Turkish

Translation: tur-ynozturk-la

Author: Y. N. Ozturk

Fâtiha

Surah 1

[1] Rahman ve Rahim Allah´ın adıyla

[2] Hamt, alemlerin Rabbi Allah´adır

[3] Rahman´dır, Rahim´dir O

[4] Din gununun Malik´i/ sultanıdır O

[5] Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz

[6] Dosdogru giden yola ilet bizi

[7] Kendilerine nimet verdiklerinin, uzerlerine gazap dokulmemislerin, karanlıga/saskınlıga saplanmamısların yoluna

Bakara

Surah 2

[1] Elif, Lam, Mim

[2] Iste sana o Kitap! Kusku/ celisme/ tutarsızlık yok onda. Bir kılavuzdur o, sakınanlar icin

[3] Ki onlar, gayba inananlar, namazı/duayı yerine getirenlerdir. Ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden, baskalarına pay cıkaranlardır

[4] Hem sana vahyedilene hem de senden once vahyedilene inananlardır onlar. Ahireti geregince kavrayıp anlayanlar da onlardır

[5] Iste bunlardır Rablerinden bir hidayet uzere olanlar, iste bunlardır gercek anlamda kurtulusu bulanlar

[6] Su bir gercek ki, o kufre batmıs olanları sen uyarsan da uyarmasan da onlar icin aynıdır; iman etmezler

[7] Allah onların kalpleri, kulakları uzerine muhur basmıstır. Onların kafa gozleri ustunde de bir perde vardır. Onlar icin korkunc bir azap ongorulmustur

[8] Insanlar icinden bazıları vardır, "Allah´a ve ahiret gunune inandık!" derler ama onlar inanmıs degillerdir

[9] Allah´ı ve inanmıs olanları aldatma yoluna giderler. Gercekte ise onlar oz benliklerinden baskasını aldatmıyorlar. Ne var ki, bunun farkında olamıyorlar

[10] Kalplerinde bir hastalık vardır da Allah onları hastalık yonunden daha ileri goturmustur. Ve onlar icin, yalancılık etmis olmaları yuzunden acıklı bir azap ongorulmustur

[11] Onlara, "Yeryuzunde bozgun cıkarmayın" dendiginde, "Tam tersine, bizler barıs ve esenlik getirenleriz!" demislerdir

[12] Dikkat edin, gercekte onlar, bozgun getirenlerin ta kendileridir de bunun bilincinde olmuyorlar

[13] Onlara, "Insanların inandıgı gibi siz de inanın" dendiginde, "Yani biz de kafası calısmayan zavallılar gibi inanalım mı?" derler. Haberiniz olsun ki, kafası calısmayan dusuk seviyeliler onların ta kendileridir; fakat bilmiyorlar

[14] Bunlar iman etmis olanlarla yuzyuze geldiklerinde, "Iman ettik" derler. Kendi seytanlarıyla basbasa kaldıklarına ise soyledikleri sudur: "Hic kuskunuz olmasın biz sizinleyiz. Gercek olan su ki, biz alay edip duran kisileriz

[15] Allah onlarla alay ediyor ve onları, kendi azgınlıkları icinde bocalar bir halde surukluyor

[16] Iste bunlar, dogruluk ve aydınlıgı verip karanlık ve sapıklıgı satın aldılar da ticaretleri hicbir kazanc saglamadı. Bir yol-yordama girebilmis de degillerdir

[17] Onların durumu su kisinin durumuna benzer: Bir ates tutusturmak istedi. Ates, cevresindekileri aydınlattıgında, Allah onların ısıgını giderdi ve onları karanlıklar icinde bıraktı; artık gormezler

[18] Sagırdırlar, dilsizdirler, kordurler. Onlar artık donmezler

[19] Yahut gokten bosalan bir yagmur haline benzer ki onda karanlıklar var, bir gok gurlemesi var, bir simsek var. Yıldırımlar yuzunden olum korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Allah Muhit´tir, kufre sapanları cepecevre kusatmıstır

[20] Simsek, neredeyse gozlerini carpıp goturuverecek. Kendilerine her aydınlık sundugunda, orada yururler. Uzerlerine karanlık binince cakılıp kalırlar. Eger Allah dileseydi, isitme guclerini de gozlerini de elbette alıp gotururdu. Cunku Allah her seye Kadir´dir

[21] Ey insanlar! Sizi de sizden oncekileri de yaratan Rabbinize ibadet edin ki, korunabilesiniz

[22] O Rab ki, yeri sizin icin bir dosek, gogu de bir bina yaptı. Ve gokten bir su indirdi de onunla sizin icin meyvelerden/urunlerden bir rızık cıkardı. Artık bilip durdugunuz halde Allah"a ortaklar kosmayın

[23] Eger kulumuza indirdigimizden kusku icindeyseniz, hadi onun benzerinden bir sure getirin! Allah dısındaki destekcilerinizi/tanıklarınızı da cagırın. Eger dogru sozlu kisilerseniz

[24] Eger yapamazsanız -ki asla yapamayacaksınız- korkun o atesten ki yakıtı insanlarla taslardır. Kufre sapanlar icin hazırlanmıstır o

[25] Iman edip hayra/barısa yonelik isler yapanlara sunu mujdele: Kendileri icin, altlarından ırmaklar akan cennetler olacaktır. Onlardaki herhangi bir meyveden bir rızık olarak her nasiplendirildiklerinde, soyle dileyeceklerdir: "Iste bu, daha once rızıklandırıldıgımız sey!" Bu rızık onlara buna benzer sekilde verilmisti. Onlar icin orada tertemiz esler de vardır. Ve onlar orada surekli kalacaklardır

[26] Su bir gercek ki Allah, bir sivrisinegi hatta onun da ustundeki bir varlıgı ornek gostermekten sıkılmaz. Boyle bir durumda, inananlar bilirler ki o, Rablerinden bir gercektir. Kufre sapmıslar ise soyle derler: "Allah, bunu ornek vermekle ne demek istedi?" Allah onunla bircogunu saptırır, bircogunu da onunla dogruya ve guzele kılavuzlar. Allah onunla yoldan cıkmıslardan baskasını saptırmaz

[27] Onlar ki, Allah´a verdikleri ahdi, onunla anlasıp baglandıktan sonra bozar, Allah´ın birlestirilmesini emrettigi seyi keser ve yeryuzunde bozgun cıkarırlar. Iste bunlardır husrana ugrayanlar

[28] Allah´a nasıl nankorluk ediyorsunuz/Allah´ı nasıl inkar ediyorsunuz?! Siz olulerdiniz, O sizi diriltti. Sizi yine oldurecek ve sonra diriltecektir. Nihayet O´na donduruleceksiniz

[29] O Allah´tır ki, yeryuzundekilerin tumunu sizin icin yarattı. Sonra goge saltanat kurdu da onları yedi gok halinde duzenledi. O Alim´dir, her seyi cok iyi bilir

[30] Bir zamanlar Rabbin meleklere: "Ben, yeryuzunde bir halife atayacagım." demisti de onlar soyle konusmuslardı: "Orada bozgunculuk etmekte olan, kan doken birini mi atayacaksın? Oysaki bizler, seni hamt ile tespih ediyoruz; seni kutsayıp yuceltiyoruz." Allah soyle dedi: "Su bir gercek ki ben, sizin bilmediklerinizi bilmekteyim

[31] Ve Adem´e isimlerin tumunu ogretti. Sonra onları meleklere gostererek soyle buyurdu: "Hadi, haber verin bana sunların isimlerini, eger dogru sozluler iseniz

[32] Dediler ki: "Yucedir sanın senin. Bize ogretmis oldugunun dısında bilgimiz yok bizim. Sen, yalnız sen Alim´sin, her seyi en iyi sekilde bilirsin; Hakim´sin, her seyin butun hikmetlerine sahipsin

[33] Allah buyurdu: "Ey Adem, haber ver onlara onların adlarını." Adem onlara onların adlarını haber verince, Allah soyle buyurdu: "Dememis miydim ben size! Ki ben, goklerin ve yerin gaybını en iyi bilenim, A´lem´im. Ve ben, sizin acıga vurduklarınızı da saklayageldiklerinizi de en iyi bicimde bilmekteyim

[34] O vakit biz meleklere, "Adem´e secde edin" demistik de Iblis dısında tumu secde etmisti. Iblis yan cizmis, kibre sapmıs ve nankorlerden olmustu

[35] Ve Adem´e soyle buyurmustuk: "Ey Adem, sen ve esin cennete yerlesin ve orada dilediginiz yerde, bol bol yiyin. Ama su agaca yaklasmayın, yoksa zulme sapanlardan olursunuz

[36] Bunun uzerine seytan onların ayaklarını kaydırdı da onları icinde bulundukları yerden cıkardı. Biz de soyle buyurduk: "Bir kısmınız bir kısmınıza dusman olarak asagıya inin. Belli bir sure kadar yeryuzunde sizin icin bir bekleme yeri, bir nimet/bir yararlanma imkanı olacaktır

[37] Bunun uzerine Adem, Rabbinden bazı kelimeler ogrenip belledi de O´na yoneldi. O da onun tovbesini kabul etti. Gercekten de O, evet O, Tevvab´dır, tovbeleri comertce kabul eder; Rahim´dir, rahmetini comertce yayar

[38] Hepiniz oradan asagı inin." dedik. Benden size bir yol gosteris ulasır da kim bu yol gosterisime uyarsa artık boylelerine hicbir korku yoktur. Onlar kederle de yuzyuze gelmeyeceklerdir

[39] Nankorluge sapıp ayetlerimizi yalanlayanlara gelince onlar, atesin dostu olacaklardır. Onlar orada surekli kalacaklardır

[40] Ey Israilogulları! Size lutfettigim nimetimi hatırlayın; bana verdiginiz soze vefalı olun ki, ben de size ahdimde vefalı olayım. Ve yalnız benden korkun

[41] Beraberinizdekini dogrulayıcı olarak indirmis bulunduguma inanın. Onu ilk inkar eden siz olmayın. Benim ayetlerimi az bir bedel karsılıgı satmayın. Ve yalnız benden sakının

[42] Hakkı batılla/sacmalık ve tutarsızlıkla kirletmeyin. Bilip durdugunuz halde gercegi gizliyorsunuz

[43] Namazı/duayı yerine getirin, zekatı verin; ruku edenlerle birlikte ruku edin

[44] Insanlara hayırda erginligi/durustlugu emredip de oz benliklerinizi unutuyor musunuz? Ustelik de Kitap´ı okuyup durmaktasınız. Hala aklınızı kullanmayacak mısınız

[45] Sabra ve namaza/duaya sarılarak yardım dileyin. Hic kuskusuz bu, kalbi urperti duyanlardan baskasına cok agır gelir

[46] O urperti duyanlar, Rablerine kavusacaklarını dusunurler ve bilirler ki onlar, mutlaka O´na doneceklerdir

[47] Ey Israilogulları! Size lutfettigim nimetimi, sizi alemlere ustun kıldıgımı hatırlayın

[48] Ve sakının o gunden ki, hicbir benlik bir baska benligin her hangi bir seyi icin karsılık odemez; hicbir benlikten sefaat kabul edilmez, hicbir benlikten fidye alınmaz. Ve onlara yardım da edilmez

[49] Sizi Firavun hanedanından kurtardıgımızı da hatırlayın. Hani, onlar size azabın en cirkiniyle kotuluk ediyorlardı: Erkek cocuklarınızı bogazlıyorlar, kadınlarınıza hayasızca davranıyorlar/kadınlarınızın rahimlerini yokluyorlar/kadınlarınızı hayata salıyorlardı. Iste bunda sizin icin, Rabbinizden gelen buyuk bir ıstırap ve imtihan vardı

[50] Hani, onunuzde denizi yarmıstık da sizi kurtarmıs, Firavun hanedanını bogmustuk. Siz de bunu bakıp goruyordunuz

[51] Ve Musa ile kırk gece icin sozlesmistik de siz bunun ardından buzagıyı tanrı edinmistiniz. Zulme sapmıstınız siz

[52] Belki sukredersiniz diye bunun ardından da sizi affetmistik

[53] Iyiye ve guzele yol bulursunuz umidiyle Musa´ya Kitap´ı ve furkanı/hakla batılı ayıran mesajı vermistik

[54] Hani, Musa, toplumuna demisti ki: "Ey toplumum, buzagıyı tanrı edinmenizle oz benliklerinize zulmettiniz. Hadi, yaratıcınıza, Bari´inize tovbe edin; egolarınızı oldurun. Boyle yapmanız yaratıcınız katında sizin icin daha iyidir; O sizin tovbelerinizi kabul eder. Hic kuskusuz O, evet O, tovbeleri cok kabul edendir, rahmeti sonsuz olandır

[55] Siz sunu da soylemistiniz: "Ey Musa! Biz, Allah´ı apacık gormedikce sana asla inanmayacagız." Bunun uzerine sizi yıldırım carpmıstı. Ve siz bakıp duruyordunuz

[56] Sonra, olumunuzun ardından sizi dirilttik ki, sukredebilesiniz

[57] Ve bulutu ustunuze golgelik yaptık ve size kudret helvasıyla bıldırcın indirdik: "Rızık olarak size verdiklerimizin, en temizlerinden yiyin." dedik. Onlar zulmu bize yapmadılar, onlar kendi benliklerine zulmetmekteydiler

[58] Soyle demistik: "Girin su kente; orada, dilediginiz yerde bol bol yiyin. Kapıdan secde ederek girin ve ´Affet bizi!´ deyin ki, hatalarınızı bagıslayalım. Biz guzel davranıp, guzellik uretenlere daha fazlasını da veririz

[59] Ne var ki zulme sapanlar, bir sozu kendilerine soylenmis olandan baskasıyla degistirdiler. Bunun uzerine biz, bu zalimler ustune, urettikleri kotuluklere karsılık olarak gokten bir pislik indirdik

[60] Bir zamanlar Musa, toplumu icin su istemisti de biz, "Degneginle su tasa vur!" demistik. Tastan hemen oniki goze fıskırmıstı. Her boluk insan kendilerine ozgu su kaynagını bilmisti. "Allah´ın rızkından yiyin, icin; yeryuzunde bozgunculuk yaparak suna buna saldırmayın." demistik

[61] Siz soyle demistiniz: "Ey Musa, biz bir tek yemege asla dayanamayız; bizim icin Rabbine dua et de bize yerin bitirdiklerinden, baklasından, acurundan, sarmısagından, mercimeginden, soganından cıkarıversin." Musa soyle demisti: "Siz daha asagı bir nimete daha ustun bir nimeti mi degismek istiyorsunuz? Inin bir kasabaya; istediginiz sizin olacaktır." Ve uzerlerine zillet, eziklik ve yoksulluk damgası vuruldu, Allah´tan bir gazaba carpıldılar. Bu boyle oldu, cunku onlar Allah´ın ayetlerini inkar ediyor ve haksız yere peygamberleri olduruyorlardı. Isyan ettikleri icin boyle oldu. Sınır tanımıyor, azgınlık yapıyorlardı

[62] Su bir gercek ki, iman edenlerden, Yahudilerden, Hıristiyanlardan, Sabiilerden Allah´a ve ahiret gunune inanıp barısa ve hayra yonelik is yapanların, Rableri katında kendilerine has odulleri olacaktır. Korku yoktur onlar icin, tasalanmayacaklardır onlar

[63] Hani, sizden su sekilde kesin soz almıs da Tur´u uzerinize kaldırmıstık: "Size verdigimizi kuvvetle tutun ve icinde olanı hatırlayıp zikredin ki, sakınabilesiniz

[64] Bunun ardından da yuz cevirip dondunuz. Eger Allah´ın size lutfu ve rahmeti olmasaydı, kesinlikle husrana ugrayanlardan olacaktınız

[65] Yemin olsun, icinizden Cumartesi gununde azgınlık yapanları siz bilirsiniz. Onlara soyle dedik: "Asagılık maymunlar oluverin

[66] Bu durumu, o zamankilere ve onların ardından geleceklere ibret dolu bir ceza, takva sahiplerine de bir ogut yaptık

[67] Musa, toplumuna dedi ki: "Allah size, bir inek bogazlamanızı emrediyor." Dediler ki: "Sen bizimle alay mı ediyorsun?" Dedi ki: "Cahillerden biri olmaktan Allah´a sıgınırım

[68] Soyle konustular: "Cagır Rabbine bizim icin, acıklasın bize neymis o!" Cevap verdi: "O diyor ki, bahsettigim ne yaslıdır ne de korpe. Ikisi arası bir inektir." Hadi size emredileni yapın

[69] Soyle dediler: "Cagır Rabbine bizim icin, neymis onun rengi acıklasın bize." Cevap verdi: "O diyor ki, bahsettigim, sarı, rengi parlak bir inektir; seyredenlere mutluluk verir

[70] Soyle dediler: "Dua et Rabbine, acıklasın bize neymis o! Cunku bu inek, bizim gozumuzde baskalarıyla karıstı. Ve biz, Allah dilerse, dogruya ve guzele elbette kılavuzlanacagız

[71] Cevap verdi Musa: "Allah diyor ki, bahsettigim, boyunduruk yememis bir inektir; topragı surmez, ekini sulamaz. Salma hayvandır. Alaca yoktur onda." Dediler ki: "Iste simdi gercegi getirdin." Ve ardından onu bogazladılar, az kalsın yapmayacaklardı

[72] Siz bir adam oldurmustunuz de onunla ilgili olarak cekisip duruyordunuz. Oysaki Allah, sizin sakladıklarınızı ortaya cıkaracaktı

[73] Soyle dedik: "Kesilen inegin bir parcasıyla oldurulen adama vurun." Iste boyle diriltir Allah oluleri. Size ayetlerini gosteriyor ki, aklınızı isletebilesiniz

[74] Sonra bunun ardından kalpleriniz yine kaskatı kesildi. Tas gibidir o. Belki daha da katıdır. Tasların bazıları var ki, ondan ırmaklar fıskırır. Bazıları var ki, catır catır yarılır da icinden su cıkar. Oylesi var ki, Allah korkusundan asagılara duser. Allah, yapıp durduklarınızdan gafil degildir

[75] Simdi siz bunların size inanmalarını mı umuyorsunuz? Bunların iclerinden bir fırka vardır ki, Allah´ın kelamını dinliyorlar, sonra onu, akletmelerinin ardından, bilip durdukları halde tahrif ediyorlardı

[76] Inanmıs olanlarla karsılastıklarında, "Inandık!" derler. Basbasa kaldıklarında ise soyle konusurlar: "Allah´ın size actıgını, Rabbiniz katında sizinle tartısmada kanıt yapsınlar diye onlara soyluyor musunuz? Aklınızı isletmeyecek misiniz

[77] Bilmezler mi ki, Allah onların sakladıklarını da acıklarını da cok iyi bilmektedir

[78] Iclerinde ummi olanlar da vardır ki Kitap´ı bilmezler, sadece anlamını bilmeden okuyuslar/hurafeler/hayal ve kuruntular bilirler. Onlar yalnız sanıya saplanırlar

[79] Yazıklar olsun o kisilere ki, Kitap´ı kendi elleriyle yazarlar da sonra onunla basit bir karsılık satın alsınlar diye, "Iste bu, Allah katındandır!" derler. Vay haline onların, ellerinin yazdıkları yuzunden! Vay haline onların, kazanıp durdukları yuzunden

[80] Dediler ki: "Sayılı birkac gun dısında ates bize asla dokunmayacaktır." De ki: "Allah´tan bir ahit mi aldınız! Allah, ahdine asla ters dusmez. Yoksa siz Allah´a isnat ederek, bilmediginiz seyleri mi soyluyorsunuz

[81] Is onların sandıgı gibi degil! Kotuluk ve cirkinlik kazanan, sucu kendisini kusatmıs olan kisiler, atesin dostudurlar. Surekli kalacaklardır onun icinde

[82] Iman edip hayra ve barısa yonelik isler yapanlar ise cennetin dostudurlar. Onlar da onun icinde surekli kalacaklardır

[83] Israilogullarından soyle bir soz de almıstık: Allah´tan baskasına ibadet etmeyin, anne-babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara iyilik ve guzellikle davranın. Insanlara guzeli ve guzelligi soyleyin. Namazı/duayı yerine getirin, zekatı verin. Butun bunlardan sonra siz, pek azınız mustesna, sırt cevirdiniz. Hala da yuz cevirip duruyorsunuz

[84] Sizden su sozu de almıstık: Birbirinizin kanlarını dokmeyeceksiniz. Birbirlerinizi yurtlarınızdan cıkarmayacaksınız. Bunu kabul etmistiniz. Hala da buna tanıklarsınız

[85] Butun bunlardan sonra siz su insanlarsınız: Birbirinizi olduruyorsunuz. Icinizden bir zumreyi yurtlarından cıkarıyorsunuz. Onlar aleyhine kotuluk ve dusmanlık hususunda dayanısmaya giriyorsunuz. Esasında onları yurtlarından cıkarmak size haram edildigi halde, esir olarak size geldiklerinde fidyelerini veriyorsunuz. Simdi siz Kitap´ın bir kısmına inanıp bir kısmını inkar mı ediyorsunuz? Icinizden bunu yapanın cezası, dunya hayatında rezillikten baska bir sey degildir. Kıyamet gununde ise boyleleri azabın en siddetlisine itilir. Allah, yapmakta olduklarınızdan habersiz degildir

[86] Iste bunlar, ahiret karsılıgında dunyayı satın alan kisilerdir. Azap, hafifletilmeyecektir onlardan. Hicbir sekilde yardım da edilmeyecektir onlara

[87] Yemin olsun ki, Musa´ya Kitap´ı verdik. Ve arkasından da resuller gonderdik. Meryem oglu Isa´ya da acık-secik deliller verdik ve kendisini Ruhulkudus´le guclendirdik. Bir resulun size, nefislerinizin hoslanmadıgı bir sey getirdigi her seferinde buyukluk taslamadınız mı? Bir kısmını yalanladınız, bir kısmını da olduruyorsunuz

[88] Kalplerimiz kabuk tutmustur." dediler. Hayır, oyle degil! Kufurleri yuzunden Allah onları lanetlemistir de cok az bir kısmı iman eder

[89] Yanlarındakini dogrulamak uzere kendilerine Allah katından bir kitap geldiginde, daha once inkar edenlere karsı zafer isteyip durdukları halde, tanıyıp bildikleri kendilerine gelince, onu inkar ettiler. Allah´ın laneti, kufre sapanların ustune olsun

[90] Allah´ın, kullarından diledigine lutfunun eseri olarak indirdigini zalimce kıskanarak, Allah´ın vahyettigini inkar etmeleri ugruna oz benliklerini sattıkları sey ne cirkindir! Bu yuzdendir ki gazap uzerine gazaba carpıldılar. Gercegi ortenler icin rezil edici bir azap vardır

[91] Onlara, "Allah´ın indirmis olduguna inanın!" denildiginde soyle konusurlar: "Biz, bize indirilene inanırız." Ve ondan otesini inkar ederler. Oysaki o, kendilerinin yanındakini dogrulayıcı bir gercektir. Soyle onlara: "Madem iman sahibiydiniz, daha once Allah´ın peygamberlerini niye olduruyordunuz

[92] Yemin olsun ki, Musa size acık-secik hak beyanlarla gelmisti de onun arkasından buzagıyı ilah edinmistiniz. Zalimlersiniz sizler

[93] Hani, kesin soz almıstık sizden de Tur´u uzerinize kaldırmıstık. "Size verdigimizi kuvvetlice tutun ve dinleyin!" demistik. Soyle demislerdi: "Dinledik ve isyan ettik." Inkarları yuzunden gonullerine buzagı icirildi. De ki: "Eger inanan kisilerseniz, ne kotu seydir size imanınızın emretmekte oldugu

[94] De ki: "Allah katındaki ahiret yurdu diger insanların degil de yalnız ve yalnız sizin ise, eger dogru sozlu iseniz, hadi isteyin olumu

[95] Ellerinin onden gonderdigi seyler yuzunden olumu hicbir zaman istemeyeceklerdir. Allah, zalimleri cok iyi bilmektedir

[96] Sen onları, insanların yasamaya en duskunu olarak bulursun. Sirke batanlardan bile... Her biri bin yıl omur sursun ister. Oysaki, uzun yasaması onu azaptan uzaklastıracak degildir. Allah, yapmakta olduklarını cok iyi gormektedir

[97] De ki: "Kim Cebrail´e -ki o, Allah´ın izniyle Kur´an´ı kendinden oncekini dogrulayacı, inananlara yol gosterici ve mujde olarak senin kalbine indirmistir- dusman kesilirse

[98] Kim Allah´a, O´nun meleklerine, resullerine, Cebrail´e, Mikail´e dusman kesilirse, Allah da bu tur inkarcılara dusman kesilir

[99] Yemin olsun, biz sana acık-secik ayetler indirdik. Onları, sapmıs olanlardan baskası inkar etmez

[100] Bir ahitle soz verdikleri her seferinde, iclerinden bir fırka ahdi kaldırıp atmadı mı? Dogrusu su ki, onların cokları iman etmezler

[101] Allah katından kendilerine, ellerinde bulunanı tasdikleyici bir resul geldiginde, kitap verilenlerden bir fırka, Allah´ın Kitabı´nı hic bilmiyorlarmıs gibi kaldırıp arkalarına attılar

[102] Suleyman´ın mulk ve saltanatı konusunda onlar, seytanların okuyup durduklarına uydular. Halbuki Suleyman kufre sapmamıstı. Ancak seytanlar kufre sapmıstı; insanlara buyuyu ogretiyorlardı. Ve Babil´de Harut ve Marut adlı iki melek/iki melik uzerine indirileni ogretiyorlardı. Oysaki o iki melek, "Biz bir imtihan aracıyız, sakın kufre sapma!" demedikce hic kimseye bir sey ogretmiyorlardı. Insanlar onlardan erkekle esinin arasını acacakları seyi ogreniyorlardı. Ne var ki, onlar onunla Allah´ın izni olmadıkca hic kimseye zarar veremezler. Onlar kendilerine zarar vereni, yarar vermeyeni ogreniyorlardı. Yemin olsun ki, onu satın alanın ahirette hicbir nasibi olmayacagını acıkca bilmislerdir. Oz benliklerini sattıkları sey ne kotudur! Bir bilebilselerdi

[103] Eger onlar iman edip sakınsalardı, Allah katından bir sevap elbette daha kıymetli olurdu. Keske bilebilselerdi

[104] Ey iman edenler! "Raina!" demeyin, "Unzurna!" deyin/"Bizi davar gibi gut!" diye konusmayın, "Bize bak!" diye konusun ve dinleyin. Kafirler icin korkunc bir azap vardır

[105] Ehlikitap´ın kufre sapanlarıyla musrikler, Rabbinizden size bir hayır indirilmesini istemezler. Ama Allah, rahmetini diledigine ozguler. Allah, buyuk lutfun sahibidir

[106] Biz bir ayeti siler, unutturur veya ertelersek ondan daha iyisini veya onun bir benzerini getiririz. Allah´ın her seye gucu yeter oldugunu bilmedin mi

[107] Bilmedin mi ki goklerin de yerin de mulk ve saltanatı yalnız Allah´ındır. Sizin icin Allah´tan baska ne bir veli vardır ne de bir yardımcı

[108] Yoksa siz de resulunuzden, daha once Musa´dan istekte bulunuldugu gibi isteklerde bulunmak mı diliyorsunuz?! Imanı kufurle degistirmeye kalkan, yolun dosdogrusunu saptırmıs olur

[109] Ehlikitap´tan bircogu, benliklerindeki kıskanclık yuzunden sizi, imanınızdan sonra kafirler haline bir dondurebilseler diye yurekten istedi. Hem de gercek kendilerine ayan-beyan olduktan sonra... Allah, buyrugunu getirinceye degin affedin, hosgorun. Allah, her seye gucu yetendir

[110] Namazı/duayı yerine getirin, zekatı verin. Oz benlikleriniz icin onden gonderdiginiz her hayrı, Allah katında bulacaksınız. Hic kuskusuz, Allah, yapmakta olduklarınızı iyice gormektedir

[111] Yahudi yahut Hıristiyan olandan baskası cennete asla giremeyecek." dediler. Bu, onların hurafeleri/anlamını bilmeden okuyusları/kuruntularıdır. De ki onlara: "Eger dogru sozlu iseniz hadi getirin susturucu kanıtınızı

[112] Is onların sandıgı gibi degil! Kim guzel davranıslar sergileyerek yuzunu Allah´a teslim ederse, Rabbi katında odulu vardır onun. Korku yoktur boyleleri icin; tasalanmayacaklardır onlar

[113] Yahudiler: "Hıristiyanlar hicbir sey uzerinde degil." dediler. Hıristiyanlar da: "Yahudiler hicbir sey uzerinde degil." dediler. Ve bunlar Kitap´ı da okuyup dururlar. Ilimden nasibi olmayanlar da aynen onların sozleri gibi soz etti. Tartısmaya girdikleri sey hakkında, aralarında hukmu, kıyamet gunu Allah verecektir

[114] Allah´ın mescitlerini, iclerinde O´nun adı anılıyor diye engelleyen ve onların yıkımı icin ugrasan kisiden daha zalim kim olabilir!... Boylelerinin, o mescitlere girmeleri ancak korka korka olacaktır. Boyleleri icin dunyada bir rezillik vardır. Ahirette ise bunlara cok buyuk bir azap ongorulmustur

[115] Dogu da batı da yalnız Allah´ındır. O halde nereye donerseniz orada Allah´ın yuzu vardır. Allah Vasi´dir, varlıgı surekli genisletip buyutur; Alim´dir, her seyi en iyi bicimde bilir

[116] Allah cocuk edindi." dediler. Hasa! Boyle bir seyden arınmıstır O! Tam aksine, goklerdekiler de yerdekiler de O´na aittir. Bunların tumu O´nun onunde boyun bukmektedir

[117] Gokleri ve yeri, guzelliklerle donatarak yaratan Bedi´ O´dur. Bir seyin olmasına karar verdi mi ona sadece "Ol!" der. Artık o, oluverir

[118] Bilgiden yoksun olanlar dedi ki: "Allah bizimle konussaydı yahut bize bir mucize gelseydi ya! ..." Onlardan oncekiler de aynen onların dedigi gibi demisti. Kalpleri birbirine benzemistir. Biz ayetleri, gercegi apacık bilmek isteyenler icin iyiden iyiye acıklamısızdır

[119] Inan olsun ki, biz seni hak uzere bir mujdeci ve uyarıcı olarak gonderdik. Sen, cehennem ehlinden sorgusuale cekilmeyeceksin/cehennem yaranından sen sorumlu degilsin

[120] Sen onların oz milletlerine uymadıkca Yahudiler de Hıristiyanlar da senden asla hosnut olmaz. De ki: "Allah´ın kılavuzlugu, erdirici kılavuzlugun ta kendisidir." Ilimden sana ulasan nasipten sonra bunların bos ve igreti arzularına uyarsan, Allah katından ne bir dostun/destekcin olur ne de bir yardımcın

[121] Kendilerine Kitap´ı verdiklerimiz onu, okunusunun hakkını vererek okurlar. Iste onlar ona inanırlar. Onu inkar edenlere gelince, onlar husrana ugrayanların da kendileridir

[122] Ey Israilogulları! Size lutfettigim nimetimi hatırlayın. Ben sizi alemlerden daha ustun kılmıstım

[123] Kimsenin kimse yerine bir sey odemeyecegi, kimseden fidye kabul edilmeyecegi, sefaatin hic kimseye yarar saglamayacagı ve onların hicbir yardım goremeyecekleri o gunden sakının

[124] Hani Rabbi, Ibrahim´i bazı kelimelerle imtihana cekmis, o da onların hakkını vermisti de Rab soyle demisti: "Seni insanlara onder yapacagım." Ibrahim, "Soyumdan birilerini de" deyince Allah: "Benim ahdim zalimlere ulasmaz." buyurdu

[125] Hatırla o zamanı ki, biz o evi insanlar icin sevap kazanmaya yonelik bir toplantı yeri ve guvenli bir sıgınak yaptık. Siz de Ibrahim´in makamından bir dua/namaz yeri edinin. Ibrahim ve Ismail´e su sozu ulastırmıstık: "Tavaf edenler, kendini ibadete verenler, ruku-secde edenler icin evimi temizleyin

[126] Ibrahim soyle yakarmıstı: "Rabbim! Su kenti guvenli bir kent yap, halkının Allah´a ve ahiret gunune inananlarını cesitli urunlerle rızıklandır." Rab dedi ki: "Kufre sapanları az bir nimetle rızıklandırır, sonra da ates azabına itiveririrm. Ne kotu bir donus yeridir o

[127] Ibrahim´in, Ismail´le birlikte, o evin ana duvarlarını yukselterek soyle yakardıkları zamanı da an: "Rabbimiz, bizden gelen niyazları kabul buyur; sen, evet sen, Semi´sin, her seyi cok iyi duyarsın; Alim´sin, her seyi cok iyi bilirsin

[128] Rabbimiz! Bizi, sana teslim olmus iki musluman/Allah´a teslim olan kıl. Soyumuzdan da sana teslim olan musluman bir ummet olustur. Bize ibadet yerlerimizi goster, bizim tovbemizi kabul et! Sen, evet sen, Tevvab´sın, tovbeleri comertce kabul edersin; Rahim´sin, rahmetini comertce yayarsın

[129] Rabbimiz! Iclerinden onlara, senin ayetlerini okuyacak, kendilerine Kitap´ı ve hikmeti ogretecek, onları temizleyip arındıracak bir resul gonder. Sen, evet sen, Aziz´sin, tum ululuk ve onurun sahibisin; Hakim´sin, tum hikmetlerin kaynagısın

[130] Oz benligini beyinsizlige itenden baska kim, Ibrahim´in milletinden yuz cevirir? Yemin olsun ki biz onu dunyada secip yuceltmistik. Ve o, ahirette de barıs ve iyilik sevenlerden biri olacaktır elbette

[131] Rabbi ona, "Musluman olup bana teslim ol!" dediginde o su cevabı vermisti: "Teslim oldum alemlerin Rabbi´ne

[132] Ibrahim de ogullarına sunu vasiyet etti, Yakub da: "Ogullarım! Allah sizin icin bu dini secmistir. O halde ancak muslumanlar olarak can verin

[133] Yoksa siz, Yakub´a olumun gelip catısına tanıklar mıydınız? Hani, ogullarına sunu sormustu: "Benden sonra neye ibadet edeceksiniz?" Cevapları su olmustu: "Senin ilahına, ataların Ibrahim´in, Ismail´in, Ishak´ın ilahına, tek ve biricik olan ilaha kulluk edecegiz; biz yalnız O´na teslim olanlarız

[134] Iste bunlar bir ummetti, gelip gectiler. Kazandıkları kendilerinindir. Sizin kazandıklarınız da sizin olacaktır. Siz onların yapıp ettiklerinden sorguya cekilmeyeceksiniz

[135] Yahudi yahut Hıristiyan olun ki dogruya kılavuzlanasınız." dediler. De ki: "Hayır, oyle degil. Sirk ve yozlasmadan uzak bir bicimde, Ibrahim milletinden olalım. O, sirke bulasanlardan degildi

[136] Soyle deyin: "Allah´a, bize indirilene, Ibrahim´e, Ismail´e, Ishak´a, Yakub´a, onun torunlarına indirilene, Musa´ya ve Isa´ya verilene ve diger nebilere verilene inandık. Bunlar arasından hic kimseyi ayırmayız. Biz yalnız O´na/Allah´a teslim olanlarız

[137] Eger onlar da sizin inandıgınız gibi inanırlarsa, hic kuskusuz, iyiyi ve guzeli bulmus olurlar; eger sırt donerlerse artık onlar parcalanmıs olurlar. Onlara karsı sana Allah yeter. En iyi isiten, en guzel bilendir O

[138] Allah´ın boyasını esas alın. Allah´tan daha guzel kim boya vurabilir! Biz yalnız O´na kulluk ederiz

[139] De ki onlara: "Allah hakkında bizimle tartısıyor musunuz? Oysaki Allah hem bizim Rabbimizdir hem sizin Rabbinizdir. Bizim amellerimiz bize, sizin amelleriniz size. Biz yalnız O´na/Allah´a gonul verenleriz

[140] Yoksa siz, "Ibrahim, Ismail, Ishak, Yakub ve torunları Yahudi yahut Hıristiyanlardı" mı diyorsunuz? Soyle onlara: "Siz mi daha bilgilisiniz yoksa Allah mı?" Allah´tan kendine ulasmıs bir tanıklıgı gizleyenden daha zalim kim vardır! Allah, yapmakta olduklarınızdan habersiz degildir

[141] Iste bunlar bir ummetti, gelip gectiler. Kazandıkları kendilerine. Sizin kazandıgınız da size. Onların yapıp ettiklerinden siz sorumlu olmayacaksınız

[142] Insanlar icinden bazı beyinsizler: "Onları, yonelmekte oldukları kıbleden ne cevirdi?" diyecekler. De ki: "Dogu da Allah´ın, batı da. O, diledigini dosdogru yola kılavuzlar

[143] Iste boyle! Biz sizi, insanlar ustune tanık olasınız, resul de sizin ustunuze tanık olsun diye, orta yolu izleyen bir ummet yaptık. Biz, eskiden uzerinde oldugunu kıble haline getirdik ki resule uyanı, okcesi ustune gerisin geri donenden ayıralım. Bu, Allah´ın kılavuzluk ettikleri dısındakilere gercekten zor gelecektir. Ama Allah imanınızı ise yaramaz hale getirmeyecektir. Su da bir gercek ki, Allah oncelikle insanlara karsı cok acıyıcı, cok merhametlidir

[144] Biz senin, yuzunun habire goge dogru cevrildigini elbette goruyoruz. Hoslanacagın bir kıbleye seni elbette dondurecegiz. Artık yuzunu Mescid-i Haram yonune cevir. Nerede olsanız yuzunuzu Mescid-i Haram yonune dondurun. Kendilerine kitap verilenler, onun, Rablerinden bir gercek oldugunu cok iyi bilirler. Allah onların yapıp ettiklerinden habersiz degildir

[145] Yemin olsun, Ehlikitap´a sen her turlu mucizeyi getirsen de onlar senin kıblene uymazlar; sen de onların kıblesine uymayacaksın. Onlar birbirlerinin kıblesine de uymazlar. Eger sen, ilimden nasibin sana geldikten sonra onların bos ve igreti arzularına uyarsan, iste o zaman kesinlikle zalimlerden olursun

[146] Kendilerine kitap verdiklerimiz, onu oz ogullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Bununla birlikte, iclerinden bir zumre, bilip durdukları halde gercegi gizliyorlar

[147] Gercek, Rabbinden gelir. O halde sakın kuskuya dusenlerden olma

[148] Herkesin bir yonu vardır, ona doner. O halde hayırlarda yarısın. Nerede olursanız olun Allah sizi bir araya getirecektir. Allah herseye guc yetirendir

[149] Nereden cıkarsan cık, yuzunu Mescid-i Haram´a dondur. Bu, elbette Rabbinden gelen gercektir. Allah, yaptıklarınızdan habersiz degildir

[150] Nereden cıkarsan cık, yuzunu Mescid-i Haram´a cevir. Nerede olursanız olun, yuzunuzu ona dogru cevirin ki, insanların elinde sizin aleyhinize bir delil bulunmasın. Onların zulme sapanları mustesna. Artık onlardan korkmayın, benden korkun. Yuzunuzu Mescid-i Haram´a donun ki, uzerinizdeki nimetimi tamamlayayım. Ve bu sayede guzeli ve iyiyi bulmanız da umulmaktadır

[151] Nitekim size aranızdan bir resul gondermisiz; size ayetlerimizi okuyor, sizi temizleyip arıtıyor, size Kitap´ı ve hikmeti ogretiyor, size, daha once bilmediklerinizi belletiyor

[152] Anın beni ki, anayım sizi. Sukredin bana, sakın nankorluk etmeyin

[153] Ey iman sahipleri! Sabra ve namaza/duaya sarılarak yardım dileyin. Hic kuskunuz olmasın ki, Allah sabredenlerle beraberdir

[154] Allah yolunda oldurulenler icin "oluler" demeyin. Tam aksine, onlar dirilerdir ama siz farkında olmazsınız

[155] Yemin olsun ki, sizi korku, aclık; mallardan-canlardan-meyvelerden eksiltme turunden bir seyle mutlaka imtihan edecegiz. Sabredenlere mujdele

[156] Onlara bir ıstırap gelip cattıgında soyle derler: "Biz Allah iciniz ve sonunda O´na donup gidecegiz

[157] Iste boyleleri uzerine Rablerinden selamlar, bereketler var, bir rahmet var. Iste bunlardır iyiye ve guzele ermis olanlar

[158] Safa ile Merve Allah´ın belliklerindendir. O evi hac veya umre ile ziyaret edenin onları tavaf etmesinde kendisi icin bir sakınca yoktur. Kim icinden gelerek bir hayır islerse Allah Sakir´dir, tesekkur eder, Alim´dir, en iyi bicimde bilir

[159] Indirdigimiz acık-secik delillerle, kılavuz mesajı; biz onu Kitap´ta insanlara ayan-beyan gosterdikten sonra gizleyenlere, iste onlara, hem Allah lanet eder hem de diger lanet okuyanlar lanet eder

[160] Tovbe edip hallerini duzeltenlerle gercegi acıklayanlar mustesna. Iste boylelerinin tovbesini kabul ederim. Dogrusu ben tovbeleri cok cok kabul edenim, rahmeti sınırsız olanım

[161] Ayetlerimizi inkar etmis ve kufre batmıs halde olenlere gelince; Allah´ın, meleklerin ve tum insanların ilenci onlar ustunedir

[162] Surekli o lanetin icindedirler. Ne azapları hafifletilir ne de yuzlerine bakılır

[163] Sizin Ilah´ınız Vahid´dir, bir tek Ilah´tır. Ilah yoktur O´ndan baska. Rahman´dır O, Rahim´dir

[164] Su bir gercek ki goklerin ve yerin yaratılısında, gece ile gunduzun birbiri ardınca gelisinde, insanların yararı icin denizde yuzup giden gemilerde, Allah´ın gokten suyu indirip onunla, olumunden sonra topragı dirilterek uzerine tum canlılardan yaymasında, ruzgarların bir duzen icinde yonden yone cevrilmesinde, gok ve yer arasında bir hizmete memur edilen bulutlarda, aklını isleten bir topluluk icin sayısız izler-isaretler-ibretler vardır

[165] Insanlar icinde oyleleri vardır ki, Allah dısında bazılarını Allah´a es tutarlar da onları Allah´ı sevmis gibi severler. Iman sahipleri ise Allah´a sevgide cok kararlı ve taskındır. Zulme saplananlar, azabı gorduklerinde tum kuvvetin Allah´ta bulundugunu, Allah´ın azabının cok siddetli oldugunu fark edeceklerini anlayabilseler

[166] O zaman, izlenenler, kendilerini izleyenlerden uzaklasıp gitmislerdir. Azabı gorduler artık, aralarındaki baglar parcalanıp koptu

[167] Izleyenler soyle demistir: "Ne olurdu bir kez daha imkan verilse de sunların bizden uzaklastıkları gibi biz de onlardan uzaklassak." Boylece Allah onlara, yapıp ettiklerini, kendilerine yonelmis ozleyisler olarak gosterir. Ama artık atesten cıkamazlar

[168] Ey insanlar! Yeryuzundeki nimetlerden temiz ve helal olmak sartıyla yiyin. Seytanın adımlarını izlemeyin. Cunku o size acık bir dusmandır

[169] Hic kuskusuz o, size kotuluk, cirkinlik/duzensizlik ve pislik emreder. Ve size, Allah hakkında bilmediginiz seyleri soylemenizi buyurur durur

[170] Onlara, "Allah´ın indirdigine uyun!" dendiginde: "Hayır! Biz, atalarımızı uzerinde buldugumuz seye uyarız." derler. Peki, ataları bir seye akıl erdiremiyor, dogruya ve guzele ulasamıyor idiyseler

[171] O kufre sapanların durumu, bagırıp cagırma dısında bir seyi isitmeyen varlıklara haykıranın durumuna benzer. Sagırdırlar, dilsizdirler, kordurler. Bu yuzden akıllarını isletemezler onlar

[172] Ey iman sahipleri! Size verdigimiz rızıkların temizlerinden yiyin ve -eger yalnız O´na kulluk/ibadet ediyorsanız- Allah´a sukredin

[173] Allah size lesi, kanı, domuz etini, Allah´tan baskası adına kesileni haram kılmıstır. Ama zorda kalanın, sınırı asmadan, suna-buna haksızlık ve tecavuze gitmeden yemesinde kendisi icin gunah yoktur. Allah cok affedici, cok merhametlidir

[174] Allah´ın kitaptan indirdigi seyi gizleyip onu basit bir ucret karsılıgı satanlar, karınlarında atesten baska bir sey yemis olmazlar. Kıyamet gunu, Allah onlarla konusmayacaktır, onları arındırmayacaktır. Onlar icin korkunc bir azap vardır

[175] Iste bunlar hidayeti satıp saskınlıgı, affedilmeyi satıp azabı almıslardır. Ne kadar da dayanıklıdırlar atese

[176] Bu boyledir. Cunku Allah, Kitap´ı hak olarak indirmistir. Kitap´ta cekismeye girenler, butunden uzaklastırıcı bir kopusun tam icindedirler

[177] Yuzlerinizi dogu ve batı yonune cevirmeniz hayırda erginlik/durustluk degildir. Hayırda erginlik/durustluk o kisinin hakkıdır ki, Allah´a, ahiret gunune, meleklere, kitaplara, peygamberlere inanır; akrabaya, yetimlere, caresizlere, yolda kalmısa, yoksullara, ozgurlugune kavusmak gayretinde olanlara malı seve seve verir, namazı/duayı yerine getirir,zekatı oder. Boyleleri soz verdiklerinde ahitlerine vefalıdırlar; bolluk ve bereket zamanı kadar, zorluk, sıkıntı ve siddet zamanında da sabırlıdırlar. Iste bunlardır ozuyle sozu bir olanlar. Iste bunlardır takva sahipleri

[178] Ey iman edenler! Oldurulenler hakkında uzerinize kısas yazılmıstır. Hur kisiye karsılık hur, koleye karsılık kole, disiye karsılık disi... Kim kardesi tarafından herhangi bir sekilde affa ugrarsa, bu durumda orfu izlemek ve affedene en guzel bicimde bir odeme yapmak gerekir. Iste bu, Rabbinizden size bir hafifletme ve bir rahmettir. Kim bundan sonra azgınlık ve dusmanlık ederse onun icin korkunc bir azap vardır

[179] Ey aklı ve gonlu isleyenler, kısasta sizin icin hayat vardır. Bu sayede korunmanız umulmaktadır

[180] Icinizden birine olum geldiginde, eger bir hayır bırakacaksa, uzerinize yazılan sudur: Ana-babaya, akrabaya, orfe uygun vasiyette bulunmak. Takva sahipleri ustune bir hak olarak

[181] Kim isittikten sonra vasiyeti degistirirse hic kuskusuz bunun gunahı onu degistirenler uzerinedir. Allah her seyi isitir, her seyi bilir

[182] Kim vasiyet edenin haksızlıga sapmıs veya gunah islemis olmasından endiselenip de ilgililerin arasını bulursa ona gunah yoktur. Allah cok affedici, cok merhamet edicidir

[183] Ey iman sahipleri! Oruc sizden oncekiler uzerine yazıldıgı gibi sizin uzerinize de yazılmıstır. Bu sayede korunmanız umulmaktadır

[184] Sayılı gunlerdir. Sizden kim hasta olur veya yolculuk halinde bulunursa tutamadıgı gun sayısınca baska gunlerde tutar. Oruca zorlukla dayananlar uzerine dusen, fidye olarak bir yoksulu doyurmaktır. Kim bir mecburiyeti olmaksızın icinden gelerek iyilik yaparsa bu onun icin daha hayırlı olur. Ve oruc tutmanız, eger bilirseniz, sizin icin daha hayırlıdır

[185] Ramazan o aydır ki; insanlara kılavuz olan, iyi-kotu ayrımıyla hidayetten kanıtlar getiren Kur´an, onda indirilmistir. O halde bu aya ulasanınız onu oruclu gecirsin. Hasta olan veya yolculuk halinde bulunan, tutamadıgı gun sayısınca baska gunlerde tutsun. Allah sizin icin kolaylık ister; O sizin icin zorluk istemez. Tutulmamıs olan gunleri tamamlamanızı, sizi dogru yola kılavuzladıgı icin Allah´ı yuceltmenizi ister. Ve sizin sukretmeniz umulmaktadır

[186] Kullarım sana benden sorarlarsa ben Karib´im, gercekten cok yakınım. Dua edenin cagrısına, bana cagırıp yakardıgı anda cevap veririm. Hadi onlar da bana karsılık versinler, bana inansınlar ki dogru ve iyiyi bulabilsinler

[187] Oruc gecesi kadınlarınıza cinsel yaklasım size helal kılınmıstır. Onlar sizin icin giysidir/estir, siz de onlar icin giysisiniz/essiniz. Allah sizin oz benliklerinize yazık etmekte oldugunuzu bilmis, tovbelerinizi kabul edip sizi affetmistir. Artık simdi onlara yaklasın ve Allah´ın sizin icin yazdıgı seyi arayın. Tan yerinin beyaz ipligi siyah ipliginden sizce secilinceye kadar yiyin icin; sonra da orucu gece oluncaya degin tamamlayın. Mescitlerde itikafta bulundugunuz sırada zevcelerinizle cinsel temas kurmayın. Iste bunlar Allah´ın yasaklarıdır, bunlara yaklasmayın. Allah, ayetlerini insanlara iste boyle acıklar ki korunabilsinler

[188] Mallarınızı aranızda haksız ve uydurma yollara bas vurarak yemeyin; bilip durdugunuz halde insanların mallarından bir kısmını gunaha saparak yemek icin onları yargıclara aktarmayın

[189] Sana, dogan Aylardan sorarlar. De ki: "Onlar, insanların cesitli yararları ve bir de hac icin vakit olculeridir." Hayırda erginlik/durustluk evlere arkalarından girmeniz degildir. Hayırda ergin/durust o kisidir ki, takvaya sarılıp korunur. Evlere kapılarından girin. Allah´tan korkun ki kurtulusa erebilesiniz

[190] Sizinle carpısmaya girenlerle Allah yolunda siz de carpısın. Ama haksız yere saldırmayın/carpısmada zulme sapmayın. Cunku Allah, sınır tanımaz azgınları sevmiyor

[191] Onları yakaladıgınız yerde oldurun; onların sizi cıkardıkları yerden siz de onları cıkarın. Fitne/baskı ve bozgunculuk, oldurmekten daha kotudur. Mescid-i Haram´da, onlar sizinle carpısmaya girinceye kadar siz de onlarla carpısmaya girmeyin. Eger sizinle carpısmaya girerlerse siz de onları oldurun. Iste boyle verilir kufre sapanların cezası

[192] Eger savası sona erdirirlerse Allah cok affedici, cok merhametlidir

[193] Fitne kalmayıncaya ve din yalnız Allah´ın oluncaya kadar onlarla carpısın. Eger carpısmaktan vazgecerlerse artık zulme sapanlardan baskasına dusmanlık edilmez

[194] Haram ay, haram aya karsılıktır. Hurmetler ve yasaklar karsılıklıdır. O halde, azgınlık edip size saldırana, size saldırdıgı sekilde ve olcude saldırın. Allah´tan sakının ve bilin ki Allah, sakınanlarla beraberdir

[195] Allah yolunda harcama yapın/nimetleri paylasın; kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın! Guzel dusunup guzel isler yapın! Cunku Allah, guzellik sergileyenleri sever

[196] Haccı da umreyi de Allah icin tamamlayın. Eger engellenirseniz, esir veya kole azatlamak, Kabe´ye kurbanlık hayvan veya baska bir sey sunmak seklinde bagısta bulunmanın kolayınıza geleni yeterlidir. Bagıs, kendi yerine varıncaya kadar baslarınızı tıras etmeyin. Icinizden hasta olan yahut basından rahatsızlıgı bulunan oruc tutarak yahut sadaka vererek veya kurban keserek/Allah´a yakınlık icin Kabe´ye bir sey bagıslayarak fidye yoluna gitsin. Guvene kavustugunuzda, hacca kadar umreden yararlanmak isteyen, esir veya kole azatlamak, Kabe´ye kurbanlık hayvan veya baska bir sey sunmak turunden kolayına gelen bir bagısta bulunsun! Bunu bulamayan oruc tutsun: Bu, uc gunu hacda, yedi gunu dondugunuzde, tam on gundur. Bu, ailesi Mescid-i Haram´da oturmayan kisi icindir. Allah´tan sakının ve bilin ki, Allah´ın azabı cok siddetlidir

[197] Hac, bilinen aylardadır. Kim o aylarda haccı kendisine gerekli kılarsa hacda kadına yaklasmak, kotuluge sapmak, kavga ve cekismeye girmek yoktur. Iyilik olarak yaptıgınızı Allah bilir. Azık edinin. Hic kuskusuz azıgın en guzeli takvadır. Ey akıl ve gonul sahipleri, benden sakının

[198] Rabbinizden bir lutuf ve bereket istemenizde hicbir sakınca yoktur. Arafat´tan ayrılıp akın ettiginizde Mes´ar-i Haram´da Allah´ı zikredin. O´nu, O´nun size gosterdigi gibi anın. Siz bundan once gercekten sapıklardan idiniz

[199] Sonra, insanların akın edip dondugu yerden siz de donun ve Allah´tan af dileyin. Cunku Allah cok affedicidir, cok merhametlidir

[200] Gerekli ibadetlerinizi bitirdiginizde yine Allah´ı anın. Tıpkı atalarınızı andıgınız gibi, hatta daha kuvvetli bir anısla. Insanlardan bazısı soyle der: "Ey Rabbimiz, bize dunyada ver!" Boylesi icin ahirette bir nasip yoktur

[201] Onlardan kimi de soyle yakarır: "Ey Rabbimiz, bize dunyada da guzellik ver, ahirette de guzellik ver! Ve bizi ates azabından koru

[202] Iste boyle diyenlere kazandıklarından bir nasip vardır. Allah, hesabı cok cabuk gorur

[203] Allah´ı sayılı gunlerde anın. Kim hemen iki gun icinde isini bitirirse ona gunah yoktur. Kim de bunu geciktirir-ertelerse, sakınıp korundugu takdirde ona da gunah yoktur. Allah´tan sakının ve bilin ki, siz O´nun huzurunda hasredileceksiniz

[204] Insanlardan oylesi vardır ki, onun dunya hayatına iliskin sozu senin hosuna gider ve o, kalbindekine Allah´ı tanık tutar. Oysaki o, dusmanların en yamanıdır

[205] Yanından ayrıldıgında/isbasına gectiginde yeryuzunde fesat cıkarmak, ekini ve nesli yok etmek icin ise koyulur. Oysaki Allah, fesadı sevmez

[206] Ona, "Allah´tan sakın!" dendiginde, gurur kendisini gunaha goturur. Boylesine, cehennem yeter. Gercekten ne kotu yataktır o

[207] Insanlardan oylesi de vardır ki, benligini Allah´ın hosnutlugunu elde etmeye satar. Allah, kullarına karsı Rauf´tur, cok sefkatlidir

[208] Ey iman sahipleri! Hepiniz toptan barıs icine girin. Seytanın adımlarını izlemeyin. Cunku o, sizin icin apacık bir dusmandır

[209] Size apacık deliller geldikten sonra yine yan cizerseniz, sunu bilin ki Allah, tum yuceliklerin, tum hikmetlerin sahibidir

[210] Onlar, Allah´ın ve meleklerin buluttan golgeler icinde kendilerine gelmesini ve isin bitirilmesini mi bekliyorlar? Butun is ve oluslar sonunda Allah´a dondurulur

[211] Sor Israilogullarına, onlara nice acık ayet verdik. Kim Allah´ın nimetini, o kendisine geldikten sonra baska kılıga sokarsa kusku duymasın ki, Allah´ın azabı pek zorludur

[212] Igreti/sefil hayat kufre sapanlara suslu gosterilmistir; onlar, iman sahipleriyle alay ederler. Takvaya sarılanlar, kıyamet gunu onların tepelerinde olacaktır. Allah, diledigini hesapsız bir bicimde rızıklandırır

[213] Insanlar bir tek ummet idi. Sonra Allah, peygamberleri mujdeleyiciler ve uyarıcılar olarak gonderdi. Onlarla beraber, anlasmazlıga dustukleri konularda, insanlar arasında hukmetsinler diye gercegi tasıyan kitabı hak olarak indirdi. O kitapta anlasmazlıga dusenler, o kitap kendilerine verilmis olanlardan baskaları degildi. Bunlar, kendilerine acık kanıtlar geldikten sonra sırf aralarındaki kıskanclık/doymazlık/azgınlık/denge noktasından sapma/yalancılık/zulum/kibir/zinakarlık yuzunden, cekismeye girmistir. Sonra Allah kendi izniyle, inananları, uzerinde tartısmaya girdikleri gercege tekrar ulastırdı. Allah, diledigi kisiyi/dileyeni dosdogru yola iletir

[214] Yoksa siz, sizden once gelip gecmis olanların karsılastıklarının benzeri basınıza gelmeden cennete gireceginizi mi sandınız? Onlara siddetler, belalar ve zorluklar gelip cattı; sarsıldılar. Oyle ki, resul ve onunla birlikte inananlar, "Allah´ın yardımı ne zaman?" diye yakarıyordu. Haberiniz olsun ki, Allah´ın yardımı cok yakındır

[215] Sana, neyi infak edip vereceklerini soruyorlar. De ki: "Infak ettiginiz mal ve nimet; ana-baba, yakınlar, yetimler, yoksul ve caresizlerle yolda kalan icin olmalıdır. Hayır olarak yaptıgınızı Allah en iyi bicimde bilmektedir

[216] Hosunuza gitmemekle birlikte, savas uzerinize yazılmıstır. Bir sey sizin icin hayırlı oldugu halde siz ondan tiksinebilirsiniz. Ve bir sey sizin icin ser oldugu halde siz onu sevebilirsiniz. Allah bilir, siz bilmezsiniz

[217] Sana haram ayı, onda savasmayı soruyorlar. De ki: "O ayda savas buyuk bir gunahtır. Ama Allah yolundan alıkoymak, O´na ve Mescid-i Haram´a nankorluk etmek, ora halkını oradan surup cıkarmak, Allah katında daha buyuk bir gunahtır." Fitne/baskı ve bozgunculuk, cana kıymaktan daha buyuk bir kotuluktur. Eger gucleri yetse sizi dininizden cevirinceye kadar sizinle savasmayı surdururler. Icinizden kim irtidat edip dininden doner de kafir olarak olurse boylelerinin amelleri dunyada da ahirette de bosa gitmistir. Ates ehlidir onlar. Surekli kalacaklardır orada

[218] Inanıp hicret eden ve Allah yolunda ugrasıp didinenlere gelince, onlar Allah´ın rahmetini umarlar. Allah cok affedici, cok merhametlidir

[219] Sana uyusturucuyu/sarabı ve kumarı sorarlar. De ki: "Bu ikisinde buyuk bir gunah vardır; insanlar icin cıkarlar da vardır. Ama onların kotulugu yararlarından cok daha buyuktur." Ve sana neyi infak edeceklerini de soruyorlar. De ki: "Helal kazancınızın size ve bakmakla yukumlu olduklarınıza yeterli olanından artanını verin." Allah, ayetleri size iste boyle acıklar ki, derin derin dusunebilesiniz

[220] Dunya ve ahiret hakkında... Sana yetimlerden de soruyorlar. De ki: "Onları, ise yarar hale getimek kendileri icin daha hayırlıdır. Eger onlarla bir arada yasarsanız, onlar sizin kardeslerinizdir." Allah, bozguncuyu barısseverden ayırmasını bilir. Eger Allah dileseydi, sizi zora surerdi. Allah, tum onurların sahibi, tum hikmetlerin sahibidir

[221] Musrik kadınlarla, onlar iman edinceye kadar evlenmeyin. Ozgurlugunden yoksun inanmıs bir kadın, musrik bir kadından -musrik kadın sizin hosunuza gitse de- cok daha hayırlıdır. Musrik erkeklerle de onlar iman edinceye kadar nikahlanmayın. Inanmıs bir kole, musrik bir erkekten -o hosunuza gitse de- cok daha hayırlıdır. Bu musrikler sizleri atese cagırır. Allah ise sizi, izniyle cennete ve affa cagırır. Ve ayetlerini insanlara acık acık bildirir ki, dusunup ogut alabilsinler

[222] Sana adet halini de sorarlar. De ki: "O, insana rahatsızlık veren bir haldir. Hayızlı oldukları sırada kadınlardan uzak durun ve onlar temizleninceye kadar kendilerine yaklasmayın. Iyice temizlendiklerinde, Allah´ın emrettigi yerden onlara gidin." Su bir gercek ki Allah, cok tovbe edenleri sever, iyice temizlenenleri de sever

[223] Kadınlarınız sizin tarlanızdır. O halde tarlanıza dilediginiz sekilde varın. Oz benlikleriniz icin onceden bir seyler gonderin. Allah´tan sakının ve bilin ki, O´na mutlaka ulasacaksınız. Iman sahiplerine mujde ver

[224] Iyilik etmenize, takvaya sarılmanıza, insanlar arasında barısı kurmanıza engel yapmak uzere Allah´ı yeminlerinize siper haline getirmeyin. Allah, her seyi duyar, her seyi bilir

[225] Allah sizi, dil surcmesi sonucu, lagv/lakırdı olarak yaptıgınız yeminlerinizden sorumlu tutmaz; ama O sizi kalplerinizin kazandıgından hesaba ceker. Allah Gafur´dur, cok affeder; Halim´dir, cok yumusak davranır

[226] Kadınları hakkında ila yapanlar/yaklasmamaya yemin edenler icin dort ay bekleme vardır. Eger o sure icinde eslerine donerlerse Allah bagıslayan, merhamet edendir

[227] Eger bosanmaya kesin karar vermislerse, suphesiz Allah cok iyi isiten cok iyi bilendir

[228] Bosanmıs kadınlar kendi baslarına uc adet ve temizlenme suresi beklerler. Eger Allah´a ve ahiret gunune inanmakta iseler, Allah´ın onların rahimlerinde yarattıgını saklamaları kendilerine helal olmaz. Kocaları, bu sure icinde herhangi bir sekilde barısmak isterlerse eslerini geri almaya herkesten daha cok hak sahibidirler. Kadınlar, orfe uygun bicimde, sorumluluklarına benzer hakları da vardır. Erkeklerin kadınlar uzerinde bir derece farkı vardır. Allah Aziz´dir, Hakim´dir

[229] Bosama iki kezdir. Bunun ardından ya iyilikle tutmak ya da guzelce serbest bırakmak gerekir. Onlara verdiginizden bir seyi geri almanız size helal olmaz. Erkekle kadının Allah´ın sınırlarını korumada endise etmeleri hali baska. Erkek ve kadının Allah´ın sınırlarında duramayacaklarından kaygılanırsanız, o zaman kadının verdigi fidyede ikisine de bir gunah yoktur. Iste bunlar Allah´ın sınırlarıdır. Bunları asmayın. Allah´ın sınırlarını asanlar, iste onlar, zalimlerin ta kendileridirler

[230] Butun bunların ardından erkek, kadını bosarsa artık bundan sonra baska bir esle nikahlanıncaya kadar ilk erkege helal olmaz. Ikinci erkek kadını bosadıgında, bosanan kadınla ilk erkek Allah´ın sınırlarını koruyabileceklerini dusunurlerse, birbirlerine donmelerinde sakınca yoktur. Iste bunlar Allah´ın sınırlarıdır ki, Allah bunları bilgi sahibi bir topluluga acıklar

[231] Kadınları bosadıgınızda, bekleme surelerini tamamladılar mı ya onları orfe uygun olarak tutun yahut da orfe uygun olarak serbest bırakın. Onları, zulmetmeniz icin, zararlarına olacak bir bicimde, tutmayın. Bunu yapan, oz benligine zulmetmis olur. Allah´ın ayetlerini eglence aracı yapmayın. Allah´ın uzerinizdeki nimetini ve kendisiyle size ogut vermek icin indirdigi Kitap´ı ve hikmeti hatırlayın. Allah´tan korkun ve bilin ki, Allah herseyi cok iyi bilmektedir

[232] Kadınları bosadıgınız zaman bekleme surelerini tamamladıklarında, kendi aralarında orfe uygun olarak anlasmıslarsa eski kocalarıyla nikahlanmaları hususunda onlara engel cıkarmayın. Bu, sizin Allah´a ve ahiret gunune inanmıs olanınıza verilen oguttur. Bu sizin icin daha isabetli ve daha temizdir. Allah bilir ama siz bilmezsiniz

[233] Anneler cocuklarını -emzirmeyi tamamlamak isteyen kimseler icin- tam iki yıl emzirirler. Annelerin yiyeceklerini ve giyeceklerini orfe uygun bicimde hazırlamak cocugun babasına aittir. Hicbir benlik yaratılıs kapasitesi dısında birseyle yukumlu tutulamaz. Anne cocugu yuzunden, cocugun babası da kendi cocugu yuzunden zarara sokulmasın. Mirascı icin de aynı ilke uygulanır. Eger anne-baba karsılıklı anlasma ve danısma sonucu cocugu sutten kesmek isterlerse, kendilerine gunah yoktur. Cocuklarınızı sutanneye emzirtmek isterseniz, orfe uygun olarak belirlediginiz ucreti guzelce teslim etmek sartıyla, bunu yapmanızda bir gunah yoktur. Allah´tan korkun ve bilin ki Allah, yapmakta olduklarınızı en iyi bicimde gormektedir

[234] Icinizden olup de geriye zevceler bırakanların bu esleri, dort ay on gun kendi baslarına beklerler. Surelerini tamamladıklarında kendilerince uygun gorduklerini orfe uygun bicimde yapmalarında sizin icin bir sakınca yoktur. Allah, yapmakta olduklarınızdan geregince haberdardır

[235] Iddet bekleyen kadınlara evlenme isteginizi dolaylı yoldan anlatmanızda veya boyle birseyi icinizde saklamanızda sizin icin hicbir gunah yoktur. Allah bilmistir ki, siz onları mutlaka anacaksınız, unutmayacaksınız. Bu sırada onlarla, orfun normal gorecegi sozlerle konusma dısında gizli bir bulusma icin anlasmayın. Ve zorunlu olan sure doluncaya kadar nikahı baglamaya girismeyin. Bilin ki, Allah, benliklerinizin icindekini bilir. O´ndan sakının. Ve bilin ki, Allah cok affedicidir, cok yumusak davranıslıdır

[236] Kendilerine dokunmadan veya onlar icin herhagi bir mehir belirlemeden kadınları bosamanızda sizin icin gunah yoktur. Ancak onları nimetlendirin. Imkanları genis olan kendi gucunde yapar bunu, imkanları sınırlı olan da kendi gucunde yapar. Orfe uygun bir nimetlendirme... Guzel dusunup guzel davrananlar uzerine bir borc

[237] Bir mehir belirlemisseniz ve kadınları hic dokunmadan bosamıssanız, kesistiginiz mehirin yarısını verin. Ancak kadınların vazgecmesi ile, nikah bagı elinde bulunan erkegin durumu mustesna. Erkekler olarak sizin vazgecmeniz takvaya daha yakındır. Aranızdaki lutufkarlık farkını unutmayın. Allah, yapmakta olduklarını en iyi sekilde gormektedir

[238] Namazları/duaları ve orta namazı/orta duayı koruyun. Tam bir saygıyla Allah´ın huzurunda kıyam edin

[239] Bir korku ve endise duyarsanız yuruyerek veya binit uzerinde kılın. Guvene kavustugunuzda bilmediginiz seyleri size ogrettigi sekilde Allah´ı zikredin

[240] Icinizden olup de geriye esler bırakan erkekler, eslerinin evden cıkarılmaksızın bir yıla kadar gecimlerinin saglanmasını vasiyet etsinler. Eger kendileri cıkarlarsa, onların kendileri icin yararlı gorduklerini yapmaları yuzunden size bir gunah yoktur. Allah Aziz´dir, Hakim´dir

[241] Bosanmıs kadınlar icin orfe uygun bir gecim imkanı saglanması Allah´tan korkanlar uzerine bir borctur

[242] Aklınızı isletmeniz umidiyle Allah, ayetlerini size iste boyle acıklıyor

[243] Olum korkusuyla binlerce kisi halinde yurtlarından cıkanları gormedin mi? Allah onlara "Olun!" dedi de sonra onları diriltti. Su bir gercek ki Allah, insanlara karsı cok lutufkardır. Fakat insanların cokları sukretmezler

[244] Allah yolunda savasın ve bilin ki Allah, herseyi duyar, her seyi bilir

[245] Kim var Allah´a guzel bir sekilde borc verecek? Ve Allah boyle birinin verdigini bircok kez katlayarak artıracaktır. Allah, kabz haliyle kısar, bast haliyle acıp genisletir. Ve yalnız O´na dondurulursunuz

[246] Musa´dan sonra Israilogullarının kodamanlar meclisini gormedin mi? Kendilerine gelen bir peygambere soyle demislerdi: "Bize bir kral gonder, Allah yolunda carpısalım." Peygamber dedi ki: "Ustunuze savas yazılır da savasmazsanız ne olacak?" Dediler ki: "Nasıl olur da Allah yolunda savasmayız? Yurtlarımızdan cıkarıldık, ogullarımızdan uzak dusurulduk." Nihayet, uzerlerine savas yazıldıgında pek azı haric yuz cevirdiler. Allah, zalimleri cok iyi bilir

[247] Peygamberleri onlara dedi ki: "Allah, Talut´u size kral gonderdi." Soyle konustular: "O bizim uzerimizde nasıl saltanat kurabilir? Yonetimde biz ondan daha cok hak sahibiyiz. Ona bir mal genisligi de verilmemistir." Peygamber dedi ki: "Allah onu secip size ust olarak gonderdi. Onu bilgi ve beden gucu yonunden ustun kıldı." Allah, mulkunu diledigine verir. Allah, mulku genisletendir, her seyi bilendir

[248] Nebileri onlara soyle soyledi: "Onun mulk ve saltanatının belirtisi o Tabut´un size gelmesidir. Onun icinde Rabbinizden bir huzur, Harun hanedanının, Musa hanedanının bıraktıgından bir kalıntı vardır. Onu melekler tasır. Eger iman sahipleri iseniz, bunda sizin icin elbette bir ibret vardır

[249] Talut, askerleriyle yola cıkınca dedi ki: "Allah sizi bir ırmakla imtihan edecektir. O halde, ondan icen benden degildir. Ama onu tatmayan bendendir. Eliyle bir avuc alan kisi baska." Bunun ardından, pek azı mustesna olmak uzere ondan ictiler. Nihayet o ve onunla beraber iman edenler ırmagı gectiklerinde soyle dediler: "Bugun bizim Calut´a ve ordusuna karsı hicbir gucumuz yoktur." Allah´a kavusacaklarını dusunenler ise soyle konustular: "Sayıca az nice topluluk vardır ki, sayıca cok nice topluluga Allah´ın izniyle galip gelmistir. Allah sabredenlerle beraberdir

[250] Calut ve ordusuyla karsılastıklarında soyle yakardılar: "Ey Rabbimiz, uzerimize sabır yagdır. Ayaklarımızı yere saglam bastır. Ve kufre sapanlara karsı bize yardım et

[251] Nihayet Allah´ın izniyle onları bozguna ugrattılar. Ve Davud Calut´u oldurdu. Ve Allah, Davud´a mulk/saltanat ve hikmet verdi. Ve ona diledigi seylerden ogretti. Eger Allah´ın, bazı insanları diger bazılarıyla savması olmasaydı, yeryuzu bozguna ugrardı. Ama Allah alemlere karsı cok lutufkardır

[252] Iste bunlar Allah´ın ayetleri. Onları sana hak olarak okuyoruz. Yemin olsun ki sen, gonderilen elcilerdensin

[253] Iste resuller! Biz onların bazısını bazısına ustun kılmısızdır. Allah, onlardan bazısıyla konusmustur. Bazılarını da derecelerle yuceltmistir. Meryem oglu Isa´ya acık ayetler verdik ve onu Ruhulkudus´le guclendirdik. Allah dileseydi, onların ardından gelenler, acık-secik mesajlar kendilerine ulastıktan sonra birbirlerini oldurmezlerdi. Ancak tartısmaya girdiler de iclerinden bazısı iman etti, bazısı kufre saptı. Allah dileseydi birbirlerini oldurmezlerdi. Ne var ki, Allah diledigini yapıyor

[254] Ey iman edenler! Alıs-verisin, dostlugun, sefaatin olmadıgı o gun gelmeden once size verdigimiz rızıktan infak edip dagıtın. Kufre sapanlar zalimlerin ta kendileridir

[255] Allah´tan baska ilah yok. Hayy´dır O, surekli diridir; Kayyum´dur O, kudretin kaynagıdır. Ne gaflet yaklasır O´na ne kendinden gecme ne de uyku. Goklerde ne var, yerde ne varsa yalnız O´nundur. O´nun huzurunda, bizzat O´nun izni olmadıkca, kim sefaat edebilir! O, insanların onden gonderdiklerini de bilir, arkada bıraktıklarını da!... Insanlar O´nun bilgisinden, bizzat kendisinin diledigi dısında, hicbir seyi kavrayıp kusatamazlar. O´nun kursusu, gokleri ve yeri cepecevre kusatmıstır. Goklerin ve yerin korunması O´na hic de zor gelmez. Aliyy´dir O, yuceligi sınırsızdır; Azim´dir O, buyuklugu sınırsızdır

[256] Dinde baskı-zorlama-tiksindirme yoktur. Dogru bilgiye dayalı eris, bozuk bilgiye dayalı sapıstan acık bir bicimde ayrılmıstır. Her kim taguta sırt donup Allah´a inanırsa hic kuskusuz sapasaglam bir kulpa yapısmıs olur. Kopup parcalanması yoktur o kulpun. Allah, hakkıyla isiten, en iyi bicimde bilendir

[257] Allah, iman sahiplerinin Veli´sidir; onları karanlıklardan aydınlıga cıkarır. Kufre sapanlara gelince, onların dostları taguttur ki, kendilerini nurdan karanlıklara cıkarır. Bunlar cehennemin dostlarıdır. Orada uzun sure kalacaklardır onlar

[258] Allah´ın kendisine mulk ve saltanat verdigini iddia ederek/Allah kendisine mulk- saltanat verdigi icin, Rabbi hakkında Ibrahim´le cekiseni gormedin mi? Ibrahim soyle demisti: "Benim Rabbim odur ki, hayat verir ve oldurur." O da soyle demisti: "Ben de hayat veririm, ben de oldururum." Ibrahim, "Allah, Gunes´i dogudan getiriyor, hadi sen onu batıdan getir!" deyince, kufre sapan o adam apısıp kalmıstı. Allah, zalimler toplumunu dogruya ve guzele kılavuzlamaz

[259] Ya su kisi gibisini gormedin mi? Catıları cokmus, duvarları-damları yere inmis bir kente ugramıstı da soyle demisti: "Allah surayı olumunden sonra nasıl hayata kavusturacak?" Bunun uzerine Allah, o kisiyi yuz yıllık bir sure icin oldurmus, sonra diriltmisti. "Ne kadar bekledin?" demisti. "Bir gun veya gunun bir kısmı kadar bekledim." dedi. "Hayır, dedi, aksine sen, yuz yıl kaldın. Yiyecegine, icecegine bak! Henuz bozulmamıs. Esegine bak! Seni insanlara bir ibret yapalım diyedir bu. Kemiklere bak, nasıl yerli yerince duzenliyoruz onları ve sonra et giydiriyoruz onlara." Is kendisi icin acıklık kazanınca soyle dedi o: "Allah´ın her seye kadir oldugunu biliyorum

[260] Hani, Ibrahim de soyle yakarmıstı: "Rabbim, goster bana, nasıl diriltiyorsun oluleri?" "Inanmadın mı?" diye sordu. "Inandım, dedi, ancak kalbimin tatmin olması icin ..." Allah dedi ki: "Kuslardan dort tane al, onları kendine ısındırıp alıstır. Sonra her dagın ustune onlardan bir parca koy. Sonra da onları cagır. Kosarak sana geleceklerdir. Bil ki Allah Aziz´dir, Hakim´dir

[261] Mallarını Allah yolunda infak edip harcayanların durumu, yerden, her basagında yuz dane bulunan yedi basak cıkarmıs bir daneye benzer. Ve Allah, diledigi kisi icin daha da arttırır. Allah Vasi´dir, yaratısını ve yarattıklarını genisletir; Alim´dir, her seyi en iyi bicimde bilir

[262] Mallarını Allah yolunda harcayıp sonra bu harcadıklarına bir eziyet ve basa kakma eklemeyenlerin, Rableri katında kendilerine has odulleri vardır. Korku yoktur onlar icin; tasalanmayacaklardır onlar

[263] Guzel, yapıcı bir soz, bir bagıslama, ardından bir eziyet gelen sadakadan daha ustundur. Allah Gani´dir, comertligine sınır yoktur; Halim´dir, hosgorusune sınır yoktur

[264] Ey iman sahipleri! Allah´a ve ahiret gunune inanmadıgı halde, insanlara riya icin malını infak eden kisi gibi, sadakalarınızı basa kakmak ve eza etmek suretiyle bosa cıkarmayın. Boylesinin durumu, uzerinde biraz toprak varken tepesine siddetli bir yagmur inip kendisini cascavlak bırakmıs yalcın bir kayanın haline benzer. Boyleleri, kazandıklarından hicbir sey elde edemezler. Allah, kufre sapan bir toplulugu dogruya ve guzele kılavuzlamaz

[265] Allah´ın hosnutlugunu kazanmak ve oz benliklerindekini koklestirmek icin infakta bulunanlara gelince, onların durumu kendisine bol yagmur isabet edip de urununu iki kat veren bir bahcenin durumuna benzer. Boyle bir bahceye bol yagmur dusmese de bir cisinti, bir nem bile yetisir. Allah, yapmakta olduklarınızı tam bir bicimde gormektedir

[266] Herhangi biriniz ister mi ki; altından ırmaklar akan, icinde her tur meyvesi olan, hurmalardan, uzumlerden olusmus bir bahcesi bulunsun, kendisinin gucsuz-caresiz yavruları da olsun ve bu haldeyken ustune ihtiyarlık coksun, tam bu sırada o bahceye alevli bir bora isabet etsin de bahce, bastan basa yansın. Allah size ayetleri iste bu sekilde acıklıyor ki, inceden inceye ve derinden derine dusunebilesiniz

[267] Ey iman sahipleri! Kazandıklarınızın ve yerden sizin icin cıkarmıs olduklarımızın temiz ve guzellerinden infak edin. Kendinizin goz yummadan alıcısı olmadıgınız pis/bayagı seyleri vermeye kalkmayın. Bilin ki Allah Gani´dir, comertligine sınır yoktur; Hamid´dir, butun ovgulerin sahibidir/ovguye layık olanları geregince over

[268] Seytan sizi fakirlikle korkutur, size gorunur gorunmez cirkinliklere surukler, Allah ise size kendisinden bir bagıslanma ve lutuf vaat eder. Allah, Vasi´dir, Alim´dir

[269] O, hikmeti diledigine verir. Ve kendisine hikmet verilmis olana cok buyuk bir hayır verilmis demektir. Gonlunu ve aklını calıstıranlardan baskası dusunup anlayamaz

[270] Hayır olarak harcadıgınız, adak olarak adadıgınız her seyi, Allah mutlaka bilir. Zalimlerin yardımcıları olmayacaktır

[271] Sadakaları acıklarsanız bu da guzeldir. Ama onları gizler ve yoksullara bu sekilde verirseniz, bu sizin icin daha hayırlıdır; gunahlarınızdan bir kısmını orter. Allah, Habir´dir, yapmakta olduklarınızdan geregince haberi vardır

[272] Onların iyiyi ve guzeli bulmaları, senin uzerine bir borc degildir. Tam aksine, diledigini/dileyeni iyiye ve guzele kılavuzlayan Allah´tır. Nimet ve imkandan baskalarına bagısladıgınız, esasında sizin oz benlikleriniz lehinedir. Allah´ın yuzunu arzulama dısında bir sey icin infak etmiyorsunuz. Infak ettiginiz her nimet size tam bir bicimde geri verilir. Ve siz, asla zulme ugratılmazsınız

[273] Infak edilenler, Allah yolunda kapanıp kalmıs, yeryuzunde dolasamaz olmus yoksullar icindir. Iffet ve onurları yuzunden, cahiller bunları, zengin kisiler sanır. Sen onları yuzlerinden tanırsın. Yuzsuzluk ve yırtıklık ederek insanlardan bir sey istemezler. Nimet ve imkandan infak ettiginiz her seyi, Allah cok iyi bilmektedir

[274] Mallarını; gece ve gunduz, gizli ve acık infak edenler var ya, iste onlar icin Rableri katında kendilerine ozgu oduller vardır. Korku yoktur onlar icin; tasalanmayacaklardır onlar

[275] O ribayı yiyenler, seytanın bir dokunusla carptıgı kisinin kalkısından baska turlu kalkamazlar. Bu boyledir, cunku onlar, "Alıs-veris de riba gibidir." demislerdir. Oysaki Allah, alıs-verisi helal, ribayı haram kılmıstır. Kendisine Rabbinden bir ogut gelip de yaptıgından vazgecenin gecmisi kendisine, isi Allah´a kalmıstır. Yeniden ribaya donene gelince, boyleleri atesin dostlarıdır. Surekli kalacaklardır orada

[276] Allah, ribadan beklenen artısı mahveder, sadakalar karsılıgında artıslar getirir. Allah, nankorluge batmıs gunahkarların hicbirini sevmez

[277] Iman edip barısa/hayra yonelik degerler ureten, namazı/duayı yerine getiren,zekatı verenler icin Rableri katında kendilerine ozgu odulleri vardır. Korku yoktur onlar icin. Tasalanmayacaklardır onlar

[278] Ey iman sahipleri, Allah´tan korkun. Ve eger inanıyorsanız ribadan geri kalanı bırakın

[279] Eger bunu yapmazsanız, Allah ve resulunden bir harp ilanını duymus olun. Tovbe ederseniz, mallarınızın esasları/ana paralarınız sizindir; ne zulmeden olursunuz ne de zulme ugratılan

[280] Eger borclu zorluk icinde ise eli genisleyinceye kadar beklenir. Borcunu sadaka olarak ona bagıslamanız sizin icin daha hayırlıdır; eger bilirseniz

[281] Korkun o gunden ki, onda Allah´a donduruleceksiniz. Sonra her benlige kazanmıs oldugu tam bir bicimde verilecektir. Onlar hicbir zulme ugratılmayacaklardır

[282] Ey iman sahipleri! Belirli bir sure icin birbirinize borc verdiginizde onu yazın. Aranızda bir yazıcı adaletle yazsın. Yazıcı, Allah´ın kendisine ogrettigi sekilde yazmaktan kacınmasın, yazsın. Borc altına giren kisi de onu kayda gecirtsin ve Rabbinden korksun da borcundan hicbir sey eksiltmesin. Borc altına giren, aklı ermez yahut zayıf-caresiz biri ise yahut yazdırmaya gucu yetmiyorsa, velisi adaletle yazdırsın. Erkeklerinizden iki kisiyi de tanık tutun. Eger iki erkek yoksa rızanızla kabul edeceginiz tanıklardan bir erkek ve iki kadın gerekir. Bu kadınlardan biri sasırırsa/unutursa otekisi ona hatırlatsın diyedir. Tanıklar, cagırıldıklarında cekimser davranmasınlar. Kucuk veya buyuk, borcu, suresine kadar yazmaktan usenmeyin. Boyle yapmanız Allah katında adalete daha yakın, tanıklık icin daha saglam, kuskuya dusmemeniz icin daha elverislidir. Ancak aranızda dondurup durdugunuz tamamen pesin bir ticaret sozkonusu ise onu yazmamanızda sizin icin bir sakınca yoktur. Karsılıklı alıs-veris yaptıgınızda da tanık bulundurun. Yazıcıya da tanıga da zarar verilmesin. Boyle bir sey yaparsanız bu, kendinize kotuluk olur. Allah´tan korkun. Allah size ogretiyor. Allah, her seyi en iyi bicimde bilendir

[283] Eger yolculuk halinde olur da yazacak birini bulamazsanız, o takdirde, alınan rehinler yeter. Birbirinize guvenmisseniz, kendisine guvenilen kisi, emaneti odesin; Rabbi olan Allah´tan sakınsın. Tanıklıgı gizlemeyin. Onu gizleyen, kalbi gunaha batmıs/kendi kalbine kotuluk etmis biridir. Allah, yapmakta olduklarınızı cok iyi bilmektedir

[284] Goklerdekiler de yerdekiler de yalnız Allah´ındır. Iclerinizdekini acıklasanız da gizleseniz de Allah, ondan sizi hesaba ceker de diledigini bagıslar, diledigine azap eder. Allah Kadir´dir, her seye gucu yeter

[285] Resul, Rabbinden kendisine indirilene inanmıstır; muminler de. Hepsi; Allah´a, onun meleklerine, kitaplarına, resullerine inanmıslardır. Allah´ın resullerinden hicbirini otekinden ayırmayız. Soyle demislerdi: "Dinledik, boyun egdik. Affet bizi, ey Rabbimiz. Donus yalnız sanadır

[286] Allah hicbir benlige, yaratılıs kapasitesinin ustunde bir yuk yuklemez/teklifte bulunmaz. Her benligin yaptıgı iyilik kendi lehine, isledigi kotuluk kendi aleyhinedir/kisinin hem kendisini hem baskaları icin kazandıgı onun lehine, yalnız kendi nefsi icin kazandıgı onun aleyhinedir/kisinin kendi emegi ile kazandıgı lehine, baskalarının sırtından kazandıgı aleyhinedir. "Ey Rabbimiz! Unutur yahut hata edersek bizi hesaba cekme. Ey Rabbimiz! Bize, bizden oncekilere yukledigin gibi agır yuk yukleme. Ey Rabbimiz! Bize, guc yetiremeyecegimiz seyleri de yukleme. Affet bizi, bagısla bizi, acı bize. Sen bizim Mevla´mızsın.Gercegi orten nankorler/inkarcılar topluluguna karsı yardım et bize

Âl-i İmrân

Surah 3

[1] Elif, Lam, Mim

[2] Allah... Ilah yok O´ndan baska... Hayy´dır O, Kayyum´dur

[3] O, sana Kitap´ı, onundekileri tasdikleyici olarak hak bir yoldan indirdi. Tevrat´ı ve Incil´i de indirmisti

[4] Daha once insanlara bir yol gosterici olarak Furkan´ı da indirdi. Su bir gercek ki, Allah´ın ayetlerini ortup inkar edenler icin siddetli bir azap vardır. Ve Allah hem Aziz´dir hem intikam alıcı

[5] Allah... Gokte ve yerde hicbir sey O´na gizli kalmaz

[6] Rahimlerde sizi diledigince sekillendiren O´dur. Ilah yok O´ndan baska. Aziz´dir O, Hakim´dir

[7] Kitap´ı sana indiren O´dur: Onun ayetlerinden bir kısmı muhkemlerdir ki; onlar Kitap´ın anasıdır. Diger ayetlerse mutesabihlerdir. Su var ki, kalplerinde bir egrilik ve bozukluk bulunanlar, fitne aramak, onun teviline oncelik tanımak icin Kitap´ın sadece mutesabih kısmının ardına duserler. Onun tevilini ise bir Allah bilir, bir de ilimde derinlesmis olanlar. Bunlar, "Ona inandık, hepsi Rabbimizin katındandır." derler. Gonul ve akıl sahiplerinden baskası geregince dusunemez

[8] Ey Rabbimiz! Bizi dogruya ve guzele yonelttikten sonra kalplerimizi bozup egriltme ve bize katından bir rahmet bagısla! Sen, yalnız sen Vahhab´sın, bol bol bagısta bulunansın

[9] Ey Rabbimiz! Sen Cami´sin; insanları varlıgında kusku bulunmayan bir gunde mutlaka toplayacaksın. Allah, sozunu yerine getirecegi yer ve zamanı asla sasırmaz

[10] Kufre sapanlara gelince, onların malları da cocukları da Allah´a karsı kendilerine hicbir yarar saglamayacaktır. Onlar, iste onlar, atesin yakıtıdırlar

[11] Tıpkı Firavun hanedanı ve onlardan oncekilerin durumu gibi. Ayetlerimizi yalanlamıslardı da Allah, onları gunahları yuzunden yakalamıstı. Allah, cezayı cok siddetli vermektedir

[12] De o kufre sapanlara: "Yenileceksiniz ve cehenneme suruleceksiniz. Ne kotu dosektir o

[13] Yuz yuze gelen su iki toplulukta sizin icin bir ibret vardır: Biri Allah yolunda carpısıyordu; otekisi kufre batmıstı. Allah yolunda carpısanları, kafa gozleriyle kendilerinin iki katı goruyorlardı. Allah, oz yardımıyla diledigini destekler. Iste bunda, gozleri olanlar icin gercek bir ibret vardır

[14] Kadınlara, ogullara, altın ve gumusten olusturulmus yıgınlara, salma atlara, davarlara ve ekinlere tutkunlukların sevgisi, insanlar icin suslenip puslenmistir. Tum bunlar gecici-igreti hayatın nimetidir. Allah´a gelince, varılacak yerin en guzeli onun yanındadır

[15] De ki: "Bu sayılanlardan daha iyisini size haber vereyim mi? Sakınıp korunanlar icin, Rableri katında, altlarından nehirler akan, icinde surekli kalacakları cennetler, tertemiz esler ve Allah´tan bir hosnutluk olacaktır. Allah, kulları en iyi bicimde gormektedir

[16] Kullar ki, soyle derler: "Ey Rabbimiz, kuskusuz olarak sana inandık. Bagısla gunahlarımızı, ates azabından koru bizi

[17] Kullar ki, sabredenlerdir, ozu-sozu dogru olanlardır, ilahi huzurda duranlardır, nimet ve imkanlardan baskalarını yararlandıranlardır; seherlerde, bagıslanmak icin yakaranlardır

[18] Allah, kendisinden baska tanrı olmadıgına tanıktır. Meleklerle ilim sahipleri de adalet olcusune sarılarak tanıklık etmislerdir ki, o Aziz ve Hakim olandan baska hicbir ilah yoktur

[19] Allah katında din Islam´dır/barıs ve esenlik icin Allah´a teslim olmaktır. Kitap verilmis olanlar, kendilerine ilim geldikten sonra, aralarındaki kıskanclık/doymazlık/azgınlık/denge noktasından sapma/yalancılık/zulum/kibir/zinakarlık yuzunden ihtilafa dustu. Kim Allah´ın ayetlerine nankorluk/Allah´ın ayetlerini inkar ederse, Allah, hesabı cabucak gorecektir

[20] Seninle kanıt yarıstırmaya girerlerse soyle soyle: "Ben yuzumu Allah´a teslim ettim. Bana uyanlar da." Kitap verilenlerle ummilere de sor: "Siz de teslim oldunuz mu?" Eger teslim olurlarsa dogruya ve guzele kılavuzlanmıslardır. Yuz ceviririlerse sana dusen sadece teblig etmektir. Allah, kullarını gormektedir

[21] Allah´ın ayetlerini inkar edip haksız yere peygamberleri oldurenler ve insanlar icinden adaletle emredenlerin canına kıyanlar var ya, iste onlara korkunc bir azabı mustula

[22] Calısıp urettikleri hem dunyada hem de ahirette bosa cıkmıstır. Hicbir yardımcıları da yoktur onların

[23] Su kendilerine kitaptan bir pay verilmis olanlara bak, aralarında hukum vermesi icin Allah´ın kitabına cagırılıyorlar da iclerinden bir zumre yuz cevirerek donup gidiyor

[24] Bunun sebebi onların, "Ates bize sayılı birkac gun dısında asla dokunmayacaktır" demeleridir. Uydurmus oldukları yalanlar, dinlerinde kendilerini aldatmaktadır

[25] Peki, o kendisinde kusku bulunmayan gunde, onları bir araya topladıgımız vakit halleri nice olacak! O gun her benlik, kazandıgının karsılıgını tam almıstır. Onlar, hicbir zulme ugratılmazlar

[26] Soyle yakar: "Ey mulkun/saltanatın Malik´i/sahibi olan Allahım! Sen mulku/saltanatı diledigine verir, mulku/ saltanatı dilediginden cekip alırsın. Diledigini yuceltip aziz edersin, diledigini alcaltıp zelil kılarsın. Imkan, mal ve nimet senin elindedir. Sen, her seye kadirsin

[27] Geceyi gunduzun icine sokarsın, gunduzu de gecenin icine sokarsın. Diriyi oluden cıkarırsın, oluyu diriden cıkarırsın. Diledigini hesapsızca rızıklandırırsın

[28] Muminler, muminleri bırakıp da kufre sapanları gonul dostu edinmesinler. Kim bunu yaparsa Allah´la ilisigi kesilir. Ancak bir sakınma ile onlardan korunmanız mustesna. Allah sizi kendisinden sakınmaya cagırır. Ve donus yalnız Allah´adır

[29] De ki: "Goguslerinizde olanı gizleseniz de acıklasanız da Allah onu bilir. Goklerdekileri, yerdekileri de bilir. Allah her seye Kadir´dir

[30] Gun gelecek, her benlik, hayırdan isledigini onunde bulacaktır. Kotulukten isledigini de... Isteyecektir ki, onune getirilenle kendisi arasında uzun bir mesafe olsun. Allah sizi, kendisinden sakınmaya cagırır. Allah, kullarına karsı Rauf´tur, cok sefkatlidir

[31] De ki: "Eger Allah´ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve gunahlarınızı bagıslasın. Allah cok affedici, cok merhametlidir

[32] Sunu da soyle: "Allah´a ve resule itaat edin." Eger yuz cevirirlerse, Allah kufre sapanları sevmez

[33] Allah; Adem´i, Nuh´u, Ibrahim Ailesi´ni, Imran Ailesi´ni secerek alemlere ustun kılmıstır

[34] Birbirinden gelen soylar halinde. Allah, hakkıyla isiten, geregince bilendir

[35] Hani, Imran´ın karısı soyle demisti: "Rabbim, karnımdakini ozgur bir bicimde sana adadım; onu benden kabul et! Kuskusuz,sen, evet sen, her seyi duyan, her seyi bilensin

[36] Onu dogurunca -Allah onun ne dogurdugunu daha iyi bildigi halde- soyle dedi: "Rabbim, onu kız olarak dogurdum ve erkek, kız gibi degildir. Adını Meryem koydum onun. Onu ve soyunu, kovulmus seytandan sana sıgındırıyorum

[37] Allah, onu guzel bir kabulle kabul etti ve onu guzel bir bitki gibi besleyip buyuttu. Onu, Zekeriyya´nın korumasına verdi. Zekeriyya, mihrapta onun yanına her girdiginde, orada bir rızık bulur ve sorardı: "Meryem, bu sana nereden?" Meryem de "Bu, Allah katındandır; cunku Allah diledigini hesapsızca rızıklandırır." derdi

[38] Zekeriyya orada Rabbine yakarmıstı: "Rabbim, demisti, katından bana tertemiz bir soy bagısla!Sen yakarısı en iyi duyansın

[39] Zekeriyya mihrapta durmus dua ederken/namaz kılarken, melekler ona soyle cagırmıstı: "Allah sana, Allah´tan bir kelimeyi dogrulayıcı bir efendi; nefsine egemen bir benlik, hayır ve barısı sevenlerden bir peygamber olarak Yahya´yı mujdeliyor

[40] Dedi ki: "Rabbim, benim nasıl cocugum olur? Ihtiyarlık tam bir bicimde ustume binmis, karım ise kısır!" Allah cevap verdi: "Allah, diledigi seyi iste boyle yapar

[41] Zekeriyya dedi: "Rabbim,bana bir belirti ver!" Allah buyurdu: "Sana belirti sudur: "Insanlarla uc gun, isaretlesme dısında konusmayacaksın. Rabbini cok an. Aksam-sabah tespih et

[42] Bir de melekler soyle demislerdi: "Ey Meryem, Allah seni secti. Seni tertemiz kıldı ve seni alemlerin kadınları ustune yuceltti

[43] Ey Meryem, Rabbinin huzurunda saygıyla el bagla. Secdeye kapan ve ruku edenlerle birlikte ruku et

[44] Bu, gayb haberlerindendir ki, sana vahyediyoruz. Onlar, Meryem´in bakımını kimin ustlenecegini belirlemek icin kalemlerini atarlarken sen yanlarında degildin. Cekistikleri sırada da yanlarında degildin

[45] Bir de, melekler soyle demisti: "Ey Meryem! Allah seni, kendisinden bir kelimeyle mustuluyor. Adı, Meryem´in oglu Isa Mesih´tir.Dunya ve ahirette yuz akıdır.Allah´a yaklastırılanlardandır

[46] Besikte ve yetiskin cagında insanlarla konusacaktır. Barısa ve hayra yonelik is yapanlardandır

[47] Meryem dedi ki: "Rabbim, cocugum nasıl olur benim? Bana hicbir insan dokunmadı ki!" Allah cevap verdi: "Allah diledigini iste boyle yaratır! Bir is ve olusa karar verdiginde sadece ona "Ol!" der; ve o hemen oluverir

[48] Ona Kitap´ı, hikmeti, Tevrat´ı ve Incil´i ogretecek

[49] Onu Beniisrail´e soyle konusan bir resul yapacak: "Su bir gercek ki, ben size Rabbinizden bir mucize getirdim: Ben, camurdan, kus gorunumunde bir sey yapar, ona uflerim de Allah´ın izniyle kus oluverir. Ben, koru ve abrası iyilestirir, oluleri Allah´ın izniyle diriltirim. Evlerinizde yemekte ve biriktirmekte olduklarınızı size haber veririm. Eger inananlarsanız, bunda sizin icin tam bir mucize vardır

[50] Tevrat´tan onumde bulunanı dogrulayıcıyım. Size haram kılınmıs olanın bir kısmını size helal yapacagım. Rabbinizden bir mucize getirdim size. Artık Allah´tan sakının ve bana itaat edin

[51] Allah benim de Rabbimdir, sizin de Rabbinizdir; o halde, O´na kulluk edin!Iste bu, dosdogru bir yoldur

[52] Isa onlardan inkarı sezince soyle konustu: "Allah´a gidiste benim yardımcılarım kim?" Havariler dediler ki: "Biz Allah´ın yardımcılarıyız!Allah´a iman ettik biz!Tanık ol, biz muslumanlarız/Allah´a teslim olanlarız

[53] Ey Rabbimiz! Senin indirdigine iman ettik, resule uyduk; artık bizi gercegin tanıklarıyla beraber yaz

[54] Onlar tuzak kurdular, Allah da tuzak kurdu. Ve Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır

[55] Allah sunu da demisti: "Ey Isa, senin canını alacagım, seni kendime yukseltecegim; seni, inkar edenlerden uzaklastırıp arındıracagım. Ve sana uyanları, inkar edenlerin, kıyamete kadar ustunde tutacagım. Sonra bana olacak donusunuz; tartısıp durdugunuz seyler hakkında aranızda ben hukum verecegim

[56] Kufre sapanlar var ya, iste onlara dunyada ve ahirette siddetle azap edecegim. Hicbir yardımcıları olmayacaktır onların

[57] Iman edip hayra ve barısa yonelik isler yapanlara gelince, Allah onlara odullerini tam olarak verecektir. Allah zalimleri sevmez

[58] Iste bu sana ayetlerden ve hikmetlerle dolu Zikir´den okudugumuzdur

[59] Allah katında Isa´nın durumu, Adem´in durumu gibidir. Onu topraktan yarattı, sonra ona "Ol!" dedi.Artık o, olur

[60] Hak, Rabbindendir.O halde, kusku duyanlardan olma

[61] Sana ilimden bir nasip geldikten sonra, hak konusunda seninle tartısana de ki: "Gelin; ogullarımızı ve ogullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, oz benliklerimizi ve oz benliklerinizi cagıralım, mubahele edelim de Allah´ın lanetini yalancılar uzerine salalım

[62] Iste, gercek kıssanın ta kendisi budur. Allah´tan baska ilah yoktur. Ve Allah, elbette Aziz´dir, elbette Hakim´dir

[63] Eger yuz cevirirlerse, hic kuskusuz Allah, bozguncuları cok iyi bilmektedir

[64] De ki: "Ey Ehlikitap! Sizin ve bizim aramızda aynı olan su soze gelin: "Allah´tan baskasına kulluk etmeyelim, O´na hicbir seyi ortak kosmayalım. Allah´ın berisinden birbirimizi rabler edinmeyelim!" Eger yuz cevirirlerse soyle soyle: "Tanık olun, biz muslumanlarız/Allah´a teslim olanlarız

[65] Ey Ehlikitap! Ibrahim hakkında neden cekisiyorsunuz? Tevrat da Incil de ondan sonra indirildi. Hala aklınızı isletmeyecek misiniz

[66] Iste siz boyle insanlarsınız! Hakkında biraz bilginiz olan seyde cekismeye girdiniz. Peki, hakkında hicbir bilginiz olmayan seyde neden tartısmaya giriyorsunuz? Allah bilir ama siz bilmezsiniz

[67] Ibrahim ne bir Yahudi idi ne de bir Hıristiyan. O, sadece Hanif bir muslumandı/Allah´a teslim olandı. O musriklerden degildi

[68] Su bir gercek ki, insanların Ibrahim´e gonulce en yakın olanları, elbette ona uyanlar, bu peygamber, bir de iman sahipleridir. Allah, muminlerin Veli´sidir

[69] Kitap ehlinden bir zumre, sizi bir saptırabilseler diye arzu ettiler. Oysaki onlar, kendilerinden baskasını saptırmazlar. Ama bunu fark etmiyorlar

[70] Ey Ehlikitap! Gercege tanık olup durdugunuz halde, Allah´ın ayetlerini neden inkar ediyorsunuz/Allah´ın ayetlerine neden nankorluk ediyorsunuz

[71] Ey Ehlikitap! Neden hakkı batılla kirletiyorsunuz ve bilip durdugunuz halde gercegi gizliyorsunuz

[72] Ehlikitap´tan bir zumre soyle dedi: "Su iman edenlere indirilene gunun baslangıcında inanın, gunun sonunda karsı cıkın. Belki bu sayede geriye/eskiye donerler

[73] Dininize uyandan baskasına inanmayın." Soyle onlara: "Hidayet, Allah´ın kılavuzlamasıdır.Size verilenin benzeri bir baskasına veriliyor yahut Rabbinizin katında tartısarak size ustun gelecekler diye mi butun bunlar?" De ki: "Lutuf Allah´ın elindedir; onu diledigine verir. Allah Vasi´dir, varlıgı surekli genisletir; Alim´dir, her seyi en iyi sekilde bilir

[74] Rahmetini diledigine ozguler. Allah, buyuk lutfun sahibidir

[75] Ehlikitap´tan oylesi vardır ki, ona yuklerle emanet teslim etsen onu sana iade eder. Onlardan oylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet etsen, tepesine cokmedikce onu sana geri vermez. Bunun sebebi sudur: Onlar: "Ummilerin, bizim aleyhimize yol bulmaları mumkun degildir." demislerdir. Onlar, bilip durdukları halde, Allah hakkında yalan soylerler

[76] Is oyle degil! Kim ahdine vefa eder, takvaya sarılırsa hic kuskusuz, Allah takvaya sarılanları sever

[77] Allah´a verdikleri sozu ve yeminlerini basit bir bedel karsılıgı satanlar var ya, iste onlar icin ahirette hicbir nasip yoktur. Allah onlarla konusmayacaktır, kıyamet gunu onlara bakmayacaktır, onları temizleyip arıtmayacaktır. Onlar icin korkunc bir azap vardır

[78] Onlardan bir zumre vardır, aslında Kitap´tan olmayan birseyi siz Kitap´tan sanasınız diye, dillerini Kitap´la egip bukerler. O, Allah katında olmadıgı halde, "Bu, Allah katındandır." derler. Bilip durdukları halde, Allah hakkında yalan soylerler

[79] Hicbir insana yakısmaz ki, Allah kendisine kitap, hukum-hikmet ve peygamberlik versin de sonra o, insanlara "Allah´ı bırakıp bana kullar olun" desin. O ancak soyle der: "Ogrettiginiz su Kitap´a ve okuyup arastırdıklarınıza dayanarak benliklerini Allah´a adamıs kullar/Rabbaniler olun

[80] Ve size melekleri ve peygamberleri rabler edinmenizi de emretmez. Siz, muslumanlar haline geldikten sonra inkarı mı emreder size

[81] Ve unutma ki Allah, peygamberlerden misaklarını almıs, soyle demisti: "Size Kitap´tan ve hikmetten nasip verdim. Sonra size elinizdekini dogrulayıcı bir resul geldiginde, ona mutlaka inanacak ve ona muhakkak yardım edeceksiniz. Kabul ettiniz ve agır yukumu uzerinize aldınız mı?". "Kabul ettik." dediler. "O halde tanık olun, sizinle beraber ben de tanıklardanım." dedi

[82] Tum bunlardan sonra yuz cevirenler, sapıkların ta kendileridir

[83] Hala Allah´ın dininden gayrısını mı arıyorlar? Oysaki, goklerdeki suurlular da, yerdekiler de ister istemez O´na teslim olmuslardır ve yalnız O´na donduruleceklerdir

[84] De ki: "Allah´a, bize indirilene, Ibrahim´e, Ismail´e, Ishak´a, Yakub´a, torunlarına indirilmis olana, Musa´ya, Isa´ya ve diger nebilere Rablerinden verilmis bulunana inandık. Onlardan hicbirini otekinden ayırmayız. Biz O´na teslim olanlarız

[85] Kim Islam´dan/Allah´a teslim olmaktan gayrı bir din ararsa artık o, ondan asla kabul edilmeyecektir. Ve o, ahirette husrana dusenlerdendir

[86] Imanlarından, resulun hak olduguna tanıklık ettikten ve kendilerine ayan-beyan deliller geldikten sonra kufre sapmıs bir topluluga Allah nasıl kılavuzluk eder? Allah, zalimler topluluguna yol gostermez

[87] Iste boylelerinin cezası: Allah´ın, meleklerin ve tum insanların laneti uzerlerine

[88] O lanet icinde surekli kalacaklardır. Ne azap hafifletilecektir onlardan ne de yuzlerine bakılacaktır onların

[89] Ondan sonra tovbe edip hallerini duzeltenler mustesna. Hic suphesiz, Allah, cok affedici, cok merhametlidir

[90] Imanlarından sonra kufre sapmıs, sonra da kufurde daha da azıtmıs olanların tovbeleri asla kabul edilmeyecektir. Onlar, sapıkların ta kendileridir

[91] Gercegi ortup de kufre sapmıs olarak olenlere gelince, onların her biri kendini kurtarmak icin dunya dolusu altın verse de asla kabul edilmeyecektir. Korkunc bir azap vardır onlar icin. Hicbir yardımcıları olmayacaktır

[92] Sevdiginiz seylerden infak etmedikce hayırda erginlige/durustluge asla ulasamazsınız. Infak etmekte oldugunuz her seyi, Allah cok iyi bilmektedir

[93] Tevrat indirilmeden once Israil´in kendi nefsine haram kıldıgı seyler dısında tum yiyecekler Israilogullarına helaldi. Onlara de ki: "Tevrat´ı ortaya getirin; dogru sozlu iseniz onu okuyun

[94] Artık bundan sonra kim yalan duzup Allah´a iftira ederse boyleleri zalimlerin ta kendileridir

[95] De ki: "Allah, dogrusunu soylemistir/vaadinde sadıktır. Hadi artık hanif olarak Ibrahim´in milletine uyun! Musriklerden degildi o

[96] Su bir gercek ki, alemlere bir bereket kaynagı ve yol gosterici halinde insanlar icin kurulan ilk ev Mekke´dekidir

[97] Acık-secik deliller, Ibrahim´in makamı vardır orada. Oraya giren, guvene ermis olur. Yoluna gucu yetenin o evi ziyaret etmesi, insanlar uzerinde Allah´ın bir hakkıdır. Kim nankorluk ederse hic kuskusuz, Allah butun alemlere muhtac olmayacak bir Gani´dir

[98] De ki: "Ey Ehlikitap! Allah, yaptıklarınıza tanıklık ederken, Allah´ın ayetlerini neden inkar ediyorsunuz

[99] Sunu da soyle: "Ey Ehlikitap! Neden iman edenleri Allah yolundan alıkoyuyorsunuz? Gozunuzle gordugunuz halde, Allah yolunu neden carpıtmak istiyorsunuz? Allah, yaptıklarınızdan habersiz degildir

[100] Ey iman edenler! Kendilerine kitap verilenlerden bir zumreye boyun egerseniz sizi, imanınızdan sonra kafirler haline getirirler

[101] Allah´ın ayetleri size okunuyor, Resulu de aranızda; peki, nasıl kufre sapıyorsunuz? Kim Allah´a sarılırsa dosdogru yola iletilmistir o

[102] Ey iman edenler! Allah´tan, kendisinden korkmaya yarasır bicimde korkun. Muslumanlar olmanın/Allah´a teslim olmanın dısında bir hal uzere sakın can vermeyin

[103] Hep birlikte Allah´ın ipine yapısın, fırkalara bolunup parcalanmayın; Allah´ın uzerinizdeki nimetini hatırlayın. Birbirinizin dusmanı idiniz, Allah kalplerinizi uzlastırıp kaynastırdı da O´nun nimeti sayesinde kardesler haline geldiniz. Atesten bir cukurun kenarında idiniz; sizi oradan kurtardı. Allah size ayetlerini bu sekilde acıklıyor ki, dogruya ve guzele yol bulasınız

[104] Icinizden hayra cagıran, dogruluk ve guzelligi belirlenene ozendiren, kotuluk ve cirkinligi belirlenenden sakındıran bir topluluk olsun. Kurtulus ve zafere erenler iste onlardır

[105] Kendilerine acık-secik kanıtlar geldikten sonra, cekismeye girip fırkalar halinde parcalananlar gibi olmayın. Boyle olanlar icin cok buyuk bir azap vardır

[106] Gun gelir bazı yuzler agarır, bazı yuzler kararır. Yuzleri kararanlara soyle denir: "Imanınızdan sonra kufre mi dustunuz? Hadi, saptıgınız kufur yuzunden tadın azabı

[107] Yuzleri agaranlara gelince, onlar, Allah´ın rahmeti icindedirler. Surekli ondadır onlar

[108] Bunlar sana Allah´ın ayetleri. Hak olarak okuyoruz sana onları. Allah, alemlere zulum istemiyor

[109] Goklerde ne var, yerde ne varsa hepsi Allah´ındır. Is ve oluslar Allah´a dondurulur

[110] Siz, insanlar icin cıkarılmıs en hayırlı ummetsiniz: Iyilik ve guzelligi belirlenmis olana ozendirirsiniz, kotuluk ve cirkinligi belirlenmis olandan sakındırırsınız, Allah´a iman edersiniz. Ehlikitap da iman etseydi, kendileri icin, elbette hayırlı olurdu. Iclerinde muminler vardır ama onların cogu sapıkların ta kendileridir

[111] Biraz eziyet dısında size asla zarar veremezler. Sizinle savasırlarsa size sırtlarını donerler. Sonra onlara yardım da edilmez

[112] Allah´tan bir ipe ve insanlardan bir ipe tutunmaları dısında, nerede bulunsalar uzerlerine zillet damgası vurulur. Allah´ın hısmına ugramıslardır. Uzerlerine miskinlik damgası vurulmustur. Bu boyledir. Cunku onlar, Allah´ın ayetlerine kufrediyor, haksız yere peygamberleri olduruyorlardı; isyan etmislerdi, zulum ve azgınlık sergiliyorlardı

[113] Ama hepsi bir degildir. Ehlikitap icinden Allah icin bas kaldıran/Allah huzurunda el baglayan/hak ve adaleti ayakta tutan/kalkınıp yukselen bir zumre de vardır; gece saatlerinde secdelere kapanmıs olarak Allah´ın ayetlerini okurlar

[114] Allah´a ve ahiret gunune inanırlar, iyilik ve guzelligi belirlenmis olana ozendirirler, kotuluk ve cirkinligi belirlenmis olandan sakındırırlar. Hayır islerde yarısırcasına kosarlar. Iste bunlar hayra ve barısa yonelik hizmet uretenlerdendir

[115] Yapmakta oldukları/yapacakları hicbir hayır, nankorlukle karsılanmayacak/karsılıksız bırakılmayacaktır. Allah, takva sahiplerini cok iyi bilmektedir

[116] Kufre sapanlara gelince, onların malları da cocukları da kendilerine Allah´a karsı bir yarar asla saglamayacaktır. Atesin dostlarıdır onlar. Surekli kalacaklardır onun icinde

[117] Bu dunya hayatında harcamakta olduklarının durumu, bir ruzgar ornegine benzer: Onda kavurucu bir soguk vardır. Oz benliklerine zulmetmis bir toplululugun ekinine degmis de onu mahvetmistir. Allah onlara zulmetmedi, onlar kendilerine zulmediyorlardı

[118] Ey iman sahipleri! Kendi dısınızdakilerden/seviyenizin altındakilerden bir kimseyi sırdas edinmeyin.Sizi sarpa sardırıp perisan etmekten cekinmezler. Size sıkıntı verecek seyi pek severler. Agızlarından nefret ve ofke tasmaktadır. Goguslerinin saklamakta oldugu ise daha buyuktur. Eger aklınızı isletirseniz Allah size ayetlerini acık-secik gostermistir

[119] Siz oyle kisilersiniz ki, onlar sizi sevmedikleri halde siz onları seversiniz. Ve Kitap´ın tumune inanırsınız. Onlar ise sizinle karsılastıklarında "Inandık!" derler; basbasa kaldıklarında ise size ofkelerinden parmak uclarını ısırırlar. De ki onlara: "Ofkenizle geberin!" Allah, goguslerin icindekini cok iyi bilmektedir

[120] Size bir iyilik dokunsa bu onları rahatsız eder. Size bir kotuluk dokunsa bununla sevinir, ferahlarlar. Eger sabreder, sakınır/korunursanız onların tuzakları size hicbir sekilde zarar veremez. Allah Muhit´tir, yapmakta olduklarını cepecevre kusatmıstır

[121] Hani, sen ailenden erkenden ayrılmıstın da muminleri savas icin tutulması gereken noktalara yerlestiriyordun. Allah her seyi cok iyi duyar, cok iyi bilir

[122] Sizden iki takım, korku ile bozulmak uzereydi. Halbuki Allah onların Veli´siydi. Muminler yalnız Allah´a guvenip dayansınlar

[123] Yemin olsun ki, ezik-boynu bukuk oldugunuz bir sırada Allah size Bedir´de de yardım etmisti.O halde Allah´tan korkun ki, sukredebilesiniz

[124] O sırada sen, muminlere soyle diyordun: "Rabbinizin, indirilmis ucbin melekle destek vermesi, size yetmiyor mu

[125] Is, sanıldıgı gibi degildir. Onlar, hemen su anda ustunuze gelseler bile, eger siz sabreder ve korunursanız, Rabbiniz sizi, uzerlerine nisan vurulmus bes bin melekle destekler

[126] Allah, bunu, size bir mujde olması ve onunla kalplerinizi yatıstırması dısında hicbir sey yapmamıstır.Yardım, Aziz ve Hakim olan Allah katından baska hicbir yerden gelmez

[127] Allah bunu yaptı ki, kufre sapanlardan bir kısmını bolup ayırsın veya onları zelil etsin de yıkık ve urkek bir halde donup gitsinler

[128] Is ve hukum konusunda sana dusen bir sey yoktur.Allah ya tovbelerini kabul ederek onları bagıslar yahut da zalim oldukları icin onlara azap eder

[129] Goklerde ne var, yerde ne varsa Allah´ındır. Diledigini/dileyeni affeder; diledigine/dileyene azap eder. Allah cok affedici, cok merhametlidir

[130] Ey iman sahipleri! Ribayı oyle kat kat katlayarak yemeyin. Allah´tan korkun ki kurtulusa erebilesiniz

[131] Kafirler icin hazırlanmıs atesten korkun

[132] Allah´a ve resule itaat edin ki, merhamet gorebilesiniz

[133] Rabbinizden bir bagıslanmaya ve eni goklerle yer kadar olan cennete dogru yarısır gibi kosusun. O, takva sahipleri icin hazırlanmıstır

[134] Onlar bollukta ve darlıkta infak ederler. Ofkelerini yutanlardır onlar, insanları affedenlerdir. Allah, guzel dusunup guzel davrananları sever

[135] Onlar, cirkin bir is yaptıklarında yahut oz benliklerine zulmettiklerinde, Allah´ı hatırlarlar da gunahları icin af dilerler. Gunahları Allah´tan baska kim affeder ki? Ve onlar yaptıklarında bile bile ısrar etmezler

[136] Iste bunların odulleri Rablerinden bir bagıslanma ve altlarından ırmaklar akan cennetler olacaktır. Surekli kalacaklardır orada. Is yapıp deger uretenlerin ucreti ne guzeldir

[137] Sizden once de yollar-yontemler gelip gecmistir. O halde yeryuzunde dolasın da yalanlayanların sonu nice olmustur gorun

[138] Bu, insanlara bir acıklama, korunup sakınanlara da bir ogut ve kılavuzdur

[139] Gevsemeyin, tasalanmayın. Eger inanıyorsanız ustun olan sizsiniz

[140] Size bir yara degiyorsa, o topluma da benzeri bir yara mutlaka degmistir. Bak iste gunler! Biz onları insanlar arasında dolandırır dururuz. Allah bu sayede iman edenleri bilecek, sizden tanıklar/sehitler edinecektir. Allah zulme sapanları sevmez

[141] Tum bunlar, Allah iman edenleri iyice secip arındırsın ve kufre sapanları mahvetsin diyedir

[142] Yoksa siz, Allah icinizden ugrasıp didinenleri secmeden, sabredenleri secmeden cennete gireceginizi mi sandınız

[143] Yemin olsun ki siz, onunla karsılasmadan once olumu arzuluyordunuz. Iste gordunuz onu ve bakıp duruyorsunuz

[144] Muhammed bir resulden baskası degildir. Ondan once de resuller gelip gecmistir. Simdi o olse yahut oldurulse okceleriniz uzerine gerisin geri mi doneceksiniz! Iki okcesi uzerine geri donen, Allah´a hicbir sekilde zarar veremez. Allah, sukredenleri odullendirecektir

[145] Allah´ın izni olmadıkca hicbir kisi olmez. Vakti belirlenmis bir yazıdır o. Dunya cıkarını gozetene ondan veririz; ahiret yararını gozetene de ondan veririz. Sukredenleri odullendirecegiz biz

[146] Nice peygamber, beraberinde kendisini Rabb´e adayan bircok kisi bulundugu halde savasmıstır. Onlar, Allah yolunda kendilerine gelip catan zorluklar yuzunden gevsememis, zayıflık gostermemis, susup pusmamıslardır. Allah sabredenleri sever

[147] Sozleri yalnız su olmustur: "Ey Rabbimiz! Bagısla bizim gunahlarımızı, affet islerimizdeki taskınlıgımızı, saglam bastır ayaklarımızı ve yardım et bize kufre sapan topluma karsı

[148] Allah da onlara, hem dunya nimetini verdi hem de ahiret sevabının en guzelini. Allah, guzel dusunup guzellik sergileyenleri sever

[149] Ey iman edenler! Eger kufre sapanlara boyun egerseniz sizi okceleriniz ustune gerisin geri cevirirler de husrana ugrayanlar haline gelirsiniz

[150] Hayır, hayır! Sizin Mevla´nız Allah´tır. Ve O, yardımcıların en hayırlısıdır

[151] Allah´ın, kendileri hakkında hicbir delil indirmedigi seyleri Allah´a ortak kostukları icin, kufre sapanların kalplerine korku salacagız. Barınakları atestir onların. Ne kotudur o zalimlerin varacakları yer

[152] Yemin olsun ki, siz onları Allah´ın izniyle oldurmekteyken, Allah size vaadini dogrulamıstı. Nihayet,siz korkuya kapıldınız, yapılacak is hususunda cekistiniz. Ve Allah, sevdiginiz seyi size gosterdikten sonra isyan ettiniz. Icinizden bir kısmı dunyayı istiyordu, bir kısmınız ise ahireti istiyordu. Sonra sizi imtihan etmek icin onlardan uzaklastırdı. Yemin olsun, sizi affetmisti. Allah, muminlere karsı lutuf sahibidir

[153] Siz saskınlıkla saga-sola kacıyor, hic kimseye donup bakmıyordunuz. Resul ise arkanızdan sizi cagırıyordu. Boylece Allah size keder ustune keder verdi ki, elinizden ucup gidene de size isabet edene de uzulmeyesiniz. Allah, yapmakta olduklarınızdan haberdardır

[154] Sonra bu kederin ardından uzerinize, icinizden bir grubu sarıp kusatan, guven verici bir uyku indirdi. Bir grup da -gercekten onlar kendi canlarının derdine dusmustu- Allah hakkında gercek dısı sanılara, cahiliye dusuncelerine kapılıyordu. "Su isten bize bir sey var mı?" diyorlardı. De ki: "Emir/is ve olus tumuyle Allah´ındır." Oz benliklerinde, sana acıklamaz oldukları seyler saklıyorlar. Diyorlar ki: "Bu isten bizim lehimize bir sey olsaydı, suracıkta oldurulmezdik." Soyle onlara: "Evlerinizde kalsaydınız bile, uzerlerine olum yazılmıs olanlar, uzanacakları yerleri muhakkak boylayacaklardı." Bu, Allah, goguslerinizdekini denesin, kalplerinizdekini ortaya cıkarsın diyedir. Allah, goguslerin ozunu cok iyi bilir

[155] Iki toplulugun karsılastıgı gun geri donup gidenleriniz var ya, yaptıkları bazı isler yuzunden seytan onların ayagını kaydırmak istemisti.Yemin olsun, Allah onları yine de affetti. Allah Gafur´dur, Halim´dir

[156] Ey iman sahipleri! Yeryuzunde dolasan yahut gazaya cıkan kardesleri icin soyle diyen inkarcılar gibi olmayın: "Yanımızda olsaydılar olmezlerdi, oldurulmezlerdi." Allah bunu onların kalplerinde bir ozlem yapacaktır. Allah, diriltir de oldurur de. Allah, yapıp ettiklerinizi en iyi sekilde gormektedir

[157] Allah yolunda oldurulur yahut olurseniz, Allah´tan bir bagıslanma ve bir merhamet/bir sevgi onların derleyip topladıklarından cok daha iyidir

[158] Olur yahut oldurulurseniz elbette ki Allah´a goturuleceksiniz

[159] Allah´tan bir merhamet/bir sevgi sayesindedir ki, sen onlara yumusak davrandın. Eger kaba-saba, katı yurekli olsaydın senin cevrenden kesinlikle dagılır giderlerdi. O halde bagısla onları, af dile onlar icin; is ve yonetim konusunda da onlarla suraya git. Bir kez azmettin mi de artık Allah´a guvenip dayan!Allah, tevekkul edenleri sever

[160] Allah size yardım ederse hic kimse size galip gelemez. Eger sizi yuzustu bırakırsa O´ndan baska size kim yardım edebilir? Artık muminler yalnız Allah´a guvenip dayansınlar

[161] Bir peygamberin emanete hıyanet etmesi/kamu malından asırması olacak sey degildir. Her kim hıyanet eder, kamu malından bir sey asırırsa, asırdıgını kıyamet gunu yuklenip getirir. Sonra her benlige; kazandıgı tam olarak odenir. Hic birine zulmedilmez

[162] Allah´ın hosnutlugunu izleyen kisi, Allah´ın gazabına ugrayan ve barınagı cehennem olan kisiyle aynı mıdır? Ne kotu varıs yeridir o

[163] Onlar, Allah katında derece derecedirler. Allah, yapmakta olduklarını iyice gormektedir

[164] Yemin olsun ki, Allah muminlere lutufta bulunup onları minnettar bırakmıstır: Kendi iclerinde onlara oyle bir resul gonderdi ki, onlara Allah´ın ayetlerini okuyor, onları temizleyip arındırıyor, onlara Kitap´ı ve hikmeti ogretiyor. Oysaki onlar, bundan once acık bir sapıklıgın tam icindeydiler

[165] Size, baskalarına iki katını dokundurdugumuz bir musibet dokununca: "Bu da nereden!" mi dediniz? De ki: "O, sizin oz benliklerinizdendir." Allah, her seye Kadir´dir

[166] Iki toplulugun karsılastıgı gun sizin basınıza gelen, Allah´ın izniyledir ve Allah, muminleri bilsin diyedir

[167] Ve ikiyuzluluk yapan munafıkları bilsin diye. Onlara, "Hadi gelin, Allah yolunda carpısın yahut savunma yapın!" dendiginde: "Savastan haberimiz olsaydı sizi elbette izlerdik." dediler. O gun onlar, imandan cok kufre yakın idiler. Kalplerinde olmayanı agızlarıyla soyluyorlar. Allah, onların gizlemekte oldukları seyi cok iyi bilmektedir

[168] Yerlerinde oturup da kardesleri icin, "Bizi dinlemis olsalardı oldurulmeyeceklerdi." diyenlere soyle soyle: "Eger dogru sozluler iseniz, kendi benliklerinizden uzaklastırın olumu

[169] Allah yolunda oldurulmus olanları oluler sanma sakın. Hayır! Onlar diridirler. Rablerinin katında rızıklandırılıyorlar

[170] Allah´ın, lutfundan kendilerine verdigiyle sevinclidirler. Ve arkada kalıp kendilerine katılmamıs olanlara sunu mujdeliyorlar: Onlar icin korku yoktur; tasalanmayacaklardır onlar

[171] Allah´tan bir nimeti, bir lutfu ve Allah´ın muminlerin odulunu vermezlik etmeyecegini de mujdelerler

[172] O muminler ki, kendilerine yara isabet ettikten sonra bile Allah´ın ve resulun cagrısına cevap verdiler. Onlar icinden, guzel isler yapıp takvaya sarılanlara buyuk bir odul vardır

[173] O muminler ki, insanlar kendilerine, "Halk size karsı bir araya gelmis, korkun onlardan!" dediklerinde, bu onların imanını artırdı da soyle soylediler: "Allah bize yeter. Ne guzel Vekil´dir O

[174] Boyle oldugu icindir ki, Allah´tan bir nimet ve lutufla geri donduler, hicbir kotuluk dokunmamıstı onlara. Allah´ın rızasını izlediler. Allah cok buyuk bir lutfun sahibidir

[175] Iste size seytan. O yalnız kendi dostlarını korkutur. Eger inananlarsanız onlardan korkmayın, benden korkun

[176] Kufur icinde kosusanlar sana uzuntu vermesin. Su bir gercek ki, onlar Allah´a hicbir sekilde zarar veremezler. Allah, onlara ahirette bir nasip vermemeyi istemektedir. Onlar icin cok buyuk bir azap ongorulmustur

[177] Iman karsılıgında kufru satın alanlar, Allah´a herhangi bir bicimde asla zarar veremezler. Korkunc bir azap vardır onlar icin

[178] Kufre sapanlar, onlara sure tanımamızın kendileri icin hayırlı oldugunu asla dusunmesinler. Onlara, biraz daha gunah islesinler diye sure veriyoruz. Yere gecirecek bir azap var onlar icin

[179] Allah, muminleri su uzerinde bulundugunuz halde bırakmayacaktır. Sonucta pisi temizden ayıracaktır. Allah sizi gaybı bilir duruma da getirmeyecektir. Su var ki Allah, resullerinden diledigini secer. O halde Allah´a ve resullerine inanın. Eger inanır, korunursanız sizin icin buyuk bir odul vardır

[180] Allah´ın, lutfundan kendilerine verdigi seyde cimrilik edenler, bunun kendileri icin hayırlı oldugunu sanmasınlar. Tam aksine bu onlar icin bir serdir. O cimrilik konusu yaptıkları sey, kıyamet gunu bir tasma gibi boyunlarına dolandırılacaktır. Goklerin ve yerin mirası Allah´ındır. Allah, yapmakta olduklarınızdan haberdardır

[181] Yemin olsun ki, Allah, "Allah yoksuldur, bizler zenginleriz!" diyenlerin sozunu isitti. Dediklerini de yazacagız, haksız yere peygamberleri oldurmelerini de. Ve soyle diyecegiz: "Tadın, yakıp pisiren azabı

[182] Bu, kendi, ellerinizin uretip onden gonderdigi yuzundendir. Allah, kullara asla zulmedici degildir

[183] Onlar soyle demislerdi: "Allah bize ant verdi, kendisi bize atesin yiyecegi bir kurban getirmedikce hicbir resule inanmayacagız." Soyle onlara: "Size benden once o dediginizle birlikte acık deliller getiren resuller gelmisti. Peki, madem dogru sozlulerdiniz neden onları katlettiniz

[184] Seni yalanladılarsa, senden once de resuller yalanlandı. Acık-secik deliller, kutsal sayfalar ve aydınlatıcı kitabı getirmislerdi onlar

[185] Her benlik olumu tadacaktır. Hak ettiginiz karsılıklar size, kıyamet gunu, eksiksiz bir bicimde mutlaka verilecektir. Atesten uzaklastırılıp cennete sokulan kesinlikle kurtulmus olacaktır. Igreti-sefil hayat aldatıcı bir yararlanmadan baska sey degildir

[186] Yemin olsun ki, mallarınızda da canlarınızda da imtihan edileceksiniz. Ve yemin olsun ki, sizden once kendilerine kitap verilenlerden de sirke batanlardan da incitici cok sey dinleyeceksiniz. Sabreder,sakınıp korunursanız iste bu, is ve olusların en zorlularındandır

[187] Allah, kendilerine kitap verilenlerden su yolda misak almıstı: "Onu insanlara mutlaka acık-secik bildireceksiniz, onu saklamayacaksınız." Ama onlar Kitap´ı sırtlarının gerisine attılar, basit bir ucret karsılıgı onu sattılar. Ne kotu sey satın alıyorlar

[188] O ettikleriyle zevklenen, yapmadıkları seylerle ovunmeyi seven kisileri bir sey sanma. Artık, onları azaptan kurtulmus da sanma. Korkunc bir azap vardır onlar icin

[189] Goklerin de yerin de mulku/yonetimi Allah´ındır. Allah Kadir´dir, her seye gucu yeter

[190] Su bir gercek ki, goklerin ve yerin yaratılısında, geceyle gunduzun birbiri ardınca gelisinde, akıllarını/gonullerini isletenler icin cok ibretler vardır

[191] Onlar o kisilerdir ki, ayakta, otururken, yan yatarken hep Allah´ı zikrederler; goklerin ve yerin yaratılısı hakkında derin derin dusunurler: "Ey Rabbimiz! Sen bunu bosuna yaratmadın. Sanın yucedir senin!Ates azabından koru bizi

[192] Ey Rabbimiz! Sen birini atese soktun mu onu tam rezil etmissindir. Zalimlerin, yardımcıları olmayacaktır

[193] Ey Rabbimiz! Bir cagırıcının, ´Rabbinize inanın!´ diye imana cagırdıgını isittik ve iman ettik. Ey Rabbimiz! Gunahlarımızı bagısla bizim. Kotuluklerimizin ustunu ort ve bize iyilerle birlikte olmek nasip et

[194] Ey Rabbimiz! Resullerin aracılıgıyla bize vaat etmis oldugunu da bize ver; kıyamet gunu bizi rezil etme!Sen, vaadine asla ters dusmezsin

[195] Rableri onlara cevap verdi: "Ben sizden, erkek-kadın hicbir calısanın urettigini bosa cıkarmayacagım. Hep birbirinizdensiniz. Goc edenler, yurtlarından cıkarılanlar, yolumda iskenceye ugratılanlar, carpısıp da oldurulenler var ya, onların kotuluklerini yemin olsun ortecegim. Ve yemin olsun ki onları, Allah katından bir karsılık olarak, altlarından ırmaklar akan cennetlere koyacagım." Allah katındandır karsılıkların en guzeli

[196] Kufre sapanların oyle belde belde dolasmaları seni sakın aldatmasın

[197] Azıcık bir nimetlenmedir o. Sonra onların varacagı yer cehennem olacaktır. Ne kotu yataktır o

[198] Ama Rablerinden sakınanlar icin altlarından ırmaklar akan cennetler var. Allah katından bir konukseverlikle surekli kalıcıdırlar orada. Allah katındaki oduller iyiler icin daha hayırlıdır

[199] Ehlikitap´tan oyleleri var ki, Allah´a, size indirilene ve kendilerine indirilene inanırlar. Allah karsısında urperirler; Allah´ın ayetlerini basit bir ucret karsılıgı satmazlar. Iste bunlar icin Rableri katında kendilerine ozgu oduller vardır. Allah, hesabı, cabucak goruverir

[200] Ey iman sahipleri! Sabredin, sabır yarısı yapın, nobet tutarak savasa hazırlıklı bulunun ve Allah´tan sakının ki, kurtulusa erebilesiniz

Nisâ

Surah 4

[1] Ey insanlar! Sizi bir tek canlıdan yaratan, ondan esini vucuda getiren ve o ikisinden bircok erkekler ve kadınlar ureten Rabbinize karsı gelmekten sakının. Adını anarak birbirinizden dilekler dilediginiz Allah´tan korkun. Rahimlerin haklarına saygısızlıktan da sakının. Su bir gercek ki Allah, Rakib´dir, sizin uzerinizde surekli ve titiz bir gozetleyicidir

[2] Yetimlere mallarını verin. Temizi pise degismeyin. Yetimlerin mallarını kendi mallarınıza katarak yemeyin. Bunu yapmak gercekten buyuk bir vebaldir

[3] Yetimler konusunda adaleti koruyamayacagınızdan korkarsanız, sizin icin temiz kılınan kadınlardan ikiser, ucer, dorder nikahlayın. Eger bu durumda adaleti gozetemeyeceginizden korkarsanız, bir tek kadınla yahut yeminlerinizin/sag ellerinizin sahip olduklarıyla yetinin. Iste bu, haksızlıga sapmamanız icin en uygun yoldur

[4] Kadınlara mehirlerini nazik ve comert bir sekilde orf ve cevrenin kabullerine uygun olarak verin. Eger ondan birazını kendileri kisisel istekleriyle size sunmuslarsa artık onu icinize sine sine yiyin

[5] Allah´ın sizin icin ayakta durma aracı yaptıgı mallarınızı kendini bilmez beyinsizlere vermeyin, o mallar icinden onlara rızık ayırın, onları giydirin ve onlara tatlı ve ise yarar bir soz soyleyin

[6] Yetimleri, nikah cagına gelmelerine kadar gozetleyip deneyin. O zaman onlarda icinize sinecek bir olgunluk ve erginlik gorurseniz, mallarını onlara geri verin. Buyuyecekler diye bu malları tez elden sacıp savurarak yemeyin. Zengin olan, iffetli davransın. Fakir olan ise orfun gerekli kıldıgı oranda yesin. Mallarını kendilerine teslim ettiginiz zaman yanlarında tanıklar bulundurun. Hesap sorucu olarak Allah yeter

[7] Ana-baba ve akrabanın geriye bıraktıgından erkeklere bir pay vardır. Ana-baba ve akrabanın geriye bıraktıgından -onun azından da cogundan da- farz kılınmıs bir nasip olarak kadınlara da bir pay vardır

[8] Mirasın paylastırılmasında hısım-akraba, yetimler, yoksul ve caresizler de hazır bulunurlarsa, ondan onları da rızıklandırın ve onlara guzel ve hos bir soz de soyleyin

[9] Urperip titresin o kimseler ki, kendi arkalarında zayıf ve caresiz aile fertleri bırakmıs olsalardı, onlar icin korku ve endise duyacaklardı. O halde, Allah´tan korksunlar ve haksızlıgı onleyici saglam bir soz soylesinler

[10] Sunda kuskunuz olmasın ki, zulme basvurarak yetimlerin mallarını yiyenler karınlarına doldurmak uzere bir ates yemekten baska bir sey yapmazlar. Ve onlar yakın bir zamanda, korkunc acılar veren bir azaba dalacaklardır

[11] Allah size cocuklarınızla ilgili olarak sunu oneriyor: Erkek icin, iki disinin payı kadar. Ikiden fazla kadın iseler olenin bıraktıgının ucte ikisi onlarındır. Eger cocuk sadece bir kadınsa, mirasın yarısı onundur. Olenin cocugu varsa, geriye bıraktıgından ana-babanın her biri icin altıda bir hisse olacaktır. Olenin cocugu yoksa ve kendisine ana-babası mirascı olmussa bu durumda anasına ucte bir duser. Eger kardesleri varsa, anasının payı, yapacagı vasiyetten ve borcundan arta kalanın altıda biridir. Babalarınız var, ogullarınız var. Siz bunlardan hangisinin yarar bakımından size daha yakın oldugunu bilemezsiniz. Allah´tan gelen bir buyrugu onemseyin. Hic kuskusuz Allah herseyi bilir, tum hikmetlerin sahibidir

[12] Zevcelerinizin geriye bıraktıgının yarısı sizindir, eger onların cocugu yoksa. Eger onların cocugu varsa, vasiyet ettikleri ve borcları odendikten sonra geriye bıraktıklarının dortte biri sizindir. Eger sizin cocugunuz yoksa bıraktıgınızın dortte biri zevcelerinizindir. Eger sizin cocugunuz varsa bu durumda, yaptıgınız vasiyet ve borcunuz odendikten sonra geriye kalanın sekizde biri zevcelerinizindir. Eger miras bırakan erkek veya kadının ana-babası ve cocugu yok da erkek kardesi veya kız kardesi varsa, bu kardeslerden herbirine altıda bir duser. Kardesler bundan fazla ise bu takdirde onlar, yapılmıs bulunan vasiyet ve borc odendikten sonra ucte bire ortaktırlar. Kimseye zarar verilmemelidir. Allah´tan bir oneridir bu. Allah Alim´dir, Halim´dir

[13] Iste bunlar Allah´ın sınırlarıdır. Kim Allah´a ve onun resulune itaat ederse Allah onu, altından nehirler akan cennetlere, orada surekli kalıcılar halinde, sokar. Iste bu, en buyuk basarıdır

[14] Kim de Allah´a ve onun resulune isyan eder, Allah´ın sınırlarını da asarsa, Allah onu, icinde surekli kalıcı olarak atese sokar. Artık onun icin yere batırıcı bir azap vardır

[15] Kadınlarınızdan escinsellik/sevicilik yapanlara karsı icinizden dort tanık getirin; eger tanıklık ederlerse o kadınları, olum canlarını alıncaya ya da Allah kendileri icin bir yol acıncaya kadar evlerde tutun

[16] Escinselligi icinizden iki erkek yaparsa onlara eziyet edin. Bu ikisi tovbe eder, durumlarını duzeltirlerse onlara eziyetten vazgecin. Allah Tevvab´dır, tovbeleri cok kabul eder; Rahim´dir, merhametine sınır yoktur

[17] Allah´ın, kabulunu ustlendigi tovbe, bilgisizlikle kotuluk isleyip de cok gecmeden tovbe edenler icindir. Allah, iste boylelerinin tovbesini kabul eder. Allah Alim´dir, Hakim´dir

[18] Yoksa, kotulukleri yapıp yapıp da her birine olum geldiginde, "iste simdi tovbe ettim" diyenler icin tovbe yoktur. Kufre batmıs olarak olenlere de tovbe yoktur. Boylelerine biz korkunc bir azap hazırladık

[19] Ey iman edenler! Kadınlara, zor ve baskı kullanarak mirascı olmanız size helal olmaz. Kendilerine vermis bulundugunuz seylerin bir kısmını carpıp goturmek icin onları sıkıstırmanız da helal degildir. Kanıta baglanmıs bir fuhus yapmaları hali mustesna. Onlarla iyi ve guzel gecinin. Onlardan tiksindinizse olabilir ki, siz bir seyi cirkin bulursunuz da Allah, ona cok hayır koymus olur

[20] Bir zevcenin yerine baska bir zevce almak istemisseniz onlardan birine yukler dolusu mal vermis olsanız da o maldan hicbir seyi geri almayın. Iftira ederek, acık bir gunah isleyerek mi geri alacaksınız onu

[21] Hem o malı nasıl alırsınız ki? Daha once birbirinizle derinden derine kaynasmıstınız. Ve onlar sizden cok saglam bir soz de almıslardı

[22] Gecmiste kalanlar haric, babalarınızın nikahlamıs oldugu kadınlarla evlenmeyin. Boyle bir sey acık bir edepsizlik, nefret gerektiren bir kotuluktur. Cirkin bir yoldur bu

[23] Size, su kadınlarla evlenmek haram kılınmıstır: Analarınız, kızlarınız, kız kardesleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, erkek kardes kızları, kız kardes kızları, sizi emziren sut anneleriniz, sut kız kardesleriniz, karılarınızın anneleri, kendileriyle birlestiginiz hanımlarınızdan dogmus olup evlerinizde oturan uvey kızlarınız -eger anneleriyle birlesmemisseniz o takdirde sizin icin bir gunah yoktur- ve sulbunuzden gelen ogullarınızın karıları. Iki kız kardesi birlikte almanız da haram kılınmıstır. Eskide kalanlar mustesna. Allah cok affedici, cok merhametlidir

[24] Harpte elinize gecmis kadınlar haric olmak uzere, nikahlı kadınlarla evlenmeniz de haram kılınmıstır. Bu, uzerinize Allah´ın yazdıgıdır. Bunlar dısındakileri, mallarınızı vererek almanız; sunu bunu dost tutmayarak iffetli yasamanız, zina etmemeniz sartıyla size helal kılınmıstır. Kendilerinden nimetlendiginiz kadınların mehirlerini onlara bir hak olarak verin. Mehir kesismeden sonra karsılıklı hosnutluga baglı hallerde uzerinize gunah yoktur. Allah, her seyi bilir, tum hikmetlerin sahibidir

[25] Inanmıs hur kadınları nikahlama genisligine gucu yetmeyeniniz, ellerinizin altındaki genc, mumin kole kızlardan biriyle evlensin. Allah sizin imanınızı daha iyi bilir. Hep birbirinizdensiniz. O halde onları, ailelerinin izniyle nikahlayın. Gizli dost edinmeyerek, zinadan uzak kalarak, iffetli hanımlar olmaları sartıyla onların mehirlerini orfe uygun bir bicimde verin. Evlilige gectikten sonra bir fuhus yaparlarsa onlara, hur kadınlara uygulanan cezasının yarısı uygulanacaktır. Bu, kole ile evlenme yolu, gunaha ve sıkıntıya girmekten korkanınız icindir. Sabretmeniz sizin icin daha hayırlıdır. Allah cok affedici, cok merhametlidir

[26] Allah size acık-secik bildirmek istiyor. Sizi, sizden oncekilerin yol ve yontemlerinden haberdar ediyor. Size tovbe nasip ediyor. Allah her seyi bilir, tum hikmetlerin sahibidir

[27] Allah sizin tovbenizi kabul etmek istiyor. Sehvetlerine uyanlarsa sizin buyuk bir sapısla sapmanızı isterler

[28] Allah size hafiflik getirmek istiyor. Cunku insan cok zayıf yaratılmıstır

[29] Ey inananlar! Mallarınızı aranızda batıl bir yolla/tutarsız bahanelerle yemeyin. Kendi hosnutlugunuzla gerceklesmis bir ticaret olursa baska. Kendi canlarınıza kıymayın/intihar etmeyin. Hic kuskusuz, Allah, size karsı cok merhametlidir

[30] Kim dusmanlık ve zulumle intihar gunahını islerse onu atese sokacagız. Bu, Allah icin cok da kolaydır

[31] Eger yasaklandıgınız gunahların buyuklerinden uzak kalırsanız, diger kotuluklerinizi orteriz ve sizi nimet ve bereket dolu bir varıs yerine ulastırırız

[32] Allah´ın, bir kısmınıza bir kısmınızdan farklı olarak lutfettigi seyleri isteyip durmayın. Erkeklere kendi kazandıklarından bir pay var; kadınlara da kendi kazandıklarından bir pay var. Allah´tan, O´nun lutfunu isteyin! Allah, her seyi iyice bilmektedir

[33] Ana-babanın ve akrabanın geriye bıraktıkları malların hepsi icin mirascılar belirledik. Yeminlerinizin/anlasmalarınızın akde bagladıgı kimselere gelince, onların paylarını da kendilerine verin! Allah her seyi dikkatli bir tanık olarak gozetlemektedir

[34] Erkekler; kadınları gozetip kollayıcıdırlar. Sundan ki, Allah, insanların bazılarını bazılarından ustun kılmıstır ve erkekler mallarından bol bol harcamıslardır. Iyi ve temiz kadınlar saygılıdırlar; Allah´ın kendilerini korudugu gibi, gizliligi gereken seyi korurlar. Sadakatsizlik ve iffetsizliklerinden korktugunuz kadınlara once ogut verin, sonra onları yataklarında yalnız bırakın ve nihayet onları evden cıkarın/bulundukları yerden baska yere gonderin! Bunun uzerine size saygılı davranırlarsa artık onlar aleyhine baska bir yol aramayın. Allah cok yucedir, sınırsızca buyuktur

[35] Eger karı-kocanın aralarının acılmasından endise ederseniz, bir hakem erkek tarafından, bir hakem de kadın tarafından gonderin. Bunlar, barıstırmak isterlerse Allah, kadınla erkegin aralarını duzeltmede onları basarılı kılacaktır. Allah Alim´dir, her seyi bilir; Habir´dir, her seyden haberdardır

[36] Allah´a ibadet edin. O´na hicbir seyi ortak kosmayın. Ana-babaya, akrabaya, yetim ve oksuzlere, caresizlere, yakın komsuya, uzak komsuya, yanınızdaki arkadasa, yolda kalmısa, size bagımlı olanlara iyi ve guzel davranın. Allah, kasılıp boburlenen sımarıkları sevmez

[37] Boyleleri cimrilige saparlar, insanlara cimriligi emrederler ve Allah´ın lutfundan kendilerine verdigi seyi saklarlar. Nankorler icin biz, rezil edici bir azap hazırladık

[38] Bunlar, Allah´a ve ahiret gunune inanmazlar da halka gosteris olsun diye mallarını dagıtırlar. Arkadası seytan olan icin ne kotu arkadastır o

[39] Ne olurdu onlara, Allah´a ve ahiret gunune inanıp da Allah´ın kendilerine verdigi rızıktan oyle dagıtsalardı! Allah onları bilmekteydi

[40] Allah zerre kadar zulum yapmaz. Kucucuk bir iyilik olsa onu kat kat artırır ve kendi katından da buyuk bir odul verir

[41] Her ummetten bir tanık getirip seni de sunlar uzerine bir tanık olarak diktigimizde is nice olacak

[42] Bir gundur ki o, kufre sapıp resule isyan edenler topraga karısıp gitmeyi isteyecekler ve Allah´tan hicbir sozu gizleyemeyecekler

[43] Ey iman edenler! Sarhosken, ne soylediginizi bilinceye kadar, cunupken de -yolculuk halinde olmanız mustesna- boy abdesti alıncaya kadar namaza/duaya yaklasmayın. Eger hastalanırsanız yahut yolculuk halinde bulunursanız yahut biriniz tuvaletten gelmisse yahut kadınlara dokunmussanız, butun bu durumlarda su da bulamamıssanız, temiz bir toprakla teyemmum edin. Yani yuzlerinizi ve ellerinizi meshedin. Allah Afuvv´dur, gunahları affeder, Gafur´dur, hataları bagıslar

[44] Kendilerine Kitap´tan bir nasip verilenlere baksana! Sapıklıgı satın alıyorlar da istiyorlar ki, siz de yolu sasırasınız

[45] Allah sizin dusmanlarınızı daha iyi bilir. Dost olarak, Allah yeter. Yardımcı olarak da Allah yeter

[46] Yahudilerden oyleleri var ki, kelimeleri yerlerinden kaydırırlar; din icinde sovguler ureterek, dillerini egip-bukerek: "Dinledik, isyan ettik; dinle, dinlenmez olası, davar guder gibi gut bizi" derler. Eger onlar, "Dinledik, boyun egdik, dinle, bak bize!" demis olsalardı, kendileri icin daha hayırlı ve daha yerinde olurdu. Fakat Allah, kufurleri yuzunden onlara lanet etmistir. Cok az bir kısmı haric, iman etmezler

[47] Ey kendilerine kitap verilenler! Biz bir takım yuzleri silip arkalarına cevirmeden, yahut Cumartesi Ashabı´nı lanetledigimiz gibi onları da lanetlemeden once, yanınızda bulunanı tasdikleyici olarak indirdigimize inanın. Allah´ın emri yerine getirilmis olacaktır

[48] Su bir gercek ki, Allah kendisine sirk kosulmasını affetmez, bunun dısında kalanı/bundan az olanı diledigi kisi icin affeder. Allah´a sirk kosan, gercekten buyuk bir gunah islemistir

[49] Bakmaz mısın, su benliklerini ak-berrak gosterip duranlara! Hayır! Is, sandıkları gibi degil. Ancak Allah, diledigini temizleyip aklar. Ve bir hurma lifi kadar zulme ugratılmazlar

[50] Bir bak, nasıl yalan duzup iftira ediyorlar Allah´a! Acık gunah olarak bu yeter

[51] Gormedin mi su kendilerine Kitap´tan bir pay verilmis olanları? Puta, taguta inanıyorlar; kufre batmıslar icin, "Bunlar inananlardan daha dogru yoldadır!" diyorlar

[52] Iste bunlardır, Allah´ın kendilerine lanet ettigi. Allah´ın lanetledigi kisi icin bir yardımcı asla bulamazsın

[53] Yoksa mulkten/yonetimden bir nasipleri mi var? Eger oyle olsa, insanlara bir cekirdek bile vermezler

[54] Yoksa insanları, Allah´ın lutfundan kendilerine verdigi nimet yuzunden kıskanıyorlar mı? Evet biz, Ibrahim Ailesi´ne de kitabı ve hikmeti vermis, onlara cok buyuk bir mulk de lutfetmistik

[55] Onlardan bir kısmı ona inanmıstır; bir kısmı da ondan alıkoymaktadır. Boylesine, cılgın alevli cehennem yeter

[56] Ayetlerimizi inkar edenleri yakında bir atese yaslayacagız. Derileri pistikce, azabı tatsınlar diye, derilerini oncekinden baska derilerle degistirecegiz. Allah Aziz ve Hakim´dir

[57] Iman edip hayra ve barısa yonelik isler yapanlara gelince, onları altından ırmaklar akan cennetlere koyacagız. Hep orada kalacaklardır.Orada kendileri icin tertemiz esler de olacaktır. Ve onları, en guzel bicimde serinleten bir golgeye kavusturacagız

[58] Su bir gercek ki, Allah size emanetleri, onlara ehil olanlara vermenizi ve insanlar arasında hukmettiginizde adaletle hukmetmenizi emrediyor. Allah size bu sekilde ne guzel ogut veriyor. Allah Semi´dir, cok iyi duyar; Basir´dir, cok iyi gorur

[59] Ey iman sahipleri! Allah´a itaat edin. Resule ve sizin icinizden olan/sizin sectiginiz hukum ve yetki sahiplerine de itaat edin. Sonra bir seyde tartısmaya girdiniz mi, eger Allah´a ve ahiret gunune inanıyorsanız, onu Allah´a ve resule arz edin. Boyle yapmanız hem daha hayırlı hem de sonuc bakımından daha guzeldir

[60] Sunları gormedin mi? Kendilerinin, sana indirilene de senden once indirilene de inandıklarını sanarken, inkar etmekle emrolundukları tagutu aralarında hakem yapmak istiyorlar. Zaten seytan da onları geri donulmez bir sapıklıkla sersem hale getirmek istiyor

[61] Kendilerine, Allah´ın indirdigine ve resule gelin denince, o ikiyuzlulerin senden iyice yuz cevirdiklerini gorursun

[62] Peki, nasıl oluyor da ellerinin hazırladıkları yuzunden baslarına bir musibet coktugunde, sana gelip, "Biz sadece iyilik yapmak, barıstırmak istedik!" diye Allah´a yeminler ediyorlar

[63] Allah bunların kalplerindekini biliyor. Artık aldırma onlara; ogut ver kendilerine ve oz benlikleri hakkında etkili sozler soyle onlara

[64] Biz hicbir resulu, Allah´ın izniyle kendisine itaat edilmesi dısında bir amacla gondermedik. Eger onlar, oz benliklerine zulmettiklerinde sana gelip Allah´tan af dileseler, resul de kendileri icin af dileseydi, elbette ki Allah´ı tovbeleri comertce kabul eden bir Rahim olarak bulacaklardı

[65] Hayır, Rabbine yemin olsun ki is, onların sandıgı gibi degil. Onlar, aralarında cıkan karmasık islerde seni hakem yapıp verdigin hukumle ilgili olarak, iclerinde hicbir burukluk duymadan tam bir teslimiyete ulasmadıkca iman etmis olamazlar

[66] Eger onlar uzerine, "Kendinizi oldurun yahut yurtlarınızdan cıkın!" diye yazmıs olsaydık, iclerinden pek azı haric, bunu yapmazlardı. Ama onlar kendilerine ogutleneni yapsalardı, onlar icin hem daha hayırlı olurdu hem de omurlu olmaları bakımından daha yarayıslı

[67] O takdirde kendilerine katımızdan buyuk bir odul elbette verirdik

[68] Ve onları dosdogru bir yolla elbette kılavuzlardık

[69] Allah´a ve resule itaat eden kisilere gelince, bunlar, Allah´ın kendilerine nimet verdikleriyle beraberdirler. Peygamberlerle, hak dostlarıyla, sehitlerle, hayır ve barısı sevenlerle. Ne guzel dosttur bunlar

[70] Boylesi bir beraberlik Allah´ın lutfudur. Herseyi bilici olarak Allah yeter

[71] Ey inananlar! Savunma tedbirlerinizi alın. Gerektiginde de bolukler halinde harekete gecin yahut toplu halde savasa cıkın

[72] Icinizden oylesi de var ki, ne olursa olsun agırdan alır. Size bir musibet gelip catarsa soyle diyecektir: "Iyi ki onlarla birlikte sehit olmadım. Allah bana lutufta bulundu

[73] Eger size Allah´tan bir lutuf erisirse o -sizinle kendisi arasında hicbir sevgi yokmus gibi- soyle diyecektir: "Keske ben de onlarla olsaydım da buyuk bir basarı kazansaydım

[74] Igreti hayatı ahiret hayatı karsılıgında satanlar, Allah yolunda carpıssınlar. Allah yolunda carpısıp da oldurulen yahut galip gelene biz, yakında, buyuk bir odul verecegiz

[75] Size ne oluyor da Allah yolunda ve "Ey Rabbimiz bizi, halkı zulme sapmıs su kentten cıkar; katından bize bir dost gonder, katından bize bir yardımcı gonder!" diye yakaran mazlum ve caresiz erkekler, kadınlar, yavrular icin savasmıyorsunuz

[76] Iman edenler Allah yolunda savasırlar; kufre sapanlarsa tagut yolunda savasırlar. O halde, seytanın dostlarıyla savasın. Hic kuskusuz, seytanın tuzagı cok zayıftır

[77] Kendilerine, "Ellerinizi cekin, namazı/duayı yerine getirin,zekatı verin!" denilenleri gormedin mi? Uzerlerine savas yazılınca, iclerinden bir grup, insanlardan Allah´tan korkmus gibi, hatta daha siddetli bir korkuyla korkar oldu. Ve soyle dediler: "Ey Rabbimiz! Ne diye yazdın uzerimize savası; yakın bir sureye kadar bizi erteleseydin ya!" De ki: "Dunya nimeti cok azdır. Kotulukten sakınan icin ahiret daha hayırlıdır. Bir kıl kadar bile zulme ugratılmazsınız

[78] Nerede olursanız olun olum sizi yakalayacaktır. Titizlikle korunan muhtesem kulelerde olsanız bile. Onlara bir iyilik isabet ettiginde, "Bu, Allah katındandır!" derler. Ama kendilerine bir kotuluk dokundugunda, "Bu senin yuzundendir." derler. De ki: "Hepsi, Allah katındandır." Su topluluga ne oluyor ki, neredeyse hicbir sozu anlamıyorlar

[79] Iyilik ve guzellikten sana her ne ererse Allah´tandır. Kotuluk ve cirkinlikten sana ulasan seyse kendi nefsindendir. Biz seni insanlara bir resul olarak gonderdik. Tanık olarak Allah yeter

[80] Resule itaat eden Allah´a itaat etmis olur. Yan cizen cizsin, biz seni onlar uzerine bekci gondermedik

[81] Bas ustune" diyorlar ama senin yanından ayrıldıklarında, iclerinden bir grup senin soylediginin tam tersini planlıyor. Allah, onların sabahlara kadar kurup durduklarını yazıyor. Onlardan yuz cevir, Allah´ı vekil et. Vekil olarak Allah yeter

[82] Kur´an´ı, iyice okuyup dusunmuyorlar mı? Eger o, Allah´tan baska birinin katından gelseydi, elbetteki onun icinde bircok ihtilaf bulacaklardı

[83] Onlara, guven yahut korkuya iliskin bir haber ulastıgında onu hemen yaydılar. Oysaki, onu resule ve iclerindeki sorumluluk sahiplerine goturmus olsalardı, aralarındaki okuyup arastırarak hukum cıkaranlar, onu elbette bileceklerdi. Eger Allah´ın lutuf ve rahmeti uzerinizde olmasaydı, pek azınız/pek az isiniz haric seytanın ardısıra giderdiniz

[84] Allah yolunda savas. Kendinden baskasından sorumlu degilsin. Inananları da tesvik et. Umulur ki Allah, kufre sapanların gucunu kırar. Allah, kuvvetce daha ustun, cezalandırmada daha gucludur

[85] Kim guzel bir ise aracı olursa ondan ona bir pay vardır. Kim kotu bir seye aracı olursa ondan da ona bir pay vardır. Allah herseye, herkese gıda ulastırır, Mukit´tir

[86] Bir selam ile selamlandıgınızda, onun daha guzeliyle yahut aynısıyla karsılık verin. Hic kuskusuz Allah Hasib´dir, herseyi guzelce hesaplamaktadır

[87] Allah´tır O, ilah yoktur O´ndan baska. Hakkında hicbir kusku bulunmayan kıyamet gununde, hepinizi muhakkak bir araya toplayacaktır. Hadis/soz bakımından, Allah´tan daha sadık kim olabilir

[88] Size ne oluyor da munafıklar hakkında iki gruba ayrılıyorsunuz? Allah onları kazandıkları yuzunden bas asagı etmisken, Allah´ın saptırdıgını yola getirmek mi istiyorsunuz? Allah´ın sasırttıgına sen asla yol saglayamazsın

[89] Onlarla esitlenesiniz diye kendilerinin kufre saptıgı gibi kufre sapmanızı istediler. O halde, Allah yolunda goc edecekleri vakte kadar onlardan dostlar edinmeyin. Eger yuz cevirirlerse onları yakalayın ve buldugunuz yerde oldurun. Bir daha da onlardan ne dost edinin ne de yardımcı

[90] Ancak sizinle aralarında antlasma olan bir topluma sıgınanlarla, kendi toplumlarıyla yahut sizinle savasma konusunda yurekleri yetersiz kalıp da size gelenlere dokunmayın. Allah dileseydi onları elbette sizin ustunuze salardı, onlar da sizinle mutlaka savasırlardı. O halde, sizden uzak durur, sizinle savasmaz, size barıs eli uzatırlarsa, artık Allah size, uzerlerine gitmek icin bir yol vermemistir

[91] Diger bazılarını da bulacaksınız ki, hem sizden emin olmak hem de kendi toplumlarından emin olmak isterler. Ama fitneyle yuz yuze getirildiklerinde basasagı icine dalarlar. Bunlar sizden uzak durmazlar, sizinle barısa gitmezler ve ellerini sizden cekmezlerse onları yakalayın, tuttugunuz yerde oldurun. Iste boylelerinin ustune gitmeniz icin size acık bir izin ve kuvvet verilmistir

[92] Yanlıslık hali mustesna, bir muminin bir mumini oldurmesi olacak sey degildir. Yanlıslıkla bir mumini oldurenin, ozgurlugu elinden alınmıs bir mumini ozgurlugune kavusturması, olenin ailesine de uzerinde anlasmaya varılacak tatmin edici bir diyet vermesi gerekir. Varislerin, diyeti bagıslaması hali mustesna. Eger oldurulen, mumin olmakla birlikte size dusman bir topluluktan ise o zaman oldurenin, ozgurlugunden yoksun bir mumini ozgurlugune kavusturması gerekir. Oldurulen, sizinle aralarında antlasma bulunan bir toplumdan ise o durumda, oldurulenin ailesine tatmin edici bir diyet verme yanında, hurriyetinden yoksun bir mumini hurriyetine kavusturmak da gerekli olur. Bunlara imkan bulamayan, Allah´a tovbe olarak iki ay kesiksiz oruc tutar. Allah, geregince bilendir, hikmeti sonsuzdur

[93] Bir mumini kasten oldurene gelince, onun cezası,icinde uzun sure kalmak uzere cehennemdir. Allah gazap etmistir boylesine, lanetlemistir onu; cok buyuk bir azap hazırlamıstır ona

[94] Ey iman edenler! Allah yolunda gaza icin dolastıgınızda, iyice anlayıp dinleyin de size selam verene/barıs teklifi sunana "Sen mumin degilsin!" demeyin. Igreti hayatın menfaatine goz dikiyorsunuz ama Allah katında cok ganimetler vardır. Onceden siz de oyle idiniz ama Allah size lutufta bulundu. O halde, iyice arastırın, anlayın dinleyin. Cunku Allah, yapmakta olduklarınızdan haberdardır

[95] Inananların; ozur sahibi olmaksızın oturanlarıyla, Allah yolunda malları ve canlarıyla didinip gayret gosterenleri aynı degildir. Allah, malları ve canlarıyla yogun gayret gosterenleri oturanlara derece bakımından ustun kılmıstır. Allah hepsine guzellik vaat etmistir ama yogun gayret gosterenleri,cok buyuk bir odulle, oturanlardan ustun kılmıstır

[96] Allah katından dereceler, bir bagıslanma, bir rahmet... Allah cok affedici cok merhametlidir

[97] Melekler, oz benliklerine zulmetmis olanların canlarını alırken, onlara soyle dediler: "Neredeydiniz siz?" Cevap verdiler: "Yeryuzunde ezilip horlananlardandık biz." Melekler dediler ki: "Allah´ın yeryuzu genis degil miydi? Orada bir yerden bir yere gocseydiniz ya!" Iste boylelerinin varacagı yer cehennemdir. Ne kotu donus yeridir o

[98] Kadınlardan, erkeklerden, yavrulardan hicbiri beceri gosteremeyen, hicbir yol bulamayanların durumu farklıdır

[99] Bunların, Allah tarafından affedilmeleri umulur. Allah affedicidir, gunahları bagıslayıcıdır

[100] Kim Allah yolunda hicret ederse yeryuzunde, varıp sıgınarak karsı harekete girisecek cok yer bulur; genis bir imkan da bulur. Ve her kim, evinden Allan´a ve resulune hicret niyetiyle cıkar da kendisine olum yetisirse onun odulunu vermek Allah´a duser. Allah Gafur´dur, Rahim´dir

[101] Yeryuzunde dolastıgınız zaman, kufre sapanların size tedirginlik vermesinden korkarsanız, namazı?duayı kısaltmanızda sizin icin bir sakınca yoktur. Su bir gercek ki,inkarcı nanakorler sizin icin acık bir dusmandırlar

[102] Sen iclerinde olup da onlara namaz kıldırdıgın vakit, iclerinden bir grup seninle namaza dursun; silahlarını da alsınlar. Bunlar secdeye varınca, digerleri arkalarında beklesinler. Sonra namaz kılmamıs/dua etmemis olan diger grup gelip seninle birlikte namaz kılsınlar/dua etsinler. Dikkatli olsunlar, silahlarını yanlarına alsınlar. Kafirler isterler ki, silahlarınızdan ve techizatınızdan habersiz olasınız da ustunuze bir cullanısla cullanıversinler. Eger yagmurdan gelen bir sıkıntı varsa yahut hasta-yaralı iseniz silahlarınızı bırakmanızda sizin icin bir sakınca yoktur. Ama tedbirinizi alın, dikkatli olun. Allah, kafirler icin rezil edici bir azap hazırlamıstır

[103] Namazı/duayı tamamlayınca, artık Allah´ı ayakta, oturarak, yan yatmısken anın. Sukunet buldugunuzda, namazı/duayı tam bir bicimde yerine getirin. Namaz/dua, muminler uzerine vakti belirlenmis bir farz olmustur

[104] Dusman toplulugu izlemekte gevseklik gostermeyin. Siz sıkıntıya dusuyorsanız, hic kuskusuz tıpkı sizin gibi onlar da sıkıntıya dusuyorlar; ama siz, Allah´tan onların umamayacagı seyleri umuyorsunuz. Allah Alim´dir, Hakim´dir

[105] Kusku yok ki, biz bu Kitap´ı sana, insanlar arasında Allah´ın sana gosterdigi ile hukmedesin diye hak olarak indirdik. Sakın hainlere yardakcı olma

[106] Allah´tan af dile; Allah cok affedici, cok merhametlidir

[107] Oz benliklerine hainlik edenler icin didinip durma. Cunku Allah, surekli hainlik eden gunahkarı sevmez

[108] Insanlardan gizleniyorlar/gizliyorlar da Allah´tan gizlenmiyorlar/gizlemiyorlar. Oysaki O, O´nun hoslanmadıgı sozu gece boyu sarfederlerken onlarla beraberdir. Allah, onların yapmakta olduklarını cepecevre kusatmıstır

[109] Diyelim, siz onlar icin dunya hayatında mucadele verdiniz. Peki, kıyamet gunu Allah´a karsı onlar icin kim mucadele verir, onlar hakkında kim vekillik yapar

[110] Kim bir kotuluk yapar yahut oz benligine zulmeder de sonra Allah´tan af dilerse Allah´ı cok affedici, cok merhametli bulur

[111] Gunah kazanan onu kendi nefsi aleyhine kazanır. Allah Alim ve Hakim´dir

[112] Kim bir hata yahut gunah isler de sonra onunla bir sucsuzu itham ederse hic kuskusuz, buyuk bir iftira ve acık bir gunah yuklenmis olur

[113] Eger Allah´ın senin uzerindeki lutfu ve rahmeti olmasaydı, onlardan bir grup seni sasırtmaya mutlaka yeltenecekti. Ama onlar kendilerinden baskasını saptıramazlar. Ve sana hicbir sekilde zarar veremezler. Allah sana Kitap´ı ve hikmeti indirmis ve sana bilmedigin seyleri ogretmistir. Allah´ın senin uzerindeki lutfu cok buyuktur

[114] Onların fısıldasmalarının cogunda hayır yoktur. Ancak, bir sadakaya, bir iyilige ve insanlar arasında bir barıstırmaya ozendiren baska. Kim boyle bir seyi Allah´ın hosnutlugunu kazanmak niyetiyle yaparsa biz ona yakında cok buyuk bir odul verecegiz

[115] Erdirici kılavuzluk kendisine ayan-beyan geldikten sonra, resulden kopup muminlerin yolunun dısını izleyeni; biz, yoneldigiyle kaynastırır, sonra da cehenneme sallarız. Ne kotu bir donus yeridir o

[116] Allah, kendisine ortak kosulmasını affetmez ama bunun dısında kalanı/bundan az olanı diledigi kisi icin affeder. Allah´a sirk kosan, donusu olmayan bir sapıklıga dalıp gitmistir

[117] Allah´ın berisindekilere davet/dua edenler sadece disilere/disilesmis halde davet/dua ederler. Ve onlar inatcı bir seytandan baskasına cagırıp yakarmıyorlar

[118] Allah o seytana lanet etmistir. Demisti ki o: "Senin kullarından belirli bir pay elbette alacagım

[119] Yemin olsun, onları saptıracagım, onları kuruntulara/hurafelere/anlamını bilmeden okumaya mutlaka itecegim. Onlara mutlaka emir verecegim de davarların kulaklarını yaracaklar; onlara muhakkak emredecegim de Allah´ın yaratısını/yarattıklarını degistirecekler." Kim Allah´ı bırakıp da seytanı yandas edinirse acık bir husrana kesinlikle yuvarlanmıs olacaktır

[120] Seytan, onlara soz verir, umit verip hayal kurdurur, hurafeye/anlamını bilmeden okumaya iter. Ama o, onlara bir aldanıstan baska hicbir sey vaat etmez

[121] Bunların varacakları yer cehennemdir. Ve cehennemden kacıp kurtulacak bir yer bulamazlar

[122] Inanıp hayra ve barısa yonelik isler yapanları, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacagız.Uzun sure kalacaklardır orada. Allah´ın sasmaz vaadidir bu. Soz soyleme bakımından Allah´tan daha dogru ve tutarlı kim olabilir

[123] Is ne sizin kuruntularınızla/hurafelerinizle/anlamını bilmeden okuyuslarınızla ne de Ehlikitap´ın kuruntuları/hurafeleri/anlamını bilmeden okuyuslarıyla cozulur. Kotuluk yapan onunla cezalandırılır. Ve boyle biri, kendisi icin Allah dısında ne bir dost bulur ne de bir yardımcı

[124] Erkek veya kadın, inanmıs olarak hayra ve barısa yonelik isler yapanlar cennete gireceklerdir. Ve zerre kadar zulme ugratılmayacaklardır

[125] Guzel dusunup/guzellikler sergileyerek ve ozu-sozu dogru bir halde Ibrahim´in milletine uyarak yuzunu Allah´a teslim edenden daha guzel dinli kim olabilir! Allah Ibrahim´i dost edinmisti

[126] Goklerde ne var, yerde ne varsa Allah´ındır. Allah Muhit´tir, her seyi cepecevre kusatmıstır

[127] Senden kadınlar hakkında fetva soruyorlar. De ki: "Onlar hakkında fetvayı size Allah veriyor." Yazılmıs hakları olanı kendilerine vermeyip de kendileriyle nikahlanmak istediginiz kadınların yetimleri hakkında, ezilip horlanan cocuklar hakkında, yetimler icin adaleti yerine getirmeniz hakkında. Kitap´ta olup da yuzunuze karsı okunan seyler var. Hayır olarak yaptıgınız her seyi Allah, hakkıyla bilmektedir

[128] Eger bir kadın,kocasının sadakatsizliginden,yahut kendisine sırt cevirmesinden endise ederse aralarını bir barıs girisimiyle duzeltmelerinde kendileri icin bir sakınca yoktur. Ve barıs hep hayırdır. Nefisler, cimrilik ve doymazlıga hazır hale getirilmistir. Guzel davranır, sakınıp korunursanız Allah, yapmakta olduklarınızdan haberdar olacaktır

[129] Tutkunluk derecesinde isteseniz de kadınlar arasında adaleti saglamaya asla guc yetiremezsiniz. O halde tam bir egilimle bir yana yonelip de oburunu askıdaymıs gibi bırakmayın. Barısı esas alıp sakınırsanız, Allah cok affedici, cok merhametli olacaktır

[130] Eger ayrılırlarsa Allah, genis nimetinden her birini zenginlestirir. Allah Vasi´dir, genisler ve genisletir; Hakim´dir, hikmeti sınırsızdır

[131] Goklerde ne var, yerde ne varsa yalnız Allah´ındır.Inan olsun, hem sizden once kitap verilenlere hem de size, "Allah´tan sakının!" diye onerdik. Nankorluge saparsanız su bir gercek ki, goklerdekiler de yerdekiler de Allah´ındır. Allah Gani´dir, zenginligine sınır yoktur; Hamid´dir, ovulen ve ovendir

[132] Hem goklerdekiler hem yerdekiler Allah icindir.Vekil olarak Allah yeter

[133] Ey insanlar! O dilerse sizi ortadan kaldırır, baskalarını getirir. Allah buna gercekten Kadir´dir

[134] Dunya nimeti ve bereketini isteyen bilsin ki, dunya nimeti de ahiret mutlulugu da Allah katındadır. Allah, cok iyi isitir, cok iyi gorur

[135] Ey iman edenler! Oz benliginiz, anne-babanız, yakınlarınız aleyhine de olsa, zengin veya fakir de olsalar, adaleti dimdik ayakta tutarak Allah icin tanıklık edenler olun. Allah, ikisine de sizden daha yakındır. O halde, nefsinizin arzusuna uyarak adaletten sapmayın. Eger dilinizi egip buker yahut cekimser kalırsanız, Allah, yapmakta olduklarınızdan haberdardır

[136] Ey iman edenler! Allah´a, onun resulune, resulune indirmis oldugu Kitap´a, daha once indirmis oldugu Kitap´a inanın. Kim Allah´ı, O´nun meleklerini, kitaplarını, resullerini ve ahiret gununu inkar ederse geri donusu olmayan bir sapıklıga dusmus olur

[137] Onlar ki inandılar, sonra kufre saptılar; yine inandılar, tekrar kufre saptılar, sonra da kufru artırdılar; iste Allah onları affetmeyecek, onları hicbir yola kılavuzlamayacaktır

[138] Ikiyuzlulere sunu mustula:Kendileri icin korkunc bir azap ongorulmustur

[139] Oyle kisiler ki onlar, muminleri bırakıp da kufre sapanları dostlar ediniyorlar. Onların yanında onur ve yucelik mi arıyorlar? Onur ve yuceligin tumu Allah´ındır

[140] Allah, Kitap´ta size sunu da indirmistir: Allah´ın ayetlerinin inkar edildigini, bu ayetlerle alay edildigini isittiginizde, bir baska lakırdıya dalıp gittikleri zamana kadar, o munafıkların yanında oturmayın. Aksi halde siz de onlar gibi sayılırsınız.Hic kuskusuz Allah, munafıklarla kafirleri cehennemde bir araya getirecektir

[141] Sizi gozetleyip duruyorlar. Allah´tan size fetih nasip olursa, "sizinle birlikte degil miydik" diyecekler. Kafirlere bir nasip ulasırsa sunu soyleyecekler: "Basarınıza destek vermedik mi, muminlere karsı size siper olmadık mı?" Artık kıyamet gunu aranızda Allah hukmedecektir. Allah, muminler aleyhine kafirlere bir yol asla nasip etmez

[142] Su bir gercek ki, ikiyuzluler hileler duzerek Allah´ı aldatmaya ugrasıyorlar. Ama Allah da onları aldatıyor. Onlar namaza/duaya kalktıklarında tembel-miskin bir halde kalkarlar, insanlara gosteris yaparlar.Onlar Allah´ı cok az hatırlarlar

[143] Arada bocalayıp dururlar.Ne sunlardan yanadırlar ne bunlardan yana. Allah´ın sasırttıgına sen asla yol saglayamazsın

[144] Ey iman sahipleri! Muminleri bırakıp da kufre sapanları dostlar edinmeyin. Kendi aleyhinize Allah´a acık bir kanıt mı vermek istiyorsunuz

[145] Su da bir gercek ki ikiyuzluler, atesin en alt katındadırlar. Onlar icin bir yardımcı asla bulamayacaksın

[146] Ancak tovbe edip hallerini duzelterek Allah´a yapısan ve dinlerini samimiyetle Allah´a ozguleyenler mustesnadır. Iste boyleleri, muminlerle beraber olacaktır. Ve Allah, muminlere yakında cok buyuk bir odul verecektir

[147] Inanır sukrederseniz,Allah size azabı ne yapacak? Allah da tesekkur eder,O her seyi geregince bilir

[148] Allah cirkin sozun acıklanmasını sevmez.Zulme ugratılan kisi mustesna. Allah Semi´dir, Alim´dir

[149] Bir hayrı acıklar yahut gizlerseniz, bir kotulugu affederseniz,Allah da cok affedicidir,her seye guc yetirendir

[150] Onlar ki Allah´ı ve O´nun resullerini inkar ederler, Allah´la O´nun resulleri arasını acmak isterler de "bir kısmına inanırız, bir kısmını inkar ederiz" derler; boylece imanla inkar arasında bir yol tutmak isterler

[151] Iste bunlar gercek kafirlerdir. Ve biz, kafirler icin yere batırıcı bir azap hazırladık

[152] Allah´a ve O´nun resullerine iman edip onlardan birini otekilerden ayırmayanlara gelince, Allah boylelerinin odullerini yakında kendilerine verecektir. Allah, Gafur´dur, Rahim´dir

[153] Ehlikitap, senden kendilerine gokten bir kitap indirmeni istiyor. Zaten onlar Musa´dan da bundan daha buyugunu istemislerdi. Demislerdi ki: "Allah´ı bize acıktan goster." Bunun uzerine zulumlerinden oturu kendilerini yıldırım carpmıstı. Sonra kendilerine acık-secik kanıtların gelisi ardından buzagıya taptılar. Biz onların bu gunahını da affettik. Biz Musa´ya apacık bir kanıt/bir hukmetme gucu verdik

[154] Kesin soz vermeleri icin Tur´u uzerlerine kaldırdık ve onlara: "Kapıdan secde ederek girin." dedik. Onlara sunu da soyledik: "Cumartesi gununde azgınlık yapmayın." Onlardan sapasaglam bir soz almıstık

[155] Baslarına gelenler; ahitlerini bozmaları, Allah´ın ayetlerini inkar etmeleri, haksız yere peygamberleri oldurmeleri ve "Kalplerimiz kılıflıdır" demeleri,daha dogrusu,kufurleri yuzunden Allah, kalpleri uzerine muhur basmıstır da pek azı mustesna, iman etmezler

[156] Kufurleri sebebiyle, Meryem aleyhinde buyuk bir yalan soylemeleri yuzunden

[157] Biz, Allah´ın resulu Meryem oglu Isa Mesih´i oldurduk" demeleri yuzunden. Oysaki onu oldurmediler, onu asmadılar da; sadece o onlara benzer gosterildi. Onun hakkında tartısmaya girenler, onunla ilgili olarak tam bir kusku icindedirler. Onların, ona iliskin bir bilgileri yoktur; sadece sanıya uymaktalar. Onu kesinlikle oldurmediler

[158] Tam aksine, Allah onu kendisine yukseltti. Allah Aziz´dir, Hakim´dir

[159] Ehlikitap´tan her biri olumunden once ona mutlaka inanacaktır. Kıyamet gunu de o, onlar aleyhine bir tanık olacaktır

[160] Yaptıkları zulumler ve bircok insanı Allah yolundan alıkoymaları yuzunden daha once kendilerine helal kılınmıs tertemiz seyleri, Yahudilere haram kıldık

[161] Ve ribayı almaları yuzunden -oysaki ondan yasaklanmıslardı- ve haksız yollarla insanların mallarını yemeleri yuzunden onların kufre sapanlarına korkunc bir azap hazırladık

[162] Ama onların ilimde derinlesmis olanları ve muminler, sana indirelene de senden once indirilene de inanırlar. Namazı/duayı yerine getirirler,zekatı vericidirler, Allah´a ve ahiret gunune inanırlar. Iste bunlara yakında buyuk bir odul verecegiz

[163] Biz, tıpkı Nuh´a ve ondan sonraki peygamberlere vahyettigimiz gibi sana da vahyettik. Biz Ibrahim´e, Ismail´e, Ishak´a, Yakub´a, torunlarına, Isa´ya, Eyyub´e, Yunus´a, Harun´a, Suleyman´a da vahyettik. Davud´a da Zebur´u verdik

[164] Resuller var, hayat ve hatıralarını daha once sana anlattık; resuller var, hayat ve hatıralarını sana anlatmadık. Allah, Musa´ya kelime kelime soz soylemisti

[165] Mujdeleyici ve uyarıcı resuller gonderdik ki, elciler geldikten sonra insanların Allah´a karsı kanıtı olmasın. Allah Aziz´dir, Hakim´dir

[166] Su da var ki, Allah sana indirdigini, kendi ilmiyle indirdigine tanıklık eder. Melekler de tanıklık ediyorlar. Zaten tanık olarak Allah yeter

[167] Inkar edip Allah yolundan geri cevirenler, donusu olmayan bir sapıklıga dusmuslerdir

[168] Inkar edip zulme sapanlar var ya, Allah onları affetmeyecek, onları hicbir yola kılavuzlamayacaktır

[169] Cehennem yolu haric!Uzun sure kalacaklardır orada. Allah icin cok kolaydır bu

[170] Ey insanlar! Resul size Rabbinizden hakkı getirdi; artık inanın ona ki hayrınıza olsun. Nankorluk ederseniz goklerdekiler de yerdekiler de Allah´ındır. Allah Alim´dir, Hakim´dir

[171] Ey Ehlikitap! Dininizde asırılıga gidip doymazlık etmeyin! Allah hakkında gercek dısı bir sey soylemeyin! Meryem´in oglu Isa Mesih, Allah´ın resulu ve kelimesidir. Onu, kendisinden bir ruhla beraber Meryem´e atmıstır. Artık Allah´a ve resullerine inanın. "Uctur!" demeyin. Son verin, sizin icin daha iyi olur. Allah Vahid´dir, tek ve biricik ilahtır. Kendisi icin bir cocuk olmasından arınmıstır O. Yalnız O´nundur goklerdekiler ve yerdekiler. Vekil olarak Allah yeter

[172] Ne Mesih Allah´ın bir kulu olmaktan cekinir ne de Allah´a yakınlastırılmıs melekler. Allah´a kulluk ve ibadetten cekinerek kibre saplanan bilsin ki, Allah onların tumunu huzurunda hasredecekir

[173] Bunun ardından da inanıp hayra ve barısa yonelik isler yapanların odullerini tam verecek ve lutfundan onlara fazlalıklar da bagıslayacaktır. Kulluktan cekinip buyukluk taslayanlara gelince, onlara korkunc bir azapla azap edecektir. Boyleleri, kendileri icin Allah´tan baska ne bir dost bulacaklardır ne de bir yardımcı

[174] Ey insanlar! Size Rabbinizden apacık, cok parlak ve guclu bir kanıt gelmistir. Biz size, herseyi acık secik gosteren bir ısık gonderdik

[175] Allah´a inanıp O´na sarılanları O, kendisinden bir rahmetin ve lutfun icine sokacak ve onları kendisine ulasan dosdogru bir yola kılavuzlayacaktır

[176] Fetva istiyorlar senden. De ki: "Allah size, ana-babasız ve cocuksuz kisi hakkında soyle fetva veriyor: ´Cocugu olmayan, bir kız kardesi bulunan kisi oldugunde, onun terekesinin yarısı kız kardesindir. Boyle bir kisi, cocugu olmayan kız kardesi oldugunde, onun terekesinin tamamına mirascı olur. Eger olenin iki kız kardesi varsa terekenin ucte ikisi onlarındır. Eger mirascılar, kadın-erkek, bircok kardeslerse bu durumda erkek kardese, iki kız kardesin payı kadar verilir.´ Allah size acık-secik bildiriyor ki sapmayasınız. Allah, her seyi geregince bilmektedir

Mâide

Surah 5

[1] Ey iman edenler! Akitlerin ve ahitlerin icaplarını yerine getirin. Siz ihramlı iken avlanmayı helal saymamak sartıyla ve ileride size okunacaklar mustesna olmak uzere, davar cinsinden hayvanlar size helal kılınmıstır. Kuskunuz olmasın ki, Allah, iradesi yonunde hukum verir

[2] Ey iman edenler! Allah´ın ibadet, iyilik ve guzellik alameti kıldıgı seylere, carpısmanın yasak oldugu haram aya, kurbanlık hediyelere, gerdanlıklara, Rablerinden bir lutuf ve rıza niyaz ederek Mescid-i Haram´a gelmis olanlara saygısızlık etmeyin! Ihramdan cıktıgınız vakit avlanın. Bir toplulugun, sizi Mescid-i Haram´dan uzak tutmak icin sergiledigi kotuluk, sizi saldırganlık ve dusmanlıga sakın itmesin! Hayırda erginlik/durustluk ve takva uzere yardımlasın! Kotuluk/cirkinlik, dusmanlık/saldırganlık uzere yardımlasmayın. Allah´tan sakının! Kuskunuz olmasın ki, Allah´ın azabı cok siddetlidir

[3] Sunlar size haram kılınmıstır: Bogazlanmayarak olmus hayvanın eti, kan, domuz eti, uzerine Allah´tan baskasının adı anılmıs, bogulmus, vurulmus, yuvarlanmıs, susulmus, canı uzerineyken yetisip kestikleriniz mustesna olmak uzere canavar tarafından yırtılmıs ve dikili adak tasları uzerinde bogazlanmıs hayvanlar ve bir de fal oklarıyla kısmet paylasmanız... Butun bunlar birer sapıstır. Kufre batmıs olanlar bugun dininizden umitlerini kestiler. Artık onlardan korkmayın, benden korkun! Bugun sizin icin dininizi kemale erdirdim, uzerinizdeki nimetimi tamamladım ve sizin icin din olarak Islam´ı/Allah´a teslim olmayı sectim. Su da var ki, her kim ciddi bir aclıkla yuz yuze gelir de gunaha kacmak maksadı olmaksızın onlardan yemek zorunda kalırsa, elbette Allah Gafur ve Rahim´dir

[4] Sana soruyorlar, onlar icin helal kılınan ne? Soyle soyle: "Sizin icin butun temiz nimetler helal kılınmıstır. Egittiginiz avcı kusların tuttukları ile egittiginiz av kopeklerinin tuttukları da size helal kılındı. Siz bu hayvanlara, Allah´ın size ogrettiklerinden ogretiyorsunuz. O halde onların sizin icin tuttuklarından da yiyin ve uzerine Allah´ın adını anın. Allah´tan sakının! Allah gercekten hesabı cok cabuk gorur

[5] Bugun size butun temiz nimetler helal kılındı. Kendilerine kitap verilmis olanların yemekleri size helaldir. Sizin yemekleriniz de onlara helaldir. Mumin kadınların iffetlileriyle, sizden once kendilerine kitap verilmis olanların iffetli hanımları da mehirlerini verdiginiz takdirde; iffetinizi korumanız, zinadan uzak kalmanız ve sunu-bunu dost tutmamanız sartıyla size helaldir. Imanı tanımayıp nankorluk edenin ameli bosa gitmistir. Ve o, ahirette de husrana ugrayanlardandır

[6] Ey iman sahipleri! Namaza/duaya duracagınız zaman yuzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi yıkayın; baslarınızı meshedin ve topuklara kadar ayaklarınızı meshedin/yahut yıkayın. Eger cunup iseniz iyice temizlenin! Hasta yahut yolculuk halinde iseniz yahut biriniz tuvaletten gelmisse yahut kadınlara dokunmus da su bulamamıssanız temiz bir toprakla teyemmum edin: Yuzlerinizi ve ellerinizi ondan meshedin. Allah size zorluk cıkarmak istemiyor. Ancak sizi temizlemek ve uzerinizdeki nimetini tamamlamak istiyor ki, sukredebilesiniz

[7] Allah´ın, uzerinizdeki nimetini ve sizi bagladıgı misakını unutmayın. Hani, "Isittik, boyun egdik!" demistiniz. Allah´tan sakının. Allah, goguslerin icindekini cok iyi bilir

[8] Ey iman edenler! Adalet ve durustlugun tanıkları olarak Allah icin kollayıp gozetleyenler olun! Bir toplulugun cirkinlik ve kotulugu sizi adaletsiz davranmaya asla itmesin. Adaletli olun! Bu, takvaya/korunup sakınmaya daha uygundur. Allah´tan sakının. Allah, yapmakta olduklarınızdan haberdardır

[9] Allah, inanıp hayra ve barısa yonelik isler yapanlara vaatte bulunmustur: Onlar icin bir bagıslanma ve buyuk bir odul vardır

[10] Kufre sapıp ayetlerimizi yalanlayara gelince, bunlar cehennemin dostlarıdırlar

[11] Ey iman edenler! Allah´ın, uzerinizdeki nimetini hatırlayın! Hani bir topluluk ellerini size uzatmaya niyet etmisti de Allah onların ellerini sizden cekmisti. Allah´tan sakının! Muminler yalnız Allah´a tevekkul etsinler

[12] Yemin olsun ki, Allah Israilogullarının misakını almıstı da iclerinden on iki temsilci/baskan gondermistik. Allah soyle demisti: "Ben sizinle beraberim. Namazı/duayı yerine getirirseniz, zekatı verirseniz, resullerime inanır, onları desteklerseniz ve Allah´a guzel bir bicimde borc verirseniz, kotuluklerinizi elbette ortecegim ve sizi, altlarından ırmaklar akan cennetlere elbette koyacagım. Artık bundan sonra kufre gideniniz yolun denge noktasından sapmıs olur

[13] Sonunda, verdikleri misakı bozdukları icin onları lanetledik de kalplerini kaskatı yaptık. Kelimeleri yerlerinden kaydırıyorlar. Ogutlenmek uzere cagırıldıkları seyden nasiplenmeyi unuttular. Iclerinden cok azı haric, sen onlardan hep hainlik gorursun. Bununla birlikte onları affet, ellerini tut. Cunku Allah guzellik sergileyenleri sever

[14] Biz Hıristiyanlarız!" diyenlerden de misaklarını almıstık. Onlar da ogutlenmek uzere cagırıldıkları seyden nasiplenmeyi unuttular. Bu yuzden, aralarına kıyamete degin dusmanlık ve siddetli nefret saldık. Sınaat/teknoloji olarak urettikleri seylerin ne oldugunu Allah onlara yakında haber verecektir

[15] Ey Ehlikitap! Resulumuz size geldi. Kitap´tan saklamıs olduklarınızın cogunu size ayan-beyan acıklıyor; cogundan da geciyor. Su bir gercek ki, size Allah´tan bir ısık ve apacık bir Kitap gelmistir

[16] Allah, rızasına uyanları o Kitap´la esenlik ve barıs yollarına iletir ve onları kendi izniyle karanlıklardan aydınlıga cıkarıp sasmayan ve sapmayan dosdogru yola kılavuzlar

[17] Yemin olsun ki, "Allah Meryem´in oglu Mesih´tir" diyenler kufre batmıslardır. De ki: "Allah; Meryem´in oglu Mesih´i, annesini ve yeryuzundeki insanların hepsini helak etmek istese Allah´a karsı kimin elinde bir guc vardır!" Hem goklerin hem yerin hem de bunlar arasındakilerin mulku/ yonetimi Allah´ındır. Diledigini yaratır. Allah her seye Kadir´dir

[18] Yahudiler ve Hıristiyanlar dediler ki, biz Allah´ın ogulları ve sevgilileriyiz. De ki: "O halde, nicin size gunahlarınız yuzunden azap ediyor?" Hayır, siz de O´nun yarattıklarından birer insansınız. Diledigini affeder O, diledigine azap eder. Hem goklerin hem yerin hem de bunlar arasındakilerin mulku/yonetimi Allah´ındır. Donus de O´nadır

[19] Ey Ehlikitap! Resullerin arası kesildigi bir sırada resulumuz size geldi; ayan-beyan acıklamalarda bulunuyor. "Bize ne mujdeci geldi ne uyarıcı" demeyesiniz. Iste mujdeci de geldi size, uyarıcı da. Allah her seye Kadir´dir

[20] Musa, kavmine soyle demisti: "Ey toplumum! Allah´ın, uzerinizdeki nimetini hatırlayın. Icinizde peygamberler vucuda getirdi, sizi krallar yaptı, alemlerden hic kimseye vermediklerini size verdi

[21] Ey toplumum! Allah´ın sizin icin yazdıgı kutsal topraga girin, arkanıza donmeyin; yoksa husrana ugramıslar durumuna dusersiniz

[22] Soyle dediler: "Ey Musa, orada zorbalardan olusan bir toplum var. Onlar ordan cıkıncaya kadar biz oraya asla girmeyecegiz. Eger oradan cıkarlarsa biz o zaman girecegiz

[23] Icine urperti dusenlerden, Allah´ın nimet verdigi iki adam dedi ki: "Onların icine kapıdan girin. Oraya girdiginizde galip geleceksiniz. Eger inananlar iseniz yalnız Allah´a guvenin

[24] Dediler ki: "Ey Musa! Onlar orada oldukca biz oraya asla girmeyecegiz. Hadi sen git, Rabbin´le birlikte savasın. Biz suracıkta oturacagız

[25] Soyle yakardı Musa: "Rabbim! Nefsimle kardesimden baskasına soz geciremiyorum. Artık sapıklar toplulugu ile bizim aramızı ayır

[26] Allah dedi ki: "Orası onlara kırk yıl haram kılınmıstır. Yeryuzunde sersem sersem dolasacaklar. Sen o sapıklar toplulugu icin kederlenme

[27] Onlara Adem´in iki oglunun haberini de gercek olarak oku. Hani, ikisi birer kurban sunmuslardı da birinden kabul edilmisti, otekinden kabul edilmemisti. "Seni mutlaka oldurecegim." dedi. Oteki: "Allah sadece takva sahiplerinden kabul eder." dedi

[28] Beni oldurmek icin elini bana uzatırsan, ben seni oldurmek icin elimi sana uzatmayacagım. Su bir gercek ki, ben, alemlerin Rabbi olan Allah´tan korkarım

[29] Ben istiyorum ki, sen benim gunahımı da senin gunahını da yuklenip ates halkından olasın. Iste budur zalimlerin cezası

[30] Nihayet nefsi onu kardesini oldurmeye ısındırdı, o da onu oldurdu. Boylece husrana ugramıslardan oldu

[31] Derken, Allah, kardesinin cesedini nasıl saklayacagını ona gostermek icin yeri eseleyen bir karga gonderdi. O dedi ki: "Vay be! Su karga kadar bile olamıyor muyum ki, kardesimin cesedini saklayayım." Bu arada, pismanlık duyanlardan olmustu

[32] Iste bu yuzden biz, Israilogulları uzerine sunu yazdık: Kim bir kisiyi, bir kisiye karsılık yahut yeryuzunde bir fesat sebebiyle olmaksızın oldururse, insanları toptan oldurmus gibidir. Ve kim bir kisiye hayat verirse insanlara toptan hayat vermis gibidir. Andolsun, resullerimiz onlara acık-secik kanıtlar getirmislerdir. Ama onlardan bircogu bunun ardından da yeryuzunde zulum ve azgınlıga sapmaktadır

[33] Allah ve resuluyle savasanların ve yeryuzunde bozgunculuk yapmaya calısanların cezası sudur: Oldurulurler yahut asılırlar yahut elleriyle ayakları caprazlamasına kesilir yahut bulundukları yerden surulurler. Bu onlar icin dunyada bir rezilliktir. Ahirette de onlara buyuk bir azap vardır

[34] Ancak onları gucunuz altına almadan once tovbe edenler olursa biliniz ki, Allah Gafur ve Rahim´dir

[35] Ey iman edenler! Allah´ın buyruguna ters dusmekten sakının; O´na varmaya vesile arayın. O´nun yolunda gayret gosterin ki, kurtulusa erebilesiniz

[36] Kufre batanlar var ya, yeryuzundekilerin hepsi ve yanında bir o kadarı kendilerin olsa da kıyamet gununun azabından kurtulmak icin hepsini fidye verseler, onlardan bu bile kabul edilmez. Korkunc bir azap vardır onlar icin

[37] Atesten cıkmak isterler ama ondan cıkamayacaklardır. Onlar icin tepelerinden hic inmeyecek bir azap vardır

[38] Hırsızlık yapan erkek ve kadının, yaptıklarına karsılık Allah´tan bir ceza olarak ellerini kesin. Allah Aziz´dir, Hakim´dir

[39] Kim zulmunden sonra tovbe eder, halini duzeltirse kuskusuz Allah onun tovbesini kabul eder. Allah cok affedici, cok merhametlidir

[40] Goklerin de yerin de mulkunun/saltanatının Allah´ın oldugunu bilmedin mi? Diledigine azap eder O, diledigini affeder. Allah´ın gucu her seye yeter

[41] Ey resul! Kalpleri inanmamıs oldugu halde agızlarıyla "Inandık" diyenlerin kufurde yarısırcasına kosanları seni uzmesin. Yahudilerden bazıları yalancılık etmek icin dinlerler; huzuruna cıkmamıs olan baska bir topluluk icin dinlerler. Yerlerine oturmus kelimeleri, yapılarını bozup degistirirler. "Size su verilirse alın, eger o verilmezse cekinin." derler. Allah birini fitneye carptırmak isterse sen onun icin Allah karsısında hicbir sey yapamazsın. Bunlar o kisilerdir ki, Allah kalplerini temizlemek istemiyor. Dunyada bir rezillik vardır onlar icin; ahirette de buyuk bir azap var onlara

[42] Yalana iyice kulak verirler, haramı tıka-basa yerler. Sana geldiklerinde, ister aralarında hukum ver, ister onlardan yuz cevir. Eger onlardan yuz cevirirsen sana hicbir sekilde zarar veremezler. Ama aralarında hukmedersen, adaletle hukmet. Allah, adaletle hukmedenleri/adaleti ayakta tutanları sever

[43] Icinde Allah´ın hukmu bulunan Tevrat yanlarında iken, nasıl oluyor da senin hakemligine bas vuruyorlar? Daha sonra da verilen hukumden yuz ceviriyorlar. Bunlar inanan kisiler degillerdir

[44] Biz indirdik Tevrat´ı, biz. Iyiye ve guzele kılavuz var onda, ısık var. Allah´a teslim olmus peygamberler, Yahudilere onunla hakemlik yaparlardı. Kendini Rabb´e adayanlarla ilim ve hikmette derinlesmis olanlar da Allah´ın Kitabı´ndan korumakla gorevli olduklarıyla hukmederlerdi. Zaten onlar Allah´ın Kitabı´na tanıklardı. Artık insanlardan korkmayın, benden korkun da ayetlerimi basit bir ucret karsılıgı satmayın. Allah´ın indirdigi ile hukmetmeyenler, kafirlerin ta kendileridir

[45] O Kitap´ta onlar uzerine soyle yazmıstık: Cana can, goze goz, buruna burun, kulaga kulak, dise dis... Yaralamalar karsılıgında da kısas. Kim kısası bagıslarsa, bu bagıslaması kendisi icin gunahlara bir perde olur. Allah´ın indirdigiyle hukmetmeyenler zalimlerin ta kendileridir

[46] Ardından o peygamberlerin izleri uzere Meryem oglu Isa´yı gonderdik. Tevrat´tan yanında bulunanı dogruluyordu. Ona Incil´i verdik. Hidayet ve ısık vardı onda. Tevrat´tan yanında olanı tasdikleyici idi. Dogruya ve guzele kılavuzdu, takvaya sarılanlara bir ogut

[47] Incil baglıları Allah´ın onda indirdigiyle hukmetsinler. Allah´ın indirdigiyle hukmetmeyenler sapıkların ta kendileridir

[48] Sana da Kitap´ı hak olarak indirdik. Kitap´tan onun yanında bulunanı tasdikleyici ve onu denetleyip guvenilirligini saglayıcı olarak... O halde onlar arasında Allah´ın indirdigiyle hukmet, Hak´tan sana gelenden uzaklasıp onların keyiflerine uyma. Sizden her biri icin bir yol/seriat ve bir yontem belirledik. Allah dileseydi sizi elbette bir tek ummet yapardı. Ama size vermis olduklarıyla sizi imtihana ceksin diye oyle yapmamıstır. O halde hayırlarda yarısın. Tumunuzun donusu Allah´adır. O size, tartısmıs oldugunuz seylerin esasını bildirecektir

[49] Sen de aralarında, Allah´ın indirdigiyle hukmet. Onların keyiflerine uyma. Dikkat et de Allah´ın sana indirdiginin bir kısmından seni uzaklastırıp fitneye dusurmesinler. Eger yuz cevirirlerse bil ki, Allah onları bazı gunahları yuzunden belaya carptırmak istiyor. Zaten insanların bircokları dogru yoldan iyice sapmıs bulunuyorlar

[50] Yoksa cahiliye devrinin hukmunu mu arıyorlar? Gercegi gorebilen bir toplum icin, Allah´tan daha guzel hukum veren kim vardır

[51] Ey iman edenler! Yahudileri ve Hıristiyanları gonul dostları edinmeyin. Onlar birbirlerinin gonul dostlarıdır. Sizden kim onları gonul dostu edinirse o, onlardandır. Allah, zalimler toplumunu dogruya ve guzele kılavuzlamaz

[52] Kalplerinde hastalık olanların, "Basımıza bir felaket gelmesinden korkuyoruz." diyerek onların icine daldıklarını gorursun. Olabilir ki Allah, bir fetih yahut katından bir buyruk getirir de bunu yapanlar, benliklerinde sakladıkları seye pismanlık duyar hale gelirler

[53] Iman edenler derler ki: "Sunlar mıdır o tum gucleriyle sizinle beraber olduklarına yemin edenler?" Butun amelleri bosa cıkmıstır da husrana ugrayanlardan oluvermislerdir

[54] Ey inananlar! Icinizden kim dininden donerse sunu bilsin: Allah, yakında, kendilerini sevdigi ve kendisini seven, muminlere karsı boynu bukuk, kafirlere karsı bası dik bir topluluk getirecektir. Bunlar Allah yolunda tum gayretleriyle didinirler, hicbir kınayanın kınamasından korkmazlar. Bu, Allah´ın, diledigine yonelttigi bir lutuftur. Allah, yaratılısı ve yarattıklarını genisletir, her seyi bilir

[55] Sizin gonul dostunuz Allah´tır, O´nun resuludur, bir de ruku eder bir halde namazı/duayı yerine getirip, zekatı vererek iman edenlerdir

[56] Allah´ı, O´nun resulunu ve iman edenleri dost edinen/Allah´tan, O´nun resulunden ve iman edenlerden yuz ceviren bilsin ki, galip gelecek olanlar Allah´ın taraftarlarıdır

[57] Ey iman edenler! Sizden once kitap verilenlerden ve kufre sapanlardan, dininizi oyun ve eglence edinenleri dost tutmayın. Eger inanıyorsanız Allah´tan sakının

[58] Namaza/duaya cagırdıgınızda onu oyun ve eglence edindiler. Boyle yaptılar; cunku onlar akıllarını isletmeyen bir topluluktur

[59] De ki: "Ey Ehlikitap! Sadece sunun icin bizden hoslanmıyorsunuz: Allah´a, bize indirilene, daha once indirilene inanmısız. Dogrusu su ki, sizin cogunuz yoldan sapmıs olanlardır

[60] De ki: "Allah katında ceza olarak bundan daha kotusunu size bildireyim mi? Allah´ın lanetledigi, uzerine gazap indirdigidir o. Allah boylelerinden maymunlar, domuzlar ve tagut usakları yapmıstır. Iste bunlardır yer bakımından daha kotu, yolun denge noktasını kaybetme bakımından daha saskın olanlar

[61] Size geldiklerinde "Inandık!" derler. Gercekte ise kufurle girmis, yine onunla cıkmıslardır. Neler saklıyor olduklarını Allah daha iyi bilir

[62] Onların bircogunun gunahta, dusmanlıkta, haram yemede yarıstıklarını gorursun. Ne kotudur o yapmakta oldukları

[63] Ruhbanları ve hahamları onları, gunah olusturan sozlerinden, haram yemekten alıkoysalardı olmaz mıydı? Ne kotudur onların sınaat/teknoloji olarak uretmekte oldukları

[64] Yahudiler dediler ki: "Allah´ın eli baglıdır." Kendi elleri baglandı/elleri baglanasıcalar! Soylemis oldukları yuzunden lanetlendiler. Soylediklerinin aksine, Allah´ın iki eli de alabildigine acıktır; diledigi gibi bagısta bulunur. Inan olsun ki, Rabbinden sana indirilen, kufur ve taskınlık yonunden onları iyice azdıracaktır. Onların arasına, ta kıyamet gunune kadar dusmanlık ve nefret atmısızdır. Ne zaman savas icin bir ates yaksalar, Allah onu sondurur de onlar yeryuzunde yine bozgunculuga kosarlar. Ama Allah, bozguncuları sevmez

[65] Eger Ehlikitap, iman edip korunsaydı, onların kotuluklerini mutlaka orter ve kendilerini bol nimetli cennetlere mutlaka sokardık

[66] Eger onlar Tevrat´ı, Incil´i ve kendilerine indirilmis olanı gerektigi sekilde uygulasalardı elbetteki hem ustlerinden hem ayaklarının altından rızıklanacaklardı. Iclerinde orta yolu izleyen bir topluluk var. Ama onların cogunlugunun yapmakta oldugu ne kadar da kotu

[67] Ey resul! Rabbinden sana indirileni teblig et. Eger bunu yapmazsan onun verdigi peygamberlik gorevini yerine getirmemis olursun. Allah seni insanlardan korur. Allah, kufre batmıs topluluga kılavuzluk etmez

[68] De ki: "Ey Ehlikitap! Siz, Tevrat´ı, Incil´i ve Rabbinizden size indirileni tam uygulamadıkca hicbir sey degilsiniz." Rabbinden sana indirilen, onlardan bircogunun kufur ve azgınlıgını elbette artıracaktır. Kufre batan topluluk icin tasalanma artık

[69] Su bir gercek ki, iman edenler, Yahudiler, Sabiiler ve Hıristiyanlardan Allah´a ve ahiret gunune inanıp hayra ve barısa yonelik is yapanlar icin korku yoktur. Tasalanmayacaklardır onlar

[70] Yemin olsun ki biz, Israilogullarının kesin sozlerini almıs da onlara resuller gondermistik. Ne zaman bir resul onlara nefislerinin hoslanmadıgı birseyi getirdiyse bir kısmını yalanladılar; bir kısmını da olduruyorlardı

[71] Bir fitne kopmayacak sandılar. Kor oldular, sagır kesildiler. Derken Allah tovbelerini kabul etti. Sonra yine bircokları korlestiler, sagırlastılar. Allah, onların yaptıklarını ayan-beyan gorur

[72] Yemin olsun ki, "Allah, Meryem´in oglu Mesih´in ta kendisidir!" diyenler kufre batmıslardır. Mesih soyle demisti: "Ey Israilogulları, hem sizin Rabbiniz hem de benim Rabbim olan Allah´a kulluk/ibadet edin! Gercek olan su ki, Allah´a ortak kosana Allah, cenneti haram kılmıstır. Varacagı yer atestir onun. Zalimlerin yardımcıları olmayacaktır

[73] Yemin olsun ki, "Allah, ucun ucuncusudur!" diyenler de kufre batmıstır. Bir tek Tanrı dısında hicbir ilah yoktur. Bu soyleyegeldiklerine son vermezlerse, onların kufre sapanlarına korkunc bir azap mutlaka gelip catacaktır

[74] Hala Allah´a yonelip tovbe ederek ondan af dilemiyorlar mı? Allah Gafur´dur, Rahim´dir

[75] Meryem´in oglu Mesih, bir resulden baskası degildir. Ondan once de resuller gelip gecmistir. Onun annesi de ozu-sozu dogru biriydi. Ikisi de yemek yerlerdi. Bak nasıl acıklıyoruz onlara ayetleri! Sonra bak, nasıl gerisin geri cevriliyorlar

[76] Soyle onlara: "Allah´ın yanında bir de, size zarar yahut yarar saglama gucu olmayan seylere mi kolelik/kulluk ediyorsunuz? Allah, en iyi duyan, en iyi bilenin ta kendisidir

[77] De ki: "Ey Ehlikitap! Dininizde azgınlık edip hak dısına cıkarak asırılıga gitmeyin. Daha once sapmıs, bircogunu saptırmıs ve yolun denge noktasından uzaga dusmus bir toplulugun keyiflerine uymayın

[78] Israilogullarının kufre sapanları, Meryem´in oglu Isa´nın ve Davud´un diliyle lanetlendiler. Bu boyledir; cunku onlar sınır tanımazlık, haksızlık, dusmanlık ediyorlardı

[79] Isledikleri kotulukten birbirlerini sakındırmıyorlardı. Ne kotu seydi yapmayı surdurdukleri

[80] Onlardan bircogunun, kufre sapanlarla dostluk kurduklarını gorursun. Oz benliklerinin onlar icin hazırlayıp sundugu sey gercekten cok kotu! Allah, uzerlerine gazap indirmistir. Azap icinde de onlar surekli kalacaklardır

[81] Eger Allah´a, peygambere ve ona indirilene inanmıs olsalardı, kufre sapanları dostlar edinmezlerdi. Ama onların cokları yoldan sapmıslardır

[82] Su tartısılmaz bir gercektir ki, insanların iman edenlere en siddetli dusmanlık duyanlarını, Yahudilerle sirke batanlar bulursun. Su da tartısılmaz bir gercektir ki, insanların iman edenlere sevgide en yakın olanlarını "Biz Hıristiyanlarız" diyenler bulursun. Bu boyledir. Cunku o Hıristiyanlar icinde derin arastırmalar yapan kesisler, kendini Allah´a adamıs rahipler vardır. Ve onlar, kibre sapmazlar

[83] Resule indirileni dinlediklerinde farkına vardıkları gercekten dolayı gozlerinin yasla dolup tastıgını gorursun. Soyle derler: "Ey Rabbimiz, iman ettik. Artık bizi de gercegin tanıklarıyla birlikte kaydet

[84] Rabbimizin bizi barısseverler arasına koymasını umup dururken, Allah´a ve Hak´tan bize gelene neden inanmayacakmısız

[85] Boyle soyledikleri icin Allah onları, altlarından ırmaklar akan cennetlerle lutuflandırdı. Surekli kalıcıdırlar orada. Iste budur guzel davrananların odulu

[86] Kufre sapıp ayetlerimizi yalanlayanlar da cehennemin dostlarıdır

[87] Ey iman sahipleri! Allah´ın size helal kıldıgı seylerin temiz ve guzel olanlarını haramlastırmayın; azıp sınırı asmayın; Allah azıp sınırı asanları sevmez

[88] Allah´ın size helal ve temiz olarak verdigi rızıklardan yiyin. Kendisine iman ettiginiz Allah´tan sakının

[89] Allah sizi yeminlerinizdeki bos lakırdıdan oturu hesaba cekmez, ama bilincli olarak gerceklestirdiginiz yeminlerden sizi sorumlu tutar. Boyle bir yeminin keffareti, ailenize yedirmekte oldugunuzun orta derecesinden on yoksulu doyurmak, yahut onları giydimek, yahut da ozgurlugunden yoksun kalmıs bir benligi ozgurlugune kavusturmaktır. Bunlara imkan bulamayan uc gun oruc tutar. Yemin ettiginizde yeminlerinizin keffareti iste budur. Yeminlerinizi koruyun. Allah size ayetlerini boyle acıklar ki sukredebilesiniz

[90] Ey iman edenler! Uyusturucu/sarap, kumar, tapılmak icin dikilen taslar, fal okları seytan isi birer pisliktik; bunlardan uzak durun ki kurtulusa eresiniz

[91] Seytan; uyusturucu ve kumara sokularak aranıza dusmanlık ve siddetli nefret yerlestirip sizi Allah´ı anmaktan, namazdan/duadan geri cevirmek ister. Artık son veriyorsunuz degil mi

[92] Allah´a itaat edin, resule itaat edin, sakının. Eger yuz cevirirseniz sunu bilin: Bizim resulumuze dusen sadece apacık bir tebligdir

[93] Iman edip hayra ve barısa yonelik isler yapanlara; bundan boyle korunup iman ederek iyi isler yaptıkları, sonra takvaya sarılıp imanda kemale erdikleri, sonra bir mertebe daha korunup guzellikler sergiledikleri takdirde, daha once tatmıs olduklarından oturu hicbir gunah yoktur. Allah, guzel dusunup guzel davrananları sever

[94] Ey iman sahipleri! Allah sizi, ellerinizin ve mızraklarınızın erisecegi av turunden bir seyle mutlaka deneyecektir ki, gozun fark edemedigi alanlarda O´ndan kim korkuyor bilsin. Bundan sonra azıp sınırı cigneyen icin korkunc bir azap olacaktır

[95] Ey iman sahipleri! Ihramda oldugunuz zaman av oldurmeyin. Sizden kim kasten onu oldururse cezası sudur: Oldurdugu hayvana denk deve-sıgır, davar cinsinden, Kabe´ye varacak kurbanlık bir hediye ki, icinizden adalet sahibi iki kisi belirleyecektir. Yahut yoksullara yedirme seklinde bir keffaret, yahut buna denk oruc. Taki yaptıgının vebalini tatsın. Allah, gecmisi affetmistir. Kim bir daha yaparsa, Allah ondan oc alacaktır. Allah cok gucludur, oc alıcıdır

[96] Hem size hem de yolculara bir gecimlik olarak, deniz avı yapmak ve onu yemek size helal kılındı. Fakat ihramlı oldugunuz surece karada avlanmak size haram edilmistir. Huzurunda hasredileceginiz Allah´tan korkun

[97] Allah Kabe´yi, o saygıya layık evi, o saygıya layık "ay"ı, o kurbanlık hediyeleri ve gerdanlıkları insanlar icin bir dayanak, bir ayaga kalkıs aracı kıldı. Boyle yaptı ki, Allah´ın goklerde olanı da yerde olanı da bildigini, Allah´ın her seyi bilici oldugunu siz de bilesiniz

[98] Bilin ki Allah, azap ettiginde cok siddetli eder. Allah; Gafur´dur, Rahim´dir

[99] Resule dusen, tebligden baska bir sey degildir. Allah sizin acıga vurduklarınızı da gizlediklerinizi de bilir

[100] De ki: "Pisin coklugu seni hayrete dusurse de pisle temiz bir olmaz. O halde, ey akıl ve gonul sahipleri! Allah´tan korkun ki kurtulusa erebilesiniz

[101] Ey iman sahipleri! Size acıklandıgında canınızı sıkacak seylerle ilgili soru sormayın. Kur´an indirilmekte iken onları sorarsanız size acıklanır. Allah onlardan vazgecmistir. Allah Gafur´dur, Halim´dir

[102] Sizden onceki bir toplum da onları sormustu; sonra tutup hepsini inkar ettiler

[103] Allah ne bahire yapmıstır ne saibe ne vasile ne de ham. Ne var ki kufre sapanlar yalan uydurarak Allah´a iftira ediyorlar ve cokları da akıl erdiremiyorlar

[104] Onlara, Allah´ın indirdigine ve resule gelin dendiginde soyle derler: "Atalarımızı uzerinde buldugumuz sey bize yeter." Peki, ataları hicbir sey bilmiyor, dogru yolu bulamıyor idiyseler de mi

[105] Ey iman edenler! Siz, kendinizi duzeltmeye bakın. Siz, dogru yolda oldukca sapmıs olan size zarar veremez. Tumunuzun donusu Allah´adır. O size neler yapıyor oldugunuzu haber verecektir

[106] Ey iman edenler! Herhangi birinize olum gelip cattıgında, vasiyet zamanı aranızdaki tanıklık soyle olsun: Kendinizden adalet sahibi iki kisi yahut yolculuk etmekte iken olum musibeti basınıza geldiyse sizin dısınızdan iki kisi. Bunları namazdan/duadan sonra alıkoyarsınız; kuskulanırsanız soyle yemin etsinler: "Vallahi, yakınlarımız da olsa yeminimizi hicbir ucret karsılıgı satmayacagız, Allah´ın tanıklıgını saklamayacagız. Cunku boyle yaparsak mutlaka gunahkarlardan oluruz

[107] Eger onların bir gunah isledikleri kesinlikle anlasılırsa o zaman, tercih edilmis olan bu ikisinin yerine bunların aleyhinde bulundukları taraftan iki kisi gecerek soyle yemin edeceklerdir: "Allah sahit olsun ki, bizim tanıklıgımız, onların tanıklıgından daha dogrudur. Biz hicbir haksızlık yapmadık. Aksi halde mutlaka zalimlerden olurduk

[108] Iste bu yol, tanıklıgı geregince yerine getirmelerine, yemin etmelerinden sonra yeminlerinin reddedileceginden korkmalarına en yarayıslı olandır. Allah´tan sakının ve soylenene kulak verin. Allah, sapıklar toplulugunu dogruya ve guzele kılavuzlamaz

[109] Allah, resulleri bir araya getirecegi gun soyle der: "Size ne cevap verildi?" Soyle derler: "Hicbir bilgimiz yok. Gaybları en iyi bicimde bilen sensin, sen

[110] Hani, Allah soyle demisti: "Ey Meryem´in oglu Isa! Senin ve annenin uzerindeki nimetimi hatırla. Seni Ruhulkudus´le desteklemistim, besikte iken ve erginlik cagında insanlarla konusuyordun. Sana Kitap´ı, hikmeti, Tevrat´ı, Incil´i ogretmistim. Benim iznimle camurdan kus gorunumunde bir sey yaratıyor, icine ufluyordun da o benim iznimle kus oluyordu. Dogustan koru, abrası benim iznimle iyilestiriyordun. Benim iznimle oluleri cıkarıyordun. Israilogullarını senden uzak tutmustum. Hani, sen onlara acık-secik ayetleri getirdiginde, kufre sapanları soyle deyivermisti: "Acık bir buyuden baska bir sey degil bu

[111] Havarilere sunu vahyetmistim: "Bana ve resulume iman edin." Soyle demislerdi: "Iman ettik, sen de tanık ol ki biz, muslumanlarız/Allah´a teslim olanlarız

[112] Havariler demislerdi ki: "Ey Meryem´in oglu Isa! Rabbin bize gokten bir sofra indirebilir mi?" Isa dedi ki: "Eger muminlerseniz Allah´tan sakının

[113] Dediler: "Istiyoruz ki ondan yiyelim, gonullerimiz tatmin bulsun, senin bize dogruyu soyledigini bilelim ve buna tanıklık edenlerden olalım

[114] Meryem oglu Isa soyle yakardı: "Allahım, ey Rabbimiz! Uzerimize gokten bir sofra indir de bizim hem oncekilerimize hem sonrakilerimize bir bayram olsun, senden bir mucize olsun. Rızıklandır bizi! Rızık verenlerin en hayırlısı sensin

[115] Allah dedi ki: "Ben onu uzerinize indirecegim. Ama bundan sonra kufre sapanınıza oyle bir azapla azap edecegim ki, alemlerden hic kimseye boyle bir azap yapmamısım

[116] Allah sunu da soyledi: "Ey Meryem oglu Isa! Allah´ın yanında beni ve annemi de iki tanrı olarak kabul edin diye insanlara sen mi soyledin?" Isa dedi: "Hasa! Tespih ederim seni. Hakkım olmayan bir seyi soylemek benim haddime degildir. Eger onu soylemissem sen onu elbette bilirsin. Sen benim icimde olanı bilirsin ama ben senin zatında olanı bilmem. Cunku sen, evet sen, gaybları cok iyi bilensin

[117] Onlara, senin bana emrettigin su sozden baska bir sey soylemedim: ´Benim Rabbim ve sizin de Rabbiniz olan Allah´a kulluk edin.´ Iclerinde oldugum surece uzerlerine tanıktım. Sen beni vefat ettirince uzerlerine yalnız sen gozetleyici oldun. Ve sen zaten her sey uzerinde bir Sehidsin, bir tanıksın

[118] Onlara azap edersen, onlar senin kullarındır. Ama onları bagıslarsan hic kuskusuz, sen tum gucun sahibi, tum hikmetlerin sahibisin

[119] Allah buyurdu: "Ozu-sozu dogru olanlara, dogruluklarının yarar saglayacagı gun budur. Altlarından ırmaklar akan cennetler var onlar icin. Surekli kalacaklardır orada." Allah onlardan razı olmustur, onlar da Allah´tan razı olmuslardır. Iste budur buyuk kurtulus

[120] Goklerin, yerin ve bunlarda bulunanların mulku/yonetimi Allah´ındır. O´nun her seye gucu yeter

En'âm

Surah 6

[1] Hamt Allah´adır! O ki gokleri ve yeri yaratmıs, karanlıklara ve nura vucut vermistir. Sonra, gercegi ortenler bunları Rablerine denk tutuyorlar

[2] Sizi bir balcıktan yaratmıs olan O´dur. Sonra hukum verip bir sure belirlemistir. Belirlenmis baska bir sure de onun katındadır. Butun bunlardan sonra siz hala kuskulanıp duruyorsunuz

[3] O, goklerde de Allah´tır, yerde de. O, sizin ic dunyanızı da bilir, acıga vurduklarınızı da. Neler kazanmakta oldugunuzu da bilir O

[4] Onlara Rablerinin ayetlerinden bir ayet gelir gelmez, ondan hemen yuz ceviriyorlardı

[5] Boylece hakkı, kendilerine geldigi anda yalanladılar. Fakat yakında onlara, alay etmekte oldukları seyin haberleri gelecektir

[6] Kendilerinden once nice yurt ve medeniyeti yerle bir ettigimizi gormediler mi? Biz o yurtlara yeryuzunde size vermedigimiz imkanları vermis, uzerlerine gok bereketini bol bol indirmis, nehirleri altlarından akar hale getirmistik. Derken, onları kendi gunahlarıyla helak ettik ve arkalarından baska bir nesil olusturduk

[7] Eger biz sana parsomen uzerine yazılı bir kitap gondermis olsaydık, onlar da ona elleriyle dokunmus olsalardı, o kufre batmıslar, hic kuskusuz soyle deyivereceklerdi: "Bu, apacık bir buyuden baska sey degildir

[8] Sunu da soylediler: "Bu peygambere bir melek indirilseydi ya!" Eger boyle bir melek indirmis olsaydık is mutlaka bitirilmis olurdu da kendilerine goz bile actırılmazdı

[9] Eger o peygamberi bir melek kılsaydık kuskusuz onu bir er kisi yapacaktık ve icine yuvalandıkları kusku ve karmasayı onların uzerlerine giydirmis olacaktık

[10] Yemin olsun ki, senden onceki resullerle de alay edildi; fakat eglence konusu yaptıkları sey, o maskaralıgı sergileyenleri kıskıvrak sarıverdi

[11] Sunu soyle: Dolasın yeryuzunde de bakın nasıl olmus gercegi yalanlayanların sonu

[12] Sor: "Kimindir gokler ve yer?" Cevap ver: "Allah´ındır." O Allah ki, rahmeti oz benligi uzerine yazmıstır. O sizi, varlıgında hic kusku bulunmayan kıyamet gununde bir araya mutlaka toplayacaktır. Benliklerini husrana yuvarlamıs kisiler var ya, onlar iman etmezler

[13] Gecenin ve gunduzun icinde yer alan her sey O´nundur. O, Semi´dir, her seyi duyar; Alim´dir, her seyi bilir

[14] De ki: "Goklerin ve yerin Fatır´ı olan o yaratıcıdan, o yedirip doyuran ama kendisi yedirilip beslenmeyen Allah´tan baskasını mı veli edineyim?" De ki: "Bana, Islam´ı/Allah´a teslim olmayı secenlerin ilki olmam emredildi." Ve sakın sirke sapanlardan olma

[15] Sunu da soyle: "Rabbime isyan edersem buyuk bir gunun azabından korkarım ben

[16] Kendisinden azap uzaklastırılana o gun rahmet etmistir. Iste acık kurtulus budur

[17] Allah sana bir keder dokundurursa, onu O´ndan baska acacak yoktur. Eger sana bir hayır dokundurursa, O, her sey uzerinde guc sahibidir

[18] Ve kulları uzerinde hukum ve egemenlik sahibi Kaahir´dir O. Tum hikmetlerin kaynagıdır O. Her seyden haberdardır

[19] Sor: "Tanıklık bakımından hangi sey daha buyuktur?" De ki: "Benimle sizin aranızda Allah tanıktır. Bu Kur´an bana vahyolundu ki, onunla sizi ve ulastıgı herkesi uyarayım. Siz gercekten Allah´ın yanında baska ilahların bulunduguna tanıklık ediyor musunuz?" De ki: "Ben buna tanıklık etmiyorum." De ki: "O, sadece tek bir tanrıdır! Ve ben, sizin ortak tuttugunuz seylerden uzagım

[20] O kendilerine kitap verdiklerimiz var ya, onu, oz ogullarını tanıdıkları gibi tanıyıp bilirler. Ama oz benliklerini husrana ugratan bunlar, iman etmezler

[21] Yalan duzerek Allah´a iftira eden yahut O´nun ayetlerini yalanlayandan daha zalim kim vardır? Su da bir gercek ki, zalimler asla kurtulamazlar

[22] Gun olur, onları bir araya toplayıp hasrederiz. Sonra, sirke batanlara sorarız: "Nerededir o bir sey zannedip durdugunuz ortaklarınız

[23] Sonunda sunu soylemekten baska bahaneleri kalmaz: "Rabbimiz Allah´a yemin olsun ki, biz, ortak kosanlar degildik

[24] Bak da gor, nasıl yalan soylediler oz benliklerine karsı! Ve iftira icin kullandıkları seyler, onları bırakıp kayboldu

[25] Iclerinden sana kulak verenler vardır; ama biz onu geregince anlamamaları icin kalplerine kılıflar gecirmis, kulaklarına bir agırlık koymusuzdur. Tum mucizeleri gorseler de onlara inanmazlar. Nihayet sana gelip seninle cekiserek soyle derler kufre sapanlar: "Bu, eskilerin masallarından baska bir sey degildir

[26] Hem ondan alıkoyarlar hem ondan uzaklasırlar. Oz benliklerinden baskasını helak etmiyorlar. Ama farkında degiller

[27] Ah bir gorsen, atesin basında durdurulup da soyle dediklerini: "Ne olurdu, geri gonderilsek, Rabbimizin ayetlerini yalanlamasak ve muminlerden oluversek

[28] Isin dogrusu su: Onceden gizlemekte oldukları karsılarına dikildi. Geri gonderilselerdi yasaklandıkları seyi mutlaka yineleyeceklerdi. Dogrusu, onlar, tam yalancıdırlar

[29] Dediler ki: "Su dunya hayatımızdan baskası yok. Biz diriltilecek de degiliz

[30] Rableri huzurunda durdurulduklarını bir gorsen! Sordu: "Gercek degil miymis bu?" Dediler: "Rabbimize yemin olsun ki, gercekmis." Dedi: "O halde, kufre sapmıs olmanızdan dolayı tadın azabı

[31] Allah´ın huzuruna varmayı yalanlayanlar, gercekten husrana ugramıstır. Sonunda o saat ansızın kendilerine gelip catınca, sırtlarında gunahlarını tasır bir halde soyle demislerdir: "Dunya hayatında dusdugumuz asırılıklardan dolayı vay hasretimize!" Dikkat edin! Ne kotu seylerdir tasıyıp durdukları

[32] Su igreti, basit hayat bir oyun ve eglenceden baska sey degildir. Sakınıp korunanlar icin ahiret yurdu elbette ki daha iyidir. Hala aklınızı isletemeyecek misiniz

[33] Soylediklerinin seni kederlendirdigini cok iyi biliyoruz. Gercek su ki, onlar seni yalanlamıyorlar; o zalimler Allah´ın ayetlerine karsı direnmekteler

[34] Yemin olsun ki, senden once de resuller yalanlanmıs ama yalanlanmalarına, eziyet gormelerine sabretmislerdi. Nihayet yardımımız onlara ulastı. Allah´ın kelimelerini degistirecek hicbir kuvvet yoktur. Yemin olsun, elci olarak gonderilenlerin haberinden bir kısmı sana da gelmistir

[35] Eger yuz cevirip gitmeleri sana agır geldiyse, haydi gucun yetiyorsa, yerin icinde bir delik yahut gokte bir merdiven ara da onlara bir mucize getir. Allah dileseydi onları dogru ve guzelde birlestirirdi. Artık cahillerden olma

[36] Ancak geregince dinleyenler cagrıya cevap verir. Olulere gelince, Allah onları diriltecektir, sonra O´na dondurulecekler

[37] Dediler ki: "Ona Rabbinden bir mucize indirilseydi ya!" De ki: "Kuskusuz, Allah bir mucize indirmeye Kaadir´dir. Fakat cokları bilmiyorlar

[38] Yeryuzunde debelenen hicbir canlı, iki kanadıyla ucan hicbir kus istisna olmamak uzere hepsi sizin gibi ummetlerdir. Biz bu Kitap´ta, herhangi birseyi ne eksik bıraktık ne fazla yaptık. Onlar, sonunda Rableri onunde hasredilirler

[39] Bizim ayetlerimizi yalanlayanlar, karanlıklara gomulmus sagır ve dilsizlerdir. Allah, diledigi/dileyen kisiyi sasırtır, diledigini/dileyeni de dosdogru yol uzerine koyar

[40] De ki: "Bir dusunun bakalım! Allah´ın azabı yakanıza yapıssa yahut o saat gelip catsa, Allah´tan baskasına mı yakarırsınız? Dogru sozlu iseniz soyleyin

[41] Hayır, yalnız O´na yakarırsınız da O dilerse yakındıgınız belayı uzaklastırır. Ve siz, ortak kostuklarınızı unutuverirsiniz

[42] Andolsun ki, senden once de ummetlere elciler gondermistik. O ummetleri, bize yaklasıp sıgınsınlar diye zorluklar ve darlıklarla yakalamıstık

[43] Zorlugumuz kendilerine gelip cattıgında bir sıgınabilselerdi! Ne yazık ki kalpleri katılastı; seytan, yapmakta olduklarını onlara suslu-puslu gosterdi

[44] Ogutlenmeye cagırıldıkları seyi unutunca, her seyin kapılarını uzerlerine acıverdik. Nihayet, kendilerine verilenle sevinc sımarıklıgına daldıkları bir sırada, ansızın onları yakaladık. Tum umitlerini bir anda yitirdiler

[45] Boylece, zulme saplanan toplulugun koku kesilmisti; hamt olsun alemlerin Rabbi´ne

[46] De ki: "Dusunun bakalım; Allah, isitme gucunuzu, gozlerinizi alsa, kalpleriniz uzerine muhur bassa, Allah´tan baska hangi ilah onları size geri verecek?" Bak nasıl turlu turlu acıklıyoruz ayetleri, yine de yuz ceviriyorlar

[47] Sunu da soyle: "Dusunun bakalım; Allah´ın azabı size ansızın, acıktan geliverse, zalimler toplulugundan baskası mı helak edilecek

[48] Biz o gonderilen elcileri, mujdeciler ve uyarıcılar olmaktan ote bir sey icin gondermiyoruz. Iman edip hayrı ve barısı yerlestirenlere korku yoktur. Tasalanmayacaklardır onlar

[49] Ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, fenalıga bulasmaları yuzunden kendilerine azap dokunacaktır

[50] Onlara sunu soyle: "Ben size Allah´ın hazineleri yanımdadır demiyorum. Gaybı da bilmem ben! Size ben bir melegim de demiyorum. Yalnız bana vahyedilene uyarım ben!" Sor onlara: "Korle goren bir olur mu? Hala dusunmuyor musunuz

[51] Rablerinin huzurunda hasredileceklerinden korkanları, o vahiy ile uyar ki korunabilsinler. Onların O´ndan baska ne bir dostu vardır ne de sefaatcısı

[52] Sabah aksam, yuzunu isteyerek Rablerine yalvarıp yakaranları kovma! Onların hesabından bir sey sana ait olmadıgı gibi, senin hesabından bir sey de onlara ait degildir. O halde onları kovarsan zalimlerden olursun

[53] Biz boylece onların bir kısmını diger bir kısmıyla imtihana cektik ki, sunu soylesinler: "Allah aramızdan sunlara mı lutufta bulundu?" Allah sukredenleri daha iyi bilmiyor mu

[54] Ayetlerimize iman edenler sana geldiginde soyle soyle: "Selam size! Rabbiniz, benligi uzerine rahmeti yazmıstır. Icinizden her kim bilgisizlikle bir kotuluk isler de ardından tovbe edip halini duzeltirse, hic kuskusuz, Allah cok affedici, cok merhametlidir

[55] Iste biz, ayetlerimizi bu sekilde ayrıntılı kılıyoruz ki, gunaha sapmısların yolu acık-secik ortaya cıksın/gunaha sapmısların yolunu acık-secik goresin

[56] De ki: "Ben, Allah´ı bırakıp da yakardıklarınıza kulluk etmekten yasaklandım!" De ki: "Sizin keyiflerinize uymam! Cunku bunu yaparsam sapıtmıs olurum, dogruyu ve guzeli bulanlardan olmam

[57] De ki: "Ben Rabbimden gelen bir beyyine uzerindeyim. Ama siz onu yalanladınız. Acele istediginiz sey benim yanımda degil. Hukum yalnız ve yalnız Allah´ındır. Hakkı o anlatır. Ayırt edip cozum getirenlerin en hayırlısı O´dur

[58] Sunu da soyle: "Acele istediginiz sey benim yanımda olsaydı, benimle sizin aranızdaki is coktan bitirilmis olurdu. Zalimleri, Allah daha iyi bilir

[59] Gaybın anahtarları O´nun yanındadır; onları O´ndan baskası bilmez. O, karada ve denizde olanı da bilir. O´nun bilgisi dısında bir yaprak bile dusmez. Topragın karanlıklarındaki bir dane, yas ve kuru her sey apacık bir Kitap´ın icindedir

[60] O, odur ki, geceleyin sizi oldurur. Gun boyunca neler yapıp neler kazandıgınızı bilir. Sonra, belirlenmis sure isletilip tamamlansın diye, gun icinde sizi diriltir. Nihayet O´nadır donusunuz. Sonra, yapıp ettiklerinizi size haber verecektir

[61] Kulları uzerinde egemenlik sahibi Kaahir´dir O. Uzerinize koruyucular gonderir. Nihayet olum birinize geldiginde, elcilerimiz onu vefat ettirirler. Ne vaktinden once is yaparlar onlar ne de vaktinden sonra

[62] Nihayet onlar gercek Mevla´ları olan Allah´a goturulurler. Gozunuzu acın! Hukum yalnız O´nundur. Ve hesap gorenlerin en suratlisi de O´dur

[63] Sunu sor: "Bizi bu durumdan kurtarırsa andolsun sukredenlerden olacagız´ diye boyun bukup urpererek O´na yakardıgınızda, karanın ve denizin karanlıklarından sizi kim kurtarıyor

[64] De ki: "Ondan da tum sıkıntılardan da sizi Allah kurtarıyor; sonra siz O´na ortak kosuyorsunuz

[65] De ki: "O size, ustunuzden yahut ayaklarınızın altından bir azap gondermeye yahut sizi fırka fırka birbirinize dusurerek/fırkalara bolup icinden cıkılmaz durumlara dusurerek/fırkaları elbise gibi size giydirerek kiminizin siddetini kiminize tattırmaya Kaadir´dir." Bak nasıl sıralıyoruz ayetleri, iyice kavrayabilsinler diye

[66] O, hak oldugu halde senin toplumun onu yalanladı. De ki: "Ben size vekil degilim

[67] Her haberin gerceklesecegi bir zaman/mekan vardır. Yakında bileceksiniz

[68] Ayetlerimiz hakkında lakırdıya dalanları gordugunde, onlar baska bir soze dalıncaya degin onlardan yuz cevir. Eger seytan sana unutturursa, hatırladıktan sonra o zalimler toplulugu ile oturma

[69] Allah´tan korkanlara onların hesabından bir sey yoktur ama yine de bir hatırlatma olmalı. Belki sakınırlar

[70] Dinlerini oyun ve eglence haline getirmis, dunya hayatı kendilerini aldatmıs olanları bırak da o Kur´an ile sunu hatırlat: Bir kisi, kendi elinin uretip kazandıgına teslim edilirse onun, Allah dısında ne bir dostu kalır ne de sefaatcısı. Her turlu fidyeyi verse de ondan kabul edilmez. Iste bunlar, kazandıklarına teslim edilmislerdir. Nankorluk ettiklerinden oturu onlar icin kaynar sudan bir icki ve korkunc bir azap vardır

[71] De ki: "Allah´ın berisinden, bize yarar da zarar da veremeyecek seylere mi yakaralım? Allah bize kılavuzluk ettikten sonra okcelerimiz ustune geri mi dondurulelim? O kisi gibi, seytanlar kendisini ayartıp yeryuzunde saskın dolasır hale getirmislerdir. Oysaki onun, "Bize gel!" diye dogruya ve guzele cagıran arkadasları vardır." De ki: "Allah´ın kılavuzlugudur gercek kılavuzluk. Alemlerin Rabbi Allah´a teslim olmakla emrolunduk biz

[72] Ve "Namazı kılın/duayı yerine getirin, O´ndan sakının!" diye emrolunduk. Huzurunda hasrolunacagınız O´dur

[73] Gokleri ve yeri hak olarak yaratan da O´dur. "Ol!" dedigi gun, hemen oluverir. Sozu haktır O´nun. Sura uflenecegi gun de mulk/yonetim O´nundur. Alim´dir, gorunmeyeni de goruneni de bilen O´dur. O´dur Hakim, O´dur Habir

[74] Ibrahim, babası Azer´e soyle demisti: "Putları tanrılar mı ediniyorsun? Seni de toplumunu da acık bir sapıklık icinde goruyorum

[75] Boylece biz Ibrahim´e goklerin ve yerin melekutunu gosteriyorduk ki, gercegi gorup bilerek inananlardan olsun

[76] Gece onun ustunu ortunce bir yıldız gordu de "Iste Rabbim bu!" dedi. Yıldız battıgında ise "Batıp gidenleri sevmem!" diye konustu

[77] Ay´ı dogar halde gorunce, "Rabbim bu!" dedi. O batınca da soyle konustu: "Eger Rabbim bana kılavuzluk etmeseydi sapıtan topluluktan olurdum

[78] Nihayet Gunes´in dogmakta oldugunu gordugunde, "Benim Rabbim bu, bu daha buyuk!" dedi. O da batıp gidince soyle seslendi: "Ortak kostugunuz seylerden uzagım ben

[79] Ben bir hanif olarak yuzumu gokleri ve yeri yaratana dondurdum. Musriklerden degilim ben

[80] Toplumu ona karsı cıkıp kanıt getirmeye kalkıstı. O dedi ki: "Allah hakkında benimle cekisiyor musunuz? Beni dogru yola O iletti. O´na ortak kostugunuz seylerden korkmam. Rabbimin diledigi dısında hicbir sey olmaz. Rabbim bilgice herseyi cepecevre kusatmıstır. Hala ogut almayacak mısınız

[81] Hem siz, hakkında size hicbir kanıt indirmedigi seyleri Allah´a ortak kostugunuz halde korkmuyorsunuz da ben, ortak tuttugunuz seylerden nasıl korkarım!" Simdi, eger biliyorsanız, iki gruptan hangisi guvende olmaya/guvenilmeye daha layıktır

[82] Iman edip de imanlarını herhangi bir zulumle kirletmeyenler var ya, guvende olma/guvenilir olma iste onların hakkıdır; dogruyu ve guzeli yakalayanlar da onlardır

[83] Iste bunlar, kavmine karsı Ibrahim´e verdigimiz kanıtlardır. Dilediklerimizi derece derece yukseltiriz. Senin Rabbin Hakim´dir, Alim´dir

[84] Biz ona Ishak´ı ve Yakub´u hediye ettik. Hepsini dogruya ve guzele kılavuzladık. Daha once Nuh´a ve onun soyundan olan Davud´a, Suleyman´a, Eyyub´e, Yusuf´a, Musa´ya, Harun´a da kılavuzluk etmistik. Guzel dusunup guzel davrananları boyle odullendiririz biz

[85] Zekeriyya, Yahya, Isa ve Ilyas... Hepsi iyilik ve barıs icin calısanlardandı

[86] Ismail, Elyesa´, Yunus ve Lut... Hepsini alemlere ustun kıldık

[87] Atalarından, soylarından, kardeslerinden bir kısmını da... Onları sectik ve onları dosdogru bir yola kılavuzladık

[88] Allah´ın yol gostermesidir bu. Kullarından diledigini bununla iletir iyiye ve guzele. Eger onlar sirke bulassalardı yapıp ettikleri kendilerine yararsız hale gelirdi

[89] Iste bunlardır kendilerine kitap, hukmetme gucu ve peygamberlik verdiklerimiz. Simdi su insanlar butun bunları inkar ederlerse biz, bunları inkar etmeyecek bir toplulugu onlara vekil ederiz

[90] Iste boyleleri, Allah´ın yol gosterdigi kimselerdir. Sen de onların yolunu izle ve soyle soyle: "Ben su yaptıgıma karsılık sizden bir ucret istemiyorum. O sadece alemlere bir oguttur

[91] Allah´ı, kadrine/sanına yarasır sekilde tanıyamadılar. Cunku, "Allah, insana hicbir sey vahyetmemistir." dediler. De ki "Musa´nın insanlara bir ısık, bir kılavuz olarak getirdigi kitabı kim indirdi? Siz o kitabı birtakım parsomenler yapıp ortaya suruyorsunuz, bircogunu da saklıyorsunuz. Size, sizin de atalarınızın da bilmedigi seyler ogretildi." "Allah!" de, sonra bırak onları saplandıkları batakta oynayadursunlar

[92] Bu da bizim, kentlerin/medeniyetlerin anasını uyarman icin indirdigimiz bir kitap. Kutsal-bereketli, kendinden oncekini dogrulayıcı. Ahirete inananlar, ona da inanırlar ve onlar namazlarına/dualarına devam ederler

[93] Yalan duzup Allah´a iftira eden veya kendine bir sey vahyedilmedigi halde "Bana vahyedildi" diyen kisi ile, "Allah´ın ayet indirdigi gibi ben de indirecegim" diyen kimseden daha zalim kim vardır! Bir gorsen o zalimleri olum dalgaları icindeyken. Melekler ellerini uzatmıs, "Cıkarın canlarınızı!" diye! Bugun zillet azabıyla cezalandırılacaksınız; cunku Allah´a karsı gercek dısı seyler soyluyorsunuz ve cunku O´nun ayetlerine karsı buyukluk taslıyordunuz

[94] Yemin olsun, sizi ilk yarattıgımızdaki gibi yapayalnız/teker teker bize geldiniz. Size verip hayaline daldırdıgımız seyleri de sırtlarınızın arkasında bıraktınız. Sizinle ilgili hususlarda ortaklar olduklarını sandıgınız sefaatcılarınızı da yanınızda gormuyorsunuz. Yemin olsun, koptu aranızdaki tum baglar ve uzaklasıp kayboldu yanınızdan o bir sey sandıklarınız

[95] Hic kuskusuz, Allah´tır Falık olan/daneyi yaran, cekirdegi patlatan. Oluden diri cıkarır O; diriden oluyu cıkaran da O´dur! Iste budur Allah! Peki nasıl ters bir yone cevriliyorsunuz

[96] Safagı yarıp sabahı ortaya cıkaran/Falık O´dur! Geceyi dinlenme zamanı yaptı; Gunes´i ve Ay´ı hesap aracı. Iste budur olculendirmesi o Aziz´in, o Alim´in

[97] Karanın ve denizin karanlıklarında, kendileriyle yol bulmanız icin yıldızları hizmetinize veren O´dur! Bilgiden nasipli bir topluluk icin ayetleri gercekten ayrıntılı kılmısızdır

[98] Sizi bir tek canlıdan vucuda getiren O´dur! Bu olusumda bir karar kılma yeri var, bir de emanet olarak kalma yeri. Iyice arastırıp kavrayan bir topluluk icin ayetleri biz tam bir bicimde ayrıntılı kıldık

[99] Size gokten su indiren de O´dur! Biz o suyla her seyin bitkisini cıkardık. Ondan da bir yesillik cıkardık. O yesillikten birbiri uzerine binmis daneler cıkardık. Hurma agacının da tomurcugundan sarkan salkımlar, uzumlerden baglar, zeytin, nar cıkardık. Birbirine benzeyeni var, benzemeyeni var. Meyve verdiginde ve meyveler olgunlastıgında bir bakın onun urunune! Bu size gosterilenlerde, iman eden bir topluluk icin, cok ibret vardır

[100] Allah´a bir de cinleri/gozle gorulmeyen yaratıkları ortak kostular. Oysaki, onları O yaratmıstır. Bilgisizce O´na ogullar ve kızlar isnat etme sacmalıgını gosterdiler. Sanı yucedir O´nun! Onların nitelemelerinin otesindedir O

[101] Gokleri ve yeri yaratıp donatan Bedi´ O´dur! Nasıl cocugu olur O´nun, kendisinin bir esi olmadı ki! Her seyi O yarattı ve her seyi en iyi sekilde bilen de O´dur

[102] Rabbiniz Allah iste budur! Ilah yok O´ndan baska. Her seyin yaratıcısıdır, Haalik´tir O. O´na kulluk/ibadet edin! O her seye Vekil´dir

[103] Gozler onu fark edip kavrayamaz. Oysaki O, gozleri gorur/bilir. O Latif´tir, lutfu cok oldugu halde kendisi gorulemez; Habir´dir, her seyden haberdardır

[104] Gercek su ki, size Rabbinizden gonul gozleri gelmistir. Kim gorurse kendisi yararına, kim korluk ederse kendisi zararına... Ben sizin uzerinize bekci degilim

[105] Ayetleri bu sekilde, cesitli baslıklarla veriyoruz ki, "Sen ders aldın!" desinler, biz de ilimden nasiplenen bir toplum icin onu iyice acıklayalım

[106] Rabbinden sana vahyedilene uy! O´ndan baska ilah yoktur. Musriklerden yuz cevir

[107] Allah dileseydi, sirke batmazlardı. Biz seni onlar uzerine bekci yapmadık. Sen onlara vekil de degilsin

[108] Allah´ın berisinden birilerine niyazda bulunanlara/Allah dısında birileri icin cagrı yapanlara/onların,Allah dısında yakardıklarına sovmeyin. Yoksa onlar da dusmanlıkla ve bilgisizce Allah´a soverler. Biz her ummete yaptıgı isi bu sekilde suslu gosterdik. Sonra hepsinin donusu Rablerinedir. O, onlara, yapmakta olduklarını haber verecektir

[109] Tum yeminleriyle Allah´a yemin ettiler ki, eger kendilerine bir mucize gelirse ona mutlaka inanacaklar. Soyle onlara: "Mucizeler ancak Allah´ın katındadır." Mucize geldiginde de iman etmeyeceklerini anlamıyor musunuz

[110] Biz onların gonullerini ve gozlerini ters ceviririz, ilk seferinde buna iman etmedikleri gibi bırakırız kendilerini de azgınlıkları icinde koru korune bocalar dururlar

[111] Eger biz onlara melekleri indirseydik, oluler kendileriyle konussaydı ve herseyi toplayıp karsılarına dikseydik, Allah´ın dilemesi dısında, yine de inanmazlardı. Ne var ki, cokları cehalet sergiliyorlar

[112] Iste boyle, biz peygambere insan ve cin seytanlarını dusman yaptık. Bunlar aldatmak icin birbirlerine lafın yaldızlısını fısıldarlar. Rabbin dileseydi onu yapamazlardı. Bırak onları, duzdukleri iftiralarla basbasa kalsınlar

[113] Ki ahirete inanmayanların gonulleri ona ısınsın, ondan hoslansınlar, elde ettikleri seylere sahip olmaya devam etsinler

[114] Allah size Kitap´ı ayrıntılı kılınmıs bir halde indirmisken, Allah´ın dısında bir hakem mi arayayım? Kendilerine Kitap verdiklerimiz, onun, Rabbinden hak olarak indirildigini biliyorlar. Sakın kuskuya dusenlerden olma

[115] Rabbinin sozu hem dogruluk hem de adalet bakımından tamamlanmıstır. O´nun sozlerini degistirecek hicbir kuvvet yoktur. En iyi isiten, en iyi bilendir O

[116] Yeryuzundeki insanların cogunluguna uyarsan seni Allah yolundan saptırırlar. Sadece sanıya uyarlar onlar ve sadece sacmalarlar

[117] Kendi yolundan kimin saptıgını en iyi senin Rabbin bilir. Hidayete ermis olanları en iyi bilen de O´dur

[118] O halde, O´nun ayetlerine inanıyorsanız, uzerine Allah´ın adı anılmıs olanlardan yiyin

[119] Size ne oluyor da uzerine Allah´ın adı anılmıs olanlardan yemiyorsunuz? Zorda kalısınız dısında uzerinize haram kıldıgını bizzat kendisi size ayrıntılı olarak acıklamıstır. Bircokları ilimsiz bir bicimde kendi keyiflerine uyarak halkı sasırtıyorlar. Hic kuskusuz, senin Rabbin sınır tanımaz azgınları cok iyi bilmektedir

[120] Gunahın acıgını da bırakın, gizlisini de. Gunah kazananlar yapıp ettiklerinin karsılıgını yakında goreceklerdir

[121] Uzerine Allah´ın adı anılmayanlardan yemeyin. Boyle bir sey tam bir yoldan cıkıstır. Seytanlar kendi evliyasına/dost ve destekcilerine sizinle mucadele etmeleri icin elbetteki vahiy gonderirler. O seytan evliyasına boyun egerseniz kesinlikle musrikler oldunuz demektir

[122] Bir olu iken kendisine hayat verdigimiz, insanlar icinde yurumesi icin kendisine bir ısık tuttugumuz kisinin durumu, karanlıklar icinde kalmıs, bir turlu ondan cıkamayan kisininki gibi olur mu? Iste boyle! Kufre sapanlara, yapmakta oldukları suslu-puslu gosterilmistir

[123] Biz bu sekide her kentte/her medeniyette kodamanları, o kent ve medeniyetin sucluları yaptık ki, orada oyunlar tezgahlayıp tuzaklar kursunlar. Aslında onlar oz benliklerinden baskasına oyun oynamıyorlar ama farkında degillir

[124] Onlara bir ayet geldiginde soyle demislerdi: "Allah resullerine verilenin tıpkısı bize de verilmedikce asla inanmayacagız." Allah resulluk gorevini nereye verecegini daha iyi bilir. Suc isleyenlere, oynadıkları oyunlar yuzunden Allah katında bir kucukluk ve siddetli bir azap ongorulmustur

[125] Allah, iyiye ve guzele goturmek istediginin gogsunu Islam´a acar. Saptırmak dilediginin de gogsunu oylesine daraltıp tıkar ki, o, goge yukseliyormus gibi olur. Allah, iman etmeyenler uzerine pisligi iste boyle atıverir

[126] Rabbinin yolu iste budur; dosdogru, kıvamında... Biz ogut alan bir topluluga ayetleri ayrıntılı bir bicimde acıkladık

[127] Rableri katındaki huzur ve esenlik yurdu onlarındır. Isler oldukları ameller yuzunden O, onların Veli´si oluvermistir

[128] Gun olur soyle diyerek onları huzurunda toplar: "Ey cinler/gorunmez varlıklar toplulugu! Su insanlara gercekten cok ettiniz/insanların bircoguna goz diktiniz." Onların insanlardan olan dostları soyle derler: "Rabbimiz, kimimiz kimimizden yararlanmıstı. Bizim icin belirledigin surenin sonuna geldik." Buyurur ki: "Barınagınız atestir. Allah´ın diledigi zamanlar haric orada sureklisiniz." Senin Rabbin Hakim´dir, Alim´dir

[129] Iste biz, zalimlerin bir kısmını bir kısmına, kazanır oldukları seyler yuzunden bu sekilde dost/yardımcı/yonetici/onder yaparız

[130] Ey cinler ve insanlar toplulugu! Icinizden, size ayetlerimi anlatan ve su gununuzle yuz yuze geleceginiz hususunda sizi uyaran resuller gelmedi mi? "Kendi aleyhimize tanıklık ettik." dediler. Igreti hayat onları aldattı da kufre saptıklarına iliskin, oz benlikleri aleyhinde tanıklık ettiler

[131] Sebep sudur: Rabbin, halkı habersiz bir haldeyken kentleri helak edici degildir

[132] Her birinin, yapıp ettiklerinden kaynaklanan dereceleri vardır. Rabbin onların islediklerinden gafil degildir

[133] Senin o Gani Rabbin rahmet sahibidir. Dilerse sizi ortadan kaldırır ve sizi bir baska toplulugun soyundan vucuda getirdigi gibi, ardınızdan da diledigini sizin yerinize getirir

[134] Size vaat edilen seyler kesinlikle meydana gelecektir. Siz engel olamazsınız

[135] Ey toplumum! Yapabileceginizi yapın. Ben de yapıp ediyorum. Yakında yurdun sonunun kime ait olacagını bileceksiniz. Gercek olan su ki, zalimler kurtulamayacaktır

[136] Kendi dollendirip yaydıgı ekinden ve hayvanlardan Allah´a bir pay ayırdılar da kendi zanlarınca soyle dediler: "Bu Allah icin, bu da ortaklarımız icin." ortakları icin olan Allah´a ulasmaz. Ama Allah icin olan, ortaklarına ulasıyor. Ne kotu hukum veriyorlar

[137] Aynen bunun gibi, musriklerden bircoguna, Allah´a ortak kostukları kisiler, oz evlatlarını oldurmeyi guzel gostermistir ki, hem onları yok etsinler hem de dinlerini onlar aleyhine karmakarısık hale getirsinler. Allah dileseydi bunu yapamazlardı. O halde onları, duzdukleri iftiralarla bas basa bırak

[138] Kendi kuruntularına uygun olarak soyle dediler: "Sunlar, dokunulmaz hayvanlar ve ekinlerdir. Bizim diledigimizden baskası yiyemez bunları." Hayvanlar var, sırtlarına binmek yasaklanmıstır; hayvanlar var, Allah´a iftira yuzunden uzerlerine Allah´ın adını anmıyorlar. Allah onları uretmekte oldukları iftiralar yuzunden cezalandıracaktır

[139] Sunu da soylediler: "Su hayvanların karınlarındakiler erkeklerimize ozgulenmistir; kadınlarımıza haramdır. Yavru olu dogarsa kadın-erkek hepsi onda hak sahibidir." Bu nitelendirmeleri yuzunden Allah cezalarını verecektir. Hakim´dir O, Alim´dir

[140] Su bir gercek ki, ilimsizlik yuzunden oz evlatlarını beyinsizce katledenlerle Allah´ın kendilerine verdigi rızıkları, Allah´a iftira ederek haramlastıranlar gercekten husrana ugramıslardır. Inan olsun, sapıtmıslardır onlar; hicbir zaman dogruyu ve guzeli bulamazlar

[141] Cardaklı ve cardaksız bahceleri, urunleri cesit cesit hurmaları, sebzeleri, zeytinleri, narları, birbirine benzer ve benzemez bicimde olusturan O´dur. Her birinin meyvesinden, olgunlastıgı zaman yiyin ve hasat gununde onun hakkını da verin. Israf etmeyin, Allah israf edenleri sevmez

[142] Hayvanlardan yuk tasıyanı da yaygı/dosek yapılanı da yaratan yine O´dur. Allah´ın size verdigi rızıklardan yiyin, seytanın adımlarını izlemeyin! Cunku o sizin icin acık bir dusmandır

[143] Sekiz cift: Koyundan iki, keciden de iki. De ki "Iki erkegi mi haram kıldı, iki disiyi mi, yoksa iki disinin rahimlerinin kusattıgını mı? Eger dogru sozlu iseniz bana ilimle haber verin

[144] Ve deveden iki, sıgırdan iki. De ki "Iki erkegi mi haram kıldı, iki disiyi mi, yoksa iki disinin rahimlerince kusatılanı mı? Yoksa Allah size bunu onerirken siz de tanıklık mı ediyordunuz?" Ilim dısı bir sekilde insanları sasırtmak icin yalan duzup Allah´a iftira edenden daha zalim kim olabilir? Allah, zulme sapan bir topluluga kılavuzluk etmiyor

[145] De ki: "Bana vahyolunanlar icinde, bu haram dediklerinizi yiyecek birine yasaklanmıs bir sey bulamıyorum. Yalnız sunlardan biri olursa baska: les, akıtılmıs kan, domuz eti -ki o bir pisliktir- Allah´tan baskası adına bogazlanmıs bir murdar." Iztırar haline dusen, baskasının hakkına dokunmamak, zorunluluk sınırını da asmamak sartıyla bunlardan yiyebilir. Cunku senin Rabbin cok bagıslayıcı, cok merhametlidir

[146] Yahudilere tum tırnaklı hayvanları haram kıldık. Onlara ayrıca sıgır ve koyunun yaglarını da haram kıldık. Sıgır ve koyunun sırtlarının ve bagırsaklarının tasıdıgı yaglarla, kemiklerle karısan yaglar bunun dısındadır. Bunu onlara azgınlıkları yuzunden bir ceza olarak yaptık. Biz elbette sozunde duranlarız

[147] Artık seni yalanlarlarsa sunu soyle: "Rabbiniz cok genis bir rahmetin sahibidir. Ancak, O´nun azabı gunaha batmıslar toplulugundan uzak tutulamaz

[148] Sirke batanlar soyle diyecekler: "Allah dileseydi, ne biz sirke sapardık ne de atalarımız. Hicbir seyi haram da yapmazdık." Onlardan oncekiler de azabımızı tadıncaya kadar bu sekilde yalanlamıslardı. De ki: "Yanınızda, onumuze cıkaracagınız bir ilminiz var mı? Zandan baska bir seye uymuyorsunuz. Sadece sacmalıyorsunuz siz

[149] En mukemmel kanıt Allah´ındır. O dileseydi hepinizi toptan dogru yola iletirdi

[150] Sunu da soyle: "Allah sunu haram etmistir diye tanıklık edip duran sahitlerinizi getirin." Eger tanıklık ederlerse sakın onlarla birlikte tanıklık etme! Ayetlerimizi yalanlayanlarla ahirete inanmayanların keyifleri ardınca gitme! Onlar, kendi Rablerine baskalarını denk tutuyorlar

[151] De ki onlara: "Hadi gelin, Rabbinizin size neleri haram kıldıgını yuzunuze karsı okuyayım: Hicbir seyi O´na ortak kosmayın. Ana-babaya cok iyi davranın. Yoksulluk endisesiyle cocuklarınızı oldurmeyin; biz sizi de onları da rızıklandırırız. Kotuluklerin gorunenine de gizli kalanına da yaklasmayın. Allah´ın saygın ve aziz kıldıgı cana, bir hakkı savunmak dısında kıymayın. Allah size bunları onerdi ki, aklınızı isletebilesiniz

[152] Yetimin malına yaklasmayın! Ancak rustune erisinceye kadar en guzel yolla ilgilenme hali mustesna. Olcme ve tartmayı tam bir durustlukle yerine getirin. Hic kimseye yaratılıs kapasitesinin ustunde yukumluluk getirmiyoruz. Konustugunuz zaman, yakınlarınız/aleyhine de olsa, adaleti gozetin. Ve Allah´a verdiginiz soze sadık kalın. Dusunup ogut alasınız diye O size bunları onerdi

[153] Bu benim dosdogru yolumdur, onu izleyin, baska yolları izlemeyin! Yoksa bu hal sizi O´nun yolundan uzaklastırıp parcalara boler. Sakınıp korunasınız diye O bunu onermistir size

[154] Sonra, guzel davrananlara nimetimizi tamamlamak, her seyi ayrıntılı kılmak, bir kılavuz ve rahmet olmak uzere Musa´ya o Kitap´ı verdik ki onlar Rablerine kavusacaklarına inanabilsinler

[155] Bu da bizim indirdigimiz bir kitaptır. Kutsal ve bereketli. Artık ona uyun ve sakının ki size rahmet edebilsin

[156] Kitap, bizden once iki topluluga indirildi. Biz onu okuyup arastırmaktan gercekten habersizdik." demeyesiniz

[157] Sunu da soylemeyesiniz: "Eger bize Kitap indirilmis olsaydı, onlardan daha dogru yuruyuslu olurduk." Artık size Rabbinizden bir beyyine, bir kılavuz ve bir rahmet gelmis bulunuyor. Allah´ın ayetlerini yalanlayıp onlardan yuz cevirenden daha zalim kim var? Ayetlerimize sırt donenleri, yuz cevirmeleri yuzunden azabın en acıklısıyla cezalandıracagız

[158] Neyi bekliyorlar? Kendilerine meleklerin gelmesini mi, Rabbinin gelmesini mi, yoksa Rabbinin bazı mucizelerinin gelmesini mi? Rabbinin bazı mucizeleri geldigi gun, daha once iman etmemis yahut imanında bir hayır sahibi olamamıs kisiye imanı hicbir yarar saglamayacaktır. De ki: "Bekleyin! Dogrusu biz de bekliyoruz

[159] Dinlerini parca parca edip fırkalara, hiziplere bolunenler var ya, senin onlarla hicbir ilisigin yoktur. Onların isi Allah´a kalmıstır. Allah onlara, yapıp ettiklerini haber verecektir

[160] Kim bir guzellikle gelirse ona, getirdiginin on katı var. Kotulukle gelene ise yaptıgının kadarından fazla ceza verilmez. Onlar, haksızlıga ugratılmayacaklardır

[161] De ki: "Beni, dosdogru yola Rabbim iletmistir. Guclu, puruzsuz bir dine, hanif olan Ibrahim´in milletine. Musriklerden degildi o

[162] De ki: "Benim namazım/duam, kullugum/bagısım, hayatım, olumum alemlerin Rabbi olan Allah icindir

[163] Ortagı yoktur O´nun. Bununla emrolundum ben. Ve Muslumanların ilkiyim ben

[164] Sunu da soyle: "Allah herseyin Rabbi iken O´ndan baska rab mı arayayım? Her benligin kazandıgı kendi ustunde kalır. Hicbir gunahkara bir baska gunahkarın yukunu tasımaz. Nihayet donusunuz Rabbinizedir. Tartısmaya girdiginiz seyleri O size haber verecektir

[165] Sizi yeryuzunde oncekilere halefler yapan O´dur. Verdigi nimetlerle sizi denemek icin kiminizi kiminiz uzerine derecelerle yukseltmistir. Rabbin ceza verdiginde cok suratli verir. Ama O, gercekten cok affedici, cok merhametlidir

A'râf

Surah 7

[1] Elif, Lam, Mim, Sad

[2] Bir kitaptır bu; sana indirildi, onunla uyarıda bulunasın diye ve inananlar icin bir ogut ve dusundurme olarak... O halde, bundan dolayı gogsunde bir sıkıntı olmasın

[3] Rabbinizden size indirilene uyun; O´nun berisinden birtakım velilerin ardına dusmeyin. Siz ne kadar da az ogut alıyorsunuz

[4] Nice yurtları ve medeniyetleri yere batırdık biz. Oyle ki, geceleyin yahut oglen uykusu uyumakta oldukları bir sırada azabımız tepelerine iniverdi

[5] Azabımız onlara gelip cattıgında, yaptıkları, su cıglıgı yukseltmekten baska bir sey olmamıstır: Biz gercekten zalimlerdik

[6] Yemin olsun, kendilerine elci gonderilenleri muhakkak hesaba cekecegiz; gonderilen elcileri de mutlaka hesaba cekecegiz

[7] Onlara bir ilmin tanıklıgında/bir ilmin aracılıgıyla butun seruveni mutlaka anlatacagız. Biz olup bitenlerden habersiz degildik

[8] O gun, iyi ve kotuyu ayıran olcu haktır. Artık kimin olculup tartılacak seyleri agır basarsa kurtulusa erenler onlar olacaktır

[9] Olculup tartılacak seyleri hafif kalanlara gelince, iste onlar, ayetlerimize karsı zalimce davranıslar sergilemis oldukları icin, oz benliklerini husrana itmis olacaklar

[10] Yemin olsun, sizi yeryuzunde yerlestirdik ve sizin icin orada, geciminize yarayacak nimet ve imkanlara vucut verdik. Ne de az sukrediyorsunuz

[11] Andolsun ki sizi yarattık, sonra sizi bicimlendirdik, sonra da meleklere "Adem´e secde edin" dedik. Onlar da secde ettiler. Ama Iblis etmedi, secde edenlerden olmadı o

[12] Allah buyurdu: "Sana emrettigimde secde etmeni engelleyen neydi?" Iblis dedi: "Ben ondan hayırlıyım. Beni atesten yarattın, onu camurdan yarattın

[13] Buyurdu: "O halde in oradan. Senin haddine mi orada buyukluk taslamak! Hadi cık! Sen alcaklardansın

[14] Dedi: "Insanların diriltilecegi gune kadar bana sure ver

[15] Buyurdu: "Sure verilenlerdensin

[16] Dedi: "Beni azdırmana yemin ederim ki, onları saptırmak icin senin dosdogru yolun uzerine kurulacagım

[17] Sonra onlara; onlerinden, arkalarından, saglarından, sollarından musallat olacagım. Bircoklarını sukreder bulamayacaksın

[18] Allah buyurdu: "Cık oradan. Yenik dusmus ve kovulmus olarak. Onlardan sana uyan olursa yemin olsun ki, cehennemi tamamen sizden dolduracagım

[19] Ey Adem! Sen ve esin cennette oturun, dilediginiz yerden yiyin ama su agaca yaklasmayın. Yoksa ikiniz de zalimlerden olursunuz

[20] Derken, seytan, kendilerinden gizlenmis cirkin yerlerini onlara acmak icin ikisine de vesvese verdi. Dedi: "Rabbinizin sizi su agactan uzak tutması, iki melek olmayasınız yahut olumsuzler arasına katılmayasınız diyedir

[21] Ve onlara, "ben size ogut verenlerdenim" diye yemin de etti

[22] Nihayet onları kandırarak asagı cekti. O ikisi agactan tadınca cirkin yerleri kendilerine acıldı. Bahcenin yapraklarından yamalar yapıp uzerlerine ortmeye basladılar. Rableri onlara seslendi: "Ben size bu agacı yasaklamadım mı? Ben size, seytan sizin icin acık bir dusmandır demedim mi

[23] Ey Rabbimiz, dediler, oz benliklerimize zulmettik. Eger bizi affetmez, bize acımazsan elbette ki husrana ugrayanlardan olacagız

[24] Buyurdu: "Kiminiz kiminize dusman olarak inin. Yeryuzunde belirli bir sureye kadan mekan tutmanız ve nimetlenmeniz ongorulmustur

[25] Buyurdu: "Orada hayat bulacaksınız, orada oleceksiniz ve oradan cıkarılacaksınız

[26] Ey ademogulları! Su bir gercek ki size, edep yerlerinizi ortecek giysi de indirdik, sus ve gosterise yarayacak giysi de... Ama korunup sakınmaya yarayan giysi en hayırlısıdır. Iste bu, Allah´ın ayetlerindendir. Dusunup ogut almaları umuluyor

[27] Ey ademogulları! Seytan, ana-babanızı, edep yerlerini onlara gostermek icin elbiselerini soyarak cennetten cıkardıgı gibi, sakın size de bir fitne musallat etmesin. Cunku o ve kabilesi sizi, onları goremeyeceginiz yerden gorurler. Biz o seytanları, inanmayanlara dostlar yaptık

[28] Bir igrenclik yaptıklarında soyle derler: "Atalarımızı bu hal uzere bulmustuk. Yani Allah emretti bize bunu." De ki: "Allah, edepsizligi/igrencligi emretmez. Allah hakkında, bilmediginiz seyleri mi soyluyorsunuz

[29] Sunu da soyle: "Rabbim bana adaleti emretti. Her mescitte yuzlerinizi O´na dogrultun. Dini yalnız O´na ozguleyerek O´na yakarın. Tıpkı sizi ilk yarattıgı gibi O´na doneceksiniz

[30] Bir kısmını iyiye ve guzele kılavuzladı, bir kısmının uzerine de sapıklık hak oldu. Onlar, Allah´ı bırakıp seytanları dost edinmislerdi. Bir de kendilerinin hidayet uzere olduklarını sanırlar

[31] Ey ademogulları! Tum mescitlerde suslu, guzel giysilerinizi kusanın. Yiyin, icin fakat israf etmeyin. Allah israf edenleri sevmez

[32] De ki: "Allah´ın kulları icin cıkardıgı susu, guzel, temiz ve tatlı rızıkları kim haram etmis?" De ki: "Dunya hayatında onlar, inananlar icin de var. Kıyamet gununde ise yalnız inananlar icindir onlar." Bilgiden nasipli bir topluluk icin biz, ayetleri boyle ayrıntılı kılıyoruz

[33] De ki: "Rabbim, ancak sunları haram kıldı: "Igrenclikleri-gorunenini, gizli olanını-gunahı, haksız yere saldırmayı, hakkında hicbir kanıt indirmedigi seyi Allah´a ortak kosmayı, bir de Allah hakkında bilmediginiz seyleri soylemeyi

[34] Her ummet icin belirlenmis bir sure vardır. Sureleri dolunca ne bir saat geri kalırlar ne de one gecerler

[35] Ey ademogulları! Icinizden size ayetlerimi yuzunuze karsı anlatan resuller geldiginde, korunup hallerini duzeltenlere hicbir korku dokunmayacaktır. Onlar tasalanmayacaklardır da

[36] Ayetlerimizi yalanlayıp onlar karsısında burun kıvıranlara gelince, bunlar atesin dostlarıdır. Surekli kalacaklardır onun icinde

[37] Yalan duzerek Allah´a iftira eden yahut O´nun ayetlerini yalanlayandan daha zalim kim vardır? Iste bunların Kitap´tan nasipleri kendilerine ulasır, nihayet elcilerimiz onlara gelip canlarını alırken soyle derler: "Allah´ın berisinden yakardıklarınız nerede?" Su cevabı verirler: "Bizden uzaklasıp kayboldular." Boylece, oz benlikleri aleyhine kendilerinin kafir olduguna tanıklık ettiler

[38] Allah buyurdu: "Sizden once gelip gecmis cin ve insan topluluklarıyla ic ice girin bakalım atese." Her ummet girdiginde, yoldasına/kızkardesine lanet eder. Nihayet, hepsi orada bir araya gelince, sonrakiler oncekiler icin soyle derler: "Rabbimiz! Bizi bunlar saptırdılar. Ates azabını bunlara bir kat daha fazla ver." Allah buyurur: "Her biri icin bir kat fazlası var, fakat siz bilmezsiniz

[39] Oncekiler de sonrakiler icin soyle konusurlar: "Artık sizin, bizim uzerimizde bir ustunlugunuz yok. O halde kazandıklarınıza karsılık azabı tadın

[40] Ayetlerimizi yalanlayan ve onlar karsısında buyukluk taslayanlar var ya, gok kapıları acılamayacaktır onlar icin ve deve igne deliginden gecinceye kadar cennete giremeyeceklerdir onlar. Sucluları boyle cezalandırırız biz

[41] Onlar icin cehennemden bir dosek/besik ve ustlerinde kılıflar vardır. Zalimleri boyle cezalandırırız biz

[42] Iman edip hayra ve barısa yonelik isler yapanlar -ki biz, her benlige ancak yaratılıs kapasitesi olcusunde gorev yukleriz- ise cennetin dostlarıdır. Surekli kalacaklardır orada

[43] Goguslerinde dusmanlıktan ne varsa sokup atmısızdır. Irmaklar akar altlarından. Soyle derler: "Hamt olsun bizi buraya ulastıran Allah´a. Eger Allah bize kılavuzluk etmeseydi, biz buraya ulasamazdık. Yemin olsun ki, Rabbimizin resulleri gercegi getirmisler." Soyle seslenilir: "Iste size, yaptıklarınıza karsılık mirascı kılındıgınız cennet

[44] Cennet halkı ates halkına soyle seslenir: "Biz, Rabbimiziin bize vaat ettigini gercek bulduk. Peki siz, Rabbinizin size vaat ettigini gercek buldunuz mu?" Onlar, "Evet!" derler. Aralarından bir duyurucu sunu ilan eder: "Allah´ın laneti, zalimlerin uzerine olsun

[45] Onlar ki, Allah´ın yolundan geri cevirip yolun egri-bugrusunu isterler, onlar ahireti de inkar edenlerdir

[46] Iki taraf arasında bir perde, A´raf uzerinde de herkesi yuzlerinden tanıyan erler vardır. Cennet halkı, ozleyip durdukları halde henuz ona girmemis olanlara soyle seslenirler: "Selam size

[47] Gozleri ates halkı tarafına cevrildiginde de soyle yakardılar: "Ey Rabbimiz, bizleri, zalimler topluluguyla birlestirme

[48] A´raf halkı, yuzlerinden tanıdıkları bazı erkeklere seslenip soyle derler: "Bir araya gelmeniz de buyukluk taslamanız da size hicbir yarar saglamadı

[49] Sunlar mıydı o, ´Allah kendilerini hicbir rahmete erdirmeyecek´ diye yemin ettikleriniz?" Ey cennetliler! Siz de girin cennete. Ne bir korku var size ne de kederleneceksiniz

[50] Ates halkı, cennet halkına seslenir: "Su sudan yahut Allah´ın sizi rızıklandırdıgından biraz da bize akıtın." Su cevabı verirler: "Allah, o ikisini de, kufre sapanlara haram kılmıstır

[51] Onlar kendi dinlerini eglence ve oyun haline getirdiler, igreti hayat onları aldattı. Onlar bugune kavusacaklarını unutmuslardı. Ayetlerimize karsı direniyorlardı. Bugun de biz onları unutuyoruz

[52] Yemin olsun ki, biz onlara, ilme uygun bicimde, ayrıntılı kıldıgımız bir Kitap getirdik. Inanan bir topluluk icin bir kılavuz, bir rahmettir o

[53] Onun yalnız tevilini gozetirler. Onun tevili geldigi gun, daha once onu unutanlar soyle derler: "Inan olsun, Rabbimizin resulleri gercegi getirmisler! Acaba bizim icin sefaatcılar var mı ki, bize sefaat etsinler; yahut daha once yaptıklarımızdan baskasını yapalım diye geri gonderilebilir miyiz?" Oz benliklerini husrana ittiler. Iftiralarına alet ettikleri, onlardan uzaklasıp kayboldu

[54] Rabbiniz o Allah´tır ki, gokleri ve yeri altı gunde yaratmıs, sonra da ars uzerinde egemenlik kurmustur. Geceyi gunduze buruyup orter. O bunu, bu da onu aralıksız ve titiz bir bicimde kovalar durur. Gunes, Ay, yıldızlar O´nun emrine boyun egmis. Gozunuzu acın; yaratıs da O´nundur, emir veris de/yaratıs da O´nun icindir, emir veris de. Alemlerin Rabbi olan Allah cok yucedir

[55] Rabbinize; boyun bukerek, gizlice/urpererek yakarın. O, haddi asanları/azmısları sevmez

[56] Yeryuzunde, orası barısa kavustuktan sonra bozgun cıkarmayın. Urpererek ve umit ederek dua edin O´na. Hic kuskusuz, Allah´ın rahmeti, guzel dusunup guzel is yapanlara cok yakındır

[57] Ruzgarları, rahmetinin onunden mujdeci gonderen O´dur. Nihayet onlar, yuklerle agırlasmıs bulutları yuklenince onu olu bir beldeye gondeririz; onunla su indiririz de o suyla her turlu meyveyi cıkarırız. Iste biz, oluleri de boyle cıkarırız. Dusunup ibret almanız umuluyor

[58] Guzel ve temiz beldenin bitkisi Rabbinin izniyle cıkar. Pis ve corak beldeden ise zararlı bitkiden baskası cıkmaz. Sukreden bir topluluk icin ayetleri iste boyle cesitli sekillerde sergiliyoruz

[59] Yemin olsun ki biz, Nuh´u toplumuna gonderdik de o soyle dedi: "Ey toplumum! Allah´a kulluk ve ibadet edin. Sizin ondan baska tanrınız yok. Ustunuze cok buyuk bir azabın inmesinden korkuyorum

[60] Toplumunun kodamanları dediler ki: "Vallahi biz seni acık bir sapıklık icinde goruyoruz

[61] Nuh dedi: "Ey toplumum! Sapıklık falan yok bende. Tam aksine ben, alemlerin Rabbi´nden bir resulum

[62] Size Rabbimin vahiylerini teblig ediyorum, size ogut veriyorum. Allah´ın yardımıyla, sizin bilmediginiz seyleri biliyorum

[63] Korunmanız, rahmet bulmanız icin sizi uyarmak uzere bir adam aracılıgıyla Rabbinizden size bir ogut gelmesine sastınız mı

[64] Onu yalanladılar. Bunun uzerine biz onu ve beraberindekileri gemi icinde kurtardık, ayetlerimizi yalanlayanları bogduk. Gozleri gormez bir topluluktu onlar

[65] Ad´a da kardesleri Hud´u gonderdik. Dedi ki: "Ey toplumum! Allah´a kulluk edin. Sizin O´ndan baska ilahınız yok. Hala sakınmıyor musunuz

[66] Toplumunun inkarcı kodamanları dediler ki: "Biz seni bir beyinsizlige dusmus goruyoruz ve kesinlikle yalancılardan oldugunu dusunuyoruz

[67] Hud dedi: "Ey toplumum! Bende beyinsizlik yok, ben alemlerin Rabbi´nden bir resulum

[68] Rabbimin mesajlarını size teblig ediyorum. Ben sizin icin guvenilir bir ogutcuyum

[69] Sizi uyarmak icin icinizden bir adam aracılıgıyla size Rabbinizden bir ihtar gelmesine sastınız mı? Hatırlayın ki, O sizi Nuh toplumundan sonra halefler yaptı ve yaratılısta size daha fazla bir boy-bos verdi. Allah´ın nimetlerini anın ki kurtulabilesiniz

[70] Dediler ki: "Sen, yalnız Allah´a ibadet edelim de atalarımızın kulluk etmekte olduklarını terk edelim diye mi bize geldin? Eger dogru sozlu isen hadi bizi tehdit ettigini bize getir

[71] Hud dedi: "Rabbinizden bir azap ve gazap indi ya! Haklarında Allah´ın hicbir kanıt indirmedigi, sadece atalarınızın ve sizin uydurdugunuz birtakım isimler hakkında mı benimle cekisiyorsunuz? Bekleyin bakalım, sizinle beraber ben de bekleyenlerdenim

[72] Nihayet onu ve beraberindekileri bizden bir rahmetle kurtardık; ayetlerimizi yalanlayanların da kokunu kestik. Inanan kisiler degillerdi onlar

[73] Semud´a da kardesleri Salih´i gonderdik. Dedi ki: "Ey toplumum! Allah´a kulluk edin. Sizin O´ndan baska ilahınız yok. Size Rabbinizden bir beyyine/acık bir kanıt gelmistir. Iste su; Allah´ın devesi. Sizin icin bir mucize. Rahat bırakın onu, Allah´ın topragında otlasın. Kotu bir niyetle dokunmayın ona. Yoksa korkunc bir azap yakalar sizi

[74] Hatırlayın ki, Allah sizi Ad´dan sonra halefler yaptı ve yeryuzunde sizi yerlestirdi. O´nun duzluklerinde saraylar kuruyorsunuz, daglarını yontup ev yapıyorsunuz. Artık Allah´ın nimetlerini anın da fesat cıkararak yeryuzunu berbat etmeyin

[75] Toplumunun kibre saplanmıs kodamanları, iclerinden inanıp da baskı altında tutularak ezilenlere soyle dediler: "Siz Salih´in, gercekten Rabbi tarafından gonderildigini biliyor musunuz?" Onlar: "Onun aracılıgıyla gonderilene gercekten inanıyoruz." dediler

[76] Kibre sapanlar soyle konustu: "Biz sizin inandıgınızı inkar edenleriz

[77] Bu arada disi deveyi bogazladılar. Ve Rablerinin emrinden dısarı cıkıp soyle dediler: "Ey Salih! Eger Allah tarafından gonderilenlerdensen, bizi tehdit ettigin seyi onumuze getiriver

[78] Bunun uzerine onları, o siddetli sarsıntı/o korkunc titresim yakaladı da oz yurtlarında yere cokmus bir hale geldiler

[79] Nihayet, Salih onlardan yuzunu dondurup soyle dedi: "Ey toplumum! Andolsun ki, Rabbimin mesajını size teblig ettim, size ogut verdim; ama siz ogut verenleri sevmiyorsunuz

[80] Ve Lut... Toplumuna soye demisti: "Sizden once alemlerden hicbirinin yapmadıgı bir igrenclige mi girisiyorsunuz

[81] Siz, kadınları bırakıp sehvetiniz yuzunden erkeklere gidiyorsunuz. Dogrusu siz sınır tanımayan bir topluluksunuz

[82] Toplumunun cevabı sadece sunu soylemeleri oldu: "Cıkarın sunları kentimizden. Cunku onlar, temizlik tutkunu insanlardır

[83] Biz de onu ve ailesini kurtardık. Karısı mustesna. O, geriye kalıp yere gecenlerden oldu

[84] Uzerlerine bir de yagmur indirdik. Bak nasıl oldu sucluların sonu

[85] Medyen´e de kardesleri Suayb´ı gonderdik. Soyle dedi: "Ey toplumum! Allah´a kulluk edin. Size O´ndan baska ilah yok! Size Rabbinizden acık bir kanıt gelmistir. Olcu ve tartıda durust davranın. Insanların esyasına el koymaya tenezzul etmeyin. Yeryuzunde, orası barısa kavustuktan sonra bozgun cıkarmayın. Eger inanan insanlarsanız bu sizin icin daha hayırlıdır

[86] Her yol ustunde oturup da tehdit savurarak Allah yolundan O´na inananları cevirmeyin. Yolun carpıgını isteyip durmayın. Hatırlayın ki, siz az idiniz, O sizi cogalttı. Bir bakın, nasılmıs bozguncuların sonu

[87] Icinizden bir grup, benimle gonderilene inanmıs, bir baska grup da inanmamıssa, Allah aranızda hukmedinceye kadar sabırlı olun. O, yargıcların en hayırlısıdır

[88] Toplumunun buyukluk taslayan kodamanları dediler ki: "Ey Suayb! Ya kesinlikle milletinize donersiniz yahut da seni ve seninle birlikte inananları kentimizden mutlaka cıkarırız." Dedi ki: "Ya istemiyorsak; zor ve baskıyla mı

[89] Allah bizi, milletinizden kurtardıktan sonra tekrar o millete donersek yalan duzup Allah´a iftira etmis oluruz. Rabbimiz Allah istemedigi surece, sizin milletinize donmemiz soz konusu edilemez. Rabbimiz, bilgice her seyi kusatmıstır. Allah´a dayanıp guvendik biz! Ey Rabbimiz! Toplumumuzla bizim aramızda hak ile hukmet. Sen, cozum getirenlerin en hayırlısısın

[90] Toplumunun kufre sapan kodamanları dedi ki: "Eger Suayb´ın ardı sıra giderseniz husrana gomulenler olursunuz

[91] Bunun uzerine o siddetli sarsıntı/o korkunc titresim onları yakalayıverdi de oz yurtlarında yere cokmus hale geldiler

[92] Suaybı yalanlayanlar sanki o yerde hic senlik kurmamıslardı. Suayb´ı yalanlayanlar husrana saplananların ta kendileriydi

[93] Suayb onlardan yuzunu dondurdu de soyle dedi: "Yemin olsun, ben size Rabbimin gonderdiklerini ilettim. Size ogut verdim. Artık kufre batmıs bir topluluga nasıl acırım

[94] Biz bir ulkeye bir peygamber gonderdigimizde, onun halkını zorluk ve darlıkla mutlaka sıktık ki, sıgınıp yakarsınlar

[95] Sonra zorluk ve sıkıntının yerine mutluluk ve guzelligi getirmisiz de cogalmıslar ve soyle demislerdir: "Atalarımız da zorluk ve sevincle yuzyuze gelmislerdi." Nihayet biz onları farkında olmadıkları bir sırada ansızın yakalayıverdik

[96] O medeniyetlerin halkı inanıp korunsalardı, elbette ki uzerlerine gokten ve yerden bereketler sacardık. Ama yalanladılar, biz de onları, kazanır olduklarıyla yakalayıverdik

[97] O kentlerin halkı, uyudukları bir sırada, siddetimizin bir gece kendilerine gelmeyeceginden emin mi idiler

[98] Yoksa o kentler halkının, bir kusluk vakti oynayıp eglenirken azabımızın yakalarına yapısmayacagına iliskin bir garantileri mi vardı

[99] Allah´ın tuzagından emin miydiler? Husrana ugrayan topluluktan baskası Allah´ın tuzagından emin olamaz

[100] Tum bu olanlar, eski sahiplerinden sona yeryuzune mirascı olanlara sunu gostermedi mi? Dilersek onları gunahları yuzunden belaya carptırırız, kalpleri uzerine muhur basarız da artık soz dinleyemez olurlar

[101] Iste o kentler/medeniyetler! Haberlerinden bir kısmını anlatıyoruz sana. Yemin olsun, resulleri onlara acık-secik deliller getirmisti. Ama daha once yalanlamıs oldukları icin inanamadılar. Kufre sapanların kalplerini Allah iste boyle muhurler

[102] Onların bircogunda ahde vefadan eser bulmadık. Onların bircogunu tam sapıklar olarak bulduk

[103] Onların ardından Musa´yı, ayetlerimizle Firavun´a ve kodamanlarına gonderdik de ayetlerimiz karsısında zulme saptılar. Bir bak, nasıl olmustur bozguncuların sonu

[104] Musa dedi ki: "Ey Firavun! Kuskun olmasın ki ben, alemlerin Rabbi´nin bir resuluyum

[105] Allah hakkında gercek dısında bir sey soylememek benim uzerimde bir varolus borcudur. Ben size Rabbinizden bir beyyine getirdim. Artık Israilogullarını benimle gonder

[106] Firavun dedi: "Bir mucize getirdinse, dogru sozlulerden isen onu ortaya cıkar

[107] Bunun uzerine Musa, asasını yere attı; birden korkunc bir ejderha oluverdi o

[108] Elini cekip cıkardı; birden o el, bakanların onunde bembeyaz kesildi

[109] Firavun toplumunun kodamanları soyle konustular: "Bu adam gercekten cok bilgili bir buyucu

[110] Sizi topragınızdan cıkarmak istiyor. Ne diyorsunuz

[111] Dediler ki: "Onu kardesiyle birlikte alıkoy. Ve sehirlere, toplayıcılar gonder

[112] Her bilgin buyucuyu sana getirsinler

[113] Buyuculer Firavun´a gelip dediler ki: "Eger galip gelen biz olursak bize iyi bir odul var mı

[114] Evet, dedi, ayrıca siz benim en yakınlarımdan olacaksınız

[115] Sihirbazlar soyle dediler: "Ey Musa! Sen mi hunerini ortaya atacaksın yoksa biz mi hunerlerimizi sergileyelim

[116] Siz sergileyin." dedi. Hunerlerini ortaya atınca, halkın gozlerini buyulediler, onları dehsete dusurduler. Cok buyuk bir buyu sergilediler

[117] Biz de Musa´ya soyle vahyettik: "Hadi at asanı!" Bir de ne gorsunler, asa, onların ortaya getirdikleri seyleri yalayıp yutuyor

[118] Boylece hak ortaya cıktı, onların yapıp ettikleri, ise yaramaz hale geldi

[119] Orada maglup oldular, kucuk dustuler

[120] Ve buyuculer secdeye kapandılar

[121] Alemlerin Rabbi´ne iman ettik, dediler

[122] Musa´nın ve Harun´un Rabbi´ne

[123] Firavun dedi ki: "Demek ben size izin vermeden ona inandınız ha! Bu, sehirde tezgahladıgınız bir tuzaktır ki, bununla sehir halkını oradan cıkarmak pesindesiniz. Yakında anlarsınız

[124] Ellerinizi ve ayaklarınızı caprazlama kesecegim, sonra da hepinizi asacagım

[125] Biz, dediler, dogruca Rabbimize varacagız

[126] Sen bizden, sırf Rabbimizin ayetleri bize gelince, onlara iman ettigimizden oturu intikam alıyorsun. Ey Rabbimiz! Uzerimize sabır yagdır. Canımızı muslumanlar olarak al

[127] Firavun kavminin kodamanları dediler ki: "Musa´yı ve toplumunu, yeryuzunu fesada verip seni ve ilahlarını terk etsinler diye mi bırakıyorsun?" Dedi ki Firavun: "Biz onların ogullarını oldurup kadınlarını diri bırakacagız/kadınlarının rahimlerini yoklayıp cocuk alacagız/kadınlarına utanc duyulacak seyler yapacagız. Ustlerine surekli kahır yagdıracagız

[128] Musa kendi toplumuna soyle dedi: "Allah´tan yardım dileyin, sabırlı olun. Yeryuzu Allah´ındır, Allah ona, kullarından diledigini mirascı kılar. Sonuc, takvaya sarılanlarındır

[129] Dediler ki: "Senin bize gelisinden once de iskenceye ugratıldık, gelisinden sonra da." Musa dedi: "Rabbinizin, dusmanınızı yok etmesi ve nasıl davranacagınıza bakmak uzere yeryuzunde sizi yoneticiler yapması umulabilir

[130] Yemin olsun ki biz, Firavun hanedanını yakalayıp urun eksikligiyle senelerce sıktık ki, dusunup ogut alabilsinler

[131] Onlara bir iyilik geldiginde, "Bu bizimdir!" derlerdi. Kendilerine bir kotuluk dokundugunda ise Musa ve beraberindekilerin ugursuzluguna yorarlardı. Gozunuzu acın! Onların ugursuzluk kusu, Allah katındadır, fakat cokları bilmiyorlar

[132] Sunu da soylediler: "Bizi buyulemek icin, bize istedigin kadar ayet getir. Sana inanmayacagız

[133] Biz de onlar uzerine, acık acık mucizeler olarak tufan, cekirge, hasarat, kurbagalar ve kan gonderdik; yine de kibre saptılar ve gunahkar bir topluluk oluverdiler

[134] Pislik uzerlerine cokunce soyle dediler: "Ey Musa! Sana verdigi soze dayanarak Rabbine bizim icin dua et! Su pisligi uzerimizden kaldırırsa, sana kesinlikle inanacagız ve Israilogullarını seninle birlikte mutlaka gonderecegiz

[135] Dolduracakları bir sureye kadar kendilerinden azabı kaldırdıgımızda, hemen yeminlerini bozdular

[136] Bunun uzerine biz de onlardan oc aldık: Ayetlerimizi yalanladıkları, onlara aldırmazlık ettikleri icin hepsini suda bogduk

[137] Ezilip itilmekte olan toplulugu da icine bereketler doldurdugumuz topragın dogularına ve batılarına mirascı kıldık. Rabbinin, Israilogullarına verdigi guzel soz, sabretmeleri yuzunden hedefine vardı. Firavun ve toplumunun sanayi olarak meydana getirdiklerini de dikip yukselttikleri sarayları da yere gecirdik

[138] Israilogullarına denizi gecirttik. Ozel putlarına tapan bir topluluga rastladılar. Bunun uzerine: "Ey Musa, dediler, bunların ilahları oldugu gibi sen de bize bir ilah belirle!" Musa dedi: "Siz cahilligi surdurmekte olan bir toplumsunuz

[139] Su gorduklerinizin, icinde bulundukları din cokmustur. Yapmakta oldukları da bosa cıkacaktır

[140] Sunu da soyledi: "Size Allah´tan basa bir ilah mı arayayım? O sizi alemlere ustun kılmıstır

[141] Sunu da hatırlayın: Sizi Firavun hanedanından kurtarmıstık. Size azabın en kotusu ile iskence ediyorlardı: Oglanlarınızı katlediyorlar, kadınlarınıza hayasızca davranıyorlar/kadınlarınızın rahimlerini yokluyorlar/kadınlarınızı hayata salıyorlardı. Bunda sizin icin Rabbinizden gelmis buyuk bir imtihan vardı

[142] Musa ile otuz gece icin vaatlestik. Ve bunu, bir on ekleyerek tamamladık. Boylece Rabbinin belirledigi sure kırk geceye ulastı. Musa, kardesi Harun´a dedi ki: "Toplumum icinde benim yerime sen gec, barıscı ol, bozguncuların yolunu izleme

[143] Musa, bizimle sozlestigi yere gelip Rabbi de kendisiyle konusunca soyle yakardı: "Rabbim, goster bana kendini, goreyim seni!" Dedi: "Asla goremezsin beni! Ama su daga bak! Eger o yerinde durabilirse, sen de beni goreceksin!" Rabbi, daga tecelli edince onu parca parca etti. Ve Musa baygın vaziyette yere yıgıldı. Kendine gelince soyle yakardı: "Tespih ederim seni. Tovbe edip sana yoneldim! Iman edenlerin ilkiyim ben

[144] Allah buyurdu: "Ey Musa! Ben, gonderdigim vahiylerle, konusmamla seni secip yucelttim. Sana verdigimi al ve sukredenlerden ol

[145] Biz Musa icin levhalarda her seyi yazdık: Ogut olarak, her seyin ayrıntısı olarak. "Kuvvetle tut bunları ve emret toplumuna da onları en guzel sekliyle tutsunlar. Sapıklar yurdunu gosterecegim size

[146] Yeryuzunde haksız yere buyukluk taslayanları ayetlerimden uzak tutacagım: Onlar hangi mucizeyi gorseler ona inanmazlar. Dogruya varan yolu gorseler, onu yol edinmezler. Ama azgınlık yolunu gorseler onu yol edinirler. Bu boyledir. Cunku onlar ayetlerimizi yalanladılar ve onlara karsı kayıtsız kaldılar

[147] Ayetlerimizi ve ahirete varılacagını yalan sayanların tum yaptıkları bosa gitmistir. Bulacakları karsılık, yapıp urettiklerinden baskası olmayacaktır

[148] Musa´nın kavmi, onun Allah´la konusmaya gidisinden sonra, sus esyalarından olusmus, bogurebilen bir buzagı heykelini ilah edinmisti. Gormediler mi ki, o onlarla ne konusabiliyor ne de kendilerine yol gosterebiliyor? Onu benimsediler ve zalimler haline geldiler

[149] Basları avucları arasına dusurulup de sapmıs olduklarını fark ettiklerinde soyle yakardılar: "Rabbimiz bize merhamet etmez, bizi affetmezse mutlaka husrana dusunlerden olacagız

[150] Musa, kızgın ve uzgun bir halde kavmine dondugunde soyle dedi: "Benden sonra arkamdan ne kotu seyler yaptınız! Rabbinizin emrini bekleyemediniz mi?" Levhaları yere attı, kardesinin basını tuttu, kendisine dogru cekiyordu. Kardesi dedi ki: "Ey annem oglu! Bu topluluk beni horlayıp hırpaladı. Nerdeyse canımı alıyorlardı. Bir de sen dusmanları bana guldurme. Beni su zalim toplulukla bir tutma

[151] Musa soyle yakardı: "Rabbim! Beni ve kardesimi bagısla. Rahmetine sok bizi. Sen, rahmet edenlerin en merhametlisisin

[152] Buzagıyı ilah edinenler var ya, yakında onlara Rablerinden bir ofke ve dunya hayatında bir zillet ulasacaktır. Iftiracıları boyle cezalandırırız biz

[153] Gunahlar isledikten sonra tovbe ile iman edenlere gelince, o tovbe ve imandan sonra Allah cok affedici, cok merhametli olacaktır

[154] Ofke, Musa´yı rahat bırakınca, levhaları aldı. Onlardaki yazıda, yalnız Rableri karsısında urperenler icin bir rahmet ve bir kılavuz vardı

[155] Musa, bizimle bulusma vakti icin toplumundan yetmis adam secti. O siddetli sarsıntı/korkunc titresim onları yakalayınca Musa soyle dedi: "Rabbim, dileseydin, onları da beni de daha once helak ederdin. Icimizdeki beyinsizlerin yaptıkları yuzunden bizi helak mı edeceksin? Bu is senin imtihanından baska bir sey degildir. Onunla diledigini sasırtır, diledigine yol gosterirsin. Sen bizim Veli´mizsin! O halde affet bizi, acı bize! Sen affedenlerin en hayırlısısın

[156] Bize hem bu dunyada guzellik yaz hem de ahirette! Donup dolasıp sana geldik." Buyurdu ki: "Azabıma diledigimi carptırırım. Rahmetime gelince, o her seyi cepecevre kusatmıstır. Ben onu; sakınıp korunanlara, zekatı verenlere, ayetlerimize inananlara yazacagım

[157] Onlar ki, yanlarındaki Tevrat ve Incil´de yazılmıs bulacakları ummi peygambere uyarlar; o onlara iyiligi emreder, kotu ve cirkinden onları alıkoyar. Guzel seyleri onlara helal kılar, pis seyleri onlara yasaklar. Sırtlarından agırlıklarını indirir, uzerlerindeki zincirleri, bagları sokup atar. Ona inanan, onu destekleyen, ona yardım eden, onunla indirilen ısıga uyan kisiler, kurtulusa erenlerin ta kendileridir

[158] De ki: "Ey insanlar! Ben sizin tumunuze Allah´ın resuluyum! Goklerin ve yerin mulku o Allah´ındır! Ilah yoktur O´ndan baska! O diriltir, O oldurur. O halde Allah´a ve resulune iman edin; Allah´a ve onun sozlerine inanan o ummi peygambere iman edip uyun ki, dogruya ve guzele ulasabilesiniz

[159] Musa kavminden bir topluluk vardır ki, hakka kılavuzluk/hak ile kılavuzluk eder ve yalnız hakka dayanarak adaleti gozetir

[160] Biz onları, on iki torun kabileye ayırdık. Toplumu kendisinden su istediginde de Musa´ya, "Asanı tasa vur!" diye vahyettik. Tastan, on iki goze fıskırdı. Her oymak, su icecegi yeri belledi. Onların uzerlerine bulutları golgelik yaptık, kendilerine kudret helvası ve bıldırcın indirdik. "Yiyiniz size verdigimiz rızıkların temizlerinden." Onlar bize zulmetmediler, ama oz benliklerine zulmediyorlardı

[161] Onlara soyle denildi: Su kentte oturun, orada istediginiz yerden yiyin. ´Affet!´ diye yalvarın; kapıdan da secde ederek girin ki, hatalarınızı bagıslayalım. Guzel dusunup guzel is yapanlara daha fazlasını da verecegiz

[162] Onların zulme sapanları, bir sozu, kendilerine soylenenin dısında bir sozle degistirdiler. Bunun uzerine biz de uzerlerine gokten bir pislik azabı saldık; cunku zulmediyorlardı

[163] Sor onlara o deniz kıyısındaki kentin durumunu. Cumartesi gunu azıp sınır tanımazlık ediyorlardı. Sebt yaptıkları gun balıkları onlara akın akın gelindi; sebt yapmadıklarında ise onlara gelmezdi. Yoldan sapmaları yuzunden onları boyle imtihan ediyorduk

[164] Iclerinden bir topluluk soyle dedi: "Allah´ın helak edecegi yahut siddetli bir azapla azaplandıracagı bir topluma ne diye ogut verip duruyorsunuz?" Dediler ki: "Rabbinize karsı bir mazeret olsun diye ve bir de korunup sakınırlar umidiyle

[165] Kendilerine verilen ogudu unuttuklarında, kotulukten alıkoyanları kurtarıp zulme sapanları, yoldan cıkmalarından oturu, acı bir azapla yakalayıverdik

[166] Ne zaman ki, yasaklandıkları seylerden oturu ofkelendiler, onlara soyle dedik: "Asagılık, maskara maymunlar olun

[167] Rabbin, kıyamet gunune kadar, kendilerine azabın en kotusunu yapacak kimseleri uzerlerine gonderecegini bildirmisti. Senin Rabbin cezayı vermede cok suratli davranır; ama cok affedici, cok merhametlidir de

[168] Ve onları yeryuzunde bircok ummetlere bolduk. Iclerinde barıssever iyiler vardı ama boyle olmayan asagılıklar da vardı. Belki donerler umidiyle onları guzeliklerle de kotuluklerle de imtihana cektik

[169] Arkalarından, yerlerini alan halefler geldi. Bunlar, kitaba varis olmuslardı. Su basit dunyanın gecici menfaatini esas alıyorlar ve soyle diyorlardı: "Biz zaten bagıslanacagız!" Kendilerine, bir menfaat daha gelse onu da alıyorlardı. Bunlardan, Allah hakkında, gercek dısında bir sey soymemelerine iliskin kitap misakı alınmamıs mıydı? O kitabın icindekileri okuyup incelemediler mi? Ahiret yurdu, takvaya sarılanlar icin daha hayırlıdır. Hala aklınızı isletmeyecek misiniz

[170] Kitaba sarılanlar ve namazı/duayı yerine getirenlere gelince, biz, barıssever iyilerin odulunu zayi etmeyiz

[171] Bir zaman, dagı tepelerine bir golgelik gibi cekmistik de onu ustlerine dusuyor sanmıslardı. "Size verdigimizi kuvvetle tutun ve icindekini hatırınızdan cıkarmayın ki korunabilesiniz

[172] Hani, Rabbin, ademogullarından, bellerinden zurriyetlerini alıp onları oz benliklerine sahit tutarak sormustu: "Rabbiniz degil miyim?" Onlar: "Rabbimizsin, buna tanıklık ederiz." demislerdi. Kıyamet gunu, "Biz bundan habersizdik" demeyesiniz

[173] Soyle de demeyesiniz: "Daha once atalarımız sirke batmıstı. Biz de onların ardından gelen bir soyuz. Gercegi cigneyenler yuzunden bizi helak mı edeceksin

[174] Biz, ayetleri iste bu sekilde ayrıntılı kılıyoruz ki, hakka donebilsinler

[175] Onlara, su adamın haberini de oku: Kendisine ayetlerimizi vermistik; onlardan sıyrılıp cıktı, seytan da onu pesine taktı; nihayet o, azgınlardan oluverdi

[176] Dileseydik onu, o ayetlerle yuceltirdik. Ama o, sonsuza dek kalacakmıs gibi,yerkureye baglandı; igreti arzularına uydu. Onun durumu su kopegin durumuna benzer: Ustune varsan dilini sarkıtarak solur, kendi haline bıraksan dilini sarkıtarak solur. Ayetlerimizi yalanlayan toplumun ornegi iste budur. Bu hikayeyi anlat ki dusunup tasınabilsinler

[177] Ayetlerimizi yalanlayan toplulugun vucut verdigi ornek ne kotudur! Onlar oz benliklerine zulmediyorlardı

[178] Allah´ın yol gosterdigi, gercege varmıstır; saptırdıkları ise husrana batıp kalmıstır

[179] Yemin olsun ki, biz, cehennem icin, cinlerden ve insanlardan, bircok kisiye vucut verdik/bircogunu dollendirip yaydık. Kalpleri var bunların, onlarla anlamazlar; gozleri var bunların, onlarla gormezler; kulakları var bunların, onlarla isitmezler. Davarlar gibidir bunlar. Belki daha da saskın. Gafillerin ta kendileridir bunlar

[180] En guzel isimler/Esmaul Husna Allah´ındır; O´na onlarla dua edin. O´nun isimlerinde ters bir tutum izleyenleri bırakın. Yapıp ettikleinin cezasını cekeceklerdir

[181] Bizim yarattıklarımızdan bir topluluk vardır ki, hak ile kılavuzlar ve yalnız onunla adalet sunarlar

[182] Ayetlerimizi yalanlayanları, hic bilemeyecekleri bir yerden agır agır cokuse goturecegiz

[183] Sure tanıyorum onlara. Cunku benim tuzagım pek yamandır

[184] Dusunmediler mi ki, o arkadaslarında cinnetten eser yok. Apacık bir uyarıcıdan baskası degildir o

[185] Goklerin ve yerin melekutuna, Allah´ın yarattıgı herhangi bir seye bakmadılar mı; ecellerinin gercekten yaklasmıs olabilecegini dusunmediler mi? Peki, bu Kur´an´dan sonra hangi hadise/soze iman ediyorlar

[186] Allah´ın sasırttıgına kimse kılavuzluk edemez. O bırakır onları ki, kudurganlıkları icinde bocalayıp dursunlar

[187] Ne zaman gelip catacak diye kıyamet saatini soruyorlar sana. De ki: "Ona iliskin bilgi Rabbim katındadır. Onu, vakti geldiginde belirginlestirecek olan yalnız O´dur. Goklere de yere de agır gelmistir o. O, size ansızın gelecektir, baska degil." Sen onu iyice biliyormussun gibi sana soruyorlar. De ki: "O´na iliskin bilgi Allah katındadır, fakat insanların cokları bilmiyorlar

[188] De ki: "Ben kendi nefsime, Allah´ın dilediginden baska ne bir yarar saglayabilirim ne de bir zarar verebilirim. Eger gaybı biliyor olsaydım iyilik ve guzelligi elbette cogaltırdım. Bana kotuluk dokunmamıstır bile. Ben, inanan bir topluluk icin bir uyarıcı ve mujdeciden baskası degilim

[189] O, odur ki, sizi bir tek canlıdan yarattı, esini de ondan vucuda getirdi ki, gonlu buna ısınsın. Esini sarıp kucaklayınca o, hafif bir yuk yuklendi de bir sure onu gezdirdi. Agırlastıgında ikisi birden Rablerine soyle dua ettiler: "Bize iyi huylu, yakısıklı bir cocuk verirsen yemin ederiz, sukredenlerden olacagız

[190] Allah onlara iyi huylu, barıscıl bir cocuk verince, kendilerine verdigi nimette ikisi birden Allah´a ortak kosmaya basladılar. Allah onların ortak kostugu seylerden arınmıstır

[191] Hicbir sey yaratmayan, bizzat kendileri yaratılmıs olan seyleri/kisileri mi ortak kosuyorlar

[192] Onlar, ne bunlara bir yardım saglayabilirler ne de kendi benliklerine yardımcı olabilirler

[193] Onları, iyiye ve guzele cagırsanız sizi izlemezler. Ha onlara dua etmissiniz ha sus-pus oturmussunuz; sizin icin aynıdır

[194] Allah dısındaki yakardıklarınız sizin gibi kullardır. Eger iddianızda haklıysanız, hadi cagırın onları da size cevap versinler

[195] Ayakları mı var onların ki, onlarla yurusunler; ellerimi mi var onların ki onlarla tutsunlar; gozleri mi var onların ki, onlarla gorsunler; kulaklarımı var onların ki, onlarla isitsinler!? De ki: "Ortaklarınızı cagırıp bana tuzak kurun. Hadi, goz actırmayın bana

[196] Benim Veli´m, o Kitap´ı indiren Allah´tır. O, hayır ve barısı seven kulları koruyup gozetir

[197] O´nun dısında yakardıklarınız, size yardım edemezler. Kendilerine de yardımcı olamazlar

[198] Onları, hidayete cagırsanız, duymazlar. Onların sana baktıklarını sanırsın. Oysaki, onlar gormezler

[199] Affetmeyi esas al! Iyiyi ve guzeli emret, cahillerden yuz cevir

[200] Seytandan bir durtuk seni durtuklediginde, Allah´a sıgın. Cunku O, her seyi isitir, her seyi bilir

[201] Korunup sakınanlar, kendilerine seytandan bir goruntu/durtu gelip dokundugunda, hemen Allah´ı hatırlarlar. Iste o anda gorulmesi gerekeni gorurler

[202] Yoldasları ise onları surekli azgınlıga iterler, sonra da yakalarını bırakmazlar

[203] Onlara bir ayet getirmediginde, "Onu da suradan buradan derleseydin ya!" diye konusurlar. De ki: "Ben sadece Rabbimden bana vahyedilene uyuyorum. Bu, Rabbinizden gelen gonul gozleridir, dogruya kılavuzdur, iman eden bir toplum icin rahmettir

[204] Kur´an okundugu zaman onu dinleyin ve susun ki, size rahmet edilsin

[205] Rabbini, oz benliginin icinde yalvarıp urpererek, bagırtılı olmayan bir sesle sabah-aksam zikret. Sakın gafillerden olma

[206] Rabbinin katında olanlar, buyukluk taslayıp O´na ibadetten yuz cevirmezler; O´nu tespih ederler ve yalnız O´na secde ederler

Enfâl

Surah 8

[1] Sana harp ganimetlerini sorarlar. De ki: "Onlar Allah ve Resul icindir. O halde Allah´tan korkun ve aranızda barıs ve esenligi kurun. Ve eger muminler iseniz Allah´a ve O´nun Resulu´ne itaat edin

[2] Inanmıs olanlar ancak o kisilerdir ki, Allah anıldıgında yurekleri urperip titrer ve onlara Allah´ın ayetleri okundugunda, bu onların imanlarını artırır. Ve onlar yalnız Rablerine guvenip dayanırlar

[3] Namazı/duayı yerine getirirler onlar. Ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden dagıtırlar

[4] Gercek anlamda muminler, iste bunlardır. Rableri katında dereceler, bagıslanma ve bol bir rızık var onlar icin

[5] Bildigin gibi, Rabbin seni hak ugruna, oz yurdundan cıkarmıstı. Ve muminlerden bir grup tamamen isteksizdi

[6] Is apacık ortaya cıktıktan sonra bile, hak konusunda seninle cekisiyorlardı. Sanki onlar gozleri baka baka olume suruluyorlardı

[7] O sırada Allah, iki gruptan birinin kesinlikle sizin olacagını vaat ediyordu. Ve siz, gucsuz ve silahsız olanın size dusmesini arzu ediyordunuz. Allah ise hakkı kendi kelimeleriyle tam bir bicimde ortaya koymayı ve kufre batmısların ardını-arkasını kesmeyi istiyordu

[8] Diliyordu ki, kotulugu temsil edenler istemese de hakkı ayan-beyan gozler onune koysun, sacma ve tutarsız olanı hukumsuz kılsın

[9] Hani siz, Rabbinizden yardım ve destek diliyordunuz; O, sizin dileginize soyle cevap vermisti: "Hic kuskunuz olmasın, ben size, meleklerden birbiri ardınca bin tanesiyle yardım ulastıracagım

[10] Allah bunu, sadece bir mujde olsun ve o sayede kalpleriniz huzur ve rahatlık bulsun diye yaptı. Yardım yalnız ve yalnız Allah katındandır. Hic suphesiz Allah Aziz´dir, Hakim´dir

[11] O zaman sizi, Allah´tan bir guven olmak uzere hafif bir uyku buruyordu; sizi onunla temizlemek, seytanın pisligini sizden gidermek, kalplerinizi birbirine baglamak, ayaklarınızı saglam bastırmak icin uzerinize gokten bir su indiriyordu

[12] Rabbin, meleklere soyle vahyediyordu: "Ben sizinle beraberim. Imanı olanları saglamlastırın. Inkar edenlerin kalpleri icine korku salacagım; vurun boyunların ustune, vurun onların her parmagına

[13] Bu boyledir. Cunku onlar Allah´a ve resulune kafa tuttular. Kim Allah´a ve resulune kafa tutarsa kuskusuz ki, Allah´ın azabı siddetli olur

[14] Iste gordunuz! Hadi tadın onu! Kufre sapanlar icin ates azabı da var

[15] Ey iman edenler! Inkar edenlerle savasmak uzere karsılastıgınızda, sakın onlara arkalarınızı donmeyin

[16] Her kim boyle bir gunde, savasmak icin baska bir yer tutmak yahut baska bir birlige katılmaya gitmek dısında onlara arkasını donerse, Allah´tan bir gazaba carpılmıs olur. Varacagı yer cehennemdir onun. Ne kotu varıs yeridir o

[17] Siz oldurmediniz onları, Allah oldurdu onları. Attıgın zaman da sen atmadın, Allah attı. Inananları kendisinden guzel bir imtihanla denemek icin yaptı bunu. Allah; isitendir, bilendir

[18] Gordunuz ya, Allah kufre sapanların tuzagını fersiz bırakır

[19] Fetih istiyorsanız, fetih size geldi. Eger vazgecerseniz hakkınızda daha hayırlı olur. Eger donerseniz biz de doneriz. Cemaatiniz cok da olsa sizi her hangi bir seyden asla mustagni kılamaz! Allah, inananlarla beraberdir

[20] Ey iman edenler! Allah´a ve resulune itaat edin. Isitip durdugunuz halde ondan yuzunuzu cevirmeyin

[21] Hic isitmedikleri halde, "Isittik!" diyenler gibi olmayın

[22] Cunku yeryuzunde debelenenlerin Allah katında en kotusu, akıllarını isletmeyen sagır-dilsizlerdir

[23] Allah kendilerinde bir hayır oldugunu bilseydi elbette onlara isittirirdi. Onlara isittirseydi bile mutlaka yuz cevirir, doner giderlerdi

[24] Ey iman sahipleri! Sizi, size hayat verecek seye cagırdıgında, Allah´a da resule de "Buyur deyin!" Sunu da bilin ki, Allah kisi ile kalbinin arasına girer. Ve bilin ki, en son O´nun huzurunda hasredileceksiniz

[25] Icinizden sadece zulmedenlere catmakla kalmayacak bir fitneden korkun. Bilin ki Allah´ın gazabı cok siddetlidir

[26] Dusunun ki, siz bir zamanlar yeryuzunde ezilip horlanan bir azınlıktınız. Insanların sizi carpıvereceginden korkuyordunuz. Bu haldeyken Allah sizi barındırdı, yardımıyla sizi destekledi ve sukredersiniz umidiyle sizi tertemiz nimetlerle rızıklandırdı

[27] Ey inananlar! Allah´a ve resule hıyanet etmeyin! Bilip durdugunuz halde, oz emanetlerinize hıyanet mi ediyorsunuz

[28] Bilin ki, mallarınız ve cocuklarınız sizin icin bir imtihan aracıdır. Allah´a gelince, buyuk odul O´nun katındadır

[29] Ey iman sahipleri! Eger Allah´tan korkarsanız, Allah size hakla batılı/iyiyle kotuyu ayırma gucu verir, kotuluklerinizi orter. Allah, o buyuk lutfun sahibidir

[30] Kufre sapanlar, seni tutup baglamaları yahut oldurmeleri ya da yurdundan cıkarmaları icin sana tuzak kuruyorlardı. Onlar tuzak kurarlar, Allah da tuzak kurar. Ama Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır

[31] Ayetlerimiz onlara okundugunda soyle derler: "Tamam, isittik. Istersek bunun gibisini elbette ki soyleriz; oncekilerin masallarından baska sey degil ki bu

[32] Sunu da soylemislerdi: "Allahımız! Eger bu, senin katından gelmis gercegin kendisiyse, gokten ustumuze tas yagdır. Yahut bize korkunc bir azap musallat et

[33] Oysaki, sen onların icinde iken Allah onlara azap etmeyecekti. Onlar, af dileyip dururken de Allah onlara azap etmezdi

[34] Onlar Mescid-i Haram´dan geri cevirip dururken, Allah onlara neden azap etmeyecekmis? Onlar onun dostları/koruyucuları da degillerdir. Onun dostları/koruyucuları takva sahiplerinden baskası degildir. Ama onların cokları bunu bilmezler

[35] Onların o evdeki namazı/duası; ıslık calmak, el cırpmak/engel olmaktan baska bir sey degildir. O halde, inkar etmekte oldugunuz icin tadın azabı

[36] O kufre sapanlar mallarını Allah yolundan alıkoymak icin harcarlar, harcayacaklardır da. Sonunda bu kendileri icin bir hasret olacak, sonra da maglup edilecekler. Kufre sapanlar dogruca cehenneme surulecekler

[37] Boylece Allah, pisi temizden ayıracak, pis kısmı birbirleri ustune yıgıp hepsini bir yerde toplayarak tumunu cehenneme sokacak. Husrana ugrayanların da kendileridir bunlar

[38] Kufre sapanlara soyle: "Eger son verirlerse eskide kalmıs olan, kendileri icin affedilir. Eger yeniden baslarlarsa, daha oncekilere uygulanan yol ve yontem, eskisi gibi devam etmis olacaktır

[39] Fitne kalmayıncaya ve din tumuyle Allah´ın oluncaya kadar onlarla savasın! Vazgecerlerse kuskusuz ki Allah, ne yaptıklarını iyice gorecektir

[40] Eger yuz cevirirlerse bilin ki, Allah sizin Mevla´nızdır. Ne guzel Mevla´dır O, ne guzel destekler; ne guzel Nasir´dir O, ne guzel yardım eder

[41] Dogru ile yanlısın ayrılıs gunu, iki toplulugun karsılastıgı gun, kulumuza indirmis oldugumuza inanıyorsanız sunu bilin: Ganimet/kazanc olarak elde ettiginiz seylerin beste biri Allah´a, resule, yakınlara, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmısa aittir. Allah herseye kadirdir

[42] O vakit siz, vadinin beri yamacında idiniz, onlarsa ote yamacında idiler. Kervan sizden daha asagıda idi. Sozlesmis olsaydınız bulusma yer ve saatinde ayrılıga duserdiniz. Ama Allah, olması kararlastırılan isi yerine getirmek istiyordu. Ta ki, olen beyyine uzerine olsun, yasayan da beyyine uzerine yasasın. Allah elbette ki cok iyi isitir, cok iyi bilir

[43] Allah onları sana uykunda az gosteriyordu. Eger onları sana cok gosterseydi, yılgınlıga duser, isi kotarmada cekismeye baslardınız. Ama Allah, sizi selamete cıkardı. O, goguslerin icindekini cok iyi bilir

[44] Karsılastıgınızda onları sizin gozlerinize az gosteriyordu. Sizi de onların gozunde azaltıyordu ki, yapılmasına karar verilen isi yururluge koysun. Zaten butun isler Allah´a dondurulur

[45] Ey inananlar! Bir dusman toplulugu ile karsılastıgınızda sebat edin. Allah´ı cok anın ki zafere ulasabilesiniz

[46] Allah´a ve resulune itaat edin, birbirinizle cekismeyin; yoksa korkuya kapılırsınız, ruzgarınız kesilir. Sabredin; Allah sabredenlerle beraberdir

[47] Insanlara calım satarak, gosteris yaparak yurtlarından cıkan ve Allah yolundan alıkoyanlar gibi olmayın. Allah, onların yapmakta olduklarını cepecevre kusatmıstır

[48] Seytan onlara, yaptıklarını suslu gosterip soyle demisti: "Bugun size galip gelecek kimse yok, ben yanınızdayım." Fakat iki topluluk yanyana gelince iki topugu ustune cark edip soyle dedi: "Ben sizden uzagım. Ben sizin gormediklerinizi goruyorum, ben Allah´tan korkarım. Allah´ın cezası cok siddetlidir

[49] Ikiyuzlulerle kalplerinde hastalık olanlar soyle diyorlardı: "Bunları, dinleri aldatmıs." Oysa Allah´a guvenip dayanan bilir ki, Allah Aziz ve Hakim´dir

[50] Bir gorseydin o kufre sapanları! Melekler canlarını alırken onların yuzlerine ve arkalarına vuruyorlardı: "Yangın azabını tadın

[51] Iste bu, ellerinizin onden gonderdigi seyler yuzundendir. Allah, kullara asla zulmetmez

[52] Tıpkı Firavun hanedanı ve onlardan oncekilerin gidisi gibi. Allah´ın ayetlerini inkar ettiler de Allah onları gunahları yuzunden yakalayıverdi. Allah Kavidir, cok gucludur; azabı cok siddetli yapandır O

[53] Bu boyledir. Cunku Allah bir topluma lutfettigi nimeti, o toplum birey olarak iclerindekini/birey olarak kendilerine iliskin olanı degistirmedikce, degistirmemistir. Ve Allah, iyice isiten, geregince bilendir

[54] Tıpkı Firavun hanedanı ve onlardan oncekilerin tavırları gibi. Rablerinin ayetlerini yalanlamıslardı. Biz de onları gunahları yuzunden mahvettik. Firavun hanedanını da bogmustuk. Bunların tumu zulme sapanlardı

[55] Allah katında canlıların en kotusu, gercegi orten nankorler/inkarcılardır. Bunlar iman etmezler

[56] Bunlar, kendileriyle antlasma yaptıgın kisilerdir. Ama her defasında antlasmalarını bozarlar. Hic cekinmez ki bunlar

[57] Eger onları harpte ele gecirirsen, onlarla birlikte arkalarındakileri de urkutup dagıt ki, ders alabilsinler

[58] Eger bir topluluktan hıyanet kuskusu duyarsan, antlasmaya baglı kalmayacagını aynı sekilde sen de onlara bildir. Allah, hainlik edenleri sevmez

[59] Kufre sapanlar sakın one gectiklerini dusunmesinler. Onlar bizi aciz bırakamazlar

[60] Onlara karsı, gucunuz yettigince kuvvet hazırlayın. Ordugahlarda atlar besleyin. Boylece hem Allah´ın dusmanını hem kendi dusmanınızı hem de bunlardan baskalarını korkutabilirsiniz. Siz onları bilmezsiniz ama Allah hepsini bilir. Allah yolunda harcadıgınız hersey size tam olarak odenir; hicbir haksızlıga ugratılmazsınız

[61] Eger barısa egilim gosterirlerse sen de buna yanas ve Allah´a tevekkul et. Cunku O, en iyi isitenin, en iyi bilenin ta kendisidir

[62] Eger sana hile-oyun yapmak isterlerse Allah sana yeter. Yardımıyla ve muminlerle seni destekleyen O´dur

[63] Onların kalplerini kaynastıran da O´dur. Sen, yeryuzundeki herseyi bagıslasaydın, onların kalplerini yine de kaynastıramazdın; ama Allah onları birbirine ısıtıp yaklastırmıstır. O´dur Aziz ve Hakim

[64] Ey Peygamber! Allah ve inanananlardan seni izleyenler sana yeter/Allah, sana da seni izleyen muminlere de yeter

[65] Ey Peygamber! Muminleri carpısmaya tesvik et! Sizden sabırlı yirmi kisi olsa, kufre sapanların iki yuzune galip gelir; sizden yuz kisi olsa, onların binine galebe calar. Cunku onlar geregince anlamayan bir topluluktur

[66] Simdi, Allah yukunuzu hafifletti. Bilmistir ki, sizde bir zaaf var. Icinizden sabırlı yuz kisi olsa, iki yuz kisiye galip gelir; sizden bin kisi olsa, Allah´ın izniyle iki bin kisiye galebe calar. Allah, sabredenlerle beraberdir

[67] Hicbir peygamber icin, yeryuzunde agır basmadıkca, esirlere sahip olmak uygun degildir. Siz su igreti dunyanın nimetini istiyorsunuz; Allah ise ahireti istiyor. Allah Aziz´dir, Hakim´dir

[68] Eger Allah´tan bir yazı onden gelmemis olsaydı, aldıgınız fidyeden oturu size buyuk bir azap dokunurdu

[69] Artık kazanc olarak elde ettiklerinizden/ elde ettiginiz ganimetlerden helal ve temiz olarak yiyin; Allah´tan sakının! Allah cok affedici, cok merhametlidir

[70] Ey Peygamber! Elinizde esir olarak bulunanlara de ki: "Eger Allah, kalplerinizde bir hayır oldugunu bilirse size, sizden alınandan daha degerlisini verir ve sizi affeder. Allah cok affedici, cok esirgeyicidir

[71] Sana hıyanet etmek isterlerse kesin olan su ki, daha once Allah´a hıyanet ettiler de Allah, aleyhlerine bir imkan yarattı. Allah herseyi bilen, her hikmete sahip olandır

[72] Onlar ki, inanıp hicret ettiler, mallarıyla, canlarıyla Allah yolunda cihat ettiler; onlar ki hicret edenleri barındırdılar, onlara yardım ettiler, iste onlar birbirlerinin dostlarıdır. Iman edip de hicret etmeyenlere gelince, hicret edecekleri vakte kadar size onların yonetiminden bir sey dusmuyor. Ama sizden dinde yardım isterlerse, sizinle aralarında antlasma bulunan bir topluluk aleyhinde olmamak uzere, kendilerine yardım etmeniz gerekir. Allah, yapmakta olduklarınızı iyice gormektedir

[73] Kufre sapanlar da birbirlerinin dostlarıdır. Eger su dikkat cekilenleri yapmazsanız yeryuzunde bir fitne, buyuk bir bozgun cıkar

[74] O inanıp hicret edenler, Allah yolunda cihat edenler, o barındırıp yardımcı olanlar var ya, gercek muminler iste onlardır! Bir bagıslanma var onlar icin, bol bir rızık var

[75] Sonradan inanarak hicret edip de sizinle birlikte cihada katılanlar da sizdendir. Kan akrabaları ise, Allah´ın Kitabı´na gore birbirlerine daha yakın dostturlar. Allah herseyi bilir

Tevbe

Surah 9

[1] Allah ve resulunden, kendileriyle antlasma yapmıs bulundugunuz musriklere bir ultimatomdur bu

[2] Yeryuzunde dort ay daha dolasın ve bilin ki siz, Allah´ı aciz bırakamazsınız. Su da bir gercek ki, Allah inkarcı nankorleri rezil eder

[3] Bir de Allah ve resulunden insanlara Buyuk Hac gunu bir duyuru var: Allah da O´nun elcisi de musriklerden kesinlikle uzaktır. O halde, tovbe ederseniz bu sizin icin hayırlıdır. Yok eger yuz cevirirseniz sunu bilin ki, siz Allah´ı acze dusuremezsiniz. Kufre saplananlara acıklı bir azabı mustula

[4] Antlasma yapmıs oldugunuz musriklerden size karsı bir eksiklik sergilemeyen ve aleyhinizde baska birine yardım etmeyenler mustesnadır. Artık, onlara verdiginiz sozu belirlenen sureye kadar tam bir sekilde koruyun. Su bir gercek ki Allah, sakınanları sever

[5] O haram aylar cıktıgında artık musrikleri, kendilerini buldugunuz yerde oldurun. Yakalayın onları, kusatın onları, tum gecit noktalarını tıkayın onların. Bunun ardından tovbe eder, namazı/duayı yerine getirir, zekatı verirlerse, yollarını acın onların. Kesin olan su ki, Allah Gafur´dur, Rahim´dir

[6] Eger musriklerden biri senden guvence dilerse/senin yakınına gelmek, sana komsu olmak isterse, ona guvence ver/ounu yakınlasma istegini kabul et ki, Allah´ın kelamını dinleyebilsin. Sonra da onu, guvenli gordugu yere kadar gotur. Boyle yapmanın gerekcesi sudur: Bunlar bilmeyen bir topluluktur

[7] Musriklerin Allah katında, onun resulu katında ahitleri nasıl olabilir! Mescid-i Haram yanında antlasma yaptıklarınız mustesna. Bu sekilde antlasması olanlara, onlar size dogru-durust davrandıkca, siz de dogru-durust davranın. Allah, sakınanları sever

[8] Onların ahdine nasıl guvenilebilir! Eger uzerinizde egemenlik kurarlarsa, sizinle ilgili ne bir antlasmaya saygı duyarlar ne de bir yemine. Agızlarıyla size hosnutluk sunarlar, fakat kalpleri inat eder durur. Ve onların cogu gercege uzak dusmus sapıklardır

[9] Allah´ın ayetlerini nasıl basit bir ucret karsılıgı sattılar da Allah´ın yolundan alıkoydular. Gercekten ne fena seylerdir onların yapmakta oldukları

[10] Bir mumin hakkında onlar ne bir yemine saygı gosterirler ne de bir antlasma sartına. Onlar dusmanlık dolu, azmıs kisilerin ta kendileridir

[11] Bununla birlikte tovbe eder, namazı/duayı yerine getirir, zekatı verirlerse, artık sizin, dinde kardeslerinizdirler. Biz ayetlerimizi, bilen bir topluluk icin boyle acık secik ortaya koyarız

[12] Eger verdikleri ahitten sonra yeminlerini bozar, dininize saldırırlarsa, o zaman kufrun elebaslarını oldurun. Cunku onların yeminleri yoktur. Boyle yaparsanız hal ve gidislerine son verebilirler

[13] Yeminlerini bozan, resulu yurdundan cıkarmaya gayret eden bir topluluga karsı savasmayacak mısınız? Ustelik size saldırıyı ilkin onlar baslattı. Korkuyor musunuz onlardan? Eger mumin kisilerseniz, kendisinden korkmanıza en layık olan, Allah´tır

[14] Savasın onlarla ki, sizin elinizle Allah onlara azap etsin, onları rezil etsin. Onlara karsı size yardım etsin. Ve inananlar toplumunun goguslerine sifa ulastırsın

[15] Ve yureklerinin ofkesini gidersin. Allah diledigine tovbe nasip eder. Allah Alim´dir, Hakim´dir

[16] Allah; icinizden cihat edenleri, Allah´tan, resulunden ve muminlerden baskasını kendisine sırdas edinmeyenleri belirlemedikce bırakılacagınızı mı sandınız? Allah, yapmakta olduklarınızdan haberdardır

[17] Musrikler, oz benliklerinin kufre sapısına tanık olup dururlarken, Allah´ın mescitlerini onarmaya girisemezler. Tum amelleri bosa cıkmıstır onların. Ateste uzun sure kalacaklardır onlar

[18] Allah´ın mescitlerini; ancak Allah´a, ahiret gunune inanan, namazı/duayı yerine getiren, zekatı veren ve Allah´tan baska kimseden korkmayan kisiler onanır. Iste bunların, hidayete erenlerden olmaları beklenir

[19] Siz; hacı sakalıgını, Mescid-i Haram tamirciligini, Allah´a ve ahiret gunune inanıp Allah yolunda cihat eden kisinin yaptıgıyla bir mi tuttunuz? Allah katında bir olmazlar bunlar. Allah, zulum sergileyenler topluluguna kılavuzluk etmez

[20] Iman edip hicret eden, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihat edenler, derece bakımından Allah katında daha yucedir. Kurtulusa erenler de iste bunlardır

[21] Rableri onlara kendisinden bir rahmet, bir hosnutluk ve icinde cok degerli/kalıcı nimetlerin bulundugu cennetler mujdeliyor

[22] Onlara orada surekli kalacaklardır. Hic kuskusuz, Allah´ın katında buyuk bir odul daha vardır

[23] Ey iman edenler! Babalarınız ve kardesleriniz, eger imana karsı inkarı seviyorlarsa, onları dostlar edinmeyin. Icinizden onları dost edinenler zalimlerin ta kendileridirler

[24] De ki: "Eger babalarınız, ogullarınız, kardesleriniz, esleriniz, kabileniz/menfaat cevreniz, elde ettiginiz mallar, kesadından korktugunuz ticaret, hosunuza giden konutlar sizin icin Allah´tan, resulunden ve Allah yolunda cihattan daha sevimli ise artık Allah, emrini getirinceye kadar bekleyin. Allah, yoldan ayrılmıs bir toplulugu dogruya ve guzele kılavuzlamaz

[25] Yemin olsun ki, Allah size bircok yerde yardım etti. Huneyn gununde de. Hani, coklugunuz sizi boburlendirmisti de bu hicbir isinize yaramamıstı. Tum genisligine ragmen, yeryuzu size dar gelmisti. Sonra da sırtınızı donup kacmıstınız

[26] Sonra Allah, resulunun uzerine de muminlerin uzerine de sukunetini indirmis, ayrıca sizin gormediginiz orduları gondermis de kufre sapanlara azap etmisti. Kafirlerin cezası iste budur

[27] Sonra Allah, bunun ardından da dilediginin tovbesini kabul eder. Allah Gafur´dur, Rahim´dir

[28] Ey inananlar! Musrikler bir pisliktir. Artık bu yıllarından sonra Mescid-i Haram´a yaklasmasınlar! Eger yoksulluktan korkarsanız bilin ki, Allah diledigi taktirde sizi yakında lutfundan zengin edecektir. Allah herseyi bilir, tum hikmetlerin sahibidir

[29] Kendilerine kitap verilenlerden Allah´a ve ahiret gunune inanmayan, Allah´ın ve resulunun yasakladıgını haram saymayan ve hak dini din edinmeyenlerle, boyun egerek kendi elleriyle cizye verecekleri zamana kadar savasın

[30] Yahudiler: "Uzeyr, Allah´ın ogludur." dediler; Hıristiyanlar da: "Mesih, Allah´ın ogludur." dediler. Kendi agızlarının sozudur bu. Kendilerinden once inkar edenlerin sozlerine benzetme yapıyorlar. Allah onları kahretsin! Nasıl da yuz geri cevriliyorlar

[31] Allah´ın yanında hahamlarını ve ruhbanlarını da rabler edindiler. Meryem´in oglu Mesih´i de oyle. Oysa kendilerine, tek olan Allah´tan baskasına ibadet/kulluk etmemeleri emredilmisti. Ilah yok o tek Allah´tan baska. Onların ortak kostuklarından arınmıstır O

[32] Allah´ın nurunu agızlarıyla sondurmek istiyorlar. Allah ise kafirler hoslanmasa da nurunu tamamlamaktan baska bir sey istemiyor

[33] O, resulunu hidayet ve hak dinle gonderdi ki, musrikler hoslanmasa da o dini dinlerin tumunun ustune cıkarsın

[34] Ey iman sahipleri! Su bir gercek ki, hahamlardan ve rahiplerden bircogu halkın mallarını uydurma yollarla tıkabasa yerler ve Allah´ın yolundan geri cevirirler. Altını ve gumusu depolayıp da onları Allah yolunda harcamayanlara korkunc bir azap mustula

[35] Gun olur, cehennem atesinde onların uzerine lav dokulur de bununla onların alınları, bogurleri, sırtları daglanır: "Iste egolarınız icin yıgdıklarınız. Hadi, tadın biriktirmis olduklarınızı

[36] Gokleri ve yeri yarattıgı gundeki yazısına gore, Allah katında ayların sayısı on ikidir. Bunlardan dordu haram aylardır. Eskimez din iste budur. Artık o aylar icinde benliklerinize zulmetmeyin. Musrikler sizinle nasıl topyekun savasıyorlarsa siz de onlarla topyekun savasın. Sunu bilin ki, Allah, takva sahipleriyle beraberdir

[37] Haram ayları ertelemek, kufurde bir artırmadır ki, onunla inkar edenler saptırılır. Onu bir yıl helal sayarlar, bir yıl haramlastırırlar ki, Allah´ın yasakladıgının sayısını denklestirip Allah´ın haram kıldıgını helallestirsinler. Amellerinin kotulugu kendilerine suslu gosterilmistir. Allah, kufre batan bir toplulugu iyiye ve guzele kılavuzlamaz

[38] Ey iman sahipleri! Size ne oldu ki, "Allah yolunda seferber olun" denilince yere cakılıp kaldınız. Ahiretten vazgecip igreti hayata mı razı oldunuz? O igeti hayatın nimeti ahiret yanında pek azdır

[39] Eger seferber olmazsanız Allah size korkunc bir azapla azap eder ve yerinize sizden baska bir topluluk getirir. Allah´a hicbir sekilde zarar veremezsiniz. Allah her seye Kadir´dir

[40] Eger siz ona yardım etmezseniz bilin ki, Allah ona zaten yardım etmisti. Hani, kufredenler onu iki kisinin ikincisi olarak yurdundan cıkardıklarında, magarada bulundukları bir sırada arkadasına soyle diyordu: "Tasalanma, Allah bizimle!" Bunun uzerine Allah ona sukunet indirmis ve kendisini sizin gormediginiz ordularla desteklemisti de kufre sapanların sozunu sefil kılıp alcaltmıstı. Allah´ın sozu ise yuce olanın ta kendisidir. Allah Aziz´dir, Hakim´dir

[41] Gerek hafif, gerek agırlıklı olarak mutlaka seferber olun ve Allah yolunda mallarınızla, canlarınızla cihat edin. Eger bilirseniz bu sizin icin daha hayırlıdır

[42] Eger o, yakın bir dunya menfaati yahut orta bir yolculuk olsa idi, elbette seni izleyeceklerdi. Ama o zorluklarla dolu yolculuk kendilerine uzak geldi. "Gucumuz yetseydi sizinle cıkacaktık" diye Allah´a yemin de ederler. Kendilerini mahvediyorlar. Allah biliyor ki onlar, kesinlikle yalancıdırlar

[43] Allah seni affetsin; neden onlara izin verdin de beklemedin ki, dogru soyleyenler sana acık-secik belli olsun da yalancıları bilesin

[44] Allah´a ve ahiret gunune iman edenler; mallarıyla, canlarıyla cihat edecekleri icin senden izin istemezler. Allah, takva sahiplerini iyice bilmektedir

[45] Ancak Allah´a ve ahiret gunune inanmayanlar, kalpleri kuskuyla karısmıs olup da iskilleri icinde calkanıp duranlar, sefere katılmak icin senden izin isterler

[46] Sefere cıkmak isteselerdi elbette ki, bir sefer hazırlıgına girisirlerdi. Ama Allah, harekete gecmelerini istemedi de onları yerlerine civiledi ve "oturun, oturanlarla beraber" denildi

[47] Aranızda sefere cıkmıs olsalardı, size bozgunculuktan baska bir katkıları olmayacaktı; sizi fitneye ugratmak istegiyle aranıza sokulacaklardı. Icinizde onlara gercekten kulak verecekler de vardı. Allah, zalimleri iyice biliyor

[48] Yemin olsun ki, onlar onceden de fitne cıkarmak istemis ve nice isleri sana, oldugundan baska turlu gostermislerdi. Nihayet hak geldi, onların istememesine ragmen Allah´ın emri galebe caldı

[49] Iclerinden bazısı: "Bana izin ver, beni fitneye dusurme." der. Dikkat edin, fitnenin ta icine kendileri dusmuslerdir. Ve cehennem o nankorleri elbete cepecevre kusatacaktır

[50] Sana bir iyilik isabet etse bu onları uzer. Sana bir musibet dokunsa: "Isimizi onceden saglam tutmusuz." derler ve kibirli bir sevincle donup giderler

[51] De ki onlara: "Hakkımızda Allah´ın yazdıgından baskası bize asla ulasmaz. O´dur bizim Mevla´mız. Yalnız Allah´a guvenip dayansın inananlar

[52] De ki: "Bizim icin iki guzelligin birinden baskasını mı bekliyorsunuz? Biz de size Allah´ın, kendi katından veya bizim ellerimizle bir azap carptırmasını bekliyoruz. Artık bekleyin, sizinle beraber biz de bekliyoruz

[53] Sunu da soyle: "Ister kendi arzunuzla ister baskı ve zorla infak edin; sizden asla kabul edilmeyecektir. Cunku siz, yoldan cıkan bir topluluk oldunuz

[54] Infaklarının onlardan kabul edilmesini engelleyen sadece sudur: Onlar, Allah´a ve resulune nankorluk ettiler. Namaza/duaya ancak usene usene gelirler, infak edip dagıttıklarını da iclerinden gelmeyerek verirler

[55] Onların malları da evlatları da seni imrendirmesin. Is sadece sudur: Allah onlara su igreti hayatta azap etmeyi ve canlarının kufre sapmıs bir halde cıkmasını istiyor

[56] Kesinlikle sizden oldukları yolunda Allah´a yemin ederler. Gercekte onlar sizden degillerdir. Dogrusu su ki onlar, odleri patlayasıya korkan bir topluluktur

[57] Eger bir sıgınak yahut bazı magaralar veya girilecek bir delik bulsalar, yuzlerini doner o tarafa kosarlardı

[58] Iclerinden bir kısmı da sadakalar konusunda sana laf dokundurur. Ondan kendilerine verilmisse memnun olurlar. Verilmemisse hemen ofkelenirler

[59] Ne olurdu, bunlar, Allah ve resulunun kendilerine verdiklerine razı olsalardı da soyle deselerdi: "Allah bize yeter. Allah bize lutfundan verecektir; resulu de. Zaten biz, gonlumuzu yalnız Allah´a baglamısız

[60] Sadakalar/zekat malları Allah´tan bir farz olarak sadece sunlar icindir: Fakirler, duskunler, sadakalarla ilgilenmeye memur edilenler, kalpleri yakınlastırılıp ısındırılacak olanlar, ozgurlugunu yitirmis olanlar, borclular, Allah yolundakiler, yolda kalmıs kisi. Allah Alim´dir, Hakim´dir

[61] Iclerinden bazıları da o Peygamber´i incitirler ve soyle derler: "O, her seye kulak kesilir." De ki: "Hayır kulagıdır sizin icin o; Allah´a iman eder, muminlere guvenir. Inananlarınız icin de bir rahmettir o." Allah´ın resulune eza edenler icin korkunc bir azap ongorulmustur

[62] Sizin gonlunuzu hos etmek icin Allah´a yemin ederler. Eger bunlar inanmıs iseler Allah´ın ve resulunun hosnutlugunu one almaları daha uygun duser

[63] Bilmediler mi ki, her kim Allah´a ve resulune kafa tutarsa ona, icinde uzun sure kalacagı cehennem atesi vardır. Buyuk utanc iste budur

[64] Ikiyuzluler, kalplerinde olanı kendilerine haber verecek bir surenin tepelerine inmesinden cekinir dururlar. De ki: "Siz alay edin! Allah, o cekinip durduklarınızı ortaya cıkaracaktır

[65] Onlara sorarsan elbette soyle diyeceklerdir: "Lakırdıya dalmıs, sakalasıyorduk, hepsi bu!" De ki: "Allah ile, O´nun ayetleriyle, O´nun resuluyle mi egleniyordunuz

[66] Ozur beyan etmeyin; imanınızdan sona kufre saptınız. Icinizden bir grubu affetsek bile diger bir grubu, gunaha batmıs kisiler oldukları icin azaba ugratacagız

[67] Ikiyuzlulerin erkekleri de kadınları da birbirinin aynıdır: Kotuluge ozendirirler, iyilikten alıkoyarlar, harcamamak icin ellerini sıkarlar. Onlar Allah´ı unuttular, Allah da onları unuttu. Ikiyuzluler, yoldan sapmısların ta kendileridir

[68] Allah, erkek munafıklara da kadın munafıklara da kufre sapanlara da icinde uzun sure kalacakları cehennem atesini vaat etmistir. O yeter onlara. Allah lanet etmistir onlara. Koklu bir azap var onlar icin

[69] Tıpkı sizden oncekiler gibi. Onlar kuvvetce sizden daha zorlu, mallar ve cocuklar bakımından daha zengindiler. Kendi nasipleriyle zevk surduler. Siz de kendi payınıza dusenle zevk surdunuz. Tıpkı sizden oncekilerin kendi nasipleriyle zevklendikleri gibi. Tıpkı onların dalıp gittigi gibi siz de dalıp gittiniz. Iste boylelerinin amelleri dunyada da ahirette de bosa cıkmıstır. Iste boyleleri husrana batmıstır

[70] Gelmedi mi onlara kendilerinden oncekilerin haberi: Nuh kavminin, Ad´ın, Semud´un, Ibrahim kavminin, Medyen halkının ve altı ustune gelmis kentlerin. Resulleri onlara acık-secik ayetler getirmisti. Allah onlara zulmediyor degildi; aksine, oz benliklerine onlar zulmediyorlardı

[71] Mumin erkeklerle mumin kadınlar birbirlerinin dostlarıdır. Iyilik ve guzelligi belirlenene ozendirirler, kotuluk ve cirkinligi belirlenenden sakındırırlar. Namazı/duayı yerine getirirler, zekatı verirler. Allah´a ve resulune itaat ederler. Allah bunlara rahmet edecektir. Allah Aziz´dir, Hakim´dir

[72] Allah, mumin erkeklerle mumin kadınlara, altından ırmaklar akan cennetler vaat etmistir. Surekli kalacaklardır orada. Adn cennetlerinde de tertemiz barınaklar vaat etmistir. Allah´ın bir hosnutlugu ise hepsinden buyuktur. Iste budur o buyuk basarı/o buyuk kurtulus

[73] Ey Peygamber! Kufre sapanlarla, ikiyuzlulerle cihat et! Onlara sert davran! Onların varacakları yer cehennemdir. Ne kotu donus yeridir o

[74] Soylemediklerine iliskin Allah´a yemin ediyorlar. Yemin olsun ki, o kufur sozunu soylediler. Islam´a girmeleri ardından kufre saptılar. Basaramadıkları bir seyi tasarladılar. Oysaki intikam almaları icin, Allah´ın ve resulunun, Allah´ın lutfuyla kendilerini zengin etmis olmasından baska bir sebep de yoktu. Eger tovbe ederlerse kendileri icin hayırlı olur. Eger yan cizerlerse Allah onlara dunyada da ahirette de acıklı bir azapla azap edecektir. Ve yeryuzunde onların ne bir dostu olacaktır ne de bir yardımcısı

[75] Iclerinden bazıları da Allah´a soyle ant icti: "Eger Allah, lutfundan bize verirse, elbette sadaka dagıtacagız ve elbette iyilik ve barıs icin calısanlardan olacagız

[76] Lutfundan kendilerine verdigi zaman ise o lutfa cimrilik ederek yuz cevirmis bir halde donup gittiler

[77] Nihayet, Allah, kendisine verdikleri soze ters dustuklerinden, yalana sapıp durduklarından, huzuruna cıkacakları gune kadar onların kalplerine ikiyuzluluk yerlestirdi

[78] Bilmediler mi ki, Allah onların sırrını da fısıldasmalarını da bilir; Allah gaybları cok iyi bilendir

[79] Sadakalar hususunda icten bir comertlik gostermis muminlere laf atanlarla, oz gayretlerinden baskasını bulamayanları alay konusu edenlere gelince, Allah onları maskaraya cevirecektir. Onlar icin acıklı bir azap da vardır

[80] Ister af dile onlar icin, ister dileme. Yetmis kez af dilesen de onlar icin, Allah onları affetmeyecktir. Cunku onlar Allah´ı da resulunu de inkar ettiler. Allah, yoldan cıkmıs boyle bir topluluga kılavuzluk etmez

[81] Allah´ın resulune ters dusmek icin arkada kalanlar, cokup oturdukları icin sevindiler; Allah yolunda, mallarıyla canlarıyla cihadı tiksindirici bulup soyle dediler: "Bu sıcakta seferber olmayın!" De ki: "Hararet bakımından cehennem daha zorludur." Bir anlayabilselerdi

[82] Kazanır oldukları yuzunden artık az gulsunler, cok aglasınlar

[83] Bundan boyle Allah, seni onlardan bir zumrenin yanına dondurur de savasa cıkmak icin senden izin isterlerse soyle soyle: "Benimle birlikte asla cıkmayacaksınız, benimle birlikte herhangi bir dusmanla savasmayacaksınız. Ilk defasında oturup kalmayı yeglemistiniz. O halde geri kalanlarla birlikte oturadurun

[84] Onlardan olen biri uzerine asla dua etme; boyle birinin mezarı basında da durma. Bunlar Allah´a ve resulune nankorluk ettiler ve yoldan sapmıs olarak olup gittiler

[85] Malları da evlatları da seni imrendirmesin. Allah bunlarla, dunyada onlara azap etmek istiyor. Kafir olarak cıkaracaktır canları

[86] Allah´a inanın, O´nun resuluyle yan yana cihat edin!" anlamında bir sure indirildigi zaman, onların imkan ve servet sahibi olanları, senden izin isteyerek soyle demislerdi: "Bırak bizi, oturanlarla beraber olalım

[87] Geride kalan kadınlarla beraber olmayı yeglediler. Kalpleri uzerine muhur basılmıstır. Artık anlayıp kavrayamazlar

[88] Fakat resul ve onunla birlikte iman edenler, mallarıyla, canlarıyla cihat ettiler. Iste bunlarındır tum hayırlar. Iste bunlardır tam kurtulanlar

[89] Allah onlar icin, altlarından ırmaklar akan cennetler hazırlamıstır. Surekli kalacaklardır orada. Iste budur buyuk basarı

[90] Gocebe Arapların ozur bahane edenleri kendilerine izin verilmesi icin geldiler; Allah´a ve resulune yalan soyleyenler oturdular. Onların kufre sapanlarına korkunc bir azap erisecektir

[91] Gucsuzlere, hastalara, infak edecek bir sey bulamayanlara, Allah ve resulu icin ogut verdikleri takdirde bir gunah yoktur. Guzel davrananlar aleyhine bir yol yok. Allah Gafur´dur, Rahim´dir

[92] Kendilerini bindirmen icin sana geldiklerinde sen, "Sizi bindirecek bir sey bulamam" deyince, harcayacak bir sey bulamadıklarından, uzuntuyle gozlerinden yaslar bosalarak geri donen kimseler icin de herhangi bir gunah yoktur

[93] Ancak su kimseler aleyhine yol vardır: Zengin oldukları halde senden izin isterler. Arkada kalan kadınlarla beraber oturmaya razı olmustur bunlar. Ve Allah, kalplerine muhur basmıstır, artık bilemezler

[94] Donup yanlarına geldiginizde sizden ozur dilerler. De ki: "Ozur dilemeyin. Size asla inanmayacagız! Allah bize sizin hallerinizden bircogunu haber vermistir. Yapıp ettiginizi Allah da resulu de gorecektir. Sonra gorunmeyen ve gorunen alemleri bilenin huzuruna cıkarılacaksınız da O size yapmakta olduklarınızı haber verecektir

[95] Yanlarına dondugunuzde kendilerini paylamaktan vazgecesiniz diye Allah´a yemin edecekler. Vazgecin onlardan, cunku hepsi pisliktir! Kazandıklarının karsılıgı olarak, varacakları yer cehennemdir

[96] Kendilerinden hosnut olasınız diye karsınızda yemin ediyorlar. Siz onlardan razı olsanız da Allah, yoldan sapmıs bir topluluktan razı olmaz

[97] Col Arapları; kufur, parcalanma/ikiyuzluluk yonunden daha siddetli; Allah´ın resulune indirdigi seylerin sınırlarını tanımamaya daha yatkındırlar. Allah Alim´dir, Hakim´dir

[98] Col Araplarından oylesi vardır ki, infak ettigini bir angarya/bir ceza odeme sayar ve sizin basınıza belaların gelmesini bekler durur. En kotu bela onların basına olsun! Allah cok iyi isitir, cok iyi bilir

[99] Col Araplarından bazıları da Allah´a ve ahiret gunune inanır, harcadıgını Allah yanında yakınlıklara ve resulun dualarına vesile edinir. Dikkat edin! O harcadıkları gercekten kendileri icin bir yakınlık vesilesidir. Allah onları rahmetinin icine sokacaktır. Allah cok affedici, cok esirgeyicidir

[100] Muhacirlerden ve Ensar´dan ilklerle, guzel dusunup guzel davranmada onları izleyenler var ya, Allah onlardan razı olmustur; onlar da O´ndan razıdırlar. Onlara altlarından ırmaklar akan cennetler hazırlamıstır. Surekli orada kalacaklardır. Buyuk kurtulus iste budur

[101] Cevrenizdeki Bedevi Araplardan munafıklar var. Medine halkından da munafıklıga iyice alısmıs olanlar var. Sen bilmezsin onları. Ama biz biliriz onları. Iki kez azap edecegiz onlara, sonra da cok buyuk bir azaba itilecekler

[102] Diger bazıları da gunahlarını itiraf ettiler. Bunlar, iyi bir isle kotu olan diger bir isi birbirine karıstırdılar. Belki Allah tovbelerini kabul eder. Cunku Allah Gafur´dur, Rahim´dir

[103] Bunların mallarından bir sadaka al ki, onunla kendilerini iyice temizleyip arıtasın. Onlar icin dua et/onlara destek ol; cunku senin duan/destegin onlar icin bir sukunettir. Allah Semi´dir, Alim´dir

[104] Bilmediler mi ki, Allah´tır kullarından o tovbeyi kabul eden, o sadakaları alan. Ve Allah´tır, O Tevvab, O Rahim

[105] De ki: "Is yapıp deger uretin; yapıp urettiginizi Allah da resulu de muminler de gorecektir. Ve siz, gorulmeyen alemi de gorulen alemi de bilenin huzuruna donduruleceksiniz, O size, yapıp ettiklerinizi bir bir haber verecektir

[106] Bir kısmı da umutları Allah´ın emrine baglı, beklemektedir. Allah onlara ya azap edecektir ya tovbe nasip edecektir. Allah, Alim´dir, Hakim´dir

[107] Bir de sunlar var: Tutup bir mescit yapmıslardır: Zarar vermek icin, nankorluk/gercegi ortmek icin, inananları fırkalara bolmek icin, daha onceden Allah ve resuluyle savasmıs kisiye gozetleme yeri kurmak icin. "Iyilik ve guzellikten baska bir sey istemis degiliz!" diye gerile gerile yemin de edecekler. Allah sahittir ki, onlar kesinlikle yalancıdırlar

[108] Boyle bir mescitte sakın namaza durma! Daha ilk gununde takva uzerine kurulan bir mescit, icinde namaz kılman icin cok daha uygundur. Temizlenmek arzusu tasıyan erler vardır o mescitte. Allah, temizlenenleri sever

[109] Peki, binasını Allah´tan gelen bir sakınma duygusu ve hosnutluk uzerine kuran mı hayırlıdır yoksa binasını sel artıklarının ucundaki yarın kenarına kurup da onunla birlikte cehenneme yuvarlanan mı? Allah, zalimler topluluguna kılavuzluk etmez

[110] Kurdukları bina, kalpleri parcalanıncaya kadar yureklerinde bir kusku olmaya devam edecektir. Allah Alim´dir, Hakim´dir

[111] Allah, muminlerin canlarını ve mallarını, karsılıgında kendilerine cennet vermek uzere satın almıstır. Allah yolunda carpısırlar da oldururler, oldurulurler. Allah´ın; Tevrat´ta, Incil´de ve Kur´an´da kendi uzerine hak olarak yazdıgı bir vaattır bu. Ahdine, Allah´tan daha vefalı kim var? Percinlediginiz bu antlasmanızdan oturu mujdeler olsun size. Iste budur o buyuk basarının ta kendisi

[112] Tovbe edenler, ibadet edenler, hamd edenler, seyahet ederken oruc tutanlar, ruku edenler, secdeye kapananlar, iyilige ozendirip kotulukten sakındıranlar, Allah´ın sınırlarını koruyanlar... Mujdele o muminleri

[113] Akraba bile olsalar, cehennem halkı oldukları acıkca belli olduktan sonra musrikler icin af dilemek ne peygambere yakısır ne de iman edenlere

[114] Ibrahim´in, babası icin af dilemesi, sadece ona verdigi bir soz yuzundendi. Onun Allah dusmanı oldugu kendisi icin acıklık kazanınca, ondan uzaklastı. Su bir gercek ki, Ibrahim baskaları icin gamlanıp ah eden ince yurekli, yumusak bir insandı/tam bir evvahtı

[115] Allah bir topluluga kılavuzluk ettikten sonra, sakınacakları seyleri kendilerine ayan-beyan bildirinceye kadar, onların sapıklıgına hukmetmez. Allah her seyi hakkıyla bilendir

[116] Goklerin de yerin de mulk ve yonetimi Allah´ındır. Diriltir de oldurur de. Sizin icin Allah dısında ne bir dost vardır ne de bir yardımcı

[117] Yemin olsun ki, Allah, iclerinden bir grubun kalpleri kaymaya yuz tuttuktan sonra, peygambere ve o gucluk saatinde ona uymus olan Muhacirlerle Ensar´a tovbe nasip etmis, sonra da onların tovbelerini kabul buyurmustur. Cunku onlara karsı Rauf ve Rahim´dir

[118] Geride bırakılan uc kisinin de tovbesini kabul etmistir. Butun genisligine ragmen yeryuzu onlara dar gelmis, oz benlikleri kendilerini sıkıstırmıstı; Allah´ın ofkesinden kurtulmak icin yine Allah´a sıgınmaktan baska care olmadıgını fark etmislerdi. Sonra onlara tovbe nasip etti ki, eski hallerine donsunler. Hic kuskusuz, Allah, tovbeleri cok cok kabul eden, rahmeti sınırsız olandır

[119] Ey iman edenler! Allah´tan korkun ve ozu-sozu bir kisilerle beraber olun

[120] Medine halkına ve cevrelerindeki Bedevi Araplara, Allah resulunden geri kalmaları ve onu bırakıp da kendi canlarının derdine dusmeleri yakısmaz. Cunku Allah yolunda ugrayacakları bir susuzluk, bir yorgunluk, bir aclık, kafirleri ofkelendirmek uzere bir yere ayak basmaları, dusmana karsı herhangi bir basarı kazanmaları durumunda kendileri icin, barısa yonelik iyi bir amel mutlaka yazılacaktır. Allah, guzel dusunup guzel davrananların odulunu yitirmez

[121] Kucuk-buyuk bir infakta bulunmaları, bir vadiyi gecmeleri, kendileri lehine mutlaka yazılır ki, Allah onlara yapıp ettiklerinden daha guzeliyle karsılık versin

[122] Inananların hepsinin birden savasa cıkmaları dogru degildir. Onların her kesiminden bir grubun dinde derin bilgiler edinmek ve sefere cıkan topluluk geri dondugunde, korunmaları umidiyle onları uyarmak icin arkada kalmaları gerekmez mi

[123] Ey iman sahipleri! Kufre sapanların yakınınızda bulunanlarıyla savasın. Sizde bir sertlik bulsunlar. Sunu bilin ki Allah, sakınanlarla beraberdir

[124] Ne zaman bir sure indirilse iclerinden biri, "Bu hanginizin imanını artırdı?" diye konusur. Imanı olanların imanını artırmıstır. Iste sevinip duruyorlar

[125] Kalplerinde maraz olanlara gelince, inen sure onların pisligine pislik ekler. Kafir olarak olup gittiler onlar

[126] Gormuyorlar mı ki, her yıl bir veya iki kez imtihan ediliyorlar. Hala ne tovbeye yelteniyorlar ne de ogut alıyorlar

[127] Bir sure indirildi mi "Sizi birisi goruyor mu?" diye birbirlerine bakar, sonra da sıvısıp giderler. Allah, kalplerini yamultmustur. Cunku geregince anlamayan bir topluluktur bunlar

[128] Yemin olsun, icinizden size onurlu bir resul gelmistir. Sizi rahatsız eden sey onu da uzer. Cok duskundur size. Muminlere ise daha sefkatli, daha merhametlidir

[129] Eger cekip giderlerse de ki: "Allah bana yeter. Ilah yok O´ndan baska. Yalnız O´na dayandım ben; buyuk arsın sahibi O´dur

Yûnus

Surah 10

[1] Elif, Lam, Ra. Iste sana hikmetlerle dolu Kitap´ın ayetleri

[2] Insanları uyar, iman edenlere de kendileri icin Allah katında yuksek bir dogruluk derecesi bulundugunu mujdele" diye iclerinden bir er kisiye vahiy gondermemiz, insanlara sasırtıcı mı geldi? Kufre batanlar: "Bu adam acık bir buyucudur." dediler

[3] Su bir gercek ki, sizin Rabbiniz gokleri ve yeri altı gunde yaratan, sonra ars uzerine egemenik kurup is ve olusu cekip ceviren Allah´tır. O´nun izni olmadıkca hicbir sefaatcı devreye giremez. Iste bu Allah´tır sizin Rabbiniz. Artık O´na kulluk/ibadet edin. Dusunup anlamıyor musunuz

[4] Allah´tan hak bir vaat olarak hepinizin donusu yalnız O´nadır. Yaratılısı baslatır, sonra yarattıklarını varlık alanına ardarda cıkarır ki, iman edip hayra ve barısa yonelik amelleri yerli yerince sergileyenleri odullendirsin. Kufre dalanlara gelince, onlar icin, nankorluk edip gercegi ortmeleri yuzunden, kaynar sudan bir icki ve acıklı bir azap ongorulmustur

[5] Gunes´i ısı ve ısık kaynagı; Ay´ı, hesabı ve yılların sayısını bilesiniz diye bir nur yapıp ona evreler takdir eden O´dur. Allah butun bunları rastgele degil, sasmaz olculere baglı olarak yaratmıstır. Bilgiyle donanmıs bir topluluk icin ayetleri ayrıntılı kılıyor

[6] Su bir gercek ki, geceyle gunduzun birbiri ardınca degisip durmasında, Allah´ın goklerde ve yerde vucut verdigi seylerde, sakınan bir topluluk icin sayısız ayetler vardır

[7] Su bir gercek ki, bize kavusmayı ummayanlar, igreti hayatla tatmin bulup onunla rahatlayanlar ve ayetlerimizden uzaklasıp gaflete dalanlar

[8] Kazandıkları seyler yuzunden varıs yerleri ates olacakların ta kendileridir

[9] Iman edip haya ve barısa yonelik amel sergileyenlere gelince, Rableri onları imanlarıyla dogruya ve guzele iletir. Nimetlerle dolu cennetlerde onların altlarından ırmaklar akacaktır

[10] Orada onların yakarısı, "Tespih ederiz seni ey Allahımız!" ve birbirlerine esenlik dilemeleri, "Selam!" seklindedir. Ve onların son cagırısları sudur: Butun ovguler alemlerin Rabbi Allah´adır

[11] Allah, insanlara serri, onların hayrı acele istedikleri gibi cabucak verseydi, ecellerinin onlara ulasmasına coktan hukmedilmis olurdu. Ama biz, bize kavusmayı ummayanları kendi azgınlıkları icinde koru korune bocalamaya bırakırız

[12] Insanlara zorluk dokundugu zaman; yan yatarken, otururken, ayaktayken bize yalvarır. Ama sıkıntısını cozdugumuzde, kendisine dokunan bir zorluk yuzunden bize hic yalvarmamıs gibi cekip gider. Haksızlıga/asırılıga sapanlara, yapmakta oldukları, iste boyle suslu gosterilmistir

[13] Yemin olsun ki, biz sizden onceki kusakları, zulmettikleri ve resulleri kendilerine acık kanıtlar getirdigi halde inanmadıkları icin, helak ettik. Gunaha batanlar toplulugunu biz boyle cezalandırırız

[14] Sonra onların ardından yeryuzunde sizi halefler kıldık ki, nasıl is yapacagınızı gorelim

[15] Ayetlerimiz onlara acık-secik parcalar halinde okundugu zaman, bize ulasmayı ummayanlar soyle dediler: "Bundan baska bir Kur´an getir yahut bunu degistir." De ki: "Onu kendiligimden degistirmem benim icin soz konusu olamaz. Ben sadece bana vahyolunana uyuyorum. Rabbime isyan edersem, buyuk bir gunun azabından korkuya duserim

[16] De ki: "Allah dileseydi, onu size okumazdım, onu size bildirmezdi de. Ondan once icinizde bir omur kalmıstım. Hala aklınızı kullanmayacak mısınız

[17] Yalan duzerek Allah´a iftira eden yahut onun ayetlerini yalanlayan kisiden daha zalim kim var? Su bir gercek ki, suclular iflah etmezler

[18] Allah´ın yanında bir de kendilerine zarar veremeyen, yarar saglayamayan seylere kulluk ediyorlar ve soyle diyorlar: "Bunlar bizim Allah katındaki sefaatcılarımızdır." De onlara: "Allah´a, goklerde ve yerde bilmedigi seyleri mi haber veriyorsunuz?" Sanı yucedir O´nun, ortak kostuklarından arınmıstır O

[19] Insanlar bir tek ummetten baska degilken ihtilafa dustuler. Eger Rabbinden bir soz one gecmemis olsaydı, tartısıp durdukları konuda aralarında hukum verilir/is mutlaka bitirilirdi

[20] Soyle derler: "Ona Rabbinden bir mucize indirilseydi ya!" De ki: "Gayb, Allah´ın tekelinde. Hadi bekleyin; sizinle birlikte ben de bekleyenlerdenim

[21] Insanlara, kendilerine dokunan bir darlıktan sonra bir rahat tattırdıgımızda, ayetlerimiz hakkında hemen bir tuzak sergilerler. De ki: "Tuzak kurma bakımından Allah daha hızlıdır." Zaten, resullerimiz, kurmakta oldukları tuzakları kaydediyorlar

[22] O yurutuyor sizi karada ve denizde. Diyelim, gemidesiniz: Gemiler, icindekileri latif bir ruzgarla goturuyorlar. Icerdekiler ferah ve sevinc duymaktalar. Birden korkunc bir kasırga geliverdi. Her taraftan dalgalar uzerlerine cullandı. Cepecevre kusatıldıklarını dusunup dini yalnız Allah´a ozguleyerek duaya koyuldular: "Eger bizi su durumdan kurtarırsan, yemin olsun, sana sukredenlerden olacagız

[23] Ama Allah onları kurtarınca, hic vakit gecirmeden yeryuzunde haksızlıga sapıp azgınlasırlar. Ey insanlar! Su igreti hayatın menfaati icin yaptıgınız azgınlık ve taskınlık yalnız sizin aleyhinizedir. Bir sure sonra bize donduruleceksiniz ve yapmakta olduklarınızı size haber verecegiz

[24] Su igreti hayatın durumu gokten indirdigimiz bir suya benzer: Insanların ve davarların yedikleri yeryuzu bitkisi onunla karısmıstır. Nihayet toprak, takılarını kusanmıs, suslenmistir. Topragın sahipleri onun uzerinde egemen olduklarını sanmaktadırlar. Tam bu sırada emrimiz ona gece veya gunduz ulasmıstır. Ve onu, sanki dun yerinde yokmus gibi bicip atmısızdır. Derin derin dusunen bir topluluk icin ayetleri boyle ayrıntılı olarak veriyoruz

[25] Allah, esenlik yurduna cagırır ve diledigini dosdogru bir yola kılavuzlar

[26] Guzel dusunup guzel davrananlara guzellik var. Dahası da var. Onların yuzlerine kara da bulasmaz, zillet de... Cennetin dostlarıdır onlar; surekli kalıcıdırlar orada

[27] Kotuluk kazananlara ise kotulugun miktarınca karsılık vardır. Ama yuzlerini bir zillet de kaplar. Onları Allah´tan kurtaracak kimse yoktur. Yuzleri gece parcalarından karanlıklarla kaplanmıs gibidir. Atesin dostlarıdır bunlar. Surekli kalıcıdırlar icinde

[28] Gun olur, onları bir araya toplarız; sonra sirke batmıslara sesleniriz: "Siz ve ortak yaptıklarınız, yerlerinize!" Aralarını ayırmısızdır. Allah´a ortak tuttukları soyle haykırır: "Siz sadece bize kulluk/ibadet etmiyordunuz

[29] Sizinle bizim aramızda tanık olarak Allah yeter. Dogrusu, biz sizin ibadetinizden tamamen habersizdik

[30] Iste orada, her benlik onceden gonderdigi seyi kendisi deneyecektir. Hepsi gercek Mevla´larına dondurulmus, iftira aracı yaptıkları seyler kendilerini koyup gitmistir

[31] Sor: "Sizi gokten ve yerden kim rızıklandırıyor? Ya o isitme gucunun ve gozlerin sahibi kim? Kim cıkarıyor oluden diriyi ve kim cıkarıyor diriden oluyu? Kim cekip ceviriyor is ve olusu?" Hemen, "Allah!" diyecekler. De ki: "Hala kendinize gelmiyor musunuz

[32] Iste bu Allah´tır sizin Hak Rabbiniz. Hak´tan sonra, sapıklıktan baska ne kalır ki? Peki, nasıl oluyor da yuz geri donduruluyorsunuz

[33] Bu, budur! Rabbinin yoldan cıkanlar hakkındaki, "Onlar iman etmezler!" sozu gerceklesmistir

[34] De ki: "Ortak tuttuklarınız icinde, yaratısa baslayan, sonra, yarattıgını cevirip bir daha yaratan kim var?" De ki: "Allah! Yaratısı baslatır, sonra onu cevirip yeniden yaratır. O halde nasıl oluyor da baska bir yone donduruluyorsunuz

[35] Sunu da soyle: "Ortak tuttuklarınızdan kim var hakka goturen?" De ki: "Allah goturur hakka. Hakka goturebilen mi izlenmeye daha layıktır yoksa kılavuzlanmadıkca yolu bulamayan mı? Peki, ne oluyor size? Nasıl hukum veriyorsunuz siz

[36] Onların cogu sanıdan baska bir seyin ardınca gitmiyor. Dogrusu da su ki sanı, haktan hicbir sey ifade etmez. Allah, onların yaptıklarını iyice bilmektedir

[37] Bu Kur´an, Allah´ın berisinden birilerince yalan isnatlarla olusturulmus degildir. O, kendinden oncekinin tasdiki ve Kitap´ın ayrıntılı kılınmasıdır. Kusku ve celisme yoktur onda. Alemlerin Rabbi´ndendir o

[38] Yoksa, "onu uydurdu" mu diyorlar! De ki: "Eger dogru sozluler iseniz Allah dısında, elinizin yettiklerini de cagırın da onun benzeri bir sure ortaya cıkarın

[39] Hayır, dusundukleri gibi degil. Onlar, ilmini kusatamadıkları ve yorumu kendilerine hic gelmemis bir seyi yalanladılar. Onlardan oncekiler de boyle yalanlamıstı. Bak da gor nasıl olmustur zalimlerin sonu

[40] Iclerinden buna inanacak var, inanmayacak var. Bozguncuları Rabbin daha iyi bilir

[41] Seni yalanladılarsa soyle soyle: "Benim yaptıgım bana, sizin yaptıgınız size. Siz benim yaptıgımdan uzaksınız, ben de sizin yaptıgınızdan uzagım

[42] Iclerinde sana kulak verenler de vardır. Peki, sagırlara sen mi isittireceksin? Hele bir de akıllarını kullanmıyorlarsa

[43] Onlardan sana bakanlar da vardır. Peki, korlere sen mi kılavuzluk edeceksin? Hele, kalp gozleriyle de gormuyorlarsa

[44] Allah, insanlara hicbir sekilde zulmetmez. Ama insanlar oz benliklerine zulmediyorlar

[45] Onları huzuruna toplayacagı gun, gunduzun bir saatinden baska, dunyada durmamıs gibidirler; aralarında tanısırlar. Allah´a kavusmayı yalanlayıp da dogru yolu tutmamıs bulunanlar, husrana ugramıslardır

[46] Onlara vaat ettigimizin bazısını sana gostersek de seni vefat ettirsek de donusleri bizedir. Sonunda Allah, islemis olduklarına tanıklık edecektir

[47] Her ummet icin bir resul ongorulmustur. Resulleri gelince, aralarında adaletle hukum verilir. Hicbir zulme ugratılmazlar

[48] Diyorlar ki: "Dogru sozlulerseniz bu vaat ne zaman

[49] De ki: "Ben kendime bile Allah´ın istedigi dısında bir zarar verme yahut yarar saglama gucunde degilim. Her ummetin bir eceli var. Ecelleri geldiginde bir saat geri de kalamazlar, ileri de gidemezler

[50] Soyle soyle: "Diyelim O´nun azabı size gunduzun veya geceleyin gelecektir. Suclular bunlardan hangisini aceleyle ister

[51] O azap basınıza patladıktan sonra mı iman ettiniz! Simdi mi? Hani onu aceleden isteyip duruyordunuz

[52] Sonra, zulmedenlere soyle denecek: " O uzun sureli azabı tadın! Kazandıgınız seyler dısında bir seyle cezalandırılmayacaksınız

[53] Soruyorlar sana: "Dogru mu bu?" De ki: "Evet! Rabbime yemin ederim, o dogrunun ta kendisidir! Ve siz ondan yakayı kurtaramayacaksınız

[54] Zulmetmis her benlik, yeryuzundekiler kendinin olsa, kurtulmak icin tumunu fidye verecektir. Azabı gorduklerinde pismanlgı ta iclerinde duyarlar. Aralarında adaletle hukmedilmistir. Asla zulme ugratılmazlar

[55] Gozunuzu acın, goklerde ve yerde ne varsa Allah´ındır! Gozunuzu acın, Allah´ın vaadi haktır! Ama onların cokları bilmiyorlar

[56] O, hayat verir, O oldurur. O´na donduruleceksiniz

[57] Ey insanlar! Iste, size Rabbinizden bir ogut, gonuller derdine bir sifa, inananlara bir kılavuz ve bir rahmet geldi

[58] De ki: "Allah´ın lutfuyla, O´nun rahmetiyle, sadece onunla sevinip ferahlasınlar! O, onların toplayıp yıgdıklarından hayırlıdır

[59] De ki: "Ne oldu size de Allah´ın size rızık olarak indirdigi seylerden bir haram yaptınız bir de helal?" De ki: "Allah mı size izin verdi, yoksa Allah´a iftira mı ediyorsunuz

[60] Yalanı Allah´a yakıstıranlar, kıyamet gunu hakkında ne dusunuyorlar? Allah, insanlara karsı elbette lutuf sahibidir, fakat onların cokları sukretmiyorlar

[61] Bir is ve olusta bulunsan, Kur´an´dan bir sey okusan; herhangi bir is yapsanız, siz ona dalıp gitmisken biz ustunuzde mutlaka tanıklarız. Ne yerde ne gokte zerre agırlıgınca bir sey, ondan daha kucugu de daha buyugu de Rabbinden uzakta/gizli kalmaz; tumu apacık bir kitaptadır

[62] Gozunuzu acın! Allah´ın velileri icin hicbir korku yoktur. Tasaya da dusmezler onlar

[63] Onlar inanmıs, takvaya sarılmıslardır

[64] Dunya hayatında da ahirette de mujde vardır onlara. Allah´ın kelimelerinde degisme/degistirme olmaz. Iste budur o buyuk kurtulus

[65] Onların sozu seni uzmesin. Tum onur ve kudret Allah´ındır. O her seyi isitir, her seyi bilir

[66] Gozunuzu acın! Goklerde kim var yerde kim varsa Allah´ındır! Allah´ın yanında baska seylere yalvaranlar, ortak kostuklarına uymuyorlar/Allah´ın yanında ortaklara yalvaranlar neyin ardı sıra gidiyorlar? Onlar sadece sanıya uyuyorlar ve onlar sadece sacmalıyorlar

[67] O, odur ki, icinde durup dinlenesiniz diye sizin icin geceye vucut verdi, gunduzu de aydınlık kıldı. Hic kuskusuz, bunda, dinleyecek bir topluluk icin ibretler vardır

[68] Allah cocuk edindi!" dediler. Hasa! Allah bundan arınmıstır! O Gani´dir, hicbir seye muhtac olmaz! Goklerdekiler de yerdekiler de O´nundur. Elinizde, soylediginize iliskin hicbir kanıt yok. Allah hakkında bilmediginiz seyi mi soyluyorsunuz

[69] De ki: "Allah hakkında yalan duzup iftira edenler iflah etmeyeceklerdir

[70] Dunyada biraz nimetlenme, ardından donusleri bize! Sonra biz, inkar ettikerinden oturu siddetli azabı onlara tattıracagız

[71] Onlara Nuh´un haberini de oku! Hani, toplumuna soyle demisti: "Eger benim konumum ve Allah´ın ayetlerini hatırlatmam size agır geliyorsa artık ben, Allah´a dayandım. Siz de ortaklarınızla bir araya gelip isinize bakın. Yapacagınız sey size bir kaygı da vermesin, hukmunuzu bana uygulayın. Ve bana fırsat da vermeyin

[72] Yuz cevirdiyseniz cevirin. Ben sizden bir ucret istemedim. Benim ucretim, Allah´tan gelecektir. Bana, muslumanlardan/Allah´a teslim olanlardan olmam emredildi

[73] Bunun uzerine, onu yalanladılar. Biz de onu ve gemide onunla beraber bulunanları kurtardık, onları yoneticiler yaptık; ayetlerimizi yalanlayanları da batırıp bogduk. Bak da gor, onceden uyarılanların sonu nice oluyor

[74] Nuh´un ardından bircok resulleri daha toplumlarına gonderdik. Onlara acık-secik kanıtlar getirdiler. Ama onlar daha onceden yalanladıkları seye bir turlu inanmadılar. Azgınlıga sapanların kalplerini biz, iste boyle muhurleriz

[75] Onların ardından da Musa ile Harun´u ayetlerimiz esliginde Firavun ve kurmaylarına gonderdik. Kibre saptılar ve gunahkar bir topluluk oldular

[76] Gercek, katımızdan onlara geldiginde soyle demislerdi: "Hic kuskusuz, bu, apacık bir buyudur

[77] Musa dedi ki: "Gercek size ulastıgında boyle mi konusuyorsunuz? Buyu mudur bu? Buyuculerin kurtulusu yoktur

[78] Dediler ki: "Sen bize, atalarımızı uzerinde buldugumuz seyden bizi ceviresin de bu toprakta devlet ve ululuk ikinizin olsun diye mi geldin? Biz, ikinize de inanmıyoruz

[79] Firavun seslendi: "Tum bilgin buyuculeri huzuruma getirin

[80] Buyuculer gelince, Musa onlara soyle dedi: "Ortaya koyma gucunde oldugunuz seyleri sergileyin

[81] Onlar hunerlerini ortaya koyunca Musa dedi ki: "Sergilediginiz sey buyudur. Allah onu mutlaka hukumsuz kılacaktır. Cunku Allah, bozguncuların isini duzgun yurutmez

[82] Ve suclular hos gormese de Allah, hakkı, kelimeleriyle ortaya cıkarıp kanıtlayacaktır

[83] Firavun ve kodamanlarının kendilerine kotuluk etmelerinden korktukları icin, kavmi arasından bir genclik grubu dısında hic kimse Musa´ya inanmadı. Cunku Firavun, o toprakta gercekten cok ustundu ve gercekten sınır tanımaz azgınlardan biriydi

[84] Musa dedi ki: "Ey toplumum! Eger Allah´a inanmıssanız, muslumanlarsanız/Allah´a teslim olanlarsanız yalnız Allah´a dayanıp guvenin

[85] Soyle yakardılar: "Yalnız Allah´a dayandık. Rabbimiz! Bizleri, zulmedenler toplumu icin bir imtihan aracı yapma

[86] O kufre sapmıs toplumdan rahmetinle bizi kurtar

[87] Musa´ya ve kardesine sunu vahyettik: Kavminiz icin kendilerini yerlestirmek uzere Mısır´da evler hazırlayın. Evlerinizi kıble yapın/karsılıklı yapın ve namazı/duayı yerine getirin! Inananlara mujde ver

[88] Musa soyle dedi: "Rabbimiz! Sen, Firavun ve kodamanlarına su gecici hayatta debdebe verdin, mallar verdin. Rabbimiz! Senin yolundan saptırsınlar diye mi? Rabbimiz! Onların mallarını sil-supur, kalplerini siddetle sık ki, acıklı azabı gorunceye kadar inanmasınlar

[89] Allah cevap verdi: "Ikinizin duası kabul edildi. Dogruluktan sasmayın! Ilimden nasipsizlerin yolunu izlemeyin

[90] Ve Israilogullarını denizden gecirdik. Firavun ve ordusu, azgınlık ve dusmanlıkla onları izlemekteydi. Nihayet, bogulma umugune cokunce soyle dedi: "Iman ettim. Israilogullarının inanmıs oldugu dısında ilah yok. Ben de O´na teslim olanlardanım

[91] Simdi mi? Daha once isyan etmis, bozgunculardan olmustun

[92] Bugun senin bedenini kurtaracagız ki, arkandan gelenlere bir ibret olasın. Ama insanların cogu bizim ayetlerimizden gercekten habersiz bulunuyor

[93] Yemin olsun, biz, Israilogullarını cok guzel bir yurda yerlestirdik ve kendilerine temiz yiyeceklerden rızık verdik. Kendilerine ilim gelinceye kadar ihtilafa dusmediler. Hic kuskusuz, Rabbin, tartısmakta oldukları sey hakkında kıyamet gunu aralarında hukum verecektir

[94] Sayet sen, sana indirdigimizden kuskulanmakta isen, senden once kitabı okuyanlara sor. Yemin olsun, hak sana Rabbinden gelmistir. O halde, sakın kuskulananlardan olma

[95] Ve sakın ayetlerimizi yalanlayanlardan olma, yoksa husrana dusenlerden olursun

[96] Aleyhlerine Rabbinin kelimesi hak olanlar iman etmezler

[97] Tum ayetler onlara gelse bile. Ta, o korkunc azabı gorunceye kadar

[98] Bir kent inansa da imanı kendisine yarar saglasa ya! Yunus´un kavmi mustesna. Onlar inanınca, dunya hayatında rezillik azabını ustlerinden kaldırmıs ve kendilerini belirli bir sureye kadar nimetlendirmistik

[99] Eger Rabbin dileseydi, yeryuzundeki insanların tumu toplu halde mutlaka iman ederlerdi. Hal boyle iken, mumin olmaları icin insanları sen mi zorlayacaksın

[100] Allah´ın izni olmadıkca hicbir benlik iman edemez. Allah, pisligi, aklını kullanmayanlar uzerine bırakır

[101] De ki: "Goklerde ve yerde neler var/neler oluyor, bir bakın!" O ayetler ve uyarılar iman etmeyen bir toplumun hicbir isine yaramaz

[102] Onlar, sırf kendilerinden once gelip gecenlerin gunleri gibisini bekliyorlar. De ki: "Bekleyin! Sizinle beraber ben de bekleyenlerdenim

[103] Sonunda biz, resullerimizi ve iman edenleri kurtarıyoruz. Iste boyledir. Uzerimize bir borc olarak, inananları kurtarırız

[104] De ki: "Ey insanlar, benim dinimden kuskuda iseniz, ben sizin Allah´ın berisinden kulluk ettiklerinize kulluk etmeyecegim. Tam aksine ben, sizin canınızı alacak olan Allah´a kulluk edecegim. Bana, muminlerden olmam emredildi

[105] Su da emredildi: "Yuzunu, bir hanif olarak dine cevir. Sakın musriklerden olma

[106] Allah´ın berisinden, sana yarar saglamayacak ve zarar veremeyecek seylere yakarma! Eger bunu yaparsan mutlaka zalimlerden olursun

[107] Allah sana bir zarar dokundurursa, onu kaldıracak olan baskası degil, yine O´dur. O sana bir hayır dilerse, O´nun lutfunu reddedecek yoktur. Kullarından diledigini lutfuyla nasiplendirir. Gafur´dur O, Rahim´dir

[108] De ki: "Ey insanlar! Su bir gercek ki hak size Rabbinizden gelmistir. Artık dogruya yonelen kendi benligi icin yonelir; sapan da kendi benligi aleyhine sapar. Ben sizin uzerinize vekil degilim

[109] Sana vahyedilene uy ve Allah hukum verinceye kadar sabret. O, hakimlerin en hayırlısıdır

Hûd

Surah 11

[1] Elif, Lam, Ra. Hakim ve Habir olandan bir kitaptır ki bu, ayetleri once muhkem kılınmıs, sonra ayrıntılı hale getirilmistir

[2] Ki baskasına degil, yalnız Allah´a ibadet edesiniz! Kuskusuz, ben size O´ndan gelen bir uyarıcı ve mujdeciyim

[3] Af dileyin Rabbinizden; sonra da tovbe ile O´na yonelin ki, belirlenmis bir sureye kadar sizi guzel bir nimetle nimetlendirsin ve her farklı derece sahibine hak ettigi odulu versin. Eger yuz cevirirseniz, o takdirde sizi buyuk bir gunun azabıyla korkuturum

[4] Yalnız Allah´adır donusunuz. Ve O, herseye Kadir´dir

[5] Dikkatle bakın! Onlar O´ndan gizlenmek icin goguslerini bukerler. Dikkat edin! Onlar giysileriyle sarılıp sarmaladıkları zaman da O, onların gizlemekte olduklarını da acıga vurduklarını da bilmektedir. Cunku O, goguslerin icini cok iyi bilendir

[6] Yerde hicbir debelenen yoktur ki, rızkı Allah´ın uzerinde olmasın. O, onun karar kıldıgı noktayı da bilir, emanet edildigi yeri de. Hersey, apacık bir Kitap´tadır

[7] O, odur ki, gokleri ve yeri altı gunde yaratmıstır. O´nun arsı da su uzerinde idi. Boyle yapması, is ve davranıs yonunden hanginizin daha guzel oldugunu belirlemek icin sizi denemeye yoneliktir. Sen, "Kuskusuz, sizler olumden sonra diriltileceksiniz!" dediginde, kufre batanlar hemen ve kesinlikle soyle derler: "Bu apacık bir buyuden baska sey degildir

[8] Ve eger onlardan azabı, belirlenmis bir sureye kadar ertelesek, mutlaka soyle diyeceklerdir: "Onu erteleyen de ne?" Gozunuzu acın, azap onlara geldigi gun, kendilerinden geri cevrilecek degildir. Ve alay edip durdukları sey, kendilerini sarmıs olacaktır

[9] Insana bizden bir rahmet tattırıp sonra onu ondan cekip alsak, insan elbette cok umitsiz, cok nankor bir hale duser

[10] Ve eger ona, kendisine gelip catan bir zorluk ve kederden sonra bolluk ve nimet tattırırsak, hic kuskusuz soyle diyecektir: "Tum sıkıntı ve kotulukler benden uzaklasmıstır." Bu durumda o, bir sevinc sımarıgı, bir kendini begenmis olur

[11] Sabredip hayra ve barısa yonelik amel sergileyenler boyle yapmazlar. Bunlar kendileri icin bir yarlıgama ve buyuk bir odul ongorulen kisilerdir

[12] Belki de sen; onlar, "Ona bir hazine indirilseydi, yahut beraberinde bir melek gelseydi ya!" diyorlar diye gogsun sıkısıp daralarak, sana vahyedilmekte olanının bir kısmını terk etmeye kalkarsın. Gercek olan su ki, sen sadece bir uyarıcısın. Allah ise her sey uzerinde bir Vekil´dir

[13] Yoksa, "Onu uydurdu" mu diyorlar! De ki: "Oyleyse hadi, onun benzeri, uydurma on sure de siz getirin; eger dogru sozluler iseniz, Allah´tan baska cagırabildiklerinizi de cagırın

[14] Eger size cevap veremedilerse artık bilin ki o, ancak Allah´ın ilmiyle indirilmistir. Ve O´ndan baska da ilah yoktur. Artık musluman oluyor/Allah´a teslim oluyor musunuz

[15] Her kim igreti hayatı ve onun susunu isterse boylelerinin yapıp ettiklerinin karsılıgını kendilerine bu hayatta tam olarak veririz. Onlar dunyada hicbir eksiltmeye ugratılmazlar

[16] Oyleleridir ki bunlar, ahirette kendileri icin atesten baskası yoktur. Sanayi olarak urettikleri, orada ise yaramaz olmustur. Yapıp ettikleri de batıl hale gelmistir

[17] Boyleleri su kimse gibi olur mu: Rabbinden bir beyyine uzerinedir, O´ndan bir tanık da kendisini izler. Tanıktan once de bir kılavuz ve rahmet olarak Musa´nın kitabı var. Onlar ona inanırlar. Hiziplerden onu inkar edenin varıs yeri atestir. Ondan asla kuskuya dusme; o Rabbinden bir haktır ama insanların cokları inanmıyorlar

[18] Yalan duzerek Allah´a iftira edenden daha zalim kim var? Onlar Rablerine arz edilecekler. Tanıklar diyecekler ki: "Iste bunlardır Rableri hakkında yalan uyduranlar." Herkes duysun ki, Allah´ın laneti zalimler ustunedir

[19] O zalimler ki, Allah´ın yolundan alıkoyar, o yolu yamultmak isterler. Onlar, ahireti de inkar ederler

[20] Bunlar yeryuzunde kimseyi aciz bırakamazlar. Allah´tan baska hicbir dostları da yoktur. Onlara azap kat kat verilecektir. Hem isitmeye gucleri yetmiyordu hem de goremiyorlardı

[21] Iste bunlardır oz benliklerini husrana ugratanlar. Iftira icin kullandıkları seyler de kendilerini bırakıp kaybolmustur

[22] Hic kusku yok ki bunlar, ahirette de husranın en beterine ugrayanlar olacaklardır

[23] Iman edip hayra ve barısa yonelik isler yaparak Rablerine icten bir baglılıkla boyun egenlere gelince, onlar cennet halkıdırlar. Surekli kalacaklardır orada

[24] Bu iki toplulugun durumu korle sagır, gorenle isiten farkına benzer. Ornek olarak bu ikisi bir olur mu? Hala dusunup tasınıyor musunuz

[25] Yemin olsun biz, Nuh´u da toplumuna resul olarak gondermistik. "Ben sizin icin acık bir uyarıcıyım

[26] Allah´tan baskasına kulluk etmeyin. Korkunc bir gununun azabına ugramanızdan korkuyorum." demisti de

[27] Toplumunun kufre sapanlarından bir grup kodaman soyle konusmustu: "Bize gore sen, bizim gibi bir insandan baskası degilsin. Bakıyoruz sana, ayak takımımızın basit goruslu insanlarından baskası ardına dusmuyor. Sizin bize hicbir ustunlugunuzun olduguna inanmıyoruz. Aksine, sizi yalancılar sayıyoruz

[28] Nuh dedi ki: "Ey toplumum! Bir dusunun! Ya ben Rabbimden gelen bir beyyine uzerindeysem; katından bana bir rahmet vermis de o rahmet sizin gozlerinizden saklanmıssa! Siz ona tiksintiyle bakarken, biz sizi ona zorla mı ulastıracagız

[29] Hem ben sizden buna karsı bir mal da istemiyorum. Benim ucretim Allah´tandır. Ama ben iman edenleri paylayıp kovamam. Cunku onlar Rablerine varacaklar. Ama sizin cehalete batmıs bir toplum oldugunuzu goruyorum

[30] Ey toplumum! Eger ben onları paylayıp kovarsam, Allah´a karsı bana kim yardım edebilir? Hala dusunmuyor musunuz

[31] Ben size demiyorum ki, Allah´ın hazineleri benim yanımdadır. Ben gaybı bilmem. Ben bir melegim de demiyorum. Ama gozlerinizin horlayarak baktıgı kisiler icin, ´Allah bunlara hicbir hayır vermeyecek´ diyemem. Onların benliklerinde neyin saklı oldugunu Allah daha iyi bilir. Baska turlu davranırsam kesinlikle zalimlerden olurum

[32] Dediler ki: "Ey Nuh! Sen bizimle ugrastın, bizimle mucadelede cok da ileri gittin. Eger dogru sozlulerden isen bizi tehdit ettigin seyi ortaya getir

[33] Nuh dedi: "Onu size, diledigi takdirde ancak Allah getirir, siz de hicbir engel cıkaramazsınız

[34] Eger Allah sizi azdırmak istiyorsa, ben size ogut vermeyi gaye edinsem de ogudum size hicbir yarar saglamaz. O´dur sizin Rabbiniz ve O´na donduruleceksiniz

[35] Yoksa, "Onu kendisi uydurdu." mu diyorlar? De ki: "Eger onu uydurmussam isledigim suc benim aleyhimedir. Ama ben, sizin islemekte oldugunuz suclardan sorumlu degilim

[36] Nuh´a soyle vahyolundu: "Toplumundan, daha once inanmıs olanlar dısında hic kimse iman etmeyecektir. Artık onların yaptıkları yuzunden tasalanıp durma

[37] Vahyimize baglı olarak gozlerimizin onunde gemiyi yap. Ve zulmedenler hakkında benimle karsılıklı laf edip durma. Onlar, mutlaka bogulacaklardır

[38] Gemiyi yapıyordu. Toplumundan herhangi bir grup yanından gectikce onunla alay ediyorlardı. Dedi ki Nuh "Bizimle alay ediyorsanız, biz de sizinle alay edecegiz. Tıpkı sizin eglendiginiz gibi

[39] Rezil eden azabın kime gelecegini, surekli azabın kimin basına inecegini yakında bileceksiniz

[40] Nihayet emrimiz gelip de tandır kaynayınca soyle seslendik: "Yukle icine her birinden ikiser cift ve aleyhinde hukum verilen haric olmak uzere aileni, bir de iman etmis olanları." Ama Nuh´la birlikte cok az bir kısmı iman etmisti

[41] Nuh dedi: "Binin icine! Onun akıp gitmesi de demir atması da Allah´ın adıyladır. Benim Rabbim elbette ki Gafur´dur, Rahim´dir

[42] Gemi onları, daglar gibi dalgalar ustunden yurutup goturuyordu. Nuh onlardan ayrı bir yerde duran ogluna seslendi: "Ogulcugum, bizimle beraber bin, kafirlerle beraber olma

[43] Oglu cevap verdi: "Bir daga sıgınacagım, beni sudan korur." Nuh dedi: "Allah´ın merhamet ettigi dısında bugun hic kimse icin Allah´ın kararından kurtaracak yoktur." Ve ikisi arasına dalga girdi de o, bogulanlar arasına katıldı

[44] Ve denildi: "Ey yer! Suyunu yut ve ey gok, sen de tut." Ve su cekidi. Is bitirilmisti. Gemi, Cudi uzerine oturdu ve haykırıldı: "O zalimler toplulugu geri gelmez olsun

[45] Bu arada Nuh, Rabbine yakardı da dedi ki: "Rabbim, oglum benim ailemdendi! Senin vaadin elbette haktır. Sen hakimlerin, hukmu en guzel verenisin

[46] Allah buyurdu: "Ey Nuh! O, senin ailenden degildi. Yaptıgı, iyi olmayan bir isti. Hakkında bilgin olmayan seyi benden isteme. Cahillerden olmaman hususunda seni uyarırım

[47] Nuh dedi: "Rabbim! Hakkında bilgim olmayan seyi senden istemekten sana sıgınırım. Eger beni affetmez, bana acımazsan husrana ugrayanlardan olurum

[48] Soyle denildi: "Ey Nuh! Sana ve seninle beraber olanlardan diger gruplara bizden bereketler ve bir selamla asagıya in. Bazı ummetler de var, kendilerini once nimetlendirecegiz sonra bizden acıklı bir azap hepsini kucaklayacak

[49] Iste bunlar, sana vahyetmekte oldugumuz gayb haberlerindendir. Bundan once onları sen de bilmiyordun, toplumun da... Artık sabırlı ol! Sonuc, takvaya sarılanlarındır

[50] Ad´a da kardesleri Hud´u gonderdik. Dedi ki: "Ey toplumum! Allah´a kulluk edin. Sizin O´ndan baska ilahınız yok. Siz sadece uydurmalara bel baglamıssınız

[51] Ey toplumum! Bu tebligime karsılık sizden bir ucret istemiyorum. Benim ucretim, beni yaratandan baskasına dusmez. Hala aklınızı calıstırmayacak mısınız

[52] Ey toplumum! Rabbinizden af dileyin, sonra O´na yonelin ki uzerinize gogu bol bol gondersin, kuvvetinize kuvvet katsın. Gunahkarlar olup da Allah´tan yuz cevirmeyin

[53] Dediler ki: "Ey Hud! Bize hicbir kanıt getirmedin. Senin sozunle ilahlarımızı terk edecek degiliz. Zaten biz sana inanmıyoruz

[54] Sadece sunu soyluyoruz: ´Ilahlarımızdan biri seni kotu carpmıs." Hud dedi: "Ben Allah´ı tanık tutuyorum, siz de tanık olun ki, ben sizin Allah´a ortak yaptıklarınızdan uzagım

[55] Allah dısındaki tanrılarınızdan uzagım. Hadi, hep birlikte bana tuzak kurun, bana hic goz actırmayın

[56] Ben, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah´a dayanıp guvendim. Hicbir canlı yoktur ki O, onu perceminden yakalamıs olmasın. Hic kuskusuz benim Rabbim dosdogru bir yol uzerindedir

[57] Eger yuz cevirirseniz ben, bana gonderilen seyi size teblig etmis bulunuyorum. Rabbim, yerinize baska bir topluluk getirir ve siz O´na hicbir sekilde zarar veremezsiniz. Kuskusuz benim Rabbim her sey uzerinde bir Hafiz´dir; kollar, gozetir

[58] Emrimiz gelince, Hud´u ve onunla birlikte iman etmis olanları bizden bir rahmetle kurtardık. Biz onları cok agır bir azaptan kurtardık

[59] Iste buydu Ad. Rablerinin ayetlerine kafa tuttular, O´nun resullerine isyan ettiler. Ve her inatcı zorbanın emrine uydular

[60] Bu dunyada ve kıyamet gununde arkalarına lanet takıldı. Dikkat edin; Ad, Rablerine nankorluk etmisti. Dikkat edin, Hud´un kavmi olan Ad geri gelmez oldu

[61] Semud´a da kardesleri Salih´i gonderdik. Dedi ki: "Ey toplumum! Allah´a kulluk edin. Sizin O´ndan baska ilahınız yok. Sizi topraktan olusturan ve size orada omur gecirten O´dur. Artık O´ndan af dileyin, O´na donun. Rabbim Karib´dir, bize cok yakındır; Mucib´dir, bize cevap verir

[62] Dediler ki: "Ey Salih! Sen bundan once, aramızda aranan/umit beslenen bir kisi idin. Simdi kalkmıs, atalarımızın kulluk ettiklerine kulluk etmemizi mi yasaklıyorsun? Gercek su ki biz, bizi cagırdıgın sey hakkında kafaları karıstıran bir kusku icindeyiz

[63] Dedi ki: "Ey kavmim! Hic dusundunuz mu? Ya ben Rabbimden bir beyyine uzerindeysem, bana kendisinden bir rahmet sunmussa! Bu durumda ben O´na isyan edersem, bana Allah´a karsı kim yardım eder? Sizin bana, yıkım ve husranı artırmak dısında bir katkınız olamaz

[64] Ey toplumum! Iste su size, Allah´ın bir mucize olan devesi. Rahat bırakın onu. Allah´ın topragında karnını doyursun. Bir kotuluk dokundurmayın ona. Yoksa sizi cok yakın bir azap yakalayıverir

[65] Ama deveyi yere yıkıp kestiler. Salih dedi ki: "Yurdunuzda uc gun daha nimetlenin. Bu, yalanlanamayacak bir tehdittir

[66] Emrimiz gelince Salih´i ve onunla birlikte iman edenleri bizden bir rahmetle kurtardık. O gunun rezilliginden kurtardık. Senin Rabbin, evet O, Kavi´dir, Aziz´dir

[67] Zulme sapmıs olanları o korkunc titresimli ses yakaladı da oz yurtlarında yere cokmus hale geldiler

[68] Sanki hic hayat surmemislerdi orada. Dikkat edin! Semud kavmi, Rablerine nankorluk etmisti. Dikkat edin, Semud geri donmez olmustur

[69] Yemin olsun, resullerimiz Ibrahim´e mustu getirip "Selam!" demislerdi. O da "Selam!" demis, fazla beklemeden kızartılmıs bir buzagı getirmisti

[70] Ellerinin ona ulasmadıgını gorunce onlardan iskillendi. Ve kendilerinden urpermeye basladı. "Korkma, dediler, biz Lut kavmine gonderildik

[71] Orada dikilmekte olan karısı guldu. Bunun uzerine ona Ishak´ı mujdeledik, Ishak´ın arkasından da Yakub´u

[72] Vay basıma, dedi. Doguracak mıyım ben? Kendim bir kocakarı, kocam bir ihtiyar. Gercekten sasılacak sey bu

[73] Dediler ki: "Allah´ın emrine mi sasıyorsun? Allah´ın rahmeti ve bereketleri uzerinizdedir ey ev halkı! O Hamid´dir, Mecid´dir

[74] Ibrahim´den korku gidip yerine mujde gelince, Lut kavmi hakkında bizimle tartısır oldu

[75] Ibrahim, gercekten yufka yurekli bir insandı; herkes icin ah eder, icini cekerdi, yalvarıp yakarırdı

[76] Ey Ibrahim! Bu halinden vazgec. Rabbinin emri gelmistir. Geri cevrilemez bir azap onların enselerine binecektir

[77] Elcilerimiz Lut´a geldiginde onlar icin kaygılanmıs, gogsu daralmıs da soyle demisti: "Bu, zorlu bir gun

[78] Lut´un kavmi kosarak onun yanına geldi. Bunlar daha once de kotulukler yapmıslardı. Lut dedi ki: "Ey toplumum! Iste sunlar kızlarım. Onlar sizin icin daha temiz. Allah´tan korkun da misafirlerim onunde beni rezil etmeyin. Icinizde olgun bir adam yok mu

[79] Dediler ki: "Senin kızlarında hakkımız olmadıgını cok iyi biliyorsun. Ne istedigimizi de cok iyi biliyorsun

[80] Dedi: "Ah, size karsı koyacak bir gucum olsaydı yahut saglam bir kaleye sıgınabilseydim

[81] Melekler dediler: "Biz senin Rabbinin elcileriyiz. Sana asla el suremezler. Gecenin bir yerinde aileni gotur. Icinizden hic kimse geri kalmasın; karın mustesna. O, otekilere catan belaya carptırılacaktır. Onların azap vakti, sabah vaktidir. Sabah da ne kadar yakın, degil mi

[82] Nihayet emrimiz gelince oranın ustunu altına getirdik. Ve uzerlerine, pisirilmis camurdan yapılıp istif edilmis tas yagdırdık

[83] Rabbin katında damgalanmıs taslar. Zalimlerden cok uzak degildir bu

[84] Medyen´e, kardesleri Suayb´ı gondermistik. Dedi ki: "Ey toplumum! Allah´a kulluk edin. O´ndan baska tanrınız yok sizin. Eksik olcup yanlıs tartmayın. Sizi nimet-bereket icinde goruyorum, ama sizin icin sarıp kusatan bir gunun azabından da korkuyorum

[85] Ey toplumum! Olcuyu ve tartıyı tam bir durustlukle yapın. Insanların esyalarını tırtıklamayın. Yeryuzunde bozgunculuk yaparak dolasmayın

[86] Eger inananlar iseniz, Allah´ın bıraktıgı kar sizin icin daha hayırlıdır. Ben sizin uzerinizde bir bekci degilim

[87] Dediler ki: "Ey Suayb! Namazın/duan mı emrediyor sana, atalarımızın tapar oldugunu terk etmemizi yahut mallarımızda diledigimiz gibi davranmaktan vazgecmemizi? Esasında sen; gercekten yumusak huylu, olgun bir insansın

[88] Dedi: "Ey toplumum! Ya ben Rabbimden bir beyyine uzerindeysem, bana, lutfundan guzel bir rızık vermisse!... Size yasakladıgım seylerde, size soyledigimin aksine davranmak istemiyorum. Gucum olcusunde barıs ve iyilikten baska bir sey de istemiyorum. Basarım ancak Allah´ın destegiyledir. Yalnız O´na guvendim ben, yalnız O´na yoneliyorum

[89] Ey toplumum! Bana kafa tutmanız, sakın sizi Nuh kavminin yahut Hud kavminin yahut Salih kavminin baslarına gelen musibetle yuz yuze getirmesin. Lut kavmi de sizden pek uzak degil

[90] Rabbinizden af dileyip O´na yonelin. Rabbim Rahim´dir, rahmeti sınırsızdır; Vedud´dur, cok sevgilidir

[91] Dediler ki: "Ey Suayb! Soylediklerinin bircogunu anlamıyoruz. Ve biz seni aramızda zayıf bir adam olarak goruyoruz. Hani, kabilen olmasa, kafanı tasla eziverecegiz. Senin bize karsı hicbir ustunlugun yok

[92] Dedi: "Ey toplumum! Sizce kabilem Allah´tan daha mı guclu ve onurlu! Allah´ı arkanıza atıp dıslanmıs hale getirdiniz. Rabbim, yapıp ettiklerinizi cepecevre kusatmıstır

[93] Ey toplumum! Elinizden geleni yapın, ben gorevimi yapıyorum. Yakında bileceksiniz rezil edici bir azabın kime gelecegini, yalancının kim oldugunu! Gozetleyin, ben de sizinle beraber gozetliyorum

[94] Emrimiz gelince Suayb´ı ve onunla birlikte iman edenleri bizden bir rahmetle kurtardık. Zulmedenleri o yuksek titresimli sayha yakaladı da oz yurtlarında yere comelmis hale geldiler

[95] Sanki hic yurt tutmamıslardı orada. Bakıp gorun ki, Medyen de tıpkı Semud gibi, donusu olmayan bir gidisle gitti

[96] Yemin olsun, Musa´yı ayetlerimizle ve acık bir kanıtla gonderdik

[97] Firavun´a ve kodamanlarına. Ama onlar Firavun´un emrine uydular. Oysaki, Firavun´un emri dogruya ve guzele ulastırmıyordu

[98] Kıyamet gunu kavmine onderlik eder. Iste onları suya goturur gibi atese goturdu. Ne kotu varıs yeridir o goturuldukleri yer

[99] Peslerine lanet takılmıstır: Hem burada hem kıyamet gununde ne kotu destektir o arkalarına takılmıs olan

[100] Iste bunlar o kentlerin/medeniyetlerin haberlerinden bir kısmı, anlatıyoruz sana. Kimi hala ayakta onların, kimi kokunden bicilip gitmistir

[101] Onlara biz zulmetmedik. Ama onlar kendilerine zulmettiler. Rabbinin emri geldiginde, Allah´ı bırakıp da yakardıkları ilahları kendilerine hicbir yarar saglamadı. Ilahları onların sadece hasar ve husranlarını artırdı

[102] Rabbin zulme sapan kentleri/medeniyetleri carptıgı zaman, iste boyle carpar. O´nun carpması gercekten korkunctur, siddetlidir

[103] Ahiret azabından korkan icin bunda elbette ki bir ibret vardır. O, insanları bir araya getiren bir gundur. Gorulesi bir gundur o

[104] Biz onu, sadece belirli bir sure icin erteliyoruz

[105] O geldigi gun hicbir benlik, O´nun izni olmadan soz soyleyemez. Onların bir kısmı bahtsız, bir kısmı mutludur

[106] Bahtsızlıga dusenler ates icindedir. Cok ıstıraplı bir soluyus ve hıckırısları vardır orada

[107] Rabbinin dilemesi haric, gokler ve yer durdukca onlar orada hep kalacaklardır. Rabbin, diledigini oyle bir yerine getirir ki

[108] Mutluluga erdirilenlere gelince, onlar cennettedirler. Rabbinin dilemesi haric, gokler ve yer durdukca onlar, hep orada kalacaklardır. Kesintisiz bir lutuf olarak

[109] Sunların kulluk etmekte oldukları seyler yuzunden bir kusku icine girme. Daha once atalarının kulluk ettikleri gibi kulluk ediyorlar, hepsi bu. Biz onların da nasiplerini hic eksiltmeden elbette verecegiz

[110] Yemin olsun, Musa´ya Kitap´ı verdik de onda da ihtilafa dusuldu. Rabbinden bir kelime, onceden gelmis olmasaydı, aralarında is mutlaka bitirilirdi. Onlar bunun hakkında, kafaları karıstıran bir kusku icindedirler

[111] Hic kuskusuz, Rabbin hepsinin amellerinin karsılıgını tam tamına kendilerine verecektir. O, onların yapmakta olduklarından haberdardır

[112] O halde sen, emrolundugun gibi dosdogru yuru! Seninle birlikte tovbe edenler de... Sakın asırılık edip azmayın! O, yapmakta olduklarınızı goruyor

[113] Zulmedenlere egilim gostermeyin! Yoksa ates sizi sarmalar. Allah´tan baska dostlarınız kalmaz, size yardım de edilmez

[114] Gunduzun iki tarafında ve geceye yakın saatlerde namazı/duayı yerine getir. Guzellikler kotulukleri silip supurur. Iste bu, Allah´ı ananlara bir oguttur

[115] Sabret! Allah, guzel dusunup guzel davrananların odulunu yitirmez

[116] Sizden onceki kusakların soz ve eser sahibi olanları, yeryuzunde bozgunculuktan alıkoymalı degiller miydi? Ama iclerinden kurtarmıs olduklarımızın az bir kısmı dısında hicbiri bunu yapmadı. Zulme sapanlar ise icine gomuldukleri servet sımarıklıgının ardına dusup suclular haline geldiler

[117] Halkı iyilik ve barıs sevenler olsaydı, Rabbin o kentleri/medeniyetleri zulumle helak edecek degildi ya

[118] Eger Rabbin dileseydi insanları elbette ki bir tek ummet yapardı. Ama birbirleriyle cekismeye devam edeceklerdir

[119] Rabbinin rahmet ettikleri mustesna. O, onları iste bunun icin yaratmıstır. Rabbinin, "Yemin olsun ben cehennemi, tumden insanlar ve cinlerle dolduracagım!" sozu tamamlanacaktır

[120] Resullerin haberlerinden, kendisiyle kalbini destekleyip saglamlastıracagımız her seyi sana anlatıyoruz. Bunun icinde sana hak gelmistir. Bunda, inananlar icin bir ogut ve hatırlatma da vardır

[121] Inanmayanlara de ki: "Yapabildiginizi yapın, biz de isimizi yapıyoruz

[122] Bekleyin, biz de bekliyoruz

[123] Goklerin ve yerin gizli bilgileri Allah´a aittir. Tum is ve olus O´na dondurulur. O halde O´na kulluk et, O´na dayanıp guven! Rabbin, yapmakta olduklarınızdan habersiz degildir

Yûsuf

Surah 12

[1] Elif, Lam, Ra. O apacık, apaydınlık Kitap´ın ayetleridir bunlar

[2] Biz onu sana, aklınızı calıstırasınız diye, Arapca bir Kur´an olarak indirdik

[3] Biz bu Kur´an´ı sana vahyederek, hikayelerin en guzelini anlatıyoruz. Oysaki sen, bundan once bunlardan tamamen habersiz olanlardandın

[4] Bir vakit Yusuf babasına soyle demisti: "Babacıgım, ben ruyada on bir yıldızla, Gunes´i ve Ay´ı gordum; onları bana secde ediyorlar gordum

[5] Yavrucugum, dedi, ruyanı kardeslerine anlatma; sonra sana bir oyun oynarlar. Hic kuskusuz seytan, insan icin acık bir dusmandır

[6] Iste boyle! Rabbin seni secip yuceltecek, olayların ve sozlerin tevilinden, sana birseyler ogretecek, hem senin hem Yakub soyunun uzerinde nimetini tamamlayacaktır. Tıpkı bundan once ataların Ibrahim ve Ishak uzerine o nimeti tamamladıgı gibi. Su kesin ki, senin Rabbin Alim´dir, Hakim´dir

[7] Yemin olsun ki, Yusuf ve kardeslerinde istek ve arayıs icinde olanlar icin ibretler/isaretler vardır

[8] O vakit onlar soyle demislerdi: "Yusuf ve kardesi, babamıza bizden daha sevimli, bu bir gercek. Ama biz de birbirini her hal ve sartta destekleyen bir ekibiz. Su da kuskusuz ki, bizim babamız, inkar edilemez bir saskınlık icindedir

[9] Yusuf´u oldurun yahut bir yere goturup atın ki, babanızın ilgisi yalnız size yonelsin ve bunun ardından barıscıl ve hayırsever bir topluluk haline gelesiniz

[10] Iclerinden soz alan biri soyle konustu: "Yusuf´u oldurmeyin. Onu bir kuyunun dibine bırakın; gelip gecen kafilelerden biri onu bulup alır. Yapacaksanız boyle yapın

[11] Dediler ki: "Ey babamız, ne oluyor da Yusuf konusunda bize guvenmiyorsun. Oysaki biz ona hep ogut vermekteyiz

[12] Yarın onu bizimle gonder, gezip oynasın. Kuskun olmasın biz onu cok guzel korur, gozetiriz

[13] Dedi ki: "Onu goturmeniz beni cok cok uzer. Ve korkarım ki siz ondan habersiz bir haldeyken onu kurt yer

[14] Dediler ki: "Vallahi biz boylesine dayanısma icinde bir ekipken onu kurt yerse, o takdirde biz husrana ugrayan kisiler oluruz

[15] Onu goturup kuyunun dibine koymaya karar verdiklerinde biz de ona soyle vahyettik: Yemin olsun ki sen onlara, su yaptıklarını hic farkında olmayacakları bir sırada haber vereceksin

[16] Aksamdan sonra babalarına geldiler; aglıyorlardı

[17] Ey babamız, dediler, gittik, yarısıyorduk; Yusuf´u esyamızın yanında bırakmıstık, kurt onu yemis. Simdi biz dogru da soylesek sen bize inanmayacaksın

[18] Yusuf´un gomlegi ustune sahte bir kan calmıslardı, getirdiler. Babaları dedi ki: "Is, soylediginiz gibi degil. Nefisleriniz sizi aldatıp bir ise itmis. Artık bana dusen, guzelce sabretmek. Anlattıklarınıza karsı yalnız Mustean olan Allah´tan yardım istenir

[19] Bir yolcu kafilesi gelmisti. Sucularını gonderdiler. O da kovasını sarkıttı. "Mujde! Bu bir oglan!" diye haykırdı. Ticaret maksadıyla onu sakladılar. Allah ne yaptıklarını cok iyi biliyordu

[20] Onu basit bir karsılıkla, birkac paraya sattılar. Onlar, ona deger vermeyen kisilerdi

[21] Onu satın alan Mısırlı, karısına soyle dedi: "Ona iyi bak, kendisine guzel bir yer hazırla. Bize yararı dokunabilir. Belki de evlat ediniriz onu." Iste bu sekilde biz Yusuf´a yeryuzunde imkan verip o topraga yerlestirdik ki, ona olayların/haberlerin yorumunu ogretelim. Allah, kendi emrine Galib´dir/kendi emrine hukmeder. Ama insanların cokları bilmiyorlar

[22] Yusuf gerekli olgunluga ulasınca ona hukmetme yetenegi ve ilim verdik. Guzel dusunup guzel davrananları biz iste boyle odullendiririz

[23] Yusuf´un, evinde kaldıgı kadın, onun nefsinden gonlunu tatmin etmek istedi. Kapıları kilitledi, "Hadi gel!" dedi. Yusuf: "Allah´a sıgınırım, Rabbim beni guzel bir barınaga kavusturmustur. Zalimler iflah etmez." dedi

[24] Yemin olsun, kadın onu arzulamıstı. Eger Rabbinin gercege dikkat ceken delilini gormeseydi, o da onu arzulamıstı. Biz boylece ondan, kotulugu ve fuhsu uzak tutuyorduk. Cunku o, bizim samimi/seckin kullarımızdandı

[25] Ikisi birden kapıya kostular. Kadın onun gomlegini arkadan yırttı. Kapının yanında kadının beyi ile yuzyuze geldiler. Kadın seslendi: "Senin ailene kotuluk dusunenin cezası nedir; hapsedilmek mi, acıklı bir iskence mi

[26] Yusuf dedi ki: "O, gonlunu eglendirmek icin beni kullanmak istedi." Kadının ailesinden bir tanık da su yolda tanıklık etti: "Eger erkegin gomlegi onden yırtılmıssa kadın dogru soyluyor, bu durumda erkek yalancılardandır

[27] Eger erkegin gomlegi arkadan yırtılmıssa kadın yalan soylemistir. Bu durumda erkek, dogru sozlulerdendir

[28] Gomlegin arkadan yırtılmıs oldugunu gorunce soyle konustu: "Bu sizin tuzaklarınızdandır. Sizin tuzaklarınız gercekten cok yamandır

[29] Yusuf, sakın bundan bahsetme! Kadın, sen de gunahının affını dile! Sen, gercekten gunahkarlardan oldun

[30] Sehirde bazı kadınlar soyle konustular: "Aziz´in karısı, genc usagının nefsinden gonlunu eglendirmek istemis. Asktan yureginin zarı delinmis. Oyle anlıyoruz ki, kadın tam bir cılgınlıga dusmus

[31] Kadın onların oyunlarını isitince, onlara haber gonderdi. Kendilerine, yaslanarak yiyebilecekleri bir sofra hazırladı ve her birine bir bıcak verdi. Yusuf´a: "Karsılarına cık!" dedi. Nihayet Yusuf´u gorunce onu oylesine yucelttiler ki, kendilerinin ellerini kestiler. Soyle dediler: "Aman Allahım! Bu bir insan degil; asil bir melek bu

[32] Kadın dedi ki: "Iste budur o, hakkında beni kınadıgınız. Vallahi, ben onunla gonlumu eglendirmek istedim de o masum bir tavırla bundan cekindi. Ama, eger kendisine emrettigimi yapmazsa yemin ediyorum hapse tıkılacak ve horlananlardan olacaktır

[33] Yusuf dedi: "Rabbim! Zından benim icin bunların beni cagırdıgı seyden daha sevimlidir. Eger onların oyununu benden uzak tutmazsan onlara meyleder de cahillerden olurum

[34] Rabbi onun duasını kabul etti de kadınların tuzaklarını ondan uzaklastırdı. Her seyi duyar O, her seyi bilir

[35] Bunca delili gordukten sonra bile Yusuf´u bir sureye kadar zındana tıkmaları kararı onlara egemen oldu

[36] Onunla birlikte zındana iki genc daha girmisti. Bir tanesi dedi ki: "Ruyada gordum, sarap sıkıyordum." Oteki de soyle dedi: "Ben de gordum ki, basımın ustunde ekmek tasıyorum, kuslar ondan yiyor. Bunun yorumunu bize bildir. Biz senin, guzel dusunup guzel davrananlardan oldugun kanısındayız

[37] Yusuf dedi ki: "Rızıklanacagınız herhangi bir yemek size gelmeden once onun yorumunu ikinize mutlaka bildiririm." Bu, Rabbimin bana ogrettigi seylerdendir. Ben, Allah´a inanmayan ve ahireti de tamamen inkar eden bir toplumun milletini terk ettim

[38] Ve atalarım Ibrahim´in, Ishak´ın Yakub´un milletine uydum. Bizim herhangi birseyi Allah´a ortak tutmamız soz konusu olamaz. Iste bu, Allah´ın bize ve diger insanlara bir lutfudur. Ama insanların cokları sukretmiyorlar

[39] Ey benim zından arkadaslarım! Parcalara bolunup fırkalasmıs rabler mi daha hayırlıdır, Vahid ve Kahhar olan Allah mı

[40] O´nun yanında nelere kulluk ediyorsunuz? Sadece bir takım isimlere ki, adlarını siz ve atalarınız koymustur. Onlar hakkında Allah, hicbir kanıt indirmemistir. Hukum yalnız Allah´ındır. O, yalnız ve yalnız kendisine kulluk etmenizi emretti. Eskimez ve porsumez din iste budur. Ama insanların cokları bilmiyorlar

[41] Ey benim zından arkadaslarım! Ruyanıza gelince: Bir taneniz rab edindigi kisiye sarap sunacak. Otekiniz ise asılacak da kuslar basından yiyecek. Hakkında fetva sordugunuz is, boyle hukme baglanmıstır

[42] Yusuf o iki kisiden, kurtulacagını dusundugune soyle dedi: "Rab edindigin kisi yanında beni an." Ama seytan o adama, rab edindigi kisiye hatırlatmayı unutturdu. Boylece Yusuf yıllarca zındanda kaldı

[43] Kral dedi ki: "Dusumde yedi semiz inek goruyorum. Bunları yedi cılız inek yiyor. Ayrıca yedi yesil basak, yedi de kuru basak goruyorum. Ey bendelerim! Eger ruya tabir ediyorsanız, bu ruyam hakkında bana bir fetva verin

[44] Dediler ki: "Bunlar, demet demet hayallerden ibarettir. Biz, hayal ve kuruntuların yorumunu bilenler degiliz

[45] Zındandaki iki adamdan kurtulanı, uzun bir zamandan sonra eskiyi hatırladı da soyle dedi: "Onun yorumunu size ben haber veririm. Siz beni zındana gonderin

[46] Yusuf, ey ozu-sozu dogru insan! Su ruyayı yorumla bize. Yedi semiz inek var, yedi cılız inek bunları yiyor; yedi yesil basak, bir yedi tane de kuru basak. Umarım buradan insanların yanına giderim, onlar da ogrenirler

[47] Yusuf dedi: "Alısılageldigi sekliyle yedi yıl ekin ekeceksiniz. Bictiklerinizden yiyecek kadar az bir miktar alır, gerisini basagında bırakırsınız

[48] Bunun ardından yedi kurak yıl gelecek. Bu yıllar, saklayabileceginiz bir miktar ekin haric, onceden biriktirdiklerinizi yiyip tuketecek

[49] Bunun arkasından bir yıl gelecek ki, halk onda bol yagmura kavusup rahat edecek; meyve suyu sıkıp sut sagacaklar

[50] Kral: "Bu yorumu yapanı bana getirin!" dedi. Elci kendisine gelince, Yusuf dedi ki: " Rab edindigin kisiye don de sor bakalım, o ellerini kesen kadınların derdi neydi? Rabbim, o kadınların hilelerini cok iyi bilmektedir

[51] Kral dedi: "Yusuf´un nefsinden murat almak istediginizde, derdiniz ne idi?" Dediler ki: "Allah sahit, biz onun hicbir kotulugunu bilmiyoruz." Aziz´in karısı dedi ki: "Iste simdi gercek ortaya cıktı. Ben onunla gonul eglendirmek istemistim. O, ozu-sozu dogru insanlardandı

[52] Gercegi soyluyorum ki, Yusuf, gıyabında ona hainlik etmedigimi, Allah´ın, hainlerin tuzagını basarıya ulastırmayacagını bilsin

[53] Nefsimi ak-pak gosteremem. Cunku nefs, Rabbimin merhamet ettigi durumlar haric, olanca gucuyle kotulugu emreder. Ama Rabbim cok affedici, cok esirgeyicidir

[54] Kral dedi ki: "Onu bana getirin, kendime ozel dost edineyim." Yusuf´la konusunca da soyle dedi: "Artık bugun yanımızda mevkii olan, guvenilir bir dostsun

[55] Yusuf dedi ki: "Beni ulke hazinelerine bakan yap. Ben iyi bir koruyucuyum; bilgiliyim

[56] Iste boylece biz Yusuf´a yeryuzunde imkan ve mevki verdik. Ulkede, istedigi yerde konaklayabiliyordu. Biz diledigimiz kimseye rahmetimizi ulastırırız; guzel dusunup guzel davrananların odulunu yitirmeyiz

[57] Iman edip takvaya sarılanlar icin ahiretteki odul elbette daha degerlidir

[58] Nihayet Yusuf´un kardesleri cıkageldiler; Yusuf´un yanına girdiler, o onları tanıdı. Ama onlar onu tanıyamıyorlardı

[59] Onların yuklerini hazırlatıp baglatınca soyle konustu: "Sizin, aynı babadan bir kardesiniz var, onu bana getirin. Goruyorsunuz, ben olcuyu titizlikle yerine getiriyorum. Ben, konukseverlerin de en hayırlısıyım

[60] Eger onu bana getirmezseniz, artık yanımda sizin icin olculecek birsey yok, bir daha bana yaklasmayın

[61] Dediler: "Onu babasından isteyip getirmeye calısacagız, herhalde bunu yapacagız da

[62] Yusuf muhafızlarına dedi ki: "Onların sermayelerini yuklerinin icine koyun. Bakarsın ailelerine donduklerinde onu fark eder de tekrar gelirler

[63] Babalarına donduklerinde dediler ki: "Ey babamız! Olcu bizden yasaklandı. Simdi kardesimizi bizimle gonder ki, olcup alabilelim. Biz onu gercekten iyi koruyacagız

[64] Dedi: " Daha once kardesi icin guvendigim gibi yine guveneyim size, degil mi? Hafız,koruyucu olarak Allah´tır en hayırlı olan. Merhamet edenlerin en merhametlisi de O´dur

[65] Yuklerini actıklarında sermayelerini buldular; onlara geri verilmisti. "Ey babamız, dediler, daha ne istiyoruz! Iste sermayemiz, bize geri verilmis. Ailemize yeniden yiyecek alırız. Kardesimizi koruruz. Bir deve yuku zahire de ilave ederiz. Zaten su aldıgımız az bir miktardır

[66] Yakub dedi: "Hepinizin cepecevre kusatılması mustesna, onu bana mutlaka getireceginize dair Allah´tan bir garanti vermedikce, onu sizinle asla gondermem." Kardesler ona garanti verince soyle dedi: "Su soylediginize Allah Vekil´dir

[67] Yakub sunu da soyledi: "Ogullarım, birtek kapıdan girmeyin, ayrı ayrı kapılardan girin. Gerci ben, Allah´ın takdir ettigi birseyi sizden savamam, hukum yalnız Allah´ındır. Yalnız O´na dayandım ben, yalnız O´na guvenip dayansın tevekkul sahipleri

[68] Babalarının emrettigi yerlerden kente girdiklerinde, bu onlardan Allah´ın herhangi bir takdirini uzak tutmamıstı; sadece Yakub´un icindeki bir istegi gerceklestirmisti. Yakub, bizim ona ogretmemizden dolayı bilgi sahibi idi. Ama halkın cogu bunu bilmezdi

[69] Kardesler Yusuf´un yanına girdiklerinde, Yusuf oz kardesini yanına cekip dedi: "Su bir gercek ki, ben senin kardesinim. Onların yapıp ettiklerine uzulme

[70] Yusuf, kardeslerinin yuklerini hazırlatırken su kabını oz kardesinin yuku icinde koydu. Sonra bir unleyici soyle haykırdı: "Ey kafile, siz herhalde hırsızlık ettiniz

[71] Onlara donup soyle dediler: "Ne kaybettiniz

[72] Dediler: "Kralın su tasını kaybettik. Onu getirene bir deve yuku odul var. Kefili benim

[73] Kardesler dediler: "Vallahi, siz de iyi biliyorsunuz ki, biz bu topraga bozgunculuk yapmak icin gelmedik, hırsız da degiliz biz

[74] Sordular: "Eger yalan soyluyorsanız, hırsızlıgı yapanın cezası nedir

[75] Kardesler dedi: "Cezası su: Calınan mal kimin yukunde cıkarsa yukun sahibi calınan mala karsılık olacaktır. Biz zalimleri boyle cezalandırıyoruz

[76] Bunun uzerine Yusuf oz kardesinin heybesinden once, oteki kardeslerin heybelerini aramaya basladı. Nihayet su kabını, oz kardesinin heybesinden cıkardı. Yusuf´a boyle bir tuzak ogretmistik. Yoksa Yusuf, Allah´ın dilemesi dısında, kralın dinine gore oz kardesini alamazdı. Dilediklerimizi derece derece yukseltiriz biz. Her bilgi sahibinin ustunde bir baska bilen vardır

[77] Kardesler dediler ki: "Bu caldı ya, bundan once de onun kardesi calmıstı." Yusuf bunu icinde sakladı, onlara acıklamadı. Soyle diyordu: "Kotu bir konumdasınız. O sizin dilinize doladıgınız seyi Allah daha iyi biliyor

[78] Kardesler dediler ki: "Ey vezir! Bunun ihtiyar bir babası var. Onun yerine bizden birini alıkoy. Senin iyilikseverlerden olduguna inanıyoruz

[79] Ne, dedi Yusuf, Allah korusun. Esyamızı yukunde buldugumuz adamdan baskasını tutamayız. Oyle birsey yaparsak zalimlerden oluruz

[80] Yusuf´tan umidi kesince bir kenara cekilip tartısmaya basladılar. Buyukleri dedi ki: "Babanızın sizden Allah adına garanti aldıgını, daha once Yusuf´a yaptıgınız haksızlıgı bilmez misiniz? Babam bana izin verinceye, yahut da Allah hakkımda hukmedinceye kadar bu ulkeden ayrılmayacagım. Yargıcların en hayırlısıdır O

[81] Babanıza donup soyle deyin: "Ey babamız, oglun hırsızlık etti. Biz sadece bildigimize tanıklık ettik. Biz gaybı bilenler degiliz

[82] Icinde bulundugumuz kente, beraberinde dondugumuz kervana sor. Biz gercegin ta kendisini soyluyoruz

[83] Yakub dedi ki: "Hayır, oyle degil, nefisleriniz sizi yine bir ise itmis. Bana dusen yine guzel bir sabra sarılmak. Bakarsın Allah onların hepsini bana getirir. Cunku Alim olan O, Hakim olan O´dur

[84] Ve yuzunu onlardan oteye dondurdu de soyle inledi: "Ey Yusuf´a duydugum gam, neredesin!" Ve kederden gozlerine ak dustu. Durmadan yutkunuyordu

[85] Dediler ki: "Hala Yusuf´u anıp duruyorsun. Sonunda ya kederinden eriyeceksin yahut da helak olup gideceksin

[86] Dedi ki: "Ben, icimi doldurup tasan ozlemimi, kederimi Allah´a arz ederim. Ve Allah´ın yardımıyla sizin bilmediginiz seyleri bilirim

[87] Ey ogullarım! Gidin, artık Yusuf´u ve kardesini bulmak icin dikkat kesilin. Allah´ın rahmetinden de umit kesmeyin; cunku, Allah´ın rahmetinde de, kufre sapanlar toplulugundan baskası umit kesmez

[88] Tekrar Yusuf´un yanına girdiklerinde soyle dediler: "Ey Vezir! Bize de ailemize de zorluk dokundu. Onemsiz bir sermaye ile geldik. Sen bize tam olcu zahire ver, bize sadaka vermis ol. Allah, karsılıksız verenleri odullendirir

[89] Dedi: "O cahil zamanınızda Yusuf´a ve kardesine ne yaptıgınızı biliyorsunuz, degil mi

[90] Dediler ki: "Sen, yoksa sen Yusuf musun?" "Evet, dedi, ben Yusuf´um. Iste su da kardesim. Allah bize lutufta bulundu. Kim Allah´tan korkar, sabrederse Allah guzel dusunup guzel davrananların odulunu yitirmez

[91] Dediler: "Vallahi, Allah seni bizden ustun kıldı/seni bize tercih etti. Dogrusu biz de buyuk suc islemistik

[92] Yusuf dedi: "Bugun azarlanmayacaksınız. Allah sizi affeder. O, rahmet edenlerin en merhametlisidir

[93] Su gomlegimi goturun, babamın yuzu ustune koyun ki, gozu gorur hale gelsin. Ve sonra da butun ailenizle toplanıp bana gelin

[94] Kervan oradan ayrılanca, ote yandan babaları soyle seslendi: "Yemin olsun, ben Yusuf´un kokusunu duyuyorum! Umarım bana bunaklık isnat etmezsiniz

[95] Dediler: "Vallahi, sen hala o eski sapıklıgında diretiyorsun

[96] Mujdeci gelip gomlegi yuzunun ustune bırakınca, gozu derhal gorur hale geldi. Yakub: "Ben size demedim mi? Allah´ın izniyle sizin bilmediklerinizi bilirim." diye konustu

[97] Ogulları dediler: "Ey babamız! Gunahlarımızın affını dile. Gercekten biz hata isledik

[98] Dedi: "Rabbimden sizin icin af dileyecegim. Cok affedicidir O, cok merhametlidir

[99] Nihayet, Yusuf´un huzuruna vardıklarında Yusuf, ana-babasına sarılıp kucakladı. Ve soyle dedi: "Girin Mısır´a, Allah dilerse emniyet ve guven icinde olacaksınız

[100] Ana-babasını tahtın ustune cıkardı. Hepsi, Yusuf´un onunde secde eder gibi egildiler. Yusuf dedi: "Babacıgım, iste bu, benim onceden gordugum ruyanın yorumudur. Rabbim onu gerceklestirdi. O, bana cok guzel lutuflarda bulundu, seytan, benimle kardeslerim arasına yamukluk soktuktan sora, O beni zındandan cıkardı. Sizi de colden getirdi. Rabbim, diledigi seyde cok ince lutuflar sergiliyor. Alim olan O´dur, Hakim olan O´dur

[101] Rabbim, sen bana mulk ve saltanattan bir nasip verdin. Olayların ve duslerin yorumundan bana bir ilim ogrettin/olayların ve duslerin yorumu konusunda beni egittin. Ey gokleri ve yeri yaratan! Benim dunyada da ahirette de Veli´m sensin! Beni musluman/sana teslim olmus olarak oldur ve beni barıssever hayırlı kullar arasına kat

[102] Iste bunlar, sana vahyettigimiz gayb haberlerindendir. Onlar birlikte karar verip tuzak kurarlarken sen yanlarında degildin

[103] Sen hırslanasıya istesen de, insanların cogu inanmayacaktır

[104] Sen, bu tebligin icin onlardan bir ucret istemiyorsun. O, butun alemler icin bir hatırlatmadan baska sey degildir

[105] Goklerde ve yerde nice mucizeler var ki, yanlarından gecerler de donup bakmazlar bile

[106] Onların cogu sirke bulasmıs olmadan Allah´a iman etmez

[107] Peki onlar, Allah´ın azabından bir sarıp sarmalayanın gelmesinden yahut hic farkında olmadıkları bir sırada kıyametin ansızın tepelerine inmesinden emin mi bulunuyorlar

[108] De ki: "Iste benim yolum budur. Ben, Allah´a basiret uzere cagırırım/dua ederim. Beni izleyenler de... Sanı yucedir Allah´ın! Ben musriklerden degilim

[109] Senden once gonderdiklerimiz de kentler halkından kendilerine vahyettigimiz bazı erlerden baskası degildi. Yeryuzunde dolasmadılar mı ki, onlardan oncekilerin akıbeti nice oldu gorsunler. Elbette ki ahiret yurdu sakınanlar icin daha hayırlıdır. Hala akıllarınızı kullanmayacak mısınız

[110] Ne zaman ki resuller umitsizlige dusup yalanlandıkları kanısına vardılar, iste o zaman yardımımız kendilerine ulastı da dilediklerimiz kurtarıldı. Azabımız suclular toplulugundan geri cevrilemez

[111] Yemin olsun ki, resullerin hikayelerinde, aklını ve gonlunu calıstıranlar icin bir ibret vardır. Bu Kur´an, uydurulacak bir hadis/bir soz degildir; aksine o, onundekini tasdikleyici, her seyi ayrıntılı kılıcıdır. Inanan bir topluluk icin de bir kılavuz ve bir rahmettir

Ra'd

Surah 13

[1] Elif, Lam, Mim, Ra. O Kitap´ın ayetleridir bunlar. Ve sana Rabbinden indirilen, haktır. Ne var ki, insanların cokları iman etmezler

[2] Allah odur ki, gokleri direksiz yukseltmistir; goruyorsunuz onları... Sonra ars uzerine egemen olmustur. Gunes´i ve Ay´ı da boyun egdirmistir. Bunların tumu belirlenmis bir vakte kadar akar dururlar. Olusu yonlendirir, cekip cevirir O... Ayetleri birer birer gozler onune serer ki, Rabbinize kavusacagınıza acık-secik inanasınız

[3] Yeri uzatıp doseyen ve onda oturaklı daglar ve nehirler vucuda getiren O´dur. Butun meyvelerden kendi iclerinde ikiser cift yaratmıstır O. Geceyi gunduze sarıp burumektedir O. Butun bunlarda derin derin dusunecek bir topluluk icin elbette ayetler vardır

[4] Yeryuzunde birbirine sırt vermis komsu kıtalar, uzumlerden bahceler, ekinler, catallı ve catalsız hurmalıklar vardır ki, bir tek suyla sulanırlar. Biz bunların, yemislerde bir kısmını diger bir kısmına ustun kıldık. Butun bunlarda aklını calıstıran bir topluluk icin elbette ki ibretler vardır

[5] Eger sasıyorsan, esas sasılacak olan onların su sozudur: "Biz toprak olunca mı ve gercekten mi yeni bir yaratılıs icinde bulunacagız?" Bunlar Rablerini inkar edenlerdir. Ve bunlar boyunlarına bukagılar vurulanlardır. Bunlar atese dost olanların ta kendileridir; orada uzun sure kalacaklardır

[6] Senden, guzellikten once kotuluk istemede acele ediyorlar. Halbuki onlerinden pek cok ornek gelip gecti. Su da bir gercek ki, Rabbin insanlara karsı, zulumlerine ragmen af sahibidir. Ve Rabbinin azabı elbette cok siddetlidir

[7] Kufre sapmıs olanlar soyle derler: "Ona Rabbinden bir mucize indirilseydi ya!" Sen sadece bir uyarıcısın ve her topluluk icin dogruyu ve iyiyi gosteren bir onder vardır

[8] Allah her disinin neye gebe oldugunu, rahimlerin neyi eksiltip neyi artıracagı bilir. O´nun katında her sey bir olcuye baglıdır

[9] Gaybı da gorunen alemi de bilendir/Alim´dir O... Kebir, sınırsızca buyuk O´dur; Muteal, sonsuzca yuce O´dur

[10] Sizden, sozu saklayan da acıklayan da geceye sıgınıp gizlenen de gunduz yol alan da onun icin birdir

[11] Her biri icin onu onunden ve arkasından izleyen gozculer vardır ki, kendisini Allah´ın emrine baglı olarak koruyup denetlerler. Gercek su ki Allah, bir toplumun maruz kaldıgı seyleri, onlar, birey olarak iclerindekini/birey olarak kendilerine iliskin olanı degistirmedikce, degistirmez. Allah bir topluma bir perisanlık dileyince de artık onu geri cevirecek bir guc yoktur. Ve onlar icin Allah´ın berisinden koruyucu bir dost da olamaz

[12] Size, hem korku hem umit olsun diye simsegi gosteren O´dur. Yuklu yuklu bulutları da O olusturuyor

[13] Gok gurultusu O´nu hamd ile tespih eder; melekler de O´ndan urpererek... Yıldırımlar gonderir de onlarla diledigini carpar. Allah, tuzak kuranların hilelerini baslarına gecirmede cok guclu oldugu halde, onlar O´na karsı mucadele edip duruyorlar

[14] Gercek dua yalnız O´na/hak davet yalnız O´nun icin yapılır. O´nun dısında yalvarıp davet ettikleri ise onlara hicbir sekilde cevap veremezler. Onlar, agzına ulassın diye iki avucunu suya dogru acan ama suya ulasamayan birinden baskasına benzemiyorlar. Kufre sapanların dua ve davetleri, saskınlıga dalmaktan baska bir ise yaramaz

[15] Goklerde ve yerde kim varsa golgeleriyle birlikte ister istemez ve sabah-aksam Allah´a secde eder

[16] De ki: "Goklerin ve yerin Rabbi kim?" De ki: "Allah." De ki: "O´nun yanında baska evliya mı/destekciler mi edindiniz? Bunlar kendilerine bile yarar saglayıp zarar verme gucunde degiller." De ki: "Korle goren yahut karanlıklarla ısık bir olur mu? Yoksa Allah´a, tıpkı O´nun yarattıgı gibi yaratan ortaklar buldular da yaratıs/yaratılanlar kendileri icin benzesir hale mi geldi?" De ki: "Allah´tır her seyi yaratan, O´dur Vahid ve Kahhar olan

[17] Gokten bir su indirdi de vadiler, kendi olculerince/kaderlerine gore sel oldu, ardından da sel, uste cıkan kopugu tasır hale geldi. Bir sus esyası veya alet yapmak istegiyle ateste korukledikleri seylerde de benzeri bir kopuk vardır. Allah hakla batılı iste boyle orneklendiriyor: Kopuk, atılır gider; insanlara yararlı olansa toprakta kalır. Allah, iste bu sekilde ornekler verir

[18] Rablerinin cagrısına olumlu cevap verenler icin guzellik vardır. O´na olumlu cevap vermeyenlere gelince, yeryuzundekilerin tamamı onların olsa, bir o kadar da ilave edilse, kurtulmak icin bunların tumunu fidye verirlerdi. Boylelerinin hesabı kotu olacaktır; varacakları yer de cehennemdir. Ne kotu yataktır o

[19] Rabbinden sana indirilenin hak oldugunu bilen kisi, kor olan biriyle aynı mıdır? Sadece aklı ve gonlu isleyenler dusunup ibret alır

[20] Iste bunlardır, Allah´a verdikleri soze sadık kalanlar ve antlasmayı bozmayanlar

[21] Onlar, Allah´ın ulastırılmasını emrettigi seyi ulastırırlar, Rablerinden korkarlar ve hesabın kotusunden urperti duyarlar

[22] Onlar, Rablerinin yuzunu arzulayarak sabrederler, namazı/duayı yerine getirirler, kendilerine verdigimiz rızıklardan gizli ve acık dagıtırlar ve kotulugu guzellikle savarlar. Iste bunlar icindir surekli yurt

[23] Adn cennetleri bunlar icindir. Atalarından, eslerinden, zurriyetlerinden hayra ve barısa hizmet etmis olanlarla birlikte girerler oraya. Meleklerse her kapıdan yanlarına sokulurlar

[24] Selam size, sabrettiginiz icin! Ne guzeldir su sonsuzluk yurdu!" derler

[25] Allah´a verdikleri sozu, onu antlasma haline getirdikten sonra bozanlar, Allah´ın birlestirilmesini emrettigi seyi parcalayanlar ve yeryuzunde bozgun cıkaranlara gelince, boyleleri icin lanet var. Yurdun en kotusu de onların olacak

[26] Allah, diledigi kimse icin rızkı alabildigine acar da sınırlayıp kısar da. Igreti dunya hayatıyla sevinip sımardılar. Oysaki dunya hayatı, ahirete oranla sadece kucuk bir nimetlenme

[27] Kufre sapanlar derler ki: "Rabbinden ona bir mucize indirilseydi ya!" De ki: "Allah diledigini/dileyeni saptırır. Dogruya yoneleni de kendisine iletir

[28] Boyleleri, inanan ve gonulleri Allah´ın zikriyle/Kur´an´ıyla tatmin bulan kisilerdir. Gozunuzu acın! Gonuller yalnız Allah´ın zikriyle/Kur´an´la tatmin bulur

[29] Iman edip hak ve barıs ugruna iyi isler yapanlara mutluluk ve mujde var, guzel bir gelecek var

[30] Iste seni boylece, kendilerinden once nice ummetlerin gelip gectigi bir ummet icinde resul kıldık ki, onlar Rahman´a kufrederlerken sen kendilerine, sana vahyettigimizi okuyasın. De ki: "O´dur benim Rabbim, ilah yok O´ndan baska, O´na dayanmısım ben! Yalnız O´nadır tovbem

[31] Kendisiyle, dagların yurutuldugu yahut yerkurenin parcalandıgı yahut olulerin konusturuldugu bir Kur´an mı olsaydı! Hayır, is ve olusun tumu Allah´ındır. Iman edenler hala umidi kesip anlamadılar mı ki, Allah dileseydi elbette insanlara tumden hidayet verirdi. O kufre sapanlara gelince, sanayi olarak urettiklerinin sonucu halinde baslarına gulle-tokmak turunden belalar inmeye devam edecek yahut o belalar onların yurtlarının yakınına konacak. Ta, Allah´ın vaadi gelinceye degin. Allah, vaadine asla ters dusmez

[32] Yemin olsun, senden onceki resullerle de alay edildi. Inkar edenlere biraz sure verdim ama sonunda hepsini yakaladım. Gorduler nasılmıs azap

[33] Allah´a ortaklar tanıdılar. Peki, her benligin yaptıgı isin basında duranla bunlar bir mi? De ki: "Onları isimlendirin. Yoksa siz Allah´a, yeryuzunde bilmedigi birsey mi haber veriyorsunuz? Yoksa, anlamsız bir laf mı ediyorsunuz?" Hayır, kufre sapanlara, tuzakları suslu gosterildi de yoldan dondurulduler. Allah´ın sasırttıgına kılavuzluk edecek yok

[34] Dunya hayatında bir azap var onlar icin; ahiret azabı ise cok daha siddetlidir. Onları Allah´a karsı koruyacak kimse de yoktur

[35] Sakınıp korunanlara vaat edilen cennetin temsili anlatımı su: Altından ırmaklar akar, yemisleri de surekli, golgesi de. Iste korunup sakınanların son yurdu. Kafirlerin son yordu ise ates

[36] Kendilerine kitap verdiklerimiz, sana indirilenle ferahlarlar. Ama hiziplerden bazıları onun bir kısmını inkar ederler. De ki: "Bana, yalnız Allah´a kulluk etmem, O´na ortak kosmamam emredildi. Ben O´na yakarır, O´na davet ederim. Donusum de O´nadır

[37] Iste biz o Kur´an´ı Arapca bir hukum kaynagı olarak indirdik. Eger sana gelen ilimden sonra onların keyiflerine uyarsan, Allah´tan sana ne bir dost nasip olur ne de bir koruyucu

[38] Yemin olsun, biz senden once de resuller gonderdik, onlara da esler ve evlatlar verdik. Hicbir resul, Allah´ın izni olmadıkca herhangi bir mucize getiremez. Her sure/surec icin bir kitap vardır

[39] Allah diledigini silip yok eder, diledigini sabit tutar. Kitap´ın anası/ana Kitap O´nun katındadır

[40] Ya onlara vaat ettigimiz seylerin bir kısmını sana gosteririz yahut da seni vefat ettiririz. O halde teblig etmek sana, hesap sormak bize duser

[41] Gormuyorlar mı ki biz o yerkureye geliyor, onu uclarından eksiltiyoruz. Allah hukmeder; O´nun hukmunu denetleyecek de yoktur. Hesabı cok cabuk gorur O

[42] Onlardan oncekiler de tuzak kurmustu, ama tum tuzaklar Allah´ındır. Her benligin ne kazandıgını O bilir. Kafirler de bilecek sonsuzluk yurdu kimindir

[43] Kufre sapanlar: "Sen gonderilmis bir elci degilsin." diyorlar. De ki: "Benimle sizin aranızda tanık olarak Allah, bir de yanında kitap bilgisi bulunanlar yeter

İbrâhîm

Surah 14

[1] Elif, Lam, Ra. Bir kitaptır bu. Ki indirdik sana, cıkarasın diye insanları Rablerinin izniyle karanlıklardan nura; Hamid, Aziz olanın yoluna

[2] O Allah´a ki yalnız O´nundur goklerdekiler ve yerdekiler. Husran haberi siddetli bir azaptan, o kufre batmıslara

[3] Onlar ki sefil ve igreti hayatı ahirete tercih ederler ve Allah yolundan alıkoyup o yolu egri-bugru yapmayı isterler. Iste bunlar, donusu olmayan bir sapıklık icindedirler

[4] Biz, gorevlendirdigimiz her resulu ancak kendi toplumunun diliyle gonderdik ki, onlara acık-secik beyanda bulunsun. Bunun ardından, Allah diledigini saptırır, diledigini de iyiye ve guzele kılavuzlar. Aziz´dir, Hakim´dir O

[5] Yemin olsun ki, biz Musa´yı, "Toplumunu karanlıklardan aydınlıga cıkar ve onlara Allah´ın gunlerini hatırlatıp bellet!" diye ayetlerimizle gonderdik. Su bir gercek ki, bunda iyice sabreden, cokca sukreden herkes icin sayısız ayetler vardır

[6] Musa´nın, kendi toplumuna soyle dedigi zamanı da hatırla: "Allah´ın uzerinizdeki nimetini anın! Hatırlayın ki, sizi Firavun´un hanedanından kurtarmıstı. Onlar size azabın en kotusuyle acı cektiriyorlar, erkek cocuklarınızı bogazlıyorlar, kadınlarınıza hayasızca davranıyorlar/kadınlarınızın rahimlerini yokluyorlar/kadınlarınızı hayata salıyorlardı. Iste bunda sizin icin Rabbinizden gelen cok buyuk bir deneme ve ıstırap vardır

[7] Rabbinizin sunu duyurdugunu da hatırda tutun: Eger sukrederseniz, ben de sizin icin mutlaka artıracagım. Ve eger nankorluk ederseniz hic kuskusuz benim azabım cok cok siddetlidir

[8] Soyle demisti Musa: "Siz de yeryuzunde bulananların tumu de kufre saplansanız, hic kuskusuz Allah mutlak Gani, mutlak Hamid´dir

[9] Sizden oncekilerin, Nuh kavminin, Ad´ın, Semud´un ve onlardan sonrakilerin haberleri ulasmadı mı size? Allah´tan baskası bilmez onları. Peygamberleri onlara acık deliller getirmisti de onlar ellerini agızlarına itip soyle demislerdi: "Biz size gonderileni kesinlikle tanımıyoruz ve biz sizin cagırdıgınız sey konusunda karmasa ve cıkmaza iten bir kusku icindeyiz

[10] Resulleri dedler ki: "Gokleri ve yeri yaratan Allah hakkında mı kusku? O sizi, gunahlarınızı afftetsin, belirli bir sureye kadar size zaman tanısın diye cagırıyor." Soyle cevap verdiler: "Siz de bizim gibi birer insandan baska sey degilsiniz. Atalarımızın kulluk ettiklerinden bizi yuz geri cevirmek istiyorsunuz. Hadi acık bir kanıt getirin bize

[11] Resulleri onlara dediler ki: "Biz de sadece sizin gibi birer insanız, fakat Allah, kullarından diledigine lutufta bulunur. Allah´ın izni olmadan bizim size bir kanıt getirmemiz haddimize degil. Inananlar yalnız Allah´a dayanıp guvensinler

[12] O, bize yollarımızı gostermisken neden Allah´a tevekkul etmeyecekmisiz? Bize yaptıgınız eziyetlere elbette sabredecegiz. Tevekkul edenler yalnız Allah´a tevekkul etsinler

[13] Kufre sapanlar kendi resullerine soyle dediler: "Ya tam bir bicimde bizim milletimize donersiniz yahut da sizi yurdumuzdan mutlaka cıkarırız." Rableri de onlara sunu vahyetti: "Zalimleri muhakkak helak edecegiz

[14] Ve onların ardından o topraga mutlaka sizi yerlestirecegiz. Bu, makamımdan korkan, tehdidimden korkan icin boyledir

[15] Ve Allah´tan fetih istediler. Ve her inatcı zorba perisan oldu

[16] Ardından da cehennem. Irinli bir sudan icirilecekler

[17] Onu yutmaya calısacak ama bogazından geciremeyecek. Olum her yandan ustune gelecek de bir turlu olmeyecek. Arkasından da dehsetli bir azap

[18] Rablerine nankorluk edenlerin amelleri, fırtınalı bir gunde ruzgarın tarumar ettigi kule benzer. Kazandıklarından hicbir sey elde edemezler. Iste bu, donusu olmayan sapıklıgın ta kendisidir

[19] Allah´ın gokleri ve yeri hak olarak yarattıgını gormedin mi? Dilerse sizi yok eder, yepyeni bir halk getirir

[20] Bu, Allah´a hic de zor gelmez

[21] Hepsi toplu halde, Allah´ın huzuruna cıkmıs olacaklar. Ezilip horlananlar, buyukluk taslayanlara diyecekler ki: "Biz sizin birer uydunuzduk. Simdi siz Allah´ın azabından bir kısmını bizden uzaklastırabilir misiniz?" Cevap verecekler: "Allah bize kılavuzluk etseydi elbette biz de size kılavuzluk ederdik. Simdi inleyip feryat etsek de sabretsek de bir. Sıgınacak hicbir yerimiz yok

[22] Is bitirilince seytan onlara soyle dedi: "Allah size hak bir vaatle vaatte bulundu, ben ise vaat ettim ama vaadimden caydım. Benim sizin uzerinizde bir sultam yoktu. Sizi davet ettim, siz de bana uydunuz. Hepsi bu. Simdi beni kınamayı bırakın da oz benliklerinizi kınayın. Ne ben sizi kurtarabilirim ne de siz beni kurtarabilirsiniz. Aslında ben sizin, daha onceden beni sirk aracı yapmanıza karsı cıkmıstım. Zalimler icin acıklı bir azap ongorulmustur

[23] Iman edip barısa/hayra yonelik isler yapanlar ise rablerinin izniyle altlarından ırmaklar akan cennetlere sokulmuslardır. Surekli kalıcıdırlar orada. Birbirlerine esenlik dilemeleri, "Selam!" seklindedir

[24] Gormedin mi Allah nasıl bir ornekleme yaptı: Guzel soz; koku yerde, dalları gokte olan guzel bir agaca benzer

[25] O agac, Rabbinin izniyle yemislerini her zaman verir. Allah, insanlara boyle ornekler verir ki, dusunup ibret alabilsinler

[26] Pis bir soz de govdesi topragın ustunde destek bulmus bir agaca benzer, dayanagı yoktur onun

[27] Allah, inananları dunya hayatında da ahirette de tutarlı sozle saglamlastırır. Allah, zalimleri sasırtır. Allah, diledigini yapar

[28] Bakmadın mı sunlara ki, Allah´ın nimetini inkarla/nankorlukle degistirdiler ve toplumlarını helak yurduna kondurdular

[29] Yaslanacakları cehenneme kondurdular. Ne kotu bir durus yeridir o

[30] Yolundan saptırmak icin Allah´a esler uydurdular. De ki: "Hadi, nimetlenin! Sonunda varacagınız yer atestir

[31] Inanan kullarıma soyle: Namazı/duayı yerine getirsinler, kendilerine verdigimiz rızıklardan, hicbir alısverisin, hicbir dostlugun olmadıgı o gun gelmeden once, gizli ve acık infak etsinler

[32] Allah odur ki, gokleri ve yeri yarattı. Gokten bir su indirdi de onunla size rızık olarak turlu meyveler cıkardı. Emriyle denizde akıp gitmeleri icin gemileri hizmetinize verdi. Irmakları da emrinize verdi

[33] Gorevlerini sasmadan yapmak uzere Gunes´i ve Ay´ı da size boyun egdirdi. Geceyi ve gunduzu de hizmetinize verdi

[34] Kendisinden istediginiz her seyden size bir parca verdi. Allah´ın nimetini saymaya kalksanız, sayıp bitiremezsiniz. Dogrusu su ki insan, gercekten cok zalim, cok nankordur

[35] Bir zaman, Ibrahim soyle demisti: "Rabbim, bu beldeyi guvenli kıl. Beni ve ogullarımı putlara kulluktan uzak tut

[36] Rabbim, onlar insanlardan bircogunu saptırdılar. Artık beni izleyen bendendir. Bana isyan edene gelince, onun hakkında sen Gafur ve Rahim´sin

[37] Ey Rabbimiz! Ben, cocuklarımdan bir kısmını senin kutsal evinin yanındaki, ziraata elverissiz vadiye yerlestirdim ki, namazı/duayı yerine getirsinler, ey Rabbimiz! Sen de insanlardan bazı gonulleri, onlardan hoslanır yap. Cesitli meyvelerle onları rızıklandır ki, sukredebilsinler

[38] Rabbimiz, hic kuskusuz sen bizim gizledigimizi de bilirsin, acıga vurdugumuzu da. Yerde de gokte de hicbir sey Allah´a gizli kalmaz

[39] Ihtiyar yasımda bana, Ismail ve Ishak´ı bagıslayan Allah´a hamt olsun! Benim Rabbim, duayı gercekten cok iyi duyar

[40] Rabbim! Beni, namazı/duayı yerine getiren bir insan yap. Soyumdan bir kısmını da. Rabbimiz, duamı kabul et

[41] Rabbimiz, hesabın ortaya gelecegi gun; beni, anne-babamı ve inananları affet

[42] Sakın, Allah´ı, zalimlerin yapmakta oldugundan habersiz sanma. O, onları, gozlerin korkudan donup kalacagı bir gune erteliyor, hepsi bu

[43] Baslarını dikerek kosusurlar. Bakısları kendilerine donmez. Yurekleri tamamen bosalmıstır

[44] Insanları, azabın kendilerine ulasacagı gun konusunda uyar. O gun, zalimler soyle derler: "Ey Rabbimiz! Bizi yakın bir sureye kadar geri bırak da cagrına cevap verip resullere uyalım." Daha once siz, kendiniz icin cokus ve bitis yoktur diye yemin etmediniz mi

[45] Siz de o kendilerine zulmetmis olanların barınaklarında oturmustunuz. Onlara nasıl davrandıgımız size acık-secik belli olmustu. Size ornekler de vermistik

[46] Tuzaklarını kurmuslardı ama Allah katında da onlar icin tuzak var. Zaten onların tuzakları dagları yerinden oynatacak turden olsa neye yarar

[47] Sakın Allah´ı, resullerine verdigi soze ters duser sanma. Allah Aziz´dir, intikam da alır

[48] O gun yerkure baska bir yerkureye donusturulur. Gokler de oyle. Hepsi o Vahid ve Kahhar olan Allah´ın huzurunda dikilir

[49] O gun sucluların, birbirine percinlenmis bukagılarla cengellendiklerini gorursun

[50] Gomlekleri katrandandır. Yuzlerini ates burumustur

[51] Cunku Allah, her benligi kendi kazandıgıyla karsı karsıya getirecektir. Allah, hesabı cok cabuk gorur

[52] Iste bu, onunla uyarılsınlar, Allah´ın tek ilah oldugunu bilsinler, aklı ve gonlu isleyenler de ibret alsınlar diye, insanlara yoneltilmis bir tebligdir

Hicr

Surah 15

[1] Elif, Lam, Ra. Iste sana o Kitap´ın ve acık anlatımlı Kur´an´ın ayetleri

[2] O kufre batmıs olanlar zaman zaman, keske Musluman olsaydılar diye derin bir ozlem duyarlar

[3] Bırak onları yesinler, nimetlenip zevk etsinler ve sonu gelmez arzu kendilerini oyalasın. Ama yakında bilecekler

[4] Biz hicbir yurt ve medeniyeti, belirlenmis bir yazgısı olmaksızın ortadan kaldırmadık

[5] Hicbir ummet kendisi icin belirlenen surenin ne onune gecebilir ne de o sureyi geriletebilir

[6] Soyle haykırdılar: "Hey! Kendisine o zikir/Kur´an indirilen! Sen gercekten tam bir delisin

[7] Hadi getirsene bize o melekleri, eger dogru sozlulerdensen

[8] Biz o melekleri ancak ve ancak hak uzere, hak bir yolla indiririz. Ve o zaman inkarcılara goz actırılmaz

[9] Hic kuskusuz, o zikiri/Kur´an´ı biz indirdik, biz; her hal ve sartta onu muhakkak koruyacak olan da biziz

[10] Yemin olsun ki, senden oncekilerin o ilk kumeleri icine de nebiler gonderdik biz

[11] Onlara bir Tanrı elcisi gelir gelmez, onunla mutlaka alay ederlerdi

[12] Biz ona, gunaha batmısların gonullerinde boyle bir yol veririz

[13] Ona inanmazlar. Oysaki, oncekilerin yol ve yontemleri gozlerinin onunden gecmistir

[14] Uzerlerine gokten bir kapı acsak da oradan yukseliyor olsalardı

[15] Kesinlikle soyle diyeceklerdi: "Bizim gozlerimiz donduruldu, bakıslarımız sarhos edildi. Belki de biz buyuye carptırılmıs bir toplumuz

[16] Yemin olsun, biz gokte burclar olusturduk ve onu/onları, seyredenler icin susledik

[17] Ve onu/onları, her kovulup taslanmıs seytandan koruduk

[18] Ancak kulak hırsızlıgı eden olur; onun pesine de parlak bir ates alevi duser

[19] Yeri yayıp dosedik, ona kuvvetli daglar diktik ve icinde olculu/ahenkli her seyden bitirdik

[20] Orada sizin icin ve rızıklandırıcısı siz olmadıgınız kimse icin gecimlikler yarattık

[21] Hicbir sey yoktur ki, hazineleri bizim yanımızda olmasın. Ama biz onu ancak belirli bir olcude/bir kaderle indiririz

[22] Ruzgarları dolleyiciler olarak gonderdik; gokten bir su indirdik de onunla sizi suvardık. Onun depolayıcıları siz degilsiniz

[23] Biz, elbette biz,hayat veriyoruz; biz olduruyoruz. Ve biziz Varis olanlar/mirascı kalanlar

[24] Yemin olsun, sizin onden gidenlerinizi bilmisizdir; yemin olsun, geriye kalanları da bilmisizdir

[25] Hic kuskusuz, Rabbindir, evet O´dur onları hasredecek olan. Hakimdir O, Alim´dir

[26] Yemin olsun, biz insanı; kuru camurdan, degisken-cıvık bir balcıktan yarattık

[27] Cini/Iblis´i de daha once kavurucu atesten yaratmıstık

[28] Hatırla o zamanı ki Rabbin meleklere, "Ben, kupkuru bir camurdan, degisken, cıvık balcıktan bir insan yaratacagım." demisti

[29] Onu, amaclanan duzgunluge ulastırıp oz ruhumdan icine ufledigim zaman, onunde hemen secdeye kapanın

[30] Meleklerin tumu, toplu halde secde ettiler

[31] Iblis mustesna. O, secde edenlerle beraber olmaya karsı cıktı

[32] Allah dedi: "Ey Iblis! Sana ne oluyor da secde edenlerle beraber olmuyorsun

[33] Dedi: "Kuru bir camurdan, degisken-cıvık bir balcıktan yarattıgın bir insana secde etmek icin var olmadım

[34] Buyurdu: "Oyleyse cık oradan, cunku kovuldun

[35] Din gunune kadar uzerinde lanet var

[36] Dedi: "Rabbim, onların diriltilecegi gune kadar bana sure ver

[37] Buyurdu: "Hadi, sure verilenlerdensin

[38] Bilinen vaktin gunune kadar

[39] Dedi: "Rabbim! Beni azdırmana yemin ederim ki, yeryuzunde onlar icin mutlaka suslemeler yapacagım ve onların tumunu kesinlikle azdıracagım

[40] Iclerinden riyaya sapmamıs, samimi kulların mustesna

[41] Buyurdu: "Iste bana varan dosdogru yol budur

[42] Benim kullarım aleyhine senin elinde hicbir guc/kanıt olmayacak. Azgınların seni izleyenleri mustesna

[43] Cehennem onların tumunun sasmaz bulusma yeridir

[44] Yedi kapısı vardır onun. Her kapıya onlardan bir boluk ayrılmıstır

[45] Sakınılması gereken seylerden sakınanlar ise cennetlerde pınarlar icindedir

[46] Guvene kavusmus olarak selamla girin oraya

[47] Goguslerindeki dusmanlıgı cekip almısızdır. Koskler/divanlar uzerinde karsı karsıya oturan kardesler olmuslardır

[48] Orada kendilerine zahmet/yorgunluk dokunmaz. Oradan cıkarılmazlar da

[49] Haber ver kullarıma: Hic kuskusuz benim, evet benim, Gafur ve Rahim

[50] Ama acıklı azabın ta kendisidir benim azabım

[51] Onlara Ibrahim´in misafirlerinden bahset

[52] Hani onun yanına girmislerdi de "Selam!" demislerdi. O da "Biz sizden korkuyoruz." diye konusmustu

[53] Korkma! Biz sana bilgin bir oglan mujdeliyoruz." dediler

[54] Dedi: "Ihtiyarlık yakama yapıstıktan sonra mı bana mujde veriyorsunuz! Neye dayanarak mujde veriyorsunuz

[55] Dediler: "Hakk´a dayanarak mujdeledik sana, sakın umitsizlige dusenlerden olma

[56] Dedi: "Sapıtmıslardan baska kim umit keser Rabbin rahmetinden

[57] Amacınız nedir ey elciler?" diye sordu

[58] Dediler: "Biz gunahkar bir topluluga gonderildik

[59] Yalnız Lut´un ailesi suclu degildir. Biz onların hepsini kurtaracagız

[60] Lut´un karısı haric. O gunahkarlarla geride kalacaktır. Oyle takdir ettik

[61] Elciler Lut ailesine geldiklerinde

[62] Lut: "Siz tanınmayan kimselersiniz." dedi

[63] Dediler: "Sana oyle bir sey getirdik ki,onun hakkında kuskulanıp duruyorlardı

[64] Sana gercegi getirdik. Biz, ozu-sozu dogru olanlarız

[65] Gecenin bir yerinde aileni yola cıkar. Sen de arkalarından onları izle. Hicbiriniz geri donup bakmasın. Emredildiginiz yere kadar gidin

[66] Ona su emri bir hukum olarak ilettik: Sunlar, kokleri kesilmis olarak sabahlayacaklardır

[67] Sehir halkı geldi. Mustulanmıs olmanın sevincini yasıyorlardı

[68] Lut dedi: "Bunlar benim konuklarımdır, aman beni utandırmayın

[69] Allah´tan korkun, beni rezil etmeyin

[70] Dediler: "Seni elalemin isiyle ugrasmaktan men etmemis miydik

[71] Lut dedi: "Eger bir sey yapacaksanız, iste kızlarım

[72] Senin omrune yemin olsun ki onlar, kendi sersemlikleri icinde bocalıyorlardı

[73] Nihayet o korkunc titresimli ses, onları gunes dogarken yakaladı

[74] O kentin ustunu altına getirdik/ust duzeydekileri alt duzeye indirdik. Ve uzerlerine pismis camurdan taslar yagdırdık

[75] Hic kuskusuz, bunda, isaretlerden anlam cıkaranlar icin ibretler vardır

[76] O kentin izleri/isaretleri, hala isleyen bir yol uzerindedir

[77] Inananlar icin bunda elbette bir ibret vardır

[78] Eyke halkı da gercekten zalim insanlardı

[79] Onlardan intikam aldık. Her ikisi onde, belirgin bir bicimde durmaktadır

[80] Yemin olsun, Hicr halkı da gonderilen elcileri yalanladı

[81] Ayetlerimizi onlara verdik ama onlardan yuz ceviriyorlardı

[82] Daglardan guvenli guvenli evler yontuyorlardı

[83] Korkunc titresimli ses onları da sabaha girecekleri sırada yakaladı

[84] Kazanıp durdukları seylerin kendilerine hicbir yararı olmadı

[85] Biz gokleri, yeri ve bunların arasındakileri hak olarak yarattık. O saat elbette gelecektir. Simdi sen, uzanan elleri tut, guzel davran

[86] Kuskusuz senin Rabbin, evet o, Hallak´tır, hic durmadan yaratır; en iyi sekilde bilir

[87] Yemin olsun ki, biz sana ikiserlerden/ikililerden/ic ice kıvrımlar halindeki cift manalılardan yedi taneyi ve su buyuk Kur´an´ı verdik

[88] Sakın, onlardan bazı ciftlere verdigimiz nimet ve zevklere gozlerini dikme. Onlar icin tasalanma da. Muminler icin kanadını indir sen

[89] Ve de ki: "Ben, evet ben, apacık konusan bir uyarıcıyım

[90] Aynı sekilde, o boluculere/yemin edip duranlara da beyyineler indirmistik

[91] Onlar ki Kur´an´ı parca parca/boluk boluk/falcılık aracı yaptılar

[92] Rabbine yemin olsun ki, biz onları toplu halde sorgu suale cekecegiz/hepsinden mutlaka hesap soracagız

[93] Yapıp ettiklerinden

[94] Emrolundugun seyi, kafalarını catlatırcasına teblig et; sirke bulasmıslara aldırma

[95] Alay edip eglenenlere karsı biz sana yeteriz

[96] Allah ile beraber baska tanrılar benimseyenler yakında bilecekler

[97] Yemin olsun ki, onların soyledikleri yuzunden senin gogsunun daraldıgını biliyoruz

[98] Simdi sen, Rabbine hamt ile tespih et ve secde edenlerden ol

[99] Sana sasmaz ve kesin bilgi gelinceye kadar Rabbine ibadet et

Nahl

Surah 16

[1] Allah´ın emri geldi. Onunla yuzyuze gelmekte acele etmeyin. Tum varlıgın tespih ettigidir o Allah. Arınmıstır onların sirk kostuklarından

[2] Kullarından diledigine melekleri, emrinden olan ruh ile soyle diyerek indirir: "Gercek su: Benden baska ilah yok, o halde benden sakının

[3] Gokleri ve yeri hak olarak yarattı. Arınmıstır onların ortak tuttukları seylerden

[4] Insanı bir spermden yarattı. Bir de bakmıssın insan, acıkca kafa tutan bir hasım oluvermistir

[5] Davarları da O yaratmıstır. Onlarda sizin icin bir ısıtıcı-koruyucu ve nice nice yararlar vardır. Onlardan bazı seyleri/onlardan bazılarını yersiniz

[6] Bir guzellik de vardır onlarda sizin icin: Sabah saldıgınız sırada, aksam topladıgınız sırada

[7] Ve agırlıklarınızı yuklenir, canlarınızın yarısını tuketmeden varamayacagınız beldelere kadar tasırlar. Hic kuskusuz, Rabbiniz gercekten Rauf´tur, cok acıyıp esirger; Rahim´dir, sınırsızca merhamet eder

[8] Hem binesiniz diye hem de bir sus olarak atları, katırları, esekleri de yarattı. Ve bilemeyeceginiz daha neler yaratır O

[9] Yolu dogrultup denge noktasını bulmak Allah´ın isidir. Ondan sapan da var. Allah dileseydi, sizi toptan hidayete erdirirdi

[10] O sizin icin gokten bir su indirdi; ondan bir icecek var. Kendisinden hayvanlarınıza yedirdiginiz bir agac da ondan olusmaktadır

[11] O suyla sizin icin ekin, zeytin, hurmalıklar, uzumler ve her cesitten meyvalar bitirir. Hic kuskusuz, bunda, derin derin dusunen bir toplum icin gercek bir mucize vardır

[12] Geceyi, gunduzu, Gunes´i ve Ay´ı sizin emrinize vermistir. Yıldızlar da O´nun emriyle bir hizmete boyun egmistir. Butun bunlarda, aklını calıstıran bir topluluk icin elbette ibretler vardır

[13] Ve sizin icin yeryuzunde, cesit cesit renklerde baska seylere de vucut vermistir. Butun bunlarda, dusunup ibret alacak bir toplum icin elbette bir mucize vardır

[14] Ve O´dur ki, icinden taze bir et yemeniz ve kusanacagınız bir sus cıkarmanız icin denizi emrinize vermistir. Gemileri onda yara yara gider gorursun. Boyle yapmıstır ki, O´nun kereminden nasip arayasınız ve sukredebilesiniz

[15] Sizi calkayıp sarsar diye yerkureye agır daglar, ırmaklar, yollar koydu. Iyiye ve dogruya ulasmanız umulmaktadır

[16] Ve nice isaretler! Yıldızla da onlar, yol ve yon dogrulturlar

[17] Yaratan, yaratmayana benzer mi? Hic dusunmuyor musunuz

[18] Allah´ın nimetlerini saymaya kalkarsanız, onların sonunu getiremezsiniz. Allah, gercekten Gafur ve Rahim´dir

[19] Allah, sizin gizlediginizi de acıga vurdugunuzu da bilir

[20] Allah dısında yakardıklarınız hicbir sey yaratamazlar; onların kendileri yaratılmaktadır

[21] Hayat bulmaz olulerdir onlar. Ne zaman dirilteceklerini bile bilmezler

[22] Tanrınız bir tek tanrıdır. Boyle iken, ahirete inanmayanlar, kibre saplandıkları icin kalpleri inkarcı olmustur

[23] Hic kuskusuz Allah, onların sakladıklarını da acıga vurduklarını da biliyor. Hic kuskusuz, O, buyukluk taslayanları sevmiyor

[24] Onlara, "Rabbiniz ne indirdi" dendiginde soyle dediler: "Oncekilerin masallarını

[25] Sunun icin ki, onlar, kıyamet gunu kendi gunahlarını tamamen yuklendikten baska, ilimsizlik yuzunden saptırdıkları kisilerin gunahlarının bir kısmını da yuklenecekler. Bakın, ne kotu sey yukleniyorlar

[26] Onlardan oncekiler tuzak kurmuslardı. Bunun uzerine Allah, binalarına temellerinden carpmıs da ustlerindeki tavan tepelerine cokmustu. Azap onlara hic fark edemedikleri yerden gelmisti

[27] Sonra, kıyamet gunu onları rezil edecek ve diyecek: "Kendileri icin kavga cıkarıp ayrılıga dustugunuz ortaklarım nerede?" Kendilerine ilim verilmis olanlar diyecekler ki: "Bugun rezillik ve kotuluk, gercegi inkar edenleredir

[28] Oz benliklerine zulmedip durdukları bir sırada, meleklerin vefat ettirdikleri kisiler soyle diyerek teslim bayragını cekerler: "Biz hicbir kotuluk yapmıyorduk." Is hic de oyle degil. Allah, sizin yapmakta olduklarınızı cok iyi bilmektedir

[29] Hadi, girin cehennem kapılarından; surekli kalacaksınız orada. Gercekten kotu yermis kibre sapanların barınagı

[30] Korunup sakınanlara, "Rabbiniz ne indirdi" dendiginde soyle dediler: "Hayır indirdi." Bu dunyada guzel dusunup guzel davrananlara guzellik vardır. Ahiret yurdu elbette ki daha hayırlıdır. Gercekten ne guzelmis takva sahiplerinin yurdu

[31] Adn cennetleri... Girecekler iclerine. Altlarından ırmaklar akacak. Orada diledikleri sey kendilerinin olacak. Allah, korunup sakınanları iste boyle odullendirir

[32] Melekler, canlarını temiz insanlar olarak aldıklarına soyle derler: "Selam size, yapıp ettiklerinize karsılık olarak girin cennete

[33] Neyi bekliyorlar? Kendilerine meleklerin gelmesini mi, yoksa Allah´ın emrinin gelmesini mi? Onlardan oncekiler de aynen boyle yapmıslardı. Allah onlara zulum etmemisti. Tam aksine, onlar kendi kendilerine zulum ediyorlardı

[34] Sonunda, yapıp ettiklerinin kotulukleri baslarına musibet olmus, alay edip durdukları sey kendilerini sarıvermistir

[35] Ortak kosanlar dediler ki: "Eger Allah isteseydi biz de atalarımız da Allah dısında bir seye kulluk/ibadet etmez, O´na ragmen hicbir seyi haram kılmazdık." Onlardan oncekiler de aynen boyle yaptılar. Resullere dusen, acık bir tebligden baskası degildir

[36] Yemin olsun, biz her ummette soyle teblig yapan bir resul gorevlendirdik: "Allah´a kulluk/ibadet edin, tagutttan kacının. Sonra bunlardan kimine Allah kılavuzluk etti, kimine de sapıklık hak oldu. Simdi, yeryuzunde gezip dolasın da yalanlayanların sonu nasıl olmus gorun

[37] Sen onların iyiye ve dogruya ulasmalarını tutkuyla istesen de Allah, saptırdıgına yol gostermez. Hicbir yardımcıları da olmaz onların

[38] Yeminlerinin tum gucuyle, "Allah olen kimseyi diriltmez!" diye Allah´a yemin ettiler. Hayır, oyle degil! Oleni diriltmek O´nun uzerinde hak bir vaattır, fakat insanların cokları bilmezler

[39] Diriltecek ki, onlara, ihtilafa dustukleri seyi acık-secik gostersin ve kufre sapanlar kendilerinin yalancılar oldugunu bilsinler

[40] Biz bir seyi diledigimizde, onun hakkında soyleyecegimiz soz, "Ol!" demekten ibarettir; o hemen oluverir

[41] Zulme ugratıldıktan sonra Allah ugrunda hicret edenlere biz, dunyada elbette guzelce mekan tutturacagız. Ahiretin odulu mutlaka daha buyuktur. Bir bilselerdi

[42] O Allah yolunda hicret edenler, sabrederler ve yalnız Rablerine tevekkul ederler

[43] Biz senden once de elci olarak kendilerine vahyettigimiz erkeklerden baskasını gondermedik. Eger bilmiyorsanız, zikir/Kur´an ehline sorun

[44] Acık delillerle, kitaplarla gonderdik. Sana da bu zikiri/Kur´an´ı vahyettik ki, kendilerine indirileni insanlara acık-secik bildiresin de derin derin dusunebilsinler

[45] Kotulukleri yapmak icin tuzak kuranlar, Allah´ın kendilerini yere gecirmeyeceginden yahut hic fark edemeyecekleri bir yerden azabın kendilerine gelmeyeceginden emin mi oldular

[46] Yahut donup dolasmaları sırasında kendilerini yakalamayacagından... Onlar buna engel de olamazlar

[47] Yoksa kendilerini korkuta korkuta, sindire sindire yakalamayacagından emin midirler? Kuskusuz ki, sizin Rabbiniz gercekten Rauf´tur, Rahim´dir

[48] Bakıp gormediler mi, Allah´ın yarattıgı seylerin golgeleri bile, sag ve sollarından boyunları bukuk bir halde, Allah icin secdelere kapanarak donuyor

[49] Goklerdeki ve yerdeki canlı seyler de melekler de yalnız Allah´a secde ederler ve hic de buyukluk taslamazlar

[50] Ustlerinde egemen olan Rablerinden urperirler ve emredildikleri seyi yaparlar

[51] Allah buyurdu ki: "Iki ilah edinmeyin; O sadece bir tek ilahtır. Yalnız benden korkun

[52] Goklerde ve yerde ne varsa O´nundur. Din de surekli olarak yalnız O´nundur. Hala, Allah´tan baskasından mı sakınıyorsunuz

[53] Sahip oldugunuz her nimet Allah´tandır. Sonra size bir zorluk/keder dokundugu zaman yalnız O´na yakarırsınız

[54] Sonra da zorluk ve kederi sizden kaldırdıgında, icinizden bir zumre kendi Rablerine hemen ortak kosuverir

[55] Kendilerine verdiklerimize nankorluk etsinler diye. Hadi, zevklenin/nimetlenin, yakında bileceksiniz

[56] Tutuyor, kendilerine verdigimiz rızıklardan, hicbir seyin farkında olmayanlara pay cıkarıyorlar. Allah´a yemin olsun ki, iftira edip durdugunuz seylerden kesinlikle hesaba cekileceksiniz

[57] Tutuyor, Allah´a kızları nispet ediyorlar. Hasa! O, bunlardan arınmıstır. Istah duydukları seyler de kendilerinin mi

[58] Onlardan birine kız cocuk mujdelendiginde yuzu simsiyah kesilir. Ofkeden yutkunur da yutkunur o

[59] Kendisine mustulananın utancından oturu toplumdan gizlenir. Hakaret/eziklik uzere tutsun mu onu yoksa topragın bagrına mı gomsun onu. Bakın ne kotu hukum veriyorlar

[60] Ahirete inanmayanlar icin kotuluk ornegi var. En yuce ornekse Allah icindir. O´dur Aziz, O´dur Hakim

[61] Eger Allah, insanları zulumlerine karsı cezalandırsaydı, yeryuzunde debelenen bir sey bırakmazdı. Ama oyle yapmıyor, onları belirli bir sureye kadar erteliyor. Sureleri geldiginde ise ne bir saat geri kalırlar ne de one gecebilirler

[62] Kendilerinin bile cirkin bulacagı seyleri Allah´a isnat ediyorlar. Dilleri de yalan duzup donatıyor: En ileri guzellik onlarınmıs! Kuskusuz olan su: Onlar icin ates vardır. Ve ona en onden gideceklerdir

[63] Yemin olsun Allah´a ki, senden onceki ummetlere de elciler gonderdik de seytan onlara amellerini suslu gosterdi. O, bugun de onların dostudur/ o gun de onların dostu idi. Onlar icin acıklı bir azap var

[64] Bu Kitap´ı sana yalnız sunun icin indirdik: Hakkında ayrılıga dustukleri seyi onlara iyice acıklayasın ve Kitap, iman eden bir topluluk icin kılavuz ve rahmet olsun

[65] Allah, gokten bir su indirdi de onunla, olumunden sonra yeryuzune hayat verdi. Kuskusuz, bunda kulak verip dinleyen bir topluluk icin mutlaka bir mucize vardır

[66] Hayvanlarda da sizin icin kesin bir ibret vardır. Size onların karınlarından, fıskı ile kan arasından halis bir sut iciriyoruz ki, icenlerin bogazlarından kayar gider

[67] Hurmalıkların meyvalarından, uzumlerden de sarhos edici bir icecek ve guzel bir rızık elde edersiniz. Iste bunda, aklını isleten bir topluluk icin kesin bir mucize vardır

[68] Rabbin, balarısına soyle vahyetti: "Daglardan evler edin, agaclardan ve insanların kurdukları cardaklardan da

[69] Sonra, meyvaların her turunden ye de boyun bukerek Rabbinin yollarına koyul." Onun karıncıklarından, renkleri cesit cesit bir icecek cıkar ki, insanlar icin onda sifa vardır. Derin derin dusunen bir topluluk icin, bunda kesin bir mucize var

[70] Allah sizi yarattı, sonra sizi vefat ettirecek. Icinizden bazıları, omrun en basit ve dusuk noktasına geri cevirilir ki, bir ilimden sonra hicbir sey bilmez olsun. Allah Alim´dir, Kadir´dir

[71] Allah, rızıkta kiminizi kiminize ustun kılmıstır. Fazla verilenler, rızıklarını ellerinin altındakilere aktarıp da hepsi onda esit hale gelmiyor. Allah´ın nimetini mi inkar ediyor bunlar

[72] Allah size, kendi benliklerinizden esler nasip etti. Eslerinizden de sizin icin ogullar ve torunlar olusturdu. Ve sizleri guzel ve temiz nimetlerle rızıklandırdı. Simdi bunlar, batıla mı inanıyorlar? Ve bunlar, evet bunlar, Allah´ın nimetine nankorluk mu ediyorlar

[73] Allah´ı bırakıp da kendilerine, goklerden ve yerden bir parcacık rızık veremeyen, buna guc yetiremeyen seylere mi tapıyorlar

[74] Artık Allah´a ornekler verip durmayın. Allah bilir, siz bilmezsiniz

[75] Allah soyle bir ornekleme yaptı: Hicbir seye gucu yetmeyen, baskasının esyası durumunda bir kul/kole ile bizden bir guzel rızıkla rızıklandırdıgımız ve ondan gizli-acık dagıtan bir kisi. Bunlar aynı olur mu?! Butun ovguler Allah´adır ama onların cokları bilmiyorlar

[76] Allah soyle bir ornekleme de yaptı: Iki adam; birisi dilsiz; hicbir seye gucu yetmez, efendisi/yoneticisi ustune sadece bir yuk. Efendi onu nereye gonderse hicbir hayır getiremez. Simdi bu adam, dosdogru bir yol uzerinde bulunup adaletle emreden kisi ile aynı olur mu

[77] Goklerin ve yerin gaybı Allah´ındır. O saate/dunyanın sonuna iliskin emirse bir goz acıp yummak gibi, hatta ondan da yakındır. Allah her seye kadirdir

[78] Allah sizi annelerinizin karınlarından cıkardı, hicbir sey bilmiyordunuz; sukredebilesiniz diye size isitme gucu, gozler ve gonuller verdi

[79] Gok boslugunda, bir emre boyun egdirilmis olan kuslara bakmadılar mı? Onları Allah´tan baskası tutmuyor. Bunda, inanan bir topluluk icin elbette ki izler-isaretler vardır

[80] Allah size, evlerinizden huzur ve sukun yeri yaptı. Hayvan derilerinden size, gerek guc gununuzde gerek kondugunuz sırada rahatca tasıyacagınız evler yaptı. Ayrıca, hayvanların; yunlerinden, yapagılarından ve kıllarından belli bir sureye kadar kullanabileceginiz giyimlikler, dosemelikler ve kullanım esyası verdi

[81] Allah, yarattıklarından sizin icin golgeler olusturdu. Daglardan sizin icin sıgınak evler yaptı. Sizin icin, sıcaktan koruyacak elbiselerle savasta koruyacak elbiseler de yaptı. Iste nimetini uzerinizde boyle tamamlıyor ki, O´na teslim olup esenlige ulasabilesiniz

[82] Yine de yuz cevirirlerse artık sana dusen, acık bir tebligden baska sey degildir

[83] Allah´ın nimetini biliyorlar, sonra da onu inkar ediyorlar. Cogu nankordur bunların

[84] Her ummetten bir tanıgı ortaya surdugumuz gun, kufre sapanlara ne izin verilir ne de ozur dilemelerine imkan saglanır

[85] Zulme sapanlar azapla yuzyuze geldiklerinde, ne azapları hafifletilir ne de yuzlerine bakılır

[86] Sirke sapanlar, ortak tuttuklarını gorduklerinde soyle derler: "Rabbimiz, iste bunlar seni bırakıp da yalvarıp yakardıgımız ortaklarımız." Bunun uzerine ortakları onlara soyle soz dokundururlar: "Siz, yalancılarsınız, yalancılar

[87] O gun hepsi Allah huzurunda teslim bayragı cekmis, iftira aracı olarak kullandıklarının tumu onları ortada bırakıp kaybolmustur

[88] Inkara sapıp Allah yolundan geri cevirenler var ya, bozgunculuk edip durmalarından oturu onların azaplarına azap katmısızdır

[89] Gun olur, her ummet icin kendi aleyhlerine kendi iclerinden bir tanık cıkarırız. Seni de su insanlar hakkında tanık olarak getirecegiz. Sana bu Kitap´ı indirdik ki hersey icin ayrıntılı bir acıklayıcı, bir kılavuz, bir rahmet, Muslumanlara da bir mujde olsun

[90] Su bir gercek ki Allah; adaleti, iyi ve guzel davranmayı, akrabaya vermeyi emreder. Tum pisliklerden/edepsizliklerden, kotulukten, azgınlık-doymazlık ve kıskanclıktan yasaklar. Dusunup ibret alırsınız umidiyle size ogut veriyor

[91] Antlasma yaptıgınızda, Allah´a verdiginiz soze vefa gosterin. Baglayıp pekistirdikten sonra yeminlerinizi bozmayın. Cunku, kendinize Allah´ı kefil yapmıs durumdasınız. Allah, yaptıklarınızı biliyor

[92] Yeminleri bozmada, ipligini kuvvetle buktukten sonra bozup parcalayan karı gibi olmayın. Bir topluluk otekinden daha zengin ve kalabalık cıktıgı icin yeminlerinizi aranızda bir hile aracı yapıyorsunuz. Allah sizi bununla imtihan ediyor; ihtilafa dustugunuz seyleri kıyamet gunu size acık bir bicimde elbette gosterecektir

[93] Allah dileseydi, elbette ki sizi birtek ummet yapardı. Ama O, diledigini saptırıyor, diledigini de iyiye ve guzele kılavuzluyor. Yapıp ettiklerinizden mutlaka sorgu-suale cekileceksiniz

[94] Yeminlerinizi aranızda hile ve aldatma aracı yapmayın; aksi halde, ayak saglam bastıktan sonra kayar ve Allah yolundan alıkoydugunuz icin acıyı tadarsınız. Ustelik buyuk bir azaba da ugrarsınız

[95] Allah´a verdiginiz sozu basit bir ucret karsılıgı satmayın. Eger bilirseniz, Allah katında olan, sizin icin daha hayırlıdır

[96] Sizin yanınızdaki tukenir ama Allah´ın yanındaki sonsuza dek kalıcıdır. Sabredenlere odullerini biz, isleyip urettiklerinin en guzeliyle mutlaka verecegiz

[97] Erkek yahut kadın, her kim inanmıs olarak hayra ve barısa yonelik bir is yaparsa, onu tertemiz bir hayatla yasatırız. Ve boylelerinin ucretlerini, isleyip urettiklerinin en guzelleriyle karsılarız

[98] Kur´an´ı okudugun zaman, o kovulup taslanmıs seytandan Allah´a sıgın

[99] Su bir gercek ki seytanın elinde, iman edip yalnız Rablerine dayananlar aleyhine hicbir sulta/hicbir kanıt yoktur

[100] Onun sultası, sadece onu dost edinenlerle Allah´a ortak kosanlar ustundedir

[101] Biz bir ayeti, bir baska ayetin yerine koydugumuzda -ki Allah neyi indirmekte oldugunu daha iyi bilir- soyle derler: "Sen dupeduz bir iftiracısın." Hayır, oyle degil. Bunların cokları bilmiyorlar

[102] De ki: "Iman edenleri guclendirip koklestirmek icin ve Muslumanlara bir mujde ve kılavuz olarak, Ruhulkudus onu, senin Rabbinden indirdi

[103] Yemin olsun ki, biz, onların, "Kur´an´ı ona bir insan ogretiyor" demekte olduklarını biliyoruz. Nispet etmeye ugrastıkları adamın dili yabancıdır. Oysaki bu, apacık Arapca bir dildir

[104] Allah´ın ayetlerine inanmayanlara Allah kılavuzluk etmez. Onlar icin acıklı bir azap ongorulmustur

[105] Yalanı ancak, Allah´ın ayetlerine inanmayanlar uydururlar. Yalancılık edenler onların ta kendileridir

[106] Her kim imanından sonra Allah´a kufur eder, kalbi iman ile yatısmıs halde iken baskıyla zorlanan haric olmak uzere, inkara gogus acarsa, boylelerinin uzerine Allah´tan bir gazap iner. Bunlar icin buyuk bir azap da ongorulmustur

[107] Bu boyledir, cunku, onlar su igreti hayatı ahirete tercih etmislerdir. Ve Allah, kufre sapanlar toplulugunu dogruya kılavuzlamaz

[108] Bunlar, Allah´ın; kalpleri, kulakları ve gozleri ustune muhur bastıgı insanlardır. Gaflete saplananlar da bunların ta kendileridir

[109] Hic kuskusuz, ahirette husrana ugrayacaklar da bunlardır

[110] Kuskusuz, Rabbin; iskenceye ugratıldıktan sonra hicret eden, ardından da cihat edip sabreden kisiler yanındadır. Butun bunlardan sonra senin Rabbin elbette comertce affedecek, comertce merhamet edecektir

[111] Gun olur, herkes kendi nefsi icin mucadele eder ve herkese, yaptıgının karsılıgı tam tamına odenir; onlar asla zulme ugratılmazlar

[112] Allah, su ulkeyi/medeniyeti de ornek vermistir: Guvenli, mutlu-huzurlu idi; rızkı her yandan bol bol gelirdi. Sonra onlar Allah´ın nimetlerine nankorluk ettiler de Allah kendilerine, sanayi olarak urettikleri seyler yuzunden aclık ve korku elbisesini/birlikteligini/karmasasını tattırdı

[113] Yemin olsun ki, onlara iclerinden bir resul geldi de onu yalanladılar. Bunun uzerine, onlar zulumlerine devam edip dururken azap kendilerini yakaladı

[114] Allah´ın sizi rızıklandırdıgı seylerden helal ve temiz olarak yiyin! Eger yalnız O´na ibadet ediyorsanız, Allah´ın nimetlerine sukredin

[115] O size ancak sunları haram kılmıstır: Olu/hayvan/les, kan, domuz eti, Allah´tan baskası adına kesilen hayvan. Bununla birlikte, zorda kalan, baskasının hakkına tecavuz etmemek, sınırı da asmamak sartıyla bunlardan yerse, Allah bagıslayacak, merhamet edecektir

[116] Yalan duzerek Allah´a iftira etmek icin, dillerinizin uydurma nitelendirmeleriyle "Su helaldir, su da haramdır!" demeyin. Yalan duzerek Allah´a iftira edenler kurtulamazlar

[117] Az bir nimetlenme ardından, acıklı bir azap var onlara

[118] Sana anlattıklarımızı daha once, Yahudilere haram kılmıstık. Biz onlara haksızlık etmedik; aksine, onlar kendi benliklerine zulmediyorlardı

[119] Su da var: Rabbin, bilgisizlik yuzunden kotuluk isleyip de bunun ardından tovbe edip hallerini duzeltenler lehindedir. Sonra senin Rabbin gercekten Gafur ve Rahim´dir

[120] Su da kuskusuz ki, Ibrahim baslı basına bir ummet idi; bir hanif olarak Allah´ın onunde egiliyordu, musriklerden degildi

[121] O´nun nimetlerine sukrediyordu. Allah onu secip yuceltti ve dosdogru bir yola kılavuzladı

[122] Dunyada ona guzellik verdik, ahirette de o mutlaka barıssever iyiler arasında yer alacaktır

[123] Daha sonra sana sunu vahyettik: Bir hanif olarak Ibrahim´in milletine uy! O, musriklerden degildi

[124] Cumartesi tatili, sadece onda ihtilaf edenlere farz kılındı. Rabbin, tartısmakta oldukları sey hakkında, onlar arasında kıyamet gunu hukum verecektir

[125] Rabbinin yoluna hikmetle, guzel ogutle davet et ve onlarla, en guzel olan neyse o yolla mucadele et. Suphe yok ki Rabbin, kendi yolundan sapanları en iyi bilendir. Ve O, gercege kılavuzlananları da en iyi bilendir

[126] Eger ceza ile karsılık verecekseniz, ancak size yapılan kotulugun turu ve miktarı ile karsılık verin. Eger sabrederseniz, elbette ki bu, sabredenler icin daha hayırlıdır

[127] Sabret! Senin sabrın da Allah´ın yardımıyladır. Onlar icin tasalanma! Kurmakta oldukları tuzaklar yuzunden de telaslanma

[128] Hic kuskusuz, Allah, sakınanlar ve guzel dusunup guzel is yapanlarla beraberdir

İsrâ

Surah 17

[1] Butun varlıkların tespihi o kudretdir ki, ayetlerimizden bazılarını kendisine gosterelim/kendisini ayetlerimizden bir parca olarak gosterelim diye kulunu, gecenin birinde Mescit-i Haram´dan, cevresini bereketlendirdigimiz Mescid-i Aksa´ya/o en uzak secdegaha yurutmustur. Hic kuskusuz, O´dur Semi´ ve Basir

[2] Musa´ya Kitap´ı verdik ve onu, "Benden baska bir vekil tutmayın!" buyruguyla Beniisrail´e bir kılavuz kıldık

[3] Ey Nuh ile beraber tasıdıgımız kisilerin soyu! Gercek su ki, Nuh cok sukreden bir kuldu

[4] Biz, Beniisrail´e Kitap´ta su yolda bir yargıda bulunduk: Siz yeryuzunde muhakkak iki kez bozgun vucuda getireceksiniz ve muhakkak buyuk bir kibirle boburleneceksiniz

[5] Nihayet, o ikiden birincinin vadesi geldiginde, uzerinize asılmaz bir guce sahip kullarımızı gonderdik de onlar, barınakların aralarına girip arastırdılar. Ve bu, yerine getirilmis bir vaat idi

[6] Sonra onlar uzerinde size tekrar egemenlik verdik, mallar ve ogullarla sizi guclendirdik ve sizi toplum olarak cogalttık

[7] Eger guzel davranırsanız, kendi benlikleriniz icin guzellik sergilemis olursunuz. Ve eger kotuluk yaparsanız o da benlikleriniz aleyhine olur. Bu sırada, yuzlerinizi cirkinlestirsinler, ilk kez girdikleri gibi mabede girsinler ve egemenlik altına aldıklarını yerle bir etsinler diye ikinci vaat geldi

[8] Rabbiniz size belki rahmet eder. Ve eger yine eski duruma donerseniz, biz de doneriz. Ve biz, cehennemi, kufre batanlar icin cepecevre kusatan bir zından yapmısızdır

[9] Supheniz olmasın ki bu Kur´an en kalıcı, en dogru olana kılavuzlar ve muminlere su yolda mujde verir: Barısa/hayra yonelik isler yapanlar icin buyuk bir odul vardır

[10] Ahirete inanmayanlar var ya, onlar icin biz korkunc bir azap hazırlamısızdır

[11] Insan, hayra davet eder gibi serri cagırıyor/insan, hayra duasıyla serri davet ediyor. Insan cok acelecidir

[12] Biz, geceyi ve gunduzu iki ayet yaptık; sonra gecenin ayetini silip gunduzun ayetini gosterici yaptık ki, Rabbinizden bir lutuf isteyesiniz, yılların sayısını ve hesabı bilesiniz. Biz her seyi ayrıntılı bir bicimde acıkladık

[13] Her insanın ugursuzluk kusunu onun boynuna takmısızdır. Kıyamet gunu kendisine, onunde acılmıs olarak bulacagı bir kitap cıkaracagız

[14] Oku kitabını! Bugun sana hesap sorucu olarak oz benligin yeter

[15] Kim yola gelirse kendisi icin yola gelmis olur. Sapıtan da kendi aleyhine sapıtmıs olur. Hicbir gunahkar, bir baska gunahkarın yukunu tasımaz. Ve biz, bir resul gondermedikce azap edici degiliz

[16] Biz bir ulkeyi/medeniyeti mahvetmek istedigimizde, onun servet ve nimetle sımarmıs elebaslarına emirler yoneltiriz/onları yoneticiler yaparız da onlar, orada bozuk gidisler sergilerler. Boylece o ulke/medeniyet aleyhine hukum hak olur; biz de onun altını ustune getiririz

[17] Nuh´tan sonra da nice kusakları helak ettik. Kullarının gunahlarını haber alıcı ve gorucu olarak Rabbin yeter

[18] Pesin isteyene dunyada pesin veririz: Diledigimize diledigimiz kadar. Sonra da ona cehennemi veririz; yaslanır ona, kınanmıs ve kovulmus olarak

[19] Kim de ahireti ister ve inanmıs olarak ona yarasır bir gayretle calısırsa, boylelerinin gayretleri tesekkurle karsılanır

[20] Rabbinin lutfundan nimetlerle hepsine uzanırız: Onlara da bunlara da. Rabbinin lutfu, kimse tarafından engellenemez/kısıtlanamaz

[21] Bak nasıl, kimini kimine ustun kıldık! Ama ahiret, dereceler bakımından elbette daha buyuk, lutuflandırma bakımından daha yucedir

[22] Allah´ın yanına baska bir ilah koyma ki, yapayalnız ve horlanmıs olarak oturup kalmayasın

[23] Rabbin soyle hukmetti: O´ndan baskasına kulluk/ibadet etmeyin, anaya-babaya cok guzel davranın: Onlardan birisi yahut her ikisi senin yanında ihtiyarlık cagına gelirse sakın onlara "Of!" bile deme; onları azarlama, onlara tatlı-iltifatlı soz soyle

[24] Rahmetten yerlere egilme kanadını onlar icin indir ve de ki: "Rabbim, merhametli davran onlara, tıpkı kucuklugumde beni koruyup buyuttukleri gibi

[25] Benliklerinizin icindekini Rabbiniz daha iyi bilir. Eger siz barıssever/iyi kisiler olursanız O, tovbeye sarılanları affeder

[26] Akrabaya hakkını ver! Caresize, yolda kalana da. Fakat sacıp savurma

[27] Cunku sacıp savuranlar seytanların kardesleri olurlar. Ve seytan, kendi Rabbine nankorluk etmistir

[28] Eger onlardan, Rabbinden umit ettigin bir rahmeti bekleme yuzunden yuz cevirecek olursan, o zaman onlara yumusak/tatlı bir soz soyle

[29] Elini baglayıp boynuna asma. Ama onu busbutun de salıverme. Sonra kınanır, hasret icinde bir kosede buzulur kalırsın

[30] Hic kuskusuz Rabbin, diledigine rızkı acar da kısar da. O, kullarını goruyor, onlardan haber alıyor

[31] Yoksulluk korkusuyla cocuklarınızı oldurmeyin. Onları da sizi de biz rızıklandırıyoruz. Kuskusuz, onları oldurmek buyuk bir gunahtır

[32] Zinaya yaklasmayın. Cunku o igrenc bir istir; yol olarak da cok kotudur

[33] Allah´ın saygıya layık kıldıgı cana haklı bir sebep yokken kıymayın. Kim haksızlıkla oldurulurse, onun velisine yetki/soz hakkı vermisizdir. Ama o da oldurmede sınır tanımazlık etmesin. Cunku kendisine yardım edilmistir

[34] Yetimin malına yaklasmayın. Ancak rustune erisinceye kadar, guzel bir yolla ilgilenebilirsiniz. Ahdinize vefalı olun cunku verilen soz sorumluluk gerektirir

[35] Olctugunuz zaman tam ve durust olcun. Hilesiz teraziyle tartın. Bu, hem hayırlı hem de sonuc bakımından guzeldir

[36] Hakkında bilgin olmayan seyin ardına dusme! Cunku kulak, goz ve gonlun hepsi bundan sorumlu tutulacaktır

[37] Yeryuzunde kasılıp kabararak yurume! Cunku sen, yeri asla yırtamazsın, uzunlukca da daglara ulasamazsın

[38] Butun bu sayılanların kotu olanları, Rabbin katında cirkin gorulmustur

[39] Bunlar, Rabbinin sana, hikmetten vahyetmis olduklarıdır. Allah´ın yanına baska tanrı koyma ki, kınanmıs ve kovulmus bir halde cehenneme atılmayasın

[40] Rabbiniz, ogulları secip size ozguledi de kendisi meleklerden kızlar mı edindi? Gercekten siz cok dehset verici bir soz soyluyorsunuz

[41] Biz, gercegi, Kur´an´da turlu bicimlerde ifade ettik ki, dusunup anlayabilsinler. Fakat bu onların sadece kacıslarını artırıyor

[42] De ki: "Eger onların dedigi gibi Allah´la beraber ilahlar olsaydı, o zaman onlar arsın sahibine varmak icin elbette bir yol ararlardı

[43] O hep tespih edilen, onların soylediklerinden cok uzak ve cok yuksek; hem de olcuye sıgmayacak kadar yuksek

[44] Yedi gok, yerkure ve bunların icindekiler O´nu tespih ederler. Hicbir sey yoktur ki, O´nu overek tespih etmesin; fakat siz onların tespihlerini fark edemezsiniz. O Halim´dir, Gafur´dur

[45] Kur´an okudugunda, seninle, ahirete inanmayanlar arasına gizli bir perde cekeriz

[46] Kalpleri uzerine, onu anlamamaları icin kabuklar geciririz, kulaklarına da bir agırlık koyarız. Rabbini yalnız Kur´an´da andıgın zaman/Kur´an´da yalnız O´nu andıgın zaman, nefretle geriye donup kacarlar

[47] Onların seni dinlerken, neye kulak verdiklerini biz daha iyi biliriz. Aralarında fısıldasırlarken de soyle konusur o zalimler: "Buyulenmis bir adamdan baskasının ardı sıra gitmiyorsunuz

[48] Bak nasıl ornekler verdiler sana, nasıl sapıttılar. Artık hicbir yola varamazlar

[49] Dediler ki: "Biz, bir yıgın kemik oldugumuz, un-ufak hale geldigimiz zaman mı, gercekten biz o zaman mı yeni bir yaratılısla diriltilecegiz

[50] De ki: "Ister tas olun ister demir

[51] Isterseniz gonlunuzde buyuyen herhangi bir yaratık olun." Diyecekler ki: "Peki bizi yeniden kim yaratacak?" De ki: "Sizi ilk kez yaratan kimse, o!" Bunun uzerine baslarını sana dogru alaylı bir bicimde sallayarak soyle konusacaklar: "Ne zaman o?" De ki: "Cok yakın olabilir

[52] Sizi cagıracagı gun, onu hamt ederek cagrısına derhal uyacaksınız. Ve sadece az bir sure kaldıgınızı dusuneceksiniz

[53] Kullarıma de ki: En guzel olan neyse onu soylesinler. Cunku seytan, aralarına yamukluk sokar. Seytan, insan icin apacık bir dusmandır

[54] Rabbiniz sizi daha iyi bilir. Dilerse size rahmet eder, dilerse size azap eder. Biz seni onlar uzerine vekil gondermedik

[55] Rabbin, goklerdeki ve yerdeki kimseleri de daha iyi bilir. Yemin olsun, biz, peygamberlerin bir kısmını bir kısmına ustun kılmısızdır. Davud´a da Zebur´u verdik

[56] De ki: "O´nun berisinden bel bagladıklarınızı cagırın; onlar, basınızdaki zorluk ve sıkıntıyı ne kaldırabilirler ne de degistirebilirler

[57] O yakarıp durduklarının kendileri, en cok yakınlık kazanmısları da dahil, Rablerine varmaya vesile ararlar; O´nun rahmetini umarlar, O´nun azabından korkarlar. Cunku Rabbinin azabı gercekten korkulasıdır

[58] Hicbir kent/medeniyet dısta kalmamak uzere, kıyamet gununden once hepsini ya helak edecegiz yahut da siddetli bir azapla azaplandıracagız. Iste bu, Kitap´ta satır satır yazılmıs bulunuyor

[59] Bizi, mucizeler gostermekten alıkoyan, daha oncekilerin onları yalanlamıs olmasından baska bir sey degildir. Semud kavmine o disi deveyi acık bir mucize olarak verdik de onunla kendilerine zulmettiler. Biz, mucizeleri yalnız korkutup sindirmek icin gondeririz

[60] Hani, sana: "Rabbin, insanları cepecevre kusatmıstır." demistik. Sana gosterdigimiz o ruyayı da Kur´an´da lanetlenmis bulunan o agacı/soyu da insanları sınamak dısında bir sebeple gondermedik. Biz onları korkutuyoruz ama bu onların kudurganlıgını artırmaktan baska bir katkı saglamıyor

[61] Hani, meleklere: "Adem´e secde edin!" demistik; onlar da secde etmislerdi. Ama Iblis secde etmemis, soyle demisti: "Camur olarak yarattıgın kisiye secde mi ederim

[62] Yine dedi: "Su benden ustun kıldıgına bir baksana! Yemin olsun, eger beni kıyamet gunune kadar ertelersen, onun soyunu, pek azı haric, hukmum altına alacagım

[63] Allah buyurdu: "Defol git! Onlardan kim sana uyarsa, cezanız cehennem olacaktır. Ne de mukemmel ceza

[64] Onlardan guc yetirdigini sesinle yerinden oynat. Atlıların ve yayalarınla yaygara cıkarıp uzerlerine cullan. Mallarda, evlatlarda onlara ortak ol, onlara ha bire vaatte bulun." Seytan onlara bir aldanıstan baska ne vaat eder ki

[65] Kuskusuz, benim kullarım uzerinde senin hicbir sultan olmayacaktır." Vekil olarak Rabbin yeter

[66] Rabbiniz odur ki, lutfundan nasip arayasınız diye sizin icin denizde gemiler yurutuyor. O, size karsı gercekten cok merhametlidir

[67] Denizde size bir zorluk dokundugunda, O´nun dısındaki tum yalvardıklarınız ortadan kaybolur. Fakat O, sizi kurtarıp karaya cıkarınca yuz cevirirsiniz. Insan cok nankordur

[68] Peki, kara tarafında sizi yere gecirivermesinden yahut ustunuze cakıl savuran bir kasırga gondermesinden emin misiniz? Sonra kendinize hicbir vekil bulamazsınız

[69] Yoksa sizi bir kez daha oraya gonderip ustunuze kırıp geciren bir fırtına salarak, inkar ettiginizden dolayı sizi bogmayacagından emin misiniz? Sizin adınıza, bizden bunun ocunu alacak birini de bulamazsınız

[70] Yemin olsun, biz, ademogullarını onur ve ustunlukle donattık, onları karada ve denizde binitlerle yukledik. Onları, guzel ve temiz rızıklarla besledik. Ve onları, yarattıklarımızın bircogundan ustun kıldık

[71] Gun olur, insan gruplarından herbirini kendi onderiyle cagırırız. O gun kitabı kendisine sagdan verilenler, kitaplarını okuyacaklar ve bir kıl kadar haksızlıga ugratılmayacaklar

[72] Bu dunyada kor olan, ahirette de kordur. Yolca da daha sapıktır o

[73] Az kalsın seni, sana vahyettigimizden uzaklastırarak ondan gayrısını uydurup bize isnat edesin diye fitneye dusureceklerdi. Iste o takdirde seni dost edinirlerdi

[74] Eger biz seni saglamlastırmamıs olsaydık, yemin olsun, onlara birazcık meylediverecektin

[75] Iste o zaman sana, hayatın da olumun de katmerli acılarını tattırdık. Ve bize karsı hicbir yardımcı da bulamazdın

[76] Az kalsın bu topraktan cıkarmak icin seni sıkıstıracaklardı. Boyle bir durumda onlar orada senin arkandan cok az bir sure kalacaklardı

[77] Senden once gonderdigimiz resullerimize uygulanan yontem de buydu. Sen bizim yol ve yontemimizde degisme bulamazsın

[78] Gunesin kaymasından/asagı sarkmasından, gecenin kararmasına kadar namazı/duayı yerine getir. Sabah Kur´an´ını da gozet. Cunku sabah Kur´an´ı tanıklarca izlenmektedir

[79] Sana ozgu bir davranıs olarak, gecenin bir kısmında, o Kur´an´la mesgul olmak uzere uyanık ol/uykudan uyan. Boylece Rabbinin seni ovguye layık bir konuma ulastırması umulur

[80] Soyle yakar: "Rabbim! Beni, girecegim yere dogruluk-durustlukle sok, cıkacagım yerden dogruluk-durustlukle cıkar. Katından bana yardımcı bir guc/kanıt ver

[81] Ve de ki: "Hak geldi batıl yıkılıp gitti. Batıl, yok olmaya zaten mahkumdu

[82] Biz Kur´an´dan, inananlar icin sifa ve rahmet olacak seyler indiriyoruz. Ama bu, zalimlerin yıkımını artırmaktan baska katkı saglamıyor

[83] Insana nimet verdigimizde yuz cevirip yan cizer. Kendisine ser dokununca da hemen umitsiz oluverir

[84] De ki: "Herkes, kendi varlık yapısına uygun is gorur. Yolca daha dogru gidenin kim oldugunu Rabbiniz daha iyi bilir

[85] Ve sana ruhtan sorarlar. De ki: "Ruh, Rabbimin emrindendir. Ve size, ilimden sadece az bir sey verilmistir

[86] Yemin olsun, biz dilesek sana vahyetmis oldugumuzu tamamen gideriveririz, sonra onu elde etmek icin bizim katımızda kendine bir vekil de bulamazsın

[87] Ancak, Rabbinden bir rahmet mustesna. Kuskusuz, O´nun sana lutfu pek buyuktur

[88] De ki: "Yemin olsun, eger insanlar ve cinler su Kur´an´ın bir benzerini getirmek uzere bir araya toplansalar, birbirlerine de destek olsalar, onun bir benzerini yine de ortaya getiremezler

[89] Yemin olsun, biz bu Kur´an´da, insanlar icin her benzetmeden nice ornekler sıraladık. Ama insanların cogu inkar ve nankorlukten baska bir seyde diretmediler

[90] Dediler ki: "Bizim icin yerden bir pınar fıskırtmadıgın surece sana asla inanmayacagız

[91] Yahut senin, hurmalardan, uzumlerden olusan bir bahcen olmalı. Onların aralarından sarıl sarıl ırmaklar akıtmalısın

[92] Yahut iddia ettigin gibi gogu, parcalar halinde uzerimize dusurmelisin, yahut Allah´ı ve melekleri karsımıza dikmelisin

[93] Yahut altından bir evin olmalı, yahut goge yukselmelisin. Ancak senin goge cıktıgına, okuyacagımız bir kitabı bize indirecegin zamana kadar, asla inanmayız!" De ki: "Rabbimin sanı yucedir. Ben, insan bir resulden baska neyim ki

[94] Kendilerine hak kılavuzcusu geldiginde, insanların iman etmelerine, soyle demelerinden baska bir sey engel olmadı: "Allah, bir insan mı resul gonderdi

[95] De ki: "Eger yeryuzunde doygunluga ulasmıs melekler dolasır olsaydı, elbette gokten onlara bir melek-resul gonderirdik

[96] De ki: "Benimle sizin aranızda tanık olarak Allah yeter. O, kullarından haberdardır, onları gormektedir

[97] Allah kime hidayet verirse dogru olan yolu bulan odur. Kimi de sasırtırsa, boyleleri icin O´nun dısında dostlar bulamazsın. Kıyamet gunu boylelerini kor, dilsiz ve sagır bir halde yuzleri ustune surerek hasrederiz. Varacakları yer cehennemdir ki, alevi dindikce kızgın atesini korukleyiveririz

[98] Cezaları iste budur. Cunku ayetlerimizi inkar ettiler ve soyle dediler: "Biz, bir kemik yıgını olduktan, un-ufak hale geldikten sonra mı, sahi bundan sonra mı, yeni bir yaratılısla diriltilecegiz

[99] Gormediler mi ki, o, gokleri ve yeri yaratan Allah, kendilerinin benzerlerini yaratmaya da Kaadir´dir. Onlar icin bir sure belirlemistir, bunda kusku yok. Ama zalimler, inkardan baska bir seyde direnmiyorlar

[100] De ki: "Eger Rabbimin rahmet hazinelerine sahip olsaydınız, o zaman da harcanır-biter korkusuyla cimri davranırdınız." Insan cok cimridir

[101] Yemin olsun, biz, Musa´ya acık-secik dokuz mucize verdik. Israilogullarına sor: Hani, Musa onlara geldiginde Firavun ona soyle demisti: "Ben senin kesinlikle buyulendigini dusunuyorum, ey Musa

[102] Musa dedi: "Yemin olsun, sen bilmektesin ki, bunları, basiretle gorulebilecek ibretler halinde/basiretler olarak o, goklerin ve yerin Rabbinden baskası indirmedi. Vallahi ben seni mahvolmus goruyorum, ey Firavun

[103] Firavun onları o topraktan surup cıkarmak istedi de biz onu ve yanındakilerin tumunu bogduk

[104] Bunun ardından, Israilogullarına soyle dedik: "Su toprakta oturun. Ahiret vaadi/ikinci vaat gelince, sizi toplayıp bir araya getirecegiz

[105] Biz onu hak ile indirdik ve o hak ile indi. Seni de ancak mujdeci ve uyarıcı olarak gonderdik

[106] Onu, okunacak seyleri toplayan bir kitap/ bir Kur´an olarak, insanlara dura dura okuyasın diye kısımlara ayırıp agır agır indirdik

[107] De ki: "Ister inanın ona, ister inanmayın. O, kendilerine daha once ilim verilmis olanlara okundugunda, onlar, ceneleri ustu secdelere kapanıyorlar

[108] Ve diyorlar: "Rabbimizin sanı yucedir, Rabbimizin vaadi mutlaka gerceklesecektir

[109] Aglayarak ceneleri ustu kapanıyorlar; o onların husuunu artırıyor

[110] De ki: "Ister Allah diye yakarın, ister Rahman diye yakarın. Hangisiyle yakarırsanız yakarın, en guzel isimler/Esmaul Husna O´nundur. Namazında/duanda sesini yukseltme, kısma da. Ikisi ortası bir yol tut

[111] Soyle de: "Hamt, o Allah´a ozgudur ki, cocuk edinmemistir; mulk ve yonetiminde ortagı yoktur; acizlik yuzunden dost edinmemistir." Ve tekbir edip yucelt O´nu

Kehf

Surah 18

[1] Hamt o Allah´a ki, kuluna Kitap´ı, kendisinde hicbir egiklik ve celisme yapmaksızın indirdi

[2] Katından dosdogru gelen acık bir soz olarak indirdi onu. Ki, zorlu bir is ve olus konusunda uyarsın ve barısa yonelik hayırlı ameller sergileyen muminlere, kendileri icin guzel bir odul ongoruldugunu mustulasın

[3] Onlar, o hal uzere sonsuza dek kalıcıdırlar

[4] Ve "Allah bir cocuk edindi" diyenleri uyarsın diye indirdi onu

[5] Ona iliskin ne kendilerinin bir ilmi vardır ne de atalarının. Soz olarak ne buyuktur agızlarından cıkıveren! Onlar bir yalandan baska sey soylemiyorlar

[6] Simdi sen, bu soze inanmazlarsa, belki de arkalarından kendini eritircesine uzuleceksin

[7] Biz, yeryuzundeki seyleri ona bir sus yaptık ki, insanları, iclerinden hangisi amel yonunden daha guzeldir diye imtihan edelim

[8] Ve su da bir gercek ki biz, yeryuzundeki her seyi, bitki bitirmeyen/kıtlık ve olume yol acan kupkuru bir toprak haline elbette getirecegiz

[9] Yoksa sen o Ashab-ı Kehf´i, magara ve kitabe yaranını, bizim ayetlerimizden, hayrete dusuren bir tanesi mi sandın

[10] Hani, o yigit gencler o magaraya sıgındılar da soyle dediler: "Ey Rabbimiz, katından bir rahmet ver bize ve bizim icin bir cıkıs yolu lutfet isimize

[11] Bunun uzerine bircok yıl boyunca magarada onların kulakları uzerine agırlık vurduk

[12] Sonra onları dirilttik ki, iki zumreden hangisinin kaldıkları sureyi daha iyi hesap edebilecegini bilelim

[13] Biz onların haberlerini sana dogru bir sekilde anlatacagız. Su bir gercek ki onlar, Rablerine iman etmis bir yigitler grubuydu. Ve biz de onların hidayetini artırdık

[14] Kalpleriyle aramızda bir bag kurduk/kalplerini dayanıklı kıldık. Kalkıp soyle dediler: "Rabbimiz, goklerin ve yerin rabbidir. O´ndan baska hicbir ilaha yakarmayız. Aksini yaparsak sacma soz soylemis oluruz

[15] Sunlar, su kavmimiz O´ndan baska ilahlar edindiler. Onlar hakkında acık bir kanıt getirselerdi ya! Yalan duzerek Allah´a iftira edenden daha zalim kim olabilir

[16] Madem ki onlardan ve Allah dısındaki taptıklarınızdan yuz cevirip kenara cekildiniz, hadi magaraya sıgının ki, Rabbiniz size rahmetinden bir nasip yaysın ve isinizde size kolaylık ve basarı saglasın

[17] Gunes´i goruyorsun: Dogdugu vakit magaralarından sag tarafa kayar, battıgı vakit ise onları sol tarafa dogru makaslayıp gecer. Boylece onlar magaranın genis boslugu icindedirler. Bu, Allah´ın mucizelerindendir. Allah´ın kılavuzluk ettigi, dogruyu bulmustur. Sasırttıgına gelince, sen ona yol gosteren bir veli asla bulamazsın

[18] Sen onları uyanıktırlar sanırsın; oysaki onlar uykudadırlar. Onları sag tarafa da sol tarafa da ceviririz. Kopekleri de iki kolunu girise uzatıp yaymıstır. Onların durumunu gorseydin kesinlikle onlardan yuz cevirip kacırdın. Ve onlardan icinde mutlaka korku doldurulurdu

[19] Iste boyle! Onları dirilttik ki, birbirlerine sorup dursunlar. Iclerinden biri soyle konustu: "Ne kadar durdunuz?" Dediler: "Bir gun yahut gunun bir parcası kadar." Dediler: "Ne kadar kaldıgınızı Rabbiniz daha iyi bilir. Siz simdi birinizi su gumus para ile kente gonderin de baksın; kentin hangi yiyecegi daha temizse ondan size bir rızık getirsin. Ama nazik ve kurnaz davransın ki, sizi kimseye fark ettirmesin

[20] Cunku onlar sizi ellerine gecirirlerse ya taslayarak oldururler yahut da sizi kendilerinin milletine dondururler. O takdirde bir daha asla kurtulamazsınız

[21] Boylece insanları onlar hakkında bilgilendirdik ki, Allah´ın vaadinin hak, kıyamet saatinin de kuskusuz oldugunu bilsinler. Cunku onlar, aralarında magara yaranının durumunu tartısıyorlardı. "Onların ustune bir bina kurun." dediler. Rableri onları daha iyi bilir. Onlar hakkında gorusleri galip gelenlerse soyle dediler: "Uzerlerine mutlaka bir mescit edinecegiz

[22] Uc kisiydiler, dordunculeri kopekleriydi." diyecekler. Sunu da diyecekler: "Bes kisiydiler, altıncıları kopekleriydi." Gaybı taslamaktır/bilinmeyen sey hakkında atıp tutmaktır bu. Soyle de derler: "Yedi kisidirler, sekizincileri de kopekleridir." De ki: "Onların sayısını Rabbim daha iyi bilir. Onlar hakkıda bilgisi olan, cok azdır." O halde, onlar hakkında yuzeysel bir tartısma dısında hicbir cekismeye girme. Onlar hakkında, konusup duranlardan hic kimseye bir sey sorma

[23] Hicbir sey icin, "Ben bunu yarın kesinlikle yapacagım." deme

[24] Allah dilerse" seklinde soyleyebilirsin. Unuttugunda, Rabbini an. Ve de: "Umarım ki Rabbim beni, bundan daha yakın bir zamanda basarıya/aydınlıga ulastırır

[25] Onlar, magaralarında ucyuz yıl kaldılar; dokuz da ilave ettiler

[26] De ki: "Onların ne kadar kaldıklarını Allah daha iyi bilir. O´nun elindedir goklerin ve yerin gaybı. Ne guzel gorendir O, ne guzel isitendir. Onların, O´ndan baska bir dostları da yoktur. Ve O, hukmune hic kimseyi ortak etmez

[27] Rabbinin kitabından sana vahyedileni oku. O´nun kelimelerini degistirecek hicbir kudret yoktur. O´nun dısında bir sıgınak/bir dayanak asla bulamazsın

[28] Benligini, sabah-aksam yuzunu isteyerek rablerine yalvaranlarla beraber tut. Igreti dunya hayatının susunu isteyerek gozlerini onlardan kaydırıp uzaklastırma. Ve sakın, kalbini bizim zikrimizden/Kur´anımızdan gafil koydugumuz, bos arzularına uymus kisiye boyun egme. Boylesinin isi hep asırılıktır

[29] Ve de ki: "Hak, Rabbinizdendir. Artık dileyen inansın, dileyen inkar etsin." Biz, zalimler icin oyle bir ates hazırladık ki, cadırı/duvarı/dumanı onları cepecevre kusatmıstır. Eger yardım dileseler, erimis maden gibi yuzleri pisiren bir su ile yardımlarına kosulur. O ne kotu icecek, o ne kotu sıgınak/dayanak

[30] Iman edip hayra ve barısa yonelik ameller sergileyenlere gelince, kuskusuz ki biz, guzel is yapanların odulunu yitirmeyecegiz

[31] Bunlar icin, altlarından ırmaklar akan Adn cennetleri vardır. Orada altın bileziklerle suslenecekler, ince ve kalın ipekten yesil giysiler giyip koltuklar uzerine kurulacaklar. O ne guzel karsılık, o ne guzel dayanak

[32] Onlara ornek olarak su iki adamı ver: Bunlardan birine, uzumlerden olusan iki baglık vermis, bagların cevresini hurmalarla donatmıs, aralarına da ekinler serpistirmistik

[33] Iki bag da yemislerini vermis o adamdan hicbir seyi eksik bırakmamıstı. Ikisinin ortasından bir de nehir fıskırtmısız

[34] Adamın baska bir geliri de vardı. Bu yuzden, arkadaslarıyla konustugu bir sırada ona soyle demisti: "Ben, malca senden zengin, insan unsuru bakımından da guclu ve onurluyum

[35] Ve boylece, oz benligine zulum ede ede baglıgına girdi. Soyle konustu: "Bunun sonsuza degin yok olacagını sanmıyorum

[36] Kıyametin kopacagını da sanmıyorum. Ama eger Rabbime dondurulup goturulursem, bundan daha iyisini bulacagımdan eminim

[37] Kendisiyle konusan arkadası ona dedi ki: "Sen, seni topraktan, sonra meniden yaratıp sonra da bir adam olarak bicimlendiren kudrete nankorluk mu ettin

[38] Lakin, o Allah benim Rabbimdir. Ve ben, Rabbime hic kimseyi ortak kosmam

[39] Bagına girdiginde, ´Masallah, kuvvet yalnız Allah´tandır!´ desen olmaz mıydı? Gerci sen beni, malca ve evlatca senden basit goruyorsun ama

[40] Olabilir ki, Rabbim bana senin bagından daha degerlisini verir; seninkinin uzerine de gokten bir afet gonderir de baglıgın yalcın bir toprak kesilir

[41] Yahut suyu dibe cekilir de bir daha onu isteyemezsin bile

[42] Derken butun urunune el kondu. Bag sahibi, cardakları uzerine cokmus bulunan bag icin harcadıklarına vahlanarak avuclarını ovusturuyor ve soyle diyordu: "Ne olurdu, Rabbime hic kimseyi ortak kosmasaydım

[43] Allah dısında kendisine yardım edecek bir toplulugu da cıkmadı. Kendi kendini de kurtaramadı

[44] Iste boyle bir durumda, dostluk ve koruma, hak olan Allah´tandır. O, karsılık verme bakımından da hayırlıdır, is sonuclandırma bakımından da hayırlıdır

[45] Dunya hayatının su su ornegi gibi oldugunu onlara anlat: "O suyu gokten indirdik. Yerin bitkisi onunla karıstı. Derken o bitki, ruzgarların savurup dolledigi parcacıklara donustu. Allah her sey uzerinde Muktedir´dir, gucu her seye yeter

[46] Mal ve ogullar, su igreti dunya hayatının susudur. Barısa ve hayra yonelik kalıcı eylemlerse, Rabbin katında sevapca da ustundur, beklenti bakımından da

[47] Gun olur, dagları yuruturuz de yeryuzunu cırılcıplak gorursun. Insanları huzurumuzda toplamıs, iclerinden hicbirisini hesap dısı bırakmamısızdır

[48] Hepsi, saflar halinde Rabbine arz edilmistir. Yemin olsun, sizi ilk kez yarattıgımız gibi yine bize geldiniz. Ama siz, sizin icin hesabın gorulecegi bir zaman belirlemeyecegimizi sanmıstınız

[49] Kitap ortaya konulmustur. Gunahkarların, onun icindekilerden korkup urpererek soyle dediklerini gorursun: "Vay basımıza! Ne bicim kitap bu! Ne kucuk bırakmıs ne buyuk. Hepsini sayıp dokmus!" Yapıp ettiklerini hazır bulmuslardır. Rabbin hic kimseye zulmetmiyor

[50] Hani, biz meleklere "Adem´e secde edin" demistik de Iblis dısında hepsi secde etmisti. Iblis, cinlerdendi. Kendi Rabbinin emrine ters dustu. Simdi siz, benim beri yanımdan, onu ve onun soyunu dostlar mı ediniyorsunuz? Hem de onlar sizin dusmanınızken. Zalimler icin ne kotu bir degistirmedir bu

[51] Ben onları ne goklerle yerin yaratılmasına, hatta ne kendilerinin yaratılmasına tanık tuttum. Ben, sapıp gitmisleri yardımcı edinecek degilim

[52] Bir gun Allah soyle diyecektir: "O bir sey zannettiginiz ortaklarımı cagırın!" Hemen cagırdılar ama onlar kendilerine cevap vermedi. Biz onların aralarına tehlikeli bir ucurum/yıkıcı bir dusmanlık koyduk

[53] Suclular, atesi gorduler de onun icine duseceklerini anladılar; fakat ondan kacıp kurtulmaya bir yol bulamadılar

[54] Yemin olsun, biz, bu Kur´an´da, insanlar icin her turlu ornegi degisik ifadelerle gozler onune koyduk. Insan ise varlıgın, tartısmaya en cok tutkun olanıdır

[55] Kendilerine hidayet geldikten sonra, insanları iman etmekten, Rablerinden af dilemekten alıkoyan sey sundan baskası degildir: Evvelkilerin yol ve yontemlerinin kendilerine de gelmesini yahut bizzat azabın karsılarına dikilivermesini beklemek

[56] Biz, elcileri sadece mujdeleyiciler ve uyarıcılar olarak gondeririz. Kufre sapanlar ise batıla yapısarak onunla hakkı kaydırmak icin ugrasıyorlar. Onlar, ayetlerimi ve uyarıldıkları seyleri eglence edindiler

[57] Kendisine Rabbinin ayetleri hatırlatıldıgı halde, onlardan yuz ceviren ve iki elinin hazırlayıp onden gonderdigi seyleri unutandan daha zalim kim olabilir? Su bir gercek ki, biz onların kalpleri uzerine onu anlamamaları icin kabuklar gecirdik, kulakları icine de agırlıklar koyduk. Onları hidayete cagırsan da bu durumda hidayete asla ulasamazlar

[58] O affedici, o rahmet sahibi Rabbin, onları, kazandıkları yuzunden hesaba cekseydi, kendileri icin azabı mutlaka cabuklastırırdı. Boyle olmamıstır, ama onlar icin, hicbir kacıp kurtulma imkanı bulamayacakları bir hesap sorma zamanı ongorulmustur

[59] Iste sana bir yıgın kent/medeniyet. Zulme saptıklarında onları helak ettik. Onları helak etmek icin de bir sure belirlemistik

[60] Bir zaman Musa, genc dostuna soyle demisti: "Iki denizin birlestigi yere kadar hic durmadan yuruyecegim yahut da seneler ve seneler harcayacagım

[61] Bu ikisi, iki denizin birlestigi yere vardıklarında, balıklarını unuttular. Bunun uzerine balık da denizde bir delige dogru yola koyuldu

[62] Orayı gectiklerinde Musa, genc arkadasına dedi ki: "Hadi, getir su sabah yemegimizi. Vallahi bu yolculugumuz yuzunden epey cektik

[63] Genc adam dedi: "Bak sen su ise, hani kayaya sıgınmıstık ya, iste o sırada balıgı unuttum. Onu hatırlamamı bana unutturan, seytandan baskası degildi. Balık, denizin icinde acaip bir bicimde yolunu tuttu

[64] Musa: "Arayıp durdugumuz iste o idi." dedi. Bunun uzerine kendi izlerini surerek gerisingeri donduler

[65] Orada, kullarımızdan oyle bir kul buldular ki, biz ona katımızdan bir rahmet vermis, lutfumuzdan bir ilim ogretmistik

[66] Musa ona dedi ki: "Sana ogretilenden bana da bir olgunluk/bir bilgi ogretmen sartıyla sana tabi olayım mı

[67] Dedi: "Dogrusu sen benimle beraberlige dayanamazsın

[68] Havsalanın almadıgı bir seye nasıl dayanacaksın

[69] Musa dedi ki: "Allah dilerse beni sabırlı bulacaksın; hicbir iste sana karsı gelmeyecegim

[70] Dedi: "Bak, eger bana uyarsan, ben sana kendisinden bahis acıncaya degin hicbir sey hakkında bana soru sorma

[71] Ikisi birlikte yola koyudular. Bir sure sonra gemiye bindiklerinde, tuttu gemiyi deliverdi. Musa dedi: "Icindekileri bogmak icin mi deldin onu? Vallahi korkunc bir is yaptın

[72] Dedi: "Ben soylemedim mi, sen benimle beraberlige asla dayanamazsın

[73] Musa dedi: "Unuttugum icin beni azarlama; bu yaptıgımdan dolayı da bana zorluk cıkarma

[74] Yine yola koyuldular. Bir sure sonra bir oglana rastgeldiler; tuttu onu oldurdu. Musa dedi: "Tertemiz bir insanı, bir cana karsılık olmaksızın oldurdun ha!? Vallahi cok kotu bir is yaptın

[75] Dedi: "Ben sana soylemedim mi, sen benimle beraberlige asla dayanamazsın

[76] Musa dedi ki: "Eger bundan sonra sana bir sey sorarsam artık bana arkadaslık etme. Vallahi, oyle bir durumda benden ayrılmakta mazur sayılacaksın

[77] Yine yola koyuldular. Biraz sonra bir kente geldiler. Kent halkından yemek istediler, ama onlar bu ikisini konuk etmekten cekindiler. Orada, yıkılmayı bekleyen bir duvara rastladılar; genc adam tuttu onu onardı. Musa "Isteseydin buna karsılık bir ucret elbette alırdın." dedi

[78] Dedi ki: "Iste bu, seninle benim aramın ayrılmasıdır. Simdi sana, tahammul edemedigin seylerin icyuzunu haber verecegim

[79] Gemiden baslayayım: O gemi, denizde iscilik yapan bir grup yoksulundu. Ben onu kusurlu hale getirmek istedim. Cunku biraz otelerinde bir kral vardı; tum gemilere zorla el koyuyordu

[80] Oglan cocuga gelince: Onun anası-babası inanmıs kisilerdi. Cocugun onları azgınlık ve inkara suruklemesinden korktuk

[81] Diledik ki, Rableri onlara o cocuktan temizlikce daha ustun, merhametce daha gelismisini versin

[82] Ve duvar. Duvar, o kentte yasayan iki yetim oglanındı. Altında, oglanlara ait bir define vardı. Oglanların babası da hayır ve barıs seven bir kimse olarak yasamıstı. Rabbin istedi ki, o cocuklar ergenliklerine ulassınlar da Rabbinden bir rahmet olarak definelerini cıkarsınlar. Ben bunları kendi buyrugumun sonucu olarak yapmadım. Iste senin sabretmeye guc yetiremedigin seylerin icyuzu budur

[83] Sana Zulkarneyn´den de sorarlar: De ki: "Size ondan bir hatıra okuyacagım

[84] Biz onun icin yeryuzunde guc ve saltanat hazırladık ve ona herseyden bir sebep verdik

[85] O da bir sebebi izledi

[86] Nihayet, Gunes´in battıgı yere varınca onu kara balcıklı bir gozede batar buldu. Onun yanında bir de kavim buldu. Dedik ki: "Ey Zulkarneyn, ya bunlara azap edersin ya da haklarında guzel bir tavrı esas alırsın

[87] Dedi: "Zulmedene azap edecegiz; sonra Rabbine dondurulecek; O da onu gorulmedik bir azaba ceker

[88] Iman edip hayra ve barısa yonelik is yapana gelince, onun icin odul olarak en guzeli var. Ve ona, buyrugumuzdan, kolay olanı soyleyecegiz

[89] Sonra bir sebebi daha izledi

[90] Bir sure sonra, Gunes´in dogdugu yere varınca onu, ona karsı kendilerine bir siper yapmadıgımız bir toplulugun uzerine dogar buldu

[91] Iste boyle! Biz onun yanında olan her seyi bilgimizle kusatmıstık

[92] Sonra yine bir sebebi izledi

[93] Nihayet, iki set arasında ulastı. Setler arasında oyle bir topluluk buldu ki neredeyse soz anlamıyorlardı

[94] Dediler: "Ey Zulkarneyn! Ye´cuc ve Me´cuc bu yerde bozgunculuk yapıyorlar. Onlarla bizim aramızda bir set yapman sartıyla sana vergi verelim mi

[95] Dedi: "Rabbimin beni icinde tuttugu imkan ve guc daha ustundur. Siz bana bedensel gucunuzle destek verin de onlarla sizin aranıza cok muhkem bir engel cekeyim

[96] Bana demir kutleleri getirin!" Iki ucu tam denklestirince, "Korukleyin!" dedi. Onu ates haline koyunca da "Getirin bana, uzerine erimis bakır/katran dokeyim!" diye seslendi

[97] Artık onu ne asabildiler ne delebildiler

[98] Dedi: "Bu, Rabbimden bir rahmettir. Rabbimin vaadi gelince onu yerle bir eder. Ve Rabbimin vaadi haktır

[99] O gun onları bırakmısızdır, birbirleri icinde dalgalanırlar. Sura da uflenmistir; hepsini bir araya toplamısızdır

[100] O gun, cehennemi, inkarcılara oyle bir sunmusuzdur ki

[101] Onlar, gozleri benim zikrim/Kur´anım karsısında perde icinde olan insanlardı. Dinlemeye dayanamıyorlardı

[102] Kufre sapanlar, beni bırakıp da kullarımı veliler edineceklerini mi sandılar. Biz cehennemi bir konuk evi olrak inkarcılar icin hazırladık

[103] De ki: "Amelleri bakımından husrana en cok batanları size haber vereyim mi

[104] O kimselerdir ki, dunya hayatındaki cabaları bosa gitmistir de onlar sanayilesmeyi/isi hala guzel yaptıklarını sanırlar

[105] Bunlar, Rablerinin ayetlerini ve O´na ulasmayı inkar etmisler de butun amelleri bosa cıkmıstır. Bu yuzden kıyamet gunu onlar icin hicbir olcu tutturmayız/onlara hicbir deger vermeyiz

[106] Iste boyle! Cezaları cehennemdir. Cunku nankorluk ettiler; ayetlerimi ve resullerimi eglence aracı yaptılar

[107] Iman edip hayra ve barısa yonelik isler yapanlara gelince, onların konuk evleri Firdevs cennetleri olacaktır

[108] Surekli kalacaklardır orada. Cıkmak istemeyeceklerdir oradan

[109] De ki: "Rabbimin kelimeleri icin deniz murekkep olsa, Rabbimin kelimeleri tukenmeden once deniz mutlaka biter. Bir o kadarını daha getirsek de yetmez

[110] De ki: "Ben de sizin gibi bir insanım. Ancak, tanrınızın bir tek tanrı oldugu bana vahyediliyor. O halde, Rabbine kavusmayı uman, hayra ve barısa yonelik is yapsın ve Rabbine ibadette hic kimseyi O´na ortak kosmasın

Meryem

Surah 19

[1] Kaf, Ha, Ya, Ayn, Sad

[2] Rabbinin rahmetinin, Zekeriyya kuluna anılısıdır bu

[3] Hani o, Rabbine gizli bir sesle seslenmisti de

[4] Soyle demisti: "Rabbim, iste karsındayım. Kemik gevsedi bende. Ihtiyarlıktan basım beyaz alevle tutustu. Sana yakarma/senin icin cagrı yapma konusunda ise Rabbim, hic bedbaht/zorluk ve siddet yanlısı olmadım

[5] Ben, arkamdan gelecek yakınlarımdan endise ediyorum. Karımsa kısır. O halde, katından bana bir dost bagısla

[6] Ki hem bana mirascı olsun hem de Yakub hanedanına mirascı olsun. Ve onu hosnutlugunu kazanmıs bir kul eyle, Rabbim

[7] Ey Zekeriyya! Biz sana bir ogul mujdeliyoruz; adı Yahya, daha once ona hic kimseyi adas yapmadık

[8] Dedi: "Rabbim, benim icin ogul nasıl soz konusu olur? Karım, dogurganlıgını yitirmistir, bense yaslılıgın gercekten en ileri basamagına ulastım

[9] Bu budur." dedi. Rabbin soyle buyurdu: "Onu yapmak benim icin cok kolaydır. Nitekim daha once de sen hicbir sey degilken seni yaratmıstım

[10] Dedi: "Rabbim, bana bir isaret ver." Cevap verdi: "Isaretin, sapasaglam oldugun halde uc gece insanlarla konusmamandır

[11] Bunun uzerine Zekeriyya, yakarıs yerinden ayrılıp halkının karsısına gecti ve onlara "sabah-aksam tespih edin" diye isaret verdi

[12] Ey Yahya! Kitap´ı kuvvetle tut." Biz ona daha sabi iken hikmet verdik

[13] Katımızdan bir kalp yumusaklıgı, bir temizlik verdik. Korunan biriydi o

[14] Ana-babasına iyilik eden biriydi; zorba, isyancı biri degil

[15] Selam olsun ona, dogdugu gun, olecegi gun ve diri olarak kaldırılacagı gun

[16] Kitap´ta Meryem´i de an. Hani o, ailesinden ayrılıp dogu tarafında bir mekana cekilmisti

[17] Onlarla arasına bir perde cekmisti. Biz de ruhumuzu ona gondermistik de o kendisine sapasaglam bir insan seklinde gorunmustu

[18] Meryem demisti: "Ben senden, Rahman´a sıgınıyorum. Takva sahibi biriysen dikkatli ol

[19] Ruh dedi: "Ben, sadece Rabbinin elcisiyim. Sana tertemiz bir oglan bagıslamak icin buradayım

[20] Dedi: "Benim nasıl oglum olur; bana herhangi bir insan dokunmadı. Ben bir kahpe de degilim

[21] Dedi: "Iste boyle! Rabbin buyurdu ki: ´O benim icin cok kolaydır. Boyle olması onu, insanlara bir mucize ve bizden bir rahmet yapmamız icindir. Hukme baglanmıs bir istir bu

[22] Ona gebe kaldı. Ardından da onunla uzak bir mekana cekildi

[23] Nihayet dogum sancısı onu, bir hurma agacının kutugune goturdu. "Ah dedi, keske daha once olseydim, keske unutulup gitseydim

[24] Altından ona soyle seslendi: "Tasalanma, Rabbin senin alt yanında bir su arkı vucuda getirdi

[25] Hurma agacının kutugunu kendine dogru salla, uzerine olgun, taze hurma dokulecektir

[26] Artık ye, ic. Gozun aydın olsun. Eger insanlardan birini gorursen soyle soyle: ´Ben Rahman icin oruc adadım. Onun icin bugun, insan cinsinden hic kimseyle konusmayacagım

[27] Meryem, onu tasıyarak toplumuna getirdi. "Ey Meryem, dediler, sasılacak bir is yaptın

[28] Ey Harun´un kızkardesi! Baban kotu bir adam degildi. Annen de bir kahpe degildi

[29] Meryem, cocuga isaret etti. Dediler: "Besikteki bir sabiyle nasıl konusuruz

[30] Sabi dedi: "Ben Allah´ın kuluyum. O bana kitap verdi, beni peygamber yaptı

[31] Beni, bulundugum her yerde kutsal ve bereketli kıldı. Yasadıgım surece bana namazı/duayı, zekatı onerdi

[32] Anneme iyilik etmemi onerdi. Beni zorba bir eskıya yapmadı

[33] Selam bana dogdugum gun, olecegim gun ve diri olarak kaldırılacagım gun

[34] Iste Meryem´in oglu Isa budur! Hakkında kusku ve celismeye dustukleri seyin dogrusu bu sozdur

[35] Bir ogul edinmek Allah´a asla yakısmaz. O´nun sanı yucedir. Bir is ve olusa karar verdi mi, ona sadece "Ol!" der, o hemen oluverir

[36] Suphesiz, Allah, benim de Rabbimdir, sizin de Rabbinizdir. O halde O´na ibadet edin. Dosdogru yol budur

[37] Kendi aralarından cıkan hizipler ihtilafa dustuler. Buyuk bir gunun tanıklıgından oturu vay o inkarcıların haline

[38] Bize gelecekleri gun neler isitecekler, neler gorecekler! Fakat o zalimler bugun, acık bir sapıklık icindedirler

[39] Sen onları, o hasret gunu ile ilgili olarak uyar. Cunku onlar gaflet icindeyken, iman da etmemisken is bitirilmis olacaktır

[40] Yeryuzune ve uzerindekilere biz mirascı olacagız, biz! Ve bize dondurulecekler

[41] Kitap´ta Ibrahim´i de an. O, ozu-sozu dogru bir peygamberdi

[42] Hani, babasına demisti ki: "Babacıgım; isitmeyen, gormeyen, sana hicbir yarar saglamayan seylere nicin kulluk ediyorsun

[43] Babacıgım, bana ilimden, sana ulasmayan bir nasip geldi. O halde bana uy ki, seni duzgun bir yola ileteyim

[44] Babacıgım, seytana kulluk etme! Cunku seytan Rahman´a isyan etmisti

[45] Babacıgım, ben sana Rahman´dan bir azap dokunmasından, boylece seytanın dostu haline gelmenden korkuyorum

[46] Babası dedi: "Sen benim ilahlarımdan yuz mu ceviriyorsun ey Ibrahim! Eger bu ise son vermezsen, vallahi seni taslarım! Uzun bir sure uzak kal benden

[47] Dedi: "Selam sana! Senin icin Rabbimden af dileyecegim. Cunku O, bana karsı cok lutufkardır

[48] Sizden de Allah dısındaki yakardıklarınızdan da ayrılıyorum; Rabbime dua edecegim. Umarım, Rabbime yakarısımla/Rabbim icin cagrımda bahtsızlıga/eskıyalıga dusmem

[49] Ibrahim, onlardan ve Allah dısında kulluk ettiklerinden uzaklasınca, ona Ishak´ı ve Yakub´u bagısladık ve hepsini peygamber yaptık

[50] Onlara, rahmetimizden nimetler bagısladık. Ve kendileri icin yuksek bir dogruluk dili olusturduk

[51] Kitap´ta Musa´yı da an. Cunku o, ictenlik ve durustluge erdirilmisti ve o bir resul, bir peygamberdi

[52] Ona Tur´un sag tarafından seslendik. Onu, fısıldasan kimse kadar yaklastırdık

[53] Rahmetimizden ona kardesi Harun´u bir peygamber olarak armagan ettik

[54] Kitap´ta Ismail´i de an. Cunku o, vaadinde sadıktı; bir resuldu, bir peygamberdi

[55] Ailesine namazı/duayı, zekatı emrederdi. Rabbi katında hosnutluk kazanmıs bir kisiydi

[56] Kitap´ta Idris´i de an. Cunku o, ozu-sozu tam uyusan bir kisiydi, bir peygamberdi

[57] Onu yuce bir mekana yukselttik

[58] Iste bunlar, Allah´ın kendilerine nimet lutfettigi peygamberlerdendir: Adem´in soyundan, Nuh´la birlikte tasıdıklarımızdan, Ibrahim ve Israil´in soyundan, kılavuzluk edip sectigimiz kimselerden. Kendilerine Rahman´ın ayetleri okundugunda, aglayarak secdelere kapanırlardı

[59] Ama arkalarından oyle bir nesil geldi ki; namazı/duayı yitirdiler, sehvetlere uydular. Bunlar, azgınlıklarının cezasını bulacaklardır

[60] Tovbe eden, iman edip hayra ve barısa yonelik iyi is yapan mustesna. Boyleleri cennete girecekler ve hicbir sekilde haksızlıga ugratılmayacaklar

[61] Rahman´ın, kullarına gaybda vaat ettigi Adn cennetlerine girecekler. Kuskusuz, O´nun vaadi yerine gelir

[62] Orada bos lakırdı degil, yalnızca "selam" isitirler. Orada kendilerinin sabah, aksam, rızıkları da hazırdır

[63] Kullarımızdan takva sahibi olanları mirascı yapacagımız cennet iste budur

[64] Biz sadece Rabbinin emrini indiririz/biz ancak Rabbinin emriyle ineriz. Onumuzdeki, arkamızdaki ve bunlar arasındaki hersey O´nundur. Rabbin asla unutkan degildir

[65] Goklerin, yerin ve bunlar arasındaki seylerin Rabbidir o. O´na ibadet et ve O´na ibadette sabırlı ol. O´na adas olacak birini biliyor musun

[66] Diyor ki insan: "Oldugum zaman diri olarak tekrar cıkarılacak mıyım

[67] Hatırlamıyor mu insan; o daha once hicbir sey degilken, onu biz yarattık

[68] Rabbine yemin olsun ki; onları da, seytanları da mutlaka hasredecegiz, sonra hepsini diz cokmus halde cehennemin cevresinde hazır bulunduracagız

[69] Sonra her gruptan, Rahman´a karsı kafa tutmada daha siddetli davrananlar kimlerse, onları ayıracagız

[70] Elbette ki biz, oraya girmeye daha layık olanların kimler oldgunu herkesten iyi biliriz

[71] Icinizden oraya ugramayacak hic kimse yoktur. Bu, Rabbin uzerinde kesinlesmis bir hukumdur

[72] Sonra biz, korunup sakınanları kurtaracagız. Zalimleri de orada dizleri uzerinde cokmus bırakacagız

[73] Onlara ayetlerimiz acık-secik okundugunda, inkar edenler inananlara soyle derler: "Iki zumreden hangisi makamca daha ustun, meclisce daha guzel

[74] Onlardan once nice kusaklar helak ettik ki, malca ve manzaraca daha alımlıydılar

[75] De ki: "Her kim sapıklıkta ise Rahman ona iyice sure versin. Nihayet, kendilerine vaat edileni, azabı veya kıyametin kopusunu gorduklerinde mekanca daha kotu, taraflarca daha zayıf olanın kim oldugunu bilecekler

[76] Allah, dogru yolda olanların hidayetini artırır. Barısa ve hayra yonelik kalıcı isler, Rabbin katında sevapca daha ustun, sonuc bakımından daha hayırlıdır

[77] Ayetlerimizi inkar edip, "Bana mal da evlat da kesinlikle verilecek." diyeni gordun mu

[78] Bu adam gaybı mı ogrendi, yoksa Rahman katında bir soz mu aldı

[79] Hayır, hayır! Biz onun soyledigini yazacagız ve onun icin azabı uzattıkca uzatacagız

[80] O dediklerine biz varis olacagız. Kendisi bir basına bize gelecek

[81] Kendilerine onur ve destek olsunlar diye Allah dısında ilahlar edindiler

[82] Hayır, hayır! Onlar, onların ibadetlerini inkar edecekler ve onların aleyhinde dusman kesilecekler

[83] Gormedin mi biz, seytanları inkarcıların uzerine salmısız da onları oynatıp kıvırttırıyorlar

[84] Onlar icin acele etme. Biz onlar icin gunleri teker teker sayıyoruz

[85] Gun olur, o sakınanları biz, Rahman´ın huzurunda heyet halinde toplarız

[86] Sucluları da susuz ve yaya olarak cehenneme sevk ederiz

[87] Rahman katında soz almıs olandan baskaları sefaat imkanı bulamazlar

[88] Rahman cocuk edindi." dediler

[89] Yemin olsun ki siz, cok cirkin bir iddiada bulundunuz

[90] Bu soz yuzunden neredeyse gokler catlayacak, yer parcalanacak, daglar yıkılıp cokecek

[91] Rahman icin cocuk iddia ettiklerinden oturu

[92] Rahman´a cocuk edinmek yakısmaz

[93] Goklerde ve yerde bulunan herkes, Rahman´a kul olarak gelecektir

[94] Yemin olsun, O onların hepsini kusatmıs ve tamamını tek tek saymıstır

[95] Ve onların hepsi kıyamet gunu O´na tek tek gelecektir

[96] Iman edip hayra ve barısa yonelik isler yapanlara gelince, Rahman onlar icin bir sevgi olusturacaktır

[97] Biz onu; senin dilinle kolaylastırdık ki, sakınanları onunla mujdeleyesin, inatcı bir kavmi de onunla uyarasın

[98] Biz onlardan once de nice kusaklar helak ettik. Onlardan herhangi birini hissediyor musun, yahut onların bir iniltisini duyuyor musun

Tâhâ

Surah 20

[1] Ta, Ha

[2] Biz bu Kur´an´ı sana, zahmet cekesin, bedbaht olasın diye indirmedik

[3] Saygıyla urperene bir hatırlatma/dusundurme/ogut verme olsun diye indirdik

[4] Yeri ve o yuce mi yuce gokleri yaratandan bir vahiy olarak indirdik

[5] O Rahman, ars uzerine egemenlik kurmustur

[6] Goklerde, yerde, onların arasında, topragın bagrında ne varsa O´nundur

[7] Sen bu sozu acıkca duyuracaksan da O, gizliyi de bilir, gizliden daha gizliyi de

[8] Allah´tır O. Ilah yok O´ndan baska. Esmaul Husna, en guzel isimler O´nundur

[9] Ulastı mı sana Musa´nın haberi

[10] Hani, bir ates gormustu de ailesine soyle demisti: "Bekleyin! Gozume bir ates ilisti. Olabilir ki, ondan size bir kor parcası getiririm, yahut onun uzerinde bir kılavuz bulurum

[11] Onun yanına geldiginde kendisine "Musa!" diye seslenildi

[12] Benim ben, senin Rabbin! Hadi, pabuclarını cıkar; sen kutsal vadide, Tuva´dasın

[13] Ve ben seni sectim; o halde vahyedilecek olanı dinle

[14] Hic kuskulanma ki ben Allah´ım! Ilah yoktur benden baska! O halde bana ibadet et ve namazını/duanı, beni hatırlayıp anmak icin yerine getir

[15] Kusku duyma ki o saat gelecektir. Onu neredeyse gizliyorum ki, her benlik gayretinin karsılıgını elde etsin

[16] O halde ona inanmayıp keyfi pesinde giden, seni ondan yuz geri etmesin. Yoksa perisan olursun

[17] Nedir o sag elindeki ey Musa

[18] Cevap verdi: "O, benim asamdır. Ona dayanırım, onunla koyunlarıma agactan yaprak indiririm. Onda, isime yarayan baska ozellikler de vardır

[19] Buyurdu: "Yere at onu ey Musa

[20] O da onu attı. Bir de ne gorsun, bir yılan olmus o, kosuyor

[21] Buyurdu: "Al onu, korkma! Biz onu ilk gorunumune dondurecegiz

[22] Bir de elini koynuna sok! Bir baska mucize olarak lekesiz, bembeyaz bir halde cıksın

[23] Boylece sana en buyuk mucizelerimizden bazılarını gosterecegiz

[24] Firavun´a git; cunku o, azdı

[25] Musa dedi: "Rabbim, gogsumu acıp genislet

[26] Isimi bana kolaylastır

[27] Dilimden dugumu coz

[28] Ki sozumu iyi anlasınlar

[29] Bana ailemden bir yardımcı ver

[30] Kardesim Harun´u

[31] Onunla sırtımı kuvvetlendir

[32] Onu isime ortak kıl

[33] Taki seni cokca tespih edelim

[34] Seni cokca analım

[35] Kuskusuz sen, bizi gormektesin

[36] Buyurdu: "Istedigin sana verildi, ey Musa

[37] Yemin olsun, sana bir kez daha lutufta bulunmustuk

[38] Hani, annene vahyedileni soyle vahyetmistik

[39] Onu tabuta koyup ırmaga bırak! Irmak onu sahile gotursun ki, benim de dusmanım, onun da dusmanı olan biri onu alsın. Uzerine kendimden bir sevgi bıraktım ki, gozumun onunde yetistirilesin

[40] Hani, kızkardesin gidiyor, soyle diyordu: ´Onun bakımını ustlenecek kisiyi size gostereyim mi?´ Nihayet, seni annene geri dondurduk ki, gozu aydın olsun, tasalanmasın. Sen bir de adam oldurmustun. O zaman seni gamdan kurtarmıstık. Seni iyice bir imtihana cekmistik. Bunun ardından sen Medyen halkı arasında yıllarca kaldın. Sonra, belirlenen bir vakitte/bir kadere gore geliverdin, ey Musa

[41] Seni kendim icin secip yetistirdim

[42] Sen ve kardesin, ayetlerimi goturun; beni anmakta gevseklik etmeyin

[43] Firavun´a gidin, cunku o azdı

[44] Ona yumusak ve tatlı bir sozle hitap edin; belki ogut alır, yahut urperir

[45] Dediler ki: "Rabbimiz, onun aleyhimizde bir taskınlık yapmasından yahut yine azmasından korkuyoruz

[46] Buyurdu: "Korkmayın! Ben sizinle beraberim; isitiyorum, goruyorum

[47] Hadi gidin ona! Deyin ki; "Biz senin Rabbinin iki resuluyuz. Israilogullarını bizimle gonder, onlara iskence etme! Rabbinden sana bir mucize getirdik. Selam, hidayete uyanlaradır

[48] Azabın, yalanlayıp yuz cevirenler uzerine olacagı bize vahyedildi

[49] Firavun dedi: "Sizin Rabbiniz kim, ey Musa

[50] Musa dedi: "Rabbimiz, herseye yaratılısını lutfeden, sonra da yol-yordam gosteren kudrettir

[51] Dedi: "Peki, ilk nesillerin hali ne olacak

[52] Onlara iliskin bilgi, Rabbim katında bir Kitap´tadır. Rabbim ne sasırır ne de unutur

[53] Yeryuzunu size besik yapan, onda sizin icin yollar acan, gokten su indiren O´dur. Biz o suyla cesitli bitkilerden ciftler cıkardık

[54] Yiyin, hayvanlarınızı yayıp otlatın. Kuskusuz bunda, aklı basında insanlar icin ibretler vardır

[55] Sizi yerden yarattık. Tekrar oraya gonderecegiz. Ve oradan sizi bir kez daha cıkaracagız

[56] Yemin olsun, o Firavun´a ayetlerimizin tamamını gosterdik ama yalanlayıp inadını surdurdu

[57] Soyle dedi: "Buyunle bizi, topragımızdan cıkarasın diye mi geldin, ey Musa

[58] Seninki gibi bir buyu, biz de mutlaka sana getirecegiz. Seninle bizim aramızda oyle bir bulusma yeri ve zamanı belirle ki, ne biz cayalım ne de sen. Herkese uygun bir yer olsun

[59] Musa dedi: "Bizimle bulusacagınız zaman, sus gunu olsun. Insanlar kusluk vakti bir araya getirilsin

[60] Bunun uzerine Firavun oradan ayrıldı, tum kurnazlıgını topladı, sonra geldi

[61] Musa onlara dedi ki: "Yazıklar olsun size, yalan duzerek Allah´a iftira etmeyin! Yoksa bir azap ile kokunuzu kurutur. Iftira eden, perisan olmustur

[62] Bunun uzerine islerini aralarında tartıstılar, fısıltıyı koyulastırdılar

[63] Dediler ki: "Sunlar, iki buyucuden baska birsey degillerdir. Buyuleriyle sizi topragınızdan cıkarmak ve sizin ornek yolunuzu silip yok etmek istiyorlar

[64] Hemen hunerlerinizi birlestirin; sonra saf baglamıs olarak gelin! Bugun, ustun gelen kurtulmus olacaktır

[65] Dediler: "Ey Musa, ya hunerini ortaya at yahut da ilk huner sergileyen biz olacagız

[66] Musa dedi: "Hayır, siz atın!" Bir de ne gorsun! Onların ipleri, sopaları, yaptıkları buyuler yuzunden, kendisine gercekten kosuyorlarmıs hayalini verdi

[67] Musa birdenbire icinde bir korku duydu

[68] Soyle dedik: "Korkma, ustun gelecek olan sensin

[69] Sag elindekini yere bırak! Onların, sanayi olarak ortaya cıkardıklarını yalayıp yutsun. Onların sanayi olarak urettikleri sadece bir buyucunun hilesidir. Buyucu ise nereye gitse iflah etmez

[70] Bunun uzerine buyuculer secdelere kapanıp soyle seslendiler: "Harun´un ve Musa´nın Rabbine inandık

[71] Firavun dedi: "Ben izin vermeden ona inandınız oyle mi? O size, buyuyu ogreten buyugunuzdur. Yemin olsun, ellerinizi, ayaklarınızı caprazlama kesecegim ve yemin olsun sizi hurma agaclarına asacagım. O zaman iyice bileceksiniz, hangimizin azabı daha siddetli ve surekli

[72] Dediler: "Biz seni, bize gelen acık-secik kanıtlara ve bizi yaratmıs olana asla tercih etmeyecegiz. Verdigin hukmu uygula. Senin hukmun olsa olsa bu dunya hayatında gecer

[73] Biz Rabbimize inandık ki, gunahlarımızı ve senin bizi zorladıgın buyuyu affetsin. Allah daha hayırlı, daha sureklidir

[74] Su bir gercek ki, Rabbinin huzuruna suclu olarak gelen icin cehennem vardır. Orada ne olur ne de hayat bulur

[75] O´nun huzuruna, hayra ve barısa yonelik iyilikler uretmis bir mumin olarak varana gelince, iste boyleleri icin cok yuksek dereceler ongorulmustur

[76] Adn cennetleri ki, altlarından ırmaklar akar; surekli kalacaklar iclerinde. Arınıp temizlenenlerin odulu iste budur

[77] Yemin olsun, Musa´ya soyle vahyetmistik: "Kullarımı geceleyin yurut! Denizde onlar icin kuru bir yol ac! Size yetisecekler diye korkma, endiselenme

[78] Derken, Firavun, ordusuyla birlikte onların arkasına dustu. Ama denizden onları sarıp kusatan, sarıp kusattı

[79] Firavun kendi toplumunu saptırmıstı; kılavuzluk edemedi

[80] Ey Israilogulları, su bir gercek ki, biz sizi dusmanınızdan kurtardık. Tur´un sag yanında size vaatte bulunduk. Ve ustunuze kudret helvasıyla bıldırcın indirdik

[81] Size verdigimiz rızkın temizlerinden yiyin! Bu konuda azgınlık etmeyin! Yoksa ofkem uzerinize coker. Ve kimin ustune ofkem inerse o ucuruma gider

[82] Ve ben, tovbe eden, inanan, hayra ve barısa yonelik is yapıp sonra da duzgun bir bicimde yol alan kimseye karsı, gercekten cok affediciyim, Gaffar´ım

[83] Seni toplumundan cabucak uzaklastıran neydi, ey Musa

[84] Dedi: "Onlar, benim eserim uzerindeler. Ben sana gelmede acele davrandım ki, benden hosnut olasın, ey Rabbim

[85] Buyurdu: "Biz senden sonra toplumunu tam bir bicimde imtihan ettik. Samiri onları saptırdı

[86] Bunun uzerine Musa, ofkeli ve umidi kırık bir halde kavmine dondu. Dedi: "Ey toplumum! Rabbiniz size guzel bir vaatte bulunmadı mı? Sure mi size uzun geldi yoksa Rabbinizden uzerinize bir gazabın inmesini mi istediniz de bana verdiginiz soze ters davrandınız

[87] Dediler ki: "Biz sana kendi irademizle/malımızla karsı cıkmadık. Olay su: Bize o toplulugun sus esyalarından bazıları yukletilmisti, onları kaldırıp attık; aynı sekilde Samiri de attı

[88] Samiri onlar icin, bogurmesi olan bir buzagı heykeli cıkardı. Dediler ki: "Bu, hem sizin hem de Musa´nın tanrısıdır. Ama Musa unuttu

[89] Gormuyorlar mı ki; o buzagı onlara bir sozu geri ceviremiyor; kendilerine bir zarar veremiyor, bir yarar saglayamıyor

[90] Yemin olsun, Harun daha once onlara sunu soylemisti: "Ey kavmim, siz bununla imtihan edildiniz. Sizin Rabbiniz o Rahman´dır. Artık bana uyun, emrime itaat edin

[91] Onlar soyle demislerdi: "Musa bize donunceye kadar ona tapıcılar olmakta devam edecegiz

[92] Musa dedi: "Ey Harun, onların saptıklarını gordugun zaman seni ne engelledi de

[93] Benim ardım sıra gelmedin. Emrime isyan mı ettin

[94] Harun dedi: "Ey annemin oglu! Sakalımı, basımı tutma! Ben senin soyle diyeceginden korkmustum: ´Beniisrail arasına ayrılık soktun, sozume baglı kalmadın

[95] Musa dedi: "Senin derdin neydi, ey Samiri

[96] Samiri dedi: "Onların gormediklerini gordum. Resulun izinden bir avuc avucladım da onu attım. Nefsim bana boylesini hos gosterdi

[97] Musa dedi: "Defol, cunku sen, hayatın boyunca ´Bana dokunmayın!´ diyeceksin! Ve senin icin asla kurtulamayacagın bir hesap zamanı da var. O basını bekleyip durdugun tanrına bir bak! Onu kesinlikle yakacagız, sonra da un-ufak edip denize dokecegiz

[98] Gercek olan su ki, sizin ilahınız kendisinden baska hicbir tanrı olmayan Allah´tır. O, ilim bakımından her seyi cepecevre kusatmıstır

[99] Iste boylece, gecip gitmislerin haberlerinden bir kısmını sana anlatıyoruz. Biz sana katımızdan da bir Zikir/Kur´an vermisizdir

[100] Kim ondan yuz cevirirse, kıyamet gunu bir gunah yuklenecektir

[101] Uzun sure o yukun altındadır; kıyamet gununde bu onlar icin ne kotu yuktur

[102] O gun sura ufrulur ve gunahkarları o gun gozleri gomgok bir halde hasrederiz

[103] Aralarında fısıldasır gibi konusurlar: "Ancak on gun filan kaldınız

[104] Onların soylemekte olduklarını biz daha iyi biliriz. Yolca en seckinleri olan soyle diyordu: "Eni-sonu, bir gun kaldınız

[105] Sana daglardan soruyorlar. De ki: "Rabbim onları un-ufak edecektir

[106] Yerlerini bombos, dumduz bırakacaktır

[107] Yerlerinde bir egrilik de bir yumruluk da gormeyeceksin

[108] O gun, egip bukmesi olmayan davetciye uyarlar. Rahman´ın huzurunda sesler kısılır, artık bir hısıltıdan baska sey isitmezsiniz

[109] O gun sefaat yarar saglamaz. Ancak Rahman´ın izin verdigi ve sozunden hosnut oldugu kimse mustesna

[110] Onların onden gonderdiklerini de arkada bıraktıklarını da bilir, ama onlar O´nu ilimle kusatamazlar

[111] Butun yuzler o Hayy ve Kayyum onunde yere inmistir. Zulum tasıyan perisan olup gitmistir

[112] Mumin olarak hayra ve barısa yonelik iyilikler yapan ise ne haksızlıga ugratılmaktan korkar ne de ezilip horlanmaktan

[113] Biz onu iste boyle, Arapca bir Kur´an olarak indirdik ve onun icinde tehditleri turlu ifadelerle sıraladık ki sakınabilsinler, yahut da Kur´an onlara yeni bir hatırlatıcı/hatırlatma sunsun

[114] O Melik/o hak hukumdar olan Allah, yuceler yucesidir. Sana vahyi tamamlanmadan once, Kur´an hakkında aceleci olma. Soyle de:"Rabbim, ilmimi artır

[115] Yemin olsun, biz daha once Adem´e ahit verdik de unuttu; biz onda bir kararlılık bulamadık

[116] Hani meleklere "Adem´e secde edin!" demistik de Iblis mustesna hepsi secde etmisti. Iblis dayatmıstı

[117] Bunun uzerine biz soyle demistik: "Ey Adem! Su, senin de esinin de dusmanıdır, dikkat et de sizi cennetten cıkarmasın; sonra bedbaht olursun

[118] Senin burada ne acıkman soz konusudur ne de cıplak kalman

[119] Ve sen burada ne susayacaksın ne de gunesten yanacaksın

[120] Derken, seytan ona soyle diyerek vesvese verdi: "Ey Adem! Sana, sonsuzluk agacıyla eskimez-cokmez mulk ve saltanatı gostereyim mi

[121] Nihayet, ikisi de ondan yediler. Bunun uzerine, cirkin yerleri kendilerine acıldı; uzerlerine cennet yapraklarından ortmeye basladılar. Adem, Rabbine isyan etmis, azmıs, ziyana ugramıstı

[122] Sonra, Rabbi onu arıtıp temizledi, onun tovbesini kabul edip kendisini iyiye ve dogruya kılavuzladı

[123] Allah dedi: "Ikiniz birlikte inin oradan! Birbirinize dusmansınız. Benden size bir hidayet geldiginde, benim o hidayetime uyan artık ne sapar ne de bedbaht olur

[124] Kim benim zikrimden/Kur´anımdan yuz cevirirse onun icin zor, sıkıcı bir hayat sekli/dar bir gecim vardır; kıyamet gunu de onu kor olarak hasrederiz

[125] O der ki: "Rabbim, beni neden kor hasrettin, ben goren biri idim

[126] Allah buyurur: "Ayetlerimiz sana geldiginde sen boyle unutmustun; bugun de sen aynı sekilde unutuluyorsun

[127] Israf eden/haddi asan ve Rabbinin ayetlerine inanmayan kimseleri biz boyle cezalandırırız. Ve ahiretin azabı cok daha siddetli, cok daha kalıcıdır

[128] Kendilerinden onceki nesillerden nicelerini helak etmemiz onları yola getirmedi mi? Onların yurtlarında/barınaklarında dolasıp duruyorlar. Akıl sahipleri icin bunda elbette ibretler vardır

[129] Eger Rabbin tarafından daha once soylenmis bir soz, belirlenmis bir sure olmasaydı, bunlar icin de helak kacınılmaz olurdu

[130] Artık, onların soylediklerine sabret; Gunes´in dogusundan once de batısından once de Rabbini overek tespih et! Gecenin bazı saatleriyle gunduzun iki ucunda da tespit et ki, hosnutluga erebilesin

[131] Onlardan bazı ciftlere, kendilerini imtihan etmek icin igreti hayatın susu olarak verdigimiz nimetlere gozlerini dikme! Rabbinin rızkı hem daha hayırlı hem daha sureklidir

[132] Aileni namaza/duaya ozendir kendin de ona sabırla devam et! Biz senden rızık istemiyoruz. Seni biz rızıklandırıyoruz. Sonuc takvanındır

[133] Dediler ki: "Rabbinden bize bir mucize getirseydi ya!" Peki, onceki sayfalardaki acık kanıt onlara gelmedi mi

[134] Eger biz onları, ondan once bir azapla helak etseydik mutlaka soyle diyeceklerdi: "Rabbimiz, ne olurdu bize bir resul gonderseydin de zelil ve rezil olmadan once senin ayetlerine uysaydık

[135] De ki: "Herkes bekleyip gozetlemede; hadi siz de bekleyip gozetleyin! Yakında bileceksiniz dosdogru yolu izleyenler kimlermis, hidayete eren kimmis

Enbiyâ

Surah 21

[1] Yaklastı insanlara hesapları! Ve onlar hala gaflet icinde yuz cevirip durmadalar

[2] Rablerinden kendilerine ulasan, soze burunmus her yeni ogut ve hatırlatmayı ancak eglenerek dinliyorlar

[3] Kalpleri hep oyun ve oyalanmada. O zulum sergileyenler, su yolda bir fısıldasmayı iyice koyulastırdılar: "Bu adam, sizin gibi bir insandan baskası degil. Gozunuz baka baka buyuye mi gidiyorsunuz

[4] Dedi: "Rabbim, gokteki sozu de yerdeki sozu de bilir. O, herseyi duyan, her seyi bilendir

[5] Soyle de dediler: "Sacma sapan ruyalar bunlar! Belki de uydurdugu bir yalandır. Belki de bir sairdir o. Hadi bir mucize getirsin bize, oncekilere gonderildigi gibi

[6] Onlardan once yere batırdıgımız hicbir yurt ve uygarlık iman etmemistir. Onlar mı iman edecekler

[7] Senden once de ancak kendilerine vahyettigimiz erler gonderdik. Hadi, sorun zikir/Kur´an ehline, eger bilmiyorsanız

[8] Biz onları yemek yemez bir ceset olarak yaratmadık. Onlar sonsuza dek kalıcı da degillerdi

[9] Sonra onlara verilen soze sadık kaldık da onları ve dilediklerimizi kurtardık. Ve israfa saplanıp haddi asanları helak ettik

[10] Yemin olsun, size bir Kitap gonderdik ki, ogut ve uyarınız/zikriniz/serefiniz yalnız ondadır. Hala aklınızı calıstırmayacak mısınız

[11] Zulmetmis nice kenti/medeniyeti biz kırıp gecirdik ve arkalarından baska bir topluluk olusturduk

[12] Siddetimizi hissettiklerinde hic vakit gecirmeksizin oradan dort nala kacıyorlardı

[13] Kacmayın, icinde servet sımarıklıgına dustugunuz yere, meskenlerinize donun ki, hesaba cekilebilesiniz

[14] Dediler: "Eyvah bize! Biz gercekten zalimlermisiz

[15] Bu davaları surup giderken biz onları kokten biciverdik, sonup silindiler

[16] Biz, gokleri de yeri de bunlar arasındakileri de eglenip eglendirelim diye yaratmadık

[17] Eger bir eglence edinmek isteseydik onu kendi katımızdan edinirdik. Ama boyle yapanlar degildik/yapsaydık oyle yapardık

[18] Hayır, biz hakkı, batılın uzerine fırlatırız da o, onun beynini parcalar. Bir de bakarsın o yok olup gitmistir. Yakıstırdıgınız niteliklerden oturu yazıklar olsun size

[19] Goklerde ve yerde kim varsa O´na aittir. Ve O´nun katındakiler, O´na ibadet etmekten ne cekinirler ne de yorulurlar

[20] Gece ve gunduz tespih ederler, bıkıp usanmazlar

[21] Yoksa yerden bazı ilahlar edindiler de topraktan cıkarıp diriltme isini onlar mı yapacak

[22] Eger yerde-gokte Allah´tan baska tanrılar olsaydı, o ikisi de mutlaka fesada ugrardı. Arsın Rabbi o Allah, onların nitelendirmelerinden yucedir, uzaktır

[23] O, yaptıgından hesaba cekilmez ama onlar hesaba cekilirler

[24] Yoksa O´nun dısında bazı ilahlar mı edindiler? De ki: "Susturucu delilinizi getirin! Benimle beraber olanların da benden oncekilerin de Zikir´i budur. Ne yazık ki onların cokları hakkı bilmezler; bu yuzden de yuz cevirirler

[25] Senden once hicbir resul gondermedik ki ona soyle vahyetmis olmayalım: "Gercek su: Ilah yok benden baska, artık bana kulluk/ibadet edin

[26] Rahman cocuk edindi" dediler. Hasa, bundan arınmıstır O! Onlar, lutuflandırılmıs kullardır

[27] Onlar O´nun sozunun onune gecmezler; onlar yalnız O´nun emriyle is yaparlar

[28] O, onların onlerindekini de arkalarındakini de bilir. Onlar, O´nun hosnutluk verdiklerinden baskasına da sefaat etmezler. Ve onlar O´nun korkusundan titrerler

[29] Iclerinden her kim, "Ben O´nun berisinden/alt mertebesinden bir ilahım!" derse boylesini cehennemle cezalandırırız. Zalimleri iste boyle cezalandırırız biz

[30] O kufre sapanlar gormediler mi ki gokler ve yer bitisik idi, biz onları ayırdık. Her canlı seyi sudan olusturduk. Hala iman etmeyecekler mi

[31] Yerkureye, onları calkalamasın diye bir takım daglar diktik. Ve orada genis genis yollar actık ki, dogru gidebilsinler

[32] Gogu, korunmus bir tavan yaptık. Ama onlar gogun ayetlerinden hala yuz ceviriyorlar

[33] O odur ki, geceyi, gunduzu, Gunes´i ve Ay´ı yarattı. Her biri bir yorungede yuzmektedir

[34] Senden once hicbir insana olumsuzluk vermedik. Simdi sen olursen, onlar olumsuz mu olacaklar

[35] Her canlı, olumu tadacaktır. Biz bir imtihan olarak sizi ser ile de hayır ile de deniyoruz. Sonunda bize donduruleceksiniz

[36] O kufredenler seni gorduklerinde, seni su sekilde alaya almaktan baska birsey yapmazlar: "Ilahlarınızı diline dolayan bu mu?" Ama Rahman´ın zikrini/Kur´an´ı bizzat onlar ortup inkar ediyorlar

[37] Insan, aceleden yaratılmıstır. Ayetlerimi size gosterecegim. Benden acele istemeyin

[38] Diyorlar ki: "Eger dogru sozluler iseniz bu vaat ne zaman

[39] O inkar edenler, ne yuzlerinden ne sırtlarından azabı uzak tutamayacakları ve hicbir yardım da goremeyecekleri zamanı bir bilselerdi

[40] Dogrusu su ki, o onlara ansızın gelecek de onları saskınlıktan donduracak. Artık ne onu geri cevirmeye gucleri yetecek ne de yuzlerine bakılacak

[41] Yemin olsun, senden onceki resullerle de alay edilmistir. Sonunda, onlarla eglenenleri, alay konusu yaptıkları sey kusatıverdi

[42] De ki: "Sizi gece ve gunduz Rahman´dan kim koruyabilir?" Hayır, hayır! Onlar, Rablerinin zikrinden/Kur´an´ından yuz ceviriyorlar

[43] Yoksa onların; kendilerini bize karsı siperleyecek tanrıları mı var? Ne kendilerine yardıma guc yetirebilirler ne de bizden bir dostluga muhatap olurlar

[44] Gercek su ki, biz onları ve atalarını, omur kendilerine uzun gelecek kadar nimetlendirdik. Hala gormuyorlar mı ki, biz yerkureye geliyor, onu uclarından eksiltiyoruz. Galip gelenler onlar mı

[45] De ki: "Ben sizi ancak vahiyle uyarıyorum." Ama sagırlar, uyarıldıklarında cagrıyı isitmezler ki

[46] Rabbinin azabından onlara bir esinti dokunsa, yemin olsun soyle diyecekler: "Vay bizlere, biz zalimlermisiz

[47] Kıyamet gunu icin adalet terazilerini kuracagız/adaleti terazilere koyacagız. Hic kimseye zere kadar zulum edilmeyecek. Hardal tanesi kadar birsey olsa onu ortaya getiririz. Hesapcılar olarak biz yeteriz

[48] Yemin olsun, biz, Musa´ya ve Harun´a hak ile batılı ayıran, korunanlar icin bir ısık ve ogut olan furkanı verdik

[49] O korunanlar ki, hic gormeden Rablerinden korkarlar. Kıyamet saatinden de urperirler onlar

[50] Bu, bereketli bir Zikir´dir ki, onu indirdik. Yoksa siz onu inkar mı ediyorsunuz

[51] Yemin olsun, Ibrahim´e daha onceden, dogruyu bulma gucunu vermistik. Onu bilmekteydik biz

[52] Babasına ve toplumuna soyle demisti: "Su basına toplanıp durdugunuz heykeller de ne

[53] Dediler: "Atalarımızı onlara kulluk/ibadet eder bulduk

[54] Dedi: "Vallahi, siz de atalarınız da acık bir sapıklık icine dusmussunuz

[55] Dediler: "Sen gercegi mi getirdin yoksa oynayıp eglenenlerden biri misin

[56] Dedi: "Hic de degil! Sizin Rabbiniz, goklerin ve yerin Rabbidir ki, onları yaratmıstır. Ben de bunlara tanıklık edenlerdenim

[57] Allah´a yemin ederim, sırtınızı donup gidisinizden sonra, putlarınıza bir oyun cevirecegim

[58] Sonunda onları parca parca etti. Yalnız en buyuklerini bıraktı ki, donup ona basvurabilsinler

[59] Dediler: "Tanrılarımıza bunu yapan kesinlikle zalimlerdendir

[60] Dediler: "Onları diline dolayan bir genc duymustuk. Kendisine ´Ibrahim´ deniyor

[61] Dediler: "Halkın gozleri onune getirin onu ki, acıkca gorebilsinler

[62] Dediler: "Tanrılarımıza bunu sen mi yaptın, ey Ibrahim

[63] Dedi: "Hayır, ben degil. Su buyukleri yapmıstır onu. Hadi, sorun onlara eger konusabiliyorlarsa

[64] Bunun uzerine kendi benliklerine donduler de soyle dediler: "Siz, zalimlerin ta kendilerisiniz

[65] Sonra, yine kendi kafalarına dondurulduler: "Vallahi, sen de bilirsin ki, bunlar konusamazlar

[66] Ibrahim dedi: "Siz, Allah´ın berisinden, size hicbir sekilde yarar saglamayan, zarar veremeyen seylere mi tapıyorsunuz

[67] Yazıklar olsun size ve Allah´ın berisinden taptıklarınıza! Siz hala aklınızı kullanmayacak mısınız

[68] Dediler: "Yakın bunu! Eger birsey yapacak kisilerseniz, ilahlarınıza yardım edin

[69] Biz de soyle dedik: "Ey ates, Ibrahim´e bir serinlik ol, bir selam ol

[70] Ona tuzak kurmak istediler de biz onları husranın en beterine ugrayanlar yaptık

[71] Biz onu da Lut´u da kurtarıp icinde alemlere bereketler sakladıgımız topraga ulastırdık

[72] Ona Ishak´ı bagısladık, ayrıca Yakub´u da hediye ettik. Hepsini hak ve barıs icin calısan insanlar yaptık

[73] Onları, bizim buyrugumuzla yol alan onderler yaptık. Onlara iyilikler yapmayı, duayı/namazı yerine getirmeyi, zekat vermeyi vahyettik. Onlar, yalnız bize kulluk ediyorlardı

[74] Lut´a da hukumranlık ve ilim verdik. Onu, pislikler uretip duran bir kentten kurtardık. O kent halkı yoldan cıkmıs kotu bir kavimdi

[75] Onu rahmetimizin icine soktuk. O, hak ve barıs icin calısanlardandı

[76] Nuh´a gelince, o da daha once bize yakarmıstı. Yakarısına cevap verdik de onu ve ailesini, o buyuk sıkıntıdan kurtardık

[77] Ona, ayetlerimizi yalanlayan topluluga karsı yardım ettik. Kotulugun toplumuydu onlar. Hepsini birden batırıp bogduk

[78] Ve Davud ile Suleyman... Hani, halkın davarının yayıldıgı ekinler hakkında hukum veriyorlardı da biz hukumlerine tanıklar olmustuk

[79] Onu Suleyman´a derhal kavrattık. Her birine hukumdarlık ve bilgi verdik. Davud´a dagları boyun egdirdik. Kuslarla beraber tespih ediyorlardı. Yapmak isteyince yapanlarız biz

[80] Ona, sizi sizin siddetinizden koruyacak olan zırh yapma sanatını ogrettik. Peki, siz sukrediyor musunuz

[81] Ve Suleyman´a kasırgayı boyun egdirdik. Icini bereketlerle doldurdugumuz topraga dogru onun emriyle akıp giderdi. Her seyi bilenleriz biz

[82] Kendisi icin dalgıclık eden, daha baska is de yapan bazı seytanları da onun emrine verdik. Biz onları koruyup gozetiyorduk

[83] Ve Eyyub... Rabbine soyle yakarmıstı: "Dert/zorluk gelip cattı bana; sen, rahmet edenlerin en merhametlisisin

[84] Hemen cevap verdik ona, kendisindeki derdi kaldırdık. Tarafımızdan bir rahmet ve ibadet edenler icin bir hatırlatma olarak, ona ailesini ve beraberinde, benzerlerini de verdik

[85] Ismail, Idris, Zulkifl, hepsi sabredenlerdendi

[86] Hepsini rahmetimize soktuk. Onlar hak ve barıs icin calısanlardandı

[87] Ve Zunnun. Hani, kızarak gitmisti de ona asla guc yetiremeyecegimizi/olcuyu kendisine uygulamayacagımızı sanmıstı. Sonra, karanlıkların bagrında soyle yakardı: "Senden baska ilah yok, tespih ederim seni! Kuskusuz, ben zalimlerden oldum

[88] Hemen imdadına yetistik. Gamdan kurtardık onu. Inananları iste boyle kurtarırız biz

[89] Ve Zekeriyya. Hani, Rabbine yakarmıstı: "Rabbim, beni yapayalnız, bir basıma bırakma! Sen, Varis olanların/mirascıların en hayırlısısın

[90] Kendisine hemen cevap vermis. Yahya´yı ona hediye etmis, karısını kendisi icin dogurmaya elverisli hale getirmistik. Onlar, hayırlarda yarısırlar, umarak ve korkarak bize yalvarırlardı. Onlar, bize urpererek saygı gosterirlerdi

[91] Ve o, cinsiyet organını/ırzını titizlikle koruyan kadın. Onun bagrına ruhumuzdan ufledik de kendisini ve oglunu alemler icin bir mucize yaptık

[92] Iste su sizin ummetiniz bir tek ummettir. Ben de Rabbinimiz. O halde bana ibadet edin

[93] Islerini aralarında parcaladılar. Hepsi bize donecekler

[94] Kim inanmıs olarak hayra ve barısa yonelik islerden bir sey yaparsa, onun gayretine nankorluk edilmez. Biz boylesi lehine katiplik ederiz

[95] Helak ettigimiz bir kente/medeniyete yasamak haram edilmistir. Onlar bir daha geri donemezler

[96] Ye´cuc ve Me´cuc´un onu acıldıgı zaman onlar, her tepeden akın ederler

[97] Hak olan vaat yaklasmıstır. Inkar edenlerin gozleri birden donup kalmıstır. "Vay basımıza! Biz bundan gafil bulunuyorduk. Hayır, biz zalimlerdik!" derler

[98] Siz ve Allah´ın berisinden, kulluk/kolelik ettikleriniz, cehennem odunusunuz. Hepiniz oraya gireceksiniz

[99] Eger onlar ilah olsalardı, oraya girmezlerdi. Oysaki, hepsi orada uzun sure kalacaklardır

[100] Onlar icin orada derin bir ic cekis var. Ve onlar orada hicbir sey isitmezler

[101] Tarafımızdan kendilerine guzellik hazırlananlara gelince, bunlar cehennemden uzaklastırılmıslardır

[102] Onun ugultusunu duymazlar. Onlar, gonullerinin istedigi seyler icinde surekli yasayacaklardır

[103] O en buyuk korku onları tasalandırmaz. Melekler onları soyle karsılarlar: "Bu size o vaat edilen gununuzdur

[104] Gun olur, gogu, yazı tomarlarını durer gibi dureriz. Ilk yaratılısta basladıgımız gibi onu bastan yaparız. Uzerimizde bir vaat olarak biz bunu mutlaka yapacagız

[105] Yemin olsun, zikirden sonra Zebur´da sunu yazmıstık: Yeryuzune benim iyilik ve barıs seven kullarım varis olacaktır

[106] Kuskusuz, bunda, ibadet eden/is yapıp deger ureten bir topluluk icin kesin bir teblig vardır

[107] Ve biz seni ancak alemlere bir merhamet/bir sevgi olman dısında bir sey icin gondermedik

[108] De ki: "Bana su vahyediliyor: "Tanrınız ancak bir tek tanrıdır. Peki, siz, muslumanlar/Allah´a teslim olanlar mısınız

[109] Eger yuz cevirirlerse de ki: "Hepinize aynı sekilde, aynı duzeyde acıkladım. Artık bilmiyorum, tehdit edildiginiz sey yakın mıdır, uzak mıdır

[110] Kuskusuz O, sozun acıga vurulanını da bilir; saklamakta olduklarımızı da bilir

[111] Bilmiyorum, belki de o, sizin icin bir fitnedir. Belirli bir sureye kadar bir nimetlendirmedir

[112] Resul soyle yakardı: "Rabbim, hak ile hukmet! Bizim Rabbimiz Rahman´dır. Sizin nitelendirmelerinize karsı yardımına basvurulandır, Mustean´dır

Hac

Surah 22

[1] Ey insanlar! Rabbinizden korkun! Cunku kıyamet saatinin zelzelesi gercekten cok buyuk bir seydir

[2] Onu goreceginiz gun, her emzikli kadın, emzirdiginden vazgecer ve her gebe kadın, tasıdıgını dusurur. Sen o gun insanları sarhoslar halinde gorursun; oysaki onlar sarhos degillerdir, ama Allah´ın azabı cok siddetlidir

[3] Insanlardan bazıları vardır, hicbir ilme sahip olmadan Allah konusunda mucadele eder ve her inatcı-kaypak seytanın ardı sıra gider

[4] O seytan uzerine soyle yazılmıstır: Kim buna dost olursa muhakkak o onu saptırır ve onu, alevi zorlu atesin azabına goturur

[5] Ey insanlar! Olumden sonra dirilme konusunda kusku icinde olabilirsiniz. Ama su bir gercek ki, biz sizi bir topraktan, sonra bir spermden, sonra bir embriyodan/dollenmis bir karısımdan, sonra ne oldugu kısmen belirli, kısmen belirsiz bir et parcasından yarattık ki, size acık-secik beyanda bulunalım. Ve sizi rahimlerde, belirlenen bir sureye kadar diledigimiz sekilde bekletiyoruz. Sonra sizi bir cocuk olarak cıkarıyoruz. Daha sonra da tam kuvvetinize ulasmanızı saglıyoruz. Bununla birlikte icinizden bir kısmı olduruluyor, yine icinizden bir kısmı ilimden sonra bir sey bilmesin diye omrun en basit ve dusuk noktasına geri gonderiliyor. Yeryuzunu de sonmus kul halinde gorursun. Nihayet onun uzerine suyu indirdigimizde titrer, kabarır ve her guzel/bereketli ciftten bir seyler bitirir

[6] Bu boyledir, cunku Allah hakkın ta kendisidir. O, oluleri diriltiyor ve O, hersey uzerinde kudretiyle egemendir

[7] Ve saat mutlaka gelecektir. Kusku yok onda. Ve Allah kabirlerdeki suurlu varlıkları diriltecektir

[8] Insanlar icinde oylesi vardır ki, Allah konusunda ilimsiz, kılavuzsuz ve aydınlık getiren bir kitaba sahip olmaksızın mucadele edip durur

[9] Yanını egip bukerek ugrasır ki, Allah yolundan saptırıversin. Boyle kisiye dunyada bir yuz karası ongorulmustur. Ve kıyamet gunu biz ona, o kasıp kavuran yangının azabını tattıracagız

[10] Al, iste bu, iki elinin onden gonderdigidir. Su bir gercek ki, Allah, kullara asla zulmedici degildir

[11] Insanlardan bazısı da Allah´a kıyıdan kıyıya ibadet eder. Kendisine bir hayır isabet ettiginde, onunla tatmin bulup yatısır; kendisine bir fitne, bir deneme gelip cattıgında yuzustu geri donuverir. Dunyada da kayba ugramıstır boylesi, ahirette de. Apacık husranın ta kendisi iste budur

[12] Allah´ın berisinden, kendisine zarar veremeyecek, yarar saglamayacak seye dua/davet eder. Donusu olmayan sapıklıgın ta kendisidir bu

[13] Zararı yararından daha yakın olan kisiye yalvarır/davet eder. Ne kotu bir destekcidir o, ne kotu bir efendidir

[14] Allah, iman edip hayra ve barısa yonelik isler yapanları altlarından ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. Allah, diledigini yapar

[15] Kim Allah´ın dunyada ve ahirette kendisine yardım etmeyecegini sanıyorsa; bir sebeple goge uzansın, sonra oteki iliskilerini kessin de bakıversin: Oyunu, ofkelendigi seyleri gercekten giderecek mi

[16] Biz onu, boylece acık-secik ayetler halinde indirdik. Kuskusuz, Allah, diledigine/dileyene kılavuzluk eder

[17] Iman edenler, Yahudiler, Sabiiler, Hıristiyanlar, Mecusiler ve sirke sapanlar arasında Allah, kıyamet gunu ayrım yapacaktır. Allah, her sey uzerine Sehid´dir, tanıktır

[18] Gormedin mi goklerdeki kimseler, yerdeki kimseler, Gunes, Ay, yıldızlar, daglar, agaclar, hayvanlar ve insanlardan bircogu hep Allah´a secde ediyor. Bircogunun da uzerine azap hak olmustur. Allah´ın hakir kıldıgına ikramda bulunan olmaz. Allah, diledigini yapar

[19] Iste su iki hasım, Rableri hakkında cekisip durmuslardır. Sonucta kufre sapanlar icin atesten giysiler bicilmistir. Baslarının ustunden de kaynar su dokulmektedir

[20] Bu suyla, karınlarının icindekiler ve derileri eritilir

[21] Bunlar icin bir de demirden kamcılar var

[22] Istırap yuzunden oradan her cıkmak istediklerinde, oraya geri dondurulurler: "Tadın su yangın azabını

[23] Allah, iman edip hayra ve barısa yonelik isler yapanları, altlarından ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. Orada, altından bilezikler ve inciyle susleneceklerdir. Ve orada giysileri ipektir

[24] Sozun guzeline ve tatlısına ulastırılmıslardır; Hamid olan Allah´ın yoluna ulastırılmıslardır

[25] Kufre sapanlar, Allah´ın yolundan alıkoyarlar. Hem surekli icinde kalan hem dısarıdan gelen tum insanlar icin olusturdugumuz Mescid-i Haram´dan da geri ceviriyorlar. Kim orada zulmederek haktan sapmak isterse, biz ona acıklı bir azabı tattıracagız

[26] Bir zamanlar Ibrahim icin, o evin yerini, soyle diyerek hazırlamıstık: Bana hicbir seyi ortak kosma, evimi; tavaf edenler, kıyamda duranlar, ruku-secde edenler icin temizle

[27] Insanlar icinde haccı ilan et ki, gerek yaya olarak gerekse derin vadilerden gelerek, yorgunluktan incelmis binitler uzerinde sana ulassınlar

[28] Kendilerine ait bir takım yararlara tanık olsunlar. Kendilerine rızık olarak verdigi kurbanlık hayvanlar uzerinde belirli gunlerde Allah´ın adını ansınlar. Iste bunlardan yiyin, sıkıntı icindeki fakiri de doyurun

[29] Sonra, kirlerini atsınlar, adaklarını yerine getirsinler, saldırılardan korunmus/tarihi/yuce evi tavaf etsinler

[30] Iste boyle. Kim Allah´ın yasaklarına saygılı olursa bu, Rabbi katında kendisi icin cok hayırlı olur. Karsınızda okunarak acıklananlar haric, tum hayvanlar size helal kılınmısır. Artık putların pisliginden, yalan sozden uzak durun

[31] Allah´a ortak kosmadan, hanifler olarak... Allah´a ortak kosan kisi, gokten dusmus de kendisini kuslar kapısıyor veya ruzgar onu uzak bir yere fırlatıp atıyor gibidir

[32] Iste boyle. Kim Allah´ın kutsallık nisanı yaptıgı seyleri yuceltirse bu yaptıgı, gonullerin takvasındandır

[33] Onlarda sizin icin, belirli bir sureye kadar yararlar vardır. Sonunda onların varacakları yer saldırılardan korunmus/tarihi/yuce evdir

[34] Biz her ummet icin bir kurbanlık hayvan kesme zamanı/kurbanlık hayvan kesme yeri/kurbanlık hayvan kesme tarzı belirledik ki, kendilerine rızık olarak verdigi kurbanlık hayvanların ustune Allah´ın ismini ansınlar. Sizin tanrınız bir tek tanrıdır; o halde yalnız O´na teslim olun. Alcak gonullu, saygılı kisileri mustula

[35] Onlar oyle insanlardır ki, Allah anıldıgında kalpleri titrer; baslarına gelene sabrederler, namazı/duayı yerine getirirler, kendilerine verdigimiz rızıklardan infak ederler

[36] Biz o buyukbas hayvanları da sizin icin Allah´ın kutsallık nisanları arasına koyduk. Sizin icin onlarda hayır vardır. Onlar sıralanmıs halde ayakları uzerine dururken, uzerlerine Allah´ın ismini anın. Yanları yere yaslandıgı zaman da onlardan yiyin; isteyen yoksulu da istemeyen yoksulu da doyurun. Allah o hayvanları sizin hizmetinize verdi ki, sukredebilesiniz

[37] Onların etleri de kanları da Allah´a asla ulasmaz; fakat sizin takvanız O´na ulasır. Onları size bu sekilde boyun egdirdi ki, sizi hidayete erdirdigi icin Allah´ı yucelterek anasınız. Guzel dusunup guzel davrananlara mujde ver

[38] Allah, iman edenleri savunur. Su da kuskusuz ki, Allah hicbir haini, hicbir nankoru sevmez

[39] Kendilerine savas acılanlara savasma izni verilmistir. Cunku onlar zulme ugratıldılar. Allah onlara yardıma elbette kadirdir

[40] Onlar sırf, "Rabbimiz Allah´tır" dedikleri icin haksız yere yurtlarından cıkarıldılar. Eger Allah´ın, insanların bir kısmını bir kısmıyla defetmesi olmasaydı, iclerinde Allah´ın adı cokca anılan manastırlar, kiliseler, havralar ve mescitler her halde yerle bir edilirdi. Allah, kendisine yardım edene elbette yardım eder. Allah elbette Kavi, Aziz´dir

[41] Onlar o kisilerdir ki eger kendilerini yeryuzunde imkan ve guc sahibi yapsak namazı/duayı yerine getirirler, zekatı verirler, iyilige ozendirirler, kotulukten sakındırırlar. Tum is ve oluslar Allah´a varır

[42] Eger seni yalanlıyorlarsa bilesin ki, senden once Nuh kavmi de Ad da, Semud da yalanladı

[43] Ibrahim´in kavmi de Lut´un kavmi de

[44] Medyen halkı da. Musa da yalanlanmıstı da ben, inkarcılara biraz sure vermis sonra hepsini yakalamıstım. Nasılmıs benim azabım

[45] Zalim oldugu icin helak ettigimiz nice kent/medeniyet var ki, duvarları, tavanları uzerine cokmus halde. Nice kullanılmaz halde bırakılmıs su kuyusu, nice gorkemli/suslu/bakımlı kosk var

[46] Yeryuzunde hic dolasmadılar mı ki, kalpleri olsun da onunla akıllarını calıstırsınlar, kulakları olsun da onlarla duysunlar. Su bir gercek ki, kafadaki gozler kor olmaz ama goguslerin icindeki gonuller korlesir

[47] Senden aceleyle azabı istiyorlar: Allah, vaadine asla ters dusmez. Su da bir gercek ki Rabbinin katındaki bir gun, sizin saymakta oldugunuzun bin yılı gibidir

[48] Nice kent/medeniyet var ki, zulme saptıgı halde, ona sure tanıdım. Ama sonra kendisini yakalayıverdim. Donus yalnız banadır

[49] De ki: "Ey insanlar, ben sizin icin, acıklayıcı bir uyarıcıdan baskası degilim

[50] Iman edip hayra ve barısa yonelik isler yapanlar icin bir bagıslanma ve bol bir rızık vardır

[51] Ayetlerimizi ise yaramaz kılmak icin gayret gosterenlere gelince, onlar cehennemin dostlarıdır

[52] Biz senden once hicbir resul ve nebi gondermedik ki, o bir sey tasarladıgında/okudugunda, seytan onun dusunce ve dilegi icine bir sey atmıs olmasın. Ama Allah, seytanın attıgını siler, sonra kendi ayetlerini muhkemlestirir. Allah Alim´dir, Hakim´dir

[53] Bu, Allah´ın; seytanın attıgını, kalplerinde hastalık olanlara, gonulleri katılasanlara bir fitne yapması icindir. Zalimler, geri donulmez bir ayrılık ve kopus icindedirler

[54] Kendilerine ilim verilenler onun, senin Rabbinden bir hak oldugunu bilsinler, ona inansınlar da kalpleri ona saygı duysun diye boyle yapılmıstır. Su bir gercek ki Allah Hadi´dir, iman edenleri dosdogru yola mutlaka ulastıracaktır

[55] Inkar edenler ise kıyamet ansızın baslarına patlayıncaya kadar, yahut kısır bir gunun azabı kendilerine gelip catıncaya kadar, o Kur´an´dan yana kusku icinde olmaya devam edecekler

[56] O gun mulk ve yonetim Allah´ındır. Aralarında O, hukum verecektir. Iman edip hayra ve barısa yonelik isler yapanlar, nimetlerle dolu cennetlerde olacaklardır

[57] Inkar edip ayetlerimizi yalalayanlara gelince, onlar icin asagılayıcı bir azap ongorulmustur

[58] Allah yolunda hicret edip sonra da oldurulen yahut olenleri, Allah guzel bir rızıkla mutlaka rızıklandıracaktır. Allah, rızık verenlerin elbette ki en hayırlısıdır

[59] Onları, razı olacakları bir yere elbette sokacaktır. Allah elbette ki, Alim´dir, Halim´dir

[60] Iste boyle. Kim ugratıldıgı cezanın aynısıyla ceza edip de zulum ve saldırganlıga ugrarsa, Allah ona mutlaka yardım edecektir. Allah, elbette ki Afuvv´dur, Gafur´dur

[61] Iste boyle. Allah geceyi gunduzun icine sokar, gunduzu de gecenin icine sokar. Allah Semi´dir, Basir´dir

[62] Evet boyledir! Cunku Allah Hakk´ın ta kendisidir. O´nun berisinden yalvarıp cagırdıkları ise batılın ta kendisidir. Hic kuskusuz, Allah Aliyy´dir, Kebir´dir

[63] Gormedin mi, Allah gokten bir su indirdi de, onun sayesinde yer, yemyesil hale geliyor. Allah Latif´tir, Habir´dir

[64] Goklerde ne var yerde ne varsa O´nundur. Allah, Gani olanın da Hamid olanın da ta kendisidir

[65] Gormedin mi, Allah yeryuzundekileri ve denizde O´nun emriyle akıp giden gemileri sizin hizmetinize verdi. O´nun izni olmaksızın yerkurenin ustune dusmemesi icin gogu O tutuyor. Allah, insanlara karsı elbette Rauf, Rahim´dir

[66] Size hayat veren O´dur. Sonra sizi olduruyor; sonra diriltecektir sizi. Gercek olan su ki, insan tam bir nankordur

[67] Her ummet icin biz, bir ibadet sekli/bir ibadet yeri belirledik; onlar, onu izlerler. Artık bu is konusunda seninle cekismesinler. Sen de Rabbine davet et/dua et. Sen, elbette ki sasırtmadan yol aldıran bir kılavuzun ardındasın

[68] Seninle mucadele ederlerse soyle de: "Yapmakta olduklarınızı Allah daha iyi bilir

[69] Allah, tartısmakta oldugunuz konuda kıyamet gunu aranızda hukum verecektir

[70] Bilmedin mi ki; Allah gokte ne var, yerde ne varsa hepsini bilir. Bunların tumu bir kitaptadır. Butun bunlar Allah icin cok kolaydır

[71] Allah´tan ayrı olarak, hakkında O´nun hicbir kanıt indirmedigi seye kulluk ediyorlar. Kendilerinin de onunla ilgili bir ilmi yoktur. O zalimlerin yardımcısı olmayacaktır

[72] Onlara acık-secik ayetlerimiz okundugunda, o kufre sapanların yuzlerinde bir hosnutsuzluk/yadsıma gorursun. Kendilerine ayetlerimizi okuyanlara saldıracak olurlar. De ki: "Size su yaptıgınızdan daha kotu bir sey haber vereyim mi: Ates! Allah onu inkarcılara vaat etmistir. Ne kotu donus yeridir o

[73] Ey insanlar! Size bir ornek verildi; onu dinleyin. O Allah´ın yanında yakarıp durduklarınız var ya, hepsi bir araya toplansalar bir sinek bile yaratamazlar. Sinek onlardan bir sey kapacak olsa, bunu bile ondan geri alamazlar. Isteyen de aciz, istenen de

[74] Allah´ı, sanına yarasır bicimde takdir edemediler. Allah elbette Kavi´dir, Aziz´dir

[75] Allah, meleklerden de resuller secer, insanlardan da. Suphesiz ki, Allah Semi´ ve Basir´dir

[76] Onların onden gonderdiklerini de bilir, arkaya bıraktıklarını da. Is ve oluslar Allah´a dondurulur

[77] Ey iman edenler! Ruku edin, secde edin; Rabbinize ibadet edin, hayır isleyin ki kurtulabilesiniz

[78] Allah ugrunda O´na yarasır bir gayretle didinin. O sizi secmis ve dinde size hicbir gucluk cıkarmamıstır. Babanız Ibrahim´in milletini esas alın. Allah sizi, onceden de su Kitap´ta da "Muslumanlar/Allah´a teslim olanlar" diye adlandırdı ki, resul sizin uzerinize bir tanık olsun, siz de insanlar uzerine tanıklar olasınız. O halde namazı/duayı yerine getirin, zekatı verin ve Allah´a sarılın. O´dur sizin Mevla´nız. Ne guzel Mevla´dır O, ne guzel yardımcıdır O

Mü'minûn

Surah 23

[1] Hic kusku yok, kurtulmustur muminler

[2] Namazlarında/dualarında husu sahipleridir onlar

[3] Bos ve luzumsuz sozden yuz cevirmislerdir onlar

[4] Zekatı vermek icin faaliyettedir onlar

[5] Cinsiyet organlarını/ırzlarını koruyanlardır onlar

[6] Esleri yahut akitleri aracılıgıyla sahip bulundukları mustesnadır. Bu durumda kınanmıs degillerdir onlar

[7] Kim bundan otesini isterse, iste onlar, sınırı asanlardır

[8] O muminler, emanetlerine, ahitlerine saygı duyup sahip cıkanlardır

[9] Namazlarını/dualarını korumaya devam ederler onlar

[10] Iste bunlardır mirascı olanlar

[11] Ki, Firdevs cennetine mirascı olurlar, onda surekli kalırlar

[12] Yemin olsun ki, biz insanı topraktan olusan bir ozden yarattık

[13] Sonra onu cok dayanaklı bir karargahta bir damlacık yaptık

[14] Sonra o damlacıgı bir embriyo halinde yarattık, sonra o embriyoyu bir et parcası halinde yarattık, sonra o et parcasını bir kemik halinde yarattık ve nihayet o kemige de bir et giydirdik. Sonra onu bir baska yaratılısta yeniden kurduk. Yaratıcıların en guzeli Allah´ın kudret ve sanatı ne yucedir

[15] Sonra, siz butun bunların ardından mutlaka oleceksiniz

[16] Sonra, siz kıyamet gununde yeniden diriltileceksiniz

[17] Yemin olsun, biz sizin ustunuzde yedi yol yarattık! Ve biz yaratılıstan/yaratılmıslardan gafil de degiliz

[18] Gokten bir kaderle/belli olcude bir su indirdik de onu yeryuzunde durdurduk. Elbette ki biz, onu gidermeye de gucu yetenleriz

[19] Onunla size hurmalardan ve uzumlerden bahceler yetistirdik, onlarda sizin icin bircok meyveler vardır; onlardan yiyorsunuz

[20] Ve bir agac da yetistirdik ki, Tur-i Sina´dan cıkar, yaglı olarak biter; yiyenlere katıktır

[21] Davarlarda da sizin icin elbette bir ibret vardır! Onların karınlarındakilerden size iciriyoruz. Onlarda sizin icin bircok yarar var. Onlardan yiyorsunuz da

[22] Hem onlar uzerinde hem de gemiler uzerinde tasınıyorsunuz

[23] Yemin olsun, Nuh´u toplumuna resul olarak gonderdik de o soyle dedi: "Ey toplumum! Allah´a kulluk/ibadet edin! O´ndan baska tanrınız yok sizin. Hala sakınmayacak mısınız

[24] Toplumu icinden inkarcı kodaman grup soyle dedi: "Bu adam, sizin gibi bir insandan baska sey degil; size ustunluk taslamak istiyor. Eger Allah dileseydi, melekler indirirdi. Biz ilk atalarımız arasında boyle bir sey duymadık

[25] Cinnet getirmis bir adamdan baskası degildir o. Belli bir sureye kadar goz altında tutun onu

[26] Nuh soyle yakardı: "Rabbim, beni yalanlamaları karsısında yardım et bana

[27] Bunun uzerine biz, Nuh´a soyle vahyettik: "Gozlerimizin onunde ve vahyimize uygun olarak gemiyi yap. Emrimiz gelip tandır kaynayınca, ailenle birlikte her turden iki cifti gemiye sok. Iclerinden, haklarında daha once hukum verilmis olanları dısta bırak. Zulmetmis olanlar hakkında bana yakarıp durma. Onlar kesinlikle bogulacaklardır

[28] Sen, yanındakilerle birlikte geminin uzerine cıktıgında soyle de: "Zalimler toplulugundan bizi kurtaran Allah´a hamt olsun

[29] Sunu da soyle: "Rabbim, beni bereketli bir yere indir! Sen, konuk agırlayanların en hayırlısısın

[30] Biz onları imtihan ediyor idiysek de bunda elbette ibretler vardır

[31] Sonra onların ardından baska bir nesil olusturduk

[32] Onlara da iclerinden su yolda tebligde bulunan bir resul gonderdik: Allah´a kulluk/ibadet edin. O´ndan baska tanrınız yok sizin. Hala urpermiyor musunuz

[33] Toplumunun, dunya hayatında servet ve refaha ulastırdıgımız halde inkara sapıp ahiretteki bulusmayı yalanlayan kodaman takımı soyle dedi: "Bu adam, sadece sizin gibi bir insan; yemekte oldugunuzdan yiyor, icmekte oldugunuzdan iciyor

[34] Kendiniz gibi bir insana itaat ederseniz, o takdirde mutlaka husrana ugrayanlar olursunuz

[35] Size, olup toprak ve kemik haline geldikten sonra tekrar meydana cıkarılacagınızı mı vaat ediyor

[36] Heyhat! Size vaat edilen o sey ne kadar uzak

[37] Hayat, su dunya hayatımızdan baskası degildir. Oluruz, yasarız ama biz tekrar diriltilecek degiliz

[38] O, yalan duzup Allah´a iftira eden bir adamdan baskası degil. Biz ona inanmıyoruz

[39] O peygamber soyle yakardı: "Rabbim, beni yalanlamaları karsısında yardım et bana

[40] Allah buyurdu: "Biraz sonra kesinlikle pisman olacaklar

[41] Nihayet, o korkunc titresimli ses onları tam bir bicimde yakaladı da hepsini sel supruntusu haline getirdik. Donmeze gitsin o zalimler toplulugu

[42] Sonra onların arkasından baska nesiller olusturduk

[43] Hicbir ummet ne suresinden ileri gecebilir ne de geri kalır

[44] Sonra, resullerimizi art arda gonderdik. Hangi ummete resulu geldiyse onu yalanladılar. Biz de onları birbiri ardınca yuvarladık ve hepsini birer efsane yaptık. Donmeze gitsin iman etmeyen bir topluluk

[45] Sonra, Musa ile kardesi Harun´u mucizelerimizle, acık bir kanıtla gonderdik

[46] Firavun´a ve kodamanlarına. Ancak kibre saptılar, cunku kendilerini buyuk goren bir topluluktu onlar

[47] Soyle dediler: "Kendilerine baglı toplum bize kulluk-kolelik ederken, biz kalkıp bizim gibi iki insan olan su adamlara mı inanacagız

[48] Ikisini de yalanladılar, boylece helak edilenler arasına katıldılar

[49] Yemin olsun, Musa´ya o Kitap´ı vermistik ki, hidayete erebilsinler

[50] Meryem´in ogluyla annesini birer ayet kıldık ve onları oturmaya uygun pınarlı bir tepeye yerlestirdik

[51] Ey resuller! Guzel ve temiz seylerden yiyin ve barısa, hayra yonelik is yapın! Cunku ben, yapmakta olduguklarınızı cok iyi bilmekteyim

[52] Iste sizin bu ummetiniz bir tek ummettir. Ve ben de sizin Rabbinizim; o halde benden sakının

[53] Fakat onlar islerini aralarında parcalayıp cesitli zuburlere/kutsallastırılmıs hizip kitaplarına ayırdılar. Her hizip, yalnız kendi yanındakiyle sevinip ovunmektedir

[54] Artık sen onları bir sureye kadar kendi gafletleri icinde bırak

[55] Sanıyorlar mı ki, kendilerine verdigimiz mal ve ogullarla guclendiriyoruz onları

[56] Ve iyiliklerine kosuyoruz. Hayır, farkında olmuyorlar

[57] Onlar ki, Rablerine saygıdan titrerler

[58] Onlar ki, Rablerinin ayetlerine iman ederler

[59] Onlar ki, Rablerine ortak kosmazlar

[60] Onlar ki, verdiklerini, Rablerine donecekleri icin kalpleri urpererek verirler

[61] Iste bunlar, hayırlarda yarısırlar. Ve hayırlarda onde gidenler de onlardır

[62] Biz, hicbir benlige gucunun yeteceginden daha azını yuklemenin dısında bir teklifte bulunmayız. Bizim katımızda, hakkı soyleyen bir kitap vardır. Onlara haksızlık edilmez

[63] Fakat onların kalpleri bundan gaflet icindedir. Onların bundan baska da isleri vardır ki, hep o isler icin calısmaktadırlar

[64] Sonunda, servet ve refahla sımarmıslarını azapla yakaladıgımızda, hemen bagırıp dovunmeye baslarlar

[65] Bagırıp dovunmeyin bugun, bizim karsımızda kimseden yardım goremezsiniz

[66] Ayetlerimiz size okunuyordu da siz okceleriniz uzerine gerisin geri donuyordunuz

[67] Ona karsı buyukluk taslayarak, gece boyunca hezeyanlar savuruyordunuz

[68] Sozu geregince dusunmediler de ondan mı, yoksa kendilerine ilk atalarına gelmeyen bir sey geldi diye mi

[69] Yoksa resullerini tanımadılar da bu yuzden mi onu inkar ediyorlar

[70] Yoksa, "Onda bir cinnet mi var" diyorlar! Hayır, o kendilerine hakkı getirdi ama onların cogu haktan tiksinen kisilerdir

[71] Eger hak onların keyiflerine uysaydı, gokler de yer de bunların icindekiler de kesinlikle fesada ugrardı. Hayır, biz onlara zikirlerini/Kur´anlarını getirdik ama onlar zikirlerinden/Kur´anlarından yuz ceviriyorlar

[72] Yoksa onlardan bir vergi mi istiyorsun? Rabbinin verecegi daha hayırlıdır. Rızık verenlerin en hayırlısıdır O

[73] Su bir gercek ki, sen onları dosdogru bir yola cagırıyorsun

[74] Ama ahirete inanmayanlar, o yoldan hep yan ciziyorlar

[75] Eger biz onlara acıyıp da ustlerindeki sıkıntıyı kaldırsaydık, azgınlıkları icinde sersem sersem bocalamaya devam edeceklerdi

[76] Yemin olsun, biz onları azapla yakaladık. Ama yine de Rablerine boyun egmediler. Sıgınıp yakarmıyorlar

[77] Nihayet, uzerlerine siddetli bir azabın kapısını actıgımızda hemencecik umitsizlige dusuverecekler

[78] Allah odur ki; sizin icin isitme gucu, gozler ve gonuller olusturdu. Ne kadar da az sukrediyorsunuz

[79] Sizi yeryuzunde yaratıp yayan da O´dur. O´nun huzurunda hasredileceksiniz

[80] O hayat veriyor, O olduruyor. Gece ile gunduzun birbiri ardınca gelisi O´nun icin. Hala aklınızı kullanmayacak mısınız

[81] Isin dogrusu su: Onlar da oncekilerin soyledigi gibi soylediler

[82] Dediler ki: "Olup, toprak ve kemik haline geldigimiz zaman mı, gercekten o zaman mı diriltilecegiz

[83] Yemin olsun, biz de bizden once atalarımız da bununla tehdit edildik. Oncekilerin masallarından baska bir sey degil bu

[84] De ki: "Eger biliyorsanız, yeryuzu ve icindekiler kimindir

[85] Allah´ındır!" diyecekler. De ki: "Hala dusunup ibret almıyor musunuz

[86] Sor: "Yedi goklerin Rabbi ve o buyuk arsın Rabbi kimdir

[87] Allah´tır!" diyecekler. De ki: "Hala benden sakınmıyor musunuz

[88] Sunu da sor: "Eger biliyorsanız soyleyin. Kimdir o, her seyin melekutu/aslı-esası elinde olan? O koruyup gozeten ama korunup gozetilmeyen

[89] Allah´tır!" diyecekler. De ki: "Nasıl oluyor da buyuleniyorsunuz

[90] Hayır, hayır! Biz onlara hakkı getirdik ama onlar tam anlamıyla yalancıdırlar

[91] Allah, cocuk edinmemistir. O´nunla beraber herhangi bir ilah da yoktur. Eger boyle olsaydı, her ilah kendi yarattıgını yok ederdi ve mutlaka biri otekine ustun gelmeye calısırdı. Allah´ın sanı onların nitelendirmelerinden yucedir, arınmıstır

[92] Gozle gorulmeyeni de goruleni de bilendir O. Uzaktır onların ortak kostuklarından

[93] De ki: "Rabbim, tehdit edildikleri seyi bana mutlaka gostereceksen

[94] Beni o zalimler toplulugunun icinde tutma Rabbim

[95] Biz, onları tehdit ettigimiz seyi sana gostermeye elbette kadiriz

[96] En guzel olan neyse onunla sav kotulugu. Onların nasıl nitelendirme yaptıklarını biz daha iyi biliriz

[97] Ve de ki: "Rabbim, seytanların durtuklemelerinden sana sıgınırım

[98] Onların, basıma ususmelerinden de sana sıgınırım Rabbim

[99] Sonunda onlardan birine olum geldiginde soyle der: "Rabbim, beni geri dondurun

[100] Dondurun ki, o arkada bıraktıgım yerde iyi bir is yapayım." Hayır, bir kelime ki bu, o soyler onu. Otelerinde, dirilecekleri gune kadar bir berzah vardır

[101] Sura ufuruldugunde, aralarında artık soy-sop/suna-buna mensup olmalar soz konusu edilemez. Birbirlerini sorusturamazlar da

[102] Artık kimin tartıları agır gelirse onlar kurtulmus olacaklardır

[103] Tartıları hafif gelenler ise kendilerini kayba ugratanlar, uzun sure cehennemde kalanlar olacaklardır

[104] Ates, yuzlerini yalar. Ve onlar da icinde sırıtıp kalacaklar

[105] Ayetlerim size okunmadı mı?" Ve siz onları yalanlamıyor muydunuz

[106] Derler ki: "Rabbimiz, bahtsızlıgımız bize baskın cıktı. Sapıp gitmis bir topluluk olduk biz

[107] Rabbimiz, cıkar bizi oradan. Eger bir daha aynısını yaparsak, gercekten zalimler olacagız

[108] Buyurur: "Yıkılıp gidin oraya, konusmayın benimle

[109] Kullarımdan bir zumre "Rabbimiz, inandık; affet bizi, acı bize, sen merhametlilerin en hayırlısısın" diyorken

[110] Siz onları alaya aldınız. Oyle ki, zikrimi/Kur´anımı size unutturdular. Siz onlara hep guluyordunuz

[111] Bugun onlara ben, sabretmis olmalarının karsılıgını verdim. Basarıya erip kurtulanlar, onlardır

[112] Buyurur: "Yeryuzunde yıllar sayısıyla ne kadar kaldınız

[113] Derler: "Bir gun yahut gunun bir kısmı kadar; sayanlara sor

[114] Buyurdu: "Sadece birazcık kaldınız. Keske biliyor olsaydınız

[115] Sizi, bos yere yarattıgımızı ve bize dondurulmeyeceginizi mi sandınız

[116] Yucelerden yucedir, o hak padisah olan Allah! Ilah yok O´ndan baska. O sanlı arsın Rabbidir O

[117] Kim Allah´ın yanında, hakkında hicbir kanıt olmayan bir baska ilaha yakarır/davet ederse, onun hesabı rabbi katındadır. Hic kuskusuz, kufre sapanlar iflah etmezler

[118] Soyle yakar: "Rabbim! Affet, merhamet et! Sen merhametlilerin en hayırlısısın

Nûr

Surah 24

[1] Bir suredir, indirdik onu; farz kıldık onu... Ve icinde acık-secik ayetler indirdik ki, dusunup ders alabilesiniz

[2] Zina eden kadınla zina eden erkek... Yuz vurus vurun herbirinin ciltlerine... Allah´a ve ahiret gunune inanıyorsanız, Allah´ın dini konusunda bunlara acıma duygusu sizi yakalamasın. Muminlerden bir grup da bunların cezalarına tanık olsun

[3] Zina eden erkegi zina eden bir kadın veya putperest bir kadından baskası nikahlamaz. Zina eden kadına gelince, onu da zina eden bir erkek veya putperest bir erkekten baskası nikahlamaz. Muminlere bu, haram kılınmıstır

[4] Iffetli kadınlara iftira atıp da dort tanık getirmeyenlere gelince, onlara hemen seksen vurus vurun. Ve onların tanıklıklarını asla kabul etmeyin. Onlar, sapmısların ta kendileridir

[5] Bu suctan sonra tovbe edip iyi hal sergileyenler mustesna. Su bir gercek ki, Allah Gafur´dur, Rahim´dir

[6] Kendi eslerine bir zina isnat edip de kendilerinden baska tanıkları olmayanların herbirinin tanıklıgı, kendisinin kesinlikle dogru sozlulerden oldugu hususunda Allah´a yeminden ibaret dort kez tanıklık ikrarıdır

[7] Besincide, eger yalancılardansa, Allah´ın laneti uzerine olsun diye soz soyler

[8] Itham edilen esin, itham eden kocanın kesinlikle yalancılardan olduguna iliskin, Allah adına dort kez yemin seklindeki tanıklıgı, ondan cezayı dusurur

[9] Bu durumda kadının besinci sozu, suclayan erkek dogru soyleyenlerdense, "Allah´ın gazabının kendisi uzerine olması"nı soylemekten ibarettir

[10] Allah´ın lutuf ve rahmeti uzerinizde olmasaydı neylerdiniz! Ve hic kusku yok, Allah Tevvab´dır, Hakim´dir

[11] O ifki/yalan haberi/iftirayı getirenler, icinizden bir gruptur. Onu sizin icin ser sanmayın. Aksine, o, sizin icin bir hayırdır. Onlardan her kisiye o gunahtan kazandıgı vardır. Onların, gunahın buyugunu yonetenine de buyuk bir azap vardır

[12] Onu isittiginizde, erkek ve kadın muminlerin birbirleri icin iyi zanda bulunup "Bu apacık bir iftiradır" demeleri gerekmez miydi

[13] Ona dort tanık getirselerdi ya! Mademki, tanıkları getiremediler, o halde, Allah katında onlar yalancılardır

[14] Eger dunya ve ahirette Allah´ın lutfu uzerinizde olmasaydı, icine daldıgınız o yaygarada size mutlaka buyuk bir azap dokunurdu

[15] O zaman siz, onu dillerinizle birbirinize yetistiriyordunuz ve agızlarınızla, hakkında hicbir bilginiz olmayan seyi soyluyor, ustelik bunu onemsiz sanıyordunuz. Oysaki Allah katında o, cok buyuk bir gunahtı

[16] Onu duydugunuzda, "Bu konuda soz soylememiz bize yakısmaz; hasa, bu buyuk bir iftiradır" demeniz gerekmez miydi

[17] Eger iman sahipleri iseniz, Allah sizi boyle bir seye bir daha asla donmemeniz hususunda uyarıyor

[18] Allah size ayetleri iyice acıklıyor. Allah Alim´dir, Hakim´dir

[19] Iman edenler icinde edepsizligin yayılmasını arzu edenler var ya, onlar icin dunyada da ahirette de korkunc bir azap ongorulmustur. Allah bilir ama siz bilmezsiniz

[20] Ya Allah´ın lutfu ve rahmeti uzerinizde olmasaydı! Allah Rauf´tur, Rahim´dir

[21] Ey iman edenler! Seytanın adımlarını izlemeyin. Kim seytanın adımlarını izlerse, seytan ona igrenclikleri ve kotulugu emreder. Allah´ın lutuf ve rahmeti uzerinizde olmasaydı, icinizden tek kisi bile asla temize cıkamazdı. Ama Allah diledigini artırıp temizliyor. Allah her seyi isitiyor, her seyi biliyor

[22] Sizin lutuf ve imkan sahibi olanlarınız; akrabaya, caresizlere, Allah yolunda hicret edenlere birsey vermemeye yemin etmesinler, affetsinler, hos gorsunler. Allah´ın sizi affetmesini istemez misiniz? Allah Gafuf´dur, Rahim´dir

[23] O bir seyden habersiz iffetli mumin kadınlara iftira atanlar, dunyada da ahirette de lanete carptırılmıslardır. Buyuk bir azap vardır onlar icin

[24] Gun gelecek onların kendi dilleri, kendi elleri, kendi ayakları, yapıp ettikleri isler hakkında kendi aleyhlerine tanıklık edecektir

[25] O gun Allah, onlara hak ettikleri cezayı tam verecek ve Allah´ın apacık Hak oldugunu bilecekler

[26] Murdar karılar murdar erkeklere, murdar erkekler de murdar karılara... Temiz kadınlar temiz erkeklere, temiz erkekler de temiz kadınlara... Bunlar, otekilerin soylediklerinden arınmıslardır. Bunlar icin bir bagıslanma ve bol bir rızık vardır

[27] Ey iman edenler! Kendi evleriniz dısındaki evlere, sahipleriyle kaynasıp izin almadan, bir de ev sakinlerine selam vermeden girmeyin! Dusunup tasınmanızı saglamada bu sizin icin daha hayırlıdır

[28] Eger orada kimseyi bulamazsanız, size izin verilinceye kadar oraya girmeyin. Eger size "Geri donun!" denirse, donun; bu sizin icin daha iyi ve temizdir. Allah, yaptıklarınızı cok iyi biliyor

[29] Oturanı bulunmayan ve icinde size ait esya olan evlere girmenizde bir sakınca yoktur. Allah, sizin acıkladıklarınızı da sakladıklarınızı da bilir

[30] Mumin erkeklere soyle: Bakıslarını yere indirsinler. Cinsel organlarını/ırzlarını korusunlar. Bu onlar icin daha arındırıcıdır. Kuskusuz, Allah, yapmakta olduklarınızdan haberdardır

[31] Mumin kadınlara da soyle: Bakıslarını yere indirsinler. Cinsel organlarını/ırzlarını korusunlar. Suslerini/zinetlerini, gorunen kısımlar mustesna, acmasınlar. Ortulerini/basortulerini gogus yırtmaclarının uzerine vursunlar. Suslerini su kisilerden baskasına gostermesinler: Kocaları yahut babaları yahut kocalarının babaları yahut ogulları yahut kocalarının ogulları yahut kardesleri yahut erkek kardeslerinin ogulları yahut kız kardeslerinin ogulları yahut kendi kadınları yahut ellerinin altında bulunanlar yahut ihtiyac icinde olmayan erkeklerden kendilerinin hizmetinde bulunanlar yahut kadınların kaygı duyulacak yerlerini henuz anlayacak yasa gelmemis cocuklar. Suslerinden, gizlemis olduklarının bilinmesi icin ayaklarını yere vurmasınlar. Ey muminler, Allah´a topluca tovbe edin ki kurtulusa erebilesiniz

[32] Icinizden bekarları/dulları, bir de erkek hizmetcilerinizden ve halayıklarınızdan durumu uygun olanları evlendirin. Eger yoksul iseler, Allah onları lutfundan zenginlestirir. Allah Vasi´dir, Alim´dir

[33] Nikah imkanı bulamayanlar, Allah kendilerini lutfundan zenginlestirinceye kadar iffetlerini korusunlar. Size bagımlı olanlardan, hurriyetini satın almak isteyenlerin, kendilerinde iyi hal gorurseniz, onlarla yazılı anlasma yapın. Allah´ın size verdigi malından siz de onlara verin. Hizmetinizdeki genc kızları, iffetli kalmak isteyip dururlarken, igreti dunya hayatının basit menfaatini elde etmek icin fuhsa zorlamayın. Kim onları baskı altında tutarsa Allah, fuhsa zorlanmalarından sonra onları affedici, esirgeyicidir

[34] Yemin olsun ki, size, gercegi acık-secik anlatan ayetler, sizden once gelip gecmis olanlardan ornekler, korunanlar icin de bir ogut indirdik

[35] Allah, goklerin ve yerin Nur´udur. Onun nurunun ornegi, icinde cerag bulunan bir kandile benzer. Kandil, bir sırca icerisindedir. Sırca, inciden bir yıldız gibidir ki, doguya da batıya da nispeti olmayan bereketli bir zeytin agacından yakılır. Bu agacın yagı, neredeyse ates dokunmasa bile ısık sacar. Nur uzerine nurdur o. Allah, diledigini kendi nuruna kılavuzlar. Allah, insanlara ornekler verir. Allah herseyi bilmektedir

[36] Kandil, Allah´ın yukseltilmesine ve icinde adının anılmasına izin verdigi evlerdedir. Orada sabah-aksam O´nu tespih eder

[37] Oyle erler vardır ki, bir ticaret de bir alıs-veris de onları Allah´ın zikrinden/Kur´an´ından, namazı/duayı yerine getirmekten, zekat vermekten alıkoyamaz. Onlar, kalplerle gozlerin donecegi/yer degistirecegi gunden korkarlar

[38] Ki Allah kendilerine, yapıp islediklerinin en guzelini versin ve lutfundan onlara artıslar saglasın. Allah diledigini hesapsızca rızıklandırır

[39] Kufre sapanlara gelince, onların amelleri coldeki serap gibidir ki, susuzluktan bunalan onu su sanır. Ama ona yaklasınca hicbir sey bulamaz; yanında Allah´ı bulur; O da onun hesabını eksiksiz bir bicimde gorur. Allah, hesabı cok cabuk gorendir

[40] Engin denizdeki karanlıklara da benzerlik var. Ust uste dalgaların kapladıgı bir deniz. Daha ustunde de bulutlar var. Birbiri ustune karanlıklar... Elini cıkarsa goremeyecek halde. Allah´ın ısık vermedigi kisiye hicbir ısık bulunamaz

[41] Gormedin mi, goklerdeki ve yerdeki suurlular da boluk boluk olmus kuslar da Allah´ı tespih etmektedir. Her biri kendine ozgu duasını, kendine ozgu tespihini bilmistir. Allah, onların yapmakta olduklarını cok iyi bilmektedir

[42] Goklerin ve yerin mulku/yonetimi Allah´ındır. Donus Allah´adır

[43] Gormedin mi, Allah, bulutları suruyor, sonra onları kaynastırıp ic ice sokuyor, sonra onları birbiri ustune yıgıyor. Nihayet, onların arasından yagmurun cıktıgını goruyorsun. Gokten, ondaki daglardan bir dolu indiriyor da onunla diledigini carpıyor, dilediginden de onu yan geciriyor. Onun simseginin parıltısı, neredeyse gozleri alıp goturecek

[44] Allah, gece ile gunduzu evirip ceviriyor. Gozleri olanlar icin bunda elbette bir ibret vardır

[45] Allah, tum canlıları sudan yarattı. Onlardan kimileri karnı uzerinde yurur, kimileri iki ayak ustunde yurur, kimileri de dort ayak ustunde... Allah diledigini yaratıyor, Allah her seye kadirdir

[46] Yemin olsun, biz acık-secik bilgiler veren ayetler indirdik. Allah, diledigini/dileyeni dosdogru yola iletiyor

[47] Allah´a ve o resule inandık, boyun egdik." diyorlar, sonra da iclerinden bir fırka bunun hemen ardından yuz ceviriyor. Bunlar, inanmıs insanlar degiller

[48] Allah´a ve aralarında hukum versin diye elciye cagrıldıklarında, iclerinden bir fırka hemen yuz cevirenler oluveriyor

[49] Eger gercek, kendi lehlerine olursa boyun bukerek ona gelirler

[50] Kalplerinde maraz mı var bunların, yoksa kuskuya mı dustuler, yoksa Allah´ın ve resulunun kendilerine haksızlık yapacagından mı korkuyorlar? Hayır, hayır! Bunlar zalimlerin ta kendileri

[51] Allah´a ve aralarında hukum vermek uzere O´nun resulune cagrıldıklarında, muminlerin sozleri sadece sunu soylemeleridir: "Isittik, itaat ettik." Iste bunlardır kurtulusa erenler

[52] Allah´a ve O´nun resulune itaat eden, Allah´a saygı duyan ve O´ndan korkan kisiler, zafere ulasanların ta kendileridir

[53] Yeminlerinin olanca gucuyle Allah´a ant ictiler ki, sen onlara emredersen mutlaka savasa cıkacaklar. De ki: "Ant icmeyin! Orfe uygun bir itaat yeterli! Allah, yapmakta olduklarınızdan haberdardır

[54] De ki: "Allah´a da itaat edin, resule de. Eger yuz cevirirseniz/yuz cevirirlerse, onun gorevi ona yukletilen, sizin goreviniz de size yukletilendir. Eger ona itaat ederseniz yolu bulursunuz. Resule dusen, acık bir tebligden baskası degildir

[55] Allah; sizin, iman edip hayra ve barısa yonelik iyilikler yapanlarınıza su vaatte bulunmustur: Onlardan oncekileri halef kıldıgı gibi onları da yeryuzunde mutlaka halef kılacak. Onlar icin begenip sectigi dinlerini yine onlar icin guc kaynagı yapacak, onları korkularının arkasından mutlaka guvene ulastıracak. Bana kulluk/ibadet edecekler, hicbir seyi bana ortak kosmayacaklar. Bundan sonra nankorluk edenlerse, yoldan sapanların ta kendileridir

[56] Namazı/duayı yerine getirin, zekatı verin, resule itaat edin ki, rahmete erdirilesiniz

[57] Sakın o kufre sapanların, yeryuzunde aciz bırakıcı gucler olduklarını zannetme. Varacakları yer atestir onların. Ne kotu donus yeridir o, ne kotu

[58] Ey iman edenler! Ellerinizin altında bulunanlarla, ergenlik yasına gelmemis olanlarınız sizden uc vakitte izin istesin: Sabah namazından/duasından once, oglen vaktinde elbiselerinizi cıkardıgınızda, gun battıktan sonra yerine getirilen namazdan/duadan sonra... Kaygılanacagınız uc vakittir bunlar. Bunlar dısında size de onlara da bir gunah yoktur. Aranızda dolasırlar, birbirinize bakabilirsiniz. Allah, ayetleri size iste boyle acıklıyor. Allah Alim´dir, Hakim´dir

[59] Cocuklarınız ergenlik cagına ulastıgında, kendilerinden oncekilerin izin istedigi gibi izin istesinler. Allah size ayetleri iste boyle acıklıyor. Allah her seyi bilir, hikmeti sınırsızdır

[60] Artık nikah arzuları kalmamıs, hayızdan ve evlattan kesilen kadınların, suslerini gostermek icin ortalıkta dolasmamaları sartıyla dıs giysilerini bırakmalarında kendileri icin bir gunah yoktur. Ama sakınmak icin titiz davranmaları, onlar icin daha hayırlıdır. Allah, her seyi isitir, her seyi bilir

[61] Kore gucluk yoktur; topala gucluk yoktur, hastaya gucluk yoktur. Sizin icin de gerek kendi evlerinizden gerekse su kisilerin evlerinden yemek yemenizde bir sakınca yoktur: Babalarınızın evleri yahut annelerinizin evleri yahut erkek kardeslerinizin evleri yahut kız kardeslerinizin evleri yahut amcalarınızın evleri yahut halalarınızın evleri yahut teyzelerinizin evleri yahut anahtarı size teslim edilmis olan evler yahut arkadaslarınızın evleri. Hep birlikte yahut ayrı ayrı yemenizde sizin icin hicbir sakınca yoktur. Evlere girdiginizde, Allah katından bir esenlik, bir bereketlilik, bir temizlik dilegi olarak kendinize de selam verin. Allah size ayetleri iste boyle ayan-beyan bildiriyor ki, aklınızı calıstırabilesiniz

[62] Muminler o insanlardır ki, Allah´a ve O´nun resulune inanırlar. Resulle beraber, ortaklasa bir is uzerinde bulundukları zaman, ondan izin almadan cekip gitmezler. O senden izin isteyenler var ya, onlar Allah´a ve O´nun resulune iman edenlerdir. Bazı ugrasları icin senden izin istediklerinde, onlardan diledigine izin ver ve kendileri icin af dile. Allah Gafur´dur, Rahim´dir

[63] Aranızda peygamberi cagırmayı, sizin birbirinizi cagırmanıza es tutmayın. Allah sizin, birbirini siper ederek sıvısıp gidenlerinizi bilir. Resulun emrine aykırı davrananlar, kendilerine bir fitnenin gelip catmasından yahut acıklı bir azabın yakalarına yapısmasından cekinsinler

[64] Gozunuzu acın! Goklerde ne var, yerde ne varsa yalnız Allah´ındır. O sizin ne hal uzere oldugunuzu bilir. Bir gun O´na dondurulecekler de O onlara, yapıp ettiklerini haber verecektir. Allah her seyi iyice bilmektedir

Furkan

Surah 25

[1] Sanı yucedir o kudretin ki, hakla batılı ayıran o Furkan´ı, butun alemler icin bir uyarıcı olsun diye kuluna indirdi

[2] Goklerin ve yerin mulk ve saltanatı yalnız O´nundur. Cocuk edinmemistir O. Mulk ve saltanatında ortak yoktur O´na. Herseyi yaratmıs ve herseye bir olcu ve olus tarzı takdir etmistir

[3] Boyleyken O´nun dısında bir takım ilahlar edindiler. Hicbir sey yaratamaz bunlar. Kendileri yaratılmıslardır zaten... Kendi benlikleri icin bile ne bir zarara guc yetirebilirler ne bir yarara. Ne bir olume gucleri yeter ne bir dirime ne de kabirden cıkarıp hesap sormaya

[4] Kufre batanlar dediler ki: "Bu, onun uydurdugu bir duzmeceden baska sey degildir. Ve bu duzmecede ona, baska bir topluluk da yardım etmistir." Yemin olsun ki, bunu soyleyenler bir zulum, gunah ve iftira sergilemislerdir

[5] Dediler ki: "Oncekilerin masallarıdır bu. Birilerine yazdırdı onu. O ona sabah-aksam birileri tarafından yazdırılıyor

[6] Soyle soyle: "Onu goklerde ve yerdeki sırrı bilen indirmistir. Kuskusuz O, Gafur´dur, Rahim´dir

[7] Sunu da soylemislerdir: "Ne bicim resuldur bu; yemek yiyor, sokaklarda yuruyor. Uzerine bir melek indirilmeli, beraberinde ozel bir uyarıcı olmalı degil miydi

[8] Yahut ona bir hazine gonderilmeli, yahut urununden yedigi bir bahcesi olmalı degil miydi?" O zalimler sunu da soylediler: "Sizler buyulenmis bir adamdan baskasının ardı sıra gitmiyorsunuz

[9] Bak da gor! Nasıl da ornekler sunuyorlar sana. Sapıttılar, artık bir daha yol bulamazlar

[10] Sanı yucedir o kudretin ki, dilerse sana ondan daha hayırlısını, altından nehirler akan bahceleri verir ve senin icin koskler de yapar

[11] Is onların soyledikleri gibi degil. Onlar o kıyamet saatini yalanladılar. Ve biz, kıyamet saatini yalanlayanlara alevli bir ates hazırlamısızdır

[12] O, onları uzak bir yerden gordugunde, onlar onun kaynayan ofkesini ve ugultusunu isitirler

[13] Elleri boyunlarına baglı olarak onun dar bir yerine atıldıklarında, orada haykırırlar: "Nerdesin ey olum

[14] Bugun bir olum cagırmayın, bircok olumu davet edin

[15] De ki: "Bu mu daha iyi, yoksa korunanlara vaat edilen o surekli cennet mi? O cennet de bu korunanların odulu ve donus yeridir

[16] Onlar icin orada, diledikleri hersey surekli vardır. Bu, Rabbin uzerinde sorumlulugu ustlenilen bir vaattir

[17] Onları ve Allah dısındaki taptıklarını hasredecegi gun soyle sorar: "Su kullarımı siz mi saptırdınız yoksa onlar mı yoldan cıktılar

[18] Derler ki: "Tespih ederiz seni; seni bırakıp da baska dostlar edinmek bize yarasmazdı. Ama sen onları ve atalarını oylesine nimetlendirdin ki, zikiri/Kur´an´ı unuttular ve helake giden bir topluluk oldular

[19] Iste,haklarında soz soyledikleriniz de sizi yalanladılar. Artık ne azabı savabilirsiniz ne de yardımcı bulabilirsiniz. Zulmedenlerinize zorlu bir azap tattıracagız

[20] Senden once gonderdigimiz peygamberler de mutlaka yemek yiyorlar, sokaklarda yuruyorlardı. Biz sizi birbiriniz icin imtihan aracı yaptık. Sabrediyor musunuz? Rabbin her seyi gormektedir

[21] Bize kavusmayı ummayanlar dediler ki: "Ustumuze melekler inse, yahut Rabbimizi gorsek olmaz mı?" Yemin olsun ki, kendi benliklerinde buyukluk kuruntusuna dustuler ve korkunc bir bicimde azdılar

[22] Melekleri gorecekleri gunde, o gunahkarlara hicbir mujde yoktur. Soyle diyecekler: "Yasaktır, yasaklanmıstır

[23] Yaptıkları her isin onune gecmis, onu un-ufak hale getirip silmisizdir

[24] O gun, konakladıkları yer cok hayırlı, dinlenip eglendikleri yer cok guzel olanlar, cennet halkıdır

[25] Gun olur, gok, bulutlarla yarılır ve melekler ardarda indirilir

[26] O gun gercek mulk/yonetim Rahman´ındır. Ve o, kafirler icin cok zorlu bir gundur

[27] O gun, zalim, ellerini ısırarak diyecek ki: "Ne olurdu, resulle birlikte bir yol tutsaydım

[28] Ah, ne olurdu, falancayı dost edinmeseydim

[29] Zikir/Kur´an bana geldikten sonra, o saptırdı beni ondan. Seytan, insan icin bir rezil edicidir

[30] Resul de soyle der: "Ey Rabbim, benim toplumum, bu Kur´an´ı terk edilmis/dıslanmıs halde tuttular

[31] Biz boylece her peygambere, suclulardan bir dusman musallat ettik. Kılavuz ve yardımcı olarak Rabbin yeter

[32] Gercegi orten nankorler/inkarcılar dediler ki: "Kur´an ona toptan, bir kerede indirilsedi ya!" Biz boyle yaptık ki, onunla senin kalbini dayanıklı kılalım. Biz onu parca parca/ayet ayet okuduk

[33] Onlar sana bir mesel getirdikce,biz sana hakkı ve en guzel yorumu getiririz

[34] O yuzleri ustu cehenneme sevk edilecek olanlar, mekan bakımından en serli, yol bakımından en sapık kisilerdir

[35] Yemin olsun ki, biz Musa´ya Kitap verdik. Kardesi Harun´u da onun yanında vezir yaptık

[36] Ardından soyle dedik: "Ayetlerimizi yalanlayan topluluga gidin." Biraz sonra da o toplulugu yerle bir ettik

[37] Ve Nuh kavmi... Resulleri yalanladıklarında hepsini bogup, insanlara bir ibret yaptık. Zalimler icin acıklı bir azap hazırladık

[38] Ad´ı, Semud´u, Ress, halkını ve bunlar arasında bircok nesilleri yere batırdık

[39] Bunların her birine turlu turlu ornekler verdik. Ve bunların hepsini perisan edip batırdık

[40] Yemin olsun, onlar o kotuluk yagmuruna tutulan kente vardılar. Peki onu gormuyorlar mıydı? Hayır, onlar dirilip hesap vermeyi ummuyorlardı

[41] Seni gorduklerinde, su sekilde alaya almaktan baska sey yapmazlar: "Allah, resul olarak sunu mu gonderdi

[42] Eger biz kendilerine baglılıkta sabırlı olmasaydık, bu bizi ilahlarımızdan saptıracaktı." Azabı gorduklerinde, yolca kimin daha sapık oldugunu bilecekler

[43] Igreti arzusunu ilah edinen kisiyi gordun mu? Simdi ona sen mi vekil olacaksın

[44] Yoksa sen bunların cogunun isittiklerini, aklettiklerini mi sanıyorsun? Onlar hayvanlar gibidirler, hatta yolca, hayvanlardan da saskındırlar

[45] Gormedin mi Rabbini, nasıl uzatmıstır golgeyi? Eger dileseydi, onu elbette hareketsiz kılardı. Sonra nasıl Gunes´i ona delil yapmısız

[46] Sonra nasıl tutup onu agır agır kendimize cekmisiz

[47] O´dur sizin icin geceyi elbise, uykuyu dinlence yapan. Gunduzu, dagılıp yayılma zamanı yapan da O´dur

[48] O gonderdi ruzgarı bir mujde olarak rahmetinin onunden. Biz indirdik gokten tertemiz bir su

[49] Ki onunla olu bir beldeyi diriltelim ve onunla, yarattıklarımızdan bir takım hayvanları ve bircok insanları suvaralım

[50] Yemin olsun, onu aralarında cesitli bicimlerde ifade ettik ki ogut alabilsinler. Ama insanların cogu sadece nankorlukte ısrar etmektedir

[51] Eger dileseydik, her kente bir uyarıcı gonderirdik

[52] Artık inkarcılara boyun egme, onlara karsı Kur´an ile zorlu bir cihat ac

[53] Iki denizi birbiri ustune salan O´dur. Bu, tatlı ve yurek ferahlatıcı; su, tuzlu ve acı. Ve ikisinin arasında bir berzah, gecisi engelleyen bir perde koymustur

[54] Sudan bir insan yaratıp, onu nesep ve sıhriyet akrabaları halinde olusturan O´dur. Rabbin cok gucludur

[55] Allah´ın berisinden, kendisine yarar saglamayacak, zarar da veremeyecek seylere ibadet/kulluk ediyorlar. Inkarcı, Rabbi aleyhine baskalarına arka cıkar

[56] Biz seni sadece mujdeci ve uyarıcı olarak gonderdik

[57] De ki: "Onun karsılıgında sizden bir ucret istemiyorum; ancak Rabbine varmak icin bir yol tutmayı dileyenler istiyorum

[58] O hic olmeyecek diriye, o Hayy olana dayanıp guven, O´nu overek tespih et! Kullarının gunahlarından O´nun haberdar olması yeter

[59] Gokleri, yeri ve bunlar arasındakileri altı gunde yaratıp sonra ars uzerinde egemenlik kuran O´dur. Rahman´dır O. Haberdar olana sor O´nu

[60] Onlara, "Rahman´a secde edin!" dendiginde soyle derler: "Rahman da neymis? Senin emrettigin seye secde eder miyiz hic?" Ve bu soz onların nefretini artırdı

[61] Sanı yucedir o kudretin ki; gokte burclar yarattı, orada bir kandil ve ısık yansıtıcı bir ay olusturdu

[62] Geceyle gunduzu, ogut almak isteyenlerle sukretmek isteyenler icin, birbirini izler hale getiren O´dur

[63] Rahman´ın kulları, yeryuzunde boburlenmeden/rahatsız etmeden yuruyen kisilerdir. Cahiller onlara hitap edince, "Selam!" derler

[64] Geceleri, Rableri huzurunda secde ederek, ayakta durarak gecirirler

[65] Ve soyle yakarırlar: "Rabbimiz, cehennem azabını bizden uzak tut! Dogrusu, onun azabı inatcı ve yapıskandır

[66] Ne kotu bir durak yeridir o, ne kotu bir dinlenme yeri

[67] Onlar harcama yaptıkları zaman ne savurganlıga saparlar ne de cimrilik ederler. O ikisi arasında bir dengededir bu

[68] Onlar Allah´ın yanında bir baska ilaha yakarmazlar/davet etmezler. Allah´ın saygıya layık kıldıgı canı haksız yere almazlar. Zina etmezler. Bunları yapan, cezaya carpılır

[69] Kıyamet gunu azap kendisi icin kat kat artırılır da hor ve ezik halde onun icinde uzun sure kalır

[70] Tovbe ederek inanan ve hayra/barısa yonelik bir is yapan mustesna. Allah, boylelerinin kotuluklerini guzellige donusturur. Allah Gafur´dur, Rahim´dir

[71] Kim tovbe edip hayra ve barısa yonelik is yaparsa, hic kuskusuz tovbesi kabul edilmis olarak Allah´a doner

[72] Onlar yalana tanıklık etmezler/yalan soze kulak vermezler. Bos lakırdıya rastladıklarında soylu bir tavırla gecip giderler

[73] Rablerinin ayetleri kendilerine hatırladıldıgında, kor ve sagırlar gibi onlar uzerine kapanmazlar

[74] Onlar soyle yakarırlar: "Rabbimiz, eslerimizden ve cocuklarımızdan bize goz aydınlıgı bagısla. Bizi takvaya sarılanlara onder kıl

[75] Iste bunlar, sabretmis olmalarına karsılık yuksek konaklarla odullendirilirler. Ve o konaklarda saglık dilegiyle ve selamla karsılanırlar

[76] Orada surekli kalacaklardır. Ne guzel konak yeri, ne guzel dinlenme yeri

[77] De ki: "Duanız/davetiniz yoksa, Rabbim sizi ne yapsın? Yalanladınız; bu yuzden azap kacınılmaz olacaktır

Şuarâ

Surah 26

[1] Ta, Sin, Mim

[2] Iste sana gercegi apacık gosteren Kitap´ın ayetleri

[3] Onlar iman etmiyorlar diye kendini uzuntuden tuketir gibisin

[4] Eger istersek gokten uzerlerine bir mucize indiririz de boyunları onun onunde perisanlıkla egilip kalır

[5] O Rahman´dan kendilerine soze burunmus yeni bir hatırlatma gelmeye dursun, ondan mutlaka yuz cevirirler

[6] Yemin olsun, yalanladılar ama yakında gelecektir onlara alaya alıp durdukları seyin haberleri

[7] Bakmadılar mı yere, neler fıskırtmısız onda comert ve bereketli her ciftten

[8] Bunda elbette bir mucize var, fakat onların cogu mumin degiller

[9] Ve hic kusku yok, senin Rabbin gercekten mutlak Aziz, mutlak Rahim´dir

[10] Rabbinin Musa´ya, "Zulum sergileyenler topluluguna git" diye seslenisini hatırla

[11] Firavun´un toplumuna git! Hala sakınmayacaklar mı

[12] Demisti ki Musa: "Rabbim, dogrusu ben, beni yalanlamalarından korkuyorum

[13] Gogsum daralıyor, dilim acılmıyor. Gorev emrini Harun´a gonder

[14] Hem, benim uzerimde onlar aleyhine islenmis bir suc var; bu yuzden beni oldurmelerinden korkuyorum

[15] Hayır, olmaz!" dediler. "Ayetlerimizi goturun. Biz sizinleyiz, herseyi dinlemekteyiz

[16] Hemen Firavun´a gidin, soyle deyin: ´Alemlerin Rabbi´nin resulleriyiz biz

[17] Israilogullarını bizimle birlikte gonder

[18] Firavun dedi: "Biz seni aramızda, bir cocuk olarak koruyup beslemedik mi? Omrunun nice yıllarını aramızda gecirdin

[19] Ve sonunda o yaptıgını da yaptın. Nankorlerden birisin sen

[20] Musa dedi: "Onu yaptıgım zaman saskınlardandım

[21] Sizden korkunca aranızdan kactım. Daha sonra Rabbim bana hukmetme gucu bagısladı ve beni peygamberlerden biri yaptı

[22] O basıma kaktıgın nimet, Israilogullarını kole yapmana karsılıktı

[23] Firavun dedi: "Peki, alemlerin Rabbi kim

[24] Dedi: "Goklerin, yerin ve bunlar arasındakilerin Rabbi. Eger iyice anlayıp inanıyorsanız

[25] Firavun, cevresindekilere dedi: "Duyuyor musunuz

[26] Musa dedi: "O hem sizin Rabbinizdir hem de onceki atalarınızın Rabbidir

[27] Firavun dedi: "Su size gonderilmis bulunan resulunuz gercekten tam bir deli

[28] Musa dedi: "Eger aklınızı isletirseniz O, dogunun, batının ve bunlar arasındakilerin de Rabbidir

[29] Dedi: "Benden baska ilah edinirsen, yemin olsun seni zındanlıklar arasına atarım

[30] Musa dedi: "Ya sana gercegi gosteren birsey getirmissem

[31] Dedi: "Hadi getir onu ortaya, eger dogru sozlulerden isen

[32] O da asasını attı. Bir de ne gorsunler, asa korkunc bir ejderha oluvermis

[33] Elini cıkardı, o da anında seyredenler onunde bembeyaz kesildi

[34] Firavun, cevresindeki kodamanlar konseyine soyle dedi: "Bu adam gercekten bilgin bir buyucu

[35] Buyusuyle sizi topragınızdan cıkarmak istiyor. Ne diyorsunuz

[36] Dediler: "Onu kardesiyle birlikte alıkoy ve kentlere toplayıcılar gonder

[37] Ki, tum bilgili buyuculeri huzuruna getirsinler

[38] Nihayet buyuculer belirlenen bir gunun, belirlenen bir vaktinde bir araya getirildi

[39] Halka da: "Siz de toplanır mısınız?" denildi

[40] Sanıyoruz ki, buyuculere uyacagız, eger galip gelirlerse

[41] Buyuculer geldiklerinde, Firavun´a dediler ki: "Eger biz galip gelirsek bize gercekten odul var, degil mi

[42] Evet, dedi, siz o zaman benim yakınlarımdan olacaksınız

[43] Musa onlara dedi ki: "Atacagınız seyi atın

[44] Bunun uzerine onlar, iplerini ve degneklerini ortaya attılar ve dediler: "Firavun´un onur ve yuceligi askına biz, evet biz galip gelecegiz

[45] Musa da asasını attı. Bir de ne gorsunler, o onların huner olarak ortaya getirdikleri seyleri yalayıp yutuyor

[46] Bunun uzerine buyuculer, secdelere kapandılar

[47] Dediler: "Inandık alemlerin Rabbi´ne

[48] Musa´nın ve Harun´un Rabbine

[49] Firavun haykırdı: "Ben size izin vermeden ona inandınız ha! Anlasıldı, o sizin hepinize sihirbazlıgı ogreten buyugunuz. Yakında bileceksiniz. Yemin olsun, ellerinizi, ayaklarınızı caprazlamasına kesecegim ve yemin olsun sizi toptan asacagım

[50] Dediler: "Zararı yok, biz nasıl olsa Rabbimize donecegiz

[51] Umidimiz odur ki, Rabbimiz hatalarımızı bagıslar cunku biz ilk inananlar olduk

[52] Musa´ya sunu vahyettik: Kullarımı geceleyin yola cıkar. Mutlaka pesinize takılacaklar

[53] Bunun uzerine Firavun, kentlere toplayıcılar gonderdi

[54] Kuskusuz bunlar, kucucuk bir topluluktur

[55] Fakat bize gercekten ofke puskuruyolar

[56] Biz ise dikkatli davranan koca bir kitleyiz

[57] Bunun uzerine biz onları bahcelerinden, pınarlarından cıkardık

[58] Hazinelerinden, mutlu-kutlu yerlerinden ettik

[59] Boylece oralara Israilogullarını varis kıldık

[60] Firavun ve adamları, gun dogarken onları izlemeye basladılar

[61] Iki topluluk birbirini gorecek hale gelince, Musa´nın adamları seslendi: "Iste simdi yakalandık

[62] Musa dedi: "Hayır, asla! Rabbim benimledir, bana kılavuzluk edecektir

[63] Bunun uzerine Musa´ya, "Asanla denize vur!" diye vahyettik. Deniz hemen yarıldı, her dalga kumesi kocaman bir dag gibi oldu

[64] Otekileri de oraya yaklastırdık

[65] Musa´yı ve beraberindekileri toptan kurtardık

[66] Sonra otekileri bogduk

[67] Bunda elbette bir ibret vardır ama onların cogu inanmıs kimseler degildi

[68] Ve suphesiz, senin Rabbindir O mutlak Aziz, mutlak Rahim

[69] Ibrahim´in haberini de oku onlara

[70] Hani babasına ve toplumuna soyle demisti: "Siz neye ibadet ediyorsunuz

[71] Dediler: "Birtakım putlara tapıyoruz. Onların onunde toplanıp tapınmaya devam edecegiz

[72] Dedi: "Yalvarıp yakardıgınızda sizi duyuyorlar mı

[73] Size yarar saglıyor yahut zarar veriyorlar mı

[74] Dediler: "Hayır! Ancak atalarımızı boyle yapar halde bulduk

[75] Dedi: "Gordunuz mu neye ibadet ediyormussunuz

[76] Siz ve o eski atalarınız

[77] Suphesiz onlar benim dusmanım. Ama alemlerin Rabbi dostum

[78] O yarattı beni, O yol gosteriyor bana

[79] O´dur beni doyuran, suvaran

[80] Hastalandıgımda O´dur bana sifa ulastıran

[81] Beni oldurecek, sonra diriltecek O´dur

[82] Din gununde hatalarımı affetmesini umup durdugum da O´dur

[83] Rabbim, bana hukmetme gucu/hikmet bagısla, beni hak ve barıs seven iyiler arasına kat

[84] Sonradan gelecekler arasında benimle ilgili dogru/isabetli bir dil olustur

[85] Beni, nimetlerle dolu cennetin mirascılarından kıl

[86] Babamı da affet. Cunku o, sapmıslardandır

[87] Herkesin diriltilecegi gun beni utandırma

[88] Bir gundur ki o, ne mal fayda verir ne ogullar

[89] Yalnız temiz bir kalple Allah´a varan kurtulur

[90] Cennet takva sahiplerine yaklastırılır

[91] Cehennem de sımarıp azanların karsısına getirilir

[92] Denir ki onlara: "O ibadet ettikleriniz nerede

[93] Allah´ın dısındakiler, size yardım ediyorlar mı? Peki, kendilerine yardımları dokunuyor mu

[94] Ardından onlar ve oteki azgınlar cehennemin icine tıkılmıstır

[95] Iblis orduları toplu haldedir

[96] Onun icinde birbiriyle cekisirlerken soyle derler

[97] Vallahi, biz acık bir sapıklıgın ta icindeymisiz

[98] Cunku sizi alemlerin Rabbi´yle aynı duzeyde tutuyorduk

[99] Bizi saptıran, o suclulardan baskası degildi

[100] Artık ne sefaatcilerimiz var

[101] Ne sıcak-samimi bir dostumuz

[102] Keske bir donusumuz daha olsaydı da muminlerden olabilseydik

[103] Kuskusuz, butun bunlarda mutlaka bir ibret vardır. Ama onların cogu muminler degil

[104] Ve kuskusuz senin Rabbindir o mutlak Aziz, mutlak Rahim

[105] Nuh kavmi de hak elcileri yalanladı

[106] Kardesleri Nuh onlara soyle demisti: "Siz hic sakınmıyor musunuz

[107] Ben sizin icin gelmis, guvenilir bir resulum

[108] Artık Allah´tan sakının da bana itaat edin

[109] Ben bunun icin sizden bir ucret istemiyorum. Benim odulum sadece alemlerin Rabbi´ndedir

[110] Artık Allah´tan sakının da bana itaat edin

[111] Dediler: "Biz sana inanır mıyız? Seni, o bayagı zavallılar izliyor

[112] Nuh dedi: "Onların yaptıklarına iliskin bir ilmim yok

[113] Onların hesabı Rabbimden baskasına ait degildir. Bir dusunebilseniz

[114] Ben iman etmis insanları kovamam

[115] Ben sadece acık bir bicimde uyarmaktayım

[116] Dediler: "Ey Nuh! Eger bu ise son vermezsen, vallahi taslananlardan olacaksın

[117] Nuh soyle yakardı: "Rabbim, toplumum beni yalanladı

[118] Artık benimle onlar arasını iyice ac; beni ve beraberimdeki muminleri kurtar

[119] Bunun uzerine biz, onu da beraberindekileri de o yuklu gemide kurtardık

[120] Sonra dısta kalanları bogduk

[121] Bunda elbette bir ibret var. Ama onların cogu muminler degildi

[122] Kuskusuz, senin Rabbindir o mutlak Aziz, mutlak Rahim

[123] Ad da peygamberleri yalanladı

[124] Kardesleri Hud onlara: "Siz hic sakınmıyor musunuz?" demisti

[125] Ben sizin icin, guvenilir bir resulum

[126] Artık Allah´tan sakının da bana itaat edin

[127] Ben sizden bu is icin bir ucret istemiyorum. Benim odulum alemlerin Rabbi´ndendir

[128] Her yuksek tepeye/yola sasılacak bir bina kurarak/bir isaret dikerek mi egleniyorsunuz

[129] Sanayi ureten yerler edinerek sonsuzlasmak umidine mi dusuyorsunuz

[130] Yakaladıgınız vakit zorbaca yakalıyorsunuz

[131] Artık Allah´tan sakının da bana itaat edin

[132] O bildiginiz nimetleri onunuze yayandan korkun

[133] Size bir yıgın nimet lutfetti: Davarlar, ogullar

[134] Bahceler, pınarlar

[135] Buyuk bir gunun azabı ustunuzedir diye korkuyorum

[136] Dediler: "Sen ha ogut vermissin ha ogut verenlerden olmamıssın. Bizim icin fark etmez

[137] Bu, oncekilerin uydurmalarından baska sey degil

[138] Biz azaba ugratılacak degiliz

[139] Onu bu sekilde yalanladılar, biz de onları helak ettik. Bunda elbette bir ibret var. Ama onların cogu muminlerden degildi

[140] Kuskusuz, senin Rabbin mutlak Aziz, mutlak Rahim´dir

[141] Semud da peygamlerleri yalanladı

[142] Kardesleri Salih onlara demisti ki: "Siz hic sakınmıyor musunuz

[143] Ben sizin icin emin bir resulum

[144] Artık Allah´tan sakının ve bana itaat edin

[145] Ben bu is icin sizden bir ucret istemiyorum. Benim ucretim yalnız alemlerin Rabbi´ndendir

[146] Siz burada guven icinde bırakılacak mısınız

[147] Bahcelerde, pınarlarda

[148] Ekinler, salkımları sarkmıs hurmalıklar icinde

[149] Keyif icinde, daglardan evler yontuyorsunuz

[150] Artık Allah´tan sakının da bana itaat edin

[151] Savurganlık edenlerin/haddi asanların buyruguna uymayın

[152] Onlar yeryuzunde bozgun cıkarırlar, barıs icin calısmazlar

[153] Dediler: "Sen, adamakıllı buyulenmissin

[154] Sen de bizim gibi bir insansın. Eger dogru sozlulerden isen, hadi bir mucize getir

[155] Dedi: "Su bir disi devedir. Onun su icme hakkı var. Belli bir gunde su icme hakkı da sizin

[156] Ona kotulukle ilismeyin. Yoksa buyuk bir gunun azabı sizi yakalar

[157] Onu yere yatırıp kestiler. Sonra da pisman oldular

[158] Sonunda azap onları yakaladı. Bunda elbette bir ibret var. Ama onların cogu inanan kisiler degildi

[159] Ve senin Rabbin mutlak Aziz, mutlak Rahim´dir

[160] Lut kavmi de hak elcilerini yalanladı

[161] Kardesler Lut onlara soyle demisti: "Hala sakınmıyor musunuz

[162] Ben size gelen emin bir elciyim

[163] Artık Allah´tan sakının da bana itaat edin

[164] Ben bu is icin sizden bir ucret istemiyorum. Benim ucretim yalnız alemlerin Rabbi´ndendir

[165] Alemlerin icinden erkeklere gidiyor da

[166] Rabbinizin sizin icin yarattıgı eslerinizi bırakıyor musunuz? Dogrusu siz haddi asmıs bir kavimsiniz

[167] Dediler: "Eger bu tavrını sona erdirmezsen, ey Lut, yemin olsun bu topraktan surulenlerden olacaksın

[168] Lut dedi: "Ben sizin su yaptıgınıza ofkelenenlerdenim

[169] Rabbim, beni ve ailemi bunların yaptıklarından koru

[170] Bunun uzerine biz onu ve ailesini toplu halde kurtardık

[171] Ancak geridekiler arasında bir kocakarı kaldı

[172] Sonra otekileri mahvedip batırdık

[173] Uzerlerine bir de yagmur yagdırdık. Ne de kotuymus uyarılanların yagmuru

[174] Elbette bunda bir ayet var ama onların cogu muminler degildi

[175] Ve senin Rabbin mutlak Aziz, mutlak Rahim

[176] Eyke halkı da elcileri yalanladı

[177] Suayb onlara demisti ki: "Hala sakınmıyor musunuz

[178] Kuskusuz, ben sizin icin guvenilir bir resulum

[179] Artık Allah´tan sakının da bana itaat edin

[180] Ben bu is icin sizden herhangi bir odul de istemiyorum; benim odulum alemlerin Rabbi´nden baskasında degil

[181] Olcuyu tam yapın; sunun-bunun hakkını carpanlardan olmayın

[182] Dogru-duzgun terazi ile tartın

[183] Halkın esyasını, degerlerini dusurerek almayın. Yeryuzunde, bozguncular olarak fesat cıkarmayın

[184] Sizi ve onceki nesilleri yaratandan sakının

[185] Dediler: "Sen fena halde buyulenmissin

[186] Sen bizim gibi bir insandan baska sey degilsin. Biz senin yalancılardan oldugunu dusunuyoruz

[187] Eger dogru sozlulerdensen, hadi uzerimize gokten parcalar dusur

[188] Suayb dedi: "Yapmakta oldugunuzu Rabbim daha iyi bilir

[189] Onu yalanladılar; bunun uzerine o golgelik gununun azabı onları yakalayıverdi. O, gercekten buyuk bir gunun azabıydı

[190] Bunda elbette bir ibret var ama onların cogu inanan kisiler degildi

[191] Ve senin Rabbin mutlak Aziz, mutlak Rahim´dir

[192] Kesin olan su ki, o alemlerin Rabbi´nden indirilmistir

[193] O guvenilir Ruh indirdi onu

[194] Senin kalbine ki, uyarıcılardan olasın

[195] Acık-secik Arapca bir dille indirdi

[196] O, elbette ki oncekilerin kitaplarında da var

[197] Beniisrail bilginlerinin de onu bilmesi bunlar icin bir belirti/kanıt degil mi

[198] Biz onu Arapca konusmayanlardan birine indirseydik de

[199] O onu onlara okusaydı, yine de ona inanmayacaklardı

[200] Biz onu sucluların kalplerine iste boyle yolladık

[201] Acıklı azabı gorunceye degin ona inanmazlar

[202] O azap onlara ansızın gelecek, farkında bile olmayacaklar

[203] O zaman soyle derler: "Acaba bize sure verilir mi

[204] Bizim azabımızı acele mi istiyorlar

[205] Gormedin mi ki, biz onları yıllarca nimetlendirsek de

[206] Sonra, tehdit edildikleri sey kendilerine ulassa

[207] O yararlandıkları nimetler onların hicbir isine yaramaz

[208] Biz, uyarıcıları olmayan hicbir kenti/uygarlıgı helak etmemisizdir

[209] Uyarı/hatırlatma olacak! Biz zalimler degiliz

[210] Onu seytanlar indirmedi

[211] Onlara yarasmaz, zaten gucleri de yetmez

[212] Cunku onlar, dinleyisten azledilmislerdir

[213] O halde, Allah´ın yanında bir baska ilaha daha yalvarma/davet etme. Yoksa azaba ugratılanlardan olursun

[214] En yakın akraba ve hısımlarını uyar

[215] Muminlerin sana uyanlarına kanadını indir

[216] Eger sana isyan ederlerse soyle de: "Ben, sizin yapmakta olduklarınızdan uzagım

[217] O Aziz, o Rahim olana guvenip dayan

[218] O ki goruyor seni kıyam ettigin zaman

[219] Goruyor nasıldır secde edenler icinde dolasman

[220] Kuskusuz, O´dur iyice bilen, iyice duyan

[221] Haber vereyim mi size seytanların kime iner oldugundan

[222] Her bir donek/iftiracı gunahkar uzerine iner onlar

[223] Kulak kabartırlar ama cogu yalancılardır onların

[224] Sairlere gelince, onlara da capkınlar-sapkınlar uyar

[225] Gormez misin onları ki, her vadide tutkun-saskın dolasırlar

[226] Ve onlar, yapmayacakları seyleri soyleyip dururlar

[227] Iman edip barısa/hayra yonelik isler yapanlar, Allah´ı cok ananlar ve zulme ugratıldıktan sonra basarıya ulasanlar boyle degillerdir. Zulmedenler, hangi devrime ugrayıp bas asagı doneceklerini yakında bilecekler

Neml

Surah 27

[1] Ta, Sin. Iste bunlar Kur´an´ın ve acık-secik beyanda bulunan Kitap´ın ayetleridir

[2] Muminlere bir kılavuz ve mustudur o

[3] O muminler ki, namazı/duayı yerine getirirler, zekatı verirler. Ve ahirete tam bir bicimde inananlar da onlardır

[4] Su bir gercek ki, ahirete inanmayanların amellerini biz, kendileri icin susleyip pusledik. Bu yuzden onlar kalpleri korelmis olarak saskınlık icinde bocalar dururlar

[5] Iste bunlardır kendilerine azabın korkuncu ongorulen. Ahirette husrana ugrayacaklar da onlardır

[6] Emin ol ki, sen bu Kur´an´a Hakim ve Alim bir kudret tarafından muhatap kılınıyorsun

[7] Hatırla o zamanı; Musa, ailesine soyle demisti: "Ben bir ates fark ettim. Ondan size bir haber getirecegim, yahut parlak bir kor getirecegim ki ates yakıp ısınabilesiniz

[8] Musa atese vardıgında soyle cagrıldı. "Atesteki kimse de atesin cevresindekiler de kutsal ve bereketli kılınmıstır. Ve alemlerin Rabbi olan Allah, butun eksiklik ve igretiliklerden arınmıstır

[9] Ey Musa! Kuskun olmasın ki ben, Allah´ım; Aziz olan, Hakim olanım

[10] Asanı bırak!" Bunun uzerine Musa, asayı cevik bir yılan gibi titreyip kıvrılır gorunce gerisin geri kactı ve arkasına bakmadı. "Korkma ey Musa, benim. Benim huzurumda, elci olarak gonderilenler korkmaz

[11] Zulme bulasan mustesna. O da bunu kotulugun arkasından guzellige cevirirse hic kuskusuz ben Gafur´um, Rahim´im

[12] Elini koynuna sok; Firavun ve toplumuna yonelik dokuz mucizeden biri olarak puruzsuz ve lekesiz, bembeyaz bir bicimde cıkacaktır. O Firavun ve yandasları sapmıs bir topluluk haline geldiler

[13] Iste bu sekilde ayetlerimiz goz ve gonul acar bir bicimde onlara geldiginde sunu deyiverdiler: "Acık bir buyudur bu

[14] Zulum ve boburlenmeyle, ona karsı cıktılar. Oysaki oz benlikleri, onun gercekligine kanaat getirmisti. Bak da gor, nasıl olmustur o bozguncuların sonu

[15] Yemin olsun, biz, Davud´a da Suleyman´a da bir ilim verdik. Onlar soyle dediler: "Bizi, mumin kullarının bir cogundan ustun kılan Allah´a hamd olsun

[16] Suleyman, Davud´a mirascı oldu ve soyle dedi: "Ey insanlar, bize kusların dili ogretildi ve bize herseyden biraz verildi. Kuskusuz bu, apacık lutfun ta kendisidir

[17] Cinlerden, insanlardan ve kuslardan orduları, Suleyman´ın huzurunda bir araya getirildi. Onlar, duzenli bir bicimde sevk ediliyorlardı

[18] Karınca vadisine geldiklerinde bir karınca soyle seslendi: "Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin ki, Sueyman ve orduları farkında olmayarak sizi ezmesinler

[19] Bunun uzerine Suleyman, karıncanın sozune guldu ve dedi: "Rabbim, bana ve ebeveynime lutfettigin nimetine sukretmeme, hosnut olacagın hayırlı ve barıscıl bir is yapmama imkan ver. Ve rahmetinle beni iyilik ve barısı seven kullarının arasına sok

[20] Kusları teftis etti de dedi ki: "Hudhud´u neden goremiyorum, yoksa kayıplara mı karıstı

[21] Ona acımasızca azap edecegim, beki de onu bogazlayacagım; yahut da bana mutlaka acık bir kanıt getirecek

[22] Az sonra Hudhud gelip soyle dedi: "Senin fark edemeyecegin bir seyi fark ettim ve sana Saba´dan parlak bir haber getirdim

[23] Sabalılara hukmeden bir kadın buldum. Kendisine herseyden bir pay verilmis, kocaman bir tahtı var

[24] Onu ve toplumunu, Allah´ı bırakıp Gunes´e secde eder buldum. Seytan onlara, yapıp ettiklerini suslu gosterip onları yoldan saptırmıs. Artık dogruyu bulamazlar

[25] Goklerde ve yerdeki sırrı acıga cıkaran, onların gizlediklerini de acıkladıklarını da bilen Allah´a secde etmemek gayretindeler

[26] O Allah ki, tanrı yok kendinden baska, o buyuk arsın rabbidir O

[27] Suleyman dedi: "Dogru mu soyledin yoksa yalancılardan mısın, gorecegiz

[28] Su yazımı goturup onlara at. Sonra onlardan uzaklas da bak bakalım, nasıl davranacaklar

[29] Melike dedi ki: "Ey ileri gelenler, bana onemli bir mektup bırakıldı

[30] Suleyman´dan bir mektup. Rahman ve Rahim Allah´ın adıyla baslıyor

[31] Soyledigi su: Bana buyukluk taslamaya kalkmayın. Teslim olarak huzuruma gelin

[32] Melike dedi: "Ey danısmanlarım, bu meselem konusunda bana fikir verin. Siz onaylamadıkca, hicbir ise kesin karar vermem

[33] Dediler ki: "Biz cok gucluyuz, cok yaman savasırız. Buyruk senin. Ne karar verecegini sen bilirsin

[34] Melike dedi: "Su bir gercek ki krallar bir kente/bir memlekete girdiler mi, orada bozgun cıkarırlar; oranın onurlu insanlarını zelil-sefil ederler. Iste boyle yaparlar

[35] Simdi ben onlara bir hediye gonderecegim ve bakacagım elciler neyle geri donecekler

[36] Elci, Suleyman´a geldiginde, o dedi ki: "Siz bana bir mal ile mi destek veriyorsunuz? Allah´ın bana verdigi, size verdiginden daha kıymetlidir. Sizin hediyenizle, benden cok siz ferahlarsınız

[37] Seni gonderenlere don. Vallahi, karsı koyamayacakları ordularla ustlerine gelirim ve onları oradan, basları egik, asagılanmıs bir halde surer cıkarırım

[38] Suleyman, kurmaylarına dedi ki: "Onlar teslim olup huzuruma gelmeden once, o kadının tahtını hanginiz bana getirebilir

[39] Cinlerden bir ifrit soyle dedi: "Sen daha makamından kalkmadan, onu sana getirebilirim. Ben bunu yapacak gucteyim ve gercekten guvenilir biriyim

[40] Kendinde Kitap´tan bir ilim olan kisi de soyle dedi: "Ben onu sana, gozunu acıp yumuncaya kadar getiririm." Derken Suleyman, tahtı, yanında kurulmus gorunce soyle konustu: "Rabbimin lutfundandır bu. Sukur mu edecegim, nankorluk mu diye beni denemek istiyor. Esasında, sukreden, kendisi lehine sukretmis olur. Kim de nankorluk ederse bilsin ki, Rabbim Gani´dir, comerttir

[41] Emir verdi: "Onun tahtını baskalastırın, bakalım tanıyacak mı, tanıyamayanların arasına mı girecek

[42] Melike gelince soyle denildi: "Senin tahtın da boyle mi?" Dedi: "Bu sanki o. Zaten daha once bize bilgi verilmisti ve biz musluman olmustuk

[43] Daha once Allah dısında ibadet ettikleri, onu engellemisti. Cunku o, kufre sapmıs bir topluluktandı

[44] Ona denildi: "Koske gir!" Melike onu gorunce su sandı ve baldırlarını actı. Suleyman dedi ki: "O, cilalı sırcadan yapılmıs bir parlak avlu/zemindir." Melike dedi: "Rabbim, dogrusu ben oz benligime zulmetmisim. Artık Suleyman´la birlikte, alemlerin Rabbi olan Allah´a teslim oluyorum

[45] Yemin olsun, Semud´a da kardesleri Salih´i, sunu teblig etmek uzere gonderdik: "Allah´a kulluk/ibadet edin." Bir de ne gorelim, onlar birbiriyle bogusan iki fırka oluvermisler

[46] Salih dedi: "Ey toplumum! Iyilikten once kotulugu istemede aceleniz niye? Merhamet gorebilmeniz icin Allah´tan af dileseniz olmaz mı

[47] Dediler: "Sen ve beraberindekiler yuzunden basımıza ugursuzluk geldi/sen ve beraberindekileri ugursuzluk belirtisi sayıyoruz." Dedi: "Ugursuzluk kusunuz Allah katındadır. Daha dogrusu siz, imtihana cekilen bir topluluksunuz

[48] O kentte, hep bozgun cıkarıp barısa hic yanasmayan dokuz cete vardı

[49] Allah adına yeminleserek soyle dediler: "Ona ve ailesine bir gece baskını yapalım, sonra da velisine soyle diyelim: Biz onların ailesinin oldurulusune tanık olmadık. Vallahi, dogru soyleyenleriz

[50] Onlar bir tuzak kurdular, biz de bir tuzak kurduk, ama suursuzluk eden onlardı

[51] Bir baksana nasıl oldu tuzaklarının sonu! Iste, onları da topluluklarını da hep birlikte yere gecirdik

[52] Iste sana onların, isledikleri zulumler yuzunden cokup ıpıssız kalmıs evleri. Hic kuskusuz bunda, ilmi kullanan bir topluluk icin kesin bir ibret vardır

[53] Biz inananları, korunup sakınanları kurtardık

[54] Lut´u da resul olarak gonderdik. Toplumuna soyle dedi: "Gozunuz gore gore su igrencligi yapıyorsunuz ha

[55] Siz, sehvetinizi tatmin icin kadınları bırakıp da erkeklere mi gidiyorsunuz? Dogrusu siz cehalete saplanmıs bir topluluksunuz

[56] Toplumunun cevabı sadece sunu soylemek oldu: "Cıkarın su Lut ailesini kentinizden; bunlar temizlik tutkunu olmus kisilerdir

[57] Bunun uzerine onu ve ailesini kurtardık. Karısı haric. Onu, arkada kalanlardan biri olarak takdir etmistik

[58] Uzerlerine bir de yagmur yagdırdık. Uyarılmıs olanlar uzerine inen yagmur da ne kotudur

[59] De ki: "Hamd Allah´a, selam O´nun secip yucelttigi kullarına! Allah mı hayırlı, yoksa onların ortak tuttukları mı

[60] Yoksa gokleri ve yeri yaratan, gokten size bir su indiren mi hayırlı? Biz o suyla sizin icin gozler-gonuller acan bahceler bitirdik. Sizin, onların bir tek agacını bitirmeniz mumkun degildi. Allah´ın yanında bir ilah mı var? Hayır! Ama onlar doneklik eden bir topluluktur

[61] Yoksa yeri bir karargah yapıp surasına-burasına nehirler serpistiren, uzerine dayanaklı daglar konduran ve iki deniz arasına bir engel yerlestiren mi hayırlı? Ilah mı var Allah´ın yanında!? Hayır! Ama onların cokları ilimden nasipsizligi surduruyorlar

[62] Yoksa zorda kalan yalvardıgında, onun imdadına yetisip sıkıntı ve kederi kaldıran, sizi yeryuzunun hukmedenleri kılan mı hayırlı? Allah´ın yanında bir ilah daha var mı!? Ne kadar da az ibret alıyorsunuz

[63] Yoksa size karanın ve denizin karanlıkları icinde yol gosteren ve rahmetinin onunde ruzgarları mujdeci gonderen mi hayırlı? Allah´ın beraberinde bir ilah daha mı var?! Allah, onların ortak tuttuklarından uzaktır, arınmıstır

[64] Yoksa yaratmaya baslayıp sonra tekrar tekrar yaratan ve sizi gozeten ve yerden rızıklandıran mı hayırlı? Allah´ın yanında bir ilah mı var? De ki: "Getirin susturucu kanıtınızı, eger dogru sozluler iseniz

[65] De ki: "Goklerde ve yerde, Allah´tan baska hic kimse gaybı bilmez. Ne zaman dirileceklerini de bilmezler

[66] Hayır, onların bilgileri ahiret konusunda yetersiz kalmıstı. Daha dogrusu onlar ondan kusku duymaktadırlar. Hayır, hayır! Onlar, onu goremeyecek kadar kordurler

[67] Inkarcılar dediler ki: "Biz ve atalarımız toprak olduktan sonra, gercekten biz bundan sonra ortaya mı cıkarılacagız

[68] Yemin olsun, bununla simdi biz, onceden de atalarımız tehdit edildi. Bu, oncekilerin masallarından baska bir sey degil

[69] De ki: "Yeryuzunde dolasın da bir bakın nice olmustur gunahkarların sonu

[70] Onlar yuzunden tasalanma. Kurmakta oldukları tuzaklardan oturu de sıkıntıya dusme

[71] Eger dogru sozlulerseniz, bu vaat ne zaman?" derler

[72] De ki: "Acele isteyip durdugunuzun bir kısmı belki de arkanıza takılmıstır

[73] Senin Rabbin, insanlara karsı gercekten lutufkardır; fakat cokları sukretmezler

[74] Ve senin Rabbin, onların goguslerinin sakladıgını da acıga vurdugunu da cok iyi bilir

[75] Yerde ve gokte hicbir gayb yoktur ki, acıklayıcı bir Kitap´ta olmasın

[76] Hic kuskunuz olmasın ki bu Kur´an, Israilogullarına, ihtilafa dustukleri seylerin bircogunu anlatıyor

[77] Ve elbette o, inananlara bir kılavuz ve rahmettir

[78] Rabbin, o Israilogulları arasında hukmunu verip geregini yapacaktır. Aziz´dir, Alim´dir O

[79] Allah´a dayanıp guven, cunku sen apacık gercegin uzerindesin

[80] Sen, olulere isittiremezsin. Eger donup giderlerse, sagırlara da cagrıyı duyuramazsın

[81] Ve sen, dustukleri sapıklıktan korleri de cıkaramazsın. Teslim olmus kisiler halinde ayetlerimize inananlardan baskasına sesini duyuramazsın

[82] O soz tepelerine indiginde, yeryuzunden onlar icin bir dabbe/debelenir gibi yuruyen bir canlı cıkarırız da o onlara, insanların bizim ayetlerimize geregince inanmadıklarını soyler

[83] O gun her ummetin icinden ayetlerimizi yalanlayanlardan bir zumre derleriz de onlar, toplu halde ortaya surulurler

[84] Geldiklerinde Allah onlara: "Ayetlerimizi, ilminiz onları kusatmadıgı halde inkar mı ettiniz yoksa ne yapıyordunuz?" der

[85] Isledikleri zulumler yuzunden o soz tepelerine inmistir; artık tek kelime soyleyemezler

[86] Gormedin mi; biz geceyi, icinde dinlensinler diye, gunduzu de gosterici bir ısık olsun diye olusturduk. Iste bunda, inanan bir topluluk icin elbette ibretler vardır

[87] Sura ufurulecegi gun, Allah´ın diledigi dısında herkes, goklerdekiler, yerdekiler dehset icinde kalacaktır. Hepsi boynunu bukmus bir halde O´nun huzuruna gelir

[88] Sen daglara bakar da onları donuk-durgun gorursun. Oysaki onlar, bulutların dolastıgı gibi dolasmaktadır. Her seyi guzel ve yerli yerinde yapan Allah´ın sanatıdır bu! Yaptıklarınızdan geregince haberdardır O

[89] Iyilik ve guzellik getirene, getirdiginden daha hayırlısı vardır. Onlar o gun korkudan guvene cıkmıslardır

[90] Kotuluk getirenlerin ise yuzleri ateste surtulur. Sadece yapıp ettiklerinizle cezalandırılırsınız

[91] Ben sadece, bu beldenin Rabbine kulluk etmekle emrolundum. Orayı saygıya layık kılmıstır O. Her sey O´nundur. Ben, muslumanlardan/Allah´a teslim olanlardan olmakla emrolundum

[92] Ve Kur´an okumakla emrolundum. Artık kim yola gelirse kendi nefsi icin gelir. Sapmısa gelince, boylesine de ki: ´Ben uyarıcılardan biriyim. Hepsi bu

[93] Ve soyle yakar: "Hamt olsun Allah´a! O size ayetlerini gosterecek de siz onları tanıyacaksınız. Senin Rabbin, yapmakta olduklarınızdan habersiz degildir

Kasas

Surah 28

[1] Ta, Sin, Mim

[2] Iste sana, acık-secik beyanda bulunan Kitap´ın ayetleri

[3] Iman edecek bir toplum icin, Musa ve Firavun´un haberinden bir kısmını sana hak olarak okuyacagız

[4] Gercek su: Firavun o yerde egemenlik kurmus ve ora halkını gruplara ayırmıstı. Onlardan bir toplulugu horlayıp eziyordu: Bu toplulugun erkek cocuklarını bogazlıyor, kadınlarına hayasızca davranıyor/kadınların rahimlerini yokluyor/kadınlarını hayata salıyordu. O gercekten fesadı yayanlardandı

[5] Ve biz istiyoruz ki, yeryuzunde ezilip horlananlara bagısta bulunalım, onları onderler yapalım, onları mirascılar haline getirelim

[6] Ve yeryuzunde onlara imkan ve kudret verelim. Firavun´a, Haman´a ve onların ordularına da korkmakta oldukları seyleri gosterelim

[7] Musa´nın annesine sunu vahyettik: "Emzir onu! Onun aleyhinde bir korku hissedince de nehire bırakıver onu. Korkma, uzulme! Kuskun olmasın ki, biz onu sana geri dondurecegiz ve onu resullerden biri yapacagız

[8] Nihayet, Firavun ailesi onu kayıp bir sey olarak bulup aldı. O, kendileri icin bir dusman ve tasa olacaktı. Gercek olan su ki Firavun, Haman ve bunların orduları yanlıs yoldaydılar

[9] Firavun´un karısı soyle dedi: "Benim icin de senin icin de bir goz aydınlıgıdır bu. Oldurmeyin onu, bize yararı olabilir, yahut onu cocuk ediniriz." Onlar isin farkında olmuyorlardı

[10] Musa´nın annesinin kalbi ise bombos bir halde sabahladı. Eger inananlardan olması icin kalbine bir bag vermeseydik, onu acıga vuracak bir durumdaydı

[11] Annesi, Musa´nın kızkardesine, "onu izle" dedi. O da onu kenardan gozledi. Onlarsa isin farkında olmuyorlardı

[12] Biz daha once ona, sut emziren kadınları haram kılmıstık. Bu sırada kızkardesi dedi ki: "Onun bakımını sizin icin ustlenecek, onu egitip ogretmeyi yuklenecek bir ev halkını size tanıtayım mı

[13] Nihayet Musa´yı oz anasına geri cevirdik ki, o ananın gozu aydın olsun, kederlenmesin ve Allah´ın vaadinin hak oldugunu bilsin. Fakat cokları bunu bilmezler

[14] Musa, yigitlik cagına ulasıp olgunlasınca ona hikmet ve ilim verdik. Biz, guzel dusunup guzel davrananları boyle odullendiririz

[15] Halkının habersiz oldugu bir sırada kente girdi. Orada iki adam buldu, dovusuyorlardı. Bu, Musa´nın halkından, su da dusmanlarındandı. Kendi halkından olan, dusmanından olana karsı Musa´dan yardım istedi. Musa ona bir yumruk indirdirip isini bitirdi. Dedi: "Bu yaptıgım, seytanın amellerindendir. Insanı saptıran acık bir dusmandır o

[16] Rabbim, oz benligime zulmettim, beni affet" diye yakardı da Allah onu affetti. Gafur O´dur, Rahim O´dur

[17] Dedi: "Rabbim, bana lutfettigin nimete yemin ederim ki, bir daha suclulara asla arka cıkmayacagım

[18] Kentte, korku icinde sabahladı, goz-kulak kesiliyordu. Bir de baktı ki, dun ondan yardım isteyen adam yine onu yardıma cagırıyor. Musa ona dedi ki: "Anlasıldı, sen, tam azmıs bir adamsın

[19] Musa, ikisinin de dusmanı olan adamı yakalamak isteyince o soyle dedi: "Dun bir adamı oldurdugun gibi, bugun de beni mi oldurmek istiyorsun? Sen yeryuzunde zorba olmaktan baska bir sey istemiyorsun. Barısseverlerden olmak gibi bir niyetin yok

[20] Sehrin obur ucundan bir adam kosarak geldi. Dedi: "Ey Musa, kentin ileri gelenleri seni oldurmeyi planlıyorlar. Cık buradan! Ben sana ogut verenlerdenim

[21] Bunun uzerine Musa, oradan korka korka cıktı. Her yanı gozluyordu. Soyle yakardı: "Rabbim, beni su zalimler toplulugundan kurtar

[22] Medyen tarafına yonelince soyle dedi: "Umarım Rabbim beni isabetli bir yola kılavuzlar

[23] Medyen suyuna ulastıgında, su basında halktan bir grup gordu. Hayvanlarını suluyorlardı. Biraz otelerinde cekingen bir halde duran iki kadın fark etti. "Derdiniz nedir?" dedi. "Su cobanlar cekilip gidinceye kadar biz hayvanlarımızı sulamayız. Ustelik babamız da ileri yasta bir ihtiyardır." dediler

[24] Bunun uzerine Musa, onların sulama isini yaptı. Sonra golgeye cekilip soyle dedi: "Rabbim, bana indirecegin her nimeti bekleyen bir caresizim

[25] Tam o sırada kadınlardan biri, utangac bir tavırla yuruyerek ona geldi. Dedi: "Babam, bizim icin yaptıgın sulamaya karsılık sana birseyler vermek uzere seni cagırıyor." Musa gelip ihtiyara hikayeyi anlatınca, o dedi ki: "Korkma, artık zalimler toplulugundan kurtuldun

[26] Kadınlardan biri soyle dedi: "Babacagım, ucretle tut onu. Her halde ucretle calıstırdıklarının en hayırlısı olacak; guclu, guvenilir biri

[27] Ihtiyar dedi ki: "Bana sekiz yıl calısman sartıyla su iki kızımdan birini sana nikahlamak istiyorum. Eger on yıla tamamlarsan, o da senden. Seni zora surmek gibi bir niyetim yok. Allah dilerse beni, barıs ve iyilik sever insanlardan bulacaksın

[28] Musa dedi: "Bu seninle benim aramda. Iki sureden hangisini tamamlasam bana kızıp darılmak yok. Allah, bizim su konustugumuza Vekil´dir

[29] Musa sureyi bitirip ailesiyle yola cıkınca, Tur tarafından bir ates fark etti. Ailesine dedi ki: "Bekleyin, bir ates fark ettim. Belki ondan size bir haber getiririm, belki bir ates koru getiririm de ısınırsınız

[30] Oraya vardıgında o bereketli toprak parcasındaki vadinin sag tarafından, bir agactan soyle seslenildi: "Ey Musa! Alemlerin Rabbi Allah benim, ben

[31] Asanı at!" Asanın cevik bir yılan gibi titreyip kıvrıldıgını gorunce gerisin geri dondu; arkaya bile bakmadı. "Geri don ey Musa, korkma! Guven icinde olanlardansın

[32] Elini koynuna sok, lekesiz bembeyaz cıkıversin. Korkudan acılan kollarını kendine cek. Iste bunlar, Firavun ve kodamanlarına karsı Rabbinden sana guclu iki kanıttır. Firavun ve yardakcıları yoldan cıkmıs bir guruhtur

[33] Musa dedi: "Rabbim, ben onlardan birini katlettim, bu yuzden beni oldururler diye korkuyorum

[34] Kardesim Harun var ya, o benden lisanca daha etkilidir/benden daha guzel konusur. Onu da benimle yardımcı olarak gonder ki beni tasdiklesin; beni yalanlamalarından korkuyorum

[35] Allah buyurdu: "Pazunu kardesinle kuvvetlendirecegiz; size oyle bir guc/kanıt verecegiz ki size ulasamayacaklar. Ayetlerimize yemin olsun ki, siz ve size uyanlar, galip gelenler olacaksınız

[36] Bunun ardından Musa onlara acık-secik ayetlerimizi getirdiginde onlar soyle dediler: "Uydurulmus bir buyuden baskası degil bu. Ilk atalarımız arasında bunu hic duymadık

[37] Musa dedi ki: "Katından kimin hidayet getirdigini ve bu yurdun, sonunda kimin olacagını Rabbim daha iyi bilir. Su bir gercek ki zalimler iflah etmezler

[38] Firavun dedi: "Ey seckinler toplulugu! Ben sizin icin benden baska bir tanrı tanımıyorum. Ey Haman! Benim icin camurun uzerinde ocagı yakıp bana bir kule yap ki Musa´nın tanrısına ulasayım. Aslında ben onun yalancılardan oldugunu sanıyorum

[39] O ve orduları yeryuzunde haksız yere buyukluk tasladılar ve sandılar ki, bize dondurulmeyecekler

[40] Biz de onu ve askerlerini yakalayıp hepsini suyun icine fırlattık. Bak, nasıl oldu zalimlerin sonu

[41] Biz onları, atese cagıran onderler yapmıstık. Kıyamet gunu yardım goremeyeceklerdir

[42] Bu dunya hayatında da arkalarına bir lanet taktık. Kıyamet gunu onlar, cirkinlestirilenler arasında olacaklar

[43] Yemin olsun biz, ilk nesilleri helak ettikten sonra Musa´ya Kitap´ı; insanlar icin basiretler, kılavuz ve rahmet olarak verdik ki, dusunup ogut alabilsinler

[44] Biz Musa´ya o emri vahyettigimizde, sen batı tarafında degildin; olayı izleyenlerden de degildin

[45] Ancak biz, bircok nesil olusturduk da bunlar uzerinden omurler akıp gitti. Sen Medyen halkı icinde oturarak onlara ayetlerimizi okuyor degildin. Biz, peygamberler gonderiyoruz, hepsi bu

[46] Ve sen, biz seslendigimizde, Tur tarafında da degildin. Sen, senden once kendilerine uyarıcı gelmemis bir toplumu uyarmak icin Rabbinden bir rahmetsin. Bu sayede onların dusunup ogut almaları umuluyor

[47] Kendi ellerinin onden hazırladıkları yuzunden baslarına bir musibet geldiginde hemen soyle diyorlar: "Rabbimiz, bize bir resul gonderseydin de senin ayetlerine uyup muminlerden olsaydık ne olurdu

[48] Fakat hak, katımızdan kendilerine geldiginde soyle dediler: "Musa´ya verilenin aynısı buna da verilseydi ya!" Bunlar daha once Musa´ya verileni inkar etmemisler miydi? Soyle demislerdi: "Birbirini destekleyen iki buyu/sırt sırta iki buyucu." Ve dediler: "Biz bunların ikisine de inanmıyoruz

[49] De ki: "Eger dogru sozlu iseniz, Allah katından, bu ikisinden daha aydınlık bir kitap getirin, ben ona uyayım

[50] Bunun uzerine sana cevap veremezlerse bil ki, onlar sadece igreti arzularına uyuyorlar. Allah´tan bir kılavuzluk olmaksızın, kendi arzularına uyandan daha sapık kim vardır! Allah, zalimler toplulugunu hidayete erdirmez

[51] Yemin olsun, biz onlar icin sozu ardarda getirdik ki, dusunup ogut alabilsinler

[52] Ondan once kendilerine kitap verdiklerimiz, ona da iman ederler

[53] O, onlara okundugu zaman soyle derler: "Inandık buna, Rabbimizden gelmis haktır o. Biz, ondan once de muslumanlardık

[54] Iste boylelerine odulleri, sabrettikleri icin iki kez verilir. Onlar, kotulugu guzellikle karsılayıp savarlar. Ve onlar, kendilerine verdigimiz rızıktan infak ederler

[55] Bos lakırdıyı duyduklarında, ondan yuz cevirir soyle derler: "Bizim amellerimiz bize, sizin amelleriniz size. Selam olsun hepinize. Biz cahilleri onemsemeyiz

[56] Su bir gercek ki, sen istedigin kisiyi dogru yola iletemezsin. Ama Allah, diledigine kılavuzluk eder. Hidayete erecekleri O daha iyi bilir

[57] Dediler ki: "Eger seninle birlikte yol alırsak, yerimizden, yurdumuzdan oluruz." Biz onları, katımızdan rızık olarak gelen tum urunlerin derlenip toplandıgı guvenli, saygıdeger bir mekana yerlestirmedik mi? Ama onların cokları bilmiyorlar

[58] Yasayısı sımarıklık ve gosterise yol acmıs nice kenti helak ettik biz. Iste yerleri yurtları! Onlardan sonra oralarda cok az oturuldu. Biziz Varis olanlar/mirascılar, biz

[59] Senin Rabbin, memleketleri/medeniyetleri, ana merkezlerinde kendilerine ayetlerimizi okuyan bir resul gondermedikce helak etmez. Biz; ulkeleri/medeniyetleri, halkları zulme sapmadıkları surece helak etmeyiz

[60] Nasiplendirildiginiz seyler su igreti hayatın yararından ve susunden ibarettir. Allah´ın katındaki ise daha hayırlı ve daha sureklidir. Hala aklınızı isletmeyecek misiniz

[61] Kendisine guzel bir vaatte bulundugumuz, ardından da ona kavusan kimse, su igreti hayatın yararıyla nimetlendirdigimiz, sonra kıyamet gununde huzurumuza dikilecekler arasına giren kimse gibi midir

[62] O gun onlara seslenerek soyle diyecek: "O kendilerini bir sey sandıgınız ortaklarım nerede

[63] Uzerlerine hukum hak olanlar soyle diyecekler: "Rabbimiz, azdırdıklarımız iste sunlar! Kendimiz azdıgımız gibi onları da azdırdık. Onlardan uzak oldugumuzu sana arz ediyoruz. Zaten onlar sadece bize kulluk/ibadet etmiyorlardı ki

[64] Soyle denilir: "Cagırın ortak kostuklarınızı!" Onlar da cagırırlar. Fakat otekiler bunlara cevap veremezler; azabı gormuslerdir. Onceden yola gelselerdi ne olurdu

[65] Allah o gun onlara seslenir de soyle der: "Hak elcilerine ne cevap verdiniz

[66] Artık o gun onlara karsı tum haberler kor olmustur. Birbirlerine de bir sey soramazlar

[67] Ama tovbe eden, inanıp hayra ve barısa yonelik is yapan kisinin, kurtulusa erenlerden olması umidi vardır

[68] Rabbin diledigini yaratır ve secer. Secim onların degil/onların secme hakkı yok. Allah, onların ortak kostuklarından yucedir, arınmıstır

[69] Ve Rabbin onların goguslerinin neyi sakladıgını, neyi acıga vurdugunu da bilir

[70] O, Allah´tır! Tanrı yoktur O´ndan baska. Ilkte de sonda da hamt yalnız O´nadır. Hukum de yalnız O´nundur/O´nun icindir. Ve siz yalnız O´na donduruleceksiniz

[71] De ki: "Soyleyin bakalım, Allah geceyi, kıyamet gunune kadar uzerinizde surekli kılsa, Allah´tan baska hangi ilah size ısık getirebilir? Hala dinlemeyecek misiniz

[72] De ki: "Soyleyin bakalım, eger Allah kıyamet gunune kadar, gunduzu uzerinizde surekli tutsa, Allah´tan baska hangi tanrı, icinde sukunet bulacagınız bir gece verebilir size? Hala gormeyecek misiniz

[73] Rahmetinin bir eseri olarak geceyi ve gunduzu sizin icin olusturdu ki, onda sukunet bulasınız, O´nun lutfundan bir seyler dileyesiniz ve sukredebilesiniz

[74] Gun olur, seslenir onlara da soyle der: "O, bir sey zannettiginiz ortaklarım nerede

[75] Her ummetten bir tanık cıkarmıs da soyle demisizdir: "Getirin susturucu kanıtınızı!" Bunun uzerine onlar hakkın Allah´a ait oldugunu bilmislerdir. O iftira aracı yaptıkları seyler de onları yuzustu koyup kaybolmuslardır

[76] Su da bir gercek ki Karun, Musa kavmindendi. Onlara karsı sımarıklık/azgınlık yaptı. Ona oyle hazineler vermistik ki, anahtarlarını tasımak, kuvvetli bir grubu bile zorluyordu. Kavmi ona soyle demisti: "Sımarma, cunku Allah, sımaranları sevmez

[77] Allah´ın sana verdikleri icinde ahiret yurdunu ara, dunyadan da nasibini unutma. Allah´ın sana guzel davrandıgı gibi sen de guzel davran/Allah´ın sana lutufta bulundugu gibi sen de lutufta bulun. Yeryuzunde fesat isteyip durma, cunku Allah fesat pesinde kosanları sevmez

[78] O dedi: "Bu servet bana, bendeki bir ilim sayesinde verildi." Peki o bilmedi mi ki Allah, onceki nesiller icinden ondan kuvvetce daha zorlu, sayıca daha cok olanları bile helak etmistir. Gunahlarının ne oldugu, gunahkarlardan sorulmaz

[79] Karun, susu-pusu icinde toplumunun karsısına cıktı. Su igreti dunya hayatını amaclayanlar dediler ki: "Ah, Karun´a verilenin bir benzeri bize de verilseydi. Gercekten o, cok nasipli bir adam

[80] Kendilerine ilim verilmis olanlar soyle demisti: "Yazıklar olsun size! Iman edip hayra ve barısa yonelik is yapan kisi icin Allah´ın verecegi karsılık daha ustundur. Ama buna, sadece sabredenler ulastırılır

[81] Nihayet, Karun´u da sarayını da yere gecirdik. Allah´a karsı kendisine yardım edecek yandasları da yoktu. Kendi kendisine yardım edebileceklerden de degildi

[82] Aksam onun mevkiine/konumuna imrenenler sabah soyle diyorlardı: "Vay be! Allah, kullarından diledigine rızkı acıp yayıyor, diledigine de olcuyle veriyor/kısıyor. Allah bize lutufta bulunmasaydı, vallahi bizi de batırmıstı. Demek ki, inkarcılar asla iflah etmiyorlar

[83] Iste ahiret yurdu! Biz onu, yeryuzunde ustunluk taslamayanlarla bozgunculuk pesinde kosmayanlara veririz. Sonuc, takva sahiplerinindir

[84] Iyilik/guzellik getirene ondan daha hayırlısı var. Kotuluk getirenlere gelince, kotulukleri yapanlar yapmıs olduklarından fazlasıyla cezalandırılmayacaklardır

[85] Bu Kur´an´ı sana farz kılan, elbette ki seni vaat edilen yere/belirlenen sona goturecektir. De ki: "Hidayeti getireni de acık bir sapıklık icinde olanı da en iyi Rabbin bilir

[86] Sen bu Kitap´ın sana indirilecegini ummuyordun; Rabbinden bir rahmet olarak geldi. O halde, gercegi orten nankorlere/inkarcılara sakın destekci olma

[87] Allah´ın ayetleri sana indirildikten sonra sakın seni geri cevirmesinler. Rabbine yakar/Rabbine cagır. Sakın sirke bulasanlardan olma

[88] Allah´ın yanında diger bir tanrıya daha kulluk etme. Ilah yok O´ndan baska. O´nun yuzu dısında her sey helak olacaktır. Hukum yalnız O´nundur ve O´na donduruleceksiniz

Ankebût

Surah 29

[1] Elif, Lam, Mim

[2] Insanlar, inandık demeleriyle kendi hallerine bırakılacaklarını ve hicbir imtihana cekilmeyeceklerini mi sandılar

[3] Yemin olsun ki biz, onlardan oncekileri de fitne yoluyla denemisizdir. Allah, ozuyle sozu bir olanları elbette bilecektir. Ve O, yalancıları da elbette bilecektir

[4] Yoksa o kotulukleri sergileyenler bizi gececeklerini mi sandılar! Ne kotu hukum veriyorlar

[5] Allah´a kavusmayı umanlara gelince, su bir gercek ki, Allah´ın belirledigi vakit mutlaka gelecektir. O, Semi´dir, Alim´dir

[6] Ve kim didinir, gayret sarfederse hic kuskusuz, kendi benligi lehine gayret sarfetmis olur. Gercek olan su ki, Allah, alemlere muhtac olmaktan uzak, mutlak bir Gani´dir

[7] Iman edip hayra/barısa yonelik hareketler sergileyenlere gelince, biz onların cirkinliklerini elbette ki ortecegiz! Ve biz onları, yapmakta oldukları islerin en guzeliyle elbette odullendirecegiz

[8] Biz insana, anne-babasına en guzel bir bicimde davranmasını, sunu soyleyerek onerdik: "Eger onlar, hakkında hicbir bilgin olmayan bir seyle bana ortak kosman icin seninle cekisirlerse, o takdirde onlara itaat etme. Yalnız banadır donusunuz. Nihayet, ben size yapıp-ettiginiz seylerin haberini bildirecegim

[9] Iman edip hayra/barısa yonelik eylemler sergileyenlere gelince, biz onları elbette ki iyilik/barıs severler arasına koyacagız

[10] Insanlar icinden oylesi vardır ki, "Allah´a inandık" der fakat Allah ugrunda bir eziyete ugratılınca, insanlardan gelen fitneyi Allah´ın azabı gibi tutar. Ve eger Rabbinden bir yardım gelirse kesinlikle soyle diyeceklerdir: "Biz sizinle beraberdik." Allah, alemlerin goguslerindekini en iyi sekilde bilmiyor mu

[11] Allah iman edenleri elbette bilecektir. Ve munafık olanları da elbette bilecektir

[12] Inkar edenler, iman edenlere dediler ki: "Bizim yolumuzu izleyin, sizin gunahlarınızı biz tasırız." Oysa onlar, iman edenlerin gunahlarından hicbir seyin tasıyıcısı degillerdir. Gercek su ki, onlar tamamen yalancıdırlar

[13] Onlar hem kendi yuklerini hem de kendi yukleriyle beraber baskalarının yuklerini tasıyacaklar. Bunda kusku yok. Kıyamet gunu de iftira edip durdukları seylerden zorlu bir sorguya mutlaka cekileceklerdir

[14] Yemin olsun, biz Nuh´u toplumuna gonderdik de o onların arasında bin yıldan elli yıl eksik kaldı. Sonunda onları tufan yakaladı. Cunku zalimlerdi onlar

[15] Biz, Nuh´u ve gemi halkını kurtardık ve o gemiyi alemlere ibret yaptık

[16] Ibrahim´i de gonderdik. Toplumuna soyle demisti: "Allah´a kulluk/ibadet edin, O´ndan sakının. Eger bilirseniz bu sizin icin daha hayırlıdır

[17] Allah´ın berisinden; bir takım putlara tapıyorsunuz, yalan/iftira uretiyorsunuz. Sizin Allah dısında kulluk/kolelik ettikleriniz size hicbir rızık veremezler. Rızkı Allah katında arayın; O´na kulluk edin, O´na sukredin. O´na donduruleceksiniz

[18] Eger yalanlarsanız bilin ki, sizden onceki ummetler de yalanlamıstı. Resule de dusen, acık bir tebligden baska sey degildir

[19] Hic gormediler mi, Allah, yaratmayı nasıl baslatıyor, sonra onu tekrarlıyor/yeni bastan yapıyor. Kuskusuz bu, Allah icin cok kolaydır

[20] De ki: "Yeryuzunde dolasın da yaratılısın nasıl basladıgına bir bakın. Ileride Allah oteki olusmaya da vucut verecektir. Allah, her seye Kadir´dir

[21] Diledigine/dileyene azap eder, diledigine/dileyene rahmet eder. O´na donduruleceksiniz

[22] Siz ne yerde ne de gokte kimseyi aciz bırakamazsınız. Ve sizin, Allah´tan baska ne bir dostunuz vardır ne de bir yardımcınız

[23] Allah´ın ayetlerini ve Allah´a varmayı inkar edenler, iste onlar, rahmetimden umidi kesmislerdir. Ve bunlar icin acıklı bir azap ongorulmustur

[24] Toplumunun Ibrahim´e cevabı sadece sunu soylemeleri oldu: "Bunu oldurun, yahut yakın!" Ama Allah onu atesten kurtardı. Inanan bir toplum icin bunda elbette ibretler vardır

[25] Ibrahim dedi: "Su bir gercek ki, siz dunya hayatında aranızda sevgi olusturmak icin Allah´ın berisinden putlar edindiniz. Sonra, kıyamet gununde birbirinizi tanımaz olacaksınız, bazınız bazınıza lanet edecek. Hepinizin varacagı yer cehennemdir; hicbir yardımcınız da olmayacaktır

[26] O´na Lut iman etti. Ve dedi: "Ben Rabbime hicret edecegim. Kuskusuz, O, mutlak Aziz, mutlak Hakim´dir

[27] Biz, Ibrahim´e Ishak´ı ve Yakub´u armagan ettik. Onun soyu icine peygamberligi ve Kitap´ı yerlestirdik ve onun odulunu dunyada verdik. Ahirette de o, elbetteki iyilik ve barıs sevenler arasında olacaktır

[28] Lut´u da gonderdik. Toplumuna soyle demisti o: "Oyle bir igrenclige bulasıyorsunuz ki, sizden once alemlerden bir tek kisi bunu yapmamıstır

[29] Erkeklere gidiyorsunuz, yol kesiyorsunuz, toplantılarınızda cirkinlikler sergiliyorsunuz, oyle mi?" Toplumunun cevabı sadece sunu soylemek oldu: "Eger dogru sozlulerdensen, hadi getir bize Allah´ın azabını

[30] Lut dedi: "Rabbim, su bozguncular topluluguna karsı bana yardım et

[31] Elcilerimiz, Ibrahim´e mujdeyi getirdiklerinde soyle dediler: "Biz su kentin halkını helak edecegiz. Cunku ora halkı zalim oldular

[32] Ibrahim dedi: "Ama orada Lut var." Dediler: "Orada kim oldugunu biz daha iyi biliyoruz. Elbette ki onu ve ailesini kurtaracagız. Karısı haric. O, geride kalanlardan olacak

[33] Elcilerimiz Lut´a gelince, onlar yuzunden fenalastı, eli-kolu birbirine dolandı. "Korkma, tasalanma dediler, biz seni de aileni de kurtaracagız. Ama karın, azaba terk edilenlerden olacaktır

[34] Su kent halkı ustune, yaptıkları fenalıklardan oturu gokten bir felaket indirecegiz

[35] Yemin olsun, biz o kentten, aklını isleten bir topluluk icin geriye apacık bir isaret bıraktık

[36] Medyen´e de kardesleri Suayb´ı gonderdik. Soyle dedi: "Ey toplumum, Allah´a ibadet edin. Ahiret gunune umut baglayın. Bozgunculuk yaparak ulkenin huzurunu kacırmayın

[37] Onu hemen yalanladılar. Bunun uzerine kendilerini o korkunc sarsıntı/korkunc titresim yakaladı da oz yurtlarında diz ustu comelenler haline geldiler

[38] Ad´ı, Semud´u da boyle yaptık. Bu, onların yurtlarından/meskenlerinden acıkca belli olmaktadır. Seytan onlara amellerini susleyip puslemisti de kendilerini yoldan cıkarmıstı. Oysaki, bakıp gorebilen insanlardı

[39] Karun´u, Firavun´u, Haman´ı da oyle yaptık. Yemin olsun, Musa onlara acık-secik kanıtlarla geldigi halde, yeryuzunde buyukluk tasladılar. Ama one gecemezlerdi

[40] Her birini kendi gunahı ile yakaladık. Bazılarının ustune tas yagdıran bir kasırga gonderdik. Bir kısmını, o korkunc titresimli ses yakaladı. Onlardan, yere batırdıklarımız da oldu. Bazılarını da bogduk. Allah onlara zulmedecek degildi. Fakat onlar kendi benliklerine zulmediyorlardı

[41] Allah´ın berisinden veliler edinenlerin durumu, bir ev edinen disi orumcegin durumuna benzer. Ve evlerin en guvensizi/en zayıfı elbette ki, disi orumcegin evidir. Keske bilselerdi

[42] Allah, onların, kendisinden baska ne gibi bir seye yalvardıklarını/nasıl bir sey icin cagrı yaptıklarını bilir. O´dur Aziz, O´dur, Hakim

[43] Bunlar bizim, insanlara vermekte oldugumuz orneklerdir ki ilim sahiplerinden baskası onlara akıl erdiremez

[44] Allah gokleri de yeri de hak olarak yaratmıstır. Kuskusuz, bunda, iman sahipleri icin mutlak bir mucize vardır

[45] Kitap´tan sana vahyedileni oku! Namazı/duayı yerine getir! Cunku namaz/dua, cirkinliklerden ve kotuluklerden alıkoyar. Elbette ki, Allah´ın zikri/Kur´an´ı daha buyuktur! Allah, neler yaptıgınızı biliyor

[46] Ehlikitap´la, en guzel olan yontem dısında bir yolla mucadele etmeyin! Onların zulme sapanları mustesna. Soyle deyin: "Bize indirilene de size indirilene de iman ettik; tanrımız ve tanrınız bir. Ve biz O´na teslim olanlarız

[47] Kitap´ı sana iste boyle indirdik. Kendilerine kitap verdiklerimiz ona inanırlar. Sunlar icinden de ona inananlar vardır. Bizim ayetlerimize, gercegi ortenlerden baskası kafa tutmaz

[48] Sen bundan once herhangi bir kitap okumuyordun; onu sag elinle de yazmıyorsun. Eger oyle olsaydı batıla saplananlar mutlaka kusku duyacaklardı

[49] Hayır, o, kendilerine ilim verilenlerin gogusleri icinde ayan-beyan ayetlerdir. Bizim ayetlerimizi, zalimlerden baska kimse inkar etmez

[50] Dediler ki: "Ona Rabbinden mucizeler indirilseydi ya!" De ki: "Mucizeler Allah katındadır. Bana gelince, ben acıkca uyaran biriyim. Hepsi bu

[51] Karsılarında okunup duran bir kitabı sana indirmis olmamız onlara yetmiyor mu? Bunda, inanan bir toplum icin elbette ki bir rahmet ve bir ogut vardır

[52] De ki: "Sizinle benim aramda tanık olarak Allah yeter. Goklerde ne var, yerde ne var biliyor O. Batıla iman edip Allah´ı inkar edenlere gelince, iste onlar husrana ugramısların ta kendileridir

[53] Azabı senden carcabuk istiyorlar. Eger belirlenmis bir sure olmasaydı, azap onlara elbette gelmis olacaktı. Fakat o, hic farkında olmadıkları bir sırada kendilerine ansızın geliverecektir. Bunda kusku yok

[54] Azabı senden acele istiyorlar. Oysa cehennem, o kufre sapanları cepecevre kusatmıs bulunuyor

[55] Gun olur, azap onları tepelerinden, ayaklarının altından sarıverir ve der: "Tadın bakalım, yapıp ettiklerinizi

[56] Ey benim iman eden kullarım! Hic kuskusuz, benim yerkurem genistir. O halde, yalnız bana kuluk/ibadet edin

[57] Her can, olumu tadacaktır; sonra bize donduruleceksiniz

[58] Iman edip hayra ve barısa yonelik isler yapanları, altlarından ırmaklar akan cennetin gorkemli odalarına yerlestirecegiz. Surekli kalacaklardır orada. Ne guzeldir is yapıp deger uretenlerin odulu

[59] Onlar ki sabrettiler ve yalnız Rablerine dayanıp guvenmektedirler

[60] Nice hayvanlar var, kendi rızkını tasıyamaz. Allah onları da rızıklandırıyor, sizi de. Semi´dir O, Alim´dir

[61] Onlara "Gokleri ve yeri kim yarattı, Gunes´i ve Ay´ı kim boyun egdirdi?" diye sorarsan, mutlaka soyle diyecekler: "Allah!" Peki nasıl donduruluyorlar

[62] Allah, kullarından diledigine rızkı acıp yayar da olculu verip kısar da. Allah herseyi cok iyi bilir

[63] Onlara, "Gokten suyu kim indirdi de onunla topragı olumunden sonra canlandırdı?" diye sorsan, mutlaka "Allah!" derler. De ki: "Hamt Allah´adır. Fakat onların cokları akletmiyorlar

[64] Su igreti dunya hayatı, bir eglence ve oyundan baska sey degil. Ahiret yurduna gelince, asıl hayat iste odur. Ah, bilebilselerdi

[65] Gemiye bindiklerinde, dini Allah´a ozguleyerek yalvarıp yakarırlar. Fakat Allah onları kurtarıp karaya cıkardıgında, bir bakmıssın ortak kosuyorlar

[66] Verdiklerimize karsı nankorluk etsinler ve birazcık zevklensinler diye... Yakında bilecekler

[67] Gormediler mi ki, cevrelerinde insanlar carpılıp goturulurken Harem´i guven icinde tuttuk. Hala batıla inanıp Allah´ın nimetine nankorluk mu ediyorlar

[68] Yalan duzup Allah´a iftira eden, yahut kendisine geldigi zaman hakkı yalanlayan kisiden daha zalim kim vardır? Cehennemde degil midir kafirlerin barınagı

[69] Bizim ugrumuzda didinenleri biz, yollarımıza elbette ulastıracagız. Allah, guzel dusunup guzel davrananlarla mutlaka beraberdir

Rûm

Surah 30

[1] Elif, Lam, Mim

[2] Yenilgiye ugratıldı Rum

[3] Yeryuzunun en yakın/en alcak bir yerinde. Ama onlar yengilerinin ardından galip duruma gececekler

[4] Birkac yıl icinde. Is/olus/hukum, onunde de sonunda da Allah´ındır. Onların galibiyet gununde muminler ferahlayacaklar

[5] Allah´ın yardımıyla. Diledigine yardım eder O! Aziz´dir, Rahim´dir O

[6] Allah´ın vaadi bu! Allah kendi vaadine ters dusmez. Ne var ki, insanların cokları bilmiyorlar

[7] Onlar basit ve igreti hayattan, bir dıs gorunusu bilirler. Ama ahiretten tam bir gaflet icindedirler onlar

[8] Kendi benliklerinin icinde olup bitenleri de mi dusunmediler! Allah gokleri, yeri ve bu ikisi arasındakileri ancak hak uzere ve belirlenmis bir sureye baglı olarak yaratmıstır. Su da bir gercek ki, insanlardan cokları Rablerine kavusmayı gercekten inkar ediyorlar

[9] Yeryuzunde dolasıp bir bakmıyorlar mı ki, nasıl oldu kendilerinden oncekilerin sonu? Onlar kuvvet yonunden bunlardan daha agır ve baskındılar. Topragı esip desip didik didik etmislerdi. Ve yeryuzunu, bunların imar ettiklerinden cok daha fazla imar etmislerdi. Ve resulleri onlara acık-secik deliller getirmisti. O halde, Allah onlara zulmediyor degildi. Dogrusu, onlardı oz benliklerine zulmedip duranlar

[10] Sonra o cirkinlik ve kotuluk sergileyenlerin sonu, cirkinlik ve kotulugun en beteri oldu. Cunku Allah´ın ayetlerini yalanlamıslardı ve o ayetlerle alay ediyorlardı

[11] Allah yaratısa baslar, sonra onu varlık alanından cekip tekrar yaratır. En sonunda O´na dondurulursunuz

[12] Kıyametin kopacagı gun, gunahkarlar sus-pus olacaklardır

[13] Allah´a ortak tuttukları arasından, kendileri icin sefaatcılar cıkmayacaktır. Kendi yandaslarına nankorluk etmektedir onlar

[14] Saat gelip cattıgı gun, o gun, hepsi birbirinden ayrılacaktır

[15] Iman edip hayra ve barısa yonelik isler yapanlara gelince, onlar bir bahce icinde mutlu kılınırlar

[16] Inkar edip ayetlerimizi ve ahiret bulusmasını yalanlayanlara gelince, onlar azabın icinde hazır bulundurulurlar

[17] O halde tespih Allah icin. Aksama erdiginizde de sabaha erdiginizde de

[18] Goklerde ve yerde hamt da O´na; gun sonunda da ogleye erdiginizde de

[19] Diriyi oluden cıkarır O, oluyu diriden cıkarır. Olumunun ardından topraga hayat verir. Siz de iste boyle cıkarılacaksınız

[20] Onun ayetlerinden biri de sizi, topraktan yaratmıs olmasıdır. Sonra siz bir insan turu oldunuz, her tarafa yayılıyorsunuz

[21] Onun ayetlerinden biri de sizin icin, kendilerine ısınasınız ve aranızda sevgi ve rahmet koysun diye nefislerinizden esler yaratmasıdır. Bunda, iyice dusunen bir toplum icin elbette ayetler vardır

[22] Goklerin ve yerin yaratılmasıyla dillerinizin ve renklerinizin farklı olması da O´nun ayetlerindendir. Bunda, ilim sahipleri icin elbette ibretler vardır

[23] Gece ve gunduz uyumanız, onun lutfundan nasip aramanız da O´nun ayetlerindendir. Bunda, isitebilen bir toplum icin elbette ibretler vardır

[24] Yine O´nun ayetlerindendir ki O size, korku ve umit olmak uzere simsegi gosteriyor; gokten bir su indiriyor da olumunden sonra topragı onunla canlandırıyor. Bunda, aklını isleten bir topluluk icin elbette mucizeler vardır

[25] Gogun ve yerin O´nun emriyle ayakta durması da O´nun ayetlerindendir. Sonra sizi bir cagrıyla davet ettiginde siz yerden hemen cıkacaksınız

[26] Goklerde ve yerde kim varsa O´nundur. Hepsi O´na boyun egmektedir

[27] Yaratmaya ilk baslayan/yaratılanları ilk yaratan O´dur. Sonra onları cevirip yeniden yaratacaktır. Bu O´nun icin cok da kolaydır. Goklerde ve yerde en yuce ornekler/en yuce sıfatlar O´nundur. O´dur Aziz, O´dur Hakim

[28] Size oz benliklerinizden bir ornek verdi: Ellerinizin altında bulunanlarda, size verdigimiz rızıklarda, sizinle aynı haklara sahip, birbirinizden cekindiginiz gibi kendilerinden cekineceginiz ortaklarınız var mı? Iste biz, aklını isletecek bir topluluk icin ayetleri boyle acık acık sıralıyoruz

[29] Zulme sapanlarsa ilimsiz bir bicimde keyiflerine uymuslardır. Allah´ın saptırdıgına kim yol gosterecek? Boylelerinin yardımcıları yoktur

[30] O halde sen yuzunu, bir hanif olarak dine, Allah´ın insanları uzerinde yarattıgı fıtrata cevir. Allah´ın yaratısında degistirme olamaz. Dogru ve eskimez din iste budur. Fakat insanların cokları bilmiyorlar

[31] O´a yonelmis kisiler olarak O´ndan sakının! Namazı/duayı yerine getirin ve sakın sirke sapanlardan olmayın

[32] Onlardan ki, dinlerini parcalayıp hizipler/fırkalar haline geldiler. Her hizip kendi elindekiyle sevinip ovunur

[33] Insanlara bir zorluk dokundugunda, Rablerine yonelerek O´na yakarırlar. Sonra onlara bir rahmet tattırınca bakarsın ki, iclerinden bir grup Rablerine ortak kosuyor

[34] Kendilerine verdiklerimize karsı nankorluk etsinler diye. Haydi, yararlanın/zevklenin! Yakında bileceksiniz

[35] Yoksa onlara kesin bir kanıt mı indirdik de onlara Allah´a ortak kosmalarını soyluyor

[36] Insanlara bir rahmet tattırdıgımızda, onunla ferahlar, sımarırlar. Kendi ellerinin hazırladıkları yuzunden kendilerine bir kotuluk gelip catsa, hemencecik umitsizlige duserler

[37] Gormediler mi Allah, diledigine rızkı genisce veriyor, diledigine kısıyor. Inanan bir topluluk icin bunda elbette ibretler vardır

[38] O halde, akrabaya hakkını ver. Yoksula, yolda kalmısa da. Allah´ın yuzunu isteyenler icin bu daha hayırlıdır. Iste boyleleridir, kurtulusa erenler

[39] Insanların malları icinde artsın diye riba olarak verdiginiz, Allah katında artmaz. Allah´ın yuzunu isteyerek verdiginiz zekata gelince, iste onu verenler kat kat artıranların ta kendileridir

[40] Allah´tır ki sizi yaratmıs, sonra rızıklandırmıstır. Sonra sizi olduruyor, sonra diriltiyor. Peki, ortak kostuklarınızdan biri var mı, bunlardan birseyi yapabilecek! Yucedir, arınmıstır onların ortak kostukarından O

[41] Insanların ellerinin kazanmıs oldukları yuzunden denizde ve karada bozgun cıktı. Allah onlara, yaptıklarının bir kısmını tattırıyor ki geri donebilsinler

[42] De ki: "Yeryuzunde dolasın da oncekilerin sonunun nasıl olduguna bir bakın! Onların cogu sirke sapan insanlardı

[43] Allah tarafından ertelenmesi soz konusu olmayan bir gunden once, yuzunu guclu ve eskimez dine dondur! O gun herkes boluk boluk ayrılacaktır

[44] Kim kufre saparsa inkarı kendisi aleyhinedir. Barısa ve hayra yonelik bir is yapanlarsa, kendi benlikleri icin yer hazırlarlar

[45] Cunku Allah, iman edip hayra ve barısa yonelik isler yapanları, oz lutfundan odullendirecektir. O, nankorlukleri sevmez

[46] O´nun ayetlerindendir ki, size rahmetinden tattırsın; gemiler, buyrugu ile akıp gitsin. Lutfundan nasip arayasınız ve sukredebilesiniz diye, ruzgarları mujdeciler olarak gonderir

[47] Yemin olsun biz, senden once de resulleri toplumlarına gonderdik, onlara acık kanıtlar getirdiler. Nihayet, gunah isleyenlerden oc aldık. Inananlara yardım etmek bizim uzerimizde bir haktı

[48] O Allah´tır ki, ruzgarları gonderir de onlar, bulutu savurur. Sonra Allah o bulutu gokte diledigi gibi yayıp doser, onu parca parca eder. Nihayet sen onun arasından yagmurun cıktıgını gorursun. Sonra onu kullarından diledigine ulastırdıgında onlar, mujde almıs gibi sevinirler

[49] Oysaki onlar, yagmur kendilerine indirilmeden once iyice suskun ve umitsiz idiler

[50] Artık Allah´ın rahmetinin eserlerine bak, nasıl diriltiyor topragı olumu ardından! Iste bu Muhyi, oluleri elbette diriltir. O, herseye Kadir´dir

[51] Yemin olsun, bir ruzgar gondersek de o yeri sararmıs gorseler, arkasından hic sasmadan nankorluk etmeye baslarlar

[52] Artık sen, olulere isittiremezsin. Donup gittikleri takdirde sagırlara da cagrıyı duyuramazsın

[53] Ve sen korleri de sapıklıklarından aydınlıga cıkaramazsın. Sen ancak, ayetlerimize iman edenlere dinletirsin de onlar muslumanlar/Allah´a teslim olanlar haline geliverirler

[54] Allah O´dur ki, sizi bir gucsuzlukten yarattı. Sonra o gucsuzlugun arkasından bir kuvvet olusturdu. Sonra o kuvvetin arkasından bir gucsuzluk ve ihtiyarlıga vucut verdi. Diledigini yaratır. Alim´dir O, Kadir´dir

[55] Saat gelip kıyamet koptugu gun, gunahkarlar dunyada bir saatten baska kalmadıklarına yemin ederler. Onlar iste boyle cevriliyorlardı

[56] Ilim ve iman verilenler ise soyle dediler: "Yemin olsun, siz, Allah´ın Kitabı geregince yeniden dirilme gunune kadar kaldınız. Iste bu, yeniden dirilme gunudur. Fakat siz daha onceden bilmiyordunuz

[57] Zulmetmis olanlara, ozur bildirmeleri o gun yarar saglamayacak. Onlardan Allah´ı hosnut etmeleri de istenmez

[58] Yemin olsun ki, biz bu Kur´an´da insanlar icin her turlu ornegi verdik. Sen onlara bir mucize getirsen, gercegi orten nankorler/inkar edenler mutlaka soyle diyeceklerdir: "Siz, eskiyi hukumsuz kılanlardan baskası degilsiniz

[59] Ilimden nasipsizlerin kalpleri uzerine Allah iste boyle muhur basıyor

[60] O halde, sabret! Kuskun olmasın ki, Allah´ın vaadi haktır. Imanı kemale ermemisler seni hafiflige sevk etmesinler/seni kucumseyemeyeceklerdir

Lokman

Surah 31

[1] Elif, Lam, Mim

[2] Iste sana, o hikmetlerle dolu Kitap´ın ayetleri

[3] Iyilik ve guzellik sergileyenlere bir rahmet ve bir kılavuz olarak

[4] Ki onlar namazı/duayı yerine getirirler, zekatı verirler. Ve onlar ahirete de gozle gormuscesine inanırlar

[5] Iste onlardır Rablerinden bir kılavuzlanma uzere olanlar; iste onlardır gercek kurtulusu bulanlar

[6] Insanlardan oylesi vardır ki, Allah yolundan bilgisizce saptırmak icin hadis/laf eglencesi satın alır ve onu alay konusu edinir. Iste boylelerine rezil edici bir azap vardır

[7] Ayetlerimiz ona okundugunda, boburlenerek yuzunu cevirir. Sanki onları hic isitmemistir, sanki kulaklarında bir agırlık vardır. Iste boylesini, korkunc bir azapla mustula

[8] Iman edip hayra ve barısa yonelik fiiller sergileyenlere gelince, onlar icin nimetlerle dolu cennetler vardır

[9] Surekli kalacaklardır orada. Allah´ın hak vaadidir bu. Aziz´dir, Hakim´dir O

[10] Gokleri direksiz-desteksiz yarattı; goruyorsunuz onları. Ve yeryuzune, sizi calkalayıp sendeletmesin diye agırlıklar, dayanaklar bıraktı ve orada her cesit hayvanı yaydı. Gokten bir su indirdik de orada her turlu comert ve bereketli cifti filizlendirdik

[11] Iste Allah´ın yaratısı/yarattıkları! Hadi, gosterin bana onun dısındakiler ne yaratmıstır? Hayır, hayır, zalimler acık bir sapıklık icindedirler

[12] Yemin olsun, biz, Lukman´a su yolda hikmet verdik: "Allah´a sukret!" Sukreden kendisi lehine sukreder. Kim nankorluk ederse Allah Gani´dir, Hamid´dir

[13] Hani, Lukman, ogluna ogut vererek soyle demisti: "Ogulcugum, Allah´a ortak kosma! Cunku Allah´a ortak kosmak, gercekten buyuk bir zulumdur

[14] Biz, insana anne-babasını onerdik: Annesi onu gucsuzlukle tasımıstır. Sutten kesilmesi de iki yılda olmustur. O halde bana ve ana-babana sukret. Donus banadır

[15] Eger onlar, hakkında hicbir bilgin olmayan seyi bana ortak kosman icin seni zorlarlarsa, onlara itaat etme. Onlarla dunyada orfe uygun gecin; ama bana yonelenin yoluna uy. Sonunda donusunuz banadır. Yapıp ettiklerinizi size haber verecegim

[16] Ogulcugum, su bir gercek ki, yaptıgın, bir hardal danesi agırlıgında olsa, bir kayanın bagrına veya goklere, yahut yerin bagrına konsa, Allah onu yine de ortaya getirir. Cunku Allah Latif´tir, lutfu sınırsızdır; Habir´dir, her seyden haberdardır

[17] Yavrucugum; namazı/duayı yerine getir, iyilik ve guzelligi belirlenene ozendir, kotuluk ve cirkinligi belirlenenden sakındır, basına gelene sabret. Cunku bunu yapabilmek, zorlu/onemli islerdendir

[18] Kibirlenerek insanlardan yuzunu cevirme, yeryuzunde kasılarak yurume. Cunku Allah, kurula kurula kendini ovenlerin hicbirini sevmez

[19] Yuruyusunde dogal ol, sesini alcalt. Su bir gercek ki, seslerin en cirkini eseklerin sesidir

[20] Gormediniz mi, Allah, goklerde ve yerde bulunan seyleri sizin emrinize verdi ve gorunur-gorunmez nimetlerini ustunuze sactı. Insanlardan oylesi var ki, Allah ugrunda ilimsiz, kılavuzsuz ve aydınlatıcı bir kitaba dayanmaksızın mucadele eder

[21] Boylelerine, Allah´ın indirdigine uyun dendiginde su cevabı verirler: "Hayır, biz atalarımızı uzerinde buldugumuz seye uyarız." Peki, seytan onları, alevli atesin azabına cagırmıs olsa da mı

[22] Guzel dusunup guzel davranarak yuzunu Allah´a teslim eden, en saglam kulpa yapısmıstır. Is ve olusların sonu Allah´a varır

[23] Inkar edenin kufru seni tasalandırmasın! Onların donusu bizedir; yapıp ettiklerini onlara haber verecegiz. Kuskusuz, Allah, goguslerin icindekini bilmektedir

[24] Onları birazcık nimetlendiriyoruz. Sonunda hepsini siddetli bir azaba surecegiz

[25] Eger onlara, "Gokleri ve yeri kim yarattı?" diye sorarsan yemin olsun, "Allah" derler. De ki: "Hamt Allah´adır!" Ama onların cokları bilmiyorlar

[26] Goklerde ne var, yerde ne varsa hepsi Allah´ındır. Kuskusuz, Allah mutlak Gani, mutlak Hamid´dir

[27] Eger yeryuzundeki agaclar kalem olsa, deniz de arkasında yedi deniz daha katılarak yardımcı olsa, Allah´ın kelimeleri tukenmez. Allah Aziz´dir, Hakim´dir

[28] Sizin yaratılmanız da diriltilmeniz de bir tek canlınınki gibidir. Allah Semi´dir, Basir´dir

[29] Gormedin mi, Allah geceyi gunduzun icine sokuyor, gunduzu de gecenin icine sokuyor. Gunes´i ve Ay´ı bir emre boyun egdirmis. Hepsi belirlenmis bir sureye dogru akıp gidiyor. Kuskusuz, Allah, yapmakta olduklarınızdan haberdardır

[30] Bu boyledir; cunku Allah, Hakk´ın ta kendisidir. O´nun berisinde yalvarıp yakardıkları ise batıldır. Ve Allah Aliyy´dir, yuceligine sınır yoktur; Kebir´dir, buyuklugune sınır yoktur

[31] Size, ayetlerinden gostermek icin, Allah´ın nimetleriyle gemilerin denizde akıp gidisini gormedin mi? Kuskusuz, bunda geregince sabreden, geregince sukreden herkes icin kesin ibretler vardır

[32] Kara bulutlar gibi dalga kendilerini kusattıgı zaman; Allah´a, dini O´na ozguleyerek yalvarırlar. Fakat onları karaya cıkarıp kurtarınca, iclerinden sadece bir kısmı dogru yolu tutar. Bizim ayetlerimize, gaddar nankorlerin tumunden baskası karsı cıkmaz

[33] Ey insanlar! Rabbinizden korkun! Herhangi bir seyde babanın, evladı; evladın da babası yerine karsılık odemeyecegi gunden urperin! Allah´ın vaadi haktır; dunya hayatı sizi sakın aldatmasın. O yaman aldatıcı, sakın sizi Allah ile aldatmasın

[34] O kıyamet saatine iliskin bilgi Allah katındadır. Yagmuru O yagdırır. O, rahimlerde olanı da bilir. Hicbir benlik yarın ne kazanacagını bilmez. Ve hicbir kimse hangi yerde olecegini bilmez. Allah Alim´dir, Habir´dir

Secde

Surah 32

[1] Elif, Lam, Mim

[2] Kitap´ın indirilisidir bu. Kusku, celisme yok bunda. Alemlerin Rabbi´ndendir bu

[3] Yoksa "Onu uydurdu" mu diyorlar?! Hayır, haktır o; senin Rabbindendir; senden once kendilerine hicbir uyarıcı gelmemis bir toplumu uyarman icindir. Umulur ki, dogruya ve guzele kılavuzlanırlar

[4] Allah´tır ki gokleri, yeri ve ikisi arasındakileri altı gunde yaratmıs, sonra ars uzerinde egemenlik kurmustur. O´nun dısındakilerden size ne bir dost vardır ne de bir sefaatcı. Hala dusunup ibret almayacak mısınız

[5] Is ve olusu gokten yere dogru cekip cevirir; sonra o O´na yukselip cıkar: Bir gunde ki, suresi, sizin saymakta oldugunuz gunlerden bin yıla denktir

[6] Iste budur Allah! Gaybı da goruneni de bilen O´dur. Aziz´dir o, Rahim´dir

[7] O, odur ki, yarattıgı her seyi guzel yarattı. Ve insanın yaratılısına camurdan basladı

[8] Sonra onun neslini bir usareden, hor gorulen bir sudan olusturdu

[9] Sonra ona bir bicim verdi ve onun icine kendi ruhundan ufledi. Sizin icin, isitme gucu, gozler ve gonuller vucuda getirdi. Ne kadar da az sukredersiniz

[10] Soyle dediler: "Toprakta kaybolup gittigimiz zaman mı, o zaman mı yeni bir yaratılıs icinde olacagız!" Gercek su ki, onlar her seyden once, Rablerinin huzuruna varmayı inkar ediyorlar

[11] Soyle onlara: "Size vekil edilen olum melegi canınızı alır, sonra dogrudan dogruya Rabbinize dondurulursunuz

[12] Gunahkarları, Rablerinin huzurunda baslarını egmis olarak soyle derken bir gorsen: "Rabbimiz; gorduk, duyduk, geri gonder bizi ki, barısa/hayra yonelik iyi is yapalım. Artık kesin olarak inanıyoruz

[13] Biz dileseydik, her benlige hidayetini elbette verirdik. Fakat benden su yolda soz hak olmustur: "Yemin olsun, cehennemi tamamıyla cinlerden ve insanlardan dolduracagım

[14] Bu gununuzu unutmus olmanın karsılıgını tadın. Kuskusuz, biz de sizi unuttuk. Yaptıklarınıza karsılık o uzun sureli azabı tadın

[15] Bizim ayetlerimize o kimseler inanır ki, onlarla kendilerine ogut verildiginde, secdelere kapanırlar ve hic boburlenmeyerek Rablerine hamt ile tespih ederler

[16] Yanları yataklarından uzaklasır; korku ve umitle Rablerine dua ederler. Kendilerine verdigimiz rızıklardan da dagıtırlar

[17] Hic kimse, yaptıklarına karsılık onlar icin hangi goz aydınlıgının saklandıgını bilmez

[18] Hic, bir mumin, bir sapık gibi olur mu? Hayır, esit olmazlar

[19] Iman edip hayra/barısa yonelik isler yapanlara gelince, onlar icin, yaptıklarına karsılık olarak barınacakları cennet konakları vardır

[20] Sapmıs olanların varacakları yerse atestir. Oradan her cıkmak istediklerinde, oraya geri cevrilirler. Ve soyle denir onlara: "Yalanlayıp durdugunuz ates azabını tadıverin

[21] Belki donerler diye, onlara o buyuk azaptan ayrı olarak, o kucuk azaptan da mutlaka tattıracagız

[22] Rabbinin ayetleri kendilerine hatırlatıldıktan sonra onlardan yuz cevirenden daha zalim kim vardır? Suclulardan mutlaka intikam alacagız biz

[23] Yemin olsun ki, Musa´ya kitabı vermistik. Boyleyken sen ona kavusacagından kuskuda olma! Biz onu Israilogullarına bir kılavuz yapmıstık

[24] Sabrettikleri zaman iclerinden, bizim emrimizle dogru yola ileten onderler cıkarmıstık. Onlar bizim ayetlerimize geregince inanıyorlardı

[25] Kuskusuz, Rabbin, evet O, ihtilaf edip durdukları hususlarda onların arasını ayıracaktır

[26] Evlerinde-yurtlarında dolasıp durdukları nice nesilleri, kendilerinden once helak etmis olmamız onlara yol gostermedi mi? Kuskusuz, bunda ibretler vardır. Hala isitmiyorlar mı

[27] Gormediler mi ki, biz, corak topraga suyu salıyoruz da onunla ekinler cıkarıyoruz; hem hayvanları yiyor ondan hem kendileri. Hala gormuyorlar mı

[28] Bir de soruyorlar: "Eger dogru sozlulerseniz, bu fetih ne zaman

[29] De ki: "Fetih gunu, kufre sapanlara imanları yarar saglamayacaktır. Onlara goz actırılmaz bile

[30] Artık onlardan yuz cevir ve bekle! Zaten onlar da bekliyorlar

Ahzâb

Surah 33

[1] Ey Peygamber! Allah´tan kork ve kufre batmıslarla munafıklara boyun egme! Kuskusuz, Allah Alim, ve Hakim´dir

[2] Rabbinden sana vahyedilene uy! Allah, yapmakta olduklarınızdan en iyi bicimde haberdardır

[3] Allah´a dayanıp guven! Vekil olarak Allah yeter

[4] Allah, bir adamın gogus boslugunda iki kalp yaratmamıstır. Zıhar yaptıgınız eslerinizi sizin anneniz yapmamıstır, evlatlıklarınızı da sizin ogullarınız kılmamıstır. Bu konularda soylediginiz sozler, agızlarınızın bir lakırdısıdır. Allah, hakkı soyler ve O, gercek yola kılavuzlar

[5] Evlatlıklarınızı oz babalarına nispet ederek cagırın! Boyle yapmanız Allah katında adalete daha uygundur. Eger onların babalarını bilmiyorsanız, o takdirde onlar sizin din kardesleriniz ve dostlarınızdır. Yanılarak islediginiz seyde, uzerinize gunah yoktur; fakat kalplerinizin kastetmis oldukları mustesna. Ve Allah Gafur ve Rahim´dir

[6] O peygamber, muminlere oz benliklerinden daha dost, daha yakındır. Onun esleri de o muminlerin anneleridir. Anne tarafından akraba olanlar da Allah´ın Kitabı´nda, birbirlerine diger muminlerden ve muhacirlerden daha yakındırlar. Ancak yakın dostlarınız icin orfe uygun bir vasiyette bulunmanız mustesnadır. Bu, Kitap´ta satırlara gecirilmistir

[7] Biz, peygamberlerden misaklarını almıstık. Senden de misak aldık. Nuh´tan, Ibrahim´den, Musa´dan, Meryem oglu Isa´dan, bunların hepsinden kuvvetli bir sozlesmeyle misak aldık

[8] Ki Allah, ozuyle sozu bir olanlardan dogruluklarını sorsun. Kufre batmıslara ise korkunc bir azap hazırlamıstır

[9] Ey iman edenler, Allah´ın uzerinizdeki nimetini hatırlayın! Hani, ustunuze ordular gelmisti de biz onların uzerine bir ruzgar ve sizin gormediginiz ordular salmıstık. Allah, yapmakta olduklarınızı iyice gormektedir

[10] Hani, onlar, ust yanınızdan, alt tarafınızdan size saldırmıstı da gozler kaymıs, yurekler gırtlaklara ulasmıstı. Allah hakkında turlu zanlarda bulunuyordunuz

[11] Iste orada muminler belaya ugratılarak imtihan edilmisler ve siddetli bir zelzeleyle sarsılmıslardı

[12] Munafıklarla, kalplerinde maraz olanlar soyle diyorlardı: "Allah ve resulu bize, bir aldanısdan baska bir sey vaat etmemis

[13] Hani, onlardan bir grup soyle demisti: "Ey Yesrib halkı, duracak yeriniz yok, hemen geri donun!" Iclerinden bir grup da Peygamber´den izin istiyor: "Inan olsun, evlerimiz kaygı duyulacak durumda." diyorlardı." Oysaki evleri kaygı duyulacak durumda degildi; sadece kacmak istiyorlardı

[14] Eger Medine´nin her yanından uzerlerine gelinseydi de onların kent icinde fitne cıkarmaları istenseydi, onu mutlaka yaparlardı; o konuda fazla gecikmezlerdi

[15] Yemin olsun ki, onlar daha once, geri donup kacmayacaklarına iliskin Allah´a soz vermislerdi. Ve Allah´a verilen soz sorumluluk gerektirirdi

[16] De ki: "Eger olumden yahut oldurulmekten kacıyorsanız, kacmak size hicbir yarar saglamaz. Boyle bir durumda sadece azıcık/az bir sure nimetlendirilirsiniz

[17] De ki: "Allah size bir kotuluk murat eder yahut bir rahmet dilerse, Allah´la aranıza kim girebilir?" Onlar kendileri icin, Allah´tan baska ne bir dost bulabilirler ne de bir yardımcı

[18] Allah, icinizden hem tembellik edip hem de baskalarını geri bırakanları ve kardeslerine, "Hadi bize gelin!" diyenleri biliyor. Zaten onlar savasa/zora cok az gelirler

[19] Size karsı cimrilik/kıskanclık ederler. Korku geldiginde onları sana bakar halde gorursun. Korku gittiginde ise hayra karsı kıskanclık yuzunden sizi keskin dillerle yaralarlar. Olumden uzerine baygınlık cokmus biri gibidirler. Bunlar iman etmemislerdir. Bu yuzden de Allah, amellerini bosa cıkarmıstır. Bunu yapmak Allah icin cok kolaydır

[20] Dusman hiziplerin gitmedigini sanıyorlar. Dusman hizipler gelecek olsalar, bunlar isterler ki, Bedevi Araplar icinde bulunsunlar da sizinle ilgili haberleri sorsunlar. Sayet icinizde bulunsalardı, pek azı mustesna, savasmayacaklardı

[21] Yemin olsun, Allah resulunde sizin icin, Allah´ı ve ahiret gununu arzu edenlerle Allah´ı cok ananlara guzel bir ornek vardır

[22] Muminler, dusman hizipleri gorduklerinde soyle demislerdir: "Allah´ın ve resulunun bize vaat ettigi iste budur. Ve Allah da resulu de dogru sozludur." Bu onların sadece iman ve teslimiyetlerini artırdı

[23] Inananlardan oyle erler vardır ki, Allah´a verdikleri sozde sadakatle dururlar. Onlardan bazısı adadıgını yerine getirdi, bazısı da bekliyor. Sozlerini asla degismediler

[24] Cunku Allah, dogru sozlulere dogruluklarının karsılıgını verecek. Ikiyuzlulere de dilerse azap edecek. Belki de onlara tovbe nasip edecek. Allah Gafur´dur, Rahim´dir

[25] Allah, kufre sapanları ofkeleriyle yuz geri etti; hicbir hayra ulasamadılar. Allah, carpısma sırasında muminler icin yeterli oldu. Allah Kavi´dir, Aziz´dir

[26] Allah, Ehlikitap´tan onlara arka cıkanları, kulelerinden/kalelerinden indirdi, kalplerine korku saldı: Bir grubunu olduruyordunuz, bir grubunu da esir ediyordunuz

[27] Sizi onların yerlerine-yurtlarına, mallarına ve henuz ayak basmadıgınız bir topraga mirascı kıldı. Allah´ın her seye gucu yeter

[28] Ey Peygamber, eslerine soyle soyle: "Eger su igreti dunya hayatını ve onun susunu istiyorsanız, haydi gelin size bosanma bedellerinizi vereyim de sizi guzellikle serbest bırakayım

[29] Yok eger Allah´ı, resulunu ve ahiret yurdunu istiyorsanız bilin ki, Allah sizin guzel dusunup guzel hareket edenlerinize buyuk bir odul hazırlamıstır

[30] Ey peygamber hanımları! Sizden kim acık/kanıtlanmıs bir edepsizlik yaparsa, kendisi icin azap iki katına cıkarılır. Ve bu, Allah icin cok kolaydır

[31] Sizden kim, Allah´a ve resulune itaat eder, iyilik yaparsa, ona da ucretini iki kat olarak veririz. Kendisi icin bol ve bereketli bir rızık da hazırlamısızdır

[32] Ey peygamber hanımları! Siz, kadınlardan herhangi biri gibi degilsiniz. Eger korunup takvaya sarılıyorsanız sozu kırıtarak soylemeyin ki, kalbinde maraz bulunan biri umide kapılmasın. Orfe uygun soz soyleyin

[33] Evlerinizde de vakarlı oturun. Ilk cahiliye teshirciligi gibi kendinizi teshir etmeyin. Namazı/duayı yerine getirin, zekatı verin, Allah´a ve resulune itaat edin. Allah sizden kiri/lekeyi gidermek istiyor ey Ehlibeyt, sizi tam bir bicimde temizlemek istiyor

[34] Evlerinizde Allah´ın ayetlerinden ve hikmetten okunanları hatırlayın. Kuskusuz, Allah Latif´tir, Habir´dir

[35] Allah su kisiler icin bir affedis ve buyuk bir odul hazırlamıstır: Musluman erkekler, Musluman kadınlar, mumin erkekler, mumin kadınlar, itaat eden erkekler, itaat eden kadınlar, ozu-sozu dogru erkekler, ozu-sozu dogru kadınlar, sabreden erkekler, sabreden kadınlar, Allah korkusuyla urperen erkekler, Allah korkusuyla urperen kadınlar, sadaka veren erkekler, sadaka veren kadınlar, oruc tutan erkekler, oruc tutan kadınlar, ırz ve iffetlerini koruyan erkekler, ırz ve iffetlerini koruyan kadınlar, Allah´ı cok anan erkekler, Allah´ı cok anan kadınlar

[36] Allah ve resulu bir iste hukum verdiklerinde, inanmıs bir erkekle inanmıs bir kadının, islerini kendi isteklerine gore belirleme hakları yoktur. Allah´a ve resulune isyan eden, acık bir sapıklıga batıp gitmis demektir

[37] Hani sen Allah´ın nimetlendirdigi, senin de lutufta bulundugun kisiye "Esini yanında tut, Allah´tan kork!" diyordun ama, Allah´ın acıklayacagı bir seyi de icinde saklıyordun; insanlardan cekiniyordun. Oysaki kendisinden korkmana Allah daha layıktır. Zeyd o kadından ilisigini kesince onu sana nikahladık ki, evlatlıkları esleriyle iliskilerini kestiklerinde, muminler icin o kadınlarla evlenmede bir gucluk olmasın. Zaten Allah´ın emri yerine getirilmistir

[38] Allah´ın kendisine farz kıldıgı seyde peygambere hicbir vebal yoktur. Daha once gelip gecmislerde de Allah´ın yolu-yontemi buydu. Allah´ın emri, belirlenmis bir kaderdir/olcudur

[39] Onlar ki Allah´ın mesajlarını teblig edip O´ndan korkarlar, Allah´tan gayrı hic kimseden korkmazlar. Hesap sorucu olarak Allah yeter

[40] Muhammed, sizin erkeklerinizden hicbirinin babası degildir; O, Allah´ın resulu ve nebilerin sonuncusudur. Allah herseyi geregince biliyor

[41] Ey iman edenler! Allah´ı cok anın

[42] O´nu sabah-aksam tespih edin

[43] O, odur ki sizi karanlıklardan aydınlıga cıkarsın diye size acıyor/destek veriyor. Melekleri de oyle yapıyor. Zaten O, inananlara karsı cok merhametlidir

[44] Kendisine kavustukları gun onların esenlik dilekleri soyledir: "Selam!" O, onlar icin seckin ve bereketli bir odul hazırlamıstır

[45] Ey Peygamber! Hic kuskusuz, biz seni bir tanık bir mujdeci ve bir uyarıcı olarak gonderdik

[46] Ve Allah´ın izniyle bir davetci, ısık sacan bir kandil olarak

[47] Ve mustula inananlara: Kendilerine Allah´tan buyuk bir lutuf vardır

[48] Inkarcılara, ikiyuzlulere itaat etme, onların ezalarına aldırma; Allah´a tevekkul et. Vekil olarak Allah yeter

[49] Ey iman edenler! Mumin kadınları nikahlayıp da kendilerini, onlara dokunmadan bosarsanız, sizin belirleyeceginiz bir iddet boyunca onları bekletme hakkınız yoktur. O halde, boyle durumlarda onları nimetlendirin ve kendilerini guzelce serbest bırakın

[50] Ey Peygamber! Biz sana su hanımları helal kıldık: Mehirlerini verdigin eslerin, Allah´ın sana ganimet olarak verdiklerinden elinin altında bulunanlar, amcalarının, halalarının, dayılarının, teyzelerinin kızlarından seninle birlikte hicret edenler. Peygamber kendisiyle evlenmek istediginde, kendisini Peygamber´e hibe eden mumin bir kadını da oteki muminlere degil, yalnız sana ozgu olmak uzere helal kıldık. Onlara esleri ve elleri altındakiler hakkında neler farz kıldıgımızı biz biliriz. Sana bir zorluk olmasın diyedir bu... Allah Gafur´dur, Rahim´dir

[51] Onlardan diledigini geriye bırakırsın, diledigini yanına alırsın. Bir sure icin uzaklastıgın hanımlarından diledigini yanına almanda bir sakınca yoktur. Onların gozlerinin aydınlanmasında, tasalanmalarında ve kendilerine verdiginle hepsinin hosnut olmasında bu daha uygun bir yoldur. Allah sizin kalplerinizde olanı bilir. Allah Alim´dir, Halim´dir

[52] Bundan sonra sana artık baska kadınlar helal olmaz. Bunları, baska eslerle degistirmek de -onların guzellikleri hosuna gitse bile - helal olmaz. Elinin sahip olabilecekleri mustesna. Allah her sey uzerinde bir Rakib´dir, her seyi gozetlemektedir

[53] Ey iman edenler! Size bir yemek icin izin verilmedikce Peygamber´in evlerine girmeyin. Vaktini bekleyip durmaksızın cagırıldıgınızda girin, ancak yemegi yiyince hemen dagılın. Soze dalıp lafı koyulastırmayın. Cunku boyle davranmanız Peygamber´i rahatsız eder. Fakat o size bir sey soylemekten utanır. Allah ise hakkı dile getirmekten cekinmez. Peygamber´in eslerinden bir sey istediginizde, onlardan perde arkasından isteyin. Bu, hem sizin kalpleriniz hem de onların kalpleri icin daha temiz bir yoldur. Allah´ın resulune rahatsızlık vermeniz ve kendisinden sonra onun esleriyle nikahlanmanız, size helal kılınmamıstır. Boyle bir sey Allah katında buyuk bir vebaldir

[54] Siz birseyi acıklasanız da gizleseniz de Allah bunların tumunu bilmektedir

[55] Peygamber´in hanımlarına; babaları, ogulları, kardesleri,erkek kardeslerinin ogulları, kızkardeslerinin ogulları, hizmetindeki kadınlar ve anlasmalarıyla sahip olduklarından oturu hicbir gunah yoktur. Allah´tan korkun, ey Peygamber hanımları! Kuskusuz, Allah her seye tanıklık etmektedir

[56] Su bir gercek ki, Allah ve melekleri, o Peygamber´e destek verirler/onun sanını yuceltirler. Ey inananlar! Siz de ona destek olun/onun sanını yuceltin ve ona ictenlikle selam verin

[57] Allah´ı ve resulunu incitenleri Allah dunyada da ahirette de lanetlemistir. Onlar icin, alcaltıcı bir azap da hazırlanmıstır

[58] Mumin erkeklerle mumin kadınları, yapmadıkları bir seyden dolayı rahatsız edenler, bir iftira ve acık bir gunah yuklenmislerdir

[59] Ey Peygamber! Eslerine, kızlarına ve muminlerin kadınlarına soyle, dıs giysilerini uzerlerine alsınlar. Bu, onların tanınmaları ve incitilmemeleri icin cok daha uygun bir yoldur. Allah Gafur´dur, Rahim´dir

[60] Ikiyuzluler, kalplerinde maraz bulunanlar, sehirde cirkin haberler yayanlar, bu yaptıklarına son vermezlerse, seni onların uzerine gitmeye elbette tesvik edecegiz. Bundan sonra onlar, orada senin yakınında, cok az kalabilirler

[61] Lanetlenmis hale gelirler. Rastlandıkları yerde enselenirler, oldurulur de oldurulurler

[62] Bu, Allah´ın daha once gelip gecmislerde isleyen tavrı-tarzıdır. Allah´ın tavrında herhangi bir degisiklik asla bulamazsın

[63] Insanlar sana kıyametin saatinden soruyorlar. De ki: "Ona iliskin bilgi Allah katındadır." Ne bilirsin, belki de o saat yakındır

[64] Hic kuskusuz, Allah, inkarcıları lanetlemis ve onlar icin cılgın bir ates hazırlamıstır

[65] Uzun sure kalacaklardır onun icinde. Ne bir dost bulacaklardır ne bir yardımcı

[66] Gun olur, yuzleri atesin icinde evrilip cevrilir de soyle derler: "Vay basımıza! Keske Allah´a itaat etseydik, keske resule itaat etseydik

[67] Ve derler ki: "Rabbimiz! Biz, efendilerimize, buyuklerimize itaat ettik de bizi yoldan saptırdılar

[68] Rabbimiz, onlara iki kat azap ver; onları buyuk bir lanet ile lanetle

[69] Ey iman edenler! Musa´ya eziyet edenler gibi olmayın! Allah, Musa´yı onların dediginden uzak tutmustur. O, Allah katında olumlu, itibarlı bir kul idi

[70] Ey iman edenler! Allah´tan sakının ve saglam soz seyleyin

[71] Ki Allah amellerinizi barısa/hayra yarayıslı kılsın, gunahlarınızı affetsin. Allah´a ve O´nun resulune itaat eden, buyuk bir basarı elde etmistir

[72] Biz emaneti goklere, yere, daglara teklif ettik de onlar onu yuklenmekten kacındılar, ondan urktuler. Insan ise cok zalim ve cok cahil oldugu halde onu yuklendi

[73] Bunun boyle olması, Allah´ın; ikiyuzlu erkeklerle ikiyuzlu kadınlara, sirke sapmıs erkeklerle sirke sapmıs kadınlara azap etmesi, mumin erkeklerle mumin kadınların tovbelerini kabul etmesi icindir. Allah Gafur´dur, Rahim´dir

Sebe'

Surah 34

[1] Hamt, goklerde ve yerde bulunanlar kendisine ait olan Allah´adır. Olum otesi alemde de hamt yalnız O´nadır. Hakim´dir O, Habir´dir

[2] Yerin icine gireni, oradan cıkanı, gokten ineni, oraya yukseleni o bilir. Rahim´dir O, Gafur´dur

[3] Kufre sapanlar soyle dediler: "Kıyamet saati bize gelmez!" De ki: "Hayır, oyle degil! Gaybı bilen Rabbime yemin olsun ki, o size mutlaka ve mutlaka gelecektir! Goklerde ve yerde zerre miktarı bir sey bile Rabbimden gizli kalmaz. Zerreden daha kucuk veya daha buyuk hicbir istisna olmamak uzere, her sey apacık bir Kitap´ta belirlenmistir

[4] Ki Allah, iman edip hayra ve barısa yonelik isler sergileyenleri odullendirsin. Iste bunlar icin bir bagıslanma ve kutlu-bereketli bir rızık vardır

[5] Ayetlerimizi hukumsuz kılmak ugruna kosusup duranlar var ya, onlar icin pislikten, inletici bir azap vardır

[6] Kendilerine ilim verilenler, Rabbinden sana indirilenin, hakkın ta kendisi oldugunu, Hamid ve Aziz olan Allah´ın yoluna kılavuzladıgını gorurler

[7] Kufre batanlar soyle dedi: "Dagılıp parcalandıgınızda, kesinlikle yepyeni bir yaratılıs icinde olacagınız yolunda, peygamberce haberler veren bir adamı size gosterelim mi

[8] Yalan duzup Allah´a iftira mı ediyor, yoksa cıldırmıs mı bu?" Hayır, soyledikleri gibi degil! Gercek su ki, ahirete inanmayanlar, donusu olmayan bir sapıklık ve bir azap icindedirler

[9] Onlar, onlerinde ve arkalarında, gokten ve yerden neler var, gormediler mi? Dilesek onları yere batırırız, ya da uzerlerine gokten parcalar dusururuz. Hic kuskusuz, butun bunlarda Allah´a yonelen her kul icin mutlak bir ibret vardır

[10] Yemin olsun, biz, Davud´a katımızdan bir lutufta bulunduk. "Ey daglar, onunla birlikte tespih edin ve ey kuslar siz de." dedik. Ve onun icin demiri yumusattık

[11] Genis ve uzun zırhlar yap! Dokumasında titiz davran! Siz de hayra ve barısa yonelik is yapın. Kuskusuz, ben, yaptıklarınızı goruyorum

[12] Suleyman icin de sabah gidisi bir ay, aksam donusu bir ay olan ruzgarı gorevlendirdik. Onun icin erimis katran/bakır kaynagını sel gibi akıttık. Cinlerden oylesi vardı ki, Rabbinin izniyle onun onunde is yapardı. Onlardan hangisi buyrugumuzdan yan cizse, alevli ates azabını kendisine tattırdık

[13] Onlar Suleyman icin, mihraplardan/kalelerden, heykellerden, havuzlar gibi canaklardan, yerinden kaldırılamaz kazanlardan ne dilerse yaparlardı. Ey Davud ailesi, sukur olarak is yapın! Kullarım icinden sukredenler o kadar az ki

[14] Sonunda, Suleyman icin olum hukmunu verdigimizde, onun olumunu, degnegini yiyen dabbetul arzdan/agac kurtcugundan baskası onlara gostermedi. Suleyman yere yıgılınca, acıkca anlasıldı ki, eger cinler gaybı bilmis olsalardı, o alcaltıcı azap icinde bekleyip durmazlardı

[15] Yemin olsun, Sebe´ icin kendi meskenlerinde bir ibret vardı. Sag ve soldan iki bahce. Rabbinizin rızkından yiyin de O´na sukredin. Tertemiz bir belde ve affeden bir Rab

[16] Ne var ki onlar yuz cevirdiler; biz de uzerlerine Arim selini gonderdik. Onların iki bahcesini, buruk yemisli, acı ılgınlı, birazcık da sedir agacı bulunan iki bahceye cevirdik

[17] Iste boyle! Nankorluk ettikleri icin onları cezalandırdık. Nankorden baskasına ceza verir miyiz hic

[18] Biz onlarla, icini bereketle doldugumuz kentler arasında, sırt-sırta vermis kasabalar olusturduk; Bunlar arasında gidis-gelisler belirledik. "Geceleri ve guduzleri, guven icinde gezip dolasın oralarda." dedik

[19] Ama onlar, tutup soyle dediler: "Rabbimiz, seferlerimizin arasını uzaklastır!" Boylece kendilerine zulmettiler de biz de onları efsaneler haline getirdik; hepsini darmadagın ettik. Iste bunda, geregince sabreden, yeterince sukreden herkes icin elbette ibretler vardır

[20] Yemin olsun, Iblis onlarla ilgili sanısında isabet etti. Inananlardan bir grup dısındakiler ona uydular

[21] Oysaki onun, onlar uzerinde hicbir sultası yoktu. Sadece biz; ahirete inananı, onun hakkında kuskuya dusenden ayırmak icin boyle yapıyorduk. Rabbin hersey uzerinde Hafiz´dir, kollar, korur, gozetir

[22] De ki: "Allah dısındaki o bir sey sandıklarınızı cagırın/onlara yalvarın! Ama onlar, goklerde de yerde de zerre kadar bir seye sahip olamazlar. O goklerde ve yerde onların ortaklıgı da yoktur. Ve O´nun onlardan bir destekcisi de yoktur

[23] O´nun katında, bizzat kendisinin izin verdigi kimseden baskasının sefaatı/kendisinin izin verdigi kimseden baskası icin sefaat yarar saglamaz. Sonunda, kalplerinden korku giderilince: "Rabbimiz ne dedi?" derler. "Hakkı soyledi, O´dur Aliyy, O´dur Kebir

[24] De ki: "Goklerden ve yerden sizi kim rızıklandırıyor?" De ki: "Allah! O halde biz yahut siz ya tam hidayet uzerindeyiz yahut acık bir sapıklık icinde

[25] De ki: "Bizim isledigimiz suclardan siz sorumlu olmayacaksınız; biz de sizin yaptıklarınızdan sorguya cekilmeyecegiz

[26] De ki: "Rabbimiz hepimizi biraraya toplayacak, sonra da aramızı hak ile ayıracak. O´dur Fettah, O´dur Alim

[27] De ki: "Ortaklar olarak O´nun yanına koymaya kalktıklarınızı bana gosterin! Hayır, is sandıgınız gibi degil! O, Allah´tır; Aziz´dir, Hakim´dir

[28] Biz seni, butun insanlara bir mujdeci ve uyarıcı olarak gonderdik, baska degil! Ama insanların cokları bilmiyorlar

[29] Diyorlar: "Dogru sozlulerseniz, bu tehdit ne zaman

[30] De ki: "Size bir gun vaat edilmistir; ondan ne bir saat geri kalabirsiniz ne de ileri gecebilirsiniz

[31] Kufre sapanlar dedi ki: "Biz, bu Kur´an´a da bundan oncekine de asla inanmayacagız!" Ah, bir gorsen o zalimleri Rableri huzurunda, tutuklanmıs halde! Bir kısmı da bir kısmına soz atar durur. Basit gorulup horlananları, buyukluk taslayanlara soyle derler: "Siz olmasaydınız, vallahi biz inanacaktık

[32] Buyukluk taslayanlar ise basit gorulup horlananlara soyle derler: "Hidayet size geldikten sonra, sizi ondan biz mi geri cevirdik? Hayır, siz kendiniz gunahkarlardınız

[33] Bu kez, basit gorulup horlananlar buyukluk taslayanlara soyle derler: "Hayır, oyle degil!" Isiniz gece gunduz duzenbazlıktı. Siz bize Allah´a nankorluk etmemizi, O´na esler-ortaklar tutmamızı emrediyordunuz." Nihayet, azabı gorduklerinde, pismanlıgı iclerine gomerler. Biz ise inkarcıların boyunlarına bukagıları vurmusuzdur. Yapıp ettiklerinden baska, neyin karsılıgını goruyorlar ki

[34] Biz, hangi ulkeye bir uyarıcı gondermissek, onun servet ve refahla sımaranları mutlaka soyle demislerdir: "Biz, sizin elcilik yaptıgınız seyi inkar ediyoruz

[35] Sunu da soylemislerdir: "Biz, malca da evlatca da coguz. Azaba ugratılacak olanlar, bizler degiliz

[36] De ki: "Rabbim, diledigine rızkı genisletip acar, diledigine olculu verir/kısar. Fakat insanların cokları bilmiyorlar

[37] Sizi bize yaklastırıp, katımızda size yakınlık saglayacak olan, ne mallarınızdır ne de cocuklarınız. Iman edip hayra ve barısa yonelik is yapanlar mustesna. Onlara, yaptıklarının kat kat fazlası odul vardır. Onlar, seckin odalarda guven icindedirler

[38] Ayetlerimizi hukumsuz bırakmak icin kosusanlara gelince, onlar azabın icinde hazır bulundurulacaklardır

[39] De ki: "Rabbim, kullarından diledigine rızkı bolca-genisce verir, diledigine de kısarak verir. Bir sey infak ederseniz O, onun yerine baska bir sey lutfeder. Rızık verenlerin en hayırlısıdır O

[40] Gun olur, onların hepsini bir yere toplar, sonra meleklere sorar: "Sunlar, sadece size mi kulluk/ibadet ediyorlardı

[41] Melekler derler ki: "Tespih ederiz seni! Bizim Veli´miz sendin, onlar degil. Dogrusu su ki, onlar cinlere tapıyorlardı. Onların cogu cinlere iman etmekteydi

[42] Artık o gun, birinizin digerine yarar saglamaya da zarar vermeye de gucu yetmez. Zulme sapanlara soyle deriz: "O kendisini yalanlayıp durdugunuz ates azabını tadın

[43] Ayetlerimiz acık-secik kanıtlar halinde karsılarında okununca soyle derler: "Bu adam, atalarınızın kulluk/ibadet etmekte olduklarından sizi vazgecirmek isteyen biriden baskası degil." Sunu da soylerler: "Bu, duzenlenms bir yalandan/iftiradan baska sey degildir." Hakkı inkar edenler, o kendilerine geldiginde soyle demislerdir: "Acık bir buyuden baska sey degil bu

[44] Oysaki biz onlara, arastırıp ders alacakları kitaplar vermemistik; daha once kendilerine bir uyarıcı da gondermemistik

[45] Onlardan oncekiler de yalanladılar. Ustelik bunlar, otekilerine verdiklerimizin onda birine bile ulasamadılar. Resullerimi yalanladılar. Peki, benim azabım nasıl oldu

[46] De ki: "Size, bir tek sey ogutleyecegim: Allah icin ikiser ikiser, teker teker kalkın, sonra da iyice dusunun!" Arkadasınızda cinnetten eser yok! O, siddetli bir azap oncesinde sizi uyaran bir kisiden baskası degil

[47] De ki: "Ben sizden herhangi bir ucret istemedim; o sizin olsun. Benim odulum yalnız Allah´tandır. Ve O, her sey uzerinde bir Sehid, gercek bir tanık

[48] De ki: "Benim Rabbim, gercegi ortaya koyar. Gaybları en iyi bilen O´dur

[49] De ki: "Hak geldi, artık batıl ortaya yeni bir sey cıkaramaz; eskiyi de geri getiremez

[50] De ki: "Eger saparsam, oz benligim aleyhine saparım. Dogruyu ve guzeli bulursam bu, Rabbimin bana vahyettigi sayesindedir. Cunku O, Semi´dir, Karib´dir

[51] Bir gorsen onları korku ve telasa dustuklerinde! Artık kacıs-kurtulus yok! Cok yakın bir yerden yakalanmıslardır

[52] Ona inandık!" dediler. Ama nasıl mumkun olur onlar icin imana ulasmak o uzak yerden

[53] Daha once inkar etmislerdi onu. Gayba tas atıp duruyorlardı o uzak yerden

[54] Artık kendileriyle, istahla arzuladıkları sey arasına engel konmustur. Tıpkı daha once benzerlerine yapıldıgı gibi. Gercek su ki onlar, tutarsızlıga iten bir kusku icindeydiler

Fâtır

Surah 35

[1] Hamt, Fatır olan Allah´adır; gokleri ve yeri yaratan, melekleri ikiser, ucer, dorder kanatlı elciler yapan O´dur. Yaratısta/yaratılmıslarda diledigini artırır O. Hic kuskusuz, Allah her seye gucu yetendir

[2] Allah´ın insanlar icin acıp yaydıgı rahmeti hic kimse tutup kısamaz. Onun tutup kıstıgını ise O´ndan sonra salıp acacak yoktur. Aziz´dir O, Hakim´dir

[3] Ey insanlar, Allah´ın, uzerinizdeki nimetini anın! Allah´tan baska yaratıcı mı var? Sizi gokten ve yerden rızıklandırır. O´ndan baska ilah yoktur. Hal boyle iken nasıl oluyor da yuz geri cevriliyorsunuz

[4] Eger seni yalanlıyorlarsa, senden onceki resuller de yalanlanmıstır. Butun isler ve oluslar Allah´a dondurulur

[5] Ey insanlar, Allah´ın vaadi haktır! O halde igreti dunya hayatı sizi sakın aldatmasın! O yaman aldatıcı, o cok gururlu, sizi sakın Allah ile aldatmasın

[6] Su bir gercek ki, seytan sizin icin bir dusmandır. O halde siz de onu dusman tutun. Hic kuskusuz, o kendi hizbini cehennem yaranından olmaları icin cagırır durur

[7] Kufre sapanlar icin siddetli bir azap vardır. Iman edip hayra ve barısa yonelik ameller isleyenlere gelince onlar icin bir bagıslanma ve buyuk bir odul olacaktır

[8] Ya o kisi? Yaptıklarının kotulugu kendisine allanıp pullanmıs da onu guzel goruvermis. Dogrusu su: Allah diledigini/dileyeni saptırır, diledigini/dileyeni de dogruya ve guzele kılavuzlar. O halde canın onlar icin uzuntulere dalmasın. Hic kuskusuz, Allah onların urettiklerini/ortaya koydukları oyunları cok iyi bilmektedir

[9] Allah odur ki, ruzgarları gonderdi. Ruzgarlar bir bulut kaldırır. Derken onu olu bir beldeye sevk ettik de olumunden sonra topraga onunla hayat verdik. Iste olumunden sonra dirilme de boyledir

[10] Onur ve yucelik isteyen bilsin ki, onur ve yuceligin tumu Allah´adır. Temiz ve guzel kelime O´na yukselir; hayra ve barısa yonelik amel de o kelimeyi yuceltir. Kotulukleri kuranlara/kotulukleri tuzak yapanlara gelince, onlar icin siddetli bir azap vardır. Ve boylelerinin tuzagı tarumar olur

[11] Allah sizi bir topraktan, sonra bir spermden yarattı; sonra sizi ciftler haline getirdi. O´nun ilmi dısında, bir disi ne hamile olur ne de dogurur. Yasayan bir varlıga daha cok omur verilmesi de onun omrunden biraz azaltılması da mutlaka bir kitapta yazılıdır. Bu, Allah icin gercekten cok kolaydır

[12] Iki deniz birbirine esit olmaz. Bu tatlıdır, susuzlugu giderir, icimi hos ve rahattır; su tuzludur, acıdır. Ama hepsinden de taze et yersiniz; giyip takınacagınız bir sus cıkarırsınız. Allah´ın lutfundan nasip aramanız ve sukredebilmeniz icin, gemilerin denizi yara yara gittigini gorursun

[13] Allah, geceyi gunduzun icine sokar, gunduzu de gecenin icine sokar. Gunes´i ve Ay´ı buyruk altına almıstır. Her biri belirlenen bir sureye kadar akıp gidiyor. Iste Rabbiniz Allah bu; mulk ve yonetim O´nundur. Onun berisinden yakardıklarınız ise bir cekirdek zarına bile hukmedemezler

[14] Onlara cagırsanız, cagrınızı duymazlar. Duysalar da size cevap veremezler. Kıyamet gunu de sizin onları ortak kostugunuzu inkar ederler. Hic kimse sana, Habir olan Allah´ın verdigi gibi haber veremez

[15] Ey insanlar, siz Allah´a yonelmis yoksullarsınız! Allah ise mutlak Gani, mutlak Hamid´dir

[16] Dilerse sizi yok eder, yepyeni bir halk getirir

[17] Ve bu, Allah´a hic de guc gelmez

[18] Hicbir gunahkar, bir baskasının gunahını yuklenmez. Yuku agır gelen, onu tasımaya cagırsa bile, kendisinden hicbir sey yuklenilmez. Akraba bile olsa... Sen ancak Rablerinden icin icin korkanları ve namazı/duayı yerine getirenleri uyarırsın. Arınıp temizlenen, kendi benligi icin arınıp temizlenir. Donus Allah´adır

[19] Korle, goren bir olmaz

[20] Karanlıklarla ısık da bir olmaz

[21] Golge ile sıcaklık da aynı degildir

[22] Diriler de esit olmaz, oluler de. Allah diledigine/dileyene isittirir. Ama sen, kabirlerdekilere isittiremezsin

[23] Sen sadece bir uyarıcısın

[24] Su bir gercek ki, biz seni hak ile bir mujdeci ve uyarıcı olarak gonderdik. Hicbir ummet yoktur ki, icinden bir uyarıcı gelip gecmemis olsun

[25] Seni yalanlıyorlarsa, onlardan oncekiler de yalanlamıstı. Resulleri onlara acık-secik mesajlar, sayfalar ve aydınlatıcı kitap getirmislerdi

[26] Sonra ben, inkar edenleri yakaladım. Ama nasıl oldu benim azabım

[27] Gormedin mi, Allah, gokten bir su indirdi. Onunla, renkleri cesit cesit meyvelar cıkardık. Daglardan da yollar var; beyaz, kırmızı, degisik renklerde. Ve simsiyah yollar da var

[28] Aynı sekilde, insanlardan, hayvanlardan, davarlardan da cesitli renklerde olanlar var. Kulları icinde Allah´tan ancak bilginler urperir. Allah Aziz´dir, Gafur´dur

[29] Allah´ın kitabını okuyanlar, namazı/duayı yerine getirenler, kendilerine verdigimiz rızıklardan gizli ve acık infak edenler, asla batmayacak bir ticaret umabilirler

[30] Cunku Allah onlara ucretlerini tam odeyecek, lutfundan onlara artırma da yapacaktır. Gafur´dur O, cok affeder; Sekur´dur, sukredenlere mutlaka karsılık verir

[31] Kitap´tan sana vahyettigimiz, kendinden oncekini tasdikleyici hakkın ta kendisidir. Allah, kullarından tam haberdardır, onları iyice gormektedir

[32] Sonra, kullarımız arasından sectiklerimizi kitaba mirascı kıldık. Iclerinden oz nefsine zulmeden var. Orta yolda gideni var. Allah´ın izniyle hayırlarda one geceni var. Iste bu, buyuk lutfun ta kendisidir

[33] Adn cennetlerine girerler onlar, orada altından bilezikler ve inci takınırlar. Orada giysileri ise ipektir

[34] Soyle derler: "Hamt olsun, uzuntuyu bizden gideren Allah´a! Rabbimiz mutlak Gafur, mutlak Sekur´dur

[35] Lutfuyla bizi durulacak yurda kondurdu. Orada bize hicbir yorgunluk dokunmaz. Orada bize hicbir usanc da dokunmaz

[36] Inkar edenlere de cehennem atesi var. Ne haklarında hukum verilir ki olsunler ne de azapları hafifletilir. Iste boyle cezalandırırız tum nankorleri biz

[37] Feryat edip dururlar orada: "Rabbimiz, cıkar bizi de onceden yaptıgımızdan baska sey yapalım. Barısa ve hayra yonelik iyi bir is yapalım." Sizi biz, ogut alanın ogut alacagı bir sure omurlendirmedik mi? Uyarıcı da geldi size. Hadi, tadın bakalım azabı! Zalimler icin hicbir yardımcı yok artık

[38] Allah, goklerin ve yerin gaybını bilendir/Alim´dir. O, goguslerin ozundekini de cok iyi bilir

[39] Sizi yeryuzunde halefler yapan O´dur. Nankorluk edenin nankorlugu kendi aleyhinedir. Kafirlerin kufru, Rableri katında ofkeden baska bir sey artırmaz. Kafirlerin kufru husran ve yıkımdan baska bir sey artırmaz

[40] De ki: "Allah´ın berisinden yakardıgınız su ortaklarınızı gordunuz mu? Gosterin bana topaktan neyi yarattı onlar!" Yoksa goklerde bir ortaklıkları mı var? Yoksa onlara bir kitap verdik de kendileri o kitaptan bir kanıt uzerinde midirler? Hayır, zalimler birbirlerine aldanıstan/aldatıstan baska hicbir sey vaat etmezler

[41] Allah, gokleri ve yeri, yok olup gitmesinler diye tutuyor. Yemin olsun, eger cokup giderlerse, O´ndan baska hic kimse onları tutamaz. Halim´dir O, Gafur´dur

[42] Yeminlerinin tum gucuyle Allah´a ant icmislerdi ki, eger kendilerine bir uyarıcı gelirse, ummetlerin herhangi birinden cok daha dogru bir gidis uzere olacaklar. Fakat uyarıcı onlara gelince, bu onlara nefretle kacıstan baska bir katkı saglamadı

[43] Yeryuzunde kibirlendi ve kotuluk tezgahladılar. Oysaki tezgahlanan kotuluk, sahibinden baskasını kusatmaz. Oncekilerin basına gelenlerden baskasını mı bekliyorlar? Allah´ın yol ve yonteminde degisme asla bulamazsın! Allah´ın yol ve yonteminde doneklik de bulamazsın

[44] Yeryuzunde dolasıp da kendilerinden oncekilerin sonlarının nasıl oldugunu gormediler mi? Onlar, kuvvet bakımından bunlardan daha zorluydular. Goklerde de yerde de Allah´ı aciz bırakacak hicbir sey yoktur. Alim´dir O, Kadir´dir

[45] Eger Allah, insanları, kazandıkları yuzunden hesaba cekseydi, yerkurenin sırtında hicbir canlı bırakmazdı. Ne var ki, onları belirli bir sureye kadar, ecelleri gelinceye kadar erteliyor. Allah, kullarını iyice gormektedir

Yâsîn

Surah 36

[1] Ya, Sin

[2] Yemin olsun o hikmetlerle dolu Kur´an´a ki

[3] Hic kuskusuz, sen, gonderilen elcilerdensin

[4] Dosdogru bir yol uzerindesin

[5] Aziz ve Rahim´in indirdigi uzeresin

[6] Babaları uyarılmamıs, tam gaflet icinde bir toplumu uyarman icin gonderildin

[7] Yemin olsun ki, onların coguna soz hak olmustur, artık onlar iman etmezler

[8] Biz onların boyunlarına bukagılar gecirdik. Bukagılar cenelere dayanmıstır da bu yuzden onların kafaları yukarı kalkıktır

[9] Onlerine bir set, arkalarına da baska bir set cektik. Boylece onları kusatıp sardık; artık onlar gormezler

[10] Sen ha uyarmıssın onları ha uyarmamıssın, fark etmez onlar icin; inanmazlar

[11] Sen ancak o zikire/Kur´an´a uyan ve gormedigi halde Rahman´dan korkan kimseyi uyarırsın. Boylesini, bir bagıslanma ve seckin bir odulle mujdele

[12] Biz, yalnız biz, oluleri diriltiriz ve onların onden gonderdiklerini de eserlerini de yazarız! Zaten biz her seyi apacık bir kutukte ayrıntılı olarak kaydetmisizdir

[13] Onlara o kent halkını ornek ver. Hani, elciler gelmisti oraya

[14] Hani, biz onlara iki kisi gondermistik, onları yalanlamıslardı. Bunun uzerine biz, ucuncu bir kisiyle destek vermistik. Soyle demislerdi: "Biz, size gonderilen elcileriz

[15] Kent halkı dedi ki: "Siz, bizim gibi birer insandan baska sey degilsiniz. Rahman hicbir sey indirmemistir. Siz sadece yalan soyluyorsunuz

[16] Dediler: "Rabbimiz biliyor ki, biz size gonderilmis elcileriz

[17] Bize dusen, acık bir tebligden baska sey degildir

[18] Dediler: "Sizin yuzunuzden ugursuzlukla karsılastık/biz sizi ugursuzluk sebebi saymaktayız. Eger bu ise son vermezseniz, sizi mutlaka taslayacagız. Ve bizden size acıklı bir azap kesinlikle dokunacaktır

[19] Dediler: "Ugursuzluk kusunuz sizinle beraberdir. Size ogut verildi diye mi butun bunlar? Hayır, siz savurganlıga, asırılıga sapmıs bir topluluksunuz

[20] Kentin obur ucundan bir adam kosarak gelip soyle dedi: "Ey topluluk, bu elcilere uyun

[21] Sizden herhangi bir ucret istemeyelere uyun. Onlardır dogruyu ve guzeli bulanlar

[22] Beni yaratana ne diye kulluk etmeyecek misim ben? Ve sizler de O´na donduruleceksiniz

[23] O´ndan baska tanrılar mı edineyim ben? Eger Rahman bana bir zorluk/zarar dilerse onların sefaati benden hicbir seyi savamaz; beni kurtaramazlar

[24] Bu durumda ben elbette ki acık bir sapıklıgın icine duserim

[25] Ben, sizin Rabbinize iman ettim, artık dinleyin beni

[26] Gir cennete!" denildi. Dedi: "Kavmim bir bilebilseydi

[27] Ki Rabbim beni affetti; beni, ikram edilenlerden kıldı

[28] Biz onun ardından kavmi uzerine gokten bir ordu indirmedik, indirecek de degildik

[29] Olan, sadece korkunc titresimli bir sesti. Ve bir anda sonuverdiler

[30] Yazık su kullara! Kendilerine gelen her resulle mutlaka alay ederlerdi

[31] Gormediler mi, kendilerinden once nice nesilleri helak ettik! Onlar artık bir daha bunlara donmeyecekler

[32] Ancak herkes toplandıgında, onlar da huzurumuzda hazır bulundurulacaklar

[33] Olu toprak onlar icin bir mucizedir. Onu dirilttik, ondan dane cıkardık; bak iste ondan yiyorlar

[34] Onda hurmalardan, uzumlerden bahceler olusturduk, ondan pınarlar fıskırttık

[35] Ki onun urununden ve ellerinin yapıp ettiginden yesinler. Hala sukretmiyorlar mı

[36] Sanı yucedir o Allah´ın ki topragın bitirdiklerinden, onların oz benliklerinden ve nice bilmediklerinden butun ciftleri yaratmıstır

[37] Gece de onlar icin bir mucizedir. Gunduzu ondan soyup alırız da onlar karanlıga gomuluverirler

[38] Gunes, kendine ozgu bir durak noktasına/bir durma zamanına dogru akıp gidiyor. Aziz, Alim olanın takdiridir bu

[39] Ay´a gelince, biz onun icin de bir takım durak noktaları/birtakım evreler belirledik. Nihayet o, eski hurma sapının egrilmisi gibi geri doner

[40] Gunes´in Ay´a ulasıp catması gerekmiyor. Gecenin de gunduzu gecmesi gerekmez. Her biri bir yorungede yuzmektedir

[41] Zurriyetlerini o dopdolu gemilerde tasımamız da onlar icin bir ayettir

[42] Onlar icin gemilere benzer, binecekleri baska seyler de yarattık

[43] Eger dilersek onları bogarız. Bu durumda ne kendileri icin feryat eden olur ne de kurtarılırlar

[44] Ancak bizden bir rahmet olarak bir sureye kadar daha nimetlensinler diye kurtarılırlar

[45] Onlara, "Onunuzdekinden ve arkanızdakinden sakının ki, size merhamet edilebilsin!" denildiginde, hic aldırmazlar

[46] Cunku Rablerinin ayetlerinden kendilerine bir ayet gelince, ondan mutlaka yuz cevirmislerdir

[47] Onlara, "Allah´ın size lutfettigi rızıklardan dagıtın!" dendiginde, nankorluge sapanlar, iman edenlere soyle derler: "Allah´ın, diledigi takdirde yedirip doyuracagı kisiyi biz mi doyuracagız? Siz acık bir sapıklık icindesiniz, hepsi bu

[48] Bir de soyle derler: "Eger dogru sozluler iseniz, bu tehdit ne zaman

[49] Sadece korkunc titresimli bir sesi bekliyorlar. Onlar cekisip dururlarken, o ses kendilerini enseleyecektir

[50] O zaman ne bir tavsiyede bulunmaya gucleri yetecek ne de ailelerine donebilecekler

[51] Sura ufurulmustur! Bak, iste kabirlerden, Rablerine dogru akın akın gidiyorlar

[52] Soyle diyecekler: "Vay basımıza gelene! Kim kaldırdı bizi mezarımızdan? Rahman´ın vaat ettigi iste bu! Peygamberler dogru soylemisler

[53] Topu topu korkunc titresimli bir tek ses. Ve bakmıssın, hepsi birden huzurumuzda divan durmaktadır

[54] O gun hicbir canlıya, hicbir sekilde haksızlık edilmez. Sizler, sadece yapıp ettiklerinizin karsılıgı olarak cezalandırılırsınız

[55] O gun cennet halkı bir ugras icinde eglenip ferahlamaktadır

[56] Kendileri ve esleri, golgeliklerde, koltuklar uzerinde yaslanmıslardır

[57] Orada kendileri icin meyveler var. Istedikleri her sey kendilerinin olacak

[58] Rahim Rab´den bir de sozlu selam

[59] Ey gunahkarlar! Bugun soyle ayrılın

[60] Ey ademogulları! Ben size, "Seytana kulluk etmeyin, o sizin icin acık bir dusmandır!" demedim mi

[61] Bana ibadet edin, dosdogru yol budur!" demedim mi

[62] Yemin olsun, seytan, icinizden bircok nesli saptırmıstı. Aklınızı hic isletmiyor muydunuz

[63] Alın size, tehdit edildiginiz cehennem

[64] Inkar edip durmanız yuzunden dalın oraya bugun

[65] O gun, agızlarını muhurleyecegiz. Bize elleri konusacak, ayakları da kazanmıs olduklarına tanıklık edecek

[66] Dilesek, gozlerini siler, onları elbette kor ederiz. O zaman yola koyulmak isterler ama nasıl gorecekler

[67] Dilesek, onları oldukları yerde hayvana ceviririz. O zaman ne ileri gitmeye gucleri yeter ne de geri donebilirler

[68] Kimi uzun omurlu kılarsak, onu yaratılısta gerisin geri ceviririz. Hala akıllarını isletmiyorlar mı

[69] Biz o peygambere siir ogretmedik. Siir ona yarasmaz/layık olamaz da. Ona vahyedilen, bir ogutten ve apacık bir Kur´an´dan baska sey degildir

[70] Diri olanı uyarsın ve gercegi orten nankorler/inkarcılar aleyhine soz hak olsun diye indirilmistir

[71] Gormediler mi, ellerimizin yapıp ettiklerinden, kendileri icin nice hayvanlar yarattık da onlar, bu hayvanlara sahip oluyorlar

[72] O hayvanları bunlara boyun egdirdik. Onlardan binekleri vardır ve onlardan bir kısmını da yiyorlar

[73] O hayvanlarda bunlar icin bircok yararlar var, icecekler var. Hala sukretmiyorlar mı

[74] Kendilerine yardım edilir umidiyle Allah´tan baska ilahlar edindiler

[75] Oysaki, o ilahlar bunlara yardım edemezler. Tam aksine, bunlar, o ilahlara hizmet eden ordular durumundadır

[76] Artık onların sozu seni uzmesin! Biz onların sır olarak tuttuklarını da acıkladıklarını da biliyoruz

[77] Gormedi mi insan, kendisini bir spermden yarattıgımızı! Bir de bize acık bir hasım kesilmistir o

[78] Kendi yaratılısını unutmus da bize ornek veriyor. Ve bir de soyle diyor: "Su curumus kemiklere kim hayat verecek

[79] De ki: "Onlara hayat verecek olan, onları ilk kez yaratandır. O, butun yaratılmısları/her turlu yaratmayı cok iyi bilmektedir

[80] O size, o yesil agactan bir ates olusturdu da siz ondan tutusturup duruyorsunuz

[81] Gokleri ve yeri yaratan, onların benzerini yaratmaya guc yetiremez mi? Elbette guc yetirir. Her seyi bilen Alim, surekli yaratan Hallak O´dur

[82] O, bir seyi istediginde, buyrugu sadece sunu soylemektir: "Ol!" Artık o, oluverir

[83] Her seyin kaynagı/egemenligi elinde olan o yaratıcının sanı cok yucedir! Sonunda O´na donduruleceksiniz

Saffât

Surah 37

[1] Yemin olsun o saf baglayıp dizilenlere/o saflar tutturup sıraya dizilenlere-o kanatlarını acıp toplayarak ucanlara

[2] O haykırarak sevk edenlere/o gogus gererek durduranlara

[3] O Zikir okuyanlara

[4] Ki sizin ilahınız hic kuskusuz bir ve tektir

[5] Goklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir O; doguların da Rabbidir O

[6] Biz o yakın gogu bir susle, yıldızlarla susleyip donattık

[7] Ve her turlu inatcı-asi seytandan koruduk

[8] Onlar ne kadar cırpınsalar da o yuce konseyi dinleyemezler. Ve her taraftan atısa tutulurlar

[9] Kovulurlar. Ve onlar icin, yakalarını bırakmayan bir azap vardır

[10] Yuce konseyden bir soz calıp carpan olabilirse de onun pesine hemen delici, alevli bir yıldız takılır

[11] Simdi sor onlara: Yaratıs ve yaratılıs bakımından onlar mı daha gucludur, yoksa bizim yarattıgımız suurlular mı? Gercek su ki, biz onları bir cıvık camurdan yarattık

[12] Ama sen sasırdın, onlarsa alay ediyorlar

[13] Dusunup tasınmaya cagrıldıklarında dusunmuyorlar

[14] Bir ayetle yuzyuze geldiklerinde, dudak bukup egleniyorlar

[15] Soyle dediler: "Bu, apacık bir buyuden baska sey degildir

[16] Oldugumuz, toprak ve kemik haline geldigimiz zaman mı? Biz gercekten diriltilecek miyiz

[17] Onceki atalarımız da mı

[18] De ki: "Evet! Ve, siz de! Asagılanmıs, ezilmis olarak

[19] Muthis bir komut sesidir O. Onlar oylece bakakalacaklar

[20] Soyle derler: "Vay basımıza! Din gunudur bu

[21] O yalanlayıp durdugunuz ayrım gunudur bu

[22] Toplayın o zulmedenleri; eslerini de. O tapınıp durmus olduklarını da toplayın

[23] Allah´tan baska tapınmıs olduklarını. Surun onları cehennemin yoluna

[24] Durdurun onları, cunku hepsi sorguya cekilecekler

[25] Neniz var da birbirinize yardım etmiyorsunuz

[26] Edemezler! Bugun hepsi teslim bayragını cekmis durumdadır

[27] Birbirlerine donerek bir seyler sorup duruyorlar

[28] Dediler: "Siz bize sag taraftan geliyordunuz

[29] Otekiler dediler: "Hayır, siz zaten inanmıyordunuz

[30] Bizim size karsı bir sultamız yoktu. Isin esası su ki siz azmıs bir topluluktunuz

[31] Rabbimizin sozu uzerimize hak oldu. Tadacagımızı elbette tadacagız

[32] Sizi saptırıp azdırmıstık. Cunku biz de sapıp azmıs kisilerdik

[33] Onlar o gun azap icinde ortaklık kurmuslardır

[34] Iste boyle yaparız biz suclulara/gunahkarlara

[35] Onlar, kendilerine, "Allah´tan baska ilah yoktur" dendiginde, kibirleniyorlardı

[36] Ve soyle diyorlardı: "Mecnun bir sair yuzunden ilahlarımızı mı terk edecegiz

[37] Hayır, oyle degil! O, hakkı getirmisti. Diger peygamberleri de tasdik etmisti

[38] Yemin olsun, siz o acıklı azabı mutlaka tadacaksınız

[39] Ve yalnız, yapıp ettiklerinizin karsılıgıyla cezalandırılacaksınız

[40] Allah´ın ictenlige erdirilmis temiz kulları baskadır

[41] Onlar icin belirlenmis bir rızık vardır

[42] Cesit cesit meyveler vardır. Ikramla karsılanan kisilerdir onlar

[43] Nimetlerle dolu cennetlerdedirler

[44] Karsılıklı koltuklar uzerindedirler

[45] Kaynaktan doldurulmus kadehler dolandırılır cevrelerinde

[46] Bembeyaz, icenlere lezzet sunan kadehler

[47] Sersemletme/bas agrısı yok onda. Sarhos da olmazlar ondan

[48] Yanlarında, gozlerini onlara dikmis, iri gozlu dilberler vardır

[49] Korunmus yumurtalar gibidir onlar

[50] Birbirlerine donup bir seyler sorarlar

[51] Iclerinden bir sozcu soyle der: "Benim yakın bir arkadasım vardı

[52] Derdi ki: "Sen gercekten sunu tasdik edenlerden misin

[53] Biz, olup toprak ve kemik haline geldikten sonra, gercekten cezalandırılacak mıyız

[54] Dedi: "Siz de bir arastırır mısınız

[55] Arastırdı, nihayet onu cehennemin ta ortasında gordu

[56] Dedi: "Vallahi, az kalsın sen beni de buralara dusurecektin

[57] Rabbimin nimeti olmasaydı, kesinlikle ben de surada toplananlar arasına girmis olacaktım

[58] Peki, biz artık olmeyecek miyiz

[59] Sadece ilk olumumuz; azaba da ugratılmayacagız, oyle mi

[60] Dogrusu bu, buyuk basarının ta kendisidir

[61] Calısanlar, boylesi icin calıssınlar

[62] Odul ve ikram olarak, bu mu daha hayırlı yoksa zakkum agacı mı

[63] O agac ki, zalimler icin onu bir fitne yaptık

[64] Cehennemin ta dibinden cıkan bir agactır o

[65] Tomurcukları tıpkı seytanların baslarıdır

[66] Onlar ondan mutlaka yiyecekler ve karınlarını onunla dolduracaklar

[67] Sonra onların, o yedikleri uzerine kaynar su karıstırılmıs bir icecekleri vardır

[68] Sonra onların donusleri dogrudan dogruya cehennemedir

[69] Cunku onlar, babalarını sapıtmıs kisiler halinde bulmalarına ragmen

[70] Kendileri de hala onların eserleri ardınca kosturuyorlar

[71] Yemin olsun, daha once ilk nesillerin cogu da sapmıstı

[72] Yemin olsun, onların iclerinde uyarıcılar gorevlendirmistik

[73] Bir bak, nasıl oldu uyarılanların sonu

[74] Ancak Allah´ın samimi, temiz kulları kurtuldu

[75] Yemin olsun, Nuh bize yakarmıstı da ne guzel karsılık vermistik biz

[76] Ve kurtarmıstık onu da ailesini de o buyuk sıkıntıdan

[77] Onun zurriyetini, evet onları kalıcılar yaptık

[78] Sonrakiler icinde, ona isaret eden bir sey bıraktık

[79] Selam olsun Nuh´a alemler icinde

[80] Iste boyle odullendiririz biz, guzel dusunup guzel davrananları

[81] O, bizim inanan kullarımızdandı

[82] Sonra otekileri boguverdik

[83] Hic kuskusuz, Ibrahim de onun grubundandı

[84] Rabbine, tertemiz bir kalple gelmisti

[85] Babasına ve toplumuna sormustu: "Siz neye kulluk/ibadet ediyorsunuz

[86] Allah´ın berisinden birtakım uydurma ilahları mı istiyorsunuz

[87] Alemlerin Rabbi hakkında dusunceniz nedir

[88] Bu arada Ibrahim yıldızlara bir goz attı

[89] Soyle dedi: "Ben hastayım

[90] Bunun uzerine ondan gerisin geri kactılar

[91] O da onların ilahlarının yanına sokulup dedi: "Bir sey yemez misiniz

[92] Neniz var ki, konusmuyorsunuz

[93] Iyice yanlarına sokulup sag eliyle bir darbe indirdi

[94] Bir sure sonra, halkı kosarak Ibrahim´e geldi

[95] Ibrahim dedi: "Elinizle yonttugunuz seylere mi tapıyorsunuz

[96] Oysaki sizi de yaptıgınız seyleri de Allah yaratmıstır

[97] Dediler: "Sunun icin bir bina yapın da bunu atesin ortasına fırlatın

[98] Ona tuzak kurmak istediler ama, biz onları sefiller, reziller haline getirdik

[99] Ibrahim dedi: "Kuskunuz olmasın ki ben Rabbime gidecegim, O bana kılavuzluk edecek

[100] Rabbim, bana iyilik/barıs sevenlerden birini lutfet

[101] Bunun uzerine biz, Ibrahim´e yumusak huylu bir oglan mujdeledik

[102] Cocuk onunla birlikte kosacak yasa gelince, Ibrahim dedi: "Yavrucugum, uykuda/duste goruyorum ki ben seni bogazlıyorum. Bak bakalım sen ne gorursun/sen ne dersin?" "Babacıgım, dedi, emroldugun seyi yap! Allah dilerse beni sabredenlerden bulacaksın

[103] Boylece ikisi de teslim olup Ibrahim onu sakagı uzerine yatırınca

[104] Biz soyle seslendik: "Ey Ibrahim

[105] Sen ruyayı gerceklestirdin. Iste biz, guzel dusunup guzel davrananları boyle odullendiririz

[106] Bu, hic kuskusuz apacık imtihanın ta kendisiydi

[107] Ve ona fidye olarak buyuk bir kurbanlık verdik

[108] Sonra gelenler icinde onu hatırlatan bir sey bıraktık

[109] Selam olsun Ibrahim´e

[110] Boyle odullendiririz biz, guzellik sergileyenleri

[111] O da bizim inanan kullarımızdandı

[112] Biz ona, hayrı ve barısı sevenlerden bir peygamber olan Ishak´ı mujdeledik

[113] Ona da Ishak´a da bereketler lutfettik. Onların zurriyetlerinden iyi dusunup iyi davranan da var, oz benligine acıkca zulmeden de var

[114] Yemin olsun, biz Musa ve Harun´a da lutufta bulunduk

[115] Onları ve toplumlarını buyuk sıkıntıdan kurtardık

[116] Onlara yardım ettik de galip gelenler kendileri oldular

[117] Onlara, acık-secik bilgi sunan Kitap´ı verdik

[118] Her ikisini dosdogru yola kılavuzladık

[119] Sonradan gelenler icinde, her ikisini hatırlatan bir sey bıraktık

[120] Selam olsun Musa´ya ve Harun´a

[121] Guzel dusunup guzel davrananları biz boyle odullendiririz

[122] O ikisi de bizim inanan kullarımızdandı

[123] Ilyas da elbette ki peygamberlerdendi

[124] O da toplumuna soyle demisti: "Hala korkup sakınmıyor musunuz

[125] Bal´e yalvarıp yakarıyor, yaratıcıların en guzelini bırakıyor musunuz

[126] Sizin de Rabbiniz, onceki atalarınızın da Rabbi olan Allah´ı terk mi ediyorsunuz

[127] Sonunda onu yalanladılar. Bu yuzden onlar mutlaka huzura getirileceklerdir

[128] Allah´ın samimi, seckin kulları mustesna

[129] Sonrakiler icinde Ilyas´ı hatırlatacak bir sey de bıraktık

[130] Selam olsun Ilyas´a

[131] Guzel dusunup guzel davrananları boyle odullendiririz biz

[132] Bizim inanan kullarımızdandı o

[133] Hic kuskusuz, Lut da peygamberlerdendi

[134] Onu ve ailesini toptan kurtarmıstık biz

[135] Ancak terk edilenler icinde kalan kocakarı haric

[136] Sonra otekileri yerle bir ettik

[137] Kuskusuz ki, siz onların yanından sabahları geciyorsunuz

[138] Geceleyin de. Hala aklınızı isletmeyecek misiniz

[139] Yunus da gonderilen elcilerdendi

[140] Hani o, dolu bir gemiye kacmıstı

[141] Sonra kura cekti de kaybedenlerden oldu

[142] Derken, kendisini balık yutmustu. O kendi kendini kınayıp duruyordu

[143] Eger tespih edenlerden olmasaydı

[144] Insanların diriltilecekleri gune kadar onun karnında kalacaktı

[145] Bir sure sonra onu, cıplak araziye attık. Hastalanmıstı

[146] Uzerine kabak cinsinden bir agac bitirdik

[147] Onu yuzbin kisiye yahut daha fazla olanlara elci olarak gonderdik

[148] Onlar inandılar. Biz de onları bir vakte kadar nimetlendirdik

[149] Simdi sor sunlara: "Kızlar Rabbinin de oglanlar onların mı

[150] Yoksa biz, melekleri, bunların tanıklık ettikleri bir sırada, disiler olarak mı yarattık

[151] Dikkat edin, onlar, iftiralarının bir eseri olarak mutlaka soyle diyecekler

[152] Allah dogurdu!" Vallahi onlar yalancıdırlar

[153] Allah, kızları oglanlara tercih mi etmis

[154] Ne oluyor size, o nasıl hukum veriyorsunuz

[155] Hala dusunup ibret almıyor musunuz

[156] Yoksa apacık bir kanıtınız mı var

[157] Eger dogru sozlulerseniz, hadi getirin kitabınızı

[158] Allah´la cinler arasında bir nesep olusturdular. Yemin olsun, cinler de bilmistir kendilerinin Allah huzuruna mutlaka getirileceklerini/cinler de bilmistir, bunların Allah´ın huzuruna mutlaka cıkarılacaklarını

[159] Allah arınmıstır bunların nitelemelerinden

[160] Allah´ın samimi, seckin kulları, bunların yaptıklarından uzaktır

[161] Siz ve kulluk ettiginiz seyler

[162] O´na karsı kimseyi fitneye dusuremezsiniz

[163] Cehenneme salınacak olan mustesna

[164] Bizim, istisnasız herbirimizin bilinen bir makamı vardır

[165] O saf saf dizilenler elbette biziz

[166] O durmadan tespih edenler elbette biziz

[167] O inkarcılar sunu da soyluyorlardı

[168] Eger katımızda oncekilere verilenlerden bir ogut/bir dusundurucu olsaydı

[169] Elbette biz de Allah´ın samimi kullarından olurduk

[170] Fakat ardından onu inkar ettiler. Yakında bilecekler

[171] Yemin olsun, elci olarak gonderilen kullarımız hakkında su sozumuz hukumlesmisti

[172] Onlar, yardım gorenlerin ta kendileri olacaklar

[173] Ordularımız, galip gelenlerin ta kendileri olacaklar

[174] Bir vakte kadar onlardan yuz cevir

[175] Gozun, ustlerinde olsun; yakında gorecekler

[176] Azabımız gelsin diye acele mi ediyorlar

[177] Azap, yurtlarına indiginde, uyarılanların sabahı ne kotu olacaktır

[178] Yuz cevir onlardan belli bir vakte kadar

[179] Ve gor neler olacak. Onlar da gorecekler

[180] Senin Rabbinin, o ululuk ve kudretin Rabbinin sanı yucedir onların verdigi sıfatlardan

[181] Selam olsun tum hak elcilerine

[182] Hamt olsun alemlerin Rabbi Allah´a

Sâd

Surah 38

[1] Sad. Zikir/ogut/uyarı dolu Kur´an´a yemin olsun ki

[2] Is hic de onların sandıgı gibi degil! O kufre sapanlar bir gurur, ayrılık ve butunden kopus icindedirler

[3] Onlardan once nice nesilleri helak ettik biz, bagrıstılar onlar, fakat kurtulus yoktu; gecmisti zaman

[4] Kendi iclerinden kendilerine bir uyarıcı geldi diye sasıp kaldılar. Ve soyle dedi bu nankorler: "Bu adam yalanlar duzen bir buyucu

[5] Ilahları bir tek tanrı mı yapmıs? Bu, gercekten hayret edilecek bir sey

[6] Iclerinden kodaman bir grup one cıktı: "Haydi, yuruyun! Ilahlarınıza sahip cıkmada kararlı davranın! Gercek su ki, istenip beklenen sey budur

[7] Oteki millette isitmedik boyle bir sey. Bu bir uydurmadan baska sey degildir

[8] Ogut ve uyarı, icimizden ona mı indirildi?" Hayır, onlar benim zikrimden/Kur´an´ımdan kuskulandılar. Hayır, onlar benim azabımı henuz tatmadılar

[9] Yoksa Aziz, Vahhab olan Rabbinin rahmetinin hazineleri onların katında mı

[10] Yoksa goklerin, yerin ve bu ikisi arasında bulunanların mulk ve saltanatı onların mı? Eger oyleyse sebepler icinde yukselsinler

[11] Kabilelerden olusmus, sozum ona bir ordudur bu; surada bozguna ugratılacaktır

[12] Onlardan once Nuh kavmi ve Ad da yalanlamıstı. Kazıklar sahibi Firavun da

[13] Semud, Lut kavmi, o sık agacları besleyen su kaynagının sahipleri Eykeliler de. Iste onlar da boyle hiziplerdi

[14] Bunların hepsi, resulleri yalanlamaktan baska bir sey yapmadılar. Sonunda azabım hak oldu

[15] Bunların bekledigi de sadece, en kucuk bir gecikmesi olmayan o muthis titresimli tek sestir

[16] Soyle dediler: "Rabbimiz, bizim payımızı/hesap defterimizi, hesap gununden once cabucak ver

[17] Onların dediklerine sabret! O kuvvet sahibi kulumuz Davud´u an! O, tespih nagmeleri dokturen bir kul idi

[18] Dagları onunla birlikte buyruk altına almıstık: Aksam-sabah birlikte tespih ederlerdi

[19] Kuslar da toplu halde onunla beraberdi. Hepsi, onun tespih nagmelerine katılırdı

[20] Mulk ve yonetimini guclendirmistik. Kendisine hikmet ve hakla batılı ayıran soz etme yetenegi vermistik

[21] Geldi mi sana, o cekisme hikayesinin haberi? Hani, o hasımlar, duvarı asarak mihraba ulasmıslardı

[22] Davud´un yanına girmisledi de onlardan korkmustu. "Korkma, dediler, biz iki davacıyız. Birimiz otekinin hakkını cignedi. Simdi sen, aramızda hak ile hukmet, adaletsizlik etme. Bizi yolun denge noktasına ilet

[23] Su benim kardesimdir. Kendisinin doksan dokuz koyunu var. Benimse bir tek koyunum var. Buna ragmen, onu da bana ver dedi ve tartısmada bana galip geldi

[24] Davud dedi ki: "Vallahi, senin bir tek koyununu kendi koyunlarına katmak istemekle sana zulmetmis. Zaten ortaklardan bircogu birbiri aleyhine haksızlık ve zulme sapar. Iman edip hakka ve barısa yonelik isler yapanlar boyle degildir. Ama onlar da pek azdır." Davud, kendisini imtihan ettigimizi dusundu; hemen Rabbinden af diledi; ruku ederek yerlere egildi ve Allah´a yoneldi

[25] Biz de ondan o gunahı affettik. Katımızdan onun icin bir yakınlık ve guzel bir gelecek var

[26] Ey Davud, seni yeryuzunde bir halife yaptık. Artık insanlar arasında hakla hukmet; gecici hevese uyma ki, seni Allah yolundan saptırmasın. Allah yolundan sapanlar icin, hesap gununu unutmus olmaları yuzunden siddetli bir azap vardır

[27] Biz su gogu ve yeri ve ikisi arasındakileri bosuna yaratmadık. Boyle dusunmek, kufre sapanların sanısıdır. Vay hallerine o inkarcıların, ates yuzunden

[28] Yoksa biz, iman edip hakka ve barısa yonelik isler yapanları, yeryuzunde fesat cıkaranlarla aynı mı tutacagız? Yoksa takva sahiplerini, arsız sapıklar gibi mi yapacagız

[29] Kutsal/bereketli bir Kitap bu; sana indirdik ki onu, ayetlerini derin derin dusunsunler ve ogut alabilsin temiz ozluler

[30] Davud´a Suleyman´ı armagan ettik. Ne guzel kul! Hep Allah´a sıgınır, yakarırdı

[31] Aksam ustu kendisine, uc ayak uzerine basıp bir ayagını tırnak ustune diken saf kan kosu atları sunulmustu

[32] Dedi: "Servet sevgisini, Rabbimi anmak icin benimsedim." Nihayet Gunes perde ardına cekildi

[33] Geri getirin bana onları!" dedi. Bacaklarını, boyunlarını sıvazlamaya basladı

[34] Yemin olsun ki biz, Suleyman´ı imtihan ettik, tahtının ustune bir ceset bıraktık da o, tovbe ile Allah´a yoneldi

[35] Soyle yakardı: "Rabbim, affet beni! Benden sonra kimseye yarasmayacak bir mulk/saltanat ver bana! Kuskusuz sensin, evet sensin Vahhab

[36] Bunun uzerine, ruzgarı onun emrine verdik; onun emriyle onun istedigi yere uysal uysal/tatlı tatlı akıp giderdi

[37] Seytanları da onun emrine verdik. Hepsi bina ustası ve dalgıctı

[38] Ve demirlerle birbirine baglı digerlerini

[39] Bu, bizim lutfumuzdur; ister ver, ister elinde tut. Hesap yok

[40] Ve gerceken, katımızda onun bir yakınlıgı ve guzel bir gelecegi vardı

[41] Kulumuz Eyyub´u da an! Hani, Rabbine soyle seslenmisti: "Seytan bana bir yorgunluk ve azap dokundurdu

[42] Ayagını yere vur! Iste yıkanacak bir yer, iste icilecek soguk bir su!..." dedik

[43] Ona bizden bir rahmet ve ozu temizlere bir hatırlatma olarak, ailesini ve beraberlerinde, benzerlerini bagısladık

[44] Eline bir demet sap al da onunla vur ve yeminine ters dusmus olma!" dedik. Biz onu sabırlı bulduk. Ne guzel kuldu o! Bize yonelen, yakaran biriydi o

[45] Guclu-kuvvetli, bakıs ve gorus sahibi kullarımız Ibrahim, Ishak ve Yakub´u da an

[46] Biz onları, yurdu dusunme ozellikleriyle yucelen tertemiz kullar yaptık

[47] Ve bizim katımızda onlar seckin, hayırlı kimselerdendi

[48] Ismail´i, Elyese´i, Zulkifll´i de an! Hepsi seckinlerdendi

[49] Bir hatırlatmadır bu! Korunup sakınanlar icin elbette guzel bir gelecek vardır

[50] Kapıları kendilerine acılmıs Adn cennetleri

[51] Orada, yaslanmıs olarak bircok meyve ve icecek isterler

[52] Yanlarında, bakıslarını eslerine yoneltmis yasıt dilberler vardır

[53] Hesap gunu icin size vaat edilen iste budur

[54] Iste bu, bizim verdigimiz rızıktır elbette. Bitip tukenmesi yoktur onun

[55] Bu, budur! Azgınlara da kotu bir gelecek vardır elbette

[56] Icine dalacakları cehennem! Ne kotu dosektir o

[57] Iste burada! Hadi, tatsınlar onu: Kaynar su, kokusmus irin

[58] Ve o turden bir baskası daha: Cifter cifter

[59] Soyle denilir: "Iste sizinle birlikte direnise gecen bir grup. ´Merhaba´ yok onlara! Onlar atese salınıyorlar

[60] Dediler: "Hayır, size merhaba yok. Onu siz onumuze cıkardınız. Ne kotu durak yeridir o

[61] Soyle yakardılar: "Rabbimiz, bunu bizim onumuze cıkaranın atesteki azabını bir kat daha artır

[62] Soyle dediler: "Ser temsilcilerinden saydıgımız adamları, acaba neden gormuyoruz

[63] Onları alaya alırdık; yoksa gozler onlardan kaydı mı

[64] Iste bu, kesin gercektir. Ates halkının cekismesi gerceklesecektir

[65] De ki: "Ben, sadece bir uyarıcıyım. O Vahid ve Kahhar Allah´tan baska hicbir ilah yoktur

[66] Goklerin, yerin ve bunlar arasındakilerin Rabbi´dir O. Aziz ve Gaffar

[67] De ki: "Buyuk bir haberdir o

[68] Yuz cevirip duruyorsunuz ondan

[69] Onlar tartısırlarken, o yuce konsey hakkında benim hicbir bilgim yoktu

[70] Bana, sadece acık bir uyarıcı oldugum vahyediliyor

[71] Hani, Rabbin meleklere soyle demisti: "Ben camurdan bir insan yaratacagım

[72] Onu kıvama erdirip icine ruhumdan ufledigimde, onunde secde ederek egilin

[73] Bunun uzerine meleklerin hepsi toptan secde etmislerdi

[74] Iblis etmemisti. O, kibre sapmıs ve inkarcılardan olmustu

[75] Allah dedi: "Ey Iblis, iki elimle yarattıgıma secde etmekten seni alıkoyan neydi? Burnu buyukluk mu ettin, yoksa yucelenlerden mi oldun

[76] Iblis dedi: "Ben ondan hayırlıyım! Beni atesten yarattın, onu camurdan yarattın

[77] Buyurdu: "Hadi, cık oradan! Sen kovulmus birisin

[78] Din gunune kadar lanetim uzerinedir

[79] Dedi: "Rabbim, o halde insanların diriltilecegi gune kadar bana sure ver

[80] Buyurdu: "Peki, sure verilenlerdensin

[81] O bilinen gune kadar

[82] Dedi: "Kudret ve serefine yemin olsun ki, onların tumunu azdıracagım

[83] Iclerinden sadece samimi, seckin kullar dısta kalacaktır

[84] Buyurdu: "Iste bu dogru! Ben de yalnız dogruyu soylerim

[85] Gercek su ki, ben cehennemi seninle ve onlardan sana uyanlarla tamamen dolduracagım

[86] De ki: "Tebligime karsılık sizden bir ucret istemiyorum. Ben size kendiligimden/zorlamayla yukumluluk getirenlerden de degilim

[87] Bu, alemler icin bir Zikir´den baska sey degildir

[88] Yemin olsun, bir sure sonra onun haberini bileceksiniz

Zümer

Surah 39

[1] Bu Kitap´ın indirilisi Aziz ve Hakim olan Allah´tandır

[2] Emin ol, bu Kitap´ı biz sana hak olarak indirdik. O halde, dini yalnız ona ozguleyerek Allah´a ibadet et/O´nun icin is yapıp deger uret

[3] Gozunuzu acıp kendinize gelin! Arı-duru din yalnız ve yalnız Allah´ındır! O´nun yanında birilerini daha veliler edinerek, "Biz onlara, bizi Allah´a yaklastırmaları dısında bir sey icin kulluk etmiyoruz." diyenlere gelince, hic kuskusuz, Allah onlar arasında, tartısıp durdukları konuyla ilgili hukmu verecektir. Su bir gercek ki, Allah, yalancı ve nankor kisiyi iyiye ve guzele kılavuzlamaz

[4] Eger Allah bir cocuk edinmek isteseydi, yaratmakta olduklarından diledigini secerdi. Boyle bir seyden arınmıstır O. Allah´tır, Vahid´dir, Kahhar´dır O

[5] Gokleri ve yeri hak olarak yaratmıstır. Geceyi gunduzun ustune cekip ortuyor; gunduzu de gecenin ustune sarıp duruyor. Gunes´i ve Ay´ı bir buyruga boyun egdirmistir. Hepsi, belirlenmis bir sureye kadar akar gider. Gozunuzu acın; Aziz´dir O, Gaffar´dır

[6] Sizi bir tek canlıdan yarattı; sonra o canlıdan onun esini vucuda getirdi. Ve sizin icin davarlardan sekiz cift indirmistir. Sizi annelerinizin karınlarında uc karanlık icinde, bir yaratıstan oburune gecirerek olusturuyor. Iste Allah! Budur sizin Rabbiniz! Yalnız O´nundur mulk ve saltanat! Ilah yoktur O´ndan baska! Hal boyle iken nasıl oluyor da gercegin tersine donduruluyorsunuz

[7] Eger nankorluge saparsanız su bir gercek ki, Allah size muhtac olmayacak bir Gani´dir. O, kulları icin inkar ve nankorluge razı olmaz. Eger sukrederseniz bunu sizin icin rızasına uygun bulur. Hicbir gunahkar bir baskasının gunahını yuklenmez. Sonunda donusunuz ancak Rabbinizedir. O size, islemis olduklarınızı haber verecektir. O, goguslerin saklamakta olduklarını cok iyi bilir

[8] Insana bir zarar/zorluk dokununca, Rabbine yonelerek O´na dua eder. Sonra ona bir nimet lutfettiginde, onceden O´na yalvarmakta oldugunu unutur, O´nun yolundan saptırmak icin Allah´a esler, ortaklar isnat eder. De ki: "Birazcık nimetlen kufrunle! Hic kuskusuz, sen, ates halkındansın

[9] Boyle birisi; gece saatlerinde secde ederek, ayakta durarak ibadet eden, ahiretten korkan, Rabbinin rahmetini uman biri gibi midir? De ki: "Hic bilenlerle bilmeyenler esit olur mu? Ancak gonul ve akıl sahipleri dusunup ibret alır

[10] Tarafımdan soyle: "Ey iman eden kullarım, Rabbinizden korkun! Bu dunya hayatında guzel dusunup guzel davrananlara guzellik var. Allah´ın topragı/yeryuzu genistir. Sadece sabredenlere, ucretleri hesapsız odenecektir

[11] De ki: "Bana, dini yalnız Allah´a ozguleyerek, O´na ibadet etmem/O´nun icin is yapıp deger uretmem emredildi

[12] Ve bana, muslumanların ilki olmam emredildi

[13] De ki: "Eger Rabbime isyan edersem buyuk bir gunun azabından korkarım

[14] De ki: "Ben, dinimi yalnız kendisine ozguleyerek, Allah´a ibadet ediyorum/O´nun icin is yapıp deger uretiyorum

[15] Siz O´nun dısında dilediginize kulluk/ibadet edin." De ki: "Husrana ugrayanlar, kıyamet gunu hem kendilerini hem de ailelerini husrana atanlardır. Dikkat edin! Apacık husranın ta kendisi iste budur

[16] Onların ustlerinde atesten golgeler, altlarından da golgeler vardır. Iste Allah, kullarını bundan korkmaya cagırıyor. "Ey kullarım, benden sakının

[17] Taguttan, ona kulluk etmekten kacınıp Allah´a yonelenlere mujde var! Mustula kullarıma

[18] Onlar ki, sozu dinler de onun en guzeline uyarlar. Iste bunlardar, Allah´ın kılavuzladıkları; iste bunlardır, akıl ve gonul sahipleri

[19] Uzerine azap sozu hak olanı, atese dalmıs olanı sen mi kurtaracaksın

[20] Hayır, kurtaramazsınız! Rablerinden sakınanlara gelince, onlar icin ust uste bina edilmis odalar var; altlarından ırmaklar akar. Allah´ın vaadidir bu, Allah vaadine ters dusmez

[21] Gormedin mi, Allah gokten bir su indirdi de onu toprak icindeki kaynaklara ulastırdı. Sonra onunla cesitli renklerde ekinler cıkarıyor. Sonra ekin kurur da sen onu sararmıs gorursun. Sonra da onu kuru ufantı haline getirir. Iste bunda, akıl ve gonul sahipleri icin mutlak bir ibret var

[22] Allah´ın, gogsunu Islam´a actıgı kimse, Rabbinden bir ısık uzerinde olmaz mı? Allah´ın zikrine/Kur´an´a karsı kalpleri katılasmıs olanlara yazıklar olsun! Iste onlardır, acık bir sapıklık icindekiler

[23] Allah, sozun/hadisin en guzelini, birbirine benzer ic ice ikili manalar ifade eden bir Kitap halinde indirmistir. Rablerinden korkanların ondan derileri urperir. Sonra da hem derileri hem de kalpleri, Allah´ın zikri/Kur´an´ı karsısında yumusar. Bu, Allah´ın kılavuzudur ki, onunla diledigini/dileyeni hidayete erdirir. Allah´ın saptırdıgına gelince, ona kılavuzluk edecek yoktur

[24] Zalimlere, "Kazanmıs oldugunuzu tadın!" denildiginde, kıyamet gunu o kotu azaptan yuzunu kim koruyabilir

[25] Onlardan oncekiler de yalanlamıstı. Fakat azap kendilerine, hic farkında olmadıkları bir yerden geldi

[26] Allah; onlara dunyada rezilligi tattırdı. Ahiretin azabı ise elbette daha buyuktur. Bir bilselerdi

[27] Yemin olsun, biz bu Kur´an´da insanlara her turden ornekler verdik ki dusunup ogut alabilsinler

[28] Bunu, egri-bugrusu olmayan Arapca bir Kur´an olarak indirdik ki, korunup sakınabilsinler

[29] Allah; hakkında birbiriyle didisen ortakların bulundugu bir adamla, bir tek ere teslim olan bir adamı ornek verdi. Ornek olarak bu ikisi esit olur mu? Hamt, yalnız Allah´adır! Ama onların cokları bilmiyorlar

[30] Hic kuskusuz sen de oleceksin, onlar da olecekler

[31] Sonra siz, kıyamet gunu Rabbinizin huzurunda davalasacaksınız

[32] Allah hakkında yalan duzenden ve kendisine gelen dogruyu yalanlayandan daha zalim kim vardır? Cehennemde kafirler icin bir barınak yok mu

[33] Dogruyu getirene ve onu tasdikleyene gelince, iste boyleleri, korunanların ta kendileridir

[34] Rableri katında onlar icin diledikleri her sey vardır. Iste guzel dusunup guzel davrananların odulu budur

[35] Boylece, Allah onların yaptıklarının en kotulerini ortecek, odullerini, yaptıklarının en guzeliyle verecek

[36] Allah, kuluna Kafi degil mi, yetmiyor mu? Seni, O´ndan baskalarıyla korkutuyorlar. Allah kimi saptırırsa artık ona kılavuzluk edecek yoktur

[37] Allah´ın kılavuzluk ettigini ise saptıran olamaz. Allah Aziz ve intikam alıcı degil mi

[38] Onlara, "Gokleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan, yemin olsun "Allah!" diyecekler. De onlara: "Peki, Allah dısındaki yakardıklarınız hakkında ne diyorsunuz? Allah bana bir zarar vermek istese, O´nun verecegi zararı uzaklastırabilirler mi? Yahut bana bir rahmet dilese, O´nun rahmetini tutabilirler mi?" De ki: "Bana Allah yeter! Tevekkul edenler O´na dayanıp guvenirler

[39] De ki: "Ey toplumum! Yapabildiginizi yapın; ben de kendi isimi yapacagım. Yakında bileceksiniz

[40] Kime geliyor rezil edici azap, kime iniyor bitip tukenmeyen azap

[41] Kuskusuz, bu Kitap´ı biz sana insanlar icin hak olarak indirdik. Artık kim dogru yolu secerse kendi lehinedir; kim de saparsa kendi aleyhine sapmıs olur. Sen onlar uzerine vekil degilsin

[42] Allah, canları, olumleri sırasında alır, olmeyenleri de uykuları sırasında. Sonra, haklarında olum hukmu verdiklerini alıkoyar; otekileri, belirlenen bir sureye kadar salıverir. Bunda, iyice dusunen bir toplum icin elbette ibretler vardır

[43] Yoksa Allah´ın berisinden sefaatcılar mı edindiler? De ki: "Onlar hicbir seye sahip olmayan/hicbir seye gucu yetmeyen, aklını da isletmeyen varlıklar olsalar da mı

[44] De ki: "Sefaat, tumden ve sadece Allah´ındır. Goklerin ve yerin mulku/yonetimi O´nundur. Sonunda O´na donduruleceksiniz

[45] Allah yalnız basına anıldıgında, ahirete inanmayanların kalpleri nefretle urperir; O´nun berisindeki, ilahlastırılmıs kisilerle birlikte anıldıgında ise hemen mujdelenmis gibi sevinirler

[46] De ki: "Ey Allahım! Ey gokleri ve yeri yaratan, ey gorulmeyeni ve goruleni bilen! Sen hukum vereceksin kulların arasında, ihtilaf ettikleri seyleri hakkında

[47] Eger yerdekilerin tamamı ve beraberinde bir o kadarı, zulmedenlerin olsa, kıyamet gunu azabın kotulugunden kurtulmak icin tumunu mutlaka fidye verirlerdi. Cunku hic hesaba katmadıkları seyler, Allah tarafından karsılarına cıkarılmıstır

[48] Kazanmıs olduklarının cirkinlikleri, onlerinde belirlenmis; alay edegeldikleri sey kendilerini sarıvermistir

[49] Insana bir zorluk/zarar dokundugunda bize yalvarır-yakarır; sonra ona bizden bir nimet lutfettigimizde soyle der: "Bu bir ilim sayesinde verildi bana!" Hayır, oyle degil; o bir fitnedir ama onların cokları bilmiyorlar

[50] Onlardan oncekiler de bunu soylemislerdi ama kazandıkları seyler kendilerine hicbir yarar saglamamıstı

[51] Sonunda, kazanmıs olduklarının cirkinlikleri yakalarına yapısmıstı. Sunların zulmedenlerine de kazandıklarının kotulukleri gelip catacaktır. Ve onlar kimseyi aciz de bırakamayacaklar/onlar bunu etkisiz de bırakamazlar

[52] Bilmediler mi ki Allah, rızkı diledigine acıp yayar da kısıp daraltır da. Iman eden bir toplum icin bunda elbette ibretler vardır

[53] De ki: "Ey oz benlikleri aleyhine sınırı asan/asırı giden kullarım! Allah´ın rahmetinden umit kesmeyin! Allah, gunahları tumden affeder. Cunku O, mutlak Gafur, mutlak Rahim´dir

[54] Azap yakanıza yapısmadan Rabbinize donup O´na teslim olun! Sonra size yardım edilmez

[55] Farkında olmadıgınız bir sırada, azap ansızın karsınıza cıkmadan once size Rabbinizden indirilenin en guzeline uyun

[56] Benlik soyle diyecektir o zaman: "Allah´a karsı asırı gitmem yuzunden basıma gelenlere bak! Alay edip duranlardan biriydim dogrusu

[57] Yahut soyle diyecektir: "Allah bana kılavuzluk etseydi elbette ben de korunanlardan olurdum

[58] Azabı gordugunde soyle de konusacaktır: "Bana bir kez daha imkan verilseydi de guzel dusunup guzel davrananlardan olsaydım

[59] Hayır, olamaz! Ayetlerim sana geldi de onları hemen yalanlayıverdin; buyukluk tasladın ve kafirlerden oldun

[60] Allah´a yalan isnat edenleri, kıyamet gunu yuzleri simsiyah halde gorursun. Kibirliler icin cehennemde bir barınak mı yok

[61] Korunup sakınanları Allah, kendi basarıları yuzunden kurtarır. Ne kotuluk dokunur onlara ne de kederlenirler

[62] Allah Haalik´tir, her seyin yaratıcısıdır. Her sey uzerine Vekil olan da O´dur

[63] Goklerin ve yerin kilitleri/anahtarları O´nundur. Allah´ın ayetlerini inkar edenler, husrana ugrayanların ta kendileridir

[64] De ki: "Bana, Allah´tan baskasına kulluk etmemi mi emrediyorsunuz, ey cahiller

[65] Yemin olsun, sana da senden oncekilere de su vahyedilmistir: Eger sirke saparsan amelin kesinlikle bosa cıkar ve mutlaka husrana dusenlerden olursun

[66] Baskasına degil, sadece Allah´a kulluk/ibadet et; sukredenlerden ol

[67] Allah´ı, kadrine/sanına yarasır sekilde tanıyamadılar. Oysaki kıyamet gunu, yeryuzu tamamen O´nun avucudur/avucundadır; gokler de O´nun sag elinde/kudretinde durulmus haldedir. Sanı yucedir O´nun; arınmıstır onların ortak kostuklarından

[68] Sura uflenmistir; Allah´ın diledigi kimseler dısında goklerde kim var, yerde kim varsa carpılıp yere yıkılmıstır. Sonra sura bir daha uflenmistir. Iste hepsi ayaga kalkmıs bakıyorlar

[69] Yeryuzu, Rabbinin nuruyla parıldamıs, Kitap ortaya konmus, peygamberler, tanıklar getirilip aralarında hakla hukum verilmistir. Onlar asla haksızlıga ugratılmazlar

[70] Herkesin yapıp ettiginin karsılıgı tam verilir. O, onların neler yaptıklarını daha iyi bilmektedir

[71] Inkar edenler boluk boluk cehenneme sevk edilirler. Oraya geldiklerinde onun kapıları acılır ve cehennem bekcileri onlara soyle derler: "Size, icinizden resuller gelmedi mi ki, Rabbinizin ayetlerini karsınızda okusunlar ve sizi su gununuze kavusmanız hususunda uyarsınlar?" Onlar: "Evet, derler, geldi ama inkarcılar hakkında azap hukmu hak oldu

[72] Soyle denilir: "Girin cehennemin kapılarından! Orada uzun sure kalacaksınız. Buyukluk taslayanların barınagı ne de kotuymus

[73] Rablerinden sakınanlar da bolukler halinde cennete sevk edilirler. Oraya geldiklerinde, cennet kapıları da kendilerine acıldıgında, oranın bekcileri onlara soyle derler: "Selam size! Tertemizsiniz. Hadi girin suraya, surekli kalıcılar olarak

[74] Onlar da soyle derler: "Hamt olsun o Allah´ a ki bize vaadini yerine getirdi, bizi yeryuzune mirascılar yaptı. Iste, cennetten istedigimiz yerde konaklıyoruz. Is yapıp deger uretenlerin odulu ne de guzelmis

[75] Melekleri de arsın cevresini kusatarak Rablerinin hamdiyle tespih eder halde gorursun. Aralarında hakla hukum verilmistir. Nihayet soyle denir: "Hamt alemlerin Rabbi´ne ozgudur

Ğâfir

Surah 40

[1] Ha, Mim

[2] Bu kitabın indirilisi, Aziz ve Alim olan Allah´tandır

[3] Gafir´dir, gunahı affedendir. Tovbeyi kabul eden, azabı cetin, lutfu bol olandır O. Ilah yoktur O´ndan gayrı. Yalnız O´nadır varıs ve donus

[4] Allah´ın ayetleri hakkında, kufre sapmıs olanlardan baskası cekisip didismez. Onların beldelerde dolasıp durmaları seni aldatmasın

[5] Onlardan once Nuh kavmi yalanlamıstı. Onlardan sonra gelen oymaklar da. Her ummet kendilerine gelen elciyi yakalasınlar diye ugrastı. Ve hakkı islemez kılmak icin yanlısı/tutarsızlıgı esas alarak mucadele ettiler; nihayet onları yakaladım. Nasıl olmustu azabım

[6] Iste boyle! Rabbinin, nankorluge sapanlar hakkındaki, "Onlar ates yaranıdır" sozu tam gerceklesti

[7] Arsı yuklenip tasıyanlar ve onun cevresindeki suurlular Rablerinin hamdi ile tespih ederler ve ona inanırlar. Iman sahipleri icin de soyle af dilerler: "Rabbimiz! Sen her seyi rahmet ve ilim halinde kusattın. Tovbe edip senin yoluna uymus olanları bagısla. Ve onları cehenem azabından koru

[8] Ey Rabbimiz, onları kendilerine vaat etmis oldugun Adn cennetlerine koy! Atalarından, eslerinden, zurriyetlerinden barısa yonelenleri de. Aziz ve Hakim olan, hic kususuz sensin, sen

[9] Koru onları kotuluklerden! O gun kotuluklerden koruduguna mutlaka rahmet etmissindir sen! Iste budur o en buyuk kurtulus ve eris

[10] Kufre batmıs olanlara soyle haykırılır: "Allah´ın ofkesi, sizin kendi benliklerinize ofkenizden elbette ki daha buyuktur. Hani, siz imana cagrılıyordunuz da inkar ediyordunuz

[11] Dediler: "Rabbimiz! Bizi iki kez oldurdun, iki kez dirilttin. Artık gunahlarımızı itiraf ettik. Buradan cıkmak icin bir yol daha var mı

[12] Bu halinizin sebebi su: Allah´a, yalnız O´na cagrıldıgınzda inkar etmistiniz. O´na ortak kosuldugunda ise iman ediyordunuz. Artık hukum o en yuce, o en buyuk olan Allah´ın

[13] O odur ki size ayetlerini gosteriyor ve sizin icin gokten bir rızık indiriyor. O´na yonelenden baskası ogut alamaz

[14] Kafirler hoslanmasa da siz, dini yalnız O´na ozguleyerek, Allah´a dua edin

[15] O Refi´dir, dereceleri yukseltendir; arsın sahibidir. Bulusma gunu hakkında uyarmak icin emrinden olan Ruh´u kullarından diledigine indirir

[16] O gun onlar ortaya cıkarlar. Hicbir seyleri Allah´a gizli kalmaz. Kimindir bugun mulk/saltanat? O Vahid ve Kahhar olan Allah´ın

[17] Bugun her benlik kazandıgıyla cezalandırılır. Zulum yok bugun! Allah, hesabı cabucak gorur

[18] Onları, yaklasan felaket gunu hakkında uyar! Yurekler gırtlaklara dayanmıstır; yutkunurlar. Zalimlerin ne bir dostu vardır ne de sozu dinlenir bir sefaatcıları

[19] O bilir gozlerin hain bakısını ve goguslerin sakladıgını

[20] Allah, hak ile hukmeder! O´nun dısında yakardıkları ise hicbir seyle hukmedemezler. Allah´tır mutlak Semi´, mutlak Basir

[21] Yeryuzunde gezip dolasmadılar mı ki kendilerinden oncekilerin sonları nice olmus gorsunler? Onlar, hem kuvvetce hem de yeryuzundeki eserler bakımından bunlardan daha zorlu idiler. Ama Allah onları gunahları yuzunden yakaladı. Ve Allah´a karsı bir koruyanları da olmadı

[22] Sebep suydu: Resulleri onlara acık-secik mesajlar getirirdi de onlar inkar ederlerdi. Sonunda Allah hepsini yakaladı. O cok gucludur, azabı da siddetlidir

[23] Yemin olsun, Musa´yı da ayetlerimizle ve apacık bir kanıtla gondermistik

[24] Firavun´a, Haman´a ve Karun´a gondermistik de onlar soyle demislerdi: "Tam yalancı bir sihirbazdır bu

[25] Musa, katımızdan hakkı onlara getirince, soyle dediler: "Onunla beraber iman edenlerin erkek cocuklarını oldurun, kadınlarını hayata salın/kadınlarına uygunsuzca davranın/kadınlarının rahimlerini yoklayın!" Ama inkarcıların tuzagı hep bosa cıkmıstır

[26] Firavun dedi ki: "Bırakın, su Musa´yı oldureyim de Rabbine yalvarsın. Cunku onun, dininizi degistirmesinden yahut yeryuzunde fesat cıkarmasından korkuyorum

[27] Musa dedi: "Ben, hesap gunune inanmayan her kibirliden, benim de Rabbim sizin de Rabbiniz olana sıgındım

[28] Firavun hanedanından, imanını gizleyen bir adam soyle konustu: "Rabbim Allah´tır, dedigi icin bir adamı olduruyor musunuz? Ustelik size, Rabbinizden acık-secik deliler de getirdi. Eger yalancıysa yalancılıgı kendi aleyhinedir. Eger dogru sozlu ise size vaat ettiklerinden bir kısmı basınıza gelir. Kuskusuz, Allah, haddi asan yalancıları dogruya ulastırmaz

[29] Ey toplumum, bugun bu toprakta, birbirine destek veren insanlar olarak mulk ve yonetim sizin. Peki, karsımıza dikildigi zaman Allah´ın azabından bizi kim kurtaracak?" Firavun soyle dedi: "Ben size kendi fikrimden baskasını gostermem. Ve ben, aydınlık/dogruluk yolundan baskasına da kılavuzlamam

[30] Iman etmis olan bir adam dedi: "Ey toplumum, sizin uzerinize, diger topluluklarınki gibi bir gunun gelmesinden korkuyorum

[31] Nuh kavminin, Ad´ın, Semud´un ve onların ardından gelenlerin seruvenleri gibi. Allah, kulları icin zulum istemiyor

[32] Ey toplumum, sizin adınıza o bagırıp-cagrısma gununden korkuyorum

[33] Bir gundur ki o, sırtınızı donerek kacmaya calısırsınız fakat Allah´a karsı sizi koruyacak kimse olmaz. Allah´ın saptırdıgının, yol gostereni yoktur

[34] Yemin olsun, daha once Yusuf da size acık-secik mesajlar getirmisti de onun size getirdikleri hakkında hep kusku duymustunuz. Daha sonra o olunce de soyle demistiniz: "Allah ondan sonra bir daha asla resul gondermez." Allah, sınır tanımaz kuskucuları iste boyle saptırır

[35] Kendilerine gelmis bir kanıt olmaksızın Allah´ın ayetleri hakkında mucadele edenlerin durumu, hem Allah katında hem de inananların katında buyuk bir ofke konusu olmustur. Allah, tum zorba, kibirli kalpler uzerine iste boyle muhur basıyor

[36] Firavun dedi ki: "Ey Haman, sebeplere ulasabilmem icin bana yuksek bir kule yap

[37] Goklerin sebeplerine ulasırsam, Musa´ın tanrısına, da ulasırım. Ben onun yalancı biri oldugunu dusunuyorum." Firavun´a, yaptıgı isin kotulugu bu sekilde suslu gosterildi de yoldan saptırıldı. Firavun´un tuzagı hep kayıptadır

[38] O iman eden kisi dedi ki: "Ey toplumum! Bana uyun, sizi dogru yola gotureyim

[39] Ey toplumum, su igreti dunya hayatı, gecici bir nimetlenmeden ibarettir. Ahiretse surekli durulacak yurdun ta kendisidir

[40] Kotu bir is yapan, sadece yaptıgı kadarıyla cezalandırılır. Erkek ve kadından mumin olarak iyi bir is yapana gelince, iste boyleleri cennete girerler ve orada hesapsız bir bicimde rızıklandırılırlar

[41] Ey toplumum! Sebep ne ki; ben sizi kurtulusa cagırıyorum, siz beni atese cagırıyorsunuz

[42] Siz beni, Allah´a nankorluk etmeye ve hakkında hicbir bilgim olmayan seyi O´na ortak kosmaya cagırıyorsunuz. Bense sizi o Aziz ve Gaffar olana davet ediyorum

[43] Sizin beni cagırdıgınız seye, ne dunyada ne de ahirette asla ve asla dua edilemez/onun dunyada ve ahirette cagrı hakkı yoktur. Donusumuz-varısımız Allah´adır. Asırılıga sapanlarsa ates halkının ta kendileridir

[44] Size soylemekte olduklarımı yakında hatırlayacaksınız. Ben isimi Allah´a havale ediyorum. Allah, kullarını iyice gormektedir

[45] Allah, o adamı otekilerin kurdukları tuzakların kotuluklerinden korudu. Firavun ailesini de azabın en beteri kusattı

[46] Sabah-aksam, atese arz olunurlar. Kıyamet koptugu gun de soyle denir: "Firavun ailesini azabın en siddetlisine sokun

[47] O vakit onlar ates icinde cekisir dururlar. Horlanan takım, boburlenen takıma soyle der: "Biz sizin uydularınız olmustuk. Simdi su atesin bir kısmını olsun bizden uzak tutabilir misiniz

[48] Boburlenen takım soyle konusur: "Gercek su ki, hepimiz atesin icindeyiz. Allah, kullar arasında hukum vermis

[49] Atestekiler, cehenem bekcilerine soyle der: "Rabbinize yakarın da azabı bizden bir gun olsun hafifletsin

[50] Bekciler derler ki: "Resulleriniz size acık-secik mesajlar getirmezler miydi?" Derler ki: "Elbette getirirlerdi!" Bekciler: "O halde yalvarın durun; inkarcıların yakarısları cıkmazda kalıp gitmistir." diye cevap verirler

[51] Su bir gercek ki, biz, resullerimize ve iman edenlere, hem dunya hayatında hem de tanıkların ayaga kalkacakları gun mutlaka yardım edecegiz

[52] O gun ileri surdukleri ozurleri, zalimlere yarar saglamayacaktır. Lanet var onlar icin ve yurtların en kotusu onların

[53] Yemin olsun ki, Musa´ya o hak kılavuzu verdik ve Israilogullarını Kitap´a mirascı kıldık

[54] Akıl ve gonul sahipleri icin bir yol gosterici, bir hatırlatıcıdır o

[55] Oyleyse sabret! Kuskun olmasın ki, Allah´ın vaadi haktır. Gunahın icin af dile. Aksam ve sabah, Rabbini overek tespih et

[56] Kendilerine gelmis hicbir kanıt olmadan, Allah´ın ayetleri hakkında tartısıp duranlar var ya, onların goguslerinde, asla ulasamayacakları bir buyuklugun kuruntusu vardır. Artık Allah´a sıgın! O´dur Semi, O´dur Basir

[57] Goklerin ve yerin yaratılısı/yarattıkları, insanların yaratılısından/insanlar aleminden elbette daha buyuktur. Ne var ki insanların cokları bilmiyorlar

[58] Korle goren, iman edip barısa/hayra yonelik isler yapanlarla kotuluk uretenler bir olmaz. Ne kadar da az dusunuyorsunuz

[59] O saat elbette gelecektir; kusku yok bunda. Fakat insanların cokları inanmazlar

[60] Rabbiniz buyurmustur ki: Dua edin bana, cevap vereyim size! Kibre saparak bana ibadetten uzaklasanlar, asagılanmıs bir halde cehenneme gireceklerdir

[61] Allah, icinde dinlenesiniz diye sizin icin geceyi yarattı. Gunduzu de aydınlık kıldı. Su bir gercek ki, Allah, insanlara her halde lutufkar davranıyor fakat insanların cokları sukretmezler

[62] Iste o Allah´tır sizin Rabbiniz! Her seyin yaratıcısıdır O. Tanrı yok O´ndan baska. Durum bu iken, nasıl oluyor da cevriliyorsunuz

[63] Allah´ın ayetlerine kafa tutanlar, iste boyle dondurulurler

[64] Allah odur ki, yeryuzunu sizin icin durulacak yer, gogu bir bina yaptı; sizi yaratıp donattı ve gorunusunuzu guzel yaptı, sizi temiz ve guzel nimetlerle rızıklandırdı. Iste bu Allah´tır sizin Rabbiniz! Alemlerin Rabbi olan Allah ne kadar yucedir

[65] Hayy O´dur! Tanrı yoktur O´ndan baska. Dini kendisine ozguleyerek dua edin O´na. Hamt olsun alemlerin Rabbi´ne

[66] De ki: "Ben, Rabbimden bana acık-secik ayetler gelince, sizin, Allah´ın berisinden yakardıklarınıza kulluk etmekten yasaklandım. Ben, alemlerin Rabbi´ne teslim olmakla emrolundum

[67] O O´dur ki; sizi once topraktan, sonra bir spermden, sonra bir embriyodan yarattı. Sonra sizi bebek olarak annelerinizin karnından cıkarıyor, sonra guclu cagınıza ulasasınız ve nihayet ihtiyarlar olasınız diye sizi yasatıyor. Icinizden bir kısmı daha once vefat ettiriliyor. Tum bunlar, belirlenen bir sureye ulasasınız ve aklınızı isletesiniz diyedir

[68] O O´dur ki, hem hayat veriyor hem olduruyor. Bir is ve olusa hukmedince, ona sadece "Ol!" der; o hemen oluverir

[69] Bakmadın mı Allah´ın ayetleri hakkında tartısanlara, nasıl donduruluyorlar

[70] Kitap´ı ve resullerimiz aracılıgıyla gonderdigimizi yalanlayanlar, yakında bilecekler

[71] O zaman, boyunlarında bukagılar, zincirler, suruklenecekler

[72] Kaynar suyun icine. Sonra da ateste yakılacaklar

[73] Sonra onlara soyle denecek: "Ortak kostuklarınız nerede

[74] Allah´ın berisinden taptıklarınız nerede?" Diyecekler ki: "Bizden uzaklasıp kayboldular. Dogrusu biz, daha once hicbir seye yakarmıyormusuz." Allah, inkar edenleri iste boyle saptırır

[75] Butun bunlar, yeryuzunde haksız yere sevinc sımarıklıgına dusmeniz, kasılıp kabarmanız yuzundendir

[76] Girin cehennemin kapılarından; uzun sure kalacaksınız iceride. Kibirlenenlerin barınagı ne de kotuymus

[77] Sen sabret! Cunku Allah´ın vaadi haktır. Onları tehdit ettigimiz seyin bir kısmını belki sana gosteririz, belki de seni vefat ettiririz. Sonunda onlar bize dondurulecekler

[78] Yemin olsun, biz senden once de resuller gonderdik. Onların bir kısmının hayat ve hatırasını sana anlattık, bir kısmının hayat ve hatırasından sana bahsetmedik. Hicbir resulun, Allah´ın izni olmaksızın herhangi bir mucize getirmesi soz konusu olamaz. Allah´ın emri geldiginde, hakla hukmedilir ve gercegi hukumsuz kılmaya calısanlar orada husrana ugrarlar

[79] Bir kısmından binek edinesiniz, bir kısmından yiyesiniz diye sizin icin hayvanları yaratan, O Allah´tır

[80] O hayvanlarda sizin icin daha nice faydalar vardır. Onları binek yaparak, gonullerinizdeki arzuya ulasırsınız. Hem onlar uzerinde hem gemiler uzerinde tasınırsınız

[81] Allah size ayetlerini gosteriyor. Allah´ın ayetlerinden hangisini inkar ediyorsunuz

[82] Yeryuzunde dolasıp da kendilerinden oncekilerin sonu nice olmus diye bakmıyorlar mı? Oncekiler bunlardan sayıca daha cok, kuvvetce daha zorlu ve yeryuzundeki eserler bakımından daha ustun idiler. Ama kazanmıs oldukları seyler, kendilerine hicbir yarar saglamadı

[83] Resulleri onlara acık-secik beyyineler getirdiklerinde, onlar, yanlarındaki bilgiyle sevinip ovunduler. Ve alay edip durdukları sey kendilerini kusatıverdi

[84] Hısmımızı gorduklerinde, "Allah´a, yalnızca O´na inandık, O´na ortak kostugumuz seyleri inkar ettik." dediler

[85] Ne var ki, siddetimizi gorduklerinde, ettikleri iman kendilerine yarar saglamadı. Allah´ın, kulları hakkında isleyip duran yolu-yontemidir bu. Inkarcılar orada husrana ugradılar

Fussilet

Surah 41

[1] Ha, Mim

[2] Rahman ve Rahim´den indirilmedir bu

[3] Bilgi ile donanmıs bir toplum icin ayetleri, Arapca bir Kur´an halinde ayrıntılı kılınmıs bir kitaptır bu

[4] Mustulayıcı ve uyarıcı olarak. Onların pek cogu yuz cevirdi; kulak verip dinlemezler onlar

[5] Dediler ki: "Bizi cagırdıgı o seye karsı kalplerimiz kılıflar icinde; kulaklarımızda bir agırlık, seninle bizim aramızda da bir perde var. O halde, sen isini yap, muhakkak biz de isimizi yapacagız

[6] De ki: "Ben sadece sizin gibi bir insanım. Ilahınızın bir tek ilah oldugu bana vahyediliyor. O halde sasıp sendelemeden O´na yonelin ve O´ndan af dileyin. Vay haline ortak kosanların

[7] Onlar zekatı vermezler. Olum sonrası hayatı inkar edenler de onlardır

[8] Iman edip hayra ve barısa yonelik isler yapanlara gelince, onlar icin minnet altına sokmayan bir odul vardır

[9] De ki: "Siz, yerkureyi iki gunde yaratana gercekten nankorluk edip O´na ortaklar mı kosuyorsunuz? Alemlerin Rabbi´dir O

[10] O, yeryuzune, denge ve dayanıklık saglayan dagları ustunden yerlestirdi. Onda bereketlere vucut verdi. Ve onda, azıklarını dort gunde takdir edip duzenledi. Isteyip duranlar icin esit miktarda olmak uzere

[11] Sonra buhar/duman halindeki goge yoneldi de ona ve yerkureye soyle seslendi: "Isteyerek veya istemeyerek gelin!" Onlar soyle dediler: "Isteyerek geldik

[12] Boylece onları, iki gunde yedi gok halinde takdir edip her goge kendi is ve olusunu vahyetti. Ve biz, arza en yakın gogu kandillerle ve bir korumayla donattık. Isler bunlar Aziz ve Alim olanın takdiridir

[13] Yuz cevirirlerse soyle de: "Sizi, Ad ve Semud´a carpan yıldırıma benzer bir yıldırıma karsı uyarıyorum

[14] Hani, resuller onlara onlerinden, arkalarından gelerek soyle demislerdi: "Allah´tan baskasına ibadet/kulluk etmeyin!" Soyle cevap vermislerdi: "Eger Rabbimiz isteseydi, kesinlikle melekler indirirdi. Bu yuzden biz sizinle gonderileni tanımıyoruz

[15] Ad toplumu yeryuzunde haksız bir bicimde buyukluk tasladı da soyle dediler: "Bizden daha guclu kim var?" Onlar, kendilerini yaratan Allah´ın, evet O´nun, onlardan daha kuvvetli oldugunu gormediler mi? Bunlar, bizim ayetlerimize de karsı cıkıyorlardı

[16] Biz de onlara dunya hayatında zillet azabını tattırmak icin o ugursuz gunlerde uzerlerine dondurucu bir ruzgar gonderdik. Ahiretin azabı elbette ki daha rezil edicidir. Ustelik onlar hicbir yardım da gormeyeceklerdir

[17] Semud´a gelince, biz onlara kılavuzluk ettik ama onlar korlugu hidayete tercih ettiler. Bunun uzerine, kazandıkları yuzunden, alcaltıcı azabın yıldırımı onları yakaladı

[18] Inananları kurtardık, onlar korunuyorlardı

[19] Gun olur, Allah´ın dusmanları, duzenli bir bicimde bir araya toplanıp atese surulurler

[20] Nihayet, oraya geldiklerinde kulakları, gozleri, derileri, yapıp-ettikleri hakkında onlar aleyhine tanıklık edecektir

[21] Derilerine: "Aleyhimizde neden tanıklık ettiniz?" derler. Derileri derler ki: "O her seyi konusturan Allah konusturdu bizi. Hani, sizi ilk seferinde de O yaratmıstı ya! Ve siz O´na donduruleceksiniz

[22] Siz, isitme gucunuzun, gozlerinizin, derilerinizin aleyhinize yapacagı tanıklıktan gizlenmiyordunuz. Tam aksine siz, yaptıklarınızdan bircogunu Allah´ın bilmeyecegini sanıyordunuz

[23] Iste, Rabbiniz hakkında beslediginiz bu zannınız sizi mahvetti de husrana ugrayanlardan oldunuz

[24] Simdi eger dayanabilirlerse, barınakları atestir. Yok eger ozur dileyip hosnutluk saglamak istiyorlarsa, ozurleri kabul edilmeyecektir

[25] Biz onları birtakım yakınlarla/dostlarla cevreleyip sardık da onlar, onlerinde ve arkalarında ne varsa bunlara suslu gosterdiler. Kendilerinden onceki cin ve insan ummetleri icin hak olan soz, bunlar aleyhine de hak oldu. Cunku bunlar, husrana ugrayanlardı

[26] Inkar edenler dediler ki: "Su Kur´an´ı dinlemeyin! O okunurken yaygara koparın ki, galip gelesiniz

[27] Yemin olsun, o inkarcılara siddetli bir azabı tattıracagız ve elbette ki onları, yapıp-ettiklerinin en kotusuyle cezalandıracagız

[28] Iste bu, Allah dusmanlarının cezası olan atestir. Ayetlerimize karsı cıkmalarından oturu, orada kendileri icin uzun sureli kalıs yeri vardır

[29] O kufre sapanlar soyle diyecekler: "Rabbimiz, cinlerden ve insanlardan bizi saptıranları bize goster ki, onları ayaklarımızın altına alalım da en asagıda kalanlardan olsunlar

[30] Su bir gercek ki, "Rabbimiz Allah´tır!" deyip sonra hic sasmadan yol alanlar uzerine, melekler ha bire iner de soyle derler: "Korkmayın, uzulmeyin! Size vaat edilen cennetle sevinin

[31] Biz sizin, dunya hayatında da ahirette de dostlarınızız. Cennette sizin icin nefislerinizin arzuladıgı her sey var. Orada sizin icin istediginiz her sey var

[32] Gafur ve Rahim Allah´tan bir ikram olarak

[33] Allah´a cagırıp/yakarıp hayra ve barısa yonelik is yapan ve "Ben, Muslumanlardanım/Allah´a teslim olanlardanım" diyen kimseden daha guzel sozlu kim vardır

[34] Guzellikle cirkinlik/iyilikle kotuluk bir olmaz! Kotulugu, en guzel tavırla sav! O zaman gorursun ki, seninle arasında dusmanlık bulunan kimse, sımsıcak bir dost gibi oluvermistir

[35] Boyle bir tavra, sabredenlerden baskası ulastırılmaz. Boyle bir tavra, buyuk nasip sahibinden baskası ulastırılmaz

[36] Eger seytandan gelen kotu bir durtu seni durtecek olursa hemen Allah´a sıgın! Cunku en iyi isiten O´dur, en iyi bilen O

[37] Gece ve gunduz, Gunes ve Ay onun ayetlerindendir. Eger sadece Allah´a kulluk/ibadet ediyorsanız, Gunes´e, Ay´a secde etmeyin; onları yaratan Allah´a secde edin

[38] Eger buyukluk taslarlarsa bilsinler ki, Rabbin katındakiler hic usanmadan, gece ve gunduz O´nu tespih ederler

[39] Sen, topragı husu halinde boynu bukuk goruyorsun ya, iste o da Allah´ın ayetlerindendir. Onun uzerine suyu indirdigimizde, o titrer ve kabarır. Hic kuskusuz, onu dirilten Muhyi oluleri de mutlaka diriltecektir. O, her sey uzerinde guc sahibidir

[40] Ayetlerimiz hakkında egri ile dogruyu birbirine katanlar, bize gizli kalmazlar. Simdi, atesin icine atılan mı hayırlıdır, kıyamet gunu guven icinde gelen mi? Dilediginizi yapın. O, yapıp ettiklerinizi iyice gormektedir

[41] Onlar, o zikiri/Kur´an´ı kendilerine geldiginde inkar ettiler. Halbuki o, essiz yucelikte bir Kitap´tır

[42] Batıl ona, ne onunden gelebilir ne de arkasından. Hakim ve Hamid Allah´tan bir indirmedir o

[43] Senin icin soylenen, senden onceki resuller icin soylenenden baska sey degildir. Hic kuskusuz, senin Rabbin hem cok affedicidir hem de acıklı bir azabın sahibidir

[44] Eger biz onu yabancı dilde bir Kur´an yapsaydık, elbette soyle diyeceklerdi: "Ayetleri ayrıntılı kılınmalı degil miydi?/Arap´a yabancı dil mi?/ister yabancı dilde, ister Arapca!" De ki: "O, iman edenler icin bir kılavuz, bir sifadır. Inanmayanlara gelince, onların kulaklarında bir agırlık vardır. Ve Kur´an, onlar icin bir korluktur. Boylelerine, cok uzak bir mekandan seslenilmektedir

[45] Yemin olsun, biz Musa´ya Kitap´ı verdik de onda ihtilafa dusuldu! Eger Rabbinden bir soz gecmis olmasaydı, aralarında is mutlaka bitirilirdi. Hic kuskusuz, onlar, Kur´an hakkında, surekli iskillendiren bir kusku icindedirler

[46] Kim hayra ve barısa yonelik bir is yaparsa kendi lehinedir. Kim de kotuluk yaparsa kendi aleyhinedir. Rabbin, kullara asla zulmetmez

[47] Kıyamet saatine iliskin bilgi, Allah´a bırakılır. O´nun ilmi dısında ne meyveler kabugundan cıkar ne de bir disi gebe kalır veya dogurur. "Ortaklarım nerede?" diye seslendigi gun, soyle diyeceklerdir: "Bizden hicbir tanık olmadıgını sana arz ederiz

[48] Daha once yakarıp durdukları, onlardan uzaklasıp kaybolmustur. Kacacak hicbir yerleri olmadıgını anlamıslardır

[49] Insan, hayır istemekten/hayır icin dua etmekten bıkıp usanmaz. Kendisine bir ser dokunmaya gorsun; hemen umidini keser, yıkılır

[50] Eger kendisine dokunan bir zorluktan/zarardan sonra bizden bir rahmet tattırsak, yemin olsun, soyle diyecektir: "Bu benim hakkım! Kıyametin kopacagını da sanmıyorum. Rabbime dondurulmus olsam da suphesiz, O´nun katında benim icin sasmaz guzellikler vardır." Yemin olsun, biz o nankorluk edenlere, yapıp ettiklerini haber verecegiz. Yemin olsun, o cetin azabı onlara tattıracagız

[51] Insana nimet verdigimizde yuz cevirir, yan yatar. Kendisine ser dokununca, hemen duaya koyulur

[52] De ki: "Soyleyin bakalım, o Kur´an Allah katından ise, siz de onu inkar ettinizse/onun ustunu orttunuzse, donusu olmayan kopukluga dusenden daha sapık kim vardır

[53] Onlara ayetlerimizi ufuklarda ve oz benliklerinin icinde gosterecegiz. Ta ki, onun hak oldugu kendilerine ayan-beyan belli olsun. Kendisinin her sey uzerinde bir tanık olusu, senin Rabbine yetmez mi

[54] Dikkat edin, onlar Rablerine kavusma konusunda bir suphe icindedirler. Gozunuzu acın! Allah Muhit´tir, her seyi cepecevre kusatmıstır

Şûrâ

Surah 42

[1] Ha, Mim

[2] Ayn, Sin, Kaf

[3] Iste boyle vahyeder sana ve senden oncekilere Aziz ve Hakim olan Allah

[4] Goklerdeki ve yerdeki her sey O´nundur. Oylesine yuce, oylesine buyuktur O

[5] Gokler, ustlerinden catlayacak gibi titresiyor. Melekler de Rablerinin hamdiyle tespih ediyorlar ve yeryuzundekiler icin af diliyorlar. Gozunuzu acıp kendinize gelin! Allah´tır ancak hep affeden, hep merhamet eden

[6] O´nun berisinden veliler edinenlere gelince, onlar uzerine gozcu de Allah´tır. Sen degilsin onlara vekil

[7] Iste boyle! Biz sana Arapca bir Kur´an vahyettik ki, ulke ve medeniyetlerin anasını ve cevresindekileri uyarasın. Ve toplama gunu konusunda da uyarıda bulunasın. Hic kusku yok o gunde. Bir boluk cennettedir, bir boluk ateste

[8] Eger Allah dileseydi onları bir tek ummet elbette yapıverirdi. Fakat O, diledigi kisiyi/dileyeni rahmetine sokar. Zalimlere gelince, onlar icin ne bir dost vardır ne de bir yardımcı

[9] Yoksa O´ndan baska veliler mi edindiler? Allah! O´dur gercek dost. Oluleri O diriltir. O her seye guc yetirir

[10] Herhangi bir seyde ihtilafa dustugunuzde onun hukmu Allah´a bırakılır. Iste budur Rabbim olan Allah! Yalnız O´na guvenip dayandım; yalnız O´na yonelirim ben

[11] Gokleri ve yeri ortaya cıkarandır, Fatır´dır O. Size, benliklerinizden esler yapmıstır; davarlardan da ciftler. Bu tarz icinde uretiyor sizi. O´nun benzeri gibi bir sey yoktur. Geregince isiten, geregince gorendir O

[12] Goklerin ve yerin kilitleri/anahtarları O´nundur. Rızkı, diledigine acıp bol bol verir. Kısarak, olcuyle de verir. Gercek su ki, O herseyi en iyi bicimde bilmektedir

[13] Sizin icin, dinden, Nuh´a onerdigini, sana vahyettigini, Ibrahim´e, Musa´ya ve Isa´ya onerdigimizi soyle diyerek kanunlastırdı: "Dini dosdogru tutun; onda bolunup fırkalara ayrılmayın!" Onları cagırdıgın bu tutum, sirke bulasanlara cok agır gelmistir. Allah, diledigini kendisi icin secer ve hakka yonelenleri kendisine iletir

[14] Kendilerine ilim geldikten sonra, sadece aralarındaki kıskanclık ve azgınlık yuzunden fırkalara bolunduler. Eger belli bir sureye kadar erteleme sozu Rabbinden gelmis olmasaydı, aralarında is mutlaka bitirilirdi. Onların ardından Kitap´a mirascı olanlar da onun hakkında, iskillendiren bir kusku icindedirler

[15] Iste bunun icin sen cagrıda bulun/dua et ve emrolundugun gibi dosdogru yuru. Onların bos arzularına uyma ve soyle de: "Allah´ın Kitap´tan indirdigine inandım. Aranızda adaleti saglamakla emrolundum. Allah´tır, bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbiniz. Bizim amellerimiz bize, sizin amellerinizin size. Bizimle sizin aranızda delil yok. Allah bizi biraraya toplayacaktır/aramızı bulacaktır. Donus O´nadır

[16] Kabul edilisinin ardından Allah hakkında tartısmaya girenlerin delilleri Rableri katında gecersizdir. Bunların uzerlerine ofke, kendilerine siddetli bir azap vardır

[17] Gercege iliskin Kitap´ı ve adalet olcusunu indiren o Allah´tır. Nereden bileceksin, belki de kıyamet saati cok yakındır

[18] Ona inanmayanlar onun cabucak gelmesini isterler. Iman edenlerse ondan urperirler ve bilirler ki o haktır. Dikkat edin, kıyamet saati hakkında tartısıp duranlar, geri donusu olmayan bir sapıklıgın tam icindedirler

[19] Allah, kullarına cok lutufkardır; diledigini rızıklandırır. O´dur en guclu, O´dur en yuce

[20] Ahiret ekini isteyenin o ekinini artırırız; dunya ekini isteyene de ondan veririz. Ama boylesi icin ahirette bir nasip yoktur

[21] Yoksa onların, dinden, Allah´ın izin vermedigi seyi kendileri icin yasalastıran ortakları mı var? Kesin ayrıma iliskin soz olmasaydı, aralarında hukum mutlaka verilirdi. O zalimler var ya, onlar icin acıklı bir azap ongorulmustur

[22] Kazandıkları, tepelerine inerken o zalimlerin korkudan titrediklerini goreceksin. Iman edip hayra ve barısa yonelik isler yapanlarsa cennetlerin bahcelerindedir. Rableri katında kendileri icin, diledikleri hersey vardır. Iste budur o buyuk lutuf

[23] Allah´ın, iman edip hayra ve barısa yonelik iyi isler yapanlara mujdeledigi, iste budur. De ki: "Ben, buna karsılık sizden, yakın akrabamı/Ehlibeytimi sevmeniz dısında bir ucret istemiyorum." Kim bir iyilik/guzellik uretirse onun icin, o urettigine bir guzellik daha ekleriz. Cunku Allah Gafur´dur, cok affeder; Sekur´dur, iyilige karsılık verir/tesekkur eder

[24] Yoksa, "Yalan duzup Allah´a iftira etti" mi diyorlar? Allah dilerse senin kalbini muhurler; batılı mahveder ve hakkı kendi sozleriyle gerceklestirir. Kuskusuz, O, goguslerin ozundekini cok iyi bilir

[25] Kullarından tovbeyi kabul eden O´dur. Cirkinlikleri/kotulukleri affeden O, yapıp ettiklerinizi bilen O

[26] Iman edip barısa/hayra yonelik isler yapanların dualarını O cevaplıyor, lutfundan onlara fazlasını O veriyor. Inkarcılara da siddetli bir azap var

[27] Eger Allah, kulları icin rızkı yayıp doseseydi, yeryuzunde mutlaka azarlardı. Ama O, diledigince olculu olarak indiriyor. Cunku O, kullarından geregince haberdardır, onları iyice gormektedir

[28] O odur ki, kulları umutlarını kestikten sonra yagmuru indirir ve rahmetini yayar. Veli´dir O, Hamid´dir

[29] Gokleri ve yeri ve bu ikisi icinde yaydıgı canlıları yaratması da O´nun ayetlerindendir. O, diledigi zamanda onları bir araya getirmeye kadirdir

[30] Size gelip catan her musibet ellerinizin kazandıgı yuzundendir. Allah bircoklarını da affediyor

[31] Siz yeryuzunde aciz bırakıcılar degilsiniz. Sizin, Allah´tan baska dostunuz da yoktur, yardımcısınız da

[32] Denizde o daglar gibi akıp giden gemiler de O´nun ayetlerindendir

[33] Dilerse ruzgarı durdurur da o akıp giden gemiler denizin sırtında donmus gibi kalırlar. Geregince sabreden, geregince sukreden herkes icin butun bunlarda elbette ki ibretler vardır

[34] Yahut onları, icindekilerin kazancları yuzunden mahveder. Ama bircogunu affediyor

[35] Ki ayetlerimiz hakkında tartısıp duranlar kendileri icin kacacak bir yer olmadıgını bilsinler

[36] Size verilen seyler, su igreti hayatın nimetidir. Inanıp Rablerine tevekkul edenler icin Allah katında bulunan ise daha hayırlı, daha kalıcıdır

[37] Onlar, gunahın buyuklerinden ve tum igrencliklerinden uzak dururlar. Ofkelendikleri zamansa, affedenler onlar olur

[38] Rablerinin cagrısına cevap verirler, namazı/duayı yerine getirirler. Isleri/yonetimleri, aralarında bir sura´dır. Kendilerine verdigimiz rızıklardan infak ederler

[39] Kendilerine zulum ve haksızlık gelip cattıgında, yardımlasırlar

[40] Bir kotulugun cezası, tıpkısı bir kotuluktur. Fakat affdeip barısmayı esas alanın ucretini bizzat Allah verir. O, zalimleri hic sevmez

[41] Zulme ugratılısı ardından kendini savunana gelince, boyleleri aleyhine yol aranamaz

[42] Aleyhlerine yol aranacak olan su kisilerdir ki, insanlara zulmederler ve yeryuzunde haksız yere taskınlıklar sergilerler/saldırılarda bulunurlar. Iste boyleleri icin acıklı bir azap vardır

[43] Sabredip bagıslayan bilsin ki, bu, islerin en zorlularındandır

[44] Allah´ın saptırdıgına, O´ndan baska dost yoktur. Zalimlerin, azapla yuz yuze geldiklerinde, "Geri donuse bir yol yok mu?" diye soylendiklerini goreceksin

[45] Ve goreceksin onları, zilletten ezilip buzulmus halde urkek bakıslarla bakarken, atese salınırlar. Inananlar soyle derler: "Gercek husrana ugrayanlar, kıyamet gunu hem kendilerini hem de ailelerini perisan edenlerdir. Dikkat edin, zalimler, surup gidecek bir azabın icindedir

[46] Onların Allah´tan baska kendilerine yardım edecek velileri yoktur. Allah´ın saptırdıgı kimse icin artık hicbir yol yoktur

[47] Ertelenmesine Allah´tan izin cıkmayacak gun gelmeden once, Rabbinizin cagrısına uyun. O gun, sıgınacak yeriniz olmayacak; yaptıklarınızı inkarınız da mumkun olmayacak

[48] Yuz cevirirlerse, biz seni onlar uzerine bekci gondermemisiz. Sana dusen, tebligden baska bir sey degildir. Biz insana, bizden bir rahmet tattırdıgımızda, onunla sevinip sımarır. Kendi ellerinin hazırladıgından bir kotuluk baslarına sarılınca, bakarsın insan, alabildigine nankorlesmistir

[49] Goklerin ve yerin mulku/yonetimi Allah´ındır. Diledigini yaratır. Diledigine kız evlat bagıslar, diledigine erkek evlatlar armagan eder

[50] Yahut onları erkekler ve disiler halinde cift verir. Diledigini de kısır yapar. O´dur bilen, O´dur guc yetiren

[51] Allah, bir insanla ancak vahiy yoluyla yahut perde arkasından konusur; yahut da bir resul gonderir de kendi izniyle diledigini vahyeder. Yuceler yucesi O´dur; hukum ve hikmet sahibi O´dur

[52] Iste boylece sana da emrimizden bir ruh vahyettik. Sen, kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat biz onu, kullarımızdan diledigimizi kendisiyle kılavuzladıgımız bir nur yaptık. Hic kuskusuz, sen, dosdogru bir yola kılavuzluk etmektesin

[53] Goklerde ve yerdeki her seyin sahibi olan Allah´ın yoludur o. Gozunuzu acın, butun is ve oluslar Allah´a varır

Zuhruf

Surah 43

[1] Ha, Mim

[2] O ayan-beyan konusan Kitap´a yemin olsun ki

[3] Biz onu akıl erdiresiniz diye Arapca bir Kur´an yaptık

[4] Ve o, bizim katımızdaki ana Kitap´ta cok yuce, cok hikmetlidir

[5] Siz, haddi asanlardan/zulme sapanlardan olusan bir toplumsunuz diye, o zikri/Kur´an´ı sizden uzak mı tutalım

[6] Biz, oncekiler icin de nice peygamberler gonderdik

[7] Onlara bir peygamber geldiginde mutlaka onunla alay ediyorlardı

[8] Biz, gucu-kuvveti onlardan daha ustun olanları da helak etmisizdir. Oncekilerin ornegi gecti

[9] Yemin olsun, eger onlara, "Gokleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan, kesinlikle soyle diyeceklerdir: "Onları, Aziz ve Alim olan yarattı

[10] O, yerkureyi size bir besik yaptı. Ve onda sizler icin yollar olusturdu ki, varacagınız yere varabilesiniz

[11] Gokten bir olcuye baglı olarak/bir kaderle su indirmistir O. O suyla biz olu bir beldeyi hayata kavusturduk. Iste siz de boyle cıkarılacaksınız

[12] Tum ciftleri de yaratan O´dur. Ve O, sizin icin gemilerden ve hayvanlardan binmekte oldugunuz seylere de vucut verdi

[13] Ki onların sırtlarına kurulasınız, sonra oraya kuruldugunuzda, Rabbinizin nimetini hatırlaya da soyle diyesiniz: "Adı ve kudreti yucedir bunu bizim emrimize verenin! Yoksa biz bunu kendimize yanastıramazdık

[14] Ve gercekten biz, halden hale gecerek Rabbimize mutlaka donecegiz

[15] Kullarından O´na bir pay cıkardılar/bir parca isnat ettiler. Hic kuskusuz, insan apacık bir nankordur

[16] Yoksa Allah, yarattıklarından kızları kendine ayırdı da ogullarla seckinlesmeyi size mi bıraktı

[17] Onlardan biri, Rahman´a benzer gosterdigi/Rahman´a isnat ettigi kız evlatla mujdelendiginde, yuzu simsiyah kesilir de ofkeden yutkunur durur

[18] Sus icinde yetistirilen, fakat cekisme ve savasta yetersiz kalanı, oyle mi

[19] Rahman´ın kulları olan melekleri, disiler saydılar. Onların yaratılısına tanık mıydılar? Tanıklıkları yazılacak ve sorguya cekilecekler

[20] Bir de dediler ki: "Rahman dileseydi, onlara tapınmazdık." Bu konuda hicbir bilgileri yoktur. Sadece sacmalıyorlar

[21] Yoksa onlara bundan once bir kitap verdik de ona mı yapısmaktadırlar

[22] Hayır, sadece sunu soylemislerdir: "Biz atalarımızı bir ummet/bir din uzerinde bulduk; onların eserlerini izleyerek biz de dogruya ve guzele varacagız

[23] Iste boyle! Senden once de hangi kente bir uyarıcı gondermissek oranın servetle sımarmıs kodamanları mutlaka soyle demislerdir: "Biz atalarımızı bir ummet/bir din uzerinde bulduk; onların eserlerine uyarak yol alacagız

[24] Uyarıcı dedi: "Peki, ben size, atalarınızı uzerinde buldugunuz seyden daha iyi yol gostereni getirmis olsam da mı?" Dediler: "Dogrusu, biz seninle gonderilen seyi tanımıyoruz

[25] Bunun uzerine onlardan oc aldık. Bir bak, nice olmustur o yalanlayanların sonu

[26] Bir zaman Ibrahim, babasına ve toplumuna soyle demisti: "Ben, sizin taptıklarınızdan uzagım

[27] Yalnız beni yaratana kulluk ederim. Bana, O kılavuzluk edecektir

[28] O, sozunu, kendinden sonra yasayacak bir mesaj yaptı ki, insanlar hakka donebilsinler

[29] Ben, sunlar ve atalarını, kendilerine hak ve acık kanıtlı resul gelinceye kadar nimetlendirdim

[30] Ne var ki, hak kendilerine geldiginde soyle dediler: "Bu bir buyu, biz bunu inkar ediyoruz

[31] Ve dediler: "Su Kur´an, iki kent icinden buyuk bir adama indirilmeli degil miydi

[32] Rabbinin rahmetini onlar mı bolusturuyorlar? Dunya hayatında onların gecimliklerini aralarında biz paylastırdık. Ve onların kimini kimine derecelerle ustun kıldık ki, bazısı bazısını tutup calıstırsın. Rabbinin rahmeti, onların derleyip topladıklarından daha hayırlıdır

[33] Insanlar bir tek ummet haline gelmeyecek olsalardı, o Rahman´a nankorluk edenlerin evlerine gumusten tavanlar catar, sırtlarına binip yukselecekleri merdivenler/asansorler yapardık

[34] Evlerine kapılar, uzerlerinde yan yatacakları koltuklar yapardık

[35] Her yanda susler olustururduk. Iste butun bunlar, su igreti dunya hayatının nimetidir. Rabbinin katındaki ahiret ise takva sahipleri icindir

[36] Kim Rahman´ın Zikri´ni gormezlikten gelip ondan uzaklasırsa biz ona bir seytanı musallat ederiz de o ona can yoldası olur

[37] Bu seytanlar onları yoldan saptırırlar. Onlarsa kendilerinin hala hidayet uzere olduklarını sanırlar

[38] Sonunda bize geldiginde, seytan, yoldasına soyle der: "Keske aramızda iki dogu arası kadar uzaklık olsaydı. Ne kotu yoldasmıssın sen

[39] Bugun hicbir sey isinize yaramayacaktır. Cunku zulme sapmıssınız. Azapta ortaklık kuracaksınız

[40] Sen simdi sagırlara soz mu duyuracaksın; yoksa korlere, apacık sapıklıga dalmıslara kılavuzluk mu edeceksin

[41] Ya biz, seni alıp goturdukten sonra onlardan oc alırız

[42] Yahut da onlara yonelttigimiz tehdidi sana gosteririz. Biz onlarla basa cıkacak gucteyiz

[43] Sen, sana vahyedilene sımsıkı sarıl! Hic kuskusuz, sen, dosdogru bir yol uzerindesin

[44] Gercek su: Bu Kur´an sana ve toplumuna elbette ki bir hatırlatıcı/bir dusundurucu/bir seref/bir oguttur. Bundan sorumlu tutulacaksınız

[45] Senden once gonderdigimiz resullerimize sor: Rahman´dan baska ibadet edilecek tanrılar yapmıs mıyız

[46] Yemin olsun, Musa´yı ayetlerimizle Firavun´a ve onun ust duzey adamlarına gonderdik de onlara dedi ki: "Ben alemlerin Rabbi´nin resuluyum

[47] Musa onlara ayetlerimizi getirdiginde onlar bu ayetlere guluyorlardı

[48] Onlara gosterir oldugumuz her ayet-alamet, kızkardesi ayet-alametten mutlaka daha buyuktur. Belki donerler diye onları azapla da yakalamısızdır

[49] Dediler ki: "Ey buyucu! Sana verdigi soz askına, Rabbine bizim icin bir yakarıver; biz artık dogru yola girecegiz

[50] Fakat kendilerinden azabı kaldırdıgımızda hemen yan cizmeye basladılar

[51] Firavun, toplumu icinde haykırıp soyle dedi: "Ey toplumum! Mısır´ın mulk ve yonetimi benim degil mi? Iste su nehirler benim altımdan akıyor. Gormuyor musunuz

[52] Yoksa ben su zavallı, su meramını anlatamayacak adamdan hayırlı degil miyim

[53] Ona altın bilezikler atılmalı, yanında-hizmetinde melekler bulunmalı degil miydi

[54] Iste toplumunu boyle kucumsedi, onlar da ona itaat ettiler. Cunku onlar yoldan sapmıs bir toplum idiler

[55] Onlar bizi bu sekilde ofkelendirince, biz de onlardan oc aldık; hepsini suya gomuverdik

[56] Onları, sonra gelecekler icin eski bir ornek yaptık

[57] Meryem´in oglu, bir ornek olarak ortaya konunca, senin toplumun buna karsı hemen bagırıp cagırmaya basladı

[58] Dediler ki: "Bizim tanrılarımız mı hayırlı, o mu?" Bunu sana sadece cekisme olsun diye ornek verdiler. Cekismeyi seven bir toplumdur onlar

[59] Meryem´in oglu, kendisine nimet verdigimiz ve Israilogullarına ornek yaptıgımız bir kuldu

[60] Eger dileseydik, icinizden, yeryuzunde size halef olacak melekler vucuda getirirdik

[61] Hic kuskusuz o, kıyamet saati icin bir bilgidir. O halde sakın o saat hakkında supheye dusmeyin; bana uyun. Dosdogru yol budur

[62] Sakın seytan sizi geri cevirmesin. O, sizin icin acık bir dusmandır

[63] Isa, acık-secik kanıtlarla geldiginde soyle demisti: "Ben size hikmet getirdim ve tartısıp durdugunuz seylerin bir kısmını size acıklayayım diye geldim. O halde, Allah´tan sakının ve bana itaat edin

[64] Kuskusuz, Allah hem benim Rabbimdir hem sizin Rabbinizdir. O halde O´na ibadet edin! Iste bu, dosdogru bir yoldur

[65] Boyle iken, aralarından cıkan hizipler ihtilafa dustuler. Korkunc bir gunun azabından vay haline o zulmedenlerin

[66] Hic farkında olmadıkları bir sırada o saatin birdenbire kendilerine gelmesinden baska neyi bekliyorlar

[67] Dostlar o gun birbirine dusman kesilirler. Ancak takvaya sarılanlar boyle degildir

[68] Ey kullarım! Bugun size korku yok; sizler tasalanmayacaksınız da

[69] Onlar, ayetlerimize iman edip Allah´a teslim olanlar haline gelmislerdi

[70] Cennete girin! Siz ve esleriniz ikramlarla agırlanacaksınız

[71] Cevrelerinde altın tepsiler, kadehler dolastırılır. Orada, nefislerin arzu duyacagı, gozlerin zevklenecegi her sey vardır. Ve siz orada surekli kalacaksınız

[72] Iste size, yapıp ettiklerinize karsılık mirascı kılındıgınız cennet

[73] Orada sizin icin pek cok meyve var. Onlardan yiyeceksiniz

[74] Suclular ise cehennem azabının icinde uzun sure surekli kalacaklardır

[75] Azapları hafifletilmeyecektir; onun icinde umitsiz kalacaklardır

[76] Biz onlara zulmetmedik; onlar zalimlerin ta kendileriydi

[77] Soyle seslenecekler: "Ey Malik! Rabbin isimizi bitirversin." O soyle diyecek: "Bekleyeceksiniz

[78] Yemin olsun, size hakkı getirdik ama cogunuz haktan tiksiniyorsunuz

[79] Yoksa bir is ve olusta kesin karara mı vardılar? Kuskusuz, biz de kesin kararlıyız

[80] Yoksa onların sırlarını, fısıltılarını duymadıgımızı mı sanıyorlar? Hayır, oyle degil; elcilerimiz yanlarında yazıp duruyorlar

[81] De ki: "Eger Rahman´ın bir cocugu olsaydı, ona kulluk edenlerin ilki ben olurdum

[82] Goklerin ve yerin Rabbi, arsın Rabbi onların nitelendirmelerinden arınmıstır, yucedir

[83] Bırak onları, kendilerine vaat edilen gunlerine kavusuncaya degin dalıp gitsinler; oynayıp oyalansınlar

[84] Goklerde ilah olan da O, yerde ilah olan da O. O´dur Hakim, O´dur Alim

[85] Goklerin, yerin ve bunlar arasındakilerin mulku/yonetimi kendine ait olan o Allah´ın sanı yucedir. Kıyamet saatine iliskin bilgi O´nun katındadır. Siz de O´na donduruleceksiniz

[86] O´nun berisinden yakardıkları, sefaate sahip olamaz! Hakka tanık olanlar mustesna. Onlar, ilimden nasiplenmekteler

[87] Kendilerini kim yarattı diye onlara sorsan, yemin olsun, "Allah!" diyeceklerdir. Peki, nasıl donduruluyorlar

[88] Onun "Ey Rabbim" deyisine yemin olsun ki, bunlar iman etmez bir topluluktur

[89] Artık sen onlara aldırma, "Selam!" deyiver. Yakında bilecekler

Duhân

Surah 44

[1] Ha, Mim

[2] O ayan-beyan gosteren Kitap´a yemin olsun ki

[3] Biz onu kutlu/bereketli bir gecede indirdik. Hic kuskusuz, biz uyarıcılarız

[4] Hikmetlerle dolu her is ve olus o gecede ayırt edilir

[5] Katımızdan bir emir olarak. Hic kuskusuz biz, resuller gondeririz

[6] Senin Rabbinden bir rahmet olarak. Hic kuskusuz O, geregince duyan, geregince bilendir

[7] Goklerin, yerin ve bunlar arasındakilerin Rabbidir O, eger gorurcesine biliyor iseniz

[8] Tanrı yoktur O´ndan baska! Diriltir ve oldurur. Sizin de Rabbinizdir O, onceki atalarınızın da Rabbidir

[9] Is, onların sandıgı gibi degil! Bir kusku icinde oynayıp oyalanmaktadırlar

[10] Artık sen gogun acıkca izlenen bir duman getirecegi gunu gozle

[11] Insanları kusatıp sarar. Inletici bir azaptır bu

[12] Ey Rabbimiz, kaldır bizden bu azabı. Biz gercekten muminleriz

[13] Nerede onlarda ogut almak? Yemin olsun, delillerle acıklayan bir resul gelmisti onlara

[14] Ama ondan yuz cevirdiler ve soyle dediler: "Egitilmis bir mecnun

[15] Biz azabı biraz kaldırırız; siz eski halinize tekrar donersiniz

[16] Gun gelir, en buyuk vurusla vururuz biz. Su bir gercek ki, intikam da alırız biz

[17] Kudretimize yemin olsun ki, onlardan once Firavun´un kavmini de ince bir imtihana cektik de, asil ve onurlu bir resul geldi onlara

[18] Soyle sesleniyordu: "Ey Allah´ın kulları, bana gelin! Cunku ben sizin icin guvenilir bir resulum

[19] Allah´a karsı ululuk taslamayın! Ben size apacık bir kanıt getirmekteyim

[20] Ben, beni taslamınzdan Rabbim ve Rabbinize sıgındım

[21] Bana inanmadınızsa bari benden uzak durun

[22] Sonra Rabbine, "Bunlar suc isleyen bir topluluktur." diye yakardı

[23] Bunun uzerine, Allah buyurdu: "O halde kullarımı geceleyin yola cıkar, cunku takip edileceksiniz

[24] Denizi acık bırak, cunku onlar, bogulmaya mahkum edilmis bir ordudur

[25] Geriye nice bahceler, nice pınarlar bıraktılar

[26] Nice ekinler, nice seckin makamlar

[27] Icinde zevk surdukleri nice nimetler

[28] Iste boyle! Onlara baska bir toplumu mirascı kıldık

[29] Gok de aglamadı onlar icin yer de. Yuzlerine bakılmadı bile

[30] Yemin olsun, Israilogullarını, rezil edici bir azaptan kurtardık

[31] Firavun´dan kurtardık. Firavun, haddi asanların buyukluk taslayanlarından biriydi

[32] Yemin olsun, biz onları bir ilim sayesinde alemlere ustun kılmıstık

[33] Onlara, icinde acık bir imtihan bulunan ayetler vermistik

[34] Simdi, sunlar tutmus diyorlar ki

[35] Ilk olumumuzden baskası yok! Biz diriltilecek filan degiliz

[36] Eger dogru sozlulerseniz, atalarımızı geri getirin

[37] Onlar mı hayırlı yoksa Tubba´ halkıyla onlardan once gelenler mi? Onları helak ettik; cunku onlar, suc islemis insanlardı

[38] Biz gokleri, yeri ve bunlar arasındakileri eglenmek icin yaratmadık

[39] Ikisini de, sadece gercegi gostermek uzere yarattık. Ama onların cokları bilmiyorlar

[40] Hic kuskusuz, ayrım gunu, hepsinin bulusma zamanıdır/bulusma yeridir

[41] Bir gundur ki o, dostun dosta yararı olmaz. Onlara yardım da edilmez

[42] Allah´ın rahmet ettigi kimse mustesna. Allah Aziz´dir, Rahim´dir

[43] Su bir gercek ki zakkum agacı

[44] Sucluların yemegidir

[45] Erimis maden misali, karınlarda kaynar

[46] Sıcak suyun kaynaması gibi

[47] Tutun onu, cehennemin tam ortasına goturun

[48] Sonra basının ustune, kaynar su azabından dokun

[49] Tat bakalım! Hani sen onurluydun, seckindin

[50] Iste budur o kuskulanıp durdugunuz sey

[51] Korunup sakınanlar, guvenli bir makamdadır

[52] Bahcelerde, pınar baslarında

[53] Ince ipekten, parlak atlastan giymis olarak, karsılıklı oturmaktadırlar

[54] Iste boyle! Onları iri gozlu hurilerle de eslestirmisizdir

[55] Orada, guvenli bir bicimde her turlu meyveyi isterler

[56] Orada, ilk olum dısında olum tatmazlar. Allah onları cehennem azabından korumustur

[57] Rabbinden bir lutuf olarak boyledir. Iste budur o buyuk basarı

[58] Biz o Kur´an´ı senin dilinle/senin diline kolaylastırdık ki, dusunup ogut alabilsinler

[59] Artık, beklemeye gec! Cunku onlar da beklemekteler

Câsiye

Surah 45

[1] Ha, Mim

[2] Aziz ve Hakim olan Allah´tan Kitap´ın indirilisidir bu

[3] Kuskusuz, goklerde ve yerde, iman sahipleri icin sayısız ayetler vardır

[4] Ve sizin yaratılısınızda, her yana yaydıgı canlılarda, kesinligi yakalayan bir topluluk icin ibretler, isaretler vardır

[5] Geceyle gunduzun birbiri ardınca gelisinde, Allah´ın gokten bir rızık indirip de onunla yerkureyi olumunden sonra hayata kavusturmasında, ruzgarların herbir yana sevkedilisinde de aklını calıstıran bir topluluk icin izler, isaretler vardır

[6] Iste bunlar, Allah´ın ayetleridir ki, onları sana hak olarak okuyoruz. Hal boyle iken Allah´tan ve onun ayetlerinden sonra hangi hadise/soze inanıyorlar

[7] Yazıklar ve azaplar olsun gunaha batmıs her yalancı iftiracıya

[8] Ki Allah´ın ayetlerinin kendisine okunusunu dinler, sonra boburlenmis olarak inadında devam eder. Sanki hic duymamıstır onları. Artık acıklı bir azapla mustula boylesini

[9] Ayetlerimizden birseyin bilgisine ulasınca, alaya aldı onu. Iste onlar icindir horlayıp yere batıran bir azap

[10] Arkalarından cehennem! Kazanmıs oldukları da Allah dısında edindikleri veliler de onlara hicbir yarar saglamayacaktır. Cok buyuk bir azap vardır onlar icin

[11] Iyiye ve guzele bir kılavuzdur bu! Rablerinin ayetlerini inkar edenler icin, korkunc bir pislik azabı ongorulmustur

[12] Allah size denizi boyun egdirdi ki, icinde gemiler O´nun emriyle akıp gitsin, lutfundan istekte bulunasınız ve sukredebilesiniz

[13] Goklerde ne var, yerde ne varsa tumunu, O´ndan bir lutuf olarak size boyun egdirmistir. Bunda, derin derin dusunen bir topluluk icin elbette ibretler vardır

[14] Iman edenlere soyle: "Allah´ın gunlerini ummayanları affetsinler ki, O, bir toplumu kazandıklarıyla cezalandırsın

[15] Kim hayra ve barısa yonelik bir is yaparsa kendi lehinedir. Kotuluk yapan da kendi aleyhine yapmıs olur. Sonunda Rabbinize dondurulursunuz

[16] Yemin olsun, biz, Israilogullarına Kitap´ı, hukmetme gucunu, peygamberligi verdik, onları temiz yiyeceklerden rızıklandırdık ve kendilerini alemler uzerine imtiyazlı kıldık

[17] Onlara, is ve yonetime iliskin acık-secik belgeler verdik. Onlar, kendilerine ilim geldikten sonra, aralarındaki azgınlık ve kıskanclık yuzunden ihtilafa dustuler. Hic kuskusuz, Rabbin, onlar arasında, tartısıp durdukları seyle ilgili olarak kıyamet gunu hukum verecektir

[18] Daha sonra seni, is ve yonetimde bir seriat/bir yol-yontem uzerine koyduk. Artık ona uy! Bilmeyenlerin keyifleri ardınca gitme

[19] Kuskun olmasın ki onlar, Allah karsısında sana hicbir yarar saglayamazlar/Allah´tan gelecek hicbir seyi senden uzaklastıramazlar. Zalimler birbirlerinin dostlarıdır; Allah ise takvaya sarılanların Veli´sidir

[20] Bu Kur´an, insanların kalp gozlerini acacak ısıklardan olusur. Geregince inanan bir toplum icin de bir kılavuz ve bir rahmettir o

[21] Kotuluklere cesaretle dalanlar sanıyorlar mı ki, biz kendilerini, iman edip hayra ve barısa yonelik isler yapanlarla aynı tutacagız? Hayatları ve olumleri onlarla aynı mı olacak?! Ne kotu hukum veriyorlar bunlar

[22] Ve Allah, gokleri ve yeri hak olarak yarattı. Ta ki her benlik, kazancının karsılıgıyla, hic kimse zulme ugratılmaksızın, yuz yuze getirilsin

[23] Kendisinin ilahı olarak kendi duygu ve arzusunu almıs kisiyi gordun mu? Allah onu bir ilim uzerine saptırmıs, kulagı ve kalbi uzerine muhur basmıs, gozunun ustune de bir perde cekmistir. Allah´tan sonra ona kim kılavuzluk edecektir. Hala dusunup ibret almıyor musunuz

[24] Dediler ki: "Su dunya hayatımızdan baskası yok. Oluyoruz, diriliyoruz. Bizi zamandan baskası helak etmiyor." Onların bu konuda hicbir bilgisi yoktur. Sadece sanıda bulunuyorlar

[25] Ayetlerimiz, karsılarında acık-secik mesajlar halinde okundugunda, delilleri sadece soyle demek olmustur: "Dogru sozluler iseniz atalarımızı getirin

[26] De ki: "Sizi Allah yasatıyor; sonra sizi oldurecek, sonra da o hakkında hic kusku bulunmayan kıyamet gununde biraraya getirecek. Ama insanların cokları bilmiyorlar

[27] Goklerin ve yerin mulku/saltanatı Allah´ındır. Kıyamet kopunca, iste o gun, gercekleri hukumsuz kılanlar husrana ugrayacaklardır

[28] O gun tum ummetleri, toplanıp diz cokmus gorursun. Her ummet kendi kitabına davet edilir. Bugun, yapıp-ettiklerinizin karsılıgıyla yuzyuze getirileceksiniz

[29] Bu bizim kitabımız, karsınızda gercegi soyluyor. Cunku biz, yapıp-ettiklerinizin kopyasını cıkarıyorduk/yaptıklarınızı kaydediyorduk

[30] Iman edip hayra ve barısa yonelik isler yapanların durumu su: Rableri onları rahmetine sokacaktır. Iste acık zafer budur

[31] Inkar ve nankorluge sapmıs olanlara gelince, onlara soyle denecek: "Ayetlerimiz karsınızda okunurdu ama siz buyukluk taslardınız, suc isleyen bir toplum oldunuz, oyle degil mi

[32] Hani, size, "Hic kuskusuz, Allah´ın vaadi haktır, kıyamet saatinde de suphe yoktur" dendiginde, siz soyle demistiniz: "Saat nedir, bilmiyoruz. Sadece bir seyler var sanıyoruz; kesin bir bilgimiz olmadıgı icin inanmıyoruz

[33] Yaptıklarının kotulukleri karsılarına dikilmis, alay edip durdukları sey kendilerini kusatıvermistir

[34] Soyle denilir: "Unutuyoruz sizi bugun! Tıpkı sizin, bugununuze kavusmayı unuttugunuz gibi. Iste boyle! Sıgınagınız atestir; hicbir yardımcınız da olmayacaktır

[35] Bunun sebebi sudur: "Siz, Allah´ın ayetlerini eglence aracı yaptınız, dunya hayatı sizi aldattı/gurura itti. Bugun atesten cıkarılmayacaklar, ozur dilemeleri de kabul edilmeyecek

[36] Hamt; goklerin Rabbi, yerin Rabbi, alemlerin Rabbi olan Allah´adır

[37] Goklerde ve yerde ululuk/buyukluk O´nundur! Aziz´dir O, Hakim´dir

Ahkaf

Surah 46

[1] Ha, Mim

[2] Hikmeti sınırsız, kudreti sonsuz Allah´tan, Kitap´ın indirilisidir bu

[3] Gokleri ve yeri ve ikisi arasındakileri hak olarak ve belirlenmis bir sure icin yarattık biz. Kufre batanlarsa uyarılmıs oldukları seyden yuz cevirmektedirler

[4] De ki: "Allah dısında yakarmakta olduklarınızı gordunuz mu? Gosterin bana, yerden neyi yarattılar onlar? Yoksa goklerde bir ortaklıkları mı var? Eger dogru sozlu kisiler iseniz bundan onceki bir kitap, yahut bir bilgi kalıntısı getirin bana

[5] Kıyamet gunune kadar kendisine cevap vermeyecek birilerine, Allah´ın berisinden yalvarıp durandan daha sapık kim vardır? Ve o yalvardıkları, onların yakarısından habersizdirler

[6] Insanlar, hasredilmek uzere toplandıgında, o taptıkları onlara dusman olurlar; onların ibadetlerini de inkar ederler

[7] Herseyi ayan-beyan gosteren ayetlerimiz onlara okundugunda, kendilerine gelmis olan hakkı inkar edenler soyle derler: "Acık bir buyudur bu

[8] Yahut da soyle diyorlar: "Uyduruyor onu!" De ki: "Eger uydursaydım onu, hicbir seye sahip olamazdınız Allah´tan kurtarmak icin beni. Icine gomuldugunuz yaygarayı en iyi bilen O´dur. Benimle sizin aranızda tanık olarak O yeter. Cok affedici, cok merhametlidir O

[9] De ki: "Ben, resuller icinden bir turedi degilim! Bana ve size ne yapılacagını da bilmiyorum. Bana vahyedilenden baskasına da uymam! Ve ben, acıkca uyaran bir elciden baskası da degilim

[10] De ki: "Hic dusundunuz mu? Eger bu, Allah katından ise ve siz onu tanımamıssanız, Israilogullarından bir tanık da onun benzerine tanıklık edip inandıgı halde, siz boburlenmisseniz haliniz nice olur! Allah, zalimler topluluguna kılavuzluk etmez

[11] Inkar edenler, inananlara soyle derler: "Eger bu, hayırlı bir sey olsaydı, bunlar ona inanmakta bizi gecemezlerdi." Bununla umduklarını bulamayınca soyle diyecekler: "Bu, eski bir uydurmadır

[12] Halbuki ondan once, bir onder ve bir rahmet olarak Musa´nın kitabı var! Bu Kur´an da oncekileri tasdikleyen bir kitaptır. Zulmedenleri uyarsın, guzel davrananlara mujde olsun diye Arap dilindedir

[13] Rabbimiz Allah´tır" deyip, sonra da dosdogru yol alanlar var ya, onlar icin hicbir korku yoktur; onlar tasalanmayacaklardır da

[14] Cennet halkıdır onlar. Yapıp ettiklerine karsılık olarak surekli kalacaklardır orada

[15] Biz insana, anne-babasına cok iyi davranmasını onerdik. Annesi onu zahmetle tasıdı, zahmetle dogurdu. Tasınması ve sutten kesilmesi otuz aydır. Nihayet, yigitlik cagına gelip kırk yıla erdiginde soyle der: "Rabbim; beni, bana ve ebeveynime verdigin nimete sukretmeye, hosnut olacagın iyi bir is yapmaya yonelt! Soyum icinde, benim icin barısı gerceklestir. Sana yoneldim ben, sana teslim olanlardanım ben

[16] Bunlar, cennet halkı arasında o kimselerdir ki, yaptıklarının en guzelini kabul ederiz, cirkinliklerini gormezlikten geliriz. Bu onlara verilmis olan sasmaz vaattir

[17] Birisi de ana-babasına: "Yazık size, benden once bir yıgın nesil gelip gectigi halde, siz bana, benim diriltilecegimi mi soyluyorsunuz?" dedi. Onlarsa Allah´a sıgınarak, "Yazıklar olsun; inansana, Allah´ın vaadi haktır" diye vahlanınca o soyle dedi: "Bu, oncekilerin masallarından baskası degil

[18] Iste bunlar, kendilerinden once gelip gecmis cin ve insan ummetleri icinde, uzerlerine azap hak olanlardır. Hic kuskusuz, onlar, husrana ugrayanlardır

[19] Her birinin, yapıp ettiklerinden dereceleri vardır. Amellerinin karsılıgı eksiksiz verilecektir, hicbir haksızlıga ugratılmayacaklardır

[20] Gun olur, inkar edenler atese arz edilirler. Onlara denir ki: "Iyiliklerinizi/nimetlerinizi, o igreti dunya hayatınızda silip supurdunuz, onlarla zevklenip eglendiniz. Bugunse alcaltıcı azapla cezalandırılacaksınız. Cunku siz, yeryuzunde haksız yere buyukluk tasladınız ve gercege ters dustunuz

[21] Ad kavminin kardesini de an! O, kendinden once ve sonra uyarıcıların gelip gectigi Ahkaf´ta, toplumunu soyle uyarmıstı: "Allah´tan baskasına kulluk/ibadet etmeyin! Gercek su ki, ben sizin buyuk bir gunun azabına ugramanızdan korkuyorum

[22] Dediler: "Sen bizi, tanrılarımızdan yuz geri etmek icin mi geldin? Eger dogru sozlulerden isen, bizi tehdit ettigin seyi ortaya getir

[23] Dedi: "Ilim, ancak Allah katındadır. Ben size, bana vahyedileni teblig ediyorum. Fakat sizin, cahillik edip duran bir toplum oldugunuzu goruyorum

[24] Nihayet onu, vadilerine dogru gelen genis bir bulut halinde gorunce: "Ha, dediler, bu bize yagmur getirecek bir bulut!" Hayır, o, aceleden istediginiz seyin ta kendisi. Bir ruzgar ki, icinde acıklı bir azap var

[25] Rabbinin emriyle her seyi yerle bir edecek. Sonunda o hale geldiler ki, konutlarından baska hicbir sey gorunmuyordu. Suclular toplulugunu iste boyle cezalandırırız biz

[26] Yemin olsun, onlara, size vermedigimiz imkan ve kudreti vermistik. Onlar icin isitme gucu, gozler ve gonuller olusturmustuk. Fakat, isitme gucleri de gozleri de gonulleri de kendilerine hicbir yarar saglamadı/kendilerinden hicbir seyi uzaklastıramadı; cunku ayetlerimize karsı direniyorlardı. Ve alaya aldıkları sey, onları kusatıp sardı

[27] Yemin olsun, sizi cevreleyen kentleri/medeniyetleri de helak ettik. Belki donerler diye ayetleri degisik bicimlerde sıralayıp durmustuk

[28] Allah´ın yanında yakınlık saglamak icin edindikleri ilahlar, onlara yardım etseydi ya! Tam aksine, onlardan uzaklasıp kayboldular. Bu, onların yalanları, uydurup durduklarıydı

[29] Bir zaman, cinlerden bir toplulugu, Kur´an´ı dinlemeleri icin sana yoneltmistik. Onu dinlemeye hazır hale geldiklerinede: "Susup dinleyin!" dediler. Dinleme bitirilince de uyarıcılar olarak kendi toplumlarına donduler

[30] Dediler ki: "Ey toplumumuz! Biz; Musa´dan sonra indirilen, kendinden oncekini dogrulayan, hakka ve dosdogru yola ileten bir Kitap dinledik

[31] Ey toplumumuz! Allah´ın davetcisine uyun, ona iman edin ki Allah, gunahlarınızdan bir kısmını bagıslasın ve sizi acıklı bir azaptan korusun

[32] Allah´ın davetcisine uymayan, yeryuzunde hic kimseyle yarısamaz/hic kimseyi aciz bırakamaz. Boylesinin, Allah dısında/Allah´ın davetcisi dısında evliyası da olmaz. Boyleleri apacık bir sapıklık icindedir

[33] Gormediler mi ki; gokleri ve yeri yaratan, bunları yaratmakla yorgunluga dusmeyen Allah, oluleri diriltmeye de kadirdir. Evet, O her seye kadirdir

[34] Gun gelir, o inkar edenler, atese arz edilir. "Bu gercek degil miymis?" diye sorulur. "Elbette! Rabbimize yemin ederiz, gercekmis!" derler. Allah buyurur: "O halde, inkar ettiginizden oturu tadın azabı

[35] Artık, resullerin azim sahibi olanlarının sabrettigi gibi sabret! O inkarcılar icin acele etme! Tehdit edildikleri azabı gordukleri gun, gunduzun sadece bir saati kadar yasamıs gibi olurlar. Bir duyurudur bu. Sapmıslar toplulugundan baska kim helak edilir

Muhammed

Surah 47

[1] Kufre saplanıp Allah´ın yolundan alıkoyanların yapıp ettiklerini O, bosa cıkarmıstır

[2] Iman edip barısa/hayra yonelik isler yapanlar ve Muhammed´e indirilene -ki o onların Rablerinden bir haktır- inanmıs olanlara gelince, Allah onların cirkin davranıslarını ortmus ve gonullerini barısa yoneltmistir

[3] Bu boyledir; cunku kufre batanlar bos ve tutarsıza uymuslardır. Iman edenler ise Rablerinden gelen hakka uymuslardır. Iste Allah, insanlara kendi durumlarını bu sekilde ornekleyerek anlatır

[4] Kufre batmıslarla burun buruna geldiginizde, boyunlar vurulur. Nihayet onları bastırıp sindirdiginizde, antlasma bagını sıkı baglayın. Artık bundan sonrası ya bir bagıslama ya bir fidyedir. Nihayet, harp, agırlıklarını yere bırakır. Iste boyle! Eger Allah dileseydi, onlardan oc alırdı. Ama kiminizi kiminizle denemek icin boyledir. Allah yolunda oldurulenlerin amelleri asla goz ardı edilmeyecektir

[5] Onları dogruya/iyiye/guzele kılavuzlayacak ve kalpleri ıslah edecektir/ barısa yoneltecektir

[6] Ve onları, kendilerine tanımlamıs oldugu o cennete koyacaktır

[7] Ey iman sahipleri! Eger siz Allah´a yardım ederseniz, Allah da size yardım eder ve ayaklarınızı saglam bastırır

[8] Kufre sapanlara gelince, kayıp ve yıkım onlara! Yapıp ettiklerini bosa cıkardı onların

[9] Bu boyledir; cunku onlar Allah´ın indirdigini tiksindirici bulmuslardır, Allah da onların tum amellerini bosa cıkarmıstır

[10] Onlar yeryuzunde dolasıp da kendilerinden oncekilerin sonlarının nasıl olduguna bir bakmıyorlar mı? Allah onları yerle bir etmistir. Su inkar edenlere de onlara yapılanın aynısı yapılacaktır

[11] Bu boyedir; cunku Allah, iman edenlerin Mevla´sıdır. Kufre sapanların ise Mevla´sı yoktur

[12] Su bir gercek ki, Allah, iman edip barısa/hayra yonelik isler yapanları, altlarından ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. Kufre sapanlarsa zevk edip eglenmeye bakarlar; davarların yedigi gibi yer-icerler. Varacakları yer atestir onların

[13] Seni yerinden cıkaran o kentinden cok daha kuvvetlice nice kentler vardı ki, biz hepsini helak ettik; hicbir yardımcıları olmadı

[14] Rabbinden acık bir kanıt uzere olan, amelinin cirkinligi kendisine suslu gosterilip de bos arzularına uyanlara benzer mi

[15] Sakınanlara vaat olunan cennetin durumu soyledir: Orada, bozulmayan sudan ırmaklar; tadı bozulmayan sutten nehirler, icenlere lezzet sunan bir saraptan nehirler, suzme bir baldan olusan nehirler var. Ve orada kendileri icin her turlu meyvenin yanında, Rablerinden bir de bagıslanma var. Bu nimetler icindekiyle, uzun sure ateste kalıp da icirildigi sıcak su tarafından bagırsakları parcalanan kimse aynı olur mu

[16] Iclerinden bir kısmı seni dinler, sonra senin yanından cıktıklarında, kendilerine ilim verilmis olanlara soyle sorarlar: "Az once ne soyledi?" Iste bunlar, Allah´ın, kalplerine muhur bastıgı kimselerdir, bos arzularının ardına dusmuslerdir

[17] Kılavuzlarını bulmus olanlara gelince, Allah onların hidayetini artırmıs ve korunma imkanlarını kendilerine vermistir

[18] Kıyametin ansızın tepelerine inmesinden baska neyi bekliyorlar? Onun belirtileri zaten gelmistir. O onlara gelip catınca, ibret almaları neye yarar

[19] Allah´tan baska tanrı olmadıgını kuskusuzca bil! Hem kendi gunahın icin hem de mumin erkeklerle mumin kadınlar icin af dile. Allah sizin, donup dolasacagınız yeri de varıp ulasacagınız yeri de bilir

[20] Iman edenler derler ki: "Bir sure indirilseydi olmaz mıydı?" Fakat hukmu kesinlesmis bir sure indirilip de icinde savas da anılınca, kalplerinde maraz olanların, olum baygınlıgına tutulmus bir bakısla sana baktıklarını gorursun. Onlara uygun olan da odur

[21] Itaat ve guzel bir soz! Is budur. Is ciddilesince, Allah´a verdikleri soze sadık olsalardı kendileri icin daha iyi olurdu

[22] Demek is basına gelecek olsanız/savastan geri kalacak olsanız, ulkede fesat cıkarıp rahimleri parcalayacaksınız

[23] Iste bunlardır, Allah´ın kendilerine lanet edip kulaklarını sagır, gozlerini de kor ettigi kimseler

[24] Peki bunlar, Kur´an´ın anlamını inceden inceye dusunmuyorlar mı? Yoksa kalpler uzerinde o kalplerin kilitleri mi var

[25] Hidayet kendilerine acıkca belli olduktan sonra arkalarına donenlere seytan fit vermis, sonu gelmez arzuların/umitlerin ardına takmıstır onları

[26] Bu sundandır: Bunlar, Allah´ın indirdiginden tiksinenlere, "Bazı islerde size itaat edecegiz." demislerdi. Fakat Allah onların gizlediklerini biliyor

[27] Melekler onların yuzlerine ve sırtlarına vurarak canlarını alacakları zaman, bakalım nasıl olacak

[28] Olacak olan budur! Cunku onlar, Allah´ı ofkelendiren seylerin pesine dustuler, O´nun hosnutlugundan tiksindiler; sonunda Allah butun amellerini bosa cıkardı

[29] Yoksa o kalplerinde maraz olanlar, Allah kendilerinin siddetli kinlerini hicbir zaman ortaya cıkarmayacak mı sandılar

[30] Dileseydik onları sana mutlaka gosterirdik de sen onları yuzlerinden kesinlikle tanırdın. Zaten sen onları, sozlerinin tarzından da tanırsın. Allah tum yaptıklarınızı biliyor

[31] Yemin olsun, icinizden gayret gosterip didinenlerle sabredenleri bilinceye kadar, sizi belalarla imtihan edecegiz. Haberlerinizi de eleyip tarayacagız

[32] Nankorluge sapıp Allah yolundan alıkoyanlar ve hidayet kendilerine tam bir sekilde belli olduktan sonra resule kafa tutanlar, Allah´a hicbir sekilde zarar veremezler. O, onların amellerini ise yaramaz hale getirecektir

[33] Ey iman edenler! Allah´a itaat edin; resule de itaat edin! Amellerinizi ise yaramaz hale getirmeyin

[34] Inkar edip Allah yolundan donduren, sonra da kufre saplanmıs olarak olenler yok mu, Allah onları asla affetmeyecektir

[35] Gevsemeyin, ustun durumda oldugunuz halde antlasmaya davet etmeyin! Allah sizinledir; amellerinizi asla yitirmeyecektir

[36] Su igreti dunya hayatı, sadece bir oyun ve eglencedir. Eger iman eder korunursanız, Allah, odullerinizi verecek ve sizden mallarınızı istemeyecektir

[37] Eger onları isteyip bunun icin sizi zorlasaydı, cimrilik ederdiniz, boylece Allah siddetli kinlerinizi ortaya cıkarırdı

[38] Iste sizler, Allah yolunda harcamaya cagırılan insanlarsınız. Ama bir kısmınız cimrilik ediyor. Oysaki, cimrilik eden kendi aleyhine cimrilesmis olur. Allah Gani´dir; yoksul olan sizlersiniz. Eger yuz cevirirseniz, Allah yerinize baska bir toplum getirir. Ve onlar, sizin benzerleriniz olmazlar

Fetih

Surah 48

[1] Su bir gercek ki, biz sana apacık bir fetih nasip ettik

[2] Ki Allah senin gunahından gecmis olanı da gelecek olanı da bagıslasın, nimetini senin uzerinde tamamlasın ve seni dosdogru bir yola kılavuzlasın

[3] Ve Allah sana onur ve kudret dolu bir yardımla destek verecektir

[4] O odur ki, muminlerin gonullerine, imanları beraberinde iman gelistirsinler diye, mutluluk ve huzur indirdi. Yalnız Allah´ındır goklerin ve yerin orduları. Alim´dir Allah, Hakim´dir

[5] Inanmıs erkekleri ve inanmıs kadınları, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokması icindir bu. Surekli kalıcıdırlar orada. Ve onların cirkin davranıslarını ortup gizlemesi icindir. Iste bu, Allah katında cok buyuk bir kurtulus ve eristir

[6] Ve Allah hakkında kotu sanılar besleyen erkek munafıklarla kadın munafıklara ve erkek putperestlerle kadın putperestlere, o kotuluk girdabı baslarına donesilere azap etsin diyedir bu. Allah onlara ofkelenmis, onları lanetlemis ve kendilerine cehennem hazırlamıstır. Kotu bir varıs yeridir o

[7] Yalnız Allah´ındır goklerin ve yerin orduları. Aziz´dir Allah, Hakim´dir

[8] Su bir gercek ki, biz seni, bir tanık, bir mujdeleyici ve bir uyarıcı olarak gonderdik

[9] Allah´a ve resulune inanasınız, O´nu destekleyesiniz, O´nu yuce bilesiniz ve sabah-aksam O´nu tespih edesiniz diye

[10] O seninle el tutusup sozlesenler var ya, onlar gercekte Allah ile bey´atlesiyorlar. Allah´ın eli onların ellerinin ustundedir. Kim ahdi bozar, doneklik ederse kendi aleyhine doneklik etmis olur. Ve kim Allah´a verdigi sozde vefalı davranırsa, Allah ona buyuk bir odul verecektir

[11] Bedevilerden, geri bırakılmıs olanlar sana soyle diyecekler: "Bizleri, mallarımız ve ailelerimiz oyaladı. O halde bizim icin Allah´tan af dile." Onlar, kalplerinde olmayan seyi dilleriyle soyluyorlar. De ki: "Allah size bir zarar dilerse, yahut bir yarar murat ederse, O´nun sizin icin diledigine kim engel olabilir?" Dogrusu su ki, Allah, sizin yaptıklarınızdan haberdardır

[12] Siz sanmıstınız ki, resul de muminler de ailelerine bir daha asla donmeyecekler. Bu dusunce kalplerinizde suslendi de cirkin bir sanıya saplandınız ve mahvolmus bir topluluk haline geldiniz

[13] Kim Allah´a ve resulune iman etmezse bilsin ki biz, inkarcılar icin alevli bir ates hazırladık

[14] Goklerin ve yerin mulku Allah´ındır! Diledigini affeder, diledigine azap eder. Allah Gafur´dur, Rahim´dir

[15] Geri bırakılanlar, ganimetleri almak uzere gittiginiz zaman soyle diyecekler: "Izin verin, biz de size uyalım!" Onlar Allah´ın kelamını degistirmek istiyorlar. De ki: "Bize asla uyamazsınız! Allah onceden de boyle buyurmustu." Bu kez soyle diyecekler: "Hayır, siz bizi kıskanıyorsunuz." Isin dogrusu su ki, onlar cok az anlıyorlar/onlar, az bir kısmı haric, anlamıyorlar

[16] Bedevilerden, geri bırakılmıs olanlara de ki: "Siz yakında cok zorlu savas veren bir kavimle carpısmaya cagrılacaksınız. Ya onlarla carpısırsınız, yahut onlar Musluman olurlar. Eger itaat ederseniz, Allah size guzel bir odul verecektir. Yok eger onceden dondugunuz gibi yuz cevirirseniz, Allah sizi acıklı bir azapla cezalandırır

[17] Kore zorlama yoktur, topala zorlama yoktur, hastaya da zorlama yoktur. Kim Allah´a ve resulune itaat ederse, Allah onu altından ırmaklar akan cennetlere koyar. Kim de yuz cevirirse, Allah onu acıklı bir azapla cezalandırır

[18] Yemin olsun, Allah muminlerden, o agacın altında sana bey´at ettikleri sırada hosnut olmustur. Onların gonullerindekini bilmis, uzerlerine huzur ve sukun indirmis ve kendilerine yakın bir fetih nasip etmistir

[19] Alacakları bircok ganimetler de nasip etmistir. Allah Aziz´dir, Hakim´dir

[20] Allah size, elde edeceginiz bircok ganimetler vaat etti. Sunu da size aceleden verdi ve insanların ellerini de sizden uzak tuttu ki bu, inananlara bir ibret olsun ve Allah sizi dosdogru yola kılavuzlasın

[21] Sizin guc yetireceginiz baska ganimetler de vardır. Allah onları kusatmıs bulunuyor. Allah, her sey uzerinde Kadir´dir

[22] Eger kufredenler sizinle savassalardı, sırtlarını donup kacacaklardı. Sonra, bir dost da bir yardımcı da bulamazlardı

[23] Bu, Allah´ın oteden beri isleyip duran yolu-yontemidir. Allah´ın yol ve yonteminde hicbir degisme bulamazsın

[24] O odur ki, sizi onlara galip getirdikten sonra Mekke´nin gobeginde onların ellerini sizden, sizin ellerinizi de onlardan uzak tuttu. Allah, yapmakta olduklarınızı iyice gormektedir

[25] Onlar o kisilerdir ki, kufre sapıp sizi Mescid-i Haram´dan geri cevirdiler, bekletilen kurbanlık hediyelerin, yerlerine ulasmasına engel oldular. Eger kendilerini tanımadıgınız icin cigneyeceginiz ve bu bilgisizlik yuzunden uzuntu ve kınayısla karsılasacagınız inanmıs erkeklerle inanmıs kadınlar olmasaydı, is baska turlu olurdu. Boyle olması, Allah´ın, diledigini rahmetine sokması icindir. Onlar birbirlerinden ayrılmıs olsalardı, inkara sapanları acıklı bir azapla cezalandırırdık

[26] Inkar edenler, kalplerine ofkeli taassubu, o cahiliye taassubunu yerlestirmislerdi. Allah ise huzur ve mutlulugunu resulunun, inananların ustune indirmisti. Onları, takva kelimesine baglı tutmustu. Zaten onlar buna layık ve ehil idiler. Allah her seyi cok iyi bilmektedir

[27] Yemin olsun ki Allah, resulune o ruyayı hak olarak dogru cıkarmıstır. Allah dilerse, baslarınızı tıras etmis, saclarınızı kısaltmıs olarak guven icinde, korku duymadan Mescid-i Haram´a mutlaka gireceksiniz. Allah, sizin bilmediginizi bildi de bundan once size yakın bir fetih nasip etti

[28] O, resulunu hidayet ve hak dinle gonderdi ki, o dini tum dinlere ustun kılsın. Tanık olarak Allah yeter

[29] Muhammed, Allah´ın resuludur. Onunla beraber olanlar, inkarcılara karsı cok cetin, kendi aralarında cok sevecendirler/cok merhametlidirler. Sen onları ruku eder, secdeye kapanır halde gorursun. Allah´tan bir lutuf ve hosnutluk ister dururlar. Gorunuslerine gelince, yuzlerinde secde eseri/izi vardır. Bu onların Tevrat´taki nitelikleri. Incil´deki nitelikleri de soyle: Tıpkı bir ekin ki filizini cıkarmıs, o filizi kuvvetlendirmis. Filiz kalınlastı, govdesi uzerine dikildi. Ziraatcıları da imrendirir/hayran bırakır bu ekin. Allah boyle yapar ki, onlar sayesinde, inkar edenleri ofkelendirsin. Allah onlardan iman edip barısa/hayra yonelik isler yapanlara bir bagıslanma ve buyuk bir odul vaat etmistir

Hucurât

Surah 49

[1] Ey iman edenler! Allah´ın ve resulunun onune gecmeyin! Allah´tan korkun! Allah gercekten cok iyi duyan ve geregince bilendir

[2] Ey iman edenler! Seslerinizi o Peygamber´in sesinin ustune yukseltmeyin! Kiminizin kiminize bagırarak konustugu gibi, onun huzurunda sozu yukseltmeyin! Yoksa siz hic farkında olmadan amelleriniz eriyip gider

[3] Allah resulunun huzurunda seslerini alcaltanlar var ya, onlar Allah´ın, gonullerini takva icin imtihan ettigi kisilerdir. Bir bagıslanma vardır onlar icin, bir buyuk odul vardır

[4] Odalarının arkasından sana seslenenlere gelince, onların cogu aklını calıstırmamaktadır

[5] Eger onlar, sen yanlarına cıkıncaya dek sabretmis olsalardı, kendileri icin elbette daha hayırlı olurdu. Allah Gafur´dur, Rahim´dir

[6] Ey iman sahipleri! Ozu-sozu bozuk birisi size bir haber getirdiginde, hemen arastırıp inceleyin/delil arayın! Yoksa bilgisizlikle bir toplulugu suclar da yapmıs oldugunuza pismanlık duyar hale gelirsiniz

[7] Bilin ki, Allah´ın resulu icinizdedir. Eger o cogu iste size uysaydı, gercekten zorlukla karsılasır, sıkıntıya duserdiniz. Ama Allah, imanı size sevdirmis ve onu gonullerinizde suslemistir. Ve size kufru, oz-soz bozuklugunu, isyanı cirkin gostermistir. Ruste ermis olanlar iste bunlardır

[8] Allah´tan bir lutuf ve nimet olarak. Alim´dir Allah, Hakim´dir

[9] Muminlerden iki zumre carpısırlarsa, onların aralarında hemen barısı kurun! Eger onlardan biri oteki aleyhine sınır tanımazlık edip saldırırsa, azgınlık edenle, Allah´ın emrine donunceye kadar savasın. Eger vazgecerse, yine ikisi arasını adalet ve durustlukle sulh edin. Kuskusuz, Allah adalette titiz davrananları sever

[10] Su bir gercek ki, muminler sadece kardestirler. O halde kardesleriniz arasında barısı saglayın ve Allah´tan sakının ki, size merhamet edilebilsin

[11] Ey inananlar! Bir topluluk baska bir toplulukla alay etmesin! Olabilir ki, alay ettikleri topluluk kendilerinden hayırlıdır. Kadınlar da baska kadınlarla alay etmesinler. Alay ettikleri, kendilerinden hayırlı olabilir. Oz benliklerinizi ayıplamayın/kendi nefislerinizde ayıplar aramayın; birbinize lakaplar yakıstırmayın. Imandan sonra sapıklıkla adlanmak ne kotu seydir! Kim ki tovbe etmez, iste boyleleri zalimlerdir

[12] Ey iman edenler! Zandan cok sakının! Cunku zannın bir kısmı gunahtır. Sinsi casuslar gibi ayıp aramayın! Gıybet ederek biriniz otekini arkasından cekistirmesin! Sizden biri, olmus kardesinin etini yemek ister mi? Bakın bundan igrendiniz. Allah´tan sakının! Hic kuskusuz, Allah tovbeleri cok kabul eden, rahmeti sonsuz olandır

[13] Ey insanlar! Biz sizi, bir erkekle bir disiden yarattık. Ve orfler yoluyla tanısıp kaynasasınız diye sizi milletlere, boylara ayırdık. Hic kuskusuz, Allah katında en seckininiz, sakınılması gereken seylerden en cok sakınanınızdır. Allah her seyi bilir, her seyden haberdardır

[14] Bedeviler: "Iman ettik." dediler. De ki: "Siz iman etmediniz. Ancak ´Musluman´ olduk deyin. Iman sizin kalplerinize girmemistir. Eger Allah´a ve resulune itaat ederseniz Allah, yapıp ettiklerinizden hicbir sey eksiltmez. Cunku Allah Gafur´dur, Rahim´dir

[15] Muminler ancak su kimselerdir ki, Allah´a ve resulune iman ederler; sonra hicbir kuskuya dusmezler ve mallarıyla, canlarıyla Allah yolunda didinirler. Iste bunlardır, ozu-sozu birbirine uyanlar

[16] De ki: "Siz Allah´a dininizi mi ogretiyorsunuz? Oysaki Allah, gokte ne var, yerde ne var hepsini bilir. Allah her seyi cok iyi bilmektedir

[17] Islam´a girmelerini senin basına kakıyorlar. De ki: "Islamınızı benim basıma kakmayın! Aksine, eger ozu-sozu dogru insanlarsanız, sizi imana kılavuzladıgı icin Allah hepinizi minnet borcu altına sokar

[18] Su bir gercek ki, Allah goklerin ve yerin gaybını bilir. Allah, yaptıklarınızı iyice gormektedir

Kâf

Surah 50

[1] Kaf. Sanı yuce, ilahi comertlikle dolu Kur´an´a yemin olsun ki

[2] Is sanıldıgı gibi degil! Kendilerine iclerinden bir uyarıcı geldi diye sastılar da soyle dediler o kufre batanlar: "Acayip sey bu

[3] Olunce mi, biz toprak olunca mı? Cok uzak bir donustur bu

[4] Topragın onlardan neyi eksilttigini pek iyi bilmisizdir biz. Her seyi saklayıp koruyan bir Kitap var katımızda

[5] Hayır, hayır! Onlar, hak kendilerine geldiginde, onu yalanladılar. Simdi perisan mı perisan bir durum icindedirler

[6] Bakmadılar mı ustlerindeki goge ki nasıl kurduk onu, nasıl susleyip nakısladık?! Yırtıgı, catlagı da yoktur onun

[7] Yeryuzunu de biz uzatıp yaydık; denge noktaları yerlestirdik ona ve bitirdik onda, bakanları hayran bırakan her turlu cifti

[8] Ibretle bakılası, gonuller acıcı seyler olarak; hakka yonelen her kula ogut olarak

[9] Gokten, kutlu ve bereketli bir su indirdik de onunla bahceler yeserttik, hasatlanacak daneler yetistirdik

[10] Yuksek yuksek hurma agacları buyuttuk. Birbirine girmis kumeler halinde tomurcukları vardır onların

[11] Kullara rızık olsun diye. Ve o suyla olu bir beldeye hayat verdik. Iste boyledir topraktan fıskırıs

[12] Onlardan once Nuh kavmi, Ress halkı, Semud kavmi yalanlamıstı

[13] Ad, Firavun ve Lut´un halkı da

[14] Eykeliler, Tubba´ kavmi de. Hepsi resulleri yalanladı da duyurulan azap hak oldu

[15] Ilk yaratıstan aciz kalıp yorulmus muyduk? Hayır, yeni bir yaratıstan kusku icinde olan onlardır

[16] Yemin olsun ki, insanı biz yarattık. Nefsinin ona neler fısıldadıgını da biz biiriz. Biz ona, sah damarından daha yakınız

[17] Sagında ve solunda oturmus iki gorevli, kayıt yapmaktadır

[18] Bir soz sarfetmeye dursun, yanındaki gozcu hemen zaptediverir

[19] Olum sarhoslugu hak olarak geldi. Iste bu, senin kacıp durdugun seydir

[20] Ve sura uflendi. Iste bu, gelecegi vaat edilen gundur

[21] Her benlik, yanında bir guducu, bir de tanık oldugu halde gelir

[22] Yemin olsun, sen bundan gaflet icindeydin. Ama perdeni ustunden kaldırıverdik. Bugun gozun keskin mi keskin

[23] Yoldası soyle der: "Iste yanımdaki, hazır

[24] Siz, ikiniz! Tum nankorleri, inatcıları cehenneme atın

[25] Durmadan hayrı engelleyeni, azgını, iskilciyi

[26] O ki, Allah´ın yanına baska bir ilah koydu. Artık atın onu, o siddetli azabın icine

[27] Yoldası dedi ki: "Rabbimiz, onu ben azdırmadım. Onun kendisi, donusu olmayan bir sapıklık icindeydi

[28] Allah buyurdu: "Huzurumda cekismeyin! Ben size uyarıyı cok onceden gondermistim

[29] Benim huzurumda soz degistirilmez ve ben kullara asla zulmetmem

[30] O gun cehenneme: "Doldun mu?" deriz. O ise: "Daha yok mu?" der

[31] Ve cennet, takva sahiplerine yaklastırılmıstır; hic uzak degildir

[32] Iste size vaat edilen budur. Allah´a surekli yonelen, korunması gerekeni koruyan herkese

[33] Gormedigi halde Rahman´dan urperen ve Allah´a yonelik bir kalp getiren herkese

[34] Esenlikle girin oraya! Sonsuzlasma gunudur bu

[35] Orada onlar icin istedikleri her sey var. Katımızda ise dahası da var

[36] Onlardan once nice nesilleri helak ettik ki, vurus ve tutusları bunlardan daha zorluydu. Ulkelerde delikler acmıslardı/beldelerde kacacak delik aradılar/beldeleri boydan boya dolastılar. Var mı bir kacacak yer

[37] Hic kuskusuz, bunda, kalbi olan yahut tam bir tanık olarak kulak veren icin mutlak bir ogut vardır

[38] Yemin olsun, biz gokleri, yeri ve bunlar arasındakileri altı gunde yarattık. Ve bize hicbir yorgunluk dokunmadı

[39] Artık onların soylediklerine sabret ve Gunes´in dogusundan once de batısından once de Rabbinin hamdiyle tespih et

[40] Gecenin bir kısmında ve secdelerin arkalarından O´nu tespih et

[41] Haykıranın cok yakın bir yerden seslenecegi gunu dinle

[42] O gun o muthis sesi hak olarak dinleyecekler. Ortaya cıkıs/dirilis gunudur bu

[43] Biz, evet biz hayat veriyoruz, biz olduruyoruz. Ve donus yalnız bizedir

[44] O gun, yer catır catır yarılıp onlardan cabucak uzaklasır. Bu yalnız bizim icin kolay olan bir hasretmedir

[45] Biz onların neler soylediklerini cok iyi biliyoruz. Sen onların ustune bir zorba degilsin. O halde, benim tehdidimden korkanlara sadece Kur´an´la ogut ver

Zâriyât

Surah 51

[1] O tozutup savuranlara/o kırıp un-ufak edenlere

[2] O agırlık tasıyanlara

[3] O kolayca akıp gidenlere/o rahatca yuzenlere

[4] O is ve olusu bolusturenlere yemin olsun ki

[5] Hic kuskusuz, o size vaat olunan kesinlikle dogrudur

[6] Ve din, sasmaz bir olgudur

[7] Yemin olsun o ahenkli yollar tasıyan goge

[8] Ki siz gercekten tartısmalarla dolu bir soz icindesiniz

[9] Yuzgeri cevrilen onun yuzunden cevrilir

[10] Kahrolsun o duzenbaz yalancılar

[11] Ki onlar bir sersemlik icinde ne yaptıklarından habersizdirler

[12] Sorarlar: "Ne zaman o din gunu

[13] O gun onlar ates uzerinde deneme ve elemeye tabi tutulacaklardır

[14] Tadın imtihan ve ıstırabınızı. Iste budur o carcabuk gelmesini istediginiz

[15] Su da bir gercek ki, sakınıp korunanlar bahcelerde ve pınar baslarındadır

[16] Rablerinin kendilerine verdigini almıs kisiler olarak. Dogrusu, onlar bundan once de iyilik ve guzellik sergilemekteydiler

[17] Gecenin pek azında uyumaktaydılar

[18] Seher vakitlerinde af dilemekteydi onlar

[19] Ihtiyac sahibi icin, yoksun icin bir hak vardı mallarında onların

[20] Yeryuzunde ayetler vardır gorurcesine bilenler icin

[21] Benliklerinizin icinde de. Hala bakıp gormeyecek misiniz

[22] Sizin, rızkınız da goktedir, tehdit edildiginiz sey de

[23] Gogun ve yerin Rabbine yemin olsun ki, o tıpkı sizin konusabildiginiz gibi kesin bir gercektir

[24] Geldi mi sana Ibrahim´in ikram edilen konuklarının haberi

[25] Hani, Ibrahim´in yanına girmislerdi de "Selam!" demislerdi. Ibrahim: "Selam! Tanınmayan bir topluluk bu." demisti

[26] Hemen ailesinin yanına gitti; semiz bir dana getirdi

[27] Danayı misafirlerin onune surdu. "Yemez misiniz?" dedi

[28] O arada, icine bunlardan bir kusku dustu. "Korkma!" dediler. Ve ona bilgin bir oglan mujdelediler

[29] Derken, karısı bir cıglık icinde dondu; yuzune vurarak soyle dedi: "Ben, dogurma yasını gecmis bir kocakarıyım

[30] Dediler ki: "Rabbin oyle buyurmustur. Hukum ve hikmet sahibi O´dur, en iyisini bilen de O´dur

[31] Ibrahim sordu: "Amacınız ne, ey elciler

[32] Dediler: "Biz, suclulardan olusan bir topluma gonderildik

[33] Uzerlerine camurdan tas atalım diye

[34] Rabbin katında, sınır tanımazlar icin isaretlenmis taslar

[35] Orada, muminlerden kim varsa cıkardık

[36] Artık orada, bir ev dısında, muslumanlardan/Allah´a teslim olanlardan hic kimse bulamıyorduk

[37] Acıklı azaptan korkanlar icin orada bir isaret bıraktık

[38] Musa´da da. Biz onu acık bir kanıtla Firavun´a gonderdik

[39] O tum gucuyle/tum seckin adamlarıyla birlikte yuz cevirdi ve soyle dedi: "Bir buyucu yahut mecnun

[40] Bunun uzerine, onu da ordusunu da yakalayıp suyun ortasına fırlattık. Kendi kendini kınayıp duruyordu

[41] Ad kavminde de bir ibret var. Onlar uzerine, her seyi yerinden soken ruzgarı gondermistik

[42] Uzerinden gectigi her seyi kul haline getirmeden bırakmıyordu

[43] Semud´da da bir ibret var. Onlara soyle denmisti: "Bir vakte kadar yiyip icip eglenin

[44] Daha sonra onlar, Rablerinin emrine kafa tuttular da gozleri baka baka yıldırım kendilerini yakaladı

[45] Ne kalkıp kacabildiler ne de kendilerine yardım eden oldu

[46] Daha once de Nuh kavmini batırmıstık. Cunku onlar da dogruluktan ayrılmıs bir topluluktu

[47] Goge gelince, onu biz ellerimizle kurduk. Hic kuskusuz, biz, genisleticileriz

[48] Yeri de biz dosedik. Ne guzel doseyicileriz

[49] Herseyden iki cift yarattık ki dusunup anlayabilesiniz

[50] O halde Allah´a kacın/sıgının! Ben size O´ndan gelmis acıklayıcı bir uyarıcıyım

[51] Allah´ın yanına baska bir ilah koymayın! Ben size O´ndan gelmis acıklayıcı bir uyarıcıyım

[52] Iste boyle! Onlardan once herhangi bir resul geldiginde, mutlaka soyle dediler: "Ya buyucudur ya deli

[53] Bunu aralarında vasiyetlestiler mi? Hayır, azıp sapmıs bir topluluk bunlar

[54] Artık onlardan yuz cevir. Sen bu yuzden kınanmayacaksın

[55] Hatırlat/ogut ver; cunku hatırlatıp ogut vermek muminlere yarar saglar

[56] Ben, cinleri ve insanları bana ibadet etmeleri/benim icin is yapıp deger uretmeleri dısında bir sey icin yaratmadım

[57] Ben onlardan rızık istemiyorum. Beni yedirip doyurmalarını da istemiyorum

[58] Hic kuskusuz, Allah Rezzak´tır, bol bol rızık verir. Kuvvet sahibidir, Metin´dir, guclu ve dayanıklıdır

[59] Su bir gercek ki, zulmedenlerin, tıpkı arkadaslarının gunahları gibi gunahları vardır. O halde acele etmesinler

[60] O vaat edildikleri gunlerinden dolayı vay kafirlerin haline

Tûr

Surah 52

[1] Yemin olsun Tura

[2] Satır satır yazılmıs Kitap´a

[3] Ki acılıp yayılmıs ince deri uzerine yazılmıstır

[4] Yemin olsun duzenli bir bicimde bakılan o eve

[5] Yemin olsun yukseltilmis tavana

[6] Yemin olsun o alevlerle kaynatılıp kopurtulmus denize

[7] Ki hic kuskusuz, senin Rabbinin azabı meydana gelecektir

[8] Ona engel olacak hicbir sey yoktur

[9] O gun gok bir calkanısla calkanır

[10] Ve daglar bir yuruyusle yurur

[11] Vay hallerine o gun, yalanlayanların

[12] Ki onlar bir bataga dalmıs oynamaktadırlar

[13] O gun cehenneme bir kakılısla kakılırlar

[14] Iste budur yalanlayıp durdugunuz ates

[15] Bu da mı buyu?! Yoksa siz mi gormuyordunuz

[16] Dalın ona! Artık ister sabredin ister sabretmeyin. Sizin icin hepsi birdir. Siz ancak yapıp ettiginiz seylerin karsılıgıyla yuzyuze geleceksiniz

[17] Korunup sakınanlar; cennetler, nimetler icindedir

[18] Rablerinin kendilerine verdikleriyle keyif catarlar. Rableri onları cehennem azabından korumustur

[19] Yapıp ettiklerinizin karsılıgı olarak afiyetle yiyin, icin

[20] Art arda dizilmis koltuklar uzerinde yaslanmıs olarak." Ve biz onları parlak, iri gozlu hurilerle eslestirmisizdir

[21] Iman edip zurriyetleri de imanda kendilerine uyanların, soy-soplarını da kendilerine katmısızdır. Ve kendi amellerinden kendilerinin hicbir seyini eksiltmemisizdir. Her kisi, kazandıgı karsılıgında bir rehindir

[22] Biz onlara canlarının cektigi meyveden ve etten ikram ettik

[23] Orada bir kadeh tokustururlar ki, icinde ne bir bos laf var ne de gunaha sokus

[24] Cevrelerinde, kendilerine ozgulenmis genc usaklar dolasır; sanki sedeflerinde saklı inciler

[25] Birbirlerine donup sorusurlar. Ve derler

[26] Daha once biz, ailemiz icinde endise ile urperiyorduk

[27] Allah bize lutufta bulundu ve bizi o iliklere isleyen azaptan korudu

[28] Biz onceden O´na yakarıyorduk. Cunku O´dur Berr, comertce iyilik eden; O´dur rahmeti sınırsız olan

[29] Artık hatırlat, ogut ver! Rabbinin nimetine yemin olsun ki, sen ne kahinsin ne de cin carpmıs

[30] Yoksa soyle mi diyorlar: "O bir sairdir. Zamanın olum getiren felaketine carpılmasını bekliyoruz

[31] De ki: "Bekleyin! Dogrusu sizinle beraber ben de bekleyenlerdenim

[32] Acaba bunu onlara hayalleri mi emrediyor yoksa bunlar azmıs bir topluluk mu

[33] Yoksa, "Onu uydurdu" mu diyorlar! Hayır, iman etmiyorlar

[34] Eger dogru sozlu iseler, onun benzeri bir hadis/soz getirsinler

[35] Yoksa onlar hicbir seysiz mi yaratıldılar? Yoksa bizzat kendileri mi yaratıcıdır

[36] Yoksa gokleri ve yeri onlar mı yarattı? Hayır, onlar gerekli bilgiye ulasamıyorlar

[37] Yoksa Rabbinin hazineleri onların yanında mı? Yoksa guc ve egemenlik sahibi onlar mı

[38] Yoksa onlara ozgu bir merdiven var da onun uzerinde mi dinliyorlar? Eger boyleyse, dinleyenleri acık bir kanıt getirsin

[39] Yoksa kızlar O´na, ogullar size mi

[40] Yoksa sen onlardan bir ucret istiyorsun da bir borc yuzunden onlar, yuk altına mı giriyorlar

[41] Yoksa gayb yanlarında da yazıp duruyorlar mı

[42] Yoksa bir tuzak mı kurmak istiyorlar? Dogrusu su ki, o inkar edenlerin kendileri tuzaga yakalanmıslardır

[43] Yoksa Allah´tan baska bir ilahları mı var? Uzaktır Allah, onların ortak kostuklarından

[44] Gokten bir parcanın dustugunu gorseler soyle derler: "Ustuste yıgılmıs bulutlar

[45] Bayılıp yere serilecekleri gunlerine kavusuncaya kadar bırak onları

[46] O gun, tuzakları kendilerine bir yarar saglamayacak; onlara yardım da edilmeyecek

[47] Zulmedenler icin bundan baska bir azap da vardır. Fakat onların cokları bilmiyorlar

[48] Rabbinin hukmune sabret! Kuskusuz, sen bizim gozlerimizin onundesin. Kalktıgında, Rabbinin hamdiyle tespih et

[49] Gecenin bir bolumunde ve yıldızların ardından da O´nu tespih et

Necm

Surah 53

[1] Yemin olsun inip cıktıgı zaman yıldıza/fıskırıp cıktıgı zaman cimene/suzulup aktıgı zaman Ulker Yıldızı´na/asagı indigi zaman o parcalar halinde agır agır gelene

[2] Ki arkadasınız ne saptı ne de azdı

[3] O; kuruntudan, keyfinden konusmuyor

[4] Indirilmis bir vahiyden baskası degildir o

[5] Kuvvetleri cok muthis olan belletip ogretti onu ona

[6] Akıl, guzellik ve guc sahibidir. Dogrulup dikildi

[7] En yuksek ufuktadır o

[8] Sonra iyice yaklastı ve sarktı

[9] Iki yayın beraberligi gibi, belki ondan da yakındı

[10] Boylece vahyetti kuluna vahyettigini

[11] Kalp yalanlamadı gordugunu

[12] Onun gordugu sey hakkında kuskuya dusup onunla cekisiyor musunuz

[13] Yemin olsun ki onu bir baska iniste de gormustu

[14] Son sınır agacı, Sidretul Munteha yanında

[15] O agacın yanındadır sıgınılacak bahce

[16] O vakit kusatıp sarıyordu Sidre´yi kusatıp saran

[17] Goz ne kayıp sastı ne azıp haddi astı

[18] Yemin olsun ki Rabbinin en buyuk ayetlerinden bir kısmını gordu

[19] Gordunuz mu Uzza´yı, Lat´ı

[20] Ve otekini, ucuncusu olan Menat´ı

[21] Erkek size, disi Allah´a mı

[22] Iste bu, insafsız bir bolusturme

[23] Bunlar, sizin ve atalarınızın taktıgı isimlerden baska seyler degildir. Onlar hakkında Allah bir kanıt indirmemistir. Onlar, sadece sanıya, bir de nefislerin hoslandıgı seylere uyuyorlar. Yemin olsun, onlara hidayet Rablerinden gelmistir

[24] Insan icin, her ozleyip hayal ettigi var mı acaba

[25] Sonrası da oncesi de/ahiret de dunya da Allah´ındır

[26] Goklerde nice melekler var ki, sefaatleri hicbir ise yaramaz. Allah´ın, diledigi ve hosnut oldugu kimseler icin izin vermesinden sonraki durum mustesna

[27] O ahirete inanmayanlar, meleklere mutlaka disilerin adlarını takarlar

[28] Onların bu konuda hicbir bilgisi yoktur. Yalnızca sanıya uyuyorlar. Sanı ise haktan hicbir sey kazandırmaz

[29] Bizim zikrimizden/Kur´an´ımızdan yuz ceviren ve igreti dunya hayatından baska bir sey istemeyen kimseden, sen de yuz cevir

[30] Onların, ilimden ulasacakları sey iste budur. Kuskusuz, yolundan sapmıs olanı Rabbin cok iyi bilir. Hidayet uzere yuruyeni de en iyi O bilir

[31] Goklerde ne var yerde ne varsa Allah´ındır. Bu, Allah´ın; yaptıklarıyla kotuluk sergileyenleri cezalandırması, guzel davranıp guzel dusunenleri de guzellikle odullendirmesi icindir

[32] Oyle kisilerdir ki onlar, gunahın buyuklerinden ve igrencliklerden cekinip kacınırlar. Bazı kucuk surcmeler haric. Hic kuskusuz, senin Rabbin affı genis olandır. Sizi en iyi bilen O´dur: Hem sizi topraktan olusturdugu zaman hem de annelerinizin karınlarında ceninler halinde bulundugunuz zaman. O halde kendi kendinizi temize cıkmıs gostermeyin; kimin sakındıgını en iyi bilen O´dur

[33] O yuz geri doneni gordun mu

[34] Azıcık verdi, sona inatla sıkıca tuttu

[35] Gaybın bilgisi onun yanında da o mu goruyor

[36] Yoksa haber verilmedi mi ona, Musa´nın sayfalarındakiler

[37] Ve o cok vefalı Ibrahim´in sayfalarındakiler

[38] Gercek su ki, hicbir gunahkar bir baska gunahkarın yukunu sırtlamaz

[39] Gercek su ki, insan icin calısıp didindiginden baskası yoktur

[40] Ve onun calısıp didinmesi yakında gorulecektir

[41] Sonra karsılıgı kendisine hic eksiksiz verilecektir

[42] Hic kuskusuz, son varıs Rabbinedir

[43] Hic kuskusuz, gulduren de O´dur, aglatan da

[44] Hic kuskusuz, olduren de O´dur, dirilten de

[45] Hic kuskusuz, iki cifti, erkegi ve disiyi yaratan O´dur

[46] Meni halinde atıldıgı zaman bir spermden

[47] Hic kuskusuz, o ikinci olusum da O´nun isidir

[48] Hic kuskusuz, zenginlik veren de O´dur, nimete bogan da

[49] Hic kuskusuz, Si´ra yıldızının/suurlanmanın Rabbi de O´dur

[50] Hic kuskusuz, daha onceden gelmis olan Ad´ı helak etti

[51] Semud´u da. Boylece geriye bir sey bırakmadı

[52] Daha once de Nuh kavmini. Cunku onlar, evet onlar zulmettiler, azdılar

[53] Altı ustune gelmis kentleri de yere gecirdi O

[54] Sarıp doladı onlara, sarıp doladıgını

[55] Peki, Rabbinin nimetlerinden hangisinde kuskuya dusuyorsun

[56] Bu da ilk uyarıcılar gibi bir uyarıcıdır

[57] Yaklasmakta/yaklasacak olan yaklastı

[58] Onu Allah´tan baska kaldıracak/uzaklastıracak yok

[59] Simdi siz bu sozden mi hayrete dusuyorsunuz

[60] Guluyorsunuz, aglamıyorsunuz

[61] Ve siz, kibirlenip kafa tutarak sersemce somurtuyorsunuz

[62] Artık Allah icin secdeye kapanın, ibadet edin/is yapıp deger uretin

Kamer

Surah 54

[1] Saat yaklastı, Ay yarıldı

[2] Bir ayet-alamet gorseler yuz ceviriyorlar ve soyle diyorlar: "Surup giden bir buyudur bu

[3] Yalanladılar; kendi heves ve kuruntularına uydular. Oysaki her is ve olus karara, olcuye ve duzene baglanmıstır

[4] Yemin olsun ki, onlara haberlerden, icinde ihtar, sakındırma ve tehdit bulunanı gelmistir

[5] Doruk noktaya cıkmıs, isabeti tartısmasız bir hikmettir o. Ama uyarılar yarar saglamıyor

[6] O halde yuz cevir onlardan sen de; o cagırıcının alısılmadık/urpertirci seye cagırdıgı gunde

[7] Kaymıs olarak gozleri, cıkarlar kabirlerden. Sanki cekirgelerdir, cıvgın mı cıvgın

[8] Boyunları bukuktur cagıranın onunde. Derler ki o kufre saplananlar: "Cok zorlu bir gun bu

[9] Onlardan once Nuh kavmi yalanlamıstı. Yalanladılar kulumuzu ve "Mecnundur bu!" dediler. Ve durduruldu kulumuz

[10] Bunun uzerine yakardı Rabbine, "Yenilgiye ugradım iste, yardım et!" diye

[11] Biz de actık gok kapılarını seller gibi akan bir su ile

[12] Ve yardık/fıskırttık yeryuzunu pınar pınar. Sonunda kesin olculere baglanmıs bir olus uzere birlesti sular

[13] Ve tasıdık onu levhalar ve civilerden olusturulan sey ustunde

[14] Akıp gidiyordu gozlerimizin onunde, bir odul olarak nankorluge ugratılan kisi icin

[15] Yemin olsun ki, biz onu bir ibret ve isaret olarak arkaya bıraktık. Yok mu arastırıp ogut alacak

[16] Nasılmıs benim azabım ve uyarılarım

[17] Yemin olsun ki, biz, Kur´an´ı ogut ve ibret icin kolaylastırdık. Fakat dusunen mi var

[18] Ad da yalanlamıstı. Ama nasıl oldu azabım ve uyarılarım

[19] Biz onların uzerine ugursuzlugu kesiksiz bir gunde, dondurucu/ugultulu bir kasırga gonderdik

[20] Insanları, koklerinden sokulmus hurma kutukleri gibi kaldırıp atıyordu

[21] Nasılmıs benim azabım ve uyarılarım

[22] Yemin olsun ki, biz, Kur´an´ı ogut ve ibret icin kolaylastırdık. Fakat dusunen mi var

[23] Semud da uyarıları yalanlamıstı

[24] Soyle demislerdi: "Icimizden bir tek insana mı uyacagız? Vallahi boyle bir durumda biz, sapıklık ve cılgınlık icine duseriz

[25] Aramızdan ogut ona mı verildi? Hayır, o yalancı kustahın biridir

[26] Yarın bilecekler, kimmis yalancı kustah

[27] Bir imtihan aracı olarak kendilerine disi deveyi gonderecegiz. Artık gozetle onları ve sabret

[28] Suyun, aralarında bolusturulecegini onlara bildir. Her su alıs/icis nobetledir/icilecek her miktar hazırlanmıstır

[29] Arkadaslarını cagırdılar, o da hancerini kapıp deveyi bogazladı

[30] Nasılmıs benim azabım ve uyarılarım

[31] Biz, onlar uzerine bir tek ses gonderdik de agılcının serptigi kuru ot gibi kırılıp ufalandılar

[32] Yemin olsun ki, biz, Kur´an´ı ogut ve ibret icin kolaylastırdık. Fakat dusunen mi var

[33] Lut kavmi de uyarıları yalanladı

[34] Biz de uzerlerine cakıl tasları fırlatan bir ruzgar gonderdik. Sadece Lut´un ailesini, seher vakti kurtarmıstık

[35] Katımızdan bir nimet olarak. Sukredeni iste boyle odullendiririz biz

[36] Yemin olsun, Lut onları bizim yakalayısımız hakkında uyarmıstı da onlar, uyarılarla ilgili olarak kuskulanıp cekismislerdi

[37] Yemin olsun, Lut´un misafirlerinden nefislerini tatmin etmek istemislerdi de onların gozlerini silme kor etmistik. Hadi, tadın azabımı ve uyarılarımı

[38] Yemin olsun, sabahleyin erkenden, kararlı ve oturaklı bir azap yakaladı onları

[39] Hadi, tadın azabımı ve uyarılarımı

[40] Yemin olsun ki, biz, Kur´an´ı ogut ve ibret icin kolaylastırdık. Fakat dusunen mi var

[41] Yemin olsun, Firavun hanedanına da uyarılar gelmisti

[42] Ayetlerimizin tumunu yalanladılar da biz de onları onurlu ve guclu birine yarasır bir yakalayısla yakaladık

[43] Sizin kafirleriniz, otekilerden hayırlı mı? Yoksa zuburlerinde/kutsallastırılmıs hizip kitaplarında sizin icin bir beraat/dokunulmazlık mı var

[44] Yoksa, "Biz, yardımlasan/yenilmez bir topluluguz" mu diyorlar

[45] O topluluk, bozguna ugratılacak ve arkalarını donup kacacaklar

[46] Hayır, bulusma zamanları kıyamet saatidir. Ne korkunc, ne acıdır o saat

[47] Kuskusuz, suclular, saskınlık ve cılgınlık icindedir

[48] O gun yuzleri ustune atese suruklenirler. "Cehennemin dokunusunu tadın bakalım

[49] Su bir gercek ki, biz herseyi bir olcuye gore/bir kaderle yarattık

[50] Emrimiz bir tektir, bir goz kırpma gibidir

[51] Yemin olsun, biz sizin benzerlerinizi hep yok ettik. Fakat dusunen mi var

[52] Onların yapmıs oldukları her sey defterlerdedir

[53] Kucuk-buyuk tumu, satır satır yazılmıstır

[54] Korunup sakınanlar; bahcelerde, nehir kıyılarındadır

[55] Guclu bir padisahın/bir Melik´in katında, ozu-sozu birlere has oturma yerlerinde

Rahmân

Surah 55

[1] O Rahman

[2] O ogretti Kur´an´ı

[3] O yarattı insanı

[4] O belletti ona beyanı

[5] Gunes ve Ay. Hesaba baglıdır herbirinin her seyi

[6] Cimen/yıldız ve agac secde ediyorlar

[7] Ve gok. Yukseltti onu. Ve koydu sasmaz olcuyu, mizanı

[8] Azgınlık etmeyin olcu ve tartıda, saptırmayın mizanı

[9] Olcuyu titizlikle, adaletle koruyun ve husrana arac yapmayın mizanı

[10] Ve yerkure. Koydu onu toprakta yasayacak yaratıklar icin

[11] Bir meyve var onda. Ve salkımlarla donatılmıs hurma agacları

[12] Cimli ve samanlı dane ve hos kokulu otlar vardır

[13] Bu boyle iken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlıyorsunuz

[14] Insanı, pisirilmis camur gibi kuru bir balcıktan yarattı

[15] Cini de atesin dumansızından yarattı

[16] Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlıyorsunuz

[17] Iki dogunun Rabbi de O´dur, iki batının Rabbi de

[18] Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlıyorsunuz

[19] Salmıstır iki denizi; bulusup kucaklasıyorlar

[20] Bir ayırıcı var aralarında; kendi sınırlarını asmıyorlar

[21] Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlıyorsunuz

[22] Cıkıyor onlardan inci ile mercan

[23] Peki Rabbinizin nimetlerinden hangisini sayarsınız yalan

[24] Denizde koca daglar gibi akıp giden o gorkemli gemiler de O´nundur

[25] Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlıyorsunuz

[26] Yer uzerinde bulunan herkes yok olacaktır

[27] Sadece o bagıs ve celal sahibi Rabbinin yuzu kalacaktır

[28] Peki, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlıyorsunuz

[29] Goklerde ve yerde kim varsa O´ndan ister. O, her an yeni bir is ve olustadır

[30] Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlıyorsunuz

[31] Ey agırlıklı ve onurlu iki toplum/ey insan ve cin toplulukları! Sizinle de mesgul olacagız

[32] Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlıyorsunuz

[33] Ey cin ve insan toplulukları! Goklerin ve yerin bucaklarından/koselerinden gecip gitmeye gucunuz yeterse, hadi gecin gidin. Bilgi ve guc dısında bir seyle gecip gidemezsiniz

[34] Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlıyorsunuz

[35] Ikinizin de uzerine atesten bir alev ve erimis bakır/duman gonderilir de basarılı olamazsınız

[36] Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlıyorsunuz

[37] Gok yarılarak, eriyip kızarmıs yag/kırmızıya boyanmıs deri gibi bir gul haline geldigi zaman

[38] Rabbinizin nimetlerinden hangisini sayacaksınız yalan

[39] O gun gunahlarından ne cin sorguya cekilir ne de insan

[40] Rabbinizin nimetlerinden hangisini sayacaksınız yalan

[41] Suclular, yuzlerinden tanınır da yakalanırlar percemlerinden ve ayaklarından

[42] Rabbinizin nimetlerinden hangisini sayacaksınız yalan

[43] Iste bu, gunahkarların yalanlayıp durdukları cehennemdir

[44] Onlar, onunla kaynar su arasında dolasırlar

[45] Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlıyorsunuz

[46] Rabbinin makamından korkan kimseye iki cennet var

[47] Rabbinizin nimetlerinden hangisini sayabilirsiniz yalan

[48] Ikisi de cesit cesit agaclarla/bitkilerle doludur

[49] Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlıyorsunuz

[50] O cennetlerde iki nehir var, kaynayıp akan

[51] Rabbinizin nimetlerinden hangisini sayarsınız yalan

[52] O cennetlerde iki cift var her meyvadan

[53] Rabbinizin nimetlerinden hangisini sayarsınız yalan

[54] Astarları atlastan doseklere yaslanırlar. Iki cennetin meyveleri elle alınacak kadar yakındır

[55] Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlıyorsunuz

[56] O cennetlerde, bakıslarını eslerine dikmis oyle dilberler vardır ki, daha once onları ne cin kirletmistir ne de insan

[57] Rabbinizin nimetlerinden hangisini sayarsınız yalan

[58] Sanki yakut onlar, sanki mercan

[59] Rabbinizin nimetlerinden hangisini sayarsınız yalan

[60] Ihsanın karsılıgı sadece ihsan

[61] Rabbinizin nimetlerinden hangisini sayarsınız yalan

[62] Ikisinden baska, iki cennet daha var

[63] Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlıyorsunuz

[64] Ikisi de yesil mi yesil

[65] Rabbinizin nimetlerinden hangisini sayarsınız yalan

[66] Ikisinde de iki kaynak var, surekli fıskıran

[67] Rabbinizin nimetlerinden hangisini sayarsınız yalan

[68] Ikisinde de meyve, hurma ve nar var

[69] Rabbinizin nimetlerinden hangisini sayarsınız yalan

[70] Iclerinde iyi mi iyi, guzel mi guzel hanımlar var

[71] Rabbinizin nimetlerinden hangisini sayarsınız yalan

[72] Cadırlar icinde bekletilen huriler var

[73] Rabbinizin nimetlerinden hangisini sayarsınız yalan

[74] Daha once onları ne cin kirletmistir ne de insan

[75] Rabbinizin nimetlerinden hangisini sayarsınız yalan

[76] Yesil yastıklarda, emsalsiz dosekler uzerinde yatarlar yan

[77] Rabbinizin nimetlerinden hangisini sayarsınız yalan

[78] Ikram ve kudret sahibi Rabbinin ismi oyle yuce ki

Vâkıa

Surah 56

[1] O beklenen muthis olay oldugunda

[2] Yoktur onun olusunu yalanlayacak

[3] Kimini alcaltır, kimini yukseltir

[4] Yerkure bir sarsılısla sarsıldıgında

[5] Daglar bir serpilisle serpildiginde

[6] Hepsi un-ufak olup dagılmıstır

[7] Ve sizler, uc cift/sınıf oluvermissinizdir

[8] Iste ugur ve mutluluk yaranı. Nedir ugur ve mutluluk yaranı

[9] Iste somluk ve bunalım yaranı. Nedir somluk ve bunalım yaranı

[10] Ve olusta onde gidenler, yarısta onde gidenler

[11] Iste onlardır yaklastırılanlar

[12] Nimetlerle dolu bahcelerdedirler

[13] Buyuk kısmı oncekilerden

[14] Az bir kısmı da sonrakilerden

[15] Suslu, nakıslı tahtlar uzerinde

[16] Onlar ustunde karsılıklı yan gelip yaslanırlar

[17] Gencecik usaklar dolanır cevrelerinde. Surekli hizmete adanmıslardır

[18] Surahiler, ibrikler ve oz kaynagından ickilerle doldurulmus kadehler esliginde

[19] Ne basları doner ondan ne de akılları karısır

[20] Ve meyveler, gonullerince sectiklerinden

[21] Ve kus eti istahlarınca begendiklerinden

[22] Ve genc kadınlar, iri ve siyah gozlu

[23] Titizlikle korunan inciler misali

[24] Yaptıklarına karsılık olarak

[25] Ne bos bir laf isitirler orada ne de gunaha sokacak bir sey

[26] Sadece "Selam, selam!" denir

[27] Ugur ve mutluluk yaranı. Nedir ugur ve mutluluk yaranı

[28] Dikensiz kirazlar

[29] Meyve dizili muz agacları

[30] Uzayan golgeler

[31] Akıp dokulen sular

[32] Bircok meyveler arasındadırlar

[33] Ne tukenir ne yasaklanır

[34] Yuksege yerlestirilmis dosekler icinde

[35] Biz kadınları da guzel bir bicimde yeniden yaratmıs

[36] Hepsini bakireler yapmısızdır

[37] Yasıt cilveli dilberler halinde

[38] Ugur ve mutluluk yaranı icin

[39] Bir bolumu oncekilerden

[40] Bir bolumu de sonrakilerden

[41] Ve somluk ve ugursuzluk yaranı. Nedir somluk ve ugursuzluk yaranı

[42] Iliklere isleyen bir ates ve kaynar su icinde

[43] Simsiyah bir golge altındadırlar

[44] Ne serindir ne de comert

[45] Cunku somluk yaranı, bundan once servet ve refahla sımaranlardı

[46] O buyuk gunah uzerinde ısrar edip dururlardı

[47] Ve soyle derlerdi: "Olunce mi, toprak ve kemik haline gelince mi, sahi o zaman mı yeniden diriltilecegiz

[48] Onceki atalarımız da mı

[49] De ki: "Oncekiler de sonrakiler de

[50] Bilinen bir gunun bulusma vakti/bulusma yerinde mutlaka bir araya getirileceklerdir

[51] Ve siz de ey sapık yalanlayıcılar

[52] Zakkumdan bir agactan mutlaka yiyeceksiniz/yiyecekler

[53] Karınları dolduracaklar ondan

[54] Uzerine icecekler kaynar sudan

[55] Susuzluktan cıkmıs develerin icisi gibi icecekler

[56] Din gununde agırlanısları boyledir

[57] Sizi biz yarattık, biz! Tasdik etseydiniz olmaz mıydı

[58] Akıttıgınız meniyi gordunuz mu

[59] Siz mi yaratıyorsunuz onu, yoksa yaratıcılar bizler miyiz

[60] Olumu aranızda biz takdir ettik. Biz onune gecilecekler degiliz

[61] Yerinize diger benzerlerinizi getirecegiz ve sizi bilemeyeceginiz bir sekilde yeniden olusturacagız

[62] Yemin olsun, ilk yaratısı/yaratılısı bildiniz. Peki dusunup ibret alsanız olmaz mı

[63] Ekmekte oldugunuzu gordunuz mu

[64] Siz mi bitiriyorsunuz onu, yoksa bitirenler bizler miyiz

[65] Dileseydik, onu kuru bir cop haline getirirdik de baslardınız su sekilde gevelemeye

[66] Vallahi, kayba ugrayıp borclandık

[67] Dogrusu mahrum bırakıldık biz

[68] Su icmekte oldugunuz suya baktınız mı

[69] Buluttan onu siz mi indirdiniz, yoksa indirenler bizler miyiz

[70] Dileseydik, onu tuzlu yapıverirdik. Peki sukretmeniz gerekmez mi

[71] Cakıp cakıp cıkardıgınız o atesi gordunuz mu

[72] Onun agacını siz mi yarattınız yoksa yaratıp olusturan bizler miyiz

[73] Biz onu hem bir ibret hem de col yolcularına bir nimet kıldık

[74] O halde o yuce Rabbinin adını tespih et

[75] Is onların sandıgı gibi degil! Yıldızların dogup batma, kayıp dusme noktalarına yemin ediyorum

[76] Ve eger bilirseniz, gercekten buyuk bir yemindir bu

[77] O, kesinlikle serefli bir Kur´an´dır

[78] Titizlikle saklanan bir Kitap´tadır

[79] Ona, arındırılmıslardan baskası dokunmaz

[80] Alemlerin Rabbi´nden indirilmistir

[81] Simdi siz, bu sozu mu kirletip kucumseyeceksiniz/bu sozle mi alttan alıp gevsek davranacaksınız/bu sozle mi yagcılık edeceksiniz

[82] Rızkınızı, yalanlamanızdan ibaret mi kılıyorsunuz

[83] Ya o canın bogaza gelip dayandıgı zaman

[84] Iste o zaman siz bakakalırsınız

[85] Biz ona sizden daha yakınız, ama siz gormezsiniz

[86] Madem ceza gormeyecek kisilersiniz

[87] Eger dogru sozlulerseniz, onu geri cevirsenize

[88] Eger o, yaklastırılanlardan ise

[89] Rahatlık, guzel rızık ve nimetlerle dolu cennet var ona

[90] Eger kutlu, ugurlu kisilerdense

[91] Selam sana kutlu ve ugurlu kisilerden!" denir ona

[92] Eger yalanlayan sapıklardansa

[93] Kaynar sudan bir ziyafet

[94] Ve cehenneme salıverilme var ona

[95] Iste budur, o tartısmasız, o kesin gercek

[96] Artık, o yuce Rabbinin adını tespih et

Hadîd

Surah 57

[1] Goklerde ve yerdeki her sey Allah´ı tespih etmektedir. Aziz´dir O, Hakim´dir

[2] Goklerin ve yerin mulku ve yonetimi O´nundur; diriltir, oldurur. Her sey uzerinde kudret sahibidir O

[3] Evvel´dir O, baslangıcı yoktur; Ahir´dir O, sonu yoktur; Zahir´dir O, her seyde belirir; Batın´dır O, gozlerden gizlenmistir. Her seyi en guzel bicimde bilendir o

[4] O, odur ki, goklerle yeri altı gunde yarattı, sonra ars uzerinde egemenlik kurdu. Yere gireni ve ondan cıkanı, gokten ineni ve onda yukseleni bilir. O, nerede olursanız olun sizinle beraberdir. Allah, isleyip uretmekte olduklarınızı en iyi sekilde gormektedir

[5] Goklerin de yerin de mulku ve yonetimi O´nundur. Isler ve oluslar Allah´a dondurulur

[6] Geceyi gunduzun icine sokar O; gunduzu de gecenin icine sokar. Goguslerin sakladıklarını cok iyi bilendir O

[7] Allah´a ve resulune iman edin; sizi uzerinde buyruk sahibi yaptıgı seylerden baskalarına bol bol verin! Icinizden iman eden ve infakta bulunanlar icin cok buyuk bir odul vardır

[8] Iman sahipleri iseniz size ne oluyor da Allah´a guvenmiyorsunuz? Oysaki Resul sizi Rabbinize inanmaya cagırıyor, sizden kuvvetli bir soz de almıstır

[9] O, odur ki, sizi karanlıklardan aydınlıga cıkarsın diye kulu uzerine, gercegi apacık gosteren ayetler indiriyor. Allah size karsı gercekten cok sefkatli, cok merhametlidir

[10] Allah yolunda harcama yapmanıza engel ne var ki?.. Goklerin ve yerin mirası zaten Allah´ındır. Sizin, Fetih´ten once infakta bulunan ve carpısmaya gireniniz, bunu yapmayanlarla aynı degildir. Onlar, derece yonunden Fetih´ten sonra infakta bulunup carpısmaya girenlerden cok daha ustundur. Allah hepsine guzellik vaat etmistir. Allah, isleyip urettiklerinizi en iyi bicimde haber almaktadır

[11] Allah´a kim guzel bir borc verecek ki, O onun verdigini kat kat artırsın. Boyle birisi icin onur verici bir odul de vardır

[12] Gun olur, mumin erkeklerle mumin kadınları, ısıkları onlerinde ve sag yanlarında kosar gorursun. Soyle denilir: "Bugun size, altlarından ırmaklar akan cennetler mujdeleniyor. Surekli kalıcısınız iclerinde." Iste buyuk basarının ta kendisidir bu

[13] O gun ikiyuzlu erkeklerle ikiyuzlu kadınlar, iman edenlere soyle derler: "Bize bakın da ısıgınızdan bir parca alalım." Soyle denir onlara: "Arkanıza donun de bir ısık arayın." Nihayet aralarına kapısı olan bir sur cekilir. Icinde rahmet vardır onun. Dıs tarafı ise azap

[14] Onlara seslenirler: "Biz sizinle degil miydik?" Derler ki: "Evet, bizimleydiniz. Ancak siz kendinizi yaktınız, bekleyip durdunuz, suphe ettiniz, hayal ve kuruntular/hurafeler/anlamını bilmeden okuyuslar sizi aldattı; nihayet Allah´ın emri geldi. O yaman aldatıcı, sizi Allah ile aldattı

[15] Bugun artık ne sizden fidye alınır ne de kufre sapanlardan. Varacagınız yer atestir. Odur sizin mevlanız. Ne kotu donus yeridir o

[16] Inananlar icin hala vakti gelmedi mi ki, kalpleri Allah´ın zikri/Kur´an´ı ve Hak´tan inen icin urpersin de daha once kendilerine kitap verilmis, sonra uzerlerinden uzun zaman gecmis de kalpleri kaskatı kesilmis kimseler gibi olmasınlar! Onların cogu yoldan cıkmıstır

[17] Bilin ki Allah, topraga olumunden sonra hayat verir. Ayetleri size acık-secik bildiriyoruz ki, aklınızı isletebilesiniz

[18] Su bir gercek: Sadaka veren erkeklerle sadaka veren kadınlar, bir de Allah´a guzelce borc verenler icin karsılıklar kat kat yapılır. Onlar icin, onur verici bir odul de vardır

[19] Allah´a ve resulune inananlar var ya, ozu-sozu dogru kisiler onlardır. Rableri katında tanık olanlar/sehitlik mertebesine erenler de onlardır. Onların odulleri ve ısıkları vardır. Kufre sapıp ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, onlar cehennemin dostu olacaklardır

[20] Bilin ki, su igreti dunya hayatı bir oyun ve eglenceden, bir susten, aranızda bir ovunmeden, mallarda ve evlatlarda cogalma yarısından baska sey degildir. Bir yagmur misali ki, cıkardıgı bitkiler ciftcilerin hosuna gider. Ama biraz sonra o ot kurur, sapsarı kesildigini gorursun. Nihayet bir ot ufantısı haline gelir. Ahirette siddetli bir azap var, Allah´tan bir af ve hosnutluk da var. Dunya hayatı bir aldanıs/gurur aracından baska sey degildir

[21] Rabbinizden bir affa ve Allah ile resulune inananlar icin hazırlanmıs bulunan, eni de yerle gogun eni kadar olan bir cennete dogru yarısarak kosun. Bu, Allah´ın diledigine verecegi bir lutuftur. Allah, o buyuk lutfun sahibidir

[22] Yeryuzunde ve kendi benliklerinizde meydana gelen hicbir musibet yoktur ki, biz onu yaratmadan once bir Kitap´ta belirlenmis olmasın. Bu, Allah icin cok kolaydır

[23] Boyle yapılmıstır ki, elinizden cıkana uzulup umitsizlige dusmeyesiniz ve Allah´ın size verdigiyle sevinip sımarmayasınız. Cunku Allah, kendini begenip ovunenlerin hicbirini sevmez

[24] Onlar; cimrilik eden, insanlara da cimriligi emreden kisilerdir. Yuz ceviren bilsin ki, Allah Gani´dir, Hamid´dir

[25] Yemin olsun, biz, resullerimizi acık-secik delillerle gonderdik ve onlarla birlikte Kitap´ı ve olcuyu de indirdik ki, insanlar adaleti ayakta tutsunlar/adaletle dogrulsunlar. Ve demiri de indirdik. Onda zorlu bir kuvvet ve insanlar icin bircok yarar vardır. Allah bu sayede, kendisine ve resullerine, gayba inanarak kimin yardım edecegini bilecektir. Allah Kavi´dir, Aziz´dir

[26] Yemin olsun, Nuh´u ve Ibrahim´i de resul olarak gonderdik. Peygamberligi ve Kitap´ı bunların soyları arasına koyduk. O soylardan bir kısmı hidayete ermistir. Ama onlardan cogu, yoldan cıkmıs olanlardır

[27] Sonra onların eserleri uzere, resullerimizi art arda gonderdik. Meryem´in oglu Isa´yı da onların ardınca gonderdik. Ona Incil´i verdik; ona uyanların gonullerine sefkat ve merhamet koyduk. Bir bid´at olarak ortaya cıkardıkları ruhbaniyeti, onlar uzerine biz yazmamıstık. Allah´ın rızasını kazanmak icin ortaya cıkardılar. Ama ona gerektigi sekilde saygılı olmadılar. Onların, iman edenlerine odullerini verdik. Onlardan cogu yoldan cıkmıs olanlardır

[28] Ey iman edenler! Allah´tan korkun ve onun resulune inanın ki size rahmetinden iki nasip versin: Size, kendisiyle yol acacagınız bir ısık lutfetsin ve sizi affetsin. Allah Gafur´dur, Rahim´dir

[29] Boylece, Ehlikitap, Allah´ın lutfundan hicbir seyi kotarma gucunde olmadıklarını bilsinler. Lutuf, Allah´ın elindedir; onu diledigine verir. Allah, buyuk lutfun sahibidir

Mücâdele

Surah 58

[1] Allah, kocası hakkında seninle tartısan ve Allah´a sikayette bulunan kadının sozunu isitmistir. Allah, ikinizin karsılıklı konusmasını isitir. Cunku Allah en iyi isiten, en iyi gorendir

[2] Icinizden, kadınlarına zıhar edenlerin, o kadınlar anneleri degildir. Onların anneleri ancak kendilerini doguran kadınlardır. Boyleleri, kabul edilemez bir soz ve bos bir lakırdı sarf ediyorlar. Bununla birlikte Allah, gercekten cok affedici, cok bagıslayıcıdır

[3] Kadınlarına zıhar edip sonra sarf etmis oldukları soze geri donenler, iliskiye girmelerinden once, ozgurlugunu yitirmis bir benligi ozgurlugune kavusturacaklardır. Iste size yoneltilen ogut budur. Allah, yapıp etmekte olduklarınızdan geregince haberdardır

[4] Ozgurluge kavusturma imkanını bulamayan, iliskiye girmelerinden once, aralıksız iki ay oruc tutacaktır. Buna da gucu yetmeyen, altmıs yoksulu doyuracaktır. Butun bunlar Allah´a ve resulune inanasınız diyedir. Ve iste bunlar, Allah´ın sınırlarıdır. Kufre sapanlara korkunc bir azap vardır

[5] Allah´a ve resulune karsı gelenler, kendilerinden oncekilerin carpılıp tepelendikleri gibi carpılıp tepeleneceklerdir. Biz, gercekleri apacık gosteren ayetler indirmisizdir. Kufre sapanlar icin, rezil edici bir azap vardır

[6] Gun olur, Allah onların hepsini diriltir ve yapıp ettiklerini onlara haber verir. Allah onu iyice sayıp zaptetmistir, onlarsa unutmuslardır. Allah, her sey uzerinde tam bir tanıktır

[7] Gormez misin ki Allah, goklerde olanları da yeryuzunde olanları da bilir. Uc kisi, aralarında fısıldasmaya gorsun, dordunculeri O´dur; bes kisi fısıldasmaya gorsun altıncıları O´dur. Bundan az da olsalar cok da olsalar, O mutlaka onlarla beraberdir; nerede bulunurlarsa bulunsunlar. Sonra onlara, yapıp ettiklerini kıyamet gunu haber verecektir. Allah her seyi bilmektedir

[8] Gormedin mi su fısıldasmaktan yasaklananları ki, biraz sonra, yasaklanmıs oldukları seye donuyorlar ve gunah, dusmanlık, peygambere isyan konusunda fısıldasıyorlar. Sana geldiklerinde, seni Allah´ın selamlamadıgı bicimde selamlıyorlar. Kendi iclerinde ise soyle diyorlar: "Soyledigimiz sey yuzunden Allah bize azap etse ya!" Cehennem yeter onlara. Girecekler oraya. Ne kotu donus yeridir o

[9] Ey iman edenler! Aranızda fısıldastıgınız zaman, gunah, dusmanlık ve resule isyan hususlarında fısıldasmayın; hayırda erginlik/durustluk ve takva konusunda fısıldasın. Huzurunda hasredileceginiz Allah´tan sakının

[10] Fısıltı, inananları kederlendirmek icin ancak seytandan gelir. Bununla birlikte o, Allah´ın izni olmadıkca inananlara hicbir zarar veremez. Muminler sadece Allah´a guvenip dayansınlar

[11] Ey iman edenler! Size, "Meclislerde yer acın!" dendiginde, yer acın ki, Allah da sizin icin genislik saglasın. "Kalkın!" dendiginde de kalkın ki, Allah, icinizden inananlarla kendilerine ilim verilmis olanların derecelerini yukseltsin. Allah, yaptıklarınızdan haberdardır

[12] Ey iman edenler! Resulle gizlice konusacagınız zaman, bu gizli konusmanızdan once bir sadaka verin! Bu, sizin icin daha hayırlı ve daha temizdir. Eger bu imkanı bulamazsanız bilin ki, Allah Gafur´dur, Rahim´dir

[13] Gizli konusmanızdan once, sadakalar vermekten urperdiniz mi? Cunku yapmadınız. Allah size tovbe nasip etti. Artık namazı/duayı yerine getirin, zekatı verin, Allah´a ve resulune itaat edin. Allah, yaptıklarınızdan haberdardır

[14] Allah´ın kendilerine ofkelendigi bir kavmi dost edinenleri gormedin mi? Onlar ne sizdendirler ne de onlardan. Bilip durdukları halde yalana yemin ediyorlar

[15] Allah, onlar icin siddetli bir azap hazırlamıstır. Ne kotudur onların yapmakta oldukları

[16] Yeminlerini kalkan edinip Allah´ın yolundan alıkoydular. Kucuk dusurucu bir azap var onlar icin

[17] Onların malları da cocukları da kendilerine, Allah´a karsı hicbir sey saglamaz. Ates halkıdır onlar.Uzun sure kalcaklardır orada

[18] Allah onları tekrar dirilttigi gun, size yemin ettikleri gibi O´na da yemin edecekler ve bir sey yaptıklarını sanacaklar. Dikkat edin, onlar yalancıların ta kendileridir

[19] Seytan onları kusattı da Allah´ın zikrini/Kur´an´ını onlara unutturdu. Iste bunlar seytanın hizbidir. Dikkat edin! Seytanın hizbi husrana ugrayanların ta kendileridir

[20] Allah´a ve resulune kafa tutanlar en asagılık kisiler arasındadırlar

[21] Allah, "Ben ve resullerim mutlaka galip gelecegiz!" diye yazmıstır. Allah cok gucludur, Aziz´dir

[22] Allah´a ve ahiret gunune inanan bir toplulugun, Allah´a ve resulune karsı cıkanlarla sevgiye dayalı bir dostluk kurdugunu goremezsin. Bunlar onların ister babaları olsun, ister cocukları olsun, ister kardesleri olsun, ister akrabaları olsun. Allah onların kalplerine imanı yazmıs ve onları kendisinden bir ruhla desteklemistir. Onları, altlarından ırmaklar akan cennetlere koyacaktır; surekli kalacaklardır orada. Allah onlardan hosnut olmustur, onlar da Allah´tan hosnut olmuslardır. Allah´ın hizbi iste bunlardır. Dikkat edin, Allah´ın hizbi, basarıya ulasanların ta kendileridir

Haşr

Surah 59

[1] Goklerde ne var, yerde ne varsa Allah´ı tespih etmistir. Aziz´dir O, Hakim´dir

[2] Ehlikitap´tan kufre sapanları, ilk toplanma gununde yurtlarından O cıkardı. Siz onların cıkacaklarını sanmamıstınız; onlarsa kalelerinin kendilerini Allah´tan koruyacagını zannetmislerdi. Ama Allah onlara hic ummadıkları yerden geldi, yureklerine korku saldı; kendi evlerini kendi elleriyle ve iman sahiplerinin elleriyle tahrip ediyorlardı. Artık ibret alın, ey gozleri olanlar

[3] Eger Allah onlar uzerine surgunu yazmamıs olsaydı, onlara mutlaka dunyada azap ederdi. Ahirette de onlara ates azabı vardır

[4] Cunku onlar, Allah´a ve resulune kafa tuttular. Kim Allah´a kafa tutarsa, bilsin ki Allah´ın azabı cok cetindir

[5] Bir hurma agacını kestiniz, yahut onu kokleri uzerine dikili bıraktınızsa, bu Allah´ın izniyledir; yoldan cıkmısları rezil etmesi icindir

[6] Allah´ın onlardan resulune aktardıgı ganimetlere gelince, siz onun icin ne at bindiniz ne deve surdunuz; ama Allah, resullerini diledigi kimselerin uzerine salar. Allah her seyi yapmakta sonsuz kudret sahibidir

[7] Allah´ın, kentler halkından resulune zahmetsizce aktardıgı mal ve nimetler sunlar icindir: Allah, Peygamber, yakınlar, yetimler, yoksullar, yolda kalmıslar. Bu boyle duzenlenmistir ki, o mal ve nimetler sizden yalnız zengin olanlar arasında donup duran bir kudret aracı olmasın. Resul size ne verdiyse onu alın; sizi neden yasakladıysa ona son verin ve Allah´tan korkun. Hic kuskusuz, Allah´ın azabı cok siddetlidir

[8] Sozu edilen o mallar, gocmen yoksullar icindir. Onlar ki, yurtlarından cıkarılıp mallarından yoksun bırakılmıslardır; Allah´tan bir lutuf ve bir hosnutluk pesindedirler; Allah´a ve resulune yardım ederler. Iste onlardır, ozu-sozu dogru olanlar

[9] Onlardan once yurda konmus ve imana sarılmıs olanlar, kendilerine hicret edenleri severler. Onlara verilenlerden oturu goguslerinde bir ihtiyac duymazlar. Kendilerinin ihtiyacları olsa bile, otekileri kendi nefslerine tercih ederler. Nefsinin cimriliginden/doymazlıgından korunanlar, kurtulusa erenlerin ta kendileridir

[10] Onlardan sonra gelenler de soyle derler: "Rabbimiz! Bizi ve bizden once iman etmis kardeslerimizi affet; kalplerimizde, inananlara karsı bir dusmanlık bırakma! Rabbimiz, sen cok sefkatli, cok merhametlisin

[11] Gormedin mi o ikiyuzluluge sapanları ki, Ehlikitap´tan inkara giden dostlarına soyle diyorlar: "Eger topragınızdan cıkarılırsanız, yemin olsun sizinle birlikte biz de cıkacagız. Sizinle ilgili olarak hicbir zaman kimseye boyun egmeyecegiz. Eger sizinle savasılırsa mutlaka size yardım edecegiz." Allah tanıktır ki onlar kesinlikle yalancıdırlar

[12] Eger cıkarılsalar onlarla beraber cıkmazlar; eger savasa maruz bırakılsalar onlara yardım etmezler; yardım etmeye kalksalar da mutlaka arkalarını donup kacarlar. Sonunda kendilerine de yardım edilmez

[13] Onların gonullerinde, korku bakımından siz, Allah´tan daha zorlusunuz. Bu boyledir, cunku onlar anlamayan bir topluluktur

[14] Onlar sizinle toplu halde degil ancak mustahkem kaleler icinde yahut duvarlar arasından savasabilirler. Onların kendi aralarındaki problemleri/cıkmazları cetindir/ciddidir. Sen onları birlik/beraberlik halinde sanıyorsun, oysaki onların kalpleri darmadagınık/parca parcadır. Boyledir; cunku onlar akıllarını isletmeyen bir topluluktur

[15] Kendilerinden biraz once gunahlarının vebalini tadanlara benziyorlar. Acı bir azap var onlara

[16] Durumları, seytanın durumuna benziyor. Hani, seytan insana, "Kufret/inkar et!" der, insan kufur ve inkara sapınca da soyle konusur: "Vallahi ben senden uzagım; ben, alemlerin Rabbi olan Allah´tan korkarım

[17] Bu yuzden ikisinin de sonu, icinde surekli kalacakları atese girmek oldu. Zalimlerin cezası iste budur

[18] Ey iman edenler! Allah´tan korkun! Ve her benlik, yarın icin onden ne gonderdigine bir baksın. Allah, yapmakta olduklarınızdan haberdardır

[19] O kimseler gibi olmayın ki, Allah´ı unuttular da Allah da onlara oz benliklerini unutturdu. Yoldan cıkmısların ta kendileridir onlar

[20] Atesin dostlarıyla cennetin dostları bir olmaz. Cennetin dostları, kurtulusu/zaferi elde edenlerin ta kendileridir

[21] Eger biz bu Kur´an´ı bir dagın uzerine indirseydik, her halde sen onu Allah korkusundan husu ile boynunu bukmus, catlayıp yarılmıs gorurdun. Biz benzetmeleri insanlar icin yapıyoruz ki, inceden inceye dusunebilsinler

[22] Oyle Allah ki O, tanrı yok O´ndan baska. Gaybı da gorunen alemi de bilen O! Rahman O, Rahim O

[23] Oyle Allah ki O, ilah yok O´ndan gayrı! Melik, Kuddus, Selam, Mumin, Muheymin, Aziz, Cebbar, Mutekebbir. Allah, onların ortak kosmalarından yucedir, arınmıstır

[24] Allah´tır O! Haalik, Bari´, Musavvir´dir O! En guzel isimler/Esmaul Husna O´nundur. Goklerde ne var, yerde ne varsa O´nu tespih eder. Aziz´dir O, Hakim´dir

Mümtehine

Surah 60

[1] Ey iman sahipleri! Dusmanımı ve dusmanınızı dostlar yerine tutmayın! Onlar, size Hak´tan geleni inkar ettikleri, Rabbiniz Allah´a inandıgınız icin Peygamber´i ve sizi yurdunuzdan cıkardıkları halde, siz onlara sevgi sunuyorsunuz. Benim yolumda gayret sarf etmek, benim hosnutlugumu kazanmak icin seferber oldugunuz halde, icinizde onlara sevgi gizliyorsunuz. Sizin gizlediginizi de acıga vurdugunuzu da en iyi ben bilirim. Sizden kim bunu yaparsa denge yolundan sapmıs olur

[2] Onlar sizi ele gecirirlerse size dusman olurlar; ellerini ve dillerini size kotulukle uzatırlar, inkara sapmanızı isterler

[3] Kıyamet gununde ne hısımlarınızın ne de cocuklarınızın size hicbir yararı olmaz. O, sizi birbirinizden ayıracaktır. Allah, isleyip urettiklerinizi acık acık gormektedir

[4] Ibrahim´le, beraberinde olanlarda sizin icin cok guzel bir ornek vardır. Hani, onlar toplumlarına soyle demislerdi: "Biz sizden de Allah dısındaki kulluk ettiklerinizden de uzagız. Sizi tanımıyoruz. Sizinle bizim aramızda, siz Allah´a, yalnız Allah´a inanıncaya kadar, surekli dusmanlık ve nefret olacaktır." Ancak Ibrahim babasına soyle demisti: "Senin icin hep af dileyecegim ama Allah´tan sana gelecek seyi geri cevirme gucum yoktur. Ey Rabbimiz! Yalnız sana guveniyoruz, yalnız sana yoneliyoruz! Donus yalnız sanadır

[5] Ey Rabbimiz! Bizi, kufre sapanlar icin bir fitne/imtihan aracı yapma! Bagısla bizi ey Rabbimiz! Sen, yalnız sen sonsuz kudretin, sonsuz hikmetin sahibisin

[6] Yemin olsun, onlarda sizin icin, Allah´ı ve ahiret gununu arzu edenlere cok guzel bir ornek vardır. Kim yuz cevirirse sunu bilsin ki, Allah, sınırsız zengindir; tum ovgulerin sahibidir

[7] Olabilir ki Allah sizinle, onlardan dusman olduklarınız arasına bir sevgi koyar. Allah´ın gucu herseye yeter. Allah cok bagıslayan, cok esirgeyendir

[8] Allah sizi, din hakkında sizinle savasmayan ve sizi yurtlarınızdan cıkarmayan kimselere iyilik etmekten, onlara adaletli davranmaktan men etmez. Allah, adaleti ayakta tutanları sever

[9] Allah sizi; ancak din hakkında sizinle savasan, sizi yurtlarınızdan cıkaran, cıkarılmanıza yardım eden kimselerle dost olmaktan yasaklar. Boyleleriyle dost olanlar, zalimlerin ta kendileridir

[10] Ey iman sahipleri! Mumin kadınlar hicret ederek size geldiklerinde onları imtihan edin. Allah onların imanlarını daha iyi bilir ya! Eger onların mumin hanımlar olduklarını anlarsanız, onları kafirlere dondurmeyin. Ne bu mumin kadınlar o kafirlere helaldir ne de o kafirler bunlara helaldir. Bu kadınlar icin harcadıklarını o kafirlere geri verin. Mehirlerini kendilerine verdiginiz takdirde, bu kadınları nikahlamanızda sizin icin bir sakınca yoktur. Kafirlerin iffet ve nikahlarına yapısmayın. Kafirlere gitmeyi yegleyen kadınlar icin harcadıklarınızı onlardan geri isteyin; onlar da size gelen mumin kadınlar icin harcadıklarını geri istesinler. Bu, Allah´ın hepinize buyrugudur. Aranızda hukum veriyor. Allah Alim´dir, Hakim´dir

[11] Eger, kafirler tarafına gecmis esleriniz yuzunden birseyleriniz inkarcılara gider, sonra da onlardan size kacan kadınlar yuzunden odeme sırası size gelirse, esleri gitmis olan muminlere, harcadıkları miktarı verin. Kendisine inandıgınız Allah´tan korkun

[12] Ey Peygamber! Inanmıs kadınlar sana gelip Allah´a hicbir seyi ortak kosmamaları, hırsızlık etmemeleri, zina etmemeleri, cocuklarını oldurmemeleri, elleriyle ayakları arasında bir iftira uydurup ortaya surmemeleri, iyilik ve guzelligi belirlenmis bir iste sana isyan etmemeleri hususunda seninle bey´atlesmek isterlerse, onlarla bey´atles ve onlar icin Allah´tan af dile! Kuskusuz, Allah Gafur´dur, Rahim´dir

[13] Ey iman edenler! Allah´ın kendilerine gazap ettigi bir toplulukla dostluk kurmayın! Cunku bunlar ahiretten umitlerini kesmislerdir. Tıpkı, kabir halkından olan inkarcıların, umitlerini kestikleri gibi

Saff

Surah 61

[1] Goklerde ne var, yerde ne varsa Allah´ı tespih etmistir. Aziz´dir O, Hakim´dir

[2] Ey iman sahipleri! Yapmayacagınız seyi neden soyluyorsunuz

[3] Yapmayacagınız seyi soylemeniz, Allah katında buyuk bir gunahtır

[4] Allah kendi yolunda, duvarları birbine percinlenmis bir bina gibi, saf baglıyarak carpısanları sever

[5] Hani, Musa, toplumuna soyle demisti: "Ey toplumum! Benim size gonderilen Allah elcisi oldugumu bilip durdugunuz halde, beni neden incitiyorsunuz?" Onlar bozulup sapınca Allah da onların kalplerini egriltti. Cunku Allah, sapıklardan olusmus bir toplulugu dogruya ve guzele kılavuzlamaz

[6] Meryem oglu Isa´nın da soyle dedigini hatırla: "Ey Israilogulları! Ben size Allah´ın elcisiyim. Benden once Tevrat´ı dogrulayıcı ve benden sonra gelecek Ahmet adında bir elciyi mujdeleyici olarak gonderildim." Fakat Isa´nın mujdeledigi elci onlara apacık deliller getirdiginde: "Bu, katıksız bir buyudur!" dediler

[7] Islam´a/Allah´a teslim olmaya cagrılıp durdugu halde, yalanlar duzerek Allah´a iftira edenden daha zalim kim vardır? Allah, zulme bulasmıs kisiler toplulugunu dogruya ve guzele iletmez

[8] Istiyorlar ki, agızlarıyla Allah´ın nurunu sondursunler. Ama Allah, kufre batanlar hos gormeseler de nurunu tamamlayacaktır

[9] Resulunu hidayet ve hak dini getirmek uzere o gonderdi ki, ortak kosanlar hoslanmasa bile, onu tum dinlerden ustun kılsın

[10] Ey iman sahipleri! Dikkatlerinizi, sizi korkunc bir azaptan kurtaracak bir ticarete cekeyim mi

[11] Allah´a ve onun resulune inanır, Allah yolunda mallarınız ve canlarınızla didinirsiniz. Iste bu, sizin icin en hayırlısıdır; eger bilirseniz

[12] Gunahlarınızı affeder ve sizi, altından nehirler akan bahcelere, surekli cennetlerdeki temiz-bereketli barınaklara yerlestirir. Iste bu en buyuk basarıdır

[13] Seveceginiz daha baska seyler de var: Allah´tan bir yardım, cok yakın bir fetih... Iman sahiplerine mujde ver

[14] Ey iman sahipleri! Allah´ın yardımcıları olun! Hani, Meryem oglu Isa, havarilere: "Allah´a gidiste benim yardımcılarım kimdir?" demisti de, havariler: "Biz, Allah´ın yardımcılarıyız!" cevabını vermislerdi. Bunun ardından, Israilogullarından bir zumre iman etmis, bir zumre de kufre sapmıstı. Nihayet biz, iman sahiplerini dusmanlarına karsı guclendirdik de onlar ustun geldiler

Cum'a

Surah 62

[1] Goklerdekiler ve yerdekiler o Melik, o Kuddus, o Aziz, o Hakim Allah´ı tespih ediyor

[2] O Allah´tır ki, ummilere iclerinden bir resul gondermistir de o, onlara Allah´ın ayetlerini okur, onları arıtıp temizler, onlara Kitap´ı ve hikmeti ogretir. Onlar bundan once tam bir sapıklık icine gomulmuslerdi

[3] O resulu, ummilerden olup da henuz onlara katılmamıs bulunan baska kimselere de gonderdi. O´dur Aziz, O´dur Hakim

[4] Iste bu, Allah´ın lutfudur ki, onu diledigine verir. Allah, buyuk lutfun sahibidir

[5] Sırtlarına Tevrat yukletilip de sonra onu tasımayanların durumu, kutsal kitap parcaları tasıyan esegin durumuna benzer. Allah´ın ayetlerini yalanlayan toplulugun vucut verdigi ornek ne kotudur! Allah, zulme sapmıs bir toplulugu dogruya ve guzele ulastırmaz

[6] De ki: "Ey Yahudiler! Eger insanlar arasında yalnız kendinizin Allah´ın dostları oldugunu sanıyorsanız, buna gercekten inanıyorsanız, hadi olumu isteyin

[7] Ama onlar, ellerinin uretip onden gonderdikleri yuzunden olumu asla temenni edemezler. Allah, zalimleri bilmektedir

[8] Sunu da soyle: "O kacmakta oldugunuz olum, iste o, size mutlaka ulasacaktır. Sonra, gorulmeyeni de goruleni de bilene donduruleceksiniz. O, size yapıp etmis olduklarınızı haber verecektir

[9] Ey inananlar! Cuma gunu, namaz/dua icin cagrı yapıldıgında, Allah´ı anmaya/Allah´ın Zikri´ne kosun! Alıs-verisi bırakın! Eger bilirseniz bu sizin icin daha hayırlıdır

[10] Namaz/dua yerine getirilince hemen yeryuzune dagılın ve Allah´ın lutfundan nasibinizi arayın! Allah´ı cok anın ki, kurtulusa erebilesiniz

[11] Bir ticaret yahut oyun-eglence gorur gormez, dagılıp ona yoneldiler de seni ayakustu bıraktılar. Onlara de ki: "Allah katında bulunan, eglenceden de ticaretten de hayırlıdır! Ve Allah, rızık verenlerin en hayırlısıdır

Münâfikûn

Surah 63

[1] Munafıklar sana geldiklerinde: "Senin kesinlikle Allah´ın elcisi olduguna tanıklık ederiz." derler. Senin kesinlikle O´nun elcisi oldugunu Allah zaten biliyor. Ve Allah tanıklık eder ki, munafıklar kesinlikle yalancıdırlar

[2] Yeminlerini bir kalkan edinip Allah´ın yolundan alıkoydular. Onların yapmakta oldukları ne kotudur

[3] Bu durumun sebebi sudur: Onlar iman ettiler, sonra kufre saptılar da kalpleri uzerine muhur basıldı. Artık onlar incelikleri anlamazlar

[4] Onları gordugunde govdeleri hosuna gider. Bir sey konussalar sozlerine kulak verirsin. Onlar birbirine dayandırılmıs keresteler/Hint kuması giydirilmis kutuk parcaları gibidirler. Her bagırtıyı aleyhlerinde zannederler. Dusmandır onlar; sakın onlardan! Allah onları kahretsin! Nasıl da aldatıp donduruluyorlar

[5] Onlara, "Hadi gelin, Allah resulu sizin icin af dilesin!" dendiginde kafalarını oteye cevirirler. Ve sen onların boburlenmis bir halde donup gittiklerini gorursun

[6] Sen onlar icin ha af dilemissin ha dilememissin. Aleyhlerindeki sonuc aynı kalacaktır. Allah onları asla affetmeyecektir. Cunku Allah, sapıklar toplulugunu dogruya ve guzele iletmez

[7] Onlar: "Allah resulunun yanındakilere infak edip bir sey vermeyin ki dagılıp gitsinler!" diyen kisilerdir. Oysaki goklerin ve yerin hazineleri, Allah´ın tekelindedir. Ama munafıklar bunu anlamazlar

[8] Soyle derler: "Eger Medine´ye donersek, yemin olsun ki, itibarlı ve baskın olan, ezik ve zayıf olanı oradan cıkaracaktır!" Guc ve itibar Allah´a, onun resulune ve iman sahiplerine ozgudur. Ama munafıklar bunu bilmezler

[9] Ey iman edenler! Mallarınız ve cocuklarınız, sizi, Allah´ı anmaktan/Allah´ın zikri olan Kur´an´dan alıkoymasın! Boyle bir sey yapanlar, husrana ugramısların ta kendileridir

[10] Sizden birine olum gelip de, "Ey Rabbim, yakın bir sureye kadar beni geciktirseydin de ictenligimi belgelemek icin birseyler vererek iyilik ve barıs sevenler olsaydım!" demesinden once, size rızık olarak verdiklerimizden dagıtın

[11] Allah, suresi gelmis olan bir canı geriye asla bırakmaz! Ve Allah, yapıp etmekte olduklarınızı cok iyi haber almaktadır

Teğâbün

Surah 64

[1] Goklerdekiler ve yerdekiler Allah´ı tespih ediyor. O´nundur mulk ve yonetim; O´nun icindir tum ovguler. Her seye gucu yetendir O

[2] O´dur sizi yaratan! Sizin bir kısmınız kufre sapmıstır, bir kısmınız iman etmistir. Ve Allah, isleyip urettiklerinizi cok iyi gormektedir

[3] Gokleri ve yeri hak olarak yarattı; sizi bicimlendirdi ve gorunuslerinizi guzel yaptı. Yalnız O´nadır donus

[4] O bilir, goklerde ne var, yerde ne var! Ve bilir sizin gizlediklerinizi de acıkladıklarınızı da. Allah, goguslerin ozunu cok iyi bilir

[5] Sizden once kufre sapanların haberleri gelmedi mi size? Onlar, yapıp ettiklerinin vebalini tattılar. Ve onlar icin korkunc bir azap vardır

[6] Bu boyledir. Cunku resulleri onlara apacık deliller getirip dururken onlar: "Bir insan mı bize kılavuzluk edecek?!" deyip kufre saptılar ve yuz cevirdiler. Ve Allah hicbir seye muhtac olmadıgını gosterdi. Allah, sınırsız zenginligin, sonsuz ovgulerin sahibidir

[7] Kufre sapanlar asla diriltilmeyeceklerini sandılar. De ki: "Rabbime yemin ederim ki, sandıgınız gibi degil! Yemin olsun ki, mutlaka diriltileceksiniz; yine Yemin olsun ki, yaptıklarınız size mutlaka haber verilecektir. Ve bu, Allah icin cok kolaydır

[8] Artık Allah´a, onun resulune ve size indirdigimiz nura inanın. Allah, yapmakta olduklarınızı iyiden iyiye haber almaktadır

[9] Toplanma gunu" icin sizi bir araya getirdigi gun, karsılıklı aldatıs ve aldanısların ortaya cıktıgı gundur. Kim Allah´a iman eder, barısa/hayra yonelik bir is yaparsa Allah onun cirkinliklerini orter ve kendisini altından nehirler akan cennetlere, iclerinde surekli kalmak uzere yerlestirir. Iste buyuk basarı budur

[10] Kufre sapıp ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, iste bunlar, icinde uzun sure kalacakları atesin dostlarıdır. Ne kotu donus yeridir orası

[11] Allah´ın izni olmadıkca hicbir musibet gelip catmaz. Kim Allah´a inanırsa Allah O´nun kalbini dogruya ve guzele kılavuzlar. Ve Allah her seyi en iyi bicimde bilmektedir

[12] Allah´a itaat edin, resule de itaat edin. Eger yuz cevirirseniz resulumuze dusen, apacık bir tebligden baskası degildir

[13] Allah! Ilah yok O´ndan baska! Yalnız Allah´a guvenip dayanır iman sahipleri

[14] Ey iman edenler! Su bir gercek ki, eslerinizin ve evlatlarınızın icinden size bir dusman vardır; onlara karsı dikkatli olun! Eger affeder, ellerini tutar, hatalarını gormezden gelirseniz, kuskusuz, Allah da affedici, merhamet edici olur

[15] Su da bir gercek ki, mallarınız ve cocuklarınız bir imtihan aracıdır. Allah´a gelince, onun katında buyuk bir odul vardır

[16] O halde, gucunuz olcusunde Allah´tan sakının, dinleyin, itaat edin. Ve benlikleriniz icin bir hayır olarak infakta bulunun. Nefsinin cimrilik ve doymazlıgından korunanlar, kurtulusa erenlerin ta kendileridir

[17] Eger Allah´a gonul hosluguyla bir sey borc verirseniz O, onu sizin icin katlayarak artırır ve sizin hatalarınızı bagıslar. Allah Sekur´dur, sukredenlere karsılık verir; Halim´dir, yumusak ve merhametli davranır

[18] Gorunmeyen ve gorunen alemleri bilendir O; Aziz´dir, Hakim´dir

Talâk

Surah 65

[1] Ey Peygamber! Kadınları bosadıgınız zaman iddetlerine dogru bosayın ve iddeti iyi sayın! Rabbiniz olan Allah´tan sakının! Onları evlerinden cıkarmayın; onlar da cıkmasınlar. Apacık ve belgeli bir yuzsuzluk yapmaları durumu mustesna. Iste bunlar Allah´ın sınırlarıdır. Allah´ın sınırlarını cigneyen kendi benligine zulmetmis olur. Bilemezsin, belki Allah bundan sonra yeni bir is/olus ortaya cıkarır

[2] Surelerini doldurma noktasına geldiklerinde o kadınları ya orfun gerektirdigi bicimde tutun yahut da yine orfun gerektirdigi sartlarla onlardan ayrılın. Icinizden adalet sahibi iki kisiyi de tanık tutun. Tanıklıgı Allah icin tam bir bicimde yapın. Allah´a ve ahiret gunune inanan kisiye iste bu sekilde ogut verilmektedir. Kim Allah´tan sakınırsa, Allah ona bir cıkıs yolu nasip eder

[3] Ve onu hic beklemedigi yonden rızıklandırır. Kim Allah´a dayanıp guvenirse O, ona yeter! Hic kuskusuz, Allah, emrini yerine getirecektir. Allah her sey icin bir olcu/bir kader belirlemistir

[4] Adetten kesilen kadınlarınızın iddet bekleme surelerinde kuskuya duserseniz, onların iddetleri uc aydır. Hic adet gormemis kadınların sureleri de boyledir. Gebe olan kadınların sureleri ise yuklerini bırakmalarına kadardır. Kim Allah´tan sakınırsa, O ona isinde bir kolaylık nasip eder

[5] Iste bu, Allah´ın size indirmis oldugu emridir. Kim Allah´tan sakınırsa O, onun cirkinliklerini orter ve onun odulunu buyutur

[6] O kadınları, imkanlarınız olcusunde, barındıgınız yerin bir kısmında barındırın. Onları baskı altında tutmak icin onlara zarar verme yonune gitmeyin. Egen hamile iseler yuklerini bırakıncaya kadar onlara nafaka verin. Eger sizin icin cocuk emziriyorlarsa, ucretlerini de verin. Aranızda orfe uygun bicimde konusup tartısın. Eger anlasmakta zorluk cekerseniz o zaman, dogmus olan cocugu baba hesabına baska bir kadın emzirecektir

[7] Genis imkana sahip olan bu genis imkanından harcasın. Rızkı kendisine olcu ile verilmis olan da Allah´ın kendisine verdiginden infak etsin. Allah hicbir benligi, kendisine verdigi sey dısında yukumlu tutmaz. Allah, bir guclukten sonra bir kolaylık yaratacaktır

[8] Nice kentler vardı ki, azgınlık edip Rabbinin ve onun resullerinin emrinden cıktılar da biz onları cok zorlu bir hesaba cektik ve onlara, gorulmemis bir azapla azap ettik

[9] Boylece onlar, yaptıklarının vebalini tattılar ve islerinin sonu husran oldu

[10] Allah onlar icin siddetli bir azap hazırladı. Artık Allah´tan korkun, ey iman etmis akıl ve gonul sahipleri! Allah size bir Zikir/bir uyarıcı/bir dusundurucu indirmistir

[11] Bir elci indirmistir ki, iman edip barısa/hayra yonelik isler sergileyenleri, karanlıklardan nura cıkarmak icin Allah´ın ayetlerini acık-secik okur. Allah´a inanıp barısa/hayra yonelik bir is yapanı Allah, altlarından ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. Boyleleri, orada surekli kalacaklardır. Allah boylesi icin rızkı gercekten guzellestirmistir

[12] Allah O´dur ki, yedi gogu ve yerden de onların benzerini yaratmıstır. Emir/is ve olus onlar arasında surekli iner ki, Allah´ın her seye kadir oldugunu ve Allah´ın bilgi bakımından her seyi kusattıgını bilesiniz

Tahrîm

Surah 66

[1] Ey Peygamber! Allah´ın sana helal kıldıgı seyi, eslerinin hosnutlugunu isteyerek neden haramlastırıyorsun? Allah Gafur´dur, Rahim´dir

[2] Allah size, yeminlerinizi cozmeyi farz kılmıstır. Ve Allah, sizin Mevla´nızdır. Alim´dir O, her seyi bilir; Hakim´dir O, hikmetleri sonsuzdur

[3] Hani, Peygamber, eslerinden birine bir sozu gizlice soylemisti. Sonra esi bu sozu duyurup Allah da onu Peygamber´e bildirince, Peygamber sozun bir kısmını acıklamıs, bir kısmından vazgecmisti. Peygamber, sozu esine bildirdiginde o: "Bunu sana kim haber verdi?" demisti. Peygamber de: "O her seyi bilen, her seyden haberi olan bana bildirdi." diye cevaplamıstı

[4] Eger ikiniz, ey hanımlar, Allah´a tovbe ederseniz ne iyi, cunku kalpleriniz kaydı; yok eger Peygamber´e karsı dayanısmaya girerseniz hic kuskusuz bizzat Allah, onun destekcisidir. Cebrail´le iman sahiplerinin iyilik severleri/ barıscıları da. Butun bunlardan sonra melekler de ona arka cıkarlar

[5] O sizi bosarsa, kim bilir belki de Rabbi ona sizin yerinize sizden daha hayırlı esler nasip eder: Allah´a teslim olan, iman sahibi, gonulden baglı, tovbe etmesini seven, ibadete duskun, yolculuk edebilen dullar ve bakireler

[6] Ey iman sahipleri! Kendilerinizi ve ailelerinizi oyle bir atesten koruyun ki, yakıtı insanlarla taslardır. O atesin basında cok katı, cok sert melekler vardır. Onlar, kendilerine emir verdigi konuda Allah´a isyan etmezler ve emredildikleri seyi yaparlar

[7] Ey kufre sapanlar! Ozur dilemeyin bugun! Cunku siz yapıp ettiklerinizin karsılıgı olarak cezalandırılıyorsunuz

[8] Ey iman edenler! Etkili ogut veren bir tovbe ile Allah´a yonelin. Umulur ki Rabbiniz, cirkinliklerinizi ve gunahlarınızı orter ve sizi altlarından ırmaklar akan cennetlere yerlestirir. O gun Allah, peygamberi ve onunla birlikte inananları utandırmayacaktır. Onların ısıgı onlerinden ve sag yanlarından kosup gelir. Soyle derler: "Ey Rabbimiz! Isıgımızı tamamla ve bizi bagısla! Sen her seye Kadir´sin, her seye gucun yeter

[9] Ey Peygamber! Kufre sapanlarla ve munafıklarla mucadele et ve onlara karsı sert davran! Varacakları yer cehennemdir onların. Ne kotu donus yeridir o

[10] Allah, kufre sapanlarla ilgili olarak Nuh´un karısı ile Lut´un karısını ornek verdi. Bu ikisi, kullarımızdan iki barıscı kulun nikahı altında idiler, onlara hıyanet ettiler de esleri, Allah´tan onlara gelecek olanı hicbir seyle geri ceviremediler. Soyle dendi onlara: "Girin atese diger gireceklerle birlikte

[11] Allah, iman edenlerle ilgili olarak da Firavun´un karısını ornek verdi. Hani, o soyle demisti: "Ey Rabbim! Benim icin katında, cennette bir barınak yap; beni, Firavun´dan, onun yapıp ettiginden kurtar; beni zulme sapmıs topluluktan da kurtar

[12] Ve Allah, ırzını bir kale gibi koruyan Imran kızı Meryem´i de ornek verdi. Biz onun icine ruhumuzdan ufledik. Ve o, Rabbinin kelimelerini ve kitaplarını tasdikledi de icten baglananlardan oldu

Mülk

Surah 67

[1] Mulk ve yonetim elinde bulunan o Allah ne yucedir! O, her seye Kadir´dir

[2] Hanginizin daha guzel is yapacagını belirlemek icin sizi imtihana cekmek uzere olumu ve hayatı yaratan O´dur. Aziz´dir O, Gafur´dur

[3] Birbiriyle uyum ve ahenk icinde yedi gokleri yaratan da O´dur. O Rahman´ın yaratısında/yarattıklarında herhangi bir uyusmazlık, aykırılık, celisme goremezsin. Bir kez daha bak! Bir catlaklık, bir uyusmazlık goruyor musun

[4] Sonra bakısı iki kez daha dondur! Umudunu kesmis olarak doner sana goz. Utanmıs, bitkin dusmustur o

[5] Yemin olsun ki, biz en yakın gogu kandillerle susledik ve onları seytanlara ates taneleri yaptık. O seytanlar icin cılgın ates azabını da hazırladık

[6] Ve Rablerine karsı nankorluk edenler icin cehennem azabı vardır. Ne kotu bir donus yeridir o

[7] Onun icine atıldıklarında, onun derinden gelen sesini isitirler. Feveran etmektedir o

[8] Ofkesinden catlayacak hale gelir. Icine bir guruh atıldıkca, onun bekcileri bunlara sorarlar: "Size hicbir uyarıcı gelmedi mi

[9] Derler ki: "Gelmedi olur mu? Bize uyarıcı geldi. Fakat biz yalanladık. Ve: ´Allah bir sey indirmemistir, siz buyuk bir sapıklık icindesiniz, baska degil!´ seklinde konustuk

[10] Ve derler ki: "Eger soz dinleseydik yahut aklımızı calıstırsaydık su cılgın atesin dostları arasında olmazdık

[11] Gunahlarını iste boyle itiraf ettiler. Cılgın atesin halkına boyle kahır yarasır

[12] Gormedikleri halde Rablerinden urperenlere gelince, onlar icin bir bagıslanma ve buyuk bir odul vardır

[13] Sozunuzu ister gizleyin ister onu acıklayın; su bir gercek ki O, goguslerin ozunu cok iyi bilir

[14] Yaratmıs olan bilmez mi/Allah, yarattıgı kimseyi bilmez mi? Latif´tir O, Habir´dir

[15] O, yeri sizin icin boyun eger yaptı. Haydi, onun omuzlarında yuruyun ve Allah´ın rızıklarından yiyin. Donus O´nadır

[16] O goktekinin, sizi yere batırmayacagından emin misiniz? O zaman yer aniden calkalanmaya baslar

[17] O goktekinin, cakıl tasları tasıyan bir ruzgarı uzerinize salmayacagından emin misiniz? O zaman bileceksiniz nasılmıs uyarım

[18] Yemin olsun, onlardan oncekiler de yalanlamıslardı. Ama nasıl olmustu benim azabım

[19] Ustlerinde, kanatlarını acıp kapayarak ucan kusları hic gormediler mi? Onları Rahman´dan baskası tutmuyor. Kuskusuz O, her seyi gormektedir

[20] Rahman´a karsı/Rahman´dan baska size yardım edecek ordunuz kimdir? Inkarcılar bir aldanıs/gurur icindeler; hepsi bu

[21] Peki, O, rızkını tutarsa kim var sizi rızıklandıracak? Hayır, bir azgınlık ve nefret icinde inat etmekteler

[22] Peki, yuzustu kapanarak yuruyen mi daha duzgun gider yoksa dosdogru yol uzerinde dik ve duzgun yuruyen mi

[23] De ki: "Sizi olusturan O´dur. O size, isitme gucu, gozler ve gonuller verdi. Ne kadar da az sukrediyorsunuz

[24] De ki: "Sizi, yeryuzunde yaratıp yayan O´dur. O´nun huzurunda hasredileceksiniz

[25] Derler ki: "Eger dogru sozlulerseniz, bu vaat de zaman

[26] De ki: "Bilgi Allah´ın katındadır. Bana gelince, ben ancak acıkca uyaran biriyim

[27] Onu yakından gorduklerinde, inkar edenlerin yuzleri kotulesti. Soyle denildi: "O habire cagırıp durdugunuz sey budur

[28] Soyle onlara: "Diyelim ki, Allah beni ve beraberimdekileri oldurdu, yahut bize acıdı. Peki, kafirleri korkunc bir azaptan kim kurtaracak

[29] De ki: "Rahman´dır O, O´na inandık biz ve yalnız O´na guvendik. Yakında bileceksiniz kimmis apacık sapıklıgın icinde

[30] Sunu da soyle: "Bir sabah suyunuz cekiliverse, kim getirecek fıskırıp akan bir su size

Kalem

Surah 68

[1] Nun! Yemin olsun kaleme ve satır satır yazdıklarına

[2] Ki sen, cin tasallutuna ugramıs degilsin; Rabbinin nimeti sayesinde

[3] Senin icin kesintisiz bir odul var

[4] Ve gercekten sen, cok buyuk bir ahlak uzerindesin

[5] Yakında goreceksin, onlar da gorecekler

[6] Hanginizmis fitneye tutulan, deliren

[7] Senin Rabbin, evet O´dur kendi yolundan kimin saptıgını en iyi bilen. Ve O´dur kimin dogruya ve guzele kılavuzlandıgını en iyi bilen

[8] O halde, yalanlayanlara itaat etme

[9] Istediler ki sen, alttan alıp gevsek davranasın/yagcılık edesin de onlar da yagcılık etsinler/yumusaklık gostersinler

[10] Sunların hicbirine egilme, uyma: Cok yemin eden, bayagı-alcak

[11] Alaycı/gammaz, koguculuk icin dolasıp duran

[12] Hayrı engelleyen, sınır tanımaz-saldırgan, gunaha batmıs

[13] Kaba/obur, butun bunlardan sonra da soyu bozuk, kotulukle damgalı

[14] Mal ve ogullar sahibi olmus da ne olmus

[15] Ayetlerimiz ona okundugunda soyle der: "Daha oncekilerin masalları

[16] Yakında biz onun hortumu uzerine damga basacagız/burnunu surtecegiz

[17] Biz onları, o bahce sahiplerini belalandırdıgımız gibi belalandırdık. Hani, onlar sabaha cıktıklarında, bahceyi mutlaka kesip biceceklerine yemin etmislerdi

[18] Hicbir istisna tanımıyorlardı

[19] Ama onlar uyumaktayken, Rabbinden gelen bir dolasıcı bahceyi dolastı da

[20] O, simsiyah kesiliverdi

[21] Sabaha cıktıklarında birbirlerine seslendiler

[22] Hadi, eger bicecekseniz ekininize erken gidin

[23] Yola koyuldular. Aralarında fısıldasıyorlardı

[24] Hey! Bugun oraya bir yoksul girip yanınıza gelmesin

[25] Sadece engellemeye, siddete gucleri yeten kisiler olarak erkenden vardılar

[26] Fakat bahceyi gorunce: "Yahu, biz yanlıs gelmisiz." dediler

[27] Hayır, hayır! Biz mahrum edilenleriz

[28] Ortancaları/ılımlı olanı soyle dedi: "Ben size soylemedim mi? Tespih etseydiniz ya

[29] O zaman dediler ki: "Tespih ederiz seni, ey Rabbimiz! Gercekten biz zalimler olduk

[30] Bunun uzerine birbirlerini kınamaya basladılar

[31] Yazıklar olsun bize, dediler, biz gercekten azgınlarmısız

[32] Umarız, Rabbimiz bize onun yerine daha hayırlısını verir. Biz de her seyimizle Rabbimize yoneliriz

[33] Iste boyledir azap! Ahiretin azabı ise gercekten cok daha buyuktur. Bir bilselerdi

[34] Takva sahipleri icin, Rableri katında nimetlerle dolu cennetler vardır

[35] Biz, Muslumanları/Allah´a teslim olanları, suclular gibi yapar mıyız

[36] Neniz var sizin, nasıl hukum veriyorsunuz

[37] Yoksa sizin bir kitabınız var da ondan ders mi goruyorsunuz

[38] Onda, keyfinize uyan her seyi rahatca buluyorsunuz

[39] Yoksa sizin lehinize uzerimizde kıyamete kadar uzanacak yeminler mi var da siz ne hukmederseniz oluverecek

[40] Sor onlara: "Boyle bir seye hangisi kefil

[41] Yoksa kendilerinin ortakları mı var? Eger dogru sozluler iseler, cagırıversinler ortaklarını

[42] Baldırın cıplak kalacagı, secdelere cagrılacakları gun, onu da yapamayacaklar

[43] Gozleri yere egilmis, benliklerini zillet kaplamıstır. Onlar, sapasaglam oldukları zaman da secde etmeye cagrılıyorlardı

[44] Bu sozu yalanlayanla beni bas basa bırak. Onları, bilmedikleri yerden yakalayacagız

[45] Sure tanıyorum onlara. Tuzagım gercekten zorludur benim

[46] Bir ucret mi istiyorsun kendilerinden de onlar, bir borc altında eziliyorlar

[47] Yoksa gayb, yanlarında da onlar mı yazıyorlar

[48] Artık, Rabbinin hukum vermesi icin sabret! Balıgın dostu Yunus gibi olma! Hani o, ofkelendirilmis bir halde yakarmıstı

[49] Eger ona, Rabbinden bir nimet ulasmasaydı, horlanmıs bir halde cascavlak bir yere atılırdı

[50] Fakat Rabbi onu secip yuceltti ve barısseverlerden yaptı

[51] O kufre sapanlar, Zikir´i/Kur´an´ı isittiklerinde az kalsın gozleriyle seni devireceklerdi. "Bu tam bir cinlidir." diyorlardı

[52] Oysaki o Zikir/Kur´an alemler icin bir ogutten baska sey degildir

Hâkka

Surah 69

[1] el-Hakka/gelecegi kuskusuz olan sey

[2] Nedir o hakka

[3] O hakkanın niteligini sana bildiren nedir

[4] Semud ve Ad kariayı/basa carpan olayı yalanlamıstı

[5] Bunun uzerine Semud, bir dogal felaket ile helak edildi

[6] Ad ise gurleyen sesle gelen ruzgarlı bir fırtınayla mahvedildi

[7] Onu, onların uzerine yedi gece-sekiz gun hic ara vermeden saldı. Toplulugu orada yerlere serilmis gorursun. Icleri bosaltılmıs hurma kutukleri gibidirler

[8] Onlardan geri kalan bir sey goruyor musun

[9] Firavun da ondan oncekiler de altı ustune gelmis kentler de aynı hataya vucut verdiler

[10] Rablerinin resulune isyan ettiler de O da onları, siddeti arttıkca artan bir yakalayısla yakaladı

[11] Su azıp kopurdugunde, biz sizi o akıp gidende tasıdık

[12] Ki onu size bir hatırlatıcı/dusundurucu yapalım ve kavrayabilen kulak kavrasın

[13] Sura bir ufleyisle uflendiginde

[14] Yer ve daglar yukletilip birbirine bir carpılısla parca parca edildiginde

[15] Iste o gun, olması gereken olmustur

[16] Gok yarılmıstır. O gun o, lime lime sarkmıstır

[17] Melek de onun kenarlarındadır. Rabbinin arsını, o gun onların ustundeki sekiz tasır

[18] O gun arz olunursunuz; hicbir saklınız-gizliniz kalmaz

[19] Oz kitabı sagından verilen: "Iste kitabım, okuyun!" der

[20] Kendi hesabıma kavusacagımı sezmistim zaten

[21] Artık o, hosnutluk veren bir yasayıs icindedir

[22] Yuksek bir bahce icindedir

[23] Devsirilmesi kolaydır onun

[24] Gecmis gunlerde sunduklarınızın karsılıgı olarak afiyetle yiyin, icin

[25] Oz kitabı sol taraftan verilene gelince o soyle der: "Ah, ne olurdu, bana kitabım verilmeseydi

[26] Hesabımın ne oldugunu hic bilmemis olsaydım

[27] Ah, ne olurdu, is bitmis olsaydı

[28] Hicbir isime yaramadı malım

[29] Sokulup gitti benden saltanatım

[30] Tutun onu, derhal baglayın onu

[31] Sonra cehenneme sallayın onu

[32] Sonra, boyu yetmis arsın olan bir zincirde yollayın onu

[33] Cunku o, yuce Allah´a inanmıyordu

[34] Yoksulu doyurmaya ozendirmiyordu

[35] Bugun onun icin burada bir sıcak dost yoktur

[36] Yıkananların atık sularından baska yemek de yoktur

[37] Ki o atık suyu sadece gunahkarlar yer

[38] Hayır, sandıkları gibi degil! Yemin ederim gorduklerinize

[39] Ve gormediklerinize

[40] Ki o, cok soylu bir elcinin sozudur

[41] Bir sairin sozu degildir o. Ne kadar da az inanıyorsunuz

[42] Bir kahinin sozu de degildir o. Ne kadar da az arastırıp dusunuyorsunuz

[43] Alemlerin Rabbi´nden bir indiristir o

[44] Eger bazı lafları bizim sozlerimiz diye ortaya surseydi

[45] Yemin olsun, ondan sag elini koparırdık

[46] Sonra ondan can damarını mutlaka keserdik

[47] Sizin hicbiriniz ona siper de olamazdınız

[48] Gercek su ki o, sakınanlar icin tam bir uyarıcı ve dusundurucudur

[49] Ve biz, icinizden onu yalanlayanların bulundugunu kesinlikle biliyoruz

[50] Ve o, gercegi orten nankorler/inkarcılar icin tam bir hasrettir

[51] Ve o, kesin bilginin tam gercegidir

[52] Hadi artık, yuce Rabbinin adını tespih et

Me'âric

Surah 70

[1] Soran birisi, gelecegi kuskusuz azabı sordu

[2] Kufre sapanlar icindir o. Yoktur onu savacak

[3] Yukselme boyutlarının/derecelerinin sahibi Allah´tandır o

[4] Melekler ve Ruh, miktarı elli bin yıl olan bir gunde yukselirler O´na

[5] Artık guzel bir sabırla sabret

[6] Onlar onu cok uzak goruyorlar

[7] Biz ise onu cok yakın goruyoruz

[8] O gun gok, erimis bir maden gibi olur

[9] Daglar, atılmıs, renkli yun gibi olur

[10] En yakın dostlar birbirlerinin halini sormaz/bir dost bir dostundan bir sey isteyemez

[11] Birbirlerine gosterilirler. Suclu, o gunun azabından kurtulmak icin ogullarını fidye vermeyi bile ister

[12] Esini, kardesini

[13] Kendisini kucaklayıp barındıran ailesini

[14] Ve yeryuzundeki insanların tumunu fidye verip kendisini kurtarmayı ister

[15] Hayır, hayır! O, alevlenen bir atestir

[16] Yakar-kavurur deriyi/koparıp goturur kolu-bacagı

[17] Cagırır, sırtını donup uzaklasanı

[18] Toplayıp kasada yıganı/depolayanı

[19] Isin geregi su ki insan; aceleci/hırslı/sabırsız/ tahammulsuz yaratılmıstır

[20] Kendisine kotuluk/hosnutsuzluk dokununca basar bagırır

[21] Kendisine hayır ve nimet ulasınca ondan baskalarının yararlanmasına engel olur

[22] Namazlarını/dualarını yerine getirenler mustesna

[23] Bunlar, namazlarında/dualarında sureklidirler

[24] Bunların mallarında belirli bir hak vardır

[25] Yoksul ve yoksun icin

[26] Bunlar, din gununu ictenlikle dogrularlar

[27] Bunlar, yalnız Rablerinin azabından urperirler

[28] Gercekten de Rablerinin azabı emin olunmayacak bir azaptır

[29] Bunlar, cinsiyet organlarını titizlikle korurlar

[30] Ancak onlar, esleriyle, akitlerinin sahip oldugu seyler konusunda kınanamazlar

[31] Kim bunun otesini isterse, iste boyleleri sınırı asanların ta kendileridir

[32] Bunlar, kendilerindeki emanetlere ve ahitlerine sadık kalırlar

[33] Bunlar, tanıklıklarını tam yaparlar

[34] Ve bunlar, namazlarını/dualarını korurlar

[35] Iste bunlar cennetlerde ikram goreceklerdir

[36] O nankorlere ne oluyor ki, sana dogru, o yandan, bu yandan boyunlarını uzatarak geliyorlar

[37] Sagdan ve soldan parcalar halinde

[38] Onlardan herbiri nimet bahcesine konulacagını mı umuyor

[39] Hayır, ummasınlar! Gercek su ki biz onları, bildikleri seyden yarattık

[40] Is, onların sandıgı gibi degil! Doguların ve batıların Rabbine yemin olsun ki, biz gerceketen gucu yetenleriz

[41] Onları kendilerinden daha ustun olanlarla degistirmeye... Ve biz onune gecilebilecekler degiliz

[42] Bırak onları! Dalsınlar, oynasınlar kendileri icin belirlenen gunlerine ulasıncaya kadar

[43] O gun, kabirlerden fırlayarak cıkarlar. Dikilmis putlara dogru akın akın gider gibidirler

[44] Gozleri yere egik; bir zillet kusatmıstır onları. Iste bu gundur onlara vaat edilmis olan

Nûh

Surah 71

[1] Biz, Nuh´u, "Toplumunu, kendilerine korkunc bir azap gelmeden once uyar!" diye kavmine gonderdik

[2] O dedi ki: "Ey toplumum! Hic kuskunuz olmasın, ben sizin icin apacık bir uyarıcıyım

[3] O halde, Allah´a ibadet edin! O´ndan korkun! Ve bana itaat edin ki

[4] Allah, gunahlarınızı affetsin ve sizi belirli bir sureye kadar ertelesin. Cunku Allah´ın eceli geldiginde ertelenmez. Bir bilebilseydiniz

[5] Nuh soyle yakardı: "Ey Rabbim! Ben toplumuma gece ve gunduz cagrıda bulundum

[6] Fakat cagrım, onların kacıslarını artırmaktan baska bir ise yaramadı

[7] Ben onları, sen kendilerini affedesin diye cagırdıkca, parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiseleriyle sarılıp sarmalandılar, inat ve ısrar ettiler ve kibirlendikce kibirlendiler

[8] Sonra onları daha acık bir bicimde cagırdım

[9] Daha sonra bir baska duyuru yonelttim. Ve onları gizli gizli de cagırdım

[10] Ve soyle dedim: "Rabbinizden af dileyin! O, bagıslamayı cok sevendir

[11] Gogu uzerinize bol bol yagmur tasıyıcı olarak gonderir

[12] Sizi, mallar ve ogullarla guclendirir, size yesil bahceler lutfeder. Ve sizin icin nehirler akıtır

[13] Ne oluyor size de Allah icin bir vakar umidinde olmuyorsunuz

[14] O ki, sizi halden hale/evreden evreye gecirerek yarattı

[15] Gormediniz mi, Allah yedi gogu ahenkli bir butun olarak nasıl yarattı

[16] Ve Ay´ı, bunlar icinde bir nur yaptı ve Gunes´i bir kandil haline getirdi

[17] Ve Allah sizi bir bitki olarak yerden bitirdi

[18] Sonra sizi yere geri gonderiyor ve sonra bir cıkarısla tekrar cıkarıyor

[19] Allah size yeryuzunu bir yaygı yaptı

[20] Ki ondan genis yollar edinip de yuruyesiniz

[21] Nuh dedi ki: "Rabbim! Onlar bana isyan ettiler de malı ve cocugu kendisine husrandan baska bir artıs getirmeyen kisiye uydular

[22] Cok buyuk hileler sergilediler/cok buyuk tuzaklar kurdular

[23] Dediler ki: "Ilahlarınızı sakın bırakmayın! Ved´di, Suva´ı asla bırakmayın! Yegus´u, Yeuk´u, Nesr´i de bırakmayın

[24] Coklarını saptırdılar. Sen de o zalimler icin saskınlıktan baska bir seyi artırma

[25] Hataları yuzundendir ki boguldular, atese atıldılar. Kendileri icin, Allah dısında yardımcılar bulamadılar

[26] Nuh soyle yakardı: "Rabbim! Yeryuzunde, kafirlerden yurt tutacak/gezip dolasacak hic kimse bırakma

[27] Cunku eger sen onları bırakırsan, kullarını saptırırlar ve kotuluk ureten nankorden baskasını dogurmazlar

[28] Rabbim! Beni, anne-babamı, inanmıs olarak evime gireni, tum inanmıs erkekleri ve inanmıs kadınları affet! Zalimlerin de sadece helak ve perisanlıgını artır

Cinn

Surah 72

[1] De ki: "Cinlerden bir toplulugun dinleyip sunu soyledikleri bana vahyolundu: ´Gercekten biz, hayranlık verici bir Kur´an dinledik

[2] Dogruya ve hayra kılavuzluyor. Biz de inandık ona. Artık Rabbimize hic kimseyi asla ortak kosmayacagız

[3] Rabbimizin adı/kudreti/isi/gayreti cok yucedir. O, ne bir disi dost edinmistir ne de bir cocuk

[4] Dogrusu, bizim beyinsiz, Allah hakkında sacma lakırdı ediyormus

[5] Biz sanmıstık ki, ne insanlar ne de cinler Allah hakkında asla yalan soylemezler

[6] Gercek su ki, insanlardan bazı erkekler, cinlerden bazı erkeklere/cinlerin serrinden bazı erkeklere sıgınırlardı da onların sımarıklık ve azgınlıgını artırırlardı

[7] Onlar, tıpkı sizin sandıgınız gibi, Allah´ın hic kimseyi asla diriltmeyecegini/peygamber gondermeyecegini sanmıslardı

[8] Biz goge gercekten dokunduk da onu titiz ve guclu bekcilerle ve kayıp giden ısınlarla/alevlerle doldurulmus bulduk

[9] Biz eskiden, onun, dinlemek icin oturulan yerlerinde otururduk. Ama su anda kim dinlemeye kalksa kendisini gozetleyen bir alev/ısık bulur

[10] Dogrusu, bilmiyoruz, yeryuzundeki suurlulara ser mi istendi, yoksa Rableri onlar icin dogru ve guzel olanı mı istemistir

[11] Su da bir gercek ki, bizden hayra yonelenler/barıscılar vardır; ama bizden, baska turlu olanlar da vardır. Dilim dilim yollar olmusuz biz

[12] Ve biz sunu sezdik: "Biz yeryuzunde Allah´ı asla aciz bırakamayız; kacarak da onu aciz bırakamayız

[13] Biz, dogruya ve guzele kılavuzlayanı dinleyince, ona inandık. Rabbine inanan kisi ne hakkının eksik verilmesinden korkar ne de tecavuze ugrayıp kusatılmaktan

[14] Nihayet, bizden Allah´a teslim olanlar da var, haksızlıga sapıp cizgiden cıkanlar da var. Allah´a teslim olanlar, iste onlar, dogruyu ve hayrı aramıslardır

[15] Haksızlıga sapanlar ise cehenneme odun olmuslardır

[16] Eger yolda, kıvamında yuruselerdi, onları bol bir su ile suvarırdık

[17] Ki onları, onun icinde imtihan edelim. Kim Rabbinin zikrinden/Kur´an´dan yuz cevirirse Rabbi onu, gittikce yukselen bir azaba sokar

[18] Hic kuskusuz, mescitler/secdeler Allah icindir. O halde, Allah ile birlikte bir baskasına yakarmayın/Allah´ın yanında bir baskası icin cagrıda bulunmayın

[19] Allah´ın kulu kalkmıs O´na yakarırken, onlar onun uzerine kecelesir gibi ususuyorlardı

[20] De ki: "Ben ancak Rabbime yakarırım/cagırırım. Ve hic kimseyi O´na ortak kosmam

[21] De ki: "Ben size zarar verme gucune de ısık ve aydınlık verme gucune de sahip degilim

[22] De ki: "Allah´tan beni hic kimse kurtaramaz ve O´nun dısında bir sıgınak da asla bulamam

[23] Ancak Allah´tan bir teblig ve O´nun mesajlarından bir seyler sunabilirim." Allah´a ve O´nun resulune isyan edenler icin cehennem atesi vardır. Uzun sure orada kalacaklardır

[24] Sonunda, onlar kendilerine vaat edileni gorduklerinde, yardımcı bakımından daha zayıf kim, sayı bakımından daha az kim, bileceklerdir

[25] De ki: "Bilmiyorum, size vaat edilen sey yakın mıdır yoksa Rabbim onun icin uzun bir sure mi koyacaktır

[26] Gaybı bilendir O. Gaybı konusunda hic kimseyi yardımcı yapmıyor

[27] Sectigi bir elci mustesna. Cunku O, resulunun onunden ve arkasından gozetleyiciler yurutur

[28] Ki onların, Rablerinin elciliklerini hedefine tam ulastırdıklarını bilsin. Allah, onların katında bulunan seyleri kusatmıs ve her seyi inceden inceye sayıya baglamıstır

Müzzemmil

Surah 73

[1] Ey giysisine burunup yatan

[2] Geceleyin kalk! Kısa bir sure haric

[3] Gecenin yarısını ayakta ol yahut bundan biraz eksilt

[4] Yahut buna biraz ekle! Ve Kur´an´ı agır agır, dusune dusune oku

[5] Dogrusu, biz senin uzerine agır bir soz bırakacagız

[6] Su bir gercek ki, yeni bir olusa koyulmak uzere geceleyin kalkan, yer tutma bakımından daha guclu, soz bakımından daha etkilidir

[7] Kuskusuz, gunduz boyu senin icin uzun bir dolasma/yogun bir ugras vardır

[8] Rabbinin adını an ve tum benliginle O´na yonel

[9] Dogunun ve batının Rabbidir O. Tanrı yoktur O´ndan baska. O´nu vekil et

[10] Onların soylediklerine sabret! Ve guzelce ayrıl onlardan

[11] Benimle, o nimete bogulmus yalanlayıcıları bas basa bırak! Birazcık sure tanı onlara

[12] Bizim yanımızda bukagılar var, cehennem var

[13] Bogazdan zor gecen bir yiyecek, korkunc bir azap var

[14] O gunde ki yer ve daglar sarsılır ve daglar eriyip akan bir kum yıgınına donusur

[15] Biz size, ustunuze tanık olan bir resul gonderdik. Tıpkı Firavun´a bir resul gonderdigimiz gibi

[16] Ama Firavun, resule isyan etti de biz onu korkunc bir tutusla tutuverdik

[17] Eger inkar ve nankorluge saparsanız, cocukları ak saclı ihtiyarlara ceviren o gunden nasıl korunacaksınız

[18] Gok bile o yuzden parcalanır. O´nun vaadi gerceklesmistir

[19] Bu, bir ogut verici, dusundurucudur. Dileyen, Rabbine dogru, bir yol edinir

[20] Hic kuskun olmasın, Rabbin senin durumunu biliyor. Gecenin ucte ikisinden daha azını, yarısını, ucte birini ayakta geciriyorsun. Seninle beraber olanlardan bir grup da oyle. Allah, geceyi de gunduzu de olcuye baglamıstır. Sizin onu kusatamayacagınızı bildi de size tovbe nasip etti. O halde Kur´an´dan, kolay geleni okuyun. Sizden hastalar olacagını bildi. Bir kısmının yeryuzunde dolasıp Allah´ın lutfundan bir seyler isteyeceklerini, diger bir kısmının da Allah yolunda carpısacaklarını bildi. O halde Kur´an´dan, kolay geleni okuyun! Namazı/duayı yerine getirin! Zekatı verin. Guzel bir oduncle Allah´a odunc verin! Oz benlikleriniz icin onden gonderdiginiz iyiligin, Allah katında hayrını daha cok, odulunu daha buyuk olarak bulacaksınız. Allah´tan af dileyin. Hic kuskusuz, Allah cok affedici, cok esirgeyicidir

Müddessir

Surah 74

[1] Ey giysisine burunup kenara cekilen

[2] Kalk da uyar

[3] Rabbinin yuceligini duyur

[4] Temizle giysilerini

[5] Uzaklastır kendinden pisligi

[6] Cok bularak basa kakma yaptıgın iyiligi

[7] Ve yalnız Rabbin icin dayanıklı kıl benligi

[8] O boruya ufuruldugunde

[9] Iste o gun cok zorlu, cok cetin bir gundur

[10] Kufre batmıslar icin hic de kolay degildir

[11] Benimle, yarattıgım kisiyi bas basa bırak

[12] Hesapsız bir mal verdim ona

[13] Goz doyurucu ogullar verdim

[14] Alabildigine imkanlar dosedim onun icin

[15] Tum bunlardan sonra hırs ile daha da artırmamı istiyor

[16] Hayır, is sanıldıgı gibi degil! O, bizim ayetlerimize karsı bir inatcı kesildi

[17] Ben onu dik bir yola surecegim

[18] Derin derin dusundu o; olctu-bicti

[19] Kahrolası, nasıl bir olcu kullandı

[20] Bir kez daha kahrolası, nasıl bir olcu kullandı

[21] Sonra baktı

[22] Sonra yuzunu burusturdu, kaslarını cattı

[23] Sonra arkasını dondu ve boburlendi

[24] Soyle dedi: "Bu, rivayet edilerek gelen bir buyuden baska sey degil

[25] Insan sozunden baska bir sey degil bu

[26] Onu sekara fırlatacagım

[27] Bilir misin nedir sekar

[28] Ortada bir sey bırakmaz, hicbir seyi gormezlik etmez o

[29] Insan icin tablolar/levhalar/ekranlar sunandır o/deriyi yakıp kavurandır o

[30] Uzerinde ondokuz vardır onun

[31] Biz, cehennem yaranını hep melekler yaptık. Ve biz, onların sayılarını da kufre sapanlar icin bir imtihandan baska sey yapmadık. Ta ki, kendilerine kitap verilenler iyice ve apacık bilsinler. Iman etmis olanların imanı artsın. Kendilerine kitap verilmis olanlarla iman sahipleri kuskuya dusmesin. Kalplerinde hastalık olanlarla kufre sapmıs bulunanlar da; "Allah bununla neyi orneklendirmek istiyor?" desinler. Iste boyle. Allah, diledigini/dileyeni saptırır, diledigini/dileyeni de dogruya ve guzele kılavuzlar. Rabbinin ordularını ancak O bilir. Bu, insan icin bir ogut verici ve dusundurucuden baska sey degildir

[32] Hayır, sandıkları gibi degil! Yemin olsun Ay´a

[33] Yemin olsun geceye, sırtını dondugunde

[34] Yemin olsun sabaha, agarıp ısıdıgında

[35] Ki o gercekten en buyuklerden biridir

[36] Insan icin bir uyarıcıdır

[37] Sizden, one gecmek yahut arkaya kalmak/erken davranmak yahut gecikmek isteyen icin

[38] Her benlik kendi kazandıgının bir karsılıgıdır

[39] Ugur ve bereket yaranı mustesna

[40] Bahcelerdedirler. Birbirlerine soruyorlar

[41] Suclular hakkında

[42] Sizi sekara surukleyen nedir

[43] Cevap verdiler: "Namazı/duayı yerine getirenlerden degildik

[44] Yoksulu yedirip doyurmuyorduk

[45] Bos lakırdılara dalanlarla dalar giderdik

[46] Din gununu yalanlıyorduk

[47] Nihayet, tartısılmaz ve karsı cıkılmaz bilgi onumuze dikildi

[48] Artık yarar saglamaz onlara sefaatcilerin sefaati

[49] Ne oluyor onlara da ogut verip dusunduren seyden yuz ceviriyorlar

[50] Saga-sola kacısan yaban esekleri gibidirler

[51] Arslandan urkmuslerdir

[52] Iclerinden her kisi de istiyor ki, kendisine acılıp sacılmıs sayfalar verilsin

[53] Hayır, oyle sey olmaz! Dogrusu su ki, ahiretten korkmuyorlar

[54] Hayır, is, sandıkları gibi degil! O bir ogut verici/bir dusundurucudur

[55] Dileyen dusunur onu, ogut alır

[56] Ve onlar, Allah´ın diledigi dısında, ogut alamazlar. Sakındırmaya ve affetmeye ehil olan O´dur

Kıyâme

Surah 75

[1] Hayır, oyle degil! Kıyamet gunune yemin ederim ki

[2] Oyle degil! Kendisini ısrarla kınayan benlige de yemin ederim

[3] Insan, kendisinin kemiklerini asla bir araya toplamayacagımızı mı sanıyor

[4] Hayır, sandıgı gibi degil! Biz onun parmak uclarını da tam bir bicimde duzenlemeye gucu yetenleriz

[5] Fakat insan kendi onunde rezillik sergilemeyi ister

[6] Kıyamet gunu nerede/ne zaman?" diye sorar

[7] Goz simsek caktıgında

[8] Ay tutuldugunda

[9] Ve Gunes´le Ay biraraya getirildiginde

[10] Der ki insan o gun: "Kacılacak yer nerede

[11] Hayır, yok sıgınacak yer

[12] Varılıp durulacak yer Rabbinin huzurudur o gun

[13] Haber verilir insana o gun onden gonderdigi de arkaya bıraktıgı da

[14] Gercek su ki insan, oz benligi uzerine yonelmis keskin ve derin bir bakıstır

[15] Dokse de ortaya tum mazeretlerini

[16] Onu aceleye getiresin diye dilini onunla hareketlendirme

[17] Onu toplamak ve okumak bize duser

[18] O halde, biz onu okudugumuzda, sen onun okunusunu izle

[19] Sonra onu acıklamak da bizim isimiz olacaktır

[20] Hayır, hayır! Siz hemencecik geleni seversiniz

[21] Ve sonradan gelecegi terk edersiniz

[22] Yuzler vardır o gun parıltılı

[23] Rabbine dogru bakan

[24] Ve yuzler vardır o gun, asık/buruk

[25] Kendisine, bel kıracak bir hesap yonelecegini sezinler

[26] Is, onların sandıgı gibi degil! Can, koprucuklere dayandıgında

[27] Kim var okuyup ufleyecek?" denilir

[28] Sezinlemistir ki odur ayrılık

[29] Dolasmıstır el-ayak/kol-bacak

[30] Rabbine dogrudur o gun sevkiyat

[31] Ne tasdik etti ne sadaka verdi ne namaz kıldı/dua etti

[32] Tam aksine, yalanladı, gerisin geri dondu

[33] Sonra da calım sata sata ailesine gitti

[34] Cok uygundur sana bu bela, cok uygun

[35] Evet, cok uygundur sana bu bela, cok uygun

[36] Insan, basıbos bırakılacagını mı sanıyor

[37] O, dokulen meniden bir sperm degil miydi

[38] Sonra o, bir cignem et oldu da Allah onu yarattı, ardından duzgun bir sekle ulastırdı

[39] Nihayet ondan iki cifti, erkegi ve disiyi vucuda getirdi

[40] Peki bunu yapan, oluyu diriltmeye guc yetiremez mi

İnsan

Surah 76

[1] Insan uzerinden, henuz anılan bir sey olmadıgı bir sure gecmedi mi zamandan

[2] Dogrusu, biz insanı karısım olan bir spermden yarattık. Halden hale geciririz onu. Sonunda onu isitici, gorucu yaptık

[3] Biz onu yola kılavuzladık. Artık ya sukredici olur ya nankor

[4] Biz, nankorler icin zincirler, bukagılar ve kızgın bir ates hazırladık

[5] Iyilere gelince, onlar, karısımı kafur olan bir kadehten icerler

[6] Bir kaynak ki, Allah´ın kulları ondan icerler ve onu fıskırtarak akıtırlar

[7] Onlar verdikleri sozu tam bir bicimde yerine getirirler ve kotulugu salgın olan bir gunden korkarlar

[8] Yoksula, yetime ve esire, yemegi severek yedirirler

[9] Biz size yalnız ve yalnız Allah rızası icin yediriyoruz. Sizden bir karsılık da bir tesekkur de istemiyoruz

[10] Cunku biz, asık suratlı, sert bir gun yuzunden Rabbimizden korkarız." derler

[11] Allah da onları o gunun serrinden korumus ve kendilerini bir parlaklıga, bir sevince ulastırmıstır

[12] Sabretmelerine karsılık olarak da onları bir bahce ve ipekle odullendirmistir

[13] Koltuklar uzerine yaslanarak otururlar orada. Ne bir gunes gorurler orada ne de kavurucu bir soguk

[14] Bahcenin golgeleri uzerlerine egilmistir. Ve bahcenin meyveleri iyice yaklastırılmıstır

[15] Cevrelerinde, gumusten ve billurdan kaplar dolastırılır. Kupalardır onlar

[16] Gumusten kupalar ki, tam diledikleri olcude belirlemislerdir onları

[17] Orada kendilerine karısımı zencefil olan bir kadehten icirilir

[18] Bir pınar ki, orada, selsebil diye anılır

[19] Dolasır cevrelerinde, surekli gorevlendirilmis gencler. Gorseydin onları, dizilmis inciler sanırdın

[20] Oraya baktıgında, nereye goz atsan buyuk bir nimet, buyuk bir mulk ve yonetim gorursun

[21] Uzerlerinde yesil-ince ipeklerle, sırmalı, kalın ipeklerden giysiler vardır. Gumusten bileziklerle suslenmislerdir. Ve Rableri onlara tertemiz bir icki ikram etmistir

[22] Iste bu size bir oduldur. Ve sizin gayretiniz sukranla karsılanmıstır

[23] Biz indirdik o Kur´an´ı sana parca parca, biz

[24] O halde, Rabbinin hukmu karsısında sabret ve onların gunahkarlarına da nankorlerine de boyun egme

[25] Rabbinin adını sabahtan da aksamdan da an

[26] Gecenin bir kısmında da O´na secde et! Ve geceleyin O´nu uzunca tespih et/uzun bir gece boyu O´nu tespih et

[27] Bunlar, hemen gelecek olanı seviyorlar da otelerindeki zorlu bir gunu ihmal ediyorlar

[28] Biz yarattık onları ve kuvvetli yaptık baglarını/eklemlerini. Diledigimizde benzerleri ile degistiririz onları

[29] Iste bu, bir hatırlatıcı ve dusundurucudur. Dileyen, Rabbine dogru, bir yol edinir

[30] Allah dilemedikce siz dileyemezsiniz. Allah Alim´dir, Hakim´dir

[31] Diledigini/dileyeni rahmetinin icine sokar. Zalimlere gelince, onlar icin korkunc bir azap hazırlamıstır

Mürselât

Surah 77

[1] Yemin olsun, o art arda gonderilenlere/meleklere/ruzgarlara/vahyin bolumlerine/kalplere inen doguslara

[2] Esip de bukup devirenlere

[3] Dagıtıp yayanlara/diriltip harekete getirenlere

[4] Gerektigi sekilde ayıranlara

[5] Ogut ulastıranlara/Kur´an´ı ulastıranlara

[6] Ozur yahut uyarı icin

[7] Ki size duyurulmus olan mutlaka gerceklesecektir

[8] Yıldızlar silinip supuruldugunde

[9] Gok yarıldıgında

[10] Daglar un-ufak edilip savruldugunda

[11] Resuller vakte baglandıgında

[12] Hangi gun icin vakte baglandılar

[13] Ayrım ve hukum gunu icin

[14] Ayrım ve hukum gununu sana bildiren nedir

[15] Yalanlayanların vay haline o gun

[16] Oncekileri helak etmedik mi

[17] Sonra, geriden gelenleri de onların peslerine takarız

[18] Biz, suclulara iste boyle yaparız

[19] Yalanlayanların o gun vay haline

[20] Sizi basit bir sudan yaratmadık mı

[21] Onu dayanıklı karargahta tuttuk

[22] Bilinen bir olcuye/sureye kadar

[23] Bir olcuyle yaptık. Ne guzel olcu koyanlarız biz

[24] Vay basına o gun, yalanlayanların

[25] Yeri, bir toplanma zemini yapmadık mı

[26] Diriler bakımından da oluler bakımından da

[27] Orada oturaklı, basını yucelere kaldırmıs daglar olusturduk. Ve size tatlı bir su icirdik

[28] Vay haline o gun, yalanlayanların

[29] Haydi, yalanlamakta oldugunuz seye gidin

[30] Haydi, uc catallı golgeye gidin

[31] Ne golgelendirir ne alevden korur

[32] Gercekten o, koske benzer kıvılcımlar sacar

[33] O kıvılcım sanki sarımtırak bir halat/bir deve kervanı/bakırdan bir ip gibidir

[34] Vay haline o gun, yalanlayanların

[35] Konusamayacakları gundur bu

[36] Izin verilmez ki onlara ozur dilesinler

[37] Vay haline o gun, yalanlayanların

[38] Ayırma gunudur bu! Sizinle oncekileri bir yere topladık

[39] Eger bir hileniz/bir tuzagınız varsa, hadi hile yapıp tuzak kurun bana

[40] Vay haline o gun, yalanlayanların

[41] Takvaya sarılanlar golgeler altında, su kaynaklarındadır

[42] Canlarının cektigi meyvelerle yanyanadırlar

[43] Yapıp urettiklerinize karsılık olarak afiyetle yiyip icin

[44] Iste boyle odullendiririz biz, guzellikler sergileyenleri

[45] Vay haline o gun, yalanlayanların

[46] Yiyin ve birazcık nimetlenin. Suclularsınız siz

[47] Vay haline o gun, yalanlayanların

[48] Onlara, "ruku´ edin!" dendiginde ruku etmezler

[49] Vay haline o gun, yalanlayanların

[50] Artık bundan sonra hangi hadise/soze iman edecekler

Nebe'

Surah 78

[1] Hangi seyden sorup duruyorlar birbirlerine

[2] O buyuk haberden mi

[3] Ki onda tartısma icindedirler

[4] Hayır, sandıkları gibi degil! Yakında bilecekler

[5] Hayır, hayır! Dusundukleri gibi degil, yakında bilecekler

[6] Biz bu yeryuzunu bir besik yapmadık mı

[7] Dagları birer kazık yapmadık mı

[8] Sizleri ciftler olarak yarattık

[9] Sizin uykunuzu bir dinlenme/bir rahatlama/bir tur olum yaptık

[10] Geceyi bir giysi yaptık

[11] Gunduzu, gecim icin calısma zamanı yaptık

[12] Ustunuzde yedi saglam/asınmaz kurduk

[13] Bir de parıl parıl parlayan kandil yerlestirdik

[14] Sıkarak su cıkaranlardan sarıl sarıl bir su indirdik

[15] Ki cıkaralım onlardan daneler ve otlar

[16] Ve icice girmis baglar-bahceler

[17] Hic kuskusuz, o ayırma ve hukum gunu kesin olarak belirlenmistir

[18] Sura ufuruldugu gun, bolukler halinde geleceksiniz

[19] Gok acılmıs, kapı kapı oluvermistir

[20] Daglar yurutulmus, bir serap oluvermistir

[21] Cehennem, bir gozetleme yeri olmustur

[22] Azgınlar icin bir barınak

[23] Devirlerce kalacaklardır icinde

[24] Ne bir serinlik tadacaklar ne de bir icecek

[25] Sadece kaynar su, atık su

[26] Cok uygun bir karsılık olarak

[27] Dogrusu onlar boyle bir hesap ummuyorlardı

[28] Ayetlerimizi pervasızca yalanlamıslardı

[29] Oysaki biz, her seyi iyiden iyiye sayıp kitaplastırmıstık

[30] Hadi, tadıverin! Size azaptan baska bir sey asla artırmayacagız

[31] Takva sahipleri icin bir kurtulus ve bir zafer vardır

[32] Sulak bahceler, baglar, uzumler

[33] Gogusleri turunc gibi yasıtlar

[34] Dopdolu kadehler vardır

[35] Orada ne bir bos soz duyarlar ne de bir yalan

[36] Rabbinden bir odul, tam kıvamında bir bagıs

[37] Goklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir O! Rahman´dır. O´nun huzurunda soze curet edemezler

[38] O gun, Ruh ve melekler saf baglayıp kıyama gecerler. Rahman´ın izin verdigi dısındakiler konusamazlar. O izin verilen, dogruyu soyler

[39] Iste budur hak olan gun! Artık dileyen, Rabbine varacak bir yol tutsun

[40] Biz sizi yakın bir azap ile uyardık. Bir gundedir ki o, kisi kendi ellerinin onden gonderdigine bakar ve kufre sapan soyle der: "Keske toprak olsaydım

Nâziât

Surah 79

[1] Yemin olsun, cekip koparanlara/yay cekenlere/kuyudan su cekenlere/bagsız-bekcisiz kosan atlara/ayrılık yuzunden hasret cekenlere/daldırıp daldırıp cıkaranlara

[2] Yemin olsun, rahatca, incitmeden cekenlere/dugumu hunerle cozenlere/bir yerden bir yere gidenlere/coskuyla ic cekenlere

[3] Yemin olsun, boslukta yahut suda yuzup gidenlere

[4] Derken one gecip yarısı kazananlara

[5] Bir is ve olusu cekip cevirenlere

[6] Ki o gun siddetle sarsacak olan saracaktır

[7] Onu, ardısıra gelen izleyecektir

[8] Bazı kalpler o gun kaygıdan titreyecektir

[9] Onların gozleri yerlere egilecektir

[10] Biz gercekten bu cukurda eski halimize dondurulecek miyiz?" diyorlar

[11] Un-ufak kemikler haline geldikten sonra, oyle mi

[12] Husran dolu bir donustur bu oyleyse!" diye konustular

[13] Oysaki o, sert bir komut sesinden ibarettir

[14] Bir anda hepsi uyanıp ortaya geliverir

[15] Ulastı mı sana Musa´nın haberi

[16] Hani, Rabbi ona, kutsal vadide, Tuva´da seslenmisti

[17] Firavun´a git! Iyice azdı o

[18] De ki ona: ´Arınıp temizlenmeye ne dersin

[19] Seni Rabbine kılavuzlayayım da gonulden urperesin

[20] Derken, ona o en buyuk mucizeyi gosterdi

[21] Ama o yalanladı, isyan etti

[22] Sonra, sırtını dondu; kosuyordu

[23] Derken, bir araya toplayıp bagırdı

[24] Dedi ki: "Ben sizin en yuce rabbinizim

[25] Bunun uzerine Allah, onu sonraya ve onceye ibret olmak uzere bir ceza ile carptı

[26] Kuskusuz, bunda, icine urperti dusen icin tam bir ibret vardır

[27] Siz mi daha zorsunuz yaratılısca, gok mu

[28] Onu O yapıp kurdu. Onun boyunu yukseltti; ardından ona ahenk ve duzen verdi

[29] Gecesini kararttı, kuslugunu ortaya cıkardı

[30] Bundan sonra da yeri yayıp deve kusu yumurtası biciminde yuvarlattı

[31] Ondan suyunu, otlagını cıkardı

[32] Dagları, demir atmıs gibi oturttu

[33] Sizin icin ve hayvanlarınız icin bir gecim aracı olarak

[34] O guc yetmez buyuk felaket geldiginde

[35] O gun insan, ugrunda gayret sarfettigi seyi hatırlar

[36] Goren kisi icin cehennem apacık ortaya cıkarılmıstır

[37] Artık azmıs olan

[38] Ve igreti hayatı yeglemis olan icin

[39] Cehennem, barınagın ta kendisidir

[40] Rabbinin yuceliginden korkup nefsini bos heveslerden yasaklamıs olan icinse

[41] Cennet, barınagın ta kendisidir

[42] O saatten soruyorlar sana, "gelip demir atması ne zaman?" diye

[43] Nerede sende, onu hatırlatacak sey

[44] Ona iliskin bilginin sonu Rabbine varır

[45] Sen sadece, ondan korkanları uyaransın

[46] Onu gordukleri gun onlar, dunyada sanki bir aksam veya onun kusluk vaktinden baska kalmamısa donerler

Abese

Surah 80

[1] Yuzunu eksitti ve oteye dondu

[2] Yanına kor adam geldi diye

[3] Nereden bilirsin, belki de o arınıp temizlenecek

[4] Belki de dusunup tasınacak da ogut kendisine yarayacak

[5] O, kendisini her turlu ihtiyacın ustunde gorene gelince

[6] Ki sen ona yoneliyorsun

[7] Sana ne onun arınmasından

[8] O, kosarak sana gelen var ya

[9] Odur icine urperti dusen

[10] Sen ona aldırmazlık ediyorsun

[11] Hayır, hic de oyle degil! O, bir dusundurucudur

[12] Dileyen onu dusunup ogut alır

[13] Kutsanan-bereketli sayfalardadır o

[14] Yuceltilen, tertemiz sayfalarda

[15] Yazıcıların ellerinde

[16] Ak-pak, mubarek yazıcıların

[17] Kahrolası insan, ne kadar da nankordur

[18] Hangi seyden yarattı onu

[19] Bir spermden! Yarattı onu, olculendirip bicimlendirdi onu

[20] Sonra, yolu kolaylastırdı ona

[21] Sonra oldurdu onu, kabre koydurdu onu

[22] Sonra diledigi zaman diriltip ortaya cıkardı onu

[23] Hayır, hayır! O, O´nun kendisine emrettigini hic yerine getirmedi

[24] Hadi, bakıversin insan, kendi yiyecegine

[25] Biz suyu doktuk de doktuk

[26] Sonra yeryuzunu yardık da yardık

[27] Ardından orada daneler bitirdik

[28] Uzumler, yoncalar

[29] Zeytinlikler, hurmalıklar

[30] Gur cimenli, bol agaclı bahceler

[31] Meyve, otlak/sebze

[32] Sizin ve hayvanlarınızın yararına

[33] Siddetle carpanın cıkardıgı korkunc ses geldiginde

[34] Bir gun ki o, kisi oz kardesinden kacar

[35] Oz annesinden, oz babasından

[36] Esinden, ogullarından

[37] O gun onlardan her kisinin kendisine yetecek bir ugrası vardır

[38] Yuzler vardır o gun, pırıl pırıl

[39] Gulen, mujdelerle parıldayan

[40] Ve yuzler vardır o gun toza-topraga bulanmıs

[41] Tozu-topragı da bir is burumustur

[42] Iste bunlardır kufre sapanlar, kotuluge batanlar

Tekvîr

Surah 81

[1] Gunes buzulup duruldugunde

[2] Yıldızlar ısıklarını yitirdiginde

[3] Daglar yurutuldugunde

[4] O bakmaya kıyılmayan develer kendi hallerine bırakıldıgında

[5] Vahsi hayvanlar bir araya toplandıgında

[6] Denizler kaynatıldıgında

[7] Benlikler ciftlestirildiginde

[8] O diri diri gomulen kız cocuguna soruldugunda

[9] Hangi gunah yuzunden olduruldu diye

[10] Sayfalar acılıp goz onune kondugunda

[11] Gogun ortusu soyulup indirildiginde

[12] Cehennem kızıstırıldıgında

[13] Cennet yaklastırıldıgında

[14] Her benlik, onceden ne hazırlamıssa bilmis olacaktır

[15] Hayır, is onların sandıgı gibi degil! Yemin olsun o sinip gizlenenlere

[16] Akıp akıp giderek yuvasına girenlere

[17] Beriye geldigi ve geriye dondugu zaman geceye

[18] Ve soluyarak acıldıgı zaman sabaha

[19] Ki o, cok degerli bir elcinin sozudur

[20] Cok gucludur o elci, Ars sahibinin katında saygındır

[21] Itaat edilir orada kendisine, emindir

[22] Ve arkadasınız bir cin carpmıs degildir

[23] Yemin olsun ki, onu apacık ufukta gordu

[24] O, gayb konusunda cimri degildir

[25] Ve o, kovulmus seytanın sozu degildir

[26] Hal boyle iken nereye gidiyorsunuz

[27] O, alemlere bir ogutten baska sey degildir

[28] Icinizden, dosdogru yurumek isteyen icin

[29] Alemlerin Rabbi olan Allah dilemedikce, siz dileyemezsiniz

İnfitâr

Surah 82

[1] Gok catlayıp yarıldıgı zaman

[2] Yıldızlar dokulup sacıldıgı zaman

[3] Denizler fıskırtıldıgı zaman

[4] Kabirler desildigi zaman

[5] Benlik, bilmis olacaktır onden gonderdigini de arkaya bıraktıgını da

[6] Ey insan! O sonsuz comertligin sahibi Kerim Rabbine karsı seni aldatıp gururlu kılan nedir

[7] Rabbin ki seni yarattı, duzgun hale koydu, en guzel olculerle sekillendirdi

[8] Diledigi herhangi bir bicimde seni olusturdu

[9] Hayır, is sanıldıgı gibi degil! Siz dini yalanlıyorsunuz

[10] Ve su kuskusuz ki, sizin uzerinizde koruyucular-bekciler var

[11] Cok degerli yazıcılar

[12] Bilirler yapmakta oldugunuzu

[13] Su da kuskusuz: Iyiler tam bir nimet icindedir

[14] Kotulerse cehennemin ta ortasında

[15] Din gunu girerler oraya

[16] Onlar ondan, gorulmeyecek sekilde uzaklasmıs degillerdir

[17] Din gununun ne oldugunu sana bildiren nedir

[18] Evet, din gununun ne oldugunu sana bildiren nedir

[19] Bir gundur ki o, bir benlik bir baska benlik icin hicbir seye guc yetiremez. O gun, buyruk yalnız Allah´ındır

Mutaffifîn

Surah 83

[1] Azap ve kaygu, tartıda ve olcude hile yapanlara olsun

[2] Ki onlar insanlardan alırken olcuyu tam yaparlar

[3] Onlara vermek uzere tartıp olctukleri zaman, eksiltmeye giderler

[4] Peki, bunlar kendilerinin diriltilecegini sanmıyorlar mı

[5] Cok buyuk bir gun icin

[6] Bir gun ki, insanlar, alemlerin Rabbi huzurunda kıyama gecerler

[7] Hayır, is dusundukleri gibi degil! Rezillige batmısların kitabı, karanlık ve pis bir cukurun, Siccin´in ta icindedir

[8] Siccin´in ne oldugunu sana gosteren nedir

[9] Rakamlandırılmıs bir kitaptır o

[10] Vay haline o gun, yalanlayanların

[11] Onlar ki din gununu yalanlarlar

[12] Onu ancak her sımarıp azmıs, gunaha batmıs olan yalanlar

[13] Ayetlerimiz ona okundugunda, "Daha oncekilerin efsaneleri!" deyiverir

[14] Isin esası o degil! Onların kazanmakta oldukları, kalplerinin ustunde pas olusturmustur

[15] Hayır! Onlar o gun Rablerine karsı tam bir sekilde perdelenmislerdir

[16] Sonra onlar mutlaka cehenneme dalacaklardır

[17] Sonra da: "Iste budur, o yalanlamakta oldugunuz sey!" denilecektir

[18] Hayır, sandıkları gibi degil! Iyilik sergileyenlerin kitabı Illiyyun´da, en yuce burclardadır

[19] Illiyyun´un ne oldugunu sana anlatan nedir

[20] Rakamlanmıs bir kitaptır o

[21] Yaklastırılmıs olanlar tanıklık ederler ona

[22] Iyilik sergileyenler buyuk bir nimetin tam icindedir

[23] Koltuklar uzerinde seyre dalarlar

[24] Yuzlerinde nimetin sevinc parıltısını izlersin

[25] Katıksız, damgalı bir icecekten icirilirler

[26] Ki sonu bir misktir. Iste, yarısanlar boyle bir sey icin yarıssınlar

[27] Onun katkısı Tesnim´den; en yuce, en seckin olandandır

[28] Bir kaynak ki, iyice yaklastırılmıs olanlar icerler ondan

[29] Su bir gercek ki, suca batmıs olanlar, iman sahiplerine gulerlerdi

[30] Onların yanlarından gecerken birbirlerine kas-goz isareti yaparlardı

[31] Ailelerine donduklerinde, gulup eglenmeye koyulurlardı

[32] Inananları gorduklerinde: "Sunlar var ya! Saskın, sapık bunlar!" derlerdi

[33] Oysaki kendileri, inananlar uzerine bekci gonderilmemisti

[34] Iste bugun, iman sahipleri, kufre batmıslara guluyorlar

[35] Koltuklar uzerinde seyrediyorlar

[36] Nankor kafirler, yapmıs olduklarıyla odullendirildiler mi

İnşikâk

Surah 84

[1] Gok yarılıp parcalandıgı

[2] Ve Rabbini dinleyip de hakkın belirisine arac kılındıgı zaman

[3] Ve yer uzatıldıgı

[4] Ve icindekini atıp bosaldıgı

[5] Ve Rabbini dinleyip de hakkın belirisine arac kılındıgı zaman

[6] Ey insan, sen Rabbine varmak icin cok didinecek, sonunda O´na kavusacaksın

[7] O zaman kitabı sagdan verilen

[8] Kolay bir hesapla hesaba cekilecek

[9] Ve sevincli olarak ailesine donecektir

[10] Kitabı arka tarafından verilen

[11] Bir olum cagıracak

[12] Ve korkunc atese girecektir

[13] O, ailesi icinde sevincli idi

[14] Daha duskun bir konuma asla gecmeyecegini sanmıstı

[15] Hayır! Rabbi onu iyice gormekteydi

[16] Is, sandıkları gibi degil! Yemin ederim aksamın kızıllıgına

[17] Geceye ve derledigine

[18] Toparlandıgı zaman Ay´a

[19] Ki siz boyuttan boyuta/halden hale mutlaka gececeksiniz

[20] Peki onlara ne oluyor da iman etmiyorlar

[21] Karsılarında Kur´an okundugu zaman secde etmiyorlar

[22] Tam aksine, o kufre sapanlar yalanlıyorlar

[23] Allah, iclerinde sakladıklarını cok iyi biliyor

[24] O halde, onlara acıklı bir azap mustula

[25] Iman edip hayra ve barısa yonelik isler yapanlar mustesnadır. Onlar icin kesintisiz bir odul vardır

Bürûc

Surah 85

[1] Yemin olsun o burclarla dolu goge

[2] O vaat olunan gune

[3] Tanıklık edene, tanıklık edilene/seyredene, seyredilene

[4] Ki gebertildi o hendekci grup/o kamcıları hendek gibi iz bırakan herifler

[5] O tutusturulan atesin adamları

[6] Onlar onun basında oturmuslardı

[7] Ve hepsi, muminlere yaptıklarını seyrediyorlardı

[8] Onlardan sadece, Aziz ve Hamid Allah´a iman ettikleri icin oc alıyorlardı

[9] O Allah ki, goklerin ve yerin mulku kendisinindir. Allah her seye tanıktır

[10] Su bir gercek ki, inanan erkeklerle inanan kadınlara iskence edip sonra da tovbe etmemis olanlar icin, cehennem azabı vardır. Onlar icin yangın azabı da vardır

[11] Iman edip hayra ve barısa yonelik isler yapanlara gelince onlar icin, altlarından ırmaklar akan cennetler vardır. Buyuk basarı iste budur

[12] Hic kuskusuz, Rabbinin yakalayısı/carpısı cok siddetlidir

[13] Ilk yaratan da O´dur, tekrar yaratan da O´dur

[14] Gafur O´dur, Vedud O

[15] Arsın sahibidir; Mecid´dir, sanı yuce olandır

[16] Istedigini hemen yapandır

[17] Geldi mi sana orduların haberi

[18] Yani Firavun ve Semud´un

[19] Gercek su ki, inkar edenler bir yalanlama icindedirler

[20] Allah ise onları arkalarından kusatmıs bulunuyor

[21] Is onların iddialarının aksinedir! O, cok yuce bir Kur´an´dır

[22] Korunmus bir levhada/Levh-i Mahfuz´dadır

Târık

Surah 86

[1] Yemin olsun goge ve Tarık´a; o, gece gelene/o, tokmak gibi vurana/o, cıkıverip de yurek hoplatana

[2] Nereden bileceksin sen nedir Tarık

[3] Parlayan, ısıgıyla karanlıgı delen yıldızdır o

[4] Hicbir benlik yoktur ki, uzerinde bir koruyucu/bir gozetleyici bulunmasın

[5] Insan, neden yaratılmıs olduguna bir baksın

[6] Fırlayan bir suyun bir parcacagından yaratıldı o

[7] Bel ile kaburgalar arasından cıkar o su

[8] O Allah, o insanı tekrar hayata dondurmeye elbette kadirdir

[9] Sırların/gizlilerin yoklanıp ortaya cıkarılacagı gun

[10] Artık onun icin ne bir kuvvet vardır ne de bir yardımcı

[11] Yemin olsun o, donusle/dondurumle dolu goge

[12] Catlayıslarla/yarılıslarla dolu yere de yemin olsun

[13] Ki o, tam bir bicimde ayırt eden bir sozdur

[14] Saka degildir o

[15] Onlar ha bire tuzak kuruyorlar/oyun ceviriyorlar

[16] Ben de tuzak kuruyorum

[17] O halde, o kufre batmıslara muhlet ver, sure tanı onlara birazcık

A'lâ

Surah 87

[1] Rabbinin o Al´a,o yuce adını tespih et

[2] O ki yarattı, duzene koydu

[3] O ki miktarını, seklini belirledi, yolunu cizip aydınlattı

[4] O ki otlagı cıkardı

[5] Sonra da onu sellerin surukledigi morarmıs bir atık haline getirdi

[6] Seni/sana okutacagız da artık unutmayacaksın

[7] Allah´ın diledigi mustesna. O, acıklananı da gizleneni de bilir

[8] Sana, en kolay olanı kolaylastıracagız

[9] Eger hatırlatmak yarar saglarsa hatırlat/ogut ver

[10] Icine urperti dusen, ogut alacaktır

[11] Ici kararmıs bedbaht ise ondan kacınacaktır

[12] En buyuk atese girer o

[13] Sonra orada ne olur ne de hayat bulur

[14] Benligini arındıran/zekat veren, kurtulusa gercekten ermistir

[15] Rabbinin adını anmıs, namaz kılmıstır/dua etmistir o

[16] Dogrusu su ki, siz su igreti hayatı yegliyorsunuz

[17] Oysaki sonraki hayat daha mutlu, daha kalıcıdır

[18] Hic kuskusuz, bu Kur´an, ilk sayfalarda da elbette vardır

[19] Ibrahim´in ve Musa´nın sayfalarında

Ğâşiye

Surah 88

[1] Geldi mi sana Gasiye´nin/her seyi her yandan sarıp kaplayacak olanın haberi

[2] Yuzler vardır o gun zilletle one egilmistir

[3] Calısmıs, bosa yorulmustur

[4] Kızısmıs bir atese dalarlar

[5] Atesimsi bir kaynaktan sulanırlar

[6] Yırtıcı bir dikenden baska yemek yoktur onlar icin

[7] Ne semirtir ne aclıktan kurtarır

[8] Yuzler de vardır o gun, nimetlerle mutlu

[9] Emek ve gayreti yuzunden hosnuttur

[10] Yuksek bir bahcededir

[11] Hicbir bos soz isitmez orada

[12] Akıp duran bir pınar vardır orada

[13] Yuksek sedirler vardır orada

[14] Hizmete sunulmus kadehler

[15] Sıra sıra dizilmis yastıklar

[16] Serilmis secme dosekler

[17] Bakmıyorlar mı o deveye, nasıl yaratıldı

[18] Ve goge ki, nasıl yukseltildi

[19] Ve daglara ki, nasıl dikildi

[20] Ve yere, nasıl yayılıp dosendi

[21] Artık uyar/dusundur! Cunku sen bir uyarıcı/dusundurucusun

[22] Uzerlerine musallat bir despot degilsin

[23] Tersine giden, nankorluk eden baska

[24] Allah, boylesine en buyuk azapla azap edecektir

[25] Hic kuskusuz, onların donusleri bizedir

[26] Bunun ardından, hesapları da bizim elimizde olacaktır

Fecr

Surah 89

[1] Yemin olsun tan yerinin agarma vaktine

[2] On geceye

[3] Cifte ve teke

[4] Yola koyuldugu zaman geceye

[5] Nasıl, bunlarda akıl sahibi icin bir yemin var mı

[6] Gormedin mi ne yaptı Rabbin Ad kavmine

[7] Sutunlarla dolu Irem´e

[8] Ki beldeler icinde onun benzeri yaratılmamıstı

[9] Ve ne yaptı vadide kayaları oyan Semud kavmine

[10] Ve kazıklar sahibi Firavun´a

[11] Bunlar, ulkelerde azıp zulmetmislerdi

[12] Ve oralarda bozgunu cogaltmıslardı

[13] Bu yuzden Rabbin, uzerlerine azap kamcısını yagdırıverdi

[14] Cunku Rabbin tam gozetleme yerindedir/tam bir bicimde gozetlemektedir

[15] Insan boyledir; Rabbi kendisini deneyip de ona comert davranır, nimet yagdırırsa: "Rabbim bana ikramda bulundu!" der

[16] Ama Rabbi onu sıkıntıya ugratıp rızkını olcuye baglarsa: "Rabbim bana ihanet etti!" der

[17] Dogrusu su ki, siz yetime ikramda bulunmuyorsunuz

[18] Yoksulun doyurulmasını tesvik etmiyorsunuz

[19] Mirası derleyip toplayıp yiyorsunuz

[20] Malı, devsirip depolatacak bir sevgiyle seviyorsunuz

[21] Is boyle gitmeyecektir! Yer birbirine carpılıp dumduz hale getirildiginde

[22] Rabbin gelip melekler saf saf dizildiginde

[23] O gun cehennem de getirilir. Iste o gun dusunup anlar insan. Ama dusunup hatırlamanın ona ne yararı var

[24] Der ki: "Keske su hayatım icin onden bir seyler gonderseydim

[25] O gun hic kimse O´nun azabı gibi azap edemez

[26] Ve hic kimse O´nun vurdugu bag gibi bag vuramaz

[27] Ey sukuna kavusmus benlik

[28] Don Rabbine, razı etmis ve razı edilmis olarak

[29] Gir kullarımın arasına

[30] Gir cennetime

Beled

Surah 90

[1] Yemin ederim bu kente ki, is onların sandıgı gibi degildir

[2] Sen bu kente mahremsin/bu kente gireceksin

[3] Ve dogurana ve dogurduguna da yemin olsun ki

[4] Biz insanı gercekten bir sıkıntı ve zorluk icinde yarattık

[5] O sanıyor mu ki, hic kimse ona asla guc yetiremeyecektir

[6] Yıgınlarla mal telef ettim!" diyor

[7] Hic kimsenin kendisini gormedigini mi sanıyor

[8] Biz ona vermedik mi iki goz

[9] Bir dil, iki dudak

[10] Kılavuzladık onu iki tepeye

[11] Akabeye, sarp yokusa atılamadı o

[12] Sarp yokusun ne oldugunu sana bildiren nedir

[13] Ozgurlugu zincirlenenin bagını cozmektir o

[14] Yahut da aclık ve perisanlık gununde doyurmaktır o

[15] Yakındaki bir yetimi

[16] Yahut ezilmis-boynu bukuk bir yoksulu

[17] Sonra da iman eden ve birbirlerine sabrı oneren, merhameti oneren kisilerden olmaktır o

[18] Iste boyleleridir ugur ve bereket dostları

[19] Bizim ayetlerimizi tanımayanlara gelince bunlar; somluk, ugursuzluk yaranıdır

[20] Bunların uzerine, kilitlenecek bir ates gelecektir

Şems

Surah 91

[1] Yemin olsun Gunes´e ve ısıgının parladıgı kusluk vaktine

[2] Onu izlediginde Ay´a

[3] Onu iyice actıgı vakit gunduze

[4] Ve onu sarıp sarmaladıgı zaman geceye

[5] Goge ve onu kurana

[6] Yere ve onu doseyene

[7] Nefse ve onu duzgun bir bicimde sekillendirene

[8] Ardından da ona bozuklugunu ve takvasını ilham edene ki

[9] Benligi temizleyip arındıran, gercekten kurtulmustur

[10] Onu kirletip ortense kayba ugramıstır

[11] Semud kavmi, azgınlıgı yuzunden yalanladı

[12] En haydutları ortaya fırladıgı zaman

[13] Allah´ın elcisi onlara soyle demisti: "Allah´ın devesini ve onun su icme hakkını koruyun

[14] Fakat elciye inanmadılar da deveyi devirip bogazladılar. Bunun uzerine, Rableri onların gunahlarını kendi baslarına gecirdi de o yurdu dumduz etti

[15] Allah, isin sonundan korkacak degil ya

Leyl

Surah 92

[1] Yemin olsun buruyup orttugu zaman geceye

[2] Ve parıldadıgı zaman gunduze

[3] Yemin olsun erkegi de disiyi de yaratana

[4] Ki sizin emek ve gayretiniz mutlaka dagınık ve parca parcadır

[5] Kim verir ve sakınırsa

[6] Ve guzeli dogrularsa

[7] Biz ona, en kolay olanı kolaylayacagız

[8] Ama kim cimrilige sapar ve kendisini tum ihtiyacların ustunde gorur

[9] Ve guzelligi yalanlarsa

[10] Biz onu, en zor olana sevk edecegiz

[11] Asagı yuvarlandıgında malı onu kurtarmayacaktır

[12] Yemin olsun, dogruya ve guzele kılavuzlamak sadece bizim isimizdir

[13] Sonrası da oncesi de sadece bizimdir

[14] Ben sizi, kopurerek yanan bir atese karsı uyardım

[15] Siddete cok duskun bedbahttan baskası girmez ona

[16] Yalanlamıs, sırtını donmustu o

[17] Iyice sakınan da ondan uzak tutulur

[18] O ki, temizlenip arınsın diye malını verir

[19] Onun katında hic kimsenin, karsılıgı verilecek bir nimeti yoktur/hic kimsenin ona, karsılık olarak verilecek bir nimeti yoktur

[20] Yuceler yucesi Rabbinin yuzunu ozleyip istemek icin veren haric

[21] Yakında mutlaka hosnut olacaktır

Duhâ

Surah 93

[1] Yemin olsun kusluk vaktine

[2] Gelip oturdugu vakit geceye ki

[3] Rabbin seni terk etmedi, sana darılmadı da

[4] Sonrası/ahiret/gelecek senin icin oncesinden/dunyadan/gecmisten elbette ki daha mutlu-kutlu olacaktır

[5] Rabbin sana verecek de sen hosnut olacaksın

[6] O seni bir yetim olarak bulup da barınaga kavusturmadı mı

[7] Seni sasırmıs olarak bulup da kılavuzlugunu ustlenmedi mi

[8] Seni aile gecindirme zorlugu icinde bulup da zengin etmedi mi

[9] O halde, yetimi orseleme

[10] Yoksulu/bir sey isteyeni azarlama

[11] Ve Rabbinin nimetini soz ve fiillerinle dile getir

İnşirâh

Surah 94

[1] Acıp genisletmedik mi senin gogsunu

[2] Indirmedik mi uzerinden agır yukunu

[3] Ki o, belini catırdatmıstı senin

[4] Ve yuceltmedik mi senin sanını

[5] Demek ki, zorlugun yanında bir kolaylık mutlaka var

[6] Zorlugun yanında bir kolaylık muhakkak var

[7] O halde,bir is ve olustan bosalır bosalmaz yeni bir ise koyulup yorul

[8] Ve yalnız Rabbine yonelip dogrul

Tîn

Surah 95

[1] Yemin olsun incire, zeytine

[2] Tur-i Sina´ya

[3] Ve su guvenli kente ki

[4] Biz insanı, gercekten en guzel bir bicimde yarattık

[5] Sonra da onu dusuklerin en dusugune/asagıların en asagısına cevirip attık

[6] Iman edip hayra ve barısa yonelik is uretenler mustesna. Bunlar icin kesintisiz bir odul vardır

[7] Boyle iken dini sana ne yalanlatır

[8] Allah, yargıcların en guzel hukum vereni degil mi

Alak

Surah 96

[1] Yaratan Rabbinin adıyla oku/cagır

[2] Insanı, embriyodan/ilisip yapısan bir sudan/sevgi ve ilgiden/husumetten yarattı

[3] Oku! Rabbin Ekrem´dir/en buyuk comertligin sahibidir

[4] O´dur kalemle ogreten

[5] Insana bilmedigini ogretti

[6] Is, sanıldıgı gibi degil! Insan gercekten azar

[7] Kendisini her turlu ihtiyacın ustunde gormustur

[8] Oysaki, donus yalnız Rabbinedir

[9] Gordun mu o yasaklayanı

[10] Bir kulu namaz kılarken/dua ederken

[11] Gordun mu! Ya o iyilik ve dogruluk uzere ise

[12] Ya o, takvayı emrediyorsa

[13] Gordun mu! Ya su yalanlamıs, sırt donmusse

[14] Bilmedi mi ki Allah gercekten gorur

[15] Is, sandıgı gibi degil! Eger vazgecmezse yemin olsun, o alnı mutlaka tutup surtecegiz

[16] O yalancı, o gunahkar alnı

[17] Hadi cagırsın dernegini/kurultayını

[18] Biz de cagıracagız zebanileri

[19] Sakın, sakın! Ona boyun egme; secde et ve yaklas

Kadir

Surah 97

[1] Biz onu Kadir Gecesi´nde indirdik

[2] Kadir Gecesi´nin niteligini sana gosteren nedir

[3] Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlıdır

[4] Melekler ve Ruh, Rablerinin izniyle o gecede her is icin iner de iner

[5] Bir esenlik ve huzur vardır; surup gider o, tan yeri agarıncaya kadar

Beyyine

Surah 98

[1] Ehlikitap´tan kufre sapanlarla musrikler, kendilerine beyyine/acık kanıt gelinceye kadar cozulup ayrılacak degillerdi

[2] Allah tarafından gonderilen, tertemiz sayfalar okuyan bir resul gelinceye dek

[3] O sayfalar icindedir dosdogru-eskimez kitaplar

[4] Kitap verilmis olanlar, kendilerine beyyine/acık delil geldikten sonradır ki parcalanıp bolunduler

[5] Oysaki onlara, dini yalnız O´na ozguleyerek, dosdogru yuruyen kisiler halinde sadece Allah´a ibadet etmeleri, namazı/duayı yerine getirmeleri, zekatı vermeleri emredilmisti. Iste budur dogru, eskimez ve asınmaz din

[6] Ehlikitap´ın kufre sapanlarıyla musrikler, icinde surekli kalıcılar olarak cehennem atesindedirler. Iste onlardır yaratılmısların en serlisi

[7] Iman edip hayra ve barısa yonelik fiiller sergileyenlere gelince, iste onlardır yaratılmısların en hayırlısı

[8] Onların, Rableri katındaki odulleri, altlarından ırmaklar akan Adn cennetleri/temiz-bereketli bahcelerdir. Surekli kalacaklardır orada. Allah onlardan razı olmustur, onlar da O´ndan razı olmuslardır. Iste bu, ici urpererek Rabbine saygı duyan kisi icindir

Zilzâl

Surah 99

[1] Yerkure, o sarsıntıyla sarsıldıgı zaman

[2] Ve toprak, agırlıklarını cıkardıgı zaman

[3] Ve insan: "Ne oluyor buna?" dedigi zaman

[4] Iste o gun yerkure, tum haberlerini soyler/anlatır

[5] Cunku Rabbin ona vahyetmistir

[6] O gun insanlar, yapıp ettikleri kendilerine gosterilsin diye kumeler halinde ortaya fırlayacaklardır

[7] Artık, kim bir zerre miktarı hayır uretmisse onu gorur

[8] Ve kim bir zerre miktarı ser uretmisse onu gorur

Âdiyât

Surah 100

[1] Yemin olsun soluyuslarıyla ses cıkararak kosanlara/nefes nefese saldıranlara

[2] Cakıp cakıp ates cıkaranlara

[3] Sabahleyin akın edenlere/baskın yapıp toprak fethedenlere

[4] Derken, onunla toz duman cıkaranlara

[5] Derken, onunla bir toplulugun ortasına dalanlara ki

[6] Insan, Rabbine karsı gercekten cok nankordur

[7] Ve kendisi de buna iyiden iyiye tanıktır

[8] O, mal ve servet arzusu yuzunden alabildigine katıdır

[9] Bilmez mi ki o, kabirler icindekiler dısarı fırlatıldıgında

[10] Goguslerin icindekiler derlenip toplandıgında

[11] Hic kuskusuz, o gun, Rableri onlardan iyice haberdar olacaktır

Kâria

Surah 101

[1] O Kaaria, o siddetli ses cıkararak carpan

[2] Nedir Kaaria

[3] Kaaria´nın ne oldugunu sana bildiren nedir

[4] O gun insanlar, cırpınarak yayılmıs pervaneler gibi olurlar

[5] Daglar, didilmis renkli yun gibi olur

[6] Iste o gun, tartıları agır basan kisi

[7] Evet o kisi, hosnutluk verici bir yasayıs icindedir

[8] Tartıları hafif cekeninse

[9] Anası, Haviye´dir

[10] Onun ne oldugunu sana bildiren nedir

[11] Kızısmıs bir atestir o

Tekâsür

Surah 102

[1] Aldatıp oyaladı o cokluk yarısı sizleri

[2] Oyle ki, ziyaret edip saydınız kabirleri

[3] Ama is oyle degil; yakında bileceksiniz

[4] Hayır, hayır! Is oyle degil! Yakında bileceksiniz

[5] Is, sizin bildiginiz gibi degil! Ne olurdu, sasmaz ve aldatmaz bir bilgiyle bilseydiniz

[6] Yemin olsun, o cehennemi mutlaka goreceksiniz

[7] Yine yemin olsun, onu gozunuzle apacık goreceksiniz

[8] Sonra o gun, nimetten kesinlikle sorguya cekileceksiniz

Asr

Surah 103

[1] Yemin olsun zamana/caga/gunduzun iki ucuna/sabah namazına/ikindi vaktine/Asrısaadet´e ki

[2] Insan, gercekten tam bir husran icindedir

[3] Inanıp hayra ve barısa yonelik isler yapanlar, birbirlerine hakkı onerenler, birbirlerine sabrı onerenler mustesnadır

Hümeze

Surah 104

[1] Yazıklar olsun arkadan cekistirenlerin, kas goz isareti yapıp alay edenlerin tumune

[2] O ki, mal biriktirdi, onu saydı da saydı

[3] Sanır ki, malı sonsuzlastıracaktır kendisini

[4] Hayır, is, sandıgı gibi degil! Yemin olsun ki fırlatılıp atılacaktır o kırıp gecirene, yalayıp yutana/Hutame´ye

[5] Hutame´nin ne oldugunu sana ogreten nedir

[6] Allah´ın, tutusturulmus atesidir o

[7] Ki tırmanıp isler yureklere

[8] O, onların uzerine kilitlenecektir

[9] Uzatılmıs sutunlar arasında

Fîl

Surah 105

[1] Gormedin mi ne yaptı Rabbin fil yaranına

[2] Tuzaklarını bosa cıkarmadı mı onların

[3] Gonderdi uzerlerine suruler halinde kus

[4] Atıyorlardı onlara kurumus camurdan damgalı tas

[5] Nihayet, onları yenik ekin yapragına cevirdi

Kureyş

Surah 106

[1] Kureys´i alıstırıp ısındırdıgı icin

[2] Onları kıs ve yaz yolculuguna alıstırdıgı icin

[3] Bu evin Rabbine ibadet etsinler

[4] O ki, onları doyurup kurtardı aclıktan ve kendilerini guvene cıkardı korkudan

Mâûn

Surah 107

[1] Gordun mu o, dini yalan sayanı

[2] Iste odur yetimi itip kakan

[3] Yoksulu doyurmayı ozendirmez o

[4] Vay haline o namaz kılanların/dua edenlerin ki

[5] Namazlarından/dualarından gaflet icindedir onlar

[6] Riyaya sapandır onlar/gosteris yaparlar

[7] Ve onlar, kamu hakkına/yardıma/zekata/iyilige engel olurlar

Kevser

Surah 108

[1] Hic kuskusuz, biz verdik sana Kevser´i/iyilik, bereket, mutluluk, guzellik, soy ve aydınlıgın tukenmezini

[2] O halde, sen de Rabbin icin namaz kıl/dua et ve gogsunu gererek dimdik dur/sag elini sol elinin uzerine koyup kıyam et/namazı vakti girer girmez kıl/kavrayısını bilgi ile derinlestir/eti yenecek hayvan kes

[3] Kuskun olmasın ki, ebter/soyu kesik, seni kotuleyenin ta kendisidir

Kâfirûn

Surah 109

[1] De ki: "Ey nankor kafirler

[2] Kulluk etmem sizin kulluk ettiginize

[3] Siz de ibadet etmezsiniz benim ibadet ettigime

[4] Kul degilim sizin taptıgınıza

[5] Ve ibadet edenler degilsiniz benim ibadet ettigime

[6] Sizin dininiz size, benim dinim bana

Nasr

Surah 110

[1] Allah´ın yardımı ve fetih geldiginde

[2] Ve insanları kitleler halinde Allah´ın dinine girerken gordugunde

[3] Tespih et Rabbini O´na hamt ile! Ve O´ndan af dile! Cunku O, Tevvab´dır, gunahları affeder sınırsız bir sekilde

Tebbet

Surah 111

[1] Elleri kurusun Ebu Leheb´in; zaten kurudu ya

[2] Ne malı kurtardı onu ne de kazandıgı

[3] Alevli bir atese yaslanacaktır o

[4] Karısı da

[5] Odun hamalı olarak. Gerdanında bir ip olacaktır onun, en saglam fitillisinden

İhlâs

Surah 112

[1] De ki: O, Allah´tır; Ahad´dır, tektir

[2] Allah´tır; Samed´dir/tum ihtiyacların, niyetlerin, ovgulerin, yakarısların yoneldigi tek kuvvettir

[3] Ne dogurmustur O, ne dogurulmustur

[4] Hic kimse O´nun dengi ve benzeri olmamıstır, olamaz

Felak

Surah 113

[1] De ki: "Yarılan karanlıktan cıkan sabahın Rabbine/yarılıslardan fıskıran olusun Rabbine sıgınırım

[2] Yarattıklarının serrinden

[3] Coktugu zaman karanlıgın/gelip cattıgı zaman goz perdelenmesinin/tutuldugu zaman Ay´ın/battıgı zaman Gunes´in/tastıgı zaman sehvetin/soktugu zaman yılanın/umit kırdıgı zaman musibetin serrinden

[4] Dugumlere ufleyip tukuren ufurukculerin serrinden

[5] Kıskandıgı zaman hasetcinin serrinden

Nâs

Surah 114

[1] De ki: "Insanların Rabbine sıgınırım

[2] Insanların yoneticisine, yonlendiricisine

[3] Insanların ilahına

[4] Kıvrılıp kıvrılıp saklanan, sinip sinip gizlenen vesvesenin/o sinsi, o aldatıcı seytanın serrinden

[5] Insanların goguslerine kuskular, kuruntular sokar o

[6] Cinlerden de insanlardan da olur o