susamıs develerin icisi gibi iceceksiniz

[56] Iste ceza gununde onlara sunulacak ziyafet budur

[57] Sizi biz yarattık. (Tekrardan yaratılısı) tasdik etmeniz gerekmez mi

[58] Akıttıgınız meniyi gordunuz mu

[59] Onu siz mi yaratıyorsunuz? Yoksa yaratan biz miyiz

[60] Aranızda olumu takdir eden biziz. Bizler aciz de degiliz

[61] Yerinize benzerlerinizi getirip, degistirmek ve sizi bilemediginiz bir sekilde yeniden yaratmak hususunda

[62] Andolsun ki ilk yaratmayı bildiniz. O halde dusunup ogut almanız gerekmez mi

[63] Ektiginiz seyleri gordunuz mu

[64] Onu siz mi bitiriyorsunuz? Yoksa bitiren biz miyiz

[65] Dileseydik onu kuru bir cop yapardık; siz de sasırıp kalırdınız

[66] Muhakkak biz, cok ziyandayız

[67] Daha dogrusu biz yoksul bırakıldık (dersiniz)

[68] Ictiginiz suyu gordunuz mu

[69] Onu buluttan siz mi indirdiniz? Yoksa indiren biz miyiz

[70] Dileseydik onu tuzlu yapardık. Sukretmeniz gerekmez mi

[71] Tutusturup, yakmakta oldugunuz atesi gordunuz mu

[72] Onun agacını siz mi yarattınız? Yoksa yaratan biz miyiz

[73] Biz onu, bir ibret ve gelip gecen yolcuların istifadesi icin yarattık

[74] O halde sen, Yuce Rabbinin adını tesbih et

[75] Yıldızların yerlerine yemin ederim ki

[76] Eger bilirseniz, gercekten bu buyuk bir yemindir

[77] Suphesiz bu, degerli bir Kur'an'dır

[78] Gizli/korunmus bir kitaptadır

[79] Ona ancak temizlenmis olanlar dokunabilir

[80] Alemlerin Rabbi tarafından indirilmistir

[81] Simdi siz, bu sozu mu yalanlıyorsunuz

[82] Onu yalanlayarak mı size verilen nimete sukrediyorsunuz

[83] Hani can bogaza gelip dayandıgında

[84] O vakit siz bakıp durursunuz

[85] Biz; ona sizden daha yakınız, ama goremezsiniz

[86] Madem ki (tekrardan dirilip) ceza gormeyecekmissiniz

[87] Eger dogru soyluyor iseniz, onu (cıkmakta olan canı) geri cevirsenize

[88] Eger o (olen kisi), yakın kılınanlardan ise

[89] Ona rahatlık, guzel rızık ve Naim Cenneti vardır

[90] Eger o, sagdakilerden ise

[91] Ey sagdaki! Sana selam olsun

[92] Eger o, yalanlayan sapıklardan ise

[93] Iste ona da kaynar sudan bir ziyafet vardır

[94] Ve (onun sonu) Cehennem'e atılmaktır

[95] Suphe yok ki, kesin gercek iste budur

[96] O halde sen, Yuce Rabbinin adını tesbih et

Hadîd

Surah 57

[1] Goklerde ve yerde olanlar Allah’ı tesbih ederler. O; Aziz'dir, Hakim'dir

[2] Goklerin ve yerin mulku O’nundur. O; diriltir, oldurur. O, her seye gucu yetendir

[3] O; Evvel'dir, Ahir'dir, Zahir'dir, Batın'dır. O, her seyi hakkıyla bilendir

[4] Gokleri ve yeri altı gunde yaratan sonra da Ars’a istiva eden O’dur. Yere gireni, ondan cıkanı, gokten ineni, goge yukseleni bilir. Her nerede iseniz, O sizinle beraberdir. Allah, yaptıgınız her seyi gorendir

[5] Goklerin ve yerin mulku O’nundur. Butun isler Allah’a doner

[6] Geceyi gunduze katar, gunduzu de geceye katar. O, kalplerde olan her seyi bilir

[7] Allah'a ve Rasulune iman edin ve sizi uzerinde yetki sahibi kıldıgı seylerden (Allah yolunda) harcayın. Sizden iman eden ve (Allah yolunda) harcayanlar icin buyuk ecir vardır

[8] Size ne oluyor ki, Peygamber sizi Rabbinize iman etmeniz icin cagırırken Allah'a iman etmiyorsunuz? Oysa (Allah) sizden kesin soz almıstı. Eger iman edecekseniz

[9] Sizi karanlıklardan aydınlıga cıkarmak icin kuluna apacık ayetler indiren O’dur. Suphesiz Allah, size karsı cok sefkatli, cok merhametlidir

[10] Goklerin ve yerin mirası Allah’ın oldugu halde size ne oluyor ki, Allah yolunda infak etmiyorsunuz? Icinizden, fetihten once infak edip savasanlar (digerleriyle) esit degildir. Onların derecesi, daha sonra infak edip savasanlardan daha buyuktur. Allah, her birine en guzelini vadetmistir. Allah, yaptıgınız her seyden hakkıyla haberdardır

[11] Allah'a guzel bir borc verecek olan kimdir? Artık Allah, bunu kendisi icin kat kat artırır. Onun icin guzel bir ecir vardır

[12] O gun Mu'min erkekler ile Mu'min kadınları, nurları onlerinde ve saglarında kosarken gorursun. Bugun sizin mujdeniz; altından ırmaklar akan, icinde sonsuza kadar kalacagınız Cennetlerdir. Iste buyuk kurtulus budur

[13] O gun munafık erkeklerle munafık kadınlar iman edenlere derler ki: "Bize bakın da sizin nurunuzdan bir parca ısık alalım." (Onlara): "Arkanıza donup bir nur arayın." denir. Derken aralarına kapısı olan bir sur cekilir. Onun ic tarafında rahmet, dıs tarafından ise azap vardır

[14] Munafıklar, Mu'minlere: "Sizinle beraber degil miydik?" diye seslenirler. (Mu'minler de): "Evet! Ancak siz kendi basınızı belaya soktunuz, (Muslumanların basına bela gelmesini) gozetip beklediniz, suphe ettiniz. Sizleri kuruntular yanıltıp aldattı. Sonunda Allah'ın emri (olan olum) geliverdi ve o aldatıcı da sizi Allah ile aldatmıs oldu.” derler

[15] Bugun artık ne sizden, ne de kafirlerden bir fidye alınır. Barınagınız atestir. Size yarasan odur. Ne kotu bir donus yeridir

[16] Iman edenlerin Allah’ı zikretmekten ve inen haktan dolayı kalplerinin saygı ile urpermesinin zamanı gelmedi mi? Daha once kendilerine kitap verilip de uzerinden uzun zaman gecen, boylece kalpleri katılasanlar gibi olmasınlar. Onlardan bircogu fasık kimselerdir

[17] Bilin ki Allah yeryuzunu olumunden sonra diriltir. Belki akıl edersiniz diye size ayetleri acıkladık

[18] Suphesiz ki sadaka veren erkeklerle sadaka veren kadınlar ve Allah’a guzel bir borc verenler var ya, (verdikleri) onlara kat kat odenir. Ayrıca onlara cok degerli bir mukafat da vardır

[19] Allah’a ve rasullerine iman edenler iste onlar Rablerinin nezdinde sıddikler/dosdogru olanlar ve sehitlerdir. Onlara ecirleri ve nurları verilecektir. Kafir olup, ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, iste onlar cehennemlik olanlardır

[20] Bilin ki dunya hayatı ancak bir oyun, bir eglence, bir sus, aranızda karsılıklı bir ovunme, cok mal ve evlat sahibi olma yarısından ibarettir. Tıpkı soyle: Bir yagmur ki, bitirdigi bitki ciftcilerin hosuna gider. Sonra kurumaya yuz tutar da sen onu sararmıs olarak gorursun. Sonra da cercop olur ahirette siddetli bir azap da vardır. Allah’tan bir magfiret ve bir rıza da vardır. Dunya hayatı aldatıcı bir yararlanmadan baska bir sey degildir. Dunya hayatı, aldanıs metaından baska bir sey degildir

[21] Rabbinizden bir magfirete ve genisligi yerle gok kadar olan Cennet icin yarısın! (Bu) Allah’a ve Rasulune iman edenler icin hazırlanmıstır. Iste bu, Allah’ın lutfudur. Onu diledigine verir. Allah, buyuk lutuf sahibidir

[22] Yeryuzunde ve kendi nefislerinizde ugradıgınız hicbir musibet yoktur ki, biz onu yaratmadan once bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da) yazılmıs olmasın. Suphesiz bu, Allah’a gore kolaydır

[23] Elinizden cıkana uzulmeyesiniz ve Allah’ın size verdigi nimetlerle sımarmayasınız diye (boyle yaptık.) Cunku Allah, kendini begenip ovunen hicbir kimseyi sevmez

[24] Onlar, cimrilik eder ve insanlara da cimriligi emrederler. Kim yuz cevirirse; suphesiz Allah zengindir, hamde layık olandır

[25] Andolsun ki, elcilerimizi acık delillerle gonderdik ve insanlar adaleti ayakta tutsunlar diye onlarla birlikte kitabı ve olcuyu indirdik. Ve Allah’ın kendisine ve elcilerine gormedigi halde (gıyaben) kimin yardım edecegini ortaya cıkarması icin, kendisinde cetin bir sertlik ve insanlar icin (cesitli) yararlar bulunan demiri indirdik. Suphesiz Allah gucludur, kuvvet sahibidir

[26] Andolsun ki biz, Nuh’u ve Ibrahim’i gonderdik. Peygamberligi de kitabı da onların soyuna verdik. Onlardan hidayete erisen oldugu gibi, cogu fasıklardır/yoldan cıkmıstır

[27] Sonra onların izleri uzerinde rasullerimizi birbiri ardınca gonderdik. Meryem oglu Isa’yı da arkalarından gonderdik. Ona Incil’i verdik, ona tabi olanların kalplerine sefkat ve merhamet duygusu yerlestirdik. Onların uydurdukları ruhbanlıgı ise biz farz kılmadık. Bunu Allah’ın rızasını kazanmak icin yaptılar. Fakat ona da hakkıyla riayet etmediler. Biz de onlardan iman edenlere mukafatlarını verdik. Onlardan cogu fasıklardır/yoldan cıkmıs kimselerdir

[28] Ey iman edenler! Allah’a karsı gelmekten sakının ve Rasulune iman edin ki, size rahmetinden iki kat pay versin. Size kendisiyle yuruyeceginiz bir nur versin ve sizi bagıslasın. Allah cok bagıslayıcıdır, cok merhamet edicidir

[29] Boylece, kitap ehli Allah’ın lutfundan bir seye guc yetiremediklerini, lutfun tamamen Allah’ın elinde oldugunu ve onu diledigine verdigini bilsinler. Allah buyuk lutuf sahibidir

Mücâdele

Surah 58

[1] Allah, esi hakkında seninle tartısan ve Allah'a sikayette bulunan kadının sozunu duydu. Allah sizin karsılıklı konusmanızı isitiyordu. Suphesiz Allah; hakkıyla isitendir, hakkıyla gorendir

[2] Sizden zıhar yapanların karıları, onların anaları degildir. Onların anaları ancak kendilerini doguran kadınlardır. Boyle yapanlar, munker/cirkin bir soz ve yalan soyluyorlar. Allah; suphesiz cok affedicidir, cok bagıslayıcıdır

[3] Hanımlarına zihar yapıp sonra da soylediklerinden donenler, birbirleriyle temas etmeden once bir kole azad etmeleri gerekir. Iste size boyle ogut veriliyor. Allah, yaptıgınız her seyden hakkıyla haberdardır

[4] Kim (bu imkanı) bulamazsa, yine birbirleriyle temas etmeden once pes pese oruc tutmalıdır. Buna gucu yetmeyenin de altmıs yoksulu doyurması gerekir. Iste bu, Allah'a ve Rasulune iman etmeniz icindir. Iste bunlar, Allah’ın sınırlarıdır. Kafirler icin acı bir azap vardır

[5] Allah’a ve Rasulune muhalefet edenler, kendilerinden oncekilerin alcaltıldıkları gibi alcaltılacaklardır. Biz, apacık ayetler indirmistik. Kafirler icin alcaltıcı bir azap vardır

[6] Allah, onların hepsini o gun diriltecek ve onlara yaptıklarını haber verecektir. Allah, onları bir bir saymıstır. Onlar ise unutmuslardır. Allah, her seye sahittir

[7] Goklerdeki ve yerdeki her seyi Allah’ın bildigini gormuyor musun? Uc kisi gizlice konusmaz ki, dordunculeri O olmasın. Bes kisi gizlice konusmaz ki, altıncıları O olmasın. Bundan daha az yahut daha cok da olsalar, nerede olurlarsa olsunlar, O mutlaka onlarla beraberdir. Sonra onlara yaptıklarını kıyamet gunu haber verecektir. Allah, her seyi hakkıyla bilir

[8] Gizlice konusmaktan men edilip de, men edildikleri seyi isleyen ve gunah, dusmanlık ve Peygambere isyanı (aralarında) fısıldasmakta olanları gormedin mi? Sana geldiklerinde Allah’ın seni selamlamadıgı selamla selamlıyorlar. Iclerinden de; “Soylediklerimizden dolayı Allah bize azap etse ya!” diyorlar. Cehennem onlara yeter! Oraya girecekler. Ne kotu varıs yeridir orası

[9] Ey iman edenler! Aranızda gizli konusurken gunah, dusmanlık ve Peygambere karsı gelmek hususunda fısıldasmayın, iyilik ve takva konusunda konusun. Huzurunda toplanacagınız Allah’tan korkun

[10] Bu, iman edenleri uzmek icindir. Oysa seytan, Allah'ın izni olmadıkca, muminlere hicbir zarar veremez. Oyle ise Mu’minler ancak Allah’a tevekkul etsinler

[11] Ey iman edenler! Size, meclislerde yer acın denildigi zaman yer acın ki, Allah da size genislik versin. “Kalkın!” Denildigi zaman kalkın ki, Allah da sizden iman edenlerin ve kendilerine ilim verilenlerin derecelerini yukseltsin. Allah, yaptıgınız her seyden hakkıyla haberdardır

[12] Ey iman edenler! Rasulle gizli bir sey konusacagınız zaman, bu konusmanızdan once bir sadaka veriniz. Bu sizin icin daha hayırlı ve daha temizdir. Eger bulamazsanız; suphesiz Allah cok bagıslayandır, cok merhamet edendir

[13] Gizli bir sey konusmanızdan once sadakalar verip (fakir olmaktan) cekindiniz mi? (Size emredileni) yapmadıgınıza (gore), Allah da sizi affetti. Artık namazı ikame edin, zekatı verin, Allah'a ve Rasulune itaat edin. Allah, yaptıgınız her seyden haberdardır

[14] Allah’ın gazap ettigi bir toplumu dost edinenleri gordun mu? Onlar sizden degil, onlardan da degil. Bile bile yalan yere yemin ediyorlar

[15] Allah, onlar icin siddetli bir azap hazırlamıstır. Yapmakta oldukları sey ne kotudur

[16] Yeminlerini kalkan edindiler de, Allah yolundan alıkoydular; onlara alcaltıcı bir azap vardır

[17] Onların malları da evlatları da Allah katında onlara hicbir yarar saglamayacaktır. Onlar, ates ehlidir. Onlar, orada ebedidir

[18] O gun Allah, onların tumunu diriltir, size yemin ettikleri gibi O'na da yemin ederler ve kendilerinin bir sey uzere olduklarını sanırlar. Iyi bilin ki, onlar yalancıların ta kendileridir

[19] Seytan onları kusatmıs ve kendilerine Allah'ı anmayı unutturmustur. Onlar, Seytan'ın hizbidir. Sunu bilin ki Seytan'ın hizbi husrana ugrayanlardır

[20] Allah’a ve Rasulune muhalefet edenler, iste onlar en asagı kimselerin arasındadırlar

[21] Allah: “Andolsun ki ben ve rasullerim mutlaka galip gelecegim” diye yazmıstır. Suphesiz Allah; cok kuvvetlidir, cok gucludur

[22] Allah’a ve ahiret gunune iman eden hicbir toplulugun babaları, ogulları, kardesleri yahut akrabaları olsalar bile, Allah’a ve Peygamberine dusman olan kimselere sevgi besledigini goremezsin. Iste Allah, onların kalplerine imanı yazmıs ve onları kendi katından bir ruh ile desteklemistir. Onları, iclerinden ırmaklar akan ve iclerinde ebedi kalacakları Cennetlere sokacaktır. Allah onlardan razı olmus, onlar da Allah’tan razı olmuslardır. Iste onlar, Allah’ın tarafında olanlardır. Iyi bilin ki, Allah’ın tarafında olanlar kurtulusa erenlerin ta kendileridir

Haşr

Surah 59

[1] Goklerde ve yerde olan her sey Allah’ı tesbih etmektedir. O; cok gucludur, Hakim'dir

[2] Ehli Kitap'tan kufre sapanları ilk surgunde (Arap Yarımadası'ndan), yurtlarından (Sam'a) cıkaran O'dur. Siz, onların cıkacaklarını sanmamıstınız. Onlar da kalelerinin kendilerini Allah’tan koruyacagını sanmıslardı. Boylece Allah da onlara hesaba katmadıkları bir yonden geldi de onların kalplerine korku salıverdi. Kendi elleriyle ve Mu'minlerin elleriyle evlerini yıktılar. Bundan ibret alın ey basiret sahipleri

[3] Eger Allah, onlara surgunu yazmamıs olsaydı, elbette onları dunyada cezalandıracaktı. Ahirette de onlar icin Cehennem azabı vardır

[4] Iste bu, onların Allah’a ve Rasulune muhalefet etmeleri sebebiyledir. Allah’a karsı muhalefet eden bilsin ki, Allah’ın azabı siddetlidir

[5] Hurma agaclarından ne kestiyseniz veya neyi kokleri uzerinde ayakta bıraktıysanız, hep Allah’ın izni ile olmustur ve (bu) fasıkları alcaltması icindir

[6] Allah’ın, onların mallarından Rasule verdigi seyler (fey) icin siz ne at, ne de deve kosturdunuz. Fakat Allah, Rasulunu diledigine karsı ustun kılar. Allah’ın her seye gucu yeter

[7] Allah’ın (fethedilen) kasaba halkından (alınarak) Peygamberine verdigi fey Allah'a, Rasule, onunla yakınlarına, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmıslara aittir. Boylece (bu mallar) sizden zengin olanlar arasında donup dolasan bir (mal) olmasın. Rasul size ne verdiyse, onu alın ve sizi neyden sakındırmıssa ondan kacının. Allah’tan sakının. Suphesiz Allah, azabı pek siddetli olandır

[8] (Allah'ın verdigi bu savas malları) yurtlarından ve mallarından uzaklastırılmıs olan, Allah'tan bir lutuf ve rıza dileyen, Allah'a ve Rasulune yardım eden fakir Muhacirler'indir. Ki onlar, sadıkların ta kendileridir

[9] Onlardan once o diyarı yurt edinmis ve (kalplerine) imanı (yerlestirmis) olanlar, kendilerine hicret edenleri severler ve onlara verilenlerden dolayı iclerinde bir ihtiyac (haset) duymazlar. Kendi ihtiyacları olsa bile onları kendilerine tercih ederler. Kim nefsinin cimriliginden korunursa, iste onlar kurtulusa erenlerdir

[10] Onlardan sonra gelenler de: "Rabbimiz, bizi ve bizden once iman eden kardeslerimizi bagısla! Kalbimizde iman edenlere karsı bir kin bırakma! Rabbimiz! Sen cok sefkatli, cok merhametlisin." derler

[11] Munafıklık edenleri gordun mu? Ehl-i Kitap'tan kafir kardeslerine: "Eger siz yurdunuzdan cıkarılacak olursanız, biz de sizinle beraber cıkarız. Size karsı hic kimseye itaat etmeyiz. Eger sizinle savasılırsa, mutlaka size yardım ederiz." derler. Allah da onların yalancı olduklarına sahitlik eder

[12] Eger onlar cıkarılırlarsa, onlarla cıkmazlar. Eger onlara savas acılırsa, onlara yardım etmezler. Onlara yardıma gitseler bile arkalarını donup kacarlar. Sonra da kendileri yardım gormezler

[13] Onların iclerinde size karsı duydukları korku, Allah'a olan korkularından daha siddetlidir. Boyledir, cunku onlar anlamayan bir topluluktur

[14] Onlar, surlarla cevrili kasabalar veya duvarlar arkasında olmadıkca sizinle topluca savasamazlar. Kendi aralarındaki savasları ise siddetlidir. Onları birlik sanırsın, oysa kalpleri dagınıktır. Boyledir, cunku onlar akletmeyen bir topluluktur

[15] (Onların/Yahudilerin durumu) kendilerinden az once gecmis ve yaptıklarının cezasını (Bedir'de) tatmıs olanların (Mekkeli musriklerin) durumu gibidir. Onlar, yaptıklarının cezasını tadan kimseler gibidir. Onlar icin acı bir azap vardır

[16] (Munafıklar) tıpkı Seytan gibidirler. Hani o insana: "Kufret!" der. Insan da kufredince: "Ben senden uzagım, ben alemlerin Rabbinden korkarım!" der

[17] Boylece her ikisinin de sonu, icinde ebedi kalacakları atestir. Iste zalimlerin cezası budur

[18] Ey iman edenler! Allah'tan korkup sakının. Herkes yarın icin neyi takdim edip gonderdigine baksın. Allah’tan sakının. Cunku Allah, tum yaptıklarınızdan haberdardır

[19] Allah’ı unutan ve Allah’ın da onlara kendilerini unutturdugu kimseler gibi olmayın. Iste onlar, yoldan cıkmıs olanlardır

[20] Cehennem ehli ile Cennet ehli bir degildir. Cennet ehli; onlar, kurtulacak olanlardır

[21] Biz bu Kur’an’ı bir dagın uzerine indirseydik, onun Allah korkusundan bas egerek parca parca oldugunu gorurdun. Iste biz, bu ornekleri insanlar dusunsunler diye veriyoruz

[22] O oyle Allah'tır ki, O'ndan baska (hakkıyla ibadete layık hicbir) ilah yoktur. Gorulmeyeni (gaybı) ve goruleni bilendir. O; cok bagıslayıcıdır, cok merhametlidir

[23] O Allah’tır ki ondan baska hicbir ilah yoktur. Melik’tir, Kuddus’tur, Selam’dır, Mumin’dir, Muheymin’dir, Aziz’dir, Cebbar’dır, Mutekkebbir’dir. Allah kostukları ortaklardan munezzehtir

[24] O Allah; yaratan, yoktan var eden, sekil verendir. En guzel isimler O’nundur. Goklerde ve yerde ne varsa O’nu tesbih eder. O; cok gucludur, Hakim’dir

Mümtehine

Surah 60

[1] Ey iman edenler! Benim de dusmanım, sizin de dusmanınız olanları veliler edinmeyin. Siz onlara karsı sevgi yoneltiyorsunuz; oysa onlar haktan size geleni inkar etmisler, Rabbiniz olan Allah’a iman ediyorsunuz diye Peygamberi de sizi de yurdunuzdan cıkarıyorlar. Eger benim yolumda cihat etmek ve benim razılıgımı almak icin cıktıysanız onlara gizlice sevgi beslemeyin. Ben gizlediginizi de acıkladıgınızı da bilirim. Sizden kim bunu yaparsa, dogru yoldan sapmıs olur

[2] Eger onlar size ustun gelirlerse, size dusman olurlar. Kotulukle ellerini ve dillerini size uzatırlar. Sizin kafir olmanızı arzu ederler

[3] Ne akrabalarınız, ne de cocuklarınız size hicbir fayda saglamayacaktır. Kıyamet gunu Allah, aranızı ayırır. Allah yaptıklarınızı gormektedir

[4] Ibrahim’de ve onunla beraber olanlarda sizin icin gercekten uyulacak, guzel bir ornek vardır. Hani onlar kavimlerine: “Muhakkak bizler sizden ve Allah’tan baska ibadet ettiginiz seylerden uzagız. Sizi inkar ettik, yalnız Allah’a iman edinceye kadar bizimle sizin aranızda dusmanlık ve kin ebediyen bas gostermistir” demislerdi. Ibrahim’in babasına soyledigi: “Muhakkak senin icin magfiret isteyecegim ama Allah’a karsı sana fayda saglayamam” sozu mustesna: "Senin icin bagıslanma dileyecegim. Fakat Allah’tan sana gelecek hicbir seye gucum yetmez. Rabbimiz! Sana dayandık, sana yoneldik ve donus sanadır

[5] “Rabbimiz! Kufre sapanlar icin bizi deneme konusu kılma. Bizi bagısla! Rabbimiz, suphesiz guclu ve Hakim sensin

[6] Andolsun ki onlarda sizin icin ve Allah’ı ve ahireti umanlar icin guzel bir ornek vardır. Allah cok zengindir. Butun ovgulere tek layık olandır

[7] Olur ki Allah onlardan dusmanlık ettiklerinizle sizin aranızda yakın bir dostluk meydana getirir. Allah gucludur. Allah; bagıslar, merhamet eder

[8] Allah; sizinle din hususunda savasmayan, sizi yurdunuzdan cıkarmayan kimselere iyilik etmenizi, onlara adaletli davranmanızı yasaklamaz. Suphesiz Allah, adil olanları sever

[9] Allah; ancak sizinle din hususunda savasan, sizi yurtlarınızdan cıkaran ve cıkarılmanıza yardım edenlerle dost olmanızı yasaklar. Kim onları dost edinirse, iste onlar zalimlerin ta kendileridir

[10] Ey iman edenler! Mu'min kadınlar hicret edip size gelirlerse, onları imtihan edin. Allah, onların imanını daha iyi bilir. Eger onların iman ettigini anlarsanız onları kafirlere iade etmeyin. O kadınlar onlara helal degildir, onlar da o kadınlara helal degildir. Onlara, kadınlar icin harcadıklarını verin. Mehir vererek o kadınlarla evlenmenizde size bir gunah yoktur. Kafir kadınları da nikahınızda tutmayın. Onlara sarfettiginizi isteyin. Onlar da sarfettiklerini istesinler. Bu, Allah’ın hukmudur. Aranızda o hukum verir. Allah; Alim'dir, Hakim'dir

[11] Eslerinizden kafirlere bir sey gecer de siz de onlara galip gelirseniz, esleri gidenlere harcadıkları kadar verin. Iman ettiginiz Allah’tan korkun

[12] Ey Peygamber! Mu'min kadınlar, Allah’a hicbir seyi sirk kosmamak, hırsızlık etmemek, zina etmemek, cocuklarını oldurmemek, elleri ve ayakları arasında bir iftira duzup getirmemeleri, iyi ve dogru islerde sana isyan etmemek uzere sana beyat etmek icin geldiklerinde onların beyatını al ve onlar icin Allah’tan bagıslanma dile. Suphesiz Allah, bagıslayıcı ve cok merhametlidir

[13] Ey iman edenler! Allah’ın kendilerine gazap ettigi bir toplumu dost edinmeyin. Onlar, kabirdeki kafirlerden umitlerini kestikleri gibi ahiretten umitlerini kesmislerdir

Saff

Surah 61

[1] Goklerde ve yerde ne varsa Allah’ı tesbih eder. O; Aziz'dir, Hakim'dir

[2] Ey iman edenler! Yapmayacagınız seyi ne diye soylersiniz

[3] Yapmayacagınız seyleri soylemeniz, Allah katında buyuk gazap gerektiren bir istir

[4] Allah, kendi yolunda kenetlenmis bir yapı gibi saf halinde savasanları sever

[5] Hani Musa, kendi kavmine demisti ki: “Ey kavmim! Gercekten benim sizin icin Allah'tan gonderilmis bir elci oldugumu bildiginiz halde, nicin bana eziyet ediyorsunuz?” demisti. Onlar (hak yoldan) sapınca, Allah da onların kalplerini saptırdı. Allah, fasık kavme hidayet etmez

[6] Hani Meryem oglu Isa: "Ey Israilogulları! Ben, benden once gelen Tevrat'ı dogrulayıcı ve benden sonra gelecek Ahmed adında bir rasulu de mujdeleyen Allah’ın size (gonderdigi) bir rasulum." demisti. Onlara, apacık delillerle gelince: "Bu, apacık bir buyudur." demislerdi

[7] Islam'a davet edildigi halde, Allah hakkında yalan uydurandan daha zalim kim olabilir? Allah zalim topluma hidayet etmez

[8] Agızlarıyla Allah’ın nurunu sondurmek istiyorlar. Kafirlerin hosuna gitmese de Allah nurunu tamamlayacaktır

[9] Musriklerin hosuna gitmese de, Rasulunu hidayet ve hak din ile butun dinlere ustun gelsin diye gonderen O'dur

[10] Ey iman edenler! Sizi acı bir azaptan kurtaracak bir ticaret gostereyim mi

[11] Allah’a ve Rasulune iman ederseniz, Allah yolunda mallarınızla ve canlarınızla cihat ederseniz. Iste bu, eger bilirseniz sizin icin daha hayırlıdır

[12] Iste bu takdirde O, sizin gunahlarınızı bagıslar, sizi altlarından ırmaklar akan Cennetler'e, Adn Cennetleri'ndeki guzel meskenlere koyar. Iste en buyuk kurtulus budur

[13] Ve sevdiginiz bir digeri daha: Allah’tan bir zafer ve yakın bir fetih, muminleri mujdele

[14] Ey iman edenler! Allah'ın (dininin) yardımcıları olun. Meryem oglu Isa’nın Havariler'e dedigi gibi: "Allah (yolunda) yardımcılarım kimdir?" Havariler dedi ki: "Biz, Allah'ın (dininin) yardımcılarıyız!" Israilogulları'ndan da bir grup iman etmis, bir grup da kufretmisti. Biz de iman edenleri dusmanlarına karsı destekledik, onlar da ustun geldiler

Cum'a

Surah 62

[1] Goklerde ve yerde ne varsa; Melik, Kuddus, Aziz ve Hakim olan Allah’ı tesbih ederler

[2] O; ummilere iclerinden kendilerine ayetlerini okuyan, onları arındıran, onlara kitabı ve hikmeti ogreten bir peygamber gonderendir. Halbuki onlar, bundan once apacık bir sapıklık icinde idiler

[3] Henuz, onlara katılmamıs olan digerlerine de (gondermistir). Aziz ve Hakim olan O’dur

[4] Bu, Allah’ın diledigine verdigi bir lutuftur. Allah, buyuk lutuf sahibidir

[5] Tevrat'la yukumlu tutulup da daha sonra tasımayanların/amel etmeyenlerin ornegi, kitap yuklu esege benzer. Allah’ın ayetlerini yalanlayan bir toplumun hali ne kotudur. Allah, zalim topluma hidayet etmez

[6] De ki: "Ey Yahudiler! Butun insanlar degil de, yalnız, kendinizin Allah'ın dostları oldugunuzu iddia ediyorsanız, bunda da samimi iseniz, haydi olumu temenni edin (bakalım)

[7] Ama onlar elleriyle isledikleri yuzunden onu hic temenni edemezler. Allah, zalimleri cok iyi bilir

[8] De ki: "Kendisinden kactıgınız olum, size mutlaka ulasacaktır. Sonra da gaybın ve goruleni bilen Allah'a donduruleceksiniz. O da size yapmakta olduklarınızı haber verecektir

[9] Ey iman edenler! Cuma gunu namaz icin cagırıldıgınız zaman, alısverisi bırakıp Allah’ın zikrine kosun! Eger bilirseniz, bu sizin icin cok daha hayırlıdır

[10] Namaz kılındıgı zaman da yeryuzune dagılın ve Allah’ın lutfunu arayın. Allah’ı cok zikredin ki, kurtulusa erebilesiniz

[11] Onlar bir ticaret ve eglence gordukleri zaman hemen dagılıp ona giderler ve seni ayakta bırakırlar. Allah katındakiler, eglenceden ve ticaretten daha hayırlıdır. Allah, rızık verenlerin en hayırlısıdır

Münâfikûn

Surah 63

[1] Munafıklar sana geldiklerinde: "Sahitlik ederiz ki, sen muhakkak Allah'ın Rasulu'sun" derler. Allah senin muhakkak kendi peygamberi oldugunu bilir. Bununla beraber Allah munafıkların kesin yalancı olduklarına sahitlik eder

[2] Onlar, yeminlerini bir kalkan edinip Allah’ın yolundan alıkoydular. Onların yaptıkları sey ne kotudur

[3] Bunun sebebi, onların once iman edip sonra inkar etmeleridir. Bu yuzden kalpleri muhurlenmistir. Artık onlar hic anlamazlar

[4] Onları gordugun zaman cusseleri hosuna gider. Konusurlarsa sozlerini dinlersin. Onlar sanki duvara dayanmıs kutukler gibidir. Her cıglıgı kendi aleyhlerine sanırlar. Onlar dusmandır, onlardan uzak dur. Allah onları kahretsin! Nasıl da (haktan) cevriliyorlar

[5] Onlara: "Gelin, Allah'ın Rasulu sizin icin magfiret dilesin." denildigi zaman baslarını cevirirler ve sen onların buyukluk taslayarak yuz cevirdiklerini gorursun

[6] Onlar icin bagıslanma dilesen de dilemesen de birdir. Allah, onları asla bagıslamayacaktır. Allah, fasıklar topluluguna hidayet etmez

[7] Onlar; "Allah’ın Rasulunun yanındaki kimselere infakta bulunmayın ki dagılıp gitsinler." diyenlerdir. Oysa goklerin ve yerin hazineleri Allah’ındır. Fakat munafıklar anlayamazlar

[8] Medine’ye donersek guclu olan, zayıf olanı oradan cıkaracaktır." diyorlar. Oysa izzet Allah'ın, O'nun Rasulunun ve Mu'minlerindir. Ancak munafıklar bilmezler

[9] Ey iman edenler! Mallarınız ve cocuklarınız sizi Allah’ın zikrinden alıkoymasın. Kim bunu yaparsa, iste onlar husrana ugrayacaklardır

[10] Herhangi birinize olum gelip de: "Rabbim! Beni yakın bir sureye kadar geciktirsen de sadaka verip salih kimselerden olsaydım." demeden once size verdigimiz rızıktan infak edin

[11] Allah, eceli geldiginde hic kimseyi (olumunu) ertelemez. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır

Teğâbün

Surah 64

[1] Goklerde ve yerde ne varsa Allah’ı tesbih ederler. Mulk O’nundur. Hamd da O’nadır. O’nun her seye gucu yeter

[2] Sizi yaratan O’dur. Sizden bir kısmınız kafir, bir kısmınız Mu'mindir. Allah, tum yaptıklarınızı gorendir

[3] O; gokleri ve yeri hak ile yaratmıs, sizi de en guzel surette sekillendirmistir. Donus de O’nadır

[4] Goklerde ve yerde olanları bilir. Gizlediklerinizi ve acıga vurduklarınızı da bilir. Allah kalplerde olanı hakkıyla bilendir

[5] Bundan once kafir olanların haberi size gelmedi mi? Onlar bu sebepten amellerinin cezasını tattılar. Onlar icin cok acıklı bir azap da vardır

[6] Bu, kendilerine apacık belgelerle peygamberler geldigi halde onların, “Bizi bir beser mi hidayete ulastıracak?” demeleri ve bu yuzden kufre saparak yuz cevirmeleri nedeniyledir. Allah hic bir seye muhtac degildir. Allah cok zengindir, hamde layıktır

[7] Kafirler, tekrar dirilmeyeceklerini iddia ettiler. De ki: "Evet! Rabbime andolsun ki, tekrar diriltileceksiniz. Sonra da yaptıklarınız size haber verilecek. Bu, Allah’a cok kolaydır

[8] Allah’a, Rasulune ve indirdigimiz nura iman edin. Allah, tum yaptıklarınızdan haberdardır

[9] Sizi toplanma gunu bir araya getirecektir. Iste o, aldanma gunudur. Kim Allah’a iman edip salih amel yaparsa; onun gunahlarını orter ve alt tarafından ırmaklar aktıgı Cennetler'e sokar. Orada ebedi kalacaklardır. Iste o, en buyuk kurtulustur

[10] Kafirler ve ayetlerimizi yalanlayanlar, iste onlar ates ehlidir. Orada ebedidirler. Ne kotu bir donus yeri

[11] Hicbir musibet, Allah’ın izni olmadıkca isabet etmez. Kim, Allah’a iman ederse Allah onun kalbine hidayet verir. Allah, her seyi bilir

[12] O halde Allah’a itaat edin, Rasulune itaat edin. Eger yuz cevirseniz, elcimize dusen ancak acıkca teblig etmektir

[13] Allah, O’ndan baska (hak) bir ilah yoktur. O halde muminler yalnız Allah’a tevekkul etsinler

[14] Ey iman edenler! Eslerinizden ve cocuklarınızdan size dusman olanlar vardır. Onlardan sakının. Eger affeder, kusurlarına bakmaz ve bagıslarsanız; Allah da bagıslar ve merhamet eder

[15] Mallarınız da, evlatlarınız da sizin icin ancak bir imtihandır. Allah katında ise buyuk ecir vardır

[16] O halde, gucunuzun yettigi kadar Allah'tan sakının, dinleyin, itaat edin ve kendi iyiliginize olarak harcayın. Kim nefsinin cimriliginden korunursa iste onlar kurtulusa erenlerdir

[17] Eger Allah’a guzel bir sekilde odunc verirseniz, onu size kat kat arttırır ve gunahlarınızı bagıslar. Allah; Sekur'dur (bol bol verir), Halim'dir

[18] Gizliyi de, acıgı da bilendir, Azizdir, Hakimdir

Talâk

Surah 65

[1] Ey Peygamber! Kadınları bosayacagınızda, onları iddetlerini gozeterek bosayın ve iddeti de sayın. Rabbiniz Allah’tan korkun. Apacık bir hayasızlık yapmaları hali bir yana, onları evlerinden cıkarmayın, kendileri de cıkmasınlar. Bunlar Allah'ın sınırlarıdır. Kim Allah'ın sınırlarını asarsa, suphesiz kendine zulmetmis olur. Bilemezsin; olur ki Allah, bundan sonra bir durum ortaya cıkarıverir

[2] Iddet muddetlerini doldurduklarında onları ya mesru olculer icerisinde (nikahınız altında) tutun veya onlardan mesru olculere gore ayrılın. Icinizden adalet sahibi iki kisiyi de sahit tutun. Sahitligi de Allah icin dogru yapın. Iste bununla Allah’a ve ahiret gunune iman eden kimseler icin ogut veriliyor. Kim Allah’tan sakınırsa, Allah ona bir cıkıs yolu gosterir

[3] Ve ona hic beklemedigi bir yerden rızık verir. Kim Allah’a tevekkul ederse, O kendisine yeter. Suphesiz Allah, emrini yerine getirendir. Allah, her sey icin bir sure/olcu koymustur

[4] Kadınlarınızdan adetten kesilmis olanlar hakkında (hukum nedir diye) tereddut ederseniz, onların bekleme suresi uc aydır. Henuz adet gormemis olanlar da boyledir. Hamile kadınların bekleme suresi, yuklerini bırakıncaya kadardır. Kim Allah’tan sakınırsa, ona isinde bir kolaylık saglar

[5] Bu, Allah'ın size indirdigi emridir. Kim Allah'tan sakınırsa (Allah) onun kotuluklerini orter ve onun ecrini buyutur

[6] Bosadıgınız kadınları, gucunuz olcusunde (iddet suresince) oturdugunuz yerde oturtun. Onları sıkıntıya dusurmek icin zarar vermeye kalkısmayın. Eger hamile iseler doguruncaya kadar nafakalarını verin. Eger sizin icin (ucretle) emzirirlerse, onlara ucretlerini verin. Aranızda maruf/bilinen bir sekilde emredin. Eger gucluk icine girerseniz, bu durumda (cocugu) onun (babası) icin bir baskası emzirebilir

[7] Imkanı genis olan, imkanının genisligine gore nafaka versin. Rızkı daralmıs bulunan da Allah'ın kendisine verdigi kadarından nafaka odesin. Allah, hic kimseyi verdigi (imkandan) fazlasıyla yukumlu tutmaz. Allah, zorlugun ardından bir kolaylık verir

[8] Rabbinin ve rasullerinin emrine karsı bas kaldıran nice ulke halkı vardır ki biz onları en siddetli bir hesaba cekmis ve onları gorulmemis bir azapla azaplandırmısızdır

[9] Sonunda onlar yaptıklarının cezasını tatmıs oldular. Islerin sonu da husran oldu

[10] Allah onlar icin cok siddetli bir azap hazırlamıstır. Ey iman etmis akıl sahipleri –o halde- Allah’tan korkun, gercek su ki Allah size bir zikir indirmistir

[11] Iman edip salih amel isleyenleri, karanlıklardan aydınlıga cıkarmak icin size Allah'ın apacık ayetlerini okuyan bir rasul gondermistir. Kim Allah’a iman eder ve salih amel islerse Allah onu, altlarından ırmaklar akan, icinde ebedi kalacakları Cennetler'e sokar. Allah o kimse icin gercekten guzel bir rızık vermistir

[12] Allah, yedi kat gogu ve yerden bir o kadarını yaratandır. Onun emri bunlar arasından inip durmaktadır ki, boylece Allah'ın her seye kadir oldugunu ve her seyi ilmiyle kusattıgını bilesiniz

Tahrîm

Surah 66

[1] Ey Peygamber! Eslerinin rızasını aramak icin ne diye Allah’ın sana helal kıldıgını (kendine) haram ediyorsun? Allah; cok bagıslayıcıdır, cok merhametlidir

[2] Allah, yeminlerinizin (kefaretle) cozulmesini size mesru kılmıstır. Allah, sizin mevlanızdır. O; Alim'dir, Hakim'dir

[3] Peygamber, eslerinden birine gizlice bir soz soylemisti. Fakat esi, o sozu (baskasına) haber verip Allah da bunu Peygamber'e acıklayınca, Peygamber bir kısmını bildirmis, bir kısmından da vazgecmisti. Peygamber bunu esine haber verince o: "Bunu sana kim haber verdi?" dedi. "Bana, Alim ve haberdar olan (Allah) haber verdi." dedi

[4] Eger sizler (iki hanımı) Allah'a tevbe ederseniz (ne iyi); cunku kalpleriniz egrilik gosterdi. Eger ona karsı birbirinize arka cıkarsanız, kuskusuz onun velisi Allah’tır. Cebrail, salih Mu'minler ve melekler de bundan sonra ona yardımcılardır

[5] Eger o sizi bosarsa, Rabbi ona sizden daha hayırlı, Musluman, inanan, sebatla itaat eden, tovbe eden, ibadet eden, oruc tutan, dul ve bakire esler verebilir

[6] Ey iman edenler! Kendinizi ve ailelerinizi yakıtı insanlar ve taslar olan atesten koruyun. Onun basında gayet hasin, sert; Allah'ın kendilerine emrettigine karsı gelmeyen ve kendilerine emredileni yapan melekler vardır

[7] Ey kafirler! O gun mazeret ileri surmeyin. Ancak yaptıklarınızın karsılıgını cekeceksiniz

[8] Ey iman edenler! Allah’a ictenlikle (nasuh) tevbe edin. Umulur ki, Rabbiniz sizin kotuluklerinizi orter, peygamberi ve onunla birlikte iman edenleri utandırmayacagı gunde Allah sizi, iclerinden ırmaklar akan Cennetler'e sokar. Onların nurları onlerinden ve saglarından aydınlatır, gider. “Ey Rabbimiz! Nurumuzu bizim icin tamamla, bizi bagısla! Cunku senin her seye hakkıyla gucun yeter.” derler

[9] Ey Peygamber! Kafirlerle ve munafıklarla cihat et, onlara karsı sert davran. Onların barınma yeri Cehennem'dir. O, pek de kotu bir donus yeridir

[10] Allah, kafir olanlara Nuh'un karısı ile Lut’un karısını ornek olarak veriyor. Ikisi de, salih kullarımızdan iki kulun nikahı altında idiler. Onlara (dinlerinde) ihanet etmislerdi. Onlar da Allah’tan gelen hicbir seye mani olamamıslardı. O kadınlara: "Girenlerle birlikte atese girin!" denildi

[11] Allah, iman edenlere de Firavun’un karısını ornek veriyor. Hani O: "Rabbim! Katındaki Cennet'te benim icin bir ev yap. Beni Firavun'dan ve onun (kotu) isinden koru ve beni zalimler toplulugundan kurtar!" demisti

[12] Iffetini koruyan Imran’ın kızı Meryem'i de... Ona ruhumuzdan uflemistik. O da Rabbinin sozlerini ve kitaplarını tasdik etmisti. O, itaatkarlardan biri idi

Mülk

Surah 67

[1] Butun mulk elinde olan Allah, yuceler yucesidir ve Onun her seye gucu yeter

[2] O, hanginizin daha guzel amel yapacagını sınamak icin olumu ve hayatı yaratandır. O; mutlak guc sahibidir, cok bagıslayandır

[3] Gokleri, ust uste yedi kat yaratan O’dur. Rahman’ın yaratmasında bir duzensizlik goremezsin. Gozunu cevir de bak, (gokte) bir catlak goruyor musunuz

[4] Sonra gozu(nu) iki kere daha cevir (de bak). Goz hakir ve umudunu kesmis bir halde sana doner

[5] Andolsun biz, en yakın gogu kandillerle donattık. Onları Seytanlara atılan taslar yaptık ve (ahirette de) onlara alevli ates azabını hazırladık

[6] Sonra gozu(nu) iki kere daha cevir (de bak). Goz hakir ve umudunu kesmis bir halde sana doner

[7] Oraya atıldıklarında o kaynayıp cosarken onun korkunc sesini isitirler

[8] Neredeyse Cehennem ofkeden catlayacaktır! Oraya her bir topluluk atıldıkca oranın bekcileri onlara; “Size bir uyarıcı gelmemis miydi?” diye sorarlar

[9] Onlar da soyle derler: “Evet! Bize bir uyarıcı gelmisti. Fakat biz onu yalanlamıs ve Allah hicbir sey indirmemistir. Siz ancak buyuk bir sapıklık icindesiniz demistik.”

[10] Yine derler ki: "Eger biz dinleseydik ve aklımızı kullanmıs olsaydık, cehennemlikler arasında olmazdık

[11] Iste boylece gunahlarını itiraf ederler. Artık alevli atestekiler Allah’ın rahmetinden uzak olsun

[12] Gormedigi halde Rablerinden korkup cekinen kimseler icin de elbette bir bagıslanma ve buyuk bir odul vardır

[13] Sozunuzu ister gizleyin ve isterse onu acıga vurun. Suphesiz O gonullerde olanı bilir

[14] Yaratan bilmez mi? O latiftir, her seyden haberdar olandır

[15] O, yeryuzunu sizin ayaklarınızın altına serendir. Haydi onun uzerinde yuruyun ve Allah’ın rızkından yiyin. Donus ancak O’nadır

[16] Gokte olanın, yeryuzu sarsıldıgı zaman sizi yerin dibine batırmayacagından emin mi oldunuz

[17] Yoksa gokte olanın uzerinize tas yagdıran (fırtınalı) bir ruzgar gondermeyeceginden emin misiniz? Siz o takdirde benim uyarmam nasılmıs bilip ogreneceksiniz

[18] Andolsun ki onlardan oncekiler de yalanladılar. Fakat benim inkarım nasıl oldu

[19] Ustlerinde kanatlarını acarak ve kapayarak ucan kusları gormediler mi? Onları Rahman'dan baskası tutmuyor. Dogrusu O, her seyi gorendir

[20] Rahman olan Allah'a karsı su size yardım edecek askerleriniz hani kimlerdir? Kafirler ancak bos bir gurur/aldanıs icindedirler

[21] Eger O, rızkınızı kesecek olsa size rızık verecek olan kimdir? Bilakis onlar azgınlık ve nefret icinde inatla direnmektedirler

[22] O halde, yuzustu kapanarak yuruyen mi daha cok hidayete erendir, yoksa dosdogru bir yol uzerinde dimdik yuruyen kimse mi

[23] Deki: "Sizi yaratan size isitme (icin kulaklar), gozler ve kalpler veren odur. Ne kadar az sukredersiniz

[24] Deki: "O sizi yeryuzune dagıtıp, yayandır. Yalnız onun huzuruna toplanıp goturuleceksiniz

[25] “Eger dogru soyleyenler iseniz, bu tehdit ne zaman gerceklesecek?” diyorlar

[26] De ki: “Bunun bilgisi yalnız Allah’ın katındadır. Ben sadece apacık bir uyarıcıyım

[27] Onun yaklastıgını gordukleri zaman, kafirlerin yuzleri kotulesir ve onlara; “Iste, isteyip durdugunuz sey budur!” denir

[28] De ki: “Soyleyin bakalım: "Eger Allah beni ve beraberimdekileri helak etse yahut bize merhamet ederse kafirleri acıklı bir azaptan kim kurtarabilir

[29] De ki: “O, Rahman’dır. O'na iman ettik ve O'na tevekkul ettik. Kimin apacık bir dalalette oldugunu yakında ogreneceksiniz

[30] De ki: “Soyleyin bakalım: Suyunuz cekiliverse, size kim temiz bir akar su getirir?”

Kalem

Surah 68

[1] Nun. Kaleme ve yazdıklarına yemin olsun

[2] Sen, Rabbinin nimeti sayesinde bir deli degilsin

[3] Senin icin tukenmez bir ecir vardır

[4] Suphesiz sen, cok buyuk bir ahlak uzeresin

[5] Sen de goreceksin, onlar da gorecekler

[6] Hanginizin delirmis oldugunu

[7] Dogrusu Rabbin, kendi yolundan sapan kisiyi en iyi bilendir. Hidayete erenleri de en iyi bilen O'dur

[8] Sakın yalanlayanlara itaat etme

[9] Onlar ister ki, sen musamaha gosterip, yumusak davranasın da onlar da sana yumusak davransınlar

[10] Sakın itaat etme cokca yemin eden, asagılık ve degersiz her kisiye

[11] Arkadan cekistirip, laf goturup getirene

[12] Iyilige engel olan, saldırgan gunahkara

[13] Kabaya sonra da soysuza

[14] O mal ve ogullar sahibi oldu diye

[15] Karsısında ayetlerimiz okundugunda “oncekilerin masallarıdır” der

[16] Yakında biz onun burnu uzerine damga vuracagız

[17] Gercek su ki biz o bahce sahiplerini sınadıgımız gibi bunları da sınadık: Hani sabah vaktinde onu mutlaka devsireceklerine yemis etmislerdi

[18] (Insaallah diyerek, yeminlerinde) istisna da yapmıyorlardı

[19] Onlar uyurken, Rabbin tarafından bir kusatıcı (ates) bahceyi sarıverdi

[20] Bahceler bir anda kapkara kesildi

[21] Sabah vakti birbirlerine seslendiler

[22] Eger mahsulu toplayacaksanız, erkenden yola cıkın

[23] Kendi aralarında fısıldasarak yola koyuldular

[24] Sakın bugun oraya bir yoksul girip yanınıza sokulmasın" diye

[25] (Yoksulları) alıkoymaya gucleri yetiyormus gibi erkenden gittiler

[26] Fakat bahceyi o halde gorduklerinde; “Biz mutlaka yolumuzu sasırmıs olmalıyız!” dediler

[27] Bilakis biz, mahrum bırakıldık

[28] Onların en mu'tedil/insaflı olanı: "Ben size, keske Allah’ı tesbih etseydiniz dememis miydim?" dedi

[29] Onlar; “Rabbimizi tesbih ederiz. Suphesiz biz, zalim kimseler imisiz.” dediler

[30] Karsılıklı olarak birbirlerini kınamaya basladılar

[31] Soyle dediler: “Yazıklar olsun bize! Gercekten biz azgın kisilermisiz!”

[32] “Umulur ki, Rabbimiz bize bunun yerine daha iyisini verir. Cunku biz artık Rabbimizi arzulayanlarız.”

[33] Iste azap boyledir. Ahiret azabı ise elbette daha buyuktur. Keske bilselerdi

[34] Suphesiz Allah’a karsı gelmekten sakınanlar icin Rableri katında Naim Cennetleri vardır

[35] Biz hic, Muslumanlarla sucluları bir tutar mıyız

[36] Ne oluyor size? Nasıl hukum veriyorsunuz

[37] Yoksa sizin bir kitabınız var da ondan mı okuyorsunuz

[38] Onda, “Begendiginiz her sey sizindir” (diye mi yazılı)

[39] Yoksa; “Neye hukmederseniz o yerine getirilir.” diye kıyamete kadar gecerli olacak, size verilmis yeminler/sozler mi var

[40] Sor onlara; hangileri bunun savunuculugunu yapacak

[41] Yoksa onların ortakları mı var? Eger dogru soyleyenler iseler o halde ortaklarını getirsinler

[42] Baldırın acılacagı o gunde onlar secde etmeye davet edilecekler. Fakat buna guc yetiremezler

[43] Gozleri korku icinde, yuzlerini zillet burumustur. Oysa onlar, sag salim iken secde etmeye cagrılmıslardı

[44] Artık beni ve bu sozu yalanlayanları bas basa bırak. Biz onları bilmeyecekleri bir yerden derece derece azaba yaklastıracagız

[45] Onlara muhlet veriyorum. Cunku benim tuzagım cok saglamdır

[46] Yoksa sen onlardan bir ucret istiyorsun da onlar bu yuzden agır bir borc yuku altına mı girmislerdir

[47] Yoksa gayb onların yanındadır da onlar mı yazıyorlar

[48] Rabbinin hukmunu sabırla bekle! Balık sahibi/Yunus gibi olma! Hani o, dertli bir sesle Rabbine seslenmisti

[49] Sayet Rabbinden ona bir nimet yetismemis olsaydı, o mutlaka kınanmıs bir halde ıssız bir yere atılacaktı

[50] Ancak Rabbi onu secti ve onu salihlerden kıldı

[51] Kafirler, o zikri isittikleri vakit neredeyse seni gozleriyle devireceklerdi. “O, kesinlikle bir delidir.” diyorlardı

[52] Oysa o (Kur'an) ancak alemler icin bir oguttur

Hâkka

Surah 69

[1] Gerceklesecek olan kıyamet

[2] Nedir o gerceklesecek olan kıyamet

[3] Gerceklesecek olan kıyametin ne oldugunu sen ne bileceksin

[4] Semud ve Ad kavimleri, yureklerini hoplatacak olan buyuk felaketi (kıyameti) yalanladılar

[5] Ama Semud, siddetli bir cıglık/ses ile helak edilmisti

[6] Ad kavmine gelince, onlar da ugultulu ve dondurucu olan siddetli bir ruzgarla helak edildi

[7] O ruzgarı onlara yedi gece ve sekiz gun pespese musallat kıldı. O kavmi o sure icinde icleri bosalmıs hurma kutukleri imisler gibi yere yıkılmıs gorurdun

[8] Onlardan arta kalan bir sey goruyor musun

[9] Firavun da, ondan oncekiler de, altı ustune gelen kasabalar halkı da hep hata islediler

[10] Rablerinin elcisine isyan ettikleri icin onları siddetli bir yakalayısla yakaladı

[11] Dogrusu sular tastıgı zaman sizi gemide biz tasımıstık

[12] Bunu sizin icin bir ogut kılalım ve anlayıslı kulaklar duysun diye

[13] Sur’a tek bir ufurusle ufuruldugu zaman

[14] Yeryuzu ve daglar kaldırılıp, tek carpısla carpılıp darmadagın edildigi zaman

[15] Iste o gun olacak olmustur

[16] Gokyuzu yarılır ve artık o gun zayıf ve gucsuzdur

[17] Melekler, onun (gogun) etrafındadır. O gun Rabbinin arsını, bunların da ustunde sekiz (melek) yuklenir

[18] Siz o gun (hesap icin) arz olunursunuz da hicbir sırrınız gizli kalmaz

[19] Iste o vakit, kitabı kendisine sagından verilen kimse der ki: “Gelin, kitabımı okuyun!”

[20] Ben, zaten kesinlikle boyle bir hesapla karsılasacagımı biliyordum." der

[21] Artık o hosnut oldugu bir yasayıstadır

[22] Yuksek bir Cennet'tedir

[23] Meyveleri cok yakındır

[24] Yiyin, icin; afiyet olsun. Bu, gecmis gunlerde yaptıklarınızın sebebiyle (size bahsedilmistir)

[25] Kitabı solundan verilen kimseler ise soyle der: “Eyvah! Keske kitabım verilmeseydi

[26] Hesabımın ne oldugunu hic bilmeseydim

[27] Keske (olum isimi) bitirmis olsaydı

[28] Malım da bana bir fayda vermedi

[29] Saltanatım yok olup gitti

[30] Onu yakalayın da (ellerini boynuna) baglayın

[31] Sonra da Cehennem'e atın

[32] Ardından da onu yetmis arsın boyundaki bir zincire vurup surukleyin

[33] Cunku o, Yuce Allah’a iman etmiyordu

[34] Yoksulu yedirmeye tesvik etmiyordu

[35] Bugun onun icin burada bir can yoldası da yoktur

[36] Irinden baska hicbir yiyecek de yoktur

[37] O yemegi gunahkarlardan baskası yemez

[38] Yemin ederim gorduklerinize

[39] Gormediklerinize de…

[40] Suphesiz o, cok degerli bir elcinin sozudur

[41] O, bir sair sozu degildir. Ne kadar da az iman ediyorsunuz

[42] O, bir kahin sozu de degildir. Ne de az dusunuyorsunuz

[43] Alemlerin Rabbi tarafından indirilmistir

[44] Eger Peygamber bizim adımıza bazı sozler uydurmus olsaydı

[45] Elbette onu sag tarafından kıskıvrak yakalardık

[46] Sonra da onun can damarını kopartırdık

[47] Sizden hic kimse de buna engel olamazdı

[48] Suphesiz o, takva sahipleri icin bir oguttur

[49] Elbette biz, biliyoruz ki icinizden yalanlayanlar vardır

[50] Suphesiz ki o kafirler icin bir pismanlıktır

[51] Ve suphesiz o, kesin bir gercektir

[52] O halde sen, Yuce Rabbinin adını tesbih et

Me'âric

Surah 70

[1] Isteyen kimse inecek olan azabı istedi

[2] Kafirler icin onu onleyecek hic kimse yoktur

[3] (O azap) Yuksek dereceler sahibi olan Allah tarafındandır

[4] Melekler ve Ruh (Cebrail) ona suresi elli bin yıl olan bir gunde yukselir

[5] Oyleyse sen de guzel bir sabırla sabret

[6] Dogrusu onlar, o gunu cok uzak goruyorlar

[7] Oysa biz onu cok yakın goruyoruz

[8] O gun, gokyuzu erimis yag/maden (tortusu) gibi olur

[9] Daglar ise sacılmıs yunler gibi olacaktır

[10] Hicbir yakın dost bir yakınını sormaz bile

[11] Onlar birbirlerine gosterilirler. Gunahkar kimse, o gunun azabından (kurtulus icin) ogullarını fidye olarak vermek ister

[12] Esini ve kardesini

[13] Kendisini barındıran sulalesini

[14] Yeryuzunde olanların hepsini de. Sonra (ister ki) kendini kurtarsın

[15] Asla! Cunku o alevli bir atestir

[16] Deriyi yakıp kavurur

[17] (Hakka) Arkasını donup yuz cevireni cagırır

[18] Mal toplayıp biriktireni

[19] Insan, cok hırslı olarak yaratılmıstır

[20] Kendisine fenalık dokundugunda sızlanır, feryat eder

[21] Ona bir iyilik dokununca da cimrilik eder

[22] Ancak namaz kılanlar mustesna

[23] Onlar ki, namazlarını devamlı kılarlar

[24] Onların mallarında belli bir hak vardır

[25] Isteyene ve (istemekten utanıp) mahrum kalana

[26] Onlar hesap gununu tasdik ederler

[27] Onlar Rablerinin azabından korkarlar

[28] Gercekten Rablerinin azabından guvende olunmaz

[29] Onlar, mahrem yerlerini/ırzlarını koruyan kimselerdir

[30] Ancak eslerine ve sahip oldukları cariyelerine karsı mustesna. Cunku onlar (bundan dolayı) kınanmazlar

[31] Bundan otesini arayanlar, iste onlar haddi asmıs olanlardır

[32] Onlar, emanetlerine ve verdikleri sozlere riayet ederler

[33] Onlar, sahitliklerini (gerektigi gibi) yerine getirirler

[34] Onlar, namazlarını muhafaza ederler

[35] Iste onlar, Cennetler'de agırlanacaklardır

[36] O kafirlere ne oluyor ki, sana dogru kosuyorlar

[37] Sagdan soldan, boluk boluk

[38] Yoksa onların her biri Naim Cennet'ine konulacagını mı umuyor

[39] Asla! Biz onları bildikleri o seyden yarattık

[40] Hayır, doguların ve batıların Rabbine yemin ederim ki mutlaka biz guc yetirenleriz

[41] Onların yerlerine kendilerinden daha hayırlılarını getirmeye. Ve bizim onumuze gecilemez

[42] Bırak onları; kendilerine soz verilen gun gelinceye kadar dalıp oynasınlar

[43] O gun onlar sanki dikilmis putlara suratle gidiyorlarmıs gibi kabirlerinden hızlıca cıkarlar

[44] Gozleri yere yıkılmıs, (yuzlerini) zillet burumustur. Iste bu, onlara soz verilen gundur

Nûh

Surah 71

[1] Suphesiz biz Nuh’u kavmine; “Kendilerine elem dolu bir azap gelmeden once kavmini uyar!” diye gonderdik

[2] Dedi ki: "Ey kavmim! Ben, sizin icin acık bir uyarıcıyım

[3] Allah’a ibadet edin, ondan sakının ve bana itaat edin

[4] Ta ki gunahlarımızdan bir kısmını magfiret buyursun ve sizi belli bir sureye kadar geciktirsin. Suphesiz ki Allah’ın takdir ettigi vakit geldi mi geri bırakılmaz. Keske bilseydiniz

[5] Dedi ki: “Rabbim! Ben kavmimi gece gunduz davet ettim

[6] Davetim onların kacmasından baska bir seyi artırmadı

[7] Dogrusu ben onları bagıslaman icin her davet edisimde, onlar parmaklarını kulaklarına tıkadılar, ortulerini baslarına cektiler, direttiler ve kibirlendikce kibirlendiler

[8] Sonra, ben onları acıktan acıga davet ettim

[9] Sonra onları acıktan acıga da, gizli gizli de davet ettim

[10] Onlara dedim ki: "Rabbinizden bagıslanma dileyin. Cunku O, cok bagıslayıcıdır

[11] Gokten size bol bol yagmur yagdırsın

[12] Sizi, mallar ve ogullarla desteklesin; sizin icin bahceler var etsin, ırmaklar akıtsın

[13] Size ne oluyor da Allah icin bir vakar (saygınlık, buyukluk) ummuyorsunuz

[14] Oysa O, sizi asamalar halinde yarattı

[15] Allah’ın yedi gogu kat kat nasıl yarattıgını gormuyor musunuz

[16] Onların icinde Ay’a bir ısık vermis, Gunes'i de bir kandil yapmıstır

[17] Allah sizi bir bitki gibi topraktan bitirmistir

[18] Sonra sizi oraya geri dondurecek ve tekrar oradan cıkaracaktır

[19] Allah sizin icin yeryuzunu bir dosek kıldı

[20] Genis yollarında gezip dolasmanız icin

[21] Nuh: "Rabbim! Onlar bana isyan ettiler. Malı ve evladı kendisine husrandan baska bir sey artırmayan kimseye uyup, tabi oldular." dedi

[22] Ve buyuk bir tuzak kurdular

[23] Ve; "Sakın ilahlarınızı bırakmayın! Sakın Ved’i, Suva’yı, Yegus’u, Yeuk’u ve Nesr’i bırakmayın!" dediler

[24] Bircoklarını saptırdılar. Sen de o zalimlerin sapıklıklarından baska bir seylerini artırma

[25] Gunahlarından dolayı suda boguldular ve atese atıldılar. Kendilerine Allah dısında bir yardımcı da bulamadılar

[26] Nuh dedi ki: "Rabbim! Yeryuzunde dolasan tek bir kafir bile bırakma

[27] Eger onları bırakırsan, senin kullarını yoldan cıkarırlar ve yalnızca ahlaksız, kafir insanlar dunyaya getirirler

[28] Rabbim! Beni bagısla! Anamı, babamı ve iman ederek evime giren erkek ve kadın Mu'minleri de. Zalimlerin de ancak helakini arttır

Cinn

Surah 72

[1] De ki: "Cinlerden bir toplulugun dinleyip soyle dedigi bana vahyedildi: Biz, hayrete dusuren Kur'an dinledik

[2] Dogru yola hidayet ediyor, biz ona iman ettik. Rabbimize hic kimseyi ortak tutmayacagız

[3] Rabbimizin azameti cok yucedir. O, es ve cocuk edinmemistir

[4] Dogrusu bizim beyinsiz olanımız (Iblis), Allah hakkında pek asırı yalanlar uyduruyormus

[5] “Biz, insanların ve cinlerin Allah hakkında yalan soylemeyeceklerini zannederdik

[6] Su da gercek ki, insanlardan bazı kimseler cinlerden bazı kimselere sıgınırlardı da onların taskınlıklarını arttırırlardı

[7] Onlar da sizin zannettiginiz gibi Allah’ın hic kimseyi yeniden diriltemeyecegini sanmıslardı

[8] Dogrusu biz (cinler) gogu yokladık, fakat onu guclu bekcilerle, alev huzmeleriyle (yıldızlarla) doldurulmus bulduk

[9] Halbuki (daha once) biz onun bazı kısımlarında (haber) dinlemek icin oturacak yerler (bulup) oturuyorduk. Simdi kim dinlemek istese onu gozeten bir alev yakalıyor

[10] Gercekten bilmiyoruz. Yeryuzunde olanlara bir kotuluk mu murat edildi? Yoksa Rableri onlara bir hayır mı diledi

[11] Suphesiz bizim icimizde salih olanlar da vardır, salih olmayanlar da vardır. Her birimiz ayrı ayrı yollara ayrılmısız

[12] Biz, suphesiz Allah'ı yeryuzunde asla aciz bırakamayacagımızı, kacmak suretiyle de onu hicbir sekilde aciz kılamayacagımızı anladık

[13] Dogrusu biz, o hidayeti (Kur'an'ı) isitince ona iman ettik. Kim Rabbine iman ederse, artık bir kayıptan ve haksızlıga ugramaktan korkmaz

[14] Bizden Musluman olanlar da var, haksızlık edenler de (sapmıs olanlar da) var. Musluman olanlar, iste onlar dogru yola yonelenlerdir

[15] Dogru yoldan sapanlara gelince, onlar Cehennem'e odun olacaklardır

[16] Eger onlar, dogru yolda istikamet uzere olsalardı, onlara bol bol su verirdik

[17] Bununla onları imtihan ederiz. Kim de Rabbinin zikrinden yuz cevirirse, onu cok agır bir azaba sokar

[18] Mescitler Allah’ındır. O halde Allah ile birlikte baskasına dua/ibadet etmeyin

[19] Nitekim Allah’ın kulu, ona dua/ibadet icin ayaga kalktıgında (Kur'an dinlemek icin) az kalsın uzerine toplanıp dolusurlardı

[20] De ki: “Ben ancak Rabbime dua ederim ve O'na hicbir seyi ortak kosmam

[21] De ki: “Benim size bir zarar vermeye de, sizi dogru yola iletmeye de gucum yetmez

[22] De ki: "Beni kimse Allah'a karsı savunamaz ve ben O'ndan baska bir sıgınak bulamam

[23] (Benim gorevim) ancak Allah'tan (gonderilenleri) ve (teblig olunması emrolunanları) teblig etmektir. Kim Allah’a ve elcisine karsı gelirse, onun icin icinde ebedi kalacagı Cehennem atesi vardır

[24] Sonunda, kendilerine soz verileni gordukleri zaman, kimin yardımcısının daha gucsuz ve sayısının daha az oldugunu bileceklerdir

[25] De ki: "Size vadedilen yakın mı? Yoksa Rabbim onu uzak mı kıldı, bilmiyorum

[26] O, gaybı bilendir. Hic kimseye gaybını bildirmez

[27] Ancak elcileri icinde razı oldugu baska. Cunku O, bunun onunde ve ardında gozleri onundedir

[28] Boylece onların (peygamberlerin), Rablerinin gonderdiklerini hakkıyla teblig ettiklerini bilsin. (Allah) Onların uzerinde olup bitenleri cepecevre kusatmıs ve her seyi bir bir saymıstır (kaydetmistir)

Müzzemmil

Surah 73

[1] Ey ortusune burunmus olan

[2] Gece kalk, ancak birazı dısında

[3] Yarısı kadar yahut ondan biraz eksilt

[4] Yahut buna biraz ekle. Kur’an’ı agır agır, tane tane oku

[5] Dogrusu Biz, sana, tasıması agır bir soz vahyedecegiz

[6] Gercekten, gece kalkısı etki bakımından daha kuvvetli ve okuma bakımından da daha saglamdır

[7] Gunduz ise senin icin uzun bir ugras vardır

[8] Rabbinin ismini zikret ve her seyden kendini cekerek yalnızca O'na yonel

[9] O, dogunun da batının da Rabbidir. O’ndan baska (hak) bir ilah da yoktur. Oyleyse O'nu vekil edin

[10] Onların soylediklerine katlan ve onlardan guzel bir sekilde ayrıl

[11] Yalanlayan o nimet sahipleri ile beni basbasa bırak ve onlara azıcık muhlet ver

[12] Cunku bizim yanımızda agır bukagılar ve yakıcı bir ates var

[13] Bogazı tıkayan bir yiyecek ve acı veren bir azap vardır

[14] O gunde yer ve daglar sarsılır, daglar da yıgılarak akıp dagılan kum gibi olur

[15] Biz, Firavun’a bir rasul gonderdigimiz gibi size de uzerinize sahit olacak bir rasul gonderdik

[16] Firavun, rasule karsı cıktı. Biz de onu muthis bir sekilde yakaladık

[17] Eger kufredecek olursanız, cocukların saclarını agartan bir gunde, siz kendinizi nasıl koruyacaksınız

[18] O gunun dehsetiyle gokyuzu yarılacak, O'nun vaadi mutlaka yerine gelecektir

[19] Suphesiz bunlar bir oguttur. Kim dilerse Rabbine ulastıran bir yol tutar

[20] Suphesiz Rabbin biliyor ki, gercekten sen gecenin ucte ikisinden daha azı ve (bazen) yarısı ve (bazen de) ucte biri kadar (namaz icin) kalkıyorsun. Beraberinde bulunanlardan (ashabından) bir topluluk da (boyle yapıyor). Geceyi ve gunduzu Allah takdir eder. O sizin, bunu sayamayacagınızı (buna guc yetiremeyeceginizi) bildigi icin sizi bagısladı. Oyleyse Kur’an’dan (bildiginiz) kolayınıza geleni okuyun. Icinizden hasta olacakları, bir kısmınızın yeryuzunde dolasıp Allah’ın rızkını arayacagını, digerlerinin Allah yolunda savasacagını da bilmektedir. Oyleyse ondan kolayınıza geleni okuyun, namazı ikame edin, zekatı verin ve Allah’a guzel bir borc (ile borc) verin. Kendiniz icin hayır olarak (dunyada) ne sunarsanız; onu Allah katında daha iyi, daha buyuk bir mukafat ile (karsılık verilmis) bulursunuz. Allah’tan bagıslanma dileyin. Suphesiz Allah; cok bagıslayıcıdır, cok merhametlidir

Müddessir

Surah 74

[1] Ey elbisesine burunen

[2] Kalk ve uyar

[3] Rabbini tekbir et (yucelt)

[4] Elbiseni de temizle/Rabbini tekbir et (yucelt)

[5] Pisliklerden de uzak dur

[6] (Yaptıgını) cok gorerek minnet etme

[7] Rabbin icin sabret

[8] Sur’a uflendigi zaman

[9] Iste o gun, cok zor bir gundur

[10] Kafirler icin hic kolay degildir

[11] Beni, yarattıgım kisiyle bas basa bırak

[12] Ona ardı arkası kesilmeyen bir servet verdim

[13] Gozlerinin onunde duran ogullar verdim

[14] Kendisi icin (dunya nimetlerini) yaydıkca yaydım

[15] Daha da artırmamı umuyor

[16] Asla! Cunku o ayetlerimize karsı cok inatcıdır

[17] Onu sarp bir yokusa zorlayıp surecegim

[18] Cunku o; dusundu, olctu, bicti

[19] Kahrolası nasıl da olctu, bicti

[20] Sonra (yine o) kahrolası, nasıl (da) olctu, bicti

[21] Sonra soyle bir baktı

[22] Sonra da kaslarını catıp, surat astı

[23] Sonra da arkasını donup buyuklendi

[24] Ve soyle dedi: Bu sadece ogretilegelen bir sihirdir

[25] Bu, insan sozunden baska bir sey degildir

[26] Ben onu Sekar’a (Cehennem'e) sokacagım

[27] Sekar’ın ne oldugunu bilir misin sen

[28] O geride bir sey koymaz ve bırakmaz

[29] Insan derisini yakıp kavurur

[30] Uzerinde on dokuz (melek) vardır

[31] Biz; kendilerine kitap verilenler kesin bir bilgiyle inansın, iman edenlerin imanları artsın, kendilerine kitap verilenler ile iman edenler supheye kapılmasın, kalplerinde bir hastalık olanlar ile kufre sapanlar da, “Allah, bu ornekle (on dokuz sayısı ile) neyi anlatmak istedi?” desin diye o atesin koruyucularını meleklerden baskasını kılmadık ve onların sayısını da kafirler icin yalnızca bir fitne/imtihan yaptık. Allah; diledigini iste boyle saptırır, diledigine de hidayet eder. Rabbinin ordularını kendisinden baskası bilemez. Bu, insanlar icin bir ogutten baska bir sey degildir

[32] Hayır! And olsun Ay’a

[33] Donup gittigi zaman geceye

[34] Ve agarmakta olan sabaha

[35] Suphesiz o (Sekar), buyuk (musibetlerden) biridir

[36] Insanlar icin bir uyarıcıdır

[37] Sizden ileri gitmek ya da geri kalmak isteyen kimseler icin

[38] Her nefis kazandıgına karsılık bir rehindir

[39] Ancak Ashab-ı Yemin (sag ehli) baskadır

[40] (Onlar) cennetlerdedirler. Birbirlerine sorarlar

[41] Suclulardan

[42] “Sizi Sekara/Cehennem'e sokan nedir

[43] Onlar derler ki; "Biz namaz kılan kimseler degildik

[44] “Yoksulları da doyurmazdık

[45] (Batıla) Dalanlarla beraber biz de dalıp gitmistik

[46] “Hesap gununu de yalanlıyorduk

[47] “Nihayet olum bize gelip catıncaya dek

[48] Artık sefaat edenlerin sefaatleri onlara yarar saglamaz

[49] Oyleyse onlara ne oluyor da ogutten yuz ceviriyorlar

[50] Onlar adeta urkutulmus yaban esekleri gibidir

[51] Aslandan urkup, kacan

[52] Hayır; her biri onune acılıvermis sahifeler verilmesini ister

[53] Asla! Dogrusu onlar ahiretten korkmuyorlar

[54] Hayır! Suphesiz o (Kur'an) ancak bir oguttur

[55] Artık dileyen kimse ondan ogut alır

[56] Allah dilemedikce onlar ogut almazlar. Kendisinden korkulmaya layık olan da, bagıslayıcı olan da O’dur

Kıyâme

Surah 75

[1] Kıyamet gunune yemin ederim

[2] Surekli kendini kınayan nefse yemin ederim

[3] Insan biz onun kemiklerini asla toplayıp, bir araya getirmeyecegimizi mi zanneder

[4] Aksine onun parmak uclarını bile yaratıp duzenlemeye gucumuz yeter

[5] Ancak insan, onundeki (ahireti inkar ederek) fucurla (gunah islemek) ister

[6] Kıyamet gunu ne zaman?" diye sorar

[7] Goz dehsetle kamastıgı zaman

[8] Ay tutuldugu zaman

[9] Gunes ve Ay bir araya getirildigi zaman

[10] (O gun) insan: "Bugun kacacak yer nerede?" der

[11] Hayır! Hicbir sıgınacak yer yoktur

[12] O gun varıp durulacak yer Rabbinin huzurudur

[13] O gunde insana onden yolladıgı seyler ile geride bıraktıgı seyler haber verilir

[14] Dogrusu insan, kendi aleyhine bir sahittir

[15] Isterse butun mazeretlerini ortaya doksun

[16] (Ey Muhammed!) Onu (vahyi) carcabuk almak icin dilini kımıldatma

[17] Suphesiz onu toplamak (senin kalbine yerlestirmek) ve onu okutmak bize aittir

[18] O halde, biz onu okudugumuz zaman onun okunusuna uy

[19] Sonra onu acıklamak yine bize aittir

[20] Hayır! Siz, acil olanı/dunyayı seviyorsunuz

[21] Ahireti ise bırakıyorsunuz

[22] Yuzler vardır ki, o gun ısıl ısıl parıldayacaktır

[23] Rabbine bakar

[24] O gun birtakım yuzler de asıktır

[25] Bel kemiklerini kıran bir felakete ugratılacaklarını anlarlar

[26] Hayır! Can, koprucuk kemigine dayandıgı zaman

[27] Hayır! Can bogaza dayandıgı zaman

[28] Anlar ki, bu bir ayrılıs

[29] Ayakları birbirine dolastıgında

[30] O gun varacakları yer, yalnız Rabbinin huzurudur

[31] Tasdik etmemis ve namaz kılmamıstı

[32] Fakat yalanlamıs ve yuz cevirmis

[33] Sonra da calım satarak ailesine gitmisti

[34] “Bu azap sana layıktır, layık

[35] Evet! Layıktır sana, layık!” denilecek

[36] Yoksa insan, bası bos bırakılacagını mı sanıyor

[37] O akıtılan meniden bir nutfe degil miydi

[38] Sonra alaka olmus, Allah onu yaratmıs ve duzenlemisti

[39] Ondan da iki esi, erkek ve disiyi var etmisti

[40] Bunu yapanın oluleri diriltmeye gucu yetmez mi

İnsan

Surah 76

[1] Insan (henuz) anılır bir sey degilken (yaratılmamısken) uzerinden uzunca bir zaman gecti

[2] Biz, insanı katısık nutfeden yarattık. Onu imtihan edelim diye kendisini isitir ve gorur kıldık

[3] Biz ona yolu gosterdik. Ister sukreder, ister kafir olur

[4] Elbette biz; kafirlere zincirler, halkalar ve alevli Cehennem hazırladık

[5] Iyiler ise katkısı kafur olan icecekler dolu bir kadehten icerler

[6] Allah’ın kullarının kendisinden ictikleri ve diledikleri gibi akıttıkları bir pınardır

[7] Onlar adakları yerine getirirler ve kotulugu yaygın bir gunden korkarlar

[8] Yemege olan sevgilerine ragmen yoksula, yetime ve esire yemek yedirirler

[9] Biz, sizi sadece Allah yuzu/rızası icin doyuruyoruz. Sizden bir karsılık ve tesekkur beklemiyoruz

[10] Dogrusu biz, suratların asılacagı korkunc siddetli bir gunde Rabbimizden korkarız

[11] Bundan dolayı Allah da bugunun serrinden onları korur ve onlara bir guzellik, bir sevinc verir

[12] Sabretmeleri sebebi ile de onları cennetle ve ipek ile mukafatlandırır

[13] Orada koltuklara kurulurlar. Ne yakıcı bir gunes, ne de dondurucu bir soguk gorurler

[14] Golgeleri kendilerine yakındır. Devsirilecek meyveleri de egdirildikce egdirilmistir

[15] Cevrelerinde ise gumus kaplar ve billur kaseler dolastırılır

[16] Gumusten billur kaseler... (Hizmetciler) Onların ihtiyaclarına gore olculerini belirlemistir

[17] Onlara orada karısımı zencefil olan bir kadehten icirilir

[18] Orada Selsebil adı verilen bir pınar da vardır

[19] Yanlarında olumsuz gencler dolasır; onları gordugunde sacılmıs birer inci sanırsın

[20] Nereye bakarsan orada pek cok nimetler ve buyuk bir saltanat gorursun

[21] Uzerlerinde yesil ipekli ve parlak atlastan elbiseler vardır. Gumus bilezikler takınmıslardır. Rableri onlara tertemiz bir icecek icirmistir

[22] Iste bu, sizin icin bir oduldur. Sizin calısmanızın karsılıgıdır

[23] Suphe yok ki, Kur’an’ı sana elbette biz indirdik, biz

[24] O halde Rabbinin hukmune sabret ve onlardan hicbir gunahkara ve kafire de itaat etme

[25] Sabah, aksam Rabbinin adını zikret

[26] Geceleri de ona secde et ve geceleyin uzun (bir sure) onu tesbih et

[27] Onlar; acele olanı (dunyayı) istiyorlar, agır (cetin) gunu arkalarına bırakıyorlar

[28] Onları biz yarattık ve yaratılıslarını iyiden iyiye pekistirdik. Diledigimiz zaman da onları benzerleriyle degistiririz

[29] Suphesiz bu bir oguttur. Dileyen kimse Rabbine giden yolu tutar

[30] Allah dilemedikce siz dileyemezsiniz. Suphesiz Allah; her seyi bilendir, Hakim'dir

[31] Diledigini rahmetine sokar. Zalimlere de acı bir azap hazırlamıstır

Mürselât

Surah 77

[1] Yemin olsun, ardı ardına gonderilenlere

[2] Siddetle esip savuranlara

[3] Yaydıkca yayanlara

[4] Ayırdıkca ayıranlara

[5] Zikri getirip, bırakanlara

[6] Gerek ozur icin olsun, gerek uyarı icin

[7] Suphe yok ki, size vaadedilen mutlaka gerceklesecektir

[8] Yıldızların ısıgı sondugu zaman

[9] Gok yarıldıgında

[10] Daglar parcamparca olup savruldugunda

[11] Peygamberlere ummetleri hakkında sahitlik vakitleri bildirildigi zaman

[12] Bu, hangi gune ertelenmis

[13] Ayrım (hukum) gunune (ertelenmistir)

[14] Hukum gununun ne oldugunu sen ne bileceksin

[15] O gun vay yalanlayanların haline

[16] Biz, oncekileri helak etmedik mi

[17] Sonra arkadan gelenleri de onların arkasına takacagız

[18] Biz, gunahkarlara iste boyle yaparız

[19] O gun vay yalanlayanların haline

[20] Sizi basit bir sudan yaratmadık mı

[21] Ve onu saglam bir yere yerlestirmedik mi

[22] Belli bir sureye kadar

[23] Buna gucumuz yeter. Ne guzel guc yetirenleriz

[24] O gun yalanlayanların vay haline

[25] Biz, yeryuzunu bir toplanma yeri kılmadık mı

[26] Diri olanları da, olu olanları da

[27] Orada yuksek daglar yaratıp size tatlı su icirmedik mi

[28] O gun yalanlayanların vay haline

[29] Yalanlamıs oldugunuza (azaba) dogru yuruyun bakalım

[30] Uc kollu (atesin) golgesine dogru yuruyun

[31] Ne golgelendirir, ne alevden korur

[32] O, her biri saraylar gibi olan kıvılcımlar sacar

[33] Her biri sarı develer gibidir

[34] O gun yalanlayanların vay haline

[35] Bu, onların konusamayacakları bir gundur

[36] Onların ozur dilemelerine dahi izin verilmez

[37] O gun yalanlayanların vay haline

[38] Bu, ayırma (hukum) gunudur. Sizi ve evvelkileri bir araya toplarız

[39] Eger bir tuzagınız varsa, haydi bana karsı tuzak kurun

[40] O gun, yalanlayanların vay haline

[41] Suphesiz ki takva sahipleri, golgelerde pınar baslarındadır

[42] Ve canlarının cekip-arzu ettigi meyveler (arasındadırlar)

[43] Yaptıgınız ameller sebebi ile afiyetle yiyin, icin

[44] Biz, iyilik yapanları iste boyle odullendiririz

[45] O gun yalanlayanların vay haline

[46] Yiyin ve biraz yararlanın; muhakkak ki siz gunahkarlarsınız

[47] O gun, yalanlayanların vay haline

[48] Onlara; “Ruku edin!” denildigi zaman ruku etmezlerdi

[49] O gun yalanlayanların vay haline

[50] Onlar bundan (Kur'an'dan) sonra artık hangi soze iman edecekler

Nebe'

Surah 78

[1] Birbirlerine neyi soruyorlar

[2] O buyuk haberi mi

[3] Ki onlar, onda ihtilafa dusmuslerdir

[4] Hayır! Onlar yakında ogrenecekler

[5] Sonra tekrar hayır! Yakında ogrenecekler

[6] Yeri bir dosek kılmadık mı

[7] Dagları da birer kazık kılmadık mı

[8] Sizleri (erkekli disili) esler halinde yarattık

[9] Uykunuzu bir dinlenme (sebebi) kıldık

[10] Geceyi ortu bir kıldık

[11] Gunduzu de gecim zamanı kıldık

[12] Ustunuze yedi saglam gok bina ettik

[13] Alev alev yanan aydınlatıcı ve ısıtıcı bir kandil yarattık

[14] Ve yagmur yuklu bulutlardan sarıl sarıl akan bir su indirdik

[15] Onunla taneler ve bitkiler cıkaralım diye

[16] Ve birbirine girmis sarmas dolas bahceler yetistirelim diye

[17] Suphe yok ki hukum verip, ayırt etme gunu belirlenmis bir vakittir

[18] Sur’a uflendigi gun boluk boluk geleceksiniz

[19] Ve gokyuzu acılarak orada pek cok kapılar olusur

[20] Daglar yurutulup bir seraba donusur

[21] Suphesiz Cehennem de bir gozetleme yeridir

[22] Azgınların varacagı sıgınaktır

[23] Orada caglar boyu kalacaklardır

[24] Orada ne bir serinlik, ne de bir icecek tadacaklar

[25] Yalnızca kaynar su ve irinden icecekler

[26] (Dunyada yaptıklarına karsılık) Uygun bir ceza olarak

[27] Cunku onlar hesaba cekilmeyi ummuyorlardı

[28] Ayetlerimizi de alabildigine yalanlamıslardı

[29] Biz ise, her seyi bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da) tamamiyle sayıp tespit ettik

[30] Kafirlere soyle denilir: “Simdi tadın. Artık bundan sonra yalnızca azabınızı artıracagız.”

[31] Suphesiz takva sahipleri icin bir kurtulus vardır

[32] Bahceler ve uzumler vardır

[33] Gogusleri olgun yasıt kızlar vardır

[34] Dolu dolu kadehler vardır

[35] Orada ne bir bos soz isitirler, ne de bir yalan

[36] Rabbinden bir karsılık olmak uzere yeterli bir bagıstır bu

[37] Bunlar; goklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rahman olan Rabbindendir. Ona hitap etmeye guc yetiremezler

[38] Ruh'un ve meleklerin sıra sıra duracakları gun; Rahman'ın kendilerine izin verdikleri dısındakiler konusamazlar. Onlar da dogruyu soylerler

[39] Iste bu o hak gundur. O halde dileyen Rabbine bir donus yolu edinsin

[40] Biz, sizi cok yakın bir azapla uyardık. Herkes o gun, kendi elleriyle ne yaptıgına bir bakar ve kafir olanlar da: "Keske toprak olsaydım!" der

Nâziât

Surah 79

[1] Andolsun siddetle cekip cıkaranlara

[2] Andolsun kolaylıkla alanlara

[3] Andolsun yuzup yuzup gidenlere

[4] Yarıstıkca yarısanlara

[5] Her bir isi yurutmekle gorevli olanlara

[6] O gun (birinci uflemeyle) sarsılacak olan sarsılır

[7] Bir digeri de onu izler

[8] O gun birtakım kalpler (tedirginlik icinde) siddetle carpacaktır

[9] Gozleri zilletle bakacaktır

[10] Soyle derler: “Biz gercekten gerisin geriye eski haimize mi dondurulecegiz?”

[11] “Bizler curumus kemiklere dondukten sonra mı?”

[12] “Oyle ise bu husran dolu bir donustur.” dediler

[13] Halbuki o, bir haykırıstan (Sur’un ufurulmesinden) ibarettir

[14] Birden onlar (dirilmis halde) bir duzluk uzeredirler

[15] Musa’nın haberi sana geldi mi

[16] Hani Rabbi ona, mukaddes Tuva Vadisi'nde seslenmisti

[17] Firavun’a git! Cunku o gercekten azdı

[18] Deki: “Sen temizlenmek istiyor musun?”

[19] Seni, Rabbine ileteyim de O’na karsı derinden saygı duyup korkasın!”

[20] Derken Musa, ona en buyuk mucizeyi gosterdi

[21] Fakat o, Musa’yı yalanladı ve isyan etti

[22] Sonra sırt donup kosarak gitti

[23] Hemen (adamlarını) topladı ve onlara seslendi

[24] “Ben, sizin en ustun rabbinizim!” dedi

[25] Allah da onu dunya ve ahiret azabıyla yakaladı

[26] Suphesiz bunda, Allah’tan sakınıp korkan kimseler icin bir ibret vardır

[27] Sizi yaratmak mı daha guctur yoksa gogu mu? Onu (Allah) bina etti

[28] Onun tavanını yukseltti ve duzenledi

[29] Gecesini karanlık yaptı, gunduzunu aydınlıga cıkardı

[30] Ve daha sonra da yeri doseyip yaydı

[31] Oradan suyunu ve otlagını cıkardı

[32] Dagları da sapasaglam yerlestirdi

[33] Bunları sizin icin ve hayvanlarınız icin bir yarar kaynagı yaptı

[34] Her seyi alt ust eden o buyuk felaket (kıyamet) geldigi vakit

[35] O gun insan, yaptıklarını hatırlayacak

[36] Cehennem, gorenler icin apacık bir sekilde gosterilir

[37] Artık kim taskınlık etmis ise

[38] Dunya hayatını tercih ettiyse

[39] Cehennem onun varacagı barınaktır

[40] Kim de Rabbinin makamından korkar ve nefsini kotu arzularından alıkoyarsa

[41] (O kimse icin) Hic suphesiz Cennet yegane barınaktır

[42] Sana kıyametten soruyorlar: "Gelip catması ne zaman?" diye

[43] Sen onu nereden bileceksin

[44] Rabbine aittir onunla ilgili son bilgi

[45] Sen ancak, ondan korkan kimseler icin bir uyarıcısın

[46] Onlar onu gordukleri gun sanki (dunyada) bir aksam veya kusluk vaktinden fazla kalmamıs gibi olurlar

Abese

Surah 80

[1] Yuzunu eksitti ve arkasını dondu

[2] Kendisine o ama geldi diye

[3] Ne bilirsin belki o temizlenecekti

[4] Yahut ogut alacaktı da bu ogut ona fayda verecekti

[5] Kendini muhtac hissetmeyene gelince

[6] Sen, ona yoneliyorsun

[7] (Istemiyorsa) arınmamasından sen sorumlu degilsin

[8] Fakat kosup sana gelen kimse

[9] (Allah'tan) korkugu halde

[10] Sen onu bırakıp oyalanıyorsun

[11] Hayır. Bu ancak bir oguttur

[12] Artık dileyen kimse ondan ogut alır

[13] serefli sahifelerdedir

[14] Yuce ve tertemiz olan

[15] Katiplerin ellerinde

[16] Degerli ve itaatkar olan (Meleklerin)

[17] Kahrolası (inkarcı) insan! Ne nankordur o

[18] Allah, onu hangi seyden yarattı

[19] Bir nutfeden yarattı ve belli bir sekle soktu

[20] Sonra da ona yolu kolaylastırdı

[21] Sonra da onu oldurup kabre koydu

[22] Sonra diledigi zaman onu yeniden diriltir

[23] Hayır. O (Rabbinin) kendisine emrettigini yerine getirmedi

[24] Insan yiyecegine bir baksın

[25] Suphesiz biz suyu/yagmuru doktukce doktuk

[26] Sonra topragı iyiden iyiye yardık

[27] Ve orada taneler bitirdik

[28] Uzumler ve yoncalar

[29] Zeytinler ve hurmalar

[30] Sık agaclı bahceler

[31] Meyveler ve otlaklar

[32] Sizin ve hayvanlarınızın yararlanması icin

[33] Kulakları sagır eden o ses geldiginde

[34] O gun kisi kardesinden kacar

[35] Anasından ve babasından

[36] Esinden ve evladından

[37] O gun herkes icin kendine yetecek bir isi vardır

[38] O gun birtakım yuzler vardır ki pırıl pırıl parlarlar

[39] Gulec ve neselidir

[40] Oyle yuzler de var ki o gun uzerini toz kaplamıstır

[41] Onları bir siyahlık burur

[42] Iste onlar kafirler, facirlerdir

Tekvîr

Surah 81

[1] Gunes duruldugu zaman

[2] Yıldızlar, sacılıp dagıldıgı zaman

[3] Daglar yurutuldugu zaman

[4] Gebe develer basıbos bırakıldıgı zaman

[5] Vahsi hayvanlar bir araya toplandıgı zaman

[6] Denizler tutusturuldugu zaman

[7] Nefisler/kisiler (benzerleriyle) birlestirildigi zaman

[8] Diri diri (topraga) gomulen kız cocuguna soruldugu zaman

[9] Hangi gunahtan dolayı olduruldu?" (diye)

[10] Sahifeler (amel defterleri) acıldıgı zaman

[11] Gok, sıyrılıp ayrıldıgı zaman

[12] Cehennem alevlendirildigi zaman

[13] Ve Cennet yaklastırıldıgı zaman

[14] Her nefis onceden ne hazırladıgını bilecektir

[15] Hayır! Yemin ederim gizlenen (yıldızlara)

[16] O akıp akıp yorungesinde giden ve gizlenenlere

[17] Karardıgında geceye

[18] Aydınlanmaya basladıgında sabaha

[19] Suphesiz o, cok degerli bir elcinin sozudur

[20] Kuvvet sahibi; Arsın sahibinin katında itibarlı (bir elcinin)

[21] Kendine itaat edilen, ustelik guvenilir

[22] Arkadasınız bir mecnun degildir

[23] Onu (Cebrail'i) ufukta apacık gormustur

[24] O, gayp hakkında cimri degildir

[25] O, kovulmus Seytan'ın sozu de degildir

[26] Oyleyse nereye gidiyorsunuz

[27] O, yalnızca butun alemler icin bir oguttur

[28] Sizden dosdogru olmak isteyenler icin

[29] Alemlerin Rabbi Allah dilemedikce siz de dileyemezsiniz

İnfitâr

Surah 82

[1] Gok yarıldıgında

[2] Yıldızlar dokuldugunde

[3] Denizler birbirine karıstırıldıgı zaman

[4] Kabirler alt ust edildigi zaman

[5] (Artık her) Nefis, onceden takdim ettiklerini ve ertelediklerini bilip ogrenmis olur

[6] Ey insan! O kerim Rabbine karsı seni aldatan nedir

[7] O seni yarattı, sana duzenli sekil verdi ve dengeli kıldı

[8] Seni diledigi surette terkib etti (sekillendirdi)

[9] Hayır, hayır! Siz hesap ve cezayı yalanlıyorsunuz

[10] Ve suphe yok ki, sizin uzerinizde koruyucular/gozetleyiciler vardır

[11] Serefli yazıcılar/Kiramen, Katibin vardır

[12] Onlar ne yaptıgınızı biliyorlar

[13] Iyiler, elbette nimetler icinde olacaktır

[14] Kotuler/gunahkarlar ise kesinlikle Cehennem'dedir

[15] Hesap gunu oraya atılacaklardır

[16] Onlar oradan (bir yere) kaybolacak degildirler

[17] Hesap ve ceza gununun ne oldugunu sen ne bileceksin

[18] Ve yine hesap ve ceza gununun ne oldugunu sen ne bileceksin

[19] O gun, hic kimsenin baskası icin hicbir seye malik olmadıgı gundur. O gun buyruk, yalnız Allah’ındır

Mutaffifîn

Surah 83

[1] Olcude hile yapanların vay haline

[2] Onlar insanlardan (bir sey) olcup aldıkları zaman tam olcerler

[3] Ama kendileri onlara bir sey olctukleri veya tarttıkları zaman eksiltirler

[4] Onlar dusunmezler mi ki, buyuk bir gunde (hesap vermek icin) diriltilecekler

[5] Cok buyuk bir gun icin

[6] Insanlar o gunde alemlerin Rabbinin huzuruna kalkıp, duracaklardır

[7] Hayır! Gunahkarların kitabı muhakkak “Siccin”dedir

[8] “Siccin”in ne oldugunu sen ne bileceksin

[9] (O gunahkarların yazısı) Amellerinin sayılıp yazıldıgı bir kitaptır

[10] O gun yalanlayanların vay haline

[11] Ki onlar, ceza gununu yalan sayarlar

[12] Onu; ancak her azgın, gunahkar kimse yalanlar

[13] Ona ayetlerimiz okunsa; "Eskilerin masalları." der

[14] Hayır, aksine onların kazandıkları kalplerini ortmustur

[15] Hayır! Suphesiz onlar, kıyamet gunu Rablerini gormekten mahrum bırakılacaklardır

[16] Sonra da Cehennem'e atılacaklardır

[17] Sonra da onlara; “Yalanlamıs oldugunuz iste budur!” denilecek

[18] Hayır, suphe yok ki iyilerin kitabı “illiyyin”dedir

[19] Illiyyun'un ne oldugunu sen ne bileceksin

[20] O yazılmıs bir kitaptır

[21] Ona, Allah’a yakın olanlar sahit olur

[22] Suphesiz iyi kimseler Naim Cenneti'ndedirler

[23] Koltuklar uzerinde (etrafı) seyrederler

[24] Onların yuzlerinde nimetlerin sevincini gorursun

[25] Onlara muhurlu halis bir saraptan icirilir

[26] Onun (iciminin) sonu bir misktir. Iste yarısanlar bunun icin yarıssınlar

[27] Onun karısımı Tesnim’dendir

[28] Bir pınar ki, Allah’a yakın olanlar ondan icerler

[29] Suphesiz gunahkarlar, (dunyada) iman edenlere guluyorlardı

[30] Yanlarından gectiklerinde birbirlerine kas goz isaretleri yaparlardı

[31] Ailelerine dondukleri zaman zevk duyarak donerlerdi

[32] Onları gorduklerinde: "Bunlar hic suphesiz sapıklardır" derlerdi

[33] Halbuki onlar, Mu’minlerin basına bekci olarak gonderilmemislerdi

[34] Iste bugun Mu’minler kafirlere gulerler

[35] Koltuklar uzerinde (etrafı) seyrederler

[36] Kafirler yapmakta olduklarının karsılıgını gorduler mi

İnşikâk

Surah 84

[1] Gok yarıldıgı zaman

[2] Ve Rabbini dinleyip kendisine yarasır sekilde boyun egdigi zaman

[3] Yer uzatılıp duzlendigi zaman

[4] Icinde ne varsa dısarıya bırakıp butunuyle bosaldıgı zaman

[5] Ve Rabbini dinleyip kendisine yarasır sekilde boyun egdigi zaman

[6] Ey insan gercekten sen Rabbine dogru durmadan calısıp cabalayacaksın, sonunda ona kavusacaksın

[7] Kitabı sag eline verilecek kimseye gelince

[8] O kolay bir hesap ile hesaba cekilecek

[9] Ve o ailesine sevincli donecektir

[10] Kitabı arkasından verilecek kimseye gelince

[11] Artık o da yok olmayı dileyecektir

[12] Ve alevli atesi boylayacaktır

[13] Cunku o, (dunyada iken) ailesi icinde sevincli idi

[14] Cunku o, hicbir zaman (Rabbine) donmeyecegini sanırdı

[15] Hayır. Muhakkak ki, Rabbi onu goruyordu

[16] Yemin olsun safak vaktine

[17] Geceye ve icinde topladıklarına

[18] Dolunay haline geldigi zaman aya

[19] Muhakkak ki siz bir halden baska bir hale gececeksiniz

[20] O halde onlara ne oluyor da iman etmiyorlar

[21] Onlara Kur’an okundugu zaman secde etmiyorlar

[22] Aksine, kafirler(Kur’an’ı) yalanlıyorlar

[23] Halbuki Allah, iclerinde ne sakladıklarını cok iyi bilir

[24] Oyleyse sen onlara elem dolu bir azabı mujdele

[25] Ancak iman edip de salih ameller isleyenler baska. Onlar icin bitmez tukenmez bir mukafat vardır

Bürûc

Surah 85

[1] Buruc sahibi/yıldızların (yorungelerine) sahip goge yemin olsun

[2] Vadedilmis gune (kıyamete) yemin olsun

[3] Sahit olana ve sahit olunana

[4] Kahrolsun o hendek sahipleri

[5] Tutusturulmus atesin

[6] O vakit onlar, onun (atesin) etrafında oturmuslardı

[7] Mu'minlere yaptıklarını seyrediyorlardı

[8] Onlardan; sırf goklerin ve yerin mulku kendisine ait olan, Aziz ve Hamid olan Allah’a iman ettikleri icin intikam aldılar

[9] Allah ki; goklerin ve yerin mulku ona aittir ve Allah her seyin uzerine sahittir

[10] Suphesiz Mu’min erkeklerle Mu’min kadınlara iskence edip, sonra da tevbe etmeyenlere Cehennem azabı ve yakıcı azap vardır

[11] Iman edip salih ameller isleyenlere gelince; onlara icinden ırmaklar akan Cennetler vardır. Iste bu buyuk basarıdır

[12] Suphesiz, Rabbinin tutup, yakalaması cok cetindir

[13] Ilkin var eden, sonra yeniden dirilten O'dur

[14] O; cok bagıslayandır, cok seven ve sevilendir

[15] Yuce Ars'ın sahibidir

[16] Diledigini muhakkak yapandır

[17] Sana o orduların haberi geldi mi

[18] Firavun ve Semud’un askerlerinin haberi

[19] Hayır, bu kafir olanlar hala yalanlamaktadırlar

[20] Oysa Allah, onları arkalarından kusatmıstır

[21] Hayır! O (yalanlamakta oldukları kitap) sanı yuce bir Kur’an’dır

[22] O, korunmus bir levhada (Levh-i Mahfuz’da) dır

Târık

Surah 86

[1] Goge ve tarıka andolsun

[2] Tarıkın ne oldugunu sen ne bileceksin

[3] O, (karanlıgı) delip, gecen yıldızdır

[4] Uzerinde gozetleyici/koruyucu bulunmayan hic bir nefis (kimse) yoktur

[5] Oyleyse, insan neyden yaratıldıgına bir baksın

[6] Fıskırıp cıkan bir sudan yaratıldı

[7] Bu su, bel ile kaburga kemikleri arasından cıkar

[8] Suphesiz Allah’ın onu, oldukten sonra tekrar diriltmeye de gucu yeter

[9] Sırların acıga cıktıgı gun

[10] (O gun) artık insan icin ne bir kuvvet vardır, ne de bir yardımcı

[11] Yagmurlu goge andolsun

[12] Yarık yarık catlamıs yere andolsun

[13] Suphesiz o Kur’an, hak ile batılı ayırt eden bir sozdur

[14] O, bos bir soz degildir

[15] Suphesiz onlar bir tuzak kurarlar

[16] Ben de bir tuzak kurarım

[17] Oyleyse kafirlere muhlet ver, onlara biraz zaman tanı

A'lâ

Surah 87

[1] Yuce Rabbinin adını tesbih et

[2] O; yaratıp sekillendiren, duzene koyandır

[3] O, (her seyi) olcuyle yapıp, yol gosterendir

[4] Otlagı cıkarandır

[5] Sonra da onu kuru siyah bir ota cevirmistir

[6] Sana (Kur’an’ı) okutacagız ve sen onu unutmayacaksın

[7] Ancak Allah’ın diledigi haric. Suphesiz O; acık olanı da bilir, gizliyi de

[8] Ve sana en kolay olanı kolaylastırırız

[9] O halde –eger ogut fayda verirse- sen de ogut ver

[10] (Allah'tan) Ici titreyerek korkan hatırlayıp kendine gelir

[11] Kotu kimse ise ogutten kacınır

[12] O kimsedir ki, en buyuk atese girecektir

[13] Sonra onun icinde ne olur, ne de yasar

[14] Sonra onun icinde ne olur, ne de yasar

[15] Ve Rabbinin adını anıp namaz kılan

[16] Fakat sizler, dunya hayatını tercih ediyorsunuz

[17] Oysa ahiret daha iyi ve kalıcıdır

[18] Suphesiz bu, onceki sahifelerde vardır

[19] Ibrahim’in ve Musa’nın sahifelerinde

Ğâşiye

Surah 88

[1] (Dehseti) Her seyi kaplayacak olan (kıyamet)in haberi sana geldi mi

[2] O gun birtakım yuzler vardır ki, zillete burunmuslerdir

[3] Calısmıs, (bosa) yorulmuslardır

[4] Kızgın atese girerler

[5] Son derece kızgın bir kaynaktan icirilirler

[6] Onlar icin kuru bir dikenden baska yiyecek yoktur

[7] Ne doyurup semirtir, ne de aclıktan korur

[8] O gun birtakım yuzler vardır ki, nimet icinde mutludurlar

[9] Yaptıklarından dolayı hosnutturlar

[10] Yuksek bir Cennet'tedirler

[11] Orada hicbir bos soz isitmezler

[12] Orada akan bir pınar vardır

[13] Orada yuksek tahtlar vardır

[14] Yerlestirilmis surahiler

[15] Sıra sıra dizilmis yastıklar

[16] Ve dosenmis nefis halılar vardır

[17] Deveye bakmıyorlar mı, nasıl yaratılmıstır

[18] Goge bakmıyorlar mı, nasıl yukseltilmistir

[19] Daglara bakmıyorlar mı, nasıl dikilmislerdir

[20] Yeryuzune bakmıyorlar mı, nasıl yayılmıstır

[21] Artık sen ogut ver! Sen ancak bir ogut vericisin

[22] Sen onların uzerinde bir zorba degilsin

[23] Ancak kim yuz cevirir ve kufre saparsa

[24] Iste oylesini Allah en buyuk azap ile cezalandırır

[25] Suphesiz onların donusu ancak bizedir

[26] Sonra onların sorguya cekilmesi de sadece bize aittir

Fecr

Surah 89

[1] Fecre/tan yerinin agarmasına andolsun

[2] Ve on geceye andolsun

[3] Cifte ve teke andolsun

[4] Yuruyup gittigi zaman geceye andolsun

[5] Bunda akıl sahibi icin bir yemin var (degil) mi

[6] Rabbinin Ad (kavmin)'e ne yaptıgını gormedin mi

[7] Yuksek sutun sahibi Irem sehrine

[8] O (Irem Sehri) ki, beldeler (ulkeler) icinde onun bir esi yaratılmadı

[9] Ve vadideki kayaları oyan Semud kavmine

[10] Ve kazıklar sahibi Firavun’

[11] Onlar ki memleketlerde azgınlık etmislerdi

[12] Oralarda kotulugu cogalttılar

[13] Bu yuzden Rabbin onların uzerine azap kamcısı yagdırdı

[14] Muhakkak Rabbin gozetlemededir

[15] Ancak insana; Rabbi ne zaman onu imtihan edip kendisine ikramda bulunsa ve nimet verse: "Rabbim bana ikramda bulundu" der

[16] Ama ne zaman onu imtihan ederek rızkını daraltsa: "Rabbim beni hor kıldı" der

[17] Hayır, hayır! Yetime ikram etmiyorsunuz

[18] Yoksula yemek vermeye tesvik etmiyorsunuz

[19] Haram helal demeden mirası alabildigine yiyorsunuz

[20] Malı da pek cok seviyorsunuz

[21] Hayır! Yeryuzu (kıyamet sarsıntısıyla) parca parca olup dagıldıgı zaman

[22] Rabbin ve saf saf melekler geldigi zaman

[23] O gun cehennem de getirilmistir. Iste o gun insan dusunup hatırlar. Ama hatırlamaktan ona ne (fayda) var

[24] Der ki: "Ah keske! (Bu) hayatım icin onceden bir seyler gondermis olsaydım

[25] Artık o gun de O'nun azabı gibi hicbir kimse azap yapamaz

[26] Ve O'nun vuracagı bagı hic kimse vuramaz

[27] Ey huzura ermis nefis

[28] “Sen O’ndan razı, O da senden razı olarak Rabbine don!”

[29] Kullarımın arasına katıl

[30] Ve gir Cennet'ime

Beled

Surah 90

[1] Yemin olsun bu sehre

[2] Sen de bu beldede bulunuyorsun

[3] Babaya ve dogan cocuga yemin olsun

[4] Ki suphesiz, biz insanı (dunyada) bir zorluk icinde yarattık

[5] O hic kimsenin kendisine asla guc yetiremeyecegini mi sanır

[6] O der ki: "Ben yıgın yıgın mal tukettim

[7] O kimsenin kendisini asla gormedigini mi zanneder

[8] Biz, ona iki goz vermedik mi

[9] Bir de bir dil ve iki dudak

[10] Ona iki de yol gosterdik

[11] Fakat o, sarp yokusu asamadı

[12] Sarp yokusun ne oldugunu sen ne bileceksin

[13] Kole azat etmektir

[14] Veya aclık gununde doyurmaktır

[15] Yakınlıgı olan bir yetimi

[16] Yahut yerde surunen bir yoksulu doyurmaktır

[17] Sonra iman edip, birbirlerine sabır tavsiye edenlerden ve birbirlerine merhamet tavsiye edenlerden olmaktır

[18] Iste bunlar sagdakilerdir

[19] Ayetlerimize kufredenler ise iste onlar soldakilerdir

[20] Onlara, uzerlerine kapıları kapatılmıs bir ates vardır

Şems

Surah 91

[1] Gunes'e ve onun aydınlıgına andolsun

[2] Onu izlediginde Ay’a andolsun

[3] Onu ortaya cıkardıgında gunduze andolsun

[4] Onu burudugunde geceye andolsun

[5] Goge ve onu bina edene andolsun

[6] Yeryuzune ve onu yayıp doseyene andolsun

[7] Nefse ve ona bir duzen icinde bicim verene

[8] Sonra da ona gunahını ve takvasını ilham etmis olana (andolsun ki)

[9] Suphe yok ki, nefsini temizlemis olan felaha ermistir

[10] Onu kotuluklere gomup kirleten kimse de ziyana ugramıstır

[11] Semud kavmi de nefislerinin azgınlıgıyla (peygamberini) yalanladı

[12] Hani onların en bedbaht olanı (fesat cıkarmak icin) ileri atılınca

[13] Allah’ın Rasulu de onlara soyle dedi ki: "Allah’ın devesin(i kesmek)ten ve su icmesin(i engellemek)ten sakının

[14] Fakat onlar, onu yalanladılar ve deveyi bogazladılar. Bunun uzerine Rableri, gunahlarından dolayı onları helak etti ve kendilerini yerle bir etti

[15] Allah, bunun sonucundan korkmaz

Leyl

Surah 92

[1] (Ortalıgı) burudugu zaman geceye andolsun

[2] Acılıp aydınlandıgı zaman gunduze andolsun

[3] Erkegi ve disiyi yaratana andolsun ki

[4] Suphesiz sizin cabalarınız elbette cesit cesittir

[5] Kim (malından) verir ve sakınırsa

[6] En guzel sozu (kelime-i tevhidi) tasdik ederse

[7] Biz, onu en kolay olana kolayca iletiriz

[8] Kim cimrilik eder kendini mustagni sayarsa

[9] Ve en guzeli yalanlarsa

[10] Biz de ona zor olanı kolaylastırırız

[11] Cehennem'e yuvarlandıgı zaman malı ona fayda vermez

[12] Suphesiz bize dusen sadece dogru yolu gostermektir

[13] Suphesiz ahiret de dunya da bizimdir

[14] Sizi alevler sacan atese karsı uyardım

[15] Ona ancak en azgın olan girecektir

[16] Oyle yalancıdır ki, yalanlamıstır ve yuz cevirmistir

[17] Takva sahibi ise oradan uzak tutulacaktır

[18] (Ki o) Malını vererek arınır

[19] O, verdigini kendisine yapılan bir iyiligin karsılıgı olarak vermez

[20] (Yaptıgı iyiligi) ancak yuce Rabbinin rızasını istedigi icin (yapar)

[21] Muhakkak kendisi de ileride razı olacaktır

Duhâ

Surah 93

[1] Kusluk vaktine andolsun

[2] Karanlıgı coktugu vakit geceye andolsun ki

[3] Rabbin ne seni terk etti, ne de sana darıldı

[4] Muhakkak ki ahiret senin icin dunyadan daha hayırlıdır

[5] Elbette Rabbin sana verecek, sen de hosnut olacaksın

[6] Seni bir yetim olarak bulup barındırmadı mı

[7] Ve seni (kitap ve iman nedir) bilmezken bulup hidayete eristirmedi mi

[8] Seni fakirken, zengin kılmadı mı

[9] Oyleyse sakın yetimi ezme

[10] Isteyeni de azarlama

[11] Rabbinin nimetine gelince; iste onu anlat

İnşirâh

Surah 94

[1] (Ey Muhammed!) Senin gogsunu acıp genisletmedik mi

[2] Yukunu uzerinden kaldırıp indirmedik mi

[3] O (yuk) senin belini bukmustu

[4] Ve senin sanını yukseltmedik mi

[5] Suphesiz her zorlukla beraber bir kolaylık vardır

[6] Gercekten guclukle beraber bir kolaylık vardır

[7] O halde bos kaldıgın zaman (ibadet ve dua ile) yorul

[8] Ve yalnızca Rabbine yonel

Tîn

Surah 95

[1] Incire ve zeytine yemin olsun

[2] Ve Sina Dagı'na andolsun

[3] Bu guvenli sehre (Mekke’ye) andolsun ki

[4] Biz, gercekten insanı en guzel bir bicimde yarattık

[5] Daha sonra, onu asagıların en asagısına dondurduk

[6] Ancak iman edip salih ameller isleyenler ayrı. Onlar icin kesintisiz bir ecir vardır

[7] (Ey insan!) Boyle iken, hangi sey sana hesap ve cezayı yalanlatıyor

[8] Allah, hukmedenlerin en iyi hukmedeni degil midir

Alak

Surah 96

[1] Yaratan Rabbinin adıyla oku

[2] O, insanı bir kan pıhtısından yarattı

[3] Oku! Senin Rabbin, en comert olandır

[4] Ki O, kalem ile ogretmistir

[5] Insana bilmedigi seyleri ogretti

[6] Hayır! Insan gercekten azgınlık eder

[7] Kendini mustagni/ihtiyacı yok gordu diye

[8] Suphesiz donus yalnızca Rabbine olacaktır

[9] Sen, o engel olanı gordun mu

[10] Bir kulu namaz kıldıgı vakit

[11] Ne dersin o (Peygamber) dogru yolda ise

[12] Yahut takvayı emrettiyse

[13] Gordun mu? Ya o (engel olan) yalanladı ve yuz cevirdiyse

[14] O Allah’ın, her seyi gordugunu bilmiyor mu

[15] Hayır! Eger son vermezse, elbette perceminden yakalayıp surukleriz

[16] Yalancı, gunahkar perceminden

[17] Haydi! O meclisini /Taraftarlarını cagırsın

[18] Biz de Zebanileri cagıracagız

[19] Hayır ona itaat etme! Allah’a secde et ve (yalnızca) O’na yaklas

Kadir

Surah 97

[1] Suphesiz, biz onu (Kur’an’ı) Kadir Gecesi'nde indirdik

[2] Kadir Gecesi'nin ne oldugunu sen ne bileceksin

[3] Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlıdır

[4] Melekler ve Ruh (Cebrail) o gecede, Rablerinin izniyle her turlu is icin iner dururlar

[5] O fecrin dogusuna kadar bir esenliktir

Beyyine

Surah 98

[1] Kitap ehlinden ve musriklerden kafir olanlar kendilerine apacık delil gelinceye kadar ayrılacak degillerdi

[2] (Bu delil) Allah tarafından (gonderilen) tertemiz sahifeler okuyan bir rasuldur

[3] Onların icinde dosdogru yazılı seyler vardır

[4] Kendilerine kitap verilenler ancak kendilerine apacık delil geldikten sonra ayrılıga dustuler

[5] Halbuki onlara, ancak dini Allah’a has kılarak, hakka yonelen kimseler olarak O’na ibadet etmeleri, namazı dosdogru kılmaları ve zekatı vermeleri emredilmisti. Iste bu dosdogru dindir

[6] Hic suphesiz kitap ehlinden ve musriklerden kufre sapanlar, icinde surekli kalıcılar olarak cehennem atesindedirler. Iste onlar, yaratılmısların en kotuleridir

[7] Suphesiz, iman edip salih ameller isleyenler var ya; iste onlar yaratıkların en hayırlısıdırlar

[8] Onların Rablerinin yanındaki mukafatları altından ırmaklar akan Adn cennetleridir. Onlar orada ebedi kalıcıdırlar. Allah onlardan razı olmustur, onlar da ondan hosnut olmuslardır. Iste bu Rabbinden korkan kimseler icindir

Zilzâl

Surah 99

[1] Yer, siddetle sarsıldıgı zaman

[2] Ve yeryuzu, agırlıklarını cıkardıgı zaman

[3] Ve insan ne oluyor buna dedigi vakit

[4] Iste o gun, yer kendi haberlerini anlatır

[5] Cunku Rabbin ona (oyle) vahyetmistir

[6] O gun insanlar amellerinin kendilerine gosterilmesi icin boluk boluk kabirlerinden cıkacaklardır

[7] Artık kim zerre agırlıgınca bir hayır islerse, onun mukafatını gorecektir

[8] Kim de zerre agırlıgınca bir kotuluk islerse, onun cezasını gorecektir

Âdiyât

Surah 100

[1] Soluk soluga kosanlara yemin olsun

[2] (Kosarken) kıvılcım sacanlara

[3] Sabah vakti baskın yapanlara

[4] Tozu dumana katanlara

[5] Toplulugun tam ortasına dalanlara

[6] Insan, Rabbine karsı gercekten cok nankordur

[7] Ve suphesiz kendisi de buna sahittir

[8] Suphesiz onun mal sevgisi de cok siddetlidir

[9] Bilmez mi ki kabirlerde olanlar alt ust edildiginde

[10] Kalplerde bulunan ortaya kondugunda

[11] Suphesiz o gun Rableri kendilerinden elbette haberdardır

Kâria

Surah 101

[1] Siddetle gelip catan

[2] Nedir o yurekleri hoplatan buyuk felaket

[3] Yurekleri hoplatan buyuk felaketin ne oldugunu sen ne bileceksin

[4] O gun insanlar, her biri bir tarafa ucusan pervaneler gibi olacaktır

[5] Daglar da atılmıs renkli yunler gibi olacaktır

[6] Iste o vakit, kimin tartıları agır gelmisse

[7] Artık o, hosnut olacagı bir hayatın icinde olacaktır

[8] Ama kimin de tartıları hafif gelirse

[9] Iste onun varacagı yer Haviye’dir

[10] Sen Haviye’nin ne oldugunu ne bileceksin

[11] O, kızgın bir atestir

Tekâsür

Surah 102

[1] Coklukla ovunmek sizi oyaladı

[2] Ta ki, kabirleri ziyaret edinceye/olunceye dek devam ettiniz

[3] Hayır! Ilerde bileceksiniz

[4] Yine hayır! Ileride bileceksiniz

[5] Hayır! Kesin bir bilgiyle bilseydiniz (kacınırdınız)

[6] Elbette Cehennem'i goreceksiniz

[7] Yine andolsun, onu gozunuzle kesin olarak goreceksiniz

[8] Sonra o gun, nimetlerden hesaba cekileceksiniz

Asr

Surah 103

[1] Asra yemin olsun

[2] Suphesiz insanlık husran icindedir

[3] Ancak iman edenler ve salih amel yapanlar, birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenler mustesna

Hümeze

Surah 104

[1] Arkadan cekistirip duran, kas goz hareketleriyle alay eden her kisinin vay haline

[2] Mal toplayıp, onu tekrar tekrar sayan

[3] Malının kendisini ebedi kılacagını zanneder

[4] Hayır! Andolsun ki o, Hutame’ye atılacaktır

[5] Hutame’nin ne oldugunu sen ne bileceksin

[6] O, Allah'ın tutusturulmus atesidir

[7] Oyle ki, o kalplere kadar isler

[8] Suphe yok ki, bu onların uzerilerine kapatılmıstır

[9] Uzatılmıs sutunlarla (kapatılmıstır)

Fîl

Surah 105

[1] Rabbinin, fil sahiplerine ne yaptıgını gormedin mi

[2] Onların tuzaklarını bosa cıkarmadı mı

[3] Onların uzerine boluk boluk kus suruleri gonderdi

[4] O kuslar, onların uzerilerine piskin tugladan yapılmıs taslar atıyordu

[5] Nihayetinde onları yenmis ekin yaprakları gibi yapverdi

Kureyş

Surah 106

[1] Kureys’in guvenligi ve esenligi icin

[2] Onların kıs ve yaz yolculuklarının guvenligi icin

[3] Bu evin (Kabe) Rabbine ibadet etsinler

[4] Onları aclıktan doyuran ve korkularından emin kılana

Mâûn

Surah 107

[1] Hesap gununu yalanlayanı gordun mu

[2] Yetimi itip kakan da iste odur

[3] Ve yoksulu doyurmaya tesvik etmez

[4] Vay o namaz kılanların haline ki

[5] Onlar kıldıkları namazdan gafildirler

[6] Onlar gosteris yaparlar

[7] Hem de maunu da vermeyip, engellerler

Kevser

Surah 108

[1] Suphesiz biz sana Kevser'i verdik

[2] Oyleyse sen de Rabbin icin namaz kıl ve kurban kes

[3] Suphesiz asıl sana kin besleyenin soyu kesiktir

Kâfirûn

Surah 109

[1] De ki: Ey kafirler

[2] Ben sizin ibadet ettiklerinize ibadet etmem

[3] Siz de benim ibadet ettigime ibadet etmezsiniz

[4] Ben, sizin ibadet ettiklerinize ibadet edecek de degilim

[5] Siz de benim ibadet ettigime ibadet edecek degilsiniz

[6] Sizin dininiz size, benim dinim ise banadır

Nasr

Surah 110

[1] Allah’ın yardımı geldigi ve fetih gerceklestigi zaman

[2] Insanların akın akın Allah’ın dinine girdigini gordugun zaman

[3] Hemen, hamdederek Rabbini tesbih et ve O’ndan bagıslanma dile. Suphesiz O, cok bagıslayıcıdır

Tebbet

Surah 111

[1] Elleri kurusun Ebu Leheb’in! Zaten kurudu da

[2] Malı ve kazandıkları ona bir fayda vermedi

[3] O, alevli bir atese girecektir

[4] Karısı da odun tasıyacak

[5] Boynunda hurma lifinden bir halat oldugu halde

İhlâs

Surah 112

[1] De ki: O Allah birdir

[2] Allah Samed'dir

[3] Dogurmamıstır, dogurulmamıstır

[4] O'nun hicbir dengi yoktur

Felak

Surah 113

[1] De ki: Ben, sabahın Rabbine sıgınırım

[2] Yarattıgı varlıkların serrinden

[3] Karanlıgı coktugu zaman gecenin serrinden

[4] Dugumlere ufleyenlerin serrinden

[5] Haset ettigi zaman hasetcinin serrinden

Nâs

Surah 114

[1] De ki: Insanların Rabbine sıgınırım

[2] Insanların hukumdarına

[3] Insanların ilahına

[4] Sinsi/(Allah anıldıgında geri kacan) vesvesecinin serrinden

[5] Ki o, insanların goguslerine vesvese verir

[6] Gerek cinlerden, gerek insanlardan (olur)