Turkish

    Translation: tur-elmallsadelesti-la

    Author: Elmal L Sadelestirilmis

    Fâtiha

    Surah 1

    [1] Rahman ve Rahim olan Allah´ın adıyla

    [2] Hamd o alemlerin Rabbi

    [3] O Rahman, Rahim

    [4] O din gununun maliki Allah´ın

    [5] Sade Sana ederiz kullugu, ibadeti; sade Senden dileriz yardımı, inayeti Yarab

    [6] Hidayet eyle bizi dogru yola

    [7] O kendilerine nimet verdigin mesutların yoluna! Ne o gazap olunanların ne de sapkınların

    Bakara

    Surah 2

    [1] Elif, Lam, Mim

    [2] Iste o Kitap, bunda suphe yok; korunacaklar icin hidayetin ta kendisi

    [3] Onlar ki, gayba iman edip namazı durust kılarlar, kendilerine rızık olarak verdigimiz seylerden infak ederler

    [4] Ve onlar ki, hem sana indirilene iman ederler, hem senden evvel indirilene. Ahirete kesin inancı da bunlar edinirler

    [5] Bunlar iste Rablerinden bir hidayet uzerindedir ve bunlar iste o murada eren kurtulmuslar

    [6] Kufre saplananlara gelince, onları uyarsan da uyarmasan da onlarca aynıdır. Iman etmezler

    [7] Allah, kalplerini ve kulaklarını muhurlemis; gozlerine de bir perde inmistir. Bunların hakkı pek buyuk bir azaptır

    [8] Insanların icinde kimi de vardır ki: «Allah´a ve ahiret gunune inandık» derler; halbuki iman etmis degillerdir

    [9] Allah´ı ve muminleri aldatmaya calısırlar. Halbuki sadece kendilerini aldatırlar da farkına varmazlar

    [10] Kalplerinde bir hastalık vardır. Allah hastalıklarını artırmıstır ve yalancılık ettikleri icin bunlara pek acı bir azap vardır

    [11] Onlara: «Yeryuzunde bozgunculuk yapmayın!» denildigi zaman: «Biz ancak duzelticileriz» derler

    [12] Ha! Dogrusu bunlar ortalıgı karıstıranlardır. Fakat suurları olmadıgından farkında degillerdir

    [13] Yine bunlara: «Insanların inandıkları gibi inanın.» dendigi zaman: «Biz de o budalaların inandıkları gibi mi inanalım?» derler. Dogrusu budala kendileridir, fakat bilmezler

    [14] Bir de iman edenlerle karsılastıklarında: «Biz de inandık» derler. Kendi seytanları ile basbasa kaldıklarında: «Emin olun biz sizinle beraberiz, biz ancak alay ediyoruz.» derler

    [15] Asıl Allah onlarla alay ediyor ve taskınlıkları icinde bocalarlarken kendilerini surukleyip goturuyor

    [16] Iste bunlar oyle kimselerdir ki hidayet karsılıgında sapıklıgı satın almıslardır da ticaretleri kar etmemistir. Kar yolunu tutmus da degillerdir

    [17] Bunların durumu, bir ates yakmak isteyen kimsenin durumuna benzer. Ates, cevresindekileri aydınlatınca Allah, nurlarını gideriverip kendilerini karanlıklar icinde bırakır. Artık bunlar gormezler

    [18] Sagırdırlar, dilsizdirler, kordurler. Artık bunlar, donmezler

    [19] Yahut bunların durumu karanlıklar, gurleme ve simsekler icinde gokten bosanan bir yagmura tutulmus kimsenin durumu gibidir. Olum korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkıyorlar. Allah kafirleri kusatmıstır

    [20] Simsek neredeyse gozlerini kapıverecek; onlerini aydınlatınca ısıgında yuruyorlar, karanlıklar uzerlerine cokunce de dikilip kalıyorlar. Allah dileseydi isitme ve gormelerini alıverirdi. Suphe yok ki, Allah her seye gucu yetendir

    [21] Ey insanlar, sizi ve sizden oncekileri yaratmıs olan Rabbinize kulluk ve ibadet ediniz ki, gercek korunanlardan olasınız

    [22] O, oyle bir lutufkardır ki, sizin icin yeri bir dosek, gogu bir bina yaptı ve sizin icin gokten bir su indirdi de onunla cesitli mahsullerden size bir rızık cıkardı. Siz de artık bile bile tutup da Allah´a ortaklar kosmayın

    [23] Eger kulumuza parca parca indirdigimiz Kur´an´dan suphe ediyorsanız, haydi onun gibisinden bir sure meydana getirin ve Allah´tan baska guvendiklerinizin hepsini cagırın, eger iddianızda dogru iseniz

    [24] Fakat yapamazsanız -ki hic bir zaman yapamayacaksınız- o halde kafirler icin hazırlanan -cırası insanlarla taslar olan- o atesten sakının

    [25] Iman edip iyi amel isleyenleri mujdele! Kendileri icin altlarından ırmaklar akan cennetler var. Onlara her hangi bir meyveden bir rızık yedirilince onlar, her defasında: «Bu bizim onceden yedigimiz seydir.» diyecekler; oysa ona benzer olarak sunulacaklar. Kendileri icin orada tertemiz zevceler de var. Onlar orada ebedi kalacaklar

    [26] Allah bir sivrisinegi, hatta ustundekini ornek vermekten sıkılmaz. Iman edenler bunun Rablerinden bir gercek oldugunu bilirler. Kafirler ise: «Allah boyle bir ornek ile ne demek istemis?» derler. Evet! Allah onunla bir cogunu da sasırtır, yine onunla bir cogunu yola getirir. Onunla ancak fasıkları sasırtır

    [27] ki Allah´a kesin soz verdikten sonra bozarlar, Allah´ın riayet edilmesini emrettigi iliskileri keser ve yeryuzunde bozgunculuk yaparlar. Iste onlar, hep o husrana dusenlerdir

    [28] Allah´a nasıl kufrediyorsunuz ki, olu iken sizleri diriltti. Sonra sizleri yine oldurecek, sonra sizleri yine diriltecek, sonra da dondurulup O´na goturuleceksiniz

    [29] O oyle bir yaratıcıdır ki, yerde ne varsa hepsini sizin icin yarattı; sonra iradesini goge yoneltip onları yedi gok olarak duzenledi. O, her seyi pek iyi bilendir

    [30] Dusun ki, Rabbin meleklere: «Muhakkak Ben, yeryuzunde bir halife tayin edecegim.» dedigi vakit, «Biz seni tesbih ve takdis edip dururken orada fesat cıkaracak ve kanlar akıtacak bir yaratık mı yaratacaksın?» dediler. «Her halde Ben sizin bilmeyeceginiz seyleri bilirim!» buyurdu

    [31] Ve Adem´e butun isimleri ogretti. Sonra o isimlerin delalet ettigi seyleri meleklere gosterip: «Haydi davanızda dogru iseniz, Bana sunları isimleriyle haber verin!» buyurdu

    [32] Melekler: «Seni butun eksikliklerden tenzih ederiz Ya Rab! Bizim icin, senin bize bildirdiginden baska bilgi mumkun degildir. O her seyi bilen hukum sahibi sadece Sensin Sen!» dediler

    [33] Ey Adem, bunlara onları isimleriyle haber ver! buyurdu. Bu emir uzerine Adem, onlara isimleriyle bunları haber verince buyurdu ki: «Size demedim mi Ben her halde goklerin ve yerin sırrını bilirim! Ve sizin acıkladıgınız ve gizlediginiz seyleri de biliyorum!»

    [34] Ve o vakit meleklere: «Adem icin secde edin!» dedik, derhal secde ettiler. Ancak Iblis dayattı, kibrine yediremedi, zaten o kafirlerden idi

    [35] Ve dedik ki: «Ey Adem, sen ve esin cennete yerlesin, ikiniz de orada dilediginiz yerde bol bol yiyin, ancak su agaca yaklasmayın ki, haddini asan zalimlerden olmayasınız.»

    [36] Bunun uzerine seytan onları oradan kaydırdı, ikisini de bulundukları o bolluk icindeki yerden cıkardı. Biz de: «Haydi kiminiz kiminize dusman olarak inin ve yerde bir zamana kadar kalıp nasibinizi alacaksınız.» dedik

    [37] Bu ara Adem Rabbinden bir takım kelimeler belleyip O´na yalvardı. O da tevbesini kabul buyurup ona yine baktı. Gercekten tevbeyi cok kabul eden ve cok merhamet eden ancak O´dur

    [38] Dedik ki: «Hepiniz oradan inin!» Sonra Benden size ne zaman bir yol gosterici gelir de kim o yol gostericinin izince giderse, onlara bir korku yoktur ve onlar mahzun da olmayacaklardır

    [39] Kufre sapanlar ve ayetlerimize yalan diyenler ise, iste bunlar atesin arkadaslarıdır, onlar orada ebedi kalacaklardır

    [40] Ey israilogulları, size lutfettigim nimetimi hatırlayın, Bana verdiginiz sozu yerine getirin ki Ben de size olan ahdimi yerine getireyim ve artık Benden korkun Benden

    [41] Ve beraberinizdekini tasdik edici olarak indirdigim Kur´an´a iman edin, O´na inanmayanların ilki siz olmayın, ayetlerimi de bir kac paraya degistirmeyin ve Benden sakının artık Benden

    [42] Hakkı batıla karıstırıp da bile bile hakkı gizlemeyin

    [43] Namazı dosdogru kılın, zekatı verin ve ruku edenlerle birlikte siz de ruku edin

    [44] Kitab (Tevrat)´ı okudugunuz halde insanlara iyiligi emreder de kendinizi unutur musunuz? Artık akıllanmayacak mısınız

    [45] Bir de sabır ve namazla yardım isteyin. gerci bu agır gelir; ancak saygılı kimselere degil

    [46] Onlar ki, kendilerinin gercekten Rablerine kavusacaklarına ve ancak O´na doneceklerine inanırlar

    [47] Ey Israilogulları, size ihsan ettigim nimetimi ve vaktiyle sizi diger varlıklara ustun yaptıgımı hatırlayın

    [48] Ve kimsenin kimseden bir sey odeyemeyecegi, kimseden sefaatin kabul olunmayacagı, kimseden fidyenin alınmayacagı ve kimsenin kurtarılamayacagı bir gunden sakının

    [49] Hem hatırlayın ki, bir zaman sizi Firavun´un ailesinden kurtardık. Size azabın en kotusunu reva goruyor, ogullarınızı bogazlıyor ve kızlarınızı sag bırakıyorlardı. Ve bunda size Rabbiniz tarafından buyuk bir imtihan vardı

    [50] Ve bir vakit sizin icin denizi yardık, sizi kurtardık da Firavun´un adamlarını boguverdik, sizler de bakıp duruyordunuz

    [51] Ve bir vakit Musa´ya kırk gece (Tur´da kalmak ve sonra kendisine Tevrat verilmek uzere) sozlestik. Sonra siz, onun arkasından kendinize zulmederek buzagıya taptınız

    [52] Sonra bunun arkasından da sizi bagısladık, artık sukretmeniz gerekiyordu

    [53] Ve bir vakit Musa´ya o Kitab´ı ve Furkan´ı verdik, gerekirdi ki, dogru yolda gidesiniz

    [54] Ve bir vakit Musa, kavmine dedi ki: «Ey kavmim, cidden siz o buzagıya tapmakla kendinize zulmettiniz. Gelin yaratanınıza donun, tevbe edin de nefislerinizi oldurun. Boyle yapmanız yaratanınız yanında sizin icin hayırlıdır.» Boylece tevbenizi kabul buyurdu. Gercekten O, tevbeleri cok kabul eden, devamlı merhamet edendir

    [55] Ve bir vakit: «Ey Musa, biz Allah´ı acıkca gormedikce, senin sozune kesinlikle inanmayacagız.» dediniz. Bunun uzerine sizi o yıldırım yakalayıverdi; siz de bakakalmıstınız

    [56] Sonra sukredesiniz diye sizi olumunuzden sonra yine dirilttik

    [57] Ve ustunuze o bulutu golgelik yaptık ve size verdigimiz guzel rızıklardan yiyin diye uzerinize hem kudret helvası, hem de bıldırcın indirdik. Bize zulmetmediler, belki kendilerine ediyorlardı

    [58] Ve bir vakit: «Su sehre girin de nimetlerinden dilediginiz sekilde bol bol yiyin ve secde ederek kapıdan girin «gunahlarımızı bagısla» deyin ki, size gunahlarınızı magfiret ediverelim, iyilik edenlere ise (nimetlerimizi) daha artıracagız» dedik

    [59] Derken o zulmedenler sozu degistirdiler, kendilerine soylendiginden baska bir sekle koydular. Biz de o zalimlere kotuluk yaptıkları icin gokten pis bir azap indirdik

    [60] Ve bir vakit Musa, kavmi icin su dileginde bulunmustu, Biz de: «Asan ile tasa vur!» demistik. Bunun uzerine ondan on iki pınar fıskırdı. Her kısım insanlar kendi su alacagı kaynagı bildi. Allah´ın rızkından yiyin, icin de bozgunculuk yaparak yeryuzunu fesada vermeyin

    [61] Ve bir vakit: «Ey Musa, biz tek cesit yemege asla katlanamayacagız, artık bizim icin rabbine dua et, bize yerin yetistirdigi seylerden; sebzesinden, kabagından, sarımsagından, mercimeginden, soganından cıkarsın.» dediniz. (O da): «O ustun olanı daha asagı olanla degismek mi istiyorsunuz? Bir kasabaya inin, o vakit size istediginiz olacaktır.» dedi. Uzerlerine de zillet ve meskenet damgası basıldı ve sonunda Allah´tan bir gazaba ugradılar. Evet oyle oldu, cunku Allah´ın ayetlerini inkar ediyorlar ve haksız olarak peygamberleri olduruyorlardı. Evet oyle oldu, cunku isyana daldılar ve asırı gidiyorlardı

    [62] Suphe yok ki, iman edenler, yahudiler, hıristiyanlar ve Sabiiler; bunlardan her kim Allah´a ve ahiret gunune gercekten iman eder ve iyi bir amel islerse, elbette bunların Rableri yanında mukafatları vardır. Bunlara bir korku yoktur ve bunlar mahzun da olmayacaklardır

    [63] Bir vakit de sizden soz almıstık ve Tur´u ustunuze kaldırıp demistik ki: «Verdigimiz Kitab´a sımsıkı sarılın ve icindekilerden gafil olmayın ki, gunahtan sakınmıs olasınız.»

    [64] Sonra onun arkasından yine yuz cevirdiniz. Eger uzerinizde Allah´ın lutuf ve rahmeti olmasaydı her halde zarara ugrayanlardan olurdunuz

    [65] Icinizden cumartesi istirahat gunu yasagını cigneyenleri elbette bilirsiniz. Biz onlara: «Sefil maymunlar olun!» dedik

    [66] Ve bu cezayı onundekilere ve sonrakilere bir ibret dersi ve korunacaklara da bir ogut ve nasihat yaptık

    [67] Bir vakit de Musa, kavmine demisti ki: «Allah size bir sıgır bogazlamanızı emrediyor.» Onlar da: «Ay! Bizimle eglenip alay mı ediyorsun?» dediler. O da: «O gibi cahillerden olmaktan Allah´a sıgınırım.» dedi

    [68] Onlar: «Bizim icin Rabbine dua et onun ne oldugunu bize acıklasın.» dediler. O da: «Rabbim soyle buyuruyor: «Bir sıgır ki ne yaslı, ne de genc, ikisi ortası bir dinc. Haydi emrolundugunuz isi yapın!» dedi

    [69] Onlar: «Bizim icin Rabbine dua et rengini bize acıklasın» dediler. O da: «Rabbim soyle buyuruyor: Rengi bakanlara surur veren sapsarı bir sıgır.» dedi

    [70] Onlar: «Bizim icin Rabbine dua et, onu bize iyice acıklasın; cunku o sıgır bize karısık geldi. Bununla beraber Allah dilerse elbette onu buluruz.» dediler

    [71] O da: «Rabbim soyle buyuruyor: O, ne kosulup topragı suren, ne de ekin sulayan, salma gezen ve hic alacası olmayan bir sıgırdır.» dedi. Onlar da: «Iste tam simdi gercegi ortaya koydun.» dediler. Bunun uzerine o sıgırı (bulup) bogazladılar. Neredeyse yapmayacaklardı

    [72] Ve o vakit birini oldurmustunuz de, katili hakkında birbirinizle atısmıs, ustunuzden atmıstınız. Halbuki Allah gizlemis oldugunuzu acıga cıkaracaktı

    [73] Onun icin dedik ki: «O sıgırın bir parcasıyla oldurulen kisiye vurun.» Iste boyle, Allah oluleri diriltir ve size ayetlerini gosterir, taki aklınızı basınıza alasınız

    [74] Sonra bunun arkasından kalpleriniz katılastı. Simdi onlar taslar gibi, hatta daha duygusuz; cunku tasların oylesi var ki icinden nehirler kaynıyor, oylesi var ki catlıyor da bagrından sular fıskırıyor ve oylesi de var ki Allah korkusundan yerlerde yuvarlanıyor. Sizlerin neler yaptıgından Allah gafil degildir

    [75] Simdi bunların size iman edeceklerini umit mi ediyorsunuz? Halbuki bunlardan bir zumre vardır ki, Allah´ın kelamını dinlerlerdi de akılları aldıktan sonra onu bile bile tahrif ederlerdi

    [76] Iman edenlere rasladıklarında: «Inandık» derler. Birbirleriyle basbasa kaldıklarında da: «Rabbinizin huzurunda aleyhinize delil olarak kullansınlar diye mi tutup Allah´ın size acıkladıgı hakikatı onlara soyluyorsunuz? Aklınız yok mu be!» derler

    [77] Peki bilmezler mi ki, onlar neyi sır olarak saklar ve neyi acıkca ilan ederlerse Allah hepsini bilir

    [78] Bunların bir de okuyup yazma bilmeyen kısmı vardır ki, kitabı, kitabeti bilmezler, ancak bir takım kuruntu yıgını hayaller kurar ve sadece zan ardında dolasırlar

    [79] Artık o kimselerin vay haline ki, kendi elleriyle kitap yazarlar da sonra biraz para almak icin: «Bu Allah tarafındandır.» derler. Artık vay o ellerinin yazdıkları yuzunden onlara! Vay o kazandıkları vebal yuzunden onlara

    [80] Bir de dediler ki: «Bize sayılı bir kac gunden baska asla ates dokunmaz.» Siz de: «Allah´tan bir teminat mı aldınız? Boyle ise Allah kesinlikle sozunden caymaz, yoksa Allah´a karsı bilemeyeceginiz seyleri mi soyluyorsunuz?»

    [81] Evet kim bir kotuluk yapmıs da gunahı kendisini her taraftan kusatmıs ise, iste oyleleri ates ehli ve orada suresiz kalacaklardır

    [82] Iman edip iyi ameller isleyenler, iste oyleleri de cennet ehli ve orada suresiz kalacaklardır

    [83] Ve bir vakit Israilogullarından soyle soz almıstık: «Allah´tan baskasına tapmayacaksınız, ana-babaya, yakınlıgı olanlara, oksuzlere ve bicarelere de iyilik yapacaksınız. Insanlara guzel soz soyleyin, namazı kılın, zekatı verin.» Sonra pek azınız mustesna olmak uzere sozunuzden dondunuz, hala da donuyorsunuz

    [84] Yine bir vakit kesin sozunuzu almıstık: «Birbirinizin kanlarını dokmeyeceksiniz, birbirinizi yurtlarınızdan cıkarmayacaksınız.» Sonra siz bunu ikrar da ettiniz ve ikrarınıza sahit de oldunuz

    [85] Sonra sizler yine soyle kimselersiniz ki kendi kendinizi olduruyorsunuz ve icinizden bir zumreyi yurtlarından cıkarıyorsunuz, aleyhlerinde gunah ve dusmanlıkla birlesip yardımlasıyorsunuz. Sayet size esir olarak gelirlerse fidyelesmeye kalkısıyorsunuz. Oysa cıkarılmaları size haram kılınmıstı. Yoksa siz kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkar mı ediyorsunuz? Su halde icinizde boyle yapanlar sonucta dunya hayatında rusvaylıktan baska ne kazanırlar? Kıyamet gunu de en siddetli azaba kakılırlar. Allah yaptıklarınızdan habersiz degildir

    [86] Bunlar, ahireti dunya hayatına satmıs kimselerdir. Onun icin bunlardan azap hafifletilmez ve kendilerine bir yardım da yapılmaz

    [87] Andolsun ki, Musa´ya o kitabı verdik, arkasından bir takım peygamberler de gonderdik. Hele Meryem oglu Isa´ya deliller verdik ve O´nu Cebrail ile de destekledik. Demek ki, size nefislerinizin hoslanmayacagı bir emirle bir peygamber geldikce her defasında kafa mı tutacaksınız? Kibrinize dokundugu icin kimine yalan diyecek, kimini de oldurecek misiniz

    [88] Bizim kalplerimiz kılıflıdır dediler. Oyle degil! Allah onları kafirlikleri sebebiyle lanetledi; onun icin cok az imana gelirler

    [89] Yanlarındakini (Tevrat´ı) tasdik etmek uzere onlara Allah tarafından bir kitap (Kur´an) gelince; onceden inkar edenlere karsı yardım isteyip dururlarken o tanıdıkları kendilerine gelince tuttular onu inkar ettiler. Artık Allah´ın laneti kafirlerin boynuna olsun

    [90] Ne kadar cirkindir o (karsılıgında) kendilerini sattıkları sey ki; Allah´ın kullarından diledigine kendi lutfundan vahiy indirmesini cekemeyerek, Allah ne indirdiyse hepsini inkar ettiler. Bu yuzden de gazap ustune gazaba ugradılar. Ve o kafirler icin asagılayan bir azap vardır

    [91] Onlara: «Allah ne indirdiyse iman edin!» denildigi zaman: «Biz kendimize indirilene iman ederiz.» derler de otekini inkar ederler. Oysa yanlarındakini (Tevrat´ı) dogrulayacak odur. De ki: «Madem inanıyordunuz ne diye Allah´ın peygamberlerini olduruyordunuz?»

    [92] Andolsun ki, Musa size apacık delillerle gelmisti de arkasından tuttunuz danaya taptınız. Siz iste o zalimlersiniz

    [93] Bir vakit: «Size verdigimiz Kitab´a sımsıkı sarılın ve O´nu dinleyin» diye Tur´u tepenize kaldırıp sizden soz aldık. «Duyduk, isyan ettik.» dediler ve inkarları yuzunden dana sevgisi iliklerine kadar isledi. De ki: «Eger sizler inanmıs kimseler iseniz inancınız size ne kotu seyler emrediyor

    [94] De ki: «Allah yanında ahiret evi (Cennet) baskalarının degil de sadece sizin ise, eger bu davanızda da dogru iseniz haydi olumu canınıza minnet bilin!»

    [95] Fakat ellerinden cıkan isleri yuzunden onu hic bir zaman temenni edemezler. Allah o zalimleri bilir

    [96] Onları, insanların hayata en duskunu hatta musriklerden bile daha duskunu bulacaksınız. Onlardan her biri, bin sene yasamayı arzu eder. Halbuki, omurlu olmak kendisini azaptan uzaklastıracak degildir. Allah, onların neler yaptıklarını goruyor

    [97] Soyle: «Her kim Cebrail´e dusman ise kendisinden oncekileri dogrulayan ve muminlere bir hidayet ve mujde olan Kur´an´ı senin kalbine Allah´ın izniyle o indirdi

    [98] Her kim Allah´a, Allah´ın meleklerine, Peygamberlerine, Cebrail´e ve Mikail´e dusman olursa, bilsin ki, Allah kafirlerin dusmanıdır

    [99] Andolsun ki, sana cok acık ayetler; Parlak mucizeler indirdik. Oyle ki iman sahasından uzaklasmıs fasıklardan baskası onları inkar etmez

    [100] O fasıklar, hem bunları tanımayacaklar, hem de ne zaman bir antlasma yapsalar her defasında mutlaka iclerinden bir zumre onu bozup atıverecek oyle mi? Hatta az bir zumre degil, onların cogu antlasma tanımaz imansızlardır

    [101] Onlara Allah tarafından yanlarındaki kitabı dogrulayıcı bir peygamber gelince, daha once kendilerine kitap verilenlerden bir kısmı, sanki gercegi bilmiyorlarmıs gibi Allah´ın kitabını arkalarına attılar

    [102] Tuttular Suleyman´ın mulkune dair seytanların uydurup izledikleri seylerin ardına dustuler. Oysa, Suleyman kafir olmadı, ama o seytanlar kafir oldular; Insanlara buyuculuk ve Babil´de Harut, Marut adında iki melege indirilen seyleri ogretiyorlardı. Halbuki o ikisi: «Biz ancak bir imtihan icin gonderildik, sakın sihir yapıp kafir olma!» demedikce bir kimseye buyu ogretmezlerdi. Iste bunlardan karı-koca arasını ayıran seyler ogreniyorlardı. Fakat Allah´ın izni olmadıkca bununla kimseye zarar veremezlerdi. Kendilerine zarar verecek ve faydası olmayacak bir sey ogreniyorlardı. Andolsun ki, onu her kim satın alırsa, onun ahirette bir nasibi olmadıgını da cok iyi biliyorlardı. Keske kendilerini ne kotu sey karsılıgında sattıklarını bilselerdi

    [103] Evet! Iman edip de (buyu gibi gunahlardan) sakınmıs olsalardı, elbette Allah tarafından verilecek bir mukafat cok hayırlı olacaktı; bunu bir bilselerdi

    [104] Ey iman edenler, «Raina =bizi gozet» demeyin, «Unzurna =bize bak» deyin ve duyun ki, kafirler icin pek elem veren bir azap vardır

    [105] Ne kitap ehlinden, ne de musriklerden olan kafirler size Rabbinizden bir hayır indirilmesini ister. Allah ise rahmetini diledigine bahseder ve Allah cok buyuk lutuf sahibidir

    [106] Biz bir ayetten her neyi yururlukten kaldırır veya unutturursak, daha hayırlısını yahut benzerini getiririz. Allah´ın her seye gucu yettigini bilmez misin

    [107] Bilmez misin ki, gercekten goklerin ve yerin mulku tamamen Allah´a aittir. Size de Allah´tan baska ne bir dost, ne de bir yardımcı vardır

    [108] Yoksa siz peygamberinizi, bundan once Musa´ya soruldugu gibi sorguya cekmek mi istiyorsunuz? Oysa her kim imanı inkarla degistirirse artık duz yolun ortasında sapıtmıs olur

    [109] Kitap ehlinden bir cogu arzu etmektedir ki, hak kendilerine gun gibi asikar olduktan sonra sırf nefsaniyetlerinden ve kıskanclıktan oturu, sizi iman ettikten sonra cevirip kafir etsinler. Simdilik siz, Allah emrini verinceye kadar af ve hosgoruyle davranın. Suphesiz ki, Allah her seye gucu yetendir

    [110] Namazı dogru kılın, zekatı verin, kendiniz icin her ne hayır yapıp gonderirseniz, Allah yanında onu bulursunuz. Her zaman Allah butun yaptıklarınızı goruyor

    [111] Bir de «yahudiler veya hıristiyanlardan baskası asla cennete giremeyecek.» Dediler. Bu onların kendi kuruntularıdır. De ki: «Eger dogru iseniz, haydi kesin delilinizi getirin!»

    [112] Hayır! Kim samimi olarak yuzunu Allah´a tertemiz teslim ederse, iste onun Rabbi katında mukafatı vardır. Onlara bir korku yoktur ve onlar mahzun da olmayacaklardır

    [113] Yahudiler: «hıristiyanların dayandıgı bir sey yoktur.» derken, hıristiyanlar da: «yahudilerin dayandıgı bir sey yoktur.» dediler. Oysa hepsi de Kitabı okuyorlar. Bilmeyenler de tıpkı onların dedikleri gibi diyorlar. Bu yuzden Allah ihtilaf ettikleri bu hususta kıyamet gunu aralarında hukmunu verecektir

    [114] Allah´ın mescitlerinde, Allah´ın isminin anılmasını engelleyen ve onların harap olmasına calısan kimselerden daha zalim kim olabilir? Bunların oralara korka korka girmekten baska careleri yoktur. Bunlara dunyada zillet, ahirette de buyuk bir azap vardır

    [115] Bununla beraber, dogu da Allah´ın batı da! Nerede yonelseniz, orada Allah´a durulacak yon vardır! Suphe yok ki Allah´ın rahmeti genistir ve O, her seyi bilendir

    [116] Hem o zalimler: «Allah ogul edindi.» dediler; Hasa O, bu gibi seylerden munezzehtir. Dogrusu goklerde ve yerde ne varsa hepsi O´nun emrine boyun egmektedir

    [117] O, goklerin ve yerin orneksiz yaratıcısıdır. Bir isi yapmayı isteyince ona yalnız «ol!» der, o da oluverir

    [118] Ilmi olmayanlar da: «Ne olur Allah bizimle konussa, yahut bize bir mucize gelse!» dediler. Bunlardan oncekiler de tıpkı bunların dedikleri gibi demislerdi. Kalpleri birbirine benzedi. Cidden gercekleri bilmek isteyen bir ummet icin biz mucizeleri acık bir sekilde gosterdik

    [119] Suphesiz ki, Biz seni hak (olan Kur´an) ile rahmetimizin mujdecisi ve azabımızın habercisi gonderdik. Sen o cehennemliklerden sorumlu da degilsin

    [120] Sen onların milletlerine tabi olmadıkca yahudiler de hıristiyanlar da senden asla hosnut olmazlar. De ki: «Her halde yol Allah yoludur.» Sanım hakkı icin sana vahiyle gelen bu kadar bilgiden sonra, faraza onların arzularına uyacak olsan, Allah´tan sana ne bir dost, ne de bir yardımcı bulunur

    [121] Kendilerine kitap verdigimiz liyakatlı kimseler onu, tilavetinin hakkını vererek okurlar. Iste onlar ona iman ederler. Kim de onu inkar ederse husrana ugrayanlar iste onlardır

    [122] Ey Israilogulları, sizlere ihsan ettigim nimetimi ve sizi bir zamanlar alemlere ustun kılmıs oldugumu hatırlayın

    [123] Ve oyle bir gunden korkun ki, kimse baska birinin yerine bir sey odeyemez, kimseden fidye kabul edilmez, ona sefaat fayda vermez ve hic bir taraftan yardım da gormezler

    [124] Sunu da hatırlayın ki, bir vakit Rabbi, Ibrahim´i bir takım kelimelerle imtihan etti. O, onları tamamlayınca Rabbi: «Ben seni butun insanlara onder yapacagım.» buyurdu. Ibrahim: «Rabbim zurriyetimden de yap» dedi. Rabbi ise: «Zalimler Benim ahdime nail olamaz.» buyurdu

    [125] Ve o vakit Kabe´yi insanlar icin donup varılacak sevap kazanma ve guvenilir bir yer kıldık. Siz de Ibrahim´in makamından kendinize bir namazgah edinin! Ve Ibrahim ile Ismail´e soyle emir verdik: «Beytimi, hem tavaf edenler icin, hem ibadete kapananlar icin, hem de ruku ve secdeye varanlar icin tertemiz bulundurun.»

    [126] Ve o vakit Ibrahim: «Ya Rab, burasını guvenilir bir yer kıl ve halkından Allah´a ve ahiret gunune inananları cesitli meyvelerle rızıklandır!» dedi. Allah da: «Inkar edenleri de rızıklandırır, kısa bir zaman icin hayattan nasip aldırırım. Sonra onları cehennem azabına girmek zorunda bırakırım ki, o ne yaman bir inkılaptır!» buyurdu

    [127] Ve o zaman ki, Ibrahim Beyt´in temellerini yukseltiyordu. Ismail ile birlikte soyle dua ettiler: «Ey Rabbimiz, bizden kabul buyur. Cunku daima isiten, daima bilen Sensin ancak Sen

    [128] Ey Rabbimiz, bizi yalnız senin icin boyun egen musluman kıl! Soyumuzdan yalnız senin icin boyun egen musluman bir ummet vucuda getir! Bizlere yapacagımız ibadetleri goster ve tevbe ettikce uzerimize rahmetinle bak! Tevbeleri cok kabul eden, cok merhamet eden Sensin ancak Sen

    [129] Ey Rabbimiz! Onlara iclerinden oyle bir peygamber gonder ki, uzerlerine ayetlerini okusun, kendilerine Kitab´ı ve hikmeti ogretsin, iclerini ve dıslarını tertemiz yapsın! Cunku guc ve kuvvet sahibi, tam hikmet sahibi Sensin ancak Sen!»

    [130] Ibrahim´in milletinden, kendine kıyandan baska kim yuz cevirir? Gercek su ki, Biz onu dunyada seckin birisi yaptık, ahirette de hic suphe yok ki o iyiler arasındadır

    [131] Rabbi ona: «Bana teslim ol!» emrini verince, o da: «Alemlerin Rabbine teslim oldum.» dedi

    [132] Bu dini Ibrahim kendi ogullarına vasiyet ettigi gibi Yakup da vasiyet etti ve: «Ogullarım, Allah sizin icin o dini secti, baska dinlerden sakının yalnız musluman olarak can verin! dedi

    [133] Yoksa olum Yakub´a geldigi vakit siz de orada mıydınız. O ogullarına: «Benden sonra neye ibadet edeceksiniz?» dedigi vakit onlar: «Senin Allah´ına, ataların Ibrahim, Ismail ve Ishak´ın Allah´ına, tek olan Ilah´a ibadet ederiz, biz ancak O´na boyun egen muslumanlarız.» dediler

    [134] Onlar bir ummetti gelip gecti. Onlara kendi kazandıkları, size de kendi kazandıgınız; siz onların yaptıklarından sorulacak degilsiniz

    [135] Bir de: «yahudi veya hıristiyan olunuz ki, hidayet bulasınız» dediler. De ki: «Hayır, biz bir tek Allah´a inanan Ibrahim´in dinindeyiz ki, o hic bir zaman Allah´a ortak kosanlardan olmadı.»

    [136] Ve deyin ki: «Biz Allah´a iman ettigimiz gibi, bize ne indirildiyse; Ibrahim´e, Ismail´e, Ishak´a, Yakub´a ve torunlarına ne indirildiyse; Musa´ya, Isa´ya ne verildiyse ve butun peygamberlere Rableri tarafından ne verildiyse hepsine iman ettik. O´nun elcilerinden hicbirini ayırt etmeyiz. Ve biz, ancak O´nun icin boyun egen muslumanlarız

    [137] Eger onlar da boyle sizin iman ettiginiz gibi iman ederlerse muhakkak dogru yolu buldular. Yok, yuz cevirirlerse, onlar sadece bir ihtilaf ve cekisme icindedirler. Allah da senden yana onların haklarından geliverecektir. O, herseyi isiten ve bilendir

    [138] Sen Allah´ın boyasına bak! (Vaftiz de ne ki!) Kim Allah´tan daha guzel boya vurabilir? Iste biz O´na ibadet edenleriz

    [139] De ki: «Siz Allah hakkında bizimle mucadele mi edeceksiniz? Oysa O, bizim de Rabbimiz, sizin de. Bizim yaptıklarımız bize, sizin yaptıklarınız size. Ancak biz O´na samimiyetle baglılarız.»

    [140] Yoksa siz: «Ibrahim de Ismail de Ishak da Yakup da torunları da hep yahudi veya hıristiyan idiler.» mi diyorsunuz? De ki: «sizler mi daha iyi bileceksiniz, yoksa Allah mı? Allah´ın sahitlik ettigi bir gercegi bilerek gizleyenlerden daha zalim kim olabilir? Allah yaptıklarınızdan gafil degildir

    [141] Onlar bir ummetti gelip gectiler. Onlara kendi kazandıkları, size de kendi kazandıgınız ve siz onların yaptıklarından sorumlu degilsiniz

    [142] Insanlardan beyinsiz takımı: «Bunları bulundukları kıbleden ceviren nedir?» diyeceklerdir. De ki: «Dogu da batı da Allah´ındır. O, diledigi kimseyi dogru bir caddeye cıkarır

    [143] Iste boyle sizi, butun insanlar uzerine adalet ornegi, hak sahitleri olasınız, Peygamber de sizin uzerinize sahit olsun diye, dogru bir caddeye cıkarıp ortada yuruyen bir toplum yaptık. Sana onceden durdugun Ka´be´yi kıble yapmamız da yalnız peygamberlerin izinde gidecekleri iki okcesi uzerinde geri doneceklerden ayırt etmemiz icindir. Elbette o, Allah´ın dogru yola ilettigi kimselerden baskasına mutlaka agır gelecekti. Allah imanınızı zayi edecek degildir. Allah insanlara karsı cok sefkatli ve merhametlidir

    [144] Gercekten yuzunun gok yuzunde aranıp durdugunu goruyoruz. Artık gonlunu ferah tut, seni hosnut olacagın bir kıbleye yoneltecegiz. Haydi yuzunu Mescid-i Haram´a dogru cevir! Siz de ey insanlar, nerede bulunursanız, yuzunuzu o yana dogru ceviriniz. Kendilerine kitap verilmis olanlar da suphesiz onun, Rablerinden gelen bir gercek oldugunu kesinlikle bilirler. Allah, onların yaptıklarından ve yapacaklarından habersiz degildir

    [145] Andolsun ki, sen, o kitap verilmis olanlara her turlu delili de getirsen yine senin kıblene uymazlar; sen de onların kıblesine uymazsın. Bir kısmı diger bir kısmının kıblesine de uymuyor. Andolsun ki sana gelen bunca ilmin arkasından tutup onların arzularına uyacak olursan, o takdirde sen de mutlaka haksızlık yapanlardan olursun

    [146] Kendilerine kitap verdigimiz toplumların alimleri, peygamberi, ogullarını tanır gibi tanırlar. Boyle iken iclerinden bir takımı, gercegi bile bile gizlerler

    [147] O gercek Rabbindendir. Artık sakın supheye dusenlerden olma

    [148] Her birinin bir yoneti vardır, o ona yonelir. Haydi hep hayırlara kosun, yarısın! Her nerede olsanız Allah sizi toplar, bir araya getirir. Suphesiz ki, Allah herseye gucu yetendir

    [149] Her nereden yola cıkarsan hemen yuzunu Mescid-i Haram´a dogru cevir. Suphesiz bu Rabbinden gelen bir gercektir. Allah, yaptıklarınızdan habersiz de degildir

    [150] Her nereden yola cıkarsan yuzunu Mescid-i Haram´a dogru cevir ve her nerede olursanız yuzunuzu ona dogru cevirin ki insanlar icin aleyhinizde bir delil olmasın. Ancak iclerinden haksızlık edenler baska. Siz de onlardan korkmayın, Benden korkun ki hem uzerinizdeki nimetimi tamamlayayım hem de bu sayede dogru yola eresiniz

    [151] Nitekim icinizde size ayetlerimizi okuyan, sizi tertemiz yapan, size kitap ve hikmet ogreten ve size bilmediginiz seyleri ogreten, sizden bir elci gonderdik

    [152] O halde anın Beni, anayım sizi; Bana sukredin, nankorluk etmeyin

    [153] Ey iman edenler, sabır ve namazla yardım isteyin! Suphe yok ki, Allah sabredenlerle beraberdir

    [154] Allah yolunda oldurulenlere oluler demeyin, hayır diridirler, fakat siz sezmezsiniz

    [155] Caresiz sizleri biraz korku, biraz aclık, biraz maldan, candan ve urunlerden eksiklik ile imtihan edecegiz. Mujdele o sabırlıları

    [156] ki baslarına bir bela geldiginde: «Biz Allah´a aitiz ve sonunda O´na donecegiz.» derler

    [157] Iste onlar! Onlara Rablerinden magfiretler ve rahmet vardır ve iste onlar, dogru yola erenlerdir

    [158] Suphesiz, Safa ile Merve Allah´ın sembollerindendir. Onun icin her kim Hac veya Umre niyetiyle Ka´be´yi ziyaret ederse, tavafı bunlarla yapmasında ona bir gunah yoktur. Her kim de gonlunden koparak bir hayır islerse, suphesiz Allah, mukafatını veren ve her seyi bilendir

    [159] Indirdigimiz apacık ayetleri ve dogruyu, Biz onları insanlar icin kitapta iyice acıkladıktan sonra, gizleyenlere Allah da butun lanet edebilenler de lanet eder

    [160] Ancak tevbe edip kendilerini duzelterek gercegi soyleyenler baska. Ben, onları bagıslarım. Ben, cok cok tevbe kabul ederim ve cok bagıslarım

    [161] Ancak, ayetlerimizi inkar etmis ve kafir olarak olmus olanlar iste, Allah´ın laneti, meleklerin laneti, insanların laneti hep onların ustune olsun

    [162] Onlar, sonsuza kadar o lanetin altında kalırlar, ne azapları hafifletilir, ne de kendilerine goz actırılır

    [163] Her halde hepinizin tanrısı bir Tanrıdır, O´ndan baska hic bir tanrı yoktur. O, esirgeyen ve bagıslayandır

    [164] Suphesiz, goklerin ve yerin yaratılısında, gece ile gunduzun birbiri ardınca gelisinde, insanlara yarar seylerle denizde akan gemide, Allah´ın yukarıdan bir su indirip onunla topragı olmusken diriltmesinde, uzerinde deprenen hayvanları yaymasında, ruzgarları degistirmesinde, gokle yer arasında boyun egmis bulutta akıllı olan bir topluluk icin elbette Allah´ın birligine deliller vardır

    [165] Insanlardan kimi de Allah´tan beride O´na karsı bir takım denkler ediniyorlar ve onları Allah´ı sever gibi seviyorlar. Iman edenler ise Allah icin sevgice daha kuvvetlidirler. Haksızlık edenler azabı, gorecekleri vakit butun kuvvetin gercekten Allah´ın oldugunu ve Allah´ın gercekten cok cetin azabı oldugunu gorseler

    [166] O vakit uyulanlar, azabı gorerek kendilerine uyanlardan kacmıslar, aralarındaki butun baglar didik didik kopmustur

    [167] Uyanlar da soyle demektedir: «Ah bizim icin dunyaya bir donus olsaydı da onlar bizden kactıkları gibi biz de onlardan uzaklassaydık! Iste boyle Allah, onlara butun yaptıklarını uzerlerine cokmus, pismanlıklar halinde gosterecektir. Onlar, atesten cıkacak degillerdir

    [168] Ey insanlar, butun yeryuzundeki nimetlerimden helal ve temiz olmak sartıyla yiyin; fakat seytanın adımlarına uymayın! Cunku o sizin acık bir dusmanınızdır

    [169] O size hep cirkin ve murdar isleri emreder ve Allah´a karsı bilmediginiz seyleri soylemenizi ister

    [170] Onlara: «Allah´ın indirdigine uyun.» denildiginde, «Hayır, atalarımızı neyin uzerinde bulduksa ona uyarız.» dediler. Ya ataları birseye akıl erdirememis ve dogruyu secememis idiyseler

    [171] O kafirlerin durumu, sadece bir cagırma ve bagırmadan baskasını duymaz bir kulakla haykıranın durumuna benzer. Sagırdırlar, dilsizdirler, kordurler, akıl da etmezler

    [172] Ey iman edenler, size kısmet ettigimiz rızıkların hoslarından yiyin ve Allah´a sukredin, eger yalnızca O´na tapıyorsanız

    [173] O, size, yalnız hayvan olusu, kan, domuz eti ve Allah´tan baskası adına kesileni yasakladı. Ancak, kim bunlardan yemeye mecbur kalırsa baskasının hakkına tecavuz etmemek ve zorunlu olan miktarı gecmemek sartıyla ona da gunah yukletilmez. Cunku Allah, cok bagıslayan ve merhamet edendir

    [174] Allah´ın indirdigi kitaptan birseyi gizleyip de bununla biraz para alanlar muhakkak ki, karınlarına atesten baska bir sey yemezler ve kıyamet gunu Allah onlarla ne konusur, ne de onları temize cıkarır; onlara sadece pek elem veren bir azap vardır

    [175] Iste onlar, hidayeti verip sapıklıgı, bagıslamayı bırakıp azabı satın alan kimselerdir. Bunlar atese ne kadar da dayanıklı seyler

    [176] Zira bu azabın sebebi Allah´ın kitabı gercekle indirmis olmasındandır. Kitapta ayrılıga dusenler ise suphesiz, haktan uzak bir ayrılık icindedirler

    [177] Erginlik, yuzlerinizi bir dogu bir batı tarafına cevirmeniz degildir. Ancak eren Allah´a, ahiret gunune, meleklere, kitaba ve peygamberlere iman edip yakınlıgı olanlara, oksuzlere, caresizlere, yolda kalmısa, dilenenlere ve esirler ugrunda seve seve mal veren, hem namazı kılan, hem zekatı veren, sozlestikleri vakit sozlerini yerine getiren, hele sıkıntı ve hastalık durumlarında ve savasın kızıstıgı anda sabır gosterenlerdir. Iste bunlardır dogru olanlar ve bunlardır Allah´tan korkup kotuluklerden sakınanlar

    [178] Ey iman edenler, oldurulenler hakkında uzerinize kısas yazıldı. Hure hur, koleye kole, disiye disi. Bununla birlikte her kim kardesi tarafından kısmen bagıslanırsa, o vakit gorev, birinin gelenege uyması birinin de ona borcunu guzellikle odemesidir. Bu, Rabbinizden bir hafifletme ve bir rahmetttir. Her kim, bunun ardından yine tecavuz ederse, artık ona pek elem veren bir azap vardır

    [179] Sizin icin kısasta bir hayat vardır, ey temiz aklı, temiz ozu olanlar! Belki korunursunuz

    [180] Birinize olum geldigi vakit, bir mal bırakacaksa, babası, annesi ve en yakın akrabası icin mesru bir bicimde vasiyette bulunması, Allah´a karsı gelmekten sakınanlar uzerine yapılması gerekli bir hak olarak uzerinize yazıldı

    [181] Simdi her kim bunu duyduktan sonra degistirirse, her halde vebali yalnızca o degistirenlerin boynunadır. Suphe yok ki, isitir, bilir

    [182] Her kim de vasiyet edenin bir yanlıslık yapmasından veya bir gunaha girmesinden endise eder de iki tarafın arasını duzeltirse ona gunah yoktur. Suphesiz, Allah cok bagıslayıcı cok merhametlidir

    [183] Ey iman edenler, oruc, sizden oncekilere farz kılındıgı gibi size de korunasınız diye farz kılındı

    [184] Sayılı gunler... Icinizden hasta olan veya yolculukta bulunan ise, diger gunlerden sayısınca tutar. Ona dayanıp kalanlar (dayanamayanlar) uzerine de bir yoksulu doyuracak fidye vermek gerekir. Her kim de hayrına fidyeyi artırırsa hakkında daha hayırlıdır. Yine de oruc tutmanız sizin icin daha hayırlıdır; eger bilirseniz

    [185] O Ramazan ayı ki, insanları irsad icin, hak ile batılı ayırt eden, hidayet ve deliller halinde bulunan Kur´an onda indirildi. Onun icin sizden her kim bu aya erisirse oruc tutsun. Kim de hasta veya yolculukta ise tutamadıgı gunler sayısınca diger gunlerde kaza etsin. Allah size kolaylık diliyor, zorluk dilemiyor. Bir de o sayıyı tamamlamanızı ve size gosterdigi dogru yol uzere kendisini yuceltmenizi istiyor. Umulur ki, sukredesiniz

    [186] Sayet kullarım Beni senden sorarlarsa gercekten Ben cok yakınım. Bana dua edince duacının duasını kabul ederim; O halde onlar da Benim davetime kossunlar ve Bana layıkiyle iman etsinler ki, dogru yola gidebilsinler

    [187] Oruc gunlerinin gecesi kadınlarınızla iliskide bulunmanız size helal edildi. Onlar sizin icin bir giysi, siz de onlar icin bir giysi durumundasınız. Allah nefsinize guvenemeyeceginizi bildigi icin tevbenizi kabul etti ve sizi bagısladı. Simdi onlarla iliskide bulunun, Allah´ın sizler icin yazdıgını isteyin ve fecrin beyaz ipligi siyah iplikten sizce secilinceye kadar yiyin, icin, sonra da ertesi geceye kadar orucu tam tutun. Bununla birlikte siz, mescitlerde itikaf halinde iken onlarla iliskide bulunmayın. Bunlar, Allah´ın sınırlarıdır; sakın onlara yaklasmayın! Allah boylece, sakınıp korunsunlar diye insanlara ayetlerini iyice acıklıyor

    [188] Bir de aranızda mallarınızı haksız sebeplerle yemeyin, insanların mallarından bir kısmını bile bile gunah ile yemek icin o malları hakimlere sarkıtmayın (dava konusu yapmayın)

    [189] Onlar sana hilalleri soruyorlar. De ki: «Onlar, insanlar icin ve hac icin vakit olculeridir. Erginlik, evlere arkalarından gelmenizle degildir, gercek eren, korunanlardır. Evlere kapılarından gelin ve Allah´tan korkun ki kurtulusa eresiniz

    [190] Size savas acanlarla siz de Allah yolunda carpısın; fakat haksız taarruz etmeyin. Cunku Allah, haksız taarruz edenleri sevmez

    [191] Onları nerede yakalarsanız oldurun ve sizi cıkardıkları yerden onları cıkarın. O fitne, adam oldurmekten daha kotudur. Yalnız Mescid-i Haram´ın yanında, onlar sizinle savasmadıkca siz de onlarla savasmayın! Fakat sizi oldurmeye kalkısırlarsa, hemen onları oldurun. Kafirlerin cezası boyledir

    [192] Artık Allah´a ortak kosmaktan vazgecerlerse, suphesiz ki Allah pek bagıslayan ve pek merhamet edendir

    [193] Bir fitne kalmayıp din yalnız Allah´ın oluncaya kadar onlarla carpısın. Eger vazgecerlerse, artık dusmanlık ancak zalimlere karsıdır

    [194] Haram ay, haram aya ve butun haramlar birbirine karsılıktır. O halde kim size saldırıda bulunursa siz de ona yaptıgı saldırının misli ile saldırın ve ileri gitmekten Allah´tan korkun ve bilin ki Allah, takva sahibi olanlarla beraberdir

    [195] Allah yolunda malınızı verin de ellerinizle tehlikeye bırakmayın ve guzel hareket edin, cunku Allah, guzel davrananları sever

    [196] Haccı ve umreyi de Allah icin tamam yapın. Eger kısıtlanırsanız o vakit kolayınıza gelen kurbanı gonderin. Kurban yerine varıncaya kadar baslarınızı tıras etmeyin. Icinizden hasta olana veya basında bir rahatsızlıgı bulunana tıras icin oruc, sadaka veya kurbandan ibaret bir fidye gerekir. Kısıtlılıktan kurtuldugunuzda her kim hacca kadar umre ile sevap kazanmak isterse ona da kurbanın kolay geleni gerekir. Bunu bulamayana ise uc gun hacda yedi gun de dondukten sonra, toplam on gun oruc tutmak gerekir. Bu hukum Mescid-i Haram´da ikamet etmeyenler icindir. Allah´tan korkun ve bilin ki, Allah´ın cezası gercekten cok cetindir

    [197] Hac vakti, bilinen aylardır. Kim bu aylarda hacca baslarsa, artık hac sırasında ne kadına yaklasma, ne gunah isleme, ne de kavga vardır. Hayra dair ne islerseniz Allah onu bilir. Azık hazırlayın ve bana her turlu fenalıktan korunarak gelin. Cunku en hayırlı azık takvadır, ey beyni olanlar

    [198] Hac mevsiminde Rabbinizden rızık isteyerek ticaret yapmanız size gunah degildir. Arafattan sel gibi tasarak dondugunuzde Mes´ari´l-Haram yanında, Allah´ı zikredin. O´nu, size dogrusunu ogrettigi gibi zikredin. Dogrusu siz, bundan once gercekten yolunu sasırmıslardan idiniz

    [199] Sonra insanların akın ettigi yerden siz de donun ve Allah´ın bagıslamasını isteyin. Cunku Allah bagıslayan ve merhamet edendir

    [200] Nihayet hac ibadetlerinizi bitirdiginizde, bir zamanlar atalarınızı andıgınız gibi hatta daha coskulu bir anısla Allah´ı anın. Cunku insanların bir takımı: «Rabbimiz, bize dunyada ver!» der. Ona ahirette bir kısmet yoktur

    [201] Kimisi de: «Rabbimiz, bize dunyada bir guzellik, ahirette de bir guzellik ver ve bizi ates azabından koru!» der

    [202] Iste bunlara kazandıklarından bir nasip vardır. Allah´ın hesabı cok cabuktur

    [203] Bir de sayılı gunlerde Allah´ı zikredin, tekbir getirin. Bunlardan iki gun icinde donus icin acele edene gunah yoktur, gec donene de gunah yoktur; fakat korunan icin. Allah´tan korkun ve bilin ki, O´nun huzurunda toplanacaksınız

    [204] Insanlardan kimi de vardır ki, dunya hayatı hakkındaki sozu seni imrendirir ve o, kalbindekine Allah´ı sahit tutar. Oysa o, Islam dusmanlarının en azılısıdır

    [205] Is basına gectiginde yeryuzunde bozgunculuk cıkarmak, ekini ve nesli yok etmek icin didinir. Allah da bozgunculugu sevmez

    [206] Ona: «Allah´tan kork!» denildigi zaman da gururu kendisini daha cok gunaha iter. Cehennem de onun hakkından gelir. O, gercekten ne kotu yataktır

    [207] Yine insanlar arasında kimi de vardır ki, Allah´ın rızasını kazanmak icin kendisini feda eder. Allah ise kullarına cok sefkatlidir

    [208] Ey iman edenler, topluca barısa girin ve seytanın adımlarına uymayın; cunku o, sizin aranızı acan belli bir dusmandır

    [209] Sizlere bunca acık deliller geldikten sonra yine kayarsanız iyi biliniz ki, Allah cok onurlu bir hikmet sahibidir

    [210] Onlar, sadece Allah´ın buluttan golgelikler icinde meleklerle birlikte gelmesini ve kendi islerinin bitirilmesini gozetliyorlar. Oysa butun isler Allah´a goturulur

    [211] Israil ogullarına, onlara ne kadar acık bir mucize verdigimizi sor! Fakat her kim, Allah´ın nimetini kendisine geldikten sonra degistirirse suphesiz Allah´ın cezası pek cetindir

    [212] Inkarcılara dunya hayatı bezendi de iman edenlerle egleniyorlar. Oysa korunan o muminler, kıyamet gunu onların ustundedirler. Allah, diledigine hesapsız nimetler verir

    [213] Insanlar tek bir ummet idi. Ayrılmaları uzerine Allah, nimetinin mujdecileri ve azabın habercileri olarak peygamberleri gonderdi ve onlarla birlikte insanlar arasındaki anlasmazlıklarda hakem olması icin hak ile kitap indirdi. Bunda da yalnızca kendilerine kitap verilenler, kendilerine bunca apacık ayetler geldikten sonra tutup aralarındaki ihtiras yuzunden anlasmazlıga dustuler. Bunun uzerine Allah kendi izniyle inananları anlasmazlıga dustukleri hakka dogrudan ulastırdı. Allah diledigini dogru yola cıkarır

    [214] Yoksa siz, sizden once gecenlerin ornek olmus durumları hic basınıza gelmeden cennete gireceginizi mi sandınız? Onların basına oyle ezici sıkıntılar, kımıldatmaz zaruretler geldi ve oylesine sarsıldılar ki, peygamber ve beraberindeki iman edenler: «Allah´ın yardımı ne zaman?» diyeceklerdi. Bak iste, Allah´ın yardımı yakındır

    [215] Sana Allah yolunda mallarını neye harcayacaklarını sorarlar. De ki: «Vereceginiz nafaka, ana, baba, en yakınlar, oksuzler, yoksullar ve yolda kalmıslar icindir. Hayır olarak daha ne yaparsanız Allah onu muhakkak bilir

    [216] Savas, hosunuza gitmese de uzerinize yazıldı. Gerci o size hos gelmez, fakat olur ki, siz bir seyden hoslanmazsınız; oysa o, hakkınızda hayırlıdır. Olur ki, siz birseyi seversiniz; ama o, sizin hakkınızda bir fenalıktır. Allah bilir, siz bilmezsiniz

    [217] Sana haram ay ve onda savasma hakkında soru yoneltiyorlar. De ki: «Onda savas, buyuk bir gunahtır. Allah yolundan engellemek, O´nu inkar etmek, Mescid-i Haram´a gidisi engellemek ve halkını oradan cıkarmak ise, Allah katında daha buyuk bir gunahtır. Fitne ise, adam oldurmekten daha buyuk bir kotuluktur. Onlar gucleri yeterse, sizi dininizden dondurmek icin sizinle savası surdururler, sizden her kim de dininden doner ve kafir olarak olurse, bunların yaptıgı butun iyi isler dunya ve ahirette bosa gitmistir ve artık onlar cehennemliktirler, hep orada sonsuza kadar kalacaklardır

    [218] Suphesiz inananlar ve Allah yolunda hicret edip savasanlar; kesinlikle bunlar, Allah´ın rahmetini umarlar. Allah, gercekten bagıslayıcı ve merhamet sahibidir

    [219] Sana sarap ve kumardan soruyorlar. De ki: «Bu ikisinde buyuk bir gunah ve insanlara bazı yararlar vardır. Ancak gunahları yararlarından daha buyuktur.» Yine sana neyi baskalarına vereceklerini soruyorlar. De ki: «Sizi sıkmayanını.» Allah, dusunesiniz diye, ayetlerini size boylece acıklıyor

    [220] O ayetler, dunya ve ahiret hakkındadır. Bir de sana oksuzlerden soruyorlar. De ki: «Onların islerini duzene koymak, karısmamaktan daha hayırlıdır. Kendilerine karısırsanız kardeslerinizdirler. Allah, yararlı is yapanı bozguncudan ayırır. Eger Allah dileseydi sizi kesinkes sarpa sarardı. Suphesiz ki, Allah cok guclu ve hikmet sahibidir

    [221] Allah´a ortak kosan kadınlarla, iman etmedikce evlenmeyin! Allah´a ortak kosan bir kadın sizin hosunuza gitse bile, iman etmis bir cariye her halde ondan daha hayırlıdır. Inanan kadınları, Allah´a ortak kosan erkeklerle, iman etmedikce evlendirmeyin. Allah´a ortak kosan erkek size hos gorunse bile bir kole, ondan daha hayırlıdır. Onlar, sizi atese davet ederler; Allah ise kendi izniyle cennete ve magfirete davet ediyor; insanlara, hatırda tutmaları icin ayetlerini iyice acıklıyor

    [222] Sana kadınların aybası adetlerinden soruyorlar. De ki: «O, bir eziyettir. Onun icin adet gunlerinde kadınlardan cekilin ve temizleninceye kadar onlarla cinsel iliskide bulunmayın. Iyice temizlendikleri vakit, Allah´ın emrettigi yerden onlara varın. Allah, cok tevbe edenleri de sever cok temizlenenleri de sever

    [223] Kadınlarınız, sizin icin bir tarladır. O halde tarlanıza dilediginiz gibi varın ve kendiniz icin ileriye hazırlık yapın. Allah´tan korkun ve herhalde onun huzuruna varacagınızı bilin! Sen muminleri mujdele

    [224] Bir de sozunuzde durmanız, takva sahibi olmanız ve insanların arasını duzeltmeniz icin Allah´ı yeminlerinize hedef edip durmayın. Allah, herseyi isiten, herseyi bilendir

    [225] Allah, sizleri agız alıskanlıgıyla yaptıgınız yeminlerden dolayı cezalandırmaz. Ancak gonullerinizin bilincli yaptıgı yeminlerden sorumlu tutar. Allah, cok bagıslayıcı, cok halimdir

    [226] Eslerine yaklasmamak icin perhiz yemini eden erkeklerin dort ay beklemeleri gerekir. Sayet eslerine donerlerse suphesiz Allah, cok bagıslayıcı ve esirgeyicidir

    [227] Ancak, eger bosanmaya karar verirlerse, suphesiz Allah, soylediklerini isitir, kurduklarını bilir

    [228] Bosanmıs kadınlar kendi kendilerine uc adet beklerler ve Allah´ın rahimlerinde yarattıgını gizlemeleri kendilerine helal olmaz. Allah´a ve ahiret gunune imanları varsa gizlemezler. Kocaları da barısmak istedikleri takdirde o sure icerisinde onları geri almaya daha cok hak sahibidirler. Erkeklerin kadınlar uzerindeki hakları gibi, kadınların da erkekler uzerinde hakları vardır. Yalnız, erkekler icin onların uzerinde bir derece vardır. Allah´ın izzeti var, hikmeti var

    [229] O bosama iki keredir. Ondan sonrası, ya iyilikle tutmak veya guzellikle salmaktır. Onlara verdiklerinizden bir sey almanız da size helal olmaz. Erkek ve kadın Allah´ın yukumlu kıldıgı gorevleri yerine getiremeyeceklerinden korkarlarsa o baska. Eger siz de bunların Allah´ın verdigi yukumlulukleri dogru durust yerine getiremeyeceklerinden korkarsanız, kadının ayrılmak icin hakkından vazgecmesinde artık ikisine de gunah yoktur. Bunlar, iste Allah´ın belirledigi sınırlardır. Sakın bunları asmayın! Her kim Allah´ın sınırlarını asarsa, iste onlar, zalimlerin ta kendileridir

    [230] Derken kadını bir daha bosarsa, baska bir kocaya varıncaya kadar artık ona helal olmaz. Bu da onu bosarsa, Allah´ın emirlerini saglam tutacaklarına umitli oldukları takdirde oncekilerin birbirlerine donmeleri kendilerine gunah degildir. Bunlar, Allah´ın tayin ettigi sınırlardır. Ilim ehli olanlar icin bunları acıklıyor

    [231] Kadınları bosadıgınızda, iddetlerini bitirdikleri zaman, artık ya onları iyilikle tutun veya iyilikle salın. Yoksa haklarına tecavuz etmek icin onları zararlarına olacak sekilde yanınızda tutmayın. Kim bunu yaparsa kendine zulmetmis olur. Sakın Allah´ın ayetlerini sakaya almayın. Allah´ın uzerinizdeki nimetini ve size ogutler vermek icin indirdigi kitap ve hikmeti unutmayıp dusunun. Allah´tan korkun ve bilin ki, Allah herseyi bilir

    [232] Kadınları bosadıgınızda, iddetlerini bitirdikleri zaman aralarında mesru bir sekilde anlastıkları takdirde, kendilerini kocalarına nikah edecekler diye baskı yapmayın. Bu, iste icinizden Allah´a ve ahiret gunune inananlara verilen bir oguttur. Bu sizin hakkınızda daha hayırlı ve daha temizdir. Siz bilmezken Allah bilir

    [233] Anneler cocuklarını emzigin tamamlanmasını isteyenler icin iki tam yıl emzirirler. Cocuk kendisinin olana da emzirenlerin yiyecekleri ve giyecekleri imkanları nisbetinde bir borctur. Bununla birlikte herkes ancak gucu nisbetinde yukumlu olur. Ne yavrusu yuzunden bir ana ne de yavrusu yuzunden bir baba zarara ugratılmasın. Mirascıya da aynı yukumluluk vardır. Eger baba ve anne birbirleriyle anlasıp rıza gostererek memeden kesmek isterlerse kendilerine gunah yoktur. Sayet cocuklarınızı baskalarına emzirtmek isterseniz vereceginiz ucreti guzelce odedikten sonra yine size gunah yoktur. Bununla beraber Allah´tan korkun ve bilin ki Allah ne yaparsanız gorur

    [234] Icinizden olup de geride kadın bırakanların esleri, dort ay on gun beklemelidir. Bu sureyi bitirdikten sonra artık kendi haklarında mesru olarak tercih edecekleri hareketten size bir sorumluluk yoktur. Allah, butun yaptıklarınızdan haberdardır

    [235] Kadınlara evlenme arzusunda oldugunuzu cıtlatmanızda veya gonlunuzde tutmanızda sizin icin bir sakınca yoktur. Allah, sizin onları mutlaka anacagınızı biliyor; ancak mesru ve helal soz dısında onlarla gizli bulusma icin sozlesmeyin. Farz olan iddet sona ermeden nikah kıymaya kalkısmayın. Allah´ın gonlunuzde ne varsa onu bildigini bilin ve O´ndan sakının! Yine bilin ki, Allah, cok bagıslayıcı ve cok halimdir

    [236] Eger kadınları, kendilerine el surmeden veya mehir belirlemeden bosadınızsa, bunun size bir sakıncası yoktur. Ancak onlara yararlanacakları birsey verin, varlıklı olan durumuna gore, darlık icinde olan da gucune gore guzellikle bir mal vermelidir. Bu, iyilik severler uzerine borc bir haktır

    [237] Eger onları el surmeden bosar da mehir kesmis bulunursanız borc, o belirlediginiz miktarın yarısıdır. Ancak kadınlar veya nikah akdine yetkili bulunan erkek affederse, o baska. Erkekler, sizin fazlasıyla vermeniz takvaya daha yakındır! Aranızda faziletle davranmayı unutmayın! Suphesiz ki Allah, her ne yaparsanız gorur

    [238] Namazlara, ozellikle orta namaza devam edin ve kalkın Allah icin divan kurun

    [239] Eger bir korku halinde iseniz, yaya veya binek ustunde giderken kılın. Guvenlik ortamını buldugunuz vakit de boyle bilmediginiz seyleri size ogrettigi gibi hemen Allah´ı zikredin

    [240] Icinizden hanımlarını geride bırakarak olume yaklasanlar, karılarının senesine kadar evden cıkarılmaksızın bakılması icin bir mal vasiyet ederler. Bunun uzerine kendileri cıkarlarsa, kendi haklarında yaptıkları mesru bir hareketten dolayı size bir sorumluluk yoktur. Allah, cok gucludur, hikmet sahibidir

    [241] Bosanan kadınların da orfe gore bir nafaka hakları vardır ki, verilmesi Allah´tan korkanlara bir vazifedir

    [242] Iste akıllarınız ersin diye Allah, size ayetlerini boyle acıklıyor

    [243] Binlerce kisi iken olum korkusuyla yurtlarından cıkan kimseleri gormez misin? Allah onlara: «Olun.» dedi. Sonra onlara bir hayat verdi. Muhakkak Allah, insanlara karsı bir fazilet sahibidir, ancak insanların pek cokları sukretmiyorlar

    [244] O halde Allah yolunda carpısın ve Allah´ın isiten ve bilen oldugunu bilin

    [245] Kimdir o kisi ki, Allah´a guzel bir borc sunsun da Allah ona bircok katlarını katlayıversin. Allah, hem sıkar, hem acar. Hepiniz dondurulup O´na goturuleceksiniz

    [246] Musa´dan sonra Israilogullarının ileri gelenlerine baksana! Hani peygamberlerinden birine: «Bize bir hukumdar gonder, Allah yolunda savasalım.» dediler. O: «Ya uzerinize farz edilir de savasmamazlık ederseniz?» dedi. Onlar: «Neden Allah yolunda savasmayalım? Yurtlarımızdan cıkarıldık, cocuklarımızdan ayrı bırakıldık.» dediler. Bunun uzerine savas, kendilerine farz kılındıgı zaman, pek azı dısındakiler donuverdiler. Allah, o zalimleri bilir

    [247] Peygamberleri onlara: «Iste Allah, size hukumdar olarak Talut´u gonderdi.» demisti. Onlar: «O nasıl bize hukumdar olabilir ki? Halbuki biz hukumdarlıga ondan daha layıkız. O, malca da bir bolluk verilmis biri degil.» dediler. Peygamber: «Onu, Allah size hukumdar secmis, bilgi ve fizikce artırmıstır, hem Allah, hukumdarlıgı diledigine verir. Allah genis mulk sahibi, her seyi bilendir.» dedi

    [248] Peygamberleri onlara: «Haberiniz olsun, onun hukumdarlıgının alameti, icinde sizlere Rabbından bir rahatlık ve Musa ile Harun ailesinin bıraktıklarından bir kısmı bulunan bir sandıgın gelmesi olacaktır. Onu melekler getirecektir. Eger inanan kisilerseniz, elbette size bunda kesin bir delil vardır.» demisti

    [249] Talut ordusuyla hareket ettigi zaman: «Allah sizi bir ırmakla deneyecek, kim ondan icerse benden degildir. Kim ondan tatmazsa iste o, bendendir, ancak eliyle bir avuc alanlara izin var.» dedi. Derken oraya varır varmaz pek azı haric hepsi ondan ictiler. Talut ve beraberinde iman edenler ırmagı gectiler. O zaman da: «Bizim bugun Calut ve ordusuyla savasacak gucumuz yok.» dediler. Allah´a ulasacaklarına inananlar: «Nice az bir topluluk, Allah´ın izniyle sayıca cok bir toplulugu yenmistir. Allah sabırlılarla beraberdir.» dediler

    [250] Calut ve ordusuna karsı meydana cıktıklarında soyle dediler: «Ey bizleri yetistiren Rabbimiz, uzerimize sabır dok, ayaklarımıza sebat ve dayanıklılık ver ve bizi bu kafirler topluluguna karsı zafere ulastır.»

    [251] Boylece Allah´ın izniyle onları tamamen bozdular. Davud, Calut´u oldurdu, Allah kendisine hukumdarlık ve peygamberlik verdi ve ona diledigi seyleri ogretti. Allah´ın insanları birbirleriyle onlemesi olmasaydı yeryuzu mutlaka bozulup gitmisti. Fakat Allah´ın butun akıl sahibi varlıklara karsı bir iyiligi vardır

    [252] Iste bunlar, Allah´ın ayetleridir. Onları, sana dosdogru okuyoruz. Suphesiz ki sen gonderilen peygamberlerdensin

    [253] Biz, o isaret edilen peygamberlerden kimini kiminden ustun kıldık. Iclerinden kimi ile Allah konustu, kimini de daha yuksek derecelere cıkardı. Meryem oglu Isa´ya da o acık delilleri ve mucizeleri verdik ve kendisini Cebrail ile destekledik. Eger Allah dileseydi, onlardan sonraki milletler kendilerine o acık deliller geldikten sonra birbirlerinin kanına girmezlerdi. Fakat anlasmazlıga dustuler, kimi inandı, kimi inkar etti. Yine Allah dileseydi, birbirlerinin kanına girmezlerdi. Ne varki Allah, diledigini yapar

    [254] Ey iman edenler, alıs verisin, dostlugun ve sefaatin olmayacagı gun gelmeden once, size verdigimiz mallardan nafaka verin. Kafirler ise hep o zalimlerdir

    [255] Allah´dan baska hic bir tanrı yoktur. O, daima yasayan, daima duran, butun varlıkları ayakta tutandır. O´nu ne gaflet basar, ne de uyur. Goklerdeki ve yerdeki hersey O´nundur. O´nun izni olmadan huzurunda sefaat etmek kimin haddine! Onların onlerinde ve arkalarında ne varsa hepsini bilir. Onlar ise, O´nun diledigi kadarından baska ilminden hicbir sey kavrayamazlar. O´nun hukumdarlıgı, butun gokleri ve yeri kucaklamıstır. Her ikisini gorup gozetmek, ona bir agırlık da vermez. O, cok ulu ve cok buyuktur

    [256] Dinde zorlama yoktur. Dogruluk sapıklıktan kesin olarak ayrılmıstır. Artık her kim Tagut´a kufredip Allah´a iman ederse, iste o, en saglam kulpa yapısmıstır. Allah, isitir, bilir

    [257] Allah, iman edenlerin velisidir, onları karanlıklardan aydınlıga cıkarır. Inanmayanların dostları ise Tagut´tur, onları aydınlıktan karanlıklara cıkarır. Iste onlar cehennemliklerdir, hep orada kalacaklardır

    [258] Baksana, Allah kendisine hukumdarlık verdi diye, Rabbi hakkında Ibrahim ile tartısmaya kalkana! Ibrahim ona: «Benim Rabbim, hem dirilten hem oldurendir.» dedigi zaman, O: «Ben, diriltir ve oldururum.» demisti. Ibrahim: «Allah, gunesi dogudan dogduruyor, haydi, sen de batıdan getir!» deyince, o inkarcı herif donakaldı. Oyle ya, Allah zulmedenleri muvaffak etmez

    [259] Yahut, altı ustune gelmis ıpıssız bir sehre ugrayıp: «Allah, bunu bu olumunden sonra nereden diriltecek?» diyen kimse gibi. Bunun uzerine Allah, onu yuz yıl oldurdu, sonra diriltti ve: «Ne kadar kaldın?» diye sordu. O: «Bir gun veya bir gunden eksik kaldım.» dedi. Allah: «Hayır, yuz yıl kaldın. Oyle iken yiyecegine ve icecegine bak, henuz bozulmamıs. Bir de esegine bak! Bunlar, seni insanlara karsı gucumuzun bir canlı delili yapmamız icindir. Hele o kemiklere bak, onları nasıl birbirinin uzerine kaldırıyor, sonra onlara nasıl et giydiriyoruz?» Bu sekilde hak kendisine apacık belli oldugunda: «Allah´ın herseye gucu yettigini simdi biliyorum.» dedi

    [260] Bir vakit Ibrahim: «Rabbim, bana oluleri nasıl dirilttigini goster.» demisti. Allah buyurdu: «Yoksa inanmadın mı?» Ibrahim: «Inandım, ancak kalbimin iyice yatısması icin.» dedi. Allah buyurdu ki: «Oyle ise kuslardan dordunu tut ve onları kendine cevir, iyice tanıdıktan sonra her dag basına onlardan birer parca dagıt. Sonra onları cagır, kosa kosa sana gelsinler. Bil ki, Allah gercekten gucludur ve hikmet sahibidir.»

    [261] Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, her biri yuz taneye sahip yedi basak bitiren bir tohum tanesine benzer. Allah, diledigine kat kat fazla verir. Allah, rahmeti bol olan ve herseyi bilendir

    [262] Mallarını Allah yolunda harcayan sonra verdiklerinin arkasından basa kakmayan ve gonul incitmeyen kimselerin Rableri katında mukafatları vardır. Onlara bir korku yoktur ve onlar uzulmeyeceklerdir

    [263] Bir tatlı dil, bir bagıslama, arkasından incitmenin geldigi sadakadan daha hayırlıdır. Allah, ganidir, halimdir

    [264] Ey iman edenler, sadakalarınızı, basa kakmak, kalp kırmak suretiyle bosa cıkarmayın. Tıpkı malını insanlara gosteris icin dagıtan; Allah´a ve ahiret gunune inanmayan herif gibi. Artık onun durumu, ustunde biraz toprak bulunan ve uzerine bir sagnagın inip kendisini butun yalcınlıgı ile ortada bıraktıgı bir kaya gibidir. Boyle kimseler, yaptıklarının hicbir yararını gormezler. Allah, inkarcılar toplulugunu dogru yola cıkarmaz

    [265] Allah´ın hosnutlugunu aramak ve kendilerini veya bir kısmını Allah yolunda pay sahibi kılmak icin mallarını harcayanların durumu ise bir tepenin ustunde bulunan, uzerine kuvvetli bir sagnagın yagıp meyvelerini iki kat artırdıgı bir bahcenin durumuna benzer. Bir sagnak yagmazsa, ona mutlaka bir cisinti duser. Allah, yaptıklarınızı gozetliyor

    [266] Sizden hanginiz ister ki, kendisinin hurma ve uzum bagları bulunan altından ırmaklar akan, icinde her cesit urunun yetistigi bir bahcesi olsun da kendisine yaslılık cokup elleri yetmez, gucleri catmaz bir takım cocukların bulundugu bir sırada, atesli bir bora isabet edip bahcesini yaksın? Iste Allah, dusunesiniz diye sizlere ayetlerini boyle anlatıyor

    [267] Ey iman edenler, gerek kazandıklarınızın ve gerekse sizin icin yerden cıkardıklarımızın temizlerinden Allah yolunda harcayın, kendinizin goz yummadan alamayacagınız adilerini vermeye yeltenmeyin ve Allah´ın hic bir seye ihtiyacı olmadıgını ve sukredilmesi gereken oldugunu bilin

    [268] Seytan, sizi yoksullukla korkutup cirkin cirkin seylere tesvik ediyor. Allah ise, kendi katından bir bagıslama ve fazla bir kar va´dediyor. Allah´ın gucu genis,ilmi coktur

    [269] Diledigine hikmet verir. Hikmet verilene ise cok buyuk bir hayır verilmis demektir. Bunu ancak temiz akıllılar anlar

    [270] Her ne nafaka verdiniz veya ne adak adadınızsa, herhalde Allah onu bilir. Fakat zulmedenlerin yardımcıları yoktur

    [271] Sadakaları acıksa verirseniz ne iyi! Eger fakirlere gizlice verirseniz, bu sizin icin daha hayırlıdır ve gunahlarınızın bir kısmının bagıslanmasını saglar. Allah, butun yaptıklarınızdan haberdardır

    [272] Onların yola gelmesi senin uzerine vazife degildir. Ancak Allah, diledigini yola getirir. Hayır adına ne verirseniz, hep kendi lehinizedir. Ancak sizler, yalnız Allah rızası icin verirsiniz. Bu sekilde hayır icin her ne verirseniz, karsılıgı size tamamen odenir ve hic hakkınız yenmez

    [273] Allah yoluna kapanmıs olup surada burada dolasmayan fakirlere verin. Istemekten cekindikleri icin, bilmeyen onları zengin zanneder. Onları simalarından tanırsın. Yuzsuzluk edip halkı rahatsız etmezler. Ise yarar her ne verirseniz, hic suphesiz, Allah onu bilir

    [274] Mallarını gece gunduz, gizli ve acık hayır icin harcayan kimselerin Rablarının yanında, yalnız kendileri icin, mukafatları vardır. Onlara bir korku yoktur ve hic uzulmeyeceklerdir

    [275] Faiz yiyen kimseler, seytan carpmıs kimsenin kalktıgı gibi kalkarlar. Bu, onların: «Ticaret, tıpkı faiz gibidir.» demeleri yuzundendir. Oysa, Allah, ticareti helal, faizi haram etti. Bundan boyle her kim Rabbı tarafından kendisine bir ogut gelir de faizden vazgecerse, artık gecmiste aldıgı onundur ve hakkındaki kararı Allah verecektir. Her kim de doner, yeniden faiz alırsa, iste onlar cehennemin sakinleridirler, hep orada kalacaklardır

    [276] Allah, faizi mahveder ve sadakaları artırır. Allah, gunahkar katı inkarcıların hicbirini sevmez

    [277] Iman edip iyi isler yapan ve namaz kılıp, zekat verenlerin, Rabblerinin yanında, suphesiz kendilerine ait mukafatları vardır. Onlara bir korku yoktur ve hic uzulmeyeceklerdir

    [278] Ey iman edenler, Allah´tan korkun ve eger gercek inananlar iseniz faiz hesabından kalan miktarı almaktan vazgecin

    [279] Eger boyle yapmazsanız, o halde Allah ve O´nun elcisi tarafından bir savas acılacagını bilin. Eger tevbe ederseniz, ana paranız sizindir. Ne haksızlık etmis, ne de haksızlıga ugramıs olursunuz

    [280] Eger borclu sıkıntıda ise, ona kolaylık tanımalısınız; borcu sadaka olarak bagıslamanız, eger bilirseniz, hakkınızda daha hayırlıdır

    [281] Dondurulup Allah´a goturuleceginiz, sonra da herkese kazancının tamamıyla odenecegi ve hicbir haksızlıga ugratılmayacagı gunden korkup ona hazırlanın

    [282] Ey iman edenler, birbirinizden belirli bir vade ile borc aldıgınızda, onu yazın; aranızda dogrulukla tanınmıs bir yazı bilen kisi, onu yazsın. Yazı bilen de kendisine Allah´ın ogrettigi gibi yazmaktan kacınmasın. Bir de borclu adam soyleyip yazdırsın, her biri Allah´tan korksun ve haktan birsey eksiltmesin. Eger borclu, aklı ermeyen biri yahut kucuk veya kendisi soyleyip yazdıramayacak durumda ise, velisi dosdogru soyleyip yazdırsın. Erkeklerinizden iki sahit gosterin. Eger ikisi de erkek olamıyorsa o zaman dogruluguna guvendiginiz bir erkekle iki kadın sahit olsun ki, biri unutunca digeri hatırlatsın. Sahitler de cagrıldıklarında kacınmasınlar. Siz yazanlar da az olsun cok olsun onu vadesine kadar yazmaktan usenmeyin. Bu Allah yanında adalete en uygun oldugu gibi sahitlik icin daha saglam ve supheye dusmemeniz icin daha elverislidir. Ancak aranızda pesin devrettiginiz bir ticaretse, o zaman bunu yazmamanızda size bir sakınca yoktur. Alısveris yaptıgınızda da sahit tutun, bir de ne yazana ne de sahitlik edene zarar verilmesin. Eger zarar verirseniz bu mutlaka kendinize dokunacak bir gunah olur. Allah´tan korkun! Allah size ilim ogretiyor ve Allah her seyi bilir

    [283] Eger yolculukta iseniz ve bir yazıcı da bulamazsanız, alınan rehinler yeterlidir. Birbirinize guveniyorsanız, kendisine inanılan kisi, Allah´tan korkup uzerindeki emaneti odesin. Bir de sahitligi gizlemeyin, onu kim gizlerse, kesinlikle kalbi vebal icindedir. Allah, butun yaptıklarınızı bilir

    [284] Goklerdeki ve yerdeki hersey Allah´ındır. Siz, icinizdekini acıklasanız da saklasanız da Allah, sizi onunla hesaba ceker; sonra diledigini bagıslar, diledigine azap eder. Allah, herseye gucu yetendir

    [285] Peygamber, Rabbinden ne indirildiyse ona iman etti, muminler de. Hepsi, Allah´a, meleklerine, kitaplarına ve: «Peygamberleri arasında hicbir ayırım yapmayız.» diye Peygamberlerine inandılar ve: «Isittik ve boyun egdik, bagıslamanızı dileriz, ey Rabbimiz! Donus sanadır!» dediler

    [286] Allah, kimseye gucunun otesinde bir teklifte bulunmaz. Herkesin kazandıgı yararına, yuklendigi gunahı zararınadır. Ey Rabbimiz, eger unutarak veya yanılarak yaptıksa, bizi sorgulama! Ey Rabbimiz, bize, bizden oncekilere yukledigin gibi, agır yuk yukleme! Ey Rabbimiz bize gucumuzun yetmedigini yukletme, gunahlarımızı affet, bizleri bagısla ve bize acı! Sensin mevlamız! Bizi, Seni tanımayanlara karsı yardımınla zafere eristir, kahrolsun kafirler

    Âl-i İmrân

    Surah 3

    [1] Elif, Lam, Mim

    [2] Allah´tan baska tanrı yoktur. Sonsuz hayat sahibi, butun varlıkları ayakta tutan ve gozeten odur

    [3] O, sana kitabı, onundekileri dogrulayıcı olarak hak ile indirmektedir. Onceden insanları dogru yola iletmek icin Tevrat´ı ve Incil´i indirmisti

    [4] Bir de ayırt eden Furkan indirdi. Allah´ın ayetlerini tanımayanlara suphesiz siddetli bir azap vardır. Oyle ya, Allah´ın izzeti var, intikamı var

    [5] Suphesiz yerde ve gokte ne varsa hicbir sey Allah´a gizli kalmaz

    [6] Rahimlerde sizlere diledigi sekli veren O´dur. Baska tanrı yok, ancak O vardır. Guclu O´dur, hikmet sahibi O´dur

    [7] Sana bu muazzam kitabı indiren O´dur. O´nun bir kısmı anlamları kesin olup kitabın temelini olusturan ayetlerdir. Diger bir takımları da anlamları benzesik olanlardır. Ama kalplerinde bir yamukluk bulunanlar fitne aramak ve keyiflerince yorumlamak icin sadece anlamı benzesiklerin ardına duserler. Halbuki, onun gercek yorumunu ancak Allah bilir. Ilimde derinlesmis olanlar da: «Inandık, hepsi Rabbimizdendir.» derler. Bunları ozu temiz olanlardan baskası dusunemez

    [8] Ey Rabbimiz, bizleri dogru yoluna erdirdikten sonra kalplerimizi yamultma ve bize katından bir rahmet ihsan et. Suphesiz, cok bagıs yapan yalnız sensin

    [9] Ey Rabbimiz, suphesiz sen, insanları, geleceginde hic suphe olmayan bir gune toplayacaksın. Suphesiz Allah, belirledigi sureyi sasırmaz

    [10] O inkar edenlere muhakkak ki ne malları, ne cocukları Allah´a karsı zerre kadar fayda vermeyecektir. Onlar, o atesin cırasıdırlar

    [11] Tıpkı Firavun hanedanının ve onlardan oncekilerin gidisi gibi, ayetlerimizi yalanladılar. Allah da onları gunahları yuzunden tutup yakaladı. Allah´ın azabı cok siddetlidir

    [12] O, inkar edenlere de ki: «Siz mutlaka yenileceksiniz ve toplanıp cehenneme suruleceksiniz. O ise ne kotu dosektir

    [13] Suphesiz carpısan iki toplulugun durumunda size bir ibret vardı. Bir topluluk Allah yolunda vurusuyordu, digeri de kafirdi ve onları goz gore gore kendilerinin iki katı goruyorlardı. Allah da yardımıyla diledigini kuvvetlendiriyordu. Elbette goren goze sahip olanlara bunda suphesiz bir ders vardır

    [14] Insanlara, kadınlar, ogullar, yuklerle altın ve gumus yıgınları, cins atlar, davarlar, ekinler gibi zevklerin sevgisi, cekici hale getirildi. Fakat bunlar, dunya hayatının gecici nimetleridir. Oysa Allah, akibet guzelligi, O´nun yanındadır

    [15] De ki: «Size o istediklerinizden daha hayırlısını haber vereyim mi? Korunan kullar icin Rablerinin yanında altından ırmaklar akan, iclerinde sonsuza kadar kalacakları cennetler vardır. Ayrıca orada kendilerine tertemiz esler ve hele bir de Allah´ın hosnutlugu vardır. Allah o kulları gorur.»

    [16] Onlar ki: «Rabbimiz, inandık iman getirdik; artık bizim suclarımızı bagısla ve bizleri o ates azabından koru!» derler

    [17] O sabredenleri, dogruluktan ayrılmayanları, divan duranları, nafaka verenleri ve seher vakitlerinde bagıslanma dileyenleri koru! derler

    [18] Allah kendisinden baska tanrı olmadıgına sahittir. Butun melekler ve ilim uluları da adaleti yerine getirerek sahittirler. O´ndan baska tanrı yoktur; gucludur, hikmet sahibidir O

    [19] Dogrusu Allah katında din, Islam´dır. O kitap verilenlerin ayrılıga dusmesi ise sırf kendilerine ilim geldikten sonra aralarındaki ihtirastandır. Her kim de Allah´ın ayetlerini inkar ederse, suphe yok ki Allah, hesabı cabuk gorendir

    [20] Buna karsı seninle tartısmaya kalkısanlara de ki: «Ben yuzumu Islam ile tertemiz Allah´a tuttum, bana uyanlar da.» O kitap verilenlerle verilmeyen ummilere de ki: «Siz Islam´ı kabul ettiniz mi?» Eger kavgayı kesip Islam´a girerlerse dogru yolu tutmuslardır. Yuz cevirirlerse, sana dusen ancak tebligdir; Allah o kulları goruyordur

    [21] Allah´ın ayetlerini tanımayanlara, haksızlıkla peygamberleri oldurenlere ve insanlar icinde adaleti ve insafı emreden kimselere kıyanlara acı bir azap mujdele

    [22] Iste bunlar, dunya ve ahirette amelleri bosa gitmis kimselerdir ve onları kurtaracak da yoktur

    [23] Baksana o kendilerine kitaptan bir nasip verilmis olanlara, aralarında hakem olması icin Allah´ın kitabına davet olunuyorlar da iclerinden bir kısmı, yuz cevirerek donup gidiyor

    [24] Cunku onlar: «Sadece sayılı bir kac gun dısında asla bize ates dokunmaz.» demekte ve uydurageldikleri yalanlar dinlerinde kendilerini aldatmaktadır

    [25] Bakalım o geleceginde suphe olmayan gun icin kendilerini topladıgımız ve hic kimseye haksızlık edilmeyerek, herkese her ne kazandıysa tamamen odendigi vakit ne olacak

    [26] De ki ey mulkun sahibi olan Allah´ım! Diledigine mulk verirsin, dilediginden de mulku ceker alırsın; diledigini yuceltir, diledigini alcaltırsın. Hayır yalnız senin elindedir. Gercekten sen, herseye gucu yetensin.»

    [27] Geceyi gunduzun icine sokarsın, gunduzu de gecenin icine sokarsın. Oluden diri cıkarırsın, diriden olu cıkarırsın. Diledigine de sayısız rızık verirsin

    [28] Inananlar, inananları bırakıp da kafirleri dost edinmesin. Her kim bunu yaparsa, Allah´tan ilisigi kesilmis olur. Ancak onlardan bir korunma yapmanız baska. Allah, sizi kendisinden korkmanız icin uyarıyor. Sonucta gidis Allah´adır

    [29] De ki: «Icinizdekileri gizleseniz de belli etseniz de Allah onu bilir ve butun goklerde ve yerde ne varsa bilir. Allah herseye gucu yetendir.»

    [30] Herkes ne hayır islemisse ve ne kotuluk yapmıs ise onune konmus bulacagı gun, onlarla arasında uzak bir mesafe bulunmasını ister. Yine Allah, sizi kendisinden korkmanız icin uyarıyor ve Allah, kullarını cok esirgiyor

    [31] De ki: Eger Allah´ı seviyorsanız hemen bana uyun ki Allah da sizleri sevsin ve suclarınızı bagıslasın; Allah, daima bagıslayan ve esirgeyendir

    [32] De ki: Allah´a ve peygambere itaat edin! Eger aksine giderlerse, suphe yok ki Allah kafirleri sevmez

    [33] Gercekten Allah, Adem´i, Nuh´u ve Ibrahim ailesiyle Imran hanedanını suzup alemler uzerine secti

    [34] Birbirinden gelen bir zurriyet olarak; Allah isitendir, bilendir

    [35] Imran´ın karısı: «Ya Rab! Ben karnımdakini kayıtsızca sana adadım, hemen kabul et bunu benden; cunku sadece Sensin isiten, bilen Sen!» dedi

    [36] Onu dogurdugu zaman: «Ya Rab, onu kız dogurdum» dedi. Oysa ne dogurdugunu Allah daha iyi biliyordu. Halbuki erkek, kız gibi degildi; ben onun adını Meryem koydum ve iste onu ve soyunu taslanmıs seytanın serrinden sana ısmarlıyorum

    [37] Bunun uzerine Rabbi, onu hosnutlukla kabul buyurdu, onu guzel bir bicimde yetistirdi ve Zekeriyya´nın himayesine verdi. Zekeriyya, onun yanına mihraba her girdikce yeni bir yiyecek bulur ve: «Ey Meryem, bu sana nereden?» derdi. O da: «Allah tarafından» derdi. Suphe yok ki, Allah diledigine sayısız rızık verir

    [38] O aralık Zekeriyya Rabbine: «Ey Rabbim, bana katından temiz bir soy ihsan eyle; suphesiz sen duayı isitensin!» diye dua etti

    [39] O kalkmıs mihrabda namaz kılarken melekler kendisine soyle seslendiler: «Haberin olsun, Allah sana, Allah´tan gelen bir kelimeyi dogrulayacak, efendi, son derece nefsine hakim ve salihlerden bir peygamber olmak uzere Yahya´yı mujdeliyor

    [40] Zekeriyya: «Ey Rabbim, bana ihtiyarlık gelip catmıs, karım da kısır iken, benim nasıl bir oglum olur?» dedi. Allah buyurdu ki: «Oyle, Allah ne dilerse yapar.»

    [41] Zekeriyya: «Rabbim bana bir alamet ver!» dedi. Allah: «Alametin insanlarla uc gun yalnızca isaretten baska turlu konusamamandır. Bununla birlikte Rabbini cok an ve aksam-sabah tesbih et!» buyurdu

    [42] Melekler soyle demislerdi: «Ey Meryem, Suphesiz Allah seni suzup secti, seni tertemiz yarattı ve seni alemin kadınlarına ustun kıldı

    [43] Ey Meryem, Rabbine divan dur, secdeye kapan ve ruku edenlerle birlikte ruku et!»

    [44] Bu, sana vahy ile bildirdigimiz gayb haberlerindendir, Ey Muhammed, yoksa, Meryem´i hangisi himayesine alacak diye kalemleriyle kur´a atarlarken de cekisirlerken de sen yanlarında degildin

    [45] Melekler soyle dedigi vakit: «Ey Meryem, haberin olsun, Allah seni dunya ve ahirette itibarlı biri ve kendisine yakın olanlardan olarak tarafından bir «kelime» ile mujdeliyor! Adı, Meryem oglu Mesih Isa´dır.»

    [46] O, hem besikte iken hem yetiskinliginde insanlarla konusacak, hem de iyilerdendir

    [47] Meryem: «Ey Rabbim, bana bir beser dokunmamısken, nasıl cocugum olur?» dedi. Allah: «Oyle, Allah ne dilerse yaratır, O, birseyi dilediginde, yalnızca ona «Ol» der, o da hemen oluverir.» buyurdu

    [48] Ona hem yazıyı, hem hikmeti, hem Tevrat´ı, hem Incil´i ogretecek

    [49] Onu Israilogullarına Peygamber olarak gonderecek; onlara diyecek ki: «Ben, size Rabbinizden bir mucize ile geldim. Ben, size camurdan kus biciminde bir yaratık yaparım, icine uflerim; Allah´ın izniyle hemen bir kus olur. Yine Allah´ın izniyle, anadan dogma koru ve abrası iyi eder, oluleri diriltirim ve size evlerinizde yediklerinizi ve biriktirdiklerinizi haber veririm. Eger iman edecekseniz, suphesiz bunda size bir delil vardır

    [50] Ben, hem size, Tevrat´tan onumde bulunanı tasdik edici hem de size haram edilenin bir kısmını helal kılmak icin ve Rabbınızdan bir mucize ile size geldim; Artık Allah´tan korkun da bana itaat edin

    [51] Suphe yok ki Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Onun icin hep O´na kulluk edin! Iste bu dogru yoldur.»

    [52] Isa onların inkar ettiklerini sezince: «Kimdir benim Allah yolunda arkadaslarım?» dedi. Havariler: «Biziz Allah dininin yardımcıları, biz Allah´a iman ettik. Sen bizim lekesiz bir iman ile teslim oldugumuza sahit ol!» dediler

    [53] Ey Rabbimiz, indirdigine inandık ve Peygamber´in ardınca gittik; simdi bizi o sahitlerle birlikte yaz

    [54] Bununla birlikte hileye basvurdular, Allah da onların hilelerini bosa cıkardı. Allah, hileyi bosa cıkaranların en hayırlısıdır

    [55] O vakit ki, Allah soyle buyurdu: «Ey Isa, gercekten seni oldurecegim, seni kendime kaldıracagım, seni o inkar edenlerden arındıracagım ve sana uyanları kıyamete kadar, o inkarcılardan ustun kılacagım. Sonra da hep donusunuz Bana olacak ve o zaman anlasmazlıga dustugunuz seyler hakkında aranızda hukmu Ben verecegim.»

    [56] O inkar edenleri, dunya ve ahirette siddetli bir azaba carptıracagım, onların hicbir yardımcıları da olmayacak

    [57] Ancak iman edip yararlı isler yapanlara, mukafatlarını tamamıyla oder ve Allah zulmedenleri sevmez

    [58] Iste o hukmu, Biz sana bu ayetlerde ve hikmetlerle dolu Kur´an´dan asama asama okuyoruz

    [59] Dogrusu Allah katında Isa´nın durumu Adem´in durumu gibidir. Onu topraktan yarattı sonra da ona: «Ol!» dedi. O da hemen oluverdi

    [60] Bu gercek senin Rabbindendir; bunun icin suphe edenlerden olma

    [61] Sana gelen ilimden sonra artık her kim seninle tartısmaya kalkarsa de ki: «Gelin, ogullarımızı, ogullarınızı, kadınlarımızı, kadınlarınızı cagıralım, kendimiz ve kendiniz de onlarla bir araya gelelim. Sonra can u gonulden dua edip Allah´ın lanetini yalancıların boynuna gecirelim!»

    [62] Dogrusu, budur iste o kıssanın gercek ifadesi. Allah´tan baska hicbir ilah yoktur ve Allah gercekten gucludur, hikmet sahibidir

    [63] Yine yuz cevirirlerse, muhakkak ki Allah fesatcıları bilir

    [64] De ki: «Ey kendilerine kitap verilenler, gelin aramızda ortak bir kelimede birleselim, Allah´tan baskasına tapmayalım, O´na hicbir ortak kosmayalım ve Allah´tan baska kimimiz kimimizi Rab edinmesin!» Eger bundan yuz cevirirlerse: «Bizim gercekten musluman oldugumuza sahit olun!» deyin

    [65] Ey kendilerine kitap verilenler, nicin Ibrahim hakkında tartısıyorsunuz? Oysa Tevrat ve Incil ancak ondan sonra indirildi. Bunuda mı kavrayamıyorsunuz

    [66] Iste siz oylesiniz, diyelim ki, biraz bilginiz olan konuda tartıstınız. Ama hic bilginiz olmayan konuda ne diye tartısırsınız? Oysa Allah bilir, siz ise bilmiyorsunuz

    [67] Ibrahim, ne yahudi ne de hıristiyandı; ancak o, lekesiz bir muslumandı ve Allah´a ortak kosanlardan da olmamıstı

    [68] Dogrusu, insanların Ibrahim´e en yakını, elbette onun izinden gidenler, su peygamber ve inananlardır. Allah, inananların velisidir

    [69] Kitap verilenlerden bir topluluk, sizleri sasırtmayı arzu etti. Oysa kendilerini sasırtıyorlar da farkına varamıyorlar

    [70] Ey kendilerine kitap verilenler, neden goz gore gore Allah´ın ayetlerini inkar ediyorsunuz

    [71] Ey kendilerine kitap verilenler, neden hakkı batıla buluyorsunuz da gercegi bile bile gizliyorsunuz

    [72] Kitap verilenlerden bir kısmı da soyle dedi: «Varın o inananlara indirilene gupe gunduz inanın, sonunda da donup inkar edin, belki onlar da donerler

    [73] Ve kendi dininize uyanlardan baskasına aman vermeyin.» De ki: «Muhakkak dogru yol, Allah´ın yoludur, size verilen gibisi baska birine veriliyor veya Rabbinizin katında size ustun gelecek diye midir bu?» De ki: «Dogrusu nimet Allah´ın elindedir, onu diledigine verir ve Allah, nimeti bol olan, herseyi bilendir.»

    [74] Rahmeti ile diledigine ayrıcalık verir, Allah cok buyuk nimet sahibidir

    [75] Kitap verilenlerden oylesi vardır ki, ona yuklerle emanet bıraksan onu sana geri verir. Yine onlardan oylesi vardır ki, ona bir dinar emanet etsen, tepesine binmedikce onu sana vermez. Cunku onlar: «Bizim aleyhimizde okur yazar olmayanlarda bir yol yok» derler ve Allah´a karsı bile bile yalan soylerler

    [76] Hayır yol var! Her kim verdigi sozu yerine getirir ve sakınırsa suphesiz, Allah o sakınanları sever

    [77] Fakat Allah´a verdikleri sozu ve kendi yeminlerini bir kac paraya satanlara gelince, onların ahirette hicbir nasibi yoktur. Allah, onlarla konusmayacak, kıyamet gununde onlara bakmayacak ve onları temize cıkarmayacaktır. Onların hakkı elim bir azaptır

    [78] Bir de onlardan bir grup vardır ki, siz onu kitaptan sanasınız diye, dillerini kitaba bakarak egip bugerler. Oysa o, kitaptan degildir. Yine: «O, Allah tarafındandır.» derler. Oysa Allah tarafından degildir. Ama, bile bile Allah namına yalan soylerler

    [79] Allah´ın kendisine kitap, bilgi ve peygamberlik vermis oldugu hicbir kisinin kalkıp da insanlara: «Allah´a degil bana kul olun» diyebilme yetkisi yoktur. Ancak: «Kitabı ogretmekte ve ders alıp vermekte olmanız sebebiyle Allah yolunun erleri olunuz!» der

    [80] Ve hicbir zaman melekleri ve peygamberleri tanrılar edinmenizi de emredemez. O halde siz, musluman olduktan sonra, size inkarcı olmanızı emredebilir mi

    [81] Allah, vaktiyle peygamberlerden: «Andolsun ki, size kitap ve hikmetten her ne verdiysem, sonra size beraberinizdekini dogrulayan bir peygamber geldiginde ona kesinlikle inanacaksınız ve caresiz ona yardım edeceksiniz.» diye soz almıs ve: «Bunu kabul ettiniz mi? Bunun uzerine agır ahdimi boynunuza aldınız mı?» demisti. Onlar: «Kabul ettik.» dediler. Allah da: «Oyle ise, sahit olun, ben de sizinle birlikte sahitlik edenlerdenim!» buyurdu

    [82] Demek ki, bunun arkasından her kim donerse artık onlar, hep dinden cıkmıs gunahkarlardır

    [83] Allah´ın dininden baskasını mı arıyorlar? Oysa ki, goklerde ve yerde ne varsa, hepsi ister istemez O´na teslim olmus, hep dondurulup O´na goturuluyorlar

    [84] De ki: «Biz, Allah´a, bize indirilene; Ibrahim´e, Ismail´e, Ishak´a, Yakub´a ve torunlarına indirilene; Musa´ya Isa´ya peygamberlere Rablerinden verilene inandık iman getirdik. Onlardan hicbiri arasında ayırım yapmayız ve biz, ancak O´na boyun egen muslumanlarız!»

    [85] Her kim Islam´dan baska bir din ararsa asla kabul edilmez ve o, ahirette husrana ugrayanlardan olur

    [86] Kendilerine acık deliller gelmis ve peygamberin hak olduguna sahitlik etmisken, inananların arkasından nankorluk edip inkara sapan bir milleti, Allah nasıl basarılı kılar! Oysa Allah, zulmedenler toplulugunu basarılı kılmaz

    [87] Iste onlar! Cezaları; Allah´ın, meleklerin ve butun insanların lanetinin uzerlerinde olmasıdır

    [88] Sonsuza kadar o lanetin icindedirler, azapları hafifletilmez ve kendilerine muhlet verilmez

    [89] Ancak onun arkasından tevbe edip gidisatlarını duzeltenler baska; cunku Allah, bagıslayan ve cok esirgeyendir

    [90] Kesinlikle inanmalarının arkasından inkara sapmıs, sonra da inkarcılıkta ileri gitmis olanların tevbeleri asla kabul edilmeyecektir. Onlar, hep sapıklık icinde kalmıs kisilerdir

    [91] Inkar etmis ve inkarcı olarak olup gitmis kimselerin her biri kendini kurtarmak icin dunya dolusu altın verecek de olsa, bu onların hicbirinden asla kabul edilmeyecektir. Onların hakkı elim bir azaptır ve kendilerini kurtaracak da yoktur

    [92] Sevdiginiz seylerden baskalarına da vermedikce, tam bir iyilik vasfına eremezsiniz. Her ne harcarsanız suphesiz Allah onu bilir

    [93] Tevrat indirilmeden once, Israil´in kendisine yasakladıgı seyler dısında butun yiyecekler Israilogullarına helal idi. De ki: «Haydi Tevrat´ı getirin de onu guzelce okuyun, eger dogru soyluyorsanız!»

    [94] Artık bundan sonra Allah adına o yalanı kim uydurmussa, onlar zalimlerin ta kendileridir

    [95] De ki: «Allah dogru soylemistir. O halde Hakka tapan bir hanif olarak Ibrahim´in dinine uyun; o hicbir zaman Allah´a ortak kosanlardan olmadı

    [96] Dogrusu insanlar icin kurulan ilk ma´bet, kesinlikle Mekke´deki o cok kutsal ve butun alemlere hidayet olan Ibadet Evi´dir

    [97] Onda acık alametler ve Ibrahim´in makamı vardır. Oraya giren guvenlik icinde olur. Oraya gitmeye gucu yeten herkesin o Ibadet Evi´ni ziyaret etmesi de Allah´ın insanlar uzerinde bir hakkıdır. Kim bu hakkı tanımazsa, Allah´ın kesinlikle ihtiyacı yoktur. O, butun alemlerden mustagnidir

    [98] De ki: «Ey kitap verilenler, nicin Allah´ın ayetlerini inkar ediyorsunuz? Allah yaptıklarınızı gorup duruyor.»

    [99] De ki: «Ey kitap verilenler, nicin inananları Allah´ın dogru yolundan engelliyorsunuz? Gorup durdugunuz halde nicin onun carpıklıgını istiyorsunuz? Allah yaptıklarınızdan habersiz degildir.»

    [100] Ey iman edenler, eger o kitap verilenlerden her hangi bir gruba uyarsanız, sizi inandıktan sonra dondurur kafir ederler

    [101] Onunuzde Allah´ın ayetleri okunurken ve aranızda O´nun elcisi var iken sizler nasıl olur da inkara donersiniz? Oysa her kim Allah´a sıkıca tutunursa, o, kesinlikle bir dogru yola cıkarılmıstır

    [102] Ey iman edenler, Allah´tan nasıl korkmak gerekiyorsa oyle korkup gerektigi gibi sakının ve kesinlikle musluman olarak can verin

    [103] Hep birlikte Allah´ın ipine sımsıkı tutunun, ayrılıga dusmeyin ve Allah´ın uzerinizdeki nimetini dusunun. Sizler birbirinizin dusmanları iken O, sizin kalplerinizde bir uzlastırma meydana getirdi ve O´nun nimeti sayesinde uyanıp kardes oldunuz. Bir de siz, bir ates cukurunun tam kenarında bulunuyordunuz ve O, sizi tutup ondan kurtardı. Simdi Allah´a dogru gidebilmeniz icin size ayetlerini boyle acıklıyor

    [104] Bir de sizlerden, iyilige cagıran, dogruyu emreden, kotulukten alıkoyan onde gider bir topluluk bulunsun! Iste arzularına erecek olanlar, onlardır

    [105] Sakın kendilerine acık deliller geldikten sonra ayrılık cıkarıp anlasmazlıga dusenler gibi olmayın! Onlara buyuk bir azap vardır

    [106] O kimi yuzlerin agaracagı, kimi yuzlerin kararacagı gunde yuzleri kara cıkanlara: «Inandıktan sonra inkar ettiniz oyle mi? O halde nankorluk etmenizin cezası olarak azabı tadın denilecek

    [107] Fakat yuzleri ak olanlar hep Allah´ın rahmeti icinde olacaklar ve sonsuza dek onun icinde kalacaklardır

    [108] Iste bunlar, Allah´ın ayetleridir. Onları sana hak sebebiyle okuyoruz. Yoksa Allah alemlere hicbir haksızlık yapmak istemez

    [109] Goklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah´ındır ve butun isler, Allah´a dondurulur

    [110] Siz insanlar icin cıkarılmıs ummetlerin en hayırlısı olmak uzere yaratıldınız. Iyiligin yapılmasını emreder, kotulugun yapılmasını yasaklarsınız ve Allah´a inanır iman getirsiniz. Kitap verilenler de inansalardı, haklarında hayırlı olurdu. Iclerinde inananlar varsa da pek cogu dinden cıkmıs fasıklardır

    [111] Size ezadan baska hicbir zarar veremezler. Eger sizinle carpısırlarsa, arkalarını donup kacarlar, sonra da kendilerine yardım edilmez

    [112] Nerede bulunursalar, alcaklık damgası altında kalmaya mahkumdurlar; meger ki Allah´ın himayesine ve inananların himayesine sıgınmıs olsunlar. Onlar, done dolasa Allah´ın hısmına ugradılar ve miskinlik altında ezilmeye mahkum kaldılar. Cunku onlar, Allah´ın ayetlerini inkar ediyorlar ve peygamberleri bile bile olduruyorlardı. Cunku bas kaldırmıslardı ve asırı gidiyorlardı

    [113] Hepsi bir degildir. Kitap verilenler icinde gece vakitlerinde Allah´ın ayetlerini okuyup secdeye kapanan dogru bir topluluk vardır

    [114] Allah´a ahiret gunune inanır, iyiligi emreder, kotulukten vazgecirmeye calısırlar ve hayırlara kosusurlar. Iste onlar, iyi kimselerdendirler

    [115] Ne hayır islerlerse, asla karsılıksız bırakılmayacaktır. Allah, takva sahiplerini cok iyi bilir

    [116] Kufredenleri, kesinlikle ne malları ne de cocukları Allah´tan kurtaramayacaktır. Onlar, cehennemin sakinleridirler ve hep orada kalacaklardır

    [117] Bu dunya hayatında yapmakta oldukları harcamaların durumu, kendilerine zulmeden bir kavmin ekinlerine isabet edip onu mahveden kavurucu soguk bir ruzgara benzer. Allah, onlara haksızlık etmemisti, fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı

    [118] Ey iman edenler, sizden olmayanları dost edinmeyin; onlar, sizi sasırtmakta kusur etmezler, sıkıntıya dusmenizi arzu ederler. Baksana, ofkeleri agızlarından tasmaktadır; sinelerinin gizledikleri ise daha buyuktur. Eger dusunurseniz, sizlere ayetleri acıkca bildirdik

    [119] Ha sizler oyle kimselersiniz ki, onları seversiniz, onlar ise, butun kitaba inandıgınız halde sizi sevmezler. Sizinle karsılastıklarında: «Biz inandık?» derler. Yalnız kaldıklarında ise size olan kinlerinden aleyhinizde parmaklarını ısırırlar. De ki: «Kininizle olunuz!» Allah, kesinlikle butun sinelerin ozunu bilir

    [120] Size bir iyilik dokunursa, fenalarına gider, basınıza bir musibet gelirse onunla ferahlanırlar. Eger sabırlı olur ve iyi korunursanız, onların hileleri size zarar vermez. Cunku Allah, onları kendi yaptıkları ile kusatmıstır

    [121] Hani bir vakit erkenden, muminleri savas icin elverisli mevkilere yerlestirmek uzere, ailenden ayrılmıstın. Allah isiten ve bilendi

    [122] O zaman icinizden iki grup olusturanlar, Allah yardımcıları iken, yılıp cekilmek istemislerdi. Demek ki, inananlar, yalnızca Allah´a dayanmalıdırlar

    [123] Gercek su ki, sizler caresiz birkac kisi iken Allah, size Bedir´de sırf yardımı ile zafer verdi. O halde Allah´tan korkun ki, sukretmis olasınız

    [124] O vakit sen inananlara: «Rabbinizin size indirilmekte olan uc bin melekle yardım etmesi size yetismez mi?» diyordun

    [125] Evet sizler sabreder ve itaatsizlikten sakınırsanız onlar da hemen uzerinize saldırırlarsa, Rabbiniz size bes bin nisanlı melekle yardım edecek

    [126] Bunu Allah size yalnızca bir mujde olsun ve kalpleriniz bununla yatıssın diye yaptı. Zafer, yalnız guclu, hikmet sahibi Allah´tandır

    [127] Kufredenlerden bir kolu kessin veya perisan etsin de hayal kırıklıgına ugramıs olarak donup gitsinler diye

    [128] Senin elinde yapacak bir sey yok. Allah ya onların tevbesini kabul eder ya da onlara azap eder. Cunku onlar, zalimlerdir

    [129] Goklerde ne var ve yerde ne varsa hepsi Allah´ındır; diledigini bagıslar, diledigine azap eder. Allah cok bagıslayıcı ve esirgeyicidir

    [130] Ey iman edenler, oyle kat kat katlayarak faiz yemeyin ve Allah´tan korkun ki, arzunuza ulasasınız

    [131] O kafirler icin hazırlanmıs atesten sakının

    [132] Allah´a ve peygambere itaat edin ki, rahmete erdirilesiniz

    [133] Ve kosusun Rabbinizden bir bagıslanmaya ve takva sahipleri icin hazırlanmıs eni gokler ve yer genisliginde olan cennete

    [134] O takva sahipleri, bollukta ve darlıkta nafaka verenler, kızdıklarında ofkelerini yutanlar ve insanların kusurlarını bagıslayanlardır. Allah, iyilik edenleri sever

    [135] Onlar bir kusur isledikleri veya kendilerine bir zulmettiklerinde Allah´ı ananlar ve hemen gunahlarının bagıslanmasını isteyenlerdir. Zaten gunahları Allah´tan baska kim bagıslayabilir ki? Bir de onlar, yaptıklarına bile bile ısrar etmezler

    [136] Iste bunların mukafatı Rablerinden bir bagıslama ve sonsuza dek kalmak uzere altından ırmaklar akan cennetlerdir. Iyi is yapanların mukafatı ne de guzeldir

    [137] Sizden once kanun olmus bir takım olaylar gecti, onun icin yer yuzunde dolasın da peygamberleri yalanlayanların akibetlerinin nasıl oldugunu gorun

    [138] Iste bu, butun insanlar icin bir acıklama ve ozellikle korunacak takva sahipleri icin bir hidayet ve oguttur

    [139] Sizler eger gercek inananlarsanız, daha yukselecekken gevsemeyin ve uzulmeyin

    [140] Eger size bir yara dokunduysa o heriflere de oyle bir yara dokundu. Biz o gunleri insanlar arasında evirip ceviririz. Allah´ın sizden iman edenleri bilmesi ve sizden sehitler alması, sahitler tutması icin boyle yaparız. Allah, zulmedenleri sevmez

    [141] Bir de Allah, inananları secip kafirleri mahvedecegi icin

    [142] Yoksa siz, Allah icinizden savasanları ve sabredenleri hic belirlemeden cennete gireceginizi mi sandınız

    [143] Andolsun ki, siz olumle karsılasmadan once onu arzuluyordunuz. Fakat iste onu gordunuz, izleyiciler gibi bakıp duruyordunuz

    [144] Muhammed ancak bir peygamberdir. Ondan once de nice peygamberler gelip gecti. Simdi o, olur veya oldurulurse, siz gerisin geriye mi doneceksiniz? Her kim geri donecek olursa, kesinlikle Allah´a bir zarar veremeyecektir. Fakat Allah, sukredenleri yakında mukafatlandıracak

    [145] Allah´ın izni olmadıkca hic kimse olmeyecektir. O, vadesi yazılmıs sasmaz bir yazıdır. Bununla birlikte kim dunya nimetini isterse ona da ondan veririz. Sukredenleri ise kesinlikle mukafatlandıracagız

    [146] Nice peygamberler vardır ki, bir cok Allah erleri onların maiyyetinde savastı ve Allah yolunda baslarına gelenlerden dolayı gevsemediler, zaaf gostermediler ve bas egmediler. Allah da sabredenleri sever

    [147] Onların: «Ey Rabbimiz gunahlarımızı ve islerimizdeki taskınlıklarımızı bagısla, savas alanlarında ayaklarımızı iyi dire ve kafirlere karsı bizlere zafer ver!» demekten baska bir sozleri de yoktu

    [148] Allah da onlara hem dunya nimetini verdi hem de ahiretin guzel sevabını verdi; oyle ya Allah guzel is yapanları sever

    [149] Ey iman edenler, eger kafirlere itaat edecek olursanız, sizleri tersine cevirirler de oyle bir inkılaba ugrarsınız ki, butun husran icinde kalırsınız

    [150] Dogrusu sizin yardımcınız sadece Allah´tır. O, yardım edeceklerin en hayırlısıdır

    [151] Allah´ın hicbir delil indirmedigi seyleri, ona ortak kostukları icin, o kafirlerin kalplerine korku dusurecegiz. Onların varacakları yer cehennemdir. Ne de kotudur o zalimler yatagı

    [152] Gercek su ki, sizler Allah´ın izniyle onları kesip dograrken, Allah´ın size va´di dogru cıktı. Nihayet o sevdiginiz zaferi Allah size gosterdikten sonra isyan edip verilen emirde cekisip yıldıgınız ana kadar ki, kiminiz dunyayı, kiminiz ahireti istiyordu. Sonra Allah, sizleri denemek icin onlardan (geri) cevirdi. Bununla birlikte sizi de bagısladı. Cunku Allah´ın inananlara bir lutfu vardır

    [153] O sırada siz surekli uzaklasıyor ve donup bakmıyordunuz. Peygamber ise arkanızdan sizleri cagırıp duruyordu. Bunun uzerine Allah, ne elinizden kacırdıgınız zafere ne de basınıza gelen felakete uzulmeyesiniz diye, kederden kedere ugrattı. Allah ne yaptıgınızı biliyor

    [154] Sonra o kederin arkasından size icinizden bir zumreyi saran bir guven, bir uyku indirdi; diger bir zumre ise kendi dertlerine dusmus, Allah´a karsı cahiliyye kanaatine benzeyen gercek dısı bir kanaat besliyorlar: «Bizim yapacagımız bir sey var mı?» diyorlardı. De ki: «Suphesiz, butun is Allah´ındır.» Onlar, iclerinde sana acıklamadıkları bir sey gizliyorlar, «Bizim bu iste gorusumuz alınsaydı burada oldurulup gitmezdik» diyorlar. De ki: «Evinizde bile olsaydınız oldurulmesi takdir edilmis bulunanlar caresiz yine cıkıp olecekleri yerleri boylayacaklardı. Allah icinizdekileri yoklamak ve yureklerinizdekini meydana cıkarmak icin bunu basınıza getirdi. Allah sinlerin ozunu bilir

    [155] O iki topluluk carpıstıgı gun icinizden arkasını donenlerin, seytan yalnızca bazı yaptıklarından dolayı ayaklarını kaydırmak istedi. Yine de Allah onları bagısladı. Allah cok bagıslayıcıdır, halimdir

    [156] Ey iman edenler, sakın inkar edip yolculuga cıkan veya savasa giden kardesleri hakkında: «Yanımızda kalsaydılar ne olur, ne de oldurulurlerdi.» diyenler gibi olmayın! Allah bunu onların yureklerini daglayan bir acı olarak bıraksın diye boyle soylerler. Oysa yasatan da olduren de Allah´tır ve Allah butun yaptıklarınızı gorur

    [157] Andolsun ki, eger Allah yolunda oldurulur veya olurseniz kesinlikle Allah´ın bir bagıslaması ve rahmeti, onların dunyada kalıp toplayacakları seylerden daha hayırlıdır

    [158] Andolsun ki, olseniz de oldurulseniz de kesinlikle Allah´ın huzurunda toplanacaksınız

    [159] Sen yalnızca Allah´ın rahmeti sayesinde onlara yumusak davrandın. Eger katı yurekli bir nobran olsaydın kesinlikle etrafından dagılıp gitmislerdi. O halde onları bagısla, bagıslanmalarını dile ve yapılacak islerde onların goruslerini al. Sonra bir kere karar verdin mi artık Allah´a dayan, cunku Allah, kendisine guvenenleri sever

    [160] Eger Allah size yardım ederse, artık hic kimse sizi yenemez ve eger O, sizi yardımsız bırakırsa ondan sonra size yardım etmek kimin haddine? O halde, butun inananlar yalnızca Allah´a dayansınlar

    [161] Bir peygamberin emanete hiyanet etmesi olur sey degildir. Her kim hiyanet ederse, ganimet ve hasılattan bir sey asırırsa kıyamet gununde boynuna aldıgı seyi yuklenerek getirir. Sonra da herkese kazandıgının karsılıgı odenir, hic birine haksızlık edilmez

    [162] Allah´ın rızası pesinden giden kimse, Allah´ın hısmına ugrayan ve yeri cehennem olan kimseye hic benzer mi? Orası varılan ne kotu yerdir

    [163] Onlar Allah katında derece derecedirler. Allah butun yaptıklarını gorup duruyor

    [164] Allah, muminlere, aralarından kendilerine Allah´ın ayetlerini okuyan, onları arındıran ve onlara kitap ve hikmeti ogreten bir peygamber gondermekle buyuk bir lutufta bulundu. Oysa, bundan once acık bir sapıklık icinde idiler

    [165] Dusmanlarınızın basına iki mislini getirdiginiz bir bela kendi basınıza gelince mi: «Bu nereden?» dediniz? De ki: «O, kendi tarafınızdandır.» Cunku Allah, her seye gucu yetendir

    [166] O iki ordu carpıstıgı gun basınıza gelen de yine Allah´ın izniyledir. Hem muminleri belli edecegi

    [167] hem de munafıkları belli edecegi icin ki, bunlara «Gelin, Allah yolunda savasın veya savunma yapın!» denilmisti. Onlar: «Savasmayı bilsek arkanızdan gelirdik» dediler. Onlar, o gun imandan cok kufre yakındılar, agızlarıyla kalplerinde olmayanı soyluyorlardı, Allah onların kalplerinde ne sakladıklarını en iyi bilendir

    [168] Kendileri oturarak savasa giden kardesleri icin: «Bizi dinleselerdi oldurulmezlerdi.» diyenlere de ki: «Haydi, o halde kendinizden olumu geri cevirin, eger gercegi soyluyorsanız

    [169] Sakın Allah yolunda oldurulenleri olmusler sanmayın! Aksine onlar hep hayattadırlar, Rablerinin katında rızıklandırılırlar

    [170] Allah´ın kendilerine lutfundan verdigi mutlulukla sevinc duyarlar ve arkalarından sehit olarak kendilerine katılmamıs olan mucahitler hakkında: «Onlara hicbir korku yok ve onlar uzuntu de duymayacaklardır.» mujdesinde bulunurlar

    [171] Yine onlar, Allah´ın bir nimeti, bir lutfu ile ve Allah´ın, muminlerin mukafatını zayi etmeyecegi mujdesiyle sevinirler

    [172] Hele yara aldıktan sonra Allah´ın ve peygamberin emrine uyanların. Muminler icinden ozellikle iyilik yapıp fenalıktan sakınanlara pek buyuk bir mukafat vardır

    [173] Onlar ki, insanlar kendilerine: «Haberiniz olsun, dusmanlarınız size saldırmak icin toplandılar, onun icin onlardan korkun!» dediler. Bu, onların imanını artırdı ve: «Bize Allah yetisir; O, ne guzel vekildir!» dediler

    [174] Sonra da kendilerine hicbir keder dokunmaksızın Allah´tan bir nimet ve lutuf ile geri donduler ve Allah´ın hosnutlugunun ardınca gittiler. Allah, daha da cok bir lutuf sahibidir

    [175] Size o haberi getiren seytan, yalnızca kendi dostlarını korkutur. Siz onlardan korkmayın, bana isyandan korkun, eger inanıyorsanız

    [176] O inkarda yarısanlar seni kederlendirmesin; cunku onlar asla Allah´a bir zarar veremeyeceklerdir. Allah, onlara ahirette bir pay vermemek istiyor. Onlara buyuk bir azap vardır

    [177] Suphesiz iman karsılıgında kufru satın alanlar, Allah´a hicbir zarar veremeyeceklerdir ve onlar icin elim bir azap vardır

    [178] Bir de inkar edenler, kendilerini bırakısımızın, sakın onlar icin hayırlı oldugunu sanmasınlar. Biz onları sadece gunahlarını artırsınlar diye bırakıyoruz.Onlara alcaltıcı bir azap vardır

    [179] Allah, inananları bulundugunuz hal uzere bırakacak degildir. Sonunda murdarı temizden ayıracaktır. Allah, sizlere gaybı bildirecek degildir; fakat Allah ona peygamberlerinden diledigini secer. Onun icin Allah´a ve peygamberlerine inanın; inanır ve korunursanız size buyuk bir mukafat vardır

    [180] Allah´ın bol nimetinden kendilerine verdigi seye cimrilik edenler sakın onu kendilerine hayırlı sanmasınlar. Hayır, o, onlar icin bir serdir. Kıyamet gununde o kıskandıkları mal, boyunlarına tomruk edilecek. Kaldı ki, goklerin ve yerin mirası hep Allah´ındır ve Allah, butun yaptıklarınızdan haberdardır

    [181] Muhakkak ki, Allah: «Allah fakirdir, bizler zenginiz.» diyenlerin lakırdılarını isitti. Onların dediklerini peygamberleri haksız yere oldurmeleri ile birlikte yazacagız ve onlara: «Tadın bakalım o yangın azabını!» diyecegiz

    [182] Bu, sizin ellerinizle yaptıgınızın karsılıgıdır ve Allah kullarına haksızlık yapan degildir

    [183] Allah bize, atesin yiyecegi bir kurban getirmedikce hicbir peygambere iman etmememizi emretti. diyenlere de ki: «Size benden once de bir takım peygamberler apacık delilleri ve o dediginizi getirmisti. O halde, eger dogru soyluyorsanız, onları nicin oldurdunuz?»

    [184] Simdi seni yalanladılarsa, senden once de o apacık delillerle o hikmetli sayfalarla ve o nurlu kitapla gelmis olan bir cok peygamberler yalanlandı

    [185] Herkes olumu tadacaktır. Mukafatlarınız ancak kıyamet gunu tamamlanacaktır. Her kim o vakit atesten uzaklastırılır da cennete konulursa, iste o, murada erdi. Yoksa, dunya hayatı, aldatıcı bir esyadan baska bir sey degildir

    [186] Caresiz, mallarınızla ve canlarınızla imtihan edileceksiniz ve kesinlikle gerek sizden once kitap verilenlerden ve gerekse Allah´a ortak kosanlardan bir cok incitici sozler isiteceksiniz. Eger sabreder ve Allah´tan korkarsanız iste bu, azmedilmesi gereken serefli islerdendir

    [187] Vaktiyle Allah, kitap verilen okur yazarlardan: «Andolsun ki, onu insanlara anlatacaksınız ve gizlemeyeceksiniz.» diye soz almıstı. Derken onlar, onu arkalarına atıp az bir para karsılıgında sattılar. Ne kotu bir alısveristi bu

    [188] Ettiklerine sevinen ve yapmadıkları isle ovulmeyi seven kimseleri de sakın azaptan kurtulur sanma! Onlara elim bir azap vardır

    [189] Goklerin ve yerin hukumranlıgı Allah´ındır ve Allah, her seye gucu yetendir

    [190] Kesinlikle, goklerin ve yeri yaratılısında ve gece ile gunduzun ardarda gelisinde vicdanları temiz akıl sahiplerine gercekten deliller vardır

    [191] Onlar ki, gerek ayakta, gerek otururken ve gerekse yanları uzerinde yatarken Allah´ı anarlar; goklerin ve yerin yaratılısı hakkında inceden inceye dusunenler «Ey Rabbimiz, sen bunu bosuna yaratmadın, seni butun eksiklerden tenzih ederiz; o halde bizi o ates azabından koru

    [192] Ey Rabbimiz, suphesiz sen, kimi o atese sokarsan onu kesinlikle rezil ve perisan etmissindir. Zalimlerin yardımcıları yoktur

    [193] Ey Rabbimiz, gercekten biz: «Rabbinize iman edin!» diye imana cagıran bir davetciyi isittik ve derhal iman ettik. Ey Rabbimiz, gunahlarımızı bagısla, kotuluklerimizi ort ve bizleri, sana ermis kullarınla birlikte yanına al

    [194] «Ey Rabbimiz, peygamberlerinle bize va´d ettiklerini ver. Kıyamet gununde yuzumuzu kara cıkarma! Suphesiz Sen, sozunden caymazsın!»

    [195] Rableri de onların dualarına soyle icabet etti: «Kesinlikle ben, icinizden gerek erkek, gerek kadın hicbir iyilik yapanın isledigini bosa cıkarmam, hep birbirinizdensiniz. Benim icin hicret edenlerin, yurtlarından cıkarılanların, yolumda iskenceye ugrayanların, savasanların ve bu ugurda oldurulenlerin suclarını ortecegim. Onları altından ırmaklar akan cennetlere koyacagım. Onlar, Allah tarafından tasavvur edemeyeceginiz bir mukafata kavusacaklar. Mukafatın en guzeli Allah yanındadır

    [196] Sakın, o Allah´ı tanımayanların refah icinde diyar diyar dolasmaları seni aldatmasın

    [197] Bu kısa bir zevkten ibarettir; sonra varacakları yer cehennemdir. Ne kotu bir dosektir O

    [198] Fakat o Allah´tan korkan, korunan kullar icin; iclerinde ebedi kalmak ve Allah tarafından konuk edilmek uzere, altından ırmaklar akan cennetler var. Allah katındaki ise ermisler icin daha hayırlıdır

    [199] Kitap verilenlerden de Allah´a, size ve kendilerine indirilene, Allah´a boyun egerek inananlar ve Allah´ın ayetlerini birkac paraya satmayanlar vardır. Iste onların, Rablerinin katında mukafatları vardır. Suphe yok ki, Allah hesabını cabuk yapar

    [200] Ey iman edenler, sabredin ve sabır yarısında dusmanlarınızı gecin, savas icin hazır ve tetikte bulunun ve Allah´tan korkun ki arzularınıza eresiniz

    Nisâ

    Surah 4

    [1] Ey butun insan kumeleri, sizleri birtek kisiden yaratan sonra ondan esini yaratıp ikisinden bircok erkekler ve kadınlar ureten Rabbinize karsı gelmekten sakının! O Allah´a karsı gelmekten korkun ki, siz O´nun ve o rahimlerin (akrabalık) hurmetine birbirinizden isteklerde bulunursunuz. Suphesiz ki Allah, uzerinizde gozcu bulunuyor

    [2] Allah´tan korkun da yetimlere mallarını verin, murdarı temiz ile, haramı helal ile degismeyin; onların mallarını kendi mallarınıza katıp yemeyin, cunku o, buyuk bir gunahtır

    [3] Eger yetimlerin haklarını gozetemeyeceginizden korkarsanız, size helal edilen kadınlardan ikiser, ucer, dorder nikahlayın ve eger bu takdirde adaletli davranamayacagınızdan korkarsanız, o zaman bir kadın ile veya sahibi bulundugunuz cariye ile yetinin. Bu, azmamanız, haksızlık yapmamanız icin daha elverislidir

    [4] Kadınlara mehirlerini efendicesine verin, sayet onun bir kısmını gonullu olarak bagıslarlarsa, onu da icinize sine sine yiyin

    [5] Allah´ın sizi basına diktigi mallarınızı beyinsizlere vermeyin. Onları o malla besleyin, giydirin ve onlara guzel ogutler verin

    [6] Yetimleri, evlenme cagına gelinceye kadar gozetin ve denetleyin. Onlarda bir olgunlasma hissettiginizde hemen mallarını kendilerine teslim edin, buyuyup ellerine alacaklar diye o malları israfla yemeye kalkmayın. Ihtiyacı olmayan tenezzul etmesin. Muhtac olan da orfe uygun bir sekilde yesin. Mallarını kendilerine teslim ettiginiz zaman karsılarında sahit bulundurun. Hesabınızı dogru tutmak icin Allah´ın hareketlerinizi hesaba cekmesi yeter

    [7] Anne-baba ve en yakınların bıraktıklarından erkeklere bir pay vardır. Kadınlara da anne-baba ve en yakınların bıraktıklarının azından da cogundan da farz edilmis bir pay vardır

    [8] Miras taksimi yapılırken uzak akraba, yetimler ve yoksullar da orada hazır bulunuyorlarsa, hem onlara ondan bir miktar verin, hem de gonul alıcı sozler soyleyin

    [9] Titresin o kimseler ki, arkalarında elleri ermez, gucleri yetmez cocuklar bırakacak olsalardı onlar icin endise duyacaklardı. O halde Allah´tan korksunlar ve saglam soz soylesinler

    [10] Yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler, kesinlikle karınlarına sadece bir ates yerler ve yarın cılgın bir atese yaslanırlar

    [11] Allah sizlere, miras taksiminde cocuklarınız hakkında, erkege iki disi payı verilmesini emrediyor. Eger hepsi kız olup da ikiden fazla iseler, bunlara bırakılan malın ucte ikisi; eger tek bir kız ise o zaman yarısı verilir. Eger olen kisinin cocugu varsa anne-babasından her birine altıda bir, sayet cocugu yok da anne-babası mirascı oluyorsa annesine ucte bir, eger olenin kardesleri de varsa o zaman annesine altıda bir verilir. Bunların hepsi olenin yapmıs oldugu vasiyetin yerine getirilmesinden veya borcunun odenmesinden sonradır. Babalarınız ve ogullarınızdan hangisinin size fayda bakımından daha yakın oldugunu siz bilmezsiniz. Butun bunlar, Allah tarafından birer fariza olarak takdir edilmektedir; muhakkak Allah bilendir, hikmet sahibidir

    [12] Eger karılarınızın cocugu yoksa, bıraktıgının yarısı sizindir. Eger cocugu varsa, o zaman dortte biri sizindir. Bunlar, ettikleri vasiyetten veya borcları odendikten sonradır. Eger cocugunuz yoksa, sizin bıraktıklarınızın dortte biri, cocugunuz varsa sekizde biri ettiginiz vasiyetten veya borctan sonra, karılarınızındır. Eger bir erkek veya kadının cocugu ve babası yok da kelale yonunden -yan koldan- ana bir erkek veya kız kardesi bulunuyorsa her birine altıda bir duser. Eger bunlar, bundan fazla iseler, zarara ugratma kasdı olmaksızın yapılan vasiyet veya borctan sonra ucte birinde ortak olurlar. Butun bunlar, Allah´tan birer emirdir. Allah her seyi bilen, cezalandırmada acele etmese de ihmal etmeyendir

    [13] Iste butun bu hukumler, Allah´ın cizdigi sınırlardır. Her kim Allah´a ve O´nun peygamberine itaat ederse, Allah onu iclerinde sonsuza dek oturmak uzere, altından ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. Bu ise buyuk kurtulustur

    [14] Her kim de Allah´a ve peygamberine isyan edip onun sınırlarını asarsa Allah onu, icinde sonsuza dek kalmak uzere bir atese sokar ve ona alcaltıcı bir azap vardır

    [15] Kadınlarınızdan zina edenlerin aleyhlerine dort sahit getirin. Eger sahitlik ederlerse, olum onları alıp goturunceye veya Allah onlara bir yol acıncaya kadar evlerde hapsedin

    [16] Sizlerden zina edenlerin ikisine de eziyet edin. Eger tevbe edip kendilerini duzeltirlerse, onları cezalandırmaktan vazgecin. Cunku Allah, tevbeleri kabul eden, daima merhamet edendir

    [17] Fakat Allah´ın kabul edecegine soz verdigi tevbe, bilmeden bir kabahat isleyip uzun sure gecmeden pisman olanların tevbesidir. Iste Allah, onların tevbelerini kabul eder, Allah bilendir, hikmet sahibidir

    [18] Yoksa gunahları yapıp yapıp da her birine olum gelince: «Iste ben, simdi tevbe ettim.» diyenlerin ve kafir olarak olenlerin pismanlıgı fayda etmez. Iste onlara, elim bir azap hazırlamısızdır

    [19] Ey iman edenler, kadınlara zorla mirascı olmanız size helal olmadıgı gibi, verdiginiz mehrin birazını kurtaracaksınız diye, acık bir fuhus islemeleri durumu haric, onları sıkıstırmanız da helal olmaz. Haydi onlarla guzel gecinin! Kendilerinden hoslanmadınızsa, olabilir ki, sizin hoslanmadıgınız bir seyde Allah, bircok hayırlar takdir etmis olur

    [20] Eger bir esinizi bosayıp yerine baska bir es almak istiyorsanız, onceki esinize yuklerle mehir vermis olsanız bile icinden hicbir sey geri almayın. Ne diye alacaksınız, bir iftira ederek ve acık gunah yuklenerek mi

    [21] Nasıl alırsınız ki, birbirinize karıstınız ve onlar sizden saglam bir soz almıslardı

    [22] Bir de babalarınızın evlenmis oldugu kadınlarla evlenmeyin! Gecen gecti. Suphesiz o, pek cirkin, pek igrenc idi ve ne kotu bir adetti

    [23] Sizlere anneleriniz, kızlarınız, kız kardesleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, erkek kardeslerinizin kızları, kız kardeslerinizin kızları, sizi emziren sut anneleriniz, sut hemsireleriniz, karılarınızın anneleri, kendileriyle zifafa girdiginiz kadınlarınızdan evlerinizde bulunan uvey kızlarınız, -onlarla zifafa girmemisseniz kızlarıyla evlenmenizde bir sakınca yoktur- ve oz ogullarınızın karıları ve iki kız kardesi birlikte nikahlayıp almanız haram kılındı. Ancak gecen gecti, cunku Allah bagıslayıcı ve merhamet edicidir

    [24] Bir de harp esiri olarak elinize gecen cariyeler dısında, evli kadınlarla evlenmeniz Allah yazısı olarak haramdır. Bunların dısındakileri ise, zinadan kacınıp namuslu yasamak uzere mallarınızla istemeniz size helal kılındı. O halde hangisiyle nikah ile munasebette bulundunuzsa mehirlerini kendilerine bir farz olarak verin. O mehri kesistikten sonra aranızda bir degisiklik yapmak hususunda anlasmanızda da size bir gunah yoktur. Her zaman Allah hakkıyla bilen mutlak hukum sahibidir

    [25] Icinizden kim hur olan mumin kadınları nikahla alacak mali guce sahip degilse, ona da sahip bulundugunuz mumin cariyelerinizden var. Allah, kadrinizi imanınız ile cok iyi bilir. Siz muminler hep birbirinizden sayılırsınız, o halde fuhusta bulunmayan gizli dost edinmeyen, namuslu yasamakta olan cariyeleri sahiplerinin izniyle nikahlayınız, mehirlerini de guzelce kendilerine veriniz. Eger evlendikten sonra bir fuhus irtikap ederlerse o vakit bunlara, hur kadınlar uzerine terettup edecek cezanın yarısı lazım gelir. Bu durum sizden gunaha girmek korkusunda olanlar icindir. Sabretmeniz ise sizin icin daha hayırlıdır. Bununla beraber Allah gunahları bagıslayandır, merhamet edendir

    [26] Allah sizlere, bilmediklerinizi bildirmek, sizden oncekilerin yollarını gostermek ve hayra erisinizi gorerek gunahlarınızı bagıslamak istiyor. Allah hem herseyi bilendir, hem de mutlak hukum sahibidir

    [27] Allah tevbekar oldugunuzu gorerek size nazar buyurmak isterken, o sehvetleri pesinde kosanlar sizin buyuk bir yamuklukla yamulmanızı, yoldan sapmanızı istiyorlar

    [28] Allah sizden agır teklifleri hafifletmek istiyor; insan zaten zayıf olarak yaratılmıstır

    [29] Ey iman edenler, mallarınızı aranızda haksız bahanelerle yemeyin. Ancak kendiliginizden rıza ile yaptıgınız bir alısveris bunun dısındadır. Kendi kendinizi de oldurmeyin! Allah size karsı gercekten merhametlidir

    [30] Kim de sınırı asarak, zulmederek bunu yaparsa, yarın onu atese yaslayacagız. Allah´a gore bunu yapmak kolaydır

    [31] Eger siz, yasaklandıgınız gunahların buyuklerinden kacınırsanız, kusurlarınızı orter ve sizi guzel bir yere koyarız

    [32] Bir de Allah´ın bazınıza digerinden fazla verdigi seyleri istemeyin. Erkeklere calısmalarından bir pay, kadınlara da calısmalarından bir pay vardır. Calısın da Allah´tan lutfunu isteyin. Her zaman Allah herseyi iyi biliyor

    [33] Erkek ve disiden her biri icin, baba ve ananın, yakın akrabanın ve kendileriyle sozlesme yapıp yeminlerinizin bagladıgı kimselerin terikelerinden mirascılarını tesbit ettik. Onlara da paylarını verin. Cunku Allah herseye karsı sahittir

    [34] Erkekler, kadınlar uzerinde hakim dururlar, cunku bir kere Allah birini digerinden ustun yaratmıs ve bir de erkekler mallarından harcamaktadırlar. Bunun icin iyi kadınlar, itaatkardırlar. Allah´ın korumasını emrettigi seyleri, kocalarının yoklugunda da korurlar. Serkeslik etmelerinden endise ettiginiz kadınlara gelince; once kendilerine nasihat edin, sonra yataklarında yalnız bırakın, yine dinlemezlerse dovun. Itaat ettikleri halde onları incitmek icin bahane aramayın. Cunku Allah, cok yuksek cok buyuktur

    [35] Eger karı-koca arasının acılmasından endiseye duserseniz, bir hakem erkek tarafından, bir hakem de kadın tarafından gonderin. Bunlar gercekten barıstırmak isterlerse, Allah aralarındaki dargınlık yerine gecim verir. Suphesiz ki, Allah herseyi bilendir ve herseyden haberdardır

    [36] Allah´a ibadet edin, O´na hicbir seyi ortak kosmayın. Sonra babaya, anaya, akrabanıza, oksuzlere, yoksullara, yakın komsuya, uzak komsuya arkadasa, yolda kalmısa ve ellerinizdeki kole ve cariyelere iyilik edin. Allah, kurumlu, ogungen olanların hicbirini sevmez

    [37] Onlar ki hem kıskanırlar, hem de herkese kıskanclık tavsiye ederler ve Allah´ın kendilerine lutfundan verdigi seyleri saklarlar; oysa Biz de oyle nankorlere alcaltıcı bir azap hazırlamısızdır

    [38] Onlar, Allah´a ve ahiret gunune inanmadıkları halde mallarını insanlara gosteris icin sarfederler. Kime de seytan arkadas olursa, artık o ne kotu arkadastır

    [39] Ne vardı bunlar Allah´a iman etseler, ahiret gunune inansalar ve Allah´ın kendilerine vermis oldugu seylerden infak etselerdi zarar mı ederlerdi? Allah, kendilerini bilirdi

    [40] Allah zerre kadar zulmetmez ve eger bir iyilik olursa onu kat kat artırır, ayrıca kendi tarafından da buyuk bir mukafat verir

    [41] Her ummetten bir sahit getirdigimiz, seni de bunların uzerine sahit getirdigimiz zaman, bakalım bunların hali nasıl olacak

    [42] Iste o gun inkar edip peygambere asi olanlar soyle arzu edecekler: Keske yerle bir edilselerdi de Allah´tan bir tek soz gizlemeselerdi

    [43] Ey iman edenler, sarhosken ne soylediginizi bilinceye kadar; cunup iken de -yolcu olmanız haric- guslunuzu edinceye kadar namaza yaklasmayın. Eger hasta veya yolculukta iseniz ya da biriniz hacet yerinden gelir veya kadınlara dokunup da su bulamazsanız o zaman temiz bir topraga teyemmum edin; niyetle yuzunuze ve ellerinize surun. Gercekten Allah cok affedici ve gunahları bagıslayıcıdır

    [44] Su kendilerine Kitap´tan pay verilmis olanları gormuyor musun? Kendileri sapıklıgı satın alıyorlar ve istiyorlar ki siz de yolu sapıtasınız

    [45] Dusmanlarınızı Allah cok iyi biliyor. Dost olarak Allah yeter, yardımcı olarak da Allah yeter

    [46] O yahudi olanlardan kimileri kelimelerin yerlerini degistirip, dillerini egip bukerek, dine dokunarak «Dinledik, isyan ettik.» , «Dinle dinlenilmez olsaydın.» ve «Bizi gut.» diyorlar. Boyle diyeceklerine «Dinledik, itaat ettik.», «Dinle ve bizi gozet.» deselerdi elbette haklarında daha hayırlı ve daha durust olurdu. Fakat inkarları yuzunden Allah kendilerini lanetlemistir. Onun icin pek azı dısında imana gelmezler

    [47] Ey kendilerine kitap verilenler, gelin o beraberinizdekini dogrulamak uzere indirdigimiz bu kitaba, biz bir takım yuzleri silip de enselerine cevirmeden veya onları cumartesi yasagını cigneyenleri lanetledigimiz gibi, lanetlemeden once iman edin! Yoksa Allah´ın emri daima yerine gelmistir

    [48] Dogrusu Allah, kendisine sirk kosulmasını bagıslamaz. Ondan baskasını ise diledigine bagıslar. Kim Allah´a ortak kosarsa pek buyuk bir cinayeti iftira etmis oldugunda suphe yoktur

    [49] Su nefislerini temize cıkarıp duranları gormuyor musun? Hayır, yalnız Allah diledigini temize cıkarır. Ve onlara kıl kadar zulmedilmez

    [50] Bak, Allah´a karsı nasıl yalan uyduruyorlar! Bu apacık bir gunah olarak yeter

    [51] Su kendilerine okuyup yazmaktan biraz nasip verilmis olanları gormuyor musun? Put ve seytanlara inanıyorlar da Allah´ı tanımayanlara: «Bunlar, muminlerden daha dogru yoldalar.» diyorlar

    [52] Onlar, Allah´ın lanetledigi kimselerdir. Her kimi de Allah lanetlerse, artık onu kurtaracak birini bulamazsın

    [53] Yoksa onların mulkten, dunya hukumranlıgından bir hissesi mi var? Oyle olsa insanlara bir cekirdek bile vermezler

    [54] Yoksa o insanlara Allah´ın kendi lutfundan verdigi nimeti cekemiyorlar da haset mi ediyorlar. Oysa biz Ibrahim ailesine kitap ve hikmet verdik, ayrıca buyuk bir mulk de verdik

    [55] Onun icin onlardan kimi ona iman etmekte, kimi de ondan yuz cevirmekte; ona da cehennem alevi yetmektedir

    [56] Ayetlerimizi tanımayan kafirleri, onları kuskusuz, yarın bir atese yaslayacagız. Derileri pistikce azabı duysunlar diye kendilerine degistirmek uzere baska deriler verecegiz. Cunku Allah, izzetinin sonu olmayan bir hikmet sahibidir

    [57] Iman edip iyi isler yapan muminlere gelince, onları altından ırmaklar akan cennetlere koyacagız, onlar iclerinde ebedi kalmak uzere. Orada kendilerine gayet temiz zevceler var. Hem de onları golgelendiren bir golgeye koyacagız

    [58] Haberiniz olsun ki, Allah size emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hukmettiginiz vakit adaletle hukmetmenizi emrediyor. Gercekten Allah size ne guzel ogut veriyor. Suphesiz ki Allah isiten ve bilendir

    [59] Ey iman edenler, Allah´a itaat edin, peygambere de itaat edin, sizden olan yetkililere de. Sonra bir seyde anlasmazlıga dustunuz mu, hemen Allah´a ve Peygamberine arz edin onu, eger Allah´a ve ahiret gunune gercekten inanan muminler iseniz. Bu hem hayırlı hem de netice itibariyle daha guzeldir

    [60] Bakmaz mısın; o hem sana indirilene, hem senden once indirilene iman ettiklerini soyleyip gezen kimselere ki, o azgın seytan tarafından muhakeme edilmelerini istiyorlar. Oysa onu emrolunmuslardı. O seytan da onları, bir daha donemeyecekleri kadar uzak bir sapıklıga dusurmek istiyor

    [61] Onlara: «Allah´ın indirdigi hukme gelin, peygambere gelin!» denildigi vakit, munafıkların senden cekindikce cekindigini gorursun

    [62] Ya kendi yaptıkları yuzunden baslarına bir felaket geldigi zaman durumları nasıl olur? Sonra gelmisler bir de sana: «Vallahi, muradımız sırf bir iyilik yapmak ve ara bulmaktan ibaretti.» diye yemin ediyorlar

    [63] Onlar oyle kimselerdir ki kalplerinde olanı Allah bilir. Onun icin sen onlara aldırma da kendilerine ogut ver ve nefisleri hakkında dokunaklı sozler soyle

    [64] Biz herhangi bir peygamberi gonderdikse, sadece Allah´ın izniyle itaat edilsin diye gonderdik. Eger onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelip gunahlarına magfiret dileselerdi, peygamber de onların bagıslanması icin dua ediverseydi, elbette Allah´ı tevbeleri kabul eden ve merhametli bulacaklardı

    [65] Yok, yok! Rabbine yemin ederim ki onlar aralarında cıkan caprasık islerde seni hakem yapıp, sonra da verdigin hukumden nefislerinde hicbir sıkıntı duymaksızın tam bir teslimiyetle teslim olmadıkca iman etmis olmazlar

    [66] Eger onlara: «Nefislerinizi oldurun!» veya «Yurdunuzdan cıkın!» diye teklif etmis olsaydık -pek azı haric- bunu yapmazlardı. Fakat kendilerine ogutleneni yapsalardı, elbette haklarında cok hayırlı ve inancları ebedilestirmek itibariyle de en saglam bir hareket olurdu

    [67] Elbette o zaman kendilerine tarafımızdan pek buyuk bir mukafat da verirdik

    [68] Ve elbette kendilerini dosdogru bir yola cıkarırdık

    [69] Her kim Allah´a ve peygambere itaat ederse, iste onlar Allah´ın kendilerine nimet ihsan ettigi peygamberler, dosdogru kisiler, sehitler ve salihlerle birliktedirler. Bunlar ise ne guzel arkadastır

    [70] Iste bu lutuf Allah´tandır. Yeter ki bilen Allah olsun

    [71] Ey iman edenler, hazırlıgınızı yapın da mufrezeler halinde harekete gecin, yahut toplu olarak seferber olun

    [72] Bununla beraber icinizden oylesi vardır ki, her halde agırdan alacaktır. Eger size bir felaket isabet ederse: «Gercekten Allah bana lutfetti de, onlarla birlikte bulunmadım.» der

    [73] Ve eger size Allah´tan bir lutuf erisirse -sanki kendisiyle aranızda hic bir dostluk yokmus gibi- mutlaka: «Ah! Keske onlarla beraber olsaydım da buyuk bir murada ereydim!» diyecekti

    [74] O halde seferber olun da o gecici dunya hayatını ahiretin ebedi hayatı karsılıgında satacak olanlar carpıssın! Her kim Allah yolunda carpısır da, oldurulur veya ustun gelirse, her iki surette de biz ona yarın pek buyuk bir mukafat verecegiz

    [75] Hem size ne oluyor da Allah yolunda ve: «Ey bizim Rabbimiz, bizleri halkı zalim olan bu memleketten cıkar, tarafından bize bir sahip gonder ve yine tarafından bize bir yardımcı gonder.» diye yalvarıp duran o ezilmis erkekler, kadınlar ve yavrular ugrunda carpısmıyorsunuz

    [76] Iman edenler Allah yolunda cenk ederler, kufredenler ise Tagut (=azgın seytan) yolunda carpısırlar. O halde seytanın taraftarlarını oldurmeye bakın! Her zaman seytanın hilesi curuktur

    [77] Bakmaz mısın, o kendilerine: «Ellerinizi savastan cekin, namaz kılın ve zekat verin!» denilen kimselere? Simdi uzerlerine savas farz kılınınca bazıları insanlardan Allah´tan korkar gibi veya daha fazla korkmaya basladılar ve: «Ey bizim Rabbimiz, nicin bize bu savası farz kıldın? Ne olurdu kısa bir sure daha bize muhlet verseydin!» dediler. De ki: «Dunya zevki ne de olsa azdır; ahiret ise Allah´tan korkanlar icin sırf hayırdır. Hem kıl kadar hakkınız da yenmez.»

    [78] Her nerede olsanız olun, olum size yetisir, goklere yukselmis burclarda da olsanız. Bununla beraber kendilerine bir guzellik eristi mi «Bu Allah´tandır» diyorlar, bir felaket dokundu mu «Bu sendendir» diyorlar. De ki: «Hepsi Allah´tandır!» Fakat niye bu adamlar soz anlamaya calısmıyorlar

    [79] Sana guzellikten her ne ulasırsa, bil ki Allah´tandır; Kotulukten de basına her ne gelirse anla ki sendendir! Biz seni insanlara bir elci olarak gonderdik, sahit olarak da Allah yeter

    [80] Kim peygambere itaat ederse, Allah´a itaat etmis olur, kim de yan cizerse, kendilerine seni gozcu de gondermedik

    [81] Sana «Bas ustune!» diyorlar; sonra da yanından ayrıldıklarında iclerinden bir takımı soylediklerinin aksine tezvirat yapıyorlar, Allah da yaptıkları tezviratı kaydediyor. Onun icin sen yuzlerine vurmaktan vazgec de Allah´a havale et! Allah vekil olarak yeter

    [82] Hala Kur´an´ı gerektigi gibi dusunmezler mi? Eger o, Allah´tan baskası tarafından olsaydı, elbette icinde bir cok ahenksizlikler bulacaklardı

    [83] Hem kendilerine guven ve korku ile ilgili bir haber geldi mi onu yayıveriyorlar; halbuki, onu peygambere ve iclerinden yetkili olanlara arzetseler, elbette bunların gorus sunabilme yetenegine sahip olanları onu anlar, bilirlerdi. Eger Allah´ın lutuf ve rahmeti uzerinizde olmasaydı azınız haric, seytana uyup gitmistiniz

    [84] Onun icin Allah yolunda carpıs. Ancak nefsinden baskasıyla yukumlu degilsin! Mu´minleri de carpısmaya tesvik et; umulur ki Allah o kufretmekte bulunanların baskılarını defeder. Allah baskıca daha zorlu, azap vermek bakımından da daha siddetlidir

    [85] Her kim guzel bir aracılıkta bulunursa, ona ondan bir pay vardır; her kim de kotu bir aracılıkta bulunursa, ona da ondan bir hisse vardır. Allah herseyi gorup gozetiyor

    [86] Size herhangi bir sekilde saglık (selam) verildigi zaman, siz de ondan daha guzeli ile saglık (selam) verin veya aynısı ile mukabele edin! Allah, herseyi hesaba cekmektedir

    [87] Allah, O´ndan baska tapılacak yoktur, ancak O vardır. Andolsun O, sizi olacagında suphe olmayan kıyamet gununde toplayacaktır. Allah´tan daha dogru sozlu kim olabilir

    [88] O halde siz ne diye munafıklar hakkında iki fırkaya ayrılıyorsunuz? Allah onları kazandıkları vebal yuzunden terslerine dondurdugu halde; Allah´ın saptırdıgı yola getirmek mi istiyorsunuz, Allah her kimi saptırırsa artık sen onu yola getiremezsin

    [89] Kendileri kufre saptıkları gibi, sizin de sapmanızı isterler ki esit olasınız. O yuzden onlar Allah yolunda hicret edinceye kadar onlardan dost edinmeyin; aldırmazlarsa bulundugunuz yerde kendilerini yakalayıp oldurun ve onlardan ne bir dost, ne de bir yardımcı edinin

    [90] Ancak aranızda antlasma bulunan bir kavme varıp sıgınmıs bulunanlara veya ne sizinle savasmayı, ne de kendi kavimleriyle savasmayı havsalalarına sıgdıramayarak size gelmis olanlara dokunmayın! Allah dileseydi onları size musallat ederdi de sizinle savasırlardı. O halde onlar sizi bırakıp bir tarafa cekildikleri ve sizinle savasmayıp barısa yanastıkları takdirde de Allah onlara dokunmanıza izin vermemistir

    [91] Diger bir takımını da hem sizden emin kalmak hem de kendi milletinden guven icinde olmayı ister halde bulacaksın. Fitneye suruklendikce de doner doner icine atılırlar. Eger bunlar sizden cekinmez ve barısa yanasıp saldırıdan geri durmazlarsa, kendilerini buldugunuz yerde yakalayıp oldurun. Iste bunların aleyhine size acık bir yetki verdik

    [92] Bir muminin diger bir mumini oldurmesi caiz olmaz, meger ki yanlıslıkla ola. Kim bir mumini yanlıslıkla oldururse, mumin bir kole azad etmesi ve olenin mirascılarına teslim edilecek bir diyet vermesi lazım gelir, meger ki mirascılar o diyeti sadaka olarak bagıslamıs olalar. Eger oldurulen -kendi mumin olmakla beraber- size dusman bir kavimden ise, o zaman oldurenin bir esir azad etmesi gerekir. Sayet kendileriyle aranızda bir antlasma bulunan bir kavimden ise, mirascılarına teslim edilecek bir diyet vermek ve mumin bir kole azad etmek icap eder. Bunlara gucu yetmeyen, Allah tarafından tevbesinin kabul edilmesi icin, ardı ardına iki ay oruc tutmalıdır. Allah, herseyi bilendir, hikmet sahibidir

    [93] Kim de bir mumini isteyerek oldururse, artık onun cezası cehennemde ebedi kalmaktır. Allah, ona gazap etmis, lanetlemis ve buyuk bir azap hazırlamıstır

    [94] Ey iman edenler, Allah yolunda adım attıgınız vakit, iyice anlayın, dinleyin. Size Islam selamı veren kimseye -dunya hayatının gecici metaına goz dikerek- «Sen mumin degilsin!» demeyin. Allah katında cok ganimetler vardır. Daha once siz de oyleydiniz, Allah kerem buyurdu da sizleri iman ile tanıstırdı. Onun icin iyice anlayın, dinleyin! Gercekten Allah, ne yaparsanız haberdardır

    [95] Mu´minlerden ozurleri olmaksızın oturanlarla, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla savasanlar esit olamazlar. Allah mallarıyla ve canlarıyla savasanları, oturanlardan mertebece ustun kılmıstır. Gerci Allah her ikisine de cenneti va´d etmistir. Bununla beraber Allah savasanları, oturanlardan buyuk bir mukafat, kendi tarafından derece derece verdigi rutbeler, magfiret ve rahmetle ustun kılmıstır. Allah cok bagıslayan, cok merhamet edendir

    [96] Mu´minlerden ozurleri olmaksızın oturanlarla, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla savasanlar esit olamazlar. Allah mallarıyla ve canlarıyla savasanları, oturanlardan mertebece ustun kılmıstır. Gerci Allah her ikisine de cenneti va´d etmistir. Bununla beraber Allah savasanları, oturanlardan buyuk bir mukafat, kendi tarafından derece derece verdigi rutbeler, magfiret ve rahmetle ustun kılmıstır. Allah cok bagıslayan, cok merhamet edendir

    [97] Melekler, kendilerine zulmettikleri bir durumda bulunurken canlarını aldıkları kimselere: «Siz ne is yapmaktaydınız?» diyecekler. Onlar: «Biz yer yuzunde zayıf ve gucsuzduk» diye cevap verecekler. Melekler: «Allah´ın arzı genis degil miydi, oraya hicret etseydiniz ya!» diyecekler. Iste bunların barınakları cehennemdir. Ona gidis de ne kotu seydir

    [98] Ancak gercekten zayıf, hic birseye gucu yetmeyen ve hicret icin yol bulamayan erkekler, kadınlar ve cocuklar haric

    [99] Cunku bunlardan Allah´ın o gunahı af buyurması umit edilir, Allah cok affeden ve bagıslayandır

    [100] Kim Allah yolunda hicret ederse, yer yuzunde cok yer de bulur, genislik de bulur. Ve kim Allah´a ve peygambere hicret etmek maksadıyla evinden cıkar da sonra kendisine olum yetisirse, muhakkak ki onun mukafatı Allah´a aittir, Allah cok bagıslayan, cok merhamet edendir

    [101] Yolculuk ettiginizde o kufredenlerin size bir fenalık yapmalarından korkuyorsanız, namazı kısaltmanızda size bir gunah olmaz. Gercekten kafirler sizin acık dusmanlarınızdır

    [102] Sen iclerinde olup da onlara namaz kıldırdıgında iclerinden bir kısmı seninle beraber namaza dursun, silahlarını da yanlarına alsınlar, bunlar secdeye vardıklarında diger kısım arkanızda beklesinler, sonra henuz namaz kılmamıs olan diger kısım gelsin seninle beraber kılsınlar ve ihtiyatlı bulunup silahlarını da yanlarına alsınlar. Kafirler silahlarınızdan ve esyanızdan gafil bulunsanız da size ani bir baskında bulunsunlar diye arzu ederler. Eger yagan yagmurdan bir gucluge ugrarsanız veya hasta olursanız, silahları bırakmanızda bir mahzur yoktur. Bununla beraber ihtiyatı elden bırakmayın. Cunku Allah kafirler icin alcaltıcı bir azap hazırlamıstır

    [103] O korkulu zamanda namazı kıldınız mı gerek ayakta, gerek otururken ve gerek yan yatarken hep Allah´ı anın. Korkudan kurtuldugunuz da namazı tam erkanı ile eda edin. Cunku namaz muminlere belirli vakitlerde yazılı bir farzdır

    [104] Dusmanınız olan toplulugu takip etmekte gevseklik gostermeyin. Eger siz acı duyuyorsanız, kuskusuz sizin acı duydugunuz gibi onlar da acı duyuyorlardır. Oysa ki siz, Allah´tan onların umit edemeyecekleri seyleri umuyorsunuz. Allah, her seyi bilendir, hikmet sahibidir

    [105] Dogrusu Biz sana gercegin ta kendisi olan kitab (Kur´an)´ı indirdik ki insanlar arasında Allah´ın sana gosterdigi sekilde hukmedesin. Sakın hainlerin savunucusu olma

    [106] Ve Allah´tan af dile. Cunku Allah gercekten bagıslayan, cok merhamet edendir

    [107] Kendilerine hiyanet edip duranlar adına mucadeleye kalkısma. Cunku Allah, gunahkar, hain olan kimseleri sevmez

    [108] Insanlardan hainliklerini gizlemeye calısırlar da Allah´tan gizlemeyi dusunmezler. Halbuki, O´nun razı olmayacagı tezviratı tertip ederlerken, o yanıbaslarında. Allah onların ne yaptıklarını cok iyi bilir

    [109] Haydi, siz bu dunya hayatında onlar adına mucadele ediverdiniz diyelim, fakat kıyamet gunu onları kim savunacak ve onlara kim vekil olacak

    [110] Oysa ki, kim bir kotuluk yapar veya kendine zulmeder de sonra Allah´tan magfiret dilerse, Allah´ı cok bagıslayıcı ve merhametli bulur

    [111] Kim de bir gunah islerse, onu yalnız kendi aleyhine islemis olur. Allah ise herseyi bilir ve hikmet sahibidir

    [112] Kim de bir cinayet veya bir suc isler de sonra onu bir sucsuzun uzerine atarsa, suphesiz bir iftirada bulunmus ve acık bir gunah daha yuklenmis olur

    [113] Allah´ın sana lutfu ve merhameti olmasaydı onlardan bir kısmı seni bile hukmunde dogrudan saptırmayı planlamıslardı, oysa onlar yalnız kendilerini saptırırlar, sana da asla zarar veremezler. Nasıl yapabilirler ki Allah sana kitap (Kur´an) ve hikmet indirmekte ve bilmediklerini sana bildirmektedir. Allah´ın senin uzerinde bulunan lutfu cok buyuktur

    [114] Onların fısıldasmalarının cogunda hayır yoktur. Ancak sadaka vermeyi veya iyilik yapmayı veya insanların arasını duzeltmeyi isteyenler haric. Ve her kim bunu Allah´ın rızasını arayarak yaparsa, yarın Biz ona buyuk bir mukafat verecegiz

    [115] Kim de dogru, apacık belli olduktan sonra peygambere muhalefette bulunur ve muminlerin yolundan baska bir yola giderse, onu gittigi o yolda bırakır ve kendisini cehenneme boylatırız ki, o ne kotu gidistir

    [116] Dogrusu Allah, kendisine ortak kosulmasını bagıslamaz. Ondan baskasını ise diledigine bagıslar. Kim de Allah´a ortak kosarsa, hakikattan cok uzak bir sapıklıga sapmıs demektir

    [117] Onlar onu bırakıp da yalnız disilere (disi putlara) tapıyorlar ve sadece yalabık (inatcı) bir seytana tapıyorlar ki

    [118] Allah onu lanetlemis, o da soyle demisti: «Celalin hakkı icin kullarından belirli bir kısmını alacagım

    [119] Ve mutlaka onları saptıracagım ve her durumda onları kuruntulara dusurup, olmayacak kuruntularla aldatacagım. Mutlaka onlara emredecegim de hayvanların kulaklarını yaracaklar ve yine mutlaka onlara emredecegim de Allah´ın yarattıgını degistirecekler.» Ve her kim Allah´ı bırakıp seytanı dost edinirse, suphesiz acıktan acıga bir zarara dusmustur

    [120] Seytan onlara vaadde bulunur, kuruntu ve umitlere dusurur. Fakat seytan onlara kuru bir aldatmadan baska ne va´deder

    [121] Iste onların varacakları yer cehennemdir ve ondan kurtulusa hicbir care bulamayacaklardır

    [122] Iman edip de iyi isler yapan kimselere gelince, yarın onları altından ırmaklar akan cennetlere koyacagız, ebedi olarak oralarda kalacaklar. Bu Allah´ın gercek va´didir. Allah´tan baska dogru sozlu kim olabilir

    [123] O, ne sizin kuruntularınıza, ne de kitap ehlinin kuruntularına goredir. Kim bir kotuluk yaparsa onunla cezalanır ve Allah´tan baska da ne bir koruyucu, ne de bir yardımcı bulabilir

    [124] Erkek olsun, kadın olsun her hangi bir kimse mumin olarak iyi bir is yaparsa, iste boyleleri cennete girerler ve zerrece hakları yenmez

    [125] Din bakımından o kimseden daha iyi kimdir ki, ozu iyi olarak yuzunu Islam ve Allah´a tutmus ve muvahhid olarak Ibrahim´in dinine uymustur. Allah ki, Ibrahim´i dost edinmisti

    [126] Goklerde ve yerde olanların hepsi Allah´ındır. Allah herseyi kusatıcıdır

    [127] Bir de senden kadınlar hakkında fetva istiyorlar. De ki: «Onlar hakkında fetvayı size Allah veriyor; Yazılmıs hakları olan mirası kendilerine vermediginiz ve nikahlamayı istemediginiz oksuz kızlar, magdur cocuklar ve yetimlere adil davranmanız hakkında kitapta yuzunuze karsı okunup duran ayetler var!» Daha da hayra dair ne yaparsanız, suphe yok ki, Allah onu da biliyor

    [128] Eger bir kadın kocasının serkesliginden veya yuz cevirmesinden endise ederse, barısarak aralarını duzeltmelerinde bir mahzur yoktur. Anlasma her zaman hayırdır. Nefisler ise kıskanclıga hazırlanagelmistir. Eger arayı duzeltir ve gecimsizlikten sakınırsanız suphe yok ki, Allah yapacagınız her seyden haberdardır

    [129] Kadınlarınız arasında her yonden adaletli davranmaya ne kadar ugrassanız yine guc yetiremezsiniz. Bari birisine busbutun meyledip de otekini askıdaymıs gibi bırakmayın. Eger arayı duzeltir ve haksızlıktan sakınırsanız suphesiz Allah bagıslar ve merhamet eder

    [130] Eger ayrılırlarsa Allah kudretiyle her birini digerine muhtac etmez. Allah kudreti genis bir hikmet sahibidir

    [131] Allah´ındır goklerde ve yerde ne varsa. Andolsun ki, sizden once kitap verilenlere de, size de: «Allah´tan korkun!» diye tavsiye etmistik. Bununla birlikte inkar ederseniz biliniz ki, goklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah´ındır. Allah her seyden mustagni ve ovulmeye layıktır

    [132] Allah´ındır butun goklerdeki ve yerdeki! Dayanılacak (vekil) olarak da Allah yeter

    [133] Ey insanlar, O dilerse sizleri goturur, yerinize baskalarını getirir! Allah buna da kadirdir

    [134] Kim dunya nimeti isterse, bilsin ki, dunya nimeti de, ahiret nimeti de Allah´ın katındadır. Allah herseyi isitir ve gorur

    [135] Ey iman edenler, hak olculerle hareket edip adaleti yerine getirmeye ugrasan hakimler, Allah icin sahitlik yapan kisiler olunuz. Gerek kendileriniz veya ana-babanız yahut en yakınlarınız aleyhine olsun; gerek zengin, gerek fakir olsun. Cunku Allah, ikisinden de onceliklidir. Bundan dolayı adaletten uzaklasıp da nefsinize uymayın. Sahitlik yaparken dilinizi eger, bukerseniz veya cekinirseniz, suphesiz Allah butun yaptıklarınızdan haberdardır

    [136] Ey iman edenler, Allah´a, peygamberine, peygamberine indirdigi kitaba, daha once indirdigi kitaba da iman edin! Kim Allah´a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine ve ahiret gunune inanmazsa, pek derin bir sapıklıga saplanıp gitmistir

    [137] Iman ettikten sonra kufre gidenleri, sonra yine iman edip tekrar kufre gidenleri, sonra da kufurde ileri gidenleri Allah ne affedecek, ne de dogru bir yola cıkaracaktır

    [138] Munafıklara mujdele ki, onlara acı bir azap var

    [139] Onlar ki, muminleri bırakıp kafirleri dost ediniyorlar; onların yanında izzet ve seref mi arıyorlar? Oysa izzet ve seref, tamamıyla Allah´a aittir

    [140] O, size kitab´ında sunu da indirmistir: «Allah´ın ayetlerinin inkar edildigini ve onlarla eglenildigini isittiginiz zaman baska bir konusmaya dalmalarına kadar o heriflerin yanlarında oturmayın, yoksa siz de onlar gibi olursunuz. Suphesiz ki Allah, munafıklarla kafirleri, topunu birlikte cehennemde bir arada toplayacaktır

    [141] Onlar ki, sizi gozetleyip duruyorlar; Eger Allah tarafından size bir zafer ulasırsa: «Beraber degil miydik?» diyecekler; Eger kafirlere zaferden bir pay duserse: «Biz sizden ustun gelmedik mi? Sizi muminlerden kurtarmadık mı?» diyecekler. Allah kıyamet gunu aranızda hukmunu verecektir. Ve hicbir zaman kafirler icin muminler aleyhine bir yol ve imkan verecek degildir

    [142] Her zaman munafıklar Allah´a hile yapmaya calısırlar, Allah da hilelerini baslarına gecirir. Namaza kalktıkları vakit usene usene kalkarlar, halka gosteris yaparlar, yoksa Allah´ı pek az anarlar

    [143] Arada (iman ile kufur arasında) bocalayıp duruyorlar; ne onlardan yana oluyorlar, ne de bunlardan. Kimi de Allah sasırtırsa artık ona sen bir yol bulamazsın

    [144] Ey iman edenler, muminleri bırakıp da kafirleri basınıza gecirmeyin! Kendi aleyhinizde Allah´a acık bir saltanat vermek ister misiniz

    [145] Suphesiz munafıklar cehennemin en alt tabakasındadırlar. Ihtimal yok onlara bir kurtarıcı da bulamazsın

    [146] Ancak tevbe edip durumlarını duzelten, Allah´a sarılıp dinlerini Allah icin samimi kılan kimseler mustesna, cunku bunlar muminlerle beraberdir. Muminlere ise Allah buyuk bir mukafat verecektir

    [147] Sukredip iman ederseniz, Allah size ne diye azap etsin? Oysa Allah, sukru bilen bir bilendir

    [148] Allah, cirkin sozun acıklanmasını sevmez; ancak soyleyen haksızlıga ugramıssa baska. Allah, herseyi isiten, hakkıyla bilendir

    [149] Bir hayrı acıklar veya gizlerseniz ya da bir kotulugu bagıslarsanız, suphe yok ki, Allah cok bagıslayan, herseye gucu yetendir

    [150] Allah´a ve peygamberlerine inanmayanlar, Allah´ı tanıyıp peygamberleri tanımayarak aralarında ayırım yapmak isteyenler, «Peygamberlerin kimine inanırız, kimine inanmayız.» diyerek kufur ile iman arasında bir yol tutmak isteyenler

    [151] Iste onlar, gercek kafirlerdir, Biz de kafirler icin alcaltıcı bir azap hazırlamısızdır

    [152] Allah´a ve peygamberlerine iman eden ve peygamberlerinden hicbirinin arasında ayırım yapmayan kimselere gelince, iste onların yarın kendilerine mukafatlarını verecegiz. Allah, bagıslayıcıdır, merhamet sahibidir

    [153] Kitap ehli, senden kendilerine gokten bir kitap indirivermeni istiyorlar. Cok gorme: Musa´dan daha da buyugunu istediler ve: «Allah´ı bize acıkca goster.» dediler de zulumleri yuzunden kendilerini yıldırım carptı. Sonra kendilerine o kadar mucizeler gelmisken tuttular danaya taptılar. Biz bunları bagısladık ve Musa´ya guclu bir saltanat verdik

    [154] soz vermeleri icin Tur´u ustlerine kaldırdık ve onlara: «Secdelere kapanarak o kapıya girin!» dedik. «Cumartesiye saygısızlık etmeyin!» diye kendilerini uyardık ve onlardan saglam bir soz aldık

    [155] Bunun uzerine sozlesmelerini bozmaları, Allah´ın ayetlerini inkar etmeleri, peygamberleri haksız yere oldurmeleri ve «kalplerimiz kılıflı» demeleri sebebiyle, -Dogrusu Allah, inkarları yuzunden onların kalplerini muhurlemistir de onun icin pek azı dısındakiler iman etmezler

    [156] Yine inkarları ve Meryem´e buyuk bir iftirada bulunmaları

    [157] ve: «Biz Allah´ın peygamberi Meryem oglu Isa Mesih´i oldurduk.» demeleri yuzunden. Oysa onu ne oldurduler, ne de astılar. Fakat kendilerine bir benzetme yapıldı. Onda anlasmazlıga dusenler bundan dolayı suphe icindedirler, o hususta tahmin pesinde gitmekten baska hic bir bilgileri yoktur. Kesin olarak O´nu oldurmediler

    [158] Dogrusu Allah, O´nu kendine dogru yukseltti. Allah gucludur, hikmet sahibidir

    [159] Andolsun, kendilerine kitap verilenlerden olumunden once ona iman etmeyecek hic bir kimse yoktur. Kıyamet gununde de aleyhlerine sahit olacaktır

    [160] Yahudilerin zalimlikleri ve Allah yolundan cevirmeleri sebebiyle onlara helal edilmis olan bir cok temiz ve hos nimetleri kendilerine yasakladık

    [161] Bir de kendilerine yasaklanmıs oldugu halde faiz almaları ve halkın mallarını haksızlıkla yemeleri sebebiyle. Onların kafir olarak kalanlarına acı bir azap hazırladık

    [162] Fakat iclerinden ilimde derinlesmis olanlar ve inananlar, senden once indirilenle birlikte sana indirilene de iman ediyorlar. Ozellikle namaza devam edenlerle zekat verenler, Allah´a ve ahiret gunune inananlar yok mu, iste onlara yarın buyuk bir mukafat verecegiz

    [163] Gercekten biz sana, Nuh´a ve ondan sonra gelen butun peygamberlere vahyettigimiz gibi vahyettik. Ibrahim´e, Ismail´e, Ishak´a, Yakub´a, torunlarına, Isa´ya, Eyyub´a, Yunus´a, Harun´a ve Suleyman´a da vahyettigimiz ve Davud´a Zebur´u verdigimiz gibi

    [164] Ve gerek sana onceden kendilerini anlattıgımız peygamberleri, gerekse anlatmadıgımız peygamberleri gonderdigimiz, hem de Allah´ın Musa´ya kelam soylemesi gibi

    [165] Bunlar artık insanların peygamberlerden sonra Allah´a karsı ileri surecekleri bir ozurleri olmasın diye, hep rahmet mujdecileri ve azap habercileri olarak gonderilmis peygamberlerdir. Allah, daima gucludur, hikmet sahibidir

    [166] Fakat Allah, ozellikle sana indirdigi ile sahitlik ediyor ki, onu kendi bilgisi ile indirdi. Melekler de sahitlik ediyorlar, kaldı ki Allah´ın sahit olması yeter

    [167] Suphesiz inkara sapıp Allah yolundan alıkoyanlar, buyuk bir sapıklıga dalmıslardır

    [168] Suphesiz kufredip haksızlık edenleri Allah bagıslayacak ve cehennem yolundan baska bir yola da cıkaracak degildir; orada sonsuza dek kalacaklardır. Bu da Allah icin kolaydır

    [169] Suphesiz kufredip haksızlık edenleri Allah bagıslayacak ve cehennem yolundan baska bir yola da cıkaracak degildir; orada sonsuza dek kalacaklardır. Bu da Allah icin kolaydır

    [170] Ey insanlar, gercek su ki, Rabbinizden size hak ile peygamber geldi. Hakkınızda hayırlı olması icin hemen ona iman edin! Eger ona inanmayacak olursanız, suphe yok ki, goklerde ve yerde ne varsa Allah´ındır. Allah, herseyi bilendir, hikmet sahibidir

    [171] Ey kitap verilenler, dininizde asırılıga gitmeyin ve Allah hakkında yalnızca gercegi soyleyin! Meryem oglu Mesih Isa, yalnızca Allah´ın peygamberi, Meryem´e ulastırdıgı kelime´si ve ondan bir ruhtur; baska birsey degil. Gelin Allah´a ve O´nun peygamberlerine iman getirin ve «uctur» demeyin. Bundan vazgecin; hakkınızda hayırlı olur! Allah, ancak bir tek Ilah´tır, hasa O´nun bir oglu olması asla dusunulemez. Goklerde ve yerde ne varsa hepsi O´nundur. Vekil olarak da Allah yeter

    [172] Mesih de Allah´a bir kul olmaktan asla cekinmez en yakın melekler de. Her kim O´na ibadetten cekinir ve kibirlenirse, bilsin ki, O, yarın hepsini huzurunda toplayacaktır

    [173] Iste o zaman, iman edip guzel isler yapanlara mukafatlarını tamamıyla odeyecek hem de bol ihsanından fazlasını bile verecektir. Ancak o kibirlerine yediremeyip cekinenleri acı bir azap ile cezalandıracak ve Allah´a karsı kendilerine ne bir kayırıcı, ne de bir yardımcı bulamayacaklardır

    [174] Ey insanlar, bakın size Rabbinizden kesin bir delil geldi; size acık bir nur indirdik

    [175] Kim Allah´a iman edip buna sarılırsa, yarın Allah onları kendi katında mutlak bir rahmet icine koyacak, bol nimetine kavusturacak bir de onları, dogru kendisine varan bir yolun yolcusu edecek

    [176] Senden fetva istiyorlar. De ki: «Allah, babası ve cocugu olmayan kisinin mirası hakkında size soyle fetva veriyor: «Eger cocugu olmayıp bir kız kardesi olan bir kimse olurse, bıraktıgının yarısı kız kardesine kalır. Eger kız kardesinin cocugu yoksa, bu erkek kardes ona varis olur. Eger iki kız kardesi varsa, bıraktıgının ucte ikisi bunlara kalır. Eger erkekli disili kardesleri varsa, o zaman erkege iki disi payı kadar duser» Allah, size sasırıyorsunuz diye bunları acıklıyor. Allah, herseyi bilendir

    Mâide

    Surah 5

    [1] Ey iman edenler, sozlesmelerinizi yerine getiriniz! Ihrama girdiginizde avlanmayı helal saymamanız sartıyla size, su okunacak olanların dısındaki hayvanlar helal kılındı. Suphesiz ki, Allah istedigi hukmu koyar

    [2] Ey iman edenler, ne Allah´ın searine, dini merasimlerine, ne haram aya, ne kurbanlık hediyelere, ne gerdanlıklarına, ne de Rablerinin gerek nimetini, gerekse hosnutlugunu arayarak Beyt-i Haram´a dogru gelenlere sakın saygısızlık etmeyin! Ihramdan cıktıgınızda, isterseniz avlanın. Sizi Mescid-i Haram´dan alıkoydular diye bazılarına karsı beslediginiz kin, sakın sizi tecavuze sevketmesin! Iyilik ve takva sahibi olmada yardımlasın, gunah ve sınırı asmada yardımlasmayın! Allah´tan korkun; cunku Allah´ın cezası cok cetindir

    [3] Size sunlar haram kılındı: Olu, kan, domuz eti, Allah´tan baskası adına kesilen, bogulmus, vurulmus, yuvarlanmıs, susulmus, yırtıcı hayvanlar tarafından yenmis olup da henuz canlı iken kesmedikleriniz, dikili taslar uzerinde bogazlananlar ve zararla kısmet paylasmanız. Bunlar, birer yoldan cıkıstır. Bugun kafirler dininizi sondurebilmekten umitlerini kestiler; onlardan korkmayın, yalnız benden korkun! Iste bugun dininizi kemale erdirdim, uzerinizdeki nimetimi tamamladım ve size din olarak muslumanlıga razı oldum. Her kim asırı aclık durumunda caresiz kalır da gunaha egilim maksadı olmaksızın, onlardan yemek zorunda olursa, elbette Allah, bagıslayandır, merhamet sahibidir

    [4] Sana kendilerine neyin helal edildigini soruyorlar. De ki: Size butun temiz nimetler helal edildi. Allah´ın size ogrettigi sekilde egiterek yetistirdiginiz avcı hayvanların size tutuverdiklerinden yiyin ve uzerine besmele cekin, Allah´tan korkun; Cunku Allah, hesabı cabuk gorendir

    [5] Bugun temiz nimetler size helal edildi. Kendilerine kitap verilenlerin yemekleri size, sizin yemekleriniz de onlara helaldır. Hur mu´min kadınlarla, sizden once kendilerine kitap verilenlerin hur kadınları, namusunuzu muhafaza etmek, zina etmemek, gizli dost tutmamak, kendilerine mehirlerini verip nikahlamak sartıyla size helaldır. Her kim seriatın hukumlerini tanımazsa, butun yaptıkları bosa gitmistir ve o ahirette zarara ugrayacaklardandır

    [6] Ey iman edenler, namaza kalkacagınız vakit, yuzlerinizi, dirseklere kadar; ellerinizi yıkayın; baslarınızı meshedip topuklara kadar ayaklarınızı (yıkayın). Eger cunupseniz tastamam yıkanın. Eger hasta veya yolculukta iseniz veya biriniz hacet yerinden gelmisse ya da kadınlara dokunmus olup da su bulamazsanız, o zaman temiz bir toprakla teyemmum edin, niyetle o topraktan ellerinize ve yuzlerinize surun. Allah´ın muradı sizi sıkıntıya kosmak degildir; fakat O, sizi tertemiz yapmak ve uzerinizdeki nimetini tamamlamak istiyor ki, sukredesiniz

    [7] Allah´ın uzerinizdeki nimetini ve «Isittik ve itaat ettik.» dediginiz zaman sizden aldıgı sozu unutmayın, Allah´tan korkun; cunku Allah, butun sinelerin ozunu bilir

    [8] Ey iman edenler, Allah icin duran (gerekeni yapan) hakimler, adalet ornegi sahitler olun! Sakın bir kavme olan kininiz sizi adaletsizlige itmesin! Adaletli davranın! Takvaya en yakın olan odur. Allah´tan korkun! Cunku Allah, butun yaptıklarınızdan haberdardır

    [9] Allah, iman edip guzel isler yapanlara, kendilerine hem bagıslanma hem de buyuk mukafat olduguna dair soz verdi

    [10] Kufredip ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, onlar cehennem sakinleridir

    [11] Ey iman edenler, Allah´ın uzerinizdeki o nimetini anın! Hani bir vakit bir topluluk size el uzatmayı kurmustu da O, bunların ellerini size dokundurmalarını engellemisti. Siz, hep Allah´tan korkun ve mu´minler yalnız Allah´a dayansınlar

    [12] Andolsun ki, Allah, Israil ogullarından soz almıstı, iclerinden on iki kefil de gondermistik ve Allah: «Haberiniz olsun Ben sizinle beraberim. Andolsun ki, eger siz namazı kılar, zekatı verir, peygamberime inanır, kendilerine kuvvetle yardım eder ve Allah´a gonulden odunc verirseniz, kesinlikle gunahlarınızı silerim ve sizi altından ırmaklar akan cennetlere koyarım. Bundan sonra icinizden her kim nankorluk edip kufre saparsa, artık duz yolun ortasından sapmıs, kendini zayi etmis olur.» diye buyurmustu

    [13] Sonra bu sozlesmelerini bozmaları yuzunden, Biz onları lanetledik ve kalplerini kaskatı ettik. Onlar, kelimeleri yerlerinden oynatarak degistirirler, uyarıldıkları gerceklerden paylarını almayı unuttular. Iclerinden pek azı dısında, onlardan surekli bir hainlik gorursun, yine de sen, onları affet ve aldırma! Cunku Allah, iyilik yapanları sever

    [14] Biz hıristiyanız" diyenlerden de antlarını almıstık; derken bunlar da uyarıldıkları gerceklerin bircogunu unuttular. Biz de aralarına, kıyamet gunune kadar surecek dusmanlık ve kin bıraktık. Yarın Allah, onlara ne sanatlar yaptıklarını bildirecektir

    [15] Ey kitap verilenler, simdi size, kitabınızın gizlemekte oldugunuz bircok yerlerini sizlere acıklayan bircogunu da geciveren Peygamberimiz geldi. Iste size Allah´tan bir nur, bir parlak kitap geldi

    [16] Allah, rızası ardınca gidenleri onunla kurtulus yollarına yoneltecek ve izni ile onları karanlıklardan aydınlıga cıkarıp dogru bir yola koyacak

    [17] Andolsun ki, «Meryem´im oglu Mesih, Allah´tır.» diyenler kafir olmuslardır. De ki: «Eger Allah, Meryem´in oglu Mesih´i, annesini ve yeryuzunde bulunanların hepsini yok etmek isterse, ondan kim birsey kurtarabilir?» Butun goklerin, yerin ve aralarındakilerin hukumranlıgı Allah´ındır, diledigini yaratır ve Allah herseye gucu yetendir

    [18] Bir de yahudiler ve hıristiyanlar: «Biz Allah´ın ogulları ve sevgilileriyiz.» dediler. De ki: «Oyle ise neden size gunahlarınızdan dolayı azap ediyor? Dogrusu siz, onun yarattıklarından bir insan toplulugusunuz. O, diledigini bagıslar, diledigini cezalandırır. Goklerin, yerin ve aralarındakilerin hukumranlıgı Allah´ındır ve sonunda donus de O´nadır!»

    [19] Ey kitap verilenler, bakınız size, peygamberlerin gelisinin kesintiye ugradıgı bir zamanda: «Bize ne mujdeyle sevindirecek bir mujdeci ne de ihtar ile gocunduracak bir uyarıcı gelmedi!» demeyesiniz diye, tatlı ve acı gercekleri acıklayan elcimiz geldi! Iste size hem mujdeci hem de uyarıcı bir peygamber geldi! Allah, her seye gucu yetendir

    [20] Bir zaman Musa, kavmine: «Ey kavmim, Allah´ın size verdigi nimeti dusunun; cunku O, icinizden peygamberler gonderdi, sizi hukumdarlar yaptı ve alemlerden hicbirine vermedigini size verdi

    [21] «Ey kavmim, haydi Allah´ın sizin icin yazdıgı Mukaddes Yer´e girin ve gerisin geri donmeyin, yoksa zarara ugramıs olarak perisan olursunuz.» demisti

    [22] Onlar: «Ey Musa, orada hepsi de zorba bir topluluk var ve onlar oradan cıkmadıkca biz oraya girmeyiz. Eger onlar cıkarlarsa biz de gireriz.» dediler

    [23] Allah´ın her ikisine de nimet verdigi, Allah´a karsı gelmekten korkan iki er cıkıp soyle soyledi: «Onlara kapıdan hucum edin, kapıyı tutun, oraya bir kez girdiniz mi kesinlikle galipsiniz, haydi Allah´a dayanın, gercekten inanan kimselerseniz!»

    [24] Onlar: «Ey Musa, onlar orada bulundukca biz asla oraya girmeyiz! Haydi, sen Rabbinle git, ikiniz savasın; biz iste burada oturacagız!» dediler

    [25] Musa: «Ey Rabbim, goruyorsun, ben kendimden ve kardesimden baskasına soz geciremiyorum; artık bizimle o dogru yoldan cıkmıs toplulugun arasını ayır!» dedi

    [26] Allah soyle buyurdu: «Artık orası, onlara kırk yıl yasak edildi. Oldukları yerde sersem sersem donup duracaklardır. Artık o yoldan cıkmıs topluluga acıma!»

    [27] Bir de onlara Adem´in iki oglunun basından gecen olayı hakkıyla oku! Hani ikisi, birer kurban sunmuslardı da birininki kabul edildi, digerininki edilmedi. Bu: «Ben seni kesinlikle oldurecegim!» dedi. Digeri: «Allah, ancak kendisinden korkanlarınkini kabul buyurur

    [28] Andolsun ki, sen beni oldurmek icin bana el uzatsan da ben seni oldurmek icin sana el uzatacak degilim. Cunku ben, alemlerin Rabbı olan Allah´tan korkarım

    [29] Ben, hem benim hem de kendinin gunahını yuklenip cehennemliklerden olmanı isterim. Zulmedenlerin cezası iste budur!» dedi

    [30] Bunun uzerine nefsi ona kardesini oldurmeyi kolay gosterdi de tutup onu oldurdu ve artık husrana ugrayanlardan olmustu

    [31] Derken Allah, kardesinin cesedini nasıl gomecegini gostermesi icin yeri desen bir karga gonderdi. O: «Eyvah, su karga olup da kardesimin cesedini gomemedim ha!» dedi ve artık pismanlıga dusenlerden olmustu

    [32] Bunun icin Israilogullarına kitapta sunu bildirmis idik: «Her kim bir kisiyi, bir kisi karsılıgı veya yeryuzunde bir bozgunculugu olmaksızın oldururse, sanki butun insanları oldurmus gibi olur. Kim de bir adamın hayatını kurtarırsa, butun insanların hayatını kurtarmıs gibi olur.» Andolsun ki, peygamberlerimiz onlara apacık delillerle geldiler de sonra iclerinden bir cogu, butun bunların arkasından hala yeryuzunde bozgunculuk ve cinayette cizgiyi asmaktadırlar

    [33] Allah´a ve peygamberine karsı savasmaya kalkısan ve yeryuzunde bozgunculuga calısanların cezası, oldurulmelerinden veya asılmalarından veya ellerinin ve ayaklarının caprazlama kesilmesinden veya bulundukları yerden surulmelerinden baska bir sey olmaz. Bu, onların dunyada cekecekleri bir zillettir. Ahirette ise kendilerine buyuk bir azap vardır

    [34] Ancak, siz kendilerini ele gecirmeden once tevbe edenleri olursa, biliniz ki, Allah bagıslayan ve merhamet edendir

    [35] Ey iman edenler, Allah´tan korkun, O´na yaklasmaya vesile arayın, O´nun yolunda cihad edin ki, mutluluga erebilesiniz

    [36] Suphesiz, o kufredenler, yeryuzundekilerin hepsi ve bir o kadarı kendilerinin olsa da kıyamet gununun azabından kurtulmak icin tumunu fidye verecek olsalar, yine kendilerinden kabul edilmez. Onlara elem veren bir azap vardır

    [37] Onlar, atesten cıkmak isteyecekler, fakat ondan cıkacak degillerdir. Onlara boyuna surup gidecek bir azap vardır

    [38] Hırsızlık eden erkek ve hırsızlık eden kadın, sucları sabitlesince, yaptıklarının karsılıgı ve Allah tarafından kelepcek (caydırıcı bir ceza olmak uzere) ellerini kesin. Allah, gucludur, hikmet sahibidir

    [39] Boyle iken her kim de yaptıgı zulmun ardından tevbe edip durustluge donerse, Allah elbette tevbesini kabul eder, cunku gercekten Allah, bagıslayan ve merhamet edendir

    [40] Bilmez misin ki, goklerin ve yerin hukumranlıgı Allah´ındır, diledigini azaba ceker, dilediginin gunahını bagıslar. Allah herseye gucu yetendir

    [41] Ey sanlı Peygamber, gerek agızlarıyla «Biz inandık.» deyip de kalpleriyle inanmayanlardan, gerekse yahudilerden kufurde yarısanlar seni uzmesin! Onlar yalancılık etmek icin dinlerler, sana gelmeyen bir topluluk hesabına dinlerler, yerli yerinde soylenen kelimeleri sonradan degistirirler, «Size boyle fetva verilirse tutun, verilmezse sakının!» derler. Allah, kimin fitneye dusmesini dilerse sen onun lehine Allah´tan hicbir sey koparamazsın. Onlar, oyle kimselerdir ki, Allah, kalplerini temizlemek istememistir. Onların hakları dunyada zillet ahirette de buyuk bir azaptır

    [42] Onlar, surekli yalancılık icin dinler, boyuna haram yerler. Eger sana gelirlerse ister aralarında hukmet, istersen onlardan yuz cevir. Eger yuz cevirirsen sana hicbir zarar veremezler. Sayet hukmedersen, aralarında adaletle hukmet. Cunku Allah, adaletli kimseleri sever

    [43] Icinde Allah´ın hukmu bulunan Tevrat yanlarında iken seni nasıl hakem yapıyorlar, sonra arkasından ne diye donuyorlar? Oylelerin muminlerle alakası yoktur

    [44] Gercekten Biz, icinde bir hidayet, bir nur bulunan Tevrat´ı indirdik. Kendilerini Allah´a teslim etmis peygamberler, yahudilere onunla hukmederlerdi. Bir de Allah dostları ve ilim adamları da Allah´ın kitabını muhafaza etmekle gorevli olmaları ve uzerine sahit olmaları dolayısıyla onunla hukum verirlerdi. Artık insanlardan korkmayın, Benden korkun ve Benim ayetlerimi birkac paraya degismeyin! Ey hakimler, her kim Allah´ın indirdigi hukumlerle hukum vermezse, onlar hep kafirlerdir

    [45] Biz, onda onların uzerine soyle yazdık: Cana can, goze goz, buruna burun, dise dis, yaralamada odesme. Kim de bu hakkını sadakasına sayarsa, o, gunahlarının bagıslanmasına vesile olur. Her kim de Allah´ın indirdigi hukumlerle hukmetmezse, onlar hep zalimlerdir

    [46] Arkadan da o peygamberlerin izleri uzerinde Meryem´in oglu Isa´yı, onundeki Tevrat´ı bir dogrulayıcı olarak gonderdik. Ona icinde bir hidayet ve nur bulunan, onundeki Tevrat´ı dogrulayıcı ve takva sahipleri icin bir hidayet ve ogut olmak uzere Incil´i verdik

    [47] Incil´e inananlar da Allah´ın onun icinde indirdigi ile hukmetsin. Kim Allah´ın indirdigi hukumlerle hukmetmezse, onlar dinden cıkmıs gunahkarlardır

    [48] Sana da onunde bulunan kitapları dogrulayıcı ve onlara bir sahit olmak uzere bu hak kitabı indirdik; onun icin sen de aralarında Allah´ın indirdigiyle hukmet, sana gelen gercekten ayrılıp da onların arzuları arkasından gitme! Her biriniz icin bir kanun ve bir yol tayin ettik. Allah dileseydi, hepinizi bir tek ummet yapardı, fakat sizi, her birinize verdigi seylerde imtihan edecek. O halde durmayın, hayırlı islerde yarısın. Nihayet donusunuz hep Allah´adır. O zaman O, hakkında ayrılıga dustugunuz seyleri size haber verecektir

    [49] Ve su emri indirdik: «Aralarında yalnız Allah´ın indirdigi ile hukmet, onların keyiflerine uyma ve onların Allah´ın indirdigi hukumlerin birinden seni sasırtmalarından sakın! Yine yuz cevirirlerse bil ki, Allah, onların bazı gunahları sebebiyle, baslarına bir bela getirmek istiyor. Her halde insanlardan bircogu Allah yolundan cıkmıslardır

    [50] Durmuslar da onlar cahiliye devrinin hukmunu mu istiyorlar? Kimmis Allah´tan daha guzel hukum verecek? Fakat bunu inancı kesin bir kavim anlar

    [51] Ey iman edenler, yahudilerle hıristiyanları dost edinmeyin! Onlar, birbirlerinin dostlarıdırlar. Icinizden her kim onlara yardaklık ederse, muhakkak o da onlardandır. Allah ise zulmedenleri dogru yola cıkarmaz

    [52] Onun icin yureklerinde munafıklık derdi olanların: «Ne yapalım, basımıza tersine bir devrin gelmesinden korkuyoruz.» diyerek onların icine kosup durduklarını gorursun. Umulur ki, Allah, yakında o zaferi getirir veya katından bir emir buyurur da iclerinde gizlediklerine pisman olurlar

    [53] Iman edenler de: «O sizinle birlikte olduklarına dair Allah´a olanca gucleriyle yemin edenler sunlar mı? Onların butun cabaları bosa gitti de en buyuk zarara ugradılar.» derler

    [54] Ey iman edenler, icinizden kim dininden donerse, duysun: Allah onların yerine, kendisinin sevdigi, onların da kendisini sevecegi, mu´minlere karsı boyunları asagıda, kafirlere karsı basları yukarıda, Allah yolunda savasan, dil uzatanın kınamasından korkmayan bir kavim getirir. Iste o, Allah´ın bir lutfudur ki, onu diledigine verir. Allah, ihsanı bol, herseyi bilendir

    [55] Sizin dostunuz once Allah, sonra peygamberi, sonra namaza devam eden ve Allah´ın emirlerine boyun egerek zekat veren mu´minlerdir

    [56] Ve her kim Allah´a, peygamberine ve iman edenlere dost olursa, suphe yok ki, ancak Allah´tan yana olanlar ustun geleceklerdir

    [57] Ey iman edenler, ne sizden once kitap verilenlerden dininizi eglenceye alıp oyuncak yerine koyanları ne de kafirleri dost tutmayın! Allah´tan korkun, eger inananlar iseniz

    [58] Namaz icin ezan okudugunuz zaman, onu bir eglence ve oyun yerine koyuyorlar. Iste bu, onların akılları ermez bir topluluk olmalarındandır

    [59] De ki: «Ey kitap verilenler, siz yalnızca Allah´a inanmamızdan; bize indirilene ve daha once indirilene inanmamızdan, bir de cogunuz dogru yoldan cıkmıs oldugunuzdan dolayı bizden hoslanmıyorsunuz.»

    [60] De ki: «Allah yanında cezaca bundan daha kotusunu size haber vereyim mi? Allah´ın la´net ettigi, gazabına ugrattıgı, kendilerini maymunlara ve domuzlara donusturdugu kimselerle Tagut´a tapanlar, iste bunlar, yerleri en kotu yer olan ve dogru yoldan en cok sapanlardır.»

    [61] Size geldiklerinde: «Biz inandık.» derler. Oysa yanınıza kafir girmis kafir cıkmıslardır. Allah ise onların neler sakladıklarını kendilerinden daha iyi bilir

    [62] Onlardan bircogunun, gunaha girmek, haksızlık yapmak ve haram yemek icin sur´at yarısı yaptıklarını gorursun. Yaptıkları ise ne kotu

    [63] Bari Allah dostları ve bilginleri, onları yalan soylemekten ve haram yemekten alıkoysaydılar. Ne kotu bir sanata alısmıslar

    [64] Bir de Yahudiler: «Allah´ın eli baglıdır.» dediler ve dedikleri yuzunden elleri baglandı ve la´netlendiler. Hayır, O´nun iki eli de acıktır, diledigi gibi nimet veriyor. Andolsun ki, sana Rabbinden indirilenler, onlardan bircogunun azgınlıgını kufrunu artıracaktır. Bununla birlikte, aralarına kıyamete kadar surecek olan bir dusmanlık ve kin bıraktık. Her ne zaman savas icin bir ates tutusturdularsa, Allah onu sondurdu. Onlar yeryuzunde bozgunculuk icin kosarlar; Allah ise bozguncuları sevmez

    [65] Eger kitap verilenler iman edip Allah´tan korksalardı, suphesiz onların kotuluklerini orter ve onları nimeti bol cennetlere koyardık

    [66] Eger onlar Tevrat´ı, Incil´i ve Rablerinden kendilerine indirileni dogruca uygulasalardı, hem ustlerinden hem de ayaklarının altlarında olanlardan yerlerdi. Iclerinden orta yolu tutan bir ummet de yok degil; fakat cogu ne kotu isler yapıyorlar

    [67] Ey sanlı Peygamber, sana Rabbinden her indirileni teblig et! Eger bunu yapmazsan onun elciligini yerine getirmemis olursun. Allah seni insanlardan koruyacaktır. Emin ol, Allah, kafirleri muratlarına erdirmeyecektir

    [68] De ki: «Ey kitap verilenler, siz Tevrat´ı, Incil´i ve Rabbinizden size indirileni uygulamadıkca hicbir sey degilsiniz.» Andolsun ki, Rabbinden sana indirilen -bu Kur´an-, onlardan bircogunun azgınlıgını ve kufrunu artıracaktır. O halde kafirlere acıyacagın tutmasın

    [69] Suphe yok ki, iman edenler, yahudiler, sabiiler ve hıristiyanlar her kim Allah´a ve ahiret gunune iman edip de durustce calısırsa, artık onlara korku yoktur ve onlar uzulecek de degillerdir

    [70] Andolsun ki, Biz Israilogullarından teminat aldık ve kendilerine peygamberler gonderdik. Canlarının istemedigi bir hukumle bir peygamber geldikce, bir takımına yalancı dediler bir takımını da olduruyorlardı

    [71] Ve baslarına bir fitne kopmayacak sandılar da kor ve sagır kesildiler. Sonra Allah, tevbelerini kabul buyurdu, sonra iclerinden bircogu tekrar kor ve sagır kesildiler. Simdi de Allah, ne yapıyorlar goruyor

    [72] «Meryem oglu Mesih Allah´tır.» diyenler kesinlikle kafir oldular. Oysa Mesih soyle demisti: «Ey Israilogulları, hepiniz benim de sizin de Rabbiniz olan Allah´a kulluk edin! Kim Allah´a ortak kosarsa, Allah ona cennetini yasak etmistir, varacagı yer atestir ve zulmedenlerin yardımcıları yoktur.»

    [73] «Allah, ucun ucuncusudur.» Diyenler elbette kafir oldu. Oysa, bir tek ilahtan baska ilah yoktur. Eger bu dediklerinden vazgecmezlerse, iclerinden kafir olarak kalanlara kesinlikle pek acı veren bir azap dokunacaktır

    [74] Bunlar hala Allah´a tevbe edip O´ndan bagıslanmalarını dilemeyecekler mi? Allah cok bagıslayan, cok merhamet edendir

    [75] Meryem´in oglu Mesih yalnızca bir peygamberdir. Ondan once de bir cok peygamberler gelip gecti. Annesi de gayet dogru bir kadındır. Ikisi de yemek yerlerdi. Bak biz onlara ayetlerimizi nasıl acık anlatıyoruz! Sonra da nasıl cevrildiklerine bir bak

    [76] De ki: «Siz Allah´ı bırakıp da size kendiliklerinden ne zarar ne de yarar verme gucu bulunmayan seylere mi tapıyorsunuz? Oysa herseyi isiten ve bilen yalnız Allah´tır

    [77] De ki: «Ey kitap verilenler, dininizde haksız yere asırılıga dalmayın ve bundan once sasmıs, bircoklarını da sasırtmıs ve yolun dogrusundan sapmıs bir kavmin keyifleri ardından gitmeyin!»

    [78] Israilogullarından o kufredenler, hem Davud´un hem de Meryem´in oglu Isa´nın dili ile lanetlendiler. Bu, onların isyan etmeleri ve hakkın sınırlarını asmakta olmaları yuzundendi

    [79] Isledikleri bir kotulukten birbirlerini vazgecirmezlerdi. Gercekten ne kotu is yapıyorlardı

    [80] Onlardan bircogunun Allah´ı tanımayanlara yardakcılık ettiklerini gorursun. Elbette ki, onların kendileri icin takdim ettigi hediye ne cirkin! Allah onlara gazap etmistir ve sonsuza kadar azapta kalacaklardır

    [81] Eger Allah´a, peygambere ve ona indirilene inansalardı, o kafirleri dost edinmezlerdi. Fakat onların cogu imandan uzak fasıklardır

    [82] Insanların inananlara dusmanlık bakımından en azılısı olarak herhalde yahudilerle Allah´a ortak kosanları bulacaksın. Inananlara dostluk bakımından en yakın olarak da her halde «Biz hıristiyanlarız.» diyenleri bulacaksın. Bunun sebebi, onların icinde bilgin kesislerin ve dunyayı terk etmis rahiplerin bulunmasıdır ve bunlar buyukluk taslamazlar

    [83] Peygambere indirileni dinledikleri zaman onun hak olduguna asinalıklarından dolayı gozlerinin yaslarla dolup bosandıgını gorursun. Onlar: «Ey bizim Rabbimiz, inandık iman getirdik, simdi Sen bizi sahitlik yapanlarla beraber yaz

    [84] Rabbimizin bizi iyilerle birlikte bulundurmasını gonulden arzu ederken, biz ne diye Allah´a ve bize gelen gercege inanmayalım.» derler

    [85] Boyle demelerine karsılık Allah da kendilerine mukafat olarak altlarından ırmaklar akan cennetleri iclerinde ebedi kalmak uzere verdi. Iste iyilik yapanların mukafatı budur

    [86] Kufredip ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, onlar hep cehennem ehlidirler

    [87] Ey iman edenler, Allah´ın size helal kıldıgı nimetlerin hoslarını kendinize haram kılmayın, asırı da gitmeyin. Cunku Allah asırı gidenleri sevmez

    [88] Hem Allah´ın size rızık olarak verdigi nimetlerden helal ve temiz olarak yiyin hem de kendisine inanmıs oldugunuz Allah´tan korkun

    [89] Allah, bilmeyerek yaptıgınız bos yeminlerinizden sizi sorumlu tutmaz. Ancak bile bile kendinizi bagladıgınız yeminlerle sizi sorumlu tutar. Bunun da keffareti coluk-cocugunuza yedirdiginizin orta derecesinden on fakiri doyurmak yahut giydirmek veya bir kole azad etmektir. Bunlara gucu yetmeyen uc gun oruc tutar. Iste yemin ettiginiz vakit yeminlerinizin keffareti bu! Bununlar beraber, yeminlerinizi gozetin. Allah size hukumlerini boylece acıklıyor ki, sukredesiniz

    [90] Ey iman edenler, icki, kumar, putlar ve kısmet cekilen zarlar, hep seytan isi, murdar bir seydir. Onun icin siz ondan kacın ki yakayı kurtarasınız

    [91] Seytan, icki ve kumarla sadece aranıza dusmanlık ve kin sokmak ve sizi Allah´ı anmaktan ve namazı kılmaktan alıkoymak ister. Artık vazgeciyorsunuz degil mi

    [92] Allah´ı ve peygamberleri dinleyin, karsı gelmekten sakının! Eger kulak asmazsanız biliniz ki, elcimize dusen sadece acık bir tebligden ibarettir

    [93] Iman edip yararlı isler yapan kimseler bundan boyle (Allah´tan) korktukları, imanlarında sebat ettikleri, yararlı isler yapmaya devam ettikleri, sonra sakındıkları ve imanlarında iyice saglamlastıkları, yine sakınmakla beraber her yaptıgını guzel yapan kisi mertebesine erdikleri takdirde, daha once (haramı) tatmalarından oturu kendilerine bir gunah yoktur. Allah iyi davrananları sever

    [94] Ey iman edenler, haberiniz olsun ki, Allah sizi elleriniz ve mızraklarınızın erisecegi bolluk icinde bir avla sınayacak ki, gıyabında kendisinden korkanlar meydana cıksın. Kim bunun uzerine saldırıda bulunursa ona gayet acı bir azap vardır

    [95] Ey iman edenler, sizler ihramda iken av hayvanını oldurmeyin. Icinizden kim onu kasten oldururse Kabe´ye varacak bir kurbanlık olmak uzere oldurdugu hayvanın dengi bir ceza vardır ki, buna aranızdan adalet sahibi iki kisi hukmeder. Veya bir keffaret vardır ki, ya o nisbette fakirleri doyurmak, yahut onun dengi oruc tutmaktır. Ta ki bu sekilde yaptıgının vebalini tatsın. Allah gecmisi affetmistir. Fakat kim bir daha yaparsa Allah onun intikamını alacak. Allah, azizdir, intikamı vardır

    [96] Deniz avı ve onu yemek, size ve yolculukta olanlarınıza yiyecek olmak uzere helal kılındı. Kara avı ise, ihramlı bulundugunuz surece size haram kılındı. Huzuruna varıp toplanacagınız Allah´tan korkun

    [97] Allah Ka´be´yi, o Beyt-i Haram´ı insanlar icin hayat kaynagı yaptı, o haram ayı, boyunları bagsız ve baglı kurbanlıkları da. Butun bunlar, Allah´ın goklerde ve yerde olanları bildigini, sizin de bilmeniz icindir. Gercekten Allah herseyi bilendir

    [98] Biliniz ki Allah, hem azabı cok siddetli, hem de bagıslayan ve merhamet edendir

    [99] Peygamberin uzerine dusen sadece tebligdir. Acıkladıgınız ve gizlediginiz seylerin hepsini bilecek olan ise, ancak Allah´tır

    [100] De ki: «Pis ile temiz bir olmaz, pis olanın coklugu tuhafına gitse bile. O halde ey temiz ozu, dusunur beyni olanlar, Allah´a sıgının ki, kurtulusa eresiniz

    [101] Ey iman edenler, size acıklanınca fenanıza gidecek seyleri sormayın! Oysa Kur´an indirildigi esnada sorarsanız, onlar size acıklanır. Allah onları simdilik affetmistir. Allah, cok bagıslayan ve cok yumusak davranandır

    [102] Nitekim, boyle meseleleri sizden evvel bir topluluk sordu da sonra bu yuzden kafir oldular

    [103] Allah, ne kulagı yarılan, ne salma bırakılan, ne erkek-disi ikizler doguran, ne de on defa dogurması yuzunden yuk vurulamayan hayvanların (adanmasını) mesru kılmadı. Fakat kufreden kimseler, Allah adına yalan soyleyerek O´na iftira ediyorlar. Coklarının da aklı ermez

    [104] Bunlara: «Gelin Allah´ın indirdigi hukumlere ve peygambere.» denildigi zaman: «Atalarımızı uzerinde buldugumuz sey bize yeter!» derler. Ya ataları birsey bilmeyen ve dogru yolda bulunmayan kimseler idiyseler de mi

    [105] Ey iman edenler, siz kendinizi duzeltmeye bakın; siz dogru gittikten sonra ote taraftan sapıtanlar size ziyan dokunduramaz. Hepinizin varısı sonunda Allah´adır. O size neler yaptıklarınızı o zaman haber verecektir

    [106] Ey iman edenler, herhangi birinize olum emareleri geldiginde, vasiyette bulunurken, kendi icinizden iki adaletli sahit veya yolculukta olup da olum musibeti basınıza geldiyse sizden olmayan iki sahit tutun. Bunları namazdan sonra alıkorsunuz. Suphelendiginiz takdirde de soyle yemin ederler: « Vallahi akraba da olsa yeminimizi hicbir seyle degismeyiz, Allah icin sahitligi de gizlemeyiz, yoksa biz o zaman suphesiz gunaha girenlerden oluruz.»

    [107] Eger bu sahitlerin bir gunah isledikleri anlasılırsa o vakit tercihe sayan olan bu iki kisinin yerine, bunların aleyhlerinde bulundukları karsı taraftan iki sahit dikilir, bunlar da soyle yemin ederler: «Vallahi bizim sahitligimiz onların sahitliginden daha dogrudur, biz kimsenin hakkına tecavuz etmedik, aksi halde suphesiz zalimlerden oluruz.»

    [108] Iste bu, sahitligi gerektigi gibi yapmalarına veya yeminlerinden sonra, yeminlerinin kabul edilmemesinden korkmalarına en yakın bir caredir. Allah´tan korkun ve soyleneni iyi dinleyin! Cunku Allah fasıklar toplulugunu dogru yola cıkarmaz

    [109] Allah butun Resulleri toplayacagı o gunde: «Size ne cevap verildi.» diye soracak. Onlar da: «Bizim bir bilgimiz yok, gizli olanları bilen ancak Sensin Sen!» diyecekler

    [110] Allah o gunde soyle buyuracak: «Ey Meryem oglu Isa, sana ve anana olan nimetimi dusun; hani seni Cebrail ile destekledim, insanlarla hem besikte hem de yetiskin iken konusuyordun; sana yazı yazmayı, hikmeti, Tevrat´ı ve Incil´i ogrettim. Hani Benim iznimle camurdan kus biciminde birsey yapıyordun, icine ufluyordun da Benim iznim ile bir kus oluveriyordu; anadan dogma koru ve abraslıyı Benim iznimle iyi ediyordun; hani oluleri Benim iznimle diriltiyordun ve hani Israilogullarına acık delillerle geldiginde, onlardan inkar edenler: «Bu apacık bir buyuden baska birsey degildir.» demislerdi de, seni onlardan kurtarmıstım

    [111] Ve hani Havarilere: «Bana ve Resulume iman edin!» diye emretmistim, onlar da: «Iman ettik, bizim suphesiz musluman oldugumuza sahit ol!» demislerdi

    [112] Bir vakit Havariler: «Ey Meryem oglu Isa, Rabbin bize gokten bir sofra indirebilir mi?» demislerdi de Isa da: «Inanıyorsanız Allah´tan korkun!» demisti

    [113] Onlar: «Biz istiyoruz ki ondan yiyelim, kalplerimiz mutmain olsun da senin bize dogru soyledigini bilelim ve onu -Allah´ın indirecegi sofrayı- bizzat gorenlerden olalım.» dediler

    [114] Meryem oglu Isa soyle yalvardı: «Allah, ey bizim yegane Rabbimiz, bize gokten bir sofra indir ki, bizim icin, once ve sonra gelenlerimiz icin bir bayram ve kudretinden bir nisane olsun! Bizleri rızıklandır. Sen rızık verenlerin en hayırlısısın!»

    [115] Allah buyurdu ki: «Ben onu size muhakkak indiririm. Fakat bundan sonra icinizden kim nankorluk ederse, Ben onu kainatta hic kimseye yapmayacagım bir azap ile cezalandırırım.»

    [116] Ve Allah soyle buyurdugu zaman: «Ey Meryem oglu Isa, sen misin o insanlara «Beni ve o anamı Allah yanında iki tanrı edinin.» diyen?» «Hasa, dedi, sen her turlu eksikliklerden munezzehsin ya Rab! Benim icin gercek olmayan bir sozu soylemem bana yakısmaz. Eger soylemis olsaydım elbette Sen bilirdin. Sen benim icimde olanı bilirsin, ben ise Senin zatında olanı bilmem! Suphesiz Sen, gizlilikleri cok iyi bilensin.»

    [117] Sen bana ne emrettinse, ben onlara sadece onu soyledim. Hep «Rabbim ve Rabbiniz olan Allah´a kulluk edin!» dedim. Aralarında bulundugum muddetce uzerlerinde kontrolcu idim. Ne zaman ki beni iclerinden aldın, onları gozetleyen yalnız Sen kaldın. Zaten Sen herseye sahitsin.»

    [118] «Eger Sen onlara azap edersen, suphe yok ki onlar senin kullarındır, eger onları bagıslarsan yine suphe yok ki sen cok guclu ve hikmet sahibisin.»

    [119] Allah buyurur ki: «Iste bu, dogrulara, dogruluklarının fayda verecegi gundur. Onlar icin, altlarından ırmaklar akan, iclerinde ebedi kalacakları cennetler vardır. Allah onlardan razı olmus, onlar da Allah´tan. Iste o buyuk kurtulus budur

    [120] Butun o goklerin, yerin ve onlarda olan herseyin hukumranlıgı Allah´ındır. O, herseye daima gucu yetendir

    En'âm

    Surah 6

    [1] Hamd, gokleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlıgı var eden Allah´a mahsustur. Yine de hakkı tanımayanlar bunları kendilerini yaratana denk tutuyorlar

    [2] O, oyle bir yaratıcıdır ki, sizi camurdan yarattı, sonra bir eceli bitirdi. Bir ecel de O´nun katında adlandırılmıstır. Sonra da siz daha suphe mi ediyorsunuz

    [3] Halbuki goklerde de yerde de Allah O´dur. Icinizi de dısınızı da bilir. Daha ne yapıp kazanacagınızı da bilir

    [4] Boyle iken onlara Rablerinin ayetlerinden bir ayet gelmez ki, ondan yuz cevirmis olmasınlar

    [5] Bunun icin apacık hak kendilerine geldigi vakit ona yalan dediler. Fakat alay etmekte oldukları seyin haberi yakında kendilerine gelecek

    [6] Onlerinde kac nesil, kendilerinden once nice milletleri helak ettigimizi gormediler mi? Bu yerde onlara, size vermediklerimizi vermis, uzerlerine gogu bol bol bırakmıs, ırmakları ayaklarının altından akar bir duruma getirmistik. Oyle iken onları gunahları yuzunden helak ettik ve arkalarından yeni bir nesil yarattık

    [7] Sana kagıt uzerine yazılmıs bir kitap indirseydik, onlar da onu elleriyle yoklasaydılar, muhakkak o kufurlerinde inat edenler yine «Bu apacık bir buyuden baska bir sey degildir.» diyeceklerdi

    [8] Bir de «Suna bir melek indirilse de gorsek?» diyorlar. Eger oyle bir melek indirseydik muhakkak is bitirilmis olur, kendilerine bir an bile goz actırılmazdı

    [9] Kendisini bir melek de yapsaydık, yine onu bir erkek kılacak ve onları yine dustukleri supheye dusurecektik

    [10] Andolsun ki, senden once gonderilen peygamberlerle de eglenildi, ancak o eglendikleri hak, o maskaralıgı yapanları cepecevre kusatıverdi

    [11] De ki: «Yeryuzunde dolasın da peygamberlere yalancı diyenlerin sonunun nasıl oldugunu bir gorun

    [12] De ki: «Goklerde ve yerde ne varsa kimindir?» «Allah´ındır!» de. O, merhametli olmayı kendine yazdı. Muhakkak sizi varlıgında suphe olmayan kıyamet gununde toplayacak. Kendilerine yazık edenler iman etmezler

    [13] Oysa gecede, gunduzde barınan hersey O´nundur. Isiten ve bilen ancak O´dur

    [14] De ki: «Goklerin ve yerin yaratanı olan Allah´tan baskasını mı dost edinecegim? Oysa O, yedirip besler, kendisi ise beslenmekten munezzehtir.» De ki: «Ben ehl-i Islamın birincisi olmakla emrolundum ve sakın Allah´a ortak kosanlardan olma!» buyuruldu

    [15] De ki: «Ben Rabbime isyan edecek olursam, buyuk bir gunun azabından korkarım.»

    [16] O gun kimden azap giderilirse, iste Allah onu bagıslamıstır. Ve iste apacık kurtulus budur

    [17] Eger Allah sana bir keder dokundurursa (verirse), onu O´ndan baska acacak yoktur. Ve eger sana bir iyilik dokundurursa (verirse), yine O, herseye gucu yetendir

    [18] Kullarının ustunde tam hakim O´dur. Herseyden haberdar O´dur

    [19] De ki: «Sahitlikce hangi sey daha buyuktur?» De ki: «Allah benimle sizin aranızda sahittir. Ve bu Kur´an bana vahyolundu ki, sizi ve onun ulastıgı herkesi uyarayım. Gercekten siz, Allah´tan baska tanrılar olduguna sahitlik mi ediyorsunuz?» De ki: «Ben sahitlik etmem!» De ki: «O birtek ilahtır ve gercekten ben ortak tuttugunuz seylerden uzagım!»

    [20] Kendilerine kitap verdigimiz milletlerin bilginleri, Peygamber´i kendi ogullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Kendilerine yazık edenler ancak iman getirmezler

    [21] Allah´a iftira ederek yalan uyduran veya O´nun ayetlerine yalan diyen kimseden daha zalim kim olabilir? Suphe yok ki zalimler kurtulusa ermezler

    [22] Hepsini mahserde toplayacagımız, sonra da o Allah´a ortak kosanlara: «Hani nerede o Allah´a ortak saydıgınız ortaklarınız?» diyecegimiz gun

    [23] Sonra baska care bulamayacaklar ve sadece soyle diyecekler: «Rabbimiz Allah´a yemin ederiz ki, vallahi bizler Allah´a sirk kosanlar degildik.»

    [24] Bak vicdanlarına karsı nasıl yalan soylediler! O uydurdukları putlar da kendilerinden kaybolup gitti

    [25] Iclerinden bazıları da seni Kur´an okurken dinlerler, fakat Biz, kalplerine onu zevkiyle anlamalarına engel kabuklar gecirmisizdir. Kulaklarında da bir agırlık vardır. Butun mucizeleri gorseler de iman etmezler. Hatta sana geldiklerinde, seninle tartısmaya kalkısarak, o hak tanımaz kafirler: «Bu, eskilerin masallarından baska birsey degildir.» derler

    [26] Digerleri ise hem ona yaklasmaktan alıkorlar hem de kendileri ondan uzaklasırlar. Boylece sadece kendilerini mahvederler, ama farkına varmazlar

    [27] Atesin basında durdurulduklarında: «Ah! Ne olurdu geri dondurulsek de Rabbimizin ayetlerini inkar etmeyip, mu´minlerden olsaydık!» dediklerini bir gorsen

    [28] Hayır, daha once gizleyip durdukları karsılarına cıktı da ondan. Geri cevrilselerdi yine o yasaklandıkları fenalıga mutlaka doneceklerdi. Suphesiz onlar yine yalancıdırlar

    [29] Yine donup: «Hayat sadece dunya hayatımızdan ibaret; biz bir daha dirilecek degiliz.» diyeceklerdi

    [30] Hem gorsen onları, Rablerinin huzuruna durdukları zaman! O: «Nasıl su gordugunuz gercek degil miymis?» diyecek, onlar da: «Evet Rabbimiz hakkı icin gercek!» diyecekler. O zaman: «Kufrettiginizin cezası olarak azabı tadın!» buyuracak

    [31] Allah´ın karsısına cıkacaklarını inkar eden kimseler gercekten husrana ugramıstır. Nihayet kıyamet gunu gelip ansızın kendilerini bastırıverince: «Hayatta yaptıgımız hatalardan dolayı vah bize!» derler; o an ki, gunahlarını sırtlanmıs goturuyorlardır. Bak ne kotu yukler goturuyorlar

    [32] Dunya hayatı bir oyundan, bir oyalanmadan baska birsey degildir. Ahiret yurdu ise muhakkak Allah´tan korkanlar icin daha hayırlıdır. Hala akıllanmayacak mısınız

    [33] Andolsun ki, soyledikleri lafın seni gercekten incittigini biliyoruz. Ancak onların yalancı dedikleri sen degilsin. Fakat zalimler Allah´ın ayetlerini inkar ediyorlar

    [34] Andolsun ki, senden once gonderilen peygamberler de yalanlandılar. Kendilerine yardımımız gelinceye kadar yalanlanmaya ve eziyet edilmeye karsı sabrettiler. Allah´ın sozlerini degistirebilecek hicbir kuvvet yoktur! Allah biliyor ya, sana peygamberlerin kıssalarından haber de geldi

    [35] Eger onların omuz donmeleri sana agır geliyorsa, haydi kendi kendine yerin dibine inecek bir baca veya goklere cıkacak bir merdiven arayıp da onlara bambaska bir mucize getirmeye gucun yettigi takdirde hic durma, bunu yap! Allah dileseydi, elbette onları hidayet uzere toplardı. O halde sakın cahillerden olma

    [36] Sade isitmesi olanlar davete icabet eder. Olulere gelince, onları Allah diriltir, sonra hepsi O´nun huzuruna cıkarılırlar

    [37] Durmuslar: «Ona bambaska bir mucize indirilse ya!» diyorlar. De ki: «Suphesiz Allah´ın oyle bir mucize indirmeye gucu yeter, fakat cokları bilmezler!»

    [38] Yerde debelenen hicbir hayvan ve iki kanadı ile ucan hicbir kus yoktur ki, sizin gibi birer ummet olmasınlar! Biz kitapta hicbir eksik bırakmamısızdır. Sonra hepsi Rablerinin huzurunda toplanırlar

    [39] Ayetlerimize yalan diyenler karanlıklar icinde bir suru sagırlar ve dilsizlerdir. Kim dilerse Allah onu sasırtır, diledigi kimseyi de dogru bir yol uzerinde bulundurur

    [40] De ki: «Kendinizi bir dusunur musunuz, Allah´ın azabı basınıza gelse veya kıyamet basınıza kopsa Allah´tan baskasına mı dua edersiniz? Eger dogru soyluyorsanız soyleyin bakalım!»

    [41] Dogrusu yalnız O´na dua edersiniz. O dilerse yalvardıgınız belayı uzerinizden kaldırır ve o an O´na kostugunuz ortakları unutursunuz

    [42] Andolsun ki, senden once bir takım ummetlere de peygamberler gonderdik; dinlemediler. Biz de onları yalvarıp yakarsınlar diye darlık ve sıkıntı ile cezalandırdık

    [43] Hic olmazsa kendilerine baskımız geldigi vakit yalvarsaydılar bari. Fakat kalpleri katılasmıs, seytan da butun yaptıklarını kendilerine guzel gostermisti

    [44] Vakta ki yapılan uyarıları unuttular, uzerlerine herseyin kapılarını acıverdik. Nihayet kendilerine verilen bu bolluk ve serbestlik ile tam ferahlandıkları, duzluge cıktıkları sırada ansızın kendilerini yakalayıverdik! Hepsi bir anda butun umitlerinden mahrum kaldılar

    [45] Artık o zulmedip duran kavmin koku kesilmisti. Hamdolsun o alemlerin Rabbi olan Allah´a

    [46] De ki: «Soyleyin bakayım, eger Allah, kulaklarınızı ve gozlerinizi alır, kalplerinizi muhurleyiverirse, Allah´tan baska hangi tanrı onu size iade edecek?» Bak Biz delillerimizi nasıl evirip cevirip turlu turlu acıklıyoruz! Sonra da onlar nasıl (yuz cevirip) geciveriyorlar

    [47] De ki: «Kendinizi gordunuz mu? Sayet Allah´ın azabı ansızın yahut acıktan basınıza geliverse, zalimler toplulugundan baskası mı helak olur?»

    [48] Biz o gonderilen peygamberleri rahmetimizin mujdecileri ve azabımızın habercileri olmak uzere gondeririz. Onun icin kim iman edip durustluk yolunu tutarsa, onlara korku yoktur ve mahzun da olmayacaklardır

    [49] Ayetlerimize yalan diyenlere, yapmayı adet edindikleri fenalık yuzunden azap dokunacaktır

    [50] De ki: «Ben size «Allah´ın hazineleri benim yanımdadır.» demiyorum; gaybı da bilmem, size «Ben melegim.» de demiyorum; ben ancak bana verilen vahye uyarım.» De ki: «Kor ile goren bir olur mu? Artık biraz dusunmez misiniz

    [51] Rablerinin huzurunda toplanacaklarından korkanları Kur´an´la uyar. Oyleki, kendileri icin O´nun huzurunda ne bir dost ne de bir sefaatcı vardır. Gerekir ki Allah´tan korkarlar

    [52] Rablerinin rızasını isteyerek, sabah-aksam O´na dua edenleri yanından kovayım deme! Sen onların hesabından sorumlu degilsin, onlar da senin hesabından sorumlu degildirler ki, bicareleri kovup da zalimlerden olasın

    [53] Boylece bazılarını bazısıyla fitneye dusurmusuzdur ki: «A!.. Sunlar mı o Allah´ın aramızdan lutfunu layık gordugu kimseler?» desinler. Allah sukreden kullarını daha iyi bilen degil midir

    [54] Ayetlerimize iman edenler, yanına geldikleri zaman de ki: «Selam sizlere! Rabbiniz kendine rahmeti yazdı. Sizden kim bir cahillikle bir kotuluk yapmıs, sonra arkasından tevbe edip duzelmis ise, ona karsı bagıslayan, esirgeyendir

    [55] Daha boyle ayetlerimizi acıklayacagız hem de sucluların yolu secilsin diye

    [56] De ki: «Ben sizin Allah´tan baska taptıklarınıza ibadet etmekten men edildim!» De ki: «Ben sizin carpık arzularınıza uymam. O zaman sasırmıs ve dogru yoldan gidenlerden olmamıs olurum.»

    [57] De ki: «Ben Rabbimden apacık bir delile dayanmaktayım, siz ise O´na yalan dediniz. Cabuk gelmesini istediginiz azap benim elimde degil; hukum ancak Allah´ındır. Gercegi O anlatır. Hem O, gercegi batıldan ayırt edenlerin en iyisidir

    [58] De ki: «O cabuk gelmesini istediginiz azap benim elimde olsaydı, aramızdaki is coktan sonuclanmıs olurdu. Bununla beraber Allah haksızları daha iyi bilir.»

    [59] Gaybın anahtarları O´nun yanındadır. Onları ancak O bilir. Karada ve denizde ne varsa yine O bilir. Bir yaprak dusmez ve yerin karanlıklarına bir tane gitmez ki O bilmesin. Yas ve kuru hicbir sey yoktur ki, o herseyi acıklayan kitapta bulunmasın

    [60] O´dur sizleri geceleyin kendinizden geciren, bununla beraber gunduz kazandıklarınızı bilen, sonra belirlenmis olan bir ecel (olum sureci) tamamlansın diye gunduzleri sizi uyandırıp kaldıran. Sonra O´nadır yine donusunuz. Sonra size neler yaptıgınızı haber verecektir

    [61] O, kulları uzerinde hukumranlıgını surdurur ve uzerinize hareketlerinizi kaydeden koruyucular gonderir. Sonunda birinize olum geldigi vakit, gonderdigimiz ve gorevlerinde kusur yapmayan melekler canını alırlar

    [62] Sonra o vefat edenler Mevlaları Allah´a dondurulurler. Iyi bilin ki, hukum O´nundur ve O, hesap gorenlerin en sur´atlisidir

    [63] De ki: «Karanın, denizin karanlıklarından, gizliden gizliye yalvara yalvara: «Ahdimiz olsun eger bizi kurtarırsan, hic suphesiz sukredenlerden oluruz.» dediginizde kim kurtarır sizi

    [64] De ki: «Allah kurtarır sizi ondan ve her sıkıntıdan, sonra da siz yine ortak kosarsınız.»

    [65] De ki: «O´nun size ustunuzden veya altınızdan bir azap salıvermeye yahut sizi birbirinize katıp kiminizin kiminize hıncını tattırmaya gucu yeter.» Bak, ayetlerimizi nasıl inceden inceye acıklıyoruz ki, geregi gibi anlasınlar

    [66] Bu boyle gercek iken, kavmin bu (Kur´an)´a yalan dediler. De ki: «Ben sizin vekiliniz degilim.»

    [67] Her haberin kararlastırılmıs bir zamanı vardır. Artık ileride anlarsınız

    [68] Ayetlerimiz hakkında munasebetsizlige dalanları gordugun vakit, kendilerinden yuz cevir, ta ki baska bir soze dalsınlar. Eger seytan bunu sana bir an unutturursa, hatırına geldigi gibi hemen kalk, o zalimler toplulugu ile beraber olma

    [69] Allah´tan korkanlara onların hesabından bir sorumluluk yoktur, ancak bir uyarı olur da belki sakınırlar

    [70] Dinlerini oyun ve eglence edinen ve dunya hayatının kendilerini aldattıgı kimseleri bırak! Bu vesile ile sunu da ihtar et ki: «Bir kimse yaptıkları yuzunden azabın pencesine dusmeye gorsun, o zaman Allah´ın yuce huzurunda O´ndan baska ne bir koruyucu, ne de bir sefaatci bulunur. Her turlu fidyeyi denklestirse bile kabul edilmez. Onlar azabın pencesine dusmus kimselerdir. Nankorluk ettiklerinden dolayı onlara kaynar sudan bir icecek ve gayet acı bir azap vardır

    [71] De ki: «Biz hic Allah´ı bırakıp da bize ne fayda, ne de zarar vermeyecek nesnelere yalvarır mıyız? Ve Allah bizi hidayetine kavusturmus iken ardımıza (sirke) doner miyiz? Arkadasları, bize gel, diye dogru yola cagırdıkları halde yeryuzunde saskın saskın dolasıp, seytanların ayartarak ucuruma cektikleri o avanak kimse gibi. De ki: «Allah´ın hidayet yolu dogru yolun ta kendisidir. Ve biz alemlerin Rabbine teslimiyet gostermekle emrolunduk.»

    [72] Bir de: «Namazı kılın ve O´ndan korkun!» Hasrolunup varacagınız O

    [73] Gokleri ve yeri yerli yerince yaratan O! «Ol!» diyecegi gun, o da oluverir. O´nun sozu haktır. Sura uflenecegi gun de mulk O´nundur. Gorulmeyeni de, goruleni de bilen, hikmet sahibi O´dur. Herseyden haberdar da O´dur

    [74] Vaktiyle Ibrahim babası Azer´e: «Sen putları bir suru tanrılar ediniyorsun oyle mi? Dogrusu ben seni ve kavmini acık bir sapıklık icinde goruyorum.» demisti

    [75] Boylece Ibrahim´e goklerin ve yerin melekutunu gosteriyorduk ki, kesin inananlardan olsun

    [76] Uzerini gece kaplayınca bir yıldız gordu: «Bu imis Rabbim!» dedi. Batıverince de: «Ben boyle batanları sevmem.» dedi

    [77] Ay´ı dogarken gorunce: «Bu imis Rabbim!» dedi. Batınca da: «Yemin ederim ki, Rabbim bana dogru yolu gostermemis olsaydı, muhakkak ki, su saskın topluluktan biri olacakmısım.» dedi

    [78] Gunesi dogmak uzere gorunce: «Bu imis Rabbim, bu hepsinden buyuk!» dedi. O da batınca: «Ey kavmim, haberiniz olsun, ben sizin sirk kostugunuz seylerden uzagım!»

    [79] «Ben, her dinden gecip yalnız hakka egilerek yuzumu o gokleri ve yeri yaratana cevirdim. Ve ben, Allah´a ortak kosanlardan degilim.» dedi

    [80] Kavmi de onunla tartısmaya kalkıstı. O da dedi ki: «Bana hakikatı dogrudan dogruya gosterdigi halde Allah hakkında benimle mucadeleye mi kalkısıyorsunuz? Sizin O´na ortak kostugunuz seylerden ise, ben hicbir zaman korkmam. Rabbim dilemedikce onlar bana hicbir sey yapamaz. Rabbimin ilmi, herseyi kusatmıstır. Artık iyice bir dusunmez misiniz

    [81] Hem nasıl olur da ben Allah´a kostugunuz ortaklardan korkarım; baksanıza siz, Allah´ın, hakkında hicbir delil indirmedigi seyleri O´na ortak kosmaktan korkmazken! Su halde korkudan emin olmaya iki taraftan hangisi daha layık? Eger biliyorsanız soyleyin

    [82] Iman edip de imanlarını bir haksızlıkla karıstırmayan kimseler, iste korkudan emin olmak onların hakkıdır ve hidayete erenler de onlardır

    [83] Bu, kavmine karsı Bizim Ibrahim´e vermis oldugumuz huccetimizdir. Biz diledigimizi derecelerle yukseltiriz. Suphesiz Rabbin hikmet sahibidir, herseyi bilendir

    [84] Bundan baska ona Ishak ve Ya´kub´u ihsan ettik ve herbirini hidayete erdirdik. Nuh´u da daha once hidayete erdirmistik, onun soyundan Davud´u, Suleyman´ı, Eyyub´u, Yusuf´u, Musa´yı, Harun´u da... Iste iyi isler yapanları boyle mukafatlandırırız

    [85] Zekeriyya´yı, Yahya´yı, Isa´yı ve Ilyas´ı da... Hepsi iyilerdendir

    [86] Ismail´i, Elyesa´ı, Yunus´u ve Lut´u da... Herbirini alemlerin ustune gecirdik

    [87] Atalarından, soylarından ve kardeslerinden bir kısmını da... Bunların hepsini sectik ve bir dogru yola hidayetci kıldık

    [88] Iste bu yol Allah yoludur. O, kullarından diledigine hidayet eyler. Eger bunlar Allah´a ortak kosmus olsalardı, butun yaptıkları bosa gitmis olurdu

    [89] Iste bunlar, kendilerine kitap, hukum ve peygamberlik verdigimiz kimseler! Simdi su karsıdakiler buna inanmıyorlarsa, yerlerine bunları inkar etmeyen bir milleti getirmisizdir

    [90] Iste o peygamberler, Allah´ın kendilerini dogrudan yola eristirdigi kimselerdir. Sen de onların gittigi yoldan yuru! De ki: «Ben buna karsılık sizden bir ucret istemiyorum. O Kur´an sadece alemleri irsad icin ilahi bir hatıradır.»

    [91] Allah insana hicbir sey indirmemistir. demekle, Allah´ı geregi gibi tanıyamadılar. De ki: «Musa´nın insanlara bir nur ve hidayet olmak uzere getirdigi Kitab´ı kim indirdi? -Ki siz onu parca parca kagıtlar haline getiriyor ve bunları ortaya atıyorsunuz ama bir cogunu gizliyorsunuz.- Bununla beraber simdi size -ne sizin, ne atalarınızın- bilmedigi hakikatler ogretilmekte. (Onlara cevaben): «Allah.» de, sonra bırak onları daldıkları batakta oynayıp dursunlar

    [92] Iste bu da bizim indirdigimiz bir kitap! Feyiz bereketi dunyayı tutacak; bu tasdik etmedikce onceki kitaplar muteber olmayacak. Bir de Mekke ve cevresindekileri uyarsın diye indirmisizdir. Ahirete inananlar, buna da iman ederler. Ve onlar namazlarını devamlı kılarlar

    [93] Allah´a karsı yalan uyduran veya kendisine birsey vahyedilmisken: «Bana vahiy geliyor!» diyen kimseden, bir de: «Allah´ın indirdigi ayetler gibi ben de indirecegim!» diyenden daha zalim kim olabilir? O zalimlerin halini olumun siddetli dalgaları icinde bogulurken bir gorsen! Melekler, ellerini kendilerine uzatıp: «Haydi bakalım cıkarın canınızı! Bugun zillet azabı ile cezalandırılacaksınız; Allah´a karsı dogru olmayanı soylediginizden ve Allah´ın ayetlerine karsı kibirli davranmanızdan dolayı!» derler

    [94] Andolsun ki Bize, ilk defa yarattıgımız gibi, iste teker teker geldiniz. Ve size verip hayaline daldırdıgımız servetleri arkalarınızın gerisine bıraktınız. Hani o sizin var olusunuzda Allah´ın ortakları oldugunu yanlıs yere sandıgınız sefaatcıları yanınızda gormuyoruz? Gordunuz ya aranızdaki baglar busbutun koptu ve guvendiklerinizin hepsi kaybolup gitmistir

    [95] Tane ve cekirdekleri Allah portletir. Oluden diri, diriden olu cıkarır. Iste size soyluyorum Allah O´dur. Simdi soyleyin nereden cevriliyorsunuz

    [96] Tan attırıp sabahı cıkaran O´dur. Geceyi dinlenme zamanı, gunes ile ayı da vakit olcusu yapmıstır. Iste bu, o guclu ve herseyi bilenin takdiridir

    [97] Kara ve denizin karanlıklarında yolunuzu dogrultmanız icin size yıldızları sebep kılan O´dur. Gercekten Biz ayetlerimizi, anlayan bir topluluk icin acıkladık

    [98] Sizi bir tek candan yaratan O´dur. Demek ki, bir karar yeri, bir de emanet yeri vardır. Gercekten, ayetlerimizi ince anlayıslı olanlar icin acıkladık

    [99] Gokten su indiren de O´dur. Onunla her cesit bitkiyi cıkardık, ondan bir yesillik cıkardık, ondan da birbiri uzerine binmis taneler cıkarırız, hurma agacının tomurcugundan sarkan salkımlar, uzum bagları, zeytin ve narı da cıkardık. Bunların kimi birbirine benzer, kimi benzemez. Bakın herbirinin meyvesine, bir meyve verdigi zaman, bir de olgunlasmasına. Suphesiz su size gonderilende inananlar icin bir cok ibretler vardır

    [100] Bir de tutup cinleri (gizli yaratıkları) -onları yarattıgı halde- Allah´a ortak kostular. Bundan baska bir de O´na ogullar ve kızlar sacmaladılar, ne dediklerini bildikleri yok. O´nun yuce zatı, onların vasıflamalarından munezzeh ve yucedir

    [101] Goklerin ve yerin orneksiz yaratıcısı O´dur. Esi olması mumkun degilken O´nun cocugu nasıl dusunulebilir. O, herseyi yaratmıstır ve herseyi bilendir

    [102] Iste bu vasıflara sahip olan Allah´tır Rabbiniz. O´ndan baska tanrı yoktur. Herseyin yaratıcısı O´dur. O halde O´na kulluk edin, herseye karsı dayanılacak vekil de O´dur

    [103] O´nu gozler algılamaz, O ise butun gozleri idrak eder. O oyle latif ve oyle herseyden haberdardır

    [104] Gercekten Rabbinizden size bircok deliller geldi, artık kim gozunu acarak onları gorurse kendi lehine, kim de korluk ederse, kendi aleyhinedir. Ve o durumda ben sizin bekciniz degilim

    [105] Iste ayetleri boyle cesitli sekillerde sunuyoruz ki, o korluk edenler sana: «Bunları bir yerlerden okuyup ogrenmissin.» desinler, hem de onu bilen bir toplum icin iyice acıklayalım

    [106] Rabbinden sana ne vahyolunuyorsa ona uy! O´ndan baska tanrı yoktur. Sen musriklere bakma

    [107] Allah dileseydi onlar Allah´a ortak kosmazlardı. Biz seni onların uzerine gozcu gondermedik, sen onlara vekil de degilsin

    [108] Buna ragmen onların Allah´tan baska taptıklarına sovmeyin ki, onlar da cahillikle Allah´a sovmesinler. Her millete yaptıklarını boyle guzel gostermisizdir. Sonra hep donup Allah´a varacaklar. O zaman O, kendilerine ne yaptıklarını tamamen haber verecek

    [109] Bir de onlar en agır yeminleriyle Allah´a yemin ediyorlar ki kendilerine bambaska bir mucize gelseymis, muhakkak ona inanacaklarmıs. De ki: «Mucizeler ancak Allah katındadır!» Onlara mucizeler geldiginde de iman etmeyeceklerini siz nereden bileceksiniz

    [110] Biz onların kalplerini ve gozlerini ters ceviririz. Onceden buna iman etmedikleri gibi bırakıveririz kendilerini azgınlıkları icinde koru korune bocalar giderler

    [111] Biz onlara, dedikleri gibi melekler indirmis olsak da oluler kendileriyle konussa da butun varlıkları karsılarında kumeler halinde toplasak da, Allah dilemedikce iman edecek degillerdi. Fakat onların cogu bu gercegi bilmezler

    [112] Boylece Biz, her peygambere insanların ve cinlerin seytanlarını dusman etmisizdir; bunlar, aldatmak icin birbirlerine yaldızlı sozler fısıldarlar. Eger Rabbin dileseydi bunları yapmazlardı. O halde onları iftiraları ile basbasa bırak

    [113] Bir de ahirete inanmayanların gonulleri o yaldızlı soze meyletsin, ondan hoslansınlar ve onların isledigi gunahları islesinler diye yaldızlı soz fısıldarlar

    [114] Simdi de Allah size kitabı, icinde hersey inceden inceye acıklanmıs olarak gondermisken Allah´tan baskasını mı hakem isteyecegim? Kendilerine kitap verdiklerimiz de bilirler ki, o tamamıyla gercek olarak Rabbin tarafından indirilmistir. Sakın suphelenenlerden olma

    [115] Rabbinin sozu, dogrulukca da adaletce de tam kemalindedir. O´nun sozlerini degistirebilecek yoktur. O, isitendir, bilendir

    [116] Yer(yuzun)dekilerin cogunluguna uyarsan, seni Allah yolundan saptırırlar. Onlar yalnızca zannın ardından gider ve sade atarlar

    [117] Suphesiz Rabbin kimin yolundan saptıgını en iyi bilendir, dogru yoldan gidenleri en iyi bilen de O´dur

    [118] O halde eger O´nun ayetlerine inanıyorsanız, uzerine Allah´ın adı anılmıs olanlardan yiyin

    [119] O, size, caresiz kaldıgınız haller dısında, yasakladıgı seylerin tumunu ayrıntılı olarak bildirmisken, uzerine Allah´ın adı anılmıs olanlardan niye yemeyeceksiniz? Evet, bircokları bildiklerinden degil, yalnızca carpık arzularıyla insanları sapıklıga dusuruyorlar. Suphesiz o olcuyu asanları en iyi bilen Rabbindir

    [120] Gunahın acıgını da gizlisini de bırakın, cunku gunah kazananlar, yarın kazandıkları gunahın cezasını kesinlikle cekeceklerdir

    [121] Uzerlerine Allah´ın adı anılmamıs olanlardan yemeyin; cunku o, kesinlikle Allah´ın emrinden cıkmaktır. Bununla birlikte seytanlar kendi dostlarına sizinle tartısmaları icin mutlaka telkinde bulunacaklardır. Eger onlara uyarsanız, suphesiz siz de Allah´a ortak kosanlardan olursunuz

    [122] Olu iken dirilttigimiz, insanlar arasında yurumesini saglayan bir aydınlık verdigimiz kisi, icinden cıkamayacagı karanlıklarda kalan kisi gibi olur mu hic? Fakat kafirlere yaptıkları isler oyle yaldızlı gosterilmektedir

    [123] Boylece her sehirde o sehrin gunahkarlarının buyuklerini, orada hilekarlık yapsınlar diye, isbasında bulundurmaktayız. Oysa onlar, hilekarlıgı baskalarına degil, kendilerine yapıyorlar da farkına varamıyorlar

    [124] Onlara bir ayet geldigi zaman, «Allah´ın peygamberlerine verilen peygamberlik aynen bizlere verilmedikce sana asla inanmayacagız.» diyorlar. Allah, peygamberligini kime verecegini en iyi bilendir. Hilekarlıklarından dolayı, oyle gunahkarlara, yarın Allah yanında hem bir kucukluk hem de cok cetin bir azap isabet edecek

    [125] Allah, her kimi dogru yola erdirmek isterse, onun gonlunu islama acar. Her kimi de sapıklıga bırakmak isterse onun kalbini daraltır, oyle sıkıstırır ki, sanırsın ofkesinden goge cıkacak. Allah imana gelmeyenleri o murdarlık icinde hep boyle bırakır

    [126] Bu islamiyet, dogrudan dogruya Rabbinin yoludur. Gercekten aklını basına alacak bir kavme ayetleri ayrıntılarıyla acıkladık

    [127] Rablerinin katında «Selam yurdu» onlarındır. Butun yapacakları islerde kendilerinin velisi de O´dur

    [128] Onların hepsini toplayıp bir araya getirecegi gun: «Ey cin toplulugu, gercekten su insanlara cok cektirdiniz!» diyecek, insanlardan onların yardakcıları da: «Ey Rabbimiz, biz birbirimizden yararlandık ve bizim icin kararlastırdıgın ecele ulastık.» diyecekler. Allah: «Sizin ikametgahınız, Allah´ın diledigi zamanlardan baska, ebedi kalmak uzere atestir. Suphesiz Rabbin hikmet sahibidir, herseyi bilendir.»

    [129] Iste Biz, isleyip kazandıkları gunahlardan dolayı zalimlerden kimini kimine dost ederiz

    [130] Ey cin ve insan toplulugu, size ayetlerimizi anlatan ve bu gununuzun gelecegini haber veren peygamberler gelmedi mi? Onlar: «Ey Rabbimiz, biz kendi aleyhimize sahitlik ederiz.» diyecekler. Dunya hayatı onları aldattı da kendi aleyhlerine kafir olduklarına sahitlik ettiler

    [131] Bu, Rabbinin ulkeleri onların halkı habersiz iken, yani onları uyarmadan haksız yere helak edici olmamasından ileri gelmektedir

    [132] Herkesin yaptıklarından dolayı dereceler vardır. Rabbin ne yaptıklarından habersiz de degildir

    [133] Rabbin zengindir, merhametlidir. Yoksa, dilerse, sizi ortadan kaldırır ve nasıl ki, sizi baska bir kavmin soyundan getirdi ise, arkanızdan yerinize diledigini getirir

    [134] Size yapılan tehdit, kesinlikle basınıza gelecektir; siz onun onune gecemezsiniz

    [135] De ki: «Ey kavmim, yapacagınızı butun kuvvetinizle yapın, ben gorevimi yapıyorum. Artık yakında dunya evinin sonunun kimin olacagını bileceksiniz. Su kesindir ki, zalimler arzularına eremeyeceklerdir.»

    [136] Tutup Allah´ın yarattıgı ekin ve davardan ona bir pay ayırdılar ve kendi yanlıs kanaatlerince: «Bu Allah icin, bu da ortaklarımız icin.» dediler. Fakat ortakları icin olanlar Allah tarafına gecmez, Allah icin ayrılmıs olan ise, ortaklarının tarafına gecer. Ne kotu hukum yurutuyorlar

    [137] Yine bunun gibi, Allah´a ortak kosanlardan coguna cocuklarını oldurmeyi de o taptıkları ortaklar, hem onları helak etmek hem de dinlerini karma karısık etmek icin iyi birseymis gibi gosterdiler. Allah dileseydi, bunu yapmazlardı. O halde onları uydurdukları kanunlarla basbasa bırak ne halleri varsa gorsunler

    [138] Onlar bozuk kanaatleriyle: «Sunlar ilisilmez hayvanlar ve ekinlerdir. Onları, ancak diledigimiz kisilere yedirecegiz. Sunlar da sırtlarına binilmesi ve yuk tasınması haram edilmis hayvanlardır.» dediler. Diger bir takım hayvanları da Allah´ın adını anmadan keserler. Butun bunları Allah´a iftira ederek yaparlar. Iftira etmeleri yuzunden Allah yakında cezalarını verecek

    [139] Birde: «Su hayvanların karnındaki yavrular, sadece erkeklerimize ait olup kadınlarımıza haramdır. Eger olu dogarsa hepsi ona ortaktırlar.» dediler. Allah, onlara bu isnatlarının cezasını yakında verecektir. Muhakkak O, hikmet sahibidir, herseyi bilendir

    [140] Bilgisizlik ve dusuncesizlikle cocuklarını oldurenler ve Allah´ın kendilerine rızık olarak verdigi nimetleri, Allah´a iftira ederek yasaklayanlar, kesinlikle zarar ettiler. Suphesiz onlar, yanlıs gittiler ve hicbir zaman muvaffak olamadılar

    [141] O cardaklı ve cardaksız cennet misali bagları, tatları ve yemisleri birbirinden farklı ekinleri, hurmaları, zeytinleri, narları, birbirine hem benzer hem benzemez bir sekilde yaratan hep O´dur. Her biri urun verdiginde meyvelerinden yiyin. Hasat ve toplama zamanında hakkını da verin, israf etmeyin; cunku O, israf edenleri sevmez

    [142] Hayvanlardan gerek yuk tasıyıcıları, gerekse sergi yapmakta yararlanılacakları yaratan da O´dur. Allah´ın size verdigi rızıklardan yiyin, fakat seytanın adımlarına uymayın; cunku o, sizin icin acık bir dusmandır

    [143] Sekiz cift yarattı: Bir cift koyun, bir cift keci. De ki: «Iki erkegi mi, iki disiyi mi, yoksa iki disinin rahimlerindekini mi haram etti? Eger dogru soyluyorsanız, bana ilme dayalı bir bicimde haber verin!»

    [144] Deveden bir cift sıgırdan da. De ki: «Iki erkegi mi, iki disiyi mi, yoksa iki disinin rahimlerindekini mi haram etti? Yoksa, Allah size bu yasaklamayı emrederken, siz orada mıydınız?» Oyle gercegi bilmeden insanları yoldan cıkarmak icin uydurdugu yalanı Allah´ın ustune atandan daha zalim kim olabilir? Kesinlikle Allah, zalimleri dogru yola cıkarmaz

    [145] De ki: «Bana vahyolunanlar arasında, olu, dokulen kan, pisligin ta kendisi olan domuz eti veya Allah´tan baskasının adı anılarak acık bir gunahla kesilmis hayvandan baskasını, yiyecek bir adama haram kılınmıs birsey bulmuyorum. Her kim caresiz kalırsa, baska bir caresizin hakkına tecavuz etmek ve zorunlu miktarı asmamak sartıyla, bunlardan yiyebilir; cunku Rabbin gercekten bagıslayan ve merhamet edendir

    [146] Yahudilere butun tırnaklı hayvanları haram ettik. Bir de bunlara sıgır ve koyunun, sırtlarında, barsakları uzerinde veya kemiklere yapısık kuyruk kısmının dısındaki yaglarını da haram ettik. Bunu onlara azgınlıkları yuzunden bir ceza yaptık. Suphesiz Biz, her hususta dogru soyleriz

    [147] Eger seni yalanlamaya yeltenirlerse, de ki: «Rabbiniz bitmez tukenmez bir rahmet sahibidir, fakat O´nun kahrı gunahkarlar toplulugundan geri cevrilemez

    [148] Allah´a ortak kosanlar diyecekler ki: «Allah dileseydi ne biz, ne de babalarımız O´na ortak kosardık; hicbir seyi de haram kılmazdık.» Bunlardan oncekiler de Bizim azabımızı tadıncaya kadar boyle yalanlamıslardı. Onlara de ki: «Ilim denilecek birseyiniz var mı ki, bize cıkarasınız? Siz sadece bir zannın ardından gidiyorsunuz ve siz yalnızca atıp tutuyorsunuz.»

    [149] De ki: «Kesin ve acık delil ancak Allah´ındır. O, dileseydi, sizi hep birden dogru yola iletirdi.»

    [150] De ki: «Haydi, Allah´ın bunu haram kıldıgına sahitlik edecek sahitlerinizi getirin!» Eger gelir, sahitlik ederlerse, sen onlarla beraber sahitlik etme, ayetlerimizi yalanlayanların, o ahirete inanmayanların carpık arzularına uyma! Nasıl uyarsın ki, onlar Rablerine baskasını denk tutuyorlar

    [151] De ki: «Gelin, size Rabbinizin neleri haram kıldıgını okuyayım! O´na hicbir seyi ortak kosmayın, babanıza annenize iyilikten ayrılmayın, yoksulluk yuzunden cocuklarınızı oldurmeyin; zira sizin de onların da rızkını Biz veririz, kotuluklerin acıgına da gizlisine de yanasmayın, Allah´ın muhterem kıldıgı cana haksız yere kıymayın. Iste duydunuz ya, O, size dusunesiniz diye bunları emretti!»

    [152] Yetimin malına, rusdune erinceye kadar en guzel sekilden baska turlu yaklasmayın; olcegi ve tartıyı tam ve denk tutun. Biz, hicbir kimseye gucunun yettiginden baskasını teklif etmeyiz. Soz sahibi oldugunuz zaman yakınlarınıza ait de olsa adaleti gozetin. Allah´a verdiginiz sozu yerine getirin. Duydunuz ya, O, dusunup tutasınız diye bunları size emretti

    [153] Bir de bu Benim dosdogru yolumdur; hep onu takip edin, sizi onun yolundan saptırıp parcalayacak baska yolları takip etmeyin! Duydunuz ya, O, korunup takva sahibi olasınız diye bunları size emretti

    [154] Sonra Siz, Musa´ya, guzelce tatbik edene nimetlerimizi tamamlamak, herseyi detaylı acıklamak, dogru yolu gostermek ve rahmet olmak uzere o kitabı verdik ki, Rablerine kavusacaklarına inansınlar

    [155] Bu ise indirdigimiz tam, cok mubarek bir kitaptır. Bundan boyle buna uyun ve korunun ki, rahmetimize eresiniz

    [156] Ve: «Bizden once kitap yalnız iki topluluga indirildi. Dogrusu biz, onlar gibi okuyup anlamaktan habersiziz.» demeyesiniz

    [157] Yahut: «Eger bize kitap indirilmis olsaydı, herhalde onlardan daha cok muvaffak olurduk.» demeyesiniz diye. Iste size Rabbinizden apacık bir delil, bir hidayet ve rahmet geldi. Artık Allah´ın ayetlerini inkar edenden ve onlardan alıkoymaya kalkısandan daha zalim kim olabilir? Elbette Biz, o ayetlerimizi engellemeye yeltenenleri, bu sucları sebebiyle, en muthis bir azapla cezalandıracagız

    [158] Onlar, ancak kendilerine meleklerin gelmesini veya Rabbinin gelmesini ya da Rablerinin bir takım alametlerinin gelmesini gozetliyorlar. Rabbinin bazı alametleri geldigi gun, onceden iman etmemis veya imanında bir hayır kazanmamıs bir kimseye o gunku imanı hicbir yarar saglamaz. De ki: «Gozetin! Cunku biz de suphesiz gozetiyoruz.»

    [159] Dinlerini parca parca edip ayrı ayrı gruplara ayrılanlarla senin hicbir alakan yoktur. Onların isi Allah´a kalmıstır. Sonra O, kendilerine ne yaptıklarını haber verir

    [160] Kim bir iyilik ile gelirse, ona on katı verilir. Kim de bir kotuluk ile gelirse, yalnızca onun karsılıgı ile cezalandırılır ve hicbirine haksızlık edilmez

    [161] De ki: «Beni Rabbim, suphesiz dosdogru bir yola, gercek ve daima ayakta olan bir dine, baska dinlerden sıyrılıp yalnız hakka yonelen Ibrahim´in tertemiz dinine iletti. O, hicbir zaman Allah´a ortak kosanlardan olmadı.»

    [162] De ki: «Benim namazım, ibadetlerim, hayatım ve olumum kesinlikle hep o alemlerin Rabbı olan Allah icindir

    [163] O´nun hicbir ortagı yoktur. Ben, bununla emrolundum ve ben muslumanların ilkiyim.»

    [164] De ki: «Allah, herseyin Rabbı iken ben hic O´ndan baska Rab mi isterim? Herkesin kazandıgı ancak kendi boynuna gecer (sorumlulugunu gerektirir). Hicbir gunahkar baskasının gunahını tasımaz. Sonra hep donup Rabbinize varacaksınız. O vakit O, size ayrılıga dustugunuz gercegi haber verecektir

    [165] O, sizi yeryuzunun halifeleri yapan ve sizleri verdigi seylerle denemek icin kiminizi kiminize ustun kılandır. Suphe yok ki, Rabbin cabuk cezalandıran ve yine suphe yok ki, O tek bagıslayan, tek merhamet edendir

    A'râf

    Surah 7

    [1] Elif, Lam, Mim, Sad

    [2] Bu, kendisiyle uyarasın diye ve mu´minlere bir ihtar olmak uzere sana indirilen bir kitaptır; sakın bundan dolayı yureginde bir sıkıntı olmasın

    [3] Rabbinizden size indirilene uyun, O´nsuz baska velilere uymayın! Sizler pek az dusunuyorsunuz

    [4] Biz, nice memleketler helak etmisizdir ki, onlara baskınımız gece yatarlarken veya gunduz uyurken gelmistir

    [5] Azabımız kendilerine geldiginde: «Bizler, gercekten zalimlerdik!» demekten baska bir iddiaları olmadı

    [6] Sonra kesinlikle, Peygamber gonderilen ummetlere soracagız; kesinlikle gonderilen peygamberlere de soracagız

    [7] Soracagız da kendilerine karsı olup biteni mutlak bir ilim ile herhalde anlatacagız; cunku Biz, her an onların yanındaydık

    [8] O gun tartı tam hakkiyle yapılacaktır. Artık kimin tartıları agır basarsa, iste onlar, arzularına ereceklerdir

    [9] Kimin de tartıları hafif gelirse, bunlar da ayetlerimize haksızlık etmeleri yuzunden, kendilerine yazık edenlerdir

    [10] Andolsun ki, sizi yeryuzunde yerlestirdik ve sizin icin onda bircok gecim kaynakları yaptık. Siz, pek az sukrediyorsunuz

    [11] Gercek su ki, once sizi yarattık, sonra size sekil verdik, sonra da meleklere: «Adem´e secde edin!» dedik; hemen secde ettiler, ancak Iblis secde edenlerden olmadı

    [12] Allah: «Sana emrettigim halde secde etmene ne engel oldu.» dedi. «Ben ondan hayırlıyım, beni atesten yarattın, onu ise camurdan.» dedi

    [13] Allah: «Hemen in oradan, orada buyukluk taslamak ne haddine, haydi cık; cunku sen alcaklardansın!» buyurdu

    [14] Iblis: «Dirilip kaldırılacakları gune kadar bana muhlet ver!» dedi

    [15] Allah: «Haydi, muhlet verilenlerdensin.» buyurdu

    [16] Iblis: «Oyle ise andolsun ki, beni azdırmana karsılık ben de onları saptırmak icin her halde Senin dogru yoluna oturacagım

    [17] Sonra onlara onlerinden, arkalarından, saglarından ve sollarından sokulacagım. Sen de cogunu sukredici bulmayacaksın.» dedi

    [18] Allah: «Cık oradan, yerilmis, kovulmus olarak! Andolsun ki, onlardan her kim sana uyarsa, kesinlikle cehennemi tamamen sizinle dolduracagım

    [19] Ve «ey Adem, zevcenler birlikte cennete yerlesin, dilediginiz yerden yiyin su agaca yaklasıp da zalimlerden olmayın!» dedi

    [20] Derken seytan, kendilerine ortulmus olan ayıp yerlerini acmak icin ikisine de vesvese verdi ve: «Rabbiniz size bu agacı yalnızca birer melek olmamanız yahut olumsuzluge kavusmamanız icin yasak etti.» dedi

    [21] Ve: «Ben gercekten sizin iyiliginizi isteyenlerdenim.» diye ikisine de yemin etti

    [22] Bu sekilde onları kandırıp sarktırdı. Bunun uzerine o agacın meyvesini tattıklarında, ikisine de ayıp yerleri acılıverdi ve uzerlerini ust uste cennet yapraklarıyla yamamaya basladılar. Rableri onlara: «Ben size bu agacı yasaklamadım mı, haberiniz olsun bu seytan size acık bir dusmandır, demedim mi?» diye seslendi

    [23] Onlar: «Rabbimiz, biz kendimize zulmettik; eger Sen bizi bagıslamaz, bize merhamet etmezsen kesinlikle husrana ugrayanlardan oluruz.» dediler

    [24] Allah: «Kiminiz kiminize dusman olarak ininiz! Size bir sureye kadar yeryuzunde yerlesmek ve bir nasip almak var kaderinizde.» buyurdu

    [25] «Orada yasayacak, orada olecek ve oradan dirilip cıkarılacaksınız.» dedi

    [26] Ey Adem ogulları, size cirkin yerlerinizi ortecek ve sus olacak giysi indirdik; fakat takva elbisesi hepsinden hayırlıdır. Iste bu, Allah´ın ayetlerindendir. Gerek ki, dusunup ibret alırlar

    [27] Ey Adem ogulları, seytan nasıl ki, anne-babanızı cirkin yerlerini kendilerine gostermek icin cennetten cıkardıysa sakın sizi de belaya ugratmasın! Cunku o ve yandasları sizleri, sizin kendilerini goremeyeceginiz yonden gorurler. Biz, o seytanları imana gelmeyenlerin dostları kılmısızdır

    [28] Onlar bir edepsizlik yaptıkları zaman da: «Atalarımızı boyle bulduk ve bize bunu Allah emretti.» derler. De ki: «Allah, edepsizligi emretmez. Bilmediginiz seyleri Allah´ın uzerine mi atıyorsunuz?»

    [29] De ki: «Rabbim adaleti emretti. Her mescitte yuzlerinizi dogru tutun ve O´na dininizde samimi olarak ibadet edin! Sizi ilkin O yarattıgı gibi yine O´na doneceksiniz

    [30] O, bir kısmını dogru yola iletti, bir kısmına da sapıklık hak oldu. Cunku onlar, Allah´ı bırakıp seytanları dost edindiler. Bir de kendilerini dogru yolda sanırlar

    [31] Ey Adem ogulları, her mescide gittiginizde susunuzu tutunun, yiyin, icin; ancak israf etmeyin, cunku O, israf edenleri sevmez

    [32] De ki: «Allah´ın kulları icin yarattıgı zineti ve temiz hos rızıkları kim haram etmis?» De ki: «Onlar, kıyamet gununde sadece kendilerinin olmak uzere, dunya hayatında iman edenler icindir.» Iste bu sekilde ayetleri, ilim sahibi olanlar icin ayrıntılarıyla acıklıyoruz

    [33] De ki: «Rabbim, ancak acık, gizli butun hayasızlıkları, her turlu gunahı, haksız yere isyanı ve Allah´a, hicbir zaman bir delil indirmedigi herhangi birseyi ortak kosmanızı ve Allah´a bilmediginiz seyler yakıstırmanızı yasakladı.»

    [34] Her milletin bir sonu vardır ve o son gelince bir an geri de kalmazlar one de gecemezler

    [35] Ey Adem ogulları, size her ne zaman icinizden benim ayetlerimi acıklayan peygamberler gelir de her kim onlara karsı gelmekten sakınır ve davranıslarını duzeltirse, artık onlara korku yoktur ve uzulecek olanlar da onlar degildir

    [36] Ayetlerimizi yalanlayanlar ve onlara inanmayı kibirlerine yediremeyenler ise cehennemin sakinleridir ve sonsuza dek orada kalacaklardır

    [37] Cunku bir yalanı Allah´a iftira eden veya onun ayetlerine yalan diyen kimseden daha zalim kim olabilir? Bunlara kitaptan nasipleri erisir ve sonunda kendilerine gonderecegimiz melekler gelip canlarını alırken: «Hani o, Allah´ı bırakıp da taptıklarınız nerede?» dediklerinde: «Onlar bizi bırakıp kayboldular!» derler ve kafir olduklarına dair kendi aleyhlerinde sahitlik ederler

    [38] Girin bakalım cinlerden ve insanlardan sizden once gecen milletlerin arasında atese! der. Her millet girdikce, kendilerine uyup sapıklıga dustugu hemsiresine (dindasına) lanet eder. Sonunda hepsi orada birbirlerine ulanırlar. Sonrakileri, ondekileri gostererek: «Ey Rabbimiz, iste sunlar bizi yoldan cıkardılar; onun icin onlara atesten iki katlı azap ver!» derler. Allah: «Her birinize iki katlı, fakat bilmiyorsunuz.» der

    [39] Ondekiler de sonrakilere: «Sizin bize karsı hicbir ustunlugunuz olmadı. Artık kendi kazancınızın cezası olarak tadın azabı.» derler

    [40] Ayetlerimizi yalanlayan ve onlara imanı kibirlerine yediremeyen kimselere kesinlikle gok kapıları acılmayacak ve deve ignenin deliginden gecmedikce onlar cennete giremeyeceklerdir. Iste Biz sucluları boyle cezalandırırız

    [41] Onlara cehennemden bir dosek, ustlerinden ortuler vardır. Iste Biz, zalimleri boyle cezalandırırız

    [42] Iman edip iyi isler yapan kimseler ise, -Biz kisiye gucunun ustunde birsey yuklemeyiz.- cennetin sakinleridirler ve orada sonsuza dek kalacaklardır

    [43] Onların iclerinde kin namına ne varsa hepsini sokup atmısızdır, altlarından ırmaklar akar. Onlar: «Hamdolsun bizi buna eristiren Allah´a. O, bize dogru yolu gostermeseydi, bizim kendiligimizden bunun yolunu bulmamız mumkun degildi. Gercekten Rabbimizin peygamberleri bize gercegi getirdiler!» demektedirler. Onlara: «Iste bu gordugunuz, yaptıgınız iyi isler karsılıgında mirascısı oldugunuz cennettir.» diye seslenilmektedir

    [44] Bir de cennetlikler, cehennemliklere soyle seslenirler: «Gercekten biz, Rabbimizin bize vadettiginin gercek oldugunu bulduk. Siz de Rabbinizin size vadettiginin gercek oldugunu buldunuz mu?» Onlar da: «Evet» derler. Derken aralarında bir cagırıcı soyle bagırmaya baslar: «Allah´ın laneti o zalimlerin ustune olsun

    [45] Ki, Allah´ı yolundan alıkoyarlar ve onu egip bukmek isterler ve onlar ahireti de inkar eden kafirlerdi.»

    [46] Artık iki taraf arasında bir perde ve A´raf uzerinde de herkesi simalarından tanıyan bir takım kimseler bulunacaktır. Umit etmekle birlikte henuz cennete girmemis olan bu kimseler, cennetliklere: «Selam size!» diye seslenmektedirler

    [47] Gozleri cehennemlikler tarafına cevrildigi vakit de: «Ey Rabbimiz, bizleri o zalimler guruhu ile birlikte bulundurma!» demektedirler

    [48] O A´raf sakinleri, simalarından tanıdıkları bir takım kimselere soyle seslenirler: «Gordunuz mu, cemiyetinizin ve kibirli davranmanızın size hicbir yararı olmadı

    [49] Allah´ı kendilerini rahmetine erdirmeyecegine dair yemin ettikleriniz sunlar mıydı?» dedikten sonra berikilere donup: «Girin cennete size korku yok, artık asla uzulmeyeceksiniz de.» demektedirler

    [50] Cehennem sakinleri, cennet sakinlerine: «Lutfen suyunuzdan veya Allah´ın size rızık olarak verdigi nimetlerden biraz da bize dokun!» diye bagrısmaktadırlar. Onlar da: «Dogrusu Allah, bunları kafirlere haram etti.» demektedirler

    [51] O kafirlere ki, oyunu ve eglenceyi kendilerine din edindiler ve dunya hayatı kendilerini aldattı. Nasıl ki, onlar bu gunlerine kavusacaklarını unutup ayetlerimizi inkar ettilerse Biz de bugun onları oyle unutacagız

    [52] Muhakkak biz onlara, inanacak herhangi bir kavme hidayet ve rahmet olması icin, tam bir bilgi ile bolum bolum acıkladıgımız bir kitap gonderdik

    [53] Onlar, bakalım sonu nereye varacak diye ancak onun tehditlerinin gerceklesmesini bekliyorlar. Onun tehditlerinin gelecegi gun onceden onu unutmus olanlar: «Muhakkak ki, Rabbimizin peygamberleri bize gercegi getirmislermis. Bak simdi bizim sefaatcılardan hicbiri var mı ki, bize sefaat etsinler? Veya geri dondurulsek de yaptıgımız islerden baskasını yapsak?» diyecekler. Dogrusu onlar, kendilerine yazık ettiler ve uydurup guvendikleri seyler yanlarından kaybolup gitmis olacaktır

    [54] Gercekte Rabbiniz gokleri ve yeri altı gun icinde yaratan sonra Ars uzerinde hukumran olan Allah´tır, geceyi gunduze burur; o onu kıskırtarak takip eder. Gunes, ay ve yıldızlar O´nun emrine bas egmistir. Iyi bilin ki, yaratmak da emretmek de O´na aittir. Ne ulu, o alemlerin Rabbi olan Allah

    [55] Rabbinize yalvara yalvara ve icin icin dua edin! Gercek su ki, Allah sınırı asanları sevmez

    [56] Yeryuzunde, duzeni kurulduktan sonra, bozgunculuk yapmayın ve O´na korku ve umit ile kulluk edin! Suphe yok ki, Allah´ın rahmeti, iyilik yapanlara yakındır

    [57] O, rahmetinin onunde ruzgarları mujdeci olarak yollayan Allah´tır. Nihayet onlar, yagmur yuklu agır agır bulutları hafif birsey gibi kaldırıp yuklendiklerinde, bakarsın Biz onları olu bir memlekete gonderip oraya su indirmis ve orada her turlusunden urun cıkarmısızdır. Iste oluleri de boyle cıkaracagız. Gerek ki dusunup ibret alasınız

    [58] Guzel memleketin bitkisi, Rabbinin izniyle cıkar. Kotusunun ise cıkmaz, cıkan da birseye yaramaz. Biz, sukreden bir topluluga ayetlerimizi boyle turlu sekillerle acıklıyoruz

    [59] Andolsun ki, Nuh´u kavmine peygamber olarak gonderdik. O da varıp: «Ey kavmim, Allah´a kulluk edin, O´ndan baska hicbir ilahınız yoktur. Gercekten ben, uzerinize buyuk bir gunun azabının inmesinden korkuyorum.» dedi

    [60] Kavminden cumhur cemaat =ileri gelenler: «Suphesiz ki, biz seni acık bir sapıklık icinde goruyoruz.» dediler

    [61] Nuh: «Ey kavmim, bende hicbir sapıklık yoktur; ancak ben alemlerin Rabbi tarafından gonderilmis bir peygamberim.» dedi

    [62] Size, Rabbimin mesajlarını iletiyorum, size ogut veriyorum ve ben Allah´tan gelen vahy ile sizin bilmeyeceklerinizi biliyorum

    [63] Size o korkunc akibeti bildirmek icin, korunmanız icin belki de rahmete kavusturulmanız icin sizden bir adam aracılıgı ile Rabbinizden size bir uyarının gelmesine inanmıyor da sasıyor musunuz?» dedi

    [64] Bunun uzerine ona yalan soyluyorsun, dediler. Biz de onu ve beraberinde iman edenleri gemide kurtulusa erdirdik ve ayetlerimize yalan diyenleri suda bogduk. Cunku onlar basiretleri korelmis bir toplum idiler

    [65] Ad kavmine de kardesleri Hud´u gonderdik: «Ey kavmim, Allah´a kulluk edin, ondan baska hicbir ilahınız yoktur! Hala siz O´nun azabından sakınmayacak mısınız?» dedi

    [66] Kavminden o kufre dalmıs olan cumhur cemaat =ileri gelenler: «Gercekten biz, seni bir cılgınlık icinde goruyoruz ve muhakkak seni yalancılardan biri sanıyoruz.» dediler

    [67] Hud: «Ey kavmim, bende hicbir cılgınlık yok, fakat ben alemlerin Rabbi tarafından bir peygamberim!» dedi

    [68] Size Rabbimin mesajlarını iletiyorum ve ben sizler icin guvenilir bir ogutcuyum

    [69] Sizi uyarmak icin icinizden bir adam aracılıgı ile size Rabbinizden bir ihtar geldigine inanmayıp da sasıyor musunuz? Dusunun ki, O, sizi Nuh kavminden sonra onların yerine getirdi ve yaratılısta sizi iri kıyım yaptı. O halde Allah´ı nimetlerini unutmayıp onları anın ki kurtulusa erdirilesiniz.» dedi

    [70] Sen bize yalnız Allah´a tapalım ve atalarımızın tapmakta olduklarını bırakalım diye mi geldin? Eger dogru soyleyenlerden isen, haydi bizi korkuttugun o azabı basımıza getir de gorelim! dediler

    [71] Hud: «Iste uzerinize Rabbinizden bir azap fırtınası ve bir ofke indi. Siz, benimle sizin ve atalarınızın taktıgı kuru adlar hakkında mı tartısıyorsunuz? Oysa Allah onlara hicbir zaman saltanat indirmedi. Artık gozetin, ben de sizinle birlikte gozetenlerdenim» dedi

    [72] Bunun uzerine kendisini ve beraberindekileri, yalnız katımızdan bir rahmet ile kurtardık, ayetlerimize yalan deyip iman etmeyenlerin kokunu kestik

    [73] Semud kavmine de kardesleri Salih´i gonderdik. Salih onlara: «Ey kavmim, Allah´a kulluk edin, ondan baska hicbir ilahınız yoktur. Iste size Rabbinizden acık bir mucize geldi. Bu size bir delil olmak uzere Allah´ın disi devesidir, bırakın Allah´ı topragında otlasın, ona bir fenalıkla dokunmayın; yoksa acı bir azaba ugrarsınız!» dedi

    [74] Ve dusunun ki, O, sizi Ad kavminden sonra onların yerine getirdi; sizi bu topraklarda yerlestirdi ovalarında koskler kuruyor, daglarında evler yontuyorsunuz. Artık hep, Allah´ın nimetlerini anın yeryuzunu bozgunculuk yaparak berbat etmeyin!» dedi

    [75] Kavminin icinde kibirlerine yediremeyen cumhur cemaat =ileri gelenler, hırpalanmakta olanlardan iman etmis olanlara: «Siz, Salih´in gercekten Rabbi tarafından gonderilmis oldugunu biliyor musunuz?» dediler. Onlar: «Dogrusu biz, onun gonderildigi seye inanıyoruz!» dediler

    [76] O kibirlerine yediremeyenler: «Dogrusu biz, sizin inandıgınız seye inanmıyoruz!» dediler

    [77] Derken o disi deveyi tepelediler, ayaklarını keserek oldurduler, Rablerinin emrine bas kaldırdılar ve: «Hey Salih, sen gercekten peygamberlerden isen, bizi tehdit etmekte oldugun azabı getir de gorelim!» dediler

    [78] Bunun uzerine kendilerini o siddetli sarsıntı tutuverdi ve yurtlarında cokup kaldılar

    [79] O, onlardan dondu ve: «Ey kavmim, ben size Rabbimin mesajını tamamen ilettim ve ogut verdim; ancak siz ogut verenleri sevmezsiniz!» dedi

    [80] Lut´u da gonderdik. O, kavmine: «Sizden once alemlerden hicbirinin yapmadıgı hayasızlıgı siz mi yapıyorsunuz

    [81] Gercekten siz, kadınları bırakıp sehvetle erkeklere mi varıyorsunuz. Hayır, siz pek haddi asan bir topluluksunuz!» dedi

    [82] Kavminin cevabı ise: «Cıkarın sunları memleketinizden; cunku onlar, eteklerini cok temiz tutan insanlardır!» demelerinden baska birsey degildi

    [83] Biz de onu ve ailesini kurtardık; ancak karısı kalıp yere gecenlerden oldu

    [84] Onların uzerine bir azap yagmuru yagdırdık. Iste bak mucrimlerin sonu nasıl oldu

    [85] Medyen kavmine de kardesleri Suayb´ı gonderdik: «Ey kavmim Allah´a kulluk edin, O´ndan baska hicbir tanrınız yoktur. Iste size Rabbinizden acık bir delil geldi; artık olcegi ve teraziyi tam tutun, insanların esyasına haksızlık etmeyin, yeryuzunde, duzen saglandıktan sonra, yine bozgunculuk etmeyin! Eger bana inanırsanız bu soylediklerim sizin icin hayırlıdır

    [86] Bir de oyle tehdit ederek her caddenin basına oturup da Allah´ın yolundan O´na iman edenleri cevirmeyin ve yolun carpıklıgını arzu etmeyin. Dusunun ki, siz azlıktınız, O, sizi cogalttı ve bakın o bozguncuların sonu ne oldu

    [87] Eger icinizden bir kısmı, benim gonderilmis oldugum gercege inanmıs, bir kısmı da inanmamıssa, Allah aramızda hukmunu verinceye kadar sabredin. O, hukum verenlerin en hayırlısıdır

    [88] Kavminden buyuklenmek isteyen cumhur cemaat dediler ki: «Ey Suayb, mutlaka seni ve seninle birlikte iman edenleri memleketimizden cıkaracagız, ya da muhakkak dinimize doneceksiniz.» Dedi ki: «Istemesek de mi?»

    [89] Dogrusu Allah bizi ondan kurtarmıs iken sizin dininize donecek olursak bir yalan soyleyerek Allah´a iftira etmisiz demek olur. Ona tekrar donmemiz bizim icin olacak sey degildir, meger ki, Rabbimiz olan Allah dilemis olsun! Rabbimiz herseyi ilmiyle kusatmıstır. Biz Allah´a guvenmisiz. Ey, bizim Rabbimiz, bizimle kavmimiz arasında hak ile hukmet. Sen hukmedenlerin en hayırlısısın!»

    [90] Kavminden ileri gelen kafirler dediler ki: «Eger Suayb´a uyarsanız andolsun ki, o takdirde mutlaka zarara dusersiniz.»

    [91] Derken onları o dehsetli sarsıntı yakalayıverdi ve hemen yurtlarında cokekaldılar

    [92] Suayb´ı yalanlayanlar sanki orada hic safa surmemis gibi oldular. Asıl zarara dusenler, Suayb´ı yalanlayanlar olmuslardı

    [93] Suayb onlardan oteye dondu ve: «Ey kavmim, Allah biliyor ki, size Rabbimin mesajlarını ilettim, size ogut de verdim; simdi kafir kavme nasıl acırım?» dedi

    [94] Biz hangi ulkeye bir peygamber gonderdiysek once halkını sıkıntı ve darlıkla sıkmısızdır ki, yalvarıp yakarsınlar

    [95] Sonra da kotuluk yerine guzellik getirmisizdir. Nihayet cogalmıslar ve: «Dogrusu atalarımızın sıkıntılı halleri de neseli zamanları da olmustu.» demislerdi. O zaman Biz de kendilerini -hatırlarından gecmezken- ansızın tutmus bastırıvermistik

    [96] Oysa o ulkelerin halkı iman edip Allah´tan korksaydılar, elbette uzerlerine yerden ve gokten bereketler acardık. Fakat yalanladılar, biz de kendilerini kazandıklarıyla yakalayıverdik

    [97] Simdi su koy, kasaba halkı geceleyi uyurlarken, kendilerine azabımızın baskın halinde gelmeyeceginden emin miydiler

    [98] Yine o koy, kasaba halkı, kusluk vakti oynayıp eglenirlerken kendilerine azabımızın gelivermeyeceginden emin miydiler

    [99] Yoksa Allah´ın azabından emin mi oldular? Ancak, kendilerine yazık eden topluluktan baskası Allah´ın azabından emin olmaz

    [100] Eski sahiplerinden sonra bu topraga varis olanlara hala su gercek belli olmadı mı ki: Eger dilemis olsaydık onların da gunahlarını baslarına carpardık! Kalplerinin uzerini muhurleriz de onlar gercegi isitmezler

    [101] Iste o ulkeler -ki, sana bunların baslarına gelenlerden bazılarını naklediyoruz- andolsun ki, onlara peygamberleri acık deliller ile geldiler. Daha once inkar etmeyi adet edindikleri icin, iman etmek istemediler. Allah kafirlerin kalplerini iste boyle muhurler

    [102] Cogunda verdikleri soze baglılık gormedik. Gercek su ki, onların cogunu yoldan cıkmıs fasıklar gorduk

    [103] Sonra onların arkasından Musa´yı ayetlerimizle, Firavun ve topluluguna gonderdik. Tuttular o ayetlere karsı cıkarak zulmettiler. Artık bir bak o bozguncuların sonu ne oldu

    [104] Musa: «Ey Firavun, ben alemlerin Rabbi tarafından bir peygamberim

    [105] Allah´a karsı birinci gorevim, gercekten baska birsey soylememektir. Gercekten ben size Rabbinizden apacık bir delil ile geldim. Artık Israil ogullarını benimle beraber gonder.» dedi

    [106] Firavun: «Eger bir delil ile geldinse, getir onu bakalım, dogru soyleyenlerden isen!» dedi

    [107] Bunun uzerine asasını bırakıverdi. Bir de ne gorsun; koskoca bir ejderha kesiliverdi

    [108] Elini sıyırıp cıkardı, ne baksın; o seyredenlere ısık sacan bembeyaz bir el

    [109] Firavun´un kavminden ileri gelenler: «Suphesiz bu cok bilgili bir sihirbaz

    [110] Sizi yerinizden cıkarmak istiyor. O halde ne emredersiniz?» dedi

    [111] Onlar: «Onu ve kardesini alıkoy, sehirlere de toplayıcılar gonder

    [112] Usta sihirbazların hepsini sana getirsinler.» dediler

    [113] Butun sihirbazlar Firavun´a geldiler: «Galip gelirsek elbette bize mukafat var degil mi?» dediler

    [114] «Evet, o zaman siz elbette gozdelerden olacaksınız.» dedi

    [115] Ey Musa, once sen mi hunerini ortaya atacaksın, yoksa biz mi?» dediler

    [116] Siz atın. dedi. Atacaklarını atınca halkın gozlerini buyulediler ve onları dehsete dusurduler. Kısacası buyuk bir sihir gosterdiler

    [117] Biz de Musa´ya: «Asanı bırakıver!» diye vahyettik. Bir de baktılar ki, o onların butun uydurduklarını yalayıp yutuyor

    [118] Artık gercek ortaya cıktı ve onların butun yaptıkları hice gitti

    [119] Artık orada yenilmislerdi ve kucuk dusmuslerdi

    [120] Sihirbazlar hep birden secdeye kapandılar

    [121] «Alemlerin Rabbine

    [122] Musa ve Harun´un Rabbine iman ettik.» dediler

    [123] Firavun: «Ben size izin vermeden O´na iman ettiniz oyle mi? Muhakkak bu, yerli halkı sehirden cıkarmak icin sehirde kurdugunuz bir hiledir. Yakında anlarsınız

    [124] Mutlaka sizin ellerinizi, ayaklarınızı caprazlama kestirecegim.Mutlaka hepinizi birden asacagım!»

    [125] Onlar: «Suphesiz biz Rabbimize donecegiz

    [126] Senin bize kızman da sırf Rabbimizin ayetleri gelince onlara iman etmemizden oturu. Ey bizim Rabbimiz, uzerimize sabır yagdır ve canımızı iman selametiyle al!» dediler

    [127] Firavun kavminin yine ileri gelenleri: «Seni ve ilahlarını terk etsinler de yeryuzunde fesat cıkarsınlar diye mi Musa´yı ve kavmini serbest bırakacaksın?» dediler. O da: «Ogullarını oldurur, kadınlarını sag bırakırız. Yine tepelerinde kahrımızı yuruturuz.» dedi

    [128] Musa kavmine: «Allah´ın yardımını ve lutfunu isteyin ve acıya tahammul edip dayanın. Suphesiz yeryuzu Allah´ındır. O´na kullarından diledigini mirascı kılar, mutlu son, Allah´tan korkanlarındır.» dedi

    [129] Kavmi de ona: «Sen bize gelmeden once de, geldikten sonra da iskenceye ugratıldık.» dediler. O da: «Umulur ki, Rabbiniz hasımınızı helak edip de sizi yeryuzunde halife kılacak ve sizin nasıl isler yapacagınıza bakacaktır.»

    [130] Gercekten biz, Firavun´a baglı olanları senelerce kıtlık ve hasılat eksikligi ile kıvrandırdık, gerektir ki, dusunup ibret alsınlar

    [131] Fakat kendilerine iyilik geldigi zaman: «Iste bu bizim hakkımızdır.» dediler. Baslarına bir kotuluk gelirse Musa ile yanındakilerin ugursuzluguna verirlerdi. Ugursuzluk kusları ise Allah´ın yanındadır. Fakat cogu bilmezlerdi

    [132] Ve: «Sen bizi buyulemek icin her ne mucize getirirsen getir, asla sana inanacak degiliz.» derlerdi

    [133] Biz de kudretimizin ayrı ayrı mucizeleri olmak uzere baslarına tufan, cekirge, hasereler, kurbagalar ve kan gonderdik. Yine inat ettiler ve cok suclu bir toplum oldular

    [134] Uzerlerine azap coktugu vakit dediler ki: «Ey Musa sana verdigi soze dayanarak, bizim icin Rabbine dua et! Eger bu azabı bizden sıyırırsan, andolsun ki, sana kesinlikle iman eder ve Israil ogullarını seninle birlikte muhakkak gondeririz.»

    [135] Erisecekleri belirli bir sureye kadar azabı kendilerinden sıyırdıgımız zaman, derhal yeminlerini bozdular

    [136] Biz de ayetlerimize yalan dedikleri ve onlara kulak asmadıkları icin kendilerinden intikam aldık da hepsini denizde bogduk

    [137] Ve o hırpalanıp ezilmekte bulunan kavmi yeryuzunun, bereketlerle donattıgımız dogusuna, batısına mirascı kıldık. Ve Rabbinin Israil ogullarına olan o guzel va´di, sabretmeleri sebebiyle tamamen tahakkuk etti ve Firavun ile kavminin yapageldikleri sanat eserlerini ve yukselttikleri binaları yere serdik

    [138] Ve Israilogullarına denizi atlattık. Derken, bir kavme vardılar, toplanmıs kendilerine mahsus bir takım putlara tapıyorlardı. Dediler ki: «Ey Musa, bunların bircok ilahları oldugu gibi sen de bize ilah yap!» Dedi ki: «Siz gercekten cahillik ediyorsunuz. Cunku o gorduklerinizin icinde bulundukları din, yok olmaya mahkumdur ve butun yaptıkları batıldır!»

    [139] Ve Israilogullarına denizi atlattık. Derken, bir kavme vardılar, toplanmıs kendilerine mahsus bir takım putlara tapıyorlardı. Dediler ki: «Ey Musa, bunların bircok ilahları oldugu gibi sen de bize ilah yap!» Dedi ki: «Siz gercekten cahillik ediyorsunuz. Cunku o gorduklerinizin icinde bulundukları din, yok olmaya mahkumdur ve butun yaptıkları batıldır!»

    [140] «Ben size Allah´tan baska bir ilah mı isterim? O, sizi butun alemlerin ustune gecirdi!» dedi

    [141] Hem dusunseniz ya, sizi Firavun´un adamlarından kurtardıgımız zaman, size iskencenin kotusunu peyliyorlardı, ogullarınızı boyuna olduruyor, kadınlarınızı diri tutuyorlardı. Bunda sizin icin Rabbiniz tarafından buyuk bir imtihan vardı

    [142] Bir de Musa´ya otuz geceye va´d verdik ve ona bir on gece daha ekledik ve boylece Rabbinin tayin ettigi vakit tam kırk gece oldu. Musa kardesi Harun´a soyle dedi: «Kavmim icinde benim yerime gec ve ıslaha calıs da bozguncuların yoluna gitme!»

    [143] Musa tayin ettigimiz ozel vakitte gelip Rabbi O´na kelamiyle iltifatta bulununca: «Ey Rabbim, goster bana kendini, Sana bakayım.» dedi. O da buyurdu ki: «Beni katiyyen goremezsin, ancak daga bak, eger yerinde durursa demek beni gorebileceksin» Derken Rabbi daga tecelli buyurunca onu un ufra (toz duman) ediverdi. Musa da baygın dustu. Ayılınca: «Munezzehsin, Sana tevbe ile dondum ve ben mu´minlerin ilkiyim.» dedi

    [144] Allah buyurdu ki: «Ey Musa, haberin olsun, Ben, mesajlarımla ve kelamımla seni o insanların uzerine sectim. Simdi su sana verdigimi al ve sukrunu bilenlerden ol!»

    [145] Ve onun icin levhalarda herseyden yazdık; ogut ve hukumlerin ayrıntılarına dair herseyi. Dedik ki: «Haydi bunları sıkı tut, kavmine de emret, onları en guzeliyle tutsunlar! Ileride sizi o fasıkların yurduna gonderecegim!»

    [146] Yeryuzunde haksızlıkla buyuklenenleri, ayetlerimden uzaklastıracagım. Butun mucizeleri gorseler de ona iman etmezler. Dogru yolu gorseler de onu yol tutmazlar. Eger sapıklık yolunu gorurlerse onu yol edinirler. Cunku onlar ayetlerimizi yalanlamayı adet edinmisler ve onlardan gafil olagelmislerdir

    [147] Ayetlerimizi ve ahiretteki karsılasmayı yalanlayanların butun isledikleri bosa gitmistir. Herhalde cekecekleri sırf kendi yaptıklarının cezasıdır

    [148] Musa´nın arkasından kavmi tutmus takılarından bir dana, boguren bir heykel edinmislerdi. Onun kendilerine bir soz soylemedigini ve bir yol gostermedigini gormemisler miydi? Fakat onu tanrı edindiler ve zalimdiler

    [149] Ne zaman ki ellerine kıragı dusuruldu (siddetli bir pismanlıga dustuler), gercekten sapıtmıs olduklarını gorunce: «Andolsun ki, Rabbimiz merhamet etmez ve bagıslamazsa muhakkak husranda kalanlardan olacagız!» dediler

    [150] Musa kızgın ve uzgun olarak kavmine dondugu vakit: «Bana arkamdan ne kotu halef oldunuz. Rabbinizin emrini beklemeyip acele mi ettiniz?» dedi ve levhaları bırakıp kardesinin basından tuttu ve kendine dogru cekmeye basladı. Harun: «Anamın oglu! Inan ki, bu adamlar beni hırpaladılar, az daha beni olduruyorlardı. Sen de benimle dusmanları sevindirecek bir harekette bulunma ve beni bu zalim kavimle bir tutma.» dedi

    [151] Musa dedi: «Ey Rabbim beni ve kardesimi bagısla ve bizi rahmetinin icine koy; merhamet edenlerin en merhametlisisin Sen!»

    [152] Suphesiz o danayı tanrı edinenlere Rablerinden bir gazap ve dunya hayatında da bir zillet erisecektir. Iste iftira edenleri boyle cezalandırırız

    [153] O kotu amelleri isleyip de sonra arkasından tevbekar olup iman edenler icin hic suphe yok ki, Rabbin bundan sonra yine de af ve merhamet edicidir

    [154] Musa´nın ofkesi gecince levhaları aldı. Onlardaki yazıda sırf Rablerinden korkanlar icin bir hidayet ve rahmet vardı

    [155] Bir de Musa tayin ettigimiz vakitte huzurumuzda bulunmak uzere kavminden yetmis er secmisti. Ne zaman ki bunları o sarsıntı yakaladı. Musa dedi ki: «Rabbim, dileseydin bunları ve beni daha once helak ederdin. Simdi bizi, icimizdeki o beyinsizlerin yaptıkları yuzunden helak mı edeceksin? O da sırf Senin imtihanın; Sen bununla diledigini sapıklıga bırakır, diledigine hidayet kılarsın! Bizim velimiz Sensin; artık bizi bagısla, bize merhamet eyle; bagıslayanların en hayırlısı Sensin

    [156] Ve bize bu dunyada da, ahirette de bir iyilik yaz! Biz gercekten tevbe edip sana yoneldik!» Buyurdu ki: «Azabıma, kimi dilersem onu ugratırım; rahmetim ise herseyi kapsamıstır. Ileride onu ozellikle, kotulukten sakınanlara, zekatını verenlere ve ayetlerimize inananlara yazacagım

    [157] Onlar ki yanlarındaki Tevrat ve Incil´de yazılı bulacakları elciye, o okuyup yazma bilmeyen peygambere uyarlar. O, onlara iyilik emreder ve onları kotulukten alıkoyar, temiz, hos seyleri kendileri icin helal, murdar seyleri uzerlerine haram kılar, sırtlarından agır yuklerini, uzerlerindeki bagları ve zincirleri indirir atar. Iste o zaman ona iman eden, ona tam saygı gosteren, ona yardımcı olan ve onun peygamberligi ile birlikte indirilen nuru izleyen kimseler; iste o asıl maksada ulasan kurtulmuslar, onlardır

    [158] De ki: «Ey insanlar, biliniz ki, ben sizin hepinize Allah´ın gonderdigi peygamberiyim. O Allah ki butun goklerin ve yerin mulku O´nundur. O´ndan baska tanrı yoktur. Hem diriltir, hem de oldurur. Onun icin gelin Allah´a ve peygamberine iman edin. Allah´a ve Allah´ın butun kelamlarına inanan o okuyup yazması olmayan peygambere de. Uyun ona ki, kurtulusa erebilesiniz

    [159] Evet! Musa´nın kavminden bir topluluk vardır ki, dogruya yoneltirler ve onunla hukmedip adalet gosterirler

    [160] Bununla beraber Biz onları oniki kabileye, o kadar ummete ayırdık ve Musa´ya -kavmi kendisinden su istedigi vakit- soyle vahyettik: «Vur asan ile tasa!» O zaman ondan on iki pınar akmaya basladı. Halkın her kesimi kendi su alacagı yeri belirledi. Bulutu da uzerlerine golgelik cektik, kendilerine kudret helvası ile bıdırcın indirdik ve: «Size rızık olarak verdigimiz nimetlerin temizlerinden yiyin!» dedik. Bununla beraber onlar zulmu Bize yapmadılar, ancak kendi nefislerine zulmediyorlardı

    [161] Ve o vakit onlara denilmisti ki: «Su sehre yerlesin ve orada dilediginiz yerde yiyin, «Bagısla bizi!» deyin ve secde ederek kapıya girin ki size suclarınızı bagıslayalım, iyilere ileride daha fazlasını verecegiz.»

    [162] Derken iclerinden zulmedenler, sozu degistirdiler, kendilerine soylenenden baska bir sekle soktular; zulmu adet haline getirmeleri sebebiyle, Biz de uzerlerine gokten azap salıverdik

    [163] Onlara, o denizin bir iskelesi olan o sehrin basına gelenleri sor! O vakit cumartesi yasagına riayet etmiyorlardı. Cumartesi tatili yaptıkları gun balıklar, yanlarına akın akın geliyorlardı. Cumartesi tatili yapmayacakları gun ise gelmiyorlardı. Iste Biz onları gunah islemeleri sebebiyle boyle sınava cekiyorduk

    [164] Ve iclerinden bir topluluk: «Ne diye Allah´ın helak edecegi veya cetin bir azapla cezalandıracagı bir kavme nasihat veriyorsunuz?» dedigi vakit onlar dediler ki: «Rabbiniz tarafından mazur sayılmamız icin, bir de bakarsınız belki Allah´tan korkar sakınırlar diye.»

    [165] Kendilerine yapılan nasihatları unuttukları vakit, o kotulukten alıkoyanları kurtarıp zulmedenleri de yaptıkları kotulukler sebebiyle siddetli bir azaba ugrattık

    [166] Artık o yasaklandıkları seylerden dolayı kızıp haddi asmaya basladıkları zaman Biz de onlara: «Asagılık maymun olun keratalar!» dedik

    [167] Ve o zaman Rabbin su ahdi ilan edip buyurdu ki: «Mutlaka kıyamet gunune kadar onlara hep o kotu azabı peyleyecek kimseleri gonderecek!» Suphesiz ki Rabbin cezayı cok cabuk veren, yine suphesiz ki O, cok bagıslayan, merhamet edendir

    [168] Ve onları yeryuzunde bircok milletlere parcaladık. Iclerinde iyi olanları da vardı, iyinin altında olanları da. Onları bazan nimet, bazan da musibet ile imtihan ettik ki, doneler

    [169] Derken, arkalarından Kitab´ı (Tevrat´ı) miras alan bozuk bir nesil bunların yerine gecti. Onlar su alcak dunya malını alırlar, bir de: «Biz nasıl olsa bagıslanacagız!» derler. Karsı taraftan da kendilerine oyle birsey gelse, onu da alırlar. Allah´a karsı yalnız hakkı soyleyeceklerine dair kendilerinden Kitapta soz alınmamıs mıydı? Ve onun icindekileri durmadan okumadılar mı? Halbuki ahiret yurdu Allah´tan korkanlar icin daha hayırlıdır; hala akıllanmayacak mısınız

    [170] Kitab´a sarılan ve namazı kılan o ıslahatcı kimselerin mukafatını Biz hicbir zaman zayi etmeyiz

    [171] Hani bir zamanlar Biz o dagı bir golgelik gibi tepelerine cekmistik de uzerlerine dusuyor zannetikleri bir sırada demistik ki: «Size verdigimiz Kitabı sıkıca tutun ve icindekini hatırınızdan cıkarmayın, umulur ki korunursunuz!»

    [172] Hem Rabbin Ademogullarının bellerinden zurriyetlerini alıp onları nefislerine karsı sahit tutarak: «Rabbiniz degil miyim?» diye sahit gosterdigi zaman «Evet Rabbimizsin, sahidiz !» dediler. Kıyamet gunu «Bizim bundan haberimiz yoktu!» demeyesiniz

    [173] Yahut, «Ancak, atalarımız sirk kostular, biz ise onlardan sonra gelen bir nesil idik; simdi o batılı tesis edenlerin yaptıklarıyla bizi helak mı edeceksiniz?» demeyesiniz diye

    [174] Iste ayetleri boyle ayrıntılı olarak acıklıyoruz, olur ki donerler

    [175] Onlara o herifin kıssasını da anlat ki, ona ayetlerimizi vermistik, ama o, onlardan sıyrılıp cıktı, derken onu, seytan arkasına taktı da yolunu sasırmıslardan oldu

    [176] Eger dileseydik Biz onu ayetlerle yukseltirdik, fakat o, yere alcaklıga saplandı ve hevasının ardına dustu. Artık onun hali, o kopegin haline benzer ki, uzerine varsan dilini sarkıtıp solur, bıraksan yine dilini sarkıtıp solur. Iste boyledir ayetlerimizi inkar eden o kimselerin durumu; kıssayı kendilerine bir naklet, belki biraz dusunurler

    [177] Ne kotu misaldir ayetlerimizi yalanlayan ve sırf kendilerine zulmeden o kavmin durumu

    [178] Allah kime hidayet ederse, o dogru yolu bulur; kimi de saptırırsa, husrana dusenler de iste onlardır

    [179] Andolsun ki, cin ve insanlardan bir cogunu cehennem icin yarattık. Onların kalpleri vardır, onunla gercegi anlamazlar, gozleri vardır, onlarla gormezler; kulakları vardır ama onlarla isitmezler. Iste bunlar hayvan gibidirler, hatta daha saskındırlar. Iste o gafiller ancak bunlardır

    [180] Oysa en guzel isimler Allah´ındır. Onun icin siz O´nu onlarla cagırın ve O´nun isimlerinde sapıklık eden mulhidleri bırakın. Yarın onlar yaptıklarının cezasını cekeceklerdir

    [181] Yine bizim yarattıklarımızdan oyle bir topluluk vardır ki, hakka rehberlik ederler ve onunla adaleti yerine getirirler

    [182] Ayetlerimizi yalanlamakta olanları ise, bilemeyecekleri yonlerden yavas yavas yuvarlayacagız

    [183] Ve Ben onlara muhlet de veririm, cunku benim kahrım cok cetindir

    [184] Bunlar hic dusunmediler mi ki, kendilerine soz soyleyen zatta cinnetten bir eser yoktur. O, ancak ilerideki tehlikeyi acık bir sekilde haber veren bir uyarıcıdır

    [185] Bunlar goklerin, yerin ve Allah´ın yarattıgı her hangi birseyin tedbir ve tasarrufu hakkında hicbir fikir yurutemediler mi? Ve bir de su ecellerinin yaklasmıs olması ihtimalini hic dusunmediler mi? O halde buna inanmadıktan sonra hangi soze inanırlar

    [186] Allah kimi saptırırsa, artık onu yola getirecek bir kimse yoktur. O, onları bırakır taskınlıkları icinde, koru korune yuvarlanıp giderler

    [187] Ne zaman demir atacak? diye sana kıyametten soruyorlar. De ki: «Onun bilgisi yalnız Rabbimin katındadır. Onu vakti vaktine meydana getirecek O´dur! O oyle agır bir meseledir ki, butun goklerde ve yerde ona dayanacak bir kimse yoktur. O size ancak ansızın gelecektir.» Sanki sen onun hakkında bilgi edinip haberdar olmussun gibi senden soruyorlar. De ki: «Onun bilgisi ancak Allah katındadır. Fakat insanların cogu bilmezler.»

    [188] De ki: «Ben kendi kendime Allah´ın dilediginden baska herhangi bir yarar ya da zarar saglamaya malik degilim. Eger ben butun gaybı bilseydim, daha cok hayır yapardım ve kotuluk denilen sey yanıma ugramazdı. Ben ancak iman edecek bir kavmi uyarmak ve mujdelemek icin gorevli bir peygamberim.»

    [189] O, o zattır ki sizi bir tek nefisten yarattı, esini de ondan yarattı ki gonlu buna ısınsın. Onun icin esine yaklasınca o hafif bir yukle hamile kaldı, bir muddet boyle gecti, derken yuku agırlastı. O vakit ikisi birden kendilerini yetistiren Allah´a soyle dua ettiler: «Bize salih yarasıklı bir cocuk ihsan edersen, yemin ederiz ki, kesinlikle sukreden kullarından oluruz!»

    [190] Fakat Allah kendilerine yarasıklı bir cocuk verince, tuttular O´na kendilerine vergisi uzerine bir takım ortaklar kosmaya basladılar. Allah ise onların kostukları sirkten yucedir

    [191] O´na, hicbir sey yaratamayan ve kendileri yaratılıp durmakta olan yaratıkları mı ortak kosuyorlar

    [192] Halbuki onlar, onların imdadına yetismezler, hatta kendilerini bile kurtaramazlar

    [193] Eger siz onları dogru yola cagıracak olsanız, size uymazlar; onları ha cagırmıssınız, ha susmussunuz, aleyhinizde sizin icin aynıdır

    [194] Cunku Allah´tan baska taptıklarınızın hepsi sizin gibi kullardır. Eger davanızda dogru iseniz haydi, onları cagırın da size cevap versinler

    [195] Onları yuruyecek ayakları veya tutacak elleri yahut gorecek gozleri ya da isitecek kulakları mı var? De ki: «Haydi cagırın ortak kostuklarınızı, sonra bana istediginiz tuzagı kurun, elinizden gelirse bana bir an bile goz actırmayın

    [196] Zira benim koruyucum o Kitab´ı indiren Allah´tır. Ve O, hep salih kullarına sahip cıkar

    [197] Sizin O´ndan baska taptıklarınız ise, ne size yardım edebilir, ne de kendilerine yardımları dokunur!»

    [198] Siz onları dogru yolu gostermeye cagıracak olsanız isitmezler. Onların sana baktıklarını gorursun, ama gormezler

    [199] Sen af yolunu tut, iyilikle emret ve kendilerini bilmezlerden yuz cevir

    [200] Her ne zaman seytandan bir gıdık seni gıdıklayacak olursa (seytan sana bir fit verirse), hemen Allah´a sıgın! O, suphesiz isiten ve bilendir

    [201] Allah´tan korkanlar, kendilerine seytandan bir vesvese geldigi zaman, durup dusunurler ve derhal gercegi gormeye baslarlar

    [202] Seytanların kardesleri ise, bunları sapıklıga suruklerler, sonra da yakalarını bırakmazlar

    [203] Sen onlara bir ayet getirmedigin zaman «Derleyip toplasaydın ya!» derler. De ki: «Ben ancak Rabbimden bana ne vahyolunuyorsa ona uyarım! Butunuyle bu Kur´an Rabbinizden gelen kalp gozlerinizi acacak delillerdir. Iman edecek bir kavim icin hidayet ve rahmettir

    [204] Kur´an okundugu zaman, hemen onu dinleyin ve susun! Umulur ki, rahmete erdirilirsiniz

    [205] Sabah ve aksamları icinden yalvararak, gizlice ve kendin isitecek kadar bir sesle Rabbini zikret de gafillerden olma

    [206] Zira Rabbinin yanında olanlar, O´na ibadet etmekten asla kibirlenmezler. Hep O´nu tespih ederler ve yalnız O´na secde ederler

    Enfâl

    Surah 8

    [1] Sana ganimetlerin taksiminden soruyorlar. De ki: «Ganimetlerin taksimi Allah´a ve Resulune aittir. Onun icin siz gercekten iman etmisseniz, Allah´tan korkun, birbirinizle aranızı duzeltin, Allah ve Resulune itaat edin

    [2] Gercek mu´minler ancak o mu´minlerdir ki, Allah anıldıgı zaman kalpleri urperir; karsılarında ayetleri okundugu zaman, imanlarını artırır ve Rablerine tevekkul ederler

    [3] O kimseler ki, namazı durust kılarlar ve kendilerini rızıklandırdıgımız seylerden baskalarına dagıtırlar

    [4] Iste gercek mu´minler onlardır! Onlara Rablerinin katında dereceler vardır, magfiret ve guzel rızık vardır

    [5] Nitekim Rabbin seni hak ugruna savasmak icin evinden cıkardı. Oysa mu´minlerden bir kısmı ise istemiyorlardı

    [6] Gercek ortaya cıkmısken hakta seninle munakasa ediyorlardı. Sanki gore gore olume sevk olunuyorlardı

    [7] Ve o zaman Allah, size iki topluluktan birini va´d ediyordu ki, sizin olsun! Siz ise arzu ediyordunuz ki gucsuz olan sizin olsun! Oysa Allah sozleriyle gercegi ortaya cıkarmak ve kafirlerin arkasını kesmek istiyordu

    [8] Ki hakkı, hak olarak tanıtsın ve batılı ortadan kaldırsın; varsın suclular istemesinler

    [9] O zaman siz Rabbinizden yardım istiyordunuz da size: «Iste Ben birbiri ardınca bin melekle yardım ediyorum!» diye duanızı kabul buyurmustu

    [10] Ve bunu Allah size sırf bir mujde olsun ve bununla kalpleriniz yatıssın diye yapmıstı. Yoksa zafer Allah´ın kendindedir. Gercekten Allah, azizdir, hikmet sahibidir

    [11] O zaman size -tarafından bir guven olmak uzere- bir uyku sardırıyordu ve uzerinize gokten su indiriyordu ki, bununla sizi temizlesin, seytanın murdarlıgını sizden gidersin, kalplerinize guc versin ve bununla ayaklarınızı saglamlastırsın, Allah

    [12] O anda Rabbin meleklere su vahyi veriyordu: «Ben sizinle beraberim. Haydi imanı saglamlastırın! Kafirlerin yureklerine dehset bırakacagım, hemen boyunlarının ustune vurun, vurun onların parmaklarına!»

    [13] Cunku onlar Allah ve peygamberine karsı geldiler. Kim Allah´a ve peygamberine karsı gelirse, bilsin ki Allah´ın azabı siddetlidir

    [14] Iste bunu gordunuz ya, simdi onu tadın; kafirlere bir de cehennem azabı vardır

    [15] Ey iman edenler! Toplu olarak kafirlerle karsılastıgınız zaman, artık onlara arkalarınızı donmeyin (kacmayın)

    [16] Her kim boyle bir gunde onlara -donup carpısmak icin pırlanmak (kacar gibi yapmak) veya diger safta mevzilenmek halleri haric- arkasını donerse, muhakkak Allah´tan bir gazaba ugramıs olur. Ve varacagı yer cehennemdir, o ise ne kotu akibettir

    [17] Sonra onları siz oldurmediniz, fakat onları Allah oldurdu; attıgın zaman da sen atmadın, lakin Allah attı. Bu da mu´minlere guzel bir imtihan gecirtmek icindi. Gercekten Allah isitendir, bilendir

    [18] Bunu gordunuz, bir de Allah´ın kafirlerin tuzagını zayıf dusurmesi var

    [19] Fetih istiyorsanız (ey kafirler), iste size fetih; eger vazgecerseniz, hakkınızda daha hayırlı olur. Eger doner yine baslarsanız, Biz de baslarız. O vakit askerleriniz cok da olsa, size zerre kadar fayda vermez, cunku Allah mu´minlerle beraberdir

    [20] Ey iman edenler, Allah´a ve Resulune itaat edin. Isitip durdugunuz halde ondan yan bukmeyin

    [21] Ve isitmedikleri halde «Isittik!» diyenler gibi olmayın

    [22] Cunku yeryuzunde debelenenlerin Allah katında en kotusu, gercegi akıllarına koymayan o sagır ve dilsizlerdir

    [23] Allah onlarda bir hayır gorseydi, elbette (gercegi) kulaklarına sokardı. Ve bu durumlarında kulaklarına soksaydı, yine de aldırmazlar, doner giderlerdi

    [24] Ey iman edenler, sizi kendinize hayat verecek seylere davet ettigi zaman Peygamberi ile Allah´a icabet edin! Ve bilin ki, Allah gercekten kisi ile onun kalbi arasını gerer ve siz, kesinlikle O´nun huzurunda toplanacaksınız

    [25] Ve oyle bir fitneden sakının ki, icinizden yalnız zulmedenlere dokunmakla kalmaz. Ve bilin ki, Allah´ın azabı siddetlidir

    [26] Ve dusunun ki, siz bir vakit yeryuzunde hırpalanıp duran bir azlıktınız, insanların sizi carpıvereceginden korkardınız. Oyle iken O sizi barındırdı, O sizi yardımıyla destekledi, O size temiz rızıklar verdi ki sukredesiniz

    [27] Ey iman edenler, Allah ve Resulune hiyanet etmeyin ki, bile bile kendi emanetlerinize hiyanet etmis olmayasınız

    [28] Ve iyi bilin ki, mallarınız ve cocuklarınız bir imtihandan ibarettir. Allah yanında ise buyuk mukafatlar vardır

    [29] Ey iman edenler, Allah´a sıgınıp korunursanız, O size iyiyi kotuden ayırt eden bir olcu verir ve yaptıgınız gunahları orter, sizin icin bagıslar. Allah buyuk bir lutuf sahibidir

    [30] Hani bir zaman da o kafirler, seni tutup baglamaları veya oldurmeleri ya da surup cıkarmaları icin, sana tuzak kuruyorlardı; onlar tuzak kurarlarken Allah da karsılıgını kuruyordu. Oyle ya Allah tuzakların hayırlısını kurar

    [31] Ve onlara ayetlerimiz okunacagı zaman: «Artık isittik, dilesek bunun gibisini biz de soyleriz; bu eskilerin masallarından baska birsey degil!» diyorlardı

    [32] Bir zaman da onlar: «Ey Allah, eger senin tarafından gelmis bir hak kitap ise, durma uzerimize gokten taslar yagdır veya bize daha acı bir azap ver!» demislerdi

    [33] Halbuki sen iclerinde iken Allah, onlara azap edecek degildi. Istigfar ederlerken de Allah onlara azap edecek degildir

    [34] Simdi ise Allah´ın kendilerine azap etmemesi icin neleri var ki? Mu´minleri Mescid-i Haram´dan alıkoyuyorlar, oysa onun hizmetine ehil de degiller; onun hizmetine ehil olanlar ancak Allah´tan korkup kotuluklerden sakınanlardır, lakin cokları bilmezler

    [35] Kabe´nin huzurunda namazları ise ıslık calıp el cırpmaktan baska birsey degil! O halde kufru kufranınızdan (inkar ve nankorlugunuzden) dolayı tadın azabı

    [36] Suphesiz ki Allah yolundan alıkoymak icin mallarını harcayanlar, onu yine harcayacaklar, sonra bu kendilerine yurek acısı olacak, nihayet maglup olacaklar. Kufurlerinde ısrar edenler toplanıp cehenneme surulecekler

    [37] Ki, Allah pisi temizden ayırsın ve pis olanı ust uste koyup hepsini bir yıgın haline getirsin ve topunu cehenneme koysun! Iste bunlar, o husran icinde kalanlar

    [38] O inkar edenlere de ki: Eger vazgecerlerse gecmisteki gunahları bagıslanır; yok yine isyana donerlerse kendilerinden onceki ummetlere uygulanan ilahi kanun gecmisti, artık onu beklesinler

    [39] Siz de, ortalıkta hicbir fitne kalmayıp din tamamıyla Allah´ın dini oluncaya kadar onlarla cihad edin! Eger vazgecerlerse muhakkak ki Allah yaptıklarını gorur

    [40] Yok vazgecmezlerse, artık bilin ki, Allah sizin dostunuzdur! O, ne guzel dost, ne guzel yardımcıdır

    [41] Sunu da bilin ki, eger Allah´a ve hak ile batılın ayrıldıgı gun, iki ordunun carpıstıgı gun kulumuza indirdiklerimize iman etmis iseniz, ganimet olarak aldıgınız herhangi birseyin beste biri Allah´ındır, peygambere, yakınlarına, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmıslara aittir

    [42] O vakit siz vadinin beri yamacında , onlar ote yamacında, suvarileri de sizden tam asagıda bulunuyordu. Sayet onlarla onceden sozlesmis olsaydınız, kesinlikle bulusma vaktinde gorus ayrılıgına duserdiniz; fakat Allah, yapılması gereken bir isi yerine getirmek icin yok olacak olan acık delil ile yok olsun, yasayacak olan da acık delil ile yasasın diye, boyle yaptı. Cunku Allah herseyi isiten, herseyi bilendir

    [43] Hani Allah, sana ruyandan onları az gosteriyordu; eger sana onları acık gosterseydi, korkacak ve kumanda da tartısacaktınız. Fakat Allah, selamete bagladı; cunku O, butun sinelerin ozunu bilir

    [44] Hani karsılıstıgınızda Allah, o yapılması gereken isi yerine getirmek icin onları sizin gozlerinizde azaltıyor, sizi de onların gozlerinde azaltıyordu. Oyle ya, butun isler yalnız Allah´a dondurulecektir

    [45] Ey iman edenler, bir dusman kumesi ile karsılastıgınız zaman sebat edin ve Allah´ı cok anın ki, kurtulusa eresiniz

    [46] Allah´a ve peygamberlerine itaat edin, birbirinizle cekismeyin; sonra icinize korku duser ve devletiniz elden gecer. Bir de sabırlı olun, cunku Allah sabredenlerle beraberdir

    [47] Sakın yurtlarından calım satarak, insanlara gosteris yaparak cıkanlar ve Allah yolundan alıkoyanlar gibi olmayın. Oysa Allah butun yaptıklarını cember icine almıstı

    [48] O vakit seytan kendilerine yaptıklarını guzel gostermis ve: «Bugun insanlardan size galip gelecek yok ben de sizi destekliyorum.» demisti. Fakat iki ordu karsılısınca ardına donuverdi ve: «Ben kesinlikle sizden uzagım, sizin goremeyeceginiz seyleri goruyorum ve ben Allah´tan korkarım. Oyle ya, Allah´ın cezalandırması cok siddetlidir.» dedi

    [49] O sırada munafıklar ve kalplerinde bir hastalık bulunanlar: «Sunları dinleri aldattı.» diyorlardı. Oysa, her kim Allah´a dayanırsa, bilsin ki, Allah, ustundur, hikmet sahibidir

    [50] Bir de meleklerin, kafirlerin canlarını alırken yuzlerine ve arkalarına vura vura: «Tadın bakalım yangın azabını!» dediklerini gormeliydin

    [51] Bu, sizin kendi ellerinizle onceden yaptıklarınızın karsılıgı ve Allah´ın kullarına haksızlık etmemesindendir

    [52] Tıpkı Firavun hanedanı ve oncekilerin gidisi gibi Allah´ın ayetlerini tanımadılar da Allah onları gunahları ile tutup alıverdi; cunku Allah cok gucludur, cezalandırması pek cetindir

    [53] Bunun nedeni sudur: Allah, bir kez bir kavme verdigi bir nimeti, onlar kendilerindeki bu nimete erme sebebini degistirmedikce degistirecek degildir ve Allah, isiten ve bilendir

    [54] Tıpkı Firavun hanedanı ve onlardan oncekilerin gidisi gibi. Onlar, Rablerinin ayetlerine yalan dediler, Biz de kendilerini gunahları yuzunden helak ettik ve Firavun hanedanını suda bogduk. Onların hepsi zalim kimselerdi

    [55] Butun debelenenlerin Allah katında en kotusu kufretmis olup imana gelmeyenlerdir

    [56] Onlar, kendileriyle anlasma yaptıgın halde her defasında antlasmalarını bozar ve hic cekinmezler

    [57] Onun icin onları ne zaman savasta yakalarsan kendileri ile arkalarındakilerini urkut; belki ibret alırlar

    [58] Eger bir kavmin hiyanetinden endise edersen, hemen dogrudan dogruya antlasmayı bozdugunu kendilerine bildir; cunku Allah hainleri sevmez

    [59] Ve sakın kufredenler ileri gidip kurtulduklarını sanmasınlar, cunku onlar aciz bırakamazlar

    [60] Sizler de onlara karsı gucunuzun yettigi her cesit kuvvetten savas icin beslenen atlardan hazırlayın; onunla hem Allah´ın dusmanı hem sizin dusmanınızı, hem de sizin bilmediginizi fakat Allah´ın bildigi diger dusmanlarınızı korkutursunuz. Allah yolunda her ne harcarsanız mukafatı size tamamen odenir ve hic zarara ugramazsınız

    [61] Eger onlar barısa yanasırlarsa sen de ona yanas ve Allah´a dayan; cunku isiten, bilen ancak O´dur

    [62] Eger sana hile yapmak isterlerse, sana Allah yeter. O´dur seni yardımı ile ve inananlarla destekleyen

    [63] Ve onların gonullerini uzlastıran da. Yoksa yeryuzunde ne varsa hepsini harcasaydın yine de onların kalplerini birlestiremezdin. Ancak Allah, onların arasında birlesmeyi sagladı; cunku O, gucludur, hikmet sahibidir

    [64] Ey peygamber, Allah, sana ve arkandan gelen mu´minlere yeter

    [65] Ey peygamber, mu´minleri cihada tesvik et! Eger sizden sabreden yirmi kisi olursa ikiyuz kisinin ustesinden gelir ve eger sizden yuz kisi olursa o kufredenlerden binini alteder. Cunku onlar, gercegi kavrayamayan anlayıssız bir topluluktur

    [66] Simdi Allah sizin yukunuzu hafifletti ve sizde bir zaaf bulundugunu bildi. Simdi sizden sabredecek yuz kisi olursa, ikiyuz kisiyi alteder. Sizden bin kisi olursa, Allah´ın izniyle ikibin kisiye ustun gelir. Allah sabredenlerle beraberdir

    [67] Hicbir peygamberin, yeryuzunde agır basmadıkca (kafirlere karsı ezici bir ustunluk saglamadıkca), esirlerinin olması dogru degildir. Siz dunya varlıgını istiyorsunuz, Allah ise ahireti kazanmanızı istiyor. Allah, gucludur, hikmet sahibidir

    [68] Eger Allah tarafından bir yazı gelmis olmasaydı, aldıgınız fidyeden dolayı kesinlikle size buyuk bir azap dokunurdu

    [69] Artık elde ettiginiz ganimetten helal ve hos olarak yiyin ve Allah´tan korkun! Cunku Allah, bagıslayan, cok merhamet edendir

    [70] Ey peygamber, elinizdeki esirlere de ki: Eger Allah, sizin kalplerinizde bir hayır oldugunu bilirse, size, sizden alınandan daha hayırlısını verir ve gunahlarınızı bagıslar. Allah, bagıslayan ve merhamet edendir

    [71] Eger sana hiyanet etmek isterlerse, unutmasınlar ki, bundan once Allah´a hiyanet ettiler de kahredilmelerine imkan verdi. Allah, herseyi bilendir, hikmet sahibidir

    [72] Iman edip yurtlarından goc eden ve mallarıyla canlarıyla Allah yolunda savasanlar ile onları barındıranlar ve yardıma kosanlar, birbirlerinin dostudurlar. Iman edip de hicret etmeyenler hicret edinceye kadar sizin icin onlara velayet namına birsey yoktur. Bununla beraber sizden dine ait bir konuda yardım isterlerse, aranızda antlasma bulunan bir topluluk aleyhinde olmamak sartıyla, yardım etmek de uzerinize borctur. Allah, yaptıklarınızı gorup gozetir

    [73] Kafirler de birbirlerinin dostlarıdırlar. Boyle yapmazsanız, yeryuzunde bir fitne ve buyuk bir fesat olur

    [74] Iman edip hicret eden ve Allah yolunda cihada gidenlerle onları barındırıp yardıma kosanlar, iste onlardır gercek mu´minler. Onlara bir bagıslama ve bol rızık vardır

    [75] Sonradan iman edip hicret eden ve sizinle birlikte cihad edenler de sizdendir. Akrabalar ise, Allah´ın kitabına gore birbirlerine daha yakındırlar. Suphe yok ki, Allah herseyi bilir

    Tevbe

    Surah 9

    [1] Bu, Allah ve Peygamberinden, antlasma yaptıgınız musriklere bir ultimatomdur

    [2] Bundan boyle yeryuzunde dort ay istediginiz gibi dolasın; sunu da bilin ki, siz Allah´ı aciz bırakacak degilsiniz ve Allah, herhalde kafirleri rezil edecek

    [3] Bir de Allah ve Peygamberinden Hacc-ı Ekber gununde insanlara bir bildiridir ki, Allah da Peygamberi de musriklerden kesinlikle uzaktır. Hemen tevbe ederseniz, hakkınızda hayırlı olur. Eger aldırmazsanız, bilin ki, Allah´ı aciz bırakacak degilsiniz. Allah´ı ve Peygamberi tanımayanlara acı bir azabı mujdele

    [4] Ancak antlasma yaptıgınız musriklerden daha sonra antlasmalarında hicbir eksiklik yapmamıs ve aleyhinizde hicbir kimseye arka cıkmamıs olanlar baska. Bunlarla yaptıgınız antlasmayı suresine kadar tamamen yerine getirin. Allah, her halde sakınanları sever

    [5] O haram aylar cıkınca artık musrikleri nerede bulursanız oldurun, onları yakalayıp hapsedin ve butun gecit baslarını tutun! Eger tevbe edip namaz kılar ve zekatı verirlerse, onları serbest bırakın; cunku Allah bagıslayan ve merhamet edendir

    [6] Ve eger musriklerden biri senden aman dileyerek yakınına gelmek isterse, Allah´ın kelamını dinleyebilmesi icin ona aman ver, sonra onu guven duyacagı yere kadar gonder; cunku onlar gercegi bilmez bir toplulukturlar

    [7] Musriklerin, Allah katında peygamber yanında bir antlasması nasıl olabilir? Ancak Mescid-i Haram´ın yanında antlasma yaptıklarınız baska. Onlar size durustce davrandıkca siz de onlara durust davranın. Suphe yok ki, Allah hiyanetten sakınanları elbette sever

    [8] Nasıl olabilir ki, boyle bir antlasma; eger size karsı bir zafer kazansalar ne hakkınızı gozetirler, ne de antlasmaya riayet ederler ve agızlarıyla sizi hosnut etmeye calısırlar, kalpleri ise direnir durur. Zaten cogu insanlıktan cıkmıs gunahkarlardır

    [9] Allah´ın ayetlerini az bir deger karsılıgında sattılar ve Allah yolundan alıkoydular. Gercekten bunlar, ne kotu seyler yapmaktalar

    [10] Bir mu´min hakkında ne bir ant, ne de hak gozetirler, onlar, oyle mutecavizlerdir

    [11] Eger tevbe edip namazı kılar, zekatı verirlerse din kardesiniz olurlar. Bilecek bir topluluk icin Biz ayetlerimizi daha cok acıklarız

    [12] Ve eger antlasma yaptıktan sonra yeminlerini bozar ve dininize saldırıya kalkarlarsa, o kufur onculerini hemen oldurun. Cunku onların yeminleri yoktur, belki vazgecerler

    [13] Yeminlerini bozup peygamberi yurdundan cıkarmayı tasarlayan bir toplulukla savasmaz mısınız? Hem de ilk once onlar size saldırmaya baslamısken; yoksa onlardan korkuyor musunuz? Eger mu´minseniz, daha once Allah´tan korkmalısınız

    [14] Onlarla savasın ki, Allah onları sizin elinizle cezalandırsın, rezil etsin onları, yardımıyla sizi onlara karsı zafere erdirsin, mu´min bir toplulugun yureklerine su serpsin

    [15] Kalplerindeki kini gidersin. Bir de Allah, diledigine tevbe de nasip eder. Allah herseyi bilendir, hikmet sahibidir

    [16] Yoksa siz, kendi halinize bırakılacagınızı, icinizden savasanları ve Allah´tan, Peygamberinden ve mu´minlerden baska sokulacak bir locaya tutunmayanları Allah´ın hic de bilip gormeyecegini mi sandınız? Oysa Allah, butun yaptıklarınızdan haberdardır

    [17] Musrik vicdanlarına karsı kendi kufurlerine kendileri sahitlik edip dururken, Allah´ın mescitlerini imar etmeleri dusunulemez. Onların hayır namına butun yaptıkları bosa gitmistir ve onlar sonsuza dek ates icinde kalacaklardır

    [18] Allah´ın mescitlerini ancak Allah´a ve ahiret gunune inanan, namaza devam eden, zekatı veren ve Allah´tan baskasından korkmayan kimseler imar eder. Iste bunların basarıya ermislerden olmaları umulur

    [19] Yoksa siz, hacılara su temin etmeyi ve Mescid-i Haram´da umreciligi, Allah´a ve ahiret gunune inanıp da Allah yolunda cihad edenin isi gibi mi tuttunuz? Bunlar, Allah katında esit olmazlar. Allah, zalimler guruhunu dogru yola iletmez

    [20] Iman edip hicret etmis ve mallarıyla, canlarıyla Allah yolunda cihad etmis kimseler, Allah katında en buyuk dereceye sahiptirler ve iste muradına erenler onlardır

    [21] Onların, Rableri kendisinden bir rahmet, bir hosnutluk ve iclerinden kendilerine surekli bir nimet bulunan cennetlerle mujdeler

    [22] Sonsuza dek surekli kalacaklar onlar orada; cunku en buyuk mukafat ancak Allah katındadır

    [23] Ey iman edenler, eger babalarınız ve kardesleriniz imana karsı kufurden hoslanıyorlarsa onları dost edinmeyin! Sizden her kim onları dost edinecek olursa, iste bunlar kendilerine zulmedenlerdir

    [24] De ki: «Eger babalarınız, ogullarınız, kardesleriniz, kadınlarınız, asiretiniz, ele gecirdiginiz mallar, kesat gitmesinden korktugunuz bir ticaret ve hosunuza giden evler size Allah ve peygamberinden ve onun yolunda cihaddan daha sevimli ise, artık Allah´ın emri gelinceye kadar bekleyin. Allah oyle fasıklar guruhunu dogru yola erdirmez

    [25] Inkara yer yoktur ki, Allah size bircok yerlerde ve Huneyn gununde (savasında), hani coklugunuza guvenip de onun bir yararını goremediginiz ve yeryuzunun butun genisligiyle basınıza dar geldigi sonra da bozguna ugrayıp arkanıza dondugunuz sırada yardım etti

    [26] Sonra Allah, peygamberinin ve mu´minlerin uzerine kalplere sukunet veren rahmetini indirdi ve gormediginiz ordular indirip kendisini tanımayanları azaba ugrattı. Iste kafirlerin cezası budur

    [27] Sonra Allah, bunun ardından diledigine tevbe nasip eder. Allah cok bagıslayan, cok merhamet edendir

    [28] Ey iman edenler, musrikler bir pislikten ibarettirler. Artık bu yıllardan sonra Mescid-i Haram´a yaklasmasınlar. Eger yoksulluktan korkarsanız, Allah diledigi takdirde sizi lutuf ve merhametiyle zenginlestirecektir. Allah, her halde bilendir, hikmet sahibidir

    [29] Kendilerine kitap verilenlerden oldukları halde Allah´a ve ahiret gunune inanmayan, Allah´ın ve Peygamberinin haram ettigini haram tanımayan ve hak dinini din edinmeyenlere kuculmus oldukları halde kendi elleriyle cizye verinceye kadar savasın

    [30] Yahudiler: «Uzeyr Allah´ın ogludur.» dediler. Hıristiyanlar da: «Mesih, Allah´ın ogludur.» dediler. Bu, onların, onceden Allah´ı inkar edenlerin sozune benzeterek, agızlarıyla geveledikleri sozleridir. Allah kahredesiceler, nereden de saptırılıyorlar

    [31] Onlar, Allah´ı bırakıp hahamlarını ve rahiplerini, bir de Meryem oglu Mesih´i rabler edindiler. Oysa ki, hepsi ancak bir ilaha ibadet etmekle emrolunmuslardı ki, O´ndan baska hicbir ilah yoktur; O, onların ortak kostukları herseyden munezzehtir

    [32] Allah´ın nurunu agızlarıyla sondurmek istiyorlar; Allah ise, kafirler hoslanmasalar da, yalnızca kendi nurunu tamamlamaktan baskasına razı olmuyor

    [33] O, peygamberini dogru yol kanunu ve hak dini ile gonderendir, onu butun dinlerden ustun kılmak icin; isterse musrikler hoslanmasın

    [34] Ey iman edenler, haberiniz olsun ki, hahamlardan ve rahiplerden bircogu, insanların mallarını haksızlıkla yerler ve Allah yolundan cevirirler. Altını ve gumusu hazineye tıkıp da onu Allah yolunda harcamayanları, acı bir azap ile mujdele

    [35] O gun ki, bunların uzeri cehennem atesinden kızdırılacak ve kendilerinin alınları, bogurleri ve sırtları daglanacak ve: «Iste bu, sizin kendiniz icin derip tıktıklarınız; haydi, tadın bakalım derip tıktıklarınızı!» denilecek

    [36] Dogrusu Allah katında ayların sayısı, gokleri ve yeri yarattıgı gunku Allah yazısında on iki aydır; bunlardan dordu haram aylardır. Bu, iste en dogru dindir; onun icin bunlar hakkında kendinize zulmetmeyin; musrikler sizinle topyekun savastıkları gibi siz de topyekun savasın ve bilin ki Allah, korunanlarla beraberdir

    [37] O nesi denilen sıvıs adeti (haram ayları geciktirmek) ancak kufurde ileri gitmektir ki, bununla kafirler sasırtılır; Allah´ın haram kıldıgının sayısına uydurup da Allah´ın yasakladıgını helal kılmak icin onu bir yıl helal, bir yıl haram sayarlar. Bu sekilde onların kotu isleri kendilerine suslenip guzel gosterildi. Allah ise, kafirlerden ibaret bir toplulugu dogru yola erdirmez

    [38] Ey iman edenler, size ne oldu ki, size: «Allah yolunda savasa cıkın!» denildiginde yerinize yıgılıp kaldınız? Yoksa ahiretten gecip dunya hayatına mı razı oldunuz? Ama dunya hayatının zevki ahiretin yanında pek az bir seydir

    [39] Eger topluca savasa cıkmazsanız, O, size acı bir azapla azap eder, yerinize baska bir kavim getirir ve siz de ona zerrece zarar veremezsiniz. Allah, herseye gucu yetendir

    [40] Eger siz ona yardım etmezseniz, biliyorsunuz ya, o kufredenler onu cıkardıkları sırada magarada bulunan ikinin biri iken Allah ona yardım etmisti ki, o, arkadasına: «Uzulme, cunku Allah bizimle beraberdir!» diyordu. Bunun uzerine Allah ona manevi guc ve huzur verdi, onu gormediginiz ordularla destekledi ve kufredenlerin kelimesini en alcak etti. Allah´ın kelimesi ise en ustun olandır. Allah, gucludur, hikmet sahibidir

    [41] Gerek hafif, gerekse agırlıklı, hepiniz istisnasız savasa cıkın, mallarınızla canlarınızla Allah yolunda cihad ediniz! Eger bilir takımındansanız, bu sizin icin hayırdır

    [42] O, yakın bir ganimet ve orta bir yolculuk olsaydı, kesinlikle arkana duserlerdi; ne varki, o mesakkatli mesafe kendilerine uzak geldi. Yakında: «Eger gucumuz olsaydı, sizinle birlikte savasa cıkardık.» diye yemin edecekler. Kendilerini helake surukleyecekler. Allah, kesinlikle onların yalancı olduklarını biliyor

    [43] Allah seni affetti ya! Neden dogru soyleyenler sence belli oluncaya ve yalancıları ogreninceye kadar beklemedin de onlara izin verdin

    [44] Allah´a ve ahiret gunune imanlı kimseler, mallarıyla ve canlarıyla cihad edeceklerinden senden izin istemezler ve Allah, o takva sahiplerini bilir

    [45] Ancak, Allah´a ve ahiret gunune inanmayan ve kalpleri iskilli olup iskilleri icinde calkalanlar savasa cıkmak icin, senden izin isterler

    [46] Eger cihada cıkmayı isteselerdi, mutlaka onun icin hazırlık gorurlerdi, fakat Allah, davranmalarını istemedi de onları alıkoydu ve: «Oturun, oturanlarla beraber!» denildi

    [47] Eger icinizde cıkmıs olsalardı, bozgunculuk cıkarmaktan baska bir faydaları olmayacak ve sizi fitneye dusurmek maksadıyla aralarınıza saldıracaklardı. Icinizde onları dinleyecekler de vardı. Allah o zalimleri bilir

    [48] Gercekte onlar, fitneyi daha once cıkarmak istediler ve sana karsı turlu isler cevirdiler. Sonunda, onların hosuna gitmemesine ragmen, hak yerini buldu ve Allah´ın emri ustun geldi

    [49] Iclerinden: «Aman bize izin ver, basımı derde sokma!» diyen de var. Bilmis ol ki, asıl kendileri derde dustuler ve kesinlikle cehennem kafirleri kaplayacaktır

    [50] Sana bir guzellik kısmet olursa, bu onların zoruna gider ve eger sana bir kotuluk dokunursa: «Biz tedbirimizi onceden almıstık!» derler ve sevinerek donup giderler

    [51] De ki: «Bize hicbir zaman Allah´ın yazdıgından baskası ulasmaz. O, bizim Mevlamızdır ve mu´minler onun icin yalnız Allah´a dayanıp guvensinler!»

    [52] De ki: «Siz, bizim icin ancak iki guzel seyden birini bekleyebilirsiniz. Biz ise size, Allah´ın kendi katından veya bizim elimizle bir azap indirmesini bekliyoruz. O halde bekleyin, biz de sizinle birlikte bekliyoruz!»

    [53] De ki: «Ister gonullu, ister zoraki verin, verdikleriniz hicbir zaman kabul edilmeyecektir, cunku siz yoldan cıkmıs bir guruh oldunuz.»

    [54] Onların verdiklerinin kabul edilmesine engel olan, yalnızca Allah´a ve Peygamberine kufretmeleri, namaza ancak usenerek gelmeleri ve verdiklerini de ancak istemeyerek vermeleridir

    [55] Sakın onların malları da cocukları da seni imrendirmesin! Allah yalnızca dunya hayatında onlara bunlarla azap etmeyi ve canlarının kafir olarak cıkmasını istiyor

    [56] Onlar, hic suphe yok ki, sizden olduklarına dair, Allah´a yemin de ederler. Oysa sizden degildirler. Fakat onlar oyle bir topluluk ki korkudan odleri patlıyor

    [57] Eger sıgınacak bir yer veya barınacak magaralar ya da sokulacak bir delik bulsalardı, baslarını dikip ona dogru kosarlardı

    [58] Aralarında sadakalar konusunda seni kınayanlar da var. Cunku ondan kendilerine verilmisse, hosnut olurlar; sayet verilmemisse hemen kızarlar

    [59] Ne olurdu bunlar, Allah ve Peygamberi kendilerine ne verdiyse ona razı olsaydılar da: «Bize Allah yeter, Allah bize lutfundan yine verir, peygamberi de. Bizim butun ragbetimiz Allah´adır.» deselerdi

    [60] Sadakalar, ancak fakirler, miskinler, zekat toplama gorevlileri, kalpleri islamiyete ısındırılmak istenenler, koleler, borclular, Allah yolundakiler, yolda kalmıslar icindir. Allah tarafından kesin olarak boyle farz edildi. Allah, herseyi bilendir, hikmet sahibidir

    [61] Yine iclerinden peygamberi inciten ve: «O, her soyleneni dinler bir kulaktır.» diyenler vardır. De ki: «O, sizin icin bir hayır kulagıdır, Allah´a inanır, mu´minlere inanır ve iman edenleriniz icin bir rahmettir.» Allah´ın peygamberini incitenler icin de acı bir azap vardır

    [62] Size gelir hosnutlugunuzu kazanmak icin Allah´a yemin ederler, oysa eger bunlar mu´minseler, daha once Allah´ın ve peygamberinin rızasını dusunmeleri gerekir

    [63] Yoksa onlar hala bilmediler mi ki, kim Allah ve peygamberiyle yarıs etmeye kalkarsa, ona kesinlikle sonsuza dek kalmak uzere cehennem atesi vardır. Iste rezilligin buyugu odur

    [64] Munafıklar, kalplerinde olanı butunuyle kendilerine haber verecek bir surenin tepelerine indirilmesinden cekinirler. De ki: «Alay edin bakalım; cunku Allah, o cekindiklerinizi meydana cıkaracaktır!»

    [65] Sayet kendilerine sorsan «Biz, sadece lafa dalmıs, sakalasıyorduk.» derler. De ki: «Siz Allah ile, ayetleriyle ve peygamberiyle mi egleniyordunuz?»

    [66] Sakın bosuna ozur dilemeyin, siz iman ettiginizi soyledikten sonra kufrunuzu acıga vurdunuz. Icinizden bir kısmınızı bagıslasak da, bir kısmına suclarında ısrar etmelerinden dolayı azap edecegiz

    [67] Munafıkların erkekleri de kadınları da birbirlerinin tıpkısıdırlar; kotulugu emreder, iyilikten alıkoyarlar ve ellerini sıkı tutarlar. Allah´ı unuttular, Allah da onları unuttu. Gercekten munafıklar, yoldan cıkmısların ta kendileridir

    [68] Allah, munafıkların erkeklerine, kadınlarına ve butun kafirlere sonsuza dek olmak uzere cehennem atesini va´detti. O, onlara yeter. Allah, onları rahmet alanından uzaklastırdı. Onlara surekli bir azap vardır

    [69] Sizden oncekiler gibisiniz, onlar kuvvetce sizden daha cetindiler, malları ve cocukları daha coktu; dunya hayatından paylarına dusenlerle zevk surmeye bakmıslardı. Sizden oncekiler paylarına dusenlerle nasıl zevk surmek istedilerse siz de aynı sekilde payınıza dusenle zevk surmeye baktınız ve o bataga dalanlar gibi siz de daldınız. Iste bunların dunyada da ahirette de butun yaptıkları bosa gitti. Iste bunlar, hep husran icinde kalanlardır

    [70] Onlara kendilerinden oncekilerin: Nuh, Ad ve Semud kavminin, Ibrahim kavminin, Medyen halkının ve alt ust olmus sehirlerin haberi gelmedi mi? Bunların hepsine peygamberleri apacık delillerle gelmisti. Demek ki Allah, onlara zulmetmis degildi. Fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı

    [71] Erkek ve disi butun inananlar, birbirlerinin dostudurlar; iyiligi emreder, kotulukten alıkoyarlar; namazı durust kılar, zekatı verirler; Allah´a ve peygamberine itaat ederler. Iste bunları, Allah yarın rahmeti ile bagıslayacaktır. Cunku Allah, gucludur, hikmet sahibidir

    [72] Allah, inanan erkeklere ve disilere, sonsuza dek kalmak uzere altından ırmaklar akan cennetler ve Adn Cennetlerinde guzel guzel meskenler va´detti. Allah´ın bir hosnutlugu ise hepsinden buyuktur. Iste asıl buyuk mutluluk da budur

    [73] Ey sanlı peygamber, kafirlerle ve munafıklarla cihad et, onlara karsı kalın (sert) ol! Onların varacakları yer cehennemdir; ne kotu bir varıs yeridir orası

    [74] Allah´a, soylemediklerine dair yemin ediyorlar. Andolsun ki, o kufur sozunu soylediler, musluman olduktan sonra yine kafirlik ettiler ve basaramadıkları cinayeti kurdular. Oysa oc almaya kalkmaları icin kendilerini Allah´ın peygamberiyle, ilahı lutfundan zenginlestirmis olmasından baska bir sebep de yoktu. Eger tevbe ederlerse haklarında hayırlı olur, sayet yan cizerlerse Allah onları dunyada ve ahirette acı bir azaba ugratır; onların yeryuzunde ne bir kayırıcısı ne de bir yardımcısı bulunur

    [75] Yine onlardan bir takımı «Allah bize bol lutufta bulunursa mutlaka zekatını veririz ve durustlerden oluruz!» diye soz vermislerdi

    [76] Allah kendilerine lutfundan istediklerini verince cimrilik edip yuz cevirdiler ve zaten yan cizip duruyorlardı

    [77] Allah´a verdikleri sozu tutmadıkları ve yalan soylemeyi adet edindikleri icin o da bu yaptıklarının akibetini kalplerinde kıyamete kadar surecek bir nifaka cevirdi

    [78] Onlar hala Allah´ın, sırlarını da fısıltılarını da bildigini ve Allah´ın butun gaipleri cok iyi bilen oldugunu bilmiyorlar mı

    [79] Sadakalarda farz olan zekattan baska mu´minlerden gonullu olarak teberruda bulunanlara bir turlu ve guclerinin yettiginden fazlasını bulmayanlara da baska turlu laf atanlara, laf atarak onlarla eglenenler var ya, Allah, onları maskaraya cevirecektir; ayrıca onlara acı bir azap vardır

    [80] Ister onlar icin af dile, ister dileme; onlar icin yetmis kere af dilesen de Allah, onları asla bagıslayacak degildir. Bu, onların Allah´ı ve peygamberini tanımamaları yuzundendir. Allah, oyle bastan cıkmıs fasıklar toplulugunu dogru yola eristirmez

    [81] Arkada kalıp savasa gitmeyenler, Allah´ın Resulune karsı koymak uzere, yerlerinde oturup kalmalarına sevindiler, mallarıyla, canlarıyla Allah yolunda cihad etmekten hoslanmadılar ve: «Bu sıcakta sefere cıkmayın!» dediler. De ki: «Cehennem atesi daha sıcak!» Keske duysalardı

    [82] Artık kazandıkları gunahın cezası olarak az gulsunler, cok aglasınlar

    [83] Bundan boyle Allah seni onlardan bir kısmının yanına dondurur de, baska bir cihada cıkmak icin senden izin isterlerse: «Artık siz benimle beraber savasa cıkmayacaksınız ve hicbir dusmana karsı benimle birlikte savasmayacaksınız. Daha once de oturup kalmayı arzu ettiniz, simdi de geri kalanlarla beraber oturun!» de

    [84] Ve iclerinden olen birinin asla namazını kılma ve kabri basında da durma; cunku onlar Allah´ı ve Resulunu tanımadılar ve kafir olarak can verdiler

    [85] Onların ne malları, ne de evlatları senin gozune batmasın. Allah onlara dunyada ancak bununla azap etmeyi ve canlarının kafir olarak cıkmasını istiyor, baska birsey degil

    [86] Allah´a iman edin ve Resulu ile beraber cihada gidin! diye bir sure indirildigi zaman, onlardan servet sahibi olanlar senden izin istediler ve: «Bırak bizi oturanlarla beraber olalım!» dediler

    [87] Kadınlarla beraber olmaya razı oldular, kalplerine muhur vuruldu. Artık onlar gercegi kavrayamazlar

    [88] Fakat Peygamber ve beraberindeki mu´minler, mallarıyla canlarıyla cihad ettiler. Bunları goruyor musun? Butun hayırlar iste onlar icindir ve kurtulusa erenler de iste onlardır

    [89] Allah, onlara altından ırmaklar akan cennetler hazırladı, iclerinde sonsuza dek kalacaklar. Iste o buyuk kurtulus bu

    [90] Bedevilerden ozur bahane edenler, kendilerine izin verilmesi icin geldiler. Allah ve Resulune yalan soyleyenler de oturup kaldılar. Muhakkak onların kafir olanlarına acı bir azap degecek

    [91] Allah ve Resulu icin ogut verdikleri takdirde gucsuzlere, hastalara ve savas ugrunda harcayacak birsey bulamayanlara bir gunah yoktur. Iyi davrananları sorumlu tutmanın bir yolu olmadıgı gibi. Allah, bagıslayan, merhamet edendir

    [92] Bir de kendilerini bindirip savasa sevketmen icin her ne zaman sana geldilerse, «sizi bindirecek bir arac bulamıyorum.» dedigin icin bu ugurda harcayacak birsey bulamamaları sebebiyle uzuntulerinden gozleri yas doke doke donenlere de bir gunah yoktur

    [93] Asıl cezalandırma yolu zengin oldukları halde kalmak icin senden izin isteyenleredir. Onlar, geride kalan kadınlarla beraber olmayı tercih ettiler. Allah da kalplerini muhurledi; artık baslarına gelecegi bilmezler

    [94] Yanlarına dondugunuzde size ozur beyan edecekler. De ki: «Ozur beyan etmeyin, asla size inanmayacagız! Dogrusu Allah bize durumunuzdan bircok haberler verdi; bundan boyle de Allah ve Resulu yaptıklarınızı gorecektir; sonra hepiniz gizliyi asikarı bilen Allah´ın huzuruna goturuleceksiniz. O vakit O, size neler yaptıgınızı haber verecektir

    [95] Yanlarına dondugunuz zaman, kendilerinden yuz ceviresiniz diye, Allah´a yemin edecekler. Siz de onlardan yuz ceviriniz; cunku onlar murdar kimselerdir, kazandıklarının cezası olarak varacakları yer de cehennemdir

    [96] Kendilerinden razı olasınız diye size yemin ederler; ama siz onlardan razı olsanız bile, muhakkak Allah, fasıklar toplulugundan razı olmaz

    [97] Bedeviler kufur ve nifak bakımından daha beterdirler; bununla beraber Allah´ın Resulune indirdigi hukumlerin sınırlarını bilmemeye daha layıktırlar; Allah, bilendir, hikmet sahibidir

    [98] Bedevilerden kimi de vardır ki, verdigini angarya sayar ve size zamanın turlu turlu belalarını gozetir. O kotu devir kendi baslarına olsun! Allah, herseyi isiten, herseyi bilendir

    [99] Yine bedevilerden oyleleri vardır ki, Allah´a ve ahiret gunune inanır; harcadıgını Allah katında yakınlarına ve Peygamberin dualarına vesile sayar; gercekten bu, onlar icin bir yakınlıktır. Ileride Allah, onları rahmeti icine koyacaktır; cunku Allah cok bagıslayan, cok merhamet edendir

    [100] Muhacirlerle Ensardan Sabikun-i evvelin =Islam´da ilk grubu olusturanlar ve iyi amellerle onların ardınca gidenler, iste Allah onlardan razı oldu, onlar da Allah´tan razı oldular ve onlara altlarından ırmaklar akan cennetler hazırladı ki, iclerinde ebedi kalacaklar. Iste buyuk kurtulus budur

    [101] Hem cevrenizdeki bedevilerden munafıklar var, hem de Medine halkından munafıklıga calısanlar var. Sen onları bilmezsin, Biz biliriz. Biz, onları iki kere azaba ugratacagız. Sonra da buyuk bir azaba itilecekler

    [102] Diger bir kısmı ise suclarını itiraf ettiler ve iyi bir ameli kotusuyle karıstırdılar. Umulur ki, Allah tevbelerini kabul eder. Cunku Allah cok bagıslayan, cok merhamet edendir

    [103] Bunların mallarından bir sadaka al ki, onunla kendilerini hem temizler, hem de arındırırsın. Bir de haklarında dua ediver. Cunku senin duan onların kalplerini yatıstırır. Allah isitendir, bilendir

    [104] Bilmediler mi ki, ancak Allah kullarının tevbesini kabul eder ve sadakalarını da alır. Ve gercekten Allah´tır tevbeleri cokca kabul eden ve cok merhamet eden

    [105] Ve de ki: «Calısın! Cunku yaptıklarınızı hem Allah gorecek, hem Resulu, hem de mu´minler; ve hepiniz mutlaka o gizli ve acıgı bilen Allah´ın huzuruna goturuleceksiniz; o zaman O, size neler yaptıgınızı haber verecek.»

    [106] Diger bir kısmı da Allah´ın iradesine bırakılmıslardır; ya onlara azap eder veya tevbelerini kabul buyurur. Allah, herseyi bilendir, hikmet sahibidir

    [107] Bir de inadına zarar vermek, kafirlik etmek, mu´minlerin arasına tefrika sokmak ve daha once Allah ve peygamberine karsı savas acan bir herife pusu, gozculuk yapıvermek icin tuttular bir mescit yaptılar. Bununla beraber, «Iyi niyetten baska bir maksadımız yoktur!» diye yemin edecekler. Fakat bunların kesinlikle yalancı olduklarına Allah sahittir

    [108] Onun icin kesinlikle orada namaza durma! Ta ilk gununde temeli takva uzerine kurulan mescit, icinde namaz kılmana elbette daha layıktır. Onun icerisinde tertemiz olmayı seven kimseler vardır. Allah da cokca temizlenenleri sever

    [109] O halde binasını, Allah korkusu ve Allah rızası uzerine kumus olan mı daha hayırlıdır, yoksa binasını sel bıcıgında sarkan bir yar kenarına kurup da onunla birlikte cehenneme yuvarlanan mı? Allah zalimler toplulugunu hidayete erdirmez

    [110] Onların kurmus oldukları yapıları, kalpleri parcalanıncaya kadar, kalplerinde bir nifak dugumu olup kalacaktır. Allah, bilendir, hikmet sahibidir

    [111] Allah mu´minlerden canlarını ve mallarını, cennet kesinlikle kendilerinin olması pahasına satınaldı. Allah yolunda carpısacaklar da oldurecekler ve oldurulecekler. Bu Tevrat´ta da, Incil´de de, Kur´an´da da Allah´ın soz verdigi bir vaaddir. Allah´tan ziyade ahdine riayet edecek kim vardır? O halde yaptıgınız bu alısveristen dolayı size mujdeler olsun! Ve iste o buyuk kurtulus budur

    [112] O tevbe edenler, o ibadet edenler, o hamdedenler, o oruc tutanlar, o rukua varanlar, o secdeye kapananlar, o iyiligi emredip kotulukten alıkoyanlar ve Allah´ın koydugu sınırı koruyanlar... Mujdele o mu´minleri

    [113] Ne peygambere, ne iman edenlere, akraba bile olsalar, cehennemlik oldukları iyice belli olduktan sonra musrikler icin af dilemek olmaz

    [114] Ibrahim´in babası hakkındaki af dilemesi de sadece ona vermis oldugu bir sozden dolayı idi. Boyle iken onun bir Allah dusmanı oldugu ona belli olunca, ondan ilgisini kesti. Gercekten Ibrahim, cok bagrı yanık, cok halim idi

    [115] Allah bir kavmi hidayete erdirdikten sonra nelerden sakınacaklarını kendilerine acıklamadıkca onları sapıklıga dusurme ihtimali yoktur. Suphesiz Allah herseyi bilendir

    [116] Muhakkak ki, goklerin ve yerin mulku Allah´ındır. Diriltir de oldurur de. Size O´ndan baska ne bir dost vardır, ne de bir yardımcı

    [117] Andolsun ki, Allah yine peygambere ve o gucluk anında ona uyan muhacirlerle Ensara; iclerinden bir kısmının kalpleri az kalsın egilecek gibi olmusken sonra kendilerine tevbelerinin kabuluyle iltifat buyurdu. Gercekten O, onlara karsı cok sefkatli, cok merhametlidir

    [118] Geri bırakılmıs o uc kisiye de...; nihayet o derece bunalmıslardı ki, yeryuzu butun genisligiyle baslarına dar geldi, vicdanları da kendilerini sıktı ve Allah´tan yine Allah´a sıgınmaktan baska care olmadıgını anladılar. Evet tam o zaman tevbelerinin kabulu ile tekrar iltifat buyurdu ki, o tevbekarlar arasına girsinler. Suphesiz ki Allah, ancak O, tevbeleri cokca kabul eder, cok merhamet eder

    [119] Ey iman edenler, Allah´tan korkun ve dogrularla beraber olun

    [120] Ne Medine halkının ne de etrafındaki bedevilerin Resulullah´tan geride kalmaları ve kendilerini tercih edip ondan yuz cevirmeleri yakısmaz. Cunku onların Allah yolunda cektikleri hicbir susuzluk, hicbir aclık ve kafirleri ofkelendirecek bir yere ayak basmaları ve dusman karsısında elde ettikleri hicbir basarı yoktur ki, karsılıgında kendilerine guzel bir amel yazılmıs olmasın. Cunku Allah iyilerin mukafatını zayi etmez

    [121] Onlar, -kucuk olsun, buyuk olsun- bir harcama yapmazlar ve bir vadiyi asmazlar ki, Allah kendilerini islediklerinden daha guzeliyle mukafatlandırmak icin onların hesaplarına yazmıs olmasın

    [122] Bununla beraber muminlerin hepsi birden toplanıp seferber olacak degillerdir. Fakat her kabileden bir grup toplansa da dinde derinlesseler ve donduklerinde toplumlarını uyarsalar, ola ki aykırı davranısta bulunmaktan kacınırlar

    [123] Ey iman edenler, kafirlerden yakınınızda olanlarla carpısın ki, onlar sizde kalın =cetin bir kuvvet oldugunu gorsunler; bilin ki, Allah kotuluklerden sakınanlarla beraberdir

    [124] Bir sure indirildiginde, iclerinden biri cıkar: «Bu hanginizin imanını artırdı bakalım?» der. Evet imanı olanların imanını artırmıstır ve onlar mujdelenip duruyorlar

    [125] Kalplerinde bir hastalık olanlara gelince, onların da kufurlerine kufur katmıstır ve kafir olarak olup gitmislerdir

    [126] Gormuyorlar mı her yıl bir veya iki kez fitneye tutulduklarını? Yine de tevbe etmiyor, ibret almıyorlar

    [127] Bir sure indirilince «Sizi birisi goruyor mu?» diye birbirlerine goz ederler, sonra da sıvısır giderler. Allah kalplerini burkmustur. Cunku bunlar anlamak istemez kimselerdir

    [128] Andolsun ki, size kendinizden gayet izzetli bir peygamber geldi; zorlanmanız ona agır geliyor, ustunuze cokca titriyor; mu´minlere karsı cok sefkatli, cok merhametlidir

    [129] Eger aldırmazlarsa de ki: «Bana Allah yeter! O´ndan baska ilah yoktur! Ben O´na dayanmaktayım ve O, o buyuk Ars´ın sahibidir!»

    Yûnus

    Surah 10

    [1] Elif, Lam, Ra. Iste bunlar, o hikmetli kitabın ayetleridir

    [2] Insanlar icin, iclerinden bir ere: «Butun insanları uyar ve iman edenleri mujdele; kendileri icin Rablerinin katında yuce bir mertebe var!» diye vahyedisimiz hic duyulmadık sasılacak birsey mi oldu ki, kafirler: «Kesinlikle bu bir sihirbazdır!» dediler

    [3] Rabbiniz O Allah´tır ki, gokleri ve yeri altı gunde yarattı, sonra Ars´ı hakimiyeti altına aldı. O´nun izni olmadan hicbir sefaatci sefaat edemez; iste Rabbiniz bu vasıfların sahibi olan Allah´tır! O halde O´na ibadet ediniz! Artık dusunmez misiniz

    [4] Donusunuz hep O´nadır! Allah´ın va´di haktır. Cunku O, yoktan var ediyor, sonra iman edip iyi isler yapan kimseleri adalet olcusu ile mukafatlandırmak icin, geri dondurecektir. Kufredenlere ise inkarda bulunmaları yuzunden kaynar sudan bir icecek ve acı bir azap vardır

    [5] Gunesi ısık kaynagı, ayı parlak ve yılların sayısını ve hesabını bilmeniz icin ona menzil menzil miktarlar belirleyen O´dur. Allah, bunu ancak hak hikmetle yarattı. Anlayacak bir kavim icin ayetleri ayrıntılı olarak acıklıyor

    [6] Gece ile gunduzun birbiri ardınca degisip durmasında ve Allah´ın goklerde ve yerde yarattıklarında sakınan bir kavim icin elbette bircok deliller vardır

    [7] Bize kavusmayı arzu veya umit etmeyip, dunya hayatına razı olup onunla yetinenler ve Bizim ayetlerimizden gafil olanlar

    [8] Iste bunların, kazandıklarının karsılıgı olarak varacakları yer atestir

    [9] Ama iman edip guzel ameller isleyen kimseleri, imanları sebebiyle, Rableri hidayete erdirir. Naim cennetleri icinde altlarından ırmaklar akar

    [10] Oradaki duaları: «Munezzehsin her turlu eksikliklerden Allah´ım!» ; saglık dilekleri: «Selam!» ; dualarının sonu da: «Alemlerin Rabbı olan Allah´a hamdolsun!» olacaktır

    [11] Eger Allah, insanlara serri, hayrın gelmesini istemekte acele ettikleri gibi, cabuklastırsaydı, ecellerini kendilerine getiriverirdi. Fakat Bize kavusmayı arzu etmeyenleri bırakırız, azgınlıkları icinde koru korune giderler

    [12] Insana bir sıkıntı dokundugu vakit, gerek yan yatarken gerek otururken, gerek dikilirken, Bize dua eder durur; kendisinden sıkıntısını gideriverdik mi sanki kendisine dokunan o sıkıntı icin Bize yalvarmamıs gibi gecer gider. Iste o musriflere yaptıkları isler, boylece guzel gosterilmektedir

    [13] Andolsun ki, Biz sizden onceki yuzyılların nesillerini, kendilerine peygamberleri acık deliller ile geldikleri halde, zulmettikleri ve iman etme ihtimalleri kalmadıgı vakit helak ettik. Iste suclu kavimleri boyle cezalandırırız

    [14] Sonra onların ardından sizi yeryuzunde halifeler yaptık ki, bakalım nasıl ameller isleyeceksiniz

    [15] Boyle iken ayetlerimiz birer acık delil olarak karsılarında okundugu zaman Bize kavusmayı arzu etmeyenler: «Bundan baska bir Kur´an getir veya bunu degistir!» dediler. De ki: «Onu kendiligimden degistirmem benim icin olacak sey degildir! Ben ancak bana vahyolunana uyarım. Rabbime isyan edersem suphesiz buyuk bir gunun azabından korkarım.»

    [16] De ki: «Eger Allah dileseydi ben onu size okumazdım, hicbir sekilde de size onu bildirmezdi. Bilirsiniz ki, ben sizin icinizde bundan once bir omur boyu durdum. Artık bir kere olsun aklınıza bas vurmaz mısınız?»

    [17] Artık Allah´a bir yalanı iftira eden veya O´nun ayetlerine yalan diyenden daha zalim kim olabilir? Suphe yok ki, suclular kurtulusa eremez

    [18] Allah´ı bırakıyorlar da kendilerine ne zarar, ne de fayda vermeyecek seylere tapıyorlar ve: «Ha, onlar bizim Allah yanında sefaatcılarımız!» diyorlar. De ki: «Siz Allah´a goklerde ve yerde bilmedigi birsey mi haber vereceksiniz?» Hasa! O, onların ortak kostukları seylerin hepsinden munezzeh, yuksek cok yuksektir

    [19] Insanlar birtek ummet idi, sonra ayrılıga dustuler, eger Rabbinden daha once gecmis bir hukum olmasaydı, ihtilaf edip durdukları seyler hakkında simdiye kadar aralarında hukum verilmis, bitmis olurdu

    [20] Bir de: «Ona Rabbinden bambaska bir mucize indirilse ya!» diyorlar. Sen de de ki: «Gayb ancak Allah´a aittir! Bekleyin, ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim!»

    [21] Insanlara dokunan bir sıkıntıdan sonra, bir rahmet tattırdıgımız zaman, ayetlerimiz hakkında derhal bir hileye girisirler. De ki: «Allah´ın mukabelesi daha cabuktur!» Haberiniz olsun ki, elcilerimiz olan melekler yaptıgınız hileleri yazıp duruyorlar

    [22] O´dur sizleri karada ve denizde gezdiren; hatta gemilerde bulundugunuz ve icindekileri alıp hos bir esinti ile akıp gittikleri ve tam onunla keyiflendikleri sırada ona siddetli bir fırtına gelir catar, her yerden onlara dalga gelmeye baslar ve tamamen kusatılıp bittiklerini sanırlar; iste o vakit dine sarılarak, Allah´a tam bir ihlas ile dua eder ve: «Eger bizi bundan kurtarırsan hic suphesiz sukreden kullarından oluruz!» derler

    [23] Derken, onları kurtardıgı vakit, kurtulur kurtulmaz yeryuzunde haksız olarak azgınlıga baslarlar. Ey insanlar, bu azgınlıgınız sadece kendi zararınızadır; o alcak hayatın biraz zevkini surersiniz, sonra doner bize gelirsiniz, biz de butun yaptıklarınızı size haber veririz

    [24] O dunya hayatının misali, ancak gokten indirdigimiz bir su gibidir ki, onunla yeryuzundeki otlar, insan ve hayvanların yedigi bitkiler birbirine karısmıstır. Nihayet yeryuzu zinetini takınıp suslendigi ve sahipleri de onun uzerinde kendilerini guclu sandıgı bir sırada geceleyin veya gunduzun ona emrimiz gelivermis, bir anda ona oyle bir tırpan atıvermisizdir ki, sanki dun orada hicbir senlik yokmus gibi oluverir. Iste dusunebilecek bir kavim icin ayetlerimizi boyle acıklıyoruz

    [25] Allah selam yurduna (cennete) cagırıyor ve diledigine de bir dogru yola hidayet buyuruyor

    [26] Iyi isler yapanlara daha guzeli; bir de fazlası var; yuzlerine ne bir kara bulasır, ne de asagılık. Onlar cennet ehli, hep orada ebedi kalacaklardır

    [27] Kotulukler kazanmıs olanlara gelince, kotulugun cezası misliyledir ve onları asagılık kaplar; Allah´tan kendilerini kurtaracak yoktur; sanki yuzleri gece parcalarından kaplanmıs kapkaranlık! Onlar cehennem ehli olup hep orada ebedi kalacaklardır

    [28] O gun ki hepsini mahsere toplayacagız, sonra sirk kosanlara: «Haydi yerinize! Siz ve ortaklarınız!» diyecegiz. Artık aralarını acmısızdır. Ortakları da: «Siz bize tapmıyordunuz

    [29] Simdi sizinle bizim aramızda sahit olarak Allah yeter! Dogrusu sizin ibadetinizden bizim asla haberimiz yoktu!» diyecekler

    [30] Iste burada herkes gecmiste yaptıgını deneyecek ve hepsi gercek mevlaları olan Allah´a dondurulmus ve uydurdukları seyler kendilerinden kaybolup gitmis olacaktır

    [31] De ki: «Size gokten ve yerden kim rızık veriyor? O kulak ve gozlerin sahibi kim? Kim oluden diriyi cıkarıyor, diriden de oluyu cıkarıyor? Kim butun isleri duzenliyor?» Hemen diyecekler: «Allah!» De ki: «O halde (O´nun azabından) sakınmaz mısınız

    [32] Iste O Allah sizin gercek Rabbinizdir. Gercegin otesinde sapıklıktan baska ne vardır? O halde (sapıklıga) nasıl cevriliyorsunuz

    [33] Oyle busbutun yoldan cıkmıs fasıklara Rabbinin sozu soyle gerceklesti: «Onlar artık imana gelmezler!»

    [34] De ki: «Sizin ortak kostuklarınız arasında, once yaratıp (oldukten) sonra tekrar varlıga ceviren biri var mı?» De ki: «Allah mahlukatı yoktan yaratır, (oldukten) sonra cevirip yine yaratır. Artık nasıl saptırılıyorsunuz?»

    [35] De ki: «Sizin ortak kostuklarınız arasında dogru yola hidayet eden biri var mı?» De ki: «Allah dogru yola hidayet eder. O halde dogru yola hidayet eden mi uyulmaya layıktır yoksa hidayet olunmadıkca kendi kendine onu bulamayan mı? O halde ne oluyorsunuz? Nasıl hukum veriyorsunuz?»

    [36] Bununla beraber onların cogu, sadece bir zan pesinde gider, ama zan gercek adına hicbir sey ifade etmez! Suphesiz Allah onların ne yaptıklarını cok iyi biliyor

    [37] Bu Kur´an Allah´tandır, baskası tarafından uydurulamaz, ancak o, onundekini dogrulayan ve o Kitab´ı acıklayıcı olarak alemlerin Rabbi tarafından indirilmistir, bunda hic suphe yoktur

    [38] Yoksa: «Onu uydurdu!» mu diyorlar? De ki: «Oyle ise, haydi onun gibi bir sure getirin ve Allah´tan baska kime gucunuz yeterse cagırın, eger sozunuzde sadık iseniz bunu yapın

    [39] Hayır, onlar anlamını kavrayamadıkları ve yorumu kendilerine hic gelmemis olan birseye yalan dediler; bunlardan once gelip gecenler de boyle yalanlamıslardı; ancak bak zalimlerin sonu nasıl oldu

    [40] Iclerinden buna inanacaklar da var, inanmayacaklar da var! Rabbin o fesat cıkaranları en iyi bilendir

    [41] Eger sen yalan soyluyorsun diye ısrar ederlerse de ki: «Benim isledigim bana, sizin islediginiz de size! Siz benim isledigimden uzaksınız; ben de sizin islediginizden uzagım!»

    [42] Iclerinden seni dinlemeye gelenler de var; ama akılları da yokken sagırlara sen mi duyuracaksın

    [43] Iclerinden sana bakanlar da var; ama basiretleri de yokken sen mi hidayet edeceksin

    [44] Muhakkak Allah insanlara zerre kadar zulmetmez, ama insanlar kendilerine zulmediyorlar

    [45] Sanki gunduzun bir saatinden fazla kalmamıslar gibi hepsini mahsere sevkedecegi gun aralarında tanısacaklar! Allah´ın huzuruna cıkacaklarını yalanlayıp da dogru yolu tutmamıs olanlar suphesiz zarara ugramıs olacaklar

    [46] Onlara va´dettigimizin bir kısmını sana hemen gostersek de yahut senin ruhunu alsak da onların donusu Bizedir. Sonra Allah onların ne yapacaklarına da sahittir

    [47] Her ummetin bir peygamberi vardır; o peygamberleri gelince aralarında adaletle hukum verilir, hicbirine zulmedilmez

    [48] «Ne zamandır bu va´dedilen (azap); eger dogru soyluyorsanız?» diyorlar. De ki: «Ben Allah´ın dilediginin dısında kendi kendime ne bir yarar, ne de bir zarara malikim!» Her ummetin bir eceli vardır; ecelleri gelince artık bir an geride kalamazlar, ileri de gidemezler

    [49] «Ne zamandır bu va´dedilen (azap); eger dogru soyluyorsanız?» diyorlar. De ki: «Ben Allah´ın dilediginin dısında kendi kendime ne bir yarar, ne de bir zarara malikim!» Her ummetin bir eceli vardır; ecelleri gelince artık bir an geride kalamazlar, ileri de gidemezler

    [50] De ki: «Ne dersiniz, sayet O´nun azabı size yatarken veya gunduzun gelecek olsa, suclular bunlardan hangisinin hemen gelmesini isterler?»

    [51] Bu azap meydana geldikten sonra mı ona iman edeceksiniz? Yoksa simdi mi? Halbuki siz onun acele gelmesini istiyordunuz

    [52] Sonra o zulmedenlere denilecek ki: «Tadın bakalım o sonsuz azabı! Vaktiyle kazandıgınızın dısında bir sebeple cezalandırılacak da degilsiniz?»

    [53] «Sahi dogru mu bu?» diye senden soruyorlar. De ki: «Evet, Rabbime yemin ederim ki, o dosdogru ve siz, bundan yakayı kurtaramazsınız

    [54] Zulmetmis olan herkes butun yeryuzune malik olsaydı, azabı gordukleri zaman hepsi icten ice pismanlık duyarak kendisini kurtarmak icin onu feda ederdi; fakat aralarında hukum adalet ile imza edilmistir, hicbirine zulmedilmez

    [55] Uyan! Goklerde ve yerde ne varsa Allah´ındır. Uyan! Allah´ın va´di muhakkak gercektir; ne var ki cogu bilmezler

    [56] O hem diriltir, hem de oldurur ve hep dondurulup O´na goturuleceksiniz

    [57] Ey insanlar, iste size Rabbinzden bir ogut, gonuller derdine bir sifa ve mu´minler icin bir hidayet ve rahmet geldi

    [58] De ki: «Allah´ın lutfuyla, rahmetiyle; yalnızca O´nunla sevinc duyun! O, onların toplayıp durduklarından hayırlıdır!»

    [59] De ki: «Baksanıza Allah sizin icin rızık olarak neler indirdi de siz ondan bir kısmını haram, bir kısmını da helal yaptınız!» De ki: «Size Allah mı izin verdi, yoksa Allah´a iftira mı ediyorsunuz?»

    [60] Yalanı Allah´a iftira edenler kıyamet gununu ne sanıyorlar? Muhakkak Allah insanlara karsı lutuf sahibidir, ancak cogu bunu bilmezler

    [61] Hangi durumda bulunsan, Kur´an´dan her ne okusan ve her ne is yapsanız, siz ona dalıp cosarken Biz uzerinizde sahidiz. Rabbinden ne yerde, ne gokte zerre kadar; ondan ne kucuk, ne buyuk hicbir sey kacmaz. Bunların hepsi apacık bir Kitaptadır

    [62] Uyan! Allah dostlarına ne korku vardır, ne de onlar mahzun olurlar

    [63] Onlar ki Allah´a iman edip, takva ile kotuluklerden korunur dururlar

    [64] Onlara dunya hayatında da ahirette de mujde vardır. Allah´ın sozlerinde degisme yoktur; Iste bu buyuk kurtulus

    [65] Otekilerin lafları seni uzmesin! Cunku guc ve kuvvet Allah´ındır. O, hepsini isitiyor, hepsini biliyor

    [66] Uyan! Goklerde kim var ve yerde kim varsa hepsi Allah´ındır! Allah´tan baskasına tapanlar dahi, ortakların tebeası olmazlar; ancak zanna uyar ve sadece kendi mızraklarıyla olcer yalan uydurup soylerler

    [67] O´dur, icinde durup dinlenesiniz diye sizin icin geceyi meydana getiren, gunduzu de goz acıcı yapan! Elbette bunda isitebilecek bir kavim icin bircok ibretler vardır

    [68] Dediler ki: «Allah cocuk edindi!» Hasa! O, munezzehtir! O, mustagnidir! Goklerde ve yerde ne varsa hepsi O´nundur! Elinizde o iddiayı destekleyen hicbir delil yoktur! Allah hakkında bilmediginiz seyleri mi soyluyorsunuz

    [69] De ki: «Allah´a karsı yalan uyduranlar elbette felah bulmazlar.»

    [70] Dunyada (ki nasipleri) cuz´i bir zevk, sonra donusleri Bizedir; sonra da Biz onlara, inkar ettiklerinden dolayı, azabı tattıracagız

    [71] Bir de onlara Nuh´un kıssasını oku: Bir vakit kavmine demisti ki: «Ey kavmim, eger benim aranızda durusum ve Allah´ın ayetlerini hatırlatısım size agır geliyorsa, bilin ki, ben Allah´a guvenip dayanmısımdır, artık siz ve ortaklarınız her ne yapacaksanız, toplanıp butun azminizle karar veriniz; sonra yapacagınız sizi asla tasaya da dusurmesin. Sonra da bana ne yapacaksanız yapın ve elinizden gelirse, bana bir an goz de actırmayın

    [72] Eger yuz cevirirseniz, ben de sizden ucret istemedim ya! Benim mukafatım ancak Allah´a aittir. Ve ben O´nun birligine boyun egen muslumanlardan olmakla emrolundum!»

    [73] Buna ragmen yine ona yalan soyluyorsun, dediler. Biz de onu gemide kendisiyle beraber olanları kurtarıp, onları yeryuzunun halifeleri yaptık; ayetlerimizi inkar edenleri ise suda bogduk. Bak iste uyarılanların akibeti nasıl oldu

    [74] Sonra onun arkasından bircok peygamberleri kavimlerine gonderdik; onlara acık mucizelerle vardılar, fakat once yalan dediklerine yine de bir turlu inanmak istemediler. Iste Biz surekli haddi asanların kalplerini boyle muhurleriz

    [75] Sonra bunların arkasından Musa ile Harun´u Firavun ve cemaatine gonderdik. Iman etmeyi kibirlerine yediremediler. Zaten onlar suclu bir toplum idiler

    [76] Tarafımızdan kendilerine hak gelince, «Muhakkak bu acık bir sihir!» dediler

    [77] Musa dedi ki: «Size bir gercek gelince boyle mi konusuyorsunuz; bu sihir midir?» Halbuki sihirbazlar kurtulusa erisemezler

    [78] Dediler ki. «Sen bizi atalarımızın yolundan vazgecirip bu yerde devlet ikinizin olsun diye mi geldin? Biz ikinize de inanmayız!»

    [79] Firavun da: «Bana butun bilgic buyuculeri getirin!» dedi

    [80] Bunun uzerine buyuculer gelince Musa onlara: «Ne atacaksanız ortaya siz atın!» dedi

    [81] Attıklarında Musa dedi ki: «Bu sizin yaptıgınız sihirdir. Muhakkak Allah onu iptal edecektir. Suphesiz ki, Allah fesatcıların isini duzeltmez.»

    [82] Allah kendi sozleriyle gercegi ispat eder, suclular hoslanmasalar bile

    [83] Ozetle, Firavun ve adamlarının belası korkusundan onceleri Musa´ya -kavminin bir kısmından baska- iman eden olmadı; cunku Firavun o yerde cok ustun ve cok asırı giden taskınlardan idi

    [84] Musa da: «Ey kavmim, siz gercekten Allah´a iman ettiyseniz, O´nun birligine samimiyet ile teslim olmus muslumanlar iseniz, artık O´na guvenin!» dedi

    [85] Onlar: «Biz Allah´a guvendik.Ey Rabbimiz, bizi o zalim kavmin fitnesine dusurme

    [86] Ve rahmetinle bizi o kafir kavimden kurtar!» dediler

    [87] Biz de Musa ile kardesine soyle vahyettik. «Kavminiz icin Mısır´da bir takım evler hazırlayın, evlerinizi kıble tarafına yapın ve namaz kılın! Bir de mu´minleri mujdele!»

    [88] Musa dedi ki: «Ey Rabbimiz,sen Firavun´a ve adamlarına, dunya hayatında zinet, ihtisam ve nice nice mallar verdin; ey Rabbimiz, yolundan saptırsınlar diye mi? Ey Rabbimiz, mallarını sil, supur ve sıktıkca sık ki, o acı azabı gormedikce iman etmeyecekler.»

    [89] Allah buyurdu ki: «Peki duanız kabul olundu, siz yine dogru ve durust olmaya devam edin ve kendini bilmeyenlerin yoluna uymayın!»

    [90] Derken Israil ogullarını denizden gecirdik. Firavun askerleriyle takip ve taarruz etmek icin derhal arkalarına dustu. Sonunda bogulma kendini sıkbogaz edince: «Inandım, gercekten de Israil ogullarının iman ettigi Allah´tan baska tanrı yok, ben de O´na teslimiyet gosterenlerdenim!» dedi

    [91] «Ha! Simdi mi? Halbuki bundan once isyan etmistin ve fesatcılardan idin

    [92] Biz de bugun seni bedeninle bir tepeye atacagız ki, arkandan geleceklere bir ibret olasın! Ne var ki insanların bircogu ayetlerimizden cidden gaflettedirler

    [93] Gercekten Israilogullarını cok guzel bir yurda yerlestirdik ve hos nimetlerden rızıklandırdık. Sonunda gorus ayrılıgına dusmeleri de kendilerine ilim (Kur´an) geldikten sonra oldu. Suphe yok ki, ayrılıga dustukleri seylerde, Rabbin kıyamet gunu aralarında hukmunu verecektir

    [94] Simdi su sana indirdigimiz seylerde faraza suphe edecek olursan, senden once kitap okuyanlara sor! Andolsun ki, sana Rabbinden gercek geldi, sakın suphe edenlerden olma

    [95] Ve sakın Allah´ın ayetlerini inkar edenlerden olma ki, husrana dusenlerden olmayasın

    [96] Dogrusu aleyhlerinde Rabbinin hukmu gerceklesmis olanlar imana gelmezler

    [97] (evet imana gelmezler) -kendilerine her turlu mucize gelse bile- o acı azabı gorecekleri ana kadar

    [98] Keske o vakit iman edip de imanları kendilerine fayda vermis bir memleket olsaydı? Ancak Yunus´un kavmi iman ettikleri vakit, dunya hayatında o rusvaylık azabını kendilerinden acmıs ve belirli bir zamana kadar onları faydalandırmıstık

    [99] Eger Rabbin dileseydi, yeryuzunde kim varsa hepsi toptan iman ederlerdi. O halde insanları hep mu´min olsunlar diye sen mi zorlayacaksın

    [100] Allah´ın izni olmadıkca hic bir kimsenin iman etmesi mumkun degildir. Akıllarını guzelce kullanmayanları Allah pislik icinde bırakır

    [101] De ki: «Bir bakın neler var goklerde ve yerde!» Fakat o deliller, o uyarılar iman etmeyecek bir kavme ne fayda saglar ki

    [102] Onun icin, onlar ancak kendilerinden oncekilerin gunleri gibi bir gun mu gozluyorlar? De ki: «Gozleyin ben de sizinle beraber gozleyenlerdenim!»

    [103] Sonra Biz, peygamberlerimizi ve iman edenleri kurtarırız; iste Biz boyle uzerimize dusen bir gorev olarak mu´minleri kurtarırız

    [104] De ki: «Ey insanlar, benim dinimden suphe ediyorsanız, haberiniz olsun ki ben sizin Allah´tan baska taptıklarınıza tapmam. Ben ancak sizin canınızı alacak olan Allah´a kulluk ederim ve ben mu´minlerden olmakla emrolundum!»

    [105] Bir de tevhid inancı icinde hak dine yonel ve sakın musriklerden olma

    [106] Ve Allah dısında, sana fayda ve zarar veremeyecek seylere perestis etme (tapma)! Eger bunu yaparsan o zaman hic suphesiz sen kendine zulmedenlerden olursun

    [107] Ve eger Allah sana bir keder dokunduracak olursa, onu O´ndan baska acacak yoktur; ve eger O, sana bir hayır dilerse o zaman da O´nun lutfunu reddedecek yoktur. O, lutfunu kullarından diledigine nasip eder. O cok bagıslayan, cok merhamet edendir

    [108] De ki: «Ey insanlar, iste size Rabbinizden hak geldi. Artık hidayeti kabul eden kendi nefsi icin kabul etmis olur; sapkınlık eden de kendi aleyhine sapmıs olur. Ve ben sizin uzerinize vekil degilim.»

    [109] Sana ne vahyolunursa ona uy ve Allah hukmunu verinceye kadar sabret; hakimlerin en hayırlısı O´dur

    Hûd

    Surah 11

    [1] Elif, Lam, Ra. Bu, hikmet sahibi ve herseyden haberdar olan Allah tarafından ayetleri saglamlastırılmıs,sonra da ayrıntılı olarak acıklanmıs bir Kitaptır

    [2] soyle ki, Allah´tan baskasına kul olmayın! Ben size O´nun tarafından mujdelemek ve uyarmak icin gonderilmis bir peygamberim

    [3] Bir de Rabbinizin magfiretini isteyin, sonra O´na tevbe edin ki, sizi muayyen bir zamana kadar guzel bir sekilde yasatsın ve her fazilet sahibine, mukafatını versin. Eger yuz cevirirseniz, haberiniz olsun ki ben sizin icin buyuk bir gunun azabından korkarım

    [4] Donusunuz ancak Allah´adır! O ise, herseye gucu yetendir

    [5] Bak onlar O´ndan gizlenmek icin goguslerini bukuyorlar! Evet, ama onlar ortulerine burunurlurken, Allah onların neyi gizlediklerini ve neyi acıga vurduklarını bilir cunku O butun sinelerin ozunu bilir

    [6] Yerde rızkı Allah´a ait olmayan hicbir debelenen yoktur; O, onların duracakları yeri de, emanet edildikleri yeri de bilir. Onların hepsi acık bir kitaptadır

    [7] O, hanginizin daha guzel davranacagı hususunda sizi imtihan etmek icin gokleri ve yeri altı gunde yarattı; Arsı su ustunde idi. Boyle iken Allah bilir ya, sen onlara: «Siz oldukten sonra diriltileceksiniz.» dersen, kufredenler kesinlikle: «Bu apacık aldatmadan baska birsey degildir!» derler

    [8] Eger kendilerinden ilerideki sayılı bir sureye kadar azabı geciktirecek olsak, mutlaka: «Onu ne engelliyor?» derler. Azap onlara gelecegi gun, artık kendilerinden cevrilecek degildir ve alay ettikleri sey kendilerini sarmıs olacaktır

    [9] Sayet insana tarafımızdan bir nimet tattırıp sonra da onu kendisinden cekip alırsak, suphesiz ki, o butun umidini yitirir ve nankor biri oluverir

    [10] Sayet ona, dokunan bir sıkıntıdan sonra bir mutluluk tattırıverirsek: «Her halde benden butun kotulukler gitti.» der ve mutlaka sevinir, ovunur

    [11] Ancak her iki durumda da sabredip guzel guzel isler yapanlar baska; iste onlar icin bir bagıslanma ve buyuk bir mukafat vardır

    [12] Simdi belki de sen, onların: «Ona bir hazine indirilse veya beraberinde bir melek gelse ya!» demeleri yuzunden icin sıkılarak, sana vahyolunanın bir kısmını terkedecek olursun. Fakat sen, ancak bir uyarıcısın. Allah ise herseye vekildir

    [13] Yoksa: «Onu kendisi uydurdu» mu diyorlar? De ki: «Oyle ise, haydi onun gibi uydurma on sure getirin ve Allah´tan baska gucunuzun yettigini de cagırın, eger dogru soyluyorsanız bunu yapın.»

    [14] Eger bunun uzerine size cevap veremedilerse, artık bilin ki, o ancak Allah´ın ilmiyle indirilmistir ve O´ndan baska ilah yoktur. Nasıl artık teslim ediyor, Islam´ı kabul ediyorsunuz degil mi

    [15] Her kim dunya hayatını ve onun susunu arzu ederse, Biz onlara dunyada yaptıklarının karsılıgını tamamen oderiz ve bu konuda kendilerine densizlik yapılmaz

    [16] Fakat onlar, ahirette oyle olurlar ki, kendilerine atesten baska birsey yoktur ve orada yaptıkları butun iyilikler heba olmustur, butun yaptıkları bostur

    [17] Rabbinden acık bir delil uzerinde olan, O´nun tarafından bir sahidin izledigi, ayrıca kendisinden once bir rehber ve rahmet olarak Musa´nın kitabı bulunan kimse onlara benzer mi? Iste bunlar, ona iman ederler. Gruplardan her kim ona kufrederse, artık onun varacagı yer atestir, sakın bunda supheye dusme; cunku bu Rabbinden bir gercektir. Ne var ki, insanların cogu imana gelmezler

    [18] Bir yalanı Allah´a iftira edenden dana zalim kim olabilir? Bunlar, Rablerinin huzuruna cıkarılacaklar, sahitler de: «Iste bunlar, Rablerine karsı yalan soyleyenlerdir!» diyeceklerdir. Haberiniz olsun, Allah´ın laneti zalimleredir

    [19] Onlar ki, Allah yolundan alıkoyarlar ve onu egriltmek isterler. Ahireti inkar edenler de onlardır

    [20] Bunlar, yeryuzunde aciz bırakacak degillerdir, kendilerini Allah´tan kurtaracak bir kayırıcıları da yoktur. Onlara azap katlanacaktır. Onlar hem isitmeye tahammul edemiyorlardı hem de gormuyorlardı

    [21] Iste bunlar kendilerine yazık etmis kimselerdir ve uydurdukları uydurmaları da kendilerini bırakarak kaybolup gitmislerdir

    [22] Suphe yok ki, onlar, ahirette en cok zarara ugrayanlardır

    [23] Fakat iman edip guzel isler yapanlar ve Rablerine edeple gonulden itaat edenler, iste bunlar, cennetliklerdir; orada sonsuza dek kalacaklardır

    [24] Bu iki grubun durumu, kor ve sagır ile goren ve isitenin durumu gibidir. Bunlar hic esit olurlar mı? Artık dusunmez misiniz

    [25] Andolsun ki, vaktiyle Nuh´u kavmine gonderdik. Nuh onlara: « Ben size azabın sebeplerini ve kurtulusun yolunu acıklayan bir uyarıcıyım

    [26] Allah´tan baskasına kulluk etmeyin! Gercekten ben acı bir gunun azabının basınıza gelmesinden korkuyorum!» dedi

    [27] Buna karsı kavminden kufreden ileri gelenler: «Biz seni sadece bizim gibi bir insan olarak goruyoruz, sana uyanları ise ilk bakısta en asagılık olanlarımızdan ibaret goruyoruz. Sizin bize karsı bir ustunlugunuzu de gormuyoruz. Hatta sizi yalancılar sanıyoruz.» dediler

    [28] Nuh: «Ey kavmim, ne dersiniz? Eger ben Rabbimden acık bir delil uzerinde isem ve O, bana katından bir rahmet vermis de size onu gorecek goz verilmemisse, onu istemediginiz halde biz sizi ona zorlayacak mıyız

    [29] Ey kavmim, ben sizden buna karsı bir mal da istemiyorum. Benim mukafatım yalnızca Allah´a aittir ve ben, o iman edenleri kovacak degilim. Kesinlikle onlar Rablerine kavusacaklar, ama ben sizi cahillik eden bir topluluk olarak goruyorum

    [30] Ey kavmim, ben onları kovarsam, beni Allah´tan kim kurtaracak? Artık bir dusunmez misiniz

    [31] Ben size, «Allah´ın hazineleri benim yanımdadır.» demiyorum. Ne gaybı bilirim, ne de « Ben bir melegim.» diyorum. O sizin gozlerinizin horladıgı kisiler hakkında: «Allah, onlara hicbir hayır vermez.» de demem. Onların iclerindekini en iyi bilen Allah´tır. O takdirde zalimlerden olmus olurum!» dedi

    [32] Onlar: «Ey Nuh, gercekten bizimle cok ugrastın ve bizimle yaptıgın mucadelede cok ileri gittin. Eger dogru soyleyenlerden isen, haydi bizi tehdit edip durdugun azabı getir de gorelim.» dediler

    [33] Nuh: «Onu size ancak dilerse Allah getirir ve siz onu aciz bırakacak degilsiniz

    [34] Eger Allah sizi helak etmeyi diliyorsa, ben size ogut vermek istesem de ogudumun size yararı olmaz. O, sizin Rabbinizdir ve sonunda O´na donduruleceksiniz!» dedi

    [35] Yoksa: «Onu uydurdu mu?» diyorlar? De ki: «Eger uydurdumsa vebali boynumadır. Oysa ben, sizin yuklendiginiz vebalden uzagım!»

    [36] Bir de Nuh´a vahyolunmustu ki: «Haberin olsun, kavminden iman etmis olanların dısında hicbiri iman etmeyecektir; onun icin her ne yaparlarsa gam yeme

    [37] Bizim gozetimimizde ve vahyimiz dairesinde gemi yap ve Bana o zulmedenler hakkında birsey soyleme; cunku onlar, bogulacaklardır!»

    [38] O, gemiyi yapıyordu ve kavminden herhangi bir guruh da yanından gectikce onunla egleniyorlardı. Nuh: «Eger bizimle egleniyorsanız, biz de sizin eglendiginiz gibi eglenecegiz sizinle

    [39] Ileride rusvay edecek azabın kime gelecegini ve kalıcı ahiret azabının da kimin basına inecegini bileceksiniz!» dedi

    [40] Nihayet emrimiz gelip de tennur (geminin kazanı) kaynayınca Nuh´a: «Her birinden ikiser cift alıp aleyhinde hukum gecmis olanların dısında aileni ve iman edenleri gemiye yukle!» dedik. Zaten onunla birlikte pek azı dısında kimse iman etmemisti

    [41] Nuh: «Binin icine, yurumesi de durması da Allah´ ın adıyladır. Suphe yok ki, Allah cok bagıslayıcı, cok merhamet edicidir.» dedi

    [42] Gemi, icindekilerle birlikte daglar gibi dalgalar icinde akıp gidiyordu ve Nuh ayrı bir yere cekilmis olan ogluna: «Ay oglum, gel bizimle beraber bin, kafirlerle beraber olma!» diye seslendi

    [43] O: «Ben, beni sudan koruyacak bir daga sıgınacagım.» dedi. Nuh: «Bugun Allah´ın emrinden koruyacak yok; meger ki O rahmet ede!» dedi, derken dalga aralarına giriverdi ve o da bogulanlardan oldu

    [44] Bir de: «Ey yer, suyunu yut ve ey gok, sende acıl!» denildi ; su cekildi, is bitirildi, gemi Cudi uzerinde durdu ve bu zalim topluluga: «Defolun!» denilmisti

    [45] Nuh Rabbine seslenip: «Ey Rabbim! Elbette oglum benim ailemdendir, Senin va´din de kesinlikle haktır ve Sen hakimlerin en iyi hukmedenisin!» dedi

    [46] Allah: «Ey Nuh, O, asla senin ailenden degildir. O, dogru olmayan bir istir. O halde bilmedigin birseyi benden isteme! Ben, seni cahillerden olmaktan men ederim.» buyurdu

    [47] Nuh: «Ey Rabbim, senden bilmedigim seyi istemekten sana sıgınırım. Eger sen, beni bagıslamaz ve bana merhamet etmezsen husrana dusenlerden olurum!» dedi

    [48] Denildi ki: «Ey Nuh, sana ve beraberindeki kimselerden bircok ummetlere tarafımızdan bir selam ve bircok bereketlerle in! Daha bircok ummetleri de ileride faydalandıracagız. Sonra Bizden onlara acı bir azap dokunacaktır.»

    [49] Iste bunlar, sana vahyile bildirdigimiz gayb haberlerindendir. Bundan once onları ne sen bilirdin, ne de kavmin. O halde sabret, iyi sonuc Allah´tan korkanlarındır

    [50] Ad´a kardesleri Hud´ u gonderdik, onlara: « Ey kavmim, Allah´a kulluk edin, sizin O´ndan baska hicbir ilahınız yoktur. Siz yalnızca iftira etmektesiniz

    [51] Ey kavmim, ben sizden buna karsılık bir ucret istemiyorum; benim mukafatım, ancak beni yaratana aittir. Artık akıllanmayacak mısınız

    [52] Ey kavmim, Rabbinizden bagıslanmanızı dileyin, sonra O´na tevbe ile basvurun ki, size bolca gogun feyzini, bereketini indirsin, gucunuze guc katarak artırsın; gunahkarlar olarak yuz cevirmeyin» dedi

    [53] Dediler ki: «Ey Hud, sen bize mucize getirmedin, biz ise senin sozunle ilahlarımızı terketmeyiz ve biz sana inanmayız!»

    [54] Biz yalnız «herhalde Tanrılarımızın bazısı seni fena carpmıs.» deriz. Hud: «Ben Allah´ı sahit gosteriyorum, siz de sahit olun ki, ben ondan baska, ona ortak kostuklarınızdan hicbirini tanımıyorum; artık hepiniz toplanın bana istediginiz tuzagı kurun, sonra da bana bir an bile sure tanımayın

    [55] Biz yalnız «herhalde Tanrılarımızın bazısı seni fena carpmıs.» deriz. Hud: «Ben Allah´ı sahit gosteriyorum, siz de sahit olun ki, ben ondan baska, ona ortak kostuklarınızdan hicbirini tanımıyorum; artık hepiniz toplanın bana istediginiz tuzagı kurun, sonra da bana bir an bile sure tanımayın

    [56] Ben kesinlikle hem benim Rabbim, hem de sizin Rabbiniz olan Allah´a dayanmısım. O´nun perceminden tutmadıgı hicbir canlı yoktur. Suphe yok ki, Rabbim dogru bir yol uzerindedir

    [57] Eger siz yuz cevirirseniz, ben iste size gonderilmis oldugum vazifemi size teblig ettim. Rabbim sizin yerinize baska bir topluluk da getirir ve siz O´na zerrece zarar veremezsiniz. Rabbim, kesinlikle herseyi gozetip koruyandır.» dedi

    [58] Fermanımız geldiginde Hud´u ve beraberinde iman etmis olanları tarafımızdan bir rahmetle kurtardık, hem onları agır bir azaptan kurtardık

    [59] Iste Ad kavmi, Rablerinin ayetlerini inkar ettiler, peygamberlerine isyan ettiler ve her inatcı zorbanın emrine uydular

    [60] Hem bu dunyada hem de kıyamet gununde bir lanet cezasına carptırıldılar. Bak iste, Ad toplulugu Rablerine kufrettiler ve bak iste, defoldu gitti Hud´un kavmi Ad

    [61] Semud´a da kardesleri Salih´i gonderdik. O: «Ey kavmim, Allah´a kulluk edin, O´ndan baska bir ilahınız da yoktur. Sizi, yerden O meydana getirdi, yeryuzunde yerlesme ve imar etme gucunu size O verdi; O´nun bagıslamasını isteyin, sonra O´na tevbe edin! Suphe yok ki, Rabbim yakındır, duaları kabul edendir.» dedi

    [62] Onlar: «Ey Salih, bundan once sen, icimizde umit beslenen bir kisiydin, simdi bizi babalarımızın tapındıgına tapmaktan vazgecirmek mi istiyorsun? Biz kesinlikle senin bizi davet ettigin seyden cok kuskulandıran bir suphe icindeyiz.» dediler

    [63] Salih: «Ey kavmim, ne dersiniz, eger Rabbimden acık bir delil ile gelmissem ve bana katından bir rahmet vermisse, O´na isyan ettigim takdirde beni O´ndan kim kurtarabilir? Demek ki, siz bana zarar vermekten baska birsey yapmayacaksınız

    [64] Ey kavmim, iste su Allah´ın disi devesi size bir mucizedir; bırakın onu, Allah´ın topragında yayılsın ve ona kotu bir maksatla el surmeyin. Yoksa sizi yakın bir azap yakalar!» dedi

    [65] Derken onu tepeleyip oldurduler. Bunun uzerine Salih onlara: «Evinizde uc gun yasayın; iste bu, yalanlanamayacak bir tehdittir!» dedi

    [66] Emrimiz geldiginde Salih´i ve beraberinde iman etmis olanları, tarafımızdan bir rahmetle azaptan ve o gunun rezilliginden kurtardık. Cunku Rabbindir cok guclu, cok ustun olan

    [67] O zulmedenleri ise bir muthis ses yakaladı da yurtlarında coke kaldılar

    [68] Sanki orada bir senlik kurmamıslardır. Bak iste Semud toplulugu gercekten Rablerine kufrettiler ve bak iste defoldu gitti Semud

    [69] Andolsun sanıma ki, Ibrahim´e de elcilerimiz mujde ile geldi ve «Selam!» dediler. O da: «Selam!» dedi ve durmadan gidip kızartılmıs bir buzagı getirdi

    [70] Ona ellerini uzatmadıklarını gorunce kendilerini yadırgadı ve icinde onlara karsı bir korku duydu. Onlar: «Korkma, zira biz Lut kavmine gonderildik!» dediler

    [71] Ibrahim´in zevcesi de ayakta dinliyordu ve bunu duyunca guldu. Bunun uzerine ona Ishak´ı mujdeledik, Ishak´ın arkasından da Yakub´u

    [72] Vay dedi zevcesi, «Ben bir kocakarı, kocam da bir ihtiyar iken dogurabilir miyim? Gercekten bu cok sasılacak bir sey

    [73] Elciler: «Sen Allah´ın isine mi sasıyorsun ? Allah´ın rahmeti ve bereketi var uzerinizde ey ev halkı, suphe yok ki, O, ovulmeye layık ve lutfu cok olandır.» dediler

    [74] Ibrahim´in korkusu gidip kendisine mujde gelince, Lut kavmi hakkında bizimle mucadeleye giristi

    [75] Cunku Ibrahim, gercekten cok yumusak huylu, yanık kalpli ve sıgınandı

    [76] Elciler: «Ey Ibrahim, vazgec bundan, cunku Rabbinin buyrugu geldi ve kesinlikle onlara geri dondurulemeyecek bir azap gelecektir

    [77] Elcilerimiz Lut´a geldiginde onların yuzunden fenalastı, eli ayagı dolastı ve «Bu, cok cetin bir gundur!» dedi

    [78] Kavmi ona zıpır zıpır kosup gelmislerdi, bundan once de kotu kotu isler yapıyorlardı. Lut: «Ey kavmim, iste kızlarım, onlar sizin icin daha temiz; Allah´tan korkun da beni konuklarım arasında rusvay etmeyin, icinizde aklı basında bir adam yok mu?!» dedi

    [79] Kavmi: «Herhalde bilirsiniz ki, bizim senin kızlarında hicbir hakkımız yoktur ve sen bizim ne istedigimizi pekala bilirsin!» dediler

    [80] Lut: «Keske benim size karsı bir kuvvetim olsaydı veya cok sarp bir kaleye sıgınabilseydim!» dedi

    [81] Elciler: «Ey Lut, emin ol, biz Rabbinin elcileriyiz; onlar sana ihtimali yok el uzatamazlar, sen hemen ailenle gecenin bir bolumunde yola cık. Icinizden hicbir kimse geri kalmasın, ancak karın haric; cunku onlara gelen felaket ona da gelecektir. Haberin olsun, onlara va´dedilen zaman sabahtır, sabah yakın degil mi?» dediler

    [82] Emrimiz geldiginde, o memleketin ustunu altına gecirdik ve uzerlerine balcıktan pisirilmis istif taslar yagdırdık

    [83] Rabbin katında damgalanmıstı ve bunlar zalimlerden uzak degildir

    [84] Medyen´e de kardesleri Su´ayb´ı gonderdik. Su´ayb onlara: «Ey kavmim, Allah´a kulluk edin, sizin O´ndan baska hicbir ilahınız yoktur. Olcegi ve tartıyı da eksik tutmayın; ben sizi bir refah icinde goruyorum ve ben, sizi kusatacak bir gunun azabından korkuyorum

    [85] Ey kavmim, olcegi ve teraziyi tam dengi dengine tutun. Insanların esyasına densizlik etmeyin ve yeryuzunde bozgunculuk ederek fenalık yapmayın

    [86] Allah´ın helalinden bıraktıgı kar, sizin icin daha hayırlıdır, eger iman etmisler iseniz. Fakat ben sizin uzerinizde bir gozcu degilim

    [87] Onlar: «Ey Su´ayb, atalarımızın taptıklarını terketmemizi veya mallarımız hususunda diledigimizi yapmamamızı sana namazın mı emrediyor? Herhalde sen cok uslu ve akıllısın !» dediler

    [88] Su´ayb: «Ey kavmim, ne dersiniz, eger ben Rabbimin katından acık bir delil ile gelmissem ve O, bana kendi katından guzel bir rızık vermisse ne yapmalıyım? Size muhalefet etmemle sizi men ettigim seylere kendim dusmek istemiyorum. Ben, yalnızca gucumun yettigi kadar duzeltmeyi istiyorum, basarım da Allah´ın yardımı iledir. Ben yalnız O´na dayandım ve ancak O´na yuz tutarım

    [89] Ey kavmim , bana karsı cıkmanız, sakın sizi Nuh kavminin veya Hud kavminin ya da Salih kavminin baslarına gelenler gibi bir felakete suruklemesin! Lut kavmi de sizden uzak degildir

    [90] Rabbinizden bagıslanma dileyin, sonra pismanlık duyup O´na yonelin. Suphe yok ki, Rabbim cok esirgeyici ve sevgi doludur.» dedi

    [91] Ey Su´ayb, biz senin soylediklerinin cogunu iyi anlamıyoruz ve aramızda seni gercekten gucsuz buluyoruz. Eger senin yakınlarından bes on kisi olmasaydı, kesinlikle seni taslayarak oldururduk. Senin bizim icin hicbir onemin yok! dediler

    [92] Su´ayb: «Ey kavmim, benim yakınlarım sizin icin Allah´tan daha mı onemli ki, onu arkanıza atıp unuttunuz? Bilin ki, Rabbim butun yaptıklarınızı kusatmıstır

    [93] Ey kavmim, butun gucunuzle yapacagınızı yapın, ben gorevimi yapıyorum. Ileride kendisini rusvay edecek azabın kime gelecegini ve kimin yalancı oldugunu anlayacaksınız! Bekleyin, ben de sizinle birlikte bekliyorum!» dedi

    [94] Emrimiz geldjginde Su´ayb´ı ve beraberinde iman edenleri tarafımızdan bir rahmetle kurtardık. O zulmedenleri ise dehset verici bir ses yakaladı ve yurtlarında cokup kaldılar

    [95] Sanki orada senlik kurmamıslardı. Bak iste Semud defolup gittigi gibi Medyen de defolup gitti

    [96] Ululuguma andolsun ki, Musa´yı da ayetlerimizle ve acık bir delil ile gonderdik

    [97] Firavun´a ve onun ileri gelenlerine; onlar, Firavun´un emrine uydular. Oysa Firavun´un emri akıllıca degildir

    [98] Kıyamet gununde kavminin onune dusecek ve onları suya goturur gibi atese goturecektir. O varılan yer de ne fena maslaktır

    [99] Hem burada hem de kıyamet gununde arkalarından bir lanetle takip edildiler. Bu yapılan destek ne fena destektir

    [100] Iste bu, medeniyetlerin sana anlattıgımız onemli haberlerindendir. Onlardan kalan da var, bicilip yerle bir edilen de var

    [101] Biz, onlara zulmetmedik, fakat onlar kendilerine zulmettiler; Allah´tan baska taptıkları tanrıları, Rabbinin emri geldigi zaman kendilerine hicbir yarar saglamadı ve hasarlarını artırmaktan baska hicbir ise yaramadı

    [102] Iste Rabbin, zulmetmekte olan medeniyetleri carptıgı zaman boyle carpar; cunku O´nun cezası cok acı, cok cetindir

    [103] Gercekten bunda, ahiret azabından korkanlar icin kesin bir ibret vardır. O, tum insanların kendisi icin toplanacagı bir gundur; mutlaka gorulecek bir gundur

    [104] Biz, onu ancak belirli bir sure icin geciktiriyoruz

    [105] Onun gelecegi gunde hicbir kimse, Allah´ın izni olmadan konusamayacaktır. Artık onlardan kimi mutsuz, kimi mutludur

    [106] Mutsuzlar, atestedirler; cok feci bir soluyusları ve hıckırıkları vardır orada

    [107] Onlar orada gokler ve yer durdukca surekli kalacaklardır. Ancak Rabbin diledigi sure baska; cunku Rabbin, diledigini yapandır

    [108] Ama mutlu olanlar cennettedirler, Rabbinin diledigi sureden baska, gokler ve yer durdukca onlar orada ebedi kalacaklardır; kesintisiz bir lutuf olmak uzere

    [109] O halde sakın sunların ibadet edislerinden supheye dusme! Onlar, yalnızca onceden atalarının taptıkları gibi tapıyorlar. Biz de mutlaka nasiplerini kendilerine tamamiyle verecegiz

    [110] Andolsun ki, Musa´ ya kitabı verdik de onda anlasmazlıga dusuldu. Rabbinden onceden verilmis bir soz olmasaydı, kesinlikle aralarında hukum verilmis, bitmis olurdu. Onlar ise bundan kuskulu bir suphe icindedirler

    [111] Gercekten her biri oyle kimselerdi ki, Rabbin onlara yaptıklarının karsılıgını mutlaka odeyecektir. Cunku O, butun yaptıklarından haberdardır

    [112] Onun icin emrolundugun gibi dogruluk et; sen ve beraberinde tevbe edenler de boyle olsun ve asırı gitmeyin! Cunku O, butun yaptıklarınızı gorur

    [113] Ve zulmedenlere meyl etmeyin; yoksa size ates dokunur. Allah´tan baska kayıranlarınız da yoktur;sonra kurtulamazsınız

    [114] Gunduzun iki tarafında ve gecenin gunduze yakın saatlerinde namaz kıl! Cunku iyilikler, kotulukleri giderir. Bu, algılaması olanlara bir oguttur

    [115] Ve sabret, cunku Allah iyi davrananların mukafatını ziyan etmez

    [116] Simdi sizden onceki devirlerden yeryuzunde bozgunculugu yasaklayan faziletli kimseler bulunmalıydı. Ancak onlardan, yalnızca kurtardıgımız pek az kimselerden baska yok. Zulmedenler ise kendisi ile sımartıldıkları refahın ardına dustuler ve hep suclu oldular

    [117] Rabbin ahalisi iyi gidisatlı olan o memleketleri haksızlık yapacak helak edecek degildi ya

    [118] Rabbin dileseydi, kesinlikle butun insanları bir tek ummet yapardı. Oysa ihtilaf edip duracaklardır

    [119] Ancak Rabbinin rahmeti ile bagısladıgı kimseler baska. Zaten onları bunun icin yarattı ve Rabbinin: «Andolsun ki, cehennemi tamamen cinlerden ve insanlardan dolduracagım!» sozu tamamen yerine geldi

    [120] Peygamberlerin haberlerinden kalbini kuvvetlendirecegimiz her turlusunu sana anlatıyoruz. Bu surede de sana gercek, mu´minlere bir ogut ve uyarı geldi

    [121] Iman etmeyenlere de ki: «Siz yerinizde sayarak, yapacagınızı yapın! Mutlaka biz de calısıyoruz

    [122] Bekleyin! Her halde biz de bekliyoruz.»

    [123] Bununla beraber goklerin ve yerin sırrını Allah bilir. Butun isler O´na dondurulur; yalnız O´na ibadet et ve O´na dayan! Rabbin yaptıgınızdan ve yapacagınızdan habersiz degildir

    Yûsuf

    Surah 12

    [1] Elif, Lam, Ra. Iste bunlar, sana apacık kitabın ayetleridir

    [2] Biz onu akıl erdirebilesiniz diye, bir Kur´an olmak uzere Arapca olarak indirdik

    [3] Biz sana bu Kuran´ı vahyetmekle kıssaların en guzelini anlatıyoruz. Dogrusu, senin bundan once hic haberin yoktu

    [4] Bir vakit Yusuf babasına: «Babacıgım, ben ruyada onbir yıldızla gunesi ve ayı gordum. Gordum ki, onlar bana secde ediyorlar.» dedi

    [5] Babası: «Yavrum, ruyanı kardeslerine anlatma, sonra sana bir tuzak kurarlar; cunku seytan, insana belli bir dusmandır

    [6] Iste boyle. Rabbin seni sececek, sana olayların yorumuna ait bilgiler ogretecek ve hem sana ve hem de Ya´kub soyuna, bundan once ataların Ibrahim ve Ishak´a tamamladıgı gibi nimetini tamamlayacaktır. Suphe yok ki, Rabbin herseyi bilendir, hikmet sahibidir.» dedi

    [7] Yuceligim hakkı icin Yusuf ve kardeslerinde soranlara ibret olacak deliller vardı

    [8] Cunku kardesleri: «Kesinlikle Yusuf ve kardesi, babamıza bizden daha sevgilidir. Oysa biz birbirine sargın bir topluluguz. Dogrusu babamız belli ki, yanılıyor

    [9] Yusuf´u oldurun veya bir yere atın ki, babanızın yuzu size kalsın ve ondan sonra dogru durust bir topluluk olasınız!» dediler

    [10] Iclerinden biri: «Yusuf´u oldurmeyin de bir kuyu dibinde bırakın ki, onu gecen bir kervan bulup alsın; eger yapacaksanız boyle yapın!» dedi

    [11] Vardılar babalarına: «Ey babamız, neden sen, Yusuf hakkında bize guvenmiyorsun? Oysa biz onun iyiligini isteyenleriz

    [12] Yarın onu bizimle gonder, gezsin oynasın. suphesiz biz onu gozetiriz.» dediler

    [13] Babası: «Onu goturmeniz, beni mutlaka uzer ve korkarım, onu kurt yer, haberiniz olmaz!» dedi

    [14] Onlar: «Andolsun, biz boylesine birbirine sargın bir topluluk iken onu kurt yerse, o taktirde biz husran cekeriz!» dediler

    [15] Yusuf´u alıp goturdukleri ve onu kuyunun dibine koymaya karar verdikleri zaman, Biz ona: «Andolsun ki, sen onlara, hic farkında degillerken, bu islerini haber vereceksin!» diye vahyettik

    [16] Yatsı vaktinde aglayarak babalarına geldiler

    [17] Ey babamız, biz gittik yarısıyorduk, Yusuf´u esyamızın yanında bırakmıstık; bir de baktık ki, onu kurt yemis. Simdi biz dogru da soylesek sen bize inanmazsın! dediler

    [18] Bir de gomleginin uzerinde yalan bir kan getirdiler. Babaları: «Hayır, nefisleriniz sizi aldatmıs, boyle bir ise sevketmistir. Artık bana dusen guzelce sabretmektir. Sizin soyledikleriniz karsısında yardımına sıgınılacak Allah´tır ancak!» dedi

    [19] Oteden bir kervan gelmis, sucularını gondermislerdi; vardı, kovasını saldı ve: «A, mujde, bu bir erkek cocuk!» dedi. Onu tutup bir ticaret malı olarak gizlediler. Allah ise, ne yapacaklarını biliyordu

    [20] Onu ucuz bir fiyatla birkac dirheme sattılar. Onu yanlarında tutmaya isteksiz bulunuyorlardı

    [21] Mısırda onu satın alan kisi karısına: «Ona iyi bak, belki bize yararı olur, ya da onu evlat ediniriz.» dedi.Bu sekilde Yusuf´u orada yerlestirdik, kendisine olayların yorumuna dair bilgiler ogretelim diye. Allah, yaptıgı iste ustun bir guce sahiptir, fakat insanların cogu bilmezler

    [22] Kıvamına geldigi zaman, Biz ona bir nufuz ve peygamberlik bilgisi verdik. iste Biz, iyi hareket edenlere boyle karsılık veririz

    [23] Derken evinde bulundugu hanım, bunun nefsinden kam almak istedi (onu birlikte olmaya cagırdı) ve kapıları kilitledi; «Haydi gel, seninim!» dedi. O: «Allah´a sıgınırım, dogrusu O, benim efendim, bana iyi baktı ve gercek su ki, zalimler iflah olmaz.» dedi

    [24] Hanım gercekten ona niyetini kurmustu, eger Rabbinin acık delilini gormeseydi o da ona kurmus gitmisti. Biz ondan kotulugu ve fuhusu uzaklastıralım diye, boyle oldu. Gercekten o, Bizim ihlasa mazhar edilmis has kullarımızdandır

    [25] Ikisi de kapıya kosustular, hanım onun gomlegini arkasından yırttı ve kapının yanında hanımın beyine rastladılar. Hanım: «Senin karına fenalık yapmak isteyenin cezası, zindana konulmaktan veya acı bir azaptan baska ne olabilir?» dedi

    [26] Yusuf: «O, kendisi beni birlikte olmaya cagırdı!» dedi. Hanımın akrabasından bir sahit soyle sahitlik etti: «Eger gomlegi onden yırtılmıs ise, hanım dogru soylemistir, bu yalancılardandır

    [27] Yok eger gomlegi arkadan yırtılmıssa hanım yalan soylemistir, bu dogrulardandır.»

    [28] Gomleginin arkadan yırtılmıs oldugunu gorunce: «Anlasıldı, o, siz kadınların tuzaklarından biridir; gercekten sizin tuzagınız cok buyuktur

    [29] Yusuf, sakın bundan soz etme; sen de kadın, gunahının bagıslanmasını dile; sen gercekten buyuk gunahkarlardan oldun!» dedi

    [30] Sehirdeki bir takım kadınlar da: «Azizin karısı delikanlısının nefsinden murat istiyormus (onunla birlikte olmak istiyormus), onun askından yureginin zarı catlamıs; karı besbelli cıldırmıs!» dediler

    [31] Onların gizliden gizliye dedikodularını duyunca, onlara bir davetci gonderdi, onlar icin dayalı doseli bir sofra hazırladı, her birine bir bıcak verdi ve: «Cık karsılarına!» dedi. Kadınlar onu gorur gormez cok buyuttuler, kendi ellerini dogradılar ve: «Hasa, Allah icin bu bir insan degil, ancak degerli bir melektir!» dediler

    [32] Dedi ki: «Iste beni, hakkında kınadıgınız, bu delikanlı! Yemin ederim ki, ben onunla birlikte olmak istedim de o, iffetini koruyup bana yanasmadı. Yine yemin ederim ki, eger emrimi yerine getirmezse mutlaka zindana atılacak ve mutlaka zillete ugrayanlardan olacaktır!»

    [33] Yusuf: «Ey Rabbim, zindan bana bunların davet ettikleri isten daha sevimlidir. Eger sen, bu kadınların tuzaklarını benden uzaklastırmazsan, ben onların sevdasına duser, cahillerden olurum.» dedi

    [34] Bunun uzerine Rabbi duasını kabul buyurup onların tuzaklarını ondan uzaklastırdı. Muhakkak O, herseyi isiten, herseyi bilendir

    [35] Sonra bu kadar delili gordukleri halde onlar, onu mutlaka bir sure icin zindana atma gorusune vardılar

    [36] Onunla birlikte zindana iki delikanlı daha girdi. Birisi: «Ruyada kendimi sarap sıkarken goruyorum.» dedi. Digeri: «Ben, ruyada kendimi basımın ustunde bir ekmek gotururken goruyorum, ondan kuslar yiyor. Bize bunun tabirini haber ver; cunku biz seni iyilik sevenlerden goruyoruz.» dedi

    [37] Yusuf soyle dedi: «Size yiyeceginiz bir yemek gelecek ya, iste, o gelmeden once kesinlikle ben size bunun tabirini bildirmis olurum. Bu, bana Rabbimin ogrettiklerindendir. Cunku ben, Allaha inanmayan ve hepsi ahireti inkar eden bir toplululugun dinini bıraktım.»

    [38] Ve atalarım Ibrahim, Ishak ve Ya´kub´un dinine uydum. Bizim Allah´a hicbir seyi ortak kosmamız olamaz. Bu, Allah´ın bize ve insanlara bir lutfudur, fakat insanların cogu sukretmezler

    [39] Ey zindan arkadaslarım, birbirinden ayrı bircok tanrılar mı, yoksa hepsinden ustun kahredici bir Allah mı daha hayırlıdır

    [40] O´ndan baska taptıklarınız, sizin ve atalarınızın takmıs oldugu bir takım kuru isimlerden ibarettir; yoksa Allah, onlara oyle bir saltanat indirmemistir. Hukum ancak Allah´ındır. O, size kendisinden baskasına tapmamanızı emretti. Dogru ve sabit din budur, fakat insanların cogu bilmezler

    [41] Ey zindan arkadaslarım, gelelim ruyanıza: «Biriniz, efendisine yine sarap sunacak, digeri asılacak ve kuslar basından yiyecek; iste fetvasını istediginiz mesele halledildi!» dedi

    [42] Birde bu ikisinden kurtulacagını sandıgı kisiye: «Efendinin yanında beni an!» dedi. Ona da seytan, efendisinin yanında anmayı unutturdu da yıllarca zindanda kaldı

    [43] Bir gun hukumdar: «Ruyamda yedi arık inegin yemekte oldugu yedi semiz inek ve yedi yesil basakla diger yedi kuru basak goruyorum. Ey efendiler, eger ruya tabir ediyorsanız, bana ruyamı halledin!» dedi

    [44] Dediler ki: «Ruya dedigin, demet demet hayallerdir, biz ise hayallerin tabirini bilmiyoruz.»

    [45] Iki zindan arkadasından kurtulmus olan, uzun sure sonra hatırladı ve: «Ben size onun tabirini haber veririm, hemen beni gonderin!» dedi

    [46] Gelip: «Yusuf, ey dosdogru kisi, «yedi semiz inek, bunları yedi arık inek yiyor ve yedi yesil basakla diger yedi kuru basak» ruyasını bize tabir et, umit ederim ki, o insanların yanına cevapla donerim, ola ki, degerini bilirler» dedi

    [47] Dedi ki: «Yedi yıl adetiniz uzere ekeceksiniz, bictiklerinizi biraz yiyeceginiz haric olmak uzere, basagında bırakın

    [48] Sonra onun arkasından yedi kurak yıl gelecek, saklayacagınız az bir miktar haric, once biriktirdiklerinizi yiyip bitirecek

    [49] Sonra onun arkasından halkın sıkıntıdan kurtulacagı, sıkıp sagacagı bir yıl gelecek.»

    [50] Bunu duyan hukumdar: «Getirin bana onu» dedi. Bunun uzerine ona gonderilen adam gelince Yusuf: «Haydi efendine don de sor ona, ellerini dograyan kadınların maksatları neymis? Suphesiz ki, Rabbin onların hilelerini cok iyi bilir.» dedi

    [51] Hukumdar o kadınlara: «Derdiniz neydi ki, o zaman Yusuf´un nefsinden murad almaga, onunla birlikte olmaya kalkıstınız?» dedi. Onlar: «Hasa, Allah icin biz onun aleyhine bir kotuluk bilmiyoruz!» dediler. Azizin karısı: «Simdi gercek ortaya cıktı; onun nefsinden ben kam almak istedim. O ise kesinlikle dogru soyleyenlerdendir.» dedi

    [52] Bundan maksadım, benim ona gercekten gıyabında hıyanet etmedigimi ve Allah´ın kesinlikle hainlerin hilesini basarıya ulastırmayacagını bilmesini saglamaktı

    [53] Nefsimi temize de cıkarmıyorum, cunku nefis kotulugu emreder; meger Rabbim rahmetiyle bagıslaya, cunku Rabbim cok bagıslayan, cok merhamet edendir.»

    [54] Hukumdar da dedi ki: «Onu bana getirin, kendime musavir yapayım.» Bunun uzerine onunla konusunca da: «Sen bugun yanımızda gercekten bir mevki sahibi ve guvenilir bir kisisin.» dedi

    [55] Dedi ki: «Beni ulke hazineleri uzerine memur et, cunku ben iyi korur, iyi bilirim!»

    [56] Ve iste boylece Yusuf´u o ulkede yerlestirdik; neresinde isterse makam tutuyordu. Biz rahmetimizi diledigimize nasip ederiz. Ve iyi davrananların mukafatını zayi etmeyiz

    [57] Ahiret mukafatı, iman edip takva yolunu tutanlar icin elbette daha hayırlıdır

    [58] Birden Yusuf´un kardesleri cıkageldiler; gelip yanına girdiler; hemen onları tanıdı, onlar ise onu tanımıyorlardı

    [59] Onların butun hazırlıklarını tamamladıgında dedi ki: «Bana sizin baba bir kardesinizi getirin! Goruyorsunuz ya, ben olcegi tam olcuyorum ve ben konukseverlerin en yaranısıyım

    [60] Eger onu bana getirmezseniz, artık benim yanımda size zahire yok ve bana da yaklasmayım»

    [61] Dediler ki: «Herhalde onun icin babasından izin almaya calısırız ve muhakkak bunu yaparız.»

    [62] Yusuf usaklarına: «Sermayelerini yuklerinin icine koyuverin, belki ailelerine donduklerinde anlarlar, belki yine gelirler.» dedi

    [63] Boylece babalarına dondukleri vakit: «Ey babamız, bizden zahire yasaklandı. Bu kere kardesimizi bizimle beraber gonder ki olcup alalım ve muhakkak biz onu koruruz.» dediler

    [64] Babaları dedi ki: «Hic ben onu size inanır mıyım? Ya bundan once size kardesini inandıgım gibi olursa! En hayırlı koruyucu da Allah´tır. Ve O, merhamet edenlerin en merhametlisidir.»

    [65] Derken yuklerini actıklarında sermayelerini kendilerine iade edilmis buldular. Dediler ki: «Ey babamız, daha ne isteriz, iste sermayemiz de bize iade edilmis! Yine ailemize erzak getiririz, kardesimizi de koruruz, belki bir deve yuku fazla alırız ki bu (aldıgımız zaten) az bir sey

    [66] Dedi ki: «Kesinlikle onu sizinle beraber gondermem, ta ki hepiniz her taraftan kusatılmadıkca, onu mutlaka bana getireceginize dair Allah´a yemin edesiniz!» Soz verdikleri vakit dedi ki: «Allah soylediklerimize karsı vekildir!»

    [67] Dedi ki: «Yavrularım! Bir kapıdan girmeyin de ayrı ayrı kapılardan girin! Gerci ne yapsam, hicbir seyde Allah´ın takdirini sizden savamam! Hukum ancak Allah´ındır! Ben O´na tevekkul kıldım. Onun icin butun tevekkul edenler O´na tevekkul etmelidirler!»

    [68] Babalarının emrettigi yerden girdiklerinde o, onlardan Allah´ın takdirinden hicbir seyi savusturmuyordu; bu sadece Yak´ub´un icindeki bir istegi yerine getirmisti. Suphesiz o bir bilgiye sahipti, cunku biz kendisine ogretmistik. Fakat insanların cogu bunu bilmezler

    [69] Yusuf´un yanına girdikleri vakit, kardesini yanına aldı ve: «Haberin olsun ben senin kardesinim, sakın yapacaklarına gocurgenme (uzulme)!» dedi

    [70] Sonra onların butun hazırlıklarını yaptıgı vakit, su kabını kardesinin yuku icine koydu, sonra da bir cagırıcı: «Ey kafile, siz kesinlikle hırsızlık yapmıssınız!» diye seslendi

    [71] Bunlara donduler ve: «Ne arıyorsunuz?» dediler

    [72] Dediler ki «Hukumdarın su kabını arıyoruz. Onu getirene bir deve yuku bahsis var ve ben ona kefilim.»

    [73] Allah´a yemin ederiz, kesin olarak bilirsiniz ki, biz bu ulkede fesat cıkarmak icin gelmedik; hırsız da degiliz! dediler

    [74] Simdi yalancı cıkarsanız cezası ne? dediler

    [75] Dediler ki «Cezası kimin yukunde cıkarsa, iste o onun cezası! Biz zalimlere boyle ceza veririz!»

    [76] Bunun uzerine (Yusuf) kardesinin kabından once, onların kaplarını aramaya basladı, sonra onu kardesinin kabından cıkardı, iste Yusuf icin boyle bir tedbir yaptık! Melik´in kanununa gore kardesini alıkoymasına care yoktu. Ancak Allah´ın dilemesi baska! Biz diledigimizi derecelerle yukseltiriz ve her ilim sahibinin ustunde bir bilen vardır

    [77] Dediler ki: «Eger o calmıssa, bundan once bir kardesi de calmıstı.» O vakit Yusuf bunu icine attı ve onlara belli etmeden: «Siz cok kotu bir durumdasınız, ne isnat ettiginizi Allah cok iyi biliyor.» dedi

    [78] Dediler ki: «Ey sanlı Aziz, emin ol ki, bunun cok yaslı bir babası var; onun icin yerine birimizi al: cunku biz seni iyilik edenlerden goruyoruz!»

    [79] Dedi ki: «Allah saklasın, esyamızı yanında buldugumuz kisiden baskasını tutmamızdan Allah korusun! Cunku biz o takdirde zulmetmis oluruz.»

    [80] Ne zaman ki ondan umit kestiler, fısıldasarak cekildiler. Buyukleri dedi ki: «Babanızın, aleyhinizde Allah´tan soz almıs oldugunu, bundan oncede Yusuf hakkında yaptıgınız kusuru bilmiyor musunuz? Ben artık babam izin verinceye veya Allah hakkımda bir hukum verinceye kadar buradan ayrılmam; O, hukum verenlerin en hayırlısıdır.»

    [81] Siz donun de babanıza deyin ki: «Ey babamız, inan ki oglun hırsızlık yaptı. Biz ancak bildigimize sahitlik ediyoruz, yoksa gaybın bekcileri degiliz

    [82] Hem bulundugumuz sehir halkına, hem de icinde geldigimiz kafileye sor. Ve emin ol ki biz, kesinlikle dogru soyluyoruz.»

    [83] Babaları dedi ki: «Yok sizi nefsiniz aldatmıs; artık (bana dusen) guzel bir sabır! Umulur ki Allah bana hepsini birden getirir. Gercek su ki, herseyi bilen O´dur, her yaptıgını bir hikmete gore yapan O´dur.»

    [84] Ve onlardan yuzunu cevirdi de: «Ey Yusuf´un ustunde titreyen tasam!» dedi ve uzuntuden gozlerine ak dustu; artık yutkunuyor, yutkunuyordu

    [85] Dediler ki: «Hala Yusuf´u anıp duruyorsun, vallahi sonunda kederden eriyeceksin veya helak olanlara karısacaksın!»

    [86] Dedi ki: «Ben dolgunlugumu ve uzuntumu ancak Allah´a sikayet ederim ve Allah tarafından sizin bilemeyeceginiz seyleri bilirim

    [87] Ey ogullarım, haydi gidiniz de Yusuf ile kardesini bulmak icin arastırınız; Allah´ın rahmetinden umit kesmeyiniz; cunku Allah´ın rahmetinden umidini kesen ancak kafirler guruhudur.»

    [88] Bunun uzerine Yusuf´un huzuruna girdikleri vakit dediler ki: «Ey sanlı Aziz! Bize ve ailemize darlık ve sıkıntı bastırıverdi, onemsiz bir sermaye ile de geldik. Yine bize erzakımızı tam olcu ver ve bize biraz da sadaka ver; cunku Allah sadaka verenlere mukafatını verir!»

    [89] Dedi ki: «Cahilliginizde siz Yusuf ile kardesine ne yaptıgınızı biliyor musunuz?»

    [90] «A a.! Sen Yusuf musun?» dediler. Ben Yusuf´um, bu da kardesim! Allah bize lutfuyla iyilikte bulundu; bir gercektir ki, kim Allah´tan korkar ve sabrederse, muhakkak Allah iyilerin mukafatını zayi etmez.» dedi

    [91] Dediler ki: «Vallahi, seni Allah bize ustun kıldı. biz dogrusu buyuk suc islemistik!»

    [92] Yusuf dedi ki: «Bugun size karsı kınama yok; Allah sizi magfiretiyle bagıslar! O, merhamet edenlerin en merhametlisidir

    [93] Simdi siz benim su gomlegimi goturun de babamın yuzune bırakın, gozu acılır. Ve butun ailenizle toplanıp bana gelin!»

    [94] Ne zaman ki, bu taraftan kervan ayrıldı, oteden babaları dedi ki: «Dogrusu ben bana bunaklık yakıstırmasına kalkmazsanız gercekten Yusuf´un kokusunu duyuyorum, eger bunak demezseniz!»

    [95] Dediler ki: «Vallahi sen gercekten eski saskınlıgında devam ediyorsun!»

    [96] Fakat ne zaman ki gercekten mujdeci geldi, gomlegi yuzune bıraktı, gozu acılıverdi. «Ben size demedim mi, ben Allah tarafından sizin bilmeyeceklerinizi bilirim ?» dedi

    [97] Dediler ki: «Ey bizim sefkatli babamız, bizim icin gunahlarımızın bagıslanmasını dile, bizler gercekten buyuk gunah islemistik!»

    [98] Dedi ki: «Sonra sizin icin Rabbime istigfar edecegim. Gercek su ki, cok bagıslayan O´dur, merhamet eden O´dur.»

    [99] Yusuf´un yanına vardıklarında, ana ve babasını kucakladı, yanına aldı ve: «Buyurun Allah´ın dilemesiyle Mısır´a guvenle girin!» dedi

    [100] Ana ve babasını taht uzerine cıkardı, hepsi Yusuf icin secdeye kapandılar. Yusuf da: «Ey babacıgım, iste bundan onceki ruyamın yorumu bu; gercekten Rabbim onu gerceklestirdi, cidden bana iyilikte bulundu; cunku beni zindandan cıkardı; seytan benimle kardeslerimin arasını durtusturdukten (bozduktan) sonra sizi colden buraya getirdi. Gercekten Rabbim, diledigi sey icin aldıgı tedbirde cok hos davranır. Gercek su ki, O, herseyi cok iyi bilen, her yaptıgın bir hikmete gore yapandır

    [101] Ey Rabbim, Sen bana mulkten bir nasip verdin ve bana ruyaların tabirinden bir ilim ogrettin. Gokleri ve yeri yaratan Rabbim, dunya ve ahirette benim velim Sensin! Benim ruhumu musluman olarak al ve beni iyiler arasına kat!» dedi

    [102] Iste bu gayb haberlerindendir ki sana onu vahiy yolu ile bildiriyoruz. Yoksa onlar yapacaklarına karar verip hile yaparlarken sen yanlarında degildin

    [103] Ve insanların cogu sen ne kadar cok arzu etsen de mumin degillerdir

    [104] Buna karsı onlardan bir ucret de istemiyorsun; O Kur´an butun alemlere ancak ilahi bir uyarıdır

    [105] Bununla beraber goklerde, yerde nice deliller vardır ki, yuz yuze gelirler de onlardan yuzlerini cevirerek gecerler

    [106] Onların pek cogu Allah´a ortak kosmaksızın iman etmezler

    [107] Yoksa bunlar, Allah´ın azabından; hepsini saracak bir belanın gelivermesinden veya farkında degillerken kendilerine ansızın kıyametin gelivermesinden guven icinde midirler

    [108] De ki: «Iste benim yolum budur; basiret uzere Allah´a davet ederim, ben ve bana uyanlar; Allah´ı tenzih ederim ve ben ortak kosanlardan degilim.»

    [109] Senden once gonderdigimiz peygamberler de ancak sehirler halkından kendilerine vahyettigimiz birtakım erkeklerdi. Simdi o yerde dolasmıyorlar mı? Kendilerinden once gelip gecenlerin akibetlerinin nasıl olduguna bir baksalar ya! Elbette ahiret evi korunanlar icin daha hayırlıdır. Hala aklınızı kullanmayacak mısınız

    [110] Nihayet peygamberler umitlerini kesecek hale geldikleri ve kendilerinin yalancı cıkarılmıs oldukları zannına kapıldıkları zaman, onlara yardımımız geldi ve dilediklerimiz kurtulusa erdirildi. Suclular toplulugundan ise azabımız geri cevrilmez

    [111] Gercekten onların kıssalarında akıllılar icin bir ibret vardır! Bu Ku´ran uydurulur bir soz degil, ancak kendi onundekinin tasdiki, herseyin acıklayıcısı ve iman edecek topluluk icin bir hidayet, bir rahmettir

    Ra'd

    Surah 13

    [1] Elif Lam Mim Ra. Iste bunlar sana o Kitab´ın ayetleridir ve sana Rabbinden indirilen gercegin ta kendisidir. Fakat insanların cogu iman etmezler

    [2] Allah O´dur ki goruyorsunuz gokleri direksiz yukseltti, sonra Ars uzerine hukumranlıgını kurdu, gunesi ve ayı emrine boyun egdirdi; herbiri belirli bir vakte kadar akıp gidiyor; herseyi yonetiyor ve ayetleri acıklıyor ki, Rabbinizin huzuruna cıkacagınıza kesin olarak inanasınız

    [3] Yine O, Odur ki, yere bir uzantı verdi, orada oturaklı daglar ve ırmaklar yaptı ve meyvelerin hepsinden onda iki cift yarattı; geceyi gunduze buruyup duruyor; muhakkak bunda dusunen bir topluluk icin deliller vardır

    [4] Yeryuzunde birbirine yakın kıtalar vardır; uzum bagları, ekinler, catallı, catalsız hurmalıklar; hepsi aynı su ile sulandıkları halde meyvelerinde birini digerine ustun kılıyoruz. Suphesiz bunda aklı olan bir topluluk icin deliller vardır

    [5] Eger sasıracaksan, iste sasılacak sey onların su lakırdısı: «Biz toprak oldugumuz vakit mi; gercekten biz mi yeni bir yaratılıs icinde bulunacagız?» iste bunlar Rablerini inkar edenlerdir, iste bunlar tomrukları boyunlarında ve iste bunlar cehennemliktirler, orada suresiz kalacaklardır

    [6] Bir de senden iyilikten once kotulugun gelmesini istiyorlar. Oysa onlerinde ornek olarak cezalar gelip gecti. Ve gercekten Rabbin, zulumlerine ragmen bagıslayıcıdır! Bununla beraber Rabbinin azabı cok siddetlidir

    [7] O kufredenler diyorlar ki: «Ona Rabbinden bambaska bir mucize indirilse ya!» Sen ancak bir uyarıcısın; her kavmin bir yol gostericisi vardır

    [8] Allah O bilir her disinin neye gebe oldugunu ve rahimlerin neyi eksiltip neyi artırdıgını; hersey O´nun katında bir olcu iledir

    [9] Gorunmeyeni ve goruneni bilendir; buyuktur, herseyden yucedir

    [10] Sizden sozu gizleyen ve acıga vuran; gece gizlenenle gunduz ortaya cıkan O´nun katında esittir

    [11] Herkes icin onunden ve arkasından takip eden melekler vardır, onu Allah´ın emriyle gozetirler. Muhakkak Allah bir topluluga verdigini onlar nefislerindekini bozmadıkca bozmaz! Bir topluluga da Allah bir kotuluk irade buyurdu mu artık onun geri cevrilmesine care bulunmaz. Onlar icin O´ndan baska bir vali de yoktur

    [12] Size korku ve umit icinde simsegi gosteren ve agırlıklı bulutları meydana getiren O´dur

    [13] Gok gurultusu O´na hamd ile tesbih eder; melekler de korkusundan. Yıldırımlar gonderir de onunla diledigini carpar; onlar ise Allah hakkında mucadele edip duruyorlar. Oysa O´nun gucu cok siddetlidir

    [14] Gercek dua ancak O´nadır; O´ndan baska yalvarıp durdukları ise, onlara hicbir seyle icabet etmezler. Onlar ancak agzına gelsin diye suya dogru iki avucunu acan kimseye benzer ki, su ona gelmez. Kafirlerin duası hep bir sapıklık icindedir

    [15] Oysa goklerde ve yerde ne varsa, ister istemez kendileri de golgeleri de sabah aksam Allah´a secde eder

    [16] De ki: «Goklerin ve yerin Rabbi kim?» Deki: «Allah!» Yine de ki: «Allah´tan baska kendilerine ne bir fayda, ne de bir zarar verme gucune malik olmayanları dost mu ediniyorsunuz!» De ki: «Hic kor ile goren bir olur mu, yahut karanlıklarla nur bir olur mu? Yoksa Allah´a O´nun yarattıgı gibi mahluklar yaratan ortaklar buldular da yaratma kendilerince birbirine benzer mi gorundu?» De ki: «Allah herseyin yaratıcısı ve O birdir, kahredicidir.»

    [17] Gokten bir su indirdi de vadiler kendi miktarınca sel oldu; sel de yuzune cıkan bir kopuk yuklendi. Bir zinet veya bir esya yapmak icin ateste uzerini korukledikleri madenlerden de onun gibi bir kopuk meydana gelir, iste Allah, hak ile batılı boyle carpıstırır. Fakat kopuk atılır gider insanlara faydası olan ise yerde kalır! Iste Allah boyle misaller verir

    [18] Rablerinin emrine uyanlara daha guzeli vardır. O´na uymayanlar ise, yeryuzunde olanların tamamı ve bunların bir katı da kendilerinin olsa, hepsini kurtulus fidyesi olarak verirlerdi. iste onlar! Hesabın kotusu onlar icindir; varacakları yer de cehennemdir; o ne kotu yataktır

    [19] Simdi Rabbinden sana indirilenin gercekten hak oldugunu bilen bir kimse, kor olan kimse gibi olur mu? Fakat bunu ancak akıl ve vicdanı temiz olanlar idrak eder

    [20] Onlar ki, Allah´a verdikleri sozu yerine getirirler ve antlasmayı bozmazlar

    [21] Ve onlar ki, Allah´ın, riayet edilmesini emrettigi haklara riayet ederler; Rablerine saygı besler ve hesabın kotu cıkmasından korkarlar

    [22] Ve onlar ki, Rablerinin rızasına ermek icin sabrederler, namazı dosdogru kılarlar, kendilerine verdigimiz rızıklardan gizli acık harcarlar ve kotulugu iyilik ile savarlar. Iste bunlar, dunya yurdunun akibeti onlara mahsustur

    [23] Adn cennetleri; onlara gireceklerdir; babalarından, eslerinden ve cocuklarından salih olanlarla birlikte, oyle ki, melekler her kapıdan yanlarına girerek diyecekler

    [24] «Selam sizlere, sabrettiginiz icin! Bakın dunya yurdunun ne guzel sonucu!»

    [25] Fakat Allah´a verdikleri sozu belgeledikten sonra bozanlar ve Allah´ın, birlestirilmesini emrettigi iliskileri koparanlar ve yeryuzunu fesada verenler; iste bunlar, lanet olsun onlara ve yurdun kotusu de onlara olsun

    [26] Allah, diledigi kimseye rızkı genisletir, daraltır da. Onlar ise dunya hayatı ile ferahlanmaktadırlar. Oysa dunya hayatı, ahiret hayatının yanında bir yol azıgından ibarettir

    [27] Yine o kufredenler diyorlar ki: «Ona Rabbinden bir mucize indirilseydi ya! De ki: «Gercekten Allah diledigi kimseyi sasırtıyor, kendisine gonul vereni de hidayete eristiriyor

    [28] Onlar, iman edip kalpleri Allah´ın zikriyle yatısan kimselerdir; evet Allah´ın zikri ile kalpler yatısır!»

    [29] Onlar ki iman etmis ve iyi isler istemektedirler; ne hos mutluluk onların, istikbal guzelligi de onların

    [30] Iste seni boyle kendilerinden once bircok ummetler gelip gecmis olan bir ummet icinde gonderdik ki onlar Rahman´ı inkar ederlerken, sen onlara karsı, sana vahyettigimiz Kitab´ı okuyasın. De ki: «O Rahman benim Rabbim, O´ndan baska ilah yoktur; ben O´na dayandım, tevbem de O´nadır!»

    [31] Kendisiyle dagların yurutuldugu veya yerin parcalandıgı yahut kendisiyle olulerin konusturuldugu bir Kur´an olsaydı... Fakat butun emir Allah´ındır! Iman edenler, kafirlerden umidi kesip daha anlamadılar mı ki, Allah dileseydi elbette insanlara hep birden hidayet buyururdu; o kufredenler, onların kendi sanatları yuzunden baslarına musibet inip duracak ya da yurtlarının yakınına konacak. Nihayet Allah´ın va´di gelecek! Suphesiz ki Allah va´dinden sasırmaz

    [32] Andolsun ki senden onceki peygamberlerle alay edildi. Ben de o kufredenlere bir sure icin meydan verdim. Sonra da tuttum cezalandırdım! O vakit azabım nasıl olmustu

    [33] Boylece herkesin butun kazancını gozetim altına alan zat (Allah) hic inkar edilir mi? Tuttular Allah´a ortaklar kostular. De ki: «Soyleyin bakalım onların isimlerini!» O´na yeryuzunde bilmedigi bir sey mi haber vereceksiniz, yoksa anlamı olmayan sadece kuru bir laf mı? Dogrusu kufre saplananlara hileleri hos gosterildi ve dogru yoldan saptırıldılar. Allah her kimi saptırırsa artık onu yola getirecek yoktur

    [34] Onlara dunya hayatında bir azap vardır. Ahiret azabı ise elbette daha zorlu. Onları Allah´tan koruyacak da yoktur

    [35] Takva sahiplerine va´dolunan cennetin misali soyledir Altından ırmaklar akar, yemisleri devamlıdır, golgesi de... Iste bu, takva yolunu tutanların akıbetidir. Kafirlerin sonu ise atestir

    [36] Biz de kendilerine kitap verdiklerimiz, sana indirilen bu Kur´an ile sevinc duyuyorlar. Muhalif hiziplerden, bazısını inkar edenler de vardır. De ki: «Ben ancak Allah´a kulluk etmekle ve O´na sirk kosmamakla emrolundum; ben O´na davet ediyorum, varacagım O

    [37] Ve iste Biz o Kur´an´ı Arapca bir hukum olmak uzere indirdik. Andolsun ki eger sen, sana vahiyle gelen bu ilimden sonra onların arzularına uyacak olursan, sana Allah´tan ne bir dost vardır, ne de bir koruyucu

    [38] Andolsun ki, Biz senden once de peygamberler gonderdik; onlara da esler ve cocuklar verdik. Allah´ın izni olmadıkca bir mucize getirmek, hicbir peygamberin haddi degildir. Her ecel icin bir yazı vardır

    [39] Allah diledigini siler, diledigini oldugu gibi bırakır; Ana kitap O´nun katındadır

    [40] Onlara yaptıgımız tehdidin bir kısmını sana kesinlikle gostersek de yahut seni, onu gormeden vefat ettirsek de muhakkak sana dusen teblig etmek, hesap ise bize aittir

    [41] Gormuyorlar mı ki, biz yeri etrafından eksiltip duruyoruz? Ve Allah oyle hukmunu icra eder ki, hukmunu degistirecek yoktur. O cok hızlı hesap gorur

    [42] Evet onlardan oncekiler de hile yaptılar, fakat sonucta butun hile Allah´ındır. Herkesin ne kazandıgını O bilir! Yarın bu dunyanın akibetinin kime ait oldugunu kafirler de bilecekler

    [43] O kufredenler: «Sen peygamber degilsin.» diyorlar. De ki: «Benimle sizin aranızda sahit olarak Allah yeter, bir de yanında kitap ilmi bulunan!»

    İbrâhîm

    Surah 14

    [1] Elif Lam Ra. Bir kitap sana indirdik ki, insanları Rablerinin izni ile karanlıklardan nura cıkarasın; dogruca o yuce ve ovulmeye layık olanın yoluna ki, butun izzet ve hamd O´nundur

    [2] O Allah´ in (yoluna) ki, goklerde ve yerde ne varsa hepsi O´nundur; siddetli bir azaptan dolayı vay kafirlerin haline

    [3] Onlar ki dunya hayatını sevip ahirete tercih ederler; Allah´ ın yolundan cevirirler ve onun egrilmesini isterler. Iste bunlar cok uzak bir sapıklık icindedirler

    [4] Ve biz her gonderdigimiz peygamberi, ancak bulundugu kavminin diliyle gonderdik ki, onlara iyice acıklasın; sonra da Allah diledigini sapıklık icinde bırakır, diledigini de hidayete erdirir. Ve O, oyle herseye galip, tam hukum sahibidir

    [5] Andolsun ki, Musa´yı mucizelerimizle: «Kavmini karanlıklardan nura cıkar ve onlara Allah gunleri ile ogut ver!» diye gonderdik. Suphesiz ki, bunda cok sabreden, cok sukreden herkes icin bircok ibretler vardır

    [6] Ve o vakit Musa kavmine demisti ki: «Allah´ın uzerinizdeki nimetini anın! Bir vakit sizi Firavun´nun adamlarından kurtardı ki, sizi iskencenin kotusune peyliyorlar ve ogullarınızı bogazlayıp kadınlarınızı diri tutmak istiyorlardı. Ve bunda Rabbinizden size buyuk bir imtihan vardı

    [7] Ve dusunun ki Rabbiniz soyle buyurmustu: «Andolsun ki, sukrederseniz elbette size nimetimi artırırım ve eger nankorluk ederseniz haberiniz olsun ki, azabım cok siddetlidir!»

    [8] Musa dedi ki: «Siz ve yeryuzunde bulunanların hepsi nankorluk etseniz, su bir gercek ki, Allah hepinizden mustagni ve zatında ovguye layıktır.»

    [9] Size, sizden once gelip gecenlerin haberleri gelmedi mi? Nuh, Ad ve Semud kavminin ve onlardan sonrakilerin ki, ayrıntılarını ancak Allah bilir! Onlara peygamberleri acık delillerle geldiler de onlar, ellerini agızlarına ittiler ve: «Biz, sizinle gonderilen seyi tanımıyoruz ve biz, bizi davet ettiginiz seyden kuskulu bir suphe icindeyiz.» dediler

    [10] Peygamberleri dedi ki: «Hic gokleri ve yeri yaratan Allah hakkında suphe edilir mi? O sizi, gunahlarınızı bagıslamak icin cagırıyor ve belirli bir sureye kadar size musaade ediyor.» Onlar da: «Siz de bizim gibi bir insansınız, bizi babalarımızın taptıklarından cevirmek istiyorsunuz. O halde bize acık bir delil getiriniz!» dediler

    [11] Peygamberleri onlara: «Evet biz de ancak sizin gibi bir beseriz, fakat Allah kullarından diledigine nimetini lutfeder ve Allah´ın izni olmadıkca size bir mucize ve delil getirmek bizim haddimiz degildir. Ve muminler artık Allah´a dayanıp guvenmelidir

    [12] Ve biz ne diye. Allah´a guvenip dayanmayalım ki, O, bizlere yollarımızı dosdogru gosterdi. Ve kesinlikle bize yaptıgınız eziyetlere karsı da sabredecigiz; tevekkul edenler hep Allah´a guvenip dayanmalıdır»

    [13] Inkar edenler de peygamberlerine dediler ki: «Ya mutlaka sizi topragımızdan cıkaracagız yahut milletimize donersiniz!» Rableri de onlara soyle vahyetti: «Kesinlikle zalimleri helak edecegiz

    [14] Ve arkalarından sizi o yere yerlestirecegiz, iste bu, makamımdan ve tehdidimden korkan icin va´dimdir!»

    [15] O zaman peygamberler hem futuhat istediler. hem de husrana ugradı her zorba inatcı

    [16] Arkasından da cehennem! Ve irin suyundan sulanacak

    [17] Yutmaya calısacak, bogazından geciremeyecek, her taraftan ona olum gelecek, oysa olmeyecek, arkasından da siddetli bir azap

    [18] Rablerine kufredenlerin misali soyledir: Amelleri fırtınalı bir gunde ruzgarın siddetle savurdugu bir kule benzer; kazandıklarından hicbir sey ellerine gecmez! Iste asıl o uzak sapıklık budur

    [19] Gormedin mi Allah gokleri ve yeri hikmetle yaratmıs; dilerse sizi giderir, yepyeni bir halk getirir

    [20] Ve Allah´ a gore bu onemli bir sey degildir

    [21] Bir de hepsi toplanarak Allah´ın huzuruna cıkarılacaktır; zayıflar buyukluk taslayanlara soyle diyecekler: «Bizler sizlere uymustuk; simdi siz, Allah´ın azabından zerrece bir seyi bizden savabilir misiniz?» «Allah bize hidayet etseydi, ebette sizi hidayete erdirirdik. simdi bizler sızlansak da sabretsek de farketmez; bizim icin kurtulus yoktur!» diyeceklerdir

    [22] Is bitince seytan da der ki: «Allah size gercek olanı va´detti; ben de bir va´d yaptım, size karsı yalancı cıktım! Zaten benim size karsı bir gucum yoktu; ancak sizi cagırdım, siz de bana uydunuz; o halde beni kınamayınız, kendinizi kınayınız! Ben sizi kurtaramam, siz de beni kurtaramazsınız. Bundan once de ben, sizin beni Allah´a ortak kosmanızı tanımamıstım; muhakkak ki, zalimlerin hakkı acı bir azaptır!»

    [23] Iman edip iyi ve yaralı isler isleyenler ise, altından ırmaklar akan cennetlere konulmuslardır. Rablerinin izniyle orada ebedi olarak kalacaklardır; orada saglık temennileri «Selam!» dır

    [24] Gordun ya Allah hos bir sozu, koku sabit, dalı gokte guzel bir agaca benzeterek nasıl temsil yaptı

    [25] Yemislerini Rabbinin izniyle her zaman verir! Ve Allah, insanlara boyle misaller sunar ki, kavrayıp dusunsunler

    [26] Cirkef bir sozun temsili de govdesi yerden koparılmıs habis bir agac gibidir ki, topragın ustunden cusselenmis, varlıgını surdurme imkanı yoktur

    [27] Allah iman edenleri hem dunyada, hem de ahirette degismeyen sozle saglamlastırır. Haksızlık edenleri ise sasırtır ve Allah, ne isterse onu yapar

    [28] Gormuyor musun o kimseleri ki Allah´ın nimetini nankorlukle degistirdiler ve kavimlerini helak yurduna kondurdular

    [29] Cehenneme, ona yaslanırlar, o ise ne kotu bir yerlesme yeridir

    [30] Allah´ın yolundan saptırmak icin Allah´a ortaklar uydurdular. De ki: «Keyfinize bakın, cunku gidisiniz atesedir!»

    [31] Soyle o iman etmis kullarıma: «Namazı kılsınlar ve kendilerini rızıklandırdıgımız seylerden gizli ve acık harcasınlar, kendisinde alım satım ve dostlugun bulunmayacagı gun gelmeden once

    [32] Allah, oyle bir Allah´tır ki, gokleri ve yeri yarattı; yukarıdan su indirip onunla size rızık olarak cesitli urunler cıkardı; emri geregi denizde seyretmesi icin size gemileri hizmetinize sundu; nehirleri de size amade kıldı

    [33] Sizin icin birbiri ardınca gunes ve ayı hizmetinize verdi; yine sizin icin gece ve gunduzu amade kıldı

    [34] Hem size istediginiz seylerin hepsinden verdi; oyle ki, Allah´ın nimetini saysanız onu bitiremezsiniz. Gercekten insan cok zalim, cok nankordur

    [35] Bir de Ibrahim´in soyle dedigi vakti hatırla: «Rabbim, bu sehri guvenli kıl! Beni ve ogullarımı putlara tapmaktan uzak tut

    [36] Rabbim, cunku onlar, insanlardan bir cogunu sasırttılar. Bundan boyle kim benim izimce gelirse, iste o bendendir; kim bana karsı gelirse artık Sen bagıslayan, merhamet edensin

    [37] Ey Rabbimiz, ben cocuklarımdan bir kısmını senin Beyt-i Haram´ının yanında, ekin bitmez bir vadiye yerlestirdim. Ey Rabbimiz, namazı kılsınlar diye; bundan boyle insanlardan bir kısmının gonullerini onlara dogru akıt ve onları bazı urunlerden rızıklandır; umulur ki sukrederler

    [38] Ey Rabbimiz, sen gizledigimiz ve acıga vurdugumuz herseyi muhakkak bilirsin. Yerde ve gokte hicbir sey Allah´a karsı gizli kalmaz

    [39] Bana ihtiyarlık halimde Ismail ile Ishak´ı lutfeden Allah´a hamdolsun; suphesiz ki Rabbim duayı isitiyor

    [40] Rabbim, beni namazı devamlı kılanlardan eyle; soyumdan da; ey Rabbimiz duamı da kabul buyur

    [41] Ey Rabbimiz, hesabın basa dikilecegi (gorulecegi) gun, beni, anamı, babamı ve butun muminleri bagısla!»

    [42] Bunları an ve sakın Allah´ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! O, onları sadece oyle bir gune erteliyor ki, o gun gozler belerir

    [43] Baslarını dikerek kosarlar, bakısları kendilerine donmez ve yureklerinin ici bombos hava kesilir

    [44] O azabın gelecegi gunu korkutarak haber ver! O zulmedenler o zaman diyecekler ki: «Ey Rabbimiz, yakın bir zamana kadar bize muhlet ver de davetine uyalım ve peygamberlerin izince gidelim!» Ama daha once yemin etmemis miydiniz, sizin icin zeval yok diye

    [45] Siz de kendilerine zulmedenlerin yurtlarına yerlestiniz; onlara neler yaptıgımız, size apacık belli oldu ve size ornekler verdik

    [46] Gercekten onlar, tuzaklarını kurdular; Allah katında da onlara tuzak var; isterse onların tuzakları dagları yerinden oynatacak olsun

    [47] O halde sakın Allah´ın, peygamberlerine verdigi sozden cayacagını sanma! Suphesiz Allah gucludur, intikam sahibidir

    [48] O gun yeryuzu baska bir yere donusturulur, gokler de... Ve hepsi o tek ve kahredici Allah icin fırlarlar

    [49] O gun sucluları birbirlerine catılı catılı bukagılara vurulmus gorursun

    [50] Gomlekleri katrandandır, yuzlerini de ates kaplar

    [51] Cunku Allah herkesi kazandıgı ile cezalandıracak! Bilin ki, Allah´ın hesabı cok cabuktur

    [52] Iste bu, insanlara acık bir tebligdir; hem bununla uyarılsınlar hem O´nun ancak bir tek ilah oldugunu bilsinler hem de akıl ve vicdanı temiz olanlar ogut alsınlar

    Hicr

    Surah 15

    [1] Elif, Lam, Ra. Bunlar iste sana Kitabın ve gercekleri acıklayan bir Kur´an´ın ayetleridir

    [2] Bir zaman gelecek, kufredenler, musluman olsaydılar diye arzu cekecekler

    [3] Bırak onları, yesinler, icsinler, keyif sursunler ve emel kendilerini oyalasın; sonra bilecekler

    [4] Biz, hicbir memleketi herhalde bilinen bir yazısı olmaksızın helak etmedik

    [5] Hicbir ummet, ecelini ne one alabilir, ne de erteleyebilir

    [6] Bir de Onlar: «Ey kendisine kitap indirilmis olan, sen mutlaka delisin

    [7] Eger dogru soyleyenlerden isen, getirsene o melekleri bize!» dediler

    [8] Biz, o melekleri ancak hak ile indiririz ve o zaman, onlara goz actırılmaz

    [9] Suphe yok ki, o Kur´an´ı Biz indirdik. Biz; her halde onu muhafaza da edecegiz

    [10] Yuceligime andolsun ki, senden once, gecmis topluluklar icinden de peygamberler gonderdik

    [11] Ve onlara hicbir peygamber gelmiyordu ki, onunla alay ediyor olmasınlar

    [12] Biz boylece sucluların kalplerine sokarız onu

    [13] Gecmis milletlerin basına gelenler onlerinde gecmisken yine de ona iman etmezler

    [14] Onlara gokten bir kapı acsak da oradan yukarı cıksalardı: «Herhalde gozlerimiz donduruldu; belki de biz buyuye tutulmus bir topluluguz.» diyeceklerdi

    [15] Onlara gokten bir kapı acsak da oradan yukarı cıksalardı: «Herhalde gozlerimiz donduruldu; belki de biz buyuye tutulmus bir topluluguz.» diyeceklerdi

    [16] Sanım hakkı icin biz, gokte burclar yaptık ve onu seyredenler icin susledik

    [17] Bir de onu lanetlenmis her seytandan koruduk

    [18] Ancak kulak hırsızlıgı yapan olursa, onu da parlak bir alev takip etmektedir

    [19] Yeri de doseyip yaydık, ona agır baskılar bıraktık ve onda olculu herseyden bitirdik

    [20] Orada size ve sizin rızıklarını vermediginiz kimselere gecim yolları sagladık

    [21] Hazineleri, Bizim yanımızda olmayan hicbir sey yoktur. Fakat Biz onu, ancak belirli bir olcu ile indiririz

    [22] Bir de asılayıcı ruzgarlar gonderdik de gokten bir su indirip sizi onunla suladık. Onu depolarda tutan da siz degilsiniz

    [23] Her halde Biz, kesinlikle hem hayat verir, hem oldururuz. Hepsine varis de Biziz

    [24] Andolsun ki icinizden one gecmek isteyenleri de geri kalmak isteyenleri de bilmekteyiz

    [25] Muhakkak Rabbin onları hep toplayacaktır. Gercekten O, hikmet sahibidir, herseyi bilendir

    [26] Gercekten Biz, insanı kuru bir camurdan, bicimlendirilmis bir balcıktan yarattık

    [27] Cini ise, daha once zehirleyici siddetli atesten yaratmıstık

    [28] Ve dusun o vakti ki, Rabbin meleklere: «Ben, kuru bir camurdan bicimlendirilmis bir balcıktan bir beser yaratacagım

    [29] Bunun icin, Ben onu muntazam bir insan kıvamına getirip icine ruhumdan ufledigim zaman, derhal onun icin secdeye kapanın!»

    [30] Bunun uzerine butun melekler hep birden secde ettiler

    [31] Ancak iblis, secde edenlerle beraber olmaktan kacındı

    [32] Allah: «Ey iblis, sen neden secde edenlerle beraber olmadın?» dedi

    [33] Iblis: «Benim, kuru bir camurdan, bicimlendirilmis bir balcıktan yarattıgın bir insana secde etmem olacak sey degildir!» dedi

    [34] Allah: «O halde cık oradan; cunku sen, artık kovulmussundur

    [35] Ve bu lanet ceza gunune kadar uzerindedir.» dedi

    [36] Iblis: «Ey Rabbim, oyle ise, bana onların kabirlerinden kaldırılacakları gune kadar muhlet ver!» dedi

    [37] Allah: «Haydi, sen bilinen zamanın gunune kadar muhlet verilenlerdensin!» dedi

    [38] Allah: «Haydi, sen bilinen zamanın gunune kadar muhlet verilenlerdensin!» dedi

    [39] Allah: «Ey Rabbim, beni azdırmana karsılık yemin ederim ki, kesinlikle ben yeryuzunde onlar icin tezyinat yapacagım ve hepsini azdıracagım

    [40] Ancak iclerinden ihlasa erdirilen kulların haric!» dedi

    [41] Allah: «Bu, ´Garanti ederim.´ dosdogru bir cadde.» dedi

    [42] Gercekten senin, benim o kullarım uzerinde hicbir hakimiyetin yoktur; ancak, azgınlardan sana uyanlar bunların dısındadır

    [43] Kesinlikle bunların topuna va´dedilen yer, cehennemdir

    [44] Onun yedi kapısı vardır. Her kapıya, onlardan bir grup ayrılmıstır

    [45] Elbette takva sahipleri, cennetlerde ve pınarlar icinde olacaklardır

    [46] «Rahatlık ve guvenlik icinde girin onlara!»

    [47] Sinelerindeki kinleri soymusuzdur, koskler uzerinde kardesler olarak karsı karsıya oturacaklardır

    [48] Orada kendilerine hicbir zahmet dokunmaz; onlar, oradan cıkarılacak da degillerdir

    [49] Kullarıma haber ver, benim gercekten cok bagıslayan ve merhamet eden oldugumu

    [50] bununla birlikte azabım da acı bir azaptır

    [51] Bir de onlara, Ibrahim´in misafirlerinden sozet

    [52] Onlar, onun yanına girdiklerinde «Selam!» dediler. Ibrahim: «Biz gercekten sizden korkuyoruz!» dedi

    [53] Onlar: «Korkma, sana ilim sahibi bir ogul mujdeliyoruz.» dediler

    [54] Ibrahim: «Beni mi mujdelediniz, bana ihtiyarlık gelip catmısken artık beni neye dayanarak mujdeliyorsunuz?» dedi

    [55] Onlar: «Biz seni gercek seyle mujdeledik; onun icin umidini kesenlerden olma!» dedi

    [56] Ibrahim: «Rabbimin rahmetinden sapıklıga dusenlerden baska kim umidini keser?» dedi

    [57] Ey elciler, bunun ardından goreviniz nedir? diye sordu

    [58] Onlar: «Haberin olsun, biz suclu bir topluluga gonderildik

    [59] Ancak, Lut ailesi baska; biz onların hepsini kesinlikle kurtaracagız

    [60] Yalnız karısı hakkında karar verdik; O, muhakkak kalacaklardandır

    [61] Elciler Lut ailesine geldikleri zaman

    [62] Lut: «Siz, gercekten urkulecek bir topluluksunuz.» dedi

    [63] Onlar: «Hayır, biz sana onların suphe edip durduklarını getirdik

    [64] Sana gercekle geldik, emin ol biz dogru soyleyenleriz

    [65] Hemen gecenin bir bolumunde aileni yola cıkar, sen de arkalarından git, icinizden hicbir kimse arkasına bakmasın ve emrolundugunuz yere gecin gidin!»

    [66] Ona kesin olarak su emri vahyettik: «Sabaha cıkarken sunların arkaları katiyyen kesilecek.»

    [67] Sehir halkı da haber alıp keyifle gelmislerdi

    [68] Lut onlara: «Aman ha, onlar benim konuklarımdır; artık beni rezil etmeyin

    [69] Allah´tan korkun, beni utandırmayım» dedi

    [70] Onlar: «Biz sana aleme karısmayı yasaklamadık mı?» dediler

    [71] Lut: «Iste sunlar kızlarım, eger yapacaksanız!» dedi

    [72] Resulum, omrune yemin ederim ki, gercekten onlar, sarhoslukları icinde ne halt ettiklerini bilmiyorlardı

    [73] Derken, gunes dogmaya baslarken onları, o sayha, korkunc ses tutuverdi

    [74] Derhal sehirlerinin ustunu altına getirdik ve balcıktan pisirilmis taslar yagdırdık uzerlerine

    [75] Elbette bunda dusunce ve anlayısı olanlara deliller vardır

    [76] Ve o harabe yol ustunde duruyor

    [77] Kesinlikle bunda imanı olanlar icin bir ibret vardır

    [78] Gercekten Eyke halkı da zalim kimselerdi

    [79] Onlardan da intikam aldık, ikisi de apacık onde bulunuyorlar

    [80] Gercekten Hicr halkı da peygamberleri yalanladılar

    [81] Biz onlara ayetlerimizi vermistik, fakat onlardan yuz ceviriyorlardı

    [82] Daglardan emniyetli emniyetli evler yontuyorlardı

    [83] Bunları da sabahleyin korkunc ses tutuverdi

    [84] Kazanmakta oldukları seylerin kendilerine hic faydası olmadı

    [85] Oyle ya, Biz gokleri, yeri ve aralarındakileri, ancak hak ve hikmete uygun olarak yarattık ve suphesiz o saat mutlaka gelecektir. Simdilik onlara iyi davran

    [86] Cunku senin Rabbin, herseyi yaratan, herseyi bilendir

    [87] Andolsun ki, sana namazlarda tekrarlanan yedi ayeti (Fatiha´yı) ve Yuce Kur´an´ı verdik

    [88] Sakın, o kafirlerden bir takımlarını zevkyab ettigimiz seylere goz atma, onlara karsı uzulme ve muminlere kanadını indir

    [89] Ve de ki: «Benim o apacık uyarıcı ben!»

    [90] Tıpkı o taksim edenlere indirdigimiz gibi

    [91] O Kur´an´ı kısım kısım ayıranlara

    [92] Rabbin hakkı icin, Biz onların hepsine mutlaka ve muhakkak butun yaptıklarını soracagız

    [93] Rabbin hakkı icin, Biz onların hepsine mutlaka ve muhakkak butun yaptıklarını soracagız

    [94] Simdi sen ne ile emrolunduysan, kafalarına catlat ve Allah ´a ortak kosanlara aldırma

    [95] Herhalde Biz, o alay edenlerin hakkından gelmek icin sana yeteriz

    [96] Allah ile birlikte baska bir ilah edinen o herifler bilirler gelecegi

    [97] Andolsun ki, onların sozlerine gercekten icinin sıkıldıgını biliyoruz

    [98] O halde Rabbine hamd ile tesbih et ve secde edenlerden ol

    [99] Ve sana olum gelinceye kadar Rabbine kulluk et

    Nahl

    Surah 16

    [1] Allah´ın emri geldi, sakın onun gelmesini cabuklastırmak istemeyin. O, kendisine ortak kostukları seylerden munezzeh, yuksek, cok yuksektir

    [2] Kullarından diledigine, kendi emrini vahyile melekleri indiriyor ve: «Su gercegi bildirin ki, Benden baska ilah yoktur, o halde Benden korkun!» buyuruyor

    [3] Gokleri ve yeri hikmetle yarattı. O, onların ortak kostuklarından yuksek, cok yuksektir

    [4] Insanı bir damla sudan yarattı. Bir de bakarsın ki O, acık bir dusman kesilmis

    [5] Hayvanları da yarattı, sizin icin onlarda bir ısınlık (ısıtacak seyler) ve bir takım menfaatler vardır. Hem de onlardan yersiniz

    [6] Aksam getirip sabah salarken onlarda sizin icin bir guzellik vardır

    [7] Agırlıklarınızı da yuklenir, yarı can olmadan varamayacagınız memleketlere kadar gotururler. Suphesiz Rabbiniz, cok sefkatli, cok merhametlidir

    [8] Hem binesiniz diye, hem de zinet olmak uzere atları, katırları ve esekleri de yarattı ve bilemeyeceginiz daha neler yaratacak

    [9] Yolu dogrultmak Allah´a aittir. Ondan sapan da vardır. Allah dileseydi hepinizi dogru yola erdirirdi

    [10] O´dur ki, gokten bir su indirdi, iceceginiz ondan saglanır, kendisinde hayvan yaydıgınız agac ve bitkiler ondan yetisir

    [11] Onunla size ekin, zeytin, hurmalıklar, uzumler ve turlusunden meyveler bitirir. Suphesiz ki bunda dusunecek bir topluluk icin bir ibret vardır

    [12] Yine geceyi, gunduzu, gunesi ve ayı sizin hizmetinize verdi. Butun yıldızlar da onun emrine boyun egmistir. Elbette bunda aklı olan bir topluluk icin ibretler vardır

    [13] Daha yeryuzunde turlu renklerle yarattıgı neler var sizin icin. Elbette bunda derin dusunenler icin bir ibret vardır

    [14] Yine taze bir et yiyesiniz ve icinden giyeceginiz zinet esyasını cıkarasınız diye, denizi emrinize veren O´dur. Gemilerin denizde suları yara yara akıp gittiklerini gorursun ve bu da lutfundan payınızı aramanız icindir, ola ki sukredersiniz

    [15] Bir de sizi calkalamasın diye yeryuzune agır baskılar bıraktı, dogru gidesiniz diye ırmaklar ve yollar yarattı

    [16] Ve isaretler koydu. Yıldızla da yollarını bulurlar onlar

    [17] Simdi hic yaratan, yaratmayan gibi olur mu? Artık siz, dusunmeyecek misiniz

    [18] Oysa Allah´ın nimetlerini saymak isteseniz, sayamazsınız. Herhalde O, cok bagıslayan, cok merhamet edendir

    [19] Allah, gizlediklerinizi de acıkladıklarınızı da bilir

    [20] Allah´tan baska yalvardıkları ise, hicbir sey yaratamazlar, zaten kendileri yaratılıp duruyorlar

    [21] Hep oludurler, diri degil. Ne zaman diriltileceklerinin de bilincinde degildirler

    [22] Ilahınız bir tek ilahtır; oyle iken ahirete inanmayanlar, kendilerini buyuk gorduklerinden, onların kalpleri inkarcıdır

    [23] Suphe yok ki, Allah onların ne gizlediklerini, ne acıkladıklarını hep bilir. Muhakkak O, kibirlenenleri sevmez

    [24] Onlara: «Rabbiniz ne indirdi?» denildiginde «Eskilerin masalları.» dediler

    [25] Sunun icin ki kıyamet gununde kendi gunahlarını tamamen yuklendikten baska, bilgisizlikleri yuzunden saptırdıkları kimselerin gunahlarından bir kısmını da yukleneceklerdir. Bak, ne fena yuk yukleniyorlar

    [26] Onlardan oncekiler, tuzaklar kurmuslardı. Allah da kurdukları binalarına temellerinden geldi (cokertti) de tavan tepelerinden uzerlerine coktu ve azap onlara farkedemedikleri bir yonden geldi

    [27] Sonra kıyamet gununde Allah, onları rezil edecek ve: «Hani, nerede o, kendileri ugrunda ayrılık cıkarıp dusman kesildiginiz ortaklarım? diyecek. Kendilerine ilim verilmis olanlar: «Gercekten bugun rusvaylık ve zillet kafirleredir.» derler

    [28] Melekler, kendilerine zulmetmis kimselerin canlarını alırken onlar: «Biz hicbir kotuluk yapmıyorduk.» diyerek teslim olurlar. Hayır, Allah sizin ne maksatla yaptıgınızı tamamen biliyor

    [29] Onun icin girin bakalım, ebedi kalmak uzere cehennemin kapılarından! Bak, kibirlenenlerin yeri ne kotu

    [30] Allah´tan korkup kotuluklerden sakınanlara: «Rabbiniz ne indirdi?» diye soruldugunda: «Hayır indirdi.» demislerdir. Bu dunyada iyi isler yapanlara guzel bir mukafat vardır. Elbette ahiret yurdu daha hayırlıdır. Takva sahiplerinin yurdu ne hos

    [31] Girecekleri yer altlarından ırmaklar akan Adn cennetleridir, orada butun diledikleri vardır; iste Allah takva sahiplerini boyle mukafatlandırır

    [32] Onlar ki, melekler, onların canlarını hosca davranarak alırlar. «Selam size, girin cennete, cunku calısıyordunuz.» derler

    [33] O kafirler, sadece kendilerine meleklerin gelmesini veya Rabbinin emrinin gelmesini beklerler, onlardan oncekiler de boyle yaptılar. Allah onlara zulmetmedi; fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı

    [34] Onun icin yaptıklarının fenalıkları baslarına musibet oldu ve alay ettikleri sey kendilerini sarıverdi

    [35] Bir de musrikler Allah dileseydi, ne biz, ne de atalarımız, O´ndan baska hicbir seye tapmazdık ve O´nun emri olmadan hicbir seyi yasaklamazdık! dediler. Bunlardan oncekiler de boyle yaptılar. Buna karsı peygamberin gorevi, acık bir tebligden baska birsey degildir

    [36] Andolsun ki: Biz, her ummete: «Allah´a kulluk edin ve Taguttan sakının!» diye uyaran bir peygamber gonderdik. Sonra iclerinden kimine Allah hidayet nasip etti, kimine de sapıklık hak oldu. Simdi yeryuzunde bir dolasın da peygamberlere yalancı diyenlerin sonunun ne oldugunu gorun

    [37] Sen onların dogru yolu bulmalarını asırı derecede istesen de kesinlikle Allah, sapıklıkta bırakacagı kimseleri dogru yola eristirmez; Onların yardımcıları da yoktur

    [38] Onlar: «Allah, olen kimseyi diriltmez.» diye olanca yeminleriyle Allah´a yemin ettiler. Hayır, dirilecektir, bu O´nun taahut ettigi gercek bir va´ddir; fakat insanların cogu bunu bilmezler

    [39] Allah, hakkında gorus ayrılıgına dustukleri gercegi kendilerine anlatması ve inkar edenlerin de kendilerinin yalancı olduklarını bilmeleri icin, onları dirilecektir

    [40] Bizim, herhangi birsey icin sozumuz onu murat ettigimiz zaman, yalnızca ona: «Ol!» dememizdir. O da hemen oluverir

    [41] Zulme ugradıktan sonra Allah ugrunda hicret edenlere gelince, kesinlikle onları dunyada guzelce yerlestirecegiz; ahiret mukafatı ise daha buyuktur, eger bilseler

    [42] Onlar ki, sabretmislerdir ve hep Rablerine dayanırlar

    [43] Senden once de peygamberler olarak yalnızca kendilerine vahy vermekte oldugumuz erkekler gonderdik. Bilmiyorsanız ilim sahiplerine sorun

    [44] Onları acık mucizelerle ve kitaplarla gondermistik. Sana da bu Kur´an´ı indirdik, insanlara kendilerine indirileni anlatasın diye. Belki dusunurler

    [45] Yoksa o fenalıkları yapmak icin tuzak kurup duranlar, Allah´ın kendilerini yerin dibine gecirmeyeceginden, hatır ve hayallerinden gecmeyen yonlerden kendilerine azabın gelmeyeceginden emin mi oldular

    [46] Ya da donup dolasırlarken kendilerini yakalayamayacagından? Onlar Allah´ı aciz bırakacak degillerdir

    [47] Veya kendilerini korkuta korkuta, eksilte eksilte alıvermesinden? Demek ki, Rabbiniz cok sefkatli, cok merhametlidir

    [48] Onlar, Allah´ın yarattıgı herhangi birseyi gormuyorlar mı? Bir baksalar ya, golgeleri saglarından, sollarından suruklenerek, Allah´a secdeler ederek donup dolasır

    [49] Goklerde ve yerde gerek canlı gerek melek kısmından ne varsa hepsi buyukluk taslamadan Allah´a secde ederler

    [50] Ustlerinden Rablerinin korkusunu duyarlar ve kendilerine her ne emredilirse yerine getirirler

    [51] Allah da buyurmustur ki: «Iki tanrı edinmeyin; O, ancak bir ilahtır. Onun icin Benden, yalnızca Benden korkun!»

    [52] Goklerde ve yerde ne varsa hepsi O´nundur. oyle iken, siz Allah´tan baskasından mı korkuyorsunuz

    [53] Sizde nimet olarak her ne varsa hepsi Allah´tandır. Sonra basınıza bir keder geldiginde de hep O´na feryat edersiniz

    [54] Sonra o kederi sizden kaldırdıgı zaman, icinizden bir kısmı derhal Rablerine ortak kosarlar

    [55] Kendilerine verdigimiz nimeti nankorluk ile karsılamak icin yaparlar bunu. Simdi zevk surun bakalım, yarın bileceksiniz

    [56] Bir de onlar kendilerine verdigimiz rızıklardan tutup o hicbir sey bilmeyen nesnelere bir pay ayırıyorlar. Allah´a andolsun ki, siz yaptıgınız iftiralardan mutlaka hesaba cekileceksiniz

    [57] Allah´a kızlar isnat ediyorlar O, bundan munezzehtir kendilerine ise canlarının istedigini

    [58] Oysa onlardan birine kız mujdesi verildiginde ofkesinden yuzu simsiyah kesiliyor

    [59] Verilen mujdenin kotu etkisiyle kavminden gizleniyor. Onu, hakarete katlanıp sag mı bırakacak, yoksa topraga mı gomecek? Bak, ne fena hukumler veriyorlar

    [60] Ahirete iman etmeyenler icin kotuluk ornegi sıfatlar vardır; en yuce sıfatlar ise Allah´ındır. O, gucludur, hikmet sahibidir

    [61] Sayet Allah insanları zulumleri ile cezalandırsaydı, yeryuzunde bir tek deprenen canlı bırakmazdı, fakat onları belirli bir sureye kadar erteler. Sure sonu geldiginde ise ne bir an erteleyebilirler, ne de one alabilirler

    [62] Onlar, kendilerinin hoslanmayacakları seyleri Allah´a isnat ediyorlar, dilleri de en guzel akıbetin kendilerinin olduguna ait yalan soyluyor. Dogrusu, onların hakkı sadece atestir ve onlar en onde gidecekler o atese

    [63] Allah´a andolsun ki, senden once bircok ummetlere peygamberler gonderdik, ne var ki, seytan onlara yaptıklarını guzel gosterdi. Bugun de onların dostudur. Onlar icin acı bir azap vardır

    [64] Biz, sana bu kitabı, yalnızca onlara ihtilaf ettikleri seyi acıklayasın ve iman edeceklere bir hidayet ve rahmet olsun diye indirdik

    [65] Allah gokten bir su indirdi de onunla yeri olumunden sonra diriltti. Suphesiz ki, bunda dinleyecek bir topluluk icin bir ibret vardır

    [66] Gercekten size sagmal hayvanlarda da bir ibret vardır. Biz, size onların kanlarındaki fıskı ile kan arasından, lezzetli ve icenlerin bogazlarından kolayca kayıp giden halis bir sut iciriyoruz

    [67] Hurma ve uzum agaclarının meyvelerinden de hem icki, hem de guzel bir yiyecek cıkarırsınız. Suphesiz ki, bunda aklını kullanan bir topluluk icin kesin bir ibret vardır

    [68] Rabbin bal arısına da soyle vahyetti: «Daglardan, agaclardan ve insanların kuracakları kovanlardan goz goz evler edin

    [69] Sonra butun meyvelerden ye ve Rabbinin kolay kıldıgı yollara koy.» Iclerinden cesitli renklerde bir icecek cıkar ki, onda insanlar icin sifa vardır. Suphesiz ki, bunda dusunen bir topluluk icin buyuk bir ibret vardır

    [70] Sizi, Allah yarattı, sonra O, sizi oldurur; icinizden kimi de bildiklerinden hicbir sey bilmez olsun diye, omrunun en kotu cagına kadar yasatılır. Suphesiz ki, Allah herseyi bilendir, her seye gucu yetendir

    [71] Allah, rızık bakımından kiminizi kiminize ustun kıldı. Fazla verilenler, rızıklarını ellerinin altındakilere vermiyorlar ki, esit olsunlar. Simdi Allah´ın nimetini inkar mı ediyorlar

    [72] Allah sizlere kendi cinsinizden esler yarattı. Eslerinizden ogullar ve torunlar verdi ve sizi hos hos nimetlerle rızıklandırdı. Onlar, simdi batıla inanıp da Allah´ın nimetine nankorluk mu ediyorlar

    [73] Allah´ı bırakıp da goklerden ve yerden kendilerine verecek hicbir rızka sahip olmayan ve olma ihtimali bulunmayan seylere tapıyorlar

    [74] Artık Allah´a temsiller yapmaga kalkmayın. Cunku Allah bilir, siz bilemezsiniz

    [75] Allah sunu misal getirdi: Bir yanda hicbir seye gucu yetmeyen bir kole, diger yanda tarafımızdan guzel bir rızık verdigimiz, ondan gizli, acık olarak harcayan hur bir insan, bunlar hic esit olur mu? Butun hamd, Allah´a mahsustur, fakat cokları bilmezler

    [76] Allah sunu da bir ornek veriyor: Birisi hicbir seye gucu yetmeyen, efendisine sadece bir agırlık olan ve ne tarafa gonderilse hicbir ise yaramayan bir dilsizdir. Bu dilsiz hic adaletle emreden ve dogru bir yolda giden kimse ile esit olabilir mi

    [77] Butun goklerin ve yerin sırrını bilmek de Allah´a mahsustur. Kıyamet olayı da yalnız bir goz kırpması gibi veya daha yakındır. Suphe yok ki, Allah, herseye gucu yetendir

    [78] Allah, sizi annelerinizin karınlarından hicbir sey bilmediginiz bir halde cıkardı. Oyle iken size, isitme, gozler ve kalpler verdi ki, sukredesiniz

    [79] Gokyuzunun boslugunda Allah´ın emrine boyun egdirilerek ucusan kusları gormediler mi? Onları boslukta tutan Allah´tır ancak. Suphesiz, bunda iman edecek bir topluluk icin bircok deliller vardır

    [80] Allah size evlerinizden bir huzur ve dinlenme yeri yaptı. Hayvanların derilerinden gerek yolculuk sırasında, gerekse konup yerlestiginiz gunlerde kolayca tasıyabileceginiz barınaklar ve yunlerinden, yapagılarından, kıllarından da bir sureye kadar kullanacagınız, giyim, ev esyası ve ticaret malı yarattı

    [81] Allah, yarattıgı seylerden sizin icin golgeler yaptı; size daglardan siperler yaptı; sizi sıcaktan koruyacak elbiseler ve sizi savasta koruyacak giysiler yaptı. Boylece O, samimi musluman olasınız diye, uzerinize olan nimetini tamamlayacaktır

    [82] Buna karsı eger yuz cevirirlerse, artık senin uzerine dusen ancak acık tebligdir

    [83] Allah´ın nimetini tanırlar, sonra da onu inkar ederler. Cogu kafir kimselerdir

    [84] Bir gun gelecek, her ummetten bir sahit getirecegiz, sonra o kufredenlere ne izin verilecek ne de ozurleri kabul edilecektir

    [85] O zulmedenler, azabı gordukleri zaman, artık ne azaptan hafifletilecek, ne de kendilerine muhlet verilecek

    [86] Allah´a ortak kosanlar, ortaklarını gorduklerinde: «Ey Rabbimiz, iste bunlar, seni bırakıp da kendilerine taptıgımız ortaklarımızdır.» diyecekler. Onlar da kendilerine: «Siz kesinlikle, yalancılarsınız!» sozunu fırlatacaklardır

    [87] Ve o gun Allah´a teslimiyet gostermisler, butun uydurdukları ortaklar kendilerini bırakarak kaybolup gitmislerdir

    [88] Hem kufretmis hem de Allah yolundan cevirmis olanlar, digerlerini de bozdukları icin, onlara azap ustune bir azap daha artırdık

    [89] Hele her ummet icinde kendilerinden kendi uzerlerine bir sahit gonderecegimiz seni de onların uzerine sahit getirdigimiz gun!.. Bu Kitabı sana, herseyi belig bir sekilde acıklamak; hem bir hidayet kanunu, hem bir rahmet, hem de muslumanlara mujde olmak uzere ceste ceste indirdik

    [90] Haberiniz olsun ki Allah, size adaleti, iyi davranmayı ve yakınlara yardımda bulunmayı emrediyor; hayasızlıgı, fenalıgı ve azgınlıgı yasaklıyor; dinleyip anlayıp tutasınız diye size ogut veriyor

    [91] Bir de antlasma yaptıgınızda Allah´ın ahdini yerine getirin ve saglam ettiginiz yeminleri bozmayın. Nasıl olur ki, Allah´ı uzerinize kefil yapmıstınız! Suphe yok ki Allah, yaptıklarınızı tamamen bilir

    [92] Ve bir ummet diger ummetten daha cok oldugu icin, yeminlerinizi aranızda bir hile aracı edinerek, o ipligini kat kat kuvvetlice buktukten sonra sokmeye calısan karı gibi olmayın! Herhalde Allah, sizi onunla imtihan eder ve O, kesinlikle hakkında ihtilaf etmekte oldugunuz seyleri, kıyamet gunu size acıklayacaktır

    [93] Allah dileseydi mutlaka hepinizi bir tek ummet yapardı, fakat O, diledigini saptırır, diledigini dogru yola eristirir ve herhalde hepiniz, butun yaptıklarınızdan sorumlu olacaksınız

    [94] Yeminlerinizi, aranızda hile ve bozgunculuga vesile edinmeyin, sonra saglam basmısken bir ayak kayar ve Allah yolundan saptıgınız icin fena acı tadarsınız; artık ahirette de size pek buyuk bir azap olur

    [95] Allah´ın ahdini kucucuk bir bedele degismeyin! Herhalde Allah katındaki sizin icin daha hayırlıdır, eger bilirseniz

    [96] Sizin yanınızdaki tukenir. Allah´ın katındaki ise kalıcıdır. Biz, mutlaka o sabredenlere, yaptıkları isin daha guzeli ile mukafatlarını verecegiz

    [97] Erkekten, disiden her kim mumin olarak iyi bir is yaparsa, muhakkak ona hos bir hayat yasatacagız ve yapmakta oldukları islerin daha guzeli ile mukafatlarını mutlaka verecegiz

    [98] Simdi, Kur´an okudugun vakit, once o kovulmus seytandan Allah´a sıgın

    [99] Gercek su ki, iman edip de Rablerine tevekkul edenler uzerinde onun hicbir hakimiyeti yoktur

    [100] Onun hakimiyeti, ancak onu dost edinenlere ve Allah´a ortak kosanlaradır

    [101] Bir ayeti bir ayetin yerine bedel yaptıgımız zaman Allah indirdigini ve indirecegini en iyi bilirken o seytan dostları: «Sen yalnızca bir iftiracısın!» dediler. Hayır, onların cogu bilmezler

    [102] Soyle onlara: «Onu Rabbinden hak olarak Ruhu´l-Kudus (Cebrail), iman edenlere sebat vermek ve muslumanlara bir hidayet ve bir mujde olmak icin indirdi.»

    [103] Muhakkak biliyoruz ki onlar: «Mutlaka onu bir insan ogretiyor!» da diyorlar. Haktan saparak isnatta bulunmak istedikleri kimsenin dili yabancıdır; bu Kur´an ise gayet acık bir Arapca´dır

    [104] Allah´ın ayetlerine inanmayanları, elbette Allah dogru yola erdirmez ve onlara acı bir azap vardır

    [105] Yalanı ancak Allah´ın ayetlerine inanmayanlar uydurur, iftira ederler; iste onlar, yalancıların ta kendileridirler

    [106] Her kim imanından sonra Allah´a kufrederse kalbi imanla dolu oldugu halde zorlanan baska ve kim kufre gogsunu acarsa, onların ustune kesinkes Allah´tan bir gazap iner ve onlara buyuk bir azap vardır

    [107] Bunun sebebi, onların dunya hayatını sevip onu ahirete tercih etmis olmalarıdır; Allah da kafirler guruhunu dogru yola cıkarmaz

    [108] Onlar oyle kimselerdir ki, Allah kalplerini, kulaklarını ve gozlerini muhurlemistir ve iste onlar, gafillerin ta kendileridir

    [109] Care yok, onlar ahirette tamamen husrana duseceklerdir

    [110] Sonra suphe yok ki, Rabbin o eziyete ugratılmalarının arkasından hicret eden sonra savasıp sabreden kimselerin yardımcısıdır; dogrusu Rabbin bunun arkasından elbette bagıslayacak ve merhamet edecektir

    [111] O gun ki, herkes kendi nefsini kurtarmak icin mucadele ederek gelir; herkese yapmıs oldugu isin karsılıgı tamamıyla odenir ve hicbirine zulmedilmez

    [112] Birde Allah, bir sehri ornek verdi ki, halkı guvenlik ve asayis icindeydi, rızıkları her yerden bol bol geliyordu. Ne varki, onlar Allah´ın nimetlerine nankorluk ettiler. Allah da onlara o yaptıkları sanatla aclık ve korku elbisesini tatdırdı

    [113] Andolsun ki, onlara iclerinden bir peygamber geldi de ona yalan soyluyor, dediler. Azap da zulmederlerken kendilerini yakalayıverdi

    [114] Onun icin Allah´ın size verdigi rızıklardan helal ve hos olarak yiyin de Allah´ın nimetine sukredin, eger gercekten O´na ibadet edecekseniz

    [115] O, size ancak oluyu, kanı, domuz etini, bir de Allah´tan baskasının adına kesileni yasakladı. Her kim de caresiz kalırsa, baskasına saldırmaksızın ve sınırı asmaksızın yiyebilir; artık suphe yok ki, Allah, cok bagıslayıcıdır, merhamet sahibidir

    [116] Sadece dillerinizin yalan yere nitelemesi ile: «su helaldır, su haramdır.» demeyin ki, yalanı Allah´a iftira etmis olursunuz. Suphe yok ki, yalanı Allah´a iftira edenler kurtulusa eremezler

    [117] Bu az bir faydalanmadır ve onlara acı bir azap vardır

    [118] Yahudilere ise bundan once sana aktardıklarımızı haram kıldık ve onlara biz zulmetmedik, fakat onlar kendi kendilerine zulmediyorlardı

    [119] Sonra muhakkak Rabbin, bir cehaletle kotuluk isleyen sonra arkasından tevbe edip duzelen kimselerin lehinedir; suphesiz ki, Rabbin, bunun arkasından elbette cok bagıslayandır, merhamet sahibidir

    [120] Muhakkak ki, Ibrahim baslı basına bir ummet idi, tevhid inancına sahip olarak Allah´a itaat icin kıyam etmisti ve asla Allah´a ortak kosanlardan olmadı

    [121] O´nun nimetlerine sukredendi. Allah, onu secmis ve dogru bir yola iletmisti

    [122] Ve Biz ona dunyada bir iyilik verdik. Suphesiz ki o, ahirette de mutlaka iyiler arasında olacaktır

    [123] Sonra da sana: «Hakperest (hanif) olarak Ibrahim´in dinine tabi ol! O, hicbir zaman Allah´a ortak kosanlardan olmadı.» diye vahyettik

    [124] Cumartesi gununu tutmak, ancak onda gorus ayrılıgına dusenlere farz kılındı. Suphesiz ki; Rabbin, onların o ihtilaf edip durdukları seyler hakkında kıyamet gununde aralarında hukmunu mutlaka verecektir

    [125] Rabbinin yoluna hikmetle ve guzel guzel ogutle davet et ve onlarla en guzel sekilde mucadele yap! Cunku Rabbin, yolundan sapanı en iyi bilendir ve dogru yolda gidenleri en iyi bilen de ancak O´dur

    [126] Eger ceza ile karsılık verecek olursanız, ancak size yapılan cezanın misli ile cezalandırınız. Sayet sabrederseniz, andolsun ki bu, sabredenler icin elbette daha hayırlıdır

    [127] Sabret, sabrın da ancak Allah´ın yardımı iledir ve onlar icin uzulme, kurdukları tuzaktan dolayı telas da etme

    [128] Zira muhakkak ki Allah, takva sahibi olanlar ve hep guzellik yapanlarla beraberdir

    İsrâ

    Surah 17

    [1] Uzaktır butun noksanlıklardan O ki, kulunu bir gece Mescidi Haram´dan, cevresini mubarek kıldıgımız Mescidi Aksa´ya goturdu; ona ayetlerimizden gosterelim diye. Gercek su ki, O´dur isiten goren

    [2] Musa´ya da Kitap verdik ve onu Israil ogullarına bir hidayet rehberi kıldık; Benden baska bir vekil tutmayın diye

    [3] Ey Nuh ile birlikte (gemiye) yukledigimiz kimselerin soyundan olanlar! O dogrusu cok sukredici bir kuldu

    [4] Biz Israil ogullarına Kitap´da su hukmu verdik: «Muhakkak siz yeryuzunde iki defa fesat cıkaracaksınız ve muhakkak buyuk bir yukselisle yukseleceksiniz.»

    [5] Birincisinin vakti gelince, uzerinize milkimiz guclu, savascı bir takım kullar gonderecegiz; onlar evlerin aralarına girip arastıracaklar; ve bu gerceklesmis bir va´d oldu

    [6] Sonra sizi tekrar onların uzerine galip kıldık, size mal ve ogullarla yardımda bulunduk ve toplum olarak daha cogalttık

    [7] Eger guzellik yaparsanız, kendinize guzellik etmis olursunuz; eger kotuluk yaparsanız yine kendinizedir. Artık sonraki fesadınızın vakti geldimi, yuzunuzu kotuletsinler, ilk defa girdikleri gibi yine Mescidi Aksa´ ya girsinler ve butun ele gecirdiklerini temelinden yıksınlar diye

    [8] Olur ki Rabbiniz size merhamet eder. Eger donerseniz Biz de doneriz. Oyle ya, Biz cehennemi kafirlere zindan yapmısız

    [9] Biliniz ki bu Kur´an, insanları en dogru yola hidayet eder ve iyi iyi isler yapan muminlere buyuk bir mukafat oldugunu mujdeler

    [10] Ahirete inanmayanlara da acı bir azap hazırlamısızdır

    [11] Insan, hayrı ister gibi serre davet cıkarıyor; insan cok acelecidir

    [12] Oysa Biz geceyi ve gunduzu iki delil yaptık; sonra gece delilini silip gunduz delilini gosterici yaptık ki, Rabbinizden lutuf ve ihsan isteginde bulunasınız; bir de yılların sayısını ve hesabını bilesiniz. Artık herseyi ayrıntılı olarak anlattık

    [13] Her insanın da kusunu (nasibini) boynunda kendine takmısızdır. Onun onune kıyamet gunu kendisini soyle karsılayacak acık bir kitap cıkarırız

    [14] Oku kitabını! Hesap gorucu olarak bugun sana nefsin yeter

    [15] Kim dogru yola giderse, sırf kendi iyiligi icin gider; kim de sapıklık ederse, ancak kendi aleyhine eder; Hicbir gunahkar baskasının gunahını yuklenmez! Biz bir peygamber gondermedikce azap da etmeyiz

    [16] Bir ulkeyi helak etmek istedigimiz zaman oranın devletlilerine (ileri gelenlerine) emrederiz; onlar itaat etmeyip orada kotuluk islerler. Boylece o ulke aleyhine hukum hak olur! Artık onu yerle bir ederiz

    [17] Hem Nuh´tan sonra nice yuzyılların halkını helak ettik. Kullarının gunahlarına Rabbinin haberdar olması ve onları gormesi kafidir

    [18] Her kim pesin isterse, ona, dunyada istedigimiz kimseye diledigimiz kadar pesin veririz; sonra da ona cehennemi tahsis ederiz; kınanmıs kovulmus olarak ona yaslanır

    [19] Her kim de ahireti ister ve inanarak orası icin gerekli calısmayı yaparsa, iste bunların calısması sukre deger

    [20] Hepsine, onlara da onlara da Rabbinin ihsanından veririz. Rabbinin verisi yasak degildir

    [21] Bak! Bir kısmını digerine nasıl ustun kılmısız; elbette ahiret hem dereceler bakımından, hem de ustunluk bakımından daha buyuktur

    [22] Allah ile birlikte baska bir ilah edinme ki, kınanmıs, yalnız basına bırakılmıs kalmayasın

    [23] Rabbin kesin olarak sunları emretti: «O´ndan baskasına ibadet etmeyin; ana babaya iyilik edin; onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaslılık cagına ulasırsa sakın onlara «of!» deme ve onları azarlama; ikisine de tatlı soz soyle

    [24] Ikisine de merhametten dosenerek kanat indir ve de ki: «Rabbim! ikisine de merhamet buyur, beni kucukken terbiye edip yetistirdikleri gibi!»

    [25] Rabbiniz icinizde olanları daha iyi bilir; eger siz iyi kimseler iseniz, suphesiz ki O, cok tevbe edenleri bagıslayıcıdır

    [26] Akrabaya hakkını ver; yoksula, yolda kalmıs olana da; bununla beraber sacıp savurma

    [27] Cunku sacıp savuranlar seytanın kardesleridirler; seytan ise Rabbine karsı cok nankordur

    [28] Eger Rabbinden umdugun bir rahmeti aramak icin sozu gecen kimselerden yuz cevirmek mecburiyetinde kalırsan, o vakit de onlara yumusak bir soz soyle

    [29] Hem elini baglayıp boynuna asma (cimrilik etme), hem de busbutun acıp sacma (israf etme) ki, pisman olur, acıkta kalırsın

    [30] Cunku Rabbin diledigine rızkı bol verir, diledigine kısar; zira O, kullarından haberdardır, herseyi gorendir

    [31] Bir de zugurtluk korkusuyla cocuklarınızı oldurmeyin! Onlara da rızkı Biz veririz, size de... Onları oldurmek elbette buyuk bir cinayettir

    [32] Zinaya da yaklasmayın; cunku o pek cirkindir ve kotu bir yoldur

    [33] Allah´ın haram kıldıgı canı, haklı bir sebep olmadıkca, oldurmeyin; kim haksız yere oldurulurse, velisine hakkını arama hususunda tam bir yetki vermisizdir. O da oldurmede asırı gitmesin; cunku o, yardıma eristirilmistir

    [34] Yetimin malına da yaklasmayın. Ancak rusdune erisinceye kadar en guzel sekilde yaklasma baska; verdiginiz sozu yerine getirin; cunku verilen sozde muhakkak bir sorumluluk vardır

    [35] Olctugunuz vakit tam ve dogru terazi ile tartın; bu hem hayırlı, hem de sonuc bakımından daha guzeldir

    [36] Bir de hic bilmedigin bir seyin ardınca gitme; cunku kulak, goz, gonul; bunların her biri ondan sorumludur

    [37] Yeryuzunde azametle yurume; cunku sen ne yeri yutabilirsin, ne de boyca daglara yetisebilirsin

    [38] Butun bunların yasaklanmıs olanı, Rabbin katında tiksinilmis bulunuyor

    [39] Iste bunlar Rabbinin sana vahyettigi hikmetlerdendir. Sakın Allah ile beraber baska bir ilah uydurma ki, sonra kınanmıs ve kovulmus bir halde cehenneme atılırsın

    [40] Simdi Rabbiniz sizi, ogullarla seckin bir duruma getirdi de kendisi meleklerden disiler edindi, Oyle mi? Gercekten siz cok buyuk bir soz soyluyorsunuz

    [41] Biz bu ikazı bu Kur´an´da turlu sekillerde acıkladık ki; dusunup akıllarını baslarına alsınlar; oysa bu onların ancak urkekligini artırıyor

    [42] De ki: «Allah ile birlikte dedikleri gibi ilahlar olsaydı, o takdirde onlar Ars´ın sahibine bir yol ararlardı

    [43] Munezzehtir O, onların dediklerinden cok munezzeh ve cok yuksek, hem pek buyuk bir yukseklikle yucedir

    [44] O´nu, yedi gok ile yer ve bunlarda bulunan akıllılar tesbih eder. Hatta hicbir sey yoktur ki, O´nu overek tesbih etmesin, ancak siz onların tesbihlerini iyi anlamazsınız. O, gercekten halim ve cok bagıslayandır

    [45] Bir de sen Kur´an´ı okudugun zaman Biz seninle ahirete inanmayanlar arasına gorunmez bir perde cekeriz

    [46] Ve kalplerinin uzerine onu iyi anlamalarına engel kabuklar geciririz ve kulaklarına bir agırlık veririz. Rabbini Kuran´da tek olarak andıgın vakit te urkerek arkalarını doner giderler

    [47] Biz cok iyi biliriz seni dinledikleri zaman ne maksatla dinlediklerini ve birbirleriyle fısıldasırlarken de o zalimlerin: «Siz ancak buyulenmis bir adama uyuyorsunuz!» dediklerini

    [48] Bak seni nelerle mukayese ettiler de nasıl sapıklıga dustuler, onun icin bir yol bulmaya da gucleri yok

    [49] Bir de dediler ki: «Biz bir suru kemik oldugumuz ve ufalanıp tozdugumuz vakit mi, gercekten biz mi yeni bir yaratılısla diriltilecegiz?»

    [50] De ki: «Gercekten, ister tas olun, ister demir

    [51] Isterse gonlunuzde buyuyen herhangi bir yaratık!» Hemen: «Bizi kim (eski varlıgımıza) iade edebilir?» diyecekler. De ki: «Sizi ilk defa yaratmıs olan o kudret sahibi!» O vakit sana baslarını sallayacaklar. «O ne vakit?» diyecekler. De ki: «Yakın olması umulur.»

    [52] O sizi cagıracagı gun, derhal O´na tam bir saygı ile uyacaksınız ve (kabirlerinizde) pek az bir muddet kaldıgınızı sanacaksınız

    [53] Kullarıma de ki: «En guzel olan sozu soylesinler; cunku seytan aralarını gıcıklar; zira seytan insana acık bir dusmandır

    [54] Rabbiniz sizi daha iyi bilir; dilerse size merhamet eder, dilerse azap eder. Seni de onların uzerlerine vekil gondermedik

    [55] Rabbin, goklerde ve yerde olan herkesi en iyi bilir. Andolsun ki, peygamberlerin bir kısmını bir kısmından ustun kıldık ve Davud´a da Zebur´u verdik

    [56] De ki: «O´ndan baska ilah sandıklarınızı cagırın; o zaman anlarsınız ki ne basınızdan sıkıntıyı giderebilirler, ne de degistirebilirler

    [57] Onların yalvarıp durdukları, Rablerine hangisi daha yakın diye vesile ararlar ve rahmetini umarlar, azabından korkarlar; cunku Rabbinin azabı korkunctur

    [58] Hicbir memleket yoktur ki, Biz onu kıyamet gununden once helak etmeyelim veya siddetli bir azap ile cezalandırmayalım; Kitab´ da bu yazılı bulunuyor

    [59] Bizi mucizelerle peygamber gondermekten alıkoyan sey, ancak onceki milletlerin onları yalanlamıs olmalarıdır. Semud´a gozleri gore gore mucize olmak uzere o disi deveyi verdik de onunla kendilerine zulmettiler; oysa Biz o mucizeleri, ancak korkutmak icin gondeririz

    [60] Unutma ki, vaktiyle sana: «Bil ki Rabbin o insanları kusatmıstır.» dedik. Sana gosterdigimiz (Mirac) temasasını ve Ku´ran´da lanetlenmis agacı sadece insanlara bir imtihan icin yapmısızdır. Biz onları tehdit ediyoruz; ama bu onlara buyuk bir taskınlıgı artırmaktan baska netice vermiyor

    [61] Yine unutma ki, bir vakit meleklere: «Adem icin secde edin!» demistik; derhal secde ettiler, fakat iblis: «Ben, bir camur halinde yarattıgın kimseye hic secde mi ederim!» dedi

    [62] Dedi ki: «Su benim uzerime ustun kıldıgın kisiye baksana!» Yemin ederim ki eger beni kıyamet gunune kadar yasatırsan, ben onun zurriyetini pek azı haric kesinlikle kumandam altına alacagım.»

    [63] Allah buyurdu ki: «Haydi defol! Onlardan her kim sana uyarsa, biliniz ki cehennem de sizin cezanızdır, hem de mukemmel bir ceza

    [64] Onlardan gucunun yettigini sesinle yerinden oynat; suvarilerin ve piyadelerinle uzerlerine bas gurultuyu; mallarına, evlatlarına ortak ol; ve onlara va´dlerde bulun.» Fakat seytan onlara bir aldanıstan baska ne va´d eder

    [65] «Dogrusu o benim kullarım yok mu, senin onlar uzerine hicbir saltanatın yoktur! Vekil olarak Rabbin yeter!»

    [66] Rabbiniz o kudret sahibidir ki, lutfundan nasip arayasınız diye sizin icin denizde gemiler yurutuyor; gercekten O, size karsı cok merhametidir

    [67] Denizde basınıza bir bela geldigi zaman, O´ndan baska yalvardıklarınız kaybolur; derken O, sizi kurtarıp karaya cıkarınca da yuz cevirirsiniz. Zaten insan cok nankordur

    [68] (Karaya) cıktıgınızda, sizi tarafından yere gecirmeyeceginden veya uzerinize cakıllı bir ruzgar salıvermesinden sonra da kendinize hic vekil bulamamanızdan guvencede misiniz

    [69] Yoksa sizi tekrar denize dondurup de uzerinize herseyi kırıp buken bir fırtına salıvererek hepinizi yaptıgınız nankorluk sebebiyle bogmayacagından, sonra da Bize karsı onun ocunu alacak birini bulamamanızdan emin misiniz

    [70] Andolsun ki: Biz, Adem ogullarını ustun bir serefe mazhar kıldık; karada ve denizde binitlere yukledik ve guzel guzel nimetlerle besledik; yarattıklarımızdan cogunun uzerine gecirdik

    [71] Gunun birinde butun insanları onderleriyle cagıracagız; o gun her kime kitabı sag eliyle verilirse, iste onlar kitaplarını okuyacaklar ve kıl kadar zulmedilmeyecekler

    [72] Her kim de bu dunyada korluk ettiyse, o artık ahirette daha kor ve gidisce daha saskındır

    [73] Az kalsın seni bile, sana vahyettigimizden baskasını bize karsı iftira edesin diye fitneye dusureceklerdi ve o takdirde seni dost edineceklerdi

    [74] Ve eger Biz sana sebat vermemis olsaydık, sen onlara nerede ise meylettindi

    [75] O takdirde, muhakkak hayatın da, olumun de katmerli acısını tattırırdık; sonra Bize karsı kendin icin hicbir yardımcı bulamazdın

    [76] Az daha seni bu yerden cıkarmak icin rahatsız edeceklerdi ve o takdirde kendileri de senin ardından pek az kalacaklardı

    [77] Senden once gonderdigimiz butun peygamberlere uygulanan bir kanundur ki sen Bizim bu kanunumuzda bir degisiklik bulamazsın

    [78] Gunesin kaymasından, gecenin kararmasına kadar namazı guzel kıl; bir de kıraatıyle seckin olan sabah namazını; cunku sabah Kur´an´ı gercekten sahitlidir

    [79] Gecenin bir bolumunde de sana mahsus fazla bir namaz olarak uykudan kalk. Kur´an ile teheccud kıl; yakındır ki Rabbin seni ovguye deger bir makama ulastıra

    [80] De ki: «Rabbim, girecegim yere dogrulukla girmemi sagla, cıkacagım yerden de dogrululukla cıkmamı nasip et ve benim icin kendi katından yardım edici bir kuvvet ver.»

    [81] Ve de ki: «Hak geldi, batıl yok oldu; gercekten batıl pek zavallıdır!»

    [82] Biz de Kur´an´dan muminler icin bir sifa ve bir rahmet olan ayetleri peyderpey indiririz. Zalimlerin ise ancak zararını artırır

    [83] Oyledir, Biz insana nimet verdigimiz zaman aldırmaz, yan buker; kendisine kotuluk dokundugu zaman da pek umutsuz olur

    [84] De ki: «Herkes kendi uyarına (temayulune) gore hareket ediyor. O halde kimin en dogru yolda oldugunu Rabbiniz daha iyi bilir.»

    [85] Bir de sana ruhtan soruyorlar. De ki: «Ruh Rabbimin emrindendir. Size ise pek az bilgi verilmistir.»

    [86] Andolsun ki, dilersek sana vahyettigimizi tamamen gideriveririz; sonra Bize karsı kendine bir vekil de bulamazsın

    [87] Ancak Rabbinden bir rahmet olarak (vahyettiklerini ortadan kaldırma isini) yapmadık. Gercekten O´nun sana olan lutfu cok buyuktur

    [88] De ki: «Yemin ederim eger insanlar ve cinler bu Kur´an´ın benzerini getirmek uzere toplansalar, birbirlerine yardımcı bile olsalar onun bir benzerini getiremezler.»

    [89] Andolsun ki Biz bu Kur´an´da dillere destan olacak her manadan turlu turlu anlattık; ifadeler yaptık yine insanların cogu gavurlukta ısrar ettiler

    [90] Ve dediler: Biz sana asla inanmayız, ta ki bizim icin su yerden bir pınar akıtasın

    [91] veya hurmalıklardan ve uzumluklerden bir bahcen olsun da aralarında sarıl sarıl caylar akıtasın

    [92] yahut iddia ettigin gibi gogu uzerimize parca parca dusuresin veya Allah´ı ve melekleri kefil getiresin

    [93] veyahut altından bir evin olsun ya da gokyuzune cıkasın; ona cıktıgına da asla inanmayız; ta ki bize okuyacagımız bir mektup indiresin!» De ki: «Rabbimin sanı yucedir, ben sadece beser olan bir peygamberim.»

    [94] Kendilerine dogru yolu gosteren rehber geldiginde insanların iman etmelerine ancak soyle demeleri engel oldu: «Allah bir insanı mı peygamber gonderdi?»

    [95] Soyle onlara: «Eger yeryuzunde uslu uslu yuruyen melekler olsaydı, elbette onlara gokten melek olan bir peygamber gonderirdik!»

    [96] De ki: «Allah, sizinle benim aramda sahit olarak yeter. Gercekten O, kullarından haberdardır, cok iyi gorendir.»

    [97] Ve Allah her kime hidayet ederse, o dogru yolu tutar; her kimi de sapıklık icinde bırakırsa, artık onlar icin Allah´tan baska yardımcılar bulamazsın. Ve Biz onları kıyamet gunu, kor, dilsiz, sagır oldukları halde yuzukoyun hasrederiz; varacakları yer cehennemdir; alevi dindikce onlara atesi artırırız

    [98] Bu, onların cezasıdır, cunku onlar ayetlerimizi inkar ettiler ve: «Sahi biz bir yıgın kemik ve ufalanıp tozdugumuz zaman mı, gercekten biz mi yeni bir yaratılısla diriltilecegiz?» dediler

    [99] Gokleri ve yeri yaratmıs olan Allah´ın, kendilerinin benzerini yaratmaya kadir oldugunu gormediler mi? Kendileri icin suphe edilmeyen bir vade tayin etmistir. Fakat zalimlerin gavurluktan baskasına baktıkları yok

    [100] De ki: « Rabbimin rahmet hazinelerine siz malik olsaydınız, o zaman da elden cıkar korkusuyla kimseye birsey vermezdiniz. Insan zaten cok cimridir!»

    [101] Andolsun ki, Musa´ya apacık dokuz mucize verdik. Sor Israil ogullarına; Musa onlara geldigi vakit, Firavun ona dedi ki: «Ey Musa ben seni kesin buyuye tutulmus sanıyorum!»

    [102] Musa da: «Pekala bilirsin ki, bunları, goklerin ve yerin Rabbi ancak birer ibret olmak uzere indirdi. Mutlaka ben de seni, ey Firavun helak olmus sanıyorum!»

    [103] Derken Firavun onları o yerden belinletmek (surup cıkarmak) istedi, Biz de hem kendisini, hem de beraberindekilerin tumunu birden boguverdik; arkasından da Israilogullarına dedik ki: «Haydi, yeryuzunde yerlesin; sonra ahiret va´di geldigi vakit hepinizi durup bukerek (bir araya) getirecegiz.»

    [104] Derken Firavun onları o yerden belinletmek (surup cıkarmak) istedi, Biz de hem kendisini, hem de beraberindekilerin tumunu birden boguverdik; arkasından da Israilogullarına dedik ki: «Haydi, yeryuzunde yerlesin; sonra ahiret va´di geldigi vakit hepinizi durup bukerek (bir araya) getirecegiz.»

    [105] Bunu (Kur´an´ı) gercegin ifadesi olarak indirdik, o da gercek bir sekilde indi. Seni ancak sevabımızın mujdecisi ve azabımızın habercisi olarak gonderdik

    [106] Hem onu bir Kur´an olarak ayet ayet ayırdık ki, insanlara dura dura okuyasın, hem de gerektikce parca parca indirdik

    [107] De ki: «Ister ona inanın, ister inanmayın; zira bundan once kendilerine bilgi verilmis olanlara okununca ceneleri ustu secdelere kapanıyorlar ve diyorlar ki

    [108] Rabbimizi tenzih ederiz. Gercekten Rabbimizin va´di kesinlikle gerceklesmis bulunuyor

    [109] Ve aglayarak ceneleri ustu kapanıyorlar; o onların urpertilerini de artırıyor

    [110] De ki: «Allah deyin, Rahman deyin; hangisini derseniz, hep O´nundur, o en guzel isimler.» Bununla beraber namazında cok bagırma, cok da gizleme; ikisinin arası bir yol tut

    [111] Ve soyle de: «Hamd o Allah´a ki, hicbir cocuk edinmedi; O´na mulkte bir ortak da olmadı; O´na aczi yuzunden bir yardımcı da olmadı.» O´nu tekbir ile buyukle de buyukle

    Kehf

    Surah 18

    [1] Hamd o Allah´a mahsustur ki, kuluna Kitab indirdi, icinde hicbir yamukluk yapmadan

    [2] dosdogru; tarafından siddetli bir azap ile korkutmak ve yararlı yararlı isler yapan muminlere sunu mujdelemek icin: Kendilerine gercekten guzel bir mukafat var

    [3] ebedi olarak orada kalacaklar

    [4] Bir de, «Allah cocuk edindi.» diyenleri uyarmak icin

    [5] Bu hususta ne kendilerinin bir bilgisi vardır, ne de babalarının; o, agızlarından cıkan ne buyuk bir sozdur; sadece yalan soyluyorlar

    [6] Simdi bu soze (Kur´an´a) inanmazlarsa belki arkalarından uzulerek kendini tuketeceksin

    [7] Biz yeryuzunde olan seyleri ona bir sus yaptık ki insanları imtihan edelim: Hangisi daha guzel bir amel yapacak

    [8] Bununla beraber su da bir gercek ki Biz, onun uzerinde olan herseyi kupkuru bir toprak yapmaktayız

    [9] Yoksa sen Ashab-ı Kehf ve Rakim´ın, ayetlerimizden sasılacak bir olay olduklarını mı sandın

    [10] O vakit o genc yigitler magaraya cekildiler ve soyle dediler: « Ey Rabbimiz, bizlere tarafından bir rahmet ihsan et ve bizim icin isimizden bir muvaffakiyet hazırla!»

    [11] Bunun uzerine yıllarca magarada kulakları uzerine vurduk (uyuttuk)

    [12] Sonra da onları uyandırdık ki, iki zumreden hangisinin bekledikleri gayeyi daha iyi hesap etmis oldugunu bilelim

    [13] Biz sana onların kıssalarını dogru olarak naklediyoruz: Hakikaten bunlar, Rablerine iman eden birkac genc yigitti; Biz de hidayetlerini artırdık

    [14] Ve kalplerini pekistirdik. O vakit ayaga kalkıp dediler ki: «Bizim Rabbimiz goklerin ve yerin Rabbidir; kesinlikle O´ndan baska hicbir tanrıya tapmayız; yoksa gercekten sacma sapan konusmus oluruz

    [15] Sunlar, bizim kavmimiz, tuttular O´ndan baska tanrılar edindiler; onların tanrı olduguna acık bir delil getirselerdi ya! Allah´a bir yalanı uydurandan daha zalim kim olabilir?»

    [16] (Iclerinden biri demisti ki): «Madem ki, onlardan ve Allah´tan baska taptıklarından uzaklasmayı tercih ettiniz, o halde magaraya cekilin ki, sizin icin Rabbiniz rahmetini yaysın ve size isinizden bir kolaylık hazırlasın.»

    [17] Gunesi goruyorsun ya, dogdugu vakit magaralarından sag tarafa meyleder, battıgı vakit de onları sol tarafa makaslar. Onlar magaranın genis bir yerindedir. Iste bu Allah´ın mucizelerindendir. Allah kime hidayet ederse, iste o hidayete ermistir; kimi de saptırırsa artık ona dogru yolu gosterecek bir yardımcı bulamazsın

    [18] Bir de onları uyanık sanırdın, halbuki uykudadırlar ve biz onları saga sola cevirirdik; kopekleri de giris kısmında iki kolunu uzatmıstı. Onları gorseydin mutlaka onlardan kacar ve elbette icin dehset ile dolardı

    [19] Yine boylece onları uyandırdık ki, birbirlerine sorsunlar. Iclerinden biri: «Ne kadar durdunuz!» dedi. «Bir gun yahut daha az.» dediler. Bir kısmı da: «Ne kadar durdugunuzu Rabbiniz daha iyi bilir; simdi siz su gumus paranızla birinizi sehre gonderin de, baksın kimin yemegi daha temizse ondan size yiyecek alıp getirsin; hem de cok kurnaz davransın ve sakın sizi kimseye sezdirmesin

    [20] Cunku sizi ellerine gecirirlerse muhakkak oldururler, yahut kendi dinlerine dondururler. O zaman asla kurtulusa eremezsiniz.»

    [21] Boylece kendilerini haberdar ettik ki, Allah´ın va´dinin hak oldugunu ve kıyamet gununun suphesiz bulundugunu bilsinler. O sırada kavimleri kendi aralarında bunların olayını tartısıyorlardı. Bunun uzerine dediler ki: «Ustlerine bir bina yapın; Rableri onları daha iyi bilir!» Dusmanlarına karsı galip gelenler: «Biz muhakkak bunların uzerine bir mescit yaparız.» dediler

    [22] (Kimileri): «Uctur. Dordunculeri kopekleridir.» diyecekler; (kimileri de): «Bestir, altıncıları kopekleridir.» diyecekler. Her ikisi de gaybi taslama=bilinmeyen sey hakkında tahmin yurutmektir. (Bir kısmı da): «Yedidir, sekizincileri kopekleridir.» diyecekler. De ki: «Onların sayılarını Rabbim daha iyi bilir; onları insanlardan ancak pek azı bilir.» Artık bunlar hakkında bildirilenin dısında bir tartısmaya girisme ve bunlar hakkında hic kimseye birsey sorma

    [23] Hicbir sey hakkında da: «Ben bunu yarın muhakkak yaparım deme

    [24] Allah´ın dilemesine baglamaksızın. Unuttugun zamanda Allah´ı an ve soyle de: «Umarım ki, Rabbim beni bundan daha yakın bir zamanda dosdogru bir basarıya eristire!»

    [25] Onlar magaralarında ucyuz sene durdular, dokuz da ilave ettiler

    [26] De ki: «Ne kadar kaldıklarını Allah daha iyi bilir!» Goklerin ve yerin gaybı O´na aittir. O Oyle guzel gorur, oyle guzel isitir ki, onlara O´ndan baska yardımcı yoktur; O hicbir kimseyi hukmunde ortak kabul etmez!»

    [27] Rabbinden sana vahyolunanı oku! O´nun sozlerini degistirecek yoktur. O´ndan baska bir sıgınak da bulamazsın

    [28] Sabah aksam Rablerine rızasını dileyerek dua eden kimselerle beraber nefsince sabret! Sen dunya hayatının susunu arzu ederek onlardan gozlerini ayırma. Kalbini, Bizi anmaktan gafil kıldıgımız, keyfinin ardına dusmus ve isi asırılık olmus kimseye uyma

    [29] Ve de ki: «O hak Rabbinizdendir. Artık dileyen iman etsin, dileyen inkar etsin! Cunku Biz zalimler icin oyle bir ates hazırlamısızdır ki, serdakları (duvarları) kendilerini kusatmıstır. Eger yardım isterlerse, yuzleri ceviren erimis cesed gibi bir su ile yardım edilirler. O ne fena icki ve o ne kotu kurultay

    [30] Iman edip iyi iyi amel isleyenlerin, suphesiz ki, Biz oyle guzel isler yapanların mukafatını zayi etmeyiz

    [31] Iste onlara Adn cennetleri vardır; altlarından ırmaklar akar; orada altın bileziklerle suslenecekler; ince ve kalın ipeklerden yesil elbiseler giyecekler; tahtlar uzerine dayanıp kurulacaklar. O ne guzel mukafat, ne guzel kurultay

    [32] Ve onlara iki adamı temsil getir: Birisine her turlu uzumden iki bag vermisiz, her ikisini hurmalarla donatmısız; ikisinin arasına da bir ekinlik yapmısız

    [33] Iki bagın ikisi de yemislerini vermis hicbir sey noksan bırakılmamıs, ikisinin ortasından bir de nehir akıtmısız

    [34] Baska geliri de vardı; bu yuzden bu adam arkadasıyla konusurken: «Ben senden malca daha zengin, taraftarca daha gucluyum.» dedi

    [35] Ve bagına girdi; kendine yazık ediyordu ve: «Bunun yok olacagını asla sanmam

    [36] kıyametin kopacagını da zannetmem. Bununla beraber sayet Rabbime dondurulursem, mutlaka bundan daha hayırlı bir sonuc bulurum.» dedi

    [37] Arkadası da ona karsılık vererek dedi ki: «Sen, seni topraktan, sonra bir damla sudan yaratan, sonra da insan sekline koyan Rabbini inkar mı ediyorsun

    [38] Ancak o Allah benim Rabbim ve ben Rabbime kimseyi ortak kosmam

    [39] Bagına girdigin zaman: «Masallah, Allah´ın yardımından baska hicbir kuvvet yoktur!» deseydin olmaz mıydı? Eger malca ve evlatca beni kendinden az goruyorsan

    [40] ne biliyorsun belki Rabbim bana senin bagından daha hayırlısını verir; seninkinin de ustune gokten bir afet indiriverir de yalcın bir toprak haline gelir

    [41] Yahut suyu cekiliverir de bir daha onu aramakla bulamazsın.»

    [42] Derken butun serveti istilaya ugradı. Bunun uzerine bagına yaptıgı masraflara karsı ellerini ogusturmaya basladı. Bag, cardakları uzerine cokmus kalmıstı; «Ah! Keske Rabbime hicbir ortak kosmamıs olsaydım!» diyordu

    [43] Allah´tan baska kendisine yardım edecek bir topluluk da bulunmadı; kendi kendini de kurtaramadı

    [44] Iste burada hakimiyet gercekten Allah´ındır. O sevapca da daha hayırlıdır, sonucca da daha hayırlıdır

    [45] Onlara dunya hayatının misalini soyle ver (Dunya hayatı) gokten indirdigimiz bir suya benzer ki. onunla yeryuzunun bitkileri birbirine karısmıs, nihayet ruzgarların savurup goturdugu bir cop kırıntısı olmustur. Allah herseye muktedirdir

    [46] Mal ve ogullar dunya hayatının susudur; ebedi kalacak iyi isler ise, Rabbinin katında sevapca da hayırlıdır, umitce de hayırlıdır

    [47] Dusun o gunu ki, dagları yurutecegiz; yeryuzunu cırılcıplak goreceksin. Onları mahser meydanına toplamısızdır, hicbir kimseyi geride bırakmamısızdır

    [48] Hepsi saf saf Rabbine arzedilecekler; (O da soyle) buyurur: «Iste andolsun ki, ilk once yarattıgımız gibi bize geldiniz; fakat siz va´d ettigimiz zamanı gerceklestiremeyecegimizi sanmıstınız, degil mi?»

    [49] Defter de (ortaya) konulmustur; artık sucluların korku yuzunden heyecan icinde titrediklerini gorursun. Ve soyle derler: «Vay halimize! Bu nasıl defter ki, ne kucuk koymus, ne buyuk, hepsini saymıs dokmus!» Ve butun yaptıklarını hazır bulmuslardır; Rabbin kimseye zulmetmez

    [50] Yine o vakti hatırla ki, meleklere: «Adem icin secde edin!» demistik, hemen secde ettiler, ancak Iblis cinlerden idi Rabbinin emri dısına cıktı. Simdi siz beni bırakıp da onu ve soyunu kendinize dost mu ediniyorsunuz? Onlar size dusman iken! Zalimler icin ne kotu bir degisme

    [51] Ben onları ne goklerin ve yerin yaratılısına ne de kendilerinin yaratılısına sahit tutmadım; ve hicbir zaman yoldan saptıranları yardımcı edinmis degilim

    [52] Ve o gun diyecek ki: «Unleyin (cagırın) bakalım, bana ortak olduklarını sandıgınız seyleri!» Derken onları cagırırlar, yalvarırlar, fakat kendilerine cevap verilmez. Ve biz aralarına bir ucurum koymusuzdur

    [53] Suclular atesi gormus artık ona duseceklerini anlamıslardır da ondan kacacak bir yer bulamamıslardır

    [54] Andolsun ki, gercekten Biz bu Kuran´da insanlara ibret olacak her turlu misali tekrar tekrar acıklamısızdır. Insan ise herseyden cok mucadelecidir

    [55] Kendilerine dogru yolu gosteren peygamber geldiginde insanları iman etmekten ve gunahlarının bagıslanmasını istemekten alıkoyan sey, sadece kendilerine, oncekilere gelen dunya azabının gelmesi veya ahiret azabının gozleri onune serilmesini beklemek olmustur

    [56] Halbuki, Biz gonderdigimiz peygamberleri ancak mujdeleyici ve uyarıcı olmak uzere gondeririz. Kufredenler ise, hakkı batılla kaydırmak icin mucadele ediyorlar; ayetlerimizi ve kendilerine yapılan tehdidi alaya aldılar

    [57] O kimseden daha zalim kim olabilir ki, kendisine Rabbinin ayetleri anlatılmıstır da o, onlardan yuz cevirmis ve ellerinin onceden yaptıgı seyleri unutmustur. Cunku Biz onların kalpleri uzerine onu iyi anlamalarına engel birtakım kabuklar ve kulaklarına bir agırlık koymusuzdur; sen onları dogru yola cagırsan da onlar asla yola gelmezler

    [58] Hem o bagıslaması cok, merhamet sahibi Rabbin onları kazandıkları gunahlar yuzunden hemen cezalandıracak olsaydı, elbette hemen azap ederdi. Fakat onlar icin va´dolunmus bir zaman vardır ki, o gelince hicbir kurtulus caresi bulamazlar

    [59] Iste o memleketler ki, Biz onları zulmettiklerinde helak etmis ve helakları icin de bir zaman belirlemistik

    [60] Bir vakit Musa genc hizmetcisine demisti ki: «Iki denizin birlestigi yere varıncaya kadar durmayacagım, yahut senelerce gidecegim.»

    [61] Bunun uzerine ikisi de iki denizin birlestigi yere vardıklarında balıklarını unuttular. O zaman balık denizde bir delige dogru yolunu tutmustu

    [62] Bu sekilde gectikleri zaman genc hizmetcisine: «Getir kusluk yemegimizi; gercekten biz bu yolculugumuzda yorulduk.» dedi

    [63] Genc: «Gordun mu dedi kayaya sıgındıgımız vakit dogrusu ben balıgı unuttum; onu hatırlamamı muhakkak seytan unutturdu. O sasılacak bir sekilde denizdeki yolunu tutmustur.»

    [64] Musa da dedi ki: «Iste aradıgımız oydu!» Bunun uzerine izlerini takip ederek gerisin geri donduler

    [65] derken kullarımızdan bir kul buldular ki, Biz ona katımızdan bir rahmet vermis ve tarafımızdan bir ilim ogretmistik

    [66] Musa ona: «Sana ogretilen ilimden bana da ogretmen sartıyla sana tabi olabilir miyim» dedi

    [67] O: «Dogrusu sen benimle beraber olmaya sabredemezsin

    [68] Havsalanın almadıgı seye nasıl sabredeceksin!» dedi

    [69] Musa: «Insallah beni sabırlı bulacaksın ve senin hicbir isine karsı gelmem.» dedi

    [70] O: «O halde eger bana uyacaksan, bana hicbir sey hakkında soru sorma, ta ki ben sana ondan soz acıncaya kadar.»

    [71] Bunun uzerine ikisi beraber gittiler; nihayet gemiye bindiklerinde tuttu gemiyi yaraladı. Musa: «A, icindekileri bogmak icin mi yaraladın onu? Dogrusu kotu bir sey yaptın!» dedi

    [72] O: «Demedim mi ki sen benimle beraber olmaya sabredemezsin?» dedi

    [73] Musa: «Unuttugum seyle beni suclama ve bu isimden dolayı bana gucluk cıkarma!» dedi

    [74] Yine gittiler nihayet bir oglana rastgeldiler; tuttu onu olduruverdi. Musa: «Bir can karsılıgı olmaksızın masum bir cana mı kıydın? Dogrusu cok kotu birsey yaptın!» dedi

    [75] «Dogrusu sen benimle asla sabredemezsin demedim mi sana?» dedi

    [76] Musa: «Eger bundan sonra sana birsey sorarsam, artık benimle arkadaslık etme! Dogrusu tarafımdan beyan edilecek son ozre erdin.»

    [77] Bunun uzerine yine gittiler. Nihayet bir koy halkına varınca onlardan yemek istediler. Ancak onlar, kendilerini misafir etmekten kacındılar. Derken orada yıkılmak uzere olan bir duvar buldular, tutup onu dogrulttu. Musa: «Isteseydin bunun karsılıgında mutlaka bir ucret alırdın» dedi

    [78] O: «Iste bu, seninle benim ayrılmamız olacak! Simdi sana o sabredemedigin seylerin ic yuzunu haber vereyim

    [79] Once gemi, denizde calısan birtakım zavallılarındı. Ben onu kusurlu hale getirmek istedim; cunku otelerinde butun saglam gemileri gaspedip alan bir hukumdar vardı

    [80] Oglana gelince, anne babası mumin kimselerdi. Onun bunları azgınlık ve kufur ile sarmasından korktuk

    [81] Istedik ki, Rableri onun yerine kendilerine temizlikce daha hayırlı ve merhamet bakımından daha yakınını versin

    [82] Gelelim duvara; o, sehirde iki yetim oglanındı, altında onlar icin saklanmıs bir define vardı ve babaları iyi bir zat idi. Onun icin Rabbin onların erginlik cagına ermelerini, definelerini cıkarmalarını diledi. Butun bunlar, Rabbinden bir rahmet olmak uzeredir ve ben hicbirini kendi gorusumle yapmadım. Iste senin sabredemedigin seylerin acıklaması!» dedi

    [83] Bir de sana Zulkarneyn´den soruyorlar. Dedi: «Size ondan bir hatıra okuyacagım.»

    [84] Biz onun icin yeryuzunde bir iktidar hazırladık ve ona ulasmak istedigi seyden bir sebep verdik

    [85] Derken o bir sebebi izledi

    [86] Gunesin battıgı yere vardıgında onu, balcıklı bir kaynakta batıyor buldu. Ayrıca onun yanında bir kavim gordu. Dedik ki: «Ey Zulkarneyn, ya onları cezalandırırsın veya haklarında bir guzel muamelede bulunursun.»

    [87] O soyle dedi: «Her kim haksızlık ederse, onu muhakkak cezalandırırız, sonra Rabbine iade edilir ve O da onu gorulmedik bir azaba ceker

    [88] Ancak her kim de iman edip iyi bir is yaparsa, buna da mukafat olarak en guzel akibet vardır ve ona emrimizin kolayını soyleriz.»

    [89] Sonra yine bir sebebi takip etti

    [90] Nihayet gunesin dogdugu yere vardıgında, gunesin kendilerini ondan koruyacak bir siper yapmadıgımız bir kavim uzerine dogmakta oldugunu gordu

    [91] Iste boyle. Halbuki Biz, onun yanında nelerin bulundugunu tamamen biliyorduk

    [92] Sonra da baska bir sebebi takip etti

    [93] Nihayet iki set arasına vardıgı zaman, onlerinde neredeyse hic soz anlamayan bir kavim buldu

    [94] Onlar: «Ey Zulkarneyn, haberin olsun, Ye´cuc ve Me´cuc bu yerde fesat cıkarıyorlar; bu yuzden onlarla bizim aramızda bir set yapman sartıyla sana bir vergi odesek olur mu?» dediler

    [95] Dedi ki: «Rabbimin beni icinde bulundurdugu iktidar daha hayırlıdır; haydi siz bana bedenen yardım edin de sizinle onların arasına saglam bir engel yapayım

    [96] Bana demir kutleleri getirin. Iki ucu denklestirdigi vakit: «Korukleyin!» dedi. Demiri bir ates haline getirince: «Getirin bana uzerine erimis bakır dokeyim!» dedi

    [97] Artık ne onu asabildiler, ne de delebildiler

    [98] Zulkarneyn: «Bu, Rabbimin bir rahmetidir. Rabbimin va´dettigi an gelince, onu dumduz edecektir. Rabbimin va´di de haktır.»

    [99] Ve o gun Biz onları, birbirlerinin icinde dalgalanır bir durumda bırakıvermisizdir Sura da ufurulmustur, artık hepsini toplamıs da toplamısızdır

    [100] Ve o gun cehennemi kafirlere oyle bir gosteris gostermisizdir ki

    [101] Onlar ki, gozleri, Beni hatırlatan ayetlerin karsısında bir ortu icindeydi, isitmeye de tahammul edemiyorlardı

    [102] Yoksa o kafirler, Beni bırakıp da kullarımı kendilerine dost edineceklerini mi sandılar? Biz cehennemi o kafirlere bir konukluk hazırladık

    [103] De ki: «Size amelleri en cok husrana gidenleri haber vereyim mi

    [104] Kendilerinin gercekten guzel sanat yaptıklarını sandıklan halde dunya hayatında cabaları bosa gitmis olanları

    [105] Bunlar, iste o kimselerdir ki, Rablerinin ayetlerini ve O´na kavusmayı inkar etmislerdir de hayır adına yaptıkları butun isleri bosa gitmistir. Artık kıyamet gunu Biz onlara hicbir tartı tutturmayız

    [106] Iste boyle, onların cezası cehennemdir. Cunku kufretmisler, benim ayetlerimi ve peygamberlerimi alaya almıslardır

    [107] Iman edip guzel guzel isler yapan kimselere gelince, onlar icin Firdevs cennetleri bir konukluk olmustur

    [108] Iclerinde sonsuza dek kalırlar, onlardan cıkmak istemezler

    [109] De ki: «Eger Rabbimin sozlerini yazmak icin deniz murekkep olsaydı, kesinlikle Rabbimin sozleri tukenmeden deniz tukenirdi, bir misli de yardımcı getirsek bile.»

    [110] De ki: «Ben ancak sizin gibi bir insanım, bana ancak ilahınızın bir tek ilah oldugu vahyolunuyor, onun icin her kim Rabbine kavusmayı arzu ederse, guzel bir amel islesin ve Rabbine yaptıgı ibadete hicbir sirk karıstırmasın!»

    Meryem

    Surah 19

    [1] Kaf, Ha, Ya, Ayn, Sad

    [2] Bu, Rabbinin Zekeriyya kuluna olan rahmetini, bir anıstır

    [3] Bir zaman, Rabbine gizli bir sesle yalvarmıstı

    [4] Demisti ki: «Ey Rabbim, gercek su ki, benim kemik(im) gevsedi, bas(ım) bembeyaz alev aldı (Saclarım agardı) ve sana (ettigim) dua ile ise hicbir zaman mutsuz olmadım ey Rabbim

    [5] Ben bu halimle, arkamdan yerime gececek olan akrabalardan endiseliyim. Karımda kısır bulunuyor, onun icin bana bir dost ver

    [6] ki, hem benim mirascım, hem de Ya´kub ailesinin mirascısı olsun. Hem de hosnutluguna onu kavustur Rabbim

    [7] Allah: «Ey Zekeriyya, haberin olsun, Biz sana Yahya adında ve bundan once kendisine hicbir adas yapmadıgımız bir ogul mujdeliyoruz» dedi

    [8] Zekeriyya: «Ey Rabbim, benim nasıl bir oglum olabilir, karım kısır ben de yaslılıgın kagsamak derecesine (son haddine) varmısken!» dedi

    [9] Buyurdu ki: «Oyle! Fakat Rabbin, «o Bana kolaydır, bundan once de seni, sen hicbir sey degilken yarattım.» dedi.»

    [10] Zekeriyya: «Ey Rabbim, bana bir alamet ver!» dedi. Allah: «Alametin, sapasaglam oldugun halde uc gece insanlara soz soyleyememendir.» buyurdu

    [11] Derken, mihrabdan kavminin karsısına cıkıp onlara: «Sabah ve aksam tesbih edin!» diye isaret verdi

    [12] «Ey Yahya, kitabı kuvvetle tut!» (dedik) ve daha cocukken ona hikmet verdik

    [13] Hem de katımızdan yumusak bir kalplilik ve bir temizlik verdik ona. O, cok takva sahibi biri idi

    [14] Anne babasına iyi davranan biriydi, zorba ve isyankar degildi

    [15] Selam ona; hem dogdugu gun, hem olecegi gun, hem de diri olarak kaldırılacagı gun

    [16] Kitap´da Meryem´i de an. Hani o, ailesinden ayrılıp dogu tarafında bir yere cekilmisti

    [17] Onlarla arasına bir perde cekti. Derken kendisine ruhumuzu (Cebrail´i) gonderdik de o, duzgun bir insan seklinde ona gorundu

    [18] Meryem ona: «Ben bagıslayan Allah´a sıgınırım senden, eger Allah´tan korkan biri isen!» dedi

    [19] Ruh (Cebrail): «Haberin olsun, ben sana tertemiz bir oglan vermek icin Rabbinin elcisiyim sadece!» dedi

    [20] Meryem: «Benim nasıl bir oglum olabilir? Bana hicbir insan dokunmadı; ben bir kahpe de degilim!» dedi

    [21] Cebrail: «Oyle! Fakat Rabbin buyurdu ki, o Bana gore kolaydır. Ayrıca onu insanlara gucumuzun bir delili ve tarafımızdan bir rahmet kılacagımız icin boyle yapacagız. Hem de o, karara baglanmıs bir istir.» dedi

    [22] Bu sekilde ona hamile oldu ve bu haliyle uzak bir yere cekildi

    [23] Derken sancı onu bir hurma dalına goturdu ve: «Keske bundan once olmus olsaydım da unutulmus gitmis olsaydım.» dedi

    [24] Derken asagı tarafından ona soyle seslendi: «Sakın uzulme, Rabbin senin altında bir su arkı yarattı

    [25] Hurmanın dalını kendine dogru silkele, uzerine derilmis taze hurmalar dokulsun

    [26] Artık ye, ic, gozun aydın olsun. Eger insanlardan birini gorursen de ki: «Ben esirgeyen Allah´a oruc adadım, onun icin bugun hicbir kimse ile konusmayacagım.»

    [27] Derken onu tasıyarak kavmine getirdi, Onlar: «Hey Meryem, sen Allah biliyor ya yumurcak birsey getirdin

    [28] Ey Harun´nun kız kardesi, baban bir kotuluk adamı degildi, annen de kahpe degildi»

    [29] Bunun uzerine Meryem cocugu gosterdi: «Besikteki bir cocukla nasıl konusuruz?» dediler

    [30] O: «Haberiniz olsun ben Allah´ın kuluyum. O, bana bir kitap verdi ve beni bir peygamber yaptı

    [31] Beni her nerede olursam mubarek kıldı ve hayatta kaldıgım muddetce bana namazı ve zekatı tavsiye buyurdu

    [32] Beni anneme saygılı kıldı, beni eskiya bir zorba yapmadı

    [33] Selam bana; hem dogdugum gun, hem olecegim gun, hem de diri olarak kaldırılacagım gune!»

    [34] Iste hakkında tartısıp durdukları Meryem oglu Isa. Hak sozu olarak budur

    [35] Allah´ın ogul edinmesi asla olur sey degildir; O, bu gibi seylerden uzaktır. O, bir isin olmasını dileyince ona sadece «Ol!» der, oluverir

    [36] Ayrıca o (Isa) dedi ki: «Haberiniz olsun, Allah benim de Rabbim sizin de Rabbinizdir; onun icin hep O´na ibadet ediniz! Iste yegane dogru yol budur

    [37] Sonra gruplar kendi aralarında gorus ayrılıgına dustuler. Artık buyuk bir gunun gorulecek dehsetinden vay kafirlerin haline

    [38] Onlar Bize gelecekleri gun neler isitecekler, neler gorecekler! Fakat o zalimler bugun apacık bir sapıklık icindedirler

    [39] Onlar gaflet icinde iken, onlar iman etmezlerken, o hasret gununun, o islerin bitirildigi saatin dehsetini kendilerine haber ver

    [40] Kesinlikle yeryuzune ve butun uzerindekilere Biz varis olacagız Biz! Ve onlar, hep Bize donduruleceklerdir

    [41] Kitapta Ibrahim´i de an, cunku o, dosdogru biri, bir peygamberdi

    [42] Bir zaman babasına soyle demisti: «Babacıgım, o isitmeyen, gormeyen ve sana hic faydası olmayan seytana nicin tapıyorsun

    [43] Babacıgım, emin ol sana gelmeyen bir ilim bana geldi. Gel bana uy da seni duz yola cıkarayım

    [44] Babacıgım, seytana tapma; cunku seytan esirgeyen Allah´a isyan etti

    [45] Babacıgım dogrusu ben, sana o Rahman´dan bir azabın dokunup da seytana dost olmandan korkuyorum.»

    [46] Babası: «Sen benim ilahlarımdan gecmek mi istiyorsun ey Ibrahim? Yemin ederim ki, eger vazgecmezsen, seni muhakkak taslarım; beni sen uzun bir sure bırak git!» dedi

    [47] Ibrahim: «Selam sana, senin icin Rabbimden af dileyecegim; cunku O, bana karsı cok lutufkardır

    [48] Sizi Allah´tan baska taptıklarınızla basbasa bırakıp cekilirim ve Rabbime dua ederim; umarım, Rabbime yaptıgım dua sayesinde mutsuz olmam.» dedi

    [49] Ibrahim, onları ve Allah´tan baska taptıklarını bırakıp cekildiginde, Biz de ona Ishak´ı ve Ya´kub´u ihsan ettik ve her birini bir peygamber yaptık

    [50] Biz, bunlara rahmetimizden lutuflar, ihsanlar ettik ve hepsine dillerde yuksek bir dogruluk sanı verdik

    [51] Kitapta Musa´yı da an, cunku O, ihlaslı idi ve bir elci, bir peygamber idi

    [52] Biz hem ona Tur´un sag tarafından seslendik hem de onu yakarıs makamında yakınlık mertebesine erdirdik

    [53] Ve rahmetimizden kardesi Harun´u da bir peygamber olarak ona lutfettik

    [54] Kitapta Ismail´i de an; cunku o cidden va´dinde sadık bir kimse idi, bir Resul, bir peygamber idi

    [55] Ailesine namaz ve zekat emrederdi ve Rabbi katında hosnutluga ermisti

    [56] Kitapta Idris´i de an; cunku o, dosdogru biri, bir peygamber idi

    [57] Ve Biz onu yuce bir yere yukselttik

    [58] Iste bunlar, Allah´ın kendilerine nimetler verdigi peygamberlerden Adem soyundan, Nuh ile birlikte tasıdıklarımızdan Ibrahim ile Israil´in soyundan hidayete erdirdigimiz ve sectigimiz kimselerdendirler. Kendilerine Rahmanın ayetleri okundugu zaman, aglayarak secdeye kapanırlardı

    [59] Sonra bunların arkasından bozuk bir guruh geldi, namazı ziyan ettiler ve sehvetlerinin ardına dustuler; bunlar da Gayya kuyusunu boylayacaklardır

    [60] Ancak tevbe edip imana gelenler ve yararlı is yapanlar baska; cunku onlar hicbir haksızlıga ugratılmayarak cennete gireceklerdir

    [61] Rahman´ın kullarına gıyaben soz verdigi Adn cennetlerine, suphe yok ki, O´nun verdigi soz, daima yerine getirilmistir

    [62] Orada hic bos soz isitmezler; ancak bir «Selam» isitirler. Orada sabah aksam rızıkları da vardır

    [63] Iste kullarımızdan korunup takva sahibi olanları mirascı yapacagımız cennet odur

    [64] Bir de biz (Rabbinin elcileri) Rabbinin emri olmadıkca inemeyiz. Onumuzdeki, ardımızdaki ve bunlar arasındakiler hep O´nundur; Rabbin seni unutmus da degildir

    [65] O, butun goklerin, yerin ve aralarındakilerin Rabbidir; o halde O´na ibadet et ve ibadetine sebatla sabret. Hic sen O´na bir adas bilir misin

    [66] Boyle iken insan diyor ki: «Oldugum zaman, ileride mutlaka bir hayat sahibi kimse olarak cıkarılacak mıyım?»

    [67] Yoksa o insan hicbirsey degilken, Bizim, kendisini yaratmıs oldugumuzu dusunmez mi

    [68] Evet Rabbine yemin ederim ki, Biz onları ve o seytanları mutlaka ve mutlaka mahserde toplayacagız, sonra da onları kesinlikle cehennemin etrafında diz ustu hazır bulunduracagız

    [69] Sonra her topluluktan Rahman´a karsı en cok isyan edenleri hangileri ise muhakkak ve muhakkak cekip alacagız

    [70] Sonra Biz, elbette o cehenneme yaslanmaya en layık olanların kimler oldugunu daha iyi biliriz

    [71] Icinizden oraya varmayacak hicbir kimse yoktur ve bu, Rabbinin ustlenmis oldugu kesinlesmis bir hukumdur

    [72] Sonra takva sahiplerini kurtarırız ve zalimleri diz ustu bırakırız

    [73] Ayetlerimiz kendilerine acık acık tecvidli okundugu zaman da o kufredenler iman edenlere: «Bu iki topluluktan hangisi makamca daha iyi ve meclis olarak daha guzel?» dediler

    [74] Oysa Biz, kendilerinden once mal ve gorunum bakımından daha guzel nice kusakları helak etmisiz

    [75] De ki: «Kim sapıklık icinde ise, cok esirgeyici Allah, ona istedigi kadar muhlet versin; nihayet va´dolundukları seyi, ya azabı yada kıyameti gordukleri zaman kimin mevkisinin daha kotu ve iradesinin daha zayıf oldugunu bilecekler

    [76] Hidayeti kabul edenlere ise, Allah daha cok hidayet verir. Kalıcı olan iyi ve yararlı isler Rabbinin katında hem sevap bakımından hem de sonuc bakımından daha hayırlıdır

    [77] Simdi su kufredip de: «Bana muhakkak mal ve evlat verilecektir.» diyen herifi gordun mu

    [78] O, gayba vakıf mı olmus yoksa esirgemesi cok olan Allah´ın katında bir soz mu almıs

    [79] Hayır! Biz onun dedigini yazacagız ve azabını uzattıkca uzatacagız

    [80] Ve o soyledigi seyleri hep elinden alacagız da o, Bize tek basına gelecektir

    [81] Tuttular, kendilerine seref ve kuvvet saglasınlar diye, Allah´tan baska ilahlar edindiler

    [82] Hayır! Yarın ibadetlerini inkar edecekler ve aleyhlerine donup dusman kesileceklerdir

    [83] Gormedin mi, Biz seytanları o kafirlerin uzerine salmısız; onları kaynatıp oynatıp kıvrandırıyorlar

    [84] Aleyhlerinde acele etme! Biz, onlar icin yalnızca bir sayı sayıyoruz

    [85] Takva sahiplerini bir heyet halinde Rahman´ın huzurunda toplayacagımız gun

    [86] sucluları da susuz olarak cehenneme sevk edecegiz

    [87] Rahman´ın katında bir soz almıs olan kimseden baskaları sefaat etme hakkına sahip olamayacaklardır

    [88] Rahman cocuk edindi. dediler

    [89] Andolsun ki, pek agır, pek cirkin bir iddiaya curet ettiniz

    [90] Az daha o yuzden gokler catlayacak ve daglar yıkılıp yerlere gececek

    [91] O Rahman´a cocuk iddiasında bulundular diye

    [92] Halbuki, cocuk edinmek Rahman´a yarasmaz

    [93] Goklerde ve yerde Rahman´a kul olarak gelmeyecek hicbir kimse yoktur

    [94] Andolsun ki, hepsini kusatmıs ve hepsini bir bir saymıstır

    [95] Hepsi kıyamet gunu O´na tek olarak gelecektir

    [96] Iman edip yararlı isler yapanlar ise, muhakkak Rahman, onlar icin bir sevgi verecek, gonullere sevdirecektir

    [97] Biz, o Kur´an´ı sadece onunla takva sahiplerini mujdelemen ve inat edenleri de korkutman icin senin dilinle kolaylastırdık

    [98] Bir de onlardan once nice kusakları helak ettik. Hic onlardan birini hissediyor musun veya onların gizli bir seslerini isitiyor musun

    Tâhâ

    Surah 20

    [1] Ta Ha

    [2] Kur´an´ı sana mutsuz olasın diye indirmedik

    [3] Ancak saygısı olana bir ogut olmak uzere

    [4] Hem yeri, hem o yuksek yuksek gokleri yaratan tarafından peyderpey indirilen bir kitap olarak indirdik

    [5] O Rahman, Ars´a hakim oldu

    [6] Butun goklerdekiler, butun yerdekiler, butun bunların arasındakiler ve butun yerin dibindekiler hep O´nundur

    [7] Sen bu sozu ilan edeceksen de O, hem gizliyi, hem daha gizlisini bilir

    [8] Allah, O´ndan baska hicbir tanrı yoktur. O en guzel isimler hep O´nundur

    [9] Musa´nın olayı sana ulastı mı

    [10] Hani bir vakit o bir ates gordu de ailesine: «Siz durun, benim gozume bir ates ilisti, belki size ondan bir yalın kor getiririm veya atesin yanında bir kılavuz bulurum.» dedi

    [11] Ona vardıgı zaman, kendisine soyle seslenildi: «Ey Musa

    [12] Haberin olsun, Benim Ben, Rabbin, hemen pabuclarını cıkar; cunku sen mukaddes vadide, Tuva´dasın

    [13] Ve Ben, seni sectim; simdi vahyedileni dinle

    [14] Gercekten Benim Ben, Allah; Benden baska ilah yoktur; onun icin Bana ibadet et ve Beni anmak icin namaz kıl

    [15] Cunku Kıyamet mutlaka gelecektir; Ben hemen hemen onu gizliyorum ki, herkes yaptıgının karsılıgını gorsun

    [16] Sakın ona inanmayıp kendi keyfine uyan kimse seni ondan alıkoymasın, sonra helak olursun

    [17] O sag elindeki de ne, ey Musa?»

    [18] Musa: «O benim asam, uzerine dayanırım ve onunla davarlarıma yaprak cırparım; benim daha baska ihtiyaclarımı da gorur.» dedi

    [19] «Bırak onu, ey Musa!» diye buyurdu

    [20] Bıraktı onu, bir de ne gorsun o, bir yılan olmus kosuyor

    [21] Allah: «Tut onu ve korkma, Biz onu onceki haline dondurecegiz.» buyurdu

    [22] «Bir de elini koynuna sok ki, diger bir mucize olarak kusursuz bembeyaz cıksın

    [23] Sana en buyuk mucizelerimizden bir kısmını gosterelim diye

    [24] Firavuna git, cunku o pek azıttı.»

    [25] Musa dedi: «Ey Rabbim, benim gogsume genislik ver

    [26] isimi kolaylastır bana

    [27] dilimden dugumu coz

    [28] sozumu iyi anlasınlar

    [29] Bana ailemden bir yardımcı ver

    [30] Kardesim Harun´u

    [31] Onunla sırtımı pekistir

    [32] Onu gorevimde ortak et

    [33] ki Seni cok tesbih edelim

    [34] ve cok analım Seni

    [35] Suphe yok ki, Sen bizi gorup duruyorsun.»

    [36] Allah: «Haydi, erdirildin dilegine, ey Musa!» buyurdu

    [37] Sanıma andolsun ki, Biz sana diger bir defa daha lutufta bulunmustuk

    [38] Hani o vakit annene, verilen su ilhamı vermistik

    [39] Onu sandıgın icine koy, denize bırak, deniz de onu sahile bıraksın, onu hem Bana dusman, hem ona dusman biri alsın! Ve senin uzerine, gozetimim altında yetistirilesin diye, katımdan bir sevgi koydum

    [40] O zaman kız kardesin gidiyor ve: «ona iyi bakacak birini bulayım mı size?» diyordu. Boylece, gozu aydın olsun ve uzulmesin diye seni tekrar annene iade ettik. Hem bir adam oldurdun de seni gamdan kurtardık, seni bircok denemelerden gecirdik; bu sebeple yıllarca Medyen halkı arasında kaldın, sonra da ey Musa, bir kader ustune geldin

    [41] Ben, seni kendim icin yetistirdim

    [42] Sen ve kardesin mucizelerimle gidin ve Beni anmakta gevseklik etmeyin

    [43] Firavun´a gidin; cunku o, pek azıttı

    [44] Varın da ona yumusak dille soyleyin; belki dinler veya korkar.»

    [45] «Ey Rabbimiz, bize siddetle saldırmasından veya azgınlıgının artmasından korkarız!» dediler

    [46] Allah: «Korkmayın, cunku Ben sizinle beraberim; isitirim ve gorurum

    [47] Haydi, varın da ona deyin ki: «Haberin olsun, biz Rabbinin elcileriyiz, artık Israil ogullarını bizimle gonder, onlara iskence etme, biz sana Rabbinden bir mucize ile geldik, selam da dogruya uyanlara

    [48] Inan ki, bize, azabın, kesinlikle yalanlayıp yuz cevirene oldugu vahyolundu.»

    [49] Firavun: «Sizin Rabbiniz kimdir, ey Musa?» dedi

    [50] Musa: «Bizim Rabbimiz, herseye uygun yaratılısını veren sonra da yolunu gosterendir!» dedi

    [51] Firavun: «Ya, oyle ise, onceki milletlerin durumu nedir?» dedi

    [52] Musa: «Onların bilgisi Rabbimin katında bir kitaptadır; Rabbim sasmaz ve unutmaz

    [53] Yeryuzunu sizin icin bir dosek yapan, orada size yollar acan ve gokten bir su indiren O´dur.» dedi. Iste Biz, bu su sayesinde cesitli bitkilerden ciftler cıkarmaktayız

    [54] Hem yiyiniz, hem de hayvanlarınızı gudunuz; gercekten bunda dogruya kılavuzluk eden akıl sahipleri icin bircok deliller vardır

    [55] Sizi topraktan yarattık, yine ona dondurecegiz ve yine sizi ondan bir kere daha cıkaracagız

    [56] Andolsun ki. Biz Firavuna butun mucizelerimizi gosterdik; oyle iken o, yine yalanladı ve dayattı

    [57] Dedi ki: «Ey Musa, sen sihrinle bizi yerimizden cıkarmak icin mi bize geldin

    [58] O halde bilmis ol ki, biz de sana onun gibi bir sihir yapacagız. Simdi sen, seninle aramızda bir bulusma yeri ve zamanı belirle ki, ne senin ne de bizim caymayacagımız denk bir yer olsun!» dedi

    [59] Musa: «Sizinle bulusma vakti sus (bayram) gunu ve insanların toplanacagı kusluk vaktidir» dedi

    [60] Bunun uzerine Firavun, donup tedbir almaya giristi, butun hilesini derledi topladı, sonra geldi

    [61] Musa onlara: «Yazıklar olsun size, Allah´a yalan yere iftirada bulunmayın, sonra bir azap ile kokunuzu keser. Gercekten iftira eden husrana ugramıstır.» dedi

    [62] Onlar aralarında tartısıp anlastılar ve gizlice fısıldastılar

    [63] Dediler ki: «Suphesiz bunlar, iki sihirbazdır; sizi yerinizden cıkarmak ve sizin o ideal inanc ve gidisatınızı yok etmek istiyorlar

    [64] Siz de butun hilelerinizi birlestirin, sonra sıra halinde gelin. Muhakkak ki, bugun ustun gelen zafere ermis olacak!»

    [65] Onlar: «Ey Musa ya sen at, ya da ilk atan biz olalım.» dediler

    [66] Musa: «Haydi, siz atın!» dedi. Bir de baktı ki, onların ipleri ve sopaları, sihirleri sebebiyle, kendisine cidden kosuyorlarmıs gibi gorunuyor

    [67] Birden bire Musa, icinde bir tur korku duydu

    [68] Dedik ki: «Korkma, cunku sensin ustun sen

    [69] Sag elindekini bırakıver; o, onların yaptıklarını yalar yutar. Cunku onların yaptıkları yalnızca bir sihirbaz hilesidir. Sihirbaz ise her nerede olsa felah bulmaz!»

    [70] Sonunda butun sihirbazlar secdeye kapandılar: «Harun ile Musa´nın Rabbine iman ettik.» dediler

    [71] Firavun: «Demek ben size izin vermeden ona iman ettiniz ha! O, mutlaka size sihri ogreten buyugunuzdur. O halde andolsun ki, ben de sizin ellerinizi ve ayaklarınızı caprazlama kesecegim ve sizi kesinlikle hurma dallarına asacagım; suphesiz bileceksiniz hangimizin azap bakımından daha siddetti ve daha surekli oldugunu!» dedi

    [72] Onlar: «Ihtimali yok, bize gelen bu acık mucizelere ve bizi yaratana karsı seni tercih edemeyiz. Artık ne yapacaksan yap; senin hukmun olsa olsa bu dunya hayatında gecerli olur

    [73] Dogrusu biz, gunahlarımıza ve bizi zorladıgın sihre karsı bizi bagıslasın diye Rabbimize iman ettik. Allah, daha hayırlı ve daha kafacıdır.» cevabını verdiler

    [74] Her kim Rabbine suclu olarak varırsa, suphesiz ona cehennem vardır. Orada ne olur, ne dirilir

    [75] Her kim de mumin olarak ve yararlı isler yapmıs bir halde varırsa, iste onlara en yuksek dereceler vardır

    [76] Altından ırmaklar akan Adn cennetleri ki, onlarda ebedi kalacaklardır. Ve o iste , temizlenen kimsenin mukafatı

    [77] Dogrusu Musa´ya soyle vahyettik: «Kullarımla geceleyin yuru de onlara denizde kuru bir yol ac; yetisilmekten korkmaz ve endise etmezsin.»

    [78] Derken Firavun ordularıyla onları takip etti; denizden kendilerini saran sarıverdi

    [79] Velhasıl Firavun kavmini sapıklıga surukledi, dogru yola goturmedi

    [80] Ey Israil ogulları! Sizi gercekten dusmanınızdan kurtardık, Tur dagının sag yanında size soz verdik ve sizlere kudret helvası ile bıldırcın indirdik

    [81] Size verdigimiz rızıkların en hoslarından yiyin ve o hususta taskınlık yapmayın ki, sonra gazabım iner uzerinize; her kimin uzerine de gazabım inerse, o ucuruma gider

    [82] Bununla birlikte, Ben tevbe eden, iman edip yararlı isler yapan sonra da dogru giden kimse icin cok bagıslayıcıyım, suphesiz

    [83] Hem seni kavminden daha cabuk gelmeye sevkeden nedir, ey Musa

    [84] Musa: «Onlar, benim izimin uzerindeler ve ben, hosnut olasın diye, sana gelmekte acele ettim ey Rabbim!» dedi

    [85] Allah: «Ama Biz, senin ardından kavmini fitneye dusurduk ve Samiri onları saptırdı.» buyurdu

    [86] Musa, ofkeli ve uzuntulu olarak hemen kavmine dondu: «Ey kavmim, Rabbiniz size guzel bir va´dde bulunmadı mı? Zaman mı uzadı, yoksa basınıza Rabbinizden bir gazap inmesini arzu ettiniz de mi bana verdiginiz sozu tutmadınız?» dedi

    [87] Onlar: «Biz, sana verdigimiz sozden, kendiligimizden caymadık. Fakat biz, o kavmin zinet esyasından bir takım agırlıklar yuklenmistik. Onları atese attık; Samiri de attı

    [88] Derken onlara, bogurmesi olan bir dana heykeli cıkardı. Bunun uzerine: «Iste bu, sizin ilahınız ve Musa´nın ilahıdır; fakat o, bunu unuttu.» dediler

    [89] Su gercegi gormuyorlar mıydı ki, o onlara bir sozle karsılık veremiyor ve kendilerine ne bir zarar ne de bir yarar saglayabiliyordu

    [90] Andolsun ki, onceden Harun onlara: «Ey kavmim, siz bununla yalnızca bir fitneye tutuldunuz ve dogrusu sizin Rabbiniz esirgemesi cok Allah´tır; gelin bana uyun ve emrime itaat edin!» demisti

    [91] Onlar: «Biz Musa bize donunceye kadar onun basında durmaktan asla ayrılmayacagız!» dediler

    [92] Musa: «Ey Harun, sana ne engel oldu bunların sapıklıga dustuklerini gordugun zaman

    [93] pesimden gelmedin. Benim emrime isyan mı ettin?» dedi

    [94] Harun: «Ey anamın oglu, sakalımı ve basımı tutma! Emin ol ki, «dedigime bakmadın da Israil ogulları arasına ayrılık dusurdun.» dersin diye korktum.» dedi

    [95] Musa: «Ya senin derdin ne ey Samiri?» dedi

    [96] Samiri: «Ben onların gormediklerini gordum de Resulun izinden bir avuc toprak avuclayıp attım, nefsim bana boyle hos gosterdi.» dedi

    [97] Musa: «Haydi, defol! Cunku senin cezan, hayat boyunca «Bana dokunmayın!» demendir; ayrıca senin asla kurtulamayacagın bir ceza daha var. O basını bekleyip durdugun tanrına da bak! Onu mutlaka yakacagız da yakacagız. Sonra da onu kul edip muhakkak denize dokecegiz

    [98] Sizin ilahınız ancak o Allah´tır ki, O´ndar baska ilah yoktur. O, ilmi ile herseyi kusatmıstır!» dedi

    [99] Ya Muhammed, iste sana boyle gecmisin onemli haberlerinden kıssa anlatıyoruz. Suphe yok ki, sana tarafımızdan bir zikir verdik

    [100] Her kim ondan yuz cevirirse, suphesiz o, kıyamet gonunde bir gunah yuklenecektir

    [101] Sonsuza dek onun altında kalacaklardır. Onlar icin kıyamet gunu o ne kotu bir yuktur

    [102] O gun ki, sura ufrulecek ve sucluları o gun Biz, gomgok mahsere toplayacagız

    [103] Onlar, aralarında: «On gunden fazla durmadınız.» diye gizli gizli konusacaklar

    [104] Gorusu en ustun olanları, «Bir gunden fazla durmadınız.» dedigi zaman, ne diyeceklerini Biz biliriz

    [105] Bir de sana daglar hakkında soruyorlar. De ki: «Rabbim, onları un ufak edip savuracak

    [106] Yerlerini dumduz bombos bir halde bırakacak

    [107] Orada ne bir egrilik, ne de bir yumruluk goremeyeceksin

    [108] O gun davetciye hicbir yana sapmadan uyacaklar. Oyle ki, Rahman´ın heybetinden sesler kısılmıstır; artık bir hısırtıdan baska birsey isitmezsin

    [109] O gun Rahman´ın izin verdigi ve sozunden hosnut oldugu kimseden baska, hic kimsenin sefaati fayda vermez

    [110] O, onların geleceklerini de bilir gecmislerini de. Fakat onların bilgisi O´nu kapsayamaz

    [111] Butun yuzler, o diri ve herseyi gozetip durana bas egmis ve bir zulum yuklenen gercekten husrana ugramıstır

    [112] Her kim de mumin olarak yararlı isler yaparsa, ne bir zulumden korkar, ne de cignenmeden

    [113] Iste boylece Biz onu Arapca bir Kur´an olarak indirdik ve onda tehditleri turlu sekillerde tekrarladık ki, belki korunur takva yolunu tutarlar ya da o onlarda bir dusunme, ibret alma meydana getirir

    [114] Demek ki Allah, O hak hukumdar, yuceler yucesidir !.. Sana vahyi tamamlanmadan once Kur´an´ı okumakta acele etme ve: «Rabbim, benim ilmimi artır!» de

    [115] Gercek su ki, bundan once Adem´e bir emir verdik, ama o unuttu ve Biz onda bir azim de bulmadık

    [116] Ve o vakti dusun ki, meleklere: «Adem icin secde edin!» dedik, hemen secde ettiler;ancak Iblis dayattı

    [117] Bunun uzerine Biz de: «Ey Adem, haberin olsun, bu, sana ve esine dusmandır; sakın sizi cennetten cıkarmasın, sonra mutsuz olursun

    [118] Cunku senin acıkmaman ve cıplak kalmaman oradadır

    [119] ve sen orada susamazsın ve guneste yanmazsın.» dedik

    [120] Derken seytan ona vesvese verdi: «Ey Adem, sana sonsuzluk agacını ve curumesi olmayan bir saltanatı gostereyim mi?» dedi

    [121] Bunun uzerine ikisi de ondan yediler; hemen ayıp yerleri kendilerine acılıp gorundu, uzerlerine cennet yapragından yamamaga basladılar ve Adem Rabbine asi oldu da saskın dustu

    [122] Sonra Rabbi, onu secti de tevbesini kabul buyurdu ve yol gosterdi

    [123] Allah: «Ikiniz de oradan birlikte inin, kiminiz kiminize dusman olarak! Sonra ne zaman size Benden bir dogru yolu gosterici gelir de her kim Benim kılavuzuma uyarsa, iste o, sapıklıga dusmez ve mutsuz olmaz

    [124] Her kim de zikrimden yuz cevirirse, ona dar bir gecim vardır ve onu kıyamet gunu kor olarak hasrederiz.»

    [125] Diyecek ki: «Ey Rabbim, beni nicin kor olarak hasrettin. Oysa ben, goren bir kimse idim?»

    [126] Allah: «Oyle, sana ayetlerimiz geldi de sen onları unuttun. Bugun de boyle bırakılacaksın.» buyurur

    [127] Ve iste haddi asıp Rabbinin ayetlerine inanmayanları Biz boyle cezalandırırız ve elbette o ahiret azabı daha cetin ve daha kalıcıdır

    [128] Yurtlarında yuruyup durdukları kendilerinden onceki nice nesilleri helak etmemiz kendilerini dogru yola sevketmedi mi? Muhakkak bunda ibret alacak akıl sahipleri icin bircok deliller vardır

    [129] Eger Rabbin tarafından onceden vermis bir soz olmasaydı, mutlaka azap derhal yapısırdı; fakat belirlenmis bir sure var

    [130] O halde onların dediklerine sabret, gunesin dogmasından once ve batmasından once Rabbini hamd ile tesbih et. Gece saatlerinde de gunduzun uclarında da tesbih et ki, hosnutluga eresin

    [131] Kafirlerden birkac ciftini, kendilerini fitneye dusurmek icin, dunya hayatının cicibicisi olarak yararlandırdıgımız seylere gozlerini dikme sakın! Oysa Rabbinin rızkı (nimeti) hem daha hayırlı, hem daha kalıcıdır

    [132] Hem ailene (ummetine) namazı emret, hem de kendin ona sabırla devam et! Biz, senden bir rızık istemiyoruz, seni Biz rızıklandırırız; guzel sonuc takvanındır

    [133] Bir de onlar: «Rabbinden bir mucize getirse ya !» dediler. Onlara, daha onceki kitaplardakinin apacık delili gelmedi mi ki

    [134] Eger Biz, onları bundan once bir azap ile helak etmis olsaydık: «Ey Rabbimiz, ne olurdu bize bir peygamber gonderseydin de biz alcak ve rezil olmadan once ayetlerine uysaydık.» diyeceklerdi

    [135] De ki: «Hepimiz beklemekteyiz, siz de bekleyin bakalım; cunku yakında, dogru yol sahiplerinin ve dogru gidenlerin kimler oldugunu bileceksiniz

    Enbiyâ

    Surah 21

    [1] Insanlara hesap zamanı yaklastı. Onlar ise hala gaflet icinde aldırmıyorlar

    [2] Rablerinden kendilerine gelen her yeni uyarıyı ancak alaya alarak dinliyorlar

    [3] Kalpleri hep oyunda, hem o zalimler gizlice fısıldastılar: «Bu ancak sizin gibi bir insan! Artık goz gore gore buyuye mi gidiyorsunuz?»

    [4] (Peygamber) dedi ki: «Rabbim gokte ve yerde soyleneni bilir; O, herseyi isitendir, bilendir»

    [5] (Onlar): «Bunlar bir takım karısık ruyalar; yok onu kendisi uydurdu; yok o bir sairdir; oyle degilse, onceki peygamberlerin gonderdikleri gibi, bize bir mucize getirsin!» derler

    [6] Onlardan once helak ettigimiz hicbir belde halkı iman etmedi. Simdi bunlar mı iman edecekler

    [7] Senden once de Biz, sadece kendilerine vahiy gonderdigimiz birtakım erkekler gonderdik; bilmiyorsanız, haydi bilgisi olanlara sorun

    [8] Biz onları yemek yemez bir ceset yapmadık; olumsuz de degildiler

    [9] Sonra onlara verdigimiz sozu yerine getirdik, kendilerini ve dilediklerimizi kurtardık; asırı gidenleri helak ettik

    [10] Andolsun ki, size oyle bir kitap indirdik ki, butun sanınız ondadır; hala akıllanmayacak mısınız

    [11] Oysa Biz zulmetmekte olan nice memleket halkını kırıp gecirdik , arkasından da digerlerini baska bir topluluk olarak meydana getirdik

    [12] Azabımızı hissettikleri zaman, hemen oradan uzengi tepiyorlardı (kacıyorlardı)

    [13] Yok tepinmeyin, donun icinde sımartıldıgınız nimetlere ve yurtlarınıza ki, sorguya cekileceksiniz! dedik

    [14] (Onlar da): «Vay bizlere! Gercekten bizler zalim insanlardık!» dediler

    [15] Artık olanca feryatları bu oldu kaldı. Neticede onları oyle yaptık ki, bicildiler, sonduler

    [16] Biz, gogu, yeri ve arasındakileri oyunculuk etmek uzere yaratmadık

    [17] Eger bir eglence edinmek isteseydik, onu kendi tarafımızdan yapardık. Yapacak olsaydık oyle yapardık

    [18] Hayır, Biz hakkı batılın tepesine fırlatırız da beynini parcalar, bir de gorursun ki, (batıl) o anda yok olup gitmistir! Allah´a isnad ettiginiz o nitelikler yuzunden vay sizlere

    [19] Oysa goklerde, yerde kim varsa O´nundur, O´nun huzurundakiler O´na ibadet etmekten ne cekinirler ne de yorgunluk duyarlar

    [20] Gece gunduz O´nu tesbih ederler, usanmazlar

    [21] Yoksa bir takım tanrılar edindiler de yeryuzunden; diriltmeyi onlar mı yapacaklar

    [22] Yerde, gokte Allah´tan baska tanrılar olsaydı bunların ikisi de mahvolup gitmisti. O Ars´ın Rabbi olan Allah onların yakıstırdıkları vasıflardan munezzehtir, beridir

    [23] O yaptıgından sorumlu olmaz, onlar ise sorumludurlar

    [24] Yoksa O´ndan baska tanrılar mı edindiler? De ki: «Haydi getirin delilinizi; iste benimle beraber onların kitabı ve benden oncekilerin kitabı!» Fakat cogu gercegi bilmezler de onun icin yuz cevirirler

    [25] Biz senden once hicbir peygamber gondermedik ki, ona soyle vahyetmis olmayalım: «Gercek su ki, Benden baska ilah yoktur; onun icin hep Bana ibadet edin.»

    [26] Boyle iken dediler ki: «Rahman cocuk edindi.» Allah bundan munezzehtir. Dogrusu (o cocuk dedikleri) sadece serefli bir takım kullardır

    [27] onlar Allah´ın sozunun onune gecmezler, hep O´nun emriyle hareket ederler

    [28] Allah onların onlerindekini de, arkalarındakini de bilir. Allah´ın razı olacagı kimselerden baskasına sefaat etmezler. Hepsi O´nun korkusundan titrerler

    [29] Iclerinden her kim: «Ben O´ndan baska ilahım!» derse, Biz ona cehennemi ceza olarak veririz; zalimleri Biz boyle cezalandırırız

    [30] O kufredenler gormediler mi ki, gokler ve yer bitisik idiler de Biz onları ayırdık; canlı olan her seyi sudan yaptık. Hala inanmıyorlar mı

    [31] Yeryuzunde de onları calkalar diye, baskılar oturttuk (sabit daglar yerlestirdik), dogru gidebilsinler diye orada bol bol acıklıklar (yollar) yaptık

    [32] Gokyuzunu korunmus bir tavan yaptık. Onlar ise O´nun ayetlerinden yuz ceviriyorlar

    [33] Oysa, geceyi, gunduzu, gunesi ve ayı yaratan O´dur; bunların herbiri birer yorungede yuzuyorlar

    [34] Bir de Biz senden once hicbir kimseye olumsuzluk vermedik. Eger sen olursen onlar baki mi kalacaklar

    [35] Her canlı olumu tadacaktır. Sizi bir imtihan olarak kotuluk ve iyilik ile deneyecegiz; hepiniz de sonunda bize donduruleceksiniz

    [36] O kufredenler seni gordukleri zaman, seni alaya alıyorlar ve: «Ilahlarınızı diline dolayan bu mudur?» diyorlar. Halbuki, onlar hep Rahman´ın zikrine kufur ediyorlar

    [37] Insan aceleci olarak yaratılmıstır; ama yarın ben onlara delillerimi gosterecegim; simdi siz acele etmeyin

    [38] Bir de: «Bu tehdit ne zaman gerceklesecektir; eger dogru soyluyorsanız?» diyorlar

    [39] Bir bilseler o kufredenler, atesi yuzlerinden ve sırtlarından savamayacakları ve hicbir taraftan yardım gormeyecekleri zamanı

    [40] Dogrusu o azap onlara ansızın gelecek de kendilerini dondurakalacaktır; artık ne geri cevrilmesine gocleri yetecek, ne de kendilerine muhlet verilecektir

    [41] Andolsun ki, senden once bir cok peygamberlerle istihza edildi de iclerinden alay edenleri o alay ettikleri sey kusatıverdi

    [42] De ki: «Sizi gece ve gunduz o Rahman´dan kim koruyabilir Ama onlar Rablerinin zikrinden yuz cevirmislerdir

    [43] Yoksa onlar icin kendilerini onumuzden koruyacak tanrılar mı var? Onlar kendilerini kurtaramayacakları gibi Bizden himaye de gormezler

    [44] Dogrusu Biz onları ve atalarını yasattık, hatta o omur onlara uzun geldi. Fakat simdi gormuyorlar mı ki, yeryuzunu etrafından eksiltip duruyoruz? O halde ustun gelen onlar mıdır

    [45] De ki: «Ben sizi ancak vahy ile uyarıyorum; ama sagırlar ne kadar uyarılsalar cagrıyı isitmezler

    [46] Yemin olsun ki, Rabbinin azabından cok az birsey onlara dokunursa, muhakkak diyeceklerdir ki: «Vay bizlere, biz gercekten zalimlerdik»

    [47] Biz ise, kıyamet gunu icin durust teraziler koyarız; hicbir kimseye zerre kadar zulmedilmez; bir hardal tanesi agırlıgınca da olsa, onu getirir koruz. Hesap goren olarak da Biz yeteriz

    [48] Andolsun ki: «Musa ile Harun´a Furkan´ı (Tevrat´ı) bir de ısık ve Allah´tan korkanlar icin de bir ogut vermistik

    [49] O takva sahipleri icin ki, gıyabında Rablerinden korkarlar ve kıyamet endisesiyle titrer dururlar

    [50] Iste bu (Kur´an) da Bizim indirdigimiz mubarek bir uyarıdır. Simdi siz bunu mu inkar ediyorsunuz

    [51] Andolsun ki, bundan once de Ibrahim´e olgunlugunu vermistik ve onun buna layık oldugunu da biliyorduk

    [52] O vakit babasına ve kavmine dedi ki: «Basına toplanıp durdugunuz su putlar nedir?»

    [53] «Atalarımızı bunlara tapar bulduk,» dediler

    [54] Ibrahim: «Andolsun ki, siz de, atalarınız da acık bir sapıklık icindesiniz!» dedi

    [55] «Ciddi mi soyluyorsun, yoksa sen sakacılardan mısın?» dediler

    [56] Ibrahim: «Dogrusu, Rabbiniz o goklerin ve yerin Rabbidir ki, onları O yaratmıstır ve ben buna sehadet edenlerdenim

    [57] Vallahi siz donup gittikten sonra putlarınıza mutlaka bir tuzak kuracagım!» dedi

    [58] Derken, onları parca parca etti. Ancak buyuklerinden birini bıraktı ki belki ona muracaat ederler

    [59] «Bunu bizim tanrılarımıza kim yapmıs? Muhakkak o zalimlerden biridir,» dediler

    [60] (Aralarında): «Ibrahim adında bir delikanlının, bunlara dil uzattıgını duymustuk

    [61] hadi onu halkın gozleri onune getirin, belki (onlar da aleyhinde) sehadet ederler.» dediler

    [62] Dediler ki: «Sen mi yaptın bunu tanrılarımıza ey Ibrahim?»

    [63] (Ibrahim): «Belki onu su buyukleri yapmıstır; sorun bakalım onlara, eger soyleyebilirlerse» dedi

    [64] Bunun uzerine vicdanlarına muracaat ettiler de: «Dogrusu siz haksızsınız!» dediler

    [65] Sonra tepeleri ustu ters donduler: «Sen gercekten bunların konusmadıgını bilirsin.» dediler

    [66] (Ibrahim) dedi: «O halde Allah´ı bırakıp da size hicbir fayda ve zarar vermeyecek nesnelere mi tapıyorsunuz

    [67] Yuh size ve Allah´tan baska taptıklarınıza! Hala akıllanmayacak mısınız!» dedi

    [68] (Onlar): «Siz bunu yakın da tanrılarınızın ocunu alın, eger birsey yapacaksanız!» dediler

    [69] Biz: «Ey ates, Ibrahim´e serin ve zararsız ol!» dedik

    [70] O´na bir dolap kurmak istediler, fakat Biz kendilerini daha fazla husrana ugrattık

    [71] Onu Lut ile beraber kurtarıp icinde alemlere bereketler verdigimiz yere cıkardık

    [72] Ona Ishak´ı lutfettik, ustelik Yakub´u da; ve onların herbirini iyi kimseler yaptık

    [73] Ve hepsini, emrimizle yol gosteren rehberler yaptık ve kendilerine hayırlı isler islemeyi, namaz kılmayı, zekat vermeyi vahyettik. Hepsi Bize kulluk eden kimselerdi

    [74] Lut´a, ona da bir hukum ve ilim verdik. Onu cirkeflikler isleyen o beldeden kurtardık; dogrusu onlar kotu ve fasık bir kavim idiler

    [75] Onu ise rahmetimizin icine aldık. Cunku o iyi kisilerdendi

    [76] Nuh´u da. Zira daha once dua etmisti. Biz de onun duasını kabul ettik; kendisini ve ailesini buyuk bir sıkıntıdan kurtardık

    [77] Ayetlerimize yalan diyen kavimden ocunu aldık. Gercekten onlar kotu bir kavimdiler, Biz de hepsini birden boguverdik

    [78] Davud ile Suleyman´ı da. Hani ikisi de ekin hakkında hukum veriyorlardı. Hani bir kavmin davarları ekin icinde geceleyin yayılmıstı; Biz de hukumlerine sahittik

    [79] Derhal onu Suleyman´a anlattık; bununla beraber herbirine bir hukum ve bir ilim vermistik. Dagları Davud´un emrine amade kılmıstık, kuslarla beraber tesbih ediyorlardı; Biz bunları yaparız

    [80] Bir de ona sizin icin, sizi savasınızın siddetinden korusun diye giyecek sanatını ogretmistik; simdi siz sukrunu yerine getiriyor musunuz

    [81] Suleyman icin de, bereketli kıldıgımız yere dogru emriyle esip giden siddetli ruzgarı verdik; Biz herseyi biliriz

    [82] Seytanlardan da onun icin dalgıclık yapan ve daha baska isler icin calısanları emrine vermistik ve onların hepsini zapteden Bizdik

    [83] Eyyub´u da. Zira: «Bana bu hastalık mubtela oldu; Sen merhametlilerin en merhametlisisin.» diye Rabbine dua etti

    [84] Biz de duasını kabul ettik; hemen kendisindeki sıkıntıyı giderdik. Tarafımızdan bir rahmet ve kulluk edenlere bir uyarı olmak uzere ona ailesini ve onlarla birlikte olanların bir mislini daha verdik

    [85] Ismail, Idris ve Zulkifl´i de. Hepsi sabredenlerdendi

    [86] Bunları da rahmetimizin icine aldık. Cunku onlar gercekten iyi kimselerdendirler

    [87] Zunnun´u (Yunus´u) da. Hani ofkelenerek gitmisti de Bizim kendisini asla sıkıstırmayacagımızı sanmıstı; derken karanlıklar icinde: «Senden baska ilah yoktur, seni tenzih ederim, ben gercekten zalimlerden oldum diye.» seslendi

    [88] Biz de duasını kabul ettik, kendisini uzuntuden kurtardık ve iste muminleri boyle kurtarırız

    [89] Zekeriyya´yı da. Hani Rabbine: «Rabbim! Beni tek basıma bırakma, sen varislerin en hayırlısısın.» diye yalvarmıstı

    [90] Biz de duasını kabul ettik de kendisine Yahya´yı verdik ve onun icin esini cocuk dogurmaya elverisli hale getirdik. Dogrusu bunlar hayırlı islerde yarısır, Bize umut ve korkuyla dua ederlerdi. Bize karsı derin saygı duyuyorlardı

    [91] Ve o disiyi (Meryem´ i) de ki, o namusunu korudu da kendisine ruhumuzdan ufledik ve kendisiyle oglunu alemlere bir mucize yaptık

    [92] Iste bu, Islam milleti bir tek millet olarak sizin milletinizdir. Rabbiniz de yalnız Benim; onun icin hep Bana kulluk edin

    [93] Onlar kumandanlarını aralarında parcaladılar, fakat hepsi Bize donecektir

    [94] Artık kim mu´min olarak yararlı islerden bir is yaparsa, onun calısmasına nankorluk edilmeyecek; suphesiz Biz onun hesabına yazarız

    [95] Helak ettigimiz bir belde (halkı) nın Bize donmemesi imkansızdır

    [96] Nihayet Ye´cuc ve Me´cuc(un seddi) acılıp da her tepeden saldırdıkları

    [97] ve gercek va´d yaklastıgı vakit, iste o zaman o kufredenlerin gozleri belerecek (bir noktaya dikilip kalacak): «Eyvah bizlere, biz bundan gaflet ettik! Hayır, kendimize zulmetmis olduk!» diyecekler

    [98] Haberiniz olsun ki, siz ve Allah´tan baska taptıgınız nesneler cehennem mermisisiniz; siz oraya gireceksiniz

    [99] Onlar ilah olsalardı, oraya girmezlerdi, oysa hepsi orada ebedi kalacaktır

    [100] Onların orada oyle bir ic cekisleri var ki, tapılanlar orada oldukları halde isitmezler

    [101] Suphe yok ki, haklarında Bizden guzellik takdir edilmis olanlar ondan (cehennemden) uzaklastırılmıslardır

    [102] Onun ugultusunu bile duymazlar. Bunlar canlarının istedigi seyler icinde sonsuza dek kalacaklardır

    [103] O buyuk korku bunları mahzun etmeyecek ve bunları melekler soyle karsılayacaklar: «Iste bu size va´dedilen gununuzdur.»

    [104] O gun ki, gogu kitaplar icin defter durer gibi durecegiz, yaratmaya ilk basladıgımız gibi yeniden yaratacagız, bu va´dimizdir. Dogrusu Biz bunları yaparız

    [105] Andolsun ki, Tevrat´tan sonra Zebur´da da yazmıstık ki: « Muhakkak yeryuzune benim iyi kullarım varis olacaktır.»

    [106] Suphesiz ki, bu Kur´an´da ibadet eden bir kavim icin yeterli bir ogut vardır

    [107] Seni sadece butun kainata rahmet olarak gondermisizdir

    [108] De ki: «Bana ancak ilahınızın bir tek ilah oldugu vahyolunuyor. simdi siz musluman oluyor musunuz?»

    [109] Yine de aldırmazlarsa de ki: «Size dupeduz acıkladım, tehdit edildiginiz seyin yakın mı yoksa uzak mı oldugunu bilmem.»

    [110] Suphesiz ki O, soylenenin acıga vurulanını da bilir gizlediginizi de bilir

    [111] Bilmem belki bu (gecikme) sizin icin bir imtihan ve bir sureye kadar faydalanmak icindir

    [112] (Peygamber soyle) dedi: «Ey Rabbim, hakettikleri gibi hukmet! Rabbiniz isnad ettiginiz iftiralarınıza karsı sıgınılacak Rahman´dır.»

    Hac

    Surah 22

    [1] Ey insanlar, Rabbinize korunun (sıgının); cunku kıyamet gununun sarsıntısı cok buyuk bir seydir

    [2] Onu goreceginiz gun, her emzikli (kadın) emzirdiginden gecer ve her hamile kadın cocugunu dusurur. Insanları hep sarhos gorursun, halbuki sarhos degillerdir. Fakat Allah´ın azabı siddetlidir

    [3] Insanlardan kimileri de Allah hakkında bilgisizce tartısır da her kaypak seytanın ardına duser

    [4] ki, onun uzerine soyle yazılmıstır: Kim buna dost olursa, muhakkak onu saptırır ve dogruca cehennem azabına goturur

    [5] Ey insanlar, eger oldukten sonra dirilmekten suphede iseniz, su muhakkak ki, Biz sizi topraktan, sonra nutfe (sperma) den, sonra alaka (yapıskan bir madde)dan, sonra da uzuvları gorunen ya da gorunmeyen bir et parcasından yaratmaktayız ki, size (ne oldugunuzu) anlatalım. Diledigimizi de belli bir sureye kadar rahimlerde durdururuz. Sonra sizi bir bebek olarak cıkarırız, sonra da olgunluk cagına gelmeniz icin gelistiririz. Bununla beraber, icinizden kiminizin canı alınıyor, kiminiz de biraz bilgiden sonra birsey bilmemek uzere, omrunun en kotu devresine getiriliyor. Yeryuzunu de sonmus kul halinde gorursun; ama uzerine su indirdigimiz zaman harekete gecer, kabarır ve her dilber ciftten bitkiler bitirir

    [6] Iste bunlar, Allah´ın suphesiz hak, muhakkak oluleri diriltiyor ve gercekten herseye gucu yetiyor olmasındandır

    [7] Ve gercek su ki o kıyamet gelecektir, onda hic suphe yoktur. Ve gercekten Allah kabirlerde olan kimseleri diriltip kaldıracaktır

    [8] Insanlardan kimi de vardır ki, ne bir bilgiye, ne bir yol gostericiye, ne de aydınlatıcı bir Kitab´a dayanmaksızın Allah hakkında tartısır

    [9] Yanını bukerek (buyukluk taslayarak) Allah yolundan saptırmak icin ki, dunyada ona bir rusvaylık vardır; kıyamet gunu de kendisine o yangın azabını tattıracagız

    [10] Bu ellerinle yaptıgın islerden dolayıdır diye, yoksa Allah kullarına zulmeden degildir

    [11] Insanlardan kimi de Allah´a kıyıdan kıyıya ibadet eder, eger kendisine bir iyilik dokunursa ona yatısır ve eger bir bela gelirse yuzustu donuverir; dunyayı da ahireti de kaybetmis olur, iste acık husran budur

    [12] Allah´ı bırakır da kendine ne zarar, ne menfaat vermeyecek seytana yalvarır; iste en uzak sapıklık budur

    [13] Herhalde o, zararı yararından daha yakın olana yalvarıyor; o ne kotu koruyucu, o ne kotu yardak (yoldas)

    [14] Suphe yok ki Allah, iman edip iyi isler yapanları altından ırmaklar akan cennetlere koyacak; suphesiz Allah diledigini yapar

    [15] Her kim, Allah´ın ona dunyada ve ahirette asla yardım etmiyecegini sanıyorsa, hemen yukarıya bir ip uzatsın, sonra (kendini bogup) nefesini kessin de bir baksın, (bas vurdugu) hilesi ofkesini giderecek mi

    [16] Ve iste Biz onu (Kur´an´ı) boyle apacık ayetler olarak indirdik. Cunku Allah istedigine hidayet eder

    [17] Iman edenler, yahudi olanlar, sabiiler (yıldıza tapanlar), hıristiyanlar, mecusiler (atese tapanlar) ve musriklere gelince, muhakkak Allah kıyamet gunu bunların arasını suphesiz ayıracaktır; cunku Allah herseye sahittir

    [18] Gormedin mi goklerdeki kimseler, yerdeki kimseler gunes, ay, yıldızlar, daglar, agaclar, butun hayvanlar ve insanlardan bircogu hep Allah´a secde ediyorlar. Bir cogunun uzerine de azap hak olmustur. Allah her kimi de hakir ve zelil ederse artık ona ikram edecek yoktur. Suphesiz Allah, diledigini yapar

    [19] Su ikisi Rableri hakkında tartısmaya girmis iki hasımdır. Bu yuzden kufredenler icin atesten camasırlar bicilmistir. Baslarının ustunden kaynar su dokulur

    [20] Bununla karınlarındaki ve derileri eritilir

    [21] Bir de bunlara demirden kamcılar vardır

    [22] Izdıraptan dolayı her ne zaman atesten, onun gamından cıkmak isterlerse, yine icine geri dondurulurler, Haydi tadın yangın azabını

    [23] Suphesiz Allah, iman edip iyi iyi isler yapanları, altından ırmaklar akan cennetlere koyacak, orada altın bilezikler ve incilerle suslenecekler; elbiseleri de orada ipektir

    [24] Her sozun hosuna eristirilmisler, hem de cok hamdedilen Allah´ın yoluna iletilmislerdir

    [25] Ancak o inkar edenler Allah´ın yolundan, yerli ve yabancının esit hakka sahip oldugu butun insanlar icin yapılan Mescid-i Haram´dan alıkoyanlara ve orada zulum ve dinsizlik ile yalnıs bir yola saptırmak isteyene, ona muhakkak gayet acı bir azap tattırırız

    [26] Bir zamanlar Kabe´nin yerini Ibrahim´e su sekilde hazırlamıstık: «Sakın bana hicbir seyi ortak kosma; tavaf edenler, (kıyama) duranlar, ruku ve secdeye varanlar icin Evim´i tertemiz et

    [27] Butun insanlar icinde haccı ilan et ki, gerek yaya olarak ve gerek uzak yoldan gelen incelmis develer uzerinde sana gelsinler

    [28] Kendilerine ait bir takım menfaatlara sahit olsunlar; Allah´ın kendilerine rızık olarak verdigi hayvanları kurban ederken Allah´ın adını ansınlar; siz de onlardan yiyin, yoksulu ve fakiri doyurun

    [29] Sonra kirlerini atsınlar, adaklarını yerine getirsinler ve o Beyt-i Atik´i (Ka´be´yi) tavaf etsinler

    [30] Emir budur! Kim de Allah´ın hurmet edilmesini istedigi seylere saygı gosterirse bu, kendisi icin Rabbi katında suphesiz hayırlıdır. Size (Kur´an´da) okunup bildirilenlerin dısındaki butun hayvanların etinden yemek helal kılınmıstır. O halde o putlardan, o pislikten kacının; ve yalan sozden de kacının

    [31] Allah icin, O´na ortak kosmaksızın birligini tanıyan kimseler olun. Her kim Allah´a ortak kosarsa, sanki gokten dusup de kendisini kuslar kapısmıs veya ruzgar kendisini ucra bir yere suruklemis atmıs olur

    [32] Bu boyledir; her kim Allah´ın kurbanlıklarına saygı duyarsa suphesiz o kalplerin takvasındandır

    [33] Sizin icin o (kurbanlık hayvan)larda belli bir sureye kadar bir takım faydalar vardır; sonra da varacakları yer Beyt-i Atik (Ka´be)´dir

    [34] Her ummet icin Allah´ın kendilerine rızık olarak verdigi kurbanlık hayvanların uzerine (Allah´ın) adını ansınlar diye bir mabed yapmısızdır. Hepinizin tanrısı bir tek tanrıdır; onun icin yalnız O´na teslim olan muslumanlar olun. Itaat eden alcak gonullu kimseleri mujdele

    [35] Ki Allah anıldıgı zaman, kalpleri oynar; kendilerine gelen musibete sabreder; namazı devamlı kılar ve kendilerine verdigimiz seylerden baskalarına dagıtırlar

    [36] O govdeli hayvanlar var ya, Biz onları da Allah icin kesilen kurbanlıklar arasında kıldık. Sizin icin onlarda hayır vardır; bu yuzden on ayaklarının biri baglı olarak bir dizi halinde dururlarken uzerlerine Allah´ın adını anın (oyle bogazlayın). Yanları yere yaslandıgı vakit de onlardan yiyin, kanaat edip istemeyene de, isteyene de yedirin. O boylece onları sizin emrinize verdi ki, sukredesiniz

    [37] Elbette onların ne etleri, ne de kanları Allah´a ulasmaz. Ancak O´na sizin takvanız ulasacaktır. Boylece onları sizin emrinize verdik ki, size yolunu gosterdiginden dolayı, Allah´ı tekbir ile yuceltesiniz. Gorevlerini iyi yapan iyilik sevenleri mujdele

    [38] Biliniz ki, Allah, iman edenleri koruyacaktır; cunku Allah, hain ve nankor olanları sevmez

    [39] Kendilerine savas acılan kimselere (savas) izni verildi; cunku onlar zulme ugradılar. Suphesiz Allah onları zafere ulastırmaya gercekten kadirdir

    [40] Onlar: «Rabbimiz Allah´tır.» demelerinden baska hicbir haklı gerekce olmaksızın yurtlarından cıkarıldılar. Allah, insanların bir kısmını bir kısmı ile defetmeseydi, suphesiz manastırlar, kiliseler, havralar ve icinde Allah´ın adı cok anılan mescitler yıkılıp giderdi. Elbette Allah kendi (dini)ne yardım edene yardım edecektir. Suphesiz Allah cok guclu, cok izzetlidir

    [41] Onlara ki, kendilerini yeryuzunde iktidar mevkiine getirdigimiz takdirde, namazı kılarlar, zekatı verirler, iyilikle emir, kotulukten nehyederler. Butun islerin sonu sadece Allah´a aittir

    [42] Eger seni yalanlıyorlarsa bil ki, onlardan once Nuh´un kavmi de yalanladı; Ad ve Semud (kavimleri) de

    [43] Ibrahim´in kavmi de Lut´un kavmi de

    [44] Medyen halkı da. Musa da yalanlandı. Ben de o kafirlere bir sure verdim, sonradan kendilerini tuttum alıverdim. O vakit cezalandırısım nasıl oldu (bir gorseydin)

    [45] Evet nice memleketler vardır ki, Biz onları zulum yaparlarken helak ettik; simdi damlarının uzerine cokmus, ıp ıssız yıkıntı halindedir; ve nice kullanılmaz hale gelmis kuyular ve (bombos kalmıs) muhtesem koskler vardır

    [46] Ya o yerde niye bir dolasmadılar ki, kendileri icin akıllanmalarına sebep olacak kalpleri ve isitmelerine sebep olacak kulakları olsun;cunku gercek sudur ki, gozler korelmez, ancak sinelerdeki kalpler korelir

    [47] Bir de senden acele azap istiyorlar. Elbette Allah sozunden caymaz. Bununla beraber Rabbinin katında bir gun, sizin sayacaklarınızdan bin sene gibidir

    [48] Zulmedip dururlarken kendilerine muhlet verdigim nice memleket (halkı) vardı ki, Ben onu tutmus alıvermisimdir. Butun donus (ler) sonunda Banadır

    [49] De ki: «Ey insanlar, ben size sadece acıkca anlatan bir uyarıcıyım!»

    [50] Simdi iman edip iyi iyi isler isleyenler icin hem bir magfiret, hem de bol nimet vardır

    [51] Ayetlerimizin basarısız kalması icin kosusanlar ise, iste onlar cehennemliktirler

    [52] Biz senden once bir resul ve bir nebi gondermedik ki, o bir sey yapmak arzu ettiginde, seytan onun arzularına supheler karıstırmasın. Bunun uzerine Allah seytanın karıstırdıgı supheyi derhal giderir. Sonra da Allah, ayetlerini guclendirir. Allah, bilendir, hikmet sahibidir

    [53] Bunu, seytanın karıstıracagı supheyi kalplerinde hastalık bulunan ve kalpleri kaskatı olan kimselere bir imtihan vesilesi kılmak icin boyle yapar. Cunku zalimler haktan uzak bir ayrılık icindedirler

    [54] Bir de kendilerine ilim verilmis olanlar, Kur´an´ın suphesiz Rabbından gelen bir gercek oldugunu bilsinler ve ona iman etsinler de kalpleri O´na saygı duysun. Cunku Allah iman edenleri dogru bir caddeye cıkarır

    [55] Inkar edenler de kendilerine kıyamet ansızın gelinceye veya her kurtulma gayretinin sonucsuz kalacagı bir gunun azabı gelinceye kadar Kur´an´dan suphe etmekte devam edip giderler

    [56] Mulk o gun tek olan Allah´ındır; aralarında hukmunu verir. Artık iman edip iyi isler yapmıs olanlar Naim cennetlerindedir

    [57] Inkar edip ayetlerimize yalan diyenlere gelince, iste bunlara hakir dusuren bir azap vardır

    [58] Allah yolunda hicret edip de sonra oldurulmus veya olmus olanlara gelince elbette Allah onları kesinlikle guzel bir rızıkla rızıklandıracaktır. Cunku Allah elbette rızık verenlerin en hayırlısıdır

    [59] O kesinlikle onları hosnut olacakları bir yere koyacaktır. Cunku Allah herseyi cok iyi bilir ve cok sefkatlidir

    [60] Bu boyledir! Kim kendisine yapılan saldırıya karsı aynı ile karsılık verir de sonra yine uzerine saldırılırsa, elbette Allah ona yardım eder; Cunku Allah cok affedici, cok bagıslayıcıdır

    [61] Cunku Allah, geceyi gunduzun icine sokar, gunduzu de gecenin icine sokar. Ve Allah herseyi isiten ve herseyi gorendir

    [62] Cunku Allah, ancak hakkın ta kendisidir. Musriklerin O´ndan baska taptıkları ise hep batıldır. Ve tek yuksek yuce ve tek buyuk ancak Allah´tır

    [63] Gormuyor musun ki Allah´ın gokten indirdigi su ile yeryuzu yemyesil oluveriyor? Gercekten Allah lutuf sahibidir, herseyden haberdardır

    [64] Goklerde ve yerde ne varsa hepsi O´nundur. Gercekten Allah, ovulmeye layık ve hicbir seye muhtac olmayan ancak O´dur

    [65] Gormedin mi ki, Allah butun yerdekileri sizin hizmetinize sundu. Ve emriyle denizde seyredip giden gemileri de. Gogu de izni olmaksızın yere dusmekten o tutuyor. Gercekten Allah insanlara cok sefkatli, cok merhametlidir

    [66] Size hayat veren O´dur sonra sizi oldurur sonra sizi yine diriltir. Gercekten insan cok nankordur

    [67] Biz her ummet icin bir ibadet yolu yapmısızdır ki, onlar onun abidleridir. Su halde bu iste seninle asla tartısmaya girmesinler; ve sen Rabbine davet et; cunku sen muhakkak dogru olana goturen, dogru bir yoldasın

    [68] Eger seninle tartısırlarsa de ki: «Yaptıklarınızı Allah pekala biliyor.»

    [69] Muhalefet edip durdugunuz seyler hakkında kıyamet gunu Allah aranızda hukmunu verecektir

    [70] Bilmez misin ki, Allah gokte ve yerde ne varsa bilir; Muhakkak ki bunlar o bir Kitap (Levh-i Mahfuz)´ tadır. Muhakkak o Allah´a gore kolaydır

    [71] Onlar Allah´ı, bırakıp, hakkında Allah´ın hic bir delil indirmedigi, kendilerinin de hakkında bir bilgileri bulunmayan seylere tapıyorlar; zalimlere ise hicbir yardımcı yoktur

    [72] Kendilerine karsı ayetlerimiz birer delil olarak okundugu zaman, o kafirlerin yuzlerinden inkarlarını anlarsın; hemen hemen karsılarında ayetlerimizi okuyanlara karsı saldırıverecek gibi olurlar. De ki: «Simdi size ondan daha kotu olanını haber vereyim mi? Ates! Allah onu inkar edenlere va´detti. O ne kotu akibettir!»

    [73] Ey insanlar bir misal verildi, simdi ona iyi kulak verin! Haberiniz olsun ki sizin Allah´tan baska taptıklarınız bir sinek yaratamazlar, hepsi onun icin bir araya gelseler bile; sayet sinek onlardan birsey kaparsa onu ondan kurtaramazlar; isteyen de gucsuz, istenen de

    [74] Allah´ın yuceligini geregi gibi takdir edemediler; Gercekten Allah cok guclu, cok ustundur

    [75] Allah hem meleklerden peygamberler suzer, hem de insanlardan. Suphesiz Allah herseyi isiten, herseyi gorendir

    [76] Hepsinin onlerindekini ve arkalarındakini bilir; ve butun isler hep Allah´a dondurulur

    [77] Ey iman edenler, ruku edin, secde edin, Rabbinize kulluk edin; hayır isleyin ki kurtulusa eresiniz

    [78] Allah ugrunda gerektigi gibi cihad edin! Sizi O secti, uzerinize dinde hicbir zorluk da yukletmedi. Haydi babanız Ibrahim´in milletine! Bundan once ve bunda (Kur´an´da) size musluman adını o Allah verdi ki peygamber size sahid olsun, siz de butun insanlara sahidler olasınız. Su halde namazı kılın, zekatı verin ve Allah´a sıkı tutunun ki, sahibiniz O´dur. Artık O ne guzel bir sahip, ne guzel bir yardımcıdır

    Mü'minûn

    Surah 23

    [1] Gercekten kurtulusa erdi mu´minler

    [2] Onlar ki, namazlarında husu icindedirler

    [3] Onlar ki, faydasız ise, bos lafa bakmazlar

    [4] Onlar ki, zekat vermek icin calısırlar

    [5] Onlar ki, ırzlarını korurlar

    [6] Ancak, esleri ve sahibi bulundukları cariyelerine karsı durumları baska; cunku bunlarla iliskileri yuzunden kınanmazlar

    [7] Kim de bunun otesini ararsa, iste onlar sınırı asanlardır

    [8] Ve onlar ki, emanetlerine ve verdikleri soze riayet ederler

    [9] Onlar ki, namazlarını muhafaza ederler

    [10] Iste onlardır o mirascılar

    [11] Firdevs´e varis olacaklar; orada sonsuza dek kalacaklar onlar

    [12] Andolsun ki, Biz insanı suzulmus bir camurdan yarattık

    [13] Sonra onu, oturaklı bir karargahta bir nutfe (tohum) yaptık

    [14] Sonra o damlayı bir pıhtıya donusturduk, bu pıhtıyı bir et parcacıgına donusturduk, bu et parcacıgını bir takım kemiklere cevirdik, derken bu kemiklere bir et giydirdik; sonra ona bambaska bir yaratık olarak hayat verdik. Bak ne sanlı o Allah, yaratanların en guzeli

    [15] Sonra siz, bunun arkasından mutlaka oleceksiniz

    [16] Sonra siz, kıyamet gununde muhakkak diriltileceksiniz

    [17] Gercekte Biz, sizin ustunuzde yedi yol yarattık ve yaratmaktan habersiz degiliz

    [18] Gokten bir olcu ile bir su indirdik ve onun yerde durmasını sagladık. Oysa Biz, onu giderme gucune de sahibiz

    [19] Oyle iken durdurduk da onunla sizin icin hurma bahceleri uzum bagları yaptık; sizin icin iclerinde bir cok meyveler vardır, onlardan yer ve gecinirsiniz

    [20] Bir de Tur-i Sina´da yetisen bir agac ki, hem yag hem de yiyenlere bir katık ile biter

    [21] Hayvanlarda da sizin icin gercekten bir ibret vardır. Onların karınlarındakilerden size iciriyoruz ve sizin icin onlarda hem bircok yararlar vardır, hem de etlerinden yersiniz

    [22] Ayrıca hem onlara, hem de gemiye yuklenip tasınırsınız

    [23] Yuceligime andolsun ki, Biz Nuh´u kavmine peygamber gonderdik de Nuh dedi ki: «Ey kavmim, Allah´a kulluk edin. O´ndan baska bir tanrınız yoktur. Hala sakınmayacak mısınız

    [24] Bunun uzerine kavminden kufreden kodaman guruh: «Bu, sizin gibi bir insandan baska birsey degildir, ustunuze gecmek istiyor. Eger Allah dileseydi, elbette bir takım melekler gonderirdi. Biz eski atalarımız icinde bunu isitmedik

    [25] Bu, yalnızca kendisinde delilik bulunan bir adamdır; Onun icin bunu bir sureye kadar gozetleyin!» dediler

    [26] Nuh: «Ey Rabbim, bana yalancı demelerine karsı yardım et bana!» dedi

    [27] Biz de ona soyle vahyettik: «Bizim gozetimimiz altında ve vahyimizle gemiyi yap sonra emrimiz gelip de tandır (kazan) kaynayınca hemen ona topundan bir iki cifti ve aleyhinde onceden hukum verilmis olanların dısında aileni ona bindir ve o zulmedenler hakkında bana yakarısta bulunma; cunku onlar kesinlikle bogulacaklardır

    [28] Sen yanındakilerle birlikte geminin uzerine cıktıgında: «Hamd o Allah´a ki, bizi o zalim topluluktan kurtardı» de

    [29] Ve de ki: «Ey Rabbim, beni mubarek bir yere kondur; Sen konuklayanların en hayırlısısın.»

    [30] Iste bunda bircok ibretler vardır ve gercekten Biz, pek sınavcıyızdır

    [31] Sonra arkalarından baska bir nesil yarattık

    [32] Onların icinden de kendilerine: «Allah´a kulluk edin, O´ndan baska bir tanrınız yoktur. Artık Allah´tan kokmayacak mısınız?» diyen bir peygamber gonderdik

    [33] Dunya hayatında kendilerine refah verdigimiz halde kufredip ahirete ulasmayı yalanlayan kavminden o kodaman guruh ise soyle dedi: «Bu, sizin gibi bir insandan baska bir sey degil; yediginizden yiyor, ictiginizden iciyor

    [34] Sayet sizin gibi bir insana itaat ederseniz, muhakkak ki, siz o takdirde kesinlikle husrandasınızdır

    [35] Size, olup bir toprak ve kemik yıgını haline geldiginiz zaman muhakkak cıkarılacagınızı mı va´dediyor

    [36] Heyhat, o vadolundugunuz sey ne kadar uzak

    [37] O, dunyadaki hayatımızdan baska birsey degildir, oluruz ve yasarız; fakat tekrar diriltilecek degiliz

    [38] O, sadece Allah hakkında bir yalanı uyduran bir adamdır; biz ona inanacak degiliz.»

    [39] O peygamber: «Ey Rabbim, bana yalan soyluyorsun demelerinin ocunu al!» dedi

    [40] Allah buyurdu ki: «Pek yakında pisman olacaklar.»

    [41] Derken, onları gercekten korkunc bir ses alıverdi de kendilerini bir sel supuruntusu yapıverdik. Artık oyle bir defolmus oldu ki o topluluk, o zalimler

    [42] Sonra arkalarından baska nesiller yarattık

    [43] Hic bir ummet ecelini ne one alabilir, ne de erteleyebilir

    [44] Sonra Biz, ardarda peygamberlerimizi gonderdik. Ne zaman bir ummete peygamberi geldiyse, ona yalan soyluyorsun, dediler. Biz de onları birbiri ardınca yuvarladık ve onları birer efsane yaptık. Artık imana gelmez topluluk defolsun

    [45] Sonra bir takım ayetlerimiz ve acık bir ferman ile Musa´yı ve kardesi Harun´u gonderdik

    [46] Firavun´a ve ileri gelenlerine. Fakat bunlar, kibirlerine yediremediler ve zaten dik baslı bir topluluk idiler

    [47] Onun icin: «Biz kavimleri bize kolelik ederken, bizim gibi bu iki insana inanır mıyız?» dediler

    [48] Boylece onları yalanladılar da helak edilenlerden oldular

    [49] Andolsun ki, berikiler dogru tutabilsinler diye Musa´ya o kitabı da verdik

    [50] Meryem oglunu ve annesini bir mucize kıldık ve ikisini oturaklı ve temiz sulu bir tepede barındırdık

    [51] Ey peygamberler, helal ve hos seylerden yiyin ve guzel isler yapın; cunku Ben, butun yaptıklarınızı bilirim

    [52] Ve iste bu sizin ummetiniz bir tek ummet ve Rabbiniz de Benim; artık hep Benden korkun

    [53] Derken kumandalarını aralarında kitap kitap parcalastılar, her grup kendilerininkine guveniyor

    [54] Simdi sen onları bir zamana kadar dalgınlıkları icinde bırak

    [55] Sanıyorlar mı ki, kendilerine verdigimiz mal ve cocuklar ile

    [56] Onlara hayırlar saglamaya kosuyoruz. Hayır, anlayamıyorlar

    [57] Herhalde Rablerinin korkusundan titreyenler

    [58] Rablerinin ayetlerine inananlar

    [59] Rablerine hic ortak kosmayanlar

    [60] Ve Rablerinin huzuruna varacaklarından yurekleri carparak vergilerini verenler

    [61] Iste bunlar hayırlarda surat yarısı yaparlar ve onun icin ileri giderler

    [62] Biz, hicbir kimseye gucunun ustunde bir teklifte bulunmayız, katımızda gercegi soyleyen bir kitap vardır ve onlar haksızlıga ugratılmazlar

    [63] Fakat onların kalpleri bu konuda bir dalgınlık icindedir ve onların bundan baska bir takım isleri vardır ki, hep onlar icin calısırlar

    [64] Nihayet, refah icinde olanlarını azaba cektigimiz zaman, hemen feryada baslayacaklardır

    [65] Feryat etmeyin bugun; cunku siz, Bizden kurtarılamazsınız

    [66] Karsınızda ayetlerim okunuyordu da siz sırt ceviriyordunuz

    [67] Ona kafa tutarak gece lakırdıları ile hezeyanlar ederdiniz

    [68] Acaba onlar bu sozu dusunmezler mi, yoksa onlara eski atalarına gelmeyen bir sey mi geldi

    [69] Yoksa peygamberlerini tanımadılar da bu yuzden mi onu inkar ediyorlar

    [70] Yoksa onda bir delilik oldugunu mu soyluyorlar? Hayır, o, onlara gercek ile geldi; fakat onların cogu gercekten hoslanmıyorlar

    [71] Eger Hak, onların keyiflerine uysaydı, gokler, yeryuzu ve bunlardaki kimseler kesinlikle bozulurdu. Hayır, Biz onlara unutulmaz ders olacak zikirlerini getirdik de onlar, zikirlerinden yuz ceviriyorlar

    [72] Yoksa sen onlardan bir harac mı istiyorsun? Rabbinin mukafatı daha hayırlıdır. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır

    [73] Dogrusu, sen onları dosdogru bir caddeye cagırıyorsun

    [74] Fakat ahirete inanmayanlar, o caddeden sapmaktadırlar

    [75] Eger Biz onlara acıyıp da baskılarını acıversek, mutlaka azgınlıklarında inat eder, hicbir sey gormezler

    [76] Gercekten Biz, onları azaba tuttuk da yine Rablerine karsı uslanmadılar ve yalvarmıyorlar da

    [77] Sonunda uzerlerine cetin azaplı bir kapı actıgımızda birden onun icinde umitsizlige duseceklerdir

    [78] Halbuki, sizin icin o kulagı, o gozleri ve o gonulleri yaratan O´dur. Siz, pek az sukrediyorsunuz

    [79] Sizi yeryuzunde yaratıp yayan O´dur; hep O´nun huzurunda toplanacaksınız

    [80] Hayat veren ve olduren O´dur; gece ile gunduzun degismesi de O´nun eseridir. Artık akıllanmayacak mısınız

    [81] Hayır, oncekilerin dedigi gibi dediler

    [82] ki: «olup de bir toprak, bir yıgın kemik oldugumuz zaman mı, sahi biz mi mutlaka diriltilecegiz

    [83] Yemin ederiz ki, bize de atalarımıza da bundan once bu va´dolundu; bu eskilerin masallarından baska bir sey degil!»

    [84] De ki: «Yeryuzu ve onda bulunan kimseler kime aittir; eger biliyorsanız?»

    [85] Allah´a aittir, diyecekler. De ki: «O halde dusunmez misiniz

    [86] Sor onlara, de ki: «Kimdir o yedi kat goklerin Rabbi ve o buyuk Arsın sahibi?»

    [87] Allah´a aittir, diyecekler. De ki: «O halde korkmaz mısınız?»

    [88] Sor onlara ki: «Kimdir herseyin mulkiyeti ve yonetimi kudret elinde olan, kayırıp da kendisine kayırılmaz olan; soyleyin, biliyorsanız?»

    [89] Allah´a ait diyecekler. De ki: «O halde nasıl buyuleniyorsunuz?»

    [90] Dogrusu Biz onlara gercegi getirdik; onlar ise suphesiz yalancılar

    [91] Allah asla ogul edinmedi ve beraberinde bir tanrı da yoktur; Oyle olsaydı, her tanrı kendi yarattıgını surukleyip gider ve elbette birbirlerine ustunluk taslarlardı. Allah, onların yakıstırdıkları sıfatlardan munezzehtir

    [92] Allah, gaybı da asikar olanı da bilendir. O, onların kostukları ortaklardan cok yucedir

    [93] De ki: «Rabbim, eger onlara va´dedilen azabı bana mutlaka gostereceksen

    [94] beni o zalimler guruhu arasında bulundurma Rabbim!»

    [95] Suphesiz ki Biz, onlara yaptıgımız tehdidi sana gosterme gucune sahibiz elbette

    [96] Sen o kotulugu en guzel bir davranısla defet; Biz onların ne halt edeceklerini daha iyi biliriz

    [97] Ve de ki: «Ey Rabbim, seytanların durtusturmelerinden (kıskırtmalarından) sana sıgınırım

    [98] Huzuruma gelmelerinden sana sıgınırım Rabbim!»

    [99] Nihayet onlardan birine olum geldiginde diyecek ki: «Rabbim, dondur, dondur beni, dondur

    [100] Belki ben, o bıraktıgımda (bosa gecirdigim dunyada) iyi isler yaparım!» Hayır, hayır! Bu, onun soyledigi bos bir sozdur. Otelerinde ise yeniden diriltilecekleri gune kadar bir engel vardır

    [101] Sur´a ufruldugu zaman, artık o gun ne aralarında soy sop iliskisi olacak, ne de birbirlerini soracaklar

    [102] O zaman her kimin tartıları agır gelirse, iste onlar o kurtulus bulanlardır

    [103] Her kimin de tartıları yegni (hafif) gelirse, iste onlar kendilerine yazık edenler ve cehennemde kalacaklardır

    [104] Orada disleri sırıtırken ates yuzlerini yalar

    [105] Ayetlerimiz size okunuyordu da siz onları yalanlıyordunuz degil mi

    [106] Derler: «Rabbimiz, bizi azgınlıgımız altetti ve biz, sapık bir kavim idik

    [107] Rabbimiz, cıkar bizi buradan; doner bir daha yaparsak suphesiz ki biz zalimleriz

    [108] Allah buyurur: «Orada sinin, Bana birsey soylemeyin

    [109] Cunku Kullarımdan: «Ey Rabbimiz, iman ettik; bizi bagısla, bize acı; Sen merhamet edenlerin en hayırlısısın!» diyenler vardı

    [110] Siz, onlarla alay ettiniz, hala Beni anmayı size unutturdular, onlara oyle guluyordunuz

    [111] Iste Ben onlara sabretmelerine karsılık bugun bu mukafatı verdim. Murada erenler onlardır, onlar

    [112] Yeryuzunde kac yıl kaldınız? diye soracak Allah

    [113] Onlar: «Bir gun veya bir gunun bir kısmı, sayanlara sor.» derler

    [114] Allah buyuruyor ki: «Bilmis olsanız, gercekten pek az kaldınız.»

    [115] Yoksa siz, Bizim sizi bos yere yarattıgımızı ve Bize dondurulmeyeceginizi mi sandınız

    [116] Demek ki Allah, o hak padisah yuksek, cok yuksek! Baska tanrı yoktur; ancak O vardır. O, sanlı Ars´ın sahibidir

    [117] Her kim Allah ile birlikte baska bir tanrı oldugunu iddia ederse, onun bu hususta hicbir delili yoktur ve onun hesabı Rabbinin katında gorulecektir ancak! Gercek su ki, kafirler kurtulusa eremezler

    [118] Ve de ki: «Rabbim, beni bagısla, merhamet buyur; Sen merhamet edenlerin en hayırlısısın!»

    Nûr

    Surah 24

    [1] Bu indirdigimiz, farz kıldıgımız ve icinde acık acık ayetler indirdigimiz bir suredir; ola ki iyice belleyip tutarsınız

    [2] Zina eden kadın ve zina eden erkekten herbirine yuz degnek vurun; eger Allah´a ve ahiret gunune gercekten inanıyorsanız, Allah´ın dinini uygulamada bunlara bir acıyacagınız tutmasın! Ayrıca mu´minlerden bir grup cezalandırılmalarına sahit olsun

    [3] Zina etmis erkek, ancak zina etmis olan veya Allah´a ortak kosan bir kadınla; zina etmis kadın ise, zina etmis olan veya Allah´a ortak kosan bir erkekle evlenebilir. Bu, mu´minlere haram kılınmıstır

    [4] Namuslu kadınlara zina sucu atıp sonra dort sahit getirmeyen kimselere de seksen degnek vurun ve artık ebediyyen onların sahitliklerini kabul etmeyin! Bunlar oyle fasıklardır

    [5] Ancak ondan sonra tevbe edip duzelenler baska; cunku Allah cok bagıslayıcıdır, merhamet sahibidir

    [6] Kendi karılarına zina sucu atıp da kendilerinden baska sahitleri de bulunmayan kimselerden herbiri ise kendisinin dogru soyleyenlerden olduguna dair dort defa Allah´a yemin ederek sahitlik etmelidir

    [7] Besinci defada da, eger yalan soyleyenlerden ise Allah´ın lanetinin kendi boynuna olmasını ifade etmelidir

    [8] Kadının dort defa: «Allah´a yemin ederim ki, o muhakkak yalancılardandır!» diye sahitlik etmesi kendisinden cezayı kaldırır

    [9] Besincisinde ise, eger o (kocası) dogru soyleyenlerden ise, Allah´ın gazabının kendi uzerine olmasını ister

    [10] Ya uzerinizde Allah´ın bol nimeti ve rahmeti olmasaydı, bir de Allah tevbeyi cok kabul eden ve hikmet sahibi olmasaydı

    [11] Haberiniz olsun ki, o iftirada bulunanlar, sizden bir takımdır. Onu hakkınızda bir ser sanmayın! Bilakis o, sizin icin bir hayırdır. Onlardan her kisiye kazandıgı gunah nisbetinde ceza vardır. Gunahın buyugunu yuklenene de buyuk bir azap vardır

    [12] Ne vardı, onu isittiginiz zaman mumin erkeklerle mumin kadınlar kendi kendilerine husnu zanda bulunup: «Bu acık bir iftiradır!» deselerdi

    [13] Ona dort sahit getirselerdi ya, madem ki sahit getiremediler, o halde onlar Allah katında yalancılardan ibarettirler

    [14] Eger dunyada ve ahirette Allah´ın lutfu ve rahmeti uzerinizde olmasaydı, daldıgınız yaygarada size mutlaka buyuk bir azap dokunurdu

    [15] Hani siz, onu dillerinizle birbirinize yetistiriyor, agızlarınızla hicbir bilgi sahibi olmadıgınız birseyi soyluyor ve onu kolay sanıyordunuz. Halbuki o Allah katında buyuk bir gunahtır

    [16] Onu duydugunuz da: «Bunu soylemek bize yakısmaz, hasa bu buyuk bir iftiradır.» deseydiniz ya

    [17] Boyle birseyi asla bir defa daha tekrarlamayasınız diye Allah size ogut veriyor; eger iman etmis iseniz

    [18] Ve Allah, size ayetlerini acıklıyor. Allah, herseyi bilendir, hikmet sahibidir

    [19] Muminler arasında edepsizce sozlerin yayılmasını arzu edenler icin dunyada ve ahirette acı bir azap vardır. Allah, onları bilir, siz bilemezsiniz

    [20] Ya uzerinizde Allah´ın bol nimeti ve rahmeti olmasaydı; bir de Allah cok sefkatli ve merhametli olmasaydı

    [21] Ey iman edenler, seytanın adımlarına uymayın! Her kim seytanın adımlarına uyarsa, sunu bilsin ki o, cirkin ve kotu seyler emreder. Allah´ın size karsı lutfu ve rahmeti olmasaydı, icinizden hicbiri asla temize cıkamazdı; fakat Allah, diledigini temize cıkarır. Allah, herseyi isiten, herseyi bilendir

    [22] Bir de icinizden nimet ve varlık sahibi kisiler, yakınlarına, yoksullara ve Allah yolunda hicret edenlere vergisini vermekte kusur etmesinler, affetsinler, kusurlarına aldırmasınlar! Allah´ın sizi bagıslamasını arzu etmez misiniz? Allah, bagıslayandır, merhamet sahibidir

    [23] Suphe yok ki, namuslu, kotulukten habersiz mu´min kadınlara zina sucu atanlar, dunyada ve ahirette lanetlenmislerdir ve onlara buyuk bir azap vardır

    [24] Dilleri, elleri ve ayaklarının yaptıklarına sahitlik edecekleri gun

    [25] O gun Allah, onlara gercek cezalarını tamamen verecek ve onlar, Allah´ın apacık Hak oldugunu bileceklerdir

    [26] Kotu kadınlar kotu erkeklere, kotu erkekler kotu kadınlara; namuslu kadınlar namuslu erkeklere, namuslu erkekler namuslu kadınlara yarasır. Bunlar, (namuslular) onların dediklerinden cok uzaktırlar. Kendilerine bir bagıslanma ve degerli bir rızık vardır

    [27] Ey iman edenler, kendi odalarınızda (evlerinizden) baska evlere, sahiplerinden izin almadan ve onlara selam vermeden girmeyin! Bu, sizin icin daha hayırlıdır. Ola ki, dusunursunuz

    [28] Eger orada bir kimse bulamazsanız, size izin verilmedikce iceri girmeyin ve eger size «Donun.» denilirse donun; o sizin icin daha temizdir. Allah, butun yaptıklarınızı bilir

    [29] Meskun olmayan ve icinde bir yararlanma selahiyetiniz olan odalara (evlere) girmenizde size bir sakınca yoktur. Allah, acıkladıklarınızı da bilir, gizlediklerinizi de

    [30] Mu´min erkeklere soyle, gozlerini sakınsınlar ve ırzlarını (apıslarını) korusunlar. Bu, onlar icin daha temizdir. Muhakkak Allah, butun yaptıklarından haberdardır

    [31] Mu´min kadınlara da soyle, gozlerini sakınsınlar, ırzlarını korusunlar; gorunmesi zaruri olanların dısında zinetlerini acmasınlar ve bas ortulerini yakalarının uzerine vursunlar; zinetlerini, kocalarından veya babalarından yahut kayınbabalarından yahut ogullarından yahut uvey ogullarından yahut kardeslerinden yahut kardes ogullarından yahut kız kardes ogullarından yahut kendi kadınlarından yahut sahibi bulundukları cariyelerden veya uyuntu (sehvetten yoksun) erkek hizmetcilerden veya henuz kadınların sehvet uyarıcı taraflarından habersiz cocuklardan baskasına gostermesinler; gizledikleri zinetleri bilinsin diye ayaklarını da vurmasınlar. Ey mu´minler, hepiniz Allah´a tevbe edin ki, mutlulugu bulabilesiniz

    [32] Bir de sizden olan dulları ve kolelerinizden, cariyelerinizden dogru gidenleri evlendirin. Eger yoksul iseler, Allah onlara fazlından zenginlik verir. Allah, nimeti bol olan, herseyi bilendir

    [33] Evlenme imkanı bulamayanlar, Allah kendilerini lutfundan zenginlestirinceye kadar iffetli kalmaya calıssınlar, sahibi bulundugunuz kole ve cariyelerden, kendi bedellerini odeyip azad edilmek icin anlasma yapmak isteyenlerle, eger kendilerinde bir hayır biliyorsanız, hemen yazılı anlasma yapın ve Allah´ın size verdigi maldan onlara verin. Dunya hayatının gecici varlıgını kazanacaksınız diye, sakın namuslu kalmayı dileyen cariyelerinizi fuhusa zorlamayın. Her kim de onları fuhusa zorlarsa, suphesiz ki Allah, onların zorla bu ise suruklenmesinden sonra, onları bagıslar, merhamet eder

    [34] Andolsun ki, size acıklayıcı ayetler, sizden once gecenkilerinki kabilinden bir ornek ve takva sahipleri icin bir ogut indirdik

    [35] Allah goklerin ve yerin nurudur. O´nun nuru icinde bir kandil bulunan bir oyma hucre misalidir. Kandil, bir sırca icindedir. Bu sırca sanki inciden bir yıldızdır; ne doguya, ne de batıya nisbet edilen mubarek bir zeytin agacından tutusturulur. Onun yagı hemen hemen ates dokunmasa bile ısık verir; nur ustune nur! Allah, diledigini kendi nuruna yoneltir ve insanlara bircok misaller verir. Allah, herseyi bilendir

    [36] O evlerdeki, Allah onların yuceltilmesine ve kendi adının iclerinde anılmasına izin vermistir. Onlarda sabah ve aksam ustleri O´nu tesbih ederler

    [37] Nice erler ki, ne ticaret, ne de alısveris kendilerini Allah´ı anmaktan, namaz kılmaktan ve zekat vermekten alıkoymaz; onlar, kalplerin ve gozlerin kıvranacagı gunden korkarlar

    [38] Cunku Allah, kendilerini yaptıkları islerin en guzeli ile mukafatlandıracak, onlara lutfundan daha fazlasını da bahsedecektir. Allah, diledigine hesapsız rızık verir

    [39] Kufredenlerin yaptıkları ise, engin bir coldeki serap gibidir. Susayan onu bir su sanır. Nihayet yanına vardıgı zaman onu birsey bulmaz da yanında vicdanı Allah´ı bulur ve O da onun hesabını tamamıyla gorur. Allah, hesabı cok suratli olandır

    [40] Ya da (kufredenlerin yaptıkları) derin bir denizdeki karanlıklar gibidir ki, onu bir dalga burumustur; ustunde bir dalga, onun ustunde de bir bulut bulunmaktadır; kısacası ustuste yıgılmıs karanlıklar. Elini cıkardıgı zaman, onu gorme ihtimali bile yoktur. Allah, her kime bir aydınlık vermediyse, artık onun icin hicbir aydınlık yoktur

    [41] Baksana gercekten Allah, o goklerdeki ve yerdeki kimseler, diziler halinde kanat cırpıp suzulen kuslar hep O´nun icin tesbih ediyorlar. Hepsi gercekten duasını ve tesbihini bilmistir. Allah da onların butun yaptıklarını biliyor

    [42] Butun o goklerin ve yerin mulku Allah´ındır; hem butun gidis O´nadır

    [43] Baksana su gercege, Allah bir bulut sevk ediyor, sonra onun acıklıgını birlestiriyor, sonra onu yogunlastırıyor da sen onun icinden yagmurun cıktıgını goruyorsun. Bir de gokten, ondaki daglardan bir dolu yagdırıyor ve onu diledigine isabet ettiriyor, dilediginden uzaklastırıyor. Simseginin parıltısı da neredeyse gozleri alıverecek

    [44] Allah gece ile gunduzu ardarda ceviriyor. Suphe yok ki, bunlarda gozu olanlar icin kesin bir ibret vardır

    [45] Allah her hayvanı bir sudan yarattı. Oyle iken kimi karnı uzerinde yurur, kimi iki ayak ustunde yurur, kimi de dort ayak ustunde yurur. Allah, diledigini yaratır. Suphesiz ki Allah, her seye gucu yetendir

    [46] Andolsun ki, gercekten acıklayıcı ayetler indirdik. Allah, diledigini dogru bir caddeye iletir

    [47] Bir de: «Allah´a ve peygamberine inandık ve itaat ettik.» diyorlar. Sonra onlardan bir kısmı bunun arkasından yan ciziyorlar. Onlar mu´min degillerdir

    [48] Aralarında hukmetmesi icin Allah´a ve Resulune cagrıldıklarında bir de bakarsın bunlardan bir kısmı cekiniyorlar

    [49] Eger hak kendilerinden yana ise, bas egerek ona gelirler

    [50] Kalplerinde bir hastalık mı var, yoksa Allah ve Resulunun kendilerine haksızlık edeceginden kuskulandılar, ya da korktular mı? Hayır, kendileri asıl zalimlerdir

    [51] Aralarında hukmetmesi icin Allah´a ve Resulune cagrıldıkları zaman mu´minlerin sozu ancak: «Isittik ve itaat ettik.» demeleridir. Iste bunlar, kurtulus bulacak olanlardır

    [52] Kim Allah´a ve Resulune itaat eder, Allah´tan korkar ve O´na sıgınırsa, iste murada erecek olanlar bunlardır

    [53] Otekiler (munafıklar), kendilerine emrettigin takdirde hemen tereddut etmeden cıkıp gideceklermis diye, Allah´a en kuvvetli yeminleri ile yemin ettiler. De ki: «Yemin etmeyin! Sizin ki bilinen bir itaattir! Allah, kesinlikle butun yaptıklarınız ve yapacaklarınızdan haberdardır

    [54] De ki: «Allah´a itaat edin, peygambere itaat edin!» Eger yine dinlemezseniz artık onun yukumlulugu, kendisine yukletilen gorevi yapmak, sizin ustunuze dusen de size yukletilen gorevleri yerine getirmektir. Eger ona itaat ederseniz dogru yola erersiniz. Peygamberin gorevi ise yalnızca acık bir tebligdir

    [55] Allah sizden iman edip guzel isler yapanlara, kendilerinden oncekileri yaptıgı gibi onları da muhakkak yeryuzunun hukumranları yapacagına, onlara kendileri icin hos gordugu dinlerini kuvvetle icra etme gucu verecegine, kesinlikle onları korkularının arkasından guvenceye erdirecegine dair, yeminle soz verdi. Onlar, hakkımda hicbir seyi ortak kosmayarak yalnızca Bana ibadet edeceklerdir. Artık bundan sonra kim nankorluk ederse, onlar fasıkların ta kendileridir

    [56] Bir de namazı kılın, zekatı verin ve peygambere itaat edin ki rahmete erdirilesiniz

    [57] Sakın o kufredenlerin yeryuzunde aciz bırakabileceklerini sanma! Onların varacakları yer atestir! Suphesiz o, pek kotu bir gidistir

    [58] Ey iman edenler, sahibi oldugunuz koleleriniz ve henuz erginlik cagına girmemis olan cocuklarınız,(odanıza girmek icin) sizden uc vakitte izin istesinler; sabah namazından once, ogle sıcagında elbisenizi cıkardıgınız sırada ve yatsı namazından sonra. Bunlar, sizin icin uc eksikli (acık bulunabileceginiz) vakittir. Bunların dısında ne size, ne de onlara bir gunah yoktur; cevrenizde dolasırlar, birbirinizle ic icesinizdir. Iste boyle, Allah size ayetlerini acıklıyor. Allah , herseyi bilendir, hikmet sahibidir

    [59] Sizden olan cocuklar da erginlik cagına girince kendilerinden oncekilerin izin istedigi gibi, izin istesinler. Iste boyle Allah size ayetlerini acıklıyor. Allah herseyi bilendir, hikmet sahibidir

    [60] Nikah umidi kalmayan oturmus kadınların, bir zinet ile gosterise cıkmamaları sartıyla carsaflarını bırakmalarında kendilerine bir gunah yoktur; ancak iffet adabınca sakınmaları kendileri icin daha hayırlıdır. Allah isitendir, herseyi bilendir

    [61] Kore sakınca yoktur, topala sakınca yoktur, hastaya sakınca yoktur; size de kendi evlerinizden veya babalarınızın evlerinden veya analarınızın evlerinden veya erkek kardeslerinizin evlerinden veya kız kardeslerinizin evlerinden veya amcalarınızın evlerinden veya halalarınızın evlerinden veya dayılarınızın evlerinden veya teyzelerinizin evlerinden yahut anahtarlarına sahip oldugunuz evden veya dostunuzun evinden yemenizde bir sakınca yoktur. Gerek topluca, gerekse ayrı ayrı yemenizde de bir sakınca yoktur. O halde evlere girdiginiz zaman Allah´tan mubarek, hos bir saglık dilegi olmak uzere birbirinize selam verin! Iste boyle, Allah size ayetlerini acıklıyor, akıl erdiresiniz diye

    [62] Mu´minler, ancak Allah´a ve peygamberine iman etmislerdir. Toplu bir is icin yanında bulundukları zaman, ondan izin almadan ayrılıp gitmezler: Gercekte senden izin isteyenler, Allah´a ve Resulune inananlardır. Bunun icin, bazı isleri sebebiyle senden izin istediklerinde, onlardan diledigine izin ver ve Allah´tan bagıslanmalarını dile! Suphe yok ki, Allah cok bagıslayıcıdır, merhamet sahibidir

    [63] Peygamberin size yaptıgı cagrıyı, birbirinize yaptıgınız cagrı gibi degerlendirmeyin! Icinizden birbirini siper ederek sıvısıp sıvısıp gidenleri Allah mutlaka biliyor. Artık onun emrine aykırı davrananlar, baslarına bir fitnenin veya acı bir azabın gelmesinden cekinsinler

    [64] Uyanın, goklerde ve yerde ne varsa hep Allah´ındır. O, sizin bulundugunuz durumu mutlaka bilir. Hele O´na dondurulecekleri gunde ne yaptıklarını kendilerine haber verecektir. Allah herseyi hakkıyla bilendir

    Furkan

    Surah 25

    [1] Furkan´ı alemlere bir uyarıcı olsun diye, kuluna indiren (Allah) ne yucedir

    [2] O, goklerin ve yerin hakimiyeti kendisinin olandır, hicbir ogul edinmemistir ve mulkunde hicbir ortagı da yoktur; herseyi yaratmıs ve herbirini bir takdir ile belirleyip hepsinin mukadderatını hazırlamıstır

    [3] Boyle iken O´ndan baska bir takım tanrılar edindiler ki, hicbir sey yaratamazlar, bilakis kendileri yaratılıp duruyorlar; kendilerine ne bir zarar, ne de bir yarar verme gucune sahiptirler; ne oldurmeye, ne de oldukten sonra diriltmeye gucleri yeter

    [4] Kufredenler: «Bu yalnızca onun uydurdugu bir iftiradır, ona baska bir topluluk da yardım da bulunmustur bu hususta.» dediler. Bunlar, gercekten haksızlık ve iftiraya saptılar

    [5] Yine dediler ki: «Bu eskilerin masallarıdır, onları yazdırtmıs da aksam sabah onlar kendisine okunuyor.»

    [6] De ki: «Onu goklerdeki ve yerdeki sırrı bilen indirdi. Gercekten O, cok bagıslayandır, merhamet edendir.»

    [7] Bir de: «Bu nasıl peygamberdir ki, yemek yiyor ve carsılarda dolasıyor? Ona bir melek indirilip de beraberinde bir yaver, bir savulcu olsa ya

    [8] Veya ona bir hazine bırakılsa ya da onun guzel bir bahcesi olsa da ondan yese ya!» dediler. Yine o zalimler: «Siz, yalnız buyulenmis bir adama tabi oluyorsunuz!» dediler

    [9] Bak, senin hakkında ne kıyaslar, ne temsiller yaptılar da cıkmaza saptılar, artık hicbir yol bulamazlar

    [10] Oyle yucedir O ki, dilerse sana ondan daha hayırlısını verir; altından ırmaklar akan cennetler verir ve sana koskler de yapar

    [11] Fakat onlar kıyameti yalanladılar ve Biz de o kıyamete yalan diyenlere cılgın bir ates hazırladık

    [12] O ates onları uzak bir yerden gordugu zaman, ona ozgu bir hısımlanma ve ugultu duyarlar

    [13] Ve catılıp catılıp onun dar bir yerine atıldıkları zaman, orada «yetis ey helak (bizi kurtar)» diye helake haykırırlar

    [14] Bugun bir helaka haykırmayın, cok helaka haykırın

    [15] De ki: «O mu daha hayırlı, yoksa takva sahiplerine va´dolunan sonsuzluk cenneti mi?» O, kendilerine bir mukafat ve varacakları yer olarak hazırlanmıstır

    [16] Onlara orada butun istedikleri vardır, hem de orada sonsuza dek kalacaklardır. Bu, Rabbinin uzerinde yerine getirilmesi istenecek bir vaaddir

    [17] Hele onları ve Allah´tan baska taptıkları seyleri bir araya toplayıp: «Siz mi saptırdınız kullarımı, yoksa kendileri mi yoldan saptılar?» diyecegi gun

    [18] onlar: «Seni tenzih ederiz, Senden baska dostlar edinmemiz bize yakısmazdı; fakat Sen, onları ve atalarını zevke daldırdın ki, zikri(ni) unuttular ve helaka giden bir topluluk oldular!» diyeceklerdir

    [19] Demek ki, sizi sozunuzde yalancı cıkarmıslardır. Artık ne azabı savmaya, ne de bir yardıma care bulamayacaksınız ve icinizden her kim zulmederse ona buyuk bir azap tattıracagız

    [20] Biz, senden once de peygamberleri baska turlu gondermedik, kuskusuz onlar da yemek yiyorlar ve carsılarda yuruyorlardı. Bir de kiminizi kiminize bir imtihan aracı yaptık ki, bakalım sabredecek misiniz? Rabbin, herseyi hakkıyla gorendir

    [21] Bununla beraber karsımıza cıkacaklarını umit etmeyenler: «O melekler uzerimize indirilse yahut Rabbimizi gorsek ya.» dediler. Andolsun ki, onlar kendilerini buyuk gorduler, buyuk azgınlık ettiler

    [22] Melekleri gorecekleri gun, suclulara o gunde hicbir sevinc haberi yoktur. Ve «Yasak yasak!» diyeceklerdir

    [23] Varmısız onların yaptıgı her isi, etrafa sacılmıs zerrelere cevirmisizdir

    [24] O gun cennetliklerin kaldıkları yer cok iyi, dinlendikleri yer pek guzeldir

    [25] Gogun bulutlar ile yarılacagı meleklerin de boluk boluk indirildigi gun

    [26] hukumranlık o gun, elbette Rahman´ındır; kafirler icin ise cok zorluklu bir gun olur

    [27] O gun zalim kimse ellerini ısıracak ve soyle diyecek: «Eyvah! Keske peygamberin maiyyetinde bir yol tutsaydım

    [28] Eyvah! Keske falancayı dost edinmeseydin

    [29] Bana geldikten sonra Kur´an, vallahi o beni saptırdı.» Oyle ya seytan insanı yapayalnız, yardımsız bırakır

    [30] Peygamber de dedi ki: «Ey Rabbim, kavmim bu Kur´an´ı bir kenara itip bıraktılar»

    [31] Ve iste Biz boyle her peygamber icin suclulardan bir dusman yapmısızdır. Fakat yol gosterici ve yardımcı olarak Rabbin yeter

    [32] Yine o inkar edenler dediler ki: «O Kur´an ona hep birden indirilseydi ya!» Biz onu kalbine iyi yerlestirmek icin boyle indirdik ve onu mukemmel bir okuyusla agır agır okuduk

    [33] Hem onlar sana karsı herhangi bir mesel ile gelmezler ki, Biz sana (ona karsılık) gercegi ve en guzel yorumu getirmis olmayalım

    [34] O yuzleri ustu cehenneme toplanacaklar, yerleri en kotu, yolları en sapık olanlardır

    [35] Andolsun ki, Musa´ya Kitab´ı verdik, kardesi Harun´u da yardımcısı yaptık

    [36] Haydi ayetlerimizi yalan diyen o kavme gidin! dedik; sonunda o kavmi yerle bir ederek helak ettik

    [37] Nuh kavmini de, peygamberleri inkar ettiklerinde, suda bogduk ve kendilerini insanlara bir ibret yaptık. Zalimlere de acı bir azap hazırladık

    [38] Ad´ı, Semud´u, Ress halkını ve bunlar arasında (gelip gecen) bircok nesilleri de (helak ettik)

    [39] Ki onların her birine ogut olarak ornekler vermistik; (sonunda) her birini mahv ve perisan ettik de ettik

    [40] Andolsun ki, o afet yagmuruna tutulan memlekete de vardılar. Artık onu da goruyor degiller mi? Dogrusu yeniden dirilmeyi umit etmiyorlar, uyanmak istemiyorlardı

    [41] Seni gordukleri zaman da, sadece alaya alıyorlar: «Bu mu Allah´ın peygamber olarak gonderdigi?» diyorlar

    [42] Sahi be! Az kalsın bizi tanrılarımızdan saptıracaktı, onlara tapmakta direnmemis olsaydık! diyorlar. Fakat ileride azabı gorecekleri gun kimin yolunun daha sapık oldugunu bilecekler

    [43] Gordun mu o tanrısını canının istedigi edineni? Artık ona sen mi vekil olacaksın

    [44] Yoksa sen onların cogunun isittiklerini veya kavradıklarını mı sanıyorsun? Onlar sırf hayvan gibi, hatta gidisce daha sapkındırlar

    [45] Rabbinin golgeyi nasıl uzatmakta oldugunu gormedin mi? Dileseydi elbette onu hareketsiz de kılardı. Sonra Biz gunesi ona nasıl delil kılmısız

    [46] Sonra da tutup onu azar azar nasıl kendimize almaktayız

    [47] Size geceyi geygi (ortu), uykuyu dinlenme, gunduzu de yeni bir hayat kılan O´dur

    [48] Yine O, ruzgarları rahmetinin onunde mujdeci olarak gondermekte ve Biz, gokten tertemiz bir su indirmekteyiz ki

    [49] bununla olu bir beldeyi diriltelim ve yarattıgımız nice hayvan surulerini ve bir cok insan kumelerini sulayalım

    [50] Andolsun ki onu aralarında, dusunsunler ve ibret alsınlar diye evirip cevirmekteyiz. Yine de insanların cogu dayatmakta ve nankorlukten baskasına yanasmamaktadır

    [51] Dileseydik elbette her koye bir uyarıcı gonderirdik

    [52] Madem ki, yalnız seni gonderdik. O halde kafirlere uyma ve bununla (Kur´an ile) onlara cihad et, buyuk cihad

    [53] Iki denizi birbirine salıveren O´dur. Su tatlı, yurek tazeler, su da tuzlu, corak; aralarına da bir berzah (dil) ve bir hicri mehcur (kıstak) koymustur

    [54] Sudan bir insan yaratıp da ona bir soy ve hısımlık getiren O´dur. Rabbinin her seye gucu yeter

    [55] Boyle iken onlar Allah´ı bırakıp kendilerine ne fayda, ne zarar veremeyecek seylere tapıyorlar; kafir ise Rabbine karsı ugrasıp duruyor

    [56] Halbuki seni ancak bir mujdeci ve uyarıcı olarak gonderdik

    [57] De ki: «Ben, buna karsı sizden bir ucret degil, ancak Rabbine dogru bir yol tutmak isteyen kimseler (olmanızı) istiyorum.»

    [58] Sen olmeyecek olan diriye guven de O´nu hamd ile tesbih et! Kullarının gunahlarına O´nun haberdar olması yeter

    [59] O ki, gokleri, yeri ve aralarındakileri altı gunde yarattı; sonra Ars uzerine hukumranlıgını kurdu; O Rahmandır; hadi ne dileyeceksen O herseyi bilenden dile

    [60] Ama onlara «Rahma´na secde edin!» denildigi zaman, «Rahman da neymis?» Bize emrediyorsun diye secde mi ederiz?» dediler; ve bu daha ziyade vahsetlerini artırdı

    [61] Ne kutlu, ne yucedir, O ki gokte burclar yaptı, iclerinde bir kandil, bir de nurlu bir ay astı

    [62] Yine O, dusunmek veya sukretmek isteyenler icin gece ile gunduzu birbiri ardınca getirdi

    [63] Ve Rahman´ın kulları; O kimseler ki, yeryuzunde tevazu ile yururler ve cahiller kendilerine laf attıkları zaman «Selametle!» derler

    [64] ve onlar ki, Rablerine secdeler, kıyamlar ederek yatarlar

    [65] Ve onlar ki: «Ey Rabbimiz, cehennem azabını bizden sav(ustur)! Gercekten onun azabı defedilemez bir beladır

    [66] Gercekten o ne kotu durulacak bir yer; ne kotu bir ikametgah!» derler

    [67] Ve onlar ki, harcadıkları vakit israf etmezler, pintilik de yapmazlar; ikisi arasında dengeli giderler

    [68] Ve onlar ki, Allah ile beraber baska bir tanrıya dua etmezler; Allah´ın haram kıldıgı cana haksız yere kıymazlar ve zina da etmezler; kim bunları yaparsa agır bir cezaya carpılır

    [69] Kıyamet gunu azabı katlanır ve orada ebediyyen hor ve hakir olarak kalır

    [70] ancak tevbe ve iman edip, iyi amel isleyenler baska; cunku bunların kotuluklerini Allah iyiliklere cevirir. Ve Allah cok bagıslayan ve merhamet edendir

    [71] Ve her kim tevbe edip iyi davranısta bulunursa, muhakkak o tevbesi kabul edilmis olarak Allah´a doner

    [72] Ve onlar ki, yalana sahitlik etmezler, anlamsız, bos bir seye rastladıkları zaman vakar icinde gecer (gider)ler

    [73] Ve onlar ki Rablerinin ayetleri hatırlatılınca, kor ve sagır ustune yıkılıp yatmazlar

    [74] Ve onlar ki: «Ey Rabbimiz, lutfunla bizlere eslerimizden, cocuklarımızdan goz aydınlıkları ihsan buyur ve bizi takva sahiplerine onder kıl!» derler

    [75] Iste hep bunlar, sabretmelerine karsılık cennetin en yuksek makamı ile mukafatlandırılacaklar; orada saglık ve selam ile karsılanacaklar

    [76] Orada ebedi kalacaklar; ne guzel durulacak bir yer, ne guzel bir makam

    [77] De ki: «Duanız olmasa Rabbim size ne kıymet verir?» Demek ki, yalanladılar! O halde yarın ceza (yakalarına) yapısacak

    Şuarâ

    Surah 26

    [1] Ta, Sin, Mim

    [2] Bunlar sana o apacık Kitab´ın ayetleridir

    [3] Onlar iman etmeyecekler diye, neredeyse sen kendine kıyacaksın

    [4] Dilersek uzerlerine gokten bir ayet (mucize) indiriveririz de ona boyunları egile kalır

    [5] Bununla beraber Rahman´dan kendilerine yeni bir ogut gelmiyor ki, ondan yuz cevirmis olmasınlar

    [6] Evet, yalanlamaktalar; fakat onlara alay edip durdukları seyin dehset veren haberleri gelecektir

    [7] Yeryuzune bir bakmadılar mı? Biz onda her guzel ciftten nice bitkiler bitirmisiz

    [8] Suphesiz ki, bunda mutlak bir ibret vardır; ama cogu iman etmedi

    [9] Suphesiz ki, Rabbin, gercekten guclu, cok merhametlidir

    [10] Bir vakit Rabbin Musa´ya soyle seslendi: «Git o zalim kavme

    [11] Firavun kavmine, artık sakınmayacaklar mı!»

    [12] (Musa) dedi ki: «Ya Rab, dogrusu korkarım ki, beni yalanlarlar

    [13] ve gogsum daralır, dilim acılmaz, onun icin Harun´a da peygamberlik ver

    [14] Bir de onlara karsı sucluyum; ondan dolayı beni oldururler diye korkarım

    [15] (Allah) «Hayır» (endise etme), «haydi ikiniz ayetlerimizle gidin; muhakkak Biz sizinle beraberiz (olup bitenleri) dinliyoruz

    [16] haydin Firavun´a varın da deyin ki: «Inan ki biz alemlerin Rabbinin elcisiyiz

    [17] Israil ogullarını bizimle beraber salıver.»

    [18] (Firavun) dedi ki: «A! Biz seni cocukken bizde buyutmedik mi? Omrunun bir cok yıllarını aramızda gecirdin

    [19] hem de o yaptıgın (kotu) isi yaptın; o halde sen o nankor kafirlerdensin!»

    [20] (Musa) dedi ki: «O isi o zaman yaptım, saskınlardandım

    [21] Sizden korkunca da aranızdan kactım; derken Rabbim bana hukum lutfetti ve beni peygamberlerden kıldı

    [22] O basıma kaktıgın nimet de Israil ogullarını kul kole edinmis olmandır!»

    [23] Firavun: «Alemlerin Rabbi de ne demek?» dedi

    [24] (Musa): «O, goklerin, yerin ve ikisi arasındaki herseyin Rabbidir; eger gercegi kesin olarak goruyorsanız.» dedi

    [25] (Firavun) etrafındakilere: «Dinlemez misiniz?» dedi

    [26] (Musa): «O, sizin Rabbiniz ve daha onceki atalarınızın Rabbidir» dedi

    [27] (Firavun): «Size gonderilen elciniz mutlaka delidir.» dedi

    [28] (Musa): «O, dogunun, batının ve bunların arasındaki herseyin Rabbidir, eger dusunuyorsanız.» dedi

    [29] (Firavun): «Andolsun ki, eger benden baskasını tanrı edinirsen, seni kesinlikle zindana kapatılmıslardan ederim?» dedi

    [30] (Musa Firavun´a): «Sana apacık bir sey (delil) getirdimse de mi?» dedi

    [31] (Firavun): «Haydi onu getir bakayım, dogrulardan isen» dedi

    [32] Bunun uzerine (Musa) asasını bırakıverdi; apacık bir ejderha oluverdi

    [33] bir de elini (koynundan) cekti cıkardı, o da bakanlara bembeyaz oluverdi

    [34] (Firavun) etrafındaki topluluga: «Bu gercekten bilgic bir sihirbaz

    [35] Sizi sihriyle yurdunuzdan cıkarmak istiyor. Simdi ne buyurursunuz?» dedi

    [36] Dediler ki: «Bunu ve kardesini alıkoy! Sehirlere de toplayıcılar gonder

    [37] butun bilgic sihirbazları getirsinler!»

    [38] Boylece tesbit edilen bir gunun belli bir vaktinde sihirbazlar toplandılar

    [39] ve halka: «Siz de toplanır mısınız?» denildi

    [40] sayet ustun gelirlerse, herhalde bizler sihirbazlara uyacagız, dediler

    [41] Sihirbazlar Firavun´a geldiklerinde: «Sayet biz galip gelirsek, bize muhakkak bir mukafat vardır degil mi?» dediler

    [42] (Firavun): «Evet, hem siz o vakit benim en yakınlarımdan olacaksınız.» dedi

    [43] Musa onlara: «Siz ne atacaksanız atın!» dedi

    [44] Hemen iplerini ve sopalarını ortaya attılar ve: «Firavun´un yuceligi hakkı icin suphesiz biz ustun gelecegiz.» dediler

    [45] Musa da asasını (yere) koyuverdi, bir de ne gorsunler, onlar her ne dolap ceviriyorlarsa (butun uydurduklarını) yutuyor

    [46] Derhal sihirbazlar secdeye kapandılar

    [47] «Iman ettik alemlerin Rabbine

    [48] Musa ve Harun´un Rabbine!» dediler

    [49] (Firavun) dedi ki: «Ben size izin vermeden O´na iman ettiniz! Anlasıldı ki, o size sihri ogreten buyugunuzmus! O halde kesinlikle yakında anlayacaksınız; caresiz ellerinizi ve ayaklarınızı caprazlama kestirecegim, hepinizi muhakkak carmıha gerdirecegim!»

    [50] (Buyuculer) dediler ki: «Zararı yok, mutlaka biz Rabbimize donecegiz

    [51] Herhalde biz mu´minlerin ilki oldugumuzdan dolayı Rabbimizin bize magfiret buyuracagını umit ederiz

    [52] Musa´ya sunu vahyettik: «Kullarımı geceleyin yurut (yola cıkar); cunku takip edileceksiniz.»

    [53] Firavun da sehirlere asker toplayıcılar gonderdi

    [54] Bunlar, suphe yok ki kucuk ve onemsiz bir toplulukturlar

    [55] fakat hakkımızda cok kin ve nefret besliyorlar

    [56] biz ise uyanık ve tedbirli topluluk bulunuyoruz.» diyordu

    [57] Boylece Biz onları bahcelerden, pınarlardan

    [58] hazinelerden ve guzel makamlardan cıkardık

    [59] ve onlan Israil ogullarına miras kıldık

    [60] Derken (Firavun ve askerleri) gunes dogmustu ki, arkalarına dustuler

    [61] Iki topluluk birbirini gorunce, Musa´nın arkadasları: «Yakalandık» dediler

    [62] (Musa): «Hayır! asla! Rabbim muhakkak benimledir, bana yolunu gosterecektir» dedi

    [63] Bunun uzerine Musa´ya: «Vur asan ile denize» diye vahyettik; vurunca bir infilak etti, her boluk koca bir dag oluverdi

    [64] otekileri de buraya yanastırmıstık

    [65] Musa´yı ve beraberindekileri tamamen kurtardık

    [66] sonra da otekileri bogduk

    [67] Suphesiz bunda gercekten bir ibret vardır; fakat cokları inanmadı

    [68] Ve suphesiz ki Rabbin cok guclu ve cok merhametlidir

    [69] Onlara Ibrahim´in kıssasını da oku

    [70] O bir vakit babasına ve kavmine: «Siz neye tapıyorsunuz?» dedi

    [71] Bir takım putlara taparız da, onlar sayesinde toplanırız, dediler

    [72] (Ibrahim) dedi. Dua ettiginiz vakit onlar isitirler mi

    [73] veya size bir fayda yahut bir zarar verirler mi?»

    [74] Hayır, biz atalarımızı boyle yaparken bulduk, dediler

    [75] (Ibrahim) dedi ki: «Siz ve sizden onceki atalarınızın neye taptıklarını simdi gordunuz

    [76] (Ibrahim) dedi ki: «Siz ve sizden onceki atalarınızın neye taptıklarını simdi gordunuz

    [77] Onların hepsi benim dusmanımdır; alemlerin Rabbi haric

    [78] O ki, beni yarattı, sonra da bana o dogru yolu gosterir

    [79] O ki, beni yedirir, icirir

    [80] Hastalandıgım zaman O bana sifa verir

    [81] O ki, beni oldurur, sonra beni yine diriltir

    [82] Ve O ki, ceza gununde gunahlarımı bagıslamasını umit ederim

    [83] Ya Rab, bana bir hukum ver ve beni iyiler zumresine kat!»

    [84] Ve bana gelecekler icinde guzel bir nam tahsis eyle

    [85] Ve beni Naim cennetinin varislerinden eyle

    [86] Babamı da bagısla; cunku o yanlıs gidenlerdendir

    [87] Yaratıkların diriltilecekleri gun, beni utandırma

    [88] O gun ki, ne mal fayda verir, ne ogullar

    [89] Ancak Allah´a temiz bir kalp ile varan baska!»

    [90] Cennet takva sahiplerine yaklastırılmıstır

    [91] Azgınlar icin de cehennem hortlatılmıstır

    [92] Ve bunlara: «Hani nerede o taptıklarınız

    [93] Allah´tan baska; nasıl size yardım ediyorlar mı veya kendilerini kurtarıyorlar mı?» denilmekte

    [94] Ve arkasından hep onlar ve azgınlar o cehennemin icine fırlatılmaktadırlar

    [95] Ve butun o iblis orduları

    [96] onun icinde birbirleriyle cekisirlerken soyle demektedirler

    [97] Vallahi biz, dogrusu acık bir sapıklık icindeymisiz

    [98] Cunku sizi alemlerin Rabbi seviyesinde tutuyorduk

    [99] Ve bizi hep o suclular sasırtmıstı

    [100] Bak simdi bizim icin ne sefaatciler var

    [101] ne de sadık bir dost

    [102] Bari bizim icin geriye (dunyaya) donme imkanı olsaydı da, mu´minlerden olsaydık.»

    [103] Suphesiz bunda mutlaka alınacak bir ders vardır; oyle iken cogu inanmadı

    [104] Ve suphesiz ki, Rabbin cok guclu ve cok merhametlidir

    [105] Nuh kavmi, gonderilen peygamberleri yalanladı

    [106] kardesleri Nuh onlara soyle dedigi vakit: «Siz Allah´tan korkmaz mısınız

    [107] Haberiniz olsun ki, ben size gonderilmis guvenilir bir peygamberim

    [108] Gelin Allah´tan korkun, bana itaat edin

    [109] Buna karsı ben sizden bir ucret de istemiyorum. Benim mukafatım ancak alemlerin Rabbine aittir

    [110] Gelin Allah´tan korkun, bana itaat edin!»

    [111] A! Senin ardına hep o reziller dusmusken, biz sana hic inanır mıyız? dediler

    [112] (Nuh) «Benim onların ne yaptıklarına dair ne bilgim olabilir

    [113] Sizin suurunuz olsa onların hesabının ancak Rabbime ait oldugunu bilirdiniz

    [114] Hem ben iman edenleri kovmaya me´mur degilim

    [115] Ben ancak apacık bir uyarıcıyım.» dedi

    [116] Dediler ki: «Ey Nuh, eger vazgecmezsen, kesinlikle taslanmıslardan olacaksın!»

    [117] (Nuh): «Ey Rabbim, anlasıldı ki, kavmim beni yalanladılar

    [118] Artık benimle onların arasını nasıl ayırt edeceksen et de, beni ve beraberimdeki muminleri kurtar!» dedi

    [119] Bunun uzerine Biz de onu ve beraberindekileri, o dolu gemide tasıyarak kurtardık

    [120] Sonra da arkasında kalanları boguverdik

    [121] Suphesiz bunda mutlak bir ibret vardır; oyle iken cogu iman etmedi

    [122] Ve suphesiz ki Rabbin, cok guclu, cok merhametlidir

    [123] Ad (kavmi de) gonderilen peygamberleri yalanladı

    [124] Kardesleri Hud o zaman onlara soyle demisti: «Siz Allah´tan korkmaz mısınız

    [125] Haberiniz olsun ki, ben size gonderilmis guvenilir bir peygamberim

    [126] Gelin Allah´tan korkun ve bana itaat edin

    [127] Buna karsı ben sizden bir ucret de istemiyorum. Benim mukafatım ancak alemlerin Rabbine aittir

    [128] Siz her tepeye bir alamet bina edip eglenir durur musunuz

    [129] Ebedi kalacakmıssınız gibi bir takım sanayiler ediniyorsunuz

    [130] Hem tuttugunuz vakit, merhametsiz zorbalar gibi tutuyorsunuz

    [131] Artık Allah´tan korkun ve bana itaat edin

    [132] O Allah´tan korkun ki, size o bildiginiz seyleri verdi

    [133] Size davarlar, ogullar, cennet gibi baglar, bahceler, pınarlar verdi

    [134] Size davarlar, ogullar, cennet gibi baglar, bahceler, pınarlar verdi

    [135] Cidden ben sizin icin buyuk bir gunun azabından korkuyorum.»

    [136] Dediler ki: «Sen ha ogut vermissin, ha ogut verenlerden olmamıssın, bizce birdir

    [137] Bu sadece eskilerin adetidir

    [138] Biz azaba ugratılacak degiliz.»

    [139] O´nu yalanladılar; Biz de kendilerini helak ediverdik. Suphesiz bunda mutlak bir ibret vardır, ama cokları iman etmedi

    [140] Ve suphesiz ki Rabbin, gercekten O, cok guclu ve cok merhametlidir

    [141] Semud (kavmi) de gonderilen peygamberleri yalanladı

    [142] Kardesleri Salih o zaman onlara soyle demisti: «Allah´tan korkmaz mısınız

    [143] Haberiniz olsun ki, ben size gonderilmis guvenilir bir peygamberim

    [144] Gelin Allah´tan korkun ve bana itaat edin

    [145] Buna karsı ben sizden bir ucret istemiyorum. Benim mukafatım ancak alemlerin Rabbine aittir

    [146] Siz burada guven icinde bırakılacak mısınız

    [147] cennetler, pınarlar

    [148] salkımları sarkmıs hurmalar, ekinler icinde

    [149] Ki bir de daglardan keyifli keyifli evler yontuyorsunuz

    [150] Gelin, Allah´tan korkun da bana itaat edin

    [151] Itaat etmeyin o kimselere

    [152] ki, yeryuzunu fesada verirler de ıslah etmezler.»

    [153] Dediler: «Sen iyice buyulenmislerden birisisin

    [154] Sen de bizim gibi bir beserden baska bir sey degilsin; haydi bir ayet (mucize) getir, eger dogru konusanlardan isen!»

    [155] (Salih): «Iste (o mucize) bir disi deve; su hakkı bir (gun) ona, belli bir gunun su hakkı da size

    [156] sakın ona bir kotulukle ilismeyin, yoksa sizi buyuk bir gunun azabı yakalar.» dedi

    [157] Derken onu vurdular, fakat pisman oldular

    [158] cunku kendilerini azap yakalayıverdi. Suphesiz bunda (alınacak) bir ibret vardır; ama cogu iman etmedi

    [159] Ve suphesiz Rabbin gercekten, O, cok guclu ve cok merhametlidir

    [160] Lut kavmi de gonderilen peygamberleri yalanladı

    [161] Kardesleri Lut o zaman onlara soyle demisti: «Siz Allah´tan korkmaz mısınız

    [162] Haberiniz olsun, ben size gonderilmis guvenilir bir peygamberim

    [163] Gelin Allah´tan korkun da bana itaat edin

    [164] Buna karsı ben sizden bir ucret de istemiyorum. Benim mukafatım ancak alemlerin Rabbine aittir

    [165] Sizin icin yarattıgı esleri bırakıyorsunuz da insanlar icinden erkeklere mi gidiyorsunuz? Dogrusu siz insanlıktan cıkmıs bir kavimsiniz

    [166] Sizin icin yarattıgı esleri bırakıyorsunuz da insanlar icinden erkeklere mi gidiyorsunuz? Dogrusu siz insanlıktan cıkmıs bir kavimsiniz

    [167] (Onlar): «Ey Lut, and iceriz ki (bu uyarılardan) vazgecmezsen, kesinlikle (yurdun dısına) cıkarılanlardan olacaksın!» dediler

    [168] (Lut) dedi ki: «Dogrusu ben bu isinize kin gudenlerdenim

    [169] Ey Rabbim, beni ve ailemi bunların yaptıklarının ugursuzlugundan kurtar

    [170] Biz de onu ve ailesini tamamen kurtardık

    [171] Ancak (geride) bir yaslı kadın kaldı

    [172] Sonra geride kalanların hepsini yerle bir ettik

    [173] Ve uzerlerine oyle bir yagmur yagdırdık ki, ne kotu idi O uyarılanların yagmuru

    [174] Suphesiz bunda gercekten bir ibret vardır; ama cogu iman etmedi

    [175] Ve suphesiz ki Rabbin, gercekten cok guclu ve cok merhametlidir

    [176] Eyke halkı da gonderilen peygamberleri yalanladı

    [177] Suayb o zaman onlara soyle demisti: «Siz Allah´tan korkmaz mısınız

    [178] Haberiniz olsun, ben size gonderilmis guvenilir bir peygamberim

    [179] Gelin Allah´tan korkun ve bana itaat edin

    [180] Buna karsı sizden bir ucret istemiyorum. Benim mukafatım alemlerin Rabbine aittir

    [181] Olcegi tam olcun de hak yiyenlerden olmayın

    [182] ve dogru terazi ile tartın

    [183] Halkın esyalarını degerinden dusurmeyin ve yeryuzunu ihtilalcilikle fesada vermeyin

    [184] O sizi ve sizden onceki nesilleri yaratan Yaratıcıdan korkun!»

    [185] Dediler: «Sen muhakkak buyulenmislerdensin

    [186] Sen de bizim gibi bir beserden baska nesin? Dogrusu biz seni muhakkak yalancılardan sanıyoruz

    [187] Uzerimize gokten bir parca dusuruver, eger dogru soyleyenlerden isen.»

    [188] (Suayb): «Rabbim yaptıklarınızı daha iyi bilir.» dedi

    [189] Hulasa onu yalanladılar, kendilerini de o golge gununun azabı yakalayıverdi. O cidden buyuk bir gunun azabı idi

    [190] Suphesiz bunda (alınacak) bir ibret vardır; ama cogu iman etmedi

    [191] Ve suphesiz ki Rabbin, gercekten O, cok guclu ve cok merhametlidir

    [192] Ve gercekten bu (Kur´an) alemlerin Rabbinin indirmesidir

    [193] Onu Ruhu´l-Emin (Cebrail) indirdi

    [194] Senin kalbine ki uyarıcılardan olasın

    [195] acık parlak bir Arapca ile

    [196] O, suphesiz oncekilerin kitaplarında da var

    [197] Beni Israil bilginlerinin onu bilmesi, onlar icin bir delil degil mi

    [198] Eger onu Arapca bilmeyenlerin birine indirseydik de

    [199] O onlara okusaydı, yine iman etmeyeceklerdi

    [200] Biz onu sucluların kalbine oyle sokmusuzdur

    [201] Onlar acı azabı gorecekleri zamana kadar ona iman etmezler

    [202] o azap kendilerine ansızın hic farkında olmadıkları bir anda gelecektir

    [203] (O zaman) diyecekler: «Acaba bize bir muhlet verilir mi?»

    [204] Acaba azabımızın acele gelmesini mi istiyorlar

    [205] Gordun ya, onlara senelerce zevk ettirsek

    [206] Sonra kendilerine yapılan tehdit gelip catsa

    [207] o yasatıldıkları zevkin kendilerine hic faydası olmayacaktır

    [208] Bununla birlikte Biz hangi memleketi helak ettikse, muhakkak onun uyarıcıları olmustur

    [209] (Onlara) ihtar edilmistir ve Biz haksızlık etmis degilizdir

    [210] Ve bunu (Kur´an´ı) seytanlar indirmedi

    [211] bu onlara hem yarasmaz, hem gucleri yetmez

    [212] Onlar (vahyi) isitmekten kesinlikle mahrum edilmislerdir

    [213] Bundan dolayı sakın, Allah ile beraber baska bir tanrıya yalvarma ki azap edileceklerden olmayasın

    [214] En yakın hısımlarını uyar

    [215] Ve sana uyan muminlere kanadını indir

    [216] Bunun uzerine sana isyan ederlerse: «Ben sizin yaptıklarınızdan uzagım.» de

    [217] Ve O guclu ve merhametli olana guvenip dayan

    [218] O ki, (namaza) kalktıgın vakit seni goruyor

    [219] ve secde edenler arasında dolasmanı da

    [220] Cunku, herseyi isiten, herseyi bilen O´dur

    [221] Seytanların kimin uzerine indigini size haber vereyim mi

    [222] Gunaha kendini kaptırmıs herbir sahtekar uzerine inerler

    [223] Onlar (seytanlara) kulak verirler ve cogu da yalan soylerler

    [224] Sairler(e gelince) bunların arkasına da capkınlar, sapkınlar duser

    [225] Gormuyor musun, bunlar her vadide saskın saskın dolasırlar

    [226] Hem de yapmayacakları seyleri soylerler

    [227] Ancak iman edip iyi ameller isleyenler, Allah´ı cokca zikredenler ve kendilerine haksızlık edildikten sonra oclerini alanlar mustesna. O haksızlık edenler hangi inkılaba munkalib olacaklarını (hangi akibete yuvarlanacaklarını) yarın bilecekler

    Neml

    Surah 27

    [1] Ta, Sin. Bunlar sana Kuran´ın ve apacık bir kitabın ayetleridir

    [2] birer hidayet ve mujde olmak uzere o mu´minlere

    [3] ki namazı durust kılarlar, zekatı verirler ve ahirete de kesin olarak inanırlar

    [4] Ahirete inanmayanların yaptıklarını kendilerine suslu gostermisizdir de onlar ilerisini goremezler, kalpleri korelmistir

    [5] Onlar, o kimselerdir ki kendilerine azabın kotusu vardır, ahirette en cok ziyana ugrayanlar da onlardır

    [6] Ve gercekten sen bu Kur´an´a bilgisinin nihayeti olmayan bir hikmet sahibi tarafından erdiriliyorsun

    [7] Hani bir vakit Musa ailesine: «Gercekten bir ates(in varlıgını) hissettim. Ya ondan size bir haber getirecegim, yahut bir yalın sule alıp gelecegim, gerek ki, bir ocak yakar ısınırsınız.»

    [8] Ona vardıgında soyle seslenildi: «Haberin olsun, bu atesteki kimse ve bunun cevresindekiler mubarek kılınmıstır; munezzehtir o alemlerin Rabbi Allah

    [9] Ey Musa! gercek su; Benim o daima ustun ve hikmet sahibi olan Allah

    [10] Ve bırak asanı!» Derken onu cevik bir yılan gibi calkanıp kıvranır gorunce, donup kactı ve arkasına bakmadı. «Ey Musa, korkma; cunku peygamberler benim huzurumda korkmaz

    [11] Ancak kim haksızlık yapar, sonra da yaptıgı kotulugu iyilige cevirirse Ben onu da bagıslayıcıyım, merhamet edenim

    [12] Bir de elini koynuna sok; bembeyaz, kusursuz cıksın, Firavun ve kavmine dokuz mucizeden biri olarak. Cunku onlar yoldan cıkmıs bir toplum oldular.»

    [13] Bu sekilde ayetlerimiz, hakikatı gozlerine sokarak onlara vardıgı vakit: «Bu apacık bir buyudur!» dediler

    [14] Ve vicdanları bunlar(ın dogrulugun)a kesin bir kanaat getirdigi halde sırf zulum ve kendilerini buyuk gorme yuzunden onları inkar ettiler; fakat, bak o bozguncuların akibeti nasıl oldu

    [15] Andolsun ki, Davut´a ve Suleyman´a bir ilim verdik. Ikisi de: «Bizi mu´min kullarının bir cogundan ustun kılan Allah´a hamdolsun.» dediler

    [16] Ve Suleyman Davud´un yerine gecip dedi ki: «Ey insanlar, bize kus dili ogretildi ve bize herseyden verildi. Suphesiz ki bu apacık bir lutufdur.»

    [17] Cinlerden, insanlardan ve kuslardan orduları Suleyman´ın huzurunda toplandı. Bunların hepsi (Onun tarafından) sevk ve idare olunuyorlardı

    [18] Hatta karınca deresi uzerine vardıklarında bir karınca soyle dedi: «Ey karıncalar! Haydi, yuvalarınıza girin, Suleyman ve ordusu farketmeyerek sizi kırıp gecirmesin.»

    [19] O da, onun bu sozunden dolayı gulercesine tebessum etti ve: «Ey Rabbim, beni nefsime hakim kıl ki, bana ve anama babama verdigin nimetlere sukredeyim ve hosnut olacagın iyi bir is yapayım ve beni rahmetinle iyi kulların arasına sok!» dedi

    [20] Bir de kusları denetledi ve: «Bana ne oluyor, Hudhud´u goremiyorum? Yoksa kayıplara mı karıstı

    [21] Onu mutlaka agır bir cezaya carptırırım veya boynunu keserim ya da bana muhakkak mazeretini gosteren acık, kesin bir gerekce getirir.» dedi

    [22] Derken bekledi, cok gecmeden (Hudhud) geldi ve: «Ben senin etraflıca bilmedigin bir seyi ogrendim ve sana Sebe´den saglam bir haber getirdim.» dedi

    [23] Cunku ben, orada onlara hukumdarlık eden, kendisine hersey verilmis, yuce bir tahtı olan bir kadın buldum

    [24] Onu ve halkını, Allah´a degil, gunese secde ediyorlar gordum. Seytan onlara yaptıklarını yaldızlamıs ve bu sekilde kendilerini yoldan saptırmıs da dogru gidemiyorlar

    [25] Goklerde ve yerde gizli olan herseyi ortaya cıkaran ve sizin gizlediginiz ve acıga vurdugunuz seyleri bilen Allah´a secde etmesinler diye

    [26] Allah O´ndan baska hicbir tanrı yoktur. O, yuce Arsın sahibidir

    [27] (Suleyman) dedi ki: «Dogru mu soyledin, yoksa yalancılardan mısın, bakacagız

    [28] Su mektubumu gotur onlara bırak; sonra geri cekil de, ne sonuca varacaklarına bak!»

    [29] Kadın dedi ki: «Ey ileri gelenler bana cok onemli ve saygıdeger bir mektup bırakıldı

    [30] Suleyman´dan; o Rahman ve Rahim Allah´ın adıyla (baslamakta)dır

    [31] Soyle ki: « Bana karsı bas kaldırmayın ve muslumanlar olarak gelin bana!»

    [32] (Melike): «Ey ileri gelenler! Bu isimde bana bir fikir verin; sizin haberiniz olmadan ben hicbir isi kestirip atmıs degilim.» dedi

    [33] Dediler: «Biz gucluyuz ve yigit savascılarız; ama karar sana aittir. Ne emredecegini dusun.»

    [34] (Melike) dedi ki: «Dogrusu, hukumdarlar bir memlekete girdiler mi orayı perisan ederler ve halkının serefli kisilerini zillete ugratırlar; evet boyle yaparlar

    [35] Ben onlara hediye ile bir heyet gonderecegim de bakacagım elciler ne ile donecekler?»

    [36] Bunun uzerine gonderilen (elci) Suleyman´a vardıgı vakit (Suleyman): «Siz bana mal ile yardım mı etmek istiyorsunuz? Bakın Allah´ın bana verdigi size verdiginden daha iyidir. Hayır siz hediyenize guveniyorsunuz

    [37] (Ey elci) don onlara (soyle): «Vallahi karsı gelemeyecekleri ordularla varırım da, oradan kendilerini perisanlıklar icinde hor ve hakir oldukları halde cıkarırım.» dedi

    [38] (Suleyman kendi adamlarına donerek): «Ey Heyet kendileri teslimiyyet gosterip bana gelmeden once, o kadının tahtını bana kim getirir?» dedi

    [39] Cinlerden bir ifrit: «Sen makamından kalkmadan once ben onu sana getiririm. Ve gercekten bunu yapmaya hem gucum, hem de guvenim var.» dedi

    [40] Yanında kitaptan bir ilim bulunan zat ise: «Ben onu sana gozunu kırpmadan once getiririm.» dedi. Derken onu yanında duruyor gorunce: «Bu, Rabbimin bir lutfudur; beni imtihan icin ki, sukredecek miyim, yoksa nankorluk mu edecegim. Kim sukrederse ancak kendisi icin sukreder, her kim de nankorluk ederse, suphe yok ki, Rabbim herseyden mustagnidir, buyuk ihsan sahibidir» dedi

    [41] (Suleyman) dedi ki: «Tahtını tanınmaz duruma sokun, bakalım tanıyacak mı, tanımazlardan mı olacak?»

    [42] Bunun uzerine (Melike) gelince: «Boyle mi senin tahtın?» denildi. (O da): «Sanki o! Zaten bize daha once bilgi verildi ve biz musluman olduk! dedi

    [43] Daha once Allah´tan baska taptıgı seyler, on(un musluman olmasın)a engel olmustu; cunku inkarcı bir kavimden idi

    [44] Ona: «Koske gir!» denildi. Derken (Melike) onu gorunce derin bir su sandı ve eteklerini topladı. Suleyman: «O parlak bir kosk, sırcadan!» dedi. Kadın: «Ey Rabbim, gercekten ben once nefsime zulmetmisim, simdi Suleyman´ın maiyyetinde, alemlerin Rabbi olan Allah´a teslim oldum.» dedi

    [45] Andolsun ki, Allah´a ibadet edin diye Semud´a da kardesleri Salih´i gondermistik; hemen birbirleriyle cekisen iki fırka oldular

    [46] Salih dedi ki: «Ey benim kavmim, iyilikten once nicin kotuluge kosuyorsunuz? Ne olur Allah´a istigfar etseniz, belki rahmetine ulasırsınız.»

    [47] Onlar: «Biz, senin ve beraberindekilerin yuzunden ugursuzluga ugradık.» dediler. O da: «Sizin ugursuzlugunuzun sebebi Allah tarafından biliniyor. Dogrusu siz imtihana cekilen bir kavimsiniz.» dedi

    [48] Sehirde dokuz cete vardı ki, bunlar o yerde bozgunculuk yapıyor, iyilik yapmaya yanasmıyorlardı

    [49] Allah´a and icerek, birbirlerine soyle dediler: «Ona ve ailesine bir gece baskını yapalım, sonra da velisine yemin edelim: Biz onun oldurulmesi sırasında orada degildik; gercekten sozumuz sozdur, dogru soyluyoruz, diyelim.»

    [50] (Onlar) boyle bir tuzak kurdular, Biz de onlar farkına varmadan, tuzak kurmustuk

    [51] Simdi bir bak! Tuzaklarının akibeti nasıl oldu? Kendilerini ve kavimlerini toptan helak ediverdik

    [52] Iste haksızlıkları yuzunden cokmus bombos evleri! Suphesiz bunda bilen bir toplum icin ibret alacak bir ders vardır

    [53] Oysa iman edip sakınanları kurtardık

    [54] Lut´a da peygamberlik verdik. O vakit kavmine soyle demisti: «Siz, gozunuz gore gore o rezaleti yapacaksınız ha

    [55] Sahi siz, kadınları bırakıp sehvet icin ille de erkeklere mi gideceksiniz? Dogrusu siz ne yaptıgını bilmez bir topluluksunuz.»

    [56] Buna kavminin cevabı sadece: «Cıkarın su Lut ailesini memleketinizden; cunku onlar, cok temizlik taslayan kimselerdir.» demeleri olmustu

    [57] Bunun uzerine onu ve ailesini kurtardık; ancak kansının geride kalanlar arasında olmasını takdir etmistik

    [58] Onların uzerine oyle bir yagmur yagdırdık ki... Ne kotudur o uyarılmıs olanların yagmuru

    [59] De ki: «Hamdolsun Allah´a ve selam olsun O´nun sectigi kullarına! Allah mı daha hayırlı, yoksa onların ortak kostukları mı

    [60] Yoksa gokleri ve yeri yaratıp sizin icin gokten bir su indiren mi? Biz, o su ile gozleri ve gonulleri acan bahceler bitirmekteyiz. Siz onların bir agacını bile bitiremezdiniz. Allah´la birlikte bir tanrı mı var? Hayır, onlar, sapıklıga giden bir topluluktur

    [61] Yoksa yeryuzunu bir karargah kılıp onun icinde ırmaklar akıtan, onun icin oturaklı daglar yapan ve iki deniz arasına bir engel koyan mı? Allah´la birlikte bir tanrı mı var? Hayır, onların cogu ilim ehli degildir

    [62] Yoksa, darda kalan kendisine dua ettigi zaman, onun duasını kabul edip kotu durumdan kurtaran ve sizleri yeryuzunun yoneticileri kılan mı? Allah´la birlikte bir tanrı mı var? Siz, pek az dusunuyorsunuz

    [63] Yoksa size kara ve denizin karanlıklarında yol gosteren ve rahmetinin onunde ruzgardan mujdeci gonderen mi? Allah´la birlikte bir tanrı mı var? Allah, yuksek, cok yuksektir onların ortak kostuklarından

    [64] Yoksa halkı once yaratıp sonra yaratmayı tekrarlayacak olan ve size gokten ve yerden rızık veren mi? Allah´la birlikte bir tanrı mı var? De ki: «Hayır getirin delilinizi eger dogru soyluyorsanız!»

    [65] De ki: «Goklerde ve yerde Allah´tan baska kimse gaybı bilmez. Onlar, ne zaman yeniden diriltileceklerini bilmezler

    [66] Hayır, ahiret hakkında kendilerine ardarda bilgi verilmektedir; fakat onlar bu hususta bir suphe icindedirler, daha dogrusu onlar ondan kordurler

    [67] Ve o kufredenler dediler ki: «Biz ve atalarımız toprak oldugumuz zaman mı, gercekten biz mutlaka yeniden diriltilecek miyiz

    [68] Yemin ederiz ki, bu tehdit bize de bundan once atalarımıza da yapıldı. Bu, eskilerin masallarından baska birsey degildir.»

    [69] De ki: «Hele yeryuzunde bir dolasın da bakın sucluların sonu ne olmus

    [70] Onlara karsı uzulme ve yaptıkları hileler yuzunden bir darlıga dusme

    [71] Bir de: «Bu vaad ne zaman, eger dogru soyluyorsanız?» diye soruyorlar

    [72] De ki: «Belki de cabuk gelmesini istediginiz o azabın bir kısmı ensenize binmis bulunuyor.»

    [73] Muhakkak Rabbin, insanlara karsı mutlak bir nimet sahibidir; fakat onların cogu sukretmezler

    [74] Oysaki, Rabbin onların sineleri ne gizliyor ve ne acıklıyorlarsa hepsini mutlaka biliyor

    [75] Gokte ve yerde acık bir kitapta bulunmayan hicbir gizli sey yoktur

    [76] Haberiniz olsun ki, bu Kur´an Israil ogullarına, ihtilaf edip durdukları seylerin pek cogunu anlatır

    [77] Gercekten o dogruyu gosteren kesin bir hidayet ve muminler icin sırf bir rahmettir

    [78] Elbette Rabbin, hukmuyle aralarında yargısını infaz buyuracaktır ve O, gucludur, herseyi bilendir

    [79] O halde Allah´a guven. Sen, suphesiz acık bir gercek uzerindesin

    [80] Suphesiz sen, olulere duyuramazsın; arkalarını donup kacarlarken sagırlara da cagrıyı isittiremezsin

    [81] Sen o korleri sapıklıklarından kurtarıp hidayete erdirecek de degilsin. Sen, ancak ayetlerimize inanacaklara isittirirsin de onlar musluman olur kurtulus bulurlar

    [82] Soylenen soz baslarına gelecegi zaman, onlar icin yerden bir dabbe cıkarırız, insanların ayetlerimize kesin inanmadıklarını kendilerine soyler

    [83] Ve her milletten ayetlerimizi yalanlayanlardan bir grup yaparak mahsere sevkedecegimiz gun, artık onlar hep zapt altına alınıp tutuklanırlar

    [84] Nihayet geldikleri zaman, Allah: «Siz, Benim ayetlerimi, onları ilmen kavramadıgınız halde yalanladınız mı? Degilse ne yapıyordunuz?» buyurur

    [85] Zulmetmeleri yuzunden aleyhlerinde soz gerceklesir (soylenen baslarına gelir) ve artık nutukları tutulur (konusamazlar)

    [86] Onlar, icinde istirahat etsinler diye geceyi, goz acmaları icin gunduzu yarattıgımızı gormediler mi? Kesinlikte bunda iman edecek bir topluluk icin bircok ibretler vardır

    [87] Hele Sur ufurulecegi, ufurulup de Allah´ın diledigi kimselerin dısında butun goklerdeki kimselerin ve yerdeki kimselerin hepsi urperdigi ve hepsinin hor ve hakir olarak geldikleri gun ne korkunctur

    [88] Bir de o dagları gorur, onları sabit sanırsın; oysa onlar, bulut gecer gibi gecip gider. Bu, herseyi sapasaglam yaratmıs olan Allah´ın sanatıdır. O, suphesiz butun yaptıklarınızdan haberdardır

    [89] Her kim iyilikle gelirse, o zaman kendisine ondan daha hayırlısı vardır ve onlar o gunku korkudan guven icinde kalırlar

    [90] Her kim de kotulukle gelirse, artık yuzleri ateste surtulur. Baska degil, sırf yaptıgınız amellerin karsılıgı ile karsılanacaksınız

    [91] Ben, yalnızca bu beldenin, onu saygın kılan ve hersey de kendilerinin olan Rabbine ibadet etmekle emrolundum. Ve yine halis muslumanlardan olmamla emrolundum

    [92] Bir de Kuran okuyayım diye emrolundum. Her kim dogru yolu kabul ederse, yalnızca kendi yararına kabul etmis olur. Kim de sapar giderse de ki: «Ben, yalnızca tehlikeyi haber verenlerdenim.»

    [93] ve de ki: «Hamdolsun Allah´a; O, size ayetlerini gosterecek de onları tanıyacaksınız. Rabbin ne yapacagınızdan gaflette degildir.»

    Kasas

    Surah 28

    [1] Ta, Sin, Mim

    [2] Bunlar, sana o apacık kitabın ayetleridir

    [3] Sana Musa ile Firavun kıssasından bir kısmını iman edecek bir topluluga ibret olsun diye, butun gercegi ile okuyacagız

    [4] Cunku Firavun, o yerde bas kaldırmıs ve halkını fırka fırka edip arkasına takmıstı; onlardan bir grubu ezmek istiyor; ogullarını bogazlatıyor, kadınlarını hayata atıyordu. O kesinlikle bozgunculardandı

    [5] Biz de o yerde ezilmekte olanlara lutufta bulunmak, onları oncul rehberler yapmak ve onları varisler kılmak istiyorduk

    [6] Ve onlara arzda (yeryuzunde) hakimiyet verip Firavun, Haman ve ordularına korktukları seyi, onların vasıtasıyla gosterelim

    [7] O sırada Musa´nın annesine: «Onu emzir; ona zarar gelmesinden bir korku hissettiginde, kendisini denize bırakıver ve artık korkup uzulme! Biz, muhakkak onu sana iade edecegiz ve kendisini peygamberlerden biri yapacagız.» diye vahyettik

    [8] Bunun uzerine Firavun hanedanı onu yitik olarak aldılar, cunku o, ileride kendilerine bir dusman, bir tasa olacaktı. Dogrusu Firavun da Haman da askerleri de hep canilerdi

    [9] Firavun´un karısı: «Bana da sana da bir goz bebegi, bunu oldurmeyin, belki bize yarar, ya da evlat ediniriz.» dedi ve onlar farkında degillerdi

    [10] Musa´nın annesinin yuregi ise bombos sabah etti. Sayet inananlardan olması icin kalbine kuvvet vermeseydik, az daha onu acıga vuracaktı

    [11] Musa´nın ablasına «Onun izini takip et.» demisti annesi. O da onlar farkına varmadan uzaktan gozetledi

    [12] onceden ona emzikcileri (sut anneleri) yasaklamıstık. Ablası varıp: «Sizin hesabınıza bunun bakımını ustlenecek ve ona iyi davranacak bir aile buluvereyim mi?» dedi

    [13] Boylece Biz, Musa´yı annesine geri verdik ki, annesinin gozu aydın olsun, uzulmesin ve Allah´ın va´dinin kesinlikle gercek oldugunu bilsin diye; fakat cokları bilmezler

    [14] Musa kıvamına erip dengini buldugunda ona bir hakimiyet ve bir ilim verdik. Iste biz iyi davrananları boyle mukafatlandırırız

    [15] Bir de, halkının habersiz bulundugu bir sırada sehre girdi, orada dovusmekte olan iki adam buldu. Biri kendi taraftarlarından, biri dusmanlarındandı. Kendi taraftarlarından olan dusmanlarından olana karsı kendisinden yardım istedi. Musa da ona bir yumruk indirdi ve isini bitiriverdi. Bunun uzerine: «Bu, seytanın isindendir. O, gercekten sasırtıcı belli bir dusmandır.» dedi

    [16] Ey Rabbim, dogrusu ben kendime yazık ettim, artık bagıslamanla benim sucumu ort! dedi. O da onu bagısladı. Gercekten O, cok bagıslayan, cok merhamet edendir

    [17] Ey Rabbim, bana lutufta bulundugun seyler hakkı icin, artık suclulara asla destek vermeyecegim dedi

    [18] Derken sehirde korku icinde cevreyi gozetleyerek sabahladı ve birden dun kendisinden yardım isteyenin yine feryad ettigini gordu ve Musa ona: «Besbelli sen bir yaramazsın!» dedi

    [19] Her ikisinin de dusmanı olan adamı yakalamak isteyince o: «Ey Musa! Dun bir adamı oldurdugun gibi beni de oldurmek mi istiyorsun? Sen yalnızca yeryuzunde bir zorba mı olmak istiyorsun, arabuluculardan olmak istemiyor musun?» dedi

    [20] Sehrin ote basından bir adam kosarak geldi ve: «Ey Musa, haberin olsun, ileri gelenler seni oldurmek icin hakkında gorusme yapıyorlar; hemen cık git, ben senin iyiligini isteyenlerdenim.» dedi

    [21] Hemen korku icinde cevreyi gozetleyerek sehirden cıktı ve: «Ey Rabbim, kurtar beni bu zalim kavimden!» dedi

    [22] Musa, Medyen tarafına yoneldiginde: «Umarım Rabbim beni duz yola cıkarır.» dedi

    [23] Medyen suyuna vardıgında, suyun ustunde hayvanlarını sulayan bir kume insan buldu. Bunların otesinde de hayvanlarını alıkoyan iki kadın gordu. Onlara: «Derdiniz nedir?» diye sordu. Onlar: «Biz, cobanlar cekip gitmedikce sulamayız ve babamız da buyuk bir pirdir.» dediler

    [24] Bunun uzerine ikisine hayvanlarını suladı, sonra golgeye cekildi ve: «Ey Rabbim, ben gercekten bana indirdigin hayırdan dolayı bir fakirim!» dedi

    [25] Derken o iki kadından biri utana utana yuruyerek ona gelip: «Babam, bize su cekivermenin ucretini odemek icin seni cagırıyor.» dedi. Bunun uzerine varıp ona basından geceni anlatınca o: «Korkma, kurtuldun o zalim topluluktan!» dedi

    [26] O iki kadından biri: «Babacıgım, onu ucretle tut. Cunku tuttugun ucretlilerin en hayırlısı o guclu guvenilir adamı!» dedi

    [27] O: «Haberin olsun ben, bana sekiz yıl calısmana karsılık su iki kızımdan birini sana nikahlamak istiyorum. On yıla tamamlarsan o da kendinden. Ben, sana zorluk gostermek istemiyorum; insallah beni iyi kimselerden bulacaksın.» dedi

    [28] Musa: «O, benimle senin arandadır. Bu iki sureden hangisini odersem (doldurursam), bana karsı bir dusmanlık yok demektir ve sozlesmemize Allah kefildir!» dedi

    [29] Musa belirlenen sureyi doldurup ailesiyle yola cıktıgı zaman, Tur tarafından bir ates hissetti. Ailesine: «Durun, ben bir ates hissettim, umarım size ondan bir haber veya o atese bir eksi (kor) getiririm de belki bir ocak yakıp ısınırsınız.» dedi

    [30] Atesin yanına gelince o mubarek bolgedeki vadinin sag kıyısında bulunan agactan soyle seslenildi ona: «Ey Musa, haberin olsun Benim, Ben, Allah, alemlerin Rabbi

    [31] Bırak asanı!» Musa, onun bir cevik yılan misali hareket ettigini gorunce oyle bir donup kactı ki, arkasına bile bakmadı. «Ey Musa, yuzunu don ve korkma; cunku sen guvenlik icinde olanlardansın

    [32] Elini koynuna sok, cıksın bembeyaz, kusursuz olarak. Korkudan (acılan) kollarını kendine kavustur! Iste bu ikisi, Rabbinden Firavun´a ve ileri gelen adamlarına karsı sana iki kesin delil! Cunku onlar, yoldan cıkan bir topluluk oldular»

    [33] Musa: «Ey Rabbim, ben onlardan bir adam oldurdum, korkarım beni hemen oldururler

    [34] Kardesim Harun ise lisanca benden daha acık konusur; beni tasdik eden bir yardımcı olarak maiyetimde ona da peygamberlik ver; dogrusu ben, beni yalanlamalarından korkuyorum!» dedi

    [35] Allah buyurdu ki: «Pazını kardesinle guclendirecegiz ve sizin icin bir saltanat kuracagız da size ulasamayacaklar. Ayetlerimiz hakkı icin, siz ve size uyanlar ustun geleceksiniz!»

    [36] Musa bunun uzerine acık acık ayetlerimizle onlara varınca: «Bu uydurma bir buyuden baska birsey degildir; biz bunu onceki atalarımızdan da isitmedik.» dediler

    [37] Musa da: «Rabbim kimin tarafından hidayetle geldigini ve bu dunya yurdunun sonunda iyi neticenin kimin olacagını daha iyi bilir. Dogrusu, zalimler kurtulusa eremezler.» dedi

    [38] Firavun ise soyle dedi: «Ben, sizin icin benden baska bir tanrı bilmiyorum. Ey Haman, haydi benim icin camur uzerine bir ocak yak da bana bir kule yap; belki Musa´nın tanrısına cıkarım; ama ben kesinlikle onun yalan soyleyenlerden oldugunu sanıyorum.»

    [39] O ve askerleri, yeryuzunde haksızlıkla kibirlenmek istediler ve Bize dondurulmeyeceklerini sandılar

    [40] Biz de onu ve ordularını tuttuk denize fırlatıverdik. Bak simdi o zalimlerin sonu nasıl oldu

    [41] Biz, onları atese davet eden bas kumandanlar yaptık. Kıyamet gununde de yardım gormezler

    [42] Hem bu dunyada onlara arkalarından bir lanet yagdırmaktayız, hem de Kıyamet gununde pek nefret edilenlerden olacaklardır

    [43] Andolsun ki, Biz Musa´ya o kitabı, ilk nesilleri helak ettikten sonra, insanların vicdanlarını aydınlatacak gorusler ve bir hidayet ve rahmet olmak uzere verdik; belki dusunur, ibret alırlar

    [44] Musa´ya o emri vahyettigimiz sırada sen batı yonunde bulunmuyordun, olayı gorenlerden de degildin

    [45] Fakat Biz, bircok nesiller yarattık, omurleri de uzun oldu. Sen Medyen halkı arasında ikamet ederek ayetlerimizi onlardan okuyup ogrenmedin; fakat peygamberlik verip gonderen Biz olduk

    [46] Yine Biz seslendigimiz zaman da sen Tur´un yanında degildin; fakat senden once kendilerine bir uyarıcı gelmemis olan bir toplulugu uyarasın diye Rabbinden bir rahmet olarak gonderildin; ola ki, dusunup ibret alırlar

    [47] Kendi elleriyle yaptıkları gunahlar yuzunden baslarına birer felaket geldiginde: «Ey Rabbimiz, bize bir peygamber gonderseydin de ayetlerine uyup muminlerden olsaydık.» demesinler diye

    [48] Fakat simdi onlara katımızdan gercek (Kur´an) geldigi zaman: «Musa´ya verilen (mucize) gibisi verilseydi ya!» dediler. Oysa bundan once Musa´ya verileni de inkar etmediler mi? Onlar: «Birbirini destekleyen iki buyu» dediler ve: «Biz, hicbirine inanmayız!» dediler

    [49] De ki: «O halde eger dogru soyluyorsanız, Allah katından bu ikisinden daha dogru bir kitap getirin ben de ona uyayım!»

    [50] Eger yine cagrına uymazlarsa, artık bil ki, onlar sadece kendi heveslerinin pesinde gidiyorlar. Allah tarafından bir dogru delil olmaksızın sırf kendi hevesleri pesinde giden kimselerden daha saskın kim olabilir? Muhakkak ki Allah zalimler toplulugunu basarıya erdirmez

    [51] Andolsun ki, iyi dusunsunler diye, onlar hakkında sozu uladık da uladık

    [52] Bundan (Kur´an´dan) once kitap verdiklerimiz ona iman ediyorlar

    [53] O kendilerine okununca hemen: «Biz buna iman ettik; bu suphesiz Rabbimizden gelen bir gercektir. Dogrusu biz onceden muslumandık.» derler

    [54] Iste bunlar sabretmis olmalarına karsılık mukafatları iki kat verileceklerdir. Bunlar, kotulugu iyilikle savarlar ve kendilerine verdigimiz rızıktan da hayır icin harcarlar

    [55] Onlar, bos soz isittiklerinde ondan yuz cevirirler ve: «Bizim islerimiz bize, sizin isleriniz size; selam size! Allah´a ısmarladık! Biz, cahillik edenleri aramayız.» derler

    [56] Dogrusu sen, sevdigini dogru yola iletemezsin; fakat Allah diledigini dogru yola iletir ve dogru yola erecekleri o daha iyi bilir

    [57] Bir de: «Haklısın, ama biz dogru yolu tutup seninle birlikte olursak yerimizden yurdumuzdan olur carpılırız.» dediler. Biz onlara kendi katımızdan bir rızık olarak her turlu urunun tasınıp getirildigi guvenli mukaddes bir yeri mekan kılmadık mı? Fakat cogu bilmezler

    [58] Bununla birlikte Biz, refahtan sımarmıs nice memleketleri helak ettik. Iste arkalarından pek az oturulabilmis olan yerleri! Onlara Biz varis olduk

    [59] Bir de Rabbin memleketleri, kendlerine ayetlerimizi okuyan bir peygamberi ana noktalarına gondermedikce helak edici degildir. Biz, o memleketleri yalnızca halkı zulum ederken helak etmisizdir

    [60] Size verilen seyler, yalnızca dunya hayatının gecici malı ve susudur. Allah yanındaki ise hem daha hayırlı, hem kalıcıdır; artık dusunmeyecek misiniz

    [61] Kendisine guzel bir vaadde bulundugumuz ve ona erisecek kimse, kendisine dunya hayatının gecici zevkini yasatıp da sonra kıyamet gununde huzuruna celb edilecekler arasında olacak kimse gibi olur mu

    [62] Hele onlara haykırıp da: «Nerede o iddia ettiginiz ortaklarım?» diyecegi gun

    [63] Aleyhlerinde hukum verilmis olanlar: «Ey Rabbimiz, iste azdırdıgımız kimseler! Biz onları kendi azdıgımız gibi azdırdık. Sana masum oldugumuzu arzettik; onlar bize tapmıyorlardı

    [64] Bir de onlara: «Haydi, yalvarın o ortak kostuklarınıza!» denir. Yalvaracaklar, fakat onlar, kendilerine cevap vermeyecekler ve azabı goreceklerdir. Vaktiyle dogru yolu gorselerdi ya

    [65] Hele onlara haykırıp da: «Gonderilen peygamberlere ne cevap verdiniz?» diyecegi gun

    [66] Artık onlara o gun butun haberler kor (kapkaranlık) olmustur. O vakit onlar birbirlerine de sorusamazlar

    [67] Ancak tevbe edip iman ederek iyi islerde bulunan kimse iste o, kurtulusa erenlerden olmayı umabilir

    [68] Rabbin, diledigini yaratır ve secer. Secim hakkı onların degildir. Allah, onların ortak kostuklarından munezzeh ve yucedir

    [69] Sineleri ne saklıyor ve ne acıga vuruyorlar, Rabbin bilir

    [70] Allah O, O´ndan baska tanrı yoktur. Onunde sonunda hamd O´nadır, hukum O´nundur. Nihayet dondurulup O´na goturuleceksiniz

    [71] De ki: «Soyleyin bakayım, eger Allah, geceyi uzerinizde kıyamet gunune kadar surekli kılarsa, size bir ısık saglayacak Allah´tan baska tanrı kim? Hala dinlemeyecek misiniz?»

    [72] De ki: «Haber verin bakayım, eger Allah gunduzu uzerinizde kıyamet gunune kadar surekli kılarsa, size icinde dinleneceginiz bir gece getirecek Allahtan baska tanrı kim?! Hala gormeyecek misiniz?»

    [73] Rahmetinden geceyi ve gunduzu sizin icin yaptı ki, hem icinde dinlenesiniz hem de calısıp lutfundan isteyesiniz de sukredesiniz

    [74] Ve hele onlara haykırıp da «Nerede o iddia ettiginiz ortaklarım?» diyecegi gun

    [75] Bir de her ummetten bir sahit cıkarıp da: «Haydi, kesin delilinizi getirin!» dedigimizde artık gercegin Allah´ın oldugunu bilmis olacaklar ve o uydurdukları seyler kendilerinden kaybolup gitmis olacaktır

    [76] Dogrusu Karun, Musa´nın kavmindendi ve onlara karsı azıtmıstı. Ona oyle hazineler vermistik ki, anahtarları gercekten guclu kuvvetli bir boluge agır geliyordu. O zaman, kavmi ona soyle demisti: «Guvenme (boburlenme), cunku Allah, guvenenleri (boburlenenleri) sevmez

    [77] Allah´ın sana bu vergisi icinde ahiret evini ara ve dunyadan nasibini de unutma; Allah´ın sana ihsan ettigi gibi sen de iyilik et ve yeryuzunde bozgunculuk arama; cunku Allah, bozguncuları sevmez!»

    [78] O: «Ben, ona yalnızca bendeki bir ilim sayesinde nail oldum.» dedi. Allah´ın ondan once o nesiller icinden ondan kuvvetce daha cetin ve taraftarları daha cok nice kimseleri helak etmis oldugunu bilmiyor muydu? Suclular, gunahlarından sorgulanmaz

    [79] Derken, ihtisamı icinde kavminin karsısına cıktı. Dunya hayatını arzu edenler: «Ah ne olurdu, su Karun´a verilen gibisi bizim de olsa; o gercekten buyuk bir bahtiyar (varlık sahibi)!» dediler

    [80] Kendilerine ilim verilmis olanlar ise: «Yazıklar olsun size! Allah´ın sevabı, iman edip iyi isler yapanlar icin daha hayırlıdır. Ona ise sadece sabredenler kavusturulur.» dediler

    [81] Derken Biz onu, hem de sarayı ile birlikte yerin dibine gecirdik. O zaman Allah´a karsı yardımına gelecek taraftarları da olmadı kendisini kurtaracaklardan da degildi

    [82] Dun onun yerinde olmayı temenni edenler de bu sabah soyle diyorlardı: «Vay be, demek ki, Allah, nimetini kullarından diledigine seriyor ve kısıyor. Eger Allah bize lutufta bulunmasaydı, bizi de batırmıstı. Ay, demek ki, gercekten kafirler felah bulmayacaklar!»

    [83] O ahiret evini (son yurdu) onu, yeryuzunde ne boburlenme ve ne de bozgunculuk yapmak isteyenlere veririz. Ve o mutlu son takva sahiplerinindir

    [84] Her kim bir iyilikle gelirse, o vakit ona ondan daha hayırlısı var; kim bir kotulukle gelirse, kotuluk yapanlar, sadece yaptıklarıyla cezalanırlar

    [85] Herhalde o Kur´an´ı sana farz kılan, seni mutlaka bir dondurulecek yere kadar geri getirecektir. De ki: «Rabbim kimin hidayetle geldigini ve kimin acık bir sapıklıkta bulundugunu daha iyi bilir.»

    [86] Sen, sana kitap indirilecegini umit etmiyordun; fakat Rabbinden bir rahmettir o. O halde sakın kafirlere arka cıkma

    [87] Ve sakın sana indirildikten sonra, Allah´ın ayetlerinden seni cevirmesinler; hemen Rabbine davet et ve sakın ortak kosanlardan olma

    [88] Allah´la birlikte diger bir tanrıya daha cagırma; O´ndan baska tanrı yoktur. O´nun zatından baska hersey helak olacaktır. Hukum O´nundur ve nihayet dondurulup O´na goturuleceksiniz

    Ankebût

    Surah 29

    [1] Elif, Lam, Mim

    [2] Insanlar: «Inandık! demeleriyle bırakılıp da imtihan edilmeyeceklerini mi sandılar

    [3] Andolsun ki, Biz onlardan oncekileri ne fitnelerle imtihan ettik. Yine Allah, elbette dogruluk gosterenleri bilecek ve elbette yalancıları da bilecektir

    [4] Yoksa kotuluk yapanlar, bizden savusup kurtulacaklarını mı sandılar? Ne fena hukum veriyorlar

    [5] Her kim Allah´a kavusmayı arzu ederse, elbette Allah´ın belirledigi ecel muhakkak gelecektir ve O, isitir, bilir

    [6] Cihad eden yalnızca kendi hesabına cihad eder; cunku Allah, butun alemlerden mustagnidir

    [7] Bununla birlikte iman edip iyi iyi isler yapanların kotuluklerini orter ve onlara elbette yaptıkları islere karsılık daha guzelini veririz

    [8] Biz insana, anne babası hakkında iyilik tavsiye ettik. Eger onlar, senin hakkında hicbir bilgiye sahip olmadıgın bir seyi bana ortak kosman icin ugrasırlarsa onları, dinleme! Donusunuz banadır ve Ben o zaman size yaptıklarınızı haber veririm

    [9] Iman edip iyi iyi isler yapanları ise elbette iyiler arasına katacagız

    [10] Insanlar arasında kimi de vardır ki, «Allah´a iman ettik.» der sonra da Allah ugrunda bir eziyete ugradıgı zaman, insanların iskencesini Allah´ın azabı gibi tutar. Andolsun ki, Rabbinden bir yardım gelirse, «Kesinlikle Biz sizinle beraberdik.» diyeceklerinde suphe yoktur. Acaba Allah, butun insanların sinelerindekini en iyi bilen degil midir

    [11] Ve kesinlikle Allah, iman etmis olanları herhalde bilecektir; munafıkları da bilecek elbette

    [12] Bir de kufredenler o iman etmis olanlara: «Bizim yolumuza uyun, biz de sizin gunahlarınızı yuklenelim!» dediler. Oysa onlar, onların gunahlarından hicbir sey yuklenecek degillerdir ve onlar kesinlikle yalancıdırlar

    [13] Gercek su ki, onlar mutlaka kendi agırlıklarını ve o agırlıklarıyla birlikte daha bircok agırlıkları yuklenecekler, kesinlikle ettikleri iftiradan kıyamet gununde sorguya cekileceklerdir

    [14] Andolsun ki, Nuh´u kavmine gonderdik de iclerinde elli eksik bin (dokuz yuz elli) yıl kaldı, derken zulumlerini surdururlerken onları tufan yakalayıverdi

    [15] Sonunda onu ve gemi arkadaslarını kurtardık ve o gemiyi alemlere bir ibret kıldık

    [16] Ibrahim´i de (gonderdik). Hani o kavmine demisti ki: «Hep Allah´a ibadet edin ve O´ndan korkun; bu sizin icin daha hayırlıdır, eger bilirseniz

    [17] Siz Allah´ı bırakıp da sadece bir takım putlara tapıyorsunuz ve yalan uyduruyorsunuz. Haberiniz olsun ki, o sizin Allah´tan baska taptıklarınız size bir rızık verme gucune sahip olamazlar; onun icin rızkı Allah katında arayın ve O´na kulluk edip O´na sukredin! Hep dondurulup O´na goturuleceksiniz!»

    [18] Eger siz yalanlarsanız, bilin ki, sizden once bir takım milletler de yalanlamıslardı. Peygamberin gorevi ise acık bir tebligden ibarettir

    [19] Allah´ın yaratma isini baslangıcta nasıl yapıyor oldugunu, sonra da onu tekrar yapacagını gormediler mi? Suphesiz bu, Allah´a gore kolaydır

    [20] De ki: «Yeryuzunde bir gezinin de bakın O´nun yaratma isini baslangıcta nasıl yaptıgına; sonra da Allah, nes´e-i uhra´yı (son yapısı) insa edecektir.» Suphesiz Allah, herseye gucu yetendir

    [21] Diledigine azap eder, diledigine de rahmet eder. Hep O´na donduruleceksiniz

    [22] Siz, ne yeryuzunde, ne de gokte (Allah´ı) aciz bırakacak degilsiniz ve size Allah´tan baska ne bir dost var, ne de bir yardımcı

    [23] Allah´ın ayetlerine ve O´na kavusmaya inanmayanlar ise, hep onlar Benim rahmetimden umidini kesmis olanlardır ve onlara acı bir azap vardır

    [24] Onun icin kavminin ona cevabı sadece su oldu: «Oldurun onu veya yakın!» dediler. Allah da onu o atesten kurtardı. Suphesiz bunda inanacak bir topluluk icin ibretler vardır

    [25] Ibrahim: «Siz, sadece dunya hayatında aranızda sevismek icin Allah´ı bırakıp bir takım putlara tutulmussunuz. Fakat kıyamet gununde birbirinize kufredecek ve birbirinizi lanetleyeceksiniz; varacagınız yer atestir ve sizin icin yardımcılardan eser de yoktur.»

    [26] Bunun uzerine ona bir tek Lut iman etti. Ibrahim de: «Ben Rabbime hicret edecegim, suphesiz ki O, gucludur, hikmet sahibidir.» dedi

    [27] Biz ona Ishak ile Yakub´u da ihsan ettik, peygamberligi ve kitabı onun zurriyetinde kıldık, kendisine dunyada mukafatını verdik. Suphesiz o, ahirette de iyilerdendir

    [28] Lut´u da (gonderdik). Hani o kavmine: «Siz gercekten o cirkin isi yapıyorsunuz ha! Sizden once hicbir millet bu haltı etmedi

    [29] Siz, gercekten erkeklere gidecek, yolu kesecek ve toplantılarınızda edepsizlik yapıp duracak mısınız?» dedigi zaman, kavminin cevabı ancak soyle demeleri oldu: «Haydi, getir bize Allah´ ın azabını, eger dogru soyleyenlerden isen!»

    [30] Lut: «Ey Rabbim, ortalıgı fesada veren bu topluluga karsı bana yardım et!» dedi

    [31] Elcilerimiz Ibrahim´e mujde ile vardıklarında: «Haberin olsun, biz bu memleketin halkını helak edecegiz; cunku onun halkı hep zalim oldular.» dediler

    [32] Ibrahim: «Orada Lut var ama!» dedi. Onlar: «Biz, orada kimin bulundugunu pekala biliriz. Muhakkak onu ve ailesini kurtaracagız; ancak karısı otekilerden oldu.» dediler

    [33] Elcilerimiz Lut´a gelince, onlar yuzunden fenalastı ve haklarında eli kolu daraldı (baglandı). Onlar da: «Korkma ve kederlenme; seni ve aileni kurtaracagız; ancak karın otekilerden oldu

    [34] Haberin olsun, biz bu memleket halkının yapmakta oldukları cirkince gunahları yuzunden uzerlerine gokten korkunc bir azap indirecegiz.» dediler

    [35] Andolsun ki, Biz aklını kullanacak bir topluluk icin oradan bir ibret tablosu bıraktık

    [36] Medyen´e de kardesleri Su´ayb´ı (gonderdik); vardı dedi ki: «Ey kavmim, Allah´a ibadet edin de son gune umit besleyin; bozgunculukla yeryuzunu berbat etmeyin!»

    [37] Buna karsı onu yalanladılar. Derken, onları o sarsıntı tutuverdi de yurtlarında dizleri ustu coke kaldılar

    [38] Ad ve Semud´a da (peygamberler gonderdik) ki, size bunlar, meskenlerinden belli olmaktadır. Seytan, onlara yaptıklarını guzel gostermis ve kendilerini yoldan cevirmisti; halbuki, gozleri acık adamlardılar

    [39] Karun´a Firavun´a ve Haman´a da (gonderdik). Andolsun ki, Musa onlara apacık delillerle geldi de onlar; o yerde kibirlenip kafa tuttular. Oysa, (azabın) onune gececek degillerdi

    [40] Ozetle herbirini gunahı ile yakaladık; kiminin basına bir tas yagdıran gonderdik, kimini korkunc bir ses alıverdi, kimini yerin dibine gecirdik, kimini de bogduk. Allah onlara haksızlık etmiyordu. Fakat onlar kendi kendilerine zulmediyorlardı

    [41] Allah´tan baska dostlara tutunanların durumu, kendisine bir yuva yapan orumcek ornegi gibidir. Halbuki, evlerin en curugu de orumcek evidir, eger bilselerdi

    [42] Allah, kesinlikle onların, kendisini bırakıp da hangi seylere yalvardıklarını biliyor. Oysa guclu O´dur, hikmet sahibi O

    [43] Iste bu misaller var ya, Biz onları insanlar icin getiriyoruz; fakat onlara ilim sahiplerinden baskasının aklı ermez

    [44] Allah, o gokleri ve yeri (o yuksekleri ve asagıyı) hak ile yaratmıstır. Kesinlikle bunda inananlar icin bir ibret vardır

    [45] Sana vahyedilen Kitabı guzel guzel oku ve namazı kıl! Muhakkak sahih namaz edepsizlikten ve uygunsuzluktan alıkoyar. Muhakkak Allah´ı anmak en buyuk istir ve Allah, her ne islerseniz bilir

    [46] Kitap ehli ile zulmedenleri bir yana ancak en iyi bir sekilde mucadele edin ve deyin ki: «Biz, hem bize indirilene iman ettik, hem size indirilene ve bizim ilahımız ile sizin ilahınız birdir. Ancak biz yalnız O´na teslim olmusuzdur.»

    [47] Iste sana (oncekileri tasdik eden) boyle bir kitap indirdik. O´nun icin kendilerine kitap verdiklerimiz ona iman ederler. Sunlardan da ona iman edenler vardır. Bizim ayetlerimizi ancak kafirler inkar eder

    [48] Sen bundan once kitap okur degildin, hala da elinle yazı yazmazsın; oyle olsaydı batıla uyanlar suphelenebilirlerdi

    [49] Fakat o (Kur´an) kendilerine ilim verilmis kimselerin sinelerinde parıldayan parlak ayetlerdir. Bizim ayetlerimizi ancak zalimler inkar eder

    [50] Nitekim «Ona Rabbinden mucizeler indirilse ya!» dediler. De ki: «O mucizeler hep Allah´ın katındadır. Ben ise sadece acık bir uyancıyım.»

    [51] Karsılarında okunup duran Kitab´ı sana indirmemiz yetmedi mi onlara? Suphesiz bunda iman edecek bir kavim icin elbette bir rahmet ve ilahi bir ihtar vardır

    [52] De ki: «Benimle sizin aranızda sahit olarak Allah yeter. O goklerde ve yerde ne varsa bilir. Batıla inanıp Allah´ı inkar edenler, iste zarara dusenler hep onlardır

    [53] Bir de senden acele azap istiyorlar; eger belirlenmis bir sure olmasaydı, o azap onlara muhakkak gelmisti; ve elbette o kendilerine gelecek, suurları olmayarak (bilincine varmadan) ansızın gelecek

    [54] Senden acele azap istiyorlar, oysa cehennem kafirleri kusatıp duruyor

    [55] O gun ki, azap onları hem ustlerinden, hem ayakları altından saracak da: «Tadın bakalım neler yapıyordunuz.» buyuracak

    [56] Ey Benim iman eden kullarım! Haberiniz olsun ki, Benim arzım genistir, o halde Bana ibadet edin o halde Bana

    [57] Her can olumu tadacaktır. Sonra dondurulup Bize getirileceksiniz

    [58] Iman edip iyi iyi isler yapmıs olanları elbette onları cennetin altlarından ırmaklar akan kosklerine yerlestirecegiz, o halde orada ebedi kalacaklardır. Ne guzeldir mukafatı o is gorenlerin

    [59] Ki, sabretmislerdir ve yalnız Rablerine dayanırlar

    [60] Nice hayvanlar var ki, rızkını (yanında) tasıyamaz; Allah onlara da rızık veriyor, size de! O herseyi isitendir, bilendir

    [61] Andolsun ki, onlara: «Gokleri ve yeri yaratıp, gunes ve ayı emri altında tutan kimdir?» diye sorsan elbette suphesiz «Allah» derler. O halde nasıl haktan cevriliyorlar

    [62] Allah kullarından diledigine rızkı serer de ona kısar da. Suphesiz Allah herseyi bilendir

    [63] Andolsun ki yine onlara: «Gokten azar azar su indirip onunla olumunun ardından yeryuzune hayat veren kimdir?» diye sorsan elbette suphesiz «Allah» diyecekler. De ki: «Hamd Allah´a mahsustur.» Fakat onların cogu aklı ermezlerdir

    [64] Bu dunya hayatı, bir eglence ve oyundan ibarettir. Gercekten son yurt, iste oz hayat odur. Keske bilselerdi

    [65] Baksana gemiye bindiklerinde dini Allah´a has kılarak O´na ihlasla dua ederler. Derken kendilerini karaya cıkardı mı derhal (Allah´a) ortak kosmaya koyulurlar

    [66] Kendilerine verdigimiz nimete nankorluk etsinler ve hayattan zevk alsınlar diye! Fakat ileride bilirler

    [67] Bizim (Mekke´yi) guven icinde kudsi bir yer yaptıgımızı gormediler mi? Oysa cevresindeki insanlar carpılıp kapılıyor, artık batıla inanıyorlar da Allah´ın nimetine nankorluk mu ediyorlar

    [68] Allah´a karsı yalan uyduran yahut gercek kendisine gelince yalan diyen kimseden daha zalim kim olabilir? Kafirlerin yeri sadece cehennem degil midir

    [69] Bizim ugrumuzda cihad edenlere gelince, elbette Biz onlara (Bize ulastıran) yollarımızı gosteririz. Suphesiz ki Allah, her zaman iyi davrananlarla beraberdir

    Rûm

    Surah 30

    [1] Elif, Lam, Mim

    [2] Rumlar yenildi

    [3] yeryuzunun yakınında; ama onlar bu yenilgilerinin arkasından muhakkak ustun geleceklerdir

    [4] bir kac yıl icinde; onunde de sonunda da emir Allah´ındır ve o gun muminler Allah´ın yardımıyla sevineceklerdir

    [5] O kimi dilerse muzaffer kılar ve guclu O´dur, merhametli O´dur

    [6] Bu Allah´ın va´didir. Allah sozunden caymaz. Fakat insanların cogu bilmezler

    [7] Onlar, bu dunya hayatının dıs yuzunu bilirler; ahiretten ise hep gafildirler

    [8] Vicdanlarında bir dusunmediler mi? Allah gokleri ve yeri ve ikisi arasındaki seyleri gercege uygun ve belirli bir sure icin yaratmıstır. Bununla beraber insanlardan bir cogu Rablerine kavusmayı inkar ederler

    [9] Yeryuzunde gezip bir bakmadılar mı ki kendilerinden oncekilerin sonu nasıl olmustur. Onlar kendilerinden daha guclu idiler, yeri aktarmıslar ve onu bunların imar ettiklerinden daha cok imar etmislerdi. Peygamberleri de onlara acık deliller ile gelmislerdi. Demek Allah onlara zulmetmiyordu. Fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı

    [10] Sonra o fenalık yapanların sonu en fenası oldu. Cunku Allah´ın ayetlerini yalanladılar ve onlarla egleniyorlardı

    [11] Allah yaratmayı ilkin yapar, sonra da cevirir onu yeniden yapar; sonra hep dondurulup O´na goturuleceksiniz

    [12] O kıyamet cattıgı gun, suclular butun umitlerini kaybederler

    [13] Ortak kostuklarından kendilerine sefaat edenler de bulunmaz. Ortaklarını da inkar etmislerdir

    [14] O kıyamet cattıgı gun (insanlar birbirinden) ayrılırlar

    [15] Iman edip iyi isler yapmıs olanlara gelince o zaman bir bahcede neselenirler

    [16] Ayetlerimize ve ahiret bulusmasına yalan deyip de kufredenlere gelince, iste bunlar o zaman azap icinde huzura celbedilirler

    [17] O halde aksama girdiginiz zaman da sabaha girdiginiz zaman da Allah´ı tesbih edin

    [18] Goklerde ve yerde, ikindileyin ve ogleye erdiginiz zaman da hamd O´na mahsustur

    [19] O oluden diri cıkarır diriden de olu cıkarır ve topraga olumunden sonra hayat verir. Sizler de iste oyle cıkarılacaksınız

    [20] Yine O´nun sizi topraktan yaratması (yuce kudretine delalet eden) ayetlerindendir ki, sonra da siz simdi bir besersiniz, yayılıp duruyorsunuz

    [21] Yine sizin icin nefislerinizden kendilerine ısınırsınız diye esler yaratması ve aranızda bir sevgi ve bir esirgeme yapması da O´nun ayetlerindendir. Suphesiz ki bunda dusunecek bir kavim icin ibretler vardır

    [22] Yine goklerin ve yerin yaratılısı ile dillerinizin ve benizlerinizin farklı olusu da O´nun ayetlerindendir. Suphe yok ki, bunda ilim sahipleri icin ayetler vardır

    [23] Yine gecede, gunduzde uyumanız ve lutfundan nasip aramanız da (O´nun) ayetlerindendir. Suphe yok ki, bunda isiten bir toplum icin ayetler vardır

    [24] Yine size hem korku ve hem de umit icin simsegi gostermesi ve gokten bir su indirip de onunla yeryuzune olumunden sonra hayat vermesi, O´nun ayetlerindendir. Suphesiz ki bunda aklını calıstıran bir toplum icin ayetler vardır

    [25] Yine gogun ve yerin O´nun emriyle durması da O´nun ayetlerindendir. Sonra sizi bir cagırıs cagırdıgı zaman siz hemen yerden cıkarsınız

    [26] Goklerde ve yerde kim varsa hepsi Onundur. Hepsi O´na divan durmaktadır

    [27] Hem kainatı ilkin yaratan O´dur. Sonra onu cevirip yeniden yapacak olan da O´dur ki, bu O´na daha kolaydır. Goklerde ve yerde en yuksek san ve seref O´nundur. Cok guclu olan O´dur, hikmet sahibi olan O´dur

    [28] (Allah) size kendinizden bir misal verdi: Hic size kısmet ettigimiz seyde elleriniz altındaki kolelerinizden ortaklarınız bulunur da onlarla siz esit olur, aranızda birbirinizi saydıgınız gibi, onları da sayar mısınız? Iste dusunecek bir toplum icin ayetleri boyle ayırdediyoruz

    [29] Fakat zulmedenler bilgisizce heveslerine uydular. Artık Allah´ın sasırttıgını kim yola getirebilir? Onlara yardımcılardan eser de yoktur

    [30] O halde yuzunu bir hanif olarak dine tut, Allah´ ın insanları kendisi uzerine yarattıgı fıtratına. Allah´ın yaratısında degisme yoktur, dosdogru sabit din odur. Fakat insanların cogu bilmezler

    [31] Baskasından gecerek hep O´na gonul verin. O´na (sıgınıp) korunun. Namaza devam edin de musriklerden olmayın

    [32] Onlardan (olmayın) ki, dinlerini ayırıp obek obek olmuslardır. Her grup kendilerindekine guvenmektedir

    [33] Bununla beraber insanlara bir keder dokundugu zaman herseyden gecerek Rablerine yalvarır, dua ederler; sonra tarafından bir rahmet tattırıverdigi zaman da bakarsın onlardan bir kısmı tutar, o Rablerine ortak kosarlar

    [34] kendilerine verdigimiz nimete nankorluk etsinler diye. Haydi, zevkinizi surun bakalım, yarın bileceksiniz

    [35] Yoksa Biz onlara bir buyruk indirmisiz de ona ortak kosmalarını o mu soyluyor

    [36] Bir de Biz insanlara bir rahmet tattırdıgımız zaman ona guveniyorlar; ellerinin yaptıgı birsey sebebiyle baslarına bir kotuluk gelince de (hemen) her umidi kesiveriyorlar

    [37] Allah´ın diledigine rızkı hem serip hem sıktıgını gormediler mi! Suphesiz bunda iman edecek bir kavim icin ayetler vardır

    [38] O halde yakınlıgı olana da hakkını ver, yoksula da yolcuya da... Allah´ın yuzunu isteyenler icin o daha hayırlıdır; kurtulusa erenler de iste onlardır

    [39] Insanların mallarında artıs olsun diye verdiginiz faiz, Allah katında artmaz. Allah´ın yuzunu dileyerek verdiginiz zekat ise, katlayanlar (kat kat artıranlar) iste onlardır

    [40] Allah O´dur ki sizi yarattı, sonra da size rızık verdi; sonra sizi oldurur; sonra sizi diriltir. Hic sizin ortak kostuklarınızdan, bunlardan birini yapacak var mı? Cok munezzeh ve cok yucedir O, onların kostukları ortaklardan

    [41] Insanların kendi ellerinin kazandıgı seyler yuzunden karada ve denizde fesat meydana geldi (ki Allah) yaptıklarının bazısını kendilerine tattırsın ki vazgecsinler

    [42] De ki: «Yeryuzunde bir gezin de bakın, bundan oncekilerin akibeti nasıl olmus? Onların cogu (Allah´a) ortak kosarlardı.»

    [43] (Boyle) soyle de yuzunu Allah´tan geri cevirilmesine hicbir care olmayan bir gun gelmeden once o dogru ve degismez dine tut; o gun (gelince insanlar birbirlerinden) ayrılırlar

    [44] Her kim inkar ederse, inkarı kendi aleyhinedir; kim de iyi amel islerse sadece kendileri icin dosemis olurlar

    [45] Cunku iman edip de iyi iyi isler yapanlara lutfundan mukafat verecektir. Cunku O, kafirleri sevmez

    [46] Rahmetinden size tattırmak, emriyle gemiler aksın, lutfundan arayıp kazanmanız icin ve belki, sukredersiniz diye, ruzgarları mujdeleyiciler olarak gondermesi de O´nun ayetlerindendir

    [47] Andolsun ki, senden once bircok peygamberleri kavimlerine gonderdik de onlara apacık delillerle vardılar. Onun uzerine suc isleyenlerden intikam aldık. Mu´minlere yardım ise uzerimizde bir hak oldu

    [48] Allah O´dur ki, ruzgarları gonderir de bir bulut savururlar. Derken onu gokyuzunde nasıl dilerse oyle serer, parca parca da eder. Derken aralarından yagmurun cıktıgını gorursun. Derken onu kullarından kimlere diliyorsa dokuverdi mi derhal yuzleri guluverir

    [49] her ne kadar yagmur kendilerine indirilmeden once umitsizlik icinde idiyseler de

    [50] Simdi bak Allah´ın rahmetinin eserlerine! Yeryuzunu olumunden sonra nasıl diriltiyor? Suphe yok ki, O mutlaka oluleri diriltir. Daha da her seye gucu yetendir O

    [51] Andolsun ki, bir ruzgar gondersek de onun bitkilerinin sararmıs oldugunu gorseler, mutlaka onun arkasından nankorluge baslarlar

    [52] Cunku sen olulere isittiremezsin. O daveti arkalarını donmus giderlerken sagırlara da duyuramazsın

    [53] Korleri de sapıklıktan dogru yola cıkaramazsın; sen ancak ayetlerimize iman edeceklere duyurabilirsin de onlar Islam´a gelir, selameti bulurlar

    [54] Allah o herseye gucu yeten ki, sizi bir gucsuzden yaratmakta; sonra gucsuzlugun arkasından kuvvet vermekte; sonra da kuvvetin arkasından gucsuz ve ihtiyar yapmaktadır. Diledigini yaratıyor; O, oyle herseyi bilen, herseye gucu yetendir

    [55] Vaktin gelip kıyametin koptugu gun suclular, (dunyada) bir saatten fazla durmadıklarına yemin ederler. Once de boyle (haktan) cevriliyorlardı

    [56] Kendilerine ilim ve iman verilenler de derler ki: «Andolsun ki, Allah´ın kitabınca dirilme gunune kadar kaldınız, iste bu dirilme gunudur; fakat siz bilmezler grubuydunuz!»

    [57] Artık o gun zulmedenlere mazeretleri fayda vermez ve dertlerinin caresine bakılmaz

    [58] Andolsun ki bu Kur´an´da her cesit misaller getirdik. Yemin ederim ki, sen onlara baska bir ayet de getirsen o kufredenler yine diyecekler ki: «Siz muptilsiniz (olmayanı gercek gibi gosteren kimselersiniz)!»

    [59] Ilmin kadrini bilmeyenlerin kalplerini Allah boyle muhurler

    [60] Simdi sen sabret. Cunku Allah´ın va´di mutlaka haktır. Ve sakın kesin imanı olmayanlar seni hafiflige sevketmesin

    Lokman

    Surah 31

    [1] Elif, Lam, Mim

    [2] Bunlar, sana (gonderilen) o hikmetli Kitab´ın ayetleridir

    [3] dogru yolu gostermek ve rahmet olmak uzere o guzellik yapan kimselere

    [4] ki (onlar) namazı kılar, zekatı verirler, ahirete de kesin inanc edinirler

    [5] Iste bunlar, Rableri tarafından bir hidayet uzeredirler, o kurtulusa erenler iste bunlardır

    [6] Bayagı insanlardan kimi de vardır ki, bilmeyerek Allah yolundan saptırmak ve onu alaya almak icin laf eglencesi satın alırlar, iste bunlara alcaltıcı bir azap vardır

    [7] Karsısında ayetlerimiz okundugu zaman da sanki onları isitmemis, sanki kulaklarında bir agırlık varmıs gibi kibirlenerek ensesini doner. Sen de onu acı bir azap ile mujdele

    [8] Fakat, iman edip de iyi isler yapanlar, suphesiz onlara Naim cennetleri vardır

    [9] Allah´ın hak sozu olarak iclerinde ebedi kalmak uzere! O, pek guclu ve hakimdir

    [10] O gokleri direksiz yarattı, onları goruyorsunuz. Yeryuzune de sizi calkalar diye agır baskılar bıraktı ve orada herbir hayvandan uretti. Hem gokten bir su indirdik de orada her hos cesitten yetistirdik

    [11] Iste bu Allah´ın yarattıgıdır. Haydi gosterin bana O´ndan baskaları ne yaratmıstır? Fakat o zalimler, apacık saskınlık icindedirler

    [12] Andolsun ki, Lokman´a «Allah´a sukret!» diye hikmet verdik; kim sukrederse kendi iyiligine eder; kim de nankorluk ederse, muhakkak Allah herseyden mustagnidir, ovulmeye layıktır

    [13] Hani Lokman da ogluna ogut vererek demisti: «Yavrum! Allah´a ortak kosma; cunku ortak kosmak buyuk bir zulumdur

    [14] Gerci insana anasına, babasına (itaat etmeyi) de tavsiye ettik. Anası onu zayıflık ustune zayıflıkla tasıdı. (Onun) sutten ayrılması da iki yıl icindedir. Bana ve anana babana sukret diye de (tavsiye ettik). Donus ancak Banadır

    [15] Bununla beraber her ikisi de sana hakkında hicbir bilgin olmayan hici Bana ortak kosturmaya ugrasırlarsa, o vakit onlara itaat etme; onlara dunyada maruf surette iyi ve nazik davran; Bana yuz tutanın yolunu tut; sonra donup Bana geleceksiniz; Ben de size yaptıklarınızı haber verecegim

    [16] Yavrum, haberin olsun ki, yaptıgın bir hardal tanesi tartısı olsa da bir kaya icinde veya goklerde yahut yerin dibinde gizlense Allah onu getirir, mizanına koyar. Cunku Allah en ince seyleri bilen, herseyden haberi olandır

    [17] Yavrum namazı kıl, iyiligi emret, kotulukten sakındır. Basına gelene sabret, cunku bunlar azmi gerektiren islerdendir

    [18] Hem insanlara karsı avurdunu sisirme (boburlenme), yeryuzunde calımla yurume! Cunku Allah ovungen kurulganın hicbirini (kendini begenen hicbir kimseyi) sevmez

    [19] Gidisinde mutedil ol, (konusurken) sesini pesden al (alcalt), cunku seslerin en beti (cirkini) elbette eseklerin sesidir

    [20] Gormediniz mi Allah zulcelal goklerde ve yerde ne varsa, hepsini sizin emrinize vermis, acık ve gizli olarak nimetlerini uzerinize yagdırmaktadır. Bununla beraber insanlar icinde kimi de var ki, ne bir ilme, ne bir murside, ne de aydınlatıcı bir kitaba dayanmaksızın Allah hakkında mucadele ediyor

    [21] Onlara: «Allah´ın indirdigine uyun!» denildigi zaman: «Hayır biz atalarımızı neyin uzerinde bulduksa onun ardınca gideriz.» diyorlar. Ya seytan onları kızgın alevli atesin azabına cagırıyor idiyse de mi

    [22] Oysa her kim ozu guzel olarak yuzunu tertemiz Allah´a tutarsa, o gercekten en saglam kulpa yapısmıstır. Oyle ya butun islerin akibeti Allah´a dayanır

    [23] Kim de inkar ederse, artık onun inkarı seni uzmesin! Onlar donup Bize gelecekler, o zaman Biz onlara butun yaptıklarını haber verecegiz. Muhakkak Allah butun sinelerin neler sakladıgını bilir

    [24] Biz onlara biraz zevk ettiririz de sonra kendilerini korkunc bir azaba mahkum ederiz

    [25] Andolsun ki onlara: «Gokleri ve yeri kim yarattı?» diye sorsan mutlaka «Allah» diyecekler. De ki: «Hamdolsun Allah´a» Fakat pek cokları bilmezler

    [26] Goklerde ve yerde ne varsa (hepsi) Allah´ındır. Gercekten Allah herseyden mustagni, ovulmeye layıktır

    [27] Eger yeryuzundeki agaclar hep kalem olsa, deniz de murekkep, arkasından da yedi deniz (murekkep olup kendisine katılsa) Allah´ın sozleri tukenmez. Gercekten Allah, cok gucludur, hikmet sahibidir

    [28] Sizin yaratılmanız da (tekrar) diriltilmeniz de ancak bir tek kisinin yaratılması ve diriltilmesi gibidir; muhakkak Allah, isitendir, bilendir

    [29] Gormedin mi Allah geceyi gunduze sokuyor gunduzu de geceye sokuyor. Gunes ile ayı da emrine amade kılmıs. Herbiri belirli sureye dogru akıp gidiyor. Gercekten Allah yaptıklarınızdan haberdardır

    [30] Bu sundan: Allah, gercegin ta kendisidir. O´ndan baska cagırdıklarınız hep batıldır. Ve gercekten, Allah, tek yuksek, tek buyuk olan O´dur

    [31] Size ayetlerinden (delillerinden) gostermek icin Allah´ın lutfuyla gemilerin denizde akısına baksana! Suphesiz ki bunda pek sabırlı ve cok sukunu olanlar icin bir cok ibretler vardır

    [32] Onları kara bulutlar gibi bir dalga sardıgı zaman, dini yalnız kendisine has kılarak Allah´a yalvarırlar. Sonra karaya cıkardıgı zaman iclerinden dogru giden de bulunur. Bizim ayetlerimize ancak gaddar, nankor olanlar cıfıtlık eder

    [33] Ey insanlar, Rabbinizden korkun ve oyle bir gunu sayın (oyle bir gunden urperti duyun) ki, baba, cocugundan (taraf) birsey odeyemez; evlat da babasından taraf birsey odeyecek degildir. Muhakkak Allah´ın va´di gercektir. O halde sakın dunya hayatı sizi aldatmasın ve sakın o magrur (seytan) sizi Allah(´ın affın)a guvendir(erek aldatıp cehenneme surukle)mesin

    [34] Muhakkak Allah; evet kıyamete (dair) bilgi sadece O´nun yanındadır. Yagmuru O yagdırır, rahimlerde ne var O bilir. Hicbir kimse yarın ne kazanacagını bilmez. Hicbir kimse hangi yerde olecegini de bilemez. Suphesiz ki Allah herseyi bilir, herseyden haberdardır

    Secde

    Surah 32

    [1] Elif, Lam, Mim

    [2] Kendisinde suphe olmayan bu Kitab´ın indirilisi, alemlerin Rabbi tarafındandır

    [3] Yoksa: «Onu uydurdu» mu diyorlar? Hayır, o, senden once kendilerine bir gocundurucu (uyarıcı) peygamber gelmemis olan bir kavmi gocundurasın (uyarasın) diye, Rabbin tarafından gelen bir gercektir, gerek ki hidayeti kabul ederler

    [4] Allah O´dur ki, gokleri, yeri ve ikisi arasındakileri altı gunde yaratmıs, sonra Ars uzerine hukumranlıgını kurmustur. Sizin icin O´ndan baska ne bir sahibiniz, ne de bir sefaatciniz vardır. Artık dusunmez misiniz

    [5] Gokten yere (yukarıdan asagıya) kadar butun isleri o duzenleyip yonetir, sonra da sizin saydıklarınızdan bin yıl kadar olan bir gunde O´na yukselir

    [6] Iste gorulmeyeni de goruleni de bilen, herseye gucu yeten, cok merhametli olan O´dur

    [7] O ki, yarattıgı herseyi guzel yarattı ve insanı yaratmaya da bir camurdan basladı

    [8] Sonra onun neslini bir sulaleden (degersiz bir sudan) yaptı

    [9] Sonra onu duzenli bir sekle sokup, icine kendi ruhundan ufledi ve sizin icin isitmeyi, o gormeleri ve gonulleri yaptı. Siz cok az sukrediyorsunuz

    [10] Bir de: «A! Yeryuzunde kaybolup gittikten sonra mı, gercekten biz mi muhakkak yeni bir yaratılısta olacagız?» dediler. Fakat onlar Rablerine kavusmayı inkar eden kafirlerdir

    [11] De ki: «Size tayin edilmis olan olum melegi canınızı alacak, sonra dondurulup Rabbinize goturuleceksiniz!»

    [12] Bir gorsen o zaman sucluları; Rablerinin huzurunda baslarını egmisler: «Ey Rabbimiz, gorduk ve dinledik. simdi bizi geri cevir de, iyi bir amel isleyelim; cunku biz kesin inanc sahibi olduk.» derlerken

    [13] Eger dilemis olsaydık, herkese hidayetini verirdik; fakat tarafımdan su soz verildi: «Elbette ve elbette cehennemi butun cin ve insanlardan dolduracagım!»

    [14] O halde bu gununuze kavusmayı unuttugunuz icin (azabı) tadın, iste Biz de sizi unuttuk. Yapıp durdugunuz isler yuzunden tadın ebedi azabı

    [15] Bizim ayetlerimize oyle kimseler iman ederler ki, onlarla kendilerine ogut verildigi zaman secdelere kapanırlar ve Rablerine hamd ile tesbih ederler de buyukluk taslamazlar

    [16] Yanları yataklarından aralasır (uzaklasır), korku ve umit icinde Rablerine dua ederler ve kendilerine verdigimiz azıklardan hayıra sarfederler

    [17] Simdi kimse, yaptıklarına karsılık onlar icin gizlenmis olan gozler sururunu (ne gibi sevindirici bir nimet saklandıgını) bilemez

    [18] Oyle ya inanan kimse fasık olan gibi olur mu? Onlar esit olamazlar

    [19] Evet, iman edip de o salih amelleri isleyen kimselerin yaptıklarına karsılık konukluk olarak kendilerine Me´va cennetleri vardır

    [20] Ama fasıklık etmis olanların barınakları atestir. Oradan her cıkmak istediklerinde oraya geri cevrilirler ve kendilerine: «Haydi tadın o atesin yalanlayıp durdugunuz azabını!» denir

    [21] Su da bir gercek ki, onlara en buyuk azaptan once o yakın azaptan (dunya azabından) da tattıracagız, belki donerler

    [22] Rabbinin ayetleriyle (kendisine) ogut verilip de sonra onlardan yuz ceviren kimseden daha zalim kim olabilir. Muhakkak Biz, suclulardan intikam alırız

    [23] Andolsun ki (Biz) vaktiyle Musa´ya kitap vermistik. Simdi de sen ona kavusmaktan supheye dusme. Onu Israil ogulları icin bir hidayet rehberi kılmıstık

    [24] Iclerinden, sabrettikleri zaman emrimizle dogru yolu gosteren oncul imamlar (onderler) yetistirmistik. Onlar ayetlerimize kesin bir sekilde sarılmıslardı

    [25] Simdi ihtilaf edip durdukları seylerde suphesiz ki, Rabbin kıyamet gunu aralarında ayrıca hukmu verecektir

    [26] Onları dogru yola hala iletmedi mi, kendilerinden once yurtlarında gezip dolastıkları nice kusaktan helak etmis olmamız? Suphesiz bunda (alınacak) ibretler vardır; hala kulak vermeyecekler mi

    [27] Ya hic gormediler mi, Biz kır bir yere suyu salıveriyoruz da onunla bir ekin cıkarıyoruz; ondan hayvanları da yiyor, kendileri de? Hala gozlerini acmayacaklar mı

    [28] Bir de: «Ne zaman (gelecektir) o zafer, eger dogru soyluyorsanız?» diyorlar

    [29] De ki: «Inkar edenlere o zafer gunu iman etmeleri fayda vermez ve onlara goz actırılmaz.»

    [30] Simdi onlardan yuz cevir de gozet, cunku onlar da gozetiyorlar

    Ahzâb

    Surah 33

    [1] Ey peygamber, Allah´tan kork, kafirlere ve munafıklara itaat etme. Muhakkak ki, Allah bilendir, hikmet sahibidir

    [2] Rabbinden sana ne vahyolunuyorsa onun ardınca git, muhakkak ki, Allah ne yapıyorsanız haberdardır

    [3] Ve Allah´a tevekkul et ki, koruyucu olarak Allah yeter

    [4] Allah bir adamın icinde iki kalp yapmamıstır. Kendilerinden zihar yaptıgınız eslerinizi anneleriniz yerine koymamıstır. Evlatlıklarınızı da ogullarınız yerine koymamıstır. Bunlar sizin agzınızda lafınızdır. Allah ise gercegi soyluyor ve dogru yolu gosteriyor

    [5] Onları (evlatlıklarınızı) babalarına nisbet ederek cagırınız. Allah katında o daha dogrudur; eger babalarını bilmiyorsanız dinde kardesleriniz ve dostlarınızdır. Bununla beraber hata ettiklerinizde uzerinize bir gunah yoktur. Fakat kalplerinizin kasdettiginde (gunah) vardır. Allah gunahları orten, cok merhamet edendir

    [6] Peygamber, mu´minler nazarında kendi canlarından daha once gelir; hanımları da analarınızdır. Akraba da (miras bakımından) Allah´ın Kitab´ına gore birbirlerine, oteki mu´minlerden ve muhacirlerden daha yakındırlar. Ancak dostlarınıza uygun bir vasiyet yapmanız mustesnadır. O Kitapta yazılı bulunuyor

    [7] Unutma o peygamberlerden kesin sozlerini aldıgımız vakti! Hele senden, Nuh, Ibrahim, Musa, Meryem oglu Isa´dan ki, onlardan agır bir soz aldık

    [8] (Bunu) dogrulara dogruluklarından sorması icin (yaptı). Kafirler icin ise acı bir azap hazırladık

    [9] Ey iman edenler, Allah´ın uzerinizdeki nimetini anın. O zaman ki, size ordular gelmisti de uzerlerine bir ruzgar ve sizin gormediginiz ordular salıvermistik. Allah ne yaptıgınızı goruyordu

    [10] O zaman hem ustunuzden gelmislerdi, hem asagı tarafınızdan ve o vakit gozler kaymıs, yurekler gırtlaklara dayanmıstı. Allah´a turlu turlu zanlarda bulunuyordunuz

    [11] Iste burada mu´minler imtihan edilmis ve siddetli bir surette sarsılmıslar da sarsılmıslardı

    [12] O vakit munafıklar ve kalplerinde bir hastalık bulunanlar: «Allah ve Resulu bize bir aldanıstan baska bir va´d yapmamıs.» diyorlardı

    [13] O vakit bunlardan bir grup: «Ey Yesrip (Medine) halkı sizin icin duracak yer yok, hemen donun.» diyorlardı. Yine onlardan bir kısmı da peygamberden izin istiyor, «evlerimiz gercekten acıktır.» diyorlardı; halbuki, acık degildi, sırf kacmak istiyorlardı

    [14] Eger onların her tarafından uzerlerine girilse de sonra kendilerinden fitne cıkarmaları istenilse derhal onu yapacaklardı. Onunla da pek az duracaklardı

    [15] Halbuki bundan once Allah´a soz vermislerdi. Arkalarını donmeyeceklerdi. Allah´a verilen soz ise mesuliyetlidir, mutlaka sorulur

    [16] De ki: «Eger olumden veya oldurulmekten kacıyorsanız, kacmak size asla fayda vermez; faraza verdigi takdirde de ancak pek az faydalandırılırsınız.»

    [17] De ki: «Sayet size bir felaket murad eder veya size bir rahmet dilerse, sizi Allah´tan saklamak kimin haddine?» Allah´tan baska kendilerine bir koruyucu da bulamazlar, bir yardımcı da

    [18] Suphesiz Allah icinizden o savsaklayanları ve kardeslerine: «Bize gelin!» diyenleri biliyor. (Onlar) harbe pek az geliyorlardı

    [19] Size karsı kıskanclık ediyorlardı. Derken o korku hali gelince, onları gordun, olum baygınlıgı sarmıs kimse gibi gozleri donerek sana bakıyorlardı. O korku gidince size keskin keskin diller sıyırdılar; hayra karsı da kıskanclık ediyorlardı, iste bunlar iman etmediler de Allah amellerini hice cıkardı. Bu Allah´a gore onemsizdir

    [20] Muttefik dusman birliklerinin gitmedigini sanıyorlar. Eger o birlikler bir daha gelecek olsa, colde bedevi Araplar icinde yer alıp, sizin haberlerinizden sormayı arzu ederler, icinizde kalacak olsalar da sadece pek az harp ederler

    [21] Yemin ederim ki, muhakkak ki size, Allah´a ve son gune umit besleyip de Allah´ı cokca ananlar icin Allah´ın Resulunde pek guzel bir ornek vardır

    [22] Mu´minler muttefik dusmanları gordukleri zaman: «Iste bu, Allah´ın ve Resulunun bize va´d ettigi seydir. Allah ve Rasulu dogru cıktı.» dediler. Bu onların imanını ve teslimiyetini artırmaktan baska birsey yapmadı

    [23] Muminlerden oyle erler vardır ki Allah´a verdikleri sozu yerine getirdiler; kimi adagını odedi (canını verdi), kimi de beklemektedir; (verdikleri sozu) hicbir sekilde degistirmediler

    [24] Cunku Allah dogrulara, dogrulukları ile mukafat verecek, munafıklara da dilerse azap edecek veya tevbe nasip edecek. Suphe yok ki Allah cok bagıslayan, cok merhamet edendir

    [25] Hem Allah o kafirleri elleri hicbir hayra ermeksizin ofkeleriyle defetti. Ve bu sekilde Allah muminlere savas hakkında yetiverdi. Allah cok gucludur, ustundur

    [26] Hem de kitap ehlinden onlara arka cıkıp destekleyenleri, kalplerine korku dusurerek kulelerinden indirdi, (siz onların) bir kısmını katlediyordunuz, bir kısmını da esir (alıyordunuz)

    [27] (Allah onların) arazilerini yurtlarını ve mallarını size miras kıldı. Bir de henuz ayak basmadıgınız bir yeri (size miras kıldı). Allah herseye kadirdir

    [28] Ey peygamber, hanımlarına soyle soyle: «Eger dunya hayatını ve zinetini istiyorsanız, haydi geliniz sizi donatayım ve guzellikle bırakıp salıvereyim

    [29] Yok eger Allah ve Resulunu ve ahiret yurdunu istiyorsanız, haberiniz olsun ki Allah icinizden guzellik (iyilik) edenlere pek buyuk bir mukafat hazırlamıstır.»

    [30] Ey peygamberin hanımları, sizden her kim acık bir terbiyesizlik ederse, ona azap iki kat katlanır. Bu Allah´a gore kolaydır

    [31] Yine sizden her kim Allah ve Resulune divan durup iyi bir is yaparsa ona da mukafatını iki kere veririz. Ayrıca onun icin bol bir rızık hazırlamısızdır

    [32] Ey peygamberin hanımları! Siz kadınlardan herhangi biri gibi degilsiniz; eger Allah´tan korkuyorsanız, konusurken kırıtmayın ki, kalbinde bir hastalık bulunan, kotu bir umide kapılmasın. Gupguzel, dosdogru soz soyleyin

    [33] Hem vakarınızla evlerinizde durun da onceki cahiliyyet devri cıkısı gibi suslenip cıkmayın, namaz kılın, zekat verin, Allah´a ve peygamberine itaat edin! Ey Ehl-i Beyt (peygamberin ev halkı), Allah yalnızca sizden kiri uzaklastırıp tertemiz, pampak etmek istiyor

    [34] Oturun da evlerinizde okunan Allah´ın ayetlerini ve hikmeti anın. Suphe yok ki, Allah latifdir, herseyden haberdardır

    [35] Butun musluman erkekler, musluman kadınlar, mumin erkekler, mumin kadınlar, itaat eden erkekler, itaat eden kadınlar, dogruluk yapan erkekler, dogruluk yapan kadınlar, sabreden erkekler, sabreden kadınlar, mutevazi erkekler, mutevazi kadınlar, zekat veren erkekler, zekat veren kadınlar, oruc tutan erkekler, oruc tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve kadınlar, Allah´ı cok anan erkekler ve kadınlar yok mu, iste bunlara Allah bir bagıslama ve buyuk bir mukafat hazırlamıstır

    [36] Bununla beraber, Allah ve Rasulu bir ise karar verdigi zaman, gerek inanan bir erkegin gerek inanan bir kadının kendilerine ait bir iste tercih hakları olamaz. Her kim Allah´a ve peygamberine asi olursa acık bir sapıklık etmis olur

    [37] Bir de hatırla o vakti ki, o kendisine hem Allah´ın nimet verdigi, hem de senin iyilik ettigin kimseye: «Zevceni kendine sıkı tut ve Allah´tan kork!» diyordun da Allah´ın acıga cıkaracagı seyi icinde gizliyor ve insanları sayıyordun. Oysa Allah, kendisini saymana daha layıktı. Sonra Zeyd o kadınla ilisigini kestiginde Biz onu seninle evlendirdik ki, evlatlıklarının iliskilerini kestikleri eslerini nikahlama hususunda muminlere bir darlık olmasın. Allah´ın emri fiile (pratige) cıkarılmıs bulunuyor

    [38] Peygambere, Allah´ın takdir ettigi, mubah kıldıgı seyde bir darlık yoktur. Bundan once gecen butun peygamberler hakkında Allah´ın adeti oyledir. Allah´ın emri bicilmis bir kaderdir

    [39] Onlar ki, Allah´ın risaletlerini (mesajlarını) teblig eder ve O´ndan korkarlar; Allah´tan baska kimseden korkmazlardı. Hesap gorucu olarak da Allah yeter

    [40] Muhammed, sizin adamlarınızdan hicbirinin babası degildir; fakat Allah´ın elcisi ve peygamberlerin sonuncusudur. Allah, herseyi hakkıyla bilendir

    [41] Ey iman edenler, Allah´ı cok anıs anın

    [42] O´nu sabah aksam tesbih edin

    [43] O´dur sizi karanlıklardan aydınlıga cıkarmak icin uzerinize rahmet ve bereket indiren melekleri de. O, muminlere karsı cok merhametlidir

    [44] O´na kavusacakları gun kendilerine esenlik dilegi selamdır. Onlar icin degerli bir mukafat hazırlamıstır

    [45] Ey peygamber, Biz seni hakka bir sahit, hem bir mujdeci, hem bir gocundurucu (uyarıcı) olarak gonderdik

    [46] Hem kendi izniyle Allah´a bir davetci ve aydınlık sacan bir savk (ısık) olarak

    [47] Mu´minlere mujdele, onlara Allah tarafından buyuk bir nimet oldugunu

    [48] Kafirlere ve munafıklara itaat etme, onların eziyetlerini bırak ve Allah´a tevekkul et! Allah vekil olunca hepsine yeter

    [49] Ey iman edenler, mu´min kadınları nikahlayıp da kendileriyle iliskide bulunmadan onları bosadıgınızda onların uzerinde sayacagınız bir iddet hakkınız yoktur. Hemen mehirlerini verip onları guzelce salıverin

    [50] Ey peygamber, Biz, ozellikle sana sunları helal kıldık: Mehirlerini vermis oldugun eslerini, Allah´ın sana ganimet olarak verdiklerinden sahibi bulundugun cariyeyi, amcanın kızlarından, halalarının kızlarından, dayının kızlarından, teyzelerinin kızlarından seninle birlikte hicret etmis olanları; bir de inanan bir kadın eger kendisini peygambere bagıslar da, peygamber de onunla evlenmek isterse onu, sadece sana, diger mu´minlere degil. Onlara esleri ve cariyeleri hakkında neleri farz kıldıgımızı biliyoruz. Bunlar, sana bir darlık olmaması icindir. Allah cok bagıslayan, cok merhamet edendir

    [51] Onlardan diledigini geri bırakır, diledigini yanına alırsın. Bıraktıklarından arzu ettiginde sana gunah yoktur. Onların gozlerinin aydın olması, uzulmemeleri ve kendilerine verdiginle hepsinin hosnut olmaları icin en elverisli olan budur. Allah, kalplerinizdekini bilir. Allah, herseyi bilir, halimdir

    [52] Bundan boyle artık, baska kadınlar sana helal olmaz. Bunları baska eslerle degistirmek de olmaz; isterse guzellikleri cok hosuna gitsin. Ancak sahibi bulundugun cariye baska. Allah, herseye gozcu bulunmaktadır

    [53] Ey iman edenler, Peygamberin evlerine, vaktine dikkat etmeksizin ve yemek icin izin verilmedikce girmeyin; ancak cagrıldıgınızda girin, yemegi yediginizde de hemen dagılın; sohbet etmek icin de izinsiz girmeyin! Cunku o, peygambere eziyet veriyor, ustelik sizden utanıyor; ama Allah, gercegi soylemekten sıkılmaz. Bir de hanımlarına, gerekli birsey soracagınızda bir perde arkasından sorun! Oyle yapmanız, hem sizin kalpleriniz hem de onların kalpleri icin daha cok temizdir. Sizin, Allah´ın peygamberini incitmeye hakkınız yoktur; arkasından hanımlarını nikahlayamazsınız da. Cunku, bunlar, Allah katında cok buyuk bir gunahtır

    [54] Siz bir seyi acıklasanız da gizleseniz de suphe yok ki, Allah herseyi bilir

    [55] O hanımlar icin babaları, ogulları, kardesleri, kardes ogulları, kız kardes ogulları, musluman kadınları ve sahip oldukları koleler hakkında bir gunah yoktur; bununla beraber Allah´tan korkun (ey peygamberin hanımları), cunku Allah, herseye sahit bulunuyor

    [56] Muhakkak ki, Allah ve melekleri, peygambere hep salat ile ikramda bulunurlar. Ey iman edenler, haydi ona teslimiyetle salat ve selam getirin

    [57] Cunku Allah ve Resulune eziyet edenler, muhakkak Allah dunyada ve ahirette onlara lanet etmis (rahmet sahasından kovmus) ve onlara pek hakaretli bir azap hazırlamıstır

    [58] Inanan erkeklere ve inanan kadınlara hak etmedikleri bir bicimde eziyet edenler de suphesiz bir iftira ve acık bir gunah yuklenmislerdir

    [59] Ey peygamber, hanımlarına, kızlarına ve muminlerin kadınlarına soyle, dıs elbiselerinden (cilbablarından) uzerlerini sıkıca ortsunler! Bu, onların tanınmalarına, tanınıp da eziyet edilmemelerine en elverisli olandır. Bununla beraber Allah, cok bagıslayıcıdır, merhamet edicidir

    [60] Andolsun ki, eger o munafıklar, kalplerinde hastalık bulunanlar ve sehirde yalan haberler yapıp tahrikte bulunanlar vazgecmezlerse, mutlaka seni kendilerine musallat kılarız sonra orada cevrene pek az yanasabilirler

    [61] Mel´un olarak nerede ele gecirilirlerse, yakalanıp oldurulurler de oldurulurler

    [62] Allah´ın bundan once gecenler hakkında kanunudur bu. Allah´ın kanununu degistirmeye asla care bulamazsın

    [63] O insanlar, sana kıyamet saatini soruyorlar. De ki: «Onun ilmi ancak Allah´ın nezdindedir ve ne bilirsin belki de o kıyamet yakında olur.»

    [64] Su muhakkak ki, Allah kafirleri lanetlemis ve onlara bir cılgın ates hazırlamıstır

    [65] Onda ebedi kalırlar ve ne bir kayırıcı bulabilirler, ne de bir yardımcı

    [66] O gun yuzleri ateste cevrilirken: «Ah ne olurdu bizler Allah´a itaat etseydik, peygambere itaat etseydik!» derler

    [67] Yine derler ki: «Ey Rabbimiz, dogrusu biz, beylerimize ve buyuklerimize itaat ettik de bizi yanlıs yola goturduler

    [68] Ey Rabbimiz, onlara azabın iki katını ver ve kendilerini buyuk bir lanetle lanetle!»

    [69] Ey iman edenler, sizler o Musa´ya eziyet edenler gibi olmayın! Eziyet ettiler de Allah onu onların dediklerinden temize cıkardı. O, Allah katında yuzlu (itibar sahibi) idi

    [70] Ey iman edenler, Allah´tan korkun ve saglam soz soyleyin

    [71] ki, islerinizi yoluna koysun ve gunahlarınızı bagıslasın. Her kim de Allah´a ve peygamberine itaat ederse, gercekten o buyuk murada ermistir

    [72] Evet Biz, o emaneti goklere, yere ve daglara sunduk da onlar onu yuklenmeye yanasmadılar ve ondan korktular da insan yuklendi onu. O gercekten cok zalim, cok cahil bulunuyor

    [73] Cunku Allah, munafık erkeklere, munafık kadınlara, musrik erkeklere, musrik kadınlara azap edecek, inanan erkeklere, inanan kadınlara da tevbe ile nazar buyuracak. Allah cok bagıslayıcıdır, merhamet edendir

    Sebe'

    Surah 34

    [1] Hamd O Allah´adır ki, goklerde ve yerde ne varsa hep O´nundur, ahirette de hamd O´nun. O, hikmet sahibidir, herseyi bilendir

    [2] Yere ne giriyor ve ondan ne cıkıyor, gokten ne iniyor ve ona ne cıkıyorsa hepsini bilir. O, cok merhametli, cok bagıslayıcıdır

    [3] Kufredenler ise: «Bize o kıyamet gelmez.» dediler. De ki: «Hayır, gaybı bilen Rabbime yemin ederim ki, o size kesinlikle gelecektir. O´nun ilminden goklerde ve yerde zerre kadar birsey kacmaz. Ondan daha kucugu de, daha buyugu de hep apacık bir kitaptadır

    [4] Cunku iman edip iyi isler yapanlara mukafat verecektir, iste onlar icin bir bagıslama ve bol bir rızık vardır

    [5] Ayetlerimizi hukumsuz bırakmak icin yarısanlar icin de pislikten acı bir azap vardır

    [6] Kendilerine ilim verilmis olanlar ise, sana Rabbinden indirilen gercegin ta kendisi oldugunu ve onun, yuceliginin sonu olmayan her turlu ovguye layık olan (Allah´) ın yolunu gosterdigini goruyorlar

    [7] Boyle iken o kufredenler soyle dediler: «Size, parcalanıp didik didik didiklendiginiz zaman, muhakkak siz yeni bir yaratılıs icinde bulunacaksınız diye, peygamberlik eden bir adam gosterelim mi

    [8] Allah´a bir yalanı mı iftira etmekte, yoksa kendisinde bir delilik mi var?» Hayır, dogrusu o ahirete inanmayanlar, derin bir sapıklıkla azap icindedirler

    [9] Ya gokten ve yerden onlerindekine ve arkalarındakine bir bakmazlar mı? Dilersek kendilerini yere indiriveririz yahut gokten ustlerine parcalar dusururuveririz. Gercekten onda hakka gonul veren her kul icin suphesiz bir ibret vardır

    [10] Andolsun ki, Davud´a tarafımızdan bir ustunluk verdik: «Ey daglar, cınlayın (tesbih edin) onunla beraber, siz de ey kuslar!» dedik ve ona demiri yumusattık

    [11] Genis zırhlar yap ve iyi bicime yatır (iyi bicim ver). Siz de iyi isler de bulunun; cunku Ben, butun yapacaklarınızı gozetiyorum, dedik

    [12] Suleyman´ın emrine de ruzgarı verdik. Sabah gidisi bir aylık aksam donusu bir aylık yol idi. Erimis bakır kaynagını da ona sel gibi akıttık. Rabbinin izniyle elinin altında cinlerden de calısan vardı. Onlardan da her kim emrimizden saparsa, ona ates azabını tattırırız

    [13] Onlar, ona mihraplar, heykeller, havuzlar gibi canaklar ve sabit kazanlardan her ne isterse yaparlardı. Calısın ey Davud hanedanı, sukur icin calısın! Kullarım arasında sukreden azdır

    [14] Sonra onun olumune hukmettigimizde onlara onun olumunu sezdiren olmadı, yalnız bir guve (bocegi) dayandıgı asasını yiyordu. Bu sebeple yere yıkıldıgında besbelli oldu ki, eger cinler gaybı bilselerdi, o horlayıcı azap icinde bekleyip durmazlardı

    [15] Andolsun ki, Sebe toplulugu icin yurtlarında gercekten bir ibret vardı; saglı sollu iki bahce! Onlara hal diliyle: «yiyin Rabbinizin rızkından da O´na sukredin, ne guzel, hos bir sehir ve bagıslayan bir Rabb!» derlerdi

    [16] Fakat onlar, yuz cevirdiler. Biz de uzerlerine Arim selini salıverdik ve o guzelim iki bahcelerini buruk yemisli, ılgınlı ve biraz da sidir agacı bulunan iki harap bahceye cevirdik

    [17] Bunu, onlara nankorluklerinin cezası yaptık ve Biz, hep boyle cok nankor olanları cezalandırırız

    [18] Biz, onlarla o bereket verdigimiz memleketler arasında sırt sırta sehirler meydana getirmis ve onlara da duzenli gidis gelis imkanı saglamıs «Gezin oralarda, geceleri ve gunduzleri guvenlik icinde!» demistik

    [19] Buna karsı onlar: «Ey Rabbimiz, yolculuklarımızın mesafesini uzaklastır!» dediler ve kendilerine zulmettiler. Biz de onları efsanelere cevirdik ve tamamen didik didik dagıttık. Suphesiz ki, bunda cok sukredecek her sabırlı icin elbette ibretler vardır

    [20] Yine andolsun ki, iblis onlar aleyhindeki tahminini gercekten dogru buldu da iclerinde muminlerden ibaret bir gruptan baskası ona uydular

    [21] Halbuki onun, onların uzerinde hicbir hakimiyet gucu yoktu fakat Biz ahirete imanı olanı belirleyecek, ondan suphe icinde bulunandan ayırt edecektik. Oyle ya, Rabbin herseyi koruyup gozetendir

    [22] De ki: «Allah´tan baska tanrı saydıgınız tanrılarınıza istediginiz kadar yalvarın. Onların ne gokte ne de yerde zerre miktarına gucleri yetmez. Onların, bunlarda bir ortaklıgı da yoktur. O´nun da onlardan bir yardımcısı yoktur

    [23] O´nun huzurunda, izin verdigi kimselerden baskasının sefaati fayda da vermez. Nihayet kalplerinden dehset giderildiginde: «Rabbiniz ne buyurdu?» diye sorarlar, (sefaatcılar): «Hakkı» derler. O, oyle yuksek, oyle buyuktur

    [24] Onlara de ki: «Size goklerden ve yerden kim rızık veriyor? De ki: «Allah! O halde ya biz mutlak bir dogru yolda veya acık bir sapıklık icindeyiz ya da siz.»

    [25] De ki: «Siz, bizim suclarımızdan sorumlu tutulmazsınız, biz de sizin yaptıklarınızdan sorumlu olmayız.»

    [26] De ki: «Rabbimiz, hepimizi bir araya toplayacak, sonra da aramızı hak hukmu ile ayıracak. O, oyle yegane hukum veren, oyle herseyi bilendir.»

    [27] De ki: «O´na ortak diye kattıklarınızı bana gosterin bakayım! Hayır, oyle sey yok! dogrusu, bu: Guclu ve hikmet sahibi olan ancak Allah´tır.»

    [28] Seni de ancak butun insanları iceren bir elcilikle rahmetimizin mujdecisi, azabımızın habercisi olarak gonderdik, baska degil! Fakat insanların cogu bilmezler

    [29] Ve: «Eger dogru soyluyorsanız, ne zaman bu va´d?» diyorlar

    [30] De ki: «Size va´d edilen bir gundur ki; ondan bir saat geri de kalamazsınız, ileri de gecemezsiniz.»

    [31] Bununla beraber, o kufredenler: «Biz ne bu Kur´an´a inanırız, ne de onundekine!» dediler. Fakat o zalimler yakalanıp Rablerinin huzurunda durduruldukları zaman birbirlerine laf atarken bir gorsen! Bir taraftan zebun edilenler (zayıf dusurulenler), o buyukluk taslayanlara: «Siz olmasaydınız kesinlikle biz mu´min olurduk!» diyeceklerdir

    [32] Diger taraftan buyukluk taslayanlar, zayıf dusurulenlere; «Ya, size hidayet geldikten sonra sizi ondan biz mi cevirdik? Hayır, siz kendiniz sucluydunuz!» diyecekler

    [33] O zayıf dusurulenler de buyukluk taslayanlara: «Hayır isiniz gece gunduz dolap (cevirmekti); cunku sizler, bizlere hep Allah´a kufretmemizi ve ona esler kosmamızı emrediyordunuz.» derler ve boyle atısırlarken, azabı gordukleri zaman, iclerinden pismanlık duymaktadırlar. Biz de o kufredenlerin boyunlarına tomrukları gecirmisizdir de yalnızca yaptıklarının cezasını cekiyorlardır

    [34] Biz herhangi bir memlekette tehlikeyi haber veren bir Resul gonderdiysek, herhalde onun refah ile sımartılmıs olanları: «Biz, sizin gonderildiginiz seyleri tanımayız.» dediler

    [35] Ve dediler ki: «Biz malca da daha coguz, evlatca da ve bize azap edilmez.»

    [36] De ki: «Rabbim, rızkı diledigine doser (bol verir), diledigine de sıkar (kısar); fakat insanların cogu bilmezler

    [37] Oysa sizi huzurumuza yaklastıracak olan ne mallarınız ne de evladlarınızdır. Ancak iman edip yararlı isler yapanlar var ya, iste onların yaptıklarına karsılık kendilerine kat kat mukafat vardır ve onlar, cennet kosklerinde guvenlik icindedirler

    [38] Ayetlerimizi hukumsuz bırakmak icin yarısarak calısanlara gelince onlar, hakkın huzuruna azap icinde celbedileceklerdir

    [39] De ki: «Gercekten Rabbim, rızkı kullarından diledigi kimseye hem bol verir, hem kısar. Hayır icin her neyi harcarsanız, O, onun yerini doldurur. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.»

    [40] O gun ki, onları hep birlikte mahsere toplayacak, sonra meleklere: «Sunlar size mi tapıyorlardı?» diyecek

    [41] «Seni tenzih ederiz. Sensin onlara karsı bizim sahibimiz! Hayır, onlar cinlere tapıyorlardı, cogu onlara inanmıstı!» diyeceklerdir

    [42] Iste o gun kiminiz kiminize ne bir yarar, ne de bir zarar verme gucune sahip olamaz ve o zulmedenlere: «Tadın bakalım, o yalan deyip durdugunuz atesin azabını!» deriz

    [43] Karsılarında acık deliller halinde ayetlerimiz okundugu zaman o zalimler: «Bu, yalnızca sizi atalarınızın taptıgı tanrılardan men etmek isteyen bir adamdır!» dediler ve: «Bu (Kur´an), uydurulmus bir iftiradan baska birsey degil!» dediler. Ve o kufredenler gercek kendilerine geldigi vakit: «Bu apacık bir buyuden baska birsey degildir!» dediler

    [44] Halbuki Biz onlara oyle ders alacakları kitaplar vermedik ve kendilerine senden once bir uyarıcı da gondermedik

    [45] Onlardan oncekiler de yalan demislerdi. Hem de bunlar, onlara verdiklerimizin onda birine ermediler. Peygamberlerini yalanladılar da nasıl oldu inkarım

    [46] De ki: «Size sadece bir tek ogut verecegim: Allah icin ikiser, ucer ve teker teker kalkarsınız sonra da iyi dusunursunuz; arkadasınızda delilikten eser yoktur. O, yalnız siddetli bir azabın onunde sizi sakındıracak bir peygamberdir.»

    [47] De ki: «Ben, sizden herhangi bir ucret istersem, o sizin olsun. Benim mukafatım ancak Allah´a aittir ve Allah, herseye sahittir.»

    [48] De ki: «Gercekten Rabbim, hakkı fırlatır (dilediginin kalbine indirir.) O, gaybları hakkıyla bilendir.»

    [49] De ki: «Hak geldi; artık batılın onu de kalmaz sonu da.»

    [50] De ki: «Eger ben yanılırsam, yalnız kendime kalarak yanılırım ve eger dogru yolu bulmussam bilmeli ki Rabbimin bana vahiy vermesiyledir. Cunku O, yakındır, isitir, isittirir

    [51] O telasa dustukleri zaman gorsen, artık kacamak yoktur, yakın yerden yakalanmıslardır

    [52] Ve: «O´na iman ettik!» demektedirler, fakat onlara uzak yerden el sunmak nerede

    [53] Oysa daha once O´na kufretmislerdi, uzak yerden gaybe tas atıyorlardı

    [54] Artık kendileriyle arzuladıklarının arasına set cekilmistir; tıpkı bundan once emsallerine yapıldıgı gibi. Cunku hepsi iskilli bir suphe icinde bulunuyorlardı

    Fâtır

    Surah 35

    [1] Hamd, o gokleri ve yeri yaratan ve melekleri ikiser, ucer, dorder kanatlı elciler kılan Allah´a mahsustur. O, yaratmada diledigi kadar artırır. Gercekten Allah, herseye gucu yetendir

    [2] Allah, insanlara rahmetinden her neyi acarsa artık onu tutacak, kısacak kimse yoktur. Her neyi de tutar kısarsa onu da ondan sonra salacak yoktur. O, oyle gucludur, oyle hikmet sahibidir

    [3] Ey insanlar, Allah´ın uzerinizdeki nimetini anın! Allah´tan baska bir yaratıcı mı var? O, size gokten ve yerden rızık verir. Baska tanrı yoktur, ancak O var. O halde nasıl (gercekten) cevrilirsiniz

    [4] Ve eger seni yalanlıyorlarsa, bundan once bir cok peygamberler de yalanlandı. Butun isler Allah´a dondurulur

    [5] Ey insanlar, haberiniz olsun ki, Allah´ın va´di muhakkak gercektir; sakın o dunya hayatı sizi aldatmasın ve sakın o aldatıcı seytan, sizi Allah´a karsı aldatmasın

    [6] Haberiniz olsun ki, seytan size dusmandır, siz de onu dusman tutun; cunku O, etrafına toplanan yandaslarını ancak alevli cehennemlik dostlarından olsunlar diye davet eder

    [7] Kufredenler, onlar icin siddetli bir azap vardır; iman edip yararlı isler yapanlar, onlara ise bir bagıslama ve buyuk bir mukafat vardır

    [8] Ya kotu ameli kendisine allanmıs pullanmıs da onu guzel goren kimse de mi (iman edip yararlı is yapan gibi olacak)? Suphe yok ki, Allah, diledigini sasırtır, diledigini dogru yola cıkarır. O halde gonlun onlara karsı hasretlerle gecmesin! Allah onların butun sanatlarını bilir

    [9] Allah O´dur ki, ruzgarları gondermistir, derken bir bulut kaldırır. Derken onu, olmus bir beldeye sevkedip onunla yere olumunden sonra hayat vermekteyiz. Iste oldukten sonra dirilme boyledir

    [10] Her kim izzet istiyorsa, bilsin ki, izzet tamamıyla Allah´ındır. O´na hos kelimeler yukselir, onu da salih amel yukseltir. Kotulukler kuranlara gelince, onlara siddetli bir azap vardır ve onların tuzakları da hep tarumar (darmadagın) olur

    [11] Hem Allah sizi bir topraktan, sonra bir nutfeden yarattı, sonra da sizi ciftler yaptı. O´nun bilgisi dısında ne bir disi gebe olabilir, ne de dogurabilir. Bir yasatılanın omrunun uzatılması da kısaltılması da kesinlikle bir kitapta yazılıdır, suphe yok ki, o Allah´a gore cok kolaydır

    [12] Bir de iki deniz bir olmuyor; su tatlı, hararet keser, icerken kayar; su da tuzludur, yakar kavurur. Bununla beraber herbirinden bir taze et yersiniz ve bir zinet cıkarıp giyinirsiniz. Allah´ın lutfundan nasip arayasınız diye gemilerin de suyu yara yara orada gittigini gorursun. Gerek ki, sukredersiniz

    [13] Geceyi gunduze sokuyor, gunduzu de geceye sokuyor. Gunesi ve ayı emrine amade etmistir. Her biri belirlenmis bir vakte, mukadder bir gayeye akıp gidiyor. Iste bu gorduklerinizi yapan Allah Rabbinizdir, mulk O´nundur. O´ndan baska cagırdıklarınız ise, bir cekirdek zarını bile idare edemezler

    [14] Kendilerine dua ederseniz, duanızı isitmezler. Isitseler bile size cevabını veremezler. Kıyamet gunu de kendilerini Allah´a ortak kostugunuzu inkar ederler. Sana, herseyden haberdar olan (Allah) gibi, haber veren olmaz

    [15] Ey insanlar, sizsiniz hep Allah´a muhtac fakirler. Allah ise, zengin ve hamd ile ovulecek O´dur ancak

    [16] Dilerse sizi yok eder ve yeni bir halk getirir

    [17] Ve bu Allah´a gore zor bir sey degildir

    [18] Bir de gunah ceken bir kimse baskasının gunahını cekmeyecek; yuku agır basan, onun baskasına yuklenmesi icin cagrıda bulunsa da, ondan birsey alınıp yuklenmeyecektir, isterse bir yakını olsun. Fakat ancak gıyaben Rablerinin korkusunu duyanları ve namazı durust kılanları sakındırırsın. Temizlenen de sırf kendisi icin temizlenir. Nihayet gidis Allah´adır

    [19] Ne kor ile goren esit olur

    [20] ne karanlıklar ile aydınlık

    [21] ne de golge ile sıcaklık

    [22] Olulerle diriler de esit olmaz. Gerci Allah her diledigine isittirirse de sen kabirdekilere isittirecek degilsin

    [23] Sen sadece bir uyarıcısın

    [24] Muhakkak ki, Biz seni gercek ile hem bir mujdeci, hem bir uyarıcı olarak gonderdik. Hicbir ummet de yoktur ki, iclerinden bir uyarıcı gecmis olmasın

    [25] Seni yalanlıyorlarsa, bunlardan oncekiler de yalanlamıslardı. Onlara peygamberleri, mucizeler, sayfalar ve nurlu kitapla gelmislerdi

    [26] Sonra Ben, o kufredenleri tutup alıverdim. O zaman inkarım (cezalandırmam) nasıl oldu

    [27] Gormedin mi Allah, yukarıdan bir su indirdi de onunla renkleri baska baska bircok meyveler cıkardık. Daglardan da yollar var, beyazlı, kırmızılı, renkleri cesitli, bir de kuzguni siyahlar

    [28] Insanlardan, hayvanlardan ve davarlardan da aynı sekilde cesitli renklerde olanlar vardır. Ancak Allah saygısını, kullarından bilenler duyar. Haberiniz olsun ki, Allah gucludur, bagıslayıcıdır

    [29] O Allah´ın kitabını okuyup ardınca gidenler, namazı kılıp kendilerine rızık olarak verdigimiz seylerden gizli ve acık vermekte olanlar, herhalde hic batma ihtimali olmayan bir ticaret umarlar

    [30] Cunku Allah, mukafatlarını kendilerine tamamen odedikten baska, lutfundan onlara fazlasını verecektir. Cunku O hem bagıslayan hem de sukrun karsılıgını bol verendir

    [31] Kitaplar icinde o sana vahyettigimiz kitap da onundekileri (kendisinden oncekileri) dogrulayıcı olmak uzere gercegin ta kendisidir. Muhakkak ki, Allah kullarından haberdardır, herseyi gorup gozetendir

    [32] Sonra Biz, o kitabı kullarımızdan suzup sectiklerimize miras kıldık. Onlardan da nefislerine zulmeden var, orta giden yolu tutan var, Allah´ın izniyle hayırlarda ileri gecenler var. Iste buyuk lutuf odur

    [33] Adn cennetleri, ona girecekler, orada altın bileziklerle ve incilerle susleneceklerdir. Orada elbiseleri ipektir

    [34] Ve soyle demektedirler: «Hamdolsun Allah´a bizden o huznu giderdi; gercekten Rabbimiz cok bagıslayan ve sukrun karsılıgını bolca verendir

    [35] Lutfundan bizi durulacak yurda kondurdu. Burada bize yorgunluk gelmeyecek, burada bize usanc gelmeyecektir.»

    [36] Kufredenlere gelince, onlara cehennem atesi vardır. Hukum verilmez ki olsunler, kendilerinden biraz azap da hafifletilmez, iste Biz, her nankoru boyle cezalandırırız

    [37] Ve onlar orada soyle feryad ederler: «Ey Rabbimiz, bizleri cıkar da yaptıklarımızdan baska yararlı bir is yapalım.» (Onlara): «Ya size orada dusunecek olanın dusunecegi kadar omur vermedik mi ki? Hem size Peygamber de geldi. O halde tadın; cunku zalimleri kurtaracak yoktur!» (denilecektir)

    [38] Suphe yok ki, Allah, goklerin ve yerin sırrını bilendir. Kesinlikle O, sinelerin ozunu bilir

    [39] Sizi yeryuzunde halifeler yapan O´dur. O halde kim inkar ederse inkarı kendi aleyhinedir. Kafirlere inkarları, Rableri katında gazaptan baska birsey artırmaz. Kafirlere inkarları, zarardan baska birsey artırmaz

    [40] De ki: «Gordunuz ya, O Allah´tan baska yalvardıgınız ortaklarınızı! Gosterin bana onların bu yeryuzunun hangi parcasını yarattıklarını!» Yoksa onların goklerde mi bir ortaklıgı var, ya da kendilerine bir kitap vermisiz de ondan acık bir delil mi var ellerinde? Hayır, o zalimler, birbirlerini aldatmadan baska bir vaadde bulunmuyorlar

    [41] Dogrusu gokleri ve yeri, yok oluvermelerinden Allah tutuyor. Andolsun ki, eger yok oluverseler, O´ndan baska kimse tutamaz onları. O, gercekten cok halim, cok bagıslayandır

    [42] Onlar kendilerine uyarıcı bir peygamber gelirse kesinlikle ilerideki ummetlerin en birincisinden daha kabiliyetli olacaklarına daha cok dogru yola gideceklerine dair Allah´a en agır yeminleriyle yemin etmislerdi. Fakat kendilerine uyarıcı bir peygamber geldigi zaman, bu onların yalnızca urkekliklerini artırdı

    [43] Bu, yeryuzunde bir buyukluk taslamak ve suikast duzenlemek istediklerindendir. Oysa kotu tuzak, yalnızca sahibinin basına gecer. O halde oncekilerin kanunundan baska ne gozetirler?! Sen Allah´ın kanununda asla bir degisiklik bulamazsın, Allah´ın kanununda asla bir sapma da bulamazsın

    [44] Ya yeryuzunde gezip bir bakmadılar mı, kendilerinden oncekilerin sonu nasıl olmus? Oysa onlar, kendilerinden daha gucluyduler. Allah´ı, ne goklerde ve ne de yerde O´nu, hicbir seyin aciz bırakma imkanı ve ihtimali yoktur. O, hic suphesiz, herseyi bilendir, herseye gucu yetendir

    [45] Bununla beraber Allah, insanları kendi isledikleri yuzunden hemen cezalandıracak olsa, yeryuzunde bir deprenen bırakmazdı. Fakat onları belirlenmis bir sureye kadar erteler. Nihayet ecelleri geldigi vakit, iste o zaman suphe yok ki, Allah kullarını gorendir (hicbirini karsılıksız bırakmaz)

    Yâsîn

    Surah 36

    [1] Yasin

    [2] Hikmetli Ku´ran´ın hakkı icin

    [3] Emin ol ki sen, o elcilikle gonderilen peygamberlerdensin

    [4] Bir dosdogru yol uzerindesin

    [5] Guclu ve cok merhametli Allah´ın peyderpey indirdigi vahyi ile

    [6] Babaları uyarılmamıs olup gaflet icinde olan bir toplulugu uyarasın (vehameti haber veresin) diye

    [7] Andolsun ki, pek coklarına karsı soz hak olmustur da artık onlar imana gelmezler

    [8] Cunku Biz, onların boyunlarına kelepceler gecirmisiz de onlar, cenelerine dayanmıstır da burunları yukarı, gozleri asagı somurtmaktadırlar

    [9] Hem onlerinden bir set, hem arkalarından bir set cekmisiz ve kendilerini sarmısızdır; artık baksalar da gormezler

    [10] Onları uyarsan da uyarmasan da farketmez, inanmazlar

    [11] Sen ancak Kur´an´a uyan ve Rahman´dan gıyabında saygı besleyen kimseyi sakındırırsın; Iste onu, hem bir bagıslama hem de degerli bir mukafatla mujdele

    [12] Gercekten Biz. Biziz, oluleri diriltiriz; onden gonderdiklerini ve bıraktıkları eserleri kitaba geciririz. Zaten herseyi acık bir kutukte «Imam-ı Mubin» de de ihsa (sayıp tesbit) etmisizdir

    [13] Ve onlara o sehir halkını ornek ver. Hani oraya o gonderilen elciler varmıstı

    [14] Hani onlara o iki elciyi gondermistik de onları yalanladılar; Biz de bir ucuncusuyle onları guclendirdik, varıp: «Haberiniz olsun, biz sizlere gonderilmis elcileriz.» dediler

    [15] «Siz bizim gibi insandan baska birsey degilsiniz, hem Rahman hic birsey indirmedi; siz sırf yalan soyluyorsunuz!» dediler

    [16] Elciler: «Rabbimiz biliyor ki, biz gercekten size gonderilmis elcileriz

    [17] Acık bir tebligden otesi ise bizim ustumuze (vazife) degildir!» dediler

    [18] Onlar: «Dogrusu, biz sizi ugursuzluk nedeni saydık. Yemin ederiz ki, vazgecmezseniz sizi hic tınmadan taslarız ve kesinlikle size bizden acıklı bir azap dokunur.» dediler

    [19] Elciler: «Sizin ugursuzluk kusunuz beraberinizdedir. Size ogut verilse de oyle mi? Dogrusu siz israfı adet etmis bir topluluksunuz.» dediler

    [20] o sırada sehrin ta ucundan bir adam kosarak geldi ve dedi ki: «Ey hemserilerim, uyun o gonderilen elcilere

    [21] Uyun sizden bir ucret istemeyen o zatlara ki, onlar dogru yola ermislerdir

    [22] Hem neden kulluk etmeyeyim ben o beni yaratana, hep de dondurulup O´na goturuleceksiniz

    [23] Ben hic O´ndan baska tanrılar mı edinirim? Eger o Rahman, bana bir keder irade buyurursa, onların sefaati benden yana hicbir seye yaramaz ve beni kurtaramazlar

    [24] Suphesiz ben, o takdirde acık bir sapıklık icindeyimdir

    [25] Haberiniz olsun ki, ben Rabbinize iman getirdim, gelin dinleyin beni!»

    [26] Denildi ki: «Haydi. gir cennete!» O: «Ah ne olurdu, kavmim bilseydi

    [27] Rabbimin beni bagıslamasını ve beni ikram olunan kullarından kıldıgını.»

    [28] Arkasından kavminin uzerine gokten bir ordu indirmedik, indirecek de degildik

    [29] O sadece bir sayha (gurultu) oldu; hemen sonuverdiler

    [30] Yazıklar olsun o kullara ki kendilerine gelen her peygamberle mutlaka alay ediyorlardı

    [31] Baksalar ya kendilerinden once nice nesiller helak etmisiz. Onlar, hic onlara donup gelmiyorlar (dunyaya bir daha donmuyorlar)

    [32] Ancak hepsi toplanıp, bizim huzurumuza celbedilmislerdir

    [33] Hem olu toprak onlara bir delildir. Biz ona hayat verdik ve onda taneler cıkardık da ondan yiyip duruyorlar

    [34] Orada cennetler yaptık; hurma bahceleri, uzum bagları (daha neler) neler! Iclerinde pınarlar akıttık

    [35] Urununden ve kendi elleriyle elde ettikleri mamullerinden yesinler diye; hala sukretmeyecekler mi

    [36] Yuce ve munezzehtir o ki, herseyden ciftler meydana getiriyor; yerin bitirdiklerinden, kendilerinden ve daha bilmeyecekleri neler, nelerden

    [37] Gece de onlara bir delildir. Ondan gunduzu soyarız (cekip alırız), bir de bakarlar ki, karanlıga dalmıslar

    [38] Gunes de (bir delildir ki) kendisine mahsus bir karargah icin akıp gidiyor, iste bu, guclu ve herseyi bilen (Allah)ın takdiridir

    [39] Aya da; ona da bir takım menziller tayin etmisizdir, nihayet donmus (dolanmıs) egri bir hurma dalı gibi olmustur

    [40] Ne gunesin Aya (yetisip) catması kendisine (carpması) yarasır, ne de gece gunduzu gecer; herbiri birer felekte (yorungede) yuzerler

    [41] Onlara bir delil de o dolu gemide zurriyetlerini tasımamız

    [42] ve kendilerine o gibisinden binecek seyler yaratmamızdır

    [43] Dilersek onları (suda) bogarız da o zaman onlara ne feryatcı vardır, ne de onlar kurtarılırlar

    [44] Ancak tarafımızdan bir rahmet ve bir zamana kadar yasatmak baska

    [45] Durum boyle iken onlara: «Onunuzdekini ve arkanızdakini gozetip korunun ki rahmete eriseniz.» denildigi zaman

    [46] kendilerine Rablerinin ayetlerinden her hangi bir ayet de gelse, mutlaka ondan yuz cevire geldiler

    [47] Onlara: «Allah´ın size rızık olarak verdigi seylerden hayra harcayın» denildigi zaman, o kafirler, iman edenler icin soyle dediler: «Allah´ın, dileseydi yiyecek verebilecegi kimseyi biz hic yedirir miyiz, siz apacık bir sapıklık icinde degil de nesiniz?»

    [48] Ve: «Ne zaman bu tehdit , (gerceklesek eger) dogru (sozlu) iseniz.» diyorlar

    [49] (Ondan) sadece bir tek sayhaya bakıyorlar, bir sayha ki, onlar cekisip dururlarken kendilerini yakalayıverir

    [50] o zaman bir tavsiyede bile bulunamazlar; ailelerine de donemezler

    [51] Sur ufrulmustur, bir de ne baksınlar kabirlerinden Rablerine dogru akın ediyorlar

    [52] Eyvah basımıza gelenlere! Bizi uyudugumuz yerden kim kaldırdı? O Rahmin´ın va´d buyurdugu iste buymus. Gonderilen peygamberler dogru soylemisler derler

    [53] Baska degil, sadece bir sayha olmus, derhal hepsi toplanmıs huzurumuza getirilmislerdir

    [54] Artık bugun hic kimseye zerrece zulmedilmez. Ancak yaptıklarınızın cezasını cekeceksiniz

    [55] Gercekten cennetlikler bugun bir eglence icinde zevk etmektedirler

    [56] Kendileri ve esleri golgelikler icinde koltuklar uzerinde kurulmuslardır

    [57] Onlara orada bir meyve vardır. Onlara orada ne isterlerse vardır

    [58] Merhametli Rabbin kelamı bir «Selam» olacak

    [59] Haydin ayrılın bugun ey suclular

    [60] Ey Adem ogulları, Ben size seytana kulluk etmeyin, o size acık bir dusmandır, diye and vermedim mi

    [61] Bana kulluk edin, dogru yol budur, diye

    [62] Boyle, iken yuceligime karsı o icinizden bircok nesilleri yoldan cıkardı. O zaman sizin akıllarınız yok muydu

    [63] Iste bu va´d olunup durdugunuz cehennem

    [64] Bugun yaslanın bakalım ona inkar ettiginiz icin

    [65] Bugun agızlarını muhurleriz de neler kazandıklarını bize elleri soyler, ayaklar sahitlik eder

    [66] Hem dileseydik gozlerini uzerinden silme kor ediverirdik de yola dokulurlerdi. Fakat nereden gorecekler

    [67] Yine dilesek kendilerini oldukları yerde kılıklarını degistirirdik de ne ileri gidebilirlerdi, ne de donebilirlerdi

    [68] Bununla beraber kimin omrunu uzatıyorsak yaratılısta onu tersine ceviri(p gucten dusuru)yoruz. Hala akıllanmayacaklar mı

    [69] Biz ona siir ogretmedik, ona yakısmaz da; o sadece bir ogut ve parlak bir Kur´an´dır

    [70] Diri olanı uyandırmak, nankorlere de o azap sozunun gerekmesi icin

    [71] Sunu da gormediler mi: Biz onlar icin ellerimizin yaptıklarından bir takım yumusak hayvanlar yaratmısız da onlara sahip bulunuyorlar

    [72] Onları kendilerine zebun etmisiz de hem onlardan binekleri var, hem de onlardan yiyorlar

    [73] Onlarda daha bircok menfaatleri ve turlu icecekleri de var. Hala sukretmeyecekler mi

    [74] Tuttular bir de Allah´tan baska bir takım ilahlar edindiler. Guya yardım olunacaklar

    [75] Onların onlara yardıma gucleri yetmez; onlar ise onlar (tanrılar) icin celbolunan askerlerdir

    [76] O halde onların lakırdıları seni uzmesin. Biz onların iclerini de biliriz dıslarını da

    [77] Insan gormuyor mu ki, Biz onu bir nutfeden yarattık da simdi o ceneli bir cekisgen kesildi

    [78] Yaratılısını unutarak Bize bir de mesel (ornek) fırlattı: «Curumusken o kemikleri kim diriltir?» dedi

    [79] De ki: «Onları ilk defa yaratan diriltir ve o yaratmanın her turlusunu bilir.»

    [80] O ki size yesil agactan bir ates cıkarmasını sagladı da simdi siz ondan tutusturup duruyorsunuz

    [81] Gokleri ve yeri yaratan onlar gibisini yaratmaya kadir degil midir? Elbette kadirdir. Yaratan O, her seyi bilen O

    [82] O´nun emri, birseyi dileyince ona sadece «Ol!» demektir. O da oluverir

    [83] Artık tesbih edilmez mi oyle herseyin hukumranlıgı elinde bulunan yuce Allah! Hep de dondurulup O´na goturuleceksiniz

    Saffât

    Surah 37

    [1] Andolsun o kuvvetlere, o saf baglayıp duranlara

    [2] o haykırıp da surenlere

    [3] ve o yolda (Allah´ın) uyarı(sını) okuyanlara ki

    [4] ilahınız birdir sizin

    [5] Goklerin, yerin ve aralarındakilerin Rabbi ve butun doguların Rabbidir

    [6] Bakınız Biz o dunya gogunu (yakın gogu) bir zinetle, yıldızlarla donattık

    [7] Itaata yanasmaz her seytandan koruduk

    [8] Onlar yuce meclisi dinleyemezler. Kovulmak icin her taraftan sıkıya (atese, mermiye) tutulurlar. Onlara ayrılmaz bir azap vardır

    [9] Onlar yuce meclisi dinleyemezler. Kovulmak icin her taraftan sıkıya (atese, mermiye) tutulurlar. Onlara ayrılmaz bir azap vardır

    [10] Ancak bir calıp carpan (olursa), onunda pesine delip gecen bir ates takılır

    [11] Simdi sor onlara: «Yaratılısca kendileri mi daha cetin, yoksa Bizim yarattıklarımız mı?» Biz kendilerini cıvık bir camurdan yarattık

    [12] Fakat sen hayrettesin, onlar ise alay ediyorlar

    [13] Uyarıldıklarında da dusunmuyorlar

    [14] Bir mucize gordukleri zaman da alaya alıyorlar

    [15] Ve diyorlar ki: «Bu apacık bir sihirden baska bir sey degildir

    [16] Oldugumuz ve bir toprakla bir yıgın kemik oldugumuz zaman mı biz tekrar dirilecek misiz

    [17] Onceki atalarımız da mı?»

    [18] Deki: «Evet! Hem de cok asagılanmıs olarak!»

    [19] Cunku o zorlu bir kumandadan ibarettir ki, hemen gozleri acılıverir

    [20] «Eyvah bizlere! Bu o ceza gunudur.» derler

    [21] Iste bu, o sizin yalan dediginiz ayırt etme gunudur

    [22] O zulmedenleri, eslerini ve Allah´tan baska taptıkları seyleri toplayın mahsere, toplayın da goturun onları Sırat´a, cehennem koprusune dogru ve tutuklayın onları cunku sorguya cekilecekler

    [23] O zulmedenleri, eslerini ve Allah´tan baska taptıkları seyleri toplayın mahsere, toplayın da goturun onları Sırat´a, cehennem koprusune dogru ve tutuklayın onları cunku sorguya cekilecekler

    [24] O zulmedenleri, eslerini ve Allah´tan baska taptıkları seyleri toplayın mahsere, toplayın da goturun onları Sırat´a, cehennem koprusune dogru ve tutuklayın onları cunku sorguya cekilecekler

    [25] Ne oldu sizlere yardımlasmıyorsunuz

    [26] Hayır bugun onlar teslim olmuslardır

    [27] Birbirlerine donmus sorusuyorlar

    [28] Siz bize sagdan gelir alaka gosterip dururdunuz (aldatırdınız,) derler

    [29] (Bunlar da): «Hayır, siz inanmamıstınız

    [30] bizim size karsı zorlayacak bir gucumuz de yoktu; fakat siz azmıs bir kavimdiniz

    [31] onun icin uzerimize Rabbimizin sozu hak oldu. Muhakkak hepimiz tadacagız

    [32] evet biz sizi kıskırttık. Cunku biz azgındık!»

    [33] O halde hepsi o gun azapta ortaktırlar

    [34] Iste Biz suclulara boyle yaparız

    [35] Cunku onlar kendilerine: «Allah´tan baska ilah yoktur.» denildigi zaman kafa tutuyorlardı

    [36] Ve «Biz hic deli bir sair icin ilahlarımızı bırakır mıyız?» diyorlardı

    [37] Hayır, o hak ile geldi ve butun peygamberleri dogruladı

    [38] Elbette siz o acı azabı tadacaksınız

    [39] Bununla beraber baska degil, hep yaptıgınız amellerinizle cezalandırılacaksınız

    [40] Ancak Allah´ın ihlasa mazhar kılınmıs kulları mustesnadır

    [41] Iste onlar icin belli bir rızık vardır

    [42] Meyveler vardır. Onlara daima ikram edilir

    [43] Naim cennetlerinde

    [44] Karsılıklı tahtlar uzerinde

    [45] Akan kaynaktan dolu kadehlerle kendilerine pırlanılır (sunulur)

    [46] Bembeyaz, icenler icin lezzetli

    [47] Onda ne bir zarar vardır ne de baslarına vurur

    [48] Yanlarında bakıslarını kendilerinden ayırmayan iri gozlu dilberler

    [49] Sanki onlar ortulup saklanmıs yumurtalar gibidirler

    [50] Derken birbirlerine donmus sorusuyorlar

    [51] Iclerinden bir sozcu: «Benim bir arkadasım vardı.»

    [52] Derdi ki: «Sen gercekten inananlardan mısın

    [53] Oldugumuz ve bir toprakla bir yıgın kemik oldugumuz zaman gercekten biz cezalanacak mıyız?»

    [54] Nasıl bir bakıstırır mısınız (seyretmek ister misiniz)? der

    [55] Derken bakmıs, onu cehennemin ta ortasında gormus

    [56] Vallahi dogrusu sen az daha beni helak edecektin! der

    [57] Rabbimin nimeti olmasaydı ben de buraya celbedilmislerden olacaktım

    [58] Nasılmıs bak? Biz ilk olumumuzden baska olecek degiliz ve biz azaba ugrayacak da degiliz

    [59] Nasılmıs bak? Biz ilk olumumuzden baska olecek degiliz ve biz azaba ugrayacak da degiliz

    [60] Iste bu, hic suphesiz o buyuk murat, buyuk bir kurtulustur

    [61] Boyle bir murat icin calıssın calısan erler

    [62] Nasıl, konmak icin bu mu hayırlı yoksa o zakkum agacı mı

    [63] Biz onu zalimler icin bir fitne kılmısızdır

    [64] O bir agactır ki cehennemin dibinde cıkar

    [65] Tomurcukları seytanların basları gibidir

    [66] Mutlaka onlar ondan yiyeceklerdir; yiyecekler de ondan karınlarını dolduracaklardır

    [67] Sonra onların uzerine kaynar sudan bir haslamaları vardır

    [68] Sonra da donusleri suphesiz cehennemedir

    [69] Cunku onlar babalarını sapıklık icinde buldular

    [70] Simdi de onların izlerince kosturuyorlar

    [71] Gercekten onlardan once eskilerin cogu sapıklıkta idiler

    [72] Andolsun ki, iclerinden uyarıcı peygamberler de gonderdik

    [73] Sonra da bak o uyarılanların sonu nasıl oldu

    [74] Ancak Allah´ın ihlas ile secilen kulları baska

    [75] Andolsun ki, Nuh Bize seslenmisti. Biz de gercekten ne guzel icabet edenleriz

    [76] hem onu ve ailesini o buyuk sıkıntıdan kurtardık

    [77] Hem onun neslini surekli kalanlar kıldık

    [78] Hem de sonradan gelenler icinde namını bıraktık

    [79] Butun alemler icinde Nuh´a selam

    [80] Iste Biz iyi davrananları boyle mukafatlandırırız

    [81] Cunku o Bizim mu´min kullarımızdandı

    [82] Sonra da digerlerini suda bogduk

    [83] Suphesiz Ibrahim de onun kolundandı

    [84] Cunku Rabbine tertemiz bir kalb ile geldi

    [85] cunku babasına ve kavmine soyle dedi: «Siz nelere tapıyorsunuz

    [86] Yalancılık etmek icin mi Allah´tan baska ilahlar istiyorsunuz

    [87] Siz alemlerin Rabbini ne zannediyorsunuz?»

    [88] Derken yıldızlara bir goz attı

    [89] Ben hastayım dedi

    [90] O zaman arkalarını donerek basından kacısıverdiler

    [91] Derken bir kurnazlıkta onların ilahlarına vardı da «Buyursanıza, yemez misiniz?» dedi

    [92] «Neyiniz var konusmuyorsunuz?» diyerek yaklasıp onlara kuvvetli bir darbe indirdi

    [93] «Neyiniz var konusmuyorsunuz?» diyerek yaklasıp onlara kuvvetli bir darbe indirdi

    [94] Bunun uzerine birbirlerine girerek ona yoneldiler

    [95] A, siz kendi yonttugunuz seylere mi tapıyorsunuz? dedi

    [96] Halbuki sizi ve yaptıklarınızı Allah yarattı

    [97] Haydi, bunun icin bir bina yapın ve bunu atese atın! dediler

    [98] Boylece ona bir tuzak kurmak istediler. Biz de tuttuk kendilerini daha alcak (bir duruma) dusurduk

    [99] Bir de dedi ki: «Ben Rabbime gidiyorum, O bana yolunu gosterir

    [100] Rabbim, bana iyilerden (bir evlat) ihsan et!»

    [101] Biz de ona uslu bir ogul mujdeledik

    [102] (Oglu) yanında kosma cagına gelince: «Yavrum, ben seni ruyamda bogazladıgımı goruyorum. Artık bak ne dusunursun?» dedi. (Cocuk da): «Babacıgım sana ne emrediliyorsa yap! Beni insaallah sabredenlerden bulacaksın!» dedi

    [103] Ne zaman ki ikisi de bu sekilde (Allah´a) teslim oldular, (Ibrahim) onu tuttu sakagına yıktı (sakagı uzerine yatırdı)

    [104] Ve ona soyle seslendik: «Ey Ibrahim

    [105] Ruyaya gercekten sadakat gosterdin, iste Biz guzel davrananları boyle mukafatlandırırız.»

    [106] Suphesiz ki bu apacık ve kesin bir imtihandı, dedik

    [107] Ve ona buyuk bir kurbanlık fidye verdik

    [108] Sonradan gelenler icinde kendisine iyi bir nam bıraktık

    [109] Selam Ibrahim´e

    [110] Iste iyi hareket edenleri boyle mukafatlandırırız

    [111] Cunku o Bizim mu´min kullarımızdandı

    [112] Bir de onu salihlerden bir peygamber olmak uzere Ishak ile mujdeledik

    [113] Hem ona hem Ishak´a bereketler verdik, ikisinin neslinden de hem guzel davrananlar var, hem de acıkca kendi nefsine zulmedenler var

    [114] Andolsun ki, Musa ile Harun´u da minnettar ettik

    [115] Hem kendilerini ve kavimlerini o buyuk sıkıntıdan kurtardık

    [116] hem yardım ettik onlara da, galip gelenler onlar oldular

    [117] Hem kendilerine o belli Kitab´ı (Tevrat´ı) verdik

    [118] Kendilerini dogru yola cıkardık

    [119] Sonrakiler icinde namlarına sunu bıraktık

    [120] Selam Musa ile Harun´a

    [121] Iste Biz guzel davrananları boyle mukafatlandırırız

    [122] Cunku ikisi de Bizim mu´min kullarımızdandı

    [123] Suphesiz Ilyas da gonderilen peygamberlerdendir

    [124] Kavmine soyle demisti: «Siz Allah´tan korkmaz mısınız

    [125] O en guzel yaratanı bırakıp da Ba´le mi yalvarıyorsunuz

    [126] Rabbiniz ve onceki atalarınızın Rabbi olan Allah´ı» demisti

    [127] O zaman onu yalanladılar. Suphesiz ki onlar da (cehenneme atılmak uzere) hazır bulunduruldular

    [128] Allah´ın ihlaslı kulları mustesna

    [129] O´na da sonrakiler icinde sunu bıraktık

    [130] Selam Ilyas´a

    [131] Iste Biz guzel davrananları boyle mukafatlandırırız

    [132] Cunku o Bizim mu´min kutlarımızdandı

    [133] Suphesiz Lut da gonderilen peygamberlerdendir

    [134] Onu ve butun ailesini kurtardık

    [135] geride batanlar arasında kalan bir kadın haric

    [136] Sonra digerlerini yerle bir ettik

    [137] Ve siz sabahları onlara ugrar ve uzerlerinden gecersiniz

    [138] geceleyin de; hala akıl edip dusunmez misiniz

    [139] Suphesiz Yunus da gonderilen peygamberlerdendir

    [140] Hani bir vakit dolu gemiye kac(ıp sıgın)mıstı

    [141] kur´a cekismisti de (gemiden) kaydırılanlardan olmustu

    [142] Derken (denize atıldı ve) kendisini balık yuttu. Pismandı

    [143] Eger cok tesbih edenlerden olmasaydı

    [144] muhakkak diriltilecekleri gune kadar onun karnında kalırdı

    [145] Hemen Biz onu hasta bir halde bir alana cıkardık

    [146] Uzerine kabak cinsinden bir agac bitirdik

    [147] Ve onu (Yunus´u) yuz bin insana peygamber olarak gonderdik ve hatta artıyorlardı

    [148] O zaman iman ettiler de onları bir zamana kadar yararlandırdık

    [149] Simdi sor o seninkilere: «Kızlar Rabbine, ogullar onlara oyle mi

    [150] Yoksa Biz melekleri disi yaratmısız da onlar sahit mi bulunuyorlarmıs?»

    [151] Ha!.. Onlar suphesiz uydurdukları iftiralardan dolayı

    [152] Allah dogurdu, derler. Ve bunlar gercekten yalancıdırlar

    [153] (Allah) kızları ogullara tercih mi etmis

    [154] Nah sizlere! Nasıl hukmediyorsunuz

    [155] Hic mi dusunmezsiniz

    [156] Yoksa sizin icin acık bir ferman mı var

    [157] O halde getirin kitabınızı dogru soyluyorsanız

    [158] Bir de Allah ile cinler arasında bir soy bagı uydurdular. Andolsun cinler bilirler ki onlar huzura celbedileceklerdir

    [159] Allah onların yakıstırdıkları vasıflardan munezzeh ve yucedir

    [160] Fakat Allah´ın ihlas ile secilen kulları baska

    [161] Cunku siz ve taptıklarınız

    [162] Allah´a karsı kimseyi bastan cıkaramazsınız

    [163] Cehenneme saldıran kimseden baskasını

    [164] (Melekler): «Bizden her birimizin belli bir makamı vardır

    [165] Elbette biziz o saf saf dizilenler, biziz

    [166] elbette biziz o tesbih edenler, biziz.» Derler

    [167] Ve gercek (su ki, daha) once soyle diyorlardı

    [168] Eger yanımızda onceki (ummet)lerden bir kitap olsaydı

    [169] herhalde Allah´ın ihlas ile secilmis kullarından olurduk.»

    [170] Fakat simdi O´nu inkar ettiler, artık ileride bilecekler

    [171] Andolsun ki peygamberlikle gonderilen kullarımız hakkında su sozumuz gecmistir

    [172] Onlar (var ya), elbette onlar muhakkak muzaffer olacaklardır

    [173] Ve elbette Bizim askerlerimiz mutlaka onlar galip geleceklerdir

    [174] Onun icin bir sureye kadar onlardan yuz cevir

    [175] Gor onları(n akibeti ne olacak! Onlar da) yakında goreceklerdir

    [176] Ve simdi onlar. Bizim azabımıza ugramakta acele mi ediyorlar

    [177] Fakat (azap) onların sahasına indigi zaman o acı haber verilenlerin sabahı ne fenadır

    [178] Yine sen bir sureye kadar onlardan yuz cevir

    [179] gor (ne olacak akibetleri. Onlar da) yakında goreceklerdir

    [180] Guc ve kuvvet sahibi Rabbin, onların isnat ettikleri vasıflardan munezzehtir

    [181] Selam tum peygamberlere

    [182] Ve hamd alemlerin Rabbi Allah´a

    Sâd

    Surah 38

    [1] Sad, Bu ogutle dolu Kur´an´a bak

    [2] Fakat o kufredenler bir onur ve ayrılık icindeler

    [3] Kendilerinden once nicelerini helak ettik. Cıgrıstılar; fakat kurtulma zamanı degildi

    [4] Iclerinden kendilerine uyarıcı bir peygamber geldigine sastılar da kafirler: «Bu bir sihirbaz, yaman bir yalancı» dediler

    [5] Ilahları bir tek ilah mı kılmıs? Bu gercekten sasılacak birsey, cok tuhaf

    [6] Iclerinden o heyet fırladı ve soyle dedi: «Tanrılarınız uzerinde sabır ve sebat edin? Bu gercekten arzu edilen sey, bir istek

    [7] Biz bunu diger dinde isitmedik, bu mutlaka bir uydurmadır

    [8] O Kur´an aramızdan ona mı indirilmis? Dogrusu onlar benim Kur´an´ımdan bir kuskulu suphe icindeler; dogrusu henuz azabımı tatmadılar

    [9] Yoksa sana onu (Kur´an´ı) veren cok guclu ve ihsan sahibi Rabbinin hazineleri onların yanında mı

    [10] Yoksa butun o goklerin, yerin ve aralarındakilerin mulku onların mı? Oyle ise sebepler icinde ustune cıksınlar (butun sebeplere basvurarak yukarı cıkma yollarını denesinler)

    [11] Onlar burada hiziplerin dokuntulerinden kalma bozuk (muhtelif partilerden bozguna ugramıs) bir ordudur

    [12] Onlardan once Nuh kavmi, Ad kavmi ve o kazıkların (buyuk yapıtların) sahibi Firavun da peygamberleri yalanladılar

    [13] Semud, Lut ve Eykeliler de... iste o partililer bunlardır

    [14] Baska degil hepsi gonderilen peygamberleri yalanladılar da azabım boyle hak oldu

    [15] Onlar baska degil sadece bir tek sayhaya bakıyorlar. Oyle ki, ona hık yok

    [16] Bir de: «Ey Rabbimiz, hesap gununden once bizim pusulamızı (payımızı) acele ver!» dediler

    [17] Simdi sen onların dediklerine sabret de guclu kulumuz Davud´u an! Cunku o evvab (icli, zikir ve tesbih ile Bize cok yonelen biri) idi

    [18] Biz dagları onun emrine vermistik, aksam ve israk vakti onunla birlikte tesbih ederlerdi

    [19] Kusları da toplu olarak (onun emrine vermistik). Hepsi onun icin terci yapardı (ona uyarak ahenkle icli zikir ve tesbih ederlerdi)

    [20] Hem mulkunu guclendirmis, hem de kendisine hikmet ve hakkı batıldan ayırt etme kabiliyeti vermistik

    [21] Birde davacıların kıssası geldi mi sana? Hani surdan asarak mihraba ulasmıslardı

    [22] O zaman Davud´un yanına giriverdiler de onlardan telasa dustu. Ona «Korkma!» dediler, «biz iki davacıyız, birimiz digerinin hakkına tecavuz etti. Simdi sen aramızda dogrulukla hukmet ve asırı gitme de bizi dogru yolun ortasına cıkar.»

    [23] «Su benim kardesim, onun doksan dokuz kisi koyunu var, benim ise bir tek disi koyunum var, boyle iken; «Onu da bana bırak» dedi. Ve beni soylesmede (tartısmada) yendi.» diye anlattı

    [24] (Davut) dedi ki: «Dogrusu senin bir koyununu kendi koyunlarına katmak istemesiyle sana zulmetmistir. Gercekten karısıkların (bir toplum icinde yasayanların) cogu biribirlerine haksızlık ediyorlar. Ancak iman edip de salih amel isleyenler baska. Ama onlar da pek az. Davut kendisini imtihan ettigimizi sanmıstı. Hemen Rabbinden magfiret diledi , ruku ederek yere kapandı, tevbe ederek (Allah´a) yoneldi

    [25] Biz de bu hatasını kendisine bagısladık. Gercekten ona, yanımızda bir yakınlık ve akibet (donus) guzelligi vardır

    [26] Ey Davut , gercekten biz seni yeryuzunde bir halife yaptık. Artık insanlar arasında dogrulukla hukmet, keyf(in)e uyma ki, seni Allah yolundan sapıtmasın; cunku Allah yolundan sapanlar hesap gununu unuttukları icin kendilerine pek siddetli bir azap vardır

    [27] Hem o gogu, yeri ve aralarındakileri Biz bosuna yaratmadık. O, kufredenlerin zannı. Onun icin kufredenlere atesten bir veyl var

    [28] Yoksa iman edip de salih amel isleyenleri Biz o yeryuzundeki bozguncular gibi yapar mıyız? Yoksa o takva sahiplerini, arsız capkınlar gibi yapar mıyız

    [29] Bu cok mubarek kitabı, sana, ozu temizler ayetlerini dusunsunler ve ibret alsınlar diye indirdik

    [30] Bir de Davud´a Suleyman´ı ihsan ettik; ne guzel kuldu. O tesbih edip Allah´a yonelirdi

    [31] Kendisine aksam ustu uc ayagını basıp dorduncusunu tırnagını dikerek duran safkan atlar gosterildiginde

    [32] Ben, at sevgisine, Rabbimi anmaktan oturu tutuldum. Nihayet (atlar) hicaba gizlendi (ahırlara cekildi veya kosuda gozden kayboldular)

    [33] «Geri getirin onları bana» dedi ve tuttu bacaklarını, boyunlarını silmeye basladı

    [34] Andolsun ki Suleyman´ı fitneye dusurduk ve tahtının uzerine bir ceset bıraktık. Sonra tevbe ile onceki haline dondu

    [35] «Ya Rab, beni bagısla ve bana oyle bir mulk ihsan et ki ardımdan hic kimseye yarasmasın. Suphesiz butun dilekleri veren Sensin, Sen.» dedi

    [36] Bunun uzerine Biz ruzgarı onun emrine verdik. Emriyle istedigi yere yumusacık akardı

    [37] Butun bina yapan, dalgıclık yapan seytanları da

    [38] Ve zincirlere catılmıs (vurulmus) digerlerini de

    [39] Iste bu bizim ihsanımızdır. Artık dilersen baskasına ver, dilersen verme. Hesabı yok, dedik

    [40] Suphesiz ki ona huzurumuzda bir yakınlık ve bir akibet guzelligi vardır

    [41] Kulumuz Eyyub´u da an o zaman Rabbine soyle nida etmisti: «Bak bana, Mesekkat ve acı ile seytan dokundu!»

    [42] «Ayagınla depren! iste sana yıkanılacak ve icilecek soguk bir su.» dedik

    [43] Ve ona, butun ailesini ve beraberlerinde bir misli daha tarafımızdan bir rahmet olarak bahsettik ki, temiz akıllılar icin bir ibret olsun

    [44] Bir de: «Elinle bir demet al da onunla (esine) vur, yemininde durmamazlık etme.» dedik. Gercekten Biz onu sabırlı bulduk, ne guzel kul! Hakikaten o bir evvabtır (daima Allah´a yonelmektedir)

    [45] Eller ve gozler sahipleri (guclu ve basiretli) kullarımız Ibrahim´i, Ishak´ı ve Yakub´u da an

    [46] Cunku Biz onları temiz bir hasletle, halis ahiret yurdu dusuncesine ermis has kullarımızdan kılmısızdır

    [47] Cunku onlar, gercekten nezdimizde suzulup secilmis en hayırlı kimselerdendir

    [48] Ismail´i, Elyesa´ı ve Zulkifl´i de an! Hepsi de en hayırlı kimselerdendir

    [49] Iste bu bir oguttur. Suphesiz korunan muttakiler icin herhalde guzel bir istikbal (varıs yeri) vardır

    [50] Butun kapıları kendilerine acılmıs olan Adn cennetleri vardır

    [51] Iclerine kurularak orada bir cok yemisle bambaska bir icki isteyeceklerdir

    [52] Yanlarında da gamzeleri kasan (bakısları yalnız kocalarına donuk) aynı yasta dilberler vardır

    [53] Iste bu, o hesap gunu icin size va´dedilenlerdir

    [54] Iste bu bizim hic tukenmeyecek rızkımızdır

    [55] Bu boyledir. Suphesiz azgınlar icin de kotu bir gelecek vardır

    [56] Cehennem! Ona yaslanacaklar, fakat o ne cirkin dosektir

    [57] Iste kaynar su ve irin; tatsınlar onu

    [58] Ve o sekilden cifter cifter diger azaplar

    [59] Su maiyyetiniz, gogus germis bir alay! Onlara merhaba (rahatlık) yok; cunku onlar cehenneme salınıyorlar

    [60] (Bu topluluk): «Hayır, asıl size rahatlık yok, bunu bize siz hazırladınız; bakın ne kotu yatak!» derler

    [61] Ey Rabbimiz, bize bunu hazırlayanın atesteki azabını kat kat artır, derler

    [62] Bir de derler ki: «Biz bayagılardan saydıgımız o adamları ne diye gormuyoruz

    [63] Onları alaya aldıydık ya! Yoksa gozler kendilerinden kaydı mı?»

    [64] Suphesiz su bir gercektir ki, ates ehlinin birbiriyle tartısması muhakkak olacaktır

    [65] De ki: «Ben ancak korkuyu haber veren bir peygamberim. O tek ve kahredici Allah´tan baska hicbir tanrı yoktur.»

    [66] O goklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin cok guclu, cok bagıslayan Rabbi.»

    [67] De ki: «Bu (Kur´an) bir buyuk haberdir

    [68] Siz ondan yuz ceviriyorsunuz

    [69] Benim bir bilgim olmazdı, (insanın yaratılısı hakkında) melekler yuce mecliste tartısırlarken

    [70] Fakat ben acık bir uyarıcı oldugum icin o bilgi bana vahyolunuyor.»

    [71] Bir vakit Rabbin meleklere demisti ki: «Haberiniz olsun, Ben bir camurdan bir insan yaratmaktayım

    [72] Onu sekillendirip ruhumdan ona ufledim mi, derhal ona secdeye kapanın!»

    [73] Bunun uzerine meleklerin hepsi toptan secde ettiler

    [74] Yalnız iblis kibirlenmek istedi ve kafirlerden oldu

    [75] Allah: «Ey iblis, o Benim iki elimle (kudretimle) yarattıgıma secde etmene sana ne engel oldu? Kibirlenmek mi istedin? Yoksa yucelerden mi bulunuyorsun?» dedi

    [76] (Iblis) dedi ki: «Ben ondan hayırlıyım; beni bir atesten yarattın, onu ise bir camurdan yarattın.»

    [77] (Allah): «Hemen cık oradan, cunku artık sen kovuldun

    [78] Ve elbette lanetim ceza gunune kadar senin uzerindedir.» buyurdu

    [79] (Iblis de): «Yarab, o halde insanların diriltilecekleri gune kadar beni geri bırak.» dedi

    [80] (Allah): «Haydi belirli bir vakte kadar geri bırakılanlardansın.» buyurdu

    [81] (Allah): «Haydi belirli bir vakte kadar geri bırakılanlardansın.» buyurdu

    [82] (Iblis): «Oyle ise yuceligine yemin ederim ki, ben onların hepsini mutlaka aldatıp saptırırım

    [83] Ancak iclerinden ihlas ile secilmis has kulların mustesna.» dedi

    [84] (Allah) buyurdu ki: «O dogru ve Ben hep dogruyu soylerim

    [85] Andolsun ki, cehennemi mutlaka senden ve onların sana uyanlarından, topunuzdan tıkabasa dolduracagım.»

    [86] De ki: «Buna karsı sizden bir ucret istemiyorum ve ben yapmacık davrananlardan da degilim

    [87] O (Kur´an) butun alemler icin sırf bir zikir, bir oguttur

    [88] Ve herhalde onun haberini bir zaman sonra bileceksiniz.»

    Zümer

    Surah 39

    [1] Bu kitabın indirilisi, guclu, hikmet sahibi olan Allah tarafındandır

    [2] Emin ol, Biz sana kitabı hakkıyla indirdik. Onun icin dini yalnız O´na halis kılarak Allah´a ibadet ve kulluk et

    [3] Iyi bil ki halis din ancak Allah´ındır. O´ndan baska bir takım dostlara tutunanlar da soyle demektedirler: «Biz onlara sadece bizi Allah´a daha cok yaklastırsınlar diye ibadet ediyoruz. suphe yok ki, Allah, onların aralarında ihtilaf edip durdukları seyle hukmunu verecektir. Herhalde yalancı ve nankor olan kimseyi Allah dogru yola cıkarmaz

    [4] Allah, bir cocuk edinmek isteseydi elbette yaratacagından, dileyecegini sececekti. O bundan munezzehtir. O tek ve kahredici olan Allah´tır

    [5] O gokleri ve yeri hak ile yarattı, geceyi gunduzun ustune sarıyor, gunduzu de gecenin ustune sarıyor. Ay ve gunesi emrine amade kılmıs, her biri belli bir sureye dogru akıyor. Uyan, O cok guclu, cok bagıslayandır

    [6] O, sizi tek bir nefisten yarattı. Onun esini de ondan meydana getirdi. Sizin icin yumusak baslı hayvanlardan sekiz cift indirdi. Sizleri analarınızın karınlarında uc turlu karanlık icinde yaratılısdan yaratılısa yaratıp duruyor, iste Rabbiniz Allah O´dur, mulk O´nundur, O´ndan baska tanrı yoktur. O halde nasıl (haktan) cevrilirsiniz

    [7] Eger inkar ederseniz, suphe yok ki Allah´ın size ihtiyacı yoktur. Bununla beraber kulları adına kufre razı olmaz. Eger sukrederseniz, sizin adınıza ona razı olur. Bir gunahkar da digerinin gunahını cekecek degildir. Sonra donusunuz Rabbinizedir. O vakit O, size butun yaptıklarınızı haber verecektir. Cunku o butun sinelerin ozunu bilir

    [8] Insana bir sıkıntı dokundugu zaman butun gonlunu vererek Rabbine dua eder. Sonra kendisine tarafından bir nimet lutfettigi zaman da onceden O´na dua ettigi hali unutur da yolundan sapıtmak icin Allah´a ortaklar kosmaya baslar. De ki: «Kufrunle biraz zevk et. Cunku sen, o atesliklerdensin.»

    [9] Yoksa o, gece saatlerinde kalkan, secdeye kapanıp, ayakta durarak daima vazifesini yapan, ahireti hesaba katan ve Rabbinin rahmetini uman kimse gibi olur mu? De ki: «Hic bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?» Ancak temiz akıllı olanlar anlar

    [10] Tarafımdan soyle: «Ey iman eden kullarım, Rabbinize takva ile sıgının. Bu dunyada guzellik yapanlara bir guzellik vardır. Allah´ın topragı genistir. Ancak sabredenler mukafatlarına hesapsız erdirilir.»

    [11] De ki: «Ben Allah´a dini kendisine halis kılarak ibadet edeyim diye emrolundum

    [12] Ve O´nun birligine teslim olan muslumanların ilki olayım diye emrolundum»

    [13] De ki: «Rabbime isyan edersem buyuk bir gunun azabından korkarım.»

    [14] De ki: «Ben dinimi O´na has kılarak yalnız Allah´a kulluk ederim

    [15] siz de O´ndan baska dilediginize kul olun.» De ki: «Asıl husrana dusenler, kıyamet gunu kendilerine ve mensuplarına ziyan verenlerdir. Evet, iste asıl acık husran budur.»

    [16] Onların ustlerinden ates catılır, altlarından da catılır; duydunuz ya, iste Allah kullarını bundan sakındırıyor, «Ey kullarım, onun icin bana (sıgınıp) korunun.» (diyor)

    [17] Taguttan, ona kulluk etmekten kacınıp da tam gonulle Allah´a yonelenlere gelince, mujde onlaradır. Haydi mujde ver kullarıma

    [18] onlara ki, sozu dinler, sonra da en guzelini uygularlar. Iste onlar Allah´ın kendilerine hidayet verdigi kimselerdir, iste temiz akıllılar da onlardır

    [19] Ya uzerine azap hukmu sabit olan kimse de mi (boyledir)? Artık o atesteki kimseyi sen mi cıkaracaksın

    [20] Fakat o Rablerine sıgınarak korunanlar icin altlarından ırmaklar akan kat kat yapılmıs odalar ve balkonlu koskler vardır. Bu Allah´ın va´didir. Allah va´dinden donmez

    [21] Allah´ın gokten bir su indirip de onu bir yoluyla yeryuzundeki kaynaklara koydugunu gormedin mi? Sonra onunla turlu renklerde bir ekin cıkarır, sonra o heyecana gelir (solar), bir de onu sararmıs gorursun, sonra da onu cope cevirir. Elbette bunda temiz akılları olanlar icin bir ihtar vardır

    [22] Demek ki, Allah kimin bagrını Islama acmıs ise iste o, Rabbinden bir nur uzerinde degil midir? O halde vay kalpleri, Allah´ın zikrinden (bos kalıp) kaskatı olanlara. Onlar, acık bir sapıklık icindedirler

    [23] Allah sozun en guzelini, ikizli (uyumlu ve ahenkli) bir kitap olarak indirdi. Ondan Rablerine saygısı olanların derileri (tuyleri) urperir. Sonra derileri de kalpleri de Allah´ın zikrine karsı yumusar; iste bu, Allah´ın rehberidir. Allah onunla diledigini dogru yola cıkarır. Her kimi de Allah sasırtırsa, artık ona hidayet edecek yoktur

    [24] O halde kıyamet gunu zalimlere: «Tadın bakalım kazanıp durduklarınızı!» denilirken yuzu ile o kotu azaptan korunacak kimse ne olur

    [25] Onlardan oncekiler de yalanladılar; yalanladılar da kendilerine hatırlarına gelmeyen yonden azap geliverdi

    [26] Geliverdi de Allah onlara dunya hayatında zilleti tattırdı. Ahiret azabı ise elbette daha buyuktur. Keske bilselerdi

    [27] Yemin ederim ki, bu Kur´an´da insanlar icin her turlusunden temsil getirdik. Gerek ki iyi dusunsunler

    [28] Puruzsuz Arapca bir Kur´an olarak gerek ki korunsunlar

    [29] Allah soyle bir misal vermistir: Bir adam (kole) ki, bir takım ortakları var. Hırcın hırcın cekistirip duruyorlar. Bir de selametle (yalnız) bir kisiye ait bir adam (kole) var. Hic bu ikisinin durumu bir olur mu? Hamd Allah´ındır, fakat pek cokları bilmezler

    [30] Sen elbette oleceksin, onlar da elbette oleceklerdir

    [31] Sonra siz muhakkak Rabbinizin huzurunda birbirinizden davacı olmak uzere durusacaksınız

    [32] Allah´a karsı yalan soyleyen ve dogruyu da kendisine geldigi vakit yalanlayan kimseden daha zalim (haksız) kim olabilir? Kafirlerin yeri cehennemde degil midir

    [33] Dogruyu getiren ve onu tasdik edenlere gelince, iste onlar, Allah´tan korkanlardır

    [34] Onlara, Rablerinin katında ne dilerlerse vardır. iste O, guzel davrananların mukafatıdır

    [35] Cunku Allah, onların onceden yaptıklarının en kotusunu bile silip bagıslayacak ve yapmakta oldukları guzel amellerin en guzeline gore mukafatlarını kendilerine verecektir

    [36] Allah, kuluna kafi degil midir? Durmuslar da seni O´ndan baskalarıyla korkutuyorlar. Her kimi Allah sasırtırsa, artık ona hidayet edecek yoktur

    [37] Her kime de Allah hidayet verirse onu da sasırtacak yoktur. Allah, intikam sahibi, cok guclu degil midir

    [38] Andolsun ki, onlara: «O gokleri ve yeri kim yarattı?» diye sorsan kesinlikle «Allah´tır» diyeceklerdir. De ki: «Gordunuz ya. Allah´tan baska cagırdıklarınızı, eger Allah bana bir keder dilerse, onlar O´nun verecegi kederi acabilirler mi? Ya da O, bana bir rahmet dilerse onlar O´nun rahmetini tutabilirler mi?» De ki: «Allah bana yeter! Tevekkul edenler hep O´na dayanır!»

    [39] De ki: «Ey kavmim, haliniz uzere calısın; suphesiz ben de calısıyorum. Artık ileride bileceksiniz

    [40] Kime kendisini rezil edecek bir azabın gelecegini ve yerli (kalıcı) bir azabın kimin ustune inecegini!»

    [41] Biz, insanlar icin sana hak ile kitap indirdik. O halde kim yola gelirse kendi lehinedir; her kim de saparsa yalnızca kendi aleyhine olarak sapmıs olur. Sen onların uzerine vekil degilsin

    [42] Allah alır o canları oldukleri zaman; olmeyenleri de uyuduklarında. Sonra haklarında olum kararı verdiklerini alıkoyar, digerlerini belirlenmis bir sureye kadar salıverir. Suphesiz ki bunda dusunecek bir kavim icin deliller vardır

    [43] Yoksa Allah´tan baska sefaatcılar mı edindiler?! De ki: «Hicbir seye guc yetiremeseler ve akıl erdiremeselerde mi?»

    [44] De ki: «Butun sefaat Allah´a aittir. Goklerin ve yerin mulku O´nundur. Sonra hep dondurulup O´na goturuleceksiniz!»

    [45] Boyle iken Allah bir olarak anıldıgında, ahirete inanmayanların yurekleri burkulur. O´ndan baskaları anıldıgı zaman hemen yuzleri guler

    [46] De ki: «Ey gokleri ve yeri yaratan, gorulmeyeni ve goruleni bilen Allah´ım, kullarının arasında o ihtilaf edip durdukları seyler hakkında sen hukum vereceksin!»

    [47] Ve eger butun yeryuzunde olanlar ve onlarla birlikte bir o kadar daha o zulmedenlerin olsa, kıyamet gunu azabın fenalıgından kurtulmak icin onu mutlaka feda ederlerdi. Ama karsılarına Allah tarafından hic hesap etmedikleri seyler cıkarılacaktır

    [48] Oyle ki, yaptıkları islerin fenalıkları karsılarına cıkmıs ve alay edip durdukları seyler kendilerini sarmıstır

    [49] Fakat insana bir sıkıntı dokundugunda Bize yalvarır, sonra kendisine tarafımızdan bir nimet bahsettigimizde de: «O, bana bir bilgi sayesinde verildi.» der. Aslında o bir imtihandır, fakat pek cokları bilmezler

    [50] Onu bunlardan oncekiler de soyledi, fakat o kazandıkları kendilerini kurtaramadı

    [51] Sonunda kazandıklarının kotulukleri baslarına gecti. Sunlardan o zulmedenlerin de kazandıklarının kotulukleri baslarına gececektir, onlar da (bunu) atlatacak degillerdir

    [52] Hala Allah´ın rızkı diledigine actıgını ve kıstıgını bilmediler mi? Suphesiz ki bunda, iman edecek bir topluluk icin bir cok ibretler vardır

    [53] De ki: «Ey kendi aleyhlerine haddi asmıs kullarım, Allah´ın rahmetinden umit kesmeyin! Cunku Allah, butun gunahları bagıslar. Suphesiz ki O, cok bagıslayıcıdır, cok merhamet edicidir.»

    [54] Onun icin umidi kesmeyin de basınıza azap gelmeden once tevbe ile Rabbınıza yonelin ve O´na halis muslumanlık yapın! Sonra kurtulamazsınız

    [55] Haberiniz olmadan ansızın basınıza azap gelmeden once samimi musluman olun da, Rabbinizden size indirilenin en guzeline uyun ve uygulayın

    [56] Bir kimsenin: «Eyvah, Allah´ın huzurunda yaptıgım kusurlardan dolayı vay bana! Dogrusu ben, alay ederlendendim.» diyecegi

    [57] yahut: «Allah, bana yolunu gosterseydi, kesinlikle ben takva sahiplerinden olurdum.»

    [58] ya da azabı gordugu zaman: «Bana bir daha geri donus (imkanı) olsaydı da guzel davrananlardan olsaydım!» diyecegi gun (gelmeden uyun)

    [59] (Ona): «Hayır, sana ayetlerim geldi de onlara yalan dedin, kibirlenmek istedin ve kafirlerden oldun!» denir

    [60] Bir de kıyamet gununde Allah´a karsı yalan soyleyenlerin yuzlerinin kararmıs oldugunu gorursun. Kibirlenenlerin yeri cehennemde degil mi

    [61] Korunan takva sahiplerini ise Allah, muratlarınca kurtulusa erdirecektir. Onlara kotuluk dokunmayacak, uzuntu duyacak da degillerdir

    [62] Allah, herseyin yaratıcısıdır; hersey uzerinde vekil de O´dur

    [63] Butun goklerin ve yerin kilitleri O´nundur. Allah´ın ayetlerini inkar edenlere gelince, iste onlar; kendilerine yazık edenlerdir

    [64] De ki: «Boyle iken, simdi O Allah´tan baskasına mı kulluk etmemi emrediyorsunuz bana, ey cahiller?»

    [65] Andolsun ki, sana da senden oncekilere de: «Yemin ederim ki, eger (Allah´a) ortak kosarsan butun calısman bosa gider ve mutlaka kendine yazık edenlerden olursun!» diye vahyolundu

    [66] Hayır, onun icin yalnızca Allah´a kulluk et ve sukredenlerden ol

    [67] Onlar, Allah´ı gerektigi gibi takdir edemediler. Oysa butun yeryuzu kıyamet gununde O´nun tasarrufunda olacak, gokler de O´nun kudretiyle katlanmıs olacaktır. O, onların ortak kostuklarından munezzeh ve cok yucedir

    [68] Ve Sur uflenmistir. Goklerde kim var ve yerde kim varsa, Allah´ın diledigi kimselerden baska hepsi carpılıp yıkılmıstır. Sonra ona bir daha uflenmistir. Bu defa da onların hepsi kalkmıs bakıyorlardır

    [69] Ve yeryuzu, Rabbinin nuru ile parlamıstır. Kitap konmus, peygamberler ve sahitler getirilmis, onlara hicbir haksızlık yapılmadan, aralarında hak ile hukum verilmektedir

    [70] Herkese yaptıgının karsılıgı tamamen odenmistir ve O, onların yaptıklarını en iyi bilendir

    [71] Kafirler, boluk boluk cehenneme sevkedilmektedir. Nihayet ona vardıklarında kapıları acılacak ve bekcileri onlara: «icinizden size Rabbinizin ayetlerini okuyan ve sizi bugununuzle karsılasacagınıza dair korkutan peygamberler gelmedi mi?» diye soracaklar, onlar da cevap vereceklerdir «Evet geldi.» Fakat azap kelimesi kafirlerin uzerine hak oldu

    [72] Onlara: «Girin cehennemin kapılarından, ebediyyen icinde kalmak uzere!» denir. Bak, buyukluk taslayanların yeri ne kotu

    [73] Rablerinden korkan takva sahipleri de boluk boluk cennete sevkedilmektedir. Nihayet oraya vardıkları ve kapıları acıldıgı zamar bekcileri onlara: «Selam sizlere, ne hossunuz! Haydi gidin oraya, sonsuza dek kalmak uzere!» diye selama duracaklar

    [74] Onlar da: «Hamdolsun o Allah´a ki, bize verdigi sozu gerceklestirdi ve bizi bu yere varis kıldı; cennette istedigimiz yerde makam tutuyoruz.» diyecekler. Bak, artık o is yapanların mukafatı ne guzel

    [75] Melekleri de Ars´ı etrafından donatmıs olarak Rablerine hamd ile tesbih ettiklerini gorursun. Halk arasında adaletle hukum verilmekte ve «alemlerin Rabbi Allah´a hamdolsun!» denilmektedir

    Ğâfir

    Surah 40

    [1] Ha, Mim

    [2] Bu kitabın indirilisi, O cok guclu, herseyi bilen Allah´tandır

    [3] O gunahkarları bagıslayan, tevbeyi kabul eden, cezalandırması siddetli, bol lutuf sahibi Allah´tan ki, O´ndan baska tapılacak yoktur. Donus de O´nadır

    [4] Allah´ın ayetleri hakkında yalnızca nankorluk eden kafirler mucadele eder. Simdi onların memleketler icinde donup dolasmaları seni aldatmasın

    [5] Onlardan once Nuh kavmi, arkalarından da cesitli gruplar yalanlamıslardı ve her ummet kendi peygamberlerini yakalamaya kalkıstı. Onlar, hakkı batıl ile yok etmek icin bosuna mucadele ettiler de Ben, onları tuttum alıverdim. (Bak) o vakit nasıl oldu cezalandırmam

    [6] Ve iste o nankorluk eden kafirlere, Rabbinin onların nara (cehennemde) yanacaklarına dair sozu oyle gerceklesti

    [7] Arsı tasıyanlar ve onun cevresindekiler Rablerini hamd ile tesbih ederler, O´na iman ederler ve iman etmis olanlar icin soyle bagıslanma dilerler: «Ey Rabbimiz, senin rahmet ve ilmin herseye genis (herseyi kusatmıstır). Hemen o tevbe edip yoluna uyanları bagısla ve onları cehennem azabından koru

    [8] Ey Rabbimiz, onları o kendilerine vaad buyurdugun Adn cennetlerine koy; atalarından, eslerinden ve soylarından durust olanları da. Suphesiz Sen, guclusun, hikmet sahibisin Sen

    [9] Onları fenalıklardan koru! Sen, her kimi fenalıklardan korursan, o gun onu gercekten rahmetinle yarlıgamısındır (bagıslamıssındır). Iste asıl buyuk kurtulus da budur!»

    [10] O kufredenlere muhakkak soyle bagırılacaktır: «Kesinlikle Allah´ın gazabı, sizin kendinize karsı olan gazabınızdan daha buyuktur. Cunku siz imana davet ediliyordunuz da kufrediyordunuz.»

    [11] Diyecekler ki: «Ey Rabbimiz, bizi iki kere oldurdun, iki kere de dirilttin, simdi gunahlarımızı anladık; acaba cıkmanın bir yolu var mı?»

    [12] Bunun sebebi sudur ki, «Siz tek Allah´a cagırıldıgınız zaman inkar ettiniz, O´na ortak kosuldugunda da inanıyordunuz, iste hukum O ulu, O buyuk Allah´ındır.»

    [13] Size ayetlerini gosteren, sizin icin gokten bir rızık indiren O´dur. Fakat, ancak gonul veren anlar

    [14] O halde sizler, dini kendisi icin halis kılarak (dininde samimi olarak) hep Allah´a ibadet edin; isterse kafirler hoslanmasınlar

    [15] O dereceleri yuksek Ars´ın sahibi (Allah), bulusma gununun dehsetini haber vermek icin kullarından diledigine emrinde ruh (melek) indirip vahy veriyor

    [16] Onların (mezarlarından) meydana fırlayacakları gun, kendilerinin yapmıs oldugu hicbir sey Allah´a gizli kalmaz. «Bugun mulk kimindir?» (buyurulur). «Bir olan, herseyi kudreti altında tutan Allah´ındır.» (denir)

    [17] Bugun herkese kazandıgının karsılıgı verilecektir. Zulum yok bugun. Suphesiz Allah, hesabı cabuk gorendir

    [18] Bir de o yaklasan felaket gununu onlara haber ver ki, o zaman yurekleri gırtlaklara dayanmıs yutkunur da yutkunurlar. Zalimler icin ne ısınacak bir hısım (ne sıcak bir yakın) vardır, ne de sozu dinlenecek bir sefaatci

    [19] Gozlerin hain bakısını da bilir, gonullerin gizledigini de

    [20] Allah, hakkı yerine getirir. Onların O´ndan baska yalvardıkları ise, hicbir seyi yerine getiremezler. Cunku Allah´tır hakkıyla isiten, goren

    [21] Yeryuzunde bir dolasıp da kendilerinden oncekilerin sonunun ne olduguna bir bakmadılar mı? Onlar gerek kuvvet, gerekse yeryuzundeki eserleri bakımından kendilerinden daha cetindiler; oyle iken Allah, onları gunahları yuzunden tutup alıverdi ve kendilerini Allah´a karsı bir koruyan bulunmadı

    [22] O sundandı: Onlara peygamberleri mucizelerle geliyorlardı, fakat onlar inkar ettiler. Allah da tuttu kendilerini alıverdi; cunku O´nun kuvveti cok, cezası cetindir

    [23] Andolsun ki, Musa´yı ayetlerimizle ve acık bir delil ile gonderdik

    [24] Firavun´a, Haman´a ve Karun´a; onlar dediler ki: «Bu bir sihirbaz, bir yalancı.»

    [25] Bunun uzerine kendilerine tarafımızdan gercegi getirince de: «Onunla beraber iman etmis olanların ogullarını oldurun, kadınlarını diri bırakın!» dediler. Kafirlerin duzeni (tuzagı) hep dalal (sapkınlık) icindedir

    [26] Bir de Firavun: «Bırakın beni, oldureyim Musa´ yı da o, Rabbine dua etsin! Cunku ben, onun dininizi degistirmesinden veya yeryuzunde bir bozgunculuk cıkarmasından korkuyorum.» dedi

    [27] Musa da: «Muhakkak ben, hesap gunune inanmayan her ululuk taslayandan Rabbime ve Rabbinize sıgındım!» dedi

    [28] Firavun ailesinden -imanını saklayan- mumin bir adam: «Bir adamı «Rabbim Allah´tır» diyor diye oldurecek misiniz? Oysa o, size Rabbinizden acık delillerle gelmistir. Hem o bir yalancı ise, cok surmez yalanı boynuna gecer; fakat dogru ise size yaptıgı tehditlerin bir kısmı olsun basınıza gelir. Suphe yok ki, Allah, asırı giden bir yalancıyı dogru yola cıkarmaz

    [29] Ey kavmim, bugun mulk sizindir, bu yerde yuze cıkmıs (ustun) bulunuyorsunuz; fakat Allah´ın hısmı basımıza gelirse bizi ondan kim kurtarabilir?» dedi. Firavun: «Ben size yalnızca gorusumu soyluyorum ve ben size ancak dogru yolu gosteriyorum.» dedi

    [30] O iman etmis olan kisi: «Ey kavmim, dogrusu ben sizin hakkınızda Ahzab (eski topluluklar)ın gunleri gibi bir gunden korkuyorum

    [31] Nuh kavmi´nin, Ad´ın, Semud´un ve daha sonrakilerin maceraları gibisinden. Allah, kullarına haksızlık etmek istemez

    [32] Ve ey kavmim, ben sizin icin o cagrısma gununden korkuyorum

    [33] O arkanızı donup gideceginiz gunden. Sizi Allah´tan koruyacak da yoktur. Her kimi de Allah sasırtırsa, artık onu dogru yola iletecek biri yoktur!» dedi

    [34] Bundan once size apacık delillerle Yusuf gelmisti. O zaman da onun size getirdigi gercekte suphe edip durmustunuz. Nihayet vefat ettiginde de: «Bundan sonra Allah asla peygamber gondermez!» dediniz. Iste asırı supheci olanları Allah boyle sasırtır

    [35] Onlar ki, kendilerine gelmis bir delil olmaksızın Allah´ın ayetleri hakkında mucadele ederler. Allah katında ve imanı olanların yanında kin beslenmesi icin ne buyuk huy! Iste Allah, her zorba, boburlenen kimsenin kalbini oyle bir tabiat ile muhurler

    [36] Firavun da: «Ey Haman, bana bir kule yap, belki ben erisirim o yollara

    [37] Goklerin yollarına da Musa´nın tanrısınına muttali olurum ve kesinlikle ben onu yalancı sanıyorum.» dedi. iste bu sekilde Firavun´a kotu ameli guzel gosterildi de yoldan cıkarıldı. Firavun´un duzeni hep husrandadır (cıkmazdadır)

    [38] O iman eden kisi ise: «Ey kavmim, gelin arkamdan size resad yolunu (murada erdirecek yolu) gostereyim

    [39] Ey kavmim, bu dunya hayatı, ancak bir kazanctan ibarettir, ahiret ise durulacak yurttur

    [40] Her kim bir kotuluk yaparsa, ona onun gibi kotulukten baska karsılık olmaz. Gerek erkek gerek disi her kim de mu´min olarak iyi bir is islerse, iste onlar cennete girerler, orada kendilerine hesapsız rızık verilir

    [41] Hem ey kavmim, neden ben sizi kurtulusa davet ederken siz beni atese davet ediyorsunuz

    [42] Siz beni, Allah´ı inkar etmeye ve bence hic ilimde yeri olmayan seyleri O´na ortak kosmaya davet ediyorsunuz; ben ise sizi o cok guclu, cok bagıslayıcıya davet ediyorum

    [43] Su asla inkar edilemez ki, gercekte sizin beni davet ettiginizin ne dunyada ne de ahirette bir davet hakkı yoktur, hepimizin varacagı Allah´tır ve butun haddi asanlar nara (cehennemde) yanacaktır

    [44] Siz benim soylediklerimi sonra anlayacaksınız. Ben isimi Allah´a havale ediyorum. Muhakkak Allah, kullarını gorur, gozetir.» dedi

    [45] Onun icin Allah, onu onların kurdukları tuzagın fenalıklarından korudu ve Firavun´un ailesini o kotu azap kusattı

    [46] Ates; onlar, sabah aksam ona karsı sunulur dururlar. Kıyamet kopacagı gun de: «Tıkın Firavun ailesini en siddetli azaba!» (denilir)

    [47] Ve hele ates icinde biribirlerini protesto ederlerken zayıf olanlar buyukluk taslayanlara: «Hani bizler sizin yonettikleriniz idik. Simdi siz bizden bir ates nobetini savabiliyor musunuz?» diyeceklerdir

    [48] Buyukluk taslayanlar ise soyle diyecekler: «Evet, hepimiz onun icindeyiz, cunku Allah kulları arasında hukmunu verdi.»

    [49] Atestekiler cehennem bekcilerine derler ki: «Rabbinize dua edin de bir gun (olsun) azabımızı bir; hafifletsin!»

    [50] Bekciler: «Ya size peygamberleriniz mucizelerle gelmiyorlar mıydı ki?» derler. Onlar: « Evet.» derler. Bekciler: «Oyle ise kendiniz dua edin.» derler. Kafirlerin duası ise hep cıkmazdadır

    [51] Elbette Biz peygamberlerimize ve iman edenlere hem dunya hayatında, hem de sahitlerin dikilecegi gunde yardım edecegiz

    [52] O gun ki, zalimlere, ozur dilemeleri fayda vermez. Onlara lanet vardır ve onlara yurdun kotusu (cehennem) vardır

    [53] Andolsun ki, Biz Musa´ya o hidayeti verdik ve Israilogullarına o kitabı miras kıldık

    [54] Aklı selim sahiplerine bir yol gosterici ve bir ihtar olmak uzere

    [55] O halde sabret, cunku Allah´ın va´di haktır; gunahının bagıslanmasını dile ve aksam sabah Rabbini hamd ile tesbih et

    [56] Cunku kendilerine gelmis kesin bir delil olmaksızın Allah´ın ayetleri hakkında mucadele edenlerin goguslerinde, sadece yetisemeyecekleri bir kibir vardır. Sen hemen Allah´a sıgın cunku isiten O´dur, goren O

    [57] Elbette goklerin ve yerin yaratılması o insanların yaratılmasından daha buyuktur. Fakat insanların cogu bilmezler

    [58] Kor ile goren bir olmaz, iman edip iyi iyi isler yapan kimselerle kotuluk yapan da (bir degildir). Siz pek az dusunuyorsunuz

    [59] Herhalde o saat (kıyamet) muhakkak gelecektir, onda hic suphe yoktur. Fakat insanların cogu inanmazlar

    [60] Oysa Rabbiniz: «Bana yalvarın ki, size karsılık vereyim; cunku Bana ibadet etmeyi kibirlerine yediremeyenler, yarın hor, hakir cehenneme gireceklerdir.» buyurdu

    [61] Allah O´dur ki, icinde dinlenesiniz diye sizin icin geceyi yarattı, goz acıcı olarak da gunduzu. Dogrusu Allah, insanlara karsı bir lutuf sahibidir. Fakat insanların cogu sukretmezler

    [62] Iste Allah´tır Rabbiniz, herseyi yaratan O´ndan baska hicbir tanrı yoktur; o halde nasıl cevrilirsiniz

    [63] Iste Allah ayetlerini inkar edenler oyle cevriliyorlar

    [64] Allah O´dur ki, sizin icin yeri bir karargah, gogu de bir bina yaptı, size sekil verdi, sonra da sekillerinizi guzellestirdi ve hos nimetlerden size rızık verdi, iste o Allah´tır Rabbiniz! Ne yucedir O alemlerin Rabbi olan Allah

    [65] Gercek hayat sahibi ancak O´dur, O´ndan baska tapılacak yoktur. Onun icin dini halis kılarak O´na, hep O´na yalvarın! Hamd o alemlerin Rabbi olan Allah´ın

    [66] De ki: «Bana Rabbimden acık deliller geldigi zaman, ben o sizin Allah´tan baska yalvardıklarınıza ibadet etmekten kesinlikle men´edildim ve O alemlerin Rabbine teslim olmakla emrolundum.»

    [67] O´dur sizi (once) bir topraktan yaratan sonra bir nutfeden (bir damla sudan), sonra bir yapıskan maddeden; sonra da sizi bir bebek olarak cıkarıyor, sonra olgunluk cagına eresiniz diye buyutuyor, sonra da yaslanasınız diye, icinizden kimi de daha once vefat ettirilir. Belirli bir sureye eresiniz ve gerek ki aklınızı kullanasınız diye

    [68] O´dur hem dirilten, hem olduren. Ozetle, O bir ise karar verdigi zaman ona sadece: «Ol!» der, oluverir

    [69] Bakmaz mısın, o Allah´ın ayetleri hakkında mucadeleye kalkanlara, nereden donduruluyorlar

    [70] Kitaba ve peygamberlerimizi gonderdigimiz seylere yalan diyenler artık ileride bilecekler

    [71] O zaman, boyunlarında tomruklar ve zincirler oldugu halde surukleneceklerdir

    [72] Kaynar suda; sonra ateste kaynatılacaklardır

    [73] Sonra denilecek onlara: «Nerede o ortak kostuklarınız

    [74] Allah´tan baskaları?» Diyecekler ki: «Onlar bizden uzaklasıp gittiler. Daha dogrusu biz bundan once bir seye ibadet etmiyormusuz!» Iste Allah kafirleri boyle saskınlastırır

    [75] Bunun sebebi sudur. Cunku siz, yeryuzunde haksızlıkla seviniyordunuz ve cunku guveniyordunuz

    [76] Girin cehennemin kapılarından, iclerinde ebedi kalmak uzere. Bak o kibirlenenlerin yeri, ne cirkindir

    [77] Onun icin, sabret. Allah´ın va´di gercektir, mutlaka olacaktır. Artık onlara yaptıgımız tehdidin bir kısmını sana gostersek de veya seni kendimize alsak da onlar mutlaka dondurulup Bize getirileceklerdir

    [78] Andolsun ki, Biz senin onunden nice peygamberler gonderdik; onlardan kimini sana ayıttık, kimini ayıtmadık (anlatmadık). Hicbir peygamber, Allah´ın izni olmadan bir mucize getiremez. Allah´ın emri gelince de hak yerine getirilir ve batıl bir dava pesinde kosanlar, iste husrana burada dustuler

    [79] Allah O´dur ki, sizin icin o yumusak baslı hayvanları yaratmıstır. Onlardan binit edinesiniz diye; onlardan yersiniz de

    [80] Size onlardan daha bir cok yararlar vardır. Ayrıca onların uzerinde sinelerinizdeki bir arzuya erisesiniz diye, hem onların uzerinde hem de gemilerin uzerinde tasınırsınız

    [81] Ve size ayetlerini gosterir, simdi Allah´ın ayetlerinin hangisini inkar edersiniz

    [82] Daha yeryuzunde bir gezip de bakmazlar mı ki, kendilerinden oncekilerin sonu nasıl olmustur? Onlar kendilerinden hem daha cok hem de kuvvetleri ve yeryuzundeki eserleri noktasından daha ustun idiler. Oyle iken o elde ettikleri seyler kendilerini kurtaramadı

    [83] Cunku onlara peygamberleri acık delillerle geldigi zaman, kendilerinde bulunan ilme guvendiler de alay ettikleri sey kendilerini kusatıverdi

    [84] O zaman hısmımızı gorduklerinde: «Allah´ın birligine inandık ve ona ortak kostugumuz seyleri inkar ettik!» dediler

    [85] Dediler ama, hısmımızı gordukleri zamanki imanları kendilerine fayda verecek degildi. Allah´ın kulları hakkındaki suregelen kanunu (bu), iste husrana bu noktada dustu kafirler

    Fussilet

    Surah 41

    [1] Ha, Mim

    [2] O Rahman (bagıslaması, butun varlıkları kapsayan) ve Rahim (cok merhametli Allah) tarafından indirilmistir

    [3] Oz Arapca bir Kur´an olmak uzere, bilecek bir topluluk icin ayetleri ayırt edilmis, acıklanmıs bir kitap

    [4] Hem mujdeci olarak, hem gocundurucu; onun icin cokları onlara basını cevirmistir de isitmezler

    [5] ve soyle demektedirler: «Kalplerimiz, senin bizi cagırdıgın seye karsı ortuler icinde, kulaklarımızda da bir agırlık var ve seninle aramıza bir gergi (perde) cekilmistir. Haydi, yap yapacagını cunku biz yapıyoruz!»

    [6] De ki: «Ben, sadece sizin gibi bir insanım, ancak bana tanrınızın bir tek tanrı oldugu vahyolunuyor. Onun icin hep O´na yonelin ve O´nun bagıslamasını isteyin; vay haline o ortak kosanların

    [7] ki, zekatı vermezler ve onlar ahireti de inkar ediyorlar

    [8] Suphesiz, iman edip iyi iyi isler yapanlar icin minnetsiz bir mukafat vardır.»

    [9] De ki: «Siz gercekten yeri iki gunde yaratanı inkar edip duracak mısınız? Bir de O´na esler mi kosuyorsunuz? O, butun alemlerin Rabbidir

    [10] Hem ona ustunden agır baskılar (daglar) yaptı, onda bereketler meydana getirdi ve onda azıklarını dort gun icinde arastıranlar icin bir duzeyde takdir buyurdu

    [11] Sonra goge dogruldu da o bir duman iken ona ve yere: «Ikiniz de ister istemez gelin!» dedi. Ikisi de: «isteye isteye geldik.» dediler

    [12] Boylece onları iki gunde yedi gok olmak uzere yerine koydu ve her gokte (bulunan meleklere) islerine ait emrini vahyetti. Dunya gokyuzunu kandillerle donattık ve koruduk, iste bu, hep o cok guclu ve herseyi bilenin takdiridir

    [13] Bunun uzerine yine baslarını cevirirlerse, o zaman de ki: «Size Ad ve Semud´u (carpan) yıldırım gibi bir yıldırım haber veriyorum.»

    [14] Onlara: «Allah´tan baskasına tapmayın!» diye onlerinden ve arkalarından peygamberler geldigi zaman «Rabbimiz dileseydi, melekler gonderirdi. Onun icin biz sizin gonderildiginiz seylere inanmayız!» dediler

    [15] Sonra Ad (kavmi) yeryuzunde haksız yere kibirlenmek istediler ve: «Bizden daha kuvvetli kim var?» dediler. Ya kendilerini yaratmıs olan Allah´ın onlardan daha kuvvetli oldugunu bir dusunmediler de mi? Fakat ayetlerimizi inkar ediyorlardı

    [16] Biz de kendilerine dunya hayatında zillet azabını tattırmak icin ugursuz gunlerde uzerlerine sarsar ruzgarı (dondurucu veya cok gurultulu bir kasırga) gonderdik. Elbette ki, ahiret azabı daha zahmetlidir; hem de onlar kurtarılamayacaklardır

    [17] Semud´a gelince, Biz onlara yolu gosterdik de onlar, hidayete karsı korlugu sevmek istediler, derken yaptıkları yuzunden kendilerini o hor azap yıldırımı alıverdi

    [18] Iman edip de korunanları ise kurtardık

    [19] Allah dusmanlarının toplanıp atese sevkolunacakları gun ise artık onlar, bastan sona hep tutuklanırlar

    [20] Hatta ona vardıklarında kulakları, gozleri ve derileri neler yaptıkları konusunda aleyhlerine sahitlik ederler

    [21] Derilerine: «Nicin aleyhimizde sahitlik ettiniz?» derler. «Bizi herseyi soyleten Allah soyletti. Sizi de ilk defa O yarattı, yine O´na goturuluyorsunuz.» derler

    [22] Ilkin kulaklarınızın, gozlerinizin ve derilerinizin aleyhinize sahitlik edeceginden sakınmazdınız, fakat Allah ´ın yaptıklarınızdan bircogunu bilmeyecegini zannetmistiniz

    [23] Iste Rabbinize beslediginiz o zannınız, sizi helaka surukledi de husrana dusenlerden oldunuz

    [24] Artık sabredebilirlerse ates kendilerine bir ikametgahtır. Yok eger hosnutluga donmek isterlerse, hosnut edileceklerden degildirler

    [25] Hem onlara bir takım yanasıklar sardırmısızdır da (tebelles ettirmisizdir de) onlar, kendilerine onlerindekini ve arkalarındakini susleyivermislerdir. Cinlerden ve insanlardan kendilerinden once gecen ummetler icinde onların aleyhine de (azap) soz(u) hak olmustur; cunku hep kendilerine yazık etmislerdir

    [26] Bir de kufredenler: «Su Kur´an´ı dinlemeyin ve ona (okunurken) yaygara yapın, belki bastırırsınız,» dediler

    [27] iste Biz de onun icin o kufredenlere siddetli bir azap tattıracagız ve kendilerine yaptıkları amellerin en kotusunun cezasını verecegiz

    [28] Allah dusmanlarının cezası, iste odur: Ates! Ayetlerimizi inkar etmelerinin cezası olarak, ondadır ancak onların ebedilik evi

    [29] Ve o kufredenler muhakkak diyecekler ki: «Ey Rabbimiz goster bize, cinlerden ve insanlardan bizi saptıranların ikisini de onları ayaklarımızın altına alalım, en asagılıklardan olsunlar!»

    [30] Haberiniz olsun ki «Rabbimiz Allah´tır.» deyip de sonra dogru gidenler yok mu, onların uzerine melekler soyle iner: «Korkmayın, uzulmeyin, va´dolunup durdugunuz cennet ile neselenin

    [31] Bizler sizin hem dunya hayatında, hem de ahirette dostlarınızız, size orada canınızın cektigi vardır ve size orada ne isteseniz vardır

    [32] Bagıslamasına ve merhametine nihayet olmayan Allah´tan konukluk olarak

    [33] «Ben suphesiz muslumanlardanım.» deyip durrustlukle calısarak Allah´a davet eden kimseden daha guzel sozlu de kim olabilir

    [34] Hem hasene (guzellik, iyilik) de bir degildir kotuluk de. Kotulugu, en guzel olan hasene ile onle. O zaman bakarsın ki, seninle arasında bir dusmanlık bulunan kimse yakılgan (sefkatli) bir hısım gibi olmus

    [35] O rutbeye ise ancak sabredenler kavusturulur ve o rutbeye ancak (fazilette) buyuk pay sahibi olan kavusturulur

    [36] Sayet seni seytandan (gelen) bir durtus durtecek olursa, hemen Allah´a sıgın! O´dur ancak isiten, bilen

    [37] Gece ile gunduz ve gunes ile ay, O´nun (kudretinin) delillerindendir. Gunese ve aya secde etmeyin de, onları yaratan Allah´a secde edin, gercekten O´na ibadet edecekseniz

    [38] Buna karsı kibirlenmek isterlerse, haberleri olsun ki, Rabbinin huzurundakiler gece gunduz O´nu tesbih ederler, hem onlar usanmazlar

    [39] Senin yeryuzunu (kuraklıktan) boynu bukuk husu halinde gormen de O´nun ayetlerindendir; Biz ona suyu indiriverdigimizde hareketlenir ve kabarır. Suphe yok ki, ona o hayatı veren elbette oluleri dirilticidir. Dogrusu O, herseye gucu yetendir

    [40] Ayetlerimizde ilhada sapan sapkınlar (ayetlerimize yalan diyenler) elbette Bize gizli kalmazlar. O halde atese atılan mı hayırlıdır, yoksa kıyamet gununde guven icinde gelecek olan mı? Dusunun de istediginizi yapın, cunku o her ne yaparsanız gorur

    [41] Onlar, O Kur´an kendilerine geldiginde onu inkar edenlerdir. Halbuki o, benzeri bulunmaz bir kitaptır

    [42] Ona ne onunden, ne ardından batıl yaklasamaz. O, butun kainatın ovdugu bir hikmet sahibi tarafından peyderpey indirilmistir

    [43] Sana senden onceki peygamberlere denilenden baskası denilmiyor ve suphe yok ki, Rabbin hem bir bagıslama sahibidir, hem de elem verici bir azap

    [44] Ve eger Biz onu yabancı dilde bir Kur´an yapsaydık diyeceklerdi ki: «Ayetleri genisce acıklansaydı ya! Arab´a yabancı dil (oyle) mi?» De ki: «O iman edenler icin bir rehber ve sifadır, iman etmeyenlerin ise kulaklarında bir agırlık vardır ve o, onlara karsı korluktur. Onlara uzak bir yerden haykırılır.»

    [45] Andolsun ki, Musa´ya o kitabı verdik de onda ihtilaf edildi. Eger Rabbinden bir soz gecmis olmasaydı aralarında is bitirilirdi. Kesinlikle onlar, onun hakkında kuskulu bir suphe icindedirler

    [46] Iyi is yapan kendi yararına, kotu yapan da kendi zararına yapmıstır. Yoksa Rabbin, kullara zulmeden degildir

    [47] Kıyametin saatini bilmek O´na havale edilir. O´nun bilgisi olmaksızın ne meyvelerden biri tomurcuklarından cıkar, ne bir disi gebe kalır ne de dogurur. (Allah): «Ortaklarım neredeymis?» diye onlara haykıracagı gun, (onlar): «Bizden hicbir sahit olmadıgını huzurunuza arz ederiz.» diyeceklerdir

    [48] Onceden tapıp durdukları seyler onlardan kaybolup gitmisler ve onlar kendileri icin kacacak bir yer kalmadıgını anlamıslardır

    [49] Insan hayır istemekten usanmaz da kendisine bir kotuluk dokunuverirse hemen umidi keser, umitsizlige duser

    [50] Sayet kendisine dokunan bir sıkıntıdan sonra, ona tarafımızdan bir rahmet tattırırsak mutlaka der ki: «Bu benim hakkımdır. Kıyametin basıma dikilecegini (kopacagını) de sanmıyorum. Faraza Rabbime dondurulecek olursam mutlaka benim icin O´nun yanında daha guzeli vardır.» Fakat o zaman Biz o inkar edenlere ne yaptıklarını haber verecegiz ve onlara mutlaka yogun bir azap tattıracagız

    [51] Evet, insana bir nimet verdigimiz zaman yan buker, basının tuttuguna gider, bildigi gibi hareket eder. Kendisine bir kotuluk de dokunuverdi mi artık enine boyuna duaya dalar

    [52] De ki: «Soyleyin bakalım! Eger o Kur´an Allah tarafından (gelmis olup) da sonra siz onu inkar etmisseniz o zaman uzak bir ayrılıga dusenden daha saskın kim olabilir?»

    [53] Ileride Biz onlara hem ufuklarda (kendilerinin bulundugu Harem sınırları dısında), hem kendi nefislerinde delillerimizi oyle gosterecegiz ki, sonunda onun gercek oldugu kendilerine acıkca belli olacak. Rabbinin herseye sahit olması kafi degil mi

    [54] Uyan! Onlar Rablerinin karsısına cıkacaklarından suphe icindedirler; uyan ki, O herseyi kusatmıstır

    Şûrâ

    Surah 42

    [1] Ha, Mim, Ayn, Sin, Kaf

    [2] Ha, Mim, Ayn, Sin, Kaf

    [3] O guclu, hikmet sahibi Allah sana, senden oncekilere de iste boyle vahyediyor

    [4] Butun goklerdeki ve yerdeki O´nundur ve O, oyle ulu, oyle yucedir

    [5] Hemen hemen gokler ustlerinden catlayacak gibi titresiyorlar. Melekler Rablerine hamd ile tesbih ediyorlar ve yeryuzundeki kimseler icin bagıslanma diliyorlar. Uyan, Allah´tır oyle bagıslayan, oyle merhamet eden

    [6] O´nun dısında dostlara tutunanlara gelince, Allah onların uzerinde gozcudur. Sen uzerlerine vekil degilsin

    [7] Iste boylece sana Arapca bir Kur´an vahyetmekteyiz ki, Anasehir (Mekke) halkını ve cevresindekileri uyarasın ve hakkında suphe olmayan o toplama (kıyamet) gununun dehsetini haber veresin. Bir grup cennette, bir grup da cehennemdedir

    [8] Allah dileseydi elbette (insanların) hepsini bir tek ummet de yapardı. Fakat diledigini rahmetinin icine koyuyor. Zalimlere gelince onlara ne bir dost vardır, ne de bir yardımcı

    [9] Yoksa (onlar) O´ndan baska dostlar mı edindiler? Fakat, gercek dost ancak Allah´tır. Oluleri O diriltir ve herseye gucu yeten de O´dur

    [10] Herhangi birsey hakkında ihtilafa dustugunuzde hukum Allah´a aittir. Iste de: «O Allah, benim Rabbim, Ben O´na dayanmaktayım ve hep O´na sıgınırım.´´

    [11] O gokleri ve yeri yaratan, size kendilerinizden esler ve hayvanlardan da ciftler yaratmıstır. Sizi bu suretle uretip duruyor. O´nun benzeri gibi birsey yoktur. O, oyle isiten, oyle gorendir

    [12] Goklerin ve yerin kilitleri O´nun. Rızkı diledigine acar ve kısar; cunku O, herseyi bilir

    [13] O, size dinde Nuh´a tavsiye ettigini, sana vahyettigimizi ve Ibrahim, Musa ve Isa´ya tavsiye ettigimizi de kanun kıldı. Soyle ki: Dini dogru tutun ve onda ayrılıga dusmeyin! Bu davet ettigin is musriklere agır geldi. Allah, ona dilediklerini sececek ve kendine yuz tutanları (yonelenleri) de ona hidayetle eristirecektir

    [14] Kendilerine bilgi geldikten sonra ayrılıga dusmeleri sadece aralarındaki dusmanlık ve ihtirastan dolayıdır. Eger Rabbin tarafından «belirli bir vakte kadar» seklinde bir soz gecmemis olsaydı aralarında verilen hukum mutlaka yerine getirilir ve (is) bitirilirdi. Kendilerinden sonra Kitab´a mirascı kılınanlar da ondan kuskulu bir suphe icindedirler

    [15] Bunun icin sen durma cagır ve emrolundugun gibi dogru git! Onların arzularına uyma ve de ki: «Ben Allah´ın indirdigi her kitaba iman getirdim ve aranızda adalet yaparım diye emrolundum. Allah bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir. Bizim amellerimiz bize, sizin amelleriniz de size (aittir). Aramızda tartısmaya gerek yoktur. Allah hepimizi bir araya getirecek ve hep O´na gidilecektir.»

    [16] Bu kabul edildikten sonra Allah hakkında tartısmaya kalkısacakların delilleri Rableri yanında gecersizdir. Uzerlerine bir gazap ve kendilerine siddetli bir azap vardır

    [17] Hakka dair kitap ve mizanı (adalet terazisini) indiren o Allah´tır. Ve ne bileceksin belki de kıyamet yakındır

    [18] Ona inanmayan imansızlar onun cabuk gelmesini isterler, inananlar ise gercek oldugunu bilirler de ondan korkar ve sakınırlar, iyi bil ki kıyamet hakkında tartısanlar uzak (derin) bir sapıklık icindedirler

    [19] Allah kullarına cok lutufkardır. Diledigine rızık verir. O cok kuvvetli, cok gucludur

    [20] Her kim ahiret ekimi isterse, onun ekinini artırırız; her kim de dunya ekimini isterse, ona da ondan veririz, ama ahirette ona hic bir nasip yoktur

    [21] Yoksa onların Allah´ın izin vermedigi seyleri dinde kendilerine mesru kılan ortakları mı var? Eger o fasıl kelimesi (azabımın ertelenmesine dair ezelde gecen soz) olmasaydı aralarında hukum verilir (isleri) bitirilirdi. Gercekten zalimler icin acı bir azap vardır

    [22] O zalimleri kazandıkları seyin cezası tepelerine inerken korkudan titrerlerken goreceksin, iman edip guzel guzel isler yapanlar ise cennetlerin hos hos bahcelerinde olacaklardır. Rablerinin yanında onlar icin her istedikleri vardır, iste bu buyuk lutuf

    [23] Iste bu mujdeyle Allah, iman edip iyi iyi isler yapan kullarını mujdeliyor. De ki: «Buna karsı sizden yakınlıkta sevgiden baska bir karsılık istemem.» Her kim calısır da bir guzellik kazanırsa ona orada daha fazla bir guzellik veririz; cunku Allah, cok bagıslayıcıdır, cokca sukrun karsılıgını verendir

    [24] Yoksa, Allah´a karsı bir yalanı mı iftira etti, diyorlar. Allah dilerse senin de kalbini ustunden muhurleyiverir. Allah batılı yok eder, sozleriyle hakkı gerceklestirir. Suphe yok ki O, butun sinelerin icyuzunu bilir

    [25] O´dur kullarının tevbesini kabul eden, kotulukleri affeden ve butun yaptıklarınızı bilen

    [26] Iman edip iyi amel yapanların duasını kabul buyurur, lutfundan onlara fazlasını da verir, kafirlere gelince, onlara siddetli bir azap vardır

    [27] Bununla beraber Allah kullarına bol bol rızık seriverseydi, yeryuzunde azar ve taskınlık ederlerdi. Fakat diledigi kadar olcu ile indiriyor. Suphesiz ki O, kullarından haberdardır, onları gorendir

    [28] O´dur (insanlar) umit kesmislerken yagmuru indiren ve rahmetini her tarafa yayan. O, oyle dost, oyle ovulmeye layık olandır

    [29] Goklerin ve yerin yaratılısı ve onlarda urettigi her canlının uretilisi de O´nun ayetlerindendir. Ve O diledigi zaman onları toplamaya da kadirdir

    [30] Basınıza ne musibet geldiyse kendi ellerinizle kazandıklarınız yuzundendir. Oysa bir cogunu da bagıslıyor

    [31] Hem siz yeryuzunde (O´nu) aciz bırakacak degilsiniz. Ve sizi Allah´tan baska kurtaracak ne bir koruyucu, ne de bir yardımcı yoktur

    [32] Yine O´nun ayetlerinden biri de denizde daglar gibi akanlar (gemiler)dir

    [33] Dilerse o ruzgarı durduruverir de (yelkenle giden gemiler) sırtı uzerinde durakalırlar. Suphesiz ki bunda cok sabreden, cok sukreden herkes icin nice ayetler vardır

    [34] Yahut da icindekilerin kazanclarıyla onları helak eder; bir cogunu da bagıslar

    [35] Hem ayetlerimiz hakkında mucadele edenler bilsinler ki, kendileri icin kacacak bir yer yoktur

    [36] Ozetle, size verilmis bulunan seyler sadece bu dunya hayatının gecici menfaatidir. Allah´ın yanında bulunanlar ise iman edip sadece Rablerine guvenen kimseler icin daha hayırlı ve daha kalıcıdır

    [37] Onlar ki, gunahın buyuklerine ve acık cirkinliklere uzak bulunurlar ve ofkelendikleri vakit de kusur orterler

    [38] Onlar, Rablerinin davetini kabul etmekte ve namazı kılmaktalar; buyrukları aralarında danısıklıdır (islerini de aralarında danısarak cozerler) kendilerine verdigimiz rızıklardan baskalarına dagıtırlar

    [39] Kendilerine bir saldırı oldugu vakit birbirleriyle yardımlasır, oclerini alırlar

    [40] Kotulugun cezası yine onun gibi bir kotuluktur. Ama kim affedip islah ederse onun mukafatı Allah´a aittir. Suphesiz o zalimleri sevmez

    [41] Her kim zulme ugradıktan sonra ocunu alırsa artık onlar uzerine (ceza vermek icin herhangi bir) yol yoktur

    [42] Yol, ancak haksız yere yeryuzunde azgınlık ederek, insanlara zulmedenler uzerinedir, iste onlara acı bir azap vardır

    [43] Her kim de sabreder, suc oderse iste bu, ustun davranıslardandır

    [44] Her kimi de Allah sasırtırsa artık bundan sonra ona hicbir dost yoktur. O zalimleri azabı gordukleri vakit: «Geri donmeye bir yol var mı?» derken goreceksin

    [45] Sen onları, o atese sunulurlarken asagılanmadan dolayı boyunlarını bukerek goz altından bakarlarken goreceksin! iman etmis olanlar da soyle derler: «Gercek zarara ugrayanlar Kıyamet gunu hem kendilerine hem ailelerine yazık etmis kimselerdir.» Bakın zalimler gercekten surekli bir azap icindedirler

    [46] Onların, Allah´ın onunden kendilerini kurtaracak dostlar da yoktur. Allah kimi de saptırırsa artık onun icin (cıkar bir) yol yoktur

    [47] Allah tarafından geri cevrilmesine care olmayan bir gun gelmeden once Rabbinizin davetine uyun, cunku o gun sizin icin ne sıgınacak bir yer vardır, ne de inkara care

    [48] Yine de aldırmıyorlarsa Biz de seni uzerlerine gozcu gondermedik ya! Sana dusen sadece tebligdir. Fakat Biz insana tarafımızdan bir rahmet tattırdıgımız zaman bununla sevinirse de; kendi ellerinin yaptıkları yuzunden baslarına bir fenalık gelirse o zaman da insan hepsini unutan bir nankor olur

    [49] Goklerin ve yerin mulku Allah´ındır. Diledigini yaratır, diledigi kimseye disiler, diledigi kimseye de erkekler bahseder

    [50] Yahut da erkekli disili ikizler verir, diledigini de kısır yapar. Gercekten O´nun ilmi cok, kudretine nihayet yoktur

    [51] Bununla beraber hicbir insan icin Allah´ın su uc suret dısında dogrudan dogruya ona soz soylemesi mumkun degildir; ancak, ya vahiy ile, ya perde arkasından ya da bir elci gonderir, izniyle ona diledigini vahyeder. Cunku O, cok yuksek ve cok hikmet sahibidir

    [52] Ve iste sana da boylece emrimizden bir ruh vahyettirdik. Sen kitap nedir, iman nedir bilmiyordun. Ama Biz onu bir nur kıldık. Onunla kullarımızdan diledigimize hidayet verecegiz. Ve emin ol sen de (insanları) dogru bir yola cagırıyorsun

    [53] O Allah´ın yoluna ki, goklerde ne var, yerde ne varsa hepsi O´nundur. Uyan, butun isler doner dolasır Allah´a varır

    Zuhruf

    Surah 43

    [1] Ha, Mim

    [2] Bu parlak Kitab´ın kadrini bilin

    [3] Dogrusu, Biz onu Arapca olarak okunacak bir Kur´an yaptık ki akıl erdiresiniz

    [4] Ve gercekten o Bizim nezdimizdeki Ana Kitapta. Cok yuksek, cok hikmetlidir

    [5] Siz haddi asan bir kavim oldugunuz icin, simdi sizden o ogudu bertaraf mı edecegiz (bir kenara mı atacagız)

    [6] Oysa Biz oncekiler arasında nice peygamber gonderdik

    [7] kendilerine hicbir peygamber gelmiyordu ki, onunla kesinkes eglenmesinler

    [8] Onun icin Biz onlardan daha sert pencelileri helak ettik. (Kur´an´da) oncekilerin misali gecti

    [9] Andolsun ki onlara: «Gokleri ve yeri kim yarattı?» diye sorsan elbette: «Onları O cok guclu ve herseyi bilen yarattı.» derler

    [10] O ki, yeryuzunu sizin icin bir besik yaptı ve dogru gidesiniz diye size yollar actı

    [11] O ki bir olcu ile yukarıdan su indirmekte ve onunla olu bir beldeye hayat nesretmekteyiz, iste siz de (kabirlerinizden) oyle cıkarılacaksınız

    [12] Ve O ki butun ciftleri yarattı ve sizin icin gemilerden ve yumusak hayvanlardan bineceginiz seyler yaptı

    [13] Ki, sırtlarına kurulasınız sonra uzerlerine yerlestiginizde Rabbinizin nimetini anıp soyle diyesiniz: «Ne yucedir O Allah ki, bunu bizim hizmetimize vermis; yoksa biz bunu yanastıramazdık (kendimize boyun egdiremezdik)

    [14] Ve muhakkak biz donup dolasıp Rabbimize varacagız.»

    [15] Boyle iken tuttular kullarından ona bir cuz tasladılar (bir kısmını O´nun bir parcası saydılar). Gercekten insan cok nankor, acık bir kufurbazdır

    [16] Yoksa O, yaratıp durdugu mahluklarından kendine kızlar edindi de ogullarla imtiyazı size mi verdi

    [17] Oysa onlardan biri o Rahman´a fırlattıgı mesel (yakıstırdıgı kız cocugu) ile mujdelendigi zaman yuzu simsiyah kesiliyor da uzuntusunden yutkunup yutkunup dolukuyor

    [18] Ya, onlar sus icinde yetistirilip de mucadeleye gelince beceremeyecek olan (kız cocukların)ı O´na isnad ediyorlar oyle mi

    [19] Onlar, Rahman´ın kulları olan melekleri de disi yaptılar. Yaratılıslarında hazır mı bulundular? Sahitlikleri yazılacak ve sorguya cekilecekler

    [20] Bir de dediler ki: «Rahman dileseydi biz onlara tapmazdık.» Bu hususta onların bir bilgileri yoktur, sadece atıyorlar

    [21] Yoksa Biz onlara bundan once bir kitap vermisiz de ona mı tutunuyorlar

    [22] Hayır! Hayır, soyle dediler: «Bizler atalarımızı bir din uzerinde bulduk, biz de onların izlerince giderek murada ereriz.»

    [23] Yine boyle senden once hangi memlekette bir uyarıcı gonderdikse, onun refah icindeki takımı demisti ki: «Bizler atalarımızı bir din uzerinde bulduk, biz de onların izlerine uyarız.»

    [24] (Uyarıcı): «Size atalarınızı uzerinde buldugunuzdan daha dogrusunu getirdimse de mi?» deyince, onlar: «Biz sizin gonderildiginiz seylere inanmıyoruz» dediler

    [25] Bunun uzerine Biz de onlardan intikamını aldık. Bak o yalan soyluyorsun diyenlerin sonu nasıl oldu

    [26] Bir vakit Ibrahim, babasına ve kavmine: «Haberiniz olsun, ben o sizin taptıklarınızdan beriyim

    [27] O beni yaratan baska. O beni dogru yola iletecektir.» dedi

    [28] O, bu sozu, soyu arkasında kalan bir kelime yaptı ki, tevhide donsunler

    [29] Fakat bunları ve atalarını kendilerine hak ve apacık anlatan bir peygamber gelinceye kadar faydalandırıp yasattım

    [30] Yasattım da kendilerine hak gelince: «Bu bir sihirdir, biz buna inanmayız.» dediler

    [31] Ve: «Ne olurdu su Kur´an iki sehirden (Mekke, Taif) bir buyuk adama indirilseydi?» dediler

    [32] Rabbinin rahmetini onlar mı taksim ediyorlar? Onların dunya hayatındaki gecimlerini aralarında Biz taksim ettik. Bir kısmını digerinin ustune cıkardık ki derecelerle bazısı bazısını tutsun calıstırsın. Rabbinin rahmeti ise onların toplayıp biriktirdiklerinden daha hayırlıdır

    [33] Eger insanlar hep (kufre sapacak) bir ummet olacak olmasaydı. Biz o Rahman´ı inkar eden kimselerin evlerine muhakkak gumusten tavanlar ve uzerlerinde cıkacakları asansorler yapardık

    [34] Odalarına kapılar; uzerlerine kurulacakları koltuklar, kanepeler, altın´dan susler yapardık. Dogrusu butun bunlar dunya hayatının gecici metaı; ahiret ise Rabbin katında takva sahipleri icindir

    [35] Odalarına kapılar; uzerlerine kurulacakları koltuklar, kanepeler, altın´dan susler yapardık. Dogrusu butun bunlar dunya hayatının gecici metaı; ahiret ise Rabbin katında takva sahipleri icindir

    [36] Her kim Rahman´ın zikrinden (Kur´an´dan) korluk edip gormemezlikten gelirse Biz ona bir seytan sardırırız (musallat ederiz), artık o ona arkadas olur

    [37] Muhakkak onlar (seytanlar) onları yoldan cıkarırlar, onlar ise onları dogru sanırlar

    [38] Sonunda Bize geldigi zaman: «Ah! Keske benimle senin aranda dogu ile batı arası kadar uzaklık olsaydı; sen ne kotu arkadasmıssın!» der

    [39] Boyle soylemek bu gun size hic de fayda vermez, cunku zulmettiniz, hepiniz azapta mustereksiniz

    [40] O halde sagırlara sen mi isittireceksin? Yahut korlere? Apacık bir sapıklık icinde bulunanlara sen mi dogru yolu gostereceksin

    [41] Su halde sayet Biz seni alıp goturursek (hayatını sona erdirsek), elbette onlardan intikam alacagız

    [42] Yahut onlara yaptıgımız tehdidi sana gosterirsek! Suphesiz Biz onlara bunu yapmaya da muktediriz

    [43] Sen hemen o sana vahyedilene tutun! Muhakkak ki sen dogru bir yol uzerindesin

    [44] Ve muhakkak ki o (Kur´an) hem senin icin, hem kavmin icin bir sereftir ve ileride bundan sorulacaksınız

    [45] Senden once gonderdigimiz peygamberlerimize de sor: Biz Rahman´dan baska ibadet olunacak ilahlar yapmıs mıyız

    [46] Andolsun ki, Musa´yı mucizelerimizle Firavun´a ve topluluguna gonderdik. (Musa) vardı: «Haberiniz olsun ben butun alemlerin Rabbinin peygamberiyim.» dedi

    [47] Onlara boyle mucizelerimizle vardıgında, onlar hemen bu mucizelere guluverdiler

    [48] Onlara gosterdigimiz her bir mucize digerinden daha buyuktu. Belki vazgecerler diye tuttuk onları azaba cektik

    [49] Bu halde (iken bile) diyorlardı ki: «Ey sihirbaz, sende olan ahdi hurmetine bizim icin Rabbine dua et. Cunku biz artık yola gelecegiz.»

    [50] Bunun uzerine kendilerinden azabı actıgımızda hemen cayıverdiler

    [51] Firavun, kavminin icinde bagırıp soyle dedi: «Ey kavmim! Mısır kırallıgı ve benim altımdan akan su nehirler benim degil mi? Artık gozunuzu acsanıza

    [52] Yoksa ben sundan daha hayırlı degil miyim ki, o hem zavallı hem de meramını anlatamıyor

    [53] Eger o dedigi gibi ise, uzerine altın bilezikler atılsa ya, veya yanında melekler dizilse gelse ya!»

    [54] Bu sekilde (Firavun) kavmini kucumsedi, onlar da ona itaat ettiler, cunku dinden cıkmıs gunahkar bir kavim idiler

    [55] Boylece Bizi gazaplandırdıkları zaman Biz de kendilerinden intikam aldık, hepsini birden boguverdik

    [56] Boylece onları sonrakiler icin hem bir ibret, hem de bir ornek kıldık

    [57] Meryem oglu Isa bir misal olarak ortaya atıldıgında kavmin hemen ondan cıgrıstılar

    [58] «Bizim ilahlarımız mı daha hayırlı, yoksa o mu?» dediler. Bunu sana sadece bir tartısma olsun diye fırlattılar (ortaya attılar). Dogrusu onlar cok kavgacı bir kavimdirler

    [59] Hayır, o (Isa) kendisine nimet verdigimiz ve Israil ogullarına ornek kıldıgımız halis bir kuldur

    [60] Dilersek sizden yeryuzunde yerinize gececek melekler yaparız

    [61] Gercekten o (Isa) saat icin bir ilimdir (kıyametin yaklastıgını gosteren bir bilgidir). Onun icin sakın kıyametin geleceginden supheye dusmeyin de bana uyun, iste tek dogru yol ancak budur

    [62] Ve sakın sizi seytan celmesin; cunku o size acık bir dusmandır

    [63] Isa da acık mucizelerle geldigi vakit soyle dedi: «Ben size hikmet ve anlasmazlıga dustugunuz seylerin bir bolumunu acıklamak uzere geldim. Onun icin Allah´tan korkun ve bana itaat edin

    [64] Haberiniz olsun Allah benim Rabbim, sizin de Rabbiniz ancak O´dur. Onun icin hep O´na ibadet edin! Iste bu tek dogru yoldur.»

    [65] Sonra o gruplar kendi aralarında (Isa hakkında) ihtilafa dustuler. Onun icin acı bir gunun azabından dolayı vay o zulmedenlerin haline

    [66] Hep kıyamete, hic farkında degillerken onun ansızın baslarına gelivermesine bakıyorlar

    [67] O gun Allah´tan korkanlar haric dostlar, birbirlerine dusmandırlar

    [68] Ey Benim kullarım! Bugun size hic korku yoktur ve siz uzulmeyeceksiniz de

    [69] Benim ayetlerime iman edip de samimi musluman olan kullarım

    [70] Girin cennete siz ve esleriniz sevinc ve mutluluklar icinde!»

    [71] Altından tepsiler ve surahiler ile uzerlerine donulur dolasılır. Nefislerin hoslanacagı, gozlerin lezzet alacagı seyler hep oradadır. Ve siz orada ebedi kalacaksınız

    [72] Iste bu, sizin yaptıgınız ameller sebebiyle mirascı kılındıgınız cennet

    [73] Orada sizin icin bir cok meyveler vardır, onlardan yiyeceksiniz

    [74] Haberiniz olsun ki suclular cehennem azabında ebediyyen kalacaklardır

    [75] Kendilerinden o azap gevsetilmez ve onlar onun icinde her umidi kesmislerdir

    [76] Biz onlara zulmetmemisizdir, fakat kendileri zalim idiler

    [77] Ve soyle bagrısmaktadırlar: «Ey Malik, Rabbin (bizi yok edip) isimizi bitiriversin!» O da der ki: «Siz her zaman (burada) duracaksınız.»

    [78] Andolsun ki Biz, size gercegi gonderdik; fakat cogunuz gercekten hoslanmayanlarsınız

    [79] Isi sıkı mı buktuler, fakat iste sıkı buken Biziz

    [80] Yoksa onların sırlarını ve fısıltılarını isitmedigimizi mi sanıyorlar? Hayır, isitiriz; hem de yanlarında elcilerimiz vardır, yazarlar

    [81] De ki: «Rahman´ın bir oglu olsaydı, ben ona tapanların ilki olurdum.»

    [82] Munezzehtir, yucedir o goklerin ve yerin Rabbi, Ars´ın Rabbi onların nitelendirdiklerinden

    [83] Simdi bırak onları dalsınlar, oynaya dursunlar, va´dolunduklan gunleri (gelip) catasıya kadar

    [84] O gokte de ilah, yerde de ilahtır. Hikmet sahibi O´dur, herseyi bilen O´dur

    [85] Ve O ne yucedir ki, goklerin, yerin ve aralarındakilerin hukumranlıgı O´nundur. Kıyamete dair bilgi de O´nun yanındadır. Ve hep dondurulup O´na goturuleceksiniz

    [86] O´ndan baska yalvarıp durdukları seyler sefaat de edemezler; ancak bilerek gercege sahitlik eden kimseler baska

    [87] Andolsun ki, onlara kendilerini kimin yarattıgını sorsan elbette: «Allah» derler. O halde (haktan) nasıl cevrilirler

    [88] Onun (peygamberin) «Ey Rabbim, bunlar muhakkak imana gelmez bir kavimdir.» demesi hakkı icin soylerim ki

    [89] Simdi sen onlardan vazgec de «Selam!» de! Artık ilerde bileceklerdir

    Duhân

    Surah 44

    [1] Ha, Mim

    [2] Apacık Kitab hakkı icin

    [3] Biz onu gercekten mubarek bir gecede indirdik; cunku Biz uyarıcı gonderiyorduk

    [4] Bir gece ki, her hikmetli is onda ayırt edilir

    [5] Tarafımızdan (gelen) emir; cunku Biz peygamber gonderiyorduk

    [6] Rabbinden bir rahmet olarak; gercekten O oyle isiten, oyle bilendir

    [7] O, goklerin, yerin ve butun aralarındakilerin Rabbidir, kesin inanıyorsanız

    [8] O´ndan baska tanrı yoktur. Hem diriltir, hem de oldurur; hem sizin Rabbiniz, hem de onceki atalarınızın Rabbidir

    [9] Fakat onlar suphe icinde oynuyorlar

    [10] O halde o gogun acık bir duman ile gelecegi gunu gozetle

    [11] ki insanları saracaktır; bu acı bir azaptır

    [12] «Ey Rabbimiz, bizden bu azabı ac; cunku biz inanıyoruz.» diyecekler

    [13] Onlara dusunmek, ibret almak nerede? Kendilerine apacık anlatan bir peygamber geldi de

    [14] sonra ondan donduler. «Bu ogretilmis bir delidir.» dediler

    [15] Biz o azabı biraz acacagız, fakat siz yine (eski halinize) doneceksiniz

    [16] Ama (kendilerini) o buyuk siddetle sıkıverecegimiz gun, muhakkak Biz intikam alacagız

    [17] Andolsun ki, onlardan once Firavun´un kavmini fitneye dusurduk; onlara da soyle soyleyen degerli bir peygamber gelmisti

    [18] Allah´ın kullarını bana teslim edin; cunku ben size (gonderilen) guvenilir bir peygamberim

    [19] ve Allah´a karsı bas kaldırmayın; cunku ben size acık bir delil ile geliyorum

    [20] ve haberiniz olsun ki ben, sizin beni taslamanızdan Rabbim ve Rabbinize sıgınmısımdır

    [21] Eger bana iman etmezseniz, bari ben(im cevrem)den cekilin!»

    [22] Sonra: «Bak bunlar suclu bir kavimdir!» diyerek Rabbine dua etti

    [23] (Rabbi): «Hemen kullarımı geceleyin yurut, cunku siz takip edileceksiniz

    [24] Denizi acık bırak, Cunku onlar ordu halinde gelip bogulacaklar.» buyurdu

    [25] (onlar) neler bırakmıslardı; ne bahceler; ne pınarlar

    [26] ne ciftlikler, ne guzel makam

    [27] ve icinde sefa surdukleri ne nimet ve refah

    [28] Evet oyle (oldu) ve onları hep baska bir topluluga miras kıldık

    [29] Sonucta ne gok agladı uzerlerine, ne yer; ne de kendilerine bir muhlet verildi

    [30] Andolsun ki, Israil ogullarını o horlayıcı azaptan kurtarmıstık

    [31] Firavun´dan, cunku o haddi asanlardan bir ustundu

    [32] Andolsun ki Biz onları bilerek butun milletler uzerine secip tercih etmistik

    [33] Ve onlara mucizelerden icinde apacık bir imtihan bulunan nimetler vermistik

    [34] Fakat su (beriki) kafirler diyorlar ki

    [35] «ilk olumumuzden baska birsey yoktur. Biz yeniden diriltilecek degiliz

    [36] Haydi getirin babalarımızı, dogru (soyleyen kimseler) iseniz.»

    [37] Onlar mı hayırlı, yoksa Tubba kavmi ve onlardan oncekiler mi? Onların hepsini helak ettik, cunku suclu idiler

    [38] Biz gokleri, yeri ve aralarındakileri oyunculukla yaratmadık

    [39] ikisini de ancak hak ve hikmetle yarattık. Fakat pek cokları bilmezler

    [40] Haberiniz olsun ki, o ayırım gunu hepinizin belirlenmis vaktidir

    [41] O gun yarın yara, dostun dosta hicbir faydası olmaz ve bir taraftan yardım da gormezler

    [42] Ancak Allah´ın rahmetiyle yarlıgadıgı (merhamet ettigi) baska. Cunku O, oyle guclu, oyle merhametlidir

    [43] suphesiz zakkum agacı

    [44] Cok vebal yuklenenin yemegidir

    [45] Pota gibi karınlarında kaynar

    [46] Kaynar suyun kaynaması gibi

    [47] Onu tutun da yaka paca, dogru cehennemin ortasına surukleyin

    [48] Sonra da basına kaynar su azabından dokun

    [49] Tat bakalım (azabı)! Cunku sen cok guclu ve serefli idin, deyin

    [50] Iste o sizin suphe ve mucadele edip durdugunuz sey budur

    [51] Kotulukten sakınanlar (muttakiler) elbette emin bir makamdadırlar

    [52] cennetlerde, pınar baslarında

    [53] ince ve kalın ipekten elbiseler giyerek karsı karsıya (otururlar)

    [54] Evet boyle (olacak); hem onları iri gozlu hurilerle evlendirmisizdir

    [55] Orada guvenler icinde her cesit yemisi isteyip getirtirler

    [56] ilk olumden baska olum tatmazlar, (Allah) onları o cehennem azabından korumustur

    [57] (Bunların) hepsi Rabbinden bir lutuf olarak (verilmistir), iste budur ancak buyuk kurtulus

    [58] Biz onu (Kur´an´ı) senin dilinle kolaylastırdık, gerek ki iyi dusunsunler

    [59] O halde gozet, cunku onlar da gozetiyorlar

    Câsiye

    Surah 45

    [1] Ha, Mim

    [2] Kitap indirilmesi o guclu ve hikmet sahibi Allah tarafındandır

    [3] Muhakkak goklerde ve yerde mu´minler icin ayetler vardır

    [4] Canlıları cesit cesit ureterek sizi yaratmasında da kesin inanan bir topluluk icin cok deliller vardır

    [5] Gece ile gunduzun degismesinde, Allah´ın gokten rızık (kaynagı yagmuru) indirip de onunla yeryuzunu olumunden sonra diriltmesinde ve ruzgarları cevirmesinde (yonlendirmesinde) aklı olan bir kavim icin bir cok deliller vardır

    [6] Iste bunlar Allah´ın ayetleridir. Sana onları hakkıyla okuyoruz. Artık Allah´ın ayetlerine inanmadıktan sonra hangi soze inanırlar

    [7] Her gunahkar sahtekarın vay haline

    [8] Allah´ın ayetleri, karsısında okunurken isitir de sonra kibrinden hic isitmemis gibi ısrar eder. Iste onu acı bir azap ile mujdele

    [9] Ayetlerimizden birsey ogrendigi vakit, onu alaya alır. Iste onlar icin horlayıcı bir azap vardır

    [10] Peslerinde cehennem var. Ne kazandıkları seyler, ne de Allah´tan baska edindikleri dostlar, onlardan hicbir seyi (azabı) kaldıramaz. Onlara buyuk bir azap vardır

    [11] Bu (Kur´an) bir irsattır. Rablerinin ayetlerini inkar edenlere ise, en kotusunden acı bir azap vardır

    [12] Allah o (yuce) zattır ki, sizin icin denizi emre amade kıldı, emriyle orada gemiler seyredip gitsinler diye; bir de (O´nun) lutfundan isteyesiniz ve gerek ki sukredesiniz diye

    [13] Goklerde ve yerde olanların hepsini kendinden bir lutuf olarak size amade kıldı. Suphesiz ki bunda dusunecek bir kavim icin deliller vardır

    [14] Iman edenlere soyle: Allah´ın cezalandıracagı gunlerin (gelecegin)i umit etmeyen kimseleri bagıslasınlar; cunku (Allah) her kavmi kazandıkları ile cezalandıracaktır

    [15] Her kim iyi bir is yaparsa kendi yararınadır, her kim de kotu yaparsa kendi aleyhinedir. Sonra hep dondurulup Rabbinize goturuleceksiniz

    [16] Andolsun ki, Biz vaktiyle Israil ogullarına kitap, hukum ve peygamberlik vermistik. Kendilerini temiz rızıklardan rızıklandırmıstık ve alemlerin ustune gecirmistik

    [17] Bu emirden onlara acık deliller de vermistik; simdi ihtilaf etmeleri sırf kendilerine ilim geldikten sonra aralarındaki dusmanlık ve ihtirasları yuzundendir. Muhakkak ki Rabbin onların ihtilaf edip durdukları seyde kıyamet gunu aralarında hukmunu verecektir

    [18] Sonra emirden (olan) bir seriat ile seni vazifelendirdik; onun icin sen o seriata uy da, ilmi olmayanların arzularına uyma

    [19] Cunku onlar, Allah´tan gelecek hicbir seyi senden savusturamazlar. Gercekten zalimler birbirlerinin dostlarıdır. Allah ise, kendisinden korkanların dostudur

    [20] Bu (Kur´an) basiret nurları (insanların kalp gozunu acan bir nur) ve kesin bilgi edinecek bir kavim icin de hidayet ve rahmetin ta kendisidir

    [21] Yoksa o kotulukleri yapıp duran kimseler, kendilerini iman edip iyi ameller yapan kimseler gibi yapacagız, hayatlarını ve olumlerini bir tutacagız mı sandılar? Ne kotu hukum veriyorlar

    [22] Halbuki Allah, gokleri ve yeri hak ile yarattı. Hem de herkesi, hakları hic yenilmeksizin, kazandıgı ile cezalandırmak icin

    [23] Tanrısını hevesi edinen ve Allah´ın durumunu bilerek kendisini sasırttıgı, kulagını ve kalbini muhurleyip gozune de perde cektigi kimseye simdi bir baksana! Artık onu Allah´tan sonra kim yola getirebilir. Hala dusunmez misiniz

    [24] Hem dediler ki: «O hayat ancak bizim su dunya hayatımızdan ibarettir. Oluruz ve yasarız. Bizi ancak zaman yok eder.» Halbuki bu hususta bir bilgileri yoktur. Onlar sadece zannederler

    [25] Karsılarında ayetlerimiz acık acık deliller halinde okunurken: «(sozunuzde) dogru iseniz, haydi babalarımızı getirin!» demekten baska tutunacakları (bir delil) yoktur

    [26] De ki: «Allah size hayat veriyor, sonra sizi o oldurur, sonra da geleceginde suphe olmayan kıyamet gununde (bir araya) toplayacaktır. Fakat insanların cogu bilmezler.»

    [27] Goklerin ve yerin mulku sadece Allah´ındır; kıyametin kopus saati gelecegi gun; o gun batıla sapanlar hep husrana duseceklerdir

    [28] Her ummeti diz cokmus gorursun. Her ummet kendi kitabına cagırılır: «Bugun o yaptıgınız amellerin cezası verilecektir

    [29] Iste kitabımız, yuzunuze karsı hakkı soyluyor, cunku Biz sizin yaptıklarınızı hep istinsah (kayd) ediyorduk.» denir

    [30] Iste iman edip de yarasıklı isler yapmıs olan kimselere gelince. Rableri onları rahmeti icine koyacaktır. iste apacık kurtulus odur

    [31] Inkar edenlere gelince: «Degil mi Benim ayetlerim karsınızda okunurdu da kibirlenmek isterdinizdi ve suclu bir toplum idiniz?»

    [32] Hem «Allah´ın va´di gercektir ve o kıyametin geleceginden suphe yoktur.» denildiginde, demistiniz ki: «Kıyamet nedir, bilmiyoruz. Yalnız bir zandan ibaret sanıyoruz, fakat biz bu hususta kesin bir bilgi edinmis degiliz!»

    [33] Derken yaptıkları islerin kotulukleri onlara yuz gostermis (gozlerinin onune serilmis) ve o alay edip durdukları sey kendilerini kusatıvermistir

    [34] ve denilmistir ki: «Sizin, bu gununuzun gelecegini unuttugunuz gibi, Biz de bugun sizi unutacagız. Yatagınız atestir ve sizin icin yardımcılardan bir eser de yoktur.»

    [35] Bunun sebebi, cunku siz, Allah´ın ayetlerini eglence yerine tuttunuz ve dunya hayatı sizi aldattı. Onun icin bugun atesten cıkarılmazlar ve af dilemeleri de kabul edilmez

    [36] o halde hamd, goklerin Rabbi, yerin Rabbi ve butun alemlerin Rabbi olan Allah´adır

    [37] Goklerde ve yerde buyukluk O´na aittir. O, oyle gucludur. Oyle hikmet sahibidir

    Ahkaf

    Surah 46

    [1] Ha, Mim

    [2] Bu kitabın ceste ceste indirilmesi cok guclu ve hikmet sahibi Allah tarafındandır

    [3] Biz, gokleri, yeri ve aralarındakileri ancak hak ile ve belirli bir sure icin yarattık. Kufredenler ise uyarıldıkları seylerden alındırmıyorlar (yuz ceviriyorlar)

    [4] De ki: «Simdi baksanıza, su sizin Allah´ın berisinden (Allah´tan baska) yalvarıp durduklannıza, gosterin bana, onlar yeryuzunun hangi parcasını yaratmıslar? Yoksa onların goklerde mi bir ortakları var? Haydi bana bundan once (indirilmis) bir kitap veya bir ilim kalıntısı getirin, eger dogru soyluyorsanız!»

    [5] Allah´ı bırakıp da kendisine kıyamete kadar cevap vermeyecek kimselere dua edenden daha saskın kim olabilir? Oysa onlar, onların dualarından habersizdirler

    [6] Insanlar mahserde bir araya toplandıgında da onlara dusman olurlar ve ibadetlerini inkar ederler

    [7] Karsılarında ayetlerimiz acık acık, parlak parlak okunurken de o inkar edenler gercek kendilerine geldigi zaman ona: «Bu parlak bir buyudur.» dediler

    [8] Yoksa: «Onu uydurdu.» mu diyorlar? De ki: «Ben onu uydurduysam, siz beni Allah´tan kurtaracak hicbir guce sahip olamazsınız ve O, sizin niye yaygara edip durdugunuzu en iyi bilir. Benimle aranızda sahit olarak ona O yeter. O, bagıslayıcıdır, merhamet sahibidir

    [9] De ki: «Ben peygamberlerin ilki degilim, bana ve size ne yapılacagını da bilmiyorum. Yalnız bana vahyedilene uyuyorum. Ben, sadece acık bir uyarıcıyım.»

    [10] De ki: «Suna vicdanınızda bir baktınız mı: Eger bu, Allah tarafından geldi de siz onu inkar ettiyseniz ve Israil ogullarından bir sahit de onun benzerine sahitlik edip iman getirdi de siz kibirlenmek istediyseniz? Suphe yok ki. Allah zalimleri dogru yola cıkarmaz.»

    [11] Bir de kufredenler, iman edenler hakkında dediler ki: «Eger O bir hayır olsaydı, bizden once ona kosmazlardı.» Bununla basarılı olamayınca da: « Bu, eski bir yalan.» diyecekler

    [12] Onun onunden de bir yol gosterici ve rahmet olarak Musa´nın kitabı var. Bu da zulmedenleri korkutmak icin, guzel davrananlara da bir mujde olarak Arap diliyle gelmis dogrulayıcı bir kitaptır

    [13] Rabbimiz Allah´tır! deyip de sonra dogru gidenler var ya, onlara kesinlikle hicbir korku yoktur ve onlar uzulmeyecekterdir

    [14] Onlar, cennetliktirler, yaptıklarına mukafat olarak sonsuza dek orada kalacaklardır

    [15] Biz o insana anne babasına guzel davranmayı tavsiye ettik. Annesi onu zahmetle karnında tasıdı ve zahmetle dogurdu. Onun tasınması ile sutten kesilmesi otuz aydır. Nihayet olgunluk cagına ulasıp kırk yasına girdigi zaman: «Ey Rabbim, beni oyle yonlendir ki, bana ve anama babama verdigin nimetine sukredeyim ve hosnut olacagın iyi bir is yapayım. Soyumdan gelenleri de benim icin iyi kimseler eyle. Cunku ben, gercekten tevbe ile Sana yuz tuttum ve ben gercek muslumanlardanım.» der

    [16] Iste kendilerinden yaptıklannın en guzelini kabul buyuracagımız ve gunahlarını silecegimiz bu kimseler, cennetlikler arasında seckin kisilerdir. Bu, va´dolunmakta oldukları sasmaz dogru va´d iledir

    [17] Anasına babasına: «Of size! Siz bana, benden once nice kusaklar gecmis iken, tekrar cıkarılacagımı mı va´d ediyorsunuz?» diyen kimseye anası babası Allah´a el´eman cekerek (sıgınarak): «Yazık sana; iman et! Kesinlikle Allah´ın va´di gercektir.» diyorlar da o, yine: «Bu eskilerin uydurmalarından baska birsey degildir!» diyor

    [18] Iste bunlar, cinlerden ve insanlardan kendilerinden once gecen ummetler icinde haklarında (azap) soz(u) hak olmus olan kimselerdir.Cunku bunlar, hep husrana mahkum olmuslardır

    [19] Her birine yaptıklarına gore dereceler vardır. Bu da hic hakları yenmeyerek butun yaptıklarını kendilerine tamamen odemek icindir

    [20] Inkar edenler atesin karsısına cıkarılacakları gun soyle denir: «Siz, butun guzel nimetterinizi dunya hayatınızda giderdiniz ve onlarla sefa surdunuz. Artık bugun, yeryuzunde haksız yere buyukluk tasladıgınız icin ve dinden cıkıp fasık olmanız yuzunden asagılayıcı bir azapla cezalandırılacaksınız!»

    [21] Bir de Ad´ın kardesini (Hud´u) an! Ahkaf´da kavmini uyardıgı vakit -ki onunden ve ardından (ondan once de sonra da) nice uyarıcılar gelip gecmistir- demisti ki: «Allah´tan baska mabud tanımayın, cunku ben, size buyuk bir gunun azabın(ın gelmesinden) korkuyorum!»

    [22] Onlar: «Sen bizi tanrılarımızdan cevirmek icin mi geldin bize? Haydi getir bize, o tehdit edip durdugun o azabı; eger dogru soyleyenlerden isen!» dediler

    [23] Dedi ki: «O´na (ait) bilgi yalnızca Allah katında. Ben size gonderildigim seyi teblig ediyorum; fakat sizi, cahillik eden bir topluluk olarak goruyorum.»

    [24] Derken onu vadilerine dogru gelen bir bulut halinde gorduklerinde: «Bu, bize yagmur yagdıracak ufukta beliren bir buluttur.» dediler. O ise: «Hayır, o, sizin cabuk gelmesini istediginiz seydir; icinde acıklı bir azap bulunan bir ruzgardır

    [25] Rabbinin emriyle herseyi yerle bir eder.» dedi. Derken oyle oluverdiler ki, evlerinden baska hicbir sey gorunmez oldu. Iste oyle suclu bir topluluga Biz boyle ceza veririz

    [26] Andolsun ki, Biz onlara, size vermedigimiz guc ve imkanları vermistik. Onlar icin kulaklar, gozler ve gonuller yapmıstık, ama ne kulakları, ne gozleri ve ne de gonulleri kendilerine bir fayda sagladı. Cunku Allah´ın ayetlerini inkar ediyorlardı. O alay ettikleri sey de kendilerini kusatıverdi

    [27] Andolsun ki Biz, cevrenizdeki memleketleri helak etmistik ve belki donerler diye, ayetleri cesitli sekillerde acıklamıstık

    [28] O zaman, Allah´tan baska, O´na yakınlık saglamak icin ilah edindikleri kimseler onları kurtarsalardı ya! Aksine onlardan savusup yittiler (gittiler). Iste onların sapıtmalarının ve uydurup durdukları iftiraların ozeti budur

    [29] Bir de su vakti anlat, hani cinlerden bir takımını Kur´an dinlemek uzere sana gondermistik. Onu dinlemeye geldiklerinde: «Susun, dinleyin!» dediler. (Dinleme) bitirilince de donup uyarmak uzere kavimlerine gittiler

    [30] Ve dediler ki: «Ey kavmimiz, haberiniz olsun ki, biz Musa´dan sonra indirilmis onundeki kitapları dogrulayıp gercegi ve dogru yolu gosteren bir kitap dinledik

    [31] Ey kavmimiz, Allah´ ın davetcisine uyun ve O´na iman edin ki, bazı gunahlarınızı bagıslasın ve sizi acı bir azaptan korusun!»

    [32] Her kim Allah´ın davetcisine uymazsa, yeryuzunde (Allah´ı) aciz bırakacak degildir ve O´ndan baska kendisine sahip olacak kayırıcıları da yoktur. Oyleleri acık bir sapıklık icindedirler

    [33] Gokleri ve yeri yaratan ve onları yaratmakla yorulmamıs olan Allah´ın oluleri diriltme gucune de sahip oldugunu gormediler mi? Evet, hic suphe yok ki, O, herseye gucu yetendir

    [34] Ve O kufredenler atese sunulacakları gun onlara: «Nasıl bu gercek degil miymis?» denilir. Onlar: «Evet, Rabbimiz hakkı icin!» diyecekler. Allah ise: «Oyleyse kufredegeldiginiz icin haydi tadın azabı!» buyuracaktır

    [35] O halde ustun irade sahibi peygamberlerin sabrettigi gibi sabret ve onlar hakkında ivedilik etme! Onlar, kendilerine va´dedilen acıyı gorecekleri gun, gunduzun bir saatinden baska durmamısa doneceklerdir. Bu yeterli bir tebligdir. Demek ki, helak edilecekler, baskası degil, ancak itaattan cıkmıs fasıklar toplulugudur

    Muhammed

    Surah 47

    [1] Onlar ki, inkar etmekte ve Allah yolundan yuz cevirmektedirler; Allah, onların yaptıklarını bosa cıkarmaktadır

    [2] Iman edip iyi iyi isler yapanlar ve Muhammed´e indirilene iman edenlere gelince -ki Rablerinden gelen gercek te odur- Allah, onların kotuluklerini silmekte ve durumlarını duzeltmektedir

    [3] Bunun sebebi inkar edenlerin kendilerini batıla uydurmaları, iman edenlerin ise Rablerinden gelen gercege uymalarıdır. Iste Allah, insanlara kılıklarını boyle anlatır

    [4] Onun icin kufredenlerle muharebeye tutustugunuzda hemen boyunlarını vurmaya bakın! Ta kuvvetlerini derinden kırıp tepeleyinceye kadar (ustunluk sagladıgınızda) bagı sıkı basın (sıkıca baglayın kalanlarını); harp agırlıklarını atana kadar (savas sona erinceye degin), sonra ister karsılıksız salıverin, ister fidye karsılıgında. Boyledir bu; sayet Allah dilese kesinlikle onlardan intikamını alır, ancak sizi birbirinizle imtihan edecek. Allah yolunda oldurulenlere gelince, onların amellerini asla bosa cıkarmaz

    [5] Ileride onları muratlarına erdirir, ruhlarını sad eder

    [6] Onları kendileri icin guzel kokularla donattıgı cennete koyar

    [7] Ey iman edenler, eger siz Allah´a yardım ederseniz O da size yardım eder ve ayaklarınızı kaydırmaz

    [8] Inkar edenler ise, yıkım onlara! Ne yapacaklarını sasırtmaktadır

    [9] Oyle, cunku onlar, Allah´ın indirdiginden hoslanmamıslardır. O da onların butun amellerini bosa cıkarmaktadır

    [10] Ya onlar yeryuzunde bir gezmediler mi? Baksalar ya, kendilerinden oncekilerin sonları ne olmus? Allah yerle bir eylemis onları, zaten o kafirlere de oylesi yarasır

    [11] Oyledir, cunku Allah iman edenlerin yardımcısıdır, kafirler icin ise yardımcı yoktur

    [12] Muhakkak ki Allah, iman edip iyi iyi isler yapanları altlarından ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. Inkar edenler ise zevk etmeye bakarlar ve hayvanlar gibi yerler, icerler. Oysa onların ikametgahları atestir

    [13] Seni yurdundan cıkaran sehirden daha kuvvetli nice sehirler vardı ki, Biz onları helak ettik de onlara yardım eden yok

    [14] Simdi Rabbinden apacık bir delil uzerinde bulunan kimse, o kotu isi kendisine suslu gosterilen ve heveslerinin ardına dusen kimselere benzer mi hic

    [15] Takva sahiplerine vadedilen cennetin durumu sudur: Icinde bozulmayan sudan ırmaklar, tadı degismeyen sutten ırmaklar, icenlere lezzet veren saraptan ırmaklar ve safi suzme baldan ırmaklar vardır. Aynca onlara her turlu meyve ve Rablerinden bir bagıslama vardır. Bunlar hic o ateste ebedi kalacak ve kaynar bir su icirilip de, barsaklarını parcalayacak kimselere benzer mi

    [16] Onlardan seni dinlemeye gelen de var. Yanından cıktıkları zaman ise, kendilerine ilim verilmis olanlara: «O, demin ne soyledi?» derler. Bunlar oyle kimselerdir ki, Allah kalplerini muhurlemistir de hep heveslerinin ardına dusmektedirler

    [17] Hidayeti kabul edenlere gelince, Allah onların hidayetlerini artırmakta ve kendilerine (takvalarını) korunma yollarını vermektedir

    [18] Artık onlar, yalnızca o Kıyametin kendilerine ansızın gelivermesine bakıyorlar. Cunku iste onun alametleri geldi. Fakat o baslarına geldiginde anlamaları kendilerine ne fayda verir

    [19] Simdi sunu bil ki, Allah´tan baska hicbir ilah yoktur. Bil de gunahına, inanan erkeklere ve inanan kadınlara bagıslanma dile. Allah, dolastıgınız yeri de bilir, durdugunuz yeri de

    [20] Iman edenler: «Bir sure indirilseydi?» diyorlar. Ancak kesin hukumlu bir sure indirilip onda savas anılınca kalplerinde bir hastalık bulunanların tıpkı olum baygınlıgında olan kimsenin bakısı misali sana baktıklarını gorursun. O da onlara pek yakındır

    [21] Fakat bir itaat ve guzel bir soz(du yapmaları gereken); sonra emir kesinlesince Allah´a karsı durustluk etselerdi, elbette kendileri icin daha hayırlı olurdu

    [22] Nasıl, doner de yeryuzunu fesada verir ve yakınlarınızı dogratabilir misiniz

    [23] Onlar oyle kimselerdir ki, Allah onları lanetlemis de duygularını almıs ve gozlerini kor etmistir

    [24] Oyle olmasa, Kur´an´ı bir dusunmezler mi? Yoksa kalpler uzerinde ust uste kilitleri mi var

    [25] Haberiniz olsun ki, kendilerine dogru yol belli olduktan sonra gerisin geri kufre donenlere, seytan fit vermis ve onları uzun uzun emellere dusurmustur

    [26] Oyledir, cunku onlar, Allah´ın indirdiklerinden hoslanmayanlara: «Biz size bazı islerde itaat edecegiz.» demislerdir. Allah ise, onların o gizli konusmalarını bilmektedir

    [27] O halde melekler onların yuzlerine ve arkalarına vura vura canlarını alırlarken nasıl olacak bakalım

    [28] Oyle, cunku onlar Allah´ın hısmına sebep olan seylerin ardına dustuler de onun hosnutlugunu istemediler. O da onların butun amellerini bosa cıkarmıstır

    [29] Yoksa o kalplerinde bir hastalık olanlar, Allah´ın kinlerini asla meydana cıkaramayacagını mı sandılar

    [30] Dileseydik Biz onları sana gosterirdik de kendilerini butun simaları ile tanırdın ve herhalde sen onları lakırdılarının uslubundan tanırsın, Allah ise butun yaptıklarınızı bilir

    [31] Andolsun ki sizi, icinizden mucahitleri ve sabredenleri ortaya cıkarıp size ait haberleri ilan etmek icin imtihan edecegiz

    [32] Haberiniz olsun ki, inkar edip Allah yolundan alıkoyanlar ve gercek kendilerine belli olduktan sonra peygambere karsı gelenler, hicbir zaman Allah´a zerre miktarı zarar veremeyeceklerdir. O, onların yaptıklarını bosa cıkaracaktır

    [33] Ey iman edenler, Allah´a itaat edin, peygambere de itaat edin de yaptıklannızı bosa cıkarmayın

    [34] Haberiniz olsun ki, inkar edip Allah yolundan sapan sonra da kafir oldukları halde olenleri Allah hicbir zaman bagıslamayacaktır

    [35] Onun icin gevseklik etmeyin de sizler daha ustun olacakken barıs icin yalvarmayın! Allah sizinledir ve asla sizin amellerinize kıymaz

    [36] Dunya hayatı, bir oyun ve eglenceden ibarettir. Halbuki siz, iman eder de Allah´tan korkarsanız, hem mukafatınızı verir, hem de sizden butun mallarınızı istemez

    [37] Eger sizden onların hepsini ister de sizi cıplak bırakacak olursa cimrilik edip dayatırsınız. O da butun kinlerinizi meydana cıkarır

    [38] Iste sizler oyle kimselersiniz ki, Allah yolunda harcamaya cagrılıyorsunuz da icinizden kimi kıskanıyor (cimrilik ediyor). Oysa kim kıskanır (cimrilik eder) ise kendine kıskanmıs (cimrilik etmis) olur. Allah zengindir, yoksul sizsiniz. Eger tersine giderseniz, tutar baska bir toplulugu yerinize getirir, sonra onlar sizin gibi olmazlar

    Fetih

    Surah 48

    [1] Dogrusu Biz sana apacık bir fetih actık

    [2] Allah, senin gecmis ve gelecek kusurlarını bagıslasın, uzerindeki nimetini tamamlasın ve seni dosdogru bir yola iletsin diye

    [3] Ve Allah, essiz bir sanlı zafer ile sana yardım etsin

    [4] Imanlarına iman katsınlar diye inananların kalplerine o guveni indiren O´dur. Oyle ya, Allah´ındır butun o goklerin ve yerin orduları. Allah herseyi bilendir, hikmet sahibidir

    [5] Mu´min erkekleri ve mu´min kadınları, sonsuz olarak icinde kalmak uzere altından ırmaklar akan cennetlere koyması ve gunahlannı silip bagıslaması icin. Bu, Allah katında buyuk bir kurtulustur

    [6] Ve Allah hakkında kotu zanda bulunan munafık erkekleri , munafık kadınları, musrik erkekleri ve musrik kadınları, o kotuluk girdabı baslarına donesiceleri azaba ugratsın diye. Allah, onlara gazap etmis, la´net etmis ve kendilerine cehennemi hazırlamıstır. Ona gidis de ne kotudur

    [7] Allah´ındır goklerin ve yerin butun orduları ve Allah gucludur, hikmet sahibidir

    [8] Dogrusu Biz seni hem bir sahit, hem bir mujdeci, hem de bir uyarıcı olarak gonderdik

    [9] Allah´a ve peygamberine inanasınız da bunu takviye edip onurlandırarak O´na sabah aksam tesbih edesiniz diye

    [10] Her halde sana biat edenler ancak Allah´a biat etmis olurlar. Allah´ın eli (kudreti) onların elleri ustundedir. Onun icin her kim cayarsa yalnızca kendi aleyhine caymıs olur. Her kim de Allah´a verdigi sozu yerine getirirse O da ona yarın buyuk bir mukafat verecektir

    [11] Bedevilerden (savastan) geri bırakılanlar yakında sana: «Bizleri mallarımız ve ailelerimiz oyaladı, onun icin bize bagıslama dile!» diyeceklerdir. Kalplerinde olmayan seyi agızlarıyla soyleyecekler. De ki: «Eger Allah sizi bir zarara ugratmayı dilerse veya size bir yarar saglamayı dilerse Allah´a karsı kim birsey yapabilir? Dogrusu Allah, butun yaptıklarınızdan haberdardır.»

    [12] Dogrusu siz, peygamberin ve muminlerin asla ailelerine donemeyeceklerini sandınız; bu, kalplerinizde allandı pullandı ve kotu zanna dustunuz de duskun blr topluluk oldunuz

    [13] Her kim Allah´a ve peygamberine inanmazsa, bilsin ki, Biz kafirler icin cılgın bir ates hazırlamısızdır

    [14] Goklerin ve yerin mulku Allah´ındır; diledigi kimseyi bagıslar, diledigine de azap eder. Allah, cok bagıslayandır, merhamet sahibidir

    [15] Sizler bir takım ganimetleri almaya gittiginizde o geri bırakılanlar yakında diyecekler: «Bırakın bizi, arkanızdan gelelim!» Onlar Allah´ın sozunu degistirmek isteyecekler. De ki: «Siz asla bizim arkamızdan gelmeyeceksiniz; hakkınızda bundan once Allah boyle buyurdu.» Ona da diyecekler ki: «Hayır, bizi kıskanıyorsunuz!» Hayır onlar, ince anlamaz, anlayısları az kimselerdir

    [16] O (savastan) geri bırakılan bedevilere de ki: «Siz, ileride cok zorlu savascı bir toplulukla savasmaya cagrılacaksınız. Onlarla savasırsınız, yahut musluman olurlar. Eger itaat ederseniz, Allah size guzel bir mukafat verir ve eger bundan once yaptıgınız gibi aksine giderseniz sizi acı bir azaba carptınr

    [17] Kore sorumluluk yoktur, aksaga sorumluluk yoktur, hastaya da sorumluluk yoktur. Bununla beraber, her kim Allah´a ve peygamberine itaaat ederse, onu altından ırmaklar akan cennetlere koyar. Kim de aksine giderse onu da acı bir azap ile cezalandırır

    [18] Gercekten o agacın altında sana biat ederlerken O, muminlerden razı oldu. Onların kalplerindekini bildi de uzerlerine o guveni indirdi ve onları bir yakın fetih ile odullendirdi

    [19] Ve onları alacakları bir cok ganimetlerle de odullendirdi. Allah, cok gucludur. hikmet sahibidir

    [20] Allah, size bir cok ganimetler va´d buyurdu, onları alacaksınız. Simdilik bunu size pesin verdi ve sizden o insanların ellerini cekti ki inananlara bir delil olsun ve sizi dogru bir caddeye cıkarsın

    [21] Henuz elinizin ermedigi, fakat Allah´ın (bilgisi ile) kusattıgı bir digerini daha (vaad buyurdu). Allah, her seye gucu yetendir

    [22] Eger o kufredenler sizinle carpıssaydılar, mutlaka arkalarını doneceklerdi, sonra da ne bir koruyucu bulabileceklerdi, ne de bir yardımcı

    [23] Allah´ın oteden beri suregelen kanunu (budur). Allah´ın o kanununda asla bir degisiklik de bulamazsın

    [24] O, Mekke deresinde, onlara karsı size zafer vermisken onların ellerini sizden, sizin ellerinizi de onlardan cekendi. Allah, yaptıklarınızı gorendir

    [25] Onlar, o kufredip de sizi Mescidi Haram´dan alıkoyanlar ve durdurulmakta olan kurbanlık hediyeleri yerine varmaktan men´eden kimselerdir. Eger kendilerini tanımadıgınız bir takım inanan erkeklerle inanan kadınları bilmeyerek cigneyip de o yuzden sanınıza bir leke dokunması ihtimali olmasaydı (Allah size fetih icin izin verirdi). Allah diledigini rahmetine koyacagı icin, eger cekilebilselerdi elbette iclerinden o kufredenleri acı bir azaba ugratırdık

    [26] O kufredenler kalplerinde o taassubu, cahiliye taassubunu kaynattıgı sırada Allah, peygamberinin ve mu´minlerin uzerine sukunet ve guvenini indirdi, onlara kelime-i takvayı (barıs antlasmasını) yukledi. Zaten onlar, buna layık ve ehliyetli idiler. Allah, herseyi bilendir

    [27] Andolsun ki, Allah gercekten peygamberine o ruyayı hakkıyla dogru gosterdi, Sanıma yemin ederim ki, Insaallah Mescid-i Haram´a guvenlik icinde baslarınızı kazıtarak, kırkarak korkusuzca gireceksiniz! Ancak O, sizin bilmediginiz seyleri bildi de ondan once yakın bir fetih verdi

    [28] O´dur peygamberini hidayet rehberi ve hak dini ile gonderen; onu her dinin ustune cıkarmak icin sahit olarak da Allah yeter

    [29] Muhammed, Allah´ın peygamberidir. Onun beraberindekiler ise, kafirlere karsı cok cetin, kendi aralarında son derece merhametlidirler. Onları cemaatle ruku ve secde ederek, Allah´ın lutfunu ve hosnutlugunu dilerken gorursun. Nisanları yuzlerindedir secde eserinden. Bu onların Tevrat´taki misalleri, Incil´deki misalleri ise, kendileriyle kafirleri ofkelendirmesi icin, filizini cıkarmıs, onu guclendirmis sonra kalınlasıp sapı uzerine dimdik dogrulmus, ciftcilerin hosuna giden bir ekin gibidir. Onlardan iman edip de iyi iyi isler yapanlara Allah hem bir bagıslama vaad buyurdu hem de buyuk bir mukafat

    Hucurât

    Surah 49

    [1] Ey iman edenler, Allah´ın ve peygamberinin onune gecmeyin (saygısızlık etmeyin) ve Allah´tan korkun, cunku Allah isitir, bilir

    [2] Ey iman edenler, seslerinizi peygamberin sesinden ustun kaldırrnayın (fazla yukseltmeyin) ve ona birbirinize bagırır gibi iri soylemeyin ki, haberiniz olmadan amelleriniz hice iniverir

    [3] Kesinlikle Allah ve Resulunun yanında seslerini kısanlar (yok mu), iste onlar o kimselerdir ki, Allah kalplerini takva icin imtihan etmistir. Onlara hem bir bagıslama, hem de buyuk bir mukafat vardır

    [4] Sana odaların arkasından unleyenlerin (bagıranların) cogu kesinlikle aklı ermeyenlerdir

    [5] Eger onlar, sen kendilerine cıkıncaya kadar sabretselerdi, elbette haklarında hayırlı olurdu. Bununla beraber Allah cok bagıslayandır, merhamet edendir

    [6] Ey iman edenler, eger size bir fasık bir haber getirirse onu iyice arastırın, sonra bilmeden bir topluluga satasırsınız da yaptıgınıza pisman olursunuz

    [7] Hem biliniz ki, icinizde Allah´ın peygamberi vardır. Sayet o, bircok islerde size itaat etseydi, haliniz yaman olurdu. Fakat Allah size imanı sevdirdi, onu kalplerinizde susledi; kufru, yoldan cıkmayı ve isyanı size cirkin gosterdi. Iste onlar, Allah´ın lutfu ve nimeti ile dogru yola ermis olanlardır. Allah, her seyi bilendir, hikmet sahibidir

    [8] Hem biliniz ki, icinizde Allah´ın peygamberi vardır. Sayet o, bircok islerde size itaat etseydi, haliniz yaman olurdu. Fakat Allah size imanı sevdirdi, onu kalplerinizde susledi; kufru, yoldan cıkmayı ve isyanı size cirkin gosterdi. Iste onlar, Allah´ın lutfu ve nimeti ile dogru yola ermis olanlardır. Allah, her seyi bilendir, hikmet sahibidir

    [9] Eger muminlerden iki grup birbirleriyle carpısırlarsa, hemen aralarını bulun barıstırın! Sayet biri otekine saldırıyorsa, Allah´ın emrine donunceye kadar saldıran tarafla savasın. Eger donerse, yine adaletle aralarını duzeltin ve hep insaflı olun. Cunku Allah adaletli davrananları sever

    [10] Muminler ancak kardestirler, onun icin iki kardesinizin aralarını duzeltin ve Allah´tan korkun ki, rahmete layık olasınız

    [11] Ey iman edenler! Bir topluluk bir toplulukla alay etmesin; belki de onlar kendilerinden daha hayırlı olurlar; bir takım kadınlar da diger kadınlarla (alay etmesin), belki onlardan daha hayırlı olurlar. Bir de kendi kendinizi ayıplamayın ve kotu lakaplarla atısmayın. Imandan sonra fasıklık ne kotu isimdir! Her kim de tevbe etmezse, iste onlar kendilerine zulmedenlerdir

    [12] Ey iman edenler! Zannın bir cogundan cekinin, cunku zannın bazısı gunahtır. Birbirinizin kusurunu arastırmayın, kiminiz kiminizi arkasından cekistirmesin! Sizden biriniz kardesinin olu halindeki etini yemek ister mi hic? Demek tiksindiniz! O halde Allah´tan korkun, cunku Allah, tevbeyi cok kabul edendir. Cok bagıslayıcıdır

    [13] Ey insanlar! Biz sizi bir erkekle bir disiden yarattık ve birbirinizle tanısasınız diye sizi milletlere, kabilelere ayırdık. Haberiniz olsun ki, Allah katında en serefliniz, en takvalınızdır. Muhakkak ki, Allah, bilendir, herseyden haberdardır

    [14] Bedeviler: «Iman ettik.» dediler. De ki: «Siz henuz iman etmediniz, fakat henuz iman kalplerinizin icine girmemis oldugu halde «Islama girdik» deyin. Eger Allah´a ve peygamberine itaat ederseniz, size amellerinizden hicbir sey eksiklemez; cunku Allah cok bagıslayıcıdır, merhamet edendir.»

    [15] Muminler, ancak o kimselerdir ki, Allah´a ve peygamberine iman ettikten sonra supheye dusmeyip Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla savasmaktadırtar. Iste dogru olanlar onlardır ancak

    [16] De ki: «Siz Allah´a dindarlıgınızı mı ogretiyorsunuz? Oysa Allah, goklerdekini ve yerdekini bilir ve Allah herseyi bilendir»

    [17] Islam´a girdiklerini senin basına kakıyorlar. De ki: «Muslumanlıgınızı benim basıma kakmayın, bilakis size iman yolunu gosterdigi icin Allah sizin basınıza kakar, eger dogru kimseler iseniz

    [18] Goklerin, yerin sırrını Allah bilir ve Allah, her ne yaparsanız gorur

    Kâf

    Surah 50

    [1] Kaf. Sanlı Kur´an´a andolsun

    [2] Dogrusu kendilerine iclerinden korkutucu bir peygamber geldigine sastılar da kafirler dediler ki: «Bu sasılacak sey

    [3] Oldugumuz ve bir toprak oldugumuz vakit ha?! Bu, cok uzak bir donus!»

    [4] Ancak, Biz yerin onlardan neyi (yiyip) eksiltecegini biliriz ve yanımızda icinde herseyi muhafaza eden bir kitap vardır

    [5] Dogrusu, gercek kendilerine geldigi zaman yalanladılar da simdi karmakarısık bir ıstırap icindeler

    [6] Artık ustlerindeki goge bir baksalar ya, Biz onu nasıl bina etmisiz ve suslemisiz; hicbir gedigi yok

    [7] Yeryuzunu de (nasıl) uzatmısız, ona agır baskılar oturtmusuz ve seyrine doyulmaz her turden ciftler bitirmisiz

    [8] Hakka yuz tutan her kulun gozunu, gonlunu acmak ve ibret almasını saglamak icin

    [9] Bir de gokten mubarek bir su indirip de onunla baglar, bahceler ve bicilecek taneler bitirmekteyiz

    [10] Ve tormurcukları ustuste dizilmis goge dogru yukselen yuksek hurma agacları

    [11] Bunlar, kullara rızık olmak uzeredir. Onunla olu bir bolgeyi de diriltmekteyiz, iste o dirilip cıkıs da boyledir

    [12] Onlardan once Nuh´un kavmi, Ress halkı ve Semud da yalanladı

    [13] Ad, Firavun ve Lut´un yurttasları da

    [14] Eyke halkı ve Tubba´ kavmi de. Bunların hepsi gonderilen peygamberleri yalanladılar da hak oldu azabım

    [15] Ya Biz artık birinci yaratıs ile yorulu mu verdik? Dogrusu, onlar yeni bir yaratılıstan suphe icindelerdir

    [16] Andolsun ki, insanı Biz yarattık, nefsinin onu ne ile vesveselendirdigini biliriz ve Biz ona habl-i verid´den (sah damarından) daha yakınız

    [17] Iki zabıt memuru (melek), sagda ve solda oturmus zabıt tutarlarken

    [18] Her ne soz soylerse, mutlaka yanında hazır bir gozcu vardır

    [19] Olum sarhoslugu gercekten geldiginde: «Iste o senin kacıp durdugun!» diye

    [20] Ve Sur ufuruldugunde ki, iste o tehdit gunudur

    [21] Herkes gelecektir, yanında bir sevk memuru ve bir sahit oldugu halde

    [22] Andolsun ki, sen bundan bir gaflet icindeydin, simdi senden perdeni actık. Artık bugun gozun keskindir

    [23] Yanındaki diyecektir ki: «Iste bu yanımdaki hazır!»

    [24] «Atın atın cehenneme her inatcı nankoru

    [25] Hayra engel, hasarı, supheci kafiri

    [26] Ki, Allah´ın yanında baska ilah tanımıstır; haydi ikiniz atın onu siddetli azap icine!» (der Allah)

    [27] Arkadası: «Ey Rabbimiz onu ben azdırmadım, fakat kendisi derin bir sapıklık icindeydi!» der

    [28] Buyurur ki: «Huzurumda cekismeyin! Ben, size onceden uyarı gondermistim

    [29] Benim katımda soz degistirilmez ve Ben kullara zulmedici degilim.»

    [30] O gun ki, cehenneme: «Doldun mu?» diyecegiz. O da: «Daha ziyade (fazla) var mı?» diyecek

    [31] Cennet de takva sahiplerine uzak olmayarak yaklastırılmıs olacak

    [32] Iste bu o size va´dolunan; her tevbekara, gorevine riayet edene

    [33] gormedigi halde Rahman´dan korkup O´na yonelen bir kalple gelen kimselere

    [34] Girin oraya selametle! Budur iste o sonsuzluk gunu

    [35] Orada onlara ne dilerlerse vardır. Bizim katımızda ise fazlası vardır

    [36] Onlerinden nice nesilleri helat ettik ki, onlar bunlardan tutumca (kuvvetce) daha cetindiler ve sehirlerde kacacak delik aradılar. Var mı bir kacacak yer

    [37] Suphesiz ki, bu soylenende kalbi olan ve suurla kulak tutan kimse icin uyandıracak bir ihtar vardır

    [38] Andolsun ki Biz, o gokleri, yeri ve aralarındakileri altı gunde yarattık. Bize bir yorgunluk da dokunmadı

    [39] O halde onların laflarına karsı sabret ve Rabbini gunes dogmadan once ve batmadan once hamd ile tesbih et

    [40] Geceleyin de onu tesbih et, secdelerin ardından da

    [41] Ve o seslenenin yakın bir yerden bagıracagı gunu dinle

    [42] Hakka cagıran o sayhayı (haykırısı) isitecekleri gun, iste o kabirlerden cıkıs gunudur

    [43] Suphesiz ki, Biz Biziz! Hem diriltiriz, hem oldururuz ve donus de Bizedir

    [44] Yerin kendilerinden catlayıp yarılacagı ve suratle kosacakları o gun. Bu ancak Bize kolay gelen bir toplamadır

    [45] Biz onların ne soylediklerini cok iyi biliyoruz. Sen de onlara karsı bir zorba degilsin. Simdi benim tehditlerimden korkacaklara bu Kur´an ile ogut ver

    Zâriyât

    Surah 51

    [1] O tozdurup savuranlara

    [2] Bir agırlık tasıyan (bulut)lara

    [3] Kolaylıkla akıp giden (gemi)lere

    [4] Bir is bolumu yapan (melek)lere yemin ederim ki

    [5] muhakkak o size va´dolunan mutlaka dogrudur

    [6] Ve muhakkak ceza ve mukafat gerceklesecektir

    [7] O duzgun yollara sahip goge yemin ederim ki

    [8] siz pek celiskili bir soz icindesiniz

    [9] Ondan cevrilen cevrilir

    [10] O kahrolası yalancılar

    [11] O sarhosluk icinde yaptıgını bilmezler

    [12] Soruyorlar: «Ne zaman o ceza gunu?» diye

    [13] Ates uzerinde kıvranacaklan gun

    [14] Tadın cezanızı! Budur iste o sizin acele istedıginiz

    [15] Suphesiz ki, takva sahipleri, cennetlerde pınar baslarındadırlar

    [16] Rablerinin kendilerine verdigini alarak. Cunku onlar, bundan once guzel davranmayı adet edinmıslerdi

    [17] Geceleyin pek az uyurlardı

    [18] Seher vakitlerinde hep bagıslanma dilerlerdi

    [19] Mallarında dilenen ve yoksul icin bir hak vardı

    [20] Yeryuzunde inanc sahipleri icin bircok ibretler vardır

    [21] kendinizde de; hala gormeyecek misiniz

    [22] Gokte de rızkınız ve o va´dolundugunuz (var)

    [23] Iste o gogun ve yerin Rabbine andolsun ki, o suphesiz gercektir; tıpkı sizin konusmanız gibi

    [24] Ibrahim´in ikram edilen konuklarının haberi geldi mi sana

    [25] Yanına girdikleri vakit: «Selam!» dediler. O da: «Selam! Gorulmedik bir topluluk» dedi

    [26] Hemen bir bahane ile ailesine gidip semiz bir dana getirdi

    [27] Onu yakınlarına koyarak: «Yemege buyurmaz mısınız?» dedi

    [28] Onlardan oturu icine bir korku dustu. «Korkma!» dediler ve kendisine bilgili bir oglan mujdelediler

    [29] Bunun uzerine karısı bir cıglık icinde dondu, elini yuzune carptı ve: «Kısır bir kocakarı (cocuk mu dogurur)? dedi

    [30] Onlar: «Oyle, Rabbin buyurdu. Suphesiz hikmet sahibi O, herseyi bilen O.» dediler

    [31] Ibrahim: «O halde asıl goreviniz nedir ey elciler?» dedi

    [32] Dediler: «Biz suclu bir kavme gonderildik

    [33] Uzerlerine camurdan taslar salmak icin

    [34] (her biri) sınırı asmıs olanlar icin Rabbinin nezdinde damgalanmıslardır.»

    [35] Nihayet orada bulunan muminleri cıkardık

    [36] Fakat Biz orada bir evden baska musluman da bulamadık

    [37] Ve orada acı bir azaptan korkacak icin bir ibret bıraktık

    [38] Bir de Musa´da (ibret verici deliller vardır) ki, onu acık bir delille Firavun´a gonderdik de

    [39] o butun kuvvetiyle tersine gitti: «Bu bir sihirbaz veya delidir!» dedi

    [40] Bunun uzerine Biz de tuttuk kendisini ve ordularını denize fırlatıverdik o alcak namertlik ederken

    [41] Bir de Ad´da (ibret verici deliller vardır) ki, uzerlerine koklerini kesen ruzgarı gondermistik

    [42] (O ruzgar) ugradıgı hicbir seyi bırakmıyor, mutlaka onu curutup kul gibi ediyordu

    [43] Bir de Semud´da (ibret verici deliller vardır) ki, onlara: «Bir sureye kadar istifade edin.» denilmisti de

    [44] Rablerinin emrinden azgınlık ettiler (dısarı cıktılar), bu yuzden bakınıp dururlarken yıldırım kendilerini yakalayıverdi

    [45] O vakit bir kalkınmaya da guc yetiremediler bir yardım da gormediler

    [46] Daha once de Nuh kavmini (helak ettik). Cunku onlar hep yoldan cıkmıs birer topluluk idiler

    [47] Bir de goge bakın! Biz onu kuvvetle bina ettik ve suphe yok ki Biz onu genisletmeye de malikiz

    [48] Yeryuzunu dosedik; bakınız Biz ne guzel doseriz

    [49] Hem her seyden iki cift yarattık ki, dusunesiniz

    [50] «O halde hemen Allah´a kacın; haberiniz olsun ki, ben size ondan gelen acık bir uyarıcıyım

    [51] Allah´la beraber baska bir tanrı uydurmayın; haberiniz olsun ki ben size ondan gelen acık bir uyarıcıyım.»

    [52] Boyle, onlardan oncekiler bir peygamber gelince muhakkak: «Ya sihirbaz, ya delidir» dediler

    [53] Bunu birbirlerine tavsiye mi ettiler! Hayır, onlar azgın kavimler

    [54] Onun icin onlardan yuz cevir, artık sen kınanacak degilsin

    [55] Bununla beraber ogut vermeye devam et; cunku ogut muminlere fayda verir

    [56] Ben cinleri ve insanlan ancak Bana kulluk etsinler diye yarattım

    [57] Ben onlardan bir rızık istemiyorum. Bana yemek yedirmelerini de istemiyorum

    [58] Suphesiz Allah, rızık veren, sarsılmaz kuvvet sahibi O´dur

    [59] Onun icin muhakkak o zulmedenlere arkadaslarının payı gibi, dolgun bir pay vardır, simdi onu acele istemesinler

    [60] Artık o tehdit edildikleri gunlerin azabından vay o kufredenlere

    Tûr

    Surah 52

    [1] Andolsun o Tur´a

    [2] Yayılmıs ince deri uzerine yazılmıs bir Kitab´a

    [3] Yayılmıs ince deri uzerine yazılmıs bir Kitab´a

    [4] Beyt-i Ma´mura

    [5] Yukseltilmis tavana (goge)

    [6] ve kızdırılıp kaynatılmıs taskın denize ki

    [7] Rabbinin azabı elbette gerceklesecektir

    [8] Onu onleyecek biri yoktur

    [9] O gun gok bir calkanısla calkalanır

    [10] daglar da bir yuruyus yurur

    [11] vay haline artık o gun o yalan soyleyenlerin

    [12] ki, onlar daldıkları bir batakta oynayıp duruyorlar

    [13] O gun onlar cehenneme bir kakılıs kakılacak

    [14] Iste bu sizin o yalan deyip durdugunuz ates! diye

    [15] Bu da mı sihir, yoksa siz gormuyor musunuz

    [16] Yaslanın ona bakalım, ister sabredin, ister etmeyin, artık hepsi sizin icin birdir; sadece yaptıklarınızın cezasını cekeceksiniz

    [17] Fakat (gunahlardan) korunanlar cennetlerde, nimet icindedirler

    [18] Rablerinin kendilerine verdigi ile sefa surmektedirler. Rableri onları, cehennem azabından korumustur

    [19] Yaptıklarınıza karsılık yeyin, icin, afiyetler olsun

    [20] sıra sıra dizilmis cok guzel koltuklara yaslanarak; kendilerine guzel, iri gozlu hurileri de es etmisizdir

    [21] Iman edip zurriyetleri de iman ile arkalarından gelmis olanlar, iste Biz, onların nesillerini de kendilerine katmısızdır. Bununla beraber kendilerine amellerinden hicbir sey de eksiltmemisizdir. Herkes kazancına baglıdır

    [22] Bir de onlara bir meyve ve iclerinin cekecegi bir et yetistirmekteyiz

    [23] Orada kadeh teati ederler ki, onda ne bir sacmalama vardır, ne de bir gunaha sokma

    [24] Kendilerine ait hizmetciler, sanki sedef icinde saklı inciler gibi onların etrafında pırıl pırıl donerler

    [25] Birbirlerine donmus soruyorlar

    [26] diyecekler ki: «Evet biz bundan once ehlimiz (ailemiz, obamız) icinde korkular icindeydik

    [27] Allah bize lutfetti ve bizleri o semum (kavurucu) azabından korudu

    [28] Evet biz bundan once O´na dua ediyor, korumasını istiyorduk. Gercekten O, oyle iyiligi bol, oyle merhameti cok olandır.»

    [29] O halde anlatıp ogut vermeye devam et; cunku sen, Rabbinin nimeti hakkı icin, ne kahinsin ne de mecnun

    [30] Yoksa: «O bir sairdir, zamanın felaketine ugramasını gozetiyoruz» mu diyorlar

    [31] De ki: «Gozetin, cunku ben de sizinle beraber gozetenlerdenim.»

    [32] Yoksa onlara bunu (bu celiskiyi) akılları mı emrediyor, ya da onlar azgın bir topluluk mudurlar

    [33] Yoksa «Onu kendisi uydurmakta» mı diyorlar? Hayır, kendileri inanmazlar

    [34] Haydi onun gibi bir soz getirsinler, eger dogru iseler

    [35] Yoksa kendileri hicbir seysiz (yaratıcısız) mı yaratıldılar? Yoksa yaratan onlar mıdırlar

    [36] Yoksa gokleri ve yeri mi yarattılar? Hayır, onlar ikan ehli degiller (kendi inanclarında bile kuskulu kimseler)dir

    [37] Yoksa Rabbinin hazineleri onların yanında mıdır? Yoksa onlar mı kainata hukmetmisler

    [38] Yoksa onlara mahsus bir merdiven var da (cıkıp) ondan dinliyorlar mı? Oyleyse dinleyenleri, acıklayıcı bir delil getirsin

    [39] Yoksa kızlar O´na, ogullar size oyle mi

    [40] Yoksa sen kendilerinden bir ucret istiyorsun da cereme vermekten ezilmekteler mi

    [41] Yoksa gayb onların yanında da onlar mı yazıyorlar

    [42] Yoksa bir tuzak mı kurmak istiyorlar? Fakat o kufredenlerin kendileri o tuzaga duseceklerdir

    [43] Yoksa onların Allah´tan baska bir ilahları mı var? Allah onların ortak kostuklarından munezzehtir

    [44] Onlar gokten bir parcayı duserken gorseler ´Birbiri ustune yıgılmıs bir bulut» diyecekler

    [45] O halde bırak onları ta carpılacakları gunlerine (kavusuncaya) kadar

    [46] O gun hicbir tedbirlerinin kendilerine zerre kadar faydası olmayacak ve hicbir sekilde kurtarılmayacaklardır

    [47] O zulmedenlere bundan baska da bir azap vardır. Fakat pek cokları bilmezler

    [48] Rabbinin hukmune sabret. Cunku sen bizim gozetimimiz altındasın, kalktıgında Rabbini hamd ile tesbih et

    [49] Gecenin bir kısmında da O´nu tesbih et, yıldızların batmaya yaklastıgı sıra da

    Necm

    Surah 53

    [1] Inmekte olan necme (yıldıza, Kur´an´ın inen miktarına) yemin ederim ki

    [2] arkadasınız sasırmadı, azıtmadı da

    [3] Hevadan (arzusuna gore) soylemiyor

    [4] O (Kur´an) sadece vahyolunan bir vahiydir

    [5] Ona, kuvvetleri cok guclu olan ogretti

    [6] Bir kuvvet sahibi; hemen duruklandı (dogruldu)

    [7] O en yuksek ufukta idi

    [8] Sonra yaklastı ve sarktı

    [9] Aradaki mesafe iki yay boyu oldu, hatta daha yakın

    [10] kuluna verdigi vahyi verdi

    [11] Gozun gordugune kalp yalan demedi

    [12] Gordugu hakkında simdi siz, onunla tartısıyor musunuz

    [13] Andolsun ki, o onu bir kez daha inisinde gordu

    [14] Sidretu´l-Munteha´nın yanında

    [15] ki, Cennetu´l-Me´va onun yanındadır

    [16] O zaman ki, o Sidre´yi buruyen buruyordu

    [17] Goz ne sastı, ne (de sınırı) astı

    [18] Andolsun ki, Rabbinin ayetlerinden en buyugunu gordu

    [19] Siz de gordunuz degil mi Lat ve Uzza´yı

    [20] Ucuncu olarak da oteki Menat´ı

    [21] Size erkek, O´na disi oylemi

    [22] Oyle ise bu cok hayıflı (haksız) bir taksim

    [23] Onlar hicbir sey degil, sırf sizin ve babalarınızın taktıgı kuru isimlerdir. Allah onlara oyle bir saltanat indirmedi. Onlar yalnız zanna ve nefislerinin sevdasına uyuyorlar. Oysa Rablerinden kendilerine dogru yolu gosteren geldi

    [24] Yoksa insana her kurdugu hulya mı var

    [25] Ama ahiret ve dunya Allah´ındır

    [26] Goklerde nice melekler vardır ki, Allah´ın dileyip razı olduguna izin vermeden once sefaatleri hicbir ise yaramaz

    [27] Evet ahirete inanmayanlar meleklere disi adı takıp duruyorlar

    [28] Aslında onların buna dair bilgileri yoktu, sadece zanna uyuyorlar. Oysa zan gercekten yana hicbir sey ifade etmez

    [29] O halde sen de Bizi anmaktan yuz cevirip de dunya hayatından otesini istemeyen kimselere bakma

    [30] Iste budur onların ilimde erisebildikleri son sınır!. Suphesiz Rabbin, O en iyi bilendir yolundan sapanı, hem de O en iyi bilendir hidayet yolunu tutanı

    [31] Butun goklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah´ındır! Sonunda kotuluk yapanları yaptıkları ile cezalandıracak; guzellik yapanları da daha guzeliyle mukafatlandıracak

    [32] Onlar ki gunahın buyuklerinden (vebalden) ve cirkef davranıslardan kacınırlar, ancak ufak tefek kusurlar haric; suphesiz ki, Rabbin genis magfiretlidir. O sizin her halinizi en iyi bilendir, sizi topraktan meydana getirdiginde ve sizler analarınızın karınlarında cenin halinde iken. Simdi nefislerinizi temize cıkarmaya kalkısmayın! O´dur en iyi bilen gunahtan korkup sakınanı

    [33] Simdi gordun ya, o haktan yuz cevireni

    [34] Biraz verip de dayatıvereni

    [35] Gaybın bilgisi yanında da goruyor mu

    [36] Yoksa haber mi verilmedi Musa´nın sahifelerinde yazılı olanlar

    [37] Ve cok vefakar olan Ibrahim´inkindeki

    [38] Ki, dogrusu hicbir gunahkar baskasının gunahını cekecek degildir

    [39] Dogrusu insanın calıstıgından baskası kendinin degildir

    [40] Ve elbette calısması yarın gorulecek

    [41] Sonra ona en degerli mukafat verilecek

    [42] Ve elbette sonunda Rabbine gidilecektir

    [43] Dogrusu gulduren, aglatan O´dur

    [44] Dogrusu olduren, dirilten O´dur

    [45] Suphesiz erkegi, disiyi iki es yaratan O´dur

    [46] (Rahime) ekildigi zaman bir nutfeden

    [47] Suphesiz sonraki yaratmada O´na aittir

    [48] Dogrusu zengin eden, sermaye veren de O´dur

    [49] Suphesiz Si´ra (yıldızı)nın Rabbi O´dur

    [50] Nitekim O helak etti once gelen Ad´ı

    [51] Ve Semud´u da hic bırakmadı

    [52] Daha once de Nuh kavmini (helak etmisti); cunku onlar cok zalim ve cok azgındılar

    [53] Mu´tefikey´i de haviyeye attı (altını ustune getirdi)

    [54] Sardırttı da onlara o sardırdıgını

    [55] Simdi Rabbinin hangi nimetlerine kusku duyarsın

    [56] Iste bu, ilk uyarmalardan bir uyarmadır

    [57] Yaklasan yaklastı

    [58] Ona Allah´tan baska acıcı yoktur

    [59] Simdi siz bu soze mi sasıyorsunuz

    [60] Guluyorsunuz da aglamıyorsunuz

    [61] Siz mi kafa tutuyorsunuz ey gafiller

    [62] Haydi secdeye kapanın ve kulluk edin

    Kamer

    Surah 54

    [1] Yaklastı kıyamet, ay yarıldı

    [2] Hala bir mucize gorseler, yuz cevirip: «Suregelen bir sihir!» derler

    [3] Yalan dediler, arzularına uydular. Halbuki, her is (Allah takdirinde) yerini almıstır

    [4] Andolsun ki, onlara kotuluklerden vazgecirici haberleri de iceren kıssalar geldi

    [5] Bir hikmet-i baliga (hedefe ulasmanın en yuksek derecesine ermis bir hikmet) fakat uyarılar fayda vermiyor

    [6] Sen de onlardan yuz cevir ki, o gun cagırıcı gorulmedik korkunc bir seye cagırır

    [7] Gozleri duskun duskun sanki yayılan cekirgeler gibi kabirlerden cıkarlar

    [8] Cagırana kosarak, kafirler: «Bu cok cetin bir gundur!» derler

    [9] Onlardan once Nuh´un kavmi de yalanladı; o kulumuza yalancı dediler, delidir, dediler; cok incittiler

    [10] O da sonunda Rabbine dua etti: «Ben yenik dustum, bana yardım et!» dedi

    [11] Bunun uzerine gogun kapılarını sakır sakır dokulen bir su ile actık

    [12] Yeri de kaynaklar halinde fıskırttık, derken sular onceden takdir edilmis bir is icin birlesti

    [13] Ve onu elvahlı ve kenetli (tahta ve civilerden yapılı) bir gemi uzerinde tasıdık

    [14] gozetimimiz altında yuruyup yol alıyordu, inkar ve nankorluge ugramıs kimseye mukafat olmak uzere

    [15] Andolsun ki, o gemiyi bir ibret olarak bıraktık. Fakat dusunen mi var ki

    [16] azabım ve uyarılarım nasılmıs

    [17] Andolsun ki, Kur´an´ı dusunmek icin kolaylastırdık; fakat dusunen mi var

    [18] Ad kavmi de yalanladı, azabım ve uyarılarım nasıl oldu

    [19] Cunku uzerlerine ugursuzlugu devam eden bir gunde dondurucu bir ruzgar salıverdik

    [20] Insanları, kokunden devrilen hurma kutukleri gibi yoluyordu

    [21] Bak nasılmıs azabım ve uyarılarım

    [22] Andolsun ki, Kur´an´ı dusunmek icin kolaylastırdık, fakat dusunen mi var

    [23] Semud da o uyarıları yalanladılar

    [24] Soyle dediler: «Icimizden bir insana mı uyacagız? Suphesiz biz o vakit saskınlık icinde kalır, ateslere yanarız

    [25] O zikir (vahiy) aramızdan ona mı bırakılıyor? Belki o bir sımarık yalancıdır

    [26] Ileride o sımarık yalancı kimdir bilecekler

    [27] Iste Biz onları imtihan etmek icin o disi deveyi salıyoruz; onun icin onları gozet ve sabırlı ol

    [28] Onlara haber ver ki su aralarında nobetlese taksim edilmistir. Herkes suyu sırasına gore alacaktır

    [29] Bunun uzerine arkadaslarına bagırdılar, o da silaha sarıldı ve ayaklarını cırptı (bicti)

    [30] Fakat bak nasıl oldu azabım ve uyarılarım

    [31] Cunku Biz uzerlerine tek bir sayha gonderiverdik; agılcı cırpısı gibi kırılıp dokuluverdiler

    [32] Andolsun ki, Kur´an´ı dusunmek icin kolaylastırdık, fakat dusunen mi var

    [33] Lut´un kavmi o uyarılara yalan dediler

    [34] Biz de uzerlerine taslar yagdıran (kasırga) gonderdik. Yalnız Lut ailesini bir seher vakti kurtardık

    [35] Tarafımızdan bir nimet olarak! Iste sukredeni boyle karsılarız

    [36] Andolsun ki (Lut) tutusumuzun siddetini kendilerine ihtar da etmisti. Fakat o ihtarları kavga ve suphe ile karsıladılar

    [37] Ve onun konuklarından murad almaya kalkıstılar. Biz de gozlerini siliverdik (kor ettik) ve: «Tadın bakalım azabımı ve uyanlarımı.» dedik

    [38] Andolsun ki, kendilerini kararlı bir azap bir sabah bastırıverdi

    [39] Tadın bakalım azabımı ve uyarılarımı

    [40] Andolsun ki, Kur´an´ı dusunmek icin kolaylastırdık, fakat dusunen mi var

    [41] Andolsun ki, Firavun´un ailesine de uyarıcı peygamberler geldi

    [42] Ayetlerimizin hepsini yalanladılar. Biz de onları ustun ve guclu birine yarasır bir tutusla alıverdik

    [43] Sizin kafirleriniz onlardan hayırlı mı? Yoksa (onceki) kitaplarda sizin icin bir beraat (kararı) mı var

    [44] Yoksa: «Biz yardımlasan bir topluluguz.» mu diyorlar

    [45] Her halde o topluluk bozulacak ve arkalarını donup gidecekler

    [46] Daha dogrusu onların asıl bulusma zamanları kıyamettir. Kıyamet ise daha acı ve daha bela ve beterdir

    [47] Muhakkak ki, suclular saskınlık ve cılgınlıklar icindedirler

    [48] O gun yuz ustu atese suruklenecekler! «Tadın neymis cehennemin dokunusu!» diye

    [49] Haberiniz olsun ki, Biz her seyi bir kaderle yaratmısızdır

    [50] Emrimiz (isimiz, buyrultumuz) yalnız bir tekdir, goz acıp yumma gibidir

    [51] Andolsun ki, emsalinizi hep helak ettik, fakat hani dusunen

    [52] Bununla beraber isledikleri hersey defterlerdedir

    [53] Kucuk, buyuk hepsi satıra gecmistir

    [54] Suphesiz takva sahipleri cennetlerde nur icindedirler

    [55] Kudretine nihayet olmayan padisahlar padisahının yuce huzurunda dogrulara has mecliste

    Rahmân

    Surah 55

    [1] Rahman

    [2] Kur´an´ı ogretti

    [3] Insanı yarattı

    [4] ona guzel beyanı belletti

    [5] Gunes ve Ay hesap iledir

    [6] cemen, agac secde eder dururlar

    [7] Bak su guzel goge, onu yukseltti, mizanı koydu ki

    [8] tartıda taskınlık etmeyesiniz

    [9] Tartıyı adaletle dogru tutun, teraziyi aksatmayın

    [10] Yeryuzunu mahlukat icin serdi

    [11] Onda meyvalar, salkım tomurcuklu hurma agacları vardır

    [12] Cimli taneler ve guzel kokulu bitkiler vardır

    [13] simdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz

    [14] Insanı fagfur gibi bir salsal (ateste pismis gibi bir kuru camur)dan yarattı

    [15] cinleri de maric (halis ates)den yarattı

    [16] simdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz

    [17] hem iki dogunun Rabbi, hem iki batının Rabbidir

    [18] simdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz

    [19] Salıvermis iki denizi daima birbirleri ile catısıyorlar

    [20] aralarında bir engel vardır, birbirlerine karısmazlar

    [21] simdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz

    [22] Onlardan inci ile mercan cıkar

    [23] simdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz

    [24] Denizde akıp giden ve daglar gibi yukselen gemiler O´nundur

    [25] simdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz

    [26] Yeryuzunde bulunan hersey fanidir

    [27] Yuce ve iyilik sahibi Rabbinin yuzu bakidir

    [28] simdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz

    [29] Goklerde ve yerde olanlar O´ndan dilenirler. O, her gun yeni bir tecellidedir

    [30] simdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz

    [31] Yarın size kalacagız (yakında hesabınızı ele alacagız) ey insan ve cin

    [32] Simdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz

    [33] Ey cin ve insan toplulugu! Goklerin ve yerin cevresinden asıp gecmeye gucunuz yeterse gecin gidin, (ama) bir guce sahip olmadan gecemezsiniz

    [34] simdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz

    [35] Ustunuze atesten bir alev, bir zehir duman salınır; aman dileseniz de kurtulamazsınız

    [36] simdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz

    [37] Gok yarılıp, yag gibi eriyen, kızaran ve yanan bir gul (gibi) oldugu zaman

    [38] simdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz

    [39] O gun, ne insana ne de cinne gunahından sorulmaz

    [40] simdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz

    [41] Suclular yuzlerinden tanınır, percemleriyle ayaklarından tutulur

    [42] simdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz

    [43] Iste bu, sucluların yalan dedikleri cehennem

    [44] onunla kaynar su arasında dolasırlar

    [45] simdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz

    [46] Rabbinin makamından korkan kimselere iki cennet vardır

    [47] simdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz

    [48] Her birinden cesitli meyvalar, cesitli agaclar vardır

    [49] simdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz

    [50] Onlarda akıp giden iki kaynak vardır

    [51] simdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz

    [52] Onlarda her meyveden cift cift vardır

    [53] simdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz

    [54] Astarları atlastan mefrusata yaslanırlar. Her iki cennetin derimi (devsirmesi) de yakındandır

    [55] Simdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz

    [56] O cennetlerde onlerine bakan oyle dilberler var ki, bunlardan once onlara ne insan ne de cin dokunmamıstır

    [57] simdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz

    [58] Onları yakut ve mercan sanırsın

    [59] simdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz

    [60] Guzel davranmanın karsılıgı elbette guzelliktir

    [61] simdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz

    [62] Otelerinden (bu ikisinden baska) iki cennet daha vardır

    [63] simdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz

    [64] Yagız yesil (yemyesil) ne gonul alıcı

    [65] simdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz

    [66] Bunlarda puskuren cifte sadırvan

    [67] simdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz

    [68] Bunlarda bir meyve, bir baska hurma, bir baska nar vardır

    [69] simdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz

    [70] Iclerinde dilberler, guzel kadınlar vardır

    [71] simdi Rabbinizin hangı nimetlerine yalan dersiniz

    [72] Cibinliklerde gizlenip duran huriler

    [73] simdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz

    [74] Onlardan once onlara insan ve cin dokunmamıstır

    [75] simdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz

    [76] Yesil yastıklara ve guzel islemeli doseklere kurulmuslardır

    [77] simdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz

    [78] Ululuk ve ikram sahibi Rabbinin adı yuce, cok yucedir

    Vâkıa

    Surah 56

    [1] o vakıa (kıyamet) bir koptu mu

    [2] onun olusuna yalan diyen dil olmaz

    [3] Indirir, bindirir

    [4] Yer siddetle sarsıldıgı

    [5] daglar serpildikce serpildigi

    [6] hepsi dagılıp toz duman haline geldigi

    [7] siz de uc sınıf oldugunuz zaman

    [8] ki, sagda sagın adamları, ne mutludur onlar

    [9] Solda solun adamları, ne mutsuzdur onlar

    [10] onde, en one gecenler, iste o ileride olanlar

    [11] Naim cennetlerinde (Allah´a) yakın olanlardır

    [12] Naim cennetlerinde (Allah´a) yakın olanlardır

    [13] Cogu oncekilerden

    [14] biraz da sonrakilerden

    [15] cevherlerle islenmis tahtlar ustunde

    [16] karsı karsıya kurulmuslar

    [17] Etraflarında taze kalan kupeli genc hizmetciler dolasırlar

    [18] Main´den doldurulmus kupler, ibrikler ve kadehlere

    [19] bu ickiden ne basları agrıtılır ne de ictiklerini tuketirler

    [20] Meyve begendiklerinden

    [21] kus eti istediklerinden

    [22] iri gozlu huriler

    [23] saklı inciler gibi

    [24] isledikleri amellere mukafat icin

    [25] Orada ne bos bir laf isitirler, ne de gunaha sokan bir soz

    [26] Tek isittikleri soz: «Selam, selam!»

    [27] Sagın adamları ise, ne sagın adamları

    [28] Dalbastı kirazlar

    [29] salkım muzlar icinde

    [30] uzamıs bir golge

    [31] caglayan bir su

    [32] bir cok meyve

    [33] (ki) bunlar ne eksilir, ne de yasaklanırlar

    [34] yuksek dosekler (ustundedirler)

    [35] Biz onları yeniden insa etmisizdir

    [36] onları bakire kılmısızdır

    [37] kocalarını cok seven aynı yasta

    [38] sagın adamları icin

    [39] Bir cogu onceki (ummet)lerden

    [40] bir cogu da sonrakilerdendir

    [41] Solun adamları ise, ne solun adamları

    [42] Iclerine isleyen bir ates ve kaynar su icinde

    [43] kapkara bogucu dumandan bir golge

    [44] ne serin, ne de rahatlatıcı

    [45] Cunku onlar bundan once varlık icinde keyiflerine duskun sımarık musriflerdi

    [46] Buyuk gunahda ısrar ediyorlardı

    [47] ve diyorlardı ki: «Biz olup, toprak ve kemik yıgını olduktan sonra, gercekten biz mi bir daha diriltilecegiz

    [48] Onceki atalarımız da mı?»

    [49] De ki: «Muhakkak. Oncekilerin ve sonrakilerin tumu

    [50] belli bir gunun belli bir vaktinde mutlaka toplanacaklardır!»

    [51] Sonra siz, ey sapık inkarcılar

    [52] mutlaka bir agactan, zakkumdan yersiniz

    [53] karınlarınızı onunla doldurursunuz

    [54] ustune de kaynar su icersiniz

    [55] susuzluk illetine tutulmus kanmak bilmeyen develerin icisi gibi icersiniz

    [56] Iste ceza gununde onların konuklukları (agırlanısları) boyledir

    [57] Sizi Biz yarattık, hala tasdik etmeyecek misiniz

    [58] Simdi gordunuz mu o doktugunuz meniyi

    [59] Onu siz mi yaratıyorsunuz, yoksa yaratan Biz miyiz

    [60] Aranızda olumu Biz takdir ettik ve Bizim onumuze gecilmez

    [61] Kılıklarınızı degistirmek ve sizi bilemeyeceginiz bir yaratılısta var etmek uzereyiz

    [62] Muhakkak ilk yaratılısı biliyorsunuz. O halde dusunsenize

    [63] Simdi gordunuz mu o ektiginiz tohumu

    [64] Onu siz mi bitiriyorsunuz, yoksa bitiren Biz miyiz

    [65] Dilesek onları elbette bir cope cevirirdik de agzınızda soyle geveler dururdunuz

    [66] «Muhakkak biz cok ziyandayız

    [67] dogrusu busbutun mahrum olduk!»

    [68] simdi gordunuz mu o ictiginiz suyu

    [69] Buluttan onu siz mi indiriyordunuz. yoksa Biz miyiz indiren

    [70] Dileseydik onu acı bir corak yapardık. O halde sukretseniz ya

    [71] Bir de o caktıgınız atesi gordunuz mu

    [72] Onun agacını siz mi insa ettiniz, yoksa Biz miyiz insa eden

    [73] Biz onu hem bir ihtar, hem de alandaki muhtaclara (col yolcularına) faydalı kıldık

    [74] O halde Rabbini o buyuk adıyla tesbih et

    [75] Artık yok, yıldızların yerlerine yemin ederim

    [76] bilseniz o, gercekten cok buyuk bir yemindir

    [77] Ki bu, hakikaten cok degerli bir Kur´an´dır

    [78] Korunan bir Kitapta

    [79] ona tertemiz temizlenmis olanlardan baskası el suremez

    [80] Alemlerin Rabbi tarafından indirilmedir

    [81] Simdi bu kelama siz yag mı sureceksiniz

    [82] Ve rızkınızı tekzibiniz (nasibinizi yalanlamanızdan ibaret) mi kılacaksınız

    [83] O halde can bogaza geldigi vakit

    [84] ki o zaman bakar durursunuz

    [85] Biz ise ona sizden daha yakınızdır, fakat siz goremezsiniz

    [86] Haydi, eger dine boyun egmeyecek, ceza cekmeyecek iseniz, cevirsenize o canı geri, iddianızda dogru iseniz

    [87] Haydi, eger dine boyun egmeyecek, ceza cekmeyecek iseniz, cevirsenize o canı geri, iddianızda dogru iseniz

    [88] Ama o (can cekisen kisi) Allah´a yakın olanlardan ise

    [89] (ona) ravh (rahmet, ferahlık, daimi bir hayat), guzel bir rızık ve Naim cenneti vardır

    [90] Eger sagın adamlarından ise

    [91] artık selam sana, sagın adamlarından

    [92] Ama o yalanlayan sapıklardan ise

    [93] muhakkak konuklugu kaynar su

    [94] ve yaslanacagı cehennemdir

    [95] Kesin gercek budur iste

    [96] Haydi Rabbini buyuk ismiyle tesbih et

    Hadîd

    Surah 57

    [1] Goklerde ve yerde bulunan hersey Allah´ı tesbih etmektedir. O oyle gucludur, oyle hikmet sahibidir

    [2] Goklerin ve yerin mulku O´nundur. Hem diriltir, hem oldurur, hem O herseye gucu yetendir

    [3] O, ilk ve sondur; gorunen ve gorunmeyendir. Hem O her seyi bilendir

    [4] O´dur ki, gokleri ve yeri altı gunde yarattı. Sonra Ars uzerine hukumranlıgını kurdu. Yere gireni, ondan cıkanı, gokten ineni ve ona yukseleni bilir ve her nerede olsanız sizinle beraberdir. Allah butun yaptıklarınızı gorur

    [5] Butun goklerin ve yerin mulku O´nundur. Butun isler Allah´a dondurulur

    [6] Geceyi guduze sokar, gunduzu geceye sokar; O, sinelerin ozunu bilir

    [7] Allah´a ve Resulune iman edin. Sizi istihlaf buyurdugu (tasarrufunu size bıraktıgı) seylerden harcayın ki, iman edip harcayanlarınız icin buyuk bir mukafat vardır

    [8] Ne diye Allah´a iman etmiyorsunuz ki, peygamber sizi Rabbinize iman edesiniz diye davet edip duruyor?! Oysa sizden kesin soz de almıstı; eger gercek muminler olacaksanız

    [9] Sizi karanlıklardan nura cıkarsın diye kuluna parlak parlak ayetler indiren O´dur. Muhakkak ki, Allah size karsı cok esirgeyici, cok merhametlidir

    [10] Ne diye Allah yolunda harcamayasınız ki? Goklerin ve yerin mirası zaten Allah´ındır (hepsi O´na kalacaktır). Fetihten once harcayıp carpısanlarınız digerleriyle bir olmaz; onların derecesi sonradan harcayıp carpısanlardan daha buyuktur! Bununla beraber Allah hepsine en guzeli va´d buyurdu. Allah her ne yaparsanız haberdardır

    [11] Hani Allah´a guzel bir borc verecek kimse ki, Allah onu ona katlayıversin?! Hem onun icin cok hos bir mukafat da vardır

    [12] O gun mumin erkeklerle, mumin kadınları onlerinden ve sag taraflarından nurları kosarken goreceksin: «Bu gun mujdeniz altlarından ırmaklar akan cennetlerdir. Iclerinde ebedi olarak kalacaksınız.» (denir). Iste buyuk kurtulus budur

    [13] O gun munafık erkeklerle, munafık kadınlar, iman edenlere soyle diyecek: «Bize bakınız, nurunuzdan ısık alalım!» Denilecek ki: «Arkanıza donun de bir nur arastırın.» Derken aralarına kapısı olan bir sur cekilmistir; ici, rahmet ondadır, dısı ise o yonden azaptır

    [14] (Munafıklar) onlara soyle bagrısırlar: «Bizler sizinle beraber degil miydik?» (Mu´minler): «Evet, ama siz kendilerinizi fitneye soktunuz, gozettiniz, supheye dustunuz ve Allah´ın emri gelinceye kadar kuruntular sizi aldattı. O aldatıcı seytan sizi (gunahın zararı yoktur diye) Allah´a guvendirdi

    [15] Artık bugun ne sizden ne de inkar edenlerden fidye kabul edilmez, sıgınacagınız yer atestir. Layıkınız odur, ona gidis de ne kotudur!»

    [16] O iman edenlere zamanı gelmedi mi ki, kalpleri Allah´ın zikrine ve inen gercek askına saygı ile cossun ve bundan once kendilerine kitap verilmis, sonra uzerlerinden uzun zaman gecip de kalpleri katılasmıs, Cogu da gunaha dalmıs bulunanlar gibi olmasınlar

    [17] Iyi biliniz ki, Allah yeryuzunu olumunden sonra diriltir! Anlayasınız diye size ayetleri acıkladık

    [18] Suphesiz sadaka veren erkek ve disilere ve Allah´a oyle (karz-ı hasen) guzel odunc verenlere, verdikleri kat kat artırılır; bir de onlara pek hos bir mukafat vardır

    [19] Allah´a ve peygamberlerine iman edenler, Rableri yanında tıpkı sıddıklar ve sehitler gibidir. Onlara, onların mukafatları ve nurları vardır. Ayetlerimizi yalan diyenlere gelince, iste onların tumu cehennemin adamlarıdır

    [20] Biliniz ki dunya hayatı bir oyun, bir eglence, bir sus ve aranızda bir ovunme, mal ve evlad da bir cokluk yarısından ibarettir. Bu tıpkı bir yagmura benzer ki; bitirdigi ot, rencberleri imrendirir; sonra heyecana gelir, bir de gorursun sararmısdır, sonra da corcop olur! Ahrette ise siddetli bir azap, bir de bir bagıslama ve hosnutluk vardır. Dunya hayatı aldatıcı bir yararlanmadan baska birsey degildir

    [21] Siz Rabbinizden bir bagıslanmaya ve eni yerle gogun eni gibi bir cennete yarısın ki bu, Allah´a ve Peygamberine inananlar icin hazırlanmıstır. O Allah´ın lutfudur, onu diledigi kimselere verir ve Allah cok buyuk lutuf sahibidir

    [22] Yeryuzunde ve kendilerinizde meydana gelen bir musibet yoktur ki, Biz onu uygulamaya koymadan once bir Kitapta yazılı olmasın. Suphesiz bu, Allah´a gore kolaydır

    [23] Sunun icin ki: Kaybettiginize uzulmeyesiniz ve (Allah´ın) size verdigine de guvenmeyesiniz! Allah cok ovunen, kurulanın topunu sevmez

    [24] Onlar ki hem cimrilik ederler hem de insanlara cimriligi emrederler. Her kim de ardını doner ise (harcamadan kacınırsa), haberi olsun ki Allah O zengindir, O ovguye layıktır

    [25] Andolsun ki, Biz peygamberlerimizi acık delillerle gonderdik; beraberlerinde kitap ve mizan (terazi, olcu) indirdik ki, insanlar adaletle tutunsunlar. Bir de demiri indirdik ki, onda hem cetin bir sertlik, hem de insanlar icin bircok faydalar vardır. Cunku Allah kendisine ve peygamberlerine gıyabında yardım edenleri belli edecektir. Suphesiz Allah cok gucludur, ustundur

    [26] Andolsun ki, Nuh´u ve Ibrahim´i gonderdik. Soylarına peygamberlik ve kitap verdik; oyle iken iclerinden bazısı dogru yolu kabul etmis, cokları ise yoldan cıkmıs fasıklardır

    [27] Sonra onların izleri uzerinde ardarda peygamberlerimizle izledik; arkasından Meryem oglu Isa´yı gonderdik, ona Incil´i verdik ve ona uyanların kalplerinde bir sefkat ve merhamet yarattık. Bir de rahipligi ki, onu onlar uydurdular, Biz onu uzerlerine yazmamıstık; ancak Allah´ın rızasını aramak icin yaptılar, sonra da ona hakkıyla riayet etmediler. Biz de iclerinden iman etmis olanlara mukafatlarını verdik, cokları ise yoldan cıkmıs fasıklardır

    [28] Ey iman edenler, Allah´tan korkun ve peygamberine iman edin ki, sizlere rahmetinden iki pay versin; size bir nur bahseylesin ki onunla (yolunuzu gorup) yuruyesiniz, hem de sizi bagıslasın. Allah cok bagıslayan, cok merhamet edendir

    [29] Cunku kendilerine kitap verilenler bilmeyecekler mi ki, Allah´ın lutfundan birsey(i elde etmey)e guc yetiremezler ve gercekten lutuf Allah´ın elindedir, onu diledigine verir. Allah cok buyuk lutuf sahibidir

    Mücâdele

    Surah 58

    [1] Evet isitti Allah, kocası hakkında seninle tartısan ve Allah´a sikayet eden o kadının dedigini; Allah da konusmanızı dinliyordu, cunku Allah isitir, gorur

    [2] Icinizden zihar ile (sen, bana anamın sırtı gibisin, demekle) kadınlarından ayrılmaya kalkısan kimseler bilmelidirler ki, o kadınlar onların anaları degildir. Anaları ancak onları doguranlardır. Ustelik onlar gercekten pek cirkin ve asılsız bir soz soyluyorlar. Bununla birlikte Allah´ın affının ve magfiretinin cok oldugunda da kusku yoktur

    [3] Kadınlarından zihar ile ayrılmaga kalkıp da sonra dediklerini geri alacak olanların, ikisi iliskide bulunmadan once bir kole azad etmeleri gerekir. Iste siz bununla ogutleniyorsunuz. Allah her ne yaparsanız haberdardır

    [4] Ona gucu yetmeyen de karısıyla iliski de bulunmadan once iki ay sırasıyla oruc tutsun; ona da gucu yetmeyen altmıs yoksul doyursun! Bunlar, Allah´a ve peygamberine inanasınız diyedir ve bunlar Allah´ın cizdigi sınırlardır. Kafirler icin ise acı bir azap vardır

    [5] Muhakkak ki, Allah ve peygamberine had yarısına (onların koydugu sınırlardan baska sınırlar koymaga) kalkanlar, tıpkı kendilerinden oncekilerin carpıldıkları gibi (helaka) carpılırlar. Oysa Biz acık acık ayetler de indirmistik. Kafirlere ise alcaltıcı bir azap vardır

    [6] O gun ki, Allah onları hep diriltecek de butun yaptıklarını kendilerine haber verecektir. Allah, onu bir bir saymıs, onlar ise onu unutmuslardır. Allah, herseye sahittir

    [7] Allah´ın goklerde ve yerde olan herseyi bildigini gormuyor musun? Her hangi uc kisinin fısıldasması halinde mutlaka dordunculeri O´dur, bes kisinin de altıncıları mutlaka O´dur. Gerek daha az, gerek daha cok her nerede olsalar, mutlaka O, beraberlerindedir. Sonra yaptıklarını kıyamet gununde kendilerine haber verecektir. Haberiniz olsun ki, Allah herseyi tamamıyla bilir

    [8] Bakmaz mısın sunlara ki, gizli konusmaktan yasaklandılar da sonra donup yasaklandıkları seyi yapıyorlar; gunah, dusmanlık ve peygambere karsı gelme hususunda fısıldasıyorlar. Yanına geldikleri zaman da seni Allah´ın saglıklamadıgı (selamlamadıgı) bir tarzda saglıklıyorlar ve kendi iclerinden de: «Allah, bize soylediklerimiz yuzunden azap etse ya!» diyorlar. Cehennem onlara yeter, ona yaslanacaklardır. Artık o ne kotu akibettir

    [9] Ey iman edenler, sizler fısıldastıgınız zaman, aranızda gunah, dusmanlık ve peygambere isyan hususunda fısıldasmayın, iyilik ve takvayı fısıldasın! Allah´tan korkun ki, O´nun huzurunda toplanacaksınız

    [10] O gizli konusmalar (o fiskos) yalnızca seytandandır; inananları uzmek icin; oysa Allah´ın izni olmadan onlara bir zarar verecek degildir. Mu´minler de onun icin hep Allah´a dayansınlar

    [11] Ey iman edenler, sizlere meclislerde: «Yer acın!» denildigi zaman yer acın ki, Allah da size genislik versin! «Kalkın!» denildigi zaman da kalkın ki, Allah da inananlarınızı yukseltsin ve kendilerine ilim verilenleri ise derecelerle yukseltsin. Allah, butun yaptıklarınızdan haberdardır

    [12] Ey iman edenler, peygambere gizli bir sey danısacagınız zaman, fısıltınızdan once bir sadaka verin! Bu sizin icin hem bir hayır hem de daha ziyade temizliktir. Fakat gucunuz yetmezse, suphe yok ki, Allah bagıslayıcıdır, esirgeyicidir

    [13] Yoksa fısıltınızdan once sadaka vermekten korktunuz mu? Madem ki, yapmadınız, Allah da size tevbe lutfetti, artık namaza devam edin, zekatı verin ve Allah´a ve peygamberine itaat edin! Allah her ne yaparsanız haberdardır

    [14] Allah´ın gazap etmis oldugu bir topluga yardakcılık edenleri gormez misin? Onlar ne sizdendirler ne de onlardandırlar ve bile bile yalan yere yemin ederler

    [15] Allah, onlar icin cetin bir azap hazırladı. Gercekten onlar ne kotu ister yapıyorlar

    [16] Yeminlerini bir siper edindiler de Allah yolundan engellediler; onun icin onlara alcaltıcı bir azap vardır

    [17] Olası degil, onları ne malları, ne de evlatları hicbir sekilde Allah´tan kurtaramaz. Onlar cehennemliktirler. Hep onun icinde kacaklardır

    [18] Allah´ın kendilerini toplayarak yeniden diriltecegi gunde size yemin ettikleri gibi O´na da yemin edecekler ve bir sey yaptıklarını sanacaklardır. Iste onlar hep o yalancılardır

    [19] Seytan kendilerini istila etmis ve kendilerine Allah dusuncesini unutturmustur. Iste onlar seytanın yandaslarıdırlar. Uyanık ol ki, seytanın yandasları hep husrana dusenlerdir

    [20] Allah´a ve peygamberine hudud yarısına (onların koydugu sınırlardan baska sınırlar koymaga) kalkanlar, en alcaklar arasındadırlar

    [21] Allah: «Andolsun ki, Ben yenerim Ben ve peygamberlerim!» diye yazmıstır. Suphe yok ki, Allah gucludur, daima ustun gelendir

    [22] Allah´a ve ahiret gunune iman eden hicbir toplulugun Allah´a ve peygamberine karsı kanunlar koymaya kalkısan kimselerle sevisir bulamazsın; babaları veya ogulları, kardesleri veya akrabaları olsalar bile. Iste Allah´ı oyle kimseleri sevmeyen bir toplulugun kalplerine imanı yazmıs ve kendilerini tarafından bir ruh ile desteklemistir. Onları iclerinde sonsuza dek kalmak uzere altından ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. Allah onlardan hosnut olmus, onlar da O´ndan hosnut olmuslardır. Iste onlar, Allah´ın taraftarıdırlar. Uyanık ol ki, Allah´ın taraftarları hep kurtulusa erenlerdir

    Haşr

    Surah 59

    [1] Goklerdeki ve yerdeki her sey Allah´ı tesbih etmektedir. O, ustundur, hikmet sahibidir

    [2] O´dur kitap verilenlerden inkar edenleri ilk hasir icin yurtlarından cıkaran. Siz, onların cıkacaklarını sanmadınız, Onlar da kalelerinin kendilerini Allah´tan koruyacak engelleri oldugunu sandılar, fakat Allah onları hesap etmedikleri bir yonden bastırdı ve kalplerinin icine korku dusurdu. Oyle ki, evlerini bir yandan kendi elleriyle, bir yandan da mu´minlerin elleriyle harap ediyorlardı. Ey gorecek gozleri olanlar, dusunun de ibret alın

    [3] Allah onlara surgunu yazmamıs olsaydı, mutlaka dunyada kendilerine azap edecekti. Ahirette ise onlara ates azabı vardır

    [4] Cunku onlar, Allah´a ve peygamberine cephe almaya kalkıstılar; her kim de Allah´a karsı cephe alırsa, suphe yok ki, Allah azabı cetin olandır

    [5] Herhangi bir hurma agacı kestiniz, ya da kokleri uzerinde dikili bıraktıysanız, hepsi Allah´ın izniyledir ve o fasıkları (yoldan cıkmısları) perisan edecegi icindir

    [6] Allah´ın onlardan peygamberine tahvil buyurdugu (verdigi) fey´e (gelire) gelince siz ona ne at surdunuz, ne de deve. Fakat Allah, peygamberlerini diledigi kimselere musallat kılar. Allah, herseye gucu yetendir

    [7] Allah´ın peygamberine diger memleketlerden tahvil buyurdugu fey´i de Allah´a peygamberine, onun yakınlarına, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmıs kimselere verilir; yalnızca icinizden zenginler arasında dolasan bir servet olmasın diye. Bir de peygamber size her ne emir verirse onu tutun, yasakladıgından da sakının ve Allah´tan korkun; cunku Allah, cezalandırması cetin olandır

    [8] Bir de (o gelirler) yoksul muhacirler icindir ki, yurtlarından ve mallarından (uzaklastırıp) cıkarıldılar. Allah´tan bir lutuf ve hosnutluk ararlar, Allah´a ve peygamberine hizmet ederler. Iste onlardır dogru olanlar

    [9] Ve sunlar ki, onlardan once yurdu hazırlayıp imana sahip oldular, kendilerine hicret edenlere sevgi beslerler, onlara verilenlerden nefislerinde bir kaygı duymazlar, kendilerinin ihtiyacı olsa bile onları kendilerine tercih ederler. Her kim de nefsinin hırsından (cimriliginden) korunursa, iste onlardır o kurtulus bulanlar

    [10] Ve sunlar ki, onların arkalarından gelmislerdir. Soyle derler: «Ey Rabbimiz, bizleri ve onceden iman ederek bizleri gecmis olan kardeslerimizi bagısla ve gonullerimizde, iman etmis olanlara karsı kin tutturma! Ey Rabbimiz, suphe yok ki, Sen cok sefkatlisin, cok merhametlisin!»

    [11] Gormuyor musun su munafıklık yapanları, kitap ehlinden o inkar eden dostlarına: «Yemin ederiz ki, eger siz (yurdunuzdan) cıkarılırsanız kesinlikle biz de sizinle cıkarız, sizin aleyhinizde asla kimseye itaat etmeyiz ve sayet size karsı savas acılırsa muhakkak size yardım ederiz! diyorlar, Allah sahitlik ediyor ki, onlar kesinlikle yalancıdırlar

    [12] Andolsun ki eger cıkarılırsalar, onlarla birlikte cıkmazlar, eger onlara savas acılırsa onlara yardım etmezler; yardım edecek olsalar bile mutlaka arkalarını doner (kacarlar). Sonra da kurtarılmazlar

    [13] Kesinlikle onların yureklerinde sizin korkunuz Allah´ın korkusundan daha fazladır. Bu, onların anlayıssız bir topluluk olmalarındandır

    [14] Onlar sizinle ancak mustahkem mevkilerde veya duvarlar, siperler arkasında topluca savasabilirler. Kendi aralarında cekismeleri siddetlidir. Sen onları toplu sanırsın, oysa kalpleri dagınıktır. Bu, onların aklını kullanmayan bir topluluk olmalarındandır

    [15] (Onların durumu) kendilerinden az oncekiler gibidir ki, yaptıklarının cezasını tattılar, ayrıca onlara acı bir azap vardır

    [16] Tıpkı seytanın meseli gibi ki, insana: «Inkar et!» dedi de, inkar edince: «Ben senden uzagım; cunku ben alemlerin Rabbi olan Allah´tan korkarım!» dedi

    [17] Sonra ikisinin de sonu, sonsuza dek ateste kalmaları oldu. Iste zalimlerin cezası budur

    [18] Ey iman edenler, Allah´tan korkun ve kisi, yarın icin onceden ne gonderdigine baksın. Allah´tan korkun; cunku Allah, her ne yaparsanız haberdardır

    [19] Allah´ı unutmus, Allah´ın da onlara kendilerini unutturdugu kimseler gibi olmayın! Onlar, yoldan cıkmıs kimselerdir

    [20] Cehennemliklerle cennetlikler bir olmaz. Cennetlikler, hep muratlarına ermislerdir

    [21] Biz bu Kur´an´ı bir dagın uzerine indirseydik kesinlikle, sen onu, Allah korkusundan basını egmis, catlamıs gorurdun. Iste Biz o misalleri, dusunsunler diye insanlara veriyoruz

    [22] O, oyle Allah´tır ki, O´ndan baska tanrı yoktur. Gorulmeyeni de bilir, goruleni de. O, cok esirgeyen, cok bagıslayandır

    [23] O, oyle Allah´tır ki, O´ndan baska tanrı yoktur. Mulkun sahibidir, son derece mukaddestir, selamete erdirendir, guveni saglayandır, gorup gozetendir, ustundur, zorludur, buyuklukte esi olmayandır. Allah, musriklerin ortak kostuklarından munezzehtir

    [24] O, yaratan, var eden, varlıklara sekil veren Allah´tır. En guzel isimler O´nundur. Goklerde ve yerde olanlar, O´nu tesbih ederler. O, oyle ustundur, oyle hikmet sahibidir

    Mümtehine

    Surah 60

    [1] Ey iman edenler, dusmanımı ve dusmanınızı dostlar edinmeyin! Onlar, size gelen gercegi inkar etmisken siz onlara dostluk gosteriyorsunuz. Onlar, Rabbiniz olan Allah´a iman ettiginiz icin peygamberi ve sizi (yurdunuzdan) cıkarıyorlardı. Eger sizler, Benim yolumda ve hosnutlugum ugrunda savasa cıktıysanız (boyle yapmazsınız). Siz, dostluk gostererek onlara sır veriyorsunuz, oysa Ben sizin gizlediklerinizi de acıkladıklarınızı da tamamen bilirim ve icinizden her kim onu yaparsa, artık duz yolun ortasında sasırmıs olur

    [2] Eger onlar sizi yenip de ele gecirirseler, hepinize dusman kesilirler, sizlere ellerini ve dillerini kotulukle uzatır, hepinizin kafir olmasını isterler

    [3] Kıyamet gununde ne yakınlarınız, ne de evlatlarınız size fayda vermezler. O, aranızı ayıracaktır. Allah, butun yaptıklarınızı gorur

    [4] Sizin icin guzel bir ornek Ibrahim ile beraberindekiler de oldu. Onlar vaktiyle kavimlerine: «Biz, sizlerden ve Allah´tan baska taptıklarınızdan uzagız ve siz Allah´ın birligine iman edinceye kadar sizi tanımıyoruz. Sizinle aramızda ebedi bir dusmanlık basladı.» demislerdi. Yalnız Ibrahim´in babasına: «Kesinlikle senin icin bagıslanma dileyecegim fakat senin icin Allah´tan (gelecek) hicbir seyi onlemeye gucum yetmez.» demesi baska. «Ey Rabbimiz, biz ancak Sana guvendik, Sana gonul verdik ve butun gidis Sanadır!» dediler

    [5] Ey Rabbimiz, bizi o kufredenlerin fitnesi kılma ve bizleri bagısla ey Rabbimiz! Cunku Sensin ancak oyle ustun olan, oyle hikmet sahibi olan

    [6] Gercekten onlarda sizin icin, Allah´a ve ahiret gunune umit besleyenler icin guzel bir ornek olmustur. Her kim de aksine giderse bilsin ki, Allah cok zengindir, her hamd yalnız O´nadır

    [7] Umulur ki, Allah, sizinle onlardan dusmanlastıklarınız arasında bir dostluk meydana getirir. Allah gucu yetendir. Allah cok bagıslayandır, merhamet edendir

    [8] Allah size, sizinle din hususunda savasmayan ve sizi yurtlarınızdan cıkarmayan kimselere iyilik etmenizi ve kendilerine adaletli davranmanızı yasaklamaz. Cunku Allah, adalet gosterenleri sever

    [9] Allah, yalnızca sizinle din hususunda savasanlara, sizi yurtlarınızdan cıkaranlara ve cıkarılmanıza arka cıkanlara dostluk etmenizi yasaklıyor size. Her kim de onlara dostluk ederse, iste onlar, kendilerine yazık eden zalimlerdir

    [10] Ey iman edenler! Mumin kadınlar hicret ederek size geldiklerinde kendilerini imtihan edin! Imanlarını Allah bilir. Eger siz onların inanan kadınlar olduklarını ogrenirseniz, artık onları kafirlere iade etmeyin! Inanan kadınlar, kafirlere helal degildir, kafirler de mumin kadınlara helal olmazlar. Ancak kafirlerin harcadıkları mehri onlara (geri) verin! Kendilerine mehirlerini verdiginiz takdirde o inanan kadınlarla evlenmenizde de size bir gunah yoktur. Kafir kadınların da ismetlerine yapısmayın (onları nikahınızda tutmayın) ve harcadıgınızı isteyin; kafirler de harcadıklarını istesinler. Bunlar, size Allah´ın hukmudur. Aranızda O hukmediyor. Allah, bilendir, hikmet sahibidir

    [11] Eger karılarınızdan biri kafirlere kacar, siz de onlardan bunun acısını cıkarırsanız, karıları gitmis olanlara harcadıkları kadarını ganimetten veriniz ve iman etmis oldugunuz Allah´tan korkunuz

    [12] Ey peygamber, inanan kadınlar Allah´a hicbir seyi ortak kosmamaları, hırsızlık yapmamaları, zina etmemeleri cocuklarını oldurmemeleri, elleriyle ayakları arasında bir iftira uydurup getirmemeleri ve sana hicbir iyi iste karsı gelmemeleri sartıyla sana biat etmeye geldikleri zaman biatlarını kabul et ve Allah´tan onların bagıslanmalarını dile! Cunku Allah cok bagıslayandır. merhamet edendir

    [13] Ey iman edenler, Allah´ın kendilerine gazap etmis oldugu ve kabirlerdeki kafirlerin umidini kestigi gibi ahiretten umidini kesmis olan bir toplulugu dost tanımayın

    Saff

    Surah 61

    [1] Goklerdeki ve yerdeki her sey Allah icin tesbih etmektedir. O, oyle ustundur, oyle hikmet sahibidir

    [2] Ey iman edenler, nicin yapmayacagınız seyi soylersiniz

    [3] Yapmayacagınız seyi soylemeniz, Allah katında buyuk ofke ile karsılanır

    [4] Iyi bilin ki, Allah kendi yolunda kursunlu bir bina gibi saf baglayarak carpısanları sever

    [5] Hani bir zaman Musa kavmine: «Ey kavmim, benim size (gonderilmis) Allah´ın peygamberi oldugumu bildiginiz halde nicin bana eziyet ediyorsunuz?» demisti. Sonra onlar yamukluk edince, Allah´da kalplerini yamulttu. Oyle ya, Allah fasıklar guruhunu dogru yola cıkarmaz

    [6] Bir vakit de Meryem oglu Isa: «Ey Israil ogulları, ben size Allah´ın elcisiyim. Onumdeki Tevrat´ın dogrulayıcısı ve benden sonra gelecek, adı Ahmed olan bir peygamberin mujdecisi olarak geldim.» dedi. Sonra o, onlara apacık delillerle gelince: «Bu apacık bir buyudur!» dediler

    [7] Islama davet edilirken Allah´a karsı yalan uydurandan daha zalim de kim olabillr? Allah da zalimler toplulugunu muvaffak etmez

    [8] Onlar, Allah´ın nurunu agızlarıyla sondurmek istiyorlar. Allah ise nurunu tamamlayacaktır, isterse kafirler hoslanmasınlar

    [9] O´dur dinini butun dinlere ustun kılmak icin peygamberini hidayet kanunu ve hak dini ile gonderen; isterse musrikler hoslanmasınlar

    [10] Ey iman edenler, sizi acı bir azaptan kurtaracak bir ticareti gostereyim mi size

    [11] Allah´a ve Resulune iman edip mallarınız ve canlarınızla Allah yolunda savasırsınız; eger bilirseniz bu sizin icin cok hayırlıdır

    [12] Gunahlarınızı bagıslar ve sizi altından ırmaklar akan cennetlere, Adn cennetlerinde hos hos meskenlere koyar. Iste buyuk kurtulus odur

    [13] Seveceginiz bir diger (nimet) daha var; Allah´tan yardım ve yakın bir zafer! Mujdele muminleri

    [14] Ey iman edenler! Allah yardımcıları olun! Nitekim Meryem oglu Isa havarilere: «Allah yolunda benim yardımcılarım kimdir?» dedi. Havarileri: «Biz Allah (yolunun) yardımcılarıyız.» dediler. Bunun uzerine Israil ogullarından bir grup iman etti, bir grup inkar etti. Biz de iman edenleri dusmanlarına karsı destekledik o suretle onlar ustun gelip yuze cıktılar

    Cum'a

    Surah 62

    [1] Goklerde ve yerde ne varsa hepsi, mulkun sahibi, oyle lekesiz mukaddes, hem guclu hem hikmet sahibi olan Allah icin tesbih eder

    [2] O´dur, ummiler icinde kendilerinden olup onlara ayetlerini okuyan, onları temize cıkarıp parlatan, onlara kitap ve hikmet ogreten bir peygamber gonderen. Oysa bundan once acık bir sapıklık icindeydiler

    [3] Onlardan henuz kendilerine katılmamıs diger insanlara da (gondermistir o peygamberi). O, oyle guclu, oyle hikmet sahibidir

    [4] Iste o Allah´ın lutfudur, onu diledigine verir. Allah, cok buyuk lutuf sahibidir

    [5] Kendilerine Tevrat yukletilip de sonra onu tasımayanların durumu, ciltlerle kitap tasıyan esegin haline benzer. Allah´ın ayetlerini yalanlayan toplulugun durumu ne cirkin! Allah, zalimler toplulugunu dogru yola cıkarmaz

    [6] De ki: «Ey Yahudiler, siz diger insanların degil de yalnız kendinizin Allah´ın dostları oldugunuzu iddia ediyorsanız, haydi olmeyi temenni edin, eger (davanızda) samimi iseniz!»

    [7] Oysa onlar, ellerinin sundugu gunahlar yuzunden onu asla temenni etmezler. Allah zalimleri bilir

    [8] De ki: «Haberiniz olsun, o kacıp durdugunuz olum, mutlaka gelip size catacaktır; sonra O, butun gorunmeyeni ve goruneni bilene donduruleceksiniz de O size neler yaptıgınızı haber verecektir.»

    [9] Ey iman edenler, Cuma gunu namaz icin cagrı yapıldıgında hemen Allah´ın zikrine (anılmasına) kosun ve alım satımı bırakın; eger bilirseniz, o sizin icin daha hayırlıdır

    [10] Namaz kılındıktan sonra da yeryuzune dagılın, Allah´ın bol nimetinden nasip arayın ve Allah´ı cok zikredin ki, kurtulus bulabilesiniz

    [11] Boyle iken, bir ticaret veya eglenti (eglence) gorduklerinde ona fırladılar ve seni ayakta bıraktılar. De ki: «Allah´ın katındaki, eglenceden de ticaretten de hayırlıdır ve Allah rızık verenlerin en hayırlısıdır.»

    Münâfikûn

    Surah 63

    [1] Munafıklar sana geldiklerinde: «Sehadet ederiz, gercekten sen Allah´ın Resulusun!» dediler. Allah da biliyor ki, sen suphesiz O´nun Resulusun! Bununla beraber Allah sahitlik ediyor ki, dogrusu munafıklar katiyyen yalancıdırlar. Yeminlerini bir kalkan edinip de Allah yolundan yan cizmektedirler. Dogrusu onlar ne fena yapıyorlar

    [2] Munafıklar sana geldiklerinde: «Sehadet ederiz, gercekten sen Allah´ın Resulusun!» dediler. Allah da biliyor ki, sen suphesiz O´nun Resulusun! Bununla beraber Allah sahitlik ediyor ki, dogrusu munafıklar katiyyen yalancıdırlar. Yeminlerini bir kalkan edinip de Allah yolundan yan cizmektedirler. Dogrusu onlar ne fena yapıyorlar

    [3] O su yuzdendir; onlar once imana gelmisler sonra kufre gitmislerdir de o kalpleri muhurlenmistir; artık anlamaz olmuslardır

    [4] Sen onları gordugun zaman cisimleri (fiziki goruntuleri) tuhafına gider; konusurlarsa dediklerine kulak verirsin. Sanki onlar dayanmıs keresteler gibidirler. Her bagırısı aleyhlerine sanırlar. Onlar dusmandırlar, onlardan sakın! Allah gebertsin onları, nereden cevriliyorlar

    [5] Onlara: «Gelin Allah´ın Resulu sizin icin bagıslanma dilesin!» denildigi zaman da baslarını bukerler ve gorursun ki buyukluk taslayarak yan cizip giderler

    [6] Onlar icin bagıslanma dilesen de dilemesen de haklarında aynıdır; Allah, onları asla bagıslamaz ve Allah fasıklar guruhunu dogru yola cıkarmaz

    [7] Onlar: «Allah´ın Resulunun yanındakilere nafaka vermeyin ki, dagılsınlar!» diyorlar. Oysa goklerin ve yerin hazineleri Allah´ındır, fakat munafıklar anlamazlar

    [8] Diyorlar ki: «Eger Medine´ye donersek, herhalde en guclu, en serefli olan en zayıf olan alcagı oradan cıkaracaktır.» Oysa guc, haysiyet Allah´ın, Resulunun ve muminlerindir, fakat munafıklar bilmezler

    [9] Ey iman edenler, ne mallarınız, ne de evlatlarınız sizleri Allah´ı anmaktan alıkoymasın! Her kim oyle yaparsa, iste onlar, husrana dusenlerdir

    [10] Her birinize olum gelip de: «Rabbim beni kısa bir sure icin tehir etsen de sadaka versem ve iyilerden olsam!» demesinden once size verdigimiz rızıklardan (Allah icin) harcayın

    [11] Oysa Allah, eceli geldigi zaman hicbir kimseyi asla geri bırakmaz. Allah, butun yaptıklarınızdan haberdardır

    Teğâbün

    Surah 64

    [1] Goklerde ve yerde ne varsa Allah´ı tesbih eder. Mulk O´nun, hamd O´nun ve O, herseye kadirdir

    [2] O´dur sizi yaratan, oyle iken kiminiz mumin kiminiz de kafirdir. Allah ise ne yaparsanız gorur

    [3] Gokleri ve yeri hak ile yarattı, sizi sekillendirdi. Sekillerinizi de guzel yaptı. Sonunda gidis de O´nadır

    [4] Goklerde ve yerde ne varsa bilir ve her neyi saklar ve her neyi acıklarsanız hepsini bilir. Allah butun sinelerin ozunu bilir

    [5] Bundan once kufredenlerin haberi gelmedi mi size? Ki, yaptıklarının vebalini tattılar, ayrıca onlara acı bir azap da var

    [6] Cunku onlara peygamberleri apacık mucizelerle geliyorlardı da onlar: «Bizi bir insan mı yola getirecek?» deyip kufretmisler ve aksine gitmislerdi. Allah da muhtac olmadıgını gosterdi. Oyle ya; Allah zengindir, her turlu ovguye layıktır

    [7] Kufredenler asla diriltilmeyeceklerini iddia ettiler. De ki: «Hayır, Rabbim hakkı icin mutlaka diriltileceksiniz, sonra da kesinlikle yaptıklarınız size anlatılacak ve o Allah´a gore kolaydır

    [8] Onun icin siz, Allah´a, Resulune ve indirdigimiz nura (Kur´an´a) iman edin! Allah, ne yaparsanız haberdardır

    [9] Sizi o dernek gunune derecegi (toplanma gunu icin toplayacagı gun var ya), iste o gun tegabun (kar ve zarar) gunudur, her kim Allah´a iman eder de yarasıklı is yaparsa, Allah onun kabahatlarını orter ve onu icinde ebedi kalacakları altından ırmaklar akan cennetlere koyar. Iste buyuk kurtulus odur

    [10] Kufredip ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, onlar cehennemliklerdir, orada ebedi kalacaklardır. Orası ne kotu varılacak yerdir

    [11] Allah´ın izni olmadan hicbir musibet basa gelmez, her kim de Allah´a iman ederse, O, onun kalbine hidayet verir. Allah herseyi bilir

    [12] Iman edin de Allah´a itaat edin, peygambere de itaat edin. Eger aksine giderseniz bilin ki Resulumuzun gorevi acık bir tebligden ibarettir

    [13] Allah´tan baska tanrı yoktur. Onun icin muminler yalnız Allah´a dayansınlar

    [14] Ey iman edenler, haberiniz olsun ki, eslerinizden ve cocuklarınızdan size dusman olan vardır, o halde onlardan sakının! Ne var ki, affeder, kusurlarına bakmaz, orterseniz, suphe yok ki, Allah, cok bagıslayandır, merhamet edendir

    [15] Dogrusu mallarınız ve cocuklarınız bir fitne (imtihan)dır. Buyuk mukafat ise Allah katındadır

    [16] Onun icin gucunuz yettigi kadar Allah´tan korkun, dinleyin, itaat edin ve harcayın, kendiniz icin hayır yapın. Her kim de nefsinin hırsından korunursa iste onlar kurtulusa erenlerdir

    [17] Eger Allah´a bir guzel borc sunarsanız onu sizin icin katlayıverir ve sizi bagıslar. Allah, cok mukafat verendir, cezalandırmada acele etmeyendir

    [18] Gorunmeyeni de goruneni de bilir, gucludur, hikmet sahibidir

    Talâk

    Surah 65

    [1] Ey peygamber, kadınları bosayacagınız zaman, onları iddetlerine dogru bosayın ve iddeti de sayın; Rabbiniz Allah´tan korkun; acık bir terbiyesizlik yapmaları durumu dısında onları evlerinden cıkarmayın, kendileri de cıkmasınlar! Bunlar Allah´ın belirledigi sınırlardır. Her kim Allah´ın sınırlarını asarsa, kendisine zulmetmis olur. Bilmezsin, belki Allah, onun arkasından bir is cıkarır

    [2] Sonra surelerini doldurmaya yaklastıklarında, onları guzellikle tutun veya guzellikle ayrılın ve icinizden adalet sahibi iki erkegi sahit tutun! Sahitligi de Allah icin dogru yapın! Bu size soylenenleri duydunuz, bununla Allah´a ve ahiret gunune iman eden kimselere ogut verilir. Her kim de Allah´tan korkarsa, Allah ona bir cıkıs yolu saglar

    [3] Onu hatır ve hayaline gelmez bir taraftan rızıklandırır. Her kim Allah´a tevekkul ederse O ona yeter. Kesinlikle Allah emrini yerine getirir. Allah, her sey icin bir olcu tayin etmistir

    [4] Adetten kesilmis kadınlarınız hakkında supheye duserseniz, onların iddeti de uc aydır; adet gormeyenler de oyledir. Yuklulerin suresi ise dogum yapmalarıdır. Her kim Allah´tan korkarsa, Allah onun isine bir kolaylık verir

    [5] Iste bu (anlatılan hukumler), Allah´ın size indirdigi emridir. Her kim Allah´tan korkarsa, Allah onun kabahatlarını orter ve mukafatını buyutur

    [6] O kadınların, gucunuze gore oturdugunuz meskenin bir bolumunde oturmalarını saglayın ve onlara baskı yapmak icin kendilerine zarar vermeye kalkısmayın! Eger yuklu iseler, dogumlarını yapıncaya kadar nafakalarını verin! Sizin icin cocugu emzirirlerse ucretlerini verin ve aranızda guzelce anlasın. Eger zorlasıyorsanız, bu durumda cocugu baba hesabına baska bir kadın emzirecektir

    [7] Varlıklı olan varlıgı nisbetinde nafaka versin, rızkı dar olan da Allah´ın kendisine verdiginden nafaka verin! Allah hic kimseyi kendisine verdiginden baskasıyla mukellef (sorumlu) tutmaz. Allah bir zorlugun arkasından bir kolaylık yapar

    [8] Nice memleket (halkı), Rabbinin ve peygamberlerinin emrinden cıkıp azdı da Biz onu cetin bir hesaba cektik ve gorulmemis bir azaba carptırdık

    [9] O sekilde yaptıgının cezasını tattı ve isinin sonucu bir husran oldu

    [10] Allah onlar icin siddetli bir azap hazırlamıstır. O halde Allah´tan korkun, ey ozu pak, aklı temiz olanlar, iman edenler iste Allah size bir ogut indirdi

    [11] Allah´ın nurlar sacan, yollar acan ayetlerini sizlere karsı okuyan bir peygamber gonderdi, iman edip yararlı isler yapanları karanlıklardan aydınlıga cıkarsın diye. Her kim Allah´a iman edip durustce calısırsa, onu, icinde ebedi kalmak uzere altından ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. Allah ona gercekten guzel bir rızık vermistir

    [12] Allah ki, yedi gok yaratmıstır, yerden de onların bir mislini. Allah´ın herseye kadir oldugunu ve Allah´ın, bilgisiyle herseyi kusattıgını bilesiniz diye, (bunların) aralarından emir inip duruyor

    Tahrîm

    Surah 66

    [1] Ey Peygamber, sana Allah´ın helal ettigini nicin haram edersin; hanımlarının hosnutlugunu ararsın? Yine de Allah cok bagıslayandır, cok merhamet edendir

    [2] Allah size yeminlerinizin cozumlugunu (cozulmesini) farz kılmıstır ve Allah, sizin sahibinizdir. O herseyi bilendir, hikmet sahibidir

    [3] Hani peygamber hanımlarından birine gizlice bir soz soylemisti. O, onu haber verip Allah da peygambere onu actı. Peygamber (hanımına) onun bir kısmını anlattı, bir kısmından da vazgecti. Ona anlattıgı zaman hanımı: «Bunu sana kim haber verdi?» dedi. Peygamber: «Bana o herseyi bilen ve herseyden haberdar olan (Allah) haber verdi» dedi

    [4] Eger (ikiniz) Allah´a tevbe ederseniz, ne iyi; cunku ikinizin de kalpleri egildi. Yok, eger peygambere karsı birbirinize arka cıkmaya kalkısırsanız haberiniz olsun ki, onun yardımcısı Allah´tır, Cebrail´dir ve durust mu´minlerdir. Onun arkasından da melekler ona arka cıkar

    [5] Sayet o sizi bosarsa belki de Rabbi sizin yerinize ona, sizden daha hayırlı, kendisini Allah´a teslim eden, inanan, ictenlikle itaat eden, tevbe eden, ibadet eden, oruc tutan dul ve bakire esler verir

    [6] Ey iman edenler, kendilerinizi ve ailelerinizi bir atesten koruyun ki, onun yakacagı insanlar ve taslardır; onun basında son derece katı, cetin mi cetin melekler gorevlidir. Allah kendilerine ne emrettiyse ona isyan etmezler ve emrolundukları her seyi yaparlar

    [7] Ey kafirler o gun ozur dilemeye kalkısmayın, cunku siz, ancak yaptıklarınızın cezasını cekeceksiniz

    [8] Ey iman edenler, Allah´a oyle tevbe ile tevbe edin ki, nasuh (gayet ciddi, samimi) bir tevbe olsun! Ola ki Rabbiniz kusurlarınızı orter, Allah´ın peygamberi ve onun beraberinde iman edenleri utandırmayacagı gunde sizi altından ırmaklar akan cennetlere koyar. Onların nurları, onlerinde ve sag yanlarında kosacak, soyle diyecekler: «Ey Rabbimiz, bizlere nurumuzu tamamla ve bizi bagısla; suphesiz ki sen her seye kadirsin!»

    [9] Ey Peygamber, kafirlerle ve munafıklarla savas ve onlara kalın bulun (katı davran)! Onların varacakları yer cehennemdir. Ona gidis de ne kotu gidis

    [10] Allah kufredenlere Nuh´un karısı ile Lut´un karısını misal verdi. O iki kadın kullarımızdan birer salih kulun nikahı altında idiler, onlara hiyanet ettiler; o yuzden o iki salih kul da onları, Allah´ın azabından zerrece kurtaramadılar ve o iki kadına: «Girin atese girenlerle beraber!» denildi

    [11] Allah iman edenlere de Firavun´un karısını misal verdi. Hani o soyle demisti: «Ey Rabbim benim icin katında cennette bir ev yap, beni Firavun´dan ve onun kotu islerinden kurtar ve kurtar beni bu zalimler toplulugundan!»

    [12] Bir de iffetini pek saglam korumus olan Imran kızı Meryem´i (misal verdi). Biz ona ruhumuzdan ufledik; o, Rabbinin sozlerini ve kitaplarını tasdik etmisti ve ictenlikle itaat edenlerdendi

    Mülk

    Surah 67

    [1] Ne yucedir O ki, mulk O´nun elindedir ve O, herseye gucu yetendir

    [2] O ki, olumu ve dirimi yarattı, sizi imtihana cekip hanginizin davranıs bakımından daha guzel oldugunu bildirmek icin. O oyle guclu, bagıslayandır

    [3] O ki, birbirine uygun yedi gok yaratmıstır. O Rahman´ın yarattıgında hicbir nizamsızlık goremezsin. Haydi cevir gozu(nu), gorebilir misin hicbir catlak, bir kusur

    [4] Sonra gozu(nu) tekrar tekrar cevir; o goz, gucsuz, yorgun bir halde sana doner

    [5] Andolsun ki, Biz o dunya gogunu takım takım kandillerle donattık ve onları seytanlar icin atmalar (atıs yapılan mermiler) yaptık; ayrıca onlara o cılgın ates azabını hazırladık

    [6] Kendi Rablerini inkar edenler icin de cehennem azabı vardır. Ona gidis de ne kotu sondur

    [7] Icine atıldıklarında onun kaynarken cıkan hıckırısını isitirler

    [8] Hemen hemen ofkeden patlayacak gibi bir hale gelir, icine bir alay atıldıkca her defasında onun bekcileri onlara: «Size gocundurucu (uyarıcı) bir peygamber gelmedi mi?» diye sorarlar

    [9] Onlar: «Evet, bize gocundurucu (uyarıcı) bir peygamber geldi; ama biz ona inanmadık ve «Allah hicbir sey indirmedi. Siz buyuk sapıklık icindesiniz.» diye yalanladık.» derler

    [10] Ve derler ki: «Biz dinleseydik veya aklımızı kullansaydık, bu cılgın atesin icinde bulunmazdık!»

    [11] Iste gunahlarını itiraf ettiler. Kahrolsun, o halde cılgın ates yarenleri

    [12] Cunku O Rablerine gormeden saygı besleyenler var ya, muhakkak ki, bagıslanma ve buyuk bir mukafat onlar icindir

    [13] Sozunuzu ister gizleyin, ister acıga vurun. Cunku O, butun sinelerin ozunu bilir

    [14] Bilmez mi O yaratan ki, O herseyi inceden inceye bilen, her seyden haberdar olandır

    [15] O, yeryuzunu size boyun egdiren yaratıcıdır. Haydi, o arzın omuzlarında yuruyun de O´nun rızkından yiyin. Donus yalnızca O´nadır

    [16] Emin misiniz o goktekinden; sizinle yeri gocuruvermesinden? O zaman bakarsın ki, o yer calkalanıyor

    [17] Yoksa siz gokte olanın uzerinize mermiler yagdıran birini gondermesinden guvencede misiniz? O zaman tehdidimin nasıl oldugunu bilirsiniz

    [18] Andolsun ki, onlardan oncekiler de yalanladılar, ama nasıl oldu inkarım

    [19] Bakmazlar mı ustlerinde ucan kuslara, kanat suzerlerken ve yumarlarken? Rahman´dır ancak onları tutan! Suphesiz ki, O herseyi gorur

    [20] Ya da kim oluyor sizin Rahman´dan baska (yardım beklediginiz) su ordularınız ki, sizi kurtarsın? Kafirler ancak bir aldanıs icindedirler

    [21] Ya da o rızkınızı keserse, kimdir su sizlere rızık verecek olan? Hayır bir urkuntu ve azgınlık icinde inada dalmıslar

    [22] Simdi yuz ustu kapanarak giden mi daha dogru, yoksa dosdogru bir cadde uzerinde dumduz giden mi

    [23] De ki: «O´dur ancak sizi yaratan, size dinleyecek kulak, gorecek gozler, duyacak gonuller veren! Fakat sizler pek az sukrediyorsunuz!»

    [24] De ki: «O´dur sizi yeryuzunde zurriyet halinde yaratıp yayan! Nihayet hep toplanıp O´nun huzuruna getirileceksiniz!»

    [25] Boyle iken diyorlar ki: «Ne zaman (gerceklesecek) bu tehdit? Eger dogru soyleyenlerseniz?»

    [26] De ki: «(Ona ait) o bilgi ancak Allah´ın katındadır. Ben, yalnızca acıkca anlatan bir uyarıcıyım (peygamberim).»

    [27] Derken vakti gelip de onu yakından gorduklerinde o inkar edenlerin yuzleri kotulesti ve: «Iste o sizin kendinize davet edip durdugunuz budur!» denildi

    [28] De ki: «Gordunuz mu, Allah beni ve beraberimdekileri yok etse ya da bize merhamet buyursa, iki takdirde de kafirleri elem verici azaptan kurtaracak kimdir?»

    [29] De ki: «O, oyle Rahman´dır, iste biz O´na iman ettik ve O´na dayanmaktayız. Ileride sizler de kimin acık bir sapıklık icinde bulundugunu bileceksiniz!»

    [30] De ki: «Gordunuz mu, eger sabaha kadar suyunuz batakalırsa (cekilecek olsa), size kim bir akarsu getirebilir

    Kalem

    Surah 68

    [1] Nun, Kaleme ve kalem ehlinin satıra dizdiklerine ve dizecekleri hakkı icin

    [2] sen Rabbinin nimeti sayesinde, deli degilsin

    [3] Ve muhakkak senin icin tukenmez bir mukafat var

    [4] Ve herhalde sen, pek buyuk bir ahlak uzerindesin

    [5] Yakında goreceksin ve gorecekler

    [6] O fitne, o delilik hanginizdeymis

    [7] Suphesiz Rabbindir, yolundan sapanı en iyi bilen, yine O´dur dogru yola erenleri en iyi bilen

    [8] O halde tanıma o yalan diyenleri

    [9] Arzu ettiler ki, sen (onları) yaglasan onlar da sana yag yapacaklardı

    [10] Tanıma sunların hic birini; cok yemin eden o asagılık

    [11] gammaz, koguculukla gezer

    [12] hayrı engelleyen, saldırgan, vebal yuklu

    [13] zobu (kaba), sonra da takma (soysuzlukla damgalı)

    [14] mal ve ogulları var diye

    [15] Karsısında ayetlerimiz okunurken: «Eskilerin masalları.» dedi

    [16] Yakında Biz onu o hortumunun uzerinden damgalayacagız

    [17] Haberiniz olsun ki, Biz onlara bela vermisizdir, (tıpkı) o bag sahiplerine bela verdigimiz gibi. O sırada ki, sabah olunca mutlaka onu devsireceklerine yemin etmislerdi

    [18] (Allah izin verirse, diye) bir istisna da yapmıyorlardı

    [19] Derken onlar uyurken Rabbin tarafından bir dolasan (afet) onun uzerinden dolasıverdi

    [20] Sabaha kadar o bag sırıma (bicilmis tarlaya) donmustu

    [21] Derken sabaha yakın birbirlerine seslendiler

    [22] Haydi, kesecekseniz harsinize (ekininize) erkence kosun! dediler

    [23] Hemen fırladılar, soyle mızırdasıyorlardı (fısıldasıyorlardı)

    [24] Sakın bugun aranıza bir yoksul sokulmasın! diyorlardı

    [25] Sadece engelleme gucune sahip (bir tavırla) erkenden gittiler

    [26] Ama bagı gorduklerinde: «Biz her halde yanlıs gelmisiz

    [27] Yok, biz mahrum edilmisiz.» dediler

    [28] En mutedil olanları: «Ben size Rabbinizi tesbih etsenize, demedim mi?» dedi

    [29] Onlar: «Rabbimiz Seni tenzih ederiz, dogrusu bizler zalimlermisiz!» dediler

    [30] Sonra donduler, kendilerini kınıyorlardı

    [31] Yazıklar olsun bizlere; bizler dogrusu azgınlarmısız

    [32] Ola ki, Rabbimiz bize onun yerine daha hayırlısını verir; gercekten biz butun umidimizi Rabbimize ceviriyoruz.» diye

    [33] Iste boyledir azap. Elbette ahiret azabı daha buyuktur, fakat bilselerdi

    [34] Suphesiz ki, korunan takva sahipleri icindir Rabbinin katında nimetleri bol cennetler

    [35] Ya artık, muslumanları suclular gibi yapar mıyız

    [36] Neyiniz var, nasıl hukmediyorsunuz

    [37] Yoksa size ait bir kitap var da onda su dersi mi okuyorsunuz

    [38] Siz bu alemde neyi begenirseniz o mutlaka sizin olacak diye (mi yazıyor o kitapta)

    [39] Yoksa size karsı uzerinizde kıyamet gunune kadar surecek yeminler taahhutler mi var, «Siz her ne hukum verirseniz mutlaka oyle olacak.» diye

    [40] Sor bakalım onlara, iclerinden ona kefil hangisi

    [41] Yoksa onların ortakları mı var? O halde ortaklarını getirsinler, dogru soyluyorsalar

    [42] Saktan kesfolunacagı (gercek butun cıplaklıgıyla ortaya konulup is buyumeye basladıgı) gun secdeye davet edililirler, ama artık gucleri yetmez

    [43] Gozleri dusmus, kendilerini bir zillet sarmıs bulunur. Oysa onlar, o secdeye sag salim iken davet ediliyorlardı

    [44] O halde Bana bırak bu sozu yalanlayanları! Biz onları bilmeyecekleri yonden derece derece azap ucurumuna yuvarlarız

    [45] Ve Ben, onların iplerini uzatır (sure tanır)ım, cunku fendim saglamdır

    [46] Yoksa sen onlardan bir ucret istiyorsun da bu yuzden onlar agır borc altında mı eziliyorlar

    [47] Yoksa gayb yanlarında da onlar mı yazıyorlar

    [48] O halde Rabbinin hukmune sabret de balık sahibi (Yunus peygamber) gibi olma! Hani o, ofkeye bogulmus da seslenmisti

    [49] Ona Rabbinden bir nimet yetismis olmasaydı, o fezaya, alana elbette yerilmis olarak atılacaktı

    [50] Fakat Rabbi onu secti de iyilerden kıldı

    [51] Ve gercekten o kufredenler o zikri (Kur´an´ı) isittikleri zaman az daha seni gozleriyle kaydıracaklardı; bir de durmuslar: «O suphesiz bir deli.» diyorlar

    [52] Halbuki o (Kur´an) butun akıllı alemler icin bir oguttur

    Hâkka

    Surah 69

    [1] O hak olan (kıyamet)

    [2] Nedir o hak olan (kıyamet)

    [3] Ve sana dirayetle ne bildirdi, o hak olan (kıyamet)in ne oldugunu

    [4] Semud ve Ad inanmadı o (beyinlerinde patlayacak) kıyamete

    [5] Semud haddi asan (korkunc bir gurultu) ile yok edildi

    [6] Ad ise siddetli bir ruzgar, azgın bir fırtına ile yok edildi

    [7] Allah, koklerini kesmek icin onu yedi gece, sekiz gunduz aralıksız onların uzerine musallat etti. Bir de gorursun o toplulugu ki, o sure zarfında icleri kof hurma kutukleri gibi yıkılıp kalmıslar

    [8] Bak simdi gorebilir misin onlardan bir kalıntı

    [9] Firavun da, ondan oncekiler de altı ustune getirilen o ulkeler(in halkı Lut kavmi) de hep o hatayı islediler

    [10] Hep Rablerinin peygamberine karsı geldiler; o da onları gittikce artan bir tutusla alıverdi

    [11] Oysa Biz, o su kabardıgı zaman sizi akan gemide tasıdık

    [12] Onu sizlere bir ibret yapalım ve belleyici kulaklar bellesin diye

    [13] Cunku Sur´a bir tek ufleme uflendiginde

    [14] o yer ve daglar yukletilip arkasından bir carpılıs carpıldıklarında

    [15] iste o zaman o kıyamet kopmus olacaktır

    [16] Ve gok yarılmıs, o da o gun sarkmıstır

    [17] Melek de kenarları uzerindedir ve ustlerinde o gun Rabbinin Ars´ını sekiz melek tasır

    [18] O gun (sorguya) arzolunursunuz; oyle ki, gizli bir haliniz kalmaz

    [19] iste o zaman, kitabı sagından verilen der: «Alın okuyun kitabımı

    [20] Cunku ben hesabıma kavusacagımı sezmistim.»

    [21] Artık o hosnut bir hayattadır

    [22] Yuksek bir cennettedir

    [23] Devsirmeleri (meyveleri) yakındadır

    [24] Yiyin, icin, afiyet olsun; gecmis gunlerde yaptıklarınıza karsılık olarak

    [25] Ancak kitabı sol tarafından verilen der ki: «Eyvah! Keske kitabım verilmeseydi bana

    [26] Ve hesabımın ne oldugunu ogrenmeseydim

    [27] Ne olurdu o olum is bitiren olsaydı

    [28] Malım benden yana hicbir seye yaramadı

    [29] Mahvoldu saltanatım, gucum!»

    [30] Tutun onu, hemen baglayın onu

    [31] Sonra ancak cehenneme yaslayın onu

    [32] Sonra da boyu yetmis arsın bir zincirde yollayın onu

    [33] Cunku o, sanı yuce Allah´a inanmıyordu

    [34] Yoksulun yiyecegine hic bakmıyordu

    [35] Bugun de ona burada kanı sıcak bir yakın yoktur

    [36] Bir irinden baska bir yiyecek de yoktur

    [37] Onu gunahkar canilerden baska kimse yemez

    [38] Artık yok, yemin ederim gorduklerinize

    [39] ve gormediklerinize

    [40] O (Kur´an), hic suphesiz sanlı bir peygamberin getirdigi sozdur

    [41] Ve O, bir sair sozu degildir. Siz pek az inanıyorsunuz

    [42] Bir kahin sozu de degildir. Siz pek az dusunuyorsunuz

    [43] O, alemlerin Rabbi tarafından indirilmedir

    [44] O Bizim adımıza bazı laflar uydurmaya kalkıssaydı

    [45] Elbette Biz onu, o yuzden yeminiyle yakalar (kuvvetle tutar hıncını alır)dık

    [46] Sonra da onun iligini keser atardık

    [47] O vakit sizden hicbiriniz ona siper de olamazdınız

    [48] Ve o, hic suphesiz takva sahipleri icin unutulmayacak bir oguttur

    [49] Bununla beraber Biz biliyoruz ki, sizden inanmayanlar var

    [50] Ve kesinlikle o, kafirler icin bir hasret (vahlanma) vesilesidir

    [51] O, hic suphesiz, gercegin ta kendisidir

    [52] Haydi, Rabbinin yuce ismi ile tesbih et

    Me'âric

    Surah 70

    [1] Isteyen biri, olacak bir azabı istedi

    [2] Kafirler icin yok onu engelleyecek

    [3] O, miracların sahibi Allah´tandır

    [4] Melekler ve Ruh (Cebrail), suresi elli bin yıl tutan bir gunde ona yukselip cıkarlar

    [5] O halde sabret biraz, guzel bir sabır ile

    [6] Cunku onlar, onu uzak gorurler

    [7] Biz ise onu yakın goruruz

    [8] O gun, gok erimis bir maden gibi olur

    [9] Daglar da atılmıs renkli yun gibi

    [10] Ve bir dost dosta halini sormaz

    [11] Birbirlerine gosterilirlerken, suclu o gunun azabından kurtulmak icin fidye vermek ister; ogullarını

    [12] karısını, kardesini

    [13] kendisini barındıran fasilesini (kabilesini)

    [14] ve yeryuzunde bulunanların hepsini (verip) sonra kendisini kurtarsa

    [15] Hayır, cunku o salgın alevli bir atestir

    [16] Derileri soyan atestir

    [17] Cagırır arkasını donup tersine gideni

    [18] Toplayıp toplayıp kasaya yıganı

    [19] Gercekten insan hırslı ve huysuz yaratılmıstır

    [20] Fenalık dokununca mızıkcı

    [21] hayır dokununca kıskanctır

    [22] Sadece namaz kılanlar bunun dısındadır

    [23] Onlar ki, namazlarına devam ederler

    [24] Onlar ki, mallarında belli bir hak vardır

    [25] Hem isteyen icin, hem de istemekten utanan yoksul icin

    [26] Ve onlar ki, ceza gununu tasdik ederler

    [27] Ve onlar ki, Rablerinin azabından korkarlar

    [28] Cunku Rablerinin azabından emin olunmaz

    [29] Ve onlar ki, apıslarını (ırzlarını) korurlar

    [30] Ancak karılarına ve sahibi bulundukları cariyelere baska, cunku bundan dolayı kınanmazlar

    [31] Fakat ondan otesini arayanlar ise haddi asan hasarılardır

    [32] Ve onlar ki, kendilerine emanet edileni korur, verdikleri sozu yerine getirirler

    [33] Ve onlar ki, sahitliklerinde durustdurler

    [34] Ve onlar ki, namazları uzerine muhafızlık ederler

    [35] Iste onlar, cennetlerde agırlananlardır

    [36] Simdi ne oluyor o kufredenlere ki, sana dogru boyunlarını uzatarak kosuyorlar

    [37] Sagdan ve soldan boluk boluk

    [38] Onlardan her biri nimet cennetine sokulacagını mı umuyor

    [39] Yagma yok, Biz onları o bildikleri seyden yarattık

    [40] Artık o doguların ve batıların Rabbi icin yemine ne hacet; suphesiz ki, Bizim elbette gucumuz yeter

    [41] Onları kendilerinden hayırlısına degistirebiliriz ve Bizim onumuze gecilmez

    [42] O halde bırak onları, kendilerine vadolunan gune catacakları ana kadar dalsınlar ve oynayadursunlar

    [43] O gun ki, kabirlerden hızlı hızlı cıkacaklar, sanki, cantalarıyla dikmelere (putlara) gidiyorlarmıs gibi fırlayacaklar

    [44] Gozleri duskun, kendilerini bir zillet saracak da saracak. Odur iste onların vadolunup durdukları gun

    Nûh

    Surah 71

    [1] Haberiniz olsun ki, Biz Nuh´u: «Kendilerine elim bir azap gelmeden once kavmini uyar!» diye kavmine gonderdik

    [2] Dedi ki: «Ey kavmim, haberiniz olsun, ben size acık bir uyarıcıyım

    [3] Soyle ki, Allah´a kulluk edin, O´ndan korkun ve bana itaat edin

    [4] Gunahlarınızı bagıslasın ve sizi belirli bir vakte kadar ertelesin. Kuskusuz, Allah´ın takdir ettigi vakit gelince ertelenmez, eger bilseydiniz!»

    [5] Dedi ki: «Ey Rabbim, ben kavmimi gece gunduz davet ettim

    [6] Fakat benim cagırmam, sadece onların kacmalarını artırdı

    [7] Ve ben, onları bagıslaman icin her davet ettigimde onlar, parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerine burunduler, direndiler ve kibirlendikce kibirlendiler

    [8] Sonra ben onları yuksek sesle cagırdım

    [9] Sonra hem ilan ederek soyledim onlara, hem gizli gizli soyledim

    [10] Gelin, Rabbinizin bagıslamasını isteyin, cunku O, bagıslaması cok bir bagıslayandır! dedim

    [11] Bol hayır (yagmur) ile gogu uzerinize salsın

    [12] Size mallar ve ogullarla yardım etsin ve sizin icin cennetler yapsın, sizin icin ırmaklar yapsın

    [13] Neden siz Allah icin bir vakar ummazsınız

    [14] Oysa O, sizi bu asamaya kadar asama asama yaratmıstır

    [15] Gormediniz mi, Allah´ın yedi gogu nasıl uygun tabakalar halinde yarattıgını

    [16] Ayı iclerinde bir ısık, gunesi de bir lamba yapmıstır

    [17] Ve Allah, yerden ot bitirir gibi, sizi yetistirdi

    [18] Sonra sizi onda geri cevirecek ve sizi bir cıkarıs daha cıkaracak

    [19] Allah, yeri sizin icin bir sergi yapmıstır

    [20] Ondan (acılan) genis genis yollarda gidesiniz diye

    [21] Nuh dedi ki: «Ey Rabbim! biliyorsun onlar, bana isyan ettiler, malı ve cocugu kendisine hasardan baska birsey arttırmayan kimsenin ardınca gittiler

    [22] Buyuk buyuk hilelere giristiler

    [23] Sakın ilahlarınızı bırakmayın; ne Vedd´i ne Suva´ı, ne Yagus´u, ne Yeuk´u ve ne de Nesr´i dediler

    [24] Coklarını sasırttılar. Sen de zalimlerin ancak saskınlıklarını artır!»

    [25] Bir cok gunahları yuzunden suda boguldular da atese atıldılar ve kendilerine Allah´tan baska yardımcılar bulamadılar

    [26] Nuh demisti ki: «Ey Rabbim, yeryuzunde (yurt sahibi) hicbir kimse bırakma!»

    [27] Cunku Sen, onları bırakırsan, kullarını yoldan cıkarıyorlar ve nankor facirden baskasını dogurmuyorlar

    [28] Ey Rabbim, beni, babamı, annemi, mumin olarak evime gireni, butun inanan erkekleri ve inanan kadınları bagısla! Zalimlerin ise ancak helakını artır!»

    Cinn

    Surah 72

    [1] De ki: «Cinlerden bir grubun (Kur´an´ı) dinleyip de soyle dedikleri bana vahyolundu: «Inan olsun biz acaip bir Kuran dinledik

    [2] Dogru yola iletiyor. Biz de ona iman ettik, Rabbimize hic kimseyi ortak kosmayacagız

    [3] Dogrusu O Rabbimizin sanı cok yuksektir, ne bir arkadas edinmis, ne de bir cocuk

    [4] Dogrusu bizim beyinsiz, Allah´a karsı sacma seyler soyluyormus

    [5] Dogrusu biz insanları ve cinleri Allah´a karsı asla yalan soylemez sanmısız

    [6] Dogrusu insanlardan bazı erkekler cinlerden bazı erkeklere sıgınırlardı da onların istilalarını artırıyorlardı

    [7] Dogrusu onlar sizin sandıgınız gibi sanmıslardı ki, Allah hicbir kimseyi asla peygamber gondermeyecek

    [8] Dogrusu biz o gogu yokladık da onu kuvvetli muhafızlar ve atılmaya hazır atesin aleviyle doldurulmus bulduk

    [9] Dogrusu biz dinlemek icin onun bazı mevkilerinde otururduk. Fakat simdi her kim dinleyecek olursa, kendisini gozetleyen bir alev buluyor

    [10] Dogrusu biz bilmiyoruz, o yeryuzundeki kimselere bir kotuluk mu arzu edilmistir, yoksa Rableri onlara bir hayır mı dilemistir

    [11] Dogrusu bizler: Bizlerden iyi olanlar da var, olmayanlar da var. Dilim dilim tarikatlar olmusuz

    [12] Dogrusu biz anladık ki, Allah´ı yeryuzunde aciz bırakmamıza ihtimal yok, kacmakla da O´nu asla aciz bırakamayız

    [13] Dogrusu biz o hidayet rehberini dinledigimizde ona iman ettik. Her kim O Rabbine iman ederse artık ne hakkı yenmek ne de istila olunmak korkusu kalmaz

    [14] Ve dogrusu bizler: Bizlerden muslumanlar da var, bizlerden haksızlar da var. Musluman olanlar, iste onlar dogru yolu arayanlardır

    [15] Ama haksızlar, cehenneme odun olmuslardır!»

    [16] Onlar gercekten o yol uzere dosdogru gitselerdi, elbette kendilerini bol bir su ile suvarırdık

    [17] Onları onun icinde imtihan edelim diye. Her kim de Rabbini anmaktan yuz cevirirse O, onu gittikce yukselen bir azaba sokar

    [18] Suphesiz ki, mescitler hep Allah icindir, o halde Allah´ın yanında baska birine dua etmeyin

    [19] Allah´ın kulu kalkmıs O´na dua ederken neredeyse onun etrafında keceler gibi birbirlerine gececeklerdi

    [20] De ki: «Ben ancak Rabbime dua ederim ve O´na hicbir ortak kosmam.»

    [21] De ki: «Haberiniz olsun, ben size kendiligimden ne bir zarar verebilirim, ne de bir irsad yapabilirim

    [22] De ki: «Allah´tan beni kimse kurtaramaz ve ben, O´ndan baska bir sıgınacak bulamam

    [23] Ancak Allah´tan ve elcilik gorevlerinden bir teblig yapabilirim. Her kim de Allah´a ve Rasulune isyan ederse, muhakkak ona icinde ebedi kalacakları cehennem atesi vardır

    [24] Nihayet o vadolundukları seyi gorduklerinde, artık bileceklerdir, kimmis yardımcısı en zayıf ve sayıca en az olan

    [25] De ki: «Ben dirayetle bilmem, o size vadolunan yakın mı, yoksa Rabbim onun icin bir uzun sure mi koyar?»

    [26] O butun gaybı bilir, fakat gaybına kimseyi apacık vakıf kılmaz

    [27] Sectigi bir elciden baska; cunku onun onunden ve ardından gozetleyiciler dizer

    [28] Rablerinin gonderdiklerini hakkıyla ulastırmıs olduklarını, onlarda bulunan her seyi kusattıgını ve herseyi bir bir saymıs oldugunu bilsin diye

    Müzzemmil

    Surah 73

    [1] Ey o ortunen

    [2] gece kalk, pek azı haric

    [3] yarısı, yahut ondan biraz eksilt (yarısından az kalk)

    [4] veya artır (buna ilave et, yarısından ziyade kıl) ve Kur´an´ı agır agır, guzel guzel oku

    [5] Cunku Biz sana agır bir soz vahyedecegiz

    [6] Cunku gece nesesi, hem daha dokunaklı hem de deyisce daha saglamdır

    [7] Cunku sana gunduzun uzun bir yuzus vardır (bircok mesguliyetin vardır)

    [8] Rabbinin ismini an ve herseyden kesilerek O´na cekil (O´na butun varlıgınla yonel)

    [9] O dogunun ve batının Rabbi´dir. O´ndan baska tanrı yoktur. O halde yalnız O´nu vekil tut

    [10] Baskalarının sozlerine sabret ve onları guzel bir terkedisle terket

    [11] Refah ve zevk sahibi o inkarcıları Bana bırak ve onlara biraz muhlet ver

    [12] Cunku Bizim yanımızda bukagılar ve ates var

    [13] bogazda kalan bir yiyecek ve acı bir azap vardır

    [14] O gun yer ve daglar sarsılacak, daglar erimis bir kum yıgınına donecektir

    [15] Haberiniz olsun Biz size uzerinize sahit olacak bir peygamber gonderdik, tıpkı Firavun´a peygamber gonderdigimiz gibi

    [16] Firavun o peygambere isyan etti de Biz onu vahim bir tutusla tuttuk alıverdik

    [17] O halde eger inkar ederseniz, cocukları ak saclı kocalara (ihtiyarlara) cevirecek olan o gunde nasıl korunursunuz

    [18] Gok onun dehsetiyle catlamıstır ve O´nun va´di yerine getirilmistir

    [19] Iste bu, bir oguttur; artık dileyen Rabbine (varan) bir yol tutar

    [20] Gercekten Rabbin biliyor ki sen, muhakkak gecenin ucte ikisine yakınını, yarısını ve ucte birini ibadetle geciriyorsun, beraberinde bulunan bir grup da (boyle yapıyor). Oysa geceyi, gunduzu Allah takdir eder. Sizin bundan otesini basaramayacagınızı bildigi icin size lutuf ile muamelede bulundu. Bundan boyle Kur´an´dan kolayınıza geleni okuyun; O, icinizden hastaların olacagını, diger bir kısmının Allah´ın lutfundan bir kar aramak uzere yeryuzunde yol tepeceklerini, diger bir kısmının da Allah yolunda carpısacaklarını bilmektedir; O halde o (Kur´an)dan kolayınıza geleni okuyun; namazı kılın, zekatı verin ve Allah´a karz-ı hasen verin! Kendi hesabınıza hayır olarak ne (iyilik) yapıp gonderirseniz, onu Allah yanında daha hayırlı ve karsılık olarak daha buyuk bulacaksınız. Allah´tan bagıslanma dileyin! Suphesiz ki Allah, cok bagıslayan, cok merhamet edendir

    Müddessir

    Surah 74

    [1] Ey (sarılıp) burunen

    [2] kalk artık uyar

    [3] ve Rabbini artık buyukle

    [4] elbiseni artık temizle

    [5] pislikleri artık uzaklastır

    [6] coksunarak (yaptıgını cok gorerek) basa kakma

    [7] ve Rabbin (rızası) icin sabret

    [8] Cunku o boru (Sur) bir otturuldu mu

    [9] iste o gun cok zorlu bir gundur

    [10] kafirlere hic kolay degildir

    [11] Bana bırak temtek olarak yarattıgım o herifi

    [12] kendisine uzun boylu servet verdim

    [13] goz onunde ogulları

    [14] hem kendisine bir doseyis dosedim (seref ve itibar verdim)

    [15] Sonra o daha da arttırmamın hırsı icindedir

    [16] Hayır! O Bizim ayetlerimize karsı alabildigine inatcı kesildi

    [17] Ben onu dimdik sarpa sardıracagım

    [18] Cunku o bir dusundu, olctu bicti

    [19] Kahrolası, nasıl olcup bicti

    [20] Sonra (yine) kahrolası nasıl olcup bicti

    [21] Sonra baktı

    [22] sonra kasını cattı ve eksiyerek surat astı

    [23] Sonra ardına donup buyukluk tasladı

    [24] Bu, dedi, baska degil sadece otedenberi nakledilegelen bir sihirdir

    [25] insan sozunden baska birsey degildir!»

    [26] Onu Sekar´a yaslayacagım

    [27] Sekar´ın ne oldugunu bilir misin

    [28] Ne bir parca kor, ne bırakır

    [29] Insana susamıs bir susuzdur

    [30] Uzerinde ondokuz (bekci melek) vardır

    [31] Biz o atesin muhafızlarını hep melekler yaptık, sayılarını da sadece inkarcılar icin bir fitne vesilesi kıldık ki, kitap verilenler kesin inanc edinsin, inananların imanını arttırsın, kitap verilenlerle, muminler suphelenmesin, kalplerinde hastalık bulunanlarla kafirler: «Allah bununla mesela ne demek istiyor?» desin, iste boyle Allah, diledigini sasırtır, diledigine de yola getirir. Rabbinin ordularını sadece kendisi bilir; ve o ancak dusunmek icin insanlara bir oguttur

    [32] Hayır, hayır! O ay´a

    [33] dondugu an o geceye

    [34] actıgı sıra o sabaha andolsun ki

    [35] Sekar muhakkak buyuklerin (belaların) biridir

    [36] Insanları ikaz etmek icin

    [37] icinizden ileri gitmek veya geri kalmak isteyen kimseleri

    [38] Her nefis kazancına baglıdır

    [39] ancak sagın adamları

    [40] Cennetlerdedir; sorusur dururlar

    [41] suclulardan

    [42] Sizi Sekar´a sokan nedir? diye

    [43] (Onlar) derler: «Biz namaz kılanlardan degildik

    [44] fakirlere yemek yedirmezdik

    [45] batakcılarla dalar giderdik

    [46] ve hesap gunune yalan derdik

    [47] bize o olum gelinceye kadar!»

    [48] Fakat o zaman sefaatcilerin sefaati fayda vermez

    [49] O ogutten yuz cevirirlerken simdi ne mazeretleri var

    [50] Sanki urkmus yaban esekleri

    [51] arslandan kacmaktalar

    [52] Yok! Onlardan her kisi kendisine ayrı sahifelerle tezkireler (ihtarnameler) dagıtılmasını istiyor

    [53] Hayır! Dogrusu ahiretten korkmuyorlar

    [54] Hayır, hayır! O muhakkak bir uyarıdır

    [55] Dileyen onu dusunur

    [56] Bununla beraber Allah dilemeyince, dusunmezler; koruyacak da O´dur, bagıslayacak da

    Kıyâme

    Surah 75

    [1] Yoo! Yemin ederim o kalkım gunune (kıyamet gunune)

    [2] Yine Yoo! Yemin ederim o pisman cana (kınayan nefse)

    [3] insan sanıyor mu ki kemiklerini derleyemeyiz

    [4] Evet derleriz, parmak (uc)larını bile tesviyeye (eski haline getirmeye) gucumuz yeter

    [5] Fakat insan onunde (ileride) gunah islemek ister

    [6] sorar: «O kıyamet gunu ne zaman?» diye

    [7] Ne zaman ki o goz simsek cakar

    [8] ay tutulur

    [9] gunes ve ay toplanır

    [10] O gun insan: «Nereye kacmalı?» der

    [11] Hayır hayır! Yok bir siper

    [12] O gun ancak siper (varılacak yer) Rabbinedir

    [13] o gun insan, once ve sonra yaptıkları ile ayıtılır

    [14] Dogrusu insan kendine karsı bir basirettir (kendisinin ne yaptıgını gayet iyi bilir)

    [15] Mazeretlerini ortaya (sayıp) dokse de

    [16] Depretme ona dilini telasından onu (tekrarlamak icin)

    [17] Cunku onun derlenip toplanması Bize aittir

    [18] Biz onu (Kur´an´ı) okudugumuz zaman okudugunu takip et

    [19] Sonra onun acıklaması da yine Bize aittir

    [20] Hayır, hayır! Siz pesini (gecici dunyayı) seviyorsunuz

    [21] Ahireti bırakıyorsunuz

    [22] Nice yuzler o gun ısılar, parlar

    [23] Rablerine bakarlar

    [24] Nice yuzler de o gun eksir, pusarır

    [25] kendilerine bel kıran belalı bir is yapılacagını anlar

    [26] Hayır, hayır! Ne zaman ki, can koprucuklere dayanır

    [27] ve: «Okuyacak kim var?» denilir

    [28] ve o zaman (o da bunun) tam bir ayrılıs oldugunu sezmis

    [29] el, ayak, bacak bacaga dolasmıstır

    [30] O gun kisi yalnız Rabbinin huzuruna sevkedilir

    [31] Ama o ne sadaka verdi ne de namaz kıldı

    [32] Fakat yalan dedi ve dondu

    [33] Sonra da gernese gernese yakınlarına gitti

    [34] O bela sana layıktır

    [35] Evet gerektir o bela sana gerek

    [36] Insan sanır mı basıbos bırakılacagını

    [37] O (Rahme) dokulen bir damla meniden degil miydi

    [38] Sonra bir pıhtı oldu, derken (Allah onu) bicime koydu, derken tesviye etti

    [39] derken ondan da iki esi yaptı: Erkek ve disi

    [40] (Artık) o oluleri diriltmeye kadir degil mi

    İnsan

    Surah 76

    [1] Gercekten insan uzerinden oyle uzun bir sure gelip gecti ki o anılmaya deger bir sey bile degildi

    [2] Cunku Biz insanı bir takım katkılarla karıstırılmıs bir nutfeden yarattık; onu evire cevire deneyelim diye de onu isiten ve goren bir varlık yaptık

    [3] Muhakkak Biz ona (dogru) yolu gosterdik; ister sukredici olsun, ister nankor kafir

    [4] Cunku Biz, kafirler icin zincirler, tomruklar, bir de cılgın ates hazırladık

    [5] Haberiniz olsun iyiler, kalkısı kafur oten dolu bir kadehten iceceklerdir

    [6] Allah´ın kullarının ictigi bir cesme ki guzel yollar acarak onu akıtırlar da akıtırlar

    [7] Adaklarını yerine getirirler ve serri salgın olan gunden korkarlar

    [8] Yoksula, yetime, esire seve seve yemek yedirir

    [9] Size sadece Allah rızası icin yediriyoruz, sizden ne bir karsılık isteriz ne de bir tesekkur

    [10] Cunku biz Rabbimizden korkarız, bir suratsız kara gunden! (derler)

    [11] Allah da onları o gunun serrinden korur ve kendilerini bir parlaklık ve bir sevince erdirir

    [12] Sabretmelerine karsılık onlara bir cennet ve ipek verir

    [13] Orada koltuklar uzerine yaslanmıslardır. Orada ne gunes gorurler, ne de siddetli soguk

    [14] uzerlerine cennet golgeleri sarkmıs ve devsirimleri (meyveleri) de bol bol onlerine konmustur

    [15] Gumus kaplar ve billur kuplerle cevrelerinde dolasılır

    [16] gumusten billurlar (ki hizmetciler) onları turlu turlu bicimlere koymuslardır

    [17] Ve orada katkısı zencefil olan bir kadeh surulur

    [18] Selsebil denilen bir cesme

    [19] Etraflarında daima genc cocuklar dolasır; gorunce onları sacılmıs inciler sanırsın

    [20] Gordugun zaman orada bol bir nimet ve buyuk bir saltanat gorursun

    [21] Ustlerinde ince ipekten ve kalın atlastan yemyesil elbiseler vardır; gumus bileziklerle suslenmislerdir. Rableri onlara tertemiz bir icki sunmaktadır

    [22] Iste bu, sizin bir mukafatınızdı, calısmanız mukafat ile karsılandı

    [23] Gercekten Kur´an´ı Biz sana asama asama indirdik

    [24] O halde Rabbinin hukmunu vermesi icin de sabret. Onlardan bir gunahkara veya nankore itaat etme

    [25] Rabbinin ismini hem (sabah) erken, hem de ikindi ustu an

    [26] Gecenin bir kısmında O´na secde et ve uzun bir gece O´nu tesbih et

    [27] Cunku onlar pesini (gecici dunyayı) severler ve onlerindeki agır bir gunu (kıyameti) bırakırlar

    [28] Onları Biz yarattık, kundaklarını da Biz bagladık. Diledigimiz vakit de kılıklarını degistiririz

    [29] Iste bu bir oguttur, dileyen Rabbine bir yol tutar

    [30] Su da var: Allah dilemedikce, hicbirsey dileyemezsiniz; cunku herseyi bilen, hikmet sahibi ancak Allah´tır

    [31] O diledigini rahmeti icine kor; zalimlere ise acı bir azap hazırlamıstır

    Mürselât

    Surah 77

    [1] Andolsun iyilik yapılması icin (o birbiri ardınca) gonderilenlere

    [2] bukup devirenlere

    [3] nesrederek yayanlara

    [4] (gercek ile batılı) secip ayıranlara

    [5] sonra bir ogut bırakanlara

    [6] gerek mazur kılmak gerekse uyarmak icin olsun

    [7] elbette size va´d olunan sey muhakkak meydana gelecektir

    [8] Hani o yıldızlar silindigi vakit

    [9] o gok kubbe acıldıgı vakit

    [10] daglar savruldugu vakit

    [11] peygamberler bekleme yerlerine vardırıldıgı vakit (kıyamet gunu)

    [12] bunlar hangi gune ertelenmistir

    [13] Ayırım gunune

    [14] Ayırım gununun ne oldugunu bilir misin

    [15] O gun yalan diyenlerin vay haline

    [16] Onceki toplulukları helak etmedik mi

    [17] Sonra arkalarına takacagız geridekileri

    [18] Biz sucluları oyle yaparız

    [19] O gun yalan diyenlerin vay haline

    [20] Yaratmadık mı sizi hor bir sudan

    [21] Onu guvenli bir yere (rahme) koyduk

    [22] Belirli bir vakte degin

    [23] Demek ki olcmusuz, demek ki Biz ne guzel gucluleriz

    [24] O gun yalan diyenlerin vay haline

    [25] Yeryuzunu bir tokat (toplanma yeri) yapmadık mı

    [26] Gerek diriler gerekse oluler icin

    [27] Ve orada, oturaklı yumru yumru daglar oturtup size tatlı su sunmadık mı

    [28] O gun yalan diyenlerin vay haline

    [29] Haydi bosalıp (gidin) o yalan dediginize

    [30] haydi bosalın (gidin) bir uc catallı (uc kola ayrılmıs) golgeye

    [31] ne golgelendirir, ne de alevden korur

    [32] Cunku o oyle kıvılcımlar atar ki, her biri bir saray gibi

    [33] Sanki sarı hopalar (erkek develer) gibi

    [34] O gun yalan diyenlerin vay haline

    [35] Bugun onların nutukları tutulacagı gundur

    [36] Izin de verilmez ki, ozur dileyeler

    [37] O gun yalan diyenlerin vay haline

    [38] Iste bu o ayırt etme gunudur; topladık sizi ve oncekileri

    [39] Bir fenniniz (careniz) varsa beni atlatın

    [40] O gun yalan diyenlerin vay haline

    [41] Suphesiz ki takva sahipleri golgeliklerde pınar baslarında

    [42] ve canlarının istediginden meyveler icindedirler

    [43] Yaptıgınız islere karsılık yiyin, icin; afiyet olsun

    [44] Iste Biz guzellik yapanları boyle karsılarız

    [45] O gun yalan diyenlerin vay haline

    [46] Kısa bir sure yiyin, zevkedin! Cunku suclularsınız

    [47] O gun yalan diyenlerin vay haline

    [48] (Yerken, icerken de) onlara «Ruku edin!» denildigi zaman, ruku etmezler

    [49] O gun yalan diyenlerin vay haline

    [50] Artık bundan sonra hangi soze inanacaklar

    Nebe'

    Surah 78

    [1] Neden sorusuyorlar

    [2] O buyuk peygamberlik haberinden

    [3] ki Onlar onda gorus ayrılıgına dusuyorlar

    [4] Hayır, ileride bilecekler

    [5] Hayır, hayır, ileride bilecekler

    [6] Biz, yeryuzunu bir dosek yapmadık mı

    [7] Dagları da birer kazık (yapmadık mı)

    [8] Sizleri cift cift yarattık

    [9] Uykunuzu bir dinlenme yaptık

    [10] Geceyi bir ortu yaptık

    [11] Gunduzu bir gecim vakti yaptık

    [12] Ustunuze yedi saglam bina (gok) cattık

    [13] Iclerine parıl parıl parlayan bir kandil astık

    [14] O yogun bulutlardan sarıl sarıl bir su indirdik

    [15] Onunla taneler ve otlar cıkaralım diye

    [16] Ve sarmas dolas baglar bahceler

    [17] Suphesiz ki, o fasıl (kıyamet) gunu belirlenmis bir vakit olmustur

    [18] Sur´a ufuruldugu gun, boluk boluk gelirsiniz

    [19] Gok de acılmıs, kapılar olusmustur

    [20] Daglar yurutulmus, bir serap olmustur

    [21] Suphesiz, cehennem bir gozetleme yeri olmustur

    [22] Azgınlara bir barınak olmustur

    [23] Icinde devirlerce kalacaklardır

    [24] Orada ne bir serinlik tadacaklar, ne de bir icecek

    [25] Yalnızca bir kaynar su ve irin

    [26] Yaptıklarına tamamen uygun bir ceza olarak

    [27] Cunku onlar, hicbir hesap ummazlardı

    [28] Ayetlerimize yalan diye diye tam bir yalancı olmuslardı

    [29] Biz ise her seyi sayıp bir kitaba gecirmisiz

    [30] Artık tadın! Artık, azabınızı artırmaktan baska birsey yapacak degiliz

    [31] Suphesiz, takva sahipleri icin bir kurtulus ve murada erme var

    [32] Bahceler var, baglar var

    [33] Turunc goguslu yasıt (kızlar) var

    [34] Dopdolu bir kadeh var

    [35] Orada ne bos bir laf isitirler ne de bir yalan isnadı

    [36] Rabbinden bir karsılık ki, yeter mi yeter

    [37] O, goklerin, yerin ve aralarındakilerin Rabbidir, Rahman´dır. O´na bir hitapta bulunma gucune sahip olamazlar

    [38] Ruh´un (Cebrail´in) ve meleklerin saf saf kıyama duracakları gun, Rahman´ın izin verdiginden baska hic kimse konusamaz; o da dogruyu konusacaktır

    [39] O gun gercektir, o halde dileyen Rabbine varacak bir yuz edinsin, bir yol tutsun

    [40] Cunku Biz size yakın bir azabı ihtar ettik. O gun kisi ellerinin onceden gonderdigine bakacak ve kafir ise: «Ah ne olurdu ben bir toprak olsaydım!» diyecektir

    Nâziât

    Surah 79

    [1] Andolsun, o daldırıp cıkaranlara

    [2] usulcacık cekenlere

    [3] yuzup yuzup gidenlere

    [4] yarısıp gecenlere

    [5] ve bir is cevirenlere ki

    [6] o gun sarsıntı sarsacak

    [7] Onu ikincisi izleyecek

    [8] O gun yurekler oynar kaygıdan

    [9] Gozler kalkmaz saygıdan

    [10] Diyorlar ki: «Biz gercekten eski halimize dondurulecek miyiz

    [11] Ya, ufalanmıs kemikler olduktan sonra ha?»

    [12] Dediler ki: «Oyleyse o zararlı bir donus!»

    [13] Fakat o zorlu bir kumandadır

    [14] bir de bakarsın uyanmıslar, hepsi meydanda

    [15] Sana o Musa´nın haberi geldi ya

    [16] Hani Rabbi ona o mukaddes vadi Tuva´da seslenmisti

    [17] Haydi git Firavun´a, cunku o pek azıttı

    [18] De ki: «Ister misin temizlenesin

    [19] Sana Rabbini tanıtayım da ona saygı duyasın?»

    [20] Vardı ona, o buyuk mucizeyi gosterdi

    [21] Fakat o, yalan dedi ve isyan etti

    [22] Sonra kosarak ters yone gitti

    [23] Derken toplayıp bagırdı

    [24] Benim en buyuk Rabbiniz! dedi

    [25] Allah da onu tuttu, sonuna ve onune (ahirette ve dunyada) ibret olmak uzere bir cezaya carptırdı

    [26] Suphesiz ki, bunda saygı duyacaklar icin bir ibret vardır

    [27] Siz mi yaratılısca daha cetinsiniz, yoksa gokyuzu mu? Onu O «Allah» bina etti

    [28] Boyuna yukseklik verdi, nizamına koydu

    [29] Gecesini kararttı, kuslugunu cıkardı

    [30] Ondan sonra da yeryuzunu dosedi

    [31] Ondan suyunu ve otlagını cıkardı

    [32] Ve daglarını oturttu

    [33] Sizin ve hayvanlarınızın yararlanması icin

    [34] Fakat o en buyuk felaket (kıyamet) geldigi zaman

    [35] O, insanın neye kostugunu anlayacagı gun

    [36] goren kimseler icin cehennem hortlatıldıgı zaman

    [37] artık her kim azgınlık etmis

    [38] dunya hayatını tercih etmisse

    [39] muhakkak onun varacagı yer cehennemdir

    [40] Her kim de Rabbinin makamından korkmus, nefsini kotu arzulardan engellemisse

    [41] muhakkak cennettir onun varacagı

    [42] Sana o saatten (kıyameti) soruyorlar «Ne zaman demir atması?» diye

    [43] Nerde senden onu anlatması (sen nerede, onu anlatmak nerede)

    [44] Rabbine aittir onunla ilgili butun bilgi

    [45] Sen, ancak O´ndan korkacakların bir uyarıcısısın

    [46] Onlar, onu (kıyameti) gorecekleri gun, sanki bir aksam veya bir kuslugundan baska durmamısa donecekler

    Abese

    Surah 80

    [1] Eksidi (yuzunu eksitti) ve dondu

    [2] Ona ama geldi diye

    [3] Ne bilirsin, belki o temizlenecek

    [4] Veya ogut alacak da ogut kendisine fayda verecek

    [5] Ama ihtiyac duymayana gelince

    [6] sen onun sesine ozeniyorsun

    [7] Onun temizlenmemesinden sana ne

    [8] Ama sana can atarak gelen

    [9] icinde saygı duyarak gelmisken

    [10] sen ondan tegaful ediyor (ona ilgi gostermiyor)sun

    [11] Hayır, hayır, sakın! Cunku o (Kur´an) bir oguttur

    [12] Artık onu dileyen dusunsun

    [13] Degerli sayfalarda

    [14] yuksek tutulan tertemiz sayfalarda

    [15] yazıcıların ellerinde

    [16] serefli, takva sahibi yazıcıların

    [17] O kahrolası insan ne nankor seydir

    [18] O yaratan, onu hangi seyden yarattı

    [19] Bir damla sudan yarattı da bicimine koydu onu

    [20] Sonra ona kolaylastırdı yolunu

    [21] Sonra onu oldurdu de kabre gomdurdu

    [22] Sonra diledigi zaman onu yeniden diriltecektir

    [23] Hayır, hayır dogrusu o, O´nun emrini tam yerine getirmedi

    [24] Bir de o insan yiyecegine baksın

    [25] Biz, o suyu bir dokus (bol bol) dokmekteyiz

    [26] Sonra o yeryuzunu bir yarıs (iyiden iyiye) yarmaktayız

    [27] Bu sekilde orada daneler

    [28] uzumler ve yoncalar

    [29] zeytinlikler ve hurmalıklar

    [30] afaka ser cekmis dilber (gonul alan) bahceler

    [31] meyveler, cayırlar; neler yetistirmekteyiz

    [32] Sizin ve davarlarınızın yararlanması icin

    [33] Ama o sayha (gurultusunu dinletecek bela) geldigi zaman

    [34] kisinin kacacagı gun kardesinden

    [35] anasından, babasından

    [36] karısından ve ogullarından

    [37] Onlardan her kisinin o gun basından asan bir isi vardır

    [38] O gun yuzler vardır ısılar

    [39] guler, sevinir

    [40] Yuzler de vardır, uzerinde tor toz

    [41] Onu bir kara sarar

    [42] Iste onlardır, o kafirler, facirler (yoldan sapmıs gunahkarlar)

    Tekvîr

    Surah 81

    [1] O gunes duruldugunde

    [2] yıldızlar bulandıgında

    [3] daglar yurutuldugunde

    [4] kıyılmaz mallar bırakıldıgında

    [5] vahsi hayvanlar bir araya toplandıgında

    [6] denizler ateslendiginde

    [7] ruhlar eslestirildiginde

    [8] Diri diri gomulen kıza soruldugunda

    [9] hangi suctan olduruldu diye

    [10] defterler acıldıgında

    [11] gokyuzu sıyrılıp acıldıgında

    [12] cehennem kızıstırıldıgında

    [13] cennet yaklastırıldıgında

    [14] bir nefis (herkes) ne hazırladıgını anlar

    [15] Simdi yemin ederim o sinenlere

    [16] o akıp akıp yuvasına girenlere

    [17] yoneldigi zaman o geceye

    [18] nefeslendigi zaman o sabaha ki

    [19] muhakkak o (Kur´an), serefli bir elcinin getirdigi bir sozdur

    [20] O elci, pek guclu, Ars´ın sahibinin katında itibarlıdır

    [21] Orada kendisine itaat edilendir, guvenilendir

    [22] Yoksa sizin arkadasınız (Muhammed), delirmis degildir

    [23] Vallahi onu (Cebrail) acık ufukta gordu

    [24] O, gayb hakkında kıskanılır da degildir

    [25] Ve o (Kur´an), kovulmus seytanın sozu degildir

    [26] Boyle iken siz nereye gidiyorsunuz

    [27] O, sadece bir oguttur, alemler icin

    [28] Ve icinizden dosdogru olmayı dileyenler icin

    [29] Fakat o alemlerin Rabbi olan Allah dilemeyince siz dileyemezsiniz

    İnfitâr

    Surah 82

    [1] Gokyuzu catladıgında

    [2] yıldızlar dokuldugunde

    [3] denizler (yarılıp) akıtıldıgında

    [4] kabirler desildiginde

    [5] bir nefis (herkes) onden neyi gonderdigini ve neyi bıraktıgını bilir

    [6] Ey insan, o lutfu bol olan Rabbine karsı ne aldattı seni

    [7] O ki, seni yarattı, duzenine koydu ve dengeli kıldı

    [8] Seni diledigi herhangi bir bicimde olusturdu

    [9] Hayır, hayır, dogrusu siz dini yalanlıyor, cezaya inanmıyorsunuz

    [10] Halbuki, uzerinizde gozculer var

    [11] Degerli, durust katipler

    [12] Her ne yaparsanız biliyorlar

    [13] Suphesiz ki, iyiler Naim (Cenneti) icindedirler

    [14] Ve suphesiz kotuler de cehennemdedirler

    [15] Din gununde ona yaslanacaklardır

    [16] Ondan cıkacak da degillerdir

    [17] Sen bildin mi nedir din gunu

    [18] Evet, sen bildin mi nedir din gunu

    [19] O gun ki, kimse, kimse icin hicbir yardım yapma gucune sahip olamaz ve o gun buyruk yalnız Allah´ındır

    Mutaffifîn

    Surah 83

    [1] Veyl olcu ve tartıda hile yapanlara

    [2] Onlar ki, insanlar uzerinden kendilerine olctuklerinde tam basarlar

    [3] Onlara olctukleri veya tarttıklarında ise eksiltirler

    [4] Onlar, tekrar diriltileceklerini zannetmiyorlar mı

    [5] O buyuk gun icin

    [6] Insanların, alemlerin Rabbi icin kalkacagı gunde

    [7] Hayır, hayır, facirlerin yazısı Siccin´dedir

    [8] Bildin mi Siccin nedir

    [9] Yazılmıs bir kitaptır

    [10] Veyl o gun yalan diyenlere

    [11] O ceza gununu yalanlayanlara

    [12] Onu ancak her bir haddini askın, gunaha duskun yalanlar

    [13] Karsısında ayetlerimiz okundugunda: «Eskilerin masalları!» dedi

    [14] Hayır, hayır! Onların kazancları kalplerinin uzerine pas baglamıstır

    [15] Hayır, hayır, dogrusu onlar o gun Rablerini gormekten mahrum kalacaklardır

    [16] Sonra onlar, mutlaka cehenneme yaslanacak

    [17] Sonra da onlara: «Iste bu, sizin yalanlayıp durdugunuz!» denilecek

    [18] Hayır, hayır; cunku iyilerin yazısı Illiyyun´dadır

    [19] Bildin mi nedir Illiyyun

    [20] O yazılmıs bir kitaptır

    [21] Yakın melekler ona sahit olurlar

    [22] Haberiniz olsun ki, iyiler bir naim (cenneti) icindedirler

    [23] Koltuklar uzerinde (etrafı) seyrederler

    [24] Yuzlerinde nimet ve mutlulugun parıltısını tanırsın

    [25] Onlara muhurlenmis halis bir ickiden sunulur

    [26] Onun sonu misktir, iste ona imrensin artık imrenenler

    [27] Onun karısımı Tesnim´dendir

    [28] (Allah´a) yakın olanların icecegi bir cesmeden

    [29] Evet, o gunah isleyenler, iman edenlere guluyorlardı

    [30] Onlara ugradıklarında birbirlerine goz kırpıyorlardı

    [31] Evlerine dondukleri zaman zevklenerek donuyorlardı

    [32] Inananları gorduklerinde: «Iste bunlar sapıklar!» diyorlardı

    [33] Halbuki inananların uzerlerine gozcu olarak gonderilmemislerdi

    [34] Iste bugun de inananlar, kafirlere gulecekler

    [35] Koltuklar uzerinde bakacaklar (kendileriyle eglenen kafirlerin cehenneme nasıl yaslandıklarını seyredecekler)

    [36] Nasıl, kafirler ettiklerinin cezasını buldular mı

    İnşikâk

    Surah 84

    [1] Gok yarıldıgında

    [2] ve Rabbini dinleyip haklandıgında

    [3] yer uzatılıp dumduz edildiginde

    [4] ve icindekileri dısa atıp tamamen bosaldıgında

    [5] ve Rabbini dinleyip haklandıgında

    [6] ey insan, sen gercekten Rabbine dogru caba ustune caba gosterir, sonra da O´na varırsın

    [7] O zaman kitabı sag eline verilen

    [8] kolay bir hesaba tabi tutulur

    [9] ve ailesine sevincli olarak doner

    [10] Ama kitabı arkasından verilen ise

    [11] Helak diye cagırır

    [12] ve alevli atese yaslanır

    [13] Cunku o, ailesi icinde sevincliydi

    [14] Cunku o, hic inkılap gormeyecek (bu durumunun asla degismeyecegini) sanmıstı

    [15] Hayır, cunku Rabbi, onu gozetiyordu

    [16] Simdi yemin ederim, o safaga

    [17] geceye ve derledigine

    [18] ve derlendiginde (dolunay haline geldiginde) o aya ki

    [19] sizler binip binip tabakadan tabakaya (halden hale) gececeksiniz

    [20] O halde onlara ne oluyor ki, iman etmezler

    [21] Karsılarında Kur´an okundugu zaman secde etmezler

    [22] Hatta o kufredenler yalan derler

    [23] Oysa Allah, iclerindekini biliyor

    [24] Onun icin onlara acı bir azap mujdele

    [25] Ancak iman edip iyi isler yapanlar baska; onlara tukenmez bir mukafat vardır

    Bürûc

    Surah 85

    [1] O burclara sahip gok yuzune

    [2] o va´dolunan gune

    [3] o sahitlik edecek ve sahitlik edilecek olana yemin olsun ki

    [4] o hendek sahiplerine la´net edildi

    [5] O cıralı ates sahiplerine

    [6] O zaman ki, cevresinde oturmuslardı

    [7] Muminlere yaptıklarını bizzat seyrediyorlardı

    [8] Onlara sadece guclu ve ovguye layık Allah´a iman etmeleri yuzunden kızıyorlardı

    [9] O ki, goklerin ve yerin hukumranlıgı yalnız O´nundur ve Allah, herseye sahittir

    [10] Inanan erkeklere ve inanan kadınlara eziyet edip de sonra tevbe etmeyenlere kesinlikle cehennem azabı vardır ve de yangın azabı

    [11] Iman edip iyi isler yapanlara ise muhakkak altından ırmaklar akan cennetler vardır, iste o buyuk kurtulus odur

    [12] Gercekten Rabbinin tutusu cok siddetlidir

    [13] Cunku yoktan var eden de, tekrar dirilten de odur

    [14] Bununla beraber, cok bagıslayıcıdır, sevgi doludur

    [15] Ars´ın sahibidir, sanı yucedir

    [16] Diledigini yapandır

    [17] O orduların kıssası sana geldi ya

    [18] Firavun´un ve Semud´un kıssası

    [19] Fakat o kufredenler hala bir yalanlama icindeler

    [20] Oysa Allah, onları arkalarından kusatmıstır

    [21] Fakat o, sanlı bir Kur´an´dır

    [22] Levh-i Mahfuz´dadır

    Târık

    Surah 86

    [1] Andolsun o gokyuzune ve Tarık´a

    [2] Bildin mi Tarık nedir

    [3] O karanlıgı delen (parlak) yıldızdır

    [4] Hicbir kimse yoktur ki, uzerinde bir gozetleyici olmasın

    [5] Onun icin insan bir dusunsun neden yaratıldıgını

    [6] Bir atılgan sudan yaratıldı

    [7] Ki, arka kemigi ile gogus kemikleri arasından cıkar

    [8] Elbette O, onu dondurmege kadirdir

    [9] Butun sırların yoklanacagı gun

    [10] o zaman ne bir gucu vardır, ne de bir yardımcısı

    [11] Andolsun o donuslu goge

    [12] yarılan yere

    [13] ki, o her halde keskin bir hukumdur

    [14] O asla saka degildir

    [15] Haberin olsun ki, onlar hep hile kuruyorlar

    [16] Ben de hilelerine kası hile kurarım

    [17] Onun icin o kafirlere muhlet ver, biraz daha sure tanı onlara

    A'lâ

    Surah 87

    [1] Tesbih et Rabbinin A´la (yuce) ismini

    [2] Yaratıp duzene koyan Rabbinin

    [3] Takdir edip dogru yolu gosteren Rabbinin

    [4] O Rabbin ki, mer´ayı, cıkardı

    [5] sonra da onu karamsı, bir sel kusuguna cevirdi

    [6] Bundan boyle sana Kur´an okutacagız da unutmayacaksın

    [7] Yalnız Allah´ın diledigi baska; cunku O, acıgı da bilir, gizliyi de

    [8] Ve seni en kolay yola muvaffak kılacagız

    [9] Onun icin ogut ver, eger ogut fayda verirse

    [10] Saygısı olan ogut alacaktır

    [11] Pek bedbaht olan da ondan kacınacaktır

    [12] O ki, en buyuk atese yaslanacaktır

    [13] Sonra ne olecek onda, ne de hayat bulacaktır

    [14] Dogrusu felah bulmustur temizlenen

    [15] Rabbinin adını anıp namaz kılan

    [16] Fakat siz, dunya hayatını tercih ediyorsunuz

    [17] Oysa ahiret daha hayırlı ve daha kalıcıdır

    [18] Haberiniz olsun, bu ilk sahifelerde vardır

    [19] Ibrahim´in ve Musa´nın sahifelerinde

    Ğâşiye

    Surah 88

    [1] Geldi mi sana o Gasiye (her seyi kusatacak salgın, istilacı kıyametin) haberi

    [2] O gun kimi yuzler egilmis, zillete dusmustur

    [3] Calısmıs, fakat bosuna yorulmustur

    [4] Kızısmıs bir atese yaslanırlar

    [5] Kızgın bir kaynaktan sulanırlar

    [6] Dari´ adındaki bitkiden baska yiyecekleri yoktur

    [7] Ne besler, ne aclıktan kurtarır

    [8] Kimi yuzler de mesuttur o gun

    [9] Yaptıklarından hosnut

    [10] Yuksek bir cennette

    [11] Orada bos bir soz isitmezler

    [12] Orada akan bir kaynak

    [13] yuksek kanepeler

    [14] konulmus kupler

    [15] dizilmis koltuklar, yastıklar

    [16] serilmis nefis dosemeler vardır

    [17] Hala bakmazlar mı o deveye ki, nasıl yaratılmıs

    [18] Goge ki, nasıl kaldırılmıs

    [19] Daglara ki, nasıl dikilmisler

    [20] Yere ki, nasıl yayılmıs

    [21] Haydi ogut ver, sen simdi yalnızca bir ogutcusun

    [22] Onların uzerinde bir zorba degilsin

    [23] Ancak tersine giden ve inkar eden baska

    [24] Allah, onu en buyuk azap ile cezalandıracaktır

    [25] Onlar, mutlaka done dolasa Bize geleceklerdir

    [26] Sonra da mutlaka Bize hesap vereceklerdir

    Fecr

    Surah 89

    [1] Andolsun safaga

    [2] on geceye

    [3] cifte ve teke

    [4] ve gececegi sırada geceye

    [5] Nasıl, bunlarda bir akıl sahibi icin bir yemin (edilir sey) var degil mi

    [6] Gormedin mi Rabbin ne yaptı Ad kavmine

    [7] Sutunların sahibi Irem´e

    [8] ki, o ulkeler icinde bir benzeri yaratılmamıstı

    [9] Ve vadilerde kayaları kesen (yontan) Semud kavmine

    [10] O kazıkların sahibi Firavun´a

    [11] Onlar ki o memleketlerde azıtmıslardı

    [12] Oralarda bozgunculugu cogaltmıslardı

    [13] Onun icin de Rabbin uzerlerine bir azap kamcısı yagdırdı

    [14] Suphesiz ki Rabbin oyle mirsad ile gozetlemektedir

    [15] Ama insan, Rabbi onu her ne zaman imtihan edip de kendisine ikramda bulunur, nimetler verirse: «Rabbim bana ikram etti.» der

    [16] Fakat her ne zaman da sınayıp rızkını daraltırsa: «Rabbim bana ihanet etti.» der

    [17] Hayır, hayır, dogrusu siz yetime ikram etmiyorsunuz

    [18] Birbirinizi yoksulu doyurmaya tesvik etmiyorsunuz

    [19] Oysa mirası dermecesine (helal haram demeden) oyle bir yiyis yiyorsunuz ki

    [20] Malı oyle bir sevis seviyorsunuz ki, yıgmacasına

    [21] Hayır, hayır, yer ust uste sarsıntılarla duzlendigi zaman

    [22] Rabbinin emri gelip melekler saf saf dizildigi zaman

    [23] cehennemde ki, getirilmistir; o insan o gun anlar, ama bu anlamanın ne yararı var ona

    [24] Der ki: «Keske ben bu hayatım icin (saglıgımda hayırlar) gondermis olsaydım.»

    [25] Artık o gun O´nun ettigi azabı kimse edemez

    [26] Ve O´nun vurdugu bag gibi kimse vuramaz

    [27] Ey Rabbine itaat eden huzura ermis ruh

    [28] don Rabbine, sen O´ndan O senden hosnut olarak

    [29] Gir kullarımın icine

    [30] Gir cennetime

    Beled

    Surah 90

    [1] Yo... yemin ederim bu beldeye

    [2] Sen bu beldede oturmaktayken

    [3] Ve baba ile cocuguna ki

    [4] gercekten Biz insanı bir sıkıntı icinde yarattık

    [5] O, kendisine karsı kimse guc yetiremez mi sanıyor

    [6] O: «Ben yıgın yıgın mal telef ettim.» diyor

    [7] Onu bir goren olmadı mı sanıyor

    [8] Vermedik mi Biz ona iki goz

    [9] Bir dil ve iki dudak

    [10] Ona iki de tepe gosterdik

    [11] Fakat o sarp yokusa gogus veremedi

    [12] Bildin mi, nedir o sarp yokus

    [13] Esir bir boyun kurtarmak (bir kole azad etmek)

    [14] Ya da salgın bir aclık gununde yemek yedirmektir

    [15] Yakınlıgı olan bir yetime

    [16] veya toprak dosenen (hicbir varlıgı olmayan) bir yoksula

    [17] Sonra da o iman edip de sabrı tavsiyelesen ve merhamet tavsiyelesenlerden olamadı

    [18] Iste onlardır meymenet sahipleri (kitapları sag taraflarından verilecekler)

    [19] Ayetlerimizi inkar edenler ise, onlardır iste seamet sahipleri (ugursuz kimseler)

    [20] Uzerlerine bir ates bastırılıp kapıları kapanacak

    Şems

    Surah 91

    [1] Andolsun gunese ve parıltısına

    [2] ona uydugunda aya

    [3] onu acıp ortaya cıkardıgında gunduze

    [4] onu sardıgında geceye

    [5] goge ve onu bina edene

    [6] yere ve onu doseyene

    [7] nefse ve onu duzenleyene

    [8] sonra da ona bozuklugunu ve korunmasını ilham edene ki

    [9] gercek kurtulus bulmustur onu temizlikle parlatan

    [10] Onu kirletip gomen de ziyan etmistir

    [11] Semud kavmi azgınlıgından inanmadı

    [12] O en yaramazları fırladıgı zaman

    [13] Allah´ın elcisi onlara: «Allah´ın devesini ve onun sulanısını gozetin!» demisti

    [14] Fakat ona inanmadılar da onu (deveyi) devirdiler. Rableri de gunahlarını baslarına geciri geciriverdi de o yeri duzleyiverdi

    [15] Oyle ya, O, o isin sonundan korkacak degil ki

    Leyl

    Surah 92

    [1] Andolsun bururken o geceye

    [2] acıldıgı zaman o gunduze

    [3] erkegi ve disiyi yaratana ki

    [4] sizin cabanız dagınıktır

    [5] Ama bundan boyle her kim vergi verir korunursa

    [6] ve en guzeli dogrularsa

    [7] Biz onu en kolayına kolaylayacagız

    [8] Her kim de cimrilik eder, kendisini mustagni sayar

    [9] ve en guzeli yalanlarsa

    [10] onu da en zor olana hazırlayacagız

    [11] Ve yuvarlandıgı zaman onu malı kurtaramayacak

    [12] Kesinlikle dogru yolu gostermek Bize aittir

    [13] Kuskusuz sonu da Bizim onu de Bizim (ahiret de Bizimdir dunya da)

    [14] Ben sizi kopurdukce kopuren bir atese karsı uyardım

    [15] Ona ancak en bedbaht olan yaslanır

    [16] O ki, yalanlamıs ve tersine gitmistir

    [17] O en cok takva sahibi olan ise ondan cok uzaklastırılacaktır

    [18] O ki, malını verir, temizlenir

    [19] Ve onda hic kimsenin mukafat edilecek bir nimeti yoktur

    [20] Ancak yuceler yucesi Rabbinin rızasını aramak icin verir

    [21] Ve mutlaka o hosnutluga erecektir

    Duhâ

    Surah 93

    [1] Andolsun kusluk vaktine

    [2] ve dindigi zaman o geceye ki

    [3] Rabbin sana veda etmedi ve darılmadı

    [4] Ve kesinlikle senin icin sonu onunden (ahiret dunyadan) daha hayırlıdır

    [5] ileride Rabbin sana verecek de hosnut olacaksın

    [6] O, seni bir yetim iken barındırmadı mı

    [7] Seni, yol bilmez iken (dogru) yola koymadı mı

    [8] Seni bir yoksul iken zengin etmedi mi

    [9] Oyle ise, sakın yetime kahretme (onu horlama)

    [10] El acıp isteyeni de azarlama

    [11] Fakat Rabbinin nimetini anlat da anlat

    İnşirâh

    Surah 94

    [1] Senin icin bagrını acmadık mı

    [2] Indirmedik mi senden o yukunu

    [3] O sırtında gıcırdamakta olan (ve bu sekilde sana eziyet veren) yukunu

    [4] Senin sanını yuceltmedik mi

    [5] Demek ki, zorlukla beraber bir kolaylık var

    [6] Evet o zorlukla beraber bir kolaylık var

    [7] O halde bos kaldıgında yine kalk yorul

    [8] Ve ancak Rabbinden umit et, hep O´na dogrul

    Tîn

    Surah 95

    [1] Andolsun o incire, o zeytine

    [2] Sinin (Sina) dagına

    [3] ve bu guvenli beldeye ki

    [4] Biz insanı en guzel bicimde yarattık

    [5] Sonra da cevirdik asagıların asagısına kaktık

    [6] Ancak iman edip yararlı isler yapan kimseler baska; onlar icin kesilmez bir mukafat vardır

    [7] O halde artık sana dini ne yalanlatabilir

    [8] Allah hakimlerin hakimi degil mi

    Alak

    Surah 96

    [1] Oku O yaratan Rabbinin adıyla

    [2] Insanı bir kan pıhtısından yarattı

    [3] Oku, O, comertliginin sonu olmayan Rabbindir

    [4] Kalem ile (yazmayı) ogreten de

    [5] O, insana bilmedigi seyleri ogretti

    [6] Sakın okumazlık etme! Cunku insan, muhakkak azıtır

    [7] Kendisini artık ihtiyacı yokmus gormekle

    [8] Kesinlikle sonunda Rabbinedir donus

    [9] Baksana o engelleyene

    [10] namaz kılmakta olan bir kulu

    [11] Baksana o dogru yolda giderse

    [12] ya da takva sahibi olmayı emrederce, fena mı

    [13] Baksana, yalanlar ve tersine giderse, iyi mi

    [14] Muhakkak Allah´ın gormekte oldugunu bilmiyor mu

    [15] Sakın, sanım hakkı icin, eger (akıllanıp) vazgecmezse, muhakkak Biz surukleyecegiz o alnı

    [16] Yalancı, cani bir alnı

    [17] O zaman cagırsın kurultayını, meclisini

    [18] Biz cagıracagız zebanileri

    [19] Hayır, sakın onu dinleme de, secde et ve yaklas

    Kadir

    Surah 97

    [1] Dogrusu Biz onu (Kur´an´ı) Kadir gecesinde indirdik

    [2] Kadir gecesinin ne oldugunu ne bildirdi ki sana

    [3] Bin aydan hayırlıdır o Kadir gecesi

    [4] Onda melekler ve Ruh, Rablerinin izniyle (yapılacak) her is icin peyderpey inerler

    [5] Bir selam (guvenlik)dir o gece, ta tan atana kadar

    Beyyine

    Surah 98

    [1] Kitap verilmis olanlardan ve musriklerden o kufredenler, kendilerine apacık delil gelinceye kadar ayrılacak degillerdi

    [2] (Bu delil), Allah´tan gelen bir peygamberdir, peyderpey tertemiz sahifeler okur

    [3] O sahifelerde en dogru hukumler vardır

    [4] Boyle iken o kitap verilmis olanlar ancak, kendilerine apacık delil geldikten sonra ayrılıga dustuler

    [5] Oysa onlar, hakka tapan, Allah´ı birleyiciler olarak dini yalnızca Allah´a tahsis edip Allah´a ibadet etsinler, namazı dosdogru kılsınlar ve zekatı versinler diye emrolunmuslardı ancak. Iste odur dosdogru din

    [6] Gerek kitap verilenlerden, gerekse musriklerden kufredenler, muhakkak cehennem atesindedirler, orada ebedi kalacaklardır. Onlardır butun insanların en serlileri

    [7] Iman edip yararlı isler yapanlar ise butun insanların en hayırlılarıdır

    [8] Onların mukafatı Rableri katında altından ırmaklar akan Adn cennetleridir. Iclerinde ebedi kalacaklardır. Allah onlardan hosnut, onlar da O´ndan hosnutturlar. Bu mukafat, iste Rabbine saygı duyanlara aittir

    Zilzâl

    Surah 99

    [1] Yer o sarsıntıyla sarsıldıgında

    [2] yer agırlıklarını cıkardıgında

    [3] Insan: «Buna ne oluyor?» dediginde

    [4] o gun, (yer) butun haberlerini anlatır

    [5] Cunku Rabbin ona vahyetmistir

    [6] O gun insanlar, amellerinin kendilerine gosterilmesi icin bolukler halinde fırlayıp cıkacaklardır

    [7] Her kim zerre kadar bir hayır isterse onu gorecek

    [8] her kim de zerre kadar bir kotuluk islerse onu gorecektir

    Âdiyât

    Surah 100

    [1] Andolsun o harıl harıl kosular kosanlara

    [2] (tırnaklarını) cakarak atesler sacanlara

    [3] sabahleyin baskın basanlara

    [4] derken savurup da bir toz duman (tozu dumana katanlara)

    [5] o anda bir dernegi ortalayanlara (toplulugun ortasına dalanlara) ki

    [6] o insan Rabbine karsı pek nankordur

    [7] Ve kendisi de sahittir buna

    [8] Ve o serveti sevdigi icin katıdır, cetindir ona

    [9] Bilmiyor mu ki, kabirdekiler desildigi zaman

    [10] o goguslerdekiler derlendiginde

    [11] O gun, Rableri onlardan elbette haberdardır

    Kâria

    Surah 101

    [1] O apacık bela (Kıyamet)

    [2] Nedir o carpacak bela

    [3] O carpacak belanın ne oldugunu ne bildirdi ki sana

    [4] O gun insanlar cırpınıp yayılan pervaneler gibi olacak

    [5] Daglar da didilmis renkli yunler gibi atılacaktır

    [6] Iste o zaman tartıları agır basan kimse

    [7] artık hosnut olacagı bir hayat icindedir o

    [8] Fakat tartıları hafif gelen kimse

    [9] O vakit onun anası Haviyedir

    [10] Ve bildin mi, Haviye nedir

    [11] Kızısmıs bir atestir

    Tekâsür

    Surah 102

    [1] O cokluk kuruntusu sizleri oyaladı

    [2] ta kabirlere kadar gidip ziyaret edisinize kadar

    [3] Oyle degil, ileride bileceksiniz

    [4] Sonra yine oyle degil, ileride bileceksiniz

    [5] Oyle degil, kesin olarak bilseniz

    [6] andolsun ki, cehennemi mutlaka goreceksiniz

    [7] Sonra yine andolsun ki, onu yakın gozuyle goreceksiniz

    [8] Sonra andolsun ki, o gun her nimetten sorgulanacaksınız

    Asr

    Surah 103

    [1] Andolsun Asr´a ki

    [2] insan mutlaka bir ziyandadır

    [3] Ancak iman edip iyi isler yapanlar, birbirlerine hep hakkı tavsiye edenler ve sabrı tavsiyelesenler baska

    Hümeze

    Surah 104

    [1] Veyl o insanları cekistirip kas goz isaretleriyle alay edenlerin butunune

    [2] ve bir mal toplayıp hep onu sayana

    [3] Sanır ki, malı kendisini ebedilestirmistir

    [4] Hayır, andolsun ki, o Hutame´ye (cehenneme) atılacaktır

    [5] Bildin mi Hutame nedir

    [6] Allah´ın, tutusturulmus atesidir

    [7] ki, gonullerin ta ustune cıkar

    [8] O (ates), onların ustune kapatılacaktır mutlaka

    [9] uzatılmıs sutunlar icinde olarak

    Fîl

    Surah 105

    [1] Gormedin mi Rabbin ne yaptı fil sahiplerine

    [2] Tuzaklarını bosa cıkarmadı mı

    [3] Uzerlerine suru suru kuslar saldı

    [4] Onlara balcıktan pisirilmis sert taslar atıyorlardı

    [5] Derken onları, yenilmis ekin yapragı gibi kılıverdi

    Kureyş

    Surah 106

    [1] Kureys´e imkan saglandıgı icin

    [2] kısın ve yazın yolculuk etme imkanı saglandıgı icin

    [3] hic olmazsa onun icin bu Beyt´in (Kabe´nin) Rabbine kulluk etsinler

    [4] Ki kendilerini aclıktan doyurdu ve onları korkudan emin kıldı

    Mâûn

    Surah 107

    [1] Gordun mu o dine yalan diyeni

    [2] Iste yetimi itip kakan odur

    [3] Yoksulu doyurmaya tesvik etmez

    [4] Fakat veyl o namaz kılanlara ki

    [5] namazlarında yanılmaktadırlar

    [6] Onlar ki, gosteris yaparlar

    [7] Ve yardımlıgı sakınır (zekatı yemezler)

    Kevser

    Surah 108

    [1] Muhakkak Biz, sana Kevseri´i verdik

    [2] Sen de Rabbin icin namaz kıl ve kurban kes

    [3] Dogrusu sana kin besleyendir soyu kesik olan

    Kâfirûn

    Surah 109

    [1] De ki: «Ey kafirler

    [2] tapmam o taptıklarınıza

    [3] Siz de benim kulluk ettigime tapanlardan degilsiniz

    [4] Hem ben tapıcı degilim sizin taptıklarınıza

    [5] hem de siz, benim kulluk ettigime tapıcılardan degilsiniz

    [6] Size dininiz, bana dinim (sizin dininiz size, benim dinim bana)

    Nasr

    Surah 110

    [1] Allah´ın yardımı ve fetih geldiginde

    [2] insanları boluk, boluk Allah´ın dinine girerlerken gordugunde

    [3] artık Rabbini hamd ile tesbih et ve bagıslamasını dile! Muhakkak ki, O, cok bagıslayandır

    Tebbet

    Surah 111

    [1] Ebu Leheb´in iki eline yuh oldu, kendine de yuh

    [2] Ona ne malı fayda verdi, ne de kazandıgı

    [3] O, bir alevli atese yaslanacak

    [4] Karısı da odun hamalı olacak

    [5] Gerdanında fitillisinden bir ip oldugu halde

    İhlâs

    Surah 112

    [1] De ki: «O Allah tek birdir

    [2] Allah, o eksiksiz, Samed´dir (Her sey O´na muhtactır)

    [3] Dogurmadı ve dogurulmadı

    [4] O´na bir kufuv (denk) de olmadı!»

    Felak

    Surah 113

    [1] De ki: «Sıgınırım o sabahın Rabbine

    [2] yarattıgı seylerin serrinden

    [3] Karanlıgı cokup bastırdıgında bir gecenin serrinden

    [4] o dugumlere ufleyen ufurukculerin serrinden

    [5] ve kıskanclık gosterdiginde bir kıskancın serrinden!»

    Nâs

    Surah 114

    [1] De ki: «Sıgınırım insanların Rabbine

    [2] insanların hukumdarına

    [3] insanların Ilahına

    [4] o sinsi vesvesecinin serrinden

    [5] ki, insanların sinelerine vesvese verir durur

    [6] Gerek cinlerden, gerekse insanlardan (olsun).»