Turkish

    Translation: tur-fizilalilkuran-la

    Author: Fizilal Il Kuran

    Fâtiha

    Surah 1

    [1] Rahman ve Rahim olan Allah´ın adıyla

    [2] Hamd, tum alemlerin Rabbi olan Allah´a mahsustur

    [3] Rahman ve Rahim

    [4] Din gununun sahibi (maliki)

    [5] (Allah´ım!) Yalnız sana kulluk eder, yalnız senden yardım dileriz

    [6] Bizleri dogru yola ilet

    [7] Kendilerine nimet verdiklerinin yoluna; gazaba ugrayanların ve sapıkların yoluna degil

    Bakara

    Surah 2

    [1] Elif Lam Mim

    [2] Dogru oldugu kuskusuz olan bu kitap, takva sahipleri icin hidayet kaynagıdır

    [3] Onlar gormediklerine inanırlar, namazı kılarlar ve kendilerine verdigimiz rızıktan baskalarına verirler

    [4] Yine onlar gerek sana ve gerekse senden once indirilen kitaplara inanırlar ve Ahiretten hic kusku duymazlar

    [5] Iste onlar Rabblerinden gelen hidayet yolundadırlar ve kurtulusa erenlerdir

    [6] Kafirlere gelince onları uyarsan da uyarmasan da farketmez; onlar iman etmezler

    [7] Allah onların kalblerini ve kulaklarını muhurlemistir, onların gozlerinde perde vardır. Onları buyuk bir azap beklemektedir

    [8] Kimi insanlar var ki; «Allah´a ve Ahiret gunune inandık» derler, ama aslında inanmamıslardır

    [9] Bunlar Allah´ı ve muminleri aldatmaya calısırlar. Oysa sadece kendilerini aldatıyorlar, ama bunun farkında degildirler

    [10] Onların kalplerinde hastalık vardır, Allah da bu hastalıklarını arttırmıstır, bu yalancılıkları yuzunden onları acı bir azab beklemektedir

    [11] Onlara «yeryuzunde bozgunculuk cıkarmayın» denildigi vakit «Biz yapıcı, duzeltici kimseleriz» derler

    [12] Iyi bilesiniz ki, onlar bozguncuların ta kendileridir, fakat bunun farkında degildirler

    [13] Onlara «Halk nasıl iman etti ise siz de oyle iman edin» denildigi zaman «Biz hic beyinsiz ayaktakımı gibi iman eder miyiz?» derler. Asıl beyinsiz ayaktakımı kendileridir, ama bunu bilmiyorlar

    [14] Onlar muminler ile karsılastıkları zaman «inandık» derler. Fakat seytanları, elebasları ile basbasa kaldıkları zaman «Biz sizin yanınızdayız, onlarla sadece alay ediyoruz» derler

    [15] Aslında onlarla alay eden ve kendilerini azgınlıkları icinde debelenmeye bırakan Allah´tır

    [16] Onlar hidayet karsılıgında sapıklıgı satın alan kimselerdir. Bu yuzden yaptıkları ticaretten kazanc elde edememisler ve de hidayete erememislerdir

    [17] Onların durumu karanlıkta ates yakan kimseler gibidir. Ates etraflarını aydınlattıgı zaman Allah onların aydınlıklarını gidererek kendilerini hicbir sey goremeyecekleri koyu bir karanlıkta bırakır

    [18] Onlar sagır, dilsiz ve kordurler. Bu yuzden geri donemezler

    [19] Ya da onların durumu koyu bulutlu, simsekli ve gurultulu bir gokyuzunun yagmuruna tutulmus, olum korkusu icinde yıldırımlara karsı parmakları ile kulaklarını tıkayan kimselere benzer. Allah kafirleri cepecevre kusatandır

    [20] Simsek onların gorme yeteneklerini nerede ise alıverecek. Cevrelerini aydınlatınca simsegin ısıgı altında yururler, fakat uzerlerine karanlık cokunce oldukları yerde kalakalırlar. Allah dileseydi, onların isitme ve gorme yeteneklerini busbutun giderirdi. Hic kuskusuz Allah her seyi yapabilir

    [21] Ey insanlar, sizi ve sizden oncekileri yaratmıs olan Allah´a kulluk ediniz ki; Allah´ın azabından korunabilesiniz

    [22] O ki, size yeri dosek, gogu tavan yaptı ve gokten su indirip onun aracılıgı ile size rızık olarak topraktan cesitli urunler cıkardı. O halde O´na bile bile esler kosmayınız

    [23] Eger kulumuz Muhammed´e indirdigimiz Kur´an´ın dogrulugundan supheli iseniz, haydi onunkilere benzer bir sure ortaya getiriniz ve davanızda sadık iseniz, bu hususta Allah´ın dısındaki sahitlerinizi yardıma cagırınız

    [24] Eger bunu yapamazsanız - ki asla yapamayacaksınız- yakıtı insanlar ile taslar olan ve kafirler icin hazırlanmıs olan Cehennem atesinden korkunuz

    [25] Iman edip iyi ameller isleyenleri, agacları altından nehirler akan Cennetler ile mujdele. Onlara rızık olarak her yeni meyve sunuldugunda «Bu daha once bize sunulan falanca meyvedir» derler, onlara birbirinden ayırd edemeyecekleri rızıklar verilir. Hem onlara orada el degmemis, tertemiz esler verilecektir. Onlar orada ebedi olarak kalacaklardır

    [26] Allah bir sivrisinegi ve (biyolojik acıdan) onun daha ustunde olan bir canlıyı ornek olarak gostermekten cekinmez. Iman edenler onun Rabbleri tarafından ortaya konmus bir gercek oldugunu bilirler. Kafirler ise ´Allah ne amacla bu ornegi gosterdi?» derler. Allah bu ornek ile bir coklarını sapıklıga dusurur ve bir coklarını da hidayete erdirir: Onunla sadece fasıkları sapıklıga dusurur

    [27] Onlar ki, Allah´a vermis oldukları sozu kesin bir ahit haline getirdikten sonra bozarlar, Allah´ın surdurulmesini emretmis oldugu iliskileri keserler ve yeryuzunde bozgunculuk cıkarırlar. Iste onlar husrana ugrayanlardır

    [28] Allah´ı nasıl inkar edersiniz ki, sizleri olu iken o diriltti, sonra sizi oldurup tekrar diriltecek, sonra da yine O´na doneceksiniz

    [29] O ki, yeryuzunde bulunan butun varlıkları sizin icin yarattı. Sonra da goklere yonelerek onları yedi gok olarak duzenledi. O her seyi bilir

    [30] Hani Rabb´in, meleklere «Ben yeryuzunde bir halife yaratacagım» demisti. Melekler «Ya Rabbi sen yeryuzunde kargasalık cıkaracak, kanlar dokecek birini mi yaratacaksın? Oysa biz seni overek tesbih ediyor, takdis ediyoruz» dediler. Allah meleklere «Ben sizin bilmediklerinizi bilirim´ dedi

    [31] Allah, Adem´e butun isimleri ogretti. Sonra butun nesneleri meleklere gostererek, «Haydi, eger davanızda haklı iseniz, bunların isimlerini bana soyleyin» dedi

    [32] Melekler «Ya Rabbi, sen yucesin, bizim senin bize ogrettiklerin dısında hicbir bilgimiz yoktur, hic suphesiz sen herseyi bilirsin ve her yaptıgın yerindedir» dediler

    [33] Allah, Adem´e «Ey Adem, bunlara o nesnelerin adlarını bildir» dedi. Adem, meleklere butun nesnelerin isimlerini bildirince Allah, onlara «Ben size, ´goklerin ve yerin butun gizliliklerini, ayrıca sizin butun acıga vurduklarınız ve icinizde sakladıklarınızı bilirim´ dememis miydim?» dedi

    [34] Hani biz meleklere «Adem´e secde ediniz» dedik de hemen secde ettiler. Yalnız iblis kacındı, kendini buyuk gordu ve kafirlerden oldu

    [35] Dedik ki; «Ey Adem, sen ve esin Cennete yerlesiniz, oranın yiyeceklerinden istediginizi bolbol yiyiniz, fakat su agaca yanasmayınız, yoksa zalimlerden olursunuz.»

    [36] Fakat Seytan onların ayaklarını oradan kaydırarak, kendilerini icinde bulundukları nimet yurdundan cıkardı. Biz de dedik ki; «Birbirinize dusman olarak oradan asagı inin. Yeryuzu belirli bir sureye kadar size barınak ve gecim yeri olacaktır.»

    [37] Derken Adem, Rabbinden bir takım kelimeler belleyerek aldı da Rabbi onu affetti. Hic suphesiz O, tevbelerin kabul edicisidir ve merhametlidir

    [38] Dedik ki; «Hepiniz oradan asagı inin. Tarafımdan size bir yol gosterici geldiginde kim benim hidayetime uyarsa onlar icin korku yoktur ve onlar artık hic uzulmezler.»

    [39] Kafir olup ayetlerimizi yalanlayanlar ise orada ebedi olarak kalıcı olmak uzere Cehennem´liktirler

    [40] Ey Israilogulları, size bagıslamıs oldugum nimetleri hatırlayın. Bana verdiginiz sozu tutun ki, ben de size verdigim sozu yerine getireyim. Ve sadece benden korkun

    [41] Elinizin altındaki Tevrat´ı onaylayıcı olarak indirmis oldugum Kur´an´a inanın; onu inkar edenlerin ilki olmayın; ayetlerimi bir kac para karsılıgında satmayın; yalnız benden cekinin

    [42] Bile bile batılı hakkın uzerine ortup hakkı bakıslardan gizlemeyin

    [43] Namazı kılın, zekatı verin ve rukua varanlarla birlikte siz de rukua´, varın

    [44] Siz kitabı okudugunuz halde insanlara (baskalarına) iyiligi emredip kendinizi unutuyor musunuz? Bunun yanlıs oldugunu dusunemiyor musunuz

    [45] Sabrederek ve namaz kılarak Allah´dan yardım dileyin. Hic suphesiz bu, Allah´a saygı gosterenlerden baskasına agır gelir

    [46] Onlar ki, Rabbleri ile bulusacaklarını, kesinlikle O´nun huzuruna doneceklerini bilirler

    [47] Ey Israilogulları, size bagısladıgım nimetleri ve sizi diger canlı- cansız varlıklara ustun kıldıgımı hatırlayın

    [48] Oyle bir gunden korkun ki, o gun hic kimse baskasının yerine bir sey odeyemez, hic kimseden aracılık kabul edilmez, hic kimseden fidye alınmaz ve hic kimse baskalarından yardım gormez

    [49] Hani ogullarınızı bogazlayıp kadınlarınızı (dul) bırakmak suretiyle size cok agır bir iskence cektiren Firavun hanedanından sizleri kurtarmıstık. Bu, sizin icin Rabbinizden gelen cok buyuk bir imtihandı

    [50] Hani onunuze cıkan denizi yararak sizi (bogulmaktan) kurtarmıs ve gozleriniz onunde Firavun ailesini bogmustuk

    [51] Hani Musa ile kırk geceligine sozlesmistik de siz onun arkasından buzagıyı ilah edinerek zalimlerden olmustunuz

    [52] Sonra bu (sucunuz)un ardından belki sukredersiniz diye sizi affettik

    [53] Hani dogru yola gelesiniz diye Musa´ya Kitab´ı ve Furkan´ı verdik

    [54] Hani Musa, kavmine dedi ki: «Ey kavmim, sizler buzagıyı ilah edinmekle kendinize zulmettiniz. Gelin, yaratıcınıza tevbe edin ve nefislerinizi oldurun. Yaratıcınız katında bu sizin icin hayırlıdır´: Allah da tevbenizi kabul etti. Hic suphesiz O, tevbeleri kabul edendir ve merhametlidir

    [55] Hani «Ey Musa, biz Allah´ı acıkca gormedikce sana kesinlikle iman etmeyiz» dediniz de hemen arkasından bakıp dururken sizi yıldırım carptı

    [56] Sonra sukredesiniz diye sizi oldukten sonra yeniden dirilttik

    [57] Ustunuze buluttan golgelik cektik, size kudret helvası ile bıldırcın kusu indirerek, «Bagısladıgımız helal yiyeceklerden istediginizi yiyin» dedik. Ama onlar bize degil, kendilerine zulmediyorlardı

    [58] Hani «Su kasabaya girin ve orada ne isterseniz bol bol yiyin, fakat kapıdan girerken secde ederek ´bizi bagısla´ deyin ki, gunahlarınızı affedelim. Iyilik edenlere daha fazlasını verecegiz» dedik

    [59] Fakat zalimler o sozu kendilerine soylenenden baska bir sozle degistirdiler. Biz de yaptıkları bu kotulukten dolayı o zalimlere gokten agır bir azap indirdik

    [60] Hani Musa kavmi icin su istedi de kendisine, «Elindeki degnegi su tasa vur» dedik. Bunun uzerine o tastan oniki tane pınar fıskırıvermisti. Her grubun hangi pınardan su icecegi belirlenmisti. «Allah´ın size bagısladıgı rızıklardan yiyin, icin ve yeryuzunde kargasalık cıkararak azıtmayın» dedik

    [61] Hani siz: “Ey Musa, bir cesit yemege elbette dayanamayız. Rabb’ine dua et de yerin bitirdigi sebze, acur, sarımsak, mercimek ve sogandan bizim icin de cıkarsın.” demistiniz. Musa da: “Siz bayagı olan seyle hayırlı olan seyi degistirmek mi istiyorsunuz? Oyle ise bir sehre inin. Sizin icin istediginiz seyler vardır.” demisti. Onların ustune horluk ve yoksulluk vuruldu. Allah’tan bir gazaba da ugradılar. Bu, suphesiz ki Allah’ın ayetlerini inkar ettiklerinden, peygamberlerini de haksız yere oldurduklerinden idi. Iste bu ceza, isyan ettiklerinden, asırı gittiklerinden dolayı idi

    [62] Muminler ile yahudi, hıristiyan ve sabiilerden Allah´a ve Ahiret gunune inanıp iyi ameller isleyenler, hic suphesiz, Rabbleri katında mukafatlarını alacaklardır; onlar icin korku yoktur; onlar artık hic uzulmeyeceklerdir

    [63] Hani sizden kesin soz almıs ve Tur dagını ustunuze cıkararak «size verdigimizi kuvvetle tutun ve icindekileri hatırlayın ki, takva sahiplerinden olasınız» dedik

    [64] Bunun arkasından verdiginiz sozden dondunuz. Eger Allah´ın uzerinizdeki fazlı ve merhameti olmasaydı kesinlikle husrana ugrayanlardan olurdunuz

    [65] Icinizden Cumartesi yasagını cigneyenleri bilmis olmaktasınız. Onlara ´Asagılık maymunlara donun» dedik

    [66] Bu cezayı, onu gorenlere ve sonradan gelip isitenlere ibret ve takva sahiplerine ogut yaptık

    [67] Hani Musa, kavmine: «Allah size bir sıgır kesmeyi emrediyor» dedi de kavmi kendisine: «Bizimle alay mı ediyorsun?» deyince, o da onlara: «Cahillerden biri olmaktan Allah´a sıgınırım» dedi

    [68] Onlar: «Rabbine dua et de bize o sıgırın nasıl oldugunu acıklasın» dediler. Musa da: «Rabbim ´o sıgır ne yaslı ve ne de korpe olup bu ikisi arasında orta yaslıdır´ diyor, haydi size emredileni yapın» dedi

    [69] Onlar: «Rabbine dua et de bize o sıgırın rengini bildirsin» dediler. Musa da: «Rabbim, ´o sıgır gorenlerin gozune hos gelecek parlak sarı renktedir´ diyor.» dedi

    [70] Onlar: «Rabbine dua et de bu sıgırı bize iyice tanımlasın. Biz sıgırları birbirinden ayırdedemez olduk. Allah dilerse bu karısıklıgın icinden cıkarız» dediler

    [71] Musa: «Rabbim, ´o, boyunduruga kosulup toprak surmemis, toprak sulamada kullanılmamıs, ozursuz ve alacasız bir sıgırdır´ diyor» dedi. Bunun uzerine onlar «Iste simdi hakkı ile anlattın» diyerek tanımlanan sıgırı kestiler, neredeyse bunu yapmayacaklardı

    [72] Hani bir adam oldurmustunuz de bu sucu birbirinize atmaya kalkmıstınız. Oysa Allah gizlediginizi ortaya cıkaracaktı

    [73] Bu amacla «Kesilen sıgırın bir parcasını o oldurulen adamın cesedine degdirin» dedik. Iste Allah boylece oluleri diriltir ve dusunesiniz diye size ayetlerini gosterir

    [74] Butun bu olaylardan sonra kalpleriniz yine katılastı. Simdi onlar tas gibi, hatta tastan bile daha katıdırlar. Cunku oyle taslar var ki, iclerinden ırmaklar akar. Yine oyle taslar var ki, catlarlar da bagırlarından su fıskırır. Yine oyle taslar var ki, Allah korkusu ile daglardan yuvarlanıp asagı inerler. Allah yaptıklarınızdan asla habersiz degildir

    [75] Simdi siz onların size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Oysa onlar arasında oyle bir grup var ki, Allah´ın kelamını isitirler ve anlamına akılları yattıktan sonra, onu bile bile degistirirlerdi

    [76] Onlar muminler ile karsılastıklarında «inandık» derler. Fakat birbirleri ile basbasa kaldıkları zaman «Rabbiniz katında aleyhinize delil olarak kullansınlar diye mi Allah´ın size acıkladıklarını onlara anlatıyorsunuz? Bunun yanlıs olduguna aklınız ermiyor mu?» derler

    [77] Acaba onlar bilmiyorlar mı ki, Allah onların gizli tuttukları ve acıga vurdukları herseyi bilir

    [78] Onların icinde bir de ummiler (okuma- yazma bilmeyenler) vardır ki, bunlar kitabı bilmezler. Butun bildikleri birtakım asılsız kuruntulardır. Onlar sırf zanlara (saplantılara) kapılmıslardır

    [79] Kendi elleri ile kitabı yazdıktan sonra karsılıgında birkac para elde etmek amacı ile, «Bu, Allah katından geldi» diyenlerin vay haline! Ellerinin yazdıgından oturu vay baslarına geleceklere! (Yine) Kazandıkları paradan oturu vay baslarına geleceklere

    [80] Sayılı gunlerden baska katiyyen bize ates dokunmayacak dediler. De ki; ´Allah´tan bu yonde soz mu aldınız - ki Allah asla sozunden caymaz- yoksa Allah hakkında bilmediginiz bir seyi mi soyluyorsunuz

    [81] Hayır, oyle birsey yok. Kim kotuluk isler de gunahı tarafından kusatılırsa onlar ebedi olarak kalmak uzere Cehennemliktirler

    [82] Iman edip iyi ameller isleyenler de orada ebedi olarak kalmak uzere Cennetliktirler

    [83] Hani biz Israilogullarından ´Allah´dan baska bir seye tapmayınız, ana- babaya, akrabalara yetimlere ve yoksullara iyilik ediniz, namazı kılınız, zekatı veriniz» diye soz almıstık. Fakat sonra kucuk bir azınlık dısında bu sozunuzden dondunuz. Hala da bu donekligi surduruyorsunuz

    [84] Hani birbirinizin kanını dokmeyeceksiniz, birbirinizi yurtlarınızdan surmeyeceksiniz diye de sizden soz almıstık. Kendi tanıklıgınızla bunu kabul etmistiniz

    [85] Buna ragmen biribirinizi olduruyor ve icinizden bazılarını yurtlarından suruyor, onlara karsı gunah ve zulum islemek icin aranızda isbirligi yapıyorsunuz. Onları surgune gondermeniz yasaklandıgı halde surgune gonderiyorsunuz, sonra size esir olarak geldikleri taktirde fidye vererek kendilerini kurtarıyorsunuz. Yoksa siz kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkar mı ediyorsunuz? Oysa icinizden boyle yapanların cezası dunya hayatında perisanlıktan baska birsey degildir. Onlar Kıyamet gunu de en agır azaba carpılacaklardır. Allah yaptıklarınızdan habersiz degildir

    [86] Bunlar Ahiret karsılıgında dunya hayatını satın almıs kimselerdir. Bu yuzden onların ne azabı hafifletilecek ve ne de kendilerine yardım edilecektir

    [87] Andolsun ki biz Musa’ya kitap verdik. Ondan sonra da birbiri ardınca peygamberler gonderdik. Meryem oglu Isa’ya da beyyineler verdik. Ve onu Ruh-ul-Kudus ile te’yid ettik. Demek bir peygamber ne vakit size gonullerinizin hoslanmadıgı bir seyi getirirse, kibirlenmek isteyeceksiniz de kiminiz tekzip edecek, kiminiz de oldureceksiniz oyle mi

    [88] Yahudiler; «Kalplerimiz kılıflıdır» dediler. Hayır, yalnız kafir olduklarından dolayı Allah onları lanetledi. Onların pek azı iman eder

    [89] Onlara Allah katından elleri altındaki Tevrat´ı onaylayan bir kitap (Kur´an) gelince - ki, daha once kafirlere karsı zafer kazanmak istedikleri halde otedenberi bilip durdukları bu kitap kendilerine gelince- onu inkar ettiler. Allah´ın laneti kafirlerin uzerinedir

    [90] Onlar Allah´ın kendi bagısı olarak diledigi kuluna vahiy indirmesini cekemeyerek O´nun indirdigi kitabı inkar etmekle benliklerini ne kotu sey karsılıgında sattılar da katmerli gazaba ugradılar! Kafirleri alcaltıcı bir azap beklemektedir

    [91] Onlara ´Allah´ın indirdigine inanın» denildigi zaman; «Biz sadece bize indirilene inanırız» derler ve ellerindeki Tevrat´ı dogrulayıcı hakk bir kitap oldugu halde Tevrat´tan baskasına inanmazlar. Onlara de ki; «Madem ki, inanıyordunuz daha once Allah´ın peygamberini niye oldurdunuz

    [92] Musa size mucizeler ile geldi. Siz ise onun yoklugunda buzagıya taptınız. Sizler oyle zalimlersiniz

    [93] Hani sizden kesin soz almıstık; Tur´u uzerinize kaldırarak «Size verdigimizi kuvvetle tutun ve dinleyin» dedik. Onlar ise «Dinledik ve karsı geldik» dediler. Kafirlikleri yuzunden buzagı sevgisi kalplerine iyice isledi. De ki; «Eger inanıyor idiyseniz, imanınız size ne kotu isler emrediyor

    [94] De ki; «Eger iddia ettiginiz gibi Allah katında Ahiret yurdu baska hic kimsenin degil de sırf sizin ise o halde iddianızda samimi iseniz olumu temenni edin.»

    [95] Oysa onlar kendi elleri ile islemis oldukları kotuluklerden dolayı olumu kesinlikle istemezler. Hic suphesiz, Allah zalimleri bilir

    [96] Onları, insanların hayata en duskunu, puta tapanlardan bile daha tutkunu olarak bulacaksın. Her biri ister ki, bin yıl yasatılsın. Oysa uzun yasamak kendilerini azaptan kurtaracak degildir. Hic suphesiz, Allah onların yaptıklarını goruyor

    [97] De ki; «Kim Cebrail´e dusman olursa - ki O Allah´ın izni ile Kur´an´ı, O´na inanmayanın elleri arasındaki Tevrat´ı onaylayıcı, muminlere yol gosterici ve mujde kaynagı olarak senin kalbine indirdi

    [98] Evet, kim Allah´a, O´nun meleklerine, O´nun peygamberlerine, Cebrail´e ve Mikail´e dusman olursa bilsin ki, Allah da kafirlerin dusmanıdır

    [99] Biz sana oyle gercekler, acıklayıcı ayetler indirdik ki, onları sadece fasıklar inkar eder

    [100] Onlar ne zaman bir ahit yaptılar ise aralarından bir grup onu bozup bir yana atmadı mı? Aslında onların cogu inanmaz

    [101] Onlara Allah katından onlerindeki kitabı onaylayan bir peygamber gelince, kendilerine kitap verilenlerin bir grubu, Allah´ın kitabını hic bilmiyorlarmıs gibi onu arkalarına attılar

    [102] Ve onlar seytanların Suleyman’ın mulku aleyhine uydurdukları seylerin ardına dustuler. Halbuki Suleyman asla kufretmedi. Sadece seytanlar kufrettiler. Onlar insanlara sihri ve Babil’deki iki melege, Harut ile Marut’a indirilenleri ogretiyorlardı. Bu iki melek ise: “Biz ancak fitneyiz, sakın kufretme.” demedikce kimseye sihir namına bir sey ogretmezlerdi. Onlardan koca ile karısının arasını ayıracak seyler ogrendiler. Halbuki bunlar, Allah’ın izni olmadıkca o sihirle kimseye zarar verici degildiler. Onlarsa kendilerine zarar verip fayda vermeyen seyleri ogreniyorlardı. Andolsun ki onlar sihri satın alan kimse icin ahirette hicbir nasip olmayacagını biliyorlardı. Ne fena bir sey karsılıgında nefislerini sattılar. Sayet bilmis olsalardı

    [103] Eger onlar iman edip Allah´ın yasaklarından sakınsalardı, Allah katında elde edecekleri sevap daha hayırlı idi. Keske bunu bilselerdi

    [104] Ey muminler, sakın Peygambere; «Bizi de dinle» demeyin; «Bize bak» deyin ve onu dinleyin. Kafirleri acı bir azap beklemektedir

    [105] Ne Kitap Ehlinin kafirleri ve ne de puta tapanlar Rabbinizden size herhangi bir iyilik inmesini istemezler. Oysa Allah rahmetini diledigine tahsis eder. Allah buyuk lutuf sahibidir

    [106] Biz herhangi bir ayetin daha hayırlısını veya benzerini getirmedikce onu ne yururlukten kaldırır ve ne de unuttururuz. Allah´ın herseye kadir oldugunu bilmiyor musun

    [107] Goklerin ve yeryuzunun egemenliginin Allah´a ait oldugunu bilmiyor musun? Allah´tan baska hicbir dostunuz ve destekciniz yoktur

    [108] Yoksa vaktiyle Musa´yı sorguya tuttukları gibi siz de peygamberinizi sorguya tutmak mı istiyorsunuz? Muminligi kafirlik ile degistirenler hic kuskusuz dogru yoldan sapmıs olurlar

    [109] Kitap Ehlinin cogu gercegin ne oldugunu kesinlikle ogrendikten sonra sırf iclerindeki kıskanclıktan oturu sizi iman ettikten sonra tekrar kafirlige dondurmek isterler. Allah´ın emri gelinceye kadar onlara aldırıs etmeyin, yaptıklarını hos gorun. Hic kuskusuz Allah herseye kadirdir

    [110] Namazı kılın, zekatı verin, kendi hesabınıza onceden gonderdiginiz her iyiligi Allah katında bulursunuz. Hic suphesiz Allah yaptıklarınızı gorur

    [111] Onlar «Yahudilerden ve hıristiyanlardan baska hic kimse Cennet´e giremeyecek» dediler. Bu onların husnukuruntusudur. De ki; «Eger dediginiz gibi ise delilinizi getirin.»

    [112] Hayır, oyle degil Kim kendini Allah´a adar ve bunun yanında iyi ameller de islerse Allah katında mutlaka mukafatını alır. Boyleleri icin korku sozkonusu degildir, onlar hic uzulmeyeceklerdir

    [113] Yahudiler: «Hıristiyanlar hicbir gercege dayanmıyor» dediler. Hıristiyanlar da; «Yahudiler hicbir gercege dayanmıyor» dediler. Oysa hepsi de kitabı okuyorlar. Gercegi bilmeyenler de onların dedigini soylemislerdi. Kıyamet gunu Allah, anlasmazlıga dustukleri konularda aralarında hukum verir

    [114] Allah´ın mescidlerinde O´nun adının anılmasını engelleyen ve oraları yıkmaya calısanlardan daha zalim kim olabilir? Oysa oralara ancak korkulu bir saygı icinde girmeleri yakısık alır. Bunları, dunyada rezil olmak, Ahirette de buyuk bir azap beklemektedir

    [115] Dogu da Batı da Allah´ındır. Ne tarafa donerseniz, Allah´ın yonu o tarafa dogrudur. Suphesiz Allah´ın kudreti herseyi kapsar ve o herseyi bilir

    [116] Onlar; «Allah ogul edindi» dediler. O boyle bir seyden munezzehtir. Goklerdeki ve yeryuzundeki varlıkların tumu O´nundur, hepsi O´na boyun egmislerdir

    [117] O, goklerin ve yeryuzunun yoktan varedicisidir. O birseyin varolmasını dileyince ona sadece «ol» der ve o da olur

    [118] Bilmeyenler «Allah bizimle konusmalı ya da bize bir mucize gelmeliydi» dediler. Onlardan oncekiler de onların dedikleri gibi soylemislerdi. Kalpleri birbirine benzedi. Kesin iman sahiplerine ayetleri apacık gostermisizdir

    [119] Biz seni gercegin mujdecisi ve uyarıcısı (korkutucusu) olarak gonderdik. Sen Cehennemliklerden sorumlu degilsin

    [120] Kendi dinlerine uymadıkca ne yahudiler ve ne de hristiyanlar senden asla hoslanmayacaklardır. De ki; «Dogru yol, sadece Allah´ın yoludur´: Eger sana gelen bilgiden sonra onların arzularına uyacak olursan, andolsun ki, Allah tarafından ne bir dost ve ne de bir yardımcı bulamazsın

    [121] Kendilerine verdigimiz kitabı geregince okuyanlar var ya, iste onlar ona inananlardır. Onu inkar edenler ise husrana ugrayanlardır

    [122] Ey Israilogulları, size vermis oldugum nimetleri ve sizi bir zamanlar butun alemlere ustun tutmus oldugumu hatırlayın

    [123] Hic kimsenin baskası adına birsey odeyemeyecegi, hic kimseden fidye kabul edilmeyecegi, hic kimseye sefaatin yarar saglayamayacagı ve boylelerinin hicbir yerden yardım gormeyecegi gunden korkun

    [124] Hani Rabbi, Ibrahim´i birtakım emirler ile denemis, o da onları yerine getirmisti. Bunun uzerine Allah; «Seni insanlara onder yapacagım» demisti. Ibrahim; «Soyumdan da» deyince, Allah; «Zalimler bu taahhudumun kapsamına asla giremezler» buyurdu

    [125] Hani Kabe´yi insanlar icin toplanma ve guven yeri yapmıstık. «Ibrahim´in makamını (Kabe´nin tumunu) namaz yeri edininiz» Ibrahim ile Ismail´e; «Bu evimi ziyaretciler, kendilerini ibadete adayanlar, ruku ve secde edenler icin temiz tutun» diye emir vermistik

    [126] Hani Ibrahim; «Ey Rabbim, bu sehri guvenli bir yer kıl, halkından Allah a ve Ahiret gunune inananları cesitli urunlerle rızıklandır» dedi. Allah da; «Onlardan kafir olanları ise kısa bir sure gecindirir, sonra Cehennem azabına katlanmak zorunda tutarım. Ne kotu akıbettir o!» buyurdu

    [127] Hani Ibrahim ile Ismail, Kabe´nin duvarlarını yukseltirlerken soyle dua etmislerdi; «Ey Rabbimiz, yaptıgımızı kabul et hic suphesiz sen herseyi isiten ve bilensin

    [128] Ey Rabbimiz, ikimizi de sana teslim olanlardan eyle, soyumuzdan da sana teslim olan bir ummet cıkar, bize ibadet yollarımızı goster, tevbemizi kabul buyur. Hic suphesiz sen tevbeleri kabul edensin ve cok merhametlisin

    [129] Ey Rabbimiz, iclerinden onlara senin ayetlerini okuyacak, Kitab´ı ve hikmeti ogretecek, kendilerini kotuluklerden arıtacak bir peygamber gonder. Hic suphesiz sen azizsin ve hikmet sahibisin.»

    [130] Benligini asagılıga mahkum edenler dısında Ibrahim´in dininden kim yuz cevirir. Andolsun ki, biz onu dunyada seckinlerden kıldık. O Ahirette de salihler arasındadır

    [131] Hani Rabbi ona; «Teslim ol» buyurunca o da; «Ben alemlerin Rabbine teslim oldum» dedi

    [132] Ibrahim (bu ilahi buyrugu) ogullarına tavsiye etti. Yakub da; «Ey ogullarım, Allah sizin icin bu dini secti, mutlaka musluman olarak olunuz» dedi

    [133] Yoksa siz Yakub olmek uzereyken yanında mıydınız? Hani O ogullarına; «Benden sonra kime kulluk edeceksiniz (kime tapacaksınız?)» diye sordu. Onlar da; «Senin ve ataların Ibrahim´in, Ismail´in ve Ishak´ın ilahı olan tek Allah´a kulluk edecegiz; biz O´na teslim olmusuz» dediler

    [134] Onlar gelip gecmis bir ummettir. Onların kazandıkları kendilerine, sizin kazandıgınız da sizedir. Siz onların yaptıklarından sorumlu tutulmazsınız

    [135] Onlar size; «Yahudi veya hıristiyan olun ki, dogru yolu bulasınız» dediler. Onlara de ki; «Hayır, biz Ibrahim´in dosdogru dinine uyarız. O musriklerden degildi.»

    [136] Onlara deyin ki; «Biz Allah´a, bize indirilene, Ibrahim´e, Ismail´e, Ishak´a, Yakub´a ve torunlarına indirilene; Musa´ya ve Isa´ya verilene ve diger peygamberlere Rabbleri tarafından verilene inanırız. Onlar arasında ayırım yapmayız. Biz Allah´a teslim olanlarız.»

    [137] Eger onlar sizin inandıklarınızın aynısına inanırlarsa dogru yolu bulmus olurlar. Eger bu inanca arka donerlerse mutlaka catısmaya ve cıkmaza duserler. Onlara karsı Allah sana yetecektir. O isitendir ve bilendir

    [138] Bu din, Allah´ın verdigi bir renktir. Kim Allah´tan daha iyi bir renk verebilir? Biz yalnız O´na kulluk ederiz

    [139] De ki; «Bizim de sizin de Rabbiniz olan Allah hakkında bizimle cekisiyor musunuz? Bizim yaptıklarımız bize, sizin yaptıklarınız da size aittir. Biz O´na samimi olarak baglıyız

    [140] Yoksa Ibrahim´in, Ismail´in, Ishak´ın, Yakub´un ve torunlarının yahudi ya da hıristiyan olduklarını mı soyluyorsunuz? De ki; «Siz mi daha iyi bilirsiniz, yoksa Allah mı?» Allah tarafından kendisine bildirilen bir gercegi saklayandan daha zalim kim olabilir? Allah yaptıklarınızdan asla gafil degildir

    [141] Onlar daha once gelip gecmis bir ummettir. Onların kazandıkları kendilerine, sizin kazandıklarınız da sizedir. Siz onların yaptıklarından sorumlu tutulmazsınız

    [142] Insanlardan bazı beyinsizler; «Onları daha once yoneldikleri kıbleden ceviren sebep nedir?» diyecekler. De ki; «Dogu da Batı da Allah´ındır. O diledigini dogru yola iletir.»

    [143] Boylece sizi orta yolu benimseyen bir ummet yaptık ki, siz insanlara ornek olasınız ve peygamber de size ornek olsun. Biz sırf Peygambere uyanları, baglı kalanları O´na uymaktan vazgecenlerden ayırdedelim diye daha once yoneldigin kıbleyi tekrar kıble yaptık. Bu degisiklik, Allah´ın dogru yolu gosterdigi kimselerden baskasına elbette agır gelir. Allah sizin imanınızı bosa cıkaracak degildir. Hic suphesiz, Allah insanlara karsı sefkatli ve merhametlidir

    [144] (Ey Muhammed) senin yuzunu ısrarla goge cevirdigini goruyoruz. Seni hosuna gidecek bir kıbleye kesinlikle dondurecegiz. Bundan boyle yuzunu Mescid- i Haram tarafına cevir. Nerede olursanız olun, yuzlerinizi o tarafa cevirin. Hic suphesiz kendilerine kitap verilenler, bu kıble degisiminin Rabblerinin buyruguna dayanan bir gercek oldugunu biliyorlar. Allah onların neler yaptıklarından habersiz degildir

    [145] Kendilerine kitap verilenlere sen her turlu ayeti (delili) gostersen bile onlar yine senin kıblene uymazlar. Sen de onların kıblesine uyacak degilsin. Onlar birbirlerinin kıblelerine de uymazlar. Sana gelen bilgiden sonra eger onların keyiflerine, arzularına uyacak olursan, o zaman, kesinlikle zalimlerden olursun

    [146] Kendilerine kitap verdiklerimiz O´nu (Muhammed´i) ogullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Fakat onlardan bir grup, bile bile gercegi gizler

    [147] Bu, Rabbinden gelen bir gercektir. Bu konuda sakın kuskuya kapılanlardan olma

    [148] Herkesin yoneldigi bir yon vardır. Buna gore, hayırlı islerde birbirinizle yarısa girin. Nerede olursanız olun, Allah sizi bir yere getirecek (toplayacak)tır. Hic suphesiz, Allah herseye kadirdir

    [149] Nereden yola cıkmıs olursan ol, yuzunu Mescid- i Haram´a dogru cevir. Bu kesinlikle Rabbinden gelen bir gercektir. Hic suphesiz, Allah neler yaptıgınızdan habersiz degildir

    [150] Nereden yola cıkmıs olursan ol, yuzunu Mescid- i Haram´a dogru cevir. Nerede olursanız olun, yuzunuzu o tarafa cevirin ki, insanların elinde aleyhinizde kullanacakları bir bahane bulunmasın. Yalnız, zalimler baska. Onlardan da korkmayın, benden korkun. O tarafa donun ki, size verecegim nimeti tamama erdireyim ve boylece dogru yolu bulasınız

    [151] Nitekim kendi icinizden size ayetlerimizi okuyan, sizi kotuluklerden arındıran, size Kitab´ı, hikmeti ve daha once bilmediginiz bircok seyi ogreten bir peygamber gonderdik

    [152] O halde siz beni hatırlayın ki, ben de sizi hatırlayayım. Bana sukredin, sakın nankorluk etmeyin

    [153] Ey muminler, sabırla ve namazla Allah´tan yardım isteyin. Hic suphesiz Allah, sabredenler ile beraberdir

    [154] Allah yolunda oldurulenlere sakın «oluler» demeyin. Tersine onlar diridirler, ama siz farkında degilsiniz

    [155] Muhakkak ki, sizi biraz korku, biraz aclık, biraz mal, cari ve urun eksiltmesi ile deneriz. Sabredenleri mujdele

    [156] Ki onların baslarına bir musibet geldiginde; «Biz Allah icin varız ve yine O´na donecegiz» derler

    [157] Iste Rabblerinden magfiret (salavat) ve rahmet onların uzerinedir ve dogru yolu bulanlar da onlardır

    [158] Hic suphesiz Safa ile Merve, Allah´a ibadet sembollerindendir. Buna gore, kim Hacc veya Umre amacı ile Kabe´yi ziyaret ederse, bu iki tepeyi tavaf etmesinde hicbir sakınca yoktur. Kim gonullu olarak bir iyilik yaparsa, bilsin ki, Allah karsılıgını verir ve yaptıgını bilir

    [159] Indirdigimiz belgeleri, biz onları Kitapta acıkladıktan sonra gizleyenler var ya, onlara hem Allah hem de butun lanet edebilenler lanet eder

    [160] Yalnız tevbe edenler, ıslah olanlar ve gercegi ortaya koyanlar mustesna; onları ben bagıslarım. Zira ben tevbeleri kabul ederim ve merhametliyim

    [161] Ayetlerimizi inkar etmis ve kafir olarak olmus olanlara gelince Allah´ın, meleklerin ve insanların ortak laneti onların uzerinedir

    [162] Bunlar (surekli lanetlenmis olarak) orada ebediyen kalırlar. Ne azapları hafifletilir ve ne de kendilerine muhlet verilir

    [163] Ilahınız tek bir ilahtır, O´ndan baska ilah yoktur. O, Rahman ve Rahim´dir

    [164] Hic suphesiz goklerin ve yerin yaratılısında, gece ile gunduzun birbirini kovalamasında, insanlara yararlı seyler ile denizde yuzen vapurlarda, Allah´ın gokten su indirip onun aracılıgı ile olu yeri dirilterek uzerine her cesit canlıyı yaymasında, ruzgarları ve gokle yer arasında emre hazır bekleyen bulutları yonlendirmesinde, dusunen bir topluluk icin bircok ayetler, deliller vardır

    [165] Insanlar arasında Allah´a cesitli esler kosanlar ve bu kostukları esleri Allah´ı sever gibi sevenler vardır. Oysa muminler en cok Allah´ı severler. Zulmedenler, azabı gordukleri zaman butun kuvvetin Allah´ta oldugunu ve Allah´ın azabının agır oldugunu anlayacaklarını keske simdiden bilselerdi

    [166] Iste uyulanlar (liderler), kendilerine uyanlardan uzaklasıverdiler, azabı gorduler ve aralarındaki butun baglar kesildi

    [167] Uyanlar o zaman «Keske bir daha dunyaya geri donebilseydik de simdi onlar bizden nasıl uzaklastılar ise bizde onlardan oyle uzak dursaydık» derler. Boylece Allah, onlara butun yaptıklarını hayıflanmalar biciminde gosterir. Onlar Cehennem´den cıkamayacaklardır

    [168] Ey insanlar, yeryuzunde bulunan seylerin temiz ve helal olanlarından yiyin; sakın Seytan´a ayak uydurmayın, onun izinden gitmeyin. Cunku o sizin acık dusmanınızdır

    [169] O size her zaman kotuluk ve cirkin davranıslar yapmanızı ve Allah hakkında bilmediginiz seyi uydurmanızı emreder

    [170] Onlara; «Allah´ın indirdiklerine uyun» denilince; «Hayır, biz atalarımızdan gorduklerimize uyarız» derler. - Peki, ya onların ataları hicbir seyi dusunemeyen, dogru yolu bulamamıs kimseler idiyse de mi oyle yapacaklar

    [171] Kufredenlerin misali; bagırıp cagırmadan baska bir sey duymayan, haykırıp duranınki gibidir. Onlar sagırdırlar, dilsizdirler, kordurler; dusunemezler

    [172] Ey muminler, size verdigimiz rızıkların tertemiz (helal) olanlarından yiyin ve eger gercekten sırf Allah´a kulluk ediyorsanız, O´na sukredin

    [173] Allah size sadece lesi, kanı, domuz etini ve Allah´tan baskası adına kesilen hayvanın etini kesinlikle haram kıldı. Fakat darda kalana, baskasının payına el uzatmamak ve zaruret miktarını asmamak uzere bu etlerden yemek gunah degildir. Hic suphesiz, Allah bagıslayıcı ve merhametlidir

    [174] Allah´ın indirdigi kitapta bulunan birseyi gizleyerek onu birkac para karsılıgında satanlar var ya, onlar karınlarına atesten baska birsey indirmiyorlar. Allah Kıyamet gunu onlarla konusmaz ve kendilerini gunahlardan arındırmaz. Onları acı bir azap beklemektedir

    [175] Onlar hidayet karsılıgında sapıklıgı, magfiret karsılıgında azabı satın alanlardır. Onlar Cehennem atesine karsı ne kadar da dayanıklıdırlar

    [176] Bu azabın sebebi sudur: Allah, kitabı hak icerikli olarak indirdi ve bu kitap uzerinde gorus ayrılıgına dusenler gercekten derin bir anlasmazlık, uyusmazlık icindedirler

    [177] Yuzlerinizi Dogu ya da Batı tarafına cevirmeniz iyilik demek degildir. Asıl iyilik Allah´a, Ahiret gunune, meleklere, kitaba, peygamberlere inanan; akrabalara, yetimlere, yoksullara, yarı yolda kalanlara, dilencilere ve boyunduruk altında bulunanlara (kolelere, tutsaklara) mallarını sevmelerine ragmen yardım edenlerin; namazı kılanların, zekatı verenlerin, antlasma yaptıklarında yapmıs oldukları antlasmaları yerine getirenlerin; zorda, darda ve savas zamanında sabredenlerin tutumudur. Iste dogrular (sozlerinin erleri) onlardır, takva sahipleri de onlardır

    [178] Ey iman edenler! Maktuller hakkında size kısas farz edildi. Hur hur ile, kole kole ile, disi disi ile, fakat kimin lehine maktulun kardesi tarafından bir sey affedilirse, ma’ruf olan emre ittiba etmeli, ona guzellikle (diyet) odemelidir. Bu Rabb’ınız tarafından bir hafifletme ve rahmettir. Artık bundan sonra kim haddi tecavuz ederse; onun icin pek acıklı bir azap vardır

    [179] Ey akıl sahipleri, sizin icin kısasta hayat vardır. Bu sayede adam oldurmekten sakınırsınız

    [180] Icinizden biri olmek uzereyken eger geride mal (hayır) bırakıyorsa anaya, babaya ve yakın akrabalara geleneklere uygun bicimde vasiyyette bulunması, Allah´tan korkanlar uzerine bir borctur

    [181] Kim bu vasiyyeti, isittikten sonra degistirirse, gunahı onu degistirenin boynunadır. Hic suphesiz; Allah isitendir, bilendir

    [182] Kim vasiyyet edenin yanılgıya dustugunden ya da gunaha gireceginden endise ederek ilgililerin arasını bulursa bu yuzden gunaha girmez. Hic suphesiz Allah bagıslayıcı ve merhametlidir

    [183] Ey muminler,sizden onceki ummetlere oldugu gibi, gunahlardan arınasınız diye, sayılı gunler olarak oruc tutmak size de farz kılındı

    [184] Icinizden kim hasta ya da yolcu olursa tutmadıgı gunler sayısınca sonraki gunlerde oruc tutar. Oruca dayanamayanların bir yoksulu doyuracak kadar fidye vermeleri gerekir. Kim gonullu olarak bundan daha fazlasını verirse, bu onun icin daha hayırlıdır. Ayrıca, eger bilirseniz, oruc tutmanız sizin icin daha hayırlıdır

    [185] Ramazan ayı ki, o ayda Kur´an, insanlara yol gosterici, dogru yola iletici, egri ile dogruyu birbirinden ayırt edici olarak indirildi. Icinizden kim bu aya yetisirse onu orucla gecirsin. Kim hasta ya da yolcu olursa tutamadıgı gunler sayısınca sonraki gunlerde oruc tutsun. Allah sizin icin kolaylık ister, zorluk istemez. Bu sayılı gunleri tamamlamanızı ve size dogru yolu gosterdi diye kendisini tekbir etmenizi (ululugunu dile getirmenizi) ister, ola ki, O´na sukredersiniz

    [186] Eger kullarım sana benden sorarlarsa onlara de ki; ben kendilerine yakınım, bana dua edenin duasını, dua edince, kabul ederim. O halde onlar da benim cagrıma olumlu karsılık vererek bana iman etsinler ki, dogru yolu bulsunlar

    [187] Sizin icin oruc gecesi kadınlarınıza yaklasmak helal kılındı. Onlar sizin icin, siz de onlar icin bir libassınız. Sizin nefislerinize hıyanet edeceginizi Allah bildi de, tevbenizi kabul etti ve sizi bagısladı. Artık onlara yaklasın. Ve Allah’ın hakkınızda yazdıgını isteyin. Ve fecrin beyaz ipligi siyah ipliginden secilinceye kadar yiyin, icin. Sonra geceye kadar orucu tamamlayın. Mescidlerde i’tikafta bulundugunuz zaman kadınlarınıza yaklasmayın. Bu, Allah’ın hudududur. Sakın onlara yaklasmayın. Iste Allah ayetlerini insanlara boylece acıklar. Ta ki onlar korunsunlar

    [188] Birbirinizin mallarını haksız yollardan yemeyin. Insanların bir kısım mallarını gunah olacak bicimde bile bile yemek icin hakimlere peskes cekmeyin

    [189] Ey Muhammed, sana hilal asamasındaki aylar hakkında soru soruyorlar. De ki; «Onlar insanlar ve Hacc icin zaman olcusudurler.» Evlere arka taraflarından girmeniz iyilige uygun bir davranıs degildir. Iyilige uygun davranıs, kotulukten sakınarak evlere kapılarından girenlerin tutumudur. Allah´tan korkunuz ki, kurtulusa, umdugunuza eresiniz

    [190] Sizinle savasanlar ile siz de Allah yolunda savasın. Fakat olcuyu kacırmayın, saldırgan olmayın. Cunku Allah olcuyu elden bırakan saldırganları sevmez

    [191] Onları buldugunuz yerde oldurun. Sizi cıkardıkları, surdukleri yerden siz de onları cıkarın. Kargasa cıkarmak, adam oldurmekten daha agır bir suctur. Mescid- i Haram cevresinde onlarla savasmayın ki, onlar da orada size karsı savasmasınlar. Fakat eger onlar size savas acarlarsa onları oldurun. Kafirlerin cezası boyledir

    [192] Eger onlar savasmaya ve kafirlige son verirlerse Allah bagıslayıcıdır, merhametlidir

    [193] Fitne ortadan kalkıp Allah´ın dini tam anlamı ile egemen oluncaya kadar onlarla savasın. Eger yaptıklarına son verirlerse zalimlerden baskasına asla saldırılmaz

    [194] Haram ay, haram aya karsılıktır. Yasaklar, dokunulmazlıklar karsılıklıdır. Buna gore size saldırana, size saldırdıgı kadar, siz de saldırın. Allah´tan korkun ve iyi bilin ki, Allah kendisinden korkanlarla beraberdir

    [195] (Mallarınızın bir bolumunu) Allah yolunda harcayın. Sakın kendinizi, kendi ellerinizle tehlikeye atmayın. Hic kuskusuz Allah iyilik yapanları sever

    [196] Allah icin haccı da, umreyi de tamamen yapın. Fakat alıkonulursanız, kurbandan kolayınıza geleni gonderiniz. Kurban yerine gelinceye kadar baslarınızı tıras etmeyin. Artık icinizden her kim ki hasta olursa veya basında bir eziyet bulunursa; ona oructan, sadakadan veya kurbandan fidye (vacip olur). Emin oldugunuz vakitte kim hac zamanına kadar umre ile istifade etmis olursa, kolayına gelen bir kurban kesmesi (icap eder). Ancak bulamazsa, hacc gunlerinde uc; dondugunuz vakit yedi gun oruc vacip olur ki; onlar, tam on gundur. Bu, ailesi Mescid-i Haram’da bulunmayanlar icindir. Allah’tan korkun. Ve bilin ki Allah, azabı pek siddetli olandır

    [197] Hacc; bilinen aylar(da)dır. Kim bu aylarda ihrama girerek Haccı kendine farz hale getirirse bilsin ki, Haccda fuhus soz soylemek, kufurlesmek- kavga etmek ve her turlu gunah islemek yoktur. Ne iyilik islerseniz Allah onu bilir

    [198] Rabbinizin lutuf ve keremini istemenizin hicbir sakıncası yoktur. Arafat´tan asagı inince Mesar- ı Haram´da Allah´ı anın. O sizi nasıl dogru yola iletti ise siz de O´nu anın. Zira O´nun yol gostermesinden once, kuskusuz, sapıklardan idiniz

    [199] Sonra insanların dagıldıgı yerden siz de dagılın ve Allah´tan bagıslama dileyin. Hic suphesiz Allah bagıslayıcıdır, merhametlidir

    [200] Hacc ibadetini bitirdiginizde atalarınızı andıgınız gibi, hatta ondan daha ısrarlı bir sekilde Allah´ı anın. Kimi insanlar ´Ey Rabbimiz, bize dunyada guzellik ver´ derler. Boylesinin Ahirette hicbir pay olmaz

    [201] Kimi insanlar da ´Ey Rabbimiz, bize dunyada da guzellik ver, Ahirette de guzellik ver ve bizi Cehennem atesinin azabından koru´ derler

    [202] Iste onların kazandıklarından payları vardır. Allah´ın hesaplasması cok hızlıdır

    [203] Sayılı gunlerde Allah´ın adını anın. Kim hemen iki gun icinde donerse bir gunahı yoktur. Kim geri kalırsa da, gunahtan korunanlar icin, gunahı yoktur. Allah´tan korkun ve bilin ki, hepiniz O´nun huzurunda biraraya getirileceksiniz

    [204] Kimi insan var ki, dunya hayatı ile ilgili konusması hosunuza gider ve en amansız dusman oldugu halde kalbindeki duyguların samimi olduguna Allah´ı sahit gosterir

    [205] Is basına gecince yeryuzunde kargasa ve bozgunculuk cıkarmaya, ekini ve nesli mahvetmeye calısır. Oysa Allah kargasa ve bozgunculuk cıkarmayı kesinlikle sevmez

    [206] Ona ´Allah´tan kork´ denilince gunahları ile gururlanma damarı kabarır. Boylesi icin Cehennem yeterlidir. Orası ne kotu bir barınaktır

    [207] Kimi insan da var ki, benligini Allah´ın rızasını kazanmaya adar. Hic kuskusuz, Allah kullarına karsı pek sefkatlidir

    [208] Ey muminler, butun varlıgınız ile Islam´a (barısa) girin. Sakın Seytanın izinden gitmeyin. Cunku o sizin apacık dusmanınızdır

    [209] Size apacık deliller geldikten sonra yine surcerseniz, ayagınız kayarsa bilin ki Allah her zaman ustundur ve hikmet sahibidir

    [210] Acaba onlar bulut golgeleri arasından Allah´ın ve meleklerin tepelerine inmesini ve boylece isin bitirilmesini mi bekliyorlar? Oysa butun islerin cozumu Allah´a goturulecektir

    [211] Israilogulları´na sor; kendilerine nice acık ayetler, deliller sunduk. Kim Allah´ın nimeti kendisine geldikten sonra onu degistirirse hic kuskusuz Allah´ın azabı pek agırdır

    [212] Dunya hayatı kafirlere cazip gorunur. Bunlar muminler ile alay ederler. Oysa Allah´ın azabından sakınanlar, Kıyamet gunu, kafirlerden ustun konumdadırlar. Allah diledigine hesapsız olarak rızık verir

    [213] Insanlar tek bir ummetti. Allah mujdeleyici ve korkutucu peygamberler gonderdi ve onlarla beraber insanların ihtilafa dustukleri seylerde, aralarında hukum vermeleri icin hak kitaplar indirdi. Halbuki kendilerine apacık deliller geldikten sonra aralarındaki ihtirastan dolayı ihtilafa dusenler de, o kendilerine kitap verilenlerden baskası degildir. Iste Allah, kendi iradesiyle iman edenleri, uzerinde ittifaka dustukleri hakka ulastırdı. Allah diledigini dogru yola ulastırır

    [214] Acaba sizden oncekilerin baslarına gelenlerin benzeri sizin de basınıza gelmeksizin, kolayca Cennet´e gireceginizi mi sandınız? Onlar oylesine agır sıkıntılara ve zorluklara ugradılar, oylesine sarsıldılar ki, peygamberleri ile cevresindeki inanmıslar; Allah´ın yardımı ne zaman gelecek?» dediler. Iyi bilin ki, Allah´ın yardımı yakındır

    [215] Sana (Allah yolunda) ne harcayacaklarını sorarlar. De ki; «Vereceginiz mal (hayır) ana- baba, yakın akrabalar, yetimler, yoksullar ve yolda kalmıslar icindir. Hic suphesiz Allah yaptıgınız her hayrı bilir.»

    [216] Savas, hosunuza giden bir is olmadıgı halde size farz kılındı. Bazan hosunuza gitmeyen birsey hakkınızda hayırlı olabilir, buna karsılık hosunuza giden birsey de hakkınızda kotu olabilir. Allah bilir, fakat siz bilmezsiniz

    [217] Sana haram olan ayı ve o ayda muharebe etmeyi soruyorlar. De ki: “O ayda muharebe etmek, buyuk bir gunahtır. Fakat; insanları Allah yolundan men etmek ve onu inkar eylemek, Mescid-i Haram’a gitmelerine engel olmak, onun ehlini oradan cıkarmaksa Allah katında daha buyuk gunahtır. Fitne, katilden de beterdir. Kafirlerin gucleri yetse, sizi dininizden dondurunceye kadar sizinle savasa devam ederler. Sizden her kim dininden doner de kafir olarak olurse, onların yaptıgı ameller dunyada da ahirette de bosa gitmistir. Ve onlar Cehennem ehlidirler. Onlar orada ebedi kalacaklardır

    [218] Onlar ki, iman ettiler, yurtlarından goc ettiler ve Allah yolunda savastılar. Iste onlar Allah´ın rahmetini umarlar. Hic suphesiz Allah gunahları bagıslar ve O merhametlidir

    [219] Sana icki ve kumar hakkında soru sorarlar. De ki; Onların ikisinde de buyuk gunah vardır. Insanlara bazı yararları varsa da gunahları yararlarından buyuktur. Sana Allah yolunda ne vereceklerini sorarlar. De ki; «ihtiyaclarınızdan artakalanını verin!» Allah size ayetlerini bu sekilde acıklıyor ki dusunesiniz

    [220] Sana yetimler hakkında soru sorarlar. De ki; Onların durumlarını duzeltmek hayırlı bir istir. Eger kendileriyle birarada yasıyorsanız, onlar artık kardeslerinizdir. Allah kimin isleri bozucu ve kimin duzeltici oldugunu iyi bilir. Eger Allah dileseydi, sizi zora kosardı. Hic suphesiz Allah ustundur ve hikmet sahibidir

    [221] Iman edinceye kadar musrike kadınları nikahlamayınız. Iman eden bir cariye musrike kadından –o sizin hosunuza gitse de– elbette daha hayırlıdır. Iman edinceye kadar musrik erkeklerle de nikah ettirmeyin; iman eden bir kole bir musrikten –o sizin hosunuza gitse de– elbette daha hayırlıdır. Onlar sizi Cehennem’e cagırırlar. Allah ise, Cennet’e ve magfirete cagırır ve tezekkur etsinler diye insanlara ayetlerini acıkca bildirir

    [222] Sana kadınların aybası kanaması hakkında soru sorarlar. De ki; «O bir eziyet, bir rahatsızlıktır. «Aybası donemlerinde kadınlardan uzak durun, temizleninceye kadar onlara yaklasmayın. Temizlendiklerinde Allah´ın size emrettigi yoldan onlarla cinsel iliski kurun. Hic suphesiz Allah tevbe edenleri ve tertemiz olanları sever

    [223] Kadınlarınız sizin cocuk ureten tarlalarınızdır. O halde, tarlanıza dilediginiz gibi varın. Kendiniz icin ileriye donuk hazırlık yapın, gunah islemekten sakının ve mutlaka Allah ´a kavusacagınızı bilin. Bunu muminlere mujdele

    [224] Sakın Allah adına yaptıgınız yeminleri iyilik etmeye, gunahlardan sakınmaya ve insanların arasını bulmaya engel yapmayın. Hic Suphesiz Allah isiten ve bilendir

    [225] Allah sizi agız alıskanlıgı sonucu yaptıgınız yeminlerden sorumlu tutmaz, fakat kalplerinizin kazandıgı (bile bile yaptıgınız) yeminlerden sorumlu tutar. Hic suphesiz Allah, bagıslayıcıdır ve halimdir

    [226] Eslerine yaklasmamaya yemin edenler dort ay bekleyebilirler. Eger bu yeminlerinden donerlerse, kusku yok ki, Allah bagıslayıcıdır ve merhametlidir

    [227] Eger bosanmaya karar verirlerse kusku yok ki Allah isiten ve bilendir

    [228] Bosanmıs kadınlar uc aybası boyunca kendilerini gozlem altında tutarlar. Eger Allah´a ve Ahiret gunune inanmıslar ise Allah´ın rahimlerinde yarattıgı cocugu saklamaları kendilerine helal degildir

    [229] Bosamak iki defa olur. Bundan sonra kadını ya mesru bicimde tutmak ya da iyilikle bırakmak gerekir. Kadınlara evliyken verdiklerinizden birsey geri almak helal degildir. Ama eger erkek ve kadın, Allah´ın koydugu sınırları gozetemeyeceklerinden korkarlarsa o baska. Eger kadın ile kocanın, Allah´ın koydugu sınırları gozetemeyeceklerinden korkarsanız kadının bosanmak icin kocasına fidye vermesinde her iki taraf icin de sakınca yoktur. Bunlar Allah´ın koydugu sınırlardır, onları asmayın. Kimler Allah´ın koydugu sınırları asarsa iste onlar zalimlerin ta kendileridir

    [230] Eger erkek bundan sonra karısını kesinlikle bosarsa bu kadın baskası ile evlenmedikce artık kocasına helal olmaz. Eger sonraki koca, kadını bosar da Allah´ın sınırlarını gozeteceklerine inanırlarsa eski karıkocanın tekrar birbirlerine donmelerinin sakıncası yoktur. Bunlar Allah´ın koydugu sınırlardır, onları bilen topluluga acık acık anlatıyor

    [231] Kadınları bosayıp da bekleme surelerini doldurdukları zaman ya onları mesru bicimde tutun ya da yine mesru bicimde bırakın. Sakın onlara zarar vererek Allah´ın sınırlarını cignemek amacı ile kadınları alıkoymayın. Kim bunu yaparsa kendine yazık etmis olur. Allah´ın ayetlerini alaya almayın. Allah´ın size bagısladıgı nimetleri ve ogut vermek icin indirdigi Kitabı ve hikmeti hatırınızdan cıkarmayın. Allah´tan korkun ve O´nun herseyi bildigini bilin

    [232] Kadınları bosayıp da bekleme surelerini doldurdukları zaman eger daha onceki kocaları ile mesru bicimde anlasırlarsa evlenmelerine engel olmayın. Bu, icinizdeki Allah ´a ve Ahiret gunune inananlara yonelik bir oguttur. Bu sizin hesabınıza en temiz ve en iffetli yoldur. Allah bilir, fakat siz bilemezsiniz

    [233] Anneler cocuklarını tamam iki yıl emzirirler. Bu, emzirmeyi tamamlamak isteyen icindir. Onların yiyecegi, giyecegi ma’ruf vech uzre cocuk kendisinden olana aiddir. Kimse, takatından fazlasıyla mukellef olmaz. Ne bir anne cocugu sebebiyle, ne de bir baba cocugu yuzunden zarara sokulmasın. Mirascıya dusen de bunun gibidir. Eger kendi aralarında rıza ve musavere ile memeden kesmeyi arzu ederlerse, ikisinin ustune de bir vebal yoktur. Cocuklarınızı emzirmek isterseniz, mesru sekilde verdiginizi teslim etmek sartıyla, yine size vebal yoktur. Allah’tan korkun. Ve bilin ki suphesiz Allah, yaptıgınız seyleri hakkıyla gorendir

    [234] Aranızdan olenlerin geride bıraktıkları esleri dort ay, on gun kendilerini gozetim altında tutarlar. Bu surelerini doldurduklarında mesru olarak yaptıklarından dolayı siz sorumlu tutulmazsınız. Hic suphesiz ne yaparsanız Allah onu bilir

    [235] Kadınları nikahla isteyeceginizi tariz yoluyla bildirmenizden veya boyle bir arzuyu gonullerinizde saklamanızdan dolayı size bir vebal yoktur. Allah bilmistir ki, siz onları mutlaka hatırlayacaksınız. Fakat onlarla gizlice vaidlesmeyin. Mesru bir sozle soylemeniz mustesna, iddet nihayet bulmadıkca nikah bagını baglamaya azmetmeyin. Ve bilin ki, suphesiz Allah; gonullerinizde olanı bilir. Artık O’ndan sakının. Ve yine bilin ki suphesiz Allah, Gafur’dur, Halim’dir

    [236] Kadınlara el surmeden ya da mehirlerini belirlemeden onları bosamanızın bir sakıncası yoktur. Fakat eli genis olan kendi gucune gore ve eli dar olan da kendi gucune gore olmak uzere onlara geleneklere uygun bir hediye verin. Bu, iyilikseverler icin bir borctur

    [237] Eger kadınların mehirlerini belirler de onları el surmeden bosarsanız, kendilerinin ya da nikahlarını akdetmeye yetkili erkegin bagıslaması durumu dısında belirlediginiz mehrin yarısını odemeniz gerekir. Bagıslamanız (mehrin tamamını bırakmanız) takvaya daha yakındır. Birbirinize karsı erdemligi unutmayın. Hic suphesiz ne yaparsanız Allah onu gorur

    [238] Namazlara ve orta namaza devam edin, namaza, Allah ´a gonulden baglı ve saygılı olarak durun

    [239] Eger korku altında iseniz namazı yururken ya da binek hayvanının sırtında kılın. Guvene kavustugunuzda Allah size bilmediginiz seyleri nasıl ogretti ise siz de O´nun adını anın

    [240] Aranızdan vefat edip de geride eslerini bırakanlar, bir yıl boyunca evden cıkmalarına ihtiyac bırakmayacak (oranda bir meta´ı) eslerine vasiyyet etsinler (bıraksınlar veya varislerine havale etsinler.) Eger kadınlar kendiliklerinden evden cıkarlarsa kendileri ile ilgili yapacakları mesru bir davranıstan dolayı size sorumluluk dusmez. Hic suphesiz Allah ustun iradeli ve hikmet sahibidir

    [241] Bosanmıs kadınların geleneklere uygun bir sekilde gecimlerini saglamak, takva sahiplerinin boynuna borctur

    [242] Allah ayetlerini size boyle acık acık anlatıyor ki, dusunesiniz

    [243] Binlerce kisilik kalabalık olarak olum korkusu ile yurtlarından kacan kimseleri gormedin mi? Allah onlara once «olun» dedi, arkasından kendilerini yeniden diriltti. Hic kuskusuz Allah insanlara karsı kerem sahibidir, ama insanlar cogunlukla sukretmezler

    [244] Allah yolunda savasınız ve Allah´ın herseyi isittigini ve bildigini biliniz

    [245] Kimdir o ki, Allah´a karsılıksız (guzel) borc verir de Allah da bu borcu ona kat kat fazlası ile oder. Kısıtlayan da bol bol veren de Allah´tır. Donduruleceginiz yer O´nun katıdır

    [246] Musa sonrası donemde yasayan bir grup ileri gelen Israiloglunu gormedin mi? Bunlar Peygamberlerine ´Basımıza bir hukumdar getir de onun emri altında Allah yolunda savasalım´ dediler. Peygamberleri onlara; ´Ya eger savasmak size farz kılındıgında bu emre karsı gelirseniz. diye sorunca, Yurdumuzdan ve cocuklarımızdan ayrı dusuruldugumuze gore nicin savasmayalım ki?´ dediler. Fakat savasmak kendilerine farz kılınınca pek azı haric hepsi yan cizdiler. Hic kuskusuz Allah, zalimlerin kimler oldugunu bilir

    [247] Peygamberleri onlara; Allah size hukumdar olarak Talut´u gonderdi´ deyince, ´O bize nasıl hukumdar olabilir? Hukumdarlık bize ondan daha cok yakısır. Cunku ona bol servet verilmis, degildir´ dediler. Peygamberleri onlara; Allah onu hukumdar olarak secerek basınıza getirdi, Ona bilgi ve vucud gucu bakımından ustunluk bagısladı´ dedi. Allah mulkunu (egemenlik yetkisini) diledigine verir, Allah´ın lutfu genistir ve O, herseyi bilir

    [248] Peygamberleri onlara dedi ki; ´Talut´un hukumdarlıgının belirtisi, size meleklerin tasıdıgı bir sandıgın gelmesidir. Bu sandıkta Rabbinizden size yonelik bir huzur ile birlikte Musa ve Harun ailelerinin geride bıraktıkları bazı onemli esyalar vardır. Eger mumin kimseler iseniz, bu sizin icin kesin bir belirtidir

    [249] Talut orduyla birlikte ayrılıp, cıktıgı vakit dedi ki: “Allah sizi bir ırmakla imtihan edecektir. Kim ondan icerse benden degildir. Kim de ondan tatmazsa suphesiz ki bendendir. Yalnız eliyle bir avuc alanlar baska.” Derken onlardan birazı mustesna olmak uzere hepsi de ondan iciverdiler. Talut ve beraberindeki mu’minler ırmagı gectikleri vakit dediler ki: “Nice az bir topluluk Allah’ın izniyle pek cok fırkaları maglup etmislerdir. Allah sabredenlerle beraberdir.”

    [250] Talut ve askerleri, Calut ve ordusu ile karsılastıklarında; ´Ey Rabbimiz, uzerimize sabır yagdır, ayaklarımızı sabit kıl ve kafirlere karsı bize zafer nasip eyle´ dediler

    [251] Allah’ın izniyle onları hemen hezimete ugrattılar. Davut da Calut’u oldurdu. Allah ona mulk ve hikmet verdi. Dilemekte oldugu seylerden de ona ogretti. Sayet Allah insanları birbiriyle def edip savmasaydı yeryuzu muhakkak ki fesada ugrardı. Ancak Allah alemler uzerine fazl u kerem sahibidir

    [252] Bunlar Allah´ın ayetleridir. Bunları sana hakka baglı olarak okuyoruz. Hic kuskusuz sen de peygamberlerden birisin

    [253] Iste su peygamberler. Bunların bir kısmını digerlerinden ustun kıldık. Onlardan kimileri ile Allah konustu, kimilerini de derecelerce yukseltti. Meryem oglu Isa´ya acık mucizeler verdik, O´nu Ruh-ul Kuds aracılıgı ile destekledik. Eger Allah oyle dileseydi, bu peygamberlerin arkasından gelen ummetler, kendilerine acık belgeler geldikten sonra birbirlerini oldurmezlerdi. Fakat onlar anlasmazlıga dustuler. Onlardan kimi iman etti, kimi de kafir oldu. Eger Allah oyle dileseydi, onlar birbirlerini oldurmezlerdi. Ama Allah neyi dilerse onu yapar

    [254] Ey muminler, ne alısverisin ne dostlugun ve ne de iltimasın sozkonusu olmadıgı gun gelmeden once size verdigimiz rızıklardan Allah yolunda harcayın. Kafirler, zalimlerin ta kendileridirler

    [255] Allah O’dur ki kendisinden baska hic bir ilah yoktur. Hayy ve Kayyum’dur. O’nu dalgınlık ve uyku tutmaz. Goklerde ve yerde ne varsa hepsi O’nundur. O’nun ilmi olmadan katında sefaat edecek kimdir? Onlerinde ve arkalarında ne varsa bilir. Diledigi kadarından baska O’nun ilminden hic bir sey kavrayamazlar. Kursisi gokleri ve yeri kaplamıstır. Onları koruyup gozetmek O’na agırlık vermez. O, oyle ulu, oyle azametlidir

    [256] Dinde zorlama yoktur. Dogruluk ile sapıklık birbirinden kesinlikle ayrılmıstır. Kim Tagut´u, azgınlıgı reddederek Allah´a inanırsa kopması sozkonusu olmayan, sapasaglam bir kulpa yapısmıstır. Hic kuskusuz Allah herseyi isitir, herseyi bilir

    [257] Allah muminlerin dostu, kayırıcısıdır. Onları karanlıklardan aydınlıga cıkarır. Kafirlerin dostları ise Seytan ve yardakcılarıdır. Bunlar, onları aydınlıktan cıkararak karanlıklara sokarlar. Onlar, orada ebedi olarak kalmak uzere Cehennemliktirler

    [258] Allah kendisine iktidar verdi diye sımararak Ibrahim ile Rabbi hakkında tartısmaya girisen adamı gormedin mi? Ibrahim «Benim Rabbim, diriltebilen ve oldurebilendir» deyince adam «Ben de diriltebilir ve oldurebilirim» dedi. Bunun uzerine Ibrahim «Allah gunesi dogudan getiriyor, sen de onu batıdan getir, bakalım» deyince o kafir adam sasırıp kaldı, soyleyecek soz bulamadı. Allah zalimleri hidayete erdirmez

    [259] Yahut altı ustune gelmis bir kasabaya ugrayan gibisini gormedin mi? “Allah bunu olumunden sonra nasıl diriltecek?” dedi. Bunun uzerine Allah onu yuz sene olu bıraktı, sonra diriltti. “Ne kadar kaldın?” dedi. O da “Bir gun veya bir gunden de az kaldım” dedi. “Hayır, yuz yıl kaldın. Oyle iken yiyecegine, icecegine bak henuz bozulmamıs. Bir de merkebine bak. Hem seni insanlara bir ibret kılacagız. Kemiklere bak. Onları nasıl birlestirip yerli yerine koyuyoruz?” dedi. Bu hal ona apacık belli olunca: “Artık Allah’ın her seye kadir oldugunu biliyorum.” dedi

    [260] Hani Ibrahim: “Rabbim, oluleri nasıl dirilttigini bana goster” deyince “Inanmıyor musun?” demisti. O da “Hayır oyle degil, ama kalbim iyice mutmain olsun” demisti. “Oyleyse dort cesit kus al, onları kendine alıstır. Sonra her dag basına onlardan birer parca koy. Sonra onları cagır. Kosarak sana gelirler. Ve bil ki suphesiz Allah Aziz’dir, Hakim’dir

    [261] Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, her basagı yuz taneli yedi basak veren bir tohum tanesine benzer. Allah diledigine kat kat verir. Allah´ın lutfu genistir, O herseyi bilir

    [262] Mallarını Allah yolunda harcadıktan sonra sadakalarını basa kakmayanlar, onur kırma aracı olarak kullanmayanlar, sadakalarının mukafatını Allah katında alacaklardır. Onlar icin korku ve uzulmek de sozkonusu olmayacaktır

    [263] Tatlı soz ve hosgoru, pesinden basa kakma ve onur kırma gelen sadakadan daha iyidir. Allah´ın hicbir seye ihtiyacı yoktur, O Halimdir

    [264] Ey muminler, tıpkı Allah´a ve Ahiret gunune inanmadıkları halde baskalarına gosteris olsun diye mallarını harcayanların yaptıkları gibi, sadakalarınızı basa kakarak ve onur kırma aracı haline getirerek bosa cıkarmayın. Boylesi, saganak halindeki bir yagmura tutulunca, cır cıplak kalan toprakla ortulu bir kayaya benzer. Bunlar yaptıkları iyilikten hicbir sey elde edemezler. Allah kafir toplulugu dogru yola iletmez

    [265] Buna karsılık mallarını Allah´ın rızasını elde etmek ve gonullerindeki imanı pekistirmek icin harcayanların durumu da yuksekce bir tepedeki bol yagmur alarak urunlerini iki kat olarak veren ve bol yagmur gormediginde de mutlaka cisinti goren verimli bir bahce gibidir. Hic kuskusuz ne yaparsanız Allah onu bilir

    [266] Icinizden biri ister mi ki, altından ırmaklar akan bir hurma ve uzum bagı olsun, bagda her turlu meyve agacı bulunsun ve hayli yaslanmıs oldugu halde bakıma muhtac cocukları varken bu bag ansızın esen bir samyeline tutularak yanıp kul olsun. Iste Allah, dusunursunuz diye size ayetlerini boyle acık acık anlatıyor

    [267] Ey muminler, kazandıklarınızın temiz ve kaliteli olanları ile sizin icin topraktan yetistirdiklerimizden sadaka verin, sakın kendiniz goz yummadan almayacagınız, adi ve kalitesi bozuk seyleri vermeye kalkısmayın. Iyi bilin ki Allah´ın hicbir seye ihtiyacı yoktur, ovulmek O´na mahsustur

    [268] Seytan fakirlikle korkutarak size cimriligi, kotuluk islemeyi emreder. Oysa Allah size kendi katından bagıslama ve bol nimet vaadeder. Allah´ın lutfu genistir, O herseyi bilir

    [269] O hikmeti diledigine verir. Kime hikmet verilmisse ona cok hayırlı birsey verilmis demektir. Bunu ancak akıl sahipleri dusunup anlayabilirler

    [270] Verdiginiz her nafakayı, adadıgınız her adagı kusku yok ki, Allah bilir. Zalimler icin bir yardımcı yoktur

    [271] Eger sadakaları acıktan verirseniz bu guzeldir. Sayet onları kimse gormeden fakirlere verirseniz bu sizin icin daha hayırlıdır ve bu, birkısım gunahlarınızın silinmesine vesile olur. Allah yaptıklarınızdan haberdardır

    [272] Onları dogru yola getirmek sana dusmez, ancak Allah diledigini dogru yola iletir. Hayır amacıyla ne infak ederseniz bu kendiniz icindir. Zaten siz sırf Allah rızasını kazanmak icin infak edersiniz. Yaptıgınız her hayır amaclı harcamanın karsılıgı size eksiksiz olarak verilir, kesinlikle size haksızlık yapılmaz

    [273] Kendilerini Allah yoluna adamıs, bu yuzden yeryuzunde (dunyalık icin) kosmaya fırsat bulamayan ve hayaları yuzunden. tanımayanlar tarafından varlıklı sanılan fakirlere yardım edin. Sen onları yuz ifadelerinden tanırsın. Yuzsuzluk edip hic kimseden birsey istemezler. Yaptıgınız her hayır amaclı harcamayı kusku yok ki Allah bilir

    [274] Mallarını gece-gunduz, gizli-acık Allah yolunda harcayanların mukafatı Allah katında verilecektir. Onlar icin bir korku sozkonusu degildir ve onlar uzulmezler de

    [275] Faiz yiyenler seytan tarafından carpılmıs kimseler gibi ayaga kalkarlar, Bu onların «alıs- veris de faiz gibidir» demelerinden dolayıdır. Oysa Allah alıs- verisi helal, faizi ise haram kılmıstır. Kim kendisine Rabbinden bir ogut gelir- gelmez faiz yemeye son verirse gecmiste aldıgı faizler kendisinden geri alınmaz. Onun isi Allah ´a kalmıstır. Fakat kimler tekrar faizcilige donerlerse onlar, orada ebedi olarak kalmak uzere Cehennemliktirler

    [276] Allah faizi eritir. Buna karsılık sadakaları artırır. Allah (haramda ısrar eden) hicbir gunahkar kafiri sevmez

    [277] Onlar ki inandılar, iyi isler yaptılar, namazı kıldılar ve zekatı verdiler. Rabbleri katında mukafatları kendilerine mutlaka verilecektir. Onlar icin artık korku sozkonusu degildir, onlar hic uzulmeyeceklerdir

    [278] Ey muminler, Allah´tan korkun ve eger mumin iseniz henuz elinize gecmemis faizi almaktan vazgecin

    [279] Eger boyle yapmazsanız Allah ve Resulu tarafından acılmıs bir savasla karsı karsıya oldugunuzu bilin. Eger faizcilige tevbe ederseniz ana sermaye sizin olur. Boylece ne haksızlık etmis ve ne de haksızlıga ugramıs olursunuz

    [280] Eger borclunuz darda ise eli genisleyinceye kadar ona muhlet tanıyın. Eger bilirseniz, alacagınızı bagıslamanız sizin hesabınıza daha hayırlıdır

    [281] Allah ´a doneceginiz ve sonra hic kimseye haksızlık edilmeksizin herkese kazancının eksiksiz olarak verilecegi gunden korkun

    [282] Ey muminler, birbirinize belirli bir sure sonra odenmek uzere borc verdiginiz zaman bunu yazın. Icinizden biri bunu durust bir sekilde yazsın. Yazan kimse onu Allah´ın kendisine ogrettigi gibi yazmayı ihmal etmesin. Bu hesabı yazıcıya borclu taraf yazdırsın. Ama Rabbi olan Allah´tan korksun da bu hesabı yazdırırken hicbir seyi eksik bırakmasın. Eger borclu taraf aptal, zayıf ya da nasıl yazdıracagını bilmeyen biri ise yazdırma islemini onun yerine durust bir sekilde velisi yapsın. Bu isleminize erkeklerinizden iki kisiyi sahit tutunuz, eger iki erkek sahit bulunmaz ise karsılıklı olarak onayladıgınız bir erkek ile iki kadını sahit tutunuz, ta ki biri yanılınca oburu ona hatırlatsın. Sahitler cagrıldıklarında gitmemezlik etmesinler. Borc kucuk olsun buyuk olsun onu vadesini belirterek yazmaktan usenmeyiniz. Bu Allah katında en durustce sahitlik icin en saglam ve sizi supheden uzak tutacak en kestirme yoldur. Yalnız aranızda pesin bir alısveris olursa bu islemi yazıya gecirmemenizin sakıncası yoktur. Alısveris yaparken de sahit tutun. Ne yazana ne de sahide zarar verilmesin. Eger bunlara zarar verirseniz kendi hesabınıza fasık olmus, gunaha girmis olursunuz. Allah´tan korkun. O size nasıl hareket edeceginizi gosteriyor. Allah herseyi bilir

    [283] Eger yolculukta olur da islemlerinizi yazacak birini bulamazsanız, karsılıklı olarak alınan rehinler yeterlidir. Eger birbirinize guvenerek borc islemi yapmıs iseniz kendisine guvenilen kimse borcunu odesin. Rabbi olan Allah´tan korksun. Sakın sahitligi saklamayın. Kim sahitligi saklı tutarsa onun kalbi gunahkardır. Hic kuskusuz ne yaparsanız Allah onu bilir

    [284] Goklerdekilerin ve yerdekilerin hepsi Allah´ındır. Icinizdekini acıga vursanız da gizli tutsanız da Allah sizi onun yuzunden hesaba ceker. Sonra diledigini affeder ve diledigini azaba carptırır. Hic suphesiz Allah´ın herseye gucu yeter

    [285] Peygamber kendisine Rabbi tarafından indirilen gerceklere inandı, muminler de. Hepsi birlikte Allah´a, O´nun meleklerine, O´nun kitaplarına ve O´nun peygamberlerine inandılar. ´Onun peygamberlerinden hicbirini digerlerinden ayırmayız. Duyduk ve uyduk. Gunahlarımızı bagıslamanı dileriz, ey Rabbimiz, donusumuz sanadır´ dediler.»

    [286] Allah hic kimseye kapasitesini asacak bir yukumluluk yuklemez. Herkesin kazandıgı iyilik kendi yararına ve isledigi kotuluk de kendi zararınadır. Ey Rabbimiz, eger unutacak ya da yanılacak olursak bizi sorumlu tutma. Ey Rabbimiz, bizden oncekilere yuklemis oldugun gibi bize de agır yuk yukleme. Ey Rabbimiz, bize gucumuzun yetmeyecegi yuku tasıtma, bizi affet, gunahlarımızı bagısla, bize merhamet eyle, sen mevlamızsın bizim. Kafirlere karsı yardım et bize

    Âl-i İmrân

    Surah 3

    [1] Elif Lam- Mim

    [2] O, kendinden baska bir ilah bulunmayan, diri ve yarattıklarını gozetip yoneten Allah´tır

    [3] Sana daha onceki semavi kitapları onaylayan hakk icerikli kitabı indirdi. Daha once de insanlara dogru yolu gostermek icin Tevrat´ı ve Incil´i indirmisti

    [4] Dogru ile egriyi birbirinden ayıran bu kitabı da aynı amacla indirdi. Allah´ın ayetlerini inkar edenleri agır bir azap beklemektedir. Hic kuskusuz Allah ustun iradeli ve intikam alıcıdır

    [5] Hic suphesiz, ne yerde ve ne gokteki hicbir sey Allah icin gizli degildir

    [6] Size dol yataklarında diledigi bicimi veren O´dur. O´ndan baska ilah yoktur. O, ustun iradeli ve hikmet sahibidir

    [7] Sana bu Kitab´ı indiren O´dur. Bu Kitab´ın bir kısım ayetleri kesin anlamlı (muhkem)dir, bunlar onun ozunu olustururlar. Diger kısmı da birden cok anlamlı (mutesabih)dir. Kalplerinde egrilik olanlar fitne cıkarmak ve keyfi yorumlar yapmak amacı ile bu kitabın birden cok anlamlı ayetlerinin ardına duserler. Oysa onların yorumunu sadece Allah bilir. Koklu bilgiye sahip olanlar ise «Bu Kitab ´a inandık, O butunu ile Allah katından gelmistir» derler. Bunu ancak aklı basında olanlar dusunebilirler

    [8] (Boyleleri soyle der): «Ey Rabbimiz, bizleri dogru yola ilettikten sonra kalplerimizi kaydırma, bize katından rahmet bagısla, kuskusuz sen bagısı bol olansın

    [9] Ey Rabbimiz, sen gelecegi kuskusuz olan bir gunde insanları kesinlikle biraraya getireceksin. Hic suphesiz Allah sozunden caymaz

    [10] Kafirlere gelince onların ne malları ve ne de evlatları Allah´ın karsısında hic bir islerine yaramaz. Onlar Cehennem atesinin yakacagıdırlar

    [11] Tıpkı Firavunogulları gibi, daha oncekilerin durumu gibi. Onlar ayetlerimizi yalanladılar. Allah da gunahları yuzunden onların yakalarına yapıstı. Hic kuskusuz Allah´ın azabı agırdır

    [12] Kafirlere de ki: «Yenilecek ve cehenneme suruleceksiniz´ : Orası ne fena bir barınaktır

    [13] (Bedir savasında) karsılasan iki grubun durumunda sizin icin ibret dersi vardır. Taraflardan biri Allah yolunda savasıyordu, oburu ise kafirdi ve karsı tarafı gozleri ile kendilerinin iki katı olarak goruyorlardı. Hic kuskusuz Allah diledigini yardımı ile destekler. Bu olayda basiret sahipleri hesabına ibret dersi vardır

    [14] Kadınlara, evladlara, tartı tartı biriktirilmis altın ve gumuse, otlaga yayılmıs atlara, kucukbas hayvanlara ve ekinlere karsı asırı tutkunluk insanlara cazip gosterildi. Bunlar dunya hayatının nimetleridir. Oysa asıl varılacak yer Allah katındadır

    [15] Deki: Size bunlardan daha hayırlı olanı haber vereyim mi? Takvalılar icin Rabbleri katında surekli kalacakları, altından ırmaklar akan Cennetler, el degmemis esler ve Allah´ın hosnutlugu vardır. Hic kuskusuz Allah kullarını hakkıyla gorur.»

    [16] Bu kimseler ´Ey Rabbimiz, inandık, gunahlarımızı affeyle, bizleri Cehennem atesinin azabından koru´ derler

    [17] Bunlar sabırlılar, samimi baglılar, gonulden kulluk edenler, mallarını Allah yolunda harcayanlar ve seher vakitlerinde gunahlarının bagıslanmasını dileyenlerdir

    [18] Allah´tan baska ilah olmadıgına ve O´nun adaleti ayakta tuttuguna Allah´ın kendisi, melekler ve bilgili kullar tanıktır. O´ndan baska ilah yoktur. O ustun iradeli ve hikmet sahibidir

    [19] Allah katında gecerli olan din Islam´dır. Kitap verilenler, kendilerine bilgi geldikten sonra karsılıklı ihtirasları yuzunden anlasmazlıga dustuler. Kim Allah´ın ayetlerini inkar ederse bilsin ki, Allah´ın hesaplasması cok cabuktur

    [20] Eger seninle tartısmaya kalkısırlarsa de ki; ´Ben bana uyanlar ile birlikte tum varlıgım ile Allah´a teslim oldum.´ Kendilerine kitap verilenler ile kitapsız musriklere ´Siz de teslim oldunuz mu?´ diye sor. Eger teslim olurlarsa dogru yola girmis olurlar. Eger sırt donerlerse sana dusen sadece duyurmaktır. Allah kullarını hakkıyle gorur

    [21] Allah´ın ayetlerini inkar edenleri, peygamberleri sebepsiz olarak oldurenleri ve adaleti emreden insanları oldurenleri acıklı bir azapla mujdele

    [22] Onların emek ve cabaları dunyada da ahirette de bosa gitmistir. Onlara yardım eden bulunmaz

    [23] Allah´ın kitabından kendilerine bir pay verilmis olanları gormedin mi? Bunlar aralarında hukum versin diye Allah´ın kitabına cagırılıyorlar, fakat sonra aralarından bir grup bu kitaba karsı cıkarak sırt ceviriyor

    [24] Bu olumsuz tutumları, onların ´Cehennem atesi bize sayılı birkac gun dısında dokunmayacak´ demelerinden kaynaklanıyor. Onların bu iftiraları dinleri konusunda kendilerini yanılgıya dusurmustur

    [25] Acaba gelecegi kuskusuz bir gun onların biraraya getirilecekleri ve hic kimseye haksızlık edilmeksizin herkese kazandıgı verilecegi zaman halleri nice olur

    [26] De ki; ´Ey mulkun sahibi Allah´ım, sen mulku (egemenligin iktidarı) diledigine verir, dilediginden geri alırsın. Diledigini uste cıkarır, diledigini alcaltırsın. Iyilik senin elindedir, senin gucun herseye yeter

    [27] Geceyi gunduze donusturur, gunduzu geceye donusturursun. Diriyi oluden cıkarır, oluyu diriden cıkarırsın. Dilediklerine hesapsız rızık verirsin.´

    [28] Muminler, muminleri bırakarak kafirleri dost edinmesinler. Kim boyle yaparsa artık Allah ile arasında hicbir iliski kalmaz. Yalnız, kafirlerin size yonelik tehlikelerinden korunabilirsiniz. Allah sizi kendinden korkmaya cagırıyor. Donus Allah´adır

    [29] De ki; ´Icinizdeki duyguyu saklasanız da acıga vursanız da Allah onu bilir. Goklerde olanı ve yerde olanı da bilir. Allah´ın gucu herseye yeter.´

    [30] O gun herkes yapmıs oldugu her iyiligi karsısında bulur, yaptıgı her kotulugu de. Yaptıgı kotulukle arasında uzak bir mesafe olsun ister. Allah sizi kendisinden korkmaya cagırır. Allah, kullarına karsı sefkatlidir

    [31] De ki; ´Eger Allah´ı seviyorsanız bana uyunuz ki, Allah sizi sevsin ve gunahlarınızı bagıslasın. Hic kuskusuz Allah bagıslayıcı ve esirgeyicidir.´

    [32] De ki; :´Allah´a ve peygambere itaat ediniz.´ Eger bu cagrıya sırt cevirirlerse hic suphesiz Allah kafirleri sevmez

    [33] Allah Adem´i, Nuh´u, Ibrahim ailesini ve Imran ailesini secerek alemlere ustun kıldı

    [34] Bunlar birbirinden turemis tek bir kusaktır. Hic suphesiz Allah isiten ve bilendir

    [35] Hani, Imran´ın karısı ´Rabbim, karnımdaki cocugu, her turlu endiseden arınmıs olarak sırf sana adadım, O´nu benden yana kabul buyur. Hic , kuskusuz sen isiten ve bilensin´ dedi

    [36] Fakat onu dogurunca Allah ne dogurdugunu gayet iyi bildigi halde soyle dedi: ´Rabbim, dogurdugum kız cocugudur, oysa erkek kız gibi degildir. Ona Meryem adını taktım. O´nu ve soyunu lanetlenmis seytandan senin himayene havale ederim

    [37] Bunun uzerine Rabbi onu guzelce kabul etti. Onu guzel bir bitki gibi yetistirdi, bakımıyla Zekeriyya´yı gorevlendirdi. Zekeriyya ne zaman o mabede girse cocugun yanında yiyecek bulur ve ´Ey Meryem bu sana nereden geldi´ diye sorardı. Meryem de: Allah tarafından geldi, hic kuskusuz Allah diledigine hesapsız rızık verir´ derdi

    [38] Orada Zekeriyya, Rabbine dua etti; ´Ey Rabbim, bana kendi tarafından temiz bir soy bagısla, hic kuskusuz sen su duayı isitensin´ dedi

    [39] Bunun uzerine Zekeriyya, mabette namaz kılarken melekler ona soyle seslendiler; Allah sana Yahya´yı mujdeliyor. O, Allah´ın dolaysız kelimesini dogrulayan, efendi, iffetli ve salihlerden bir peygamberdir.´

    [40] Zekeriyya ´Ya Rabbi, kendim iyice yaslanmıs ve karım cocuktan kesilmisken nasıl oglum olabilir?´ dedi. O da ´Boyledir, Allah diledigini yapar´ dedi

    [41] Zekeriyya ´Rabbim, bana bunun belirtisini goster´ dedi. Allah ona soyle buyurdu; ´Senin belirtin uc gun boyunca, isaretlesme dısında insanlarla konusmamandır. Rabbinin adını cokca an ve sabah aksam O´nu noksanlıktan tenzih et

    [42] Hani melekler soyle demisti; ´Ey Meryem, Allah seni secti, arındırdı ve dunyanın kadınlarına ustun kıldı

    [43] Ey Meryem Rabbinin huzurunda saygı ile dur. Secdeye kapan ve rukua varanlarla birlikte sen de rukua var

    [44] Bunlar sana vahiy yolu ile bildirdigimiz gayb alemine iliskin haberlerdir. Onlardan hangisi Meryem´in sorumlulugunu ustlenecek diye kalemleri ile kur´a cekerlerken sen yanlarında degildin, bu konuda cekisirken de orada degildin

    [45] Hani Melekler dediler ki; ´Ey Meryem, Allah seni dolaysız Kelime´si ile mujdeliyor. Onun adı Meryemoglu Isa Mesih´tir. O dunyada da ahirette de yuce, sanlıdır ve Allah´ın yakınlarındandır

    [46] O daha besikteyken ve yetiskinlik cagında insanlarla konusacaktır ve salih kullarındandır

    [47] Meryem ´Ey Rabbim, bana hicbir insan dokunmamısken nasıl olur da cocugum olabilir?´ dedi. De ki: ´Iste boyledir, Allah diledigini yaratır. O bir seyin olmasına karar verince ona sadece «ol» der o da hemen oluverir.´

    [48] Allah O´na Kitab´ı, Hikmet´i, Tevrat´ı ve Incil´i ogretecek

    [49] O´nu, Israilogullarına soyle diyecek olan bir peygamber olarak gonderecek; ´Ben size Rabbinizden mucize ile geldim. Ben sizin onunuzde camurdan kus biciminde bir cisim yapar, sonra ona bir nefes uflerim de Allah´ın izni ile kus oluverir; Dogustan korler ile alacalık (ebras) hastalarını iyilestiririm; Allah´ın izni ile oluleri diriltirim; evlerinizde hangi yiyeceklerinizi yediginizi ve hangilerini sonraya bıraktıgınızı haber veririm. Eger mumin iseniz, bu sizin icin ibret alacagınız kesin bir delildir

    [50] Benden daha once inen Tevrat´ı onaylayıcı olarak size haram kılınmıs olan bazı seyleri helal ilan etmek uzere Rabbiniz tarafından kesin bir kanıtla size geldim. Allah´tan korkunuz ve bana itaat ediniz

    [51] Allah benim de sizin de Rabbimizdir, O´na kulluk ediniz, dogru yol iste budur

    [52] Isa, Israilogulları´nın inkarcı tutumlarını gorunce Allah ugrunda bana yardımcı, destekci olacak olanlar kimlerdir?´ diye sordu. Havariler ´Biz Allah´ın destekcileriyiz, Allah´a iman ettik, sahid ol ki biz muslumanız´ dediler

    [53] ´Ey Rabbimiz, indirmis oldugun mesaja inandık, Peygambere uyduk, bizleri bu mesajın canlı sahitleri arasına yaz!´

    [54] Hile yaptılar. Allah da onları cezalandırdı. Ve Allah hile yapanların cezasını en iyi verendir

    [55] Hani Allah soyle demisti; ´Ey Isa, ben senin canını alacak, katıma yukseltecek ve kafirlerin iftiralarından arındıracagım, sana uyanları da kıyamet gunune kadar kafirlere ustun kılacagım. Sonra hepiniz bana doneceksiniz ve ben anlasmazlıga dustugunuz konularda aranızda hukum verecegim.´

    [56] Kafirler var ya, onları agır bir azaba carptıracagım, onların hicbir yardımcısı olmayacaktır

    [57] Iman edip salih ameller (iyi isler) yapanlara gelince, Allah onların mukafatlarını eksiksiz olarak verecektir, Allah zalimleri sevmez

    [58] Sana okudugumuz bu kıssalar ve direktifler, ayetlerden ve hikmetli zikirdendirler

    [59] Allah katında Isa ornegi, Allah´ın topraktan yarattıktan sonra "ol" demesi ile oluveren Adem ornegi gibidir

    [60] Bu anlattıklarımız Rabbinden gelen gercektir. Sakın kuskuya kapılanlardan olma

    [61] Sana gelen bilgiden sonra kim bu konuda seninle tartısacak olursa de ki; ´Geliniz, evlatlarımızı ve evlatlarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, kendinizi ve kendimizi biraraya cagıralım; sonra karsılıklı lanetleserek Allah´ın lanetinin yalancıların uzerine olmasını dileyelim

    [62] Bu anlatılanlar gercek olaylardır. Allah´tan baska ilah yoktur. Hic kuskusuz Allah ustun iradeli ve hikmet sahibidir

    [63] Eger sırt cevirirlerse kuskusuz Allah kimlerin bozguncu oldugunu bilir

    [64] De ki: “Ey ehl-i kitab! Hepiniz, sizinle bizim aramızda musavi olan bir kelimeye gelin. Allah’tan baskasına kulluk etmeyelim. O’na hicbir seyi es kosmayalım. Ve Allah’ı bırakıp da kimimiz kimimizi Rab ittihaz edinmesin. Eger yuz cevirirlerse o vakit, sahit olun ki, biz muslumanız” deyin

    [65] Ey kitap ehli; ne diye Ibrahim hakkında tartısıyorsunuz? Oysa Tevrat ve Incil O´ndan sonra indirildi. Bunu dusunemiyor musunuz

    [66] Diyelim ki, hakkında bilgi sahibi oldugunuz Isa konusu uzerinde tartıstınız. Peki hic bilmediginiz bir konu uzerinde ne diye tartısıyorsunuz? Allah bilir fakat siz bilmezsiniz

    [67] Ibrahim ne yahudi ve ne de hıristiyan idi. O dosdogru bir muslumandı. musriklerden degildi

    [68] Gercekten Ibrahim´e en yakın insanlar O´na uymus olanlar ile bu peygamber ile O´na inananlardır. Allah muminlerin dostudur

    [69] Kitap ehlinden bir grup, sizi yoldan cıkarma sevdasına kapıldı. Oysa onlar sadece kendilerini yoldan cıkarırlar, ama bunun farkında degildirler

    [70] Ey kitap ehli, niye goz gore gore Allah´ın ayetlerini inkar ediyorsunuz

    [71] Ey kitap ehli, niye gercegin uzerine batılı ortuyor ve bile bile gercegi saklıyorsunuz

    [72] Kitap ehlinden bir grup dedi ki; ´muminlere indirilen mesaja gunun baslangıcında inanınız, fakat gunun sonunda onu reddediniz, boylece belki onlar da inanclarından donerler

    [73] Aslında kendi dininize uyanlardan baskasına sakın inanmayınız: De ki; ´Dogru yol yalnız Allah´ın gosterdigi yoldur: Onlar birbirlerine ´Size verilen mesajın benzeri bir baskasına (peygambere) verildigi icin ya da soyleyeceklerinizi, Rabbiniz katında size karsı delil olarak kullanırlar diye muslumanların dinlerine inanmayın´ derler. De ki; ´Lutuf, Allah´ın elindedir, onu diledigine verir. Allah´ın lutfu genistir ve O her seyi bilir.´

    [74] O rahmetini dilediginin tekeline verir. Hic kuskusuz Allah´ın lutfu buyuktur

    [75] Kitap ehlinden oylesi var ki, yanına yuklu bir emanet bıraksan onu sana geri verir, buna karsılık oylesi var ki, eger ona bir dinarcık emanet versen, surekli tepesinde dikilmedikce onu sana geri vermez. ´Ummilere (kendi dinimizden olmayanlara) karsı hicbir sorumlulugumuz yoktur´ dedikleri icin boyle davrananlar, boyle bile bile Allah adına yalan soylerler

    [76] Hayır, oyle degil. Kim sozunu yerine getirir ve gunahtan sakınırsa bilsin ki Allah kesinlikle takva sahiplerini sever

    [77] Allah´a verdikleri sozu ve yeminleri birkac para karsılıgında satanlar var ya, onların ahirette hicbir payları olmaz. Kıyamet gunu Allah onlarla konusmaz, taraflarına bakmaz ve kendilerini gunahlardan arındırmaz; onları acıklı bir azap beklemektedir

    [78] Onlardan oyleleri var ki, kutsal kitabı dik durarak okurlar, boylece okuduklarını Allah kitabından sanmanızı saglamaya calısırlar. Oysa bu okudukları seyler kitaptan degildir. ´Bu Allah katındandır´ derler. Oysa Allah katından degildir. Boylece bile bile Allah adına yalan soylerler

    [79] Hicbir insana yakısmaz ki kendisine kitap, yetki ve peygamberlik verildikten sonra insanlara donsun de Allah´ı bırakarak bana kul olunuz´ desin; tersine ona yakısan soz; ´Okuyup ogrendiginiz bu kitap geregince Allah ´a kul olmayı benimseyiniz´ demektir

    [80] Onun size, melekleri ve peygamberleri ilah edinmenizi emretmesi de dusunulemez. O size, musluman olduktan sonra, kafir olmayı emreder mi hic

    [81] Hani Allah, peygamberlerden ´Bakınız, size kitap ve hikmet verdim, ilerde yanınızdaki kitabı onaylayan bir peygamber gelince ona kesinlikle inanacak, kendisini destekleyeceksiniz´ diye soz aldı; ´Bu direktifimi kabul ettiniz, omuzlarınıza yukledigim bu gorevi ustlendiniz mi?´ dedi. ´Kabul ettik´ dediler, Allah da ´Birbirinize sahid olunuz, ben de sizinle birlikte sahidlerdenim´ dedi

    [82] O halde bundan sonra kim sozunden donerse onlar fasıkların ta kendileridir

    [83] Yoksa onlar Allah´ın dininden baska bir din mi arıyorlar? Oysa goklerde ve yerde bulunanların tumu ister- istemez O´na teslim olmuslardır ve O´nun huzuruna donduruleceklerdir

    [84] De ki; Allah ´a, bize indirilen kitaba; Ibrahim´e, Ismail´e, Ishak´a, Yakub´a ve torunlarına indirilen ilahi mesajlara; Musa´ya, Isa´ya ve diger peygamberlere Rabbleri tarafından verilenlere inandık; onlar arasında ayırım yapmayız, biz O´na teslim olmusuz

    [85] Kim Islam´dan baska bir din ararsa, o din ondan kabul edilmez ve ahirette husrana ugrayanlardan olur

    [86] Peygamberin haklı oldugunu gordukleri, kendilerine acık belgeler geldigi halde iman ettikten sonra kafir olanları Allah dogru yola nasıl iletir? Allah zalimleri dogru yola iletmez

    [87] Boylelerinin cezası; Allah´ın, meleklerin ve tum insanların lanetine ugramalarıdır

    [88] Onların bu cezaları sureklidir. Ne azapları hafifletilir ve ne de yuzlerine bakılır

    [89] Ancak bu sapıtmanın ardından tevbe ederek durumlarını duzeltenler haric. Cunku Allah affedici ve merhametlidir

    [90] Iman ettikten sonra kafir olanlar sonra da kafirliklerini koyulastıranlar; bunların tevbeleri kesinlikle kabul edilmez, bunlar sapıkların ta kendileridir

    [91] Kufredip kafir olarak olenlere gelince, bunların hic birinden yeryuzu dolusu kadar altını fidye olarak verse bile kabul edilmez. Onları acıklı bir azap beklemektedir, hicbir yardımcı bulamazlar

    [92] Sevdiginiz seylerden infak etmedikce iyilik mertebesine eremezsiniz. Her ne infak ederseniz, hic suphesiz Allah onu bilir

    [93] Israil´in (Yakub´un), Tevrat´ın indirilisinden once kendine yasakladıkları dısında kalan tum yiyecekler Israilogulları´na helal idi. De ki; ´Eger dogru soyluyorsanız, Tevrat´ı getirip okuyunuz.´

    [94] Kim bundan sonra Allah adına yalan uydurursa, bunlar zalimlerin ta kendileridirler

    [95] De ki; Allah dogru soyledi. Buna gore Ibrahim´in dosdogru dinine uyunuz. O, musriklerden degildi.´

    [96] Insanlar icin kurulan ilk ev Mekke´deki butun canlılar icin bereket ve hidayet kaynagı olan (Kabe)dir

    [97] Orada apacık deliller ve Ibrahim´in makamı vardır. Kim oraya girerse guvenlige erer. Ona yol bulabilenlerin Kabe´ye haccetmesi Allah´ın, insanlar uzerinde hakkıdır. Kim kufrederse bilsin ki Allah alemlerden mustagnidir

    [98] De ki; ´Ey ehl-i kitap, Allah yaptıklarınızı gorup dururken niye O´nun ayetlerini inkar ediyorsunuz?´

    [99] De ki; ´Ey ehl-i kitap, nicin Allah´ın yolunu egri gostermeye yeltenerek inananları o yoldan dondurmeye calısıyorsunuz? Oysa onun dogru oldugunu biliyorsunuz. Allah yaptıklarınızdan kesinlikle habersiz degildir

    [100] Ey muminler, kendilerine kitap verilenlerin bir grubuna uyarsanız bunlar sizi iman ettikten sonra dondurup kafir yaparlar

    [101] Allah´ın ayetleri size okunuyorken ve O´nun Peygamberi aranızdayken nasıl kafir olabilirsiniz? Kim Allah´a sımsıkı sarılırsa dogru yola iletilmis olur

    [102] Ey muminler, Allah´tan gerektigi gibi korkunuz ve mutlaka musluman olarak olunuz

    [103] Hep birlikte Allah´ın ipine sımsıkı sarılınız sakın ayrılıga dusmeyiniz, Allah´ın size bagısladıgı nimeti hatırlayınız. Hani bir zamanlar dusman oldugunuz halde O, kalplerinizi uzlastırdı da O´nun bu nimeti sayesinde kardes oldunuz. Hani siz bir ates kuyusunun tam kenarındayken O sizi oraya dusmekten kurtardı. Allah size ayetlerini iste boyle acık acık anlatır ki, dogru yolu bulasınız

    [104] Sizden hayra cagıran, iyiligi emredip kotulukten sakındıran bir ummet olsun. Iste kurtulusa erenler bunlardır

    [105] Sakın kendilerine apacık ayetler geldikten sonra parcalanıp catısmaya dusenler gibi olmayınız. Boyleleri icin buyuk bir azap vardır

    [106] O gun kimi yuzler agarır, kimi yuzler kararır. Yuzleri kararanlara ´Siz iman ettikten sonra tekrar kafir mi oldunuz? O halde kafir olmanızın karsılıgı olarak bu azabı tadın´ denir

    [107] Yuzleri agaranlara gelince, onlar Allah´ın rahmeti icindedirler ve orada surekli olarak kalacaklardır

    [108] Bunlar Allah´ın ayetleridir. Onları sana hakk icerikli olarak okuyoruz. Allah kesinlikle alemlere zulmetmek istemez

    [109] Goklerde ve yerde olanların tumu Allah´ındır. Her isin mercii Allah´tır

    [110] Siz insanlar icin cıkarılmıs en hayırlı bir ummetsiniz. Marufu emreder, munkerden nehyedersiniz. Ve Allah’a inanırsınız. Ehl-i kitab da inanmıs olsaydı kendileri icin hayırlı olurdu. Iclerinde iman edenler olmakla beraber, cogu gercek dinden cıkmıs fasıklardır

    [111] Onlar size eziyetten baska bir zarar veremezler. Eger sizinle savasa girisirlerse arkaya donup kacarlar, sonra onlara yardım eden de bulunmaz

    [112] Nerede olsalar, onlara asagılık damgası vurulmustur. Yalnız, Allah´ın ipine ve insanlar ile yaptıkları antlasmalara baglı kalanlar mustesna. Onlar Allah´ın gazabına ugradılar, alınlarına perisanlık damgası vuruldu. Bu, onların Allah´ın ayetlerini inkar etmeleri ve sebepsiz yere peygamberleri oldurmeleri yuzundendir. Cunku onlar Allah ´a baskaldırmıs ve olculeri cignemislerdir

    [113] Ama onların hepsi bir degildir. Kitap ehlinin icinde geceleri ayakta durup Allah´ın ayetlerini okuyan ve secdeye kapanan bir kesim vardır

    [114] Bunlar Allah´a ve ahiret gunune inanırlar, iyiligi emrederek kotulukten sakındırırlar, hayırlı islere kosarlar. Onlar iyi kullardandırlar

    [115] Onların yaptıkları hicbir iyilik karsılıksız kalmayacaktır. Hic kuskusuz Allah takvalıların kimler oldugunu bilir

    [116] Kafirlere gelince, ne malları ve ne de evlatları kendilerine Allah´a karsı hicbir fayda saglamayacaktır. Onlar Cehennemliktirler, orada surekli olarak kalacaklardır

    [117] Onların bu dunya hayatındaki maddi harcamaları, kendilerine zulmetmis kimselerin tarlası uzerinden eserek bu tarlanın ekinini mahveden dondurucu ruzgara benzer. Allah onlara zulmetmis degildir, tersine onlar kendi kendilerine zulmetmislerdir

    [118] Ey muminler, kendinizden baskasını sırdas ve dost edinmeyiniz. Olanca gucleri ile size zarar dokundurmaya, dirliginizi bozmaya calısırlar, karsılastıgınız her sıkıntı onları sevindirir. Gerci kinleri agızlarından tasmıstır ama kalplerinde saklı tuttukları kin daha buyuktur. Eger dusunecek olursanız size ayetlerimizi acık acık anlattık

    [119] Iste siz oyle kimselersiniz ki, onları seversiniz, oysa onlar sizi sevmezler; bir de kitabın tumune inanırsınız. Onlar sizinle karsılastıklarında ´inandık´ derler fakat kendi baslarına kaldıkları zaman size duydukları ofke yuzunden parmak uclarını ısırırlar. De ki; ´Ofkenizden olun (catlayın). Hic suphesiz Allah kalplerin icini dısını bilir.´

    [120] Eger size bir iyilik dokunacak olsa bu onları uzer. Eger basınıza bir kotuluk gelse bu yuzden sevinirler. Eger sabreder ve Allah´tan korkarsanız, onların hilesi size hicbir zarar veremez. Hic suphesiz Allah´ın bilgisi onların yaptıklarını kusatmıstır

    [121] Hani sen muminleri (Uhud´da) savasacakları elverisli yerlere mevzilendirmek uzere evinden sabahleyin erken cıkmıstın. Hic kuskusuz Allah herseyi isiten ve bilendir

    [122] Hani sizden iki grupta yılgınlık ve cozulme emareleri belirmisti. Oysa onların dostu Allah´tı. Muminler, sırf Allah´a dayanmalıdırlar

    [123] Nitekim Bedir´de Allah sizi zafere ulastırdı, oysa siz zayıftınız. O halde Allah´tan korkunuz, O´na sukretmis olasınız

    [124] Hani sen muminlere ´Allah´ın gokten indirilmis uc bin melekle yardım etmesi size yetmez mi?´ diyordun

    [125] Evet, eger siz sabreder ve Allah´tan korkarsanız, bu arada onlar simdi, su taraftan uzerinize saldırırlarsa Allah size besbin nisanlı melekle yardım eder

    [126] Allah size bu yardımı sırf size mujde olsun ve bu sayede kalpleriniz rahatlasın diye yaptı. Yoksa zafer, sadece ustun iradeli ve hikmet sahibi olan Allah´tan kaynaklanır

    [127] Allah kafirlerin bir bolumunu kırıma ugratmak ya da bozguna dusurup umutsuz bicimde geri donmelerini saglamak icin size zafer kazandırdı

    [128] Bu konuda senin yapabilecegin birsey yok. Allah ya onların tevbelerini kabul eder ya da zalimlikleri yuzunden onları azaba carptırır

    [129] Goklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah´ındır. O diledigini affeder, diledigini de azaba carptırır. Hic kuskusuz Allah affedici ve merhametlidir

    [130] Ey muminler, sakın surekli katlanan faizi yemeyiniz. Allah´tan korkunuz ki, kurtulusa erebilesiniz

    [131] Kafirler icin hazırlanmıs olan cehennem atesinden sakınınız

    [132] Allah´a ve Peygamber´e itaat ediniz ki rahmete kavusabilesiniz

    [133] Rabbinizin affediciligine ve genisligi gokler ile yer arası kadar olan Cennete kosunuz. Burası takvalılar icin hazırlanmıstır

    [134] Onlar bollukta ve darlıkta Allah icin mal harcarlar, ofkelerini yenerler ve insanların kusurlarını bagıslarlar. Hic kuskusuz Allah iyilikseverleri sever

    [135] Yine onlar bir kotuluk islediklerinde ya da kendilerine zulmettiklerinde Allah´ı hatırlayarak hemen gunahlarının affedilmesini dilerler. Gunahları Allah´tan baska kim affedebilir? Onlar isledikleri gunahlarda bile bile ısrar etmezler

    [136] Iste onların mukafatı, Allah tarafından affedilmek ve altından ırmaklar akan, icinde surekli kalacakları Cennetlerdir. Iyi isler yapanları bekleyen mukafat ne kadar guzeldir

    [137] Sizden once ilahi yasaların degismezligini kanıtlayan bircok olaylar gelip gecti. Yeryuzunu geziniz ve Allah´ın ayetlerini yalan sayanların akıbetini gorunuz

    [138] Bu Kur´an, insanlara yonelik bir acıklama, takvalılar icin bir dogru yol kılavuzu, bir oguttur

    [139] Sakın gevsemeyiniz, karamsarlıga kapılmayınız. Eger mumin iseniz ustun gelecek olan taraf sizlersiniz

    [140] Eger siz (Uhud´da) yara aldınız ise karsınızdakiler de benzeri bir yara almıslardır. Biz bu tur acı gunleri insanlar arasında dolastırırız. Allah´ın kimlerin mumin olduklarını belirlemesi ve aranızdan bazı sahitler secmesi icindir bu. Hic kuskusuz Allah zalimleri sevmez

    [141] Bunun bir baska sebebi Allah´ın, muminleri arındırması ve kafirleri yok etmesidir

    [142] Yoksa siz, Allah icinizdeki cihad edenleri ayırd etmeden ve sabırlıları belirlemeden Cennete girebileceginizi mi sandınız

    [143] Sizler olumle karsılasmadan once onu arzuluyordunuz. Oysa onu gorunce bakıp duruyorsunuz

    [144] Muhammed sadece bir peygamberdir. Ondan once daha nice peygamberler gelip gecmistir. Simdi eger o olur ya da oldurulurse topuklarınız uzerinde geri mi doneceksiniz? Kim iki topugu uzerinde geri donerse bilsin ki, Allah´a hicbir zarar vermez. Allah sukredenleri odullendirecektir

    [145] Allah´ın izni olmaksızın hic kimsenin olmesi soz konusu degildir. O suresi belirli bir yazıya baglıdır. Kim dunya kazancını isterse ona ondan veririz. Kim ahiret sevabını isterse ona da ondan veririz. Biz sukredenleri odullendirecegiz

    [146] Nice peygamber var ki, cok sayıda taraftarı kendisi ile birlikte savastı. Bunlar Allah yolunda baslarına gelenlerden dolayı gevsemediler, yılmadılar ve boyun egmediler. Allah sabırlıları sever

    [147] Onlar sadece «Ey Rabbimiz, gunahlarımızı ve davranıslarımızdaki asırılıklarımızı affeyle, ayaklarımızı kaydırma ve kafirler karsısında bize yardım et» demislerdir

    [148] Allah da onlara hem dunya kazancını ve hem de ahiret mukafatının en guzelini verdi. Allah iyi isler yapanları sever

    [149] Ey muminler, eger kafirlere itaat ederseniz sizleri topuklarınız uzerinde geriye dondururler de husrana ugrarsınız

    [150] Oysa Allah´tır sizin mevlanız. O yardım edenlerin en hayırlısıdır

    [151] Biz kafirlerin kalplerine korku salacagız. Cunku onlar kendilerine hicbir guc verilmemis olan nesneleri Allah ´a ortak kosmuslardır. Onların gidecekleri yer Cehennem´dir. Zalimlerin varacagı yer ne fenadır

    [152] Allah size verdigi sozu yerine getirdi. Hani size sevdiginizi (zaferi) gosterdikten sonra bozuluncaya, savas konusunda gorus ayrılıgına dusunceye ve itaatsizlik edinceye kadar musrikleri kırıp geciriyordunuz. Kiminiz dunyayı istiyordu, kiminiz de ahireti istiyordu. Sonra sizi deneyden gecirmek icin onların basından savdı. Ama yine de sizi affetti. Allah muminlere karsı gercekten lutuf sahibidir

    [153] Hani Peygamber arkanızdan sizi cagırırken, hic kimseye bakmadan kacıyordunuz; ne kaybettiginize ve ne de basınıza gelene uzulmeyesiniz diye Allah sizi kederden kedere ugrattı. Hic kuskusuz Allah yaptıklarınızdan haberdardır

    [154] Sonra o kederin ardından uzerinize oyle bir emniyet, oyle bir uyku indirdi ki O, icinizden bir zumreyi buruyordu. Bir zumre de canları sevdasına dusmustu. Allah’a karsı cahiliyyet zannı gibi haksız bir zan besliyorlar, “Bu isten bize ne?” diyorlardı. De ki: “Butun is Allah’ındır”. Iclerinde sana acmadıkları bir sey gizliyorlar. “Bu bize ait bir sey olsaydı burada oldurulmezdik” diyorlar. De ki: “Evlerinizde olsaydınız uzerlerine olum yazılmıs olanlar; yine muhakkak devrilecekleri yerlere cıkıp gidecektiler.” Bu, goguslerinizin icindekini yoklamak, kalplerinizdekini temizlemek icindir. Ve Allah, sinelerdekini hakkıyla bilir

    [155] Iki toplulugun karsılastıgı gun savastan geri donenlerinizi seytan bazı gunahkar duyguları yuzunden ayartmaya girismisti. Ama Allah onları yine de affetti. Hic kuskusuz Allah affedici ve halimdir

    [156] Ey muminler, yolculuga cıkan ya da savasa katılan kardesleri hakkında «Eger onlar yanımızda olsalardı olmezler ya da oldurulmezlerdi» diyen kafirler gibi olmayınız. Allah bu asılsız saplantıyı onların kalplerine coreklenen acı bir hayıflanmaya donusturdu. Oysa can veren de olduren de Allah´tır. Hic kuskusuz Allah yaptıklarınızı gorur

    [157] Eger Allah yolunda oldurulur ya da olurseniz, Allah´tan gelecek olan bagıslama ve rahmet, onların biriktirecekleri dunya nimetlerinden daha hayırlıdır

    [158] Kusku yok ki, olseniz de oldurulseniz de Allah katında toplanacaksınız

    [159] Allah´tan gelen merhamet sayesinde onlara yumusak davrandın. Eger sert, katı kalpli biri olsaydın, kuskusuz cevrenden uzaklasırlardı. Onları bagısla, kendileri icin Allah´tan af dile, yapacagın isler hakkında onların goruslerini al, ama karar verince artık Allah´a dayan. Hic kuskusuz Allah kendisine dayananları sever

    [160] Eger Allah size yardım ederse sizi hic kimse yenemez. Fakat eger sizi yuzustu bırakırsa O´ndan baska size kim yardım edebilir? Muminler sadece Allah´a dayansınlar

    [161] Bir peygamber icin emanete hıyanet etmek olur sey degildir. Kim, boyle hainlik ederse, kıyamet gunu bu hainlik ettigi sey ile gelir. Sonra herkese kazanmıs oldugu sey odenir. Ve onlara zulmedilmez

    [162] Allah´ın rızasına uyan kimse, Allah´ın gazabına ugrayan kimse gibi olur mu? Onun varacagı yer Cehennem´dir. Orası ne kotu bir varıs yeridir

    [163] Onların Allah katındaki dereceleri farklıdır. Allah onların neler yaptıklarını gormektedir

    [164] Allah, muminlere kendi ozlerinden bir peygamber gondermekle onlara karsı lutufta bulundu. Bu peygamber onlara Allah´ın ayetlerini okuyor, onları arındırıyor, kendilerine kitabı ve hikmeti ogretiyor. Oysa onlar daha once acık bir sapıklık icinde idiler

    [165] Karsı tarafa iki katını tattırdıgımız musibet, bu kez sizin basınıza gelince «Bu nereden geldi?» demediniz mi? De ki; «O musibet kendinizden kaynaklandı.» Hic suphesiz Allah´ın gucu herseye yeter

    [166] Iki toplulugun karsılastıgı gun basınıza gelen musibet, Allah´ın izni ile gerceklesti. Bu musibet, Allah´ın muminleri belirlemesi icin meydana geldi

    [167] Bir de munafıkları ayırd etmesi icindi. Onlara «Geliniz, Allah yolunda savasınız, ya da savunma yapınız» denince «Eger savasmayı bilseydik, mutlaka pesinizden gelirdik» dediler. O gun onlar imandan cok kufre yakındılar. Kalplerinde olmayan seyi agızları ile soyluyorlardı. Hic kuskusuz Allah, onların gizli tuttukları duyguları cok iyi bilir

    [168] Onlar, evlerinde oturup savasa katılan kardesleri icin «Eger bizim sozumuzu dinleselerdi, oldurulmezlerdi» diyenlerdir. De ki; «Eger dogru soyluyorsanız, olumu kendi basınızdan savın bakalım.»

    [169] Sakın Allah yolunda oldurulenleri olu sanmayınız, tersine onlar yasıyor ve Allah katında besleniyorlar

    [170] Allah´ın, keremiyle kendilerine sundugu nimetlerden dolayı sevinc icindedirler. Arkadaki henuz kendilerine katılmamıs olanlar icin korku ve uzuntu soz konusu degil diye onlar adına sevinclidirler

    [171] Onların sevinci Allah´tan gelen nimet ve lutuf ile O´nun muminlerin mukafatını kayba ugratmayacagı mujdesinden kaynaklanıyor

    [172] O muminler ki, yaralandıktan sonra Allah´ın ve peygamberin savasma cagrısına uydular, onlardan «Ihsan» (Allah´ı goruyormus gibi ibadet etmek - Mutercim-) ilkesine uyanlar ile takva sahiplerini buyuk bir odul beklemektedir

    [173] O kimseler ki, insanlar kendilerine «Dusmanlarınız size saldırmak icin yıgınak yaptılar, onlardan korkmalısınız» dediklerinde, bu sozden imanları daha guclenerek ´Allah bize yeter, O ne guzel bir vekildir» dediler

    [174] Bundan dolayı Allah´tan gelen nimet ve lutufla geri donduler, kendilerine hicbir zarar dokunmadı, Allah´ın rızasına uydular. Hic kuskusuz Allah buyuk lutuf sahibidir

    [175] O seytan sizi yardakcıları ile korkutur, o halde eger gercekten mumin iseniz onlardan degil, benden korkunuz

    [176] Doludizgin kufre kosanlar seni uzmesin. Onlar Allah´a hicbir zarar veremezler. Allah onlara hicbir pay bırakmamayı diliyor. Onları buyuk bir azap bekliyor

    [177] Iman karsılıgında kafirligi satın alanlar Allah´a hicbir zarar veremezler. Onları acıklı bir azap bekliyor

    [178] Kafirler, sakın kendilerine muhlet vermemizin, fırsat tanımamızın iyiliklerine oldugunu sanmasınlar. Onlara sırf gunahları artsın diye muhlet tanıyor, fırsat veriyoruz. Onları onur kırıcı bir azap bekliyor

    [179] Allah muminleri, simdi icinde bulundugunuz durumda bırakacak degildir, pis olanı temiz olandan ayıracaktır. Ayrıca Allah sizi, gaybın bilgisine de erdirecek degildir. Fakat Allah bunun icin peygamberlerinden diledigini secer. O halde Allah´a ve O´nun peygamberlerine inanınız. Eger iman eder ve gunahlardan sakınırsanız size buyuk bir odul vardır

    [180] Allah´ın lutuf olarak bagısladıgı seylerde cimrice davrananlar sakın bu tutumlarının kendileri hesabına hayırlı oldugunu sanmasınlar. Tersine bu, onlar hesabına kotudur. Cimrilikle yanlarında tuttukları mal kıyamet gunu boyunlarına dolanacaktır. Goklerin ve yeryuzunun mirası Allah´a aittir. Hic kuskusuz Allah yaptıklarınızdan haberdardır

    [181] Allah fakir, biz ise zenginiz diyenlerin sozunu Allah isitti. Gerek bu sozlerini ve gerekse sebepsiz yere peygamberleri oldurmelerini hesaplarına yazacak ve onlara «Kavurucu azabı tadın bakalım» diyecegiz

    [182] Bu kendi elleriniz ile yaptıklarınız yuzundendir. Yoksa Allah´ın, kullara haksızlık etmesi kesinlikle soz konusu degildir

    [183] Atesin yakıp yiyecegi bir kurban mucizesi gostermedikce hicbir peygambere inanmayalım diye Allah bize kesin direktif verdi diyenlere de ki; «Benden once size acık belgeler getiren ve sozunu ettiginiz mucizeyi gosteren peygamberler geldi. Eger dogru soyluyorsanız, onları nicin oldurdunuz?»

    [184] Bunlar eger seni yalanlıyorlarsa (bilesin ki) senden once acık mucizeler, sayfalar ve aydınlatıcı kitap getiren bircok peygamberi de yalanlamıslardı

    [185] Herkes kesinlikle olumu tadacaktır. Yaptıklarınızın karsılıkları, kıyamet gunu, size eksiksiz olarak verilecektir. O zaman kim Cehennem atesinden uzak tutulur da Cennet´e konursa gercekten basarıya ulasmıstır. Dunya hayatı aldatıcı bir hazdan baska birsey degildir

    [186] Mallarınız ve canlarınız konusunda kesinlikle deneyden gecirileceksiniz, gerek kitap ehlinden ve gerekse musriklerden bircok incitici soz isiteceksiniz. Eger (bunlara karsı) sabreder ve Allah´tan korkarsanız, bu tutum azimliliginizin, kesin kararlılıgınızın bir belirtisidir

    [187] Hani Allah, kendilerine kitap verilenlerden «Bu kitabı insanlara mutlaka acıklayacaksınız, onu asla saklamayacaksınız» diye soz almıstı. Fakat onlar bu sozlerine sırt cevirerek o kitabı birkac paraya sattılar. Almıs oldukları o karsılık ne kotu bir seydir

    [188] Yaptıklarına sevinen ve yapmadıklarına karsılık ovulmekten hoslananlar var ya, sakın onların azaptan kurtulabileceklerini sanma, onları acıklı bir azap beklemektedir

    [189] Goklerin ve yeryuzunun egemenligi Allah´ın tekelindedir. Hic kuskusuz Allah´ın gucu herseye yeter

    [190] Goklerin ve yeryuzunun yaratılısında, gece ile gunduzun birbirini kovalayısında derin dusunceliler icin bircok ibret dersi vardır

    [191] Onlar ayakta, otururken ve yatarken Allah´ı anarlar; goklerin ve yeryuzunun yaratılısı hakkında kafa yorarlar ve derler ki; «Ey Rabbimiz, sen bu evreni bosuna yaratmadın, sen (boyle bir anlamsızlıktan) munezzehsin, bizi Cehennem azabından koru

    [192] Ey Rabbimiz, sen birini Cehennem´e atınca onu perisan edersin. Zalimlerin hicbir yardım edeni yoktur

    [193] Ey Rabbimiz, biz «Rabbinize inanınız» diye seslenen bir davetcinin cagrısını isittik ve hemen iman ettik. Ey Rabbimiz, gunahlarımızı affeyle, kusurlarımızı ort ve iyiler ile birlikte canımızı al

    [194] Ey Rabbimiz, peygamberlerinin agzından vaad ettiklerini bize ver, kıyamet gunu bizi perisan etme, kusku yok ki sen sozunden caymazsın.»

    [195] Rabbleri onlara cevap verdi ki; «Ben birbirinizden meydana gelmis bir butun olusturan sizlerden, erkek- kadın, hicbir iyi amel isleyenin emegini bosa cıkarmam. Buna gore goc edenlerin, yurtlarından surulenlerin, benim yolumda eziyet cekenlerin, savasanların ve oldurulenlerin kusurlarını ortecek ve kendilerini Allah tarafından verilmis bir odul olarak altlarından ırmaklar akan Cennetlere koyacagım. Odullerin guzeli yalnız Allah katındadır

    [196] Kafirlerin (zevk icinde) diyar diyar gezinmeleri sakın seni aldatmasın

    [197] Sadece az bir hazdır bu. Sonra varacakları yer Cehennem´dir. Orası ne kotu bir barınaktır

    [198] Fakat Rabblerinden korkanlar icin altlarından ırmaklar akan Cennetler vardır. Onlar Allah´ın konukları olarak orada suresiz kalacaklardır. Allah´ın iyi kullara yonelik mukafatı daha hayırlıdır

    [199] Kuskusuz kitap ehlinden Allah´a size indirilen ve kendilerine indirilmis olan mesaja, Allah korkusu icinde, inananlar, Allah´ın ayetlerini birkac paraya satmayanlar vardır. Bunlar Rabbleri katında odullerini alacaklardır. Hic suphesiz Allah´ın hesaplasması pek cabuktur

    [200] Ey muminler, sabırlı olunuz, sabır yarısında dusmanlarınızı geride bırakınız, surekli savasa hazırlıklı olunuz ve Allah´tan korkunuz ki, kurtulusa eresiniz

    Nisâ

    Surah 4

    [1] Ey insanlar, Rabbinizden korkunuz. Ki O sizi tek bir kisiden turetti, o tek kisinin esini de kendi ozunden yarattı, sonra bu ciftten cok sayıda erkek ve kadın meydana getirerek yeryuzune yaydı. Karsılıklı dileklerinizi adına bagladıgınız Allah´tan ve akrabalık baglarını cignemekten sakınınız. Hic kuskusuz Allah sizi surekli gozetmektedir

    [2] Yetimlere mallarını veriniz, temiz malı murdarı ile degistirmeyiniz, onların mallarını kendi mallarınıza katarak yemeyiniz, cunku bu buyuk bir vebaldir

    [3] Eger gozetiminiz altındaki yetim kızları ile evlendiginiz takdirde onların haklarını gerektigi gibi gozetemeyeceginizden korkarsanız size nikahı dusen kadınlardan ikisi, ucu ya da dordu ile evlenebilirsiniz. Ama eger onlar arasında adil davranamayacagınızdan korkarsanız tek kadınla evleniniz, ya da eliniz altındaki cariye ile yetininiz. Haksızlıga dusmemeniz icin en uygun hareket budur

    [4] Kadınların mehirlerini gonul hosnutlugu ile veriniz. Fakat eger onlar mehirlerinin bir bolumunu gonullu olarak size bagıslarlar ise bunu afiyetle yiyiniz

    [5] Allah´ın, sizi basına diktigi malları aptalların (akli dengesi yerinde olmayanların) ellerine vermeyiniz. Fakat onları bu mallardan besleyiniz, giydiriniz ve kendilerine guzel soz soyleyiniz

    [6] Yetimleri evlenme cagına gelene kadar deneyiniz. Eger olgunlastıklarını gorurseniz hemen mallarını kendilerine teslim ediniz. Yetimler buyuyecek endisesi ile bu malları savurganca yemeyiniz. Zengin veliler bu mallara hic el surmesin. Fakir veliler ise bu malların geleneklere uygun dusecek kadarını yesin. Yetimlere mallarını teslim ederken yanınızda sahit bulundurunuz. Gerci hesap sorma merci olarak Allah yeterlidir

    [7] Ana- babanın ve yakın akrabaların bıraktıkları mirasta erkeklerin payı oldugu gibi kadınların da payı vardır. Bu miras ister az, ister cok olsun, onda erkegin ve kadının belirlenmis payları vardır

    [8] Eger miras bolusumu sırasında pay sahibi olmayan uzak akrabalar, yetimler ve yoksullar hazır bulunursa onlara da bir seyler veriniz ve kendilerine gonul alıcı sozler soyleyiniz

    [9] Arkalarında gucsuz cocuklar bırakıp olecek olsalar cocuklarının hali nice olur diye kaygı duyanlar yetimlere haksızlık etmekten korksunlar, Allah´tan sakınsınlar ve dogru konussunlar

    [10] Yetimlerin mallarını haksız bicimde yiyenler, midelerini atesle doldurmaktan baska birsey yapmıyorlar. Zaten kudurmus alevlerin icine atılacaklardır

    [11] Cocuklarınızın mirastaki durumu hakkında Allah size soyle ferman buyuruyor: Erkege iki disinin hissesi kadardır. Eger kadınlar ikinin ustunde ise bırakılan malların ucte ikisi onlarındır. Sayet tek ise yarısı onundur. Olenin cocugu varsa, ana ve babadan her birine bırakılan malın altıda biri. Cocugu olmayıp da ona ana ve babası mirascı olduysa ucte biri anasınındır. Kardesleri varsa o vakit altıda biri anasınındır. Bu hukumler, olenin borcu odenip, yaptıgı vasiyetler yerine getirildikten sonradır. Siz, babalarınızdan ve ogullarınızdan hangisinin size fayda bakımından daha yakın oldugunu bilmezsiniz. Bunlar, Allah’tan birer farizadır. Dogrusu Allah; hakkıyla bilen ve Hakim olandır

    [12] Karılarınızın cocukları yoksa geriye bıraktıklarının yarısı sizindir. Cocukları varsa bıraktıklarının dortte biri sizindir. Bunlar yaptıkları vasiyet ve borc odendikten sonradır. Sizin cocugunuz yoksa bıraktıklarınızın dortte biri karılarınızındır. Sayet cocugunuz varsa bıraktıklarınızın sekizde biri onlarındır. Ancak bu, yaptıgınızı vasiyet ve borc odendikten sonradır. Eger mirası aranan erkek veya kadın cocugu ve babası olmayan bir kimse olur da onun erkek veya kız kardesi bulunursa bunların her birine altıda bir duser. Eger onlar ikiden coksalar zarara ugratılmaksızın ucte birine ortak olurlar. Bunlar yaptıkları vasiyet ve borcu odendikten sonradır. Bunlar, Allah’tan bir vasiyet ve emirdir. Ve Allah, Alim’dir, Halim’dir

    [13] Bunlar Allah´ın koydugu sınırlardır. Kim Allah´a ve Peygamber´e itaat ederse Allah onları icinde ebedi olarak kalacakları, altlarından ırmaklar akan Cennetlere yerlestirir. Iste buyuk kurtulus, buyuk basarı budur

    [14] Buna karsılık kim Allah´a ve Peygamber´e karsı gelir, O´nun cizdigi sınırları asarsa Allah onu, icinde ebedi olarak kalmak uzere Cehennem´e atar. Onun icin onur kırıcı bir azap vardır

    [15] Zina sucu isleyen kadınlarınızın aleyhinde dort kisinin sahitliklerine basvurunuz. Eger dort kisi aleyhte sahitlik ederse o kadınları, olunceye kadar ya da Allah kendileri hakkında baska bir yol gosterinceye kadar evlerinizden dısarı salmayınız

    [16] Zina sucu isleyen ciftin her ikisini de eziyetli cezaya carptırınız. Fakat eger tevbe eder de uslanırlarsa artık yakalarını bırakınız. Cunku Allah tevbeleri kabul eder ve merhametlidir

    [17] Allah, kotulugu bilmeyerek isleyip de fazla gec kalmaksızın tevbe edenlerin tevbelerini kabul edecegini vaad etmistir. Hic kuskusuz Allah herseyi bilir ve hikmet sahibidir

    [18] Yoksa surekli kotuluk yapıp dururken olumun esigine gelince «Simdi tevbe ettim» diyenler ile kafir olarak olenlerin tevbesi gecerli degildir. Biz boyleleri icin acı bir azap hazırladık

    [19] Ey muminler, akrabalarınızın dul eslerini zorla nikahlamanız helal degildir. Ispatlanmıs bir edepsizlik islemedikleri surece kendilerine verdiginiz mehrin bir kısmını geri almak amacı ile onlara baskı yapmayınız. Onlara karsı iyi davranınız. Eger onlardan hoslanmıyorsanız, biliniz ki; hoslanmadıgınız birseyi Allah hakkınızda cok hayırlı kılmıs olabilir

    [20] Eger esinizi bırakıp baska bir kadınla evlenmek isterseniz onceki esinize gayet yuklu miktarda bir mehir vermis olsanız bile bundan hicbir sey geri almayınız. Yoksa kadına iftira atarak ve apacık bir gunaha girerek mi verdiginizi geri alacaksınız

    [21] Verdiginizi nasıl geri alırsınız ki, sizler birbirinizle icli- dıslı olmussunuz ve onlar sizden guclu bir guvence almıslardır

    [22] Gecmis uygulamalar bir yana, bundan boyle babalarınızın evlenmis oldugu kadınlar ile evlenmeyiniz. Bu bir edepsizlik, igrenc bir hareket ve son derece cirkin bir gelenektir

    [23] Gecmis uygulamalar bir yana, bundan boyle analarınız, kızlarınız, kardesleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, erkek kardeslerinizin kızları, kız kardeslerinizin kızları, sizi emziren sutanneleriniz, sutkardesleriniz, kaynanalarınız, cinsel iliskide bulundugunuz eslerinizden dogan gozetiminiz altındaki uvey kızlarınız - eger anaları ile cinsel iliskide bulunmamıs iseniz bu kızlar ile evlenmenizin sakıncası yoktur- oz ogullarınızın esleri ile evlenmeniz ve iki kız kardesi birlikte nikahınız altında bulundurmanız size haram kılındı. Hic kuskusuz Allah affedici ve merhametlidir

    [24] Savas tutsagı olarak elinize gecmis cariyeler dısında evli kadınlar ile evlenmeniz haramdır. Bunlar Allah´ın uzerinize yazdıgı yasaklardır. Bunların dısında kalan kadınları iffetli yasamanız, zina islememeniz sartı ile mehirlerini vererek nikahlamanız size helal kılındı. Bu kadınlardan sagladıgınız faydanın karsılıgı olarak kendilerine aranızda kararlastırdıgınız mehirlerini hakları olarak veriniz. Daha once belirlenen mehri esinizle anlasarak yeni bir miktara baglamanızın sakıncası yoktur. Hic kuskusuz Allah herseyi bilir ve hikmet sahibidir

    [25] Icinizden mali durumu mumin ve ozgur kadınlarla evlenmeye elverisli olmayanlar, ellerininizde bulunan mumin cariyeler ile evlensinler. Hanginizin imanı oldugunu en iyi Allah bilir. Hepiniz aynı soydansınız. Onlarla; namuslu olmaları, zinadan uzak durmaları ve gizli dost tutmamıs olmaları halinde velilerinden izin alarak evleniniz. Ve kendilerine gelenege uyacak miktarda mehir veriniz. Eger evli iken zina islerlerse kendilerine ozgur kadınlara verilecek cezanın yarısını uygulayınız. Bu, icinizden gunaha gireceklerinden korkanlara tanınan bir imkandır. Yoksa eger sabrederseniz sizin icin daha iyi olur. Allah affedici ve merhametlidir

    [26] Allah size, helal ile haramı acıkca bildirmek, sizden oncekilerin yararlı geleneklerini tanıtmak ve gunahlarınızı bagıslamak ister. Allah herseyi bilir ve hikmet sahibidir

    [27] Allah sizin tevbelerinizi kabuk etmek ister. Oysa nefislerinin arzuları pesinden kosanlar sizin buyuk bir sapıklıga dusmenizi isterler

    [28] Allah yukumluluklerinizi hafifletmek ister. Cunku insan zayıf yaratılmıstır

    [29] Ey muminler, birbirinizin mallarını gayrı mesru yollar kullanarak degil, karsılıklı anlasmaya dayalı ticaret yolu ile yiyiniz, kendinizi oldurmeyiniz. Hic suphesiz Allah size karsı merhametlidir

    [30] Kim zulum ve saldırganlık yolu ile boyle yaparsa ilerde onu Cehennem atesine atacagız. Bunu yapmak Allah icin gayet kolaydır

    [31] Eger size yasaklanan buyuk gunahlardan kacınırsanız, kucuk gunahlarınızı bagıslar ve sizi onurlu bir konuta yerlestiririz

    [32] Aranızda derece farkı doguran ilahi bagıslara ozlem beslemeyiniz. Erkekler kazanclarından pay aldıkları gibi kadınlar da kazanclarından pay alırlar. Istediklerinizi Allah´ın kereminden isteyiniz. Hic suphesiz Allah her seyi bilir

    [33] Kadın erkek herkese ana babaların, akrabaların ve yeminli sozlesmeler yaptıgınız kimselerin miraslarından pay ayırdık. Bu pay sahiplerine paylarını veriniz. Hic suphesiz Allah her seyin sahididir

    [34] Allah’ın kimini kimine ustun kılmasından oturu ve erkeklerin, mallarından sarf etmelerinden dolayı erkekler kadınlar uzerine hakimdirler. Iyi kadınlar; gonulden boyun egerler ve Allah’ın korunmasını emrettigini, kocasının bulunmadıgı zaman da koruyanlardır. Serkeslik etmelerinden endiselendiginiz kadınlara once ogut verin. Uslanmazlarsa, kendilerini yataklarında yalnız bırakın. Yine dinlemezlerse dovun. Size itaat ettikleri takdirde incitmeye bir bahane aramayın. Cunku Allah cok yucedir, cok buyuktur

    [35] Eger karı kocanın arasının acılmasından endise ederseniz onlara biri erkegin ve oburu kadının akrabası olan iki arabulucu gonderiniz. Eger bu arabulucular karı-kocayı barıstırmak isterlerse Allah onların arasını bulur. Hic suphesiz Allah herseyi bilir ve herseyden haberdardır

    [36] Allah´a kulluk ediniz. O´na hicbir seyi ortak kosmayınız. Ana-babaya akrabalara, yetimlere, yoksullara, yakın komsulara, uzak komsulara, yakın arkadaslara, yarı yolda kalanlara, elinizin altındakilere iyilik ediniz. Allah kendini begenmis kibirlileri kesinlikle sevmez

    [37] Bunlar kendileri cimrice davrandıkları gibi baskalarına da cimri olmayı onerirler ve Allah´ın lutuf eseri olarak kendilerine verdigi imkanları gizlerler. Biz kafirler icin onur kırıcı bir azap hazırladık

    [38] Yine bunlar baskalarına gosteris olsun diye mal verirler, Allah´a ve ahiret gunune inanmazlar. Yoldası seytan olanın ne kotu yoldası vardır

    [39] Eger onlar Allah´a ve ahiret gunune inansalar ve Allah´ın kendilerine bagısladıgı mallarının bir bolumunu hayr yolunda harcasalardı, ne olurdu? Hic kuskusuz Allah onların yaptıkları her seyi bilir

    [40] Hic suphesiz Allah zerre kadar haksızlık etmez. Eger bu bir iyilik olursa onu bir kac kat buyutur ve karsılıgında kendi katından buyuk bir mukafat verir

    [41] Her ummete karsı birer sahid tutacagımız ve seni de kendilerine karsı birer sahid tutacagımız ve seni de kendilerine karsı sahit gosterecegimiz gun acaba onların halleri nasıl olacak

    [42] Kafirler ve Peygamberlere karsı gelenler o gun yerle bir olmayı ozlemle isterler. Onlar Allah´tan hicbir soz saklayamazlar

    [43] Ey iman edenler! Sarhosken, ne soylediginizi bilinceye kadar, bir de cunupken -yolcu olmanız mustesna- gusul yapmadıkca namaza yaklasmayın. Eger hasta veya yolculukta iseniz, yahut herhangi biriniz ayak yolundan gelmisse veya kadınlara yaklasmıssanız ve bu durumlarda su bulamamıssanız pak bir topraga teyemmum edin, yuzlerinize ve ellerinize surun. Suphesiz ki Allah, cok affedici, cok bagıslayıcıdır

    [44] Su kendilerine kitaptan bir pay verdiklerimizi gormuyor musun? Bunlar sapıklıgı satın alıyorlar ve sizin de yoldan cıkmanızı istiyorlar

    [45] Allah dusmanlarınızı cok iyi bilir. O vekil ve yardım edici olarak size yeter

    [46] Yahudiler icinde oyleleri var ki, bu dine hakaret etmek amacı ile Tevrat´taki kelimeleri degistirerek ve dillerini agız bosluklarında burarak «isittik ve karsı geldik», «Dinle sozu dinlenmez olasıca!» ve «Raina (Bizi gozet anlamına da gelen es sesli bir hakaret deyimi)» derler. Oysa eger (boyle diyecekleri yerde) «duyduk ve uyduk», «isit» ve «bize bak» deselerdi kendileri hesabına daha hayırlı ve tutarlı olurdu. Fakat Allah kafirlikleri yuzunden kendilerine lanet ettigi icin -pek azı dısında- onlar iman etmezler

    [47] Ey kendilerine kitap verilenler, biz bazı yuzleri carpıtıp ense taraflarına dondurmeden ya da Cumartesi yasagını cigneyenleri lanetledigimiz gibi lanetlemeden elinizdeki kitabı onaylayıcı olarak indirdigimiz Kur´an´a iman ediniz. Yoksa Allah´ın emri her zaman kesinlikle yerine gelir

    [48] Hic kuskusuz Allah, kendisine ortak kosma gunahını bagıslamaz. Bunun dısında kalan gunahları diledigine bagıslar. Kim Allah´a ortak kosarsa son derece buyuk bir iftira gunahı islemis olur

    [49] Su kendilerini temize cıkaranları gormuyor musun? Oysa Allah diledigi kimseyi arındırır, fakat hic kimseye kıl payı kadar haksızlık yapılmaz

    [50] Baksana Allah´a karsı nasıl yalan uyduruyorlar? Bu tek basına yeterli bir apacık gunahtır

    [51] Su kendilerine kitaptan bir pay verdiklerimizi gormuyor musun? Bunlar puta ve tagut´a (seytana) inanırlar ve kafirler hakkında ´Bunların yolu muminlerin yolundan daha dogrudur´ derler

    [52] Bunlar Allah´ın lanetine ugramıs kimselerdir. Allah birine lanet ederse ona yardım edecek birini bulamazsın

    [53] Yoksa onların Allah´ın mulkunde bir payları mı var? Eger oyle olsaydı, insanlara bir cekirdek kırıntısı bile vermezlerdi

    [54] Yoksa Allah´ın, lutfunun eseri olarak insanlara bagıslamıs oldugu imtiyazı cekemiyorlar, bu yuzden onları kıskanıyorlar mı? Oysa biz Ibrahim´in soyundan gelenlere de kitap ve hikmet vermis, kendilerine buyuk bir egemenlik bagıslamıstık

    [55] Fakat Ibrahim´in soyundan gelenlerin kimi O´na inandı, kimi de kendisine sırt cevirdi. Oylelerinin hakkından alevli cehennem gelir

    [56] Hic kuskusuz ayetlerimizi inkar edenleri ilerde atese atacagız. Derileri kavruldukca azabın acısını duysunlar diye kendilerine baska deriler giydirecegiz. Hic suphesiz Allah ustun iradelidir, hikmet sahibidir

    [57] Iman edip iyi ameller isleyenleri de ilerde icinde ebedi olarak kalacakları, altından ırmaklar akan cennetlere yerlestirecegiz. Onlara orada el degmemis esler verilecek, kendileri koyu golgeler altına alınacaklardır

    [58] Allah size emanetleri, onları tasıyabilecek olanlara yuklemenizi ve insanlar arasında hukum verirken adalete uygun hukum vermenizi emreder. Allah size ne guzel ogut veriyor! Hic kuskusuz Allah isiten ve gorendir

    [59] Ey muminler, Allah´a itaat ediniz; Peygambere ve sizden olan devlet yetkililerine de itaat ediniz. Eger gercekten Allah´a ve ahiret gunune inanmıssanız herhangi bir konuda anlasmazlıga dustugunuzde o meselenin cozumunu Allah´a ve Peygamber´e havale ediniz. Bu sizin hesabınıza en hayırlı ve en iyi akıbet vaad eden bir tutumdur

    [60] Gerek sana ve gerekse senden oncekilere indirilen kitaplara inandıklarını ileri surenleri gormuyor musun? Bunlar karsı cıkmakla, tanımamakla emredildikleri Tagutun hakemligine basvurmak istiyorlar. Seytan onları koyu bir sapıklıga dusurmek istiyor

    [61] Onlara ´Allah´ın indirdigine ve Peygamber´e geliniz´ dendiginde o munafıkların senden busbutun uzaklastıklarını gorursun

    [62] Peki, nasıl oluyor da kendi elleri ile isledikleri kotuluk yuzunden baslarına bir musibet gelince sana kosarak ´Biz sadece iyilik yapmak, uzlasma saglamak istemistik´ diye Allah adına yemin ederler

    [63] Allah onların kalplerindeki kotu duyguları iyi bilir. Onlara aldırıs etme, ogut ver, kendileri hakkında iclerine isleyecek etkili sozler soyle onlara

    [64] Biz gonderdigimiz her peygamberi, Allah´ın izni ile, mutlaka kendisine itaat edilsin diye gonderdik. Eger onlar nefislerine zulmettiklerinde sana gelerek Allah´tan af dileselerdi ve Peygamber de onlar adına af dileseydi, Allah´ı tevbeleri kabul edici ve merhametli olarak bulacaklardı

    [65] Hayır, hayır! Rabbine andolsun ki, onlar aralarında cıkan anlasmazlıklarda senin hakemligine basvurmadıkca sonra da verecegin karara, gonullerinde hicbir burukluk duymaksızın, kesin bir teslimiyetle uymadıkca mumin olamazlar

    [66] Eger onlara «canlarınızı feda ediniz» ya da «yurtlarınızdan cıkınız» diye emretmis olsaydık, pek azı dısında, bunları yapamazlardı. Oysa eger onlar kendilerine verilen ogutleri tutsalardı, bu haklarında hayırlı ve guvenceli bir tutum olurdu

    [67] O zaman onlara tarafımızdan buyuk bir mukafat verirdik

    [68] Kendilerini kesinlikle dogru yola iletirdik

    [69] Allah´a ve Peygamber´e itaat edenler var ya, bunlar Allah´ın nimetine eristirdigi peygamberlerle, dosdogru kullarla, sehidlerle ve iyilerle birlikte olurlar. Bunlar ne iyi arkadaslardır

    [70] Bu Allah´ın bagısıdır. Allah herseyi yeterince bilir

    [71] Ey muminler savas hazırlıklarınızı yapınız ve sonra da ya boluk boluk ya da hep birlikte savasa cıkınız

    [72] Icinizde bu gorevi gayet agırdan alanlar var. Eger bir musibet (basarısızlık- yenilgi) ile karsılasırsanız ´Allah bana lutfetti de onlarla birlikte bulunmadım´ der

    [73] Buna karsılık Allah size bir zafer kazandıracak olursa sanki daha once aranızda hicbir tanısıklık, hicbir dostluk yokmus gibi ´keski ben de onlarla birlikte olsaydım da ben de buyuk basarıya erseydim´ der

    [74] Oyleyse dunya hayatını ahiret karsılıgında satanlar Allah yolunda savassınlar. Kim Allah yolunda oldurulur veya galip gelirse biz ona ilerde buyuk bir odul verecegiz

    [75] Niye Allah yolunda ve ´Ey rabbimiz, bizi su zalimlerin yasadıgı beldeden cıkar, bize katından bir kurtarıcı, kendi katından bir destekci gonder´ diye yalvaran ezilmis erkekler, kadınlar ve cocuklar ugrunda savasmıyorsunuz

    [76] Muminler Allah yolunda, kafirlerse Tagut (seytan) ugrunda savasırlar. O halde seytanın dostlarıyla savasınız. Cunku seytanın hilesi duzeni zayıftır

    [77] Daha once kendilerine ´savastan uzak durun, namazı kılın ve zekatı verin´ direktifi verilmis olanları gormuyor musun? Simdi uzerlerine farz kılınınca, onların; Allah´tan korkar gibi ya da bundan bile daha fazla, insanlardan korkan bir grubu «Ey Rabbimiz niye uzerimize savasmayı farz kıldın, bize biraz daha muhlet tanısaydın olmaz mıydı?» dediler. Onlara de ki; «Dunya zevki kısa surelidir. Ahiret ise sakınanlar icin daha hayırlıdır. Orada kıl payı bile haksızlıga ugramazsınız.»

    [78] Nerede olursanız olun, surlarla tahkim edilmis kalelerin icinde bile olsanız, olum sizi bulur. Eger onlar bir iyilikle karsılasırlarsa ´bu Allah´tandır´ derler, ama baslarına bir kotuluk gelirse ´bu senin yuzundendir´ derler. Onlara de ki; "Hepsi Allah´tandır." Niye bu adamlar kendilerine soylenen sozu anlamaya yanasmıyorlar

    [79] Karsına cıkan her iyilik Allah´tandır. Basına gelen her kotuluk de kendindendir. Biz seni insanlara peygamber olarak gonderdik. Buna sahit olarak Allah yeter

    [80] Kim peygambere itaat ederse Allah´a itaat etmis olur. Kim ona sırt cevirirse bilsin ki biz seni onların basına korucu olarak gondermis degiliz

    [81] Yuzune karsı ´peki´ derler. Fakat onların bir gurubu yanından ayrıldıktan sonra geceleyin aleyhinde sana verdikleri sozle bagdasmayan komplolar kurarlar. Hic suphesiz Allah onların geceleri kurdukları komploları yazıyor. Sen onlara aldırıs etme, Allah´a guven. Vekil olarak Allah sana yeter

    [82] Bunlar Kur´an´ı hic incelemiyorlar mı? Eger o Allah´tan baskası tarafından gelmis olsaydı, icinde mutlaka bircok celiskiler bulurlardı

    [83] Onlar guvene ya da korkuya iliskin bir haber alınca onu hemen yayarlar. Oysa eger o haberi peygambere ya da baslarındaki kendi yetkililerine goturseler, aralarındaki yorum yapmaya yetenekli olanlar onun mahiyetini anlarlardı. Eger Allah´ın uzerinizdeki lutfu ve rahmeti olmasaydı, kucuk bir azınlık dısında hepiniz seytana uyardınız

    [84] Allah yolunda savas. Sen sadece kendinden sorumlusun. Muminleri de savasmaya tesvik et de ola ki Allah kafirlerin agır baskılarını geri puskurtur. Hic kuskusuz Allah´ın kahrı, oldurucu darbesi pek siddetlidir

    [85] Kim iyi bir ise aracı olursa kendisinin de o iyilikte bir payı olur. Kim bir kotuluge aracı olursa onun da kotulukte bir sorumluluk payı olur. Allah herseyin karsılıgını verir

    [86] Size bir selam verildiginde ona daha guzeli ile ya da aynısı ile karsılık veriniz. Hic kuskusuz Allah her seyi hesaba katar

    [87] Kendisinden baska ilah olmayan Allah, sizleri gelecegi kuskusuz olan Kıyamet gunu kesinlikle bir araya getirecektir. Allah´tan daha dogru sozlu kim olabilir

    [88] Niye munafıklar hakkında iki gruba ayrılıyorsunuz? Oysa Allah, onları iki yuzlu tutumlarından dolayı asagılıga mahkum etmistir. Allah´ın saptırdıgını, siz dogru yola mı iletmek istiyorsunuz? Allah´ın saptırdıgına sen cıkıs yolu bulamazsın

    [89] Onlar kendileri gibi sizin de kafir olmanızı arzu ederler. Bu yuzden Allah yolunda hicret etmedikleri surece onlardan hicbirini dost edinmeyiniz. Eger yuz cevirirlerse onları yakalayınız, buldugunuz yerde oldurunuz, hic birini dost veya muttefik edinmeyiniz

    [90] Ancak sizinle kendileri arasında anlasma bulunan bir millete sıgınanlar mustesna. Sizinle savasmaktan veya kendi milletleriyle harp etmekten bunalarak size bas vuranlar da mustesnadır. Allah dileseydi onları size musallat ederdi de, sizinle savasırlardı. Eger sizden uzak durur, savasmaz ve size barıs teklif ederlerse, Allah onlara dokunmanıza izin vermez

    [91] Bir de hem sizden ve hem de tuttukları gruptan yana guven icinde olmak isteyen baska birtakım kimselere rastlayacaksınız. Bunlar ne zaman fitneye, bozgunculuga itilseler ona balıklama dalarlar. Eger bunlar sizden uzak durmaz size barıs teklifi getirerek savastan el cekmezlerse onları yakalayınız ve nerede bulursanız oldurunuz. Onlara karsı size apacık bir yetki verdik

    [92] Bir muminin diger bir mumini oldurmesi dusunulemez. Bu ancak yanlıslıkla olabilir. Kim yanlıslıkla bir mumini oldururse mumin bir kole azad etmesi ve olunun ailesine diyet odemesi gerekir. Eger olenin ailesi diyeti bagıslarsa bu gereklilik ortadan kalkar. Eger olu size dusman bir kavme mensub bir mumin ise o zaman mumin bir kole azad etmek gerekir. Eger anlasmalı oldugunuz kavimden ise ailesine fidye odemek ve mumin bir kole azad etmek gerekir. Bunları bulamayan kimse Allah´ın tevbesini kabul etmesi icin aralıksız iki ay oruc tutar. Hic suphesiz Allah herseyi bilir ve hikmet sahibidir

    [93] Kim bir mumini bile bile oldururse onun cezası icinde ebedi olarak kalmak uzere Cehennemdir. Allah ona gazap etmis, lanet yagdırmıs ve kendisi icin buyuk azap hazırlamıstır

    [94] Ey muminler Allah yolunda savasa cıktıgınız zaman iyice emin olmadan silah cekmeyiniz. Size selam verene, dunya hayatının malına goz dikerek ´sen mu´min degilsin´ demeyiniz. Zira asıl bol ganimetler Allah katındadır. Bir zamanlar siz de oyle idiniz de Allah´ın lutfu ile mumin oldunuz. O halde silah cekmeden once durumu iyice anlayınız. Hic suphesiz ne yaparsanız Allah ondan haberdardır

    [95] Muminlerden ozursuz olarak yerlerinde oturanlar ile malları ve canlarıyla Allah yolunda cihad edenler bir degildir. Allah malları ve canları ile cihad edenleri derece bakımından oturanlardan ustun kıldı. Gerci Allah her ikisine de cenneti vaad etmistir, ama malları ve canları ile cihad edenleri oturanlara karsı buyuk bir mukafatla ustun tutmustur

    [96] (Cihad edenlere) kendi katından dereceler, bagıslama ve rahmet sunmustur. Hic kuskusuz Allah bagıslayıcıdır, merhametlidir

    [97] Melekler, kendilerini zulme mahkum edenlerin canlarını alırken onlara «Dunyadaki durumunuz neydi?» diye sorarlar. Onlar da «Ezilmis zavallılardık» derler. Melekler onlara «Peki Allah´ın topragı goc etmenize yetecek kadar genis degilmiydi ki? derler. Bunların barınakları Cehennem olacaktır. Orası ne kotu bir varıs yeridir

    [98] Yalnız, caresiz kalan, hic bir cıkar yol bulamayan ezilmis, erkekler, kadınlar ve cocuklar bu hukmun dısındadırlar

    [99] Boylelerini umulur ki, Allah affeder. Hic suphesiz Allah bagıslayıcıdır, affedicidir

    [100] Kim Allah yolunda goc ederse bir cok barınak ve elverisli gecim imkanları bulur. Kim Allah ve peygamber ugruna evini- barkını bırakıp goc ederse de sonra bu yolda olume yakalanırsa onun mukafatı Allah´ın guvencesi altındadır. Hic suphesiz Allah affedici ve merhametlidir

    [101] Yeryuzunde herhangi bir yoresinde savasa cıktıgınız zaman eger size tuzak kuracaklarından cekiniyorsanız namazı kısaltarak kılmanızın sakıncası yoktur. Suphe yok ki, kafirler sizin acık dusmanlarınızdır

    [102] Eger sen mumin savascıların arasında bulunur da onlara namaz kıldırırsan onların bir grubu senin arkanda namaza dursun ve silahlarını yanlarına alsınlar. Bu grup secdeden kalkınca arkanıza (nobet yerine) gecsin. Bu kez namaz kılmamıs olan oteki grup gelerek arkanda namaz kılsın, bunlar da silahlarını ve techizatlarını yanlarına alsınlar. Cunku kafirler isterler ki, silahlarınızı ve kumanyalarınızı aklınızdan cıkarasınız da ansızın uzerinize baskın duzenlesinler. Eger yagmurdan zarar gorecekseniz ya da hasta iseniz silahlarınızı yere bırakmanızın sakıncası yoktur. Bununla birlikte uyanık ve tedbirli olunuz. Hic suphesiz Allah kafirler icin onur kırıcı bir azap hazırlamıstır

    [103] Namazı bitirdikten sonra ayaktayken, otururken ve yere uzanmısken Allah´ın adını anınız. Tehlikeyi savusturup guvene kavustugunuzda namazı tam olarak kılınız. Zira namaz muminlere, vakitleri belirli bir farzdır

    [104] O dusmanlarınızın pesini bırakmayınız, onları ısrarla kovalamaktan geri durmayınız. Cunku eger siz acı cekiyorsanız bilin ki, onlar da sizin gibi acı cekiyorlar. Oysa siz Allah´tan onların beklemedigini bekliyorsunuz. Hic kuskusuz Allah her seyi bilir ve hikmet sahibidir

    [105] Biz sana bu hak icerikli kitabı indirdik ki, insanlar arasında Allah´ın gosterdigi gibi hukum veresin. Sakın hainlerin savunucusu olma

    [106] Allah´tan af dile, hic kuskusuz Allah bagıslayıcıdır, merhametlidir

    [107] Kendilerine hıyanet edenleri temize cıkarmaya calısma. Hic suphesiz Allah hıyanete dalmıs gunahkarları sevmez

    [108] Bu kimseler Allah´ın razı olmadıgı sozu geceleyin bulusarak karara baglarken insanlardan saklı tutuyorlar, ama yanı baslarında olan Allah´tan saklayamazlar. Hic suphesiz Allah onların yaptıklarını bilgisi ile kusatacak guctedir

    [109] Diyelim ki, siz onları dunya hayatında savundunuz. Peki kıyamet gunu onları Allah´a karsı kim savunacak ya da kim onların vekilligini uzerine alacak

    [110] Kim bir kotuluk isler ya da kendine zulmeder de Allah´tan af dilerse Allah´ı bagıslayıcı ve esirgeyici olarak karsısında bulur

    [111] Kim bir suc islerse onu kendi aleyhine islemis olur. Kuskusuz Allah bilir ve hakimdir

    [112] Kim bir kusur ya da bir suc isler de onu bir masumun uzerine atarsa acık bir iftira, bir gunah yukunun altına girmis olur

    [113] Eger Allah´ın sana yonelik lutfu ve esirgemesi olmasaydı, onların bir takımı seni yanıltmaya yeltenmislerdi. Oysa onlar sadece kendilerini yanıltırlar, sana hicbir zarar dokunduramazlar. Cunku Allah, kitabı ve hikmeti indirerek sana, daha once bilmedigin gercekleri ogretmistir. Hic suphesiz Allah´ın sana yonelik lutfu son derece buyuktur

    [114] Onların aralarında yaptıkları cogu gizli konusmalarda hayır yoktur. Meger ki, bu fısıltılı toplantılarının amacı sadaka vermeyi, iyiligi ve insanlar arasında dirligi emretmek olsun. Kim bunları Allah´ın rızasını kazanmak amacıyla yaparsa ilerde kendisine buyuk bir mukafat verecegiz

    [115] Kim bu yolu iyice tanıdıktan sonra, peygambere zıt duser de muminlerin yolundan baska bir yola koyulursa, kendisini koyuldugu yolla bas basa bırakır, sonra da cehenneme atarız. Orası ne kotu bir donus yeridir

    [116] Allah kendisine ortak kosma sucunu bagıslamaz. Bunun dısındaki sucları diledigine bagıslar. Kim Allah´a ortak kosarsa gercekten koyu bir sapıklıga dusmus olur

    [117] Onlar Allah´ı bırakıp disi putlara (tanrıcalara) yalvarıyorlar. Aslında onların yalvardıkları sirret seytandan baskası degildir

    [118] O seytan ki, Allah´ın lanetine ugrayınca «Kesinlikle kullarının belirli bir bolumunu kendi tarafıma alacagım.»

    [119] Onları yoldan cıkaracagım, asılsız kuruntulara daldıracagım, kendilerine davarların kulaklarını yarmalarını emredecegim, Allah´ın yaratıklarını degisiklige ugratmalarını emredecegim» demistir. Kim Allah´ı bırakıp seytanı dost edinirse apacık bir husrana ugramıs olur

    [120] Seytan onlara vaadler yapar, kendilerini kuruntulara daldırır. Fakat seytanın onlara yaptıgı vaadler aldatmacadan baska bir sey degildir

    [121] Iste bunların varacakları yer cehennemdir. Ondan kurtulma imkanı bulamazlar

    [122] Iman edip iyi ameller isleyenleri ise altından ırmaklar akan, icinde ebedi olarak kalacakları cennetlere yerlestirecegiz. Bu Allah´ın vaadidir. Kim Allah´tan daha dogru sozlu olabilir

    [123] Allah´ın verecegi mukafatı elde etmek ne sizin ne Kitap Ehli´nin kuruntularına gore olmaz. Kim kotuluk islerse cezasına carpılır ve Allah´tan baska hicbir dost, hicbir yardım edici bulamaz

    [124] Buna karsılık erkek yada kadın kim inanarak iyi bir amel islerse, boyleleri de zerre kadar haksızlıga ugramaksızın cennete girerler

    [125] Hem iyi ameller yapıp hem de tum varlıgı ile Allah´a teslim olandan ve Ibrahim´den tek ilahlı dine uyandan daha iyi bir dindar kim olabilir? Allah, Ibrahim´i dost edinmisti

    [126] Gerek goklerde ve gerekse yeryuzunde bulunan tum varlıklar Allah´a aittir. Allah herseyi kusatmıstır

    [127] onlar senden kadınlara iliskin fetva isterler. De ki; Allah onlar hakkında size su fetvayı veriyor: Bu fetva, paylarına dusen mirası vermediginiz, yada nikahlamak istemediginiz yetim kadınlar, magdur cocuklar ve yetimlere karsı adil davranmanız konusunda, size okunan Kur´an ayetleridir. Ne iyilik yaparsanız, kuskusuz Allah onu bilir

    [128] Eger kadın, kocasının gecimsizlik cıkaracagından veya kendisini ihmal edeceginden endise ederse bu ciftin anlasma yolu ile iliskilerini yeniden duzene koymalarının bir sakıncası yoktur. Anlasma her zaman hayırlıdır. Nefisler cimrilige, bencillige egilimlidirler. Eger iyi davranır, Allah´tan korkarsanız, hic suphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır

    [129] Ne kadar ozen gosterseniz de esleriniz arasında adaleti saglayamayacaksınız. O halde birine iyice tutulup oburunu ortada bırakmayınız. Eger barısır Allah´tan korkarsanız, hic kuskusuz Allah affedicidir ve merhametlidir

    [130] Eger esler birbirinden ayrılırlarsa Allah bol nimetleri ile her ikisini de muhtac duruma dusmekten korur. Allah´ın nimetleri boldur ve O hikmet sahibidir

    [131] Gerek goklerde gerekse yeryuzunde ne varsa hepsi Allah´a aittir. Size ve sizden once kendilerine kitap verilmislere Allah´tan korkmayı emrettik. Eger kafir olursanız, biliniz ki, goklerde ve yeryuzunde bulunan hersey Allah´ındır. Onun hicbir seye ihtiyacı yoktur ve ovguye layıktır

    [132] Gerek goklerde gerekse yeryuzunde ne varsa hepsi Allah´a aittir. Allah vekil olarak yeterlidir

    [133] Ey insanlar, eger O dilerse sizi ortadan kaldırır da yerinize baskalarını getirir. Hic suphesiz Allah´ın gucu bunu yapmaya yeter

    [134] Kim dunyada mukafatını elde etmek isterse bilsin ki, dunyanın da ahiretin de mukafatı Allah´ın katındadır. Hic kuskusuz Allah herseyi isiten ve gorendir

    [135] Ey muminler, kendinizin, ana-babanızın ve akrabalarınızın aleyhinde bile olsa, adalete sıkı sıkıya baglı kalınız ve Allah icin sahitlik ediniz. Haklarında sahitlik ettiginiz kimseler ister zengin, ister fakir olsunlar, Allah kendilerine herkesten daha yakındır. O halde nefsinizin arzusuna uyarak dogruluktan sapmayınız. Eger kaypaklık eder, ya da sahitlik yapmaktan kacınırsanız, kusku yok ki, Allah yaptıklarınızdan haberdardır

    [136] Ey muminler, Allah´a, peygamberine, peygamberine indirmis oldugu kitaba ve daha once indirilmis kitaba inanmaya devam ediniz. Kim Allah´ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve ahiret gununu inkar ederse koyu bir sapıklıga dusmus olur

    [137] Allah, once iman edip arkasından kufredenleri, sonra yine iman edip arkasından kufredenleri, sonra da kafirliklerini koyulastıranları asla affetmeyecek, kendilerini dogru yola iletmeyecektir

    [138] Munafıklara acı bir azabın kendilerini bekledigini mujdele

    [139] Onlar muminleri bırakıp kafirleri dost ediniyorlar. Acaba onların yanında seref mi arıyorlar? Oysa seref butunuyle Allah´ındır

    [140] Allah size indirdigi kitapta onun ayetlerinin inkar edildigini ya da alaya alındıgını isittiginizde baska bir konuya gecmedikleri surece onlarla bir arada oturmamanızı, yoksa sizin de onlar gibi olacagınızı bildirdi. Hic kuskusuz Allah munafıklar ile kafirleri cehennemde bir araya getirecektir

    [141] Onların gozleri hep sizin uzerinizdedir. Eger Allah size zafer nasip ederse, «Biz sizinle beraber degil miydik?» derler. Ama eger kafirler ustunluk saglarsa, (bu kez de onlara) «Sizin tarafınızı tutmadık mı, muminlere karsı size destek vermedik mi?» derler. Allah kıyamet gunu arınızdaki hukmunu verecektir. Hic kuskusuz Allah kafirlere, muminler karsısında ustun gelme fırsatı vermez

    [142] Munafıklar, Allah´ı aldatmaya yeltenirler, ama asıl Allah onları aldatır. Namaz kılarken isteksiz ve ciddiyetsiz bicimde ayakta dikilirler. Amacları insanlara gosteris yapmaktır, Allah´ın adını pek az anarlar

    [143] Iki taraf arasında yalpalarlar. Ne bu tarafa ve ne de o tarafa yar olurlar. Allah´ın sasırttıgı kimseye sen cıkıs yolu bulamazsın

    [144] Ey muminler, sakın muminleri bırakıp kafirleri dost edinmeyiniz. Yoksa Allah´a, aleyhinize isleyecek acık bir delil mi vermek istiyorsunuz

    [145] Hic suphesiz munafıkların yeri cehennemin en alt katıdır. Onlara yardım edecek hic birini bulamazsınız

    [146] Ancak tevbe edenler, durumlarını duzeltenler, Allah´ın ipine sarılanlar, sırf Allah´a baglananlar bir dindarlıgı benimseyenler iste bunlar, muminlerle beraberdirler. Allah ilerde muminlere buyuk bir mukafat verecektir

    [147] Eger Allah´a sukreder, inanırsanız, O sizi niye azaba carptırsın ki? Hic suphesiz Allah, sukre karsılık verir ve her seyi bilir

    [148] Allah zulme ugrayanların dısında hic kimsenin acıkca kotu soz soylemesini sevmez. Hic kuskusuz Allah herseyi isiten ve gorendir

    [149] Bir iyiligi acıga vursanız da gizli tutsanız da veya bir kotulugu bagıslasanız da biliniz ki, Allah bagıslayıcıdır ve gucu her seye yetendir

    [150] Allah´ı ve peygamberlerini inkar edenler, Allah ile peygamberleri arasında ayırım yaparak; ´Buna inanır, fakat suna inanmayız´ diyenler boylece, iman ile kufur arası bir yol tutturmak isteyenler var ya

    [151] onlar gercek anlamı ile kafirdirler. Biz kafirler icin onur kırıcı bir azap hazırladık

    [152] Buna karsılık Allah´a ve peygamberlerine inananlara ve peygamberler arasında ayırım yapmayanlara gelince, Allah onların mukafatını ilerde verecektir. Hic kuskusuz Allah affedicidir, merhametlidir

    [153] Ehl-i Kitap senden kendilerine gokten kitap indirmeni isterler. Onlar vaktiyle Musa´dan bundan daha buyugunu isteyerek, ´Bize Allah´ı acıkca goster´ demislerdi. Bu zalimce tutumları yuzunden kendilerini yıldırım carpmıstı. Arkasından kendilerine acık belgeler geldikten sonra buzagıya taptılar. Bunu da bagısladık ve Musa´ya acık bir mesaj verdik

    [154] Kesin soz vermeleri uzerine, basları uzerinde asılı duran kayayı yukarı cektik. Kendilerine, o kasabanın kapısından secde ederek iceri giriniz ve ´Cumartesi yasagını cignemeyiniz´ dedik, bu konularda onlardan saglam bir soz aldık

    [155] Yahudiler verdikleri sozlerinden caydılar. Allah´ın ayetlerini inkar ettiler, Peygamberlerini, sebepsiz yere oldurduler ve ´Bizim kalplerimiz kılıcla kaplıdır´ dediler. Oysa Allah kafirlikleri sebebiyle kalplerini muhurlemistir. Bundan dolayı onlar, pek azı dısında iman etmezler

    [156] Kafirliklerinden dolayı ve Meryem´e buyuk iftira atmalarından dolayı

    [157] Ve ´Biz Allah´ın resulu Meryemoglu Isa- Mesihi oldurduk´ demelerinden oturu. Oysa O´nu ne oldurduler ne de carmıha gerdiler. Fakat kendilerine oyle gorundu. Onun hakkında anlasmazlıga dusenler bu konuda tam bir kusku icindedirler, bu konudaki bilgileri sadece sanıya uymaktan ibarettir. Yoksa onu kesinlikle oldurmediler

    [158] Tersine Allah, O´nu kendi katına cıkardı. Hic suphesiz Allah ustun iradeli ve hikmet sahibidir

    [159] Kitap Ehli´nden hic kimse yoktur ki, olumunun esiginde Isa´ya iman etmemis olsun. Fakat kıyamet gunu Isa, onların aleyhinde sahitlik edecektir

    [160] Iste yaptıkları bunca zulumlerden, bir cok kimsenin Allah yoluna girmesini engellemelerinden, men edilmis olan faizi almalarından ve insanların mallarını haksız yollara basvurarak yemelerinden dolayı, daha once helal olan bazı temiz maddeler Yahudilere haram kılındı. Ayrıca onların arasındaki kafirlere acı bir azap hazırladık

    [161] Iste yaptıkları bunca zulumlerden, bir cok kimsenin Allah yoluna girmesini engellemelerinden, men edilmis olan faizi almalarından ve insanların mallarını haksız yollara basvurarak yemelerinden dolayı, daha once helal olan bazı temiz maddeler Yahudilere haram kılındı. Ayrıca onların arasındaki kafirlere acı bir azap hazırladık

    [162] Fakat onlardan bilim alanında derinlesenlere, hem sana ve hem de senden oncekilere indirilen kitaba inanan muminlere, namaz kılanlara, zekat verenlere, Allah´a ve ahiret gunune inananlara buyuk bir mukafat verecegiz

    [163] Nuh´a ve ondan once gelen peygamberlere indirdigimiz gibi sana da vahiy indirdik. Nitekim Ibrahim´e, Ismail´e, Ishak´a, Yakub´a, Yakub´un torunlarına, Isa´ya, Eyyub´a, Harun´a, Suleyman´a vahiy indirmis, Davud´a da Zebur´u vermistik

    [164] Daha once bazılarını sana anlattıgımız, bazılarını da anlatmadıgımız peygamberler gonderdik. Allah, Musa ile de bizzat konustu

    [165] Bu peygamberleri mujdeleyici ve uyarıcı olarak gonderdik ki, bu peygamberlerden sonra insanların Allah´a karsı ileri surebilecekleri hicbir bahaneleri kalmasın. Hic kuskusuz Allah gucludur ve hikmet sahibidir

    [166] Fakat Allah sana indirdigi kitabın kendi bilgisi altında indirilmis olduguna sehadet eder. Melekler de buna sahitlik ederler. Aslında Allah´ın sahitligi yeterlidir

    [167] Kafir olup baskalarını da Allah yolundan alıkoyanlar, hic kuskusuz koyu bir sapıklıga dusmuslerdir

    [168] Allah kafirleri ve zalimleri ne bagıslayacak ne de dogru yola iletecektir

    [169] Onların iletilecekleri tek yol cehennem yoludur. Orada ebedi olarak kalacaklardır. Bunu yapmak Allah icin pek kolaydır

    [170] Ey insanlar, peygamber size Rabbinizden gercegi getirdi. Buna inanınız, yararınıza olan budur. Ama eger inkar ederseniz, biliniz ki, goklerde ve yeryuzunde ne varsa hepsi Allah´ındır. Hic kuskusuz Allah her seyi bilir ve hikmet sahibidir

    [171] Ey Kitap Ehli, dininiz konusunda asırılıga sapmayınız, Allah hakkında gercek olmayan sozler soylemeyiniz. Meryem oglu Isa Mesih, Allah´ın sadece bir peygamberi, Meryem´e sundugu bir kelimesi ve ondan gelen bir ruhtur. Allah´a ve peygamberine inanınız. Allah «uctur» demeyiniz. Bundan vazgeciniz, hayrınıza olan budur. Allah ancak tek bir ilahtır, cocugu olmaktan munezzehtir, goklerde ve yeryuzunde bulunan hersey onundur. Allah insan icin yeterli bir vekildir

    [172] Ne Mesih Allah´a kul olmaktan kacınır ve nede Allah´a yakın melekler. Kim ona kul olmaktan kacınır, buyukluk taslarsa, bilsin ki, Allah hepsini huzurunda bir araya getirecektir

    [173] Iman edip iyi ameller isleyenlere mukafatlarını eksiksiz odeyecek, hatta lutfundan onlara daha fazlasını verecektir. Kul olmayı kendisine yedirmeyip buyukluk taslayanları da acı bir azaba carptıracaktır. Bunlar Allah´tan baska hicbir dost, hicbir yardım edici bulamazlar

    [174] Ey insanlar size Rabbinizden kesin kanıt geldi ve size apacık bir ısık indirdik

    [175] Allah kendisine inanıp sarılanları rahmetine, bol bagısına kavusturacak, onları dogru yola iletecektir

    [176] Senden fetva isterler, de ki: “Size ikinci dereceden mirascılar hakkında fetvayı Allah veriyor: Cocugu olmayıp bir kız kardesi bulunan kimse olurse, bıraktıgının yarısı kız kardese kalır. Fakat kız kardesinin cocugu yoksa, kendisi ona tamamen varis olur. Eger kız kardes kalmıssa, bıraktıgının ucte ikisi onlaradır. Erkek, kadın, karısık kardeslerse, erkege iki disinin hissesi kadar pay vardır. Dogru yoldan saparsınız diye Allah size acıklıyor.” Allah her seyi hakkıyla bilendir

    Mâide

    Surah 5

    [1] Ihramlı iken avlanmayı helal saymamanız sartı ile ilerde sayılacak olanlar dısında kalan butun hayvanlar size helal kılındı, Allah diledigi hukmu verir

    [2] Ey iman edenler, Allah’ın nisanelerine, (kıtal) haram olan aya, (Kabe’ye) hediye olan kurbanlıga, gerdanlıklar takılan hayvanlara, Rablerinden bol nimet ve rıza talep ederek Beyt-i Haram’a gelenlere sakın hurmetsizlik etmeyin. Ihramdan cıktıgınız zaman avlanabilirsiniz. Sizi Mescid-i Haram’dan men ettigi icin bir kavme olan kininiz, asırı gitmenize sebep olmasın; iyilikte ve fenalıktan sakınmakta yardımlasın, gunah islemek ve asırı gitmekte yardımlasmayın. Allah’tan korkun. Allah’ın cezası siddetlidir

    [3] Olu, kan, domuz eti, Allah’tan baskası adına bogazlananlar, -bogulmus, bir yerine vurularak oldurulmus, dusup yuvarlanmıs, baska bir hayvan tarafından susulmus, yırtıcı hayvan tarafından yenmis olanları canları cıkmadan once kesmemisseniz-, dikili taslar uzerine bogazlananlar ve fal oklarıyla kısmet aramanız size haram kılındı; bunlar fasıklıktır. Bugun, kafirler dininizden cıkmanızdan umitlerini kesmislerdir, onlardan korkmayın, benden korkun. Bugun sizin dininizi kemale erdirdim, uzerinizdeki nimetimi tamamladım ve size din olarak Islamiyet’i begendim. Aclıktan darda kalan, gunaha kaymaksızın yiyebilir. Dogrusu Allah, Gafur’dur, Rahim’dir

    [4] Sana kendilerine nelerin helal kılındıgını soruyorlar. onlara de ki «Size temiz yiyecekler helal kılındı. Allah´ın size sagladıgı bilgileri ogreterek yetistirdiginiz egitimli ev hayvanları sizin icin avladıkları hayvanları da yiyiniz ve uzerlerine Allah´ın adını anınız. Allah´tan korkunuz. Hic kuskusuz Allah´ın hesaplasması cok cabuktur.»

    [5] Bugun size temiz olan yiyecekler helal kılındı. Kendilerine kitap verilenlerin yiyecekleri size ve sizin yiyecekleriniz de onlara helaldir. Iffetli ve hur mumin kadınları - zinaya ve metreslik iliskisine basvurmaksızın- namuslu bicimde mehirlerini verdiginiz takdirde size helaldir. Kim iman etmeyi reddederse yaptıgı ameller bosa gitmistir, o kimse ahirette husrana ugrayanlardan olur

    [6] Ey iman edenler, namaza kalktıgınızda yuzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi, -baslarınızı meshedip– topuk kemiklerine kadar ayaklarınızı yıkayın. Eger cunupseniz temizlenin; sayet hasta veya yolculukta iseniz ya da ayak yolundan gelmisseniz yahut kadınlara yaklasmıssanız ve su bulamamıssanız temiz bir topraga teyemmum edin, yuzlerinizi, ellerinizi onunla meshedin. Allah sizi zorlamak istemez, Allah sizi arıtıp uzerinize olan nimetini tamamlamak ister ki sukredesiniz

    [7] Allah´ın size yonelik nimeti ile «Duyduk ve uyduk» dediginiz zaman, O´na verdiginiz baglayıcı sozu hatırlayınız. Allah´tan korkunuz. Hic kuskusuz Allah, kalplerinizin ozunu bilir

    [8] Ey muminler, her davranısınızda Allah´ı sıkı sıkıya gozeten ve adalete baglı sahitlik eden kimseler olunuz. Sakın herhangi bir gruba karsı duydugunuz kin, sizi adaletsiz davranmaya sevk etmesin. Adil olunuz, takvaya en yakın tutum budur. Allah´tan korkunuz. Hic kuskusuz Allah, butun yaptıklarınızdan haberdardır

    [9] Allah, iman edip iyi ameller isleyenleri bagıslayacagını ve kendilerine buyuk mukafat verecegini vaad etmistir

    [10] Kufre sapıp ayetlerimizi yalanlayanlar ise cehennemliktirler

    [11] Ey muminler, Allah´ın size yonelik nimetini hatırlayınız. Hani bir grup size el uzatmaya yeltenmisti de Allah onların size el uzatmalarına engel olmustu. Allah´tan korkunuz. Muminler Allah´a dayansınlar

    [12] Allah, Israilogullarından kesin soz almıs baslarına kendi aralarından on iki onder gondermistik. Allah onlara demisti ki; «Ben sizinle beraberim. Eger namazı kılar, zekatı verir, peygamberime inanır, onların tarafını tutar ve dunyada karsılıgını beklemeksizin Allah´a borc verirseniz, kesinlikle kotuluklerinizi siler, sizleri altlarından ırmaklar akan cennetlere yerlestiririm. Bu sozlesmeden sonra icinizden kim kafir olursa dogru yoldan sapmıs olur

    [13] Verdikleri sozlerden caydıkları icin onları lanetledik ve kalplerini katılastırdık. Onlar kelimelerin anlamlarını degistirirler, kendilerine verilen ogutlerin baslıcalarını unuturlar. Pek azı dısında, onlardan surekli ihanet gorursun. Yine de onları bagısla, yaptıklarına aldırıs etme. Hic suphesiz Allah iyi davrananları sever

    [14] Biz hristiyanız diyenlerden de kesin soz almıstık. Fakat onlar da kendilerine verilen ogutlerin baslıcalarını unuttular. Bu yuzden kıyamet gunune kadar aralarına dusmanlık ve kin saldık. Allah simdi yaptıklarını ilerde onlara tek tek bildirecektir

    [15] Ey Kitap Ehli, size bizim peygamberimiz geldi. Bu peygamber, elinizdeki kitabın oteden beri gizli tuttugunuz bir hukmunu acıklıyor, bir coguna da deginmiyor. Gercekten size Allah tarafından bir ısık, bir acıklayıcı kitap geldi

    [16] Allah, rızası pesinde kosanları, bu kitap sayesinde selamet yollarına erdirir, onları, kendi izni ile, karanlıklardan aydınlıga cıkarır, dogru yola iletir

    [17] Allah Meryemoglu Mesih´dir diyenler kesinlikle kafir olmuslardır. Onlara de ki; Eger Meryemoglu Isa´yı annesini ve yeryuzunde bulunan varlıkların tumunu yok etmek istese O´na kim engel olabilir? Goklerde, yeryuzunde ve ikisi arasında bulunan tum varlıklar Allah´ın egemenlik tekelindedir. O diledigini yaratır. Allah´ın gucu herseye yeter

    [18] Yahudiler ve hristiyanlar «Biz Allah´ın evladları ve sevdikleriyiz» dediler. Onlara de ki; o halde O, nicin gunahlarınızın yuzunden azaba carptırıyor. Aslında O´nun yarattıgı birer insansınız. O diledigini affeder, diledigini azaba carptırır. Gokler, yeryuzunun ve ikisi arasında bulunan tum varlıklar Allah´ın egemenlik tekelindedir. Donus O´nadır

    [19] Ey Kitap Ehli, «Bize bir mujdeci, bir uyarıcı gelmedi» demeyesiniz diye peygambersiz gecen bir ara donemin arkasından size gercekleri acıklayan peygamberimiz geldi. Iste size mujdeleyici, uyarıcı geldi. Allah´ın gucu her seye yeter

    [20] Hani Musa kavmine demisti ki, ey kavmim, Allah´ın size verdigi nimetleri hatırlayınız. Hani icinizden peygamberler cıkardı, sizleri hukumdar yaptı, size dunyada hic kimseye vermedigini verdi

    [21] Ey kavmim, Allah´ın sizin icin yurt olarak belirledigi kutsal topraklara giriniz, sakın geri donmeyiniz, yoksa husrana ugrayanlardan olursunuz

    [22] Dediler ki, «Ya Musa, orada zorba bir kavim var. Onlar oradan cıkmadıkca biz oraya kesinlikle girmeyiz. Eger cıkarlarsa o zaman oraya gireriz.»

    [23] Allah´tan korkan ve O´nun nimetine ermis iki kisi dedi ki; «Onların uzerine sehrin kapısından yuruyunuz. Kapıdan iceri girince onları yendiniz demektir. Eger muminseniz sırf Allah´a dayanınız.»

    [24] Dediler ki, «Ey Musa, onlar orada oldugu surece biz oraya kesinlikle girmeyiz. Git sen Rabbin ile birlikte savas, biz burada kalıyoruz.»

    [25] Musa dedi ki; «Ya Rabbi, kendimden ve kardesimden baska hic kimseye soz geciremiyorum. Bizi bu yoldan cıkmıs kavimden ayır.»

    [26] Allah dedi ki; «Kırk yıl boyunca orası onlara yasaklandı. Bu sure icinde orada burada saskın saskın dolasacaklardır. Yoldan cıkmıs bu kavim icin sakın uzulme

    [27] Ey Muhammed, onlara Adem´in iki oglunun gercege dayalı hikayesini anlat. Hani ikisi birer kurban sunmuslardı da birinin kurbanı kabul edilmis oburununki kabul edilmemisti. Kurbanı kabul edilmeyen kardesine «yemin ederim ki seni oldurecegim» deyince obur kardes soyle dedi; «Allah sadece takva sahiplerinin ibadetlerini kabul eder.»

    [28] Eger sen oldurmek amacı ile elini bana dogru uzatacak olursan ben oldurmek amacı ile elimi sana dogru uzatacak degilim. Cunku ben alemlerin Rabbi olan Allah´tan korkarım

    [29] Istiyorum ki, hem kendi gunahını hem de benim gunahımı yuklenerek cehennemliklerden olasın. Zalimlerin cezası budur

    [30] Buna ragmen obur kardes ihtiraslarına boyun egerek kardesini oldurdu ve boylece husrana ugrayanlardan oldu

    [31] Bunun uzerine Allah, kardesinin olusunu nasıl gozlerden saklayacagını gostermek uzere ona topragı eseleyen bir karga gonderdi. «Kardes katili, esinen kargayı gorunce «Yazık bana, su karga kadar olup kardesimin cesedini gomemiyor muyum?» dedi ve arkasından ettigine pisman olanlardan oldu

    [32] Bunun icin Israilogullarına kitabda bildirmistik ki: Kim kısas gerekmeksizin veya yeryuzunde fesad islemeksizin bir kimseyi oldururse, butun insanları oldurmus gibi olur. Kim de onu kurtarırsa, butun insanları kurtarmıs gibi olur. Andolsun ki onlara Peygamberlerimiz mucizeler getirdiler, sonra buna ragmen, onların cogu yeryuzunde taskınlık edenler oldu

    [33] Allah´a ve peygambere savas acanların ve yeryuzunde kargasa cıkaranların cezaları ya oldurmeleri ya idam etmeleri ya saglı-sollu birer el ve ayaklarının kesilmesi ya da yasadıkları yerlerden surulmeleridir. Bu onların dunyadaki perisanlıklarıdır. Ahirette ise, kendilerini agır bir azap beklemektedir

    [34] Yalnız bunların icinde tarafınızdan yakalanmadan once tevbe edenler olursa biliniz ki Allah affedicidir ve merhametlidir

    [35] Ey muminler, Allah´tan korkunuz, sizi ona yakınlastırabilecek her yolu arayınız, onun yolunda cihad ediniz ki, kurtulusa eresiniz

    [36] Kafirlere gelince eger yeryuzunun tum varlıkları bir kat fazlası ile birlikte kendilerinin olsa da bu servetlerini kıyamet gununun azabından kurtulmak icin fidye olarak verseler bu fidyeleri kabul edilmez. Onları acıklı bir azap beklemektedir

    [37] Onlar cehennemden cıkmak isteyecekler, fakat kesinlikle dısarı cıkamayacaklardır. Onlar icin surekli azap vardır

    [38] Erkek ve kadın hırsızların ellerini kesiniz. Bu onların suclarına karsılık Allah tarafından belirlenmis caydırıcı bir cezadır. Hic kuskusuz Allah ustun iradeli ve hikmet sahibidir

    [39] Fakat isledigi zulumden sonra tevbe edip islah olan kimse bilsin ki, Allah onun tevbesini kabul eder. Hic suphesiz Allah affedicidir ve merhametlidir

    [40] Goklerin ve yeryuzunun egemenliginin Allah´ın tekelinde oldugunu bilmiyor musun? O diledigini azaba carptırır ve diledigini affeder. Hic suphesiz Allah´ın gucu herseye yeter

    [41] Ey peygamber, kalpleri iman etmedigi halde agızdan «inandık» diyenler ile yahudilerden olusmus kufur yarıscılarının tutumu seni uzmesin. Bunlar koru korune yalana kanarlar ve senin karsına cıkmayan bir grubun sozlerini tutarlar. Onlar da kelimelerin anlamlarını carpıtan ve «size soyle bir fetva verilerse ona uyun, eger baska bir fetva verilirse ona kulak asmayın» diyen kimselerdir. Eger Allah birini saptırmayı dilerse sen Allah´a karsı onun icin hic bir sey yapamazsın. Iste bunlar, Allah kalplerini arıtmayı dilememistir. Onlar icin dunyada perisanlık vardır, ahirette de onları agır bir azap beklemektedir

    [42] Onlar koru korune yalana kanarlar ve ısrarla haram yerler. Eger sana gelirlerse istersen aralarında hukum ver, istersen kendilerine yuz cevir. Eger onlara yuz cevirirsen sana hic bir zarar dokunduramazlar. Eger aralarında hukum verirsen adalet uyarınca hukum ver. Cunku Allah adalete baglı olanları sever

    [43] Onlar Allah´ın hukmunu iceren Tevrat ellerindeyken nicin senin hakemligine basvuruyorlar ve sonra da verdigin hukme yan ciziyorlar? Onlar kesinlikle imansızdırlar

    [44] Dogrusu biz yol gosterici ve nurlandırıcı olarak Tevrat’ı indirdik. Kendisini Allah’a teslim etmis Peygamberler, yahudilere onunla hukmederlerdi. Alimler ve fakihler de Allah’ın kitabını hıfza memur oldukları icin yine hukumlerini onunla verirlerdi. Hepsi de Tevrat’a sahittiler. Insanlardan korkmayın, benden korkun, ayetlerimi hic bir degerle degistirmeyin; Allah’ın indirdigi ile hukmetmeyenler, iste onlar kafirlerdir

    [45] Tevrat´ta, yahudilere yazılı olarak bildirdik ki, canın karsılıgı can, gozun karsılıgı goz, burnun karsılıgı burun, kulagın karsılıgı kulak, disin karsılıgı distir ve yaralamalarda da karsılıklılık (kısas) ilkesi gecerlidir. Kim kısas hakkını bagıslarsa bu onun gunahlarına kefaret olur. Allah´ın indirdigi ayetlere gore hukum vermeyenler ise zalimlerin ta kendileridirler

    [46] Bu peygamberlerin ardından kendisinden once gelen Tevrat´ı onaylayıcı olarak Meryemoglu Isa´yı gonderdik; O´na dogru yol bilgisi ile ısık iceren, onundeki Tevrat´ı onaylayan, takvalılar icin yol gosterici ve ogut olan Incil´i verdik

    [47] Incil ummeti, Allah´ın bu kitapta indirdiklerine gore hukum versin. Kim Allah´ın indirdigi ayetlere gore hukum vermez ise onlar fasıkların, dogru yoldan cıkmısların ta kendileridir

    [48] Sana da kendinden onceki kitabları tasdik edici ve onlara sahit olan Hak Kur’an’ı indirdik. Allah’ın indirdigi ile aralarında hukmet; gercek olan sana gelmis bulunduguna gore onların heveslerine uyma! Her biriniz icin bir seriat, bir yol tayin ettik; eger Allah dileseydi sizi bir tek ummet yapardı, fakat bu, verdikleriyle sizi denemesi icindir; o halde iyiliklere kosun, hepinizin donusu Allah’adır. O ayrılıga dustugunuz seyleri size bildirecektir

    [49] O halde onların arasında Allah´ın indirdigi ayetlere gore hukum ver, onların keyfi arzularına uyma, onların seni Allah´ın indirdigi hukumlerin bir kısmından bile sasırtmalarından sakın, eger sana sırt cevirirlerse bil ki, Allah, gunahlarının bazısı yuzunden onları cezalandırmak istiyor. Kusku yok ki, insanların cogu fasıktır

    [50] Yoksa istedikleri cahiliye duzeni midir? Kesin inanclılara gore Allah´ın duzeninden, Allah´ın verdigi hukumden daha iyisi dusunulebilir mi hic

    [51] Ey muminler yahudileri ve hristiyanları dost edinmeyiniz. Onlar birbirlerinin dostlarıdırlar. Sizden kim onları dost edinirse o onlardan olur. Hic kuskusuz Allah, zalimleri dogru yola iletmez

    [52] Kalpleri hasta olanların «Basımıza bela gelir diye korkuyoruz» diyerek onlara kostuklarını gorursun. Olur ki Allah yakında size fetih nasib eder ya da kendi tarafından supriz bir gelisme gosterir de o zaman bu kimseler kalplerinde gizli tuttukları duygulardan pisman olurlar

    [53] O zaman muminler onlara «Butun gucleri ile sizin yanınızda olacaklarına Allah adına yemin edenler bunlar mı?» derler. Onların butun cabaları bosa gitmis ve husrana ugrayanlardan olmuslardır

    [54] Ey muminler, icinizden kim dininden donerse bilsin ki, yakında Allah oyle bir grup ortaya cıkaracak ki, Allah onları sevdigi gibi onlar da O´nu severler, bunlar muminlere karsı alcak gonullu, kafirlere karsı onurlu davranırlar, Allah yolunda cihad ederler, hic kimsenin yergisinden ve kınamasından cekinmezler. Bu Allah´ın bagısıdır, onu diledigine verir. Allah´ın lutfu genistir, O herseyi bilir

    [55] Sizin dostunuz ancak Allah, O´nun peygamberi ve namaz kılan, zekat veren rukua varan muminlerdir

    [56] kim Allah´ı, Peygamberi ve muminleri dost edinirse bilsin ki, galip gelecek olanlar, yalnız Allah´ın tarafını tutanların grubudur

    [57] Ey muminler, sakın sizden once kendilerine kitap verilmis olanlardan ve kafirlerden dininizi alaya alanları, eglence konusu yapanları dost edinmeyiniz. Eger gercekten mumin iseniz, Allah´tan korkunuz

    [58] Birbirinizi namaza cagırmak icin ezan okudugunuz zaman, onlar bu cagrınızı alaya alırlar, eglence konusu yaparlar. Bu davranıs onların aklı basında olmayan kimseler olmalarından kaynaklanıyor

    [59] De ki; «Ey Kitap Ehli, bizden hoslanmamanızın sebebi Allah´a, bize indirilen kitaba ve daha once indirilmis olan kitaplara inanmamız ve de cogunuzun fasık, yoldan cıkmıs kimseler olmanız degil midir

    [60] De ki; «Allah katında bundan daha kotu konumda olanları size bildireyim mi? Allah´ın lanet ettigi, gazabına ugrattıgı, aralarından bir bolumunu carpıtarak maymuna ve domuza donusturdugu kimseler ile taguta (seytan) tapan kimselerdir. Bunlar konumları en kotu ve dogru yoldan en sapmıs olanlardır

    [61] Bunlar yanınıza geldiklerinde, «inandık» dediler. Oysa yanınıza, kafir olarak girmis ve yine kafir olarak cıkmıslardır. Allah onların gizli tuttukları duyguları herkesten iyi bilir

    [62] Onlardan cogunun gunahta, olculeri asmakta ve haram yemekte birbirleriyle yarıstıklarını gorursun. Yaptıkları sey ne kadar kotudur

    [63] Allah´a baglı bilginler ile din adamları bunları gunah soz soylemekten ve haram mal yemekten sakındırsalar ya! Yaptıkları sey ne kadar kotudur

    [64] Yahudiler «Allah´ın eli sıkıdır» dediler. Bu sozlerinden oturu elleri baglansın. onlara lanet olsun! Tersine O´nun iki eli de acıktır, diledigi gibi verir. Rabbin tarafından sana indirilen ayetler onların cogunun azgınlıgını ve kafirligini arttıracaktır. Onların arasına kıyamet gunune kadar surecek bir dusmanlık ve kin saldık. Ne zaman savas atesini koruklediler ise, Allah onu sondurmustur. Onlar yeryuzunde hep fesad, bozgunculuk pesinde kosarlar. Oysa Allah bozguncuları sevmez

    [65] Eger Kitap Ehli, iman edip kotuluklerden sakınsalar, gunahlarını siler, onları nimetlerle dolu cennetlere koyardık

    [66] Eger onlar Tevrat´a, Incil´e ve Rableri tarafından kendilerine indirilen Kur´an´a uygun yasasalardı, basları uzerinden ve ayakları altından kaynaklanan nimetler yerlerdi. Onların icinde ılımlı, asırı davranıslardan sakınan bir kesim var. Fakat cogu ne fena isler yapıyor

    [67] Ey Peygamber, Rabbin tarafından sana indirilen mesajı duyur. Eger bunu yapmazsan O´nun elcisi olma gorevini yerine getirmemis olursun. Allah seni insanlardan korur. Allah kafirleri dogru yola iletmez

    [68] De ki; «Ey Kitap Ehli, sizler Tevrat´a, Incil´e ve Rabbiniz tarafından size indirilen Kur´an´a geregi gibi uymadıkca bosluktasınız, hicbir temele dayanmıs degilsiniz.» Rabbin tarafından sana indirilen ayetler, onların cogunun azgınlıgını ve kafirligini arttıracaktır. O halde kafirler icin uzulme

    [69] Yahudilerden sabiilerden (yıldızlara tapanlardan) ve hristiyanlardan Allah´a ve ahiret gunune inanarak iyi ameller isleyenler icin korku soz konusu degildir, onlar hic uzulmeyeceklerdir

    [70] Biz Israilogullarından kesin soz aldık ve onlara cok sayıda peygamber gonderdik. Fakat peygamberler kendilerine nefislerinin hosuna gitmeyen bir mesaj getirdikce kimisini yalanlıyor, kimisini de olduruyorlardı

    [71] Bu cinayetleri hicbir fitneye, hicbir kargasaya yol acmayacak sandılar. Gozleri kor ve kulakları sagır oldu. Sonra Allah tevbelerini kabul etti, fakat arkasından cogu yine kor ve sagır oldu. Hic suphesiz Allah onların ne yaptıklarını goruyor

    [72] Allah, Meryemoglu Mesih´(Isa)dır diyenler kesinlikle kafir olmuslardır. Oysa Mesih demisti ki; «Ey israilogulları, benim ve sizin Rabbiniz olan Allah´a kulluk ediniz. Kim Allah´a ortak kosarsa Allah ona cenneti kesinlikle haram etmistir, onun varacagı yer cehennemdir, zalimlerin hicbir yardım edeni yoktur.»

    [73] Allah ucun ucuncusudur diyenler de kesinlikle kafir olmuslardır. Tek Allah´tan baska hicbir ilah yoktur. Eger onlar bu dediklerinden vazgecmezler ise onların icinde kafirlerin baslarına acıklı bir azap gelecektir

    [74] Onlar Allah´a tevbe etseler, O´ndan af dileseler olmaz mı? Hic kuskusuz Allah affedicidir, merhametlidir

    [75] Meryemoglu Mesih sadece bir peygamberdir. Ondan once de bircok peygamber gelip gecmistir. Annesi de ozu- sozu dogru bir kadındı. Her ikisi de (obur insanlar gibi) yemek yerlerdi. Bak biz onlara ayetlerimizi nasıl acık acık anlatıyoruz ve sonra bak onlar bu ayetleri nerelerinden carpıtıyorlar

    [76] De ki; «Allah´ı bırakıp size ne zarar ve ne de yarar dokundurmaya gucu yetmeyen nesnelere mi tapıyorsunuz? Oysa Allah herseyi isitir ve herseyi bilir

    [77] De ki; Ey Kitap Ehli, dininiz konusunda gercege aykırı asırılıklara kapılmayınız, sizden onceki donemlerde sapıtmıs, bir coklarını saptırmıs ve duz yolu sasırmıs kimselerin keyfi arzularına uymayınız

    [78] Israilogullarının kafirleri, Davud´un ve Meryemoglu Isa´nın dilinden lanetlenmistir. Bu lanetlenmelerinin sebebi, onların Allah´a karsı gelmeleri ve O´nun sınırlarını cignemeleri idi

    [79] Onlar isledikleri kotuluklerden birbirlerini sakındırmazlardı. Ne kadar kotu seydi yaptıkları

    [80] Onların cogunun kafirleri dost edindiklerini gorursun. Bu davranısları kendilerine, Allah´ın gazabına ugramalarından ve surekli azaba carpılmalarından ibaret ne kadar kotu bir gelecek hazırlanmıstır

    [81] Eger onlar Allah´a, peygambere ve O´na indirilen Kur´an´a inansalardı, kafirleri dost edinmezlerdi. Onların cogu fasık, yoldan cıkmıs kimselerdir

    [82] Insanlar arasında muminlere en amansız dusman olanların yahudiler ve Allah´a ortak kosanlar oldugunu goreceksin. Buna karsılık muminlere en cok sempati duyanların «Biz hırıstiyanız» diyenler oldugunu goreceksin. Cunku hristiyanlar arasında Allah´a baglı bilginler ve din adamları vardır ve onlar buyukluk taslamazlar

    [83] Peygambere indirilen Kur´an´ı isitince gercegi tanımalarının sonucu olarak gozlerinden yaslar akarken onların soyle dedigini gorursun: «Ey Rabbimiz, inandık, bizi de gercege sahit olanlar arasında yaz.»

    [84] Rabbimizin bizi iyi kulları arasına katacagını umarken neden Allah´a ve bize gelen gercege inanmayalım

    [85] Allah, onları bu sozlerinden dolayı, altlarından ırmaklar akan ve iclerinde ebedi olarak kalacakları cennetler ile odullendirdi. Bu iyi kulların mukafatıdır

    [86] Kafirlere, ayetlerimizi yalan sayanlara gelince, onlar temelli cehennemliktir

    [87] Ey muminler, Allah´ın size helal kıldıgı tertemiz nimetleri haram saymayın, sınırları asmayın. Hic kuskusuz Allah sınırları asanları sevmez

    [88] Allah´ın size bagısladıgı helal ve temiz nimetlerden yiyin, kendisine iman ettiginiz Allah´tan korkun

    [89] Allah size agız alıskanlıgı ile yaptıgınız yeminlerden dolayı degil, bilerek yaptıgınız yeminlerden dolayı sorumlu tutar. Boyle bir yemini bozmanın cezası, kefareti ya ailenize yedirdiginiz yemegin ortalaması uzerinden on yoksulu doyurmak ya yine on yoksulu giydirmek ya da bir kole azad etmektir. Bunların hicbirini bulamayan (yapamayan) kimse, uc gun oruc tutar. Iste bozdugunuz yeminlerin cezası, kefareti budur. Yeminlerinizi tutun Allah, sukredesiniz diye, size ayetlerini boyle acık acık anlatıyor

    [90] Ey muminler, icki, kumar, anıt tasları, fal okları seytan isi igrencliklerdendir, bunlardan uzak durun ki, kurtulusa eresiniz

    [91] Seytan icki ve kumar yolu ile aranıza kin ve dusmanlık tohumları ekmek, sizi Allah´ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık bunlara son veriyorsunuz degil mi

    [92] Allah´a ve peygambere itaat ediniz, onlara karsı gelmekten sakının. Eger bu direktife sırt cevirirseniz, biliniz ki, Peygamberimizin gorevi sadece acıkca duyurmaktır

    [93] Iman edip iyi ameller isleyenler, Allah´tan korkup iman ettikleri, arkasından yine Allah´tan korkup muminliklerini devam ettirdikleri ve sonra yine Allah´tan korkup iyilik yaptıkları takdirde vaktiyle tattıkları haram yiyecek ve iceceklerden dolayı sorumlu tutulmazlar. Hic kuskusuz Allah, iyilik yapanları sever

    [94] Ey muminler, Allah´ kendisini gormeksizin O´ndan kimlerin korktugunu belirlemek icin sizleri, ihramlı iken ellerinizin ve mızraklarınızın erisebilecegi av hayvanları aracılıgı ile dener. Kim bu denemeden sonra yasakları cignerse, kendisini acıklı bir azap beklemektedir

    [95] Ey muminler, ihramlı iken av hayvanı vurmayınız. Kim bu durumdayken bilerek bir av hayvanı vurursa, isledigi sucun vebalini tadması icin, icinizden iki adil kisinin vurulan av hayvanının dengi olduguna karar verecekleri bir kurbanlıgı, ceza olarak, Kabe ye ulastırıp kesmesi ya kefaret olarak yoksullara yemek yedirmesi yada bunun dengi kadar gun oruc tutması gerekir. Allah gecmistekileri affetmistir. Fakat kim bir daha aynı sucu islerse Allah ondan oc alır. Hic kuskusuz Allah ustun iradeli ve oc alıcıdır

    [96] Deniz hayvanlarını avlamak ve hem kendiniz hem de yoksullar icin besin maddesi olarak yemek size helal kılındı. Huzurunda bir araya getirileceginiz Allah´tan korkunuz

    [97] Allah, Kabe´yi, o dokunulmaz evi, insanlar icin guvenli bir barınak kıldı. Savasılması yasak ayları, kurbanlıkları ve (bu bolgeye sıgınma gostergesi olarak takılan) gerdanlıkları da bu dokunulmazlıgın kapsamına aldı. Allah´ın goklerde ve yeryuzunde olan her seyi bildigini, O´nun bilgisinin her seyi kapsamına aldıgını bilesiniz diye bunu boyle yaptı

    [98] Biliniz ki, Allah, azabı agır olan, bunun yanında da affedici ve merhametli olandır

    [99] Peygamberin gorevi sadece duyurmaktır. Allah gerek acıga vurdugunuz ve gerekse gizlediginiz duyguları iyi bilir

    [100] De ki; «Murdar´ın coklugu (yaygınlıgı) senin begenini kazanmıs olsa da, murdar ile temiz (aslında) bir degildir. Buna gore ey sagduyulu kimseler, Allah´tan korkunuz ki, kurtulusa eresiniz.»

    [101] Ey muminler, acıklandıkları takdirde zorunuza gidecek konuları sormayın, eger Kur´an inerken bu konuları sorarsanız onlar size acıklanır. Oysa Allah onlara deginmemistir. Hic suphesiz Allah affedicidir, yumusaktır. (halimdir)

    [102] Sizden onceki bir ummet boyle konuları sordu, fakat sonra bunlar yuzunden kafir oldular

    [103] Allah, Bahire, Saibe, Vesile ve Hami diye bir sey koymamıstır. Fakat kafirler Allah adına yalan uydururlar. Onların cogu dusunme yeteneginden yoksundur

    [104] Onlara Allah´ın indirdigi Kur´an´a ve Peygambere uyunuz denildiginde, «Atalarımızın miras bıraktıgı duzen bize yeter» derler. Peki ya, ataları hicbir sey bilmeyen, dogru yoldan uzak kimseler idiyse

    [105] Ey muminler, siz kendinizden sorumlusunuz, eger siz dogru yolda olursanız sapıklar size zarar veremez. Hepinizin donusu Allah´adır. O size yapmıs olduklarınızın ic yuzunu bildirecektir

    [106] Ey iman edenler, herhangi birinize olum geldigi zaman vasiyet ederken icinizden iki adil kimseyi, yahut yolculukta iken basınıza olum musibeti gelmisse, sizden olmayan (gayrı muslim) iki kimseyi sahid tutun. Eger bu (gayri muslim) sahidlerden supheleniyorsanız namazdan sonra kendilerini alıkorsunuz da Allah’a soyle yemin ederler: “Billahi, akrabamız da olsa yeminimizi hicbir karsılıkla degismeyiz, Allah’ın emri olan sahidligi gizlemeyiz. Eger gizlersek suphesiz ki gunahkarlardan oluruz.”

    [107] Eger daha sonra bu sahitlerin gunaha girdigi ortaya cıkarsa, sahitlikleri yuzunden hakları cignenen iki kisi onların yerine gecerek «bizim sahitligimiz onlarınkinden daha dogrudur, biz hicbir hakkı cignemiyoruz, yoksa zalimlerden oluruz» diye yemin ederler

    [108] Bu, sahidligi gerektigi gibi yapmalarını veya yeminlerinden sonra yeminlerin kabul edilmemesinden korkmalarını daha iyi saglar. Allah’dan korkun ve iyi dinleyin. Allah fasık kimselere yol gostermez

    [109] Allah, butun peygamberleri bir araya getirecegi gun insanlar cagrılarınıza ne cevap verdi? diye sorar, Peygamberler de; bizim birsey bildigimiz yok. Hic suphesiz sen gaybleri bilensin derler

    [110] Allah: “Ey Meryem oglu Isa, sana ve annene olan nimetimi hatırla” demisti. “Seni Cebrail ile desteklemistim; besikte ve yetiskin iken insanlarla konusuyordun; sana kitabı, hikmeti, Tevrat’ı ve Incil’i ogretmistim. Sen izninle camurdan kus gibi bir sey yapmıs ona uflemistin de iznimle iyi etmistin. Oluleri iznimle diriltiyordun. Israilogullarına mucizelerle geldiginde, onlardan kufredenler: ‘Bu apacık bir buyudur’ demislerdi de ben onların sana zarar vermelerini onlemistim.”

    [111] Hani havarilere vahiy yolu ile, «Bana ve peygamberime inanınız, diye direktif vermistim de bunun uzerine onlar da, «inandık, sahid ol ki bizler muslumanız» dediler

    [112] Hani havariler Ey Meryemoglu Isa, senin Allah´ın bize gokten bir sofra indirebilir mi?» diye sordular da Isa onlara «Eger mumin iseniz Allah´tan korkunuz» demisti

    [113] Havariler O´na dediler ki, «Istiyoruz ki, o sofranın yemeklerinden yiyelim, kalplerimiz guven bulsun, bize dogru soyledigini kesinlikle bilelim ve olayın tanıklarından olalım

    [114] Bunun uzerine Meryemoglu Isa soyle dedi; «Allah´ım, ey Rabbimiz, bize gokten bir sofra indir ki bu gun hem oncekilerimiz hem de sonrakilerimiz icin bir bayram ve senin bize gosterdigin bir mucize olsun. Bize rızık ver. Sen rızık verenlerin en hayırlısısın.»

    [115] Allah dedi ki; Ben o sofrayı size indirecegim, ama ondan sonra kim kafir olursa onu hic kimseyi carptırmadıgım bir azaba carptırırım

    [116] Hani Allah «Ey Meryemoglu Isa sen mi, Allah dısında beni ve annemi ilah edinin dedin?» Isa soyle dedi; «Hasa seni her turlu noksanlıktan tenzih ederim, gercek olmadıgını bildigim bir sozu soylemek bana yakısmaz, eger boyle birsey soyleseydim sen bunu bilirdin, Sen benim icimdekini bilirsin, fakat ben Senin ozundekini bilemem. Hic kuskusuz Sen gaybleri bilensin

    [117] Ben onlara sadece bana emrettigini yani «Benim ve sizin Rabbiniz olan Allah´a kulluk ediniz dedim. Aralarında bulundugum surece onların uzerinde gozetleyici oldum. Fakat sen canımı alınca onların tek gozetleyicisi Sen oldun. Her seyin sahidi Sensin

    [118] Eger onları azaba carptırırsan, onlar senin kullarındır, eger gunahlarını affedersen kusku yok ki Sen ustun iradeli ve hikmet sahibisin

    [119] Allah dedi ki; Bugun, dogruların dogruluklarının yararını gorecekleri gundur, onlar icin altından nehirler akan ve iclerinde ebedi kalacakları cennetler vardır. Allah onlardan razıdır, onlar da ondan razıdırlar. Iste o buyuk kurtulus, o buyuk basarı budur

    [120] Goklerin, yeryuzunun ve her ikisinde bulunan tum varlıkların egemenligi Allah´ın tekelindedir. O´nun herseye gucu yeter

    En'âm

    Surah 6

    [1] Hamd, gokleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlıgı yoktan var eden Allah´a mahsustur. Durum boyleyken kafirler, bu yaratıkları Rabblerine denk tutuyorlar

    [2] O sizi camurdan yaratan, sonra da ecelinizi belirleyendir. Ayrıca O´nun katında tasarıya baglanan bir vade daha vardır. Gercek boyleyken sizler kuskuya kapılıyorsunuz

    [3] O goklerin de Allah´ıdır, yeryuzunun de Allah´ıdır. Sizin gizlinizi, acıgınızı ve yaptıgınız her seyi bilir

    [4] Oysa kafirler kendilerine Rabblerinden gelen her ayete yuz cevirirler

    [5] Nitekim onlar kendilerine gelen gercegi, Kur´an´ı derhal yalanladılar. Fakat alay konusu ettikleri gerceklerin haberleri ilerde kendilerine gelecektir

    [6] Onlardan onceki nice kusakları yok ettigimizi gormediler mi? Oysa o kusaklara size vermemis oldugumuz derecede genis yerlesme ve yasama imkanları vermis, yurtlarına gokten bol yagmurlar yagdırmıs, ayakları altından nehirler akıtmıstık. Fakat isledikleri gunahlar yuzunden onları yok ederek arkalarından baska kusaklar yarattık

    [7] Eger sana kagıda yazılmıs, somut bir kitap indirmis olsaydık da onu kafirler elleri ile tutsalardı, «Bu apacık bir buyuden baska bir sey degil» diyeceklerdi

    [8] Onlar «Muhammed´e bir melek indirilseydi ya» dediler. Eger melek indirseydik, onların isleri bitirilir, kendilerine hic muhlet tanınmazdı

    [9] Eger meleklerden bir peygamber gonderseydik onu insan kılıgında gonderecektik. O zaman da kafirleri simdiki yanılgılarının aynısına dusurmus olurduk

    [10] Senden onceki bircok peygamberler de alaya alınmıstı. Fakat bu alaycılar, alay konusu yaptıkları gercek tarafından kıskıvrak kusatılıverdiler

    [11] Onlara de ki; ´´Dunyayı geziniz de peygamberleri yalanlayanların sonu nice oldu, gorunuz?»

    [12] De ki; «Goklerde ve yerde olanlar kimindir?» De ki; «Allah´ındır.» O merhametliligi uzerine gorev yazdı. Sizleri gelecegi kuskusuz olan Kıyamet gunu kesinlikle biraraya getirecektir. Kendilerine kıyanlar var ya, buna sadece onlar inanmazlar

    [13] Gecenin ve gunduzun barındırdıgı her sey O´nundur. O her seyi isiten ve bilendir

    [14] De ki; «Allah´dan baskasını mı dost edineyim ki, O goklerin ve yerin yoktan var edicisidir, yedirir, fakat yedireni yoktur.» De ki; «Muslumanların ilki olmam emredildi, bana ´sakın Allah´a ortak kosanlardan olma´ denildi.»

    [15] De ki; «Eger Rabbimin buyruklarına karsı gelirsem buyuk gunun azabından korkarım.»

    [16] O gun kim azaptan uzak tutulursa Allah onu kayırmıs olur. Iste kesin kurtulus budur

    [17] Eger Allah basına bir musibet verirse onu O´ndan baska hic kimse gideremez. Eger sana bir iyilik verirse, kuskusuz O´nun gucu her seye yeter

    [18] Kulları uzerinde kesin egemendir. O´nun yaptıgı her sey yerindedir, O her seyden haberdardır

    [19] De ki; «En buyuk sahitlik kiminkidir?» De ki; «Benimle sizin aranızda Allah sahittir. Bu Kur´an, gerek sizi gerekse ulastıgı herkesi uyarayım diye bana vahyedildi, sizler Allah ile birlikte baska ilahlar olduguna mı sahadet ediyorsunuz?» De ki; «Ben buna sahadet etmem; ´De ki; «O tek bir ilahtır ve ben sizin O´na kostugunuz ortaklardan uzagım»

    [20] Kendilerine kitap verdiklerimiz, Peygamberi ve Kur´an´ı tıpkı cocuklarını tanıdıkları gibi tanırlar. Fakat kendilerine kıyanlar var ya, onlar asla inanmazlar

    [21] Allah hakkında yalan uydurarak O´na iftira edenden ya da O´nun ayetlerini yalanlayandan daha zalim kim olabilir? Hic kuskusuz zalimler kurtulusa eremezler

    [22] O gun onların tumunu bir yere toplarız da sonra Allah´a ortak kosanlara «Hani, nerede Allah´ın ortakları olduklarını sandıklarınız?» diye sorarız

    [23] Sonra bu musrikliklerinin «Vallahi, ey Rabbimiz, biz musrik degildik» demelerinden baska bir akıbetleri olmaz

    [24] Kendileri aleyhinde nasıl yalan soylediklerini ve uydurma ilahları tarafından nasıl yuzustu bırakıldıklarını goruyor musun

    [25] Onların icinde seni dinleyenler vardır, biz onların kalblerini, Kur´an´ı anlamalarına engel olusturacak bicimde, perdeledik, kulaklarını da sagırlastırdık. Bu yuzden her turlu mucizeyi gorseler bile ona inanmazlar. Nitekim bu kafirler tartısmak icin yanına geldiklerinde sana «Bu Kur´an, eskilerin masallarından baska bir sey degildir» derler

    [26] Hem baskalarını Kur´an´dan uzak tutuyorlar, hem de kendileri ondan uzak duruyorlar. Boylece aslında kendilerini mahvediyorlar, ama bunun farkında degildirler

    [27] Cehennemin basında durdurulduklarında onların «Ah ne olaydı, dunyaya geri gonderilsek de bir daha Rabbimizin ayetlerini yalanlamasak ve muminlerden olsak» dediklerini keski gorseydin

    [28] Hayır, sadece daha once iclerinde sakladıklarının akıbeti onlerinde belirdi (diye boyle hayıflanıyorlar. Yoksa) eger dunyaya geri gonderilseler yine sakındırıldıkları yola donerler. Onlar gercekten yalancıdırlar

    [29] Onlar «Hayat, sadece dunyadaki hayatımızdan ibarettir, bir daha diriltilecek degiliz» dediler

    [30] Onları Rabblerinin huzuruna cıkarıldıkları zaman keski gorsen! Allah, onlara «yeniden dirilmek gercek degilmiymis?» der. Onlar «Rabbimiz hakkı icin, evet» derler. Allah da onlara «O halde inkarcılıgınızdan dolayı azabı cekiniz» der

    [31] Allah´ın huzuruna cıkmayı yalanlayanlar gercekten mahvolmuslardır. Sonunda Kıyamet gunu ansızın gelip catınca sırtlarında tasıdıkları gunah yuku altında «Eyvah, dunyada kacırdıgımız fırsatlara!» derler. Hey, sırtlarında tasıdıkları o yuk, ne kotu bir yuktur

    [32] Dunya hayatı, oyundan ve eglenceden baska bir sey degildir. Oysa gunahlardan sakınanlar icin Ahiret yurdu daha hayırlıdır. Buna aklınız ermiyor mu

    [33] Onların sozlerinin seni uzdugunu biliyoruz. Aslında onlar seni yalanlamıyorlar, fakat o zalimler Allah´ın ayetlerini inkar ediyorlar

    [34] Andolsun, senden once nice peygamberler yalanlandı ve kendilerine yardımımız gelene kadar yalanlamalarına ve sıkıstırılmaya katlandılar. Allah´ın sozlerini degistirebilecek yoktur; and olsun ki: Peygamberlerin haberi sana da geldi

    [35] Eger onların sırt cevirmeleri agırına gitti ise elinden geliyorsa yerkurenin derinliklerine inen bir yarık ya da goge cıkaracak bir merdiven bul da onlara bir delil getir. Eger Allah dileseydi, onları dogru yolda biraraya getirirdi. O halde sakın cahillerden olma

    [36] Ancak isitebilenler cagrıya karsılık verebilirler. Olulere gelince onları Allah diriltebilir, sonra hepsi O´nun huzuruna cıkarılırlar

    [37] Muhammed´e, Rabbinden bir mucize indirilseydi ya dediler. De ki; «Allah´ın boyle bir mucize indirmeye gucu yeterlidir, fakat onların cogu bilgiden yoksundur

    [38] Yerde kımıldayan butun hayvan turleri ve kanatları ile ucan butun kus cesitleri sizler gibi birer canlılar toplulugudurlar. Biz hicbir seyi o kitabın dısında bırakmadık. Sonra bunlar, Rabblerinin huzurunda biraraya getirirler

    [39] Bizim ayetlerimizi yalanlayanlar karanlıklar icinde bocalayan sagırlar ve dilsizlerdir. Allah diledigi kimseyi sasırtır, diledigi kimseyi de dogru yola iletir

    [40] De ki; «Eger basınıza Allah´ın azabı kıyamet ile yuzyuze gelseniz, dogru konusacaksanız soyleyin bakalım acaba (bu durumda) Allah´dan baskasına mı yalvarırsınız

    [41] Hayır, sırf O´na yalvarırsınız, O da dilerse feryadınıza konu olan belayı basınızdan aldırır, o zaman O´na kostugunuz ortakları unutuverirsiniz

    [42] Senden onceki bircok ummetlere peygamberler gonderdik, dinlemediler. Bunun uzerine ola ki, bize yalvarırlar diye kendilerini sıkıntılara ve belalara carptırdık

    [43] Bari sıkıntılarımız baslarına gelince bize yalvarsalardı ya! Fakat kalbleri katılastı ve seytan yaptıkları her seyi onlara cazip gosterdi

    [44] Onlar kendilerine yapılan uyarıları unutunca butun nimetlerin kapılarını yuzlerine actık, nihayet sahip oldukları nimetler yuzunden sımarıklıga kapıldıklarında kendilerini ansızın, kıskıvrak yakalayıverdik de butun umitleri suya dustu

    [45] Boylece, alemlerin Rabbi olan Allah´a hamdolsun ki, zalimler guruhunun arkası kesildi, soyu kurudu

    [46] De ki, ´Eger Allah kulaklarını sagır, gozlerini kor etse ve kalplerinize muhur vursa, acaba Allah´dan baska hangi ilah bunları size geri verebilir?´ Nasıl ayetlerimizi cesitli acılardan acıkladıgımızı ve sonradan onların nasıl yuz cevirdiklerini goruyor musun

    [47] De ki, ´Ne sanıyorsunuz, eger ansızın ya da acık bir sekilde size Allah´ın azabı gelse, zalimler guruhundan baskası mı helak olur?´

    [48] Biz peygamberleri mujdeleyici ve uyarıcı olarak gondeririz. Kim iman eder ve kendini ıslah ederse onlar icin korku soz konusu degildir, onlar hic uzulmezler de

    [49] Ayetlerimizi yalanlayanlar ise fasıklıklarından, yoldan cıkmalarından oturu azaba carpılırlar

    [50] De ki; «Ben size Allah´ın hazineleri elimin altındadır» demiyorum. Size melegim de demiyorum. Sadece bana indirilen vahye uyuyorum. Hic kor ile goren bir olur mu? Dusunmuyor musunuz?»

    [51] Rabblerin huzurunda toplanacaklarından korkanları Kur´an aracılıgı ile uyar. Onlar icin Allah dısında bir dost ya da aracı yoktur. Ola ki, gunahlardan sakınırlar

    [52] Sırf Rabblerinin rızasını dileyerek sabah, aksam O´na yalvaranları yanından kovma, onların hesabından sana ve senin hesabından onlara bir sey dusmez ki, bu yuzden onları kovarak zalimlerden olasın

    [53] Kendini begenmisler «Allah´ın aramızdan secerek lutfuna layık gordukleri bunlar mıdır?» desinler diye biz onları iste boylece sınavdan gecirdik. Allah sukredenleri herkesten iyi bilen degil mi

    [54] Ayetlerimize inananlar sana gelince onlara de ki: «Selam size, Rabbiniz merhametliligi uzerine gorev yazdı, buna gore icinizden kim bilmeyerek bir kotuluk isler de arkasından tevbe edip kendini ıslah ederse, hic kuskusuz, Allah bagıslayıcıdır, merhametlidir.»

    [55] Gunahkarların yolu acıkca belli olsun diye ayetlerimizi, iste boyle, ayrıntılı bicimde anlatıyoruz

    [56] De ki; «Sizin Allah dısında yalvardıgınız ilahlara tapmak bana yasaklandı.» De ki; «Ben sizin keyfi arzularınıza uymam; uyarsam sapıtmıs, dogru yolda gidenlerden olmamıs olurum.»

    [57] De ki; «Ben Rabbimden gelen kesin bir delile dayanıyorum, siz ise onu yalanladınız. Bir an once gerceklesmesini istediginiz azap da benim yetkimde degildir. Egemenlik, Allah´ın tekelindedir. O gercegi acıklar ve O ayırd edici hukmu verenlerin en hayırlısıdır.»

    [58] De ki; «Eger bir an once gerceklesmesini istediginiz azap benim yetkimde olsaydı, aramızdaki mesele coktan cozumlenmis olurdu.» Allah, zalimleri herkesten iyi bilir

    [59] Gayb´ın anahtarları Allah´ın katındadır, onu yalnız O bilir. Mutlaka O´nun bilgisi altında dalından dusen her yaprak, yerin karanlık derinliklerindeki her tane, yas- kuru ne varsa hepsi apacık bir kitaptadır

    [60] Sizi geceleyin olduren ve gunduzleyin neler yaptıgını bilen O´dur. Sonra O sizi gunduzleyin diriltir, belirli hayat sureniz dolsun diye, sonra O´nun huzuruna doneceksiniz de O yapmıs olduklarınızı size haber verecektir

    [61] O, kulları uzerinde kesin egemendir. Size koruyucu melekler gonderir. Sonunda birinize olum gelince, elcilerimiz hicbir gorev kusuru yapmaksızın onun canını alırlar

    [62] Sonra o canlar gercek sahipleri olan Allah´a goturulurler. Iyi biliniz ki, egemenlik yalnız O´nun tekelindedir ve hesap gorenlerin en cabugudur

    [63] De ki; «Sizi karanın ve denizin karanlıklarından kurtaran kimdir? Ki O´na -Eger bizi bu zor durumdan kurtarırsa kesinlikle sukredenlerden olacagız- diye acıktan ya da gizlice yalvarırsınız

    [64] De ki; «Sizi bu zor durumdan ve butun sıkıntılardan kurtaran Allah´dır. Sonra da O´na ortak kosuyorsunuz!»

    [65] De ki; «O, size ustunuzden ya da ayaklarınızın altından azap gondermeye veya dusman gruplara ayırarak size birbirinizin hıncını, birbirinizin terorunu, acısını tattırmaya kadirdir.» Ola ki, anlarlar diye, ayetlerimizi cesitli acılardan nasıl acıkladıgımızı goruyor musun

    [66] Kur´an gercek oldugu halde, senin kavmin onu yalanladı. Onlara de ki; «Ben sizin (akıbetinizi yonlendirmekle yukumlu) vekiliniz degilim.»

    [67] Her haberin bir gerceklesme zamanı vardır. Ilerde anlayacaksınız

    [68] Ayetlerimiz hakkında asılsız laf ebeligine dalanları gordugunde (bu adamlar) baska bir soze gecinceye kadar yanlarından uzaklas. Eger seytan sana yanlarından kalkmayı unutturursa, hatırladıktan sonra sakın o zalimler ile birlikte oturma

    [69] Gerci gunahlardan sakınanlara onların hesabından hicbir sorumluluk dusmez. Fakat soz konusu olan hatırlatmadır... Ola ki, sakınırlar

    [70] Dinlerini oyun- eglence konusu yapan ve dunya hayatına aldanan kimseleri bırak da Kur´an aracılıgı ile sunu hatırlat ki, egri davranıslarının, gunahlarının tutsagı olan kimse ne Allah dısında bir yardım edici ve ne de bir aracı bulabilir. Eger o butun varını fidye olarak ortaya koysa kabul edilmez

    [71] De ki; «Allah´ı bırakıp bize ne yarar ve ne de zarar dokunduramayan putlara mı yalvarırım? Allah bizi dogru yola ilettikten sonra tekrar geriye mi donelim? Tıpkı arkadasları tarafından ´bize gel´ diye dogru yola cagrıldıgı halde, seytanlar tarafından ayartılıp col ortasında saskın bırakılan kimse gibi mi olalım? De ki; «Dogru kılavuzluk, Allah´ın kılavuzlugudur, bize alemlerin Rabbine teslim olmamız emredildi.»

    [72] Ayrıca bize «namazı kılınız ve Allah´dan korkunuz» diye emredildi. Huzurunda toplanacagınız O´dur

    [73] Gokleri ve yeri gercege dayalı olarak yaratan O´dur. Her sey «Ol» dedigi gun oluverir. Sozu gercektir. Sur´a uflendigi gun, egemenlik O´nun tekelindedir. O gizli- acık her seyi bilir, O hikmet sahibidir ve her seyden haberdardır

    [74] Hani Ibrahim, babası Azer´e dedi ki; «Sen putları ilah mı ediniyorsun? Ben gercekten gerek senin ve gerekse kavminin acık bir sapıklık icinde oldugunuzu goruyorum.»

    [75] Biz Ibrahim´e goklerin ve yerin gorkemli egemenlik mekanizmasını boylece gosteriyorduk ki, o kesin inanclılardan olsun

    [76] Gece karanlık basınca bir yıldız gordu ve «Rabbim budur» dedi. Fakat yıldız batınca «Batanları sevmem» dedi

    [77] Arkasından ayı dogarken gorunce «Rabbim budur» dedi. Fakat o da batınca «Eger Rabbim beni dogru yola iletmeseydi, kuskusuz sapıklardan biri olurdum» dedi

    [78] Daha sonra gunesi dogarken gorunce «Rabbim budur, bu daha buyuktur» dedi. Fakat o da batınca «Ey kavmim, ben sizin Allah´a ortak kostugunuz putlardan uzagım.»

    [79] Ben yuzumu, dosdogru bir sekilde, gokleri ve yeri yoktan var edene yonelttim, ben O´na ortak kosanlardan degilim

    [80] Kavmi onunla tartısmaya giristi, bunun uzerine onlara dedi ki; «Allah beni dogru yola iletmisken sizler, O´nun hakkında benimle tartısmaya mı kalkısıyorsunuz? Ben O´na kostugunuz ortaklardan korkmam. Meger ki, Rabbim hakkımda bir sey dilemis olsun. Rabbimin bilgisi her seyi kusatmıstır. Hala dusunmuyor musunuz?»

    [81] Sizler Allah´ın haklarında size hicbir kanıt indirmemis oldugu putları O´na ortak kosmaktan korkmazken, ben sizin O´na kostugunuz ortaklardan nasıl olur da korkarım? Eger biliyorsanız, soyleyin bakayım, bu iki gruptan hangisi guvenli olmaya daha layıktır

    [82] Iman edenler ve bu imanlarına zulum karıstırmayanlar var ya, guven iste onlar icindir, dogru yolda olanlar onlardır

    [83] Bu bizim kesin kanıtımızdır, onu kavmine karsı Ibrahim´e verdik. Biz diledigimizin derecesini kat kat yukseltiriz. Hic kuskusuz Rabbin hikmet sahibi ve her seyi bilendir

    [84] Biz O´na Ishak´ı ve Yakub´u armagan ettik. Hepsini dogru yola ilettik. Daha once de Nuh´u ve O´nun soyundan gelen Davud´u, Suleyman´ı, Eyyub´u, Yusuf´u, Musa´yı ve Harun´u dogru yola iletmistik. Biz iyileri iste boyle mukafatlandırırız

    [85] Zekeriyya´yı, Yahya´yı, Isa´yı ve Ilyas´ı da dogru yola ilettik. Hepsi de iyilerdendi

    [86] Ismail´i, el-Yesa´yı, Yunus´u ve Lut´u da dogru yola ilettik. Hepsini de alemlere ustun kıldık

    [87] Bunlardan bazılarının babalarını, soylarından gelenleri ve kardeslerini de secip dogru yola ilettik

    [88] Iste bu Allah´ın dogru yoludur, diledigi kullarını ona iletir. Eger onlar da Allah´a ortak kossalardı, yapmıs oldukları butun iyilikler bosa giderdi

    [89] Bunlar kendilerine kitap, egemenlik ve peygamberlik verdigimiz kimselerdir. Eger su adamlar bunları inkar ederlerse onlara, kendilerini inkar etmeyen baska bir toplulugun destegini saglarız

    [90] Iste onlar Allah´ın dogru yola ilettigi kimselerdir. Sen de onların yolunu izle ve de ki; «Ben bu Kur´an´a karsılık sizden hicbir ucret istemiyorum, o butun alemlere yonelik bir hatırlatmadan baska bir sey degildir.»

    [91] Allah’ı geregi gibi tanıyamadıkları icin: “Allah hicbir insana bir sey indirmemistir” dediler. De ki: “Musa’nın insanlara nur ve yol gosterici olarak getirdigi Kitab’ı kim indirdi? Ki siz onu parca parca kagıtlar haline getirip isinize geleni acıklandınız ve cogunu gizlediniz. Atalarınızın da, sizin de bilmediginiz seyler size onunla ogretilmistir.” (Habibim) sen “Allah” de, sonra da onları daldıkları sapıklıkta bırak, oyalana dursunlar

    [92] Bu Kur´an, anakent Mekke ile bu kentin cevresinde yasayanları uyarasın diye sana indirdigimiz, kendinden onceki kutsal kitapları onaylayan mubarek bir kitaptır. Ahirete inananlar bu kitaba da inanırlar. Onlar namazlarını devamlı olarak ve ozenerek kılarlar

    [93] Allah’a karsı yalan uydurandan veya kendisine bir sey vahyedilmemisken “Bana vahyolundu”, “Allah’ın indirdigi ayetler gibi ben de indirecegim” diyenden daha zalim kim olabilir? Bu zalimler can cekisirlerken melekler ellerini uzatmıs: “Can verin, bugun Allah’a karsı haksız yere soylediklerinizden, O’nun ayetlerine buyukluk taslamanızdan oturu alcaltıcı bir azab ile cezalandırılacaksınız” derken bir gorsen

    [94] Tıpkı ilk yarattıgımızda oldugu gibi, bize yine yalnız basınıza geldiniz, size vermis oldugumuz her seyi arkanızda bıraktınız, uzerinde etkili ortaklarımız olduklarını sandıgınız aracılarınızı yanınızda gormuyoruz, aranızdaki butun baglar kopuverdi, ortagımız sandıgınız ilahlar sizden uzaklasıp kayıplara karıstı

    [95] Tohumu ve cekirdegi catlatan Allah´tır. O oluden diriyi ve diriden oluyu cıkarır. Iste Allah budur. Nasıl olur da bu gercegi gormezlikten geliyorsunuz

    [96] Sabahı actıran O´dur. O geceyi dinlenme zamanı, gunes ile ayı zaman olcme birimi yaptı. Bu, ustun iradeli ve her seyi bilen Allah´ın duzenlemesidir

    [97] O ki, karanın ve denizin karanlıklarında yolunuzu sasırmayasınız diye size yıldızları kılavuz yaptı. Biz bilenler icin ayetleri ayrıntılı bicimde acıkladık

    [98] O ki, sizi bir tek nefisten olusturdu. Arkasından sizin icin bir barınma ve bir gecis yeri belirledi. Biz anlayanlar icin ayetleri ayrıntılı bicimde acıkladık

    [99] O ki, gokten suyu indirdi. Her cesit bitkiyi bu su aracılıgı ile ortaya cıkardık, her bitkiden yesil surgun cıkardık, bu yesil surgunden taneleri ust uste binmis basaklar, hurma tomurcugundan yere sarkan salkımlar, uzum bagları, zeytin ve nar cıkarırız. Bu meyvaların kimi birbirine benzer, kimi de benzemez. Bunların meyvalarına bir hamken ve bir de olgunlasınca bakınız. Hic kuskusuz muminlerin bunlardan alacakları bircok ibret dersi vardır

    [100] Musrikler cinleri Allah´a ortak kostular. Oysa cinleri yaratan O´dur. Korukorune, hic yoktan O´na ogullar ve kızlar yakıstırdılar. Hasa O, onların uydurdukları sıfatlardan uzak ve yucedir

    [101] O goklerin ve yerin yoktan var edicisidir. Esi olmadıgına gore, cocugu nasıl olabilsin ki? Her seyi O yarattı ve O her seyi bilendir

    [102] Iste Rabbimiz olan Allah budur. O´ndan baska ilah yoktur, her seyin yaratıcısı O´dur, o halde sırf O´na kulluk ediniz, her konuda dayanılacak tek merci O´dur

    [103] Gozler O´nu gormez, fakat O gozleri gorur. O latiftir (algılanamaz) ve her seyden haberdardır

    [104] Hic kuskusuz size Rabbinizden bircok uyarıcı kanıtlar, acık belgeler geldi. Kim bunları gorurse, kendi lehine ve kim bunlara karsı goz yumarsa kendi aleyhine davranmıs olur. Ben sizin basınızda korucu, bekci degilim

    [105] Kimileri sana «Sen bir yerden ders almıssın» desinler ve bilenlere de iyice anlatalım diye ayetlerimizi cesitli acılardan acıklıyoruz

    [106] Rabbinden sana gelen vahye uy, O´ndan baska ilah yoktur, O´na ortak kosanlardan yuz cevir

    [107] Allah dileseydi, onlar O´na ortak kosmazlardı. Biz seni onların basına korucu, bekci dikmedik; sen onların vekili, davranıslarının sorumlusu da degilsin

    [108] Onların Allah dısında yalvardıkları putlara sovmeyiniz ki, saskınlıga kapılarak korukorune Allah´a sovmesinler. Boylece her ummete davranıs ve tutumlarını cazip gosterdik. Sonunda donusleri Rabblerinedir, O onlara yaptıklarının icyuzunu bildirir

    [109] Onlar kesin bir dille Allah adına yemin ederek, eger kendilerine bir mucize gelirse O´na mutlaka inanacaklarını soylediler. De ki; «Mucizeler sırf Allah´ın tekelindedir.» Hem bilmiyor musunuz ki, eger o mucize gelse, onlar yine inanmazlar

    [110] Onların gonullerini ve gozlerini ters cevirerek kendilerini iman etmekten kacındıkları ilk durumlarına dondurur ve azgınlıkları icinde debelenmeye bırakırız

    [111] Eger biz onlara melekler indirsek, oluler kendileri ile konussa ve her seyi biraraya getirip karsılarına koysaydık, Allah dilemedikce yine inanmazlardı. Fakat cogu bunu bilmez

    [112] Boylece biz insandan ve cinden seytanları her peygambere dusman kıldık. Bunlar birbirlerini aldatmak icin yaldızlı sozler soylerler. Eger Rabbin dileseydi, bunu yapamazlardı. Onları asılsız uydurmalarıyla basbasa bırak

    [113] Ahirete inanmayanların kalpleri bu yaldızlı uydurmalara kansın, onlardan hoslansın ve isledikleri kotulukleri islemeye devam etsinler diye

    [114] Allah size ayrıntılı acıklamalar iceren kitabı indirmisken ben O´nun dısında bir hakeme mi basvurayım? Kendilerine kitap verdiklerimiz, Kur´an´ın gercege dayalı olarak Allah tarafından indirildigini bilirler. O halde sakın kuskuya kapılanlardan olma

    [115] Rabbinin sozu dogrulugun ve adaletin doruguna erdi. O´nun sozlerini hicbir guc degistiremez. O her seyi isitir ve bilir

    [116] Eger sen yeryuzunde yasayan insanların coguna uyacak olursan, bunlar seni Allah´ın yolundan saptırırlar. Onlar sadece zanların, sanıların pesinde giderler, sırf tahmin yuruturler

    [117] Hic kuskusuz Rabbin kimin kendi yolundan saptıgını ve kimin dogru yolda oldugunu herkesten iyi bilir

    [118] Eger Allah´ın ayetlerine inanıyorsanız, O´nun adı anılarak kesilen hayvanların etlerinden yiyiniz

    [119] Nicin Allah´ın adı anılarak kesilen hayvanların etlerinden yemiyorsunuz? Oysa Allah caresizlik sonucu yemek zorunda kaldıklarınız dısında, size haram kıldıgı etleri ayrıntılı bicimde acıkladı. Bircokları bilmeden keyfi arzularına uyarak insanları yoldan cıkarırlar. Hic kuskusuz Rabbin sınırı asanları herkesten iyi bilir

    [120] Gunahın acıgından da gizlisinden de sakınınız. Gunah isleyenler yaptıkları gunahın cezasını cekeceklerdir

    [121] Allah´ın adı anılarak kesilmeyen hayvanların etlerinden yemeyiniz. Cunku bu, Allah´ın yolundan sapmaktır. Seytanlar dostlarına sizinle tartısmalarını telkin ederler. Eger onlara uyarsanız, suphesiz siz de musrik olursunuz

    [122] Olu iken dirilttigimiz ve kendisine insanlar arasında yururken yararlandıgı bir ısık verdigimiz kimse, karanlıklar icinde bocalayıp oradan bir turlu dısarı cıkamayan kimse gibi midir? Iste boylece kafirlere yaptıkları kotulukler cekici gorundu

    [123] Tıpkı bunun gibi her kentin kimi ileri gelenlerini o kentin hakka karsı komplo duzenleyen azılı gunahkarları yaptık. Aslında onlar kendilerine karsı komplo duzenlerler, ama bunun farkında degildirler

    [124] Onlara bir ayet gelince, «Allah´ın peygamberlerine verilen vahiy aynen bize de verilmedikce asla inanmayız» derler. Oysa Allah peygamberlik gorevini kime verecegini herkesten iyi bilir. Bu azılı gunahkarlar duzenledikleri komplolardan oturu Allah katında asagılanmaya ve agır azaba carpılacaklardır

    [125] Allah kimi dogru yola iletmek isterse gogsunu Islam´a acar. Kimi de saptırmak isterse gogsunu, sanki goge cıkıyormus gibi, dar ve tıkanık yapar. Bunun yanısıra Allah, inanmayanları igrenclige mahkum eder

    [126] Bu, Rabbinin dogru yoludur. Biz ogut almaya acık kimselere ayetlerimizi ayrıntılı bicimde anlattık

    [127] Onlar icin, Rabbleri katında, esenlik yurdu vardır. Isledikleri iyi amellerden oturu O, onların dostudur

    [128] Allah, insanlar ile cinleri biraraya topladıgı gun, «Ey cinler, cok sayıda insanı ayarttınız» der. Cinlerin insandan yardakcıları da, «Ey Rabbimiz birbirimizi kullanarak bizim icin belirlemis oldugun sureyi doldurduk» derler. O da «Barınagınız, orada surekli kalmak uzere cehennem atesidir. Yalnız Allah´ın affetmeyi diledikleri mustesna» der. Hic kuskusuz Rabbin hikmet sahibidir ve her seyi bilir

    [129] Iste boylece biz, isledikleri kotuluklerden oturu kimi zalimleri digerlerinin pesine takarız

    [130] Ey insanlar ve cinler, size ayetlerimi anlatan ve bu gunle karsılasacagınıza iliskin sizi uyaran icinizden peygamberler gelmedi mi? Onlar da «Kendi aleyhimize sahitlik ederiz» derler. Dunya hayatı onları aldattı da kafir olduklarına kendi aleyhlerine sahitlik ettiler

    [131] Bu, sunu kanıtlar ki, Rabbin, gerceklerden habersiz olan bir kentin halkını haksız yere asla helak etmez

    [132] Herkesin, yaptıgı islere gore birbirinden farklı derecesi vardır. Rabbin onların yaptıklarından habersiz degildir

    [133] Rabbin hicbir seye muhtac degildir ve merhamet sahibidir. O eger dilerse sizi yok edip arkanızdan yerinize istedigi baskalarını gecirebilir. Tıpkı sizi baska bir kavmin soyundan turettigi gibi

    [134] Size va´dedilen akıbet kesinlikle yerine gelecektir. Siz onun onune gecemezsiniz

    [135] De ki; Ey kavmim, tutumunuzu devam ettiriniz, ben de kendi tutumumu devam ettirecegim. Dunya yurdunun sonunun kimin lehinde olacagını ilerde anlayacaksınız. Hic kuskusuz zalimler kurtulusa eremezler

    [136] Onlar Allah´a, O´nun yarattıgı ekinlerden ve hayvanlardan sınırlı bir pay ayırdılar. Asılsız saplantıları uyarınca «Bu Allah´ın bu da O´na kostugumuz ortakların payıdır» derler. Fakat kostukları ortakların payı Allah´a gecmezken, Allah´ın payı bu ortaklara gecebiliyor. Ne kotu hukum veriyorlar

    [137] Tıpkı bunun gibi, bu duzmece ortaklar cogu musriklere oz evlatlarını oldurmeyi cekici gostermislerdir ki, boylece hem fıtratlarını yozlastırsınlar ve hem de dinlerini bozsunlar. Eger Allah dileseydi bunu yapamazlardı. O halde onları asılsız uydurmaları ile basbasa bırak

    [138] Onlar sacma inancları uyarınca ´Bu hayvanlar ve ekinler dokunulmazdır. Bizim istediklerimizden baska hic kimse onları yiyemez, bunlar da sırtlarına yuk vurulması ve binilmesi yasak hayvanlardır´, dediler. Bazı hayvanları keserken de Allah´ın adını anmazlar, bunu yaparken ´Allah´ın emri boyledir´ diye O´na iftira ederler. Allah onları yaptıkları bu iftiralardan oturu cezalandıracaktır

    [139] Yine onlar ´Bu hayvanların karınlarındaki yavrular sadece erkeklerimize aittir, kadınlarımıza ise yasaktır. Eger hayvanın yavrusu olu dogarsa her ikisi de O´na ortak olur, dediler. Allah bu yakıstırmalarının cezasını verecektir. Hic kuskusuz Allah hikmet sahibidir ve her seyi bilir

    [140] Hicbir bilgiye dayanmaksızın, aptalca evlatlarını oldurenler ve Allah´a iftira atarak O´nun verdigi rızıkları kendilerine yasaklayanlar, gercekten husrana ugramıslardır. Onlar kesinlikle sapıtmıslardır, dogru yola gelecekleri yoktur

    [141] O ki, cardaklı ve cardaksız bahceleri, urunleri degisik hurmaları ve ekinleri, yaprakları benzer ve meyvaları benzemez zeytin ve nar agaclarını yarattı. Bu agaclar urun verdiklerinde meyvalarından yiyiniz ve hasat gunu haklarını veriniz, fakat israf etmeyiniz, cunku Allah israf edenleri sevmez

    [142] Kimi yuk tasıyan ve kiminin yununden yaygı yapılan hayvanları yaratan da O´dur. Allah´ın size verdigi rızıklardan yiyiniz ve seytanın izinden gitmeyiniz. Cunku o sizin acık dusmanınızdır

    [143] (Erkekli disili olmak uzere) sekiz bas olan bu hayvanların ikisi koyun, ikisi kecidir. De ki; «Allah bu hayvanların erkeklerini mi, disilerini mi, yoksa disilerin rahimlerinin icerdigi yavruları mı haram kıldı? Eger dogru soyluyorsanız, bana bilimsel bir acıklama yapınız?»

    [144] Geride kalanların ikisi deve, ikisi sıgırdır. De ki; «Allah bunların erkeklerini mi, disilerini mi, yoksa disilerin rahimlerinin icerdigi yavruları mı haram kıldı? Yoksa Allah´ın size bu direktifi verdiginin somut tanıkları mısınız? Koru korune insanları yoldan cıkarmak amacı ile Allah´a iftira eden, Allah adına yalan uyduran kimseden daha zalim kim olabilir? Hic kuskusuz Allah zalimleri dogru yola iletmez.»

    [145] De ki: “Bana vahyolunanda, olu, akıtılmıs kan, domuz eti –ki pistir- ve yoldan cıkararak Allah’dan baskası adına kesilen hayvandan gayrisini yemenin haram olduguna dair bir emir bulamıyorum; fakat darda kalan baskasının payına el uzatmamak ve zaruret miktarını asmamak uzere bunlardan da yiyebilir.” Suphesiz ki Rabb’in , Gafur’dur, Rahim’dir

    [146] Yahudilere butun tek tırnaklı hayvanları yasakladık. Onlara sıgırların ve koyunların sırt, bagırsak ve kemik yagları dısında kalan icyaglarını da haram kıldık. Allah´ın olculerini cignedikleri icin onları bu sekilde cezalandırdık. Soylediklerimiz kesinlikle dogrudur

    [147] Eger onlar seni yalanlarlarsa de ki; «Rabbim, yaygın rahmet sahibidir. Ama O´nun gunahkarlara yonelik azabını hic kimse geri savamaz.»

    [148] Musrikler diyecekler ki; «Eger Allah dileseydi, ne biz ve atalarımız O´na ortak kosar ve ne de bu seyi yasaklardık.» Onlardan oncekilerde bu sekilde peygamberlerini yalanladılar da azabımızın acısını tattılar. Onlara de ki; «Onumuze koyacagınız bir bildiginiz var mı? Siz sadece sanının, yakıstırmaların pesinden gidiyorsunuz, sırf tahminlere dayanıyorsunuz.»

    [149] De ki; «Yetkin delil, Allah´ın tekelindedir. Eger O dileseydi, hepinizi dogru yola iletirdi.»

    [150] De ki; Allah´ın bu yasakları koyduguna sahitlik edecek tanıklarınızı getiriniz bakalım. Eger onlar bu yolda sahitlik ederlerse, sakın sahitliklerini onaylama. Ayetlerimizi yalanlayanların, ahirete inanmayanların ve Rabblerine es kosanların keyfi arzularına uyma

    [151] De ki; «Geliniz, Rabbinizin neleri yasakladıgını size soyleyeyim: O´na hicbir seyi ortak kosmayın. Ana- babaya karsı iyi davranınız. Yoksulluk kaygısı ile evlatlarınızı oldurmeyiniz. Sizin de onların da rızkını biz veririz. Kotuluklerin acıgına da gizlisine de yaklasmayınız. Haklı bir gerekce yokken Allah´ın dokunulmaz saydıgı cana kıymayınız. Iste Allah, ola ki dusunursunuz diye size bu direktifleri veriyor

    [152] Erginlik cagına erinceye kadar yetimin malına sadece niyetlerin en iyisi ile yaklasınız. Olcude ve tartıda durust olunuz. Biz hic kimseye kapasitesini asan bir yuk yuklemeyiz. Bir soz soylerken, soz konusu olan akrabanız bile olsa, dogru konusunuz. Allah´a verdiginiz sozu tutunuz. Iste Allah, ola ki dusunup ogut alırsınız diye size bu direktifleri veriyor

    [153] Iste benim dosdogru yolum budur, bu yola uyunuz. Sakın sizi Allah´ın yolundan ayrı dusurecek yollara girmeyiniz. Iste Allah, kotuluklerden sakınasınız diye size bu direktifi veriyor

    [154] Sonra iyilik edenlere yonelik nimetimiz tamama ersin, her sey ayrıntılı bicimde acıklansın, dogru yol kılavuzu ve rahmet olsun diye Musa´ya tevratı verdik. Ola ki, Rabblerinin huzuruna cıkacaklarına inanırlar

    [155] Bu Kur´an bizim indirdigimiz kutsal bir kitaptır. Ona uyunuz ve kotuluklerden sakınınız, ki, size merhamet edilsin

    [156] Onu size indirdi ki, «Bizden onceki iki ummete (yahudiler ile hristiyanlara) kitap indirildi ve biz onların okuduklarından habersiz kaldık» diyemeyesiniz

    [157] Yine diyemeyesiniz ki, «Eger bize de kitap indirilseydi, dogru yola onlardan daha sıkı sarılırdık.» Cunku size de Rabbinizden acık belge, dogru yol kılavuzu ve rahmet geldi. Allah´ın ayetlerini yalanlayıp onlara yuz cevirenlerden daha zalim kim olabilir? Ayetlerimize yuz cevirenleri, bu yuz cevirmelerinden oturu azapların en kotusune carptıracagız

    [158] Onlar kendilerine meleklerin gelmesini mi yoksa Rabbinin gelmesini mi, yoksa Rabbinin bazı mucizelerinin gelmesini mi bekliyorlar? Rabbinin bazı mucizeleri geldigi gun, daha once iman etmemis ya da imanı dogrultusunda bir hayır kazanamamıs olan kimseye o gunku imanı bir fayda saglamaz. Onlara de ki: «Bekleyin bakalım, biz de bekliyoruz.»

    [159] Dinlerinin ongordugu inanc ve ummet birligini parcalayarak cesitli akımlara bolunenler ile, senin hicbir iliskin yoktur. Onların isi Allah´a kalmıstır. Allah onlara ilerde yaptıklarının akıbetini bildirecektir

    [160] Kim Allah´ın huzuruna bir iyilikle varırsa kendisine on katı verilir. Kim Allah´ın huzuruna bir kotuluk ile varırsa sadece onun dengi olan cezaya carptırılır. Ne iyilik edenlere, ne kotuluk isleyenlere haksızlık edilmez

    [161] De ki; «Rabbim beni dogru yola, insanların tum ihtiyaclarına cevap veren dine, Allah´ın birligine inanan ve O´na ortak kosanlardan olmayan Ibrahim´in inanc sistemine iletti.»

    [162] De ki; «benim namazım, ibadetlerim, hayatım ve olumum tum varlıkların Rabbi olan Allah icindir.»

    [163] O´nun ortagı yoktur. Bana boyle emredildi. Ben muslumanların ilkiyim

    [164] De ki; «Allah her seyin Rabbi iken, ben O´ndan baska bir ilah mı arayayım? Herkesin isledigi kotulugun sorumlulugu kendisine aittir. Hic kimse baskasının kotulugunun sorumlulugunu tasımaz. Sonunda Rabbinize doneceksiniz. O size anlasmazlıga dustugunuz meselelerin icyuzunu bildirecektir

    [165] Sizi yeryuzunde halife yapan ve verdigi nimetler hakkında sınavdan gecirmek icin bazılarınızın derecesini diger bazılarınızdan ustun kılan O´dur. Hic suphesiz Rabbinin cezalandırması gecikmesizdir, aynı zamanda O, bagıslayıcı ve merhametlidir

    A'râf

    Surah 7

    [1] Elif, Lam, Mim, Sad

    [2] Bu Kur´an, kendisi ile insanları uyarasın ve muminlere ogut veresin diye sana indirilen bir kitaptır. O halde bu gorevi yaparken sakın ruhun sıkılmasın

    [3] Rabbiniz tarafından size indirilen mesaja uyunuz, O´nun dısında baska dostlar edinip peslerinden gitmeyiniz. Ne kadar kıt dusuncelisiniz

    [4] Biz nice kentleri yokettik. Azabımız, onları, ya geceleyin ya da ogle uykuları sırasında yakalayıverdi

    [5] Azabımıza ugradıkları andaki tek feryadları «Biz gercekten zalimdik» demekten ibaret oldu

    [6] Kendilerine peygamber gonderilenleri de peygamberleri de sorguya cekecegiz

    [7] Onlara olup bitenleri bilgimize dayanarak kesinlikle bir bir anlatacagız. Zira onlar hicbir zaman bilgi alanımız dısında kalmamıslardı

    [8] O gun tam dogru tartı vardır. Kimlerin tartıları agır cekerse, onlar kurtulusa ermislerdir

    [9] Kimlerin tartıları hafif kalırsa, onlar ayetlerimiz karsısında takındıkları zalimce tutumları yuzunden kendilerini mahvetmis olurlar

    [10] Size yeryuzunde yurt sagladık, orada size cesitli gecim kaynakları bagısladık. Ne kadar az sukrediyorsunuz

    [11] Sizi yarattık, arkasından belirli bir bicime soktuk, sonra meleklere «Ademe secde edin!» dedik. Iblis dısında hepsi secde etti. Sadece o secde edenlerden olmadı

    [12] Allah Iblis´e Secde etmeni emrettigimde seni secde etmekten alıkoyan ne oldu? dedi. O da «Ben ondan ustunum, beni atesten, onu ise camurdan yarattın» dedi

    [13] Allah ona o halde in oradan, orada buyukluk taslamak haddine dusmedi. Cık dısarı, sen alcagın birisin, dedi

    [14] Iblis, «Bana insanların tekrar dirilecekleri gune kadar muhlet ver» dedi

    [15] Allah «Sen muhlet verilenlerden birisin» dedi

    [16] Iblis dedi ki; «Beni kıskırtıp sapıklıga dusurdugun icin, andolsun ki, dogru yolun uzerinde pusu kurup insanların yolunu kesecegim

    [17] Sonra onlerinden, arkalarından, saglarından, sollarından onlara sokulacagım da cogunlugunu sukreder bulamayacaksın.»

    [18] Allah dedi ki; «Cık oradan yerilmis ve kovulmus olarak! Andolsun ki, insanlardan kim sana uyarsa, onları ve sizi birlikte cehenneme dolduracagım.»

    [19] Ey Adem, sen ve esin cennette oturunuz, istediginizi nerede bulursanız yiyiniz. Yalnız su agaca yaklasmayın. yoksa zalimlerden olursunuz

    [20] Fakat seytan, gozlerinden saklı tutulan ayıp yerlerini meydana cıkarmak amacı ile onlara su sozleri fısıldadı. Rabbiniz, ya melek olmayasınız ya da burada surekli kalacakların arasına katılmayasınız diye size bu agacı yasakladı

    [21] Onlara ´Ben gercekten sizin iyiliginizi istiyorum´ diye yemin etti

    [22] Boylece onları aldatarak alta dusurdu. Agacın meyvesinden tadar tadmaz, ayıp yerleri meydana cıktı. Bunun uzerine cennet yaprakları ile ortunmeye koyuldular. Rabbleri onlara soyle seslendi: Ben size o agacı yasaklamamısmıydım, seytanın acık dusmanınız oldugunu size soylememis miydim

    [23] Adem ile esi dedi ki; «Ey Rabbimiz, biz kendimize zulmettik, eger bizi bagıslamaz, bize acımazsan kesinlikle husrana ugrayanlardan oluruz.»

    [24] Allah dedi ki, «Oradan asagıya ininiz, seytan ile siz birbirinizin dusmanısınız, sizler belirli bir sure yeryuzunde barınacak gecineceksiniz.»

    [25] Orada yasayacak, orada olecek ve tekrar diriltilerek oradan cıkarılacaksınız

    [26] Ey insanogulları, size ayıp yerlerinizi ortecek ve suslenmenizi saglayacak elbiseler gonderdik. Takva elbisesi bunlardan daha hayırlıdır. Bu Allah´ın ayetlerinden biridir. Ola ki, dusunup ders alırlar

    [27] Ey insanogulları, seytan ana-babanızı elbiselerinden soyundurup ayıp yerlerini meydana cıkararak cennetten cıkardıgı gibi sizleri de ayartıp tuzaga dusurmesin. Sizin seytanı ve adamlarını goremeyeceginiz yerlerden onlar sizi gorurler. Biz seytanları inanmayanlara dost yaptık

    [28] Onlar bir kotuluk islediklerinde ´Biz atalarımızdan boyle gorduk, boyle yapmamızı emreden Allah´dır´ derler. Onlara de ki; Allah kotuluk islemeyi emretmez. Allah adına bilmediginiz bir seyi mi soyluyorsunuz

    [29] De ki; «Rabbim bana olculu ve dengeli olmayı emretti. Her secde yerinde ve anında tum varlıgınızla O´na yonelerek musriklikten tamamen arınmıs bir baglılıkla O´na dua ediniz. Sizi ilkin yarattıgı gibi yine O´na doneceksiniz.»

    [30] Allah, insanların bir kesimini dogru yola iletti, bir kesimi de sapıklıgı haketti. Cunku onlar Allah´ı bir yana bırakarak seytanları dost edindiler ve (buna ragmen) dogru yolda olduklarını sanıyorlar

    [31] Ey insanogulları, her mescide girisinizde guzel elbiseler giyiniz. Yiyiniz, iciniz, fakat israf etmeyiniz. Cunku Allah israf edenleri sevmez

    [32] De ki; «Allah´ın kullarının yararına sundugu guzellikleri ve temiz yiyecekleri kim haram etti? De ki; Bunlar, dunya hayatında muminler icindir kıyamet gunu ise sadece onlarındır, biz ayetlerimizi bilenlere boyle ayrıntılı bicimde acıklıyoruz.»

    [33] De ki; «Allah sadece acık gizli butun kotulukleri, gunahı, haksız saldırıyı, Allah´ın hakkında hicbir delil indirmedigi seyleri O´na ortak kosmanızı ve Allah hakkında bilmediklerinizi soylemeyi haram kıldı

    [34] Her toplumun belirlenmis bir eceli vardır. Ecelleri geldiginde onu ne bir an erteleyebilirler ve ne de bir an one alabilirler

    [35] Ey insanogulları, size sizden olan peygamberler gelerek, ayetlerimi acıkladıkları zaman kimler kotuluklerden sakınıp kendilerini duzeltirlerse, onlar icin artık korku sozkonusu degildir ve onlar uzulmezler de

    [36] Ayetlerimizi yalanlayanlar, onlara burun kıvıranlar ise, orada ebedi kalmak uzere cehennemliktirler

    [37] Allah adına yalan uydurandan ya da O´nun ayetlerini yalanlayanlardan daha zalim kim olabilir? Onlara kitaptaki payları erisir. Sonunda canlarını almak uzere elcilerimiz yanlarına geldiklerinde kendilerine ´Allah´ın dısında taptıgınız putlar hani nerede? deyince, Koyup gittiler bizi´ derler. Boylece kafir olduklarına dair kendileri sahitlik ederler

    [38] Allah onlara «Sizden once gelip gocen cin ve insan toplulukları yanında cehenneme giriniz» der. Her cehenneme giren topluluk yoldasına lanet okur. Sonunda hepsi biraraya gelince sonrakiler, kendilerinden oncekiler icin «Ey Rabbimiz, bizi bunlar yoldan cıkardı, onun icin bunlara bir kat daha fazla cehennem azabı cektir» derler. Allah da onlara «Herbirinizin azabı ikiye katlanmıstır, ama bilmiyorsunuz.»

    [39] Oncekiler de, kendilerinden sonrakilere, «Sizin de bizden bir farkınız yoktu. O halde siz de islediginiz kotuluklerin karsılıgı olan azabı cekiniz» derler

    [40] Ayetlerimizi yalanlayanlar ve onlara burun kıvıranlar var ya, gokyuzu kapıları yuzlerine acılmaz ve deve, igne deliginden gecmedikce cennete giremezler. Biz agır sucluları iste boyle cezalandırırız

    [41] Onlara bir cehennem dosegi ile uzerlerini ortecek bir cehennem yorganı verilir. Biz zalimleri iste boyle cezalandırırız

    [42] Iman edip iyi ameller isleyenlere gelince biz hic kimseye gucunun yeteceginden fazla yuk yuklemeyiz. Onlar orada ebedi olarak kalmak uzere cennetliktirler

    [43] Kalplerindeki kin, kıskanclık kalıntılarını sokup atmıslardır. Ayaklarının altında ırmaklar akar. Onlar soyle derler; Bizi bu derece erdiren Allah´a hamdolsun. Eger Allah bize yol gostermeseydi, biz kendiligimizden bu dereceye eremezdik. Belli ki, Rabbimizin peygamberleri bize gercegi getirmislerdi, onlara soyle seslenilir; Iste size cennet, islediginiz iyi amellerin karsılıgı olarak onu hakettiniz

    [44] Cennetlikler, cehennemliklere seslenerek, «Biz Rabbimizin bize vadettiklerini gerceklesmis bulduk, siz de Rabbinizin size yonelik vaadlerini gerceklesmis buldunuz mu?» derler. Cehennemlikler «evet» derler. Bu sırada aralarından biri yuksek sesle soyle bagırır, «Allah´ın laneti zalimlerin uzerine olsun.»

    [45] Onlar insanları Allah yolundan alıkoyarlar, onu egri gostermeye yeltenirler ve ahirete de inanmazlar

    [46] Iki taraf arasında bir set ve bu setin tepelerinde her iki grubu simalarından tanıyan kimseler vardır. Cennete girememis, fakat gireceklerini uman bu kimseler cennetliklere «selamun aleykum» diye seslenirler

    [47] Bunların bakısları, cehennemliklere dogru kaydırılınca da «Ey Rabbimiz, bizi zalimler ile biraraya getirme!» derler

    [48] Bu tepelerdekiler, simalarından tanıdıkları bazı azılı kafirlere de soyle seslenirler. «Ne kalabalıgınız ve ne de sımarmanıza yolacan gucleriniz size yarar saglamadı.»

    [49] Allah onları hicbir rahmete erdirmez diye haklarında yemin ederek kucumsediginiz kimseler bunlar mıydı? Bu arada Allah onlara «Giriniz cennete, sizin icin hicbir korku sozkonusu degil artık, hic uzulmeyeceksiniz» der

    [50] Cehennemlikler cennetliklere Bize biraz su ya da Allah´ın size sundugu yiyeceklerden biraz bir seyler ikram ediniz? diye seslenirler. Cennetlikler ise «Allah her ikisini de kafirlere haram kıldı» derler

    [51] Onlar dinlerini oyun ve eglence yerine koydular, dunya hayatı kendilerini bastan cıkardı. Onlar nasıl bu gunler ile karsılasacaklarını unuttular ve ayetlerimizi ısrarla yalanladılarsa, bugun de biz onları unutuyoruz

    [52] Biz onlara, ilme dayalı ayrıntılı acıklamalarla donattıgımız, muminlere dogru yol kılavuzu ve rahmet olan bir kitap (Kur´an) gonderdik

    [53] Onlar ille de onun somut yorumunu mu bekliyorlar? Somut yorumu ortaya cıktıgı gun onu vaktiyle unutmus olanlar Rabbimizin peygamberleri gercegi getirmislerdi. Simdi bize sefaat edecek aracılarımız var mı ya da islemis oldugumuz kotuluklerden farklı isler yapmak uzere tekrar geri dondurulur muyuz derler. Onlar kendilerini husrana dusurmusler ve uydurdukları ilahlar ortalıkta gorunmez olmustur

    [54] Rabbiniz Allah´dır, o gokleri ve yeri altı gunde yarattı, sonra Ars´a kuruldu. O gunduzu surekli kovalayan geceyi gunduzun uzerine orter. Gunes, ay ve yıldızlar O´nun buyruguna basegmislerdir. Iyi bilin ki, yaratma ve yonlendirme O´nun tekelindedir. Alemlerin Rabbi olan Allah yucelerin yucesidir

    [55] Rabbinize yalvararak ve gizlice dua ediniz. Cunku O haddi asanları sevmez

    [56] Yeryuzunde dirlik, duzen saglandıktan sonra bozgunculuk cıkarmayınız. Allah´a korku ve umut icinde dua ediniz. Hic kuskusuz Allah´ın rahmeti iyi isler yapanlara yakındır

    [57] O ki, ruzgarları rahmetinin onunde mujdeleyici olarak gonderir. Bu ruzgarlar yuklu bulutu havada yukseltince onu olu bir yoreye gonderir, onun aracılıgı ile oraya su indiririz, arkasından bunun aracılıgı ile her turlu yerden bitiririz. Iste oluleri de boyle yerden cıkarırız. Ola ki dusunur, ders alırsınız

    [58] Verimli yore, Allah´ın izni ile, urunu comertce verir. Kırac yore ise cılız urun verir. Biz sukredenler icin ayetlerimizi boyle farklı acılardan acıklarız

    [59] Nuh´u soydaslarına peygamber olarak gonderdik. Onlara dedi ki: «Ey soydaslarım, Allah´a kulluk ediniz, O´ndan baska bir ilahınız yoktur, sizin hesabınıza buyuk gunun azabından korkuyorum.»

    [60] Soydaslarının ileri gelenleri ona ´senin acık bir sapıklık icinde oldugunu goruyoruz´ dediler

    [61] Nuh onlara dedi ki, «Ey soydaslarım, bende bir sapıklık yoktur. Tersine tum varlıkların Rabbi tarafından gonderilen bir peygamberim

    [62] Size Rabbimin mesajlarını iletiyorum, size ogut veriyorum ve Allah´dan gelen vahiy sayesinde sizin bilmediginizi biliyorum.»

    [63] Kotuluklerden sakınasınız ve bu sayede merhamete eresiniz diye sizi uyarmak icin icinizden biri aracılıgı ile Rabbinizden size mesaj gelmis olması tuhafınıza mı gitti

    [64] Onu yalanladılar. Bunun uzerine onu ve gemide onunla birlikte olanları kurtardık. Ayetlerimizi yalanlayanları ise bogduk. Kuskusuz onlar kor bir kavim idiler

    [65] Ad kavminde de kardesleri Hud´u peygamber olarak gonderdik. Hud onlara ´Ey soydaslarım, Allah´a kulluk ediniz, O´ndan baska bir ilahınız yoktur. O´ndan korkmuyor musunuz?´ dedi

    [66] Soydaslarının ileri gelen kafirleri O´na ´Biz seni aptal olarak goruyoruz ve bir yalancı oldugunu sanıyoruz´ dediler

    [67] Hud onlara dedi ki: Bende bir aptallık yoktur, tersine tum varlıkların Rabbi tarafından gonderilen bir peygamberim

    [68] Size Rabbimin mesajlarını iletiyorum, sizin icin guvenilir bir ogut vericiyim

    [69] Sizi uyarmak uzere icinizden biri aracılıgı ile Rabbiniz tarafından size mesaj olması tuhafınıza mı gidiyor? Allah´ın sizi Nuh kavminin yerine gecirdigini, sizi vucud yapısı bakımından onlardan daha guclu yarattıgını hatırlayınız. Allah´ın nimetlerini hatırlayınız ki kurtulusa eresiniz

    [70] Soydasları ona dedi ki: Sen bize tek Allah´a kulluk edelim, atalarımızın taptıkları ilahları bırakalım diye mi geldin. Eger soylediklerin dogru ise ilerde carpılacagımızı soyledigin azabı simdi basımıza getir, bakalım

    [71] Hud onlara dedi ki: Rabbinizin azabı ve ofkesi hakkınızda kesinlesti. Allah´ın haklarında hicbir kanıt indirmedigi, kendiniz ve atalarınız tarafından takılmıs birtakım adlar uzerine benimle tartısmaya mı girisiyorsunuz? O halde bekleyin bakalım, ben de sizin ile birlikte bekliyorum

    [72] Hud´u ve beraberindekileri rahmetimizin sonucu olarak kurtardık. Ayetlerimizi yalanlayarak inanmamıs olanların ise kokunu kuruttuk

    [73] Semud kavmine de kardesleri Salih´i peygamber olarak gonderdik. Salih onlara dedi ki: ´Ey soydaslarım, Allah´a kulluk ediniz, O´ndan baska bir ilahımız yoktur. Rabbinizden size bir belge geldi. Su Allah´ın disi devesi size bir delildir. Bırakın onu, Allah´ın cayırında otlasın, sakın ona bir kotuluk etmeyin, yoksa acı bir azaba carptırılırsınız.´

    [74] Allah´ın sizi Ad kavminin yerine gecirdigini ve ovalarında koskler edinip daglarında yontma evler yaptıgınız bir bolgeye yerlestirdigini hatırlayınız. Allah´ın nimetlerini hatırlayınız da yeryuzunde bozgunculuk yapmaktan kesinlikle kacınınız

    [75] Salih´in kendini begenmis soydasları, iclerinden iman etmis horlanmıslara, ezilenlere ´Salih´in Rabbi tarafından gonderildigini biliyor musunuz?´ dediler. Onlar da ´Evet, biz onun aracılıgı ile gonderilen mesaja inanıyoruz´ dediler

    [76] Kendini begenmisler de onlara ´Biz sizin inandıgınızı inkar ediyor, reddediyoruz´ dediler

    [77] Arkasından Rabblerinin emrine baskaldırarak disi deveyi bogazladılar ve ´Ey Salih, eger gercekten peygambersen, ilerde carpılacagımızı soyledigin azabı simdi basımıza getir, bakalım´ dediler

    [78] Bu arada ani bir yer sarsıntısına tutuldular da oldukları yerde yıgılıp kalıverdiler

    [79] Bunun uzerine Salih, onlara sırt cevirdi ve ´Ey soydaslarım, size Rabbimin mesajını ilettim, size ogut verdim, fakat siz ogut verenlerden hoslanmıyorsunuz´ dedi

    [80] Lut´u da peygamber olarak gonderdik. O soydaslarına dedi ki: «Sizler daha once dunyada hic kimsenin islemedigi bir fuhus turunu mu isliyorsunuz

    [81] Sizler kadınları bırakıp, erkeklere sehvetle yaklasıyorsunuz. Kuskusuz siz her turlu olcuyu cigneyen, azgın bir toplumsunuz

    [82] Soydaslarının verdikleri tek cevap su oldu; ´Lut´u ve arkadaslarını kentinizden surunuz, cunku onlar temizlige pek meraklı kimselermis´ dediler

    [83] Lut´u ve esi dısındaki yakınlarını kurtardık. Esi ise geride kalıp helak olanlardan oldu

    [84] Onların uzerine muthis bir yagmur yagdırdık. Gor bakalım, gunahkarların sonu nasıl oldu

    [85] Medyen halkına da kardesleri Suayb´ı peygamber olarak gonderdik. Suayb onlara dedi ki; ´Ey soydaslarım, Allah´a kulluk ediniz, O´ndan baska bir ilahınız yoktur. Rabbinizden size bir belge geldi. Olcude ve tartıda durust olunuz, insanların esyalarını eksik vermeyiniz, yeryuzunde dirlik- duzen saglandıktan sonra bozgunculuk cıkarmayınız. Eger mumin iseniz, sizin icin hayırlı olan tutum budur

    [86] Butun yol baslarında pusu kurup inananları tehditle Allah yolundan alıkoymayınız, bu yolu egri gostermeye yeltenmeyiniz. Sayıca azken, Allah´ın sizi cogalttıgını hatırlayınız. Gorunuz, bozguncuların sonu nasıl oldu

    [87] Eger icinizden bir grup benim aracılıgım ile gonderilen mesaja inanırken diger bir grup buna inanmamıs ise, Allah´ın aramızda hukum verecegi gune kadar sabrediniz, o hukum verenlerin en iyisidir

    [88] O´nun kendini begenmis soydasları dediler ki, ´Ya seni ve seninle birlikte inananları kentimizden sureriz, ya da dinimize donersiniz Suayb onlara dedi ki; ´Istemesek de mi?´

    [89] Allah bizi sizin dininizden kurtardıktan sonra tekrar ona donersek Allah´a yalan yere iftira atmıs oluruz. Rabbimiz Allah dilemedikce bir daha sizin dininize donmemiz sozkonusu degildir. Rabbimizin bilgisi her seyi kapsamına almıstır. Sırf Allah´a dayanırız biz. Ey Rabbimiz, soydaslarımız ile aramızdaki anlasmazlıgı sen hak uyarınca cozume bagla. Cunku anlasmazlıkları en iyi cozume baglayan sensin!´

    [90] Soydaslarının ileri gelenleri ´eger Suayb´a uyarsanız, kesinlikle husrana ugrar, mahvolursunuz´ dediler

    [91] Bu arada ani bir yersarsıntısına tutuldular da oldukları yerde yıgılıp kalıverdiler

    [92] Suayb´ı yalanlayanlar, sanki yurtlarında hic oturmamıs gibi oldular. Suayb´ı yalanlayanlar, asıl husrana ugrayanlar, asıl mahvolanlar oldular

    [93] Bunun uzerine Suayb onlara sırt cevirdi ve ´Ey soydaslarım, size Rabbimin mesajlarını ilettim, ogut verdim, simdi kafir bir topluma nasıl acıyabilirim?´ dedi

    [94] Peygamber gonderdigimiz her ulkenin halkını, ola ki, bize yalvarırlar diye, mutlaka sıkıntılara ve belalara ugrattık

    [95] Sonra kotu gunleri iyi gunlerle degistirdik de sayıca cogaldılar ve: «Atalarımız da hem sıkıntılı hem de sevincli gunler gecirmislerdi» dediler. Bunun uzerine onları hic ummadıkları bir sırada ansızın yakalayıverdik.»

    [96] Eger o ulkelerin halkları iman edip kotuluklerden sakınsalardı, gogun ve yerin bereket kapılarını yuzlerine acardık. Fakat yalanladılar, biz de onları islediklerinin cezasına carptırdık

    [97] Acaba o ulkelerin halkları geceleyin uyurlarken baslarına azabımızın gelmeyeceginden emin midirler

    [98] Acaba o ulkelerin halkları, kusluk vakti eglenirlerken, azabımızın gelmeyeceginden emin midirler

    [99] Onlar Allah´ın tuzagına yakalanmayacaklarından emin midirler? Oysa husrana ugrayan toplum dısında hic kimse kendini Allah´ın tuzagından emin sayamaz

    [100] Uzerinde yasadıkları toprakları eski yerlilerinden miras alanlar, istesek kendilerini gunahları yuzunden musibetlere carptırabilecegimizi, kalplerini muhurleyebilecegimizi ve kulaklarının isitemez olabilecegini, bu tarihi surecin ısıgında hala kavrayamadılar mı

    [101] Iste su ulkeler var ya, hani sana onlara iliskin bazı tarihi olayları anlatıyoruz. Bunlara peygamberleri acık belgeler, mucizeler getirmislerdi. Fakat mucizelerden once yalanladılar! Mesajlara inanmaları sozkonusu olmadı. Iste Allah kafirlerin kalplerini boyle muhurler

    [102] Onların cogunda soze baglılık diye bir sey bulamadık, tersine cogunu yoldan cıkmıs bulduk

    [103] Sonra bu peygamberlerin arkasından Musa´yı ayetlerimiz ile Firavun´a ve yakın adamlarına gonderdik, fakat onlar ayetlerimize karsı zalimce bir tutum takındılar. Gor bakalım, bozguncuların sonu nice oldu

    [104] Musa dedi ki; «Ey Firavun, ben tum varlıkların Rabbi tarafından gonderilmis bir peygamberim.»

    [105] bana Allah hakkında sadece dogruyu soylemek yarasır. Size Rabbinizden acık bir belge, bir mucize getirdim, Israilogulları´nı benimle gonder. (Serbest bırak)

    [106] Firavun: Eger dogru soyluyorsan ve getirdigin bir mucize varsa onu goster bakalım, dedi

    [107] bunun uzerine Musa, elindeki degnegi yere attı, degnek o anda sahici bir yılan oluverdi

    [108] Ve elini yeninin altından cıkardı, bakanlar onun ak bir parıltı sactıgını gorduler

    [109] Firavun´un ileri gelen soydasları dediler ki, Bu adam bilgili bir buyucudur.»

    [110] Sizi yurdunuzdan cıkarmak istiyor. Peki ne buyurursunuz

    [111] Onu kardesi ile birlikte oyala ve butun kentlere adam toplayacak elciler gonder

    [112] Butun bilgili buyuculeri sana getirsinler

    [113] Firavun´un buyuculeri geldiler. «Eger biz yenecek olursak, bize bir odul verilecek, degil mi?» dediler

    [114] Firavun: «Evet, yakın adamlarım arasına gireceksiniz» dedi

    [115] Buyuculer: Ya Musa, once sen mi hunerini ortaya koyacaksın, yoksa biz mi once hunerimizi ortaya atalım» dediler

    [116] Musa, ´Once siz atın´ dedi. Buyuculer hunerlerini ortaya atınca, insanların gozlerini buyulediler, onları urkuttuler ve muthis bir buyu gosterisi gerceklestirdiler

    [117] Biz de Musa´ya ´Elindeki degnegi yere at´ diye vahyettik, degnek onların butun goz boyayıcılıklarını yutuverdi

    [118] Boylece gercek ortaya cıktı ve onların butun marifetleri bosa cıktı

    [119] Orada yenilgiye ugradılar ve burunları (onurları) kırılıverdi

    [120] Butun buyuculer secdeye kapandılar

    [121] Tum varlıkların Rabbine inandık dediler

    [122] Musa ile Harun´un Rabbine

    [123] Firavun onlara dedi ki; «Ben izin vermeden O´na inandınız, oyle mi? Bu, bu kentin halkını buradan cıkarabilmek icin daha onceden burada tekrarladıgınız bir komplodur, ama yakında basınıza neler gelecegini ogreneceksiniz!»

    [124] Andolsun ki, saglı-sollu birer el ve ayagınızı kesecek ve arkasından tumunuzu asacagım

    [125] Buyuculer de dediler ki, «Biz zaten Rabbimize donecegiz

    [126] Sen ancak Rabbimizin ayetleri bize gelince onlara inandık diye bizden oc alıyorsun. ´Ey Rabbimiz, uzerimize sabır yagdır ve musluman olarak al canımızı.´»

    [127] Soydaslarının ileri gelenleri Firavun´a dediler ki, Musa ile soydaslarını toplumda kargasalık cıkarsınlar, seni ve ilahlarını boslukta bıraksınlar diye mi bırakacaksın? Firavun dedi ki; Hayır onların erkeklerini oldurecek, kadınlarını sag bırakacagız. Onları ezici baskımız altında tutacagız.»

    [128] Musa soydaslarına dedi ki; Allah´tan yardım isteyiniz ve sabrediniz. Yeryuzu Allah´ındır. Orayı diledigi kullarına miras kılar. Mutlu sonuc, gunahlardan sakınanlarındır.»

    [129] Soydasları dediler ki; Sen gelmezden once de geldikten sonra da iskence cektik. Musa dedi ki, «Umulur ki, Allah dusmanınızı yok eder ve sizleri onların yerine gecirir de nasıl hareket edeceginize bakar.»

    [130] Andolsun ki, biz Firavunogulları´nı ola ki, akılları baslarına gelir diye yıllarca suren kuraklıga ve urun kıtlıgına ugrattık

    [131] Onlar bir iyilikle karsılasınca «bu kendimizden kaynaklanıyor» derler. Fakat eger baslarına bir kotuluk gelecek olursa, bunu Musa ile arkadaslarının ugursuzluguna yorarlar. Oysa onların kaderlerini belirleme yetkisi sırf Allah´ın tekelindedir, fakat cogu bunu bilmiyor

    [132] Musa´ya bizi buyulemek uzere ne kadar mucize gosterirsen goster, sana kesinlikle inanmayacagız dediler

    [133] Biz de onlara, ayrı ayrı birer mucize olarak su baskını, cekirge surusu, zararlı bocek salgını, kurbagalar ve kan gonderdik. Yine de burun kıvırarak gunahkar bir toplum oldular

    [134] Azap baslarına cokunce; «Ey Musa sana verdigi peygamberlik payesine dayanarak, bizim icin Rabbine dua et. Eger bu azabı basımızdan savarsan, andolsun ki, sana inanacak ve Israilogulları´nı seninle birlikte gonderecegiz» dediler

    [135] Fakat o azabı gunun birinde dolduracakları belirli bir surenin sonuna kadar baslarından savar- savmaz hemen sozlerinden donuverdiler

    [136] Sonunda onlardan oc aldık. Ayetlerimizi yalanladıkları, onları umursamadıkları icin kendilerini denizde bogduk

    [137] O gune kadar horlanan, ezilen toplumu (yahudileri) bereketlerle donattıgımız toprakların dogusuna ve batısına mirascı kıldık. Israilogulları´nın sabırlarına karsılık, Rabbinin onlara verdigi guzel soz gerceklesti. Firavun´un ve soydaslarının ortaya koydukları eserleri ve yukselttikleri yapıları yıkıp yok ettik

    [138] Israilogulları´nı denizden karsıya gecirdik. Yolda putlarına tapan bir topluma rastladılar, bunun uzerine «Ey Musa, bu adamların nasıl ilahları varsa bize de oyle ilahlar yap» dediler. Musa da onlara «Siz gercekten cahil bir toplumsunuz.»

    [139] Bunların uydukları sapık din yokolmaya mahkumdur, isledikleri ameller de gecersizdir

    [140] Dedi ki; «Allah sizi butun varlıklara ustun kılmısken ben size Allah dısında bir ilah mı arayayım?»

    [141] Hani sizi firavun hanedanından kurtardık. Onlar size agır eziyetler cektiriyor, erkeklerinizi oldurup kadınlarınızı sag bırakıyorlardı. Bu olaylar Rabbinizin size yonelik buyuk bir sınavıdır

    [142] Musa ile otuz geceligine sozlestik, buna on gece daha ekledik, boylece Rabbinin belirledigi bulusma suresi kırk geceye ulastı. Musa kardesi Harun´a dedi ki; «Soydaslarım arasında benim yerimi tut, kotulukleri duzelt, bozguncuların yoluna girme.»

    [143] Musa, tayin ettigimiz vakitte gelip Rabb’i onunla konustuktan sonra: “Rabbim, bana kendini goster, sana bakayım” dedi. Allah: “Sen beni goremeyeceksin, ama daga bak, eger o yerinde kalırsa sen de beni gorursun” buyurdu. Rabbi daga teveccuh edince onu yerle bir etti ve Musa baygın dustu; ayılınca: “Ya Rabbi, munezzehsin, sana tevbe ettim, ben iman edenlerin ilkiyim” dedi

    [144] Allah dedi ki; «Ey Musa, mesajlarımla ve aracısız konusmamla sana diger insanlar uzerinde seckin bir konum bagısladım. Sana verdiklerimi al ve sukredenlerden ol.»

    [145] Bu levhalarda, Musa´ya her konuya iliskin ogut, her konuda ayrıntılı acıklama yazdık. «Bunlara sımsıkı sarıl ve soydaslarına da onlara en guzel bicimde uymalarını emret. Yoldan cıkmısların yurtlarının ne hale geldigini yakında size gosterecegim

    [146] Dunyadaki haksız yere buyukluk taslayanları ayetlerimden uzak dusurecegim. Onlar gorecekleri hicbir ayete inanmazlar, eger dogru yolu gorseler de o yola girmezler, fakat sapık yolu gorunce hemen ona koyulurlar. Bunun sebebi onların ayetlerimizi yalanlamaları, umursamamalarıdır

    [147] Ayetlerimizi ve ahiret karsılasmasını, hesaplasmasını yalanlayanların tum amelleri bosa gitmistir. Gorecekleri ceza islediklerinin karsılıgından baska bir sey mi olacak ki

    [148] Soydasları, Musa´nın ardından, ziynet esyalarından yapılmıs, bogurme sesi verebilen bir buzagı heykelini ilah edindiler. Oysa gormuyorlar mıydı ki, O onlarla ne konusabiliyor ve ne de kendilerine bir yol gosterebiliyor? Onlar bu heykeli ilah edinerek, zalimlerden oldular

    [149] Fakat basları ellerinin arasına dustugunde (yaptıklarına pisman olduklarında), sapıtmıs olduklarını gorduklerinde «Eger Rabbimiz bize acımaz, bizi bagıslamaz ise, kesinlikle husrana ugrayanlardan, mahvolanlardan oluruz» dediler

    [150] Musa kızgın ve uzgun olarak soydaslarının yanına donunce «Benim arkamdan yoklugumda ne kotu isler yapmıssınız? Yoksa Rabbinizin hukmunu one almaya mı kalkıstınız?» dedi, levhaları yere attı ve kardesinin basını tutup kendine dogru cekti. Kardesi ise, «Ey anamoglu, soydaslarım beni saymadılar, horladılar, neredeyse beni oldureceklerdi, beni dusmanları guldurecek bicimde hırpalama, zalimlerle bir tutma» dedi

    [151] Musa dedi ki; «Ey Rabbim, beni ve kardesimi bagısla, bizi rahmetinin kapsamına al, sen merhametlilerin en merhametlisisin.»

    [152] Buzagıyı ilah edinenler ise kesinlikle Rabblerinin ofkesine ve dunya hayatında alcaklıga ugrayacaklardır. Biz Allah hakkında asılsız iddialar ileri surenleri, iste boyle cezalandırırız

    [153] Cesitli kotulukler isledikten sonra, arkasından tevbe edip, iman edenlere gelince, kusku yok ki, Rabbi o asamadan sonra bagıslayıcı ve merhametlidir

    [154] Musa´nın ofkesi yatısınca attıgı levhaları yerden aldı. Bu levhalarda Rabblerinden korkanlar icin dogru yolu gosteren, rahmet niteliginde yazılar vardı

    [155] Musa belirledigimiz bulusma icin soydaslarından yetmis kisi secti. Bunlar bir sarsıntıya tutulunca Musa dedi ki; «Ey Rabbim, eger dileseydin onları da beni de daha once yokederdin. Aramızdaki beyinsizlerin yaptıklarından dolayı bizi yok eder misin? Bu senin bir sınavından baska bir sey degildir. Bu sınav aracılıgı ile diledigini saptırır, diledigini de dogru yola iletirsin. Sen bizim dostumuz, efendimizsin. O halde bizi bagısla, bize merhamet et, sen bagıslayıcıların en hayırlısısın.»

    [156] Bize bu dunyada da ahirette de iyi olanı yaz. Biz sana yoneldik.» Allah dedi ki, «Azabıma diledigimi carptırırım. Fakat rahmetim her seyi kapsamına almıstır. Onu gunahlardan sakınanlara, zekatı verenlere ve ayetlerimize inananlara yazacagım.»

    [157] “Onlar ki yanlarındaki Tevrat’ta ve Incil’de yazılı gordukleri, okuma yazması olmayan peygambere tabi olurlar, o peygamber onlara iyiligi emreder, onları kotulukten nehyeder, tertemiz ve iyi olan seyleri helal, kotu ve zararlı seyleri haram eder, onların sırtlarındaki agır yuku kaldırır, onların zincirlerini kırar; o peygambere inanıp ona saygı gosteren, yardım eden, onunla birlikte gonderilen ısıga uyanlar yok mu, murada erenler iste onlardır” buyurdu

    [158] De ki; «Ey insanlar, ben Allah´ın hepinize gonderilmis elcisiyim. O ki, goklerin ve yerin egemenligi tekelindedir, O kendisinden baska ilah yoktur, diriltir ve oldurur. Geliniz Allah´a ve O´nun o okuma yazması olmayan (ummi) peygamberine, Allah´a ve O´nun sozlerine inanan Peygamberine inanınız, O´na uyunuz ki, dogru yolu bulasınız.»

    [159] Musa´nın soydaslarından insanları hakka ileten ve hakka uygun, adil hukumler veren bir grup vardı

    [160] Biz Israilogullarını oymaklar halinde on iki topluluga ayırdık. Kavmi Musa’dan su isteyince ona: “Asanla tasa vur” diye vahyettik; tastan on iki pınar fıskırdı, herkes icecegi yeri ogrendi. Bulutla uzerlerine golge yaptık. Onlara kudret helvası ve bıldırcın indirdik. “Size verdigimiz rızıkların temiz olanlarından yiyin” dedik. Onlar, karsı gelmekle bize degil kendilerine zulmediyorlardı

    [161] Hani onlara denmisti ki; «Su kasabada oturunuz, orada ne isterseniz yiyiniz, kasabanın kapısından girerken, baslarınızı egerek ´Bagısla bizi´ deyiniz ki, gunahlarınızı affedelim ve iyilik edenlerin mukafatını arttıralım.»

    [162] Fakat yahudilerin zalimleri o sozu kendilerine soylenmeyen baska bir sozle degistirdiler. Biz de zalimliklerinden oturu o zalimlere gokten agır bir azap indirdik

    [163] Onlara deniz kıyısındaki kasabanın halkının yaptıgını sor. Hani onlar cumartesi yasagını cigniyorlardı. Cunku cumartesi yasagına uydukları gun onlara akın akın balık geliyordu, fakat cumartesi yasagını cignedikleri gun onlara hic balık gelmiyordu. Oteden beri fasık oldukları icin, biz onları boylece sınavdan geciriyorduk

    [164] Hani o kasabalılardan bir grup «Allah´a yokedecegi ya da agır bir azaba carptıracagı bir topluma ne diye ogut veriyorsunuz» dedi de ogut verenler «Rabbinize karsı haklı bir mazeretimiz olsun ve ola ki kotulukten sakınırlar» dediler

    [165] Onlar kendilerine yapılan hatırlatmaları unutunca kotulukten sakındıranları kurtardık ve zalimleri, yoldan cıkmıslıkları yuzunden agır bir azaba ugrattık

    [166] Sakındırıldıkları kotulugu ısrarla ve kustahca islemeye devam edince kendilerine «birer asagılık maymun olunuz» dedik

    [167] Hani Rabbin acıkca bildirdi ki, iskencelerin en agırını tattıracak zorbaları kıyamet gunune kadar yahudilerin baslarına musallat edecektir. Hic kuskusuz Rabbi cabuk cezalandırandır ve yine O, hic kuskusuz bagıslayıcı ve merhametlidir

    [168] Biz yahudileri yeryuzunde cesitli gruplara ayırdık. Kimileri iyi kimselerdir, kimileri oyle degildir. Ola ki dogru yola donerler diye onları iyilikler ile ve kotulukler ile sınavdan gecirdik

    [169] Onlardan sonra gelen kotu bir nesil Kitab’a mirascı oldu. “Biz nasıl olsa affedilecegiz” diyerek Kitab’ın hukumlerini degistirme karsılıgı bu degersiz dunyanın mallarını alırlar. Yine ona benzer gecici bir sey kendilerine gelince onu da alırlar. Onlardan, Allah’a karsı ancak gercegi soyleyeceklerine dair Kitab uzerine ahd alınmamıs mıydı? Kitab’da onları okumamıslar mıydı? Allah’a karsı gelmekten sakınanlar icin ahiret yurdu daha hayırlıdır. Daha aklınızı basınıza almayacak mısınız

    [170] Onlar ki, Kitab´a sımsıkı sarılırlar ve namazı kılarlar! Hic kuskusuz biz iyi amel isleyenlerin mukafatını kayba ugratmaksızın tam olarak veririz

    [171] Hani o dagı (Tur Dagı´nı) basları uzerine cıkarmıstık, onlar dagın uzerlerine dusecegini sanmıslardı. Bu durumda kendilerine «Size verdigimiz Kitab´a sımsıkı sarılınız ve icindeki mesajları surekli aklınızda tutunuz

    [172] Hani Rabbin, Ademogulları´ndan onların bellerinden soylarını dısarı aldı ve Ben sizin Rabbiniz degil miyim? diyerek kendilerini birbirine sahit tutmustu da onlar da «Evet sahidiz» demislerdi. Allah kıyamet gunu soyle diyemeyesiniz diye bunu boyle yaptı; «bizim bundan haberimiz yoktu.»

    [173] ´Ya da soyle diyemeyesiniz diye; «Vaktiyle atalarımız musrik olmuslardı, biz onlardan sonra gelen kusaklardık, bizi egri yola sapanların yaptıklarından dolayı mı mahvedeceksin?»

    [174] Iste ayetlerimizi boyle ayrıntılı bicimde anlatıyoruz, ola ki, dogru yola donerler

    [175] Onlara su adamın olayını anlat: Adama ayetlerimizi sunduk, fakat o onların icinden sıyrılıp cıktı. Arkasından onu seytan pesine taktı da azgınlardan oldu

    [176] Eger dileseydik bu ayetler aracılıgı ile onun duzeyini yukseltirdik, fakat o yere saplandı kaldı. Onun durumu ustune varsan da, kendi haline bıraksan da dilini sarkıtıp hırlayarak soluyan kopegin durumu gibidir. Iste ayetlerimizi yalanlayanların durumu budur. Bu hikayeyi onlara anlat, ola ki, uzerinde dusunurler

    [177] Ayetlerimizi yalanlayan ve kendilerine zulmeden toplumun durumu ne kotu bir ornektir

    [178] Allah kimi dogru yola iletirse o dogru yolda olur, kimleri saptırırsa iste onlar, husrana ugrayanlardır

    [179] Andolsun ki, bircok cini ve insanı cehennemlik olarak yarattık. Onların kalpleri var. Fakat anlamazlar, gozleri var, fakat gormezler, kulakları var, fakat isitmezler. Onlar hayvanlar gibidirler. Hatta hayvanlardan da sapıktırlar. Onlar gaflet icindedirler

    [180] En guzel isimler Allah´ınkilerdir. O´na o isimler ile dua ediniz. O´nun isimleri konusunda egrilige sapanları sapıklıkları ile basbasa bırakınız. Onlar yaptıklarının cezasını ilerde cekeceklerdir

    [181] Yarattıgımız insanlar icinde baskalarını hakka ileten ve hakka uygun, adil hukumler veren bir kesim varılır

    [182] Ayetlerimizi yalanlayanları hic farkına varmayacakları bicimde yavas yavas kotu akıbetlerine yaklastıracagız

    [183] Onlara muhlet veririm. Cunku benim tuzagım saglamdır

    [184] Dusunmuyorlar mı ki, arkadasları Muhammed´in deli olması sozkonusu degildir. O sadece acık bir uyarıcıdır

    [185] Goklerin ve yerin gorkemli mekanizmasını, Allah´ın yasattıgı her seyi ve ecellerinin gercekten yaklasmıs olabilecegini dusunmuyorlar mı? Kur´an´dan sonra hangi soze inanacaklar

    [186] Allah´ın saptırdıgı kulu hic kimse dogru yola iletmez. O sapıkları, azgınlıklar icinde debelenmeye bırakır

    [187] Sana kıyamet anı hakkında sorarlar, ne zaman gelip catacak diye. De ki, «onun bilgisi rabbimin tekelindedir. Vakti gelince, onu gerceklestirip acıga cıkaracak olan O´dur.» Goklerin ve yerin agırlıgını kaldıramayacagı bu olay basınıza ansızın gelecektir. Sanki sen bu konuyu surekli kurcalıyormussun gibi, sana onu soruyorlar. De ki; «onun bilgisi Allah´ın tekelindedir, fakat insanların cogu bu gercegi bilmezler.»

    [188] De ki; ben kendime, Allah´ın dilediginden baska bir yarar ya da zarar dokunduracak gucte degilim. Eger gorunmeyeni, gaybı bilseydim, daha cok iyilik elde ederdim. Ve basıma hicbir kotuluk gelmezdi. Ben sadece muminler toplumuna seslenen bir uyarıcı ve mujdeciyim

    [189] O ki, sizi bir tek kisiden turetti, o tek kisinin beraberliginde huzura erecegi esini de kendi ozunden yarattı, esini kucaklayıp sarınca, hafif bir yuk yuklendi. Onu bir sure tasıdı, sonra yuku agırlasınca, esler birlikte «eger bize saglıklı bir cocuk verirsen, kesinlikle sana sukredenlerden oluruz» diye Allah´a dua ettiler

    [190] Fakat Allah onlara saglıklı bir cocuk verince, kendilerine Allah tarafından verilen bu cocuk uzerinde Allah´a ortak kostular. Oysa Allah onların kostugu ortaklardan munezzehtir

    [191] Hicbir sey yaratmayan, kendileri birer yaratık olan varlıkları Allah´a ortak kosuyorlar

    [192] Oysa bu duzmece ortaklar, ne onlara yardım edebilirler, ne de kendilerine yardım edebilirler

    [193] Eger onları dogru yola cagırırsanız size uymazlar; onları cagırsanız da karsılarında suskun dursanız da sizin icin birdir

    [194] Allah´ın dısındaki yalvardıklarınız tıpkı sizin gibi birer kul, birer yaratıkdırlar. Eger onlara iliskin dusunceniz dogru ise, cagırın onları da, size karsılık versinler bakalım

    [195] Onların yuruyecek ayakları mı var, tutacak elleri mi var, gorecek gozleri mi var, yoksa isitecek kulakları mı var? De ki, Allah´a kostugunuz ortakları cagırınız, sonra hic goz actırmaksızın bana karsı tuzak kurunuz

    [196] Benim dostum, koruyucum Kitab´ı (Kur´an´ı) indiren Allah´tır. O iyileri dost edinir, koruması altında tutar

    [197] O´nun dısındaki yalvardıklarınız ne size yardım edebilirler, ne de kendilerine yardım edebilirler

    [198] Eger onları dogru yola cagırırsanız isitmezler, onları sana bakar gibi gorursun, fakat gormezler

    [199] Affı, kolaylastırmayı prensip edin, iyi olanı emret ve cahillere aldırıs etme

    [200] Eger seytandan gelen bir durtmeye, bir kıskırtmaya ugrayacak olursan Allah´a sıgın. Cunku O, her seyi isiten ve her seyi bilendir

    [201] Allah´tan korkanlar seytandan gelen bir durtmeye bir kıskırtmaya ugradıklarında, Allah´ın uyarılarını hatırlar ve hemen gercegi gorurler

    [202] Seytanın kardesleri, dostları azgınlıkta seytanlara yardakcılık ederler, sonra da ellerinden geleni yapmaya devam ederler

    [203] Sen onlara bir ayet sunmadıgın zaman «kendin bir ayet uydursaydın ya» derler. De ki; «Ben ancak Rabbim tarafından bana indirilen vahye uyuyorum. Bu Kur´an´daki ayetler muminler toplulugu icin uyarıcı kanıtlar, dogru yol kılavuzu ve rahmettir.»

    [204] Kur´an okundugu zaman onu dikkatle ve sessizce dinleyiniz ki, size rahmet edilsin

    [205] Rabbinin adını yalvararak korkarak ve yuksek olmayan bir sesle sabah aksam an ve gafillerden olma

    [206] Rabbinin yanındakiler, burun kıvırıp O´na kulluk etmekten geri durmazlar, O´nu noksanlıklardan tenzih ederler ve O´na secde ederler

    Enfâl

    Surah 8

    [1] Sana savas ganimetlerinin bolusumu hakkında soru sorarlar. De ki; ganimetler hakkında hukum verme yetkisi Allah´a ve Peygamber´e aittir. Buna gore eger mumin iseniz, Allah´dan korkunuz, iliskilerinizi duzeltiniz, Allah´a ve Peygamber´e itaat ediniz

    [2] Muminler ancak oyle kimselerdir ki, Allah anıldıgında kalpleri urperir, yanlarında Allah´ın ayetleri okundugu zaman bu ayetler imanlarını arttırır, pekistirir ve sadece Rabblerine dayanırlar

    [3] Onlar namazı kılarlar ve kendilerine bagısladıgımız rızıklardan baskalarına da verirler

    [4] Iste gercek mu´minler bunlardır. Onları Rabbleri katında yuksek dereceler, bagıslanma ve goz kamastırıcı rızık beklemektedir

    [5] (Ganimetlerin bolusumu sırasında karsılastıgın bu hosnutsuzluk) tıpkı mu´minlerin bir kesimi istemedigi halde Rabbinin seni hak ugruna savasmak icin evinden cıkarmasına benzer

    [6] Onlar sanki goz gore gore olume suruluyorlarmıs gibi, gercek ortaya cıktıktan sonra seninle tartısıyorlar

    [7] Allah, iki gruptan birinin hakkından geleceginizi vadettigi zaman, siz gucsuz olan grubun size dusmesini istediniz. Oysa Allah sozleri aracılıgı ile gercegi yuceltmeyi ve kafirlerin kokunu kazımayı, soylarını kurutmayı istiyordu

    [8] Amac, mucrimlerin hosuna gitmese de gercegi yuceltmek ve batılı ortadan kaldırmaktı

    [9] Hani siz Rabbinizden yardım istediginizde Allah bu cagrınıza ´Ben size ardarda gelecek bin kisilik bir melek ordusu ile yardım edecegim´ diye cevap verdi

    [10] Allah sadece mujde olsun ve kalpleriniz guven bulsun diye size bu yardımı yaptı. Zaten yardım, zafer dogrudan dogruya Allah katındandır. Hic kuskusuz Allah ustun iradeli ve hikmet sahibidir

    [11] Hani Allah, korkunuzu gidermek icin sizi hafif bir uykuya daldırmıstı. Ayrıca sizi temizlemek, seytanın vesvesesinden arındırmak, kalplerinizi pekistirip kaynastırmak ve ayaklarınızın yere saglam basmasını saglamak icin size gokten su indirdi

    [12] Hani Rabbin meleklere «Ben sizinle beraberim, mu´minleri yureklendirin, ben kafirlerin kalplerine korku salacagım, vurun boyunlarını, indirin darbelerinizi parmaklarına» diye vahyetti

    [13] Sundan dolayı ki, onlar Allah´a ve Peygamber´e karsı cıktılar. Kim Allah´a ve Peygamber´e karsı cıkarsa bilsin ki, Allah´ın azabı agırdır

    [14] Iste size Allah´ın azabı, tadınız onu. Ayrıca kafirler icin cehennem azabı da vardır

    [15] Ey mu´minler, kafirlerin uzerinize dogru ilerleyen ordusu ile karsılastıgınız zaman sakın onlara arkanızı donmeyiniz

    [16] Savas taktigi geregince yer degistirme ya da baska bir birlige katılma amacları dısında o gun kim kafirlere arka donerse, Allah´ın gazabına ugramıs olarak doner. Onun varacagı yer cehennemdir. Orası ne fena bir donus yeridir

    [17] Musrikleri olduren siz degildiniz, fakat Allah oldurdu onları. Onlara dogru toprak atarken, sen atmadın, fakat Allah attı. Allah kendi keremi ile mu´minleri guzel bir sınavdan gecirmek icin bunu boyle yaptı. Hic kuskusuz Allah isitendir, bilendir

    [18] Bunların yanısıra Allah kafirlerin tuzaklarını bosa cıkarandır

    [19] Ey musrikler eger zafer istiyorsanız, size zafer geldi (fakat aleyhinize cıktı). Eger Peygamber´e karsı cıkmaktan vazgecerseniz iyiliginize olur. Yok eger bir daha aynı seyi yaparsanız biz de size yine aynı akibeti tattırırız. Toplulugunuz ne kadar kalabalık olursa olsun size hicbir yarar saglamayacaktır. Allah kesinlikle mu´minler ile beraberdir

    [20] Ey mu´minler Allah´a ve Peygamber´e itaat ediniz: sozlerini isittiginiz halde O´na sırt donmeyiniz

    [21] Onun soylediklerini isitmedikleri halde «isittik» diyenler gibi olmayınız

    [22] Allah katında canlıların en kotusu, dusunmeyen, gercegi kavramayan sagır ve dilsizlerdir

    [23] Eger Allah onlarda hayır oldugunu bilseydi, kendilerine gercegi isittirirdi. Oysa eger gercegi isittirse bile yine burun kıvırarak yuz cevirirlerdi

    [24] Ey mu´minler, Allah ve Peygamberi sizi hayat bagıslayacak ilkelere cagırdıkları zaman bu cagrıya olumlu karsılık veriniz. Biliniz ki, Allah kisi ile kalbi arasına girer ve siz O´nun huzurunda biraraya geleceksiniz

    [25] Sadece aranızdaki zalimlerin baslarına gelmekle yetinmeyecek olan beladan sakınınız. Biliniz ki, Allah´ın´ azabı agırdır

    [26] Hatırlayınız ki, bir zamanlar siz yeryuzunde ezilen, sayıca az bir gruptunuz, insanlar sizi kapıp goturecekler diye korkuyordunuz. Fakat sukredesiniz diye Allah size sıgınak sagladı, helal besinler sundu, sizi yardımı ile destekledi

    [27] Ey mu´minler Allah´a, Peygamber´e hıyanet etmeyiniz. Yoksa ustlendiginiz emanetlere bile bile hıyanet etmis olursunuz

    [28] Biliniz ki, mallarınız ve evlatlarınız sizin icin aslında birer sınav konusudur ve buyuk odul Allah katındadır

    [29] Ey mu´minler, eger Allah´dan korkarsanız, O size iyiyi kotuden ayırd edebilecek bir nosyon, bir kriter bagıslar, kotuluklerinizi orter ve sizi affeder. Allah buyuk lutuf sahibidir

    [30] Hani kafirler seni tutuklamak, oldurmek ya da Mekke´den surmek amacı ile aleyhinde tuzak kurmuslardı. Onlar tuzak kurarken Allah da tuzak kuruyordu. Hic kuskusuz Allah en etkili tuzak kurucudur

    [31] Onlara ayetlerimiz okununca «isittik, istesek biz de bunlar gibisini soyleyebiliriz, bunlar eskilerin masallarından baska bir sey degildirler» dediler

    [32] Hani onlar «Allah´ımız, eger bu Kur´an senin tarafından gonderilmis gercek bir kitap ise, basımıza gokten tas yagdır ya da bizi acıklı bir azaba carptır» dediler

    [33] Oysa sen aralarında bulundukca, Allah onları azaba carptırmaz. Ayrıca bagıslanma dilerlerken de Allah onları azaba carptırmaz

    [34] Yoksa onlar insanların Mescid-i Haram´a girmelerine engel oldukları halde, Allah onları niye azaba carptırmasın ki? Onlar oranın korucuları degildiler. Oranın korucuları ancak Allah´ın yasaklarından sakınanlardır. Fakat cokları bunu bilmezler

    [35] Onların Kabe karsısında tapınmaları naradan ve alkıstan ibaretti. Suregelen inkarcılıgınızın karsılıgı olarak simdi azabı tadın bakalım

    [36] Kafirler insanları Allah yolundan alıkoymak icin mallarını harcarlar. Onlar mallarını bu ugurda harcayacaklar, sonra da bu harcama onlar icin yurek acısı olacak, arkasından da yenilgiye ugrayacaklardır. Kafirler cehennemde biraraya getirileceklerdir

    [37] Ta ki, Allah murdarı temizden ayırdetsin ve murdarları ustuste koyup hep biraraya yıgarak cehenneme atsın. Iste bunlar husrana ugrayanlardır

    [38] Kafirlere dedi ki; «Eger saldırganlıklarından vazgecerlerse gecmisteki sucları bagıslanır. Yok eger eski tutumlarına donerlerse, daha oncekiler icin gecerli olan kurallar onlar icin de isler.»

    [39] Fitnenin koku kazınıp Allah´ın dini kesinlikle egemen oluncaya kadar onlarla savasınız. Eger yaptıklarından vazgecerlerse, hic suphesiz Allah onların ne yaptıklarını gorur

    [40] Eger yuz cevirirlerse biliniz ki, Allah sizin dostunuz ve dayanagınızdır. O ne guzel bir dost ve dayanak, ne guzel bir yardım edicidir

    [41] Eger Allah´a ve dogru ile egrinin birbirinden ayrıldıgı gun, yani iki ordunun Bedir´de karsılastıgı gun kulumuz Muhammed´e indirdigimiz mesaja inanıyorsanız biliniz ki, ele gecirdiginiz ganimet mallarının beste biri Allah´a, Peygamber´e, Peygamber´in yakınlarına, yetimlere, yoksullara ve yarı yolda kalanlara aittir. Allah her seye kadirdir

    [42] Hani Bedir savasında siz vadinin Medine´ye yakın yakasında, onlar Medine´ye uzak yakasında ve ticaret kervanı da vadi tabanına sizden daha yakın idi. Eger bu sekilde bulusmak uzere sozlesseydiniz bile bu sekilde bulusamazdınız. Fakat Allah ortaya cıkması gereken bir sonucun gerceklesmesi icin bu bulusmayı boyle duzenledi. Boylece can veren bile bile can verecek, hayatta kalan da bile bile hayatta kalacaktı. Hic kuskusuz Allah Her seyi isitir ve her seyi bilir

    [43] Hani Allah onları sana ruyanda az gosteriyordu. Eger onları kalabalık gosterseydi moraliniz bozulur, bu konuda aranızda tartısmaya duserdiniz. Fakat Allah, sizi bu tehlikeden korudu. Hic suphesiz O, kalplerin ozunu bilir

    [44] Allah, ortaya cıkması gereken sonucun gerceklesmesi icin savas alanında karsılastıgınızda onları sizin gozlerinizde az gosteriyor, sizi de onların gozlerinde azaltıyordu. Her isin sonu Allah´a varır

    [45] Ey mu´minler, bir savas birligi ile karsılastıgınızda direniniz, Allah´ı cok anınız ki, basarıya eresiniz

    [46] Allah´a ve Peygamberi´ne itaat ediniz. Aranızda tartısmaya, cekismeye dusmeyiniz. Yoksa moraliniz bozulur, hızınız kaybolur. Sabrediniz. Cunku Allah sabırlılar ile beraberdir

    [47] Yurtlarından calım satarak, halka gosteris yaparak sefere cıkan ve insanları Allah yolundan alıkoyanlar gibi olmayınız. Suphe yok ki, Allah onların butun yaptıklarını bilgisi ile kusatmıstır

    [48] Hani seytan onlara yaptıkları isleri guzel gostererek kendilerine «Bugun sizi hicbir insan grubu yenemez, ben sizin arkanızdayım» dedi. Fakat iki ordu birbirini gorunce, birdenbire geri donerek, «Benim sizinle hicbir ilgim yok, ben sizin gormediginizi goruyorum, ben Allah´tan korkarım, cunku Allah´ın azabı agırdır» dedi

    [49] Hani munafıklar ile kalplerinde hastalık bulunanlar «Bu muslumanları dinleri sımartıp yanılgıya dusurdu» dediler. Oysa kim Allah´a dayanırsa bilsin ki Allah, ustun iradeli ve hikmet sahibidir

    [50] Melekler, kafirlerin canlarını alırken keski gorseydiniz; onların yuzlerine ve sırtlarına vurarak soyle derler: «Yakıcı azabı tadınız bakalım.»

    [51] Iste bu vaktiyle kendi ellerinizle hazırladıgınız bir sonuctur. Yoksa Allah kesinlikle kullarına haksızlık etmez

    [52] Bu kafirlerin durumu tıpkı Firavunogulları ile daha onceki kafirlerin durumu gibidir. Onlar Allah´ın ayetlerini inkar ettiler, Allah da gunahları yuzunden yakalarına yapıstı. Hic suphesiz Allah gucludur ve azabı agırdır

    [53] Bu boyledir. Cunku bir toplum, sahip oldugu iyi bir niteligi degistirmedikce, Allah da o topluma vermis oldugu nimeti degistirmez. Hic suphesiz Allah her seyi isitir, her seyi bilir

    [54] Bu kafirlerin durumu tıpkı Firavunogulları ile daha onceki kafirlerin durumu gibidir. Onlar Rabblerinin ayetlerini yalanladılar, biz de onları gunahları yuzunden yokettik, Firavunogulları´nı denizde bogduk. Bunların hepsi zalimdi

    [55] Allah katında canlıların en kotuleri kafirlerdir. Onlar artık inanmazlar

    [56] Onlar kendileri ile antlasma yaptıgın her defasında hic cekinmeden antlasmalarını bozan kimselerdir

    [57] Eger savasta, onları ele gecirirsen, onları geride kalanlara bir ibret olacak bicimde cezalandır

    [58] Eger antlasmalı bir toplumun anlasmasını bozacagından endiseli isen, aranızdaki antlasmayı, karsılıklılık ilkesi uyarınca acıkca yuzlerine fırlat. Cunku, Allah ihanet edenleri sevmez

    [59] Kafirler sakın yakayı kurtardıklarını sanmasınlar. Cunku onlar bizi kesinlikle aciz bırakamazlar

    [60] Ey iman edenler, onlara karsı gucunuzun yettigi kadar – Allah’ın dusmanı ve sizin dusmanlarınızı ve bunların dısında Allah’ın bilip sizin bilmediklerinizi yıldırmak uzere – kuvvet ve savas atları hazırlayın. Allah yolunda sarf ettiginiz her sey, size haksızlık yapılmadan tamamen odenecektir

    [61] Eger onlar barısa yanasırlarsa sen de ona yanas ve Allah´a dayan. Cunku O her seyi isiten ve bilendir

    [62] Eger onlar seni aldatmak isterlerse kusku yok ki, Allah sana yeter. O seni yardımı ile ve mu´minler aracılıgı ile desteklemistir

    [63] Allah, mu´minlerin kalplerini uzlastırdı. Eger sen dunyadaki her seyi harcasan yine onların kalplerini uzlastıramazdın. Fakat Allah onları uzlastırdı. Hic kuskusuz O, ustun iradeli ve hikmet sahibidir

    [64] Ey peygamber, sana ve sana uyan mu´minlere Allah yeter

    [65] Ey peygamber, mu´minleri savasa tesvik et. Eger sizden yirmi sabırlı kisi olursa bunlar iki yuz kafiri yenerler. Eger sizden yuz kisi olsa, bunlar bin kafiri yenerler. Cunku onlar anlayıssız, bilincsiz bir guruhtur

    [66] Allah, bundan boyle, bu konudaki yukunuzu hafifletti ve bunyenizde bir zaaf belirdigini bildi. Buna gore eger sizden yuz sabırlı kisi olursa, bunlar iki yuz kafiri yenerler. Eger sizden bin sabırlı kisi olursa, bunlar Allah´ın izni ile iki bin kafiri yenerler. Allah sabırlılarla beraberdir. ´

    [67] Yeryuzunde ustunlugunu percinlemedikce hicbir peygamberin esir alması yerinde degildir. Siz gecici dunya malını istiyorsunuz. Oysa Allah sizin hesabınıza ahireti istiyor. Allah ustun iradeli ve hikmet sahibidir

    [68] Eger Allah´ın daha once kesinlesmis (ve bu konuda lehinize isleyen) bir hukmu olmasaydı, esirlerin karsılıgında aldıgınız fidyeler yuzunden basınıza buyuk bir azap gelirdi

    [69] Artık elinize gecen ganimet mallarını helal olarak afiyetle yiyiniz, Allah´dan korkunuz. Hic kuskusuz Allah affedicidir ve merhametlidir

    [70] Ey peygamber elinizdeki esirlere de ki; «Eger Allah kalplerinizde hayırlı bir yaklasım oldugunu gorurse size elinizden alınandan daha iyisini verir ve sizi affeder. Hic suphesiz, Allah affedicidir ve merhametlidir

    [71] Eger bu esirler sana ihanet etmeyi dusunuyorlarsa bilsinler ki, daha once Allah´a ihanet ettiler de bu yuzden O, seni onlara karsı ustun getirdi. Hic kuskusuz Allah her seyi bilir ve her yaptıgı yerindedir

    [72] Iman edip Medine´ye gocenler ve Allah yolunda canları ile malları ile cihad edenler ile bu gocmenlere barınak saglayanlar ve yardım edenler birbirlerinin yandasları, koruyucularıdırlar. Iman edip Medine´ye gocetmeyenlere gelince, bunlar gocetmedikce kendilerine karsı hicbir yandaslık, koruyuculuk yukumlulugunuz yoktur. Eger boyleleri sizden, aranızda saldırmazlık antlasması bulunmayan bir topluma karsı din konusunda yardım isterlerse kendilerine yardım etmekte yukumlusunuz. Allah yaptıgınız her seyi gorur.»

    [73] Kafirler birbirlerinin yandasları, koruyucularıdırlar. Eger aranızda bu sıkı dayanısmayı gerceklestirmezseniz, yeryuzunde fitne ve buyuk bir kargasa cıkar

    [74] Iman edip Medine´ye gocenler ve Allah yolunda malları ile, canları ile cihad edenler ile bu gocmenlere barınak saglayanlar ve yardım edenler var ya, iste bunlar gercek mu´minlerdir, onları bagıslanma ve bol rızık beklemektedir

    [75] Sonradan iman edip Medine´ye gocenlere ve sizinle birlikte cihad edenlere gelince onlar sizdendirler. Allah´ın Kitabı´na gore yakın akrabaların birbirlerine mirascı olma konusunda oncelik hakları vardır. Hic kuskusuz Allah her seyi bilir

    Tevbe

    Surah 9

    [1] Kendileri ile aranızda antlasma bulunan musriklere Allah ve Peygamber´i tarafından yoneltilen bir iliski kesme ihtarıdır bu

    [2] Dort ay daha yeryuzunde serbestce dolasınız. Allah´ın yapacaklarına engel olamayacagınızı ve Allah´ın kafirleri perisan edecegini biliniz

    [3] Buyuk hacc gunu Allah ve Peygamber tarafından tum insanlara duyurulur ki; «Allah ve Peygamber´i ile musrikler arasında her turlu iliski kesilmistir. Eger tevbe ederseniz bu sizin icin daha yararlıdır. Eger sırt cevirirseniz Allah´ın yapacaklarına engel olamayacagınızı biliniz. Ey Peygamber, kafirleri acıklı bir azapla mujdele!»

    [4] Yalnız antlasma sartlarını eksiksiz bicimde yerine getiren ve size karsı hic kimseyi desteklemeyen musriklere gelince onlar ile aranızdaki anlasmalara surelerinin sonuna kadar uyunuz. Hic suphesiz Allah kotulukten sakınanları sever

    [5] Haram aylar gecince musrikleri buldugunuz yerde oldurunuz, yakalayıp hapsediniz, butun muhtemel gecitleri tutup onları gozetleyiniz. Eger tevbe eder de namaz kılar ve zekat verirlerse onları salıveriniz. Hic suphesiz Allah affedici ve merhametlidir

    [6] Eger puta tapanlardan biri senden can guvenligi isterse kendisine can guvenligi sagla ki, Allah´ın sozunu, Kur´an´ı isitebilsin, sonra da onu guven icinde olacagı bir yere ulastır. Cunku onlar gercekleri bilmeyen bir guruhtur

    [7] Mescid i Haram´ın, Kabe´nin yanında antlasma yaptıklarınız dısındaki musriklere karsı Allah´ın ve Peygamber´in nasıl taahhudu olabilir? Onlar size karsı durust davrandıkca siz de onlara karsı durust davranınız. Hic suphesiz Allah kotulukten sakınanları sever

    [8] Allah´ın ve Peygamber´in onlara karsı nasıl taahhudu olabilir ki, eger size karsı ustun gelseler ne and ve ne de yukumluluk gozetirler. Dilleri ile sizi hosnut etmeye calısırlar, ama kalbleri sozleri ile celisiktir. Onların cogunun karakteri bozuktur

    [9] Allah´ın ayetlerini birkac paraya sattılar ve insanları O´nun yolundan alıkoydular. Onların yaptıkları ne kadar kotudur

    [10] Onlar bir mumine karsı ne and ve ne de yukumluluk gozetirler. Onlar saldırganların ta kendileridirler

    [11] Eger tevbe edip namazı kılar ve zekatı verirlerse sizin din kardesleriniz olurlar. Biz bilgili kimselere ayetlerimizi ayrıntılı bicimde acıklarız

    [12] Eger onlarla antlasma yaptıktan sonra antlarını bozarlar da dininize dil uzatırlarsa kafirlerin elebasları ile savasınız. Cunku onlar icin yeminin bir anlamı yoktur. Belki can korkusu ile saldırılarına son verirler

    [13] Yeminlerini bozan ve Peygamber´i Mekke´den cıkarmaya yeltenen kimseler ile, ustelik size karsı savası baslatan taraf oldukları halde, savasmayacak mısınız? Yoksa onlardan korkuyor musunuz? Oysa eger mumin iseniz asıl Allah´dan korkmalısınız

    [14] Onlarla savasınız ki, Allah sizin elinizle onları azaba carptırsın, kendilerini perisan etsin, sizi onlara karsı ustun getirsin de muminlerin kalb yaralarını iyilestirsin, su serpsin

    [15] Kalblerindeki kini gidersin. Allah diledigi kimselerin tevbesini kabul eder. Allah ustun iradelidir ve ne yaparsa yerindedir

    [16] Yoksa Allah icinizdeki cihad edenleri ve Allah´dan, Peygamber´den, muminlerden baska hic kimseyi sırdas edinmeyenleri belirlemeden sizi kendi halinize bırakacak mı sandınız? Allah yaptıgınız her isten haberdardır

    [17] Musriklere, kafir olduklarına bizzat kendileri tanıklık ettikleri halde Allah´ın mescidlerini onarıp senlendirmek dusmez. Onların butun yaptıkları bosunadır. Onlar ebedi olarak cehennemde kalacaklardır

    [18] Allah´ın mescidlerini ancak Allah´a ve ahiret gunune inananlar, namazı kılanlar, zekatı verenler, Allah´dan baska hic kimseden korkmayanlar onarıp senlendirebilir. Bu kimselerin dogru yolu bulanlardan olmaları umulur

    [19] Hacılara su saglamayı ve Kabe´yi onarıp senlendirmeyi, ahiret gunune inanmakla ve Allah yolunda cihad etmekle bir mi tutuyorsunuz? Bunlar Allah katında bir degildirler. Allah zalimler guruhunu dogru yola iletmez

    [20] Iman edip Medine´ye hicret edenlerin ve malları, canları ile Allah yolunda cihad edenlerin Allah katındaki dereceleri en ustundur. Iste kurtulusa erenler onlardır

    [21] Rabb´leri onları kendi oz bagısı olan bir rahmetle, hosnutluk ve bitmez tukenmez nimetlerle dolu cennetler ile mujdeler

    [22] Onlar orada ebedi olarak kalacaklardır. Hic suphesiz buyuk odul Allah katındadır

    [23] Ey muminler, eger babalarınız ve kardesleriniz kafirligi, muminlige tercih ediyorlarsa sakın onları dost, yandas edinmeyiniz. Kimler boylelerini dost edinirlerse onlar zalimlerin ta kendileridirler

    [24] De ki; «Eger babalarınızı, evlatlarınızı, kardeslerinizi, eslerinizi, hısım akrabanızı, kazandıgınız malları, bozulmasından korktugunuz ticareti ve hosunuza giden evleri, konakları Allah´dan, Peygamber´den ve Allah yolunda cihad etmekten daha cok seviyorsanız Allah emrini gerceklestirinceye, yapacagını yapıncaya kadar bekleyiniz. Allah yoldan cıkmıslar guruhunu dogru yola iletmez.»

    [25] Gercekten Allah size bircok yerde, bircok olayda oldugu gibi Huneyn savası gunu de yardım etti. Hani o gun sayıca cok olusunuz hosunuza gitmis, boburlenmenize yolacmıstı da bu kalabalıklık size hicbir yarar saglamamıstı; yeryuzu, onca genisligine ragmen size dar gelmisti de sonra arkanızı donup kacmıstınız

    [26] Bu bozgunun arkasından Allah, Peygamberinin ve muminlerin kalblerine guven duygusu indirdi ve gormediginiz ordular gondererek kafirleri azaba carptırdı. Kafirlerin gorecekleri karsılık budur

    [27] Bundan sonra Allah diledigi kimselerin tevbelerini kabul eder. Allah affedicidir, merhametlidir

    [28] Ey muminler! Allah´a ortak kosanlar birer somut pisliktirler. Bundan dolayı bu yıldan sonra bir daha Mescid- i Haram´a yaklasmasınlar. Eger (ziyaretci sayısının azalması yuzunden) yoksul duseceginizden korkuyorsanız, biliniz ki, Allah eger dilerse yakında kendi lutfu ile sizi zengin edecektir. Hic suphesiz Allah her seyi bilir ve her yaptıgı yerindedir

    [29] Allah´a ve Ahiret gunune inanmayan, Allah´ın ve Peygamber´in haram kıldıgı seyleri haram saymayan ve gercek dini benimsemeyen yahudi ve hıristiyanlar ile, bunlar size boyun egip kendi elleri ile cizye verene dek savasınız

    [30] Yahudiler «Uzeyr, Allah´ın ogludur» dediler. Hıristiyanlar da «Mesih (Isa) Allah´ın ogludur» dediler. Bunlar, onların agızları ile geveledikleri dayanaksız sozlerdir. Boyle demekle daha onceki kafirlerin sozlerine ozeniyorlar. Allah kahretsin onları. Nasıl gerceklerden sapıyorlar

    [31] Onlar Allah dısında hahamlarını, rahiplerini ve Meryemoglu Isa´yı ilah edindiler. Oysa onlara sadece tek ilaha, kendisinden baska ilah olmayan ve onların yakıstırma ortaklarından uzak olan Allah´a kulluk etmeleri emredilmisti

    [32] Onlar Allah´ın nurunu agızları ile sondurmek istiyorlar. Oysa Allah, kafirlerin hosuna gitmese de, nurunu kesinlikle tamama erdirmekte kararlıdır

    [33] Musriklerin hosuna gitmese de kendi dinini diger butun dinlere karsı ustun getirmek uzere peygamberini dogru yol ve gercek din ile gonderen O´dur

    [34] Ey muminler, bircok hahamlar ve rahipler insanların mallarını egri yontemlerle yerler ve halkı Allah´ın yolundan alıkoyarlar. Altın ve gumusu biriktirip de bunları Allah yolunda harcamayanları acıklı bir azapla mujdele

    [35] O gun biriktirdikleri altın ve gumusler cehennem atesinde kızdırılır ve onlarla alınları, yan tarafları ve sırtları daglanır; kendilerine «Bunlar biriktirdiginiz altın ve gumuslerdir simdi biriktirdiklerinizin azabını tadın bakalım» denir

    [36] Allah´ın gokleri ve yeri yarattıgı gunden beri gecerli olan evrensel yasasına gore O´nun katında ayların sayısı onikidir. Bunlardan dordu haram aylardır. Bu dosdogru dindir. Sakın bu aylarda konmus yasakları cigneyerek kendinize zulmetmeyiniz. Allah´a ortak kosanlar nasıl size karsı topyekun savasıyorlarsa, siz de onlarla topyekun savasınız ve biliniz ki, Allah kotuluklerden sakınanlarla beraberdir

    [37] Haram aylardaki savas yasagını baska aylara aktarmak, ertelemek kafirlikte daha ileri gitmektir. Kafirler bu yolla sapıklıga suruklenirler. Onlar Allah´ın haram kıldıgı ayları sayıca denk getirmek icin bu ertelemeyi bir yıl helal sayarlarken, bir sonraki yıl haram kabul ederler. Boylece Allah´ın haram kıldıgını helal saymıs olurlar. Yaptıkları cirkin isler kendilerine guzel gosterildi. Allah kafirler guruhunu kesinlikle dogru yola iletmez

    [38] Ey mu´minler, size ne oldu da «Allah yolunda savasa cıkınız» dendiginde yere cakıldınız. Yoksa dunya hayatını ahirete tercih mi ettiniz? Oysa dunya hayatının hazzı, ahiretin hazzı yanında pek azdır

    [39] Eger savasa cıkmazsanız Allah sizi acıklı bir azaba ugratarak yerinize baska bir toplum getirir. Siz Allah´a hic bir zarar dokunduramazsınız. Cunku Allah´ın gucu her seyi yapmaya yeter

    [40] Peygamber´e yardım etmezseniz, biliniz ki, kafirler O´nu Mekke´den cıkardıklarında iki kisiden biri olarak magaradayken Allah O´na yardım etmisti. Hani O arkadasına «Uzulme, Allah bizimle beraberdir» diyordu. Allah O´nun kalbine guven duygusu indirmis, kendisini goremediginiz askerler ile desteklemis, boylece kafirlerin sozunu alcaltmıstı. Yuce olan Allah´ın sozudur. Allah ustun iradelidir ve her yaptıgı yerindedir

    [41] Kolayınıza da gelse zorunuza da gitse mutlaka sefere cıkınız, Allah yolunda mallarınızla ve canlarınızla cihad ediniz. Eger bilirseniz bu sizin icin daha hayırlıdır

    [42] Eger yakın vadeli bir kazanc ve kısa bir yolculuk sozkonusu olsaydı, mutlaka pesinden gelirlerdi. Fakat bu sıkıntılı yolculuk onlara uzun geldi. Allah adına yemin ederek, «Eger gucumuz yetseydi, kesinlikle sizinle birlikte sefere cıkardık» diyerek kendilerini mahvedecekler. Oysa Allah biliyor ki, onlar yalan soyluyorlar

    [43] Allah affetsin seni. Kimlerin dogru soyledigi belli oluncaya ve kimlerin yalancı oldugunu belirleyinceye kadar onlara nicin izin verdin

    [44] Allah´a ve ahiret gunune inananlar, malları ile ve canları ile cihad etmekten geri kalmak icin senden izin istemezler. Allah kotulukten sakınanları bilir

    [45] Senden savastan muaf tutulmaları yolunda izin isteyenler, Allah´a ve ahiret gunune inanmayanlar, kalpleri kuskuya kapılıp bu kuskuları icinde bocalayanlardır

    [46] Eger onlar sefere cıkmak isteselerdi, bunun icin hazırlık yaparlardı. Fakat Allah, sefere cıkmaya kalkısmalarını istemedigi icin onları boyle bir girisimden alıkoydu. Kendilerine «(Kadın, cocuk, yaslı, hasta gibi) savasma gucunden yoksun kimselerle birlikte siz de evlerinizde oturunuz» dendi

    [47] Eger sizinle birlikte sefere cıksalardı, size bozgunculuktan baska bir katkıları olmazdı, sizi birbirinize dusurmek icin aranıza atılacaklar, balıklama dalacaklardı. Aranızda onların sozlerine kulak verecekler de vardı. Allah zalimlerin kimler oldugunu bilir

    [48] Onlar daha once de fitne cıkarmak istemisler, sana karsı cesitli entrikalar cevirmislerdi. Sonunda gercek geldi ve onların istememesine ragmen, Allah´ın emri ustun cıktı

    [49] Onlardan bazıları, «Bana savasa katılmama izni ver de beni fitneye dusurme» derler. Haberiniz olsun ki, onlar fitnenin icine dusmuslerdir ve cehennem kafirleri kusatacaktır

    [50] Eger karsına bir iyilik cıkarsa fenalarına gider. Eger basına bir musibet gelirse, «Biz savasa katılmayarak onceden tedbirimizi aldık» diyerek sevinc icinde donup giderler

    [51] Onlara de ki; «Basımıza gelenler, sadece Allah´ın alnımıza yazdıklarıdır. Bizim mevlamız, sahibimiz O´dur. Mu´minler sadece Allah´a dayansınlar.»

    [52] De ki; «Bizim icin beklediginiz sonuc iki iyiden, yani zaferden veya sehit dusmekten biri degil mi? Biz ise Allah´ın sizi ya dogrudan dogruya kendi tarafından ya da bizim elimizle azaba ugratmasını bekliyoruz. Bekleyiniz bakalım, biz de sizinle birlikte bekliyoruz.»

    [53] Onlara de ki, «Ister gonullu, ister gonulsuz olarak sadaka veriniz, verdiginiz sadakalar kabul edilmeyecektir, sizler yoldan cıkmıslar guruhusunuz.»

    [54] Verdikleri sadakaların kabul edilmesini engelleyen tek sebep sudur; Onlar Allah´a ve Peygamber´e inanmadılar, namaza ancak uyusuk uyusuk dururlar ve verdikleri sadakaları istemeyerek verirler

    [55] Artık onların malları ve cocukları seni imrendirmesin. Allah bunlarla onlara dunya hayatında azap etmek ve canlarının kafir olarak cıkmasını ister

    [56] Onlar sizden olduklarına dair Allah adına yemin ederler, oysa sizden degildirler, fakat odlek bir guruhturlar

    [57] Eger bir sıgınak, bir magara ya da gecilecek bir yeraltı deligi bulsalar, dolu dizgin buralara kosarlardı

    [58] Onların bazıları sadakaların (zekat gelirlerinin) bolusturulmesi konusunda sana dil uzatırlar. Eger zekat gelirlerinden kendilerine bir pay verilirse memnun olurlar, eger bu gelirlerden kendilerine bir pay verilmez ise hemen ofkeleniverirler

    [59] Oysa eger onlar Allah´ın ve Peygamber´in kendilerine ayırdıgı payı sevincle karsılayarak, «Allah bize yeter, yakında Allah da bize lutfundan verecek, Peygamber de. Biz umudumuzu yalnız Allah´a baglamısız» deselerdi, kendileri hakkında daha iyi olurdu

    [60] Sadakalar (zekat gelirleri) sadece yoksullara, duskunlere, zekat toplamakla gorevli memurlara, kalpleri islama ısındırılmak istenenlere, sozlesmeli kolelere, borclulara, Allah yolunda calısanlara ve yarı yolda kalanlara verilir. Bu paylastırma sırası Allah tarafından belirlenmistir. Allah her seyi bilir ve her yaptıgı yerindedir

    [61] Onlardan bazıları da, «Peygamber herkesi dinleyen bir kulaktan ibarettir» diyerek, onu uzerler. Onlara de ki; «O sizin icin yararlı bir kulaktır; Allah´a inanır, mu´minlere guvenir, icinizdeki mu´minler icin rahmettir. Allah´ın elcisini uzenleri acıklı bir azap beklemektedir

    [62] Sizin hosnutlugunuzu kazanmak icin Allah´a yemin ederler. Oysa eger mu´min olsalardı, Allah´ın ve peygamberin hosnutlugunu kazanmayı daha gerekli gorurlerdi

    [63] Onlar hala ogrenemediler mi ki, Allah´a ve Peygamber´e zıt duseni, dusman olanı cehennem atesi bekliyor; o, orada ebedi olarak kalacaktır. Bu buyuk perisanlıktır

    [64] Munafıklar kalplerinde sakladıkları kafirligi acıga vuracak bir surenin inmesinden korkuyorlar. Onlara de ki; «Siz alay edin bakalım, Allah kesinlikle korktugunuzu meydana cıkaracaktır.»

    [65] Eger onlara soracak olursan, ´Biz lafa daldık aramızda egleniyorduk derler.´ De ki; «Allah ile, Allah´ın ayetleri ile ve Peygamber ile mi alay ediyordunuz?»

    [66] Uydurma bahaneler ileri surmeyiniz. Iman ettikten sonra tekrar kafir oldunuz. Bir kısmınızı affetsek bile, agır suclu olduklarından dolayı diger kısmınızı azaba carptıracagız

    [67] Erkek kadın butun munafıklar hep birdirler. Kotulugu emrederler, iyiligi yasaklarlar, elleri sıkıdır, onlar Allah´ı unuttukları icin Allah da onları unuttu. Munafıklar yoldan cıkmısların ta kendileridirler

    [68] Allah erkek kadın munafıklar ile kafirleri cehennem atesi ile cezalandıracagına soz vermistir. Onlar orada ebedi olarak kalacaklardır. Orası onlara yeter. Allah onları lanetlemistir. Onları surekli bir azap beklemektedir

    [69] Ey munafıklar, siz de sizden once yasamıs ve sizden daha guclu, daha zengin ve daha cok sayıda cocuklu olup paylarına dusen dunya nimetlerinin cazibesine kapılan kimseler gibi davrandınız, bu kimseler nasıl paylarına dusen dunya nimetlerinin cazibesine kapıldılar ise, siz de oylece payınıza dusen dunya nimetlerinin cazibesine kapıldınız, vaktiyle egrilige dalanlar gibi siz de egrilige daldınız. Onlar, yaptıkları dunyada ve ahirette bosa gitmis kimselerdir. Onlar husrana ugramısların ta kendileridir

    [70] Onlara kendilerinden onceki toplumlara, yani Nuh, Ad, Semud kavmine, Ibrahim kavmine, Medyen halkına ve yurtları altust edilenlere iliskin bilgiler gelmedi mi? Bu toplumlara, peygamberleri acık anlamlı mesajlar getirmislerdi. Allah´ın onlara zulmetmesi sozkonusu degildi; fakat onlar kendi kendilerine zulmettiler

    [71] Erkek kadın butun mu´minler birbirlerinin dostu, dayanagıdırlar. Bunlar iyiligi emrederek kotulukten sakındırırlar, namazı kılarlar, zekatı verirler, Allah´a ve peygamberine itaat ederler. Allah iste onlara rahmet edecektir. Hic suphesiz Allah, guclu iradelidir ve her yaptıgı yerindedir

    [72] Allah, erkek kadın butun muminleri altlarından nehirler akan ve iclerinde surekli kalacakları cennetlere, Adn cennetlerinde konforlu konutlara yerlestirecegine soz vermistir. Allah´ın hosnutlugu ise, bunlardan daha buyuk bir oduldur. Iste buyuk kurtulus, buyuk basarı budur

    [73] Ey peygamber, kafirlerle ve munafıklarla savas, onlara karsı sert ol, onların varacakları yer cehennemdir, orası ne kotu bir varılacak yerdir

    [74] Onlar soylemediler diye Allah adına yemin ederler, ama o kufur sozunu soylediler. Musluman olduktan sonra kafir oldular. Yapamadıkları bir ise yeltendiler. Bu yolla oc almaya kalkısmalarının tek sebebi Allah´ın lutfu ile Allah´ın ve Peygamber´in kendilerini zengin etmis olmalarıdır. Eger tevbe ederlerse kendileri icin iyi olur, Eger sırt cevirirlerse, Allah onları hem dunyada, hem de ahirette acıklı bir azaba ugratır. Dunyada onlara ne bir dost ve ne de bir yardım edici bulunur

    [75] Onlardan bazıları «eger Allah bize lutfundan bol mal verirse, sadaka verenlerden ve iyi amel isleyenlerden olacagımıza yemin ederiz» diye Allah´a kesin soz verirler

    [76] Fakat Allah onlara lutfundan bol mal verince, cimrice davranarak sırt cevirdiler, sozlerinden donduler

    [77] Allah´a verdikleri sozden caydıkları ve yalan soyledikler gerekcesiyle Allah, karsısına cıkacakları gune kadar kalplerine munafıklıgı yerlestirdi

    [78] Allah´ın onların sırlarını ve fısıltılarını bildigi, O´nun «gayb «leri cok iyi bildigini hala ogrenemediler mi

    [79] Sadaka vermekte gonulden davranan muminlere dil uzatan ve ancak ellerinden geldigi kadar verebilenlerle alay eden kimselere davranıslarının cezasını Allah verir. Onlara can yakıcı azab vardır

    [80] Onlar icin ister af dile, ister dileme, onlar adına yetmis kere (istedigin kadar cok) af dilesen de Allah onları kesinlikle affetmez. Sebebine gelince, onlar Allah´ı ve peygamberini tanımadılar, Allah yoldan cıkmıslar guruhunu dogru yola iletmez

    [81] Sefere katılmayanlar Allah´ın Rasulune ters duserek geride kaldıklarına sevindiler. Allah yolunda malları ve canları ile cihad etmeyi istemediler, «Sıcakta sefere cıkmayın» dediler. Onlara «Cehennem atesi bundan daha sıcaktır» deyiniz. Keske bunu kavrayabilselerdi

    [82] Yaptıklarının karsılıgı olarak bundan boyle az gulup cok aglasınlar

    [83] Eger Allah sana onlardan bir grubun yanına donmeyi nasip eder de onlar senden sefere cıkmak uzere izin isterlerse de ki; hicbir zaman benimle beraber dusmanla savasmayacaksınız. Cunku siz ilk keresinde geride kalmaktan hoslandınız. O halde simdi de (kadın cocuk, yaslı ve hasta gibi) savasma gucunden yoksun kimseler ile birlikte evlerinizde oturunuz

    [84] Onlardan biri olunce asla namazı kılma ve sakın mezarı basında dikilme. Cunku onlar Allah´ı ve Peygamber´i tanımadılar ve yoldan cıkmıs olarak olduler

    [85] Onların malları ve evlatları sakın seni imrendirmesin. Allah bunlar aracılıgı ile onların dunya hayatında azaba ugramasını ve canlarını kafir olarak vermelerini ister

    [86] Allah´a inanınız ve peygamberi ile birlikte cihad ediniz direktifini iceren bir sure indiginde onların icindeki zenginler senden izin isteyerek «Bizi bırak evlerinde oturanlarla birlikte olalım» derler

    [87] Onlar evlerinde oturan gucsuzlerle birlikte kalmaya razı oldular, kalplerine muhur vuruldu; artık onlar anlayamazlar

    [88] Fakat Peygamber´e ve onunla birlikte canları malları ile savasanlara gelince, iste butun hayırlar onları bekliyor ve onlar basarıya erenlerin, kurtulusa kavusanların ta kendileridirler

    [89] Allah onlara altlarından nehirler akan ve iclerinde surekli kalacakları cennetler hazırlamıstır. Iste buyuk kurtulus budur

    [90] Bedevilerin mazeret uyduranları sefere cıkmamak icin izin almaya geldiler. Allah´a ve peygamberine yalan soyleyenler ise, mazeret bile ileri surmeden geri kaldılar. Onların icindeki kafirler acıklı bir azaba carpılacaklardır

    [91] Savasma gucunden yoksun olanlar, hastalık ve savas masraflarını karsılayacak imkanı olmayanlar icin Allah´ın ve peygamberinin tarafını tuttukları takdirde savastan geri kalmanın sakıncası yoktur. Iyi niyetlilere karsı kınama ve suclama yolu kapalıdır. Allah bagıslayıcı ve merhametlidir

    [92] Bir de kendilerine binek hayvanı saglayasın diye sana basvurduklarında «Size binek hayvanı bulamıyorum» deyince, bu yolda harcama yapacak imkanları olmadıgı icin uzuntuden gozlerinde yas olarak donenlere karsı da bir kınama ve suclama yolu kapalıdır

    [93] Ancak zengin oldukları halde savasa katılmamak uzere senden izin isteyenler, boylece savasma gucunden yoksun olanlarla birlikte evlerinde oturmayı iclerine sindirenler kınanabilir suclanabilirler. Allah onların kalplerini muhurledigi icin neyin yararlı oldugunu bilmezler

    [94] Savastan dondugunuzde size ozur dileyecekler. Onlara de ki: “Ozur beyan etmeyin. Size asla inanmayacagız. Allah haberlerinizi bize bildirmistir. Allah da, Peygamberi de isleyeceklerinizi gorecektir. Sonunda, gorulmeyeni ve goruneni bilen Allah’a geri cevrileceksiniz. O, islediklerinizi size haber verecektir.”

    [95] Savastan dondugunuzde kendilerini azarlamayasınız diye size Allah adına yemin edeceklerdir. Onları azarlamayınız, bir sey olmamıs gibi davranınız. Cunku onlar soyut pisliktirler. Isledikleri kotuluklerin karsılıgı olarak varacakları yer, cehennemdir

    [96] Kendilerinden hosnut olasınız diye size yemin ederler. Oysa siz onlardan hosnut olsanız bile Allah yoldan cıkmıslar guruhundan kesinlikle hosnut olmaz

    [97] Bedevi Araplar kafirlikte ve munafıklıkta daha asırı; Allah´ın peygamberine indirdigi hukumlerin sınırlarını bilmemeye daha yatkın kimselerdir. Allah her seyi bilir ve her yaptıgı yerindedir

    [98] Kimi Bedeviler Allah´ın emri uyarınca yaptıkları harcamaları cerime, angarya sayarlar. Ve basınıza belaların gelecegi gunu gozlerler. Gozledikleri o bela kendi baslarına gelesiceler! Allah herseyi isitir, herseyi bilir

    [99] Kimi Bedeviler de Allah´a ve ahiret gunune inanırlar; yaptıkları maddi bagısları Allah´ın yakınlıgını ve peygamberin dualarını kazanma aracı, sebebi sayarlar. Haberiniz olsun ki, yaptıkları bu bagıslar, gercekten onları Allah´a yaklastıran bir sebeptir. Ilerde Allah onları rahmetinin kapsamı icerisine alacaktır. Hic suphesiz Allah affedici ve merhametlidir

    [100] Muhacirlerin ve Ensar´ın ilk onculeri ile iyilikte onlara tam uyanlardan Allah hosnut oldugu gibi onlar da Allah´dan hosnut olmuslardır. Allah onlara altlarından nehirler akan ve iclerinde ebedi olarak kalacakları cennetler hazırlamıstır. Iste buyuk kurtulus, buyuk basarı budur

    [101] Gerek cevrenizdeki bedeviler icinde ve gerekse Medine halkı arasında ikiyuzlulukte uzmanlasmıs, kasarlanmıs munafıklar vardır. Sen onları bilmezsin, ancak biz biliriz. Onları iki kez azaba carptıracagız, sonra da buyuk azaba ugratılacaklardır

    [102] Savasa katılmayanların bir bolumu de suclarını itiraf ettiler ve iyiligi kotuluge eklediler. Belki Allah onların tevbesini kabul eder. Hic kuskusuz Allah affedicidir, merhametlidir

    [103] Mallarının bir bolumunu sadaka olarak al ve bu yolla onları temizle, gunahlardan arındır. Onlara dua et, cunku senin duan onlara gonul huzuru saglar. Allah her seyi isitir ve bilir

    [104] Onlar Allah´ın kullarının tevbelerini kabul ettigini ve sadakaları aldıgını, zaten tevbelerin kabul edicisi ve merhamet edici oldugunu bilmiyorlar mı

    [105] Onlara de ki: «Istediginiz gibi davranınız, yaptıgınız isleri hem Allah, hem Peygamber, hem de mu´minler goreceklerdir. Sonra gorunur, gorunmez her seyi bilen Allah´ın huzuruna cıkarılacaksınız da, O size neler yaptıgınızı haber verecektir

    [106] Savasa katılmayanların bir baska bolumu daha var ki, onların isleri dogrudan dogruya Allah´ın iradesine kalmıstır. O, onları ya azaba carptırır ya da tevbelerini kabul eder. Allah her seyi bilir ve her yaptıgı yerindedir

    [107] Savasa katılmayanların bir baska grubu da islama zarar vermek, kafirligi pekistirmek, mu´minler arasında ayrılık tohumu ekmek, daha once Allah´a ve Peygamber´e karsı savasmıs birine gozetleme yeri hazırlamak amacı ile bir mescid yaptılar. Onlar, «iyilikten baska bir amacımız yoktu» diye yemin edeceklerdir. Oysa Allah sahittir ki, onlar yalan soyluyorlar

    [108] Orada asla namaza durma. Ilk gununden itibaren Allah korkusu temeli uzerine kurulan mescid, icinde namaz kılmana daha layık bir yerdir. Orada gunahlardan arınmayı ozleyen kimseler vardır. Allah gunahlardan arınanları sever

    [109] Yapısını Allah korkusu ve hosnutlugu temeli uzerine kuran mı hayırlıdır, yoksa yapısını kaymak uzere olan bir yarın uzerine kurup da o yarla birlikte cehenneme kayan kimse mi hayırlıdır? Allah zalimler guruhunu dogru yola iletmez

    [110] Yaptıkları o yapı kalpleri paralanana kadar, yureklerinde bir kusku kaynagı olmaya devam edecektir. Allah her seyi bilir ve her yaptıgı yerindedir

    [111] Allah mu´minlerin mallarını ve canlarını karsılıgında kendilerine cenneti vermek uzere satın aldı. Onlar Allah yolunda savasırlar, bu yolda kimi zaman oldururler ve kimi zaman da oldurulurler. Bu Allah´ın uzerine borc aldıgı ve hem Tevrat´ta, hem Incil´de, hem de Kur´an´da yer verdigi bir sozdur. Allah´dan daha cok sozunde duran kim olabilir ki? O halde yaptıgınız bu alısverise sevininiz. Iste buyuk kurtulus, buyuk basarı budur

    [112] Allah ile bu alısverisi yapanlar, tevbe edenler, sırf Allah´a kulluk edenler, hamd edenler, Allah yolunda geziye cıkanlar, rukua varanlar, secde edenler, iyiyi emrederek kotulukten sakındıranlar, Allah´ın koydugu sınırları gozetenlerdir. Mu´minleri mujdele

    [113] Akraba bile olsalar, cehennemlik oldukları belli olduktan sonra puta tapanlar icin Allah´dan af dilemek, ne peygambere ve ne de mu´minlere yakısmaz

    [114] Ibrahim´in babası icin af dilemesi, ona bu yolda soz verdigi icindi. Fakat babasının bir Allah dusmanı oldugunu kesinlikle anlayınca, onunla iliskisini kesti. Ibrahim gercekten cok duygulu ve yumusak kalpli idi

    [115] Allah bir toplumu dogru yola ilettikten sonra, nelerden sakınacaklarını acıkca belirtmedikce kendilerini sapıklıga dusurmez. Hic kuskusuz Allah her seyi bilir

    [116] Goklerin ve yerin egemenligi Allah´ın tekelindedir. Can veren de olduren de O´dur. Sizin Allah´dan baska bir dostunuz, dayanagınız ve yardım edeniniz yoktur

    [117] Allah, Peygamber´in ve o zor anda onun pesinden giden muhacirler ile Ensar´ın tevbelerini kabul etti. O sırada onlardan bir grubun kalpleri kaymanın esigine gelmisti. Arkasından O, onların tevbelerini kabul etti. Cunku O, onlara karsı son derece sefkatli ve merhametlidir

    [118] Allah, hukumleri ertelenen o uc kisinin de tevbelerini kabul etti. Sonunda yeryuzu butun genisligine ragmen onlara dar geldi, can sıkıntısından patlayacak gibi oldular, Allah´dan kacmanın yine O´na sıgınmaktan baska bir cıkar yolu olmadıgını anladılar. Bunun uzerine Allah onların tevbelerini kabul etti ki, tevbe etsinler. Hic kuskusuz Allah, tevbelerin kabul edicisidir, merhametlidir

    [119] Ey mu´minler Allah´dan korkunuz ve dosdogrularla, gercekten hic ayrılmamıs olanlarla beraber olunuz

    [120] Gerek Medineliler´e ve gerekse cevrelerinde yasayan Bedeviler´e savasta peygamberden geri kalmak ve kendi canlarının kaygısını onun canının kaygısının onune gecirmek yakısmaz. Cunku Allah yolunda cekecekleri her susuzluk, katlanacakları her yorgunluk, karsılasacakları her aclık, kafirleri ofkelendirecek her bir karıs topraga ayak basmaları; dusmanın zararına kazanacakları her tur basarı karsılıgında mutlaka hesaplarına iyi amel yazılır. Hic suphesiz Allah, iyi isler yapanları odulsuz bırakmaz

    [121] Yaptıkları kucuk buyuk butun maddi harcamalar ve astıkları her vadi, mutlaka hesaplarına yazılır ki, Allah isledikleri iyilikleri en guzel karsılıklarla odullendirsin

    [122] Mu´minlerin topyekun sefere cıkmaları gerekmez. Bunun yerine her kabileden bir grup, dinin ozunu ogrenmek ve kotuluklerden kacınırlar umudu ile soydaslarını uyarmak icin sefere cıkmalıdır

    [123] Ey mu´minler en yakınınızdaki kafirler ile savasınız, bunlar sizde sertlik bulsunlar ve biliniz ki, Allah kendisinden korkanlar ile beraberdir

    [124] Her yeni sure indirilisinde kimi munafıklar, «Bu sure hanginizin imanını arttırdı?» diye sorarlar. Gercek su ki, o sure mu´minlerin imanını arttırmıstır, onlar bu yuzden sevinc duyarlar

    [125] Fakat kalplerinde hastalık olanlara gelince, bu sure pisliklerine pislik ekler de onlar kafir olarak olurler

    [126] Onlar her yıl bir iki kez sınavdan gecirildiklerini gormuyorlar mı: Buna ragmen ne tevbe ediyorlar ve ne de olup bitenlerden ders alıyorlar

    [127] Yeni bir sure indirilince birbirlerine, «Acaba sizi bir goren var mı?» diye sorarlar, sonra sıvısırlar. Anlayıssız, duyarsız bir guruh olduklar gerekcesi ile Allah onların kalplerini gerceklerden uzaklastırmıstır

    [128] Size kendinizden oyle bir peygamber geldi ki, sıkıntıya dusmeniz agırına gider, size son derece duskun, mu´minlere karsı sefkatli ve merhametlidir

    [129] Eger sana sırt cevirirlerse de ki, Allah bana yeter, O´ndan baska ilah yoktur ben sırf O´na dayandım, O, yuce Ars´ın sahibidir

    Yûnus

    Surah 10

    [1] Elif, Lam, Ra. Iste bunlar o hikmet dolu Kitab´ın ayetleridir

    [2] Bizim aralarında bir kisiye, ´insanları uyar´ ve ´mu´minlere, Rabbleri katında sarsılmaz bir derecenin sahibi oldukları mujdesini ver´ diye vahyetmemiz insanların tuhafına mı gitti ki, kafirler, ´Bu adam acık bir buyucudur´ dediler

    [3] Rabbiniz Allah, gokleri ve yeri altı gunde yarattı; sonra Ars´a kuruldu, her isi tasarlıyor ve cekip ceviriyor. O, izin vermedikce hic kimse aracılık (sefaat) edemez. Iste budur Rabbiniz olan Allah; o halde O´na kulluk ediniz; bunlar uzerine dusunup ders almaz mısınız

    [4] Sonunda hepiniz O´na doneceksiniz. Bu Allah´ın kesinlikle gerceklesecek bir vaadidir. O, iman edip iyi ameller isleyenleri adalet uyarınca odullendirmek icin insanları once hic yoktan yaratır, sonra da onları yeniden diriltir. Kafirlere gelince, gercekleri inkar ettiklerinden dolayı onları kaynar sıvıdan olusmus bir icki ile acıklı bir azap beklemektedir

    [5] O, gunesi ısık kaynagı ve ayı aydınlık yaptı; yılların sayısını ve vakitlerin hesabını bilesiniz diye, ay icin farklı dogus noktaları belirledi. Allah bunları mutlaka bir gercege, bir sebebe dayalı olarak yarattı. O bilen kimselere ayetlerini ayrıntılı bicimde anlatır

    [6] Gece ile gunduzun birbirini kovalamasında ve Allah´ın gokler ile yerde yarattıgı varlıklarda, O´ndan korkan kimseler icin bircok ibret dersleri vardır

    [7] Bizimle karsılasacaklarını beklemeyenler, dunya hayatından hosnut olup bu hayatla yetinenler ve ayetlerimizin farkında olmayanlar var ya

    [8] Iste bunların varacakları yer, islediklerinin karsılıgı olarak cehennemdir

    [9] Iman edip iyi ameller isleyenlere gelince, Rabbleri onları imanları sayesinde dogru yola iletir, nimet cennetlerinde onların altlarından nehirler akar

    [10] Onların oradaki cagrıları, «Allah´ım, sen noksan sıfatlardan uzaksın» birbirlerine yonelik iyilik dilekleri, «selam» ve son cagrıları da, «Alemlerin Rabbi olan Allah´a hamdolsun» sozleridir

    [11] Allah, insanlara iyiligi istedikleri cabuklukta kotulugu verseydi, sureleri hemen bitirilirdi. Oysa biz, bizimle karsılasacaklarını beklemeyenleri azgınlıkları icinde debelenmeye bırakırız

    [12] Insanın basına bir sıkıntı gelince yatarken, otururken ve ayaktayken bize yalvarır. Fakat sıkıntısını giderdigimizde basına gelen sıkıntıdan dolayı bize hic yalvarmamıs gibi olur. Iste olcuyu asanlara, isledikleri kotulukler boylesine guzel gosterildi

    [13] Sizden onceki nice kusakları, peygamberleri kendilerine acık gercekler getirmislerken, zalimce davranarak iman etmeye yanasmadıkları icin yokettik. Iste biz agır suclu toplumları boyle cezalandırırız

    [14] Sonra nasıl davranacagınızı gorelim diye sizi onların yerine gecirerek yeryuzunde egemen kıldık

    [15] Onlara acık anlamlı ayetlerimiz okundugunda, bizimle karsılasacaklarını beklemeyenler sana, «bundan baska bir Kur´an getir ya da onu degistir» dediler. Onlara de ki; «Onu kendiligimden degistirmem sozkonusu degildir. Ben sadece bana vahyolunan mesaja uyarım. Eger Rabbime karsı gelirsem buyuk gunun azabından korkarım.»

    [16] De ki; «Eger Allah´ın dilegi bu yolda olmasaydı, bu Kur´an´ı size okumazdım, hatta Allah sizi ondan hic haberdar etmezdi, bundan once aranızda bir omur yasadım, hic dusunmuyor musunuz?»

    [17] Allah´a yalan yakıstırmalar yapandan ya da O´nun ayetlerini yalanlayanlardan daha zalim kim olabilir? Hic kuskusuz agır suclular iflah olmazlar

    [18] Onlar Allah´ı bırakarak kendilerine ne zarar ve ne de yarar dokunduramayan putlara tapıyorlar ve «Bunlar Allah katında bizim aracılarımızdır» diyorlar. Onlara de ki; «Goklerde ve yerde Allah´ın bilmedigi bir seyi mi O´na haber veriyorsunuz? Allah onların kostukları ortaklardan uzak ve yucedir

    [19] Tum insanlar tek bir ummetten ibaretti, sonra gorus ayrılıgına dustuler. Eger Rabbinin daha once kesinlesmis bir kararı olmasaydı, anlasmazlıga dustukleri konularda aralarında hemen hukum verilirdi

    [20] Bir de «Ona Rabbinden daha baska bir ayet indirilse ya!» diyorlar. De ki: «Gaybı bilmek ancak Allah´a mahsustur, bekleyiniz bakalım, ben de sizinle beraber bekleyecegim suphesiz.»

    [21] Insanların baslarına gelen sıkıntılardan sonra kendilerine bir rahmet, bir rahatlık tattırdıgımızda bakarsın ki, ayetlerimize karsı hemen tuzak kurarlar. Onlara de ki; «Allah sizden daha cabuk tuzak kurar, guvenlik elcilerimiz kurdugunuz tuzakları yazıyorlar.»

    [22] Sizi karada yuruten ve denizde yuzduren Allah´tır. Bir gemide oldugunuzu, hos bir meltemin yolcuları goturdugunu ve herkesin bunun hazzını yasadıgını dusununuz. Tam o sırada geminin bir kasırga ile karsılastıgını yolcuların her taraftan dalgalarla sarıldıklarını ve cepecevre kusatıldıklarını sandıkları zaman, sırf Allah´ın dinine inanan samimi bir baglılıkla O´na soyle yalvarırlar; «Eger bizi bu tehlikeden kurtarırsan kesinlikle sukredenlerden olacagız.»

    [23] Fakat Allah kendilerini bu zor durumdan kurtarır kurtarmaz hemen yeryuzunde haksız yere taskınlıklara dalarlar. Ey insanlar, yapacagınız taskınlıklar aslında kendi aleyhinizedir, bu yolla gecici dunyanın yararını elde edersiniz, ancak sonra bize donersiniz, biz de yaptıklarınızı size bir bir haber veririz

    [24] Dunya hayatı gokten indirdigimiz su gibidir. Onunla, insan ve hayvanların yiyerek beslendikleri nebatlar bol bol yetisir; yeryuzu renk renk, cesit cesit mahsullerle suslenir ve yerin sahipleri butun bunlara malik olduklarını sandıkları sırada, geceleyin veya gunduzun emrimiz geliverir de, orayı hicbir sey bitirmemise ceviririz. Iste Biz boylece ayetlerimizi, dusunen insanlar icin, apacık beyan ederiz

    [25] Allah insanları esenlik, barıs yurduna cagırır ve diledigi kimseleri dogru yola iletir

    [26] Dunyada iyi isler yapanlara daha iyi bir karsılık ve fazlası vardır. Onların yuzlerini ne kara leke ve ne de horlanmıslık kaplar. Onlar cennetliklerdir, orada ebedi olarak kalacaklardır

    [27] Dunyada kotuluk isleyenlere gelince, her kotuluklerine karsılıgı kadar ceza verilir. Yuzlerini horlanmıslık kaplar. Onları Allah´dan kurtaracak hic kimseleri yoktur. Yuzleri sanki gecenin kesitleri ile kaplıdır. Onlar cehennemliklerdir, orada ebedi olarak kalacaklardır

    [28] O gun insanların hepsini biraraya toplarız da sonra bize ortak kosanlara, «Siz ve kostugunuz ortaklar oldugunuz yerde kalınız» deriz. Sonra onları birbirinden ayırırız. O zaman bize ortak kosulan putlar, ortak kosanlara soyle derler: «Siz bize tapmıyordunuz.»

    [29] Aramızda sahit olarak Allah yeterlidir. Gercekten sizin bize taptıgınızdan haberimiz yoktu

    [30] Iste orada herkes gecmisteki her davranısının yararını ve zararını somut olarak gorur, insanların tumu gercek sahipleri olan Allah´a dondurulurler ve yakıstırdıkları duzmece ilahlar yanlarından kayboluverir

    [31] Onlara de ki; «Gokten ve yerden size rızık veren kimdir? Kulaklara ve gozlere islerini gorme yetenegini kim verdi? Oluden diriyi ve diriden oluyu cıkaran kimdir? Evrenin islerini kim cekip ceviriyor? Sana, «Allah» diyeceklerdir. O zaman onlara, «Allah´dan korkmuyor musunuz?» de

    [32] Iste gercek Rabbiniz Allah budur. Gercekten sonra sapıklıktan baska ne var ki? O halde nasıl gercekten saptırılıyorsunuz

    [33] Boylece Rabbinin yoldan cıkmıslara iliskin, onların iman etmeyecekleri seklindeki sozu gerceklesmis oldu

    [34] Onlara de ki; «Allah´a ortak kostugunuz putlar icinde, yaratma olayını ilk basta gerceklestiren ve sonra tekrarlayan var mı?» De ki; «Allah yaratma olayını ilk basta gerceklestirir, sonra da onu tekrarlar. Dogrudan nasıl saptırılıyorsunuz?»

    [35] Onlara de ki; «Allah´a ortak kostugunuz putlar arasında gercege ileten var mı?» De ki; «Allah, insanları gercege iletir.» Acaba insanları gercege ileten mi uyulmaya daha layıktır, yoksa baskasının kılavuzlugundan yararlanmadıkca dogru yolu kendi kendine bulamayan mı? O halde size ne oluyor da boyle yanlıs hukum veriyorsunuz

    [36] Onların cogu sadece zayıf bilgiye, zanna dayanıyor. Oysa zan, zayıf bilgi, gercegin bir noktasının bile yerini tutamaz. Hic suphesiz Allah onların ne yaptıklarını bilir

    [37] Bu Kur´an Allah´dan geldi, baskası tarafından uydurulmus degildir. O, kendisinden onceki semavi kitapları onaylar ve ilahi kitabı ayrıntılı bicimde acıklar. Onun alemlerin Rabbi tarafından gonderildigi kuskusuzdur

    [38] Yoksa, ´Onu Muhammed uydurdu´ mu diyorlar? Onlara de ki; ´Eger dogru soyluyorsanız, Kur´an´a benzer bir sure ortaya getiriniz, bu konuda Allah dısında kimleri yardıma cagırabilecekseniz, cagırınız

    [39] Tersine onlar bilgisini kavrayamadıkları ve henuz acıklamasına da muhatap olmadıkları bir mesajı yalanladılar. Onlardan oncekiler de boyle yalanlanmıslardı. Gor bakalım, o zalimlerin sonu nice oldu

    [40] Onlardan kimi bu Kur´an´a inanır, kimi de inanmaz. Rabbin, kimlerin bozguncu oldugunu herkesten iyi bilir

    [41] Eger onlar seni yalanlarsa de ki; «Benim islediklerim bana, sizin isledikleriniz de sizedir. Benim islediklerim ile sizin bir ilginiz olmadıgı gibi, sizin islediklerinizle de benim bir ilgim yoktur.»

    [42] Onların arasında Kur´an okurken sana kulak verenler de vardır. Fakat ustelik dusunme yeteneginden de yoksun sagırlara, sen soz isittirebilir misin

    [43] Onların arasında sana bakanlar da vardır. Fakat gorme yeteneginden butunu ile yoksun korleri, sen dogru yola iletebilir misin

    [44] Allah insanlara hic zulmetmez, fakat insanlar kendi kendilerine zulmederler

    [45] Allah insanları biraraya topladıgı gun, sanki dunyada sadece gunduzun bir saati kadar kalmıslar ve bu sureyi birbirleri ile tanısmak icin harcamıslar gibidirler. Allah ile karsılasacaklarını yalanlayanlar gercekten husrana ugramıslardır, onlar dogru yolu bulamamıslardır

    [46] Kafirleri carptıracagımızı soz verdigimiz cezanın bir bolumunu sana gostersek de ya da daha once senin canını alsak da, onların donusu bizedir. Sonra Allah onların neler yaptıklarına tanıktır

    [47] Her ummete bir peygamber gonderilmistir. Peygamberler gelip de mesajlarını duyurduktan sonra ummetler hakkında adalet uyarınca hukum verilir, onlara haksızlık edilmez

    [48] Onlar, «Eger dogru soyluyorsanız vadettiginiz bu ceza ne zaman gerceklesecek?» derler

    [49] Onlara de ki; «Allah´ın dilegi dısında benim kendime bile zarar ya da yarar dokundurmaya gucum yetmez. Her ummetin belirli bir yasama suresi vardır. O sure dolunca, ne bir an geri bırakılırlar ve ne de bir an onceye alınırlar.»

    [50] De ki; «Allah´ın azabı diyelim ki; gunduz ya da gece basınıza geldi. Suclular bunun bir an once gerceklesmesini niye isterler ki

    [51] Yoksa azap baslarına geldikten sonra kendilerine, ´Simdi ona inandınız mı? Hani onun bir an once gerceklesmesini istiyordunuz´ densin diye mi

    [52] Sonra zulmedenlere denir ki; «Surekli azabı tadınız bakalım, sadece dunyada islediklerinizin karsılıkları ile cezalandırılmıyor musunuz

    [53] Sana, «O ceza gercek midir?» diye soruyorlar. Onlara de ki; «Rabbim hakkı icin, evet. O, gercektir, siz Allah´ın yapacagını engelleyemezsiniz.»

    [54] Kendisine zulmetmis olan herkes, o gun yeryuzunun butun servetine sahip olsa bunu (azaptan kurtulmak icin) fidye olarak verirdi. Onlar azabı gordukleri zaman pismanlıktan donakalırlar. Haklarında adalet uyarınca hukum verilir, kendilerine haksızlık edilmez

    [55] Haberiniz olsun ki, goklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah´ındır. Haberiniz olsun ki, Allah´ın vaadi gercektir, fakat onların cogu bunu bilmez

    [56] Dirilten de olduren de O´dur. O´nun huzuruna donduruleceksiniz

    [57] Ey insanlar, size Rabbinizden bir ogut, kalplerdeki hastalıklara bir sifa, inananlara yol gosterici ve rahmet gelmistir

    [58] De ki; «Allah´ın lutfu ile, rahmeti ile, sadece bunlarla sevinsinler. Bunlar onların biriktirdikleri dunya malından daha hayırlıdır

    [59] De ki; «Baksanıza Allah´ın size gonderdigi rızıklara? Bunların bir bolumunu haram ve bir bolumunu de helal saydınız.» De ki; «Bu konuda Allah mı size izin verdi, yoksa O´na iftira mı ediyorsunuz?»

    [60] Allah´a iftira edenlerin kıyamet gunu gorecekleri isleme iliskin gorusleri nedir acaba? Hic kuskusuz Allah, insanlara karsı lutufkardır, fakat onların cogu sukretmezler

    [61] Ne ile ugrasırsan ugras. Kur´an´dan hangi parcayı okursan oku, hangi isi yaparsanız yapınız, isinize daldıgınızda mutlaka davranıslarınızın tanıgı, gozeticisiyiz. Ne yerde ve ne de gokte bulunan zerre agırlıgınca bir sey Rabbinizden saklı kalmaz. Gerek bundan daha kucugu ve gerekse daha buyugu mutlaka apacık bir Kitap´ta yeralır

    [62] Haberiniz olsun ki, Allah´ın dostlarına korku yoktur, onlar hic uzulmeyeceklerdir de

    [63] Onlar Allah´a inanmıs ve kotuluklerden sakınmıslardır

    [64] Onlar icin dunya hayatında da ahirette de mujde vardır. Allah´ın verdigi sozlerin degismesi sozkonusu degildir. Buyuk kurtulus, buyuk basarı iste budur

    [65] Kafirlerin sozleri sakın seni uzmesin. Cunku ustunluk tumu ile, Allah´ın tekelindedir. O, her seyi isiten ve her seyi bilendir

    [66] Haberiniz olsun ki, goklerde ve yerde kimler varsa hepsi Allah´ındır. Allah´ı bir yana bırakarak putlara tapanlar aslında bu duzmece ortaklara uymuyorlar; sadece sanıya, dayanaksız bilgiye uyuyorlar, sırf asılsız hayallerin pesinden gidiyorlar

    [67] Geceyi dinlenmenize elverisli ve gunduzu aydınlık yapan O´dur. Hic suphesiz bu sozlerde, onlara kulak verenler icin bircok ibret dersi vardır

    [68] Musrikler ´Allah evlat edindi´ dediler. Hasa! O´nun hicbir seye ihtiyacı yoktur. Goklerde ve yerde ne varsa O´nundur. Bu konuda elinizde hicbir kanıt yoktur. Nasıl oluyor da Allah hakkında bilmediginiz bir seyi soyleyebiliyorsunuz

    [69] De ki; «Allah hakkında yalan uyduranlar kesinlikle iflah olmazlar.»

    [70] Dunyada gecici bir yarar saglarlar, arkasından donusleri bizedir, sonra gercekleri inkar etmelerinin karsılıgı olarak onlara agır bir azap tattırırız

    [71] Onlara Nuh´un hikayesini anlat: Hani o soydaslarına demisti ki; «Ey soydaslarım, eger karsınıza cıkıp Allah´ın ayetlerini hatırlatmam agırınıza gidiyorsa ben Allah´a dayandım; siz de Allah´a ortak kostugunuz putlarla birlikte ne yapacagınızı kararlastırınız, sonra vardıgınız karardan dolayı basınız agrımasın; arkasından sahsıma iliskin kararınızı, bana hicbir muhlet tanımaksızın uygulayınız

    [72] Eger cagrıma sırt donuyorsanız, ben sizden herhangi bir ucret istemis degilim, benim cabamın karsılıgını verecek olan sadece Allah´dır; bana muslumanların, Allah´ın buyruklarına teslim olanların ilki olmam emredildi

    [73] Yine de onu yalanladılar. Biz de onu ve gemideki arkadaslarını bogulmaktan kurtararak, bogulanların yerine gecirdik ve ayetlerimizi yalanlayanları bogduk. Gor bakalım, uyarılıp da yola gelmeyenlerin sonu nice oldu

    [74] Sonra Nuh´un ardından bircok peygamberi soydaslarına gonderdik. Peygamberler soydaslarına acık mesajlar getirdiler. Fakat soydasları daha once yalanladıkları gerceklere inanmaya yanasmadılar. Biz de, olcuyu asanların kalplerini boyle muhurleriz

    [75] Bu peygamberlerin ardından Musa ile Harun´u ayetlerimiz ile Firavun´a ve seckin yakınlarına gonderdik, ama burun kıvırdılar ve agır suclu bir toplum oldular

    [76] Bizim tarafımızdan gonderilen gercek onlara ulasınca, «Bu apacık bir buyudur» dediler

    [77] Musa, onlara; «Size gelen gercek icin boyle mi diyorsunuz? Bu bir buyu mudur? Oysa buyuculer iflah olmazlar, kurtulusa eremezler.»

    [78] Musa´nın soydasları dediler ki; «Siz ikiniz, bizi atalarımızdan miras aldıgımız inanc ve geleneklerden vazgeciresiniz ve bu yorede egemenligi ele geciresiniz diye mi bize geldiniz? Biz size kesinlikle inanmayacagız.»

    [79] Firavun, Bana butun bilgili buyuculeri getiriniz» dedi

    [80] Buyuculer gelince Musa onlara, ´Atacagınızı atınız, hunerinizi gosteriniz´ dedi

    [81] Onlar atacaklarını atıp, hunerlerini gosterince Musa, «Sizin gosterdiginiz huner buyudur; ama Allah onu kesinlikle bosa cıkaracaktır. Cunku Allah bozguncuların isini amacına vardırmaz

    [82] Sucluların hosuna gitmese de, Allah sozleri ile direktifleri ile gercegi ustun getirir

    [83] Musa´ya soydaslarının sadece bir bolum gencleri inanmıstı. Bunlar da hem Firavun´dan ve hem de ileri gelen soydaslarından kaynaklanan iskence korkularına ragmen inanmıslardı. Cunku Firavun yeryuzunde koyu bir diktatorluk kurmus, iyice azıtmıstı

    [84] Musa dedi ki; «Ey soydaslarım eger Allah´a inandıysanız, eger O´na teslim olmussanız, O´na dayanınız

    [85] Onlar da dediler ki; «Biz Allah´a dayandık ey Rabbimiz, zalimler guruhunun bizi sapıklıklarına gerekce gostermelerine meydan verme

    [86] Rahmetinle bizi kafirler guruhundan kurtar

    [87] Biz Musa ile kardesine vahyettik ki; «Soydaslarınıza Mısır´da evler hazırlayınız, evlerinizi namazgah haline getiriniz,namaz kılınız ve mu´minleri mujdeleyiniz.»

    [88] Musa dedi ki; «Ey Rabbimiz, sen dunya hayatında Firavun´a ve yakın adamlarına debdebe ve bol servet verdin. Ey Rabbimiz, bunlar insanları senin yolundan saptırmak icin kullanılıyor. Ey Rabbimiz, onların servetlerini mahvet ve kalplerini sıkıca muhurle ki, acıklı azabı gormedikce iman etmesinler.»

    [89] Allah dedi ki; «Ikinizin duası kabul edildi, dogrultunuzdan sasmayınız, bilmezlerin yoluna girmeyiniz.»

    [90] Israilogulları´nı denizden gecirdik. Firavun ve askerleri saldırı ve dusmanlık amacı ile peslerine dustuler. Sonunda Firavun bogulmanın egisine geldiginde, «Israilogulları´nın inandıkları ilahtan baska ilah olmadıgına inandım, ben de O´na teslim olanlardan (muslumanlardan) biriyim» dedi

    [91] «Simdi mi aklın basına geldi? Daha once Allah´a hep karsı gelmis ve bozgunculardan biri olmustun.»

    [92] Bugun senden sonra geleceklere ibret osun diye cansız vucudunu bozulmaktan kurtaracak, onu sahilde bir tumsege atacagız. Gerci insanların cogu bizim ibret verici belgelerimizin farkına varmazlar

    [93] Gercekten biz Israilogulları´nı guvenli bir yurda yerlestirdik, onlara temiz rızıklar sunduk. Kendilerine bilgi gelinceye kadar anlasmazlıga dusmemislerdi. Suphe yok ki, Rabbin kıyamet gunu anlasmazlıga dustukleri konularda haklarında hukum verecektir

    [94] Eger sana indirdigimiz bilgilerden kusku duyuyorsan, senden onceki kutsal kitap okurlarına sor. Sana Rabbinden kesinlikle gercek geldi, sakın kuskulananlardan olma

    [95] Sakın Allah´ın ayetlerini yalanlayanlardan olma, yoksa husrana ugrayanlardan olursun

    [96] Haklarında Rabbinin hukmu kesinlesenler asla iman etmezler

    [97] Onlara butun uyarıcı mesajlar gelse bile. Ancak acıklı azabı gorunce iman ederler

    [98] Keske sozkonusu yıkıma ugramıs sehirlerden herhangi biri iman etseydi de, imanının yararını gorseydi! Yalnız Yunus´un soydasları haric. Onlar iman edince, dunya hayatında burun buruna geldikleri perisan edici azabı baslarından kaldırdık ve kendilerine belirli bir sure daha yasama fırsatı tanıdık

    [99] Eger Rabbin dileseydi, yeryuzunde yasayanların hepsi tumu ile iman ederdi. O halde insanları sen mi zorlayacaksın da iman edecekler

    [100] Allah´ın izni olmadıkca hic kimsenin inanması sozkonusu degildir. Allah, aklını kullanmayanları en yuz kızartıcı igrencligin kucagına atar

    [101] Onlara de ki; «Goklerde ve yerde neler olduguna bakınız.» Fakat ibret verici belgelerin ve uyarıların iman etmeyenlere hicbir yararı olmaz

    [102] Onlar kendilerinden once gelip gecen toplumların yasadıkları acı gunlerden baska bir sonuc mu bekliyorlar? Onlara de ki; «Bekleyiniz bakalım, ben de sizinle birlikte bekleyenlerdenim.»

    [103] Sozkonusu toplu afetlerden sonra peygamberlerimizi ve iman edenleri kurtarırız. Mu´minleri kurtarmak boylece uzerimize borctur

    [104] De ki «Ey insanlar, benim dinimden suphede iseniz, bilin ki ben Allah’tan baska taptıklarınıza tapmam. Ancak bizi oldurecek olan Allah’a kulluk ederim. Ben, mu’minlerden olmakla emrolundum.»

    [105] Bana: «Yuzunu tevhit dinine dondur, sakın musriklerden olma»

    [106] «Allah’ı bırakıp ta sana ne fayda ne de zarar getirecek olan nesnelere tapma. Eger oyle yapacak olursan suphesiz zalimlerden olursun denildi» de

    [107] Allah sana bir sıkıntı verirse onu yine ancak Allah giderir. Sana bir iyilik diledigi takdirde O’nun nimetini engelleyecek bir kuvvet de yoktur. O, bunu kullarından diledigine eristirir. O, Gafur dur, Rahim dir

    [108] De ki: «Ey insanlar, size Rabbinizden hak gelmistir. Artık kim hidayeti kabul ederse o, ancak kendi faydası icin hidayete ermis, kim de saparsa, kendi zararına sapmıs olur. Ben sizin basınızda bir bekci de degilim.»

    [109] Sana her ne vahy ediliyorsa ona tabi ol. Allah hukmunu verinceye kadar sabret. O, hukum verenlerin en hayırlısıdır

    Hûd

    Surah 11

    [1] Elif, Lam, Ra. Bu Kur´an, her isi yerinde ve her seyden haberdar olan Allah tarafından muhkem, uyumlu cumlelerle orulen, sonra ayrıntılı bicimde acıklanan ayetlerden olusmus bir kitaptır

    [2] (Iceriginin ozu sudur): Allah´dan baskasına kulluk sunmayınız. Ben, O´nun size gonderdigi bir uyarıcı ve mujdeleyiciyim

    [3] Rabbinizden af dileyiniz, pismanlık duygusu ile O´na yoneliniz ki, belirli bir surenin sonuna kadar sizi mutlu yasatsın ve her erdemli kisiye erdemli davranıslarının odulunu versin. Eger O´na sırt donerseniz, sizin hesabınıza buyuk gunun azabından korkarım

    [4] Donus yeriniz Allah´ın huzurudur. O´nun gucu her seye yeter

    [5] Haberiniz olsun ki, musrikler kendilerine Kur´an okunurken Allah´dan gizlenmek icin baslarını goguslerine yapıstırarak iki buklum olurlar. Haberiniz olsun ki, Allah baslarını elbiselerinin altında sakladıklarında gerek gizli tuttukları ve gerekse acıga vurdukları tum duygularını bilir. O kalplerin ozunu bilir

    [6] Yeryuzundeki butun canlı turlerinin beslenmelerini ve gecinmelerini saglamak Allah´ın garantisi altındadır. O, onların ilk barınma yerleri ile gecis yerlerini bilir. Butun bunlar acık bir kitapta yazılıdır

    [7] Sizi sınavdan gecirerek hanginizin daha iyi isler yapacagınızı belirlemek icin gokleri ve yeri altı gunde yaratan O´dur. Bu yaratılıs sureci sırasında O´nun Ars´ı su uzerinde idi. Boyleyken eger kafirlere «Oldukten sonra dirileceksiniz» diyecek olsan, «Bu iddia, apacık bir buyuden baska bir sey degildir» diyeceklerdir

    [8] Eger onların azabını belirli bir surenin sonuna ertelersek, ´Bu azabı bizden alıkoyan nedir?´ derler. Haberleri olsun ki, azabımızla yuzyuze geldiklerinde onu hic kimse baslarından savamaz, boylece alay konusu ettikleri akıbetin pencesine duserler

    [9] Eger insana once rahmetlerimizi tattırıp sonra onu elinden alsak, o mutsuz bir nankore donusur

    [10] Eger insanın basına gelen bir sıkıntının ardından kendisine mutluluk tattıracak olursak, kesinlikle «Kotu gunler artık geride kaldı» diyecektir. Insan gercekten kendini begenmis bir sımarıktır

    [11] Yalnız sıkıntılı gunlerde sabreden ve iyi ameller isleyenler bu iki kategorinin dısındadırlar; onları bagıslanma ve buyuk odul bekliyor

    [12] Musriklerin «Muhammed´e gokten bir hazine inseydi ya, ya da kendisi ile birlikte bir melek gelseydi ya» seklindeki sozleri canını sıkabilir ve bu yuzden sana indirdigimiz vahyin bir bolumunu onlara duyurmaktan vazgecebilirsin. Oysa sen sadece bir uyarıcısın. Her seyin yonlendiricisi Allah´dır

    [13] Yoksa onlar «Muhammed, bu Kur´an´ı kendi uydurdu» mu diyorlar. Onlara de ki, «Oyleyse Kur´an´ın surelerine benzeyen on sure de siz uydurun bakalım. Eger soylediginiz dogru ise, bu konuda Allah dısında yardıma cagırabileceklerinizi de yardıma cagırın.»

    [14] Eger bu cagrına karsılık vermezlerse anlayınız ki, bu Kur´an Allah´ın bilgisi altında indirilmistir ve O´ndan baska ilah yoktur. Nasıl, artık musluman oldunuz mu

    [15] Sadece dunya hayatını ve bu hayatın cekici guzelliklerini isteyenlere calısmalarının karsılıgını orada tam olarak veririz, onlar orada hicbir odul kısıntısına ugratılmazlar

    [16] Ama ahirette onlar icin sadece cehennem atesi vardır, dunyada yaptıkları iyi isler bosa gider, isledikleri yararlı ameller gecersiz olur

    [17] Bir de Rabbinden kaynaklanan acık belgelere dayanan kimseleri dusunelim. Bu belgeleri yine Allah katından gelen bir tanık izliyor. Bu kimseler onun da oncesinde Musa´nın onder ve rahmet nitelikli kitabının onayı ile desteklenmislerdir. (Boyleleri sırf dunya hayatı pesinde kosanlarla hic bir olur mu)

    [18] Allah´a yalan yakıstırmalar yapanlardan daha zalim kim olabilir? Onlar Rabblerinin huzuruna cıkarıldıklarında, tanıklar «Bunlar Rabbleri hakkında yalan yakıstırmalar duzmuslerdir» derler. Haberiniz olsun ki, Allah´ın laneti zalimlerin uzerinedir

    [19] Onlar insanları Allah yolundan alıkoyarlar. O yolu egri gostermeye yeltenirler ve ahireti de inkar ederler

    [20] Bunların, Allah´ın yapacaklarına engel olmaları sozkonusu degildir. Allah dısında dayanakları, destekcileri de yoktur. Azapları katlanır. Ne isitebilirler ve ne de gorebilirler

    [21] Bunlar kendilerini husrana dusurmusler ve uydurdukları ilahlar ortalıkta gorunmez olmuslardır

    [22] Onlar, hic kuskusuz, ahirette en agır husrana ugrayacak kimseler olacaklardır

    [23] Iman edip iyi ameller isleyenlere ve Allah´a gonulden saygı besleyenlere gelince, onlar cennetliklerdir ve orada ebedi olarak kalacaklardır

    [24] Bu iki grup kor ve sagır ile gorebilen ve isitebilen kimselere benzer. Hic bu iki grubun durumu bir olur mu? Acaba ibret dersi almaz mısınız

    [25] Biz Nuh´u soydaslarına peygamber olarak gonderdik. (O onlara dedi ki); «Ben sizin icin acık bir uyarıcıyım.»

    [26] Sırf Allah´a kulluk sununuz. Yoksa sizin hesabınıza acıklı bir gunun azabından korkarım

    [27] Soydaslarının ileri gelen kafirleri O´na dediler ki, «Biz senin sadece bizim gibi bir insan oldugunu goruyoruz. Sana uyanların da aramızdaki ilkel dusunceli, ayak takımı oldugunu goruyoruz. Sizin bize karsı herhangi bir ustunluk tasıdıgınız gorusunde degiliz. Tersine sizlerin yalan soylediginiz kanısındayız

    [28] Nuh dedi ki; «Ey soydaslarım, baksanıza, eger ben Rabbimden gelen acık belgelere dayanıyorsam, eger O bana kendi katından bir rahmet verdi ise de siz bunu gormekten yoksun bırakıldı iseniz, istemediginiz halde sizi bu acık belgeleri ve bu rahmeti kabul etmeye mi zorlayacagız?»

    [29] Ey soydaslarım, bu uyarı cabalarıma karsılık sizden maddi bir karsılık istemiyorum, benim ucretimi verecek olan Allah´dır, mu´minleri yanımdan kovacak degilim, cunku onlar Rabblerine kavusacaklardır. Fakat sizin gerceklerden habersiz bir toplum oldugunuzu goruyorum

    [30] Ey soydaslarım, eger o mu´minleri yanımdan kovacak olursam, Allah´a karsı beni kim savunabilir? Bunu hic dusunmuyor musunuz

    [31] Size ´Allah´ın hazineleri benim elimin altında da´ demiyorum, gayp alemini de bilemem, ´Ben bir melegim´ de demiyorum. Sizin gozlerinize hor gorunen kimselere Allah´ın hicbir hayır vermedigini de soyleyemem, kalplerinde neler oldugunu herkesten iyi bilen Allah´dır. Yoksa zalimlerden biri olurum

    [32] Soydasları dediler ki; «Bizimle tartıstın, ustelik bu tartısmayı cok uzattın, eger soylediklerin dogru ise, ileride karsımıza cıkacak diye bizi korkuttugun azabı simdi basımıza getir de gorelim.»

    [33] Nuh dedi ki; «O azabı eger dilerse yalnız Allah basınıza getirebilir. Siz O´nun yapacaklarına engel olamazsınız.»

    [34] Eger Allah, sizin azmanızı istiyorsa, size nasihat etmek istesem de benim nasihatim size yararlı olmaz. O´dur sizin Rabbiniz ve O´nun huzuruna doneceksiniz

    [35] Ey Muhammed -salat ve selam uzerine olsun- yoksa sana «Bu Kur´an´ı sen uydurdun mu?» diyorlar. Onlara de ki; «Eger onu ben uydurdumsa, sucu bana aittir. Ben sizin suclarınızın sorumlulugundan uzagım.»

    [36] Nuh´a vahiy yolu ile bildirildi ki; «Daha once inananlar dısında soydaslarından baska inanan olmayacaktır. Onların yaptıklarından dolayı uzulme.»

    [37] Bizim gozlerimiz onunde ve vahyimiz uyarınca gemiyi yap, zalimler konusunda bana basvurma, cunku onlar kesinlikle bogulacaklardır

    [38] Nuh, gemiyi yapar. Ileri gelen soydaslarının yanından gecen her grubu kendisini alaya alır. Nuh da onlara dedi ki; «Siz bizimle alay ediyorsunuz, ama simdi siz bizimle nasıl alay ediyorsanız. Ilerde biz sizinle alay edecegiz.»

    [39] Perisan edici azabın hangimizin basına gelecegini, hangimizin surekli azaba ugrayacagını yakında ogreneceksiniz

    [40] Nihayet emrimiz gelip tandır kaynamaya (her taraftan sular fıskırmaya) baslayınca Nuh´a «Her canlı turunun birer ciftini, bogulacagına iliskin hukmumuzun kesinlestigi kimse dısında kalan aile bireylerini ve mu´minleri gemiye bindir» dedik. Zaten O´na az sayıda kisi inanmıstı

    [41] Nuh dedi ki; «Haydi gemiye bininiz. Onun sular icinde yol alması da, bir yerde durması da Allah´ın adı ile gerceklesecektir. Hic suphesiz Rabbim affedicidir, merhametlidir.»

    [42] Gemi, icindeki yolcularla birlikte dag gibi dalgalar arasında akıyor, yol alıyordu. O sırada Nuh, bir kenarda duran ogluna «Yavrum, bizimle birlikte gemiye bin, kafirler arasında kalma» diye seslendi

    [43] Oglu «Beni sulardan koruyacak bir daga sıgınacagım» dedi. Nuh, ona «Bugun Allah´ın emrinden kurtaracak hicbir guc yoktur, sadece O´nun esirgedikleri kurtulabilir» dedi. Tam bu sırada aralarına bir dalga girdi de Nuh´un oglu bogulanların arasına katıldı

    [44] Bir sure sonra yere «Ey yer, suyunu yut» ve goge «Ey gok, yagmurunu tut» dendi. Bunun uzerine sular cekildi, Allah´ın emri gerceklesti ve gemi Cudi´ye oturdu. Bu sırada «Kahrolsun zalimler guruhu» diyen bir ses duyuldu

    [45] Nuh, Rabbine seslenerek dedi ki; «Ey Rabbim, oglum ailemin bir bireyi idi, senin vaadin de gercektir ve sen kesinlikle hukum verenlerin en yerinde hukum verenisin.»

    [46] Allah dedi ki; «Ey Nuh, o oglun senin ailenden degildi. Cunku o kotu isler yaptı. Icyuzunu bilmedigin bir seyi yapmamı benden isteme. Sana cahillerden olmamanı ogutlerim.»

    [47] Nuh dedi ki; «Icyuzunu bilmedigim bir seyi yapmanı istemekten sana sıgınırım. Eger sen beni affetmez, bana merhamet etmezsen husrana ugrayanlardan olurum.»

    [48] Bu sırada soyle bir ses duyuldu; «Ey Nuh, sana ve yanındakilerden meydana gelecek ummetlere sunacagımız esenligin ve bereketlerin esliginde gemiden in. Yanındakilerin soyundan baska ummetler de gelecektir. Bunlara bir sureye kadar dunya nimetlerini tattırdıktan sonra kendilerini acıklı azabımıza carptıracagız.»

    [49] Ey Muhammed, bu anlatılanlar sana vahiy yolu ile bildirdigimiz gaybe iliskin haberlerdir. Bundan once ne sen ve ne de soydasların bu olayları bilmiyordunuz. Musriklerin olumsuz tepkilerine karsı sabret; sonuc, kotuluklerden sakınanlarındır

    [50] Adogullarına da kardesleri Hud´u peygamber olarak gonderdik. Hud dedi ki; «Ey soydaslarım, sadece Allah´a kulluk sununuz, O´ndan baska ilahınız yoktur. Baska ilahlara taptıgınız icin sizler birer iftiracısınız, uydurmaların pesinden gidiyorsunuz.»

    [51] Ey soydaslarım, bu uyarı cabalarıma karsılık sizden herhangi bir ucret istemiyorum. Benim ucretimi, beni yoktan vareden Allah verecektir. Acaba aklınızı basınıza toplamayacak mısınız

    [52] Soydaslarım, Rabbinizden af dileyiniz, arkasından O´na yoneliniz ki, size gokten bol yagmur gondersin, gucunuze guc katsın, suc islemekte ısrar ederek cagrıma sırt cevirmeyiniz

    [53] Soydasları dediler ki; «Ey Hud, bize somut bir mucize getirmis degilsin. Sırf oyle diyorsun diye ilahlarımızı bırakmayız, sana kesinlikle inanmıyoruz.»

    [54] Sana soyleyecegimiz tek soz sudur: «Seni ilahlarımızdan biri carpmıs olmalı.» Hud dedi ki; «Ben Allah´ı sahit tutuyorum, ayrıca siz de sahit olunuz ki, ben O´na kostugunuz ortaklardan uzagım.»

    [55] Siz ve Allah dısında O´na ortak kostugunuz ilahlar hep birlikte bana istediginiz tuzagı kurunuz, sonra da bana hic muhlet vermeyiniz

    [56] Ben, benim ve sizin Rabbiniz olan Allah´a dayandım. Hicbir canlı yoktur ki, percemi O´nun avucu icinde olmasın. Hic kuskusuz benim Rabbim, dogru yoldadır

    [57] Eger benim cagrıma sırt donecek olursanız, ben size gonderilen mesajı duyurdum. Rabbim, sizin yerinize baska bir toplum getirir. Siz O´na hicbir zarar dokunduramazsınız. Hic kuskusuz, her sey Rabbimin gozetimi ve denetimi altındadır

    [58] Azaba iliskin emrimiz geldiginde Hud´u ve beraberindeki mu´minleri, rahmetimizin sonucu olarak, kurtardık; onları agır azaptan koruduk

    [59] Iste sana o Adogulları; onlar Rabblerinin ayetlerini yalanladılar, O´nun peygamberlerine karsı geldiler ve ne kadar kustah zorba varsa hepsinin emirlerine uydular

    [60] Gerek bu dunyada gerek kıyamet gununde Allah´ın lanetine ugradılar. Haberiniz olsun, Adogulları Rabblerini inkar ettiler. Hey, kahrolsun Hud´un soydasları olan Adogulları

    [61] Semudogulları´na da kardesleri Salih´i peygamber olarak gonderdik. Salih dedi ki; ´´Soydaslarım, sadece Allah´a kulluk sununuz, O´ndan baska bir ilahınız yoktur. Sizi topraktan yaratan ve yeryuzune yerlestirerek burayı kalkındırmakla gorevlendiren O´dur. O´ndan af dileyiniz, O´na yoneliniz. Cunku Allah, kullarına yakındır ve dileklerin kabul edicisidir

    [62] Soydasları dediler ki; «Ya Salih, bundan once sen kendisine umut bagladıgımız bir kisi idin. Simdi bize atalarımızın taptıkları ilahlara tapmayı mı yasaklıyorsun? Bizi benimsemeye cagırdıgın ilkeler konusunda koyu bir kusku icindeyiz.»

    [63] Ey soydaslarım, baksanıza, eger ben Rabbimden gelen acık bir belgeye dayanıyorsam, O bana kendi katından bir rahmet bagısladı ise, emrine karsı geldigim taktirde beni O´ndan kim kurtaracak? Sizin bana zararımı arttırmaktan baska hic bir katkınız olamaz

    [64] Ey soydaslarım, bu Allah´ın devesidir, size bir mucize olarak gonderildi; bırakın onu Allah´ın topragında dolasıp yesin icsin; ona bir kotuluk dokundurmayın, yoksa yakın vadeli bir azaba carpılırsınız

    [65] Buna ragmen onu kesip devirdiler. O zaman: “Yurdunuzda uc gun daha kalın, bu yalanlanmayacak sozdur.”

    [66] Azaba iliskin emrimiz geldiginde Salih ile beraberindeki mu´minleri helak olmaktan ve o gunku onur kırıcı perisanlıktan, rahmetimizin sonucu olarak, kurtardık. Hic suphesiz senin Rabbin gucludur, ustun iradelidir

    [67] O zalimleri muthis bir gurultu yakaladı da evlerinde, oldukları yerde yıgılıp kalıverdiler

    [68] Sanki az once o evlerde yasayanlar onlar degildi. Haberiniz olsun ki, Semudogulları Rabblerini inkar ettiler. Hey, kahrolsun Semudogulları

    [69] Hani elcilerimiz Ibrahim´e mujdeli haberi getirdiklerinde ona, «Selam sana» dediler. O da onlara «Selam size» dedi. Az sonra onlerine kızarmıs bir buzagı getirdi

    [70] Ibrahim, elcilerin kızarmıs buzagıya dogru el uzatmadıklarını gorunce, konukları tuhafına gitti, icine onlardan kaynaklanan bir korku dustu. Bu sırada konukları «Korkma, biz Lut´un soydaslarına gonderildik» dediler

    [71] O sırada ayakta duran Ibrahim´in karısı bu haberi duyunca guldu. Biz de ona o elciler aracılıgı ile oglu Ishak´ın ve Ishak´ın arkasından da torunu Yakub´un mujdesini ilettik

    [72] Aman Allah´ım! Dogum mu yapacagım? Oysa ben yaslı bir kadınım, su esim de ihtiyar bir adamdır. Bu sasılacak bir sey

    [73] Konuklar, kadına «Allah´ın isine mi sasıyorsun? Ey hane halkı, Allah´ın rahmeti ve bereketi uzerinizdedir. Hic kuskusuz O, ovguye ve yuceltilmeye layıktır» dediler

    [74] Ibrahim´in korkusu gecip de mujdeli haberi alınca, Lut´un soydasları hakkında elcilerimiz ile tartısmaya giristi

    [75] Ibrahim, gercekten hosgorulu, yumusak kalpli ve kendini Allah´a adamıs bir kimse idi

    [76] Konuk melekler ona dediler ki; «Ey Ibrahim, bu isten vazgec; cunku Rabbinin emri gelmistir. Onların baslarına geri cevrilmesi mumkun olmayan bir azap gelecektir.»

    [77] Elcilerimiz Lut´un yanına vardıklarında kaygıya kapıldı, canı sıkıldı ve «bugun, zor bir gundur» dedi

    [78] Soydasları apar topar evine kostular. Daha once pis isler yapıyorlar, igrenc iliskilerde bulunuyorlardı. Lut onlara dedi ki; «Soydaslarım, iste kızlarım, onlarla eslesmek sizin icin daha temiz bir istir. Allah´dan korkun da beni konuklarım onunde rezil etmeyin. Icinizde aklı basında biri yok mu?»

    [79] Soydasları «Biliyorsun ki, bizim kızlarınla bir isimiz, onlara yonelik bir amacımız yok. Sen bizim ne istedigimizi iyi bilirsin» dediler

    [80] Lut, melek konuklarına donerek dedi ki, «Keski siz bana dayanak olacak gucte olsaydınız, ya da himayelerine sıgınabilecegim gozupek adamlarım olsaydı!»

    [81] Konukları dediler ki; «Ey Lut, biz Rabbinin elcileriyiz; onlar sana ilisemeyecekler. Geceleyin bir ara aileni yanına alarak yola cık, hicbiriniz geride kalmasın. Yalnız esini yanına alma. Cunku soydaslarının basına ne gelecekse onun da basına gelecektir. Vadeleri tanyeri agarınca dolacaktır. Tanyerinin agarması yakın degil mi?»

    [82] Azaba iliskin emrimiz geldiginde orayı altust ettik, oranın halkı uzerine, saganak halinde balcıkla kaplanmıs taslar yagdırdık

    [83] Bunlar Rabbinin katında dokulup damgalanmıs taslardı. Bu tur bir azap, zalimlerin uzagında degildir

    [84] Medyenogulları´na da kardesleri Suayb´ı peygamber olarak gonderdik. Suayb dedi ki; «Ey soydaslarım, sadece Allah´a kulluk sununuz, O´ndan baska ilahınız yoktur. Birsey olcer ya da tartarken eksik olcup tartmayınız. Bolluk icinde oldugunuzu goruyorum, ama sizin hesabınıza kıyamet gununun genis kapsamlı azabından korkuyorum.»

    [85] «Ey soydaslarım, bir sey olcer ya da tartarken adalete uyarak olcuyu ve tartıyı tam tutunuz. Halkın mallarına dusuk deger bicmeyiniz. Yeryuzunde kargasa cıkarıp dirligi bozmayınız

    [86] Eger mu´min kimseler iseniz, Allah´ın size bıraktıgı pay, hakkınızda daha hayırlıdır. Ben sizi gozetlemekle, korumakla gorevli degilim.»

    [87] Soydasları dedi ki; «Ey Suayb, atalarımızın taptıkları ilahlara tapmayı bırakmamızı ve mallarımız konusunda diledigimiz tasarrufları yapmaktan kacınmamızı emreden, empoze eden faktor, su kıldıgın namaz mıdır? Aslında sen yumusak huylu, uslu ve aklı basında bir adamsın.»

    [88] Suayb dedi ki; «Soydaslarım, baksanıza, ya ben Rabbimden gelen acık bir belgeye dayanıyorsam ve O bana kendi rahmetinin sonucu olarak temiz bir gecim kaynagı vermis ise? Yasakladıgım hareketleri kendim yaparak size ters dusmek istemiyorum. Tek istegim, gucumun yettigi oranda bozuklukları duzeltmektir. Basarım Allah´ın yardımına baglıdır. Yalnız O´na dayanıyor ve sadece O´na yoneliyorum.»

    [89] Soydaslarım, icinizdeki bana ters dusme, zıt cıkma tutkusu, Nuh´un, Hud´un ya da Salih´in soydaslarının basına gelen felaketler gibi bir felaketin sizin de basınıza gelmesine sakın yolacmasın. Ustelik Lut kavmi size pek uzak degil

    [90] Soydaslarım, Rabbinizden af dileyiniz, sonra O´na yoneliniz. Hic suphesiz Rabbim kullarına karsı merhametlidir, sevecendir

    [91] Medyenogulları dediler ki; «Ey Suayb, soylediklerinin cogundan hicbir sey anlamıyoruz. Seni aramızda gucsuz goruyoruz. Eger asiretin olmasaydı, seni tasa tutarak oldururduk. Sen bizim gozumuzde saygın ve dokunulmaz bir kisi degilsin

    [92] Ey soydaslarım, asiretim sizin gozunuzde Allah´dan daha mı ustun, daha mı onemlidir ki, O´na sırt dondunuz, O´nu yabana attınız? Hic kuskusuz, yaptıgınız her hareket Rabbimin bilgisinin kapsamı icindedir

    [93] Soydaslarım, siz bildiginiz gibi hareket ediniz, ben de bildigim gibi hareket edeyim. Hangimizin perisan edici bir azaba ugrayacagını, hangimizin yalancı oldugunu yakında goreceksiniz. Bekleyiniz; ben de sizinle birlikte bekliyorum

    [94] Azaba iliskin emrimiz geldiginde Suayb ile beraberindeki mu´minleri, rahmetimizin sonucu olarak kurtardık. O zalimler muthis bir gurultuye tutuldular da evlerinde, oldukları yerde yıgılıp kalıverdiler

    [95] Sanki az once o evlerde yasayanlar onlar degildi. Hey, Semudogulları nasıl kahroldularsa, Medyenogulları da oyle kahrolsunlar

    [96] Musa´yı da ayetlerimizle ve somut mucizeler ile peygamber olarak gonderdik

    [97] Onu Firavun´a ve yandaslarına gonderdik. Yandasları Firavun´un emrine uydular. Oysa Firavun´un emri dogruya iletici degildir

    [98] Kıyamet gunu, Firavun soydaslarının onune duserek onları cehenneme goturdu. Vardıkları yer ne fena bir yerdir

    [99] Carpıldıkları azaba ek olarak hem dunyada hem de ahirette lanete ugramıslardır. Paylarına dusen bu armagan ne fena bir armagandır

    [100] Ya Muhammed, sana anlattıgımız bu olaylar, bu sehirlerin hikayeleridir. Bu sehirlerin kimisi hala duruyor, kimisi de bicilmis ekin tarlasına donusmustur

    [101] O sehirlerin halklarına biz zulmetmedik, tersine onlar kendilerine zalimlik ettiler. Allah´ın azaba iliskin emri geldiginde Allah dısında imdada cagırdıkları duzmece ilahları, hicbir dertlerine deva olmadılar, yıkımlarını arttırmaktan baska hicbir islerine yaramadılar

    [102] Iste Rabbin, zalim halkların sehirlerinin yakasından tutunca boyle tutar. Hic kuskusuz O´nun yakaya yapısması pek sert ve acıklıdır

    [103] Ahiret azabından korkanlar icin bu olaylardan cıkarılacak dersler vardır. O gun tum insanların toplantı gunudur, herkes o gunun canlı tanıgı olacaktır

    [104] Biz o gunu, sadece sayılı gunlerin sonuna kadar erteliyoruz

    [105] O gun geldiginde Allah´ın izni olmadıkca hic kimse konusamaz. O gun kimi insanlar mutlu, kimisi ise bedbahttır

    [106] Bedbahtların varacakları yer cehennem atesidir. Onların orada ahlandıkları, vahlandıkları, hırıltılı seslerle inledikleri duyulur

    [107] Gokler ile yer durdukca, Rabbinin dilegi uyarınca cehennemlikler orada surekli kalacaklardır. Hic kuskusuz Rabbin neyi isterse onu yapar

    [108] Mutluların varacakları yer ise cennettir. Gokler ile yer durdukca Rabbinin dilegi uyarınca cennetlikler kesintisiz bir bagıs olarak orada surekli kalacaklardır

    [109] Ey Muhammed, su musriklerin taptıkları ilahların duzmece oldukları konusunda sakın kuskun olmasın. Onlar vaktiyle atalarının yaptıkları gibi asılsız ilahlara tapıyorlar. Onlara hakettikleri karsılıgı eksiksiz olarak verecegiz

    [110] Musa´ya kitap verdik, fakat bu kitap (Tevrat) hakkında insanlar gorus ayrılıgına dustuler. Eger Rabbinin daha once verilmis kesin hukmu olmasaydı, o anlasmazlıga dusenler hakkında coktan hukum verilirdi. Onlar Tevrat konusunda koyu bir kusku icindedirler

    [111] Kusku yok ki, Rabbin onların tumune davranıslarının karsılıgını tam olarak verecektir. Hic suphesiz, O, onların neler yaptıklarından haberdardır

    [112] Ey Muhammed, sana emredildigi gibi dosdogru ol; yanındaki eski sapıklıklarından tevbe edenler de oyle olsunlar. Sakın olculeri asmayınız. Hic kuskusuz Allah butun yaptıklarınızı gorur

    [113] Sakın zalimlere egilim, yakınlık gostermeyiniz. Yoksa cehennem atesi yakalar sizi; Allah´dan baska bir dostunuz, bir dayanagınız yoktur. O zaman O´nun yardımını goremezsiniz

    [114] Gunduzun iki ucunda ve gecenin ilk saatlerinde namaz kıl ; iyi ameller kotulukleri giderirler. Bu hatırlatmalar ogut alacak yetenekte olanlar icin birer oguttur

    [115] Musriklerin sana cektirdikleri sıkıntılara karsı sabret; cunku Allah, iyi davranısları odulsuz bırakmaz

    [116] Sizden onceki kusaklardan, yeryuzunde bozgunculuktan sakındıran birtakım akıllı ve erdemli kimseler cıksaydı ya! Sadece toplu felaketlerden kurtardıgımız az sayıda kimse bu gorevi yerine getirdi. Zalimler ise kendilerini sımartan ihtiraslarına kapılarak agır suclara daldılar

    [117] Sozkonusu sehirlerin halkları dogru yoldayken, Rabbin oraları haksızlıkla helak etmis degildir

    [118] Eger Rabbin dileseydi, tum insanları tek bir ummet yapardı. Oysa insanlar surekli gorus ve inanc ayrılıgı icindedirler

    [119] Yalnız Rabbinin merhametine mazhar olabilenler dogru yolda gorus ve inanc birligi saglayabiliyorlar. Zaten Allah insanları bunun icin yarattı. Rabbinin «cehennemi, mutlaka insanlarla ve cinlerle dolduracagım» seklindeki sozu coktan kesinlesti

    [120] Sana anlattıgımız, onceki peygamberlerin hayatına iliskin her olay, gonlunu ferahlatmayı ve azmini pekistirmeyi amaclıyor. Bu hikayeler sana gercegi ilettikleri gibi mu´minler icin de ogut ve hatırlatma niteligindedirler

    [121] Inanmayanlara de ki; ´Siz bildiginiz gibi hareket ediniz, biz de bildigimiz gibi hareket edelim. ´

    [122] Bekleyiniz bakalım, biz de bekliyoruz

    [123] Goklere ve yere iliskin bilinmezliklerin (gaybın) bilgisi Allah´ın tekelindedir. Her isin kesin cozum mercii O´dur. Oyleyse sırf O´na kulluk sun, yalnız O´na dayan; Rabbın onların neler yaptıklarından habersiz degildir

    Yûsuf

    Surah 12

    [1] Elif, Lam Ra; bunlar, gercegi acık acık anlatan kitabın ayetleridir

    [2] Biz o kitabı Arapca bir Kur´an olarak indirdik ki anlayabilesiniz

    [3] Biz bu Kur´an´ı vahyetmekle sana kıssaların, eski milletler ile ilgili hikayelerin en guzelini anlatıyoruz. Oysa daha once bu hikayeleri hic bilmiyordun

    [4] Hani Yusuf babasına «Babacıgım; ben ruyamda onbir yıldızın, gunesin ve ayın onumde secde ettiklerini gordum» dedi

    [5] Babası ona dedi ki; «Yavrum bu ruyanı kardeslerine anlatma; sonra sana tuzak kurarlar. Cunku seytan insanın acık bir dusmanıdır

    [6] Tıpkı ruyanda gordugun gibi Rabbin seni peygamber olarak sececek, sana olayları (ya da ruyaları) yorumlamaya iliskin bazı bilgiler ogretecek ve daha once ataların Ibrahim ile Ishak´a yonelik nimetini nasıl tamama erdirdi ise, sana ve Yakub´un soyuna yonelik nimetini de tamama erdirecektir. Hic kuskusuz Rabbin herseyi bilir ve her isi yerinde yapar

    [7] Yusuf ile kardesleri olayında, bu olayın icyuzunu irdeleyenlerin alacagı bircok ibret dersleri vardır

    [8] Hani Yusuf´un uvey kardesleri dediler ki; «Babamız, Yusuf ile oz kardesini bizden daha cok seviyor. Oysa biz sayıca cok ve guclu bir grubuz. Kusku yok ki, babamız acık bicimde hatalıdır.»

    [9] Yusuf´u ya oldurunuz, ya da ıssız bir yere bırakınız; o zaman babanızın rakipsiz sevgilileri olursunuz, arkasından da tevbe eder iyi kimseler olursunuz

    [10] Uvey kardeslerden biri dedi ki; «Yusuf´u oldurmeyiniz; eger mutlaka bir sey yapmak istiyorsanız, onu bir kuyunun dibine atınız da yoldan gececek kervanlardan biri onu cıkarıp alsın.»

    [11] Bunun uzerine uvey kardesler, babalarına dediler ki; «Ey babamız, nicin Yusuf konusunda bize guvenmiyorsun? Oysa biz onun sadece iyiligini isteriz

    [12] Yarın onu bizimle birlikte kıra gonder; yesin, icsin, eglensin, biz ona kesinlikle goz kulak oluruz

    [13] Babaları dedi ki; «Onu goturmeniz beni uzer, ayrılıgına dayanamam; ayrıca korkarım ki, siz farkında olmadan onu kurt kapar.»

    [14] Uvey kardesler dediler ki; «Bu kadar cok kisi olmamıza ragmen eger onu kurt kaparsa yandık demektir.»

    [15] Kardesleri Yusuf´u kıra goturup onu bir kuyunun dibine atmayı kararlastırdıklarında, kendisine «Ilerde, hic beklemedikleri bir sırada, sana yaptıkları bu isi kardeslerine hatırlatacaksın» diye vahyettik

    [16] Aksam olunca aglayarak babalarına geldiler

    [17] Dediler ki; «Ey babamız, Yusuf´u esyalarımızın yanında bırakarak yarıs yapmaya gitmistik, o sırada onu kurt kapıverdi; her ne kadar soyledigimiz dogru ise de, bize inanmayacaksın.»

    [18] Yusuf´un yalandan kana bulanmıs gomlegini getirdiler. Babaları Yakub dedi ki; «Anlasılan nefsiniz sizi kotu bir ise surukledi, bana dusen yaman bir sabırdır, anlattıklarınız karsısında Allah´ın yardımına sıgınıyorum.»

    [19] Bir kervan geldi, sucularını su almaya gonderdiler. Adam kovasını kuyuya sarkıtınca «Mujde, iste size bir oglan cocugu» dedi. Kervandakiler onu satmak uzere sakladılar. Oysa Allah ne yaptıklarını biliyordu

    [20] Yusuf´u ucuz bir fiyatla, birkac paraya sattılar. Cunku onu bir an once ellerinden cıkarmak istiyorlardı

    [21] Onu satın alan Mısırlı, karısına «Bu cocuga iyi bak, ilerde isimize yarayabilir, belki de onu evlad ediniriz» dedi. Boylece Yusuf´a guvenli bir barınak sagladık, ona olayların (ya da ruyaların) yorumuna iliskin bazı bilgiler ogrettik. Allah, meramını kesinlikle yurutur. Fakat insanların cogu bunu bilmezler

    [22] Yusuf ergenlik cagına erince kendisine hikmet ve bilgi bagısladık. Biz iyi davranıslıları iste boyle odullendiririz

    [23] Kaldıgı evin hanımı onu yatagına cagırdı, kapıları kilitledikten sonra ona «Haydi, gelsene!» dedi. Fakat Yusuf, «Allah korusun! Rabbim bana guvenli bir barınak sagladı; hic kuskusuz zalimler iflah olmazlar, kurtulusa eremezler» dedi

    [24] Kadının canı Yusuf´u istedi, Yusuf da ona karsı ilgi duydu. Eger Rabbinin caydırıcı direktifi, gozlerinin onunde somutlasmasaydı, kendini tutamazdı. Boylece biz Yusuf u kotulukten ve fuhustan uzak tuttuk. O, hic kuskusuz, bize icten baglı, seckin bir kulumuzdu

    [25] Her ikisi de -Yusuf onde, kadın pesinde olmak uzere- kapıya kostular. Kadın, Yusuf´un gomlegini arkasından yırttı; kapıda kadının kocası ile karsılastılar. O sırada kadın, kocasına «Esine kotuluk etmek isteyenin cezası herhalde hapsedilmekten ya da agır iskenceye carpılmaktan baska bir sey olamaz» dedi

    [26] Yusuf «Beni yatagına cagıran odur» dedi. Kadının akrabalarından biri olaya iliskin soyle bir cozum onerdi, «Eger Yusuf´un gomlegi on tarafından yırtılmıs ise, kadın dogru soyluyor, Yusuf ise bir yalancıdır.»

    [27] Yok, eger Yusuf´un gomlegi arka tarafından yırtılmıs ise, kadın yalan soyluyor ve Yusuf´un dedigi dogrudur

    [28] Adam, gomlegin arka tarafından yırtılmıs oldugunu gorunce karısına «Bu is, siz kadınlara ozgu bir komplodur, sizin komplolarınız yamandır» dedi

    [29] Adam, Yusuf´a «Sen ona bakma, kapat bu olayı» dedikten sonra karısına donerek «Sen de gunahından oturu af dile, cunku sen bir gunahkarsın» dedi

    [30] Sehirdeki birtakım kadınlar «Basbakanın karısı, kolesini yatagına cagırmıs; delikanlının askı iliklerine islemis; anlasılan (gordugumuz o ki), iyice sapıtmıs» dediler

    [31] Kadın, hemcinslerinin bu kınayıcı dedikodularını duyunca haber salarak onları evine cagırdı, onlar icin konforlu sedirler hazırladı, herbirinin eline birer yemek bıcagı verdi ve Yusuf´a «Cık sunların onune» dedi. Kadınlar Yusuf´u gorunce guzelligi karsısında buyulendiler ve «Allah´ım, sen ne buyuksun! Bu bir insan degil, olsa olsa saygın bir melektir» dediler

    [32] Kadın dedi ki; «Iste siz beni bu delikanlı yuzunden kınadınız. Ben onu yatagıma cagırdım, fakat asırı bir namusluluk tepkisi ile istegimi reddetti. Ama kendisine emrettigim isi yapmaz ise, kesinlikle hapse atılarak burnu yere surtulecektir.»

    [33] Yusuf dedi ki; «Ya Rabbi bana gore hapse girmek bunların benden istediklerini yapmamdan daha iyidir. Eger beni onların komplolarından uzak tutmazsan aglarına duser, boylece cahillerden biri olurum.´´

    [34] Allah, onun bu duasını kabul ederek kendisini kadınlardan uzak tuttu. Hic kuskusuz O her seyi isitir, her seyi bilir

    [35] Sonra adamlar, Yusuf´u belirli bir sure icin hapse atmayı gerekli gorduler. Oysa onun masum oldugunu kanıtlayan bunca delil gozleri onunde duruyordu

    [36] Iki genc, onunla birlikte hapse girmislerdi. Bunlardan biri «Ben ruyamda saraplık uzum sıktıgımı gordum» dedi. Oburu de dedi ki; «Ruyamda basımın uzerinde bir somun ekmek tasıdıgımı gordum, onu kuslar yiyorlardı. Bu ruyalarımızın ne anlama geldiklerini bize anlat. Cunku biz senin iyiliksever bir adam oldugunu goruyoruz.»

    [37] Yusuf dedi ki; «Payınıza ayrılan yemek, henuz onunuze gelmeden once onun ne oldugunu size bildirebilirim. Bu onsezi bana Allah´ın ogrettigi bilgilerdendir. Ben Allah´a inanmayan ve ahireti inkar eden milletin dininden cıktım.»

    [38] Onun yerine atalarım Ibrahim´in, Ishak´ın ve Yakub´un dinlerine baglandım. Allah´a herhangi bir seyi ortak kosmak bize yakısmaz. Bu inanc Allah´ın, gerek bize ve gerekse tum insanlara yonelik bir lutfudur. Fakat insanların cogu Allah´a sukretmezler

    [39] Ey hapishane arkadaslarım, cok sayıda ilaha inanmak mı, yoksa ezici iradeli tek Allah´a inanmak mı daha iyidir

    [40] Allah´ı bir yana bırakarak taptıgınız duzmece ilahlar, ya sizin ya da atalarınızın taktıgı birtakım bos, iceriksiz adlardan baska bir sey degildirler. Allah onlara hicbir guc vermis degildir. Egemenlik sadece Allah´ın tekelindedir. O yalnız kendisine kulluk sunmanızı emretmistir. Dosdogru din, iste budur. Fakat insanların cogu bu gercegi bilmiyor

    [41] Ey hapishane arkadaslarım, ruyalarınızın yorumuna gelince biriniz eskisi gibi efendisine icki sunacak, oburunuz ise idam edilecek ve basını kuslar kemirecek. Benden yorumlamamı istediginiz ruyalara iliskin hukum bu sekilde kesinlesti

    [42] Yusuf, kurtulacagını tahmin ettigi arkadasına «Efendinin yanında benden soz et» dedi. Fakat seytan, efendisine Yusuf´tan sozetmeyi adama unutturdu; bu yuzden Yusuf, daha birkac yıl hapiste kaldı

    [43] Bir gun kral dedi ki; «Ben ruyamda yedi zayıf inegin yedi semiz inegi yedigini, ayrıca yedi yesil ve bir o kadar da kuru basak gordum. Efendiler, eger ruya yorumlamayı biliyorsanız, bu ruyamın ne anlama geldigini bana soyleyiniz.»

    [44] Kralın adamları dediler ki; «Bu gordukleriniz birtakım karmasık, birbirinden kopuk hayallerdir. Biz karmasık hayallerin yorumunu bilemeyiz.»

    [45] Yusuf´un hapishaneden kurtulan ve kendisini ancak uzun bir sure sonra hatırlayan arkadası krala «Ben bu ruyanın ne anlama geldigini sizin icin ogrenirim, yalnız bana izin verin de bir yere kadar gideyim» dedi

    [46] Hapishaneye varınca dedi ki; «Ey ozu sozu dosdogru Yusuf, yedi zayıf inegin yedigi yedi semiz inege ve yedi yesil basak ile bir o kadar sayıdaki kuru basaga iliskin ne anlama geldigini bize anlat ki, ben de adamların yanına doneyim de ogrensinler.»

    [47] Yusuf dedi ki; «Yedi yıl boyunca topraklarınızı nadasa bırakmaksızın ekip bicersiniz. Elde edeceginiz urunu, yiyecek olarak ayıracagınız az bir bolumu dısında basak halinde saklayınız

    [48] Bunun arkasından yedi kurak ve sıkıntılı yıl gelir. Bu sure icinde, ayıracagınız az miktardaki tohumluklar dısında, bu yıllar icin stok ettiginiz urunu yersiniz

    [49] Bunun arkasından da halkın bol yagmura kavusacagı, uzumlerini ve zeytinlerini sıkıp sıra ve yag elde edebilecekleri bereketli bir yıl gelir.»

    [50] Kral «O adamı bana getiriniz» dedi. Yusuf, yanına gelen kralın elcisine dedi ki; «Efendinin yanına don ve ellerini yemek bıcakları ile kesen kadınlara iliskin olayın icyuzunu kendisine sor. Gerci Rabbim, o kadınların bana kurdukları tuzagı iyi bilir.»

    [51] Kral, kadınlara «Yusuf´tan yatak yoldasınız olmasını istediginizde neler oldu?» dedi. Kadınlar «Hasa Allah´a! O´nun hicbir kotu davranısını gormedik» dediler. Bunun uzerine basbakanın esi dedi ki; «Simdi gercek meydana cıktı, Yusuf´u yatagıma ben cagırmıstım, onun soyledigi dogrudur.»

    [52] Boylece Yusuf bilsin ki, ona yoklugunda kalleslik etmedim ve Allah, kalleslerin kurdukları tuzakları basarıya erdirmez

    [53] Bununla birlikte nefsimi aklamak, onu masum gostermek istemiyorum. Cunku Rabbimin rahmeti ile korudukları dısındaki tum nefisler, insanı ısrarla kotuluge kıskırtırlar. Hic suphesiz Rabbim affedicidir, merhametlidir

    [54] Kral «Getirin o adamı bana, onu yakın cevreme alayım» dedi. Yusuf ile konusunca da ona «Bugun sen artık bizim yuksek mevkili ve guvenilir bir adamımızsın» dedi

    [55] Yusuf, krala «Beni ulkenin hazinelerini yonetmekle gorevlendir. Cunku ben hazinelerinizi titizlikle korurum ve onların nasıl yonetilecegini iyi bilirim

    [56] Boylece Yusuf´un o ulkedeki konumunu saglamlastırdık, artık o ulkenin diledigi yerinde oturabilirdi. Biz rahmetimizi diledigimiz kimselere sunarız ve iyi davranıslıları odulsuz bırakmayız

    [57] Ama iman edip kotulukten sakınanlar icin ahiret odulu daha hayırlıdır

    [58] Bir gun Yusuf´un kardesleri gelip yanına girdiler. Yusuf onları hemen tanıdı, fakat onlar onu tanımamıslardı

    [59] Yusuf, kardeslerinin zahire yuklerini hazırlatınca onlara dedi ki; «Babadan kardesinizi bana getiriniz. Goruyorsunuz ya, zahirenizi tastamam olcerek veriyorum ve konukseverlerin de en iyisiyim.»

    [60] Ama eger babadan kardesinizi bana getirmezseniz, artık size erzak yok, bir daha semtime yaklasmayınız

    [61] Yusuf´un kardesleri «Babasından onun icin izin koparmaya calısacagız, herhalde bunu basarırız» dediler

    [62] Yusuf yanında calısan iscilere dedi ki; «Bunların verdikleri zahire bedelini yuklerine koyunuz, evlerine varınca herhalde onu farkederler de bir daha gelirler.»

    [63] Yusuf´un kardesleri babalarının yanına donunce dediler ki; «Ey babamız, erzak almamız yasaklandı, kardesimizi bizimle birlikte gonder ki, erzak alabilelim, biz onu kesinlikle koruruz.»

    [64] Babaları Yakub dedi ki; «Daha once kardesi konusunda size duydugum guvenin aynısını simdi de onun hakkında mı size duyayım? En iyi koruyucu Allah´dır. O merhametlilerin merhametlisidir.»

    [65] Zahire yuklerini acıp da odemis oldukları bedelin kendilerine geri verildigini gorduklerinde dediler ki; «Ey babamız, senden yanlıs birsey istemiyoruz. Iste odemis oldugumuz bedel bize geri verilmis. Ailemize erzak getiririz, kardesimizi koruruz, boylece bir deve yuku daha fazla zahiremiz olur. Bunu saglamak kolay bir istir artık.»

    [66] Babaları «Hep birlikte olum cemberine dusmeniz ihtimali dısında, onu kesinlikle geri getireceginize iliskin bana Allah adına saglam bir guvence, baglayıcı bir soz vermedikce onu sizinle birlikte gondermem» dedi. Ogullarının istedigi guvenceyi vermeleri uzerine dedi ki; «Bu soylediklerimize Allah vekildir.»

    [67] Yavrularım, sehre aynı kapıdan girmeyiniz, degisik kapılardan giriniz. Gerci ben Allah´ın size iliskin hicbir on kararını basınızdan savamam. Egemenlik sadece Allah´ın tekelindedir. Ben yalnız O´na guveniyorum. Tum dayanak arayanlar da yalnız O´na guvenmelidirler

    [68] Yusuf´un kardesleri babalarının direktifi uyarınca sehre girdiler. Gerci bu onlem, Allah´ın onlara iliskin hicbir on kararını baslarından savacak degildi. Sadece Yakub, icinden gelen bir gorev duygusunun geregini yerine getirmisti. Onun bu meseleye iliskin, tarafımızdan kendisine ogretilmis bilgisi vardı. Fakat insanların cogu bu meseleye iliskin gercegi bilmezler

    [69] Yakub´un ogulları, Yusuf´un yanına girdiklerinde o oz kardesini bagrına basarak «Ben senin oz kardesinim, onların yaptıkları kotuluklerden oturu sakın tasalanma» dedi

    [70] Yusuf, kardeslerinin zahire yuklerini hazırlatırken, olcu kabı olarak kullanılan su tasını oz kardesinin yukune koydurdu. Arkasından bir gorevli: «Ey yolcular kafilesi, sizler hırsızsınız» diye seslendi

    [71] Yusuf´un kardesleri, gorevlilere donerek «Ne kaybettiniz?» dediler

    [72] Gorevlilerden biri dedi ki; «Olcu kabı olarak kullanılan kralın su tasını kaybettik. Onu geri getirene odul olarak bir deve yuku zahire verilecek buna ben kefilim.»

    [73] Yusuf´un kardesleri «Allah askına, siz de biliyorsunuz ki, biz bu ulkeye kargasa cıkarmak icin gelmedik, biz hırsız degiliz» dediler

    [74] Gorevliler; «Peki eger yalan soyluyorsanız, size gore hırsızlıgın cezası nedir?» dediler

    [75] Yusuf´un kardesleri «Hırsızlıgın cezası, tası yukunde buldugunuz kimsenin karsılık olarak tutulmasıdır. Biz zalimleri boyle cezalandırırız» dediler

    [76] Yusuf, oz kardesinin valizinden once uvey kardeslerinin valizlerini aradı, sonra tası oz kardesinin valizinden cıkardı. Biz Yusuf´a boyle bir plana basvurmayı ilham ettik. Cunku kralın yasalarına gore kardesini alıkoyamazdı. Meger ki, Allah bu alıkonmayı dilemis olsun. Biz diledigimiz kimsenin derecelerini yukseltiriz. Her bilenden daha ustun bir bilgin vardır

    [77] Yakub´un ogulları; «Bu kardesimiz hırsızlık yaptı ise daha once de onun oz kardesi hırsızlık yapmıstı» dediler. Yusuf kardeslerinin bu iftirasını duymazlıktan geldi, onu yuzlerine vurmadı. Icinden «Asıl kotu durumda olan sizlersiniz, Allah sizin uydurma sozlerinizin icyuzunu herkesten iyi bilir» dedi

    [78] Yakub´un ogulları dediler ki; «Ey vezir, bu kardesimizin ileri derecede yaslanmıs, ihtiyar bir babası var. Onun yerine icimizden birini alıkoy. Goruyoruz ki, sen iyiliksever bir adamsın.»

    [79] Yusuf «Calınan esyamızı valizinde buldugumuz kimseden baskasını alıkoymaktan Allah´a sıgınırız. Yoksa zalimlik etmis oluruz» dedi

    [80] Yakub´un ogulları Yusuf´tan umut kesince, aralarında konusmak uzere bir kenara cekildiler. En buyukleri dedi ki; «Babanızın Allah adına sizden baglayıcı bir guvence aldıgını ve daha onceki Yusuf´a iliskin ihmalinizi bilmiyor musunuz? Bu yuzden babam bana izin vermedikce ya da hukum verenlerin en hayırlısı olan Allah, hakkımda bir hukum vermedikce buradan ileriye adım atmam!»

    [81] Varınız babanıza deyiniz ki; ´Ey babamız! Oglun hırsızlık yaptı, biz sadece bildiklerimizi soyluyoruz, yoksa bilinmez sırlara iliskin bir haberimiz yoktur

    [82] Icinde bulundugumuz sehrin halkına ve birlikte yola cıktıgımız kervana sor, soylediklerimiz kesinlikle dogrudur

    [83] Hz. Yakub dedi ki; ´Herhalde nefsinizin kıskırtması ile bir komplo duzenlediniz. Bana yaman bir sabır dusuyor. Belki de Allah bana tum ogullarımı birlikte kavusturacaktır. Hic suphesiz O, her seyi bilir ve her yaptıgı yerindedir.»

    [84] Hz. Yakub, yuzunu baska tarafa cevirerek; ´Vah Yusuf´um vah!´ diye inledi. Gozleri huzunden agarmıstı, buna ragmen acısını icine gomuyor, belli etmiyordu

    [85] Ogulları; «Vallahi, Yusuf Yusuf diye diye ya yataga duseceksin, ya da helak olacaksın» dediler

    [86] Hz. Yakub, ogullarına dedi ki; «Ben acımı ve ızdırabımı yalnız Allah´a sikayet ediyorum ve ben Allah hakkında sizin bilmediklerinizi biliyorum.»

    [87] Ey ogullarım, gidiniz Hz. Yusuf´u ve kardesini arayınız, Allah´ın lutfundan umit kesmeyiniz. Cunku Allah´ın lutfundan, sadece kafirler umitsiz olur

    [88] Yakub´un ogulları, Yusuf´un yanına girdiklerinde dediler ki; ´Ey vezir, biz ve ailemiz sıkıntıya dustuk, yanımızda dusuk degerli bir bedel getirdik, fakat sen erzagımızı eksiltmeden ver, bize bagısta bulun. Cunku Allah hayırseverleri odullendirir...»

    [89] Hz. Yusuf kardeslerine; «Cahillik doneminde Yusuf´a ve kardesine neler yaptıgınızı hatırlıyor musunuz?» dedi

    [90] Kardesleri «Yoksa sen Yusuf musun?» dediler. O da dedi ki; «Evet, ben Yusuf´um, bu da kardesimdir. Allah bize lutufta bulundu. Kusku yok ki, kim kotulukten sakınır ve sabrederse, Allah iyilik edenleri asla odulsuz bırakmaz.»

    [91] Kardesleri; «Vallahi, Allah seni bize ustun kıldı, biz hep suclu idik.» dediler

    [92] Yusuf dedi ki; «Bugun size kınama yok, Allah gunahlarınızı bagıslar, O merhametlilerin en merhametlisidir.»

    [93] Simdi su benim gomlegimi goturup yuzune surun de gozleri acılsın. Sonra butun ailenizle birlikte bana geliniz

    [94] Kervan yola cıkınca, babaları yanındakilere; «Eger bana bunak demeyecekseniz, soyleyeyim ki, burnuma Yusuf´un kokusu geliyor» dedi

    [95] Yanındakiler, Hz. Yakub´a; «Vallahi, sen hala o eski saskınlıgının pencesindesin» dediler

    [96] Hz. Yakub´un mujdeli haberi tasıyan oglu gelip de gomlegi babasının yuzune surunce, gozleri acılıverdi ve ogullarına «ben size Allah hakkında sizin bilmediklerinizi biliyorum demedim mi?» dedi

    [97] Ogulları; «Ey babamız! Bizim adımıza Allah´tan gunahlarımızı affetmesini dile, biz kesinlikle sucluyuz» dediler

    [98] Hz. Yakub, ogullarına; «Sizin icin daha sonra af dileyecegim. Hic kuskusuz Allah affedicidir, merhametlidir» dedi

    [99] Hz. Yakub ailesi, Hz. Yusuf´un yanına vardıgında O, ana babasını bagrına bastı ve «Allah´ın izni ile Mısır´a guven icinde giriniz» dedi

    [100] Ana babasını makam koltuguna oturttu, bu arada hep birlikte onunde secdeye kapandılar. Bunun uzerine Hz. Yusuf, babasına dedi ki; «Babacıgım, bu olay, bir zamanlar gordugum ruyanın somut yorumudur, Rabbim o ruyayı gercege donusturdu. Ayrıca beni hapisten cıkararak ve seytanın kıskırtması sonucunda kardeslerimle aramın acılmasından sonra sizleri col ortasından kaldırıp yanıma getirerek bana lutufta bulundu. Hic kuskusuz Rabbim dilediklerine karsı lutufkar davranır. O her seyi bilen ve her yaptıgını yerinde yapandır.»

    [101] Rabbim, sen bana egemenlikten pay verdin, beni olayları (ya da ruyaları) yorumlamaya iliskin bazı bilgiler ile donattın. Ey goklerin ve yerin yaradanı! Gerek dunyada, gerek ahirette tek dayanagım sensin; canımı musluman olarak al ve beni iyi kulların arasına kat.»

    [102] Ey Muhammed! Bu anlatılanlar, gayba iliskin haberlerdir, onları sana vahiy yolu ile bildiriyoruz. Yoksa Hz. Yakub´un ogulları, biraraya gelerek kardeslerinin tuzak kurmayı kararlastırdıkları sırada sen yanlarında degildin

    [103] Sen insanların iman etmesini ne kadar ısrarla istersen iste, onların cogu iman etmeyecektir

    [104] Oysa sen bu cabana karsılık onlardan herhangi bir ucret istemiyorsun. Kur´an, tum insanlara seslenen bir hatırlatmadır sadece

    [105] Goklerde ve yerde nice ayetler, nice ibret icerikli belgeler vardır, yanlarından gectikleri halde onları umursamazlar

    [106] Onların cogu, Allah´a ortak kosmaksızın O´na inanmazlar

    [107] Acaba onlar, hepsini birlikte carpacak, yaygın bir ilahi azaba ugramayacaklarından ya da hic farkında olmadıkları bir sırada ansızın kıyametin baslarına kopmayacagından emin midirler

    [108] Ey Muhammed, de ki; «Iste benim yolum budur, ben inandırıcı kanıtlar gostererek insanları Allah´a cagırırım. Bana uyanlar da oyle yaparlar. Allah´ı her turlu noksanlıktan uzak tutarım. Ben Allah´a ortak kosanlardan degilim.»

    [109] Senden once gonderdigimiz tum peygamberler de, cesitli sehirlerin halklarından secerek kendilerine vahiy indirdigimiz erkekler idi. Onlar yeryuzunde gezerek; kendilerinden onceki inkarcı milletlerin sonunun nasıl oldugunu gormuyorlar mı? Kotulukten kacınanlar icin ahiret yurdu, dunyadan daha hayırlıdır. Bunu dusunemiyor musunuz

    [110] Gonderdigimiz peygamberler, ummetlerinden iyice umit kestiklerinde ve kesinlikle yalancı sayıldıkları sonucuna vardıklarında, kendilerine yardımımız erisiverdi de dilediklerimiz ortak azaptan kurtarıldı, fakat hic kimse agır suclulardan siddetli azabımızı savamaz

    [111] Sagduyuluların, peygamberlere iliskin hikayelerden alacakları ibret dersleri vardır. Bu Kur´an bir duzmece sozler dizisi degildir. Tersine O, kendisinden onceki kutsal kitapları onaylayan, her seyi ayrıntılı bicimde anlatan, mu´minler icin dogru yol kılavuzu ve rahmet olan gercek bir ilahi kitaptır

    Ra'd

    Surah 13

    [1] Elif Lam Mim Ra. Bunlar kitabın ayetleridir. Rabbinden sana indirilen mesaj gercektir, fakat insanların cogu buna inanmazlar

    [2] Allah gokleri, gordugunuz gibi, direksiz olarak yukseltti. Sonra Ars´a kuruldu, gunes ile ayı buyrugu altına aldı, her biri belli bir surenin sonuna kadar yorungesinde hareket eder, o butun bu gelismeleri duzenler. Rabbinizin karsısına cıkacagınıza kesinlikle inanasınız diye O, size ayetlerini ayrıntılı bicimde acıklar

    [3] O yerin alanını genis yaptı; orada koklu daglar ve nehirler varetti; butun urunleri, butun bitkileri cift olarak yarattı; O geceyi gunduzun uzerine orter. Hic kuskusuz bunlar da dusunen kimseler icin ibret dersleri vardır

    [4] Yeryuzunde biribirine bitisik, farklı yapıda toprak parcaları; uzum bagları, ekinler ve catallı catalsız hurma agacları vardır; hepsi aynı su ile sulanır, fakat urunleri arasında fark gozetiriz. Hic kuskusuz bunlarda aklı erenler icin bircok ibret dersleri vardır

    [5] Eger sasacaksan, kafirlerin ´Biz olup toprak olunca mı yeniden diriltilecegiz?´ demelerine sasmak gerekir. Onlar Rabb´lerini inkar edenlerdir, onların boyunlarına demir halkalar gecirilecektir; onlar, orada ebedi olarak kalmak uzere, cehennemliktirler

    [6] Musrikler senden iyilikten once kotuluk isterler, carptırılacakları cezanın bir an once baslarına gelmesini dilerler. Oysa onlardan once nice agır ceza ornekleri yasanmıstır. Hic kuskusuz Rabb´in, insanların zalimliklerine ragmen onlara karsı bagıslayıcıdır ve yine hic kuskusuz Rabbinin cezası da pek agırdır

    [7] Kafirler «Muhammed´e, Rabb´inden bir mucize indirilseydi ya» derler. Oysa sen sadece bir uyarıcısın ve her toplumun bir dogru yol gostericisi vardır

    [8] Allah, her disinin rahminde tasıdıgını, bu rahimlerin erken dogurdukları ile fazla tuttuklarını bilir. Her sey O´nun katında belirli bir olcuye baglıdır

    [9] O, gorulur gorulmez, her seyi bilen, yuceler yucesidir

    [10] Icinizden sozunu gizli tutanla acıkca soyleyen, geceye burunup saklanan ile gunduzleyin ortalıkta gezen arasında O´nun icin hicbir fark yoktur

    [11] Insanı onunden ve arkasından izleyen (melekler) vardır, onu Allah´ın emri ile gozetlerler. Herhangi bir toplum tutumunu degistirmedikce Allah onun konumunu degistirmez. Allah, bir toplumun herhangi bir kotuluge ugramasını dileyince, onu hic kimse onleyemez. Insanların Allah´dan baska hicbir koruyucusu, kayırıcısı yoktur

    [12] Simsegi size hem korku ve hem de umut kaynagı olarak gosteren, yagmur yuklu bulutları olusturan odur

    [13] O´nu gok gurultusu ovgu ile ve melekler korku icinde tesbih ederler, noksanlıklardan uzak tutarlar. O yıldırımlar salarak bunlarla dilediklerini carpar. Allah´ın sillesi son derece sert oldugu halde, onlar O´nun hakkında tartısıyorlar

    [14] Gercek dua, yalnız Allah´a yoneltilen cagrıdır. Musriklerin Allah dısında cagrı yonelttikleri putlar, onların hicbir dileklerine cevap veremezler. Boyleleri agzına su gelsin diye avuclarını ona dogru acan kimseye benzerler ki, asla bu yolla agzına su gelmez. Iste kafirlerin cagrısı boylesine bosunadır

    [15] Goklerdeki ve yerdeki tum varlıklar ile bu varlıkların golgeleri gonullu ya da zorunlu olarak sabah aksam Allah´a secde ederler

    [16] De ki: “Goklerin ve yerin Rabbi kimdir?” “Allah’tır” de. “Yoksa O’nu bırakıp kendilerine bir fayda ve zararı olmayan dostlar mı edindiniz?” de. De ki: “Hic korle goren bir olur mu? Yahut karanlık ile aydınlık bir midir?” Yoksa Allah gibi yaratması olan ortaklar buldular da yaratmaları birbirine benzettiler? De ki: “Her seyi yaratan Allah’tır. O, bir tektir, her seye ustun gelir.”

    [17] Allah, gokten su indirdi ve yataklarının kapasitesi ile olculu buyuklukte dereler akıttı. Akan sel, yuzeyinde kopuk tasır. Sus ya da kullanım esyası yapmak amacı ile ateste erittiginiz madenlerin de buna benzer kopukleri, curufları vardır. Allah, hak ile batılı bu ornek aracılıgı ile anlatır. Kopuk, havaya ucup gider; fakat insanlara yarar saglayan kısım yerde kalır. Iste Allah, boylesine ornekler verir

    [18] Rabblerinin cagrısına olumlu cevap verenlere karsılıkların en guzeli verilir. O´nun cagrısına olumlu karsılık vermeyenlere gelince, eger dunyada bulunan her sey, bir kat fazlası ile ellerinde olsa, butun bunları kurtulus fidyesi olarak verirlerdi. Boylelerini kotu bir hesaplasma islemi bekliyor, varacakları yer cehennemdir; orası ne fena bir barınaktır

    [19] Rabbin tarafından sana indirilen mesajın gercek oldugunu bilen kimse hic kor ile bir olur mu? Ancak sagduyu sahipleri ogut alırlar

    [20] Onlar Allah´a verdikleri sozu tutarlar, anlasmalarını bozmazlar

    [21] Yine onlar, Allah´ın surdurulmesini emrettigi iliskileri surdururler. Rabblerinden korkarlar ve kotu hesaplasmadan urkerler

    [22] Yine onlar, Allah´ın hosnutlugunu kazanmak amacı ile sabrederler, namazı kılarlar, kendilerine verdigimiz rızıktan gizlice ve acıkca hayır yolunda harcarlar, kotulugu iyilikle savarlar. Iste gecici dunyanın ardından gelecek olan mutlu akıbet onları bekliyor

    [23] Bu mutlu akıbet, Adn cennetleridir. Kendileri ile birlikte iyi davranıslı ana babaları, esleri ve cocukları bu cennetlere girerler. Melekler her kapıdan yanlarına girerek

    [24] Sabrettiginizden dolayı selam size. Dunyayı izleyen bu mutlu akıbet ne kadar guzel! derler

    [25] Allah´a vermis oldukları sozu kesin bir taahhut haline getirdikten sonra bozanlara, Allah´ın surdurulmesini emrettigi iliskileri kesenlere ve yeryuzunde bozgunculuk cıkaranlara gelince onlara lanet vardır ve dunyayı izleyecek olan kotu akıbet kendilerini beklemektedir

    [26] Allah diledigine bol rızık verir ve dilediginin rızkını kısıtlar. Onlar dunya hayatı ile boburlendiler. Oysa dunya hayatı, ahiretin yanında basit bir metadan baska bir sey degildir

    [27] Kafirler «Muhammed´e, Rabbi tarafından somut bir mucize, indirilseydi ya» derler. Onlara de ki; «Allah, diledigini saptırır ve kendisine yoneleni dogru yola iletir.»

    [28] Onlar iman etmislerdir ve kalpleri Allah´ı anmakla huzura kavusur. Haberiniz olsun ki, kalpler ancak Allah´ı anmakla huzura erebilirler

    [29] Iman edip iyi ameller isleyenlere ne mutlu, onları guzel bir gelecek beklemektedir

    [30] Ey Muhammed sana vahyettigimiz mesajı kendilerine okuyasın diye seni oyle bir ummete gonderdik ki, onlardan once bircok ummetler gelip gecmistir. Onlar rahmeti bol olan Allah´ı tanımıyorlar. Onlara de ki; «Benim Rabbim O´dur, O´ndan baska ilah yoktur, ben yalnız O´na dayandım, donus O´nadır.»

    [31] Eger dagların yurumesini, yeryuzunun parcalanmasını ve oluler ile konusabilmeyi saglayan bir kitap olsaydı, o bu Kur´an olurdu. Fakat tum yetki Allah´ın tekelindedir. Dilese, Allah´ın butun insanları dogru yola iletecegini, mu´minler hala kesinlikle anlamadılar mı? Isledikleri kotulukler yuzunden kafirlerin baslarına surekli olarak belalar gelir, ya da bu belalar yurtlarının yakınına iner. Sonunda Allah´ın verdigi soz gerceklesir. Kusku yok ki, Allah sozunden caymaz

    [32] Senden onceki bircok peygamber ile de alay etmislerdi. Ben o kafirlere bir sure meydan verdim, fakat sonra yakalarına yapıstım. O zaman azabım nice oldu

    [33] Herkesin ne yaptıgını gozeten Allah, boyle bir gucu olmayan duzmece ilahlar ile bir olur mu? Musrikler, Allah´a birtakım ortaklar kostular. Onlara de ki; «bunların adlarını soyleyiniz, niteliklerini belirtiniz. Yoksa Allah´a, O´nun yeryuzunde bilmedigi bir seyin haberini mi veriyorsunuz? Yoksa kuru sozler ile mi oyalanıyorsunuz? Aslında kafirlere entrikaları, duzenbazlıkları cekici gorundu de dogru yoldan saptırıldılar. Allah´ın saptırdıgını hic kimse dogru yola iletemez

    [34] Onlara dunya hayatında azap vardır. Fakat ahiret azabı daha agırdır. Onları Allah´ın elinden hic kimse kurtaramaz

    [35] Kotuluklerden sakınanlara vadedilen cennet soyledir. Oranın altından cesitli ırmaklar akar, agaclarının meyvaları sureklidir, golgeleri de. Iste kotuluklerden sakınanların sonu burasıdır. Kafirlerin sonu ise cehennem atesidir

    [36] Kendilerine kitap gonderdigimiz kimseler, sana indirilen mesajı sevincle karsılarlar. Fakat karsıt gruplar icinde bu mesajın bir bolumunu inkar edenler vardır. Onlara de ki; «Bana Allah´a kulluk etmem, O´na ortak kosmamam emredildi; O´na cagırırım insanları; O´nadır donusum

    [37] Bunun yanısıra biz onu Arapca bir hukum sistemi olarak indirdik. Eger sana gelen bu bilgiden sonra onların keyfi arzularına uyacak olursan, seni Allah´ın elinden kurtaracak bir destekci, bir koruyucu bulamazsın

    [38] Biz senden once de nice peygamberler gonderdik, onlara da esler ve cocuklar verdik. Allah´ın izni olmadıkca hicbir peygamber mucize gostermeye yetkili degildir. Her belirli surenin, her donemin ayrı bir kitabı vardır

    [39] Allah diledigi hukmu yururlukten kaldırır, diledigini de yururlukte tutar. Ana kitap O´nun katındadır

    [40] Kafirlere yonelttigimiz bazı tehditleri sana gostersek de ya da daha once canını alsak da senin gorevin mesajımızı duyurmaktır, insanları hesaba cekmek bize duser

    [41] Bizim kafirlerin yurtlarını uclarından kırptıgımızı, muslumanlar lehine alanlarını daralttıgımızı gormuyorlar mı? Hukum veren Allah´tır, O´nun hukmunu gozden gecirecek hic kimse yoktur. O´nun hesaplasması pek cabuktur

    [42] Onlardan oncekiler de peygamberlerine karsı tuzaklar kurdular. Fakat asıl tuzak kurma yetkisi Allah´ın tekelindedir. O herkesin ne yaptıgını bilir. Kafirler, kimin mutlu sona erecegini ilerde ogreneceklerdir

    [43] Kafirler «Sen peygamber degilsin» derler. Onlara de ki; «Sizin ile benim aramda Allah´ın ve kutsal kitap kaynaklı bilginlerin tanıklıgı yeterli bir kanıttır.»

    İbrâhîm

    Surah 14

    [1] Elif, Lam, Ra. Bu Kur´an, insanları Rabblerinin izni ile karanlıklardan aydınlıga cıkarasın, ustun iradeli ve ovguye layık Allah´ın yoluna iletesin diye sana indirilmis bir kitaptır

    [2] O Allah ki, goklerde ve yerde ne varsa hepsi O´nundur. Ugrayacakları agır azaptan oturu vaygele kafirlerin basına

    [3] Onlar ki, dunya hayatını ahirete tercih ederler, insanları Allah yolundan alıkoyarlar ve bu yolu egri gostermeye yeltenirler. Iste onlar koyu bir sapıklık icindedirler

    [4] Biz butun peygamberleri soydaslarının dili ile gonderdik ki, onlara Allah´ın buyrugunu acıkca anlatabilsinler. Allah diledigini saptırır, diledigini de dogru yola iletir. O ustun iradelidir ve her isi yerindedir

    [5] Biz Musa´yı «Soydaslarını karanlıktan aydınlıga cıkar ve onlara Allah´ın (tarihlerinde iz bırakmıs) gunlerini hatırlat» direktifi ile somut mucizelerin desteginde peygamber olarak gonderdik. Bu hatırlatmada sabırlı ve sukreden herkesin alacagı ibret dersleri vardır

    [6] Hani Musa, soydaslarına dedi ki; «Allah´ın size bagısladıgı nimetleri hatırlayınız. Hani O ogullarınızı bogazlayıp kadınlarınızı erkeksiz bırakmak sureti ile size cok agır bir iskence cektiren Firavun hanedanından sizi kurtarmıstı. Bu, Rabbinizin size yonelik buyuk bir sınavı idi.»

    [7] Hani Rabbiniz size soyle bildirmisti; «Eger sukrederseniz, size yonelik nimetlerimi kesinlikle arttırırım, eger nankorluk ederseniz, hic kuskusuz azabım pek agırdır.»

    [8] Musa dedi ki; «Eger siz, tum yeryuzu halkı ile birlikte nankorluk etseniz, kusku yok ki, Allah´ın hicbir seye ihtiyacı yoktur ve ozu itibarı ile ovguye layıktır.»

    [9] Daha once yasamıs Nuh, Ad, Semud kavimlerine, ayrıca bunlardan sonra gelen ve haklarında Allah´dan baska hic kimsenin bir sey bilmedigi toplumlara iliskin bilgi size ulasmadı mı? Peygamberleri, bu toplumlara acık belgeler ile geldiler. Fakat onlar (sesleri yankılanarak gurlessin diye) ellerini agızlarına tutarak sizin bize getirdiginiz mesajı reddediyoruz, bizi benimsemeye cagırdıgınız ilkeler konusunda koyu bir kusku icindeyiz» dediler

    [10] Peygamberleri, onlara «Goklerin ve yerin yoktan varedicisi olan Allah hakkında suphe olur mu hic? O bazı gunahlarınızı bagıslamak icin sizi dogru yola cagırıyor, bu konuda size belirli bir surenin sonuna kadar muhlet tanıyor» dediler

    [11] Peygamberleri onlara dediler ki, «Evet biz de sizin gibi birer insanız, fakat Allah diledigi kuluna bagısta bulunur. Allah´ın izni olmadıkca biz size mucize gosteremeyiz. Mu´minler sırf Allah´a dayanmalıdır

    [12] Allah bizi dogru yola ilettigine gore, niye O´na dayanmayalım ki? Bize edeceginiz eziyetlere kesinlikle katlanacagız. Dayanak arayanlar sırf Allah´a dayanmalıdırlar.»

    [13] Kafirler, peygamberlerine «Ya dinimize donersiniz, ya da sizi yurdumuzdan kovarız» dediler. Fakat Rabbleri, onlara vahiy yolu ile bildirdi ki, «Biz zalimleri kesinlikle yokedecegiz.»

    [14] Ve onların arkasından yeryuzune sizi yerlestirecegiz. Bu mujde benim karsıma cıkacagından cekinen ve benim tehditlerimden korkanlar icindir.»

    [15] Peygamberler, Allah´dan zafer dilediler, bunun uzerine butun inatcı zorbalar husrana ugradılar

    [16] Ayrıca herbirinin onunde cehennem vardır, orada kendisine irinli su icirilecektir

    [17] Bu irinli suyu yutkunarak icer, normal bicimde icemez. Her yandan olumun saldırısına ugradıgı halde olemez. Onunde cetin bir azap vardır

    [18] Rabblerini inkar edenlerin iyi davranısları fırtınalı bir gunde siddetli ruzgarda savrulan kule benzer, yaptıkları iyi isler karsılıgında ellerine hicbir sey gecmez. Iste koyu sapıklık budur

    [19] Allah´ın gokleri ve yeri hak ilkesine dayalı olarak yarattıgını gormuyor musun? O eger dilerse sizi yokedip yerinize yeni bir canlı turu gecirebilir

    [20] Bu Allah icin zor bir is degildir

    [21] Tum insanlar Allah´ın huzuruna cıktıklarında gucsuz halk yıgınları, buyukluk taslayan onderlere «Biz size baglı idik, size uymustuk. Simdi Allah´ın bize verecegi azabın herhangi bir bolumunu basımızdan savabilecek misiniz?» derler. Onderler ise gucsuzlere su karsılıgı verirler, «Eger Allah bizi dogru yola iletseydi, biz de sizi dogru yola erdirirdik. Simdi feryad etsek de, sabretsek de farketmez. Cunku kacıp sıgınabilecegimiz bir yer yok.»

    [22] Herkese iliskin hukum verilip is isten gectikten sonra seytan, cehennemliklere der ki; «Hic kuskusuz Allah´ın size yonelik vaadi dogru idi, ben ise size verdigim sozu yerine getirmedim. Benim size yonelik, somut bir yaptırım gucum yoktu, sadece sizi yoluma cagırdım, siz de cagrıma uyuverdiniz. O halde beni suclamayınız, kendinizi suclayınız, simdi ne ben sizi kurtarabilirim, ne de siz beni kurtarabilirsiniz. Aslında vaktiyle beni Allah´a ortak kosmanızı da onaylamıs degildim. Hic kuskusuz zalimler, acıklı bir azap cekeceklerdir

    [23] Iman edip iyi ameller isleyenler ise Rabblerinin izni ile icinde ebedi olarak kalacakları ve altlarından ırmaklar akan cennetlere yerlestirilirler, onlar orada esenlik dilegi olarak «selam» ile karsılanırlar

    [24] Allah´ın guzel sozu neye benzettigini gormuyor musun? O, onu yerin derinliklerine kok salmıs ve dalları goge tırmanan yararlı bir agaca benzetiyor

    [25] O agac surekli olarak meyva verir. Insanlar ogut alsınlar diye Allah onlara cesitli ogutler verir

    [26] Igrenc soz de koku yerden kesilmis, dik duramayan acı meyvalı bir agaca benzer

    [27] Allah, gerek dunya hayatında, gerekse ahirette mu´minleri degismez soze baglı tutar. Allah zalimleri ise saptırır. Allah diledigini yapar

    [28] Allah´ın nimetini teperek yerine kafirligi secenleri ve milletlerini helak yurduna surukleyenleri gormuyor musun

    [29] O helak yurdu, icine atılacakları cehennemdir. Orası ne fena bir barınaktır

    [30] Onlar insanları Allah´ın yolundan saptırmak icin O´na cesitli ortaklar kostular. Onlara de ki; «Dunya nimetlerinden elinizden geldigi kadar yararlanın bakalım, cunku sonunda varacagınız yer cehennem atesidir

    [31] Mu´min kullarıma de ki; «Namazı kılsınlar ve ne alısverisin ne de dostlugun gecerli olmadıgı gun gelmeden once kendilerine verdigimiz rızıktan gizli ve acık bicimde bagısta bulunsunlar

    [32] O Allah ki, gokleri ve yeri yarattı, gokten su indirerek, onun aracılıgı ile size rızık olarak cesitli meyvalar ortaya cıkardı, O´nun buyrugu ile denizde yuzen gemiyi yararınıza sundu, nehirleri yararınıza sundu

    [33] Surekli bicimde yorungelerinde donen gunesi ve ayı yararınıza sundu, gece ile gunduzu yararınıza sundu

    [34] O size kendisinden isteyebileceginiz her seyi verdi. Eger Allah´ın nimetlerini sayacak olursanız, onları bitiremezsiniz. Kuskusuz insan cok zalim ve son derece nankordur

    [35] Hani Ibrahim dedi ki; «Ey Rabbim, bu beldeyi guvenli kıl, beni ve cocuklarımı putlara tapmaktan uzak tut.»

    [36] Ey Rabbim, o putlar cogu insanı yoldan cıkardı. Bundan boyle kim bana uyarsa bendendir, kim bana karsı cıkarsa, hic kuskusuz sen bagıslayıcısın, merhametlisin

    [37] Ey Rabbimiz, ben ailemin bir bolumunu senin dokunulmaz evinin, Kabe´nin yanıbasındaki bitkisiz, kırac bir vadiye yerlestirdim. Ey Rabbimiz, bunu namazı kılsınlar diye boyle yaptım. Buna gore insanlardan bir bolumunun gonullerinde onlara karsı ozlem uyandır ve onlara rızık olarak cesitli meyvalar bagısla, umulur ki sana sukrederler

    [38] Ey Rabbimiz, sen bizim gizledigimiz ve acıga vurdugumuz her seyi bilirsin. Cunku yerdeki ve gokteki hicbir sey Allah´dan gizlenemez

    [39] Hayli ilerlemis yasıma ragmen, Ismail ile Ishak´ı bana evlat olarak bagıslayan Allah´a hamdolsun. Hic suphesiz benim Rabbim duaları isitip kabul edendir

    [40] Ey Rabbim, beni ve soyumdan gelenlerin bir bolumunu namaz kılanlardan eyle. Ey Rabbimiz, duamı kabul eyle

    [41] Ey Rabbimiz, hesaba durulacagı gunde beni, ana babamı ve tum mu´minleri affeyle.»

    [42] Sakın, Allah´ı, zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma. Yalnız onlarla hesaplasmayı gozlerin saskınlıktan donakalacagı bir gune erteliyor

    [43] O gun onlar havaya dikilmis basları ile, hicbir tarafa bakamayan donuk gozleri ile duyarlıktan yoksun, bombos gonulleri ile hızlı hızlı kosarlar

    [44] Insanları, azapla yuzyuze gelecekleri gun konusunda uyar. O gun zalimler «Ey Rabbimiz, bizimle hesaplasmayı yakın bir surenin sonuna ertele de senin cagrına olumlu cevap verip, peygamberlere uyalım» derler. «Peki, vaktiyle surekli yasayacagınıza, hic olmeyeceginize yemin edenler sizler degil miydiniz?»

    [45] Oysa daha once kendilerine zulmetmis olanların yurtlarında yasadınız, onlara ne yaptıgımızı acıkca ogrendiniz, size bu konuda cesitli ornekler anlattık

    [46] Onlar kuracakları tuzagı kurdular. Fakat tuzakları dagları yerlerinden oynatabilecek nitelikte olsa bile, Allah´ın denetimi altındadır

    [47] Sakın Allah´ın, peygamberlerine yonelik vaadinden cayacagını sanma. Hic kuskusuz Allah ustun iradeli ve oc alıcıdır

    [48] O gun yer baska bir yere, gokler de baska goklere donusturulurler ve tum insanlar tek ve ezici iradeli Allah´ın huzuruna cıkarlar

    [49] O gun gunahkarların zincirlerle birbirlerine baglandıklarını gorursun

    [50] Elbiseleri katrandan olacak ve yuzlerini ates saracaktır

    [51] Amac, Allah´ın herkese islediginin karsılıgını vermesidir. Hic kuskusuz Allah´ın hesap gormesi pek cabuktur

    [52] Bu Kur´an tum insanlara yonelik bir duyurudur. Onun aracılıgı ile insanlar uyarılsın, herkes Allah´ın tek oldugunu ogrensin ve sagduyulu kimseler onun ibret derslerinden yararlansın diye inmistir

    Hicr

    Surah 15

    [1] Elif, Lam, Ra; bunlar kitabın, Kur´an´ın ayetleridir

    [2] Gun gelecek, kafirler «keske vaktiyle musluman olsaydık» diyeceklerdir

    [3] Bırak onları yesinler, dunya nimetlerinden yararlansınlar ve ihtirasları ile oyalansınlar, ilerde gercegi ogreneceklerdir

    [4] Yok ettigimiz her beldenin mutlaka ugradıgı akıbete iliskin belirli bir yazısı vardır

    [5] Hicbir millet ne yokolus gununu one alabilir ve ne de yasama suresini asabilir

    [6] Musrikler dediler ki; «Ey kendisine Kur´an inen adam, sen kesinlikle delinin birisin.»

    [7] Eger soylediklerin dogru ise bize melekler ile birlikte gelseydin ya

    [8] Oysa biz melekleri ancak gerektiginde indiririz, o zaman da onlara artık muhlet tanınmaz.»

    [9] Bu Kur´an´ı gercekten biz indirdik ve onu koruyacak olan da biziz

    [10] Ey Muhammed, biz senden once de eskiden yasamıs cesitli milletlere peygamberler gondermistik

    [11] Bu milletler, kendilerine gelen her peygamberi mutlaka alaya almıslardır

    [12] Biz boylece peygamberleri alaya alma huyunu gunahkarların kalplerine asılarız

    [13] Onlar Kur´an´a inanmazlar. Oysa daha onceki yoldasları hakkında ilahi kanun islemisti

    [14] Eger onlara bir kapı acsak da goge cıkmaya koyulsalar

    [15] «Gozlerimiz hayal goruyor, herhalde birileri bize buyu yaptı,» derler

    [16] Gokte takım yıldızlar (ya da yorungeler) yarattık ve onları gozetleyenler icin cesitli guzellikler ile donattık

    [17] Gogu butun kovulmus seytanlardan koruduk

    [18] Ancak kulak hırsızlıgına yeltenen bir seytan olursa onu parlak ısıklı bir kayan yıldız kovalar

    [19] Yerin alanını genis yaptık, oraya sabit daglar serpistirdik ve orada belirli bir olcu uyarınca her bitkiyi bitirdik

    [20] Orada gerek sizin icin ve gerekse rızıkları tarafınızdan saglanması sozkonusu olmayan diger canlılar icin besin kaynakları yarattık

    [21] Evrende varolan her seyin hazinesi, ana kaynagı bizim yanımızdadır. Ve biz her seyi size belirli bir olcuye gore indiririz

    [22] Gonderdigimiz yagmur yukleyici ruzgarlar aracılıgı ile size gokten su indirerek su ihtiyacınızı karsıladık. Yoksa su kaynagını olusturan siz degilsiniz

    [23] Dirilten de olduren de yalnız biziz ve her sey sonunda bize kalır

    [24] Biz sizin eskiden gelip gecenlerini de geride kalanlarını da biliriz

    [25] Hic kuskusuz Rabbin tum insanları biraraya toplayacaktır. O her isi yerinde yapar ve her seyi bilir

    [26] Gercekten biz insanı kara camurdan olusmus kuru balcıktan yarattık

    [27] Cinni de daha once dumansız alevden yarattık

    [28] Hani Rabbin, meleklere dedi ki; «Ben kara camurdan olusmus kuru balcıktan bir insan yaratacagım.»

    [29] Ona bicim verip icine kendi ruhumdan bir soluk ufledigimde onunde secdeye kapanınız!»

    [30] Bunun uzerine butun melekler hep birlikte secdeye kapandılar

    [31] Yalnız Iblis, secdeye kapananlar arasında olmayı reddetti

    [32] Allah «Ey Iblis, seni secde edenler ile birlikte olmaktan alıkoyan nedir?» dedi

    [33] Iblis «Kara camurdan olusmus kuru balcıktan yarattıgın insana secde etmek bana yakısmaz» dedi

    [34] Allah «Oyleyse defol oradan, artık sen rahmetimden kovulmussun» dedi

    [35] Hesaplasma gunune kadar surekli olarak lanetim uzerinedir

    [36] Iblis, «Ey Rabbim, o halde insanların tekrar dirilecekleri gune kadar bana yasama suresi tanı» dedi

    [37] Allah, «Sen kendilerine yasama suresi tanınanlardansın» dedi

    [38] O belirli vaktin gunune kadar

    [39] Iblis dedi ki; «Ey Rabbim, beni kıskırtıp sapıklıga dusurdugun icin dunyada kotulugu onlara cazip gostererek hepsini yoldan cıkaracagım

    [40] Sadece onların arasındaki seckin kulların haric

    [41] Allah dedi ki; «Iste bana ileten dogru yolum budur.»

    [42] Sana uyan sapıklar dısındaki kullarım uzerinde senin hicbir nufuzun, hicbir etkileme gucun yoktur

    [43] Onların hepsinin bulusma yerleri cehennemdir

    [44] Oranın yedi kapısı vardır. Her kapıdan hangi cehennemlik grupların iceriye girecekleri belirlenmistir

    [45] Kotulukten sakınanlar ise, cennetteler ve pınar baslarındadırlar

    [46] Onlara «Esenlikle ve guven icinde oraya giriniz» denir

    [47] Biz cennetliklerin kalplerindeki tum kin tortularını cekip cıkardık, onlar orada karsılıklı koltuklarda oturan kardeslerdir

    [48] Onlar orada bıkkınlık hissetmezler, oradan cıkarılmaları da sozkonusu degildir

    [49] Ey Muhammed, kullarıma haber ver ki, ben gercekten affediciyim, merhametliyim

    [50] Fakat azabım da son derece acıklı bir azaptır

    [51] Onlara Ibrahim´in konukları hakkında da bilgi ver

    [52] Hani Ibrahim´in yanına girip selam verdiklerinde O «Biz sizden korkuyoruz» dedi

    [53] Onlar «Korkma, biz sana bilgin bir oglun olacagını mujdeliyoruz.»

    [54] Ibrahim «Hayli ilerlemis yasıma ragmen mi bana bu mujdeyi veriyorsunuz? O halde neye dayanarak mujde veriyorsunuz?» dedi

    [55] Onlar dediler ki «Sana bu mujdeyi gercege dayanarak veriyoruz, sakın umutsuzlardan olma.»

    [56] Ibrahim, «sapıklardan baska kim Allah´ın rahmetinden umit keser» dedi

    [57] Ibrahim; «Ey elciler goreviniz nedir?» dedi

    [58] Onlar dediler ki, «Biz gunahkar bir topluma gonderildik

    [59] Yalnız Lut´un baglıları ile ailesi haric; onların tumunu kurtaracagız

    [60] Yalnız Lut´un esi haric, onun geride kalanlar arasında olmasını uygun gorduk

    [61] Bu elciler Lut´un evine geldiklerinde

    [62] Lut; «Siz benim tanımadıgım kimselersiniz» dedi

    [63] Onlar dediler ki; «Biz sana soydaslarının kusku ile karsıladıkları ilahi azabı haber vermeye geldik.»

    [64] Sana gercegi getirdik, kesinlikle dogru soyluyoruz

    [65] Gecenin bir saatinde aileni ve baglılarını yola cıkar, sen de peslerinden git, hicbiriniz arkasına bakmasın, emredildiginiz yere dogru yol alın

    [66] Boylece Lut´a bu onemli olayı, yani sabah olunca su adamların soylarının kurumus olacagı yolundaki hukmumuzu bildirdik

    [67] Sehir halkı sevinc icinde Lut´un evine geldi

    [68] Lut onlara dedi ki; «Bunlar benim konuklarımdır, sakın beni onlar karsısında rezil etmeyiniz.»

    [69] Allah´dan korkunuz, beni utandırmayınız.»

    [70] Hemsehrileri ona; «Insanlar ile iliski kurmayı biz sana yasaklamamıs mıydık?» dediler

    [71] Lut; «Eger bir sey yapacaksanız, iste size kızlarım» dedi

    [72] Ey Muhammed, hayatın hakkı icin onlar sarhoslukları icinde debeleniyorlardı

    [73] Tanyeri agarırken korkunc bir gurultuye tutuldular

    [74] Beldelerinin altını ustune getirdik ve uzerlerine taslasmıs balcık kutleleri yagdırdık

    [75] Hic suphesiz goruntu aracılıgı ile isin ozunu kavrayabilenler icin bu olayda alınacak bircok dersler vardır

    [76] Bu beldenin yıkıntıları hala islek olan bir yol uzerindedir

    [77] Bu yıkıntılarda mu´minler icin ibret dersleri vardır

    [78] Eyke halkı da, hic kuskusuz zalim kimselerdi

    [79] Bu yuzden onlardan da oc aldık; bu beldelerin her ikisi de islek bir yol uzerindedirler

    [80] Hicr vadisinin halkı da gercekten peygamberleri yalanlamıslardı

    [81] Onlara mucizelerimizi gosterdik, fakat onlar yuz cevirdiler

    [82] Onlar dagları oyup guvenli koskler yapıyorlardı

    [83] Gun dogarken korkunc bir gurultuye tutuldular

    [84] Oydukları koskler hicbir islerine yaramadı

    [85] Biz gokleri, yeri ve ikisi arasındaki varlıkları bir gerekceye dayalı olarak yarattık, bosuna yaratmadık. Kıyamet anı kesinlikle gelecektir. O halde onların kustahlıklarını soylu bir umursamazlıkla karsıla

    [86] Her seyi yaratan ve her seyi bilen Rabbindir

    [87] Gercekten sana surekli tekrarlanan yedi ayetli Fatiha suresini ve yuce Kur´an´ı verdik

    [88] Erkek, kadın bazı kafirlere verdigimiz kimi dunya nimetlerine goz dikme ve (iman etmiyorlar diye) onlar icin uzulme, mu´minlere karsı alcak gonulluluk kanatlarını indir

    [89] Ben acık sozlu bir uyarıcıyım de

    [90] Kutsal kitaplarının ayetleri arasında ayırım gozeten boluculere de mesaj indirdik

    [91] Onlar ki, Kur´an´ın ayetleri arasında da ayırım gozettiler

    [92] Rabbin hakkı icin, onların tumunu kesinlikle sorguya cekecegiz

    [93] Yaptıkları isler konusunda

    [94] Sana buyurulanı acıktan acıga bildir. Ve musriklere aldırıs etme

    [95] O istihzacılara karsı muhakkak ki biz sana yeteriz

    [96] Onlar ki Allah’la beraber baska bir tanrı tanırlar. Onlar yakında bileceklerdir

    [97] Andolsun ki onların dediklerinden gogsunun daraldıgını biliyoruz

    [98] Sen hemen Rabbini hamd ile tesbih et. Ve secde edenlerden ol

    [99] Ve sana «yakin» gelinceye kadar Rabbine ibadet et

    Nahl

    Surah 16

    [1] Allah´ın hukmu yakında gerceklesecektir; buna gore onun bir an once gerceklesmesini bosu bosuna isteyip durmayınız. Allah, onların kendisine yakıstırdıkları ortaklardan uzaktır, yucedir

    [2] Allah «Benden baska ilah yoktur, sırf benden korkunuz» uyarısını, mesajını insanlara duyursunlar diye diledigi kullarına kendi iradesi ile vahiy esliginde melekler gonderir

    [3] Allah, gokleri ve yeri haklı bir gerekce uyarınca yarattı; O, onların kendisine yakıstırdıkları ortaklardan uzaktır

    [4] O insanı bir meni damlacıgından yarattı; fakat o birdenbire pervasız bir tartısmacıya donustu

    [5] Allah hayvanları da yarattı. Bunlar size soguktan koruyucu yunler, kıllar ile baska bircok yararlar saglarlar ve etlerini de yersiniz

    [6] Bu hayvanlar, onları sabahleyin otlaga salarken ve aksam geri getirirken, size goz zevki saglarlar

    [7] Bu hayvanlar, ancak agır sıkıntıya katlanarak varabileceginiz uzaklıktaki beldelere yuklerinizi tasırlar. Hic kuskusuz Rabbiniz pek sefkatli ve merhametlidir

    [8] Allah atları, katırları, esekleri, binek ve sus hayvanı olarak yarattı. O sizin bilmediginiz daha nice canlıları yarattı

    [9] Yolun dogrusunu gostermek Allah´ın tekelindedir. Kimi yollar egridir. Eger o dileseydi, hepinizi dogru yola iletirdi

    [10] Size gokten su indiren O´dur ve hayvan otlattıgınız cayırlar O´nun sayesinde gelisir

    [11] Allah su aracılıgı ile sizin icin ekinler, zeytinler, hurmalar, uzumler ve cesit cesit meyvalar bitirmektedir. Bunda dusunen kimseler icin ibret dersi vardır

    [12] Allah gece ile gunduzu, gunes ile ayı yararınıza sundu. Yıldızlar da O´nun buyrugu ile canlılara hizmet sunmaktadırlar. Bunlarda dusunen kimseler icin ibret dersi vardır

    [13] O yeryuzunde yarattıgı cesitli turdeki varlıkları da sizin yararınıza sundu. Bunda ogut alan kimselere ibret dersi vardır

    [14] O denizi de yararınıza sundu ki, oradan elde edilen taze etler yiyesiniz ve diplerinden sus olarak kullanacagınız takılar cıkarasınız; gemilerin, dalgaları yara yara denizde suzulduklerini gorursun. Nimetlerini arastırasınız ve ola ki, kendisine sukredesiniz diye Allah, denizi yararınıza sundu

    [15] Allah, yeryuzunde sarsılmayasınız diye koklu daglar, yolunuzu sasırmayasınız diye nehirler ve yollar meydana getirdi

    [16] Cesitli yol isaretleri de varetti. Insanlar yıldızlar aracılıgı ile de yonlerini belirler

    [17] Yaratan, yaratamayan gibi olur mu? Hic dusunmuyor musunuz

    [18] Eger Allah´ın nimetlerini sayacak olursanız bitiremezsiniz. Hic kuskusuz Allah bagıslayıcıdır, merhametlidir

    [19] Allah, gizlediklerinizi de acıga vurduklarınızı da bilir

    [20] Musriklerin Allah´ı bir yana bırakarak taptıkları duzmece ilahlar hicbir sey yaratamazlar: tersine kendileri birer yaratıktırlar

    [21] Onlar cansızdırlar, canları yoktur. Kendilerine tapanların ne zaman yeniden diriltileceklerini bilmezler

    [22] Ilahınız tek ilahtır. Ahirete inanmayanların kalpleri inkarcıdır, onlar gercege set cevirmis, kendini begenmislerdir

    [23] Hic kuskusuz Allah, onların gizli tuttuklarını da, acıga vurduklarını da bilir; O gercege sırt ceviren kendini begenmisleri kesinlikle sevmez

    [24] Kendilerine «Rabbiniz ne indirdi» diye soruldugunda «Bunlar eskilerin masallarıdır» dediler

    [25] Boylece kıyamet gunu hem kendi gunahlarını tumu ile, hem de hicbir bilgiye dayanmaksızın sapıklıga surukledikleri kimselerin gunahlarının bir bolumunu yuklenirler. Hey! Ne fena bir yukun altına giriyorlar

    [26] Onlardan oncekiler de peygamberlerine tuzaklar kurdular da, Allah kurdukları yapının temellerini cokerterek tavanını baslarına indirdi; Allah´ın azabı, hic ummadıkları taraftan baslarına iniverdi

    [27] Sonra kıyamet gunu, Allah onlara «Ugurlarında peygamberler ile catıstıgınız ortaklarım hani nerede?» diyerek kendilerini rezil eder. Bilgi sahipleri de «Bugun rezillik ve kotu akıbet, kafirleri kusatmıstır» derler

    [28] Kendilerine zulmederken canları alınan kafirler «Biz hicbir kotuluk yapmamıstık» diyerek olum meleklerine kolayca teslim olurlar. «Hayır, oyle degil. Allah sizin neler yaptıklarınızı bilir.»

    [29] Bunun icin ebedi olarak cehennemde kalmak uzere oranın kapılarından iceri giriniz. Kendini begenmislerin barınagı ne kotu bir yerdir

    [30] Kotulukten sakınanlara «Rabbiniz ne indirdi?» diye soruldugunda «Iyilik indirdi» derler. Bu dunyada iyi davrananlar iyilik gorurler. Ahiret ise onlar icin daha hayırlıdır. Kotulukten sakınanların yurdu ne guzel bir yerdir

    [31] Onların girecekleri yer, altından cesitli ırmaklar akan Adn cennetleridir. Orada diledikleri her sey kendilerine verilir. Iste Allah kotulukten sakınanları boyle odullendirir

    [32] Melekler iyi kulların canlarını alırken kendilerine «Selam uzerinize olsun, yapmıs oldugunuz iyiliklerin karsılıgı olarak cennete giriniz» derler

    [33] Kafirler, kendilerine olum meleklerinin gelmesinden ya da Rabbinin ani azabına ugramaktan baska bir sey mi bekliyorlar. Kendilerinden oncekiler de oyle yapmıslardı. Allah onlara zulmetmis degildi, tersine onlar kendi kendilerine zulmetmislerdi

    [34] Sonunda yaptıkları kotuluklerin acı akıbeti ile yuzyuze geldiler, alay konusu ettikleri ilahi azabın pencesine dustuler

    [35] Allah´a ortak kosanlar «Eger Allah dileseydi, ne biz ve ne de atalarımız O´nun dısında hicbir ilaha tapmaz ve O´nun izni olmaksızın hicbir seyi yasak saymazdık» derler. Kendilerinden onceki musrikler de boyle yapmıslardı. Peygamberlerin, ilahi mesajı acıkca duyurmaktan baska bir gorevleri mi var ki

    [36] Biz her millete «Allah´a kulluk ediniz, taguta (seytana) tapmaktan sakınınız» diyen bir peygamber gonderdik. Kimini Allah dogru yola iletti, kimi de sapıklıgı haketti. Yeryuzunde geziniz de peygamberlerini yalanlayanların sonunun ne oldugunu gorunuz

    [37] Ey Muhammed, sen onların dogru yola gelmelerini ne kadar ısrarla istesen de Allah, saptırdıgı kimseleri kesinlikle dogru yola iletmez. Onlar hicbir yardımcı bulamazlar

    [38] Onlar en pekistirici ifadeleri kullanarak «Allah, oluleri yeniden diriltmez» diye yemin ettiler. Hayır, oyle degil. Oluleri diriltmek, Allah´ın ustlendigi kesin bir vaaddir. Fakat cogu insanlar bunu bilmezler

    [39] Insanlar arasındaki tartısmalı konular Allah tarafından acıklıga kavusturulsun ve kafirler, yalan soylediklerini ogrensinler diye oluler tekrar diriltilecektir

    [40] Biz bir seyin olmasını isteyince soyleyecegimiz tek soz ona «ol» dememizdir, o da hemen oluverir

    [41] Zulme ugratıldıktan sonra Allah ugruna hicret edenleri dunyada guzel yurtlara yerlestirecegiz. Ahirette alacakları odul ise daha buyuktur. Keske bunu bilseler

    [42] Onlar ki, sabrederler ve sırf Allah´a dayanırlar

    [43] Senden onceki peygamberlerimiz de kendilerine vahiy indirdigimiz birer insandı. Eger bilmiyorsanız, daha once kendilerine kitap verilenlere sorunuz

    [44] O peygamberleri acık deliller ile ve kitaplar ile gondermistik. Sana da, insanlara indirilen ilahi mesajı acıklayasın da ola ki, dusunurler diye Kur´an´ı indirdik

    [45] Peygamber´e igrenc tuzak kuranlar, Allah´ın kendilerini yerin dibine gecirmeyeceginden ya da beklemedikleri taraftan gelecek ilahi bir azaba ugramayacaklarından emin midirler

    [46] Ya da ilahi azabın gezilerinden biri sırasında kendilerini yakalamayacagından emin midirler? Onların Allah´ın yapacagını engellemeleri sozkonusu degildir

    [47] Ya da ilahi azabın korkulu bir bekleyis halindelerken baslarına gelmeyeceginden emin midirler? Hic suphesiz Rabbiniz, sefkatli ve merhametlidir

    [48] Kafirler, Allah´ın yarattıgı her seyin golgesinin uzayıp kısalarak sagdan sola dondugunu ve boylece O´na boyun egerek secde ettigini gormuyorlar mı

    [49] Goklerde ve yerde bulunan butun canlılar ve melekler, buyukluk taslamaksızın, Allah´a secde ederler

    [50] Cunku onlar ustlerindeki Rabblerinden korkarlar ve kendilerine emredileni yaparlar

    [51] Allah «iki ilah edinmeyiniz, o tek bir ilahtır, yalnız benden korkunuz» dedi

    [52] Goklerde ve yerde ne varsa O´nundur. Itaat mercii surekli olarak hep O´dur. Siz Allah´dan baskasından mı korkuyorsunuz

    [53] Yararlandıgınız her nimet Allah´dandır. Sonra basınıza bir sıkıntı gelince yalnız O´na yalvarırsınız

    [54] Arkasından sıkıntınızı giderince, icinizden bazıları hemen Rabblerine ortak kosarlar

    [55] Boylece, kendilerine verdigimiz nimetlere karsı nankorluk ederler. «Dunya nimetleri ile oyalanın bakalım, yakında gercegi ogreneceksiniz.»

    [56] Kendilerine verdigimiz rızıktan bilmediklerine hisse cıkarırlar. Allah’a andolsun ki uydurup durdugunuz seylerden muhakkak suale cekileceksiniz

    [57] Onlar, Allah´a kız cocuklarını mal ederler ki, O bu yakıstırmadan uzaktır, canlarının istedigi erkek cocuklarını ise kendilerine ayırırlar

    [58] Onlardan birine kız cocugu oldugu mujdesi verildiginde, uzuntuden yuzu simsiyah kesilir

    [59] Aldıgı kara haberden dolayı tanıdıklarına gorunmekten kacınır. Asagılanmaya katlanarak onu alıkoysun mu, yoksa topraga mı gomsun diye dusunur. Baksana, ne kotu hukum veriyorlar

    [60] Ahirete inanmayanlar her konuda kotulugun ornegini olustururlar. Allah ise yuceligin ornegidir. O ustun iradelidir ve her isi yerindedir

    [61] Eger Allah, zalimce davranıslarından oturu insanların, hemen yakasına yapıssa yeryuzunde bir tek canlıyı sag bırakmazdı. Fakat o insanlara belirli bir surenin sonuna kadar muhlet tanır. Sureleri dolunca onu, ne bir an erteleyebilirler ve ne de one alabilirler

    [62] Hoslarına gitmeyen seyleri Allah´a yakıstırırlar. Buna ragmen en guzel akıbet kendilerinin olacak diye asılsız kuruntular gevelerler. Oysa, hic kusku yok ki, yerleri cehennemdir, oraya oncelikle gireceklerdir

    [63] Allah´a andolsun ki, senden once de cesitli ummetlere de peygamberler gonderdik. Seytan onlara yaptıkları kotulukleri guzel gosterdi. O, bugun de onların dostudur. Onları acıklı bir azap bekliyor

    [64] Biz sana bu kitabı, insanlara anlasmazlıga dustukleri meseleleri acıklayasın, mu´minlere ise yol gosterici ve rahmet kaynagı olsun diye indirdik

    [65] Allah gokten su indirerek, onunla yeri, olumunden sonra diriltti. Gercekleri isitebilecek kulakları olanlar icin bunda ibret dersi vardır

    [66] Sizin icin sut hayvanlarında da ibret dersi vardır. Onların karınlarındaki (bagırsaklarındaki) posa ile kan arasından size halis ve tatlı icimli bir besin kaynagı olan sutu iciririz

    [67] Hurma agaclarının meyvaları ile uzumlerden icki ve yararlı besin elde edersiniz. Dusunenler icin bunda ibret dersi vardır

    [68] Rabbin bal arısına ilham etti ki; «Dag oyuklarında, agac kovuklarında ve asma yaprakları arasında petek or.»

    [69] Sonra her meyvadan ye, Rabbinin onune actıgı butun yolları as.» Arının karnından degisik renkli ve insanlar icin sifa kaynagı olan bir icecek (bal) cıkar. Bu olayda dusunen kimseler icin ibret dersi vardır

    [70] Allah sizi yarattı, sonra canınızı alır; kiminizin omru en rezil, en gucsuz yaslara kadar uzatılır da adam vaktiyle bildiklerinin hicbirini bilmez olur. Hic suphesiz Allah her seyi bilir ve her seyi yapabilir

    [71] Allah rızık alanında bir bolumunuzu digerlerinizden ustun kıldı. Ustun konumdakiler rızıklarını, buyrukları altındaki yoksullarla paylasmıyorlar ki, herkes esit gecim duzeyine kavussun. Acaba Allah´ın nimetlerini inkar mı ediyorsunuz

    [72] Allah size kendi turunuzden esler sundu; bu eslerinizden size cocuklar, torunlar verdi, size temiz rızıklar bagısladı. Durum boyleyken, onlar batıla inanıp Allah´ın nimetlerini inkar mı ediyorlar

    [73] Onlar Allah´ı bırakıp kendilerine goklerden ya da yerden hicbir rızık veremeyen buna asla gucu yetmeyen duzmece ilahlara taparlar

    [74] Allah´a benzerler yakıstırmaya kalkısmayınız. Cunku Allah bilir, siz bilmezsiniz

    [75] Allah, ozgurlugunden yoksun, hicbir sey yapmaya gucu yetmeyen, bir kole ile kendisine bagısladıgımız guzel nimetlerin bir bolumunu baskalarına veren kimseyi size ornek veriyor. Hic bunlar bir olur mu? Allah´a hamdolsun ki, gercek meydana cıktı. Fakat onların cogu bunu bilmez

    [76] Allah bir de su iki adamı ornek verir: Adamlardan biri dilsizdir, hicbirsey yapamaz efendisine yuktur, gonderildigi hicbir yerden basarı ile donmez. Simdi bu adam hic dogru yolda olan ve adalete uygun emirler veren bir kimse ile bir olur mu

    [77] Goklere ve yere iliskin bilinmezlerin bilgisi Allah´ın tekelindedir. Kıyamet olayı, yakınlıgı bakımından bir goz kırpması gibidir ya da bundan bile daha yakındır. Hic suphesiz, Allah´ın gucu her seye yeter

    [78] Allah sizi, hicbir sey bilmez halde, analarınızın karınlarından cıkardı, size kendisine sukredesiniz diye isitme duyusu, gozler ve kalpler verdi

    [79] Onlar gok boslugunda, suzulen kusları gormuyorlar mı? Onları dengede tutan Allah´dan baskası degildir. Bu olayda mu´minler icin bircok ibret dersleri vardır

    [80] Allah, evlerinizi size barınak yaptı. Sut hayvanlarından gerek geziye cıktıgınız ve gerekse beldelerinizde oturdugunuz gunlerde kolayca tasıyabileceginiz cadırlar yaptı. Bu hayvanların yunlerinden, tuylerinden ve kıllarından yasama surenizin bitimine kadar yararlanabileceginiz cesitli giyim ve kullanım esyası yapmanızı sagladı

    [81] Allah, yarattıklarından size golgeler sagladı; daglarda sıgınacagınız magaralar varetti; size sıcaktan koruyucu elbiseler ile dusmanlarınızın darbelerinden koruyucu zırhlar sagladı. Boylece size yonelik nimetlerini tamama erdiriyor ki, ola ki buyruklarına uyasınız

    [82] Eger onlar sana sırt cevirirlerse senin gorevin, buyruklarımızı onlara acıkca duyurmaktan ibarettir

    [83] Onlar Allah´ın nimetlerini hem bilirler, hem de sonra onları inkar ederler, onların cogu kafirdir

    [84] O gun her ummetten bir tanık karsımıza getiririz. Ondan sonra artık kafirlere ne itiraz izni verilir ve ne de Rabblerinden ozur dilemeleri istenir

    [85] Zalimler, azapla yuzyuze geldiklerinde, artık ne azapları hafifletilir ve ne de kendilerine muhlet verilir

    [86] Allah´a ortak kosanlar, kostukları ortakları gorduklerinde «Ey Rabbimiz, seni bırakıp kendilerine yalvardıgımız ortaklar bunlardı» derler. Kosulan ortaklar ise onlara «Sizler kesinlikle yalancısınız» diye hemen cevap yetistirirler

    [87] O gun musrikler, caresizlik icinde Allah´a teslim oluverirler ve uydurma ilahları tarafından yuzustu bırakılırlar

    [88] Onlar ki, kafir oldular ve baskalarını da Allah yolundan alıkoydular, onların azaplarını katlayarak arttırırız

    [89] Her ummetin aleyhinde kendilerinden bir sahit gosterecegimiz gunde seni de onların aleyhinde sahit tutarız. Sana bu kitabı her seyi acıklayan bir bilge, bir dogru yol rehberi, bir rahmet kaynagı ve muslumanlara yonelik bir mujde olarak indirdik

    [90] Allah size adaleti, iyiligi, akrabalara yardım etmeyi emreder. Cirkin davranısları ve igrenclikleri yasaklar. Sozunu tutasınız diye O, size ogut verir

    [91] Allah´a soz verdiginizde verdiginiz sozu tutunuz. Pekistirdiginiz yeminlerinizi bozmayınız. Cunku soylediklerinize Allah´ı sahit tutmus oluyorsunuz. Hic suphesiz Allah, yaptıklarınızı bilir

    [92] Taraflardan biri digerinden daha kalabalık, daha gucludur diye yeminlerinizi birbirinize karsı hile aracı olarak kullanmayınız, boylece egirdigi yunu saglam iplik haline getirdikten sonra tekrar tel tel cozen kadın gibi olmayınız. Cunku Allah sizi bu yolla sınavdan gecirir. Kıyamet gunu aranızdaki anlasmazlık konularını size acıklayacaktır

    [93] Allah dileseydi, hepinizi tek bir ummet yapardı. Fakat O, diledigini saptırır, diledigini de dogru yola iletir. Sizler yaptıgınız islerden kesinlikle sorguya cekileceksiniz

    [94] Yeminlerinizi birbirinize karsı hile aracı kullanmayınız. Yoksa yere saglam basan ayaklarınız kayıyor ve baskalarının Allah yoluna girmelerine engel olmanızın sonucu olarak ızdırap cekersiniz, ayrıca ahirette de buyuk bir azaba carpılırsınız

    [95] Allah´a vermis oldugunuz sozu birkac paraya satmayınız. Cunku gercegin bilincindeyseniz, Allah´ın katındaki odul sizin icin daha hayırlıdır

    [96] Sizin yanınızdaki tukenir, fakat Allah´ın katındaki kalıcıdır, sureklidir. Biz sabredenleri, yaptıkları iyiliklerin en guzel karsılıkları ile odullendirecegiz

    [97] Iman etmis olan hangi erkek ya da kadın, eger iyi amel islerse, ona dunyada mutlu bir hayat yasatırız, boylelerini ahirette de yaptıkları iyiliklerin en guzel karsılıgı ile odullendiririz

    [98] Ey Muhammed, Kur´an okuyacagınız zaman, kovulmus seytandan Allah´a sıgın

    [99] Cunku seytanın, Rabblerine sıgınan mu´minler uzerinde hicbir nufuzu, hicbir etkinligi yoktur

    [100] Seytanın, sadece onu dost edinenler ve Allah´a ortak kosanlar uzerinde, nufuzu ve etkinligi vardır

    [101] Biz herhangi bir ayeti baska bir ayetle degistirdigimiz zaman kafirler sana «Sen bunu yalandan uyduruyorsun» derler. Oysa Allah kullarına ne mesaj indirecegini herkesden iyi bilir. Aslında onların cogu gercegi bilmiyorlar

    [102] Onlara de ki; «Bu Kur´an´ı, Ruh´ul-Kudus (Cebrail) Rabbinin katından hakka dayalı olarak indirdi. Amacı, mu´minlerin inancını pekistirmek, muslumanlara dogru yol kılavuzu ve mujde kaynagı olmaktır

    [103] Onların «Bu Kur´an´ı, Muhammed´e biri ogretiyor» dediklerini kesinlikle biliyoruz. Bu asılsız yakıstırmayı ileri surerken kastettikleri kisinin dili yabancıdır, Arapca degildir; oysa Kur´an´ın dili fasih bir Arapca´dır

    [104] Allah´ın ayetlerine inanmayanları O dogru yola iletmez. Onları acıklı bir azap beklemektedir

    [105] Yalanı, ancak Allah´ın ayetlerine inanmayanlar uydurur. Onlar ise yalancıların ta kendileridirler

    [106] iman ettikten sonra kafir olanlar, Allah´ın gazabına ugrarlar, onun icin buyuk bir azap vardır. Yalnız bu hukum, kalpleri kesin bir imanın hazzı ile donanmıs oldugu halde baskı altında kalanlar icin degil, fakat gonullerinin kapısını inkarcılıga acanlar icin gecerlidir

    [107] Cunku onlar dunya hayatını ahirete tercih etmislerdir ve cunku Allah, kafirleri dogru yola iletmez

    [108] Bunlar var ya; Allah onların kalplerini, kulaklarını, gozlerini muhurlemistir; onlar gafillerin, (aymazların) ta kendileridirler

    [109] Hic kuskusuz, ahirette husrana ugrayanlar olacaklardır

    [110] Buna karsılık dinlerinden donsunler diye cesitli iskencelere ugratıldıktan sonra goc edenler, arkasından cihad edenler ve karsılastıkları zorluklara sabırla katlananlar da var. Hic kuskusuz Rabbin, tum bu olup bitenlerden sonra onlar hakkında affedicidir, merhametlidir

    [111] O gun herkes gelip kendini savunur ve hic kimseye haksızlık yapılmaksızın herkese yaptıklarının karsılıgı tam olarak verilir

    [112] Allah size bir beldeyi ornek veriyor. Bu belde guven ve huzur icinde yasıyordu, her yandan kendisine bol rızık akıyordu. Fakat halkı, Allah´ın nimetlerine karsı nankorce davrandı. Bunun uzerine bu tutumları yuzunden Allah, sırtlarına aclık ve korku elbisesi giydirdi

    [113] Gerci onlara kendi ırklarından peygamber gelmisti, fakat onu yalanladılar. Bunun uzerine zalimlikleri yuzunden azap yakalarına yapıstı

    [114] Eger kullugunuzu Allah´a sunuyorsanız, O´nun size bagıslamıs oldugu helal ve temiz rızıklardan yiyiniz ve O´nun nimetlerine sukrediniz

    [115] Allah size sadece, lesi, kanı, domuz etini ve Allah´dan baskası adına bogazlanmıs hayvanları yasakladı. Kim caresiz kalır da baskasının payına el uzatmaksızın ve zorunluluk sınırını asmaksızın bu yasak etlerden yerse, hic kuskusuz Allah affedicidir, merhametlidir

    [116] Kendi dillerinizle uydurdugunuz asılsız nitelemelere dayanarak «Su helaldir, su da haramdır» diyerek Allah adına yalan uydurmayınız. Hic suphesiz Allah adına yalan uyduranlar iflah olmazlar. Kurtulusa eremezler

    [117] Kısa sureli bir dunya mutlulugu tadarlar, ama acıklı bir azap onları beklemektedir

    [118] Yahudilere, sana daha once anlattıgımız yiyecekleri haram kıldık. Ama biz onlara zulmetmis degiliz, tersine onlar kendi kendilerine zulmettiler

    [119] Sonra, bilmeyerek kotuluk isleyenler, fakat arkasından tevbe edip davranıslarını duzeltenler var ya: Hic kuskusuz Rabbin bu asamadan sonra onlar hakkında affedicidir, merhametlidir

    [120] Hic kuskusuz Ibrahim Allah´ın buyruguna titizlikle uyan, tek Allah´a inanmıs bir onderdi, O Allah´a ortak kosanlardan degildir

    [121] Rabbinin nimetlerine sukreden bir kuldu, Allah onu secip dosdogru yola iletmisti

    [122] Biz ona dunyada iyilik verdik, ahirette ise O, kesinlikle iyi kullar arasındadır

    [123] Sonra sana «Ibrahim´in tek Allah ilkesine dayalı inanc sistemine uy, O Allah´a ortak kosanlardan degildi» diye vahyettik

    [124] Cumartesi gunu yasagı, bu konuda anlasmazlıga dusenler (yahudiler) icin kondu. Hic suphesiz Rabbin kıyamet gunu anlasmazlıga dustukleri konularda, haklarında hukum verecektir

    [125] Insanları Rabbinin yoluna maharetli bir yontemle ve guzel ogutlerle cagır, onlarla uslupların en guzel, en etkilisi ile tartıs. Hic suphesiz Rabbin, yolundan sapanları herkesten iyi bildigi gibi, dogru yolda olanları da herkesten iyi bilir

    [126] Eger kafirlere iskence edecekseniz, onlara, vaktiyle size yapmıs oldukları iskencenin benzerini uygulayınız. Ama eger sabrederseniz bu tutum sabredenler hesabına daha hayırlıdır

    [127] Sabret, sabretmeyi ancak Allah´ın yardımı ile basarabilirsin; onlar icin uzulme, cevirdikleri entrikalar ve kurdukları tuzaklar sakın canını sıkmasın

    [128] Cunku Allah kesinlikle kotulukten uzak duranlarla ve iyi davranıslarla beraberdir

    İsrâ

    Surah 17

    [1] Kulu Muhammed´i bir gece Mescidi Haram´dan (Kabe´den) yola cıkararak, kendisine bazı mucizelerimizi, olaganustuluklerimizi gosterelim diye, cevresini kutsal kıldıgımız Mescidi Aksa´ya (Kudus´e) ulastıran Allah, her turlu noksanlıktan uzaktır. O her seyi isiten ve her seyi gorendir

    [2] Musa ya Tevrat´ı verdik ve «Bundan baskasını dayanak edinmeyiniz» diyerek bu kitabı yahudilere dogru yol kılavuzu yaptık

    [3] Ey Nuh ile beraber gemiye bindirdiklerimizin soyundan gelenler! Hic suphesiz Nuh, sukur gorevini yerine getiren bir kuldu

    [4] Tevrat´ta yahudiler hakkında «Yeryuzunde iki kez kargasa cıkaracaksınız ve bu arada parlak bir yukselis donemi yasayacaksınız» diye hukum verdik

    [5] Birinci kargasaya iliskin ilahi cezanın vadesi gelince uzerinize son derece atılgan ve acımasız kullarımızı saldık. Bunlar evlerinizin kose bucaklarını arayarak sizi yakalamaya giristiler. Bu, Allah´ın yerine gelmesi kacınılmaz bir sozu idi

    [6] Sonra eski iktidarınızı size geri vererek bu dusmanlarınıza karsı ustun konuma gelmenizi sagladık. Sizi mal ve evlad artısı ile destekledik ve sizi guclu orduya sahip kıldık

    [7] Eger, iyilik ederseniz, kendiniz icin iyilik edersiniz, eger kotuluk ederseniz, o da kendiniz icindir. Cıkaracagınız ikinci kargasaya iliskin cezanın vadesi gelince uzerinize salacagımız baska saldırganlar acınızın yuzlerinize yansımasına yol acarlar. Ilk seferinde gelenlerin yaptıkları gibi Mescid- ı Aksa´ya girerler ve yukselttiginiz her seyi yerle bir ederler

    [8] Bundan sonra rabbiniz size merhametli davranır. Fakat eger kargasaya donerseniz, biz de sizi tekrar cezalandırırız. Biz cehennemi kafirler icin icinden cıkılmaz bir kale yaptık

    [9] Hic kuskusuz bu Kur´an insanları en dogru yola iletir ve iyi ameller isleyen mu´minlere, kendilerini buyuk bir odulun bekledigi mujdesini verir

    [10] Ahirete inanmayanlara gelince, onlar icin acıklı bir azap hazırladıgımızı bildirir

    [11] Insan iyilige kavusması icin dua ettigi gibi aynı yonelisle basına kotuluk gelsin diye de dua eder. Gercekten insan pek aceleci, pek fevridir

    [12] Gece ile gunduzu varlıgımızın ve yetkin gucumuzun iki ayeti, iki somut gostergesi olarak yarattık. Sonra Rabbinizin lutfu pesinde kosasınız ve yılların sayısı ile takvim hesabını bilesiniz diye geceyi karartarak gunduzu aydınlık yaptık. Her konuyu ayrıntılı bicimde anlattık

    [13] Her insanın amelini halka yapıp boynuna takarız. Kıyamet gunu acık olarak bulacagı bir amel defteri onune cıkarırız

    [14] “Kitabını oku, bugun, kendi hesabını kendin goreceksin.”

    [15] Kim dogru yolu izlerse kendisi icin izler. Kim dogru yoldan saparsa kendi zararına sapıtmıs olur. Hic kimse bir baskasının gunah yukunu tasımaz. Bir peygamber gondermedikce hic kimseyi azaba carptırmayız

    [16] Biz bir beldeyi yoketmek istedigimizde oranın sımarık ele baslarına emrederiz de kotuluge dalarlar. Boylece o belde hakkında hukmumuz haklılık kazanır. Bunun uzerine orayı alt ust ederiz

    [17] Biz Nuh´tan sonra gelen nice milletleri yokettik. Kulların gunahlarından haberdar olucu ve onları gorucu merci olarak Rabbin yeterlidir

    [18] Kim gecici dunyanın mutlulugunu isterse diledigimiz kimselere orada diledigimiz kadar gecici nimet veririz. Fakat sonra onu cehenneme yollarız, horlanmıs ve Allah´ın rahmetinden kovulmus olarak oraya girer

    [19] Buna karsılık, kim ahiret mutlulugunu ister de mu´min olmak sartı ile o ugurda gerekli cabayı harcarsa, boylelerinin cabaları takdir edilir, emeklerinin karsılıgını alırlar

    [20] Her iki grubu da yani berikilere de otekilere de Rabbinin bagısından pay veririz. Hic kimse Rabbinin bagısından mahrum edilmez. Onun bagıs kapısı herkese acıktır

    [21] Bir baksana, insanları dunyada nasıl birbirinden ustun kıldık. Oysa ahiretin dereceleri daha buyuk oldugu gibi, aralarındaki ustunluk farkları daha genis caplıdır

    [22] Allah´a yanısıra baska bir ilaha tapma. Yoksa horlanmıs ve koruyucusuz bırakılmıs olarak otura kalırsın

    [23] Allah yalnız kendisine kulluk sunmanı ve ana babana karsı nazik davranmanı kesin hukme bagladı. Eger ana babadan biri ya da her ikisi yanında yaslılık cagına ererlerse, sakın onlara «of be, bıktım senden» deme, onları azarlama; onlara tatlı ve saygılı sozler soyle

    [24] Onlara karsı besleyecegin acıma duygusunun etkisi ile onlerinde alcak gonulluluk kanatlarını indir ve de ki; «Ey Rabbim onlar kucukten beni nasıl buyuttuler ise, sen de oyle merhamet et.»

    [25] Rabbiniz kalplerinizdeki duygularınızı herkesten iyi bilir. Eger iyi kalpli kimselerseniz, O kendisine basvuranların gunahlarını affeder

    [26] Akrabalarına, yoksula ve yarı yolda kalan yolcuya hakkını ver. Fakat savurganca davranma

    [27] Cunku savurganlar; harcamalarında olcu gozetmeyenler, seytanın kardesleridir ve seytan da Rabbine karsı son derece nankordur

    [28] Eger Rabbinden umdugun bir bagısın beklentisi icinde o hak sahiplerinin haklarını verememenin ezikligi ile yuzlerine bakamıyorsun, bari onlara tatlı soz soyle

    [29] Elini sıkıp boynuna baglama (cimri olma) onu busbutun de acma; sonra kınanmıs ve eli bos kalırsın

    [30] Rabbin diledigine genis rızık verir ve dilediginin rızkını kısıtlar. Hic suphesiz O, kullarını iyi gorur, onların durumundan yakından haberdardır

    [31] Yoksulluk kaygısıyla evlatlarınızı oldurmeyiniz. Onların da sizin de rızkınızı veren biziz. Onları oldurmek agır bir suctur

    [32] Sakın zinaya yaklasmayınız. Cunku o igrenc bir kotuluk ve kotu sonuclu bir yoldur

    [33] Allah´ın dokunulmaz saydıgı cana, gerekcesiz olarak kıymayınız. Gerekcesiz olarak oldurulen kimsenin aile temsilcisine, velisine yetki tanıdık. Ama o da ´cana karsılık can´ sınırlarını asmasın. Cunku yasalar kendisine arka cıkmıstır

    [34] Erginlik cagına erisinceye kadar yetimin malına sadece niyetlerin en guzeli ile yaklasınız. Verdiginiz sozlesmeyi tutunuz. Cunku verdiginiz sozlerden sorguya cekileceksiniz

    [35] Bir sey olcerken tam olcunuz, tartılarınızda dogru terazi kullanınız. Bu tutum hem dunyada daha hayırlıdır, hem de ahirete iliskin sonucu bakımından daha guzeldir

    [36] Bilmedigin seyin ardına dusme. Cunku kulak, goz, kalp var ya, bunların hepsi konusunda sorguya cekileceksiniz

    [37] Yeryuzunde sımarıklık taslayarak yurume. Cunku sen ne yeri delebilirsin, ve ne de boyca daglara erebilirsin

    [38] Saydıgımız butun bu davranıs ve tutumların kotu olanları, Rabbin tarafından cirkin ve igrenc sayılmıslardır

    [39] Bunlar, Rabbinin sana vahiy yolu ile bildirdigi bazı hikmetlerdir. Sakın Allah´ın yanısıra baska bir ilaha tapma. Yoksa yerilmis ve Allah´ın rahmetinden kovulmus olarak cehenneme atılırsınız

    [40] Rabbiniz ogulları size ayırdı da kendisi meleklerden kızlar mı edindi? Siz gercekten cok agır; son derece kustahca bir soz soyluyorsunuz

    [41] Kafirler ogut alıp, akıllarını baslarına toplasınlar diye bu Kur´an´da cesitli uyarı yontemleri kullandık. Fakat bu farklı uyarılar onların gercekten daha da uzaklasmalarından baska bir seye yaramamıstır

    [42] Ey Muhammed de ki; «Eger musriklerin dedikleri gibi evrende Allah´ın yanısıra baska ilahlar olsaydı, bu ilahlar Ars´ın ve kesin egemenligin sahibi olan Allah ile boy olcusmenin yolunu ararlardı.»

    [43] Hasa, O, onların sacma yakıstırmalarından uzaktır, yucedir, buyuktur

    [44] Yedi kat gok, yer ve buralardaki varlıkların tumu O´nu tenzih ederler, noksanlıklardan uzak oldugunu dile getirirler. Evrendeki her varlık, O´nu overek tesbih eder, fakat siz bu varlıkların tesbihlerini anlayamazsınız. Hic kuskusuz O, kullarına karsı yumusaktır, affedicidir

    [45] Ey Muhammed, sen Kur´an okurken, seninle ahirete inanmayanlar arasına gorunmez bir perde gereriz

    [46] Kur´an´ı kavramasınlar diye kalplerini bir kılıfla kaplarız ve kulaklarının isitme yetenegini zayıflatırız. Allah´ın ortaksız birligini dile getiren Kur´an ayetlerini okudugun zaman arkalarını donup kacarlar

    [47] Onların seni dinlerken ne maksatla dinlediklerini, sonra aralarında neler fısıldastıklarını ve o zalimlerin muslumanlara «Siz kesinlikle buyulenmis bir adamın pesinden gidiyorsunuz» dediklerini iyi biliyoruz

    [48] Senin hakkında nasıl benzetmeler, ne tur yakıstırmalar yaptıklarına baksana! Sapıttılar, bir turlu dogru yolu bulamıyorlar

    [49] Dediler ki; «Biz kemik ve toz haline donustukten sonra diriltilerek yaradılısın yeni bir asamasına mı gececegiz

    [50] Onlara de ki; «Ister tas olunuz, ister demir olunuz

    [51] Ister (canlılık olayı ile iliskili olabilecegini) hafızalarınızın almadıgı baska bir yaratık olunuz.» Diyecekler ki «Bizi kim yeniden diriltecek? De ki «Sizi ilk kere yoktan vareden... O zaman saskın saskın baslarını sallayarak «Peki ne zaman?» diyecekler. Onlara de ki; «Belki de yakında.»

    [52] O gun Allah sizi cagırınca kendisine hamdederek cagrısına uyarsınız ve dunyada cok kısa bir sure kaldıgınızı sanırsınız

    [53] Mu´min kullarıma de ki; konusurken en guzel sozleri soylesinler. Cunku seytan aralarındaki havayı gerginlestirir. Hic kuskusuz, seytan insanın acık dusmanıdır

    [54] Ey insanlar, Rabbiniz sizi herkesten iyi bilir. Dilerse size merhamet eder, dilerse azaba carptırır. Biz seni onların davranıslarının sorumlusu olarak gondermedik

    [55] Rabbin gerek goktekileri (melekleri) ve gerekse yerdekileri (insanları) herkesten iyi bilir

    [56] Musriklere de ki: «Allah dısında ilah olduklarını sandıgınız putları imdada cagırınız bakalım. Onlar, basınızdaki belayı ne giderebilirler ve ne de baska birine aktarabilirler.»

    [57] Imdada cagrılan bu ilahların Allah´a en yakın olanları dahil olmak uzere hepsi Allah´a yaklasmanın yolunu ararlar. O´nun rahmetini diler ve azabından korkarlar. Cunku Rabbinin azabı korkunctur

    [58] Kıyamet gununden once her sehri ya yıkacak ya da agır azaba ugratacagız. Bu hukum kitapta yazılıdır

    [59] Bizi somut mucizeler ortaya koymaktan alıkoyan sebep, daha onceki milletlerin bu tur mucizeleri yalanlamaları (ve bu yuzden agır azaba carptırılmayı haketmeleridir) Semudogulları´na acık mucize olarak deveyi verdik. Fakat ona karsı zalimce davrandılar. Biz somut mucizeleri sadece insanları korkutmak icin ortaya koyarız

    [60] Ey Muhammed, hani sana «Rabbin insanları (Mekkeli musrikleri) kusatma altına aldı» dedik. (O gece) sana gosterdigimiz goruntuleri ve Kur´an´da adı gecen lanetlenmis agacı da sırf insanlara bir sınav konusu olsun diye ortaya koyduk. Onları korkutuyoruz ama bu korkutmalarımız azgınlıklarını arttırmaktan baska bir ise yaramıyor

    [61] Hani meleklere «Adem´e secde ediniz» dedik. Hepsi secde etti, yalnız Iblis emrimize karsı geldi ve «Ben camurdan yarattıgın bir canlıya hic secde eder miyim» dedi

    [62] Iblis dedi ki; «Benden ustun tuttugun su canlıyı goruyor musun? Eger bana kıyamet gunune kadar muhlet verirsen, onun soyunu, pek az bir bolumu dısında, avucumun icine alıp mahvederim

    [63] Allah dedi ki: «Defol git. Onun soyundan kim sana uyarsa onlarla senin ortak ve yeterli cezanız cehennemdir

    [64] Gucunun yettiklerini sesinle ayartıp siperlerinden cıkar, atlılarını ve piyadelerini nara attırarak, uzerlerine cullandır, mallarına ve evlatlarına ortak ol, onlara cesitli vaadler yap, seytanın insanlara yaptıgı vaadler aldatmacadan baska bir sey degildir

    [65] Benim gercek kullarıma gelince, senin onlar uzerinde hicbir nufuzun yoktur. Allah, onlar icin yeterli koruyucudur

    [66] Rabbinizin size sundugu nimetleri arayasınız diye gemileri denizde yuzduren O´dur. Hic suphesiz O, size karsı pek merhametlidir

    [67] Eger denizde basınıza bir bela gelirse, Allah dısında imdada cagırdıgınız ilahlar ortalıkta gorunmez olur. Allah sizi kurtarıp karaya cıkarınca O´na sırt cevirirsiniz. Insan gercekten son derece nankordur

    [68] Allah´ın sizi karadayken yerin dibine gecirmeyeceginden ya da uzerinize tas yagdırmayacagından emin misiniz ki, bu olayların arkasından bir koruyucu bulamazsınız

    [69] Ya da Allah´ın sizi tekrar denize dondurup uzerinize siddetli bir kasırga estirmek suretiyle kafirliginizden oturu sizi bogmayacagından emin misiniz ki, boyle bir olay uzerine bizden tazminatınızı isteyebilecek birini bulamazsınız

    [70] Biz Ademogulları´nı gercekten cesitli ayrıcalıklarla donattık. Onlara karada ve denizde tasıtlar sagladık, kendilerine temiz besin maddeleri bagısladık, onları yarattıgımız diger canlıların cogundan ustun kıldık

    [71] Biz o gun butun insan gruplarını onderleri ile birlikte huzurumuza cagırırız. Kimlere amel defterleri sag taraftan verilirse, onlar defterlerini sevine sevine okurlar. Onlara kıl kadar haksızlık edilmez

    [72] Bu dunyada gercekler karsısında kor olan kimse ahirette de kor, dogru yoldan sapmıslık oranı da daha buyuk olur

    [73] Ey Muhammed, musrikler az kalsın seni, indirdigimiz vahiyden ayırıp adımıza baska sozler uydurmanı saglıyorlardı, eger bunu basarabilselerdi, seni dost edineceklerdi

    [74] Eger sana direnme gucu vermeseydik, azıcık onlara yanasmak uzereydin

    [75] Eger onlara yanassaydın sana dunya hayatının ve olum otesinin azabını katlayarak tattırırdık da bize karsı kendine yardım edebilecek hic kimse bulamazdın

    [76] Gerci musrikler seni tedirgin ederek, bıktırarak Mekke´den cıkarmak amacındadırlar, ama o takdirde senden sonra orada ancak kısa bir sure kalabilirler

    [77] Senden once gonderdigimiz peygamberlere iliskin degismez yasamız bu yolda isleye gelmistir. Bizim yasamızın degistigini goremezsin

    [78] Ey Muhammed, gunesin batmaya yoneldigi andan, gece kararıncaya kadar namaz kıl, sabahleyin Kur´an okumayı da ihmal etme. Cunku sabahleyin okunan Kur´an´ı izleyen (melek)ler vardır

    [79] Gecenin bir bolumunde sırf sana mahsus bir nafile olmak uzere Teheccud ibadetini yap ki, belki Rabbin seni «ovulmus makam»´a erdirir

    [80] De ki; «Ey Rabbim, bir yere girerken oraya dogru olarak girmemi ve bir yerden cıkarken oradan dogruluk ilkesine baglı olarak cıkmamı nasip eyle. Bana kendi katından destekleyici bir guc ver.»

    [81] De ki; «Hak geldi, batıl yokoldu. Zaten batıl yokolmaya mahkumdur.»

    [82] Kur´an´da mu´minler icin sifa ve rahmet olan ayetler indiriyoruz. Fakat bu ayetler zalimlere sadece yeni yıkımlar, yeni kayıplar getirirler

    [83] Biz insana nimet verdigimiz zaman sırt cevirir, bizden uzaklasır. Basına bir kotuluk gelince de umutsuzluga kapılır

    [84] De ki; «Herkes kendi kisiligi ve inancı uyarınca hareket eder. Rabbiniz kimin daha dogru yolda oldugunu herkesten daha iyi bilir.»

    [85] Sana ruh hakkında soru sorarlar. De ki; «Ruh Rabbimin tekelinde olan bir olgudur. Size bilginin cok az bir bolumu verilmistir. (Tercih edilen goruse gore bu soruyu kitap ehli sormustu. Bu ayet ve ondan sonraki yedi ayet yine bu goruse gore Medine´de inmislerdi)

    [86] Istesek sana vahiy yolu ile indirdigimiz mesajları tumu ile ortadan kaldırırız. Sonra bu konuda bize karsı senin savunmanı ustlenebilecek birini bulamazsın

    [87] Bunun boyle olmayısı, Rabbinin sana yonelik rahmetidir. Onun sana yonelik lutfu buyuktur

    [88] De ki; «Eger tum insanlar ve cinler bu Kur´an´ın bir benzerini ortaya koymak amacı ile biraraya gelseler, ne kadar birbirlerine yardım etseler de onun bir benzerini ortaya koyamazlar.»

    [89] Biz bu Kur´an´da her turlu ornegi verdik, oyleyken onların cogu kafirlikte direndi

    [90] Bunlar dediler ki; «Bize yer altından pınarlar fıskırtmadıkca sana kesinlikle inanmayız

    [91] Ya da kendi hurmalıkların ve uzum bagların olmalı, bunların arasından ırmaklar akıtmalısın

    [92] Ya da iddia ettigin gibi gogu parca parca basımıza indirmeli, yahut Allah´ı ve melekleri karsımıza getirmelisin

    [93] Ya da altından bir koskun olmalı veya goge cıkmalısın. Gokte bize okuyabilecegimiz somut bir kitap indirmedikce de oraya cıktıgına kesinlikle inanmayız.» Onlara de ki; «Subhanallah! Ben peygamberlikle gonderilmis bir insandan baska bir sey miyim ki?»

    [94] Insanlara dogru yol kılavuzu geldiginde ona inanmamalarının tek gerekcesi, onların: «Allah bir insanı mı peygamber olarak gonderdi?» seklindeki anlayıslarıdır

    [95] De ki; «Eger yeryuzunde dogallıkla, rahatca gezinen melekler yasasaydı, onlara gokten melek kokenli bir peygamber gonderirdik.»

    [96] De ki; «Benimle sizin aranızda Allah´ın sahitligi yeterlidir. O kullarının yaptıkları her isten haberdardır ve her seyi gorur.»

    [97] Allah kimi dogru yola iletirse o dogru yolda olur. Kimleri saptırırsa da onlar icin kendisinden baska bir kurtarıcı bulamazsın. Kıyamet gunu biz onları kor, dilsiz ve sagır olarak yuzustu surundururuz. Varacakları yer cehennemdir. Oranın atesi sonmeye yuz tuttukca onu yeniden tutustururuz

    [98] Onların cezaları budur. Cunku ayetlerimizi yalanlamıslar ve «Biz kemik ve toz haline donustukten sonra diriltilerek yaratılısın yeni bir asamasına mı gececegiz?» demislerdi

    [99] Onlar gokleri ve yeri yoktan vareden Allah´ın kendi benzerlerini bir kez daha yaratmaya gucunun yetecegini gormuyorlar mı? Ustelik Allah onlar icin bir gun sona erecegi kuskusuz olan sınırlı bir yasama suresi belirledi. Buna ragmen bu zalimler kafirlikte direndiler

    [100] Onlara de ki; «Rabbimin rahmet hazineleri sizin elinizde olsa, bu hazineler tukenir kaygısı ile kimseye bir sey vermezdiniz. Zaten insan son derece cimridir.»

    [101] Biz Musa´ya dokuz somut mucize verdik. Sor Israilogulları´na istersen. Musa onlara peygamber olarak geldiginde, Firavun kendisine «Ya Musa, benim gorusume gore sen buyulenmissin» dedi

    [102] Musa ona dedi ki; «Bu mucizelerin, getirdigimiz ilahi mesajın gercek oldugunu gosteren kanıtlar olarak yerin ve goklerin Rabbi tarafından gonderildiklerini kesin biliyorsun. Ey Firavun, bana gore sen mahvolmaya aday oluyorsun.»

    [103] Firavun Israilogulları´nı yurtlarından surmek istedi, biz onu yanındakiler ile birlikte denizde boguverdik

    [104] Onun ardından Israilogulları´na «Bu ulkede oturunuz. Ahiret gunu gelince sizleri hep birlikte mahserde biraraya getiririz» dedik

    [105] Biz Kur´an´ı Hak icerikli olarak indirdigimiz gibi, onun inis amacı da hakkı gerceklestirmektir. Ey Muhammed, seni mujdeleyici ve uyarıcı olarak gonderdik

    [106] Kur´an´ı insanlara agır agır okuyasın diye bolumlere ayırdık ve ihtiyaclar gerektikce bolum bolum indirdik

    [107] De ki; «Siz bu Kur´an´a ister inanın, ister inanmayın, o bundan once kendilerine bilgi verilenlere okundugunda, onlar ceneleri uzerine secdeye kapanırlar.»

    [108] Ve derler ki, «Rabbimizin sanı yucedir, O´nun verdigi soz kesinlikle yerine gelecektir.»

    [109] Ceneleri uzerine secdeye kapanırlarken, gozyasları dokerler. Kur´an onları urpertir, saygılarını artırır

    [110] De ki; «Onu ister «Allah» diye cagırın, ister «Rahman» diye cagırın. Hangisiyle cagırırsanız cagırın, en guzel isimler O´nundur. Namazda sesini fazla yukseltme, fazla da kısık tutma, bu ikisi arasında bir yol tut.»

    [111] De ki; «Hamd, cocuk edinmemis olan, egemenlikte ortagı bulunmayan ve gucsuzlugunu telafi edecek bir destekciye gerek duymayan Allah´a mahsustur.» O´nun buyuklugunu geregince dile getir

    Kehf

    Surah 18

    [1] Hicbir carpık yeri olmayan, bu tutarlı kitab´ı (Kur´an´ı) kulu Muhammed´e indiren Allah´a hamdolsun

    [2] Peygamber, insanları, Allah´dan gelecek agır bir azap konusunda uyarsın ve iyi amel isleyen mu´minlere de kendilerini iyi bir odulun bekledigi mujdesini versin diye bu dosdogru kitap indirildi

    [3] Mu´minler o odul yerinde (cennette) surekli kalacaklardır

    [4] Bir de «Allah evlat edindi» diyenleri uyarsın diye

    [5] Allah´ın evlat edindigi konusunda ne onların ve ne de atalarının hicbir bilgisi yoktur. Rastgele agızlarından cıkan bu soz ne agır bir iftiradır! Soyledikleri, yalandan baska bir sey degildir

    [6] Ey Muhammed, eger onlar bu yeni mesaja (Kur´ana) inanmazlarsa, arkalarından duyacagın uzuntu sebebi ile neredeyse kendini mahvedeceksin

    [7] Biz dunyadaki her seyi yeryuzunun susu yaptık. Amacımız, insanları sınavdan gecirerek hangilerinin daha iyi isler yapacaklarını gormektir

    [8] Gunu gelince yeryuzunun butun gozalıcı yesilliklerini kesinlikle kupkuru bir toprak duzlugune cevirecegiz

    [9] Sen «Ashab-ı Kehf» ve «Ashab-ı Rakım» olayının, bizim sasırtıcı mucizelerimizden biri oldugunu mu sanıyorsun

    [10] Hani birkac genc o magaraya sıgınmıslar ve «Ey Rabb´imiz, bize katından rahmet bagısla ve su isimizde bize cıkıs yolu goster» dediler

    [11] Bunun uzerine onları magarada yıllarca uykuya yatırdık

    [12] Sonra iki gruptan hangisinin ne kadar uyuduklarını dogru olarak hesap edebilecegini belirlemek uzere onları uyandırdık

    [13] Biz sana onların hikayelerini dogru olarak anlatıyoruz. Onlar Rabb´lerine inanmıs, bir grup gencti; onların hidayet bilincini arttırmıstık

    [14] Kalplerini pekistirmistik. Hani, kafirlerin karsısına dikilip soyle demislerdi; «Bizim Rabb´imiz, goklerin ve yerin Rabb´idir; O´ndan baskasına yalvarmayız, yoksa sacmalamıs oluruz.»

    [15] Su soydaslarımız, Allah´ı bir yana bırakarak cesitli ilahlar edindiler, onların gercekten ilah olduklarına iliskin kesin delil gostermeleri gerekmez mi? Allah´a karsı yalan uydurandan daha zalim kim olabilir

    [16] Iclerinden biri dedi ki; «Madem ki, soydaslarınızla ve onların Allah´ı bir yana bırakarak taptıkları ile iliskinizi kestiniz, oyleyse magaraya sıgınınız, Rabb´iniz engin rahmetinden size bir pay gondersin ve su isinizde size kurtulus yolu gostersin

    [17] Eger orada olsaydın gorecektin ki, dogan gunesin ısınları magaralarının sagına sapıyor, batan gunesin ısınları ise sol tarafa kayıyordu. Boylece magara tabanının genis bir alanına dagılmıs olarak uyudukları halde gunesten rahatsız olmuyorlardı. Bu olay, Allah´ın mucizelerinden biridir. Allah kimi dogru yola iletirse, o dogru yolu bulur. O kimi saptırırsa sen ona, dogru yola iletici bir onder bulamazsın

    [18] Onları gorseydin, uyanık sanırdın; oysa uyuyorlardı. Biz onları gah sag yanlarına, gah sol yanlarına ceviriyorduk. Kopekleri de on ayaklarını magaranın esigine dayamıstı. Eger karsılarına cıksan hemen geri donup kacardın, icine saldıkları korkudan odun patlardı

    [19] Sonra da gunun birinde onları uyandırdık. Uyanınca birbirlerine soru sormaya basladılar. Iclerinden biri arkadaslarına «Burada ne kadar kaldınız?» dedi. Arkadasları «Birgun ya da daha az bir sure kaldık» dediler. Arkasından dediler ki; «Ne zamandan beri burada oldugumuzu Allah hepinizden iyi bilir. Simdi su gumus para ile birinizi sehre gonderin de en temiz yiyecegi kimin sattıgına baksın, birazını size getirsin. Fakat dikkatli olsun da kesinlikle burada oldugunuzu hissettirmesin.»

    [20] Cunku eger hemsehrileriniz sizi ele gecirirlerse ya tasa tutarak oldururler ya da kendi dinlerine dondururler ki, o taktirde bir daha iflah olmazsınız.»

    [21] Boylece hemsehrilerinin onları bulmalarını sagladık. Amacımız, Allah´ın vaadinin gercek oldugunu, kıyamet gununun mutlaka gelecegini, bunda hicbir kusku olmadıgını ogrenmeleridir. Hemsehrileri o sırada bu genclerin durumunu tartısmaya koyuldular. Bir bolumu ´Uyudukları magaranın onune bir anıt dikin, Rabb´leri onları hepimizden iyi bilir´ dedi. Fakat inanclarının icyuzunu iyi bilenler ise ´Magaralarının onunde mutlaka bir mescid yapacagız´ dediler

    [22] Ey Muhammed, kimileri «Onlar uc kisi idi, dordunculeri kopekleridir», kimileri «bes kisi idiler, altıncıları kopekleridir» diyeceklerdir. Bu sozler karanlıga tas atmaktır. Kimileri de «yedi kisi idiler, sekizincileri kopekleridir» diyeceklerdir. De ki; «Onların sayısını hepimizden iyi Rabb´im bilir.» Onlar hakkında derine dalan bir tartısmaya girme ve bu olay konusunda hic kimseye bir sey sorma

    [23] Hicbir is hakkında «Bunu yarın yapacagım» deme

    [24] Bunun yerine, «Allah dilerse (insaallah) yarın bu isi yapacagım» de. Boyle demeyi unuttugunda ise Rabb´ini an ve «Umarım ki, beni simdikinden daha cok dogruya yaklastırır» de

    [25] Kimileri derler ki, «O gencler magarada ucyuz yıl kaldılar.» Buna dokuz daha eklerler

    [26] De ki; «Onların magarada ne kadar kaldıklarını herkesten iyi bilen Allah´dır. Goklerin ve yeryuzunun sırlarının bilgisi O´nun tekelindedir. O ne guzel gorur ve ne guzel isitir. Insanların O´nun dısında baska bir koruyucuları, baska bir onderleri yoktur ve O egemenligine hic kimseyi ortak etmez.»

    [27] Sana vahyedilen Rabb´inin kitabını oku. Allah´ın sozlerini hic kimse degistiremez ve O´nun dısında sıgınabilecegin baska bir kimse bulamazsın

    [28] Sırf Rabb´lerinin rızasını dileyerek sabah aksam O´na yalvaranlarla birarada olmaya kendini zorla. Dunya hayatının cekiciligini isteyerek boyle kimseleri gozardı etme. Adımızı anmayı kalbine unutturdugumuz ve ihtiraslarına tutsak olarak kendini akıntıya kaptırmıs kimselerin arzularına uyma

    [29] Onlara «Bu Kur´an, Allah tarafından gonderilmis bir gercektir, isteyen inansın, isteyen inkar etsin» de. O atese atılanlar «su, su» diye feryad ettiklerinde cıglıklarına karsılık kendilerine ergimis metal gibi yuzleri kavuran bir sıvı sunulur. O ne fena bir icecek ve orası ne fena bir barınaktır

    [30] Iman edip iyi ameller isleyenlere gelince, biz iyilik yapanları kesinlikle odulsuz bırakmayız

    [31] Onlar icin altlarından cesitli ırmaklar akan Adn cennetleri vardır. Kolları altın bileziklerle susludur. Orada ince ve kalın ipekten yesil elbiseler giyerek koltuklara kurulurlar. O ne guzel bir odul ve orası ne guzel bir barınaktır

    [32] Onlara su iki adamı ornek olarak anlat. Adamlardan birine iki uzum bagı vermistik, baglarını hurma agacları ile cevirmis ve iki bagın arasına bir tahıl tarlası koymustuk

    [33] Baglar meyvalarını comertce veriyorlar, hicbir urunlerini esirgemiyorlardı. Iki bag arasından bir de ırmak akıtmıstık

    [34] Adamın bol serveti vardı. Bu yuzden tartısma sırasında arkadasına dedi ki «Ben senden daha varlıklıyım ve tayfam da seninkinden daha kalabalıktır

    [35] Kendine zulmetmis olan bu adam (arkadasını yanına alarak) bahcesine girdi ve dedi ki; «Bu bahcenin sonsuza dek yok olacagını sanmıyorum.»

    [36] Kıyametin kopacagını da sanmıyorum. Ama eger Rabb´ime dondurulecek olursam orada bundan daha iyi bir akıbetle karsılasacagımdan eminim

    [37] Aralarındaki tartısmayı surduren arkadası kendisine dedi ki; «Seni once topraktan, sonra spermadan yaratan, sonunda da insan bicimine koyan Allah´ı inkar mı ediyorsun?»

    [38] Bana gelince, benim Rabb´im Allah´dır. O´na hic kimseyi kesinlikle ortak kosmam

    [39] Aslında bahcene girdiginde ´Masaellah´ gercek guc, Allah´ın tekelindedir deseydin ya! Gerci sen malımın ve evlatlarımın seninkilerden az oldugunu goruyorsun

    [40] Fakat Rabb´im bana senin bahcenden daha iyisini verebilir ve senin bahceni de gokten gelen bir afete ugratarak cıplak bir duzluge cevirebilir

    [41] Ya da bahcenin suyu yerin oyle derin katmanlarına sızar ki, bir daha aramaya bile gucun yetmez

    [42] Derken bahcesinin tum urunu ansızın yok oluverdi. Yerle bir olan uzum kutuklerinin yıkıntıları karsısında yapmıs oldugu masrafların ic yanıklıgı ile vahlanmaya ve elleri ile dizlerini doverek «Keske Rabb´ime hic kimseyi ortak kosmasaydım» demeye koyuldu

    [43] O anda ne Allah dısında, yardımına kosabilecek destekciler bulabildi ve ne de kendi kendini kurtarabildi

    [44] Iste orada koruyuculuk ve egemenlik, varlıgı «gercek» olan Allah´ın tekelindedir. En yararlı odul ve en hayırlı akıbet yalnız O´nun katındadır

    [45] Ey Muhammed, onlara anlat ki, dunya hayatı tıpkı suna benzer. Gokten yagmur yagdırdık da bu yagmur sayesinde yer yesermis, guveren ekinlerin basakları birbirine girmis. Derken bu ekinlerin tumu ansızın ruzgarların havada ucurdugu saman kırıntılarına donusuvermis. Hic kuskusuz Allah´ın gucu her seyi yapmaya yeter

    [46] Mal ve evlatlar dunya hayatının susudurler. Kalıcı iyilikler ise Rabb´in katında sevap kazandırma bakımından daha yararlı ve umut kaynagı olmaya daha layıktırlar

    [47] O gun dagları yerlerinden, sokup yuruturuz. Yeryuzunu cırılcıplak ve dumduz gorursun. Tek bir kisiyi gozardı etmeksizin tum insanları biraraya toplarız

    [48] Hepsi sıra sıra Rabb´inin huzuruna cıkarılırlar. Onlara «Tıpkı ilk yarattıgımızda oldugunuz gibi simdi karsımıza cıktınız. Oysa benimle hic karsılasmayacagınızı sanmıstınız» denir

    [49] Insanların amel defterleri (calısma karneleri) ortaya getirilmistir. Gunahkarların bu defterlerin yazılarını korku dolu gozlerle incelediklerini gorursun. Bir yandan da «Vay basımıza gelenlere! Ne bicim deftermis bu; kucuk buyuk hicbir davranısımızı atlatmadan sayıp dokmus,» derler. Yaptıkları her isin kaydını karsılarında bulmuslardır. Rabb´in hic kimseye haksızlık etmez

    [50] Hani Rabb´in meleklere «Adem´e secde ediniz» dedi. Onlar da secde ettiler. Yalnız Iblis (seytan) secde etmedi. O cin kokenli idi ve Rabb´inin buyrugu dısına cıktı. Simdi siz beni bırakıp onu ve soyunu dost mu ediniyorsunuz? Oysa onlar sizin dusmanlarınızdır. Zalimlerin yaptıgı bu dost degisimi ne kotu tercihtir

    [51] Ben seytanları ne gokler ile yerin yaratılısına ve ne de kendi yaratılısına tanık etmedim. Benim insanları yoldan cıkaranları kendime yardımcı tutmam sozkonusu degildir

    [52] O Allah musriklere «Benim ortaklarım olduklarını sandıgınız duzmece ilahları yardıma cagırınız» der. Iste onları yardıma cagırdılar, fakat cagrılarına karsılık vermediler. Onların aralarına engel olarak bir cehennem vadisi koyduk

    [53] Gunahkarlar cehennem atesini gorunce oraya atılacaklarını anlarlar, fakat geri kacarak sıgınacakları bir baska yer bulamazlar

    [54] Biz bu Kur´an´da insanlara her turlu ornegi verdik. Fakat insan, tartısmaya son derece duskun bir varlıktır

    [55] Insanlara dogru yola ileten bilgi geldikten sonra onların iman etmelerine ve tovbe edip Allah´a yonelmelerine engel olan tek sey, eski sapık milletler hakkında isleyen ilahi yasaların kendileri hakkında da islemesini ya da somut azapla yuzyuze gelmeyi beklemeleridir

    [56] Biz Peygamberleri sadece mujdeleyici ve uyarıcı olarak gondeririz. Oysa kafirler hakkı (gercegi) batıl (egri) karsısında yenik dusurmeye ugrasırlar. Onlar ayetlerimi ve kendilerine yonelik uyarılarımı alaya aldılar

    [57] Allah´ın ayetleri kendisine hatırlatıldıgı halde, onlara sırt cevirenden ve isledigi kotulukleri hic hatırına getirmeyenden daha zalim kim olabilir? Biz onların kalplerini, Kur´anı anlamalarına engel olusturacak bicimde perdeledik ve kulaklarını sagırlastırdık. Bu yuzden sen onları dogru yola cagırsan da dogru yola gelmezler

    [58] Affedici ve merhametli Rabb´in, eger onları kotulukleri karsılıgında hemen cezalandırmak isteseydi, azaplarını cabuklastırırdı. Fakat onların belirli bir vadesi vardır, o zaman gelince, kacıp saklanacakları bir sıgınak bulamazlar

    [59] Iste su kentler, halklarının zalimlikleri yuzunden onları yok ettik ve yok olusları icin belirli bir vakit kararlastırdık

    [60] Hani Musa, genc arkadasına «Hicbir guc beni durduramaz, ya iki denizin birlestigi yere varırım, ya da yıllarca yol yururum» demisti

    [61] Iki denizin birlestigi yere vardıklarında yanlarındaki balıgı bir kenarda unuttular, o da bir yeraltı deliginden kayarak denize kactı

    [62] Iki denizin birlestigi yeri gectiklerinde Musa, genc arkadasına, «Azıgımızı getir bakalım, gercekten bu yolculugumuzda cok yorgun dustuk» dedi

    [63] Genc arkadası Musa´ya «Bak sen! Kayalıga vardıgımızda balıgı unutmustum, bana onu hatırlatmayı unutturan mutlaka seytandır, balık sasırtıcı bir sekilde canlanarak denize kactı» dedi

    [64] Musa; «Bizim aradıgımız da buydu zaten» dedi. Hemen geldikleri yoldan kendi izlerini surerek geri donduler

    [65] Orada kendisine tarafımızdan rahmet sundugumuz ve katımızdan dolaysız bicimde ilim ogrettigimiz bir kulumuzu buldular

    [66] Musa, ona «Sana ogretilen bilginin birazını bana ogreterek olgunlasmamı saglaman amacı ile pesinden gelebilir miyim?» dedi

    [67] O kulumuz, Musa´ya dedi ki; «Sen benimle beraber olmaya katlanamazsın.»

    [68] Sebeplerini kavrayamayacagın olaylar karsısında nasıl sabredeceksin

    [69] Musa «Insaallah, beni sabırlı bulacaksın, hicbir konuda sana karsı gelmeyecegim.»

    [70] O kulumuz, Musa´ya dedi ki; «Eger benimle birlikte geleceksen yapacagım hicbir is hakkında bana soru sorma, benim sana o konuda acıklama yapmamı bekle.»

    [71] Boylece yola koyuldular. Bir sure sonra bir gemiye bindiler. O kulumuz bu gemide bir delik actı. Musa ona, «Icindekileri bogmak icin mi gemiyi deldin? Gercekten cok cirkin bir is yaptın» dedi

    [72] O kulumuz Musa´ya «Ben sana, benimle beraber olmaya katlanamazsın dememis miydim?» dedi

    [73] Musa; «Unutkanlıgım yuzunden beni azarlama ve bilginden yararlanma konusunda bana zorluk cıkarma» dedi

    [74] Yine yola koyuldular. Bir sure sonra bir genc ile karsılastılar. O kulumuz, delikanlıyı oldurdu. Musa; «Bir cana karsılık olmaksızın masum bir cana mı kıydın? Gercekten cok kotu bir is yaptın» dedi

    [75] O kulumuz Musa´ya; «Ben sana benimle beraber olmaya katlanamazsın dememis miydim?´ dedi

    [76] Musa; «Eger sana bir daha bir sey sorarsam artık benimle arkadaslık etme, o zaman seni mazur gorurum» dedi

    [77] Yine yola koyuldular. Bir sure sonra bir koye vardılar. Koyluden yemek istediler, fakat agırlanma istekleri reddedildi. Az sonra yıkılmaya yuz tutmus bir duvarla karsılastılar. O kulumuz, egri duvarı dogrulttu. Musa ona ´Eger isteseydin bu yaptıgın ise karsılık bir ucret alabilirdin´ dedi

    [78] O kulumuz, Musa´ya dedi ki; «Bu olay, birbirimizden ayrılmamızın sebebidir. Simdi sana sabırla karsılayamadıgın olayların nedenlerini acıklayacagım

    [79] O gemi var ya, yoksul deniz iscilerinin malı idi. Onda bir kusur meydana getirmek istedim. Cunku bu denizcileri, rastladıgı her saglam gemiye zorla el koyan bir hukumdar kovalıyordu

    [80] O delikanlıya gelince, onun ana babası mu´min kimselerdi. Onları azgınlıga ve kafirlige suruklemesinden cekindik

    [81] Istedik ki, Rabb´leri onlara o delikanlıdan daha temiz ve daha iyiliksever bir evlat bagıslasın

    [82] O duvar var ya, o sehirde yasayan iki yetim cocugun malı idi ve duvarın altında bu yetimlere miras kalmıs bir hazine vardı. Babaları iyi bir insandı. Rabb´in istedi ki, o yetimler, erginlik cagına erdikten sonra Rabb´lerinin bir merhameti olan hazinelerini kendi elleri ile duvarın altından cıkarsınlar. Yoksa ben bu isleri kendi kafamdan yapmadım. Iste sabırla karsılayamadıgın olaylara iliskin acıklamam budur

    [83] Ey Muhammed, sana Zulkarneyn hakkında soru sorarlar. Onlara de ki; «Size onun hakkında bazı dusundurucu bilgiler verecegim.»

    [84] Biz onu yeryuzunde egemen kıldık ve her amaca ulastıracak sebebi buyruguna sunduk

    [85] O da bir sebebe sarılarak yola koyuldu

    [86] Sonunda gunesin battıgı yere varınca gunesi, camurlu bir su pınarında batarken buldu. Orada rastladıgı bir toplum ile ilgili olarak kendisine «Ey Zulkarneyn, onlara istersen ceza ver, istersen kendilerine iyi davran» dedik

    [87] Zulkarneyn o topluma dedi ki; «Aranızdaki zalimleri cezaya carptıracagız. Onlar, ilerde Rabb´lerinin huzuruna vardıklarında esi gorulmemis, agır bir azaba ugrayacaklardır

    [88] Iman edip iyi ameller isleyenlere gelince onları, odullerin en guzeli beklemektedir. Boylelerine kolay isler buyuracagız

    [89] Arkasından yine bir sebebe sarılarak yola koyuldu

    [90] Sonunda gunesin dogdugu yere varınca gunesi, oyle bir toplumun uzerine dogarken buldu ki, bu adamlar ile gunesin ısınları arasında hicbir engel, hicbir sutre koymamıstık

    [91] Iste boyle, onun seruveni, butun ayrıntıları ile bilgimizin kapsamı icindedir

    [92] Arkasından yine bir sebebe sarılarak yola koyuldu

    [93] Sonunda iki seddin arasına varınca setlerin berisinde nerede ise hic soz anlamayan bir toplumla karsılastı

    [94] Bu adamlar «Ey Zulkarneyn, Ye´cuc ile Me´cuc bu yorede surekli kargasa cıkaran topluluklardır. Sana bir miktar mal versek, karsılıgında onlar ile aramızda bir set yapar mısın?» dediler

    [95] Zulkarneyn onlara dedi ki; «Rabb´imin bana bagısladıgı guc, sizin bana vereceginiz maldan daha hayırlıdır. Siz bana beden gucunuzle yardımcı olunuz da onlar ile aranıza asılmaz bir set cekeyim.»

    [96] Bana demir parcaları getiriniz. Getirdikleri demir parcalarının olusturdugu yıgını yanlardaki setlerin tepeleri ile aynı duzeye cıkarınca adamlara «korukleri calıstırınız» dedi. Demir yıgınını ates haline getirince «Bana biraz erimis bakır getiriniz de uzerine dokeyim» dedi

    [97] Ye´cuc ile Me´cuc, bu setin ne uzerinden asabildiler ve ne de bir yerinde delik acabildiler

    [98] Zulkarneyn «Bu set, Rabb´imin rahmetidir. Fakat Rabbimin belirledigi an gelince onu yerle bir eder. Hic kuskusuz Rabb´imin sozu gercektir» dedi

    [99] O gun biz insan yıgınlarını once dalgalanmaya bırakırız. Sonra Sur´a uflenince hepsini biraraya toplarız

    [100] O gun cehennemi, kafirlerin gozleri onune dikeriz

    [101] Dunyada onların gozlerini, bizi hatırlarına getirmelerini engelleyen bir perde ortmustu ve kulakları da isitme yetenegini yitirmisti

    [102] Kafirler beni bırakıp da kullarımı dost edinmelerini kafi mi sandılar? Dogrusu biz cehennemi kafirlere konak olarak hazırladık

    [103] Ey Muhammed, de ki; «Calısmalarında en agır kayba ugrayanları size haber verelim mi?»

    [104] Dunya hayatında butun emekleri bosa gittigi halde cok iyi isler yaptıklarını sananların (kimler oldugunu size soyleyelim mi)

    [105] Bunlar, Rabb´lerinin ayetlerini ve O´nun huzuruna cıkaracaklarını inkar edenlerdir. Bu yuzden onların iyi isleri gecersiz olmustur. Kıyamet gunu onların yaptıkları isleri tartıya almayız, kendilerine deger vermeyiz

    [106] Iste onların cezası cehennemdir. Bu ceza onların inkarcı tutumlarının, ayetlerimi ve peygamberimi alaya almalarının karsılıgıdır

    [107] Iman edip iyi ameller isleyenlere gelince onlar, Firdevs cennetlerinde agırlanacaklardır

    [108] Orada sonsuza dek kalacaklar, baska bir yere tasınmak istemeyeceklerdir

    [109] De ki; «Rabb´imin sozlerini yazmak icin, denizler murekkep olsa da onlara bir o kadarını daha katsak, Rabb´imin sozleri bitmeden once denizler biterdi.»

    [110] De ki; «Ben de tıpkı sizin gibi bir insanım, yanız bana vahiy yolu ile ilahınızın tek Allah oldugu bildiriliyor. Buna gore kim acık alınla Rabb´inin huzuruna cıkmayı istiyorsa, iyi ameller islesin ve kulluk gorevlerinde hic kimseyi Rabb´ine ortak kosmasın.»

    Meryem

    Surah 19

    [1] Kaf, ha, ya, ayn, sad

    [2] Bu ayetlerde Rabbinin, kulu Zekeriyya´ya yonelik rahmeti anlatılıyor

    [3] Hani O, Rabbine icinden yalvarmıs

    [4] Ve demisti ki; «Ey Rabbim, kemiklerim yıprandı, yaslılık alevi basımı sardı. Simdiye kadar sana dua edip de bedbaht oldugum hic olmadı.»

    [5] Benden sonra yerime gececek yakınlarımdan yana endiseliyim. Esim de cocuktan kesilmistir. Bana kendi katından bir ogul bagısla.»

    [6] Bu ogul, benim ve Yakubogullarının mirasını surdursun. Ya Rabbi, onu sevimli bir insan yap

    [7] Allah dedi ki; «Ya Zekeriyya, sana Yahya adında bir ogul mujdeliyoruz. Bu adı daha once hic kimseye vermemistik.»

    [8] Zekeriyya dedi ki; «Benim nasıl oglum olabilir. Esim cocuktan kesildi, ben ise ileri derecede yaslandım.»

    [9] Allah dedi ki; «Rabbin buyurdu ki, bu is O´nun icin kolaydır, vaktiyle ben seni hicbir sey degilken yoktan varetmistim.»

    [10] Zekeriyya, «Ya Rabbi, bunun icin bana bir belirti goster» dedi. Allah, ona «Bunun belirtisi, hicbir organik rahatsızlıgının sonucu olmaksızın uc gun, uc gece hic kimse ile konusamamandır, bu sure icinde dilinin donmemesidir» dedi

    [11] Bunun uzerine Zekeriyya mihrapta yuzunu soydaslarına donerek sabahları ve aksamları Allah´ı her tur noksanlıktan tenzih etmelerini isaret etti

    [12] Allah, ona «Ey Yahya, tum gucunle kitab´a (Tevrat´a) sarıl» dedi. Ona daha cocukken bilgelik verdik

    [13] Yine ona tarafımızdan sevecenlik ve kalp temizligi bagısladık. O kotuluklerden sakınan bir kimse idi

    [14] Yine ona ana babasına baglılık duygusu asıladık. O dik kafalı, serkes ve huysuz biri degildi

    [15] Dogdugu gun, olecegi gun ve tekrar diriltilecegi gun ona selam olsun

    [16] Bu Kitap´ta Meryem hakkında anlattıklarımızı da hatırla. Hani O, ailesinden ayrılarak dogu tarafında bir yere cekilmisti

    [17] Komsuları ile arasına bir perde germisti. Bu sırada ona ruhumuzu (Cebrail´i) gonderdik. O, ona normal bir erkek kılıgında gorunmustu

    [18] Meryem, O´na «Ben senden «Rahman» olan Allah´a sıgınırım. Eger kotuluk yapmaktan sakınan biri isen bana dokunma!» dedi

    [19] Cebrail dedi ki; «Gercekten ben, sana temiz bir oglan vermek icin sırf Rabbinin ginderdigi elciyim»

    [20] Meryem, Cebrail´e «Benim nasıl oglum olabilir? Bana hic erkek eli degmis degildir, hic gayri mesru iliskim de olmadı» dedi

    [21] Cebrail dedi ki; «Allah ,soyle diyor: Bu is benim icin kolaydır. Bu olayı insanlara gucumuzu kanıtlayan bir mucize ve oglunu da onlara rahmet kaynagı olarak sunmak istiyoruz. Bu olay kesinlesmis bir hukumdur.´´

    [22] Boylece Meryem, ogluna gebe kaldı. Bu doneminde gozlerden uzak bir koseye cekildi

    [23] Bir sure sonra dogum sancıları tutunca bir hurma agacının altına sıgınmak zorunda kaldı ve «Keske, daha once olmus ve hafızalardan silinmis olsaydım» dedi

    [24] Bu arada, ayakları altından soyle bir ses duydu; «Sakın uzulme, Rabb´in senin icin ayaklarının altından akan bir dere actı.»

    [25] Hurmanın dalını silkele de uzerine olgun ve taze hurmalar dokulsun

    [26] Ye, ic, gonlun rahat olsun. Eger birini gorecek olursan ´Ben Rahman olan Allah´a konusmama orucu adadım, bu yuzden bugun hic kimse ile konusmayacagım´ de

    [27] Bebegini kucagına alıp yakınlarının yanına gelince kendisine dediler ki; Ey Meryem, sen cok utandırıcı bir suc isledin

    [28] Ey Harun´un kız kardesi, senin ne baban kotu bir adamdı ve ne de annen iffetsiz bir kadındı

    [29] Bunun uzerine Meryem, eli ile oglunu gostererek onunla konusmalarını onerdi. Onlar da «Biz besikteki cocukla nasıl konusabiliriz?» dediler

    [30] O sırada besikteki cocuk dile gelerek dedi ki; «Ben Allah´ın kuluyum. O bana kitap vererek beni peygamber yaptı.»

    [31] Nerede olursam olayım, beni insanlara yararlı kıldı. Bana sag oldukca namaz kılmamı ve zekatı emretti

    [32] Beni anama duskun bir evlat olarak yarattı; dik kafalı ve kotuluk duskunu biri olmaktan uzak tuttu

    [33] Dogdugum gun, olecegim gun ve tekrar diriltilecegim gun Allah´ın rahmeti ve bagısı benimle birliktedir

    [34] Iste «gercek soz» e gore Meryemoglu Isa budur, oysa insanlar bu gercek sozu kusku ile karsılıyorlar

    [35] Allah´a ogul edinmek yakısmaz. O boyle bir seyden munezzehtir. O bir is hakkında kesin hukum verince o ise sadece «ol» der, o da hemen oluverir

    [36] Kusku yok ki Allah sizin de benim de Rabb´imizdir, oyleyse sırf O´na kulluk ediniz. Iste dosdogru yol budur

    [37] Cesitli gruplara ayrılan insanlar, aralarında gorus ayrılıgına dustuler. Vaygele kafirlerin basına! O «buyuk gun» de gozleri neler gorecek

    [38] Karsımıza gelecekleri gun kulakları ne guzel isitecek ve gozleri ne iyi gorecek. Fakat o zalimler, bugun acık bir sapıklık icindedirler

    [39] Ey Muhammed, onları o hayıflanma ve pismanlık gunu hakkında uyar. Hani o gun onlar hala gaflet icinde yuzerken ve inanmazlıklarını surdururlerken haklarındaki hukum kesinlesiverir

    [40] Kusku yok ki, yeryuzunun ve oradaki tum varlıkların son mirascısı biz olacagız, tum insanlar bize donduruleceklerdir

    [41] Bu kitapta Ibrahim hakkında anlattıklarımızı da hatırla. O son derece dogru sozlu ve durust bir peygamberdi

    [42] Hani babasına dedi ki; «Ey babacıgım, niye isitemeyen, goremeyen ve sana hicbir yararı olmayan putlara tapıyorsun.»

    [43] Babacıgım, sana ulasmayan bir ilim, geldi bana, ne olur bana tabi ol da seni dumduz bir yola cıkarayım

    [44] Ey babacıgım, sakın seytana kul olma; cunku o, rahmeti bol olan Allah´a bas kaldırmıstır

    [45] Ey babacıgım, senin Allah´dan gelecek bir azaba carptırılarak seytanın dostu olacagından korkuyorum

    [46] Babası, ona «Ey Ibrahim, sen benim taptıgım tanrılara sırt mı ceviriyorsun? Eger bu tutumundan vazgecmezsen seni tasa tutarak oldururum, uzun bir sure yanımdan uzaklas» dedi

    [47] Ibrahim, babasına dedi ki; «Esenlik dilerim sana. Senin adına Rabbimden af dileyecegim, hic kuskusuz benim Rabbim lutufkardır.»

    [48] Sizleri, Allah´ı bir yana bırakarak taptıgınız putlarla basbasa bırakarak bir yana cekiliyor ve Allah´a yalvarıyorum. Umuyorum ki, Rabbime yalvarırsam kotu olmaktan kurtulurum

    [49] Ibrahim, onları taptıkları putlarla basbasa bırakarak yanlarından ayrılınca kendisine Ishak´ı ve Yakub´u bagısladık ve bunların her ikisini de peygamber yaptık

    [50] Onlara rahmetimizden pay verdik. Her dilde saygı ile anılmalarını sagladık

    [51] Bu kitapta Musa hakkında anlattıklarımızı da hatırla. O tarafımızdan secilerek gonderilmis bir peygamberdi

    [52] Ona Tur´un sag yanından seslendik ve kendisi ile ozel olarak konusmak icin onu yakınımıza getirdik

    [53] Rahmetimizin bir sonucu olarak ona kardesi Harun´u peygamber olarak armagan ettik

    [54] Bu Kitapta Ismail hakkında anlattıklarımızı da hatırla. O sozunun eri idi ve tarafımızdan gonderilmis bir peygamberdi

    [55] O yakınlarına namaz kılmayı ve zekat vermeyi emrederdi. O Rabbinin hosnutlugunu kazanmıs bir kisi idi

    [56] Bu Kitapta Idris hakkında anlattıklarımızı da hatırla o son derece dogru sozlu ve durust bir peygamberdi

    [57] Onu yuce bir konuma cıkarmıstık

    [58] Bunlar nimete erdirdigi kimselerdir. Bunların kimi Adem soyundan, kimi Nuh ile birlikte gemiye bindirdiklerimizin soyundan, kimi de Ibrahim ile Israil´in soyundan gelen peygamberler ile dogru yola ilettigimiz seckin mu´minlerdir. Bunlar rahmeti bol Allah´ın ayetleri kendilerine okundugunda aglayarak secdeye kapanırlardı

    [59] Bunların yerine namazı umursamayan ve ihtiraslarına tutsak olmus kusaklar gecti. Bu kusaklar sapıklıklarının cezasına carpılacaklardır

    [60] Yalnız tovbe ederek iman edip iyi ameller isleyenler bu genel hukmun kapsamı dısındadırlar. Onlar cennete girecekler ve en ufak bir haksızlıga ugratılmayacaklardır

    [61] Rahmeti bol Allah´ın kullarına, somut olarak gostermeden vadettigi Adn cennetlerine gireceklerdir. Allah´ın vaadi kesinlikle gerceklesecektir

    [62] Orada bos sozler degil, sadece selam sozu isitirler. Ve sabah aksam rızıklarını hazır bulurlar orada

    [63] Iste kotuluklerden kacınan kullarımızın mirascısı olacakları icin de surekli kalacakları cennet budur

    [64] Cebrail, Muhammed´e dedi ki; «Biz ancak Rabbinin izni ile yere ineriz. Gelecegimiz, gecmisimiz ve bu ikisi arasındaki tum olaylar O´nun tasarrufu altındadır. Senin Rabbin hicbir seyi unutmaz

    [65] O goklerin, yerin ve bu ikisi arasındaki tum varlıkların Rabbidir. O halde sırf O´na kulluk ediniz ve bu kullugun omuzlarına bindirdigi tum yukumluluklere katlanınız. O´nun bir benzerini tanıyor musun

    [66] Insan «Ben oldukten sonra mı yeniden diriltilecegim?» der

    [67] Insan, vaktiyle hicbir sey degilken, kendisini yoktan varettigimizi dusunmuyor mu

    [68] Rabb´inin yuceligi hakkı icin, onları peslerinden gittikleri seytanları ile birlikte biraraya getirecegiz, sonra da dizustu cokturerek cehennemin cevresinde toplayacagız

    [69] Sonra her grubun, rahmeti bol olan Allah´a bas kaldıran en azılı ele baslarını ayıracagız

    [70] Sonra biz onların hangilerinin oncelikle cehenneme girmeleri gerektigini, kuskusuz, herkesten iyi biliriz

    [71] Aranızda cehenneme ugramayacak hic kimse kalmayacaktır. Bu Rabbinin kesinlesmis bir hukmudur

    [72] Sonra sakınanları kurtararak zalimleri, dizustu cokmus durumda orada bırakırız

    [73] Acık ayetlerimiz okundugu zaman kafirler, mu´minlere «Hangimizin sosyal konumu daha ustun, hangimizin itibarı daha yuksektir» derler

    [74] Oysa biz eski donemlerde onlardan daha varlıklı ve daha gosterisli nice kusakları yokettik

    [75] Onlara de ki; «rahmeti bol olan Allah sapık yolda olanlara ne kadar genis maddi imkan verirse versin, sonunda tehdit edildikleri somut azab ile ya da kıyamet gunu ile yuzyuze geldiklerinde nasıl olsa kimin sosyal konumunun daha dusuk ve kimin askeri gucunun daha zayıf oldugunu ogreneceklerdir.»

    [76] Allah dogru yolda olanların sapmazlıklarını pekistirir. Kalıcı iyi ameller, Rabb´in katında daha iyi odul kazandırıcı ve daha mutlu akıbete erdiricidirler

    [77] Ey Muhammed, su ayetlerimizi inkar eden ve «Bana kesinlikle mal ve evlat verilecek» diyen adamı gordun mu

    [78] Gaybın bilgisi mi onune acıldı, yoksa rahmeti bol olan Allah´dan kesin soz mu aldı

    [79] Hayır, oyle bir sey yok. Onun soylediklerini yazacagız ve ugrayacagı azabı alabildigine arttıracagız

    [80] Sozunu ettigi malı ve evladı bize kalacak da kendisi yalnız basına huzurumuza gelecektir

    [81] Musrikler, Allah´ı bir yana bırakarak kendilerine destek olsunlar diye cesitli ilahlar edindiler

    [82] Hayır. O duzmece ilahlar, musriklerin kendilerine yonelik tapınmalarını reddedecekler ve onlara karsı cıkacaklardır

    [83] Seytanları, kafirlerin uzerine kıskırtıcı olarak saldıgımızı gormedin mi

    [84] Onların bir an once yok edilmelerini isteme. Biz onların yaptıklarını ve alıp verdikleri nefesleri tek tek sayıyoruz

    [85] O gun kotulukten sakınanları seckin konuklara yarasır bir saygınlıkla, rahmeti bol olan Allah´ın huzurunda biraraya getiririz

    [86] Buna karsılık agır gunahkarları, susamıs hayvan suruleri gibi cehenneme sureriz

    [87] Allah´ın bu yolda yetki verdigi kimseler dısında hic kimse bir baskasına aracılık, sefaat edemez

    [88] Bazı kafirler «Rahmeti bol olan Allah, evlat edindi» dediler

    [89] Sizler, boyle demekle son derece cirkin bir iddia ileri surdunuz

    [90] Bu iddia karsısında nerede ise gokler paramparca olacak, yer yarılacak ve daglar gurultu ile gocerek yerle bir olacak

    [91] Onlar rahmeti bol olan Allah´a cocuk yakıstırdılar diye

    [92] Oysa rahmeti bol olan Allah´a cocuk edinmek yakısmaz

    [93] Goktekilerin ve yerdekilerin tumu rahmeti bol olan Allah´ın huzuruna kul olarak geleceklerdir

    [94] Allah, onları bir bir sayarak hesaba gecirmistir

    [95] Kıyamet gunu hepsi O´nun huzuruna teker teker geleceklerdir

    [96] Iman edip iyi ameller isleyenlere gelince Allah, onlara sevgi armagan edecektir

    [97] Ey Muhammed, kotulukten sakınanları mujdeleyesin ve inatcılar guruhunu uyarasın diye biz bu Kur´an´ı ana dilinde indirerek onu kolay anlamanı sagladık

    [98] Biz bu inatcılardan once nice kusakları yokettik. Simdi onların hicbirini ortalıkta goruyor musun, yada onlardan kaynaklanan en zayıf bir ses kulagına geliyor mu

    Tâhâ

    Surah 20

    [1] Ta, ha

    [2] Biz sana bu Kur´an´ı sıkıntıya dusesin diye indirmedik

    [3] Onu Allah´dan korkanlara uyarı olsun diye indirdik

    [4] O, yeri ve yuce gokleri yaratan Allah tarafından indirildi

    [5] O rahmeti bol olan Allah, Ars´a kurulmustur

    [6] Goklerdeki, yerdeki, bu ikisi arasındaki ve topragın altındaki tum varlıklar O´nundur

    [7] Soyleyecegin sozu ister sesli olarak, ister icinden soyle. Cunku Allah saklıyı da, saklının saklısını da bilir

    [8] O kendisinden baska ilah olmayan Allah´dır. Ve en guzel isimler O´nunkilerdir

    [9] Sana «Musa olayı» na iliskin bilgi geldi mi

    [10] Hani o bir ates gorunce ailesine dedi ki; «Siz burada kalın, ben bir ates gordum. Ya oradan size bir kor getiririm, ya atesin yakınlarında bize yol gosterecek birini bulurum.»

    [11] Atesin yanına gelince kendisine soyle seslenildi; «Ey Musa!»

    [12] Hic kuskusuz ben senin Rabbi´nim. Pabuclarını cıkar. Cunku sen kutsal Tuva vadisindesin

    [13] Seni ben peygamber sectim. Simdi vahyedilecek mesajı dinle

    [14] Hic kuskusuz ben Allah´ım. Benden baska ilah yoktur. Oyleyse bana kulluk et. Beni anmak icin namaz kıl

    [15] Herkes yaptıklarının karsılıgını gorsun diye kıyamet anı kesinlikle gelecektir. Ben o anı neredeyse gizli tuttum

    [16] Bu anın gelecegine inanmayanlar, ihtiraslarının tutsagı olanlar seni onun bilincinden uzaklastırmasın. Yoksa mahvolursun, asagı dusersin

    [17] Sag elindeki nedir, ya Musa

    [18] Musa dedi ki; «O benim degnegimdir. Ona dayanırım. Onunla koyunlarıma yaprak silkerim. Bunlar dısında daha bircok isime de yarar o.»

    [19] Allah «onu yere at!» dedi

    [20] Musa degnegi yere atıverdi. Birde ne gorsun! Ansızın surunen bir yılan oluvermis

    [21] Allah dedi ki; «Al onu yerden, korkma, biz onu eski haline donusturecegiz»

    [22] Elini yenine sok da hicbir organik bozukluk sonucu olmaksızın bir baska mucize olarak ak bir parıltı ile geri cıksın

    [23] Boylece sana birkac buyuk mucizemizi gostermek istedik

    [24] Simdi sen Firavun´a git. Cunku o gercekten azıttı.»

    [25] Musa dedi ki; «Ya Rabbi! Gonlumu genislet

    [26] Gorevimi kolaylastır

    [27] Dilimin dugumunu coz

    [28] Boylece soyleyeceklerimi anlayabilsinler

    [29] Ailemden bana bir yardımcı armagan et

    [30] Kardesim Harun´u yani

    [31] Ona arkamı dayayıp guc kazanmamı sagla

    [32] O´nu gorevime ortak et

    [33] Boylece seni daha cok noksanlıklardan tenzih edelim

    [34] Senin adını daha cok analım

    [35] Kusku yok ki, biz senin gozetimin altındayız.»

    [36] Ey Musa, bu istediklerin sana verilmistir

    [37] Biz, bundan once de bir kere daha sana lutufta bulunmustuk

    [38] Hani, annene su mesajımızı vahyetmistik

    [39] Musa´yı bir sandukaya koy ve nehre at; nehir onu sahile atsın da oradan onu benim ve kendisinin ortak dusmanımız alsın. Gozumun onunde yetisesin diye seni sevgimin kanatları altına aldım

    [40] Hani kız kardesin gidip diyordu ki: “Ona bakacak birini size gostereyim mi?” Iste boylece annen uzulmesin de sevinsin diye seni ona geri vermistik. Ve sen bir cana kıymıstın da, seni uzuntuden kurtarmıstık. Hem seni bir cok musibetlerle denemistik. Boylece Medyen halkı arasında yıllarca kalmıstın. Sonra da takdire gore geldin ey Musa

    [41] Simdi seni sırf kendime ayırdım

    [42] Sen ve kardesin ayetlerimle, mucizelerimle gidiniz. Bu arada adımı anmayı hic ihmal etmeyiniz

    [43] Firavun´a gidiniz. Cunku o gercekten azıttı

    [44] Ona yumusak sozler soyleyiniz. Belki aklı basına gelir ya da kotu akıbete ugramaktan korkar

    [45] Musa ve Harun dediler ki; «Ey Rabbi´miz, korkarız ki, Firavun bize karsı bir taskınlık yapar, ya da azgınlıgını artırır.»

    [46] Allah, onlara dedi ki; «korkmayınız. Ben sizinle beraberim. Ben herseyi isitir, her seyi gorurum.»

    [47] Ona varınız ve deyiniz ki; ´Biz Rabbinin sana gonderdigi elcileriz. Israilogullarının bizimle birlikte Mısır´dan ayrılmalarına izin ver. Onlara iskence etme. Sana Rabbi´inden, dogru soyledigimizi kanıtlayacak mucizeler ile geldik. Dogru yola girenler esenlige ereceklerdir

    [48] Bize gelen vahye gore Allah´ın ayetlerini yalanlayarak gercege sırt cevirenler azaba ugrayacaklardır

    [49] Firavun «Ey Musa, sizin Rabb´iniz kimdir?» dedi

    [50] Musa «Bizim Rabb´imiz, her varlıgı farklı niteliklerle donatarak yaratan, sonra da bu varlıkları nitelikleri dogrultusunda yonlendiren Allah´dır.»

    [51] Firavun «Peki, bizden onceki kusakların durumu ne olacak?» dedi

    [52] Musa dedi ki; «Onlara iliskin bilgi Rabb´imin katındaki kitapta yazılıdır benim Rabb´im ne yanılır ne de unutur.»

    [53] O size yeryuzunu besik yaptı, orada sizin icin yollar actı ve gokten su indirdi. O su sayesinde ciftler halinde cesitli bitkiler bitirdik

    [54] Bu bitkilerden kendiniz yiyesiniz ve hayvanlarınızı otlatasınız diye. Sagduyu sahiplerinin bu olaylardan alacakları bircok dersler vardır

    [55] Sizleri topraktan yarattık, yine oraya dondurecegiz ve tekrar dirilterek oradan cıkaracagız

    [56] Biz Firavun´a tum ayetlerimizi gosterdik, fakat o bunları yalanladı, kabul etmeye yanasmadı

    [57] Dedi ki; «Ey Musa, sen bizi buyuculugunle yurdumuzdan cıkarmaya mı geldin?»

    [58] Biz de seninki gibi bir buyu ile karsına cıkacagız. Seninle bulusacagımız bir zaman belirle. Bu randevudan sen de bizde caymayalım. Bulusma yerimiz acık bir duzluk olsun

    [59] Musa «Sizinle bulusmamız suslenme gununuzde, halkın toplandıgı kusluk vakti olsun» dedi

    [60] Bunun uzerine Firavun donup gitti, hilelerini hazırladıktan sonra randevu yerine geldi

    [61] Musa onlara dedi ki; «Vay gele basınıza! Allah adına yalan uydurmayınız. Yoksa sizi bir azaba carptırarak kokunuzu kurutur. Allah´a iftira atan gercekten aldanmıstır.»

    [62] Bunun uzerine buyuculer aralarında gizlice fısıldasarak durumlarını tartıstılar

    [63] Ve dediler ki; «Bu iki adam buyucudur, sizleri buyuleyerek yurdunuzdan cıkarmak, sizin ornek dininizi ortadan kaldırmak istiyorlar.»

    [64] Butun hilelerinizi biraraya getiriniz, sonra sıra halinde bulusma yerine geliniz. Bugun ustun gelen basarıya ermistir

    [65] Buyuculer «Ey Musa, ya sen once hunerini goster ya da once biz hunerimizi ortaya koyalım» dediler

    [66] O da: “Hayır siz koyun” dedi. Bir de ne gorsun ipleri ve degnekleri buyuleri yuzunden kendisine gercekten yuruyorlarmıs gibi geldi

    [67] Bunun uzerine Musa´nın icine korku dustu

    [68] Allah ona dedi ki; «Korkma, ustun gelecek olan sensin.»

    [69] Sag elindeki degnegini yere atıver de onların gosterdikleri marifetleri yutuversin. Onların hunerleri, bir buyucu hilesinden ibarettir. Buyucu hicbir yerde basarılı olamaz

    [70] Bunu uzerine buyuculer secdeye kapanarak «Biz Musa ile Harun´un Rabbine inandık» dediler

    [71] Firavun dedi ki; «Ben size izin vermeden ona inandınız ha! O size buyuculugu ogreten elebasınızdır. andolsun ki, saglı sollu birer el ve ayagınızı kesecek, arkasından sizi hurma dallarına asacagım, boylece hangimizin azabı daha agır, daha surekliymis, ogreneceksiniz

    [72] Buyuculer dediler ki; «Biz seni, bize gelen acık delillere ve yaratıcımıza tercih edemeyiz. Verecegin hukmu ver. Senin hukmun ancak dunya hayatında gecerli olabilir

    [73] Biz Rabbimize inandık. O´ndan gunahlarımızı affetmesini ve bize zorla yaptırdıgın buyuculugumuzun sucunu bagıslamasını diliyoruz. Allah´ın odulu, herkesinkinden daha ustun ve daha kalıcıdır

    [74] Kim Rabbine gunahkar olarak gelirse onun icin cehennem vardır. O orada ne olur ve ne de dirilir

    [75] Kim Rabbine, iyi ameller islemis bir mu´min olarak gelirse iste onlar icin yuksek dereceler vardır

    [76] Altlarından cesitli ırmaklar akan «Adn» cennetleri yani. Onlar orada surekli kalacaklardır. Iste gunahlardan arınmısların odulu budur

    [77] Musa´ya «Kullarımı geceleyin yola cıkar, denize degnegini vurarak onlar icin kuru bir yol ac, ne yakalanmaktan kork ve ne de bogulmaktan cekin» diye vahyettik

    [78] Firavun, ordusu ile peslerine dustu, fakat denizin suları onları korkunc bir saldırı ile kusatıverdi

    [79] Firavun, soydaslarını sapıklıga surukledi, onları dogru yola iletemedi

    [80] Ey Israilogulları, sizi dusmanınızdan kurtardık. Size Tur´un sag yanında Tevrat´ı indirmeyi vadettik. Size gokten kudret helvası ile bıldırcın indirdik

    [81] Size sundugumuz temiz rızıklardan yiyiniz. Yiyeceklere iliskin sınırlarımızı cignemeyiniz. Yoksa gazabıma carpılırsınız. Kim gazabıma carpılırsa mahvolur

    [82] Kusku yok ki, ben tovbe edip iman edenlere iyi ameller isleyip dogru yoldan ayrılmayanlara karsı affediciyim

    [83] Ey Musa, «soydaslarının onunden kosup gelmenin sebebi nedir?»

    [84] Musa, «Ya Rabbi, iste onlar da arkamdan geliyorlar. Ben onlerinden kosarak sana geldim ki, hosnutlugunu kazanayım» dedi

    [85] Allah dedi ki «Biz senin arkandan soydaslarını sınavdan gecirdik ve Samiri onları yoldan cıkardı.»

    [86] Bunun uzerine Musa soydaslarının yanına ofkeli ve uzgun olarak dondu. Onlara dedi ki: «Rabb´iniz size guzel bir vaadde bulunmadı mı? Sizden ayrılalı cok uzun bir zaman mı gecti, yoksa Allah´ın gazabına carpılmak istediniz de mi bana verdiginiz sozden caydınız

    [87] Soydasları dediler ki; «Biz sana verdigimiz sozden kendi basımıza caymadık. Fakat yanımızda Mısırlılar´a ait birkac insan yuku sus esyası getirmistik. Bu yukleri atese attık. Samiri de yanındaki sus esyalarını atese atmıstı

    [88] Samiri, o erimis altınlardan boguren bir buzagı heykelini yontarak Israilogullarının onlerine dikti. Onlar da birbirlerine «Iste sizin ve Musa´nın ilahı budur, fakat Musa onu unuttu» dediler

    [89] Oysa onlar, o buzagı heykellerinin kendilerine cevap vermedigini, ne zarar ve ne de fayda dokunduramadıgını gormuyorlar mı

    [90] Ustelik Harun daha once onlara «Ey soydaslarım, bu altın heykel aracılıgı ile siz sınav geciriyorsunuz. Aslında sizin Rabb´iniz rahmeti bol olan Allah´dır. Bana uyunuz ve dedigimi yapınız» demisti

    [91] Onlar Harun´a «Musa bize donunceye kadar bu buzagı heykeline tapmayı surdurecegiz» dediler

    [92] Musa donunce dedi ki: «Ey Harun, onların sapıttıklarını gordugunde seni engelleyen ne oldu

    [93] Niye beni izleyerek onlara karsı koymadın? Yoksa emrime karsı mı geldin

    [94] Harun Musa´ya «Ey anamın oglu, sacımı sakalımı cekme, ben ´Israilogullarını birbirlerine dusurdun, sozumu tutmadın´ diyeceksin diye korktum» dedi

    [95] Bunun uzerine Musa «Ey Samiri, peki senin amacın neydi?» dedi

    [96] Samiri dedi ki; «Ben onların gormediklerini gordum. Bana gelen ilahi elcinin ayak izlerinden avucumu doldurarak onu erimis altın kulcesinin bulundugu potaya attım. Boyle yapmamın iyi olacagı icime dogdu.»

    [97] Musa ona dedi ki: «Cekil karsımdan» Sen hayatı boyunca insanlara ´Bana degmeyin´ demeye mahkum oldun. Ayrıca asla yakanı kurtaramayacagın baska bir cezan daha vardır. Simdi tapmaya devam ettigin ilahının basına neler gelecegini gor. Onu ateste eritecegiz, sonra da parcalarını denize atacagız

    [98] Aslında sizin ilahınız, kendisinden baska ilah olmayan Allah´dır. O´nun bilgisi her seyi kapsamı icine almıstır

    [99] Sana boylece gecmisin bazı olayların anlatıyoruz. Sana katımızdan ogut icerikli bir kitap verdik

    [100] Kim bu kitab´a yuz cevirirse, kıyamet gunu agır bir gunah yukunu sırtında tasır

    [101] Onlar ebedi olarak bu yukun altında kalırlar. Kıyamet gunu bu yuk onlar icin ne kotu bir yuktur

    [102] Sur´a uflendigi gun, o gun gunahkarları korkudan agarmıs gozlerle biraraya toplarız

    [103] Kısık bir ses tonu ile birbirlerine «Siz dunyada sadece on gun kaldınız» derler

    [104] Aralarındaki konusmaları biz herkesten iyi biliriz. Bu arada en isabetli gorusluleri «Siz dunyada sadece bir gun kaldınız» derler

    [105] Ey Muhammed, sana daglara iliskin soru sorarlar. De ki; Rabb´im onları ufalayıp havada savurur

    [106] Yerlerini dumduz ve cırılcıplak bir alana donusturur

    [107] O alanda hicbir engebe, hicbir tumsek goremezsin

    [108] O gun insanlar, hic saga sola sapmaksızın, kendilerini toplamaya cagıran gorevlinin adımlarını izlerler. Rahmeti bol olan Allah´ın korkusu ile tum sesler kısılmıstır. Bu yuzden fısıltıdan baska bir sey duyamazsın

    [109] O gun rahmeti bol olan Allah´ın izin verdikleri ve sozunden hoslandıkları dısında hic kimsenin aracılıgı, sefaati ise yaramaz

    [110] Allah, insanların gecmislerini ve geleceklerini tumu ile bilir

    [111] O gun butun yuzler, diri ve tum varlıkları gozetip yoneten Allah´ın karsısında one egiktir. Sırtında zulum yuku tasıyanlar perisan olmuslardır

    [112] Mu´min oldukları halde iyi ameller isleyenler ne haksızlıga ve ne de odul kısıntısına ugramaktan korkarlar

    [113] Biz bu Kur´anı boylece sana Arapca bir kitap olarak indirdik. Bu kitapta cesitli tehditlere yer verdik ki, insanlar kotuluklerden sakınsınlar ya da gonullerinde uyarıcı bir iz bırakır

    [114] Gercek egemen olan Allah yucedir. Ey Muhammed, Kur´anın sana vahyedilisi sona ermeden onu okumakta acele etme ve ´Rabb´im bilgimi artır´ de

    [115] Biz vaktiyle Adem´e o yasak agacın meyvasından yememesini tembih ettik. Fakat o bu tembihimizi unuttu. Onda guclu irade bulamadık

    [116] Hani meleklere «Adem´e secde ediniz» dedik de hemen secde ettiler. Yalnız iblis bu emre uymadı

    [117] Bunun uzerine dedik ki: «Ey Adem, bu seytan senin ve esinin dusmanıdır. Sakın sizi cennetten cıkarmasın. Yoksa sıkıntı ceker, mutsuz olursun.»

    [118] Simdi cennette acıkmayacaksın, cıplak kalmayacaksın

    [119] Yine burada susuzluk cekmeyecek, sıcaktan kavrulmayacaksın

    [120] Fakat seytan «Ey Adem, olumsuzluk agacını ve hic yıkılmayacak egemenligin sırrını sana gostereyim mi?» diyerek onu ayarttı

    [121] Boylece ikisi de o agacın meyvasından yediler. Meyvayı tadar tatmaz ayıp yerlerinin farkına vardılar. Bunun uzerine cennetteki agacların yaprakları ile ortunmeye koyuldular. Adem Rabb´inin emrine karsı geldi ve yoldan cıktı

    [122] Fakat bir sure sonra Rabb´i, onu seckinlerden yaptı, tovbesini kabul ederek kendisini dogru yola iletti

    [123] Allah dedi ki; Her ikiniz de cennetten yere ininiz. Sizler birbirinizin dusmanısınız. Benden size bir hidayet geldiginde kim benim dogru yola cagıran mesajıma uyarsa o, ne sapıtır ve ne de sıkıntıya duser

    [124] Ama kim benim uyarıcı mesajıma sırt cevirirse o gecim sıkıntısına duser ve kıyamet gunu onu kor olarak toplantı yerine sureriz

    [125] O der ki «Ya Rabb´i, beni niye kor olarak toplantı yerine surdun, oysa daha once benim gozlerim goruyordu.»

    [126] Allah da ona der ki: «Iste boyle. Vaktiyle sana ayetlerim geldi de onları unutmustun. Bugun de boylece tarafımdan unutulursun

    [127] Biz azıtarak Rabb´inin ayetlerine inanmayanları iste boyle cezalandırırız. Hic kuskusuz ahiret azabı daha agır ve daha sureklidir

    [128] Vaktiyle yok ettigimiz nice eski kusakların acı sonları onları dogru yola iletmiyor mu? Oysa onlar bu yok edilmis kusakların oturdukları konutları geziyorlar. Sagduyu sahiplerinin bu olaylardan cıkaracagı bircok dersler vardır

    [129] Eger Rabb´inin daha once verilmis bir hukmu ve belirlenmis bir vadesi olmasaydı yok edilmeleri kacınılmaz olurdu

    [130] Ey Muhammed, oyleyse onların soylediklerine sabret. Gunesin dogusundan ve batısından once Rabb´ini ovgu ile noksanlıklardan tenzih et; gecenin bir bolumu ile gunduzun baslangıcı ile sonunda da O´nu noksanlıklardan tenzih et ki, karsılıgında hosnut olasın

    [131] Sınavdan gecirmek amacı ile bazı kafirlere verdigimiz dunya hayatına iliskin cekici nimetlere sakın goz dikme. Rabb´inin katındaki rızık daha degerli ve daha sureklidir

    [132] Ey Muhammed, yakınlarına namaz kılmayı emret, kendin de onu surekli olarak kıl. Senden gecim pesinde kosmanı istemiyoruz. Biz gecimini saglarız. Mutlu son, kotuluklerden sakınanların olacaktır

    [133] Musrikler «Muhammed bize Rabb´inden bir mucize getirseydi ya» dediler. Onlara daha once inen kutsal sayfalara iliskin acıklamalar gelmedi mi

    [134] Eger onları daha once azaba carptırarak yok etseydik; «Ey Rabb´imiz, bu rezillige ve perisanlıga dusmeden once bize bir peygamber gonderseydin de ayetlerine uysaydık, olmaz mıydı?» diyeceklerdi

    [135] Onlara de ki: «Simdi siz de biz de bekleme donemindeyiz. Bekleyiniz, ilerde hangimizin duz yolda oldugunu, hangimizin dogru yonde ilerledigini ogreneceksiniz.»

    Enbiyâ

    Surah 21

    [1] Insanların hesap verme gunu yaklastıgı halde onlar hala gaflet icinde gercege yuz ceviriyorlar

    [2] Onlar Rabb´lerinden gelen her yeni uyarıyı kesinlikle alaya alarak dinliyorlar

    [3] Kalpleri oyundadır. Bu zalimler gizlice soyle fısıldastılar; «Su Muhammed, sadece sizin gibi bir insan degil mi? Gozunuz gore gore buyuye mi kapılacaksınız?»

    [4] Peygamber dedi ki; «Benim Rabb´im, gokte ve yerde soylenen her sozu bilir, o isiten ve bilendir

    [5] O zalimler dediler ki; «Hayır, Muhammed´in soyledikleri birtakım karmasık, birbirinden kopuk hayallerdir. Hayır, bu sozler O´nun uydurmasıdır. Hayır, O bir sairdir. Oyle degilse bize daha onceki peygamberlerin gosterdiklerine benzer bir mucize gostersin.»

    [6] Oysa onlardan onceki helak ettigimiz kentlerin hicbiri inanmamıstı. Simdi onlar mı inanacaklar

    [7] Senden once de kendilerine vahyettigimiz erkeklerden baskasını gondermedik. Bilmiyorsanız sayet zikir ehline sorun

    [8] Biz onları yemek yemez organizmalar olarak yaratmadık. Onlar olumsuz de degillerdi

    [9] Sonra sozumuzu tutarak onları ve diledigimiz kimseleri kurtararak olculerimizi cigneyen azgınları yokettik

    [10] Andolsun ki, size namınızı yucelten, ogutler iceren bir kitap indirdik. Buna aklınız ermiyor mu

    [11] Halkları zalim olan nice sehri kırıp gecirdik de arkasından baska halklar ortaya cıkardık

    [12] Bu zalimler azabımızın gelip cattıgını farkettiklerinde derhal sehirlerinden kacmaya koyuluyorlardı

    [13] Kacmayınız, sizi bastan cıkaran nimetlere ve evlerinize donunuz ki, sorguya cekileceksiniz

    [14] Eyvahlar olsun! Biz gercekten kendimize zulmetmisiz dediler

    [15] Onlar boyle vahlanıp dururken biz kendilerini bicilmis ekinler gibi cansız yere seriverdik

    [16] Biz gogu, yeri ve ikisi arasındaki varlıkları oyun olsun diye yaratmadık

    [17] Eger bir eglence edinmek isteseydik, ozumuzden kaynaklanan bir eglence edinirdik. Yapacak olsak boyle yapardık

    [18] Hayır, biz hakkı (gercegi), batılın (egriligin), basına carparız da batılın beyni parcalanır ve yok oluverir. Allah´a yakıstırdıgınız uygunsuz sıfatlardan oturu vay gele basınıza

    [19] Goklerde ve yerde ne varsa hepsi O´nundur. O´nun katındakiler hicbir buyukluk kompleksine kapılmaksızın ve hic bıkmaksızın O´na ibadet ederler

    [20] Hic ara vermeksizin, gece gunduz O´nu noksanlıklardan tenzih ederler

    [21] Yoksa musrikler, oluleri diriltebilecek yeryuzu kaynaklı ilahlar mı edindiler

    [22] Eger yerde ve gokte Allah´dan baska ilahlar olsaydı yerin ve gogun duzeni altust olurdu. Ars´ın rabbi olan Allah, o musriklerin asılsız yakıstırmalarından munezzehtir

    [23] O yaptıklarından sorumlu degildir. Oysa onlar davranıslarından sorumludurlar

    [24] Yoksa onlar O´nun dısında baska ilahlar mı edindiler? Onlara de ki; «Bu konudaki delilinizi ortaya getiriniz. Bu kitap, gerek benimle birlikteki mu´minlere yonelik direktifleri ve gerekse benden onceki peygamberlere iliskin bilgileri iceriyor.» Hayır onların cogunlugu gercegin ne oldugunu bilmeksizin ona sırt cevirirler

    [25] Senden once gonderdigimiz butun peygamberlere «Benden baska ilah yoktur, sırf bana kulluk ediniz» diye vahyettik

    [26] Musrikler «Rahman olan Allah evlat edindi» dediler. Hasa! O boyle bir seyden munezzehtir. Tersine melekler, onurlu kullardır

    [27] Onlar Allah´dan once soz soylemezler ve ne yaparlarsa sırf O´nun emri ile yaparlar

    [28] Allah, onların onlerindekini ve arkalarında bıraktıklarını (yapacaklarını ve yaptıklarını) bilir. Onlar sadece Allah´ın hosnut oldugu kimselere sefaat ederler ve Allah´ın korkusundan titrerler

    [29] Eger onlardan biri «Ben Allah´ın dısında ilahım» derse onu cehennem ile cezalandırırız. Biz zalimleri boyle cezalandırırız

    [30] Kafirler, gokler ile yer birbirine yapısıkken onları ayırdıgımızı ve butun canlıları sudan meydana getirdigimizi gormuyorlar mı? Onlar yine de iman etmiyorlar mı

    [31] Yeryuzu dengede dursun da insanları sarsmasın diye orada koklu daglar yarattık ve istedikleri yere gidebilsinler diye o daglarda gecit veren yollar actık

    [32] Gogu dengesizlikten korunmus bir tavan, bir catı yaptık. Onlar ise gokteki ayetlere, dusundurucu kanıtlara donup bakmıyorlar

    [33] Geceyi, gunduzu, gunesi, ayı yaratan O´dur. Bunların herbiri kendi yorungelerinde yuzerler

    [34] Senden onceki hicbir insana olumsuzluk imkanı vermis degiliz. Sanki sen olursen onlar sonsuza dek yasayacaklar mı

    [35] Her canlı, olumu tadacaktır. Nasıl davranacagınızı gorelim diye sizi hem kotulukle ve hem de iyilikle sınavdan geciririz. Sonunda bize doneceksiniz

    [36] Kafirler seni gorduklerinde birbirlerine «ilahlarınıza dil uzatan adam bu mu?» diyerek seni alaya almaktan geri durmazlar. Oysa kendileri «Rahman» olan Allah´ı hatırlamaya bile yanasmazlar

    [37] Insanın yaratılısında «acelecilik» mayası vardır. Size ayetlerimi, mucizelerimi yakında gosterecegim; biraz sabırlı olunuz

    [38] Eger soylediginiz dogru ise bu tehdidiniz ne zaman gerceklesecek? dediler

    [39] Kafirler, cehennem atesini yuzlerinden ve sırtlarından savamayacakları ve hic kimseden yardım goremeyecekleri anın dehsetini eger bilseler, boyle yapmazlardı

    [40] Aslında o tehdit, apansız bir sekilde karsılarına cıkıverir de saskınlıktan donakalırlar. O zaman onu ne baslarından savabilirler ve ne de kendilerine muhlet verilir

    [41] Senden onceki peygamberler de alaya alınmıstı. Fakat o alaycılar, alay konusu ettikleri azabın pencesine dustuler

    [42] De ki; «Gece gunduz sizi ´Rahman´ olan Allah´ın azabından kim koruyabilir?» Fakat onlar Rabb´lerini hatırlamaya yanasmıyorlar

    [43] Yoksa onların, kendilerini koruyacak bizim dısımızda baska ilahları mı var? O sozde ilahlar kendilerine bile yardım edecek gucte olmadıkları gibi bizden de destek goremezler

    [44] Aslında biz onlara ve atalarına genis gecim imkanları bagısladık da uzun yıllar refah icinde yasadılar. Fakat bizim, kafirlerin yurtlarını uclarından kırptıgımızı, muslumanlar lehine alanlarını daralttıgımızı gormuyorlar mı? Acaba ustun gelen onlar mıdır

    [45] De ki; «Ben vahyin mesajına dayanarak sizi uyarıyorum.» Fakat sagırlar, uyarıldıklarında cagrıyı isitemezler

    [46] Andolsun ki, Rabb´inin azabının en hafif bir fiskesi eger onlara degse kesinlikle «Eyvahlar olsun! Biz gercekten kendimize zulmetmisiz» derler

    [47] Kıyamet gunu dogru tartan, duyarlı teraziler kurarız. Orada hic kimseye haksızlık edilmez. Islenen amel, bir hardal tanesi kadar bile olsa onu ortaya kovarız. Hesap gorucu olarak biz yeteriz

    [48] Andolsun ki, biz Musa ile Harun´a dogru ile egriyi ayırdeden ve takvalılar icin ısık ve ogut olan kitab´ı verdik

    [49] Onlar Rabb´lerinden gormeden korkarlar ve kıyamet gununun dehsetinden urkerler

    [50] Bu Kur´an, tarafımızdan indirilmis kutsal bir oguttur. Siz onu inkar mı ediyorsunuz

    [51] Andolsun ki, daha once de Ibrahim´e dogru ile egriyi ayırdetme yetenegi vermistik. Onun peygamberlige elverisli oldugunu biliyorduk

    [52] Hani O babasına ve soydaslarına «Su karsılarında saygı durusu yaptıgınız heykeller nedir?» dedi

    [53] Onlar da «Babalarımızı onlara tapar bulduk» dediler

    [54] Ibrahim «Gerek siz, gerekse babalarınız gercekten koyu bir sapıklıga dusmussunuz» dedi

    [55] Onlar: “Sen bize gercegi mi getirdin, yoksa saka mı ediyorsun?” dediler

    [56] Ibrahim dedi ki; «Hayır, Rabb´iniz goklerin ve yerin Rabb´idir, onları yoktan vareden O´dur. Ben bu gercegin tanıklarından biriyim.»

    [57] Vallahi siz arkanızı donup gittikten sonra putlarınıza bir oyun oynayacagım, bir komplo duzenleyecegim

    [58] Arkasından o putları kırıp parca parca etti, fakat bilgisine (!) basvursunlar diye en buyuk putu saglam bıraktı

    [59] Soydasları «Bu isi ilahlarımıza kim yaptı? Kim yaptı ise o gercekten bir zalimdir» dediler

    [60] Duydugumuza gore ´Ibrahim adında bir delikanlı bu ilahlarımıza dil uzatıyordu´ dediler

    [61] O halde onu yakalayıp halkın karsısına getiriniz ki, herkes bu sucunun tanıgı olsun dediler

    [62] Soydasları O´na «Ey Ibrahim, bu isi ilahlarımıza sen mi yaptın?» dediler

    [63] Ibrahim soydaslarına dedi ki; «Aslında bu isi su en buyukleri yapmıstır. Bunu onların kendilerine sorunuz. Tabii ki, eger konusabiliyorlarsa.»

    [64] Bunun uzerine vicdanlarına basvurarak birbirlerine «asıl zalimler sizlersiniz» dediler

    [65] Fakat sonra yine eski dik kafalılıklarına donerek Ibrahim´e «Sen de iyi bilirsin ki, bunlar konusamazlar,» dediler

    [66] Bunun uzerine Ibrahim dedi ki; «Allah´ı bırakıp size ne fayda ve ne de zarar dokunduramayan bu putlara mı tapıyorsunuz?»

    [67] Yuh olsun size ve Allah´ı bir yana bırakıp taptıgınız putlarınıza! Sizin hic kafanız calısmıyor mu

    [68] O zaman soydasları «Eger ilahlarınızın tarafını tutacaksanız Ibrahim´i atese atınız da boylece onları destekleyiniz» dediler

    [69] Bunun uzerine biz dedik ki; «Ey ates, Ibrahim´e karsı yakıcılıgını yitir, O´na zarar verme.»

    [70] Onlar O´nu tuzaga dusurmek istediler. Biz ise onları en agır husrana ugrattık

    [71] Arkasından Ibrahim´i, Lut ile birlikte kurtararak onları insanlar icin verimli ve bereketli kıldıgımız bir bolgeye yerlestirdik

    [72] Ustelik Ibrahim´e, Ishak´ı ve fazladan bir bagıs olarak Yakub´u lutfettik ve hepsini de salih kimseler yaptık

    [73] Onları emrimiz uyarınca insanları dogru yola ileten onderler yaptık. Onlara yararlı isler yapmayı, namaz kılmayı, zekat vermeyi vahyettik. Onlar bize kulluk eden kimselerdi

    [74] Lut´a da egemenlik ve bilgi verdik. Onu, halkı igrenc isler yapan o kentten kurtardık. Onlar gercekten cirkin davranısları huy edinmis kotu bir toplumdur

    [75] Lut´u rahmetimizin kapsamına aldık. O gercekten salih kullarımızdan biri idi

    [76] Nuh´a gelince hani O, daha once bize yalvarmıstı. Biz de O´nun duasını kabul ederek kendisini ve yakınlarını o buyuk afetten kurtardık

    [77] Onu ayetlerimizi yalanlayan soydaslarının serrinden kurtardık. Onlar gercekten kotu bir toplumdu. Bu yuzden hepsini sularda bogduk

    [78] Davud ve Suleyman´a gelince, hani onlar geceleyin yabancı bir koyun surusunun icine dalarak ekinini mahvettigi bir tarlanın davasını hukme bagladıklarında verdikleri hukmun tanıgı olmustuk

    [79] Davud´un verdigi bu hukmu, Suleyman´ın kavrayıp onaylamasını sagladık. Her ikisine de egemenlik ve bilgi verdik. Allah´ı noksanlıklardan tenzih etme konusunda dagları ve kusları Davud´a boyun egdirdik. Biz bunları yaparız

    [80] Savasta dusmanın darbelerinden korunasınız diye Davud´a zırh yapma sanatını ogrettik. Acaba buna sukredecek misiniz ki

    [81] Verimli ve bereketli kıldıgımız bolgeye dogru akan fırtınayı O´nun buyruguna verdik. Her sey bizim bilgimizin kapsamı icindedir

    [82] Ayrıca O´nun hesabına derin sulara dalan ve baska isler yapan bazı seytanları da Suleyman´ın emrine verdik. Biz onları gozetim altında tutuyorduk

    [83] Eyyub´e gelince hani O «Bir derde yakalandım, sen ise merhametlilerin en merhametlisisin» diye Rabb´ine seslenmisti

    [84] Biz de duasını kabul ederek pencesine dustugu derdi giderdik. Ayrıca karsılıksız rahmetimizin bir eseri olarak ve bize kulluk edenlerin her zaman anacakları bir ornek olsun diye eski ailesini kendisine bir kat fazlası ile yeniden bagısladık

    [85] Ismail´i, Idris´i ve Zulkifli de hatırla. Bunların her ucu de sabırlı kimselerdi

    [86] Her ucunu de rahmetimizin kapsamına aldık. Onlar gercekten salih kullarımızdandı

    [87] Zunnun´a (Yunus´a) gelince hani o ofke icinde yurdundan ayrılırken artık bizim kendisini sıkıntıya ugratmayacagımızı sanmıstı. Fakat sonra karanlıklar icinde «Senden baska ilah yoktur, sen her turlu noksanlıktan munezzehsin, ben gercekten bir zalim oldum» diye bize seslendi

    [88] Bunun uzerine duasını kabul ederek kendisini icine dustugu sıkıntıdan kurtardık. Iste mu´minleri boyle kurtarırız

    [89] Zekeriyya´yı da hatırla. Hani O Rabb´ine «Ya Rabb´i, beni tek, evlatsız bırakma, gerci en hayırlı mirascı sensin, her sey sonunda sana kalacaktır» diye seslendi

    [90] Biz de duasını kabul ederek kendisine Yahya´yı armagan etmis, esini gecimli ve dogurgan yapmıstık. Butun bu peygamberler iyi isler yapmaya kosarlar, umut ve korku icinde bize dua ederler, bize gonulden saygı beslerlerdi

    [91] Irzına dokundurtmayan Meryem´e gelince ona ruhumuzdan bir soluk ufleyerek kendisini ve oglunu tum insanlar icin gucumuzun sınırsızlıgını kanıtlayan bir mucize yaptık

    [92] Iste bu olusturdugunuz ummet, tek bir ummettir, Rabb´iniz de benim. Oyleyse sırf bana kulluk ediniz

    [93] Fakat insanlar inanc birliginden ayrılarak cesitli gruplara bolunduler. Ama hepsi sonunda bize doneceklerdir

    [94] Kim mu´min olarak yararlı ameller islerse emegi gozardı edilmez. Biz onu mutlaka yazıya geciririz

    [95] Yok ettigimiz kentlerin halklarının hesap vermek uzere bize donmemeleri imkansızdır

    [96] Sonunda Ye´cuc ile Me´cuc´un onundeki set yıkıldıgında bunlar butun tepelerden akarak her tarafa yayılırlar

    [97] Gercek vaadin (kıyamet gununun) esigine gelindiginde kafirlerin bakısları dehsetten donakalır ve «Eyvah halimize! Biz bu anın geleceginden gafil yasadık, biz gercekten zalimlerden olduk» derler

    [98] Siz ve Allah´ı bir yana bırakarak taptıgınız sozde ilahlar, cehennem odunusunuz. Hepiniz oraya gireceksiniz

    [99] Eger o taptıklarınız, gercekten ilah olsalardı, cehenneme girmezlerdi. Oysa hepsi surekli olarak orada kalacaklardır

    [100] Onlar orada hırıltılı sesler cıkararak inleyeceklerdir ve kulakları hicbir ses isitemeyecektir

    [101] Daha once akıbetlerinin iyi olacagını takdir ettigimiz kimselere gelince, onlar cehennemden uzak tutulacaklardır

    [102] Onlar cehennem atesinin ugultusunu duymazlar ve ebedi olarak canlarının cektigi nimetler icinde kalırlar

    [103] Onları o en buyuk korku urkutmez. Melekler kendilerini «Bugun, size vaktiyle vadedilen gundur» diyerek karsılarlar

    [104] O gun gogu, yazılı sayfaların duruldugu gibi dureriz. Varlıkları ilk basta nasıl yarattıksa, onları aynı sekilde yeni bastan diriltiriz. Bu yerine getirmeyi ustlendigimiz bir sozdur. Biz onu mutlaka yaparız

    [105] Andolsun ki, nezdimizdeki saklı belgelerden sonra peygamberlere indirdigimiz kutsal kitaplara da «Ancak salih, yapıcı kullar yeryuzunun varisleri olabilirler» diye yazdık

    [106] Hic kuskusuz bu Kur´an´da Allah´a kulluk edenler icin yeterli olacak nitelikte bilgi ve mesaj vardır

    [107] Biz seni tum alemlere rahmet olarak gonderdik

    [108] Musriklere de ki; «Bana ilahınızın tek Allah oldugu vahyolundu. Siz bu ilkeyi benimseyip musluman oluyor musunuz»

    [109] Eger bu cagrına sırt cevirirlerse onlara de ki; «Bana gelen mesajı duyurarak bu konuda sizi kendimle esit bilgi duzeyine erdirdim. Size yoneltilen tehdit yakın mıdır, yoksa uzak mıdır, onu bilemem.»

    [110] Hic kuskusuz Allah, acıkca soylediginiz sozleri bildigi gibi icinizde sakladıgınız duyguları da bilir

    [111] Bilemem; belki de azabınızın ertelenmesi sizin sınavdan gecirilmeniz ve belirli bir surenin sonuna kadar dunya nimetlerinden yararlandırılmanız icindir

    [112] Peygamber dedi ki; «Ya Rabb´i, benim ile musrikler arasındaki davayı hak ilkesi uyarınca hukme bagla. Sizin duzmece iddialarınız ve asılsız yakıstırmalarınız karsısında tek sıgınagım, son derece merhametli olan Rabb´imin yardımıdır.»

    Hac

    Surah 22

    [1] Ey insanlar Rabb´inizden korkunuz. Cunku kıyamet anının sarsıntısı muthis bir olaydır

    [2] O sarsıntı ile karsılastıgınız gun butun cocuk emziren kadınlar memedeki cocuklarını bir yana bırakıverirler, butun hamile kadınlar cocuklarını dusururler, insanları sarhos gibi gorursun, oysa sarhos degildirler. Ama Allah´ın azabı agırdır

    [3] Kimi insanlar dogru bir bilgiye dayanmaksızın Allah hakkında tartısırlar ve her sarlatan seytana uyarlar

    [4] Bu seytana iliskin kesinlesmis hukme gore kim onun pesinden giderse kendisini dogru yoldan saptırarak alevli atesin azabına surukler

    [5] Ey insanlar, sayet oldukten sonra tekrar dirilmek konusunda suphede iseniz, bilin ki ne oldugunuzu size acıklamak icin biz sizi topraktan, sonra insan suyundan, sonra pıhtılasmıs bir kandan, sonra yaratılısı belli belirsiz bir cignem etten yaratmısızdır. Istedigimizi belli bir sureye kadar rahimlerde tutarız. Sonra sizi cocuk olarak cıkarırız. Boylece yetisip erginlik cagına gelirsiniz. Kiminiz oldurulur, kiminiz de omrunun en fena zamanına ulastırılır ki bildigi halde bir sey bilmez olur. Yeryuzunu kupkuru olarak gorursunuz ama biz ona su indirdigimiz zaman harekete gecer, kabarır ve her cesit guzel bitkiden cift cift yetistirir

    [6] Bunlar gosteriyor ki, Allah gercektir, O oluleri diriltir, gucu her seye yeter

    [7] Ve kıyamet anı kesinlikle gelecektir, bunda kusku yoktur, Allah mezarlardaki oluleri diriltecektir

    [8] Insanlar arasında oylesi var ki, dogru bir bilgiye dayanmaksızın, yol gostereni ve aydınlatıcı bir kitabı olmaksızın Allah hakkında tartısmaya girisir

    [9] Bu tartısma sırasında kustahca gerdan kırar. Amac, baskalarını Allah yolundan saptırmaktır. Boylesini dunyada rezil edecegimiz gibi kıyamet gunu de ona kavurucu azabı tattırırız

    [10] O gun ona «Bu ceza, vaktiyle kendi ellerinle isledigin gunahların karsılıgıdır; Allah kullarına asla haksızlık etmez» denecektir

    [11] Insanlar arasında oylesi de var ki, sınırlı ve somut bir amac ugruna Allah´a kulluk eder. Eger isleri iyi giderse hosnut olur. Fakat eger sınav amaclı bir sıkıntı ile karsılasırsa yuzgeri eder, sırt cevirir. Boylesi hem dunyayı hem de ahireti kaybeder ki, iste apacık husran budur

    [12] Allah´ı bir yana bırakarak kendisine ne zarar ve ne de fayda dokunduramayan sozde ilahlara yalvarır. Iste koyu sapıklık budur

    [13] O, zararı faydasından daha yakında olana yalvarır. Boylesi ne fena bir destekci ve kotu bir yandastır

    [14] Allah, iman edip iyi ameller isleyenleri altlarından cesitli ırmaklar akan cennetlere yerlestirir. Hic kuskusuz Allah istedigini yapar

    [15] Kim dunyada ve ahirette Allah´ın kendisine yardım etmeyecegi vehmine (sanısına) kapılırsa evinin tavanına baglayacagı bir ipi bogazına gecirdikten sonra onu kessin ve arkasından baksın bakalım, bu girisimi umutsuzluktan kaynaklanan ofkesini giderebiliyor mu

    [16] Biz Kur´anı iste boyle acık ayetler halinde indirdik. Hic kuskusuz Allah istedigi kimseyi dogru yola iletir

    [17] Mu´minler, yahudiler, sabiiler, hristiyanlar, atese tapanlar ve Allah´a ortak kosanlar var ya, Allah kıyamet gunu bunlar hakkındaki ayırd edici hukmunu verecektir. Hic kuskusuz Allah her seyin tanıgıdır

    [18] Goklerdeki ve yerdeki tum varlıkların, gunesin, ayın, yıldızların, dagların, agacların, hayvanların ve cok sayıda insanın Allah´a secde ettiklerini, O´nun buyruguna boyun egdiklerini gormuyor musun? Bircok sayıdaki insan da azaba carpılmayı haketmistir. Allah´ın alcalttıgı kimseye hic kimse onur kazandıramaz. Hic suphesiz Allah diledigini yapar

    [19] Karsımızda Allah konusunda catısan, iki celisik inanclı insan kesimi, iki karsıt grup var. Bunlardan biri olan kafirler icin atesten elbiseler bicilmistir. Baslarından asagıya kaynar sular dokulur

    [20] Bu kaynar sular karın bosluklarındaki organlarını ve derilerini eritir

    [21] Ayrıca onlar icin demirden kamcılar hazırlanmıstır

    [22] Onlar cektikleri acının baskısı altında cehennemden her cıkmak istediklerinde «kavurucu azabı tadınız» diye paylanarak oraya geri puskurtulurler

    [23] Buna karsılık Allah, iman edip iyi ameller isleyenleri, altlarından cesitli ırmaklar akan cennetlere yerlestirir. Orada altın bilezikler ve inciler takınırlar. Giydikleri elbiseler ipekten olur

    [24] Onlar guzel soze yoneltilmisler ve ovguye layık yola iletilmislerdir

    [25] Kafirlere, insanları, Allah´ın yolundan ve gerek Mekke yerlilerinin gerekse dısardan gelen herkesin ziyaretine esitce actıgımız Mescid-i Haram´a (Ka´be´ye) girmekten alıkoyanlara gelince kim orada zalimce bir tutum takınarak Allah´ın emirlerini cignerse kendisine acıklı bir azap tattırırız

    [26] Hani Ibrahim´e Beytullah´ın yerini gosterdik ve kendisine soyle dedik; «Bana hicbir seyi ortak kosma ve bu evimi tavaf edenler, ayakta dikilenler, rukua ve secdeye varanlar icin temiz tut.»

    [27] Insanlara haccı ilan et. Gerek yaya olarak ve gerekse uzak yolları asarak yorgun develer uzerinde sana gelsinler

    [28] Gelsinler de cesitli yararlarını gozleri ile gorsunler ve Allah´ın kendilerine rızık olarak verdigi hayvanları belirli gunlerde kurban ederken O´nun adını ansınlar. Bu hayvanların etinden hem kendiniz yiyiniz, hem de sıkıntı icinde bulunan yoksullara yediriniz

    [29] Sonra kirlerini giderip temizlensinler, adaklarını yerine getirsinler ve bu tarihi evi (Ka´be´yi) tavaf etsinler

    [30] Iste boyle. Kim Allah´ın yasaklarına saygı gosterirse bu tutum Rabb´inin katında kendisi icin hayırlıdır. Tek tek sayılarak yasaklananlar dısındaki butun hayvanlar size helal kılındı. Artık o pis putlardan ve yalan sozden kacınınız

    [31] Allah´ın birligini onaylayan kimseler olunuz, O´na ortak kosmayınız. Kim Allah´a ortak kosarsa sanki gokten yere dusmus de kuslara yem olmus ya da ruzgar tarafından suruklenerek ıssız bir koseye atılmıs gibi olur

    [32] Bu boyledir. Kim Allah´ın emrettigi ibadet bicimlerine saygı gosterirse hic kuskusuz bu saygı kalplerdeki takvadan kaynaklanır

    [33] Kurbanlık hayvanlar belirli bir sureye kadar size yararlı olur, sonra varacakları yer o tarihi evdir. (Beytullah´tır)

    [34] Biz her ummete kurban kesmeyi, ibadet olarak emrettik. Amac, Allah´ın insanlara rızık olarak sundugu hayvanları keserken O´nun adını anmaktır. Ilahınız tek ilahtır, yalnız O´na boyun eginiz. Ey Muhammed, alcak gonullu saygılıları mujdele

    [35] Onlar ki, yanlarında Allah´ın adı anıldıgında kalpleri urperir, baslarına gelen belalara karsı sabrederler, namaz kılar ve kendilerine verdigimiz rızıkların bir bolumunu Allah yolunda harcarlar

    [36] Buyukbas hayvan kurban etmeyi de Allah´ın size emrettigi ibadet bicimlerinden saydık. Onlar size cesitli yararlar saglarlar. On ayaklarını baglayarak onları bogazlarken Allah´ın adını anınız. Yan ustu dusup olduklerinde, etlerinden hem kendiniz yiyiniz, hem de isteyene ve istemeyene yediriniz. Sukredesiniz diye o hayvanları boylece yararınıza sunduk

    [37] Bu hayvanların ne etleri ve ne de kanları Allah´a ulasacaktır. Allah´a ulasacak olan sey, sadece gonlunuzdeki Allah saygısıdır, takvadır. Bu sekilde onları yararınıza sunduk ki, sizi dogru yola ilettigi gerekcesi ile Allah´ın yuceligini dile getiresiniz. Ey Muhammed, iyi ameller isleyenleri mujdele

    [38] Hic kuskusuz Allah mu´minleri destekler, savunur; yine hic suphesiz Allah hicbir emanetine hıyanet edeni ve nankoru sevmez

    [39] Saldırıya ugrayan mu´minlere savasma izni verilmistir. Cunku onlar zulme ugramıslardır. Hic kuskusuz Allah´ın onlara yardım etmeye gucu yeter

    [40] Onlar sırf «Rabb´imiz Allah´dır» dediler diye haksız yere yurtlarından cıkarıldılar. Eger Allah bir kısım insanları diger bir bolumu aracılıgı ile savmasaydı nice manastır, havra ve iclerinde Allah´ın adı, cokca anılan cami yıkılıp giderdi. Kim Allah´a yardım ederse bilsin ki Allah da mutlaka kendisine yardım edecektir. Hic suphesiz Allah guclu ve ustun iradelidir

    [41] Onlar ki, eger biz kendilerini yeryuzunde egemen kılarsak namazı kılarlar, zekatı verirler, iyiligi emrederek kotulukten sakındırırlar. Her seyin akıbeti Allah´a aittir

    [42] Ey Muhammed, eger musrikler seni yalanlıyorlarsa bil ki, Nuh´un soydasları, Adogulları ve Semudogulları da peygamberlerini yalanlamıslardı

    [43] Ibrahim´in soydasları, Lut´un soydasları da oyle

    [44] Medyenliler de oyle. Musa´yı da yalanlamıslardı. Ben butun bu kafirlere once muhlet tanıdım, sonra yakalarına yapıstım. Onlara indirdigim darbe nasıldı

    [45] Halkı zalim olan nice kenti yok ettik. Yapılarının duvarları, yere inen tavan yıkıntılarının uzerine cokmustur. Nice su kuyularını kullanan kalmamıs, nice korunaklı koskleri ıssız kalmıstır

    [46] Musrikler yeryuzunu gezmiyorlar mı ki, bu sayede kalpleri gorduklerinden ibret alabilsin ve kulakları soylenenleri isitebilecek bir duyarlık kazansın. Cunku kor olan onların gozleri degildir, fakat gogus bosluklarındaki kalpleri kordur, duyarsızdır

    [47] Onlar senden azabımın bir an once gerceklesmesini istiyorlar. Oysa Allah sozunden caymaz ve Rabb´inin katındaki bir gun, sizin saydıklarınızdan bin yıl gibidir

    [48] Halkı zalim olan nice kente once muhlet tanıdım, sonra yakasına yapıstım. Sonunda bana donulecektir

    [49] De ki; «Ey insanlar, ben sizin icin sadece acık sozlu bir uyarıcıyım.»

    [50] Iman edip iyi ameller isleyenler icin bagıslanma ve onurlu rızık vardır

    [51] Ayetlerimizi gozden dusurup etkisiz bırakmak icin birbirleri ile kıyasıya yarısanlar ise cehennemliktirler

    [52] Senden once gonderdigimiz butun resuller ve nebiler bir sey dilediklerinde seytan bu dileklerini mutlaka birtakım beseri arzular karıstırdı. Fakat Allah, seytanın korukledigi bu arzuları her defasında gidererek arkasından ayetlerini pekistirdi. Allah her seyi bilir ve her yaptıgı yerindedir

    [53] Amac seytanın korukledigi bu arzular vesilesi ile kalpleri hasta olanları ve katı yureklileri sınavdan gecirmektir. Hic kuskusuz zalimler gercege son derece uzak dusen bir ayrılıga saplanmıslardır

    [54] Diger bir amac, kendilerine bilgi verilenlerin, Kur´anın Rabb´inin gonderdigi bir gercek oldugunu anlayarak ona inanmaları, ona karsı yurekten saygı duymalarıdır. Hic kuskusuz Allah, mu´minleri dogru yola iletir

    [55] Kafirler ise ansızın kıyamet gunu ile karsı karsıya kalıncaya ya da «ertesi olmayan» o son gunun azabına ugrayıncaya kadar Kur´an hakkında surekli kusku beslerler

    [56] O gun kesin egemenlik Allah´ın tekelindedir. Onlar hakkında hukmunu verir. Iman edip iyi ameller isleyenler nimet cennetlerine girerler

    [57] Kafir olup ayetlerimizi yalanlayanları ise onur kırıcı bir azap bekliyor

    [58] Allah yolunda yurtlarından gocettikten sonra oldurulenlere ya da olenlere gelince Allah onlara rızıkların en guzelini sunacaktır. Hic kuskusuz Allah rızık sunanların en hayırlısıdır

    [59] O, onları kesinlikle hosnut olacakları bir yere yerlestirecektir. Hic kuskusuz Allah her seyi bilir ve yumusak tutumludur

    [60] Bu boyledir. Kim kendine haksızlık yapanlara gordugu haksızlık kadar karsılık verdikten sonra saldırıya ugrarsa, Allah kendisine kesinlikle yardım eder. Hic suphesiz Allah bagıslayıcıdır, affedicidir

    [61] Bu boyledir. Allah geceyi gunduze donusturur, gunduzu de geceye donusturur. Hic suphesiz Allah her seyi isitir ve her seyi gorur

    [62] Bu boyledir. Allah gercektir ve onların Allah dısındaki imdada cagırdıkları duzmece ilahlar asılsızdır. Allah yuce ve uludur

    [63] Allah´ın gokten su indirdigini ve bu sayede yeryuzunun yemyesil oldugunu gormuyor musun? Hic kuskusuz Allah latiftir ve her seyden haberdardır

    [64] Goklerde ve yerde bulunan tum varlıklar O´nundur. Hic kuskusuz Allah zengindir ve ovguye layıktır

    [65] Gormuyor musun ki, Allah yeryuzundeki tum varlıkları ve emri uyarınca denizde yuzen gemileri yararınıza sundu. O yeryuzune dusmesin diye gogu askıda tutuyor. O ancak O´nun izni ile yere duser. Hic suphesiz Allah, insanlara karsı sefkatli ve merhametlidir

    [66] Sizi yaratan, sonra olduren ve sonra tekrar diriltecek olan O´dur. Hic kuskusuz insan pek nankordur

    [67] Biz her ummet icin uygulayacakları ayrı ibadet bicimleri belirledik. O halde musrikler bu konuda seninle kesinlikle tartısmamalıdırlar. Sen insanları Rabb´ine cagır. Hic kuskusuz sen dogru yoldasın

    [68] Eger onlar seninle tartısmaya girerlerse de ki; «Allah, yaptıklarınızı cok iyi bilir.»

    [69] Allah, kıyamet gunu gorus ayrılıgına dustugunuz konulara iliskin hukmunu verecektir

    [70] Allah´ın gokte ve yerde bulunan her seyi bildigini bilmiyor musun? Bunların hepsi (O´nun katındaki) bir kitapta kayıtlıdır. Bu, Allah icin kolay bir istir

    [71] Musrikler, Allah´ı bir yana bırakarak haklarında hicbir destekleyici delil indirilmemis ve mahiyetlerine iliskin hicbir sey bilmedikleri sozde ilahlara tapıyorlar. Zalimler hicbir destekci bulamazlar

    [72] Kafirlere acık anlamlı ayetlerimiz okundugunda iclerinde kabaran ofkeyi ve nefreti yuzlerinden okuyabilirsin. Neredeyse ayetlerimizi okuyanların uzerlerine cullanacak gibi olurlar. Onlara de ki; «Size bu ofkenizden daha kotusunu haber vereyim mi?: Cehennem atesi! Allah onu kafirler icin hazırladıgını bildirmistir. Ne kotu bir akıbettir o!»

    [73] Ey insanlar, size bir ornek verildi, simdi onu dinleyiniz: Allah´ı bir yana bırakarak yalvardıgınız sozde ilahlar var ya, onların hepsi biraraya gelseler bir sinek bile yaratamazlar. Buna karsılık eger sinek onların vucudundan son derece kucuk bir parca kapıp goturse onu, onun agzından geri alamazlar. Demek ki kovalayan da aciz, kovalanan da

    [74] Onlar Allah´ın ululugunu gerektigi gibi kavrayamamıslardır. Hic kuskusuz Allah gucludur ve ustun iradelidir

    [75] Allah, meleklerden de elciler secer, insanlardan da. Hic kuskusuz Allah her seyi isitir, her seyi gorur

    [76] O, onların onlerindekileri (geleceklerini) de bilir, arkada bıraktıklarını (gecmislerini) de. Olup biten her seyin son mercii O´dur

    [77] Ey insanlar, rukua varınız, secde ediniz, Rabb´inize kulluk ediniz ve iyi isler yapınız ki, kurtulusa ve mutlu sona eresiniz

    [78] Allah´ın rızası ugrunda gerektigi gibi cihad ediniz. O sizi bu gorevi yapmak uzere secti. Din konusunda size hicbir zorluk yuklemedi. Atanız Ibrahim´in dinidir bu. Allah sizi gerek daha onceki kutsal kitaplarda gerekse elinizdeki Kur´anda «musluman» olarak adlandırdı. Amac, Peygamberin size tanık ve canlı ornek olması, sizin de diger insanlara tanık ve canlı ornek olmanızdır. Oyleyse namazı kılınız, zekatı veriniz ve Allah´a sımsıkı baglanınız. Sizin efendiniz, koruyucunuz O´dur. O ne guzel efendi ve ne guzel destekleyicidir

    Mü'minûn

    Surah 23

    [1] Mu´minler kurtulusa, mutluluga ermislerdir

    [2] Onlar ki, husu icinde namaz kılarlar

    [3] Onlar ki, bos ve yararsız seylerle ilgilenmezler

    [4] Onlar ki, zekatı aksatmaksızın, tam olarak verirler

    [5] Onlar ki; edep yerlerini sakınırlar

    [6] Onlar yalnız esleri ve cariyeleri dısında mahrem yerlerini herkesten korurlar. Bu iki durumda ayıplanmaları sozkonusu degildir

    [7] Bunların otesine gecmek isteyenler, yasal sınırı asmıs olurlar

    [8] Onlar ki, uhdelerine verilen emanetleri korurlar ve sozlerini tutarlar

    [9] Onlar ki, namazlarını aksatmaksızın kılarlar

    [10] Iste onlar «varis» lerdir

    [11] Yani «Firdevs» cennetinin mirascılarıdırlar, surekli olarak orada kalacaklardır

    [12] Andolsun ki, biz insanı suzme camurdan yarattık

    [13] Sonra sperma halinde korunaklı bir yuvaya yerlestirdik

    [14] Sonra spermayı embriyoya donusturduk. Arkasından embriyoyu et parcasına donusturduk, arkasından et parcasından kemikler yarattık, arkasından kemiklere et giydirdik. Sonra onu baska bir yaratıga donusturduk. Yaratıcıların en guzeli olan Allah ne yucedir

    [15] Sonra siz, bunun ardından oleceksiniz

    [16] Sonra siz, kıyamet gunu, yeniden diriltileceksiniz

    [17] Ustunuzde birinden digerine gecilebilen yedi katman yarattık. Bu yarattıklarımızı basıbos bırakmayız

    [18] Biz gokten belirli miktarda su yagdırarak onu yerin yuzeyinde durdurduk. Hic suphesiz onu geri goturmeye de gucumuz yeter

    [19] Bu su sayesinde sizin icin hurma ve uzum bagları yarattık. Bu baglarda size yararlı bircok meyvalar yetisir, onları yiyorsunuz

    [20] Yine su sayesinde asıl kaynagı Tur-i Sina olan ve yiyenlere yag ve katık saglayan agacı da yarattık

    [21] Buyukbas hayvanlarda sizin icin alınacak dersler vardır. Karınlarındaki sutten size iciriyoruz. Onlardan baska bircok yararlar saglıyorsunuz ve etlerini yiyorsunuz

    [22] Onların sırtlarında ve gemilerde tasınıyorsunuz

    [23] Biz Nuh´u soydaslarına peygamber olarak gonderdik. O dedi ki; «Ey soydaslarım, Allah´a kulluk ediniz, O´ndan baska bir ilahınız yoktur. Allah´dan korkmaz mısınız?»

    [24] Soydaslarının onde gelen kafirleri dediler ki; «Bu adam tıpkı sizin gibi bir insandır. Uzerinizde ustunluk kurmak istiyor. Eger Allah dileseydi, bize bir melek gonderirdi. Onun soylediklerini eski atalarımızdan hic duymamıstık.»

    [25] Bu adam bir deliden baska bir sey degildir. Bir sure icin onu gozetim altında tutunuz

    [26] Nuh «Ya Rabb´i, onların bu yalanlamaları karsısında bana yardım et» dedi

    [27] O´na vahiy yolu ile bildirdik ki; «Bizim gozlerimiz onunde ve vahyimiz uyarınca bir gemi yap. Emrimiz gelip de tandır kaynamaya (her yandan sular fıskırmaya) baslayınca her canlı turunun birer cifti ile bogulacagına iliskin hukmumuzun kesinlestigi kimse dısında kalan aile bireylerini gemiye bindir. Zalimler konusunda bana basvurma; cunku onlar kesinlikle bogulacaklardır.»

    [28] Ey Nuh, sen ve beraberindekiler gemiye yerlestiginizde «Bizi zalim soydaslarımızdan kurtaran Allah´a hamdolsun» de

    [29] Yine de ki; «Ya Rabb´i, beni bereketli bir yere indir. Sen kullarını en iyi yerlere konduransın.»

    [30] Bu olayda alınacak bircok dersler vardır. Biz Nuh´u ve soydaslarını bu yolla sınavdan gecirmis olduk

    [31] Onların ardından baska bir kusak ortaya cıkardık

    [32] Onlara da «Allah´a kulluk ediniz, O´ndan baska bir ilahınız yoktur, Allah´dan korkmaz mısınız» diyen kendilerinden bir peygamber gonderdik

    [33] Soydasları arasındaki ahiret bulusmasını yalanlayan ve kendilerine bol nimet verdigimiz icin bastan cıkan oncu kafirler dediler ki; «Bu adam tıpkı sizin gibi bir insandır, sizin yediginizden yiyor ve sizin ictiginizden iciyor.»

    [34] Eger kendiniz gibi bir insana itaat edecek olursanız, o halde aldanmıs cahiller olursunuz

    [35] O sizi, olup toprak ve kemik olduktan sonra yeniden diriltileceksiniz diye mi korkutuyor

    [36] Heyhat, heyhat! Gercekten ne kadar uzak bir korkutmadır bu

    [37] Hayat, bu dunyadaki hayatımızdan ibarettir. Kimimiz oluruz, kimimiz yasarız. Yeniden diriltilecegimiz sozkonusu degildir

    [38] O sadece Allah’a karsı yalan uyduran biridir. Biz ona inanmayız

    [39] O peygamber «Ya Rabb´i, bunların yalanlamaları karsısında bana yardım et.»

    [40] Allah «Onlar yakında pisman olacaklardır» dedi

    [41] Derken ansızın hakettikleri muthis bir gurultuye tutuluverdiler de kendilerini sel supruntusune donusturduk. Kahrolsun zalimler guruhu

    [42] Onların ardından baska kusaklar ortaya cıkardık

    [43] Hic bir ummet, ecelini ne one alabilir ve ne de erteleyebilir

    [44] Sonra ardarda peygamberlerimizi gonderdik. Hangi ummete peygamberi geldi ise onu yalanladılar. Biz de onları birbiri pesisıra yokederek tarihi olaylara donusturduk. Kahrolsun inanmayanlar guruhu

    [45] Sonra Musa ile kardesi Harun´u ayetlerimiz ile ve acık kanıtla destekli olarak gonderdik

    [46] Firavun ile onun onde gelen adamlarına. Fakat onlar buyukluk kompleksine kapılarak iman etmeye yanasmadılar. Zaten onlar kendilerini begenmis kimselerdi

    [47] Onlar dediler ki; «Kendimiz gibi birer insan olan su iki adama mı inanacagız ki, onların soydasları bize tapıyorlar?»

    [48] Onları yalanladılar ve bu yuzden yok edildiler

    [49] Soydasları dogru yolu bulsunlar diye Musa´ya kitap verdik

    [50] Meryemoglu Isa ile annesini gucumuzun bir kanıtı olarak ortaya cıkardık. Onları yasamaya elverisli ve akarsulu bir tepeye yerlestirdik

    [51] Ey peygamberler, temiz yiyeceklerden yiyiniz ve iyi ameller isleyiniz. Hic kuskusuz ben sizin neler yaptıgınızı bilirim

    [52] Sizin de bir parcasını olusturdugunuz su ummet, tek bir ummettir, ben de sizin Rabb´inizim. Oyleyse sırf benden korkunuz

    [53] Fakat insanlar bu inanc birligini yıkarak cesitli gruplara ayrıldılar. Her grup kendi inanc sistemi ile ovundu

    [54] Bir sure icin onları gafletleri ve sapıklıkları ile basbasa bırak

    [55] Onlar sanıyorlar mı ki, kendilerine verdigimiz servetle ve evlatlarla

    [56] Onların iyiliklerine kosuyoruz? Aslında onlar isin farkında degildirler

    [57] Onlar ki, Rabb´lerinin korkusu ile titriyorlar

    [58] Ve onlar ki, Rabb´lerinin ayetlerine inanıyorlar

    [59] Ve onlar ki, Rabb´lerine ortak kosmuyorlar

    [60] Ve onlar ki, Rabb´lerine donecekler diye kalpleri urpererek verdikleri seyi verirler

    [61] Iste onlar iyiliklerde yarısanlar ve bu yarısı onde bitirenlerdir

    [62] Biz herkese tasıyabilecegi kadar yuk yukleriz. Bizim katımızda, gercegi oldugu gibi soyleyen bir kitap vardır. Onlara asla haksızlık edilmez

    [63] Fakat kafirlerin kalpleri, mu´minlerin bu davranıslarından tamamen habersizdir. Onların, bunlar dısında, birtakım kotu isleri var ki, surekli olarak onlarla mesguldurler

    [64] Ama onların azılı elebaslarının yakasına azabımızla yapıstıgımızda hemen feryadı basarlar

    [65] Bugun bosuna feryad etmeyiniz, bizden yardım goremeyeceksiniz

    [66] Vaktiyle ayetlerimiz size okundugunda yuzunuzu arkanıza cevirirdiniz

    [67] Ayetlerimize dudak bukerek gizli toplantılarınızda sacmalıyordunuz

    [68] Acaba onlar Kur´anı incelemediler mi? Yoksa onlara, eski atalarına gelmemis olan bir mesaj mı geldi

    [69] Yoksa peygamberlerini tanıyamadılar da bu yuzden mi ona karsı cıkıyorlar

    [70] Yoksa onun deli oldugunu mu soyluyorlar. Hayır, O onlara gercegi getirdi ve onların cogu gercekten hoslanmıyorlar

    [71] Eger gercek onların keyfi arzularına uysaydı, goklerin, yerin ve gokler ile yerde bulunan canlı cansız tum varlıkların duzeni ve dengesi bozulurdu. Aslında onlara nam ve san bagısladık. Fakat onlar kendi nam ve sanlarına sırt donuyorlar

    [72] Yoksa sen onlardan ucret mi istiyorsun ki? Oysa Rabb´inin sana verecegi ucret daha ustundur. O rızık verenlerin en iyisidir

    [73] Aslında sen onları dogru yola cagırıyorsun

    [74] Ama ahirete inanmıyorlar dogru yolun uzagına dusuyorlar

    [75] Eger biz onlara acısak da baslarındaki sıkıntıyı gidersek yine azgınlıkları icinde debelenmeye ısrar ederler

    [76] Biz onların yakalarına azapla yapıstık. Fakat ne Rabb´lerine boyun egdiler ve ne de O´na yalvardılar

    [77] Ama agır bir azabın kapısını yuzlerine actıgımızda kurtulus umitlerini yitirerek ne yapacaklarını sasırırlar

    [78] Gozu, kulakları ve gonulleri yaratıp size veren O´dur. Ne kadar az sukrediyorsunuz

    [79] Sizi yeryuzune yerlestiren O´dur ve O´nun huzurunda toplanacaksınız

    [80] Sizi yaratan ve olduren O´dur. Gecenin ve gunduzun birbirini izlemesi O´nun uygulamasıdır. Hic dusunmeyecek misiniz

    [81] Tersine onlar daha onceki sapıkların dediklerini soylediler

    [82] Biz olup de toprak ve kemik olduktan sonra yeniden mi diriltilecegiz

    [83] Bu tehdit simdi bize yoneltildigi gibi daha once atalarımıza da yoneltilmisti. Bu eskilerin masallarından baska bir sey degildir

    [84] Onlara de ki, «Eger biliyorsanız, soyleyiniz, yeryuzu ve uzerindeki tum varlıklar kimindir?»

    [85] Sana «Allah´ındır» diyecekler. De ki; «Siz kafanızı calıstırmayacak mısınız?»

    [86] Onlara de ki; «Yedi gogun ve yuce Ars´ın Rabb´i kimdir

    [87] Sana «Bunlar Allah´ındır» diyecekler. De ki; «Siz hic O´ndan korkmaz mısınız

    [88] Onlara de ki; «Eger biliyorsanız, soyleyiniz; tum varlıkların egemenligi, elinde olan, her seyi koruyup gozeten, Fakat koruyanı ve isine karısanı olmayan kimdir?»

    [89] Sana «Bu yetki Allah´a aittir» diyecekler. De ki; «O halde nasıl oluyor da yanıltılıyorsunuz?»

    [90] Aslında biz onlara gercegi sunduk, fakat onlar yalan soyluyorlar

    [91] Allah evlat edinmemistir ve O´nun yanısıra bir baska ilah yoktur. Yoksa her ilah, kendi yaratıklarını otoritesi altına alıp bir yana gider ve biri oburune karsı ustunluk kurmaya calısırdı. Allah onların bu asılsız yakıstırmalarından munezzehtir

    [92] O gorunmeyeni de goruneni de bilir. O onların kostukları ortaklardan munezzehtir

    [93] De ki; «Ya Rabb´i, eger onların tehdit edildikleri azabı eger mutlaka bana gostereceksen.»

    [94] Ya Rabb´i, beni zalimler arasında bırakma

    [95] Onlara yonelttigimiz tehdidin gerceklestigini sana gostermeye elbette gucumuz yeter

    [96] Sana yaptıkları kotulugu en iyi davranısla karsıla. Biz onların asılsız yakıstırmalarını herkesten iyi biliyoruz

    [97] De ki; «Ya Rabb´i, seytanların kıskırtmalarından sana sıgınırım.»

    [98] Onların yanımda olmalarından da sana sıgınırım, ya Rabb´i

    [99] Sonunda onlardan biri olumun esigine geldiginde der ki; «Ya Rabb´i, beni geri ceviriniz.»

    [100] Ki, ihmalkar davrandıgım konularda iyi ameller isleyeyim. Asla. Bu soz, bos yere soylenmis yararsız bir laftır. Yeniden dirilecekleri gune kadar onların onunde gecit vermez bir engel vardır

    [101] Sura uflendigi zaman, o gun artık aralarında soy bagı kalmaz ve birbirlerine hal hatır sormazlar

    [102] Kimlerin tartıları agır gelirse onlar kurtulusa ermislerdir

    [103] Kimlerin tartıları hafif kalırsa onlar kendilerini mahvetmislerdir, cunku sonsuza dek cehennemde kalacaklardır

    [104] Orada ates yuzlerini yalar, bu yuzden dudakları kasılacagı icin disleri sırıtır

    [105] Ayetlerimiz size okundugunda onları yalanlıyordunuz, oyle degil mi

    [106] Cehennemlikler derler ki; «Ey Rabb´imiz, kotu arzularımıza yenik duserek sapık bir topluluk olduk.»

    [107] Ey Rabb´imiz, bizi buradan cıkar, eger eski tutumumuza donersek biz gercekten zalim oluruz

    [108] Allah, der ki; «Kesin sesinizi ve surunun orada; bana bir sey soylemeyin.»

    [109] Hani vaktiyle kullarımın bir bolumu ´Ey Rabb´imiz, biz sana inandık, bizi affeyle, bize merhamet et, sen merhamet edenlerin en iyisisin´ diyorlardı.»

    [110] Siz onları alaya alıyordunuz. Sonunda bu tutumunuz beni anmayı size unutturdu, artık onlara hep guluyordunuz

    [111] Bugun ben onlara sabretmelerinin karsılıgını verdim, simdi onlar kurtulusa, mutluluga ermislerdir

    [112] Allah, cehennemliklere der ki; «Siz yeryuzunde kac yıl yasadınız?»

    [113] Cehennemlikler derler ki; «Orada ya bir gun, ya da bir gunden daha az yasadık, saymıs olanlara sor.»

    [114] Allah, onlara der ki; «Orada az bir sure kaldınız. Keski bunu vaktiyle bilmis olsaydınız.»

    [115] Sizi bosuna yarattıgımızı ve huzurumuza dondurulmeyeceginizi mi sandınız

    [116] Egemenligin ortaksız sahibi ve gercek olan Allah, her turlu noksanlıktan munezzehtir; O´ndan baska ilah yoktur ve yuce Ars´ın sahibidir

    [117] Kim kanıtlayıcı bir delile dayanmadıgı halde Allah´ın yanısıra baska bir ilaha taparsa onun hesabını Rabb´i gorecektir. Hic kuskusuz kafirler iflah olmazlar

    [118] De ki; «Beni affeyle, bana merhamet et, sen merhamet edenlerin en iyisisin.»

    Nûr

    Surah 24

    [1] Bu indirip hukumlerini farz kıldıgımız bir suredir. Ogut alasınız diye onda apacık ayetler indirdik

    [2] Zina eden kadın ve erkegin herbirine yuzer sopa vurunuz. Allah´a ve ahiret gunune inanıyorsanız, O´nun dini konusunda onlara acımayınız. Onların ceza gormesine mu´minlerden bir grup da sahit olsun

    [3] Zina eden erkek, ancak zina eden ya da Allah´a ortak kosan bir kadınla evlenebilir. Zina eden kadınla da ancak zina eden ya da Allah´a ortak kosan bir erkek evlenebilir. Bu tur evlilikler mu´minlere yasaklanmıstır

    [4] Iffetli kadınlara zina etmekle sucladıktan sonra, bu konuda dort sahit gosteremeyenlere seksen sopa vurunuz ve artık sahitliklerini hic kabul etmeyiniz. Onlar yoldan cıkmıs kimselerdir

    [5] Yalnız bu iftira sucunun arkasından tevbe ederek tutumlarını duzeltenler bu hukmun kapsamı dısındadırlar. Cunku Allah affedicidir, merhametlidir

    [6] Eslerini zina etmekle suclayan ve bu konuda kendilerinden baska sahit gosteremeyen erkekler, eger Allah hakkı icin dogru soylediklerine iliskin dort kez yemin ederlerse, tek baslarına yaptıkları bu sahitlik, dort sahitlik yerine gecer

    [7] Besinci keresinde de «Eger yalan soyluyorsam, Allah´ın lanetine ugrayayım» demeleri gerekir

    [8] Fakat suclanan kadının «Allah hakkı icin kocam yalan soyluyor» diye kendi adına dort kez sahitlik etmesi, kendisini cezaya carpılmaktan kurtarır

    [9] Boyle bir kadının besinci defasında da «Eger kocamın soyledigi dogru ise Allah´ın laneti uzerime olsun» demesi gerekir

    [10] Eger Allah´ın size yonelik lutfu ve merhameti olmasaydı, eger O tovbelerin kabul edicisi ve hikmet sahibi olmasaydı, acaba haliniz ne olurdu

    [11] O agır iftirayı ortaya atanlar, sizden bir gruptur. Bu olayı kendiniz icin kotu bir sey sanmayınız. Tersine o sizin icin iyidir. O grubun icinde bulunan herkes payına dusen gunahın cezasını gorecektir. Sucun buyuk bolumunu omuzlarında tasıyan o grubun elebasısı ise buyuk bir azaba carpılacaktır

    [12] O iftirayı isittiginizde erkek kadın butun mu´minlerin, kendileri hakkında husn-u zan besleyerek, ozlerine leke kondurmaya yanasmayarak «Bu apacık bir iftiradır» demeleri gerekmez miydi

    [13] Bu konuda dort sahit gostermeleri gerekmez miydi? Madem ki, bu sahitleri gosteremediler, o halde onlar Allah katında yalancıların ta kendileridirler

    [14] Eger dunyada ve ahirette Allah´ın size yonelik lutfu ve merhameti olmasaydı, yogun dedikodu yaptıgınız bu iftiradan dolayı buyuk bir azaba carpılırdınız

    [15] Hani bu iftirayı dilden dile yayıyordunuz. Hakkında hicbir bilgiye sahip olmadıgınız bu soylentiyi rastgele agızlarınızda geveliyordunuz. Yaptıgınız kotulugu onemsiz sanıyordunuz. Oysa o, Allah katında agır bir suctu

    [16] Onu isittiginiz zaman «Bu konuda konusmak bize yakısmaz. Hasa Allah´a! Bu agır bir iftiradır» demeniz gerekmez miydi

    [17] Allah size ogut veriyor ki, eger mu´min iseniz boyle bir hataya bir daha asla dusmeyesiniz

    [18] Allah, aynı zamanda, size ayetlerini ayrıntılı bicimde acıklıyor. Allah her seyi bilir ve her yaptıgını yerinde yapar

    [19] Mu´minler arasında ahlaksızlıgın ve edepsizligin yayılmasını isteyenleri gerek dunyada ve gerekse ahirette acıklı bir azap beklemektedir. Allah bilir, oysa siz bilmezsiniz

    [20] Eger Allah´ın size yonelik lutfu ve merhameti olmasaydı, eger o son derece esirgeyen ve acıyan olmasaydı, acaba haliniz ne olurdu

    [21] Ey mu´minler, sakın seytanın izinden gitmeyiniz. Kim seytanın izinden giderse bilsin ki, o edepsizligi, ahlaksızlıgı ve cirkin davranısları emreder. Eger Allah´ın size yonelik lutfu ve merhameti olmasaydı hicbiriniz asla kotuluklerden arınamazdı. Ama Allah diledigi kimseleri kotuluklerden arındırır. Allah her seyi isitir, her seyi bilir

    [22] Aranızdaki erdemli ve varlıklı kimseler yakınlarına, yoksullara ve Allah yolunda yurtlarından gocedenlere yardım etmeyeceklerine yemin etmesinler. Allah sizi affetsin istemez misiniz? Allah affedicidir, merhametlidir

    [23] Zinadan haberi bulunmayan iffetli mumin kadınlara, zina isnad edenler, dunyada ve ahirette lanete ugramıslardır. Onlara buyuk bir azap vardır

    [24] O gun dilleri, elleri ve ayakları isledikleri kotuluk konusunda aleyhlerinde sahitlik edecektir

    [25] O gun Allah onlara hakettikleri cezayı tam olarak verecek ve onlar Allah´ın, apacık «gercek» oldugunu anlayacaklardır

    [26] Kotu kadınlar, kotu erkeklere ve kotu erkekler, kotu kadınlara yakıstıkları gibi, temiz kadınlar, temiz erkeklere ve temiz erkekler, temiz kadınlara yakısırlar. Temizler, kotulerin kendilerine yonelik dedikodularından uzaktırlar. Bunları, Allah´ın bagıslayıcılıgı ve onurlu rızık beklemektedir

    [27] Ey mu´minler kendi evlerinizin dısındaki evlere izin alıp halkına selam vermeden girmeyiniz. Boyle davranmak sizin icin daha hayırlıdır. Ola ki dusunur sebebini anlarsınız

    [28] Eger kapısını caldıgında evde hic kimse yoksa size izin verilmedikce iceriye girmeyiniz. Eger size «geri donun» denirse geri donunuz. Boylesi, sizin icin daha onurlu bir harekettir. Hic kuskusuz Allah, ne yaparsanız onu bilir

    [29] Senlik olmayan ve icinde esyanızın bulundugu evlere izinsiz girmenizin hicbir sakıncası yoktur. Allah sizin gerek acıga vurdugunuz ve gerekse gizli tuttugunuz butun duygularınızı bilir

    [30] Mu´min erkeklere gozlerini harama bakmaktan sakındırmalarını ve mahrem yerlerini korumalarını soyle. Bu onlar icin en guvenceli arınma yoludur. Hic suphesiz onlar ne yaparsa Allah ondan haberdardır

    [31] Mu´min kadınlara de ki; gozlerini harama bakmaktan sakındırsınlar, mahrem yerlerini korusunlar. Kendiliginden gorunenleri dısındaki suslerini teshir etmesinler. Bas ortulerinin uclarını yaka altlarına kadar sarkıtsınlar. Suslerini ve cazibelerini kocalarından, babalarından, kayınbabalarından, oz ogullarından, uvey ogullarından, erkek kardeslerinden, erkek kardeslerinin ogullarından, kız kardeslerinin ogullarından, musluman kadınlardan, elleri altındaki kolelerden, cinsel arzuları sonmus erkek hizmetcilerden, kadınların avret yerlerinin henuz farkında olmayan erkek cocuklarından baska hic kimseye gostermesinler. Yabancı bakıslardan gizledikleri susleri ve cazibeleri belli olsun diye ses cıkaracak adımlarla yurumesinler

    [32] Aranızdaki bekarlar ile iyi davranıslı kole ve cariyelerinizi evlendiriniz. Eger bunlar fakir iseler, Allah´ın lutfu ile zenginlesirler. Allah´ın nimeti boldur ve O herseyi bilir

    [33] Evlenme imkanı bulamayanlar, Allah´ın lutfu ile kendilerini zenginlestirene kadar namuslu kalmaya ozen gostersinler, zinadan kacınsınlar. Odeyecekleri belirli bir bedel karsılıgında ozgurluklerine kavusmak uzere sizinle sozlesme yapmak isteyen elinizin altındaki koleler ile, kendilerinde iyi insan olma belirtileri gordugunuz taktirde sozlesme yapınız. Allah´ın size bagısladıgı servetinizden onlara yardım ediniz. Namuslu kalmak isteyen cariyelerinizi dunyalık cıkarlarınız ugruna fuhusa zorlamayınız. Kim onları zorlarsa bilsin ki, ugradıkları zorlamadan sonra Allah onlar hakkında affedicidir ve merhametlidir

    [34] And olsun ki Biz apacık ayetler ve sizden once gecenlerden misaller ve takvaya erenler icin de ogutler indirdik

    [35] Allah goklerin ve yerin nurudur. O´nun nuru, icinde kandil yanan bir projektore benzer, kandil bir fanus icindedir ve bu fanus sanki inci gibi parıldayan bir yıldızdır. Bu kandil yakıtını, bereketli bir zeytin agacının yagından saglar. Agac, ne doguya ve ne de batıya bakmayan ve bu yuzden surekli gunes alan bir arazide yetistigi icin yagı, hic atese degmese bile kendiliginden tutusup ısıyacak kadar saftır. O nur uzerine nurdur. Allah diledigi kimseleri bu nura iletir. Allah insanlara somut ornekler verir. Allah herseyi bilir

    [36] Bu projektor; Allah´ın yuceltilmelerini ve iclerinde adının anılmasını emrettigi evlerde yanar. Bu evlerde birtakım kimseler sabah ve aksam Allah´ı her tur noksanlıktan tenzih ederler

    [37] Bu kimseleri ne ticaret, ne alısveris, Allah´ı anmaktan, namazı kılmaktan ve zekatı vermekten alıkoymaz. Onlar kalplerin hoplayacakları ve gozlerin donakalacagı bir gunun dehsetinden korkarlar

    [38] Amacları, Allah´ın kendilerini isledikleri amellerin en guzel karsılıgı ile odullendirmesi ve lutfu ile bundan da daha fazlasını vermesidir. Allah diledigi kimselere hesapsız rızık bagıslar

    [39] Kafirlerin amelleri ise engin collerdeki serap gibidir. Susuz kimse onu su zanneder, fakat oraya varınca hicbir sey bulamaz. Kafir karsısında Allah´ı bulur. O da hesabını eksiksiz olarak gorur. Zaten Allah´ın hesaplasması cabuktur

    [40] Kafirlerin amellerinin bir baska benzeri engin bir denizin karanlıklarıdır. Bu denizi ustuste binen dalgalar ve dalgaları da bulut orter. Orada karanlıklar ustuste binmistir. Oyle ki insan elini uzatsa onu farkedemez bile. Allah´ın nur vermedigi kimsenin nuru olamaz

    [41] Goklerdeki ve yerdeki tum varlıkların ve havada suzulen kusların Allah´ı noksanlıklardan tenzih ettiklerini gormuyor musun? Bu varlıkların tumu, Allah´a nasıl dua edecegini, O´nu nasıl noksanlıklardan tenzih edecegini bilir. Allah da onların ne yaptıklarını bilir

    [42] Goklerin ve yerin egemenligi Allah´ın tekelindedir ve herkes Allah´a donecektir

    [43] Gormuyor musun ki, Allah bulutları oradan oraya suruyor, sonra birlestiriyor, Sonra ustuste yıgıp yogunlastırıyor. Arkasından aralarından yagmur yagdıgını gorursun. Yine Allah gokten daglar gibi dolu yuklu bulutlar indiriyor. Bu doluyu dilediklerinin basına yagdırıyor ve dilediklerinden uzak tutuyor. Bulutlardan cıkan simsegin parıltısı, gozleri kamastırır

    [44] Allah, geceyi gunduze ve gunduzu geceye donusturur. Hic kuskusuz dikkatli gozlemcilerin bu olaydan alacakları dersler vardır

    [45] Allah butun canlıları sudan yarattı. Bu canlıların kimi karnı uzerinde surunur. Kimi iki ayakla yurur. Kimisi de dort ayakla yurur. Allah diledigi gibi yaratır. Hic kuskusuz Allah´ın gucu her seye yeter

    [46] Biz gercekten ayrıntılı acıklamalar iceren ayetler indirdik. Allah, diledigi kimseleri dogru yola iletir

    [47] Bazı kimseler «Allah´a ve Peygamber´e inandık ve direktiflerine uymayı kabul ettik» derler. Fakat bazıları bu sozlerinden sonra sırt cevirirler. Bunlar mu´min degildirler

    [48] Aralarındaki davalarda Allah´ın ve Peygamberin verecegi hukme uymaya cagırıldıklarında bir bolumunun bu cagrıya yuz cevirdigini gorursun

    [49] Eger davanın haklı tarafı iseler, Peygamber´e tam bir teslimiyetle kosa kosa gelirler

    [50] Acaba kalplerinde hastalık mı var? Yoksa Peygamber´in gercekten peygamber olup olmadıgı hususunda kuskulu mudurlar? Yoksa Allah´ın ve Peygamber´in kendilerine haksızlık edeceginden mi korkuyorlar. Hayır, aslında onlar zalimdirler

    [51] Aralarındaki davalarda Allah´ın ve Peygamberin verecegi hukme uymaya cagırılan mu´minlerin soyleyebilecekleri tek soz «Duyduk ve uyduk» sozudur. Iste mutlu sona erenler onlardır

    [52] Allah´a ve Peygambere itaat edenler, Allah´dan korkup buyruklarını cignemekten kacınanlar var ya, iste kurtulusa erenler onlardır

    [53] Ey Muhammed, munafıklar kesin kesin bir dille yemin ederek kendilerine emir verecek olursan savasa cıkacaklarını soylerler. Onlara de ki; «Yemin etmeyiniz. Itaatkarlıgınız bellidir. Hic kuskusuz Allah, ne yaptıgınızdan haberdardır.»

    [54] Onlara de ki, «Allah´a itaat ediniz, Peygambere itaat ediniz. Eger bu cagrıya yuz cevirirseniz, biliniz ki, Peygamber kendi gorevinden sorumlu oldugu gibi, siz de kendi gorevinizden sorumlusunuz. Peygambere dusen, sadece ilahi mesajı acık bir dille duyurmaktır.»

    [55] Allah, aranızdaki iman edip iyi ameller isleyenlere, kendilerini tıpkı daha onceki mu´minler gibi yeryuzunde egemen kılacagını, kendileri icin sectigi dinlerini sarsılmaz temellere oturtacagını ve korkularını guvene donusturecegini vadetti. Cunku onlar bana kulluk ederler, hicbir seyi bana ortak kosmazlar. Bu asamadan sonra kafir olanlara gelince, onlar yoldan cıkmısların ta kendileridirler

    [56] Namazı kılınız, zekatı veriniz ve Peygambere itaat ediniz ki, Allah´ın rahmetinden pay alabilesiniz

    [57] Kafirlerin yeryuzundeki guclerinin karsı konulmaz oldugunu sanmayınız. Onların varacakları yer cehennemdir. Orası ne kotu bir varılacak yerdir

    [58] Ey Mu´minler, elinizin altındaki koleler ve hizmetciler ile aranızdaki henuz ergenlik cagına girmemis gencler, gunun su uc vaktinde, yani sabah namazından once, ogle sıcagında soyundugunuz saatlerde ve yatsı namazından sonra odanıza girerken sizden izin istesinler. Bu vakitler mahrem yerlerinizin acık olabilecegi vakitlerdir. Bu vakitler dısında ne sizin icin ve ne de onlara bir sakınca yoktur. Birbirinizin odalarına rahatca girebilirsiniz. Iste Allah size ayetlerini boylesine ayrıntılı bicimde acıklar. Allah her seyi bilir ve O´nun her isinin, her buyrugunun mutlaka bir gerekcesi vardır

    [59] Cocuklarınız ergenlik cagına girince gunun saydıgımız vakitlerinde odanıza girerken tıpkı kendilerinden buyuklerin yaptıkları gibi izin istesinler. Iste Allah size ayetlerini boylesine ayrıntılı bicimde acıklar. Allah her seyi bilir ve O´nun hicbir isi hicbir buyrugu sebepsiz degildir

    [60] Evlenme umidi olmayan, dogurganlık cagını geride bırakmıs yaslı kadınların, suslerini gostererek erkeklerin ilgisini cekme amacı tasımamak sartı ile ev dısında giyilecek elbiselerini giymemelerinin sakıncası yoktur. Fakat kapalı giyim konusunda titiz davranmaları kendileri icin daha iyidir. Allah her sozu isitir ve her seyi bilir

    [61] Korlerin, topalların ve hastaların anahtarları kendilerine emanet edilmis evlere girip yemek yemekten cekinmeleri gereksizdir. Sizler de evlatlarınızın, babalarınızın, atalarınızın, erkek kardeslerinizin, kız kardeslerinizin, amcalarınızın, halalarınızın, dayılarınızın, teyzelerinizin, arkadaslarınızın evlerinin veya anahtarları yanınızda bulunan evlerin yemeklerinden yiyebilirsiniz. Gerek birarada ve gerekse ayrı ayrı yemek yemenizin sakıncası yoktur. Senlikli evlere girdiginizde Allah tarafından yasallastırılmıs kutlu ve hosnutluk uyandırıcı bir esenlik dilegi olmak uzere icerdeki dindaslarınıza selam veriniz. Allah size ayetlerini dusunesiniz diye boyle acıklar

    [62] Mu’minler ancak Allah’a ve Resul’une iman edenler ve peygamberle birlikte bir ise karar vermek icin toplandıklarında ondan izin isteyip alıncaya kadar gitmeyenlerdir. Gercekten senden izin isteyenler, iste onlar Allah’a ve Resulune inananlardır. Birtakım isleri icin senden izin isterlerse iclerinden diledigine izin ver. Ve Allah’tan onların bagıslanmalarını dile. Suphesiz ki Allah, Gafur’dur, Rahim’dir

    [63] Peygamberi cagırırken O´na, birbirinize seslendiginiz gibi seslenmeyiniz. (Ya da Peygamber sizi cagırdıgında O´nun cagrısını, aranızda birbirinize yonelttiginiz cagrılarla bir tutmayınız.) Allah, arkadaslarını siper ederek gizlice Peygamberin yanından sıvısanları iyi bilir. O´nun emrini cigneyenler ya baslarına bir bela gelmesinden ya da acıklı bir azaba carpılmaktan korkmalıdırlar

    [64] Haberiniz olsun ki, goklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah´a aittir. O, kullarının ne yaptıklarını ve ne dusunduklerini bilir. O´nun huzuruna cıkarıldıkları gun herkese yaptıklarını haber verecektir. Allah her seyi bilir

    Furkan

    Surah 25

    [1] Egri ile dogruyu birbirinden ayıran Kur´anı, tum insanları ve cinnleri uyarsın diye kulu Muhammed´e indiren Allah´ın sanı yucedir

    [2] O ki, goklerin ve yerin egemenligi O´nun tekelindedir hic evlat edinmemistir; egemenlikte ortagı yoktur; O her seyi yaratmıs ve bir on tasarıya gore duzenlenmistir

    [3] Musrikler Allah´ı bir yana bırakarak hic bir sey yaratamayan kendileri birer yaratık olan, kendilerine ne zarar ve ne de fayda dokunduramayan; oldurmeye, yasatmaya ve yeniden diriltmeye gucleri yetmeyen ilahlar edindiler

    [4] Kafirler «Su Kur´an, Muhammed´in uydurdugu bir yalandır. Bu uydurma isinde kendisine yardım eden baskaları da vardır» dediler. Onlar gercekten zulum islemisler ve yalan soylemislerdir

    [5] Yine onlar «Bu Kur´an, eski milletlerin masallarıdır. Muhammed onu adamlarına kopya ettirmistir ve bu kopyalar sabahları ve aksamları kendisine okunmaktadır» dediler

    [6] Onlara de ki; «Bu Kur´anı, goklerin ve yerin sırlarını bilen Allah indirdi. Hic kuskusuz O, affedicidir ve merhametlidir.»

    [7] Yine onlar dediler ki; «Bu ne bicim Peygamberdir ki, bizim gibi yemek yiyor ve carsıda pazarda geziyor? Ona, kendisi ile birlikte uyarma gorevi yuruten bir melek indirilseydi ya.»

    [8] Ya da kendisine bir hazine verilseydi veya urunleri ile beslenebilecegi bir bahcesi olsaydı. Bu zalimler, muminlere «Sizler, buyulenmis, akli dengesi bozuk bir adamın pesinden gidiyorsunuz» dediler

    [9] Senin hakkında ne yakısıksız benzetmeler duzduklerini goruyor musun? Onlar sapmıslardır ve dogru yolu bir turlu bulamıyorlar

    [10] Eger dilerse sana, onların sozunu ettiklerinden daha iyisini, yani altlarından cesitli nehirler akan cennetleri verebilen ve senin icin koskler hazırlayabilen Allah´ın sanı yucedir

    [11] Aslında onlar Kıyamet gununu yalanlamıslardır. Biz de Kıyamet gununu yalanlayanlara cılgın alevli bir ates hazırladık

    [12] Bu ates onları uzaktan gorunce onun ugultusu ve ofkeli solumaları kulaklarına gelir

    [13] Zincirlerle elleri, ayaklarına baglanmıs olarak bu atesin dar yerine atıldıklarında ise orada «yok olmayı» imdada cagırırlar

    [14] Kendilerine «bugun bir kere yokolmayı degil, bir cok kez yokolmayı imdada cagırınız» diye seslenilir

    [15] De ki; «Bu mu iyidir, yoksa Allah´tan korkanlara vaadedilen, onlar icin odul ve barınak olarak hazırlanan ebedi cennet mi?»

    [16] Onlar orada diledikleri her seyi bulurlar. Orada surekli kalacaklardır: Bu Rabb´inin gerceklestirilmesi istenmis vaadidir

    [17] Rabb´in, musrikler ile onların Allah´ı bir yana bırakarak taptıkları duzmece ilahlarını biraraya topladıgı gun, duzmece ilahlara «Su kullarımı siz mi saptırdınız, yoksa kendileri mi yoldan cıktılar?» der

    [18] Duzmece ilahlar derler ki; «Sen her turlu noksanlıktan munezzehsin! Senin dısında baska korucular ve dayanaklar edinmek bize yakısacak bir tutum degildir. Fakat sen onlara ve atalarına o kadar bol nimetler verdin ki; sonunda seni anmayı unutarak yok edilmeyi hakeden bir topluluk oldular.»

    [19] Bunun uzerine Allah, musriklere der ki; «Iste duzmece ilahlarınız, sizin sozlerinizi yalanladılar. Artık ne azabımı basınızdan savabilirsiniz ve ne size yardım edecek birini bulabilirsiniz. Aranızdaki zalimlere buyuk bir azap taddıracagız.»

    [20] Senden onceki gonderdigim butun peygamberler de herkes gibi yemek yerler ve carsıda, pazarda gezerlerdi. Sizleri birbirleriniz aracılıgı ile sınavdan geciriyoruz. Acaba karsılastıgınız sıkıntılara katlanabilecek misiniz diye. Hic suphesiz Rabb´in her seyi gorur

    [21] Bizimle karsılasacaklarını beklemeyenler «bize melekler gonderilmeli degil miydi, ya da dogrudan dogruya Rabb´imizi gormeli degil miydik» dediler. Onlar buyukluk kompleksine kapılarak azgınlıkta son derece ileri gitmislerdir

    [22] Melekleri gorecekleri gun var ya, o gun o gunahkarlara mujdeli bir haber verilecek degildir. Melekler onlara «Sizler aftan ve cennetten mahrumsunuz» derler

    [23] Onların yapmıs olduklarını ele alarak onları havada ucusan toza donustururuz

    [24] O gun cennetlikler en iyi yerlerde oturacaklar, en guzel sekilde dinleneceklerdir

    [25] O gun gok parcalanarak beyaz bulut kumelerine donusur ve melekler boluk boluk inerler

    [26] Gercek egemenligin, Rahman olan Allah´ın tekelinde olacagı o gun kafirler icin cetin bir gun olacaktır

    [27] O gun her zalim ofkesinden parmaklarını ısırarak soyle der; «Keski Peygamber´in yoldası olsaydım.»

    [28] Eyvah, keski falancayı dost edinmeseydim

    [29] Bana Kur´anın mesajı geldikten sonra o beni Allah´ı anmaktan alıkoydu. Zaten seytan, insanı ayarttıktan sonra yuzustu bırakır

    [30] Peygamber «Ya Rabbi, soydaslarım bu Kur´anı boykot ettiler.» dedi

    [31] Ey Muhammed, biz boylece her Peygamberin karsısına azılı gunahkar bir dusman cıkardık. Rabb´in senin icin yeterli bir yol gosterici ve yardım edicidir

    [32] Kafirler «Kur´an, Muhammed´e bir defada topluca indirilseydi ya» dediler. Oysa biz senin moralini guclendirmek, azmini pekistirmek icin onu boylesine bolum bolum indirdik ve agır agır okuduk

    [33] Musrikler, ne zaman karsısına sacma bir itirazla cıkarlarsa biz sana gercegi ve en susturucu acıklamayı sunarız

    [34] O yuzustu surundurulerek cehenneme atılacak olanlar var ya, en kotu yer onların yeri ve en sapık yol onların yoludur

    [35] Andolsun ki, biz Musa´ya Kitabı (Tevratı) gonderdik ve kardesi Harun´u´ da yanına yardımcı olarak verdik

    [36] Onlara «Ayetlerimizi yalanlayan soydaslarınızı uyarmaya gidin» dedik. Sonra o toplumu kokten yokettik

    [37] Nuh´un soydaslarını da yokettik. Onlar peygamberlerini yalanlayınca kendilerini suda bogduk, boylece onları diger insanların ibret alacakları acı bir ornege donusturduk ve zalimler icin acıklı bir azap hazırladık

    [38] Adogullarını, Semudogullarını, kuyunun yuttuklarını ve bunlar arasındaki donemlerde yasamıs bir cok kusakları da yokettik

    [39] Hepsine bir cok uyarıcı ornekler gosterdik. Sonra da hepsini kokten yokettik

    [40] Ey Muhammed, senin hemsehrilerin, bela yagmuruna tutulmus olan o kente ugradılar. Acaba orayı gormuyorlar mıydı? Hayır, aslında onlar yeniden dirileceklerini beklemiyorlardı

    [41] Onlar seni her gorduklerinde «Allah, bu adamı mı peygamber olarak gonderdi?» diye mutlaka alaya alırlar

    [42] Eger biz ilahlarımıza ısrarla baglılıgımızı surdurmeseydik, az kalsın bu adam bizi onlardan vazgecirecekti derler. Yakında azabımızı gorduklerinde kimin yolunun sapık oldugunu ogreneceklerdir

    [43] Ihtiraslarını ilah edinen kimseyi goruyor musun? Onu dogru yola iletme sorumlulugunu sen mi ustleneceksin

    [44] Yoksa sen onların cogunun kulaklarının isittigini ve dusunebildiklerini mi sanıyorsun? Onlar hayvanlar gibidirler. Hatta hayvanlardan bile daha sapık yoldadırlar

    [45] Rabbinin golgeyi nasıl uzattıgını gormuyor musun? Eger dileseydi onu hareketsiz kılardı. Sonra da gunesi onun belirleyici gostergesi yaptık

    [46] Sonra onu yavas yavas kısaltarak kendimize cektik

    [47] O, sizin icin geceyi ortu, uykuyu dinlenme fırsatı ve gunduzu cevreye dagılıp calısma zamanı yaptı

    [48] O, ruzgarları rahmetinin oncesinde mujde habercisi olarak gonderdi. Size gokten arı su indirdik

    [49] Amacımız bu su sayesinde olu bir yoreyi diriltmek, yarattıgımız cok sayıda hayvanın ve insanın su ihtiyacını karsılamaktır

    [50] Insanlar dusunup ders alsınlar diye biz bu gercegi onlara cesitli sekillerde anlattık. Fakat onların cogu ısrarla nankorluklerini surdurduler

    [51] Eger dileseydik her sehre ayrı bir uyarıcı gonderirdik

    [52] O halde sakın kafirlerin uzlasma onerilerini kabul etme; Kur´an´a dayanarak olanca gucunle onlarla mucadele et

    [53] O, birinin suyu tatlı ve icmeye elverisli ve oburununki acı ve tuzlu olan iki denizi birbirine saldı, fakat bu iki tur suyun birbirine karısmasını onleyen bir engel, asılmaz bir set koydu

    [54] O sudan insanı yarattı ve bu insandan suyun tasıyıcısı erkek ile akrabalıgın surdurucusu olan disiyi meydana cıkardı. Rabbinin gucu herseye yeter

    [55] Onlar, Allah´ı bir yana bırakarak kendilerine ne fayda ve ne de zarar vermeye gucleri yetmeyen sozde ilahlara taparlar. Her kafir Rabb´inin dusmanlarının destekcisidir

    [56] Ey Muhammed, biz seni sırf mujdeleyici ve uyarıcı olarak gonderdik

    [57] Bu duyurma gorevim karsılıgında sizden herhangi bir ucret istemiyorum. Tek istegim, dileyenlerinizi Rabb´lerine goturen yola girmeleridir

    [58] Sen olumsuz, diri olan Rabb´ine guven; onu overek her turlu noksanlıktan tenzih et. Kullarının gunahlarından O´nun haberdar olması yeterlidir

    [59] O gokleri, yeryuzunu ve ikisi arasındaki tum varlıkları altı gunde yarattı, sonra Arsa kuruldu. O´nun rahmeti boldur. Onu bir bilene sor

    [60] Onlara «Rahman´a secde edin» denildiginde «Rahman da ne oluyor? Senin secde etmemizi emrettigin ilah´a secde eder miyiz hic?» derler. Bu cagrı nefretlerini daha da arttırır

    [61] Gokteki gezegenlere yorungeler belirleyen, orada ısık kaynagı olan gunesi ve aydınlık sacan ayı yaratan Allah´ın sanı yucedir

    [62] O, dusunmek ya da sukretmek isteyenler icin gece ile gunduzu birbirine ardısık yapmıstır

    [63] Rahman´ın has kulları o kimselerdir ki, onlar yeryuzunde yumusak adımlar atarak yururler. Kendini bilmezler onlara satastıklarında yumusak sozlerle karsılık verirler

    [64] Onlar geceleri Rabblerine secde ederler ve onun huzurunda ayakta dikilirler

    [65] Onlar derler ki; Ey Rabbimiz, cehennem azabını bizden uzak tut, cunku cehennemin azabı surekli bir afettir

    [66] Orası ne fena bir konut ve ne fena bir barınaktır

    [67] Onlar harcamalarında ne savurganca ve ne de eli sıkıca davranmayarak bu iki karsıt kutup arasında olculu bir tutum benimserler

    [68] Onlar Allah´ın yanısıra baska bir ilaha yalvarmazlar. Allah´ın yasakladıgı cana, sebepsiz yere kıymazlar ve zina etmezler. Bu sucları isleyenler cezalarını gorurler

    [69] Kıyamet gunu azapları kat kat olur ve horlanmıs olarak ebediyyen bu azabın pencesinde kalırlar

    [70] Yalnız tevbe edip iyi ameller isleyenler haric. Allah, boylelerinin kotuluklerini iyiliklere cevirir. Allah affedicidir ve merhametlidir

    [71] Kim tevbe eder de arkasından iyi amel islerse o kimse kararlı bir pismanlıkla Allah´a yonelmis olur

    [72] Yine onlar yalanın semtine yanasmazlar. Kotulukler ile karsılastıklarında yanlarından onurlarına toz kondurmadan gecip giderler

    [73] Onlara Allah´ın ayetleri hatırlatıldıgında bu ayetler karsısında kor ve sagır kesilmezler

    [74] Onlar ki: “Rabbimiz, eslerimiz ve cocuklarımız hususunda gozumuzu aydın kıl, bizi Allah’a karsı gelmekten sakınanlara onder yap.” derler

    [75] Iste onlar sabretmis olmalarının karsılıgı olarak ozel cennet odaları ile odullendirilirler: Bu odalarda esenlik dilekleri ve selamla karsılanırlar

    [76] Orada surekli kalacaklardır. Orası ne guzel bir konut ve ne guzel bir barınaktır

    [77] De ki; «Eger yalvarmanız, kullugunuz olmasa Rabbim size ne deger versin? Sizler Allah´ın ayetlerini yalanladıgınız icin azap hic yakanızı bırakmayacaktır.»

    Şuarâ

    Surah 26

    [1] Ta, sin, mim

    [2] Bu ayetler, acık anlamlı Kitabın ayetleridir

    [3] Ey Muhammed, onlar mu´min olmuyorlar diye neredeyse canına kıyacaksın

    [4] Eger dilesek onlara gokten bir mucize indiririz de karsısında boyunları egik kalır

    [5] Onlar son derece merhametli olan Allah´ın kendilerine gonderdigi her yeni uyarıya burun kıvırarak set cevirirler

    [6] Onlar yalanladılar. Fakat, alay konusu ettikleri gerceklerin somut olayları ile yakında yuzyuze geleceklerdir

    [7] Onlar yeryuzune bakarak orada ne kadar yararlı bitki turleri yarattıgımızı gormezler mi

    [8] Hic kuskusuz bunda, ustun gucumuzu kanıtlayan bir ayet vardır, ama onların cogu inanmazlar

    [9] Hic kuskusuz senin Rabb´in ustun iradeli ve merhametlidir

    [10] Hani Rabb´in Musa´ya soyle seslenmisti, «Su zalim topluma git

    [11] Firavun´un soydaslarına. Onlar hic mi baslarına geleceklerden korkmuyorlar?»

    [12] Musa dedi ki: «Ya Rabbi, onlar beni yalanlayacaklar diye korkuyorum.»

    [13] Bu yuzden canım sıkılır ve ofkemden dilim tutulur. Onun icin Harun´a da peygamberlik gorevi ver

    [14] Hem onların bana isnat ettikleri bir suc var, bu gerekce ile beni oldururler diye korkuyorum

    [15] Allah dedi ki; «Hayır, korkma, Ikiniz birlikte ayetlerimizle gidiniz. Biz sizinle birlikteyiz ve soylenecek her sozu isitiriz.»

    [16] Firavun´un yanına vararak ona deyiniz ki; «Biz butun alemlerin Rabb´i olan Allah´ın peygamberiyiz

    [17] Israilogullarının bizimle birlikte buradan ayrılmalarına izin ver

    [18] Firavun dedi ki: «Biz seni cocukken yanımıza alarak buyutmedik mi? Omrunun bircok yılını aramızda gecirmedin mi?»

    [19] Sonunda o agır sucu isledin. Sen o sırada bir kafirdin

    [20] Musa dedi ki: «O sucu isledigim sırada ben henuz dogru yolu bulmus degildim

    [21] Bu yuzden sizden korkunca yanınızdan kactım. Sonra Rabb´im bana hikmet bagıslayarak beni peygamberlerinden biri yaptı

    [22] O nimet diye basıma kaktıgın sey israilogullarını kolelestirmenin sonucudur.»

    [23] Firavun, «alemlerin Rabb´i dedigin nedir?» dedi

    [24] Musa «Eger kesin gercegi ogrenmek istiyorsanız, O goklerin, yerin ve bu ikisi arasındaki butun varlıkların Rabbidir» dedi

    [25] Firavun cevresindekilere «dediklerini duyuyor musunuz?» dedi

    [26] Musa: «O hem sizin hem de sizden onceki atalarınızın Rabbidir» dedi

    [27] Firavun cevresindekilere: «Size peygamber olarak gonderilen bu adam kesinlikle bir delidir» dedi

    [28] Musa, «Eger dusunme yeteneginiz varsa anlarsınız ki, O dogunun, batının ve bu ikisi arasındaki butun varlıkların Rabbidir.» dedi

    [29] Firavun «Eger benden baska bir ilah edinirsen yemin ederim ki, seni hapse attırırım» dedi

    [30] Musa «Sana dogru soyledigimi kanıtlayan apacık bir delil gostersem de mi? dedi

    [31] Firavun «Eger dogru soyluyorsan kanıtını goster bakalım» dedi

    [32] Bunun uzerine Musa elindeki degnegi yere attı, degnek o anda sahici bir yılan oluverdi

    [33] Ve elini yeninin altından cıkardı; bakanlar, onun ak bir parıltı sactıgını gorduler

    [34] Bunun uzerine Firavun, cevresindeki seckin yakınlarına dedi ki, «bu adam bilgili bir buyucudur»

    [35] Sizi buyuculugu ile yurdunuzdan cıkarmak istiyor. Peki ne buyuruyorsunuz?»

    [36] Dediler ki; «Onu kardesi ile birlikte oyala ve adam toplayacak elcilerini butun kentlere gonder

    [37] Butun bilgili buyuculeri bulup sana getirsinler

    [38] Bir sure sonra buyuculer belirli bir gunun kararlastırılan saatinde biraraya geldiler

    [39] Halka da dediler ki, haydi toplanın bakalım

    [40] Toplanın da eger buyuculer galip gelirlerse onların pesinden gideriz

    [41] Buyuculer gelince Firavun´a «Eger biz yenecek olursak herhalde bize bir odul verilecek degil mi? dediler

    [42] Firavun evet, yakın adamlarım arasına gireceksiniz, dedi

    [43] Musa, «Ne atacaksanız atın, hunerinizi gosterin bakalım» dedi

    [44] Buyuculer, «Firavun´un ululuguna andolsun ki, ustun gelen taraf biz olacagız» diyerek iplerini ve degneklerini attılar

    [45] Arkasından Musa degnegini atınca, degnek buyuculerin butun goz boyayıcılıklarını yutuverdi

    [46] Bunun uzerine butun buyuculer secdeye kapandılar

    [47] Ve «butun varlıkların Rabbine inandık

    [48] Musa ile Harun´un Rabbine dediler

    [49] Firavun, «ben izin vermeden O´na inandınız, oyle mi? Hic kuskusuz O size buyuculugu ogreten elebasınızdı. Ama yakında basınıza neler gelecegini ogreneceksiniz. Andolsun ki, saglı sollu birer el ve ayagınızı kesecek ve arkasından hepinizi asacagım» dedi

    [50] Buyuculer de dediler ki, «zararı yok, nasıl olsa Rabb´imize donecegiz

    [51] Bizler ilk inananlar oldugumuz icin Rabb´imizin kusurlarımızı bagıslayacagını umarız.»

    [52] Arkasından Musa´ya «Bana inanan kullarımı geceleyin yola cıkar; sizi takip edecekler» diye vahyettik

    [53] Firavun asker toplamakla gorevli adamlarını sehirlere saldı

    [54] Toplanan askerlerine dedi ki, «Bu adamlar, bir avucluk, az sayıda bir toplulukturlar.»

    [55] Fakat bizi ofkelendiriyorlar

    [56] Biz ihtiyatlı bir toplumuz

    [57] Boylece biz, Firavun ve soydaslarını bahcelerden ve pınar baslarından cıkardık

    [58] Hazinelerden ve konforlu kosklerden de

    [59] Boylece bunlara, Israilogullarını mirascı kıldık

    [60] Firavun ile soydasları gun dogar dogmaz Israilogullarının ardına dustuler

    [61] Iki topluluk birbirlerini gorduklerinde Musa´nın taraftarları «Eyvah, yakalandık» dediler

    [62] Musa «Hayır endiselenmeyin, Rabb´im benimle birliktedir, O bana bir cıkıs yolu gosterecektir´ dedi

    [63] O sırada Musa´ya; «Degneginle denize vur» diye vahyettik. Bunun uzerine deniz yarılarak icinde oniki yol acıldı. Denizin her parcası yuce bir dag gibi oldu

    [64] Arkadan gelenleri oraya yaklastırdık

    [65] Musa ile yanındakilerin tumunu kurtardık

    [66] Arkasından oburlerini suda bogduk

    [67] Kusku yok ki, bu olaydan alınacak dersler vardır. Fakat insanların cogu buna inanmadı

    [68] Ve yine kusku yok ki, senin Rabb´in ustun iradeli ve merhametlidir

    [69] Ey Muhammed, o musriklere Ibrahim´in olayını da anlat

    [70] Hani Ibrahim, babası ile soydaslarına, «Neye tapıyorsunuz?» dedi

    [71] Onlar da «Putlara tapıyoruz ve biz tapınmayı hep surdurecegiz» dediler

    [72] Ibrahim dedi ki, «O putlar, kendilerini imdada cagırdıgınızda sesinizi isitirler mi

    [73] Ya da size yarar veya zarar dokundurabiliyorlar mı?»

    [74] Onlar, «Hayır ama, atalarımızın boyle yaptıklarını gorduk» dediler

    [75] Ibrahim dedi ki, «Nelere taptıgınızı goruyor musunuz?»

    [76] Gerek sizin ve gerekse eski atalarınızın

    [77] O putlar, benim dusmanlarımdırlar. Benim tek dostum alemlerin Rabb´i olan Allah´tır

    [78] O beni yaratan ve dogru yola iletendir

    [79] O beni doyuran ve icirendir

    [80] Hastalıgımda beni iyilestiren O´dur

    [81] O, beni oldurecek ve sonra yeniden diriltecek olandır

    [82] Hesaplasma gunu gunahlarımı affedecegini umdugum da O´dur

    [83] Ya Rabbi, bana yararlı bilgi ve egemenlik ver ve beni iyi kullarının arasına kat

    [84] Ilerdeki kusaklar arasında dogrulugun sozcusu olmamı nasip eyle

    [85] Beni bol nimetli cennette surekli kalanlardan eyle

    [86] Babamı affeyle. Cunku o sapıklardandır

    [87] Insanların yeniden dirilecekleri gun beni mahcup etme

    [88] Ki, o gun, insana ne malı ve ne de evlatları yarar saglamaz

    [89] Yalnız temiz kalple Allah´ın huzuruna gelen kurtulur

    [90] O gun, cennet, kotuluklerden sakınanların yakınına getirilir

    [91] Cehennem de sapıkların gozleri onunde dikilir

    [92] Sapıklara denir ki; «Hani vaktiyle taptıgınız sozde ilahlar

    [93] Allah´ı bir yana bırakarak ilah edindiginiz putlar? Simdi size yardım edebiliyorlar ya da kendilerini kurtarabiliyorlar mı

    [94] Duzmece ilahlar ile sapıklar basasagı cehenneme atılırlar

    [95] Seytanın butun askerleri de

    [96] Orada birbirleri ile tartısmaya tutusarak derler ki

    [97] Vallahi bizler apacık bir sapıklıga saplanmıstık

    [98] Cunku sizleri alemlerin Rabb´ine denk tutmustuk

    [99] Bizi agır suclular yoldan cıkarmıslardır

    [100] Simdi bizim bir sefaatcimiz yok

    [101] Cana yakın bir dostumuz da yok

    [102] Ah keski, bir daha dunyaya donebilsek de mu´minlerden olsak

    [103] Kusku yok ki, bu olaydan alınacak dersler vardır. Onların cogunlugu inanmamıs kimselerdi

    [104] Ve yine kusku yok ki, senin Rabb´in ustun iradeli ve merhametlidir

    [105] Nuh´un soydasları peygamberlerini yalanladılar

    [106] Hani kardesleri Nuh, onlara dedi ki, Siz hic Allah´tan korkmaz mısınız

    [107] Ben size gonderilmis, guvenilir bir Allah elcisiyim

    [108] Oyleyse Allah´tan korkunuz ve cagrıma uyunuz

    [109] Ben bu cagrı hizmetime karsılık sizden herhangi bir ucret istemiyorum, benim cabamın karsılıgını verecek olan alemlerin Rabb´idir

    [110] O halde Allah´tan korkunuz ve cagrıma uyunuz

    [111] Soydasları, «pesinden gelenler aramızdaki ayak takımı iken hic biz sana inanır mıyız» dediler

    [112] Nuh dedi ki; «Onların neler yaptıklarını ben bilemem.»

    [113] Onların hesabını gormek, sadece Rabb´ime duser. Keske bu gercegin bilincinde olsanız

    [114] Mu´minleri yanımdan kovmak bana yakısmaz

    [115] Ben sadece acık sozlu bir uyarıcıyım

    [116] Soydasları; «Ey Nuh, eger bu dediklerinden vazgecmezsen tasa tutulup oldurulenlerden olacaksın» dediler

    [117] Bunun uzerine Nuh dedi ki: «Ya Rabbi, soydaslarım beni yalanladılar

    [118] Onlar ile aramdaki meseleyi sen kesin cozume bagla; beni ve yanımdaki mu´minleri kurtar.»

    [119] Bunun uzerine Nuh´u ve yanındakileri dolu bir gemiye bindirerek kurtardık

    [120] Bunun arkasından dısarda kalanları suda bogduk

    [121] Kusku yok ki, bu olaydan alınacak dersler vardır. Onların cogunlugu inanmamıs kimselerdi

    [122] Ve yine kusku yok ki, senin Rabb´in ustun iradeli ve merhametlidir

    [123] Adogulları da peygamberlerini yalanladılar

    [124] Hani kardesleri Hud, onlara dedi ki, «Siz hic Allah´tan korkmaz mısınız?»

    [125] Ben size gonderilmis, guvenilir bir Allah elcisiyim

    [126] Oyleyse Allah´tan korkunuz da, cagrıma uyunuz

    [127] Ben bu cagrı hizmetime karsılık sizden herhangi bir ucret istemiyorum, benim cabamın karsılıgını verecek olan alemlerin Rabb´idir

    [128] Sizler her yuksek tepeye gosteris amaclı bir anıt dikerek bos islerle mi oyalanıyorsunuz

    [129] Hic olmemek umidi ile saglam koskler mi yapıyorsunuz

    [130] Birini yakalayınca zorbaca yakalıyorsunuz

    [131] Allah´tan korkunuz da cagrıma uyunuz

    [132] Size bildiginiz nimetleri bagıslayan Allah´tan korkunuz

    [133] O size davar suruleri ile evlatlar bagısladı

    [134] Bahceler ve pınarlar armagan etti

    [135] Sizin hesabınıza ´buyuk gun´un azabından endise ederim

    [136] Adogulları dediler ki, «Ister ogut ver, ister ogut verenlerden olma, bizim icin birdir.»

    [137] Bu uygulamalarımız, eski atalarımızdan bize gelen geleneklerden baska birsey degildir

    [138] Bizim azaba carpılmamız sozkonusu degildir

    [139] Boylece peygamberlerini yalanladılar. Biz de onları yokettik. Kusku yok ki, bu olaydan alınacak dersler vardır. Onların cogu inanmamıs kimselerdir

    [140] Ve yine kusku yok ki, senin Rabb´in ustun iradeli ve merhametlidir

    [141] Semudogulları da peygamberlerini yalanladılar

    [142] Hani kardesleri Salih onlara dedi ki, siz hic Allah´tan korkmaz mısınız

    [143] Ben size gonderilmis guvenilir bir Allah elcisiyim

    [144] Oyleyse Allah´tan korkunuz da cagrıma uyunuz

    [145] Ben bu cagrı hizmetime karsılık sizden herhangi bir ucret istemiyorum; benim cabalarımın karsılıgını verecek olan, alemlerin Rabb´idir

    [146] Siz bu dunyada hep guven icinde yasatılacagınızı mı sanıyorsunuz

    [147] Bahceler ve pınarlar arasında

    [148] Ekinler ve olgun tomurcuklar hurmalar arasında

    [149] Dagları maharetle oyup alımlı koskler yapıyorsunuz

    [150] Allah´tan korkunuz da cagrıma uyunuz

    [151] Aranızdaki azıtmısların emirlerine uymayınız

    [152] Onlar yeryuzunde kargasa cıkarırlar, hicbir bozuklugu duzeltmezler

    [153] Semudogulları dediler ki; «Sen buyuye carpılmıs birisin.»

    [154] Sen sadece bizler gibi bir insansın. Eger dogru soyluyorsan bize bir mucize goster

    [155] Istediginiz mucize iste su disi devedir. Su icme sırası bir gun onun ve belli bir gunde sizindir

    [156] Ona bir kotuluk dokundurmayınız. Yoksa Buyuk Gun´un azabına carpılırsınız.´

    [157] Buna ragmen devenin ayaklarını keserek onu cansız yere devirdiler. Fakat hemen pisman oldular

    [158] Arkasından azab, yakalarına yapıstı. Kusku yok ki, bu olaydan alınacak dersler vardır. Onların cogunlugu inanmamıs kimselerdi

    [159] Ve yine kusku yok ki, senin Rabb´in ustun iradeli ve merhametlidir

    [160] Lut´un soydasları da peygamberlerini yalanladılar

    [161] Hani kardesleri Lut, onlara dedi ki; «Siz hic Allah´tan korkmaz mısınız

    [162] Gercekten ben, size gonderilen guvenilir bir peygamberim

    [163] Oyleyse Allah´tan korkunuz da cagrıma uyunuz

    [164] Ben bu cagrı hizmetime karsılık sizden hicbir ucret istemiyorum, benim cabalarımın karsılıgını verecek olan alemlerin Rabb´idir

    [165] Sizler erkekler ile cinsel iliski kuruyorsunuz, oyle mi

    [166] Buna karsılık Rabb´inizin sizin icin es olarak yarattıgı kadınları bırakıyorsunuz? Sizler dogal sınırları cigneyen, sapık bir toplumsunuz

    [167] Soydasları «Ey Lut, eger bu dediklerinden vazgecmezsen kesinlikle seni buradan surecegiz» dediler

    [168] Lut dedi ki; Ben sizin bu sapık davranısınızdan tiksinenlerdenim

    [169] Ya Rabbi, beni ve ailemi bunların sapık davranıslarının yaygın cezasından kurtar

    [170] Biz de Lut´u ve ailesini kurtardık

    [171] Ailesinden sadece yaslı bir kadın, sapıklar arasında kaldı

    [172] Sonra geride kalanları yokettik

    [173] Onların baslarına muthis bir yagmur yagdırdık. Uyarıcıları umursamayanların baslarına yagan yagmur ne fenadır

    [174] Kusku yok ki, bu olaydan alınacak dersler vardır. Onların cogunlugu inanmamıs kimselerdir

    [175] Ve yine kusku yok ki, senin Rabb´in ustun iradeli ve merhametlidir

    [176] Eyke halkı da peygamberlerini yalanladılar

    [177] Hani Suayb, onlara dedi ki; «Siz hic Allah´tan korkmaz mısınız?»

    [178] Ben size gonderilmis, guvenilir bir elciyim

    [179] Oyleyse Allah´tan korkunuz da cagrıma uyunuz

    [180] Ben bu cagrı hizmetime karsılık sizden hicbir ucret istemiyorum; benim cabalarımın karsılıgını verecek olan, alemlerin Rabb´idir

    [181] Olcme islemlerinizde durust olunuz, eksik olcenlerden olmayınız

    [182] Tartma islemlerinde dogru ve duyarlı terazi kullanınız

    [183] Halkın mallarına dusuk deger bicmeyiniz, yeryuzunde kargasa cıkarıp dirligi bozmayınız

    [184] Sizi ve sizden onceki kusakları yaratan Allah´tan korkunuz

    [185] Eykeliler dediler ki; «Sen buyuye carpılmıs birisin.»

    [186] Sen de sadece bizler gibi bir insansın. Senin kesinlikle yalan soyledigin kanısındayız

    [187] Eger dogru soyluyorsan basımıza gokten parcalar yagdır

    [188] Suayb «Rabbim neler yaptıgınızı herkesten iyi bilir.»

    [189] Eykeliler, Suayb´i yalanladılar. Bunun uzerine «Yakar bulut gunu» nun azabı yakalarına yapıstı. O gercekten muthis bir gunun azabı idi

    [190] Kusku yok ki, bu olaydan alınacak dersler vardır. Onların cogunlugu inanmamıs kimselerdi

    [191] Ve yine kusku yok ki, senin Rabb´in ustun iradeli ve merhametlidir

    [192] Hic kuskusuz Kur´an, Rabb´in tarafından indirilmistir

    [193] Onu «guvenilir ruh» (Cebrail) indirdi

    [194] Senin kalbine; uyarıcılardan biri olasın diye

    [195] Acık, yalın bir arapca ile

    [196] Kur´an´ın temel ilkeleri, daha onceki ummetlerin kutsal kitaplarında da yer almıstı

    [197] Israilogulları bilginlerinin bu Kur´an´dan haberdar olmaları musrikler icin bir delil degil mi

    [198] Eger biz Kur´an´ı ana dili arapca olmayan birine indirseydik de

    [199] Onu o musriklere okusaydı ona yine inanmazlardı

    [200] Boylece inanmamayı agır sucluların kalplerine asıladık

    [201] Onlar acıklı azabı gormedikce ona inanmazlar

    [202] O azapla hic farkında olmadıkları bir sırada, ansızın yuzyuze gelirler

    [203] O zaman «Acaba bize muhlet verilir mi?» derler

    [204] Onlar azabımızın bir an once gerceklesmesini mi istiyorlar

    [205] Baksana, eger onları yıllarca refah icinde yasatsak da

    [206] Sonra tehdit edildikleri azap baslarına gelse

    [207] Vaktiyle refah icinde gecirdikleri hayat kendilerine hicbir fayda saglamaz

    [208] Yok ettigimiz her ulkeye mutlaka uyarıcılar gonderdik

    [209] Amac baslarına gelecekleri kendilerine onceden haber vermektir. Biz zalim degiliz

    [210] Kur´an, seytanlar tarafından indirilmis degildir

    [211] Bu onların sıfatları ile bagdasmaz. Zaten onlar bunu yapamazlar da

    [212] Cunku onların vahyi isitmeleri engellenmistir

    [213] Sakın Allah´ın yanısıra baska bir ilaha yalvarma; yoksa azaba carpılanlardan olursun

    [214] Oncelikle en yakın akrabalarını uyar

    [215] Sana uyan mu´minlere karsı alcak gonulluluk kanatlarını indir

    [216] Eger hemsehrilerin sana karsı gelirlerse onlara «Ben sizin yaptıklarınızdan uzagım» de

    [217] Ustun iradeli ve merhametli olan Allah´a dayan

    [218] O seni namaza durdugunda gorur

    [219] Secde edenler ile birlikte egilip dikildigini de gorur

    [220] Hic kuskusuz O, herseyi isitir ve herseyi gorur

    [221] Seytanların kime inecegini size soyleyeyim mi

    [222] Onlar ne kadar asırı yalancı ve gunah duskunu varsa onlara inerler

    [223] Onlar, cogunlugu yalancı olan seytanların soylediklerine kulak verirler

    [224] Sairlere gelince ancak amacsız, havai insanlar onların pesinden gider

    [225] Gormuyormusun ki, onlar her vadiye dalarlar

    [226] Ve yapmadıklarını soylerler

    [227] Yalnız iman edip iyi ameller isleyenler, sık sık Allah´ı ananlar ve zulme ugradıklarında zalimlere karsı koyanlar boyle degildirler. Zalimler ne acı bir akıbetle yuzyuze geleceklerini yakında anlayacaklardır

    Neml

    Surah 27

    [1] Ta sin, bunlar Kur´an´ın, acık anlamlı kitabın ayetleridir

    [2] Bu ayetler mu´minler icin dogru yol kılavuzu ve mujde iceriklidirler

    [3] Onlar namaz kılarlar, zekatı verirler ve ahirete kesinlikle inanırlar

    [4] ahirete inanmayanlara gelince onlara yaptıkları kotu isleri guzel gosteririz de sapıklıkları icinde bilincsizce debelenirler

    [5] Onlar azapların en kotusune carpılacaklardır ve yine onlar ahirette en agır zarara ugrayanlar olacaklardır

    [6] Bu Kur´an sana, her isi yerinde olan ve her seyi bilen Allah katından indirilmektedir

    [7] Hani Musa ailesine: «Ben uzaklarda bir ates gordum gideyim de oradan size ya bir haber getiririm ya da bir kor parcası alıp gelirim de ısınırsınız» dedi

    [8] Musa, ates gordugu yere geldiginde soyle bir ses duydu: Gerek atesin yanındakiler ve gerekse cevresinde bulunanlar kutsanmıstır. Tum varlıkların Rabb´ı olan Allah her turlu noksanlıklardan munezzehtir

    [9] Ya Musa, kesin olarak bil ki, ben ustun iradeli ve her isi yerinde olan Allah´ım

    [10] «Elindeki degnegi yere at!» Musa yere dusen degnegin yılan gibi kıvrılıp yurudugunu gorunce geriye dondu ve arkasına bakmadan kacmaya basladı. Bu sırada soyle bir ses duydu «Ya Musa korkma! Cunku Peygamberler benim huzurumdayken korkuya kapılmazlar.»

    [11] Yalnız zalimlerin durumu baska. Fakat eger boyleleri kotuluk yaptıktan sonra tutumlarını degistirip iyilik yapmaya koyulurlarsa, hic kuskusuz ben affedici ve merhametliyim

    [12] Elini yenine sok: Dısarı cıkardıgında, hicbir hastalık belirtisi olmaksızın, ak bir parıltı sacacaktır. Bu olaganustulukler, Firavun ile soydaslarına gosterecegin dokuz mucizenin ikisidir. Onlar kesinlikle yoldan cıkmıs bir toplumdur.»

    [13] Mucizelerimiz onların gozleri onune serilince «Bu apacık bir buyudur» dediler

    [14] Vicdanların kesinlikle dogru kabul ettigi bu mucizeleri gercegi cigneyerek ve kustahca burun kıvırarak inkar ettiler. Gor bakalım, o bozguncuların sonu nice oldu

    [15] Biz Davud´a ve Suleyman´a ilim verdik. Onlar da «Bizi bircok musluman kulundan daha ustun kılan Allah´a hamd olsun» dediler

    [16] Suleyman, Davud´un yerine gecince dedi ki: «Ey insanlar, bize kus dili ogretildi ve her sey bol bol verildi, kusku yok ki, bu apacık bir lutuftur.»

    [17] Suleyman´ın cinlerden, insanlardan ve kuslardan olusan ordusu toplanarak disiplinli bir halde biraraya gelerek, duzgun saflar halinde ve uygun adımlarla yuruyuse gecti

    [18] Ordu karınca vadisine vardıgında ordudaki karıncalardan biri «Ey karıncalar yuvalarınıza giriniz ki, Suleyman ve ordusu farkında olmadan sizi cignemesin» dedi

    [19] Suleyman, karıncanın dediklerini isitince gulumseyerek dedi ki; «Ya Rabbi gerek bana ve gerekse ana babama bagısladıgın nimetlere olanca gucumle sukretmemi ve hosnut olacagın iyi isler yapmamı nasip eyle, rahmetinle beni iyi kullarının arasına kat.»

    [20] Suleyman, ordusunun kuslardan olusan birligini denetleyince dedi ki «Hudhud´u nicin goremiyorum, yoksa burada degil mi

    [21] Onu ya agır bir cezaya carptıracagım, ya kesecegim ya da bana mazeretini belgeleyen acık bir kanıt getirecek

    [22] Hudhud cok gecmeden cıkagelerek dedi ki: «Senin bilmedigin bir seyi ogrendim, sana Saba´dan cok onemli bir haber getirdim.»

    [23] Ben o yorenin halkını yoneten bir kadınla karsılastım. Allah ona her seyi vermis, gorkemli bir tahtı var

    [24] Onun ve soydaslarının Allah´ı bir yana bırakarak gunese secde ettiklerini gordum. Seytan, yaptıkları yanlıs isleri onlara guzel gostererek kendilerine dogru saptırmıs, bu yuzden dogru yolu bulamıyorlar

    [25] Seytanın amacı, onları goklerdeki ve yeryuzundeki gizli seyleri meydana cıkaran gerek saklı tuttukları ve gerekse acıga vurdukları tum duygularını bilen Allah´a secde etmelerini engellemektir

    [26] O Allah ki, kendisinden baska ilah yoktur ve yuce Ars´ın Rabb´idir

    [27] Suleyman, hudhud´e dedi ki; «Gorecegiz bakalım, dogru mu soyluyorsun yoksa yalancının biri misin?»

    [28] Su mektubumu goturup onlara at, sonra seni goremeyecekleri bir yere cekil de bak bakalım ne gibi bir sonuca varacaklar

    [29] Sebe’ melikesi dedi ki: “Ey ileri gelenler, gercekten bana cok serefli bir mektup bırakıldı.”

    [30] Mektup, Suleyman´dan geliyor, Rahman ve Rahim olan Allah´ın adı ile baslıyor

    [31] Icinde «Bana karsı buyukluk taslamayınız, boyun egerek huzuruma geliniz» diyor

    [32] Kralice «Ey devletin ileri gelenleri, bu konuda ne yapmam gerektigine iliskin goruslerinizi soyleyiniz, ben sizin gorusunuzu almadan hicbir isi kesin sonuca baglamam

    [33] Ileri gelen devlet adamları dediler ki; «Biz gucluyuz, yaman savascılarız, ferman senindir, dusun de ne buyuracagına karar ver.»

    [34] Kralice dedi ki; «Hukumdarlar bir ulkeye ayak bastıklarında oranın duzenini alt ust ederler ve halkının seckinlerini hor ve itibarsız duruma dusururler. Onlar hep boyle yaparlar.»

    [35] Simdi ben onlara bir hediye gonderecegim ve elcilerimin nasıl bir cevapla doneceklerini gorecegim

    [36] Kralicenin elcisi gelince Suleyman ona dedi ki; «Beni mal ile mi kandıracaksınız? Allah´ın bana bagısladıgı ayrıcalıklar size verdiklerinden daha ustundur. Siz bu hediyenizle ovunebilirsiniz?»

    [37] Simdi efendilerine don. Yemin ederim ki, karsı koyamayacakları kadar guclu bir ordu ile uzerlerine yururuz. Ve onurlarını cigneyerek burunlarını yere surte surte onları yurtlarından cıkarırız

    [38] Suleyman (yanındakilere donerek) Ey devletin ileri gelenleri, bu adamlar boyun egerek huzuruma gelmeden once hanginiz kralicenin o tahtını bana getirebilir? dedi

    [39] Cinlerin ele baslarından biri «Sen su oturdugun yerden kalkmadan once o tahtı sana getiririm. Hem bu isi basaracak gucum vardır ve hem de bu konuda guvenilir bir kisiyim» dedi

    [40] Kutsal Kitap kaynaklı bilgisi olan biri ise «Gozunu acıp kapamadan o tahtı sana getireyim» dedi. Suleyman tahtı onunde yere konmus gorunce, «Bu, sukur mu edecegim yoksa, nankorce mi davranacagım diye beni sınavdan gecirmek isteyen Rabbimin bana yonelik bir lutfudur. Kim sukrederse kendisi icin sukretmis olur. Nankorluk eden de bilsin ki, yuce Allah´ın hicbir seye ihtiyacı yoktur ve bagısı karsılıksızdır.» dedi

    [41] Sonra yanındakilere donerek «Tahtı kralicenin tanımayacagı sekilde degistirin! bakalım onu tanıyabilecek mi, yoksa tanımayacak mı?» dedi

    [42] Kralice gelince kendisine: «Bu senin tahtın mıdır? diye soruldu. O da dedi ki; «Sanki odur. Zaten bu mucizeden once bize bilgi verilmis ve biz senin cagrına boyun egmeye hazırlanmıstık.»

    [43] O´nu, Allah´ı bir yana bırakarak taptıgı putlar dogru yola girmekten alıkoymustu. Cunku kafir toplumun bir uyesi idi

    [44] Ona “Koske gir” denildi. Salonu gorunce onu derin bir su sandı. Ve iki ayagını actı. Suleyman da “Dogrusu bu camdan yapılmıs mucella bir salondur” dedi. Kadın “Rabbim suphesiz ben kendime zulmetmistim. Suleyman’la beraber alemlerin Rabbi olan Allah’a teslim oldum” dedi

    [45] Semudogullarına da «Allah´a kulluk ediniz» cagrısını seslendirsin diye kardesleri Salih´i peygamber olarak gonderdik. Fakat Semudogulları, birbirleri ile catısan iki karsı gruba ayrıldılar

    [46] Salih onlara «Ey soydaslarım, niye iyilikten once kotulugu istiyorsunuz, neden carpılacagınız cezanın bir an once basınıza gelmesini diliyorsunuz? Allah´tan af dilesenize, ; ola ki O´nun merhametinden pay alırsınız.»

    [47] Semudogulları, Salih´e «Sen ve yanındakiler bize ugursuzluk getirdiniz» dediler. Salih dedi ki; «Sizin kısmetiniz Allah katında belirlenmistir. Aslında siz toplum olarak sınavdan geciriliyorsunuz.»

    [48] O sehirde, toplumda surekli kargasa cıkaran, hic bir bozuklugu duzeltmeye yanasmayan dokuz tane elebası vardı

    [49] Bunlar «Bir gece Salih´in evini basarak kendisini ve ailesini oldurelim, sonra da guvenligini ustlenen akrabasını ´Onun ailesinin oldurulme olayından haberimiz yok, kesinlikle dogru soyluyoruz´ diyelim» diye aralarında Allah adına and ictiler

    [50] Boylece onlar bir tuzak kurdular. Fakat biz de onlara, farkında olmadıkları bir tuzak kurduk

    [51] Simdi bak bakalım, onların tuzaklarının sonu nice oldu? Biz onları ve soydaslarını hep birlikte yok ettik

    [52] Iste enkaz yıgınına donusmus evleri! Sebep zalimlikleridir. Hic kuskusuz Allah´ın degismez yasasını bilenlerin bu olaydan alacakları dersler vardır

    [53] Buna karsılık mu´minleri ve Allah´ın yasalarını cignemekten sakınanları yok olmaktan kurtardık

    [54] Lut´u da peygamber olarak gonderdik. Hani O, soydaslarına soyle demisti: «Sizler, normal cinsel iliski duzenine ters dustugunuze gore ve birbirlerinizin gozleri onunde o igrenc isi yapıyorsunuz, oyle mi?»

    [55] Siz kadınları bırakıp erkeklerle cinsel iliskide bulunuyorsunuz oyle mi? Aslında sizler her turlu bilgiden yoksun, beyinsiz bir toplumsunuz

    [56] Soydaslarının tek cevabı birbirlerine soyle demeleri oldu: «Lut´un yakınlarını sehrinizden cıkarınız, cunku onlar temizlige pek meraklı kimselermis!»

    [57] Lut´u ve esi dısındaki yakınlarını kurtardık. Esinin ise geride kalarak yok olmasını kararlastırdık

    [58] Onların baslarına muthis bir yagmur yagdırdık. Uyarıları umursamayanların baslarına yagan yagmur ne fenadır

    [59] Ey Muhammed de ki; «Allah´a hamd ve sectigi kullarına da selam olsun. Allah mı daha iyidir, yoksa onların Allah´a ortak kostukları duzmece ilahlar mı

    [60] (Bu duzmece ilahlar mı daha iyi) yoksa gokleri ve yeri yaratan, gokten size su indiren Allah mı? Biz o su sayesinde bir tek agacını bile bitirmeye gucunuzun yetmeyecegi alımlı bahceler bitirdik. Allah´ın yanı sıra baska bir ilah mı var? Aslında onlar gercekten sapan bir toplumdurlar

    [61] Bu duzmece ilahlar mı daha iyi yoksa dunyayı dengeli bir yasama alanı yapan, kara parcaları uzerindeki nehirler akıtan, yeryuzunde koklu daglar yukselten ve farklı yogunluktaki iki deniz arasına set koyan Allah mı

    [62] (Bu duzmece ilahlar mı daha iyi) yoksa sıkıntıya dusene, kendisine yalvardıgı takdirde cevap vererek sıkıntısını gideren ve sizi ardarda gelen kusaklar halinde yeryuzune egemen kılan Allah mı? Allah´ın yanı sıra baska bir ilah mı var? Ne kadar kıt dusuncelisiniz

    [63] (Bu duzmece ilahlar mı daha iyi) yoksa karaların ve denizlerin karanlıkları icinde size yolunuzu bulduran, rahmetinin onunden ruzgarları mujde habercisi olarak gonderen Allah mı? Allah´ın yanı sıra baska bir ilah mı var? Allah, onların kendisine kostukları ortaklardan munezzehtir

    [64] (Bu duzmece ilahlar mı daha iyi) yoksa canlıları ilk kez yaratan ve oluleri yeniden diriltecek olan, gokten ve yerden size besin kaynakları saglayan Allah mı? Allah´ın yanı sıra baska bir ilah mı var? De ki; «Eger dogru soyluyorsanız, acık delilinizi getiriniz.»

    [65] De ki; «Bilinmezi, gaybı ne goktekiler bilir ne de yerdekiler. Onu sadece Allah bilir». Onlar ne zaman yeniden diriltileceklerini de bilemezler

    [66] Onların bilgileri ahirete erememis, o alemin berisinde kalmıstır. Aslında onlar ahiret konusunda kusku icindedirler. Hatta ondan yana kordurler

    [67] Kafirler dediler ki; «Bizler ve atalarımız, toprak olduktan sonra yeniden mi diriltilecegiz?»

    [68] Bu tehdit gerek bize ve gerekse atalarımıza daha once de yapılmıstı. Bu, eskilerin masallarından baska bir sey degildir.»

    [69] Onlara de ki; «Yeryuzunu geziniz de agır sucluların sonunun nice oldugunu gorunuz.»

    [70] Ey Muhammed, onlar icin uzulme ve sana kurdukları tuzaklarda canını sıkmasın

    [71] Eger dogru soyluyorsanız bize yonelttiginiz tehdit ne zaman gerceklesecek? diyorlar

    [72] Onlara de ki; «Bir an once gerceklessin diye sabırsızlandıgınız azabın bir bolumu belki de yanı basınızdadır.»

    [73] Kusku yok ki senin Rabb´in insanlara karsı lutufkardır, ama onların cogunlugu O´na sukretmezler

    [74] Kusku yok ki, senin Rabb´in onların gerek iclerinde sakladıkları ve gerekse acıga vurdukları tum duyguları bilir

    [75] Goklerdeki ve yeryuzundeki butun bilinmezler, tum sırlar mutlaka apacık kitapta yer alır

    [76] Kusku yok ki, Bu Kur´an, Israilogulları´na anlasmazlıga dustukleri konuların cogunu acık acık anlatmaktadır

    [77] Ve yine kusku yok ki, Kur´an, mu´minler icin dogru yol kılavuzu ve rahmettir

    [78] Hic kuskusuz Rabb´in Israilogulları hakkında kesin hukmunu verecektir. O ustun iradelidir ve her seyi bilir

    [79] Ey Muhammed, oyleyse sen Allah´a dayan. Cunku apacık gercegi savunuyorsun

    [80] Sen olulere soz isittiremezsin. Arkalarını donup yanından kacan sagırlara da cagrını duyuramazsın

    [81] Sen korleri de sapıklıklarından kurtarıp dogru yola iletemezsin. Sen ancak ayetlerimize inanan ve Rab´lerine boyun egmis muslumanlara soz dinletebilirsin

    [82] insanlara yonelttigimiz o tehdidin gerceklesme gunu yaklasınca karsılarına yerden bitme bir hayvan cıkarırız. Bu hayvan dile gelerek insanların ayetlerimize inanmadıklarını acıklar

    [83] O gun her ummetten ayetlerimizi yalanlayanları grup grup bir yere topladıktan sonra saf duzeninde yuruyuse geciririz

    [84] Hesaplasma yerine geldiklerinde Allah, onlara der ki; «Ayetlerimi anlamadıgınız halde yalanladınız, degil mi? Yoksa yaptıgınız, baska neydi ki?»

    [85] Zalimliklerinden oturu haklarındaki hukum kesinlesmistir. Bu yuzden artık konusamaz olurlar

    [86] Geceyi dinlenesiniz diye karanlık ve gunduzu de calısasınız diye aydınlık olarak yarattıgımızı onlar gormuyorlar mı? Bu olgulardan mu´minlerin alacakları bircok dersler vardır

    [87] Sur´a uflendigi gun, Allah´ın diledikleri dısında kalan goklerdeki ve yeryuzundeki herkes dehsete kapılır. Herkes boyun egerek O´nun huzuruna gelir

    [88] Sen dagları gorunce onların yerlerinden hic kımıldamadıkları sanırsın. Oysa onlar bulutlar gibi hareket ederler. Bu her seyi ozenerek yaratan Allah´ın ustalıgıdır. Hic kuskusuz O, yaptıgınız her seyden haberdardır

    [89] Kimler iyilikle gelirse karsılıgında daha iyisini alırlar. Boyleleri o gun hic korkuya kapılmazlar, gonulleri rahat olur

    [90] Kimler kotulukle gelirse yuzukoyun cehenneme atılırlar. Kendilerine «Bu sadece vaktiyle isledikleriniz (kotulukler)in cezası degil midir» denir

    [91] Ey Muhammed de ki; «Bana sırf bu sehrin Rabb´ine kulluk etmem emredildi. O bu sehri dokunulmaz kıldı. Her sey O´nundur. Bana O´nun buyruguna boyun egenlerin ilki olmam emredildi

    [92] Bana bir de Kur´an okumam emredildi. Kim dogru yola gelirse kendi iyiligi icin dogru yola gelmis olur. Kim egri yola saparsa de ki; ben sadece bir uyarıcıyım

    [93] De ki; Hamd Allah´a mahsustur. O ilerde size ayetlerini gosterecek, siz de onları tanıyacaksınız. Rabb´in onların yaptıkları islerden kesinlikle habersiz degildir

    Kasas

    Surah 28

    [1] Ta. sin. mim

    [2] Bunlar apacık Kitab´ın ayetleridir

    [3] Ey Muhammed! Inanan bir kavim icin. Musa ve Firavun olayının bir kısmını sana dosdogru anlatacagız

    [4] Firavun ulkesinde ululandı ve zorbalıga kalktı, halkını cesitli sınıflara boldu. Onlardan bir toplulugu (Israilogulları´nı) zayıflatıyor, ogullarını kesiyor, kadınları sag bırakıyordu. Cunku o bozguncunun biriydi

    [5] Biz istiyorduk ki o yerde zayıflatılanlara lutfedelim, onları onderler yapalım, onları digerlerinin yerine mirascı kılalım

    [6] Ve onları o ulkede hakim kılalım. Firavun´a Haman´a ve askerlerine; baslarına gelmesinden korktukları seyi gosterelim

    [7] Musa´nın annesine, «Cocugu emzir. Basına bir sey gelmesinden korkuyorsan bir sandık icinde suya bırak, korkma, uzulme, biz onu tekrar sana verecegiz ve onu peygamber yapacagım» diye bildirmistik

    [8] Nihayet Firavun ailesi onu buldu ve aldı. Cunku o, sonunda kendileri icin bir dusman ve dert olacaktı. Suphesiz Firavun, Haman ve askerleri suclu oldukları icin yanılıyorlardı

    [9] Firavun´un karısı; «Ikimizin de gozu aydın! Onu oldurmeyin, belki bize faydası dokunur ya da onu evlat ediniriz» dedi. Onu almakla hata ettiklerini bilmiyorlardı

    [10] Musa´nın annesi, gonlu bombos, sabaha kadar oglunu dusundu. Eger biz, vaadimize inananlardan olması icin kalbini iyice pekistirmemis olsaydık, saraya alınan cocugun oglu oldugunu acıga vuracaktı

    [11] Annesi Musa´nın ablasına; «Onun izini takip et» dedi. O da kimse farkına varmadan, Musa´yı gozetledi

    [12] Onceden, sut annelerinin memesini kabul etmemesini sagladık. Musa´nın ablası; «Sizin icin onun bakımını ustlenecek ve ona ogut verip onu guzelce egitecek bir aileyi gostereyim mi?» dedi

    [13] Boylece biz onu annesine geri verdik ki gozu aydın olsun, uzulmesin ve Allah´ın vaadinin gercek oldugunu bilsin. Fakat cogu bunu bilmez

    [14] Musa, yigitlik cagına gelip olgunlasınca, biz ona hikmet ve ilim verdik. Iste guzel davrananları boyle mukafatlandırırız

    [15] Musa, halkının haberi olmadıgı bir zamanda sehre girdi. Orada, biri kendi tarafından digeri dusman tarafından olan iki adamın birbiriyle dovustuklerini gordu. Kendi tarafından olan, dusman olana karsı Musa´dan yardım istedi. Musa´da onun dusmanına bir yumruk vurdu, olumune sebep oldu. Sonrada; «Bu seytanın isidir; cunku o apacık saptıran bir dusmandır.» dedi

    [16] Musa; «Rabb´im! Ben nefsime zulmettim, beni bagısla» dedi. Allah onu bagısladı. Cunku O, cok bagıslayan ve cok esirgeyendir

    [17] Musa; «Rabb´im! Bana verdigin nimete andolsun ki, suclulara asla yardımcı olmayacagım» dedi

    [18] Sehirde korku icinde etrafı gozetleyerek sabahladı. Dun kendisinden yardım isteyen kisi bagırarak yine ondan yardım istiyordu. Musa ona; «Besbelli sen bir azgınsın.» dedi

    [19] Nihayet Musa ikisininde dusmanı olan adamı yakalamak isteyince; «Ey Musa! Dun bir canı oldurdugun gibi beni de mi oldurmek istiyorsun? Sen yeryuzunde islah edenlerden degil de zorba olmak istiyorsun.» dedi

    [20] Sehrin obur ucundan bir adam kosarak geldi; «Ey Musa, ileri gelenler seni oldurmek icin aralarında gorusuyorlar. Hemen uzaklas. Dogrusu ben sana ogut veriyorum» dedi

    [21] Musa, korku icinde cevresini gozetleyerek sehirden cıktı. «Rabb´im! Beni su zalim kavimden kurtar.» dedi

    [22] Medyen´e dogru yonelince; «Umit ederim ki Rabb´im dogru yola iletir.» dedi

    [23] Medyen suyuna geldiginde, kuyunun basında insanların hayvanlarını suladıklarını gordu. Onlardan baska, hayvanlarını sudan alıkoyan iki kız gordu. Onlara; «Derdiniz nedir?» dedi. Dediler ki; «Cobanlar sulayıp cekilmeden biz onların icine sokulup hayvanlarımızı sulamayız. Babamız cok yaslıdır, onun icin bu isi biz yapıyoruz.»

    [24] Musa onların hayvanlarını suladı, sonra golgeye cekildi; «Rabb´im, dogrusu bana indirecegin her hayra muhtacım» dedi

    [25] O sırada iki kızdan biri utana utana Musa´nın yanına geldi; «Babam sulama ucretini odemek icin seni cagırıyor» dedi. Musa kızların babalarının yanına gelerek basından gecen olayları anlatınca O; «Korkma, o zalim kavimden kurtuldun» dedi

    [26] Kızlardan biri; «Babacıgım, bunu coban olarak tut, ucretle tuttuklarının en hayırlısı budur. Cunku hem guclu hem de guvenilir.»

    [27] Kızların babası; «Bana sekiz yıl calısmana karsılık bu iki kızımdan birini sana nikahlamak istiyorum. Eger bu sureyi on yıla tamamlarsan o senin tarafından bir iyiliktir. Ben sana zahmet vermek istemem. Insallah, beni iyi kimselerden bulacaksın» dedi

    [28] Musa; «Bu seninle benim aramda bir sozlesmedir. Hangi sureyi yerine getirirsem bana dusmanlık yoktur. Konustuklarımıza Allah vekildir.» dedi

    [29] Musa sureyi bitirince ailesi ile beraber yola cıktı. Tur tarafında bir ates gordu. Ailesine «Siz durun, ben bir ates gordum; belki oradan size bir haber yada bir ates koru getiririm de ısınırsınız.» dedi

    [30] Oraya gelince, o mubarek yerdeki vadinin sag kıyısındaki, agactan kendisine soyle seslenildi: «Ey Musa, muhakkak ki alemlerin Rabb´i olan Allah benim ben!»

    [31] «Asanı at Musa!» Attıgı kocaman asasının kucuk bir yılan gibi hareket ettigini gorunce, donup arkasına bakmadan kactı. «Ey Musa, don gel, korkma, sen guvende olanlardansın.»

    [32] «Elini koynuna sok, kusursuz olarak bembeyaz cıksın. Korkudan acılan kollarını kendine cek. Iste bunlar, Firavun´a ve onun adamlarına karsı Rabb´inin verdigi iki delildir. Cunku onlar yoldan cıkmıs bir kavimdirler» denildi

    [33] Musa; «Rabb´im! Ben onlardan bir cana kıydım, beni oldurmelerinden korkuyorum.» dedi

    [34] «Kardesim Harun´un dili benimkinden daha duzgundur onu da beni destekleyen bir yardımcı olarak benimle gonder, cunku beni yalanlayacaklarından korkarım.» dedi

    [35] Allah; «Seni kardesinle destekleyecegiz; ikinize bir kudret verecegiz ki, onlar size el uzatamayacaklar. Ayetlerim sayesinde onlar size erisemeyecekler. Ikiniz ve size uyanlar ustun geleceksiniz.» dedi

    [36] Musa onlara apacık ayetlerimizle gelince uydurulmus buyuden baska bir sey degildir. Bizden onceki atalarımızdan boylesini isitmedik dediler

    [37] Musa; «Rabb´im, katında bir dogruluk rehberini kimin getirdigini ve bu dunya hayatının sonunda guzel sonucun kime nasip olacagını daha iyi biliyor. Muhakkak ki, zalimler iflah olmaz» dedi

    [38] Firavun; «Ey ileri gelenler! Sizin icin benden baska bir ilah tanımıyorum. Ey Haman, haydi, benim icin camur uzerinde ates yak ve tugla imal et, bana bir kule yap ki, Musa´nın tanrısına cıkayım; ancak sanıyorum ki, O mutlak yalan soyleyenlerdendir» dedi

    [39] Firavun ve askerleri yeryuzunde haksız yere buyukluk tasladılar ve gercekte Bize dondurulmeyeceklerini sandılar

    [40] Biz de onu ve askerlerini yakalayıp suya attık. Bir bak, o zalimlerin sonu nasıl oldu

    [41] Biz onları atese cagıran onderler yaptık. Kıyamet gunu onlar yardım gormeyeceklerdir

    [42] Bu dunya hayatında biz onların pesine bir lanet taktık. Kıyamet gunu de igrenc kimselerden olacaklar

    [43] Andolsun biz, ilk nesilleri helak ettikten sonra Musa´ya, insanların kalp gozlerini aydınlatacak nur ve onlara yol gosterici olarak Kitab´ı verdik. Belki dusunur, ogut alırlar diye

    [44] Ey Muhammed! Musa´ya emrimizi vahyettigimiz zaman sen mukaddes vadinin batı tarafında degildin, onu gorenlerden de degildin

    [45] Biz nice nesiller var etmistik de onların uzerinden uzun zamanlar gecti. Ey Muhammed! Sen Medyen halkı arasında bulunup onlara ayetlerimizi okumuyordun. Fakat o haberleri sana gonderen biziz

    [46] Sen Musa´ya hitab ettigimiz zaman Tur´un yanında da degildin. Fakat Rabb´inden bir rahmet olarak orada gecenleri sana bildirdik ki senden once bir uyarıcı peygamber gelmemis olan kavmi uyarasın; belki dusunup ogut alırlar

    [47] Kendi elleriyle yaptıkları gunahlar yuzunden baslarına bir felaket geldigi zaman; «Rabbimiz ne olurdu bize bir peygamber gonderseydin de ayetlerine uysak ve mu´minlerden olsaydık» demesinler diye peygamber gonderdik

    [48] Fakat onlara katımızdan gercek gelince; «Musa´ya verildigi gibi buna da mucize verilmesi gerekmez mi? derler. Daha once Musa´ya verileni de inkar etmemisler miydi? «Yardımlasan iki sihirbaz»; «Hepsini inkar edenleriz» demislerdi

    [49] De ki; «Eger dogru iseniz, Allah katından bu ikisinden, Musa´ya ve bana inen kitaplardan daha dogru bir kitap getirinde ben ona uyayım.»

    [50] Eger sana cevap vermezlerse bil ki onlar, keyiflerine uyuyorlar. Allah´dan bir yol gosterici olmaksızın kendi hevesine uyandan daha sapık kim olabilir? Elbette Allah, zalim kavmi dogru yola iletmez

    [51] Andolsun biz, dusunup ogut alsınlar diye vahyi birbirine bitistirdik

    [52] Bundan once kendilerine kitap verdiklerimiz de Kur´an´a inanırlar

    [53] Kur´an onlara okundugu zaman; «Ona inandık, dogrusu O Rabb´imizden gelen gercektir, zaten biz ondan once de musluman idik» derler

    [54] Iste onlara sabretmelerinden dolayı mukafatları iki defa verilir. Onlar kotulugu iyilikle savarlar ve kendilerine verdigimiz rızıktan hayır yolunda harcarlar

    [55] Bos soz isittikleri zaman ondan yuz cevirirler. «Bizim islerimiz bize, sizin isleriniz sizedir. Size selam olsun, biz cahillerle sohbet etmeyi istemeyiz.» derler

    [56] Ey Muhammed! Sen sevdigini dogru yola eristiremezsin, ancak Allah diledigini dogru yola eristirir. Dogru yola girecekleri en iyi O bilir

    [57] Dediler ki; «Biz seninle beraber dogru yola gelirsek yurdumuzdan atılırız.» Onları katımdan bir rızık olarak her seyin urunlerinin toplanıp getirildigi, kutlu bir yere yerlestirmedik mi? Fakat onların cogu bilmezler

    [58] Biz refah icinde sımarmıs nice sehirleri helak ettik. Iste yerleri! Kendilerinden sonra pek az kimse oturabilmistir. Onlara hep biz varis olmusuzdur

    [59] Rabb´in memleketlerin ana merkezlerinin halkına ayetlerimizi okuyacak bir elci gondermedikce ulkeleri helak edici degildir. Zaten biz halkı zalim olan memleketleri helak etmisizdir

    [60] Size verilen her sey, dunya hayatının gecimi ve susudur. Allah´ın katında olan ise daha hayırlı ve kalıcıdır. Aklınızı kullanmıyor musunuz

    [61] Su halde kendisine guzel bir soz verdigimiz ve ardından o soze kavusan kimse; dunya hayatında kendisine bir gecimlik verdigimiz, sonra kıyamet gunu azap icinde getirilen kimse gibi midir

    [62] Allah, o gun onlara seslenir: «Benim ortagım oldugunu iddia ettikleriniz nerededirler?»

    [63] O gun azab uzerlerine hak olanlar: «Rabb´imiz, azdırdıklarımız sunlar. Kendimiz azdıgımız gibi onları da azdırdık. Onlardan uzaklasıp sana geldik, zaten, aslında bize tapmıyorlardı» derler

    [64] Kostugunuz ortaklarınızı cagırın denir; onlar da cagırırlar. Ancak kendilerine cevap veremezler; cehennem azabını gorunce dogru yolda olmadıklarına yanarlar

    [65] Allah onlara seslenerek; «Peygamberlere ne cevap verdiniz» der

    [66] O gun haberlere karsı korlesirler, verilecek cevapları kalmaz, birbirlerine de soramazlar

    [67] Fakat tevbe eden, inanıp yararlı is isleyen kimsenin, kurtulusa erenlerden olması umulur

    [68] Rabbin diledigini yaratır, secer. Secim onlara ait degildir. Allah onların ortak kostugu seylerden uzaktır, yucedir

    [69] Rabbin, gonullerinin gizlediklerini ve acıga vurduklarını bilir

    [70] Allah odur ki; O´ndan baska ilah yoktur. Hamd dunya ve ahirette O´nun icindir. Hukum de O´nundur. Yalnız O´na donduruleceksiniz

    [71] Ey Muhammed! De ki; «soyleyin bakalım; Allah, uzerinize geceyi Kıyamet gunune kadar surekli kılsa, Allah´dan baska size ısık getirecek ilah kimdir. Isitmiyormusunuz?»

    [72] De ki; «Allah gunduzu kıyamete kadar uzerinizden kaldırmasa, Allah´dan baska hangi tanrı, dinleneceginiz geceyi getirebilir? Gormez misiniz?»

    [73] Allah dinlenmeniz icin geceyi ve lutfedip verdigi rızkı aramanız icin gunduzu yaratmıstır. Bunlar O´nun rahmetidir. Belki artık sukredersiniz

    [74] O gun onlara seslenerek; «Benim ortagım oldugunu iddia ettikleriniz nerede?» der

    [75] Her ummetten bir sahit cıkarırız. «Delillerinizi getirin» deriz. O zaman, gercegin Allah´a ait oldugunu bilirler ve uydurdukları seylerin kendilerini bırakıp kactıgını anlarlar

    [76] Karun, Musa´nın kavmindendi. Onlara karsı azgınlık etmisti. Biz ona oyle hazineler vermistik ki, anahtarlarını guclu kuvvetli bir topluluk zor tasırdı. Kavmi ona demisti ki; «Sımarma, Allah sımaranları sevmez.»

    [77] Allah´ın sana verdigi bu servet icinde ahiret yurdunu ara, dunyadan da nasibini unutma, Allah sana nasıl iyilik ettiyse, sen de oyle iyilik et, yeryuzunde bozgunculuk isteme, cunku Allah bozguncuları sevmez

    [78] Karun: «Bu servet, ancak bende mevcut bir bilgi sayesinde bana verildi» dedi. O bilmiyor mu ki, kendisinden daha guclu ve ondan daha cok cemaati bulunan nice kimseleri Allah helak etmisti. Suclulardan gunahları sorulmaz. Cunku Allah onları bilir

    [79] Karun susu, debdebesi icinde kavminin karsısına cıktı. Dunya hayatını isteyenler; «Keske Karun´a verilenlerin bir benzeri de bize verilse, dogrusu o buyuk varlık sahibidir» demislerdi

    [80] Kendilerine ilim verilmis olanlar ise; «Size yazıklar olsun, inanan ve yararlı is yapanlar icin Allah´ın sevabı daha hayırlıdır. Buna ancak sabredenler kavusur» dediler

    [81] Sonunda biz onu da sarayını da yerin dibine gecirdik. Allah´a karsı ona yardım edecek bir toplulugu olmadı. Kendi kendini kurtarabilecek kimselerden de degildi

    [82] Dun onun yerinde olmayı isteyenler; «Demek Allah, kullarından dilediginin rızkını genisletip bir olcuye gore veriyor. Allah bize lutfetmemis olsaydı, bizi de yerin dibine batırırdı. Demek ki, kafirler kurtulmazlar» demeye basladı

    [83] Iste ahiret yurdu. Onu yeryuzunde boburlenmeyen ve bozgunculuk yapmayanlara veririz. Guzel sonuc Allah´a karsı gelmekten sakınanlarındır

    [84] Kim bir iyilik getirirse, ona ondan daha guzeli vardır. Kim kotuluk getirirse, kotulukleri yapanlar, ancak yaptıkları kotuluk kadar cezalandırılırlar

    [85] Ey Muhammed! Kur´an´ı sana indiren ve onu okumayı sana farz kılan Allah, elbette seni donulecek yere dondurecek. De ki; «Rabbim kimin hidayet getirdigini ve kimin apacık bir sapıklık icinde bulundugunu bilir.»

    [86] Sen Kitab´ın senin kalbine bırakılacagını ummazdın. O Rabb´inden bir rahmettir. O halde kafirlere yardımcı olma

    [87] Ve Allah´ın, ayetleri sana indikten sonra sakın seni onlardan alıkoymasınlar. Rabb´ine davet et, ortak kosanlardan olma

    [88] Allah ile beraber baska bir ilaha yalvarma. O´ndan baska ilah yoktur. O´ndan baska her sey yok olacaktır. Hukum O´nundur ve O´na donduruleceksiniz

    Ankebût

    Surah 29

    [1] Elif. Lam. Mim

    [2] Insanlar sırf ´inandık´ demekle; hicbir sınavdan gecirilmeksizin bırakılıvereceklerini mi sanıyorlar

    [3] Biz onlardan onceki kusakları sınavdan gecirdik. Bu sınav sonucunda Allah, dogru sozluler ile yalancıları kesinlikle belirleyecektir

    [4] Yoksa kotuluk isleyenler bizim elimizden kurtulabileceklerini mi sanıyorlar? Ne kadar yanlıs dusunuyorlar

    [5] Kim Allah´a kavusmayı ozluyorsa, bilsin ki, Allah´ın bu bulusma icin belirledigi vakit kesinlikle gelecektir. O her seyi isitir ve her seyi bilir

    [6] Kim kotuluklere karsı savasırsa bu savası kendisi icin vermis olur. Kusku yok ki, Allah´ın hicbir yaratıga ihtiyacı yoktur

    [7] Iman edip iyi ameller isleyenlerin kotuluklerini kesinlikle silecek ve onları iyiliklerinin daha ustun karsılıkları ile odullendirecegiz

    [8] Biz insana ana babasına iyi davranmayı tavsiye ettik. Fakat eger annen ve baban, ne idugu belirsiz bir putu bana ortak kosmaya seni zorlarsa, sakın sozlerini dinleme. Hepiniz bana doneceksiniz. O zaman neler yaptıgınızı size haber veririm

    [9] Iman edip iyi ameller isleyenleri kesinlikle iyi kullar arasına katarız

    [10] Oyle kimseler var ki, «Allah´a inandık» derler. Fakat Allah ugrunda iskenceye ugradıklarında insanların iskencesini Allah´ın azabı ile bir tutarlar. Eger sana Rabb´inin bir yardımı gelecek olursa, boyleleri kesinlikle «Biz sizlerle beraberdik» derler. Acaba Allah, insanların iclerinde sakladıkları duyguları herkesten iyi bilmez mi

    [11] Hic kuskusuz Allah, kimlerin iman ettiklerini iyi bildigi gibi, kimlerin munafık olduklarını da iyi bilir

    [12] Kafirler, mu´minlere «Bizim yolumuzu izleyin de gunahlarınızı biz yuklenelim» derler. Oysa onların, mu´minlerin omuzlarındaki hicbir gunahı yuklenmeleri soz konusu degildir. Onlar kesinlikle yalan soyluyorlar

    [13] Kafirler, hem kendi gunah yuklerini ve hem de bu yuklerin yanında baska bircok gunah yuklerini tasıyacaklar ve kıyamet gunu duzmece iddiaları konusunda kesinlikle sorguya cekileceklerdir

    [14] Biz Nuh´u, soydaslarına peygamber olarak gonderdik. Dokuzyuzelli yıllık bir sure boyunca aralarında kaldı. Sonunda zalimliklerini inatla surdururlerken, Tufan´a yakalandılar

    [15] Buna karsılık Nuh´u ve gemidekileri kurtararak bu olayı butun insanların ders alacakları bir mucize yaptık

    [16] Ibrahim´i de peygamber olarak gonderdik. Hani o soydaslarına dedi ki; «Allah´a kulluk ediniz, O´ndan korkunuz. Eger bilirseniz bu sizin icin daha hayırlıdır.»

    [17] Sizler Allah´ı bir yana bırakarak birtakım putlara tapıyor, duzmece iddialar ortaya atıyorsunuz. Allah´ı bir yana bırakarak taptıgınız putlar size rızık veremezler. Rızkınızı Allah katında arayınız, O´na kulluk ediniz, O´na sukrediniz, O´nun huzuruna donduruleceksiniz

    [18] Eger peygamberinizi yalanlıyorsanız, biliniz ki, sizden onceki milletler de peygamberlerini yalanlamıslardı. Peygamberin gorevi, ilahi mesajı acıkca duyurmaktan ibarettir

    [19] Kafirler, Allah´ın, canlıları ilk kez nasıl yarattıgını ve oluleri nasıl yeniden diriltecegini gormuyorlar mı? Bu islem Allah icin kolaydır

    [20] Onlara de ki; «Yeryuzunde geziniz de Allah´ın canlıları ilk kez nasıl yarattıgını gorunuz.» Allah bu yaratma islemini ilerde bir kere daha tekrarlayacaktır. Hic kuskusuz Allah´ın her seye gucu yeter

    [21] Allah diledigini azaba carptırır ve diledigine merhamet eder. Hepiniz O´nun huzuruna donduruleceksiniz

    [22] Ne yerde ve ne gokte Allah´ın yapacaklarına engel olamazsınız. Allah´dan baska hicbir koruyucu dostunuz, hicbir destekciniz yoktur

    [23] Allah´ın ayetlerini ve O´nun karsısına cıkacaklarını yalanlayanlar var ya, onlar rahmetimden umitlerini kesmis kimselerdir. Onları acıklı bir azap beklemektedir

    [24] Soydaslarının Ibrahim´e verdikleri cevap sadece «Bu adamı oldurunuz, ya da yakınız» biciminde oldu. Fakat Allah onu ateste yanmaktan kurtardı. Hic kuskusuz bu olayda mu´minlerin alacakları bircok ders vardır

    [25] Ibrahim soydaslarına dedi ki; «Sizler dunya hayatında birbirinizin hatırı icin Allah´ı bir yana bırakarak putları ilah edindiniz. Ama ilerde kıyamet gunu birbirinizi tanımazlıktan gelecek, birbirinize lanet okuyacaksınız. Varacagınız yer cehennemdir. Orada size yardım elini uzatan hicbir kimse olmayacaktır.»

    [26] Bunun uzerine Lut ona inandı ve soydaslarına «Ben sizden uzaklasıp Rabb´ime gidiyorum. Hic kuskusuz O ustun iradelidir ve her yaptıgı yerindedir» dedi

    [27] Ibrahim´e Ishak´ı ve Yakub´u armagan ettik. O´nun soyuna peygamberlik ve kitap sunduk. O´nu dunyada odullendirdigimiz gibi hic kuskusuz ahirette de iyi kullarımız arasındadır

    [28] Lut´u da peygamber olarak gonderdik. Hani o soydaslarına soyle demisti: «Sizler kesinlikle simdiye kadar hic kimsenin islemedigi, igrenc bir eylemi yapıyorsunuz.»

    [29] Sizler, kadınları bırakıp erkek erkege cinsel iliskide bulunuyor, kervanların yolunu kesiyor ve aranızda duzenlediginiz toplantılarda o cirkin eylemi isliyorsunuz. Oyle mi? Soydaslarının tek cevabı «Eger dogru soyluyorsan, Allah´ın azabını basımıza getir bakalım» demeleri oldu

    [30] Lut dedi ki; «Rabb´im, su bozgunculara karsı bana yardım et.»

    [31] Elcilerimiz Ibrahim´e oglu olacagına iliskin mujde ile geldiklerinde «Biz su kentin halkını yok edecegiz, cunku oranın halkı zalimdir» dediler

    [32] Ibrahim «Ama orada Lut var» deyince, elciler soyle dediler: «Biz orada kimlerin oldugunu herkesten iyi biliyoruz. Lut´u ve yakınlarını kurtaracagız. Yalnız esi orada kalarak azaba carpılanlardan olacaktır.»

    [33] Elcilerimiz yanına varınca Lut´un canı sıkıldı, gelisleri yuzunden telasa kapıldı. Bunun uzerine elcilerimiz ona dediler ki; «Korkma, tasalanma. Biz seni ve yakınlarını kurtaracagız. Yalnız esin geride kalıp azaba carpılanlardan olacaktır.»

    [34] Biz bu kent halkının igrenc sapıklıgı yuzunden baslarına gokten agır bir azap yagdıracagız

    [35] Biz o yıkık kentten, geriye dusunen kimselerin ders cıkarmalarına yarayacak belirgin izler bıraktık

    [36] Medyenliler´e de kardesleri Suayb´ı peygamber olarak gonderdik. Suayb dedi ki; «Ey soydaslarım, Allah´a kulluk sununuz, ahiret gununu hic aklınızdan cıkarmayınız, yeryuzunde kargasa cıkarıp dirligi bozmayınız.»

    [37] Fakat Medyenliler Suayb´ı yalanladılar. Bunun uzerine ani bir yer sarsıntısına tutuldular da oldukları yerde yıgılıp kalıverdiler

    [38] Adogulları ile Semudogulları´nı da yok ettik. Bunu vaktiyle oturdukları evlerin yıkıntıları size acıkca gostermektedir. Seytan onlara isledikleri kotulukleri guzel gostererek kendilerini yoldan cıkardı. oysa isteselerdi gercegi gorebilirlerdi

    [39] Karun´u, Firavun´u ve Haman´ı yok ettik. Musa onlara acık kanıtlar getirdi. Fakat yeryuzunde buyukluk tasladılar, ama elimizden kurtulamadılar

    [40] Her birini teker teker sucustu yakaladık. Kimini onunde tasları savuran muthis bir kasırgaya tuttuk, kimi korkunc bir gok gurultusune tutularak cansız yere dustu, kimini yerin dibine gecirdik, kimini de denizde bogduk. Allah´ın onlara zulmetmesi soz konusu degildi, fakat onlar kendilerine zulmettiler

    [41] Allah dısında baska dostlar, baska dayanaklar edinenlerin durumu; agdan orulmus bir yuva edinen orumcegin durumuna benzer. Hic kuskusuz en dayanıksız ev, orumcek yuvasıdır. Onlar keske bunun bilincine erselerdi

    [42] Hic kuskusuz Allah onların kendisini bir yana bırakıp ne gibi seylere taptıklarını bilir. O ustun iradelidir ve her yaptıgı yerindedir

    [43] Biz insanlara bu ornekleri anlatıyoruz, ama onların anlamını bilgililerden baskası kavrayamaz

    [44] Allah gokleri ve yeri hak ilkesine dayalı olarak yarattı. Mu´minlerin bu olgudan alacakları bircok dersler vardır

    [45] Ey Muhammed! Sana vahiy yolu ile indirilen Kitab´ı oku ve namazı kıl. Hic kuskusuz namaz, insanı igrenc islerden, kotuluklerden alıkor, Allah´ı anmak en buyuk ibadettir. Allah ne yaptıgınızı bilir

    [46] Yahudilerin ve Hıristiyanların zalim olanları dısında kalanları ile tartısırken olabildigince gonul alıcı ve etkili bir dil kullanınız. Onlara deyiniz ki, «Bizler hem bize ve hem de size indirilen kitaplara inanıyoruz. Bizim de sizin de ilahınız birdir, biz O tek ilaha teslim olmusuz.»

    [47] Ey muhammed, sana indirdigimiz Kitab´ın niteligi iste budur. Buna gore daha once kitap verdiklerimiz ona inanırlar. Su musriklerden de ona inananlar vardır. Bizim ayetlerimizi inkar edenler, sadece inatcı kafirlerdir

    [48] Sen Kur´an´dan once hicbir kitap okumus ya da eline kalem alarak yazmıs biri degilsin. Oyle olsaydı batıl yanlısı inkarcılar kuskulanırlardı

    [49] Aslında Kur´an, kendilerine bilgi verilenlerin iclerine sinen acık ayetlerden, inandırıcı kanıtlardan olusmustur. Bizim ayetlerimizi inkar edenler, sadece inatcı zalimlerdir

    [50] Onlar «Allah Muhammed´e mucizeler indirseydi ya!» derler. Onlara de ki; «Mucizeler, Allah´ın tekelindedir. Ben sadece acık sozlu bir uyarıcıyım.»

    [51] Kendilerine okunan bu Kitab´ı sana indirmis olmamız onlara yetmiyor mu ? Bu olay, mu´minler icin ders alınacak, dusundurucu bir rahmettir

    [52] Onlara de ki; «Benimle sizin aranızda Allah´ın tanıklıgı yeterlidir. O goklerde ve yerde ne varsa hepsini bilir. Batıla, egriye inanıp Allah´ı inkar edenler var ya, onlar husrana ugrayacak kimselerdir.»

    [53] Onlar senden azabımın bir an once gerceklesmesini isterler. Eger azabımın belirli bir vadesi olmasaydı, hemen baslarına gelirdi. Fakat azabım hic beklemedikleri bir anda, farkında olmadan baslarına gelecektir

    [54] Onlar senden azabımın bir an once gerceklesmesini isterler. Oysa cehennem, kafirleri cepecevre kusatmıstır

    [55] O gun azap, tepelerinden inerek ve ayakları altından cıkarak onları sarar ve kendilerine «yaptıgınız kotuluklerin karsılıgını tadınız bakalım» denir

    [56] Ey mu´min kullarım, benim yarattıgım bu yeryuzu genistir. O halde gerektiginde yurt degistirmeyi goze alarak sırf bana kulluk ediniz

    [57] Her canlı olumu tadacak ve sonra hepiniz benim huzuruma donduruleceksiniz

    [58] Iman edip iyi ameller isleyenleri, altlarından cesitli ırmaklar akan ve iclerinde surekli kalacakları yuksek kosklere yerlestiririz. Iyi isler yapanların alacakları odul ne guzeldir

    [59] Onlar ki, sıkıntılar karsısında sabrederler ve sadece Rabb´lerine guvenirler

    [60] Nice hayvanlar var ki, rızıklarını saglamaya gucleri yetmez. Onların ve sizin rızkınızı Allah saglar. O her seyi isitir, her seyi bilir

    [61] Eger musriklere «Gokleri ve yeri yaratan, gunesi ve ayı insanların yararına sunan kimdir?» diye sorarsan kesinlikle «Allah´tır» derler. Oyleyse nasıl gercekten saptırtıyorlar

    [62] Allah, diledigi kulunun rızkını bol verir, diledigi kulunun rızkını da kısar. Hic kuskusuz Allah her seyi bilir

    [63] Eger musriklere «Gokten yere su indirerek onun aracılıgı ile olmus topragı canlandıran kimdir?» diye sorarsan kesinlikle «Allah´dır» derler. De ki, «Hamd olsun Allah´a». Aslında onların cogu dusunme yeteneginden yoksun kimselerdir

    [64] Bu dunya hayatı oyundan ve eglenceden baska bir sey degildir. Asıl hayat ahiret yurdundaki hayattır. Kafirler keski bunun bilincine varsalardı

    [65] Onlar gemiye bindikleri zaman sırf Allah´a yonelik bir inancla O´na yalvarırlar. Fakat Allah onları denizin tehlikelerinden kurtararak karaya cıkarınca hemen eski puta tapan inanclarına donerler

    [66] Boylece kendilerine verdigimiz nimetlere nankorluk etsinler ve dunyada zevkleri ile oyalansınlar bakalım! Nasıl olsa ilerde gercegi ogreneceklerdir

    [67] Cevrelerindeki beldelerde oturan insanlar kacırılırken, can guvenliginden yoksun bir hayat yasarken onların kentini dokunulmaz ve guvenli bir belde yaptıgımızı gormuyorlar mı? Buna ragmen hala asılsız ilahlara inanıp Allah´ın nimetlerini inkar mı ediyorlar

    [68] Allah hakkında yalan uydurarak O´na iftira edenden ya da gercegi yalanlayandan daha zalim kim olabilir? Kafirlerin yeri cehennem degil mi

    [69] Ugrumuzda cihad edenleri, kesinlikle bize ulastıran yollara erdiririz. Hic kuskusuz Allah iyi isler yapanlarla beraberdir

    Rûm

    Surah 30

    [1] Elif, lam, mim

    [2] Rumlar yenildi

    [3] En yakın bir yerde. Onlar bu yenilgilerinden sonra yeneceklerdir

    [4] Birkac yıl icinde, eninde sonunda emir Allah´ındır. O gun mu´minler sevinir

    [5] Allah diledigine yardım eder. O gucludur (galibdir) esirgeyendir

    [6] Bu, Allah´ın vaadidir. Allah verdigi sozden caymaz: fakat insanların cogu bunu bilmezler

    [7] Onlar dunya hayatının gorulen kısmını bilirler. Ahiretten ise habersizdirler

    [8] Kendi kendilerine hic dusunmediler mi ki, Allah goklerde, yerde ve bu ikisi arasında bulunan her seyi ancak hak ile, belirlenmis bir sure ile yaratmıstır. Insanların cogu, Rabb´lerine kavusmayı inkar ederler

    [9] Yeryuzunde gezip, kendilerinden onceki insanların sonlarının nasıl olduguna bakmazlar mı? Onlar kendilerinden daha guclu idiler. Yeryuzunu kazıp altust etmisler ve onu, bunların imar ettiklerinden daha cok imar etmislerdir. Onlara da elcileri, delillerle gelmisti. Boylece Allah onlara zulmetmiyor, onlar kendilerine zulmediyorlardı

    [10] Sonra kotuluk edenlerin sonu cok kotu oldu. Cunku Allah´ın ayetlerini yalanladılar. Ve onlarla alay ediyorlardı

    [11] Allah once yaratır, olumunden sonra tekrar diriltir. Sonunda O´na doneceksiniz

    [12] Kıyamet kopacagı gun suclular umitsizlik icinde susarlar

    [13] Allah´a ortak kostuklarından kendilerine hicbir sefaatcı cıkmaz. O zaman ortaklarını inkar ederler

    [14] Kıyamet kopacagı gun, iste o gun mu´minlerle kafirler birbirinden ayrılırlar

    [15] Inanıp iyi isler yapanlar, cennette bir bahce icinde neselendirilirler

    [16] Inkar edip ayetlerimizi ve ahiret bulusmasını yalanlayanlara gelince; iste onlar azapla yuz yuze bırakılırlar

    [17] Oyle ise aksama girdiginiz zaman ve sabaha erdiginiz zaman Allah´ı tesbih edin

    [18] Goklerde ve yerde, gunun sonunda, ogleye erdiginiz zaman da hamd O´nundur

    [19] O oluden diri cıkarır, diriden olu cıkarır. Yeryuzunu olumden sonra o canlandırır

    [20] Sizi topraktan yaratması O´nun delillerindendir. Sonra birer insan olup yeryuzune yayılırsınız

    [21] Icinizden kendileri ile huzura kavusacagınız esler yaratıp aranızda sevgi ve esirgeme var etmesi de O’nun ayetlerindendir. Suphesiz ki bunlarda dusunen kavim icin ayetler vardır

    [22] O´nun delillerinden biri de, goklerin ve yerin yaratılması, dillerinizin ve renklerinizin ayrı ayrı olmasıdır. Suphesiz bunda, bilenler icin ibretler vardır

    [23] O´nun delillerinden biri de, geceleyin uyumanız, gunduz de O´nun lutfundan rızık aramanızdır. Suphesiz, bunda isiten bir toplum icin ibretler vardır

    [24] O´nun delillerinden biri de, size korku ve umit veren simsegi gostermesi, gokten su indirip olumden sonra yeri diriltmesidir. Suphesiz bunda dusunen bir toplum icin ibretler vardır

    [25] O´nun delillerinden biri de, gogun ve yerin O´nun buyrugu ile ayakta durmasıdır. Sonra sizi kabirlerinizden bir cagırmaya gorsun, hemen cıkıverirsiniz

    [26] Goklerde ve yerde olanlar O´nundur, hepsi O´na boyun egmistir

    [27] O’dur once yaratan sonra onu tekrar eden. Bu O’nun icin daha kolaydır. Goklerde ve yerde en ustun sıfatlar O’nundur. Ve O Aziz’dir, Hakim’dir

    [28] Allah size kendisinden bir misal vermektedir: Size verdigimiz rızıklarda, emrinize verilen kolelerin, hizmetcilerin esit suretle hak sahibi olmalarına razı olur ve birbirinizden cekindiginiz gibi onlardan da cekindiginiz ortaklar var mı? Iste biz aklını kullanan bir toplum icin delillerimizi boyle acıklıyoruz

    [29] Hayır o zulmedenler koru korune kendi heveslerine uymuslardır. Allah’ın saptırdıgı kimseyi kim dogru yola iletebilir? Onların yardımcıları da yoktur

    [30] Ey Muhammed! Yuzunu Allah´ı birleyici olarak dogruca dine cevir: Allah´ın yaratma kanununa uygun olarak dine don ki, insanları ona gore yaratmıstır. Allah´ın yaratması degistirilemez. Iste dogru din budur. Fakat insanların cogu bilmezler

    [31] Yalnız O´na yonelin ve O´ndan korkun; namazı kılın ve Allah´a ortak kosanlardan olmayın

    [32] Musrikler dinlerini parcaladılar ve boluk boluk oldular. Bunlardan her fırka kendi yanındakiyle boburlenmektedir

    [33] Insanlara bir zarar dokundu mu, Rabb´lerine yonelerek O´na yalvarırlar. Sonra Rabb´leri, onlara kendinden bir rahmet tattırınca, hemen onlardan bir grup, Rabb´lerine ortak kosarlar

    [34] Boyle yaparlar ki kendilerine verdigimiz nimete karsı nankorluk etsinler. Haydi! Biraz eglenin bakalım, yakında sonunuzun ne oldugunu bileceksiniz

    [35] Yoksa onlara ortak kosmalarını soyleyen bir delil mi indirdik

    [36] Biz insanlara bir rahmet tattırdıgımız zaman sevinirler. Sayet yaptıklarından dolayı baslarına bir kotuluk gelirse hemen umitsizlige duserler

    [37] Gormediler mi, Allah diledigine rızkı genisletiyor da, daraltıyor da. Suphesiz inanan bir toplum icin bunda ibretler vardır

    [38] Akrabaya, yoksula, yolcuya hakkını ver. Allah´ın rızasını isteyenler icin bu daha hayırlıdır. iste onlar kurtulusa erenlerdir

    [39] Insanların mallarında artıs olsun diye verdiginiz herhangi bir faiz, Allah katında artmaz. Allah´ın rızasını isteyerek verdiginiz zekat boyle degildir. Iste zekat veren o kimseler, sevaplarını ve mallarını kat kat arttıranlardır

    [40] Sizi yaratan, sonra rızıklandıran, sonra olduren daha sonra da dirilten Allah´dır. O´na kostugunuz ortaklarınızdan boyle bir sey yapan var mıdır? Allah onların ortak kostuklarından munezzehtir ve yucedir

    [41] Insanların elleriyle kazandıkları (gunahları) yuzunden karada ve denizde fesat cıktı. Allah da belki donerler diye yaptıklarının bir kısmını boylece kendilerine tattırır

    [42] De ki; «Yeryuzunde dolasın da daha oncekilerden ortak kosanların sonunun nasıl olduguna bir bakın.»

    [43] Allah katından donusu olmayan bir gun gelmeden once yonunu dosdogru dine cevir! O gun insanlar boluk boluk ayrılacaklardır

    [44] Kim inkar ederse inkarı kendi aleyhine olur. Yararlı bir is yapanlar da cennette kendileri icin yer hazırlamaktadırlar

    [45] Cunku Allah inanıp yararlı is isleyenlere lutfundan karsılık verecektir. Dogrusu O, inkarcıları sevmez

    [46] Ruzgarları mujdeciler olarak gondermesi, size rahmetini tattırması, buyrugu ile gemilerin yurumesi, lutfundan rızık istemeniz O´nun varlıgının delillerindendir. Belki sukredersiniz

    [47] Andolsun ki, biz senden once de elcileri kavimlerine gonderdik, onlar belgeler getirdiler; dinleyip suc isleyenlerden oc aldık, zira inananlara yardım etmek bize hak olmustur

    [48] Ruzgarları gonderip, bulutları yuruten, onları gokte diledigi gibi yayan ve kısım kısım yıgan Allah´dır. Sen de aralarından yagmurun cıktıgını gorursun. Derken onu kullarından diledigine verince hemen sevinirler

    [49] Oysa onlar, daha once uzerlerine yagmur yagdırılmasından iyice umitlerini kesmislerdi

    [50] Allah´ın rahmetinin belirtilerine bir bak. Nasıl yeri olumden sonra diriltiyor? Suphe yok ki, o oluleri diriltir. O her seye kadirdir

    [51] Andolsun bir ruzgar gondersek te ekini sararmıs gorseler, hemen nankorluge baslarlar

    [52] Ey Muhammed! Sen olulere isittiremezsin; arkalarını donup giden sagırlara da cagrını isittiremezsin

    [53] Ve sen, korleri de sapıklıklarından cıkarıp yola getiremezsin. Sen ancak ayetlerimize inananlara isittirirsin de onlar musluman olurlar

    [54] Sizi gucsuz olarak yaratan, gucsuzlukten sonra kuvvetli yapan, sonra da kuvvetliligin ardından gucsuz ve ihtiyar yapan Allah´dır., Cunku O, diledigini yaratır; bilendir ve kudret sahibidir

    [55] Kıyamet koptugu gun, suclular dunyada bir saatten fazla kalmadıklarına yemin ederler. Iste onlar dunyada da aldatılıp haktan boyle donuyorlardı

    [56] Kendilerine bilgi ve iman verilenler dediler ki; «Andolsun siz, Allah´ın yazgısınca tayin edilen yeniden dirilme gunune kadar kaldınız. Iste bu yeniden dirilme gunudur. Fakat siz bilmiyordunuz.»

    [57] Artık zulmedenlere o gun mazeretleri fayda vermeyecek, onlardan Allah´ı hosnut etmeleri de istenmez

    [58] Andolsun; biz bu Kur´an´da insanlara her cesit misali getirip anlattık. Onlara bir ayet getirdigin zaman inkar edenler; «Siz ancak geleneklerinizi iptal edenlerden baskası degilsiniz» derler

    [59] Iste Allah, bilmeyenlerin kalplerini boyle muhurler

    [60] Sen simdi sabret! Bil ki, Allah´ın sozu gercektir. Inanmayanlar seni telasa ve gevseklige dusurmesinler

    Lokman

    Surah 31

    [1] Elif, lam, mim

    [2] Bunlar, hikmetli Kitab´ın ayetleridir

    [3] Bunlar guzel davrananlara yol gosterici ve rahmettir

    [4] Iste onlar ki, namaz kılarlar, zekat verirler, ahirete de kesin olarak inanırlar

    [5] Iste onlar Rabb´lerinin gostermis oldugu dogru bir yol uzeredirler ve kurtulusa erenlerdir

    [6] Insanlardan oyleleri var ki, herhangi bir bilgiye dayanmadan insanları Allah´ın yolundan saptırmak ve onunla alay etmek icin gercegi bos sozlerle degisirler. Iste alcaltıcı azap bunlar icindir

    [7] Ayetlerimiz o sapık kimseye okundugu zaman sanki onları hic isitmemis, sanki kulaklarında agırlık varmıs gibi buyuklenerek sırt cevirir. Iste onu can yakıcı azapla mujdele

    [8] Inanıp yararlı iyi isler yapanlar icin nimeti bol cennetler vardır

    [9] Orada ebedi olarak kalacaklardır. Bu, Allah´ın gercek vaadidir. O gucludur, hakimdir

    [10] Gokleri gordugunuz gibi direksiz olarak yaratmıs, sizi sarsar diye yere agır baskılar koymus, orada her turlu canlıyı yaymıstır. Gokten su indirip orada her sınıf guzel nebatlar yetistirmisizdir

    [11] Iste bunlar Allah´ın yarattıklarıdır. O´ndan baskası ne yarattı? Dogrusu o zalimler, acık bir sapıklık icindedirler

    [12] Andolsun ki, biz Lokman´a hikmet verdik. «Allah´a sukret» dedik, kim sukrederse kendisi icin sukreder. Kim nankorluk ederse bilsin ki, Allah zengindir, ovulmeye layık olandır

    [13] Lokman ogluna ogut vererek; «Ey ogulcugum! Allah´a ortak kosma, cunku ortak kosmak, buyuk bir zulumdur.»

    [14] Biz insana, ana babasına iyi davranmasını tavsiye etmisizdir. Anası onu zayıflık ustune zayıflık cekerek karnında tasımıstır. Onun sutten kesilmesi de iki yıl icinde olur. Bana ve ana babana sukret diye tavsiyede bulunmusuzdur. Donus Allah´adır

    [15] Eger onlar seni koru korune bana ortak kosman icin zorlarlarsa, onlara itaat etme; dunya islerinde onlarla iyi gecin, Allah´a yonelen kimsenin yoluna uy. Sonunda donusunuz banadır. O zaman size yaptıklarınızı haber verecegim

    [16] Lokman: «Ogulcugum! Yaptıgın iyi veya kotu is, bir hardal tanesi agırlıgınca olsa ve bu bir kayanın icinde, goklerde veya yerde bulunsa, yine de Allah onu karsına getirir. Dogrusu Allah latiftir, haberdardır

    [17] Ogulcugum namazı kıl, iyiligi emret, kotulukten vazgecmeye calıs ve basına gelene sabret. Cunku bunlar yapılması gereken islerdir

    [18] Insanları kucumseyip yuz cevirme! Yeryuzunde boburlenerek yurume! Allah, kendini begenmis ovunen kimseyi sevmez

    [19] Yuruyusunde tabii ol (olculu hareket et) sesini de kıs. Cunku seslerin en cirkini eseklerin sesidir

    [20] Allah, goklerde ve yerde bulunanları emrinize acık ve gizli olarak nimetlerini bol bol verdigini gormediniz mi? Yine de insanlardan bazıları ne bilgisi ne yol gostereni ne de aydınlatıcı bir Kitab´ı olmadan Allah hakkında tartısır

    [21] Onlara; «Allah´ın indirdigine uyun!» dense; «Hayır biz babalarımızı uzerinde buldugumuz yola uyarız» derler. Seytan babalarınızı alevli atesin azabına cagırmıs olsa da mı

    [22] Kim guzel davranarak kendini Allah´a teslim ederse, o en saglam kulpa yapısmıstır. Sonunda butun isler Allah´a doner

    [23] Kim de inkar ederse onun inkarı seni uzmesin; onların donusu bizedir. O zaman yaptıklarını kendilerine haber veririz. Allah kalplerde olanı suphesiz bilir

    [24] Onlara biraz gecim saglar, sonra agır bir azaba surukleriz

    [25] Andolsun ki onlara; «Gokleri ve yeri kim yarattı» diye sorsan «Allah» derler. Hamd Allah´a mahsustur. Hayır onların cogu bilmiyor

    [26] Goklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah´ındır. Suphesiz Allah mustagnidir, ovulmeye layık olandır

    [27] Yeryuzunde bulunan agaclar kalem olsa, denizlerde murekkep olsa ve yedi deniz daha eklense, yine Allah´ın sozleri yazmakla tukenmez. Dogrusu Allah gucludur, hakimdir

    [28] Ey insanlar! Sizin yaratılmanız ve tekrar dirilmeniz tek bir kisinin yaratılması ve tekrar diriltilmesi gibidir. Suphesiz Allah, isitendir. gorendir

    [29] Gormedin mi Allah, geceyi gunduzun icine; gunduzu gecenin icine sokuyor. Gunes ve ayı emrine boyun egdirmistir. Her biri belirli bir sureye kadar hareket eder. Allah yaptıklarınızdan haberdardır

    [30] Bu, Allah´ın hak olmasından ve O´ndan baska taptıklarının batıl olmasındandır. Dogrusu Allah yucedir, buyuktur

    [31] Allah size, bir kısım delillerini gostersin diye, Allah´ın izniyle gemilerin denizde akıp gittigini gormediniz mi? Suphesiz bunda cok sabreden cok sukreden herkes icin ibretler vardır

    [32] Daglar gibi dalgalar insanları kusattıgı zaman dini yalnız Allah´a has kılarak O´na yalvarırlar. Allah onları karaya cıkarıp kurtardıgı zaman, iclerinden bir kısmı gevseme gosterirler. Zaten bizim ayetlerimizi nankor gaddarlardan baskası inkar etmez

    [33] Ey insanlar, Rabb´inizden korkun ve babanın, cocuguna yaptıgından ceza gormeyecegi, cocugun da babasının yaptıgından ceza gormeyecegi bir gunden cekinin. Allah´ın vaadi gercektir. Dunya hayatı sizi aldatmasın ve seytan, Allah´ın affına guvendirerek sizi kandırmasın

    [34] Kıyamet vakti hakkındaki bilgi ancak Allah´ın katındadır. Yagmuru yagdırır, rahimlerde olanı O bilir. Hic kimse yarın ne kazanacagını bilemez ve hic kimse nerede olecegini bilemez. Her seyi bilen ve her seyden haberi olan yalnız Allah´dır

    Secde

    Surah 32

    [1] Elif Lam Mim

    [2] Suphe yok ki, Kitab´ın indirilisi, alemlerin Rabb´i tarafındandır

    [3] Yoksa «onu peygamber uydurdu mu» diyorlar? Hayır, O senden once bir peygamber gonderilmemis olan kavmi uyarması icin sana Rabb´inden gelen bir gercektir. Umulur ki, dogru yolu bulurlar

    [4] Gokleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları altı gunde yaratan, sonra arsa hukmeden (istiva eden) Allah´tır. O´ndan baska bir dostunuz ve sefaatcınız yoktur. Dusunup ogut almıyor musunuz

    [5] Allah, gokten yere kadar olan butun isleri duzenleyip yonetir. Sonra isler, sizin hesabınızla bin yıl kadar tutan bir gun icinde O´na cıkar

    [6] O goruleni de gorulmeyeni de bilendir ustun ve merhametli olandır

    [7] O Allah ki, her seyin yaratılısını guzel yaptı ve insanı yaratmaya camurdan basladı

    [8] Sonra onun soyunu nutfeden, hakir bir suyun ozunden cogalttı

    [9] Sonra ona bicim verdi, ona kendi ruhundan ufledi ve sizin icin kulaklar, gozler ve gonuller yarattı. Ne kadar az sukrediyorsunuz

    [10] Puta tapanlar: «Biz yerde topraga karısıp yok olduktan sonra yeniden mi yaratılacagız?» derler. Dogrusu onlar Rabb´ine kavusmayı inkar edenlerdir

    [11] De ki; «Sizin uzerinize vekil edilen olum melegi, canınızı alacak, sonra Rabb´inize donduruleceksiniz.»

    [12] Sucluları Rabb´lerinin huzurunda utanctan baslarını one egmis olarak «Rabb´imiz! Gorduk, dinledik, artık bizi dunyaya geri gonder de iyi is yapalım; artık kesin olarak inandık» derken bir gorsen

    [13] Dileseydik herkese hidayeti verirdik. Fakat benden «mutlaka cehennemi, insanlardan ve cinlerden bir kısmıyla tamamen dolduracagım» sozu cıkmıstır

    [14] Bugune kavusmayı unutmanızın cezasını simdi tadın bakalım! Dogrusu biz de sizi unuttuk. Yaptıklarınıza karsılık ebedi azabı tadın

    [15] Bizim ayetlerimize inanan kimselere, ayetlerimiz hatırlatıldıgı zaman hemen secdeye kapanırlar. Rabb´lerini overek tesbih ederler, buyukluk taslamazlar

    [16] Gece teheccud namazı kılmak icin yanlarını yataklardan ayırıp kalkarlar, korkarak ve umit ederek Rabb´lerine dua ederler ve kendilerine verdigimiz rızıktan hayır icin harcarlar

    [17] Yaptıklarına karsılık olarak, onlar icin nice sevindirici ve goz kamastırıcı nimetlerin saklı oldugunu hic kimse bilmez

    [18] Hic inanan kimse yoldan cıkan kimse gibi olur mu? Elbette bunlar bir olmaz

    [19] Inanıp yararlı is isleyenlere gelince, yaptıklarına karsılık varacakları cennet konakları vardır

    [20] Yoldan cıkanların barınacakları yer de atestir. Ne zaman oradan cıkmak isterlerse, yine oraya geri cevrilirler ve onlara «yalanlamakta oldugunuz atesin azabını tadın» denir

    [21] Belki donup yola gelirler diye onlara buyuk azapdan once mutlaka daha yakın azabı da tattıracagız

    [22] Kendisine Rabb´inin ayetleri hatırlatıldıktan sonra onlardan yuz cevirenden daha zalim kim vardır? Muhakkak ki biz, suclulardan oc alıcıyız

    [23] Andolsun biz Musa´ya kitabı verdik. Ey Muhammed! Sakın sen ona kavusacagından suphe etme. Ona Israilogullarını yol gosterici yaptık

    [24] Sabrettikleri ve ayetlerimize kesinlikle inandıkları zaman, onların icinden, buyrugumuzla dogru yola goturen onderler yaptık

    [25] Suphesiz Rabb´in kıyamet gunu, ayrılıga dustukleri konularda onların aralarında hukmedecektir

    [26] Bugun yurtlarında dolastıkları nice kusakları daha once helak etmis olmamız, hala onları yola getirmedi mi? Suphesiz bunda ibretler vardır. Hala dinlemeyecekler mi

    [27] Kuru yerlere suyu gonderip, onunla hayvanlarının ve kendilerinin yedikleri ekinleri cıkardıgımızı gormezler mi? Gormuyorlar mı

    [28] Dogru soyluyorsanız bu fetih ne zaman? diyorlar

    [29] De ki; «Fetih gunu gelince inkar edenlere, o zaman inanmaları fayda vermez ve kendilerine muhlet de verilmez.»

    [30] Sen onlardan yuz cevir ve bekle, zaten onlar da beklemektedirler

    Ahzâb

    Surah 33

    [1] Ey Peygamber! Allah´tan kork, kafirlere ve munafıklara itaat etme. Suphesiz, Allah her seyi bilir ve her yaptıgı yerindedir

    [2] Sana Rabbin tarafından vahyedilen kitaba uy; suphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberdardır

    [3] Allah´a guven, dost ve dayanak olarak Allah yeter

    [4] Allah bir insanın gogus boslugunda iki kalp yaratmadıgı gibi zihar yaptıgınız (sen bana anamın sırtı gibisin dediginiz) eslerinizi, sizin anneleriniz yapmadı ve evlatlıklarınızı da oz ogullarınız gibi saymanızı mesru kılmamıstır. Bunlar sizin dillerinize doladıgınız bos sozlerdir. Allah gercegi soyler ve O, dogru yola iletir

    [5] Evlatlıkları oz babalarına nisbet ederek cagırın, bu Allah katında en dogru olanıdır. Sayet oz babalarını bilmiyorsanız, onlar sizin din kardesleriniz ve dostlarınızdır. Yanılarak yaptıgınızda size bir gunah yok, fakat kalbinizin bile bile yaptıgınızda gunah vardır. Allah cok bagıslayan, cok esirgeyendir

    [6] Peygamber mu´minlere canlarından ileridir. O´nun esleri de mu´minlerin anneleridir. Akraba olanlar miras hususunda Allah´ın kitabına gore birbirlerine muhacirlerden ve ensardan daha yakındır. Dostlarınıza yapacagınız uygun bir vasiyet bunun dısındadır. Bunlar kitapta yazılmıstır

    [7] Hani «biz Peygamberlerden soz almıstık, senden, Nuh´tan, Ibrahim´den, Musa´dan ve Meryem oglu Isa´dan, pek saglam bir soz aldık.»

    [8] Allah, dogrulardan dogruluklarını sormak ve kafirlere can yakıcı azap hazırlamak icin bunu yapmıstır

    [9] Ey mu´minler! Allah´ın size yonelik nimetini hatırlayın, bir zaman uzerinize ordular gelmisti de, biz onların uzerine ruzgar ve sizin gormediginiz ordular gondermistik. Allah yaptıklarınızı goruyordu

    [10] Onlar size yukarınızdan ve asagınızdan gelmislerdi; gozler kaymıs, yurekler agızlara gelmisti. Allah hakkında turlu zanlarda bulunuyordunuz

    [11] Iste orada mu´minler denenmis, siddetli bir sarsıntı ile sarsılmıslardı

    [12] Hani munafıklar ve kalplerinde hastalık bulunan kimseler: «Allah ve Resulu bize sadece bos vaadlerde bulundu» diyorlardı

    [13] Onlardan bir grup ta demisti ki; «Ey Medine halkı, artık tutunacak yeriniz yok, geri donun!» Onlardan bir topluluk da «Evlerimiz dusmana acıktır» diye izin istemislerdi. Oysa onların evleri dusmana acık degildi. Sadece kacmak istiyorlardı

    [14] Eger Medine´nin etrafından uzerlerine saldırılsaydı, sonra da kendilerinden dinlerinden donmeleri istense, cok azı haric hemen dinlerinden donerlerdi

    [15] Oysa arkalarına donup kacmayacaklarına dair Allah´a soz vermislerdi. Allah´a verilen sozden sorumluydular

    [16] De ki: «Eger olumden veya oldurulmekten kacıyorsanız, kacmak size fayda vermez. Kacsanız bile az zaman yasatılırsınız.»

    [17] De ki: «Allah size bir kotuluk dilerse veya bir rahmet isterse, O´na karsı kim sizi koruyabilir? Allah´tan baska dost ve yardımcı bulamazsınız.»

    [18] Allah icinizde savastan alıkoyanları ve kardeslerine «Bize gelin zorlanmadıkca savasmayın» diyenleri gercekten bilir. Zaten bunlardan pek azı savasa gelir

    [19] Geldikleri zaman da size karsı cok hassastırlar, size yardım etmek istemezler. Ancak savasta bir korku gelince, onların uzerine olum baygınlıgı cokmus insan gibi gozleri donerek sana baktıklarını gorursun. Korku gidip te sıra ganimetleri paylasmaya gelince, mala duskunluk gostererek, sizi sivri dilleriyle incitirler. Onlar inanmamıslar, bu yuzden Allah onların islerini bosa cıkarmıstır. Bu Allah´a gore kolaydır

    [20] Bunlar, dusman birliklerinin (Medine´den) gitmediklerini sanıyorlardı. Bu birlikler tekrar gelmis olsalardı, kendilerini colde bedevilerin yanında bulunup, sadece sizin haberlerini sormayı dilerlerdi. Icinizde olsalardı, pek azı savasırlardı

    [21] Andolsun ki, Allah´ın elcisinde sizin icin, Allah´a ve ahiret gunune kavusmaya inanan ve Allah´ı cok anan kimseler icin en guzel bir ornek vardır

    [22] Mu´minler dusman ordularını gordukleri zaman; «Bu Allah´ın ve Resulunun bize vaad ettigi zaferdir. Allah ve Resulu dogru soylemistir» dediler. Bu, onların sadece imanlarını ve teslimiyetlerini arttırdı

    [23] Mu´minler arasında oyleleri var ki, Allah´a verdikleri sozde dururlar. Kimileri sozunu yerine getirip o yolda canını vermistir; kimileri de sehitlik beklemektedir. Onlar hic sozlerini degistirmediler

    [24] Bu sebeple Allah, dogruları dogrulukları ile mukafatlandırır; munafıkları da dilerse azaplandırır veya tevbelerini kabul eder. Suphesiz Allah cok bagıslayan, cok esirgeyendir

    [25] Allah, o kafirleri hicbir sey elde edemeden ofkeleriyle geri cevirdi. Allah´ın yardımı savasta mu´minlere yetti. Allah gucludur, mutlak galiptir

    [26] Allah, kitap ehlinden onlara yardım eden Kureyze yahudilerini de kalelerinden indirdi ve kalplerine korku dusurdu. Onlardan bir kısmını olduruyorsunuz, bir kısmını da esir alıyordunuz

    [27] Topraklarını, evlerini, mallarını ve henuz ayagınızı dahi basmadıgınız yerleri Allah size miras olarak verdi. Allah´ın gucu her seye yeter

    [28] Ey Peygamber! Eslerine soyle: Eger dunya hayatını ve suslerini istiyorsanız gelin size bosanma bedelinizi vereyim ve guzellikle salıvereyim.»

    [29] Eger Allah´ın Peygamberini ve ahiret yurdunu istiyorsanız bilin ki, Allah icinizden iyi davrananlara buyuk mukafat hazırlamıstır

    [30] Ey Peygamber hanımları! Sizden kim acık bir edepsizlik yaparsa, onun azabı iki kat olur. Bu Allah´a kolaydır

    [31] Fakat sizden kim Allah´a ve Resulune uymaya devam eder ve yararlı is yaparsa ona da mukafatı iki kat veririz ve cennette onun icin bol bir rızık hazırlamısızdır

    [32] Ey Peygamber hanımları! Eger Allah´tan sakınıyorsanız sizler herhangi bir kadın gibi degilsiniz. Sozu yumusak, tatlı bir eda ile soylemeyin ki, kalbinde hastalık bulunan kimse kotu seyler umit etmesin, daima ciddi ve agır baslı soz soyleyin

    [33] Evlerinizde oturun, ilk cahiliye donemi kadınlarının acılıp sacılması gibi acılıp sacılmayın. Namaz kılın, zekat verin, Allah´a ve Peygamberine itaat edin. Ey ehl- i beyt (Ey Peygamberin ev halkı) suphesiz Allah sizden pisligi giderip sizi tertemiz yapmak ister

    [34] Evlerinizde okunan Allah´ın ayetlerini ve hikmeti hatırlayın, suphesiz Allah latiftir, her seyden haberdardır

    [35] Musluman erkekler ve musluman kadınlar, mu´min erkekler ve mu´min kadınlar, boyun egen erkekler ve boyun egen kadınlar, dogru erkekler ve dogru kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, mutevazi erkekler ve mutevazi kadınlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, oruc tutan erkekler ve oruc tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve ırzlarını koruyan kadınlar, Allah´ı cok anan erkekler ve Allah´ı cok anan kadınlar; iste Allah bunlar icin bagıs ve buyuk bir mukafat hazırlamıstır

    [36] Allah ve Resulu, bir iste hukum verdigi zaman, artık inanmıs bir erkek ve kadına, o isi kendi isteklerine gore secme hakkı yoktur. Kim Allah´a ve Resulune karsı gelirse, apacık bir sapıklıga dusmus olur

    [37] Ey Muhammed! Allah´ın nimet verdigi ve senin de nimetlendirdigin kimseye, esini bırakma, Allah´tan sakın diyor, Allah´ın acıga vuracagı seyi icinde saklıyordun. Insanlardan cekiniyordun; oysa Allah´tan cekinmen daha uygundu. Sonunda Zeyd esiyle ilgisini kesince onu seninle evlendirdik ki evlatlıkları esleriyle ilgilerini kestiklerinde onlara evlenmek konusunda mu´minlere bir sorumluluk olmadıgı bilinsin. Allah´ın buyrugu yerine gelecektir

    [38] Allah´ın, Peygambere takdir ettigi bir seyde O´na bir gucluk yoktur. Bu Allah´ın sizden oncekilere de uyguladıgı yasadır. Allah´ın emri suphesiz geregi gibi yerine gelecektir

    [39] O Peygamberler Allah´ın buyruklarını teblig ederler, Allah´tan korkarlar ve O´ndan baska kimseden korkmazlar. Allah hesap gorucu olarak yeter

    [40] Muhammed icinizden herhangi bir adamın babası degil, fakat O Allah’ın Resulu ve Peygamberlerin sonuncusudur. Allah her seyi hakkıyla bilendir

    [41] Ey inananlar Allah´ı cok anın

    [42] ve O´nu sabah aksam tesbih ediniz

    [43] Sizi karanlıklardan aydınlıga cıkarmak icin uzerinize melekleriyle beraber rahmetini gonderen Allah´tır. Mu´minlere karsı cok bagıslayıcı, cok esirgeyici de O´dur

    [44] O´na kavustukları gun, Allah´ın onlara iltifatı selam´dır. Allah onlara guzel bir mukafat hazırlamıstır

    [45] Ey Peygamber, biz seni tanık, mujdeci ve uyarıcı olarak gonderdik

    [46] Allah´ın izniyle, bir davetci ve aydınlatan bir lamba olarak gorevlendirdik

    [47] Mu´minlere Allah´tan buyuk bir lutfa ereceklerini mujdele

    [48] Kafirlere ve munafıklara itaat etme. Onların eziyetlerine aldırma, Allah´a guven; koruyucu olarak Allah sana yeter

    [49] Ey iman edenler! Mu´min kadınları nikahlayıp da, henuz dokunmadan onları bosarsanız, onları iddet muddetince beklemeniz gerekmez. Kendilerine bagısta bulunarak onları guzellikle serbest bırakın

    [50] Ey Peygamber! Mehirlerini verdigin eslerini, Allah´ın sana ganimet olarak verdigi cariyelerini, seninle beraber hicret eden amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını, teyzelerinin kızlarını ve peygamber nikahlamayı diledigi takdirde mu´minlerden ayrı sırf sana mahsus olmak uzere, kendisinin mehrini Peygambere hibe eden mu´min kadını almanı helal kılmısızdır. Biz zorluga ugramaman icin mu´minlerin esleri ve cariyeleri hakkında onların uzerine neyi farz kılmıs oldugumuzu bildirmistik. Allah bagıslayandır, merhamet edendir

    [51] Ey Muhammed! Onların diledigini geri bırakır diledigini de yanına alırsın. Kendilerinden uzak durdugun kadınlardan arzu ettigini tekrar yanına almanda, senin uzerine bir gunah yoktur. Bu onların gozlerinin aydın olmasını, uzulmemelerini, hepsine verdigin seylere razı olmalarını daha iyi saglar. Allah kalplerinizde olanı bilir; Allah bilendir, halimdir

    [52] Ey Muhammed! Bundan sonra artık sana baska kadınlarla evlenmen, bunları baska eslerle degistirmen, guzellikle hosuna gitse bile sana helal degildir. Ancak elinin altında bulunan cariyeler haric, Allah her seyi gozetleyicidir

    [53] Ey inananlar! Peygamberin evlerine, yemege cagrılmaksızın vakitli vakitsiz girmeyin fakat davet edilirseniz girin ve yemegi yeyince dagılın. Sohbet etmek icin de gidip oturmayın. Bu haliniz peygamberi uzuyor, o da size bir sey soylemeye cekiniyordu. Allah gercegi soylemekten cekinmez. Peygamber eslerinden bir sey isteyeceginizde onu perde arkasından isteyin. Bu sayede sizin kalpleriniz de onların kalpleri de daha temiz kalır. Allah´ın Peygamberini uzmeniz ve O´ndan sonra eslerini nikahlamanız asla caiz degildir. Cunku bu Allah katında buyuk bir gunahtır

    [54] Bir seyi acıklasanız da gizleseniz de Allah suphesiz hepsini bilir

    [55] Onlara (Peygamber hanımlarına); babaları, ogulları, erkek kardesleri, erkek kardeslerinin ogulları, kız kardeslerinin ogulları, hizmetci kadınları ve cariyeleri hakkında bir gunah yoktur. Ey Peygamber hanımları, Allah´tan korkun, suphesiz Allah, her seyi gormektedir

    [56] Suphesiz Allah ve melekleri Peygamberi overler. Ey inananlar! Siz de O´nu ovun, O´na salat ve selam getirin

    [57] Allah´ı ve Peygamberini incitenlere, Allah, dunyada da ahirette de lanet eder; onlar icin alcaltıcı bir azab hazırlamıstır

    [58] Mu´min erkek ve kadınları, yapmadıkları bir seyle suclayıp inciltenler, iftira etmis ve apacık bir gunah yuklenmis olurlar

    [59] Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve muminlerin kadınlarına soyle: Bir ihtiyac icin dısarı cıktıklarında ortulerini ustlerine alsınlar, vucutlarını ortsunler. Bu onların hur ve namuslu bilinmelerini ve bundan dolayı inciltilmemelerini daha iyi saglar. Allah cok bagıslayan, cok esirgeyendir

    [60] Iki yuzluler, kalplerinde fesat bulunanlar, sehirde bozguncu haberler yayanlar, eger bundan vazgecmezlerse, andolsun ki seni onlarla mucadeleye davet ederiz; sonra cevrende az bir zamandan fazla kalamazlar

    [61] Lanetlenmis olarak, nerede bulunurlarsa yakalanır ve oldurulurler

    [62] Allah´ın gecmis milletlere uyguladıgı yasa budur ve Allah´ın yasasında bir degisme bulamazsın

    [63] Ey Muhammed! Insanlar senden kıyametin zamanını soruyorlar. De ki: «Onun bilgisi Allah katındadır, ne bilirsin, belki de zaman yakındır.»

    [64] Allah kafirlere lanet etmis ve onlar icin cılgın bir ates hazırlamıstır

    [65] Orada ebedi olarak kalacaklar kendilerini koruyacak ne bir dost, ne bir yardımcı bulamayacaklardır

    [66] Yuzleri atese cevrildigi gun: «Keske Allah´a itaat etseydik, keske Peygambere itaat etseydik» derler

    [67] «Rabbimiz! Biz yoneticilerimize ve buyuklerimize itaat etmistik, fakat onlar bizi yoldan saptırdılar» derler

    [68] «Rabbimiz! Onlara iki kat azab ver ve onları buyuk bir lanetle rahmetinden kov!»

    [69] Ey inananlar! Siz de Musa´yı incitenler gibi olmayın. Allah onu, onların dedikleri seyden temize cıkardı. O Allah´ın yanında gozde, itibarlı bir kul idi

    [70] Ey inananlar! Allah´tan korkun ve dogru soz soyleyin

    [71] Ki Allah islerinizi duzeltsin ve gunahlarınızı bagıslasın. Kim Allah´a ve Peygamberine itaat ederse, suphesiz buyuk bir kurtulusa ermis olur

    [72] Biz emaneti, goklere, yere ve daglara sunduk; onu yuklenmekten kacındılar, sorumlulugundan korktular. Pek zalim ve cahil olan insan onu yuklendi

    [73] Bunun sonucu olarak, Allah munafık erkek ve kadınlara, musrik erkek ve kadınlara azab edecektir. Mumin erkek ve kadınların tevbelerini kabul edecektir. Allah cok bagıslayan, cok merhamet edendir

    Sebe'

    Surah 34

    [1] Hamd, goklerdeki ve yeryuzundeki tum varlıkların sahibi olan Allah´a mahsustur. Ahirette de hamd O´na mahsustur. O her isi yerinde yapar ve her seyden haberdardır

    [2] O yeraltına giren ve oradan cıkan, gokten inen ve oraya yukselen her seyi bilir. O merhametli ve bagıslayıcıdır

    [3] Kafirler; «Kıyamet anı hic gelmeyecek» dediler. Onlara de ki: «Hayır, gaybın bilgisi tekelinde olan Rabb´im adına yemin ederim ki, o an mutlaka gelecektir. Goklerdeki ve yerdeki zerre kadar kucuk bir nesne ya da zerrenin daha kucugu ve daha buyugu O´nun bilgisi dısında degildir, bunların tumu apacık bir kitaptadır.»

    [4] Amac, iman edip iyi ameller isleyenleri odullendirmektir. Onları bagıslanma ve onurlu bir rızık beklemektedir

    [5] Bizimle basa cıkabileceklerini sanarak olanca gucleri ile ayetlerimize karsı cıkanlara gelince; onları tiksindirici ve acıklı bir azap beklemektedir

    [6] Kendilerine bilgi verilenler Rabb´in tarafından sana indirilen mesajın, insanları ustun iradeli ve ovguye layık Allah´ın yoluna iletici bir gercek oldugunu gorurler

    [7] Kafirler biribirlerine dediler ki; «Olen vucutlarınız didik didik parcalanıp iyice dagıldıktan sonra yeni bir asamada tekrar dirileceginizi ileri suren biri var, onu size gosterelim mi?»

    [8] Bu adam Allah adına yalan mı uyduruyor, yoksa deli midir? Hayır aslında ahirete inanmayanlar, koyu bir sapıklıgın ve azabın pencesindedirler

    [9] Onlar onlerindeki ve arkalarındaki gogu ve yeri gormuyorlar mı? Dilesek onları yerin dibine gecirir ya da gogu parcalayıp baslarına indirirdik. Allah´a baglı her kulun bundan alacagı ders vardır

    [10] Biz gercekten Davud´a kendi katımızdan ayrıcalık sunduk. «Ey daglar, o tesbih ettikce siz de soylediklerini tekrarlayın. Ey kuslar sizde» dedik. Ayrıca demiri avucunda yumusattık

    [11] Ona «Insan vucudunu iyice saracak genis zırhlar yap ve zırhların parcalarını biribirine olculu bicimde tak» dedik. Ey Davudogulları, iyi ameller isleyiniz. Cunku ben yaptıklarınızı goruyorum

    [12] Suleyman´ın buyruguna da ruzgarı vermistik. Bu ruzgar sabahleyin esince bir aylık uzaklıga gider ve aksamleyin de bir aylık mesafeyi asarak geri gelirdi. Onun icin erimis bakırı su gibi akıttık. Rabb´inin izni ile yanında calısan bazı cinleri de buyruguna sunmustuk. Bu cinlerden buyrugumuzun dısına cıkanlara kızgın alevli atesin azabını tattırırız

    [13] Onlar, Suleyman´a, istegi uyarınca mabetler, heykeller, havuz gibi genis canaklar ve yerlerinden kımıldatılamaz koca kazanlar yaparlardı. Ey Davudogulları, sukrediniz. Kulların icinde sukredenler pek azdır

    [14] Suleyman´ın canını aldıgımızda ancak degnegini kemiren bir kurt onun oldugunu cinlere fark ettirdi. Onun olusu yere dusunce belli oldu ki, eger cin´ler gaybı bilselerdi, o onur kırıcı angaryaların sıkıntısını cekmeye devam etmezlerdi

    [15] Gercekten bir vadinin sagında ve solunda uzayan iki ovadan olusmus Sebe yurdundan alınacak ibret dersi vardır. Onlara «Rabb´inizin verdigi rızıkları yiyiniz ve O´na sukrediniz, iste size guzel bir ulke ve bagıslayıcı bir Rabb» dendi

    [16] Fakat onlar bu buyruga sırt cevirdiler. Bu yuzden uzerlerine Arim selini gondererek o verimli ovalarını dikenli, kuru calılıklı ve az sayıda sedir agaclı iki corak ovaya donusturduk

    [17] Yaptıkları nankorlukten oturu onları iste boyle cezalandırdık. Biz nankorden baskasını hic cezalandırır mıyız ki

    [18] Onların yurtları ile kutsal kentler arasına, birinden bakınca oburu gorunebilen kısa aralıklı kentler serpistirerek konaktan konaga mesafeleri olculebilir bir yolculuk yapmalarını sagladık. Onlara «Bu yol boyunca hem geceleyin hem de gunduzun guven icinde yolculuk yapın» dedik

    [19] Fakat onlar «Ey Rabbimiz! Seferlerimizi uzun aralıklı yap!» diyerek kendilerine yazık ettiler. Bunun uzerine onları dillere dusurduk, toplumlarını parcalayarak oteye beriye dagıttık. Hic kuskusuz sabırlıların ve sukredenlerin bu olaylardan cıkaracakları bir cok dersler vardır

    [20] Seytan, onlara iliskin beklentisini gerceklestirmis ve bir grup mu´min dısında hepsi ona uymustu

    [21] Aslında seytanın onlar uzerinde hicbir nufuzu, hicbir yaptırım gucu yoktu. Ama biz ahirete inananları, o konuda kusku icinde olanlardan ayırd etmek istedik. Her sey, senin Rabb´inin gozetimi altındadır

    [22] Musriklere de ki; «Allah dısında ilah olduklarını sandıgınız putları imdada cagırınız bakalım. Onlar ne goklerde ve ne de yeryuzunde zerre kadar bir seye sahip degildirler. Gokler ile yeryuzu uzerinde hicbir ortaklıkları olmadıgı gibi onların hicbiri Allah´ın yardımcısı da degildir.»

    [23] Allah katında O´nun izin verdigi kimseler dısında hic kimse sefaat, aracılık edemez. Bu konuda izin bekleyenlerin yureklerini urperten korku yatıstırılınca biribirlerine «Rabb´iniz ne dedi?» diye sorarlar. Cevap verenler «O gercegi soyledi, O yuce ve buyuktur» derler

    [24] Ey Muhammed, musriklere «Gerek goklerden inen ve gerekse yerden cıkan rızıkları size sunan kimdir?» diye sor. Sonra de ki; «Allah sunuyor. Oyleyse ya biz dogru yoldayız ve siz acık bir sapıklık icindesiniz, ya da bunun tersi dogrudur.»

    [25] De ki; «Ne bizim suclarımız size sorulacak ve ne de sizin islediginiz kotulukler bize sorulacaktır.»

    [26] De ki; «Rabb´imiz bizi biraraya getirecek, sonra aramızdaki uyusmazlıkları hak uyarınca cozecektir. O son derece adil bir yargıc ve her seyi bilendir.»

    [27] De ki; «Allah´a kostugunuz ortakları bana gosterin bakalım. Olacak sey degil bu. Aslında O ustun iradeli ve her isi yerinde olan Allah´dır.»

    [28] Ey Muhammed, biz seni butun insanlara mujde verici ve uyarıcı olarak gonderdik. Fakat insanların cogu bunu bilmiyorlar

    [29] Onlar «Eger dogru soyluyorsanız, su tehdit ne zaman gerceklesecek?» derler

    [30] Onlara de ki; «Sizin belirlenmis bir gununuz vardır, ne bir an ertelenir ve ne de onceye alınır.»

    [31] Kafirler «Biz ne bu Kur´an´a ve ne de ondan onceki kutsal kitaplara asla inanmayız» dediler. Sen bu zalimleri bir de Rabb´lerinin huzurunda dikilmis durumda biribirlerini suclarken gorsen! O zaman ayak takımını olusturan gudulenler kendini begenmis elebaslarına «Siz olmasaydınız, biz mu´min olacaktık» derler

    [32] Kendini begenmis elebasları da gudulenlere derler ki; «Size dogru yola iliskin mesaj geldikten sonra biz mi sizleri o yoldan alıkoyduk? Aslında siz kendiniz suca girdiniz»

    [33] Gudulenler ise kendini begenmis elebaslarına soyle derler: «Tersine, isiniz gucunuz, gece gunduz komplo duzenlemek, dolap cevirmekti. Hani bize Allah´ı inkar etmemizi, O´na es kosmamızı emrediyordunuz.» Azabı gorunce pismanlıgı yureklerine gomduler. Biz kafirlerin boyunlarına demir halkalar geciririz. Carpıldıkları ceza sadece isledikleri kotuluklerin karsılıgı degil mi

    [34] Uyarıcı gonderdigimiz her kentin sımarık elebasları mutlaka soyle dediler. «Biz, sizin getirdiginiz mesajı kesinlikle inkar ediyoruz»

    [35] Bizim herkesten cok servetimiz ve evladımız vardır, bizim azaba carptırılmamız soz konusu degildir

    [36] Onlara de ki; «Hic kuskusuz, Rabb´im diledigine bol servet verir ve dilediginin rızkını kısar. Fakat insanların cogu bu gercegi bilmezler.»

    [37] Ne mallarınız ve ne de evlatlarınız size bizim katımızda yakınlık kazandırmaz. Yalnız iman edip iyi amel isleyenler var ya, onların yaptıkları iyilikler kat kat fazlası ile odullendirilir. Onlar cennetin yuksek kosklerinde guven icinde agırlanırlar

    [38] Bizimle basa cıkabileceklerini sanarak olanca gucleri ile ayetlerimize karsı cıkanlara gelince onlar azapla basbasa kalacaklardır

    [39] De ki; «Hic kuskusuz Rabb´im diledigi kuluna bol servet verir ve diledigi kulun rızkını kısar. Siz Allah icin bir sey verirseniz, O verdiginizin boslugunu doldurur. O rızık verenlerin en hayırlısıdır.»

    [40] O gun Allah, onların hepsini diriltip bir araya getirir ve sonra meleklere «Bu adamlar size mi tapıyorlar?» der

    [41] Melekler derler ki; «Seni her turlu noksanlıktan tenzih ederiz. Bizim dayanagımız, koruyucumuz onlar degil sensin. Hayır, onlar cinlere tapıyorlardı, cogu onlara inanıyorlardı.»

    [42] O zaman zalimlere deriz ki; «Bu gun biribirinize ne faydalı olabilirsiniz ve ne de zarar verebilirsiniz. Vaktiyle inkar ettiginiz cehennem atesinin azabını simdi tadınız bakalım.»

    [43] Onlara apacık anlamlı ayetlerimiz okundugunda «Bu adamın tek istedigi sey, sizi atalarınızın taptıgı putlardan vazgecirmektir» ve «su Kur´an, duzmece bir yalandan baska bir sey degildir.» dediler. Kafirler, kendilerine gelen ´gercek´ icin «Bu apacık bir buyuden ibarettir.» demislerdi

    [44] Ey Muhammed, oysa biz o musriklere daha once okuyacakları bir Kitap vermemis, kendilerine senden once bir uyarıcı gondermemistik

    [45] Onlardan onceki bir cok milletler de mesajımızı yalanlamıslardı., Bu musrikler onlara verdigimiz dunyalıkların onda birine bile ermis degillerdir. Buna ragmen peygamberlerimi yalanladılar, ama bu inkarcılıgın karsılıgı nice oldu

    [46] Ey Muhammed, onlara de ki; «Size bir tek ogudum var: Ikiser ikiser ve teker teker Allah ile vicdanınızla basbasa kalınız ve dusununuz ki, bu dostunuz deli degildir, o sadece agır bir azabın esiginde sizleri uyaran bir peygamberdir.»

    [47] De ki; «Sizden hicbir ucret istemiyorum. Ucretiniz sizin olsun. Benim ucretimi Allah verecektir. O her seyin tanıgıdır.»

    [48] De ki; «Gaybleri cok iyi bilen Rabb´im, gercegi egrinin basına carpar.»

    [49] De ki; «Hak geldi, artık batıl hicbir tarafa dogru kımıldayamaz.»

    [50] De ki; «Eger ben egri yolda isem sapıtmamın zararını kendim cekerim. Eger dogru yolda isem, bu Rabb´imin bana ilettigi vahiy sayesindedir. Hic kuskusuz O her seyi isitir ve kullarına cok yakındır.»

    [51] Onları bir de panige kapıldıklarında gorsen! Kacacakları hicbir yer yok. Cehennemin yakınında yakayı ele vermislerdir

    [52] O´na inandık derler, ama artık iyice uzagında kaldıkları imanı nasıl yakalayacaklardır

    [53] Vaktiyle onu inkar etmislerdi, o zaman uzaktan karanlıga tas atıyorlardı

    [54] Simdi kendileri ile ozlemleri arasına perde gerildi. Tıpkı daha onceki yoldaslarına yapıldıgı gibi. Hic kuskusuz onlar koyu bir suphe icinde idiler

    Fâtır

    Surah 35

    [1] Gokleri ve yeryuzunu yoktan var eden; iki, uc ve dort kanatlı melekleri elci olarak gorevlendiren Allah´a ham dolsun. O yaratma isleminde diledigi eklemeleri yapar. Hic kuskusuz O´nun gucu her seye yeter

    [2] Allah´ın insanlara actıgı bir rahmeti hic kimse alıkoyamaz. O´nun alıkoydugunu da O´nun dısında hic kimse salamaz. O ustun iradelidir ve her isi yerinde yapar

    [3] Ey insanlar, Allah´ın size yonelik nimetlerini hatırlayınız. Size gokten ve yeryuzunden rızık saglayan Allah´tan baska bir yaratıcı var mı? O´ndan baska ilah yoktur. Nasıl oluyor da bu gercegi goz ardı ediyorsunuz

    [4] Ey Muhammed, eger onlar seni yalanlıyorlarsa bil ki, senden onceki nice peygamberler de yalanlanmıstır. Her isin cozumu Allah´a goturulecektir

    [5] Ey insanlar, Allah´ın verdigi soz gercektir. Sakın dunya hayatı sizi aldatmasın, sakın seytan, sizi Allah´ın affına guvendirerek ayartmasın

    [6] Seytan kesinlikle size dusmandır. Onu siz de dusman tutunuz. O taraftarlarını cehennemliklerden olmaya surukler

    [7] Kafirler agır bir azaba carptırılacaktır. Iman edip iyi ameller isleyenleri ise bagıslanma ve buyuk odul beklemektedir

    [8] Kotu isi allandırılıp pullandırılarak gozune guzel gosterilen kimse davranıslarını suzgecten geciren, gercekci biri gibi olur mu? Allah diledigini saptırır, diledigini de dogru yola iletir. Sakın onlar icin hayıflanma. Hic kuskusuz onların neler yaptıklarını Allah iyi bilir

    [9] Bulutları surukleyen ruzgarların estiricisi Allah´dır. Biz bulutları olu bir yoreye gondererek onlar aracılıgı ile olu topragı diriltiriz. Iste yeniden dirilis olayı da boyledir

    [10] Kim itibar ve ustunluk isterse bilsin ki, itibar ve ustunluk tumu ile Allah´ın tekelindedir. Guzel soz O´na yukselir, iyi ameli de O yukseltir. Kotu amaclı komplolar duzenleyenler agır bir azaba carpılacaklardır. Ayrıca onların komplosu da bosa cıkar, verimsiz olur

    [11] Allah sizi once topraktan, sonra spermadan yarattı. Sonra erkekli disili ciftlere donusturdu. O´nun bilgisi dısında hicbir disi ne hamile kalabilir ve ne de dogurabilir. Omru uzun olanın cok yasaması ve kısa omurlulerin az yasamaları kesinlikle bir kitapta kayıtlıdır. Hic kuskusuz bu Allah icin kolay bir istir

    [12] Iki deniz aynı degildir. Birinin suyu tatlı kolay icimli, oburununki tuzlu ve acıdır. Her ikisinden de taze balık eti yer ve takı olarak kullandıgınız sus esyaları cıkarırsınız. Allah´ın size yonelik bagısını aramanız ve O´na sukretmeniz icin geminin suları yararak yol aldıgını gorursunuz

    [13] O geceyi gunduze ve gunduzu geceye donusturur. Gunesi ve ayı buyrugu altına almıstır. Her biri belirli bir surenin sonuna kadar hareket eder. Iste Rabb´iniz bu Allah´dır. Egemenlik O´nun tekelindedir. O´nu bir yana bırakarak taptıgınız duzmece ilahlar bir cekirdek kabugunun bile sahibi degildirler

    [14] Eger onları imdadınıza cagırırsanız, cagrınızı isitmezler. Sesinizi isitseler bile size karsılık veremezler. Ustelik kıyamet gunu, sizin kendilerini Allah´a ortak kosmus olmanızı reddederler. Hic kimse, her seyin icyuzunu bilen Allah gibi sana haber vermez

    [15] Ey insanlar, siz Allah´a muhtacsınız; oysa Allah hic kimseye muhtac degildir ve ovguye layıktır

    [16] Eger dilerse sizi yok eder ve yerinize baska bir canlı turu getirir

    [17] Bunu yapmak, Allah icin zor degildir

    [18] Hic kimse baskasının gunahını yuklenmez. Eger gunah yuku agır bir kimse, yukunun sırtından alınmasını istese, en yakını bile yukunun en kucuk bolumunu kendi sırtına almaz. Sen sadece gormeden Rabb´lerinden korkanları ve namaz kılanları uyarabilirsin. Kim kotuluklerden arınırsa kendi yararına arınmıs olur. Sonunda Allah´a donulecektir

    [19] Kor ile gorebilen bir olmaz

    [20] Karanlıklar ile ısık da bir olmaz

    [21] Golge ile asırı sıcaklık da bir olmaz

    [22] Diriler ile oluler de bir degildir. Allah diledigine ses isittirir. Fakat sen mezarlıktakilere sesini isittiremezsin

    [23] Sen sadece bir uyarıcısın

    [24] Biz seni gercegin mujdecisi ve uyarıcısı (korkutucusu) olarak gonderdik. Her millete mutlaka bir uyarıcı gonderilmistir

    [25] Eger onlar seni yalanlıyorlarsa bil ki, daha onceki milletler de peygamberlerini yalanlamıslardı. Oysa peygamberleri onlara acık kanıtlar, kutsal sayfalar ve ısık sacan kitap getirmislerdi

    [26] Sonra ben kafirlerin yakalarına yapıstım. Benim karsı darbem nasıl oldu

    [27] Allah´ın gokten su indirdigini gormuyor musun? O su aracılıgı ile turlu turlu renkte meyvalar yetistirdik. Daglarda beyaz, kırmızı, koyu siyah degisik renklerde yollar, patikalar actık

    [28] Yine boyle degisik renkte insanlar, hayvanlar ve davarlar yarattık. Allah´dan asıl korkanlar, O´nun bilgin kullarıdır. Hic kuskusuz Allah ustun iradeli ve bagıslayıcıdır

    [29] Allah´ın kitabını okuyanlar, namazı kılanlar, kendilerine verdigimiz rızıkların bir bolumunu gizlice ve acıkca ihtiyacı olanlara verenler, hicbir zaman zarar etmeyecek bir ticaret yaptıklarını umabilirler

    [30] Cunku Allah onların ucretlerini eksiksiz olarak oder ve kendi bagısı olarak fazlasını verir. Hic kuskusuz O affedicidir, iyiliklerin karsılıgını bol bol verir

    [31] Ey Muhammed, sana vahiy yolu ile indirdigimiz bu Kitap daha onceki kutsal kitapları onaylayan gercek kitaptır. Hic suphesiz Allah, kullarını iyi tanır ve her seyi gorur

    [32] Sonra bu Kitab´ı sectigimiz kullarımıza miras bıraktık. Bunların kimi kendilerine yazık eder, kiminin davranıs notu ortadır, kimi de Allah´ın izni ile iyiliklerde oncudur. Iste buyuk lutuf budur

    [33] Bunların mukafatı “Adn” cennetleridir. Oraya girerler. Orada altın bilezikler ve incilerle suslenirler. Oradaki elbiseleri de ipektir

    [34] Onlar soyle derler; «icimizdeki uzuntuyu gideren Allah´a hamd olsun. Hic kuskusuz Rabb´imiz affedicidir ve iyiliklerin karsılıgını bol bol verir.»

    [35] «O bizi lutfu ile icinde surekli oturacagımız bir yurda yerlestirdi. Burada bize ne yorgunluk degecek ve ne de bıkkınlık ilisecektir.»

    [36] Kafiri ise cehennem atesi beklemektedir. Ne olumlerine karar verilir de olurler ve ne de azapları hafifletilir. Iste biz azılı kafirleri boyle cezalandırırız

    [37] Onlar orada «Ey Rabbimiz, bizi buradan cıkar da daha once yaptıklarımızdan farklı, iyi isler yapalım» diye feryad ederler. Dusunmek isteyenlerin dusunmelerine yetecek kadar uzun bir sure sizi yasatmadık mı? Ayrıca size uyarıcı da gelmisti, Simdi azabı tadınız bakalım. Zalimlere yardım eden bulunmaz

    [38] Hic kuskusuz Allah, goklerin ve yeryuzunun "gaybı"nı bilir. O kalplerin ozunu bilir

    [39] Yeryuzunde sizleri daha onceki kusakların yerine gecirip egemen kılan O´dur. Kafirlerin inkarcılıkları kendi zararlarınadır. Kafirlik, kafirlere Rabb´leri katında sadece daha cok nefret kazandırır. Kafirlik, kafirlerin sadece zararlarını arttırır

    [40] Ey Muhammed, musriklere de ki; «Baksanıza, Allah´a ortak kosarak imdada cagırdıgınız, O´nun dısındaki duzmece ilahlarınız var ya. Onların yeryuzunde neyin yaratıcıları olduklarını bana gostersenize. Yoksa onların goklerin yaratılmasında payları, katkıları mı var? Yoksa onlara bir kitap indirdik de ondaki kanıtlara mı dayanıyorlar?» Hayır, o putperest zalimler birbirlerini sadece asılsız vaadlerle aldatıyorlar

    [41] Gokleri ve yer yuvarlagını dengede tutarak yorungelerinden cıkmalarını onleyen sadece Allah´dır. Eger onlar yorungelerinden cıkacak olsalar onları O´ndan baska hic kimse dengeye getiremez. Hic kuskusuz O, hosgorulu ve bagıslayıcıdır

    [42] Onlar, Allah kendilerine uyarıcı gonderdigi taktirde herhangi bir milletten daha sıkı bicimde dogru yola baglanacaklarına dair kesin bir dille Allah adına yemin etmislerdi. Fakat kendilerine uyarıcı gelince bu olay nefretlerini arttırmaktan baska bir ise yaramadı

    [43] Bu nefretlerinin sebebi yeryuzunde buyukluk taslamaları ve kotu niyetli komplolar kurmalarıdır. Oysa kotu niyetli komplolar, sadece duzenleyicilerini tuzaga dusurur. Onlar daha onceki yoldasları hakkında isleyen yasalardan baska bir akıbet mi bekliyorlar? Allah´ın yasasının degistigini goremezsin. Allah´ın yasasında herhangi bir sapma goremezsin

    [44] Onlar yeryuzunu gezip daha onceki yoldaslarının karsılastıkları acı sonu gormezler mi? Oysa onlar kendilerinden daha guclu idiler. Goklerde ve yeryuzunde Allah ile basa cıkabilecek hicbir guc yoktur. Hic kuskusuz O her seyi bilir ve gucu her seye yeter

    [45] Eger Allah, insanların davranıslarının cezasını hemen verseydi yeryuzunde hicbir canlı yaratık bırakmazdı. Fakat O, onları belirli bir surenin sonuna kadar erteliyor. Soz konusu sureleri dolunca, kusku yok ki, Allah kullarının durumunu gormektedir

    Yâsîn

    Surah 36

    [1] Yasin

    [2] Hikmetli Kur´an´a andolsun

    [3] Sen elbette gonderilmis peygamberlerdensin

    [4] Dosdogru bir yol uzerinde

    [5] Bu Kur´an ustun ve cok merhametli Allah tarafından indirilmistir

    [6] O Kitap, sana, ataları uyarılmamıs, bu yuzden kendileri de gaflet icinde kalmıs bir toplumu uyarman icin indirilmistir

    [7] Andolsun ki, hukum cogunun aleyhine gerceklesmistir, bunun icin artık inanmazlar

    [8] Biz onların boyunlarına halkalar gecirdik. Cenelere kadar dayanan o halkalar yuzunden kafaları kalkıktır

    [9] Onlerine ve arkalarına set cektik. Gozlerini perdeledigimizden artık goremezler

    [10] Onları uyarsan da uyarmasan da onlar icin birdir, inanmazlar

    [11] Sen ancak zikre (Kur´an´a) uyan ve gormeden Rahman´dan korkan kimseyi uyarabilirsin. Iste oylesini bir magfiret ve guzel bir mukafatla mujdele

    [12] Biziz, biz ki, oluleri diriltiriz ve one surdukleri isleri ve bıraktıkları eserleri yazarız. Biz; her seyi, apacık bir Kitab´a yazmısızdır

    [13] Insanlara, elcilerin geldigi su kent halkını misal olarak anlat

    [14] Biz onlara iki elci gonderdik, onları yalanladılar, biz de elcileri ucuncu biriyle destekledik. Onlar «biz size gonderilen elcileriz» dediler

    [15] Kentliler dediler ki; «siz de bizim gibi insansınız. Rahman´da bir sey indirmemistir. Siz sadece yalan soyluyorsunuz.»

    [16] Elciler dediler ki; «Rabb´imiz bilir ki, biz size gonderilmis elcileriz.»

    [17] Bizim uzerimize dusen, yalnızca acıkca duyurmaktır

    [18] Kentliler dediler ki; «dogrusu biz sizin yuzunuzden ugursuzluga ugradık. Eger bu isten vazgecmezseniz sizi mutlaka taslarız ve bizden size acı bir azab dokunur.»

    [19] Elciler dediler ki; «ugursuzluk kendinizdendir. Bu ugursuzluk size ogut verildigi icin mi oldu? Hayır, siz asırı giden bir kavimsiniz.»

    [20] Kentin en uzak yerinden bir adam kosarak geldi: «Ey kavmim, elcilere uyun» dedi

    [21] Sizden bir ucret istemeyenlere uyun, onlar dogru yoldadırlar

    [22] Ben nicin beni yaratana kulluk etmeyeyim? Sizde O´na donduruleceksiniz

    [23] Onu bırakıp da tanrılar edinir miyim? Eger rahman olan Allah bana bir zarar vermek isterse, o tanrıların sefaati bana hicbir fayda saglamaz ve onlar beni kurtaramazlar

    [24] O takdirde apacık bir sapıklık icinde olurum

    [25] Suphesiz ben Rabb´inize inandım, beni dinleyin

    [26] O´na «cennete gir» denilince «Keske kavmim bilseydi.»

    [27] Rabb´imin beni bagısladıgını ve beni ikram edilenlerden kıldıgını dedi

    [28] Ondan sonra, kavminin uzerine gokten bir ordu indirmedik, zaten indirecek te degildik

    [29] Sadece korkunc bir ses oldu, hemen sonup gittiler

    [30] Yazık su kullara! Kendilerine hangi elci gelse, onu alaya alıyorlardı

    [31] Gormediler mi kendilerinden once nice nesilleri yok ettik. Onlar bir daha kendilerine donup gelmezler

    [32] Hepsi toplandıgı zaman huzurumuza getirileceklerdir

    [33] Olu toprak onlar icin bir delildir. Biz onu dirilttik, ondan taneler cıkarırız da ondan yerler

    [34] Orada hurma ve uzum bahceleri yarattık; orada cesmeler akıttık

    [35] Ki, onun urununden ve ellerinin emeginden yesinler. Hala sukretmiyorlar mı

    [36] Allah ne yucedir ki, topragın bitirdiklerinden, kendilerinden ve daha bilmedikleri nice seylerden olan butun ciftleri yaratmıstır

    [37] Gecede onlar icin bir delildir. Gunduzu ondan soyup alırız, birden onlar karanlıkta kalıverirler

    [38] Gunes´te yorungesinde akıp gitmektedir. Bu, ustun ve bilen Allah´ın kanunudur

    [39] Ay icinde bir takım yorungeler tayin ettik. Nihayet o egri hurma dalı gibi hilal olur da geri doner

    [40] Ne gunes aya erisebilir, ne de gece gunduzun onune gecebilir. Hepsi belli bir yorungede (felekte) yuzmektedirler

    [41] Onlar icin bir delil de, onların cocuklarını dolu gemide tasımamız

    [42] Ve kendilerine onun gibi binecekleri nice seyler yaratmamızdır

    [43] Dilersek, onları suda bogardık; ne yardımlarına kosan bulunur ve ne de kendileri kurtulabilirdi

    [44] Ancak bizden bir rahmet ve belli bir sureye kadar yasatma vardır

    [45] Onlara; «gecmisinizden ve geleceginizden sakının, belki esirgenmeniz umulur» dendigi zaman yuz cevirirler

    [46] Zaten Rabb´inin ayetlerinden herhangi biri kendilerine geldiginde onlardan hep yuz cevire gelmislerdir

    [47] Onlara; «Allah´ın size verdigi rızıktan sarf edin» denilince inkar edenler inananlara; «Allah dileseydi, doyurabilecegi bir kimseyi biz mi doyuralım? Siz gercekten sapıtmıs kimselersiniz?»

    [48] Ve «eger dogru soyluyorsanız bu tehdit ettiginiz azab ne zaman gelecek» diyorlar

    [49] Cekisip dururlarken kendilerini yakalayacak bir tek cıglıgı beklerler

    [50] O zaman, artık ne vasiyet edebilirler ne de ailelerine donebilirler

    [51] Sur´a uflenince, kabirlerinden Rabb´lerine kosarak cıkarlar

    [52] Dediler; «vah bize, bizi yattıgımız yerden kim kaldırdı? Iste Rahman´ın vadettigi sey budur. Demek peygamber dogru soylemis.»

    [53] Sadece bir tek nara olur, hemen onların hepsi huzurumuza getirilirler

    [54] O gun, hic kimseye bir haksızlık yapılmaz ve siz ancak yaptıgınızın cezasını cekersiniz

    [55] Dogrusu bugun, cennetlikler eglence ile mesguldurler

    [56] Kendileri ve esleri golgelerde, koltuklara yaslanmıslar

    [57] Orada her cesit meyve onlar icindir. Butun arzuları yerine getirilir

    [58] Merhametli olan Rabb katından onlara selam vardır

    [59] Ey suclular, bugun soyle ayrılın

    [60] Ey insanogulları, size and vermedim mi? Seytana tapmayın o sizin apacık dusmanınızdır

    [61] Bana tapın dogru yol budur

    [62] Andolsun ki, o sizden nice nesilleri saptırmıstır, akletmez misiniz

    [63] Iste bu, size vaad edilen cehennemdir

    [64] Inkarınızdan dolayı bugun oraya girin

    [65] O gun agızlarını muhurleriz, elleri bize soyler ayakları yaptıklarına sahitlik eder

    [66] Dilersek, gozlerini kor ederdik de, yol bulmaya calısırlardı. Nasıl gorebilirlerdi

    [67] Dileseydik kılıklarını degistirip onları oldukları yerde dondururduk, ne ileri gidebilir, ne de geri donebilirdi

    [68] Kime uzun omur versek, onun yaratılısı bas asagı cevirir, gucunu azaltırız, sonunda ihtiyarlar, zayıflar. Akıllarını kullanmıyorlar mı

    [69] Biz Muhammed´e siir ogretmedik, zaten ona gerekmezdi. Bu bir ogut ve apacık Kur´an´dır

    [70] Diri olanları uyarsın ve inkar edenlere de azab hak olsun

    [71] Kudretimizle kendileri icin hayvanlar yarattıgımızı gormezler mi? Onlara sahip olmaktadırlar

    [72] Onları kendilerine boyun egdirdik, iste binekleri onlardandır ve onlardan yiyorlar

    [73] Onlarda daha nice faydalar, icecekler vardır. Sukretmezler mi

    [74] Belki kendilerine yardım edilir diye Allah´dan baska tanrılar edindiler

    [75] Oysa onlar yardım edemezler, ancak kendileri o tanrılara koruyuculuk icin nobet beklerler

    [76] Onların sozu seni uzmesin. Biz onların gizlediklerini de acıga vurduklarını da biliyoruz

    [77] Insan, bizim kendisini nasıl bir nutfeden (sperm) yarattıgımızı gormedi mi? Ki, simdi apacık bir hasım kesildi

    [78] Kendi yaratılısını unutarak «curumus kemikleri kim yaratacak?» diyerek bize misal vermeye kalkar

    [79] De ki; «Onları ilk defa yaratan diriltecek. O, her yaratmayı bilir.»

    [80] O size yesil agactan ates yaptı da siz ondan yakıyorsunuz

    [81] Gokleri ve yeri yaratan, onların benzerlerini yaratamaz mı? Elbette yaratır. O, cok bilen yaratıcıdır

    [82] Bir sey diledigi zaman. O´nun buyrugu sadece, o seye «Ol» demektir, hemen olur

    [83] Her seyin hukumranlıgı elinde olan ve sizin de kendisine doneceginiz Allah munezzehtir

    Saffât

    Surah 37

    [1] Andolsun sıra sıra duranlara

    [2] Onlerindekini surdukce surenlere

    [3] Zikir okuyanlara

    [4] Ki, ilahınız birdir

    [5] Goklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabb´idir. Doguların da Rabb´idir

    [6] Bize en yakın gogu, bir susle ve yıldızlarla susledik

    [7] Ve onu itaat etmeyen her seytandan koruduk

    [8] O seytanlar, yuce alemi (Mele-i A´la´yı) dinleyemezler; her yandan kendilerine mermi gibi yıldızlar atılır

    [9] Kovulup atılırlar. Ve onlar icin surekli azap vardır

    [10] Ancak meleklerin konusmalarından bir sozu kapan olursa, onu da delen ve yakan alevli yıldızlar takip eder

    [11] Simdi sor onlara; «Kendilerini yaratmak mı daha zordur, yoksa, Bizim yarattıklarımız mı?» Aslında biz kendilerini ozlu ve yapıskan camurdan yarattık

    [12] Ey Muhammed! Evet; sen onlara sasıyorsun, onlar da seninle alay ediyorlar

    [13] Onlara ogut verildigi vakit dusunup ogut almazlar

    [14] Bir mucize gorseler onunla alay ederler

    [15] «Bu apacık buyudur» derler

    [16] Yani biz oldugumuz, toprak ve kemik oldugumuz zaman mı dirilecekmisiz

    [17] Bizden onceki atalarımızda mı dirilecek

    [18] De ki; «Evet, hem de hor ve hakir olarak dirileceksiniz.»

    [19] O dirilme sahnesi korkunc bir cıglıktan ibarettir. Hemen o anda gozlerini birdenbire acıp etrafa bakacaklar

    [20] «Vah bize, bu ceza gunudur» derler

    [21] Onlara «Iste bu yalanladıgınız hukum gunudur» denir

    [22] Yuce Allah meleklerine emreder: «Zalimleri, onların aynı yoldaki arkadaslarını ve taptıklarını

    [23] Allah´dan baska (taptıklarına) onlara cehennemin yolunu gosterin

    [24] Durdurun onları, cunku onlar sorguya cekileceklerdir

    [25] Soyle sorulur: «Size ne oldu ki, birbirinizle yardımlasmıyorsunuz?»

    [26] Hayır; bugun onların hepsi teslim olmuslardır

    [27] Onlardan kimi kimine yonelip birbirini mesul tutmaya kalkısırlar

    [28] «Dogrusu siz bize sagdan gelirdiniz» derler

    [29] Onlar da soyle derler: «Hayır; siz inanmıs kimseler degildiniz.»

    [30] «Ve bizim size karsı bir hakimiyetimiz de yoktu. Bilakis siz azgınlar guruhu idiniz.»

    [31] «Bu sebeple, Rabbimizin sozu hepimizin uzerine hak olmustur. Suphesiz azabı tadacagız.»

    [32] «Cunku biz sizi bastan cıkardık. Zira biz de azgın kimselerdik.»

    [33] O gun hepsi azapta birlesirler

    [34] Iste biz, suclulara boyle yaparız

    [35] Cunku onlara ´Allah´dan baska ilah yoktur´ denildigi zaman buyukluk taslarlardı

    [36] Deli bir sair icin tanrılarımızı mı bırakalım? derlerdi

    [37] Hayır! O gercegi getirmis ve peygamberleri de dogrulamıstı

    [38] Suphesiz siz can yakıcı azabı tadacaksınız

    [39] Sadece yaptıgınız islerle cezalandırılıyorsunuz

    [40] Ancak Allah´a gonulden baglı kulları bu cezanın dısındadır

    [41] Onlar icin bilinen rızık vardır

    [42] Cesit cesit meyveler vardır

    [43] Nimet cennetlerinde

    [44] Tahtlar uzerinde karsılıklı otururlar

    [45] Onlerinden akan kaynaktan doldurulmus kadehler dolastırılır

    [46] Berraktır, icenlere lezzet veren bir icki

    [47] O ickide ne sersemletme var, ne de onunla sarhos olurlar

    [48] Yanlarında da bakıslarını yalnız kendisine cevirmis iri gozlu esler vardır

    [49] Saklı yumurtalar gibi bembeyaz esler

    [50] Cennet ehli birbirine donmus sorarlar

    [51] Onlardan biri: «Benim de bir arkadasım vardı.»

    [52] Bana «Sende mi dogrulayanlardansın?»

    [53] Biz olup toprak ve kemik oldugumuz zaman mı dirilip yaptıgımız islere gore cezalanacagız

    [54] Yanındakilere; «Siz onu bilir misiniz?» der

    [55] Bir bakar, onu cehennemin ortasında gorur

    [56] Ona der ki; «Yemin ederim ki, sen az daha beni helak edecektin

    [57] Rabb´imin lutfu olmasaydı simdi ben de cehenneme goturulurdum» dedi

    [58] «Biz bir daha olmeyecek miyiz?» der

    [59] Ilk olumumuzden baska olum yok ve biz azaba da ugramayacagız ha

    [60] Iste buyuk basarı ve mutluluk budur

    [61] Calısanlar bunun icin calıssınlar

    [62] Cennet gibi konak mı hayırlı, yoksa zakkum agacı mı

    [63] Biz, o agacı zalimler icin fitne yaptık

    [64] O, cehennemin dibinde cıkan bir agactır

    [65] Tomurcukları, seytanın bası gibidir

    [66] Iste cehennemlikler bundan yer ve karınlarını bununla doldururlar

    [67] Sonra, bu yemegin uzerine kaynar su katılmıs icki onlar icindir

    [68] Sonra donusleri yine cehennemedir

    [69] Cunku onlar atalarını sapık yolda buldular

    [70] Oyle iken yine de dusunmeden atalarının pesinden kosuyorlardı

    [71] Andolsun onlardan oncekilerinin cogu da sapmıstır

    [72] Biz onların icine de uyarıcılar gondermistik

    [73] Bak, o uyarılanların sonu nice oldu

    [74] Ancak, Allah´a gonulden baglı kullar o azabın dısında kaldı

    [75] Andolsun Nuh bize dua etmisti de ne guzel kabul etmistik

    [76] Onu ve ailesini buyuk sıkıntıdan kurtarmıstık

    [77] Ancak O´nun soyunu surekli kıldık

    [78] Sonra gelenler arasında O´na iyi bir un bıraktık

    [79] Alemler icinde Nuh´a selam olsun

    [80] Iste biz guzel davrananları boyle mukafatlandırırız

    [81] Cunku O bizim, inanan kullarımızdandı

    [82] Sonra otekileri (inanmayanları) suda bogduk

    [83] Ibrahim de Nuh´un milletindendi

    [84] Cunku tertemiz bir kalp ile Rabb´ine gelmisti

    [85] Babasına ve kavmine: «Neye tapıyorsunuz?» demisti

    [86] Allah´dan baska uydurma tanrılar mı istiyorsunuz

    [87] Alemlerin Rabb´i hakkındaki dusunceniz, zannınız nedir

    [88] Ibrahim yıldızlara bir baktı

    [89] Ben hastayım dedi

    [90] Bunun uzerine onun yanından kactılar

    [91] Ibrahim de; gizlice onların tanrılarına sokuldu. «Size sundukları yiyecekleri yemiyor musunuz?»

    [92] Neyiniz var konusamıyor musunuz? dedi

    [93] Ve gizlice uzerlerine yuruyup sag eliyle putlara kuvvetli bir darbe indirdi

    [94] Bunun uzerine puta tapanlar kosarak Ibrahim´in yanına geldiler

    [95] Ibrahim onlara «Elinizle yonttugunuz seylere mi tapıyorsunuz?»

    [96] Oysa sizi de, yaptıgınız bu seyleri de Allah yaratmıstır dedi

    [97] Puta tapanlar: «Onun icin bir bina yapın da onu atese atın» dediler

    [98] Ibrahim´e bir tuzak kurmak istediler, biz de onların tuzaklarını bosa cıkardık, onları alcalttık

    [99] Ibrahim dedi ki: «Ben Rabb´ime gidiyorum, O beni dogru yola iletecek.»

    [100] Rabb´im bana iyilerden olacak bir cocuk ver

    [101] Biz ona yumusak huylu bir erkek cocuk mujdeledik

    [102] Cocuk onun yanında kosma yasına gelince ona; «Yavrum! Ben uykuda iken seni kestigimi goruyorum, bir dusun ne dersin? Cocuk; «Babacıgım sana emredileni yap, insaallah beni sabredenlerden bulacaksın» dedi

    [103] Ikisi de Allah´a teslimiyet gosterip babası, oglunu alnı uzerine yere yatırınca

    [104] Biz ona «Ey Ibrahim» diye seslendik

    [105] Sen ruyayı dogruladın; biz guzel davrananları boyle mukafatlandırırız

    [106] Gercekten bu apacık bir imtihan idi

    [107] Ona fidye olarak buyuk bir kurban verdik

    [108] Sonra gelenler arasında ona iyi bir un bıraktık

    [109] Ibrahim´e selam olsun

    [110] Iste biz guzel davrananları boyle mukafatlandırırız

    [111] Cunku o bizim mu´min kullarımızdandı

    [112] Biz ona iyilerden bir peygamber olacak Ishak´ı mujdeledik

    [113] Kendisini ve Ishak´ı kutlu ve bereketli kıldık. Her ikisinin neslinden iyi kimseler olacagı gibi, acıkca kendisine zulmeden de olacaktır

    [114] Andolsun Musa´ya ve Harun´a da lutuflarda bulunduk

    [115] Onları ve kavimlerini buyuk sıkıntılardan kurtardık

    [116] Onlara yardım ettik de ustun geldiler

    [117] Onlara, apacık anlasılan bir Kitap vermistik

    [118] Ve onları dogru yola ilettik

    [119] Sonra gelenler arasında onlara iyi bir un bıraktık

    [120] Musa´ya ve Harun´a bizden selam olsun

    [121] Iste biz guzel davrananları boyle mukafatlandırırız

    [122] Cunku onların ikisi de bizim mu´min kullarımızdı

    [123] Ilyas da peygamberlerdendir

    [124] Kavmine demisti ki; «Allah´ın azabından korkmaz mısınız

    [125] Yaratanların en guzeli olan Allah´ı bırakıp da Ba´l putuna mı tapıyorsunuz

    [126] Sizin ve babalarınızın Rabb´i olan Allah´ı terk mi ediyorsunuz?»

    [127] Onu yalanladılar, bunun uzerine hepsi cehenneme goturulecekler

    [128] Yalnız Allah´a gonulden baglı kulları bunun dısındadır

    [129] Sonra gelenler arasında ona iyi bir un bıraktık

    [130] Ilyas´a selam olsun

    [131] Iste biz guzel davrananları boyle mukafatlandırırız

    [132] Cunku O bizim mu´min kullarımızdandı

    [133] Lut da gonderilen peygamberlerdendi

    [134] Onu ve ailesini kurtardık

    [135] Yalnız azaba ugrayanlar arasında kalan ihtiyar bir kadın haric

    [136] Sonra digerlerini yok etmistik

    [137] Ey insanlar! Sabahleyin onların yanından gecip gidiyorsunuz

    [138] Ve geceleyin. Dusunmuyor musunuz

    [139] Yunus da gonderilen peygamberlerdendi

    [140] Dolu bir gemiye kacmıstı

    [141] Gemide olanlar arasında kura cekilmisti de yenilenlerden olmustu, bu sebepten denize atılmıstı

    [142] Yunus kendini kınarken, balık onu yutmustu

    [143] Eger Allah´ı tesbih edenlerden olmasaydı

    [144] Insanların yeniden dirilecegi gune kadar balıgın karnında kalırdı

    [145] Biz de onu halsiz bir durumda agacsız cıplak bir yere attık

    [146] Uzerine golge yapması icin genis yapraklı bitki yetistirdik

    [147] Ve onu yuz bin insan ya da daha cok kisiye peygamber olarak gonderdik

    [148] Inandılar, biz de onları belli bir sureye kadar gecindirdik

    [149] Ey Muhammed! Putperestlere sor bakalım kızlar Rabb´inin de erkekler onların mı

    [150] Yoksa biz melekleri kız olarak yaratırken onlar yanında mıydı

    [151] Dikkat edin, onlar iftiraları yuzunden diyorlar ki

    [152] Allah dogurdu onlar elbette yalancıdırlar

    [153] Allah, kızları ogullara tercih mi etmis

    [154] Ne oluyorsunuz? Ne bicim hukmediyorsunuz

    [155] Hic mi dusunmuyorsunuz

    [156] Yoksa sizin acık deliliniz mi var

    [157] Eger dogru iseniz kitabınızı getirin

    [158] Allah´la cinler arasında soy bagı uydurdular. Andolsun cinler de, kendilerinin hesap yerine goturuleceklerini bilirler

    [159] Hasa! Allah, onların taktıkları sıfatlardan munezzehtir

    [160] Allah´a gonulden baglı kullar, bunların dısındadır

    [161] Ey inkarcılar! Ne siz ne de taptıklarınız

    [162] Kimseyi Allah´a karsı kandırıp yoldan cıkaramazsınız

    [163] Ancak cehenneme girecek olanları kandırırsınız

    [164] Melekler: «Bizim icimizden herkesin belli makamı vardır.»

    [165] Suphesiz biz sıra sıra duranlarız

    [166] Allah´ı tesbih edenleriz

    [167] Putperestler soyle diyorlardı

    [168] Eger yanımızda evvelkilere gelen bir uyarı kitabı olsaydı

    [169] Elbette biz Allah´ın temiz kulları olurduk

    [170] Ancak o uyarıyı inkar ettiler, yakında inkarlarının sonucunu bileceklerdir

    [171] Andolsun ki, peygamber kullarımıza su sozleri vermisizdir

    [172] Mutlaka kendilerine yardım edilecektir

    [173] Ve galip gelecek olanlar, mutlaka bizim ordumuzdur

    [174] Ey Muhammed! Bir sureye kadar onlardan yuz cevir

    [175] Onlara inecek azabı gozetle, onlar da goreceklerdir

    [176] Azabımıza ugramakta acele mi ediyorlar

    [177] Fakat o azap yurtlarına indigi vakit uyarılmıs olanların hali ne kotu olur

    [178] Bir sureye kadar onları kendi hallerine bırak

    [179] Ve bekle de gor, onlar da goreceklerdir

    [180] Kudret ve seref sahibi Rabb´in, onların taktıkları sıfatlardan munezzehtir, yucedir

    [181] Selam gonderilen peygamberlere

    [182] Hamd, alemlerin Rabb´i Allah´a

    Sâd

    Surah 38

    [1] Sad, zikir sahibi, sanlı Kur´an´a and olsun ki

    [2] Inkar edenler bir gurur ve ayrılık icindedirler

    [3] Onlardan once nice nesilleri helak ettik de feryad ettiler. Oysa artık kurtulus zamanı degildi

    [4] Aralarından bir uyarıcı gelmesine sasırdılar. Inkarcılar; «bu yalancı bir sihirbazdır» dediler

    [5] Tanrıları bir tek tanrı mı yapıyor? Bu, cidden tuhaf bir seydir

    [6] Onlardan ileri gelenler; «yuruyun, tanrılarınıza baglılıkta direnin, sizden istenen suphesiz budur.»

    [7] Biz bunun soyledigini babalarımızın baglı oldugu son dinde de isitmedik. Bu uydurmadan baska bir sey degildir

    [8] Kur´an, aramızda O´na mı indirilmeliydi?» dediler. Dogrusu bunlar Kur´an hakkında suphe icindedirler. Hayır, onlar azabımı henuz tadmadılar.»

    [9] Yoksa, guclu ve cok ihsan sahibi olan Rabb´inin rahmet hazineleri, onların yanında mıdır

    [10] Yahut, goklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların hukumranlıgı, onların elinde midir? Oyle ise sebeplere sarılıp ta goge yukselsinler (de hukumranlıgı ele gecirsinler bakalım)

    [11] Onlar derme catma hiziplerden meydana gelmis ordudur ki, iste surada bozguna ugratılmıslardır

    [12] Onlardan once de Nuh kavmi, Ad kavmi ve sarsılmaz bir saltanat sahibi Firavun´da yalanlamıstı

    [13] Semud kavmi, Lut kavmi ve Eyke halkı da yalanlamıstı. Iste bunlar da peygamberlerine karsı birlesen kabilelerdir

    [14] Hepsi peygamberleri yalanladılar da azabımı hak ettiler

    [15] Bunlar da ancak, bir an gecikmesi olmayan tek bir cıglık beklemektedirler

    [16] Inkarcılar ise dediler ki; «Rabb´imiz! Bizim azab payımızı hesap gununden once ver.»

    [17] Ey Muhammed! Onların soylediklerine sabret, kulumuz, Davut´u an. Cunku o daima Allah´a yonelirdi

    [18] Biz dagları onun emrine verdik. Sabah aksam onunla beraber tesbih ederler

    [19] Her taraftan toplanıp gelen kusları da onun buyrugu altına vermistik. Her biri ona yonelmekteydi

    [20] O´nun hukumranlıgını kuvvetlendirmis, O´na hikmet ve acık, guzel konusma yetenegi vermistik

    [21] Sana davacılarının haberi geldi mi? Hani odasının duvarına tırmanmıslardı

    [22] Hani Davud´un yanına girmislerdi de, Davud onlardan korkmustu. «Korkma dediler, biz iki davacıyız. Birimiz otekinin hakkına saldırdı. Simdi sen aramızda hak ile hukmet, adaletten ayrılıp bize zulmetme, bizi dogru yola cıkar.»

    [23] Bu kardesimin doksandokuz disi koyunu var. Benim ise bir tek disi koyunum var. Boyle iken onu da bana ver dedi ve tartısmada beni yendi

    [24] Davud: «And olsun ki, senin disi koyununu kendi disi koyunlarına katmak istemekle, sana buyuk haksızlık etmistir. Dogrusu ortakların cogu birbirlerinin haklarına tecavuz ederler. Inanıp yararlı iyi is yapanlar bunun dısındadır ki, sayıları ne kadar azdır.» demisti. Davud kendisini denedigimizi sanmıstı da, Rabb´inden magfiret dileyerek egilip secdeye kapanmıs, tevbe etmis, Allah´a yonelmisti

    [25] Boylece onu bagısladık. Yanımızda onun yuksek bir makamı ve guzel bir gelecegi vardır

    [26] Ey Davud! Biz seni yeryuzunde hukumdar yaptık. Insanlar arasında adaletle hukmet, keyfine uyma, sonra bu seni Allah´ın yolundan saptırır. Allah´ın yolundan sapanlara, hesap gununu unuttuklarından dolayı cetin azab vardır

    [27] Gogu, yeri ve ikisi arasında bulunanları bosuna yaratmadık, inkar edenler, kainatın bos bir tesaduf eseri oldugunu soylerler, bu onların zannıdır. Vay atese ugrayacak inkarcıların haline

    [28] Yoksa biz iman edip de guzel amel ve hareket edenleri yeryuzunde fesat cıkaranlar gibi mi tutacagız? Yahut Allah’tan korkanları dogru yoldan sapanlar gibi mi sayacagız

    [29] Ey Muhammed! Bu Kur´an cok mubarek bir kitaptır. Onu sana indirdik ki, ayetlerini dusunsunler ve akıl sahipleri ogut alsın

    [30] Biz Davud´a Suleyman´ı hediye ettik. Suleyman ne guzel kuldu! Dogrusu O daima Allah´a yonelirdi

    [31] Ona bir aksam ustu, calımlı ve safkan kosu atları sunulmustu

    [32] Suleyman, «Gercekten ben at (mal) sevgisine Rabb´imi anmayı sagladıkları icin dustum» dedi. Atlar kosup toz perdesi arkasından kayboldular

    [33] Suleyman, «Atları bana getirin» dedi. Bacaklarını ve boyunlarını oksamaya basladı

    [34] Andolsun, Suleyman´ı denedik. Tahtının ustune bir ceset bıraktık, sonra O, yine eski haline dondu

    [35] Suleyman: «Rabb´im! Beni bagısla, bana benden sonra kimsenin ulasamayacagı bir hukumranlık ver. Sen suphesiz daima bagısta bulunansın» dedi

    [36] Bunun uzerine Suleyman´ın buyrugu ile istedigi yere kolayca giden ruzgarı emrine verdik

    [37] Bina ustalarını ve dalgıclık yapan seytanları da emrine verdik

    [38] Demir zincirlere baglı diger yaratıkları da onun emrine verdik

    [39] Iste bizim bagısımız budur; «ister ver, ister tut, hesapsızdır» dedik

    [40] Dogrusu onun, bizim yanımızda yuksek bir makamı ve guzel bir gelecegi vardı

    [41] Ey Muhammed! Kulumuz Eyyub´u da an. O Rabb´ine «Dogrusu seytan bana yorgunluk ve azab verdi» diye seslenmisti

    [42] Biz de ona «Ayagını yere vur! Iste yıkanacak ve icilecek soguk bir su» dedik

    [43] Ona bizden bir rahmet ve sagduyu sahiplerine bir ibret olarak ailesini ve onlarla beraber bir es daha bagısladık

    [44] Ey Eyyub: «Eline bir demet sap al, onunla vur, yeminini bozma» demistik. Gercekten O cok sabırlı bir kulumuzdu, daima Allah´a yonelirdi

    [45] Ey Muhammed! Guclu ve anlayıslı olan kullarımız Ibrahim, Ishak ve Yakub´u da an

    [46] Biz onları Ahiret yurdunu dusunen, gonulden baglı kullar yaptık

    [47] Onlar bizim yanımızda seckin ve hayırlı kimselerdir

    [48] Ismail´i, Elyas´ı, Zulkifl´i de an. Hepsi iyilerdendir

    [49] Bu bir hatırlatmadır. Korunanlar icin guzel bir gelecek vardır

    [50] Kapıları onlara acılmıs, Adn cennetleri vardır

    [51] Orada tahtlara yaslanmıs olarak cesitli meyveler ve icecekler isterler

    [52] Yanlarında bakıslarını yalnız kocalarına diken kendileriyle yasıt guzeller vardır

    [53] Iste hesap gunu icin size soz verilen bunlardır

    [54] Dogrusu, verdigimiz rızıklar tukenmez

    [55] Bu boyledir; ancak azgınlara kotu bir gelecek vardır

    [56] Cehenneme girerler. Orası ne kotu bir konaktır

    [57] Iste bu kaynar su ve irindir, artık onu tatsınlar

    [58] Ve daha baska cesit cesit azab vardır

    [59] Inkarcıların ileri gelenlerine «iste bu topluluk sizinle beraber gercege karsı direnenlerdir. Onlar rahat yuzu gormesin. Onlar mutlaka atese gireceklerdir» denir

    [60] Toplulukta bulunanlar ise; «Hayır, asıl siz rahat yuzu gormeyin; bizi buraya getiren sizsiniz, ne kotu bir duraktır» derler

    [61] «Rabb´imiz! Bunu kim basımıza getirdiyse, ateste onun azabını kat kat artır» derler

    [62] «Bize ne oldu ki, dunyada iken kotulerden saydıgımız adamları burada nicin gormuyoruz?» derler

    [63] Hani onlarla alay ederdik. Yoksa onları gozden mi kacırdık

    [64] Iste ates halkının tartısmaları boyledir ve bunlar gercektir

    [65] Ey Muhammed! De ki, «Ben sadece bir uyarıcıyım. Gucu her seye yeten tek Allah´tan baska tanrı yoktur

    [66] Goklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabb´ı olan Allah, daima ustundur, cok bagıslayandır.»

    [67] De ki; «Bu Kur´an, buyuk bir haberdir.»

    [68] «Fakat siz ondan yuz ceviriyorsunuz?»

    [69] Mele-i A´la´da kendi aralarındaki tartısmaları hakkında benim hicbir bilgim yoktu

    [70] Ben gelecek tehlikeleri apacık uyarıcı oldugum icindir ki, bana vahy olunuyor

    [71] Rabb´im Meleklere demisti ki; ben camurdan bir insan yaratacagım

    [72] Onu bicimlendirip ona ruhumdan ufledigim zaman derhal ona secde edin

    [73] Meleklerin hepsi birden secde ettiler

    [74] Yalnız Iblis secde etmedi, buyukluk tasladı ve kafirlerden oldu

    [75] Allah: «Ey Iblis, iki elimle yarattıgıma secde etmekten seni alıkoyan nedir? Boburlendin mi, yoksa yucelerden mi oldun?»

    [76] Iblis: «Ben ondan ustunum. Beni atesten yarattın. Onu camurdan yarattın» dedi

    [77] Allah: «Cık oradan sen artık kovulmus birisin

    [78] Ceza gunune kadar lanetim senin uzerinedir» dedi

    [79] Iblis «Ey Rabbim! O halde tekrar dirilecekleri gune kadar bana muhlet ver!» dedi

    [80] Allah: «Haydi sana muhlet verildi

    [81] O belli vaktin gunune kadar.»

    [82] Iblis: «senin izzet ve serefine andolsun ki, onların tumunu azdıracagım» dedi

    [83] «Yalnız onlardan ihlas sahibi kullar haric.»

    [84] Allah: «Iste bu dogrudur. Ben gercegi soyluyorum

    [85] Sen ve sana uyanların hepsiyle cehennemi dolduracagım» dedi

    [86] Ey Muhammed! De ki; «Buna karsılık sizden bir ucret istemiyorum, kendimden bir sey teklif edenlerden de degilim.»

    [87] Bu Kur´an, alemler icin bir oguttur

    [88] Onun haberlerinin dogrulugunu bir sure sonra gayet iyi anlayacaksınız

    Zümer

    Surah 39

    [1] Bu Kitab´ın indirilmesi, aziz ve hikmet sahibi Allah katındandır

    [2] Ey Muhammed! Suphesiz ki, Kitab´ı sana hak olarak indirdik. O halde sen de dini Allah´a has kılarak ihlas ile kulluk et

    [3] Iyi bil ki, halis din yalnız Allah´ındır. O´ndan baska dostlar edinerek, «Onlar bizi Allah´a yaklastırsınlar diye kulluk ediyoruz» derler. Dogrusu Allah, ayrılıga dustukleri seylerde hukum verecektir. Allah, yalancı, inkarcı insanı dogru yola iletmez

    [4] Allah cocuk edinmek isteseydi, yarattıklarından diledigini secerdi. O bundan munezzehtir, yucedir. O, tek ve kahredici Allah´dır

    [5] Allah, gokleri ve yeri hak ile yarattı. Geceyi gunduzun uzerine ortuyor; gunduzu de gecenin uzerine sarıyor. Her biri belli bir sureye kadar yorungelerinde akıp giden gunes ve ayı buyruk altında tutar. Iyi bil ki, O, aziz ve cok bagıslayandır

    [6] Sizi tek bir candan yarattı; sonra ondan esini yarattı ve sizin icin hayvanlardan sekiz cift meydana getirdi. Sizi annelerinizin karnında uc karanlık icinde yaratılıstan yaratılısa (zigottan embriyoya embriyodan et giydirilmis kemiklere) gecirerek yaratmıstır. Iste Rabb´iniz olan Allah budur. Mulk O´nundur. O´ndan baska ilah yoktur. Oyleyse nasıl oluyor da O´na kulluktan donduruluyorsunuz

    [7] Eger inkar ederseniz bilin ki, Allah sizin imanınıza muhtac degildir. Fakat kulları icin kufre razı olmaz. Ve eger sukrederseniz sizden hosnut olur. Hicbir gunahkar, digerinin gunahını cekmez. Sonra donusunuz Rabb´inizedir. O size, yaptıklarınızı haber verir. O, kalblerde olanı bilir

    [8] Insanın basına bir sıkıntı gelince Rabb´ine donerek O´na yalvarır. Sonra Allah katından bir nimet verince onceden kime yalvarmıs oldugunu unutuverir. Allah´ın yolundan saptırmak icin O´na esler kosar. Ey Muhammed! De ki: «Inkarınla az bir muddet zevklen, sen cehennemliklerdensin.»

    [9] Geceleyin secde ederek ve ayakta durarak boyun buken, ahiretten cekinen, Rabb´inin rahmetini dileyen kimse inkar eden kimse gibi olur mu? De ki: «Bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?» Dogrusu ancak aklı selim sahipleri ogut alır

    [10] Ey Muhammed! De ki: «Ey inanan kullarım! Rabb´inize karsı gelmekten sakının; bu dunyada iyilik yapanlara iyilik vardır. Allah´ın yarattıgı yeryuzu genistir. Ancak sabredenlere, mukafatları hesapsız odenecektir.»

    [11] De ki: «Dini Allah´a halis kılarak O´na kulluk etmekle emrolundum

    [12] Ve muslumanların ilki olmakla emrolundum.»

    [13] De ki: «Ben, Rabbime isyan edersem, buyuk gunun azabından korkarım.»

    [14] De ki: «Ben, dinimi Allah´a halis kılarak O´na kulluk ederim.»

    [15] Ey musrikler, siz de Allah´dan baska dilediginize kulluk edin. De ki: «Ziyana ugrayanlar, kıyamet gunu hem kendilerini, hem de ailelerini ziyana sokanlardır. Dikkat edin, iste bu, apacık bir ziyandır.»

    [16] Onların ustlerinde atesten golgeler, altlarında da atesten golgeler vardır. Iste Allah, kullarını bu azabıyla korkutuyor. Ey kullarım! Benden korkun

    [17] Taguta kulluk etmekten kacınan ve Allah´a yonelenlere mujde var. Mujdele kullarımı

    [18] Onlar ki, sozu dinler ve onun en guzeline uyarlar. Iste onlar, Allah´ın kendilerini dogru yola ilettigi kimselerdir. Iste onlar akıl sahipleridir

    [19] Hakkında azab hukmu kesinlesmis, ateste olan kimseyi sen mi kurtaracaksın

    [20] Fakat Rabb´lerinden korkanlar icin ust uste yapılmıs, altlarından ırmaklar akan koskler vardır. Bu, Allah´ın verdigi sozdur. Allah verdigi sozden caymaz

    [21] Allah´ın, gokten su indirip, onu yerdeki kaynaklara yerlestiren, sonra onunla cesitli renklerde ekinler yetistiren oldugunu gormuyor musun? Sonra ekin kurur; onu sararmıs gorursun. Sonra Allah onu bir cope donusturur. Suphesiz bunlarda akıl sahipleri icin ogut vardır

    [22] Allah kimin gonlunu Islam´a acmıssa o, Rabb´inden gelen bir nur uzere olmaz mı? Kalpleri Allah´ı anmak hususunda katılasmıs olanlara yazıklar olsun! Iste bunlar apacık sapıklık icindedirler

    [23] Allah, ayetleri birbirine benzeyen ve yer yer tekrar eden Kitab´ı, sozlerin en guzeli olarak indirmistir. Rabb´lerinden korkanların bu Kitap´dan derileri urperir; sonra hem derileri hem de kalpleri Allah´ın zikriyle yumusar. Iste bu Kitap, Allah´ın dogruluk rehberidir; O´nunla diledigini dogru yola iletir. Allah kimi de saptırırsa, onu dogru yola eristirecek kimse bulunmaz

    [24] Kıyamet gunu kotu azaptan yuzuyle korunmaya calısan kimse, guven icinde olan kimse gibi midir? Ve zalimlere, «Kazandıklarınızın karsılıgını tadın!» denir

    [25] Onlardan oncekiler de peygamberi yalanlamıslardı da farkına varmadıkları yerden onlara bir azab cattı

    [26] Allah, dunya hayatında da onlara rezillik taddırdı. Ahiret azabı, elbette daha buyuktur. Keske bilselerdi

    [27] Andolsun biz, bu Kur´an´da insanlara, ogut alsınlar diye her turlu misali verdik

    [28] O, puruzsuz Arapca Kur´an´dır. Belki sakınırlar

    [29] Allah soyle bir misal verdi: Birbiriyle cekisen bir cok ortakların sahip oldugu bir adam (yani kole) ile yalnız bir kisiye baglı olan bir adam. Simdi bu ikisinin durumu bir oluyor mu? Hamd yalnız Allah´a mahsustur; fakat cokları bilmiyor

    [30] Sen de oleceksin onlar da olecekler

    [31] Sonra siz, kıyamet gunu, Rabb´inizin huzurunda muhakeme olacaksınız

    [32] Allah hakkında yalan uyduran ve kendisine gelen dogruyu yalanlayandan daha zalim kim vardır? Cehennemde kafirlere yetecek kadar yer yok mudur

    [33] Gercegi getirene ve onu dogrulayanlara gelince; «Iste takva sahipleri onlardır.»

    [34] Onlara, Rabb´lerinin katında diledikleri seyler vardır; bu, iyilerin mukafatıdır

    [35] Zira Allah, onların yaptıkları kotulukleri orter; onlara, yaptıkları iyiligin en guzel karsılıgı verilir

    [36] Allah, kuluna yetmez mi? Seni O´ndan baskalarıyla korkutuyorlar. Allah kimi saptırırsa onu artık dogru yola ileten olmaz

    [37] Allah kime de dogru yolu gosterirse; artık onu sasırtan olmaz. Allah, galip ve oc alan degil mi

    [38] Ey Muhammed! Andolsun ki, onlara, «Gokleri ve yeri yaratan kimdir?» diye sorsan; «Allah´dır» derler. De ki: «Oyleyse bana bildirin; Allah bana zarar vermek isterse, Allah´ı bırakıp da taptıklarınız, O´nun verdigi zararı giderebilir mi? Yahut bana bir rahmet dilerse, O´nun rahmetini onleyebilir mi?» De ki: «Allah bana yeter. Dayananlar O´na dayanır.»

    [39] De ki: «Ey kavmim! Durumunuza gore bildiginizi yapın! Ben de bildigimi yapıyorum. Yakında bileceksiniz.»

    [40] Kendisini rezil edecek azap kime geliyor? Kime surekli azab inecek

    [41] Biz, insanlar icin bu Kitab´ı hak ile sana indirdik. Artık kim dogru yola gelirse kendi yararınadır; kim de saparsa kendi zararınadır. Sen onların uzerine vekil degilsin

    [42] Allah, oleceklerin olumleri anında, olmeyeceklerinde uykuları esnasında ruhlarını alır. Sonra olumlerine hukmettigi kimselerinkini tutar; digerlerini bir sureye kadar salıverir. Dogrusu bunda, dusunen bir toplum icin ibretler vardır

    [43] Yoksa Allah´dan baska sefaatciler mi ediniyorlar? De ki: «Onlar, hicbir seye sahip olmadıkları, akıl da edemedikleri halde mi sefaat edecekler?»

    [44] De ki: «Butun sefaat Allah´ın iznine baglıdır. Goklerin ve yerin hukumranlıgı O´nundur. Sonra O´na doneceksiniz.»

    [45] Allah, onların tanrılarından ayrı olarak tek basına anıldıgı zaman, Ahirete inanmayanların kalbleri nefretle carpar; ancak Allah´dan baska putlar anıldıgı zaman hemen yuzleri guler

    [46] De ki: «Ey gokleri ve yeri yoktan var eden, goruleni ve gorulmeyeni bilen Allah´ım! Kullarının ayrılıga dustukleri konularda sen hukmedersin.»

    [47] Eger yeryuzunde olanların hepsi ve onunla birlikte bir misli daha fazlası da zalimlerin olsaydı; kıyamet gunundeki kotu azabdan kurtulmak icin onu fidye olarak verirlerdi. Cunku hic hesap etmedikleri seyler Allah tarafından karsılarına cıkarılmıstır

    [48] Yaptıkları islerin kotulukleri kendilerine gorunmustur ve alay ettikleri seyler onları kusatmıstır

    [49] Insanın basına bir sıkıntı geldigi zaman bize yalvarır. Sonra katımızdan ona bir nimet verdigimiz zaman: «Bu bana bilgimden dolayı verilmistir» der. Hayır, bir imtihandır; fakat cokları bilmezler

    [50] Bunu onlardan oncekiler de soylemisti; ancak kazandıkları seyler onlara fayda vermedi

    [51] Bunun icin isledikleri kotulukler baslarına geldi. Bunlardan zulmedenlerin de kazandıkları kotulukler baslarına gelecektir. Bu hususta Allah´ı aciz bırakamazlar

    [52] Onlar bilmiyorlar mı ki, Allah diledigi kimsenin rızkını bol bol verir; diledigini de kısar. Dogrusu bunda, inanan bir toplum icin ibretler vardır

    [53] De ki: «Ey kendilerine kotuluk edip, asırı giden kullarım! Allah´ın rahmetinden umudunuzu kesmeyin. Allah butun gunahları bagıslar. Cunku O cok bagıslayan, cok esirgeyendir.»

    [54] Rabb´inize yonelin. Azap size gelmeden once O´na teslim olun sonra size yardım edilmez

    [55] Ansızın ve hic farkına varmadıgınız bir sırada size azap gelmeden once Rabb´inizden size indirilen en guzel soze, Kur´an´a uyun

    [56] Kisinin «Allah´a karsı asırı gitmemden dolayı bana yazıklar olsun! Gercekten ben alay edenlerdendim» diyecegi gunden sakının

    [57] Veya soyle demesinden: «Allah beni dogru yola ulastırsaydı sakınanlardan olurdum.»

    [58] Yahut azabı gordugu zaman; «Keske benim icin bir kez daha dunyaya donus olsa da iyilerden olsam» diyecegi gunden sakının

    [59] Allah soyle buyurur: «Evet, ayetlerim sana gelmisti de sen onları yalanlamıs, buyukluk taslamıs ve inkarcılardan olmustun.»

    [60] Allah´a karsı yalan uyduranların yuzlerinin kapkara oldugunu gorursun. Kibirlenenlere yetecek kadar, cehennemde yer yok mudur

    [61] Allah, sakınanları, basarılarından oturu kurtarır. Onlara hicbir kotuluk gelmez, onlar uzulmezler

    [62] Allah her seyin yaratıcısıdır. O, her seyin yoneticisidir

    [63] Goklerin ve yerin anahtarları O´nundur. Allah´ın ayetlerini inkar edenler var ya, iste onlar husrandadırlar

    [64] De ki: «Ey cahiller! Allah´dan baskasına kulluk etmemi mi bana emrediyorsunuz?»

    [65] Ey Muhammed! Andolsun ki, sana ve senden onceki peygamberlere soyle vahy edildi: «Andolsun, eger Allah´a ortak kosarsan islerin bosa gider ve husranda kalanlardan olursun.»

    [66] Hayır, yalnız Allah´a kulluk et ve sukredenlerden ol

    [67] Onlar, Allah´ı geregi gibi bilemediler. Oysa kıyamet gunu yeryuzu, butunu ile O´nun avucu icindedir. Gokler de O´nun sag elinde durulmustur. O, musriklerin ortak kosmalarından uzak ve yucedir

    [68] Sur´a uflenince, goklerde ve yerde olanlar korkudan dusup bayılırlar. Ancak Allah´ın diledigi kalır. Sonra sur´a bir daha uflenince hemen ayaga kalkıp bakısıp dururlar

    [69] Yeryuzu, Rabb´inin nuruyla aydınlanır. Kitap acılır. Peygamberler ve sahitler getirilir. Ve onlara haksızlık yapılmadan, aralarında adaletle hukum verilir

    [70] Herkese, yaptıgının karsılıgı tam verilir. Allah, onların yaptıklarını en iyi bilendir

    [71] O kufredenler ayrı ayrı bolukler halinde cehenneme surulur. Oraya vardıklarında kapıları acılır; bekcileri onlara: “Size icinizden Rabbinizin ayetlerini okuyan ve bugune kavusacagınızı ihtar eden peygamberler gelmedi mi?” derler. “Evet geldi” derler. Lakin azap sozu kafirlerin uzerine gerceklesir

    [72] «O halde icinde ebedi kalmak uzere cehennemin kapılarından girin. Kibirlenenlerin duragı ne kotudur,» denir

    [73] Rabb´lerine karsı gelmekten sakınanlar, boluk boluk cennete goturulurler. Oraya varıp kapılar acıldıgında, bekcileri onlara, «Selam size, hos geldiniz! Temelli olarak buraya girin» derler

    [74] Onlar: «Bize verdigi sozde duran ve bizi buraya yerlestiren Allah´a hamd olsun. Cennette istedigimiz yerde oturabiliriz. Yararlı is isleyenlerin ucreti ne guzelmis!» derler

    [75] Melekleri, ars´ın etrafını cevirmis oldukları halde, Rabb´lerini hamd ile overken gorursun. Artık insanların aralarında adaletle hukmedilmistir. «Ovgu, alemlerin Rabb´i olan Allah icindir» denir

    Ğâfir

    Surah 40

    [1] Ha Mim

    [2] Bu kitabın indirilmesi, guclu ve her seyi en iyi bilen Allah katındandır

    [3] O gunahı bagıslayan, tevbeyi kabul eden, cezası siddetli, lutfu bol olandır. O´ndan baska ilah yoktur. Donus O´nadır

    [4] Inkar edenlerden baskası Allah´ın ayetleri hakkında mucadeleye girismez. Ey Muhammed! Inkarcıların memlekette gezip dolasması seni aldatmasın

    [5] Onlardan once Nuh kavmi ve onlardan sonra gelen kollar da yalanladı. Her millet, Peygamberlerini yakalamaga yeltendi; Batılı hakkın yerine koymak icin mucadele etmislerdi. Bu yuzden onları yakaladım. (Bak iste) azabım nasıl oldu

    [6] Inkar edenlerin cehennemlik olduklarına dair Rabb´inin sozu boylece gerceklesti

    [7] Ars´ı tasıyanlar ve onun cevresinde bulunanlar, Rabb´lerini overek tesbih ederler, O´na inanırlar. Mu´minler icin: «Rabbimiz! Ilmin ve rahmetin her seyi kapladı. Tevbe edip senin yoluna uyanları bagısla; onları cehennem azabından koru» diye bagıslama dilerler

    [8] «Rabbimiz! Mu´minleri ve babalarından, eslerinden, soylarından iyi olanları, kendilerine soz verdigin Adn cennetlerine koy; suphesiz guclu olan, hakim olan ancak sensin

    [9] Onları kotuluklerden koru! O gun kotuluklerden kimi korursan, ona suphesiz rahmet etmis olursun. Bu buyuk kurtulustur.»

    [10] Inkar edenlere de bagrılır: «Allah´ın gazabı sizin birbirinize olan ofkenizden daha buyuktur. Zira siz imana cagrıldıgınızda inkar ederdiniz.»

    [11] Dediler ki: «Rabbimiz, bizi iki kez oldurdun ve iki kez dirilttin. Gunahlarımızı itiraf ettik. Simdi su atesten cıkmak icin bize bir yol var mı?»

    [12] Onlara «Bu duruma dusmenizin sebebi sudur: Tek Allah´a cagrıldıgınız zaman inkar ederdiniz. O´na ortak kosulunca inanırdınız. Artık hukum yuce ve buyuk Allah´ındır.»

    [13] Size mucizelerini gosteren, size gokten rızık indiren O´dur. Allah´a yonelenden baskası ibret almaz

    [14] Ey inananlar! Kafirlerin hosuna gitmese de siz, dini yalnız Allah´a halis kılarak O´na cagırın

    [15] Ars sahibi, varlıkların en yucesi olan Allah, kavusma gununu ihtar etmek icin kullarından diledigine emriyle vahyi indirir

    [16] O gun onlar meydana cıkarlar; onların hicbir seyi Allah´a gizli kalmaz. «Bugun hukumranlık kimindir?» denir. Hepsi «Gucu her seye yeten tek Allah´ındır» derler

    [17] Bugun herkese, kazandıgının karsılıgı verilir. Bugun haksızlık yoktur. Dogrusu Allah, hesabı cabuk gorendir

    [18] Ey Muhammed! Onları yureklerin agıza gelecegi, tasadan yutkunacakları yaklasan Kıyamet gunu ile uyar. Zalimlerin ne dostu ne de sozu dinlenecek sefaatcisi olur

    [19] Allah gozlerin hainligini ve gonullerin gizledigini bilir

    [20] Allah adaletle hukmeder. O´ndan baska cagırdıkları tanrılar ise, hicbir seye hukmedemezler. Cunku isiten, goren yalnız Allah´tır

    [21] Onlar, yeryuzunde gezip dolasmadılar mı ki, kendilerinden once gelenlerin sonunun nasıl oldugunu gorsunler. Onlar kuvvet ve yeryuzundeki eserleri bakımından kendilerinden daha ustun idiler. Fakat Allah, onları gunahları yuzunden yakaladı. Onları Allah´ın azabından koruyan da olmadı

    [22] Cunku onlar oyle kimselerdir ki, elcileri onlara acık belgeler getirdigi halde kabul etmemislerdi. Bu yuzden Allah onları yakaladı. Zira O ustundur, cezası cetin olandır

    [23] Andolsun biz Musa´yı ayetlerimizle ve apacık yetki ile gonderdik

    [24] Firavun´a, Haman´a ve Karun´a gonderdik. «Bu yalancı bir buyucudur» dediler

    [25] Musa, onlara katımızdan hakkı getirince: «Onunla beraber inananların ogullarını oldurun, kadınlarını sag bırakın!» dediler. Fakat kafirlerin tuzagı hep bosa cıkar

    [26] Firavun: «Ben bırakın da Musa´yı oldureyim. O Rabb´ine yalvaradursun. Onun sizin dininizi degistireceginden veya yeryuzunde bozgunculuk cıkaracagından korkuyorum.» dedi

    [27] Musa dedi: Ben hesap gunune inanmayan her kibirliden, benim de Rabbim sizin de Rabbiniz olan Allah´a sıgınırım

    [28] Firavun ailesinden olup da, inandıgını gizleyen bir adam dedi ki: «Rabb´im Allah´tır diyen bir adamı mı oldureceksiniz? Oysa size Rabb´inizden belgeler gelmistir. Eger yalancı ise yalanı kendinedir; eger dogru sozlu ise, sizi tehdit ettiklerinin bir kısmı basınıza gelebilir. Suphesiz Allah asırı giden, yalancı kimseyi dogru yola iletmez

    [29] Ey kavmim! Bugun memlekette hukumranlık sizindir. Buraya siz hakimsiniz. Ancak Allah´ın baskını bize catınca, O´na karsı bize kim yardım eder?» Firavun: «Ben size kendi gorusumden baskasını soylemiyorum. Ben size ancak dogru yolu gosteriyorum» dedi

    [30] Inanan adam dedi ki: «Ey kavmim, ben uzerinize onceki toplulukların ugradıkları bir gunun benzerinden korkuyorum

    [31] Nuh kavminin, Ad ve Semud´un ve onlardan sonrakilerin durumu gibi bir durumla karsılasmanızdan korkuyorum. Allah kullara zulmetmek istemez

    [32] Ey kavmim, sizin icin insanların korku ve dehsetten bagırıp birbirlerinden yardım isteyecekleri o cagırma gununden korkuyorum

    [33] Arkanıza donup kacacagın gun Allah´a karsı sizi koruyan bulunmaz. Allah kimi sasırtırsa artık ona yol gosteren olmaz

    [34] Daha once Yusuf da size acık kanıtlar getirmisti. Onun getirdiklerinden de kuskulanıp duruyordunuz. Nihayet o olunce: «Allah ondan sonra peygamber gondermez» dediniz. Iste Allah, asırı giden, supheci kimseleri boyle saptırır.»

    [35] Bunlar, Allah´ın ayetleri uzerinde kendilerine gelmis bir delil bulunmadan tartısırlar. Bu Allah katında da, inananların yanında da ofkeyi artırır. Allah buyukluk taslayan her zorbanın kalbini bundan dolayı muhurler

    [36] «Firavun dedi: Ey Haman, bana yuksek bir kule yap ki o sebeplere (yollara) eriseyim.»

    [37] Goklerin yollarına eriseyim de Musa´nın tanrısına cıkıp bakayım. Cunku ben onu (Musa´yı, peygamberlik davasında) yalancı sanıyorum. Boylece yaptıgı kotu is, Firavuna suslu gosterildi ve o yoldan cıkarıldı. Firavun´un tuzagı tamamen bosa cıktı

    [38] Inanan adam dedi ki: «Ey kavmim! Bana uyun, sizi dogru yola gotureyim.»

    [39] Ey kavmim! Bu dunya hayatı kısa bir gecimdir. Ahiret ise ebedi olarak durulacak yerdir

    [40] Kim bir kotuluk islerse onun kadar ceza gorur. Kadın veya erkek, kim, inanarak yararlı is yaparsa, cennete girerler ve orada kendilerine hesapsız rızıklar verilir

    [41] Ey kavmim! Neden ben sizi kurtulusa cagırdıgım halde siz beni atese cagırıyorsunuz

    [42] Siz beni Allah´ı inkar etmeye, bilmedigim bir seyi O´na ortak kosmaya cagırıyorsunuz. Ben ise, guclu olan, cok bagıslayan Allah´a cagırıyorum

    [43] Sizin beni davet ettiginiz seyin ne dunyada, ne de ahirette hicbir davet yetkisi yoktur. Gercekte donusumuz Allah´adır. Asırı gidenlere gelince, iste onlar ates ehlidirler

    [44] Benim size soylediklerimi yakında hatırlayacaksınız. Ben isimi Allah´a bırakıyorum. Suphesiz Allah kulları gorur

    [45] Allah o adamı, kurmak istedikleri tuzaktan korudu. Kotu azab, Firavun´un adamlarını sardı

    [46] Onlar sabah aksam atese sunulurlar. Kıyamet cattıgı gun: "Firavun´un adamlarını azabın en agırına sokun!" denir

    [47] Atesin icinde birbirleriyle tartısırken, zayıf olanlar, buyukluk taslayanlara dediler ki: «Biz size uymustuk. Simdi siz su atesin ufak bir parcasını bizden savabilir misiniz?»

    [48] Buyukluk taslıyanlar: «Dogrusu hepimiz de onun icindeyiz. Allah kulları arasında suphesiz hukum vermistir.» derler

    [49] Atestekiler, cehennemin bekcilerine dediler ki: «Ne olur Rabbinize dua edin de hic degilse bir gun, bizden azabı biraz hafifletsin.»

    [50] Bekciler dediler ki: «Peygamberleriniz size acık kanıtlar getirmezler miydi?» «Evet getirirlerdi» dediler. Bekciler: «Oyleyse yalvarıp durun. Nankorlerin yalvarması hep cıkmazdadır» dediler

    [51] Elbette biz, peygamberlerimize ve inananlara dunya hayatında ve sahitlerin sahitlik edecekleri gunde yardım ederiz

    [52] O gun zalimlere, ozur beyan etmeleri fayda vermez, lanet onlaradır. Yurdun kotusu de onlaradır

    [53] Andolsun! Biz Musa´ya hidayet verdik ve Israilogullarına o Kitab´ı miras kıldık

    [54] O, akıl sahipleri icin bir ogut ve dogruluk rehberidir

    [55] Ey Muhammed! Sabret, Allah´ın verdigi soz suphesiz gercektir. Sucunun bagıslanmasını dile. Rabbini aksam sabah overek tesbih et

    [56] Allah´ın ayetleri uzerinde kendilerine gelen bir delil olmadan tartısanların gonullerinde, ulasamayacakları bir buyuklenme vardır. Sen Allah´a sıgın. O suphesiz isitendir, gorendir

    [57] Goklerin ve yerin yaratılması, insanların yaratılmasından daha buyuk bir seydir. Fakat insanların cogu bilmezler

    [58] Korle goren bir olmaz. Inanan ve iyi isler yapanlarla, kotuluk yapan bir olmaz. Ne kadar az dusunuyorsunuz

    [59] Kıyamet saati mutlaka gelecektir. Bunda asla suphe yoktur. Fakat insanların cogu inanmazlar

    [60] Rabbiniz buyurdu ki: «Bana dua edin, duanızı kabul edeyim. Bana kulluk etmeye tenezzul etmeyenler, asagılık olarak cehenneme gireceklerdir.»

    [61] Allah O´dur ki, geceyi icinde istirahat etmeniz icin (serin ve karanlık) gunduzu de isinizi gormeniz icin aydınlık yaptı. Suphesiz Allah, insanlara lutufkardır fakat insanların cogu sukretmezler

    [62] Iste her seyin yaratıcısı Rabbiniz olan Allah budur. O´ndan baska ilah yoktur. Nasıl da aldatılıp donduruluyorsunuz

    [63] Allah´ın ayetlerini bile bile inkar edenler boylece donduruluyorlardı

    [64] Sizin icin yeri durak, gogu bina eden, size sekil verip de, seklinizi guzel yapan, sizi temiz seylerle rızıklandıran Allah´tır. Iste Rabbiniz olan Allah budur. Alemlerin Rabbi Allah ne yucedir

    [65] O diridir. O´ndan baska ilah yoktur. Dini yalnız O´na has kılarak O´na yalvarın. Ovgu, alemlerin rabbi Allah icindir

    [66] Ey Muhammed! De ki: «Sizin, Allah´ı bırakıp da kulluk ettiklerinize kulluk etmek bana yasak kılınmıstır. Zira bana Rabbimden belgeler gelmistir. Ben, alemlerin Rabbine teslim olmakla emrolundum.»

    [67] Sizi topraktan, sonra nutfeden, sonra kan pıhtısından yaratan; sonra erginlik cagına ulasmanız, sonra da yaslanmanız icin sizi yasatan O´dur. Kiminiz daha once oldurulur, kiminiz de belirlenmis sureye ulasırsınız. Belki artık dusunursunuz

    [68] Yasatan ve olduren O´dur. Bir isin olmasını istedi mi, ona sadece «ol» der o da olur

    [69] Allah´ın ayetleri hakkında tartısanların nasıl Hak´tan cevrildiklerini gormedin mi

    [70] O, Kitab´ı duyurulması icin elcilerimize gonderdigimiz seyleri yalanlayanlar, yakında bileceklerdir

    [71] Boyunlarında demir halkalar ve zincirler oldugu halde surukleneceklerdir

    [72] Kaynar suda sonra da ateste yakılacaklardır

    [73] Sonra onlara denilecektir: «Ortak kostuklarınız nerede

    [74] Allah´tan baska taptıklarınız?» Dediler ki: «Bizden uzaklasıp kayboldular; hayır, meger biz onceden hicbir seye tapmamısız. (Taptıklarımız hicbir sey degilmis).» Iste Allah kafirleri boyle sasırtır

    [75] Bu durum sizin yeryuzunde haksız olarak sımarmanızdan ve asırı derecede sevinip boburlenmenizdendir

    [76] Cehennemin kapılarından, girin orada ebedi kalacaksınız. Kibirlenenlerin yeri ne kotudur

    [77] Ey Muhammed! Sabret, suphesiz Allah´ın verdigi soz gercektir. Onlara soz verdigimiz azabın bir kısmını sana gosteririz veya seni oldururuz, nasıl olsa onların donusu Bize´dir

    [78] Andolsun, biz senden once de Peygamberler gonderdik. Onlardan kiminin hayatını sana anlattık, kimini de anlatmadık. Hicbir elci, Allah´ın izni olmadan bir mucize getiremez. Allah´ın emri geldigi zaman hak yerine getirilir ve iste o zaman Allah´ın ayetlerini bosa cıkarmaga calısanlar, husrana ugrarlar

    [79] Binek olarak kullanmanız ve yemeniz icin hayvanları sizin icin yaratan Allah´tır

    [80] Onlardan sizin icin daha nice faydalar vardır, gonullerinizdeki arzulara, onlara binerek ulasırsınız. Onların ve gemilerin ustunde tasınırsınız

    [81] Allah size ayetlerini gosteriyor. Allah´ın ayetlerinden hangisini inkar ediyorsunuz

    [82] Yeryuzunde dolasıp, kendilerinden daha cok, daha kuvvetli, yeryuzunde bıraktıkları eserler, daha saglam olan, oncekilerin sonlarının nasıl oldugunu gormezler mi? Kazandıkları, onlara bir fayda vermemisti

    [83] Peygamberleri, onlara belgelerle gelince, kendilerinden olan bilgiden gururlandılar da, alaya aldıkları sey kendilerini salıverdi

    [84] Ne zaman ki, siddetli azabımızı gorduler: «Tek Allah´a inandık ve O´na ortak kostugumuz seyleri inkar ettik.» dediler

    [85] Fakat siddetli azabımızı gordukleri zaman inanmaları, kendilerine bir fayda saglamadı. Allah´ın kulları hakkında eskiden beri yururlukte olan yasası budur. Iste o zaman kafirler ziyana ugramıslardır

    Fussilet

    Surah 41

    [1] Ha, Mim

    [2] Bu Kitab, Rahman ve Rahim olan Allah katından indirilmistir

    [3] Bilen bir toplum icin ayetleri acıklanmıs; arapca okunan bir Kitab´dır

    [4] Mujdeleyici ve uyarıcı olarak gonderilmistir. Fakat insanların cogu onu dusunup kabul etmekten yuz cevirmistir. Onlar isitmezler

    [5] Dediler ki: «Ey Muhammed! Bizi cagırdıgın seye karsı kalbimiz kapalıdır, kulaklarımızda bir agırlık ve seninle bizim aramızda bir perde vardır. Sen istedigini yap, biz de istedigimizi yapıyoruz.»

    [6] De ki: «Ben de ancak sizin gibi bir insanım. Bana ilahınızın tek bir ilah oldugu vahyediliyor. O´na yonelerek islerinizi duzeltin, O´ndan magfiret dileyin. O´na ortak kosanların vay haline!»

    [7] Onlar zekat vermezler ve ahireti de inkar ederler

    [8] Inanıp iyi isler yapanlara gelince; onlar icin kesintisiz mukafat vardır

    [9] De ki: «Siz mi yeryuzunu iki gunde yaratana nankorluk ediyor ve O´na ortaklar kosuyorsunuz? O alemlerin Rabb´idir.»

    [10] Yeryuzune sabit daglar yerlestirdi. Onda bereketler yarattı ve orada rızıklarını arayanlar icin dort gunde duzene koydu

    [11] Sonra duman halinde bulunan goge yoneldi, ona ve yeryuzune: «Isteyerek veya istemeyerek buyruguma gelin» dedi. «Isteyerek geldik» dediler

    [12] Boylece onları, iki gun icinde yedi gok var etti ve her gogun gorevini vahyetti. Yakın gogu ısıklarla donattık ve bozulmaktan koruduk. Iste bu bilen, guclu olan Allah kanunudur

    [13] Eger yuz cevirirlerse de ki: «Ben sizi Ad ve Semud kavimlerinin baslarına gelen yıldırıma benzer bir yıldırıma karsı uyardım.»

    [14] Onlara «Allah´tan baskasına kulluk etmeyin» diyerek onlerinden ve arkalarından peygamberler geldigi vakit, «Rabb´imiz dileseydi melekler indirirdi. Onun icin biz sizinle gonderilen seyleri inkar ediyoruz» demislerdi

    [15] Ad kavmi, yeryuzunde haksız olarak buyukluk tasladı ve: «Bizden daha kuvvetli kim var?» dediler. Onlar kendilerini yaratan Allah´ın kendilerinden daha kuvvetli oldugunu gormediler mi? Onlar bizim ayetlerimizi kasten inkar ediyorlardır

    [16] Biz de onlara dunya hayatında rezillik azabını taddırmak icin o ugursuz gunlerde, uzerlerine dondurucu bir ruzgar gonderdik. Ahiret azabı ise daha da kepazeliktir ve onlara hic yardım edilmez

    [17] Semud kavmine gelince onlara dogru yolu gosterdik; fakat onlar, korlugu dogru yola tercih ettiler. Boylece yaptıkları yuzunden alcaltıcı azab yıldırımı onları yakaladı

    [18] Inananları ve Allah´a karsı gelmekten sakınmıs olanları kurtardık

    [19] Allah´ın dusmanları atese suruldukleri gun toplanıp bir araya getirilirler

    [20] Nihayet oraya vardıklarında kulakları, gozleri ve derileri, yaptıkları hakkında onların aleyhine sahitlik ettiler

    [21] Derilerine: «Aleyhimize nicin sahidlik ettiniz?» derler. Derileri: «Her seyi konusturan Allah bizi konusturdu. Ilk defa sizi O yaratmıstı, iste O´na donduruluyorsunuz» cevabını verirler

    [22] Siz kulaklarınızın, gozlerinizin ve derilerinizin, aleyhinize sahidlik etmesinden sakınmıyordunuz, yaptıklarınızdan cogunu Allah´ın bilemeyecegini sanıyordunuz

    [23] Iste Rabb´inize karsı beslediginiz bu zannınız, sizi helak etti, ziyana ugrayanlardan olup cıktınız

    [24] Ister sabretsinler ister etmesinler, onların duragı atestir. Hos tutulmalarını isteseler de artık hos tutulmazlar

    [25] Biz onlara birtakım kotu arkadaslar musallat ettik. Onların onlerinde ve arkalarında ne varsa hepsini onlara gosterdiler. Kendilerinden once gelip gecmis olan cin ve insan toplulukları icin uygulanan soz (azap) kendilerine de gecerli olmustur. Cunku onlar husrana dusenlerdir

    [26] Inkar edenler: «Bu Kur´an´ı dinlemeyin, okunurken gurultu yapın, belki ona galip gelirsiniz» dediler

    [27] Inkar edenlere siddetli bir azab taddıracagız ve onları, yaptıklarının en kotusuyle cezalandıracagız

    [28] Iste boyle; Allah´ın dusmanlarının cezası atestir. Ayetlerimizi bile bile inkar etmeleri karsılıgı orası onların temelli kalacakları yerdir

    [29] Atese giren kafirler derler ki: «Rabb´imiz cinlerden ve insanlardan bizi saptıranları goster, onları ayaklarımızın altına alalım. Ki altta kalanlar olsunlar.»

    [30] Suphesiz Rabb´imiz Allah´tır deyip, sonra dosdogru yolda yuruyenlerin uzerine melekler iner. Onlara «Korkmayın, uzulmeyin, size soz verilen cennetle sevinin!» derler

    [31] Biz dunya hayatında da ahiret hayatında da sizin dostlarınızız. Orada canlarınızın cektigi ve istediginiz her sey sizindir

    [32] Butun bunlar, O bagıslayan ve esirgeyen Allah´tan bir agırlama olarak size lutfedilmistir

    [33] Insanları Allah´a cagıran, iyi is yapan ve «Ben muslumanlardanım» diyenden daha guzel sozlu kim olabilir

    [34] Iyilikle kotuluk bir olmaz. Sen kotulugu en guzel bir tavırla sav! O zaman bakarsın ki seninle arasında dusmanlık bulunan kimse, sanki sıcak bir dost oluvermistir

    [35] Bu haslete ancak sabredenler kavusturulur. Buna ancak hayırda buyuk pay sahibi olan kimse kavusturulur

    [36] Eger seytandan gelen kotu bir dusunce seni durtecek olursa, hemen Allah´a sıgın. Cunku O, isiten ve bilendir

    [37] Gece, gunduz, gunes ve ay onun ayetlerindendir. Eger Allah´a kulluk ediyorsanız, gunese ve aya secde etmeyin. Onları yaratan Allah´a secde edin

    [38] Eger buyukluk taslarlarsa bilsinler ki, Rabb´inin yanında bulunanlar (melekler), gece gunduz O´nu tesbih ederler ve onlar hic usanmazlar

    [39] Onun ayetlerinden biri de sudur: Sen topragı boynu bukuk kupkuru gorursun. Onun uzerine suyu doktugumuz zaman titresir ve kabarır. Onu dirilten Allah elbette oluleri de diriltir. O´nun herseye gucu yeter

    [40] Ayetlerimiz hakkında dogruluktan ayrılıp egrilige sapanlar bize gizli kalmazlar. O halde atesin icine atılan mı daha iyidir, yoksa kıyamet gunu guvenle gelen mi? Dilediginizi yapın, O, yaptıklarınızı gormektedir

    [41] Kendilerine gelen Kur´an´ı inkar ettiler. Halbuki o yuce bir Kitab´dır

    [42] Gecmiste ve gelecekte ona batıl karısmaz. Her yaptıgını bir hikmete gore yapan ve ovulmeye layık Allah katından indirilmistir

    [43] Ey Muhammed! Sana soylenen, senden onceki elcilere soylenmis olandan baska birsey degildir. Senin Rabb´in hem bagıslama sahibi, hem de acı azap sahibidir

    [44] Eger biz bu Kur´an´ı yabancı bir dilde okunan bir kitap yapsaydık derlerdi ki: «Ayetleri anlayacagımız bir sekilde acıklanmalı degil miydi? Muhatapları Arap oldugu halde Arapca olmayan kitap mı geldi?» De ki: «O mu´minler icin dogru yolu gosteren bir kılavuz ve sifadır.» Inanmayanlara gelince, onların kulaklarında bir agırlık vardır ve Kur´an, onlara bir korluktur. Sanki onlar uzak bir yerden cagrılıyorlar

    [45] Andolsun ki Musa´ya kitap vermistik de onda ayrılıga dusmuslerdi. Rabb´inin verilmis bir sozu olmasaydı, aralarında hukmedilmis olurdu. Dogrusu onlar, onun hakkında suphe icindedirler

    [46] Kim iyi bir is yaparsa faydası kendisinedir ve kim kotuluk yaparsa zararı kendisinedir. Rabb´in kullara zulmedici degildir

    [47] Kıyametin ne zaman kopacagı bilgisi O´na aittir. Allah´ın bilgisi dısında hicbir urun kabugundan cıkmaz, hicbir disi gebe kalmaz ve dogurmaz. Onlara: «Bana kostugunuz ortaklar nerede?» diye seslenildigi gun: «Sana arz ederiz ki bizde hicbir goren yok» derler

    [48] Onceden yalvarıp durdukları tanrıları onlardan uzaklasmıstır. Kendilerinin kacacak yerlerinin olmadıgını anlamıslardır

    [49] Insan hayır istemekten yorulmaz. Ancak kendisine bir ser dokundu mu hemen uzgundur, umitsizdir

    [50] Eger kendisine dokunan bir zarardan sonra biz ona bir rahmet taddırırsak: «Bu benim hakkımdır; kıyametin kopacagını sanmıyorum. Rabb´ime goturulmus olsam bile muhakkak O´nun yanında benim icin guzel seyler vardır» der. Biz inkar edenlere, yaptıklarını mutlaka haber verecegiz ve mutlaka onlara acı azabdan taddıracagız

    [51] Insana bir nimet verdik mi yuz cevirir; yan cizer. Ona bir ser dokundu mu yalvarıp durur

    [52] De ki: «Kur an Allah katından gelmis olup da sizde onu inkar etmisseniz, soyleyin bana derin bir cıkmazda bulunan kimseden daha sapık kim vardır?»

    [53] Biz onlara ic ve dıs alemdeki ayetlerimizi gosterecegiz ki, o Kur´an´ın gercek oldugu, onlara iyice belli olsun. Rabb´inin her seye sahit olması yetmez mi

    [54] Iyi bil ki onlar, Rabb´ine kavusmaktan kusku icindedirler. Iyi bil ki O, herseyi kusatmıstır

    Şûrâ

    Surah 42

    [1] Ha, Mim

    [2] Ayn, Sin, Kaf

    [3] O ustun iradeli ve her yaptıgını bir hikmete gore yapan Allah, sana ve senden onceki peygamberlere boyle vahyeder

    [4] Goklerde ve yerde ne varsa hepsi O´nundur. O, yucedir, buyuktur

    [5] Neredeyse gokler onların Allah´a ortak kosmaları karsısında tepelerinden catlayacaklar. Melekler, Rab´lerini hamd ile tesbih ederler, yerdekiler icin bagıslanma dilerler. Iyi bilinki Allah, cok bagıslayan, cok esirgeyendir

    [6] Allah´tan baska dostlar edinenleri Allah gozetlemektedir. Sen onların uzerinde vekil degilsin

    [7] Ey Muhammed! Sehirlerin anası Mekke´de ve onun cevresinde bulunanları uyarman; hakkında asla suphe olmayan toplanma gunune karsı korkutman icin sana Arapca bir Kur´an vahyettik. O gun insanların bir kısmı cennete, bir kısmı da cılgın alevli cehenneme girerler

    [8] Allah dilemis olsaydı, onları bir tek ummet yapardı. O diledigine rahmetini kavusturur. Zalimlerin ise bir dost ve yardımcısı olmaz

    [9] Yoksa onlar Allah´tan baska dostlar (veli)mi edindiler? Halbuki dost (veli) yalnız Allah´tır. O oluleri diriltir ve O´nun gucu herseye yeter

    [10] Gorus ayrılıgına dustugunuz herhangi bir meselede hukum vermek Allah´a aittir. Iste bu, benim Rabb´im olan Allah´tır. O´na dayandım, O´na yoneldim

    [11] Gokleri ve yeri yoktan var edendir. Size kendinizden esler, hayvanlardan da ciftler yarattı. Bu duzen icinde cogalmanızı saglamıstır. O´nun benzeri hicbir sey yoktur. O herseyi isitir, gorur

    [12] Goklerin ve yerin anahtarları Allah´ındır. Diledigine rızkı bol verir, dilediginden de kısar. O, herseyi bilendir

    [13] Allah, dinden Nuh´a tavsiye ettigi, sana vahyettigimiz, Ibrahim´e, Musa´ya ve Isa´ya tavsiye ettigimiz ´Allah´ın dinini hayata egemen kılın ve bu konuda gorus ayrılıgına dusmeyin´ direktifini sizin icin bir hayat dusturu olarak ongordu. Fakat kendilerini cagırdıgın bu dustur Allah´a ortak kosanlara agır geldi. Allah diledigini kendisine secer ve kendisine yoneleni de dogru yola iletir

    [14] Onlar, kendilerine ilim geldikten sonra sadece aralarındaki cekememezlik yuzunden ayrılıga dustuler. Eger belli bir sure icin Rabb´inin verilmis sozu olmasaydı, aralarında hemen hukmedilirdi. Onlardan sonra Kitab´a varis kılınanlar da ondan kusku duymaktadırlar

    [15] Bundan dolayı sen insanları Allah´ın dinine davet et ve emrolundugun gibi dogru ol, onların heva ve heveslerinden kaynaklanan hayat sistemlerine uyma ve de ki: «Ben Allah´ın indirdigi her Kitab´a inandım; aranızda adaleti gerceklestirmekle emrolundum. Allah bizim de Rabb´imiz, sizin de Rabb´inizdir. Bizim amellerimiz bize, sizin amelleriniz size aittir. Bizimle sizin aranızda tartısılacak birsey yoktur. Allah hepimizi bir araya toplar, donuste O´nadır.»

    [16] Insanlar Allah´ın cagrısını kabul ettikten sonra, Allah´ın dini hakkında tartısanların delilleri, Rab´leri yanında batıldır. Onların aleyhine bir gazab ve cetin bir azab vardır

    [17] Gercekten Kitab´ı ve olcuyu indiren Allah´tır. Ne bilirsin, belki de kıyamet saati yakındır

    [18] O’na inanmayanlar cabucak gelmesini isterler. Iman edenler ise ondan korku ile titrerler. Ve O’nun hakkın kendisi oldugunu bilirler. Dikkat edin kıyamet gunu hakkında tartısanlar derin bir sapıklık icindedirler

    [19] Allah kullarına lutufkardır, diledigini rızıklandırır. O kuvvetlidir, galibtir

    [20] Ahiret kazancı isteyenin kazancını artırırız; dunya kazancını isteyene de ondan veririz; fakat onun ahirette bir payı bulunmaz

    [21] Yoksa, Allah´ın dinde izin vermedigi bir seyi onlara kanun kılacak ortakları mı vardır? Eger azabı erteleme sozu olmasaydı, derhal aralarında hukum verilirdi. Suphesiz zalimler icin can yakıcı bir azap vardır

    [22] Yaptıkları isler baslarına inerken zalimlerin, korkudan titrediklerini gorursun. Utanıp iyi isler yapanlar da cennet bahcelerindedirler. Rab´lerinin yanında onlara diledikleri hersey vardır. Iste buyuk lutuf budur

    [23] Allah, inanıp salih ameller isleyen kullarını bununla mujdeler. Ey Muhammed! De ki: «Ben sizden buna karsı yakınlara sevgiden baska bir ucret istemem.» Kim guzel bir amel islerse onun guzelligini arttırırız. Dogrusu Allah bagıslayandır. Sukrun karsılıgını verendir

    [24] Yoksa «Allah´a yalan uydurdu» mu diyorlar? Allah dilerse senin kalbine muhru basar; batılı mahveder, hakkı sozleriyle gerceklestirir. Dogrusu O, kalplerde olanı bilendir

    [25] O, kullarından tevbeyi kabul eden, kotulukleri bagıslayan ve yaptıklarınızı bilendir

    [26] Allah, iman edip iyi isler yapanların tevbesini kabul eder. Lutfundan onlara fazlasını verir. Kafirlere gelince onlara da cetin bir azap vardır

    [27] Allah kullarına rızkı bollastırsaydı, yeryuzunde azarlardı. Fakat O rızkı diledigi olcude indirir. Cunku O, kullarından haberdardır, onları gorur

    [28] Insanların umutsuzluga dusmelerinin ardından yagmuru indiren ve rahmetini yayan Allah´tır. O, gercek dosttur, ovulmeye layık olandır

    [29] Gokleri, yer ve bunların icine yayıp urettigi canlıları yaratması da O´nun ayetlerindendir. O, diledigi zaman onları tekrar toplamaya da kaadirdir

    [30] Basınıza gelen herhangi bir musibet kendi ellerinizin yaptıgı isler yuzundendir. O, yine de cogunu affeder

    [31] Yeryuzunde O´nu aciz bırakamazsınız. Allah´tan baska bir dostunuz da yardımcınız da yoktur

    [32] Denizde daglar gibi akıp giden gemiler de O´nun ayetlerindendir

    [33] Allah dilerse ruzgarı durdurur, gemiler denizin yuzunde durakalır. Elbette bunda cok sabreden, cok sukreden herkes icin ibretler vardır

    [34] Yahut yaptıkları yuzunden gemileri helak eder. Bir cogunu da affeder

    [35] Ayetlerimiz hakkında tartısanlar, kendileri icin kacacak bir yer olmadıgını bilsinler

    [36] Size verilen seyler, dunya hayatının gecimidir. Inanıp Rabb´lerine guvenenler icin Allah´ın yanında bulunanlar daha iyi ve daha kalıcıdır

    [37] Onlar buyuk gunahlardan ve cirkin islerden kacınırlar; kızdıkları zaman da affederler

    [38] Rabb´lerinin cagrısına gelirler, namaz kılarlar. Onların isleri aralarında danısma (Istisare) iledir. Kendilerine verdigimiz rızıktan hayır icin harcarlar

    [39] Bir zulum ve saldırıya ugradıkları zaman, yardımlasarak kendilerini savunurlar

    [40] Kotulugun cezası, yine onun gibi bir kotuluktur. Kim affeder, barısırsa onun mukafatı Allah´a aittir. Dogrusu Allah zalimleri sevmez

    [41] Zulum gordukten sonra hakkını alan kimselerin aleyhine bir yol yoktur

    [42] Insanlara zulmedenlere, yeryuzunde haksız yere taskınlık edenlere karsı durulmalıdır. Iste can yakıcı azap bunlaradır

    [43] Fakat kim sabreder kendisine yapılan kotulugu affederse suphesiz bu hareketi, yapılmaya deger islerdendir

    [44] Allah kimi sapıklıkta bırakırsa artık onun, bundan sonra bir dostu olmaz. Azabı gordukleri zaman zalimlerin: «Geri donecek bir yol var mı?» dediklerini gorursun

    [45] Yine onları; asagılıktan baslarını one egmis vaziyette atese sunulurlarken goz ucuyla gizli gizli bakarken gorursun. Inananlar da: «Iste asıl ziyana ugrayanlar, kıyamet gunu kendilerini ve ailelerini ziyana sokanlardır» derler. Bakın, gercekten zalimler surekli bir azap icindedirler

    [46] Onların, Allah´tan baska kendilerine yardım edecek dostları yoktur. Allah kimi sapıklıkta bırakırsa artık onun icin bir kurtulus yolu yoktur

    [47] Allah´tan, geri cevrilmesi imkansız bir gun gelmeden once, Rabb´inizin cagrısına uyun. Cunku o gun hicbiriniz sıgınacak bir yer bulamazsınız, inkar da edemezsiniz

    [48] Eger yuz cevirirlerse uzulme; biz seni onların uzerine bekci gondermedik. Sana dusen sadece duyurmaktır. Biz insana katımızdan bir rahmet tattırdıgımız zaman ona sevinir. Ancak elleriyle yaptıkları yuzunden baslarına bir kotuluk gelirse iste o zaman gorursun ki insan gercekten pek nankordur

    [49] Goklerin ve yerin hukumranlıgı Allah´ındır. Diledigini yaratır, diledigine kız cocugu, diledigine de erkek cocugu verir

    [50] Yahut hem kız hem erkek cocuk verir. Diledigini de kısır yapar. O herseyi bilendir, herseye gucu yetendir

    [51] Allah bir insanla ancak vahiy yoluyla veya perde arkasında konusur. Yahut bir elci gonderip izniyle ona diledigini vahyeder. O, yucedir ve her yaptıgı yerindedir

    [52] Iste boylece sana da emrimizle Kur´an´ı vahyettik. Sen kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat biz onu (Kitab´ı), bir nur yaptık. Kullarımızdan diledigimizi, onunla hidayete iletiyoruz. Ve suphesiz ki sen, dogru yola goturuyorsun

    [53] Goklerde ve yerde bulunan herseyin sahibi Allah´ın yoluna. Dikkat edin, butun isler sonunda Allah´a doner

    Zuhruf

    Surah 43

    [1] Ha, Mim

    [2] Apacık Kitab´a andolsun ki

    [3] Dusunup anlamanız icin onu Arapca bir Kur´an yaptık

    [4] O, katımızda bulunan ana kitabdadır. Sanı yucedir, hikmetle doludur

    [5] Siz, haddi asan kimseler oldunuz diye, sizi Kur´an´la uyarmaktan vaz mı gecelim

    [6] Biz, sizden once gelenlere nice peygamberler gonderdik

    [7] Onlar, kendilerine gelen her peygamberi mutlaka alaya alırlardı

    [8] Bizde bunlardan daha guclu oları o kavimleri helak ettik. Oncekilere dair nice misaller gecmistir

    [9] Andolsun onlara: «Gokleri ve yeri kim yarattı?» diye sorsan elbette «Onları, cok ustun, cok bilen Allah yarattı» diyeceklerdir

    [10] O; size yeri besik kılan ve dogru gitmeniz icin yeryuzunde size yollar gosterendir

    [11] Gokten bir olcuye gore suyu indiren O´dur. Biz onunla kupkuru olu bir memlekete hayat verdik. Iste boyle sizde tekrar diriltileceksiniz

    [12] Butun ciftleri Allah yarattı, size bineceginiz gemiler ve hayvanlar var etti

    [13] Boylece onların sırtına binip, uzerlerine yerlesince, Rabbinizin nimetini anarak «Bunu bizim hizmetimize veren Allah´ın sanı yucedir, yoksa biz bunlara guc yetiremezdik» demeniz icindir

    [14] Biz suphesiz Rabbimize donecegiz deyin

    [15] Boyle iken kafirler Allah´a cocuk isnad ettiler. Insan gercekten apacık nankordur, gercegi inkar eder

    [16] Demek Allah, yarattıkları arasından kızları kendisine alıp da ogulları size verdi oyle mi

    [17] Fakat Rahman olan Allah´a isnad ettigi kız evlat kendilerinden birine mujdelenince, o kimsenin yuzu simsiyah kesilir, ofkesinden yutkunup durur

    [18] Demek sus icinde yetistirilerek mucadele gucu olmayanı mı Allah´a isnad ediyorsunuz

    [19] Onlar Rahman´ın kulları olan melekleri de disi saydılar. Acaba meleklerin yaratılısını mı gorduler? Onların bu sahidlikleri yazılacak ve sorguya cekilecekler

    [20] Ve derler ki: “Eger Rahman dilemis olsaydı biz onlara kulluk etmezdik.” Buna dair bir bilgileri yoktur onların. Onlar sadece vehimde bulunuyorlar

    [21] Yoksa bundan once onlara bir kitab verdik de ona mı sarılıyorlar

    [22] Hayır! Sadece «Biz babalarımızı bu din uzerinde bulduk, biz de onların izinde gidiyoruz» dediler

    [23] Iste boyle senden once hangi memlekete uyarıcı gonderdiysek, mutlaka oranın ileri gelen zenginleri: «Biz babalarımızı bir din uzerinde bulduk, biz de onların izlerine uyarız» dediler

    [24] Ben size, babalarınızı uzerinde buldugunuz dinden daha dogrusunu getirmis olsam da yine babalarınızın yolunu mu tutacaksınız? deyince, dediler ki: «Dogrusu biz seninle gonderileni inkar ediyoruz.»

    [25] Biz de onlardan intikam aldık. Bak, yalanlayanların sonu nasıl oldu

    [26] Bir zaman Ibrahim babasına ve kavmine demisti ki; «Ben sizin taptıklarınızdan uzagım.»

    [27] Ben yalnız beni yaratana taparım. Cunku O, bana dogru yolu gosterecektir

    [28] ve bu tevhid sozunun ardından kalıcı bir soz yaptı ki, insanlar Allah´a donsunler

    [29] Dogrusu bunları da, babalarını da kendilerine hak ve hakikatı acıklayan bir peygamber gelinceye kadar gecindirdim

    [30] Fakat kendilerine hak gelince: «Bu buyudur biz onu tanımayız.» dediler

    [31] Ve dediler ki: «Bu Kur´an iki sehrin birinden bir buyuk adama indirilmeli degil miydi?»

    [32] Rabbinin rahmetini onlar mı paylastırıyorlar? Dunya hayatında onların gecimliliklerini Biz taksim ettik; birbirlerine is gordurmeleri icin kimini otekine derecelerle ustun kıldık. Rabbinin rahmeti, onların toplayıp yıgdıklarından daha hayırlıdır

    [33] Insanlar kufurde birlesen bir tek ummet olmayacak olsaydı, Rahman´ı inkar edenlerin evlerinin tavanları ve uzerine binip cıkacakları merdivenleri gumusten yapardık

    [34] Evlerinin kapılarını ve uzerlerine yaslanacakları koltukları da hep gumusten yapardık

    [35] ve nice susler verirdik. Butun bunlar sadece dunya hayatının gecici malından ibarettir. Ahiret nimeti ise, Rabbinin katında, Allah´ın azabından sakınıp rahmetine sıgınanlara mahsustur

    [36] Kim Rahman´ın Kur´an´ından yuz cevirirse ona, bir seytanı arkadas veririz ve o seytan artık onun ayrılmaz dostudur

    [37] O seytanlar bunları dogru yoldan cıkardıkları halde bunlar dogru yolda olduklarını sanırlar

    [38] O seytanın dostu bize geldigi zaman arkadasına: «Keske benimle senin aranda dogu ile batı arası kadar uzaklık olsaydı» der. Meger ne kotu arkadasmıs

    [39] Ikiniz de zalim oldugunuz icin bugun pisman olmanız size hicbir fayda vermeyecektir. Cunku siz azapta ortaksınız

    [40] Ey Muhammed! Sen mi sagırlara isittireceksin, yahut kor ve apacık sapıklıkta olanı dogru yola ileteceksin

    [41] Eger biz seni alıp goturursek (vefat ettirirsek) onlardan intikam alacagız

    [42] Yahut onları tehdit ettigimiz seyi sana gosteririz. Bizim onlara gucumuz yeter

    [43] Sen, sana vahyedilene sımsıkı sarıl. Zira sen, dosdogru yoldasın

    [44] Dogrusu bu Kur´an sana ve ummetine bir oguttur, ondan sorumlu tutulacaksınız

    [45] Senden once gonderdigimiz peygamberlere sor. Biz Rahman olan Allah´tan baska tapılacak tanrılar mı yapmısız

    [46] Andolsun biz Musa´yı da ayetlerimizle Firavun´a ve ileri gelen adamlarına gonderdik: «Ben alemlerin Rabbinin elcisiyim» demisti

    [47] Onlara ayetlerimizi getirince, birden bire onlarla alay etmeye koyuldular

    [48] Onlara biri digerinden daha buyuk olmayan hicbir ayet gostermedik. Dogru yola donmeleri icin azaba ugrattık

    [49] Azabı gorunce: «Ey buyucu, bizim icin Rabb´ine dua et, sende bulunan ahdi hurmetine bizi bagıslamasını dile, artık yola gelecegiz» dediler

    [50] Fakat biz onlardan azabı kaldırınca sozlerinden donmeye basladılar

    [51] Firavun kavmine soyle seslenip dedi ki: «Ey kavmim, Mısır mulku ve su altından akıp giden ırmaklar benim degil mi? Gormuyor musunuz

    [52] Yoksa ben, kendisi zayıf ve neredeyse soz anlatamayacak durumda bulunan su adamdan daha hayırlı degil miyim

    [53] Ona altın bilezikler verilmeli, yahud yanında kendisiyle beraber yardımcı melekler gelmeli degil miydi

    [54] Iste Firavun bu sekilde kavmini kucumsedi. Onlar da ona boyun egdiler. Cunku onlar yoldan cıkmıs bir kavimdi

    [55] Bizi ofkelendirince onlardan intikam aldık, boyle hepsini suda bogduk

    [56] Boylece onları, sonrakiler icin hem bir ornek, hem de bir ibret yaptık

    [57] Meryemoglu Isa, bir misal olarak anlatılınca hemen kavmin yaygarayı bastı

    [58] Bizim tanrılarımız mı hayırlı yoksa o mu? dediler. Bunu sana ancak tartısmak icin soylediler. Oyle ya onlar, kavgacı bir toplumdur

    [59] O, sadece kendisine nimet verdigimiz ve Israilogullarına ornek kıldıgımız bir kuldur

    [60] Eger biz dileseydik, sizin yerinize, yeryuzunde melekler yaratırdık da sonra yerinize gecerlerdi

    [61] O kıyametin kopacagını gosterir bir ilimdir. O saatin geleceginden hic suphe etmeyin, bana uyun. Dogru yol budur

    [62] Seytan sizi bundan alıkoymasın. Cunku o, sizin icin acık bir dusmandır

    [63] Isa acık delilleri getirdigi zaman dedi ki: «Size hikmetle ve ayrılıga dustugunuz seylerin bir kısmını acıklamak uzere geldim. Allah´a karsı gelmekten sakının, bana itaat edin.»

    [64] Cunku Allah benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. O´na ibadet edin. Iste bu, dogru bir yoldur

    [65] Ama aralarından cıkan gruplar, birbiriyle ihtilafa dustuler. Acı bir gunun azabı karsısında vay o zulmedenlerin haline

    [66] Onlar illa o saatin kendilerinin hic farkında olmadıkları bir sırada, ansızın baslarına gelmesini mi bekliyorlar

    [67] O gun takva sahipleri dısında, dost olanlar birbirlerine dusman olurlar

    [68] Ey kullarım, bugun size korku yoktur ve siz uzulmeyeceksiniz

    [69] Onlar, ayetlerimize inanmıs ve musluman olmus kullarımdı

    [70] Siz ve esleriniz, agırlanmıs olarak cennete giriniz

    [71] Onların onunde altın tepsiler ve kadehler dolastırılır. Orada canların cektigi, gozlerin hoslandıgı hersey var. Ve siz, orada ebedi kalacaksınız

    [72] Iste yaptıklarınıza karsılık size miras verilen cennet budur

    [73] Orada sizin icin bol bol meyveler vardır, onlardan yersiniz

    [74] Suclular, cehennem azabında ebedi kalacaklardır

    [75] Kendilerinden azab hic hafiflemeyecektir. Onlar azab icinde umitsizdirler

    [76] Biz onlara zulmetmedik; fakat onlar kendileri zalim idiler

    [77] «Ey Malik! Rabbin bizim isimizi bitirsin!» diye seslenirler. Malik de «Siz boyle kalacaksınız» der

    [78] Andolsun biz size hakkı getirdik; fakat sizin cogunuz haktan hoslanmıyorsunuz

    [79] Yoksa bir ise mi karar verdiler? Dogrusu Biz de kararlıyız

    [80] Yoksa bizim, kendilerinin sırlarını ve gizli konusmalarını isitmedigimizi mi sanıyorlar? Aksine isitiriz ve yanlarındaki elcilerimiz yazmaktadırlar

    [81] De ki: «Eger Rahman´ın cocugu olsaydı O´na tapanlardan ilki ben olurdum.»

    [82] Goklerin ve yerin Rabbi, Ars´ın da Rabbi olan Allah onların uydurdukları noksan sıfatlardan yucedir, munezzehtir

    [83] Bırak onları, kendilerine soylenen gunlerine kavusuncaya kadar dalsın, oyalansınlar

    [84] Gokteki ilah da, yerdeki ilah da O´dur. O, hakimdir, alimdir

    [85] Goklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan herseyin mulku kendisine ait olan Allah yucedir. Kıyametin ilmi de O´nun yanındadır ve siz O´na donduruleceksiniz

    [86] Allah´tan baska tanrı diye yalvardıkları seyler, sefaat gucune ve yetkisine sahip degillerdir. Ancak bilerek Hakka sahidlik edenler bunun dısındadır

    [87] Andolsun onlara «kendilerini kim yarattı?» diye sorsan, elbette «Allah» Derler. O halde nasıl haktan ceviriliyorlar

    [88] Resulullah´ın «Ya Rabbi! Bunlar inanmayan bir kavimdir» demesini de Allah biliyor

    [89] Ey Muhammed! Sen simdilik onlardan yuz cevir ve esenlik dile; yakında bileceklerdir

    Duhân

    Surah 44

    [1] Ha, Mim

    [2] Apacık Kitab´a andolsun ki

    [3] Biz onu mubarek bir gecede indirdik. Cunku Biz, insanları uyarmaktayız

    [4] Her hikmetli is o mubarek gecede ayırd edilir

    [5] Bu katımızdan verilen her emirdir. Cunku Biz elci gondericiyiz

    [6] Bu Rabbinden bir rahmettir. Allah, isitendir, bilendir

    [7] Eger kesin olarak inanıyorsanız bilin ki Allah, goklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbidir

    [8] O´ndan baska ilah yoktur, yasatır, oldurur. Sizinde Rabbiniz, onceki atalarınızın da Rabbidir

    [9] Fakat onlar suphe icinde eglenip duruyorlar

    [10] Gogun gozle gorulur bir duman getirecegi gunu gozetle

    [11] Duman, insanları buruyecektir. Bu, acı bir azabtır

    [12] «Rabbimiz, bizden azabı kaldır, cunku biz artık inanıyoruz» derler

    [13] Artık onlar nasıl dusunup ogut alacaklar? Ogut alma zamanı gecti. Oysa kendilerine gercegi acıklayan bir elci gelmisti

    [14] Ondan yuz cevirdiler «Bu, deli gorunumunde egitilmis biridir» dediler

    [15] Biz sizden azabı birazcık kaldıracagız, fakat siz yine inkara doneceksiniz

    [16] O gun buyuk bir siddetle carparız; zira Biz oc alıcıyız

    [17] Andolsun, onlardan once Firavun toplumuna da imkanlar vererek sınamıstık. Onlara saygın bir peygamber gelmisti

    [18] Ey Allah´ın kulları! Bana gelin, dogrusu ben size gonderilmis guvenilir bir elciyim

    [19] Allah´a karsı buyukluk taslamayın. Ben size apacık bir delil getiriyorum

    [20] Ben, beni taslayıp oldurmenizden, benim de Rabbim sizin de Rabbiniz olan Allah´a sıgındım

    [21] Eger bana inanmadınızsa bari yolumdan cekilin

    [22] Sonra Musa: «Bunlar, suc isleyen bir toplum» diye Rabbine dua etti

    [23] Allah da soyle buyurdu: «Kullarımı geceleyin yola cıkar; suphesiz takip olunacaksınız.»

    [24] Denizi yarıp toplumunu gecirdikten sonra oldugu gibi acık bırak. Cunku onlar bogulacak bir ordudur

    [25] Onlar geride nice seyler bıraktılar; bahceler, cesmeler

    [26] Ekinler, guzel makamlar

    [27] Ve zevku sefa surecekleri nice nimetler

    [28] Iste boyle oldu ve biz onları baska bir topluma miras verdik

    [29] Onlara gok ve yer aglamadı ve kendilerine muhlet de verilmedi

    [30] Andolsun biz, Israilogullarını o kucultucu azaptan kurtardık

    [31] Yani Firavun´dan. Cunku o haddi asanlardan bir zorba idi

    [32] Andolsun biz, Israilogullarını, bir bilgiye gore alemlere ustun kıldık

    [33] Onlara, icinde acık bir imtihan bulunan ayetler verdik

    [34] Bu inkarcılar da diyorlar ki

    [35] Bir kez olecegiz ve hersey bitecek. Biz dirilecek degiliz

    [36] Dogru soyluyorsanız, babalarımızı getirin

    [37] Peki onlar mı hayırlı, yoksa Tubba kavmi ve onlardan once gelen kavimler mi? Suc isledikleri icin biz onların hepsini helak ettik

    [38] Biz gokleri, yeri ve bunlar arasında bulunanları eglenmek icin yaratmadık

    [39] Onları sadece hak ilkesine dayalı olarak yarattık. Fakat onların cogu bilmiyorlar

    [40] Hukum gunu, hepsinin bulusacagı gundur

    [41] O gun, dostun dosta hicbir faydası olmaz, yardım da gormezler

    [42] Yalnız Allah´ın merhamet ettigi bunun dısındadır. Suphesiz Allah, ustundur, esirgeyendir

    [43] Zakkum agacı

    [44] Gunahkarların yemegidir

    [45] Tıpkı erimis madenler gibi karınlarında kaynar

    [46] Sıcak suyun kaynaması gibi

    [47] Tutun onu, cehennemin ortasına surukleyin

    [48] Sonra basının uzerine kaynar su azabından dokun

    [49] Tad bakalım, hani serefli olan, ustun olan yalnız sendin

    [50] Iste o kuskulanıp durdugunuz sey budur

    [51] Muttakiler ise guvenli bir makamdadır

    [52] Bahcelerde ve cesme baslarında

    [53] Ince ipekten ve parlak atlastan giysiler giyerek karsılıklı otururlar

    [54] Ayrıca onları, iri gozlu hurilerle de evlendirmisizdir

    [55] Orada, guven icinde, her meyveyi isterler

    [56] Orada ilk olumden baska olum tatmazlar, surekli yasarlar ve Allah onları cehennem azabından korumustur

    [57] Cehennemden korunmaları Rabbinden bir lutuftur. Iste buyuk kurtulus budur

    [58] Biz o Kur´an´ı senin dilinde indirerek kolaylastırdık ki, dusunup ogut alsınlar

    [59] Oyleyse bekle, onlar da beklemektedirler

    Câsiye

    Surah 45

    [1] Ha, Mim

    [2] Kitab´ın indirilmesi, ustun iradeli ve her yaptıgını bir hikmete gore yapan Allah´ın katındandır

    [3] Goklerde ve yerde muminler icin nice dersler vardır

    [4] Sizin yaratılmanızda ve canlıların yeryuzunde yayılmasında, kesin olarak inanan kimseler icin ibretler vardır

    [5] Gecenin ve gunduzun birbiri ardına gelmesinde, gokten, Allah´ın rızık vermek icin yagmur indirip, yeri onunla olumunden sonra diriltmesinde, ruzgarı estirmesinde aklını kullanan kimseler icin dersler vardır

    [6] Iste bunlar Allah´ın ayetleridir. Bunları sana hak ilkesine gore okuyoruz. Allah´tan ve O´nun ayetlerinden sonra hangi soze inanacaklar

    [7] Her yalancı, gunah yuklu kimsenin vay haline

    [8] Allah´ın ayetlerinin kendisine okundugunu isitir de sonra buyukluk taslayarak sanki onları hic isitmemis gibi kufrunde direnir. Onu, acı bir azabla mujdele

    [9] Ayetlerimizden birsey ogrendigi zaman onunla alay eder. Iste boyleleri icin alcaltıcı azab vardır

    [10] Cehennem onların pesindedir. Kazandıkları seyler de, Allah´ı bırakıp edindikleri dostlar da onlara hicbir fayda vermez. Onlar icin buyuk bir azap vardır

    [11] Iste dogru yolu gosteren bu Kur´an´dır. Rabblerinin ayetlerini tanımayanlar icin cok kotu, acı bir azap vardır

    [12] Allah emri geregince denizde yuzmek uzere gemileri, lutfedip verdigi rızkı aramanız icin denizi buyrugunuz altına vermistir. Belki artık sukredersiniz

    [13] Gokte olanları, yerde olanları, hepsini sizin buyrugunuz altına vermistir. Dogrusu bunlarda, dusunen kimseler icin dersler vardır

    [14] Muminlere de ki: Allah´ın, her milletin yaptıklarının karsılıgını verecegi gunlerinin gelecegine inanmayanları bagıslasınlar

    [15] Kim iyi bir is yaparsa faydası kendisinedir ve kim kotuluk yaparsa zararı kendisinedir. Sonra Rabbinize donduruleceksiniz

    [16] Andolsun ki biz Israilogullarına kitab, hukum ve peygamberlik verdik; onları temiz seylerle rızıklandırdık; onları dunyada ustun kıldık

    [17] Din konusunda onlara acık deliller verdik. Onlar kendilerine bilgi geldikten sonra sadece aralarındaki cekememezlik yuzunden ayrılıga dustuler. Suphesiz, Rabbin kıyamet gunu, ayrılıga dustukleri seylerde onlar arasında hukum verecektir

    [18] Sonra ey Muhammed! Sana da insanların uyacakları bir hayat sistemi (seriat) verdik. Sen ona uy, bilmeyenlerin arzularına uyma

    [19] Cunku onlar, Allah´tan gelecek hicbir seyi senden savamazlar. Zalimler birbirlerinin dostlarıdır. Allah ta muttakilerin dostudur

    [20] Bu Kur´an, insanlara kurtulus yollarını gosteren kanıtlar sunmaktadır; kesin olarak inananlara kılavuz ve rahmettir

    [21] Yoksa kotulukleri isleyen kimseler kendilerini inanıp iyi ameller isleyenlerle bir tutacagımızı mı sandılar? Yasamaları ve olmeleri bir olacak oyle mi? Ne kotu hukum veriyorlar

    [22] Allah, gokleri ve yeri hak ilkesine dayalı olarak yarattı, ta ki herkes kazandıgının karsılıgını gorsun. Onlara haksızlık edilmez

    [23] Ey Muhammed! Heva ve hevesini tanrı edinen Allah´ın bir bilgiye dayalı olarak sasırttıgı, kulagını ve kalbini muhurledigi, gozunu perdeledigi kimseyi gordun mu? Onu Allah´tan baska kim dogru yola eristirebilir? Hala anlamıyor musunuz

    [24] «Hayat, ancak bu dunyadaki hayatımızdır. Oluruz ve yasarız; bizi ancak zaman yok eder» derler. Onların bu hususta bir bilgisi yoktur; sadece boyle zannederler

    [25] Ayetlerimiz onlara acık acık okundugu zaman delilleri yalnızca: «Dogru sozlu iseniz babalarımızı getirin bakalım!» demek olur

    [26] De ki: «Sizi Allah diriltir, sonra oldurur, sonra sizi suphe goturmeyen kıyamet gununde toplar. Fakat insanların cogu bilmezler.»

    [27] Goklerin ve yerin hukumranlıgı Allah´ındır. Kıyamet kopacagı gun, iste o gun batıl sozlere uymus olanlar husranda kalırlar

    [28] O gun her ummeti Allah´ın huzurunda diz cokmus olarak gorursun. Her ummet kitabını almaya cagırılır: «Bugun size islediginizin karsılıgı verilecektir.»

    [29] Iste kitabımız aleyhinize konusuyor, gercegi soyluyor. Cunku biz yaptıklarınızı yazıyorduk

    [30] Inanıp iyi isler yapanlara gelince; Rabbleri onları rahmetinin kapsamına alır. Iste apacık kurtulus budur

    [31] Ancak kafirlere gelince: «Ayetlerim size okunurdu, fakat siz buyukluk tasladınız ve suclu bir toplum oldunuz degil mi?»

    [32] Allah’ın vaadi haktır. Ve kıyamet gunu suphe goturmez denildigi zaman siz demistiniz ki: “Kıyametin ne oldugunu bilmiyoruz. Ancak birtakım tahminlerde bulunuyoruz. Onun hakkında kesin bir bilgi elde etmis degiliz.”

    [33] Yaptıklarının kotulukleri onlara gorundu ve alay edip durdukları sey onları kusattı

    [34] Onlara denildi ki: «Siz bu gunumuze kavusacagınızı nasıl unutmussanız, biz de bugun sizi unuttuk. Yeriniz atestir, yardımcılarınız da yoktur.»

    [35] Bunun boyle olmasının sebebi “Sizin Allah’ın ayetlerini alaya almanız ve dunya hayatının sizi aldatmıs olmasıdır.” O gun oradan cıkarılmayacaklar ve ozur de aranmayacaktır onlardan

    [36] Hamd, goklerin Rabbi, yerin Rabbi ve butun alemlerin Rabbi olan Allah´a mahsustur

    [37] Goklerde yerde ululuk, yalnız O´na aittir. O, ustun iradelidir, her yaptıgını bir hikmete gore yapar

    Ahkaf

    Surah 46

    [1] Ha, Mim

    [2] Bu Kitab´ın indirilisi aziz, hakim olan Allah katındandır

    [3] Biz, gokleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları, ancak gercek uzere ve belirli bir sure icin yarattık; inkar edenler, uyarıldıkları seylerden yuz cevirmektedirler

    [4] Ey Muhammed! De ki: «Allah´ı bırakıp taptıgınız seyleri gordunuz mu? Bana gosterin, onlar yerden neyi yarattılar? Yoksa goklerin yaratılısında onların bir ortagı mı var? Eger dogru iseniz bundan once inmis olan bir kitap, yahut bir bilgi kalıntısını getirin.»

    [5] Allah´ı bırakıp da kıyamet gunune kadar kendisine cevap veremeyecek seylere yalvarandan daha sapık kim olabilir? Oysa onlar, bunların yalvardıklarından habersizdirler

    [6] Insanlar kıyamet gunu toplatılınca, putları onlara dusman olurlar ve tapınmalarını inkar ederler

    [7] Ayetlerimiz onlara acıkca okundugu zaman inkar edenler kendilerine gelen gercek icin: «Bu, apacık bir buyudur» derler

    [8] veya «Onu Muhammed uydurdu» derler. De ki: «Eger ben onu uydurduysam, beni Allah´a karsı hicbir sekilde savunamazsınız. O Kur´an icin yaptıklarınız taskınlıkları daha iyi bilir. Benimle sizin aranızda sahid olarak Allah yeter. O, bagıslayandır, merhamet edendir.»

    [9] Ey Muhammed! De ki: «Ben Peygamberlerin ilki degilim; benim ve sizin basınıza gelecekleri bilmem; ben sadece bana vahyedilene uyuyorum. Ben sadece apacık bir uyarıcıyım.»

    [10] De ki: «Hic dusundunuz mu? Eger bu Kur´an Allah katından oldugu halde siz onu tanımamıssanız; Israilogullarından bir sahid de bunun benzerini Tevrat´ta gorup inandıgı halde siz inanmaya tenezzul etmemisseniz durumunuz nice olur? Suphesiz Allah, zalim bir toplumu dogru yola iletmez.»

    [11] Inkar edenler inananlar icin: «Eger Islam iyi bir sey olsaydı, onlar ona uymada bizi gecemezlerdi» derler. Onlar dogru yola girmedikleri icin de «Bu, eski bir uydurmadır» derler

    [12] Kur´an´dan once, Musa´nın kitabı Tevrat, bir rahmet ve rehberdi. Bu Kur´an, zulmedenleri uyarmak ve guzel davrananlara mujde olmak uzere arap diliyle indirilmis, kendinden oncekileri dogrulayan bir Kitap´tır

    [13] Dogrusu, «Rabbimiz Allah´tır» deyip, sonra da dosdogru gidenlere korku yoktur, onlar uzulmeyeceklerdir

    [14] Iste onlar cennetliklerdir; yaptıklarına karsılık olarak, icinde temelli kalacaklardır

    [15] Biz insana, ana babasına iyilik etmesini tavsiye ettik. Annesi onu zahmetle tasıdı ve zahmetle dogurdu. Tasınması ile sutten kesilmesi otuz ay surdu. Nihayet insan guclu cagına erip kırk yasına varınca: «Ya Rabbi, dedi, beni, bana ve anama, babama verdigin nimete sukretmeye razı olacagın yararlı isler yapmaya sevk eyle. Benim icin de zurriyetim icin de iyiligi devam ettir. Ben sana dondum ve elbette ki ben muslumanlardanım.»

    [16] Onlar oyle kisilerdir ki, yaptıklarının en iyisini onlardan kabul ederiz ve onların gunahlarını bagıslarız, cennet halkı arasındadırlar. Bu dunyada kendilerine soylenen dogru sozun gerceklesmesidir

    [17] Fakat o kimse ki anasına babasına: «Of size, benden once nice nesiller gelip gecmis iken benim oldukten sonra dirilip cıkarılacagımı mı bana va´dediyorsunuz?» dedi. Onlarsa Allah´a sıgınarak «Yazık sana, etme, gel inan; Allah´ın sozu gercektir» derken O; «Bu, eskilerin masallarından baska birsey degildir» der

    [18] Iste onlar da kendilerine azab sozu gerekli olmus kimselerdir. Kendilerinden once gecen cin ve insan toplulukları arasında azab icinde bulunacaklardır. Gercekten onlar ziyana ugrayanlardır

    [19] Herkesin yaptıklarına gore dereceleri vardır. Allah, onlara yaptıklarının karsılıgını verir, asla kendilerine haksızlık yapılmaz

    [20] Inkar edenler atese sunuldukları gun kendilerine denir ki: «Dunya hayatında butun guzel seylerinizi zayi ettiniz; onların zevkini surdurdunuz. Yeryuzunde haksız yere buyukluk taslamanızdan ve yoldan cıkmanızdan oturu bugun, alcaltıcı bir azab ile cezalandırılacaksınız.»

    [21] Ey Muhammed! Ad kavminin kardesi Hud´u an; ondan once ve sonra, «Allah´tan baskasına kulluk etmeyin» diyen nice uyarıcılar gelmisken, Ahkaf bolgesindeki kavmini uyarmıs, «Dogrusu sizin icin buyuk gunun azabından korkuyorum» demisti

    [22] Dediler: «Sen bizi tanrılarımızdan cevirmek icin mi geldin? Dogrulardan isen bizi tehdit ettigin seyi getir.»

    [23] Dedi ki: «Azabın ne zaman gelecegine dair bilgi, ancak Allah katındadır. Ben gorevlendirildigim seyi size duyuruyorum; fakat sizi cahillik eden bir kavim goruyorum.»

    [24] Nihayet azabın ufukta genis bir bulut halinde vadilerine dogru geldigini gorunce «Bu, bize yagmur yagdıracak bir buluttur» dediler. Hayır, o sizin acele gelmesini istediginiz sey, icinde acı azab bulunan bir ruzgardır

    [25] Rabb´inin emriyle herseyi yıkar, mahveder. Derken onlar o hale geldiler ki evlerinden baska birsey gorunmez oldu. Iste biz suc isleyen toplumu boyle cezalandırırız

    [26] Onlara size vermedigimiz servet ve kuvvet vermistik, onlara kulaklar, gozler ve gonuller yaratmıstık. Fakat ne kulakları ne gozleri ne de gonulleri kendilerine bir yarar saglamadı. Zira dusunup ibret almıyorlardı, tersine bile bile Allah´ın ayetlerini inkar ediyorlar. Ve alay edip durdukları sey kendilerini kusatıverdi

    [27] Andolsun, Biz cevrenizdeki kentleri de yok ettik ve belki kufredenlerden donerler diye ayetleri tekrar tekrar acıkladık

    [28] O zamanlar, Allah´ı bırakıp da O´na yakınlık saglamak icin edindikleri tanrılar kendilerine yardım etmeli degil miydi? Hayır, tanrılar onlardan uzaklastılar. Bu, onların yalanı ve uydurdukları seydir

    [29] Bir zamanlar cinlerden bir toplulugu Kur´an dinlemek uzere sana yoneltmistik. Ona geldiklerinde «Susun dinleyin» dediler. Kur´an okuması bitince uyarıcılar olarak kavimlerine donduler

    [30] «Ey kavmimiz, dediler, biz Musa´dan sonra indirilen kendinden oncekini dogrulayan, Hakk´a ve dogru yola goturen bir Kitab dinledik

    [31] Ey kavmimiz, Allah´ın davetcisine uyun ve O´na inanın ki Allah gunahlarınızdan bir kısmını bagıslasın ve sizi, acı bir azabdan korusun

    [32] Kim Allah´ın davetcisine uymazsa, yeryuzunde basına inecek belaya engel olamaz. Onlar apacık bir sapıklık icindedirler

    [33] Gokleri ve yeri yaratan, bunları yaratmakla yorulmayan Allah´ın, oluleri diriltmeye de kadir oldugunu gormediler mi? Evet O, herseye kadirdir

    [34] Inkar edenler atese sunulacakları gun Allah onlara: «Nasıl bu gercek degil miymis?» der. «Evet. Rabb´imizin hakkı icin gercekmis!» derler. «Oyleyse inkar etmenizden dolayı azabı tadın!» der

    [35] O halde peygamberlerden azim sahibi olanların sabrettigi gibi sen de sabret. Onlar hakkında acele etme, onlar va´dedildikleri azabı gordukleri gun sanki dunyada gunduzun sadece bir saat kadar kaldıklarını sanırlar. Bu, bir tebligdir. Yoldan cıkmıslardan baskası helak edilir mi hic

    Muhammed

    Surah 47

    [1] Allah, inkar edip kendisinin yoluna engel olanların islerini bosa cıkarmıstır

    [2] Inanıp iyi ameller isleyenlerin, Rabbleri tarafından Muhammed´e indirilen gercege inananların da gunahlarını ortmus ve hallerini duzeltmistir

    [3] Bunun sebebi, inkar edenlerin batıla uymaları, inananların da Rablerinden gelen hakka uymus olmalarındandır. Iste Allah, onların durumlarını, insanlara boyle anlatır

    [4] Inkar edenlerle karsılastıgınız zaman boyunlarını vurun. Nihayet onları iyice vurup sindirince bagı sıkıca baglayın (onları esir alın). Savas sona erince de artık ya karsılıksız veya fidye karsılıgı salıverin. Allah dileseydi onlardan baska turlu de oc alabilirdi. Bunun oyle olması kiminizi kiminizle denemek icindir. Ancak kendi yolunda olenlerin yaptıklarını bosa cıkarmaz

    [5] Allah onları hidayete iletecek ve durumlarını duzeltecek

    [6] Onları dunyada iken tanıttıgı cennete koyar

    [7] Ey inananlar! Siz Allah´ın dinine yardım ederseniz, O da size yardım eder, ayaklarınızı savasta sabit kılar

    [8] Inkar edenlere gelince, onların hakkı yıkımdır. Allah, onların yaptıklarını bosa cıkarmıstır

    [9] Bunun sebebi, Allah´ın indirdigini begenmemeleridir. Allah ta onların amellerini bosa cıkarmıstır

    [10] Yeryuzunde dolasıp kendilerinden oncekilerin sonlarının nasıl olduguna bakmazlar mı? Allah onları yere gecirmistir; inkarcılara da onların basına gelenin benzerleri vardır

    [11] Cunku Allah inananların sahibidir. Kafirlerin ise sahibi yoktur

    [12] Dogrusu Allah, inanıp iyi isler yapanları, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokar, inkar edenler ise dunya hayatında zevklenirler, hayvanların yedigi gibi yerler. Onların yeri atestir

    [13] Biz, halkı seni yurdundan cıkaran sehirden daha kuvvetli nice sehirleri yok ettik, fakat onlara bir yardım eden cıkmadı

    [14] Rabbinin katından bir belgesi olan kimse, kotu isi kendisine guzel gosterilen ve kotu arzularına uyan kimse gibi olur mu

    [15] Allah´a karsı gelmekten sakınanlara soz verilen cennet soyledir: Icinde bozulmayan sudan ırmaklar, tadı degismeyen sutten ırmaklar, icenlere lezzet veren saraptan ırmaklar ve suzme baldan ırmaklar vardır. Onlar icin orada her turlu meyve, Rablerinden de bagıslanma vardır. Bunların durumu, ateste ebedi kalan ve bagırsaklarını parca parca edecek kaynar su icirilen kimselerin durumu gibi olur mu hic

    [16] Ey Muhammed! Onların icinde seni dinleyenler vardır; sonra senin yanından cıkınca, bilgili kimselere «Az once ne demisti?» diye sorarlar. Iste bunlar, Allah´ın kalplerini muhurlemis oldugu, kendi heveslerine uyan kimselerdir

    [17] Hidayeti bulanlara gelince, Allah onların hidayetlerini artırır ve onlara takvasını (atesten nasıl korunacaklarını) ogretir

    [18] Onlar kıyamet gununun ansızın gelip catmasını mı bekliyorlar? Iste onun belirtileri geldi. O uyarıldıkları saat kendilerine gelip catınca ogut almaları neye yarar

    [19] Ey Muhammed! Allah´tan baska ilah olmadıgını bil ve kendi gunahına, inanan erkeklerin ve inanan kadınların gunahları icin Allah´tan magfiret dile. Allah, gezip dolastıgınız ve duracagınız yeri bilir

    [20] Inananlar «Keske cihad hakkında bir sure indirilmis olsaydı!» derler. Fakat hukmu acık bir sure indirilip de onda savastan soz edilince, kalplerinde hastalık bulunanların sana olumden bayılıp dusen kimsenin bakısı gibi baktıklarını gorursun. Oysa onlara dusen

    [21] Itaat etmek ve guzel soz soylemektir. Is ciddiye bindigi zaman Allah´a sadakat gosterselerdi, elbette kendileri icin daha hayırlı olurdu

    [22] Demek sizler is basına gelecek olursanız, yeryuzunde bozgunculuk yapacak, akrabalık baglarını da koparacaksınız, oyle mi

    [23] Iste bunlar, Allah´ın kendilerini lanetledigi, bu yuzden kendilerini sagır ve gozlerini kor kıldıgı kimselerdir

    [24] Onlar Kur´an´ı dusunmuyorlar mı? Yoksa kalpleri kilitli mi

    [25] Suphesiz ki kendilerine dogru yol belli olduktan sonra, ona arka donenleri, seytan suruklemis ve kendilerine umit vermistir

    [26] Bunun sebebi; onların, Allah´ın indirdiginden hoslanmayanlara «Bazı hususlarda size itaat edecegiz» demeleridir. Oysa Allah, onların gizlediklerini biliyor

    [27] Ya melekler onların yuzlerine ve sırtlarına vurarak canlarını alırken durumları nasıl olacak

    [28] Bu, Allah´ı gazaplandıran seye uymaları ve O´nun rızasından hosnut olmamalarından oturudur. Allah ta onların islerini bosa cıkarmıstır

    [29] Yoksa, kalplerinde hastalık olanlar, Allah´ın onların kinlerini dısarı vurmayacagını mı sandılar

    [30] Biz isteseydik onları sana gosterirdik de, sen onları yuzlerinden tanırdın. Andolsun ki sen onları, konusma uslubundan tanırsın. Allah butun yaptıklarınızı bilir

    [31] Andolsun ki icinizden cihad edenlerle sabredenleri belirleyinceye kadar ve soylediginiz sozlerin dogru olup olmadıgını acıklayıncaya kadar sizi imtihan edecegiz

    [32] Nankorluk edip Allah yolundan alıkoyanlar ve kendilerine dogru yol belli olduktan sonra peygamberi incitenler, Allah´a hicbir zarar veremezler. Allah onların islerini bosa cıkaracaktır

    [33] Ey inananlar, Allah´a ve Rasulune itaat edin, islerinizi bosa cıkarmayın

    [34] Nankorluk edip Allah yoluna engel olan, sonra kafir olarak olenleri Allah affetmeyecektir

    [35] Sakın gevsemeyin. Ustun oldugunuz halde barısa davet etmeyin. Allah sizinle beraberdir. O amellerinizi asla eksiltmez

    [36] Dogrusu dunya hayatı ancak oyun ve eglencedir. Eger iman eder sakınırsanız Allah size mukafatlarını verir ve sizden mallarınızın tumunu sarf etmenizi istemez

    [37] Eger sizden onları isteyip de sizi zorlasa, cimrilik edecektiniz. O da kinlerinizi ortaya cıkaracaktı

    [38] Iste sizler, Allah yolunda harcamaya cagrılıyorsunuz; fakat icinizden kiminiz cimrilik ediyor. Kim cimrilik ederse o ancak kendisine cimrilik eder. Allah zengindir, sizler fakirsiniz. Eger yuz cevirecek olursanız, yerinize baska bir toplum gelir de onlar sizin gibi olmazlar

    Fetih

    Surah 48

    [1] Biz sana apacık fetih verdik

    [2] Allah boylece, senin gecmis ve gelecek gunahlarını bagıslar, sana olan nimetini tamamlar, seni dogru yola iletir

    [3] Ve sana sanlı bir zaferle yardım eder

    [4] Inananların, imanlarını kat kat artırmaları icin, kalblerine guven indiren O´dur. Goklerdeki ve yerdeki ordular Allah´ındır. Allah bilendir, Hakim olandır

    [5] Inanan erkek ve kadınları, icinde temelli kalacakları, icinden ırmaklar akan cennetlere koyar, onların kotuluklerini orter. Allah katında buyuk kurtulus budur

    [6] Inananlara yardım etmez diye Allah hakkında kotu zanda bulunan iki yuzlu erkek ve kadınlar, puta tapan erkek ve kadınlara Allah azab etsin, kotu zanları kendi baslarına gelsin! Allah onlara gazab etmis onları lanetlemis ve cehennemi kendilerine hazırlamıstır. Ne kotu donus yeridir

    [7] Goklerdeki ve yerdeki ordular Allah´ındır. Allah guclu olandır, Hakim olandır

    [8] Biz seni sahid, mujdeleyici ve uyarıcı olarak gonderdik

    [9] Ki Allah´a ve Resulune inanasınız O´nun dinini destekleyesiniz. O´na saygı gosteresiniz ve sabah aksam O´nu tesbih edip sanını yuceltesiniz

    [10] Sana biat edenler, Allah´a biat etmektedirler. Allah´ın eli, onların ellerinin uzerindedir. Kim ahdini bozarsa, kendi aleyhine bozmus olur. Ve kim Allah´a verdigi sozu tutarsa Allah ona buyuk bir mukafat verecektir

    [11] Bedevilerden geri kalmıs olanlar, sana diyecekler ki «Mallarımız ve ailelerimiz bizi alıkoydu. Allah´tan bizim bagıslanmamızı dile». Onlar kalblerinde olmayanı dilleriyle soylerler. De ki: «Allah size bir zarar vermek dilemis, yahut size bir fayda vermek istemis olsa Allah´ın, sizin icin diledigine kim engel olabilir? Hayır hic kimse engel olamaz, Allah yaptıklarınızdan haberdardır.»

    [12] Aslında siz Peygamberin ve mu´minlerin ailelerine bir daha donmeyeceklerini sanmıstınız. Bu sizin gonlunuze guzel gorundu de kotu zanda bulundunuz ve helakı hak etmis bir topluluk oldunuz

    [13] Kim Allah´a ve Resulune inanmazsa bilsin ki biz, kafirler icin alevli bir ates hazırlamısızdır

    [14] Goklerin ve yerin mulku Allah´ındır. O diledigini bagıslar, diledigine azab eder. Allah bagıslayandır, esirgeyendir

    [15] Savastan geri kalmıs olanlar, siz ganimetleri almaya giderken; «Bırakın biz de sizinle gelelim» diyeceklerdir. Onlar Allah´ın sozunu degistirmek isterler. De ki: «Bize uymayacaksınız; Allah sizin icin onceden boyle buyurdu». Onlar size: «Hayır bizi kıskanıyorsunuz» diyecekler. Hayır aksine, kendileri ancak pek az soz anlayan kimsedirler

    [16] Bedevilerden geri kalmıs olanlara de ki: «Siz yakında cok kuvvetli olan bir kavme karsı savasmaya cagrılacaksınız. Onlarla savasırsınız ya da musluman olurlar. Eger itaat ederseniz, Allah size guzel bir mukafat verir. Fakat onceden dondugunuz gibi yine donecek olursanız sizi acıklı bir azaba ugratır.»

    [17] Gozleri gormeyen, topal ya da hasta olanların savasa gitmemelerinde bir sorumluluk yoktur. Kim Allah´a ve Peygamberine itaat ederse, Allah onu, iclerinden ırmaklar akan cennetlere koyar. Kim yuz cevirirse onu can yakıcı azaba ugratır

    [18] Andolsun ki, o agacın altında sana biat ederken, Allah, mu´minlerden razı olmustur. Allah onların gonullerinden geceni bildigi icin onların uzerine huzur ve guven indirdi ve onlara yakın bir fetih verdi

    [19] Yine onlara alacakları bircok ganimetler bahs eyledi. Allah ustundur, hukum ve hikmet sahibidir

    [20] Allah size elde edeceginiz bircok ganimetler va´detti. Bunu size hemen vermis ve insanların ellerini sizden cekmistir ki bu mu´minlere bir isaret olsun ve Allah sizi dosdogru yola iletsin

    [21] Bundan baska sizin guc yetiremediginiz, ancak Allah´ın sizin icin kusattıgı ganimetler de vardır. Allah her seye kadirdir

    [22] Eger kafirler sizinle savassalardı, arkalarına donup kacarlardı, sonra ne bir koruyucu ne de bir yardımcı bulamazlardı

    [23] Allah´ın oteden beri suregelen yasasıdır. Allah´ın yasasında bir degisme bulamazsın

    [24] Mekke´nin ortasında, sizi onlara galip getirdikten sonra onların ellerini sizden, sizin ellerinizi onlardan ceken O´dur. Allah, yaptıklarınızı gormektedir

    [25] Onlar inkar eden ve sizin Mescid-i Haram´ı ziyaretinizi ve bekletilen kurbanların yerine ulasmasını men edenlerdir. Eger Mekke´de kendilerini henuz tanımadıgınız mu´min erkekler ve kadınları bilmeyerek eziyet etmenizi onlemek icin, Allah savası onledi. Dilediklerine rahmet etmek icin Allah boyle yapmıstır. Eger onlar birbirinden ayrılsaydı elbette onlardan inkar edenleri, elemli bir azaba carptırırdık

    [26] O zaman inkar edenler, kalplerine ofke ve gayretin cahiliyye cagının ofke ve gayretini koymuslardı. Allah da elcisine ve mu´minlere huzur ve guveni indirdi; onları takva sozune tutunmalarını sagladı. Onlar, bu soze layık ve ehil kimselerdi. Allah herseyi bilmektedir

    [27] Andolsun ki Allah, Peygamberinin ruyasının gercek oldugunu tasdik eder. Ey inananlar! Siz, Allah dilerse, guven icinde baslarınızı tıras etmis veya saclarınız kısaltılmıs olarak, korkmadan Mescid-i Haram´a gireceksiniz. Allah sizin bilmediginizi bilir. Size bundan baska, yakın zamanda bir zafer verecektir

    [28] Resulunu, hidayet ve hak dinle gonderdi ki o hak dini, butun dinlere ustun kılsın. Sahid olarak Allah yeter

    [29] Muhammed Allah´ın elcisidir. Onun yanında bulunanlar, kafirlere karsı siddetli kendi aralarında merhametlidirler. Onların, ruku ve secde ederek Allah´ın lutuf ve rızasını aradıklarını gorursun. Yuzlerinde secdelerin izinden nisanları vardır. Onların, Tevrat´taki vasıfları ve Incil´deki vasıfları da soyledir: Filizini cıkarmıs onu kuvvetlendirmis, kalınlasmıs, govdesi uzerine dikilmis, ekincilerin hosuna giden ekin gibidirler. Allah boylece bunları cogaltıp kuvvetlendirmekle inkarcıları ofkelendirir. Allah, inanıp yararlı isler yapanlara magfiret ve buyuk mukafat va´detmistir

    Hucurât

    Surah 49

    [1] Ey inananlar! Allah´ın ve peygamberinin onune gecmeyin, Allah´tan korkun. Suphesiz Allah, isitendir, bilendir

    [2] Ey inananlar! Seslerinizi, peygamberin sesini bastıracak sekilde yukseltmeyin. Birbirinize yuksek sesle konustugunuz gibi onunla da oyle yuksek sesle konusmayın; yoksa siz farkında olmadan amelleriniz bosa gider

    [3] Allah´ın peygamberinin yanında seslerini kısanlar, suphesiz Allah´ın kalplerini takva ile imtihan ettigi kimselerdir. Onlara magfiret ve buyuk bir mukafat vardır

    [4] Ey Muhammed! Odaların arkasından sana bagıranların cogu, dusuncesiz kimselerdir

    [5] Onlar, sen kendilerinin yanına cıkıncaya kadar bekleselerdi, elbette kendileri icin daha iyi olurdu. Allah, bagıslayandır, esirgeyendir

    [6] Ey inananlar! Size fasık (yoldan cıkmıs) bir adam bir haber getirirse onun dogrulugunu arastırın. Yoksa bilmeyerek bir topluluga karsı kotuluk edersiniz de sonra yaptıgınıza pisman olursunuz

    [7] Bilin ki, Allah´ın elcisi icinizdedir. Sayet bircok iste size uysaydı, sıkıntıya duserdiniz. Fakat Allah size imanı sevdirdi ve onu sizin kalplerinizde susledi ve size kufru, fıskı ve isyanı cirkin gosterdi. Iste dogru yolda olanlar bunlardır

    [8] Bu size Allah´ın bir lutuf ve nimetidir Allah bilendir, hakimdir

    [9] Eger mu´minlerden iki topluluk birbirleriyle savasırlarsa aralarını duzeltiniz; eger biri digeri uzerine saldırırsa, saldıranlarla Allah´ın buyruguna donmelerine kadar savasınız; eger donerlerse aralarını adaletle bulunuz, adil davranınız, suphesiz Allah adil davrananları sever

    [10] Muhakkak mu´minler kardestirler. Kardeslerinizin arasını duzeltin ve Allah´tan korkun ki size rahmet edilsin

    [11] Ey inananlar! Bir topluluk baska bir toplulukla alay etmesin. Belki alay ettikleri kimseler, kendilerinden iyidirler. Kadınlarda baska kadınlarla alay etmesin. Belki onlar kendilerinden iyidirler. Birbirinizde kusur aramayın; birbirinizi kotu lakaplarla cagırmayın. Inandıktan sonra fasık (yoldan cıkmıs) olmak ne kotu bir addır. Kim tevbe etmezse, iste onlar, zalimlerdir

    [12] Ey inananlar! Zandan cok sakının. Zira zanların bir kısmı gunahtır. Birbirinizin gizli seylerinizi arastırmayın; biriniz digerinizi arkasından cekistirmesin. Biriniz olmus kardesinin etini yemeyi sever mi? Iste bundan igrendiniz. O halde Allah´tan korkun, suphesiz Allah, tevbeyi cok kabul eden, cok esirgeyendir

    [13] Ey insanlar, biz sizi bir erkek ve bir kadından yarattık ve birbirinizi tanımanız icin sizi milletlere ve kabilelere ayırdık. Allah yanında en ustun olanınız Allah´tan en cok korkanınızdır. Allah bilendir, haber alandır

    [14] Ey Muhammed! Bedeviler: «Inandık» dediler, de ki: «Inanmadık fakat Islam olduk deyin; inanc henuz gonullerinize yerlesmedi; eger Allah´a ve Peygamberine itaat ederseniz yaptıklarınızdan birsey eksilmez; dogrusu Allah, bagıslar, merhamet eder.»

    [15] Gercek mu´minler ancak Allah´a ve Resulune iman eden, ondan sonra asla supheye dusmeyen, Allah yolunda mallarıyla canlarıyla savasanlardır. Iste iman sozlerinde dogru olanlar onlardır

    [16] De ki: «Siz mi Allah´a dininizi ogreteceksiniz? Allah, goklerde ve yerde olanları bilir, Allah, herseyi bilendir.»

    [17] Ey Muhammed! Musluman oldular diye seni minnet altında bırakmak isterler de ki: «Musluman olmanızı benim basıma kakmayın. Tersine, size imanı nasip ettigi icin Allah sizi minnet altında bırakır.»

    [18] Suphesiz Allah, goklerin ve yerin gizlisini bilir. Allah yaptıklarınızı gormektedir

    Kâf

    Surah 50

    [1] Kaf. Serefli Kur´an´a andolsun

    [2] Kafirler aralarından bir uyarıcının gelmesine sastılar da «Bu sasılacak bir seydir» dediler

    [3] Biz oldugumuz ve toprak oldugumuz zaman mı dirilecegiz? Bu uzak bir donustur

    [4] Biz topragın onlardan neleri eksilttigini kesinlikle bilmekteyiz. Yanımızda o bilgileri koruyan bir kitap vardır

    [5] Dogrusu onlar, hak kendilerine gelince onu yalanladılar. Simdi onlar sasırmıs bir haldedirler

    [6] Uzerlerindeki goge bakmazlar mı ki, onu nasıl bina etmis ve nasıl donatmısız? Onda hicbir catlak ta yoktur

    [7] Yeryuzunu de yaydık, ona saglam daglar yerlestirdik, onda her guzel cifti bitirdik

    [8] Butun bunları, Allah´a yonelen her kulun, gonul gozunu acmak icin ve ona ibret vermek icin yaptık

    [9] Gokten bereketli su indirdik, onunla bahceler ve bicilecek taneli ekinler bitirdik

    [10] Birbirine girmis kat kat tomurcukları olan yuksek hurma agacları yetistirdik

    [11] Kullara rızık olması icin. Ve o su ile olu bir memlekete can verdik. Iste insanların yeniden dirilmesi de boyledir

    [12] Onlardan once Nuh kavmi, Res halkı ve Semud kavmi de yalanlamıstı

    [13] Ad, Firavun ve Lut´un kardesleri de

    [14] Eyke halkı ve Tubba´ kavmi de. Butun bunların hepsi peygamberleri yalanladılar da uzerlerine tehdidim hak oldu

    [15] Ilk yaratma ile yorulup aciz mi kaldık ki yeniden yaratamayalım? Dogrusu onlar yeniden yaratılmaktan suphe etmektedirler

    [16] Andolsun insanı biz yarattık ve nefsinin ona ne fısıldadıgını biliriz, cunku biz ona sah damarından daha yakınız

    [17] Cunku onun sagında ve solunda oturan, her davranısı yakalayıp tesbit eden iki melek vardır

    [18] Insan hicbir soz soylemez ki yanında gozetliyen, dediklerini zapteden bir melek hazır bulunmasın

    [19] Olum sarhoslugu bir gun Hakk´ı getirir de «Iste ey insan bu, senin oteden beri kactıgın seydir» denir

    [20] Sur´a ufurulur. Iste bu gelecegi soz verilen gundur

    [21] Her can, yanında bir surucu ve bir sahidle gelir

    [22] Ona: «Andolsun ki, sen, bundan gafilsin; iste senden gaflet perdesini kaldırdık, bugun artık gorusun keskindir» denir

    [23] Yanındaki arkadası: «Iste yanımdaki hazır» dedi

    [24] Allah: «Haydi ikiniz, atın cehenneme her inatcı nankoru.»

    [25] Hayra engel olan, saldırgan supheciyi

    [26] O ki Allah ile beraber baska tanrılar edindi, bundan dolayı onu cetin bir azaba atın

    [27] Yanındaki arkadası dedi ki: «Rabb´imiz, ben onu azdırmadım, zaten o kendisi derin bir sapıklık icinde idi.»

    [28] Allah: «Huzurumda cekismeyin. Ben size daha once uyarı gondermistim.»

    [29] Benim katımda soz degismez; Ben kullara asla zulmetmem der

    [30] O gun cehenneme: «Doldun mu?» deriz. «Daha yok mu?» der

    [31] Cennet Allah´a karsı gelmekten sakınanlara yaklastırılır, zaten uzak degildir

    [32] Iste size vaadedilen budur. Daima tevbe ile Allah´a donen, O´nun buyruklarını koruyan

    [33] Gormedigi Rahman´dan korkan ve Allah´a yonelmis bir kalble gelen sizlere, hepinize soz verilen yerdir

    [34] Oraya esenlikle girin; iste sonsuzluk gunu budur denir

    [35] Orada istedikleri hersey vardır. Katımızda daha fazlası da vardır

    [36] Biz onlardan once nice nesilleri helak ettik. Gercekte onlar bunlardan daha guclu idiler. Buna ragmen olumden kurtulmak icin memlekette delikler aradılar. Kurtulus var mı

    [37] Dogrusu bunda, kalbi olana veya sahid olarak kulak veren kimse icin bir ogut vardır

    [38] Andolsun Biz, gokleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları altı gunde yarattık. Bize hicbir yorgunluk dokunmadı

    [39] Ey Muhammed! Onların dediklerine sabret. Gunesin dogus ile batısında once Rabb´ini hamd ile tesbih et

    [40] Gecenin bir bolumunde ve secdelerin ardından O´nu tesbih et

    [41] Bir cagırıcının yakın bir yerde cagıracagı gune kulak ver

    [42] O gun cıglıgı gercekten duyarlar; iste o, kabirden cıkıs gunudur

    [43] Dogrusu Biz diriltiriz, Biz oldururuz, donus Bizedir

    [44] O gun yer onların ustunden yarılıp acılır. Ve onlar kabirlerinden cıkıp suratle kosarlar. Iste bu toplanmadır, bize gore kolaydır

    [45] Biz onların ne dediklerini biliyoruz. Sen onların ustunde bir zorlastırıcı degilsin, sadece tehdidimden korkanlara Kur´an´la ogut ver

    Zâriyât

    Surah 51

    [1] Esip savuranlara

    [2] Yukunu yuklenenlere

    [3] Kolayca suzulenlere

    [4] Isi ayıranlara and olsun

    [5] Size va´dedilen, mutlaka dogrudur

    [6] Ceza muhakkak olacaktır

    [7] Yolları bulunan goge andolsun ki

    [8] Ey inkarcılar, siz, suphesiz cesitli gorustesiniz

    [9] Cevrilen, ondan cevriliyor

    [10] O cesitli gorusleri atan yalancılar kahrolsun

    [11] Onlar aptallık icinde ne yaptıklarını bilmezler

    [12] Ceza gunu ne zaman? diye sorarlar

    [13] O gun onların atese sokulacakları gundur

    [14] Azabımızı tadın! Acele gelmesini beklediginiz sey budur iste denir

    [15] Dogrusu Allah´a karsı gelmekten sakınanlar, cennetlerde, pınar baslarındadırlar

    [16] Rab´lerinin, kendilerine verdigini alırlar. Cunku onlar bundan once de guzel davranırlardı

    [17] Geceleri pek az uyurlardı

    [18] Seher vaktinde de istigfar ederlerdi

    [19] Mallarında dilenci ve yoksul icin bir hak vardı

    [20] Kesin inanacak insanlar icin yeryuzunde nice deliller vardır

    [21] Kendi canlarınızda da nice deliller vardır. Gormuyor musunuz

    [22] Rızkınız da, size va´dedilen azab da goktedir

    [23] Goklerin ve yerin Rabb´ine and olsun ki bu vaad, sizin konusmanız kadar kesin ve gercektir

    [24] Ibrahim´in serefli misafirlerinin haberi sana geldi mi

    [25] Onlar, Ibrahim´in yanına girip «Selam sana» demislerdi, Ibrahim de: «Selam size» demisti. Icinden de, onların «tanınmamıs bir topluluk» olduklarını gecirmisti

    [26] Gizlice ailesinin yanına gitti, semiz bir buzagı getirdi

    [27] Onu, onlerine yaklastırdı «Yemez misiniz?» dedi

    [28] Yemediklerini gorunce icine bir korku dustu. «Korkma» dediler ve ona bilgin bir oglan cocugu mujdelediler

    [29] Karısı hayretle cıglık icinde geldi. Yuzunu kapayarak «Ben kısır bir kocakarıyım» dedi

    [30] Dediler ki: «Rabb´in boyle dedi. O, hukum ve hikmet sahibidir, bilendir.»

    [31] Ibrahim: «O halde isiniz nedir ey elciler?» dedi

    [32] Dediler ki: «Biz suclu bir kavme gonderildik.»

    [33] Ki onların uzerine camurdan taslar salalım

    [34] Rabbinin katında, haddi asanlar icin isaretlenmis taslar

    [35] Orada mu´minlerden kim varsa cıkardık

    [36] Zaten orada bir ev halkından baska musluman da bulamadık

    [37] Acı azabdan korkanlar icin orada bir ibret bıraktık

    [38] Musa´nın basından gecenlerde de ibretler vardır. Onu apacık bir delille Fir´avn´a gonderdik

    [39] Fir´avn ordusuyla birlikte yuz cevirmis ve «Musa, ya bir buyucu ya da bir delidir» dedi

    [40] Sonunda onu ve ordularını yakalayıp denize attık. O, kınanmayı haketmisti

    [41] Ad kavminde de ibretler vardır. Onlara kasıp kavuran ruzgarı gondermistik

    [42] Uzerinden gectigi seyi canlı bırakmıyor, onu kul edip savuruyordu

    [43] Semud kavminin basına gelende de ibretler vardır: Onlara, «Bir sureye kadar zevklenin» denmisti

    [44] Rab´lerinin buyruguna bas kaldırdılar, bu yuzden bakıp dururlarken onları yıldırım yakaladı

    [45] Ayaga kalkacak gucleri kalmamıs, yardım edenleri de olmamıstı

    [46] Daha once de Nuh kavmini helak etmistik. Cunku onlar da yoldan cıkmıs bir toplum idiler

    [47] Gogu gucumuzle biz kurduk; suphesiz biz onu genisleticiyiz

    [48] Yeri biz dosedik biz ne guzel doseyiciyiz

    [49] Her seyden cift cift yarattık ki dusunup ogut alasınız

    [50] O halde Allah´a kosun. Cunku ben, sizi O´ndan acık bir sekilde korkutuyorum

    [51] Allah ile beraber baska tanrılar uydurmuyorum. Ben size O´nun tarafından gorevlendirilmis apacık bir uyarıcıyım

    [52] Iste boyle, onlardan once de ne kadar elci geldiyse mutlaka: «Buyucu veya cinlenmis» dediler

    [53] Bunu birbirlerine vasiyet mi ettiler? Hayır onlar azgın bir topluluktur

    [54] Onlardan yuz cevir, sen kınanacak degilsin

    [55] Ancak yine de hatırlat, cunku hatırlatmak, mu´minlere fayda verir

    [56] Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım

    [57] Ben onlardan rızık istemiyorum, beni beslemelerini de istemiyorum

    [58] Suphesiz rızık veren, guc ve kuvvet sahibi olan ancak Allah´tır

    [59] Muhakkak ki bu zulmedenlerin de, gecmis arkadaslarının payı gibi bir azab payı vardır. Acele etmesinler

    [60] Soz verilen gunun azabından vay o kafirlerin haline

    Tûr

    Surah 52

    [1] Andolsun Tur´a

    [2] Satır satır yazılmıs Kitab´a

    [3] Yayılmıs ince deri uzerine

    [4] Ma´mur bir ev olan Ka´be´ye

    [5] Yukseltilmis tavan gibi goge

    [6] Kaynatılmıs denize

    [7] Rabbinin azabı hic suphesiz gelecektir

    [8] Ona engel olacak bir sey yoktur

    [9] O gun gok, sarsıldıkca calkalanacak

    [10] Daglar bir yuruyus yurur ki

    [11] O gun, yalanlayanların vay haline

    [12] Ki onlar o daldıkları batıl icinde oyalanıp duranlardır

    [13] O gun soyle denilerek cehennem atesine itilirler

    [14] «Iste yalanlayıp durdugunuz cehennem budur

    [15] Bir buyu mudur bu, yoksa gormuyor musunuz

    [16] Girin ona ister dayanın, ister dayanmayın, sizin icin birdir. Anlattıklarımıza gore cezalandırılacaksınız.»

    [17] Allah´a karsı gelmekten sakınanlar da cennetlerde, nimet icindedirler

    [18] Rabblerinin kendilerine verdikleriyle sefa surerler. Rabbleri onları, cehennem azabından korumustur

    [19] Yaptıklarınıza karsılık afiyetle yeyin, icin

    [20] Sıra sıra dizilmis koltuklara yaslanarak. Onları, iri gozlu hurilerle evlendirmisizdir

    [21] Inanan, soyları da inancta kendilerine uyan kimselere soylarını da katarız. Onların islediklerinden hicbir sey eksiltmeyiz. Herkes kazancına baglıdır

    [22] Cennette olanlara diledikleri meyve ve etten bol bol veririz

    [23] Orada bir kadehi kapısırlar fakat onda ne sacmalama vardır, ne de gunaha sokma

    [24] Sedefteki inciler gibi olan gencler yanlarında dolasırlar

    [25] Cennettekiler birbirlerine donup sorarlar

    [26] Derler ki: «Daha once biz, ailemiz icinde korkardık.»

    [27] Allah bize lutfetti de bizi vucudun icine isleyen azabtan korudu

    [28] Biz bundan once yalnız O´na yalvarırdık. Cunku iyilik eden, esirgeyen O´dur O

    [29] Ey Muhammed! Sen hatırlat, ogut ver. Rabbinin nimetiyle sen, ne kahinsin ne de delisin

    [30] Yoksa onlar: «Muhammed bir sairdir, zamanın onun aleyhine donmesini gozluyoruz» mu diyorlar

    [31] De ki: «Gozleyin, dogrusu ben de sizinle beraber gozlemekteyim.»

    [32] Onların akılları mı bunu emreder, yoksa onlar, azgın bir topluluk mudur

    [33] Yoksa «Onu uydurdu» mu diyorlar? Hayır, onlar inanmıyorlar

    [34] Iddialarında samimi iseler haydi onun gibi bir soz getirsinler

    [35] Yoksa kendileri, hicbir sey olmadan mı yaratıldılar. Yoksa yaratanlar kendileri midir

    [36] Yoksa gokleri ve yeri mi yarattılar? Hayır, onlar dusunup te inanmazlar

    [37] Yoksa Rabbinin hazineleri onların yanında mıdır? Ya da herseye hakim olan kendileri midir

    [38] Yoksa onlar, uzerine cıkıp gizli sırları dinledikleri bir merdivenleri mi var? Oyleyse, dinleyenleri acık bir delil getirsin

    [39] Yoksa kızlar Allah´a, ogullar size mi

    [40] Yoksa sen onlardan bir ucret istiyorsun da onlar agır bir borc altında mı kalıyorlar

    [41] Yoksa gayb kendilerinin yanındadır da kendileri mi istediklerini yapıyorlar

    [42] Yoksa bir tuzak mı kurmak istiyorlar? Asıl tuzaga dusecek olanlar, o inkar edenlerin kendileridir

    [43] Yoksa onların Allah´tan baska bir tanrısı mı var? Allah´ın sanı onların ortak kostuklarından yucedir

    [44] Gokten bir parcanın dustugunu gorsek «Ust uste yıgılmıs bulutlardır» derler

    [45] Korkudan bayılacakları gunlerine kavusuncaya kadar bırak onları

    [46] O gun, tuzakları kendilerine hicbir yarar saglamaz ve onlara yardım da edilmez

    [47] Zulmedenlere, suphesiz bundan baska da azab vardır; fakat onların cogu bilmezler

    [48] Rabbinin hukmune sabret, cunku sen, gozlerimizin onundesin, kalktıgın zaman Rabbini ovgu ile an

    [49] Gecenin bir kısmında ve yıldızların ardından da Allah ı tesbih et

    Necm

    Surah 53

    [1] Kayan yıldız hakkı icin

    [2] Arkadasınız Muhammed ne sapıttı ne de azıttı

    [3] O havadan konusmuyor

    [4] Soyledikleri, kendisine indirilen bir vahiydir

    [5] Bu vahyi O´na muthis gucleri olan Cebrail ogretti

    [6] O ustun yetenekli melek dogruldu

    [7] Yuce ufuktayken

    [8] Sonra yaklastı, yere dogru uzandı

    [9] Oyle ki, Peygamberle araları iki yay aralıgı ya da daha yakın oldu

    [10] O anda Allah diledigi mesajı Kul´una vahyetti

    [11] O´nun gonlu, gozunun gordugunu yalanlamadı

    [12] Siz simdi gozu ile gordukleri hakkında O´nunla tartısmaya mı girisiyorsunuz

    [13] O, Cebrail´i bir baska inisinde de gormustu

    [14] En uctaki agacın (Sidretu´l-Munteha´nın) yanında

    [15] Yanıbasında me´va cenneti vardı

    [16] O sırada agacı yaman bir sey burumustu

    [17] Muhammed´in gozu ne yana kaydı ve ne de oteye gecti

    [18] O gercekten Rabb´inin bazı buyuk ayetlerini gordu

    [19] Lat ve Uzza hakkındaki gorusunuz nedir

    [20] Ya bunların oburu, ucuncusu olan Menat hakkında ne dusunuyorsunuz

    [21] Demek erkekler sizin, disiler Allah´ın, oyle mi

    [22] Oyleyse bu haksız bir bolusturmedir

    [23] Aslında bunlar sizin ve atalarınızın uydurdugu kuru isimlerdir. Allah, onlara iliskin hicbir kanıt indirmemistir. Onlar sadece sanılarının ve canlarının istediginin pesinden gidiyorlar. Oysa onlara Rabbleri katından dogru yola iliskin bilgi geldi

    [24] Yoksa insanın her hayal ettigi sey gerceklesir mi sanıyorsunuz

    [25] Oysa hayatın sonu da ilki de (ahiret de dunya da) Allah´a aittir

    [26] Goklerde nice melek var ki, Allah´ın dilediklerine ve hoslandıklarına iliskin izni olmadıkca, sefaatleri hicbir yarar saglamaz

    [27] Ahirete inanmayanlar meleklere disi adları takıyorlar

    [28] Oysa onların bu konuda hicbir bilgileri yoktur. Sadece sanılarının pesinden gidiyorlar. Sanıları ise gercegin kırıntısının bile yerini tutamaz

    [29] Bizi anmaktan yuz ceviren ve sadece dunya hayatını isteyenlerden yuz cevir

    [30] Onların bilgilerinin erisebilecegi sınır budur. Hic kuskusuz senin Rabb´in kimin yolundan saptıgını bildigi gibi kimin dogru yolda oldugunu da bilir

    [31] Goklerde ve yeryuzunde ne varsa hepsi Allah´a aittir. Amac kotuluk isleyenlere kotuluklerinin ve iyilik yapanlara da iyiliklerinin karsılıgını vermektir

    [32] Iyilik isleyenler buyuk gunahlardan ve cirkin davranıslardan uzak dururlar. Sadece kucuk kusurları olabilir. Senin Rabb´inin bagıslayıcılıgı genis kapsamlıdır. O sizi gerek ilk basta topraktan yaratırken ve gerekse annelerinizin karınlarında cenin asamasındayken bilir. Oyleyse kendinizi temize cıkarmayınız. Cunku o kimin kotuluklerden sakındıgını herkesten iyi bilir

    [33] Ey Muhammed, goruyor musun, su gercege sırt cevireni

    [34] Once biraz verip de arkasını getirmeyeni

    [35] Acaba gaybın bilgisine sahiptir de o alemin sırlarını mı goruyor

    [36] Yoksa Musa´ya indirilen kutsal sayfaların iceriginden haberi olmadı mı

    [37] Ve gorevini titizlikle yerine getiren Ibrahim´e inmis olan kutsal sayfaların iceriginden haberdar olmadı mı

    [38] Ki, hic kimse baskasının gunah yukunu tasımaz

    [39] Insan ancak kendi calısmasının karsılıgını elde edebilir

    [40] Onun calısması, ilerde kesinlikle gozler onune serilecektir

    [41] Sonra calısmasının karsılıgı kendisine eksiksiz olarak verilecektir

    [42] Sonunda kesinlikle Rabb´inin huzuruna varılacaktır

    [43] Gulduren de, aglatan da O´dur

    [44] Olduren de dirilten de O´dur

    [45] Erkegi ve disiyi ciftler halinde yaratan O´dur

    [46] Fıskıran spermadan

    [47] Tekrar diriltecek olan da O´dur

    [48] Insana zenginlik veren de gozunu doyuran da O´dur

    [49] (Bazı musriklerin taptıkları) «Sira» yıldızının Rabb´i de O´dur

    [50] Eski donemlerde yasamıs Adogullarını yokeden O´dur

    [51] Semudogullarının da. Kazıdı koklerini

    [52] Daha once de Nuh´un soydaslarını yoketmisti. Cunku onlar son derece zalim ve azgın kimselerdi

    [53] Lut´un soydaslarının yasadıkları yoreleri alt ust eden O´dur

    [54] Buraları yerin dibine O gecirmistir

    [55] Ey insanoglu, oyleyse Rabb´inin hangi nimetinden kusku duyuyorsun

    [56] Bu Peygamber de eski uyarıcıların bir halkasıdır

    [57] Kıyamet gunu iyice yaklastı

    [58] Onun dehsetini Allah´tan baska hic kimse basınızdan savamaz

    [59] Bu Kur´an sizin tuhafınıza mı gidiyor

    [60] Onu dinlerken aglayacagınıza guluyorsunuz, oyle mi

    [61] Gaflet icinde yuzuyorsunuz, degil mi

    [62] Haydi, hemen Allah´a secde ediniz, O´na kulluk ediniz

    Kamer

    Surah 54

    [1] Kıyamet anı yaklastı, ay ikiye ayrıldı

    [2] Onlar bir mucize gorseler yuz cevirirler ve «Bu oteden beri gordugumuz bir buyudur» derler

    [3] Yalanladılar, keyfi arzularına uydular; ama hersey yerinde duruyor

    [4] Onlara bu tutumlarından vazgecmelerini saglayacak haberler geldi

    [5] Bu haberler son derece anlamlı ve etkilidir, ama uyarılar yararlı olmuyor

    [6] Sen de yuz cevir onlara. Gorevli melek, o gun onları benzeri yasanmamıs olaya cagırdıgında

    [7] Mezarlarından donuk ve urkek bakıslarla cıkarak cekirge surusu gibi etrafa yayılırlar

    [8] Kendilerini cagıran gorevliye dogru kosarlar. O zaman kafirler «Bu zor bir gundur» derler

    [9] Onlardan once Nuh´un soydasları da yalanlamıslardı. Onlar kulumuz Nuh´u yalanlayarak «Bu adam delidir» dediler, onu gorevinden alıkoydular

    [10] O da «Ben yenik dustum, yardım et bana» diye Rabb´ine dua etti

    [11] Gogun kapılarını acarak bardaktan su bosanır gibi bir yagmur yagdırdık

    [12] Yeri de coskun kaynaklar halinde fıskırttık. Her iki yonden gelen su belirlenen bir gorevi yerine getirmek uzere birlesti

    [13] Onu civilerle tutturulmus tahtalardan yapılan bir gemiye bindirdik

    [14] Mesajı inkar edilen kulumuza odul olarak bu gemi gozetimimiz altında yuzuyordu

    [15] Biz onu bir ibret dersi olarak geride bıraktık. Ibret alan yok mu

    [16] Benim azabım ve uyarılarım nasılmıs

    [17] Biz Kur´an´dan ogut alınabilsin diye onu kolay anlasılır kıldık. Yok mu ogut alan

    [18] Adogulları da peygamberlerini yalanladılar. Ama benim azabım ve uyarmam nasılmıs

    [19] Bastan basa ugursuz bir gunde uzerlerine sert ve dondurucu bir kasırga saldık

    [20] Bu kasırga insanları sokulmus hurma kutukleri gibi havaya kaldırıp savuruyordu

    [21] Peki benim azabım ve uyarılarım nasılmıs

    [22] Biz Kur´an´dan ogut alınabilsin diye onu kolay anlasılır kıldık. Yok mu ogut alan

    [23] Semudogulları da uyarıları yalanlamıslardı

    [24] Dediler ki: «Icimizden bir insanın pesinden mi gidecegiz? Oyle yaparsak sapıtmıs ve kendimizi atese atmıs oluruz.»

    [25] Bizler dururken vahiy ona indirildi, oyle mi? Hayır, o sımarık bir yalancıdır

    [26] Onlar yarın kimin sımarık bir yalancı oldugunu ogreneceklerdir

    [27] Biz onları sınavdan gecirmek icin disi deveyi gonderecegiz. Sabret de gor bakalım, ne yapacaklar

    [28] Onlara suyun deve ile aralarında bolusturuldugunu bildir. Kimin sırası ise gelir, su icer

    [29] Ama onlar bir arkadaslarını cagırdılar. O da kılıcını cekerek hayvanı cansız yere serdi

    [30] Peki benim azabım ve uyarılarım nasılmıs

    [31] Onların uzerine bir tek cıglık saldık da agıl bekcisinin biriktirdigi kuru ot yıgınlarına donustuler

    [32] Biz Kur´an´dan ogut alınabilsin diye onu kolay anlasılır kıldık. Yok mu ogut alan

    [33] Lut´un soydasları da uyarıları yalanlamıslardı

    [34] Biz de uzerlerine tasları savuran bir kasırga gonderdik. Yalnız Lut´un taraftarları haric. Onları sabahleyin erkenden kurtardık

    [35] Tarafımızdan sunulmus bir nimet olarak. Biz sukredenleri iste boyle odullendiririz

    [36] Lut onları bizim sillemiz konusunda uyarmıstı. Fakat, onlar bu uyarıları kusku ile karsıladılar

    [37] Onlar Lut´un konuklarını elde etmek istediler. Bunun uzerine gozlerini kor ettik. «Tadın bakalım azabımı ve uyarılarımın sonuclarını.»

    [38] Sabah erkenden surekli bir azaba yakalandılar

    [39] Tadın bakalım azabımı ve uyarılarımın sonuclarını

    [40] Biz Kur´an´dan ogut alınabilsin diye onu kolay anlasılır kıldık. Yok mu ogut alan

    [41] Firavun yanlılarına da uyarılar gelmisti

    [42] Fakat butun ayetlerimizi yalanladılar. Biz de guclu ve ustun iradeli birine yarasacak bir sertlikle onların yakalarına yapıstık

    [43] Acaba sizin icinizdeki kafirler onlardan daha mı iyidir, yoksa kutsal kitaplarda size iliskin bir sucsuzluk belgesi mi var

    [44] Yoksa onlar «Biz karsımıza cıkacak herkesi yenen guclu bir orduyuz» mu diyorlar

    [45] Yakında orduları bozguna ugratılacak ve geri puskurtuleceklerdir

    [46] Asıl azaba kıyamet gunu carpılacaklardır. Kıyamet gunu onlar icin daha feci ve daha acıdır

    [47] Suclular saskınlık ve ates icindedirler

    [48] O gun onlar yuzustu suruklenerek cehenneme atılırlar; «Atesin vucudunuza degisini tadınız» diye

    [49] Biz her seyi belirli bir plan uyarınca yarattık

    [50] Bizim buyrugumuz goz kırpması kadar kısa surede gerceklesen bir tek sozdur

    [51] Biz sizin gibi sapıkları daha once yokettik. Ogut alan yok mu

    [52] Onların yaptıkları hersey defterlere gecmistir

    [53] Kucuk buyuk butun davranısları satırlara islenmistir

    [54] Kotuluklerden sakınanlar cennetlerde ve ırmak kenarlarındadırlar

    [55] Guclu hukumdarın katında guvenli bir konutta agırlanacaklardır

    Rahmân

    Surah 55

    [1] Rahman olan Allah

    [2] Kur´an´ı ogretti

    [3] Insanı yarattı

    [4] Ona dusuncesini acıklamayı ogretti

    [5] Gunesin ve ayın konumları ve hareketleri belirli bir hesaba dayanır

    [6] Bitkiler ve agaclar O´nun buyruguna boyun egerler

    [7] O, gogu yuksek yarattı ve tartı ilkesini koydu

    [8] Tartıda titiz olun diye

    [9] Teraziyi dogru tutunuz, sakın eksik tartmayız

    [10] Allah, yeryuzunu canlıların ayakları altına serdi

    [11] Orada turlu turlu meyvalar, salkımlı hurma agacları var

    [12] Yine orada yapraklı taneler, hos kokulu bitkiler var

    [13] Ey insanlar ve cinler, peki, Rabbinizin hangi nimetini yalanlıyorsunuz

    [14] O insanı pismis camuru andıran kuru balcıktan yarattı

    [15] Cinleri de dumansız alevden yarattı

    [16] Peki, Rabbinizin hangi nimetini yalanlıyorsunuz

    [17] O iki dogunun da Rabbidir, iki batının da

    [18] Peki, Rabbinizin hangi nimetini yalanlıyorsunuz

    [19] Acı ve tatlı sulu iki denizi birbiri uzerine salarak yanyana getirdi

    [20] Ama aralarında birbirlerine karısmalarını onleyen bir engel vardır

    [21] Peki, Rabbinizin hangi nimetini yalanlıyorsunuz

    [22] Her iki denizden de inci ve mercan cıkar

    [23] Peki, Rabbinizin hangi nimetini yalanlıyorsunuz

    [24] O´nun denizlerde yuzen, daglar gibi iri gemileri vardır

    [25] Peki, Rabbinizin hangi nimetini yalanlıyorsunuz

    [26] Yeryuzundeki her sey yok olacaktır

    [27] Sadece kerem sahibi, yuce Rabbinin varlıgı sureklidir

    [28] Peki, Rabbinizin hangi nimetini yalanlıyorsunuz

    [29] Goktekiler ve yerdekiler hep O´ndan bir sey isterler. O her gun (her an) yeni bir isle mesguldur

    [30] Peki, Rabbinizin hangi nimetini yalanlıyorsunuz

    [31] Ey insanlar ve cinler, yakında sizinle hesaplasmak icin ozel vakit ayıracagız

    [32] Peki, Rabbinizin hangi nimetini yalanlıyorsunuz

    [33] Ey cinler ve insanlar, eger goklerin ve yerin sınırlarını asarak kacmaya gucunuz yetiyorsa kacınız. Fakat ancak ozel bir gucunuz varsa bunu basarabilirsiniz

    [34] Peki, Rabbinizin hangi nimetini yalanlıyorsunuz

    [35] Uzerinize dumansız alev ve bakır eriyigi puskurtulur de bu azaptan sizi kurtaran bulunmaz

    [36] Peki, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz

    [37] Gok parcalanıp da kırmızı gul renginde bir yag eriyigine donustugu zaman

    [38] Peki, Rabbinizin hangi nimetini yalanlıyorsunuz

    [39] O gun ne insana ne de cinne sucu sorulmaz

    [40] Peki, Rabbinizin hangi nimetini yalanlıyorsunuz

    [41] Suclular yuz ifadelerinden tanınarak percemlerinden ve ayaklarından yakalanırlar

    [42] Peki, Rabbinizin hangi nimetini yalanlıyorsunuz

    [43] Iste sucluların yalanladıkları cehennem budur

    [44] Cehennem ile kaynar su arasında mekik dokurlar

    [45] Peki, Rabbinizin hangi nimetini yalanlıyorsunuz

    [46] Rabbinin huzuruna cıkacagı andan korkanlara cennette bir konut verilecektir

    [47] Peki, Rabbinizin hangi nimetini yalanlıyorsunuz

    [48] Bu cennet konutlarının bahceleri sık dallı agaclarla kaplıdır

    [49] Peki, Rabbinizin hangi nimetini yalanlıyorsunuz

    [50] Bu iki konutta birer pınar akmaktadır

    [51] Peki, Rabbinizin hangi nimetini yalanlıyorsunuz

    [52] Bu konutların bahcelerindeki agaclarda her meyvanın iki cesidi vardır

    [53] Peki, Rabbinizin hangi nimetini yalanlıyorsunuz

    [54] Bu konutlarda agırlananlar astarları yaldızlı atlastan minderlere yaslanırlar. Her iki konutun bahcelerindeki agacların meyvaları yere yakındır, kolayca devsirilebilirler

    [55] Peki, Rabbinizin hangi nimetini yalanlıyorsunuz

    [56] Bu konutlarda gozleri erkeklerinden baskasını gormeyen, daha once ne insan ve ne de cin kokenli bir erkegin, el degdirmedigi esler vardır

    [57] Peki, Rabbinizin hangi nimetini yalanlıyorsunuz

    [58] O esler sanki birer yakut ve mercandırlar

    [59] Peki, Rabbinizin hangi nimetini yalanlıyorsunuz

    [60] Iyiligin, iyilikten baska bir karsılıgı olabilir mi

    [61] Peki, Rabbinizin hangi nimetini yalanlıyorsunuz

    [62] Bu iki cennet konutunda ali duzeyde iki cennet konutu daha vardır

    [63] Peki, Rabbinizin hangi nimetini yalanlıyorsunuz

    [64] Bu konutların renkleri koyu yesildir

    [65] Peki, Rabbinizin hangi nimetini yalanlıyorsunuz

    [66] Iki konutta surekli kaynayan iki pınar vardır

    [67] Peki, Rabbinizin hangi nimetini yalanlıyorsunuz

    [68] Iki konutun bahcelerinde de cesitli meyva, hurma ve nar agacları vardır

    [69] Peki, Rabbinizin hangi nimetini yalanlıyorsunuz

    [70] O konutlarda iyi huylu, guzel kadınlar vardır

    [71] Peki, Rabbinizin hangi nimetini yalanlıyorsunuz

    [72] O kadınlar ceylan gozludurler ve cadırlarının dısına hic cıkmazlar

    [73] Peki, Rabbinizin hangi nimetini yalanlıyorsunuz

    [74] Daha once onlara ne cin ne insan kokenli hicbir erkegin eli degmemistir

    [75] Peki, Rabbinizin hangi nimetini yalanlıyorsunuz

    [76] Bu konutlarda agırlananlar yesil yastıklara ve guzel islemeli minderlere yaslanırlar

    [77] Peki, Rabbinizin hangi nimetini yalanlıyorsunuz

    [78] Kerem sahibi, ulu Rabbinin adı ne yucedir

    Vâkıa

    Surah 56

    [1] Kıyamet koptugu zaman

    [2] Onu hic kimse yalanlayamayacaktır

    [3] O kimini alcaltır, kimini de yukseltir

    [4] Yeryuzu siddetle sarsıldıgı zaman

    [5] Daglar paramparca olup

    [6] Toz halinde bosluga dagıldıgı zaman

    [7] Sizler uc gruba ayrıldıgınız zaman

    [8] Defterleri sagdan verilenler. Ne mutlu onlara

    [9] Defterleri soldan verilenler. Vay gele baslarına

    [10] Ve onculer, hep onden gidenler

    [11] Onlar Allah´a yakındırlar

    [12] Bol nimetli cennetlerdedirler

    [13] Cogu oncu ummetlerden

    [14] Birazı da sonrakilerdendir

    [15] Altın islemeli tahtlarda otururlar

    [16] Karsılıklı olarak bu tahtlara kurulurlar

    [17] Hic olmeyecek genc hizmetciler aralarında dolasır

    [18] Gurul gurul akan bir cesmeden doldurulmus testiler, ibrikler ve kadehlerle

    [19] Bu icki ne baslarını agrıtır, ne de sarhos eder

    [20] Hoslarına giden meyvalarla

    [21] Istahla yiyecekleri kus etleri ile

    [22] Onlara iri gozlu huriler sunulur

    [23] Tıpkı sedefteki inciler gibi

    [24] Yaptıkları iyiliklerin karsılıgı olarak

    [25] Orada ne bos ve ne gunah icerikli bir soz isitirler

    [26] Isittikleri tek soz «selam, selam» dır

    [27] Defterleri sagdan verilenler. Ne mutlu onlara

    [28] Onlar dikensiz sedir agacları

    [29] Meyva yuklu muz agacları arasında

    [30] Kesintisiz golgeler altında

    [31] Caglayan akarsu boylarında

    [32] Bol meyvalar yanında

    [33] Surekli ve yasaksız

    [34] Yuksek dosekler uzerindedirler

    [35] Biz oradaki hurileri yeniden yarattık

    [36] Onları bakire yaptık

    [37] Eslerine asık ve onlarla aynı yasta

    [38] Defterleri sagdan verilenler icin

    [39] Bunların bazıları eski ummetlerden

    [40] Bazıları da sonrakilerdendir

    [41] Defterleri soldan verilenler. Vay gele baslarına

    [42] Onlar gozeneklerine isleyen kavurucu bir ruzgar onunde ve kaynar su icinde

    [43] Kara ve bogucu bir dumanın golgesi altındadırlar

    [44] Ne serinligi ve ne de oksayıcılıgı var

    [45] Cunku onlar vaktiyle varlık icinde azıtmıslardı

    [46] Buyuk gunahı (Allah´a ortak kosmayı) islemekte ısrar ediyorlardı

    [47] «Olup toprak ve kemik yıgını olduktan sonra, biz yeniden mi diriltilecegiz

    [48] Eski atalarımız da mı?» diyorlardı

    [49] De ki: «Oncekiler de, sonrakiler de.»

    [50] Belirlenmis bir gunun randevusunda bir araya getirileceklerdir

    [51] Sonra siz, ey sapık yalanlayıcılar

    [52] Size kesinlikle Zakkum agacının meyvası yedirilecektir

    [53] Onunla karınlarınız doldurulacaktır

    [54] Uzerine de kaynar su iceceksiniz

    [55] Onu, ictikce susayan develer gibi iceceksiniz

    [56] Onlar hesap gunu iste boyle agırlanacaklardır

    [57] Sizleri yaratan biziz, bunu onaylasanıza

    [58] Fıskırttıgınız meniyi goruyor musunuz

    [59] Onu siz mi yaratıyorsunuz, yoksa onu yaratan biz miyiz

    [60] Olumu aranızda planlayan biziz. Hic kimse bizim onumuze gecemez

    [61] Amacımız benzerlerinizi yerinize gecirmek ve hepinizi bilmediginiz bir alemde yeniden diriltmektir

    [62] Ilk yaratılmayı bildiniz. Bunu dusunup ders alsanıza

    [63] Ektiginiz tohumu goruyor musunuz

    [64] Onu siz mi bitiriyorsunuz, yoksa onu bitiren biz miyiz

    [65] Eger isteseydik o ekinlerinizi ot kırıntılarına donustururduk de sasakalırdınız

    [66] Derdiniz ki; «Biz borca battık.»

    [67] Daha dogrusu her seyimizi kaybettik

    [68] Ictiginiz suyu goruyor musunuz

    [69] Onu siz mi buluttan yere indiriyorsunuz, yoksa onu indiren biz miyiz

    [70] Eger isteseydik onu acı yapardık. Sukretsenize

    [71] Tutusturdugunuz atesi goruyor musunuz

    [72] Onun agacını siz mi yaratıyorsunuz, yoksa onu yaratan biz miyiz

    [73] Biz onu hem dusundurucu, ibret verici bir uyarıcı, hem de ihtiyacı olanlar icin bir yararlanma kaynagı olarak yarattık

    [74] Oyleyse yuce Rabbinin adını noksanlıklardan tenzih et

    [75] Yıldızların yorungeleri uzerine yemin ederim ki

    [76] Keske bilseniz bu ne buyuk bir yemindir

    [77] Bu kitap, yuce Kur´an´dır

    [78] Aslı (Allah katındaki) bir kitapta saklıdır

    [79] Ona sadece tertemiz kimseler el surebilir

    [80] O, Allah tarafından indirilmistir

    [81] Simdi siz bu sozu bu mesajı hafife mi alıyorsunuz

    [82] Yalanlamayı kendinize rızık ve ileriye donuk birikim mi yapıyorsunuz

    [83] Canın bogaza dayandıgı an var ya

    [84] O sırada sizler gozlerinizi o can cekisen adama dikersiniz

    [85] Biz ona sizden daha yakınız, ama siz goremezsiniz

    [86] Eger yeniden diriltilip hesaba cekilmeyecekseniz

    [87] Eger soylediginiz dogru ise o cıkmak uzere olan canı geriye dondursenize

    [88] Eger olmek uzere olan kisi Allah´a yakın olanlardan ise

    [89] Esenlik, hos kokulu cicekler ve bol nimetli cennet onu bekliyor

    [90] Eger adam defteri sagdan verileceklerden ise

    [91] Defterlerini sagdan alacak olan arkadaslarının selamı var sana

    [92] Eger adam sapık bir inkarcı ise

    [93] O kaynar su sunularak agırlanır

    [94] Ve cehenneme atılır

    [95] Bu kesin gercektir

    [96] Oyleyse yuce Rabbinin adını noksanlıklardan tenzih et

    Hadîd

    Surah 57

    [1] Goklerdeki ve yerdeki tum varlıklar Allah´ı noksanlıklardan tenzih ederler. O ustun iradelidir ve her isi yerinde yapar

    [2] Goklerin ve yerin egemenligi O´nun tekelindedir. Can verir ve oldurur. O´nun herseye gucu yeter

    [3] O hem ilktir hem sondur; hem acıktır hem gizlidir. O herseyi bilir

    [4] O gokleri ve yeri altı gunde yarattı, sonra Ars´a kuruldu. O yeraltına giren ve oradan cıkan, gokten inen ve oraya yukselen herseyi bilir. Nerede olsanız sizinle beraberdir. O Allah yaptıgınız her isi gorur

    [5] Goklerin ve yerin egemenligi O´nun tekelindedir. Her isin sonu Allah´a varır

    [6] O geceyi gunduze, gunduzu de geceye donusturur. O kalplerin ozunu bilir

    [7] Allah´a ve peygambere inanınız. Allah´ın kullanma yetkisini elinize verdigi malların bir bolumunu O´nun icin harcayınız. Icinizdeki iman edenleri ve hayır yolunda mal harcayanları buyuk bir odul bekliyor

    [8] Peygamber sizi Allah´a inanmaya cagırdıgı halde nicin O´na inanmıyorsunuz? Oysa o bu konuda sizden soz almıstı. Eger inanacaksanız ne duruyorsunuz

    [9] O sizi karanlıklardan aydınlıga cıkarmak icin kulu Muhammed´e apacık ayetler indiriyor. Hic kuskusuz Allah size karsı son derece sefkatli ve merhametlidir

    [10] Nicin malınızı Allah yolunda harcamıyorsunuz? Oysa gokler ve yer Allah´a miras kalacaktır. Icinizden Mekke fethinden once mal harcayanlar ve savasanlar, daha sonra mal harcayanlar ve savasanlarla bir degildirler. Onların derecesi daha sonra mal harcayıp savasanların derecesinden daha ustundur. Bununla birlikte Allah her iki gruba da en guzel odulu vadetmistir. Allah sizin neler yaptıgınızı bilir

    [11] Cıkar amacı gutmeksizin gonullu olarak Allah´a borc verecek olan var mı? Allah ona verdigini kat kat fazlası ile geri verir. Ayrıca ona onurlandırıcı bir odul vardır

    [12] O gun erkek kadın butun muminlerden cıkan nurun onleri ve sag yanları yonunde ilerledigini gorursun. Onlara «Mujdeler olsun ki, altlarından ırmaklar akan ve iclerinde surekli kalacagınız cennetler sizi bekliyor. Iste buyuk basarı budur!» denir

    [13] O gun erkek kadın butun munafıklar, muminlere «bize dogru bakın da yuzunuzun nurundan ısık alalım» derler. Fakat onlara «geldiginiz yere donun de nuru orada arayın» diye seslenilir. Bu sırada aralarına kapısı olan bir duvar cekilir. Bu duvarın gerisinde rahmet ve dıs tarafında azap vardır

    [14] Munafıklar, muminlere «Dunyada sizinle birlikte degil miydik?» diye seslenirler. Muminler de onlara soyle derler; «Evet, birlikteydik. Fakat siz kendiniz egri yola saptınız, hep komplo pesinde kostunuz, gerceklerden kusku duydunuz, asılsız kuruntulara kapıldınız, sonunda Allah´ın emri gelince oldunuz, o yaman ayartıcı (seytan) sizi Allah´ın affediciligine guvendirerek bastan cıkardı.»

    [15] bu gun ne sizden ve ne de kafirlerden fidye kabul edilmez. Varacagınız yer cehennem atesidir. Size orası yarasır. Orası ne kotu bir yerdir

    [16] Allah´tan gelen ogutlerin ve O´nun indirdigi gercegin etkisi ile muminlerin kalplerinin yumusayacagı, urperecegi gun hala gelmedi mi? Muminler daha once kendilerine kutsal kitap verilenler gibi olmasınlar. Uzun zaman gecince onların kalpleri katılastı ve cogu yoldan cıkmıs kimseler oldu

    [17] Biliniz ki, Allah, olmus topraga hayat verir. Size ayetlerimizi acıkladık ki, uzerlerinde dusunesiniz

    [18] Sadaka veren erkekler ve kadınlar ile cıkar amacı gutmeksizin gonullu olarak Allah´a borc verenler var ya, onlar verdiklerini kat kat fazlası ile geri alırlar, ayrıca kendilerine onurlandırıcı bir odul verilir

    [19] Allah´a ve Peygambere inananlar var ya, onlar ozu sozu dogru olanlar ile sehitlerdir. Allah katında onlara odul ve nur verilir. Ayetlerimizi yalanlayan kafirler ise cehennemliktirler

    [20] Biliniz ki, dunya hayatı oyundan, eglenceden, sus ve gosteristen, birbirinize karsı ovunmeden, mal ve evladı cogaltma yarısından ibarettir. Bu hayat, ekini ve bitkisi ciftcisinin yuzunu gulduren bol yagmura benzer. Fakat bir sure sonra kuruyan bu bitki ortusunun sarardıgını gorursun. Arkasından da ot kırıntılarına donusur. Ahirette ise bir yanda agır bir azab, obur yanda Allah´ın bagıslaması ve hosnutlugu vardır. Dunya hayatı, aldatıcı bir hazdan baska bir sey degildir

    [21] O halde Rabbinizin bagıslaması ve Allah ile Peygambere inananlar icin hazırlanmıs, gokle yer arası kadar genisligi olan cennet ugruna yarısınız. Bu Allah´ın dilediklerine verdigi bir lutfudur. Allah buyuk lutuf sahibidir

    [22] Gerek yeryuzunde gorulen, gerekse basınıza gelen her musibet tarafımızdan yaratılmadan once kesinlikle bir kitapta belirlenmistir. Bu ayrıntılı planlama Allah icin kolay bir istir

    [23] Amac, kaybettiklerinize uzulmemeniz ve O´nun size verdikleri yuzunden sımarmamanızdır. Allah kendini begenmis sımarıkları sevmez

    [24] Bunlar hem kendileri cimrice davranırlar hem de baskalarına cimri olmayı onerirler. Kim hayr yapmaktan kacınırsa bilsin ki, Allah hicbir seye muhtac degildir ve ozu itibarı ile ovguye layıktır

    [25] Biz Peygamberlerimizi kesin kanıtlarla gonderdik, insanlar arasında adil bir duzen kurulsun diye onlarla birlikte kitabı ve olcuyu indirdik. Ayrıca buyuk caydırıcılıgı ve sertligi yanında insanlara yonelik bircok faydaları olan demiri indirdik. Boylece kimlerin gormedikleri halde Allah´ı ve Peygamberi destekleyeceklerini ortaya cıkarmak istedik. Hic kuskusuz Allah guclu ve ustun iradelidir

    [26] Biz Nuh´u ve Ibrahim´i peygamber olarak gonderdik. Ikisinin soyuna da peygamberlik ve kitap verdik. Onların soylarından tureyenlerin bir bolumu dogru yola baglı kaldı, fakat cogu yoldan cıktı

    [27] Onların arkasından ardarda diger peygamberlerimizi gonderdik, bu arada Meryemoglu Isa´yı da gonderdik. O´na Incil´i verdik, baglılarının kalplerine sefkat ve merhamet duygusu asıladık. Biz onlara asırı sofulugu farz kılmıs degildik. Bunu akılları sıra Allah´ın hosnutlugunu kazanmak icin kendileri uydurdular. Buna ragmen onun gereklerini yerine getirmediler. Biz onların inananlarına odullerini verdik, fakat cogu yoldan cıkmıs kimselerdir

    [28] Ey muminler, Allah´tan korkunuz ve Peygambere inanınız ki, O size verecegi rahmeti ikiye katlasın, size yolunuzu aydınlatacak bir nur bagıslasın, gunahlarınızı affetsin. Cunku Allah affedici ve merhametlidir

    [29] Boylece yahudiler ile hristiyanlar bilsinler ki, Allah´ın lutfu kendi tekellerinde degildir. Lutuf O´nun elindedir, diledigine verir onu. Allah buyuk lutuf sahibidir

    Mücâdele

    Surah 58

    [1] Allah, kocası hakkında seninle tartısan ve Allah´a sikayette bulunan kadının sozunu isitti. Allah sizin konusmanızı isitir. Cunku Allah isitendir, bilendir

    [2] Sizden eslerine zihar yapanlar, bilmelidir ki o kadınlar, onların anaları degildir. Onların anaları, ancak kendilerini dogurmus kadınlardır. Suphesiz onlar cirkin ve yalan bir soz soyluyorlar. Suphesiz Allah, affedici, bagıslayıcıdır

    [3] Eslerinden zihar ile ayrılmak isteyip de sonra soylediklerinden donenlerin esleriyle temas etmeden once bir koleyi hurriyetine kavusturmaları gerekir. Size ogutlenen budur. Allah, yaptıklarınızdan haberi olandır

    [4] Buna imkan bulamayan kimse, temas etmeden once aralıksız olarak iki ay oruc tutar. Buna da gucu yetmeyen, altmıs fakiri doyurur. Bu kolaylık, Allah´a ve peygamberine inanmıs olmanızdan oturudur; bunlar Allah´ın koydugu sınırlardır. Inkar edenler icin cok yakıcı azap vardır

    [5] Allah´a ve Peygamberine karsı gelenler, kendilerinden oncekiler nasıl alcaltıldı ise oyle alcaltılacaklardır. Biz, apacık ayetler indirmisizdir, bunları inkar edene alcaltıcı azap vardır

    [6] O gun Allah onların hepsini diriltecek ve yaptıklarını kendilerine haber verecektir. Allah onları birbir saymıstır. Onlar ise unutmuslardır. Allah herseye sahiddir

    [7] Goklerde ve yerde olanları, Allah´ın bildigini bilmiyor musun? Uc kisi gizli konussa mutlaka dorduncusu O´dur. Bes kisi gizli konussa mutlaka altıncısı O´dur. Bunlardan az veya cok olsunlar ve nerede bulunursalar bulunsunlar mutlaka O onlarla beraberdir. Sonra kıyamet gunu onlara yaptıklarını haber verecektir. Dogrusu Allah, herseyi bilendir

    [8] Gormedin mi su adamları ki gizli gizli konusmaları yasaklandıgı halde yine o yasaklanan isi yapıyorlar. Gunah, dusmanlık ve Resule isyan hususunda gizli gizli konusuyorlar. Onlar sana geldiklerinde seni, Allah´ın selamlamadıgı bir tarzda selamlıyorlar. Kendi iclerinden de «Bu soylediklerimiz yuzunden Allah´ın bize azap etmesi gerekmez miydi?» derler. Cehennem onlara yeter. Oraya gireceklerdir, ne kotu gidilecek yerdir orası

    [9] Ey iman edenler! Aranızda gizli konustugunuz zaman gunah, dusmanlık ve peygambere karsı gelmek uzere konusmayın. Iyilik ve takva uzerine konusun, huzuruna varacagınız Allah´tan korkun

    [10] Gizli konusmalar (fiskoslar) seytanın yapacagı islerdendir. Bu iman edenleri uzmek icindir. Oysa seytan, Allah´ın izni olmadıkca, mu´minlere hicbir zarar veremez.. Mu´minler Allah´a dayanıp guvensinler

    [11] Ey inananlar! Size: «Meclislerde yer acın» denildigi zaman yer acın ki Allah ta size yeriniz ve rızkınızda genislik versin. Size «Kalkın» denildigi zaman, kalkın ki Allah sizden inananları ve kendilerine ilim verilenleri derecelerle yukseltsin. Allah yaptıklarınızı haber almaktadır

    [12] Ey iman edenler! Peygamber ile gizli (ozel) bir sey konusacagınız zaman bu konusmanızdan once bir sadaka veriniz. Bu sizin icin daha hayırlı ve daha temizdir. Sayet sadaka verecek bir sey bulamazsanız, Allah bagıslayan, esirgeyendir

    [13] Gizli konusmanızdan once sadaka vermenizden korktunuz mu? Cunku yapmadınız. Allah sizi affetti. Artık namaz kılın, zekat verin, Allah´a ve Resulune itaat edin! Allah yaptıklarınızı haber alandır

    [14] Allah´ın kendilerine gazap ettigi bir toplulugu dost edinenleri gormedin mi? Onlar ne sizdendirler, ne de onlardan. Bile bile yalan yere yemin ediyorlar

    [15] Allah onlara cetin bir azap hazırlamıstır. Gercekten onların yaptıkları sey cok kotudur

    [16] Yeminlerini kalkan yapıp Allah´ın yoluna engel oldular. Onlar icin kucuk dusurucu azap vardır

    [17] Onların ne malları, ne de evlatları kendilerini Allah´a karsı koruyamaz. Onlar ates halkıdır. Orada ebedi kalacaklardır

    [18] Allah´ın onların hepsini yeniden diriltecegi gun, dunyada su yemin ettikleri gibi, Allah´a da yemin ederler. Kendilerinin dogru yolda olduklarını sanırlar. Iyi bilin ki onlar gercekten yalancıdırlar

    [19] Seytan onları istila etmis, onlara Allah´ı anmayı unutturmustur. Onlar seytanın taraftarlarıdır. Iyi bilin ki seytanın taraftarları mutlaka kaybedenlerdir

    [20] Allah´a ve peygamberine dusman olanlar, onlar en alcak kimselerle beraberdirler

    [21] Allah´a andolsun ki «ben ve elcilerim galip gelecegiz.» diye yazmıstır. Suphesiz Allah gucludur, galiptir

    [22] Allah´a ve ahiret gunune inanan bir kavmin; babaları, ogulları, kardesleri, yahut akrabaları da olsa Allah´a ve Peygamberine dusman olanlarla dostluk ettigini goremezsin. Allah onların kalplerine imanı yazmıs ve onları katından bir ruh ile desteklemistir. Onları, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacak, orada ebedi kalacaklardır. Allah onlardan razı olmus onlar da O´ndan razı olmuslardır. Iste onlar Allah´ın taraftarlarıdır. Muhakkak ki basarıya ulasacak olanlar, Allah´ın taraftarlarıdır

    Haşr

    Surah 59

    [1] Goklerde ve yerde olanların hepsi Allah´ı tesbih etmektedir. O ustundur, hikmet sahibidir

    [2] Kitap ehlinden inkar edenleri, ilk surgunde yurtlarından cıkaran O´dur. Siz onların cıkacaklarını sanmamıstınız. Onlarda kalelerinin, kendilerini Allah´tan koruyacagını sanmıslardı. Allah onlara ummadıkları yerden geldi, yureklerine korku saldı; oyle ki evlerini kendi elleriyle ve muminlerin elleriyle yıkıyorlardı. Ey akıl sahipleri ibret alın

    [3] Eger Allah onlara surgun yazmamıs olsaydı, mutlaka onlara dunyada azap ederdi. Ahirette de onlar icin ates azabı vardır

    [4] Bunun sebebi sudur: Onlar Allah´a ve Peygamberine karsı geldiler; kim Allah´a karsı gelirse bilsin ki Allah´ın azabı cetindir

    [5] Hurma agaclarından herhangi bir seyi kesmeniz veya kokleri uzerinde bırakmanız hep Allah´ın izniyledir. Bu izin yoldan cıkan fasıkları rezil etmek icindir

    [6] Allah´ın onların mallarında Peygamberine verdigi ganimetler icin siz at ve deveye binip onları surmus degilsiniz. Fakat Allah, Peygamberlerini diledigi kimselere karsı ustun kılar. Allah herseye kadirdir

    [7] Allah´ın fethedilen ulkeler halkının mallarından Peygamberine verdigi ganimetler, Allah, Peygamber, yakınları, yetimler, yoksullar ve yolda kalmıslar icindir. Boylece o mallar, yalnızca zenginler arasında dolasan bir ayrıcalık olmaz. Peygamber size ne verdiyse onu alın, size neyi yasakladıysa ondan sakının ve Allah´tan korkun. Cunku Allah´ın azabı siddetlidir

    [8] Allah´ın verdigi bu ganimet malları, yurtlarından ve mallarından cıkmıs olan, Allah´tan bir lutuf ve rıza dileyen, Allah´ın dinine ve Peygamberine yardım eden fakir muhacirlerindir. Iste dogru olanlar bunlardır

    [9] Daha once Medine´yi yurt edinmis ve gonullerine imanı yerlestirmis olan kimseler, kendilerine goc edip gelenleri severler ve onlara verilenler karsısında iclerinde bir kaygı duymazlar. Kendilerinin ihtiyacları olsa dahi, goc eden yoksul kardeslerini oz canlarına tercih ederler. Kim nefsinin cimriliginden korunursa, iste onlar basarıya erenlerdir

    [10] Onlardan sonra gelenler derler ki: «Rabbimiz, bizi ve bizden once inanan kardeslerimizi bagısla, kalplerimizde inananlara karsı bir kin bırakma! Rabbimiz sen cok sefkatli, cok merhametlisin!»

    [11] Munafıkların, kitap ehlinden inkar eden dostlarına «Eger siz yurdunuzdan cıkartılırsanız, mutlaka biz de sizinle beraber cıkarız; sizin aleyhinizde kimseye asla uymayız. Sayet sizinle savasırlarsa mutlaka size yardım ederiz» derler. Allah, onların yalancı olduklarına sahidlik eder

    [12] Andolsun eger onlar, cıkarılsalar, onlarla beraber cıkmazlar; eger onlarla savasılsa onlara yardım etmezler, yardım etseler bile arkalarına donup kacarlar, sonra kendilerine de yardım edilmez

    [13] Ey inananlar! Onların yureklerine korku salan, Allah´tan cok sizlersiniz; cunku onlar anlamayan bir topluluktur

    [14] Onlar sizinle toplu olarak savasamazlar, ancak mustahkem sehirlerde yahut duvarların ardından sizinle savasmak isterler. Kendi aralarındaki cekismeleri siddetlidir. Sen onları toplu sanırsın, ancak onların kalpleri dagınıktır. Boyledir, cunku onlar dusunmez bir topluluktur

    [15] Onların durumu, kendilerinden az once, yaptıklarının vebalini tatmıs olan, ahirette de kendileri icin acı bir azap bulunan kimselerin durumu gibidir

    [16] Ikiyuzluluklerinin durumu insana: «inkar et» deyip insan da inkar edince: «Dogrusu ben senden uzagım; alemlerin Rabbi olan Allah´tan korkarım» diyen seytanın durumu gibidir

    [17] Nihayet ikisinin de sonu, icinde ebedi kalacakları ates olacaktır. Iste bu zalimlerin cezasıdır

    [18] Ey iman edenler! Allah´tan korkun ve herkes yarına ne hazırladıgına baksın. Allah´tan korkun. Cunku Allah yaptıklarınızı haber almaktadır

    [19] Allah´ı unutup da, Allah´ın da kendilerini unutturdugu kimseler gibi olmayın. Cunku onlar sapık kimselerdir

    [20] Cehennemliklerle cennetlikler bir olmaz. Kurtulanlar ancak cennetlik olanlardır

    [21] Eger biz bu Kur´an´ı bir daga indirseydik muhakkak ki onu Allah korkusundan bas egerek parca parca olmus gorurdun. Bu ornekleri dusunsunler diye insanlara veriyoruz

    [22] O goruleni de gorulmeyeni de bilen kendisinden baska ilah olmayan Allah´tır. Cok esirgeyen, cok merhamet edendir

    [23] O kendisinden baska ilah olmayan, hukum sahibi mukaddes, esenlik veren, guven veren gozetip koruyan ustun ve galip olan otorite sahibi, gercekten ulu olan Allah´tır. Yuce Allah onların ortak kostuklarından munezzehtir

    [24] O yaratan, yoktan var eden, varlıklara sekil veren Allah´tır. Isimlerin en guzelleri O´na aittir. Goklerde ve yerde olanların hepsi O´nu takdis etmektedir. Ustun guc sahibi ve herseyi hikmeti uyarınca yapandır

    Mümtehine

    Surah 60

    [1] Ey iman edenler! Benim de dusmanım, sizin de dusmanınız olanları dost edinmeyin. Onlar size gelen gercegi inkar etmisken, onlara sevgi gosteriyorsunuz. Halbuki onlar Rabbiniz olan Allah´a inandıgınızdan dolayı, Peygamberi ve sizi yurdunuzdan cıkarıyorlar. Eger siz benim yolumda savasmak ve rızamı kazanmak icin cıkmıssanız, onlara nasıl sevgi gosteriyorsunuz? Oysa ben sizin gizlediginizi de acıga vurdugunuzu da bilirim. Sizden kim bunu yaparsa dogru yoldan sapmıs olur

    [2] Onlar sizi ele gecirseler, size dusman olurlar, size ellerini, dillerini kotulukle uzatırlar ve inkar etmenizi isterler

    [3] Kıyamet gunu yakınlarınız ve cocuklarınız size fayda veremezler. Allah aranızı ayırır. Allah, yaptıklarınızı gorendir

    [4] Ibrahim´de ve onunla beraber olanlarda, sizin icin gercekten guzel bir ornek vardır. Onlar kavimlerine demislerdi ki, «Biz sizden ve sizin Allah´tan baska taptıklarınızdan uzagız. Sizi tanımıyoruz. Siz bir tek Allah´a inanıncaya kadar sizinle bizim aramızda surekli bir dusmanlık ve nefret belirmistir.» demislerdi. Yalnız, Ibrahim´in babasına: «Andolsun ki, senin icin magfiret dileyecegim fakat sana Allah´tan gelecek herhangi birseyi savmaya gucum yetmez.» sozu bu ornegin dısındadır. Ey inananlar deyin ki: «Rabbimiz, sana guvendik, sana yoneldik, donusumuz sanadır.»

    [5] Rabbimiz! Bizi, inkar edenlerle imtihan etme; bizi bagısla, dogrusu sen, guclu olan, Hakim olansın

    [6] Andolsun, Allah´ı ve ahiret gununu arzu edenler icin, bunlarda guzel ornekler vardır. Kim yuz cevirirse suphesiz Allah, zengindir, ovulmeye layık olandır

    [7] Belki de Allah sizinle, onlardan dusman olduklarınız arasına agır sevgi koyar, Allah buna kadirdir. Allah cok bagıslayan cok esirgeyendir

    [8] Allah, sizinle din ugrunda savasmayan ve sizi yurtlarınızdan cıkarmayanlara iyilik yapmanız ve adil davranmanızı yasaklamaz. Cunku Allah, adaletli olanları sever

    [9] Allah, yalnız sizinle din ugrunda savasanları, sizi yurtlarından cıkaranları ve cıkarılmanız icin yardım edenleri dost edinmenizi yasaklar. Kim onları dost edinirse, iste zalim onlardır

    [10] Ey iman edenler! Mumin kadınlar hicret ederek size gelirse, onları imtihan edin. Allah onların imanlarını daha iyi bilir. Eger siz de onların gercekten inanmıs olduklarını anlarsanız onları kafirlere geri dondurmeyin. Bu kadınlar, o inkarcılara helal degildir. Onlar da bunlara helal olmazlar. Onların kocalarının sarfettigini (mehirleri) geri verin. Mehirlerini kendilerine geri verdiginiz zaman onlarla evlenmenizde size bir gunah yoktur. Kafir kadınları nikahınızda tutmayın, harcadıgınızı isteyin. Onlarda harcadıgını istesinler. Allah´ın hukmu budur. Aranızda O hukmeder. Allah bilendir, hikmet sahibidir

    [11] Eger eslerinizden biri, sizden kafirlere kacar da siz de savasta galip durumda olursanız, esleri gitmis olanlara ganimetten, harcadıkları kadar verin. Inandıgınız Allah´a karsı gelmekten sakının

    [12] Ey Peygamber! Inanmıs kadınlar, Allah´a hicbir seyi ortak kosmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, cocuklarını oldurmemek, elleri ile ayakları arasında bir iftira uydurup getirmemek, iyi bir iste sana karsı gelmemeleri hususunda sana biat etmeye geldikleri zaman, biatlarını kabul et ve onlar icin Allah´tan magfiret dile. Suphesiz Allah, cok bagıslayan, cok esirgeyendir

    [13] Ey iman edenler, Allah´ın gazabına ugrayan bir toplulugu dost edinmeyin. Cunku bunlar kafirlerin mezardakilerden umitlerini kestikleri gibi ahiretten umitlerini kesmislerdir

    Saff

    Surah 61

    [1] Goklerde ve yerde bulunanların hepsi Allah´ı tesbih etmistir. O ustundur, hikmet sahibidir

    [2] Ey iman edenler! Yapmayacagınız seyi nicin soyluyorsunuz

    [3] Yapmayacagınız seyi soylemek, Allah katında buyuk gazaba sebep olur

    [4] Dogrusu Allah, kendi yolunda kenetlenmis bir duvar gibi saf baglıyarak savasanları sever

    [5] Musa kavmine: «Ey kavmim! Benim Allah´ın size gonderdigi elcisi oldugumu bildiginiz halde nicin beni incitiyorsunuz?» demisti. Onlar yoldan sapınca Allah da kalplerini saptırmıstı. Allah, yoldan cıkan milleti dogru yola eristirmez

    [6] Meryem oglu Isa da: «Ey Israilogulları! Ben size gonderilmis Allah´ın elcisiyim, benden once gelen Tevrat´ı dogrulayıcı ve benden sonra gelecek Ahmed adında bir peygamberi de mujdeleyici olarak geldim» demisti. Fakat o kendilerine acık deliller getirince, «Bu apacık bir buyudur» dediler

    [7] Islama cagrılırken Allah´a karsı yalan uydurandan daha zalim kimdir? Allah zalimler toplulugunu dogru yola iletmez

    [8] Onlar agızlarıyla Allah´ın nurunu sondurmek istiyorlar. Halbuki zalimler istemese de Allah nurunu tamamlayacaktır

    [9] Musrikler istemese de dinini butun dinlere ustun kılmak icin peygamberini hidayet ve hak ile gonderen O´dur

    [10] Ey iman edenler! Sizi acı bir azaptan kurtaracak ticareti size gostereyim mi

    [11] Allah´a ve Resulune inanır, mallarıyla canlarıyla Allah yolunda savasırsınız. Eger bilirseniz bu sizin icin en iyi yoldur

    [12] Boyle yaparsanız Allah gunahlarınızı bagıslar, sizi altlarından akan cennetlere Adn cennetlerindeki guzel meskenlere koyar. Iste en buyuk kurtulus budur

    [13] Seveceginiz bir sey daha var Allah´tan bir zafer ve yakın bir fetih, muminleri mujdele

    [14] Ey iman edenler! Allah´ın yardımcıları olun! Tıpkı Meryem oglu Isa´da havarilere: «Allah yolunda benim yardımcılarım kimdir?» dediginde Havariler: «Allah yolunun yardımcıları biziz» demeleri gibi. Israil ogullarından bir zumre inandı, bir zumre inkar etti. Biz de inananları, dusmanlarına karsı destekledik, onlar ustun geldiler

    Cum'a

    Surah 62

    [1] Goklerde ve yerde olanların hepsi mulkun sahibi, mukaddes, aziz, hakim olan Allah´ı tesbih eder

    [2] Ummiler arasından kendilerine Allah´ın ayetlerini okuyan, onları arındıran, onlara kitabı ve hikmeti ogreten bir peygamber gonderen Allah´tır. Halbuki onlar daha onceleri apacık bir sapıklık icindeydiler

    [3] Bu peygamberi, yine onlardan olup henuz kendilerine yetismemis bulunan baska insanlara da gonderdik. O Azizdir, Hakimdir

    [4] Bu Allah´ın diledigine verdigi lutuftur. Allah buyuk lutuf sahibidir

    [5] Kendilerine Tevrat ogretildigi halde, onun geregini yapmayanların durumu, sırtına kitap yuklu esegin durumu gibidir. Allah´ın ayetlerini yalanlayanların durumu ne kotudur. Allah zalimler toplulugunu dogru yola iletmez

    [6] De ki: «Ey yahudiler! Butun insanlar bir yana, yalnız kendinizin Allah´ın dostları oldugunuzu iddia ediyorsanız ve bu iddianızda samimi iseniz, olumu dileyin bakalım.»

    [7] Dunyada yaptıklarından dolayı, olumu asla istemezler. Allah, zalimleri cok iyi bilendir

    [8] De ki: «Dogrusu kendisinden kactıgınız olum mutlaka karsınıza cıkacaktır; sonra, goruleni de gorulmeyeni de bilen Allah´a donduruleceksiniz. O size yaptıklarınızı haber verecektir.»

    [9] Ey iman edenler! Cuma gunu namaza cagrıldıgınız zaman, hemen Allah´ı anmaya kosun ve alısverisi bırakın. Eger siz gercegi anlayan kimseler iseniz elbette bu, sizin icin daha hayırlıdır

    [10] Namaz bitince yeryuzune dagılın ve Allah´ın lutfunu isteyin. Allah´ı cok zikredin, umulur ki kurtulusa erersiniz

    [11] Onlar bir ticaret ve eglence gordukleri zaman hemen dagılıp oraya giderler ve seni ayakta bırakırlar. De ki: «Allah´ın yanında bulunan eglenceden ve ticaretten daha hayırlıdır. Allah rızık verenlerin en hayırlısıdır.»

    Münâfikûn

    Surah 63

    [1] Ey Muhammed! Munafıklar sana geldiklerinde, «sahitlik ederiz ki, sen Allah´ın peygamberisin» derler. Allah ta bilir ki sen elbette, kendisinin peygamberisin. Bununla birlikte Allah munafıkların yalancı olduklarını da bilir

    [2] Cunku, onlar yeminlerini kalkan yapıp insanları Allah´ın yolundan alıkorlar. Onların yaptıkları ne kotudur

    [3] Bunun sebebi, onların once iman edip sonra inkar etmeleridir. Bu yuzden kalpleri muhurlenmistir artık onlar hic anlamazlar

    [4] Onları gordugun zaman kalıpları hosuna gider, konusurlarsa onların sozlerini dinledigin zaman sanki elbise giydirilmis (bir yere dayandırılmıs) kutuk gibidirler. Her gurultuyu kendi aleyhlerine sanırlar. Onlar dusmandır; onlardan sakın. Allah onları kahretsin! Nasıl da Hak´tan donduruluyorlar

    [5] Munafıklara: «Gelin de Allah´ın Rasulu sizin icin bagıslanma dilesin denildigi zaman, baslarını cevirirler ve onların, buyukluk taslayarak yuz cevirdiklerini gorursun

    [6] Onlar icin bagıslanma dilesen de dilemesen de birdir; Allah onları bagıslamayacaktır. Cunku Allah yoldan cıkmıs toplulugu dogru yola iletmez

    [7] Bunlar: «Allah´ın Peygamberinin yanında bulunanlara bir sey vermeyin de dagılıp gitsinler» diyen kimselerdir. Oysa goklerin ve yerin hazineleri Allah´ındır. Fakat munafıklar anlamazlar

    [8] Diyorlar ki: «Andolsun, eger Medine´ye donersek serefli olan, alcak olanı oradan mutlaka cıkaracaktır.» Seref ancak Allah´ın, O´nun Peygamberinin ve muminlerindir. Fakat munafıklar bunu bilmezler

    [9] Ey iman edenler! Mallarınız ve cocuklarınız sizi Allah´ı anmaktan alıkoymasın. Kim bunu yaparsa iste onlar ziyana ugrayanlardır

    [10] Birinize olum gelip de: «Rabbim beni yakın bir sureye kadar ertelesen de, sadaka versem, iyilerden olsam» diyecegi zaman gelmezden once, size verdigimiz rızklardan sarf edin

    [11] Allah, yasama suresi doldugu zaman hicbir canı ertelemez. Allah yaptıklarınızdan haberdardır

    Teğâbün

    Surah 64

    [1] Goklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah´ı tesbih eder. Mulk O´nundur, hamd O´nadır. O´nun gucu her seye yeter

    [2] Sizi yaratan Allah´tır. Bununla beraber kiminiz kafirdir, kiminiz mu´min. Allah yaptıklarınızı gormektedir

    [3] Gokleri ve yeri hakka dayalı olarak gerektigi gibi yaratmıstır. Size sekil vermis ve seklinizi guzel yapmıstır. Donus O´nadır

    [4] Goklerde ve yerde olanları bilir. Gizlediklerinizi ve acıga vurduklarınızı da bilir. Allah kalplerde olanı bilendir

    [5] Daha once inkar etmis olanların haberi size gelmedi mi? Onlar dunyada gunahlarının cezasını cektiler. Ayrıca ahrette de onlar icin acı bir azap vardır

    [6] Bunun nedeni onlara elcileri, acık deliller getirdiginde «Bir insan mı bize yol gosterecek?» deyip inkar etmeleri, yuz cevirmeleriydi. Allah ta hicbir seye muhtac olmadıgını gosterdi. Allah zengindir, ovulmustur

    [7] Inkar edenler, diriltilmeyeceklerini ileri surduler. De ki: «Hayır Rabbime And olsun ki mutlaka diriltileceksiniz, sonra yaptıklarınız kesinlikle size haber verilecektir. Bu Allah´a gore kolaydır.»

    [8] Oyleyse Allah´a, peygamberine ve indirdigimiz nur´a (Kur´an´a) inanın. Allah yaptıklarınızı haber almaktadır

    [9] Toplanma gunu (hesap gunu) icin, sizi bir araya getirdigi zaman, iste o, kimin aldandıgının ortaya cıkacagı gundur. Kim Allah´a inanmıs ve yararlı isler yapmıssa, Allah onun kotuluklerini orter ve onu, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokar orada ebedi kalırlar. Iste buyuk basarı budur

    [10] Kafir olup ayetlerimizi yalanlayanlara gelince onlar da ates halkıdır. Orada ebedi kalacaklardır. Orası gidilecek ne kotu yerdir

    [11] Allah´ın izni olmaksızın hicbir musibet isabet etmez. Kim Allah´a inanırsa, Allah onun kalbini dogruya goturur. Allah her seyi bilendir

    [12] Allah´a itaat edin, Peygamber´e itaat edin. Yuz cevirirseniz bilin ki, elcimize dusen apacık bir duyurmadır

    [13] Allah O´dur ki, O´ndan baska ilah yoktur. Mu´minler yalnız Allah´a dayanıp guvensinler

    [14] Ey inananlar! Eslerinizden ve cocuklarınızdan bazıları size dusmandır. Onlardan sakının. Eger affeder, hos gorur, bagıslarsanız muhakkak ki Allah da cok bagıslayan, cok esirgeyendir

    [15] Mallarınız ve evlatlarınız bir sınav konusudur. Buyuk mukafat ise Allah katındadır

    [16] O halde gucunuzun yettigi kadar Allah´tan korkun. Dinleyin, itaat edin, kendi iyiliginize olarak mallarınızı Allah yolunda harcayın. Kim nefsinin cimriliginden korunursa iste onlar kurtulusa erenlerdir

    [17] Eger Allah´a guzel borc verirseniz, Allah onu sizin icin kat kat yapar ve sizi bagıslar. Allah sukredenlere karsılık verendir, halimdir

    [18] Gorunmeyeni ve goruneni bilendir. Ustundur, hikmet sahibidir

    Talâk

    Surah 65

    [1] Ey Peygamber! Kadınları bosamak istediginiz zaman onları iddetleri icinde bosayın ve iddeti de sayın. Rabbiniz Allah´tan korkun. Apacık bir hayasızlık yapmaları bir yana, onları evlerinden cıkarmayın, kendileri de cıkmasınlar. Bunlar Allah´ın sınırlarıdır. Kim Allah´ın sınırını asarsa, suphesiz kendisine zulmetmis olur. Bilemezsin, olur ki, Allah bunun ardından (gonlunuzde sevgi gibi) bir hal meydana getirir

    [2] Iddet muddetlerini doldurduklarında onları ya guzelce tutun veya onlardan uygun bir sekilde ayrılın. Icinizden adalet sahibi iki kisiyi sahit tutun. Sahitligi Allah icin yapın. Iste bu Allaha ve ahiret gunune inananlara verilen oguttur. Kim Allah´tan korkarsa, Allah ona bir cıkıs yolu ihsan eder

    [3] Ve ona beklemedigi yerden rızk verir. Kim Allah´a guvenirse kendisine yeter. Suphesiz Allah, emrini yerine getirendir. Allah her sey icin bir olcu koymustur

    [4] Kadınlarınızın icinden adetten kesilmis olanlarla, henuz adetini gormemis bulunanlardan eger suphe ederseniz, onların bekleme suresi uc aydır. Gebe olanların bekleme suresi ise, yuklerini bırakmaları, dogum yapmalarıdır. Kim Allah´tan korkarsa, Allah ona isinde bir kolaylık verir

    [5] Bu Allah´ın size indirdigi buyrugudur. Kim Allah´tan korkarsa Allah onun kotuluklerini orter ve onun mukafatını buyutur

    [6] Bosadıgınız kadınları gucunuz olcusunde oturdugunuz yerin bir bolumunde oturtun, onları sıkıstırıp, gitmelerini saglamak icin zarar vermeye kalkısmayın. Eger hamile iseler, dogum yapıncaya kadar nafakalarını verin. Sizin icin cocugu emzirirlerse onlara ucretini verin, aranızda uygun bir sekilde anlasın. Eger gucluge ugrarsanız cocugu, baska bir kadın emzirecektir

    [7] Imkanı genis olan, nafakayı imkanlarına gore versin. Rızkı daralmıs bulunan da nafakayı, Allah´ın kendisine verdiginden versin. Allah hic kimseye gucunun yettiginden baskasını yuklemez. Allah daima bir guclukten sonra bir kolaylık yaratır

    [8] Nice sehirler var ki Rabbinin ve elcilerinin emirlerine bas kaldırdı, biz de onu cetin bir hesaba cektik ve ona gorulmemis sekilde azab ettik

    [9] Onlar yaptıklarının karsılıgını tatmıslardır. Islerinin sonu tam bir husran olmustur

    [10] Allah onlara siddetli bir azab hazırlamıstır. Ey inanan akıl sahipleri. Allah´tan korkun. Allah size gercekten bir uyarıcı kitab indirmistir

    [11] Iman edip salih amel isleyenleri, karanlıklardan aydınlıga cıkarmak icin size Allah´ın apacık ayetlerini okuyan bir peygamber gondermistir. Kim Allah´a inanır ve faydalı is yaparsa Allah onu, altlarından ırmaklar akan, icinde ebedi kalacakları cennetlere sokar. Allah boylesine gercekten guzel bir rızk vermistir

    [12] Allah yedi kat gogu ve yerden bir o kadarını yarattı. Allah´ın buyrugu bunlar arasında iner ki, boylece Allah´ın her seye kadir oldugunu ve her seyi ilmiyle kusattıgını bilesiniz

    Tahrîm

    Surah 66

    [1] Ey peygamber! Nicin Allah´ın sana helal kıldıgı seyi, eslerinin hayrı icin kendine haram kılıyorsun? Allah cok bagıslayan, cok esirgeyendir

    [2] Allah size yeminlerinizi kefaretle geri almanızı mesru kılmıstır. Allah sizin dostunuzdur. O her seyi bilir ve her yaptıgı yerindedir

    [3] Peygamber, eslerinden birine gizlice bir soz soylemisti. O bunu peygamberin diger bir esine haber verince, Allah da bu durumu peygambere bildirmisti, o da bir kısmını yuzune vurmus bir kısmını da yuzune vurmamıstı. Peygamber bunu ona haber verince esi «Bunu sana kim soyledi?» dedi. Peygamber: «Bilen, her seyden haberi olan Allah, bana soyledi» dedi

    [4] Eger her ikinizde Allah’a tevbe ederseniz kaymıs olan kalpleriniz duzelmis olur. Sayet onun aleyhinde birbirinize arka verirseniz hic suphesiz ki Allah bizzat onun yardımcısıdır. Cebrail de, mu’minlerin salih olanları da. Bunların ardından butun melekler de yardımcıdır

    [5] Eger o sizi bosarsa Rabbi ona, sizden daha iyi, kendini Allah´a veren, inanan, gonulden itaat eden, tevbe eden, ibadet eden, Allah´ın ucsuz bucaksız mulkunun yaratılısını dusunen, dul ve bakire esler verir

    [6] Ey inananlar! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taslar olan atesten koruyun. Onun basında, iri govdeli, hasin, Allah´ın kendilerine buyurduguna karsı gelmeyen ve emredildiklerini yapan melekler vardır

    [7] Ey kafirler! Bugun ozur dilemeyin, cunku siz ancak yaptıklarınızın cezasını cekeceksiniz denir

    [8] Ey iman edenler! Samimi bir tevbe ile Allah a donun. Umulur ki Rabbiniz sizin kotuluklerinizi orter, Peygamberi ve O´nunla birlikte iman edenleri utandırmayacagı gunde Allah sizi, iclerinden ırmaklar akan cennetlere sokar. Cunku onların, nurları, onlerinden ve yanlarından kosar da «Ey Rabbimiz! Nurumuzu tamamla, bizi bagısla, cunku sen her seye kadirsin» derler

    [9] Ey Peygamber! Kafirler ve munafıklarla savas, onlara karsı sert davran. Onların varacagı yer cehennemdir. O gidecekleri yer ne kotudur

    [10] Allah inkar edenlere, Nuh´un karısı ile Lut´un karısını misal verdi. Onlar, kullarımızdan iki salih kisinin nikahında iken onlara hainlik ettiler: Kocaları Allah´tan gelen hicbir seyi onlardan savamadı. Bu iki kadına: «Haydi, atese girenlerle beraber siz de girin!» denildi

    [11] Allah inananlara da Firavun´un karısını misal gosterdi. O «Rabbim! Bana katında, cennette bir ev yap, beni Firavun´dan ve onun kotu isinden kurtar ve su zalimler toplulugundan kurtar!» demisti

    [12] Irzını korumus olan, Imran kızı Meryem´i de Allah misal verdi. Biz, onun icine ruhumuzdan ufledik ve Rabbinin sozlerini, kitaplarını tasdik etti. Ve o gonulden itaat etti

    Mülk

    Surah 67

    [1] Sınırsız hukumdarlık elinde olan Allah, yuceler yucesidir ve O´nun her seye gucu yeter

    [2] O hanginizin daha guzel is yapacagınızı denemek icin, olumu ve hayatı yarattı. O, ustundur, bagıslayandır

    [3] Yedi gogu tabakalar halinde yaratan O´dur. Rahman´ın bu yaratmasında bir duzensizlik bulamazsın. Gozunu bir cevir bak, bir catlak gorebilir misin

    [4] Sonra gozunu iki kez daha dondur bak. Goz aradıgı kusuru bulmaktan umudu keserek yorgun ve bitkin bir halde sana doner

    [5] And olsun biz, dunyaya en yakın gogu lambalarla donattık. Bunları seytanlara atılan taslar yaptık ve onlara ates azabını hazırladık

    [6] Rablerini inkar edenler icin cehennem azabı vardır. O ne kotu donustur

    [7] Oraya atıldıklarında onun kaynarken cıkardıgı ugultuyu isitirler

    [8] Neredeyse cehennem ofkesinden catlayacak! Her topluluk onun icine atıldıkca cehennem bekcileri onlara; «Size bir uyarıcı gelmedi mi?» diye sorarlar

    [9] Onlar; «Evet, dogrusu bize bir uyarıcı geldi, fakat biz yalanladık ve Allah hicbir sey indirmedi, siz buyuk bir sapıklık icindesiniz» dedik

    [10] Eger kulak vermis veya akletmis olsaydık, cılgın alevli cehennemlikler icinde olmazdık derler

    [11] Boylece gunahlarını itiraf ederler. Cılgın alevli cehennemlikler yok olsunlar

    [12] Fakat gormeden Rablerinden korkanlar var ya, iste onlar icin bagıslanma ve buyuk mukafat vardır

    [13] Sozunuzu ister gizleyin, ister acıga vurun; bilin ki O, kalplerde olanı bilir

    [14] Yaratan bilmez olur mu? O, latiftir, haberdardır

    [15] Yeryuzunu size boyun egdiren O´dur. Su halde yerin sırtlarında dolasın ve Allah´ın rızkından yiyin. Donus ancak O´nadır

    [16] Gokte olanın sizi yere batırmayacagından emin misiniz? O zaman yer sarsıldıkca sarsılır

    [17] Gokte olanın basınıza tas yagdırmasından guvende misiniz? Benim uyarmamın nasıl oldugunu yakında bileceksiniz

    [18] And olsun ki, onlardan oncekiler de peygamberlerini yalanlamıslardı, ancak benim intikamım nasıl olmustu

    [19] Uzerlerinde kanat cırparak ucan dizi dizi kusları gormezler mi? Onları havada Rahman olan Allah´tan baskası tutmuyor; dogrusu o her seyi gorendir

    [20] Rahman olan Allah´a karsı size yardım edecek askerleriniz hani kimlerdir? Kafirler derin bir gaflet ve aldanma icindedirler

    [21] Allah, rızkını tutacak olursa size rızk verecek kimdir? Dogrusu onlar azgınlık ve nefret icinde direnmektedirler

    [22] Yuzukoyun surunen mi, yoksa dogru yolda dupeduz yuruyen mi daha dogru yoldadır

    [23] De ki: «Sizi yaratan, size kulaklar, gozler ve kalpler veren O´dur. Ne az sukrediyorsunuz.»

    [24] De ki: Sizi yeryuzunde cogaltıp yayan O´dur, ancak O´nun huzuruna gelip toplanacaksınız

    [25] «Dogru sozlu iseniz soyleyin, bu tehdit hani ne zaman gerceklesecek?» derler

    [26] De ki: «O bilgi ancak Allah´a mahsustur. Ben ise sadece acık sozlu bir uyarıcıyım.»

    [27] Fakat azabı gordukleri zaman, inkar edenlerin yuzleri kararır ve kendilerine «iste sizin arayıp durdugunuz budur» denir

    [28] De ki: «Allah beni ve benimle beraber bulunanları isterse yok eder veya isterse merhamet eder; soyleyin bu taktirde kafirleri can yakıcı azaptan kim kurtarabilir?»

    [29] De ki: «O Allah, Rahmandır; biz O´na iman etmis ve sırf O´na guvenip dayanmısızdır. Siz kimin apacık sapıklıkta oldugunu yakında ogreneceksiniz.»

    [30] De ki: «Suyunuz yere batarsa soyleyin, size kim temiz bir su kaynagı getirebilir?»

    Kalem

    Surah 68

    [1] Nun. Kaleme ve onunla yazdıranlara and olsun

    [2] Sen, Rabbinin nimetiyle cinlenmis degilsin

    [3] Senin icin kesintisiz bir mukafat vardır

    [4] Ve sen yuce bir ahlaka sahipsin

    [5] Sen de goreceksin, onlar da gorecekler

    [6] Hanginizin sınandıgını

    [7] Suphesiz Rabbin, kimlerin kendi yolundan saptıgını ve kimlerin dogru yolda oldugunu herkesten iyi bilir

    [8] Oyleyse yalanlayanlara itaat etme

    [9] Onlar istediler ki, sen yumusak davranasın da onlar da sana yumusak davransınlar

    [10] Sunların hicbirine itaat etme: Yemin edip duran asagılık

    [11] Herkesi kınayan, soz goturup getiren

    [12] Hayra engel olan, saldırgan, gunahkar

    [13] Kaba, sonra da soysuz, alcak

    [14] Mal ve ogullar sahibi olmus diye (yolunu sasırmıs)

    [15] Kendisine ayetlerimiz okundugu zaman: «Eskilerin masalları» dedi

    [16] Biz yakında onun burnuna damga vuracagız

    [17] Biz, vakti ile «bahce sahiplerini» sınadıgımız gibi, onları da sınadık. Hani onlar (bahce sahipleri) sabah olurken kimse gormeden onun mahsullerini toplayacaklarına yemin etmislerdi

    [18] Onlar istisna da etmiyorlardı

    [19] Ancak onlar uyurken Rabbin katından gonderilen bir salgın o bahceyi sarıvermisti de

    [20] Bahce simsiyah olmustu

    [21] Sabahleyin birbirlerine seslendiler

    [22] Haydi urunleri toplayacaksanız erkenden ekininize gidin diye

    [23] Derken yuruduler ve soyle fısıldasıyorlardı

    [24] Sakın bugun hicbir yoksul bahceye girip yanınıza sokulmasın

    [25] Urunleri toplayacaklarından emin olarak erkenden gittiler

    [26] Fakat bahceyi gorunce «Herhalde biz yolu sasırdık» dediler

    [27] Hayır dogrusu biz mahrum bırakıldık

    [28] Ortancaları, «Ben size demedim mi? Allah´ı noksan sıfatlardan tenzih etmeniz gerekmez miydi?» dedi

    [29] «Rabbimizi tesbih ederiz, dogrusu biz kendi kendimize zulum etmisiz» dediler

    [30] Ardından, kabahati birbirlerine yuklemeye basladılar

    [31] Nihayet soyle dediler: «Yazıklar olsun bize! Gercekten biz azgın kimselermisiz.»

    [32] Belki Rabbimiz bize bundan daha iyisini verir; dogrusu artık, Rabbimizden dilemekteyiz

    [33] Iste azab boyledir. Ahiret azabı ise elbette daha buyuktur. Keske bilselerdi

    [34] Muttakiler icinde Rabbleri katında nimet bahceleri vardır

    [35] Oyle ya biz Muslumanları o gunahkarlarla bir tutar mıyız hic

    [36] Size ne oluyor? Ne bicim hukum veriyorsunuz

    [37] Yoksa bir kitabınız var da ondan mı bu hukumleri okuyorsunuz

    [38] Onda begendiginiz her seyi mi buluyorsunuz

    [39] Yoksa «Istediginiz gibi hukmedebilirsiniz» diye sizin lehinize olarak tarafımızdan verilmis kıyamet gunune kadar gecerli kesin sozler mi var

    [40] Sor onlara: Bu iddiayı onların hangisi savunacak

    [41] Yoksa kendilerinin ortakları mı var? Dogru iseler ortaklarını cagırsınlar

    [42] O gun isin dehsetinden baldırlar acılır; ve secdeye davet edilecekleri gun secde edemezler

    [43] Gozleri donmus olarak yuzlerini zillet kaplar. Onlar saglam iken de secdeye davet edildiler fakat secde etmezlerdi

    [44] Bu sozu yalanlayanı bana bırak; onları bilmedikleri yerden derece derece azaba yaklastıracagız

    [45] Onlara muhlet veriyorum. Dogrusu benim tuzagım saglamdır

    [46] Yoksa sen onlardan bir ucret istiyorsun da onlar agır borc altında mı kalıyorlar

    [47] Yoksa gaybın bilgisi kendi yanlarında da onlar mı istedikleri gibi yazıyorlar

    [48] Sen Rabbinin hukmunu sabırla bekle. Balık sahibi Yunus gibi olma, o pek uzgun olarak Rabbine seslenmisti

    [49] Sayet Rabbinden ona bir nimet yetismemis olsaydı, o mutlaka cırıl cıplak, kınanacak bir halde bir yere atılırdı

    [50] Fakat Rabbi O´nun duasını kabul etti de onu salih insanlardan yaptı

    [51] Dogrusu kafirler Kuran´ı dinlediklerinde neredeyse seni gozleriyle yıkıp devireceklerdi. «O delidir» diyorlardı

    [52] Oysa Kur´an alemler icin bir ogutten baska bir sey degildir

    Hâkka

    Surah 69

    [1] Elbette gerceklesecek olan

    [2] Nedir o muhakkak gerceklesecek olan

    [3] O gerceklesecek olanı sana bildiren nedir

    [4] Semud ve Ad, mutlaka patlak verecek olan kıyameti yalan saydılar

    [5] Boylece Semud korkunc bir sesle yıkıma ugratıldı

    [6] Ad´a gelince onlar da, ugultu yuklu, azgın bir kasırga ile yıkıma ugratıldı

    [7] Onu, yedi gece ve sekiz gun, aralık vermeksizin onların uzerine musallat etti. Oyle ki, o kavmi, orada ici kof hurma kutukleriymis gibi onların carpılıp yere yıkıldıgını gorursun

    [8] Simdi onlardan hic arta kalan goruyor musun

    [9] Firavun, ondan oncekiler ve yerle bir olan sehirler o hata ile geldiler

    [10] Boylece Rablerinin elcisine isyan ettiler. Bu yuzden onları, siddeti gittikce artan bir yakalayısla yakaladı

    [11] Sular kabarınca biz sizi akıp giden (gemide) tasıdık ki

    [12] Onu size bir ibret yapalım ve belleyen kulaklar onu bellesin

    [13] Sura birinci ufleme uflendigi

    [14] Yer ve daglar yerlerinden kaldırılıp bir carpısla birbirlerine carpıldıgı zaman

    [15] Iste o vak´a olmustur

    [16] Gok yarılmıs, o gun o; zayıflamıs sarkmıstır

    [17] Melekler de onun kenarlarındadır. O gun Rabblerinin tahtını, bunların da ustunde sekiz (melek) tasır

    [18] O gun hesap icin huzura alınırsınız. Hicbir sırrınız gizli kalmaz

    [19] Kitabı sagından verilen: «Alın kitabımı okuyun

    [20] Ben hesabımın incelenecegini sezmistim» der

    [21] Artık o memnun edici bir hayat icindedir

    [22] Yuksek bir bahcede ki

    [23] Meyvelerin devsirilmesi kolaydır

    [24] Gecmis gunlerde yaptıgınız islerden oturu afiyetle yiyin icin

    [25] Kitabı sol tarafından verilen ise der ki: «Keske bana kitabım verilmeseydi

    [26] Su hesabımı hic gormemis olsaydım

    [27] Keske (olum isimi) bitirmis olsaydı

    [28] Malım bana hicbir fayda vermedi

    [29] Gucum benden yok olup gitti.»

    [30] «Tutun onu, baglayın onu

    [31] Sonra cehenneme sallayın onu

    [32] Sonra uzunlugu yetmis arsın olan zincire vurun onu

    [33] Cunku o Buyuk Allah´a inanmıyordu

    [34] Yoksulu doyurmaya onayak olmazdı.»

    [35] Bugun onun icin candan bir dost yoktur

    [36] Irinden baska yiyecek yoktur

    [37] Onu (bile bile) hata isleyenlerden baskası yemez

    [38] Yoo yemin ederim; gorduklerinize

    [39] Ve gormediklerinize ki

    [40] O (Kur´an), elbette serefli bir peygamberin sozudur

    [41] O, bir sairin sozu degildir. Ne de az inanıyorsunuz

    [42] Bir kahinin sozu de degildir. Ne kadar da az dusunuyorsunuz

    [43] Kur´an alemlerin Rabbinden indirilmistir

    [44] Eger Muhammed, bize karsı ona bazı sozler katmıs olsaydı

    [45] Biz onu kuvvetle yakalardık

    [46] Sonra onun sah damarını koparırdık

    [47] Hicbiriniz de onu koruyamazdınız

    [48] Dogrusu Kur´an Allah´a karsı gelmekten sakınanlara bir oguttur

    [49] Icinizde yalanlayanlar bulundugunu suphesiz bilmekteyiz

    [50] Dogrusu Kur an inkarcılar icin bir uzuntudur

    [51] O, suphesiz kesin gercektir

    [52] Oyleyse ey insanlar! Cok buyuk olan Rabbinin adını tesbih et

    Me'âric

    Surah 70

    [1] Bir isteyen, inecek azabı istedi

    [2] Kafirlerin basına; ki onu savacak yoktur

    [3] Yukselme derecelerinin sahibi Allah´tandır

    [4] Melekler ve ruh, miktarı elli bin yıl suren bir gun icinde O´na yukselir

    [5] Simdi sen guzelce sabret

    [6] Onlar onu uzak goruyorlar

    [7] Biz ise onu yakın goruyoruz

    [8] O gun gok, erimis bakır gibi olur

    [9] Daglar, atılmıs renkli yun gibi olur

    [10] Dost dostun halini sormaz

    [11] birbirlerine gosterirler. Suclu ister ki o gunun azabından kurtulmak icin fidye versin: ogullarını

    [12] esini ve kardesini

    [13] kendisini barındıran, icinde yetistigi tum ailesini

    [14] Ve yeryuzunde bulunanların hepsini versin de tek kendisini kurtarsın

    [15] Hayır! O alevden bir atestir

    [16] Deriler kavurur, soyar

    [17] Kendine cagırır; sırtını donup gideni

    [18] Mal toplayıp kasada yıganı

    [19] Dogrusu insan hırslı ve huysuz yaratılmıstır

    [20] Kendisine kotuluk dokundu mu sızlanır

    [21] Kendisine hayır dokundu mu yoksullara yardım etmez

    [22] Ancak namaz kılanlar bunun dısındadır

    [23] Onlar ki: Namazlarını surekli kılarlar aksatmazlar

    [24] Mallarında belli bir hisse vardır

    [25] Saile ve mahruma

    [26] Ceza gununu tasdik ederler

    [27] Rabblerinin azabından korkarlar

    [28] Cunku Rabblerinin azabına guven olmaz

    [29] Irzlarını korurlar

    [30] Yalnız eslerine ya da ellerinin altında bulunan cariyelere karsı korumazlar. Bundan oturu de onlar kınanmazlar

    [31] Ama kim bundan otesini ararsa, onlar sınırı asanlardır

    [32] Emanetlerini ve ahidlerini gozetirler

    [33] Sahidliklerini yaparlar

    [34] Namazlarını korurlar

    [35] Iste onlar cennetlerde agırlanırlar

    [36] O nankorlere ne oluyor ki sana dogru kosuyorlar

    [37] Sagdan, soldan, ayrı ayrı gruplar halinde gelip etrafını sarıyorlar

    [38] Onlardan her biri, nimet cennetine sokulacagını mı umuyor yoksa

    [39] Hayır! Oyle sey yok. Aldatıcı akıbetten kurtulamazlar onlar. Biz onları bildikleri seyden yarattık

    [40] Yoo, doguların ve batıların Rabbine yemin ederim ki bizim gucumuz yeter

    [41] Onları, kendilerinden daha hayırlı olanlarla degistirmege. Bizim onumuze gecilmez

    [42] Bırak onları kendilerine va´dedilen gunlerine kavusuncaya kadar dalsın oynasınlar

    [43] O gun kabirlerden hızlı hızlı cıkarlar. Onlar dikilen putlara yahut hedeflere dogru kosar gibi kosarlar

    [44] Gozleri dusuk, yuzlerini alcaklık burumus bir durumda. Iste onlara vaadedilen gun, bugundur

    Nûh

    Surah 71

    [1] Milletine can yakıcı bir azab gelmezden once onları uyar diye Nuh´u milletine peygamber olarak gonderdik

    [2] O da soyle dedi: «Ey milletim! Suphesiz ben, size gonderilmis apacık bir uyarıcıyım.»

    [3] Allah´a kulluk edin; ondan sakının ve bana itaat edin

    [4] Ki Allah gunahlarınızı size bagıslasın ve sizi belli bir sureye kadar ertelesin; dogrusu Allah´ın belirttigi sure gelince geri bırakılmaz; keski bilseniz

    [5] Nuh dedi ki: «Rabbim! Dogrusu ben, milletimi gece gunduz cagırdım.»

    [6] Fakat benim cagırmam, sadece benden uzaklıklarını artırdı.»

    [7] Dogrusu ben senin onları bagıslaman icin kendilerini her cagrısımda, parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerine burunduler, direndiler, buyuklendikce buyuklendiler

    [8] Sonra, dogrusu ben onları acıkca cagırdım

    [9] Sonra onlara acıktan acıga, gizliden gizliye de soyledim

    [10] Dedim ki: «Rabbiniz´den bagıslanma dileyin; dogrusu O, cok bagıslayandır

    [11] Size gokten bol bol yagmur indirsin.»

    [12] Sizi, mallar ve ogullarla desteklesin; sizin icin bahceler var etsin, ırmaklar akıtsın

    [13] Ne oluyorsunuz ki Allah´a buyuklugu yakıstıramıyorsunuz

    [14] Oysa sizi merhalelerden gecirerek O yaratmıstır

    [15] Allah´ın, gogu yedi kat uzerine nasıl yarattıgını gormez misiniz

    [16] Aralarında Ay´a aydınlık vermis ve gunesin ısık sacmasını saglamıstır

    [17] Allah sizi yerden bitirir gibi yetistirmistir

    [18] Sonra sizi oraya dondurur ve yine oradan cıkarır

    [19] Yeryuzunde dolasabilmeniz, orada yollar ve genis gecitlerden gecebilmeniz icin, onu size yayan O´dur

    [20] Yeryuzunde dolasabilmeniz, orada yollar ve genis gecitlerden gecebilmeniz icin, onu size yayan O´dur

    [21] Nuh dedi ki: «Rabbim dogrusu bunlar bana isyan ettiler. Ve malı, cocugu kendisine sadece zarar getiren kimseye uydular.»

    [22] Birbirinden buyuk duzenler kurdular

    [23] Insanlara ´sakın tanrılarınızı bırakmayın, Ved, Suva, Yagus, Yeuk ve Nesr putlarından asla vazgecmeyin´ dediler

    [24] Boylece bircogunu saptırdılar; Rabbim! Sen bu zalimlerin sadece saskınlıgını arttır

    [25] Onlar, gunahları yuzunden suda boguldular; atese sokuldular, kendilerine Allah´tan baska yardımcı bulamadılar

    [26] Nuh dedi ki: «Rabbim! Yeryuzunde hicbir kafir bırakma.»

    [27] Dogrusu sen onları bırakırsan kullarını saptırırlar, sadece ahlaksız ve cok inkarcıdan baskasını dogurup yetistirmezler

    [28] Rabbim! Beni, anamı, babamı, evime inanmıs olarak gireni, inanan erkek ve kadınları bagısla; zalimlerin de yalnız helakini artır

    Cinn

    Surah 72

    [1] Ey Muhammed de ki: «Bana vahiy yolu ile bildirildi ki bir grup cin, Kur´an´ı dinledi ve arkasından soyle dedi: Biz harikulade bir Kur´an dinledik

    [2] O dogru yola iletiyor. Hemen inandık ona. Artık Rabbimize hicbir ortak kosmayacagız

    [3] Rabbimiz yuceler yucesidir, ne es ne evlat edinmemistir

    [4] Meger aramızdaki aptallar Allah hakkında asılsız sozler soyluyorlarmıs

    [5] Oysa biz insanların ve cinlerin Allah katında yalan sozler soyleyebileceklerine ihtimal vermiyorduk

    [6] Birtakım insanlar birtakım cinlere sıgınırlar ve bu tutum onların sapıklıklarını arttırır

    [7] O sapık insanlar, tıpkı sizler gibi, Allah´ın hic kimseyi yeniden diriltmeyecegini sanmıslardır

    [8] Gogu yokladık, orayı sert bekcilerle ve goktasları ile dopdolu bulduk

    [9] Daha once gogun elverisli dinleme yerlerinde pusuya yatardık. Fakat simdi hangimiz oranın seslerini isitmeye calıssa kendisini bekleyen goktasları ile karsılasır

    [10] Acaba yeryuzundekiler icin kotuluk mu dileniyor, yoksa Rabbleri onlar hakkında iyilik mi diliyor, bunu bilmiyoruz

    [11] Aramızda iyiler de var, bu duzeye erisememis olanlar da var; farklı yollara ayrıldık

    [12] Yeryuzunde Allah ile bas edemeyecegimizi ve O´ndan kacıp kurtulamayacagımızı kesinlikle anladık

    [13] Biz dogru yola ileten Kur´an´ı isitir isitmez ona inandık. Kim Rabbine inanırsa ne haksızlıga ugramaktan ve ne zora kosulmaktan korkar

    [14] Aramızda Muslumanlar oldugu gibi gercege sırt cevirenler de var. Musluman olanlar, dogruyu arayıp bulanlardır

    [15] Gercege sırt cevirenler ise cehennem odunlarıdırlar

    [16] Eger onlar dogru yola girselerdi kendilerine gurul gurul su sunardık

    [17] Boylece onları sınavdan gecirirdik. Kim Rabbini anmaktan vazgecerse gittikce artan agır azaba carptırılır

    [18] Mescidler, camiler Allah icindirler. Oyleyse oralarda Allah´ın yanısıra baskasına yalvarmayınız

    [19] Allah´ın kulu Muhammed, Rabbine yalvarmaya durunca musrikler birbirlerine abanarak kece gibi cevresini sararlardı

    [20] De ki: «Ben sırf Rabbime yalvarırım, O´na hic kimseyi ortak kosmam.»

    [21] De ki: «Ben size ne zarar verebilirim ve ne de fayda saglayabilirim.»

    [22] De ki: «Hic kimse beni Allah´ın elinden kurtaramaz; ben O´nun dısında hicbir sıgınak bulamam.»

    [23] Benim gorevim, sadece Allah´tan gelen direktifleri, O´nun mesajını duyurmaktır. Allah´a ve Peygamber´e baskaldıranları, icinde surekli kalacakları cehennem atesi bekliyor

    [24] Onlar kendilerine yonelik tehditlerin somut olarak gerceklestigini gorduklerinde hangi tarafın destek bakımından zayıf ve sayıca az oldugunu anlayacaklardır

    [25] De ki: «Size yoneltilen tehdit yakın mıdır, yoksa Rabbim onun icin uzun bir vade mi belirlemistir, bilmiyorum.»

    [26] Gaybın bilgisi O´nun tekelindedir. O gaybın sırlarını hic kimseye acmaz

    [27] Bu sırları sadece sectigi peygamberlerine acar. Onların onlerinden ve arkalarından gozculer, korucular salar

    [28] Boylece onların, Rabblerinin mesajlarını insanlara duyurduklarını belirler. O onların durumlarını ve tutumlarını bilgisi ile kusatmıs, herseyi bir bir saymıstır

    Müzzemmil

    Surah 73

    [1] Ey ortuye burunerek saklanan Muhammed

    [2] Geceleyin biraz uyuduktan sonra kalk

    [3] Gecenin yarısında uyanık ol, ya bu miktarı biraz eksilt

    [4] Ya da artır da agır agır Kur´an oku

    [5] Cunku biz sana sorumlulugu agır bir soz indirecegiz

    [6] Kuskusuz gece ibadeti, gunduze gore daha zor, fakat sozu daha etkilidir

    [7] Cunku gunduzleri, seni uzun uzun ugrastıracak islerin vardır

    [8] Rabbinin adını an, butun varlıgınla O´na yonel

    [9] O dogunun da, batının da Rabbidir, O´ndan baska ilah yoktur. O halde tek dayanagın O olsun

    [10] Musriklerin senin icin dediklerine sabret, yanlarından nazik bir sekilde ayrıl

    [11] Ayetlerimi yalanlayan o zenginlerin isini bana bırak, onlara biraz sure tanı

    [12] Cunku bizim yanımızda agır zincirler ile cehennem vardır

    [13] Insan bogazından gecmez yiyecekler ile acıklı azap vardır

    [14] O gun yer ve daglar siddetle sarsılır, daglar gevsek kum yıgınlarına donusur

    [15] Ey insanlar, biz nasıl Firavuna bir peygamber gonderdiysek size de davranıslarınızı yakından gozleyecek bir peygamber gonderdik

    [16] Firavun, gonderdigimiz peygambere karsı geldi de kendisini sert bir sekilde yakalayıverdik

    [17] Eger kafir olursanız, cocukların saclarını anında agartan o gunun dehsetinden pacayı nasıl kurtaracaksınız

    [18] O gunun dehsetinden gokler parcalanacaktır. Allah´ın sozu kesinlikle yerine gelir

    [19] Bu soylenenler bir oguttur. Dileyen, Rabbine erdirecek yolu tutar

    [20] Senin ve bazı arkadaslarının, gecenin ya ucte ikisine yakın bolumunu ya yarısını ya da ucte birini ibadetle gecirdiginizi Rabbin biliyor. Gecenin ve gunduzun surelerini belirleyen Allah´tır. O bu gece ibadetinin temposuna dayanamayacagınızın farkındadır. Bundan boyle kolayınıza gelecek kadar Kur´an okuyunuz. Aranızda hastalar olacagını, bir bolumunuzun Allah´ın lutfettigi gecim payını elde edebilmek icin yeryuzunde oradan oraya kostugunu, bir bolumunuzun de O´nun yolunda savastıgını Allah biliyor. Oyleyse kolayınıza gelecek kadar Kur´an okuyunuz. Namazı kılınız, zekatı veriniz, gonullu olarak ve karsılık beklemeksizin Allah´a borc veriniz. Kendiniz icin yaptıgınız hayırları ilerde Allah katında daha yararlı ve daha buyuk odullu olarak bulursunuz. Allah´tan af dileyiniz. Hic kuskusuz Allah bagıslayıcı ve merhametlidir

    Müddessir

    Surah 74

    [1] Ey ortuye burunerek saklanan Muhammed

    [2] Kalk da uyar

    [3] Rabbinin buyuklugunu dile getir

    [4] Elbiselerini temizle

    [5] Cirkin davranıslardan uzak dur

    [6] Yaptıgın iyiligi cok gorup basa kakma

    [7] Rabbin icin sabret

    [8] O Sur´a uflendigi zaman

    [9] O gun cetin bir gundur

    [10] Kafirler icin hic de kolay degildir

    [11] Su adamın isini bana bırak ki, kendisini yarattıgımda yapayalnızdı

    [12] Ona bol bol mal verdim

    [13] Gozu onunden ayrılmayan evlatlar verdim

    [14] Her isini yoluna koydum

    [15] Boyleyken hala daha cogunu vermemi bekliyor

    [16] Hayır, hayır! O ayetlerimize inatla karsı cıkıyor

    [17] Onu sarp bir yokusa saracagım

    [18] O dusundu ve degerlendirme yaptı

    [19] Kahrolası, nasıl bir degerlendirme yaptı

    [20] Bir daha kahrolası, nasıl bir degerlendirme yaptı

    [21] Sonra baktı

    [22] Sonra suratını astı ve kaslarını cattı

    [23] Sonra yuz cevirdi, buyukluk tasladı

    [24] Ve dedi ki; «Bu Kur´an eskilerden aktarılan bir buyudur

    [25] O kesinlikle insan sozudur.»

    [26] Onu Sekar´a atacagım

    [27] Sekar nedir, biliyor musun

    [28] Geride hicbir sey bırakmaz, ondan hicbir sey kurtulmaz

    [29] Butun insanların dikkatlerini uzerinde yogunlastırır

    [30] On dokuz tane gorevlisi vardır

    [31] Biz cehennem gorevlilerini meleklerden sectik, sayılarını da kafirler icin sınav konusu yaptık ki kitap verilenler bunun hak oldugunu anlasınlar, mu´minlerin de imanı pekissin. Mu´minler suphe etmesin. Kalplerinde hastalık olanlar ve kafirler: "Allah bununla ne demek istedi" desinler. Iste boyle. Allah diledigini saptırır, diledigini de hidayete eristirir. Rabbinin ordularının sayısını ancak kendisi bilir. Bu insan icin bir oguttur

    [32] Hayır, hayır! Andolsun aya

    [33] Gerileyen gece karanlıgına

    [34] Soken safaga

    [35] Sakar (cehennem) buyuk gerceklerden biridir

    [36] Insanlar icin uyarıcıdır

    [37] Aranızdaki ilerlemek isteyenler icin de, geriye gitmeyi tercih edenler icin de

    [38] Herkes tutumunun ve davranıslarının tutsagıdır

    [39] Yalnız defterleri sag yanlarından verilenler haric

    [40] Onlar cennetlerde agırlanırlar. Sorarlar

    [41] Gunahkarlara

    [42] Sakar´a (cehenneme) girmenizin sebebi nedir? diye

    [43] Cehennemlikler derler ki; «Biz namaz kılanlardan degildik

    [44] Yoksulların karnını doyurmazdık

    [45] Bizim gibi olanlarla birlikte asılsız ve bozguncu konusmalara dalardık

    [46] Hesap verme gununu inkar ederdik

    [47] Sonunda bir de olum gelip cattı.»

    [48] Artık onlara sefaat edebilecek olanların aracılıgı yarar saglamaz

    [49] O halde onlar niye hatırlatmalara, ogutlere yuz ceviriyorlar

    [50] Yaban esekleri gibidirler

    [51] Arslandan korkup kacan

    [52] Aslında bunların her biri, kendisine okunmaya hazır kutsal sayfalar inmesini istiyor

    [53] Hayır, hayır! Aslında onlar ahiretten korkmuyorlar

    [54] Hayır, hayır! Bu Kur´an bir ogut, bir hatırlatmadır

    [55] Isteyen ondan ders alır

    [56] Fakat Allah dilemedikce onlar bundan ders alamazlar. O kendisinden korku duyulmaya ve affetmeye layıktır

    Kıyâme

    Surah 75

    [1] Yoo, andolsun kıyamet gunune

    [2] Yoo andolsun, ozunu elestiren, kendini kınayan nefse

    [3] Insan, kemiklerini biraraya toplayamayız mı sanıyor

    [4] Hayır, onun parmak uclarını bile yeniden yapılandırmaya gucumuz yeter

    [5] Aslında insan gunahkarlıgı onune, gelecegine yaymak istiyor

    [6] Bu yuzden «Kıyamet gunu ne zaman?» diye soruyor

    [7] Gozler korkudan fıldır fıldır dondukleri zaman

    [8] Ay karardıgı zaman

    [9] Gunes ile ay biraraya getirildigi zaman

    [10] Insan o gun «Nereye kacmalı?» der

    [11] Hayır hayır! Sıgınılacak bir yer yok

    [12] O gun tek varılacak yer Rabbinin huzurudur

    [13] O gun insanın gerek yapıp onunden gonderdigi, gerekse arkasında izleri kalan tum isleri kendisine bildirilir

    [14] Aslında insan kendi kendinin denetleyicisidir

    [15] Birtakım mazeretler ileri surse de

    [16] Ey Muhammed, Cebrail sana Kur´an´ı okurken, acele edip onun soylediklerini tekrarlama

    [17] Bu Kur´an´ı senin hafızanda toplamak ve sana okumak bize dusen bir istir

    [18] Sana onu okudugumuzda, onun okunusunu izle

    [19] Sonra onu sana acıklamak da bize dusen bir istir

    [20] Hayır hayır! Ey insanlar, sizler su kısa sureli dunyayı seviyorsunuz

    [21] Ahireti gozardı ediyorsunuz

    [22] O gun birtakım yuzler ısıl ısıl parlar

    [23] Onlar Rabblerine bakar

    [24] O gun birtakım suratlar da asıktır

    [25] Bel kırıcı bir belaya ugrayacakları kaygısını tasırlar

    [26] Hayır hayır, can koprucuk kemigine dayandıgı zaman

    [27] Bu hastayı iyilestirecek biri yok mu? diye sorarlar

    [28] Adam, ayrılma zamanının geldigini anlar

    [29] Cırpınırken ayakları birbirine dolasır

    [30] O gun Rabbine dogru yolculuk vardır

    [31] Adam ne inandı, ne namaz kıldı

    [32] Tersine inkar etti ve sırt cevirdi

    [33] Sonra calım satarak ailesinin yanına dondu

    [34] Vay basına geleceklere

    [35] Yine vay basına geleceklere

    [36] Insanoglu, basıbos bırakılacagını mı sanıyor

    [37] O fıskıran meniden olusmus bir sperma degil miydi

    [38] Sonra embriyoya donustu, sonra Allah onu yaratıp bicimlendirdi

    [39] Sonra ondan erkek ve disi ciftler turetti

    [40] Bunları yapan Allah, oluleri diriltemez mi

    İnsan

    Surah 76

    [1] Insan, anılmaya deger bir varlık olmadan once uzun yıllar gecti, oyle degil mi

    [2] Biz insanı sınavdan gecirmek amacı ile karısım nitelikli bir sıvı damlasından yarattık. Bunun icin onu isitme ve gorme yetenekleri ile donattık

    [3] Biz ona yolu gosterdik. Artık ister sukreder isterse nankor olur

    [4] Biz kafirler icin zincirler, kelepceler ve cılgın alevli cehennem hazırladık

    [5] Iyiler kafur karısımlı bir icecegi tastan icerler

    [6] Bu Allah´ın iyi kullarının istedikleri yere akmasını saglayarak icebilecekleri bir pınardır

    [7] Onlar verdikleri sozleri tutarlar ve kotulugu yaygın gunden korkarlar

    [8] Onlar icleri cektigi halde yemeklerini yoksullara, yetimlere ve tutsaklara yedirirler

    [9] Yemek ikram ederken derler ki; «Biz size sırf Allah rızası icin yemek veriyoruz. Sizden karsılık ya da tesekkur beklemiyoruz.»

    [10] Cunku biz asık suratlı ve cetin bir gunde Rabbimizden korkarız

    [11] Allah da onları o gunun kotulugunden korur, yuzlerine parlaklık ve gonullerine sevinc sunar

    [12] Sabretmelerinin karsılıgında kendilerini cennetle ve ipekli elbiselerle odullendirir

    [13] Koltuklara kurulurlar. Orada ne yakıcı gunes, ne de dondurucu soguk gorurler

    [14] Agacların golgeleyici sacakları baslarına yakın alcaklıkta ve meyvalarının devsirilmesi son derece kolay olur

    [15] Onlara gumus tabaklarla ve saydam kadehlerle servis yapılır

    [16] Bu gumusten saydam kadehlerin buyuklukleri ihtiyaclarına gore belirlenmistir

    [17] Onlara orada taslar icinde zencefil karısımlı icecekler sunulur

    [18] Bu «selsebil» adı verilen bir cennet pınarıdır

    [19] Onlara hic olmeyecek gencler hizmet ederler. Bu gencleri gorsen, ortalıga sacılmıs birer inci sanırsın

    [20] Nereye baksan bir nimet ve buyuk bir saltanat gorursun

    [21] Uzerlerinde ince, yesil ipekten ve atlastan elbiseler vardır, bileklerine gumus bilezikler takılmıstır. Rabbleri onlara temiz icecekler sunmustur

    [22] Butun bunlar iyiliklerinizin karsılıgıdır, cabalarınız, hosnutlugumuzu kazanmıstır

    [23] Ey Muhammed, bu ´Kur´an´ı sana indiren biziz

    [24] Rabbin hukmunu verinceye dek sabret, onların gunahkarlarının ve inatcı inkarcılarının sozlerine uyma

    [25] Sabah ve aksam Rabbinin adını an

    [26] Gecenin bir bolumunde O´na secde et, geceleri O´nu uzun uzun tesbih et

    [27] Bu adamlar su gecici dunyayı severler ve onlerindeki o zorlu gunu gozardı ederler

    [28] Onları yaratan ve vucutlarına bicim veren biziz. Istedigimiz zaman onları benzerleri ile degistiririz

    [29] Bu bir hatırlatmadır. Isteyen Rabbine giden yolu tutar

    [30] Allah dilemedikce siz bir sey dileyemezsiniz. Hic kuskusuz Allah herseyi bilir ve her isi yerinde yapar

    [31] O dilediklerini rahmetinin kapsamı altına Alır. Zalimlere gelince O, onlar icin acıklı bir azap hazırlamıstır

    Mürselât

    Surah 77

    [1] Dalga dalga salınanlara

    [2] Kasırga gibi esip savuranlara

    [3] Her yana dagıtanlara

    [4] Dogruyu egriden kesin cizgilerle ayıranlara

    [5] Ilahi mesajı peygamberlere iletenlere andolsun

    [6] Ya bahaneleri bosa cıkarmak ya da uyarmak amacı ile

    [7] Size soz verilen kıyamet kesinlikle kopacaktır

    [8] Yıldızlar karardıgı zaman

    [9] Gok parcalandıgı zaman

    [10] Daglar ufalanıp dagıldıgı zaman

    [11] Peygamberlerin tanıklık sıraları geldigi zaman

    [12] Bu tanıklık hangi gune ertelendi

    [13] Hukum gunune

    [14] Hukum gununun ne oldugunu biliyor musun

    [15] O gun inkarcıların vay haline

    [16] Onceki inkarcı toplumları yoketmedik mi

    [17] Sonraki inkarcıları da katarız onlara

    [18] Iste biz gunahkarlara boyle yaparız

    [19] O gun inkarcıların vay haline

    [20] Sizi basit bir sıvı damlasından yaratmadık mı

    [21] Sonra o sıvı damlasını korunaklı bir yuvaya yerlestirmedik mi

    [22] Belirli bir surenin sonuna kadar

    [23] Biz o sıvı damlacıgın gelismesini asamalı bir plana bagladık. Biz ne guzel plan yaparız

    [24] O gun inkarcıların vay haline

    [25] Biz yeryuzunu barınak yapmadık mı

    [26] Oluler icin de diriler icin de

    [27] Orada yuksek daglar yaratmadık ve size tatlı sular icirmedik mi

    [28] O gun inkarcıların vay haline

    [29] Simdi inkar ettiginiz yere kosunuz

    [30] Uc catallı golgeye kosunuz

    [31] Serinlik saglamayan ve alevden korumayan golgeye

    [32] O saray gibi kocaman kıvılcımlar sacar

    [33] Her biri birer sarı deve gibi kıvılcımlar

    [34] O gun inkarcıların vay haline

    [35] Bugun onların konusamayacakları bir gundur

    [36] Ozur dilemelerine de izin verilmez

    [37] O gun inkarcıların vay haline

    [38] Bugun sizi ve sizden oncekileri biraraya getirdigimiz bir hukum gunudur

    [39] Eger bana karsı oynayacagınız bir oyununuz varsa haydi, oynayın bakalım

    [40] O gun inkarcıların vay haline

    [41] Kotuluklerden sakınanlara gelince anlar agac golgeleri altında ve pınar baslarındadırlar

    [42] Canlarının cektigi meyvalarla basbasadırlar

    [43] Yapmıs oldugunuz iyiliklerin karsılıgı olarak simdi afiyetle yiyiniz ve iciniz

    [44] Biz iyilik yapanları, Iste boyle odullendiririz

    [45] O gun inkarcıların vay haline

    [46] Simdi yiyiniz, azıcık safa surunuz, sizler suclusunuz

    [47] O gun inkarcıların vay haline

    [48] Onlara «rukua varın» dendiginde rukua varmazlar

    [49] O gun inkarcıların vay haline

    [50] Onlar Kur´an´a inanmadıktan sonra hangi soze inanacaklar

    Nebe'

    Surah 78

    [1] Birbirlerine neyi soruyorlar

    [2] O buyuk haberi mi

    [3] Ki onlar onda ayrılıga dustuler

    [4] Hayır yakında bilecekler

    [5] Yine hayır, yakında bilecekler

    [6] Yeryuzunu bir besik

    [7] Dagları da onun icin birer direk kıldık

    [8] Ve sizi cift cift yarattık

    [9] Uykunuzu dinlenme vakti yaptık

    [10] Geceyi bir ortu yaptık

    [11] Gunduzu geciminiz icin calısıp kazanma zamanı yaptık

    [12] Ustunuze yedi saglam gok bina ettik

    [13] Oraya parlak kandiller astık

    [14] Sıkısan bulutlardan sarıl sarıl su indirdik ki

    [15] Onunla taneler, bitkiler ve birbirine sarmas dolas olmus agaclı bahceler cıkaralım

    [16] Onunla taneler, bitkiler ve birbirine sarmas dolas olmus agaclı bahceler cıkaralım

    [17] Muhakkak ki hukum gunu, belirlenmis bir vakittir

    [18] Sur´a uflendigi gun, boluk boluk Allah´a gelirsiniz

    [19] O gun gokyuzu acılır ve orada pek cok kapılar olusur

    [20] Daglar yurutulur, serap haline gelir

    [21] Cehennem de sucluları gozetleyip durmaktadır

    [22] Orası azgınların varacagı yerdir

    [23] Orada sonsuza dek kalacaklardır

    [24] Orada ne bir serinlik ne de icilecek bir sey tadarlar

    [25] Yalnız kaynar su ve irin icerler

    [26] Yaptıklarına uygun bir ceza olarak

    [27] Cunku onlar bir hesab gorulecegini ummuyorlardı

    [28] Ayetlerimizi de tamamen yalanlamıslardı

    [29] Biz de herseyi sayıp yazmıstık

    [30] Simdi tadın, artık size azabtan baska bir seyi artırmıyacagız

    [31] Takva sahipleri icin de basarı odulu vardır

    [32] Nice bahceler, baglar

    [33] Gogusleri tomurcuklanmıs yasıt kızlar ve

    [34] Dolu dolu kadehler

    [35] Orada ne bos bir soz ve ne de yalan isitirler

    [36] Bunlar Rabbinin katından yaptıklarına karsılıgı verilenlerdir

    [37] O, goklerin yerin ve ikisi arasında olanların Rabbidir. O, onunde kimsenin konusamayacagı Rahman olan Allah´tır

    [38] Cebrail ve meleklerin dizi dizi durdukları gun, Rahman olan Allah´ın izni olmadan kimse konusamayacaktır. Konustugu zaman da dogruyu soyleyecektir

    [39] iste gercek gun budur. Dileyen kimse Rabbine goturecek bir yol benimser

    [40] Sizi yakın gelecekteki azabla uyardık; o gun kisi elleriyle sunduguna bakar ve inkarcı da «Keske toprak olsaydım» der

    Nâziât

    Surah 79

    [1] Andolsun sokup cıkaranlara

    [2] Hemen cekip alanlara

    [3] Yuzup gidenlere

    [4] Yarısıp, gecenlere

    [5] Derken isi duzenliyenlere

    [6] O gun bir sarsıntı sarsar

    [7] Ardından bir baska sarsıntı gelir

    [8] O gun kalpler titrer

    [9] Gozler korkudan asagı kayar

    [10] Diyorlar ki: «Biz yine eski halimize dondurulecek miyiz

    [11] Biz curumus kemikler olduktan sonra ha

    [12] Oyle ise bu, ziyanlı bir donustur» dediler

    [13] Dogrusu bir tek cıglık yetecektir

    [14] Hepsi hemen bir duzluge dokulecektir

    [15] Musa´nın haberi sana geldi mi

    [16] Tuva´da, kutsal bir vadide, Rabbi ona soyle hitab etmisti

    [17] Firavuna git cunku o azdı

    [18] Ona de ki: «Arınmaga niyetin var mı

    [19] Rabbine giden yolu gostereyim ki O´na saygı duyup korkasın.»

    [20] Bunun uzerine ona en buyuk mucizeyi gosterdi

    [21] Fakat o Musa´yı yalanladı, karsı geldi

    [22] Sonra sırtını dondu; calısmaga koyuldu

    [23] Adamlarını toplayıp seslendi

    [24] Sizin en yuce Rabbiniz benim dedi

    [25] Allah bunun uzerine onu dunya ve ahiret azabına ugrattı

    [26] Dogrusu bunda Allah´tan korkan kimseye ders vardır

    [27] Ey inkarcılar! Sizi yaratmak mı daha zordur, yoksa gogu yaratmak mı

    [28] Ki Allah onu bina edip yukseltmis ve ona sekil vermistir

    [29] Gecesini karanlık yapmıstır. Gunduzunu aydınlatmıstır

    [30] Ardından yeri duzenlemistir

    [31] Suyunu ondan cıkarmıs ve otlak yer meydana getirmistir

    [32] Dagları yerlestirmistir

    [33] Bunları sizin ve hayvanların gecinmesi icin yapmıstır

    [34] Her seyi bastıran o buyuk felaket geldigi zaman

    [35] O gun insan, neyin pesinde kosmus oldugunu hatırlar

    [36] Goren kimseler icin cehennem ortaya cıkarılmıstır

    [37] Artık kim azmıssa

    [38] ve su yakın hayatı yeglemisse

    [39] Onun barınagı cehennemdir

    [40] Ancak kim Rabbinin huzurunda durup hesap vermekten korkmus ve nefsini kotu heveslerden menetmisse

    [41] Onun barınagı da cennettir

    [42] Ey Muhammed! Senden kıyametin ne zaman gelip catacagını sorarlar

    [43] Sen nerede, onun vaktini soylemek nerede

    [44] Onun bilgisi Rabbine aittir

    [45] Sen ancak, ondan korkacak olanları uyarırsın

    [46] Onlar onu gordukleri zaman sanki dunyada bir aksam veya onun kusluk vaktinden fazla kalmamıs gibi olurlar

    Abese

    Surah 80

    [1] Surat astı ve dondu

    [2] Yanına ama geldi diye

    [3] Ne bileceksin sen belki o arınacak

    [4] Yahut ogut alacak da bu ogut, kendisine fayda verecek

    [5] Kendisini yeterli gorup tenezzul etmeyene gelince

    [6] Sen onunla ilgileniyorsun

    [7] Onun arınmamasından sana ne

    [8] Fakat kosarak sana gelene

    [9] Allah´tan sakınarak gelmisken

    [10] Sen onunla ilgilenmiyorsun

    [11] Asla olmaz boyle sey! Kur´an ayetleri birer hatırlatmadır oguttur

    [12] Dileyen onu dusunup ogut alır

    [13] Sahifeler icindedirler, degerli, sanslı

    [14] Yukseltilen ve tertemiz tutulan (sahifeler)

    [15] Tasıyıcıların ellerindedirler

    [16] (Allah´a gore) degerli ve cok iyi (yazıcı ve tasıyıcıların)

    [17] Kahrolası insan ne kadar da nankordur

    [18] Allah onu hangi seyden yarattı

    [19] Nutfe (sperm)den. Onu yarattı ve ona bicim verdi

    [20] Sonra ona yolu kolaylastırmıstır

    [21] Sonra onu oldurdu, kabre koydurdu

    [22] Sonra diledigi zaman onu yeniden diriltti

    [23] Hayır, insan hala Allah´ın kendisine emrettigini yapmadı

    [24] Insan yiyecegine bir baksın

    [25] O suyu doktukce doktuk

    [26] Sonra topragı guzelce yardık

    [27] Orada bitirdik, taneleri

    [28] Uzumler, yoncalar

    [29] Zeytinler, hurmalar

    [30] Iri ve sık agaclı bahceler

    [31] Meyveler ve cayırlar

    [32] Sizin ve hayvanlarınızın yararına

    [33] Kulakları sagır edercesine yuksek o gurultu geldigi zaman

    [34] Iste o gun kisi kacar, kardesinden

    [35] Anasından, babasından

    [36] Esinden ve ogullarından

    [37] O gun herkesin basından askın isi vardır

    [38] Bazı yuzler o gun parıl parıldır

    [39] Gulec ve sevincli

    [40] Bazı yuzler o gun tozlanmıs

    [41] Karanlıklar burumustur onları

    [42] Iste onlar hayasız pis kafirlerdir

    Tekvîr

    Surah 81

    [1] Gunes duruldugu zaman

    [2] Yıldızlar kararıp dagıldıgı zaman

    [3] Daglar sokulup dagıldıgı zaman

    [4] Gebeliginin onuncu ayındaki develer kendi haline bırakıldıgı zaman

    [5] Yabani hayvanlar bir araya toplandıgı zaman

    [6] Denizler kaynatıldıgı zaman

    [7] Nefisler ciftlestigi zaman

    [8] Ve soruldugu zaman o diri diri topraga gomulen kıza

    [9] Hangi suctan oturu gomuldu? diye

    [10] Siciller acılıp yayıldıgı zaman

    [11] Gokkubbe yıkıldıgı zaman

    [12] Cehennem kızıstırıldıgı zaman

    [13] Cennet yaklastırıldıgı zaman

    [14] Herkes ne getirdigini ogrenecektir

    [15] Yemin ederim geri kalıp gizlenenlere

    [16] Akıp giderken ısık verenlere

    [17] Kararan geceye

    [18] Soluk almaya baslayan sabaha

    [19] Suphesiz o serefli bir elcinin sozudur

    [20] Kuvvet sahibidir. Arsın sahibi Allah katında yucedir

    [21] Orada kendisine itaat edilir, guvenilir

    [22] Arkadasımız deli degildir

    [23] Suphesiz (Muhammed) onu apacık ufukta gormustur

    [24] O, gayb hakkında tohmet altında tutulamaz

    [25] O, kovulmus seytanın sozu degildir

    [26] O halde nereye gidiyorsunuz

    [27] O alemlere ogutten baska birsey degildir

    [28] Sizden duzelmeyi dileyenler icin

    [29] Ancak alemlerin Rabbi Allah dilemedikce siz dileyemezsiniz

    İnfitâr

    Surah 82

    [1] Gok yarıldıgı zaman

    [2] Yıldızlar sacıldıgı zaman

    [3] Denizler patladıgı zaman

    [4] Kabirlerin ici dısına cıktıgı zaman

    [5] Herkes neyi one, neyi geriye aldıgını ogrenir

    [6] Ey insan! Seni engin kerem sahibi Rabbine, karsı aldatan nedir

    [7] O, seni yaratan, belini dogrultan ve seni dengeli kılan

    [8] Diledigi bicimde sana sekil veren Rabbine

    [9] Hayır! Aksine siz dini yalanlıyorsunuz

    [10] Suphesiz basınızda bekciler vardır

    [11] Serefli katipler

    [12] Yaptıklarınızı bilirler

    [13] Suphesiz iyiler cennettedirler

    [14] Kotuler de cehennemdedirler

    [15] Din gunu oraya surulurler

    [16] Oradan bir daha cıkamazlar

    [17] Din gununun ne oldugunu bilir misin sen

    [18] Hem din gununun ne oldugunu sen nereden bileceksin

    [19] O gun kimsenin kimseye faydası olmaz. O gun yetki sadece Allah´ındır

    Mutaffifîn

    Surah 83

    [1] Olcu ve tartıda hile yapanların vay haline

    [2] Onlar insanlardan bir sey olcup aldıkları zaman eksiksiz alırlar

    [3] Kendileri onlara birsey olctukleri veya tarttıkları zaman (olcu ve tartıyı) eksik verirler

    [4] Onlar, tekrar dirileceklerini sanmıyorlar mı

    [5] Buyuk bir gun

    [6] Insanların alemlerin Rabbinin huzurunda durdukları gun

    [7] Hayır. Allah´ın buyrugundan dısarı cıkanların yazısı muhakkak siccindedir

    [8] Siccin´in ne oldugunu bilir misin sen

    [9] O, muhurlenmis bir kitabdır

    [10] Vay haline o gun yalanlayanların

    [11] Kıyamet gununu yalanlamıs olanların

    [12] Oysa onu azgın, gunahkardan baskası yalanlamaz

    [13] Ayetlerimiz kendisine okundugu zaman ´eskilerin masalları´ der

    [14] Hayır, aksine kazandıkları, kalplerini karatmıstı

    [15] Hayır, suphesiz onlar o gun, Rabblerinden mahrum kalacaklardır

    [16] Sonra onlar, suphesiz cehenneme surukleneceklerdir

    [17] Sonra da onlara: «Iste bu, yalanlayıp durdugunuz seydir» denilecek

    [18] Fakat iyilerin yazısı Illiyyin´dedir

    [19] Illiyyinin ne oldugunu bilir misin sen

    [20] Muhurlenmis bir kitaptır o

    [21] Yakınlastırılmıs olanlar onu gorurler

    [22] Iyiler suphesiz cennette nimetler icindedirler

    [23] Tahtlar uzerinde kurulup etrafı seyrederler

    [24] Yuzlerinde cennetin aydınlıgını gorursun

    [25] Onlara muhurlu saf bir icecekten icirilir

    [26] Sonu misktir, onun. Iste yarısanlar bunda yarıssınlar

    [27] Karısımı tesnimdendir

    [28] Yakınlastırılmıs olanların kendisinden ictigi kaynaktan

    [29] Suclular, suphesiz inanmıs olanlara gulerlerdi

    [30] Yanlarından gectikleri zaman da birbirlerine goz kırparlardı

    [31] Ailelerinin yanına dondukleri zaman da eglenmeye baslarlardı

    [32] Inananları gorduklerinde «Bunlar sapıklardır» derlerdi

    [33] Oysa kendileri, onların uzerine bekci olarak gonderilmemislerdi

    [34] Iste bugun de inananlar kafirlere gulerler

    [35] Tahtlar uzerinde kurulup bakarlar

    [36] Kafirler, yaptıklarının cezasını gorduler mi? diye

    İnşikâk

    Surah 84

    [1] Gok yarıldıgı

    [2] Rabbini dinleyip O´na yarasır sekilde boyun egdigi zaman

    [3] Yer uzatılarak dumduz yapıldıgı

    [4] Icindekileri dısarı atıp bosaldıgı

    [5] Ve Rabbine yarastıgı sekilde O´na kulak verip boyun egdigi zaman

    [6] Ey insanoglu! Sen Rabbine kavusuncaya kadar calısıp cabalayacak, sonunda O´na kavusacaksın

    [7] O zaman kimin kitabı sagından verilirse

    [8] O kolay bir hesaba cekilecek

    [9] Ve sevincli olarak ailesine donecektir

    [10] Kimin kitabı da sırtının arkasından verilirse

    [11] O, olumu cagıracak

    [12] Ve cılgın alevli cehenneme girecektir

    [13] Cunku o, dunyada ailesi arasında sevinc icinde idi

    [14] Rabbine hic donmeyecegini sanmıstı

    [15] Aksine Rabbi onu gormekte idi

    [16] Aksamın alaca karanlıgına

    [17] Geceye ve gecenin icinde barındırdıgına

    [18] Dolunay halindeki Ay´a andolsun ki

    [19] Suphesiz siz bir durumdan digerine ugrayacaksınız

    [20] Onlara ne oluyor da inanmıyorlar

    [21] Kendilerine Kur´an okundugu zaman secde etmiyorlar

    [22] Aksine kafir olanlar yalanlıyorlar

    [23] Oysa Allah onların icinde gizlediklerini biliyor

    [24] Onları acıklı bir azab ile mujdele

    [25] Iman edenler ve salih ameller isleyenler haric. Onlar icin bitip tukenmeyen mukafat vardır

    Bürûc

    Surah 85

    [1] Burcları olan goge

    [2] Vaad edilen gune

    [3] Sahitlik edene ve sahitlik edilene andolsun ki

    [4] Hendekleri hazırlayanların canı cıksın

    [5] Bol yakıtı olan atesi oralara dolduranların

    [6] Hani onlar hendeklerin basında oturuyorlardı

    [7] Muminlere yaptıkları iskenceleri seyrediyorlardı

    [8] Muminlerden oc almalarının tek sebebi aziz, ovguye layık Allah´a inanmalarıydı

    [9] O Allah ki goklerin ve yerin sahibi olan Allah´a. Allah herseye sahittir

    [10] Inanmıs erkek ve kadınlara iskence edip, sonra yaptıklarına tevbe etmeyenler, var ya. Suphesiz onlar icin cehennem azabı vardır. Yakıp kavuran azap ta onlaradır

    [11] inananlar ve iyi isler yapanlar icin de altlarından ırmaklar akan cennetler vardır. Iste buyuk kurtulus budur

    [12] Dogrusu Rabbinin yakalaması siddetlidir

    [13] Ilk yaratan ve tekrar yaratacak olan da O´dur

    [14] O, bagıslayan ve sevendir

    [15] Ars´ın sahibidir, yucedir

    [16] Istedigini yapandır

    [17] Sana orduların haberi geldi mi

    [18] Firavun ve Semud´a ait orduların

    [19] Dogrusu kafirler bir yalanlama icindedirler

    [20] Halbuki Allah onları artlarından kusatmıstır

    [21] Aksine, o serefli bir Kur´an´dır

    [22] Korunan bir levhada (Levh-i Mahfuz´da)´dır

    Târık

    Surah 86

    [1] Goge ve tarıka and olsun

    [2] Tarıkın ne oldugunu bilir misin sen

    [3] O karanlıgı delen yıldızdır

    [4] Hicbir can yoktur ki basında bir koruyucu olmasın

    [5] Oyleyse insan neden yaratıldıgına bir baksın

    [6] Fıskıran su damlacıgından yaratıldı

    [7] Bel ile kaburga kemikleri arasından cıkan

    [8] Allah onu tekrar yaratmaya kadirdir

    [9] Gizli islerin ortaya cıkarıldıgı gunde

    [10] Onun hicbir gucu ve hicbir yardımcısı olmaz

    [11] Yagmurun sahibi goge

    [12] Bitkinin yeserdigi yere andolsun ki

    [13] Suphesiz Kur´an kesin bir sozdur

    [14] O sacma bir soz degildir

    [15] Onlar bir tuzak kuruyorlar

    [16] Ben de bir tuzak kuruyorum

    [17] Sen kafirlere muhlet ver. Onlara biraz zaman tanı

    A'lâ

    Surah 87

    [1] Rabbinin yuce adını takdis et

    [2] O yaratan ve duzeltendir

    [3] Olculeri belirleyip yolunu gosterendir

    [4] Yemyesil meraları bitirendir

    [5] Sonra da onları kupkuru cope cevirendir

    [6] Ey Muhammed! Sana Kur´an´ı biz okutacagız ve asla unutmayacaksın

    [7] Yalnız Allah´ın diledigi baska. O acıgı da bilir gizliyi de

    [8] Seni en kolay yolu tutmaga muvaffak edecegiz

    [9] O halde hatırlatmak fayda verirse hatırlat

    [10] Allah´tan korkan, ogut alır

    [11] Bedbaht olan ondan kacacaktır

    [12] O en buyuk atese yaslanacaktır

    [13] Sonra onun icinde ne olur ne de yasar

    [14] Dogrusu mutluluga ermistir arınan

    [15] Rabbinin adını anıp namaz kılan

    [16] Fakat siz su dunya hayatını ustun tutuyorsunuz

    [17] Oysa ahiret daha iyi ve daha kalıcıdır

    [18] Bu hukum elbette ilk sahifelerde de vardır

    [19] Ibrahim´in ve Musa´nın sahifelerinde

    Ğâşiye

    Surah 88

    [1] Ey insanoglu! Herseyi kaplayacak kıyametin haberi sana gelmedi mi

    [2] O gun birtakım yuzler zillete burunmustur

    [3] Zor isler altında bitkin dusmustur

    [4] Yakıcı atese yaslanırlar

    [5] Kızgın bir kaynaktan icirilirler

    [6] Onlar icin kuru dikenden baska yiyecek de yoktur

    [7] Ne semirtir, ne de aclıgı giderir

    [8] Inanmıs olanların yuzleri, o gun, pırıl pırıldır

    [9] Yaptıklarından hosnutturlar

    [10] Yuksek bir bahcededirler

    [11] Orada bos soz isitmezler

    [12] Orada akan bir kaynak vardır

    [13] Orada yukseltilmis tahtlar vardır

    [14] Konulmus kadehler

    [15] Dizilmis yastıklar

    [16] Serilmis halılar vardır

    [17] Bu insanlar bakmıyorlar mı, develerin nasıl yaratıldıgına

    [18] Gogun nasıl yukseltildigine

    [19] Dagların nasıl dikildigine

    [20] Yerin nasıl yayıldıgına

    [21] Ey Muhammed! Sen ogut ver. Cunku sen ancak ogut verensin

    [22] Onların uzerinde zorlayıcı degilsin

    [23] Ancak kim yuz cevirir, inkar ederse

    [24] Allah onu en buyuk azaba ugratır

    [25] Donusleri bizedir

    [26] Sonra onların hesabını gormek bize duser

    Fecr

    Surah 89

    [1] Andolsun tanyerinin agarmasına

    [2] On geceye

    [3] Cifte ve teke

    [4] Gitmekte olan geceye

    [5] Ki bunlarda akıl sahipleri icin birer yemin degeri var

    [6] Gormedin mi Rabbin ne yaptı Ad kavmine

    [7] Yuksek sutunlu Irem´e

    [8] Ki ulkeler arasında onun esi yaratılmamıstı

    [9] Vadide kayaları oyarak evler yapan Semud kavmine

    [10] ve kazıklar sahibi Firavun´a

    [11] Bunlar ulkelerinde azmıslardı

    [12] Oralarda cok kotuluk etmislerdi

    [13] Bu yuzden Rabbin onların uzerine azab kırbacını carptı

    [14] Cunku Rabbin her an gozetlemektedir

    [15] Rabbin denemek icin bir insana iyilik edip, nimet verdigi zaman o: «Rabbim beni serefli kıldı» der

    [16] Fakat onu sınamak icin rızkını daraltıp bir olcuye gore verdigi zaman: «Rabbim bana hor baktı» der

    [17] Hayır yetime karsı comert davranmıyorsunuz

    [18] Yoksulu yedirmek konusunda birbirinizi ozendirmiyorsunuz

    [19] Size kalan mirası hak gozetmeden yiyorsunuz

    [20] Malı pek cok seviyorsunuz

    [21] Hayır, yer carpılıp paralandıgı zaman

    [22] Melekler sıra sıra dizilip, Rabbinin buyrugu gelince

    [23] Ki cehennem de o gun getirilmistir. Iste o gun insan anlar, ancak artık anlamanın kendisine ne faydası var

    [24] O zaman insan, ´Ah keske ben bu hayatım icin onceden iyi isler yapıp gonderseydim´ der

    [25] O gun O´nun yapacagı azabı kimse yapamaz

    [26] O´nun vuracagı bagı hic kimse vuramaz

    [27] Ey huzura eren nefis

    [28] Razı edici ve razı edilmis olarak Rabbine don

    [29] Iyi kullarım arasına katıl

    [30] Cennetime gir

    Beled

    Surah 90

    [1] Hayır, and icerim bu sehre

    [2] Ki sen bu sehre girmektesin

    [3] Dogurana ve dogurduguna andolsun ki

    [4] Biz insanı birtakım zorluklar, zahmetler ve sıkıntılar icinde yarattık

    [5] Insan hic kimsenin kendisine guc yetiremeyecegini mi sanıyor

    [6] Yıgın yıgın mal tuketmisimdir diyor

    [7] Kimsenin kendisini gormedigini mi sanıyor

    [8] Biz ona iki goz vermedik mi

    [9] Bir dil, iki dudak vermedik mi

    [10] Biz ona egri ve dogru iki yol gostermedik mi

    [11] Fakat o zor gecidi asmaya girismedi

    [12] O zor gecidin ne oldugunu sen bilir misin

    [13] O gecit bir kole ve esir azad etmektir

    [14] Yahut aclık gununde doyurmaktır

    [15] Akraba olan yetimi

    [16] Hicbir seyi olmayan yoksulu

    [17] Sonra inanıp birbirlerine sabır tavsiye eden ve merhamet tavsiye edenlerden olmak

    [18] Iste bunlar amel defterleri sagdan verilenlerdir

    [19] Ayetlerimizi inkar edenler. Iste onlar amel defterleri soldan verilenlerdir

    [20] Onlar her yonden atese kapatılacaklardır

    Şems

    Surah 91

    [1] Gunese ve onun ısıgına

    [2] Ardından gelmekte olan Ay´a

    [3] Onu ortaya koyan gunduze

    [4] Onu buruyen geceye

    [5] Goge ve onu yapana

    [6] Yere ve onu yayana

    [7] Kisiye ve onu sekillendirene

    [8] Sonra da ona iyilik ve kotuluk kabiliyeti verene andolsun ki

    [9] Kendini arıtan saadete ermistir

    [10] Kendini fenalıklara gomen kimse de ziyana ugramıstır

    [11] Semud kavmi azgınlıgı yuzunden Hakkı yalanladı

    [12] Icinden azgını ileri atılınca

    [13] Allah´ın elcisi onlara: ´Allah´ın devesine ve onun su icme hakkına dokunmayın´ dedi

    [14] Onu yalanladılar, deveyi kestiler. Rabbleri de, gunahları yuzunden azabı baslarına gecirdi, orayı dumduz etti

    [15] Allah bu isin sonundan korkmaz

    Leyl

    Surah 92

    [1] Orttugu zaman geceye andolsun

    [2] Ortaya cıkıp gorundugu zaman gunduze andolsun

    [3] Erkegi ve disiyi yaratana andolsun

    [4] Sizin isiniz cesit cesittir

    [5] Kim verir korunursa

    [6] ve en guzel sozu dogrularsa

    [7] Onu en kolay basarıya ulastırırız

    [8] Fakat kim cimrilik eder, kendini zengin gorup kendisini Allah´tan mustagni sayarsa

    [9] Ve en guzel sozu de yalanlarsa

    [10] Biz de onu en zora yoneltiriz

    [11] Cukura dustugu zaman malı ona hicbir fayda saglamaz

    [12] Dogru yola iletmek bize aittir

    [13] Suphesiz ahiret de dunya da bize aittir

    [14] Ben sizi alev sacan bir atese karsı uyardım

    [15] Ona ancak bedbaht kimse girer

    [16] O ki yalanladı ve dondu

    [17] En cok korkan ondan uzak tutulur

    [18] O ki malını Allah rızası icin vererek arınır, yucelir

    [19] O yaptıgı iyiligi birinden karsılık gormek icin yapmaz

    [20] Ancak yuce Rabbinin hosnutlugunu gozeterek yapar

    [21] Elbette kendisi de hosnut olacaktır

    Duhâ

    Surah 93

    [1] Kusluk vaktine andolusun

    [2] Durgunlasan geceye andolsun ki

    [3] Rabbin seni bırakmadı ve sana darılmadı

    [4] Andolsun senin icin ahiret dunyadan daha hayırlıdır

    [5] Rabbin sana verecek ve sen razı olacaksın

    [6] O seni yetim bulup barındırmadı mı

    [7] Sasırmıs bulup da yol gostermedi mi

    [8] Fakir iken seni zengin etmedi mi

    [9] Yetime gelince sakın onu uzme

    [10] Yoksula gelince sakın onu azarlama

    [11] Yalnızca Rabbinin nimetini anlat

    İnşirâh

    Surah 94

    [1] Ey Muhammed! Senin gogsunu acmadık mı

    [2] Yukunu uzerinden almadık mı

    [3] Ki o belini bukmustu

    [4] Senin sanını yuceltmedik mi

    [5] Muhakkak ki her guclukle beraber bir kolaylık vardır

    [6] Gercekten guclukle beraber bir kolaylık vardır

    [7] Oyleyse bir isi bitirince digerine giris

    [8] Umit edecegini Rabbinden iste

    Tîn

    Surah 95

    [1] Andolsun incir ve zeytine

    [2] Andolsun sina dagına

    [3] Andolsun bu guvenli Mekke sehrine

    [4] Biz insanı en guzel bir sekilde yarattık

    [5] Sonra onu asagıların en asagısı kıldık

    [6] Yalnız inanan iyi isler yapanlar haric. Onlar icin kesintisiz bir mukafat vardır

    [7] Ey insan! Oyleyken sana dini yalan saydırtan nedir

    [8] Allah hukmedenlerin en guzel hukmedeni degil midir

    Alak

    Surah 96

    [1] Yaratan Rabbinin adıyla oku

    [2] O, insanı bir kan pıhtısından yarattı

    [3] Oku, Rabbin en buyuk kerem sahibidir

    [4] O, insana kalemle yazmayı ogretti

    [5] Insana bilmedigini ogretti

    [6] Hayır insan azar

    [7] Kendini zengin gordugu icin

    [8] Donus Rabbinedir

    [9] Gordun mu su men edeni

    [10] Namaz kılarken bir kulu

    [11] Gordun mu, ya o kul dogru yolda ise

    [12] Yahut kotuluklerden sakınmayı emrederse

    [13] Gordun mu, ya bu adam yalanlar, yuz cevirirse

    [14] O, Allah´ın gordugunu bilmiyor mu

    [15] Hayır eger bundan vazgecmezse onu perceminden yakalarız

    [16] O yalancı gunahkar perceminden

    [17] O zaman gitsin de taraftarlarını cagırsın

    [18] Biz de zebanileri cagıracagız

    [19] Hayır ona boyun egme. Rabbine secde et ve yaklas

    Kadir

    Surah 97

    [1] Biz Kur´an´ı kadir gecesinde indirdik

    [2] Kadir gecesinin ne oldugunu sen nereden bileceksin

    [3] Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır

    [4] Melekler ve Ruh (Cebrail) o gecede Rablerinin izniyle her turlu is icin iner

    [5] O gece, tanyerinin agarmasına kadar bir esenliktir

    Beyyine

    Surah 98

    [1] Apacık delil kendilerine gelinceye kadar kitap ehlinden ve musriklerden inkarcılar kufurden ayrılacak degillerdi

    [2] Allah tarafından gonderilmis tertemiz sahifeler okuyan bir elcidir

    [3] O, sahifelerde dogru yazılmıs hukumler vardır

    [4] Ama, kendilerine kitab verilenler, onlara apacık belge geldikten sonra ayrılıga dustuler

    [5] Oysa onlar, dogruya yonelerek, dini yalnız Allah´a has kılarak O´na kulluk etmek, namazı kılmak ve zekatı vermekle emrolunmuslardı. Dosdogru olan din de budur

    [6] Kitap ehlinden ve musriklerden inkar edenler, surekli olarak cehennem atesindedirler. Onlar halkın en serlileridir

    [7] Inanıp ve iyi isler yapanlar da halkın en hayırlılarıdır

    [8] Onların Rabbleri katındaki mukafatı icinde temelli ve sonsuz kalacakları, iclerinden ırmaklar akan Adn cennetleridir. Allah onlardan razıdır. Onlar da Allah´tan razıdır. Bu mukafat Rabbinden korkan kimseyedir

    Zilzâl

    Surah 99

    [1] Yer dehsetle sarsıldıkca sarsıldıgı

    [2] Yeryuzu agırlıklarını dısarı cıkardıgı

    [3] Ve insanın «Buna ne oluyor» dedigi zaman

    [4] Iste o gun yer haberlerini soyler

    [5] Cunku Rabbin ona vahiy ile herseyi bildirmistir

    [6] O gun insanlar ayrı ayrı gruplar halinde, ilahi divana cıkarlar ki, yaptıkları isler kendilerine gosterilsin

    [7] Artık kim zerre agırlıgınca hayır yapmıssa onu gorur

    [8] Ve kim zerre agırlıgınca ser yapmıssa onu gorur

    Âdiyât

    Surah 100

    [1] Andolsun Allah yolunda kostukca kosanlara

    [2] Andolsun kıvılcımlar sacanlara

    [3] Sabah aksam akına cıkanlara

    [4] Ve tozu dumana katanlara

    [5] Dusman toplulugu icine dalanlara ki

    [6] Insan Rabbine karsı cok nankordur

    [7] Ve kendisi de buna sahittir

    [8] Dogrusu o, malı cok sever

    [9] Bilmez mi o, kabirlerde olanlar dısarı atıldıgı

    [10] Kalplerde olanlar ortaya konuldugu zaman

    [11] Dogrusu Rabbleri o gun herseyinden haberdardır

    Kâria

    Surah 101

    [1] Gurultu koparacak olan

    [2] Nedir o gurultu koparacak olan

    [3] O gurultu koparacak olanın ne oldugunu sen nereden bileceksin

    [4] O gun insanlar yayılmıs pervane gibi olurlar

    [5] Daglar atılmıs renkli yun gibi olurlar

    [6] Kimin tartıları agır gelirse

    [7] O hos bir hayat icinde olur

    [8] Kimin tartıları hafif gelirse

    [9] Onların yeri, (haviye) cukurdur

    [10] Onun ne oldugunu sen nereden bileceksin

    [11] O kızgın bir atestir

    Tekâsür

    Surah 102

    [1] Mal ve evlat cogaltma yarısı sizi oyaladı

    [2] Nihayet kabirleri ziyaret ettiniz

    [3] Hayır yakında bileceksiniz

    [4] Yine hayır yakında bileceksiniz

    [5] Hayır gercegi kesin bilgi ile bilseydiniz

    [6] Andolsun ki cehennemi goreceksiniz

    [7] Andolsun ki onu gozunuzle kesin olarak goreceksiniz

    [8] Sonra o gun size verilmis olan her nimetten sorguya cekileceksiniz

    Asr

    Surah 103

    [1] Asr´a andolsun ki

    [2] Insan mutlak husrandadır

    [3] Ancak iman edenler, iyi isler yapanlar, birbirlerine hakkı ve sabrı ogutleyenler bunun dısındadır

    Hümeze

    Surah 104

    [1] Insanları dilleri ile arkalarından cekistiren ve karsılarında kas, goz hareketleri ile onları asagılayan herkese yazıklar olsun

    [2] Malı toplayıp onu teker teker sayana

    [3] Malının kendisini olumsuzlestirecegini zannedene yazıklar olsun

    [4] Hayır. O kırıp gecen yere atılacaktır

    [5] O kırıp gecenin ne oldugunu bilir misin sen

    [6] Allah´ın tutusturulmus atesidir o

    [7] Tırmanıp yureklerin ustune cıkan

    [8] Cehennem onların uzerine kapatılacaktır

    [9] Uzun sutunlar icinde

    Fîl

    Surah 105

    [1] Rabbinin fil sahiplerine yaptıgını gormedin mi

    [2] Onların tuzaklarını bosa cıkarmadı mı

    [3] Onların uzerine surulerle kuslar gonderdi

    [4] Onların uzerine piskin tugladan taslar atıyorlardı

    [5] Nihayet onları yenik ekin yapragı gibi yapıverdi

    Kureyş

    Surah 106

    [1] Kureys´in uzlasıp anlasması icin

    [2] Yaz ve kıs yolculuklarında uzlasıp anlasması icin

    [3] Bu evin Rabbine kulluk etsin onlar

    [4] O Rabb ki kendilerini aclıktan doyurmus ve korkudan guvenlige eristirmistir

    Mâûn

    Surah 107

    [1] Dini yalanlayanı gordun mu

    [2] Iste o, oksuzu iter, kakar

    [3] Yoksulu doyurmaya onayak olmaz

    [4] Vay, o namaz kılanların haline ki

    [5] Onlar kıldıkları namazdan gafildirler

    [6] Onlar gosteris yaparlar

    [7] En ufak bir yardımı esirgerler

    Kevser

    Surah 108

    [1] Ey muhammed! Dogrusu biz sana pek cok nimet vermisizdir

    [2] Oyleyse Rabbin icin namaz kıl ve kurban kes

    [3] Dogrusu adı sanı ortadan kalkacak olan sana kin tutan kimsedir

    Kâfirûn

    Surah 109

    [1] De ki: Ey kafirler

    [2] Ben sizin taptıklarınıza tapmam

    [3] Siz de benim taptıgıma tapmazsınız

    [4] Ben sizin taptıklarınıza tapacak degilim

    [5] Sizler de benim taptıgıma tapacak degilsiniz

    [6] Sizin dininiz size, benim dinim bana

    Nasr

    Surah 110

    [1] Allah´ın yardımı ve fethi geldiginde

    [2] Insanların dalga dalga Allah´ın dinine girdigini gordugunde

    [3] Rabbini overek tesbih et, O´ndan magfiret dile. Cunku O tevbeleri kabul edendir

    Tebbet

    Surah 111

    [1] Ebu Leheb´in iki eli kurusun, kurudu da

    [2] Malı ve kazandıgı kendisine fayda vermedi

    [3] Alevli ateste yanacaktır

    [4] Karısı da odun hamalı olarak

    [5] Boynunda saglam hurma lifinden orulmus bir ip bulunacaktır

    İhlâs

    Surah 112

    [1] De ki: O Allah tektir

    [2] Allah Samed´dir

    [3] O dogurmamıs ve dogmamıstır

    [4] Hicbir sey O´nun dengi olmamıstır

    Felak

    Surah 113

    [1] De ki; «Sıgınırım ben, karanlıgı yarıp sabahı ortaya cıkaran Rabbime

    [2] Yarattıgı seylerin serrinden

    [3] Karanlıgı coktugu zaman gecenin serrinden

    [4] Dugumlere ufleyip tukuren buyucu kadınların serrinden

    [5] ve hased ettigi zaman hasedcinin serrinden.»

    Nâs

    Surah 114

    [1] De ki: Sıgınırım ben, insanların Rabbine

    [2] insanların Melikine

    [3] insanların Tanrısına

    [4] O sinsi vesvesecinin serrinden

    [5] O ki insanların goguslerine kotu dusunceleri fısıldar

    [6] Gerek cinlerden, gerek insanlardan