Turkish

    Translation: tur-iskenderalimihr-la

    Author: Iskender Ali Mihr

    Fâtiha

    Surah 1

    [1] Bismillahirrahmanirrahim

    [2] Hamd; alemlerin Rabbi olan Allah´adir

    [3] Rahman´dır, Rahim´dir

    [4] Din gununun MALIK´idir

    [5] (Allah´ım!) Yalnız Sana kul oluruz ve yalnız Senden ISTIANE (mursidimizi) isteriz

    [6] (Bu istiane´n ile) bizi, SIRATI MUSTAKIM´e (Allah´a ulastıran yola) hidayet et (ulastır)

    [7] O (SIRATI MUSTAKIM) ki; (baslarının) uzerlerine (Devrin Imamı´nın ruhunu) ni´met olarak verdiklerinin yoludur. Uzerlerine gadap duyulmusların ve dalalette kalmısların (Allah´a ulasmayı dilemeyenlerin) yolu degil

    Bakara

    Surah 2

    [1] Elif, Lam, Mim

    [2] Iste bu Kitap; O´nda hic(bir acıdan) suphe yoktur. Takva sahipleri icin bir hidayettir

    [3] Onlar (takva sahipleridir) ki; gaybe (gaybte Allah´a) iman ederler, namazlarını kılarlar ve kendilerini rızıklandırdıgımız seylerden infak ederler (baskalarına verirler)

    [4] Onlar (takva sahipleridir) ki; sana indirilene ve senden once indirilenlere (butun semavi kitaplara) iman ederler ve onlar ahirete (ruhlarını Allah´a ulastıracaklarına) yakin hasıl ederler (yakin seviyesinde inanırlar)

    [5] Iste onlar, Rab´lerinden bir hidayet uzeredirler. Ve iste onlar, muflihundurlar (felaha, kurtulusa erenlerdir)

    [6] Onlar muhakkak ki kafirdirler. Onları ikaz etsen de etmesen de onlar icin esittir, onlar mu´min olmazlar

    [7] Allah onların kalplerinin uzerini ve isitme (sem´i) hassasının uzerini muhurledi ve gorme (basar) hassasının uzerine gısavet (perde) cekti. Onlar icin azim (buyuk) bir azap vardır

    [8] Ve insanlardan bir kısmı derler ki: “Biz, Allah´a ve ahiret gunune (hayatta iken ruhun Allah´a ulasacagı gune) iman ettik.” Ve onlar mu´min degillerdir

    [9] (Zannederler ki) Allah´ı ve amenu olanları aldatırlar. Halbuki onlar, ancak kendilerini aldatırlar ve farkına varmazlar

    [10] Onların kalplerinde maraz (hastalık) vardır. Allah da bu sebeple onların hastalıgını artırmıstır. Tekzip etmeleri (Allah´a ulasmayı yalanlamaları) sebebiyle onlar icin elim bir azap vardır

    [11] Onlara (Allah´a ulasmayı dilemedikleri icin, kalpleri engelli ve baskalarını hidayetten men ettikleri icin Allah´ın hastalıklarını artırdıgı insanlara): “Yeryuzunde fesat cıkarmayın (baskalarını Allah´ın yolundan men etmeyin).” denildigi zaman: “Biz sadece ıslah ediciyiz (din ogreticileri, nefs tezkiyecileriyiz).” dediler

    [12] Muhakkak ki onlar, (evet) onlar fesat cıkaranlardır ve lakin (suurunda) bilincinde olmazlar, (oyle) degil mi

    [13] Ve onlara: “Insanların inandıkları gibi siz de amenu olun (Allah´a ulasmayı dileyin).” denildigi zaman: “O sefihlerin (akılsızların) iman ettigi gibi amenu mu olalım?” dediler. Muhakkak ki onlar, (evet) onlar sefihlerdir fakat bilmezler, (oyle) degil mi

    [14] Ve amenu olanlarla bulustukları zaman: “Biz iman ettik.” dediler. Seytanlarıyla yalnız kaldıkları zaman: “Muhakkak ki biz, sizinle beraberiz. Biz (onlarla) sadece alay eden kimseleriz.” dediler

    [15] Allah da onlarla istihza (alay) eder ve onlara muhlet verir. Kendi azgınlıkları (isyanları) icinde bocalarlar

    [16] Iste onlar, o kimselerdir ki; hidayet ile dalaleti satın aldılar. Fakat onların ticareti, onlara hic kar saglamadı ve hidayete ermis degillerdi

    [17] Onların durumu, ates yakıp boylece cevresindeki seyleri aydınlattıgı zaman Allah´ın nurlarını giderdigi ve onları karanlıklar icinde bıraktıgı kimselerin durumu gibidir. (Artık) onlar goremezler

    [18] Sagır, dilsiz ve kordurler. Artık onlar, (Rab´lerine) donmezler

    [19] Veya (onlar), gokten bosanan, icinde karanlıklar, gok gurlemesi ve simsek bulunan bir yagmura (tutulmus) gibidirler. Yıldırımların (dehsetinden) olum korkusuyla kulaklarını parmaklarıyla tıkarlar. Ve Allah, kafirleri kusatandır

    [20] Simsek neredeyse onların gozlerini kamastırır. Onları her aydınlatmasında onun (ısıgında) yururler. Ve onların uzerlerine karanlık cokunce de dikilip kalırlar. Ve eger Allah dileseydi, onların duymalarını da gormelerini de elbette giderirdi. Muhakkak ki Allah, herseye kaadirdir (herseye gucu yeter)

    [21] Ey insanlar! Rabbinize kul olun ki O, sizi ve sizden oncekileri yarattı. Umulur ki boylece siz, takva sahibi olursunuz

    [22] O (Allah) ki; yeryuzunu sizin icin dosek ve gogu de bina kıldı. Ve gokten su indirdi. Ve boylece onunla mahsullerden sizin icin rızık cıkardı. Oyleyse bile bile Allah´a esler kılmayın

    [23] Eger kulumuza indirdigimiz seyden (Kur´an´dan) suphe icindeyseniz, o zaman O´nun mislinden bir sure getirin ve Allah´tan baska sahitlerinizi de davet edin, eger siz sadıklarsanız

    [24] Fakat, eger yapamazsanız ki asla yapamazsınız, o taktirde kafirler icin hazırlanmıs, yakıtı insanlar ve taslar olan atesten sakının

    [25] Ve iman edip, ıslah edici (nefsi tezkiye ve tasfiye edici) amelde bulunanlar icin altlarından nehirler akan cennetler oldugunu mujdele. Oradaki meyvelerden ve mahsullerden bir rızıkla her rızıklandırılıslarında: “Iste bu bizim daha once de rızıklandırıldıgımız (yedigimiz) seydir.” dediler. (Evet) ona (dunyadaki rızıklarına) benzeri (lezzet ve nefaset bakımından cok farklısı) verilmistir. Onlar icin orada temiz esler vardır ve onlar orada devamlı kalacak olanlardır

    [26] Hic suphesiz Allah, bir sivrisinegi, hatta onun ustunde olanı da misal vermekten cekinmez. Fakat amenu olanlar (Allah´a ulasmayı dileyenler), onun Rab´lerinden bir hak oldugunu muhakkak ki bilirler. Kafirler (Allah´a ulasmayı dilemeyenler) ise: “Allah, bu misalle ne demek istedi?” derler. (Allah) onunla bircogunu dalalette bırakır, bircogunu da onunla hidayete erdirir. Ve fasıklardan baskasını dalalette bırakmaz

    [27] O (fasıklar) ki; (kalu bela gunu Allah´a verdikleri) MISAK´ten sonra Allah´ın ahdini bozarlar. Ve Allah´ın O´na (Allah´a) ulastırılmasını emrettigi seyi keserler. (Baska insanların, ruhlarını Allah´a ulastırmalarına mani olurlar. Ve bu sebeple) yeryuzunde fesat cıkarırlar. Iste onlar (kazandıkları pozitif dereceler negatif derecelerden az olanlar) husranda olanlardır

    [28] Allah´ı nasıl inkar edersiniz? (Kıyamet gunu sur´a ufuruldukten sonra) siz olu idiniz. Sonra sizi (kıyamet gunu zaman tersine calıstıgı icin) diriltti. Sonra sizi (sur´a ikinci ufurulusunde yeniden) oldurecek. Sonra (sur´a ucuncu ufurulusunde tekrar) diriltecek. Sonra da (Indi Ilahi´de) O´na donduruleceksiniz

    [29] O (Allah) ki; yeryuzundeki seylerin hepsini sizin icin yarattı. Sonra (kudret ve iradesiyle) goge yonelip, onları da yedi (kat) gok olarak duzenledi. Ve O, herseyi en iyi bilen (Alim)´dir

    [30] Ve Rabbin meleklere: “Muhakkak ki Ben, yeryuzunde bir halife kılacagım.” demisti. (Melekler de): “Orada fesat cıkaracak ve kan dokecek birisini mi (halife) kılacaksın? Biz Seni, hamdinle tesbih ve Seni takdis ediyoruz.” dediler. (Rabbin de): “Muhakkak ki Ben, sizin bilmediklerinizi bilirim.” buyurdu

    [31] Ve Allah, Adem´e O´nun (Allah´ın) butun isimlerini (bu isimlerdeki hikmetleri) ogretti. Sonra onları meleklere arz ederek dedi ki: “Haydi sadıklardan iseniz bunları isimleri ile Bana haber verin (soyleyin).”

    [32] (Melekler): “Seni tenzih ederiz.” dediler. “Senin bize ogrettiginden baska (hic)bir ilmimiz yoktur. Muhakkak ki Sen, Alim´sin (en iyi bilensin), Hakim´sin (hikmet sahibisin).”

    [33] (Allah): “Ey Adem! Bunları onlara, isimleriyle haber ver (bildir).” dedi. Adem, onları isimleriyle onlara bildirdigi zaman (Allah, meleklere): “Ben size, Ben muhakkak ki, goklerin ve yerin bilinmeyenlerini bilirim. Ve sizin acıkladıgınız ve (icinizde) gizlemekte oldugunuz seyleri de bilirim, demedim mi?” dedi

    [34] Ve meleklere: “Adem´e secde edin.” dedigimiz zaman iblis haric, (onlar) hemen secde ettiler. (Iblis) direndi ve kibirlendi. Ve kafirlerden oldu

    [35] Dedik ki: “Ey Adem! Sen ve esin, cennette yerlesin. Ondan (ondaki yiyeceklerden) dilediginiz yerden bol bol yeyin. Ve su agaca yaklasmayın, yoksa zalimlerden olursunuz.”

    [36] Fakat seytan, ikisinin (ayagını) oradan kaydırdı. Boylece ikisini de icinde oldukları seyden (ni´metten) cıkardı. Ve: “Birbirinize dusman olarak (dunyaya) inin. Sizin icin (belli) bir zamana kadar yeryuzunde oturma ve faydalanma vardır (gecimini temin etme ve faydalanma vardır).” dedik

    [37] Sonra Adem, Rabbinden kelimeler aldı (ve Rabbine tovbe etti.) Bunun uzerine (Allah), onun tovbesini kabul buyurdu. Muhakkak ki O, Tevvab´tır, Rahim´dir (tovbeleri kabul eden, merhametli ve rahmet nuru gonderendir)

    [38] Biz dedik ki: “Hepiniz oradan (asagıya) inin. Benden size mutlaka hidayet gelecektir. O zaman kim hidayetime tabi olursa, artık onlara korku yoktur ve onlar mahzun da olmazlar.”

    [39] Ve inkar edenler ve ayetlerimizi yalanlayanlar, iste onlar ates ehlidir, orada ebedi kalacak olanlardır

    [40] Ey Israilogulları! Sizi ni´metlendirdigim o ni´metimi hatırlayın ve ahdimi yerine getirin. Ve (boylece) Ben de size olan ahdimi yerine getireyim (sizleri vaadettigim cennetime alayım). Ve (ahdinize sadık kalmakta) sadece Benden korkun

    [41] Sizin yanınızda olanı (Tevrat´ı) tasdik edici olarak indirdigim seye (Kur´an´a) iman edin ve O´nu inkar edenlerin ilki siz olmayın. Ve (sakın) ayetlerimi az bir bedelle satmayın. Ve sadece Bana karsı takva sahibi olun

    [42] Ve hakkı batıl ile karıstırmayın (ortmeyin) ve hakkı gizlemeyin. Ve (cunku) siz biliyorsunuz

    [43] Ve namazı kılın (ikame edin) ve zekatı verin ve ruku edenlerle beraber ruku edin

    [44] Insanlara birr´i (tezkiye ve teslim olmayı) emrediyorsunuz da kendinizi unutuyor musunuz? Ve siz, Kitab´ı okudugunuz halde hala akıl etmiyor musunuz

    [45] (Allah´tan) sabırla ve namazla istiane (yardım) isteyin. Ve muhakkak ki o (hacet namazı ile Allah´a ulastıracak mursidini sormak), husu sahibi olanlardan baskasına elbette agır gelir

    [46] O (husu sahipleri) ki; onlar, Rab´lerine (dunya hayatında) muhakkak mulaki olacaklarına ve (sonunda olumle) O´na doneceklerine yakin derecesinde inanırlar

    [47] Ey Israilogulları! Size en´am ettigim o ni´metimi ve Benim sizi alemlere ustun kıldıgımı hatırlayın

    [48] Ve hic kimseden bir kimseye bir seyin odenmedigi ve ondan (hic kimseden) bir sefaatin kabul olunmadıgı ve hic kimseden bir fidye alınmadıgı ve onlara yardım da edilmedigi gunden sakının

    [49] Ve sizi firavun ailesinden kurtarmıstık ki (onlar), size kotu azap ediyorlar, ogullarınızı kesip kadınlarınızı sag bırakıyorlardı. Ve bunda sizin icin Rabbinizden buyuk bir imtihan vardır

    [50] Ve sizin icin denizi yardık. Boylece sizi kurtarıp firavun ailesini bogduk. Ve siz de (bunu) goruyordunuz

    [51] Ve Musa´ya (Tur Dagı´nda) kırk gece (beraberlik) vaadetmistik. Sonra siz, hemen onun ardından (Samiri´nin altından yaptıgı) buzagıyı (tanrı) edindiniz. Ve (boylece) zalimler oldunuz

    [52] Sonra sizi, bunun (buzagıyı ilah edinmenin) ardından affettik. Umulur ki boylece siz sukredersiniz

    [53] Ve Musa´ya, hidayete eresiniz diye kitap ve furkan vermistik

    [54] Ve Musa kavmine: “Ey kavmim! Buzagıyı (ilah) edinmenizle muhakkak ki siz, kendi nefslerinize zulmettiniz. Hemen Yaratıcınız´a tovbe edin. Artık nefslerinizi (birbirinizi) oldurun. Bu, Yaratıcınız katında sizin icin daha hayırlıdır.” demisti. Boylece O, tovbenizi kabul buyurdu. Muhakkak ki O; O, tovbeleri kabul eden ve Rahim olandır

    [55] Ve: “Ya Musa! Biz, Allah´ı acıkca gormedikce asla sana inanmayız.” demistiniz. Sizi bunun uzerine yıldırım yakaladı. Ve siz de (bunu) goruyordunuz

    [56] Sonra umulur ki siz sukredersiniz diye olumunuzden sonra sizi tekrar dirilttik

    [57] Ve bulutu sizin ustunuze golgeledik. Size kudret helvası ve bıldırcın indirdik. Sizi rızıklandırdıgımız temiz seylerden yeyin. Ve onlar, bize zulmetmediler, fakat kendi nefslerine zulmediyorlardı

    [58] Ve o zaman demistik ki: “Bu kasabaya girin, boylece onun (ni´metlerinden) dilediginiz yerden bol bol yeyin. Secde ederek kapıdan girin ve “hıtta (gunahlarımızın bagıslanmasını diliyoruz)” deyin. Biz de sizlere magfiret edelim (gunahlarınızı sevaba cevirelim). Ve muhsinlerin (ni´metlerini daha da) artıracagız.”

    [59] Boylece o zalimler, sozleri, kendilerine soylenenden baska bir sozle degistirdiler. Biz de o zaman fıska dustuklerinden dolayı o zulmedenlerin uzerine gokten bir azap indirdik

    [60] Ve Musa, kavmi icin suya kavusmayı istemisti. Biz de o zaman: “Asanla kayaya vur.” dedik. Boylece ondan (kayadan) on iki pınar fıskırdı. Insanların hepsi kendi icecegi yeri (pınarını) bilmisti. Allah´ın rızkından yeyin, icin ve sakın azıp yeryuzunde fesat cıkaranlar olmayın

    [61] Ve siz: “Ey Musa! Biz bir tek yemek (yemeye) sabredemeyiz. Bizim icin Rabbine dua et. Bize yeryuzunun yetistirdigi sebze, hıyar, sarımsak, mercimek ve sogan cıkarsın.” demistiniz. Musa: “Bir hayır olan bunu, daha degersiz olan bir seyle degistirmek mi istiyorsunuz? (Oyle ise) Mısır´a inin, sizin istediginiz seyler muhakkak ki orada var.” demisti. (Sonra da) onların uzerlerine fakirlik ve sefalet (damgası) vuruldu. Ve onlar, Allah´tan bir gazaba ugradılar. Muhakkak ki bu, Allah´ın ayetlerini inkar ettikleri ve peygamberleri haksız yere oldurdukleri icindi. Iste bu (ceza) isyan edip, haddi asmakta oldukları icindi

    [62] Suphesiz ki; amenu olanlar, yahudiler, hristiyanlar ve sabiiler, bunlardan her kim, Allah´a ve yevm´il ahire inanır ve ıslah edici ameller islerse (nefsini tezkiye ederse), bu durumda onların mukafatları Rab´lerinin katındadır. Onlara korku yoktur ve onlar mahzun da olmayacaklardır

    [63] Sizin misakinizi (yeminlerinizi) aldıgımız zaman Tur Dagı´nı ustunuze kaldırmıstık. Size verdigimiz seylere kuvvetle sarılın ve onun icindeki seyleri hatırlayın ki; boylece takva sahibi olasınız

    [64] Siz bundan (bu sozu verdikten) sonra dondunuz. Eger Allah´ın fazlı ve O´nun rahmeti sizin uzerinize olmasaydı, siz muhakkak ki husrandaki (kimse)lerden olurdunuz

    [65] Andolsun ki sizden cumartesi gunundeki (avlanma yasagını) cigneyenleri biliyordunuz. O zaman onlara: “Kovulmus maymunlar olun.” dedik

    [66] Boylece onu (cezayı) hayatta olanlara ve onların ardından geleceklere bir ibret ve takva sahipleri icin bir ogut kıldık

    [67] Musa kavmine: “Muhakkak ki Allah, sizin bir inek kesmenizi emrediyor.” demisti. (Onlar): “Bizimle alay mı ediyorsun?” dediler. (Musa) onlara: “Cahillerden olmaktan Allah´a sıgınırım.” demisti

    [68] (Onlar da) dediler ki: “Bizim icin Rabbine dua et, onun ne (evsafta) oldugunu bize acıklasın.” (Musa) dedi ki: “Hic suphesiz O buyuruyor ki; muhakkak o ne genc ne de yaslı, ikisinin ortası yasta bir inek (olsun). Oyleyse emrolundugunuz seyi yapın.”

    [69] (Onlar da) dediler ki: “(Oyle ise) bizim icin Rabbine dua et de onun rengi nedir, bize acıklasın.” (Musa): “Suphesiz O, buyuruyor ki; o muhakkak gorenlerin hosuna gidecek parlak, sarı renkte bir inektir.” dedi

    [70] (Onlar da) dediler ki: “(Oyle ise) bizim icin Rabbine dua et, onun nasıl bir sey oldugunu bize acıklasın. Muhakkak ki bu inek, bize (diger ineklerin) benzeri gibi geliyor. Eger Allah dilerse, muhakkak ki biz (kesilmesi emrolunan sıgıra) ulasırız.”

    [71] (Hz. Musa) dedi ki: “Suphesiz O, buyuruyor ki; muhakkak ki o henuz boyunduruk altına alınmamıs bir inektir. Yeri surmez, ekin sulamaz. Salmadır, hic alacası, lekesi yoktur.” Dediler ki: “Iste simdi hakikatle (gercekle) geldin.” Boylece onu (o evsafta bir inek) kestiler. Az kalsın bunu yapamayacaklardı

    [72] Ve siz, bir adam oldurmustunuz de (katilini saklayarak) onun hakkındaki (sucu) birbirinize yuklemistiniz. Oysa Allah, gizlemis oldugunuz seyi (acıga) cıkarandır

    [73] O zaman Biz: “Onun (inegin) bir kısmıyla ona (oldurulen adama) vurun.” demistik. (Vurunca olu adam dirildi), iste boylece Allah oluleri diriltir ve size ayetlerini (kudretinin ispatını) gosterir. Umulur ki; aklınızı kullanırsınız (akıl edersiniz)

    [74] Sonra yine kalpleriniz kasiyet bagladı (katılastı ve karardı), tas gibi, hatta daha da kasvetli oldu. Ve muhakkak ki taslardan oyleleri vardır ki, ondan ırmaklar kaynar. Ve muhakkak ki ondan (tastan) oyleleri vardır ki; yarılır da icinden su cıkar. Ve suphesiz oyleleri vardır ki; Allah´a oyle husu duyar ki asagıya duser. Ve Allah, yaptıklarınızdan gafil degildir

    [75] (Ey mu´minler)! Simdi bunların size inanacaklarını umuyor musunuz? Onlardan bir fırka (grup) vardı ki; Allah´ın kelamını isitip ona arif olduktan (ogrendikten) sonra onu bile bile tahrif ederlerdi

    [76] Ve onlar, amenu olanlarla (Allah´a ulasmayı dileyenlerle) karsılastıkları (mulaki oldukları) zaman “Amenu olduk.” dediler. Yalnız kaldıkları zaman onlardan bazıları bazılarına: “Allah´ın size acıkladıgı seyleri (Resulallah´a ait evsafı) onlara (mu´minlere) Rabbinizin katında size karsı huccet (delil) gostersinler diye mi acıklıyorsunuz? Hala akıl etmiyor musunuz?” dediler

    [77] Ve onlar, gizlenen ve acıklanan seyleri Allah´ın biliyor oldugunu bilmiyorlar mı

    [78] Onlardan bir kısmı ummilerdir. Onlar (Allah´ın) Kitabı´nı bilmezler, sadece emaniyyeyi (kisilerin yazdıgı kitapları) bilirler. Ve onlar sadece zannediyorlar

    [79] Yazıklar olsun onlara ki; elleriyle kitap yazarlar, sonra da (emaniyye bilgiler iceren) bu yazdıklarını az bir bedel (para) karsılıgında satmak icin: “Bu, Allah´ın indindendir.” derler. Yazıklar olsun onlara, elleriyle yazdıkları seylerden dolayı. Yazıklar olsun onlara, kazandıkları seyler sebebiyle

    [80] Ve (o emaniyyeye tabi olanlar): “Ates bize ancak sayılı birkac gun dokunacak (gunahlarımız kadar yanıp cennete girecegiz).” dediler. De ki: “Allah katından bir ahd mi edindiniz?” (Eger boyle bir ahd, almıssanız) Allah, ahdinden asla donmez (Allah´ın ahdinde hilaf olmaz). Yoksa Allah´a karsı bilmediginiz bir sey mi soyluyorsunuz

    [81] Hayır, (sandıgınız gibi degil) kim gunah kazanmıs da hataları kendisini kusatmıssa; iste onlar, ates halkıdır ve icinde de devamlı kalacaklardır

    [82] Ve amenu olup (Allah´a ulasmayı dileyip), ıslah edici (nefsi tezkiye edici) amel isleyenler, iste onlar, cennet halkıdır ve icinde (cennette) devamlı kalacaklardır

    [83] Biz, Israilogulları´ndan: “Allah´tan baskasına kul olmayın, ana-babaya, yakınlara, (akrabaya) yetimlere ve miskinlere ihsanda bulunun, insanlara guzel soz soyleyin, namazı (hakkıyla) kılın, zekatı verin.” diye misak almıstık. Sonra da sizden pek azınız haric, yuz cevirdiniz. (Zaten) siz doneklersiniz

    [84] Ve “Birbirinizin kanlarını dokmeyin, birbirinizi yurdunuzdan cıkarmayın.” diye sizden misak almıstık. Siz de bunu (misakinizi) ikrar etmistiniz. Sizler (buna) sahadet edersiniz

    [85] Sonra siz (o kisilersiniz ki); birbirinizi olduruyorsunuz, sizden bir grubu yurtlarından cıkarıyorsunuz ve onlara karsı gunah ve dusmanlıkta yardımlasıyorsunuz. Eger onlar, size esir olarak gelecek olsalar (yine de onların yurtlarında kalmalarına izin vermeyip) fidye karsılıgı degistirirsiniz. Oysa o, onların (yurtlarından) cıkarılması size haram kılınmıstı. Yoksa Kitab´ın bir kısmına inanıp, bir kısmını inkar mı ediyorsunuz? Sizden boyle yapanların cezası; dunya hayatında ancak rezilliktir. Kıyamet gununde ise onlar azabın en siddetlisine maruz bırakılır. Allah, yaptıgınız seylerden gafil degildir

    [86] Iste onlar oyle kimselerdir ki, dunya hayatını ahirete karsı satın almıslardır. Bu sebeple azap onlardan hic hafifletilmeyecek ve onlara yardım da olunmayacaktır

    [87] Andolsun ki Biz, Musa´ya kitap verdik ve ondan sonra da birbiri ardından (araları kesilmeksizin, pespese) resuller gonderdik. Ve Meryem´in oglu Isa´ya beyyineler (acık kanıtlar) verdik ve onu Ruh´ul Kudus ile destekledik. Her ne zaman size bir resul, nefslerinizin hoslanmadıgı bir seyle (emirle) geldiyse, hemen kibirlendiniz. Bu sebeple bir kısmını yalanladınız ve bir kısmını da oldurdunuz

    [88] Ve dediler ki: “Bizim kalplerimiz kılıflıdır.” Hayır, Allah, kufurleri (sebebi) ile onları lanetledi. Bu sebeple ne kadar az iman ediyorlar

    [89] Onlara, Allah katından onların beraberindeki seyi (Tevrat´ı) tasdik eden bir Kitap, (Kur´an) geldigi zaman (O´nu kabul etmediler). Oysa (Kur´an gelmeden) once kafirlere karsı (zor durumda kaldıklarında, Tevrat´ta bahsi gecen ahir zaman Peygamberi adına) fetih ve zafer icin (Allah´tan) yardım isteyip dururlardı. O (Tevrat´ta vasfını) bildikleri (Peygamber) onlara gelince O´nu inkar ettiler. Bu yuzden Allah´ın laneti kafirlerin uzerindedir

    [90] Onların, Allah´ın kullarından diledigi kimse uzerine, fazlından indirmekte olduguna (vahye), haset ederek Allah´ın indirdigi seyi inkar etmeleri ve bununla kendilerini satmaları ne kadar kotu sey. Boylece gazaptan gazaba ugradılar. Kafirler icin alcaltıcı bir azap var

    [91] Onlara: “Allah´ın indirdigine iman edin.” denildigi zaman: “Biz, bize indirilene iman ederiz.” dediler. Ve onun arkasındakini (ondan sonra geleni) inkar ederler. Ve o haktır. Ve onların yanındakini tasdik edicidir. De ki: “Eger siz, mu´minler iseniz bundan once niye Allah´ın peygamberlerini olduruyordunuz?”

    [92] Andolsun ki; Musa size beyyineler (acık deliller) ile geldi. Sonra siz onun ardından buzagıyı (ilah) edindiniz ve siz zalimlersiniz

    [93] Sizden, misak almıs ve Tur´u ustunuze yukseltmistik. Size verdigimiz (Tevrat´ı) seyi, kuvvetle alın ve (emirlerimizi) isitin (demistik). “Isittik ve isyan ettik.” dediler. Kufurleri sebebiyle onların kalpleri icine buzagı(ya tapmanın) kufru icirildi (yerlestirildi). De ki: “Eger siz mu´min (kimse)ler iseniz imanınız size onunla ne kotu seyler emrediyor.”

    [94] De ki: “Allah katındaki ahiret yurdu (gercekten dediginiz gibi) eger baska insanların degil de sadece sizin icin ise (ve bu iddianızda) eger sadıklarsanız haydi (o zaman) olumu temenni edin.”

    [95] Ve elleriyle takdim ettikleri (gunahları) sebebiyle bunu (olumu), ebediyyen asla temenni etmezler. Ve Allah, zalimleri bilir

    [96] Ve onları hayata karsı mutlaka insanların en hırslısı bulursun. (Hatta) o musriklerden herbiri sayet bin sene omurlendirilse; (yasamayı) sever (arzu eder). Oysa onun omurlendirilmesi, onu azaptan uzaklastırıcı degildir. Allah yaptıklarınızı gorendir

    [97] De ki: “Kim Cibril´e dusmansa o zaman (bilsin ki) muhakkak ki O, ellerindeki (daha onceki kitapları) tasdik eden (Kur´an´ı), Allah´ın izniyle senin kalbine indirdi. (O Kur´an), mu´minler icin bir hidayet (rehberi) ve mujdedir.”

    [98] Kim, Allah´a ve O´nun meleklerine ve O´nun resullerine ve Cebrail´e ve Mikail´e dusman olursa, o taktirde muhakkak ki Allah kafirlere dusmandır

    [99] Andolsun ki sana apacık ayetler indirdik. Ve bunları fasıklardan baska kimse inkar etmez

    [100] Bir ahd yaptıkları zaman, her defasında onlardan bir kısmı onu nakzettiler mi (bozdular mı)? Evet, (bozdular). Onların cogu iman etmezler

    [101] Ve onlara ne zaman Allah katından beraberlerindeki seyi (Kitap´ı) tasdik eden (dogrulayan) bir resul gelse; kitap verilenlerden bir kısmı, sanki hic bilmiyorlarmıs gibi, Allah´ın Kitap´ını arkalarına atıverdiler

    [102] Onlar, Suleyman (A.S)´ın mulku uzerine seytanların okudugu (anlattıgı, tilavet ettigi) seylere tabi oldular (uydular). Suleyman (A.S), inkar etmedi (sihir yapmadı ve kafir olmadı). Fakat seytanlar insanlara, sihri ve Babil Sehri´ndeki iki melege, Harut ve Marut´a indirilen seyleri ogretmekle kafir oldular. Oysa onlar: “Biz sadece bir fitneyiz (sizin icin bir imtihanız). O halde (sakın sihir ilmini ogrenerek) kafir olmayın.” demedikce hic kimseye bunu ogretmezlerdi. Fakat o ikisinden, erkek ile karısının arasını acacak seyler ogreniyorlardı ve de onlar, Allah´ın izni olmadan onunla (sihirle) hic kimseye zarar verebilecek degillerdir. Ve onlar kendilerine fayda vermeyen, zarar veren seyleri ogreniyorlar. Andolsun ki onlar, onu (sihri ve ona ait bilgileri) satın alan kimsenin ahirette bir nasibi olmadıgını kesin olarak ogrendiler. Elbette onunla (sihre karsılık) nefslerini sattıkları sey ne kotu, keske bilselerdi

    [103] Sayet onlar amenu olup (Allah´a ulasmayı dileyip) takva sahibi olsalardı; Allah katından (kendilerine verilecek) sevap, elbette daha hayırlı (olacaktı), eger biliyor olsalardı

    [104] Ey iman edenler! “Raina (bizi gozet)” demeyin. ve “unzurna (bize bak)” deyin ve (Allah´ın hukmunu) dinleyin (isitin). Ve kafirler icin elim bir azap vardır

    [105] Ehli kitaptan kafir olanlar ve musrikler, Rabbinizden sizin uzerinize hayırdan (rahmet ve fazl) indirilmesini sevmezler (istemezler). Ve Allah, rahmetini diledigi kimseye tahsis eder. Ve Allah, fazlıl azimin sahibidir

    [106] Biz bir ayetten neyi nesheder (kaldırır, degistirir)sek veya neyi unutturursak, ondan daha hayırlısını veya onun mislini getiririz. Bilmez misin? Muhakkak ki Allah, herseye kaadirdir

    [107] Bilmez misiniz? Muhakkak ki goklerin ve yerin mulku Allah´ındır, O´nundur. Ve sizin icin Allah´tan baska dost ve yardımcı da yoktur

    [108] Yoksa siz de, daha onceden Musa´ya soruldugu gibi, resulunuzu (ondan supheye duserek) sorguya cekmek mi istiyorsunuz? Kim imanı kufur ile degistirirse andolsun ki; dogru yoldan sapmıstır

    [109] Ehli kitaptan cogu, hak kendilerine apacık beyan edildikten (belli olduktan) sonra nefslerinin icindeki hasetten dolayı, sizin imanınızdan sonra kafir olmanızı (fıska dusmenizi) arzu ederler. Ta ki; Allah´ın (bu husustaki) emri gelinceye kadar bagıslayıp, hosgorun. Hic suphesiz Allah, herseye kaadirdir

    [110] Namazı (geregi uzere) kılın, zekatı verin. Nefsleriniz icin hayır olarak takdim ettiginiz (sundugunuz) sey (ne ise) Allah´ın indinde onu bulursunuz. Muhakkak ki Allah, amellerinizi gorucudur

    [111] Dediler ki: “Cennete yahudi veya hristiyan olan kisinin dısında kimse girmeyecektir.” Bu, onların emaniyye (zan ve kuruntularına ait bilgi)leridir. De ki: “Eger siz (iddianızda) sadıklar iseniz delilinizi getirin.”

    [112] Hayır, (oyle degil), kim vechini (fizik vucudunu) Allah´a teslim ederse o, muhsinlerden (olur). Artık onun mukafatı Rabbinin katındadır. Onlara (onların uzerine) korku yoktur ve onlar mahzun da olmayacaklardır

    [113] Yahudiler dedi ki: “Hristiyanlar bir sey (hak bir din) uzere degildir.” Hristiyanlar dedi ki: “Yahudiler bir sey (hak bir din) uzere degildir.” Halbuki onlar (her iki taraf da) Kitap´ı okuyorlar (tilavet ediyorlar). Tıpkı onlar gibi (bu hususta) bilgisi olmayanlar da (taklit yolunu secerek) onların dediklerine benzer (sozler soylediler). Boylece Allah, ihtilaf icinde oldukları o sey hakkında, kıyamet gunu, onların aralarında hukmunu verecektir

    [114] Allah´ın mescidlerinde O´nun adının zikredilmesini men eden (engelleyip yasaklayan) ve onların (mescidlerin) harap olmasına calısan kimseden daha zalim kim vardır? Bunlar icin mescidlere girmek yoktur. Ancak (endise ve) korku icinde (oraya o mescidlere girebilirler). Onlar icin dunyada rezillik, ahirette de azim azap (azabın en buyugu) vardır

    [115] Dogu da Allah´ındır batı da (dogu da batı da Allah icindir). Artık hangi tarafa donerseniz donun, Allah´ın Vechi (Zat´ı) oradadır. Cunku Allah, herseyi kusatan (Vasiun Alim)dir

    [116] “Allah cocuk edindi.” dediler. (Hasa!) O, (bundan) munezzehtir (beridir). Hayır, goklerde ve yerde ne varsa (hepsi) O´nundur (O´nun icindir). Hepsi de O´na boyun egmis (emrine amade bir vaziyette)dir

    [117] Gokleri ve yeri, essiz, orneksiz (ilahi bir tarzda ilk olarak) yaratandır. O, emir olarak bir seyi kaza etmek (irade etmek, ifa etmek) istedigi zaman o seye muhakkak ki (sadece) “Ol!” der. O da hemen oluverir

    [118] (Gercegi) bilmeyenler dediler ki: “Allah bizimle konussa ya.” veya “Bize de bir ayet gelse ya.” Bunlar gibi bundan oncekiler de onların dediklerine benzer (sozler) soyledi. Onların kalpleri (de ne kadar) birbirine benzer. Ayetlerimizi yakine ulasan (ust seviyede hakikati bilip supheden kurtulan) bir kavim (topluluk) icin beyan etmisizdir (acıklamısızdır)

    [119] Hic suphesiz Biz seni, hak ile mujdeleyici ve uyarıcı olarak gonderdik. Ashabı cehim (cehennemlikler)den sana sual etmeyiz (sen cehenneme gideceklerden sorumlu degilsin)

    [120] Sen onların dinine tabi olmadıkca (uymadıkca) ne yahudiler ve ne de hristiyanlar senden (asla) razı olmazlar. De ki: “Muhakkak ki Allah´a ulasmak (var ya) iste o, hidayettir.” Sana gelen bunca ilimden sonra eger onların hevalarına uyarsan andolsun ki; Allah´tan sana ne bir dost ve ne de bir yardımcı olur

    [121] Kendilerine kitap verdigimiz (nebiler ve resuller) kimseler, onu hakiki bir tilavet ile tilavet ederler (okuyup acıklarlar). Iste onlar, buna iman ederler. Kim de onu (inkar edip) kafir olursa iste onlar da hasirundur (husrana dusenlerdir)

    [122] Ey Israilogulları! Sizin uzerinize en´am ettigim o ni´metimi hatırlayın. Muhakkak ki Ben, (bir zamanlar) sizi alemlere ustun kılmıstım

    [123] Kimseden kimseye bir sey odenmedigi ve onlardan bir fidye (bedel) kabul edilmeyecegi ve kendilerine sefaatin fayda vermeyecegi ve onlara yardım da olunmayacagı bir gunden sakının

    [124] Hani o zaman ki; Rabbi Ibrahim´i (birtakım) kelimelerle imtihan etti. Nihayet imtihan tamamlanınca da (Allah soyle) buyurdu: “Muhakkak ki Ben, seni insanlara imam kılacagım.” (Ibrahim A.S): “Benim zurriyetimden de (imamlar kıl).” deyince; (Allah): “Benim ahdime (imamlık ve onderlik rahmetime, senin zurriyetinden olan) zalimler nail olamaz.” diye buyurdu

    [125] Hani Biz Beyt´i (Kabe´yi) insanlar icin sevap (kazanılacak) ve emin (bir yer) kılmıstık. Siz de Ibrahim´in makamından bir namaz yeri ittihaz edin (edinin) ve Biz, Ibrahim ve Ismail´e de soyle ahd (emr) etmistik: “Tavaf edenler, akifler (ibadet icin kalanlar), ruku ve secde edenler icin Beytim´i tertemiz tutun.”

    [126] Ibrahim: “Rabbim burayı emin (guvenli) bir belde kıl. Onun halkından Allah´a ve yevm´il ahire iman edenleri semerelerinden (turlu cesit meyvelerden) rızıklandır.” dedigi zaman (Allah) soyle buyurdu: “Kafir olan kimseyi de (yasadıgı) az bir sure gecindirir ve sonra onu ates azabına maruz bırakırım. Orası ne kotu bir donus yeridir.”

    [127] Hani o zaman ki; Ibrahim ve Ismail, Beyt´in (Kabe´nin) temellerini yukseltiyorlardı (ve soyle dua ediyorlardı): “Rabbimiz, bizden (bunu) kabul buyur. Muhakkak ki Sen, (evet) Sen, (herseyi isiten ve bilen) Semiul Alim´sin.”

    [128] Rabbimiz, bizim ikimizi sana teslim olanlardan kıl, zurriyetimizden de sana teslim olan bir (topluluk) ummet (kıl). Bize (hac) ibadetinin yerlerini (ve kurallarını) goster. Tovbemizi kabul et. Muhakkak ki Sen, (evet) Sen, Tevvabur Rahim´sin (tovbeleri kabul eden ve rahmet gonderensin)

    [129] Rabbimiz, onların icinden (birini), onların icinde (arasında) onlara Senin ayetlerini tilavet edecek (okuyup acıklayacak), onlara Kitap´ı ve hikmeti ogretecek ve onları (nefslerini) tezkiye (ve tasfiye) edecek resul beas et (hayata getir). Muhakkak ki Sen, (evet) Sen, Azizul Hakim´sin

    [130] Nefsini sefih kılan (kendi kendini bilmeyen) kisi haric, kim Ibrahim´in dininden (yuz cevirir) uzaklasır? Andolsun ki; Biz, onu dunyada sectik. Muhakkak ki o, ahirette de salihlerdendir

    [131] Hani Rabbi ona: “Teslim ol!” dedigi zaman “Alemlerin Rabbine teslim oldum.” dedi

    [132] Ibrahim de bunu kendi ogullarına vasiyet etti. Yakub da: “Ey ogullarım! Muhakkak ki Allah, bu dini sizin icin secti. Artık siz olmeyin. Ancak Allah´a teslim olarak (olun).” dedi

    [133] Yoksa Yakub, olume hazır oldugu zaman: “(Ey yahudiler)! Siz orada sahit miydiniz?” Hani Yakub, o zaman ogullarına: “Ben oldukten sonra kime kul olacaksınız?” dedi. Onlar da: “Senin ilahına, ataların Ibrahim, Ismail ve Ishak´ın ilahı olan Tek Ilah´a kul olacagız. Zaten biz, O´na teslim olanlarız.” dediler

    [134] Iste onlar bir ummetti ki geldi, gecti. Onların kazandıgı seyler kendilerine, sizin kazandıgınız da sizedir. Onların yapmıs olduklarından siz sorumlu degilsiniz

    [135] Ve dediler ki: “Yahudi veya hristiyan olun ki; hidayete eresiniz.” De ki: “Hayır. Ibrahim´in milleti haniftir (hidayete ermistir). (Cunku o); musriklerden olmadı

    [136] Deyin ki: “Biz Allah´a, bize indirilenlere, Ibrahim´e Ismail´e, Ishak´a, Yakub ve torunlarına indirilenlere, Musa ve Isa´ya verilenlere ve (diger) nebilere, Rab´leri (tarafı)ndan verilenlere (sahife, kitap ve vahiylere) iman ettik. Onların arasında hicbir ayırım yapmayız (fark gozetmeyiz). zaten biz, O´na teslim olanlarız.”

    [137] Eger onlar da sizin O´na (Allah´a) iman ettiginiz gibi iman etselerdi, muhakkak ki hidayete ererlerdi. Ve eger (yuz cevirirlerse) donerlerse, mutlaka bir ayrılık icindedirler (Allah´ın yolundan ayrılmıslardır). Allah, (onlara karsı) sana kafi (yeterli)dir. O, (herseyi isiten ve bilen) Semiul Alim´dir

    [138] Allah´ın boyası (ile boyan). Allah´ın boyası ile boyanandan daha guzel (ahsen) olan kimdir? Ve (iste) biz, O´na kul olanlarız

    [139] De ki: “Allah hakkında bizimle mucadele mi ediyorsunuz? O, bizim de Rabbimizdir sizin de Rabbinizdir. Bizim amellerimiz bize, sizin amelleriniz de size aittir. Ve biz, onun icin ihlas sahibi (muhlis) (kul)larız.”

    [140] Yoksa siz: “Muhakkak ki; Ibrahim, Ismail, Ishak, Yakup ve torunları yahudi veya hristiyan idiler mi?” diyorsunuz. De ki: “Sizler mi daha iyi biliyorsunuz, yoksa Allah mı?” Allah´tan (verilen) Allah´ın katındaki sahitligi gizleyen kimseden daha zalim olan kimdir? Allah, yaptıklarınızdan gafil degildir

    [141] Iste onlar bir ummetti ki geldi, gecti. Onların kazandıgı seyler kendilerine, sizin kazandıklarınız da sizedir. Onların yapmıs olduklarından siz sorumlu degilsiniz

    [142] Insanlardan sefih olanlar diyecekler ki: “Onları, uzerinde bulundukları kıbleden ceviren nedir?” De ki: “Dogu da batı da Allah´ındır. O, diledigini Sıratı Mustakim´e ulastırır.”

    [143] Iste boylece insanların uzerine (hak) sahitler olmanız icin Biz, sizi vasat (hayırlı, ustun ve faziletli) bir ummet kıldık. Resul de sizin uzerinize sahit olsun. Biz sadece Resul´e uyanı, topugu uzerinde geriye donenden ayırıp bilmeniz icin, halen o uzerine (yonelmekte) oldugunuz (Kabe´yi) kıble yaptık. Bu elbette zor bir istir, ancak Allah´ın hidayete erdirdigi kimseler haric (bu onlara zor gelmez). Allah sizin imanınızı zayi edecek degildir. Muhakkak ki Allah, insanlara (cok sefkatli ve merhametli) Rauf´ur Rahim´dir

    [144] Andolsun ki Biz, senin (ilahi emri bekleyerek), yuzunu goge cevirip durdugunu goruyoruz. Artık seni razı (hosnut) olacagın kıbleye dondurecegiz. (Bundan boyle) yuzunu Mescid-i Haram´a (tarafına) cevir. Siz de (Ey mu´minler)! Nerede iseniz (olursanız olun) (namazda) yuzlerinizi o yone cevirin. Suphesiz kendilerine kitap verilenler bunun Rab´lerinden (gelme) bir hak oldugunu elbette bilirler. Allah onların yaptıklarından habersiz degildir

    [145] Andolsun ki; kendilerine kitap verilenlere ayetlerin (kanıt, belge) hepsini getirsen yine de senin kıblene tabi olmazlar (uymazlar). (Elbette) sen de onların kıblesine uymazsın. (Zaten) onlar da birbirlerinin kıblesine uymazlar. Andolsun ki; sana gelen bunca ilimden sonra onların hevalarına uyacak olursan; hic suphesiz o zaman sen de, elbette zalimlerden olursun

    [146] Kendilerine kitap verdiklerimiz, O´na (Hz. Muhammed (S.A.V)´e) kendi ogullarına arif oldukları (tanıdıkları) gibi ariftir (tanıyıp bilir)ler. Ama muhakkak ki onlardan bir kısmı (bir fırka), bile bile hakkı gizlerler

    [147] Hak, Rabbinden (sana gelen)dir. Sakın supheye dusenlerden olma

    [148] Hepsinin (butun milletlerin, ummetlerin) bir yonu vardır ki; ona dogru donerler (yonelirler). Siz ise (ey Muhammed ummeti!) hayırlarda (birbirinizle) yarısın. (O zaman, o taktirde) nerede olursanız olun, Allah sizleri biraraya getirir. Muhakkak ki Allah, herseye kaadirdir

    [149] Nereden yola cıkarsan cık. (Namazda) vechini (yuzunu) Mescid-i Haram yonune cevir. Bu, hic suphesiz Rabbinden elbette bir hak (emir)dir. Allah yaptıklarınızdan gafil (habersiz) degildir

    [150] Nereden (yola) cıkarsan cık, yuzunu Mescid-i Haram yonune cevir. Nerede olursanız olun, yuzlerinizi o yone cevirin ki; insanların sizin aleyhinizde (kullanabilecekleri) delil olmasın. Onlardan zulmedenler haric. Oyleyse onlardan korkmayın. Benden (sizin uzerinizdeki sevgimin azalacagından) korkun ki; sizin uzerinizdeki ni´metimi tamamlayayım da boylece hidayete eresiniz

    [151] Nitekim size icinizde (gorev yapmak uzere) sizden bir Resul (Peygamber) gonderdik ki; ayetlerimizi size tilavet etsin (okuyup acıklasın) ve sizi (nefsinizi) tezkiye etsin, size kitap ve hikmet ogretsin ve (hikmetin de otesinde) bilmediginiz seyleri ogretsin

    [152] Oyle ise Beni zikredin ki Ben de sizi zikredeyim. Ve Bana sukredin ve sakın kufur uzerine olmayın

    [153] Ey iman edenler! Sabır ve namazla istiane isteyin. Muhakkak ki Allah, sabredenlerle beraberdir

    [154] Ve Allah yolunda oldurulen kimseler icin “oluler” demeyin. Hayır, onlar diridirler. Fakat siz, farkında olmazsınız

    [155] Ve sizi biraz korku, biraz aclık, biraz da maldan, candan ve urunlerden eksiltmekle imtihan ederiz. Sabredenleri mujdele

    [156] Onlar ki; kendilerine bir musibet isabet ettigi zaman: “Biz muhakkak ki Allah iciniz (O´na ulasmak ve teslim olmak icin yaratıldık) ve muhakkak O´na donecegiz (ulasacagız).” dediler

    [157] Onlar (dunya hayatında Allah´a mutlaka doneceklerinden emin olanlar var ya), Rab´lerinden salavat ve rahmet onların uzerinedir. Iste onlar, hidayette olanlardır

    [158] Safa ile Merve, Allah´ın (ibadet yerlerini gosterir dini) siarlarındandır (nisanlarındandır). Artık kim Beyt´i (Kabe´yi) hacceder ve umre (niyetiyle ziyaret ederse), bu ikisini tavaf etmesinde bir gunah yoktur. Her kim de kendiliginden (vacip olmadıgı halde) hayır yaparsa mutlaka Allah da sakir (sukrun karsılıgını veren) ve Alim (herseyi bilen)´dir

    [159] Indirdigimiz o beyyinelerden olan seyleri ve hidayeti (olmeden evvel ruhun Allah´a ulastırılmasını) Kitap´ta Allah insanlara acıkladıktan sonra gizleyenler (var ya), onlara, hem Allah lanet eder hem de lanet ediciler lanet eder

    [160] (Ancak) tovbe edenler, ıslah (tezkiye) olanlar ve beyan edenler (acıklayıp ortaya koyanlar) haric. (Onlara lanet olunmaz), bu taktirde artık onların tovbelerini kabul ederim. Cunku; (tovbeleri kabul eden, Rahim esmasıyla tecelli eden) Tevvabur Rahim, Benim

    [161] Muhakkak ki (Allah´a ruhun olmeden ulasmasını yani hidayeti) kufredip (ortup gizleyip) kafir olarak olenlere, iste onlara, Allah´ın, meleklerin ve insanların hepsinin laneti onların ustunedir

    [162] (Onlar) onun (lanetin) icinde ebediyyen kalacak olanlardır. Onlardan azap hafifletilmez ve onlara bakılmaz

    [163] Sizin ilahınız tek bir ilahtır. O´ndan baska ilah yoktur. O, Rahman´dır, Rahim´dir

    [164] Muhakkak ki goklerin ve yerin yaratılısında, gece ve gunduzun birbiri ardınca gelmesinde, insanlara yarar saglayarak denizde akıp giden o gemilerde, O´nun (Allah´ın) gokten su indirip boylece onunla, olumunden sonra yeryuzunu diriltmesinde, orada butun hayvanlardan yaymasında, ruzgarların (degisik yonlerden) esmesinde ve yerle gok arasında musahhar (emre amade) kılınmıs bulutlarda akıl eden kavim icin mutlaka ayetler (deliller) vardır

    [165] Ve insanlardan bir kısmı, Allah´tan baska “es ve ortak (putlar)” edinenler, onları (es ve ortak edindikleri seyleri), Allah´ı sever gibi severler. (Oysa) amenu olanların Allah´a olan sevgileri cok daha kuvvetlidir. Ve zulmedenler, azap gorecekleri (azaba ugrayacakları) zaman, butun kuvvetin tamamen Allah´a ait oldugunu ve Allah´ın siddetli azabı oldugunu keske gorselerdi (bilselerdi)

    [166] O zaman tabi olunanlar, (kendilerine) tabi olanlardan beri oldular (uzaklastılar) ve azabı gorduler. (Artık) onlarla (aralarındaki) butun sebepler (baglar) koparıldı

    [167] Ve o (Allah´tan baskasına) tabi olanlar dedi ki: “Keske bizim icin (dunyaya) bir kere daha donus olsaydı. O zaman bizden uzaklastıkları gibi, biz de onlardan uzaklasırdık.” Boylece Allah, onlara amellerinin hasara ugradıgını (husrana dustuklerini) gosterecek. Ve onlar atesten cıkacak da degiller

    [168] Ey insanlar! Yeryuzundeki helal ve temiz seylerden yeyin. Ve seytanın adımlarına tabi olmayın (izinden gitmeyin). Muhakkak ki o, sizin icin apacık bir dusmandır

    [169] O size sadece kotulugu, fuhsu (hayasızlıgı) ve Allah´a karsı (Allah hakkında) bilmediginiz seyleri soylemenizi emreder

    [170] Ve onlara: “Allah´ın indirdigi seye tabi olun!” denildiginde; “Hayır! Biz atalarımızı uzerinde buldugumuz (yola) tabi oluruz.” dediler. Ve eger, onların ataları hicbir seyi akıl etmiyor ve hidayete ermemis olsalar bile mi

    [171] O inkar edenlerin (kafirlerin) hali, haykırması sebebiyle bagırıp cagırmadan baska bir sey isitmeyen (anlamayan) kimsenin durumu gibidir. (Onlar) sagır, dilsiz ve kordurler. Bu yuzden onlar akıl edemezler (idrak edemezler)

    [172] Ey amenu olanlar! Sizi rızıklandırdıgımız temiz (helal) seylerden yeyin. Ve eger sadece O´na kul olduysanız, Allah´a sukredin

    [173] Fakat (Allah) size, sadece olu hayvan etini, kanı, domuz etini haram kıldı. Ve Allah´tan baskası icin olanı (putlar ve sahıslar adına kesilen hayvanı) helal kılmadı. Ama kim zarurette (aclıkta ve zor durumda) kalırsa, o taktirde (baskasının) hakkına el uzatmamak ve zaruret miktarını asmamak (sartıyla) onun uzerine gunah yoktur. Muhakkak ki Allah, Gafur´dur, Rahim´dir

    [174] Muhakkak ki onlar, Allah´ın indirdigi Kitap´tan bir seyleri gizlerler ve onu az bir bedelle satarlar. Iste onların yedikleri (bu rusvet), karınlarında atesten baska bir sey olmaz. Ve kıyamet gunu Allah, onlarla konusmayacak ve onları tezkiye de etmeyecek (temize de cıkarılmayacaklar). Ve onlar icin elim bir azap vardır

    [175] Iste onlar ki hidayet karsılıgında dalaleti; magfiret karsılıgında da azabı satın alanlardır. Oyleyse onları atese karsı bu kadar sabırlı kılan nedir

    [176] Iste bu (azap), Allah´ın, Kitap´ı hak ile indirmis olması sebebiyledir. Ve muhakkak ki Kitap hakkında ihtilafa dusenler, mutlaka uzak bir ayrılık icindedirler

    [177] Yuzlerinizi dogu ve batı tarafına cevirmeniz (hakiki imanı yansıtan) BIRR (ebrar kılacak davranıs bicimi) degildir. Lakin birr, kisinin, Allah´a, yevm´il ahire (Allah´a ulasılan sonraki gune, hidayet gunune, vuslat gunune) meleklere, Kitab´a ve peygamberlere iman etmesi ve sevdigi maldan, akrabalara (yakınlık sahiplerine), yetimlere, miskinlere (calısamaz durumda olan ihtiyarlara), yolda kalmıs yolculara, isteyen (muhtaclara), kole ve (kurtulmaları icin) esirlere vermesi ve namazı kılması, zekatı vermesidir. Ve (Allah´a ve insanlara) ahd verdikleri zaman ahdlerine vefa edenler (yerine getirenler), zorlukta ve darlıkta ve siddetli savas halinde sabredenler, iste onlar sadık olanlardır. Iste onlar muttekilerdir (takva sahibi olanlardır)

    [178] Ey amenu olanlar! Katl (oldurulme) konusunda kısas uzerinize yazıldı (size farz kılındı). Hure hur, koleye kole, disiye disi (kısas olunur), fakat kim, onun (oldurulenin) kardesi tarafından bir sey ile (bir diyet karsılıgı) affolunursa (bagıslanırsa), o taktirde gereken, orfe tabi olunması ve ona (affedene), (diyetin) ihsanla odenmesidir. Iste bu, Rabbinizden bir hafifletme ve bir rahmettir. Artık kim bundan sonra haddi asarsa (saldırıya kalkarsa) o zaman onun icin elim bir azap vardır

    [179] Ey ulul´elbab! Kısasta sizin icin hayat vardır. Umulur boylece ki siz, takva sahibi olursunuz

    [180] Sizden birinize olum geldigi zaman eger bir hayır (mal vs.) bırakırsa, anne-babaya ve yakınlarına (akrabalarına) marufla (orf ve adete uygun olarak) vasiyet etmek, siz muttekilerin (takva sahiplerinin) uzerine (yerine getirilmesi gereken) bir hakk (bir borc) olarak farz kılındı

    [181] Artık kim onu (vasiyeti) isittikten sonra degistirirse, o taktirde onun gunahı (vebali), sadece onu degistirenlerin uzerinedir. Muhakkak ki Allah, Sem´i´dir (en iyi isitendir), Alim´dir (en iyi bilendir)

    [182] Fakat kim, vasiyet edenin, bir haktan uzaklasacagından veya gunaha gireceginden korkarsa, bu sebeple onların aralarını ıslah ederse (duzeltirse), bu durumda, onun uzerine bir gunah (vebal) yoktur. Muhakkak ki Allah, bagıslayan ve merhamet eden Gafur´dur (magfiret edendir), Rahim´dir (Rahim esması ile tecelli edendir)

    [183] Ey amenu olanlar! Oruc, sizden oncekilerin uzerine yazıldıgı (farz kılındıgı) gibi sizin uzerinize de yazıldı (farz kılındı). Umulur ki boylece siz takva sahibi olursunuz

    [184] (Farz kılınan oruc) sayılı gunlerdir. Fakat sizden kim hasta veya yolculukta olursa, o taktirde (tutamadıgı gunlerin sayısı), diger (baska) gunlerden (oruc tutarak) tamamlanır. (Ihtiyarlıktan veya iyilesmesi umulmayan bir hastalıktan dolayı) ona (oruc tutmaya) guc yetiremeyenlerin, bir yoksulu (sabah, aksam) doyuracak (kadar) bir fidye vermesi (gerekir). Artık kim isteyerek (gonulden) bir hayır yaparsa (orucunu veya fidyeyi artırırsa), iste o, kendisi icin bir hayırdır. Oruc tutmak sizi icin daha hayırlıdır, keske bilseydiniz

    [185] Ramazan ayı ki, insanlar icin hidayete erdirici (hidayete erme, Allah´a ulasma vesilesi) ve beyyineler (acık deliller ve ispat vasıtaları) ve Furkan (hakkı batıldan ayırıcı) olarak Kur´an, Huda tarafından onda (o ayın icinde) indirildi. Artık icinizden kim bu aya (yetisir de ramazan ayını gorup) sahit olursa o zaman onu, oruc tutarak gecirsin. Ve kim, hasta veya yolculukta olursa, o taktirde (tutamadıgı gunlerin sayısı) diger gunlerde (oruc tutarak) tamamlanır. Allah sizin icin kolaylık diler, zorluk dilemez. (Size bu kolaylık) sayıyı tamamlamanız ve sizi hidayet erdirdigi seye karsılık (sizin de) Allah´ı tekbir etmeniz (yuceltmeniz) icindir. Umulur ki boylece siz (butun bu kolaylıklara) sukredersiniz

    [186] Ve kullarım sana, Benden sordugu zaman, muhakkak ki Ben, (onlara) yakınım. Bana dua edilince, dua edenin duasına (davetine) icabet ederim. O halde onlar da Bana (Benim davetime) icabet etsinler ve Bana amenu olsunlar (Bana ulasmayı dilesinler). Umulur ki boylece onlar irsada ulasırlar (irsad olurlar)

    [187] Oruc gecesi kadınlarınıza yaklasmamanız size helal kılındı. Onlar sizin icin, siz de onlar icin birer elbisesiniz. Allah, sizin nefslerinize ihanet ettiginizi bildi. Bunun uzerine tovbelerinizi kabul etti ve sizi affetti. Simdi artık onlara (eslerinize) yaklasın ve Allah´ın sizin icin yazdıgı (takdir ettigi) seyleri isteyin. Fecr vaktinde beyaz iplik, siyah iplikten tebeyyun edinceye (size belli oluncaya, gunduzun aydınlıgı, gecenin karanlıgından sıyrılıncaya) kadar yeyin ve icin. Sonra orucu geceye kadar tamamlayın. Mescidlerde itikafta iseniz geceleri onlarla (kadınlarınızla) mubaseret etmeyin. Bu Allah´ın hudududur (yasaklarıdır). Artık ona (yasaklara) yaklasmayın. Allah, ayetlerini insanlara iste boyle acıklıyor. Umulur ki boylece onlar takva sahibi olurlar

    [188] Ve birbirinizin mallarınızı aranızda batıl ile (haksızlıkla) yemeyin. Ve insanların mallarından bir kısmını, bildiginiz halde gunahla yemeniz icin, onu hakimlere (rusvet olarak) vermeyin

    [189] Sana hilallerden (Ay´ın hilale donusen hallerinden) soruyorlar. De ki: “O, insanlar icin vakitleri ve hac zamanını bildiren bir vakit olcusudur.” Birr (kisiyi ebrar yapan guzel davranıslar), (cahiliyet devrinde oldugu gibi) evlere arkalarından girmek degildir. Oysa birr, kisinin takva sahibi olmasıdır. Evlere kapılarından girin. Ve Allah´a karsı takva sahibi olun. Umulur ki boylece siz felaha erersiniz

    [190] Ve sizinle savasanlarla (sizi oldurenlerle), Allah´ın yolunda savasın (siz de oldurun) ve asırı gitmeyin. Muhakkak ki Allah, asırı gidenleri (haddi asanları) sevmez

    [191] Onları (size savas acanları), buldugunuz (yakaladıgınız) yerde oldurun. Sizi cıkardıkları yerden (Mekke´den) siz de onları cıkarın. Fitne (cıkarmak), (adam) oldurmekten daha siddetlidir (kotudur). Mescid-i Haram yanında, onlar sizinle savasmadıkca siz de onlarla orada savasmayın. Fakat eger (orada) sizi oldurmeye (kalkarlarsa) o taktirde (siz de) onları oldurun. Kafirlerin cezası iste boyledir

    [192] Bundan sonra eger (inkardan ve savastan) vazgecerlerse, o taktirde muhakkak ki Allah, Gafur´dur, Rahim´dir (magfiret edendir, rahmet sahibidir)

    [193] Ve fitne kalmayıncaya ve din, Allah icin oluncaya kadar onlarla savasın (onları oldurun). Bundan sonra eger vazgecerlerse o zaman zalimlerden baskasına karsı dusmanlık yoktur

    [194] Haram ay, haram aya karsılıktır. Hurmetler (yasaklar) karsılıklıdır. O halde kim size saldırırsa o zaman onun size saldırdıgı kadar siz de ona saldırın. Allah´a karsı takva sahibi olun ve Allah´ın takva sahipleriyle beraber oldugunu bilin

    [195] (Mallarınızı) Allah yolunda infak edin (baskalarına verin), Ve kendi elinizle (kendinizi) tehlikeye atmayın. Ahsen olun! Muhakkak ki Allah, muhsinleri sever

    [196] Hac ve umreyi Allah icin tamamlayın. Fakat eger (elde olmayan bir) alıkonursanız, o zaman kolayınıza gelen kurbandan (gonderin). Kurban yerine ulasıncaya kadar da baslarınızı tras etmeyin. Fakat sizden hasta olan veya basından bir ezası olan (ve bundan dolayı kurban yerine varmadan once tras olmak zorunda kalan) kimsenin bu durumda, oructan, sadakadan veya kurbandan (biriyle) fidye vermesi (gerekir). Artık emin oldugunuzda (guvene kavustugunuzda) o zaman kim, hac (zamanına) kadar umreden faydalanırsa, o taktirde kolayına gelen kurbandan (keser). Fakat kim bunu bulamazsa, o zaman uc gun hacta, (evine) dondugunuz zaman da yedi (gun) oruc tutması gerekir ki bunların tamamı on (gundur). Bu, ailesi Mescid-i Haram´da hazır olmayan (oturmayan) kimseler icindir. Ve Allah´a (karsı) takva sahibi olun. Ve Allah´ın ikabının (cezasının) siddetli oldugunu bilin

    [197] Hac, bilinen aylardır. Iste kim onlarda (o aylarda), (ihrama girerek) haccı (kendine) farz edinirse artık hacta kadına yaklasmak (ve benzeri davranıslar), fasıklık (gunaha sapmak), cedellesmek (surtusmek, kavga etmek) yoktur. Siz hayırdan ne yaparsanız Allah onu bilir. (Salih amellerle) (kendinize) azık hazırlayın. Fakat azıgın en hayırlısı, muhakkak ki takva sahibi olmaktır. Ve ey ulul´elbab! Bana karsı takva sahibi olun

    [198] Rabbinizden fazl istemeniz size gunah degildir. Artık Arafat´tan akın akın geldiginiz zaman Mes´aril Haram´ın yanında Allah´ı zikredin. Ve sizi hidayete erdirdigi sekilde siz de O´nu zikredin. Dogrusu siz ondan once (hidayetten once) elbette dalalette olanlardandınız

    [199] Sonra insanların akın akın geldikleri yerden, akın akın gelin ve Allah´a istigfar edin (magfiret dileyin). Muhakkak ki Allah, Gafur´dur, Rahim´dir (magfiret edendir, Rahim esması ile tecelli edendir)

    [200] Boylece (hacca ait) ibadetlerinizi tamamladıgınız zaman, artık atalarınızı zikrettiginiz gibi, hatta daha da siddetli (bir zikirle) Allah´ı zikredin. Fakat insanlardan kim: “Rabbimiz bize dunyada ver.” derse, ahirette onun bir nasibi yoktur

    [201] Ve onlardan (insanlardan) kim: “Rabbimiz bize dunyada hasene (guzellik ve iyilikler) ver ve ahirette de hasene (guzellik ve iyilikler) ver. Bizi atesin azabından koru.” derse

    [202] Iste onlar ki, onların, kazandıklarından (kazandıkları derecelerden dolayı) nasibi vardır. Ve Allah, hesabı cabuk gorendir

    [203] Ve sayılı gunlerde Allah´ı (tekbir ile) zikredin. Fakat kim, iki gun icinde (Mina´dan donmek icin) acele ederse, bundan sonra onun uzerine bir gunah yoktur. Kim de tehir ederse (geriye kalırsa), o taktirde de onun uzerine bir gunah yoktur. (Tabii bu) takva sahibi (olan) kimseler icindir. Ve, Allah´a karsı takva sahibi olun. Ve O´na (Allah´a) hasrolunacagınızı bilin

    [204] Ve insanlardan, dunya hayatında sozu senin hosuna giden kimseler vardır. Ve kalbinde olana, Allah´ı sahit tutar. Oysa o, hasımların (dusmanların) en azılısıdır

    [205] Ve donup (gittigi) zaman; yeryuzunde fesat cıkarmak, ekini ve nesli helak etmek (yok etmek) icin calısır. Ve Allah fesadı sevmez

    [206] Ve ona: “Allah´a karsı takva sahibi ol.” denildigi zaman izzet (nefsin gururu) onu gunahla tutar (mani olup onu gunaha sokar). Artık ona cehennem yeter ve elbette (o) kotu bir dosektir

    [207] Ve insanlardan, Allah´ın rızasını dileyerek (Allah´ın rızası karsılıgında) kendi nefsini satan kimseler vardır. Ve Allah, kullarına Rauf´tur (cok sefkatlidir)

    [208] Ey amenu olanlar! Hepiniz SILM´e dahil olun (teslim olma dairesi icine girin). Ve seytanın adımlarına (izlerine) tabi olmayın. Muhakkak ki o, size apacık dusmandır

    [209] Artık size beyyineler geldikten sonra eger hala (Allah´a ulasan yoldan) saparsanız, o zaman Allah´ın Aziz (ustun), Hakim (hukum sahibi) oldugunu bilin

    [210] Onlar mutlaka Allah´ın ve meleklerin kendilerine buluttan golgeler icinde gelmesini ve emrin (isin) bitirilmesini mi gozluyorlar? (Oysa) butun emirler (isler) Allah´a dondurulur

    [211] Onlara nice acık ayetler (deliller, mucizeler) verdigimizi Israilogulları´na sor. Ve kim, kendisine (acık ayetler) geldikten sonra Allah´ın ni´metini degistirirse, o taktirde muhakkak ki Allah, cezası siddetli olandır

    [212] Inkar edenlere, dunya hayatı muzeyyen kılındı (suslu gosterildi) ve onlar, amenu olanların bir kısmı ile alay ediyorlar (fakir olanları kucumsuyorlar). (Oysa) takva sahibi olanlar, kıyamet gunu onların ustundedir. Ve Allah, diledigi kimseyi hesapsız rızıklandırır

    [213] Insanlar bir tek ummetti. Sonra Allah, mujdeleyici ve uyarıcı peygamberler beas etti (hayata getirdi, gonderdi). Ve onlarla birlikte insanların aralarında, ayrılıga dustukleri sey hakkında hukum vermeleri icin hak ile kitap indirdi. Kendilerine (apacık) beyyineler (belgeler) geldikten sonra kendi aralarındaki cekememezlik (ve haset yuzunden) onun hakkında ayrılıga dusenler, sadece kendilerine (kitap) verilenlerdir. Bu sebeple amenu olan (Allah´a ulasmayı dileyen) o kimselerin haktan yana ayrılıga dustukleri seyi (hidayeti) acıklamaları icin Allah, Kendi izniyle onları hidayete erdirdi. Allah, diledigi kimseyi Sıratı Mustakim´e iletir

    [214] Yoksa siz, kendinizden once gecenlerin basına gelenlerin, sizin de basınıza gelmedikce, cennete gireceginizi mi zannettiniz? Onlara oylesine siddetli bela ve sıkıntılar (felaketler) dokundu ki, resul ve onun yanındaki amenu olanlar: “Allah´ın yardımı ne zaman?” diyecek kadar sarsıldılar. Allah´ın yardımı mutlaka yakındır, (oyle) degil mi

    [215] Sana (Allah yolunda) ne infak edeceklerini soruyorlar. De ki: “Hayır olarak ne infak ederseniz (Allah yolunda verirseniz) iste o, anne-baba, akrabalar, yetimler, yoksullar ve (yolda kalmıs) yolcular icindir. Ve hayır olarak ne yaparsanız, o taktirde muhakkak ki Allah, onu en iyi bilendir.”

    [216] Savas, o sizin icin kerih olsa da (hosunuza gitmese de) uzerinize farz kılındı. Ve hoslanmayacagınız bir sey olur ki, o, sizin icin bir hayırdır. Ve seveceginiz bir sey olur ki, o, sizin icin bir serrdir. Ve (butun bunları) Allah bilir, siz bilmezsiniz

    [217] Sana haram (hurmetli) aydan ve onun icinde yapılan savastan soruyorlar. De ki: “Onun icinde (o ayda) savas buyuk (gunahtır). (Fakat insanları) Allah yolundan saptırmak (alıkoymak) ve O´nu inkar etmek, (mu´minlere) Mescid-i Haram´ı (yasaklamak) ve onun halkını oradan (Mekke´den surup) cıkarmak ise Allah katında daha buyuk (gunahtır). Ve fitne, (adam) oldurmekten daha da buyuk (bir suc ve gunahtır). Eger onların gucleri yetse (yapabilseler), sizi dininizden dondurunceye kadar sizinle savasmaktan geri kalmazlar. Sizden kim dininden donerse, o taktirde o, kafir olarak olur. Bu sebeple iste onlar, onların amelleri dunyada ve ahirette bosa gitmistir. Ve iste onlar, ates ehlidir. Ve onlar, orada ebediyyen kalacak olanlardır.”

    [218] Muhakkak ki amenu olanlar ve hicret (goc) edenler ve Allah yolunda cihad edenler; iste onlar, Allah´ın rahmetini dilerler. Ve Allah, Gafur´dur, Rahim´dir

    [219] Sana saraptan ve kumardan soruyorlar. De ki: “O ikisinde de hem buyuk gunah hem de insanlar icin (bazı) faydalar vardır. (Fakat) onların gunahları, faydalarından daha buyuktur.” Ve sana (Allah icin) neyi infak edeceklerini (vereceklerini) soruyorlar. De ki: “Afv ettiklerinizi (vazgectiklerinizi, ihtiyac fazlasını) (infak edin).” Allah, ayetleri size iste boyle acıklıyor. Umulur ki boylece siz tefekkur edersiniz (bunlardaki hikmetleri dusunursunuz)

    [220] Dunya ve ahiret hakkında ve yetimlerden sana soruyorlar. De ki: “Onları ıslah etmek (durumlarını duzeltmek) hayırlıdır. Eger onlara karısırsanız (birarada yasarsanız), artık onlar sizin kardeslerinizdir. Ve Allah, fesat cıkaranı, ıslah edenden (ayırıp) bilir. Eger Allah dileseydi, elbette sizi sıkıntıya sokardı. Muhakkak ki Allah, Aziz´dir (ustundur), Hakim´dir (hukum sahibidir)

    [221] Musrik (Allah´a ortak kosan) kadınlarla, (onlar) mu´min oluncaya kadar nikahlamayın. Mu´min bir cariye musrik (hur) bir kadından elbette hayırlıdır, hosunuza gitse bile. (Kadınlarınızı da) musrik erkeklerle, (onlar) mu´min oluncaya kadar nikahlamayın. Mu´min bir kole, musrik (hur) birinden hoslansanız bile elbette hayırlıdır. Iste onlar, (sizi) atese davet ederler. Allah ise kendi izni ile (sizi) cennete ve magfirete davet ediyor ve insanlar icin ayetlerini acıklıyor. Umulur ki onlar boylece tezekkur ederler

    [222] Sana hayz halinden (kadınların belirli gunlerinden) soruyorlar. De ki: “O bir ezadır. Bu yuzden hayz zamanında (belirli gunlerinde) kadınlardan (cinsel olarak) uzak durun ve temizleninceye kadar onlara yaklasmayın. Temizlendikleri zaman ise artık Allah´ın emrettigi yerden onlarla biraraya gelin. Muhakkak ki Allah, tevvabin olanları (tovbe edenleri) sever ve temizlenenleri sever.”

    [223] Kadınlarınız sizin icin tarladır. O halde tarlanıza nasıl dilerseniz oyle yaklasın. Kendiniz icin (derecelerinizi arttıracak ameller) takdim edin. Ve Allah´a karsı takva sahibi olun ve O´na mulaki olacagınızı (kavusacagınızı) bilin. Ve mu´minleri mujdele

    [224] Ebrar olmanız, takva sahibi olmanız ve insanların arasını ıslah etmeniz icin (sizi alıkoyan) yeminleriniz sebebiyle, Allah´ı engel kılmayın (Allah´ı kendinize siper etmeyin). Allah Sem´i´dir (en iyi isitendir), Alim´dir (en iyi bilendir)

    [225] Allah sizi, yeminlerinizdeki bos sozlerden dolayı muaheze etmez (sorumlu tutmaz). Fakat, kalplerinizin kazandıgı seylerden (negatif derecelerden, serrlerden, gunahlardan) sizi muaheze eder (sorumlu tutar). Ve Allah, Gafur´dur, Halim´dir

    [226] Kadınlarına (yaklasmamaya) yemin edenler, dort ay (ayrı kalıp) beklerler. Fakat eger (erkekler, bu sure dolmadan kefaret verip de kadınlarına) donerlerse, o taktirde muhakkak ki Allah, Gafur´dur, Rahim´dir

    [227] Ve (bu tur yemin edenler), eger bosamaya azmederlerse (kesin karar verirlerse), o taktirde muhakkak ki Allah Sem´i´dir, Alim´dir

    [228] Bosanmıs kadınlar uc kur (uc ay hali muddeti) kendi kendilerine beklerler (hamile olup olmadıklarına bakarlar). Eger Allah´a ve yevm´il ahire iman ediyorlarsa, rahimlerinde Allah´ın yaratmıs oldugu seyi gizlemeleri onlar icin helal olmaz. Sayet onların kocaları barısmak (arayı duzeltmek) isterlerse, bu (bekleme suresi) icinde onlara tekrar geri donmeye (baskasından) daha cok hak sahibidirler. Erkeklerin, kadınları uzerinde (hakları oldugu) gibi kadınların da erkekleri uzerinde maruf (hakları vardır). Erkeklerin, kadınların uzerindeki (hakkı) bir derece daha ustundur. Ve Allah, Aziz´dir, Hakim´dir

    [229] Bosanma iki keredir. Bundan sonra (kadın) ya ma´rufla (orf ve adete uygun olarak) iyilikle tutulur veya ihsanla serbest bırakılır. Kadınlarınıza bir sey almanız sizin icin helal olmaz. Ancak ikisi de Allah´ın (evlilik hakkındaki) hududunu geregi uzere yerine getiremeyeceklerinden (ayakta tutamayacaklarından) korkmaları haric. O zaman siz de, Allah´ın bu hududunu ikame edemeyeceklerinden (geregi uzere yerine getirip ayakta tutamayacaklarından) eger korkarsanız; bu durumda kadının (ayrılmak icin) verdigi fidye hakkından (vazgecmesinde) her ikisinin uzerine de gunah yoktur. Iste bunlar, Allah´ın hudutlardır. Artık onları (Allah´ın hudutlarını) asmayın. Kim Allah´ın hudutlarını asarsa iste onlar, onlar zalimlerdir

    [230] Bundan sonra eger (koca), karısını (iki kere bosadıktan sonra ucuncu kere) bosarsa, artık o kadın baska bir zevceye (erkege) nikahlanmadıkca (ve sonra da o nikahtan bosanmadıkca) kendisi icin helal olmaz. Eger (bu ikinci koca da) onu bosarsa, Allah´ın (koydugu) hudutları ikame edeceklerini (geregi uzere yerine getirip ayakta tutacaklarını) inanırlarsa eger, (eski karı-kocanın tekrar) birbirine donmelerinde, o taktirde onların uzerine bir gunah yoktur. Iste bunlar Allah´ın hudutlarıdır. Allah, onları bilen bir kavim icin acıklıyor

    [231] Ve kadınları bosadıgınız zaman bekleme surelerini tamamladıktan sonra, artık onları marufla (orf ve adete uygun olarak iyilikle) tutun veya onları marufla (orf ve adete uygun olarak iyilikle) serbest bırakın. Haklarına tecavuz icin sakın zararlarına olarak onları tutmayın. Kim bunu yaparsa, o taktirde kendisine zulmetmistir. Allah´ın ayetlerini alay konusu edinmeyin. Ve Allah´ın uzerinizdeki ni´metini, kitaptan size indirdigini ve hikmeti hatırlayın ki onunla, size ogut veriyor. Ve Allah´a karsı takva sahibi olun, Allah´ın herseyi en iyi bildigini bilin

    [232] Ve kadınları bosadıgınız zaman bekleme surelerini tamamladıktan sonra artık onlar kendi aralarında ma´rufla (orf ve adete uygun olarak iyilikle) razı olurlarsa, o taktirde onların kendilerini eslerine nikahlamalarına engel olmayın. Iste boyle sizden Allah´a ve yevm´il ahire iman etmis olan kimseye bununla ogut veriliyor (vazediliyor). Iste bu, sizin daha cok tezkiye olmanız ve daha iyi temizlenmeniz icindir. Ve Allah bilir, siz bilmezsiniz

    [233] Anneler, (nikahlı olsun veya bosanmıs olsun, dogan) cocuklarını tam iki sene emzirirler. (Bu hukum) sut emzirmeyi tamamlamak isteyen kimseler icindir. (Annelerin) yiyecekleri ve giyecekleri marufla (orf ve adete uygun olarak) kendisi icin dogurulmus olanın (babanın) uzerinedir. (Hic) kimse kendi gucunun yettiginden fazlasıyla mukellef (sorumlu) tutulmasın. Ne bir anne cocugu ile ne de kendisi icin dogurulmus olan (baba) cocugu ile zarara ugratılmasın. Ve mirascının uzerindeki (sorumluluk) da bunun gibidir. Fakat eger (ana ile baba) musavere ederek (goruserek) rızalarıyla cocugu sutten kesmek isterlerse, o taktirde onların ikisi uzerine bir gunah yoktur. Ve eger cocuklarınızı (sut anne tutup) emzirtmek isterseniz, vereceginizi (taktir ettiginiz emzirme ucretini), marufla (orf ve adete uygun olarak sut anneye) teslim ettiginiz zaman artık sizin uzerinize bir gunah yoktur. Ve Allah´a karsı takva sahibi olun. Allah´ın yaptıklarınızı cok iyi gordugunu bilin

    [234] Ve sizden vefat ettirilenlerin, geriye bıraktıgı esleri dort ay, on gun kendi kendilerine beklerler. Boylece onların bekleme suresi tamamlandıgı zaman kendileri haklarında marufla (orf ve adete uygun olarak) yaptıkları seylerden artık sizin uzerinize bir gunah yoktur. Allah yaptıklarınızdan haberdardır

    [235] (Bekleme suresi icindeki kadınlara), onlarla evlenme istediginizi ima etmenizde veya kendi icinizde (boyle bir arzuyu) gizlemenizde sizin uzerinize gunah yoktur. Allah, sizin onları daima hatırlayacagınızı bildi. Fakat onlara (orf ve adete uygun) bir soz soylemeniz haric (ustu kapalı evlenme isteginiz dısında), sakın onlarla gizlice sozlesmeyin. Farz olan bekleme suresi sona erinceye kadar nikah akdine azmetmeyin. Ve Allah´ın icinizde olanı bildigini bilin! Artık O´ndan sakının. Allah´ın, Gafur (ve) Halim oldugunu bilin

    [236] Eger henuz kendilerine dokunmadıgınız veya kendileri icin (farz olarak) bir mehir takdir etmediginiz kadınları bosarsanız sizin uzerinize gunah yoktur. Eli genis (zengin) olanın kendi takdirine (kudretine), eli dar (fakir) olanın da kendi takdirine (kudretine) gore marufla (orf ve adete uygun) bir meta verererek faydalandırmaları, muhsinlerin uzerine bir haktır

    [237] Onlar icin bir mehir taktir ettiyseniz ve eger onlara dokunmadan once bosarsanız, o zaman onlar icin (farz olarak) takdir edilen mehirin yarısını vermek size farz kılınmıstır. (Kadınların) bunu affetmesi (vazgecmesi) veya nikah ahdi elinde bulunanın (erkegin) affetmesi (diger yarısını da kadına bagıslaması) haric. Sizin affetmeniz (diger yarısını da vermeniz) takvaya daha yakındır. Aranızdaki fazileti unutmayın. Muhakkak ki Allah, yaptıklarınızı en iyi gorendir

    [238] Salavat´a (Allah´tan gelen nurlara ve namazlara) ve salat-ı vusta´ya hafiz olun (koruyun, bu namaza kesintisiz devam edin). Ve kalkın, Allah icin kanitin olun (Allah´ın huzurunda husu icinde ve saygı ile uzun sure durun)

    [239] Fakat eger (hayati bir tehlikeden) korkarsanız, o zaman yaya yururken veya binekte iken (namazınızı kılın). Nihayet (korkuyu atıp da) emin oldugunuz zaman (Allah´ı nasıl zikredeceginizi) siz bilmiyorken size ogrettigi sekilde artık siz de Allah´ı zikredin

    [240] Ve icinizden vefat ettirilen ve geriye esler bırakanların (vasilerinin), vasiyet olarak, onların eslerinin (evlerinden) cıkarılmaksızın bir seneye kadar gecimini saglaması gerekir. Buna ragmen eger (esleri, kendi arzularıyla evlerinden) cıkarlarsa, onlar bunu, kendilerince maruftan (iyilikle orf ve adete uygun olarak) yaptıkları seylerde artık sizin uzerinize gunah yoktur. Ve Allah, Aziz´dir (ustundur), Hakim´dir (hukum sahibidir)

    [241] Ve bosanmıs kadınlar icin, marufla (iyilikle, orf ve adete uygun olarak) metalandırılması (faydalandırılması), takva sahiplerinin uzerine bir haktır (borctur)

    [242] Allah size ayetlerini iste boyle acıklıyor. Umulur ki boylece siz akıl edersiniz

    [243] Olum korkusuyla kendi diyarlarından cıkan binlerce kisiyi gormedin mi? Oysa Allah onlara: “Olun.” dedi (boylece olduler). Sonra da onları diriltti. Muhakkak ki Allah,insanlar uzerine elbette fazlın sahibidir. Lakin insanların cogu sukretmezler

    [244] Allah yolunda savasın. Allah´ın Sem´i (en iyi isiten), Alim (en iyi bilen) oldugunu bilin

    [245] Kim Allah´a guzel bir borc verirse, o taktirde, o (verdigi) kendisine kat kat cogaltılarak odenir. Ve Allah, (ilahi kanun geregi kisinin rızkını) daraltır ve genisletir. Ve O´na donduruleceksiniz

    [246] Hz. Musa´dan sonra Israilogulları´ndan ileri gelenleri gormedin mi? Kendi peygamberlerine: “Bizim icin bir melik beas et (gorevlendir) de Allah yolunda savasalım.” demislerdi. (O Peygamber de) dedi ki: “Eger savas sizin uzerinize yazılırsa (farz kılınırsa) sizin savasmamanızdan korkulur.” (Ileri gelenler): “Biz nicin Allah yolunda savasmayalım? Yurtlarımızdan ve ogullarımız (arasından) cıkarılmıstık.” dediler. Fakat savas onların uzerine yazılınca (farz kılınınca) onlardan pek azı haric, hepsi yuz cevirdiler. Ve Allah, zalimleri bilir

    [247] Onların Peygamber´i onlara dedi ki: “Muhakkak ki Allah, sizin icin melik olarak Talut´u beas etmisti (gorevlendirmisti).” Dediler ki: “Bizim uzerimize onun melikligi nasıl olur? Meliklige biz ondan daha cok hak sahibiyiz (daha cok layıgız). Ve de ona maldan bir genislik (servetce bolluk) verilmedi.” (Peygamber de) “Muhakkak ki Allah, onu sizin uzerinize (melik) secti ve onun ilmini (bilgisini) ve cismini (kuvvetini) artırdı.” Ve Allah, mulkunu diledigi kimseye verir. Ve Allah, Vasi´dir (rahmeti ve ilmi herseyi ihata eder), Alim´dir (en iyi bilendir)

    [248] Ve onların Peygamber´i, onlara dedi ki: “Muhakkak ki onun melikliginin ayeti (delili), icinde Rabbinizden sekinet ve Hz. Musa ailesinin ve Harun ailesinin bıraktıgı seylerden bakiye (kalıntı) bulunan, meleklerin tasıdıgı bir tabutun (tahta sandıgın) size gelmesidir. Muhakkak ki bunda, sizin icin elbette ayet (delil) vardır, eger siz mu´minlerseniz.”

    [249] Boylece Talut, askerlerle (ordu ile) (Kudus´ten) ayrıldıgı zaman dedi ki: “Muhakkak ki Allah, sizi bir nehir ile imtihan edecek. Bundan sonra kim ondan icerse, artık (o kimse) benden degildir. Ve kim ondan (doyacak kadar) icmez ise sadece eliyle bir avuc avuclayıp icen haric, o taktirde muhakkak ki o bendendir.” Fakat onlardan ancak pek azı haric, (o sudan doyasıya) ictiler. Nitekim o (Talut) ve iman edenler birlikte (nehri) gectikleri zaman: “Bugun bizim, Calut ve onun askerleri ile (ordusuyla) (savasacak) takatimiz (gucumuz) yok.” dediler. O kendilerinin muhakkak Allah´a mulaki olacaklarını kesin olarak bilenler (yakin hasıl edenler) ise soyle dediler: “Nice az bir topluluk, Allah´ın izniyle cok bir topluluga galip gelmistir. Ve Allah, sabredenlerle beraberdir.”

    [250] Ve (Talut´un askerleri), Calut ve onun askerlerinin (ordusunun) karsısına cıktıkları zaman soyle dediler: “Rabbimiz uzerimize sabır yagdır, ayaklarımızı (dusman karsısında) sabit kıl ve kafirler kavmine karsı bize yardım et.”

    [251] Nihayet Allah´ın izniyle onları hezimete ugrattılar. Ve Davut, Calut´u oldurdu. Ve Allah ona (Davut´a), meliklik (hukumdarlık) ve hikmet verdi ve ona diledigi seylerden ogretti. Ve eger Allah´ın, insanları birbiriyle defetmesi olmasaydı, yeryuzunde mutlaka fesat cıkardı (yeryuzunun duzeni bozulurdu). Lakin Allah, alemlerin uzerine fazl sahibidir

    [252] Iste bunlar, Allah´ın ayetleridir, O´nu sana, hak ile tilavet ediyoruz (okuyoruz). Ve muhakkak ki sen, elbette gonderilen resullerdensin

    [253] Iste Biz, o resullerden bir kısmını, digerlerinin uzerine faziletli kıldık. Allah, onlardan kimiyle konustu, kimini de derecelerle yukseltti. Ve Biz, Meryem´in oglu Isa´ya beyyineler verdik. Ve onu Ruh´ul Kudus (Cebrail A.S) ile destekledik (dogruladık). Eger Allah dileseydi, onlardan sonra gelenler, kendilerine beyyineler (ispat vasıtaları) geldikten sonra birbirlerini oldurmezlerdi. Lakin ayrılıga dustuler. O zaman onlardan kimi iman etti, kimi de inkar etti. Eger Allah dileseydi, birbirlerini oldurmezlerdi. Lakin Allah, diledigi seyi yapar

    [254] Ey amenu olanlar! Icinde, ne bir alısverisin ne bir dostlugun ve ne de bir sefaatin bulunmadıgı gun (kıyamet gunu) gelmeden once, size verdigimiz rızıklardan infak edin (Allah icin verin). Ve kafirler, onlar zalimlerdir

    [255] Allah ki, O´ndan baska ilah yoktur (Sadece O vardır). Hayy´ul Kayyum´dur. O´nu ne bir uyuklama ve ne de bir uyku hali tutmaz. Goklerde ve yerde olan hersey O´nundur. O´nun izni olmadan, O´nun katında kim sefaat etme yetkisine sahiptir? Onların onlerinde ve arkalarında olanları (gecmis ve geleceklerini) bilir. Ve O´nun ilminden, O´nun dilediginden baska bir sey ihata edemezler (kavrayamazlar). O´nun kursusu gokleri ve yeri kaplamıstır. Ve o ikisini muhafaza etmek (koruyup gozetmek), kendisine zor gelmez ve O Ala´dır (cok yucedir), Azim´dir (buyuktur)

    [256] Dinde zorlama yoktur. Irsad yolu (hidayet yolu; Allah´a ulastıran yol), gayy yolundan (dalalet yolu; seytana, cehenneme ulastıran yoldan) acıkca (ayrılıp) ortaya cıkmıstır. Artık kim tagutu (seytanı ve seytana ulastıran yolu) inkar edip de Allah´a iman ederse (mu´min olur, Allah´a ulastıran yolu tercih ederse), boylece o, (Allah´tan) kopması mumkun olmayan urvetul vuskaya (saglam bir kulba, mursidin eline) tutunmustur. Allah Sem´i´dir, Alim´dir

    [257] Allah, amenu olanların (Allah´a ulasmayı dileyenlerin) dostudur, onları (onların nefslerinin kalplerini) zulmetten nura cıkarır. Ve kafirlerin dostları taguttur (onlar, seytanı dost edinirler, seytan kimseye dost olmaz), onları (onların nefslerinin kalplerini) nurdan zulmete cıkarırlar. Iste onlar, ates ehlidir. Onlar, orada ebedi kalacak olanlardır

    [258] Allah´ın kendisine meliklik (hukumdarlık) vermesi sebebiyle (azarak) Rabbi hakkında Ibrahim ile tartısan kimseyi gormedin mi? Hz. Ibrahim (ona): “Benim Rabbim ki O, diriltir ve oldurur.” demisti. (O da): “Ben de diriltir ve oldururum.” dedi. Hz. Ibrahim: “Oyleyse muhakkak ki Allah, Gunes´i dogudan getiriyor, haydi sen de onu batıdan getir.” dedi. O zaman (Allah´ı) inkar eden kimse sasırıp kaldı (cevap veremedi). Allah, zalimler kavmini hidayete erdirmez

    [259] Veya catıları uzerine cokmus (altı ustune gelmis) bir karyeye ugrayan kimsenin, “Allah bunu (bu kasabayı) olumunden sonra nasıl diriltecek?” demesi gibi. Bunun uzerine Allah, onu yuz sene oldurdu. Sonra da diriltti. (Ona) “Ne kadar (olu bir vaziyette) kaldın?” dedi. (O da): “Bir gun veya gunun bir kısmı kadar.” dedi. (Allah): “Hayır, yuz yıl kaldın. Haydi yiyecek ve icecegine bak, bozulup kokusmadı. Ve merkebine bak. (Bu), seni insanlara bir ayet (canlı bir ibret) kılmamız icindir. Ve kemiklere bak. Onları nasıl insa ediyoruz (kemikleri birlestirerek iskeleti kuruyoruz), sonra ona et giydiriyoruz.” Boylece (merkep dirilip, eski haline gelince ve hersey) ona acıkca belli olunca: “Allah´ın, herseye kaadir oldugunu biliyorum.” dedi

    [260] Hz. Ibrahim: “Rabbim, oluleri nasıl diriltecegini bana goster.” demisti. (Allah) “Inanmıyor musun?” buyurdu. (Hz. Ibrahim de): “Evet (inanıyorum). Fakat kalbimin tatmin olması icin.” dedi. “Oyleyse kuslardan dort tane tut, sonra onları yanına al, parcala. Her dag uzerine onlardan bir parca koy, sonra da onları cagır. Sana kosarak gelirler. Ve Allah´ın, Aziz oldugunu, Hakim oldugunu bil

    [261] Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, her sunbulunde (basagında) yuz adet tane (tohum) olmak uzere, yedi sunbul (basak) veren bir tek tohumun durumu gibidir. Allah, diledigi kimse icin (onun rızkını) kat kat artırıp verir. Ve Allah Vasi´dir, Alim´dir

    [262] Mallarını Allah yolunda infak ettikten (verdikten) sonra verdikleri seyin arkasından minnet ettirmeyenlerin (basa kakmayanların) ve onlara eza etmeyenlerin ecirleri (mukafatları), Rab´lerinin katındadır. Ve onlara korku yoktur ve onlar mahzun da olmazlar

    [263] Guzel bir soz ve magfiret (bagıslayıp iyi davranma), arkasından eza gelen bir sadakadan daha hayırlıdır. Allah Gani´dir, Halim´dir

    [264] Ey amenu olanlar! Allah´a ve yevm´il ahire inanmayarak, malını insanlara riya (gosteris) icin infak eden (veren) kisi gibi, sadakalarınızı minnetle (basa kakarak) ve eza ile batıl etmeyin (bosa cıkartmayın). Iste onun durumu, uzerinde toprak bulunan sert bir kayaya benzer ki, ona kuvvetli bir yagmur isabet edince, boylece (uzerindeki topragın) gidip, onu (tekrar) sert (verimsiz) bir kaya halinde bırakması gibidir. Onlar kazandıklarından bir sey elde edemezler. Allah, kafirler kavmini hidayete erdirmez

    [265] Allah´ın rızasını talep ederek (isteyerek) ve kendi nefslerinde (bunu) sabit kılarak (sebat ederek) mallarını infak edenlerin (verenlerin) durumu, munbit bir tepe uzerinde bulunan bahceye benzer ki, ona kuvvetli bir yagmur isabet edince, boylece urununu iki kat verir. Hatta kuvvetli bir yagmur ona isabet etmese, ciselese bile. Ve Allah, yaptıklarınızı en iyi gorendir

    [266] Sizden biriniz temenni eder mi ki, onun altından nehirler akan hurmalık ve uzumlukten bir bahcesi olsun onun, orada her turlu urunu (meyvesi) bulunsun ve ona yaslılık isabet etsin (ihtiyarlasın) ve onun zayıf (gucsuz) cocukları bulunsun. Sonra da ona (bahceye), icinde ates bulunan bir kasırga isabet etsin, boylece onu yaksın. Allah size ayetleri, iste boyle beyan ediyor (acıklıyor). Umulur ki boylece siz tefekkur edersiniz

    [267] Ey amenu olanlar! Kazandıklarınızın ve yerden sizin icin cıkardıklarımızın temizlerinden infak edin (baskalarına, ihtiyacı olanlara verin). Ve sakın onun kotusunden ve kendiniz icin gozu kapalı (gonul rahatlıgıyla) alamayacagınız (ucuz ve dusuk evsaflı seyleri) infak etmeye meyletmeyin (kalkısmayın). Ve Allah´ın, Gani (ve) Hamid oldugunu bilin

    [268] Seytan size fakirlik vaadeder ve size fuhsuyatı emreder. Allah ise size kendinden magfiret ve fazl vaadediyor. Allah, Vasi´dir, Alim´dir

    [269] (Allah) hikmeti diledigine verir. Kime hikmet verilmisse boylece ona cok hayır verilmistir, ulul´elbabtan baskası tezekkur edemez

    [270] Nafakadan ne infak ettinizse (verdinizse) veya adaktan ne adadınızsa, o taktirde muhakkak ki Allah, onu bilir. Ve zalimler icin bir yardımcı yoktur

    [271] Eger sadakaları acıkca verirseniz, iste o (davranısınız) ne guzel! Ve eger o (sadakaları) gizleyerek fakirlere verirseniz artık o sizin icin daha da hayırlıdır. (Boylece Allah), gunahlarınızdan (bir kısmını) orter (bagıslar). Allah, yaptıklarınızdan haberdar olandır

    [272] Onların hidayete ermesi senin uzerine (vazife) degildir. Fakat Allah, diledigi kimseyi hidayete erdirir. Ve hayırdan ne infak ederseniz, iste o sizin kendi nefsiniz icindir. Siz (ey mu´minler), sadece Allah´ın vechini (Zat´ını, Allah´ın Zat´ına ulasmayı) dileyerek infak edersiniz (verirsiniz). Ve hayır olarak ne infak ederseniz, (o) size tamamen odenir ve siz zulmedilmezsiniz (size haksızlık yapılmaz)

    [273] (Infaklarınız ve sadakalarınız), kendilerini Allah yoluna hasreden (adayan), yeryuzunde dolasmaya (ticaret yapıp kazanmaya) gucu yetmeyen fakirler icindir. Onların durumlarını bilmeyen, onları iffetlerinden (sabırlarından) dolayı zengin zanneder. Onları sen, yuzlerinden tanırsın. Zorla insanlardan bir sey istemezler. Hayır olarak ne infak ederseniz (verirseniz), o taktirde muhakkak ki Allah, onu en iyi bilendir

    [274] Mallarını gece ve gunduz, gizli ve asikar (Allah yolunda) infak edenler (verenler), iste onların ecirleri (mukafatları) Rab´leri katındadır. Onlara korku yoktur ve onlar mahzun da olmazlar

    [275] Riba (faiz) yiyenler, kabirlerinden ancak seytan carpmasından hırpalanmıs bir kimse gibi kalkarlar. Iste bu, onların: “Fakat alısveris faiz gibidir.” demeleri sebebiyledir. Allah, alısverisi helal; faizi haram kılmıstır. Bundan sonra, Rabbinden kendisine ogut gelen kimse (ona uyarak) artık (faizden) vazgecerse, o taktirde gecmis olan (onceden aldıgı faiz) onundur ve onun isi (onun hakkındaki hukum) Allah´a aittir. Ve kim de (faizcilige) donerse, iste onlar, ates ehlidir. Ve onlar orada ebedi kalacak olanlardır

    [276] Allah, ribayı eksiltir (onun bereketini giderir) ve sadakayı artırır (onu bereketlendirir). Ve Allah gunahkar kafirlerin hicbirini sevmez

    [277] Muhakkak ki amenu olanların (Allah´a ulasmayı dileyenlerin) ve ıslah edici (nefsi tezkiye edici) amel isleyenlerin, namazı ikame edenlerin (yerine getirenlerin) ve zekatı verenlerin ecirleri (mukafatları), Rab´leri katındadır. Ve onlara korku yoktur ve onlar mahzun da olmazlar

    [278] Ey amenu olanlar! Allah´a karsı takva sahibi olun. Eger (gercek) mu´minlerseniz, ribadan (faizden) arta kalan seyi (faizin bakiyesini) bırakın (bakiyeyi almayın)

    [279] Bundan sonra eger (bunu) yapmazsanız, o zaman Allah ve O´nun Resul´u tarafından savasa maruz kalacagınızı bilin (savasa hazır olun). Ve sayet tovbe ederseniz, o taktirde ana malınız (sermayeniz) sizindir. Zulmetmezsiniz ve zulmedilmezsiniz

    [280] Eger (borclu) zor durumda ise (odeyemeyecekse) o taktirde durumu kolaylasıncaya kadar beklenmelidir. Ve (alacagınızı) sadaka olarak bagıslamanız, sizin icin daha hayırlıdır. Keske bilseydiniz

    [281] Allah´a donduruleceginiz ve sonra herkese kazandıgının (iktisap ettigi derecelerin karsılıgının) tam olarak odenecegi gunden sakının. Ve onlar zulmedilmezler (haksızlıga ugramazlar)

    [282] Ey amenu olanlar! Birbirinize belirli bir sureye kadar borc verdiginiz zaman onu yazın (senet yapın). Aranızda bir katip onu adaletle yazsın. Ve Allah´ın kendisine ogrettigi gibi yazmaktan cekinmesin, aynı sekilde yazsın. Uzerinde hak bulunan (borclu) da yazdırsın. Ve Rabbi olan Allah´a karsı takva sahibi olsun (ve emirlerinden sakınsın) ve ondan bir sey eksiltmesin. Fakat, eger uzerinde hak olan (borclu) olan kisi, sefih (aklı ermeyen) veya zayıf (kucuk, gucsuz) ise veya kendisi onu (soyleyip) yazdıramayacak bir durumda ise o taktirde velisi onu adaletle yazdırsın. Ve erkeklerinizden iki kisiyi sahit tutun. Fakat eger iki erkek bulunamıyorsa, o zaman sahitlerden razı olacagınız bir erkek ve iki kadını (sahit) tutun ki, ikisinden biri unutursa o taktirde, digeri ona hatırlatır. Sahitler cagrıldıkları zaman (sahitlikten) kacınmasınlar. Borc buyuk olsun, kucuk olsun vadesine kadar onu yazmaktan usanmayın. Iste bu, Allah´ın katında en adil ve sahitlik icin en saglam, suphe etmemeniz icin en yakın olandır. Ancak aranızda devretmeye hazır olan pesin bir ticaret (alım-satım) ise o zaman bunu yazmamanızdan dolayı sizin uzerinize bir gunah yoktur. alım-satım yaptıgınız zaman da sahit tutun. Katibe (yazıcıya) ve sahitlere bir zarar verilmesin. Eger bunu yaparsanız (bir zarar verirseniz), bundan sonra o mutlaka sizin icin bir fısk olur. Allah´a karsı takva sahibi olun. Allah size ogretiyor. Ve Allah, herseyi en iyi bilendir

    [283] Ve eger siz yolculukta iseniz ve bir katip de bulamazsanız o zaman (borcludan) alınan rehinler (yeter), birbirinizden emin oldugunuz taktirde (guven duyuyorsanız), o halde guven duyulan kisi emanetini (borcunu) odesin. Ve Rabbi olan Allah´a karsı takva sahibi olsun (ve sakınsın). Sahitligi de gizlemeyin. Ve kim onu (sahit oldugu seyi) gizlerse o taktirde muhakkak ki onun kalbi gunahkardır. Allah yaptıklarınızı en iyi bilendir

    [284] Goklerde ve yerdeki (sey)ler Allah´a aittir. Nefsinizdekini (kendi icinizdekini) acıklasanız da, gizleseniz de Allah sizi onunla hesaba ceker. O zaman diledigi kimseyi bagıslar, diledigi kimseyi de azaplandırır. Allah herseye KAADIR´dir

    [285] Resul, Rabbinden kendisine indirilene iman etti ve mu´minler de, hepsi Allah´a, meleklerine, kitaplarına ve resullerine iman etti. “Biz, O´nun resulleri arasından birini, digerinden ayırmayız.” Ve “Isittik ve itaat ettik! Senin magfiretini (dileriz). Rabbimiz, masir (varıs) Sanadır (Sana dogru yola cıkarız ve Sana ulasırız).” dediler

    [286] Allah, kimseyi gucunun yettiginden baskasıyla mukellef kılmaz (sorumlu tutmaz). Kazandıgı (dereceler) onundur ve iktisap ettigi (kazandıgı negatif dereceler) de onundur (sorumlulugu onun uzerindedir). Rabbimiz! Sayet unuttuysak veya hata yaptıysak, bizi aheze etme (sorgulama). Rabbimiz, bizden oncekilere yukledigin gibi bizim uzerimize agır yuk yukleme. Rabbimiz, takat (guc) yetiremeyecegimiz seyi bize yukleme. Ve bizi af ve magfiret et ve bize rahmet et (Rahim esması ile bize tecelli et, rahmet nurunu gonder). Sen bizim Mevlamız´sın. Artık kafirler kavmine karsı bize yardım et

    Âl-i İmrân

    Surah 3

    [1] Elif, Lam, Mim

    [2] Allah ki, O´ndan baska ilah yoktur, O, Hayy´dır (hayattadır), Kayyum´dur (ezeli ve ebedidir)

    [3] Sana, onların ellerindeki (kitabları) tasdik eden kitabı (Kur´anı) hak ile, kısım kısım (ayet ayet) indirdi. Ve, Tevrat ve Incil´i de indirdi

    [4] Daha once insanlar icin , hidayete erdirici olarak (Tevrat´ı ve Incil´i indirdi) ve (sonra da) Furkan´ı (Hak ile batılı ayıran Kur´an´ı) indirdi. Muhakkak ki onlar, Allah´ın ayetlerini inkar ettiler. Onlar icin siddetli azap vardır. Ve Allah Aziz´dir, intikam sahibidir (intikam alandır)

    [5] Muhakkak ki Allah´a yeryuzunde (hic) bir sey gizli degildir ve gokte de…

    [6] O (Allah) ki, rahimlerde sizi diledigi gibi tasvir eder (sekil verir). O´ndan baska ilah yoktur. O Aziz´dir, Hakim´dir

    [7] Kitab´ı sana indiren O´dur. Onun bir kısmı muhkem (hukum ihtiva eden, manası acık olan) ayetlerdir, onlar Kitab´ın esasıdır ve digerleri, mutesabihtir (yoruma acık ayetlerdir). Fakat kalplerinde egrilik (batıla meyil) bulunanlar, bu sebeble mutesabih olanlara (yorum gerektirenlere) tabi olurlar. Ondan fitne cıkarmak icin, onun te´vilini (yorumunu) yapmak isterler. Ve onun te´vilini Allah´dan baska kimse bilmez ve ilimde rusuh sahipleri ise: "Biz O´na iman ettik, hepsi Rabbimizin katındandır" derler, onlar da tezekkur edemezler, sadece Ulul´elbab (sır sahipleri) (tezekkur edebilir)

    [8] Rabbimiz, bizi hidayete erdirdikten sonra, kalplerimizi saptırma. Senin katından bize vehbi olarak rahmet bagısla. Muhakkak ki sen, Vehhab´sın (vehbi olarak bagıslayansın)

    [9] Rabbimiz muhakkak ki insanları, hakkında suphe olmayan gunde toplayacak olan Sen´sin. Muhakkak ki Allah vaadinden donmez

    [10] Muhakkak ki Allah´dan gelen bir seye (azaba) karsı, kafirlere, onların malları ve evlatları asla bir fayda vermez. Ve iste onlar, onlar atesin yakıtıdırlar

    [11] (Onların durumu) Firavun ailesinin ve onlardan oncekilerin durumu gibidir. Ayetlerimizi yalanladılar, bunun uzerine Allah, onları gunahları sebebiyle yakaladı. Ve Allah ikabı (azabı) siddetli olandır

    [12] Kafir olanlara de ki: "Yakında maglup olacaksınız, cehennenemde toplanacaksınız. ve (o) ne kotu bir dosektir

    [13] (Bedir savasında) carpısan iki fırka, sizin icin bir ibret olmustur. Bir fırka Allah´ın yolunda savasıyor ve digeri kafir olan (fırka), onları (bizzat) gozleri ile kendilerinin iki misli goruyorlardı. Ve Allah diledigini, kendi yardımı ile destekler. Muhakkak ki bunda, Ulul ebsar (basiret sahipleri) icin mutlaka ibret vardır

    [14] Insanlara, "kadınlara, ogullara, kantar kantar biriktirilmis altın ve gumuse, salma atlara, hayvanlara ve ekinlere olan sevgiden olusan" sehvetleri (asırı duskunlukleri) guzel gosterildi. Bunlar, dunya hayatının menfaatleridir. Ve Allah, O´nun katındaki en guzel sıgınaktır

    [15] De ki: "Size bundan daha hayırlısını haber vereyim mi? Takva sahibi olanlar icin, Rabb´lerinin katında, icinde devamlı kalacakları, altından nehirler akan cennetler, temiz esler ve Allah´ın rızası vardır." Allah kullarını en iyi gorendir

    [16] Onlar (takva sahipleri): “Rabbimiz, biz hic suphesiz mu´min olduk (iman ettik), artık bizim gunahlarımızı (sevaba cevirerek) bize magfiret et ve bizi ates azabından koru.” derler

    [17] (Onlar), sabredenler, sadıklar (ahdlerine vefa edenler), kanitin olanlar (Allah´ın huzurunda saygı ile duranlar), infak edenler (Allah icin verenler) ve seherlerde magfiret dileyenlerdir

    [18] Allah, sehadet (sahitlikL) etti: muhakkak ki O´ndan baska ilah yoktur. Melekler ve ilim sahipleri de adaletle kaim oldular (sahit oldular) ki, O´ndan baska ilah yoktur, (O) Aziz´dir, Hakim´dir

    [19] Muhakkak ki Allah´ın indinde din, Islam´dır (teslim dinidir). Kendilerine kitap verilenler, kendilerine ilim geldikten sonra aralarındaki hased sebebiyle ihtilafa dustuler. Ve kim Allah´ın ayetlerini orterse (inkar ederse), o taktirde, muhakkak ki Allah, hesabı cabuk gorendir

    [20] Bundan sonra eger seninle tartısırlarsa o zaman onlara de ki: "Ben ve bana tabi olanlar vechimizi (fizik vucudumuzu) Allah´a teslim ettik. O kitab verilenlere ve ummilere: "Siz de vechinizi (fizik vucudunuzu) (Allah´a) teslim ettiniz mi?" de. Eger teslim ettilerse, o taktirde, hidayete ermislerdir. Ve eger yuz cevirirlerse, o zaman sana dusen sadece tebligdir. Ve Allah, kullarını en iyi gorendir

    [21] Muhakkak ki, Allah´ın ayetlerini inkar edenleri, peygamberleri haksız yere oldurenleri, insanlardan adalet ile emredenleri oldurenleri artık "elim azap" ile mujdele

    [22] Iste onların amelleri dunyada ve ahirette heba olmustur. Ve onlar icin bir yardımcı yoktur

    [23] Kendilerine Kitab´dan nasip verilenleri gormedin mi? Aralarında hukum vermek icin Allah´ın Kitab´ına davet olunuyorlar, sonra onlardan bir grub geri donuyor ve onlar yuz cevirenlerdir

    [24] Bu, onların "Ates bize sayılı gunlerden baska asla dokunmayacak" demeleri sebebiyledir. Ve onların dinleri hakkında iftira etmis oldukları seyler, kendilerini aldattı

    [25] O halde, hakkında suphe olmayan bir gun icin onları topladıgımız ve her nefse, kazandıgının karsılıgı verildigi zaman halleri nasıl olacak? Ve onlar zulm olunmazlar (haksızlıga ugramazlar)

    [26] De ki: "Mulkun maliki olan Allah´ım. Mulku diledigine verirsin ve dilediginden mulku alırsın. Ve, diledigini aziz kılarsın ve diledigini zelil edersin. “Hayır” senin elindedir. Muhakkak ki sen herseye kaadirsin

    [27] Geceyi gunduzun icine sokarsın ve gunduzu gecenin icine sokarsın. Canlıyı oluden cıkarırsın ve oluyu canlıdan cıkarırsın. Ve diledigin kimseyi hesapsız rızıklandırırsın

    [28] Mu´minler, mu´minlerden baskasını (yani) kafirleri dost edinmesin. Kim bunu yaparsa, o Allah´dan bir seyin (rahmet ve fazlın) icinde degildir. Onlardan korunmanız icin sakınmanız (dost olmanız) haric. Ve Allah, sizi kendisinden sakındırır (takva sahibi olmanızı ister). Ve donus Allah´adır (ruhun ulasacagı makam, Allah´ın Zat´ıdır)

    [29] De ki: Sinelerinizde olanı, gizleseniz veya onu acıklasanız da, Allah onu bilir. Ve (Allah), goklerde ve yerde olanları bilir. Ve Allah herseye kadirdir

    [30] O gun her nefs, hayırdan ne yaptıysa onu hazır olarak bulur (hayat filminde tum yaptıklarını gorur). Ve kotulukten ne yaptı ise, onunla kendisi arasında uzak bir mesafe olmasını temenni eder. Ve Allah sizi, kendisinden sakındırır (Takva sahibi olmanızı, olmeden once, ruhunuzu Allah´a ulastırmanızı ister). Ve Allah kullarına karsı Rauf´tur

    [31] De ki: “Eger siz Allah´ı seviyorsanız, o taktirde bana tabi olunuz ki Allah da sizi sevsin ve sizin gunahlarınızı magfiret etsin (sevaba cevirsin). Ve Allah "Gafur"dur, "Rahim"dir.”

    [32] De ki: "Allah´a ve Resul´e itaat ediniz." Bundan sonra eger donerlerse, o taktirde muhakkak ki Allah, kafirleri sevmez

    [33] Muhakkak ki Allah, Hazreti Adem´i, Hazreti Nuh´u, Hazreti Ibrahim´in ailesini ve Imran ailesini, alemlerin ustune secti

    [34] (Onlar) birbirinin zurriyetindendir (neslindendir). Ve Allah Semi ´dir (en iyi isitendir), Alim´dir (en iyi bilendir)

    [35] Imran´ın esi (Hanne): "Rabbim ben, karnımda olanı (dogacak cocugumu), hur olarak senin icin (yalnız sana itaat ve ibadet etsin diye) nezrettim (adadım). Artık (onu) benden kabul buyur. Muhakkak ki Sen Semi´sin (en iyi isitensin), Alim´sin (en iyi bilensin)." demisti

    [36] Fakat onu dogurunca: "Rabbim, gercekten ben onu kız olarak dogurdum" dedi. Ve Allah, onun ne dogurdugunu cok iyi biliyordu. "Erkek, kız (cocugu) gibi degildir. Ben onu, "Meryem" diye isimlendirdim ve muhakkak ki ben, onu ve onun zurriyetini, taslanmıs seytandan Sana sıgındırırım" dedi

    [37] Boylece Rabbi onu guzel bir kabulle kabul buyurdu, guzel bir sekilde yetistirdi. Ve Zekeriyya (A.S)´ı, ona bakmakla mukellef kıldı. Zekeriyya (A.S), onun yanına mihraba her girisinde, onun yanında bir rızık bulurdu, "Ya Meryem, bu sana nasıl, nereden (geldi)" deyince, o da: "O, Allah´ın katından" diyordu. Muhakkak ki Allah, diledigi kimseyi hesapsız rızıklandırır

    [38] Zekeriyya (a.s), iste orada Rabbine dua etti: "Rabbim, bana Senin katından temiz bir nesil bagısla, muhakkak ki sen duayı en iyi isitensin" dedi

    [39] Bunun uzerine, o (Zekeriyya a.s) mihrabda kaim olarak namaz kılarken, melekler, "Allah´ın, onu, "Allah´dan bir kelimeyi (Hazreti Isa´yı) tasdik edici olarak, seyyid, nefsine hakim, ve Nebi olan, salihlerden "Yahya" ile mujdeledigini" nida ettiler (bildirdiler)

    [40] (Zekeriya a s) : "Rabbim benim oglum nasıl olur, bana ihtiyarlık erismisken. Ve benim kadınım da kısırdır.” dedi. (Allah da ) : "Iste boyle, Allah diledigini yapar. " buyurdu

    [41] (Zekeriya a.s): "Rabbim bana bir alamet (isaret) kıl" dedi. (Allah): "Senin alametin uc gun insanlarla rumuzdan (isaretten) baska bir sekilde konusamamandır. Ve Rabbini cok zikret ve O´nu, aksam ve sabah tesbih et" buyurdu

    [42] Ve melekler soyle demislerdi: "Ey Meryem muhakkak ki Allah, seni secti ve tertemiz yarattı ve seni alemlerin kadınları uzerine ustun kıldı

    [43] Ey Meryem ! Rabbin icin kanitin ol (Rabb´inin huzurunda husu ile dur) ve secde et ve ruku edenlerle birlikte ruku et

    [44] Iste bu, gayb haberlerindendir, onu sana vahyediyoruz. Ve, "Meryem´e, onlardan hangisi kefil (vekil) olacak” diye, onlar (kur´a cekmek icin) kalemlerini attıkları zaman, sen onların yanlarında degildin. Ve onlar tartısırken de, sen onların yanlarında degildin

    [45] Melekler soyle demislerdir: "Ey Meryem,! Muhakkak ki Allah, Kendinden bir kelime ile seni mujdeliyor. Onun ismi "Mesih, Meryem oglu Isa´dır. Dunyada ve ahirette sereflidir ve mukarrebinlerdendir

    [46] Ve besikteyken ve yetiskin olunca da insanlarla konusacak. Ve o salihlerdendir

    [47] (Hz Meryem): “Rabbim, benim cocugum nasıl olur? Bana bir beser dokunmadı” dedi. (Allah soyle buyurdu): “Iste boyle, Allah diledigini yaratır. Bir emrin (isin) olmasını takdir ettigi zaman, sadece ona “ol!” der, o hemen olur.”

    [48] Ve (Allah) ona kitabı, hikmeti, Tevrat´ı ve Incil´i ogretecek

    [49] Ve onu (Meryem oglu Isa Mesih´i ), "Beni Israil´e (Israilogulları´na)" resul olarak gonderecek.(Onlara soyle diyecek):"Muhakkak ki ben size Rabbinizden ayet (mucizeler) getirdim.Ben gercekten size nemli topraktan kus heykeli yaparım, sonra onun icine uflerim.O zaman o, Allah´ın izniyle kus olur.Dogustan kor olanı ve abras hastalıgını iyilestiririm .Ve, Allah´ın izniyle oluyu diriltirim. Yediginiz seyleri ve evlerinizde biriktirdiginiz seyleri size haber veririm. Eger siz mu´minler iseniz muhakkak ki bunlarda sizin icin elbette ayetler (deliller) vardır.”

    [50] Ve onumde bulunan Tevrat´dan (olan ayetleri ) tasdik edici olarak, ve de size haram kılınmıs olan bazı seyleri helal kılmak icin, Rabbinizden size ayet getirdim. Allah´a karsı takva sahibi olunuz. Ve bana itaat ediniz

    [51] Muhakkak ki Allah, benim de Rabbim ve sizin de Rabbinizdir. O halde O´na kul olun. (Iste) bu “Sıratı Mustakimdir (Allah´a ulastıran yoldur)”

    [52] Fakat Isa, onlardan inkar hissedince “Allah´a (giden yolda) benim yardıcılarım kimlerdir?” dedi. Havariler: “Biz Allah´ın yardımcılarıyız, Allah´a iman ettik (ruhumuzu olmeden once Allah´a ulastırmayı diledik) ve bizim (Allah´a) teslim oldugumuza sahit ol.” dediler

    [53] Rabbimiz, Senin indirdigin seye inandık ve Resul´e tabi olduk, artık bizi sahitlerle beraber yaz

    [54] Ve onlar hile yaptılar, Allah da (onlara) hile yaptı. Ve Allah, (hileye karsı) hile yapanların en hayırlısıdır

    [55] Allah, soyle buyurmustu: “Ey Isa! Muhakkak ki seni vefat ettirecek olan ve seni Kendime (katıma) yukseltecek olan ve kafirlerden temizleyecek olan Benim. Sana tabi olanları kıyamet gunune kadar, kafirlerden ustun kılacak olan Benim. Sonra sizin merciiniz Benim (donusunuz Bana´dır). O zaman sizin ihtilaf etmis oldugunuz seyler hakkında aranızda hukum verecegim.”

    [56] Fakat inkar edenlere ise, o taktirde dunyada ve ahirette siddetli azabla azab edecegim. Ve onların bir yardımcısı yoktur

    [57] Lakin, amenu olan (olmeden once Allah´a ulasmayı dileyen) ve amilus salihat (nefsi tezkiye edici amel) yapanlara ise ecirleri (mukafaatları) odenir. Ve Allah, zalimleri sevmez

    [58] Bu sana tilavet ettiklerimiz (anlattıklarımız), ayetlerden ve Hakim olan (hukum ve hikmet iceren) Zikir´dendir

    [59] Muhakkak ki Allah´ın indinde (nezdinde) Hz Isa´nın durumu, Hz Adem´in durumu (yaratılısı) gibidir. Onu topraktan yarattı. Sonra ona “ol” dedi ( ve o oldu)

    [60] Hak, senin Rabbindendir. Oyleyse suphe edenlerden olma

    [61] Artık kim sana gelen ilimden sonra, onun hakkında seninle tartısırsa o zaman de ki: ”Gelin, sizler ve bizler de dahil olmak uzere ogullarımızı ve ogullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı cagıralım (bir araya toplanalım). Sonra dua edelim, boylece Allah´ın lanetini yalancıların uzerine kılalım.”

    [62] Muhakkak ki bu (Hz. Isa hakkında anlatılan), gercekten “hak kısas”dır (gercektir). Ve Allah´tan baska bir ilah yoktur. Ve muhakkak ki Allah, gercekten O Aziz´dir, Hakim´dir (hukum ve hikmet sahibidir)

    [63] Buna ragmen donerlerse, o zaman muhakkak ki Allah, fesat cıkaranları en iyi bilendir

    [64] Deki: “Ey Kitab Ehli! Sizinle bizim aramızda aynı olan bir kelimeye (Tevhit sozune) geliniz. “Allah´tan baskasına kul olmayalım ve O´na hicbir seyi sirk (ortak) kosmayalım ve bir kısmımız, bazılarını, Allah´tan baska Rab´ler edinmesinler”. Bundan sonra eger donerlerse, o zaman; “Bizim musluman oldugumuza (teslim oldugumuza) sahit olun” deyiniz.”

    [65] Ey Kitab ehli! Hz. Ibrahim hakkında nasıl tartısıyorsunuz ki; Tevrat ve Incil ondan once indirilmedi ki (ondan sonra indirildi) Hala akıl etmiyor musunuz

    [66] Iste siz busunuz. Kendisine dair ilminiz olmayan bir sey hakkında tartıstınız. Artık bilginiz olmayan bir sey hakkında siz nicin tartısıyorsunuz? Ve Allah bilir ve siz bilmezsiniz

    [67] Hz. Ibrahim , yahudi veya nasrani olmadı. Fakat hanif (Allah´ın tek olusuna, olmeden once ruhun O´na ulastırılmasının ve Allah´a teslim olmanın farz olduguna inanan) , (Allah´a teslim olmus) bir muslumandı . Ve o musriklerden olmadı

    [68] Muhakkak ki Hz.Ibrahim ´e insanların en yakın olanı elbette ona tabi olanlar ve bu peygamber (Hz. Muhammed) ve amenu olanlardır (Olmeden once Allah´a ulasmayı dileyenlerdir). Ve Allah, mu´minlerin dostudur

    [69] Ehli Kitap´dan bir grup sizi dalalete dusurmeyi diledi. Onlar, kendilerinden baskasını dalalete dusuremezler. Ve onlar farkında degiller

    [70] Ey Ehli Kitap! Siz sahit oldugunuz halde nicin Allah´ın ayetlerini inkar ediyorsunuz

    [71] Ey Kitap Ehli! Nicin hakkı batıl ile karıstırıyorsunuz? Ve siz bildiginiz halde hakkı nicin gizliyorsunuz

    [72] Kitap ehlinden bir grup (digerlerine) : “Amenu olanlara indirilmis olana, gunduz iman edin, ve (gunun) sonunda (aksamleyin) inkar edin. Umulur ki boylece onlar (dinlerinden) donerler.” dediler

    [73] Ve (Ehli Kitap): “Sizin dininize tabi olandan baskasına inanmayın.” (dediler). (Habibim onlara) De ki: “Muhakkak ki hidayet (insan ruhunun olmeden once Allah´a ulasması), (Allah´ın kendisine ulastırması)s Allah´ın hidayetidir, size verilenin bir benzerinin, bir baskasına verilmesidir.”. Yoksa onlar, Rabbinizin huzurunda, sizinle cekisiyorlar mı? (Onlara) De ki: “Muhakkak ki fazl Allah´ın elindedir. Onu diledigine verir.”. Ve Allah, Vasi´dir (ilmi genistir, herseyi kapsar), Alimdir (en iyi bilendir)

    [74] Rahmetini diledigine tahsis eder. Ve Allah, “Buyuk Fazl” sahibidir

    [75] Kitap ehlinden oyle kimseler var ki; ona kantar kantar (altın) emanet etsen onu sana iade eder. Ve yine onlardan oyle kimseler var ki; eger ona bir dinar emanet versen basında devamlı dikilmedikce onu sana iade etmez. Bu onların: “Ummiler hakkında bizim uzerimize bir yol (sorumluluk) yoktur.” demelerindendir. Allah´a karsı bilerek yalan soyluyorlar

    [76] Hayır, (oyle degil)! Kim (Allah ile olan) ahdini yerine getirir ve takva sahibi olursa, o taktirde muhakkak ki Allah, takva sahiplerini sever

    [77] Muhakkak ki onlar; Allah´ın ahdini ve yeminlerini az bir degere satarlar. Iste onlar icin ahirette bir nasip yoktur. Ve Allah onlar ile konusmayacak ve kıyamet gunu onlara nazar etmeyecek (bakmayacak). Ve onları temize cıkarmayacak ve onlar icin elim azab vardır

    [78] Ve muhakkak ki onlardan (Ehli Kitap´tan) bir grup mutlaka, onu (okuduklarını) kitaptan zannetmeniz icin kitabı okurken dillerini egip bukerler oysa o kitaptan degildir. O, Allah´ın katından olmadıgı halde: "O, Allah´ın katındandır" derler. Ve onlar Allah´a karsı bilerek yalan soyluyorlar

    [79] Bir insan icin, Allah´ın kendisine kitap, hikmet ve peygamberlik vermesinden sonra onun insanlara; "Allah´tan baska bana kul olun" demesi olamaz (mumkun degildir).Fakat, sizin kitabı tedris etmis (okuyup ogrenmis) olmanız ve ogretiyor olmanızdan dolayı ancak: "Rabbani (kendini Rabb´e adamıs) kullar olunuz" der

    [80] Ve size: "Melekleri ve peygamberleri Rab´ler edinin!" diye emretmez. Siz, musluman olduktan (teslim olduktan) sonra size kufru emreder mi

    [81] Ve Allah, nebilerden, "Size kitap ve hikmet verdim. Sonra size, beraberinizde olanı (Allah´ın size verdigi kitapları) tasdik eden bir Resul geldigi zaman, ona mutlaka iman edeceksiniz ve ona mutlaka yardım edeceksiniz" diye misak aldıgı zaman, "Ikrar ettiniz mi (kabul ettiniz mi?) ve bu agır (ahdimi) uzerinize aldınız mı?" diye buyurdu. (Onlar da): "Ikrar ettik (kabul ettik)" dediler. (Allahu Teala): "Oyleyse sahit olun ve Ben sizinle beraber sahitlerdenim." buyurdu

    [82] Artık bundan sonra, kim yuz cevirirse (nebilerden sonra gelecek olan bu Resul´u inkar ederse), iste onlar, onlar fasıklardır

    [83] Onlar, hala Allah´ın dininden baskasını mı arıyorlar? Halbuki goklerde ve yerde kim varsa, hepsi tav´an ve kerhen (isteyerek ve istemeyerek) O´na teslim oldular ve onlar, O´na (Allah´a), geri dondurulecekler

    [84] Allah´a ve bize indirilene ve Ibrahim (a.s)´a, Ismail (a.s)´a, Ishak (a.s)´a, Yakub (a.s)´a ve Yakub ogulları´na indirilenlere, Hz. Musa ´ya ve Hz.Isa´ya ve nebilere Rab´leri tarafından verilenlere iman ettik. Onların arasından birini (digerlerinden) ayırdetmeyiz. Ve biz O´na (Allah´a) teslim olanlarız." de

    [85] Ve kim Islam´dan baska bir din ararsa, o taktirde kendisinden asla kabul edilmez ve o, ahirette "husranda olanlar"dan olur

    [86] Imanlarından sonra inkar eden kavmi, Allah nasıl hidayete erdirir? Ve onlar, Resulun Hak olduguna sahid oldular ve onlara beyyineler (acık deliller) geldi. Ve Allah, zalimler kavmini hidayete erdirmez

    [87] Iste onların cezası, Allah´ın, meleklerin ve butun insanların lanetinin onların (fasıkların) uzerlerine olmasıdır

    [88] Onlar, onun (lanetin) icinde ebedi kalacak olanlardır. Onlardan azab hafifletilmez ve onlara bakılmaz

    [89] Bundan sonra tovbe edip, ıslah olanlar (nefslerini tezkiye edenler) haric. O taktirde muhakkak ki Allah, Gafur´dur, Rahim´dir

    [90] Muhakkak ki, iman ettikten sonra inkar edenlerin ve sonra da kufurlerini artıranların, onların (ucuncu defa fıska dusenlerin) tovbeleri asla kabul edilmez. Ve iste onlar, dalalette olanlardır

    [91] Muhakkak ki, inkar edip, kafir olarak olenlerin hic birinden, yeryuzu dolusu altını olsa ve onu fidye olarak verse artık asla kabul edilmez. Iste onlar, onlar icin “elim azab “ vardır. Ve onlar icin bir yardımcı yoktur

    [92] Sevdiginiz seylerden infak etmedikce (Allah icin vermedikce), asla birre nail olamazsınız. (Allah´ın size verdiklerinden, Allah icin) bir sey infak ettiginiz zaman muhakkak ki Allah, onu en iyi bilendir

    [93] Tevrat indirilmeden once Israilogullarının kendi kendilerine haram kıldıgı seylerden baska butun yiyecekler Israilogulları icin helaldi. De ki: "Eger siz, (yeminlerinizde ve sozlerinizde) sadık iseniz, oyleyse Tevrat´ı getirin de okuyun

    [94] Artık bundan sonra kim, Allah´a yalanla iftira ederse, o takdirde iste onlar, onlar zalimlerdir

    [95] De ki: "Allahu Teala dogruyu soyledi. Oyle ise hanif olarak Hz. Ibrahim´in dinine tabi olun. Ve o, musriklerden olmadı

    [96] Muhakkak ki, mubarek ve alemlere hidayet vesilesi olan (beyt), elbetteki insanlar icin Bekke´de (Mekke´de) yapılmıs olan ilk beyt´tir

    [97] Orada (Beytullah´da) acık beyyineler, Hz.Ibrahim´ in makamı vardır. Ve kim oraya girerse emin (emniyette) olur. Ona yol bulmaya (Hacca gitmeye) gucu yetenlere, Allah icin o Beyt´in hac edilmesi, insanların uzerine (farz) dır. Ve kim inkar ederse, artık muhakkak ki Allah, alemlerden ganidir (hicbir seye muhtac degildir)

    [98] De ki: "Ey kitap ehli! Nicin Allah´ın ayetlerini inkar ediyorsunuz? Ve Allah, yapmakta oldugunuz seylere sahit

    [99] De ki: "Ey kitap ehli! (gerceklere) sahit oldugunuz halde, nicin iman eden kimseleri, onun egriligini isteyerek, Allah´ın yolundan men ediyorsunuz? Allah, yaptıklarınızdan gafil degildir

    [100] Ey amenu olanlar! Eger o kitap verilenlerden bir gruba, itaat ederseniz, sizi imanınızdan sonra kafirlige dondururler

    [101] Ve size, Allah´ın ayetleri okunurken ve aranızda O´nun (Allah´ın) resulu varken, siz nasıl inkar edersiniz Ve kim Allah´a sımsıkı tutunursa, artık o Sıratı Mustakim´e (Allah´a ulastıran yola) hidayet olunmustur

    [102] Ey amenu olanlar, Allah´a karsı “O´nun hak takvası” ile (bi hakkın takva, en ust derece takva ile) takva sahibi olun! Ve sakın siz, (Allah´a) teslim olmadan olmeyin

    [103] Ve hepiniz, Allah´ın ipine sımsıkı tutunun, fırkalara ayrılmayın! Ve Allah´ın sizin uzerinizdeki nimetini hatırlayın; siz (birbirinize) dusman olmustunuz. Sonra sizin kalplerinizin arasını birlestirdi, boylece Allah´ın nimeti ile kardesler oldunuz. Ve siz atesten bir cukurun kenarında iken sizi ondan kurtardı. Iste Allah, ayetlerini size boyle acıklıyor. Umulur ki boylece siz hidayete erersiniz

    [104] Sizin icinizden hayra davet eden (mursidlerden) bir cemaat olsun ve marufla emretsin, ve munkerden nehyetsin (men etsin). Iste onlar, onlar felaha erenlerdir

    [105] Ve kendilerine beyyineler (acık deliller) geldikten sonra, fırkalara ayrılıp ihtilafa dusenler gibi olmayın! Ve iste onlar, onlar icin “azim azab” vardır

    [106] O gun (bazı) yuzler agaracak ve (bazı) yuzler kararacak. O zaman yuzleri kararan kimselere: “Imanınızdan sonra siz inkar mı ettiniz? Oyleyse inkar etmis olmanızdan dolayı azabı tadın” (denir)

    [107] Amma, yuzleri agarmıs olanlar ise, artık Allah´ın rahmeti icindedirler. Onlar, onun (o rahmetin) icinde ebedi kalacak olanlardır

    [108] Iste bunlar, Allah´ın ayetleridir, onları sana hak olarak tilavet ediyoruz (okuyup acıklıyoruz). Ve Allah, alemlere zulum olmasını istemez

    [109] Goklerde ve yerlerde ne varsa Allah´ındır. Ve emirler (butun isler), Allah´a dondurulur

    [110] Siz, insanlar icin cıkarılmıs (secilmis) olan, ummetin hayırlı kisileri oldunuz. Maruf ile emredersiniz ve munkerden nehy edersiniz (men edersiniz). Ve siz, Allah´a iman ediyorsunuz. Eger kitap ehli de iman etselerdi elbette onlar icin hayırlı olurdu. Onlardan bir kısmı mu´mindir ve onların cogu da fasıklardır

    [111] Onlar size ezadan baska asla bir zarar veremezler. Ve eger sizinle savasırlarsa, size arkalarına donup kacarlar.Sonra onlar, yardım da olunmazlar

    [112] Onların uzerlerine, nerede olurlarsa olsunlar zillet (alcaklık) damgası vuruldu. Ancak Allah´ın ipine (Sıratı Mustakim´e) ve insanlardan bir ipe (Allah´a ulastıracak olan murside) tutunanlar (ulasanlar) haric. (Onlar) Allah´dan bir gazabına ugradılar ve uzerlerine miskinlik damgası vuruldu. Bu, onların Allah´ın ayetlerini inkar etmis olmaları ve peygamberleri haksız yere oldurmus olmaları sebebiyledir. Iste bu, onların (Allah´a) isyan etmelerinden ve haddi asmıs olmalarındandır

    [113] Onların (hepsi) bir degildir. Kitap ehlinden, gece saatlerinde kıyamda durup, Allah´ın ayetlerini tilavet eden ve secde eden bir ummet vardır

    [114] Onlar, Allah´a ve yevmil ahire iman ederler, maruf (irfan) ile emreder ve kotulukten nehyederler (men ederler) ve hayırlara kosarlar. Iste onlar, salihlerdendir

    [115] Ve, hayır olarak bir sey yaparlarsa, o taktirde o (hayır), asla ortulmez (mutlaka mukafatı verilir). Ve Allah, takva sahiplerini en iyi bilendir

    [116] Muhakkak ki inkar edenlere, malları ve evlatları, Allah´dan bir seye (azaba) karsı kendilerine asla bir fayda vermez. Ve iste onlar ates ehlidir, onlar, orada devamlı kalacak olanlardır

    [117] Onların (kafirlerin), bu dunya hayatında (gosteris ve ovunmek icin) infak etttikleri seylerin durumu, kendilerine zulmeden (Allah´ın emirlerine ve nehiylerine itaat etmeyerek, devamlı derecat kaybeden) bir kavmin, "kavurucu, dondurucu soguk bir ruzgarın isabet ederek, boylece helak ettigi" ekininin durumu gibidir. Allah, onlara zulmetmedi, fakat onlar, kendi kendilerine zulmediyorlar

    [118] Ey amenu olanlar ! Kendinizden (mu´minlerden) baskalarını sırdas edinmeyin. Onlar sizi fesada dusurmekten geri kalmazlar ve size sıkıntı verecek seyleri temenni ettiler. Kin ve ofkeleri agızlarından (sozlerinden) belli olmustur. Goguslerinde gizledikleri sey (kinleri) daha da buyuktur. Akıl etmis olsaydınız, size ayetleri acıklamıstık

    [119] Iste siz(muminler) boylesiniz, siz onları seversiniz ve onlar sizi sevmezler ve siz kitabın tamamına iman edersiniz. Ve sizinle karsılasınca "biz iman ettik " dediler, yalnız kaldıkları zaman, size karsı ofkelerinden parmak uclarını ısırdılar. De ki: "Ofkenizden olun." Muhakkak ki Allah, sinelerde olanı en iyi bilendir

    [120] Sayet size bir hasenat (guzellik) dokunursa onları huzunlendirir. Ve sayet size bir seyyiat (kotuluk) isabet ederse, onunla ferahlanırlar (ona sevinirler). Ve eger siz sabrederseniz ve takva sahibi olursanız, onların hileleri size hicbir seyle zarar veremez. Muhakkak ki Allah, onların yaptıklarını (ilmi ile) kusatandır (bilendir)

    [121] Ve bir sabah erkenden ailenden ayrılmıstın, mu´minlerisavas icin (uygun) mevzilere yerlestiriyordun. Ve Allah en iyi isiten , en iyi bilendir

    [122] Sizden iki grup, korkaklık gostererek bozgunluga meyl etmisti. Allah, o ikisinin de (iki grubun da) dostudur ve artık mu´minler Allah´a tevekkul etsinler

    [123] Ve andolsun ki, Bedir (savasında), siz (sayıca ve silahca) daha zayıf bir halde iken, Allah size yardım etti. Artık Allah´a karsı takvasahibi olun. Ve umulur ki boylece siz sukredersiniz

    [124] O zaman mu´minlere (soyle) diyordun: "Rabbinizin, indirilen meleklerden uc bini ile size yardım etmesi, size kafi gelmiyor mu

    [125] Bilakis, eger siz sabrederseniz ve takva sahibi olursanız ve onlar size aniden gelirlerse (saldırırlarsa), Rabbiniz bu nisaneli meleklerden bes bini ile size yardım eder

    [126] Ve Allah, onu (bu yardım vaadini), size mujde olması ve kalplerinizin onunla tatmin olmasından baska bir sey icin yapmadı. Yardım ancak, Aziz ve Hakim olan Allah´ın katındandır

    [127] (Ve bu yardım), kafirlerden bir kısmını kesmek (helak etmek) veya onlarıperisan etmek, boylece bozguna ugrayarak donup gitmeleri icindir

    [128] Senin icin bir emir (yapacagın bir sey) yoktur. (Allah), ya onların tovbesini kabul eder veya onlara azap eder. Oysa onlar, gercekten zalimlerdir

    [129] Ve, goklerde ve yerde ne varsa Allah´ındır. Diledigini magfiret eder ve diledigine de azap eder. Ve Allah, Gafur´dur, Rahim´dir

    [130] Ey amenu olanlar! Faizi, kat kat artırarak yemeyin. Ve Allah´a karsı takva sahibi olun. Umulur ki boylece siz, felaha erersiniz

    [131] Ve kafirler icin hazırlanmıs olan o atesten sakının

    [132] Ve, Allah´a ve Resul´e itaat edin, umulur ki boylece siz rahmet olunursunuz

    [133] Ve, Rabbinizden olan magfirete ve genisligi yerler ve gokler kadar olan, muttekiler icin hazırlanmıs olan cennete kosun

    [134] Onlar (muttekiler), bollukta ve darlıkta (Allah icin) infak ederler (verirler) ve onlar ofkelerini yutanlardır (tutanlardır) ve insanları affedenlerdir. Ve Allah, muhsinleri sever

    [135] Ve onlar (takva sahipleri), bir kotuluk yaptıkları veya nefslerine zulmettikleri zaman Allah´ı zikrederler, hemen gunahları icin magfiret dilerler. Ve,Allah´tan baska kim gunahları magfiret eder. Ve onlar, yaptıkları seylerde (hatalarda), bilerek ısrar etmezler

    [136] Iste onların mukafatları, Rab´lerinden magfiret ve altlarından nehirler akan, iclerinde devamlı kalacakları cennetlerdir. (Boyle) amel edenlerin mukafatları ne guzel

    [137] Sizlerden once (bir cok kavimlerde) Allah´ın sunnetleri gelip gecti. Artık yeryuzunde gezin (Allah´ın ayetlerini) boylece yalanlayanların akıbeti nasıl olmus bakın

    [138] Bu (ayetler), insanlar icin bir acıklama ve bir hidayet ve takva sahipleri icin bir oguttur

    [139] Ve gevsemeyin, ve mahzun olmayın ! Eger mu´min iseniz, ustun olan sizsiniz

    [140] Eger size bir yara dokunursa, o taktirde o kavme de, onun aynısı bir yara dokunmustur. Ve bu (sevincli ve kederli) gunleri, Biz, insanlar arasında dondurup dolastırırız. Allah´ın, amenu olanları (sınayıp) bilmesi (belli etmesi) ve sizden (icinizden) sahitler edinmesi icindir. Ve Allah, zalimleri sevmez

    [141] Ve (bu), Allah´ın amenu olanları temize cıkarması ve kafirleri yavas yavas helak etmesi icindir

    [142] Yoksa siz, Allah sizden cihad edenleri ve sabredenleri belli etmeden cennete gireceginizi mi sandınız

    [143] Ve andolsun ki siz, olumu (sehit olmayı), onunla karsılasmadan (yuzyuze gelmeden) once, temenni ediyordunuz. Iste simdi onu gormus oldunuz. Ve ,(oysa) siz ( sehit olarak olmeyi) bekliyordunuz

    [144] Ve Muhammed sadece bir Resul´dur. Ondan once de resuller gelip gecmistir. Simdi O, oldu veya olduruldu ise, siz topuklarınız uzerinde geriye mi doneceksiniz? Kim topukları uzerinde geriye donerse, bundan sonra Allah´a, asla hicbir seyle zarar veremez. Ve Allah, sakirleri (sukredenleri) yakında mukafatlandıracaktır

    [145] Ve bir kimsenin, Allah´ın izni olmadan olmesi olmamıstır (olamaz) , o (olum), suresi tayin edilmis bir yazıdır. Ve, kim dunya sevabı isterse, kendisine ondan veririz, ve kim ahiret sevabı isterse, kendisine ondan veririz. Ve sakirleri (sukredenleri) yakında mukafatlandıracagız

    [146] Ve peygamberlerden niceleri var ki; onlarla birlikte bircok rıbbıyyun (ilim, irfan sahibi mursid) de savastı. Allah yolunda, kendilerine isabet eden seyler (elem ve sıkıntılar) sebebiyle gevsemediler, zayıflık gostermediler ve boyun da egmediler. Allah, sabredenleri sever

    [147] Ve onların sozleri: "Rabbimiz, bizim gunahlarımızı magfiret et ve isimizdeki israfımızı (asırılıgımızı) bagısla. Ve, ayaklarımızı sabit tut ve kafirler kavmine karsı bize yardım et." demekten baska birsey olmadı

    [148] Boylece Allah, onlara dunya sevabını ve ahiret sevabınının en guzelini verdi. Ve Allah, muhsinleri sever

    [149] Ey amenu olanlar! Eger kafirlere itaat ederseniz , sizi topuklarınız uzerinde geri cevirirler. O zaman "husrana ugramıs olanların" haline donersiniz

    [150] Hayır! Sizin mevlanız(dostunuz) Allah´tır. Ve O, yardımcıların en hayırlısıdır

    [151] Allah´ın, hakkında bir sultan (delil) indirmedigi bir seyi, Allah´a ortak kosmaları sebebiyle, o kafirlerin kalplerine korku verecegiz. Ve onların sıgınagı (gidecegi yer), atestir (cehennemdir). Ve zalimlerin kalacagı yer ne kotu

    [152] Andolsun ki; Allah, size olan vaadine sadık kaldı. O´nun (Allah´ın) izni ile onları perisan edip olduruyordunuz. Fakat, Allah size sevdiginiz seyi (galibiyeti) gosterdikten sonra gevseklik gostermistiniz. Ve verilen emir hakkında nizaya(anlasmazlıga) dustunuz ve isyan ettiniz. Sizden kiminiz dunyayı istiyordu (ganimete kostu), kiminiz ahireti istiyordu (onlar sehit olana kadar yerlerinde kaldı). Sonra sizi imtihan etmek icin, sizi onlardan geri cevirdi (maglup olup geri dondunuz) ve andolsun ki, (buna ragmen) sizi affetti. Ve Allah, mu´minlere karsı fazl sahibidir

    [153] Siz (daga cıkarak) uzaklasıyor ve donup hic kimseye bakmıyordunuz, (Allah´ın) Resul´u ise sizi arkanızdan cagırıyordu. Bundan sonra size gam ustune gam isabet etti, elinizden cıkan seyler (zafer, ganimet) ve size isabet eden seyler (musibetler) icin mahzun olmayın (uzulmeyin) diye. Ve Allah, yaptıklarınızdan haberdardır

    [154] Sonra (Allah), bu gamın arkasından sizin uzerinize sukunet veren bir uyku indirdi, icinizden bir grubu sarıp kaplıyordu ve diger grup, canlarını onemsemisti(canlarının kaygısına dustuler). Allah´a karsı cahiliyye zannı ile haksız zanda bulunuyorlar: "Bu emirden bize bir sey (bir nasib) var mı?" diyorlar. (Onlara): "Muhakkak ki emirlerin hepsi Allah´ındır." de. Iclerinde sana acıklamadıkları bir sey saklıyorlar. "Bu emirden bize bir sey (bir nasib) olsaydı, burada oldurulmezdik." diyorlar. Eger siz, evlerinizde bile olsaydınız, uzerlerine katl (oldurulmeleri) yazılmıs olanlar, yatacakları (olup dusecekleri) yere mutlaka cıkıp giderlerdi. (Bu) Allah´ın sizin sinelerinizde olanı sınamak ve kalplerinizde olandan (supheden), sizi temize cıkarmak (fitneden kurtarmak) icindir. Ve Allah, sinelerde olanı en iyi bilendir

    [155] Muhakkak ki, iki toplulugun karsılastıgı gun, icinizden bir kısmı yuz cevirdi, oysa seytan, kazandıkları bazı seylerden dolayı (Resulun emrine itaat etmemek, ganimete kosmak gibi), onları zillete dusurmek istedi. Ve and olsun ki, Allah onları affetti. Muhakkak ki Allah Gafur´dur, Halim´dir

    [156] Ey amenu olanlar! Siz, yeryuzunde sefere cıkmıs veya gazi olan(savasa katılan) kardesleri icin "Eger bizim yanımızda olsaydılar olmezler ve oldurulmezlerdi." diyen kafirler gibi olmayın! Allah, bunu onların kalplerinde bir hasret (pismanlık) kılmak icin yaptı. Ve Allah yasatır ve oldurur. Ve Allah, yaptıklarınızı en iyi gorendir

    [157] Ve eger siz, Allah´ın yolunda oldurulur veya olurseniz, mutlaka Allah´dan magfiret ve rahmet vardır, onların topladıklarından (dunya malından) daha hayırlıdır

    [158] Ve elbette, olseniz de oldurulseniz de mutlaka Allah´a hasr olunacaksınız (Allah´ın huzurunda toplanacaksınız)

    [159] O zaman, Allah´dan bir rahmet sebebiyle onlara yumusak davrandın. Ve eger sen, kaba, katı yurekli olsaydın, mutlaka senin etrafından dagılırlardı. Artık onları affet ve onlar icin magfiret dile ve isler konusunda onlarla musavere et (danıs). Azmettigin zaman, artık Allah´a tevekkul et. Muhakkak ki Allah, tevekkul edenleri (Allah´a guvenenleri) sever

    [160] Eger Allah size yardım ederse, o zaman sizi yenecek yoktur. Ve eger sizi yardımsız (yuz ustu) bırakırsa, ondan sonra size kim yardım eder. Oyleyse mu´minler, Allah´a tevekkul etsinler (Allah´a guvensinler)

    [161] Ve bir peygamber icin "Ganimet malından gizlice alması" olamaz. Ve kim ganimet malından gizlice alırsa (hıyanet ederse), kıyamet gunu o, gizlice aldıgı sey ile gelir. Sonra herkese kazandıgı sey odenir ve onlar zulmedilmezler

    [162] Artık, Allah´ın rızasına tabi olan kimse, Allah´dan gazaba ugramıs ve barınacagı yer cehennem olan kimse gibi midir? Ve (o) ne kotu varıs yeri

    [163] Onların (Allah´ın rızasına tabi olanların) kazandıkları dereceler, Allah´ın katındadır. Ve Allah, onların yaptıklarını en iyi gorendir

    [164] And olsun ki Allah, muminleri, "Onların aralarında (kendi zamanlarında, kendi kavimleri icinde), kendilerinden bir resul beas ederek (baslarının uzerine devrin imamının ruhu bir nimet olmak uzere)" nimetlendirdi (lutufda bulundu). Onlara, O´nun (Allah´ın) ayetlerini tilavet eder, onları tezkiye eder, onlara kitap ve hikmeti ogretir. Ondan evvel ise (resule tabi olmadan evvel), onlar elbette apacık dalalet icinde idiler

    [165] Ve, iki mislini (dusmanlarınıza) isabet ettirdiginiz bir musibet, size isabet ettigi zaman: "Bu nasıl oldu?" dediniz. De ki:"O sizin kendi nefslerinizdendir". Muhakkak ki Allah, her seye kaadirdir

    [166] Ve iki toplulugun karsılastıgı o gun, size isabet eden sey (musibet) ancak Allah´ın izniyleydi ve mu´minleri bilmesi (belirlenmesi) icindi

    [167] Ve (bu) nifak cıkaranları bilmesi (munafık olanların belirlenmesi) icindi. Ve onlara: "Gelin, Allah yolunda savasın veya savunun (mudafaa edin)." denildigi zaman, "Biz harp (etmeyi) bilseydik, elbette size tabi olurduk (sizinle gelirdik)." dediler. Izin gunu onlar, imandan cok kufre yakındırlar. Onlar, kalplerinde olmayan seyi agızlarıyla soyluyorlar. Ve Allah, onların gizledikleri seyi cok iyi bilir

    [168] Onlar (munafıklar), kendileri oturdukları (savasa gitmedikleri) halde, savasa katılan kardesleri icin: "Eger bize itaat etselerdi, oldurulmezlerdi." dediler. (Onlara) de ki: "Eger (sozunuzde) sadık kimselerseniz, haydi olumu kendinizden savın

    [169] Ve Allah´ın yolunda oldurulenleri, sakın oluler sanmayın.Hayır, (onlar) hayydırlar (canlıdırlar), Rab´lerinin katında rızıklandırılırlar

    [170] Allah´ın onlara kendi fazlından verdigi seyle ferahlarlar. Ve arkalarından henuz kendilerine katılmayan (henuz sehit olmayan) kimselere, "onlara bir korku olmayacagını ve onların mahzun olmayacaklarını" mujdelemek isterler

    [171] Onlar, Allah´dan olan ni´meti, fazlı ve "Allah´ın mu´minlerin mukafatını zayi etmeyecegini" mujdelemek isterler

    [172] Onlar (o mu´minler) ki, kendilerine yara isabet ettikten sonra bile Allah´ın ve Resul´un davetine icabet ettiler. Onlardan ahsen olanlar (Allah´ın butun emirlerini yerine getiren, yasak ettigi hicbir fiili islemeyenler) ve (azim) takvaya ulasanlar icin "Azim Ecir (en buyuk mukafat)" vardır

    [173] O (ahsen) kimseler ki, insanlar onlara: "Muhakkak ki, insanlar, sizin icin (size saldırmak icin) toplandılar. Artık onlardan korkun." dedikleri zaman, (bu soz), onların imanını artırdı. Ve "Allah bize kafidir ve O, ne guzel vekildir." dediler

    [174] Boylece onlara bir kotuluk dokunmadan, Allah´tan bir nimet ve fazl ile geri donduler. Ve Allah´ın rızasına tabi oldular. Ve Allah "Buyuk Fazıl" sahibidir

    [175] Fakat seytan, boylece ancak kendi dostlarını (onu dost edinenleri) korkutur. Artık onlardan korkmayın ve eger sizler mumin iseniz, (sadece) Ben´den korkun

    [176] Ve kufre kosanlar seni mahzun etmesin. Muhakkak ki onlar, Allah´a hicbir sey ile asla zarar veremezler. Allah, onlara ahirette bir nasip vermemek istiyor. Ve onlar icin “Buyuk Azap” vardır

    [177] Muhakkak ki iman karsılıgında kufru satın alanlar, Allah´a hicbir sey ile asla zarar veremezler. Ve onlaricin “Elim Azab” vardır

    [178] Ve sakın o kafirler, onlara muhlet vermemizi, kendileri icin bir hayır sanmasınlar. Sadece gunahlarını artırmaları icin onlara muhlet veriyoruz. Ve onlar icin ”Alcaltıcı Azab “ vardır

    [179] Allah, habis olanı (kotuyu), temiz olandan (mu´min olanı, mu´min gozukenden) ayırıncaya kadar mu´minleri, sizin bulundugunuz hal uzere (mu´min olanla mu´min gozukenin bir arada oldugu bir durumda) terk edecek degildir. Ve Allah sizi gayba muttali edecek (gaybı bildirecek) degildir. Ve lakin Allah, resullerinden diledigi kimseyi secer (gaybı o resulune bildirir). O halde, Allah´a ve O´nun resullerine iman edin. Ve eger amenu olur ve takva sahibi olursanız, o zaman sizin icin "Buyuk Ecir" vardır

    [180] Ve Allah´ın kendi fazlından onlara verdigi seyleri, (Allah yolunda infak etmeyip) cimrilik edenler, sakın zannetmesinler ki o, kendileri icin hayırdır. Bilakis o, onlar icin bir serdir.Cimrilik ettikleri sey, kıyamet gunu boyunlarına dolanacak. Goklerin ve yerin mirası Allah´ındır. Allah, yaptıgınız seylerden haberdar olandır

    [181] Andolsun ki : "Muhakkak ki Allah fakirdir, biz zenginiz" diyen o kimselerin sozunu Allah isitti. Biz onların soylediklerini ve peygamberlerini haksız yere oldurmelerini yazacagız. Ve onlara : "yakıcı azabı tadın" diyecegiz

    [182] Iste bu (azab), Allah kullara zulmedici oldugundan degil, ellerinizle takdim ettiginiz (yaptıgınız) seyler sebebiyledir

    [183] Onlar, "Muhakkak ki Allah, “bize atesin yiyecegi bir kurbanı getirin-ceye kadar, hicbir Resule “ iman etmememiz icin bize ahdetti" dediler. Onlara de ki: "Benden once Resuller, beyyinelerle ve sizin soylediginiz o sey ile size gelmislerdi. Eger siz sadıklar (dogru soyleyenler) iseniz, o halde onları nicin oldurdunuz

    [184] Artık seni yalanlarlarsa (uzulme), halbuki, senden onceki, acık belgeler, yazılı sayfalar ve nurlu kitaplar getiren resuller de yalanlanmıstı

    [185] Her nefs, olumu tadıcıdır ve lakin ecirleriniz (amellerinizin karsılıgı) kıyamet gunu odenir. O vakit kim atesten uzaklastırılır ve cennete sokulursa o takdirde o kurtulmustur. Ve dunya hayatı, aldatıcı metadan baska bir sey degildir

    [186] Mallarınız ve canlarınız hususunda siz mutlaka imtihan olunacaksınız. Sizden once kitap verilenlerden ve sirk kosanlardan elbette bircok incitici (sozler) duyacaksınız. Eger siz sabrederseniz ve takva sahibi olursanız ki bu muhakkak, islerin “azim” olanlarındandır

    [187] Ve Allah, kitap verilenlerden, "Onu mutlaka insanlara acıklayacaksınız ve onu gizlemeyeceksiniz." diye, misak almıstı. Fakat onu (misakı), arkalarına attılar (sozlerini tutmadılar ) Ve onu az bir degere sattılar.Oysa yaptıkları alısveris ne kotu

    [188] Sakın zannetme ki, (Kitab Ehli´ninden olup, Kitab´tandır diyerek) getirdikleri sey ile ( dogrusunu gizleyip, gercegi acıklamıyarak yaptıkları ile) ferahlayan (sevinen) kimseler ve yapmadıkları ile ovulmeyi seven kimseler ki,bundan sonra onların azaptan kurtulacak bir yerde oldugunu sanma Ve onlar icin “Elim Azap” vardır

    [189] Ve, goklerin ve yerin mulku Allah´ındır. Ve Allah her seye kaadirdir

    [190] Muhakkak ki, goklerin ve yerin yaratılısında, gece ile gunduzun ardarda gelisinde, ulul elbab icin elbette ayetler (deliller) vardır

    [191] Onlar (ulul elbab, lublerin, Allah´ın sır hazinelerinin sahipleri), ayaktayken, otururken, yan ustu yatarken (daima ) Allah´ı zikrederler. Ve goklerin ve yerin yaratılısı hakkında tefekkur ederler (ve derler ki): "Ey Rabbimiz! Sen bunları batıl olarak (bosuna ) yaratmadın. Sen Subhan´sın, artık bizi atesin azabından koru

    [192] Ey Rabbimiz! Muhakkak ki Sen, kimi atese sokarsan artık onu hakir ve rezil etmissindir. Zalimler icin bir yardımcı yoktur

    [193] Rabbimiz! Muhakkak ki biz,"Rabbinize amenu olun" diye imana davet eden davetciyi isittik , boylece iman ettik (davetciye tabi olarak amenu olduk) Rabbimiz artık bizim gunahlarımızı magfiret et, seyyiatlarımızı ort ve bizi ebrar olan (Allah´a ulasan ve veli olan cennetlik) kullarınla beraber vefat ettir

    [194] Rabbimiz! Resullerin vasıtasıyla bize vaad ettigin seyleri bize ver ve kıyamet gunu bizi rezil ve perisan etme. Muhakkak ki sen vaadinden donmezsin

    [195] O zaman Rab´leri, onların dualarına icabet etti. (Soyle buyurdu): Sizden erkek veya kadın amel edenin amelini, Ben kesinlikle zayietmem. Siz birbirinizdensiniz. Hicret edenlerin, yurtlarından cıkarılanların, Ben´im yolumda iskenceye ugrayanların, savasanların ve oldurulenlerin seyyiatlarını mutlaka ortecegim. Ve onları mutlaka, altlarından nehirlerakan cennetlere sokacagım, Allah´ın katından bir mukafat olarak. Ve Allah, O´nun katında mukafatların en guzelidir

    [196] Kafirlerin beldeler arasında (gezip) dolasmaları, sakın seni aldatmasın

    [197] (Bu) Az bir metadır. Sonra onların varacakları yer cehennemdir.Ve o ne kotu bir dosektir

    [198] Fakat Rab´lerine karsı takva sahibi olanlar...Onlar icin altlarından nehirler akan, icinde ebediyen kalacakları cennetler, Allah tarafından ziyafet sofraları vardır.Ve Allah´ın katında olan seyler, ebrar kulla

    [199] Ve muhakkak ki kitap ehlinden oyle kimseler var ki, Allah´a, size indirilene ve kendilerine indirilene mutlaka iman ederler. Allah´a karsı husu duyarlar. Allah´ın ayetlerini az bir degere satmazlar. Iste onlar, onların mukafatları, Rab´lerinin katındadır. Muhakkak ki Allah, hesabı cabuk gorendir

    [200] Ey amenu olanlar (Olmeden once, ruhlarını Allah´a ulastırmayı dileyenler)! Sabredin ve sabır sahibi olun ! Ve, rabıta kuranlar olun (rabıta kurun!) ve Allah´a karsı takva sahibi olun ! Umulur ki boylece siz felaha erersiniz

    Nisâ

    Surah 4

    [1] Ey insanlar, Rabbinize karsı takva sahibi olun. O ki, sizi bir tek nefsten (Adem Aleyhis selam´dan) yarattı .Ve ondan zevcesini yarattı ve ikisinden bircok erkekler ve kadınlar uretip yaydı .Ve O´nunla (O´nun adı ile) birbirinize dilekte bulundugunuz Allah´a karsı takva sahibi olun ve rahimlerden (akrabalık haklarından) sakının. Muhakkak ki Allah, sizin uzerinizde murakıbtır (sizi kontrol edendir)

    [2] Ve yetimlere mallarını verin. Ve temizle (helal olan ile) habis olanı (haram olanı) degistirmeyin. Ve onların mallarını kendi mallarınıza (katarak) yemeyin. Muhakkak ki o buyuk bir gunahtır

    [3] Ve eger yetimler konusunda adalete riayet edemeyeceginizden korkarsanız, o taktirde hosunuza giden (size helal olan diger) kadınlardan ikiser, ucer, dorder nikahlayın. Fakat, eger (onlara da) adaletle davranamayacagınızdan korkarsanız o zaman bir tane ile veya elinizin altındaki sahip olduklarınızla (cariyelerinizle) yetinin. Iste bu, adaletten ayrılmamanız icin daha uygundur

    [4] Ve kadınlara, mehirlerini seve seve verin. Fakat kendi istekleri ile ondan (mehirden) bir kısmını size bagıs olarak verirlerse o taktirde onu afiyetle rahatca yiyin

    [5] Ve Allah´ın, (kullanımı konusunda) sizi kaim kıldıgı (vekil kıldıgı) mallarınızı sefihlere vermeyiniz ve onun icinden (o mallarla) onları rızıklandırınız (besleyiniz) ve giydiriniz ve onlara guzel soz soyleyiniz

    [6] Ve yetimleri nikah cagına gelinceye kadar deneyin. Bundan sonra eger kendilerinde bir rusd (yeterlilik) hissederseniz, o taktirde mallarını onlara teslim edin. Ve buyurler (geri alırlar) diye, onları (malları) israf etmeyin ve acele ile yemeyin. Ve (vasi) zengin bir kimse ise, o taktirde iffetli olsun (yetimlerin mallarını yemekten kacınsın). Ve (vasi) fakir bir kimse ise, o taktirde orfe uygun olarak yesin. Nihayet onlara mallarını geri vereceginiz zaman, onlara karsı sahit tutun. Hesap gorucu olarak Allah yeter

    [7] Ana-baba ve yakın akrabaların geriye bıraktıgından (mirasından) erkekler icin bir pay vardır. Ve kadınlar icin de, ana-baba ve yakın akrabaların geriye bıraktıgından (mirasından) bir pay vardır. Ondan (bırakılanlardan) az veya cok farz kılınmıs bir paydır

    [8] Ve miras taksiminde, (miras dusmeyen uzak) akrabalar, yetimler ve yoksullar orada hazır bulunursa, o taktirde onları, ondan (mirastan) rızıklandırınız ve onlara guzel soz soyleyiniz

    [9] Ve onlar sakınsınlar ki, eger arkalarında gucsuz olmalarından korktukları cocuklar bıraksalardı, onlar icin (onlara haksızlık yapılmasından) korkarlardı. Artık Allah´a karsı takva sahibi olsunlar. Ve adaletli (durust) soz soylesinler

    [10] Muhakkak ki yetimlerin mallarını zulumle (haksızlıkla) yiyenler, karınlarına sadece ates yerler. Ve onlar, yakında alevli atese atılacaklar

    [11] Allah size, cocuklarınızın (mirası) hakkında soyle tavsiye ediyor. Erkege, kadının payının iki katı, fakat, eger kadınlar ikiden fazla iseler, o zaman terekenin (mirasın) ucte ikisi onlarındır ve eger o (kadın) bir tek ise, o zaman yarısı onundur. Eger olenin cocugu varsa, onun anne ve babasının herbiri icin, bıraktıgı mirasın altıda biri pay vardır.Fakat onun cocugu yoksa ve yalnız ana-baba mirascı oluyorsa, o taktirde, ucte biri annesinindir (geriye kalan babanındır). Fakat eger olenin kardesi de varsa, o zaman , altıda biri annesinindir.Bunlar, borcu odenip ve de vasiyeti yerine getirildikten sonradır. Babalarınızdan ve ogullarınızdan hangisinin fayda bakımından size daha yakın oldugunu bilemezsiniz. (Belirlenen bu paylar) Allah´tan bir farzdır. Muhakkak ki Allah, Alim´dir, Hakim´dir

    [12] Ve eger eslerinizin (kadınlarınızın) cocukları yoksa, onların bıraktıklarının yarısı sizindir. Fakat eger onların (kadınların) cocukları varsa o zaman dortte biri sizindir. (Bunlar) yapılan vasiyet veya (uzerindeki) borc odendikten sonradır. Ve eger sizin cocugunuz yoksa, bıraktıgınızın dortte biri onlarındır (kadınlarındır), fakat eger cocugunuz varsa o taktirde bıraktıgınızın sekizde biri onlarındır (kadınlarındır). Bu da yaptıgınız vasiyet veya borc (odendikten) sonradır. Ve eger miras bırakan erkek veya kadının evladı ve ana-babası olmayıp, erkek veya kızkardesi varsa, bu taktirde ikisinden herbiri icin altıda biridir. Fakat eger bundan daha fazla iseler, o zaman onlar ucte bire ortaktırlar. Bunlar (kimseyi ) darlıga dusurmeden yapılan vasiyet ve de borc odendikten sonradır. (Iste bunlar), (size) Allah tarafından vasiyettir. Ve Allah Alim´dir, Halim´dir

    [13] Iste bunlar, Allah´ın hudutlarıdır ve kim Allah´a ve O´nun Resul´une itaat ederse, (Allah) onu altından nehirler akan, icinde ebedi kalacakları cennetlere koyar ve bu, “Fevzul Azim” dir (en buyuk kurtulustur)

    [14] Ve kim Allah´a ve O´nun Resulune isyan eder ve O´nun sınırlarını asarsa, onu, icinde ebedi kalacakları atese koyar. Ve onun icin “alcaltıcı azap “ vardır

    [15] Ve kadınlarınızdan fuhus yapmıs olanlara ( onların aleyhine) sizden dort sahit isteyin. Eger sahitlik ederlerse o taktirde, artık onlara olum gelinceye kadar veya onlar icin, Allah bir yol gosterinceye kadar evlerin icinde tutun

    [16] Ve icinizden onu (fuhsu) yapanların ikisine de artık eza ediniz. Fakat, eger tovbe eder ve ıslah olurlarsa, o zaman ikisinden de (eziyet etmekten) vazgecin. Muhakkak ki Allah tovbeleri kabul edendir, Rahim ´dir

    [17] Fakat Allah´ın kabul edecegi tovbe, cahillik ile bir kotuluk yapıp sonra, hemen tovbe edenler icindir ki, iste onlar, Allah´ın, tovbelerini kabul ettigi kimselerdir. Ve Allah Alim´dir, Hakim´dir

    [18] Ve onlardan birine (kendilerine) olum gelinceye kadar seyyiat isleyenlerden (kotuluk yapanlardan), “Gercekten ben, simdi tovbe ettim." diyen birinin tovbesi, tovbe degildir. Ve kafir olarak olenlerin tovbesi de (tovbe degildir). Iste onlar, onlar icin “elim azab” hazırladık

    [19] Ey iman edenler(Allah!a olmeden once ulasmayı dileyenler)! (Esi vefat eden ve yakınınız olan) kadınlara zorla (kerhen) varis olmanız size helal degildir. Ve onlara verdiklerinizin (mehrin) bir kısmını (onlardan) almak icin , onları sıkıstırmayın, acıkca fuhus yapmaları haric. Ve onlarla iyi gecinin. Fakat eger onlardan hoslanmadınızsa, o taktirde umulur ki, sizin hoslanmadıgınız bir sey hakkında Allah pek cok hayır kılar

    [20] Ve eger bir esin yerine baska bir es almak isterseniz ve onlardan birine kantarlarca mal (mehir) vermis olsanız dahi, artık ondan (verdiginizden) bir seyi geri almayın. Onu (verdiginizi), iftira ederek ve apacık gunah isleyerek mi alacaksınız

    [21] Ve onu nasıl alırsınız ki, birbirinizle kaynasmıstınız ve onlar sizden kesin bir misak almıslardı

    [22] Ve babalarınızın nikahladıgı (evlendigi) kadınlarla nikahlanmayın. Gecmiste olanlar haric. Muhakkak ki o, bir fuhustur ve igrenc bir seydir. Ve, kotu bir yoldur

    [23] Size (sunlarla evlenmeniz) haram kılındı. Analarınız, kızlarınız, kızkardesleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, erkek kardesin kızları, kızkardes kızları, sizi emzirmis olan (sut) anneleriniz, sut anneden kızkardesleriniz, kadınlarınızın anneleri, kendileriyle birlestiginiz kadınlarınızdan olup, evlerinizde bulunan uvey kızlarınız. Fakat eger onlarla henuz birlesmemisseniz, o taktirde (onlarla evlenmenizde) sizin uzerinize bir gunah yoktur. Ve sizin sulbunuzden gelen ogullarınızın esleri (kadınları) ve iki kızkardesi bir arada (nikah altında) toplamanız. Gecmiste olanlar haric. Muhakkak ki, Allah Gafur´dur, Rahim´dir

    [24] Ve, evli kadınlarla evlenmeniz (haram kılınmıstır), elinizin altında bulunan (harp esirleri) cariyeler mustesna. (Iste bunlar) Allah´ın size yazdıklarıdır (farz kıldıgı hukumlerdir). Ve bunların dısında olanlar, iffetli olmak ve zina yapmamak sartıyla mallarınızla istemeniz (mehirlerini verip almanız) size helal kılındı. Artık onlardan faydalanmak isterseniz o taktirde farz olan mehirlerini onlara verin. Ve bu farzdan sonra, razı oldugunuz konuda onunla anlasmanızda sizin uzerinize bir gunah yoktur. Muhakkak ki Allah Alim´dir, Hakim´dir

    [25] Ve icinizden kimin, mu´min ve hur kadınlarla nikah yapmaya (evlenmeye) gucu yetmezse, o zaman ellerinizin altında bulunan genc mu´min cariyelerinizden (alıp) evlensin. Allah sizin imanınızı daha iyi bilir. Siz birbirinizdensiniz (aynı soydan gelmesiniz). Oyle ise iffetli yasamaları, zina etmemeleri ve gizli dost tutmamaları sartıyla sahiplerinin izniyle mehirlerini marufla (orf ve adete uygun olarak) vererek onları nikahlayın. Fakat, evli oldugu halde fuhus yaparlarsa o taktirde hur kadınlara uygulanan azabın (cezanın) yarısı kendilerine uygulanır. Iste bu (cariye ile nikahlanma izni) icinizden (zina etme) sıkıntısına dusmekten korkanlar icindir. Ve sabretmeniz sizin icin daha hayırlıdır. Ve Allah Gafur´dur, Rahim´dir

    [26] Allah size beyan etmek (acıklamak) ve sizi, sizden oncekilerin kanununa ulastırmak ve tovbelerinizi kabul etmek ister. Ve Allah Alim´dir (en iyi bilendir), Hakim´dir (hukum ve hikmet sahibi)

    [27] Ve Allah sizin tovbenizi kabul etmek ister, sehvetlerine uyanlar ise, sizin buyuk bir meyille (sehvete) meyletmenizi isterler

    [28] Allah sizden (tovbelerinizi kabul ederek yukunuzu) hafifletmeyi diler. Ve insan zayıf yaratıldı

    [29] Ey iman edenler(amenu olanlar)! Birbirinizin mallarını batılla (haksızlıkla) yemeyin, ancak sizin rızanızla yaptıgınız ticaret haric. Ve kendinizi(ve birbirinizi) oldurmeyin (intihar etmeyin). Muhakkak ki Allah, size karsı Rahim´dir

    [30] Ve kim bunu dusmanlık ve zulumle yaparsa, o taktirde biz onu yakında atese yaslayacagız Ve iste bu, Allah icin kolaydır

    [31] Eger yasaklandıgınız buyuk gunahlardan kacınırsanız, sizin gunahlarınızı orteriz ve sizi (serefli bir makama) ikram olunacagınız bir yere koyarız

    [32] Ve Allah´ın bazınızı, bazınıza ustun kıldıgı seyleri temenni etmeyin (istemeyin). Erkekler icin, kazandıklarından bir nasip vardır ve kadınlar icin de, kazandıklarından bir nasip vardır. Ve Allah´tan, O´nun fazlından isteyin. Muhakkak ki Allah, herseyi en iyi bilendir

    [33] Ve ana- babanın ve yakın akrabaların bıraktıklarından, herkesi mirascı kıldık. Ve artık, yeminlerinizin baglandıgı kimselere de paylarını verin. Muhakkak ki Allah herseye sahittir

    [34] Erkekler, mallarından (kadınlar icin mehir ve nafaka olarak) harcamaları sebebiyle ve Allah´ın, onların bir kısmını, digerlerine ustun kılmasından dolayı, kadınların uzerinde daha cok kaimdirler (koruyup gozetici, idare edicidirler). Bu bakımdan salih amel (nefs tezkiyesi) yapan kadınlar itaatkardırlar, Allah´ın (onların haklarını ve iffetlerini) korumasıyla, onlar da gaybde (kocalarını yoklugunda hem kendilerini, hem kocalarının mal ve serefini) koruyucudurlar. Itaatsizliklerinden (bas kaldırmalarından) korktugunuz (kadınlara) ise (once) nasihat ediniz.Ve (sonra da) yataklarında yalnız bırakınız.Ve ( hala itaat etmezlerse) onlara vurunuz. Bundan sonra eger size itaat ederlerse, artık onların aleyhine baska bir yol aramayın. Muhakkak ki Allah Ali´dir (yucedir), Kebir´dir (buyuktur)

    [35] Ve eger ikisinin (karı-kocanın) arasının acılmasından korkarsanız, o taktirde erkegin ailesinden bir hakem ve kadının ailesinden bir hakem gonderin. Ikisi de (karı-koca) arayı duzeltmeyi isterlerse, Allah onların aralarının duzelmesinde onları basarılı kılar (muvaffak eder). Muhakkak ki Allah Alim´dir (en iyi bilendir), Habir´dir (haberdar olandır)

    [36] Ve Allah´a kul olun. O´na hicbir seyi ortak kosmayın. Ve ana-babaya , akrabaya, yetimlere, miskinlere, yakın komsuya, uzak komsuya, yanınızdaki arkadasa (eslere), yolda kalmısa ve elinizin altında sahip olduklarınıza (koleye, cariyeye, iscilere) ihsanla davranın. Muhakkak ki Allah, kibirli olan ve ovunen kimseleri sevmez

    [37] Onlar ki, cimrilik ederler ve insanlara cimriligi emrederler. Ve Allah´ın kendilerine fazlından verdigi seyi gizlerler. Ve, kafirler icin “alcaltıcı azap” hazırladık

    [38] Ve onlar, mallarını insanlara gosteris icin infak ederler , Allah´a ve ahiret gunune (insan ruhunun hayatta iken Allah´a ulastıgı sonraki gune) inanmazlar. ve kim seytanı kendisine yakın arkadas edinirse, iste bu kotu bir arkadaslıktır

    [39] Ve ne olurdu onlar, Allah´a ve ahiret gunune (ruhun olumden evvel Allah´a ulasma gunune) iman etselerdi ve Allah´ın kendilerine verdigi rızıktan (Allah icin) infak etselerdi (harcasalardı). Ve Allah onları en iyi bilendir

    [40] Muhakkak ki Allah, zerre kadar zulmetmez. Ve eger bir iyilik (hasene) yaparsanız, onu kat kat arttırır. Ve kendi katından “buyuk ecir “ (karsılık) verir

    [41] Artık her ummetten bir sahit (resul) getirdigimiz zaman ve seni de onların uzerine sahit olarak getirdigimiz zaman (halleri) nasıl olacak

    [42] Kafirler ve resule asi olanlar (karsı gelen kimseler), o izin gunu (kıyamet gunu) kendilerinin yerle bir olmalarını temenni ederler. Ve (inkar ettikleri hicbir) sozu, Allah´tan gizleyemezler

    [43] Ey amenu olanlar, sarhos iken, ne soylediginizi bilinceye kadar, cunup iken, yolcu olmanız haric, gusul abdesti alıncaya kadar, namaza yaklasmayın! Eger hasta iseniz veya yolculukta iseniz veya sizden biriniz tuvaletten gelmisse veya kadınlara dokunmus fakat su bulamamıssanız, o taktirde temiz topraga teyemmum edin, sonra onu yuzlerinize ve ellerinize mesh edin (surun). Muhakkak ki Allah, gunahları affeden, magfiret edendir

    [44] Kendilerine Kitap´tan nasip verilenleri gormedin mi? Dalaleti satın alıyorlar ve sizin de yoldan (Allah´ın yolundan) sapmanızı (dalalete dusmenizi) istiyorlar

    [45] Ve sizin dusmanlarınızı en iyi Allah bilir. Ve, dost olarak Allah kafidir. Ve, yardımcı olarak Allah kafidir

    [46] Yahudilerden, (Tevrat´taki) kelimelerin konuldukları yerleri degistirip tahrif edenler (manalarını bozanlar) ve, dillerini egip bukerek ve dini yererek: "Isittik ve isyan ettik. Isit, isitmez olası ve “raina” (bize bak : yahudu dilinde ahmak)" diyorlar .Ve eger onlar, "Isittik ve itaat ettik, isit ve bize bak." deselerdi, elbette kendileri icin daha hayırlı ve daha saglam (daha iyi) olurdu kufurleri sebebiyle onları lanetledi. Artık onların pek azı haric, iman etmezler

    [47] Ey kendilerine kitap verilenler! Yanınızdakini (Tevrat´ı ve Incil´i) tasdik edici olarak indirdigimize, “yuzleri silmemizden, boylece onları arkalarına cevirmemizden once veya ashab-ı sebt´i ( “cumartesi gunu yasagı”nı cigneyenleri) lanetledigimiz gibi onları da lanetlememizden once” iman edin. Ve Allah´ın emri yapılmıstır (yerine gelmistir)

    [48] Muhakkak ki Allah, O´na sirk kosulmasını bagıslamaz. Bunun dısındaki seyleri diledigi kimse icin bagıslar. Ve kim Allah´a sirk kosarsa, o taktirde buyuk bir gunah isleyerek iftira etmistir

    [49] Kendi nefslerini temize cıkaranları (tezkiye ettiklerini soyleyenleri) gormedin mi? Hayır (oyle degil)., ancak Allah, diledigi kisinin nefsini tezkiye eder. Ve onlar, hurma cekirdeginin ince ipligi kadar (bile) zulum olunmazlar

    [50] Bak, Allah´a nasıl yalanla iftira ediyorlar ve (bu) ona apacık bir gunah olarak kafidir

    [51] Kitaptan kendilerine pay verilen kimseleri gormedin mi? Cibte (kahinlere, putlara) ve taguta (insan ve cin seytanlara) inanıyorlar ve inkar eden kimseler icin de, "Bunlar iman eden kimselerden daha dogru bir yoldadır." diyorlar

    [52] Iste onlar, Allah´ın lanetledikleridir ve Allah kimi lanetlerse, artık onun icin asla bir yardımcı bulamazsın

    [53] Yoksa onların, mulkden bir nasibi mi var? Oyle olsaydı insanlara bir cekirdek bile vermezlerdi

    [54] Yoksa onlar, Allah´ın fazlından (ni´metinden) insanlara verdigi seylere haset mi ediyorlar (cekemiyorlar mı)? Oysa Biz, Hz.Ibrahim ailesine(soyuna) kitap ve hikmet vermistik.Ve onlara “buyuk mulk “verdik

    [55] Artık onlardan kimi O´na iman etti ve onlardan kimi de O´ndan yuz cevirdi ve (iman etmeyenlere) alevli ates olarak cehennem kafidir

    [56] Muhakkak ki ayetlerimizi inkar eden kimseleri yakında atese atacagız. Onların derilerinin her yanısında, azabı tatmaları icin onları(derilerini) baska deriler ile degistirecegiz. Muhakkak ki Allah Aziz´dir, Hakim´dir

    [57] Ve amenu olan ve (nefslerini) ıslah edici amel isleyenleri, altından nehirler akan cennetlere koyacagız. Onlar orada ebediyyen kalacak olanlardır. Onlar icin orada temiz esler vardır. Ve onları guzel bir golgeye koyacagız

    [58] Muhakkak ki Allah, emanetleri sahibine teslim etmenizi ve insanlar arasında hakemlik yaptıgınız zaman adaletle hukmetmenizi emreder. Muhakkak ki Allah, onunla size ne guzel ogut veriyor. Ve muhakkak ki Allah, iyi isiten ve en iyi gorendir

    [59] Ey amenu olanlar (iman edenler)! Allah´a ve Resul´e, ve sizden olan idarecilere (emir verme yetkisinin sahiplerine) itaat edin. Bundan sonra eger bir hususta ihtilafa duserseniz, o taktirde Allah´a ve ahiret gunune iman ediyorsanız, onu Allah´a ve Resul´une goturun. Bu daha hayırlıdır ve tevil (yorum) bakımından en guzelidir

    [60] Sana indirilene ve senden once indirilenlere inandıgını zanneden kimseleri gormedin mi? O´nu (seytanı) inkar etmekle emrolundukları halde tagutun onunde muhakeme olunmayı istiyorlar. Ve seytan, onları uzak bir dalaletle saptırmak (dalalete dusurmek) istiyor

    [61] Ve onlara: "Allah´ın indirdigine (Kur´an´a) ve Resul´e gelin." denildigi zaman, munafıkların senden yuz cevirerek ayrıldıklarını gorursun

    [62] Bundan sonra onlara, elleriyle islediklerinden dolayı bir musibet geldigi zaman halleri nasıl olur. Sonra sana gelince; "Biz sadece iyilik etmek ve aralarını birlestirmek istedik." diye Allah´a yemin ederler

    [63] Iste onlar, Allah´ın kalplerinde olanı bildigi kisilerdir. Artık onlardan yuz cevir, onlara vaaz et (nasihat et) ve onlara kendileri hakkında belagatli (guzel) soz soyle

    [64] Ve Biz, (hic) bir resulu, Allah´ın izniyle kendilerine itaat edilmesinden baska birsey icin gondermedik.Ve onlar nefslerine zulmettikleri zaman, eger sana gelselerdi, boylece Allah´tan magfiret dileselerdi ve Resul de onlar icin magfiret dileseydi, mutlaka Allah´ı, (iki tarafın da) tovbelerini (onların tovbesini ve Resulun magfiret talebini) kabul eden ve rahmet edici olarak bulurlardı

    [65] Artık hayır, Rabbine andolsun ki, aralarında cekistikleri sey hakkında, seni hakem tayin edip, sonra da senin verdigin hukumden dolayı “iclerinde bir sıkıntı duymaksızın tam bir teslimiyetle teslim olmadıkca” iman etmis olmazlar

    [66] Ve eger onlara: "Nefslerinizi oldurun." veya "Yurtlarınızdan cıkın." diye yazsaydık (farz kılsaydık) muhakkak ki, onlardan pek azı haric, bunu yapmazlardı. Ve eger onlar, kendilerine ogutleneni yapsalardı mutlaka bu kendileri icin daha hayırlı ve sebatı bakımından ((imanları) daha saglam olurdu

    [67] Ve o zaman Biz onlara, mutlaka katımızdan “buyuk ecir” verirdik

    [68] Ve onları mutlaka Sıratı Mustakim´e (Allah´a ulastıran yola) iletirdik

    [69] Ve kim, Allah´a ve Resul´e itaat ederse, o taktirde iste onlar, Allah´ın kendilerine ni´met verdigi nebilerle (peygamberlerle) ve sıddiklerle ve sehitlerle ve salihlerle beraberdirler. Ve iste onlar ne guzel arkadastır

    [70] Iste bu fazl (buyuk ihsan) Allah´tandır. Ve Allah, “en iyi bilen olarak” kafidir

    [71] Ey amenu olanlar (olmeden once ruhunu Allah´a ulastırmayı dileyenler)! Silahlarınızı alın. Artık boluk boluk veya toplu olarak savasa cıkın

    [72] Ve muhakkak ki sizden bazıları mutlaka yavas davranır (savasa cıkmakta gecikir), sonra da eger size bir musibet isabet ederse: "Allah beni ni´metlendirdi de, o zaman ben onlarla beraber sehit olmadım." derdi

    [73] Ve eger gercekten Allah´tan size bir fazl (zafer) isabet ederse, sanki sizinle onun arasında bir gorusme olmamıs gibi mutlaka; “Keske ben de onlarla beraber olsaydım, boylece buyuk bir fevz (ganimet) kazansaydım." der

    [74] Oyleyse dunya hayatını, ahiret hayatı karsılıgında satanlar, Allah yolunda savassınlar. Ve kim Allah yolunda savasırken oldurulse veya galip gelse, o taktirde Biz ona, “buyuk ecir” verecegiz

    [75] Ve size ne oluyor ki Allah´ın yolunda ve, "Ey Rabbimiz! Halkı zalim olan bu kasabadan bizi cıkar ve katından bir veli ve katından bize bir yardımcı kıl (gonder)." diyen zayıf ve aciz erkekler, kadınlar ve cocuklar icin savasmıyorsunuz

    [76] Amenu olanlar, Allah´ın yolunda savasırlar ve kafir olanlar ise tagutun yolunda savasırlar. O halde seytanın dostlarıyla savasın. Muhakkak ki seytanın hilesi zayıftır

    [77] Kendilerine: "Ellerinizi (savastan) cekin, namazı kılın ve zekatı verin." denilen kimseleri gormedin mi? Halbuki onların uzerine savas yazıldıgı (farz kılındıgı) zaman, onlardan bir kısmı , (dusmanları olan) insanlardan, Allah´tan korkar gibi veya daha da cok korkarlar ve: "Rabbimiz nicin uzerimize savası farz kıldın, bizi yakın bir zaman kadar tehir etseydin (geciktirseydin) olmaz mıydı?" dediler. De ki: "Dunya metaı (menfaati) azdır ve ahiret ise takva sahibi olan kimseler icin daha hayırlıdır. Ve siz, kıl kadar (hurma cekirdegindeki lif kadar bile) zulmedilmezsiniz

    [78] Nerede olursanız olun, olum size ulasır. Hatta saglam kalelerde olsanız bile. Eger onlara bir iyilik isabet ederse: "Bu Allah´tandır." derler.Ve eger onlara bir kotuluk isabet ederse: "Bu sendendir." derler. De ki: "Hepsi Allah´ın katındandır." Artık bu topluluga ne oluyor ki soz anlamaya yanasmıyorlar

    [79] Sana iyilikten (hasenatdan) ne isabet ederse, iste o Allah´tandır.Ve sana kotulukten (seyyiattan) ne isabet ederse, o taktire o, kendi nefsindendir (Derecat kaybedecek bir sey yapmandan dolayıdır) .Ve seni, insanlara Resul olarak gonderdik ve sahit olarak Allah yeter

    [80] Kim Resul´e itaat ederse, boylece Allah´a itaat etmis olur. Ve kim yuz cevirirse, o taktirde Biz seni, onların uzerine muhafız olarak gondermedik

    [81] Ve "kabul (bas ustune)" derler. Sonra senin yanından ayrıldıkları zaman onlardan bir grup, senin soylediginden baska birseyi geceleyin gizlice kurarlar ve Allah, onların gece neler kurduklarını yazıyor. Artık sen onlardan yuz cevir ve Allah´a tevekkul et (guven) ve Allah, vekil olarak kafidir

    [82] Onlar hala Kur´an´ı tedebbur etmezler (dusunmezler) mi? Ve eger Allah´tan baskasının katından olsaydı, onun icinde mutlaka pekcok ihtilaf bulurlardı

    [83] Ve onlara emniyet veya korku haberi geldigi zaman onu acıklarlar (yayarlar). Ve eger, onu (o haberi) Resul´e ve kendilerinden olan ulul emre iletselerdi (herkese acıklamasalardı), onlardan, onun (o haberin) ic yuzunu arastıranlar mutlaka (gercegi) bilirlerdi.Ve Allah´ın fazlı ve rahmeti uzerinize olmasaydı, pek azınız haric mutlaka seytana uyardınız

    [84] Oyleyse Allah´ın yolunda cihad et.Sen kendi nefsinden baskası ile sorumlu tutulmazsın. Ve mu´minleri tesvik et. Umulur ki Allah, o kafirlerin kuvvet ve saldırısını (uzerinizden) ceker . Ve Allah, guc olarak daha guclu ve cezası daha siddetlidir

    [85] Kim guzel bir sefaatle(iyilik yapılmasına) yardım ederse, ondan (o iyilikten) onun bir nasibi olur. Ve kim kotu bir sefaatle (gunah islenmesine) yardım ederse onun da ondan (o serrden) bir payı olur. Ve Allah, herseye mukayyet olandır( gozetendir)

    [86] Ve bir selamla selamlandıgınız zaman, o taktirde siz, ondan daha guzeli ile selam verin veya onu (aynen) iade edin. Muhakkak ki Allah, herseyi en iyi hesap edendir

    [87] Allah ki, O´ndan baska ilah yoktur.Sizi, hakkında suphe olmayan kıyamet gununde mutlaka bir araya toplayacaktır. Ve Allah´tan daha dogru sozlu kim vardır

    [88] Oyleyse size ne oluyor ki, munafıklar hakkında iki grup oldunuz. Ve Allah, onları kazandıkları (negatif dereceler) sebebiyle tersine cevirdi (kufre dondurdu). Allah´ın dalalete dusurdugu kimseyi hidayete erdirmek mi istiyorsunuz? Ve Allah, kimi dalalete dusururse artık sen onun icin asla bir yol bulamazsın

    [89] Onlar, kendileri gibi inkar etmenizi (kafir olmanızı) ve boylece onlarla bir (aynı seviyede) olmanızı istediler. Artık Allah´ın yolunda hicret edinceye kadar onlardan dost edinmeyin. Bundan sonra eger yuz cevirirlerse o taktirde onları nerede bulursanız yakalayın ve onları oldurun. Ve, onlardan dost ve yardımcı edinmeyin

    [90] Sizinle aralarında anlasma bulunan bir kavme sıgınanlar veya, sizinle savasmaktan veya kendi kavimleri ile savasmaktan gogusleri daralmıs olarak size gelenler haric (onları oldurmeyin). Ve sayet Allah dileseydi, elbette onları sizin uzerinize musallat ederdi, o zaman sizinle mutlaka savasırlardı. O halde eger sizden uzak durur (geri cekilir), artık sizinle savasmazlarsa ve size barıs teklif ederlerse ise, o taktirde Allah, onların uzerine (saldırmanız icin) size bir yol kılmadı

    [91] Sizden ve kendi kavimlerinden emin olmak isteyen baskalarını da bulacaksınız.( Fakat) fitneye her cagırılıslarında, ona geri donduler. Sayet bundan sonra sizden uzak durmazlar, barıs teklif etmezler, ellerini sizden cekmezlerse, o taktirde onları nerede bulursanız yakalayın ve oldurun. Ve iste size, onların uzerine (saldırmanız icin) apacık yetki verdik

    [92] Ve bir mu´minin, bir mu´mini oldurmesi, “hata ile olması haric” olamaz (caiz degildir) ve kim bir mu´mini bir hata sonucu oldururse, o zaman bir mu´min kole azad etmesi ve olenin ailesine bir diyet teslim edilmis olması gerekir, ancak onların, (o diyeti) sadaka olarak bagıslamaları haric. Fakat o (hata ile olduren) eger, size dusman bir kavimden olup ve o mu´minse, o taktirde, bir mu´min kole azad etmesi gerekir. Ve eger sizinle arasında anlasma bulunan bir kavimden ise o zaman olenin ailesine teslim edilmis bir diyet ve bir mu´min kole azad etmesi gerekir. Fakat (bunları) yapmaya imkan bulamayan kimse ise, o taktirde tovbesinin Allah tarafından kabulu icin, ardarda iki ay oruc tutsun .Ve Allah, en iyi bilendir, en iyi hukum verendir

    [93] Ve kim, bir mu´mini taammuden (kastederek) oldururse, o takdirde onun cezası, icinde ebediyyen kalacagı cehennemdir ve Allah ona gazab etmis ve ona lanet etmistir. Ve (Allah), onun icin “buyuk azap” hazırlamıstır

    [94] Ey amenu olanlar! Allah´ın yolunda (savasmak uzere) sefere cıktıgınız zaman artık (mu´mini kafirden ayırt etmek icin) iyice arastırıp acıga cıkarın. Ve size selam verip (teslim olan) kimseye, dunya hayatının gecici metaını (cıkarını) isteyerek: "Sen mu´min degilsin." demeyin. Oysa Allah´ın katında ganimet coktur. Daha once siz de oyle idiniz, o zaman Allah (lutufta bulunup) sizin uzerinize ni´met verdi. O halde iyice arastırıp acıga cıkarın. Muhakkak ki Allah, yaptıgınız seylerden haberdardır

    [95] Ozur sahibi olmayan mu´minlerden (savasa gitmeyip) oturanlar ile Allah´ın yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenler bir (esit) degildir. Allah, mallarıyla ve canlarıyla cihad edenleri derece bakımından, oturanların ustunde faziletli kıldı ve Allah hepsine “Husna”yı vaadetti. Ve Allah mucahitleri, oturup kalanlar uzerine “buyuk ecir” ile ustun kıldı

    [96] (Mucahitler icin) O´ndan (Allah tarafından) dereceler, magfiret ve rahmet vardır. Ve Allah, Gafur´dur (magfiret edendir), Rahim´dir (Rahim esmasıyla tecelli edendir)

    [97] Muhakkak ki melekler, kendi nesflerine zulmedenleri oldururken : "Siz nerede (ne iste) idiniz?" dediler. (Onlar da): "Biz yeryuzunde zayıf (gucsuz) kimselerdik." dediler. (Melekler): "Allah´ın arzı (yeryuzu) genis degil miydi? Oyleyse orada hicret etseydiniz!" dediler. Iste onlar, onların varacagı yer cehennemdir ve (o) kotu bir varıs yeridir

    [98] Ancak erkeklerden, kadınlardan ve cocuklardan, hicbir careye gucu yetmeyen, (hicret icin) bir yola ulasamayan, zayıf (gucsuz) olanlar haric

    [99] Iste onları, Allah´ın affetmesi umulur. Ve Allah affedendir, magfiret edendir

    [100] Ve kim, Allah yolunda hicret (goc) ederse, yeryuzunde goc edilecek bircok genis yer bulur. Ve kim, Allah ve O´nun elcisine hicret etmek icin evinden cıkar, sonra da kendisine olum yetisirse, artık onun ecri (mukafatı) Allah´a ait olmustur. Ve Allah, Gafur´dur, Rahim´dir

    [101] Ve yeryuzunde sefere cıktıgınız zaman, kafirlerin size kotuluk edeceklerinden korkarsanız, o taktirde namazdan kısaltmanızda, size bir gunah yoktur. Muhakkak ki kafirler, sizin icin apacık dusmandır

    [102] Ve, sen onların arasında oldugun zaman, onlara namazı ikame ettigin (kıldırdıgın) taktirde, oyle ki onların bir kısmı seninle beraber ayakta (namaza) dursun ve silahlarını da alsınlar, boylece digerleri secde ettikleri zaman, sizin arkanızda olsunlar. Ve namaz kılmamıs olan grup da gelsin, bu sekilde seninle beraber namazlarını kılsınlar, koruma tedbirlerini ve silahlarını da alsınlar. Kafirler silahlarınızdan ve muhimmatınızdan (savas techizatınızdan) gaflette olmanızı ve boylece sizin uzerinize “tek bir hamle ile baskın yapmayı ” isterler. Ve yagmur sebebiyle size bir gucluk oldu ise veya hasta olduysanız , silahlarınızı cıkarmanızda size bir gunah yoktur. Ve korunma tedbirlerinizi de alın. Muhakkak ki Allah kafirler icin “alcaltıcı azap” hazırlamıstır

    [103] Boylece namazı bitirdiginiz zaman, artık ayaktayken, otururken ve yan ustu iken (yatarken), (devamlı) Allah´ı zikredin! Daha sonra guvenlige kavustugunuz zaman, namazı erkanıyla kılın. Muhakkak ki namaz, mu´minlerin uzerine, “vakitleri belirlenmis bir farz “ olmustur

    [104] Ve (dusmanınız olan) kavmi aramakta gevseklik gostermeyin. Ayrıca eger siz acı cekiyorsanız mutlaka onlar da, sizin acı cektiginiz gibi acı cekiyorlar . Ve siz onların umit etmedikleri seyleri Allah´tan umit ediyorsunuz. Ve Allah, en iyi bilendir, hukum ve hikmet sahibidir

    [105] Muhakkak ki insanlar arasında Allah´ın sana gosterdigi sekilde hukmetmen icin Biz, sana Kitab´ı hak olarak indirdik. Ve ihanet edenlere taraftar olma

    [106] Ve Allah´tan magfiret dile. Muhakkak ki Allah, Gafur´dur (magfiret edendir), Rahim´dir (Rahim esması ile tecelli edendir)

    [107] Ve kendilerine ihanet edenlerden yana mucadele etme. Muhakkak ki Allah, ihanette ısrar eden gunahkarları sevmez

    [108] Onlar insanlardan gizlerler ama Allah´tan gizleyemezler. Onlar, Allah´ın razı olmayacagı sozlerle geceleyin gizlice duzen kurarlarken O (Allah), onlarla beraberdir. Allah, onların yaptıkları seyi (amellerini) kusatandır

    [109] Iste siz boylesiniz. Dunya hayatında onlardan yana mucadele ettiniz. Fakat, kıyamet gunu onlardan yana kim Allah ile mucadele edecek veya kim onlara vekil olacak

    [110] Ve kim kotuluk yapar veya nefsine zulmeder, sonra da Allah´tan magfiret dilerse, Allah´ı magfiret edici ve rahmet edici olarak bulur

    [111] Ve kim bir gunah kazanırsa o taktirde onu, sadece kendi nefsine (negatif derece olarak) kazanır. Ve Allah Alim´dir (en iyi bilendir), Hakim´dir (hukum ve hikmet sahibidir)

    [112] Ve kim hata yaparak veya bir suc isleyerek gunah kazanır sonra onu bir sucsuzun uzerine atarsa, o taktirde o, iftirayı ve apacık bir gunahı yuklenmis olur

    [113] Ve eger Allah´ın fazlı ve rahmeti senin uzerine olmasaydı, onlardan bir grup mutlaka seni saptırmaya kastedecekti. Ve onlar kendilerinden baskasını saptıramazlar. Ve sana hicbir seyle zarar veremezler. Ve Allah, sana Kitab´ı ve hikmeti indirdi ve sana bilmedigin seyleri ogretti. Ve, Allah´ın senin uzerindeki fazlı cok buyuktur

    [114] Onların gizli konusmalarının cogunda hayır yoktur. Ancak “sadaka vermeyi veya iyilik yapmayı veya insanların arasını duzeltmeyi” emreden kimsenin konusması haric. Ve kim Allah rızasını istemek icin bunları yaparsa, o taktirde ona “buyuk mukafat” verecegiz

    [115] Ve kim kendisine hidayet beyan edildikten (acıkladıktan) sonra resule muhalefet ederse ve mu´minlerin yolunun dısında bir yola tabi olursa, onu dondugu yola ceviririz ve onu cehenneme yaslarız. Ve o ne kotu varıs yeri

    [116] Muhakkak ki Allah, kendisine sirk kosulmasını affetmez. Bunun dısındaki seyleri ise, diledigi kimse icin magfiret eder. Ve kim Allah´a sirk kosarsa, o taktirde o, uzak bir dalaletle sapmıstır

    [117] Onlar, ancak O´ndan (Allah´tan) baska disilere (disi olarak isimlendirdikleri putlara) taparlar. Ve ancak isyankar seytanı cagırırlar

    [118] Allah, ona (seytana) lanet etti. Ve (seytan) soyle dedi: "Ben mutlaka, Senin kullarından belli bir nasib edinecegim

    [119] Ve onları mutlaka dalalette bırakacagım. Ve onları, mutlaka emaniyyeye (kuruntuya) dusurecegim ve mutlaka onlara emredecegim. Boylece onlar, mutlaka davarların kulaklarını kesecekler ve onlara emredecegim, oyle ki mutlaka, Allah´ın yarattıgını degistirecekler. Ve kim, Allah´tan baska, seytanı dost edinirse artık o, apacık bir husranla husrana ugramıstır

    [120] (Seytan) onlara vaad eder ve onları emaniyyeye (kuruntuya) dusurur. Ve seytan, onlara aldatmaktan baska bir sey vaadetmez

    [121] Iste onların barınacakları yer cehennemdir. Ve ondan kacacak bir yer bulamazlar

    [122] Ve onlar ki, amenu olup, nefsi ıslah edici (nefsi tezkiye edici) salih amel islediler, iste onları, altlarından nehirler akan cennetlere koyacagız, orada ebediyyen kalacak olanlardır. Allah´ın vaadi haktır (gercektir). Ve Allah´tan daha dogru sozlu kim vardır

    [123] Sizin emaniyyenizle ve kitap ehlinin emaniyyesi ile degil, kim kotuluk yaparsa (sadece) onunla cezalandırılır. Ve kendisi icin Allah´tan baska bir veli ve bir yardımcı bulamaz

    [124] Ve, erkeklerden veya kadınlardan mu´min olarak, kim salih amel (nefs tezkiyesi) yaparsa o taktirde, iste onlar, cennete girerler ve onlara hurma cekirdeginin lifi kadar (zerre kadar) bile zulmedilmez

    [125] Ve, hanif olarak Hz. Ibrahim´in dinine tabi olmus ve vechini (fizik vucudunu) Allah´a teslim ederek muhsin olan kimseden, dinen daha ahsen kim vardır. Ve Allah, Hz.Ibrahim´i dost edindi

    [126] Ve, goklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah´ındır. Ve Allah, (ilmiyle ve rahmetiyle) herseyi kusatandır

    [127] Ve kadınlar hakkında senden fetva istiyorlar. De ki: "Allah, onlar icin yazılmıs (farz kılınmıs) oldugu halde, onlara vermediginiz haklar ve kendilerini nikahlamak istediginiz yetim kızlar ve cocuklardan aciz olanlar hakkında ve yetimlere adaletle davranmanız konusunda Kitab´ta size tilavet edilmekte olanlarla (ayetlerle) size fetva veriyor. Ve hayır olarak ne yaparsanız, o taktirde muhakkak ki Allah , onu en iyi bilendir

    [128] Ve sayet bir kadın kocasının ilgisizliginden veya ondan yuz cevirmesinden korkarsa, artık ikisinin arasında sulh (anlasma) yapılarak ıslah edilmesinde (uzlasmasında) onların ikisine de bir gunah yoktur ve sulh (anlasma) daha hayırlıdır. Nefsler cimrilige (kıskanclıga ve hırsa) hazır kılınmıstır (meyilli yaratılmıstır). Ve eger ihsanla davranır ve takva sahibi olursanız, o taktirde, muhakkak ki Allah, yaptıklarınızdan haberdar olandır

    [129] Ve, kadınlar arasında adaleti saglamaya gayret etseniz bile asla guc yetiremezsiniz o halde birine tamamen meyledip (ilgi gosterip), boylece digerini muallakta (bosta) gibi terketmeyin. Ve eger arayı duzeltir ve takva sahibi olursanız, o taktirde muhakkak ki Allah, Gafur´dur ve Rahim´dir

    [130] Ve eger ayrılırlarsa, Allah kendi genisliginden (bol nimetinden rızık ve ihsanı ile) hepsini gani kılar (muhtac etmez). Ve Allah, Vasi´dir (rahmeti keremi genistir), Hakim´dir (hukum ve hikmet sahibidir)

    [131] Ve, goklerde ve yeryuzunde olanlar (hersey) Allah´ındır ve andolsun ki Biz, sizden once kitap verilenlere de, sizlere de “Allah´a karsı takva sahibi olmalarını" vasiyet ettik (farz kıldık). Ve eger siz inkar ederseniz bile, muhakkak ki goklerde ve yeryuzunde olanlar (hersey) Allah´ındır. Ve Allah, Gani´dir (hicbir seye ihtiyacı yoktur), Hamid´dir (ovgu ve hamde layık olandır)

    [132] Ve, goklerde ve yeryuzunde olanlar (hersey) Allah´ındır. Ve Allah, vekil olarak yeter

    [133] Eger O (Allah) dilerse ey insanlar, sizi giderir (helak eder) ve baskalarını getirir! Ve Allah buna kaadir´dir

    [134] Kisi (sadece) dunya sevabını istemis olsa (dunya malını, ganimeti almak icin savassa) bile, dunya sevabı da, (eger Allah´ın rızasını da dilerse) ahiret sevabı da Allah´ın katındadır. Ve Allah, Semi´dir (en iyi isitendir), Basir´dir (en iyi gorendir)

    [135] Ey amenu olanlar! Kendinize, anne ve babanıza ve yakınlarınıza bile olsa, zengin veya fakir de olsalar, Allah icin adaleti yerine getiren sahitler olun.Cunku Allah, ikisine de daha yakındır. Adaletli davranmak icin, artık hevanıza (nefsinize) uymayın .Ve eger dilinizi egip bukerseniz (sozu degistirirseniz) veya (haktan, adaletten) yuz cevirirseniz o taktirde muhakkak ki Allah, yaptıklarınızdan haberdar olandır

    [136] Ey amenu olanlar! Allah´a ve O´nun Resul´une ve Resul´une indirdigi Kitab´a ve daha once indirdigi Kitab´a iman edin. Ve kim, Allah´ı, meleklerini, kitaplarını, resullerini ve yevmil ahiri (sonraki ahir gununu) inkar ederse, o taktirde uzak bir dalaletle sapmıs olur

    [137] Muhakkak ki onlar amenu oldular, sonra inkar ettiler. Sonra yine amenu oldular sonra inkar ettiler. Daha sonra da kufurlerini artırdılar. Allah, onları magrifet edecek degildir ve onları yola (Allah´a ulastıran Sıratı Mustakim´e) hidayet edecek degildir

    [138] Munafıklara, onlar icin” elim azap” oldugunu mujdele

    [139] Onlar ki mu´minlerden baska kafirleri dost edinirler. Izzeti onların yanında mı arıyorlar? Oysa muhakkak ki izzet, tamamen Allah´a aittir

    [140] Ve O (Allah), Kitab´ta (Kur´an´da) size soyle indirmisti: “Allah´ın ayetlerinin inkar edildigini ve onlarla alay edildigini isittiginiz zaman artık, ondan baska bir soze dalıncaya kadar, onlarla beraber oturmayın. Aksi taktirde (eger onlarla beraber oturursanız) mutlaka siz de onlar gibi olursunuz. Muhakkak ki Allah, munafıkların ve kafirlerin hepsini cehennemde toplayacak olandır

    [141] Onlar sizi gozluyorlar oyle ki, size Allah´tan bir fetih (zafer) olunca, "Biz sizinle beraber olmadık mı?" dediler. Ve sayet kafirlerin zaferden bir nasibi oldu ise (o zaman da) “Biz sizin uzerinize siper olmadık mı? Ve size mu´minlerden (gelecek olana) mani olmadık mı?" dediler. Artık Allah, kıyamet gunu sizin aranızda hukmedecektir. Ve Allah kafirlere, mu´minlere karsı asla bir yol acacak degildir

    [142] Muhakkak ki munafıklar, Allah´a hile yaparlar. Oysa O (Allah), onlara hile yapandır. Ve onlar, namaza kalktıkları zaman, usenerek kalkarlar, insanlara gosteris yaparlar. Ve Allah´ı pek az zikrederler

    [143] Onlar, bunların (kufurle imanın) arasında bocalayıp duranlardır. Ne bunlarla ve ne de onlarla olurlar. Ve Allah, kimi dalalette bırakırsa, artık sen onun icin asla bir yol bulamazsın (onları asla Allah´a ulastıracak olan Sıratı Mustakim´e ulastıramazsın)

    [144] Ey amenu olanlar (olmeden once ruhunu Allah´a ulastırmayı dileyenler)! Mu´minlerden baskasını, kafirleri dost edinmeyin. Kendi aleyhinize Allah´a apacık bir delil kılmak mı istiyorsunuz

    [145] Muhakkak ki munafıklar, atesin en asagı tabakasındadırlar. Ve onlar icin asla bir yardımcı bulamazsın

    [146] Tovbe edenler ve nefsini ıslah edenler (nefs tezkiyesi yapanlar), Allah´a sarılanlar ve dinlerini Allah icin halis kılanlar haric. Iste onlar, mu´minlerle beraberdirler. Ve Allah, yakında mu´minlere “buyuk ecir (mukafat)” verecektir

    [147] Eger siz sukrederseniz ve amenu olursanız (yasarken Allah´a ulasmayı dilerseniz ve mursidinize ulasıp tabi olursanız, boylece kalbinizin icine iman yazılıp mu´min olursanız), Allah size azap etmez. Ve Allah Sakir´dir (sukrun karsılıgını verendir), Alim´dir (en iyi bilendir)

    [148] Allah fena sozun acıkca soylenmesini sevmez, kendisine zulum yapılan kisinin (soylemesi) haric.Ve Allah en iyi isitendir, en iyi bilendir

    [149] Sayet bir hayrı acıklarsanız ya da gizlerseniz veya bir kotulugu affederseniz, o zaman muhakkak ki Allah da affedicidir, (her seye) kaadirdir

    [150] Muhakkak ki onlar, Allah´ı ve onun resullerini inkar ederler ve, Allah ile O´nun resulleri arasında ayırım yapmak isterler. Ve, "Bir kısmına inanırız, bir kısmını inkar ederiz." derler. Ve de, bunların (kufurle imanın) arasında bir yol ittihaz etmek isterler

    [151] Iste onlar, onlar gercek kafirlerdir. Ve Biz, kafirler icin “alcaltıcı azap” hazırladık

    [152] Ve onlar, Allah´a ve O´nun resullerine iman ettiler ve onların arasından birini (digerinden) ayırmazlar. Iste onlar ki, onlara ecirleri yakında verilecektir. Ve Allah Gafur´dur (magfiret edendir, gunahları sevaba cevirendir), Rahim´dir (Rahim esması ile tecelli edendir,merhamet edendir)

    [153] Kitap ehli senden, kendilerine gokten bir kitap indirmeni istiyorlar. Oysa Hz.Musa´dan, bundan daha da buyugunu istemisler, “ O halde, bize Allah´ı acıkca goster." demislerdi. Bunun uzerine, zulumlerinden dolayı onları yıldırım yakaladı (helak etti). Ardından kendilerine belgeler (acık mucizeler) geldikten sonra da buzagıyı (ilah) edindiler. Buna ragmen, onları bundan (bu suclarından dolayı) affettik ve Hz.Musa´ya “apacık sultan (guc ve delil)” verdik

    [154] Ve onların misaklarından dolayı Tur´u (Tur dagını) onların ustune yukselttik (kaldırdık). Ve onlara: "Bu kapıdan secde ederek girin." dedik. Ve onlara: "Cumartesi gununde hudutları asmayın." dedik ve, onlardan “cok kuvvetli misak (kesin soz)” aldık

    [155] Bu, onların misaklarını nakzetmeleri (bozmaları) ve Allah´ın ayetlerini inkar etmeleri, peygamberleri haksız yere oldurmeleri ve onların "kalplerimiz ortulu" sozleri sebebiyledir. Hayır (tam aksi), Allah, kufurlerinden dolayı onların (kalplerinin) uzerini muhurledi, boylece onların pek azı haric iman etmezler (edemezler)

    [156] Ve, onların inkarları ve Hz. Meryem´e olan sozleri “cok buyuk iftira”dır

    [157] Ve onların, “Muhakkak ki, Allah´ın resulu Meryem´in oglu Isa Mesih´i biz oldurduk." sozleri (cok buyuk iftiradır). Ve, onu oldurmediler ve onu asmadılar. Fakat (oldurulen adam) onlara, ( Meryem´in oglu Isa Mesih´e) benzer olarak gosterildi. Ve muhakkak ki onun hakkında ihtilafa (anlasmazlıga) dusenler, ondan (bu hususda) mutlaka suphe icindeler. Onların, onunla ilgili olarak, zanna tabi olmaktan baska bir ilimleri (bilgileri) yoktur. Ve onu kesinlikle oldurmediler (olduremediler)

    [158] Hayır, Allah onu, kendisine yukseltti. Ve Allah Aziz´dir (ustundur, gucludur), Hakim´dir (hukum ve hikmet sahibidir)

    [159] Ve ancak, kitap ehlinden olanlar (onu tekzip eden Yahudiler ve “Allah´ın oglu” diyen Nasraniler), O´na olumunden once mutlaka iman edecekler. Ve o, kıyamet gunu onların uzerine sahit olacak

    [160] Artık Yahudilerin yaptıkları zulumlerden ve bircok kisiyi Allah´ın yolundan men etmeleri (alıkoymaları) sebebiyle, kendileri icin helal kılınmıs olan temiz ve guzel seyleri onlara haram kıldık

    [161] Ve (bu) ondan (ribadan) nehyedilmis oldukları halde riba(faiz) almaları ve insanların mallarını haksızlıkla yemeleri sebebiyledir. Ve, onlardan kafir olanlar icin “ elim azap” hazırladık

    [162] Fakat, onlardan ilimde derinlesmis olanlar ve mu´minler, sana indirilene ve senden once indirilene inanırlar. Ve namazı ikame edenler, zekatı verenler, Allah´a ve ahiret gunune inananlar; iste onlara “buyuk ecir” verecegiz

    [163] Muhakkak ki Biz, Hz. Nuh´a ve ondan sonraki peygamberlere vahyettigimiz gibi sana da vahyettik. Ve Hz.Ibrahim´e, Hz.Ismail´e, Hz.Ishak´a, Hz.Yakub ve torunlarına, Hz.Isa´ya, Hz.Eyub´a, Hz.Yunus´a, Hz.Harun´a ve Hz.Suleyman´a da vahyettik. Ve Hz.Davud´a Zebur´u verdik

    [164] Ve daha once sana kıssa etmis oldugumuz (bahsettigimiz) resullere ve sana bahsetmedigimiz resullere de (vahyettik). Ve Allah, Hz. Musa ile kelimelerle (hitap ederek) konustu

    [165] (Onlar) mujdeleyici ve uyarıcı resullerdir ki, insanların, resullerden sonra Allah´a karsı (bizi uyaran ve mujdeleyen bir resul gelmedi diye) huccetleri (delilleri) olmasın. Ve Allah, Aziz´dir, Hakim´dir

    [166] Oyle ki, Allah sana indirdigi seyi (Kur´an´ı), kendi ilmi ile indirdigine sahitlik eder. Ve, melekler de sahitlik ederler. Ve Allah sahit olarak kafidir

    [167] Muhakkak ki inkar edenler ve Allah´ın yolundan alıkoyanlar (saptırmıs olanlar), (mursitlerine ulasmadıkları icin) uzak bir dalaletle sapmıslardır

    [168] Muhakkak ki inkar edenleri ve zulmedenleri (baskalarını da murside ulasmaktan men edip saptıranları), Allah magfiret edecek degildir ve yola (Allah´a ulastıran Sıratı Mustakim´e) hidayet edecek degildir

    [169] Ancak cehennem yoluna (hidayet eder,ulastırır), onlar orada ebediyyen kalacak olanlardır. Ve bu, Allah icin kolaydır

    [170] Ey insanlar, resul size Rabbinizden hak ile gelmisti! Oyleyse amenu olun (olmeden once ruhunuzu Allah´a ulastırmayı dileyin), (bu) sizin icin hayırlıdır. Ve sayet inkar etseniz bile yeryuzunde ve goklerde olanlar (hersey) muhakkak ki Allah´ındır. Ve Allah Alim´dir (en iyi bilendir), Hakim´dir (hukum ve hikmet sahibidir)

    [171] Ey kitab ehli! Dininiz hakkında haddi asmayın! Allah´a karsı haktan (dogrudan, gercekten) baska bir sey soylemeyin. Mesih Isa, Meryem´in ogludur ve sadece Allah´ın resulu ve O´nun kelimesidir. Onu Meryem´e ilka etti ve o, Kendisinden (Allah´tan) bir ruhtur. Oyleyse Allah´a ve O´nun resullerine iman edin! Ve "Uctur." demeyin (baba Allah, ogul Allah ve Ruh´ul Kudus diye uc Allah vardır demeyin), vazgecin, sizin icin hayırlıdır. Allah sadece tek ilahtır. O´nu, “cocuk sahibi olmaktan” tenzih edin. Goklerde ve yeryuzunde olanlar (hersey) O´nundur. Ve vekil olarak Allah yeter

    [172] Mesih, Allah´a kul olmaktan asla cekinmez ve mukarrebin (Allah´a yakın) olan melekler de (Allah´a kul olmaktan cekinmezler). Ve kim , O´na kul olmaktan cekinir ve kibirlenirse, elbette onların hepsini (Allah) kendi huzurunda toplayacak

    [173] Fakat amenu olan (olmeden once ruhunu Allah´a ulastırmayı dileyen) ve ıslah edici amel (nefs tezkiyesi) yapanlara ise, onların ecirleri (mukafatları), onlara odenir ve (Allah), onlara kendi fazlından daha da artırır. Ve, (kulluk etmekten) cekinen ve kibirlenen kimselere ise, “elim azap” ile azap edilir. Ve onlar, kendileri icin Allah´tan baska bir dost ve bir yardımcı bulamazlar

    [174] Ey insanlar Rabbinizden size bir burhan (kesin delil) gelmistir! Ve size, apacık bir nur indirdik

    [175] Boylece Allah´a amenu olanları (olmeden once ruhunu Allah´a ulastırmayı dileyenleri) ve O´na (Allah´a) sarılanları ise, (Allah) kendinden bir rahmetin ve fazlın icine koyacak ve onları, kendisine ulastıran “Sıratı Mustakim”e hidayet edecektir (ulastıracaktır)

    [176] Senden fetva istiyorlar. De ki: Allah, kelale (babası ve cocugu olmayan kisi) hakkında soyle fetva veriyor, Eger kisinin (erkegin) olumunde, onun cocugu yoksa ve kızkardesi varsa, o taktirde bıraktıgının yarısı onundur. Ve eger onun (olen kızkardesin) oglu yoksa, o (erkek kardes), ona (kız kardese) varis olur. Fakat, eger iki kızkardesi varsa, o taktirde bıraktıgının ucte ikisi onlarındır. Ve, eger kadın ve erkek bircok kardeslerse, o zaman “iki kızkardes payı” kadarı erkegindir. Allah, sasırırsınız diye size beyan ediyor (acıklıyor). Allah herseyi en iyi bilendir

    Mâide

    Surah 5

    [1] Ey amenu olanlar (Allah´a ulasıp teslim olmayı dileyenler)! (Yaptıgınız) akidleri yerine getirin. Ve, ihramda iken av´ı (avlanmayı) helal saymamakla beraber size okunacak olanların dısında kalan, dort ayaklı hayvanlar sizin icin helal kılınmıstır. Muhakkak ki Allah diledigi seye hukmeder

    [2] Ey amenu olanlar (Allah´a ulasıp teslim olmayı dileyenler)! Allah´ın (koydugu) seriat hukumlerine, Haram ay´a, (hediye olarak Kabe´ye gonderilen) kurbanlıklara, gerdanlıklı (boyunları baglı) kurbanlık develere, Rabb´lerinden bir fazl ve (O´nun) rızasını isteyerek, Beyt-el Haram´a gelenlerin guvenligine saygısızlık etmeyin.Ve, ihramdan cıktıgınız zaman avlanabilirsiniz. Sizi Mescid-il Haram´dan alıkoymalarından (cevirmelerinden) dolayı bir kavme beslediginiz kin, sakın sizi haddi asmaya sevk etmesin. Birr ve takva uzerine yardımlasın. Gunah ve dusmanlık uzerine yardımlasmayın. Allah´a karsı takva sahibi olun. Muhakkak ki Allah ikabı (azabı) siddetli olandır

    [3] Olmus hayvan, kan, domuz eti ve Allah´dan baskasının adına bogazlanan (kesilen), bogularak, vurularak, yuksek bir yerden yuvarlanarak veya boynuzlanarak olen ve de yırtıcı hayvan tarafından parcalanıp yenen hayvan (olmeden kesilmesi haric) ve putlar adına bogazlanan hayvanlar ve fal okları ile kısmet aramanız size haram kılındı. Iste bunlar fısktır. Bugun kafirler sizi dininizden donduremedikleri icin yeise kapıldılar. Artık onlardan korkmayın, benden korkun. Bugun sizin dininizi kemale erdirdim. Ve uzerinizdeki nimetimi tamamladım. Sizin icin din olarak Islam´dan razı oldum. Artık kim aclık tehlikesiyle, gunaha meyl etmeksizin zarurette (yemek zorunda) kalırsa, muhakkak ki Allah gafurdur, rahimdir

    [4] Sana kendileri icin nelerin helal kılındıgını soruyorlar. De ki; “Sizin icin temiz ve iyi seyler helal kılındı. Allah´ın size ogrettiginionlara ogreterek yetistirdiginiz avcı hayvanların sizin icin tuttuklarını artık yiyin ve uzerine de Allah´ın adını anın. Ve Allah´a karsı takva sahibi olun. Muhakkak ki Allah hesabı cabuk gorendir

    [5] Bugun size iyi ve temiz seyler helal kılındı. Ve kendilerine kitap verilenlerin yemegi, size helal, sizin yemeginiz de onlara helaldir. Ve mu´minlerden iffetli hur kadınlar ve sizden once kendilerine kitap verilenlerden iffetli kadınlar, zina etmeksizin, gizli dost tutmaksızın namuslu bir bicimde mehirlerini verdiginiz taktirde, sizlere helaldir. Ve kim imanı inkar ederse artık onun ameli bosa gitmistir. Ve o ahirette husrana ugrayanlardandır

    [6] Ey amenu olanlar (Allah´a yasarken ulasmayı, teslim olmayı dileyenler)! Namaza kalktıgınız zaman yuzlerinize ve dirseklerinize kadar ellerinizi yıkayın ve baslarınıza meshedin ve ayaklarınızı da topuklarınıza kadar yıkayın. Eger cunup iseniz o taktirde iyice yıkanıp temizlenin (boy abdesti alın). Eger hasta veya yolcu iseniz veya biriniz tuvaletten gelmisse veya kadınlara dokunmus (temas etmis) ise, eger su bulamazsanız, o zaman temiz bir topraga teyemmum edin. Ve de ondan yuzlerinize ve ellerinize mesh edin, (surun). Allah size gucluk cıkarmak istemez, sizi temizlemek ve sizin uzerinizdeki nimetini tamamlamak ister. Umulur ki boylece siz sukredersiniz

    [7] Allah´ın, sizin uzerinizdeki nimetini ve: “Isittik ve itaat ettik” dediginiz zaman, onunla sizi bagladıgı misakınıhatırlayın. Allah´a karsı takva sahibi olun, muhakkak ki O, goguslerde (sinelerde) olanı en iyi bilir

    [8] Ey amenu olanlar (Allah´a ulasmayı, teslim olmayı dileyenler)! Allah icin kavvamin olun (hakkı ayakta tutun)! Adaletli sahidler olun! Ve bir topluluga karsı duydugunuz kin, sizi adaletten saptırmasın. Adil davranın! O Takvaya en yakın olandır. Allah´a karsı takva sahibi olun. Muhakkak ki Allah, yaptıklarınızdan haberdar olandır

    [9] Allah, amenu olup, ıslah edici ameller (nefs tezkiyesi ve tasfiyesi)yapanlara vaad etti, onlar icin magfiret ve “Ecrun Azim (en buyuk mukafat)” vardır

    [10] Ve inkar edip ayetlerimizi yalanlayanlar,iste onlar alevli ates (cehennem) halkıdır

    [11] Ey amenu olanlar (Allah´a ulasmayı, teslim olmayı dileyenler)! Allah´ın sizin uzerinizdeki nimetini hatırlayın; bir kavim size ellerini uzatmaya kalktıgı zaman (Allah) onların ellerini sizden cekmisti. Ve Allah´a karsı takva sahibi olun (Ruhunuzu, vechinizi (fizik vucudunuzu) ve nefsinizi ve iradenizi Allah´a teslim edin)! Mu´minler artık Allah´a tevekkul etsinler (guvensinler)

    [12] Ve andolsun ki Allah, Israilogullarından misak almıstı. Ve onlardan on iki nazır gorevlendirdik. Ve Allahu Teala: “Eger namazı mutlaka ikame ederseniz, zekat verirseniz ve Resul´lerime iman edip onlara yardım ederseniz ve Allah´a (Allah icin) guzel bir borc verirseniz, muhakkak ki ben sizinle beraberim ve de mutlaka sizin gunahlarınızı orterim ve sizi, mutlaka altından ırmaklar akan cennetlere koyarım.” dedi. Artık, bundan sonra sizden kim inkar ederse mutlaka sevva edilmis (Allah´a ulastırmak uzere dizayn edilmis ) yoldan sapmıs olur

    [13] Misaklarını bozmaları sebebiyle biz de onları lanetledik, kalplerini de (kapkaranlık) yaptık. Onlar, kelimeleri yerlerinden tahrif ederler (degistirirler). Nasihat olundukları seylerden nasiplerini almayı unuttular. Onlardan pek azı haric, devamlı onların hainliklerine maruz kalırsın.Yine de onları affet ve hosgor.Muhakkak ki Allah muhsinleri sever

    [14] Ve muhakkak ki biz “nasarayız” diyenlerden misaklarını aldık, gene de uyarıldıkları hususlardan (kendilerine hatırlatılan seyden) bir pay almayı (nasiplerini) unuttular.Bu yuzden kıyamet gunune kadar aralarına dusmanlık, kin ve nefret saldık. Allah yakında, onlara yapmıs olduklarını haber verecek

    [15] Ey kitap ehli! (Kitap sahipleri), Kitap´tan cogunu gizlemis oldugunuz ve cogundan vazgectiginiz seyleri, size beyan eden bir Resul´umuz gelmistir. Size Allah´tan bir nur ve apacık bir kitap gelmistir

    [16] Allah (c.c.), rızasına tabi olan kisiyi onunla (Resulu ile) teslim yollarına hidayet eder. Kendi izniyle onları karanlıktan aydınlıga (zulmetten nura) cıkarıp Sırat-ı Mustakim´e hidayet eder (ulastırır)

    [17] Andolsun ki “ Muhakkak ki Allah, Meryem oglu Mesih´tir.” diyenler kafir olmuslardır. De ki; “Oyle ise Allah, Meryem oglu Mesih´i, annesini ve yeryuzunde bulunanların hepsini helak etmek isterse, Allah´dan bir seyi (onlemeye) kimin gucu yeter? ” Goklerde, yerde ve ikisinin arasında bulunan herseyin mulku Allah´ındır. O, diledigini yaratır. Allah (c.c.), herseye kaadirdir

    [18] Ve, Yahudiler ve Hristiyanlar; “Biz Allah´ın ogulları ve O´nun sevdikleriyiz.” dediler. De ki; “O halde nicin Allah size gunahlarınızdan dolayı azap ediyor?” Hayır, siz O´nun yarattıklarından bir besersiniz (insansınız), O, diledigini magfiret eder, diledigine de azap eder. Goklerin, yerin ve ikisinin arasında bulunan her seyin mulku Allah´ındır. Ve varıs O´nadır (ulasılacak makam O´nun Zat´ıdır)

    [19] Ey Kitap ehli! Resullerin (peygamberlerin) fetret devrinde (aralarının kesildigi zamanda), sizlere gercekleri acıklayan Resul´umuz (elcimiz) gelmisti. "Bize bir mujdeleyici ve de uyarıcı gelmedi" dersiniz diye (dememeniz icin). Oysa size "mujdeleyici ve uyarıcı" bir Resul gelmisti. Allah herseye kadirdir

    [20] Ve Hz. Musa kavmine soyle demisti; "Ey kavmim! Allah´ın sizin uzerinizdeki nimetini, icinizden peygamberler kıldıgını ve sizi hukumdarlar yaptıgını ve, alemlerden hic birine vermedigi seyi size verdigini hatırlayın

    [21] Ey kavmim! Allah´ın sizin icin farz kıldıgı kutsal yere girin ve (dusmandan kacıp) arkanıza donmeyin.Iste o zaman husrana ugrayanların haline donersiniz

    [22] Dediler ki, "Ey Musa! Suphesiz orada zorba bir kavim var. Muhakkak ki biz, onlar oradan cıkıncaya kadar asla oraya girmeyiz. Eger oradan cıkarlarsa, o zaman elbette biz oraya gireriz

    [23] Allah´ın kendilerine nimet verdigi, korkanların arasından iki adam soyle dedi; “Onların uzerlerine kapıdan girin, boylece oradan (kapıdan) girdiginiz zaman muhakkak ki siz galip gelirsiniz. Eger mu´minseniz, artık Allah´a tevekkul edin (Allah´a guvenin).”

    [24] (Onlar); “Ey Musa, muhakkak ki biz onlar orada oldugu surece ebediyen, asla oraya girmeyiz. Artık Sen ve Rabbin gidin, boylece ikiniz savasın, biz mutlaka burada otururuz” dediler

    [25] (Hz. Musa) Dedi ki; “Ey Rabb´im! Muhakkak ki ben, kendimden ve kardesimden baskasına sahip degilim. Artık fasık kavimle bizim aramızı ayır.”

    [26] Allah (cc.) buyurdu ki; "Artık muhakkak ki orası onlara kırk yıl haram kılınmıstır (yasaklanmıstır). Onlar yeryuzunde saskın dolasacaklar. Sen artık fasık kavim icin uzulme

    [27] Ve onlara Adem´in iki oglunun haberini (kıssasını, aralarında gecen olayı) hakkıyla oku, Allah´a yaklastıracak kurban sunmuslardı, (Kurban) ikisinin birinden kabul edilir ve digerinden ise kabul edilmez. (Kurbanı kabul edilmeyen) “Seni mutlaka oldurecegim” dedi. O da, “Allah sadece takva sahiplerinden kabul eder.” dedi

    [28] Gercekten, eger sen, beni oldurmek icin elini bana uzatırsan, ben seni oldurmek icin elimi sana uzatacak degilim. Muhakkak ki ben, alemlerin Rabb´i olan Allah´tan korkarım

    [29] Gercekten ben, benim gunahım ile kendi gunahını yuklenmeni, boylece ates halkından olmanı dilerim.Ve zalimlerin cezası, iste budur

    [30] Bunun uzerine nefsi, onu, kardesini oldurmeye kandırdı (kolay ve zevkli gosterdi). Boylece onu oldurdu, sonra husrana ugrayanlardan oldu

    [31] Sonra, Allah, ona, kardesinin cesedini nasıl gomecegini gostermek icin yeri eseleyen bir karga gonderdi. "Yazıklar olsun bana, bu karga gibi olup boylece kardesimin cesedini gommekten aciz mi oldum?" dedi Sonra da pisman olanlardan oldu

    [32] Iste bundan dolayı (Tevrat´ta) Israilogullarına soyle yazdık; Kim bir kisiyi, bir kisi karsılıgında olmaksızın veya yeryuzunde bir fesata karsılık olmaksızın oldururse, muhakkakki o butun insanları oldurmus gibidir. Kim de (bir kisinin hayatını kurtarmak suretiyle) yasatırsa butun insanları yasatmıs gibi olur. Ve andolsun ki Resul´lerimiz onlara apacık deliller ile geldi. Sonra da, suphesiz onlardan bircogu,bundan sonra gercekten yeryuzunde asırı giden musrifler oldular

    [33] Allah ve O´nun Resulu ile harp edenlerin ve yeryuzunde fesat ve bozgunculuk cıkarmaya calısanların cezası, ancak oldurulmeleri veya asılmaları ya da ellerinin ve ayaklarının capraz kesilmesi veya bulundukları yerden surulmeleridir. Bu onların dunyadaki rezilligidir. Ve ahirette ise, onlara “buyuk azap” vardır

    [34] Onları sizin (yenerek) ele gecirmenizden once tovbe edenler haric. Artık Allah´ın Gafur (magfiret eden) oldugunu, Rahim (rahmet nuru gonderen) oldugunu biliniz

    [35] Ey amenu olanlar (Allah´a ulasmayı, teslim olmayı dileyenler); Allah´a karsı takva sahibi olun ve O´na ulastıracak vesileyi isteyin. Ve O´nun yolunda cihad edin. Umulur ki boylece siz felaha erersiniz

    [36] Muhakkak ki o kafir olanlar, eger yeryuzunde olanların hepsi, ve onunla birlikte bir misli daha onların olsa, kıyamet gununun azabından kurtulmak icin onları feda edecek olsalar (fidye olarak verseler), onlardan kabul edilmez. Ve onlar icin “acı azap” vardır

    [37] Atesten cıkmak isterler ve onlar oradan cıkacak degillerdir. Ve, onlar icin “daimi azap” vardır

    [38] Ve, hırsızlık yapan erkek ve kadının yaptıklarına karsılık olmak uzere, Allah´tan bir ceza olarak ellerini kesin. Ve Allah Aziz´dir, Hakim ´dir (hukum ve hikmet sahibidir)

    [39] Artık kim, yaptıgı zulumden sonra tovbe ederse ve ıslah olursa, o taktirde, muhakkak ki Allah onun tovbesini kabul eder. Muhakkak ki Allah, Gafur´dur, Rahim´dir

    [40] Goklerin ve yerin mulkunun Allah´ın oldugunu bilmiyor musun? Diledigine azap eder ve diledigini magfiret eder. Ve Allah herseye kadirdir

    [41] Ey Resul! Agızlarıyla iman ettik deyip, kalpleri iman etmeyenlerden kufurde yarısanlar seni uzmesin. Ve yahudilerden dinleyenlerin bir kısmı, sana gelmeyen baska bir kavme yalan soylemek icin dinleyenlerdir. Kelimeleri sonradan yerlerinden kaydırıp, degistirirler ve: “Eger size bu verilirse o zaman onu alın, eger (boyle) verilmezse o taktirde kacının.” derler. Ve Allah, kimin fitne icinde kalmasını dilerse, artık sen, onun icin Allah´tan birseye asla mani olacak degilsin. Iste onlar oyle kimselerdir ki Allah, onların kalplerini temizlemeyi dilemez. Onlar icin, dunyada bir rezillik vardır, ahirette de onlara “buyuk azap” vardır

    [42] Yalan soylemek icin dinleyenler, cok haram yiyenler, sonra da (Tevrat´ın hukmune razı olmayıp) eger sana gelirlerse, o taktirde onların arasında hukum ver veya onlardan yuz cevir. Ve eger, onlardan yuz cevirecek olursan artık sana asla (hic) birseyle zarar veremezler. Ve sayet, aralarında hukmedecek olursan, o taktirde adalet ile hukmet. Muhakkak ki Allah muksıtin (adil) olanları sever

    [43] Ve icinde Allah´ın hukumleri bulunan Tevrat onların yanında iken,seni nasıl hakem yapıyorlar. Sonra da bundan (verdigin hukumden) donuyorlar. Ve iste onlar mumin degillerdir

    [44] Muhakkak ki Tevrat´ı Biz indirdik, onda hidayet ve nur vardır. Kendileri (Hakk´a) teslim olmus peygamberler, yahudilere, onunla hukmeder. Rabbaniler (kendilerini Rabb´lerine adamıs olanlar) ve Ahbar olanlar da (zahidler, yahudi alimler, hahamlar) Allah´ın Kitab´ından korumakla gorevli oldukları ile hukum verirler ve onlar, onun uzerine sahidler oldular. Artık insanlardan korkmayın, Ben´den korkun ve Benim ayetlerimi az bir degere satmayın. Ve kim, Allah´ın indirdigi ile hukmetmezse, o taktirde iste onlar, onlar kafirlerdir

    [45] Onun icinde (Tevrat´ta) onlara, cana can ile, goze goz ile, buruna burun ile, kulaga kulak ile, dise dis ile ve yaralamalara karsı kısas oldugunu yazıp farz kıldık. Kim onu bagıslar da (kısas hakkından vazgecerse) artık o kendisi icin (gunahlarına) kefaret olur. Ve kim, Allah´ın indirdigiyle hukmetmezse, o taktirde iste onlar, onlar zalimlerdir

    [46] Onların izleri uzerine, Tevrat´tan ellerinde bulunanı tasdik edici olarak Hz. Meryem´in oglu Isa´yı gonderdik. Ve ona, icinde bir hidayet ve bir nur olan, Tevrat´tan ellerinde bulunanı tasdik eden ve muttekiler (takva sahipleri) icin, hidayete erdirici ve vaaz edici (ogut verici) olan Incil´i verdik

    [47] Ve Incil sahipleri, Allah´ın onda (Incil´de) indirdigi (ahkam) ile hukmetsinler. Ve kim, Allah´ın indirdigi ile hukmetmezse, o taktirde iste onlar fasıklardır

    [48] Ve, (Ey Muhammed) sana ellerindeki kitapları tasdik edici (dogrulayıcı) ve onu koruyucu olarak bu Kitab´ı hakk ile indirdik. Artık onların aralarında Allah´ın indirdigiyle hukmet ve sana Hakk´tan gelenden ayrılıp da onların hevalarına uyma. Sizden hepiniz icin (tek) bir seriat, ve acık bir yol belirlemistik. Ve Allah dileseydi, elbette sizi tek bir ummet yapardı. Ancak bu sizi, verdikleri ile denemek icindir. O halde hayırlarda yarısın! Sizin hepinizin donusu Allah´adır. O zaman hakkında ayrılıga dustugunuz seyleri,size haber verecek

    [49] Ve, onların aralarında Allah´ın indirdigiyle hukmet, onların hevalarına uyma. Allah´ın sana indirdigi seylerin bir kısmından seni fitneye dusurmelerinden sakın. Bundan sonra eger (Hakk´tan) yuz cevirirlerse, o taktirde bil ki artık Allah, bazı gunahları sebebiyle, onları bir musibete ugratmak istiyor. Muhakkak ki insanların cogu gercekten fasıklardır

    [50] Onlar hala cahiliyyet devrine ait hukmu mu istiyorlar? Ve yakin sahibi olan bir kavim icin, Allah´tan daha guzel kim hukum verir

    [51] Ey amenu olanlar (Allah´a ulasmayı dileyenler), Yahudi ve Hristiyanları dostlar edinmeyin! Onlar birbirinin dostlarıdır. Ve sizden kim onlara donerse (onları dost edinirse) artık o, mutlaka onlardandır. Muhakkak ki Allah, zalimler kavmini hidayete erdirmez

    [52] Boylece, kalplerinde maraz (hastalık) bulunanların (yahudi ve hristiyanları dost edinip), “olaylar (tersine) donerse, bize bir musibet isabet etmesinden korkuyoruz.” diyerek onların aralarında kosustuklarını gorursun. Oysa ki Allah´ın katından bir fetih veya bir emir getirmesi umulur ki, boylece onlar da kendi iclerinde gizledikleri seye pisman olurlar

    [53] Ve amenu olanlar (Allah´a teslim olmayı, ulasmayı dileyenler); "Kendilerinin mutlaka sizinle beraber olduguna, Allah´a kasem ederek var gucleriyle yemin edenler bunlar mı?" derler. Onların amelleri bosa gitti, boylece husrana ugrayan kimseler oldular

    [54] Ey amenu olanlar (Allah´a ulasmayi dileyenler) ! Sizden kim dininden donerse, o zaman Allah onun yerine (baska) bir kavim getirecektir oyle ki, (Allah) onları sever ve onlar da O´nu (Allah´ı) severler. Mu´minlere karsı daha alcak gonullu, kafirlere karsı daha izzetlidirler (basları dik, vakarlı, sereflidirler). Allah´ın yolunda cihad ederler. Hicbir kınayanın kınamasından korkmazlar.Iste bu, Allah´ın fazlıdır, onu diledigine (lutfedip)verir. Allah Vasi´dir (fazlı ve lutfu genistir), Alim´dir (herseyi en iyi bilendir)

    [55] Sizin veliniz (dostunuz) sadece Allah ve O´nun Resulu ve amenu olup namazı kılan, zekatı veren kimselerdir ve onlar ruku edenlerdir

    [56] Ve, Allah´a ve O´nun Resulune ve amenu olanlara donen kimseler, artık muhakkak ki Allah´ın taraftarlarıdır, onlar galip olanlardır

    [57] Ey amenu olanlar (Allah´a ulasmayi dileyenler)! Sizden once kendilerine Kitap verilmis olanlardan, dininizi alay ve oyun (konusu) edinenleri ve de kafirleri veliler (dostlar) edinmeyin. Ve eger mu´minlerseniz, Allah´a karsı takva sahibi olun

    [58] Ve namaza cagırdıgınız (ezan okudugunuz) zaman, onu oyun ve alay konusu edindiler. Bu, onların akıl etmeyen (aklını kullanmayan) bir kavim olmaları sebebiyledir

    [59] Onlara soyle soyle: “Ey Kitap ehli! Bizi, sadece Allah´a, bize indirilene ve daha once indirilene iman etmemizden dolayı mı cekemiyorsunuz? Ve muhakkak ki sizin cogunuz fasıklarsınız.”

    [60] De ki; "Bundan daha serli olup, Allah´ın katında kesinlesmis olan cezayı, size haber vereyim mi? Onlar, Allah´ın lanetledigi ve gadap duydugu ve onlardan maymunlar, domuzlar yaptıgı ve taguta kul ettigi kimselerdir. Iste onlar, mekanı en kotu olanlar ve sevva edilmis yoldan en cok sapanlardır

    [61] Ve (onlar) size geldikleri zaman: "Iman ettik." dediler. Oysa onlar, kufurle girip, kufurle cıkmıslardır. Ve Allah, onların gizlediklerini cok iyi bilir

    [62] Ve onlardan bir cogunun gunahda, dusmanlıkta ve haram yemekte birbirleriyle yarıstıklarını gorursun. Yaptıkları sey ne kotu

    [63] Rabbaniler ve Hahamlar onları gunah olan sozlerinden ve haram yemekten men etmeli degiller miydi? Yaptıkları sey ne kotu

    [64] Yahudi´ler: "Allah´ın eli baglıdır (Allah cimridir)" dediler. Onların elleri baglandı.Ve bu sozlerinden dolayı lanetlendiler. Hayır, bilakis! O´nun iki eli de acıktır. Nasıl isterse oyle infak eder (verir). Ve Rabb´inden sana indirilen sey (ilahi buyruklar), mutlaka onlardan bircogunun azgınlıgını ve kufrunu arttırır. Ve biz onların arasına kıyamete kadar surecek dusmanlık ve kin ilka ettik (ulastırdık). Her ne zaman harb icin bir ates yaktılarsa, Allah onu sondurdu.Ve onlar yeryuzunde fesat cıkarmak icin calısırlar. Ve de Allah , fesat cıkaranları (bozgunculuk yapanları) sevmez

    [65] Eger Kitap Ehli, amenu olup (Allah´a ulasmayı dileyip), takva sahibi olsalardı, elbette onların gunahlarını orterdik ve onları mutlaka Naim cennetlerine koyardık

    [66] Ve eger Kitap Ehli, Tevrat ve Incil´i ve Rabb´lerinden kendilerine indirileni, geregi gibi uygulasalardı (yerine getirselerdi),mutlaka onlar, hem ustlerinden hem de ayaklarının altından (nice nimetler) yerlerdi. Onlardan bir kısmı (evliyalık mertebesine ulasmıs, henuz daimi zikre ulasmamıs) muktesid olan bir ummettir. Ve (fakat) onlardan bir cogunun yaptıkları sey ne kotu

    [67] Ey Resul! Rabb´inden sana indirileni teblig et (duyur). Eger bunu yapmazsan, o taktirde O´nun Risaletini (sana gonderdigini) teblig etmemis (duyurmamıs) olursun. Ve Allah seni insanlardan korur. Muhakkak ki Allah, kafirler kavmini hidayete erdirmez

    [68] De ki; "Ey Ehli Kitap! Tevrat´ı, Incil´i ve size Rabb´iniz tarafından indirileni, yerine getirip uygulamadıkca siz birsey (bir din) uzerinde degilsiniz. Ve sana Rabb´inden indirilen, mutlaka onların bir cogunun azgınlık ve kufrunu artırır. Artık senkafirler topluluguna uzulme

    [69] Muhakkak ki, amenu olanlar (Allah´a ulasmayı dileyenler), ve Yahudiler, Sabiiler ve Nasranilerden (Hristiyanlardan) kim Allah´a ve ahir gune iman eder ve nefsini ıslah edici ameller (nefs tezkiyesi ) yaparsa onlara artık korku yoktur ve onlar mahzun da olmazlar

    [70] Andolsun ki Biz, Israilogulları´ndan misak aldık ve onlara resuller gonderdik. Onlara her resul gelisinde,nefislerinin hevalarına uymadıgından dolayı, bir kısmını yalanladılar ve bir kısmını da oldurduler

    [71] Ve, yaptıklarının bir fitne olmayacagını sandılar boylece kor ve sagır (hakkı gormez ve isitmez) oldular. Sonra, Allah onların tovbesini kabul etti. Sonra yine onlardan bir cogu kor ve sagır oldular. Ve Allah, onların yaptıklarını en iyi gorendir

    [72] Andolsun ki; “Muhakkak ki Allah, O, Meryem oglu Mesih´tir.” diyenler kafir olmuslardır. Oysa Mesih (Hz. Isa, onlara) soyle demisti; “Ey Israilogulları! Benim Rabbim ve sizin Rabbiniz olan Allah´a kul olun. Muhakkak ki, kim Allah´a sirk (es, ortak) kosarsa, o taktirde Allah ona cenneti haram etmistir ve onun varacagı yer atestir. Ve zalimler icin bir yardımcı yoktur.”

    [73] Andolsun ki, "Allah ucun, ucuncusudur (uc ilah´tan biridir)." diyenler kafir olmuslardır. Ve tek bir ilahdan baska bir ilah yoktur.Ve eger bu soyledikleri sozlerden vazgecmezlerse, onlardan (bu sozlerinde ısrar edip) kafir olanlara, mutlaka “elim azap” dokunacaktır

    [74] Hala, Allah´a tovbe edip, O´ndan magfiret dilemiyorlar mı? Ve Allah Gafur´dur, Rahim´dir

    [75] Meryem oglu Mesih (Hz. Isa) sadece bir Resuldur. Ondan once de resuller (elciler) gelip gecmistir.Ve onun annesi sıddiktır (cok dogru ve iffetlidir). Ikisi de (diger insanlar gibi) yemek yerlerdi. Bak, onlara ayetleri nasıl acıklayıp beyan ediyoruz. Sonra da bak, nasıl (Allah´dan) donduruluyorlar

    [76] De ki; "Allah´tan baska, size zarar ve fayda (yarar) vermeye gucu yetmeyen (malik olmayan) seylere mi kul oluyorsunuz?" Ve Allah, O, en iyi isitendir, en iyi bilendir

    [77] De ki; "Ey Kitap Ehli! Dininizde haksız yere (taskınlık yapıp) haddi asmayın. Ve daha once dalalete dusmus ve bircoklarını da dalalete dusurmus ve de sevva edilmis yoldan sapmıs olan bir kavmin hevalarına uymayın

    [78] Israilogulları´ndan inkar edenler, Hz. Davut (a.s) ve Meryem oglu Isa´nın diliyle lanetlendiler. Bu, onların isyan etmeleri, taskınlık yapıp haddi asmaları sebebiyledir

    [79] Yaptıkları kotuluklerden birbirlerini vazgecirmeye (mani olmaya) calısmıyorlardı. Yaptıkları sey ne kotu

    [80] Onlardan bir cogunun kafirlere dondugunu (dost oldugunu) gorursun. Nefislerinin, onlar icin takdim ettigi ise “Allah´ın onlara ofkelenmesi” ki ne kotu sey. Ve onlar azab icinde devamlı kalacak olanlardır

    [81] Ve eger Allah´a ve Nebi´ye (Peygamber´e) ve ona indirilene iman etselerdi, onları dostlar edinmezlerdi. Fakat onlardan bircogu fasıklardır

    [82] Amenu olanlara karsı, insanlardan en siddetli dusman olarak mutlaka Yahudileri ve (Allah´a) sirk kosanları (musrikleri) bulursun. Dostluk bakımından amenu olanlara en yakın olarak da: “muhakkak ki biz nasraniyiz." diyenleri bulursun. Bu, onların arasında kesisler ve ruhbanların bulunması ve onların kibirlenmemesi (buyuklenmemesi) sebebiyledir

    [83] Ve Resul´e indirileni (Kur´an´ı) isittikleri zaman, Hakk´tan olan seylere arif olduklarından dolayı, onların gozlerinin yasla dolup tastıgını gorursun. “Rabb´imiz, biz iman ettik (amenu olduk), artık bizi sahidlerle beraber yaz...” derler

    [84] Ve, Rabb´imizin bizi, salihler kavmi ile beraber (cennete) dahil etmesini isterken, nicin biz, Allah´a ve Hak´tan bize gelene (Kur´an´a ve Resul´e) iman etmeyelim

    [85] Boylece onlara, soylediklerinden dolayı Allah, altlarından ırmaklar akan ve iclerinde devamlı kalacakları cennetler ihsan etti. Ve iste bu, muhsinlerin mukafatıdır

    [86] Ve, kafirler ve ayetlerimizi yalanlayanlar, iste onlar, Ashab-ı Cahimdir (cehennem ehlidir)

    [87] Ey amenu olanlar! Allah´ın size helal kıldıgı guzel ve temiz seyleri haram etmeyin. Asırı gitmeyin. Muhakkak ki Allah haddi asanları sevmez

    [88] Allah´ın size verdigi temiz, helal rızıklardan yiyin ve kendisine iman ettiginiz Allah´a karsı takva sahibi olun

    [89] Allah sizi, yeminlerinizdeki bos sozlerden dolayı sorumlu tutmaz. Fakat, akid yaptıgınız yeminlerden dolayı sorumlu tutar. Artık onun kefareti (cezası), ev halkınıza yedirdiklerinizin ortalamasından on yoksulu yedirmeniz veya onları giydirmeniz ya da bir kole azad etmenizdir. Fakat kim bunları bulamazsa, o taktirde uc gun oruc tutsun.Iste bu, yeminlerinizi bozdugunuz zaman onların (yeminlerinizin) kefaretidir. Ve yeminlerinizi koruyun (onları bozmaktan sakının). Allah (c.c.) ayetlerini size iste boyle acıklıyor, umulur ki boylece siz sukredersiniz

    [90] Ey amenu olanlar! Ancak sarap, kumar, (tapınmak icin konulan) dikili taslar (putlar) ve fal okları, seytanın islerinden pis seylerdir. Artık bunlardan kacının. Umulur ki boylece siz felaha erersiniz

    [91] Oysa ki seytan, sarap ve kumar ile aranıza dusmanlık ve kin sokmak ve, sizi Allah´ı zikretmekten ve namaz kılmaktan alıkoymak ister. Siz artık (bunlara) son verdiniz mi

    [92] Ve, Allah´a itaat edin ve Resul´e itaat edin ve (onlara karsı gelmekten) sakının. Eger bundan sonra yuz cevirirseniz bilin ki Resul´umuze dusen, sadece acık bir tebligdir (duyurmadır)

    [93] Amenu olanlar ve salih amel yapanlar (ıslah edici amel, nefs tezkiyesi yapanlar) uzerine, takva (1. takva) sahibi olmadıkları zaman yediklerinden dolayı bir gunah yoktur. Amenu olun ve amilus salihat yapın! Sonra da takva sahibi olun (3. takvaya ulasın)! Amenu olun sonra da takva sahibi olun (4. takvaya ulasın) ve ahsen olun! Allah muhsinleri (ahsen olanları, 4. takvaya ulasanları) sever

    [94] Ey amenu olanlar! Allah sizi, gıyabında kendisinden kimin korktugunu bilmesi (bilinip belli olması icin) icin ellerinizin ve mızraklarınızın erisecegi av turunden bir seyle sizi mutlaka imtihan eder. Artık, kim bundan sonra yasak sınırını asarsa, o taktirde onun icin “elim azap” vardır

    [95] Ey iman edenler! Siz ihramda iken av hayvanını oldurmeyin. Ve sizden kim kasten (bilerek) onu oldururse, o zaman kendisine oldurdugunun dengi bir hayvanın cezası vardır ki, (bunun oldurulen hayvanın dengi olduguna dair) icinizden, adil iki kimse takdir edip karar verir. Kabe´ye ulasacak (Kabe´ye goturulup orada kesilecek) bir kurban veya yoksulları yedirme seklinde bir kefaret, ya da buna denk bir oructur ki bu, boylece o yaptıgı isin vebalini tatması icindir. Allah, gecmistekileri (islenen bu tur curumleri) bagısladı. Kim donup de (bir daha) boyle yaparsa, o taktirde Allah ondan intikam alır. Allah Aziz´dir, intikam sahibidir

    [96] Sizin icin ve yolcular icin, deniz avı ve onun yenmesi bir meta olarak (fayda saglamak uzere) helal kılındı. Ve kara avı ise, ihramda oldugunuz sure icersinde size haram kılındı (yasaklandı). Ve huzurunda hasrolunacagınız Allah´a karsı takva sahibi olun

    [97] Allah, Beyt-i Haram olan Kabe´yi, Haram ayını, hac kurbanını ve gerdanlıklı (boynuna kurban nisanesi asılı) kurbanlıkları, insanların yasamlarını ayakta tutmak icin yaptı (sebep kıldı). Iste bu, “Allah´ın, goklerde ve yerlerde olanı bildigini ve Allah´ın herseyi en iyi bilen oldugunu” bilmeniz icindir

    [98] Allah´ın cezasının siddetli oldugunu ve Allah´ın Gafur (magfiret eden), Rahim (rahmet nurunu gonderen ve merhametli) oldugunu biliniz

    [99] Resul´un uzerinde tebligden (bildirmekten) baska bir sorumluluk yoktur. Ve Allah, acıkladıgınızı da gizlediginizi de bilir

    [100] De ki; "Habisin (haram, murdar ve fesadın...) coklugu senin hosuna gitse bile, habis (haram ve kotu olan) ile tayyib (helal ve temiz olan) bir degildir. Ey Ulul Elbab! Artık Allah´a karsı takva sahibi olun! Umulur ki boylece siz felaha erersiniz

    [101] Ey amenu olanlar (yasarken Allah´a teslim olmayı, ulasmayı dileyenler)! acıklandıgında sizi uzecek seylerden sormayın. Eger, Kur´an indirilirken ondan sorarsanız, size acıklanır. Allah, onlardan (bu kuralı bilmeden once sordugunuz seylerden) dolayı sizi affetti. Allah Gafur´dur, Halim´dir

    [102] Sizden once de bir kavim onu sormustu. Sonra onunla kafir oldular

    [103] Allah, ´´bahire, saibe, vasile ve ham” diye bir sey yapmamıstır(mesru kılmamıstır). Ama o kafirler (inkar edenler), Allah´a karsı yalan iftirada bulunuyorlar (uyduruyorlar). Onların cogu aklını kullanmıyor

    [104] Ve onlara: “Allah´ın indirdigine (Kur´an´a) ve Resul´e (itaate) gelin.” denildiginde; “Babalarımızı uzerinde buldugumuz sey (din) bize yeter (kafi)” derler. Ya onların babaları (bu gerceklere ait) bir sey bilmiyorlarsa ve hidayete ermemislerse de mi

    [105] Ey amenu olanlar! Nefsleriniz, uzerinizedir (nefsinizin sorumlulugu uzerinize borctur). Siz hidayette iseniz, dalaletteki bir kimse size bir zarar veremez. Hepinizin donusu Allah´adır. O zaman yapmıs oldugunuz seyleri size haber verecek

    [106] Ey amenu olanlar! Sizden birinize olum hali gelince vasiyet sırasında sizin icinizden iki adil kisi, aranızda sahitlik etsin.Veya yeryuzunde yolculuk ederken size olum olayı isabet ederse, sizden olmayan iki kisiyi sahid tutun. Eger supheye duserseniz,onları namazdan sonra alıkoyun. O zaman Allah´a soyle yemin etsinler; ´´Yakınımız bile olsa, yeminimizi bir bedel ile degistirmeyecegiz ve Allah´ın sehadetini gizlemeyecegiz. Aksi takdirde biz, mutlaka gunahkar kimselerden oluruz.´´

    [107] Eger o iki kisinin bir gunaha mustehak oldugunun (sonradan) farkına varılırsa, o taktirde onlara daha yakın olan hak sahiplerinden diger iki kisi onların yerine gecer sonra Allah´a soyle yemin ederler; “Bizim sahidligimiz onların sahidliginden mutlaka daha dogrudur, haktır ve biz haddi asmadık. Aksi takdirde, o zaman biz mutlaka zalimlerden oluruz.”

    [108] Bu (sekildeki yemin), sehadet ile yuzyuze gelmelerinde (sahitlere mirascıların guvenmemesinden) veya yeminlerinden sonra yeminlerin reddedilmesinden korkmalarından daha iyidir. Ve Allah´a karsı takva sahibi olun ve dinleyin. Ve Allah, fasıklar kavmini (toplulugunu) hidayete erdirmez

    [109] Allah´ın, Resul´leri bir araya toplayacagı, sonra “Size ne cevap verildi?” diye buyuracagı gun, (onlar); “Bizim bir bilgimiz yok. Muhakkak ki Sen,gaybdekileri en iyi bilen Sen´sin!”derler

    [110] Allah (cc.) soyle buyurmustu; "Ey Meryem oglu Isa! Senin ve annenin uzerindeki nimetimi hatırla. Seni Ruhul Kudus ile desteklemistim de besikte iken de yetiskin iken de insanlarla konusuyordun. Sana Kitab´ı, Hikmet´i, Tevrat´ı ve Incil´i ogretmistim. Ben´im iznimle nemli topraktan kus seklinde heykel (suret) yapmıstın, sonra onun icine uflemistin, boylece Ben´im iznimle bir kus olmustu. Ve, dogustan kor olanı ve alaca tenliyi yine Ben´im iznimle iyilestiriyordun. Ben´im iznimle oluleri (diriltip, kabirden) cıkartıyordun. Ve onlara apacık belgeler getirdigin zaman Israilogullarının saldırısını senden savmıstım (seni kurtarmıstım). O zaman onlardan kafir olanlar (kufurde olanlar); "Bu ancak, sadece apacık bir sihirdir." demislerdi

    [111] Ve havarilere; "Bana ve Resul´ume iman edin." diye vahyettigim zaman, onlar da "Iman ettik ve bizim (Hakk´a) teslim oldugumuza sahid ol." demislerdi

    [112] Havariler; "Ey Meryem oglu Isa! Rabb´in gokten bize bir maide (sofra) indirebilir mi?" demislerdi. (Bunun uzerine Hz. Isa); "Eger mu´minlerseniz Allah´a karsı takva sahibi olun." dedi

    [113] (Onlar); “Ondan yemek istiyoruz ve de kalblerimizin tatmin olmasını istiyoruz ve senin gercekten bize dogru soylemis oldugunu bilelim ve onun uzerine sahidlerden olalım” dediler

    [114] Meryem oglu Isa; "Allah´ım, Rabb´imiz! Bizim uzerimize semadan bir sofra indir ki bizim icin bayram, bizden oncekiler ve bizden sonrakiler icin senden bir mucize (delil) olsun. Ve bizi rızıklandır. Ve Sen rızık verenlerin en hayırlısısın." dedi

    [115] Allah (cc.) buyurdu ki; "Muhakkak ki Ben, onu sizin uzerinize indirecegim, fakat ondan sonra sizden kim inkar ederse, o taktirde Ben mutlaka onu, alemlerden hicbirini azaplandırmadıgım bir azapla azaplandırırım

    [116] Ve Allah (cc.): Ey Meryem oglu Isa! Sen mi insanlara ; “Beni ve annemi, Allah´tan baska iki ilah edinin diye soyledin?" dediginde , Hz. Isa; ´´Sen “Subhansın (seni tesbih ve tenzih ederim, Sen yucesin)”, benim icin hak (gercek) olmayan bir seyi soylemek bana yakısmaz. Eger ben onu soylemis olsaydım o taktirde, muhakkak Sen onu bilirdin, nefsimde olanları da Sen bilirsin, ben ise Sen´in zatında olanları bilemem." Muhakkak ki Sen, gayb´tekileri (gorunmeyenleri,bilinmeyenleri) en iyi bilen Sensin

    [117] Onlara, bana emrettigin: “Benim de Rabb´im, sizin de Rabb´iniz olan Allah´a kul olmaları”ndan baska birsey soylemedim. Onların arasında bulundugum surece, onların uzerlerine sahid oldum. Fakat beni vefat ettirince (aralarından alınca) onların uzerine gozetleyici Sen oldun. Ve Sen herseye sahidsin

    [118] Eger onlara azap edersen, artık muhakkak ki onlar, Senin kullarındır. Ve eger onları bagıslarsan, o taktirde muhakkak ki Sen, Sen Aziz´sin (ustunsun) Hakim´sin (hukum ve hikmet sahibisin)

    [119] Allah Teala soyle buyurdu; "Bugun sadıklara, sadakatlarının kendilerine fayda verecegi bir gundur. Onlar icin altlarından ırmaklar akan, icinde ebedi olarak kalacakları cennetler vardır. Allah onlardan razı olmus, onlar da Allah´tan razı olmuslardır. Iste bu, “Fevzul - Azim” dir (en buyuk fevzdir)

    [120] Goklerin, yerin ve onlarda bulunanların mulku Allah´ındır. Ve O, herseye kadirdir

    En'âm

    Surah 6

    [1] Hamd semaları ve arzı yaratan, zulmeti ve nuru var eden Allah´a mahsustur. Sonra da kafirler, Rab´lerine (baska seyleri) es (denk, adl) tutuyorlar

    [2] Sizi topraktan yaratan, sonra bir ecel (zaman dilimi) tayin eden O´dur. Ve ecel-i musemma (mekanı ve zamanı belirlenmis ecel) Allah´ın katındadır. Sonra da siz, suphe ediyorsunuz

    [3] Goklerde ve arzda Allah O´dur. (O Allah, goklerde ve yerdedir.) Sizin sırrınızı (gizlediginizi) ve acıkladıgınızı ve kazanacagınız seyi bilir

    [4] Ve onların Rabbinin ayetlerinden bir ayet gelmemistir ki; ondan yuz cevirmis olmasınlar

    [5] Boylece onlara hak geldigi zaman, onu yalanlamıslardı. Fakat alay etmis oldukları seyin haberleri yakında onlara gelecek

    [6] Sizi yerlestirmedigimiz bir sekilde, yeryuzunde yerlestirdigimiz nice kavimleri, kendilerinden once nasıl helak ettigimizi gormuyorlar mı? Onlara semadan bol bol yagmur gonderdik. Altlarından nehirler akıttık. Fakat gunahları sebebiyle onları helak ettik. Onlardan sonra da baska nesiller yarattık

    [7] Ve eger sana kagıtlarda yazılı olarak indirseydik, boylece ona elleri ile dokunsalar bile kafir olan kimseler, mutlaka: “Bu ancak apacık bir sihirdir.” derdi

    [8] Ve: “Ona bir melek indirilseydi, olmaz mıydı?” dediler. Sayet bir melek indirseydik, mutlaka is, olup bitirilirdi. Sonra (onlara) muhlet verilmez

    [9] Ve sayet onu melek yapsaydık, onu mutlaka erkek olarak (erkek suretinde) yapardık. Suphe ettikleri seyi, mutlaka onlara (gene) suphe ettirirdik

    [10] Ve andolsun ki; senden onceki resullerle de alay edilmisti. Boylece alay etmis oldukları sey, onlardan alay edenleri kusattı

    [11] De ki: “Yeryuzunde dolasın. Sonra bakın, yalanlayanların akıbeti nasıl oldu.”

    [12] De ki : “Semalarda ve yeryuzunde olan seyler kimin?” “Hepsi Allah´ındır!” de. Allahu Teala, kendi uzerine rahmeti yazdı. Hakkında suphe olmayan kıyamet gununde, sizleri mutlaka toplayacak. O kimseler ki; nefslerini husrana dusurduler, onlar mu´min degildirler

    [13] Gecede ve gunduzde bulunan hersey O´nundur. O, en iyi isitendir, en iyi bilendir

    [14] De ki: “Semaları ve arzı yaratan Allah´tan baska bir veli (dost) edinir miyim? Ve doyuran (yediren) ve Kendisi doyurulmayan (yedirilmeyen) O´dur.” “Muhakkak ki ben, teslim olanların ilki olmakla ve musriklerden olmamakla emrolundum.” de

    [15] De ki: “Muhakkak ki ben, eger Rabbime isyan edersem, buyuk gunun azabından korkarım.”

    [16] O gun (izin gunu), kim ondan (azaptan) uzaklastırılırsa,o taktirde ona (Allah), rahmet etmistir. Ve iste bu, apacıkbir fevzdir (kurtulustur)

    [17] Eger Allah sana bir zarar dokundurursa, o taktirde onu, O´ndan baska giderecek yoktur. Sana bir hayır dokundurursa, artık O, herseye kaadirdir

    [18] O, kullarının ustunde kahhardır (yegane galip), ve O, hakimdir (hikmet sahibi), herseyden haberdardır (habirdir)

    [19] “Hangi sey sahit olarak en buyuktur?” de. “Benimle sizin aranızda Allah sahittir. Bu Kur´an bana, O´nunla, sizi ve kime ulasırsa onu, uyarmam icin vahyolundu. Siz, muhakkak Allah ile beraber baska ilahların olduguna gercekten sahitlik ediyor musunuz? Ben sahitlik yapmam.”de.“O, sadece tek bir ilahtır. Muhakkak ki ben, sizin sirk kostuklarınızdan uzagım.” de

    [20] Kendilerine kitap verdigimiz kimseler, onu kendi ogullarını tanır gibi tanırlar. Artık mu´min olmayanlar, nefslerini husrana dusurduler

    [21] Allah´a karsı yalanla iftira eden veya onun ayetlerini yalanlayan kimselerden daha zalim kim vardır? Muhakkak ki O, zalimleri felaha ulastırmaz (kurtulusa eremezler)

    [22] Ve o gun hepsini hasredecegiz sonra ortak kosanlara: “Zanda bulunmus oldugunuz ortaklarınız nerede?” diyecegiz

    [23] Sonra onların: “Vallahi Rabbimiz, biz musrikler olmadık.” demekten baska onların fitnesi olmayacak

    [24] Bak! Kendilerine karsı nasıl yalan soylediler. Iftira etmis oldukları sey, onlardan sapıp gitti (uzaklastı)

    [25] Ve onlardan kim seni dinlerse, onu anlamalarına karsı (anlamamaları icin) kalplerinin uzerine ekinnet koyduk ve kulaklarında vakra (agırlık) vardır.Ve onlar butun ayetleri gorseler, ona inanmazlar. Hatta sana geldikleri zaman, seninle tartısırlar (mucadele ederler). Kafir olanlar: “Bu ancak evvelkilerin masallarından baska bir sey degildir.” derler

    [26] Ve onlar, ondan (Allah´a ulasmaktan, hidayetten) nehyederler (men ederler, yasaklarlar) ve onlar da (kendileri de) ondan (hidayetten) uzak dururlar (yuz cevirirler). Kendilerinden baskasını helak etmezler ve farkında olmazlar (suurunda degiller)

    [27] Atesin uzerinde durduruldukları zaman gorsen. O zaman: “Keske biz geri dondurulseydik, Rabbimizin ayetlerini yalanlamazdık mu´minlerden olurduk.” dediler

    [28] Hayır, daha once gizlemis oldukları seyler onlara acıklandı.Ve sayet geri dondurulselerdi, men edildikleri seylere mutlaka geri donerlerdi. Ve muhakkak ki; onlar gercekten yalancıdırlar

    [29] Ve bizim hayatımız, dunya (hayatından) baska bir sey degildir. Ve: “Biz beas edilecek (yeniden, tekrar diriltilecek) degiliz.” dediler

    [30] Ve Rab´lerinin huzurunda durduruldukları zaman gorsen.(Allahu Teala) “Bu hak degil mi?” dedi. “Evet, Rabbimize andolsun.” dediler. Allahu Teala: “O halde inkar ettiginizden dolayı azabı tadın.” dedi

    [31] Allah´a mulaki olmayı (olmeden evvel, dunya hayatını yasarken ruhunu Allah´a ulastırmayı) yalanlayan kimseler husrana dustuler. O saat aniden onlara gelince, sırtlarında yuklerini tasıyarak: “Orada (dunyada) asırı gittigimiz seyler uzerine (gunahlar sebebiyle) bize yazıklar olsun.” dediler. Yuklendikleri sey ne kotu, (oyle) degil mi

    [32] Dunya hayatı bir oyun ve eglenceden baska bir sey degildir. Ahiret yurdu, takva sahipleri icin elbette daha hayırlıdır. Hala akıl etmez misiniz

    [33] Onların soylediklerinin mutlaka seni mahzun ettigini biliyorduk. Fakat muhakkak ki; onlar seni yalanlamıyorlar. Lakin zalimler, Allah´ın ayetleri ile cihad ediyorlar

    [34] Ve andolsun ki; senden onceki resuller de yalanlandı. Fakat onlara yardımımız gelinceye kadar yalanlandıkları seylere ve ugradıkları eziyetlere sabrettiler. Ve Allah´ın kelimelerini degistirecek yoktur. Ve andolsun, gonderilmis resullerin haberlerinden (bir kısmı) sana geldi

    [35] Onların yuz cevirmeleri, sana zor gelirse o zaman, gucun yeterse yerin dibine bir tunel acılmasını veya semaya bir merdiven kurulmasını iste. Boylece onlara bir ayet (mucize) getir. Allah dileseydi, elbette hepsini hidayet uzerinde toplardı. Artık sakın cahillerden olma

    [36] (Davete) ancak isitenler icabet eder. Ve Allah, oluleri (olu olan sem´i isimli isitme hassasını, olu olan fuad isimli idrak hassasını, olu olan basar isimli gorme hassasını) diriltir. Sonra ona dondurulurler. (Hayatta iken ruhu mursid eliyle Allah´a dondurulur)

    [37] Ve “Ona Rabbinden bir ayet (mucize) indirilse, olmaz mı?” dediler. “Muhakkak ki; Allah, bir mucize (ayet) indirmeye kaadirdir.” de. Ve lakin onların cogu bilmezler

    [38] Ve yeryuzunde yuruyen hayvanlardan ve iki kanadıyla ucan kuslardan ne varsa (4 ayaklı) hicbir hayvan ve iki kanadıyla ucan hicbir kus yoktur ki; sizin gibi ummet olmasınlar. Biz kitapta hicbir seyi eksik bırakmadık. Sonra Rab´lerine hasrolunacaklar (olunurlar)

    [39] Ayetlerimizi yalanlayanlar, karanlıklar icinde sagırdırlar, dilsizdirler. Allah (diledigini) kimi dilerse onu dalalette bırakır. Ve kimi dilerse onu, Sıratı Mustakim (Allah´a ulastıran yol) uzerinde kılar

    [40] (Ya Muhammed musriklere) de ki: “Siz kendinizi gordunuz mu? (halinizi gordunuz mu, aczinizi anladınız mı? Allah´ın ayetlerini inkar edenler karanlıkta kalmıs sagır ve dilsizlerdir.) Eger Allah´ın azabı size gelse veya o saat (kıyamet vakti) size gelse, eger siz sadıksanız (dogru sozlu iseniz), Allah´tan baskasına mı dua edersiniz?”

    [41] Hayır (bilakis), sadece O´na dua edersiniz (yalvarırsınız). Artık O dilerse, ona dua ettiginiz seyi giderir ve sirk (ortak) kostugunuz seyleri unutursunuz

    [42] Andolsun ki; Biz senden once ummetlere de (resuller) gonderdik.O zaman onları da sıkıntıya ve darlıga ugrattık, boylece yalvarırlar diye

    [43] Boylece onlara darlıgımız geldigi zaman yalvarsalardı olmaz mıydı? Fakat onların kalpleri kasiyet bagladı (katılastı). Seytan, onlara yapmıs oldukları seyleri susledi (guzel gosterdi)

    [44] Hatırlatıldıkları (onunla uyarıldıkları) seyleri unuttukları zaman, verilen seylerle ferahlayıncaya (sevininceye) kadar herseyin kapısını onlara actık. Ansızın onları yakaladıgımız (aldıgımız) zaman, artık onlar umitlerini kestiler

    [45] Boylece zulmeden (zalim) kavmin arkası kesildi. Hamd, alemlerin Rabbi olan Allah´adır. (Alemlerin Rabbi Allah´a hamdolsun)

    [46] (Ya Muhammed musriklere) de ki: “Gordunuz mu? (aczinizi anladınız mı?) Sayet Allah sizin isitme hassanızı ve gorme ozelliginizi alsa ve sizin kalplerinizi muhurlese, Allah´tan baska hangi ilah onları size (geri) getirir?” Bak, ayetlerimizi nasıl acıklıyoruz! Sonra onlar yuz ceviriyorlar

    [47] (Ya Muhammed musriklere) de ki: “Siz (herbiriniz) kendinizi gordunuz mu? (halinizi, acizliginizi anladınız mı?) Eger Allah´ın azabı ansızın veya acıkca gelse, zalimler kavminden baskası mı helak edilir?”

    [48] Biz resulleri “uyarıcılar ve mujdeleyiciler” olmaktan baska (bir sey icin) gondermeyiz. Artık kim amenu olur (Allah´a ulasmayı dilerse) ve ıslah olursa (nefs tezkiyesi ve tasfiyesi yaparsa) artık onlara korku yoktur, onlar mahzun da olmazlar

    [49] Ve ayetlerimizi yalanlayan kimselere, fasık olmalarından dolayı azap dokunacaktır

    [50] De ki: “Ben size Allah´ın hazineleri yanımdadır demiyorum. Ve gaybı bilmiyorum. Size, muhakkak ki ben bir melegim demiyorum. Ancak bana vahyedilene tabi olurum.” “Basiretle goren ve gormeyen bir olur mu, hala tefekkur etmiyor musunuz?” de

    [51] Ve Rab´lerine hasrolunmaktan korkan kimseleri, onunla uyar. Onların, O´ndan (Allah´tan) baska bir dostu ve sefaat edeni yoktur. Boylece onlar takva sahibi olurlar

    [52] Ve sabah aksam, Rab´lerinin Zat´ını dileyerek dua edenleri kovma.Onların hesabından senin uzerine, senin hesabından onların uzerine bir sey yoktur. Artık onları kovarsan, o zaman sen zalimlerden olursun

    [53] Ve “Aramızdan, Allah´ın ni´metlendirdikleri bunlar mı?” derler diye, onları birbirleri ile iste boyle imtihan ettik. Allah, sakirleri (sukredenleri) en iyi bilir, oyle degil mi

    [54] Ayetlerimize inanan kimseler sana geldigi zaman, onlara soyle de: “Selam uzerinize olsun. Rabbiniz, kendi uzerine “rahmeti” yazdı. Oyle ki;sizden, kim cahillikle bir kotuluk yapar, sonra onu yaptıktan sonra tovbe eder (mursidin onunde) ve ıslah olursa (nefs tezkiyesi yaparsa), o taktirde muhakkak ki O (Allah), Gafur´dur (magfiret edendir), Rahim(rahmet nurunu gonderen)´dir.”

    [55] Ve iste boylece ayetleri ayrı ayrı acıklıyoruz, mucrimlerin (sucluların) yolu belli olsun diye

    [56] De ki: “Muhakkak ki ben, dua ettiginiz Allah´tan baska seylere kul olmaktan men edildim.” De ki: “Sizin heveslerinize (nefsinizin afetlerinin dileklerine) uymam, eger uyarsam (oyle olursa), dalalette olmus olurum ve hidayete erenlerden olmam.”

    [57] De ki: “Muhakkak ki ben, Rabbimden bir beyyine (delil) uzerindeyim, ve siz onu yalanladınız. Acele ettiginiz sey benim yanımda degil. Hukum ancak Allah´ındır. O, hakkı anlatır. Ve O (hakkı batıldan), fasıl fasıl ayıranların en hayırlısıdır.”

    [58] De ki: “Eger acele ettiginiz o sey gercekten, benim yanımda olsaydı, benimle sizin aranızda is elbette yerine getirilmis olurdu. Ve Allah, zalimleri en iyi bilir.”

    [59] Ve gaybın anahtarları, onun yanındadır. Onu O´ndan baskası bilmez.Ve denizde ve karada ne varsa bilir. O bilmeksizin, bir yaprak dahi dusmez. Yerin karanlıkları icinde hicbir yas ve kuru bir dane yoktur ki, “Kitab-ı Mubin”de bulunmasın

    [60] Ve geceleyin sizi vefat ettiren (uykuya sokan), gunduzleri ne kazandıgınızı bilen, sonra “ecel-i musemmanın” (belirlenmis zamanın, omrun) tamamlanması icin gunduzun icinde sizi tekrar dirilten O´dur. Sizin donusunuz sonra O´nadır. Sonra, yapmıs olduklarınızı size haber verecek

    [61] Ve O, kullarının ustunde kahhardır (kuvvet ve guc sahibidir).Ve uzerinize muhafaza edici (koruyucu) gonderir. Sizden birinize olum gelince, onu elcilerimiz vefat ettirir. Onlar (bunu yaparken) kusur etmezler

    [62] Sonra Allah´a dondurulurler. Onların mevlası Hakk´tır. Hukum onun degil mi? Ve O, hesap gorenlerin en hızlısıdır

    [63] “Sizi karanın ve denizin karanlıklarından kim kurtarır?” de. Gizlice ona yalvararak: “Eger bizi bundan kurtarırsan biz mutlaka sukredenlerden oluruz.” diye dua edersiniz

    [64] De ki: “Ondan ve butun sıkıntılardan sizi Allah kurtarır. Sonra siz (O´na) ortak kosuyorsunuz.”

    [65] De ki: “O, sizin ustunuzden veya ayaklarınızın altından uzerinize bir azap gondermeye veya sizi boluk boluk birbirinize katıp (dusman edip), sizin bir kısmınızın siddetini, bir kısmınıza tattırmaya kaadirdir.” Bak, ayetlerimizi nasıl acıklıyoruz. Boylece onlar fıkıh ederler

    [66] Ve o hak oldugu halde, senin kavmin onu yalanladı. "Ben sizin uzerinize vekil degilim.” de

    [67] Her haber icin kararlastırılmıs bir zaman vardır. Ve yakında bileceksiniz

    [68] Ayetlerimiz hakkında (alaylı) konusmaya dalanları gordugun zaman, ondan baska bir soze gecinceye kadar artık onlardan yuz cevir. Ama seytan sana unutturursa, hatırladıktan sonra artık o zalimler topluluguyla beraber oturma

    [69] Ve takva sahibi olan kimselere, onların hesabından bir sey (sorumluluk) yoktur. Lakin hatırlatmalıdır (zikretmeleri gerektigi soylenmelidir). Boylece onlar, takva sahibi olurlar

    [70] Kendilerinin dinini bir oyun ve bir eglence edinenleri bırak. Ve onları dunya hayatı aldattı. Ve de kazandıklarından (kazandıkları nakıs derecelerden) dolayı nefsin helak olacagını, onunla hatırlat. Onun icin Allah´tan baska bir dost ve bir sefaatci yoktur. O, butun fidyeleri verse de ondan alınmaz (kabul edilmez). Iste onlar kazandıklarından dolayı helak olmus kimselerdir. Inkar etmis oldukları seylerden dolayı, onlar icin kaynar sudan bir icecek ve elim bir azap vardır

    [71] De ki: “Bize fayda ve zarar vermeyen Allah´tan baska seylere mi dua edelim? Bizi Allah´ın hidayete erdirmesinden sonra, yeryuzunde seytanların kandırıp, saskın bıraktıgı arkadaslarının “bize hidayete gel” diye cagırdıgı kimse gibi topuklarımızın uzerinde geriye mi dondurulelim?” De ki: “Muhakkak ki; Allah´a ulasmak, o, hidayettir ve biz alemlerin Rabbine teslim olmakla emrolunduk.”

    [72] Ve namazı ikame etmek (ile de emrolunduk). Ve ona karsı takva sahibi olun. Ve Zat´ına hasrolunacagınız, O´dur

    [73] Ve semaları ve arzı (yeryuzunu) hak ile yaratan O´dur. Ve “Ol!” dedigi gun (hersey) olur. O´nun sozu haktır, mulk O´nundur. O gun sur´a ufurulur (sur´a ufuruldugu gun hukumranlık O´nundur). Bilineni (goruneni) ve bilinmeyeni (gaybı) bilen O´dur. Ve O, hukum sahibidir, haberdar olandır

    [74] Ve Ibrahim, babası Azer´e soyle demisti: “Sen putları ilahlar mı ediniyorsun? Muhakkak ki ben, seni ve kavmini apacık dalalette goruyorum.”

    [75] Ve boylece Biz, Ibrahim´e onun mukınin (yakin hasıl edenlerden) olması icin yerin ve goklerin (semaların) melekutunu gosteriyoruz (gosteriyorduk)

    [76] Gece onun uzerini ortunce, (gece olunca) bir yıldız gordu. “Bu benim Rabbim” dedi. Fakat kaybolunca, “Kaybolup gidenleri sevmem.” dedi

    [77] Ay´ı dogarken gorunce: “Benim Rabbim bu.” dedi. Fakat kaybolunca: “Eger Rabbim beni hidayete erdirmezse, mutlaka dalaletteki kavimden olurum.” dedi

    [78] Gunesi dogarken gorunce: “Bu benim Rabbim, bu daha buyuk.” dedi. Fakat kaybolup gidince: “Ey kavmim ben sizin ortak kostugunuz seylerden uzagım.” dedi

    [79] Muhakkak ki ben, hanif olarak yuzumu, yeri ve semaları yaratan Allah´ın Zat´ına dondurdum.Ve ben, musriklerden degilim

    [80] Ve kavmi onunla tartıstı. “(Rabbim) beni hidayete erdirmisken, Allah hakkında benimle tartısıyor musunuz? Ona ortak kostuklarınızdan, Rabbimin bir seyi dilemesi haric ben korkmam. Rabbim ilmiyle herseyi kusatmıstır. Hala tezekkur etmez misiniz?” dedi

    [81] Ve size hakkında bir delil (sultan) indirilmeyen seylerle ona sirk kosmaktan, siz korkmadıgınız halde, ben sizin ortak kostugunuz seylerden (putlardan) nasıl korkarım. Sayet biliyorsanız, artık iki gruptan hangisi emniyette olmayı daha cok hakediyor

    [82] Amenu olan kimseler ve imanlarını zulumle karıstırmayanlar, iste onlar (korkudan) emindirler. Ve onlar hidayete erenlerdir

    [83] Ve iste bunlar, Ibrahim´e, kavmine karsı verdigimiz delillerimizdir. Diledigimiz kimselerin derecelerini artırırız. Muhakkak ki; senin Rabbin hakim (hukmun ve hikmetin sahibi)dir, alimdir (en iyi bilendir)

    [84] Ve ona Ishak (A.S) ve Yakub (A.S)´ı bagısladık. Hepsini hidayete erdirdik. Ve daha once Nuh (A.S)´ı hidayete erdirdik ve onun zurriyetinden Davud (A.S), Suleyman (A.S) , Eyyub (A.S), Yusuf (A.S), Musa(A.S) ve Harun (A.S)´ı da hidayete erdirdik. Ve iste boylece, muhsinleri mukafatlandırırız

    [85] Ve Zekeriya (A.S), Yahya (A.S), Isa (A.S) ve Ilyas (A.S); hepsi salihlerdendir

    [86] Ve Ismail (A.S) ve Ilyesea (A.S) ve Yunus (A.S) ve Lut (A.S), hepsini alemlere ustun kıldık

    [87] Ve onların babalarından, zurriyetlerinden (nesillerinden) ve kardeslerinden onları sectik. Ve onları Sıratı Mustakim´e (Allah´a ruhu ulastıran yola) hidayet ettik (ulastırdık)

    [88] Iste bu Allah´ın hidayetidir. Kullarından diledigini onunla hidayete erdirir. Ve eger sirk kossalardı, elbette yapmıs oldukları seyler heba olurdu (bosa giderdi)

    [89] Iste onlar, kendilerine kitap, hikmet ve peygamberlik verdigimiz kimselerdir. Onlar eger, onu inkar ederlerse artık, onu inkar etmeyecek bir kavmi ona vekil ederdik

    [90] Iste onlar, Allah´ın hidayete erdirdigi kimselerdir. Oyleyse onların hidayetine tabi ol! “Ben, ona karsılık sizden bir ucret istemiyorum. O ancak alemler icin bir zikirdir.” de

    [91] “Ve Allah, besere bir sey indirmedi.” dedikleri zaman O´nun kadrini hakkıyla takdir edemediler. “Insanlar icin hidayet edici ve bir nur olan Hz. Musa´nın getirdigi kitabı kim indirdi?” de. Onu kagıtlara (yazıp) acıklıyorsunuz, cogunu gizliyorsunuz. Babalarınızın ve sizin bilmediginiz seyler size ogretildi. “Allah” de, sonra onları daldıkları seylerde bırak oynasınlar

    [92] Bu (Kur´an-ı Kerim), elleri arasındakini tasdik eden ve ahirete ve ona inanan, sehirlerin anası (olan Mekke´de) ve onun etrafında olan kimseleri uyarman icin indirdigimiz mubarek bir Kitap´tır. Onlar, namazlarını muhafaza ederler (devam ederler)

    [93] Allah´a yalanla iftira eden veya kendisine hicbir sey vahyolunmamısken “Bana da vahyolundu.” diyenden ve “Ben de Allah´ın indirdigi seylerin benzerini indirecegim.”diyenden daha zalim kim vardır? Zalimleri, olumun siddet halinde iken ve olum melekleri ellerini uzatıp: “Nefslerinizi cıkarın. Bugun, Allah´a karsı hak olmayan seyler soylediginiz ve O´nun ayetlerine karsı kibirlendiginiz icin alcaltıcı bir azapla cezalandırılacaksınız.” dedikleri zaman gorsen

    [94] Ve andolsun ki; sizi ilk defa yarattıgımız gibi Bize tek tek (tek basına) geldiniz ve size ne verdiysek (neyin sahibi yaptıysak, ne lutfettiysek) arkanızda bıraktınız (terkettiniz). Sizinle ortak oldugunu zannettiginiz sefaatcilerinizi sizinle beraber gormuyoruz. Andolsun, sizinle aranızdaki bagları koparılmıs, haklarında zanda bulunmus oldugunuz seyler, sizden uzaklasıp gitmistir

    [95] Muhakkak ki Allah, (taneyi) tohumu ve cekirdegi yarıp cıkarandır. Oluden canlıyı cıkarır ve canlıdan oluyu cıkarandır. Iste bu, Allah´tır. Oyleyse nasıl donduruluyorsunuz

    [96] Sabahı (fecr vaktini) yarıp cıkarandır. Ve geceyi dinlenme (sukun) vakti ve gunesi ve ayı (hareketlerini cok ince hesaplarla dizayn ederek) zamanı hesaplama unitesi (hesap vasıtası) kıldı. Iste bu, aziz ve alim olanın (Allah´ın) takdiridir

    [97] Ve kara ve denizin karanlıklarında (nefsin afetlerinin karanlıgında) onunla yolunuzu bulmanız (hidayete ermeniz) icin yıldızları (nebiler, resuller, mursidler) kılan O´dur. Bilen bir kavim icin, ayetleri detayları ile acıkladık

    [98] Sizi bir tek nefsten (Adem (A.S)´dan) yaratan ve boylece (sizin icin) kararlı bir kalma yeri (fizik vucudumuz icin yeryuzu: dunya), bir de emanet kalma yeri (nefsimiz icin cennet ve cehenneme gitmeden once gecici olarak beklenilen yer; berzah alemi) dizayn eden O´dur. Fıkıh eden bir toplum icin, ayetleri ayrı ayrı detayları ile acıkladık

    [99] Ve semadan suyu indiren O´dur. Boylece herseyin nebatını (bitkisini) onunla (su ile) cıkarttık. Ve de ondan yesillikler cıkarttık. Ondan da ust uste taneler (basaklar) ve hurma agacının tomurcuklarından, sarkan hurma salkımları ve birbirine benzeyen ve benzemeyen uzum bagları, zeytin ve nardan olusan bahceler cıkartırız. Onun meyvesine (urunune), meyve verdigi zaman ve olgunlastıgı zaman bak. Mu´min olan kavim icin, bunlarda elbette ayetler (deliller) vardır

    [100] Cinleri Allah´a ortak kıldılar. Onları da O (Allah) yarattı. Ilimleri olmaksızın, “O´nun ogulları ve kızları var” yalanını uydurdular. O Subhan´dır (herseyden munezzehtir), vasıflandırdıkları seylerden yucedir.O Subhan´dır (herseyden munezzehtir) vasıflandırdıkları seylerden yucedir

    [101] Gokleri ve yeryuzunu orneksiz olarak yaratandır. O´nun nasıl oglu olur ki, esi olmamıstır. Ve herseyi, O yarattı. Ve O, herseyi bilendir

    [102] Rabbiniz, iste bu Allah´tır. O´ndan baska ilah yoktur. Herseyi yaratandır. Artık O´na kul olun! Ve O, herseye vekildir

    [103] Gorme hassaları onu idrak edemez. Ve O, gorme hassalarını idrak eder. Ve O, latiftir, herseyden haberdardır

    [104] Rabbinizden size basiretler (kalp gozlerinize gorme yetenegi) gelmistir. Artık kim bu basiretle (kalp gozuyle) gorurse onun lehinedir (kendi nefsi icindir). Kimin de kalp gozu kor kalırsa, o taktirde onun aleyhinedir. Ve ben, sizin uzerinize muhafız degilim

    [105] Ve iste boyle ayetleri ayrı ayrı acıklıyoruz. Ve “Sen ders (bu ilmi) almıssın.” desinler diye ve onu, bilen bir kavme beyan etmemiz icin

    [106] Rabbinden sana vahyolunana tabi ol. O´ndan baska ilah yoktur. Ve musriklerden yuz cevir

    [107] Sayet Allah dileseydi, sirk kosmazlardı. Seni onların uzerine muhafız yapmadık. Sen, onlara vekil de degilsin

    [108] Allah´tan baskasına dua edenlere sovmeyin, aksi halde ilimleri olmadan, haddi asarak Allah´a soverler. Iste boyle butun ummetlere amellerini susledik. Sonra donusleri Rab´lerinedir. O zaman, yapmıs oldukları seyleri, onlara haber verecek

    [109] Ve eger onlara bir ayet (mucize) gelirse, ona mutlaka inanacaklarına dair, Allah´a en kuvvetli yeminleri ile yemin ettiler. “Muhakkak ki; ayetler (mucizeler) ancak Allah´ın katındadır (Indi Ilahi´dedir)” de. Ve (ayet) geldigi zaman onların inanmayacaklarının siz farkında degilsiniz

    [110] Ve onların fuad hassalarını (nefsin kalbinin idrak hassalarını) ve basiretlerini (nefsin kalp gozunun gorme hassalarını) evvelce O´na inanmadıkları (mu´min olmadıkları) ilk zamanki hallerine ceviririz. Onları, azgınlıkları icinde saskın bırakırız

    [111] Ve eger Biz, gercekten onlara melekler indirseydik, oluler de onlarla konussaydı, herseyi onların karsısında toplasaydık, Allah´ın dilemesi haric inanacak degillerdi. Ve lakin onların cogu cahillik ediyorlar

    [112] Ve boylece peygamberlerin hepsine, insan ve cin seytanları dusman kıldık. Onlar, birbirlerine aldatarak guzel (suslu) sozler vahyederler (fısıldarlar). Ve eger Rabbin dileseydi, onu yapamazlardı. Artık onları ve iftira ettikleri seyleri terket (bırak)

    [113] Ve ahirete inanmayanların gonulleri ona (onlara; insan ve cin seytanlara) meyletsin ve ondan razı olsunlar. Ve onlar, kazandıkları seyleri kazanmaya devam etsinler

    [114] Artık Allah´tan baska bir hakem mi arayayım? Size Kitab´ı acıklanmıs(tafsilatlı) olarak indiren O´dur. Kendilerine kitap verdigimiz kimseler, O´nun, senin Rabbinden hak ile indirildigini biliyorlar. O halde sakın sen, suphe edenlerden olma

    [115] Ve Rabbinin sozu sadakatle ve adaletle tamamlandı. O´nun kelimelerini degistirecek kimse yoktur. O, en iyi isiten ve en iyi bilendir

    [116] Ve yeryuzunde bulunanların coguna itaat edersen, seni Allah´ın yolundan saptırırlar. Onlar, ancak zanna tabi olurlar. Ve onlar, ancak yalan uydururlar

    [117] Muhakkak ki senin Rabbin, Kendi yolundan sapanı en iyi bilendir. Ve O, hidayete erenleri de en iyi bilendir

    [118] Eger siz, O´nun (Allah´ın) ayetlerine inananlarsanız; o zaman uzerine Allah´ın ismi anılan seylerden yeyiniz

    [119] Size ne oluyor ki; uzerine Allah´ın ismi anılan seylerden yemiyorsunuz? Darda kalıp, ona mecbur oldugunuz seyler haric; size haram kıldıgı seyleri size ayrı ayrı acıklamıstı. Muhakkak ki; onların cogu, bir ilimleri olmaksızın, kendi hevesleri ile (baskalarını) dalalette bırakıyorlar. Muhakkak ki; senin Rabbin, o haddi asanları en iyi bilendir

    [120] Ve gunahın acıkta olanını da, gizli olanını da terkedin. Muhakkak ki; gunah isleyenler (kazananlar), kazandıklarından dolayı yakında cezalandırılacaklar

    [121] Ve uzerine Allah´ın ismi anılmayan seylerden yemeyin. Ve muhakkak ki; o fısktır. Ve seytanlar, mutlaka sizinle mucadele etmeleri icin dostlarına vahyederler. Ve sayet onlara itaat ederseniz (uyarsanız), mutlaka siz musrikler olursunuz

    [122] Olu (Allah´a ulasmayı dilememis) iken (ona on iki ihsan vererek) dirilttigimiz ve insanlar arasında onunla yuruyecegi nur verdigimiz kimse, karanlıklar icinde olup, ondan cıkamayacak kimse gibi midir? Boylece kafirlere, yapmıs oldukları seyler suslu gosterildi

    [123] Ve iste boylece, her kasabada (sehirde) onun mucrimlerini (gunah isleyenlerini), orada sahtekarlık (hile) yapmaları icin liderler yaptık. Kendilerinden baskasını aldatmazlar ve farkında degiller

    [124] Onlara bir ayet geldigi zaman: “Allah´ın resullerine verilen seyin aynısı bize de verilmedikce (verilinceye kadar) asla inanmayız.” dediler. Risaletini kime verecegini Allah, en iyi bilendir. Curum isleyen (gunah isleyen) kimselere, yapmıs oldukları hile(ler) sebebiyle yakında Allah´ın huzurunda bir zillet (kucukluk, asagılık) ve siddetli azap isabet edecektir (gelecektir)

    [125] Oyleyse Allah kimi Kendisine ulastırmayı dilerse onun gogsunu yarar ve (Allah´a) teslime (Islam´a) acar. Kimi dalalette bırakmayı dilerse, onun gogsunu semada yukseliyormus gibi daralmıs, sıkıntılı yapar. Boylece Allah, mu´min olmayanların uzerine pislik (azap, darlık, gucluk) verir

    [126] Ve bu, senin Rabbine istikametlenmis (yonlendirilmis) yoldur. (Allah´a goturen yoldur). Tezekkur eden bir kavim icin ayetleri ayrı ayrı acıkladık

    [127] Rab´lerinin katında onlar icin selam yurdu (teslim yurdu) vardır. Yapmıs olduklarından dolayı, O (Allah), onların dostudur

    [128] Ve onların hepsini biraraya topladıgı gun (Allahu Teala soyle buyuracaktır): “Ey cin toplulugu! Insanlarla sayınızı artırdınız (tagutların arasına insanları da kattınız).” Onlara dost olan insanlardan bir kısmı soyle dedi: “Rabbimiz, biz birbirimizden faydalandık ve Senin bize takdir ettigin zamanın bitis noktasına (sonuna) eristik.” (Allahu Teala): “Allah´ın diledigi sey (cehennemin yok olma zamanı gelmesi hali) haric; sizin barınacagınız yer atestir, orada ebedi kalacak olanlarsınız.” buyurdu. Muhakkak ki senin Rabbin, hukum sahibi ve en iyi bilendir

    [129] Ve iste boylece kazanmıs olduklarından (gunahlarından) dolayı zalimlerin bir kısmını, bir kısmına ceviririz (musallat ederiz)

    [130] Ey insan ve cin toplulugu! Size ayetlerimi anlatan ve bugununuze ulasacagınız konusunda sizi uyaran icinizden resuller (elciler) gelmedi mi? “Kendi nefslerimize sahit olduk.” dediler. Dunya hayatı onları aldattı. Ve kendilerinin kafir olduguna, kendileri sahit oldular

    [131] Iste bu, senin Rabbinin, ulke halkı gaflet icindeyken (uyarılmadan), ulkeleri zulumle helak edici olmamasındandır

    [132] Ve herkes icin yaptıklarından dolayı dereceler vardır. Ve senin Rabbin, onların yaptıkları seylerden gafil degildir

    [133] Ve senin Rabbin ganidir (zengindir, hicbir seye ihtiyacı yoktur) rahmet sahibidir. Dilerse sizi giderir (yok eder), sizi baska bir kavmin zurriyetinden (neslinden) yarattıgı gibi, sizden sonra da yerinize diledigini getirir (halef yapar)

    [134] Muhakkak ki; size vaadedilen (vaadolundugunuz) sey mutlaka gelecektir. Ve siz, aciz bırakacak degilsiniz (onleyemezsiniz)

    [135] De ki: “Ey kavmim, yapacagınız seyi yapın! Muhakkak ki; ben de yapıyorum. Artık bu yurdun sonunun kimin olacagını yakında bileceksiniz. Cunku zalimler felaha eremezler.”

    [136] O´nun (Allah´ın) yaratıp, cogalttıgı ekinlerden ve hayvanlardan Allah icin pay ayırdılar. Ve boylece kendi zanlarınca: “Bu Allah icin ve bu da ortaklarımız icin.” dediler. Fakat ortakları icin olan; Allah´a ulasmaz ama Allah icin olan; o, onların ortaklarına ulasır. Hukmettikleri sey ne kotu

    [137] Ve boylece onların ortakları, musriklerin coguna, onları helak etmek icin ve onlara kendilerinin dinini karıstırmaları icin, evlatlarını oldurmeyi guzel gosterdiler (suslediler). Allah dileseydi onu yapamazlardı. Artık onları ve uydurdukları seyleri terket

    [138] Onlar, kendi zanları ile: “Bizim diledigimiz kimseler haric bu hayvanlar ve ekinler haramdır, onları yemeyin!” dediler. (Bir kısım) hayvanların sırtı(na binmek) haram kılındı. Ve bir kısım hayvanların da (onlara iftira ederek), uzerlerine Allah´ın ismini anmıyorlar (onları besmele ile kesmiyorlar). (Allah) iftira etmis olduklarından dolayı onları yakında cezalandıracak

    [139] Ve soyle dediler: “Bu hayvanların karnında olanlar, yalnız erkeklerimize aittir. Eslerimize (hanımlarımıza) haramdır. Sayet olu olursa, o taktirde (erkek ve kadınlar onu yemekte), onlar ortaktırlar.” (Allah bu) vasıflandırmalarından dolayı onları yakında cezalandıracak. Muhakkak ki O; hukum sahibidir, en iyi bilendir

    [140] Ve bir ilmi olmaksızın akılsızca (aptalca) evladını oldurenlerhusrana ugramıslardır. Ve Allah´a iftira ederek, Allah´ın onları rızıklandırdıgı sey(ler)i haram kılan kimseler, dalalette kalmıslardır ve hidayete ermis degillerdir

    [141] Ve asmalı ve asmasız bahceleri, hurmaları, yenilen cesitli ekinleri,birbirine benzeyen ve benzemeyen zeytinleri ve narları yaratan O´dur.Urun verdigi zaman, onun urununden yeyin. Onun hasad edildigi gun, onun hakkını verin. Israf (ziyan) etmeyin. Muhakkak ki; O, musrifleri (israf edenleri) sevmez

    [142] Hayvanlardan yuk tasıyanlar ve kesim hayvanı olanlar var. Allah´ın sizi rızıklandırdıgı seylerden (kesim hayvanlarından) yeyin. Seytanın adımlarına tabi olmayın. Muhakkak ki; o, size apacık dusmandır

    [143] Esli (biri disi, biri erkek) olarak sekiz adet (yuk ve kesim hayvanı yarattı ayet-142); koyundan iki, keciden iki. De ki: “Iki erkek mi veya iki disi mi? Ya da iki disinin rahimlerinin ihata ettigini mi haram kıldı? Eger siz sadıklarsanız, bana bir ilimle haber veriniz.”

    [144] Ve deveden iki, sıgırdan iki. De ki: “Iki erkek mi veya iki disi mi? (Ya da) iki disinin rahimlerinin ihata ettigini mi haram kıldı? Veya Allah´ın bununla size vasiyet ettigine (farz kıldıgına) sahit mi oldunuz?” Bir ilimleri olmaksızın insanları saptırmak icin Allah´a karsı yalan soyleyen (iftira eden)den daha zalim kimdir? Muhakkak ki Allah, zalim kavmi hidayete erdirmez

    [145] De ki: “Bana vahyolunan sey(ler)de, yenilen yiyecek uzerinde, olu olan veya akıtılmıs kan veya domuz eti ki; o, muhakkak murdardır, veya fısk ile Allah´tan baskası icin bogazlanandan baska, haram kılınmıs bir sey bulamıyorum.” Artık kim darda kalırsa, haddi asması (meyletmesi) ve hakka tecavuz etmesi haric; o taktirde, senin Rabbin muhakkak ki; Gafur´dur (magfiret edendir) ve Rahim (rahmet nuru gonderen) dir

    [146] Ve yahudi olanlara; tırnaklı hayvanların hepsi ve inekten ve koyundan ikisinin de sırtında tasıdıgı veya bagırsaklarında olan veya kemige karısmıs olanları haric, ic yagını haram kıldık.Iste boyle onları azgınlıkları sebebiyle cezalandırdık. Muhakkak ki biz, gercekten sadıklarız

    [147] Artık seni yalanlarlarsa, o zaman de ki: “Sizin Rabbiniz genis bir rahmetin sahibidir ve O´nun azabı, mucrimler (suclular) kavminden geri cevrilemez.”

    [148] Sirk kosanlar soyle soyleyecekler: “Sayet Allah dileseydi, biz ve babalarımız sirk kosmazdık ve hicbir seyi haram etmezdik.” Onlardan oncekiler de azabımızı tadıncaya kadar iste boyle yalanladılar. De ki: “Sizin yanınızda ilimden bir sey var mı? Oyleyse (varsa) onu bize cıkarın. Siz ancak zanna tabi oluyorsunuz. Ve siz sadece yalan soyluyorsunuz.”

    [149] De ki: “Artık en kuvvetli delil, Allah´ındır. Oyleyse eger O (Allah) dileseydi, elbette sizin hepinizi hidayete erdirirdi.”

    [150] “Allah´ın bunu haram kıldıgına sahitlik eden sahitlerinizi getirin.” de. Artık sayet onlar sahitlik ederlerse, onlarla beraber sen sahitlik etme. Ahirete inanmayan ve ayetlerimizi yalanlayan kimselerin heveslerine tabi olma. Ve onlar, Rab´lerine es tutuyorlar (ortak kosuyorlar)

    [151] De ki: “Gelin, Rabbinizin size neleri haram kıldıgını okuyayım; O´na bir seyi ortak kosmayın. Anne, babaya ihsanla davranın. Yokluk (fakirlik) sebebiyle cocuklarınızı oldurmeyin. Onları da, sizi de yalnız Biz rızıklandırırız. Kotulugun acıgına da, gizlisine de yaklasmayın. Haklı olmanız haric kimseyi oldurmeyin ki; onu Allah haram kıldı. Iste bunları size vasiyet (emir) etti. Boylece siz, akıl edersiniz.”

    [152] Yetimin malına, o en kuvvetli cagına gelinceye kadar, en guzel sekliyle olmadıkca yaklasmayın. Olcu ve tartıyı adaletle yerine getirin. Kimseyi gucunun dısında (bir sey ile) sorumlu tutmayız. Soylediginiz zaman, yakınınız olsa bile, artık adaletle soyleyin. Allah´ın ahdini yerine getirin (ifa edin). Boylece tezekkur edersiniz diye, (Allah) iste boyle, size onunla vasiyet (emir) etti

    [153] Ve muhakkak ki; bu, Benim mustakim olan yolumdur. Oyleyse ona tabi olun. Ve (baska) yollara tabi olmayın ki; o taktirde sizi, onun yolundan ayırır. Iste boyle size onunla vasiyet etti(emretti). Boylece siz takva sahibi olursunuz

    [154] Sonra Musa (A.S)´a, ahsen olanlara tamamlayıcı olarak, herseyi acıklayan ve rahmet olan ve hidayete erdiren kitabı (Tevrat´ı) verdik. Boylece onlar, Rab´lerine mulaki olacaklarına inanırlar (iman ederler)

    [155] Ve indirdigimiz bu kitap mubarektir. Oyleyse O´na tabi olun. Ve takva sahibi olun. Boylece siz rahmet olunursunuz (rahmete ulasırsınız)

    [156] “Kitap, yalnızca bizden onceki iki topluluga indirildi. Ve biz onların okuduklarından gercekten gafildik.” dersiniz diye (dememeniz icin)

    [157] Veya “Eger bize de bir kitap indirilseydi, elbette onlardan daha cok hidayete ererdik.” dersiniz. Iste size Rabbinizden hidayet (hidayete erdiren), beyyine (delil) ve rahmet gelmistir. Oyleyse kim, Allah´ın ayetlerini yalanlayandan ve O´ndan yuz ceviren kimseden daha zalimdir? Ayetlerimizden yuz cevirenleri, yuz cevirmis olmalarından dolayı agır (kotu) bir azapla cezalandıracagız

    [158] Onlar (illa), onlara meleklerin gelmesini mi veya senin Rabbinin gelmesini mi veya senin Rabbinden bazı ayetlerin gelmesini mi bekliyorlar? Rabbinden bazı ayetlerin (mucizelerin) geldigi gun, daha once iman etmemisse (amenu olmamıssa) veya imanıyla bir hayır kazanmamıssa onun imanı kendisine bir fayda vermez. De ki: “Bekleyin! Muhakkak ki; biz de bekleyenleriz.”

    [159] Muhakkak ki; onlar, onların dinini tefrik ettiler (parca parca ayırdılar) ve grup grup oldular. Senin onlarla bir ilgin yok. Onların isi sadece Allah´a aittir. Sonra yapmıs oldukları seyleri, onlara haber verecek

    [160] Kim (Allah´ın huzuruna) bir hasene ile gelirse, artık onun on misli, onundur.Ve kim bir seyyie ile gelirse, o zaman onun mislinden baskası ile cezalandırılmaz. Ve onlar zulmolunmazlar

    [161] “Muhakkak ki; Rabbim, beni hanif olarak Sıratı Mustakim´e, kıyamete kadar ayakta kalacak olan Hz. Ibrahim´in milletinin dinine hidayet etti.” de. Ve o, musriklerden olmadı

    [162] “Muhakkak ki; benim namazım, kurbanım, ibadetlerim hayatım ve olumum alemlerin Rabbi Allah icindir.” de

    [163] O´nun ortagı yoktur. Ve ben bununla emrolundum. Ve ben, muslumanların (teslim olanların) ilkiyim

    [164] “O herseyin Rabbi iken, Allah´tan baska Rab mı isteyeyim?” de. Butun nefsler, kendisine ait olandan baskasını kazanmaz. Ve bir gunahkar, baskasının gunahını (yukunu) tasımaz. Sonra donusunuz Rabbinizedir. O zaman, hakkında ihtilafa dustugunuz seyleri size haber verecek

    [165] Ve sizi yeryuzunun halifeleri yapan, size verdigi seylerle sizi imtihan etmek icin, bir kısmınızın derecelerini diger bir kısmınızın ustune yukselten O´dur. Muhakkak ki; senin Rabbin, cezası cabuk olandır. Ve muhakkak ki; O, mutlaka Gafur´dur (magfiret edendir), Rahim (rahmet nuru gonderen)´dir

    A'râf

    Surah 7

    [1] Elif, Lam, Mim, Sad

    [2] Sana indirilen Kitap, mu´minler icin bir zikirdir (oguttur) ve O´nunla onları uyarman icindir. Artık ondan dolayı, gogsunde artık bir darlık (sıkıntı) olmasın

    [3] Rabbinizden size indirilene tabi olun. Ve ondan baska dostlar edinmeyin. Ne kadar az tezekkur ediyorsunuz

    [4] Ulkelerden nicesini (kac tanesini) helak ettik. Artık azabımız onlara geceleyin veya onlar ogle uykusu uyurken geldi

    [5] Azabımız onlara geldigi zaman, onların duaları (yalvarmaları): “Muhakkak ki; biz zalimler olduk.” demekten baska bir sey olmadı

    [6] O zaman kendilerine resuller gonderilen kimselere ve gonderilen resullere muhakkak soracagız

    [7] Oyleyse onlara, mutlaka bir ilim ile anlatacagız. Biz gaibler (onların yaptıklarından habersiz) degildik

    [8] Izin gunu (hesaplasma gunu) tartı (olcu) haktır (gercektir). Kimin (sevap) tartıları agır gelirse, iste onlar, onlar felaha erenlerdir

    [9] Ve kimin (sevap) tartıları hafif gelirse, iste onlar, ayetlerimize zulmettiklerinden dolayı nefslerini husrana dusurmus olanlardır

    [10] Andolsun ki, sizi yeryuzune yerlestirdik ve orada size gecim kaynakları kıldık. Ne kadar az sukrediyorsunuz

    [11] Ve andolsun ki; sizi Biz yarattık. Sonra size suret (sekil) verdik. Sonra meleklere: “Adem (A.S)´a secde edin.” dedik. Iblis haric, secde ettiler. O, secde edenlerden olmadı

    [12] (Allahu Teala) soyle buyurdu: “Sana (secde etmeyi) emrettigim zaman, seni secde etmekten men eden nedir?” Iblis: “Ben ondan hayırlıyım,beni atesten ve onu nemli topraktan (balcıktan) yarattın.” dedi

    [13] (Allahu Teala): “Oyleyse oradan in! Artık orada senin kibirlenmen olmaz. Hemen oradan cık. Muhakkak ki, sen alcaklardansın.” buyurdu

    [14] (Seytan): “Beas gunune (dirilecegimiz gune, kıyamet gunune) kadar bana izin (muhlet) ver.” dedi

    [15] (Allahu Teala): “Muhakkak ki sen izin (muhlet) verilenlerdensin.” buyurdu

    [16] (Iblis): “Bundan sonra, beni azdırman sebebiyle, mutlaka Senin Sıratı Mustakimin´e onlara karsı (mani olmak icin) oturacagım.” dedi

    [17] Sonra, elbette onlara, onlerinden, arkalarından, saglarından ve sollarından gelecegim ve onların cogunu sukredenlerden bulmayacaksın

    [18] (Allahu Teala): “Kınanmıs (hor gorulmus) ve kovulmus olarak oradan cık!” dedi. “Elbette onlardan kim sana tabi olursa, mutlaka sizin hepinizden cehennemi (tamamen) dolduracagım.”

    [19] Ve ey Adem! Sen ve zevcen cennette yerlesin (oturun) sonra da, dilediginiz yerden yeyin. Ve bu agaca yaklasmayın. O zaman (yaklasırsanız ikiniz) zalimlerden olursunuz

    [20] Seytan, onların (o ikisinin) gorunmesi ayıp olan ve kendilerinden ortulmus (gizlenmis) yerlerinin acıga cıkarılması icin onlara vesvese verdi ve sonra da soyle dedi: “Rabbiniz (ikinizin Rabbi) sadece iki melek olursunuz veya (orada) ebedi kalanlardan olursunuz, diye bu agactan sizin ikinizi menetti (nehyetti).”

    [21] Ve ikisine yemin etti: “Muhakkak ki ben, sizin ikinize nasihat edenlerdenim.”

    [22] Boylece o ikisini aldatarak onculuk (onderlik) etti. Agactan tadınca (meyvesini yeyince) ayıp yerleri kendilerine gorundu (acıga cıktı). Ve Rab´leri (ikisinin Rabbi), ikisine soyle seslendi: “Sizin ikinizi bu agacta nehyetmedim mi (yasaklamadım mı)? Ve sizin ikinize, muhakkak ki seytan apacık dusmandır.” demedim mi

    [23] Ikisi soyle dedi: “Rabbimiz, biz nefslerimize zulmettik, sayet Sen bize magfiret ve rahmet etmezsen, biz mutlaka husrana ugrayanlardan oluruz.”

    [24] (Allahu Teala): “Birbirinize dusman olarak inin! Sizin icin yeryuzunde bir sureye kadar kalma (yerlesme) ve gecinme vardır (size takdir edildi).” buyurdu

    [25] Allahu Teala: “Orada yasarsınız ve orada olursunuz ve oradan cıkarılırsınız.” buyurdu

    [26] Ey Ademogulları! Sizlere ayıp yerlerinizi gizleyip ortecek elbise ve suslenecek seyler (elbise) ve takva elbisesini indirdik. Bu daha hayırlıdır. Iste bu Allah´ın ayetlerindendir. Boylece onlar tezekkur ederler

    [27] Ey Ademogulları! Seytan, sizin ebeveyninizi (anne ve babanızı), onların ayıp yerlerinin gorunmesi icin elbiselerini soyarak, cennetten cıkardıgı gibi sakın sizleri de fitneye dusurmesin. Muhakkak ki; o ve onun kabilesi (toplulugu), sizin onları goremeyeceginiz yerden sizi gorurler. Muhakkak ki; Biz seytanları mu´min olmayanlara dost kıldık

    [28] Kotu (cirkin) bir sey yaptıkları zaman: “Babalarımızı onun uzerinde bulduk (onlardan boyle gorduk) ve Allah onu bize emretti.” dediler. (Onlara soyle) de: “Muhakkak ki; Allah, fahsayı (kotulugu, cirkinligi) emretmez. Allah´a bilmediginiz bir seyi mi soyluyorsunuz?”

    [29] De ki: “Rabbim, adaletle davranmanızı ve butun mescidlerde kendinizi (vechlerinizi) namaza ikame etmenizi emretti. Ve dinde ihlasla O´na (Allah´a) dua edin. Sizi yarattıgı gibi (O´na) donersiniz.”

    [30] Bir kısmı hidayete erdi ve bir kısmının uzerine dalalet hak oldu. Muhakkak ki; onlar, Allah´tan baska seytanları dostlar edindiler. Ve onlar kendilerinin hidayete erdiklerini zannediyorlar (hesap ediyorlar)

    [31] Ey Ademogulları! Butun mescidlerde ziynetlerinizi alınız. Yeyiniz ve iciniz. Ve israf etmeyiniz. Muhakkak ki O, musrifleri sevmez

    [32] De ki: “Kulları icin cıkardıgı Allah´ın ziynetini ve rızıktan temiz (helal) olanını kim haram etti. O, dunya hayatında amenu olanlar icindir. Ve kıyamet gununde de ozellikle amenu olanlara aittir.” Boylece bilen bir kavim icin ayetleri ayrı ayrı acıklıyoruz

    [33] De ki: “Rabbim size, sadece fuhusu (kotulugu); acık ve gizlisini ve gunahı ve haksız yere zulmetmeyi ve ona bir delil (sultan) indirilmemisken, Allah´a sirkkosmanızı ve bilmediginiz seyleri Allah´a soylemenizi (maletmenizi) haram kıldı.”

    [34] Butun ummetler icin bir ecel (sure, zaman dilimi, muddet) vardır. Onların ecelleri geldigi zaman ne bir saat ileri, ne bir saat geri alınmaz

    [35] Ey Ademogulları! Sizin icinizden, size ayetlerimi anlatan (kıssa eden) resuller geldigi zaman, bundan sonra kim takva sahibi olur ve nefsini ıslah ederse (nefs tasfiyesi yaparsa), artık onlara korku yoktur. Ve onlar mahzun da olmazlar

    [36] Ve ayetlerimizi yalanlayan kimseler ve onlara karsı kibirlenenler, iste onlar ates ehlidirler ve onlar, orada devamlı kalanlardır (kalacaklardır)

    [37] Allah´a karsı yalanla iftira edenden veya O´nun ayetlerini yalanlayandan daha zalim kim (var)dır? Kitab´tan (Kur´an-ı Kerim´den) kendilerine nasipleri erisecek olanlar, iste onlardır. Onlara resullerimiz (elci melekler, olum melekleri) geldigi zaman, onları vefat ettirirler(ken) (onlara) soyle dediler: “Allah´tan baska dua etmis oldugunuz seyler nerede?” (Onlar da): “Bizden saptılar (gittiler).” dediler. Ve kendilerinin (nefslerinin) uzerine kafir olduklarına, kendileri sahitlik ettiler

    [38] (Allahu Teala) buyurdu: “Sizden once gecmis olan, ateste bulunan insan ve cin topluluguna girin. Her ummet, her giriste (dahil oldugu zaman) hepsi orada ard arda toplanınca (sapmalarına sebep olan) kardeslerine lanet ettiler. Sonrakiler, oncekiler icin: “Rabbimiz, bizi dalalette bırakanlar iste bunlar, artık onlara atesten iki kat azap ver.” dediler.Allahu Teala: “Hepiniz icin iki kat (azap vardır). Fakat siz bilmezsiniz.”

    [39] Ve onların evvelkileri, sonrakilere: “Sizin bizden bir ustunlugunuz yok. Oyleyse kazanmıs oldugunuz seyler sebebiyle azabı tadın.” dediler

    [40] Muhakkak ki ayetlerimizi yalanlayanlar ve onlara kibirlenenler; onlara gok kapıları acılmaz (ruhlarını hayatta iken Allah´a ulastıramazlar). Deve (veya urgan) igne deliginden gecmedikce cennete giremezler. Mucrimleri (sucluları) iste boyle cezalandırırız

    [41] Onlar icin cehennemde (atesten) bir dosek ve uzerlerinde(atesten) ortuler vardır. Ve zalimleri iste boyle cezalandırırız

    [42] Amenu olanlar (hayatta iken Allah´a ulasmayı dileyenler) ve salih amel isleyenler (nefs tezkiyesi yapanlar), kimseyi gucunden baska bir seyle sorumlu tutmayız. Iste onlar cennet ehlidirler, onlar orada ebedi kalanlardır (kalacaklardır)

    [43] Onların goguslerinde, (nefsin kalbindeki) afetlerinden ne varsa cekip aldık. Onların altlarından nehirler akar. “Bizi buna hidayet eden Allah´a hamdolsun. Allah´ın, bizi hidayete erdirmesi olmasaydı, biz hidayete ermezdik. Andolsun ki Rabbimizin resulleri hak ile gelmistir.” dediler. “Yapmıs olduklarınızdan dolayı varis kılındıgınız cennet iste budur.” diye nida olunurlar

    [44] Ve cennet ehli, ates (cehennem) ehline seslendi. “Biz, Rabbimizin bize vaadettigini hak olarak bulduk. Siz de, Rabbimizin size vaadettigini hak olarak buldunuz mu?” “Evet” dediler. O zaman onların arasından bir muezzin (munadi, seslenme gorevi olan kisi) seslendi: “Allah´ın laneti zalimlerin uzerine olsun.”

    [45] Onlar, Allah´ın yolundan alıkoyarlar. Ve onun (o yolun) egri olmasını isterler. Ve onlar ahireti (ruhun olumden evvel Allah´a ulasmasını) inkar edenlerdir

    [46] Ve onların aralarında bir perde ve A´rafın (tepelerin) ustunde onların hepsini simalarından (yuzlerinden) tanıyan adamlar vardır. Henuz oraya (cennete) dahil olmamıs ama umit eden cennet ehline: “Selamlanmak (selam) sizin uzerinize olsun!” diye nida ettiler

    [47] Onların bakısları ates (cehennem) ehlinin tarafına cevrilince: “Rabbimiz, bizi zalim kavim ile beraber kılma.” dediler

    [48] Ve onları yuzlerinden tanıyan A´raf ehli adamlar, onlara seslendiler, soyle dediler: “Sizin topladıklarınız ve kibirlenmis oldugunuz seyler, size fayda vermedi.”

    [49] (Cehennemliklere soyle denir): “Allah´ın onlara rahmetle ulasmayacagına yemin ettiginiz kimseler bunlar mı?” (Cennetliklere de soyle denir): “Cennete girin! Size korku yoktur ve mahzun da olmayacaksınız.”

    [50] Ve ates (cehennem) ehli cennet ehline nida etti (seslendi): “Sudan veya Allah´ın sizi rızıklandırdıgı seylerden bize aktarın.” (Cennetlikler) soyle dedi: “Muhakkak ki; Allah ikisini de kafirlere haram etti.”

    [51] Onlar, onların dinini oyun ve eglence edinen ve dunya hayatının onları aldattıgı kimselerdir. Boylece onlar bugunlerine ulasacaklarını nasıl unuttularsa ve nasıl ayetlerimizi bile bile inkar ettilerse, bugun de Biz onları unuturuz

    [52] Ve andolsun; onlara bir kitap getirdik ve amenu olan bir kavim icin onu rahmet ve hidayet(e erdiren) olarak bir ilim uzerine ayrı ayrı acıkladık

    [53] Onlar sadece onun teviline (yorumuna) mı bakıyorlar. Onun tevilinin geldigi gun, daha once onu unutmus olanlar: “Rabbimizin resulleri hak ile gelmistir. Artık bize sefaat edecek sefaatciler var mı ki; bize sefaat etsinler. Veya (dunyaya) dondurulmus olsaydık, yapmıs olduklarımızdan baskasını yapardık.” derler. Nefslerini husrana ugrattılar. Ve uydurdukları seyler kendilerinden ayrıldılar

    [54] Semaları ve arzı altı gunde yaratan, muhakkak ki sizin Rabbiniz Allah´tır. Sonra arsa istiva etti. Gunduz, onu suratle talep eden (takip eden) gece ile ortulur. Ve gunes ve ay ve yıldızlar O´nun emrine musahhardır (boyun egmislerdir). Yaratma ve emir O´nun degil mi? Alemlerin Rabbi mubarektir, sanı yucedir

    [55] Rabbinize yalvararak ve gizlice dua edin. Muhakkak ki O, haddi asanları sevmez

    [56] Islah olduktan sonra yeryuzunde fesat cıkarmayın. Allah´a korkarak ve umutla yalvarın. Suphesiz ki Allah´ın rahmeti muhsinlere yakındır

    [57] Rahmetin onunde mujdeleyici olarak ruzgarları gonderen O´dur. Agır bulutları yuklendigi zaman onu olu bir beldeye sevkettik. Ve de ondan su indirdik. Bu sekilde onunla butun urunlerden cıkardık. Iste bunun gibi oluleri cıkarırız. Boylece tezekkur edersiniz

    [58] Ve guzel belde (topragı verimli ulke), Rabbinin izniyle nebatı cıkarır. Ve kotu (verimsiz, corak) olan ise, faydasız, kıt bitkilerden baska bir sey cıkarmaz. Iste boylece sukreden bir kavme ayetlerimizi acıklıyoruz

    [59] Andolsun, Nuh´u kavmine gonderdik. O zaman soyle dedi: “Ey kavmim, Allah´a kul olun! Sizin icin O´ndan baska ilah yoktur. Muhakkak ki; ben, o buyuk gunun azabının uzerinize olmasından korkuyorum.”

    [60] Kavminin ileri gelenleri: “Muhakkak ki; biz seni apacık bir dalalet icinde goruyoruz.” dediler

    [61] Ey kavmim, ben dalalette degilim! Ve fakat ben, alemlerin Rabbinden bir resulum

    [62] Size Rabbimin risalelerini (gonderdiklerini) teblig ediyorum (ulastırıyorum). Ve size nasihat ediyorum (ogut veriyorum). Ve sizin bilmediginiz seyleri ben Allah´tan ogreniyorum (biliyorum)

    [63] Sizi uyarması ve takva sahibi olmanız icin, icinizden bir adama, Rabbinizden bir zikrin gelmesine mi sasırdınız? Ve boylece rahmet olunursunuz

    [64] Fakat onu yalanladılar, bu yuzden onu ve gemide onunla beraber olanları kurtardık. Ve ayetlerimizi yalanlayanları bogduk. Muhakkak ki; onlar ama (kor) bir kavim oldu(lar)

    [65] Ve Ad (kavmine)´a onların kardesi Hud (A.S) soyle dedi: “Ey kavmim, Allah´a kul olun! Sizin icin O´ndan baska ilah yoktur. Hala takva sahibi olmaz mısınız?”

    [66] Onun kavminden, ileri gelenlerden inkar edenler soyle dedi: “Muhakkak ki; biz seni bir sefihligin (aptallıgın) icinde goruyoruz. Ve gercekten biz, seni kesinlikle yalancılardan zannediyoruz.”

    [67] (Hz. Hud) soyle dedi: “Ey kavmim, ben akılsız (sefih) degilim! Ve fakat ben alemlerin Rabbinden bir resulum.”

    [68] Rabbimin risalelerini (gonderdiklerini) size teblig ediyorum (ulastırıyorum). Ve ben, emin (inanılır, guvenilir) bir nasihat ediciyim

    [69] Ve sizi uyarması icin sizden (icinizden) bir adama Rabbinizden bir zikir gelmesine mi sasırdınız? Nuh kavminden sonra sizi halifeler kıldıgını (onların yerine sizi getirdigini) ve yaratılısta sizin gucunuzu arttırdıgını (bedeninizi buyuk ve kuvvetli yarattıgını) hatırlayın. Artık Allah´ın uzerinizdekilerini (ni´metlerini) zikredin ki; boylece kurtulusa erersiniz

    [70] Dediler ki: “Tek bir Allah´a kul olmamız icin ve babalarımızın ibadet ettigi seyleri terketmemiz icin mi bize geldin? Eger sen sadıklardan isen bize vaadettigin seyi (azabı) artık bize getir.”

    [71] (Hud A.S) soyle dedi: “Uzerinize Rabbinizden azap ve ofke vaki olmustur (gelmistir). Sizin ve babalarınızın onu isimlendirdiginiz isimler hakkında mı benimle mucadele ediyorsunuz? Allah ona bir delil indirmedi. Artık bekleyin! Muhakkak ki; ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim.”

    [72] Bundan sonra (o vak´adan sonra) onu ve onunla beraber olanları katımızdan bir rahmet ile kurtardık. Ve ayetlerimizi yalanlayan ve mu´min olmayan kimselerin kokunu kestik (neslini bitirdik)

    [73] Semud (kavmine)´a, onların kardesi Salih soyle dedi: “Ey kavmim! Allah´a kul olun. Sizin icin O´ndan baska ilah yoktur. Rabbinizden size bir mucize (delil, ispat vasıtası) gelmistir. Bu Allah´ın disi devesidir. Sizin icin bir ayettir (mucizedir). Artık onu, Allah´ın arzında (serbest) bırakın yesin, ona kotulukle (kotu niyetle) dokunmayın, yoksa sizi elim bir azap alır (yakalar).”

    [74] Ve Ad (kavmin)den sonra, sizi halifeler kıldıgını (onların yerine sizleri getirdigini) hatırlayın. Ve sizi yeryuzunde yerlestirdi. Onun ovalarında saraylar ediniyorsunuz ve daglarda evler oyuyorsunuz. Artık Allah´ın ni´metlerini hatırlayın, yeryuzunde mufsidler (fesat cıkaranlar) olarak bozgunculuk yapmayın

    [75] Onun kavminden ileri gelenlerden kibirlenenler, onlardan iman edenlerden gucsuz, zayıf gorduklerine soyle dediler: “Salih´in suphesiz onun Rabbi tarafından gonderildigini biliyor musunuz?” (Onlar): “Muhakkak ki; biz onunla gonderilen seye inananlarız.” dediler

    [76] Kibirlenenler soyle dedi: “Muhakkak biz, sizin inandıgınız seyi inkar edenleriz.”

    [77] Sonra (disi) deveyi kestiler ve Rab´lerinin emrine isyan ettiler (haddi astılar). Ve soyle dediler: “Ya Salih, sayet sen gonderilen resullerden isen bize vaadettigin (tehdit ettigin) seyi getir.”

    [78] Bunun uzerine onları siddetli bir sarsıntı aldı (yakaladı) ve kendi yurtlarında diz ustu cokup kaldılar

    [79] O zaman (Salih A.S) onlardan yuz cevirdi (dondu) ve soyle dedi: “Ey kavmim, andolsun ki; Rabbimin risaletini sizlere teblig ettim! Ve size nasihat ettim. Fakat siz nasihat edenleri sevmiyorsunuz.”

    [80] Ve Lut (A.S) kavmine soyle demisti: “Sizden once gecmis olan alemlerden (hic) birinin yapmadıgı fuhsu (kotulugu) mu getiriyorsunuz (yapıyorsunuz)?”

    [81] Gercekten siz, kadınlardan baska erkeklere de geliyorsunuz. Hayır, siz musrif (haddi asan) bir kavimsiniz

    [82] Ve kavminin cevabı: “Onları ulkemizden cıkarın, cunku onlar cok temiz insanlar.” demekten baska (bir sey) olmadı

    [83] Boylece Biz, onun esi (hanımı) haric, onu ve ailesini kurtardık. O, geride kalanlardan oldu

    [84] Ve onların uzerine (tas) yagmuru yagdırdık. Bak, mucrimlerin (sucluların) akıbeti nasıl oldu

    [85] Kardesleri Suayb; Medyen (kavmine)´e soyle dedi: “Ey kavmim Allah´a kul olun! O´ndan baska sizin ilahınız yoktur. Rabbinizden size beyyine (bir mucize) gelmistir. Artık olcu ve tartıya vefa edin (tam ve dogru odeyin). Insanların esyalarının degerini eksiltmeyin. Yeryuzunde, O´nun ıslahından sonra fesat (bozgunculuk) cıkarmayın. Sayet mu´minler iseniz, iste bu sizin icin hayırlıdır.”

    [86] Tehdit (vaad ederek) ederek her yola (ustune) oturmayın. Ve O´na (Allah´a) amenu olan kimseleri Allah´ın yolundan men etmeyin. Ve onda (Allah´ın yolunda) bir egrilik istiyorsunuz. Ve hatırlayın! Siz az idiniz, sizi cogalttı. Ve bakın, fesat cıkaranların sonları nasıl oldu

    [87] Ve eger icinizden bir kısmınız (bir grup), onunla gonderildigim seye inanır ve bir kısmınız (diger bir grup) inanmazsa, o taktirde Allah, aramızda hukum verinceye kadar sabredin. O, hukum verenlerin en hayırlısıdır

    [88] Onun kavminden kibirlenenlerin ileri gelenleri soyle dedi(ler): “Ya Suayb, seni ve seninle beraber amenu olanları (Allah´a ulasmayı dileyenleri) mutlaka ulkemizden cıkaracagız! Ya da siz mutlaka bizim milletimize (dinimize) donersiniz.” (Suayb A.S): “Sayet biz kerih goruyorsak da mı?” dedi

    [89] “Allah´ın, bizi ondan kurtarmasından sonra, sizin milletinize donersek Allah´a yalanla iftira etmis oluruz. Ve Rabbimizin dilemesi haric bizim oraya geri donmemiz olamaz. Rabbimiz ilmiyle herseyi kusatmıstır. Allah´a tevekkul ettik. Rabbimiz, kavmimiz ile bizim aramızı hak ile ac (ayır). Sen fethedenlerin (fatihlerin) en hayırlısısın.”

    [90] Kavminden kafir olanların ileri gelenleri soyle dedi(ler): “Eger, gercekten Suayb´a tabi olursanız, o taktirde siz mutlaka husranda olanlardan (nefslerini husrana dusurenlerden) olursunuz.”

    [91] Boylece siddetli bir sarsıntı onları yakaladı. Bunun uzerine kendi yurtlarında diz ustu cokup kaldılar

    [92] Suayb (A.S)´ı tekzib edenler (yalanlayanlar), sanki orada hic var olmamıs gibiydi. Suayb (A.S)´ı yalanlayanlar, onlar husranda oldular (nefslerini husrana dusurduler)

    [93] (Suayb A.S) boylece onlardan yuz cevirdi (dondu) ve soyle dedi: “Andolsun ki; Rabbimin risalelerini (gonderdiklerini) size teblig ettim (ulastırdım). Ve size nasihat ettim. Artık kafir bir kavme nasıl (nicin) uzuleyim?”

    [94] Ve Biz hangi ulkeye bir peygamber gonderdiysek, onun halkını darlık ve sıkıntıya ugratmadıgımız ulke yoktur ki; boylece onlar yalvarıp, yakarırlar

    [95] Sonra seyyiatin yerini hasenatla degistirdik. Ne zaman ki cogaldılar ve soyle dediler. “Babalarımıza da siddetli darlık ve ferahlık dokunmustu. (Allah´tan bilmediler, ders almadılar). Bunun uzerine onları farkına varmadan (suurunda degilken) aniden aldık.”

    [96] O ulkenin halkı eger amenu olsalardı ve takva sahibi olsalardı elbette onlara semadan ve yerden bereketler (bolluk) acardık. Fakat onlar yalanladılar. Boylece kazandıklarından dolayı onları aldık (cezalandırdık)

    [97] Yoksa o ulkelerin halkı siddetli azabımızın onlara, onlar gece vakti uyurken gelmesinden (gelmemesinden) emin miydiler

    [98] Ve o ulkelerin halkı siddetli azabımızın onlara, onlar oynarlarken (oyalanırlarken) kusluk vakti gelmesinden (gelmeyeceginden) emin miydiler

    [99] Allah´ın hilesinden emin miydiler? Husranda olan kavim, ancak onlar, Allah´ın hilesinden (Allah´ın kendilerine azap vermeyeceginden) emin olamaz

    [100] Ve de onun (o ulkenin) halkından sonra, yeryuzune varis olanları hidayete erdirmez mi? Eger dileseydik gunahları sebebiyle onlara (musibetler) isabet ettirirdik. Ve kalplerinin ustunu tabederdik (acılamaz damga vururduk) de artık onlar isitmezlerdi

    [101] Sana haberlerini anlattıgımız (durumlarından bahsettigimiz) ulkeler iste bunlar. Andolsun ki; onlara, onların resulleri beyyineler (ispat vesikaları ve mucizelerle) geldi. Artık daha once tekzip ettikleri (yalanladıkları) seyden dolayı iman etmediler. Boylece Allah kafirlerin kalplerini tabeder

    [102] Onların cogunu ahdlerini yerine getirir (ahdlerine vefa eder) bulmadık. Ve onların cogunu gercekten fasıklar olarak bulduk

    [103] Bir zaman sonra da, onlardan sonra (onların arkasından), firavuna ve onun (kavminin) ileri gelenlerine Musa (A.S)´ı ayetlerimizle, (mucizelerimizle) gonderdik (gorevlendirdik). Fakat ona zulmettiler. Bak fesat cıkaranların akibeti nasıl oldu

    [104] Ve Musa (A.S): “Ey firavun! Muhakkak ki; ben bir resulum, alemlerin Rabbinden (O´nun tarafından gorevlendirilmis).” dedi

    [105] Hak olan (dogru olan) Allah´a karsı Hakk´tan baska bir sey soylemememdir. Size Rabbinizden beyyine (acık delil, mucize) ile geldim (gelmistim). Artık Israilogullarını benimle beraber gonder

    [106] (Firavun soyle) dedi: “Eger bir ayet (mucize) getirdinse, sadıklardan (dogru soyleyenlerden) isen onu getir.”

    [107] Bunun uzerine (Musa A.S) asasını atınca o (asa) acıkca bir yılan (ejderha) oldu

    [108] Ve elini (gogsunden) cekip cıkardıgı zaman bakanlar, onun (elinin) beyaz oldugunu (gorduler)

    [109] Firavun kavminden ileri gelenler: “Bu gercekten alim (cok iyi bilen) bir sihirbazdır.” dediler

    [110] Firavun, Musa (A.S) hakkında kavminin ileri gelenlerine sordu:) “Sizi topraklarınızdan (arzınızdan) cıkarmak istiyor. O halde ne dersiniz (ne yapılmasını istersiniz)?”

    [111] “Onu ve kardesini geri bırak (beklet)! Ve sehirlere toplayıcılar yolla.” dediler

    [112] En iyi sihir bilenlerin hepsini sana getirsinler

    [113] Ve sihirbazlar firavuna geldiler. “Eger galip gelenler biz olursak muhakkak bize bir ecir (mukafat) vardır.” dediler

    [114] (Firavun) soyle dedi: “Evet ve siz mutlaka en yakın olanlardan (olacaksınız).”

    [115] “Ya Musa, sen mi (once) atacaksın (ve de) yoksa biz mi atacagız (atanlar olacagız)?” dediler

    [116] (Musa A.S): “Atın!” dedi. (Sihirbazlar) attıkları zaman insanların gozlerini buyulediler ve onları korkuttular ve buyuk bir sihirle geldiler

    [117] Ve Musa (A.S)´ya asasını atmasını vahyettik. Attıgı zaman o, (onların) uydurdukları (sihirle yaptıkları) seyleri yuttu

    [118] Boylece hak (gercek) vuku buldu (ortaya cıktı). Ve onların yapmıs oldukları seyler batıl oldu (yok oldu)

    [119] Boylece orada yenildiler ve zelil olarak geri donduler

    [120] Ve sihirbazlar atılarak secde ettiler (edenler oldular)

    [121] “Alemlerin Rabbine biz iman ettik.” dediler

    [122] Musa (A.S)´ın ve Harun (A.S)´ın Rabbine

    [123] Firavun soyle dedi: “Benim size izin vermemden once ona iman (mı) ettiniz? Muhakkak ki bu, sehirde onun halkını oradan cıkarmanız icin kurdugunuz bir hiledir (tuzaktır). Artık yakında bileceksiniz (ogreneceksiniz).”

    [124] Mutlaka ellerinizi ve ayaklarınızı karsılıklı (capraz) kesecegim. Sonra mutlaka (hepsini) hepinizi asacagım

    [125] “Muhakkak biz, Rabbimize donmus kimseleriz (donenleriz).” dediler

    [126] Rabbimizin ayetleri bize geldigi zaman, O´na iman ettik diye bizden intikam alıyorsun. Rabbim, bize sabır yagdır ve bizi teslim olmus (ruhumuz, fizik vucudumuz, nefsimiz ve irademiz) olarak oldur (vefat ettir)

    [127] Ve firavunun kavminden ileri gelenler soyle dedi: “Musa (A.S)´ı ve onun kavmini, yeryuzunde fesat cıkarsınlar ve seni ve ilahlarını terketsinler diye bırakacak mısın?” (Firavun): “Onların ogullarını kesecegiz (oldurecegiz) ve kadınlarını sag (canlı) bırakacagız.” Ve muhakkak ki; biz onların ustunde kahharız (onlara guc kullanacak, tutup yakalayacak kuvvetteyiz).” dedi

    [128] Musa (A.S) kavmine soyle dedi: “Allah´tan yardım isteyin ve sabredin! Suphesiz yeryuzu Allah´ındır. Kullarından diledigini ona varis kılar. Ve sonuc (zafer) takva sahiplerinindir.”

    [129] Soyle dediler: “Sen, bize gelmeden once de ve bize getirdigin seyden sonra da bize eziyet edildi, (Hz. Musa da) dedi ki: “Umulur ki; Rabbiniz sizin dusmanınızı helak eder (yok eder) ve yeryuzunde sizleri halifeler yapar (onların yerine hakim kılar). Boylece nasıl amel edeceginize (davranacagınıza) bakar.”

    [130] Ve andolsun ki; firavunun ailesini yıllarca urunlerden kıtlıga ugrattık. Boylece onlar tezekkur etsinler (diye)

    [131] Artık onlara bir hasene geldigi zaman: “Bu bizim(hakkımız)dır.” dediler. Ve onlara bir kotuluk isabet edince (onu) Musa (A.S) ve beraberindekilerin ugursuzlugu sayıyorlar. Fakat onların ugursuzlugu Allah tarafından degil mi? Ve lakin onların cogu bilmiyorlar

    [132] Ve soyle dediler: “Onunla bizi buyulemek icin bize ayetlerden (mucizelerden) ne getirsen gene de biz sana inanacak degiliz.”

    [133] Bundan sonra, onların uzerine ayrı ayrı (zaman zaman) mucizeler, tufan, cekirge (afeti), bit (afeti), kurbaga (afeti) ve kan gonderdik. Buna ragmen kibirlendiler ve mucrim (gunahkar ve suclu) bir kavim oldular

    [134] Ve azap uzerlerine geldigi (vuku buldugu) zaman: “Ya Musa (Allah´ın) seni sahip kıldıgı ahd (nubuvvet ahdi) sebebiyle bizim icin Rabbine dua et. Eger bizden azabı kaldırırsan, biz sana mutlaka inanırız ve mutlaka Israilogullarını seninle beraber gondeririz.” dediler

    [135] Boylece onlar, o ecele (sona) ulasana kadar onlardan azabı kaldırdıgımız (actıgımız) zaman, onlar sozlerini nakzediyorlar (sozlerinden donuyorlar)

    [136] Ayetlerimizi yalanlamaları ve ondan gafil olmaları sebebiyle, boylece onlardan intikam aldık ve onları denizde bogduk

    [137] Ve zayıf bırakılmıs kavmi, arzın bereketlendirdigimiz dogusuna ve batısına varis kıldık. Ve Israilogullarına sabırlarından dolayı Rabbinizin guzel sozu tamamlandı. Firavunun ve onun kavminin yapmıs olduklarını ve kurdukları cardakları (koskleri, binaları) harap ettik

    [138] Ve Israilogullarını denizden gecirdik kendilerinin olan (yalnız onlara ait) putlara devamlı tapan bir kavimle karsılastılar. Soyle dediler: “Ey Musa! Onların ilahları gibi bize de ilah yap.” Musa (A.S): “Muhakkak ki siz, cahillik eden bir kavimsiniz.” dedi

    [139] Muhakkak ki; bunlar onların icinde bulundukları sey (din sebebiyle) helak olmustur. Ve yapmıs oldukları sey batıldır (bostur)

    [140] “O, sizi alemlere ustun kılmısken, size Allah´tan baska bir ilah mı isteyeyim?” dedi

    [141] Ve sizi kotu azaba maruz bırakan firavun ailesinden kurtarmıstık. Ogullarınızı olduruyorlar, kadınlarınızı sag bırakıyorlar. Ve bunda Rabbinizden buyuk bir imtihan var

    [142] Musa (A.S)´a otuz gece vaad ettik ve onu on ile tamamladık. Boylece onun Rabbinin kararlastırdıgı zaman, kırk geceye tamamlandı. Ve Musa (A.S), kardesi Harun´a soyle dedi: “Kavmimde bana halef ol (benim yerime gec) ve ıslah et ve mufsidlerin (fesat cıkaranların) yoluna tabi olma.”

    [143] Musa (A.S), tayin ettigimiz (belirledigimiz) zamanda gelince, Rabbi onunla konustu. (Musa A.S) soyle dedi: “Rabbim, bana (Kendini) goster, Sana bakayım.” (Allahu Teala): “Beni asla goremezsin. Ve fakat daga bak! O, mekanını kararlı tutabilirse (yerinde durabilirse); o zaman sen, Beni gorursun.” buyurdu. Rabbi, daga tecelli ettigi zaman onu paramparca etti. Musa (A.S), bayılarak yere dustu. Sonra ayıldıgı zaman: “Sen Subhan´sın (Seni tenzih ederim). Sana tovbe ederim. Ben, mu´minlerin ilkiyim.” dedi

    [144] (Allahu Teala) soyle buyurdu: “Ey Musa! Muhakkak ki; Ben, risaletimle ve kelamımla seni insanların uzerine sectim. Artık sana verdigim seyleri al. Ve sukredenlerden ol.”

    [145] Ve Biz, ona (Hz. Musa´ya) levhalarda herseyden vaaz ederek (ogut vererek) ve herseyi tafsil ederek (kesin hukumle ayrı ayrı acıklayarak) yazdık. Artık onu kuvvetlice tut ve kavmine emret. Onu, en guzel sekilde alsınlar (uygulasınlar). Yakında size fasıklar yurdunu gosterecegim

    [146] Yeryuzunde haksız yere kibirlenen kimseleri, ayetlerimizden cevirecegim. Butun ayetleri gorseler, ona inanmazlar. Eger rusd yolunu gorseler, onu yol edinmezler. Ve gayy yolunu gorseler, onu yol edinirler. Bu; onların, ayetlerimizi yalanlamaları ve ondan gafil olmaları sebebiyledir

    [147] Ve ayetlerimizi ve ahirete ulasmayı (hayatta iken ruhun Allah´a ulasmasını) inkar eden kimselerin amelleri, heba oldu (bosa gitti). Onlar, yaptıklarından baska bir seyle mi cezalandırılır (karsılık verilir)

    [148] Musa (A.S)´nın kavmi, ondan sonra (Musa A.S´ın Tur dagına gitmesinden sonra) ziynet esyalarından, boguren (ses cıkaran) bir buzagı heykeli (yapıp) onu (ilah) edindiler. Onun, onlarla konusmadıgını ve onları yola hidayet etmedigini (hidayete erdirmedigini) gormuyorlar mı? Onu (ilah) edindiler ve zalimler oldular

    [149] Ve ellerinin arasına dusurulunce (akılları baslarına gelince pisman oldular) dalalete dusmus olduklarını gorduler: “Eger Rabbimiz bize merhamet etmez ve bizi magfiret etmezse, mutlaka biz husrana dusenlerden oluruz.” dediler

    [150] Ve Musa (A.S), (Allahu Teala´nın huzurundan) uzuntulu ve ofkeli olarak dondugu zaman (Allahu Teala, ona kavminin saptıgını soylemisti: Taha-85). Onlara soyle dedi: “Benden sonra (benim yoklugumda) bana ne kotu halef oldunuz. Rabbinizin emrine acele mi ettiniz (beklemediniz)?” Ve levhaları bıraktı. Kardesinin basını tuttu. Onu kendine dogru cekiyor(ken), (Harun A.S) soyle dedi: “Ey annem oglu! Muhakkak ki; (bu) kavim, beni zayıf (gucsuz) buldu. Neredeyse beni olduruyorlardı. Artık benimle (bana boyle yaparak), dusmanlarımın yuzlerini guldurme (sevindirme) ve beni, zalim kavim ile beraber kılma.”

    [151] (Musa A.S) soyle dedi: “Rabbim, beni ve kardesimi magfiret et ve bizi rahmetinin icine al (dahil et).Ve Sen, rahmet edenlerin en cok rahmet edenisin.”

    [152] Muhakkak ki; buzagıyı (ilah) edinen kimseler, Rab´lerinden bir gazaba ve dunya hayatında bir zillete ugrayacaklar. Ve iste boyle, iftira edenleri cezalandırırız

    [153] Ve seyyiat (derecat kaybettiren ameller) isleyenler, sonra da ondan (o seyyiatten) sonra (mursid onunde) tovbe ettiler ve amenu oldular (ise) muhakkak ki; senin Rabbin, ondan (amenu olduktan) sonra elbette Gafur (gunahları sevaba ceviren)dur ve Rahim (rahmet gonderen)dir

    [154] Ve Musa (A.S)´nın ofkesi yatısınca levhaları aldı. Onun (levhaların bir) nushasında hidayet (Hakk´a hidayet, Allah´a ulasma) vardır. Ve o, Rab´lerinden korkan kimseler icin bir rahmettir

    [155] Ve Musa (A.S), Bizim belirledigimiz bulusma zamanımız icin kavminden yetmis adam secti. Onları, siddetli bir sarsıntı yakalayınca soyle dedi: “Rabbim, sayet dileseydin daha once onları ve beni helak ederdin. Icimizden sefihlerin yaptıklarından dolayı, bizi helak mı edeceksin? O ancak Senin bir imtihanındır. Onunla diledigini dalalette bırakırsın ve diledigini hidayete erdirirsin. Sen, bizim dostumuzsun. Artık bizi magfiret et ve bize rahmet (merhamet) et. Sen, magfiret edenlerin en hayırlısısın.”

    [156] Bize bu dunyada ve ahirette (yevm´il ahirde, kıyamet gununde, hayat gununde) haseneler (guzel ameller, derecat kazandıran ameller) yaz (pozitif derecelerimizi, negatif derecelerimizden daha cok kazandır). Gercekten biz tovbe edip, Sana donduk. Allahu Teala, soyle buyurdu: “Azabımı diledigime isabet ettiririm. Ve rahmetim herseyi kusattı. Boylece onu (haseneyi) takva sahiplerine ve zekatı veren kimselere yazacagım. Ve onlar ki; onlar, ayetlerimize iman ederler (mu´minlerdir).”

    [157] Onlar ki, yanlarındaki Tevrat´ta ve Incil´de yazılı buldukları ummi, nebi, resule tabi olurlar. Onlara ma´ruf ile (irfanla) emreder, onları munkerden nehyeder ve onlara tayyib olanları (temiz ve guzel olan seyleri), helal kılar. Habis olanları (kotu ve pis seyleri), onlara haram kılar. Ve onların, agırlıklarını (gunahlarını sevaba cevirip, gunahlarının agırlıgını) kaldırır. Ve uzerlerindeki zincirleri, (ruhu vucuda baglayan bag ve fetih kapısının uzerindeki 7 baklalı altın zincir) kaldırır. Artık onlar, O´na iman ettiler ve O´na saygı gosterdiler ve O´na yardım ettiler ve O´nunla beraber indirilen Nur´a (Kur´an-ı Kerim´e) tabi oldular. Iste onlar, onlar felaha (kurtulusa, cennet mutluluguna ve dunya mutluluguna) erenlerdir

    [158] De ki: “Ey insanlar! Muhakkak ki; ben, sizin hepinize (gonderilen) Allah´ın resuluyum. O ki; semaların ve arzın mulku, O´nundur. O´ndan baska ilah yoktur. O, hayat verir (yasatır) ve oldurur. Oyleyse Allah´a ve O´nun ummi, nebi, resulune iman edin ki; O, Allah´a ve O´nun kelimelerine (sozlerine) inanır (iman eder). Ve O´na tabi olun ki; boylece siz, hidayete eresiniz.”

    [159] Ve Musa (A.S)´ın kavminden bir ummet vardır. Hakk´a hidayet ederler (hidayete ulastırırlar). Ve onunla (hak ile) adaletle hukmederler

    [160] Ve onları ummet olarak on iki sıbt´a ayırdık. Kavmi ondan su istedigi zaman, Musa (A.S)´a asasını tasa vurmasını vahyettik. Hemen ondan on iki pınar fıskırdı. Her grup insan, icecegi yeri bildi. Ve onların uzerini bulutla golgeledik. Ve onlara, kudret helvası ve bıldırcın indirdik. Sizi rızıklandırdıgımız helal seylerden yeyin! Ve (onlar), bize zulmetmediler, fakat kendi nefslerine zulmettiler

    [161] Ve onlara: “Bu sehirde yerlesin ve ondan dilediginiz yerden yeyin, af dilediginizi soyleyin ve kapıdan secde ederek girin.” denilmisti. “Sizin hatalarınızı magfiret edelim ve muhsinlere daha da arttıralım.”

    [162] Boylece onlardan zulmedenler, sozu; onlara soylenenden baska bir sozle degistirdiler. Bunun uzerine, yapmıs oldukları zulumler sebebiyle, semadan onların uzerine bir azap gonderdik

    [163] Ve onlara (bir zamanlar) deniz kenarında olan beldeden sor. Balıkları onlara yasak uygulama gunlerinde (cumartesi gunu) akın akın geldigi zaman, (o gun) cumartesi gununde haddi asıyorlar (yasagı uygulamıyorlar). Ve yasak uygulamama gunu onlara (balıklar) gelmiyorlar. Iste boyle, fıska dusmus olduklarından dolayı onları imtihan ediyorduk

    [164] Ve onlardan bir ummet: “Allah´ın helak edecegi (yok edecegi) veya siddetli bir azapla azap edecegi bir kavme nicin ogut veriyorsunuz?” dedikleri zaman soyle dediler: “Rabbinize bir ozur olsun ve boylece (bu ogutle) takva sahibi olurlar.” diye

    [165] Artık onunla ogut verildikleri seyi unuttukları zaman, kotulukten men (nehy) edenleri kurtardık. Ve zulum edenleri, fıska dusmus olduklarından dolayı kotu bir azapla aldık (yakaladık)

    [166] Boylece onlar, ondan nehyedildikleri seyde haddi asınca, onlara: “Asagılık maymunlar olun!” dedik

    [167] Ve senin Rabbin kıyamet gunune kadar, onlara azabın en kotusunu yapacak kisileri mutlaka gonderecegini bildirmisti. Muhakkak ki senin Rabbin ikabı (cezası) cabuk olandır. Ve gercekten O, elbette Gafur ve Rahim´dir

    [168] Ve yeryuzunde onları ummetlere (topluluklara) ayırdık. Onlardan bir kısmı salihler ve bir kısmı bunlardan baskaları (salih olmayanlar)dır. Ve onları, hasenat (pozitif derece kazandıran ameller) ve seyyiat (negatif derece kazandıran ameller) ile imtihan ettik ki; boylece donsunler (Allah´a)

    [169] Artık onlardan sonra, sonraki nesil halef oldu (onların yerine gecti). Kitab´a varis oldular. Ve: “Yakında bize magfiret edilecek (gunahlarımız sevaba cevrilecek).” diyerek, bu degersiz dunya malını alırlar (aldılar). Ve onun gibi bir misli daha dunya malı onlara gelse, onu da alırlar. Allah´a karsı haktan baska bir sey soylememeleri icin onlardan Kitab´ın misaki alınmadı mı? Ve O´nun icindekileri, onlar okudular (ogrendiler). Takva sahibi olanlar icin ahiret yurdu daha hayırlıdır. Hala akıl etmez misiniz

    [170] Onlar ki; Kitab´a sımsıkı sarılırlar ve namazı ikame ederler. Muhakkak ki Biz, salih olanların ecrini zayi etmeyiz

    [171] Ve dagı, bir golge gibi onların uzerine cekip kaldırdıgımız zaman onu, uzerlerine dusecek zannettiler. Size verdigimiz seyi, kuvvetle tutun ve onun icinde olanı (emir ve yasakları), hatırlayın (uygulayın). Boylece siz, takva sahibi olursunuz

    [172] Ve kıyamet gunu, gercekten biz bundan gafildik (gafilleriz) dersiniz diye (dememeniz icin), senin Rabbin, Ademogullarının sırtlarından onların zurriyetlerini aldıgı zaman onları, nefsleri uzerine sahit tuttu. (Allahu Teala soyle buyurdu): “Ben, sizin Rabbiniz degil miyim?” Dediler ki: “Evet, (Sen, bizim Rabbimizsin), biz sahit olduk.”

    [173] Veya fakat daha once babalarımız da sirk kostu ve biz onlardan sonraki nesiliz. Hal boyle iken batılla amel edenlerin yaptıklarından dolayı mı bizi helak edeceksin?” dersiniz diye

    [174] Ve iste boyle ayetlerimizi ayrı ayrı acıklıyoruz ki; boylece onlar, (Allah´a) donsunler diye

    [175] Onlara, ayetlerimizi verdigimiz kimsenin haberini oku (anlat). Sonra o, ondan (ayetlerden) ayrıldı, artık seytan onu kendisine tabi kıldı. Ve boylece o zarar gorenlerden (azgınlardan) oldu

    [176] Ve sayet dileseydik onu, onunla (ayetlerimizle) elbette yukseltirdik. Ve fakat o dunyaya meyletti ve hevasına (nefsinin afetlerine) tabi oldu. Artık onun hali, kopegin hali gibidir ki; onunla ilgilensen de solur, onu terketsen de (kendi haline bıraksan da) solur. Ayetlerimizi yalanlayan kavmin hali iste boyledir. Artık bu kısası anlat, boylece onlar tefekkur ederler

    [177] Ayetlerimizi yalanlayan kavmin hali ne kotu. Ve (onlar) nefslerine zulmetmis oldular

    [178] Allah kimi hidayete erdirirse (kendisine ulastırırsa), artık o hidayete ermistir. Ve kim dalalette bırakılırsa, iste onlar, onlar artık husrana ugrayanlardır (nefslerini husrana dusurenlerdir)

    [179] Ve andolsun ki; cehennemi, insanların ve cinlerin coguna hazırladık (yarattık). Onların kalpleri vardır, onunla fıkıh (idrak) etmezler. Onların gozleri vardır, onunla gormezler. Onların kulakları vardır, onunla isitmezler. Onlar hayvanlar gibidir. Hatta daha cok dalalettedirler. Iste onlar, onlar gafillerdir

    [180] En guzel isimler Allah´ındır, artık O´na onunla (esmaları ile) dua ediniz! Allah´ın isimlerini (manasını) saptıranları terket! Yapmıs oldukları seyden dolayı yakında cezalandırılacaklar

    [181] Ve yarattıklarımızdan bir ummet vardır ki, Hakk´a (Allah´a) ulastırırlar ve onunla adaletle hukmederler

    [182] Ayetlerimizi yalanlayanları, onların derecelerini, bilemeyecekleri bir yerden yavas yavas azaltacagız (boylece yavas yavas helake yaklastıracagız)

    [183] Ve onlara muhlet veririm, benim tuzagım (hilem) metindir (cetindir, katlanması zordur)

    [184] Ve onların sahibinde cinnetten (delilikten) yana bir sey olmadıgını tefekkur etmezler mi? O ancak apacık bir nezirdir

    [185] Onlar yerlerin, goklerin hukumranlıgına (sunnetullaha, idaresine) ve Allah´ın yarattıgı seylere ve ecellerinin yaklasmıs olması ihtimaline bakmıyorlar mı? Ondan sonra artık hangi soze inanırlar (mu´min olurlar)

    [186] Allah kimi dalalette bırakırsa, artık onun icin bir hidayetci (hidayete erdiren) yoktur. Ve onları azgınlıkları (isyanları) icinde saskın (bir halde) terkeder (bırakır)

    [187] Sana saati (kıyamet) ne zaman olacagını (karar kılındıgını) soruyorlar. De ki: “Onun ilmi ancak Rabbimin katındadır. Onun vaktini O´ndan baskası acıklayamaz. Yerlere ve goklere agır geldi, o size ansızın gelir (ansızın olmaktan baska bir sekilde gelmez). Sen sanki ondan haberdarmıssın gibi soruyorlar. “Onun ilmi yalnızca Allah´ın katındadır.” de. Ve lakin insanların cogu bilmezler

    [188] De ki: “Allah´ın dilemesi haric, ben kendime fayda veya zarar verecek guce malik degilim. Eger ben gaybı bilseydim, hayrı mutlaka cogaltırdım, bana bir kotuluk dokunmazdı. Ben ancak mu´min olan kavim icin bir nezir (uyaran) ve mujdeleyiciyim

    [189] Sizi bir nefsten yaratan ve onunla sukun bulmanız icin, ondan onun esini yaratan O´dur. Boylece, onu (sarılıp) ortunce, hafif bir yuk yuklendi (hamile kaldı). Artık onunla dolastı. Agırlastıgı zaman ikisinin Rabbi Allah´a (ikisi) dua ettiler: “Eger bize bir salih (evlat) verirsen mutlaka sukredenlerden oluruz.”

    [190] O ikisine salih bir (evlat) verdigimiz zaman o ikisine (insanlardan bir cifte) verdigi seylerle (hakkında) ona ortaklar kıldılar. Oysa Allahu Teala onların sirk kostuklarından yucedir (Ali´dir)

    [191] Onlar kendileri yaratılıyorken, bir sey yaratamayan seyleri sirk mi kosuyorlar

    [192] Ve onlara bir yardıma guc yetiremezler. Ve onlar kendilerine (de) yardım edemezler

    [193] Ve eger onları hidayete (Allah´a ulasmaya) cagırırsanız size tabi olmazlar. Onları davet mi ettiniz yoksa siz sessiz mi kaldınız? Sizin icin birdir (sizin durumunuz aynıdır, farketmez)

    [194] Muhakkak ki; Allah´tan baska dua ettikleriniz sizler gibi kullardır. Oyleyse onları cagırın. Eger dogru sozlu iseniz boylece size (sizin duanıza) icabet etsinler (duanızı yerine getirsinler)

    [195] Onların, onlarla yurudukleri ayakları mı var? Veya onlarla tuttukları elleri mi var? Veya onlarla gordukleri gozleri mi var? Veya onlarla isittikleri kulakları mı var? Soyle (onlara) ortaklarını cagırsınlar, sonra bana tuzak kursunlar. Boylece goz actırmayın (fırsat vermeyin)

    [196] Muhakkak ki; Kitab´ı (Kur´an-ı Kerim´i) indiren Allah benim dostumdur. Ve O, salihlere velilik yapar (dosttur)

    [197] O´ndan baska dua ettiginiz seyler (cagırdıklarınız) size yardım etmeye muktedir degillerdir (guc yettiremezler) ve kendilerine de yardım edemezler

    [198] Ve onları eger hidayete (Allah´a ulasmaya) cagırırsanız isitmezler. Ve onları sana bakar gorursun ve onlar gormezler

    [199] Affı ahzet (affı kendine usul edin) ve irfanla emret ve cahillerden yuz cevir

    [200] Ve fakat seytandan sana bir durtu gelirse, hemen Allah´a sıgın. Muhakkak ki O; isitendir, bilendir

    [201] Muhakkak ki; takva sahibi kimseler seytandan onlara gozu buruyen bir vesvese dokundugu zaman (Allah´ı) tezekkur ederler (Allah´la tezekkur ederler). Iste o zaman onlar, basar edenlerdir (kalp gozlerinin basar hassası ile gorurler: Casiye)

    [202] Ve onların (seytanların) kardesleri onları cehenneme suruklerler. Sonra (bundan) vazgecmezler

    [203] Ve onlara bir ayet getirmedigin zaman “Onu derleyip toplasaydın (bir ayet duzseydin) olmaz mıydı?” dediler. De ki: “Rabbimden bana ne vahyolunursa ben ancak ona tabi olurum.” Bu, Rabbinizden basiretler (kalp gozlerinizin gormesini saglayacak olan yardımlar)dır. Ve hidayete erdiren (Allah´a ulastıran)dır. Ve mu´min olan (kalbine iman yazılan) bir kavim icin rahmettir

    [204] Kur´an okundugu zaman artık onu dinleyin! Ve susun ki; boylece rahmete kavusturulursunuz

    [205] Ve sabah ve aksam vakitlerinde Rabbini kendi kendine, korkarak ve yalvararak, sozun sesli olmayanı ile zikret. Ve gafillerden olma

    [206] Muhakkak ki Allah´ın katında olanlar (huzur namazı kılanlar), O´na ibadet etmekten kibirlenmezler. Ve O´nu tesbih ederler. Ve O´na secde ederler

    Enfâl

    Surah 8

    [1] Sana ganimetlerden sorarlar: “Ganimetler, Allah´ın ve Resul´undur.” de. Artık Allah´a karsı takva sahibi olun ve aranızdaki durumu (sahip oldugunuz hali) ıslah edin (duzeltin)! Eger mu´minlerseniz, Allah´a ve O´nun Resul´une itaat edin

    [2] Gercek mu´minler onlardır ki; Allah zikredildigi zaman kalpleri titrer (cezbelenir). Ve onlara Allah´ın ayetleri okundugu zaman onların imanlarını arttırır ve Rab´lerine tevekkul ederler

    [3] Onlar namazlarını ikame ederler (kılarlar) ve rızık olarak verdigimiz seylerden infak ederler

    [4] Iste onlar gercek mu´minlerdir. Onların Rab´lerinin yanında dereceleri vardır. Ve onlar icin magfiret (gunahların sevaba cevrilmesi) vardır ve kerim bir rızık vardır

    [5] (Bu durum) Rabbinin seni, hak ile evinden cıkardıgı zaman mu´minlerden bir kısmının kesinlikle kerih gormeleri gibi

    [6] Onlar sanki goz gore gore olume surukleniyorlarmıs gibi, (durum) acıga cıktıktan sonra (da) hak hususunda seninle tartısıyorlar

    [7] Ve Allah, iki taifeden birinin sizin olmasını, size vaadediyordu. Ve siz, silahsız olanın (silah sahibi olmayanın) sizin olmasını temenni ediyorsunuz. Ve Allah (da) O´nun (Kendi) sozleri ile hakkın gerceklesmesini ve kafirlerin arkasının (neslin devamının) kesilmesini istiyor

    [8] Mucrimler kerih gorse de hakkın gerceklesmesi ve batılın yok olması icin

    [9] Rabbinizden yardım istediginiz zaman boylece O, size icabet etti. Muhakkak ki Ben, birbirini izleyerek gelen bin melekle, size yardım edenim (yardım eden Benim)

    [10] Ve Allah, (bu yardımı) sadece bir mujde ve onunla kalplerinizin tatmin (mutmain) olması icin yaptı (baska bir sey icin yapmadı). Allah´ın katından baska yardım (yeri) yoktur (yardım ancak Allah´ın katındandır). Muhakkak ki Allah, Aziz (ustun izzet sahibi) ve Hakim´dir (hikmet sahibi, hukum sahibi)

    [11] O´nun (Allahu Teala) tarafından, emin olmanız icin sizi bir uyuklama hali buruyordu. Ve sizin, onunla temizlenmeniz ve seytanın murdarlıgını (vesvesesini) sizden gidermek ve kalplerinizi baglamak ve onunla ayaklarınızı saglamlastırmak (sabit kılmak) icin semadan su indiriyordu

    [12] Senin Rabbin meleklere vahyetmisti: “Muhakkak ki; Ben, sizinle beraberim. Artık amenu olanlara (Allah´a ulasmayı dileyenlere) sebat verin (destek olun). Kafirlerin kalplerine korku verecegim. Artık boyunlarının uzerine vurun. Ve onların butun parmaklarına vurun.”

    [13] Bu, onların Allah´a ve O´nun (Allah´ın) Resul´une karsı gelmeleri sebebi iledir. Ve kim Allah´a ve O´nun Resul´une karsı gelirse, (bu taktirde) bundan sonra muhakkak ki; Allah´ın ikabı (azabı) siddetlidir

    [14] Iste boylece artık onu tadın! Ve muhakkak ki kafirlere, atesin azabı vardır

    [15] Ey amenu olanlar! Kafir olanlarla topluca karsılastıgınız zaman artık onlara arkanızı donmeyin

    [16] Ve savas icin tekrar donmek uzere veya bir gruba katılmak uzere donmesi haric, kim o gun onlara arkasını donerse, artık Allah´tan bir gazaba ugramıstır (haketmistir). Ve onun yeri cehennemdir. Ve ne kotu bir donus yeridir

    [17] Onları siz oldurmediniz ama onları Allah oldurdu. Ve attıgın zaman da sen atmadın ama Allah attı. Ve Allah, mu´minleri Kendisinden ahsen bela ile imtihan eder. Muhakkak ki Allah, isitendir ve bilendir

    [18] Iste boyle ve muhakkak ki Allah, kafirlerin tuzagını (hilesini) bozandır

    [19] Sayet fetih istiyorsanız, iste size fetih (kerim olan orduya) gelmistir. Ve sayet vazgecerseniz (harbetmekten, karsı gelmekten), artık o (vazgecmeniz), sizin icin daha hayırlıdır. Ve sayet siz (harbe, inkara) donerseniz, Biz de doneriz. Ve grubunuz (cemaatiniz) (sayıca) cok olsa bile size bir sey, bir fayda vermez. Ve muhakkak ki Allah, mu´minlerle beraberdir

    [20] Ey amenu olanlar! Allah´a ve O´nun Resul´une itaat edin. Ve siz, (Kur´an´ı) isitiyorken O´ndan yuz cevirmeyin

    [21] Isitmedikleri halde “isittik” diyenler gibi olmayın

    [22] Muhakkak ki; Allah katında, (yerde yuruyen) hayvanların en serrlisi (kotusu) akıl etmeyen sagır ve dilsizlerdir

    [23] Ve Allah, onların (akıl etmeyen sagır ve dilsizlerin) icinde hayır oldugunu bilse (gorse) elbette onlara isittirirdi. Ve onlara isittirse bile (onlar), mutlaka donerlerdi ve onlar yuz cevirenlerdir

    [24] Ey amenu olanlar (Allah´a ulasmayı dileyenler), Allah ve Resul´u sizi, size hayat verecek seylere davet ettigi zaman (davete) icabet edin! Ve Allah´ın kisi ile kalbi arasına girdigini ve muhakkak sizin O´na hasrolunacagınızı bilin! (Hepinizin ruhu Allah´ta toplanacak ve Allah, ruhlarınıza meab olacak)

    [25] Ve sizden (icinizden), sadece zalim kimselere isabet etmeyen, onlara has (ozel) olmayan (digerlerine de isabet eden) fitneden sakının (takva sahibi olun). Allah´ın azabının cok siddetli oldugunu biliniz. (Biliniz ki, muhakkak Allah´ın azabı cok siddetlidir)

    [26] Ve siz; yeryuzunde az (sayıda) oldugunuzu, aciz, gucsuz oldugunuzu hatırlayın. Insanların sizi yakalamasından korkuyordunuz. O zaman sizi barındırdı (yer sahibi yaptı) ve sizi yardımı ile destekledi ve sizi tayyib rızıkla (helal, temiz rızıklardan) rızıklandırdı. Boylece (umulur ki) siz sukredersiniz

    [27] Ey amenu olanlar (Allah´a ulasmayı dileyenler), Allah´a ve Resul´une ihanet etmeyin! Ve siz, kendi emanetlerinize de bile bile ihanet etmis olursunuz

    [28] Ve biliniz ki; cocuklarınız ve mallarınız, sizin icin sadece bir fitne (imtihan)dır. Ve Allah ki; O´nun katında, (muhakkak) azim bir ecir (bedel, ucret) vardır

    [29] Ey amenu olanlar, Allah´a karsı takva sahibi olursanız sizi furkan (hak ve batılı ayırma ozelligi) sahibi kılar! Ve sizden (sizin) gunahlarınızı orter ve size magfiret eder (gunahlarınızı sevaba cevirir). Ve Allah, buyuk fazl sahibidir

    [30] Ve o inkar edenler, seni tutuklamak ya da oldurmek veya surgun etmek (cıkarmak) icin tuzak kuruyorlardı. Ve onlar, bu tuzagı kuruyorlarken; Allah da tuzak kuruyordu. Ve Allah, tuzak kuranların (karsılık verenlerin) en hayırlısıdır

    [31] Ve ayetlerimiz onlara okundugu zaman, “Biz isittik. Sayet biz dileseydik, bunun gibisini elbette biz de soylerdik. Bu ise ancak evvelkilerin masalıdır.” dediler

    [32] Ve onlar: “Allah´ım sayet bu (Kur´an-ı Kerim), o hak olan (Kitap), Senin indinden ise o zaman uzerimize semadan tas yagdır veya bize acı azabı getir.” demislerdi

    [33] Ve sen onların arasında iken; Allah, onları azaplandıracak degildir. Ve onlar magfiret diliyorken (de) Allah, onları azaplandıran degildir

    [34] Ve onlar, Mecsid-i Haram´dan men ediyorlarken (engel oluyorlarken) ve onlar, O´nun (Allah´ın) dostları degilken; Allah, nicin onlara azap etmesin? O´nun dostları ancak takva sahibi olanlardır. Ve fakat, onların cogu bilmezler

    [35] Ve onların salatları (duaları, ibadetleri) beytin (Allah´ın evinin) yanında ıslık calmak ve el cırpmadan baska birsey olmadı. Artık inkar etmis oldugunuz seyler sebebiyle azabı tadın

    [36] Muhakkak ki kafirler, Allah´ın yolundan alıkoymak (men etmek) icin mallarını infak ederler (verirler). Bu sekilde (devam ederek) onu (mallarını), infak edecekler sonra (bu) onlara hasret (pismanlık, uzuntu) olacak. Sonra da onlara galip olunacak (maglup olacaklar). Ve kafir olanlar, cehenneme hasrolunacaklar (toplanacaklar)

    [37] (Bu), Allah´ın habis (pis) ile tayyibi (temiz) birbirinden ayırması ve habis olanları birbirinin uzerine koyup boylece hepsini yıgarak, bu sekilde onların (murdar olanların) cehennemde olması (cehenneme atılması) icindir. Iste onlar, onlar husrana ugrayanlardır

    [38] Kafir olan kimselere de ki: “Eger vazgecerseniz, gecmis olanlar magfiret edilir. Ve eger geri donerlerse (kufur ve dusmanlıga avdet ederlerse), o zaman evvelkilerin sunneti vuku bulmus olur (onceki inkar eden, isyan eden ummetlere uygulanan Ilahi kanun uygulanır).”

    [39] Ve hicbir fitne kalmayıncaya ve butun din Allah icin oluncaya kadar, onlarla kıtalde bulunun (savasın). Eger onlar (kufurden) vazgecerlerse o taktirde muhakkak ki Allah, yaptıgınız seyleri en iyi gorendir

    [40] Ve sayet donerlerse, Allah´ın sizin mevlanız oldugunu bilin. Ne guzel mevla ve ne guzel yardımcıdır

    [41] Eger Allah´a ve iki ordunun karsılastıgı gun, furkan gunu (hak ve batılın ayrıldıgı gun) kulumuza indirdigimiz seye inandıysanız, ganimet olarak bir sey aldıgınız zaman artık onun beste birinin muhakkak ki Allah´ın ve Resul´un ve yakınlarının ve yetimlerin ve miskinlerin ve yolculukta olanların oldugunu biliniz. Ve Allah, herseye kaadirdir (gucu yetendir)

    [42] Siz vadinin yakın kenarında (Medine tarafı) idiniz ve onlar (da) vadinin uzak tarafında (Mekke tarafı) idiler ve kervan, sizden daha asagıda idi. Ve sayet sozlesseydiniz, zaman konusunda mutlaka anlasmazlıga duserdiniz. Ve fakat yapılması gerekli olan bir isin (emrin) yapılması, Allah´ın vukua getirmesi; helak olanın bir beyyineden helak olması icin yasayanın bir beyyine uzerine yasaması icindir. Ve muhakkak ki Allah, mutlaka isitendir, bilendir

    [43] Allah, sana uykuda onları az olarak gosteriyordu. Ve sayet sana onları cok gosterseydi mutlaka tedirgin olurdunuz ve elbette emir hakkında nizaya (anlasmazlıga) duserdiniz. Ve fakat Allah, sizi (salim kıldı, selamete cıkardı). Muhakkak ki Allah, goguslerde olanı bilendir

    [44] Ve yapılması gerekli olan emrin yapılmasını, Allah´ın vukua getirmesi icin karsılastıgınız zaman sizin gozlerinizde onları size az gosteriyordu. Ve onların gozlerinde de sizi azaltıyordu. Ve isler (emirler), Allah´a dondurulur

    [45] Ey amenu olanlar! Bir toplulukla karsılastıgınız zaman artık sebat edin ve Allah´ı cok zikredin ki; boylece felaha eresiniz

    [46] Allah´a ve O´nun Resul´une itaat edin, niza etmeyin (anlasmazlıga dusmeyin), yoksa zayıf dusersiniz ve kuvvetiniz (elinizden) gider. Sabredin. Muhakkak ki Allah, sabredenlerle beraberdir

    [47] Ve siz, diyarlarından (yurtlarından) kibirle (gururla, calımla) ve insanlara gosteris yaparak cıkan kimseler ve Allah´ın yolundan alıkoyanlar gibi olmayın. Ve Allah, yaptıgımız seyleri (ilmiyle, hakimiyetiyle, hukmuyle) kusatandır

    [48] Ve seytan, onlara amellerini suslemisti. Ve soyle dedi: “Bugun insanlardan size galip olacak yoktur. Ve muhakkak ki ben, size muttefikim (yardımcıyım).” Fakat iki toplum, (birbirini) gorunce iki topugu uzerinde arkasına donup kactı ve “Ben, sizden uzagım. Gercekten ben, sizin gormediginiz seyleri goruyorum. Muhakkak ki ben, Allah´tan korkarım.” dedi. Ve Allah, ikabı (azabı) siddetli olandır

    [49] Munafıklar ve kalplerinde hastalık bulunan kimseler soyle diyorlardı: “Bunları, kendilerinin dini aldattı.” Ve kim Allah´a tevekkul ederse o taktirde Allah, muhakkak ki Aziz (en ustun) ve Hakim´dir (hukum sahibi) dir

    [50] Ve kafir olanları, vefat ettirilirken melekleri, onların yuzlerine ve arkalarına vururken ve “Yakıcı azabı tadın!” (derken) gorseydin

    [51] Iste bu, ellerinizle takdim ettikleriniz (kendi yaptıklarınız) sebebiyledir. Ve muhakkak ki Allah, kullara zulmedici degildir

    [52] Firavun ailesinin ve onlardan oncekilerin adet haline getirdigi gibi Allah´ın ayetlerini inkar ettiler. Boylece Allah, gunahlarından dolayı onları aldı. Muhakkak ki Allah, kuvvetlidir ve azabı siddetlidir

    [53] Bu, Allah´ın bir kavme ni´met olarak verdigini (onunla ni´metlendirdigi seyi), onlar kendilerinde olan seyi degistirinceye kadar (degistirmedikce) degistirici olmadıgından dolayıdır. Ve muhakkak ki Allah; en iyi isitendir, en iyi bilendir

    [54] (Onların, Bedir´de savasan Kureyslilerin) hali, ali firavunun (firavun ordusunun) ve onlardan onceki kimselerin hali gibidir. Rab´lerinin ayetlerini yalanladılar. Boylece gunahları dolayısıyla onları helak ettik. Firavun toplulugunu (ordusunu) bogduk. Ve (onların) hepsi zalimler (zulmeden kimseler) oldular

    [55] Allah katında (yuruyen) hayvanların en serrlisi, muhakkak inkar eden kimselerdir (kafirlerdir). Artık onlar inanmazlar (mu´min olmazlar)

    [56] Onlardan ahd aldıgın kimseler, sonra ahdlerini her defasında bozarlar. Ve onlar, takva sahibi degildirler (olmazlar)

    [57] Fakat onları, harpte yakaladıgın zaman onları oyle yıldır (korkut ki); onların arkasındakiler, boylece tezekkur etsinler

    [58] Ve fakat bir kavmin, (ahde) ihanetinden kesinlikle korkarsan artık esitlik uzerine ahdlerini iptal et (onlara at). Muhakkak ki Allah, hainleri (ihanet edenleri) sevmez

    [59] Inkar edenler, sakın kurtulduklarını sanmasınlar. Muhakkak ki onlar, (Allah´ı) aciz bırakamazlar

    [60] Onlara karsı kuvvetiniz (gucunuz) ne kadar yeterse ve baglanan (savas icin beslenen) atlardan (hazırlayın)! Onunla Allah´ın dusmanlarını ve sizin dusmanlarınızı ve onlardan baska digerlerini korkutun. Siz onları bilmezsiniz, Allah onları bilir. Allah´ın yolunda her ne infak ederseniz, size vefa edilir (odenir) ve siz zulmedilmezsiniz (haksızlıga ugratılmazsınız)

    [61] Ve eger teslime (barısa) meylederlerse (yanasırlarsa), o zaman (sen de) ona meylet (onların teklifini kabul et) ve Allah´a tevekkul et. Muhakkak ki O; en iyi isiten, en iyi bilendir

    [62] Ve eger sana hile yapmak isterlerse, o taktirde muhakkak ki Allah, sana kafidir. Yardımı ile seni ve mu´minleri destekleyen, O´dur

    [63] Ve onların kalplerinin arasını (sevgiyle) birlestirdi. Eger yeryuzundeki seylerin hepsini infak etseydin (verseydin), onların kalplerinin arasını birlestiremezdin. Ve lakin Allah, onların arasını birlestirdi. Muhakkak ki O; Aziz´dir, Hakim´dir

    [64] Ey Peygamber! Allah, sana ve mu´minlerden sana tabi olanlara kafidir

    [65] Ey Peygamber! Mu´minleri savasa tesvik et (isteklerini arttır). Eger sizden sabırlı olan 20 kisi olursa, 200 kisiye galip gelir. Ve sayet sizden 100 kisi olursa, onların fıkıh (idrak) edemeyen bir kavim olmalarından dolayı, kafir kimselerden 1000 kisiye galip gelir

    [66] Simdi Allah, icinizde zayıflık oldugunu bildi ve sizden hafifletti. Bundan sonra eger sabreden 100 kisi olursa, 200 kisiye galip gelir ve sayet sizden 1000 kisi olursa, Allah´ın izniyle 2000 kisiye galip gelir. Ve Allah, sabredenlerle beraberdir

    [67] Bir nebi (peygamber) icin yeryuzunde kesin zafer kazanıncaya kadar onun esirlerinin olması, olmaz (uygun degildir). Siz, dunya malını istiyorsunuz ve Allah, ahireti istiyor. Ve Allah; Aziz´dir, Hakim´dir

    [68] Daha once (gecmiste), Allah tarafından eger yazılmıs olmasaydı (Levh-i Mahfuz´da) sizin almıs oldugunuz seyler (fidye) konusunda mutlaka size buyuk bir azap dokunurdu

    [69] Artık ganimet olarak aldıgınız seylerden helal ve temiz olarak yeyiniz! Ve Allah´a karsı takva sahibi olun. Muhakkak ki Allah; Gafur´dur (magfiret edendir), Rahim´dir (rahmet nuru gonderendir)

    [70] Ey Nebi (Peygamber)! Esirlerden elinizin altında bulunanlara de ki: “Eger Allah, kalbinizde hayır oldugunu bilirse; size, sizden alınanlardan daha hayırlısı verilir ve size magfiret eder. Ve Allah; Gafur´dur, Rahim´dir.”

    [71] Ve sayet onlar, sana ihanet etmek isterlerse, bu sekilde daha once de Allah´a ihanet etmislerdi, o zaman onlardan (onlara karsı) sana imkanlar verdi. Ve Allah; Alim (en iyi bilen) ve Hakim´dir (hikmet sahibidir)

    [72] Muhakkak ki; amenu olan ve hicret eden (goc eden kimseler) ve mallarıyla ve nefsleriyle (canlarıyla) Allah yolunda cihad edenler (savasanlar), (onları) barındıran (himaye eden) ve yardım edenler, iste onlar birbirlerinin dostlarıdır. Onlar hicret edinceye kadar, onların velayeti icin, sizin uzerinizde bir sey (sorumluluk) yoktur. Ve eger onlar din konusunda sizden yardım isterlerse, sizin ve onların arasında bir misak (durumu) olması haric, o zaman yardım (etmek) uzerinizedir (uzerinize farzdır). Ve Allah, yapmakta oldugunuz seyleri gorendir

    [73] Kafir olan kimseler birbirinin dostlarıdır. Onu yapmazsanız (birbirinizle dost olmazsanız) yeryuzunde fitne ve buyuk fesat olur

    [74] Ve amenu olanlar ve hicret (goc) eden kimseler ve Allah´ın yolunda cihad (savas) eden kimseler ve barındıran (himaye eden) ve yardım eden kimseler, iste onlar, onlar gercek mu´minlerdir. Onlar icin magfiret ve kerim rızık vardır

    [75] Ve bundan sonra amenu olup hicret eden (goc) eden kimseler ve sizinle beraber cihad eden kimseler, iste onlar sizdendir. Allah´ın Kitab´ında rahim sahipleri (akrabalar), birbirlerine daha yakındır. Muhakkak ki Allah, herseyi en iyi bilendir

    Tevbe

    Surah 9

    [1] Musriklerden, ahd aldıgınız kimselere Allah´tan ve O´nun resulunden bir beraattir (bir ihtardır)

    [2] Artık yeryuzunde dort ay dolasın. Ve muhakkak ki siz, Allah´ı aciz bırakamayacagınızı ve Allah´ın kafirleri alcaltıcı oldugunu biliniz

    [3] Ve buyuk hac (Hacc´ul ekber) gunu, Allah´tan ve O´nun resulunden insanlara bir bildiridir (ilandır). Muhakkak ki; Allah ve O´nun resulu, musriklerden beridir (uzaktır). Bundan sonra eger tovbe ederseniz, artık o (tovbe etmeniz) sizin icin daha hayırlıdır ve eger yuz cevirirseniz, siz Allah´ı aciz bırakamayacagınızı biliniz. Ve kafir kimseleri elim bir azap ile uyar (ikaz et)

    [4] Musriklerden ahd aldıgınız kimselerden, sonradan sizden bir sey eksiltmeyenler ve size karsı birisiyle (hic kimseyle) yardımlasmayanlar mustesna. O taktirde onlara, onların muddetine kadar ahdlerini tamamlayın. Muhakkak ki Allah, takva sahiplerini sever

    [5] Boylece haram aylar cıktıgı zaman artık musrikleri buldugunuz yerde oldurun ve onları yakalayın ve onları muhasara edin (kusatın). Gozetleme yerlerinin hepsine oturun (onları gozaltında tutun). Bundan sonra eger tovbe ederlerse ve namaz kılar ve zekat verirlerse o taktirde onların yolunu serbest bırakın. Muhakkak ki Allah; Gafur´dur, Rahim´dir

    [6] Ve eger musriklerden birisi senden yardım isterse, o taktirde, Allah´ın kelamını isitinceye kadar onu himaye et. Sonra onu emin oldugu yere ulastır. Iste bu, onların bilmeyen bir kavim olmalarından dolayıdır

    [7] Allah´ın ve O´nun resulunun yanında musriklerin nasıl bir ahdi olur? Mescid-i Haram yanında ahd aldıgınız kimseler mustesna. Artık sizin icin ikame ettikleri seyde (ahdlerini tutarlarsa) siz de onlar icin ikame edin (ahdinizi yerine getirin). Muhakkak ki Allah; takva sahiplerini sever

    [8] Nasıl (ahdleri) olabilir ki? Eger size karsı kuvvetlenirlerse (birbirlerine arka cıkarlarsa) sizin hakkınızda bir yakınlık (akrabalık) ve bir zimmet (ahdlerinizden dolayı sahip oldugunuz hakları) gozetmezler ve onların kalpleri direndigi halde sizi agızlarıyla (sozleriyle) razı ederler ve onların cogu fasıklardır

    [9] Allah´ın ayetlerini az bir bedele sattılar. Boylece O´nun (Allah´ın) yolundan (insanları) men ettiler (Sıratı Mustakim´e insanların ulasmasına mani oldular). Muhakkak ki; onların yapmıs oldukları kotu (fena) bir sey (muhakkak ki; onlar, kotu bir sey yapmıs oldular)

    [10] Mu´minler hakkında bir yakınlık ve bir zimmet (ahdden dogan bir hak) gozetmezler. Iste onlar, onlar hakka tecavuz edenler (haddi asanlar)dır

    [11] Bundan sonra eger onlar, (resulun onunde Allah´a ulasmayı dileyerek) tovbe ederlerse ve namazı ikame ederlerse (kılarlarsa) ve zekatı verirlerse artık (onlar), sizin dinde kardeslerinizdir. Ve bilen bir kavim (topluluk) icin ayetleri ayrı ayrı acıklıyoruz

    [12] Ve ahdlerinden sonra sayet yeminlerini bozarlarsa ve dininiz hakkında dil uzatırlarsa o taktirde kufrun onderleri ile savasın. Cunku onların (muhakkak ki; onların), yeminleri yoktur. Boylece (umulur ki) vazgecerler

    [13] Yeminlerini bozan bir kavimle savasmayacak mısınız? Ve (onlar) resulu (yurdundan) cıkarmaya kalkıstılar (karar verdiler) ve sizinle (savasa) ilk defa baslayanlar onlardır. Onlardan korkuyor musunuz? (Halbuki) Allah, sayet mu´minlerseniz, O´ndan korkmanız icin daha cok hak sahibidir

    [14] Onlarla savasın. Allah sizin ellerinizle onları azaplandırır ve onları alcaltır. Ve onlara karsı size yardım eder (zafere ulastırır). Ve mu´minler kavminin goguslerine sifa verir (iyilestirir, ferahlatır)

    [15] Ve onların kalplerindeki ofkeyi giderir. Ve Allah, diledigi kimsenin tovbesini kabul eder. Ve Allah; Alim´dir (bilen), Hakim´dir (hikmet sahibi, hukum sahibi)

    [16] Yoksa siz Allah´ın, sizden savasanları ve Allah´tan ve O´nun resulunden ve mu´minlerden baskasını dost edinmeyenleri bilmesine ragmen, bırakılacagınızı mı sandınız? Ve Allah, yaptıgınız seylerden haberdardır

    [17] Musriklerin, Allah´ın mescidlerini imar etmeleri olmaz. Kendilerinin (nefslerinin) kufurlerine (inkarlarına, kafirliklerine) sahitler iken. Iste onların amelleri heba olmustur. Ve onlar, ateste ebedi kalacak olanlardır

    [18] Allah´ın mescidlerini ancak, Allah´a ve ahiret gunune (ruhu olmeden evvel Allah´a ulastırma gunune) iman eden ve namazı ikame eden ve zekat veren ve Allah´tan baskasından korkmayan kimseler imar eder. Iste onların boylece hidayete erenlerden olması umulur

    [19] Siz hac edenlere su verilmesini, Mescid-i Haram´ın imar edilmesini, Allah´a ve yevm´il ahire iman eden ve Allah yolunda cihad eden kimse gibi (onunla bir) mi tuttunuz? (Onlar) Allah katında musavi (esit) degildir. Ve Allah, zalim kavmi hidayete erdirmez

    [20] Amenu olan ve hicret (goc) eden kimselerin, malları ve canları ile Allah yolunda cihad eden kimselerin, Allah´ın katında en buyuk dereceleri vardır. Ve iste onlar, onlar kurtulusa erenlerdir

    [21] Rab´leri, kendinden (O´ndan) bir rahmet ile ve bir rıdvan (razı olus ile) ve cennetler ile onları mujdeler. Onlar icin, orada devamlı (daimi) ni´metler vardır

    [22] (Onlar), orada ebedi (sonsuz) kalıcıdırlar. Muhakkak o Allah ki; O´nun katında, ecrul azim (buyuk bir ecir, bedel) vardır

    [23] Ey amenu olanlar! Imana karsı (imanın ustune), imandan ustun tutarak sayet kufru severlerse babalarınızı ve kardeslerinizi dostlar edinmeyin. Ve sizden kim onlara donerse iste onlar, onlar zalimlerdir

    [24] De ki: “Sayet babalarınız ve ogullarınız ve kardesleriniz ve zevceleriniz ve asiretiniz ve kazandıgınız mallarınız, kesada ugramasından (satısının durmasından) korktugunuz ticaret ve razı oldugunuz (hosunuza giden) evler, Allah´tan ve O´nun resulunden ve O´nun (Allah´ın) yolunda cihad etmekten size daha sevgili ise artık Allah, emrini getirinceye kadar bekleyin. Ve Allah, fasıklar kavmini (toplulugunu) hidayete erdirmez

    [25] Andolsun ki; Allah, size bircok savas yerinde ve Huneyn gunu yardım etti. Coklugunuz hosunuza gittigi halde (hosunuza gitmesine ragmen) artık size bir fayda (bir sey) vermedi. Yeryuzunun genisligine ragmen size dar geldi. Sonra arkanıza geri dondunuz

    [26] Sonra Allah, resulunun ve mu´minlerin uzerine sekinetini indirdi. Ve sizin onu goremediginiz bir ordu indirdi ve kafirleri azaplandırdı. Ve iste bu, kafirlerin cezasıdır

    [27] Daha sonra da bunun ardından Allah, diledigi kimsenin tovbesini kabul eder. Ve Allah, Gafur´dur (magfiret edendir) ve Rahim´dir (rahmet nurunu yollayandır)

    [28] Ey amenu olanlar (Allah´a ulasmayı dileyenler)! Musrikler sadece bir necistir (pisliktir). Artık bu yıldan sonra Mescid-i Haram´a yaklasmasınlar. Ve eger yoksulluktan korkarsanız, Allah sayet dilerse (Kendi) fazlından sizi yakında zenginlestirecektir. Muhakkak ki Allah; Alim´dir, Hakim´dir

    [29] Kitap verilenlerden, Allah´a ve yevm´il ahire (Allah´a ulasma gunune) inanmayan kimselerle ve Allah´ın ve O´nun Resul´unun haram ettigini haram etmeyenlerle ve hak dini, din edinmeyenlerle, onlar kucuk dusup, cizyeyi elleriyle verinceye kadar savasın

    [30] Ve yahudiler: “Uzeyir Allah´ın ogludur.” dediler ve nasraniler: “Mesih Allah´ın ogludur.” dediler. Onların agızlarıyla soyledigi bu sozler, daha once inkar eden kimselerin sozlerine benziyor. Allah onları oldursun. Nasıl da donduruluyorlar

    [31] Onlar, ahbarları (din adamlarını) ve ruhbanları (rahipleri) ve Meryem oglu Mesih´i Allah´tan baska Rab´ler edindiler. Tek bir ilaha kul olmalarından baska bir seyle emrolunmadılar. O´ndan baska ilah yoktur. (Onların) sirk kostukları seylerden O (Allah), munezzehtir

    [32] (Onlar) agızları ile Allah´ın nurunu sondurmeyi istiyorlar. Ve Allah, kafirler kerih gorseler bile nurunu tamamlamaktan baska bir sey istemez

    [33] Resulunu musrikler kerih gorseler de, hidayetle ve hak din ile (bu dini) butun dinler uzerine izhar etmesi (hak din oldugunu ispat etmesi) icin gonderen odur

    [34] Ey amenu olanlar (olmeden once Allah´a ulasmayı dileyenler)! Muhakkak ki; ahbarlardan (yahud alimlerden) ve ruhbanlardan (rahiplerden) cogu, mutlaka insanların mallarını batılla (bos yere, haksız olarak) yerler ve Allah´ın yolundan engellerler (mani olurlar). Ve altın ve gumusu biriktiren ve onu Allah yolunda infak etmeyen kimseler; artık onlara elim azabı haber ver

    [35] Cehennem atesinde uzerlerinde (demir) kızdırıldıgı gun, boylece onunla, onların alınları, yanları, sırtları daglanır. Bu, kendiniz (nefsiniz) icin biriktirdiginiz seylerdir. Boylece biriktirmis oldugunuz seyleri tadın

    [36] Muhakkak ki; Allah´ın kitabında (ifade edildigi uzere) ayların adedi, Allah´ın indinde semaların (goklerin) ve yerin yaratıldıgı gun (zaman) 12´dir (12 olarak dizayn edilmistir). Onlardan dordu haram (aylar)dır. Bu (din), kayyum olan dindir. Artık onların icinde (o aylarda) nefslerinize zulmetmeyin. Onların hepinizle savastıgı gibi musriklerin hepsiyle savasın. Ve biliniz ki, muhakkak Allah, takva sahipleri ile beraberdir

    [37] (Haram ayları) terketmek (ertelemek) ancak kufurde artıstır. Kafirler onunla saptırılır. Allah´ın haram ettigi seyin (haram ayların) adedinin (muddetinin) uyması icin onu (tehir edilen, ertelenen ayı) bir yıl helal sayarlar ve onu (tehir edilen, ertelenen ayı) bir yıl haram sayarlar. Boylece Allah´ın haram ettigi seyi helal sayarlar. Onların kotu amelleri onlara suslendi (guzel gosterildi). Ve Allah, kafir kavmi hidayete erdirmez

    [38] Ey amenu olanlar (olmeden evvel Allah´a ulasmaya inananlar)! Sizene oldu? Size, “Allah´ın yolunda cihada cıkın (nefsinizle cihad ederek, ruhunuzu Allah´a ulastırın) (dusmanlarınızla, kafirlerle cihad edin).” denildigi zaman, siz (bulundugunuz) yere meyledip kaldınız (ruhunuz Allah´a dogru yola cıkmadı) (Islam ordusu icinde savasa katılmadınız). Ahiretten (ruhunuzu Allah´a ulastırmaktan) (vazgecip) dunya hayatına mı razı oldunuz? Dunya hayatının metaı, (malı, faydası) ahiretten (ruhu Allah´a ulastırmaktan) daha azdır

    [39] Sefere cıkmanız (Allah´a ulasmak icin ruhunuzu Sıratı Mustakim´e ulastırmanız) haric, (savasa gonullu olarak katılmadıgınız taktirde) size elim bir azapla azap eder. Ve sizden baska bir kavimle (sizi) degistirir. O´na hicbir seyle zarar veremezsiniz. Ve Allah, herseye kaadirdir

    [40] O´na sizin yardım etmeniz dısında (etmediginizde) o zaman Allah, O´na (Resul´e) yardım etmisti. Kafir olanlar, O´nu (Mekke´den) cıkardıgı (cıkmaya mecbur ettikleri) zaman iki (kisi)nin ikincisi idi. Ikisi magarada iken arkadasına soyle demisti: “Mahzun olma! Muhakkak ki; Allah, bizimle beraber.” O zaman Allah, O´nun uzerine sekinetini indirdi.Ve O´nu goremediginiz bir ordu ile destekledi. Kafirlerin sozunu sufli kıldı. Ve Allah´ın sozu; O, cok yucedir. Ve Allah; Aziz´dir (ustundur), Hakim´dir (hukum sahibi ve hikmet sahibidir)

    [41] Hafif ve agır (suvari ve piyade) olarak (sefere) cıkın ve mallarınızla ve canlarınızla (nefslerinizle) Allah yolunda cihad edin (savasın). Iste bu, eger bilmis olsanız, sizin icin daha hayırlıdır

    [42] Eger yakın olan bir dunya malı (ganimet) ve rahat bir sefer olsaydı, elbette sana tabi olurlardı ve lakin mesakkatli (sefer) onlara uzak geldi. “Sayet gucumuz yetseydi elbette sizinle beraber cıkardık” diye Allah´a yemin edeceklerdir. Kendilerini (nefslerini) helak ediyorlar. Ve Allah, onların gercekten yalancılar oldugunu bilir

    [43] Allah seni affetti, sadık olanlar sana belli oluncaya ve yalancıları bilinceye (ogreninceye) kadar nicin (beklemeyip) onlara izin verdin

    [44] Allah´a ve ahiret gunune (olmeden evvel Allah´a ulasma gunune) iman eden kimseler, malları ve canları ile cihad etmek konusunda senden izin istemezler. Ve Allah, takva sahiplerini bilir

    [45] Senden sadece Allah´a ve ahiret gunune inanmayanlar ve kalpleri supheye dusmus olanlar izin isterler. Artık onlar, kendi supheleri icinde tereddut ederler (bocalarlar)

    [46] Ve eger cıkmak isteselerdi onun (savas) icin elbette bir hazırlık yaparlardı. Ve fakat Allah, onların durumunu kerih gordu. Boylece onları alıkoydu ve onlara: “Geri kalanlarla (oturanlarla) beraber oturun.” dendi

    [47] Eger sizin aranızda (savasa) cıksalardı, size kotulugu arttırmalarından baska bir sey yapmazlardı. Sizin icinizde fitne cıkmasını isterler ve mutlaka sizin aranızda gayret gosterirler. Sizin aranızda onları dinleyecek olanlar var ve Allah zalimleri bilendir

    [48] Andolsun ki; daha once de fitne cıkarmak istediler ve hak gelinceye kadar sana (birtakım) isler cevirdiler. Ve onlar, karihun (kerih gorenler) olmalarına ragmen (istememelerine ragmen) Allah´ın emri zahir oldu (acıga cıktı, belli oldu)

    [49] Ve onlardan biri: “Bana izin ver ve beni fitneye dusurme.” der. Onlar fitneye dusmus degiller mi? Ve muhakkak ki; cehennem, kafirleri mutlaka ihata edicidir (kusatıcıdır)

    [50] Eger sana bir hasene isabet ederse (bu), onları uzer ve eger sana bir musibet isabet ederse: “Biz daha once tedbirimizi almıstık.” derler ve sevinerek donup giderler

    [51] De ki: “Allah´ın bize yazdıgı seyden baskası, bize asla isabet etmez. O, bizim Mevla´mızdır.” Ve artık mu´minler, Allah´a tevekkul etsinler

    [52] De ki: “Bizim icin iki guzelligin birinden baskasını mı bekliyorsunuz? Ve biz (de) Allah´ın, O´nun katından veya bizim elimizle size bir azap isabet ettirmesini bekliyoruz. Artık siz (de) bekleyin! Muhakkak ki; biz de sizinle beraber bekleyenleriz

    [53] De ki: “Kerih gorerek veya gonul rızası ile de infak etseniz, sizden asla kabul edilmez. Cunku siz fasık bir kavim oldunuz.”

    [54] Ve onların infaklerinin, onlardan kabul edilmesine mani olan sey, ancak Allah´ı ve O´nun resullerini inkar etmeleri ve namaza usenerek gelmeleri ve onların ancak kerih gorerek infak etmeleridir

    [55] Artık onların malları ve evlatları (da) senin hosuna gitmesin. Allah dunya hayatında onları, onunla (onlarla) azaplandırmayı ve onların nefslerinin (canlarının), kafir olarak cıkmasını ister

    [56] Onlar, sizden olmadıkları halde mutlaka sizden olduklarına Allah´a yemin ederler. Onlar, korkak bir kavimdir (topluluktur)

    [57] Eger onlar, sıgınacak bir yer veya magara(lar) veya girilecek bir yer bulsalardı, mutlaka oraya yonelip, suratle kosarlardı (kacarlardı)

    [58] Ve onlardan, sadakalar konusunda seni ayıplayan kimseler vardır. Oyle ki eger ondan (sadakadan, ganimetten) onlara verilirse razı olurlar ve ondan verilmezse, o zaman kızarlar

    [59] Ve eger onlar, gercekten Allah´ın ve O´nun resulunun onlara verdigi seye (ganimet payına) razı olsalardı: “Allah bize kafidir, Allah ve O´nun resulu bize yakında fazlından verecek. Muhakkak ki; biz Allah´a ragbet edenleriz.” derlerdi

    [60] Muhakkak ki; sadaka, Allah´tan bir farz olarak fakirler ve miskinler (yoksullar) ve memurlar (zekat toplayıcılar) icindir. Ve kalpleri (Islam´a) ısındırılacak olanlara ve kolelere (harcamaya) ve borclulara ve Allah yolunda (olanlara) ve yolculara aittir. Ve Allah, bilendir, hukum sahibidir

    [61] Onlardan nebiye eza (eziyet) eden kimseler: “O bir kulak (gibi)dir, (her soyleneni dinler, inanır).” diyorlar. De ki: “O, sizin icin hayrın kulagıdır (sozunuzu isitir, kabul eder; bilmemesinden degil, sizi tekzip etmemesinden dolayı hayrın kulagıdır). Ve Allah´a inanır ve mu´minlere inanır. Ve sizden amenu olanlar icin bir rahmettir. Allah´ın resulune eza edenlere (ona yakısıksız soz soyleyenlere, ayıplayanlara), onlara, elim bir azap vardır

    [62] Sizi razı etmek icin Allah´a yemin ederler ve eger mu´minlerse (mu´min olsalardı), Allah ve resulu, razı edilmeleri icin daha cok hak sahibidir

    [63] Allah ve O´nun resulune karsı, kim haddi asarsa, artık onun icin mutlaka orada ebediyyen kalacagı cehennem atesinin oldugunu bilmiyorlar mı? Iste bu, buyuk rusvalıktır (rezilliktir)

    [64] Munafıklar, onların kalplerinde olan seyi onlara haber veren bir surenin onlara indirilmesinden cekiniyorlar. De ki: “Alay edin. Muhakkak ki Allah, cekindiginiz (gizlediginiz) seyi acıga cıkarandır.”

    [65] Ve eger onlara sorarsan mutlaka: “Biz sadece lafa dalmıstık ve egleniyorduk.” diyecekler. De ki: “Siz, Allah ile O´nun ayetleri ve O´nun resulu ile mi alay ediyordunuz?”

    [66] Ozur beyan etmeyin. Siz, imanınızdan sonra inkar etmistiniz. Eger sizden bir grubu affetsek de suclu olmalarından dolayı bir (diger) gruba da azap edecegiz

    [67] Munafık erkekler ve munafık kadınlar, birbirlerindendir. Munkeri (kotulugu) emrederler ve ma´ruftan (iyilikten) nehyederler (yasaklarlar) ve ellerini sıkarlar (cimrilik ederler). (Onlar), Allah´ı unuttular boylece (O da) onları unuttu. Muhakkak ki munafıklar, fasıklardır

    [68] Allah, munafık erkeklere ve munafık kadınlara ve kafirlere, orada ebedi kalacakları cehennem atesini vaadetti. O (cehennem), onlara yeter. Ve Allah, onlara lanet etti. Ve onlar icin ikame edilmis olan (devamlı kılınan) bir azap vardır

    [69] Sizden onceki kimseler gibisiniz. Kuvvet olarak, mal ve evlat olarak daha coktular, sizden daha kuvvetli idiler (oldular). Boylece nasipleri kadar faydalandılar (metalandılar), sizden onceki kimselerin kendi nasipleri kadar faydalandıgı gibi siz de nasibiniz kadar faydalandınız. Ve (dunya metaına) dalanlar gibi siz de daldınız. Iste onlar, onların amelleri heba oldu (bosa gitti). Iste onlar, husrana ugrayanlardır

    [70] Onlardan oncekilerin; Nuh, Ad ve Semud kavimlerinin ve Ibrahim kavminin, Medyen halkının ve altust olan sehirlerin haberi gelmedi mi? Onlara (kendi) resulleri, beyyineler (acık deliller) getirdi. Oyleyse Allah, onlara zulmetmedi. Ve lakin onlar, kendilerine zulmettiler

    [71] Ve mu´min erkekler ve mu´min kadınlar, birbirlerinin dostlarıdır. Ma´ruf ile emreder ve munkerden nehyederler (yasaklarlar) ve namazı ikame ederler ve zekatı verirler. Allah ve O´nun resulune itaat ederler. Iste onlar, Allah, onlara rahmet edecek. Muhakkak ki Allah; Aziz´dir, Hakim´dir

    [72] Allah, mu´min erkeklere ve mu´min kadınlara orada ebedi kalacakları, altından ırmaklar akan cennetler vaadetti. Adn cennetlerinde guzel meskenler (vardır). Ve (bunların) en buyugu, Allah´tan bir rızadır (Allah´ın razı olmasıdır). Iste o, fevz-ul azimdir (en buyuk kurtulustur)

    [73] Ey nebi (peygamber)! Munafıklarla ve kafirlerle cihad et (savas). Ve onlara sert (katı) davran. Ve onların barınacagı yer cehennemdir ve gidilen yer (donus yeri), ne kotu

    [74] Andolsun ki; “kufur” kelimesini soyledikleri halde, Allah´a soylemediklerine yemin ederler. Ve Islamlıklarından sonra inkar ettiler. Nail olamayacakları (yapamayacakları) ve intikam almak istedikleri sey sadece Allah´ın ve Resul´unun onları, fazlından zenginlestirmis olması. Artık tovbe ederlerse onlar icin hayırlı olur. Ve sayet donerlerse (imandan geri), Allah onları elim azapla dunyada ve ahirette azaplandırır. Ve onların, yeryuzunde bir dostu ve yardımcısı yoktur

    [75] Onlardan (bazı) kimseler: “Eger (Allah), Kendi fazlından bize verirse, elbette mutlaka sadaka veririz ve mutlaka salihlerden oluruz.” diye, Allah´a ahd verdiler

    [76] Bundan sonra onlara (Allah), Kendi fazlından verince, onunla (verdigi seyle) cimri oldular. Ve onlar, yuz ceviren kimseler olarak (ahdlerinden) donduler

    [77] Boylece O´na (Allahu Teala´ya) vaadettikleri seyi, Allah´a karsı yerine getirmediklerinden ve yalan soylemis olduklarından dolayı, (onların bu yaptıklarının) sonucunda (Allah), onların kalplerine, onunla karsılasacakları gune kadar nifak duygusu verdi

    [78] Allah´ın, onların sırlarını ve fısıldasmalarını bildigini bilmiyorlar mı? Ve muhakkak ki; Allah, gaybte olanları (gayb bilgilerini) cok iyi bilir

    [79] Onlar (o kimseler), mu´minlerden zengin olanları (zekattan fazla olarak gonullu teberruda bulunan kisileri) ve cehdlerinden (emek ve cabalarından) baska bir sey bulamayanları, sadaka konusunda ayıplıyorlar. Boylece onlarla alay ediyorlar. Allah da onlarla alay etti. Ve onlar icin elim azap vardır

    [80] Onlar icin magfiret dile veya onlar icin magfiret dileme. Eger yetmis kere magfiret dilesen de Allah, onları asla magfiret etmez. Iste bu, Allah´ı ve O´nun Resul´unu inkar etmeleri sebebiyledir. Ve Allah, fasık kavmi hidayete erdirmez

    [81] Geri kalanlar (munafıklar), Allah´ın Resul´une muhalefet ederek (hilafında olarak) kalıp oturmaları ile ferahladılar. Allah yolunda malları ve nefsleri (canları) ile cihad etmeyi kerih gorduler. Ve: “Sıcakta savasa cıkmayın.” dediler. De ki: “Cehennem atesi daha siddetli sıcaktır.” Keske idrak etmis olsalardı

    [82] Artık kesbettikleri (kazandıkları) seyler dolayısıyla ceza (bedel, karsılık) olarak az gulsunler ve cok aglasınlar

    [83] Bundan sonra Allah, seni onlardan (geri kalan munafıklardan) bir grubun yanına dondurdugu zaman senden (cihada) cıkmak icin izin isterlerse o zaman onlara de ki: “Benimle beraber ebediyyen asla cıkamazsınız ve benimle beraber asla dusmanla savasamazsınız. Cunku siz, ilk defa oturmaya (geri kalmaya) razı oldunuz. Artık geri kalanlarla beraber oturun

    [84] Onlardan olen bir kimsenin uzerine, namazı ebediyyen (hicbir zaman) kılma ve onun kabri basında durma. Cunku onlar, Allah´ı ve O´nun Resul´unu inkar ettiler ve onlar fasık(lar) olarak olduler

    [85] Ve onların malları ve evlatları, senin hosuna gitmesin (seni imrendirmesin). Allah dunya hayatında, onlarla (onların malları ve evlatları ile) onlara azap etmek ister ve onların nefslerinin (canlarının) kafir olarak cıkmasını ister

    [86] Ve Allah´a amenu olmak (Allah´a ulasmayı dilemek) ve O´nun Resul´u ile beraber cihad etmek (icin) bir sure indirildigi zaman onlardan servet sahipleri senden izin istediler. Ve (soyle) dediler: “Bizi bırak, kalanlarla (oturanlarla) beraber olalım.”

    [87] Geri kalanlarla beraber olmaya razı oldular. Ve onların kalplerinin uzeri tabedildi (muhurlendi). Artık onlar fıkıh edemezler

    [88] Fakat Resul ve amenu olanlar, malları ve nefsleri (canları) ile onunla beraber cihad ettiler. Ve iste onlar; (butun) hayırlar, onlarındır. Ve iste onlar; onlar, felaha (kurtulusa) erenlerdir

    [89] Allah, onlar icin altından nehirler akan cennetler hazırladı. Orada ebediyyen kalıcıdırlar. Iste bu “fevz-ul azim” dir (en buyuk kurtulus, mukafat)

    [90] Ve bedevi Araplar´dan onlara izin verilmesi icin ozur beyan edenler ve Allah´a ve O´nun Resul´une yalan soyleyerek oturup, (geri) kalan kimseler geldiler. Onlardan kafir olanlara elim (acı) azap isabet edecek

    [91] Allah ve O´nun Resul´u icin nasihat (ogut) verdikleri (sadık kaldıkları) taktirde zayıf ve gucsuz olanların ve hasta olanların ve infak edecek (verecek) bir sey bulamayanların da uzerinde bir gunah yoktur. Muhsinlerin uzerine (aleyhlerinde) bir yol yoktur. Ve Allah; Gafur´dur (magfiret eden), Rahim´dir (rahmet nuru gonderendir)

    [92] Onları tasıman (bindirip, sevketmen) icin sana geldikleri zaman, senin: “Sizi uzerinde tasıyacak (bindirecek) bir sey bulamadım.”dedigin, infak edecek bir sey bulamadıkları icin huzunlenerek, gozlerinden kanlı yaslar akarak donen kimselere de (bir gunah) yoktur

    [93] Fakat zengin oldukları halde senden izin isteyip, geride kalanlarla beraber olmaya razı olan kimselere yol (gunaha vesile) vardır. Ve Allah, onların kalplerinin uzerini tabetti (muhurledi). Artık onlar bilemezler

    [94] Onlara geri dondugunuz zaman size mazeret (ozur) beyan ederler. “Ozur beyan etmeyin size asla inanmayız.” de. Allah, sizin haberlerinizi (durumunuzu) bana bildirmisti. Ve Allah ve O´nun Resul´u, sizin amellerinizi gorecek. Sonra gaybı (gorunmeyeni) ve goruneni bilene donduruleceksiniz. Boylece yapmıs oldugunuz seyleri size haber verecek

    [95] Onlara dondugunuz zaman onlardan yuz cevirirsiniz diye, size Allah´a karsı yemin edeceklerdir. Artık onlardan yuz cevirin! Cunku onlar, murdardır ve kesbetmis oldukları (kazanmıs oldukları) seyler sebebiyle barınacakları yer cehennemdir

    [96] Onlardan razı olmanız icin size yemin ederler. Eger siz onlardan razı olursanız (razı olsanız bile) muhakkak ki Allah, fasık kavimden razı olmaz

    [97] Bedevi Araplar, kufur (inkar) ve nifak bakımından daha siddetlidir. Allah´ın Resul´une indirdigi seylerin sınırlarını bilmemeye daha yatkındırlar. Ve Allah; Alim (en iyi bilen)´dir, Hakim (hikmet sahibi, hukum sahibi)´dir

    [98] Ve bedevi Araplar´dan, infak ettigi seyi zarar kabul eden kimseler vardır. Ve devrin degismesini, size (basınıza) kotu devirlerin (felaketlerin) gelmesini beklerler. Kotu donemler (felaketli olaylar) onların uzerine olsun! Ve Allah, en iyi isitendir, en iyi bilendir

    [99] Ve bedevi Araplar´dan Allah´a ve ahiret gunune (Allah´a olmeden evvel ulasma gunune) inananlar vardır. Ve infak ettikleri seyleri Allah´ın indinde ve Resul´un dualarında bir (yakınlık) vesile kabul ederler. Muhakkak ki; o, onlar icin bir yakınlık vesilesidir, (oyle) degil mi? Allah, onları rahmetinin icine dahil edecek. Muhakkak ki Allah; Gafur´dur (magfiret edendir) ve Rahim (rahmet nurunu gonderen)´dir

    [100] O sabikun-el evvelin (evvelki hayırlarda yarısanlardan salah makamında iradesini Allah´a teslim ederek irsada memur ve mezun kılınanlar): Onların bir kısmı muhacirinden (Mekke´den Medine´ye goc edenlerden) bir kısmı ensardan (Medine´deki yardımcılardan) ve bir kısmı da onlara (ensar ve muhacirine) ihsanla tabi olanlardandı. (Sahabe irsad makamına sahip oldukları icin onlara tabi olundu). Allah, onlardan razı ve onlar da O´ndan (Allah´tan) razıdır. Onlara Allah, altlarından ırmaklar akan cennetler hazırladı ve orada ebediyyen kalacaklardır. Iste bu, en buyuk (azim) mukafattır

    [101] Ve sizin etrafınızda olan bedevi Araplar´dan, munafık olanlar ve sehir halkından nifak uzerinde olmaya alısmıs olanlar var. Onları, sen bilmezsin. Onları, Biz biliriz. Onları, iki kere azaplandıracagız sonra (onlar), azim (buyuk) azaba dondurulecekler

    [102] Ve digerleri (savastan geri kalanların bir kısmı), gunahlarını itiraf ettiler. Salih ameli, diger kotu (amel)le karıstırdılar. Umulur ki; Allah, onların tovbelerini kabul eder, muhakkak ki; Allah, Gafur´dur (magfiret edendir), Rahim (rahmet nuru gonderen)´dir

    [103] Onların mallarından sadaka olarak al ve onunla, onları temizle ve tezkiye et ve onlara dua et, muhakkak ki; senin duan onlar icin bir sekinedir (sukunettir). Ve Allah; Sem´i (en iyi isiten)dir, Alim (en iyi bilen)dir

    [104] Allah´ın kullarından, tovbeleri kabul ettigini ve sadakaları aldıgını (kabul ettigini) bilmiyorlar mı? Ve muhakkak ki Allah, tovbeleri kabul eden ve Rahim (rahmet nuru gonderen)´dir

    [105] De ki: “(Istediginizi) yapın. Allah ve O´nun Resul´u ve mu´minler sizin amellerinizi gorecek. Gaybı (gorunmeyeni) ve musahade edileni (goruneni) bilene, donduruleceksiniz. O zaman, sizin yapmıs oldugunuz seyleri size haber verecek.”

    [106] Ve digerleri, Allah´ın emri icin ertelenmistir. Onları ya azaplandırır ya da onların tovbesini kabul eder. Ve Allah; Alim´dir (en iyi bilen), Hakim´dir (hukum veren, hikmet sahibi)

    [107] Ve onlar, zarar vermek, kufru (kuvvetlendirmek) ve mu´minlerin arasını acmak ve daha once Allah ve resulune karsı harbeden (savasan) kisiyi beklemek (gozlemek) icin bir mescid edindiler (mescidi dirar). Ve mutlaka: “Biz ancak iyilikler (guzellikler) isteriz.” diye yemin ederler. Ve Allah, onların kesinlikle yalancılar olduguna sahitlik eder

    [108] Ebediyyen orada namaz kılma (ikame etme). Ilk gunden takva uzerine tesis edilen (kurulan) mescid, orada namaz kılmak icin elbette daha layıktır. Orada temizlenmeyi (kalbini temizlemeyi, arınmayı) seven adamlar vardır. Ve Allah, temizlenmis (arınmıs) olanları sever

    [109] Artık binasını Allah´tan takva ve rıza uzerine kuran mı, daha hayırlıdır, yoksa binasını kayan (dusen) bir camur yıgını kenarına kuran (tesis eden) kimse mi? Boylece cehennem atesinin icine onunla beraber (kendisi de) gocer. Ve Allah, zalimler kavmini (toplulugunu) hidayete erdirmez

    [110] Onların yapmıs oldukları bina, kalplerinde, kalpleri parcalanana kadar, bir nifak ve suphe olarak devam edecek (zail olmayacak). Ve Allah; Alim (en iyi bilen)´´dir, Hakim (hukum veren ve hikmet sahibi)´´dir

    [111] Allah muhakkak ki; Allah yolunda savasan, boylece olduren ve oldurulen mu´minlerden onlara verilecek cennet karsılıgında, canlarını ve mallarını satın almıstır. (Bu), Tevrat´ta, Incil´de ve Kur´an´da, O´nun (Allah´ın) uzerine hak olan vaaddir. Allah´tan daha cok ahdine vefa eden kimdir? O´nunla yaptıgınız alısveris ile sevinin! Ve iste o, en buyuk fevz (mukafat)dir

    [112] Tovbe edenleri, (Allah´a) kul olanları, hamdedenleri, oruc tutanları veya seyahat edenleri (Allah yolunda hicret edenleri, savasmak icin veya Allah´ın adını yuceltmek, dinini kuvvetlendirmek icin, Allah yolunda hizmet icin, ilim tahsil etmek icin yurtlarından cıkanları, Allah´a ulastırmak icin ruhlarını yola cıkaranları, yeryuzunde ibretle gezip tefekkur edenleri); ruku ve secde edenleri, ma´rufla emredenleri, munkerden nehyedenleri (yasaklayanları), Allah´ın hudutlarını muhafaza edenleri ve mu´minleri mujdele

    [113] Bir nebinin ve amenu olan kimselerin, musrikler icin, cehennem ehli oldukları onlara acıkca belli olduktan sonra yakınları bile olsa magfiret dilemeleri olmaz (uygun degildir)

    [114] Ve Ibrahim´in babası icin magfiret dilemesi olamaz (olmaz). Yalnız ona vaadettigi vaad haric. Fakat onun (babasının), Allah´ın dusmanı oldugu, ona belli oldugu (beyan edildigi) zaman, ondan uzaklastı. Ibrahim muhakkak ki evvah (yuregi cok sızlayan)tır, halim (cok merhametli)dir

    [115] Allah, bir kavmi hidayete erdirdikten sonra, takva sahibi olacakları seyler onlara acıklanıncaya kadar (acıklanmadıkca) (o kavmi), dalalete dusurecek (saptıracak) degildir. Muhakkak ki Allah, herseyi en iyi bilendir

    [116] Semaların ve yerin mulku muhakkak ki; Allah´ındır. Yasatır (hayat verir) ve oldurur. Sizin icin Allah´tan baska bir dost ve bir yardımcı yoktur

    [117] Andolsun ki; Allah, nebiye ve muhacirlere (hicret edenlere, goc edenlere) tovbeyi nasip etti. O zor zamanda kalpleri meyletmek (imandan donmek) uzere iken; ona tabi olan ensara ve onlardan bir gruba tovbe etmeyi nasip etti. Sonra da onların tovbelerini kabul etti. Cunku O (Allah); onlara Rauf´tur (cok sefkatli), Rahim´dir (rahmet nuru gonderen)

    [118] Ve geri bırakılan (ayet-106: gazadan geri kalıp, haklarındaki hukum ertelenen) uc kisinin de (tovbeleri kabul edildi: ayet 117). Hatta yeryuzu genis olmasına ragmen onlara dar gelmisti. Ve nefsleri de kendilerine dar geldi. Kendilerine Allah´tan baska bir melce (sıgınak) olmadıgını anladılar (kesin olarak idrak ettiler). Sonra (tovbeleri kabul edilerek) ruhlarını yeniden Allah´a ulastırsınlar diye tovbelerini kabul etti. Muhakkak ki Allah, O; Tevvab´tır (tovbeleri kabul eden), Rahim´dir (rahmet nurunu gonderen)

    [119] Ey amenu olanlar (olmeden once Allah´a ulasmayı dileyen kimseler)! Allah´a karsı takva sahibi olun ve sadıklarla beraber olun

    [120] Medine (sehir) halkı ve bedevi Araplar´dan onun cevresinde olanlar icin Allah´ın Resul´unden geri kalmaları ve kendi nefslerini, onun nefsinden ustun tutmaları (ragbet etmeleri) olmaz. Cunku boylece onlara, Allah yolunda (asırı) bir susuzluk, bir yorgunluk (bitkinlik) ve siddetli aclık isabet etmesi, kuffarı (kafirleri) ofkelendirecek bir yere ayak basarak (isgal ederek), dusmana karsı bir zafere nail olmaları yoktur ki; onunla, onlara salih amel yazılmıs olmasın. Muhakkak ki Allah, muhsinlerin ecrini zayi etmez

    [121] Ve kucuk ve buyuk bir nafaka, infak etmezler (vermezler) ve bir vadiyi gecmezler ki; Allah´ın, onların yaptıklarını en ahsen (en guzel) sekilde mukafatlandırması icin onların uzerine yazılmıs olmasın

    [122] Mu´minlerin hepsinin birden sefere cıkması gerekmez (uygun olmaz). Boylece, her fırkadan bir grup sefere cıkmayıp, kendi kavimlerini, onlara geri dondukleri zaman, onları inzar etmeleri (uyarmaları) icin, dini cok iyi fıkıh etsinler! Boylece onlar hazer ederler (Allah´tan cekinirler)

    [123] Ey amenu olanlar (olmeden once Allah´a ulasmayı dileyenler)! Kuffardan (kafirlerden) size en yakın olanlarla savasın ve sizde bir kuvvet (azim) bulsunlar! Ve biliniz ki; Allah, muhakkak takva sahipleriyle beraberdir

    [124] Ve sure olarak bir sey indirildigi zaman onlardan birisi: “Bu hanginizin imanını arttırdı?” der. Ama amenu olan (olmeden once Allah´a ulasmayı dileyen) kimseler; (var ya, bu sureler) onların imanını arttırır ve onlar, birbirlerini mujdelerler (sevinirler)

    [125] Ve fakat; kalplerinde hastalık (nifak, suphe, inkar) olanların ise boylece murdarlıklarına (inkarlarına, suphelerine ve pisliklerine) murdarlık katar (daha da artırır). Ve onlar, kafir olarak olurler

    [126] Ve onlar, senede bir veya iki kere imtihan edildiklerini gormuyorlar mı? Sonra tovbe etmiyorlar (Allah´a yonelmiyorlar) ve onlar zikir yapmıyorlar (Allah´ın ismini ardarda tekrar etmiyorlar)

    [127] Ve sure olarak bir sey indirildigi zaman: “Sizi goren bir kimse var mı?” diye onlar birbirlerine bakarlar sonra giderler. Allah, onların kalplerini, fıkıh etmeyen bir kavim olmaları sebebiyle cevirdi

    [128] Andolsun ki; size, sizin icinizden aziz bir Resul geldi. Sizin uzuldugunuz sey, O´na agır gelir (O´nu uzer). Size cok duskun, mu´minlere sefkatli ve merhametlidir

    [129] Bundan sonra eger onlar donerlerse, o zaman onlara soyle de: “Bana, Allah yeter (kafidir), O´ndan baska ilah yoktur. Ben, Allah´a tevekkul ettim (guvendim). Ve O, azim arsın Rabbidir

    Yûnus

    Surah 10

    [1] Elif, Lam, Ra. Iste bunlar, Hikmetli Kitab´ın ayetleridir

    [2] Onlardan bir adama; insanları uyarması, amenu olanları (olmeden once Allah´a ulasmayı dileyenler) mujdelemesi icin vahyetmemiz insanlara acaip (garip) mi geldi? Muhakkak ki; onlar icin Rab´lerinin yanında (katında) sıddikler makamı vardır. Kafirler soyle der: “Muhakkak ki bu, mutlaka apacık bir sihirbazdır.”

    [3] Muhakkak ki sizin Rabbiniz Allah, semaları ve yeryuzunu 6 gunde yaratandır. Sonra arsa istiva etti. Isleri duzenler ve O´nun izni olmadıktan sonra (olmadıkca) bir sefaatci yoktur. Iste bu Allah, sizin Rabbinizdir. Artık O´na kul olun. Hala tezekkur etmez misiniz

    [4] Hepinizin donusu O´nadır (donus yeriniz O´dur). Allah´ın vaadi haktır (gercektir). Muhakkak ki O, ilk olarak (orneksiz) yaratmaya baslar. Ve sonra amenu olanlar ve salih (nefs tezkiye edici) amel yapanlar, adaletle mukafatını vermek icin O´na iade olunur (dondurulur). Ve kafir olanlar icin inkar etmis olduklarından dolayı hamimden (kaynar sudan) bir icecek ve elim azap vardır

    [5] Gunes´i bir ziya, Ay´ı (kameri) bir nur kılan, O´dur. Ve senelerin adedini ve hesabını bilmeniz icin ona menziller tayin etti. Allah ne yarattı ise ancak boylece hak ile yarattı. Bilen bir kavim icin ayetleri ayrı ayrı acıklar

    [6] Muhakkak ki gece ile gunduzun, pespese (karsılıklı) gelmesinde ve Allah´ın semalarda ve yerde yarattıgı seylerde, takva sahibi bir kavim icin ayetler (deliller) vardır

    [7] Muhakkak ki onlar, Bize ulasmayı (hayatta iken ruhlarını Allah´a ulastırmayı) dilemezler. Dunya hayatından razı olmuslardır ve onunla doyuma ulasmıslardır ve onlar ayetlerimizden gafil olanlardır

    [8] Iste onların kazandıkları (dereceler) geregince varacakları yer atestir (cehennemdir)

    [9] Muhakkak ki amenu olanlar ve amilussalihat (nefs tezkiyesi) yapanlar, imanlarından dolayı Rab´leri, onları hidayete erdirir. Onlar, altlarından ırmaklar akan naim cennetlerindedirler

    [10] Onların orada duaları: “Allah´ım, Sen Subhan´sın (Seni her turlu noksan sıfattan tenzih ederim). Ve onların orada hayatları (tehiyyatları, dilekleri) “Selam”dır. Ve dualarının sonu, “Alemlerin Rabbi Allah´a hamdetmek”tir

    [11] Ve eger Allah onların hayrı acele istemeleri gibi insanlara serr icin acele etseydi, elbette onların ecelleri yerine getirilirdi (kaza edilirdi). Fakat (hayatta iken) Bize ulasmayı dilemeyen kimseleri, isyanları icinde saskın bırakırız

    [12] Ve insana bir darlık (musibet, sıkıntı) isabet ettigi (dokundugu) zaman, yatarken, otururken veya ayaktayken Bize dua etti (eder). Fakat onun sıkıntısını ondan giderdigimiz zaman ona isabet eden darlıkta (sıkıntıda) Bize dua etmemis gibi dondu (doner). Iste boylece musriflere, yapmıs oldukları seyler suslendi

    [13] Andolsun, sizden onceki devirlerde yasayanları zulmettikleri zaman helak ettik. Ve onlara resulleri beyyineler (deliller) ile geldi. Ve onlar inanmadılar. Mucrim kavmi iste boyle cezalandırırız

    [14] Sonra nasıl amel ettiginize bakmamız icin, onların ardından sizi, yeryuzunde halifeler kıldık

    [15] Ve onlara ayetlerimiz, delillerle okundugu zaman Bize ulasmayı dilemeyen kimseler soyle dedi: “Bize bundan baska bir Kur´an getir veya O´nu degistir.” De ki: “O´nu, kendi nefsimden (bir sey) ilka ederek benim degistirmem olamaz. Ben ancak bana vahyolunan seye tabi olurum. Sayet Rabbime asi olursam muhakkak ki ben, buyuk gunun azabından korkarım.”

    [16] De ki: “Sayet Allah dileseydi, O´nu size okumazdım ve O´nu size bildirmezdim. Halbuki O´ndan once icinizde bir omur surdum. Hala akıl etmiyor musunuz?”

    [17] Artık Allah´a karsı yalanla iftira edenden veya O´nun ayetlerini yalanlayandan daha zalim kim (var)dır? Muhakkak ki O, mucrimleri (sucluları) felaha (kurtulusa) erdirmez

    [18] Ve onlara fayda ve zarar vermeyen Allah´tan baska seylere (putlara) kulluk (ibadet) ediyorlar. Ve “Bunlar, Allah´ın yanında bizim sefaatcilerimiz.” diyorlar. De ki: “Yeryuzunde ve semalarda bilmedigi bir seyi Allah´a haber mi veriyorsunuz?” O, Subhan´dır (munezzehtir), onların ortak kostugu seylerden yucedir

    [19] Ve insanlar, tek bir ummetten baska olmadı (tek bir ummetti). Sonradan ihtilafa (ayrılıga) dustuler. Rabbinden bir soz (kelime) gecmis (verilmis) olmasaydı, onların aralarında ihtilafa dustukleri sey hakkında mutlaka hukum verilirdi

    [20] Ve: “Rabbinden ona bir ayet (mucize, delil) indirilse olmaz mıydı?” derler. O zaman de ki: “Gayb, yalnız Allah´ındır (Allah´a mahsustur). Artık bekleyin. Ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim.”

    [21] Ve onlara bir sıkıntı, bir darlık isabet etmesinden sonra, insanlara bir rahmet tattırdıgımız zaman, onların ayetlerimiz hakkında tuzakları oldugu zaman (alay ettikleri ve yalanladıkları zaman) de ki: “Allah, tuzak kurmakta daha hızlıdır.” Muhakkak ki elcilerimiz kurdugunuz sey(ler)i (ne kuruyorsanız) yazıyorlar

    [22] Karada ve denizde sizi seyrettiren (gezdiren) O´dur. Hatta siz gemi(ler)de idiniz ve guzel, hos bir ruzgar ile onlarla (icindekilerle) (denizde gemiler) seyrediyorlardı (yuzuyorlardı). Ve onunla ferahladılar (sevincliydiler). Ona fırtınalı bir ruzgar geldi ve onları her taraftan dalgalar sardı. Onlarla ihata edildiklerini (kusatılıp cevrildiklerini) zannettiler. Dini, ona mahsus (has) kılarak ihlasla Allah´a dua ettiler: “Eger bizi bundan kurtarırsan, biz mutlaka sukredenlerden oluruz.”

    [23] Fakat onları kurtarınca, (o zaman) onlar yeryuzunde haksız yere azgınlık yaparlar. Ey insanlar! Sizin azgınlıgınız size (kendinize)dir, dunya hayatının metaı (menfaati)dir, sonra donusunuz Bizedir. O zaman yapmıs olduklarınızı size haber verecegiz

    [24] Dunya hayatının durumu (ornegi) sadece semadan indirdigimiz, boylece yeryuzunde, insanların ve hayvanların yedigi, arzın bitkileri ile karısan su gibidir. Hatta yeryuzu onun guzelligini alıp guzellestigi zaman onun sahibi, ona, kendilerinin kaadir (muktedir) oldugunu zannetti. Ona emrimiz gece veya gunduz geldi ve boylece onu hasat ettik (kokunden kopardık). Sanki dun hic olmamıs (zenginlesmemis) gibi oldu. Iste boylece ayetleri tefekkur eden bir kavim icin ayrı ayrı acıklıyoruz

    [25] Ve Allah, teslim (selam) yurduna davet eder ve (teslim yurduna, Zat´ına ulastırmayı) diledigi kimseyi, Sıratı Mustakim´e ulastırır

    [26] Onlar icin Ahsenul husna (Allah´ın Zat´ına ulasmak) ve ziyadesi (daha fazlası, Allah´ın cemalini gormek) vardır. Onların yuzlerini bir keder kaplamaz ve bir zillet (kucuk dusme, hakirlik) yoktur. Iste onlar, cennet halkıdır. Onlar, orada devamlı kalanlardır

    [27] Seyyiat kazanan kimselerin seyyiatlerinin cezası, onun misli kadardır. Ve onları bir zillet kaplar. Ve onların Allah´a karsı bir koruyucusu yoktur. Onların yuzleri karanlık geceden bir parca ile kaplanmıs gibidir. Iste onlar, ates halkıdır. Onlar, orada devamlı kalanlardır (kalacak olanlardır)

    [28] Ve o gun onların hepsini toplayacagız. Sonra sirk kosanlara soyle diyecegiz: “Siz ve sirk kostuklarınız yerlerinize.” Boylece onların aralarını actık. Ve onların ortak kostukları: “Siz sadece bize ibadet (kulluk) etmiyordunuz.” dedi(ler)

    [29] Artık sahit olarak bizim ve sizin (bizimle sizin) aranızda Allah kafidir. Biz, sizin ibadetinizden gercekten gafildik (habersizdik)

    [30] Her nefs (butun nefsler), gecmiste olan seylerle orada imtihan edilerek Allah´a dondurulduler. Onların mevlası Hakk´tır. Iftira etmis oldukları seyler onlardan uzaklastı (saptı)

    [31] De ki: “Semadan ve arzdan sizi kim rızıklandırıyor? Veya isitmenin (isitme duyusunun) ve gormenin (gorme hassasının) meliki (sahibi) kimdir? Ve canlıyı (diriyi) cansızdan (oluden) cıkaran ve cansızı (oluyu) canlıdan (diriden) cıkaran kimdir? Ve isi (yaratıp, yoneten) duzenleyip idare eden kimdir?” O zaman: “Allah” diyecekler. Oyleyse: “Hala takva sahibi olmayacak mısınız?” de

    [32] Oyleyse iste O, Allah´tır. Sizin Rabbiniz Hakk´tır. O halde Hakk´tan sonrası dalaletten baska nedir? Artık nasıl cevriliyorsunuz (Hakk´tan dalalete donduruluyorsunuz)

    [33] Boylece senin Rabbinin sozu fasık olan kimseler uzerine hak oldu. Muhakkak ki onlar, inanmazlar

    [34] De ki: “Sizin ortaklarınızdan (sirk kostuklarınızdan) orneksiz ilk defa yaratıp sonra onu geri dondurecek kim var?” De ki: “Orneksiz, ilk defa yaratıp sonra onu geri dondurecek Allah´tır. Oyleyse nasıl donduruluyorsunuz?”

    [35] De ki: “Sizin ortaklarınızdan Hakk´a hidayet edecek (ulastıracak) kimse var mı?” De ki: “Allah, Hakk´a hidayet eder (ulastırır). Oyleyse Hakk´a hidayet eden (ulastıran) mı tabi olunmaya daha layıktır (daha cok hak sahibidir) yoksa hidayete erdirilmedikce, kendisi hidayete eremeyen kimse mi?” Artık size ne oluyor, nasıl hukum veriyorsunuz

    [36] Onların cogu zandan baska bir seye tabi olmaz. Suphesiz zan, haktan bir sey kazandırmaz. Muhakkak ki Allah, onların yaptıklarını bilendir

    [37] Ve bu Ku´ran, Allah´tan baskası tarafından uydurulmus degildir. Ve lakin, onların ellerinde olanı tasdik eder ve Kitab´ı tafsil eder (ayrıntılı olarak acıklar). O´nun hakkında suphe yoktur, alemlerin Rabbindendir

    [38] Yoksa onu uydurdu mu diyorlar? De ki: “Eger dogru soyleyenlerseniz, o taktirde Allah´tan baska gucunuzun yettigi kimseleri cagırın ve onun gibi bir sure getirin!”

    [39] Hayır onlara tevil gelmedikce (gelmedigi icin) ilmini kavrayamadıkları seyi yalanladılar. Bunun gibi ondan oncekiler de yalanladılar. Artık bak, zalimlerin akıbeti (sonu) nasıl oldu

    [40] Ve onlardan, ona iman eden kimseler ve onlardan ona iman etmeyen kimseler var. Senin Rabbin fesat cıkaranları iyi bilir

    [41] Ve eger seni yalanlarlarsa o zaman de ki: “Benim amelim bana ve sizin ameliniz size ait. Siz benim yaptıgım seylerden uzaksınız, ben de sizin yaptıgınız seylerden uzagım.”

    [42] Onlardan seni dinleyen kimseler var. Fakat akıl etmiyorlarsa sagırlara sen mi duyuracaksın

    [43] Ve onlardan sana bakanlar var, fakat eger onlar gormuyorlarsa (basar hassaları calısmıyorsa) amaları sen mi hidayete erdireceksin

    [44] Muhakkak ki Allah, insanlara (hic)bir seyle (asla) zulmetmez. Lakin insanlar, kendi nefslerine zulmederler

    [45] Ve o gun (Allahu Teala), gunduzden bir saatten baska kalmamıslar (bir saat kalmıslar) gibi onları toplayacak (hasredecek). Birbirlerini tanıyacaklar (aralarında tanısacaklar). Allah´a mulaki olmayı (Allah´a olmeden once ulasmayı) yalanlayanlar, husrandadır (nefslerini husrana dusurduler). Ve hidayete eren kimse(ler) olmadılar (ruhlarını olmeden evvel Allah´a ulastıramadılar)

    [46] Ama sana, onlara vaadettigimizin bir kısmını gostersek veya seni vefat ettirsek de o zaman (sonunda) onların donusu, Bizedir. Sonra Allah, onların yaptıgı seylere de sahittir

    [47] Her ummetin bir resulu vardır. Onlara, resulleri geldigi zaman onların aralarında adaletle hukmolundu. Onlara zulmedilmez

    [48] Ve: “Eger siz, sozunuzde sadıklarsanız bu vaad, ne zaman?” derler

    [49] De ki: “Allah´ın diledigi sey haric, ben nefsime (kendime) bir fayda veya bir zarar vermeye malik degilim. Her ummetin bir eceli vardır. Onların eceli geldigi zaman artık bir saat tehir edilmez ve one alınmaz.”

    [50] De ki: “O´nun azabı sayet gece veya gunduz size gelse (ne olur) dusundunuz mu (gordunuz mu)? Mucrimlerin (sucluların) O´ndan acele istedigi nedir?”

    [51] O, vuku bulduktan sonra mı simdi mi O´na iman edeceksiniz? Ve siz, onu acele istemistiniz

    [52] Sonra zulmedenlere: “Ebedi (devamlı) azabı tadın!” denildi. Kazandıklarınızdan baskası ile mi cezalandırılacaksınız

    [53] Ve senden haber soracaklar: “O hak mıdır (gercek midir)?” De ki: “Evet, Rabbime andolsun.” Muhakkak ki o, kesin olarak haktır (gercektir) ve sizler aciz bırakanlar degilsiniz

    [54] Muhakkak ki; zulmeden her nefs, yeryuzunde ne varsa onun olsa, azabı gordugu zaman pismanlıgını gizler ve mutlaka onu (onların hepsini) feda ederdi (verirdi). Ve onların arasında adaletle hukmedilmistir. Ve onlara zulmedilmez

    [55] Goklerde ve yeryuzunde olanlar, muhakkak Allah´ın degil mi? Allah´ın vaadi mutlaka hak degil mi? Ve lakin onların cogu bilmezler

    [56] O, diriltir ve oldurur. Ve O´na donduruleceksiniz

    [57] Ey insanlar! Size, Rabbinizden ogut (vaaz) ve gogsunuzde olana (nefsinizin kalbindeki hastalıklara) sifa ve mu´minlere hidayet ve rahmet gelmistir

    [58] De ki: “Allah´ın fazlı ve O´nun rahmeti ile artık ferahlasınlar (sevinsinler). O, onların topladıkları seylerden (dunya mallarından) daha hayırlıdır.”

    [59] De ki: “Allah´ın sizin icin rızık olarak indirdigi seyleri gordunuz mu? Sonra da onlardan (bir kısmını) haram ve (bir kısmını) helal kıldınız.” De ki: “Allah size izin mi verdi, yoksa Allah´a iftira mı ediyorsunuz?”

    [60] Kıyamet gunu, Allah´a yalanla iftira edenlerin zannı nedir? Muhakkak ki Allah, insanlara karsı elbette fazlın sahibidir. Ve lakin onların cogu sukretmezler

    [61] Ve bir is ile mesgul olmanız, Kur´an´dan bir sey okumanız ve yaptıgınız bir amel yoktur ki, ona daldıgınız zaman sizin uzerinize sahitler olmayalım. Yeryuzunde ve semada zerre agırlıgınca bir sey Rabbinden gizli kalmaz. Ve ondan daha buyugu ve daha kucugu yoktur ki, Kitab-ı Mubin´de olmasın

    [62] Muhakkak ki Allah´ın evliyasına (dostlarına), korku yoktur. Onlar, mahzun da olmazlar, oyle degil mi

    [63] Onlar, amenudurlar (olmeden evvel Allah´a ulasmayı dileyenlerdir) ve takva sahibi olmuslardır

    [64] Onlara, dunya hayatında ve ahirette mujdeler (mutluluklar) vardır. Allah´ın sozu degismez. Iste O, fevz-ul azimdir

    [65] Onların sozleri seni uzmesin. Muhakkak ki butun izzet, Allah´ındır. O; isiten, bilendir

    [66] Semalarda ve yeryuzunde olan kimseler muhakkak Allah´ındır, oyle degil mi? Allah´tan baska ortaklara dua edenler (ibadet edenler) neye tabi oluyorlar? Ancak zanna tabi olurlar ve onlar sadece tahmin ederler (yalan uydururlar)

    [67] Sizin icin, icinde dinlenin diye gece kılan (vucuda getiren) ve basireti (gormeyi) saglayan, gunduzu (aydınlık) kılan O´dur. Muhakkak ki bunda, isiten bir kavim icin elbette ayetler vardır

    [68] “Allah cocuk edindi” dediler. O, ondan munezzehtir. O, Gani´dir. Semalarda ve yeryuzunde olan seyler O´nundur. Yanınızda buna dair bir delil olsa (yoktur). Allah´a bilmediginiz bir sey mi soyluyorsunuz

    [69] De ki: “Muhakkak ki Allah´a yalanla iftira eden kimseler felaha (kurtulusa) eremezler.”

    [70] Dunyada bir meta (gecinme) vardır. Sonra onların donusleri Bizedir. Sonra da inkar etmis olmalarından (kafir olmalarından) dolayı onlara siddetli azap tattıracagız

    [71] Ve onlara Hz. Nuh´un haberini oku. Kavmine soyle demisti: “Ey kavmim! Benim (aranızda) durmam (bulunmam), Allah´ın ayetlerini zikretmem (hatırlatmam), size agır geliyorsa, artık ben Allah´a tevekkul ettim (guveniyorum). Bundan sonra siz ve ortaklarınız, (yapacagınız) isinize karar verin. Sonra isleriniz size keder olmasın. Sonra da bana uygulayın (yerine getirin) ve beklemeyin.”

    [72] Artık sayet donerseniz, sizden bir ucret de istemiyorum. Benim ucretim (varsa) yalnız Allah´a aittir. Ve ben teslim olanlardan olmakla emrolundum

    [73] Fakat onu yalanladılar. Sonra Biz, onu ve gemide onunla beraber olanları kurtardık. Ve onları, halifeler kıldık ve ayetlerimizi yalanlayan kimseleri, (suda) bogduk. Artık bak, uyarılanların sonu nasıl oldu

    [74] Sonra onun arkasından onların kavimlerine resuller gonderdik. Onlara beyyineler (acık deliller) getirdiler. Daha once (hidayete erip sonradan) onu yalanladıklarından dolayı boylece (fıska dustukleri icin) mu´min olmadılar. Haddi asanların kalplerini iste boyle muhurleriz (tabederiz)

    [75] Sonra onların arkasından Musa ve Harun´u ayetlerimizle firavun ve onun ileri gelenlerine gonderdik. Fakat onlar kibirlendiler. Ve mucrim (suclu) kavim oldular

    [76] Boylece onlara katımızdan hak geldigi zaman: “Muhakkak ki bu, apacık bir sihirdir.” dediler

    [77] Musa (A.S) soyle dedi: “Size hak geldigi zaman onun hakkında mı konusuyorsunuz, bu bir sihir midir? Ve (oysa) sihirbazlar (sihir yapanlar) felaha ermez.”

    [78] Dediler ki: “Babalarımızı uzerinde buldugumuz seyden bizi cevirmek icin ve yeryuzunde buyukluk (ustunluk, saltanat) sizin olsun diye mi bize geldiniz? Ve biz siz ikinize iman edecek (inanacak) degiliz.”

    [79] Ve firavun: “Butun bilgin (usta) sihirbazları bana getirin!” dedi

    [80] Boylece sihirbazlar geldigi zaman Musa (A.S) onlara: “Siz atacagınız seyleri atın.” dedi

    [81] Onlar attıkları zaman Musa (A.S) soyle dedi: “Sizin getirdiginiz sey sihirdir. Muhakkak ki Allah, onu batıl (gecersiz) kılacaktır.” Allah, muhakkak ki fesat cıkaranların amelini ıslah etmez

    [82] Ve mucrimler (suclular) kerih gorse de (istemese de) Allah hakkı gerceklestirecektir

    [83] Bundan sonra, firavunun ve onun ileri gelenlerinin onları fitnelemesi (belaya ugratması) korkusuyla, Musa (A.S)´a, (kendi) kavminden, zurriyetinden (genclerinden) baskası iman etmedi. Ve muhakkak ki firavun, yeryuzunde ustundu (zorbaydı). Ve gercekten o musriflerdendi (haddi asan azgınlardandı)

    [84] Ve Musa (A.S) soyle dedi: “Ey kavmim! Eger siz, Allah´a amenu olup (olmeden once Allah´a ulasmayı dileyenler ve Allah´a), teslim olanlarsanız, artık O´na (Allah´a) tevekkul edin.”

    [85] Bunun uzerine: “Biz Allah´a tevekkul ettik. Rabbimiz, bizi zalim kavme fitne (konusu) kılma.” dediler

    [86] Ve bizi, Senin rahmetinle kafirler kavminden kurtar

    [87] Musa (A.S) ve kardesine vahyettik: “Ikinizin kavmi icin Mısır´a evler yapın ve evlerinizi kıble kılın ve namazı ikame edin. Ve mu´minleri mujdele!”

    [88] Ve Musa (A.S) soyle dedi: “Rabbimiz, muhakkak ki Sen, firavun ve onun ileri gelenlerine dunya hayatında ziynet (sus esyası) ve mallar verdin. Rabbimiz, (o mallar) onları Senin yolundan saptırsın! Rabbimiz, onların mallarını mahvet, onların kalplerini sıkıstır. Artık elim azabı gorunceye kadar onlar, mu´min olmazlar.”

    [89] (Allahu Teala) soyle buyurdu: “Ikinizin duasına icabet edilmistir (kabul edilmistir). Artık ikiniz de (kendinizi dine) ikame edin (Allah´a cagırmaya devam edin). Bilmeyen kimselerin Benden (uzaklasan) yoluna tabi olmayın.” dedi

    [90] Biz, Israilogullarını denizden gecirdik. Boylece firavun ve onun ordusu, azgınlıkla (zulumle), dusmanlıkla onları takip etti. (Sular), onu bogacak duzeye erisince, (firavun) o zaman: “Israilogullarının kendisine (O´na) inandıgı ilahtan baska (ilah) olmadıgına ben de iman ettim. Ve ben (de), muslumanlardanım (teslim olanlardanım, Islam´a girenlerdenim).” dedi

    [91] Simdi (mi) (teslim oldun, oyle mi?) Ve sen, daha once asi olmustun. Ve sen, fesat cıkaranlardan idin

    [92] Boylece senden sonraki nesillere, bir delil (ibret) olman icin, bugun seni bedeninle kurtaracagız. Ve insanların cogu, elbette ayetlerimizden gafillerdir

    [93] Ve andolsun ki; Israilogullarını guzel bir yere yerlestirdik. Ve onları tayyib (temiz, helal) rızıktan rızıklandırdık. Bundan sonra onlara ilim gelinceye kadar ihtilafa dusmediler. Muhakkak ki senin Rabbin, kıyamet gunu, hakkında ihtilafa (anlasmazlıga) dusmus oldukları seyde, onların aralarında hukum verir

    [94] Bundan sonra eger sana indirdigimiz sey hakkında suphe icinde olursan, o zaman senden once kitabı okuyan kimselere sor. Andolsun ki; sana Rabbinden hak geldi. Oyleyse sakın suphe edenlerden olma

    [95] Ve sakın Allah´ın ayetlerini yalanlayan kimselerden olma. O taktirde husrana ugrayanlardan olursun

    [96] Muhakkak ki onlar, Rabbinin sozunu uzerlerine hakettiler. Onlar, mu´min olmazlar

    [97] Ve eger onlara butun ayetler gelse bile, elim azabı gorene kadar (onlar mu´min olmazlar - ayet)

    [98] Bundan sonra keske bir ulke amenu olsaydı da boylece onun (ulke halkının) imanı, ona (ulke halkına) fayda verseydi, olmaz mıydı? Ancak Yunus´un kavmi amenu olunca, onlardan dunya hayatında asagılayıcı azabı kaldırdık ve onları belli bir zamana kadar metalandırdık (gecimlerini sagladık)

    [99] Ve sayet senin Rabbin dileseydi, yeryuzunde olan kimselerin hepsi elbette topluca iman ederlerdi. Yoksa sen, insanları mu´min(ler) oluncaya kadar zorlayacak mısın

    [100] Ve Allah´ın izni olmaksızın, bir kimsenin (bir nefsin) mu´min olması (mumkun) olamaz. Ve (Allah), akıl etmeyen kimselerin uzerine ceza (azap, pislik) verir

    [101] De ki: “Semalarda ve yeryuzunde ne(ler) var bakın! Amenu olmayan bir kavme, ayetler (deliller) ve uyarılar fayda vermez.”

    [102] Yoksa onlardan once gecmis olan gunlerin benzerinden baskasını mı bekliyorlar? “Artık bekleyin, muhakkak ki ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim.” de

    [103] Sonra Biz, resullerimizi ve amenu olan kimseleri boyle kurtarırız. Mu´minleri kurtarmamız uzerimize haktır

    [104] De ki: “Ey insanlar! Eger benim dinimden (dinim hakkında) suphe icinde oldunuzsa (olsanız da) ben, sizin Allah´tan baska taptıklarınıza tapmam. Ve lakin sizi vefat ettirecek olan Allah´a kulluk ederim. Ve ben, mu´minlerden olmakla emrolundum.”

    [105] Ve yuzunu hanif olarak dine yonelt. Ve sakın musriklerden olma

    [106] Allah´tan baska sana fayda ve zarar vermeyen seylere dua etme. Bundan sonra eger oyle yaparsan, o zaman sen mutlaka zalimlerden olursun

    [107] Ve eger Allah, sana bir zarar (bir darlık) dokundurursa, artık onu, O´ndan (Allah´tan) baska giderecek kimse yoktur. Ve eger sana (senin icin) bir hayır isterse, o taktirde O´nun fazlını geri cevirecek kimse yoktur. O´nu kullarından diledigi kimseye isabet ettirir. Ve O; Gafur´dur (magfiret eden), Rahim´dir (rahmet nurunun sahibi)

    [108] De ki: “Ey insanlar, Rabbinizden size hak gelmistir! Kim hidayete erdiyse, muhakkak ki kendi nefsi icin hidayete erer. Ve kim dalalette olduysa (kaldıysa) ancak kendi aleyhine (sorumlulugu kendi uzerinde) dalalette olur. Ve ben, sizin uzerinize vekil degilim.”

    [109] Ve sana vahyolunan seye tabi ol! Ve Allah, hukmedinceye (hukum verene) kadar sabret! Ve O, hukum verenlerin en hayırlısıdır

    Hûd

    Surah 11

    [1] Elif, lam, ra. (Bu), ayetleri muhkem kılınmıs (saglamlastırılmıs), sonra Hakim (hukum sahibi, hikmet sahibi) ve Habir (herseyden haberdar) Olan´ın katından fasıl, fasıl acıklanmıs bir Kitap´tır

    [2] (Bu kitap), Allah´tan baskasına kul olmamanız icindir. Muhakkak ki ben, O´ndan (O´nun tarafından) sizin icin bir uyarıcı ve mujdeciyim

    [3] Ve Rabbinizden magfiret istemeniz, sonra O´na tovbe etmeniz, belirlenmis bir zamana kadar sizi guzel bir meta ile metalandırması (gecindirmesi) ve her fazl sahibine, fazlını vermesi icindir. Ve eger (geri) donerseniz o zaman ben, buyuk gunun azabının sizin uzerinize olmasından korkarım

    [4] Sizin donusunuz Allah´adır ve O, herseye kaadirdir

    [5] Gercekten onlar, O´ndan (Allah´tan) gizlenmek icin, goguslerini bukmuyorlar mı? Boylece elbiselerini perde (ortu) yapmıyorlar mı? (Allah, onların) gizledikleri seyleri ve acıkladıkları seyleri bilir. Muhakkak ki O, sinelerde olanı bilendir

    [6] Ve yeryuzunde yuruyen bir canlı yoktur ki; onun rızkı, Allah´ın uzerine (Allah´a ait) olmasın. Ve onun karar kıldıgı (kaldıgı) yeri ve onun emanet (gecici) durdugu yeri bilir. Hepsi Kitab-ı Mubin´dedir

    [7] “Hanginiz en guzel ameli yapacak?” diye sizi imtihan etmek icin 6 gunde (6 yevmde) semaları ve yeryuzunu yaratan O´dur. Ve O´nun arsı su uzerinde idi. Eger sen: “Muhakkak ki siz, olumden sonra beas edileceksiniz (diriltileceksiniz).” dersen, kafir olan(inkar eden, orten) kimseler mutlaka (soyle) derler: “Bu ancak apacık bir sihirdir.”

    [8] Ve eger bir ummete azabı, (onlardan) belli bir sure ertelesek (tehir etsek), mutlaka: “Onu tutan (men eden) nedir?” derler. Onlara azap geldigi gun, onlardan uzaklastırılacak degil. (Oyle) degil mi? Onunla alay etmis oldukları sey, onları kusattı (ihata etti)

    [9] Ve insana tarafımızdan bir rahmet tattırsak, sonra onu ondan cekip alsak, muhakkak ki o, tamamen umitsiz bir nankor (kafir) olur

    [10] Ve eger ona darlık isabet ettikten sonra, ona ni´met tattırırsak, mutlaka: “Kotulukler benden gitti.” der. Muhakkak ki o, sımarık bir ovunen (boburlenen)dir

    [11] Sabredenler ve salih amel (nefsi tezkiye edici amel) yapanlar haric. Iste onlar icin magfiret (gunahların sevaba cevrilmesi) ve buyuk ecir (mukafat, bedel) vardır

    [12] Artık belki de sen, sana vahyolunanın bir kısmını terkedeceksin, onların: “Ona bir hazine indirilseydi veya onunla beraber bir melek gelseydi olmaz mıydı?” demeleri (uzerine) ve senin gogsunun (onunla) daralması sebebiyle. Sen ancak bir nezirsin (uyarıcısın) ve Allah, herseye vekildir

    [13] Yoksa: “Onu uydurdu mu?” diyorlar. “Oyleyse onun gibi uydurulmus olan 10 sure getirin. Ve eger siz, dogru soyleyenlerseniz, Allah´tan baska gucunuzun yettigi kisileri de cagırın!” de

    [14] O zaman (eger) size icabet edemezlerse o taktirde (O´nun) Allah´ın ilmi ile indirilmis oldugunu ve O´ndan baska ilah olmadıgını bilin! Artık siz musluman oldunuz mu (Islam´a girdiniz mi)

    [15] Kim dunya hayatını ve onun ziynetini (susunu) isterse (istedi ise) onların amellerini(n karsılıgını) orada, onlara oderiz (veririz). Ve onlara, orada (karsılıkları) eksiltilmez

    [16] Iste onlar, onlar icin ahirette atesten baska bir sey yoktur. Ve orada (dunyada) yaptıkları seyler, heba oldu (bosa gitti). Ve yapmıs oldukları seyler batıldır (gecersizdir)

    [17] Artık O´nun (Allah) tarafından bir sahitin, onu okudugu kimse mi Rabbinden kesin bir delil uzerinde oldu ki; ondan once bir imam (rehber) ve bir rahmet olarak Musa (A.S)´ın kitabı var(dır)? Iste onlar, ona inanırlar. Ve bir topluluktan onu inkar eden, boylece ona vaadedilen yeri, ates olan kimse mi (Rabbinden kesin bir delil uzerinde oldu)? Bundan sonra ondan suphe icinde olma. Cunku o, senin Rabbinden bir haktır. Lakin insanların cogu mu´min olmazlar (inanmazlar)

    [18] Ve kim, Allah´a yalanla iftira edenden, daha zalimdir? Iste onlar Rab´lerine arz edilirler. Ve sahitler: “Iste bunlar Rab´lerine yalan soyleyenler.” derler. Allah´ın laneti zalimlerin uzerine degil mi

    [19] Onlar ki; Allah´ın yolundan (kisinin mursidine ulasmasına mani olarak ruhunun, vucudundan ayrılarak Allah´a ulastıran Sıratı Mustakim´e ulasmasına engel oldukları icin) saptırırlar. Ve onu (ruhun olmeden Allah´a ulasmasını) egmek ve bukmek isterler (gercek kavramından uzaklastırmak isterler). Onlar, ahireti (ruhun olmeden Allah´a ulasmasını) inkar edenlerdir

    [20] Iste onlar, yeryuzunde (Allah´ı) aciz bırakacak degiller. Ve onların Allah´tan baska dostları olmadı. Onlara azap kat kat arttırılır. Onlar isitmeye guc yetiremediler (sem´i hassaları calısmadı). Ve onlar goremediler (basar hassaları calısmadı)

    [21] Iste onlar nefslerini husrana dusuren kimselerdir. Ve uydurmus oldukları seyler onlardan uzaklastı (gitti)

    [22] Kesinlikle ahirette en cok husrana ugrayacak olanlar muhakkak ki, onlardır

    [23] Muhakkak ki; amenu olanlar (olmeden evvel Allah´a ulasmayı dileyenler), ıslah edici amel (nefs tezkiyesi) yapanlar ve Rab´lerine husu duyanlar (kalplerine ihbat konulanlar, razı ve itaatkar olanlar), iste onlar, cennet ehlidir. Onlar, orada ebedi kalanlardır

    [24] Iki toplumun durumu, ama ve sagır ile goren (basar hassası calısan) ve isitenin (sem´i hassası calısan) durumu (ornegi) gibidir. Ikisinin hali (seviyesi) esit midir? Hala tezekkur etmez misiniz

    [25] Ve andolsun ki; Nuh´u kendi kavmine gonderdik. Muhakkak ki ben, sizin icin ifadesi acık ve kesin bir uyarıcıyım

    [26] Allah´tan baskasına kul olmamanız icin (acıkca uyaran bir uyarıcıyım.) Muhakkak ki ben, elim (acı) gunun azabının sizin uzerinize olmasından korkuyorum

    [27] O zaman kavminden inkar eden kimselerin ileri gelenleri (soyle) dedi: “Biz seni, bizim gibi beserden baska (olarak) gormuyoruz. Ve bizden asagı (fakir, zayıf, aciz) olan basit gorus sahibi kimselerden baskasının da sana tabi oldugunu gormuyoruz. Ve sizin bize bir ustunlugunuzu de gormuyoruz. Bilakis sizleri yalancı zannediyoruz.”

    [28] Dedi ki: “Ey kavmim! Sizin reyiniz (gorusunuz) bu mu? Eger ben, Rabbimden bir beyyine uzerinde isem ve bana Kendi katından bir rahmet verdi ise ve artık o, size gizli tutulduysa ve siz onu kerih goruyorken, sizi ona mecbur mu edelim (zorlayalım mı)?”

    [29] Ve ey kavmim! Buna (teblig ettigim seylere) karsılık sizden mal olarak (bir sey) istemiyorum. Eger ucretim (ecrim) varsa ancak Allah´a aittir. Ve ben amenu olanları ((Allah´a ulasmayı dileyenleri) tardedecek (uzaklastıracak, kovacak) degilim. Muhakkak ki onlar, Rab´lerine mulaki olacaklar (ulasacaklar). Ve lakin ben, sizi cahillik eden bir kavim olarak goruyorum

    [30] Ve ey kavmim! Eger ben onları uzaklastırırsam, Allah´a karsı bana kim yardım eder? Hala tezekkur etmez misiniz

    [31] Ve size: “Allah´ın hazineleri yanımdadır.” demiyorum. Ve gaybı bilmiyorum ve: “Muhakkak ki; ben bir melegim.” demiyorum. Ve gozlerinizin hakir gordugu kimselere (Allah´a ulasmayı dileyenlere): “Allah asla bir hayır vermeyecek.” demiyorum. Onların nefslerindekileri Allah bilir. O taktirde (dogruyu soylemezsem) muhakkak ki; ben, elbette zalimlerden olurum

    [32] “Ya Nuh!” dediler. “Bizimle mucadele etmistin (cekismistin), hatta bizimle mucadelede cok ileri gittin. Eger sen sadıklardansan, o taktirde bize vaadettigin seyi getir.”

    [33] Soyle dedi: “Onu size ancak eger dilerse Allah getirir. Ve siz, (Allah´ı) aciz bırakacak degilsiniz.”

    [34] Ve eger size nasihat etmek istersem (istesem de), sayet Allah sizi azdırmak isterse, benim nasihatim size fayda vermez. O, sizin Rabbinizdir ve O´na donduruleceksiniz

    [35] Yoksa onu uydurdu mu diyorlar? De ki: “Eger onu ben uydurduysam, o zaman benim sucum bana ait. Ve ben, sizlerin isledigi suclardan uzagım.”

    [36] Ve Nuh´a: “Senin kavminden amenu olmus olanlar haric, onlar asla mu´min olmayacak.” (diye) vahyedildi. Artık onların yapmıs oldugu seylerden dolayı sen, yeise kapılma

    [37] Vahyimizle ve Bizim gozetimimizde gemiyi insa et (yap)! Zulmedenler hakkında Bana hitap etme. Onlar, muhakkak ki; bogulacak olanlardır

    [38] Ve o gemiyi yaparken, kavminin ileri gelenleri ona her ugradıklarında onunla alay ettiler. (Nuh (A.S) soyle) dedi: “Eger bizimle alay ediyorsanız sonra da muhakkak ki; biz, sizin alay ettiginiz gibi sizinle alay edecegiz.”

    [39] Kendisine alcaltacak bir azap gelecek kimseleri artık yakında bileceksiniz. Ve onun uzerine, kalıcı azap nufuz edecek

    [40] Ve emrimiz gelince, tennur kaynadı. “O zaman herseyden, iki unsurdan olusan (bir disi ve bir erkek) bir cifti ve haklarında soz gecmis olanlar (bogulacakların sozu: ayet-37) haric, aileni ve amenu olanları onun icine yukle.” dedik. Az kisiden baskası, onunla beraber amenu olmadı

    [41] Ve ona binin. Onun yuzmesi ve demir atması (durması) Allah´ın adıyladır. Muhakkak ki benim Rabbim mutlaka Gafur´dur (magfiret eden), Rahim´dir (rahmet nuru gonderen)

    [42] Ve o (gemi) onlarla, dag gibi dalgalar icinde yuzuyordu. Ve Nuh, ayrı bir yerde duran ogluna seslendi: “Ey ogulcugum, bizimle beraber bin ve kafirlerle beraber olma!”

    [43] Nuh (A.S)´ın oglu soyle) dedi: “Beni sudan koruyacak bir daga sıgınacagım.” Nuh (A.S): “Bugun Allah´ın emrinden koruyan bir koruyucu yoktur. (Allah´ın) rahmet ettigi kimseler haric.” dedi. Ve ikisinin arasına dalga(lar) girdi ve boylece bogulanlardan oldu

    [44] Ve: “Ey arz (yeryuzu), suyunu yut! Ey sema (suyunu) tut!” denildi. Ve su cekildi ve emir yerine getirildi. Ve (gemi), Cudi (dagı)nın uzerine yerlesti. Ve zalim kavme: “Uzak olsunlar.” denildi

    [45] Ve Nuh (A.S) Rabbine seslendi. “Sonra (soyle)dedi: “Rabbim! Muhakkak ki oglum benim ailemdendir. Ve muhakkak ki Senin vaadin haktır ve Sen, hukum verenlerin en iyi hukum verenisin.”

    [46] (Allahu Teala) soyle buyurdu: “Ey Nuh! Muhakkak ki o, senin ailenden degildir. Muhakkak ki onun yaptıgı salih olmayan bir ameldir. Oyleyse senin hakkında bir ilmin (bilgin) olmayan seyi, Benden isteme. Muhakkak ki Ben, cahillerden olursun diye sana ogut veriyorum.”

    [47] (Nuh A.S): “Rabbim, muhakkak ki ben, onun hakkında benim bir ilmim (bilgim) olmayan seyi Senden istemekten Sana sıgınırım. Ve Senin, beni magfiret etmen ve Senin, bana rahmet etmen olmazsa ben, husrana ugrayanlardan olurum.” dedi

    [48] (Soyle) denildi: “Ey Nuh, sana ve seninle beraber olan ummetlere (toplumlara) Bizden bir selametle, bereketlerle in! Ve (bazı) ummetler (olacak ki), onları metalandıracagız (faydalandıracagız). Sonra onlara Bizden elim (acı) azap dokunacak.”

    [49] Iste bunlar, sana vahyetmekte oldugumuz gayb haberlerindendir. Sen ve senin kavmin, bundan once onu bilmiyordunuz. Artık sabret, muhakkak ki (guzel) sonuc, takva sahiplerinindir

    [50] Ve Ad kavmine, onların kardesi Hud (A.S) (soyle) dedi: “Ey kavmim, Allah´a kul olun! Sizin, O´ndan (Allah´tan) baska Ilah´ınız yoktur. Siz ancak iftira edenlersiniz (uyduranlarsınız).”

    [51] Ey kavmim, ona (onun karsılıgında) sizden bir ecir (ucret) istemiyorum! Eger ucretim varsa, ancak beni Yaratan´a aittir. Hala akıl etmez misiniz

    [52] Ya kavmim! Rabbinizin magfiretini isteyin. Sonra O´na tovbe edin (mursidin onunde tovbe edip, zikre baslayın). Uzerinize sema(dan) bol yagmur (bol rahmet) gondersin. Ve sizin kuvvetinizi, kuvvet ile arttırsın. Ve mucrimler (suclular) olarak yuz cevirmeyin

    [53] “Ya Hud! Bize bir delil (mucize) getirmedin ve biz, senin sozunden dolayı ilahlarımızı terketmeyiz. Ve biz, sana inanmayız.” dediler

    [54] Biz ancak: “Bizim bazı ilahlarımız, fena halde seni carptı.” deriz. (Onlara soyle) dedi: “Ben Allah´ı sahit tutuyorum. Ve sizin sirk kostugunuz seylerden benim muhakkak ki (kesinlikle), uzak (beri) olduguma sahitlik edin!”

    [55] O´ndan (Allah´tan) baska (putlarla), haydi hepiniz bana tuzak kurun. Sonra da bana muhlet vermeyin

    [56] Muhakkak ki ben, benim ve sizin Rabbiniz olan Allah´a tevekkul ettim. Yuruyen hicbir canlı mahluk (dabbe) yoktur ki; O (Allahu Teala), onun perceminden tutmus (O´nun kontrolu altında) olmasın. Muhakkak ki benim Rabbim, Sıratı Mustakim uzeredir (Sıratı Mustakim´in kontrolu Allah´tadır)

    [57] Eger hala donerseniz (yuz cevirirseniz) boylece ben, bana gonderileni (vahyi, kitabı); onu size teblig etmis oldum. Ve Rabbim, sizden baska bir kavmi sizin yerinize getirir (halife kılar). Ve siz, ona (hic) bir seyle zarar veremezsiniz. Muhakkak ki benim Rabbim, herseyi muhafaza edendir (en iyi koruyan)

    [58] Ve emrimiz geldigi zaman, Bizden bir rahmet ile Hud (A.S)´ı ve amenu olanları, onunla beraber kurtardık. Ve onları agır (cok siddetli) bir azaptan kurtardık

    [59] Ve iste Ad kavmi, Rab´lerinin ayetlerini bilerek inkar ettiler ve O´nun resullerine asi oldular (isyan ettiler). Ve azgın zorbaların hepsinin emrine tabi oldular

    [60] Ve bu dunyada ve kıyamet gunu lanete tabi tutuldular ve Ad kavmi Rab´lerini inkar etmediler mi? Hud (A.S)´ın kavmi Ad (kavmi) (Allahu Teala´nın rahmetinden) uzak kaldı, oyle degil mi

    [61] Ve Semud kavmine, onların kardesi Salih (A.S) soyle dedi: “Ey kavmim! Allah´a kul olun. Sizin icin O´ndan baska ilah yoktur. Sizi arzdan yaratan ve orada, size imar ettiren O´dur. Oyleyse O´ndan magfiret isteyin. Sonra O´na tovbe edin (Allah´a yonelin). Benim Rabbim muhakkak ki yakındır, (dualara) icabet edendir.”

    [62] “Ya Salih, sen bundan once aramızda, hakkında umit beslenen bir kimse olmustun!” dediler. “Babalarımızın taptıgı seylere, bizim tapmamızı sen bize nehy mi ediyorsun? Gercekten, bizi O´na davet ettigin suphe verici seyden, biz kesinlikle tereddut icindeyiz.” dediler

    [63] Salih (A.S) soyle dedi: “Ey kavmim! Eger ben Rabbimden bir delil uzerinde isem ve bana Kendinden bir rahmet vermis ise de gorusunuz (bu) mu? Sayet ben, O´na asi olursam Allah´a karsı kim bana yardım eder? O taktirde benim hayırdan uzaklasmamı artırmanızdan baska bir sey olmaz.”

    [64] Ve ey kavmim! Bu Allah´ın (disi) devesi, sizin icin bir ayettir (mucize). Artık onu serbest bırakın. Allah´ın arzından yesin. Ve ona kotulukle dokunmayın. Aksi halde sizi, yakın bir azap yakalar

    [65] Buna ragmen onu kestiler. Bunun uzerine (Salih (A.S) soyle) dedi: “Yurdunuzda uc gun (daha) faydalanın. Bu yalanlanması (tekzip edilmesi) olmayan bir vaaddir.”

    [66] Bundan sonra emrimiz geldigi zaman Salih (A.S)´ı ve onun yanındaki amenu olan kimseleri Bizden bir rahmetle kurtardık. Ve izin gununun zilletinden (de) kurtardık. Muhakkak ki senin Rabbin, O; Kaviyy´dir (guclu), Aziz´dir (yuce)

    [67] Ve zulmeden kimseleri bir sayha (cok kuvvetli korkunc ses) aldı (helak etti). Boylece kendi yurtlarında diz ustu cokup kaldılar

    [68] Sanki orada hic var olmamıslar (yasamamıslar) gibi. Gercekten Semud kavmi Rab´lerini inkar etmediler mi? Semud kavmi (Allah´tan) uzak kaldı. Oyle degil mi

    [69] Ve andolsun elcilerimiz Ibrahim (A.S)´a mujde ile geldiler: “Selam” dediler. O (Ibrahim A.S) da: “Selam” dedi. Bunun uzerine, cok gecmeden kızarmıs bir buzagı getirdi. (Kızarmıs bir buzagı getirmesi gecikmedi)

    [70] Fakat onların ellerinin ona uzanmadıgını gorunce onları yadırgadı. Ve onlardan (dolayı) bir korku hissetti. (Onlar): “Korkma, muhakkak ki biz, Lut kavmine gonderildik.” dediler

    [71] Ve ayakta duran hanımı, bunun uzerine gulumsedi. O zaman onu, Ishak ile ve Ishak´ın arkasından Yakub ile mujdeledik

    [72] “Hayret, ben ihtiyar (aciz) iken mi doguracagım? Ve (iste) bu esim de ihtiyar. Muhakkak ki bu, elbette sasılacak bir seydir.” dedi

    [73] (Melekler) dediler ki: “Allah´ın emrine mi sasırıyorsun? Ey ev halkı, Allah´ın rahmeti ve bereketi sizin uzerinize!” Muhakkak ki O, Hamid (cok ovulen, cok hamdedilen)dir, Mecid´dir (sanı, yuce olan)

    [74] Artık Ibrahim (A.S)´dan korku gidip, ona mujde geldigi zaman Lut kavmi hakkında Bizimle mucadele ediyor(du)

    [75] Muhakkak ki Ibrahim (A.S), cidden cok halim (yumusak huylu), cok acıyan (yalvaran)dır, Allah´a yonelmis bir kimsedir

    [76] Ey Ibrahim, bundan vazgec! Cunku senin Rabbinin emri gelmistir. Ve muhakkak ki onlara, geri cevrilemez bir azap gelecek (verilecek)

    [77] Ve resullerimiz Lut (A.S)´a geldigi zaman onlardan dolayı uzuldu ve ici daralıp, telaslandı. Ve: “Bu, cok kotu (zorlu) bir gun.” dedi

    [78] Ve onun kavmi, kosarak onun yanına (ona) geldi. Ve daha onceden seyyiat (kotu seyler) yapıyorlardı. “Ya kavmim, iste bunlar kızlarım! Onlar sizin icin daha temizdir. Artık (Allah´tan sakının), Allah´a karsı takva sahibi olun ve misafirlerimin yanında beni rezil etmeyin. Sizin aranızda irsad eden bir adam yok mu?” dedi

    [79] “Andolsun ki; senin de bildigin (gibi), kızların konusunda bir hakkımız (istegimiz) yok. Ve muhakkak ki sen, bizim ne istedigimizi (maksadımızı) elbette biliyorsun.” dediler

    [80] Lut (A.S) soyle) dedi: “Keske size karsı benim bir kuvvetim olsaydı veya ben, kuvvetli bir taraftara (muhkem bir yere) sıgınsaydım.”

    [81] (Resuller soyle) dediler: “Ey Lut! Muhakkak ki biz, senin Rabbinin resulleriyiz (elcileriyiz). Onlar sana asla ulasamazlar. Hemen gecenin bir kısmında hanımın haric, ailen ile gece cık, yuru. Sizin icinizden biriniz (hic kimse) geri donmesin (donup bakmasın). Cunku; onlara isabet eden sey, ona da isabet edecek. Muhakkak ki onlara vaadedilen vakit, sabah vaktidir. Sabah vakti yakın degil mi?”

    [82] Artık emrimiz geldigi zaman onu (o sehri) alt ust ettik (onu yukseltip alcalttık). Onların uzerine, istif edilmis (dizilip hazırlanmıs) siccilden (pisirilip sertlestirilmis kerpicten yapılmıs) taslar yagdırdık

    [83] Rabbinin katında damgalanmıstır (isaretlenmistir). Ve o, zalimlerden uzak degildir

    [84] Ve Medyen kavmine, onların kardesi Suayb soyle dedi: “Ey kavmim, Allah´a kul olun! Sizin icin ondan baska ilah yoktur. Olcegi ve tartıyı eksiltmeyin. Gercekten ben sizi hayırda (bollukta, refahta) goruyorum. Ve muhakkak ki ben, ihata eden (kusatan) gunun azabının uzerinize olmasından korkuyorum.”

    [85] Ve ey kavmim, olcegi ve tartıyı adaletle olcun (yerine getirin)! Insanların esyalarını (haklarını) eksiltmeyin. Ve fesat cıkaranlar (olarak) yeryuzunde bozgunculuk yapmayın

    [86] Eger siz mu´minlerseniz Allah´ın bakiyesi (ticaretin bıraktıgı kar, helal kazanc) sizin icin daha hayırlıdır. Ve ben, sizin uzerinize muhafız (gozleyici) degilim

    [87] “Ya Suayb! Babalarımızın ibadet ettigi seyleri ve de mallarımız konusunda diledigimizi yapmayı terketmemizi sana namazın mı emrediyor? Muhakkak ki sen, halimsin, residsin (rusde erensin, irsad edensin).” dediler

    [88] (Suayb soyle ) dedi: “Eger ben, Rabbimden bir delil uzerinde isem ve beni kendinden guzel bir rızıkla rızıklandırdı ise de gorusunuz (bu) mu? Sizi ondan men ettigim seyde size muhalefet etmek istemiyorum. Sadece gucumun yettigi kadar ıslah etmek istiyorum. Benim basarım ancak Allah iledir. Ben, O´na tevekkul ettim ve O´na yoneldim.”

    [89] Ey kavmim, bana karsı gelmeniz, Nuh (A.S)´ın kavmine veya Hud (A.S)´ın kavmine veya Salih (A.S)´ın kavmine isabet eden musibetlerin bir benzerini, sakın size de isabet ettirmesin! Ve Lut (A.S)´ın kavmi, sizden uzak degildir

    [90] Ve Rabbinizin magfiretini isteyin (dileyin). Sonra O´na (Resul veya mursid onunde) tovbe edin. Muhakkak ki benim Rabbim, rahmet eden (rahmet nuru gonderen) dir, Vedud´dur (seven)

    [91] Soyle dediler: “Ya Suayb, senin soylediklerinin cogunu biz anlamadık! Ve gercekten biz, seni icimizde zayıf goruyoruz. Ve senin rahtın (sana destek olan gurubun) olmasaydı mutlaka seni taslardık. Ve sen, bize karsı ustun degilsin.”

    [92] Ey kavmim! Benim rahtım (arkadaslarım), sizin yanınızda Allah´tan daha mı ustun? Ve O´nu (Allah´ı) unutarak arkanıza attınız (onem vermediniz). Muhakkak ki benim Rabbim, yaptıklarınızı ihata eder (ilmi ile kusatır)

    [93] Ey kavmim, yapacagınız (yapabileceginiz) seyi yapın! Muhakkak ki ben de yapıyorum. Onu alcaltan azap kime gelir ve kim yalancıdır, yakında bileceksiniz. Ve gozleyin (bekleyin). Muhakkak ki ben de sizinle beraber bekliyorum

    [94] Ve emrimiz geldigi zaman Suayb (A.S)´ı ve onunla beraber amenu olanları, Bizden bir rahmetle kurtardık. Zalim kimseleri bir sayha (ses) aldı. Boylece kendi diyarlarında diz ustu cokup kaldılar

    [95] Orada hic yasanmamıs gibiydi. Medyen kavmi de, Semud kavminin (Allah´ın rahmetinden) uzak oldugu gibi (Allah´ın rahmetinden) uzaklastırılmadı mı

    [96] Ve andolsun ki; Musa (A.S)´ı ayetlerimizle ve apacık bir sultanla gonderdik

    [97] Firavun ve onun kavminin ileri gelenlerine (Musa (A.S)´ı gonderdik (ayet-96). Fakat onlar, firavunun emrine tabi oldular. Ve firavunun emri (ise) irsad edici degildi

    [98] (Firavun), kıyamet gunu kavminin onune gecerek boylece onları atese goturecek. Ve girilen yer (ne) kotu bir yerdir

    [99] Ve burada, kıyamet gununde lanete tabi tutuldular. Verilen bahsis (ne) kotu bir bagıstır

    [100] Iste bu sana anlattıgımız, beldelerin haberlerindendir. Onlardan ayakta kalanlar (izleri hala duranlar) ve hasat olanlar (izleri silinmis olanlar) vardır

    [101] Ve Biz, onlara zulmetmedik. Ve lakin onlar, kendilerine zulmettiler. Rabbinin emri geldigi zaman Allah´tan baska dua ettikleri ilahlar, onlara bir fayda saglamadı (vermedi). Ve onların helaklarını artırmaktan baska (bir sey) olmadı

    [102] Halkı zalim olan ulkeleri ahzettigi zaman senin Rabbinin yakalaması iste boyledir. Onun ahzı (yakalaması), muhakkak ki cok siddetlidir, cok elimdir

    [103] Muhakkak ki bunda, ahiret azabından korkan kimse icin, elbette bir ayet (delil) vardır. Iste bu, insanların toplanma gunudur. Ve iste bu, sahadet gunudur

    [104] Ve Biz, onu (o gunu), sayılı (belirli) bir vadeden(ecelden) baska ertelemeyiz

    [105] O gun gelince, O´nun izni olmaksızın kimse konusamaz. O zaman onlardan bir kısmı sakidir (bedbaht), bir kısmı saiddir (mutlu)

    [106] Saki olanlara gelince; artık onlar, atestedir. Onlar, orada (yuksek sesle inleyerek ve) cok zor bir sekilde soluk soluga, nefes alıp verirler

    [107] Onlar, semalar ve yeryuzu (cehennemin semaları ve arzı) durdukca orada ebedi kalanlardır (kalacaklardır). Rabbinin diledigi sey (cehennemi yok etmeyi dilemesi) haric. Muhakkak ki senin Rabbin, diledigi seyi yapandır

    [108] Fakat mutlu olanlar, artık cennettedir. (Cennetlerin) semaları ve arzı durdukca, Rabbinin diledigi sey (cenneti yok etmeyi dilemesi) haric, onlar orada ebedi kalanlardır (kalacaklardır)

    [109] Artık sen, onların taptıgı seylerden suphe icinde olma. Onlar, ancak babalarının onceden ibadet ettigi gibi ibadet ediyorlar (onların taptıgı seylere tapıyorlar). Ve muhakkak ki Biz, onların nasiplerini eksiltmeksizin oderiz (odeyenleriz)

    [110] Ve andolsun Musa (A.S)´a kitap verdik. Onun hakkında ihtilafa (anlasmazlıga) dustuler. Rabbinden bir soz (hesabın kıyamet gununde gorulecegi) gecmemis olsaydı onların aralarında mutlaka hukum verilmis olurdu. Muhakkak ki onlar, mutlaka O´ndan (Kur´an´dan) supheli bir tereddut icindedirler

    [111] Ve muhakkak ki Rabbin, onların hepsinin amellerinin karsılıgını mutlaka onlara oder. Muhakkak ki O, onların amellerinden (yaptıgı seylerden) haberdar olandır

    [112] Artık sen, sana tovbe ederek, tabi olanlarla birlikte emrolundugun gibi istikamet uzere ol. Ve azgınlık yapmayın (asırı gitmeyin). Muhakkak ki O, yaptıklarınızı gorendir

    [113] Ve zalim olan kimselere meyletmeyiniz. O taktirde size ates dokunur. Sizin Allah´tan baska dostunuz yoktur. Sonra yardım olunmazsınız

    [114] Gunduzun iki tarafında ve gecenin gunduze yakın kısmında namazı ikame et. Muhakkak ki haseneler (kazanılan dereceler), seyyiati (kaybedilen dereceleri) giderir. Iste bu, zikredenler icin bir oguttur

    [115] Ve sabret, muhakkak ki Allah, muhsinlerin ecrini zayi etmez

    [116] Bu durumda, sizden onceki nesillerden bakiye sahiplerinden (asırlarca munkerden nehyedenler ve ma´rufla emredenler) onlardan kurtardıklarımızdan pek azı dısındakilerden de bir kısmı, yeryuzunde fesattan nehyetseler (men) olmaz mıydı? Zalim olanlar, onları sımartan seylere (mal, mulk) tabi oldular. Ve mucrimler (suclular) oldular

    [117] Ve senin Rabbin, halkı ıslah edici olan beldeleri zulum ile helak edici olmadı

    [118] Ve Rabbin, sayet dileseydi insanları tek bir ummet yapardı. Oysa ihtilaflar devam edecek

    [119] Rabbinin rahmet ettigi (Rahim esmasıyla tecelli ederek rahmet nuru gonderdigi) kimseler (ihtilafa dusmeyip Allah´a ulasmayı dileyenler) haric. Ve onları (insanları), bunun icin (ihtilafa dusenlerle dusmeyenleri ayırmak icin) yarattı. Rabbinin (ihtilafa dusenler yani Allah´a ulasmayı dilemeyenler icin) sozu tamamlandı: Cehennemi mutlaka tamamen insanlar ve cinlerle dolduracagım

    [120] Ve sana anlattıgımız seylerin hepsi, resullerin haberlerindendir. Onlarla senin kalbindeki fuad hassasını (fizigin otesindeki idrak) saglamlastırırız. Ve bunda (bu haberlerde) sana hak, mu´minlere ogut ve zikir geldi

    [121] Ve mu´min olmayanlara de ki: “Siz yapmakta oldugunuz seyleri yapın (devam edin). Muhakkak ki biz (de) yapanlarız.”

    [122] Ve bekleyin! Muhakkak ki biz de bekleyenleriz

    [123] Semaların (goklerin) ve arzın gaybı Allah´ındır. Islerin hepsi O´na dondurulur. Oyleyse O´na kul olun ve tevekkul edin. Senin Rabbin, yaptıgınız seylerden gafil (habersiz) degildir

    Yûsuf

    Surah 12

    [1] Elif, Lam, Ra. Bunlar, beyan edilmis (acıklanmıs) Kitab´ın ayetleridir

    [2] Muhakkak ki Biz, O´nu Arapca Kur´an olarak indirdik. Boylece siz akıl edersiniz

    [3] Sana vahyettigimiz bu Kur´an ile en guzel kıssaları sana anlatıyoruz. Ve oysa sen, ondan once elbette gafillerdendin

    [4] Yusuf (A.S), babasına soyle demisti: “Babacıgım, gercekten ben on bir yıldız, gunes ve ay gordum. Onları bana secde eder (vaziyette, durumda) gordum.”

    [5] (Babası) soyle dedi: “Ey ogulcugum, ruyanı kardeslerine anlatma! O zaman (anlattıgın taktirde) sana tuzak kurarlar. Muhakkak ki; seytan, insana apacık dusmandır.”

    [6] Ve iste boylece, Rabbin seni sececek ve sozlerin (olayların) tevilini (yorumunu) sana ogretecek. Sana ve Yakub (A.S)´ın ailesine de, (tıpkı) daha once ataların Ibrahim (A.S) ve Ishak (A.S)´a (ni´metini) tamamladıgı gibi, ni´metini tamamlayacak. Muhakkak ki senin Rabbin, Alim (en iyi bilen)dir, Hakim (hukum veren hikmet sahibi)dir

    [7] Andolsun ki; Yusuf ve kardeslerinde, soranlar icin ayetler (dersler) vardır

    [8] “Yusuf ve kardesi, babamıza: “Gercekten bizden daha sevgili.” demislerdi. Ve biz bir grubuz. Muhakkak ki; babamız, gercekten acık bir yanılgı icinde

    [9] Yusuf´u oldurun veya onu bir yere atın. Babanızın yuzu, size dost olsun (babanızın sevgisi size kalsın). Ve ondan sonra salihler toplulugu olun

    [10] Iclerinden bir sozcu soyle dedi: “Yusuf´u oldurmeyin. Bir sey yapacaksanız onu, kuyunun dibine atın. Bir yolcu kafilesi, onu bulur.”

    [11] Ey babamız! Sana ne oldu? Yusuf (konusunda) bize emniyet etmiyorsun (guvenmiyorsun). Ve muhakkak ki; biz, onun iyiligini isteyenleriz.” dediler

    [12] Yarın onu bizimle gonder. Bol bol yesin ve oynasın. Ve muhakkak ki; biz, onu gercekten muhafaza edenleriz (koruyanlarız)

    [13] (Babası) soyle dedi: “Onunla gitmeniz muhakkak ki; gercekten beni mahzun eder. Ve ben, siz ondan gafilken, onu bir kurdun yemesinden korkarım.”

    [14] “Ve biz gercekten kuvvetli bir topluluk iken, eger onu bir kurt yerse, o zaman biz mutlaka husrana dusen kimseler oluruz.” dediler

    [15] Boylece hep beraber, onu kuyunun dibine atmak icin goturdukleri zaman Biz, ona (Yusuf´a): "Onlar, farkında degillerken onlara bu yaptıklarını anlatacagını…” vahyettik

    [16] Ve babalarına yatsı vakti aglayarak geldiler

    [17] “Ey babamız! Biz, yarıs yapmak icin gittik ve Yusuf´u esyamızın yanına bıraktık. O zaman (o esnada) onu kurt yedi. Biz dogru soylesek bile, sen bize inanacak degilsin.” dediler

    [18] Ve uzerinde yalancı kan bulunan gomlegini getirdiler. (Babası soyle) dedi: “Hayır. Sizi, nefsiniz bir ise sevketti. Artık bundan sonrası (benim yapmam gereken sey) guzel (bir) sabırdır. Sizin anlattıgınız seye karsı istiane (yardım) istenecek olan (sadece) Allah´tır.”

    [19] Ve bir yolcu kafilesi (kervan) geldi. Sonra da sucularını (kuyuya) gonderdiler. Boylece kovasını sarkıttı. “Mujde! Bu bir (erkek) cocuk.” dedi. Onu ticaret malı olarak sakladılar. Ve Allah, yaptıklarını (yapmakta olduklarını) en iyi bilendir

    [20] Ve onu (Yusuf´u), az bir fiyatla, birkac dirheme sattılar. Cunku; ona karsı zahidlerden idiler

    [21] Mısır´da onu satın alan kisi, hanımına soyle dedi: “Onun yerlesecegi yeri, ozenle hazırla (ona karsı kerim ol). Belki bize faydası olur veya (belki de) onu evlat ediniriz.” Ve iste boylece ona hadislerin (olayların, sozlerin) tevilini (yorumunu) ogretelim diye Yusuf´u yeryuzunde yerlestirdik. Ve Allah, emrinde galip olandır. Ve lakin insanların cogu bilmezler

    [22] Ve en kuvvetli cagına ulastıgı (buluga erdigi) zaman ona hukum (hikmet) ve ilim verdik. Muhsinleri iste boyle mukafatlandırırız

    [23] (Yusuf´un) evinde kaldıgı kadın, ondan murat almak istedi. Kapıları sımsıkı kapatıp: “Hadi gel, senin icin...” dedi. O (Yusuf da) soyle dedi: “Allah´a sıgınırım. O benim Rabbimdir. Benim yerlesme yerimi en guzel sekilde yaptı. Muhakkak ki; zalimler felaha (kurtulusa) ermezler.”

    [24] Ve andolsun ki; (kadın) onu arzuladı. Eger Rabbinin delilini gormeseydi, o (Yusuf A.S) da onu arzulamıstı. Iste boylece onu kotulukten ve fuhustan uzaklastırırız. Muhakkak ki; o muhlis kullarımızdandır

    [25] Ve ikisi de kapıya kostular. (Kadın) onun gomlegini arkadan (cekerek) yırttı. Ve kapının yanında onun (kadının) efendisi ile karsılastılar. Ve (kadın) soyle dedi: "Senin ehline (ailene) kotuluk yapmak isteyen kimsenin cezası zindana atılmak veya acı (bir) azaptan baska nedir?”

    [26] (Yusuf soyle) dedi: "O beni elde etmek istedi. Onun (kadının) ailesinden bir sahit, sahitlik etti. Eger onun gomlegi onden yırtılmıs ise o taktirde, o (bayan) dogru soylemistir ve o (erkek) yalancılardandır

    [27] Ve eger onun gomlegi arkadan yırtılmıssa, o taktirde o (kadın) yalan soyledi ve o (erkek) dogru soyleyenlerdendir

    [28] Boylece onun gomleginin arkadan yırtılmıs oldugunu gordugu zaman, (kadının esi) soyle dedi: “Muhakkak ki o sizin tuzagınız. Sizin tuzagınız gecekten buyuktur.”

    [29] Yusuf, sen bundan yuz cevir. Ve (sen) de (kadın) gunahın icin magfiret dile. Muhakkak ki; sen, kasten gunah isleyenlerden oldun

    [30] Sehirdeki kadınlar: “Azizin (vezirin) hanımı, onun (emrinde) olan (kolesi) genc delikanlıyı elde etmek istiyor. Ask onun kalbine islemis. Biz, gercekten onu apacık bir sapıklıkta goruyoruz.” dedi(ler)

    [31] (Kadınların) onu cekistirdiklerini isittigi zaman, onlara (davetci) gonderdi. Ve onlara karsılıklı oturacak yer hazırladı. Onlardan herbirine (meyve soymaları icin) bir bıcak verdi. Ve (Yusuf´a): “Onlara (kadınlara), cık!” dedi. Boylece onu gordukleri zaman ona hayran kaldılar ve ellerini kestiler. Ve: “Hasa! Allah icin, bu bir beser degil, ancak kerim (bir) melektir.” dediler

    [32] Soyle dedi: “Hakkında beni kınadıgınız kisi; iste bu!” Yemin ederim ki; onun nefsini elde etmek istedim (onun nefsinden murat almak istedim). Fakat o, siddetle sakındı. Ve eger ona emrettigimi yapmazsa mutlaka zindana atılacak ve mutlaka kucuk dusenlerden olacak

    [33] (Yusuf A.S) soyle dedi: “Rabbim, zindan bana, beni ona davet ettikleri seyden daha sevimli.” Onların (kadınların) tuzaklarından beni uzaklastırmazsan (uzaklastırman haric) onlara meylederim ve cahillerden olurum

    [34] O zaman Rabbi ona icabet etti. Boylece onların hilesini ondan uzaklastırdı. Muhakkkak ki O, en iyi isiten ve en iyi bilendir

    [35] Daha sonra delilleri gordukten sonra, belli bir sureye kadar onu mutlaka zindana atmaları, onlara uygun gorundu

    [36] Ve onunla beraber iki genc erkek (de) zindana girdi. Ikisinden biri soyle dedi: “Muhakkak ki; ben kendimi (ruyamda) uzum sıkarken goruyorum.” Ve digeri (de) soyle dedi: “Gercekten ben (de) kendimi basımın ustunde ekmek tasırken goruyorum. Kuslar ondan yiyorlar. Bize onun (onların) tevilini (yorumunu) haber ver (anlat). Muhakkak ki; biz seni muhsinlerden goruyoruz

    [37] Yusuf (A.S) soyle dedi: “Size, rızıklandırılacagınız bir yemek gelmez ki; o, size gelmeden once ben, size onun tevilini (yorumunu) yapmıs, size haber vermis olmayayım. Iste bu ikisi, Rabbimin ogrettiklerindendir. Gercekten ben, Allah´a iman etmeyen ve ahiretlerini (Allah´a ruhlarını ulastırmayı) inkar eden bir kavmin dinini terkettim.”

    [38] Ve ben, atalarım Ibrahim (A.S), Ishak (A.S) ve Yakub (A.S)´ın dinine tabi oldum. Bizim, Allah´a bir sey ile sirk kosmamız olamaz. Iste bu, Allah´ın bize ve insanlara fazlındandır. Fakat insanların cogu, sukretmezler

    [39] Ey zindan arkadaslarım! Ayrı ayrı Rab´ler mi daha hayırlı yoksa Vahid (tek) olan, Kahhar (kahredici, hakim ve galip) olan Allah mı

    [40] Sizin ondan baska taptıklarınız, Allah´ın kendilerine bir delil indirmedigi, sadece siz ve babalarınızın onu isimlendirdiginiz (putlardan) baska bir sey degildir. Hukum ise ancak Allah´a aittir. Sizin O´ndan baskasına ibadet etmemenizi emretti. Iste bu kayyum (Adem A.S)´tan kıyamete kadar devam edecek olan) dindir. Ve lakin insanların cogu bilmezler

    [41] Ey zindan arkadaslarım! Bu durumda sizin ikinizden biri, bundan sonra efendisine sarap sunacak (sakilige devam edecek) fakat digeri asılacak. Boylece kuslar onun basından yiyecek. Hakkında ikinizin de tabirini (fetvasını) istediginiz is kesinlesmistir (kaza edilmistir)

    [42] Ve ikisinden kurtulacagını bildigi kisiye: “Efendinin yanında beni an (zikret)." dedi. Fakat seytan ona, efendisine onu anmayı unutturdu. Boylece birkac sene zindanda kaldı

    [43] Ve Melik soyle dedi: “Gercekten ben, yedi (adet) zayıf inegin, yedi (adet) semiz inegi yedigini goruyorum. Ve yedi yesil basak ve digerlerini de kurumus goruyorum. Ey (kavmin) ileri gelenleri! Sayet siz (ruya) tabir edenlerseniz, bana ruyamı yorumlayın

    [44] “Karmakarısık ruyalar, biz boyle ruyaların yorumunu bilenler degiliz.” dediler

    [45] O ikisinden kurtulmus olanı (unuttugunu) hatırladı ve (soyle) dedi: "Ben, size bir sure sonra onun tevilini (yorumunu) haber verecegim. Hemen beni gonderin

    [46] Yusuf, ey sıddik! Yedi (adet) semiz inek, onları yiyen yedi (adet) zayıf (inek) ve yedi (adet) yesil sumbul (basak) ve kurumus olan digerleri hakkında bize yorum yap. Belki (umarım) ben insanlara donerim. Boylece (seni ve ruyanın anlamını) onlar ogrenirler

    [47] “Yedi yıl eskisi gibi ekin ekin. Boylece (bunlardan) yediginiz az bir kısmı haric, hasat ettiklerinizi basagında bırakın.” dedi

    [48] Bir sure sonra, bunun arkasından zor 7 (kıtlık yılı) gelecek. Biriktirdiklerinizden az bir kısmı haric daha once onlar icin sakladıklarınızı yiyecekler

    [49] Bundan sonra icinde insanlara bol mahsul olan bir yıl gelecek ve o yıl da meyvelerin suyunu sıkacaklar

    [50] Ve Melik: “Onu bana getirin.” dedi. Boylece ona, resul (ulak, haberci) geldigi zaman Yusuf (A.S): “Efendine don ve ellerini kesen kadınların hali (durumu) nedir, ona sor.” dedi. Muhakkak ki; Rabbim onların hilelerini en iyi bilendir

    [51] (Melik): "Yusuf´u elde etmek istediginiz zaman konustugunuz konu neydi?" dedi. Onlar (kadınlar) soyle dediler: “Hasa, Allah icin ondan bir kotuluk gormedik." Azizin karısı da: “Simdi hak (gizli iken) ortaya cıktı. Ben, onun nefsinden murat almak istedim. Muhakkak ki; o sadıklardandır.” dedi

    [52] (Yusuf haberciye dedi ki:) "Iste bu, benim onun gıyabında (yoklugunda) ona (efendime) ihanet etmedigimi ve Allah´ın, ihanet edenlerin hilesini basarıya ulastırmadıgını bilmeleri icindir

    [53] Ve ben, nefsimi ibra edemem (temize cıkaramam). Cunku nefs, mutlaka sui olanı (serri, kotulugu) emreder. Rabbimin Rahim esmasıyla tecelli ettigi (nefsler) haric. Muhakkak ki Rabbim, magfiret edendir (gunahları sevaba cevirendir). Rahim´dir (rahmet nurunu gonderen ve merhamet edendir)

    [54] Ve melik soyle dedi: “Onu bana getirin! Onu kendim icin sectim." Onunla konusunca: “Muhakkak ki; sen, bugun bizim yanımızda mevki sahibisin, eminsin (guvenilir kisisin).” dedi

    [55] (Yusuf A.S) soyle dedi: “ Beni bu yerin hazineleri uzerine sorumlu kıl! Muhakkak ki; ben iyi korurum, iyi bilirim.”

    [56] Ve iste boylece Yusuf (A.S)´ı yeryuzunde yerlestirdik (mevki sahibi yaptık). Onun (yeryuzunun), diledigi yerine yerlesti. Diledigimiz kimseye rahmetimizi gondeririz. Ve muhsinlerin ecrini (mukafatını) zayi etmeyiz

    [57] Ve mutlaka amenu olan (yasarken Allah´a ulasmayı dileyen) kimseler icin ahiretin (ruhu hayatta iken Allah´a ulastırmanın) ecri (mukafatı) daha hayırlıdır. Ve onlar takva sahibi olmuslardır

    [58] Ve Yusuf (A.S)´ın kardesleri geldiler ve onun yanına girdiler. Onlar onu tanımadıkları halde o, onları hemen tanıdı

    [59] Ve onların zahiri yuklerini hazırlayınca soyle dedi: “Sizin babanızdan olan diger kardesinizi bana getirin. Olcuyu tam ifa ettigimi gormuyor musunuz? Ben ikram edenlerin en hayırlısıyım

    [60] “Eger onu bana getirmezseniz, o taktirde benim yanımda sizin icin bir olcek (zahire bile) yoktur. Ve bir daha yanıma gelmeyin (bana yaklasmayın).”

    [61] “Onu babasından istemeye calısacagız. Ve biz bunu mutlaka yaparız.” dediler

    [62] Adamlarına (yardımcı genclere) soyle dedi: “Onların erzak bedellerini, yuklerinin icine koyun (geri verin). Umulur ki; onlar ailelerine geri dondukleri zaman onu farkederler, boylece geri gelirler

    [63] Boylece ailelerine dondukleri zaman (babalarına) soyle dediler: “ Ey babamız! Bize olcek (erzak verilmesi) yasak edildi. Artık kardesimizi bizimle gonder ki; biz olcekle (erzak) alalım. Muhakkak ki; biz onu gercekten koruyanlarız

    [64] (Yakub A.S) soyle) dedi: “Ancak daha once onun kardesi icin sizden emin oldugum gibi onun hakkında size guvenir miyim? Fakat Allah koruyucuların en hayırlısıdır ve O rahmet edenlerin en cok rahmet edenidir.”

    [65] Ve yuklerini (metalarını) actıkları zaman sermayelerini kendilerine iade edilmis buldular ve soyle dediler: “Ey babamız! Daha ne isteriz. Bunlar bizim sermayemiz. Bize geri verilmis ve ailemize (gene) erzak getiririz ve kardesimizi koruruz. Ve (erzakımızı) bir deve yuku (daha) arttırırız. Iste bu az bir miktardır.”

    [66] (Yakub A.S): “Sizin kusatılmanız haric onu mutlaka bana getireceginize dair, Allah adına bir misak (kesin soz) verinceye kadar onu sizinle gondermem." dedi. Bunun uzerine ona misaklerini verdiler. O zaman soyle dedi: “Allah bizim soylediklerimize vekildir.”

    [67] Ve soyle dedi: “Ey ogullarım! Bir tek kapıdan girmeyiniz. Ayrı kapılardan giriniz. Allah´tan olan bir seyi sizden gideremem. Hukum ancak Allah´a aittir. Ben, O´na tevekkul ettim. Artık tevekkul edenler de, O´na tevekkul etsinler

    [68] Ve babalarının onlara emrettigi yerden girdiler. Fakat bu, Allah´tan olan bir seyi onlardan gidermedi (onlara bir fayda vermedi). Ancak (bu), Yakub (A.S) nefsindeki bir dilegi yerine getirmis oldu. Muhakkak ki; o, Biz ona ogrettigimiz icin bir ilmin sahibi idi. Fakat insanların cogu bilmez

    [69] “Yusuf (A.S)´ın huzuruna girdikleri zaman (oz) kardesini yanına aldı. “Gercekten ben senin kardesinim, artık onların yaptıkları seylere uzulme.” dedi

    [70] Artık onların yukunu hazırladıgı zaman su kabını, kardesinin yukunun icine koydu. Sonra muezzin: “Ey kafile, muhakkak ki; siz gercekten hırsızlarsınız!” diye seslendi

    [71] Onlara donerek: “Kaybettiginiz nedir?” dediler

    [72] “Melik´in su kabını kaybettik.” dediler. Kim onu getirirse (ona) bir deve yuku (erzak) var. Ve ben, ona kefilim

    [73] Allah´a andolsun ki; siz de biliyorsunuz biz burada fesat cıkarmak icin gelmedik. Ve biz, hırsız degiliz (olmadık)

    [74] “Eger siz yalan soyluyorsanız, o taktirde onun cezası nedir?” dediler

    [75] “Onun cezası, o taktirde yukunde (kayıp esya) bulunan kisinin kendisidir (kisinin kendisi ceza olarak bir yıl kole olur). Biz, zalimleri iste boyle cezalandırırız.” dediler

    [76] Boylece (aramaya) kardesinin heybesinden once onların ( diger kardeslerinin) heybeleri ile basladı. Sonra onu kardesinin heybesinden cıkardı. Yusuf icin iste boyle bir duzen hazırladık. Allah´ın dilemesi haric Melik´in milletinde (kurallarında) kardesini (tutmak, alıkoymak) olmazdı. Diledigimiz kimsenin derecelerini yukseltiriz. Ve butun ilim sahiplerinin ustunde daha iyi bilen vardır

    [77] Soyle dediler: “Eger o calmıssa ondan once onun kardesi de calmıstı.” Fakat Yusuf onu icinde gizledi, onlara acıklamadı. (Icinden dedi ki:) “Sizin durumunuz daha fena, Allah anlattıklarınızı cok iyi bilir.”

    [78] “Ey aziz (vezir)! Gercekten onun cok yaslı, buyuk bir babası var. O sebeple onun yerine bizden birisini al (tut). Muhakkak ki; biz seni muhsinlerden goruyoruz.” dediler

    [79] Esyamızı yanında buldugumuz kisiden baskasını almaktan (tutmaktan) Allah´a sıgınırım. Eger biz (bunu) yaparsak, o zaman elbette zalimlerden oluruz

    [80] Artık ondan umitlerini kestikleri zaman bir kenara cekildiler. Onların en buyugu gizlice konusarak soyle dedi: “Babamızın sizden, Allah adına misak aldıgını ve daha once Yusuf´a yaptıgınız kusuru bilmiyor musunuz? Babam bana izin verinceye kadar veya Allah benim hakkımda hukum verinceye kadar, artık buradan asla ayrılmayacagım. Ve o hukum verenlerin en hayırlısıdır.”

    [81] Babanıza donun ve soyle soyleyin: “Ey babamız! Senin oglun, gercekten hırsızlık yaptı. Biz bildigimizden baska bir seye sahit olmadık (gormedik). Ve biz gaybı (nasıl oldugunu) da bilmiyorduk

    [82] Ve icinde bulundugumuz sehir halkına ve aralarında dondugumuz kervana sor. Muhakkak ki; biz gercekten sadıklarız (dogru soyleyenleriz)

    [83] Yakub (A.S) soyle dedi: "Hayır, sizin nefsiniz sizi bu ise tesvik etti.” Artık bundan sonrası guzel (bir) sabırdır. Umulur ki; Allah, onların hepsini bana getirir. Muhakkak ki; O Alim (en iyi bilen) ve Hakim (hikmet ve hukum sahibi) olandır

    [84] Ve onlardan yuz cevirdi ve: “Yusuf´a yazık oldu (vah yusuf)” dedi. Artık o uzuntusunu sakladıgı (kezim oldugu) halde huzunden gozleri agardı

    [85] (Ogulları) soyle dediler: “Allah´a andolsun ki; hasta oluncaya veya helak oluncaya kadar Yusuf´u anmaya devam ediyorsun.”

    [86] (Yakub A.S ) soyle dedi: “Ben kederimi ve huznumu sadece Allah´a arz ederim (sikayet ederim). Ve sizin bilmediginiz sey(ler)i ben Allah´tan (Allah´ın bildirmesi ile) bilirim

    [87] Ey ogullarım, gidin ve Yusuf´u ve onun kardesini iyice arastırın! Allah´ın verecegi ferahlıktan umut kesmeyin. Muhakkak ki; kafirler (onu inkar edenler) kavminden baskası, Allah´ın verecegi ferahlıktan umut kesmez

    [88] Bundan sonra onun huzuruna girince soyle dediler: “Ey aziz! Bize ve ailemize siddetli darlık dokundu ve biz az sermaye ile geldik. Artık bize olcegi tam olarak ver ve bize tasadduk et (sadaka ver). Muhakkak ki; Allah sadaka verenlerin mukafatını verir

    [89] Yusuf (A.S): “Siz cahil iken Yusuf´a ve onun kardesine yaptıgınız seyi bildiniz mi (hatırladınız mı)?” dedi

    [90] “Gercekten sen misin? Mutlaka sen Yusuf´sun!” dediler. “Ben Yusuf´um ve bu benim kardesim. Allah bizi ni´metlendirdi. Cunku kim takva sahibi olur ve sabrederse, o taktirde, muhakkak ki; Allah muhsinlerin ecrini zayi etmez.”

    [91] “Allah´a yemin olsun ki; Allah seni kesinlikle bize ustun kılmıs. Ve biz, elbette (kasten gunah isleyen) gunahkarlar olduk.” dediler

    [92] “Bugun size kınama (suclama) yoktur. Allah size magfiret etsin. Ve O, Rahim olanların en cok rahmet (merhamet) edenidir.” dedi

    [93] “Bu gomlegimi goturun, sonra da onu babamın yuzune surun. Gorme hassası (geri) gelir. Ve ailenizin hepsini bana getirin.”

    [94] Ve kafile (Mısır´dan) ayrıldıgı zaman onların babası soyle dedi: “Bana ´bunuyor´ demezseniz, gercekten ben Yusuf´un rayihasını (kokusunu, Yusuf´tan gelen ruzgarın esintisini) duyuyorum.”

    [95] “Allah´a yemin olsun” dediler. “Gercekten sen eski dalaletinin (eski uzuntunun verdigi sapmanın) icindesin.”

    [96] Boylece mujdeci geldigi zaman onu (Yusuf´un gomlegini), onun (babasının) yuzune surdu. Gorme hassası hemen geri dondu. Yakub (A.S): “Ben size demedim mi? Gercekten, ben sizin bilmediginiz seyleri Allah´tan (vahiy olarak) biliyorum.” dedi

    [97] Yusuf (A.S)´ın kardesleri) soyle dediler: “Ey babamız! Bizim gunahlarımız icin magfiret dile. Gercekten biz, bilerek gunah isleyenlerden olduk

    [98] “Sizin icin Rabbimden yakında magfiret isteyecegim. Muhakkak ki; O Gafur´dur, Rahim´dir.” dedi

    [99] Boylece Yusuf´un huzuruna girdikleri zaman, anne ve babasını kendi yanına aldı. Ve soyle dedi: “Allah´ın dilemesiyle emin (guvende) olarak Mısır´a girin.”

    [100] Ve anne babasını tahtın ustune cıkarttı. Ona secde ederek egildiler. Yusuf (A.S) soyle dedi: “Ey babacıgım! Bu, daha onceki ruyamın yorumudur. Rabbim onu hakikat kıldı (gerceklestirdi). Ve beni zindandan cıkardıgı zaman bana en guzelini yaptı (Benim icin en guzelini dizayn etti). Ve seytan, benimle kardeslerimin arasını actıktan sonra sizi colden getirdi. Muhakkak ki; benim Rabbim, diledigine lutuf sahibidir. Alim (en iyi bilen) ve Hakim (en iyi hukum veren, hikmet sahibi) olan muhakkak ki; “O” dur.”

    [101] “Rabbim bana mulk verdin. Ve olayların (sozlerin, ruyaların) tevilini (yorumunu) bana ogrettin. Semaları ve yeryuzunu yaratan, Sen benim dunyada ve ahirette velimsin (dostumsun). Beni musluman (Allah´a teslim-i kulli ile teslim olan) olarak vefat ettir ve beni salihler arasına kat

    [102] Iste bu sana vahyettigimiz gaybın haberlerindendir. Ve onlar, tuzak hazırlıyorken, isleri icin karar verdikleri zaman, sen onların yanında degildin

    [103] Ve sen (onların mu´min olmalarını) cok istesen bile, insanların cogu mu´min olmazlar

    [104] Ve sen onlardan bir ucret istemiyorsun. O ancak alemlere bir zikirdir

    [105] Semalarda ve yeryuzunde nice ayet (delil) vardır. Ve onlar, ondan (o delilden) yuz cevirerek yanından gecerler

    [106] Ve onların cogu, sirk kosmadan Allah´a inanmazlar

    [107] Bundan sonra Allah´ın azabından bir perdenin (herseyi ortup kaplayan bir azabın) gelmesinden veya onlar farkında olmadan o saatin (o vaktin) ansızın onlara gelmesinden (gelmeyeceginden) emin mi oldular

    [108] De ki: “Benim ve bana tabi olanların, basiret uzere (kalp gozuyle basar ederek, Allah´ı gorerek) Allah´a davet ettigimiz yol, iste bu yoldur. Allah´ı tenzih ederim. Ve ben, musriklerden degilim.”

    [109] Senden once, kendilerine vahyettigimiz sehirler halkının adamlarından baskasını gondermedik. Onlar yeryuzunde dolasmazlar mı? Artık baksınlar! Onlardan oncekilerin akıbetleri (sonları) nasıl oldu? Ve takva sahipleri icin ahiret yurdu mutlaka daha hayırlıdır. Hala akıl etmiyor musunuz

    [110] Resuller, umutlarını kestikleri zaman ve hatta yalanlandıklarını zannettikleri bir sırada, onlara yardımımız geldi. Boylece diledigimiz kimse(ler) kurtarıldı. Azabımız mucrim kavimden geri dondurulmez

    [111] Andolsun ki; onların kıssalarında ulul´ elbab icin (sır sahipleri icin) bir ibret vardır. Uydurulan bir soz degildir ve lakin onların ellerindekini tasdik eder ve herseyi ayrı ayrı acıklar. Mu´min kavim icin bir hidayet ve rahmettir

    Ra'd

    Surah 13

    [1] Elif, lam, mim, ra; bunlar Kitab´ın ayetleridir. Ve sana Rabbinden indirilen haktır. Fakat insanların cogu inanmazlar (mu´min olmazlar)

    [2] Gormekte oldugunuz semaları (gok katlarını) direksiz olarak yukselten Allah´tır. Sonra arsa istiva etti. Ve Gunes´i ve Ay´ı emri altına aldı. Hepsi belirlenmis bir sureye kadar akıp gider. Isleri duzenleyip idare eder. Ayetleri ayrı ayrı acıklar ki; boylece Rabbinize mulaki olmaya (olmeden evvel ruhunuzu Allah´a ulastırmaya) yakin hasıl edersiniz

    [3] Yeryuzunu uzatıp, yayan O´dur. Orada daglar ve nehirler kıldı (yarattı, olusturdu). Orada butun urunlerden ikili ciftler (zıt cinsli esler) yarattı (olusturdu). Geceyi, gunduze orter. Muhakkak ki; bunda tefekkur eden kavim icin elbette ayetler (deliller) vardır

    [4] Yeryuzunde birbirine komsu kıtalar (kara parcaları) ve uzum bagları, ekinler ve budaklı ve budaksız, hurma agaclarından bahceler vardır. Aynı su (tek bir su) ile sulanır ve Biz onların bazısını bazısına, yenmesinde (tadına, lezzetine ve kokusuna gore) ustun kılarız. Akıl eden kavim icin muhakkak ki bunda, ayetler vardır

    [5] Eger acayip buluyorsan (sasıyorsan) (bil ki;) asıl onların: “Biz toprak oldugumuz zaman mı, gercekten, mutlaka yeniden mi halkedilecegiz (yaratılacagız)?" sozleri acayip (sasılacak sey)dir. Iste onlar, Rab´lerini inkar eden kimselerdir. Ve iste onlar, boyunlarında demir halkalar olanlardır ve iste onlar ates ehlidir. Onlar orada ebedi kalanlardır

    [6] Ve onlardan once bircok cezalar gelip gecmis oldugu halde, senden haseneden once seyyiati (iyilikten once kotulugu) acele istiyorlar. Ve muhakkak ki; senin Rabbin, insanlar icin, onların zulumlerine karsı magfiret sahibidir. Ve muhakkak ki; Rabbinin ikabı elbette cok siddetlidir

    [7] Ve kafirler derler ki: “O´nun uzerine Rabbinden bir mucize indirilmeli degil miydi?” Sen, sadece bir uyarıcısın ve butun kavimler icin hidayetci vardır (zamanın her parcasında ve butun kavimlerde)

    [8] Allah butun kadınların ne tasıdıgını ve rahimlerinin neyi azalttıgını ve neyi artırdıgını bilir. O´nun katında hersey bir miktarla takdir edilmistir

    [9] Gorunen (sahit olunan) ve gorunmeyeni (gaybı) bilir. Buyuktur, Ali (yuce)dir

    [10] Sizden, sozu gizleyen kimse ile onu alenen (acıkca) soyleyen kimse ve o geceleyin gizlenip, gunduzleyin yoluna devam eden kimse musavidir (esittir). (O, hepsini bilir. ayet)

    [11] Onları (o kavimdekileri), onunden ve arkasından (onden arkaya dogru uzanan) takip edenler (devrin imamlarını koruyan muhafız melekler) vardır. Allah´ın emrinden olup, onları korurlar. Muhakkak ki; Allah, onlar nefslerinde olan seyi (hidayette kalma konusundaki niyetlerini) bozmadıkca, bir kavimde olan seyi bozmaz (devrin imamının ruhunu baslarının uzerinden almaz). Ve Allah, bir kavme ceza vermeyi diledigi zaman, artık onu reddedecek (mani olacak kimse) yoktur. Ve onlar icin, ondan baska koruyan bir dost yoktur

    [12] Size simsegi korku ve umit icin goster. (Yagmur) yuklu bulutları insa eden (duzenleyen) O´ dur

    [13] Gok gurultusu ve melekler, O´nu, hamd ile ve O´nun (Allah´ın) korkusundan tesbih ederler. Ve yıldırımları, O gonderir. Boylece onlar, Allah hakkında mucadele ederlerken, diledigi kimseye onu isabet ettirir. Ve O, karsı koyulması mumkun olmayandır

    [14] Hakkın daveti O´nadır (Kendisinedir, Allah´adır). O´ndan baskasına davet ettikleri (seyler), onlara bir seyle icabet etmezler. Onlar ancak suya, onun agzına, suyun ulasması icin avucunu acmıs kimse gibidir. O (su), ona ulasacak degildir. Ve kafirlerin daveti, dalaletten (su nasıl onların agızlarına ulasamıyorsa, dalalette olanlar da hidayete ulasamaz) baska bir sey degildir

    [15] Yerdekiler ve goktekiler ve onların golgeleri, sabah aksam, isteseler de istemeseler de Allah´a secde ederler. (Fizik vucutların golgesi nefs ve ruhtur. Fizik vucutlar secde edince, nefsler de secde ederler. Ruh hasletleri ile isteyerek secde eder. Nefs, afetlerinden dolayı istemeyerek secde eder. Kisi Allah´a ulasmayı dilemisse, nefs tezkiyesine ulasınca; agırlık Allah´ın nurlarına gecer. O zaman nefs de isteyerek secde eder)

    [16] “Semaların ve yeryuzunun Rabbi kimdir?” de. “Allah´tır” de. Artık ondan baska kendilerine bile fayda ve zararı olmayan dostlar mı edindiniz? “Goren ve gormeyen bir olur mu? Veya karanlıklar ile nur bir olur mu?” de. Yoksa onlar, onun yaratması gibi yaratan ortaklar kıldılar da, boylece bu yaratma onlara benzer mi gorundu? De ki: “Allah, herseyin yaratıcısıdır.” Ve O, tek Kahhar (kahreden), herseye gucu yeten, en kuvvetli olandır

    [17] Semadan su indirdi. Boylece vadiler takdir edildigi kadar sel oldu aktı. Ve sel, uste cıkan kopugu yuklenip goturdu. Sus veya meta (esya) yapmak isteyerek ateste yakılan (eriyen) seylerden (madenlerden) de, uzerlerinde onun gibi kopuk olusur. Allah, iste boylece hak ve batıla misal verir. Sonra kopuk cozulup, dagılarak gider. Fakat insanlara faydası olan seyler, boylece yeryuzunde kalır. Allah, iste boyle misaller verir

    [18] Rab´lerine (Rabbinin emrine) icabet edenler icin en guzeli vardır. Ve O´na icabet etmeyenler, yeryuzunde olanların hepsi ve bir o kadarı daha onların olsa, onu mutlaka fidye olarak verirlerdi. Iste onlar; onlar icin hesabın kotusu var. Ve onların barınacagı yer, cehennem; ne kotu bir dosektir

    [19] Oyleyse sana Rabbinden indirilenin hak oldugunu bilen kimse, ama olan (gormeyen) kimse gibi midir? Fakat ulul´elbab (Allah´ın sırlarının ve daimi zikrin sahipleri), tezekkur eder

    [20] Onlar, Allah´ın ahdini ifa ederler (ruhlarını, vechlerini, nefslerini ve iradelerini Allah´a teslim ederler). Ve misaklerini (diger teslimlerle birlikte iradelerini de Allah´a teslim edeceklerine dair misaklerini) bozmazlar

    [21] Ve onlar Allah´ın (olumden evvel), Allah´a ulastırılmasını emrettigi seyi (ruhlarını), O´na (Allah´a) ulastırırlar. Ve Rab´lerine karsı husu duyarlar ve kotu hesaptan (cehenneme girmekten) korkarlar

    [22] Onlar, sabırla Rab´lerinin vechini (Zat´ını, Zat´a ulasmayı ve Allah´ın Zat´ını gormeyi) dileyenler ve namazı ikame edenler, onları rızıklandırdıgımız seylerden gizli ve acıkca infak edenlerdir. Ve seyyiati, hasenat ile (iyilikle) savan kimselerdir. Iste onlar icin, bu dunyanın (guzel bir) akıbeti (sonucu) vardır

    [23] Adn cennetleri (vardır). Onların babalarından ve eslerinden ve zurriyyetlerinden salaha ulasan kimseler, ona (adn cennetlerine) girerler. Ve her kapıdan melekler, onların yanlarına girerler

    [24] Sabretmenizden dolayı size selam olsun. Dar-ı dunyanın (dunya yurdunun) akıbeti (sonucu) ne guzel

    [25] Onlar, misaklerinden sonra (Allah´a ruhlarını, vechlerini, nefslerini ve iradelerini teslim edeceklerine dair ezelde Allah´a misak verdikten sonra) Allah´ın ahdini bozarlar (ruhlarını, vechlerini, nefslerini ve iradelerini Allah´a teslim etmezler). Ve Allah´ın, O´na (Allah´a) ulastırılmasını emrettigi seyi keserler (ruhlarını Allah´a ulastırmazlar). Ve yeryuzunde fesat cıkarırlar (baska insanların da Sıratı Mustakim´e ulasmalarına mani oldukları icin fesat cıkarırlar). Lanet onlar icindir. Ve yurdun kotusu (cehennem) onlar icindir

    [26] Allah, diledigi kimseye rızkı genisletir ve daraltır. Onlar, dunya hayatı ile sevinirler (ferahlanırlar). Dunya hayatı, ahiret hayatı yanında (gecici) bir metadan baska bir sey degildir

    [27] Ve kafirler: “Ona, Rabbinden bir ayet (mucize) indirilse olmaz mı?” derler. De ki: “Muhakkak ki Allah, diledigi kimseyi dalalette bırakır ve O´na yonelen kimseyi Kendine ulastırır (hidayete erdirir).”

    [28] Onlar, amenudurlar ve kalpleri, Allah´ı zikretmekle mutmain olmustur. Kalpler ancak; Allah´ı zikretmekle mutmain olur, oyle degil mi

    [29] Amenu olanlar (olmeden once Allah´a ulasmayı dileyenler) ve salih amel (nefsi ıslah edici amel) yapanlar ne mutlu onlara ve meabın (sıgınagın) (en) guzeli onların

    [30] Boylece, ondan once gelip gecmis ummetlerde oldugu gibi, seni de, sana vahyettigimizi, onlara okuman icin bir ummetin icine gonderdik. Onlar, Rahman´ı inkar ediyorlar. De ki: “O benim Rabbimdir. Ben O´na tevekkul ettim ve O´ndan baska ilah yoktur. Ve tovbem, donusum (tovbesi kabul edilmis olarak donusum) O´nadır.”

    [31] Eger gercekten onunla daglar yurutulen veya onunla yer yarılan veya onunla oluler konusturulan bir Kur´an olsaydı bile, butun isler (emirler) Allah´ındır (Allah´a aittir). Amenu olanlar hala (onların iman etmelerinden) umitlerini kesmediler mi? Allah dilemis olsaydı insanların hepsini elbette hidayete erdirirdi. Kafir olan kimselere, yaptıklarından dolayı buyuk bir musibetin (cezanın, felaketin) isabet etmesi veya yurtlarının (evlerinin) yakınına musibetler hulul etmesi, Allah´ın vaadi gelinceye kadar devam eder. Muhakkak ki Allah vaadinden donmez

    [32] Andolsun ki; senden onceki resullerle de alay edildi. Fakat Ben, kafir olan (inkar eden) kimselere muhlet verdim. Sonra onları yakaladım (helak ettim). O zaman Benim ikabım nasıl oldu

    [33] Artık butun nefslerin kazandıkları seyler uzerinde kaim olan kimdir? Ve onlar, Allah´a ortaklar kıldılar. De ki: "Onları isimleri ile (davet etsinler, icabet edilmeyecegini gorsunler). Yoksa siz, O´na (Allah´a) yeryuzunde bilmedigi bir seyi mi haber veriyorsunuz? Veya sozun zahir olanını mı?" Hayır, kafirlere hileleri suslu gosterildi ve yoldan (Allah´ın yolundan) saptırıldılar. Ve Allah, kimi dalalette bırakırsa artık onun icin bir hidayetci (mehdi) yoktur (bulunmaz)

    [34] Onlar icin dunya hayatında bir azap vardır ve ahiretin azabı daha da mesakkatlidir. Ve onların Allah´tan (Allah´ın azabından) koruyan bir koruyucusu yoktur

    [35] Muttakilere vaadolunan cennet, altından nehirler akan ve onun meyvesi ve golgesi daimi olan (bahce) gibidir. Iste bu, takva sahiplerinin sonudur. Kafirlerin sonu ise atestir

    [36] Kendilerine kitap verilenler sana indirilene sevinirler. Gruplardan, onun bir kısmını inkar edenlere soyle de: “Ben, sadece Allah´a kul olmakla ve O´na sirk kosmamakla emrolundum. Ben, O´na davet ederim ve donusum O´nadır (meabım, sıgınagım, donus yerim O´dur)

    [37] Iste boyle O´nu, Arapca bir hukum olarak indirdik. Sana ilimden bunca sey geldikten sonra eger onların heveslerine tabi olursan, elbette senin icin Allah´tan baska bir dost ve bir koruyucu yoktur

    [38] Andolsun, senden once de resuller gonderdik. Onlara da esler ve zurriyyet (cocuklar) kıldık. Bir resul icin, Allah´ın izni olmaksızın bir ayet getirmesi olmaz (mumkun degildir). Her zamanın, bir kitabı vardır

    [39] Allah, diledigi seyi siler, yok eder (mahveder) ve (diledigi seyi) sabit kılar ve ummulkitap (ana kitap), O´nun indindedir (nezdindedir)

    [40] Ve sayet onlara vaadettigimizin bir kısmını sana gostersek veya seni vefat ettirsek de; artık senin uzerine dusen, sadece tebligidir. Hesap, Bizim uzerimizedir

    [41] Yeryuzune gelip, onu etrafından (cevresinden) nasıl eksiltiyoruz onlar gormuyorlar mı? Ve Allah, hukum verir. O´nun hukmunu bozacak kimse yoktur. Ve O, hesabı cabuk gorendir

    [42] Onlardan oncekiler (de) tuzak kurmuslardı. Oysa butun tuzaklar, Allah´ındır (Allah´a aittir). Butun nefslerin ne kazandıgını O, bilir. Ve (bu) yurdun sonu kimindir, kafirler yakında bilecekler

    [43] Ve kafirler: “Sen, resul olarak gonderilmis degilsin.” derler. De ki: “Allah ve kitabın ilmi yanında olanlar, benimle sizin aranızda sahit olarak kafidir.”

    İbrâhîm

    Surah 14

    [1] Elif lam ra. Rab´lerinin izni ile insanları karanlıklardan nura; Aziz, Hamid olanın yoluna cıkarman icin sana indirdigimiz kitaptır

    [2] O Allah ki; semalarda ve yeryuzunde ne varsa O´nundur. Siddetli azaptan dolayı kafirlerin vay haline

    [3] Onlar, dunya hayatını ahiret hayatına tercih ederler. Ve Allah´ın yolundan alıkoyarlar. Ve onu egriltmek isterler.Iste onlar, uzak bir dalalet icindedirler

    [4] Hicbir resulumuz yoktur ki; Biz, onu kendi kavminin lisanıyla gondermis olmayalım. Onlara (kendi lisanlarıyla) beyan etsin (acıklasın) diye. Oyleyse Allah, diledigini (Allah´a ulasmayı dilemeyenleri) dalalette bırakır. Diledigini (Allah´a ulasmayı dileyenleri) hidayete erdirir. Ve O, Aziz´dir, Hikmet Sahibi´dir

    [5] Andolsun ki; Biz Musa (A.S)´ı: “Kavmini karanlıklardan nura cıkar ve onlara Allah´ın gunlerini hatırlat (onlara Allah´ın gunleri boyunca zikrettir).” diye ayetlerimizle (delillerimizle, mucizelerimizle) gonderdik. Muhakkak ki; bunda sukredip, sabredenlerin hepsi icin ayetler (deliller) vardır

    [6] Ve Musa (A.S) kavmine soyle demisti: “Allah´ın uzerinizdeki ni´metini hatırlayın! Sizi firavun ailesinden (hanedanından) kurtarmıstı. Sizi azabın en kotusune maruz bırakıyorlar ve ogullarınızı olduruyorlar (bogazlıyorlar) ve kadınlarınızı sag bırakıyorlardı. Bunlarda Rabbinizden buyuk bir imtihan vardır

    [7] Ve o zaman Rabbiniz size bildirmisti ki; eger sukrederseniz (ni´metlerinizi) artırırız, eger kufredenlerden olursanız muhakkak ki azabım siddetlidir

    [8] Musa (A.S) soyle dedi: “Eger siz ve yeryuzunde bulunanların hepsi, inkar etseniz (bile) muhakkak ki; Allah Gani (sukrunuze muhtac degil)dir, Hamid´dir

    [9] Sizden oncekilerin, Nuh kavminin, Ad kavminin ve Semud kavminin ve onlardan sonra gelenlerin haberi size gelmedi mi? Onları, Allah´tan baskası bilemez. Onların resulleri, onlara beyyinelerle (delillerle) geldiler. Fakat onlar, ellerini agızlarına goturduler (ofkelendiler). Ve soyle dediler: “Gercekten biz onunla gonderildiginiz seyi inkar ettik. Ve muhakkak ki; biz, bizi kendisine (ona) davet ettiginiz seye karsı tereddut ediyoruz, suphe icindeyiz.”

    [10] Onların resulleri soyle dedi: “Semaları ve arzı yaratan Allah hakkında mı suphedesiniz? Sizi, gunahlarınızı magfiret etmek icin davet ediyor ve sizi belli bir zamana kadar tehir ediyor (muhlet veriyor)”. Onlar da soyle dediler: “Siz ancak bizim gibi bir besersiniz. Babalarımızın ibadet etmis oldugu seylerden bizi alıkoymak (engellemek) istiyorsunuz. Oyleyse bize acıkca bir mucize getirin!”

    [11] Onlara resulleri soyle dedi: “Biz de ancak sizin gibi beseriz (insanız). Fakat Allah, kullarından diledigini ni´metlendirir. Bizim, Allah´ın izni olmaksızın, bir sultan (mucize, delil) getirmemiz olamaz. Artık mu´minler Allah´a tevekkul etsinler.”

    [12] Ve biz nicin Allah´a tevekkul etmeyelim? Bizi, yollarımıza hidayet etmistir (ulastırmıstır). Sizin bize yaptıgınız eziyetlere elbette sabredecegiz Artık tevekkul edenler, Allah´a tevekkul etsinler

    [13] Kafirler, resullerine dediler ki: “Sizi mutlaka arzımızdan (ulkemizden) cıkaracagız veya mutlaka bizim dinimize doneceksiniz.” Bunun uzerine onlara Rab´leri: “Mutlaka zalimleri helak edecegiz.” diye vahyetti

    [14] Sizi onlardan sonra mutlaka yeryuzunde yerlestirecegiz. Iste bu, makamımdan ve tehditimden (vaadimden) korkan kimse icindir

    [15] (Resuller) fetih istediler ve butun zorba inatcılar kaybettiler

    [16] Onun arkasında cehennem vardır ve irinli sudan icirilir

    [17] Onu yutmaya calısacak ve (fakat) onu bogazından kolayca geciremeyecek. Butun mekanlardan ona olum (oldurucu sebepler) gelecek ve (fakat) o olemeyecek (olmek istedigi halde olmesi mumkun olmayacak). Ve onun arkasından galiz (agır) bir azap vardır

    [18] Rab´lerini inkar edenlerin amellerinin durumu, siddetli ruzgarın savurdugu kul gibidir. Iktisab ettiklerinden (kazandıklarından) bir seye kaadir olamazlar. Iste o “uzak dalalet”tir

    [19] Allah´ın, semaları ve yeryuzunu hak ile yarattıgını gormuyor musun? Eger O, dilerse sizi yok eder ve yeni bir halketme (yaratma) ile (yeni bir toplum) getirir

    [20] Ve bu, Allah icin buyuk (guc bir is) degildir

    [21] Hepsi Allah´ın huzuruna cıktılar. Ve zayıf (gucsuz) olanlar kibirlenenlere soyle dediler: “Muhakkak ki; biz size tabi olduk. Simdi siz, Allah´ın azabından bir seyi bizden giderebilir misiniz?” Onlar: “Eger Allah, bizi hidayete erdirseydi elbette biz de sizi hidayete erdirirdik. Sabretsek de, sabretmesek de bizim icin aynıdır. Bizim icin kacacak bir yer yoktur.” dediler

    [22] Seytan, emir yerine getirildigi zaman soyle dedi: “Muhakkak ki; Allah, size “hak olan vaadini” vaadetti. Ve ben de size vaadettim. Fakat ben, vaadimden dondum. Ve ben, sizin uzerinizde bir guce (sultanlıga, yaptırım gucune) sahip degilim. Sadece sizi davet ettim. Boylece siz, bana icabet ettiniz. Artık beni kınamayın! Kendinizi kınayın! Ve ben, sizin yardımcınız degilim. Siz de, benim yardımcım degilsiniz. Gercekten ben, sizin beni ortak kosmanızı daha once de inkar ettim. Muhakkak ki; zalimlere acı azap vardır.”

    [23] Amenu olanlar (olmeden once Allah´a ulasmayı dileyenler) ve amilussalihat (nefsi ıslah edici amel) yapanlar, altlarından nehirler akan cennetlere dahil edilirler (konulurlar). Orada Rab´lerinin izni ile ebedi kalırlar. Orada onların tahiyyeleri (temennileri) “selam”dır

    [24] Allah nasıl ornek verdi, gormedin mi? Guzel bir soz, guzel bir agac gibidir. Onun aslı sabittir (koku topraktadır). Ve onun dalları semadadır

    [25] O her zaman Rabbinin izni ile meyvesini verir. Ve Allah, insanlara ornek (darb-ı misal) verir. Boylece (umulur ki;) onlar tezekkur ederler

    [26] Habis (kotu, cirkin) sozun durumu, yerin ustunden koku koparılmıs, kararsız (dayanaksız) habis (kotu) agac gibidir

    [27] Allah amenu olanları (olmeden once Allah´a ulasmayı dileyenleri) sabit sozle dunya ve ahiret hayatında sebat ettirir. Ve zalimleri dalalette bırakır. Allah diledigi seyi yapar

    [28] Allah´ın ni´metini kufurle degistirenleri ve kendi kavimlerini helak yurduna goturenleri gormedin mi

    [29] Cehennem; ona yaslanırlar. Karar kılınan yer ne kotu

    [30] Onun yolundan saptırmak icin Allah´a esler kostular. “Metalanın (refah icinde yasayın)” de. Artık sizin donusunuz atesedir

    [31] Amenu olan (olmeden once Allah´a ulasmayı dileyen) kullarıma soyle: “ Dostluk ve alısverisin olmadıgı o gunun gelmesinden once namazı ikame etsinler! Onları rızıklandırdıgımız seylerden gizli ve aleni (acık) olarak infak etsinler!”

    [32] Semaları ve arzı yaratan ve semadan suyu indiren, boylece onunla sizin icin urunlerden rızık cıkaran ve denizlerde emri ile akıp gitmesi icin gemileri size musahhar kılan ve nehirleri de sizin emrinize veren Allah´tır

    [33] Ve ikisi de (adetleri uzere sunnetullah ile) devamlı hareket halinde olan gunesi ve ay´ı size musahhar kıldı. Geceyi ve gunduzu de size musahhar kıldı

    [34] Ve ondan istediginiz herseyden size verdi. Ve eger Allah´ın ni´metini saysanız onu sayamazsınız. Muhakkak insan, gercekten cok zalim ve cok nankordur (inkarcıdır)

    [35] Ibrahim (A.S) soyle demisti: “Rabbim, bu beldeyi emin kıl. Beni ve ogullarımı, putlara tapmaktan ictinap ettir (uzaklastır)

    [36] Rabbim gercekten onlar (putlar), insanların cogunu dalalete dusurduler. Artık kim bana tabi olursa, bu sebeple o mutlaka bendendir. Ve kim bana asi olursa, o zaman muhakkak ki; Sen Gafur´sun, Rahim´sin

    [37] Ey Rabbimiz! Ben, zurriyetimden bir kısmını ekin bitmeyen bir vadiye, Senin Beyt-i Haram´ının yanında iskan ettim (yerlestirdim). Ey Rabbimiz! Namazı ikame etsinler. Bir kısım insanların kalbini onlara meylettir. Ve onları urunlerden rızıklandır. Boylece onlar sukrederler

    [38] Rabbimiz, muhakkak ki Sen, bizim gizledigimiz seyi de gizlemedigimiz (aleni olan) seyi de bilirsin. Yeryuzunde ve sema(lar)da hicbir sey, Allah´a gizli degildir

    [39] Hamd, ihtiyarlık halinde bana Ismail ve Ishak´ı bagıslayan Allah´a mahsustur. Muhakkak ki; benim Rabbim, duayı mutlaka isitendir

    [40] Rabbim, beni ve zurriyetimi namazı ikame edenlerden kıl. Rabbimiz, duamı kabul buyur

    [41] Rabbimiz, hesap yapıldıgı (goruldugu) gun beni, annemi, babamı ve mu´minleri magfiret et (gunahlarımızı affet)

    [42] Ve Allah´ı, zalimlerin yaptıgı seylerden gafil sanma. Sadece onları, gozlerin dehsetten acılacagı gune tehir eder (erteler)

    [43] Baslarını dik tutarak (gokyuzune dogru devamlı bakarak) kosanlar! Onların bakısları, kendilerine donemez. Veonların kalpleri heva ile (nefsin afetleriyle) doludur (nefsin afetlerinden ibarettir)

    [44] Azabın onlara gelecegi gun ile insanları uyar. O zaman zalimler soyle diyecek: “Rabbimiz, bizi yakın bir sureye kadar tehir et (bize zaman ver). Senin davetine icabet edelim ve resullere tabi olalım.” Daha once “sizin icin bir zeval olmadıgına” yemin eden siz degil misiniz

    [45] Ve siz, nefslerine zulmedenlerin meskenlerine (yerlerine) yerlestiniz ve onlara neler yaptıgımız size acıklandı. Ve size ornekler verdik

    [46] Onlar tuzaklarını (hilelerini) kurmuslardı. Ve onların tuzakları (hileleri) Allah´ın indindedir (Allah onların tuzaklarını bilir), onların tuzakları (hileleri), dagları yok edecek (gucte) olsa bile

    [47] Oyleyse Allah´ı sakın resullerine karsı vaadini yerine getirmez sanma. Muhakkak ki; Allah, azizdir, intikam sahibidir

    [48] O gun arz (yeryuzu) ve semalar, baska bir hale dondurulur (dondurulmus olur). Ve onlar, Vahid (bir) ve Kahhar olan Allah´ın huzuruna cıkmıs olurlar

    [49] Ve izin gunu, mucrimleri kelepcelenmis, birbirine zincirlerle baglanmıs gorursun

    [50] Onların gomlekleri katrandandır ve onların yuzlerini ates sarar

    [51] (Bu azap), Allah´ın butun nefslerin kazandıgının karsılıgını (ceza veya mukafat) vermesi icindir. Muhakkak ki; Allah, hesabı cabuk gorendir

    [52] Bu (Kur´an-ı Kerim), O´nunla uyarılmaları ve O´nun (Allah´ın) tek bir Ilah oldugunun bilinmesi ve ulul´elbabın (sırların sahiplerinin) tezekkur etmesi icin insanlara bir acıklamadır

    Hicr

    Surah 15

    [1] Elif, lam, ra. Iste bunlar, Kitab´ın ve Kur´an-ı Mubin´in (acıkca beyan edilmis Kur´an´ın) ayetleridir

    [2] Ihtimal ki; kafirler “Keske musluman (teslim olanlar) olsaydık.” diye temenni edecekler

    [3] Onları terket (bırak). Yesinler ve metalansınlar (faydalansınlar) ve emel(ler) onları oyalasın (mesgul etsin). Fakat yakında bilecekler

    [4] Ve Biz hicbir ulkeyi, onun malum (bilinen) bir kitabı olmaksızın helak etmedik

    [5] Hicbir ummet, ecelini evvele alamaz ve tehir edemez (geciktiremez, sonraya alamaz)

    [6] Ve: “Ey kendisine zikir indirilen! Gercekten sen, mutlaka mecnunsun (delisin).” dediler

    [7] Eger sen sadıklardansan, bize melekleri getirmen gerekmez miydi

    [8] Biz hak ile olmaksızın melekleri indirmeyiz. O taktirde onlara muhlet de (zaman da) verilmez

    [9] Muhakkak ki; zikri (Kur´an-ı Kerim´i) Biz indirdik. O´nun koruyucuları (da) mutlaka Biziz

    [10] Ve andolsun senden once, evvelki toplumlara da (resuller) gonderdik

    [11] Onlara (hic) bir resul gelmedi ki; onunla alay etmis olmasınlar

    [12] Iste boylece onu (alay etmeyi), mucrimlerin kalplerine sokarız

    [13] Evvelkilerin sunneti (adeti) gelip gectigi halde onlar, ona (resule) iman etmezler

    [14] Ve onlara semadan bir kapı acsak, boylece oradan yukselseler (cıksalar) bile

    [15] Mutlaka: “Sadece gozlerimiz baglandı (engellendi, gercegi goremiyoruz). Hayır, biz buyulenmis bir kavimiz.” demis olacaklar

    [16] Andolsun ki; Biz semada burclar kıldık. Ve bakanlar icin onu susledik

    [17] Ve Biz, onu taslanmıs (kovulmus) seytan(lar)ın hepsinden muhafaza ettik

    [18] Ancak kim duyma hırsızlıgı yaptıysa (gaybi bilgileri calmak istediyse), o zaman onu acıkca yakıcı bir ates parcası takip etti

    [19] Ve yeryuzu; onu uzattık (yaydık) ve oraya buyuk daglar koyduk. Ve orada her seyden (butun bitkilerden) mevzun (birbiriyle orantılı) olarak bitkiler yetistirdik

    [20] Sizin icin de, sizin rızıklandırılanlar olmadıgınız kimseler icin de, maisetler (gecim kaynakları) kıldık

    [21] Hazinesi bizim yanımızda olmayan hicbir sey yoktur. Malum (bilinen) bir kaderi (takdir edilmis miktarı) olmaksızın onu indirmeyiz

    [22] Ve Biz, ruzgarları (yagmur) yuklu olarak gonderdik. Boylece semadan su indirdik de, sizi onunla suladık. Ve onun (suyun) hazinelerini (denizleri, nehirleri, toprak altı ve toprak ustu su kaynaklarını, golleri) olusturan siz degilsiniz

    [23] Ve muhakkak ki; Biz, sadece Biz hayat veririz. Ve Biz oldururuz. Ve varis olanlar da Biziz

    [24] Andolsun ki; sizden evvelkileri biliyoruz. Ve andolsun ki; sonrakileri de biliyoruz

    [25] Ve muhakkak ki; senin Rabbin, O, onları hasreder (huzurunda toplar). Muhakkak ki; O, Hakim´dir, Alim´dir

    [26] Andolsun ki; Biz insanı, “hamein mesnun olan salsalinden” (standart insan sekli verilmis ve organik donusume ugramıs salsalinden) yarattık

    [27] Ve cann; onu, daha once semum´un atesinden yarattık

    [28] Rabbin meleklere soyle demisti: "Ben mutlaka, “hamein mesnun olan salsalin”den (standart insan sekli verilmis ve organik donusume ugramıs salsalinden) bir beser (insan) halkedecegim.”

    [29] Artık onu dizayn edip, icine ruhumdan ufledigim zaman, hemen ona secde ederek yere kapanın

    [30] Boylece meleklerin hepsi birden, toplu olarak secde etti

    [31] Iblis haric. Secde edenlerle beraber olmaktan (direnerek) kacındı

    [32] Allahu Teala soyle buyurdu: “Ey iblis! Sen nicin secde edenlerle beraber olmadın?”

    [33] (Iblis:) “Ben, hamein mesnun (standart bir sekil verilmis, organik donusume ugramıs) olan salsalinden halkettigin bir besere secde etmem (eden olmam).” dedi

    [34] (Allahu Teala soyle) buyurdu: “Hemen oradan cık! Muhakkak ki; sen bu sebeple kovuldun

    [35] Ve muhakkak ki; lanet, din gunune (karsılıkların, ceza veya mukafatın verildigi gune) kadar senin uzerinedir

    [36] (Iblis): “Rabbim, oyleyse bana beas gunune (diriltilecekleri gune) kadar zaman ver.” dedi

    [37] (Allahu Teala) soyle buyurdu: “Oyleyse sen, gercekten muhlet (sure) verilenlerdensin.”

    [38] Malum olan (bilinen) vaktin gunune kadar

    [39] (Iblis soyle) dedi: “Rabbim, beni azdırmandan dolayı, onlara mutlaka yeryuzunde (azgınlıgı) susleyecegim ve mutlaka onların hepsini azdıracagım

    [40] Ancak onlardan muhlis olan kulların mustesna

    [41] Allahu Teala soyle buyurdu: “Iste bu, Bana yonlendirilmis (Bana ulastıran) yoldur.”

    [42] Azgın olanlardan (igvaya dusurduklerinden) sana tabi olan kimseler haric, muhakkak ki; benim kullarım uzerinde senin bir sultanlıgın (gucun) yoktur

    [43] Ve onların hepsine vaadedilen yer, elbette, mutlaka cehennemdir

    [44] Onun (cehennemin) 7 kapısı vardır. Her kapı icin onlardan taksim edilmis (bolunmus) bir grup vardır

    [45] Muhakkak ki; takva sahipleri, cennetlerin icinde ve pınarlar basındadırlar

    [46] Emin olarak, selam ile oraya (cennete) girin

    [47] Ve onların goguslerinde kinden ne varsa cekip cıkardık. Onlar, kardes olarak karsılıklı tahtlar uzerindedirler

    [48] Onlara, orada bir yorgunluk dokunmaz. Ve onlar, oradan cıkarılacak degildirler

    [49] Kullarıma haber ver. Muhakkak ki; Ben Gafur´um (magfiret edenim) ve Rahim´im (rahmet edenim, rahmet nuru gonderenim)

    [50] Ve muhakkak ki; Benim azabım; o, elim (cok acı) bir azaptır

    [51] Ve onlara, Ibrahim (A.S)´ın misafirlerinden haber ver

    [52] Onun yanına girdikleri zaman: “Selam (olsun)” dediler. (Ibrahim A.S) soyle dedi: “Gercekten biz sizden korkuyoruz.”

    [53] Ibrahim (A.S)´ın misafirleri) soyle dediler: “(Siz) korkmayın! Muhakkak ki; biz seni, bir alim (erkek) cocuk ile mujdeliyoruz.”

    [54] “Bana ihtiyarlık gelmisken mi beni mujdeliyorsunuz? Boyleyken ne ile mujdeliyorsunuz?” dedi

    [55] “Biz seni hak ile mujdeledik. Artık ´umit kesenler´den olma.” dediler

    [56] Dalalette olanlardan baska, kim Rabbinin rahmetinden umidini keser?" dedi

    [57] Soyle dedi: “Ey elciler! Bundan sonra sizin konusacagınız konu nedir?”

    [58] Muhakkak ki; biz, mucrim (gunahkar) bir kavme gonderildik." dediler

    [59] Lut´un ailesi haric, muhakkak ki; Biz onların hepsini mutlaka kurtaracagız

    [60] Onun hanımı (kadını) haric. Cunku onun mutlaka geride kalanlardan (helak olacaklardan) olmasını takdir ettik

    [61] Boylece, gonderilmis olan resuller (elciler), Lut´un ailesine geldigi zaman

    [62] Lut (A.S) soyle) dedi: “Muhakkak ki; siz tanınmayan bir kavimsiniz (yabancı bir topluluksunuz).”

    [63] “Hayır, biz, onların hakkında suphe ettikleri sey ile sana geldik.” dediler

    [64] Ve biz sana hakkı getirdik. Ve muhakkak ki; biz sadıklarız (dogru soyleyenleriz)

    [65] Hemen ailenle, gecenin bir kısmında yuruyerek yola cıkın! Onların arkasından, onları takip et. Sizden hicbiriniz arkasına donup bakmasın. Ve emrolunacagınız yere gidin

    [66] Ve onların “arkası kesilmis (nesli tukenmis)” olarak sabahlayacakları (helak olup yok olacakları) emrini, ona bildirdik

    [67] Ve sehir halkı, birbirini mujdeleyerek geldi

    [68] (Lut A.S) soyle dedi: "Muhakkak ki; bunlar benim misafirlerimdir. Artık beni mahcup etmeyin(utandırmayın)

    [69] Allah´a karsı takva sahibi olun, sakının. Beni alcaltmayın (rezil etmeyin)

    [70] Biz seni elalemin (baskalarının) isine karısmaktan nehyetmedik (men etmedik) mi

    [71] Soyle dedi: “Eger dusundugunuzu yapacaksanız iste bunlar, benim kızlarım.”

    [72] Omrune andolsun ki; muhakkak ki, onlar sarhoslukları icinde bocalıyorlardı

    [73] Boylece, musrikleri (gunes dogdugu vakit orada bulunanları) bir sayha (korkunc bir ses dalgası) aldı, yakaladı

    [74] Boylece onun (o beldenin) ustunu altına getirdik. Onların uzerine siccil´den (oldurucu) taslar yagdırdık

    [75] Iste bunda, ibretle izleyenler icin, elbette deliller vardır

    [76] Ve muhakkak ki o gercekten, yol uzerinde mukimdir (hala durmaktadır)

    [77] Muhakkak ki; bunda mu´minler (nefslerinin kalbine iman yazılmıs olanlar) icin elbette deliller (ibretler) vardır

    [78] Eyke halkı da gercekten zalim idiler

    [79] Bu sebeple onlardan da intikam aldık ve muhakkak ki; ikisi de (iki sehir de) gercekten, acıkca bir rehberdir(gelecek nesillere ibrettir)

    [80] Andolsun ki; Hicr halkı, gonderilen resulleri yalanladı

    [81] Onlara ayetlerimizi (mucizelerimizi, delillerimizi) verdik. Fakat onlar, ondan yuz cevirdiler

    [82] Ve onlar, daglardan (saglamlıgına) guvenilir evler (yontarak) oyuyorlardı

    [83] Boylece sabah vaktine erenleri (sabaha cıkanları), bir sayha (korkunc bir ses) yakaladı

    [84] Boylece, iktisab ettikleri (kazanmıs oldukları) seyler, onlara bir fayda vermedi

    [85] Biz semaları ve yeryuzunu ve o ikisinin arasındaki seyleri, baska bir sey icin yaratmadık. Ancak hak ile yarattık. Ve muhakkak ki; o saat (kıyamet) mutlaka gelecektir. Artık onlardan guzellikle yuz cevir

    [86] Muhakkak ki; senin Rabbin, O; yaratan ve bilendir

    [87] Ve andolsun ki; sana mesani(ikinci)den 7´yi (7´liyi, 7´li olarak) ve Kur´an-ul Azim´i verdik

    [88] Onlardan bir kısmına cifter cifter (bol bol) met´a olarak verdigimiz seylere gozlerini dikme. Onlar icin mahzun olma. Mu´minlere (kalplerine iman yazılmıs olan kimselere) kanatlarını indir (mutevazi ol, himaye et)

    [89] “Ve muhakkak ki; ben apacık (uyaran, acıklayan, beyan eden) bir nezirim.” de

    [90] Muktesimlere (kısım kısım ayıranlara) indirdigimiz gibi

    [91] Onlar, Kur´an-ı Kerim´i parca parca kıldılar

    [92] Artık Rabbine andolsun ki; onların hepsine mutlaka soracagız

    [93] Yapmıs oldukları seylerden

    [94] Artık emrolundugun seyi acıkca bildir. Ve musriklerden yuz cevir

    [95] Muhakkak ki; Biz, alay edenlere karsı sana kafiyiz (yeteriz)

    [96] Allah ile beraber baska ilah kılanlar (kabul edenler), artık yakında bilecekler (ogrenecekler)

    [97] Andolsun ki; Biz, onların soylediklerinden dolayı senin gogsunun daraldıgını biliyoruz

    [98] Oyleyse Rabbini hamd ile tesbih et ve secde edenlerden ol

    [99] Ve sana “yakin” gelinceye (son yakine, Hakk´ul yakine, Allah´a kole olmaya ulasıncaya) kadar Rabbine kul ol

    Nahl

    Surah 16

    [1] Allah´ın emri geldi. Artık onda (onun muhtevasının gerceklesmesinde) acele etmeyin. O´nu tenzih edin. Ve O, sirk kosulan seylerden Yuce´dir

    [2] Kullarından diledigi uzerine kisi “Benden baska ilah yoktur.” tarzında uyarmaları icin melekleri, emrinden ruh ile beraber indirir. Oyleyse Bana karsı takva sahibi olun (ruhunuzu olmeden evvel Bana ulastırın)

    [3] Semaları ve yeryuzunu hak ile yarattı. O, (onların) sirk kostukları seylerden Yuce´dir

    [4] Insanı bir nutfeden yarattı. Boyle olmasına ragmen o, apacık hasım (dusman)dır

    [5] Ve hayvanlar; onları da O, yarattı. Sizin icin onda, (soguktan) koruyan seyler ve menfaatler (faydalar) vardır. Ve de ondan (hayvanlardan) yersiniz

    [6] (Onları), aksamları otlaktan dondurdugunuz zaman ve sabahları otlatmaya cıkardıgınız zaman sizin icin onda bir guzellik vardır

    [7] Ve kendinizin yorulmadan ulasamayacagınız (ancak cok mesakkatle gidebileceginiz) beldeye, agır esyalarınızı (onlarla) tasırsınız. Muhakkak ki sizin Rabbiniz, gercekten Rauf´tur (cok sefkatli, cok merhametli) ve Rahim´dir (rahmet nuru gonderen)

    [8] Onlara binmeniz icin ve de ziynet olarak (sus hayvanı olarak), atlar, katırlar ve merkepler ve daha bilmediginiz seyler yaratır

    [9] Ve sebillerin (dergahlardan Sıratı Mustakim´e ulasan butun yolların yani mursidlerin) tayini, Allah´ın uzerinedir. Ve ondan sapanlar vardır. Ve eger O dileseydi, sizin hepinizi hidayete erdirirdi

    [10] Sizin icin semadan su indiren, O´dur. Icecek seyler ondandır (sudandır). Ve agaclar (ve otlar) ondan olur. Orada (hayvanlarınızı) otlatırsınız

    [11] Onunla sizin icin; ekinler, zeytinler, hurmalıklar ve baglar ve butun urunlerden (urunleri, meyveleri) yetistirir. Muhakkak ki bunda, tefekkur eden kavim icin elbette ayet (delil) vardır

    [12] Ve gece ve gunduz, Gunes ve Ay ve yıldızları sizin emrinize verdi. Onlar, O´nun (Allahu Teala´nın) emri ile size musahhar (emrinize amade, hazır) kılındılar. Muhakkak ki bunda, akıl eden bir kavim icin, elbette ayetler (deliller) vardır

    [13] Yeryuzunde sizin icin ne yaratıp cogalttıysa hepsinin renkleri cesit cesittir (muhteliftir). Muhakkak ki bunda, zikreden (tezekkur eden) bir kavim icin elbette ayet (delil) vardır

    [14] Ondan taze et yemeniz icin, denizi emrinize veren, O´dur. Ondan sus esyası cıkarırsınız, onu takarsınız. Ve onun icinde, suları yararak giden gemileri gorursunuz. Ve (bunlar), O´nun fazlından istemeniz icindir. Ve boylece sukredersiniz

    [15] Ve sizinle sarsılır diye (sarsılmamanız icin), yeryuzunde daglar olusturdu. Nehirler ve yollar (olusturdu). Boylece yolunuzu bulursunuz (hidayete erersiniz)

    [16] Ve alametler (isaretler) ve yıldızla (devrin imamıyla) onlar, yol bulurlar (hidayete ererler)

    [17] Yaratan kimse, yaratmayan kimse gibi midir? Hala tezekkur etmez misiniz

    [18] Ve sayet, Allah´ın ni´metlerini adet adet (tane tane) sayarsanız, O´nu sayamazsınız. Muhakkak ki O, Gafur´dur (magfiret edendir), Rahim´dir (rahmet nurunu gonderendir)

    [19] Ve Allah, gizlediklerinizi (sırlarınızı, sakladıgınız seyleri) ve acıkladıgınız (aleni olan) seyleri bilir

    [20] Allah´tan baskasına dua ettikleri seyler, bir sey yaratamazlar. Onlar, kendileri yaratılmıslardır

    [21] Onlar oludurler, diri degildirler. Ve ne zaman beas olunacaklarının (diriltileceklerinin) bilincinde degillerdir

    [22] Sizin ilahınız, bir tek ilahtır. Hala ahirete (ruhu olmeden evvel Allah´a ulastırmaya) inanmayan kimselerin kalpleri, inkar edicidir ve onlar, kibirlenen kimselerdir

    [23] Onların gizledikleri ve acıkladıkları (aleni olan) seyleri, Allah´ın bildigine suphe yok. Muhakkak ki O, kibirlenenleri sevmez

    [24] Ve onlara “Rabbiniz ne indirdi?” denildigi zaman: “Evvelkilerin masallarını.” dediler

    [25] Kıyamet gunu, onların kendi gunahlarının tamamını yuklendikten baska, ilimleri olmaksızın dalalette kalmasına sebep oldukları kimselerin gunahlarından (da) yuklenmeleri icin. Yuklendikleri sey ne kadar kotu, oyle degil mi

    [26] Onlardan oncekiler de hile yapmıslardı. Allah, onların binalarını temellerinden harap etti, yıktı. Boylece tavanları, ustlerinden uzerlerine coktu. Onlara azap, farkında olmadıkları yerden geldi

    [27] Sonra kıyamet gunu (Allah), onları alcaltacak (rezil rusva edecek). Ve onlara: “Ortaklarım nerede?” diyecek. “Onlar icin ayrılıklara dustunuz.” Kendilerine ilim verilenler soyle dedi: “Muhakkak ki rezillik ve azap, bugun kafirlerin ustunedir.”

    [28] Melekler, nefslerine zulmedenleri vefat ettirecekleri zaman onlar teslim olurken: “Biz, bir kotuluk yapmadık.” dediler. Hayır, muhakkak ki Allah, yapmıs oldugunuz kotu amelleri en iyi bilendir

    [29] Haydi, orada ebediyyen kalmak uzere cehennemin kapılarından girin. Kibirlenenlerin (buyukluk taslayanların) kaldıgı yer ne kotudur

    [30] Ve takva sahiplerine: “Rabbiniz ne indirdi?” denildi. “Hayır (guzellikler).” dediler. Ahsen olanlara (iradesini Allah´a teslim edenlere) bu dunyada haseneler (iyilikler, guzellikler, sevaplar, pozitif dereceler) vardır. Ve elbette ahiret yurdu daha hayırlıdır. Ve gercekten muttakilerin (takva sahiplerinin) yurdu ne guzeldir

    [31] Onlar (muttakiler), altından nehirler akan Adn cennetlerine girerler. Orada, onların diledikleri hersey vardır. Iste Allah, (ahsen olan) muttakileri (bihakkın takvanın sahiplerini) boyle mukafatlandırır

    [32] Melekler, onları tayyib (en guzel, en iyi) bir sekilde vefat ettirirler. Onlara: “Selam uzerinize olsun. Yapmıs oldugunuz (guzel, hayırlı) ameller sebebiyle cennete girin.” derler

    [33] Onlar sadece meleklerin gelmesini mi yoksa Rabbinin emrinin gelmesini mi bekliyorlar? Onlardan oncekiler de boyle yaptılar. Ve Allah, onlara zulmetmedi. Fakat onlar, kendi nefslerine zulmediyorlardı

    [34] Boylece yaptıkları kotu ameller, onlara isabet etti (ulastı). Alay etmis oldukları sey, onları kusattı

    [35] Sirk kosanlar: “Eger Allah dileseydi, biz O´ndan baska bir seye kul olmazdık. Ve babalarımız da (kul) olmazdı. Ve O´ndan (O´nun emrinden) baska bir seyi haram kılmazdık.” dediler. Onlardan oncekiler de boyle yaptı. Artık resullerin uzerinde apacık tebligden baska (bir sorumluluk) var mı

    [36] Ve andolsun ki Biz, butun ummetlerin (milletlerin, kavimlerin) icinde resul beas ettik (hayata getirdik, vazifeli kıldık). (Allah´a ulasmayı dileyerek) Allah´a kul olsunlar ve taguttan (insan ve cin seytanlardan) ictinap etsinler (sakınıp kurtulsunlar) diye. Onlardan bir kısmını, (Resulun daveti uzerine Allah´a ulasmayı dileyenleri) Allah hidayete erdirdi ve bir kısmının (dilemeyenlerin) uzerine dalalet hak oldu. Artık yeryuzunde gezin. Boylece yalanlayanların akıbetinin, nasıl olduguna bakın (gorun)

    [37] Sen, onların hidayete ermesini cok istemene ragmen muhakkak ki Allah, dalalette bıraktıgı kimseyi (onlar Allah´a ulasmayı dilemedikce) hidayete erdirmez. Ve onlar icin bir yardımcı da yoktur

    [38] Ve “Kim olurse Allah, onu beas etmez (yeniden diriltmez).” diye en kuvvetli yeminleri ile Allah´a kasem ettiler. Hayır, (oyle degil). Bu, O´nun (Allah´ın) uzerinde hak bir vaaddir. Ve lakin insanların cogu bilmezler

    [39] (Bu diriltme) hakkında ihtilafa dustukleri seyin, onlara beyan edilmesi (acıklanması) icin ve inkar edenlerin (kafirlerin), kendilerinin suphesiz (kesinlikle) yalancı olduklarını bilmeleri icindir

    [40] Bir seyin (olmasını) istedigimiz zaman Bizim sozumuz, ona sadece: “Ol!” dememizdir. O, hemen olur

    [41] Ve zulme maruz kaldıktan sonra, Allah icin (Allah yolunda) hicret edenleri, dunya hayatında mutlaka hasenelerle (guzellikler, iyilikler, guzel bir yurt) yerlestirmemiz icindir. Ve ahiret mukafatı, elbette daha buyuktur, sayet bilmis olsalardı

    [42] Onlar, (kendilerine yapılan zulumlere) sabrettiler. Ve onlar, Rab´lerine tevekkul ederler

    [43] Ve Biz, senden once, kendilerine vahyettigimiz ricalden (erkeklerden) baskasını (resul olarak) gondermedik. Eger bilmiyorsanız, o taktirde zikir ehline sorun

    [44] Beyyinelerle (ispat vasıtaları ile) ve semavi kitaplarla (resuller gonderdik) onlara indirilenleri, insanlara beyan etmen (acıklaman) icin sana da zikri (Kur´an-ı Kerim´i) indirdik. Umulur ki boylece onlar, tefekkur ederler

    [45] Kotulukler icin tuzak kuranlar, Allah´ın onları yerin dibine gecirmesinden (gecirmeyeceginden) veya azabın, farkına varamayacakları bir yerden gelmesinden (gelmeyeceginden) emin mi oldular

    [46] Veya onlar donup dolasırlarken, Allah´ın onları yakalamasından (yakalamamasından) emin mi oldular? Ve onlar, (Allah´ı) aciz bırakamazlar

    [47] Veya onları korkuyorlarken yakalar. Buna ragmen muhakkak ki senin Rabbin, elbette Rauf´tur (cok sefkatlidir), Rahim´dir (rahmet nuru gonderendir, merhametlidir)

    [48] Onlar, Allah´ın yarattıgı herseyi (elektronları) gormediler mi? Onun golgeleri (karsıt elektronları), tabi olarak (elektronlara), sagdan (sag spinli) ve soldan (sol spinli), Allah´a secde ederek donerler

    [49] Semalarda olanlar ve yeryuzunde olan dabbelerin (yuruyen canlıların) hepsi ve melekler, Allah´a secde ederler. Ve onlar, kibirlenmezler

    [50] Onlar, onların ustlerindeki (emrinde oldukları) Rab´lerinden korkarlar. Ve emrolundukları seyleri yaparlar

    [51] Ve Allah, soyle dedi: “Iki ilah edinmeyin! O, sadece tek bir ilahtır. O halde sadece Benden korkun!”

    [52] Ve semalarda ve yeryuzunde olanlar, O´nundur. Ve din, daima O´na aittir. (Oyleyse) hala Allah´tan baskasından mı korkuyorsunuz

    [53] Sizin olan ne kadar ni´met varsa hepsi Allah´tandır. Sonra da size bir sıkıntı dokunsa, o zaman O´na yalvarırsınız

    [54] Sonra O, sizden zararı (sıkıntıları) giderince o zaman da sizden bir grup, Rab´lerine sirk (ortak) kosarlar

    [55] Onlara verdigimiz seylere nankorluk etsinler! Haydi faydalanın (meta´lanın). Artık yakında bileceksiniz

    [56] Onları rızıklandırdıgımız seylerden, bilmediklerine bir pay (nasip) ayırıyorlar. Allah´a yemin olsun ki; iftira etmis oldugunuz seylerden mutlaka sorgulanacaksınız

    [57] Ve Allah´a, kızlar isnat ediyorlar. O, Subhan´dır (Allah cocuk edinmekten munezzehtir). Ve begendikleri (tercih ettikleri; erkek cocuklar) ise kendilerinin (onların) oluyor

    [58] Onlardan birisi, bir kız cocuk ile mujdelendigi zaman ofkeli olarak, yuzu siyahlasıp golgelenir

    [59] Mujdelendigi seyin kotulugunden (dolayı) kavminden gizlenir. Onu zelillikle tutsun mu yoksa onu topraga mı gomsun? Verdikleri hukum ne kotu (oyle) degil mi

    [60] (Haberin) kotu telakki edilmesi, ahirete (hayattayken Allah´a ulasmaya) inanmayanlara aittir. Ve ala (yuce olma) durumu, Allah´a aittir. Ve O; Aziz´dir, Hakim´dir

    [61] Ve eger Allah, insanları zulumleri sebebiyle sorgulayıp (derhal) cezalandırsaydı, onun (yeryuzunun) uzerinde yuruyen canlılardan bir canlı bırakmazdı. Ve fakat onları, belirli bir zamana kadar tehir eder (erteler). Artık onların ecelleri geldigi zaman ne bir saat tehir edilir (ertelenir) ne de (bir saat) evvele alınır

    [62] Ve onlar, kerih gordukleri (begenmedikleri) seyleri (kızları) Allah´a isnat ederler (has kılarlar). Ve onların dilleri, en guzelin “onlara ait oldugu” yalanını soyler. Atesin (cehennemin), onların olduguna suphe yok. Ve muhakkak ki onlar, ifratta olanlar (asırı davrananlar)dır

    [63] Allah´a yemin olsun ki; senden onceki ummetlere (resuller) gondermistik. Fakat seytan, onlara amellerini suslu gosterdi. Artık o gun, onların dostu, o (seytan) olacaktır. Onlar icin elim azap vardır

    [64] Ve Kitab´ı sana, “hakkında ihtilafa dustukleri seyi” onlara beyan etmenden (acıklamandan) ve amenu olan (Allah´a ulasmayı dileyerek mu´min olan) bir kavme hidayet ve rahmet olmasından baska bir sey icin indirmedik

    [65] Ve Allah, semadan suyu indirdi. Boylece onunla, olumunden sonra arza (yeryuzune) hayat verdi. Muhakkak ki bunda, isiten bir kavim icin elbette bir ayet (delil) vardır

    [66] Ve muhakkak ki hayvanlarda, sizin icin elbette bir ibret vardır. Size, onların karnında, fers (sindirilmis gıda) ile kan arasından olusan, tadanlar icin bogazdan kolayca gecen halis (saf) sut iciriyoruz

    [67] Hurma ve uzumden, seker (hurma serbeti, uzum suyu, sıra) ve guzel bir rızık edinirsiniz. Muhakkak ki bunda, akıl eden bir kavim icin elbette bir ayet vardır

    [68] Ve senin Rabbin, balarısına, daglardan, agaclardan ve onların (insanların) kurdukları cardaklardan, evler (kovanlar) edinmelerini vahyetti

    [69] Sonra meyvelerin (ciceklerin) hepsinden yeyin! Rabbinin emre amade kılınmıs yollarında suluk edin (ucun, dolasın). Onun karnından muhtelif (cesitli) renklerde icecek (bal) cıkar. Onda insanlar icin sifa vardır. Muhakkak ki bunda, tefekkur eden bir kavim icin elbette bir ayet (delil) vardır

    [70] Ve Allah, sizi yarattı. Sonra sizi vefat ettirecek. Ve sizden kim, omrunun en rezil devresine geri (hidayetten dalalete) dondurulurse bu, bir sey konusunda ilim sahibi olduktan (hidayeti ogrendikten) sonra bilemedigi (idrak edemedigi) icindir. Muhakkak ki Allah, en iyi bilendir, kaadir olandır (herseye gucu yetendir)

    [71] Ustun kılınan kimseler, ellerinin altında bulunanlara rızıklarını veren (verici) degiller (cunku rızkı veren sadece Allah´tır). Oysa onlar, rızıkları konusunda esittirler. Onlar, Allah´ın ni´metini bilerek mi inkar ediyorlar

    [72] Ve Allah, sizin icin sizin nefsinizden zevceler (esler) ve sizin icin zevcelerinizden ogullar ve torunlar kıldı. Ve sizi tayyib (helal, temiz) rızıklarla rızıklandırdı. Hala batıla mı inanıyorlar? Ve onlar, Allah´ın ni´metini inkar mı ediyorlar

    [73] Ve onlar (musrikler), semalardan ve yeryuzunden onlara rızık olarak bir sey vermeye malik olmayan, Allah´tan baska seylere (putlara) tapıyorlar. Ve (onlar, o putlar ki; hicbir seye) muktedir degildirler (gucleri yetmez)

    [74] Artık onları (putları), Allah´ın emsali (benzeri) tutmayın! Muhakkak ki Allah, bilir ve siz bilmezsiniz

    [75] Allah soyle bir misal verdi: Bir seye muktedir olmayan (gucu yetmeyen), kole olan bir kul ve tarafımızdan guzel bir rızık ile rızıklandırdıgımız boylece ondan gizli ve asikar infak eden kimse; onlar, esit (musavi) olabilir mi? Hamd, Allah´a mahsustur (Allah icindir). Hayır, onların cogu bilmezler

    [76] Allah, iki adamı ornek verdi. Ikisinden birisi dilsiz, bir seye muktedir degil (gucu yetmez). Ve o, Mevlası´na (Efendisi´ne) yuktur. Onu nereye yonlendirse (gonderse), bir hayır (fayda) getiremez (saglayamaz). O, adaletle emreden (irsad makamının sahibi olan) ve Sıratı Mustakim uzerinde olan kimse ile esit (musavi) olabilir mi

    [77] Ve semaların ve yeryuzunun gaybı Allah´a aittir. O saatin (kıyametin) emri ancak goz kırpmak kadar veya ondan daha hızlıdır. Muhakkak ki Allah, herseye kaadir (gucu yeten)´dir

    [78] Ve Allah, sizi bir sey bilmiyor halde annelerinizin karnından cıkardı. Ve sizi, isitme hassası, gorme hassası ve idrak etme hassası (sahibi) kıldı. Umulur ki; boylece sukredersiniz

    [79] Onlar, goklerin boslugunda emre amade olan kusları gormediler mi? Onları, Allah´tan baskası (boslukta) tutamaz. Muhakkak ki bunda, mu´min olan bir kavim icin elbette ayetler vardır

    [80] Ve Allah, sizin icin evlerinizden sekinet (huzur) yeri kıldı. Ve sizin icin hayvanların derilerinden, yolculuk (goc) ettiginiz gun(ler)de ve ikamet ettiginiz (konakladıgınız) gun(ler)de hafif olan (tasınabilen) evler (cadırlar) ve onların yunlerinden, tuylerinden ve kıllarından cesitli mal ve bir zamana kadar gecim vasıtası kıldı (yaptı)

    [81] Ve Allah, yarattıgı seylerden sizin icin golgelikler kıldı. Ve sizin icin daglardan (yagmurdan, ruzgardan) barınılacak yerler ve sıcaktan koruyan giysiler (gomlekler) ve sizi siddetli (darbelerden) koruyan gomlekler (zırhlar) kıldı. Sizin uzerinizdeki ni´metini iste boyle tamamlıyor. Umulur ki; boylece teslim olursunuz

    [82] Artık yuz cevirirlerse, bundan sonra sana dusen, sadece acık bir tebligdir

    [83] Onlar, Allah´ın ni´metini biliyorlar, sonra onu inkar ediyorlar.Ve onların cogu kafirlerdir

    [84] Ve o gun, butun ummetlerden birer sahit gondeririz. Sonra kafirlere cehennemden cıkmaları icin izin verilmez. Ve onlardan, (Allah´tan) rıza talepleri kabul edilmez

    [85] (Cehennemden ayrılmalarına izin verilmeyen) zalimler, azabı gordukleri zaman artık onlardan (azap) hafifletilmez. Ve onlara, nazar edilmez (yuzune bakılmaz)

    [86] (Allah´a) sirk (ortak) kosanlar, sirk (ortak) kostukları seyleri (putları) gordukleri zaman: “Rabbimiz! Iste bunlar, senden baska dua etmis oldugumuz ortaklarımız.” dediler. O zaman onlar da (putlar da): “Muhakkak ki siz, gercekten yalan soyleyenlersiniz.” diye onlara soz attılar (soylediler)

    [87] Izin gunu onlar (putlar), Allah´a teslimiyetlerini arz ettiler. Ve iftira etmis oldukları seyler (putlar, yalancı ilahlar), onlardan uzaklasıp saptı(lar)

    [88] Inkar edenlere (kafirlere) ve Allah´ın yolundan men edenlere, fesat cıkarmıs olduklarından dolayı azap ustune azabı arttırdık

    [89] Ve o gun, butun ummetlerin icinde, onların uzerine, onların kendilerinden bir sahit beas ederiz (vazifeli kılarız). Ve seni de onların uzerine sahit olarak getirdik. Ve sana, herseyi beyan eden (acıklayan), hidayete erdiren ve rahmet olan Kitab´ı, muslumanlara (Allah´a teslim olanlara) mujde olarak indirdik

    [90] Muhakkak ki Allah, adaletli olmayı ve ihsanı ve akrabalara vermeyi emreder. Ve fuhustan, munkerden (Allah´ın yasakladıgı seylerden) ve azgınlıktan (hakka tecavuzden) sizi nehyeder. Boylece umulur ki siz, tezekkur edersiniz diye size ogut veriyor

    [91] (Allah ruhunuzu, vechinizi, nefsinizi ve iradenizi teslim etme konusunda) sizinle ahdlestigi zaman Allah´ın ahdini ifa edin (yerine getirin). Onu, saglamlastırdıktan (hidayete erdikten ve nefsinizi tezkiye ettikten) sonra yeminleri bozmayın (ruhunuzu Allah´a ulastırdıktan ve nefsinizi tezkiye ettikten sonra dalalete dusmeyin). Ve siz, Allah´ı uzerinize kefil kılmıstınız (Allahu Teala, sizi hidayete erdirerek, ruhunuzu Kendisine ulastırarak verdigi sozu, kefaletini yerine getirmisti). Muhakkak ki Allah, sizin ne yaptıgınızı bilir

    [92] Ipini kuvvetle buktukten sonra cozup acan kadın gibi (hidayete erdikten sonra dalalete dusen kisi gibi) olmayın. (Yeminlerini, misaklerini ve ahdlerini yok sayan) bir ummetin sayısının (yeminlerini, misaklerini ve ahdlerini yerine getiren) diger bir ummetten daha cok olmasına dayanarak, yeminlerinizi aranızda hile (konusu) ediniyorsunuz. Oysa Allah, sizi onunla (yeminlerinizi yerine getirme konusunda) imtihan ediyor. Ve kıyamet gunu, hakkında ihtilaf etmis oldugunuz seyi (hidayete ermeyi) mutlaka size acıklayacak (beyan edecek)

    [93] Ve eger Allah dileseydi, elbette sizi tek bir ummet kılardı. Fakat O, diledigini (dogustan butun insanlar dalalette oldugundan Allah´a ulasmayı dilemeyeni, Allah Kendisine ulastırmaz, boylece onu) dalalette bırakır. Ve diledigini (Allah´a ulasmayı dileyeni) hidayete erdirir (verdigi soz geregince, kefaleti sebebiyle Kendisine ulastırır). Ve elbette yaptıklarınızdan (yapmıs oldugunuz amellerinizden) sorgulanacaksınız

    [94] Yeminlerinizi aranızda hile (konusu) edinmeyin (kılmayın). Oyle yaptıgınız taktirde, yere saglam bastıktan (hidayete erdikten) sonra ayak kayar (dalalete dusersiniz). Ve kotulugu (kisinin yoldan cıktıktan sonra yasayacagı huzursuzlukları) tadarsınız. Allah´ın yolundan yuz cevirdiginizden dolayı sizin icin buyuk azap vardır

    [95] Ve Allah´ın ahdini, az bir bedelle satmayın. Oysa o (ahd), Allah´ın indinde (katında) sizin icin daha hayırlıdır, bilseniz (bilmis olsaydınız)

    [96] Sizin yanınızda olan seyler biter. Allah´ın indinde (katında) olan seyler bakidir (tukenmez). Ve sabredenleri, yapmıs oldukları amellerin ecirlerini (bedellerini), mutlaka daha guzeli ile mukafatlandıracagız (karsılıgını verecegiz)

    [97] Mu´min olan kadın ve erkekten kim salih (nefsini tezkiye ve tasfiye edici) amel islerse, o taktirde ona mutlaka tayyib (temiz, helal) bir hayat yasatırız. Ve onları, mutlaka yapmıs oldukları amellerin ecirlerinden (bedellerinden), daha ahseni (guzeli) ile mukafatlandıracagız

    [98] Oyleyse Kur´an-ı Kerim´i okudugun zaman recmedilmis (taslanmıs) seytandan hemen Allah´a sıgın

    [99] Cunku onun, amenu olanlar ve Rab´lerine tevekkul edenler uzerinde bir sultanlıgı (yaptırım gucu) yoktur

    [100] Onun (seytanın) sultanlıgı (yaptırım gucu) sadece ona (seytana) yonelenlerin ve onunla (seytanla), (Allah´a ulasmayı dilemedikleri icin) Allah´a sirk kosanların uzerindedir (onları etkiler)

    [101] Biz, bir ayeti degistirerek (onun) yerine baska bir ayet getirdigimiz zaman: “Allah neyi indirecegini bildigine gore sen sadece bir mufterisin (iftira edensin).” dediler. Hayır, onların cogu bilmiyorlar

    [102] De ki: “O´nu (Kur´an-ı Kerim´i), Rabbinden hak ile amenu olanları sebat ettirmek icin ve muslumanlara (teslim olanlara), hidayet ve mujde olarak Ruh´ul Kudus (Cebrail A.S) indirdi.”

    [103] Ve andolsun ki Biz, onların: “Fakat O´nu (Kur´an-ı Kerim´i), ona suphesiz bir beser (insan) ogretiyor.” dedigini biliyoruz. Ona isnad ettikleri kisinin lisanı acemidir (Arapca degildir). Bu (Kur´an-ı Kerim) lisanı ise apacık Arapca´dır

    [104] Muhakkak ki Allah, Allah´ın ayetlerine inanmayanları (iman etmeyenleri) hidayete erdirmez (onların ruhunu Kendisine ulastırmaz). Ve onlar icin elim azap vardır

    [105] Sadece Allah´ın ayetlerine inanmayanlar, yalanla iftira ederler. Iste onlar; onlar, yalancılardır

    [106] Kalbi imanla mutmain olmus oldugu halde zorlanan kimse haric, fakat kim imanından (hidayete erdikten) sonra Allah´ı inkar ederse ve kim kufre gogus acarsa (irsad makamından suphe edip fıska duserse, kisinin kufru talebi sebebiyle, Allahu Teala, onun gogsunu kufre acar, serheder), artık Allah´tan bir gazap onların uzerinedir ve onlar icin azim azap vardır

    [107] Iste bu, onların dunya hayatını, ahiret hayatına gore daha cok sevmeleri ve Allah´ın, kafir kavmi hidayete erdirmemesi sebebiyledir

    [108] Iste onlar, Allah´ın kalplerini, isitme hassalarını ve gorme hassalarını tabettigi (muhurledigi) kimselerdir. Ve iste onlar; onlar, gafillerdir

    [109] Onların, ahirette husrana dusenler olduguna suphe yoktur

    [110] Daha sonra da muhakkak ki senin Rabbin, iskenceye ugratıldıktan sonra hicret (goc) edenlere sonra da cihad edip sabredenlere, suphesiz (butun) bunlardan sonra, elbette Gafur (magfiret eden)´dur ve Rahim (rahmet nuru gonderen)´dir

    [111] O gun, butun nefsler gelir. Herkes (hayat filmini gorerek, kaybettigi ve kazandıgı dereceler acısından) kendi nefsi ile mucadele eder. Ve herkese amelleri (yaptıkları) odenir. Ve onlara zulmedilmez (haksız olarak negatif derece yazılmaz)

    [112] Ve Allah, (korkudan) emin ve mutmain (huzurlu, tatmin olmus) olan bir sehri (halkını) misal verdi. Onun rızkı, heryerden bol bol geliyordu. Fakat o (sehir halkı), Allah´ın ni´metlendirmesine nankorluk etti. Bundan sonra Allah, onlara yapmıs olduklarından dolayı aclık ve korku libasını tattırdı

    [113] Ve andolsun ki; onlara, kendilerinden (kendi iclerinden) bir resul geldi. Fakat onu yalanladılar. Boylece azap onları yakaladı. Ve onlar zalimlerdir

    [114] Oyleyse Allah´ın sizi rızıklandırdıgı helal ve tayyib (guzel, temiz) olan seylerden yeyin! Ve eger siz, yalnız O´na kul olduysanız, Allah´ın ni´met(ler)ine sukredin

    [115] Size sadece oluyu, kanı, domuz etini ve Allah´tan baskası adına kurban edileni haram kıldı. Artık kim zarurette (yemek zorunda) kalırsa, haddi asmadıgı ve hakka tecavuz etmedigi taktirde muhakkak ki Allah, Gafur´dur (magfiret edendir, affedendir), Rahim (rahmet nuru gonderen)´dir

    [116] Allah´a yalanla iftira etmek icin dillerinizin vasıflandırması ile “bu helaldir, bu haramdır” diye yalan soylemeyin. Muhakkak ki Allah´a yalanla iftira edenler, felaha (kurtulusa) eremezler

    [117] Ve onlar icin elim azap ve (dunya uzerinde) az bir meta vardır

    [118] Ve daha once sana anlattıgımız seyleri, yahudilere haram kıldık. Biz, onlara zulmetmedik. Fakat onlar, kendilerine zulmediyorlardı

    [119] Sonra muhakkak ki senin Rabbin, cahillikle kotuluk yapıp, sonra bunun arkasından tovbe edip ıslah olanlar (nefslerini tezkiye edenler) icin, ondan sonra mutlaka Gafur´dur (magfiret edendir) ve Rahim (rahmet nuru gonderen)´dir

    [120] Muhakkak ki Ibrahim (A.S), Allah´a hanif (tek Allah´a inanan) olarak kanitin olan (yonelen) bir ummet idi. Ve o, musriklerden olmadı

    [121] O´nun (Allah´ın) ni´metlerine sukredici idi. (Allah), onu secti. Ve onu Sıratı Mustakim´e (Allah´a ulastıran yola) hidayet etti (ulastırdı)

    [122] Ve ona dunyada (hakettigi) haseneler (pozitif dereceler) verdik. Muhakkak ki o, ahirette elbette salihlerdendi

    [123] Sonra da sana "hanif (vahdet, tevhid ve teslimi esas alan) olarak Ibrahim (A.S)´ın dinine tabi olmayı" vahyettik. Ve o, musriklerden olmadı

    [124] Sadece onun hakkında ihtilafa dusenlerin uzerine cumartesi (balık avlama yasak) kılındı. Ve muhakkak ki senin Rabbin, kıyamet gunu, onların arasında hakkında ihtilaf etmis oldukları seyde elbette hukum verecek

    [125] Rabbinin yoluna (Allah´a ulastıran yola, Sıratı Mustakim´e) hikmetle ve guzel (pozitif dereceler kazandıracak) ogutle davet et. Onlarla en guzel sekilde mucadele et. Muhakkak ki senin Rabbin, O´nun yolundan (Sıratı Mustakim´den) sapanları (dalalete dusenleri) ve hidayete erenleri bilir

    [126] Ve sayet siz, ikab edecekseniz (ceza verecekseniz), o taktirde onların sizi onunla cezalandırdıklarının misliyle cezalandırın! Ve eger gercekten sabrederseniz elbette o (sabırları), sabredenler icin daha hayırlıdır

    [127] Sabret! Senin sabrın sadece Allah iledir (Allah´ın tasarrufu iledir). Onların yuzunden mahzun olma ve onların kurdukları tuzaklar sebebiyle sıkılma (sıkıntı icinde olma)

    [128] Muhakkak ki Allah, takva sahipleri ile beraberdir. Ve onlar, muhsinlerdir

    İsrâ

    Surah 17

    [1] Ayetlerimizi gostermek icin, kulunu geceleyin Mescid-i Haram´dan, etrafını mubarek kıldıgımız Mescid-i Aksa´ya yuruten Allah, Subhan´dır (butun noksanlıklardan munezzehtir). Muhakkak ki O, en iyi isiten, en iyi gorendir

    [2] Ve Musa (A.S)´a kitap verdik. Ve O´nu, “Benden (Allah´tan) baskasını vekil edinmeyin (tevekkul etmeyin).” diye Israilogullarına hidayetci kıldık

    [3] (Ey) Nuh (A.S) ile beraber tasıdıklarımızın zurriyyeti (onların soyundan olanlar)! Muhakkak ki O (Nuh A.S), cok sukreden bir kul idi

    [4] Israilogullarına kitapta (Tevrat´ta), “Yeryuzunde iki kere fesat cıkaracaksınız.” diye bildirdik. Ve gercekten, buyuk bir ustunlukle galip geleceksiniz

    [5] Artık ikisinden birincisinin vadesi (zamanı) geldigi zaman, (cok cetin) kuvvet sahibi kullarımızı sizin uzerinize gonderdik. Boylece evlerin aralarına girip (sizi) aradılar ve vaadedilen, yapılmıs oldu

    [6] Sonra sizi, onlara karsı tekrar (yeniden zafere) dondurduk. Mallarla ve ogullarla, size imdat (yardım) ettik. Ve sizi, nefer (cemaat) olarak daha cok kıldık

    [7] Eger ahsen davranırsanız, kendi nefsiniz icin en iyisi olur. Eger kotu davranırsanız, artık (o da) ona (nefsinize) aittir. Boylece sonrakinin (ikinci fesadınızın) vadesi geldigi zaman yuzunuzu karartsınlar ve mescide ilk defa girdikleri gibi girsinler. Ve ustunluk sagladıgınız seyleri mahvedip, helak etsinler (yok etsinler)

    [8] Rabbinizin size rahmet (merhamet) etmesi umulur. Ve sayet siz (fesada) donerseniz, Biz de (cezalandırmaya) doneriz. Ve cehennemi, kafirler icin kusatıcı kıldık

    [9] Muhakkak ki Bu Kur´an, en kuvvetli olanı hidayete erdirir (Allah´a ulastırır). Ve amilussalihat (nefsi ıslah edici ameller) yapan mu´minlere, onlar icin buyuk ecir oldugunu mujdeler

    [10] Ve onlar, muhakkak ki ahirete (Allah´a mulaki olmaya ve kıyamet gunune) inanmayan (kalplerinde iman yazmayan) kimselerdir. Onlar icin elim azap hazırladık

    [11] Insan, (sanki) onun duası hayırmıs (gibi) serre dua eder. Insan, cok aceleci olmustur

    [12] Senelerin adedini ve hesabını bilmeniz icin geceyi ve gunduzu iki ayet (vasıta, alamet) kıldık. Gecenin ayetini (belirtisini) (gecenin icindekileri) gorunmez kıldık. Rabbinizden fazl istemeniz icin gunduzun ayetini (belirtisini) (gunduzun icindekileri) gorunur kıldık. Ve herseyi detaylı olarak tafsil ettik (acıkladık)

    [13] Butun insanların kusunu (kazandıkları ve kaybettikleri dereceleri) boynunda bagladık (boynuna astık). Ve kıyamet gunu ona, nesredilmis kitabı (uc boyutlu olarak boslukta oynayan hayat filmini) cıkarırız

    [14] Kitabını oku (hayat filmini izle)! Bugun hasib (hesap gorucu) olarak (hayat filmindeki) nefsin(in cennete veya cehenneme gidecegini gosteren negatif ve pozitif derecelerinin neticeleri) sana kafi oldu

    [15] Kim hidayete erdiyse, sadece kendi nefsi icin (nefsini tezkiye ettigi icin) hidayete erer. Oyleyse kim dalalette ise sorumlulugu sadece kendi uzerinde olarak dalalette kalır. Yuk tasıyan (gunahı yuklenen) bir kimse, bir baskasının yukunu (gunahını) yuklenmez. Ve Biz, bir resul gondermedikce azap edici olmadık

    [16] Bir ulkeyi helak etmek istedigimiz zaman onun (o ulkenin) mutrafilerine (refah icinde olan ileri gelenlerine, zenginlerine) emrettik. Buna ragmen orada fesat cıkardılar. Boylece (Allah´ın) soz(u) uzerlerine hak oldu. Ve onu (o ulkeyi ve halkını) helak ederek, yok ettik (dumura ugrattık)

    [17] Nuh (A.S)´tan sonra asırlarca nice nesiller helak ettik. Ve senin Rabbin, kullarının gunahlarını goren ve (onlardan) haberdar olarak kafidir

    [18] Kim acele (bu dunyada acil) olarak isterse, istedigimiz kimseye, diledigimiz seyi ona orada acele verdik. Sonra onu cehennem ehli kıldık. Zemmedilmis (ayıplanmıs) ve (rahmetten) kovulmus olarak, ona (cehenneme) atılır

    [19] Kim mu´min olarak ahireti istedi ise ve onun (ahiret) icin, onun gerektirdigi sekilde calıstı ise iste onların calısması, boylece meskur (sukrun, karsılıgını hakeden) oldu

    [20] Bunları herkese (dunyayı isteyene de ahireti isteyene de) veririz. Ve bunlar, Rabbinin ata (ihsan)larındandır. Rabbinin ataları (ihsanları) mahzur (sınırlı, kısıtlı, men edilmis) degildir

    [21] Bak, nasıl onların bir kısmını bir kısmına ustun kıldık. Muhakkak ki ahiret, dereceler bakımından daha buyuktur ve ustunluk bakımından da daha buyuktur

    [22] Allah ile beraber baska bir ilah kılma! O zaman zemmedilmis (kınanmıs) ve hor gorulmus olarak kalırsın

    [23] Rabbin, ondan baskasına kul olmamanızı ve anne ve babaya ihsanla davranmanızı kaza etti (taktir etti, hukmetti). Eger ikisinden birisi veya her ikisi senin yanında yaslanırlarsa onlara (ikisine) “of” deme. Ve onları (ikisini) azarlama ve onlara kerim (guzel, yumusak) soz soyle

    [24] Ve onlara (ikisine), merhamet ederek ve tevazu ile kanat ger! Ve “Rabbim, onların beni yetistirdigi gibi ikisine de merhamet et!” de

    [25] Rabbiniz, nefslerinizde olanı (niyetinizi) daha iyi bilir. Eger salihler olursanız, o taktirde muhakkak ki O, evvab olanlar (O´na yonelip, tovbe ederek ulasanlar) icin magfiret edici olur

    [26] Akrabaya, miskinlere (calısamayacak durumda olan ihtiyarlara) ve yolda olanlara hakkını ver! Ve savurarak, israf etme

    [27] Muhakkak ki israf edenler (gereksiz yere savuranlar, haksızlık ve fesat cıkarmak icin kullananlar), seytanların kardesleri oldular. Ve seytan, Rabbine (karsı) cok nankor oldu

    [28] Rabbinden umit ettigin rahmeti isterken, onlardan (mecbur kalarak) yuz cevirirsen (bir sey veremezsen), o zaman onlara yumusak soz soyle

    [29] Ve boynuna elini baglama (cimrilik yapma) ve hepsini acıp sacma (israf etme)! Aksi halde kınanmıs ve malı tukenmis olarak kalırsın

    [30] Muhakkak ki Rabbin, diledigine rızkı genisletir ve (olcusunu) taktir eder (daraltır). O, mutlaka kullarını goren ve (onlardan) haberdar olandır

    [31] Yoksulluk korkusu ile evlatlarınızı oldurmeyin! Onları ve sizleri sadece Biz rızıklandırırız. Muhakkak ki onların oldurulmesi, (kasıtla islenen) buyuk suc oldu

    [32] Ve zinaya yaklasmayın! Cunku o, fuhus (hayasızlık) ve kotu bir yoldur

    [33] Allah´ın haram kıldıgı bir nefsi (kisiyi), haksız yere oldurmeyin! Kim mazlum olarak (haksız yere) oldurulurse, o taktirde onun velisini sultan (hak sahibi) kıldık. Artık oldurmede haddi asmasın. Cunku o, yardım gormus olandır

    [34] En kuvvetli cagına (buluga) erisinceye kadar, yetimin malına en guzel sekilde olmadıkca yaklasmayın! Ve ahdi ifa ediniz (yerine getiriniz)! Muhakkak ki ahd, mes´ul (sorumlu) kılar

    [35] Ve olctugunuz zaman, olcuyu tam ifa edin (yerine getirin)! Dogru olarak ve adaletle (dogru olcu ile) tartın! Iste bu, daha hayırlı ve tevil (yorum) bakımından daha guzeldir

    [36] Ve (hakkında) ilmin olmayan bir seyin ardına dusme (karısma) (acıklamaya calısma)! Muhakkak ki isitme, gorme ve idrak, onların hepsi, ondan (takfu´dan) mesul (sorumlu) oldu (mesuldurler)

    [37] Ve yeryuzunde azametle (gururla) yurume! Muhakkak ki sen, yeryuzunu asla tahrik edemezsin (hareket ettiremezsin). Ve asla dagların boyuna erisemezsin (dag kadar yuksek olamazsın)

    [38] Iste butun bu seyyiatler (derecat kaybettirici seyler), Rabbinin indinde (katında) mekruh (kerih) oldu

    [39] Iste bunlar, Rabbinin sana hikmetten vahyettigi seylerdendir. Allah ile beraber baska ilah kılma (edinme)! Yoksa kınanmıs ve kovulmus olarak cehenneme atılırsın

    [40] Rabbiniz, ogulları size mi secti ve meleklerden kadınlar (kızlar) mı edindi? Muhakkak ki siz, gercekten buyuk soz soyluyorsunuz

    [41] Ve andolsun ki Biz, tezekkur (idrak) etsinler diye, bu Kur´an´da tekrar tekrar (hakikatleri) acıkladık. Oysa bu (acıklamalar), nefretlerinden baska bir seyi artırmadı

    [42] De ki: “Eger onların soyledikleri gibi onunla beraber (baska) ilahlar olsaydı, o zaman onlar da (baska ilahlar da) mutlaka arsın sahibine (ulasmak icin) bir yol ibtiga ederlerdi (ararlardı).”

    [43] O (Allah), onların soylediklerinden Subhan´dır (munezzehtir) ve Ustun´dur, Yuce´dir, Buyuk´tur

    [44] kat gokler ve yeryuzu ve onlarda bulunanlar, O´nu (Allah´ı) tesbih ederler. O´nu hamd ile tesbih etmeyen bir sey yoktur. Ve fakat onların tesbihlerini siz fıkıh edemezsiniz (anlayamazsınız, idrak edemezsiniz). Muhakkak ki O; Hakim´dir, Gafur´dur (magfiret edendir)

    [45] Sen Kur´an´ı kıraat ettigin (okudugun) zaman, seninle ahirete (olmeden evvel Allah´a ulasmaya ve kıyamet gunune) inanmayanlar arasına hicab-ı mesture kıldık (gozlerinin uzerine, seni peygamber olarak gormelerini engelleyen bir perde koyduk)

    [46] O´nu (Kur´an´ı), fıkıh (idrak) etmelerine karsı, (fıkıh edemesinler diye) kalplerinin uzerine ekinnet ve onların kulaklarına vakra (isitme engeli) kıldık. Ve sen, Kur´an´da Rabbinin tekligini zikrettigin zaman nefretle arkalarına donduler

    [47] Onların dinledikleri seyi ve seni dinliyorlarken, zalimlerin “Buyulenmis bir adama tabi oluyorsunuz.” diyerek fısıldastıklarını Biz cok iyi biliyoruz

    [48] Bak, senin icin nasıl misaller getirdiler (sana buyulenmis, mecnun, deli, sair dediler) ve boylece dalalette kaldılar. Artık yola (Sıratı Mustakim´e) ulasmaya gucleri yetmez

    [49] Ve “Biz, kemik ve kırıntı (ufalanmıs toprak) oldugumuz zaman mı? Gercekten biz, mutlaka yeni bir yaratılısla mı beas edilecegiz (diriltilecegiz)?” dediler

    [50] De ki: “Tas veya demir olun (olsanız bile)!”

    [51] “Veya gonlunuzde buyuyen (daha buyuk ve cok kuvvetli, guclu olarak hayal ettiginiz) baska bir yaratılıs olsun. O zaman da bizi, kim (hayata) geri cevirecek?” diyecekler. “Sizi ilk defa yaratan.” de! Bunun uzerine sana baslarını (alaylı bir tarzda) sallayarak: “O, ne zaman?” diyecekler. De ki: “(Onun) yakın olması muhtemeldir.”

    [52] (Allah´ın) sizi cagıracagı gun, hemen O´nun hamdi ile (O´na hamd ile) icabet edeceksiniz. Ve ancak (kabirde) pek az kaldıgınızı zannedeceksiniz

    [53] Ve kullarıma de ki: “En guzeli (sozu) soylesinler!” Muhakkak ki seytan, onların aralarını bozar (fesat cıkarır). Muhakkak ki o, insana apacık dusmandır

    [54] Rabbiniz, sizi iyi bilir. Dilerse size rahmet eder (Rahim esması ile tecelli eder) veya dilerse size azap eder. Ve seni, onlara vekil olarak gondermedik

    [55] Ve Rabbin, semalarda (7 kat goklerde) ve yeryuzunde olan kimseleri iyi bilir. Andolsun ki bir kısım nebileri, digerlerine ustun kıldık. Ve Davut (A.S)´a Zebur´u verdik

    [56] (Onlara) de ki: “O´ndan (Allah´tan) baska (ilah edinerek) zanda bulunduklarınızı cagırın.” Oysa onlar, sizden bir darlıgı giderme ve onu degistirme gucune malik (sahip) degillerdir

    [57] Iste o cagırdıkları (da), kendi Rab´lerine “onların hangisi daha yakındır” diye (O´na en yakın) vesileyi ararlar ve O´nun rahmetini umit ederler, O´nun azabından korkarlar. Muhakkak ki Rabbinin azabı, hazer edilendir (korkulandır)

    [58] Eger bir sehir (helak olacaksa), kıyamet gununden once onun helak edicisi ancak Biziz. Veya onun (sehir halkının) siddetli azap edicisi Biziz. Iste bu, Kitap´ta yazılıdır

    [59] Bizim ayet (mucize) gondermemize mani olan sey, ancak evvelkilerin onu (mucizeleri) yalanlamıs olmalarıdır. Semud kavmine (gozle) gorunen (bir mucize olarak) disi deve verdik. Sonra ona zulmettiler. Ve Biz, ayetleri (mucizeleri), korkutmaktan baska bir sey icin gondermeyiz

    [60] Rabbinin, insanları muhakkak (rahmeti ve ilmiyle) ihata ettigini (kapladıgını) sana soylemistik. Sana (kalp gozu ile) gosterdigimiz o ruyeti ve Kur´an-ı Kerim´deki lanetlenmis agacı (zakkum agacı), insanlara sadece fitne (imtihan) kıldık. Ve Biz, onları korkutuyoruz. Fakat (bu) onların buyuk azgınlıklarından (buyuk gunahlarından) baska bir seyi arttırmıyor

    [61] Ve meleklere: “Adem (A.S)´a secde edin!” dedigimiz zaman iblis haric hemen secde ettiler. (Iblis): “Ben, senin topraktan yarattıgın kimseye mi secde edeyim?” dedi

    [62] (Iblis) dedi ki: “Senin gorusune gore, benim uzerime (benden daha) mukerrem (ikram edilmis, serefli) kıldıgın kimse bu mu? Eger beni kıyamet gunune (kadar) tehir edersen (ertelersen), onun zurriyetinden (neslinden) pek azı haric, mutlaka bana (kendime) tabi kılacagım.”

    [63] (Allahu Teala soyle buyurdu): “Git! Artık onlardan kim sana tabi olursa, o zaman muhakkak ki sizin cezanız, eksiksiz bir ceza olarak cehennemdir.”

    [64] “Ve onlardan guc yetirdiklerini, sesinle aldat. Atlıların ve yayalarınla onları bagırarak yonlendir (cehenneme sevket). Evlatlarında ve mallarında onlara ortak ol. Ve onlara (yalan seyler) vaadet.” Seytanın vaadettikleri gurur (aldatma)dan baska bir sey degildir

    [65] Muhakkak ki Benim kullarımın uzerinde, senin bir sultanlıgın (yaptırım gucun) yoktur. Ve senin Rabbin, vekil olarak kafidir (yeter)

    [66] Sizin Rabbiniz ki; O, onun fazlından (nasip) arayasınız diye denizde gemileri sizin icin sevkeder (yuzdurur). Cunku O, size rahmet edicidir

    [67] Ve size, denizde bir darlık (tehlike) dokundugu zaman, sadece o haric, dua ettikleriniz sapıp gider. Fakat sizi, karaya cıkarınca (kurtarınca) yuz cevirirsiniz. Ve insan cok nankordur

    [68] Oyleyse sizi, kara tarafında yere gecirmesinden (gecirmeyeceginden) veya sizin uzerinize, tas yagdıran bir fırtına gondermesinden (gondermeyeceginden) emin mi oldunuz? Sonra sizin icin bir vekil (koruyucu) bulamazsınız

    [69] Baska bir sefer sizi oraya (geri) dondurmesinden boylece sizin uzerinize kasif (siddetli, deviren) bir fırtına gonderip, inkarlarınızdan dolayı sizi (denizde) bogmasından emin mi oldunuz? Sonra Bize karsı (bogulmamanız) icin (sizi koruyacak) bir yardımcı bulamazsınız

    [70] Ve andolsun ki; Ademoglunu kerem sahibi (serefli) kıldık. Onları karada ve denizde tasıdık. Ve onları helal seylerden rızıklandırdık. Ve onları yarattıklarımızın cogundan fazilet (acısından) ustun kıldık

    [71] O gun butun insanları, (Allah´ın tayin ettigi) imamları ile cagırırız. O zaman kitabı sagdan verilen kimseler, boylece kitaplarını okurlar. Ve (onlara) zerre kadar zulmedilmez (haksızlıga ugratılmaz)

    [72] Ve burada (bu dunyada), kim kor ise artık o ahirette de kordur. Ve yoldan daha cok sapmıstır

    [73] Ve neredeyse sana vahyettigimiz seyden baskası ile Bize iftira etmen icin gercekten seni fitneye dusuruyorlardı. Ve o taktirde seni mutlaka dost edinirlerdi

    [74] Ve seni sebat ettirmeseydik, andolsun ki sen, onlara biraz meylederdin

    [75] O taktirde, elbette hayatın ve olumun di´fasını (sıkıntılarını, uzuntulerini, acılarını) kat kat sana tattırırdık. Sonra senin icin Bize karsı bir yardımcı bulunmazdı

    [76] Neredeyse gercekten, seni dunyada bulundugun yerden cıkarmak icin tedirgin ediyorlardı (edeceklerdi). Ve eger oyle olsaydı, onlar da senden sonra sadece az bir sure kalabilirlerdi

    [77] Senden once de gonderdigimiz resullerimizin sunneti (sunnetullah: Allah´ın kanunu) budur. Ve sunnetimizde (kanunumuzda) bir degisiklik bulamazsın

    [78] Gunesin donmesinden, gecenin kararmasına kadar namaz kıl. Fecrin Kur´an´ını (fecr vakti okunan Kur´an´ı) ikame et (yerine getir)! Cunku fecrin Kur´an´ı sahitlidir

    [79] Gecenin bir kısmında uyan ve sana ozel nafile (ilave) olarak O´nunla (Kur´an´la) teheccud namazı kıl! Rabbinin seni Makam-ı Mahmut´a beas etmesi (ulastırması) yakındır

    [80] Ve de ki: “Rabbim beni sıdk ile dahil et ve beni sıdk ile cıkar. Ve bana senin katından (gizli ilminden) bir yardımcı sultan kıl.”

    [81] De ki: “Hak geldi, batıl zail oldu (yok oldu). Muhakkak ki batıl yok olacaktır (yok olmaya mahkumdur).”

    [82] Kur´an´dan indirdigimiz seyler, mu´minler icin sifadır ve rahmettir. Ve zalimlerin sadece husranını (kaybettigi dereceleri) arttırır

    [83] Ve insanı ni´metlendirdigimiz zaman yuz cevirir ve yan cizerek uzaklasır. Ve ona bir serr dokundugu zaman yeise duser

    [84] De ki: “Herkes kendi sekline (huviyetine, karakterine) gore amel eder.” Oyleyse kimin daha cok hidayet yolunda oldugunu en iyi Rabbiniz bilir

    [85] Ve sana ruhtan sorarlar. De ki: “Ruh, Rabbimin emrindendir.” Ve size, (ruha ait) ilimden sadece az bir sey verildi

    [86] Ve eger Biz dileseydik, sana vahyettiklerimizi mutlaka giderirdik (silip yok ederdik). Sonra onu (yok etmememiz icin) Bize karsı sana (seni mudafaa edecek) bir vekil bulamazsın

    [87] (Bu) sadece Rabbinden bir rahmettir. Muhakkak ki O´nun (Rabbinin), senin uzerindeki fazlı buyuktur

    [88] De ki: “Eger ins ve cin (insanlar ve cinler) bu Kur´an´ın bir benzerini getirmek icin ictima etseler (biraraya gelseler); onların bir kısmı, bir kısmına yardımcı olsa bile onun bir benzerini getiremezler.”

    [89] Ve andolsun ki Biz, bu Kur´an´da butun meselelerden (misallerden) acıklama yaptık. Buna ragmen insanların cogu sadece inkar ederek direndi

    [90] Ve dediler ki: “Sen, bize yerden bir memba (pınar) cıkarmadıkca (fıskırtmadıkca) sana asla inanmayız.”

    [91] Veya senin, hurma ve uzum baglarından bir bahcen olsun. Oyle ki onun aralarından, fıskırarak akan nehirler akıt (cıkar)

    [92] Veya iddia ettigin gibi semayı parca parca uzerimize dusurursun. Veya Allah´ı ve melekleri acıkca (karsımıza) getirirsin

    [93] Veya senin altından bir evin olsun veya semaya yuksel. Bize okuyacagımız bir kitap indirmedikce senin yukselisine (miracına) asla inanmayız. De ki: “Benim Rabbim, Subhan´dır (O, noksan sıfatlardan munezzehtir). Ben, insan resulden baska bir sey miyim?”

    [94] Onlara hidayet geldigi zaman insanların inanmalarına, “Allah, insan resul mu gonderdi?” demelerinden baska bir sey mani olmadı

    [95] De ki: “Eger yeryuzunde mutmain olarak yuruyenler melekler olsaydı, elbette onlara semadan melek resul indirirdik.”

    [96] De ki: “Benimle sizin aranızda, Allah sahit olarak yeter.” Muhakkak ki O, kullarından haberdar olandır, (onları) gorendir

    [97] Ve Allah, kimi (Kendisine) ulastırırsa, artık o hidayete ermistir. Ve kimi dalalette bırakırsa (kim Allah´a ulasmayı dilemezse), o taktirde onlar icin O´ndan (Allah´tan) baska dostlar bulamazsın. Ve kıyamet gunu onları kor, dilsiz ve sagır olarak yuzustu (surunerek) hasrederiz (edecegiz, toplayacagız). Onların me´vası (kalacakları yer) cehennemdir. Ve Biz, onlara (atesin) her sonmeye yuz tutusunda (alevli atesi) arttırdık (arttıracagız)

    [98] Iste bu, onların ayetlerimizi inkar etmelerinden ve “Biz kemik ve toz haline gelmis (toprak) oldugumuz zaman mı? Biz mi gercekten yeni (bir) yaratılısla mutlaka beas edilecegiz (diriltilecegiz)?” demeleri sebebiyle onların cezasıdır

    [99] Ve onlar; Allah´ın, semaları ve yeryuzunu yarattıgını ve onların bir mislini daha yaratmaya kaadir (muktedir) oldugunu gormuyorlar mı? Onlar icin, onda (hakkında) suphe olmayan bir ecel kıldı (belli bir sure taktir etti). Buna ragmen zulmedenler, sadece inkar ederek direndiler

    [100] De ki: “Eger siz, Rabbimin rahmet hazineleri(ne) malik (sahip) olsaydınız, o zaman infak (harcanıp tukenecek) korkusu ile (onu) mutlaka (elinizde) tutardınız.” Insan cok cimridir

    [101] Andolsun Biz, Musa (A.S)´a apacık 9 ayet (mucize) verdik. Bunları beni Israile (Israilogullarına) sor. Onlara (Musa A.S) gelmisti. O zaman firavun soyle demisti: “Ey Musa! Ben, sana mutlaka sihir yapıldıgına kesin sekilde inanıyorum.”

    [102] ““Andolsun bunları (9 mucizeyi), gorunur bir sekilde, semaların ve arzın Rabbinden baskasının indirmedigini sen biliyordun. Ve ey firavun! Muhakkak ki ben, senin helak olacagına kesin sekilde inanıyorum.” dedi

    [103] Bundan sonra onları arzdan (bulundukları yerden) cıkarmak istedi. Bunun uzerine Biz, onu ve beraberindekilerin hepsini bogduk

    [104] Ondan sonra beni Israile, “Arzda (orada) iskan olun (yerlesin)!” dedik. Ahiretin vadesi (vaadi) gelince sizi biraraya getirecegiz

    [105] Ve Hakk´ı (Kur´an´ı), O´nu, Biz indirdik. Ve Hakk ile indi. Seni, mujdeleyici ve uyarıcı olmandan baska bir sey icin gondermedik

    [106] Ve Kur´an-ı Kerim; onu kısımlara (sure sure ve ayet ayet) ayırdık. Insanlara, onu muksin olarak (uzun surede) okuman icin tenzilen (kısımlara ayırıp, uzun surede okunabilecek sekilde), bir indirisle indirdik

    [107] De ki: “O´na inanılsın veya inanılmasın, O´ndan once kendilerine ilim verilen kimseler, onlara (Kur´an´ın secde ayetleri) okundugu zaman, secde ederek ceneleri (alınları) ustune kapanırlar.”

    [108] Ve derler ki: “Rabbimiz, Subhan´dır (herseyden munezzehtir). Eger Rabbimiz vaadettiyse, (o) mutlaka ifa edilmistir.”

    [109] Ve ceneleri (alınları) ustune kapanırlar. Ve husuları artarak aglarlar

    [110] De ki: “Allah diye cagırın veya Rahman diye cagırın. Nasıl cagırırsanız hepsi O´nun Esmaul Husnası´dır (Allah´ın en guzel isimleridir).” Namazında (sesini) yukseltme ve onu (sesini) alcaltma. Bu ikisi arasında bir yol tut

    [111] Ve de ki: “Hamd, cocuk edinmeyen Allah´a mahsustur ve O´nun mulkte ortagı olmamıstır (yoktur). Ve (O, zillete dusmez) O´nun, Kendisini zilletten (kurtaracak) bir dosta (ihtiyacı) yoktur.” O´nu tekbir ile (ustun kılarak) yucelt (buyuklugunu ifade et)

    Kehf

    Surah 18

    [1] Allah´a hamdolsun ki O, kuluna Kitab´ı (Kur´an-ı Kerim´i) indirdi. Ve O´nda, bir egrilik kılmadı

    [2] (Kur´an-ı Kerim), kayyum (kıyamete kadar devam edecek) olarak, katından siddetli azapla uyarmak ve salih amel yapan mu´minlere en guzel ecrin onların oldugunu mujdelemek icin (indirildi)

    [3] Orada ebedi olarak kalıcıdırlar (kalacaklardır)

    [4] Ve (Kur´an-ı Kerim), “Allah, bir cocuk edindi.” diyenleri uyarır

    [5] Onların ve babalarının (atalarının), ona (buna; Allah´ın evlat edinmeyecegine) dair bir ilimleri yoktur. Onların agızlarından cıkan kelimeler (sozler) cok buyuk! Onlar, (soylerlerse) ancak yalan soyluyorlar

    [6] Bu durumda eger onlar, (Kur´an-ı Kerim´deki) bu sozlere inanmazlarsa, onların arkalarından uzulerek neredeyse kendini helak edeceksin

    [7] Muhakkak ki Biz, yeryuzunde olan seyleri, onların hangisi daha guzel amel edecek diye imtihan etmemiz icin, ona (arza) ziynet kıldık

    [8] Ve muhakkak ki onun (arzın) uzerinde olan seyleri, kuru toprak yapacak olan elbette Biziz

    [9] Yoksa sen, Ashabel Kehf ve Rakim´in, bizim acayip ayetlerimizden biri oldugunu mu sandın

    [10] Gencler magaraya sıgındıkları zaman soyle dediler: “Rabbimiz, bize Senin katından bir rahmet ver. Ve bize emrimizden (bizim icimizden, senin emirlerinden bize ait olan rahmet ve salavatı ulastıracak kisiyi) mursidi tayin et.”

    [11] Boylece magarada kulakları uzerine (kalplerinin zikrini duyabilmeleri icin yan ustu) senelerce yatırdık (uyuttuk)

    [12] Sonra ne kadar sure kaldıklarını, iki topluluktan hangisinin daha iyi hesap edecegini bilmemiz (belirtmemiz) icin onları beas ettik (dirilttik, uyandırdık)

    [13] Biz, sana onların haberlerini gercek olarak kıssa ediyoruz. Muhakkak ki onlar, Rab´lerine amenu olmus genclerdi. Ve onlara hidayeti artırdık

    [14] Onların kalpleri uzerine rabıta kurduk (kalplerini Bize bagladık). Ayaga kalktıkları zaman (kalkınca) soyle dediler: “Bizim Rabbimiz, semaların ve arzın Rabbidir. O´ndan baskasına ilah olarak asla dua etmeyiz. Oyle yaparsak, andolsun ki haddi asarak yanlıs soylemis olurduk.”

    [15] Iste bu bizim kavmimizdir. Onlara acıkca bir delil (sultan) gelmemesine ragmen Allah´tan baskasını ilahlar edindiler. Oyleyse Allah´a yalanla iftira edenden daha zalim kim vardır

    [16] Ve siz, Allah´tan baskasına kul olmayarak onlardan ayrıldıgınız zaman artık bir magaraya sıgının! Rabbiniz size rahmetini nesretsin (ulastırsın). Ve size, refik (destek) olarak islerinizi kolaylastırsın

    [17] Ve gunesin dogdugu zaman magaralarının sag tarafından geldigini ve battıgı zaman sol taraftan onların yanlarından gectigini gorursun. Ve onlar, onun (magaranın) genis sahası icinde bulunuyorlardı. Iste bu, Allah´ın ayetlerinden (mucizelerinden)dir. Allah, kimi Kendisine ulastırırsa, iste o hidayete ermistir. Ve kimi dalalette bırakırsa (kim Allah´a ulasmayı dilemezse) artık onun icin veli mursid (irsad eden evliya) bulunmaz

    [18] Ve onlar, uykuda oldukları halde sen onları uyanık sanırsın. Ve onları saga ve sola dogru ceviririz. Onların kopegi, on ayaklarını (magaranın) giris kısmına uzatmıs vaziyettedir. Eger sen, onlara muttali olsaydın (yakından gorseydin), mutlaka onlardan kacarak (geri) donerdin. Ve mutlaka sen, onlardan korkuyla dolardın (cok korkardın)

    [19] Ve boylece aralarında sorsunlar diye onları dirilttik (uyandırdık). Onlardan konusan biri soyle dedi: “Ne kadar kaldınız?” “Gunun bir kısmı veya bir gun (kadar).” dediler. (Digerleri de): “Ne kadar kaldıgınızı Rabbiniz daha iyi bilir.” dediler. Artık sizden birisini, sizin bu gumus paranızla sehre gonderin. Boylece en temiz yiyecek hangisi, baksın (da) ondan size bir rızık getirsin. Ve tedbirli (dikkatli) olsun. Sakın sizi bir kimseye sezdirmesin (varlıgınızı hic kimseye hissettirmesin)

    [20] Muhakkak ki onlar, eger size karsı galip gelirlerse, sizi taslarlar veya sizi kendi dinlerine dondururler. O zaman asla ebediyyen kurtulusa eremezsiniz

    [21] Ve boylece “Allah´ın vaadinin hak oldugunu ve o saat (kıyamet) hakkında suphe olmadıgını” bilsinler diye onları (sehir halkına) bildirdik. Aralarında onların durumu hakkında niza ediyorlar (cekisiyorlar)dı. “Onların uzerine binalar insa edin.” dediler. Onların Rabbi, onları en iyi bilir. Onların islerinde galip olanlar (sozu gecenler): “Onların uzerine mutlaka mescid yapacagız.” dedi

    [22] Ve gaybı taslayarak (bilmeden tahminde bulunarak) diyecekler ki: “(Onların sayısı) uctur, dorduncu onların kopegidir.” “Bestir, altıncı onların kopegidir.” diyecekler. Ve “Yedidir, sekizinci onların kopegidir.” diyecekler. De ki: “Onların adedini en iyi Allah bilir. Pek azı haric, onlar bilmezler.” Onlar hakkında, zahir olandan (bilinenden) baska tartısma (mucadele etme)! Onlar hakkında, onlardan birisine soru sorma (acıklama isteme)

    [23] Bir sey hakkında “Ben, bunu yarın mutlaka yapacagım deme.”

    [24] Ancak Allah´ın dilemesiyle (yapacagım de). Ve unuttugun zaman Rabbini zikret ve de ki: “Rabbimin beni (Allah´a) bundan daha yakın (daha ustun) bir irsad seviyesine ulastırmasını umarım.”

    [25] Onlar, magaralarında 9 fazlasıyla 300 yıl kaldılar

    [26] De ki: “Ne kadar kaldıklarını en iyi Allah bilir.” Semaların ve arzın gaybı, O´na (Allah´a) aittir. Onu (gaybı) en iyi isitir, en iyi gorur. Onların, O´ndan baska dostları yoktur. Hukmune kimseyi ortak etmez

    [27] Sana, Rabbinin Kitab´ından, vahyolunanı oku! O´nun kelimesini degistirecek yoktur. Ve O´ndan (Allah´tan) baska yonelinecek bulamazsın (yonelinecek yoktur)

    [28] Sabah aksam, O´nun Vechi´ni (Zat´ını) isteyerek Rabbine dua edenlerle beraber nefsini sabırlı tut. Dunya hayatının ziynetini dileyerek gozunu onlardan cevirme! Kalbini zikrimizden gafil kıldıgımız ve hevasına (heveslerine) tabi olan kimselere isteyerek, isinde haddi asmıs olanlara itaat etme

    [29] De ki: “Hak Rabbinizdendir.” Bundan sonra artık dileyen inansın ve dileyen inkar etsin. Muhakkak ki Biz, zalimler icin kenarları, onları (kafirleri) ihata eden (saran, kaplayan) bir ates hazırladık. Ve eger onlar yagmur isterlerse (atese karsı), erimis maden gibi koyu ve kaynar, yuzleri kavuran bir su yagdırılır. Ne kotu bir icecek ve ne kotu bir dost (yardımcı)

    [30] Muhakkak ki amenu olanlar (olmeden once ruhunu Allah´a ulastırmayı dileyenler) ve salih amel (nefs tezkiyesi) yapanlar, Biz kesinlikle en guzel amel isleyen kimselerin ecrini (karsılıgını) zayi etmeyiz

    [31] Iste onlara (onlar icin) adn cennetleri vardır. Onların altından nehirler akar. Orada altın (dan) bileziklerle suslenirler. Ince ipek ve atlastan yesil elbiseler giyerler. Orada tahtlar uzerine yaslanırlar. Ne guzel bir sevap ve ne guzel bir destek

    [32] Onlara, iki adamın durumunu ornek ver. Ikisinden birisine uzum bagından iki bahce kıldık (yaptık). Ve ikisini de hurmalıklarla kusattık (cevirdik). Ve ikisinin arasında ekinler bitirdik

    [33] Iki bahcenin ikisi de meyvelerini verdi. Ve ondan bir sey eksik kalmadı. Ikisinin arasından bir nehir akıttık

    [34] Ve onun serveti (de) vardı. Bu sebeple arkadası ile konusurken ona: “Benim senden daha cok malım var ve (ailemdeki) fertler bakımından senden daha ustunum.” dedi

    [35] Ve o, nefsine zulmederek bahcesine girdi. Soyle dedi: “Bunun (bu bagın) ebediyyen helak olacagını zannetmiyorum.”

    [36] Ve ben, (kıyamet) saatinin kaim olacagını (vuku bulacagını) zannetmiyorum. Ve eger Rabbime dondurulursem mutlaka ondan daha hayırlısına donusmus olanı bulurum

    [37] Onunla konusan (sohbet eden) arkadası, ona dedi ki: “Seni, (once) topraktan, sonra bir nutfeden (bir damla sudan) yaratan sonra da seni bir adam huviyetine sevva (dizayn) edeni (Allah´ı), sen inkar mı ediyorsun?”

    [38] Fakat O, Allah ki; benim Rabbimdir. Ve ben, Rabbime hicbir sey ile sirk kosmam

    [39] Beni mal ve evlat (bakımından) daha az (yetersiz) gorsen bile, sen bahcene girdigin zaman: “(Bu bag), Allah´ın diledigi (bag)dır. Allah´tan baska kuvvet yoktur.” deseydin olmaz mıydı?”

    [40] Belki Rabbim, bana senin bahcenden daha hayırlısını verir. Ve onun (senin bahcenin) uzerine semadan (husban) felaketler gonderir. Boylece kaygan bir toprak haline gelir

    [41] Veya onun (bahcenin) suyu, yerin icine cekilir. Artık onu elde etmeye asla gucun yetmez (sen muktedir olamazsın)

    [42] Onun (o kimsenin) urunleri ihata edildi (mahvedildi). Ve cardakları, (bahcenin) uzerine yıkılmıs haldeydi. Orada sarfettigi (emek ve para) icin ellerini (avuclarını) ovusturuyor ve “Keske ben, Rabbime (hic)bir seyle sirk kosmasaydım.” diyor(du)

    [43] Ve Allah´tan baska ona yardım edecek kimseler yoktu. Ve o, yardım alan (yardım edilen) olmadı

    [44] Iste burada velayet (yardım, dostluk) Allah´a ait bir haktır. O (Allah), sevap (mukafat) acısından da akıbet (sonuc) acısından da hayırlıdır

    [45] Onlara dunya hayatını ornek ver ki; o, semadan indirdigimiz su gibidir. Yeryuzunun nebatları (bitkileri), onunla karıstı (yeserdi, buyudu). Sonra da kuruyup, ufalandı ki ruzgar, onu savurur. Ve Allah, herseye muktedir olandır (gucu yetendir)

    [46] Mal ve cocuklar dunya hayatının ziynetidir (susudur). Baki (kalıcı) olan salih ameller (nefsi ıslah edici ameller), sevap olarak ve emel (umit) olarak, Rabbinin katında daha hayırlıdır

    [47] Ve o gun dagları yurutecegiz. Ve (o gun) yeryuzunu bariz (acık ve net) olarak gorursun. Ve onları, (huzurumuzda) hasredip toplamak suretiyle (insanlardan) onlardan (hic) birini bırakmayacagız

    [48] Saf saf Rabbine arz olundular (sunulacaklar). Andolsun ki siz, Bize, ilk yarattıgımız gibi geldiniz (geleceksiniz). Hayır, size vaadedileni yapmayacagımız zannında bulundunuz

    [49] Ve kitap (hayat filmi ortaya) kondu. O zaman mucrimleri gorursun. Onun (kitabın) icindekilerden korkarlar ve “Bize yazıklar olsun. Bu kitap, nasıl ki (nasıl bir kitap ki), kucuk ve buyuk hicbir seyi sayıp hesap etmeden bırakmıyor.” derler. Ve yaptıkları seyleri (hayat filmlerinde) hazır buldular. Ve senin Rabbin, (hic) kimseye zulmetmez

    [50] Ve meleklere, “Adem´e secde edin.” demistik. Iblis haric, hemen secde ettiler. O cinlerdendi. Boylece Rabbinin emrini (yapmayarak) fıska dustu. Hala onu ve onun zurriyyetini (neslini), onlar sizin dusmanınız (oldugu halde), Benim yerime dostlar mı ediniyorsunuz? Zalimler icin ne kotu bir bedel (cehennem)

    [51] Ben, onları (iblis ve zurriyyetini) semaların ve arzın yaratılısına ve onların (kendilerinin de) yaratılısına sahit tutmadım. Ve Ben, dalalette bırakanları yardımcı edinmedim

    [52] O gun (kıyamet gunu Allahu Teala) soyle diyecek: “Benim ortaklarım oldugu, zannında bulundugunuz seyleri cagırın!” Boylece onları davet ettiler (edecekler). Fakat onlara (kafirlere), icabet etmediler (etmeyecekler). Ve onların aralarına helak edici (bir engel) kıldık (kılacagız)

    [53] Ve mucrimler, atesi (cehennemi) gordu. O zaman icine duseceklerini zannettiler (idrak ettiler). Ve ondan uzaklasacak (kacacak) bir yer bulamadılar

    [54] Ve andolsun ki; bu Kur´an-ı Kerim´de, insanlara butun meseleleri (misalleri) acıkladık. Ve insan, konuların cogunda cidallesen (kavga eden)dir

    [55] Ve insanları, onlara hidayet geldigi (hidayete davet edildikleri) zaman Rab´lerinin magfiretini dilemekten ve mu´min olmaktan men eden (alıkoyan) sey, sadece evvelkilerin sunnetinin, onların basına gelmemesi veya azapla karsı karsıya kalmamalarıdır

    [56] Biz, resulleri sadece mujdeleyici ve uyarıcı olarak gondeririz. Kafirler (ise) hakkı batılla iptal etmek icin mucadele ederler. Ayetlerimi ve uyarıldıkları seyleri alay (konusu) ederler

    [57] Rabbinin ayetleri zikredildigi (hatırlatıldıgı) zaman ondan yuz ceviren ve elleriyle takdim ettiklerini (gunahlarını) unutan kimseden daha zalim kim vardır? Muhakkak ki Biz, onların kalplerinin uzerine (fıkıh etmeyi engelleyen) ekinnet kıldık. Ve onların kulaklarında (isitmeyi engelleyen) vakra vardır. Sen, onları hidayete davet etsen de bundan sonra onlar, ebediyyen asla hidayete eremezler

    [58] Senin Rabbin, magfiret ve rahmet sahibidir. Eger onları muaheze etseydi (sorgulasaydı) elbette onlara azap icin acele ederdi. Hayır, onlara, vaadedilmis bir zaman vardır. Onlar, O´ndan (Allah´tan) baska sıgınacak bir yer asla bulamazlar

    [59] Ve iste o ulkeler (halkı), zulmettikleri zaman onları helak ettik. Ve onların helak edilmesi icin bir zaman kıldık (tayin ettik)

    [60] Ve Musa, genc arkadasına: “Iki denizin birlestigi yere ulasıncaya kadar (yoluma) devam edecegim veya senelerce (uzun sure) gidecegim.” demisti

    [61] Boylece ikisinin (iki denizin) birlestigi yere ulastıkları zaman ikisi de balıgı unuttu. O zaman (balık), denizin icine dogru kendi yolunu tuttu

    [62] (Bulusma yerini) gectikten sonra (Musa A.S) genc arkadasına (soyle) dedi: “Sabah kahvaltımızı getir. Andolsun ki bu yorgunluga, yolculugumuz sebebiyle maruz kaldık.”

    [63] (Genc soyle) dedi: “Gordun mu kayaya sıgındıgımız zaman ben gercekten balıgı unuttum. Onu hatırlamamı, bana seytandan baskası unutturmadı. Ve o (balık), acayip bir sekilde denizin icine dogru kendi yolunu tuttu.”

    [64] (Musa A.S): “Bizim aradıgımız sey, iste bu.” dedi. Boylece kendi izlerini takip ederek geri donduler

    [65] Boylece katımızdan, kendisine rahmet verdigimiz ve ledun (gizli) ilmimizden ogrettigimiz kullarımızdan bir kul buldular

    [66] Musa (A.S) ona soyle dedi: “Rusde ulasmak uzere, sana ogretilen (ilmi ledun) den bana ogretmen icin, sana tabi olabilir miyim?”

    [67] (Hızır A.S): “Muhakkak ki sen, benim maiyetimde (iken vuku bulacak olaylara) sabretmeye asla guc yetiremezsin.” dedi

    [68] Ve haberdar edilmedigin cihetle, ihata edemedigin seye nasıl sabredeceksin

    [69] (Musa A.S): “Insaallah (Allah dilerse), beni sabırlı bulacaksın. Ve sana emirlerde asi olmayacagım.” dedi

    [70] (Hızır A.S): “Bana tabi oldugun taktirde, sana anlatmadıgım konularda (anlatmadıkca) bana bir sey sorma.” dedi

    [71] Boylece ikisi (yola) cıktılar. Gemiye bindikleri zaman onu deldi. (Musa A.S): “Onun ehlini (gemide bulunanları), bogmak icin mi onu deldin? Andolsun ki sen, (vebali) buyuk bir is yaptın.” dedi

    [72] (Hızır A.S soyle) dedi: “Muhakkak ki sen, benimle beraber sabırlı olmaya asla guc yetiremezsin, demedim mi?”

    [73] (Musa A.S): “Unutmam sebebiyle beni muaheze etme (azarlama), (bana verdigin) emirlerinde, bana zorluk cıkarma.” dedi

    [74] Boylece bir (erkek) cocuga rastlayıncaya kadar gittiler. (Hızır A.S), onu (cocugu) oldurdu. (Musa A.S): “Sen, temiz (masum) bir kisiyi (baska) bir nefse karsılık olmaksızın mı oldurdun? Andolsun ki sen, kotu (seriate uymayan) bir sey yaptın.” dedi

    [75] (Hızır A.S soyle) dedi: “Sana, ´muhakkak ki sen, benimle beraber sabırlı olmaya asla guc yetiremezsin.´ demedim mi?”

    [76] (Musa A.S) soyle dedi: “Eger bundan sonra sana bir sey sorarsam artık benimle arkadaslık etme! (Benimle arkadaslık etmemen icin) benim tarafımdan (kabul edilebilir) bir ozure ulasmıs oldun.”

    [77] Boylece ikisi yola cıktılar. Bir kasabanın halkına geldikleri zaman onun (sehrin) halkından, yemek istediler. Fakat onları (ikisini), misafir etmekten (sehirdekiler) cekindiler. Orada yıkılmak uzere bir duvar buldular. (Hızır A.S), hemen onu duzeltti. (Musa A.S) dedi ki: “Eger sen dileseydin, elbette onun (bu hizmetin) icin bir ucret alırdın.”

    [78] (Hızır A.S) soyle dedi: “Bu, benimle senin aranda ayrılıktır. Sabırlı olmaya guc yetiremedigin sey(ler)in tevilini (yorumunu) sana haber verecegim.”

    [79] Lakin gemi, denizde calısan fakirlerindi. Onu kusurlu yapmak istedim. Onların arkasında, butun gemileri gasbederek (zorla) alan bir melik (kral) vardı

    [80] Fakat cocuga (cocuk meselesine) gelince, onun anne ve babası mu´minlerdi. Onları azgınlık ve kufre (inkara) suruklemesinden korktuk

    [81] Boylece onların Rabbinin, onu (oldurulen genci) ondan daha hayırlı, temiz ve merhamete daha yakın olanla degistirmesini istedik

    [82] Ve duvar ise sehirde iki yetim (erkek) cocuga aitti. Onun altında, onlara ait bir define vardı. Ve onların babası salih (bir kimse) idi. Bu sebeple Rabbin, o ikisinin genclik cagına erismesini ve Rabbinden bir rahmet olarak, defineyi cıkarmalarını istedi. Ve ben, onu kendi emrim ile (kendi istegimle) yapmadım (Allah´ın emriyle yaptım). Iste bu, sabırlı olmaya guc yetiremedigin seylerin (olayların) yorumudur

    [83] Ve sana “Zulkarneyn”den sorarlar. De ki: “Ondan bahsederek size tilavet edecegim (acıklayacagım).”

    [84] Muhakkak ki Biz, onu yeryuzunde kuvvetlendirdik (destekledik). Ve ona sebep olan herseyden verdik

    [85] Boylece bir sebebe tabi oldu (yola koyuldu)

    [86] Gunesin grup ettigi yere ulastıgı zaman, onu (gunesi) bulanık bir pınarda batarken buldu. Ve onun (o pınarın) yanında bir kavim (topluluk) buldu. (Ona soyle) dedik: “Ya Zulkarneyn! Dilersen onlara azap edersin, dilersen onlara karsı guzel davranıs ittihaz edersin.”

    [87] (Zulkarneyn): “Fakat kim zulmederse ona azap edecegiz. Sonra kendi Rabbine reddedilir (geri gonderilir). Boylece ona dehsetli bir azapla azap edilir.” dedi

    [88] Fakat kim amenu olursa (olmeden evvel Allah´a ulasmayı dilerse) ve salih amel (nefs tezkiyesi) islerse, bundan sonra onun mukafatı guzeldir (cennettir ve dunya saadetidir). Ve ona, emrimizden kolay olanı soyleyecegiz (uygulayacagız)

    [89] Sonra bir sebebe tabi oldu (yola koyuldu)

    [90] Gunesin dogdugu yere ulastıgı zaman onu (gunesi), ondan (gunesten) korunacak bir ortu yapmadıgımız bir kavmin uzerine dogarken buldu

    [91] Iste boylece Biz, onun yanında olusan seyleri (olayları), haberdar olarak, (ilmimizle) ihata ettik

    [92] Sonra (baska) bir sebebe tabi oldu (yola koyuldu)

    [93] Iki sed arasına ulastıgı zaman o ikisinden (o iki kavimden) baska, (neredeyse hic) soz anlamayan bir kavim buldu

    [94] “Ey Zulkarneyn! Muhakkak ki yecuc ve mecuc, yeryuzunde fesat cıkaranlardır. Bu sebeple, onlarla bizim aramıza bir set yapman icin, sana harc verelim mi?” dediler

    [95] (Zulkarneyn): “Bu konuda Rabbimin beni kuvvetlendirdigi (destekledigi) seyler daha hayırlıdır. Simdi (siz) bana kuvvet ile yardım edin. Onlarla sizin aranıza cok saglam bir engel yapayım.” dedi

    [96] “Bana demir parcaları getirin. Iki dagın arası aynı seviye olunca ufleyin (korukleyin).” dedi. Onu ates haline koyunca, “Bana erimis bakır getirin, onun uzerine dokecegim.” dedi

    [97] Artık ona zahir olmaya (onu asmaya) gucleri yetmez ve onu delmeye muktedir olamazlar

    [98] (Zulkarneyn): “Bu, Rabbimden bir rahmettir. Ama Rabbimin vaadi geldigi zaman, onu kırıp ufalar (yerle bir eder). Ve Rabbimin vaadi haktır.” dedi

    [99] Ve izin gunu onları, birbirlerine karısmıs halde bıraktık. Ve sur´a ufuruldu. O zaman onların hepsini topladık

    [100] Ve izin gunu cehennemi, kafirlere cok siddetli birarz edisle, arz ettik (gosterdik)

    [101] Onlar, gozleri “Beni zikretmekten” perdeli olanlardır. Ve onlar, (Beni) isitmeye muktedir olamadılar

    [102] Yoksa kafirler, kullarımın Benden baska dostlar edineceklerini mi zannettiler? Muhakkak ki Biz, cehennemi kafirlere bir ikram (kalacak yer) olarak hazırladık

    [103] De ki: “Ameller acısından en cok husrana ugrayanları size haber vereyim mi?”

    [104] Onlar, dunya hayatında amelleri (calısmaları) sapmıs (kaybettikleri dereceler, kazandıkları derecelerden daha fazla) olanlardır. Ve onlar, guzel ameller islediklerini zannediyorlar

    [105] Iste onlar, Rab´lerinin ayetlerini ve O´na mulaki olmayı (olmeden evvel ruhun Allah´a ulasmasını) inkar ettiler. Boylece onların amelleri heba oldu (bosa gitti). Artık onlar icin kıyamet gunu mizan tutmayız

    [106] (Ayetlerimi) ortmeleri (inkar etmeleri) ve ayetlerimi ve resullerimi alay konusu edinmeleri sebebiyle, onların cezası iste bu cehennemdir

    [107] Amenu olanlar (olmeden once Allah´a ulasmayı dileyenler) ve salih amel (nefs tezkiyesi) yapanlar; onların ikramı, firdevs cennetleridir

    [108] Onlar, orada ebediyyen kalanlar (kalacaklar)dır. Oradan ayrılmayı istemezler

    [109] De ki: “Denizler, Rabbimin kelimeleri icin (kelimelerini yazmak icin) murekkep olsaydı ve onun bir mislini daha imdada (yardıma) getirmis olsaydık bile, Rabbimin kelimeleri bitmeden, denizler mutlaka tukenirdi.”

    [110] De ki: “Ben sizin gibi sadece bir beserim. Bana sizin ilahınızın tek bir ilah oldugu vahyolunuyor. O taktirde kim Rabbine mulaki olmayı (olmeden evvel Allah´a ulasmayı) dilerse, o zaman salih amel (nefs tezkiyesi) yapsın ve Rabbinin ibadetine baska birini (bir seyi) ortak kosmasın.”

    Meryem

    Surah 19

    [1] Kaf, Ha, Ya, Ayn, Sad

    [2] (Bu sure), senin Rabbinin, kulu Zekeriya (A.S)´a rahmetinin zikridir (kıssasıdır)

    [3] O, gizlice seslenerek, Rabbine nida etmisti

    [4] (Zekeriya A.S): “Rabbim, gercekten ben (zayıfladım) ve benim kemiklerim (de) zayıfladı ve basım (saclarım) agardı. Ve Rabbim, ben Sana dua ederek saki olmadım.” dedi

    [5] Ve gercekten ben, arkamdan (benden sonra) vali olanlar (benim soyumdan gelenler benim gibi davranmazlar diye) korktum. Ve benim kadınım (artık) akir oldu. Bu sebeple bana, Senin katından bir veli (dost, yardımcı, evlat) bagısla

    [6] Bana ve Yakub (A.S)´ın ailesine varis olsun. Ve Rabbim, onu (Senden) razı (olan) kıl

    [7] Ey Zekeriya! Gercekten Biz seni, ismi Yahya olan bir oglan cocuk ile mujdeliyoruz. Onunla (o isimle) daha once bir kimseyi isimlendirmedik

    [8] Zekeriya (A.S) soyle) dedi: “Rabbim, benim nasıl bir oglum olabilir? Ve benim kadınım (artık) akir (kısır) oldu. Ben (de) yaslanarak ihtiyarlıga ulastım.”

    [9] (Melek): “Iste boyle.” dedi. Senin Rabbin: “O, bana (benim icin) kolaydır. Daha once sen bir sey degilken seni, Ben yaratmıstım.” buyurdu

    [10] (Zekeriya A.S): “Rabbim, bana bir delil (isaret) kıl (ver).” dedi. (Allahu Teala soyle) dedi: “Senin delilin (isaretin), insanlarla uc gece normal (saglıklı) oldugun halde konusamamandır.”

    [11] Bundan sonra mihraptan kavmine (kavminin karsısına) cıktı. Boylece onlara, (Allah´ı) sabah aksam tesbih etmelerini vahyetti (konusmadan, ic sesi ile duyurdu)

    [12] Ey Yahya! Kitab´ı kuvvetle (dikkatle) al (kendine mal et). Ve Biz, ona sabi iken (kucuk yasta) hikmet verdik

    [13] Ve katımızdan ona, sevgi ve zekat (nefs tezkiyesi) (verdik). Ve o, takva sahibi oldu

    [14] Anne ve babasına karsı birr sahibiydi. Ve o, asi, cebbar degildi

    [15] Ve dogdugu gunde de ve olecegi gunde de ve canlı olarak beas edilecegi (yeniden diriltilecegi) gunde de ona selam olsun

    [16] Kitap´ta Hz. Meryem´i zikret. Ailesinden ayrılıp, sark (dogu) tarafında bir yere cekilmisti

    [17] Sonra da onlardan (ayıran) bir perde cekti. O zaman ona Ruhumuz´u (Ruh´ul Kudus) gonderdik. Ona normal bir beser suretinde (huviyetinde) temessul etti (gorundu)

    [18] (Hz. Meryem soyle) dedi: “Muhakkak ki ben, eger sen takva sahibi isen (bana bir zararın dokunmaz). Senden Rahman´a sıgınırım.”

    [19] “Ben sadece sana zeki (temiz) bir erkek cocuk bagıslamak icin senin Rabbinin bir resuluyum.” dedi

    [20] (Hz. Meryem dedi ki): “Bana bir beser dokunmamıs (olduguna gore) benim nasıl bir oglum olabilir? Ve ben, azgın (iffetsiz) olmadım.”

    [21] (Ruh´ul Kudus): “Iste boyle” dedi. Senin Rabbin: “O, Bana kolaydır ve onu, insanlara bir ayet (mucize) ve Bizden bir rahmet kılacagız.” buyurdu. Ve emir kaza edilmistir (yerine getirilmistir)

    [22] Boylece ona hamile kaldı. Bundan sonra onunla uzak bir mekana (yere) cekildi

    [23] Dogum sancısı onu, bir hurma agacının govdesine (sıgınmaya) mecbur etti. “Keske ben bundan once olseydim, unutularak unutulmusların (arasına karıssaydım).” dedi

    [24] O zaman onun (Hz. Meryem´in) alt yanından, ona “mahzun olma (uzulme)” diye bir nida (geldi): “Rabbin, senin alt yanından bir su yolu kıldı (olusturdu).”

    [25] Ve hurma agacının govdesini uzerine silkele. Taze hurmalar senin uzerine dussun, (orada) toplansın

    [26] Artık ye ve ic, gozun aydın olsun! Bundan sonra eger beserden bir kimseyi gorursen, o zaman (ona soyle) soyle: “Muhakkak ki ben, Rahman´a (konusmama) orucu nezrettim (adadım). Bu sebeple bugun bir insanla asla konusmayacagım.”

    [27] Boylece onu tasıyarak kavmine getirdi. (Kavmindekiler) dediler ki: “Ey Meryem! Andolsun ki sen, acayip (kotu) bir sey yaptın.”

    [28] Ey Harun´un (kız)kardesi! Senin baban kotu bir adam degildi. Ve senin annen de azgın (iffetsiz) degildi

    [29] Bunun uzerine, onu (cocugu) isaret etti. (Onlar) dediler ki: “Besikte olan bir sabi (bebek) ile biz nasıl konusuruz?”

    [30] (Bebek) soyle dedi: “Muhakkak ki ben, Allah´ın kuluyum. Bana kitap verdi ve beni nebi (peygamber) kıldı.”

    [31] Ve beni nerede bulunursam bulunayım (bulundugum heryerde) mubarek kıldı. Ve hayatta kaldıgım surece namazı ve zekatı bana vasiyet etti (emretti)

    [32] Ve anneme karsı birr sahibi olmayı (emretti). Ve beni, cebbar (zorba) saki kılmadı (yapmadı)

    [33] Ve dogdugum gun ve olecegim gun ve canlı olarak beas edilecegim (diriltilecegim) gun selam benim uzerimedir (banadır)

    [34] Iste bu Meryemoglu Isa. (O), Hakk´ın sozu´dur ki; O´nun hakkında suphe ediyorlar

    [35] Allah´ın bir (erkek) cocuk edinmesi olamaz. O, Subhan´dır (herseyden munezzehtir). Bir isin olmasına karar verdigi zaman, o taktirde sadece ona “Ol!” der ve o, hemen olur

    [36] Ve muhakkak ki Allah, benim Rabbim ve sizin (de) Rabbinizdir. O halde, O´na kul olun! Iste bu Sıratı Mustakim´dir

    [37] Bundan sonra hizipler (gruplar) kendi aralarında ihtilaf ettiler. Buyuk gun musahede edildigi (sahit olundugu) zaman vay o kafirlerin haline

    [38] Bize gelecekleri gun, onlara (neler neler) isittirilir ve (neler neler) gosterilir. Lakin zalimler, bugun (hala) apacık bir dalalet icindeler

    [39] Ve emrin yerine getirilecegi hasret gunuyle onları uyar. Ve onlar, gaflet icindeler ve onlar, mu´min degillerdir

    [40] Muhakkak ki Biz, yeryuzune ve onun uzerinde olan kimselere Biz, varis olacagız. Ve onlar, Biz´e dondurulecekler

    [41] Kitap´ta Ibrahim (A.S)´ı zikret! Muhakkak ki O, sadık (cok sadaka veren, sadakatli, her zaman dogruyu soyleyen) bir Nebi idi

    [42] Ibrahim (A.S), babasına dedi ki: “Ey babacıgım! Isitmeyen ve gormeyen ve sana hicbir (sekilde bir) seyle faydası olmayanlara nicin tapıyorsun?”

    [43] Ey babacıgım, muhakkak ki bana, sana gelmeyen bir ilim gelmistir! Oyleyse bana tabi ol. Seni, Sıratı Seviye´ye (duzgun, seviyeli, Allah´a ulastıran yola) hidayet edeyim (ulastırayım)

    [44] Ey babacıgım, seytana kul olma! Muhakkak ki seytan, Rahman´a asi oldu

    [45] Ey babacıgım, muhakkak ki ben, sana Rahman´dan azap dokunmasından korkuyorum! O durumda, seytana veli (dost) olursun

    [46] Ibrahim (A.S)´ın babası soyle) dedi: “Ey Ibrahim! Sen, benim ilahlarıma ragbet etmiyor musun (kıymet vermiyor musun)? Eger sen, (bundan) vazgecmezsen mutlaka seni taslarım ve uzun muddet benden uzaklas.”

    [47] “Sana (senin uzerine) selam olsun.” dedi. Senin icin Rabbimden magfiret dileyecegim. Cunku O, bana (cok) lutufkardır

    [48] Ve ben, sizden ve Allah´tan baska dua ettiginiz seylerden ayrılıyorum. Ve Rabbime dua ediyorum. Umulur ki (insaallah), (bu) dualarla ben, Rabbime saki olmam

    [49] Boylece onlardan ve onların Allah´tan baska kul oldugu seylerden, ayrıldıgı zaman ona, Ishak ve Yakub´u hibe ettik (o istemeden bahsettik). Ve hepsini, Nebi (Peygamber) kıldık

    [50] Ve onlara, rahmetimizden bahsettik (karsılıksız verdik). Ve onları (Hz. Ibrahim ve ogullarını), (butun) dillerde, lisanlarda sadık ve ali (ustun, yuce) kıldık

    [51] Kitap´ta Musa (A.S)´ı da zikret. Muhakkak ki O, muhlis ve Nebi (Peygamber) Resul idi

    [52] Ve Tur´un sag tarafından ona seslendik. Ve onu, soylesmek (vahyetmek) icin yaklastırdık

    [53] Ve ona, rahmetimizden kardesi Harun (A.S)´ı Nebi (Peygamber) olarak bahsettik

    [54] Ve Kitap´ta Ismail (A.S)´ı (da) zikret. Cunku O, vaadine sadıktı ve O, Nebi Resul´du

    [55] Ve o, ehline (halkına ve ailesine) namazı ve zekatı emrediyordu. Ve o, Rabbinin katında razı olunmuslardandı

    [56] Ve Kitap´ta Idris (A.S)´ı (da) zikret. Muhakkak ki O, sadık bir Nebi (Peygamber) idi

    [57] Ve onu, yuce bir mekana (makama, cennete) yukselttik

    [58] Iste onlar, Allah´ın kendilerine ni´met verdigi nebilerdendir. Adem (A.S)´ın zurriyyetinden (neslinden) ve Nuh (A.S)´la beraber tasıdıklarımızdan ve Ibrahim ve Ismail (A.S)´ın zurriyyetinden ve Bizim hidayete erdirdiklerimizden ve sectiklerimizdendir. Onlara, Rahman´ın ayetleri okundugu zaman aglayarak ve secde ederek yere kapanırlardı

    [59] Bundan sonra onların arkasından gelen nesil, namazı ihmal (zayi) ettiler. Ve sehvetlere (nefsin arzularına) tabi oldular. Artık yakında gayy (cehennemde en alt bolum) ile karsılasacaklar

    [60] Tovbe edenler, amenu olanlar ve amilussalihat (nefs tezkiyesi) yapanlar haric. Iste onlar, cennete girecekler. Ve onlara, hicbir seyle zulmedilmez

    [61] Adn cennetleri ki onları, Rahman, kullarına gıyaben vaadetti. Muhakkak ki o (adn cennetleri), O´nun (Allah´ın) vaadidir, yerine gelecektir

    [62] Orada bos soz isitilmez, sadece “selam.” Ve orada, onların sabah ve aksam rızıkları vardır

    [63] Kullarımızdan takva sahibi olanları, varis kıldıgımız cennet iste budur

    [64] Ve biz (resul melekler), Rabbinin emri olmaksızın inmeyiz. Bizim onumuzde, arkamızda ve bunların arasında olanlar, O´nundur. Ve senin Rabbin, (seni) unutmus degildir

    [65] Semaların, yeryuzunun ve ikisinin arasındakilerin Rabbidir. Oyleyse O´na kul ol! O´nun kullugunda sabırlı ol! O´nun Ismi´yle isimlendirilen (bir kimse) biliyor musun

    [66] Ve insan: “Ben, oldukten sonra mı diri (canlı) olarak mutlaka cıkarılacagım?” der

    [67] Ve insan, daha once o bir sey degilken; Bizim, onu nasıl yarattıgımızı dusunmez mi

    [68] Rabbine andolsun ki, sonra da onları ve seytanları, mutlaka hasredecegiz (toplayacagız). Sonra onları, cehennemin etrafında diz ustu cokmus olarak hazır kılacagız

    [69] Sonra butun gruplardan onların hangisi, Rahman´a karsı daha cok asi (azgın) olduysa, onları mutlaka ayıracagız

    [70] Sonra ona (cehenneme) maruz kalmayı en cok hakedenleri, elbette en iyi Biz biliriz

    [71] Ve sizden biriniz (bile haric olmamak uzere hepiniz), illa (muhakkak) ona (cehenneme) varacaksınız. (Bu), senin Rabbinin uzerine (aldıgı) kesinlesmis bir hukumdur

    [72] Sonra takva sahiplerini kurtaracagız. Ve zalimleri, diz ustu cokmus olarak bırakacagız

    [73] Ve ayetlerimiz, onlara beyan edilerek okundugu zaman, kafirler amenu olanlara (soyle) dediler: “Iki gruptan hangisi, makam bakımından daha hayırlı ve meclis bakımından daha guzel?”

    [74] Onlardan once, mal ve gorunus bakımından daha guzel nice nesiller helak ettik

    [75] De ki: “Kim dalalette ise o zaman onlar ya vaadolundukları azabı veya o saati (kıyameti) gorene kadar Rahman, ona zamanı uzatarak muhlet verir.” Boylece kimin mekan bakımından daha serrli ve yardım bakımından daha zayıf oldugunu yakında bilecekler

    [76] Ve Allah, hidayette (hidayete ermis) olanların hidayetini arttırır. Baki olan salih ameller, Rabbinin indinde sevap bakımından daha hayırlıdır ve donus (karsılıgı olan mukafat) bakımından (da) daha hayırlıdır

    [77] Oyleyse (hala) ayetlerimizi inkar ederek: “Bana mutlaka mal ve evlat verilecektir.” diyeni gordun mu

    [78] O, gayba muttali mi oldu (o, gaybı gorup bildi mi, vakıf mı oldu)? Yoksa Rahman´ın indinde (huzurunda) bir ahd mi aldı

    [79] Hayır, oyle degil! Onun soylediklerini yazacagız. Ve ona, azabı uzattıkca uzatacagız

    [80] Ve onun soyledigi seylere, Biz varis olacagız. Ve o, Bize fert olarak (tek basına, mal ve evladı olmaksızın) gelecek

    [81] Ve onlar (putperestler), kendilerine izzet (seref) olsun diye Allah´tan baska ilahlar edindiler

    [82] Hayır, oyle degil! (Putlar), onların ibadetlerini inkar edecekler. Ve onlara, hasım (karsı) olacaklar

    [83] Onları, kıskırttıkca kıskırtan (tahrik eden) seytanları, kafirlerin uzerine nasıl gonderdigimizi gormuyor musun

    [84] Artık onlar icin acele etme. Biz, sadece onlara (gunlerini) saydıkca sayıyoruz

    [85] O gun muttakileri (takva sahiplerini), Rahman´ın huzurunda izzet ve ikramla hasredecegiz (toplayacagız)

    [86] Ve mucrimleri (sucluları), susamıs olarak cehenneme sevkedecegiz

    [87] Rahman´ın indinde, ahd ittihaz edenlerden (Allah´tan ahd alanlardan) baskası sefaate malik olamaz

    [88] “Rahman, bir cocuk ittihaz etti (edindi).” dediler

    [89] Andolsun ki siz, cok kotu bir sey yaptınız (soylediniz)

    [90] Bundan neredeyse semalar (gokyuzu) parcalanacak ve yeryuzu yarılacak ve daglar cokerek yıkılacaktı

    [91] Rahman´a bir cocuk isnat etmeleri (sebebiyle)

    [92] Ve Rahman´a cocuk edinmek yakısmaz (olamaz)

    [93] Semalarda ve yeryuzunde olan kimselerin hepsi, mutlaka Rahman´a kul olarak gelecek

    [94] Andolsun ki onları, tek tek adetlendirerek tespit etti (saydı)

    [95] Ve kıyamet gunu, onların hepsi O´na, ferdi olarak (tek basına) gelecek

    [96] Muhakkak ki amenu olanları ve amilussalihat (nefs tezkiyesi) yapanları, Rahman, muhabbet duyulanlar (sevilenler) kılacak

    [97] Boylece Biz, O´nu (Kur´an-ı Kerim´i) senin lisanınla kolaylastırdık. O´nunla, takva sahiplerini mujdelemen ve inatcı kavmi uyarman icin

    [98] Ve onlardan once nice nesiller helak ettik. Onlardan birini goruyor musun? Veya onların ufacık bir sesini duyuyor musun

    Tâhâ

    Surah 20

    [1] Ta, Ha

    [2] Kur´an´ı sana mesakkat (gucluk) olsun diye indirmedik

    [3] Husu sahiplerine zikir (ogut) olsun diye

    [4] Arzı ve yuksek semaları yaratan tarafından indirilmistir

    [5] Rahman arsın uzerine istiva etti

    [6] Semalarda ve arzda ve ikisinin arasında ve de nemli topragın altında olanlar, O´nundur

    [7] Ve sen, sozu acıklasan da (acıklamasan da) muhakkak ki O, gizliyi ve daha gizliyi (ve en gizliyi) bilir

    [8] Allah ki, O´ndan baska Ilah yoktur. En guzel isimler, O´nundur

    [9] Sana Musa (A.S)´ın haberi geldi mi

    [10] Bir ates gordugu zaman ailesine soyle demisti: “Durup bekleyin! Muhakkak ki ben, bir ates gordum. Belki ondan, size bir kor (nur) getiririm veya atesin uzerinde (nurun yanında) hidayeti bulurum.”

    [11] Boylece oraya (atesin (nurun) yanına) geldigi zaman “Ya Musa!” diye nida olundu

    [12] Muhakkak ki Ben, Ben senin Rabbinim. Simdi pabuclarını cıkar. Suphesiz sen, mukaddes vadi Tuva´dasın

    [13] Ve Ben, seni sectim. Oyleyse vahyolunan seyi dinle

    [14] Muhakkak ki Ben, Ben Allah´ım. Benden baska Ilah yoktur. Oyleyse Bana kul ol ve Beni zikretmek icin namazı ikame et

    [15] Muhakkak ki o saat (kıyamet saati), gelecektir. Butun nefslere (herkese), calısmalarının karsılıgının (ceza veya mukafatlarının) verilmesi icin neredeyse onu, Kendimden bile gizleyecegim

    [16] Oyleyse ona (kıyamet saatine), inanmayanlar ve hevesine (nefsinin afetlerine) tabi olanlar, sakın seni ondan (kıyamet gunune iman etmekten) alıkoymasın. O taktirde sen (de) helak olursun

    [17] O sag elindeki nedir, ey Musa

    [18] “O benim asamdır, ben ona dayanırım (yaslanırım). Ve onunla koyunlarımın uzerine yaprak silkelerim. Benim icin onda, daha baska menfaatler (faydalar) da vardır.” dedi

    [19] (Allahu Teala): “Ey Musa, onu at!” dedi

    [20] Boylece onu attı. O zaman o, hızla hareket eden (kosan) bir yılan olmustu

    [21] “Onu al ve korkma! Onu ilk suretine (durumuna) dondurecegiz.” dedi

    [22] Elini, (koynunun) yan tarafına koy (sok). Baska bir ayet (mucize) olarak, kusursuz (lekesiz) ve beyaz (nurlu) olarak cıkar

    [23] Buyuk ayetlerimizden (mucizelerimizden) birini, sana gostermemiz icindir

    [24] Firavuna git! Cunku o, azdı

    [25] (Musa A.S): “Rabbim benim gogsumu serhet (yar, ac).” dedi

    [26] Ve bana isimi kolaylastır

    [27] Ve dilimden dugumu (peltekligi) coz

    [28] Sozlerimi idrak etsinler

    [29] Ve ailemden bana bir yardımcı kıl

    [30] Kardesim Harun

    [31] Onunla, gucumu artır (beni guclendir)

    [32] Ve onu, isimde bana ortak kıl

    [33] Seni, cok tesbih etmemiz icin

    [34] Ve Seni, cok zikredelim

    [35] Muhakkak ki Sen, bizi gorensin

    [36] (Allahu Teala): “Ey Musa! Sana istedigin verilmistir.” dedi

    [37] Ve andolsun ki seni, bir kere daha ni´metlendirdik (ni´metlendirmistik)

    [38] Vahyedilecek seyi annene vahyetmistik

    [39] Onu sandıga koymasını, sonra onu denize (Nil Nehri´ne) bırakmasını (vahyetmistik). Boylece deniz, onu sahile atsın, Benim ve onun dusmanı, onu alsın. Ve gozumun onunde (korumam altında) yetistirilmen icin sana, Kendimden muhabbet (sevgi) verdim

    [40] Kızkardesin (seni izleyerek) yuruyordu. (Seni saraya aldıkları zaman onlara soyle) diyordu: “Size, ona kefil olacak (emzirip, bakacak) birisine delil olayım mı (bulmanızda yardım edeyim mi)? Boylece seni, annene dondurduk. Onun, gozu aydın olsun ve mahzun olmasın diye. Ve birisini oldurmustun. O zaman (da) seni, gamdan (uzuntuden) kurtarmıstık. Ve seni, sınavlarla imtihan ettik. Boylece Medyen halkı icinde senelerce kaldın. Sonra kaderin geregi (takdir edilen zamanda buraya) geldin ya Musa

    [41] Ve Ben, seni (nebi olarak) Kendime secip, yetistirdim

    [42] Sen ve kardesin, ayetlerimle (mucizelerimle) gidin ve Benim zikrimi (Beni zikretmeyi) ihmal etmeyin (daimi zikirde olun)

    [43] Firavuna ikiniz gidin. Muhakkak ki o, azdı

    [44] O zaman ona, yumusak soz soyleyin. Boylece o, tezekkur eder (anlar) veya husu duyar

    [45] (O ikisi): “Rabbimiz gercekten biz, onun bize (karsı) ifrata (asırı) gitmesinden veya azgın davranmasından korkuyoruz.” dediler

    [46] (Allahu Teala): “Ikiniz (de) korkmayın! Muhakkak ki Ben, sizinle beraberim, isitirim ve gorurum.” dedi

    [47] O halde ikiniz ona gidin ve ona soyle soyleyin: “Muhakkak ki biz, senin Rabbinin iki resuluyuz. Israilogulları´nı artık bizimle beraber gonder ve onlara azap etme! Sana Rabbinden ayet (mucize) getirdik. Ve hidayete tabi olanlara selam olsun.”

    [48] Muhakkak ki yalanlayanların ve yuz cevirenlerin uzerine azap oldugu bize vahyolundu

    [49] (Firavun soyle) dedi: “Oyleyse ikinizin Rabbi kimdir, ya Musa?”

    [50] (Hz. Musa): “Bizim Rabbimiz, herseye yaradılısını lutfeden (ihsan eden) sonra da hidayete erdirendir.” dedi

    [51] (Firavun): “Oyleyse evvelki nesillerin durumu nedir?” dedi

    [52] “Onun ilmi, Rabbimin yanında bir kitap (Ummulkitap)´tadır. Benim Rabbim yanlıs yapmaz ve unutmaz.” dedi

    [53] Yeryuzunu size dosek (besik) yapan, orada sizin icin yollar acan ve semadan su indiren O´dur. Sonra da onunla, farklı farklı bitkilerden ciftler cıkardık

    [54] Yeyin ve hayvanlarınızı otlatın! Muhakkak ki bunda, akıl sahipleri icin elbette ayetler (deliller) vardır

    [55] Sizi, ondan yarattık. Ve sizi, oraya (geri) dondurecegiz. Ve sizi, oradan bir kere daha cıkaracagız

    [56] Ve andolsun ki; ayetlerimizin (mucizelerimizin) hepsini, ona gosterdik. Buna ragmen yalanladı ve (yalanında) direndi

    [57] “Sen bizi, sihrin ile yurdumuzdan cıkarmak icin mi geldin ya Musa?” dedi

    [58] Oyleyse biz de sana mutlaka onun gibi bir sihir getirecegiz. Simdi (sen), seninle bizim aramızda bir zaman (bulusma zamanı) (ve) bizim ve senin, ihtilaf etmeyecegimiz uygun bir yer tayin et (sec)

    [59] (Musa A.S): “Sizin (bizimle) bulusma zamanınız, ziynet (bayram) gunu ve insanların toplandıgı, duhan (kusluk) vakti olsun.” dedi

    [60] Boylece firavun dondu (gitti). Arkasından hilelerini topladıktan sonra geldi

    [61] Musa (A.S) onlara soyle dedi: “Size yazıklar olsun! Allah´a yalanla iftira etmeyin yoksa sizi azapla yok eder ve (O´na) iftira eden(ler) heba olmustur.”

    [62] Boylece islerini (hilelerini), kendi aralarında gorustuler (tartıstılar) ve gizlice konustular

    [63] “Bu ikisi gercekten iki sihirbazdır. Sihirleri ile sizi yurdunuzdan cıkarmak ve ustun olan tarikatınızı (yolunuzu, dininizi), yok etmek istiyorlar.” dediler

    [64] (Firavun soyle dedi): “Artık hilelerinizi (sihirlerinizi) toplayın. Sonra saf saf (sırayla) gelin. Ve o gun ustun gelen, felaha (kurtulusa, zafere) ulasmıs olur.”

    [65] “Ya Musa, (asanı) sen mi atarsın yoksa once atan biz mi olalım?” dediler

    [66] (Musa A.S): “Hayır, (siz) atın!” dedi. Boylece (onları attıkları) zaman onların ipleri ve asaları, kendisine, onların sihirlerinden dolayı “hızla hareket ediyor” gibi gorundu

    [67] Bu sebeple Musa (A.S), kendinde bir korku hissetti

    [68] “Korkma! Muhakkak ki sen, sen ustunsun.” dedik

    [69] Ve sag elindekini (asanı) at, onların yaptıgı seyleri yutacak. Onların yaptıkları sadece sihirbaz hilesidir ve sihirbazlar, nereden gelirse gelsinler, felaha (kurtulusa) eremezler

    [70] Bunun uzerine sihirbazlar secde ederek yere kapandılar. Biz: “Harun ve Musa´nın Rabbine iman ettik.” dediler

    [71] (Firavun): “Size izin vermemden once ona iman mı ettiniz? Muhakkak ki o, gercekten size sihir ogreten, sizin buyugunuzdur (ustanızdır). Bu durumda mutlaka sizin ellerinizi ve ayaklarınızı caprazlama kesecegim. Ve sizi mutlaka hurma agacına asacagım. Ve boylece hangimizin azabı daha siddetli ve daha kalıcı (imis) gercekten bileceksiniz.” dedi

    [72] “Bize gelen mucizeler karsısında asla seni tercih etmeyiz (ustun tutmayız). Cunku bizi, O yarattı. Bu durumda sen, yapacagını yap. Fakat sen, ancak bu dunya hayatında yaparsın.” dediler

    [73] Muhakkak ki biz, hatalarımızı ve ona karsı sihirden bize zorla (istemeyerek) yaptırdıgın seylerden (dolayı) bizi, magfiret etsin (affetsin ve gunahlarımızı sevaba cevirsin) diye Rabbimize iman ettik. Ve Allah, daha hayırlıdır ve daha bakidir (kalıcıdır)

    [74] Muhakkak ki kim Rabbine suclu olarak gelirse, o taktirde mutlaka cehennem onun icindir. Orada ne olur, ne yasar

    [75] Ve kim salih ameller (nefs tezkiyesi) yapmıssa ve O´na (Allah´a) mu´min olarak gelirse o zaman iste onlar, onlar icin yuksek dereceler vardır

    [76] Icinde ebedi kalacakları, altından nehirler akan adn cennetleri vardır. Ve iste bu, tezkiye olanların (nefs tezkiyesi ve tasfiyesi yapanların) mukafatıdır

    [77] Ve andolsun ki Biz, Musa (A.S)´a vahyettik ki: “Kullarımla gece (yola) cıkıp yuru! Sonra da (asanla) vurarak onlar icin kuru bir yol ac! (Firavunun size) yetismesinden korkma ve (suda bogulmaktan da) endise etme!”

    [78] Boylece firavun ordusuyla onları takip etti. Bunun uzerine deniz, onların uzerine oyle bir kapanısla kapandı ki, onları (tamamen) orterek kapladı (onları suda bogdu)

    [79] Ve firavun, kavmini dalalette bıraktı ve (kavmini) hidayetten men etti

    [80] Ey beni Israil! Sizi dusmanınızdan kurtarmıstık. Ve Tur´un sag tarafında sizinle (bulusmak uzere) vaadlestik ve size kudret helvası ve bıldırcın indirdik

    [81] Sizi rızıklandırdıgımız temiz seylerden yeyin. Ve onda (yediginiz seylerde) azgınlık (nankorluk) etmeyin. Aksi halde size gazabım iner. Ve kimin uzerine gazabım inerse, artık o heva olmustur (nefsinin hevasına tabi olup dalalete dusmustur)

    [82] Ve muhakkak ki Ben, (mursidin onunde 12 ihsanla) tovbe edenler ve (ikinci defa) amenu (kalbine iman yazıldıgı icin imanı artan mu´min) olanlar ve salih amel (zikir) yapanlar (nefsi ıslah edici amel isleyenler) icin mutlaka Gaffar´ım (onların gunahlarını sevaba cevirenim). Sonra onlar, (Benim tarafımdan) hidayete erdirilir (olmeden once ruhları Allah´a ulastırılır)

    [83] Ey Musa! Seni, kavminden (ayırıp) sana acele ettiren nedir

    [84] (Musa A.S): “Onlar, onlar benim izim uzerindeler (benim arkamdan geliyorlar). Ve Rabbim ben, Senin rızan icin (Sana gelmekte) acele ettim.” dedi

    [85] (Allahu Teala): “Muhakkak ki Biz, boylece senin kavmini, senden sonra imtihan etmistik. Ve Samiri, onları dalalete dusurdu.” dedi

    [86] Bunun uzerine Musa (A.S), esefle (uzulerek) gadapla (ofkeyle) kavmine dondu. “Ey kavmim! Rabbiniz size, guzel bir vaadle vaadetmedi mi? Buna ragmen ahd suresi size uzun mu geldi? Yoksa Rabbinizin gazabının uzerinize inmesini mi istediniz? Bu sebeple mi vaadimi (sizden aldıgım vaadi) yerine getirmediniz?” dedi

    [87] “Sana vaadettigimizden kendi istegimizle donmedik. Ve lakin bize, o kavmin ziynetleri (altın sus esyaları) yuklenmisti. Bu yuzden onları (eritmek uzere atese) attık. Sonra Samiri de attı.” dediler

    [88] Boylece onlar icin (ortaya) boguren bir buzagı heykeli cıkardı. Ve onlara (Samiri ve taraftarları): “Bu, sizin ilahınız ve Musa´nın da ilahı, fakat o unuttu.” dediler

    [89] Onlara sozle cevap vermedigini ve onlara zarar veya fayda vermeye malik olmadıgını gormuyorlar mı

    [90] Ve andolsun ki Harun (A.S) daha once, onlara soyle dedi: “Ey kavmim, siz onunla sadece imtihan edildiniz! Ve muhakkak ki Rahman, sizin Rabbinizdir. Artık bana tabi olun ve emrime itaat edin.”

    [91] “Musa bize donunceye kadar, ona kendimizi vakfetmekten (ibadet etmekten) asla vazgecmeyecegiz.” dediler

    [92] (Musa A.S): “Ey Harun! Onların dalalete dustugunu gordugun zaman (onları uyarmaktan) seni ne men etti?” dedi

    [93] Nicin bana tabi olmadın? Yoksa emrime isyan mı ettin

    [94] (Harun A.S): “Ey annemin oglu! Sakalımı ve basımı (sacımı) tutma (cekme). Gercekten ben, senin, “Israilogulları arasında fırkalar olusturdun (ikilik, dusmanlık cıkardın) ve sozumu tutmadın (emrimi yerine getirmedin)” demenden korktum.” dedi

    [95] “Oyleyse ey Samiri! Senin (onlara) hitabın ne idi (onlara ne soyledin)?” dedi

    [96] (Samiri): “Ben, onların gormedigi seyi gordum. Resul´un (Cebrail A.S´ın) izinden (ayagının bastıgı yerdeki topraktan) bir avuc aldım. Sonra da onu (erimis madenin icine) attım. Ve boylece (bu), nefsime (bana) guzel gorundu.” dedi

    [97] (Musa A.S): “Artık git! Senin icin (soz konusu olan), butun hayatın boyunca “(bana) dokunmayın” demendir. Muhakkak ki senin icin asla vazgecilmeyecek bir vaad (ceza) vardır. Ve ona, ısrarla kendini vakfettigin (taptıgın) ilahına bak! Onu mutlaka yakacagız. Sonra da elbette onu, toz haline getirerek (kullerini) savurup denize atacagız.” dedi

    [98] Sizin Ilahınız sadece Allah´tır ki, O´ndan baska Ilah yoktur. Ilim (ilmi) ile herseyi kaplamıstır (kusatmıstır)

    [99] Iste boylece gecmis olan haberleri sana anlatıyoruz. Ve sana katımızdan Zikri (Kur´an´ı) verdik

    [100] Kim ondan yuz cevirirse, o zaman muhakkak ki o, kıyamet gunu (agır) bir yuk (kaybettigi dereceleri) yuklenir

    [101] Onlar, onda (o yukun getirecegi azabın icinde) ebedi kalacak olanlardır. Ve kıyamet gunu yuklendikleri, onlar icin ne kotu (yuk)tur

    [102] O gun ki, sur´a ufurulur. Ve mucrimleri, o izin gunu morarmıs olarak hasredecegiz (toplayacagız)

    [103] Onlar aralarında: “(Dunyada) sadece 10 (gun) kaldınız.” diye gizlice konusacaklar

    [104] Onların soyledikleri seyleri Biz, daha iyi biliriz. Yol bakımından onlara emsal olan “sadece bir gun kaldınız” diyecek

    [105] Ve sana dag(lar)dan soruyorlar. O zaman onlara de ki: “Rabbim onları savurup atacak.”

    [106] Boylece onu (dagların yerini) bos bir duzluk olarak bırakacaktır

    [107] Orada (dagların yerinde) bir egrilik ya da bir engebe (alcaklık yukseklik) gormezsin

    [108] Izin gunu, kendisinde egrilik olmayan davetciye tabi olurlar. Rahman´a karsı sesler kısılır. O zaman hems (hafif fısıltı)dan baska bir sey (ses) isitmezsin

    [109] Izin gunu, Rahman´ın kendisine izin verdigi ve sozunden razı oldugu (tasarruf rızasının sahibi) kimseden baskasının sefaati bir fayda vermez

    [110] (Allah), onların onundeki(leri) ve arkasındaki(leri) (onların gecmisini ve gelecegini) bilir ve onu, ilim ile ihata edemezler (bilemezler)

    [111] Hayy ve Kayyum olan (Allah)´a vechler (herkes), boyun egdi. Ve zulum yuklenenler heba (cehennemlik) oldular

    [112] Ve mu´min (kalbine iman yazılmıs) olarak salih (nefsi ıslah edici) amel isleyen kimseler, artık zulumden (kendilerine) haksızlık yapılmasından ve (kazandıkları derecelerin) azaltılmasından korkmasınlar

    [113] Ve boylece Kur´an´ı Arapca olarak indirdik ve O´nda, vaadedilenleri acıkladık. Boylece takva sahibi olurlar veya onlar icin bir zikir (ibret) olur

    [114] Iste Hakk ve Melik olan Allah, Yuce´dir. Ve Kur´an´ın tamamlanması hususunda O´nun vahyi, sana kada edilmeden (tamamlanmadan) once acele etme. Ve “Rabbim, benim ilmimi artır.” de

    [115] Ve andolsun ki Adem (A.S)´a ahd verdik, fakat o unuttu. Ve onu, azimli bulmadık

    [116] Ve meleklere: “Adem (A.S)´a secde edin!” demistik. Iblis haric, hemen secde ettiler. O (iblis), direndi (secde etmedi)

    [117] Bunun uzerine, (Adem A.S´a soyle) dedik: “Ey Adem! Muhakkak ki bu (seytan), senin icin ve zevcen (esin) icin dusmandır. Sonra sakının (dikkat edin ki) sizin ikinizi (de) cennetten cıkarmasın. O zaman saki olursunuz

    [118] Muhakkak ki senin icin orada (cennette) acıkmak ve cıplak kalmak yoktur

    [119] Ve muhakkak ki sen, orada susamazsın ve (sıcaktan) yanmazsın

    [120] Boylece seytan, ona vesvese verdi. Dedi ki: “Ey Adem! Sana, ebedilik agacına ve sona ermeyecek bir saltanata, delalet edeyim mi (ulasmanı saglayayım mı)?”

    [121] Bunun uzerine ikisi de ondan (o agactan) yediler. O zaman ikisinin de edep yerleri kendilerine acıldı. Cennet yapraklarından uzerlerine ortmeye basladılar. Ve Adem, Rabbine asi oldu, boylece azdı

    [122] Sonra Rabbi, onu secti. Boylece onun tovbesini kabul etti ve onu hidayete erdirdi

    [123] (Allahu Teala soyle) dedi: “Ikiniz oradan (asagı) inin! Hepiniz (seytan ve siz), birbirinize dusman olarak. Bundan sonra Benden size mutlaka hidayet gelecek. O zaman kim hidayetime tabi olursa artık o, dalalette kalmaz ve saki olmaz.”

    [124] Ve kim Benim zikrimden yuz cevirirse, o taktirde mutlaka onun icin sıkıntılı bir gecim (hayat) vardır. Ve kıyamet gunu onu, kor olarak hasredecegiz

    [125] (Kıyamet gunu soyle) dedi: “Rabbim, beni nicin kor olarak hasrettin? Halbuki ben (daha once) goruyordum.”

    [126] (Allahu Teala): “Iste boyle, ayetlerimiz sana geldi fakat sen onları unuttun. Ve aynı sekilde (senin yaptıgın gibi), o gun (de) sen unutulursun.” dedi

    [127] Israf edenleri (haddi asanları) ve Rabbinin ayetlerine inanmayanları iste boyle cezalandırırız. Ve ahiret azabı daha siddetli ve bakidir (devamlıdır)

    [128] Onlar hala hidayete ermediler mi? Onlardan once nice nesilleri helak etmemize (ragmen) ki simdi onlar, onların meskenlerinde dolasıyorlar. Iste bunda nehy sahipleri (Allah´ın yasaklarına riayet edenler) icin mutlaka ayetler (ibretler) vardır

    [129] Ve eger Rabbinden, daha once (soylenmis) bir kelime (soz) ve belirlenmis bir muddet olmasaydı, (onlara) mutlaka bir (ceza) lazımgelirdi

    [130] O halde soylenen seylere sabret! Ve Rabbini, gunesin tuluundan (dogusundan) once, gunesin gurubundan (batısından) once ve gecenin bir kısmında hamd ile tesbih et. Ve gunduz boyunca da tesbih et. Umulur ki boylece rızaya ulasırsın

    [131] Ve onlardan bazılarına, onları imtihan etmemiz icin, (onlarla) metalandırdıgımız (faydalandırdıgımız) dunya hayatının ziynetlerine gozlerini dikme (imrenme). Ve Rabbinin rızkı daha hayırlıdır ve bakidir (devamlıdır)

    [132] Ve ehline (ailene ve etrafındakilere) namazı emret ve onun uzerinde (namazda) sabırlı ol. Senden rızık istemiyoruz. Seni, Biz rızıklandırırız. Akibet (en guzel sonuc) takva sahiplerinindir

    [133] “Bize Rabbinden bir ayet getirse olmaz mı? Evvelki sahifelerde beyyineler (ispat vasıtaları, deliller) onlara gelmedi mi?” dediler

    [134] Ondan once gercekten Biz onları, azapla helak etmis olsaydık, muhakkak soyle derlerdi: “Rabbimiz, bize resul gonderseydin olmaz mıydı? Boylece biz de zelil (rezil) ve rusva olmadan once senin ayetlerine tabi olsaydık.”

    [135] De ki: “Herkes beklemekte, oyleyse siz de bekleyin! Artık kim Sıratı Seviyye (Sıratı Mustakim) ehlidir (uzerindedir) ve kim hidayete ermistir, yakında bileceksiniz.”

    Enbiyâ

    Surah 21

    [1] Insanlar icin hesap vakti yaklastı. Ve onlar, gaflet icinde yuz cevirenlerdir

    [2] Rabbinden, yeni bir zikir (uyarı) gelmeyegorsun. Onu, ancak oynayarak (alay ederek) dinlerler

    [3] Onların kalpleri, (Allah´ın soylediklerine) onem vermemekte. Ve zulmedenler, gizlice (soyle) fısıldastılar: “Bu (Hz. Muhammed S.A.V), sizin gibi bir beser olmaktan baska bir sey mi? Yoksa siz, gorerek (goz gore gore) sihre mi kapılıyorsunuz?”

    [4] (O soyle) dedi: “Benim Rabbim, semadaki ve yerdeki sozu bilir. Ve O, (en iyi) isiten, (en iyi) bilendir.”

    [5] “Hayır, karısık ruyalardır. Hayır, belki onu uydurdu. Hayır, belki de o bir sairdir. Oyleyse evvelkilere gonderildigi gibi bize (de) ayet (mucize) getirsin.” dediler

    [6] Onlardan once helak ettigimiz ulkelerden (hic)biri iman etmediler. Oyleyse onlar mı iman edecekler

    [7] Ve senden once, vahyettigimiz rical (erkekler)den baskasını gondermedik. Eger bilmiyorsanız, zikir ehline (daimi zikrin sahiplerine) sorun

    [8] Ve Biz, onları (vahyettigimiz ricalleri) yemek yemeyen bir beden (vucut) kılmadık. Ve onlar, halidin (ebedi, olumsuz) degillerdir

    [9] Sonra onlara olan vaade, sadık kaldık. Boylece onları ve dilediklerimizi kurtardık. Ve musrifleri (haddi asanları) helak ettik

    [10] Andolsun ki; icinde, sizi zikreden (sizden bahseden) bir kitap indirdik. Hala akıl etmez misiniz

    [11] Ve Biz, zalim olan nice ulkeleri kırdık (doktuk, yok ettik). Ve ondan sonra baska kavimler insa ettik (yarattık)

    [12] Boylece (siddetli) azabımızı hissettikleri zaman onlar, ondan kacarlar

    [13] Kacmayın ve orada sımartıldıgınız (her isteginizin yerine getirildigi) seye (yere) ve meskenlerinize geri donun ki (orada), sorgulanacaksınız

    [14] “Yazıklar olsun bize! Muhakkak ki biz, zalimler olmustuk.” dediler

    [15] Boylece onların bu davaları (sikayetleri); Biz onları, bicilmis ekin (gibi) sonmus hale getirinceye (olunceye) kadar bitmedi

    [16] Biz; yeri, gogu ve ikisinin arasındaki seyleri, oyun (eglence) olsun diye yaratmadık

    [17] Eger Biz, eglence edinmek isteseydik, (bunu) yapacak olsaydık mutlaka onu, Kendi katımızdan edinirdik

    [18] Hayır, Biz, hakkı batılın uzerine atarız. Boylece onu mahveder. O zaman o (batıl), zail olmustur. Vasfettiginiz (Allah´a isnat ettiginiz) seylerden dolayı size yazıklar olsun

    [19] Semalardaki (goklerdeki) ve arzdaki (yerdeki) butun kisiler, O´nundur. Ve O´nun katında olan kisiler (huzur namazını kılanlar), O´na ibadet etmekten kibirlenmezler ve onlar yorulmazlar

    [20] Onlar, gece ve gunduz ara vermeden (Allah´ı) tesbih ederler (daimi zikrin sahibidirler)

    [21] Yoksa onlar, arzdan (yerden) ilahlar mı edindiler? Onları (o ilahlar mı) diriltecek

    [22] Eger ikisinde de (semada ve arzda), Allah´tan baska ilahlar olsaydı, ikisi de (yer de, gok de) mutlaka fesada ugrardı. Arsın Rabbi Allah, onların vasıflandırdıgı (isnat ettikleri) seylerden munezzehtir

    [23] O (Allah), yaptıgı seylerden mesul (sorumlu) degildir. Ve onlar, (yaptıklarından) mesuldur (sorgulanırlar)

    [24] Yoksa O´ndan (Allah´tan) baska ilahlar mı edindiler? “Haydi burhanınızı (kesin delilinizi) getirin. (Iste) bu, benimle beraber olanların ve benden oncekilerin zikridir (kitabıdır).” de. Fakat onların cogu, hakkı bilmezler. Bu sebeple onlar, yuz cevirenlerdir

    [25] Ve senden once: “Benden baska ilah yoktur.” diye (kendisine) vahyetmedigimiz bir resul gondermedik. Oyleyse (sadece) Bana kul olun

    [26] Ve: “Rahman evlat edindi.” dediler. O, Subhan´dır (munezzehtir). Hayır, (onlar, kendilerine) ikram edilmis kullardır

    [27] Onlar, soz ile O´nun (Allah´ın onune) gecmezler. Ve onlar, O´nun (Allah´ın) emriyle amel ederler

    [28] Onların onunde ve arkasında olan seyleri (muhafız melekleri) bilir. Ve onlar, (Allah´ın) rızasına ermis olanlardan baskasına sefaat etmezler. Ve onlar, O´nun (Allah´ın) hasyetinden korkanlardır

    [29] Ve onlardan kim: “Muhakkak ki ben, O´ndan baska bir ilahım.” derse, iste o zaman onu cehennem ile cezalandırırız. Zalimleri iste boyle cezalandırırız

    [30] Inkar edenler (kafirler), semaların ve arzın bitisik oldugunu gormediler mi? Sonra Biz, o ikisini (birbirinden) ayırdık. Ve her canlı seyi sudan yarattık. Hala inanmazlar mı

    [31] Ve arzda (yeryuzunde), onları sarsar diye (sarsmaması icin) daglar kıldık. Ve orada genis yollar olusturduk. Umulur ki (boylece) onlar, hidayete ererler (ulasırlar)

    [32] Ve semayı (gokleri) muhafaza edilmis bir tavan kıldık. Ve onlar, O´nun ayetlerinden yuz cevirenlerdir

    [33] Geceyi ve gunduzu, Gunes´i ve Ay´ı yaratan O´dur. Hepsi feleklerinde (yorungelerinde) yuzerler

    [34] Ve senden once bir beseri, ebedi (olumsuz) kılmadık. Oyleyse sen olursen, o zaman onlar, ebedi mi olacaklar (olmeyecekler mi)

    [35] Butun nefsler, olumu tadıcıdır. Sizi, hayır ve serr fitneleri ile imtihan ederiz. Ve Bize donduruleceksiniz

    [36] Ve inkar edenler (kafirler), seni gordukleri zaman: “Sizin ilahlarınızı zikreden (onlar hakkında konusan) bu mu?” diyerek, seni sadece alay konusu edinirler. Ve onlar, Rahman´ın Zikri´ni (Kitabı´nı) inkar edenlerdir

    [37] Insan aceleci olarak yaratıldı. Size ayetlerimi gosterecegim. Artık Benden acele istemeyin

    [38] “Eger siz dogru soyleyenlerseniz, bu vaad ne zaman (yerine getirilecek)?” derler

    [39] Inkar edenler, (cehennem) atesini yuzlerinden ve sırtlarından gideremeyecekleri ve yardım olunmayacakları zamanı keske bilselerdi

    [40] Hayır, onlara (azap) ansızın gelecek. Boylece onları dehsette bırakacak. Artık onu reddetmeye (geri cevirmeye) gucleri yetmeyecek. Ve de onlara bakılmayacak

    [41] Andolsun ki senden once (de) resullerle alay edildi. Sonra alay etmis oldukları sey, alay edenleri kusattı

    [42] “Sizi, gunduz ve gece Rahman´dan (Allah´ın azabından) kim korur?” de. Hayır, onlar Rab´lerinin zikrinden yuz cevirenlerdir

    [43] Yoksa onların, Bizden men eden (azabımızdan onları koruyan) ilahları mı var? Onların, kendilerine dahi yardım etmeye gucleri yetmez. Ve onlara, Bizim tarafımızdan sahip cıkılmaz

    [44] Hayır, onlara da uzun gelen bir omur boyunca onları ve babalarını, Biz metalandırdık (faydalandırdık). Arza gelip, onu etrafından nasıl eksilttigimizi hala gormuyorlar mı? Oyleyse galip gelenler (ustun olanlar) onlar mı

    [45] De ki: “Ben, sizi sadece vahiy ile uyarıyorum.” Ve sagırlar, uyarıldıkları zaman (uyarıldıkları) seye daveti isitmezler

    [46] Ve eger, onlara Rabbinin azabından bir esinti dokunursa, mutlaka: “Bize yazıklar olsun, gercekten biz, zalimler olduk.” derler

    [47] Ve Biz, kıyamet gunu adalet mizanlarını koyarız. O zaman, kimseye hicbir seyle zulmedilmez. Ve hardal tanesi kadar bir agırlık olsa, onu getiririz (hayat filminde gosteririz). Ve Bize, hesap goruculer kafidir

    [48] Ve andolsun ki Biz, Musa (A.S)´a ve Harun (A.S)´a, takva sahipleri icin Furkan´ı (Tevrat´ı), bir Isık (Nur) ve Zikir olarak verdik

    [49] Onlar, gaybte (gormedikleri halde) Rab´lerine husu duyarlar. Ve onlar, o saatten (kıyamet saatinden) korkanlardır

    [50] Ve bu, Bizim indirdigimiz Mubarek Bir Zikir´dir. Siz, hala O´nu inkar edenler misiniz

    [51] Ve andolsun ki daha once Ibrahim (A.S)´a rusdunu (irsad yetkisini) verdik. Ve Biz, onu (irsada ehil oldugunu) bilenlerdik

    [52] (Ibrahim A.S), babasına ve kavmine soyle demisti: “Sizin ibadet ettiginiz bu heykeller nedir?”

    [53] “Babalarımızı ona (onlara) ibadet ediyor bulduk.” dediler

    [54] (Ibrahim A.S): “Andolsun ki siz ve babalarınız, apacık dalalettesiniz.” dedi

    [55] “Sen, bize hakkı mı getirdin yoksa sen (bizimle) oyun mu oynuyorsun?” dediler

    [56] “Hayır sizin Rabbiniz, semaların ve arzın Rabbidir ve onları yaratandır. Ve ben, buna sahit olanlardanım.” dedi

    [57] Allah´a yemin olsun, siz arkanızı dondukten (gittikten) sonra ben mutlaka sizin putlarınıza hile yapacagım

    [58] Sonra onları (putları) cuz cuz (parca parca) yaptı. Onların buyuk olanı haric. Umulur ki boylece onlar, ona rucu ederler (donerler)

    [59] “Bizim ilahlarımıza bunu kim yaptı? Muhakkak ki o, gercekten zalimlerdendir.” dediler

    [60] “Ona (kendisine), Ibrahim denen gencin, onları zikrettigini (putlardan bahsettigini) isittik.” dediler

    [61] “Oyleyse onu, insanların gozu onune getirin! Boylece onlar sahit olurlar.” dediler

    [62] “Ey Ibrahim! Bizim ilahlarımıza bunu sen mi yaptın?” dediler

    [63] (Ibrahim A.S) soyle dedi: “Hayır, bunu onların buyugu yaptı. Haydi eger onlar konusuyorlarsa (konusabiliyorlarsa) onlara sorun!”

    [64] Bunun uzerine kendilerine geldiler, sonra da (kendileri icin); “Muhakkak ki siz; siz zalimlersiniz.” dediler

    [65] Sonra onların basları one egildi. (Hz. Ibrahim´e): “Andolsun ki sen, bunların konusmadıgını (konusamadıgını) biliyordun.” (dediler)

    [66] (Ibrahim A.S): “Hala size bir faydası ve zararı olmayan, Allah´tan baska seylere mi tapıyorsunuz?” dedi

    [67] Size ve Allah´tan baska taptıgınız seylere yazıklar olsun. Hala akıl etmiyor musunuz

    [68] “Eger yapabilirseniz, onu (Ibrahim A.S´ı) yakın! Ve ilahlarınıza yardım edin.” dediler

    [69] “Ey ates! Ibrahim (A.S)´a (karsı) soguk ve selamet (zararsız) ol.” dedik

    [70] Ve ona tuzak kurmak istediler. Fakat Biz, onları daha cok husrana dusurduk

    [71] Alemler icinde bereketli kıldıgımız arz´a, onu ve Hz. Lut´u (ulastırıp) kurtardık

    [72] Ve ona, Ishak (A.S)´ı ve nafileten (ilaveten) Yakub (A.S)´ı vehbi (armagan) olarak verdik. Ve hepsini salihler kıldık

    [73] Ve onları, emrimizle hidayete erdiren (olmeden once ruhları Allah´a ulastıran) imamlar kıldık. Ve onlara, hayırlar islemeyi, namaz kılmayı ve zekat vermeyi vahyettik. Ve onlar, Bize kul oldular

    [74] Ve Lut (A.S)´a hikmet ve ilim verdik. Ve habais (kotulukler, ahlaksızlıklar) isleyen ulkeden onu kurtardık. Muhakkak ki onlar, fasık olan kotu bir kavimdi

    [75] Ve onu rahmetimizin icine dahil ettik. Muhakkak ki o, salihlerdendir

    [76] Ve Nuh (A.S), daha once nida etmisti (seslenmis, dua etmisti). Bunun uzerine ona icabet ettik (duasını kabul ettik). Boylece onu ve ehlini (ailesini) buyuk bir uzuntuden kurtardık

    [77] Ve ayetlerimizi yalanlayan bir kavme karsı ona yardım ettik. Muhakkak ki onlar, kotu bir kavim oldu. Boylece onların hepsini bogduk

    [78] Davut (A.S) ve Suleyman (A.S), bir kavmin koyunlarının gece (cobansız olarak) icinde yayılıp otladıgı ekinler hakkında hukum veriyorlardı. Ve Biz, onların hukmune sahittik

    [79] Boylece onu (bu hukmu), Suleyman (A.S)´a anlattık. Ve hepsine hikmet ve ilim verdik. Davut (A.S)´la beraber tesbih eden (etsinler diye) dagları ve kusları musahhar (emrine amade) kıldık. Ve (bunları) yapan, Biziz

    [80] Sizin icin ona, siddetli carpısmalarınızda sizi korusun diye elbise (zırh) yapmayı ogrettik. Oyleyse siz sukredenler(den) misiniz

    [81] Ve fırtınalı ruzgar, Hz. Suleyman icindi. (Ruzgar), bereketli kıldıgımız oradaki yerlere onun emriyle giderdi. Ve Biz, herseyi bileniz (biliriz)

    [82] Ve seytanlardan, onun icin denize dalanlar ve bundan baska isler yapanlar (da) vardı. Ve onları (onun emrinde) muhafaza eden, Bizdik

    [83] Ve Hz. Eyup, Rabbine (soyle) nida etmisti: “Muhakkak ki, bana bir zarar isabet etti (hastalık geldi). Ve Sen, rahmet edenlerin en cok rahmet edenisin.”

    [84] Bunun uzerine ona icabet ettik (duasını kabul ettik). Boylece zarar veren seyi giderdik (hastalıgı iyilestirdik). Kullara bir zikir (ogut) ve katımızdan bir rahmet olsun diye. Ona ehlini (ailesini) ve onlarla beraber bir mislini daha verdik

    [85] Ve Hz. Ismail ve Hz. Idris ve Hz. Zelkifli; hepsi sabredenlerdendir

    [86] Ve onları, rahmetimizin icine dahil ettik. Muhakkak ki onlar, salihlerdendir

    [87] Ve Zennun (Yunus A.S), gadaba gelerek (ofkelenerek) gitmisti. Boylece ona muktedir olamayacagımızı (hukmedemeyecegimizi) zannetti. Sonra karanlıklar icinde (soyle) nida etti: “Senden baska Ilah yoktur. Sen Subhan´sın (herseyden munezzehsin). Muhakkak ki ben, zalimlerden oldum.”

    [88] Bunun uzerine ona icabet ettik (duasını kabul ettik). Ve onu, gamdan (uzuntuden, kederden) kurtardık. Ve Biz, mu´minleri iste boyle kurtarırız

    [89] Ve Hz. Zekeriya, Rabbine (soyle) nida etmisti: “Rabbim, beni tek basıma bırakma ve Sen, varislerin en hayırlısısın.”

    [90] Bunun uzerine ona icabet ettik (duasını kabul ettik). Ve ona, Yahya (A.S)´ı hibe (armagan) ettik. Ve onun icin, zevcesini de ıslah ettik (cocugu olabilecek duruma getirdik). Muhakkak ki onlar, hayırlarda yarısırlardı. Ve Bize, ragbet ederek ve korkarak dua ederlerdi. Ve onlar, Bize husu duyanlardı

    [91] Ve o (Hz. Meryem), ırzını korudu. O zaman Biz, ruhumuzdan onun icine ufledik. Onu ve oglunu, alemlere ayet (ibret) kıldık

    [92] Muhakkak ki bu sizin ummetiniz (toplulugunuz, dininiz), tek bir ummettir (dindir). Ve Ben, sizin Rabbinizim. Oyleyse Bana kul olun

    [93] Ve emirlerini (uygulamalarını), kendi aralarında bolduler (fırkalara ayrıldılar). Hepsi Bize donecek olanlardır

    [94] O halde kim mu´min olarak salihat (nefs tezkiyesi) yaparsa, bundan sonra onun gayretleri (kazandıgı dereceler) ortulmez (eksilmez, yok olmaz). Ve muhakkak ki Biz, onu yazanlarız

    [95] Ve helak ettigimiz bir kasaba halkının, oraya donmesi (yeniden hayata getirilmesi) haramdır (imkansızdır)

    [96] Nihayet yecuc ve mecuc, (sedleri) acıldıgı zaman tepelerin hepsinden saldırırlar

    [97] Ve hak vaad yaklastı. Iste o zaman kafir olanların gozleri (korku ile) buyur. (Derler ki): “Bize yazıklar olsun. Biz bundan gaflet icindeydik. Meger biz zalimler olmusuz (kendimize zulmetmisiz).”

    [98] Muhakkak ki siz ve sizin Allah´tan baska taptıklarınız, cehennem yakıtısınız (odunusunuz). Siz, ona girecek olanlarsınız

    [99] Eger onlar gercekten ilahlar olsaydılar, oraya (cehenneme) girmeyeceklerdi. Ve hepsi orada ebediyyen kalacak olanlardır

    [100] Onlar, orada (ızdırap ile) inlerler. Ve onlar, orada (bir sey) isitmezler

    [101] Muhakkak ki Bizden kendilerine husna (guzellikler) ulasanlar (yazılanlar), iste onlar, ondan (cehennemden) uzaklastırılanlardır

    [102] Onun (cehennemin) ugultusunu isitmezler. Ve onlar, istedikleri seyler icinde ebedi kalacak olanlardır

    [103] O en buyuk dehset (korku), onları mahzun etmez. Ve melekler, onları karsılar (ve derler ki): “Bu, sizin vaadolundugunuz gununuzdur.”

    [104] O gun, kitapların yazılı sayfalarını durer gibi semayı durecegiz. Onu ilk defa halketmeye basladıgımız gibi (eski durumuna) iade edecegiz (geri dondurecegiz). Bizim uzerimizde bir vaaddir. Muhakkak ki (bunu) yapacak olan, Biziz

    [105] Andolsun ki; zikirden (Tevrat´tan) sonra Zebur´da, arza salih kullarımızın varis olacagını, yazdık

    [106] Muhakkak ki abidler (Allah´a kul olanlar) kavmi icin bunda, elbette teblig (acıklamalar) vardır

    [107] Seni Biz, sadece alemlere rahmet olarak gonderdik

    [108] De ki: “Bana, sizin ilahınızın sadece tek bir ilah oldugu vahyedildi.” Oyleyse siz muslumanlar mısınız (Allah´a teslim olanlar) mısınız

    [109] Bundan sonra donerlerse, o zaman de ki: “Size musavi olarak (herkese esit sekilde), (Allah´ın emirlerini) bildirdim (ilan ettim). Vaadolundugunuz sey (azap) uzak mı yoksa yakın mı (eger) ben bilseydim (bilmiyorum).”

    [110] Muhakkak ki O, sozun cehri olanını (acıkca soylenenini) ve ketmettiklerinizi (gizlediklerinizi) bilir

    [111] Eger bilsem (bilmiyorum), belki de o (erteleme), sizin icin bir imtihandır. Ve belli bir zamana kadar bir meta (faydalanma)dır

    [112] Dedi ki: “Rabbim hak ile hukum ver. Ve bizim Rabbimiz, sizin (yanlıs) vasıflandırmalarınıza ragmen yardım istenilen Rahman (Allah)´dır.”

    Hac

    Surah 22

    [1] Ey insanlar! Rabbinize karsı takva sahibi olun. O saatin (kıyametin) zelzelesi (siddetli sarsıntısı), muhakkak ki cok buyuk bir seydir

    [2] Onu (kıyameti) gordugunuz gun, emziren kadınların hepsi, emzirdigini unutup bırakır (ilgilenmez). Yuk (bebek) tasıyan kadınların hepsi, tasıdıgı yuku (bebegini) dusurur. Ve insanları, sarhos olmadıkları halde sarhos gorursun. Ve lakin Allah´ın azabı (cok) siddetlidir

    [3] Ve insanlardan oyle kimseler vardır ki; ilmi olmaksızın, Allah hakkında mucadele eder ve butun azgın seytanlara tabi olur(lar)

    [4] Onun (seytanın) uzerine yazıldı ki; kim, ona (seytana) donerse, o taktirde onu mutlaka dalalete dusurur ve onu cehennem azabına goturur

    [5] Ey insanlar! Eger beas edilmekten (tekrar diriltilmekten) suphe icinde iseniz... Oysa muhakkak ki Biz sizi, size beyan edelim (acıklayalım) diye (once) topraktan (inorganik ve organik maddelerden), sonra bir nutfeden (bir damladan), sonra bir alakadan (rahim duvarına bir noktadan baglı duran embriyodan), sonra sekillendirilmis ve sekillendirilmemis (bir cignemlik et gorunumunde) mudgadan yarattık. Ve (sizi), diledigimiz sureye kadar rahimlerde tutarız. Sonra sizi, ergenlik cagına ulasmak uzere bebek olarak cıkarırız. Ve sizden bir kısmınız vefat ettirilir. Ve sizden bir kısmınız, sonradan ilimden bir sey bilemez hale gelsin diye omrunun ihtiyarlık cagına dondurulur. Ve arzı (yeryuzunu) kurumus gorursun. Fakat ona su indirdigimiz zaman hareketlenir ve kabarır ve butun guzel ciftlerden bitkiler yetistirir

    [6] Muhakkak ki Allah, iste O, Hakk´tır. Ve muhakkak ki O, oluleri diriltir ve muhakkak ki O, herseye kaadirdir

    [7] Ve onda (vuku bulacagında) suphe olmayan o saat (kıyamet) mutlaka gelecektir. Ve muhakkak ki Allah, kabirlerde olan kimseleri beas edecektir (diriltecektir)

    [8] Ve insanlardan (oyle) kimseler vardır ki; bir ilme, bir hidayetciye ve nurlu (aydınlatıcı) bir kitaba sahip olmaksızın Allah hakkında mucadele eder

    [9] Allah´ın yolundan saptırmak icin onu (Allah´ın dinindeki esasları) egip buker (degistirir). Onun icin dunyada rezillik vardır. Ve ona kıyamet gunu yakıcı bir azap tattıracagız

    [10] Iste bu, senin ellerinle takdim edilen seyler (yaptıgın zulumler) sebebiyledir. Ve muhakkak ki Allah, abidler (Allah´a kul olanlar) icin zulmedici degildir

    [11] Insanlardan (oyle) kimseler vardır ki, Allah´a az (gonulsuz) ibadet eder. Ona bir hayır isabet etse onunla tatmin olur. Ve bir fitne isabet etse yuz geri doner. (Onlar), dunyada ve ahirette husrandadır. Iste o, apacık husrandır

    [12] Kendilerine zarar ve fayda vermeyen, Allah´tan baska seylere dua ederler. Iste bu, uzak bir dalalettir

    [13] Gercekten, zararı yararından daha yakın (daha fazla) olana dua ederler. (Onların taptıkları seyler), ne kotu dost (yardımcı) ve ne kotu arkadastır

    [14] Muhakkak ki Allah, amenu olanları (olmeden once Allah´a ulasmayı dileyenleri) ve amilussalihat (nefs tezkiyesi) yapanları, altından nehirler akan cennete dahil edecektir. Muhakkak ki Allah, diledigini yapar

    [15] Kim Allah´ın, ona dunyada ve ahirette asla yardım etmeyecegini zannediyorsa, o zaman semaya (gokyuzune) bir sebep uzatsın. Sonra da onu (o sebebi, irtibatı) kessin. O taktirde baksın, O´nun hilesi, onun ofkelendigi seyi (basına gelen musibeti) giderir mi

    [16] Ve iste boylece Biz, onu apacık ayetler (halinde) indirdik. Ve muhakkak ki Allah, diledigi kimseyi hidayete erdirir (Kendisine ulastırır)

    [17] Gercekten amenu olan (Allah´a ulasmayı dileyen) kimseler ile haduların (yahudilerin), sabiinlerin (yıldızlara tapanların), hristiyanların, mecusilerin (atese tapanların) ve sirk kosanların (putlara tapanların); (onların) arasını Allah, kıyamet gunu mutlaka (cennet ve cehennem ehli olarak) ayıracaktır. Muhakkak ki Allah, herseye sahittir

    [18] Goklerde ve yeryuzunde olan kimseler, Gunes, Ay ve yıldızlar, daglar, agaclar ve (yuruyen) hayvanlar ve insanlardan cogu; gormuyor musun (gormedin mi) ki Allah´a secde ediyorlar. (Insanların) cogunun uzerine azap hak oldu ve Allah, kimi zayıf dusururse (alcaltırsa) artık ona ikram eden yoktur. Muhakkak ki Allah, diledigini yapar

    [19] Bu ikisi (mu´minler ve kafirler), Rab´leri hakkında mucadele eden iki hasımdır. O inkar edenler ki onlar icin atesten elbiseler bicilmistir. Onların baslarının uzerinden kaynar su dokulecek

    [20] Onunla, onların karınlarındakiler (ic organları) ve ciltleri (derileri) eritilecek

    [21] Ve onlar icin demirden kamcılar vardır

    [22] Izdıraptan dolayı oradan her cıkmak istediklerinde, oraya (geri) iade edilirler. Ve (kendilerine): “Yakıcı azabı tadın!” (denir)

    [23] Muhakkak ki Allah, amenu olanları (Allah´a ulasmayı dileyenleri) ve salih amel isleyenleri (nefs tezkiyesi yapanları) altından nehirler akan cennetlere dahil eder. (Onlar), orada altın bileziklerle ve incilerle suslenirler. Orada onların libası (elbiseleri) ipektendir

    [24] (Onlar), sozun guzeline (Allahu Teala´ya ulasmayı dilemeye) yoneltildiler ve Sıratı Hamid´e (Islam´ın 7 safhasından birincisinin yoluna) hidayet olundular (ulastırıldılar)

    [25] Muhakkak ki kafir olanlara ve Allah´ın yolundan alıkoyanlara ve yerlilere de dısarıdan gelenlere de esit kıldıgımız Mescid-i Haram´dan men edenlere ve orada zulum ile (Hakk yolundan) saptırmak isteyen kimselere elim azaptan tattıracagız

    [26] Hz. Ibrahim´e Beyt´in mekanını (Kabe´nin yerini) indirdigimiz (gosterdigimiz) zaman: “Bana hicbir seyi ortak kosma! Ve Beytim´i (Evim´i) tavaf edenler, kaim olanlar (ayakta duranlar), ruku edenler ve secde edenler icin temiz tut.” (dedik)

    [27] Ve insanların arasında haccı ilan et ki, yaya olarak ve develer uzerinde uzak dag yollarının hepsinden sana gelsinler

    [28] Kendilerinin menfaatlerine (faydalandıkları seylere) sahit olsunlar. Ve onları, rızıklandırdıgı hayvanların uzerine belli gunlerde Allah´ın Ismi´ni ansınlar (kurban kessinler). Boylece ondan yeyiniz ve muhtac fakir(ler)i doyurunuz

    [29] Sonra kirlerini gidersinler (ihrama girsinler). Ve nezirlerini (adaklarını) ifa etsinler (yerine getirsinler). Ve Beyt-i Atik´i (ilk ev Kabe´yi) tavaf etsinler

    [30] Iste boyle, kim Allah´ın haramlarına (yasaklarına) hurmet ederse, o zaman bu, Rabbinin katında kendisi icin hayırlıdır. Ve size okunanlar (yasak oldugu bildirilen hayvanlar) haric, hayvanlar size helal kılındı. Artık putların pisliginden ve yalan sozden ictinap edin (kacının)

    [31] Hanifler (tek Allah´a teslim olan kullar), onunla (putlarla), O´na sirk kosmayanlardır. Ve kim Allah´a sirk kosarsa o taktirde sanki o, gokyuzunden dusmus de boylece onu, kus kapmıs gibi veya ruzgar, onu uzak bir mekana (yere) atmıs gibidir

    [32] Ve iste kim, Allah´ın siarlarına (emirlerine, farzlarına) hurmetle uyarsa bunun sebebi muhakkak ki onların kalplerinin takva sahibi olmasındandır

    [33] Onda, sizin icin belli bir sureye (kesilme zamanına) kadar menfaatler (sutunde, yununde faydalar) vardır. Sonra onun yeri, Beyt-i Atik (Kabe)´dir

    [34] Ve Biz, butun ummetler icin (kurban konusunda aynı) usulleri tayin ettik ki onlara, (Allah´ın) rızık olarak verdigi (kurbanlık) hayvanlar uzerine Allah´ın Ismi´ni zikretsinler (Allah´ın Ismi ile kurbanları kessinler). O halde, sizin Ilahınız Tek Bir Ilah´tır. Oyleyse O´na teslim olun! Ve muhbitleri mujdele

    [35] Onlar, Allah´ı zikrettikleri zaman kalpleri titreyenlerdir (Allah´tan gelen bir cereyanla kalpleri ve vucutları sarsılanlardır). Onlara isabet edenlere (musibetlere) sabredenlerdir ve salatı (namazı) ikame edenlerdir. Ve onlar, onları rızıklandırdıgımız seylerden infak ederler

    [36] Bedeneleri (deve ve sıgır cinsi hayvanları), sizin icin Allah´ın siarlarından (emirlerinden, farzlarından) kıldık. Onda (onların kurban edilmesinde) sizin icin hayır vardır. Onların (kurbanlarının) uzerine saf dururken (ayaktayken tekbir getirin), (kurban kesilirken) Allah´ın Ismi´ni zikredin (besmele ile kesin). Yanları uzerine dusunce (kesilince), artık ondan yeyin ve isteyeni de istemeyeni de doyurun. Iste boylece onu, size musahhar kıldık (boyun egdirdik). Umulur ki, boylece siz sukredersiniz

    [37] Onun (kurbanların), etleri ve kanları asla Allah´a ulasmaz. Fakat sizden O´na, takva (Allah´a teslim olma) ulasır. Iste boylece size, onu musahhar kıldı. Sizi hidayete erdirdigi sey uzerine (hidayete erdirmesi sebebiyle) Allah´ı tekbir etmeniz icin. Ve muhsinleri (Allah´a fizik vucutlarını teslim edenleri) mujdele

    [38] Muhakkak ki Allah, amenu olanlardan (Allah´a ulasmayı dileyenlerden) (belaları) defeder (uzaklastırır). Muhakkak ki Allah, hain ve kafirlerin hicbirini sevmez

    [39] Zulme ugramaları sebebiyle savasanlara (savasmaları icin) izin verildi. Ve suphesiz Allah, onlara yardıma muhakkak ki kaadirdir

    [40] Onlar, sadece “Rabbimiz Allah´tır” dedikleri icin haksız yere yurtlarından cıkarıldılar. Ve eger, Allah´ın insanları birbiriyle defetmesi olmasaydı, (rahiplerin) mabetleri, (hristiyanların) kiliseleri, (yahudilerin) havraları ve icinde Allah´ın isminin cok zikredildigi (muslumanların) mescidleri mutlaka harap olup yıkılırdı. O´na (Allah´a) yardım edene, Allah mutlaka yardım eder. Muhakkak ki Allah, elbette Kaviyy´dir (kuvvetli, guclu) Aziz´dir (yuce)

    [41] Yeryuzunde onlara imkanlar verseydik, namazı ikame ederler (kılarlar), zekatı verirler, maruf ile emrederler ve munkerden nehyederlerdi (yasaklarlardı). Butun islerin akıbeti (sonucu), Allah´a aittir (hukum ve takdir Allah´ındır)

    [42] Ve eger seni yalanlıyorlarsa (bil ki), onlardan once Nuh kavmi, Adn kavmi ve Semud kavmi de (peygamberlerini) yalanlamıslardı

    [43] Ve Ibrahim (A.S)´ın kavmi de ve Lut (A.S)´ın kavmi de (yalanlamıstı)

    [44] Ve Medyen halkı da (yalanladı) ve Musa (A.S) da yalanlandı. Fakat kafirlere, muhlet (zaman) verdim. Sonra (da) onları aldım. O zaman benim cezalandırmam nasıl oldu

    [45] Boylece (halkı) zalim olan nice ulkeler gibi onu da helak ettik. Artık o (ulke), catıları yıkılmıs, kuyuları ve yuksek sarayları terkedilmis (bir halde)dir

    [46] Onlar, yeryuzunde dolasmadılar mı ki onların, onunla akıl ettikleri kalpleri ve onunla isittikleri kulakları olsun. Fakat bas gozleri kor olmaz. Lakin sinelerdeki kalpler kor olur

    [47] Ve azabı senden acele istiyorlar. Ve Allah, asla vaadinden donmez. Ve Rabbinin katındaki bir gun, sizin saydıgınız bin sene gibidir

    [48] (Halkı) zalim olan nice ulkeler gibi, ona muhlet verdim. Sonra onu aldım (yakaladım). Ve donus, Banadır

    [49] De ki: “Ey insanlar, sizin icin ben sadece bir nezirim (uyarıcıyım)!”

    [50] Amenu olanlar (Allah´a ulasmayı dileyenler) ve amilussalihat (nefsi tezkiye eden ameller) yapanlar; onlar icin magfiret (gunahların sevaba cevrilmesi) ve kerim bir rızık vardır

    [51] Ve ayetlerimiz hakkında onları aciz bırakma gayretinde olanlar, iste onlar, ashabı cehim (cehennem ehli)dir

    [52] Senden once gonderdigimiz (hic)bir resul ve nebi yoktur ki; (bir sey) temenni ettigi (diledigi) zaman seytan, onun temenni ettigi seye, (yalan) ilka etmemis (ulastırmamıs) olsun. Fakat Allah, seytanın ilka ettigi seyi nesheder (kaldırır, yok eder). Sonra Allah, ayetlerini muhkem kılar (saglamlastırır). Ve Allah, Alim´dir, Hakim´dir (ilim ve hikmet sahibidir)

    [53] Kalplerinde maraz (hastalık) olan ve kalpleri kasiyet baglamıs (kararmıs ve sertlesmis) olanlara, seytanın ilka ettigi (ulastırdıgı) seyi fitne (imtihan) kılmak icindir. Ve muhakkak ki zalimler, elbette uzak bir ayrılık icindedirler (Sıratı Mustakim´den uzaklasmıslardır, ayrılmıslardır)

    [54] Ve kendilerine ilim verilenlerin, onun (irsad makamının, Veli Resul´un, Nebi Resul´un) soylediklerinin Rabbinden bir hak oldugunu bilmeleri, O´na iman etmeleri, onların kalplerinin O´nu (Allah´ı) idrak etmesi (kalplerinden ekinnetin alınıp yerine ihbat sistemi konarak kalplerin mutmain olması) icindir. Muhakkak ki Allah, amenu olanları (Allah´a ulasmayı dileyenleri) mutlaka Sıratı Mustakim´e hidayet edendir

    [55] Ve o saat (kıyamet saati), ansızın onlara gelinceye veya akim (hedefine ulasılamamıs) gunun (olum gununun) azabı onlara gelinceye kadar, kafirlerin ondan suphesi zail olmaz (yok olmaz)

    [56] Mulk, izin gunu Allah´ındır. Onların arasında hukum verecektir. Boylece amenu olanlar (Allah´a ulasmayı dileyenler) ve salih (nefsi tezkiye edici) amel (salah makamına ulastıracak amel) yapanlar, naim cennetlerindedirler

    [57] Ve ayetlerimizi inkar edenler ve yalanlayanlar, iste onlar; onlar icin alcaltıcı azap vardır

    [58] Ve Allah yolunda hicret edip sonra da oldurulen veya olen kimseleri Allah, mutlaka guzel bir rızıkla rızıklandıracaktır. Ve muhakkak ki Allah, rızık verenlerin mutlaka en hayırlısıdır

    [59] (Allah), onları mutlaka razı olacakları bir yere dahil edecektir. Ve suphesiz ki Allah, mutlaka en iyi bilendir, Halim´dir

    [60] Ve iste boyle, kim maruz kaldıgı sey kadarı ile ikab eder (karsılık, ceza verir), sonra da ona azgınlık yapılırsa (haklarına tecavuz edilirse) Allah ona mutlaka yardım eder. Muhakkak ki Allah, af ve magfiret edicidir (gunahları sevaba cevirendir)

    [61] Iste boyle, cunku geceyi gunduzun icine ve gunduzu gecenin icine sokar (katar). Ve muhakkak ki Allah, en iyi isiten, en iyi gorendir

    [62] Iste boyle, cunku O, “Hakk”tır. Ve Muhakkak ki O´ndan (Allah´tan) baska dua ettiginiz (taptıgınız) seyler, onlar batıldır. Muhakkak ki Allah, O, Ali (yuce)´dir, Kebir´dir (buyuktur)

    [63] Allah´ın semadan su indirdigini ve boylece yeryuzunun yeserdigini gormedin mi? Muhakkak ki Allah, Latif´tir (lutuf sahibidir), Habir´dir (herseyden haberdardır)

    [64] Semalarda ve yeryuzunde olan hersey, O´nundur. Muhakkak ki Allah, O, mutlaka Gani´dir (mustagni, hicbir seye ihtiyacı olmayandır), Hamid (hamdedilen)´dir

    [65] Allah´ın yeryuzundeki herseyi size musahhar (emrinize amade) kıldıgını gormedin mi? Ve gemiler, denizde onun emri ile akıp gider. Ve Allah´ın izni olmadıkca semanın, arz uzerine (yeryuzune) dusmesini onler (semayı arzın uzerine dusmemesi icin tutar). Muhakkak ki Allah, insanlara Rauf´tur, Rahim´dir

    [66] Ve size hayat veren, sonra sizi oldurecek olan, sonra da sizi diriltecek olan, O´dur. Muhakkak ki insan, gercekten nankordur

    [67] Ve Biz, butun ummetler icin mensek (tek bir seriat) tayin ettik. Onlar, onunla (o seriatle) amel ederler (etsinler). Oyleyse emrim konusunda seninle niza etmesinler (cekismesinler). Sen, Rabbine davet et. Muhakkak ki sen, mutlaka mustakim (Allah´a dogru istikametlenmis) olan hidayet uzeresin

    [68] Ve eger seninle mucadele ederlerse o taktirde (onlara): “Allah yaptıklarınızı cok iyi bilir.” de

    [69] Allah, kıyamet gunu, hakkında ihtilaf etmis oldugunuz seyler konusunda sizin aranızda hukmedecek

    [70] Allah´ın semalarda ve arzda olan seyleri mutlaka bildigini bilmiyor musun? Muhakkak ki bunlar, Kitap´tadır. Muhakkak ki bunlar, Allah icin kolaydır

    [71] Ve (onlar), kendilerine bir sultan (delil, yaptırım gucu) indirilmeyen Allah´tan baska seylere tapıyorlar. Ve onların, ona (taptıkları seylere) ait ilimleri yoktur. Ve zalimler icin yardımcı da yoktur

    [72] Onlara acıklanmıs ayetlerimiz okundugu zaman munkeri (inkarı, reddi), inkar edenlerin yuzlerinden tanırsın (farkedersin). Neredeyse, ayetlerimizi onlara okuyanlara saldıracaklar. De ki: “Size bundan daha serrlisini haber vereyim mi?” Allah´ın kafirlere vaadettigi o (sey), atestir. Ne kotu masir (gidilecek yer)dir

    [73] Ey insanlar! (Size), bir ornek verildi. Oyleyse onu dinleyin. Muhakkak ki Allah´tan baska taptıklarınız, bir sinek dahi yaratamazlar, onun icin (onu yaratmak icin) biraraya gelip toplansalar bile. Ve eger sinek, onlardan bir sey kapıp kacsa, onu ondan (sinekten) alamazlar. Talip (isteyen) de talep edilen (istenen) de aciz

    [74] Allah´ın kadrini de (kudretini de) hakkıyla takdir edemediler. Muhakkak ki Allah, mutlaka Kaviyy´dir (kuvvetli), Aziz´dir (yuce)

    [75] Allah, meleklerden ve insanlardan resuller secer. Muhakkak ki Allah, en iyi isitendir, en iyi gorendir

    [76] O, onların onundekileri ve arkalarındakini (muhafız melekleri) bilir. Ve emirler Allah´a dondurulur

    [77] Ey amenu olanlar! Ruku edin ve secde edin. Ve Rabbinize kulluk edin. Ve hayır isleyin. Umulur ki boylece siz felaha eresiniz

    [78] Ve Allah´da hakkıyla cihad edin. O, sizi secti. Dinde sizin icin bir zorluk kılmadı ki; o, babanız Ibrahim (A.S)´ın dinidir. O, sizi daha once de “muslumanlar” (Allah´a teslim olanlar) olarak isimlendirdi. Bunda da (Kur´an-ı Kerim´de de), resul size sahit olsun ve siz de insanlara sahitler olasınız diye. Oyleyse namazı ikame edin (kılın), zekatı verin, Allah´a sarılın (Allah´ın Zat´ında yok olun). O, sizin Mevla´nız. (O), ne guzel Mevla (dost) ve ne guzel yardımcı

    Mü'minûn

    Surah 23

    [1] Mu´minler felaha ermistir

    [2] Onlar, namazlarında husu duyanlardır

    [3] Ve onlar, bos seylerden yuz cevirenlerdir

    [4] Ve onlar, zekatı verenlerdir

    [5] Ve onlar, iffetlerini (ırzlarını) koruyanlardır

    [6] Zevcelerine veya ellerinin altında sahip olduklarına (cariyelerine karsı davranısları) haric. O taktirde muhakkak ki onlar, levmedilmis (kınanmıs) degildirler

    [7] Artık kim bunun otesinde bir sey isterse o taktirde onlar, haddi asanlardır

    [8] Ve onlar, emanetlerine ve ahdlerine riayet edenlerdir (uyanlar, sadık olanlardır)

    [9] Ve onlar, salavatlarını (namazlarını) muhafaza edenler (devam ettirenler)dir

    [10] Iste onlar, varis olanlardır (mirasın sahipleridir)

    [11] Onlar, firdevs cennetine varis olacaklardır. Onlar, orada ebedi kalacaklardır

    [12] Ve andolsun ki Biz, insanı balcıgın (nemli organik ve inorganik topragın) ozunden yarattık

    [13] Sonra onu, mekin (saglam) bir yerde karar kılmıs (yerlesmis) bir nutfe kıldık

    [14] Sonra da nutfeden (bir noktadan rahim duvarına baglı) bir alaka yarattık. Sonra alakadan bir cignem et (gorunumunde) bir mudga yarattık. Bundan sonra mudgadan kemikleri yarattık. Daha sonra kemiklere et giydirdik (uzerini et ile kapladık). Daha sonra da onu, baska bir yaratısla insa ettik (sekillendirdik). Iste boyle Allah, Mubarek´tir, En Guzel Yaratıcı´dır

    [15] Sonra muhakkak ki siz, mutlaka meyid olacaksınız (oleceksiniz)

    [16] Muhakkak ki siz, kıyamet gunu diriltileceksiniz

    [17] Ve andolsun ki Biz, sizin uzerinizde 7 yol yarattık ve Biz, yaratmaktan gafil degiliz

    [18] Ve Biz, semadan takdir edilmis miktarda su indirdik. Boylece onu(nla) yeryuzunde (goller, nehirler, denizler) olusturduk. Ve muhakkak ki Biz, onu elbette (buharlastırarak) gidermeye kaadiriz

    [19] Boylece onunla, sizin icin hurma ve uzum bahceleri insa ettik (olusturduk). Orada sizin icin onların pekcok meyveleri vardır ve onlardan yersiniz

    [20] Ve Turi Sina´da yetisen bir agac vardır ki, yag cıkarır. Ve (o), yiyenler icin bir katıktır

    [21] Ve muhakkak ki hayvanlarda, sizin icin ibret vardır. Onların karınlarındaki seyden size iciririz. Ve onda, sizin icin cok menfaatler (faydalar) vardır ve ondan yersiniz

    [22] Ve onların (hayvanların) uzerinde ve gemilerin uzerinde tasınırsınız

    [23] Ve andolsun ki Nuh (A.S)´ı kendi kavmine gonderdik. O zaman (onlara): “Ey kavmim! Allah´a kul olun. Sizin icin O´ndan baska Ilah yoktur. Hala takva sahibi olmayacak mısınız (Allah´a ulasmayı dilemeyecek misiniz)?” dedi

    [24] Onun kavminden kafir olanların ileri gelenleri: “Bu, sizin gibi beserden (insandan) baska bir sey degil. Size ustun gelmek (hukmetmek) istiyor. Ve eger Allah dileseydi mutlaka melekler indirirdi. Atalarımızdan bunun hakkında bir sey isitmedik.” dediler

    [25] O ancak cinnet getirmis bir adamdır. O halde, onu belli bir sure bekleyin (gozetim altında tutun)

    [26] (Nuh A.S) dedi ki: “Rabbim, beni yalanladıkları icin bana yardım et.”

    [27] Boylece ona, gozumuzun onunde (Bizim denetimimizde) ve vahyimizle bir gemi yapmasını vahyettik. Boylece emrimiz geldigi ve tennur kaynadıgı zaman hemen ona (gemiye) her ciftten ikiser tane ve ehlini bindir. Onlardan, haklarında bir soz (hukum) gecenler haric. Ve zulmedenler hakkında Bana hitap etme (onlar icin bir sey, bir af isteme). Muhakkak ki onlar, bogulacak olanlardır (bogulmalarına daha once hukmedilmis olanlardır)

    [28] Boylece sen ve seninle beraber olan kimseler, gemiye bindiginiz zaman: “Zalim kavimden bizi kurtaran Allah´a hamdolsun.” de

    [29] Ve de ki: “Rabbim, beni mubarek bir inisle indir. Ve Sen, indirenlerin en hayırlısısın.”

    [30] Elbette bunda ayetler vardır. Ve muhakkak ki Biz, imtihan edenleriz

    [31] Sonra da onların arkasından baska bir nesil yarattık

    [32] Boylece Biz, onlara, onların icinde, onlardan resul gonderdik, Allah´a kul olsunlar, diye. Sizin, O´ndan baska Ilahınız yoktur. Hala takva sahibi olmayacak mısınız (Allah´a ulasmayı dilemeyecek misiniz)

    [33] Ve onun kavminden kafirlerin ileri gelenleri, ahirete mulaki olmayı (Allah´a mulaki olmayı) yalanlayanlar ve dunya hayatında kendilerine refah verdigimiz kimseler: “Bu, sizin gibi beserden (insandan) baska bir sey degil. Sizin yediginiz seylerden yiyor, sizin ictiginiz seylerden iciyor.” dediler

    [34] Ve eger siz, sizin gibi bir besere itaat ederseniz muhakkak ki siz, o zaman mutlaka husrana dusenler olursunuz

    [35] Oldugunuz ve toprak oldugunuz, kemik (haline) geldiginiz zaman sizin, mutlaka (topraktan) cıkarılacagınızı mı size vaadediyor

    [36] Yazık, yazık size vaadedilen seye

    [37] O (hayat), sadece dunya hayatıdır. Oluruz ve yasarız. Ve Biz, beas edilecek (yeniden dirilecek) degiliz

    [38] O (Resul), ancak Allah´a yalanla iftira eden bir adamdır. Ve biz, O´na inananlar degiliz

    [39] (Resul): “Rabbim, beni yalanlamaları sebebiyle bana yardım et.” dedi

    [40] (Allah): “Az (kısa zamanda) onlar mutlaka nadim (pisman) olacaklar.” dedi

    [41] Boylece hak ile (hakettikleri) bir sayha onları aldı (yakaladı). Onları gusa kıldık (zerreler haline getirdik). Artık zalim kavim, (Allah´ın rahmetinden) uzak olsun

    [42] Sonra onların arkasından baska nesiller yarattık

    [43] (Hic)bir ummet, ecelini (suresini) erkene alamaz ve tehir edemez

    [44] Sonra Biz, resullerimizi ardarda (arası kesilmeksizin) gonderdik. Her ummete resulu geldigi zaman, her defasında onu yalanladılar. Biz de onları birbiri arkasından (helak ettik). Ve onları efsane kıldık. Artık mu´min olmayan kavim (Allah´ın rahmetinden) uzak olsun

    [45] Sonra Hz. Musa´yı ve kardesi Hz. Harun´u, ayetlerimizle ve apacık sultanla (Tevrat´la) gonderdik

    [46] (Hz. Musa´yı ve Hz. Harun´u), firavun ve onun ileri gelenlerine (gonderdik). Fakat onlar, kibirlendiler (buyuklendiler). Ve alin (magrur, zorba) bir kavim oldular

    [47] Sonra dediler ki: “Bizim gibi iki besere (Hz. Musa ve Hz. Harun´a), iman mı edelim? Ve onların ikisinin (Musa ve Harun A.S´ın) kavmi, bize kul (kole) olmasına ragmen.”

    [48] Boylece ikisini de yalanladılar. Ve helak edilenlerden oldular

    [49] Ve andolsun, Hz. Musa´ya kitap verdik ki boylece onlar, hidayete ersinler

    [50] Ve Hz. Meryem oglunu (Hz. Isa´yı) ve onun annesini ayet (mucize) kıldık. Ve akan suyu olan ve barınmaya musait yuksek bir tepeye, ikisini yerlestirdik

    [51] Ey resuller! Tayyib (temiz, helal ni´metlerden) yeyiniz. Ve salih (nefsi tezkiye edici) amel yapınız. Muhakkak ki Ben, yaptıgınız seyleri en iyi bilenim

    [52] Ve muhakkak ki bu sizin ummetiniz, tek bir ummettir. Ve Ben, sizin Rabbinizim. Oyleyse Bana karsı takva sahibi olun (Bana ulasmayı dileyin)

    [53] Fakat onlar, (dinin) emirlerini kendi aralarında kısımlara (fırkalara) ayırarak bolduler. Grupların hepsi, kendilerindeki (kabul ettikleri) ile ferahlanırlar

    [54] Artık onları, kendi dalaletleri icinde belli bir sureye kadar terket

    [55] Mal ve ogullarla onları destekledigimizi mi sanıyorlar

    [56] Onlara hayırları cabuklastırdıgımızı (mı sanıyorlar)? Hayır, onlar farkında degillerdir

    [57] Muhakkak ki onlar, Rab´lerinin hasyetinden korkanlardır

    [58] Ve onlar, Rab´lerinin ayetlerine iman ederler

    [59] Ve onlar, Rab´lerine sirk kosmazlar

    [60] Ve onlar vereceklerini verirler. Onlar, Rab´lerine geri donenler (ulasanlar) oldugundan onların kalpleri titrer

    [61] Iste onlar hayırlarda yarısırlar. Ve onlar, onda (hayırlarda) one gecenlerdir

    [62] Ve (hic) kimseyi gucunun (kapasitesinin, yapabileceginin) dısında (otesinde) mukellef (sorumlu) tutmayız. Nezdimizde, hakkı soyleyen bir kitap (hayat filmi) vardır. Ve onlar zulmedilmezler

    [63] Hayır, onların kalpleri bundan dolayı gaflette (dalalette)dir. Ve onların bundan baska yaptıkları amelleri (de) vardır. Onlar, onu yapanlardır

    [64] Onların refahta olanlarını azapla aldıgımız zaman (o zaman) onlar, yalvarıp bagırarak yardım isterler

    [65] O gun yalvarıp bagırarak yardım istemeyin. Muhakkak ki Bizim tarafımızdan, size yardım edilmez

    [66] Ayetlerimiz size tilavet edilmisti (okunmustu). O zaman siz, topuklarınız uzerinde geri donup kacmıstınız

    [67] (Siz), ona (ayetlerime) kibirlenenlerdiniz. Gece toplanarak (ayetlerim hakkında) sacma sapan konusuyordunuz

    [68] Onlar hala sozu dusunmediler mi (manasına varmadılar mı, anlamadılar mı)? Yoksa onlara, atalarına gelmemis olan (bir sey) mi geldi

    [69] Yoksa onlar, resullerini tanımadılar mı (kabul etmediler mi)? Bu durumda onlar, onu (resulu) inkar edenlerdir

    [70] Yoksa onda bir delilik oldugunu mu soyluyorlar? Hayır (o), onlara hak ile geldi. Ve onların cogu hakkı kerih gorenlerdir

    [71] Ve Hakk, onların hevalarına tabi olsaydı semalar, yeryuzu ve onların icinde olanlar mutlaka fesada ugrardı. Hayır, onlara zikirlerini getirdik. Fakat onlar, zikirlerinden yuz cevirenlerdir

    [72] Yoksa onlardan harc (ucret) mi istiyorsun? Oysa Rabbinin harcı (ucreti) daha hayırlıdır. Ve O, rızıklandıranların en hayırlısıdır

    [73] Ve muhakkak ki; sen, mutlaka onları Sıratı Mustakim´e davet ediyorsun

    [74] Ve muhakkak ki ahirete (Allah´a hayatta iken ulasmaya) inanmayanlar, mutlaka yoldan (Sıratı Mustakim´den) sapanlar (dalalette olanlar)dır

    [75] Ve eger onlara rahmet (merhamet) edip, onlara zarar (sıkıntı, kıtlık) veren seyi giderseydik, mutlaka saskın bir halde azgınlıklarında devam ederlerdi

    [76] Ve andolsun ki onları, azaba aldık (azaba ugrattık). Fakat onlar, Rab´lerine boyun egmediler ve yalvarıp dua etmediler

    [77] Nihayet onların uzerine siddetli azap kapısını acınca, o zaman onlar umitsizlik icinde (umitsizlige dusenler) oldular

    [78] Ve sizin icin isitme hassası, gorme hassası ve fuad hassası (idrak hassası) insa eden (yaratan) O´dur. Ne kadar az sukrediyorsunuz

    [79] Ve sizi, arzda (yeryuzunde) yaratıp cogaltan, yayan O´dur. Ve O´na hasrolunacaksınız (donduruleceksiniz)

    [80] Ve hayat veren ve olduren, O´dur. Ve gece ve gunduzun ihtilafı (karsılıklı donusumu), O´na aittir (O´nun hukmudur). Hala akıl etmez misiniz

    [81] Hayır, onlar, evvelkilerin soylediklerinin aynısını soylediler

    [82] “Oldugumuz, toprak ve kemik oldugumuz zaman mı? Gercekten, mutlaka biz beas mı edilecegiz (yeniden mi diriltilecegiz)?” dediler

    [83] Andolsun ki bu, bize vaadedildi ve daha once de babalarımıza. Bu ancak evvelkilerin efsaneleridir

    [84] De ki: “Arzın (yeryuzunun) ve onun icindekilerin kimin oldugunu eger biliyorsanız (soyleyin).”

    [85] “Allah´ındır.” diyecekler. De ki: “Hala tezekkur etmeyecek misiniz (akıl etmeyecek misiniz)?”

    [86] De ki: “Yedi kat goklerin Rabbi ve arsil azimin Rabbi kimdir?”

    [87] “Allah´ındır.” diyecekler. De ki: “Hala takva sahibi olmayacak mısınız?”

    [88] De ki: “Sayet biliyorsanız (soyleyin) herseyin mulku (yonetimi, idaresi) elinde olan ve koruyan (himaye eden) ve Kendisi korunmaya ihtiyacı olmayan kimdir?”

    [89] “Allah´ındır (Allah´tır).” diyecekler. De ki: “Oyleyse nasıl aldatılıyorsunuz?”

    [90] Hayır, onlara hakkı getirdik. Ve muhakkak ki onlar, gercekten tekzip edenlerdir (yalanlayanlardır)

    [91] Allah cocuk edinmemistir. Ve O´nunla beraber (baska) bir ilah (hic) olmamıstır. Oyle olsaydı butun ilahlar mutlaka (kendi) yarattıgını giderirdi (yok ederdi). Ve mutlaka onların bir kısmı bir kısmına ustun olurdu. Allah, onların vasıflandırdıkları seylerden munezzehtir

    [92] (Allah), gaybı (gorunmeyeni) ve goruneni bilendir. Ve onların sirk kostukları seylerden cok yucedir

    [93] De ki: “Rabbim, eger vaadolunan seyi bana gosterecek isen.”

    [94] Rabbim, oyleyse beni zalimler kavmi icinde bırakma

    [95] Ve muhakkak ki Biz, onlara vaadettigimiz seyi sana gostermeye elbette kaadir olanlarız

    [96] Seyyiati (kotulugu), en guzel olanla yok et. Biz, (onların) vasıflandırdıklarını en iyi biliriz

    [97] Ve “Seytanların kıskırtmalarından (vesveselerinden) sana sıgınırım.” de

    [98] Ve Rabbim, (seytanların) benim yanımda bulunmalarından sana sıgınırım

    [99] Onların birine olum geldigi zaman: “Rabbim, beni geri dondur.” dedi

    [100] “Boylece (geri gonderdigin taktirde) terkettigim salih amelleri (nefsi tezkiye edici ameli) islerim.” Hayır, muhakkak ki onun soyledigi soz, sadece (bos) bir kelimedir. Ve beas edilecekleri gune kadar onların arkasında berzah (engel) vardır

    [101] Izin gunu sur´a ufuruldugu zaman, artık onların aralarında bir neseb (soy bagı) yoktur. Ve (birbirlerine hal hatır) sormazlar

    [102] O zaman kimin mizanı (sevap tartıları) agır gelirse iste onlar, felaha erenlerdir

    [103] Ve kimin mizanı (sevap tartıları), hafif gelirse iste onlar, nefslerini husrana dusurenlerdir. Onlar, cehennemde ebediyyen kalacak olanlardır

    [104] Onların (ızdıraptan) eksimis olan yuzlerini ates yalar

    [105] Ayetlerim size okunurken; onları tekzip edenler (yalanlayanlar), siz degil miydiniz

    [106] Dediler ki: “Ey Rabbimiz! Sakiligimiz (azgınlıgımız), bize galip geldi ve biz, dalalette olan bir kavim idik.”

    [107] Rabbimiz, bizi oradan (cehennemden) cıkar. Bundan sonra donersek; o zaman biz, mutlaka zalimler oluruz

    [108] Dedi ki: “Orada (cehennemde) kalın ve bana (bir sey) soylemeyin!”

    [109] Muhakkak ki kullarımdan bir grup soyle der: “Rabbimiz, biz amenu olduk (olmeden once Sana ulasmayı diledik). Artık bize magfiret et ve bize rahmet et (Rahim esma´n ile tecelli et). Ve Sen, Rahim olanların en hayırlısısın.”

    [110] Boylece onları alay konusu edindiniz. Oyle ki (bu), size Benim zikrimi unutturdu. Ve siz, onlara guluyordunuz

    [111] Muhakkak ki Ben, onlar sabırlarından dolayı kurtulusa erenler oldugundan, bugun onlara mukafatlarını verdim

    [112] Dedi ki: “Yeryuzunde kac yıl kaldınız?”

    [113] “Bir gun veya gunun bir kısmı kadar kaldık. O zaman (onu), sayanlara sor.” dediler

    [114] Dedi ki: “Ancak az bir zaman kaldınız. Siz bilmis olsaydınız.”

    [115] Oyleyse Bizim, sizi abes olarak (bos yere) yarattıgımızı ve Bize dondurulmeyeceginizi mi zannettiniz

    [116] Iste Hakk Melik olan Allah, cok yuce´dir. O´ndan baska Ilah yoktur. (O), kerim ars´ın Rabbidir

    [117] Ve kim, bir burhanı (delili) olmamasına ragmen, Allah ile beraber baska bir ilaha taparsa, artık onun hesabı sadece Rabbinin katındadır. Muhakkak ki kafirler, felaha (kurtulusa) eremezler

    [118] Ve de ki: “Rabbim, magfiret et (gunahlarımızı sevaba cevir) ve rahmet et (Rahim esması ile tecelli et). Ve Sen, Rahim olanların en hayırlısısın.”

    Nûr

    Surah 24

    [1] (Bu), Bizim indirdigimiz ve (bazı ayetlerini) farz kıldıgımız bir suredir. Ve onun icinde delillerle acıklanmıs ayetler indirdik. Umulur ki, boylece tezekkur edersiniz

    [2] Zaniye (zina yapan kadın) ve zani (zina yapan erkek); o zaman ikisinden herbirine yuz celde (yalnız cilde tesir edecek sopa) vurun. Eger Allah´ın dinini (uygulama) konusunda, Allah´a ve ahiret gunune inanıyorsanız; onlara merhamet sizi tutmasın (size mani olmasın). Ve onların (ikisinin) azabına, mu´minlerden bir grup sahit olsun

    [3] Zani (zina yapan erkek), zaniyeden (zina yapan kadından) veya musrik olan kadından baskasını nikahlayamaz. Ve zaniyeyi de, zani veya musrik olan erkekten baskası nikahlayamaz. Ve bu, mu´minlere haram kılınmıstır

    [4] Ve muhsinlere (iffetli kadınlara), (zina sucu, iftira) atan sonra da dort sahit getiremeyenlere, o taktirde seksen celde (yalnız cilde tesir edecek sopa) vurun. Ve onların sehadetini (sahitligini) ebediyyen kabul etmeyin. Ve iste onlar, onlar fasıklardır

    [5] Bundan sonra tovbe edip ıslah olanlar (duzelenler) haric. Muhakkak ki Allah, Gafur´dur (magfiret edendir), Rahim´dir (Rahim esmasıyla tecelli edendir)

    [6] Ve zevcelerine (eslerine) zina (iftirası) atanlar, kendilerinden baska sahitleri yoksa o zaman onların herbirinin sahitligi; kendisinin, muhakkak sadıklardan (dogru soyleyenlerden) olduguna dair, dort defa Allah´a sahitlik (yemin) etmesidir

    [7] Ve (yeminin) besincisi, eger yalan soyleyenlerden ise Allah´ın lanetinin kendi uzerine olmasıdır

    [8] Ve (zevcenin, kadın esin), Allah´a dort defa onun (zevcin, erkek esin) mutlaka yalancılardan olduguna dair sahitlik (yemin) etmesi, ondan (kadından) azabı (cezayı) kaldırır

    [9] Ve (yeminin) besincisi eger o (esi), sadıklardan (dogru soyleyenlerden) ise Allah´ın gadabının (azabının) kendi uzerine olmasıdır

    [10] Ve eger sizin uzerinize Allah´ın fazlı ve rahmeti olmasaydı (cezaya ugrardınız). Ve muhakkak ki; Allah, tovbeleri kabul eden ve Hakim´dir (hukum ve hikmet sahibidir)

    [11] Muhakkak ki (Hz. Ayse hakkında) ifk (iftira) ile gelenler, sizden bir gruptur. Sizin icin onun bir serr oldugunu zannetmeyin. Hayır, o sizin icin hayırdır. Onlardan herbirinin gunahtan kazandıkları (cezalar) vardır. Ve onun buyugunu yonetene (uydurup, yayana) buyuk azap vardır

    [12] Mu´min erkekler ve mu´min kadınlar, onu (bu iftirayı) isittikleri zaman kendi iclerinde hayır zanda bulunsalardı ve “bu apacık iftiradır” deselerdi olmaz mıydı (demeleri gerekmez miydi)

    [13] Ona dort sahit getirmeli degiller miydi? Oyleyse sahitleri getiremediklerine gore bu taktirde iste onlar, onlar Allah´ın katında yalancıdırlar

    [14] Eger dunya ve ahirette Allah´ın rahmeti ve fazlı sizin uzerinize olmasaydı, icine daldıgınız seyden (iftiradan, dedikodudan) dolayı size mutlaka buyuk azap dokunurdu

    [15] Onu (iftirayı) dillerinizle anlatıyordunuz (soruyordunuz) ve hakkında sizin bilginiz olmayan bir seyi agızlarınızla soyluyordunuz. Ve o, Allah´ın katında buyuk (bir suc) oldugu halde siz, onu onemsiz sandınız

    [16] Ve onu isittiginiz zaman: “Bizim bunu konusmamız olmaz (bize yakısmaz), sen Subhan´sın (Allah´ım Sana sıgınırız). Bu buyuk bir buhtan (uydurulmus bir iftira)dır.” deseydiniz olmaz mıydı (demeniz gerekmez miydi)

    [17] Eger mu´min iseniz ebediyyen onun gibi bir olaya donmenize karsı (donmemenizi) Allah size vaazediyor (emrediyor)

    [18] Ve Allah, size ayetlerini acıklıyor. Ve Allah, Alim´dir (en iyi bilendir) Hakim´dir (hukum ve hikmet sahibidir)

    [19] Muhakkak ki amenu olanlar arasında fahiseligin (cirkin olayların, iftiranın, kotulugun) yayılmasını sevenlere, dunya ve ahirette elim azap vardır. Ve Allah, bilir ve siz bilmezsiniz

    [20] Ve eger Allah´ın rahmeti ve fazlı sizin uzerinize olmasaydı (size azap ederdi). Ve muhakkak ki Allah, Rauf´tur (cok merhametli, cok sefkatlidir) Rahim´dir (Rahim esmasıyla tecelli edendir)

    [21] Ey amenu olanlar, seytanın adımlarına tabi olmayın! Ve kim seytanın adımlarına tabi olursa o taktirde (seytanın adımlarına uydugu taktirde) muhakkak ki o (seytan), fuhsu (her cesit kotulugu) ve munkeri (inkarı ve Allah´ın yasak ettiklerini) emreder. Ve eger Allah´ın rahmeti ve fazlı sizin uzerinize olmasaydı (nefsinizin kalbine yerlesmeseydi), icinizden hicbiri ebediyyen nefsini tezkiye edemezdi. Lakin Allah, dilediginin nefsini tezkiye eder. Ve Allah, Sem´i´dir (en iyi isitendir) Alim´dir (en iyi bilendir)

    [22] Ve sizden (icinizden) fazilet ve servet sahibi olanlar, yakınlarına, miskinlere, Allah yolunda hicret edenlere vermeye karsı (vermemeye) yemin etmesinler. Ve artık affetsinler ve hosgorsunler. Allah´ın sizi affetmesini sevmez misiniz? Ve Allah, Gafur´dur (magfiret edendir) Rahim´dir (rahmet nuru gonderendir)

    [23] Muhakkak ki gafil (kendisinin haberi olmaksızın) muhsin (iffetli) kadınlara ve mu´min kadınlara (iftira) atanlar, dunya ve ahirette lanetlenmistir. Ve onlara azim azap vardır

    [24] O gun onlara, onların dilleri, elleri ve ayakları (hayat filmleri) yapmıs olduklarına sahitlik edecek

    [25] Izin gunu Allah onlara dinlerini (negatif ve pozitif derecelerin karsılıgını) hakkıyla odeyecektir. Ve Allah´ın, Hakk Mubin (hakkı acıklayan, yerine getiren) oldugunu bilecekler

    [26] Kotu kadınlar, kotu erkekler icindir. Kotu erkekler, kotu kadınlar icindir. Temiz kadınlar, temiz erkekler icindir. Temiz erkekler, temiz kadınlar icindir. Iste onlar, (kendileri haklarında) soylenenlerden beri (uzak) olanlardır. Onlar icin magfiret (gunahların sevaba cevrilmesi) ve kerim (Allah´tan ikram edilen) rızık vardır

    [27] Ey amenu olanlar! Evlerinizden baska evlere, izin isteyip ev halkına selam vermedikce (iceri) girmeyin. Bu, sizin icin hayırdır. Umulur ki; boylece tezekkur edersiniz

    [28] Eger orada kimseyi bulamazsanız, size izin verilinceye kadar oraya girmeyin. Ve eger size “geri donun” denirse o taktirde geri donun. O, sizin icin daha temizdir (uygundur). Ve Allah, yaptıgınız seyleri en iyi bilendir

    [29] Meskun olmayan (oturulmayan), icinde faydanız olan evlere girmenizde size bir vebal yoktur. Ve Allah, sizin acıkladıgınız ve gizlediginiz seyleri bilir

    [30] Mu´min erkeklere soyle, bakıslarını indirsinler (haramdan sakınsınlar), ırzlarını korusunlar. Bu, onlar icin daha temizdir. Muhakkak ki Allah, yaptıkları seylerden haberdardır

    [31] Ve mu´min kadınlara soyle, bakıslarını indirsinler (haramdan sakınsınlar) ve ırzlarını korusunlar. Zahir olan kısımlar (gorunen el, yuz ve ayaklar) haric, ziynetlerini acmasınlar. Ve basortulerini yakalarının uzerine koysunlar (ortsunler). Ve ziynetlerini, kocaları veya babaları veya kocalarının babaları veya ogulları veya kocalarının ogulları veya erkek kardesleri veya erkek kardeslerinin ogulları veya kız kardeslerinin ogulları veya kadınlar veya ellerinin altında sahip oldukları (cariyeler) veya erkeklerden, kadına ihtiyac duymayan hizmetliler veya kadının avret yerlerinin farkına varmayan cocuklar haric, acmasınlar. Ve gizledikleri ziynetleri bilinsin diye ayaklarını vurmasınlar. Ey mu´minler, hepiniz Allah´a tovbe edin! Umulur ki, boylece felaha eresiniz

    [32] Ve sizden esi olmayan erkekleri ve kolelerinizden salih olanları ve esi olmayan kadınlarınızı nikahlayınız (evlendiriniz). Eger onlar fakir iseler Allah onları fazlından gani (zengin) kılar. Ve Allah, Vasi´dir (ihsanı, ni´meti cok olandır), Alim´dir (en iyi bilendir)

    [33] Ve nikaha (imkan) bulamayanlar, Allah onları fazlından gani (zengin) kılıncaya kadar iffetlerini korusunlar! Ellerinizin altında malik olduklarınızdan (kolelerinizden, cariyelerinizden) yazılı antlasma (mukatebe yapmak: para kazanıp, bedelini odeyerek azad olmak) isteyenlere, eger onlarda hayır oldugunu bilirseniz, o zaman yazılı antlasma (mukatebe) yapınız. Ve Allah´ın size verdigi mallardan onlara veriniz. Genc cariyelerinizi, eger namuslarını korumak (iffetli kalmak) isterlerse, dunya hayatının malını isteyerek fuhsa (zinaya) zorlamayınız. Kim onları fuhsa (zinaya) zorlarsa, o taktirde muhakkak ki Allah, onların zorlanmalarından sonra Gafur´dur (magfiret edendir) Rahim´dir (rahmet esmasıyla tecelli edendir)

    [34] Ve andolsun ki size, acıklanmıs ayetler ve sizden once gecmis (nesillerden) ornek(ler) ve muttakiler (takva sahipleri) icin ogutler (emirler) indirdik

    [35] Allah, goklerin ve yerin nuru´dur. O´nun nuru, icinde misbah (lamba) bulunan kandil (ısık sacan bir kaynak) gibidir. Misbah, sırca (cam) icindedir. Sırca (cam), inci gibi (parlayan) yıldız gibidir. Doguda ve batıda bulunmayan mubarek bir agacın yagından yakılır. Onun yagı, ona ates degmese de kendi kendine ısık verir. Nur uzerine nurdur. Allah diledigini nuruna hidayet eder (ulastırır). Ve Allah, insanlara ornekler verir. Ve Allah, herseyi en iyi bilendir

    [36] Allah´ın, icinde Ismi´nin yukseltilmesine ve zikredilmesine izin verdigi evlerin icinde (Allah´ın nuru) vardır. Orada O´nu, sabah aksam tesbih ederler

    [37] Ticaretin ve alısverisin, onları Allah´ın zikrinden, namazı ikame etmekten ve zekatı vermekten alıkoymadıgı adamlar ki (onlar), kalplerin ve gozlerin (dehsetten) donecegi gunden korkarlar

    [38] Allah, onlara yaptıklarının karsılıgını en guzel sekilde vermek icin onlara fazlından arttırır. Ve Allah, diledigi kimseyi hesapsız rızıklandırır

    [39] Ve kafirlerin amelleri duz arazideki serap gibidir. Susamıs olan, onu su zannetti. Ona ulastıgı zaman, bir sey bulamadı. Ve yanında (karsısında) Allah´ı buldu. Boylece (Allah), onun hesabını ona tam olarak odedi. Ve Allah, hesabı seri (cabuk) gorendir

    [40] Veya derin denizdeki karanlıklar gibidir. Onun ustunu, dalga ustune dalga kaplar. Onun uzerinde de bulutlar vardır. Karanlık ustune karanlıktır, elini cıkarttıgı zaman neredeyse onu goremez. Ve Allah, kime nur kılmamıssa (vermemisse) artık onun icin bir nur yoktur

    [41] Semalarda ve arzda olanların ve saflar halindeki kusların, Allah´ı tesbih ettigini gormedin mi? Hepsi, namazlarını (dualarını) ve tesbihlerini bilmislerdir. Ve Allah, onların yaptıklarını en iyi bilendir

    [42] Ve semaların ve arzın mulku Allah´ındır. Ve donus Allah´adır

    [43] Allah´ın bulutları sevkettigini, sonra onların aralarını birlestirdigini, sonra da onları kume haline getirdigini gormuyor musun? Boylece onların arasından yagmur cıkardıgını gorursun.Ve semadan, icinde dolu bulunan daglar (dolu kumeler) indirir. Boylece onu diledigine isabet ettirir. Ve onu dilediginden cevirir (uzaklastırır). Onun simseginin parıltısı, neredeyse gormeyi giderir (gozleri kor gibi yapar)

    [44] Allah, geceyi ve gunduzu (birbirine) cevirir. Muhakkak ki bunda basiret sahipleri icin elbette ibret vardır

    [45] Ve Allah, butun hayvanları sudan yarattı. Onların bir kısmı karnı uzerinde, bir kısmı iki ayagı uzerinde, bir kısmı da dort ayagı uzerinde yurur. Allah diledigi seyi yaratır. Muhakkak ki Allah, herseye kaadirdir

    [46] Andolsun biz, acıklayıcı ayetler indirdik. Allah, diledigini Sıratı Mustakim´e ulastırır

    [47] Ve: “Allah´a ve resule iman ettik ve itaat ettik.” derler. Sonra da onların bir kısmı bundan sonra doner. Ve iste onlar, mu´min degillerdir

    [48] Ve onların aralarında hukum vermesi icin Allah ve resulune davet olundukları zaman onların bir kısmı yuz cevirenlerdir

    [49] Ve eger hak onların ise (hak sahibi iseler) ona hemen (itaat ederek) gelirler

    [50] Onların kalplerinde hastalık mı var yoksa suphe mi ediyorlar veya Allah´ın ve O´nun Resul´unun, onlara karsı taraf tutacagından (haksızlık edeceginden) mı korkuyorlar? Hayır, iste onlar, onlar zalimlerdir

    [51] Onların aralarında hukum vermesi icin Allah´a ve resulune davet edildikleri zaman mu´minlerin sozu “isittik ve itaat ettik” demeleridir. Ve iste onlar, onlar felaha erenlerdir

    [52] Ve kim Allah´a ve resulune itaat ederse ve Allah´a husu duyar ve O´na karsı takva sahibi olursa o taktirde iste onlar, onlar kurtulusa erenlerdir

    [53] Ve eger sen onlara emretseydin (munafıklar), mutlaka (savasa) cıkacaklarına dair, Allah´a en kuvvetli yeminleri ile yemin ederler. De ki: “Yemin etmeyin! (Bu), bilinen (takdir edilen) bir itaattir. Muhakkak ki Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.”

    [54] De ki: “Allah´a ve resule itaat edin. Bundan sonra eger donerseniz (itaat etmezseniz), ona (resule) dusen (sorumluluk) sadece ona yukletilen (teblig)dir.” Ve sizin uzerinize dusen (sorumluluk), size yukletilendir. Ve eger ona itaat ederseniz, hidayete erersiniz. Resulun uzerinde acıkca tebligden baska bir (sorumluluk) yoktur

    [55] Allah, sizden amenu olanlara ve salih amel (nefs tezkiyesi) isleyenlere, kendilerinden oncekileri yeryuzunde halife kıldıgı gibi mutlaka onları da halife kılacagını ve onlara, onlar icin razı oldugu dinlerini mutlaka saglamlastıracagını ve korkularından sonra (korkularını) mutlaka guvenlige cevirecegini vaadetti. Bana kul olurlar, hicbir seyle (Bana) sirk kosmazlar. Bundan sonra kim inkar ederse, iste onlar, onlar fasıklardır

    [56] Ve namazı ikame edin. Ve zekatı verin. Ve resule itaat edin ki boylece rahmet olunasınız

    [57] Sakın kafirleri, yeryuzunde (Allah´ı) aciz bırakıcı zannetme. Ve onların barınacagı yer atestir. Ve donus yerleri mutlaka kotu (bir yer)dir

    [58] Ey amenu olanlar! Ellerinizin altında sahip olduklarınız (koleleriniz, cariyeleriniz) ve sizden buluga ermemis olanlar, uc vakitte yanınıza girmek icin sizden izin istesinler. Fecr (sabah) namazından once, elbiselerinizi cıkarttıgınız ogle vaktinde ve yatsı namazından sonra. Bu ucu, avret vaktidir (sizden sakınmaları gereken zamandır). Bu (zamanların dısında), birbirinizi dolasmanızda sizin ve onların uzerine bir gunah yoktur. Iste boylece Allah, size ayetleri acıklıyor. Ve Allah, Alim´dir (en iyi bilendir), Hakim´dir (hikmet sahibidir)

    [59] Ve icinizden (sizden olan) cocuklar, bulug cagına erdigi zaman onlardan oncekilerin izin istedigi gibi bundan sonra izin istesinler. Iste boylece Allah, size ayetlerini beyan ediyor (acıklıyor). Ve Allah, Alim´dir (en iyi bilendir), Hakim´dir (hikmet sahibidir)

    [60] Ve kadınlardan nikah (evlenme) umidi olmayan yaslı kadınların, ziynetlerini acmaksızın dıs giysilerini cıkarmalarında, bundan sonra onlara vebal (gunah) yoktur. Ve iffetli olmayı istemeleri onlar icin daha hayırlıdır. Ve Allah, Sem´i´dir (en iyi isitendir), Alim´dir (en iyi bilendir)

    [61] Ama (kor) olana bir gucluk yoktur. Ve sakat olana, hasta olana bir gucluk yoktur. Ve size de evlerinizde veya babalarınızın evlerinde veya annelerinizin evlerinde veya erkek kardeslerinizin evlerinde veya kız kardeslerinizin evlerinde veya amcalarınızın evlerinde veya halalarınızın evlerinde veya dayılarınızın evlerinde veya teyzelerinizin evlerinde veya anahtarlarına sahip oldugunuz (yerlerde) veya arkadaslarınızda yemek yemenizde bir gucluk yoktur. Topluca veya ayrı ayrı yemeniz de size gunah degildir. Evlere girdiginiz zaman birbirinize Allah´ın katından mubarek ve tayyib bir selam ile selam verin! Iste boylece Allah, size ayetlerini acıklıyor. Umulur ki boylece siz akıl edersiniz

    [62] Ancak Allah´a ve O´nun Resul´une iman etmis olan mu´minler, bir is icin onunla beraber toplandıkları zaman ondan izin istemedikce gitmezler. Muhakkak ki senden izin isteyenler, iste onlar, Allah´a ve O´nun Resul´une iman edenlerdir. Oyleyse onlar bazı isleri icin senden izin istedikleri zaman onlardan diledigin kimseye izin ver. Ve onlar icin Allah´tan magfiret dile. Muhakkak ki Allah, Gafur´dur (magfiret edendir), Rahim´dir (rahim esması ile tecelli edendir)

    [63] Resulun cagırmasını, aranızda, birbirinizi cagırmanızla esit tutmayın! Sizden, (birbirini) siper ederek gizlice cıkanları Allah biliyordu. Bundan sonra O´nun emrine karsı gelenler, onlara bir fitne veya elim azap isabet etmesinden hazer etsinler (sakınsınlar)

    [64] Muhakkak ki goklerde ve yeryuzunde olanlar Allah´ın degil mi? O, sizin uzerinizde oldugunuz seyi (kalplerinizde olanı) biliyordu. Ve boylece, O´na donduruldukleri gun, onlara yaptıkları seyleri haber verecek. Ve Allah, herseyi en iyi bilendir

    Furkan

    Surah 25

    [1] Alemlere uyarıcı olması icin kuluna Furkan´ı indiren (Allah), mubarek´tir

    [2] O (Allah) ki; goklerin ve yeryuzunun mulku, O´nundur. Ve O, cocuk edinmemistir. Mulkte, O´nun seriki (ortagı) olmamıstır. Ve herseyi, O yarattı sonra da onların kaderini takdir etti

    [3] Ve hicbir sey yaratamayan ve kendileri yaratılmıs olan, kendilerine fayda ve zarar vermeye malik olmayan, O´ndan (Allah´tan) baska ilahlar edindiler. Ve (onlar), oldurmeye, hayat vermeye ve nusura (yeniden diriltmeye) malik degillerdir

    [4] Ve kafirler: “Bu (Kur´an), sadece onun uydurdugu bir yalandır. Ona bu konuda diger kavimler de yardım etti.” dediler. Boylece onlar, batılla ve zulumle gelmis oldular

    [5] Ve “O (Kur´an), O´nun (onceden) yazdırdıgı ve sabah aksam ona okunan evvelkilerin efsaneleridir.” dediler

    [6] De ki: “O´nu, goklerin ve yeryuzunun sırrını bilen indirdi. Muhakkak ki O, Gafur´dur (magfiret edendir), Rahim´dir (Rahim esmasıyla tecelli edendir).”

    [7] Ve dediler ki: “Bu nasıl resul ki, yemek yiyor ve carsılarda dolasıyor. Ona bir melek indirilseydi olmaz mıydı? Boylece onunla beraber uyarıcı olurdu.”

    [8] Veya ona, (gokten) bir hazine atılsaydı (verilseydi) veya ondan (urunlerinden) yiyecegi bir bahcesi olsaydı. Ve zalimler: “Siz ancak, sihir yapılmıs (buyulenmis) bir adama tabi oluyorsunuz.” dediler

    [9] Bak! Sana nasıl ornekler verdiler (sana ne kotu seyler yakıstırdılar). Boylece dalalette kaldılar. Artık sebile (Allah´ın yoluna ulasmaya) gucleri yetmez

    [10] (Allah) mubarek´tir ki O, eger dilerse sana bunlardan daha hayırlı (daha guzel) olan, altından nehirler akan bahceler verir ve senin icin koskler yapar

    [11] Hayır, onlar o saati (kıyameti) yalanladılar. Ve Biz, o saati tekzip edenlere (yalanlayanlara), alevli ates (cehennem) hazırladık

    [12] (Cehennem), onları uzaktan gordugu zaman onun ofkesini ve ugultusunu isittiler

    [13] Ve birbirine baglanmıs olarak oradan, dar sıkısık bir yere atıldıkları zaman orada helak (yok) olmayı istediler

    [14] Bugun helak (yok) olmayı bir defa istemeyin, defalarca isteyin

    [15] De ki: “Bu mu daha hayırlıdır, yoksa muttakilere (takva sahiplerine) vaadedilen, onlar icin bir ceza (mukafat) ve donus yeri olan ebedi cennet mi?”

    [16] Orada onlar icin, diledikleri hersey ebedi olarak vardır. (Bu), Rabbinin uzerine olan (yuklendigi, aldıgı) ve ondan istenen bir vaaddir

    [17] Ve o gun, onları ve Allah´tan baska taptıkları seyleri hasredecek (toplayacak) sonra da onlara soyle diyecek: “Bu kullarımı, siz mi dalalete dusurdunuz yoksa onlar mı dalalet yolunda kaldılar?”

    [18] (Putlar) dediler ki: “Sen Subhan´sın (munezzehsin), Senden baska dostlar edinmemiz bize yakısmaz. Fakat Sen, onları ve onların babalarını metalandırdın. (Bu sebeple) oyle ki zikri unuttular ve helakı hakeden bir kavim oldular.”

    [19] Iste boylece (Allah´tan baska taptıklarınız), soylediklerinizden dolayı sizi yalanladılar. Artık (azabı) uzaklastırmaya ve yardım almaya muktedir olamazsınız. Ve sizden kim zulmederse ona buyuk azap tattırırız

    [20] Ve senden once (de), gercekten yemek yiyen ve carsılarda dolasan resullerden baska (farklı bir) resul gondermedik. Ve sizin bir kısmınızı bir kısmınıza “sabrediyor musunuz” diye fitne (imtihan) kıldık. Ve Rabbin, en iyi gorendir

    [21] Ve Bize mulaki olmayı (ulasmayı) dilemeyenler: “Bize de melekler indirilmesi veya Rabbimizi gormemiz gerekmez miydi?” dediler. Andolsun ki onlar, kendi nefslerinde kibirlendiler ve buyuk taskınlık ederek haddi astılar

    [22] O gun melekleri gorecekler, izin gunu mucrimlere mujde yoktur. Ve (melekler onlara): “(Size mujde) yasak edilerek haram kılınmıstır.” diyecekler

    [23] Ve onların yaptıgı amellerin onune gectik (amellerini bosa cıkardık). Boylece onu (onların amellerini), savrulmus toz zerresi kıldık (degersiz kıldık)

    [24] Izin gunu cennet ehlinin kalacagı yer, en hayırlı ve en guzel dinlenme yeridir

    [25] Ve semanın bulutlarla yarıldıgı gun, melekler sıra ile indirildi

    [26] Mulk, izin gunu Rahman icin haktır ve o gun kafirler icin zor bir gundur

    [27] Ve o gun, zalim ellerini ısırır: “Keske resulle beraber (Allah´a giden) bir yol ittihaz etseydim.” der

    [28] Yazıklar olsun, keske ben filanı (o kisiyi) dost edinmeseydim

    [29] Andolsun ki; bana zikir (Kur´an´daki ilim) geldikten sonra beni zikirden saptırdı ve seytan, insana yardımı engelleyendir

    [30] Ve resul: “Ey Rabbim! Muhakkak ki benim kavmim, bu Kur´an´dan ayrıldı (Kur´an´ı terketti).” dedi

    [31] Ve iste boylece nebilerin hepsine mucrimlerden dusman kıldık. Ve senin Rabbin, hidayete erdiren ve yardımcı olarak kafidir

    [32] Ve kafirler: “Kur´an ona, bir defada butun (toplu) olarak indirilmeli degil miydi?” dediler. Iste bu, O´nu (Kur´an´ı) senin idrakine tesbit etmemiz (sabitlememiz) icindir. Ve O´nu, kısım kısım tertipleyerek beyan ettik (okuduk)

    [33] Ve sana hak ile ve en guzel (ahsen) tefsir ile ulastırdıgımızdan (meselelerden) baska bir meseleyi sana getirmediler

    [34] Cehenneme yuzleri ustu hasredilenler (toplananlar), iste onlar, gidecegi mekanı serrli olanlar ve sebilden sapanlar (dalalette kalanlar)dır

    [35] Ve andolsun ki Musa (A.S)´a Kitab´ı (Tevrat´ı) verdik. Ve onunla beraber kardesi Harun´u, (ona) vezir (yardımcı) kıldık

    [36] Bundan sonra “Ayetlerimizi yalanlayan kavme gidin!” dedik. Sonra da onları helak ederek, yok ettik

    [37] Ve Nuh (A.S)´ın kavmi, resulleri tekzip ettigi (yalanladıgı) zaman onları (suda) bogduk. Ve onları, insanlara ayet (ibret) kıldık. Ve zalimler icin elim azap hazırladık

    [38] Ve Ad ve Semud kavmini ve Ress ashabını (Hz. Suayb´ın kavmini) ve bunların arasındaki (surede yasayan) bircok nesilleri (helak ettik)

    [39] Ve onların hepsine, misaller verdik ve hepsini mahvederek, helak ettik

    [40] Ve andolsun ki onlar, felaket yagmuru yagdırılmıs olan kasabaya geldiler. Onu gormediler mi? Hayır, onlar yeniden dirilmeyi umit etmiyorlardı

    [41] Ve seni gordukleri zaman: “Allah´ın resul olarak gonderdigi bu mu?” (diyerek), seni ancak alay konusu edinirler

    [42] “Ona sabretmemis olsaydık, gercekten, neredeyse bizi ilahlarımızdan saptırıyordu.” Azabı gordukleri zaman kimin yoldan daha cok saptıgını ogrenecekler

    [43] Hevasını ilah edinen kisiyi gordun mu? Yoksa sen mi ona vekil olacaksın

    [44] Yoksa onların cogunun, isittigini veya (boylece) akıl ettigini mi sanıyorsun? Onlar sadece hayvanlar gibidir. Hayır, onlar sebilden (yoldan) daha cok sapanlardır

    [45] Gormedin mi Rabbin golgeyi nasıl uzattı? Eger dileseydi elbette onu, sakin (sabit) kılardı. Sonra da Gunes´i ona (golgeye) delil (yol gosteren) kıldı

    [46] Sonra da onu yavas yavas kısaltarak, Bize (Kendimize) cektik

    [47] Ve geceyi, size libas (ortu) yapan ve uykuyu dinlenme zamanı kılan, O´dur. Ve gunduzu (de) yayılma (calısma) zamanı yaptı

    [48] Ve ruzgarı, mujdeleyici olarak rahmetinin onunde gonderen, O´dur. Ve Biz, semadan tertemiz su indirdik

    [49] (Bu), onunla olu beldeyi canlandırmamız ve yarattıgımız hayvanlardan ve insanlardan cogunu sulamamız icindir

    [50] Ve andolsun ki tezekkur etmeleri icin onu (suyu, rahmet, fazl ve salavatı), onların aralarında paylastırdık (acıkladık). Fakat insanların cogu sadece inkar ederek, direndiler

    [51] Eger dileseydik, elbette butun kasabalara da nezir (uyarıcı) gonderirdik

    [52] Artık kafirlere itaat etme ve O´nunla (Bu Kur´an ile), onlarla buyuk cihadla savas

    [53] Ve iki denizi serbest bırakan O´dur; biri lezzetli ve tatlı, digeri tuzlu ve acı. Ikisinin arasına berzah (engel) kıldı. (Boylece onları) engelleyerek (birbirine karısmalarına) mani oldu

    [54] Ve sudan beseri (insanı) yaratan, O´dur. Sonra ona neseb ve sıhriyyet kıldı (verdi). Ve senin Rabbin Kaadir´dir (herseye gucu yeten)

    [55] Ve onlara fayda ve zarar vermeyen Allah´tan baska seylere tapıyorlar. Ve kafir, Rabbine (karsı) zahir oldu (seytana arka cıktı)

    [56] Ve Biz, seni sadece mujdeleyici ve uyarıcı olarak gonderdik

    [57] De ki: “Ben sizden onun icin (teblig icin) dileyen kimsenin, Rabbine ulastıran bir yol edinmesinden baska bir ecir (karsılık) istemiyorum.”

    [58] Ve olumsuz olup, daima hayy (hayatta) olana (Allah´a) tevekkul et (guven ve O´nu vekil tayin et). Ve O´nu, hamd ile tesbih et. Ve kullarının gunahlarından haberdar olması, O´na kafidir

    [59] Gokleri ve arzı (yeryuzunu) ve ikisi arasındakileri altı gunde yaratan O´dur. Sonra Rahman arsı istiva etti. Oyleyse onu, bundan haberdar olana (Cebrail A.S´a) sor

    [60] Ve onlara “Rahman´a secde edin!” dendigi zaman: “Rahman nedir? Senin bize emrettigin seye mi secde edecegiz?” dediler. Ve (bu emir sadece) onların nefretlerini artırdı

    [61] Gokte burclar kılan O (Allah), mubarek´tir (sanı yuce). Ve orada Ay´ı, aydınlatıcı bir kandil kıldı

    [62] Ve tezekkur etmek veya sukretmek isteyenler icin gece ve gunduzu karsılıklı ardarda kılan (birbirini takip ettiren), O´dur

    [63] Ve Rahman´ın kulları yeryuzunde tevazuyla yurur. Ve onlara cahiller hitap ettigi (laf attıgı) zaman “selam” derler

    [64] Ve onlar, geceyi Rab´lerine secde ve kıyam ederek (ayakta durarak) gecirirler

    [65] Ve onlar: “Rabbimiz cehennem azabını bizden uzaklastır. Muhakkak ki onun azabı daimi helak edicidir.” derler

    [66] Muhakkak ki o, kotu bir karargah, kotu bir ikamet yeridir

    [67] Ve onlar, infak ettikleri zaman israf etmezler ve kısmazlar (cimrilik etmezler). Ve bu ikisi arasında orta bir yol tutarlar

    [68] Ve onlar, Allah ile beraber baska bir ilaha tapmazlar. Allah´ın (oldurulmesini) haram kıldıgı kisiyi haklı olmadıkca oldurmezler ve zina yapmazlar. Ve kim bunları yaparsa gunah cezasıyla karsılasır

    [69] Kıyamet gunu onun azabı kat kat artar. Ve orada alcaltılmıs olarak ebediyyen kalır

    [70] Ancak kim (mursidi onunde) tovbe eder (boylece kalbine iman yazılıp, imanı artan) mu´min olur ve salih amel (nefs tezkiyesi) yaparsa, o taktirde iste onların, Allah seyyiatlerini (gunahlarını) hasenata (sevaba) cevirir. Ve Allah, Gafur´dur (gunahları sevaba cevirendir), Rahim´dir (rahmet gonderendir)

    [71] Ve kim (mursidi onunde) tovbe eder ve salih amel (nefs tezkiyesi) islerse, o taktirde muhakkak ki o, tovbesi kabul edilmis olarak Allah´a ulasır (hayattayken ruhu Allah´a ulasır)

    [72] Ve onlar yalancı sahitlik yapmazlar. Ve bos sozle karsılastıkları zaman vakarla (kerim olarak) gecip giderler

    [73] Ve onlara, Rab´lerinin ayetleri hatırlatıldıgı zaman onlara (ayetlere) karsı kor ve sagır olmazlar

    [74] Ve onlar: “Rabbimiz, eslerimizden ve zurriyyetimizden bize goz aydınlıgı bagısla ve bizi muttakilere (takva sahiplerine) imam kıl.” derler

    [75] Iste onlar, sabırlarından dolayı, (cennette) yuksek makamlarla mukafatlandırılırlar. Ve orada tahiyyet (selamet dilekleriyle) ve selamla karsılanırlar

    [76] Orada ebedi kalıcılardır. Ne guzel bir karargah ve ne guzel ikamet yeridir

    [77] (Onlara): “Rabbim, dualarınız olmasa size deger vermez. Oysa siz yalanlamıstınız. Fakat (azap) kacınılmaz olacak.” de

    Şuarâ

    Surah 26

    [1] Ta, Sin, Mim

    [2] Bunlar, Kitab-ı Mubin´in ayetleri´dir

    [3] Onlar mu´min olmuyorlar diye, neredeyse kendini helak edeceksin

    [4] Eger dileseydik gokten onlara ayet indirirdik. Boylece onların boyunlarını golgelerdi de (hukmu altına alırdı da) ona itaat ederlerdi

    [5] Ve Rahman´dan hicbir yeni zikir (emir) gelmez ki, ondan yuz cevirmis olmasınlar

    [6] Boylece onlar yalanladılar. Fakat alay etmis oldukları seyin haberleri onlara yakında gelecek

    [7] Onlar yeryuzunu gormediler mi? Orada cesit cesit ciftlerin hepsinden, nicelerini (nice bitkiler) yetistirdik

    [8] Muhakkak ki bunda elbette ayet vardır. Ve (fakat) onların cogu mu´min olmadılar

    [9] Ve muhakkak ki senin Rabbin, elbette Aziz´dir (yuce), Rahim´dir (Rahim esmasıyla tecelli eden)

    [10] Ve Rabbin, Musa (A.S)´a zalimler kavmine gitmesi (icin) nida etmisti

    [11] Firavun kavmi (hala) takva sahibi olmuyorlar mı

    [12] (Musa A.S): “Rabbim, muhakkak ki ben, beni tekzip etmelerinden (yalanlamalarından) korkuyorum.” dedi

    [13] Ve gogsum daralıyor ve dilim donmuyor. Bunun icin Harun´a gonder

    [14] Ve onlara gore ben, gunahkarım. Bu yuzden beni oldurmelerinden korkuyorum

    [15] (Allahu Teala): “Hayır, haydi ayetlerimizle (ikiniz birden) gidin! Muhakkak ki Biz, sizinle beraber isitenleriz.” dedi

    [16] Haydi, firavuna (ikiniz) gidin ve boylece ona: “Muhakkak ki biz, alemlerin Rabbinin resulleriyiz.” deyin

    [17] Beni Israil´i (Israilogulları´nı) bizimle beraber gonder

    [18] “Seni biz cocukken, icimizde himaye edip yetistirmedik mi? Ve omrunun bircok yılında icimizde kalmadın mı?” dedi

    [19] Ve sen, yapacagın isi yaptın (cinayet isledin). Ve sen, kafirlerdensin

    [20] Musa (A.S): “Onu yaptıgım zaman ben, dalalette olanlardandım.” dedi

    [21] O zaman sizden korktugumdan dolayı kactım. Fakat Rabbim, bana hikmet bagısladı. Ve beni, murselinlerden (gonderilen elcilerden) kıldı

    [22] Ve bu bana lutufta bulundugun ni´met, Beni Israil´i (Israilogulları´nı) senin kole yapmandır

    [23] (Firavun): “Alemlerin Rabbi nedir (ne demektir)?” dedi

    [24] (Musa A.S): “Eger yakin (hasıl ederek) inananlarsanız; (O), goklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir.” dedi

    [25] (Firavun) etrafındakilere: “Isitmiyor musunuz?” dedi

    [26] (Musa A.S): “Sizin ve sizden evvelki atalarınızın da Rabbidir.” dedi

    [27] (Firavun): “Muhakkak ki size gonderilmis olan resulunuz mutlaka mecnundur (delidir).” dedi

    [28] (Musa A.S): “Eger akletmis olsanız, sarkın ve garbın (dogunun ve batının) ve ikisi arasındakilerin de Rabbidir.” dedi

    [29] (Firavun): “Eger gercekten benden baska bir ilah edinirsen, seni mutlaka zindana atılanlardan kılarım.”

    [30] (Musa A.S): “Sana apacık bir sey getirsem de mi?” dedi

    [31] (Firavun): “Oyleyse sen, sadıklardan (dogru soyleyenlerden) isen, onu getir.” dedi

    [32] Bunun uzerine Musa (A.S) asasını attı. O zaman o, apacık (gercek) bir yılan oldu

    [33] Ve elini cıkardı. Iste o zaman onu seyredenler icin o, bembeyaz (nurlu) oldu

    [34] (Firavun), etrafındaki ileri gelenlere: “Muhakkak ki bu, gercekten bilgin bir sihirbazdır.” dedi

    [35] Sizi sihri ile yurdunuzdan cıkarmak istiyor. Bu taktirde ne emredersiniz

    [36] “Onu ve kardesini beklet. Ve sehirlere toplayıcılar gonder!” dediler

    [37] Bilgin (alim) sihirbazların hepsini sana getirsinler

    [38] Boylece sihirbazlar, bilinen bir gunun belli bir vaktinde biraraya getirildiler

    [39] Ve insanlara: “Siz toplandınız mı?” denildi

    [40] Eger onlar galip gelirlerse o zaman biz, sihirbazlara tabi oluruz

    [41] Sihirbazlar, firavuna geldikleri zaman: “Eger biz galip gelirsek, gercekten bize mutlaka bir ecir (mukafat) var mı?” dediler

    [42] (Firavun): “Evet, muhakkak ki siz o zaman, (bana) yakınlardan olacaksınız.” dedi

    [43] Musa (A.S) onlara): “Atacagınız seyi atın.” dedi

    [44] Boylece iplerini ve asalarını attılar. Ve “Firavunun izzeti icin muhakkak ki galip gelenler elbette bizleriz.” dediler

    [45] Sonra Musa (A.S) asasını attı. Iste o zaman, o (Musa (A.S)´ın asası) onların uydurdukları seyleri yutuyordu

    [46] Sihirbazlar hemen secde ederek yere kapandılar

    [47] “Alemlerin Rabbine iman ettik.” dediler

    [48] Musa (A.S) ve Harun (A.S)´ın Rabbine (iman ettik)

    [49] (Firavun): “Benim size izin vermemden evvel, siz O´na iman ettiniz. Muhakkak ki O, size sihri ogreten buyugunuz (ustanız). Artık yakında elbette bileceksiniz. Ellerinizi ve ayaklarınızı mutlaka caprazlama kestirecegim. Ve sizin hepinizi mutlaka astıracagım.” dedi

    [50] “Onemli degil. Muhakkak ki biz, Rabbimize donuculeriz (donecek olanlarız).” dediler

    [51] Muhakkak ki biz, mu´minlerin ilki olduk diye Rabbimizin, hatalarımızı magfiret etmesini umuyoruz (istiyoruz)

    [52] Ve Musa (A.S)´a “Kullarım ile gece yola cık. Muhakkak ki siz, takip edilecek olanlarsınız.” diye vahyettik

    [53] Bunun uzerine firavun, sehirlere toplayıcılar gonderdi

    [54] Ve muhakkak ki bunlar, gercekten (sayıları) az olan kucuk bir grup

    [55] Ve muhakkak ki onlar, gercekten bizi cok ofkelendiren (bize karsı cok ofke duyan) (bir toplum)

    [56] Ve muhakkak ki biz, gercekten sakınılan (korkulan) bir topluluguz

    [57] Boylece Biz, onları (firavun ve kavmini) bahcelerden ve pınarlardan cıkardık

    [58] Ve hazinelerden ve kerim (ikram edilmis, yuksek) makamlardan (cıkardık)

    [59] Iste boylece onlara (onların ulkesine), Israilogulları´nı varis kıldık

    [60] Boylece doguya dogru (Kızıldeniz´e dogru), onların pesine dustuler

    [61] Iki topluluk birbirini gordugu zaman, Musa (A.S)´ın ashabı, “Gercekten bize yetistiler.” dediler

    [62] (Musa A.S): “Hayır, muhakkak ki Rabbim benimle beraber, O, beni hidayete (kurtulusa) ulastıracaktır.” dedi

    [63] O zaman Musa (A.S)´a: “Asanı denize vur.” diye vahyettik. Hemen deniz infilak etti (patlayarak yarıldı ve ikiye ayrıldı). Boylece her parca buyuk ve yuksek dag gibi oldu

    [64] Ve digerlerini (de) oraya yaklastırdık

    [65] Ve Musa (A.S)´ı ve onunla beraber olanların hepsini kurtardık

    [66] Sonra digerlerini (denizde) bogduk

    [67] Muhakkak ki bunda gercekten ayet (ibret) vardır. (Fakat) onların cogu mu´min olmadılar

    [68] Ve muhakkak ki senin Rabbin, iste O, elbette Aziz´dir (yuce), Rahim´dir (Rahim esmasıyla tecelli eden)

    [69] Ve onlara Ibrahim (A.S)´ın haberini tilavet et (oku)

    [70] Babasına ve onun kavmine: “Taptıgınız sey nedir?” demisti

    [71] “Biz putlara tapıyoruz. Boylece onlara devamlı ibadet edecegiz.” dediler

    [72] (Ibrahim A.S): “Dua ettiginiz zaman sizi isitiyorlar mı?” dedi

    [73] Yoksa size fayda veya zarar veriyorlar mı

    [74] “Hayır, babalarımızı boyle yapıyor (ibadet ediyor) bulduk.” dediler

    [75] (Ibrahim A.S): “Oyleyse taptıgınız seylerin ne oldugunu gordunuz mu?” dedi

    [76] Siz ve sizin, gecmisteki babalarınızın (taptıgı seyleri)

    [77] Muhakkak ki onlar, benim icin dusmandır ama alemlerin Rabbi haric

    [78] Beni yaratan da hidayete erdiren de O´dur

    [79] Ve beni yediren ve iciren, O´dur

    [80] Ve hastalandıgım zaman bana sifa veren, O´dur

    [81] Ve beni oldurecek, sonra (da) beni diriltecek olan, O´dur

    [82] Ve din gunu, benim hatalarımı magfiret etmesini umdugum da O´dur

    [83] Rabbim bana hikmet bagısla ve beni salihlere dahil et

    [84] Ve beni, sonrakilerin lisanlarında sadık kıl (sonraki nesiller arasında benim anılmamı sagla)

    [85] Ve beni, ni´metlendirilmis cennetlerinin varislerinden kıl

    [86] Ve babamı magfiret et, muhakkak ki o dalalette kalanlardan oldu

    [87] Ve beas gunu (yeniden dirilme gunu, kıyamet gunu) beni mahzun etme

    [88] Cocukların ve malın fayda vermedigi gun (beni utandırma)

    [89] Allah´a selim (selamete ermis) kalple gelenler haric

    [90] Ve cennet, takva sahiplerine yaklastırıldı

    [91] Ve cehennem azgınlara (azgınlar icin) bariz olarak gosterildi

    [92] Ve onlara: “Tapmakta oldugunuz seyler nerede?” denildi

    [93] Allah´tan baska (ilahlarınız) size yardım ediyorlar mı (edebiliyorlar mı) veya kendilerine yardım edebiliyorlar mı

    [94] Onlar (putperestler) ve azgınlar, oraya (cehenneme) yuzustu (burunları yere surtunerek) atılırlar

    [95] Ve iblisin ordularının hepsi

    [96] Onlar (taptıkları seyler ve onlara tapanlar) orada hasım olarak (dusmanca cekiserek) dediler ki…

    [97] Allah´a yemin olsun ki, biz mutlaka apacık bir dalalet icindeydik

    [98] Alemlerin Rabbi ile sizi (putları) bir tutuyorduk

    [99] Ve bizi mucrimlerden (hidayete mani olanlardan) baskası dalalette bırakmadı

    [100] Artık bizim icin bir sefaatci yoktur

    [101] Ve (bizim icin) sadık bir dost yoktur

    [102] Bizim icin keske bir kere daha (dunyaya donus) olsaydı, o zaman biz mu´minlerden olurduk

    [103] Muhakkak ki bunda elbette bir ayet (ibret) vardır. Fakat onların cogu (buna ragmen) mu´min olmadılar

    [104] Ve muhakkak ki senin Rabbin, O, Aziz´dir (yuce), Rahim´dir (Rahim esmasıyla tecelli eden)

    [105] Nuh´un kavmi, murselinleri (resulleri) tekzip ettiler (yalanladılar)

    [106] Onların kardesi Nuh (A.S) onlara: “Takva sahibi olmuyor musunuz?” demisti

    [107] Muhakkak ki ben, sizin icin emin bir resulum

    [108] Oyleyse Allah´a karsı takva sahibi olun (Allah´a ulasmayı dileyin). Ve bana itaat edin

    [109] Ve ona (teblige) karsı sizden bir ucret istemiyorum. Benim ucretim sadece alemlerin Rabbine aittir

    [110] Oyleyse Allah´a karsı takva sahibi olun (Allah´a ulasmayı dileyin). Ve bana itaat edin

    [111] “Sana en basit insanlar tabi olduguna gore, biz (de) mi sana inanalım?” dediler

    [112] “Onların yapmıs oldukları sey hakkında benim ilmim (bilgim) yoktur.” dedi

    [113] Onların hesabı, sadece Rabbime aittir, keske farkında olsanız

    [114] Ve ben mu´minleri tardedici (kovacak) degilim

    [115] Ben sadece apacık bir nezirim (uyarıcıyım)

    [116] Dediler ki: “Ey Nuh! Eger sen, gercekten (bizi uyarmaktan) vazgecmezsen, sen mutlaka taslananlardan olacaksın.”

    [117] Nuh (A.S): “Rabbim, muhakkak ki kavmim beni tekzip etti (yalanladı).” dedi

    [118] Bu durumda benimle onların arasını oyle bir acısla ac ki (ve boylece) beni ve mu´minlerden benimle beraber olanları kurtar

    [119] Boylece onu ve onunla beraber olanları, dolu bir gemi icinde kurtardık

    [120] Sonra Biz, (onların) arkasında kalanları (gemiye binmeyenleri) bogduk

    [121] Muhakkak ki bunda mutlaka bir ayet (ibret) vardır. Ve onların cogu mu´min olmadılar (Allah´a ulasmayı dilemediler)

    [122] Ve muhakkak ki senin Rabbin, elbette O, Aziz´dir (yuce), Rahim´dir (Rahim esmasıyla tecelli eden)

    [123] Ad kavmi, murselini (gonderilen resulleri) tekzip etti (yalanladı)

    [124] Onların kardesi Hud (A.S) onlara: “Siz takva sahibi olmayacak mısınız (Allah´a ulasmayı dilemeyecek misiniz)?” demisti

    [125] Muhakkak ki ben, sizin icin emin bir resulum

    [126] Oyleyse Allah´a karsı takva sahibi olun (Allah´a ulasmayı dileyin) ve bana itaat edin (bana tabi olun)

    [127] Ve ona (tebligime) karsı sizden bir ucret istemiyorum. Benim ucretim sadece alemlerin Rabbine aittir

    [128] Butun yuksek tepelere, ayet (eserler) bina ederek abesle mi istigal (bosuna mı ugrasıyorsunuz) ediyorsunuz

    [129] Ve (bu dunyada) ebedi kalacagınızı umarak, yapıtlar ediniyorsunuz

    [130] Ve yakaladıgınız zaman cebirle (zorbalıkla) yakaladınız (zulmettiniz)

    [131] Oyleyse Allah´a karsı takva sahibi olun (Allah´a ulasmayı dileyin) ve bana itaat edin (bana tabi olun)

    [132] Ve bildiginiz (sizlere ogrettigi) seylerle size yardım eden (Allah´a) karsı takva sahibi olun (Allah´a ulasmayı dileyin)

    [133] Size hayvanlar ve ogullarla yardım etti

    [134] Ve bahcelerle ve pınarlarla…

    [135] Muhakkak ki ben, azim gunun (kıyamet gununun) azabının sizin uzerinize olmasından korkarım

    [136] “Sen, bize vaazetsen de veya vaazedenlerden olmasan da bizim icin esittir.” dediler

    [137] Bu ancak evvelkilerin hulukundan (yaratmalarından, uydurmalarından) baska bir sey degildir

    [138] Ve biz azaplandırılacak degiliz

    [139] Boylece onu tekzip ettiler (yalanladılar). Biz de bu sebeple onları helak ettik. Muhakkak ki bunda mutlaka bir ayet (ibret) vardır. Ve onların cogu, mu´min olmadılar (Allah´a ulasmayı dilemediler)

    [140] Ve muhakkak ki senin Rabbin, elbette O, Aziz´dir (yuce), Rahim´dir (Rahim esmasıyla tecelli eden)

    [141] Semud (kavmi) de murselini (resulleri) tekzip etti (yalanladı)

    [142] Onların kardesi Salih (A.S) da onlara: “Siz takva sahibi olmayacak mısınız (Allah´a ulasmayı dilemeyecek misiniz)?” demisti

    [143] Muhakkak ki ben, sizin icin emin bir resulum

    [144] Oyleyse Allah´a karsı takva sahibi olun (Allah´a ulasmayı dileyin) ve bana itaat edin (bana tabi olun)

    [145] Ve ona (tebligime) karsı sizden bir ucret istemiyorum. Benim ucretim sadece alemlerin Rabbine aittir

    [146] Siz, burada bulundugunuz yerde emin olarak bırakılacak mısınız

    [147] Bahcelerde ve pınarlarda…

    [148] Ve ekinler, cicekleri acılmıs hurmalıklar…

    [149] Ve daglardan maharetle evler oyuyorsunuz (yontuyorsunuz)

    [150] Oyleyse Allah´a karsı takva sahibi olun (Allah´a ulasmayı dileyin) ve bana itaat edin (bana tabi olun)

    [151] Ve musriflerin (haddi asanların) emrine itaat etmeyin

    [152] Onlar (musrifler), yeryuzunde fesat cıkarırlar ve ıslah etmezler

    [153] “Sen, sadece buyulenenlerdensin.” dediler

    [154] Sen, bizim gibi bir insandan baska bir sey degilsin. Oyleyse eger sen, sadıklardan isen bize bir ayet (mucize) getir

    [155] (Salih A.S): “Iste bu disi deve. Su icme hakkı onun. Bilinen (belirlenen) gun(ler)de de su icme hakkı sizin.” dedi

    [156] Ve ona kotulukle dokunmayın. (Dokunursanız) o zaman buyuk gunun azabı sizi alır (yakalar)

    [157] Buna ragmen onu kestiler. Sonra da pisman oldular

    [158] Boylece onları azap aldı (yakaladı). Muhakkak ki bunda mutlaka bir ayet (ibret) vardır. Ve onların cogu mu´min olmadılar (Allah´a ulasmayı dilemediler)

    [159] Ve muhakkak ki senin Rabbin, elbette O, Aziz´dir (yuce), Rahim´dir (Rahim esmasıyla tecelli eden)

    [160] Lut (A.S)´ın kavmi (de) murselini (resulleri) tekzip etti (yalanladı)

    [161] Onların kardesi Lut (A.S) da onlara: “Siz takva sahibi olmayacak mısınız (Allah´a ulasmayı dilemeyecek misiniz)?” demisti

    [162] Muhakkak ki ben, sizin icin emin bir resulum

    [163] Oyleyse Allah´a karsı takva sahibi olun (Allah´a ulasmayı dileyin). Ve bana itaat edin (bana tabi olun)

    [164] Ve ona (tebligime) karsı sizden bir ucret istemiyorum. Benim ucretim sadece alemlerin Rabbine aittir

    [165] Siz alemlerden (insanlardan) erkeklere mi gidiyorsunuz (yaklasıyorsunuz)

    [166] Ve Rabbinizin sizin icin yarattıgı zevcelerinizi (esleriniz olan kadınlarınızı) bırakıyorsunuz. Hayır, siz azgın (haddi asan) bir kavimsiniz

    [167] “Ey Lut! Eger gercekten sen, (bizi uyarmaktan) vazgecmezsen, sen mutlaka (yurdundan) ihrac edilenlerden (cıkarılanlardan, kovulanlardan) olacaksın.” dediler

    [168] “Muhakkak ki ben, sizin amellerinize siddetle bugzedenlerdenim (kızanlardan, tiksinenlerdenim).” dedi

    [169] Rabbim, beni ve ehlimi (ailemi ve bana tabi olanları), onların yaptıklarından kurtar

    [170] Bunun uzerine Biz de onu ve ehlini (ailesini ve ona tabi olanları), hepsini kurtardık

    [171] Geride kalanların icinde bir ihtiyar kadın (Lut (A.S)´ın hanımı) haric

    [172] Sonra digerlerini dumura ugrattık (nesillerini sona erdirdik)

    [173] Ve onların uzerine yagmur yagdırdık. Iste bu uyarılanların yagmuru, cok kotu idi

    [174] Muhakkak ki bunda mutlaka bir ayet (ibret) vardır. Ve onların cogu mu´min olmadılar (Allah´a ulasmayı dilemediler)

    [175] Ve muhakkak ki senin Rabbin, elbette O, Aziz´dir (yuce) Rahim´dir (Rahim esmasıyla tecelli eden)

    [176] Eyke halkı (da) murselini (resulleri) tekzip etti (yalanladı)

    [177] Suayb (A.S) onlara: “Siz takva sahibi olmayacak mısınız (Allah´a ulasmayı dilemeyecek misiniz)?” demisti

    [178] Muhakkak ki ben, sizin icin emin bir resulum

    [179] Oyleyse Allah´a karsı takva sahibi olun (Allah´a ulasmayı dileyin). Ve bana itaat edin (bana tabi olun)

    [180] Ve ona (tebligime) karsı sizden bir ucret istemiyorum. Benim ucretim sadece alemlerin Rabbine aittir

    [181] Olcuyu ifa edin (mizanınızı eksiye dusurmeyin). Ve muhsirinden (nefslerini husrana dusurenlerden, kaybettigi dereceler kazandıgı derecelerden fazla olanlardan) olmayın

    [182] Istikamet uzere olanların (Allah´a ulasmayı dileyenlerin) kıstası (olcusu) ile (kaybettiginiz derecelerden daha fazla derece kazanın) tartın

    [183] Insanların seylerinden kısmayın (Allah´a ulasmayı dilemelerine mani olarak, kazandıkları derecelerin, kaybettigi derecelerden az olmasına sebebiyet vermeyin). Ve (buna sebep olarak) yeryuzunde fesat cıkararak bozgunculuk yapmayın

    [184] Ve sizi ve evvelki toplumları yaratana karsı takva sahibi olun (Allah´a ulasmayı dileyin)

    [185] “Sen sadece buyulenmislerdensin.” dediler

    [186] Ve sen, bizim gibi bir insandan baska bir sey degilsin. Ve biz, seni mutlaka yalancılardan zannediyoruz

    [187] Oyleyse eger sen, sadıklardan (dogru soyleyenlerden) isen uzerimize gokyuzunden bir parca dusur

    [188] (Suayb A.S): “Rabbim, sizin yaptıklarınızı cok iyi bilir.” dedi

    [189] Boylece onu tekzip ettiler (yalanladılar). Bunun uzerine, “golge gunun azabı” onları aldı (yakaladı). Muhakkak ki o, azim gunun (buyuk bir gunun) azabıydı

    [190] Muhakkak ki bunda, mutlaka bir ayet (ibret) vardır. Ve onların cogu, mu´min olmadılar (Allah´a ulasmayı dilemediler)

    [191] Ve muhakkak ki senin Rabbin, elbette O, Aziz´dir (yuce), Rahim´dir (Rahim esmasıyla tecelli eden)

    [192] Ve muhakkak ki O (Kur´an), gercekten alemlerin Rabbinden indirilmistir

    [193] O´nu, Ruh´ul Emin (Cebrail A.S) indirdi

    [194] Nezirlerden (uyaranlardan) olman icin senin kalbine

    [195] Apacık bir Arap lisanı ile

    [196] Ve muhakkak ki O, evvelkilerin (kitaplarının) sayfalarında mutlaka vardır

    [197] Ve Beni Israil´in ulemasının (alimlerinin) O´nu bilmesi, onlar icin bir delil olmadı mı

    [198] Ve eger Biz, O´nu bir kısım a´cemine (Arap olmayan bir gruba) indirseydik

    [199] Boylece onlara, O´nu okusaydı (gene de) O´na iman etmezlerdi (mu´min olmazlar, Allah´a ulasmayı dilemezlerdi)

    [200] Biz O´nu, mucrimlerin kalplerine iste boyle soktuk (isledik)

    [201] Onlar elim azabı gormedikce O´na iman etmezler (mu´min olmazlar, Allah´a ulasmayı dilemezlerdi)

    [202] Boylece o (azap), onlara ansızın gelir ve onlar farkında olmazlar

    [203] “O zaman biz, bekletilenler (muhlet verilenler) olur muyuz?” dediler

    [204] Yoksa onlar azabımızı acele mi istiyorlar

    [205] Iste gordun mu? Onları senelerce metalandırsak bile

    [206] Sonra vaadolundukları sey (azap) onlara geldi

    [207] Onların metalandırıldıkları seyler, onlara fayda vermez (onları mustagni kılmaz)

    [208] Ve hicbir kasabayı, nezirler olmadıkca (ona nezirler gondermedikce) helak etmedik

    [209] Hatırla ki Biz, zalimler (zulmedenler) olmadık

    [210] Ve O´nu (Kur´an´ı), seytanlar indirmedi

    [211] Ve (bu), onlara yakısmaz (onların harcı degildir) ve onlar, (buna) muktedir olamazlar

    [212] Muhakkak ki onlar, (vahyi) isitmekten kesin olarak azledilmis (men edilmis) olanlardır

    [213] Oyleyse Allah ile beraber diger bir ilaha dua etme. O taktirde azap edilenlerden olursun

    [214] Ve en yakının olan asiretini uyar

    [215] Ve mu´minlerden, sana tabi olan kimselere kanatlarını ger

    [216] Eger onlar, sana asi olurlarsa (isyan ederlerse), o zaman: “Muhakkak ki ben, sizin yaptıklarınızdan uzagım.” de

    [217] Ve Aziz (yuce) ve Rahim olan (Rahim esmasıyla tecelli eden) (Allah´a) tevekkul et (O´nu vekil et ve guven)

    [218] O, sen kıyam ettigin zaman seni gorur

    [219] Ve secde edenler arasında senin donmeni (de gorur)

    [220] Muhakkak ki O; O, Sem´i´dir (en iyi isten) Alim´dir (en iyi bilen)

    [221] Seytanlar kimlere iner size haber vereyim mi

    [222] (Iftira eden) yalancı gunahkarların hepsine inerler

    [223] Onlar, (seytanlara) kulak verirler (dinlerler) ve onların cogu yalancıdırlar

    [224] Ve (Allah´a karsı olan) sairler; onlara (sadece) azgınlar tabi olurlar

    [225] Butun vadilerde onların (hayal pesinde) kostuklarını gormedin mi

    [226] Ve muhakkak ki onlar yapmadıkları seyleri soylerler

    [227] Amenu olanlar (Allah´a ulasmayı dileyenler) ve amilussalihat (nefs tezkiyesi) yapanlar ve Allah´ı cok zikredenler ve kendine zulum yapıldıktan sonra (Allah tarafından) yardım edilenler haric zulmedenler, yakında hangi donus yerine (cehenneme) doneceklerini (ulastırılacaklarını) bilecekler

    Neml

    Surah 27

    [1] Ta, Sin. Bunlar, apacık bir Kitap olan Kur´an´ın Ayetleri´dir

    [2] Mu´minler icin hidayete erdirici ve mujdeleyicidir

    [3] Onlar, namazı ikame ederler, zekatı verirler ve onlar ki, onlar ahirete yakin (sahibi) olarak inanırlar

    [4] Muhakkak ki ahirete (ruhun Allah´a ulasması) inanmayanlara, onların amellerini susledik. Boylece onlar, (saskın bir halde) bocalarlar

    [5] Iste onlar ki, onlar icin azabın kotusu vardır. Ve onlar ki, onlar ahirette en cok husrana ugrayanlardır

    [6] Muhakkak ki, (Bu) Kur´an, sana mutlaka Hakim (hukum ve hikmet sahibi) ve Alim Olan´ın katından (gizli ilminden) ilka ediliyor (ulastırılıyor)

    [7] Musa (A.S), ehline (ailesine): "Gercekten ben bir ates farkettim. Size ondan bir haber veya bir (parca) kor halinde ates getirecegim, boylece siz ısınasınız diye." demisti

    [8] Boylece oraya gittigi zaman ona nida edildi: "Atesin (nur´un) icinde (yanında) ve etrafında bulunanlar mubarek kılındı. Ve alemlerin Rabbi Allah Subhan´dır (herseyden munezzeh)

    [9] Ey Musa! Muhakkak ki Ben, Aziz (yuce), Hakim (hukum ve hikmet sahibi) olan Allah´ım

    [10] Ve asanı at!" Bunun uzerine (asasını atınca) onun yılan gibi hareket ettigini gorunce, arkasına bakmadan geri donup kactı. "Ya Musa! Korkma, muhakkak ki Ben(im), Benim yanımda (huzurumda) resuller korkmazlar

    [11] Ancak zulmedenler haric. Ama kim kotulugu isledikten sonra iyilige (mursidine tabi olup gunahlarını sevaba) cevirirse, o zaman muhakkak ki Ben, Gafur´um (magfiret eden, gunahları sevaba ceviren) Rahim´im (Rahim esmasıyla tecelli eden)

    [12] Ve elini koynuna sok. Onu kusursuz beyaz olarak cıkar. Bu (ayet, mucize) firavuna ve onun kavmine (ait) dokuz ayet icindedir. Muhakkak ki onlar, fasık bir kavim oldular

    [13] Ayetlerimiz onlara gorunur oldugu zaman; "Bu apacık bir sihirdir." dediler

    [14] Ve onu, yakin (kesin) olarak bildikleri (inandıkları) halde, nefslerine zulmederek ve buyuklenerek bile bile inkar ettiler. Oyleyse mufsitlerin (fesatcıların) akıbetlerinin nasıl olduguna bak

    [15] Ve andolsun ki Davut (A.S)´a ve Suleyman (A.S)´a ilim verdik. Ve (onlar): "Mu´min kullarının cogundan bizi ustun kılan Allah´a hamdolsun." dediler

    [16] Ve Suleyman (A.S), Davut (A.S)´a varis oldu. Ve: "Ey insanlar! Kus dili bize ogretildi. Bize herseyden verildi. Muhakkak ki bu, apacık bir fazldır." dedi

    [17] Ve Suleyman (A.S) icin cinlerden, insanlardan ve kuslardan ordular toplandı. Sonra da onlar duzenlendi

    [18] Karınca vadisine geldikleri zaman bir karınca soyle dedi: "Ey karıncalar, yuvalarınıza giriniz! Suleyman (A.S) ve onun orduları, farkında olmadan sakın sizi ezmesin

    [19] Bunun uzerine (Suleyman A.S), onun sozune gulerek tebessum etti. Ve: "Rabbim, bana, anne ve babama en´am buyurdugun ni´metlere sukretmekte ve Senin razı oldugun salih amel (nefs tezkiyesi) yapmakta beni basarılı kıl. Ve beni, rahmetinle salih kullarının arasına dahil et." dedi

    [20] Ve kusları yokladı (teftis etti). Sonra: "Hudhud´u nicin ben goremiyorum, yoksa o kaybolanlardan mı oldu?" dedi

    [21] Ona mutlaka siddetli azap edecegim veya onu mutlaka bogazlayacagım (kesecegim). Ya da bana kesin olarak apacık bir delil getirsin

    [22] Cok gecmeden geldi. Ve: "Senin ihata edemedigin bir seyi, ben ihata ettim (ogrendim). Seba´dan sana yakin (kesin) bir haber getirdim." dedi

    [23] Gercekten ben, onlara melik olan (hukumdarlık yapan) bir hanım buldum. Ona, herseyden verilmis ve onun buyuk bir arsı (tahtı) var

    [24] Onu ve kavmini Allah´ın yerine gunese secde ederken buldum. Ve seytan, onlara yaptıklarını suslemis ve boylece (Allah´ın) sebilinden (yolundan) men etmis. Bu sebeple onlar hidayette degiller

    [25] Goklerde ve yerde saklı olanı (meydana) cıkaran ve sizin sakladıgınızı da acıkladıgınızı da bilen Allah´a, nasıl secde etmezler

    [26] O Allah ki, arsıl azim´in Rabbidir. O´ndan baska Ilah yoktur

    [27] (Suleyman A.S): "Sen dogru mu soyledin yoksa yalancılardan mısın (yalancılardan mı oldun) bakacagız." dedi

    [28] Bu yazımı (mektubumu) gotur, boylece onlara (onu) at (ulastır). Sonra onlardan (geri) don, neye donecekler (ne cevap verecekler) bak

    [29] (Sebe Melikesi): "Ey ileri gelenler! Gercekten bana kerim (kıymetli) bir yazı (mektup) bırakıldı." dedi

    [30] Muhakkak ki o Suleyman (A.S)´dan. Ve gercekten o, Rahman ve Rahim olan Allah´ın adı´yla (baslıyor)

    [31] Bana karsı buyukluk taslamayın. Ve bana teslim olmak uzere gelin

    [32] (Sebe Melikesi): "Ey ileri gelenler! Isimde bana fetva verin (reyinizi bildirin). Siz sahitlik etmedikce (yanımda bulunup fetva vermedikce) ben kat´i (kesin) emir verecek degilim." dedi

    [33] Biz kuvvetli ve cok buyuk savas gucu sahibiyiz. Ve emir senindir. Oyleyse sen bak (karar ver), ne emir vereceksin?" dediler

    [34] (Sebe Melikesi): "Muhakkak ki melikler (hukumdarlar), bir ulkeye girdikleri zaman, onu ifsad ederler (bozguna ugratırlar) ve onun halkının izzet sahibi olanlarını zillete dusururler. Ve iste onlar boyle yaparlar." dedi

    [35] Ve muhakkak ki ben onlara hediye ile resuller gonderecegim. Boylece bakalım resuller (elciler) ne ile donecekler

    [36] Bunun uzerine (resuller hediyelerle) Suleyman (A.S)´a geldikleri zaman (Suleyman A.S): "Bana mal ile yardım mı ediyorsunuz? Allah´ın bana verdigi seyler, size verdigi seylerden daha hayırlı. Hayır, siz hediyenizle seviniyorsunuz (ovunuyorsunuz)." dedi

    [37] Onlara (geri) don. Bundan sonra mutlaka onların karsı koyamayacakları ordularla onlara geliriz. Ve mutlaka onları kucuk dusurerek, zilletle oradan cıkarırız

    [38] (Suleyman A.S): "Ey ileri gelenler! Onlar teslim olmak uzere bana gelmeden once, onun tahtını hanginiz bana getirir?" dedi

    [39] Cinlerden ifrit: "Sen, makamından kalkmadan once onu sana getiririm. Muhakkak ki ben, ona (onu gerceklestirebilecegime) kuvvetle eminim." dedi

    [40] Kitaptan ilmi olan kisi (Hızır A.S): "Ben onu, sen gozunu acıp kapamadan once sana getiririm." dedi. (Suleyman A.S) boylece onun yanında (onunde) durdugunu gorunce: "Bu Rabbimin bir fazlıdır (lutfudur), ben sukredecek miyim yoksa kufur (nankorluk) mu edecegim diye beni imtihan etmek icin." dedi. Ve kim sukrederse sadece kendi nefsi icin sukreder. Ve kim kufrederse o taktirde muhakkak ki benim Rabbim Gani´dir, Kerim´dir

    [41] (Suleyman A.S): "Onun tahtının seklini degistirin. Bakalım hidayete erecek mi, yoksa hidayete ermeyenlerden mi olacak?" dedi

    [42] Boylece geldigi zaman ona: "Senin tahtın bunun gibi miydi (boyle miydi)?" denildi. (Sebe Melikesi): "Sanki o." dedi. Ve (Suleyman A.S): "Ilim bize ondan once verildi. Ve biz muslumanlar, (Allah´a teslim olanlar) olduk

    [43] Ve Allah´tan baska taptıgı seyler ona mani oldu. Muhakkak ki o, kafirler kavmindendi

    [44] Ona: "Koske gir." denildi. Onu gordugu zaman derin su zannetti ve ayaklarını actı (eteklerini cekti). (Suleyman A.S): "Muhakkak ki o, parlak, billur camdan bir kosktur." dedi. (Sebe Melikesi): "Rabbim, muhakkak ki ben, nefsime zulmettim ve Suleyman (A.S)´la beraber alemlerin Rabbi olan Allah´a teslim oldum." dedi

    [45] Ve andolsun ki, Semud kavmine "Allah´a kul olsunlar" diye onların kardesi Salih (A.S)´ı gonderdik. Fakat onlar o zaman hasım olan (cekisen) iki grup oldular

    [46] (Salih A.S) dedi ki: "Ey kavmim! Nicin hasenattan once seyyiat icin acele ediyorsunuz? Allah´tan magfiret dileseniz olmaz mı? Boylece rahmet olunasınız diye

    [47] Sen ve seninle beraber olanlar, bize ugursuzluk getirdiniz." dediler. (Salih A.S): "Sizin ugursuzlugunuz Allah´ın katındadır. Hayır, siz fitneye dusmus bir kavimsiniz." dedi

    [48] Ve sehirde dokuz kisilik bir grup vardı ki; yeryuzunde fesat cıkarıyorlar ve ıslah etmiyorlardı

    [49] Allah´a kasem (yemin) ederek dediler ki: "Biz geceleyin mutlaka ona ve ailesine baskın duzenleyelim (onları oldurelim). Sonra da onun dostlarına (muhakkak ki) onun ailesinin helak edilmesine sahit olmadık ve gercekten biz sadıklarız (dogru soyleyenleriz)

    [50] Ve hile duzenlediler. Ve Biz de (onlara) hile duzenledik, fakat onlar farkına varmadılar

    [51] Bundan sonra onların hilelerinin sonunun nasıl olduguna bak ki, onları ve onların kavminin tamamını nasıl yok ettik

    [52] Iste onların zulumleri sebebiyle cokmus olan evleri! Muhakkak ki bilen kavim icin bunda, mutlaka bir ayet (delil) vardır

    [53] Ve amenu olan (Allah´a ulasmayı dileyen) ve (bu sebeple) takva sahibi olanları kurtardık

    [54] Ve Lut (A.S), kavmine soyle demisti: "Siz gordugunuz halde fahiselige (kotuluge) mi geliyorsunuz

    [55] Siz, gercekten kadınlar yerine erkeklere mi sehvetle geliyorsunuz? Hayır, siz cahil bir kavimsiniz

    [56] Fakat onun kavminin cevabı: "Lut´un ailesini ulkenizden cıkarın, cunku onlar temiz kalmak isteyen insanlar." demekten baska bir sey olmadı

    [57] Boylece onu ve ailesini, hanımı haric (olmak uzere) kurtardık. Onu geride kalanlardan taktir ettik

    [58] Ve onların uzerine yagmur yagdırdık. Oyle bir yagmur ki, uyarılanların yagmuru cok kotu oldu

    [59] De ki: "Hamd, Allah´a aittir (Allah icindir, Allah´adır). Ve selam, onun sectigi kullarının uzerinedir. Allah mı, yoksa onların sirk kostugu seyler mi hayırlıdır

    [60] Veya semaları ve yeryuzunu yaratan ve sizin icin gokten su indiren mi? Boylece onunla guzel bahceler yetistirdik. Onun agaclarını dahi yetistirmeniz sizin icin (mumkun) olamaz. Allah ile beraber bir (baska) ilah mı? Hayır, onlar (Allah´a baska bir ilahı) denk tutan bir kavim

    [61] Yoksa arzı karar yeri kılan ve onun aralarında (yeryuzunde) nehirler kılan (akıtan) ve orada (sabit) daglar kılan ve iki deniz arasında perde kılan mı? Allah ile beraber bir (baska) ilah mı? Hayır, onların cogu bilmezler

    [62] Yoksa darda kalan kisi, ona dua ettigi zaman icabet eden, kotulugu gideren ve sizi yeryuzunde halifeler kılan mı? Allah ile beraber bir (baska) ilah mı? Ne kadar az tezekkur ediyorsunuz

    [63] Yoksa sizi, denizin ve karanın karanlıgından hidayete erdiren mi? Rahmetinin onunde mujdeleyici olarak ruzgarlar gonderen mi? Allah ile beraber bir (baska) ilah mı? Yuce Allah, onların sirk kostugu seylerden yucedir (munezzehtir)

    [64] Yoksa ilk defa yaratan sonra da onu (geri) dondurecek olan ve sizi gokten ve yerden rızıklandıran mı? Allah ile beraber bir (baska) ilah mı? (Onlara) de ki: "Eger siz dogru soyleyenlerseniz, delillerinizi getirin

    [65] De ki: "Goklerde ve yeryuzunde gaybı, Allah´tan baska kimse bilemez. Ve ne zaman beas edileceklerinin bilincinde (suurunda) olamazlar

    [66] Hayır, ahiret hakkında onların ilimleri tamamlandı (bilgiler tamamen onlara verildi). Aksine onlar, (hala) ondan (ahiretten) suphe icindeler. Hayır, onlar, ona (ahiret delillerine) karsı kordurler (onları anlayacak basiretleri yoktur)

    [67] Ve kafirler (soyle) dediler: "Babalarımız ve biz toprak olduktan sonra mı? Gercekten biz, mutlaka (topraktan) cıkarılacak mıyız

    [68] Andolsun ki bu, bize ve daha once de babalarımıza vaadedilmisti. Ancak bunlar (sadece) evvelkilerin (efsaneleridir)

    [69] (Onlara) de ki: "Yeryuzunde dolasın! Boylece bakın, mucrimlerin (sucluların) akıbeti (sonu) nasıl oldu

    [70] Ve artık onlara uzulme (onlar icin mahzun olma)! Ve onların kurdugu tuzaklardan (onların yaptıgı hilelerden) bir sıkıntı icinde olma

    [71] Ve (onlar): "Eger sadıklarsanız (dogru soyleyenlerseniz), bu vaad ne zaman?" derler

    [72] De ki: "Belki de acele istediklerinizin bir kısmı sizi takip ediyordur (belki yakında size ulasacaktır)

    [73] Ve muhakkak ki senin Rabbin, insanlara karsı fazl (lutuf) sahibidir. Ve lakin onların cogu sukretmiyorlar

    [74] Ve muhakkak ki senin Rabbin, suphesiz onların goguslerinde gizli olanı da acıkladıklarını da bilir

    [75] Ve gokte ve yeryuzunde gaib (gizli) ne varsa Kitab-ı Mubin (Levh-i Mahfuz)´de vardır

    [76] Muhakkak ki bu Kur´an, Israilogulları´na cogunda ihtilaf ettikleri seylerin (gerceklerini) anlatıyor

    [77] Ve muhakkak ki O, mu´minler icin mutlaka Hidayet ve Rahmet´tir

    [78] Muhakkak ki senin Rabbin, onların arasında kendi hukmunu verecek. Ve O; Aziz´dir (yuce), Alim´dir (en iyi bilen)

    [79] Oyleyse sen, Allah´a tevekkul et. Muhakkak ki sen, apacık (bir sekilde) hak uzeresin

    [80] Muhakkak ki sen, olulere isittiremezsin ve arkasını donup kacan sagırlara da (Allah´ın) davetini isittiremezsin

    [81] Ve sen, korleri dalaletlerinden (cevirip) hidayete erdirecek degilsin. Sen, ancak ayetlerimize inananlara isittirebilirsin. Iste onlar, teslim olanlardır

    [82] Ve onların uzerine (Allah´ın Kitap´ta soyledigi) soz vuku bulunca, onlara arzdan dabbe cıkardık (cıkarırız). Insanların (Kitap´taki) ayetlerimize yakin hasıl etmediklerini soyleyecek

    [83] Ve o gun, butun ummetlerden, ayetlerimizi tekzip edenleri (yalanlayanları) grup grup hasredecegiz (toplayacagız). Boylece onlar (72 fırka) biraraya getirilir

    [84] Onlar geldikleri zaman (Allah onlara): "Onu ilmen ihata edemediniz de mi ayetlerimi tekzip ettiniz (yalanladınız)? Yoksa yapmıs oldugunuz nedir (baska bir sebep mi var)?" dedi

    [85] Ve zulumleri sebebiyle onların uzerine (Allah´ın) sozu vaki oldu (yerine geldi). Artık onlar konusamaz

    [86] Dinlensinler diye nasıl geceyi (karanlık), gunduzu (aydınlık) kıldıgımızı gormediler mi? Muhakkak ki bunda inanan kavim icin ayetler (ibretler, deliller) vardır

    [87] Ve sur´a ufuruldugu gun, Allah´ın diledigi kimseler haric, semalarda ve yeryuzunde olanlar dehsete kapıldı (kapılırlar). Ve herkes boyunları bukuk olarak ona (Allah´a) geldiler (gelirler)

    [88] Ve dagı gorursun, onu hareketsiz sanırsın. O, bulut gibi hareket eder. Herseyi saglam yapan Allah´ın yaratmasıdır. Muhakkak ki O, yaptıklarınızdan haberdardır

    [89] Kim hasenat ile (kazandıgı dereceler, kaybettigi derecelerden fazla olarak) geldiyse, iste o zaman onun icin ondan daha hayırlısı (cennet) vardır. Ve onlar, izin gunu dehsetten (cehenneme gitmeyeceklerinden) emin olanlardır

    [90] Ve kim seyyiat ile (kaybettigi dereceler, kazandıgı derecelerden fazla olarak) geldiyse, iste o zaman onlar, yuzustu atese atıldı (atılır). Yapmıs olduklarınızdan baska bir seyle mi cezalandırılıyorsunuz

    [91] Ben sadece "Rabbe (Allah´a) kul olmak" ile emrolundum. Bu belde ki, O (Allah), onu hurmete layık kıldı. Ve hersey O´nundur (Allah´ındır). Ve ben "teslim olanlardan olmakla" emrolundum

    [92] Ve "Kur´an´ı okumakla (emrolundum). Kim hidayete ererse, o taktirde sadece kendi nefsi icin hidayete erer. Ve kim dalalette kaldıysa, o zaman Ben sadece inzar edenlerdenim (uyaranlardanım)." de

    [93] Ve de ki: "Hamd Allah´adır. Size ayetlerini gosterecek, boylece onları tanıyacaksınız." Ve senin Rabbin, yaptıklarınızdan gafil degildir

    Kasas

    Surah 28

    [1] Ta, Sin, Mim

    [2] Bunlar, Kitab-ı Mubin´in (Acıklayan Kitab´ın) Ayetleri´dir

    [3] Musa (A.S) ve firavunun haber(ler)inden, mu´min bir kavim icin hak ile (gercek olarak) sana okuyacagız

    [4] Firavun, gercekten yeryuzunde (Mısır´da hukumdardı) ve halkını gruplara ayırdı. Onların bir kısmını (yahudileri) gucsuz bırakıyor, onların ogullarını bogazlatıyor, kızlarını (kadınlarını) canlı bırakıyor(du). Muhakkak ki o, fesat cıkaranlardandı

    [5] Ve Biz, yeryuzunde gucsuz olanları ni´metlendirmek ve onları imamlar kılmak ve varisler yapmak istiyoruz (istiyorduk)

    [6] Ve onları, yeryuzunde (orada) yerlestirip, kuvvetli kılmak ve firavuna, Haman´a ve ikisinin ordusuna, onlardan (Israilogulları´ndan) hazar ettikleri (cekindikleri) seyi gostermek (istedik)

    [7] Ve Musa (A.S)´ın annesine soyle vahyettik: "Onu emzirmesini ve onun icin korktugu zaman onu nehre atmasını (bırakmasını). Ve sen korkma, mahzun olma (uzulme). Muhakkak ki Biz, onu sana dondurecegiz. Ve onu murselinlerden (resullerden) kılacagız

    [8] Boylece firavun ailesi onu, onlara dusman ve baslarına dert olarak bulup aldı. Muhakkak ki firavun, Haman ve o ikisinin ordusu, kasten suc isleyenlerdi

    [9] Ve hanımı firavuna soyle dedi: "Bana ve sana goz aydın olsun, onu oldurmeyin belki bize faydası olur veya onu evlat ediniriz." Ve onlar, (gercegin) farkında degillerdi

    [10] Ve Musa (A.S)´ın annesi gonlu bos olarak sabahladı. Mu´minlerden olması icin onun kalbini Bize baglamasaydık (rabıta kurmasaydık), az daha (durumu) acıklayacaktı

    [11] Ve (Musa (A.S)´ın annesi) onun ablasına: "Onu takip et." dedi. Boylece onlar farkında degilken, onu uzaktan gozetledi

    [12] Ve daha once ona (baska) sut annelerini haram kıldık (sut emmemesini sagladık). (Onun ablası, firavunun ailesine): "Ona kefil olacak (bakımını ustlenecek) bir aileye sizi ulastırmak icin delalet (yardım) edeyim mi? Ve onlar, onu (bebegi) iyi yetistirir

    [13] Boylece onu annesine geri verdik, gozu aydın olsun ve mahzun olmasın ve Allah´ın vaadinin hak oldugunu bilsin diye. Ve lakin onların cogu bilmezler

    [14] Ve erginlik cagına erisip kemale erdigi zaman, ona hikmet ve ilim verdik. Ve muhsinleri, Biz iste boyle mukafatlandırırız

    [15] Ve (Hz. Musa, kendisine hikmet verilmeden once) sehir halkı gaflette oldugu bir zamanda (kimse farkında olmadan) sehre girdi. Orada dovusen iki adam buldu. Biri kendi tarafından, digeri ona dusman taraftan. O zaman onun (Musa (A.S)´ın) tarafından olan, dusmanına karsı ondan yardım istedi. Bunun uzerine Musa (A.S) onu yumrukladı (oldurdu). Boylece (olum) kaza degildi (hukum yerine geldi). Musa (A.S) : "Bu seytanın isidir. Muhakkak ki o, apacık dalalette bırakan bir dusmandır." dedi

    [16] Rabbim, ben nefsime zulmettim, artık beni magfiret et." dedi. Boylece onu magfiret etti. Muhakkak ki O; Gafur´dur (magfiret eden), Rahim´dir (Rahim esmasıyla tecelli eden)

    [17] (Musa A.S): "Rabbim beni ni´metlendirdigin seyler sebebiyle, bundan sonra ben asla mucrimlere arka cıkmayacagım (yardımcı olmayacagım)

    [18] Boylece sehirde (etrafı) gozleyerek sabahladı. Fakat dun yardım isteyen kisi ondan (tekrar) yardım istedigi zaman (Musa A.S) ona: "Muhakkak ki sen, apacık azgınsın." dedi

    [19] Boylece ikisinin de dusmanı olan adamı yakalamak istedigi zaman: "Ey Musa! Dun oldurdugun kisi gibi beni de oldurmek mi istiyorsun? Eger (oldurmek) istiyorsan, o taktirde sen yeryuzunde sadece bir zorba olursun. Ve sen, barıstıranlardan olmak istemiyorsun." dedi

    [20] Ve sehrin obur ucundan bir adam kosarak geldi: "Ey Musa! (Kavmin) ileri gelenleri mutlaka seni oldurme emrini vermek icin konusuyorlar. Oyleyse hemen (sehirden) cık. Muhakkak ki ben, sana ogut verenlerdenim." dedi

    [21] Boylece oradan korkuyla (etrafını) gozleyerek cıktı: "Rabbim, beni (bu) zalimler kavminden kurtar." dedi

    [22] Ve (Musa A.S), Medyen (sehri) tarafına dondugu zaman "Rabbimin beni sevva edilmis yola hidayet etmesini (ulastırmasını) umarım." dedi

    [23] Ve Medyen suyuna vardıgı zaman, su almakta olan bir insan toplulugu buldu ve onlardan baska, (hayvanlarını suya gitmekten) engelleyen iki kadın buldu. Onlara: "Sizin haliniz (derdiniz) nedir?" dedi. (O iki kadın): "Cobanlar (suruleriyle) cekilmedikce biz (hayvanlarımızı) sulayamayız. Ve bizim babamız cok ihtiyar." dediler

    [24] Boylece ikisinin (surusunu) suladı, sonra golgeye dondu ve "Rabbim muhakkak ki ben, bana hayır olarak indirdigin herseye fakirim (muhtacım)." dedi

    [25] Ikisinden biri, haya ederek (utanarak) ona geldi: "Muhakkak ki babam, bizim (surumuzu) sulamandan dolayı bir ecirle mukafatlandırmak icin seni davet ediyor." dedi. Ve (Musa A.S), ona geldigi zaman hikayesini anlattı. (Ihtiyar adam): "Korkma! (Artık) sen, zalimler kavminden kurtuldun." dedi

    [26] Iki kızdan biri: "Ey babacıgım! Onu ucretle tut. Muhakkak ki o, ucretle tuttuklarından daha hayırlı, saglam ve emindir." dedi

    [27] (Yaslı adam): "Gercekten ben, iste bu iki kızımdan birini sana nikahlamak istiyorum, bana ucretle sekiz yıl calısmana karsılık. Eger on yılı tamamlarsan o da senden (bir lutuftur). Ve ben, seni mecbur etmek istemem. Insaallah beni salihlerden bulacaksın

    [28] (Musa A.S): "Bu seninle benim aramdadır. Iki sureden hangisini kada edersem (yerine getirirsem), artık bana bir dusmanlık olusmasın. Ve Allah, konustuklarımıza vekildir." dedi

    [29] Boylece Musa (A.S), suresini tamamladıgı zaman ailesi ile (yuruyerek) yola cıktı. Tur dagı tarafında bir ates farketti. Ailesine: "Durup bekleyin. Gercekten ben bir ates gordum. Belki size oradan bir haber veya alevli bir ates getiririm. Boylece siz ısınasınız diye." dedi

    [30] Boylece oraya geldigi zaman vadinin sag tarafından, mubarek yerdeki agactan nida edildi: "Ey Musa! Muhakkak ki Ben, alemlerin Rabbi Allah´ım

    [31] Ve asanı at!" Bunun uzerine (asasını atınca), onun yılan gibi hareket ettigini gordu. Arkasına bakmadan donup kactı. "Ey Musa, (geri) don! Ve korkma, muhakkak ki sen emniyette olanlardansın

    [32] Elini koynuna sok, onu kusursuz beyaz olarak cıkar. Korkudan (emin ol), kanatlarını (kollarını) kendine cek. Bu ikisi, senin Rabbinden, firavuna ve onun (kavminin) ileri gelenlerine iki burhandır (delildir). Muhakkak ki onlar, fasık bir kavimdir

    [33] (Musa A.S): "Rabbim, ben gercekten onlardan birisini oldurdum. Bu sebeple beni oldurmelerinden korkuyorum." dedi

    [34] Ve kardesim Harun ki o, lisan bakımından benden daha fasihtir. Ve onu, beni tasdik edici ve yardımcı olarak benimle beraber gonder. Ben, gercekten beni tekzip etmelerinden (yalanlamalarından) korkuyorum

    [35] (Allahu Teala): "Kardesinle senin gucunu arttıracagız ve ikinizi sultan kılacagız. Ve boylece onlar, ayetlerimize (mucizelerimize) ulasamayacaklar (onlara karsı koyamayacaklar). Siz ikiniz ve size tabi olanlar, galip olanlarsınız." dedi

    [36] Boylece Musa (A.S), apacık ayetlerimizi getirdigi zaman: "Bu, uydurulmus sihirden baska bir sey degil ve biz evvelki atalarımızdan bunu duymadık." dediler

    [37] Ve Musa (A.S): "Rabbim, kimin kendi katından hidayet ile geldigini ve dunya yurdunun sonucunun kimin olacagını daha iyi bilir. Muhakkak ki zalimler, felaha (kurtulusa) ermezler." dedi

    [38] Ve firavun: "Ey ileri gelenler! Ben, sizin icin benden baska bir ilah bilmiyorum. Benim icin ıslak toprak uzerine ates yak (tugla pisir). Boylece bana (yuksek) bir kule yap. Belki ben Musa´nın ilahına muttali olurum. Ve ben, onun mutlaka yalancılardan oldugunu zannediyorum." dedi

    [39] Ve o ve onun orduları, yeryuzunde haksız yere kibirlendiler. Ve kendilerinin, bize rucu ettirilmeyeceklerini (dondurulmeyeceklerini) zannettiler

    [40] Sonra onu ve onun ordularını, yakalayıp denize attık. Bunun uzerine zalimlerin akıbetinin nasıl olduguna bak

    [41] Ve Biz, onları atese davet eden imamlar (onderler) kıldık. Ve kıyamet gunu onlara yardım olunmaz

    [42] Ve bu dunyada arkalarından laneti onlara ulastırdık. Ve kıyamet gunu onlar, (Allah´ın rahmetinden) uzaklastırılmıs olanlardandır

    [43] Ve andolsun ki evvelki nesilleri helak ettikten sonra Musa (A.S)´a, insanlar icin basiretleri acılsın (kalp gozleri gormeye baslasın) ve hidayet rehberi ve rahmet olsun (Rahim esması tecelli etsin) diye Kitab´ı (Tevrat´ı) verdik. Umulur ki boylece onlar, tezekkur ederler

    [44] Ve sen (ey Muhammed)! Musa´ya emri kada ettigimiz zaman, garb tarafında degildin. Ve sen, sahitlerden (olayı gorenlerden) de degildin

    [45] Ve lakin (bircok) nesiller insa ettik (olusturduk). Onların omurleri uzun oldu. Sen Medyen halkı arasında olmadıgın (halde), onlara (sahabeye) ayetlerimizi okuyorsun. Fakat (o haberleri sana) gonderen, Biziz

    [46] Ve Biz, (Hz. Musa´ya) nida ettigimiz zaman, sen Tur Dagı´nın yanında degildin. Fakat Rabbinden bir rahmet olarak, senden once kendilerine bir nezir (uyarıcı, peygamber) gelmemis olan bir kavmi inzar etmen (uyarman) icindir. Umulur ki boylece onlar tezekkur ederler

    [47] Ve eger elleriyle takdim ettikleri (yaptıkları) sebebiyle onlara bir musibet isabet ederse: "Rabbimiz keske bize bir resul gonderseydin boylece biz, Senin ayetlerine tabi olur ve mu´minlerden olurduk." diyecek olmasalardı (seni Nebi-Resul olarak gondermezdik)

    [48] Boylece onlara katımızdan hak geldigi zaman: "Musa´ya verilenler (mucizeler) gibi ona da verilseydi olmaz mıydı?" dediler. Musa´ya verilenleri daha once inkar etmediler mi? "Iki buyu birbirini guclendirdi (destekledi). Ve muhakkak ki biz hepsini inkar edenleriz." dediler

    [49] (Onlara) de ki: "Eger siz, sadıklardan (dogru soyleyenlerden) iseniz Allah´ın katından, o ikisinden daha cok hidayete erdiren bir kitap getirin, ona tabi olayım

    [50] Bundan sonra eger sana icabet etmezlerse (senin hidayete erdirme davetine uymazlarsa), bil ki onlar heveslerine tabidirler. Allah´tan bir hidayetci olmaksızın (hidayetciye degil de) kendi heveslerine tabi olandan daha cok dalalette kim vardır? Muhakkak ki Allah, zalimler kavmini hidayete erdirmez

    [51] Ve andolsun ki, tezekkur etsinler diye sozu (ayetlerimizi) ardarda onlara ulastırdık

    [52] Ondan once kendilerine kitap verdiklerimiz, O´na (Kur´an-ı Kerim´e) iman ederler

    [53] Ve onlara (Kur´an) okundugu zaman: "O´na iman ettik, muhakkak ki O, Rabbimizden haktır. Biz, ondan once de muhakkak ki (Allah´a) teslim olanlardık." dediler

    [54] Iste onlardır ki; onlara sabırları sebebiyle ecirleri (sevapları) iki kat verilir. Ve onlar, seyyiati (kotulugu) hasenat (iyilik) ile savarlar. Ve onlara verdigimiz (manevi) rızıktan infak ederler

    [55] Ve onlar, bos laf isittikleri zaman yuz cevirdiler ve: "Bizim amelimiz bize, sizin ameliniz sizedir. Selam sizin uzerinize olsun. Biz cahillerle (beraber olmak) istemeyiz (ilgilenmeyiz)." dediler

    [56] Muhakkak ki sen, sevdigin kisiyi hidayete erdiremezsin (onun ruhunu Allah´a ulastıramazsın). Fakat Allah, diledigini hidayete erdirir. Ve O, muhtedileri (hidayete erenleri) daha iyi bilir

    [57] Ve: "Eger seninle beraber hidayete tabi olursak (Allah´a ulasmayı dilersek), yerimizden atılırız (yurdumuzdan kovuluruz)." dediler. Onları, katımızdan rızık olarak her cesit urunden toplanıp, onlara getirildigi haram kılınan (hurmet edilen yerde, haremde) yerde emin olarak yerlestirmedik mi? Fakat onların cogu (Allah tarafından oldugunu) bilmezler

    [58] Ve azarak, maisetlerine sukretmeyen nice ulkeyi helak ettik. Iste bunlar, onların meskenleri, onlardan sonra (cok) az bir sure haric, iskan edilmedi (oturulmadı). Ve Biz, onların varisleri, Biziz

    [59] Ve senin Rabbin, ulkelere, onların ana sehirlerine, onlara ayetlerimizi okuyan bir resul gondermedikce helak edici olmadı. Ve Biz, onun halkı zalim olmadıkca (zulmetmedikce) ulkeleri helak edici olmadık

    [60] Ve size verilmis olan hersey aslında dunya hayatının meta´ıdır (malıdır) ve ziynetidir (susudur). Ve Allah´ın katında olanlar daha hayırlı ve daha bakidir (kalıcıdır). Hala akıl etmez misiniz

    [61] Oyleyse guzel vaadde bulundugumuz ve boylece ona kavusan kimse, dunya hayatının meta´ı (malı) ile metalandırdıgımız, sonra kıyamet gunu (hesaba cekilmek uzere) hazır bulundurulanlardan olan kimse gibi midir

    [62] Ve o gun onlara (Allah) nida edecek: "Zanda bulundugunuz Benim ortaklarım nerede?" diyecek

    [63] Uzerlerine azap sozu hak olanlar: "Rabbimiz, azdırdıklarımız iste bunlar. Kendimiz azdıgımız gibi onları da azdırdık. Onlardan beri oldugumuzu (kurtuldugumuzu) Sana arz ederiz. Onlar, bize tapmıyorlardı (nefslerine uyuyorlardı)." dediler

    [64] Ve onlara: "Ortaklarınızı cagırın!" dendi. Bunun uzerine onlar cagırdılar. Fakat onlara icabet etmediler ve azabı gorduler. Keske onlar, hidayete ermis olsalardı

    [65] Ve o gun Allah, onlara nida edecek: "O zaman (hayattayken) mursellere (resullere), ne cevap verdiniz?" diyecek

    [66] Izin gunu artık onlara haberler (amel defterleri, rakamlı kitap) kapanmıstır. Bundan sonra onlara sorulmaz (sorgulanmazlar)

    [67] Artık (mursidin onunde) tovbe eden ve (ikinci defa) amenu olup, salih amel (nefs tezkiyesi) yapanın, bu sebeple felaha erenlerden olması umulur

    [68] Ve Rabbin, diledigini yaratır ve secer. Ve secim hakkı onlara ait degildir. Allah Subhan´dır (munezzehtir) ve (onların) sirk kostukları seylerden yucedir

    [69] Ve senin Rabbin, onların sinelerinde gizli olan seyi ve aleni olan (gizlemedikleri) seyi bilir

    [70] Ve O Allah´tır ki; O´ndan baska Ilah yoktur. Evvelde ve ahirde (dunyada ve ahirette) hamd, O´na aittir. Ve hukum, O´nundur. Ve O´na donduruleceksiniz

    [71] De ki: "Gordunuz mu (dusundunuz mu)? Eger Allah geceyi sizin uzerinizde kıyamet gunune kadar devamlı kılsaydı, Allah´tan baska size ısıgı getirecek Ilah kimdir? Hala isitmeyecek misiniz

    [72] De ki: "Gordunuz mu (dusundunuz mu?) Eger Allah, gunduzu sizin uzerinizde kıyamete kadar devamlı kılsaydı, Allah´tan baska size, icinde sukun buldugunuz (dinlendiginiz) geceyi getirecek Ilah kimdir? Hala gormeyecek misiniz

    [73] Ve rahmetinden (olmak uzere) sizin icin, icinde sukun bulasınız (dinlenesiniz) diye ve O´nun fazlından isteyesiniz diye geceyi ve gunduzu kıldı (yarattı). Ve umulur ki siz boylece sukredersiniz

    [74] Ve o gun (Allah) onlara nida edecek (seslenecek): "Zanda bulundugunuz ortaklarım nerede?" diyecek

    [75] Ve butun ummetlerden bir sahit cekip cıkardık (sectik). Sonra da: "Burhanlarınızı (delillerinizi) getirin." dedik. Boylece hakkın Allah´a ait oldugunu bildiler (anladılar). Ve uydurmus oldukları seyler onlardan sapıp uzaklastı

    [76] Karun, Musa (A.S)´ın kavmindendi. Sonra onlara karsı azdı. Ona hazineler verdik. Oyle ki gercekten onun anahtarlarını mutlaka kuvvetli bir topluluk zor tasıyordu. Kavmi ona "Sevinme (gururlanma), muhakkak ki Allah sımaranları (gururlananları) sevmez." demisti

    [77] Ve Allah´ın sana verdigi seylerin icinde bulunan ahiret yurdunu iste. Ve dunyadan nasibini (de) unutma. Allahu Teala´nın sana ihsan ettigi gibi sen de ihsan et (karsılıksız ver). Ve yeryuzunde fesat isteme (cıkartma). Muhakkak ki Allah, mufsidleri (fesat cıkaranları) sevmez

    [78] (Karun): "O (servet) ancak bendeki ilim sebebiyle bana verildi." dedi. Ondan once, "Allah´ın ondan daha kuvvetli (guclu) olan ve ondan daha cok sey toplayan nesilleri (zenginleri) helak etmis oldugunu" bilmiyor mu? Ve mucrimlere gunahlarından sorulmaz

    [79] Boylece ziyneti ile (buyuk bir ihtisam ile) kavminin karsısına cıktı. Dunya hayatını isteyenler: "Keske Karun´a verilenler kadar bizim de olsaydı. Muhakkak ki o gercekten en buyuk hazzın sahibidir." dediler

    [80] Ve ilim verilenler: "Size yazıklar olsun! Amenu olan ve salih amel (nefs tezkiyesi) yapanlar icin Allah´ın sevabı daha hayırlıdır. Buna (hayırlı sevaba), sabredenlerden baskası mulaki olmaz (kavusturulmaz)." dediler

    [81] Sonra, onu ve onun sarayını yere gecirdik. Onun Allah´tan baska yardım edecek bir (dost) grubu yoktu ve yardım edilenlerden olmadı

    [82] Ve dun onun yerinde olmayı temenni edenler, sabahlayınca "Vay! Oyleyse Allah, kullarından dilediginin rızkını genisletir ve daraltır (takdir eder). Eger Allah bizi ni´metlendirmis olmasaydı, mutlaka bizi de yere gecirirdi. Vay! Demek ki kafirler, felaha ermez." dediler

    [83] Iste bu ahiret yurdu ki onu, yeryuzunde ustun olmak ve fesat cıkarmak istemeyenlere tahsis ederiz. Akıbet (guzel sonuc) muttekilerindir (takva sahiplerinindir)

    [84] Kim hasenat ile (pozitif dereceler ile) gelirse o taktirde ona, ondan daha hayırlısı vardır. Ve kim seyyiat ile (negatif dereceler ile) gelirse, iste o zaman kotu amel yapanlar "yaptıklarından baskası (fazlası) ile cezalandırılmazlar. (Derecat kaybedenlerin cezası kazandıkları dereceler kaybettikleri derecelerden cıkarıldıktan sonra kalan dereceser kadardır)

    [85] Muhakkak ki Kur´an´ı sana farz kılan, elbette seni donulecek yere dondurecek olandır. De ki: "Kimin hidayet ile geldigini ve kimin apacık dalalette oldugunu, Rabbim daha iyi bilir

    [86] Ve Rabbin tarafından sadece bir rahmet olarak, bu kitabın sana ilka edilecegini (ulastırılacagını) sen umit etmezdin. Oyleyse sakın kafirlere yardımcı olma

    [87] Ve Sana indirildikten sonra, Allah´ın ayetlerinden sakın seni alıkoymasınlar. Ve Rabbine davet et (Allah´a ulasmaya cagır). Ve sakın musriklerden olma

    [88] Ve Allah ile beraber baska bir Ilah´a dua etme (ibadet etme). O´ndan baska Ilah yoktur. O´nun Zat´ı haric hersey helak olucudur. Hukum O´nundur. Ve O´na donduruleceksiniz

    Ankebût

    Surah 29

    [1] Elif, Lam, Mim

    [2] Insanlar, "amenna (iman ettik)" demekle imtihan edilmeden bırakılacaklarını mı sandılar

    [3] Ve andolsun ki onlardan oncekileri de imtihan ettik. Allah sadıkları da (dogru soyleyenleri de) tekzip edenleri de (yalancıları da) mutlaka bilir

    [4] Yoksa seyyiat isleyenler (kotuluk yapanlar), Bizim imtihanımızı gececeklerini mi sandılar? Hukum verdikleri sey ne kotu

    [5] Kim Allah´a mulaki olmayı (hayattayken Allah´a ulasmayı) dilerse, o taktirde muhakkak ki Allah´ın tayin ettigi zaman mutlaka gelecektir (ruhu mutlaka hayattayken Allah´a ulasacaktır). Ve O; en iyi isiten, en iyi bilendir

    [6] Ve kim cihad ederse, o taktirde sadece kendi nefsi icin cihad eder. Muhakkak ki Allah, alemlerden mustagnidir (hicbir seye ihtiyacı yoktur)

    [7] Ve amenu olanlar (hayattayken Allah´a ulasmayı dileyenler) ve salih amel (nefs tezkiyesi) yapanlar, onların seyyiatlerini (gunahlarını) mutlaka ortecegiz ve onları mutlaka yaptıklarının daha ahseni (guzeli) ile mukafatlandıracagız

    [8] Ve Biz insana, anne ve babasına guzel davranmasını vasiyet ettik (emrettik). Ve eger onlar, hakkında bilgin olmayan bir sey ile Bana sirk kosman icin seninle mucadele ederlerse o taktirde, o ikisine itaat etme. Donusunuz, Banadır. O zaman yapmıs olduklarınızı size haber verecegim

    [9] Ve amenu olanları (salah makamına ulasanları) ve salih amel (nefs tasfiyesi) yapanları, mutlaka salihlerin arasına dahil edecegiz

    [10] Ve insanlardan, “biz Allah´a iman ettik” diyenlere Allah yolunda eziyet edildigi zaman, insanlara Allah´ın azabıymıs gibi fitne cıkardılar. Eger Rabbinden yardım gelirse, muhakkak: “Biz sizinle gercekten beraberdik.” derler. Allah, alemlerin sinesinde olanları en iyi bilen degil mi

    [11] Ve muhakkak ki Allah, amenu olanları ve munafıkları mutlaka bilir

    [12] Ve inkar edenler, amenu olanlara: "Bizim yolumuza tabi olun. Sizin hatalarınızı (gunahlarınızı) yuklenelim." dediler. Onlar, digerlerinin hatalarından bir sey yuklenecek degiller. Muhakkak ki onlar, yalancılardır

    [13] Ve (yalancılar) kendi yukleri (gunahları) ile beraber, onların yuklerini (gunahlarını) da mutlaka yuklenecekler. Kıyamet gunu onlar, uydurdukları seylerden mutlaka sorgulanacaklar

    [14] Ve andolsun ki Biz, Nuh (A.S)´ı kavmine (Resul olarak) gonderdik. Boylece onların arasında 1000 seneden 50 yıl eksik olarak (950 yıl) kaldı. Sonra onları (Nuh (A.S)´ın kavmini) tufan aldı. Ve onlar zalimlerdi

    [15] Boylece onu ve gemi halkını kurtardık. Ve onu, alemlere ayet (ibret) kıldık

    [16] Ve Ibrahim (A.S), kavmine: "Allah´a kul olun ve O´na karsı takva sahibi olun. Eger siz biliyorsanız, bu sizin icin daha hayırlıdır." demisti

    [17] Fakat siz, Allah´tan baska putlara tapıyorsunuz ve yalan uyduruyorsunuz. Muhakkak ki sizin, Allah´tan baska taptıklarınız, size rızık vermeye malik degillerdir. Oyleyse rızkı, Allah´ın katından isteyin ve O´na kul olun ve O´na sukredin. O´na donduruleceksiniz

    [18] Ve eger tekzip ederseniz (yalanlarsanız), sizden onceki ummetler de tekzip etmistiler. Resullerin uzerine apacık tebligden baska bir (sorumluluk) yoktur

    [19] Allah´ın ilk yaratısını gormuyorlar mı? Sonra onu geri iade edecek. Muhakkak ki bu, Allah icin kolaydır

    [20] Yeryuzunde dolasın ve boylece ilk yaratılısın nasıl olduguna bakın. Sonra Allah, ahiretin yaratılısını insa edecek (gerceklestirecek). Muhakkak ki Allah, herseye kaadirdir." de

    [21] (Allah), diledigi kisiye azap eder ve diledigi kisiye rahmet eder (Rahim esmasıyla tecelli eder). Ve O´na, (halden hale cevrilip) donduruleceksiniz

    [22] Ve siz, (Allah´ı) yerde ve gokte aciz bırakacak degilsiniz. Sizin Allah´tan baska veliniz (dostunuz) ve yardımcınız yoktur

    [23] Allah´ın ayetlerini ve O´na (Allah´a) mulaki olmayı (ruhlarını hayatta iken Allah´a ulastırmayı) inkar edenler; iste onlar, rahmetimden umidi kestiler. Ve iste onlar ki; onlar icin elim azap vardır

    [24] Buna ragmen onun kavminin (Ibrahim (A.S)´a) cevabı: "Onu oldurun veya yakın!" demekten baska bir sey olmadı. Bunun uzerine Allah, onu atesten kurtardı. Bunda muhakkak ki mu´min kavim icin elbette ayetler (ibretler) vardır

    [25] Ve (Ibrahim A.S): “Muhakkak ki siz, dunya hayatında aranızda sevgi olusan Allah´tan baska putlar edindiniz. Sonra kıyamet gunu, bir kısmınız bir kısmınızı inkar edecek ve bir kısmınız da bir kısmınızı lanetleyecek. Sizin donus yeriniz atestir. Ve sizin icin bir yardımcı yoktur.” dedi

    [26] Bundan sonra Lut (A.S), O´na (Ibrahim (A.S)´a) iman etti (tabi oldu) ve dedi ki: "Muhakkak ki ben, Rabbime hicret edecek olanım (ruhumu yasarken Allah´a ulastıracagım). Muhakkak ki O; Aziz´dir (cok yuce), Hakim´dir (hukum sahibi)

    [27] Ve Biz O´na Ishak´ı, Yakub´u vehbi olarak verdik. O´nun zurriyetine peygamberlik ve kitap verdik. Dunyada O´nun ucretini verdik. O, ahirette suphesiz salihlerden olacaktır

    [28] Ve Lut (A.S), kavmine soyle demisti: "Muhakkak ki siz, mutlaka sizden once gecmis olan alemlerden hicbirinin yapmadıgı kotuluge (fahiselige) geliyorsunuz

    [29] Gercekten siz erkeklere gelecek, yol kesecek ve toplantılarınızda hayasızlık mı yapacaksınız? Bunun uzerine onun kavminin cevabı: "Eger sadıklardansan, bize Allah´ın azabını getir." demekten baska bir sey olmadı

    [30] (Ibrahim A.S): "Rabbim, mufsidler kavmine karsı bana yardım et." dedi

    [31] Ve Bizim resullerimiz Ibrahim´e mujde ile geldikleri zaman, dediler ki: "Muhakkak ki biz, bu ulkenin halkını helak edecegiz. Cunku bu belde halkı zalim oldular

    [32] (Ibrahim A.S): "Orada Lut (A.S) var." dedi. (Resuller): "Orada kim var, biz daha iyi biliriz. O´nu ve O´nun hanımı haric, ailesini mutlaka kurtaracagız. (O´nun hanımı) geride kalanlardan olacak." dediler

    [33] Ve resullerimiz Lut (A.S)´a geldigi zaman uzuldu, telaslandı ve onlarla ici daraldı. (Resuller): "Korkma ve mahzun olma (uzulme). Muhakkak ki biz, seni ve hanımın haric, aileni mutlaka kurtaracagız. (Senin hanımın) geride kalanlardan olacak." dediler

    [34] Muhakkak ki biz, fısk yapmıs oldukları sey (ahlaksızlık) sebebiyle bu beldenin halkı uzerine semadan ricz (azap) indirecek olanlarız

    [35] Ve andolsun ki Biz, akıl edecek kavim icin, ondan (indirdigimiz riczten) acıkca ayet (delil) bıraktık

    [36] Ve Medyen (halkına), onların kardesi Suayb´ı (gonderdik). O zaman onlara: "Ey kavmim! Allah´a kul olun ve ahiret gununu (Allah´a ulasma gununu) dileyin. Yeryuzunde fesat cıkaranlar olarak azgınlık etmeyin (Allah´a ulasmaya mani olmayın)." dedi

    [37] Fakat onu yalanladılar. Bu sebeple onları siddetli bir sarsıntı yakaladı. Boylece kendi diyarlarında diz ustu cokmus olarak sabahladılar (helak oldular)

    [38] Ve Ad ve Semud kavmi, size beyan edildi (gosterildi). Onların meskenlerinden (bahsedilerek) ve seytan onlara amellerini susledi. Boylece onları (Allah´ın) yolundan alıkoydu. Ve onlar gorebilenlerdi (gorerek inkar edenlerdi)

    [39] Ve andolsun ki Karun, firavun ve Haman´a, Musa (A.S) beyyinelerle (acık delillerle) geldi. Fakat onlar, yeryuzunde kibirlendiler. Ve onlar, (azabımızdan) kurtulanlar olmadılar

    [40] Bunun uzerine hepsini gunahlarıyla yakaladık. Boylece onların bir kısmının uzerine kasırga gonderdik. Ve bir kısmını sayha (siddetli ses dalgası) yakaladı, bir kısmını yerin dibine gecirdik ve bir kısmını da (suda) bogduk. Allah, onlara zulmedici olmadı

    [41] Allah´tan baska dostlar edinenlerin durumu, (kendisine) ev edinen orumcegin hali gibidir. Ve muhakkak ki evlerin en dayanıksızı orumcegin yuvasıdır. Keske onlar bilselerdi

    [42] Muhakkak ki Allah, onların, O´ndan (Kendinden) baska taptıkları seyleri bilir. Ve O; Aziz´dir (cok yuce) Hakim´dir (hukum ve hikmet sahibi)

    [43] Ve iste bu ornekleri insanlar icin veriyoruz. Ve onu, alimlerden baskası akıl (idrak) edemez

    [44] Allah, semaları ve arzı hak ile halketti. Muhakkak ki bunda, mu´minler icin mutlaka deliller vardır

    [45] Kitaptan sana vahyedilen seyi oku ve salatı ikame et (namazı kıl). Muhakkak ki salat (namaz), fuhustan ve munkerden nehyeder (men eder). Ve Allah´ı zikretmek mutlaka en buyuktur. Ve Allah, yaptıgınız seyleri bilir

    [46] Ve kitap ehli ile onlardan zulmedenler haric, en guzel olandan baska bir sekilde mucadele etmeyin. Ve "Biz, bize indirilene ve size indirilene iman ettik. Bizim Ilahımız ve sizin Ilahınız birdir (aynıdır). Ve biz, O´na teslim olanlarız." deyin

    [47] Ve iste boylece sana Kitab´ı indirdik. Kendilerine kitap verdiklerimiz O´na inanırlar. Ve bunlardan O´na (Kur´an-ı Kerim´e) inananlar, kafirler haric, ayetlerimizi bile bile inkar etmezler

    [48] Ve sen, bundan once kitap okumadın. Ve sen, O´nu elinle de yazmıyorsun. Oyle olsaydı, batılda olanlar (bos konusanlar) elbette suphe ederlerdi

    [49] Hayır O (Kur´an-ı Kerim), ilim verilenlerin sinelerinde beyan olunan ayetlerdir. Ve zalimler haric, onlar ayetlerimizi bile bile inkar etmezler

    [50] Ve: "Ona Rabbinden ayetler (mucizeler) indirilseydi olmaz mıydı?" dediler. De ki: "Muhakkak ki ayetler (mucizeler), ancak Allah´ın katındadır. Ve ben, sadece apacık bir nezirim (uyarıcıyım)

    [51] Onlara okunmakta olan Kitab´ı, sana nasıl indirdigimiz kendilerine kafi gelmedi mi? Muhakkak ki mu´min olan bir kavim icin bunda elbette rahmet ve zikir vardır

    [52] De ki: "Sizinle benim aramda sahit olarak Allah, kafidir. Goklerde ve yerde ne varsa bilir." Batıla inananlar ve Allah´ı inkar edenler, iste onlar husranda olanlardır

    [53] Ve azabı senden acele istiyorlar. Eger zamanı belirlenmis olmasaydı, azap onlara mutlaka (hemen) gelirdi. Ve (azap), onlara mutlaka ansızın ve onlar farkında degilken gelecek

    [54] Azabı senden acele istiyorlar. Muhakkak ki cehennem, kafirleri mutlaka ihata edicidir (kusatıcıdır)

    [55] O gun azap, ustlerinden ve ayaklarının altından onları kaplayacak. Ve (Allah), "Yapmıs oldugunuz seyleri (cezasını) tadın!" diyecek

    [56] Ey amenu olan (Bana ulasmayı dileyen) kullarım, muhakkak ki Benim arzım genistir. Oyleyse yalnız Bana kul olun

    [57] Butun nefsler olumu tadıcıdır. Sonra Bize donduruleceksiniz

    [58] Ve onlar ki amenu oldular (Allah´a ulasmayı dilediler) ve salih amel (nefs tezkiyesi) islediler. Onları mutlaka, altından nehirler akan cennette kosklere yerlestirecegiz. Orada ebediyyen kalıcıdırlar. Salih (nefsi ıslah edici) amel isleyenlerin ecri (mukafatı) ne guzel

    [59] Onlar, sabrın sahipleri ve Rab´lerine tevekkul edenlerdir

    [60] Ve hayvanlardan niceleri vardır ki kendi rızkını tasımaz. Allah, onları rızıklandırır ve sizi de. Ve O; en iyi isitendir, en iyi bilendir

    [61] Ve muhakkak ki eger sen onlara, "Gokleri ve yerleri kim yarattı, Gunes ve Ay´ı kim (size) musahhar (emre amade) kıldı?" diye sorarsan mutlaka, "Allah" derler. O halde nasıl (haktan batıla) donduruluyorlar

    [62] Allah, kullarından dilediginin rızkını genisletir. Ve onun icin taktir eder (daraltır). Muhakkak ki Allah, herseyi en iyi bilendir

    [63] Ve eger onlara: "Semadan suyu indiren ve boylece onunla arza olumunden sonra hayat veren kimdir?" diye sorarsan mutlaka, "Allah" derler. De ki: "Hamd, Allah´a aittir." Hayır, onların cogu akıl etmezler

    [64] Ve bu dunya hayatı, oyun ve eglenceden baska bir sey degildir. Muhakkak ki ahiret yurdu, elbette o gercek hayattır. Keske bilselerdi

    [65] Gemiye bindikleri zaman, dini O´na halis kılarak Allah´a dua ederler. Fakat, onları karaya cıkarıp kurtardıgımız zaman, onlar hemen sirk kosarlar

    [66] Onlara verdigimiz seyleri inkar etsinler (nankorluk etsinler) ve metalansınlar (faydalansınlar) diye. Ama yakında bilecekler

    [67] Onun etrafındaki insanlar (zorla) kapılıp goturulurken (esir alınıp) malları alınırken, onu (Mekke´yi) haram (hurmet edilen, kargasadan yasaklanan) ve emin bir yer kıldıgımızı gormediler mi? Hala batıla mı inanıyorlar ve Allah´ın ni´metini inkar mı ediyor

    [68] Ve Allah´a yalanla iftira edenden veya kendisine hak geldigi zaman onu tekzip edenden (yalanlayandan) daha zalim kim vardır? Kafirler icin barınacak yer cehennemde degil mi

    [69] Ve Bizim ugrumuzda (nefsleri ile ve Allah´ın dusmanları ile) cihad edenleri, mutlaka Bizim yollarımıza (Sıratı Mustakimler´e) hidayet ederiz (ulastırırız). Ve muhakkak ki Allah, mutlaka muhsinlerle beraberdir

    Rûm

    Surah 30

    [1] Elif, Lam, Mim

    [2] Rumlar´a galip gelindi (Rumlar maglup oldular)

    [3] Ve onlar, yakın bir yerde, yenilmelerinden sonra galip gelecekler

    [4] Birkac (3 ile 9) sene icinde. Bundan once de sonra da emir, Allah´ındır. O gun mu´minler, ferahlayacaklar (sevinecekler)

    [5] Allah´ın yardımı ile Allah, diledigine yardım eder. Ve O; Aziz´dir (yuce, ustun), Rahim´dir (Rahim esması ile tecelli eden)

    [6] (Bu), Allah´ın vaadidir. Allah vaadinden donmez. Ve lakin insanların cogu bilmezler

    [7] Onlar, dunya hayatının zahirini (gorunen kısmını) bilirler. Ve onlar, ahiretten gafil olanlardır

    [8] Onlar, kendi nefsleri hakkında tefekkur etmiyorlar mı (dusunmuyorlar mı)? Allah gokleri ve yeri ve ikisinin arasındaki seyleri ancak hak ile ve belirlenmis bir sure ile yarattı. Ve muhakkak ki insanların cogu, Rab´lerine mulaki olmayı (hayatta iken ruhlarını Allah´a ulastırmayı) inkar edenlerdir

    [9] Onlar, yeryuzunde dolasmıyorlar mı ki onlardan oncekilerin akıbetinin nasıl olduguna baksınlar? Kuvvet bakımından onlardan daha gucluyduler ve yeri (topragı) altust etmislerdi. Onların imar ettiklerinden daha cok imar etmislerdi. Onların resulleri onlara zulmetmiyordu ve lakin onlar kendi nefslerine zulmediyorlardı

    [10] Sonra fenalık yapanların akıbetleri, Allah´ın ayetlerini tekzip etmeleri (yalanlamaları) ve onunla alay etmis olmaları sebebiyle cok kotu oldu

    [11] Allah, ilk olarak yaratmaya baslar sonra onu geri cevirir (eski haline iade eder). Sonra O´na dondurulursunuz

    [12] Ve o saatin (kıyametin) vuku buldugu (koptugu) gun, mucrimler cennetten umitlerini keserler

    [13] Ve (sirk kostukları) ortaklarından sefaatcileri olmaz. Ve (onlar o gun) ortaklarını inkar edenlerdir

    [14] Ve o saatin vuku buldugu (kıyametin koptugu) gun, izin gunu onlar fırkalara ayrılırlar

    [15] Fakat amenu olanlar (Allah´a ulasmayı dileyenler) ve amilussalihat (nefs tezkiyesi) yapanlar, onlar bahcelerde (ni´met verilip) sevindirilirler

    [16] Ve onlar ki (kafirlerdir), ayetlerimizi inkar ve tekzip ettiler (yalanladılar) ve ahirete ulasmayı (hayattayken ruhu Allah´a ulastırmayı tekzip ettiler). Iste onlar, azap icinde hazır bulundurulanlardır

    [17] Oyleyse aksam ve sabah vaktinde Allah´ı tesbih edin (munezzeh kılın)

    [18] Ve goklerde ve yerde hamd, O´na mahsustur. Ikindide ve ogle vaktinde (O´na hamdedin)

    [19] O, oluden diriyi cıkarır ve diriden oluyu cıkarır. Ve arzı (topragı), olumunden sonra diriltir. Ve iste (tıpkı) bunun gibi (topraktan) cıkarılacaksınız

    [20] Ve O´nun ayetlerinden (mucizelerinden)dir ki, sizi topraktan yarattı. Sonra siz, beser (insan) haline gelince (cogalıp yeryuzunde) yayılırsınız

    [21] Ve O´nun ayetlerinden olarak sizin icin nefslerinizden zevceler yaratmıstır ki, onunla sukun bulasınız. Ve sizin aranızda sevgi ve rahmet (merhamet) kıldı (olusturdu). Muhakkak ki bunda, tefekkur eden (dusunen) bir kavimicin mutlaka ayetler (deliller) vardır

    [22] Ve O´nun ayetlerindendir ki, gokleri ve yeri yaratmıstır ve lisanlarınız ve renkleriniz (birbirinden) farklıdır. Muhakkak ki bunda, alimler icin mutlaka ayetler (deliller) vardır

    [23] Ve O´nun ayetlerindendir ki, siz gece uyursunuz ve gunduz O´nun fazlından istersiniz. Muhakkak ki bunda, isiten bir kavim icin mutlaka ayetler (deliller) vardır

    [24] Ve O´nun ayetlerindendir ki, korku ve umit olarak size simsegi gosterir. Ve gokten su indirir, boylece onunla, olumunden sonra arzı (topragı) diriltir. Muhakkak ki bunda, akıl eden bir kavim icin mutlaka ayetler (deliller) vardır

    [25] Ve O´nun ayetlerindendir ki, gok ve yer O´nun emri ile (dengede) durur. Sonra sizi bir tek davetle cagırdıgı zaman yerden (kabirden) cıkacaksınız

    [26] Ve goklerde ve yerde bulunan herkes, O´nundur. Hepsi O´na kanitindir

    [27] Ve O, O´dur ki ilk yaratısı baslatır ve sonra onu iade eder (eski haline dondurur). Bu, O´nun icin cok kolaydır. Goklerde ve yerde yucelik sıfatı, O´nundur (O´na aittir). Ve O; Aziz´dir (cok yuce), Hakim´dir (hikmet ve hukum sahibi)

    [28] (Allah), size kendi nefslerinizden ornek verdi. Sizi rızıklandırdıgımız seylerde, sizin sag elinizin (altında bulunan) sahip oldugunuz (kolelerinizden) ortaklarınız var mı ki (o putlar da Allah´a ortak olsun), boylece onlarla esit olasınız, onları birbirinizi saydıgınız gıbı sayasınız. Akıl eden bir kavim icin ayetleri iste boyle acıklıyoruz

    [29] Hayır, zalimler ilim sahibi olmaksızın heveslerine tabi oldular. Bundan sonra Allah´ın dalalette bıraktıgını kim hidayete erdirebilir? Ve onların yardımcıları da yoktur

    [30] Artık hanif olarak kendini (vechini) din icin ikame et, Allah´ın hanif fıtratıyla ki; Allah, insanları onun uzerine (hanif fıtratıyla) yaratmıstır. Allah´ın yaratmasında degisme olmaz. Kayyum olan (kaim olacak, ezelden ebede kadar yasayacak) din budur. Fakat insanların cogu bilmez

    [31] O´na (Allah´a) yonelin (Allah´a ulasmayı dileyin) ve takva sahibi olun. Ve namazı ikame edin (namaz kılın). Ve (boylece) musriklerden olmayın

    [32] (O musriklerden olmayın ki) onlar, dinlerinde fırkalara ayrıldılar ve grup grup oldular. Butun gruplar, kendilerinde olanla ferahlanırlar

    [33] Ve insanlara bir zarar dokundugu zaman Rab´lerine dua ederek, O´na yonelirler. Sonra onlara kendisinden rahmet tattırdıgı (Rahim esması ile hidayete erdirdigi) zaman onlardan bir kısmı Rab´lerine sirk (ortak) kosarlar (hidayetteyken dalalete duserler)

    [34] Onlara verdiklerimizi inkar etsinler. Boylece metalansınlar (faydalansınlar). Yakında bilecekler

    [35] Yoksa onlara bir sultan (delil, kitap) indirdik de boylece o (kitap onlara), O´na (Allah´a) sirk kosmalarını mı soyluyor

    [36] Ve insanlara rahmet tattırdıgımız zaman onunla ferahlarlar (sımarırlar). Ve eger, elleri ile takdim ettiklerinden dolayı onlara bir kotuluk isabet ederse o zaman onlar, umitsizlige duserler

    [37] Ve onlar, Allah´ın diledigine rızkı genislettigini ve (diledigine) takdir ettigini (daralttıgını) gormediler mi? Muhakkak ki bunda, mu´min bir kavim icin ayetler (ibretler) vardır

    [38] Oyleyse akrabalara, miskinlere ve yolculara haklarını ver. Bu, Allah´ın vechi´ni (Allah´a ulasmayı) dileyenler icin daha hayırlıdır. Iste onlar, onlar felaha erenlerdir

    [39] Ve insanların mallarında artıs olsun diye faizden (faiz olarak) verdiginiz sey (Allah´a ulasmayı dilemeden yaptıgınız zikir), o taktirde Allah´ın katında artmaz (nefsinizin kalbindeki nurları olusturmaz ve arttırmaz). Allah´ın vechini (Allah´a ulasmayı) dileyerek verdiginiz zakat (yaptıgınız (zikir)ler); iste boylece kat kat (nefsinizin kalbindeki burları) artıranlar onlardır

    [40] O Allah ki sizi yarattı. Sonra sizi rızıklandırdı (dunyada rızık verdi ve nefsinizin kalbini nurlarla doldurdu). Sonra sizi oldurecek, sonra da sizi diriltecek. Sizin ortaklarınızdan (putlarınızdan), bunlardan birini yapacak var mı? Allah Subhan´dır (herseyden munezzeh). Ve sirk kostukları seylerden yucedir

    [41] Insanların elleriyle kazandıkları sebebiyle karada ve denizde fesat zuhur etti (ortaya cıktı), yaptıklarının bir kısmının onlara tattırılması icin. Umulur ki boylece onlar, (Allah´a) donerler (yonelirler)

    [42] De ki: "Yeryuzunde dolasın. Boylece daha oncekilerin akıbetinin (sonlarının) nasıl olduguna bakın. Onların cogu musrik idiler

    [43] Oyleyse Allah´ın onu geri dondurmeyecegi o gun (kıyamet gunu) gelmeden once vechini, kayyum (ezelden ebede kadar devam edecek) olan din icin ikame et (kıyamda tut). Izin gunu onlar boluk boluk ayrılırlar

    [44] Kim inkar ederse kufru (inkarı), kendi aleyhinedir. Ve kim salih amel (nefs tezkiyesi) yaparsa onlar, boylece kendi nefsleri icin hazırlık yaparlar

    [45] (Iste bu) amenu olanları (Allah´a ulasmayı dileyenleri) ve salih amel (nefs tezkiyesi) yapanları, Kendi fazlından mukafatlandırmak icindir. Muhakkak ki O (Allah), kafirleri sevmez

    [46] Ve O´nun (Allah´ın) ayetlerindendir ki, ruzgarları mujdeleyici olarak gonderir. Ve rahmetinden size tattırır. Ve emri ile gemileri yuzdurur. Ve O´nun fazlından istersiniz ve boylece siz sukredersiniz

    [47] Ve andolsun ki, senden once onların kavmine resuller gonderdik. Boylece onlara beyyineler (kesin deliller) getirdiler. Bunun uzerine mucrimlerden intikam aldık. Mu´minlere yardım, Bizim uzerimize hak oldu

    [48] O Allah´tır ki, ruzgarları gonderir, boylece bulutları hareket ettirir. Sonra semada onu diledigi gibi yayar. Ve onu kısımlara ayırır, bundan sonra onun arasından yagmurun cıktıgını gorursun. Boylece kullarından diledigine onu (yagmuru) isabet ettirdigi zaman onlar sevinirler

    [49] Ve onlar, onun (yagmurun) onlara indirilmesinden once gercekten umitlerini kesenlerdi

    [50] Oyleyse Allah´ın rahmetinin eserlerine bak. Olumunden sonra arzı (yeryuzunu) nasıl diriltiyor? Muhakkak ki (O), oluleri iste boyle gercekten diriltendir ve O, herseye kaadirdir

    [51] Ve eger Biz, ruzgarı gondersek, boylece onu (ekinleri) sararmıs gorseler (bile) bundan sonra mutlaka inkara devam ederler

    [52] Oyleyse muhakkak ki sen olulere duyuramazsın, arkalarına donup gittikleri zaman sagırlara da daveti duyuramazsın

    [53] Ve sen, korleri dalaletlerinden kurtarıp hidayete erdirecek degilsin. Sen ancak ayetlerimize iman edenlere duyurursun. Iste onlar teslim olanlardır

    [54] O Allah ki, sizi gucsuz (zayıf) bir seyden (nutfeden) yarattı. Sonra zayıflıgın ardından (sizi) kuvvetli kıldı. Sonra (sizi), kuvvetin ardından zayıf ve ihtiyar kıldı. O (Allah), diledigini yaratır. Ve O; Alim´dir (en iyi bilen), Kaadir´dir (herseye gucu yeten)

    [55] Ve o saatin geldigi (kıyametin koptugu) gun, mucrimler bir saatten fazla (mezarda) kalmadıklarına yemin ederler. Iste boyle donduruluyorlardı (olumden hayata donduruluyorlardı)

    [56] Ve ilim ve iman verilenler: "Andolsun ki Allah´ın Kitabı´ndaki beas (yeniden dirilis) gunune kadar (mezarda) kaldınız." dediler. Iste bu beas (yeniden dirilis) gunudur. Lakin siz bilmiyordunuz

    [57] O zaman izin gunu (kıyamet gunu), zalimlere mazeretleri (ozurleri) fayda vermeyecek. Ve onlardan (Allah´ı) razı etmeleri de istenmez

    [58] Ve andolsun ki, bu Kur´an´da insanlar icin butun meselelerden ornekler verdik. Ve eger onlara bir ayet getirsen, kafirler mutlaka: "Siz sadece batılla ugrasan kimselersiniz." derler

    [59] Allah, bilmeyenlerin kalplerini iste boyle tabeder (muhurler)

    [60] Oyleyse sabret, muhakkak ki Allah´ın vaadi haktır. Ve yakin hasıl etmemis olanlar (kesin bilgi sahibi olmayanlar), sakın seni hafiflige suruklemesinler

    Lokman

    Surah 31

    [1] Elif, Lam, Mim

    [2] Bunlar, hakim (hikmet ve hukumle dolu) olan Kitab´ın Ayetleri´dir

    [3] Muhsinler icin hidayet (e erdirici) ve rahmettir

    [4] Onlar, namazı ikame ederler (namaz kılarlar) ve zekatı verirler. Ve onlar, ahirete (Allah´a ulasmaya) yakin hasıl ederler (kesinlikle inanırlar)

    [5] Iste onlar, Rab´lerinden bir hidayet uzerindedirler. Ve iste onlar; onlar felaha erenlerdir

    [6] Ve insanlardan bir kısmı bos sozleri satın alırlar, ilimleri olmaksızın Allah´ın yolundan saptırmak icin. Ve onu eglence (alay konusu) edinirler. Iste onlar icin muhin (asagılayıcı) bir azap vardır

    [7] Ve ona ayetlerimiz okundugu zaman onu isitmemis gibi kibirlenerek doner (gider), onun kulaklarında vakra (isitme engeli) varmıs gibi. Oyleyse onu elim azapla mujdele (ikaz et, uyar)

    [8] Muhakkak ki amenu olanlar (Allah´a ulasmayı dileyenler) ve salih amel (nefs tezkiyesi) yapanlar icin naim cennetleri vardır

    [9] (Onlar) orada ebediyyen kalacak olanlardır. Allah´ın vaadi haktır. Ve O; Aziz´dir (yuce), Hakim´dir (hukum ve hikmet sahibi)

    [10] Gokleri, gordugunuz gibi direksiz olarak yarattı ve sizi sarsar (sarsmasın) diye sabit ve yuksek daglar olusturdu. Orada her cesit yuruyen hayvandan uretip yaydı. Ve gokten su indirdik, boylece orada her kerim (ikram edilmis) bitkiden cift yetistirdik

    [11] Bu, Allah´ın yaratmasıdır. Oyleyse O´ndan baskaları ne yarattı, bana gosterin! Hayır, zalimler, apacık dalalet icindedirler

    [12] Ve andolsun ki Lokman´a hikmet verdik ki, Allah´a sukretsin. Ve kim sukrederse, o taktirde sadece kendi nefsi icin sukreder. Ve kim kufrederse (inkar ederse), o taktirde muhakkak ki Allah; Gani´dir (kimsenin sukrune ihtiyacı yoktur), Hamid´dir (hamdedilen)

    [13] Ve Lokman, ogluna vaazederek (ogut vererek) soyle demisti: "Ey yavrum, Allah´a sirk kosma! Muhakkak ki sirk, azim (cok buyuk) bir zulumdur

    [14] Ve Biz, insana anne ve babasına (bakmasını) vasiyet ettik (farz kıldık). Onu, annesi zorluk uzerine zorlukla tasıdı. Ve onun sutten kesilmesi iki yıldır. (Hem) Bana (hem) anne ve babana sukret! Donus, Bana´dır

    [15] Ve bilgin olmayan bir sey hakkında, sirk kosman icin seninle mucadele ederlerse, ikisine de itaat etme! Ve dunyada onlara guzellikle sahip ol. Bana yonelenlerin (ruhunu Allah´´a ulastırmayı dileyenlerin) yoluna tabi ol. Sonra donusunuz Banadır. O zaman yaptıgınız seyleri size haber verecegim

    [16] Ey yavrum! Muhakkak ki o (amelin), bir hardal tanesi kadar dahi olsa ve o, bir kaya icinde veya goklerde veya yerde bile olsa, Allah onu, (kıyamet gunu hayat filminde karsına) getirir. Muhakkak ki Allah; Latif´tir (lutuf sahibi), Habir´dir (haberdar olan)

    [17] Ey yavrum, namazı ikame et (namaz kıl)! Ma´ruf ile (irfanla, iyilikle) emret ve munkerden (kotulukten) nehyet (munkeri yasakla, mani ol). Ve sana isabet eden seylere (musibetlere) sabret. Muhakkak ki bu, azmedilen (mutlaka yapılması gereken) islerdendir

    [18] Ve insanlardan (kibirlenerek) yuz cevirme ve yeryuzunde boburlenerek yurume. Muhakkak ki Allah, calımla yuruyenlerin ve cok ovunenlerin hicbirini sevmez

    [19] Ve yuruyusunde mutevazi (alcakgonullu) ol ve sesini alcalt (alcak sesle konus). Muhakkak ki seslerin en cirkini, elbette hamirin (merkebin) sesidir

    [20] Goklerde ve yerlerdeki herseyi, Allah´ın size musahhar (emrinize amade) kıldıgını gormediniz mi? Ve sizin uzerinizdeki gorunen ve gorunmeyen (acık ve gizli) ni´metlerini tamamladı. Ve insanlardan bir kısmı (hala) ilmi, bir hidayete erdiricisi ve aydınlatıcı bir kitabı olmaksızın, Allah hakkında mucadele ederler

    [21] Ve onlara "Allah´ın indirdigi seye (Kitaba) tabi olun!" denildigi zaman: "Hayır, babalarımızı uzerinde buldugumuz seye (putlara) tabi oluruz." dediler. Ve seytan onları, alevli atesin (cehennemin) azabına cagırıyor olsa da mı

    [22] Ve kim muhsin olarak vechini Allah´a teslim ederse, o taktirde saglam bir kulba tutunmus olur. Ve islerin sonucu Allah´a (ulasır)

    [23] Ve kim inkar ederse, onun kufru seni mahzun etmesin (uzmesin)! Onların donusu, Bize´dir. Boylece yaptıkları seyleri (amelleri) onlara haber verecegiz. Muhakkak ki Allah, sinelerde olanı en iyi bilendir

    [24] Onları biraz metalandırırız (gecindiririz). Sonra onları agır bir azaba maruz bırakırız

    [25] Ve eger onlara: "Gokleri ve yeri kim yarattı?" diye sorarsan, mutlaka "Allah" derler. "Hamd Allah´a aittir." de. Hayır, onların cogu bilmezler

    [26] Goklerde ve yerde olanlar, Allah´ındır. Muhakkak ki O; Gani´dir (hicbir seye ihtiyacı yoktur), Hamid´dir (hamdedilen)

    [27] Ve eger arzda (yeryuzunde) bulunan agaclar kalem olsaydı ve denizler (murekkep olsaydı) ve ondan sonra, onun yedi katı daha deniz eklenseydi, Allah´ın kelimeleri tukenmezdi. Muhakkak ki Allah; Aziz´dir (cok yuce), Hakim´dir (hukum ve hikmet sahibi)

    [28] Sizin yaratılmanız ve beas edilmeniz (yeniden diriltilmeniz), ancak tek bir nefsin yaratılması (beas edilmesi) gibidir. Muhakkak ki Allah; Sem´i´dir (en iyi isiten), Basir´dir (en iyi goren)

    [29] Allah´ın geceyi gunduzun icine ve gunduzu gecenin icine soktugunu gormedin mi? Gunes´i ve Ay´ı musahhar (emre amade) kıldı. Hepsi belirli bir sureye kadar (yorungesinde) seyreder. Muhakkak ki Allah, yaptıgınız seylerden haberdardır

    [30] Iste bu, Allah´ın hak olması sebebiyledir. Ve O´ndan baska taptıkları seyler mutlaka batıldır. Muhakkak ki Allah; Ali´dir (yuce), Kebir´dir (buyuk)

    [31] Gemilerin denizde Allah´ın ni´metiyle (yuzerek) seyrettigini gormedin mi? Ayetlerinden size gostermek icin. Muhakkak ki bunda, cok sabredenlerin ve sukredenlerin hepsi icin elbette ayetler (deliller, ibretler) vardır

    [32] Ve karanlık golgeler gibi dalgalar onları sardıgı zaman, dini ona halis kılarak Allah´a yalvarırlar. Boylece onları karaya (cıkarıp) kurtardıgımız zaman, bundan sonra onların bir kısmı mutedil davranırlar (asırı gitmezler). Cok gaddar ve cok nankor olanlardan baskası ayetlerimizi ısrarla (bilerek) inkar etmez

    [33] Ey insanlar, Rabbinize karsı takva sahibi olun! Ve o gunden korkun ki; baba, ogluna karsılık veremez (yardım edemez). Ve ogul da babasına bir seyle karsılık veremez. Muhakkak ki Allah´ın vaadi haktır. Oyleyse dunya hayatı sakın sizi aldatmasın. Gurur (tagut), Allah´a karsı sakın sizi kandırmasın

    [34] Muhakkak ki o saatin (kıyametin) ilmi, Allah´ın katındadır. Ve yagmuru, (O) indirir ve rahimlerde olan seyi (O) bilir. Kimse yarın ne kazanacagını bilemez (idrak edemez). Ve kimse arzın neresinde olecegini bilemez (idrak edemez). Muhakkak ki Allah, Alim´dir (en iyi bilen), Habir´dir (haberdar olan)

    Secde

    Surah 32

    [1] Elif, Lam, Mim

    [2] Hakkında suphe olmayan Kitab´ın indirilisi, alemlerin Rabbindendir

    [3] Yoksa "O´nu uydurdu" mu diyorlar? Hayır! O, Rabbinden bir haktır. Senden once kendilerine nezir (peygamber) gelmemis olan kavmi uyarman icindir. Umulur ki boylece onlar, hidayete ererler

    [4] O Allah ki; gokleri, yeri ve ikisinin arasındakileri altı gunde halketti (yarattı). Sonra arsa istiva etti (arsı sevva etti, dizayn etti, vechi arsta karar kıldı). Sizin O´ndan baska dostunuz ve sefaatciniz yoktur. Hala tezekkur etmez misiniz

    [5] Gokten arza kadar emri (Allah´tan gelen ve Allah´a donen herseyi) tedbir eder (duzenler). Sonra bir gunde O´na yukselir ki, (o bir gunun) suresi, sizin (dunya olculerine gore) saymanızla 1000 senedir

    [6] Iste O, gaybı (gorunmeyeni) ve goruneni bilen Aziz´dir (yuce), Rahim´dir (Rahim esmasıyla tecelli eden)

    [7] Ki O, herseyin yaratılısını en guzel yapan ve insanı yaratmaya, ilk defa tinden (nemli topraktan) baslayandır

    [8] Sonra onun neslini, basit bir suyun ozunden (nutfeden) kıldı (yarattı)

    [9] Sonra (Allah), onu dizayn etti ve onun icine (vechin, fizik vucudun icine) ruhundan ufurdu ve sizler icin sem´i (isitme hassası), basar (gorme hassası) ve fuad (idrak etme hassası) kıldı. Ne kadar az sukrediyorsunuz

    [10] Ve dediler ki: "Biz yerde (topragın icinde) (topraga) karıstıgımız zaman biz mutlaka yeni bir yaratılıs icinde mi olacagız?" Hayır, onlar, Rab´lerine mulaki olmayı (ulasmayı) inkar edenlerdir

    [11] De ki: "Size vekil kılınan olum melegi, sizi vefat ettirecek (oldurecek). Sonra Rabbinize donduruleceksiniz

    [12] Ve keske mucrimleri, Rab´lerinin huzurunda baslarını egerek: "Rabbimiz, biz gorduk ve isittik. (Bundan sonra) bizi (dunyaya) geri dondur, salih amel yapalım. Muhakkak ki biz, mukinun (yakin hasıl edenler) olduk." (derken) gorseydin

    [13] Ve eger dileseydik, butun nefslere kendi hidayetlerini elbette verirdik (herkesi hidayete erdirirdik). Fakat Benim: "Mutlaka cehennemi, tamamen cinlerden ve insanlardan dolduracagım." sozu(m) hak oldu

    [14] Oyleyse bu "likae" (Allah´a ulasma) gununuzu, unutmanızdan dolayı (azabı) tadın. Muhakkak ki Biz de sizi unuttuk. Ve yaptıklarınız sebebiyle ebedi azabı tadın

    [15] Fakat Bizim ayetlerimize iman edenler (amenu olanlar) onlardır ki, (ayetlerimiz) zikredildigi zaman (hemen) secde ederek yere kapanırlar. Ve Rab´lerini hamd ile tesbih ederler ve onlar kibirlenmezler

    [16] Yanlarını yataktan uzaklastırırlar (yan ustu yatarken kalkarlar). Rab´lerine korku ve umitle dua ederler. Ve onları rızıklandırdıgımız seylerden infak ederler (verirler)

    [17] Artık hicbir nefs (hic kimse), yapmıs olduklarına mukafat olarak, onlar icin gozaydınlıgından nelerin saklı oldugunu bilmez

    [18] Oyleyse mu´min olan kimse, fasık olan kimse gibi midir? Onlar musavi (esit) olmazlar

    [19] Fakat amenu olanlar (Allah´a ulasmayı dilemis olanlar) ve salih amel (nefs tezkiyesi) yapanlar, iste onlar icin yapmıs olduklarından dolayı ikram olarak meva cennetleri vardır

    [20] Ve fakat fasık olanlar, onların mevası (barınagı) atestir. Oradan her cıkmak istediklerinde oraya iade edilirler (geri dondurulurler). Ve onlara: "Atesin azabını tadın! Ki onu tekzip etmistiniz (yalanlamıstınız)." denir

    [21] Ve Biz, mutlaka buyuk azaptan once, daha yakın olan azaptan onlara elbette tattıracagız. Umulur ki, boylece onlar (Allah´a ulasmayı dileyerek, Allah´a) donerler

    [22] Ve Rabbinin ayetleri zikredildikten (hatırlatıldıktan) sonra ondan yuz ceviren kimseden daha zalim kim vardır? Muhakkak ki Biz, mucrimlerden intikam alacak olanlarız

    [23] Ve andolsun ki Musa (A.S)´a kitap verdik. Bundan sonra sen, O´na (Allah´a) mulaki olmaktan (hayattayken ruhunu Allah´a ulastırmaktan) suphe icinde olma. Ve O´nu (Tevrat´ı) Israilogulları icin hidayet rehberi (Allah´a ulastırıcı) kıldık

    [24] Ve onlardan, emrimizle hidayete erdiren imamlar kıldık ve sabır sahibi oldukları ve ayetlerimize (Hakk´ul yakin seviyesinde) yakin hasıl etmis oldukları icin

    [25] Muhakkak ki senin Rabbin; O, kıyamet gunu ihtilaf etmis oldukları sey konusunda onların arasını (haklıyı haksızdan) ayırır (hukum verir)

    [26] Onları hidayete erdirmedi mi? Onlardan onceki nesillerden nicelerini helak ettik (etmis olmamız). Onların (evvelce) meskun oldukları yerlerde (yurtlarında) dolasıyorlar. Muhakkak ki bunda, elbette ayetler (deliller, ibretler) vardır. Hala isitmeyecekler mi

    [27] Onlar, suyu kurak araziye nasıl sevkediyoruz gormediler mi? Boylece oradan ekinler cıkarırız, ondan hayvanları. Ve onlar yerler. Hala gormuyorlar mı

    [28] Ve eger siz sadık(lar)sanız, "Bu fetih ne zaman?" derler

    [29] De ki: "Fetih gunu, kafir olanlara (Allah´a ulasmayı dilemeyenlere) imanları bir fayda vermez ve onlara sure verilmez

    [30] Oyleyse artık onlardan yuz cevir ve bekle! Muhakkak ki onlar (da) bekleyenlerdir

    Ahzâb

    Surah 33

    [1] Ey Nebi (Peygamber), Allah´a karsı takva sahibi ol! Ve kafirlere ve munafıklara itaat etme! Muhakkak ki Allah; Alim´dir (en iyi bilen), Hakim´dir (hukum ve hikmet sahibi)

    [2] Ve sana Rabbinden vahyedilene tabi ol. Muhakkak ki Allah, yaptıgınız seylerden haberdardır

    [3] Ve Allah´a tevekkul et. Ve Allah, vekil olarak yeter

    [4] Allah bir adama gogsunde iki kalp kılmadı (yaratmadı). Zihar yaptıgınız (sen bana benim annemin sırtı gibisin diyerek bosamak istediginiz) zevcelerinizi sizin anneleriniz kılmadı. Ve evlatlıklarınızı, sizin ogullarınız kılmadı. Iste bunlar sizin agızlarınızdaki sozlerdir. Ve Allah hakkı soyler. Ve O, (Kendine ulastıran) yola hidayet eder

    [5] Onları (evlatlıklarınızı) babalarının namı ile cagırın. Bu, Allah´ın katında daha adaletlidir. Eger onların babalarını bilmiyorsanız, o zaman onlar, dinde sizin kardesleriniz ve dostlarınızdır. Ve hata ettiginiz seylerden dolayı sizin icin gunah yoktur. Fakat kalplerinizin taammuden (kasten) yaptırdıgı seylerden (gunah vardır). Ve Allah Gafur´dur (gunahları sevaba ceviren), Rahim´dir (Rahim esmasıyla tecelli eden)

    [6] Nebi (Peygamber), mu´minler icin kendi nefslerinden daha evladır (yakındır). Ve O´nun (Nebi´nin) zevceleri, onların anneleridir. Ve rahim sahipleri (akrabalar), onlar birbirlerine, Allah´ın Kitab´ında, mu´minlere ve muhacirlere yakın olduklarından daha yakındır. Ancak dostlarınıza iyilik yapmanız haric. Iste bunlar, Kitab´ta satır satır yazılıdır

    [7] O zaman ki; Biz, nebilerden onların misaklerini almıstık. Ve senden ve Hz. Nuh´tan ve Hz. Ibrahim´den ve Hz. Musa´dan ve Meryemoglu Hz. Isa´dan ve onlardan agır bir misak aldık

    [8] Sadıklara sadakatlerini sorması icindir. Ve kafirlere elim bir azap hazırladı

    [9] Ey amenu olanlar (Allah´a ulasmayı dileyenler)! Allah´ın sizin uzerinizdeki ni´metini hatırlayın. Size (uzerinize) ordular gelmisti. O zaman, onların uzerine, ruzgar ve sizin goremediginiz ordular gonderdik. Ve Allah, yaptıgınız seyleri gorendir

    [10] Onlar, sizin yukarınızdan ve asagınızdan uzerinize geldigi ve gozlerin yıldıgı ve kalplerin hancereye ulastıgı (yureklerin agza geldigi) zaman, Allah´a karsı zanlarda bulunuyordunuz

    [11] Orada mu´minler imtihan edildiler. Siddetli sarsıntı ile sarsıldılar

    [12] Ve munafıklar ve kalplerinde maraz (hastalık, suphe) bulunanlar: "Allah ve resulu gururdan (aldatmaktan) baska bir sey vaadetmedi." diyorlardı

    [13] Ve onlardan bir taife (topluluk): "Ey Yesrib (Medine) halkı, sizin icin (burada) duracak yer yok! Artık donun." dedi. Onlardan (diger) bir grup, peygamberden: "Muhakkak ki evlerimiz muhafazasızdır (korumasızdır)." diyerek izin istiyorlardı. Ve evleri korumasız degildi, sadece (savastan) kacmak istiyorlardı

    [14] Ve eger onların uzerine, onun (sehrin) her tarafından girilseydi ve sonra da fitne (cıkarmaları) istenseydi, mutlaka ona (fitneye, karısıklıga) gelirlerdi (fitne cıkarırlardı). Pek azı haric, orada kalmazlardı

    [15] Ve andolsun ki onlar, daha once geri donup kacmayacaklarına dair Allah´a ahd vermislerdi. Ve Allah´ın ahdi bir mesuliyettir (sorumluluktur)

    [16] De ki: "Eger olumden veya oldurulmekten kacarsanız firar (kacıs), size bir fayda saglamaz. O zaman az bir sure haric, metalandırılmazsınız

    [17] De ki: "Eger Allah sizin icin bir kotuluk dilese, sizi Allah´tan kim korur (koruyabilir)? Veya sizin icin rahmet dilese..." Onlar Allah´tan baska kendilerine dost ve yardımcı bulamazlar

    [18] Sizden muavvik olanları (Peygamber Efendimiz (S.A.V)´e yardıma mani olanları) ve kardeslerine: "Bize gelin." diyenleri, Allah kesinlikle biliyordu. Ve onlar, pek azı haric, savasa gelmezler

    [19] Size karsı cimridirler. Fakat korku gelince, olumden dolayı ustune baygınlık cokmus kimse gibi gozleri donmus olarak sana baktıklarını gorursun. Hayra karsı, keskin dilleri ile (yaralayıcı sozlerle) sizi incitirler. Iste onlar mu´min degildirler. Bu sebeple Allah, onların amellerini heba etti (yok etti). Ve iste bu, Allah´a gore cok kolay oldu

    [20] Onlar (munafıklar), birliklerin (dusman birliklerinin) gitmedigini sanıyorlar. Eger birlikler gelseler, Arapların arasında olup (arasına karısıp), sizin haberlerinizi sormak isterlerdi. Ve sayet sizin aranızda olsalardı, pek azı haric, savasmazlardı

    [21] Andolsun ki, sizin icin ve Allah´a ve ahiret gunune (Allah´a ulasma gunune) ulasmayı dileyen ve Allah´ı cok zikredenler icin, Allah´ın Resul´unde guzel bir ornek vardır

    [22] Ve mu´minler, (dusman) birliklerini gordukleri zaman: "Bu (zafer), Allah´ın ve O´nun Resul´unun vaadettigi sey. Allah ve O´nun Resul´u dogru soyledi." dediler. Ve bu, onların sadece imanlarını ve teslimiyetlerini arttırdı

    [23] Mu´minlerden bir kısım erkekler, Allah´a yaptıkları ahde (savasta sehit oluncaya kadar sebat edeceklerine dair verdikleri soze) sadık kaldılar. Boylece onlardan bir kısmı verdigi sozu yerine getirdi (sehit oldu), bir kısmı da (sehit olmayı) bekliyorlar. Ve onlar, (ahdlerinden) bir sey degistirmediler

    [24] (Bu), Allah´ın sadıkları sadakatlerinden dolayı mukafatlandırması ve munafıklara azap etmesi veya dilerse tovbelerini kabul etmesi icindir. Muhakkak ki Allah, Gafur´dur (magfiret eden, gunahları sevaba ceviren), Rahim´dir (rahmet eden, Rahim esmasıyla tecelli eden)

    [25] Ve Allah, kafirleri ofkeleriyle geri cevirdi, bir hayra nail olamadılar (galip gelemediler). Ve Allah, savasta mu´minlere (onları galip kılarak) kafi geldi. Ve Allah; Kaviyy´dir (kuvvetli), Aziz´dir (yuce, galip)

    [26] Ve kitap ehlinden onlara arka cıkanları (yardım edenleri) kalelerinden indirdi. Ve onların kalplerine korku dusurdu. Bir kısmını olduruyordunuz ve bir kısmını esir alıyordunuz

    [27] Ve sizi onların topraklarına, diyarlarına (ulkelerine), mallarına ve ayak basmadıgınız arazilerine varis kıldı. Ve Allah herseye kaadirdir

    [28] Ey Nebi (Peygamber)! Zevcelerine de ki: "Eger dunya hayatını ve onun ziynetini istiyorsanız, o zaman gelin sizi metalandırayım (mehrinizi vereyim). Ve sizi guzel bir bırakısla bosayayım

    [29] Ve eger siz, Allah´ı ve O´nun Resul´unu ve ahiret yurdunu istiyorsanız, o taktirde muhakkak ki Allah, aranızdan muhsin kadınlar icin buyuk ecir (mukafat) hazırladı

    [30] Ey Peygamber Hanımları! Icinizden kim acıkca bir fuhusla (kotulukle), gelirse (yaparsa), ona azap iki kat artırılır. Ve bu, Allah´a gore kolaydır

    [31] Ve sizden kim, Allah ve O´nun Resul´une kanitin olursa (husu ile baglanırsa) ve salih amel (nefs tezkiyesi) yaparsa ona, ecrini iki kat veririz. Ve onun icin Biz, kerim rızık hazırladık

    [32] Ey Peygamber Hanımları! Siz (diger) kadınlardan biri gibi degilsiniz. Eger takva sahibi iseniz artık sozu yumusak soylemeyin (erkeklerle cekici bir sekilde konusmayın). O taktirde kalbinde maraz (nifak, fitne, sehvet) bulunan kimse tamah eder (arzu duyar). Ve maruf (ciddi) soz soyleyin

    [33] Ve evlerinizde karar kılın (oturun). Evvelki cahiliyye zamanındaki gibi (ziynetlerinizi) acmayın. Namazı ikame edin ve zekatı verin. Allah ve O´nun Resul´une itaat edin. Ey ehli beyt! Allah sadece sizden gunahları gidermek ve sizi tertemiz temizlemek istiyor

    [34] Ve evlerinizde Allah´ın ayetlerinden okunanları ve hikmeti zikredin. Muhakkak ki Allah; Latif´tir (lutuf sahibi), Habir´dir (herseyden haberdar)

    [35] Gercekten Islam olan (Allah´a teslim olan) erkekler ve Islam olan kadınlar ve mu´min erkekler ve mu´min kadınlar, kanitin olan erkekler ve kanitin olan kadınlar, sadık erkekler ve sadık kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, (Rabbine) husu duyan erkekler ve husu duyan kadınlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, oruc tutan erkekler ve oruc tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve ırzlarını koruyan kadınlar ve Allah´ı cok zikreden erkekler ve (cok) zikreden kadınlar! Allah, onlar icin magfiret ve azim bir ecir (mukafat) hazırladı

    [36] Ve mu´min erkek ve mu´min kadının, Allah ve O´nun Resul´u, onlar icin bir isin olmasına hukmettigi (karar verdigi) zaman, kendi islerinde secim hakkı olamaz. Ve kim, Allah ve O´nun Resul´une asi olursa (itaat etmezse), o taktirde apacık bir dalalet ile sapmıs olur

    [37] Ve Allah´ın, onu ni´metlendirdigi ve senin de kendisini ni´metlendirdigin kisiye: “Zevceni (kendine) tut (bosama) ve Allah´a karsı takva sahibi ol.” demistin. Allah´ın acıklayacagı seyi nefsinde saklıyordun. Ve insanlardan korkuyordun (cekiniyordun). Allah, (Kendisinden) korkman (cekinmen) icin daha cok hak sahibidir. Sonra Zeyd, ondan alakasını kesince onu, seninle evlendirdik ki, evlatlıklarının kendileriyle iliskilerini kestikleri (bosadıkları) kadınların evlenmelerinde, mu´minlerin uzerinde bir zorluk olmasın diye. (Boylece) Allah´ın emri yerine getirilmis oldu

    [38] Nebi icin, Allah´ın O´na farz kıldıgı seyi (yerine getirmesinde) O´na bir gucluk yoktur. Daha once gelip gecenler icin de Allah´ın sunneti buydu. Allah´ın emri, taktir edilmis bir kader idi (yerine getirildi)

    [39] Onlar (nebiler, peygamberler), Allah´ın risaletini teblig ederler ve O´na husu duyarlar ve Allah´tan baska hic kimseden korkmazlar. Ve Allah, hesap gorucu olarak kafidir

    [40] Muhammed (A.S), sizin erkeklerinizden hicbirinin babası olmamıstır (degildir). Fakat Allah´ın Resul´u ve Nebiler´in (Peygamberler´in) Hatemi´dir (Sonuncusu). Allah, herseyi en iyi bilendir

    [41] Ey amenu olanlar! Allah´ı cok zikirle (gunun yarısından fazla) zikredin

    [42] Ve O´nu, sabah aksam tesbih edin

    [43] Sizi (nefsinizin kalbini), karanlıklardan aydınlıga cıkarmak icin, uzerinize salavat (vasıtasıyla nur) gonderen, O ve O´nun melekleridir ki O, mu´minlere Rahim´dir (Rahim esmasıyla tecelli eden)

    [44] O´na (Allah´a) kavustukları gun onların tehiyyeti (mukafatı) "selam"dır. Ve onlara kerim (ikram edilen) bir ecir (mukafat) hazırlanmıstır

    [45] Ey Nebi (Peygamber)! Muhakkak ki Biz, seni sahit, mujdeleyici ve nezir (uyarıcı) olarak gonderdik

    [46] Ve O´nun (Allah´ın) izni ile Allah´a davet eden ve nurlandırıcı sirac (kandil) olarak (gonderdik)

    [47] Ve mu´minleri mujdele! Muhakkak ki onlar icin Allah´tan buyuk fazl vardır

    [48] Ve kafirlere ve munafıklara itaat etme ve (onların) eziyetlerine aldırma ve Allah´a tevekkul et. Ve Allah, vekil olarak (sana) yeter

    [49] Ey amenu olanlar (Allah´a ulasmayı dileyenler)! Mu´min kadınları nikah ettiginiz, sonra da onları temas etmeden once bosadıgınız zaman artık sizin icin onun iddetini sayacagınız bir muddeti yoktur. Boylece onları metalandırın (mehirlerini verin) ve onları guzel bir bırakısla bosayın

    [50] Ey Nebi (Peygamber)! Muhakkak ki Biz, ecirlerini (mehirlerini) verdigin zevcelerini ve elinin (altında) malik oldugun, Allah´ın ganimet olarak sana verdigi (cariyelerini) helal kıldık. Ve seninle beraber hicret eden amcanın kızları, halanın kızları, dayının kızları, teyzenin kızları ve nefsini Nebi (Peygamber) icin hibe eden ve Nebi´nin (Peygamber´in) de onu almak istedigi mu´min kadınları, (diger) mu´minler haric, sana ozel olarak (helal kıldık). Onlara (diger mu´minlere) zevceleri ve ellerinin (altında) malik oldukları (cariyeleri) konusunda neyi farz kıldık, Biz biliriz. (Bu), senin uzerine bir zorluk olmaması icindir. Ve Allah, Gafur´dur (magfiret eden), Rahim´dir (Rahim esmasıyla tecelli eden)

    [51] Onlardan diledigini ertelersin, diledigini yanına alırsın. Ve azlettiklerinden (bıraktıklarından) istedigini (tekrar) yanına almanda bundan sonra sana gunah yoktur. Bu, onların gozlerinin aydın olması (sevinmeleri), onların huzunlenmemesi ve bu onların hepsinin senin verdigin seylerden razı olmaları icin en uygundur. Ve Allah, kalplerinizde olanları bilir. Allah, Alim´dir (en iyi bilen), Halim´dir

    [52] Bundan sonra sana (baska) kadınlar ve zevcelerinden birini, guzelligi hosuna gitse bile (baska bir hanımla) degistirmen helal degildir. Elinin (altında) sahip oldukların (cariyeler) haric. Ve Allah, herseyi murakebe (denetleyen) edendir

    [53] Ey amenu olanlar (Allah´a ulasmayı dileyenler), size izin verilmedikce Nebi´nin evlerine girmeyin! (Girmisseniz oyalanıp) yemegin pismesini beklemeyin. Fakat davet edildiginiz zaman girin. Yemeginizi yeyince hemen dagılın ve sohbet etmek istemeyin, soze dalmayın (izinsiz konusmayın). Iste bu durum gercekten Nebi´ye eziyet oluyordu. Fakat sizden haya ediyordu (utanıyordu). Allah, haktan haya duymaz (gercegi acıklamaktan cekinmez). Onlardan (Peygamber Hanımları´ndan) bir sey sordugunuz zaman perde arkasından sorun. Bu, sizin ve onların kalpleri icin daha temizdir. Allah´ın Resul´une eziyet etmeniz ve bundan sonra O´nun zevcelerini nikah etmeniz ebediyyen (helal) olmaz. Muhakkak ki bu, Allah´ın katında cok buyuk (gunahtır)

    [54] Bir seyi acıklasanız da veya gizleseniz de muhakkak ki Allah, herseyi en iyi bilendir

    [55] (Peygamber Esleri´nin); babalarına, ogullarına, kardeslerine, erkek kardeslerinin ogullarına, kız kardeslerinin ogullarına, kadınlara ve ellerinin (altında) malik oldukları (cariyelere) gorunmeleri hususunda, onların uzerine gunah yoktur. Allah´a karsı takva sahibi olun. Muhakkak ki Allah, herseye sahittir

    [56] Muhakkak ki Allah ve melekleri, Nebi´ye (Peygamber´e) salat ederler. Ey amenu olanlar (olmeden once Allah´a ulasmayı dileyenler), siz (de) O´na salat edin! Ve (O´na) teslim olarak salat edin

    [57] Muhakkak ki Allah ve Resul´une eziyet edenlere, onlara Allah, dunya ve ahirette lanet etti. Ve onlar icin muhin (alcaltıcı) bir azap hazırladı

    [58] Ve mu´min erkek ve mu´min kadınlara iktisap etmedikleri (haketmedikleri, bir suc islemedikleri) halde eziyet edenler bu durumda buhtan (iftira) ve apacık gunah yuklenmis oldular

    [59] Ey Nebi (Peygamber)! Zevcelerine, kızlarına ve mu´minlerin kadınlarına (mu´min kadınlara) soyle, cilbablarına sarınsınlar (ortunsunler). Bu, onların (cariye olmadıklarının, hur ve iffetli kadın olduklarının) bilinmesi ve onlara eziyet edilmemesi icin daha uygundur. Ve Allah, Gafur´dur (magfiret eden), Rahim´dir (Rahim esmasıyla tecelli eden)

    [60] Eger munafıklar ve kalplerinde maraz (hastalık) bulunanlar ve sehirde yalan ve kotu haber yayanlar vazgecmezlerse, elbette seni mutlaka onlara saldırtırız. Sonra az bir (zaman) haric, orada sana komsu olamazlar (orada kalamazlar)

    [61] Melunlar (lanete ugramıs olanlar) nerede bulunursa yakalanırlar. Ve siddetle (olduruldukce) oldurulurler

    [62] Daha once gecmis olanlar hakkında (da), Allah´ın sunneti (kanunu) budur. Ve Allah´ın sunnetinde asla bir degisiklik bulamazsın

    [63] Insanlar sana o saati (kıyameti) soruyorlar. De ki: "Onun ilmi sadece Allah´ın indindedir." Ve sana bildirilmedi. Belki de o saat yaklasmıs olabilir

    [64] Muhakkak ki Allah, kafirleri lanetledi. Onlar icin alevli atesi (cehennemi) hazırladı

    [65] Orada ebediyyen kalıcılardır (kalacak olanlardır). (Orada) bir dost ve bir yardımcı bulamazlar

    [66] Onların yuzlerinin, atesin icinde (bir taraftan bir tarafa) cevrilecegi gun: "Keske biz Allah´a ve Resul´e itaat etseydik." diyecekler

    [67] Ve cehennemde olanlar derler ki: "Yarabbi, muhakkak ki biz, sadatlarımıza (dinde ileri gidenlerimize) ve kuberamıza (buyuklerimize) itaat ettik. Ve boylece Senin yolundan (Sıratı Mustakimi´nden) saptık

    [68] Rabbimiz, onlara iki kat azap ver ve onları buyuk bir lanetle lanetle

    [69] Ey amenu olanlar, Musa (A.S)´a eziyet edenler gibi olmayın! Ve Allah, onu (Musa (A.S)´ı), onların soyledikleri seylerden beri kıldı (temize cıkardı). Ve o, Allah´ın katında vecihti (yuzu aktı, serefliydi)

    [70] Ey amenu olanlar, Allah´a karsı takva sahibi olun ve sedid (dogru) soz soyleyin

    [71] (Boylece) sizin icin amellerinizi ıslah etsin (salih amele cevirsin). Gunahlarınızı magfiret etsin (sevaba cevirsin). Ve kim, Allah´a ve O´nun Resul´une itaat ederse, o taktirde fevzul azim (en buyuk mukafat) ile kurtulmus olur

    [72] Muhakkak ki Biz, emaneti goklere, arza ve daglara arz ettik (sunduk, teklif ettik). Onu yuklenmekten cekindiler ve ondan korktular. Ve insan onu yuklendi. Muhakkak ki o (nefs), cok zalimdir, cok cahildir

    [73] (Bu), Allah´ın munafık erkekleri ve munafık kadınları, musrik erkekleri ve musrik kadınları azaplandırması ve mu´min erkeklerin ve mu´min kadınların tovbelerini kabul etmesi icindir. Allah Gafur´dur (magfiret eden, gunahları sevaba ceviren), Rahim´dir (Rahim esması ile tecelli eden)

    Sebe'

    Surah 34

    [1] Hamd, goklerde ve yerde olan varlıklar kendisine ait olan Allah´a aittir. Ve hamd, ahirette de O´na aittir. Ve O, Hakim´dir (hikmet ve hukum sahibi), Habir´dir (herseyden haberdar olan)

    [2] (O, Allah) yere gireni ve ondan cıkanı, semadan ineni ve oraya yukseleni bilir. Ve O; Rahim´dir (rahmet nuru gonderendir), Gafur´dur (magfiret eden, gunahları sevaba ceviren)

    [3] Ve kafirler: "O saat (kıyamet) bize gelmeyecek." dediler. De ki: "Hayır, gaybı bilen Rabbim, mutlaka onu size getirecektir. Goklerde ve yerde zerre kadar (bir sey bile) O´ndan gizli kalamaz. Bundan daha kucugu ve daha buyugu dahi haric olmamak uzere Kitab-ı Mubın (Apacık Kitab)´ın icindedir

    [4] (Kıyametin kopması) amenu olanları (olmeden once Allah´a ulasmayı dileyenleri) ve amilussalihat (nefs tezkiyesi) yapanları mukafatlandırmak icindir. Iste onlar ki; onlar icin magfiret ve kerim rızık vardır

    [5] Ve ayetlerimizi aciz bırakmak konusunda calısanlar, iste onlar ki; onlar icin elim azaptan igrenc bir azap vardır

    [6] Ve kendilerine ilim verilenler, sana Rabbinden indirilenin hak oldugunu ve onun Aziz (ve) Hamid Olan´ın (Allah´ın) yoluna (Allah´a ulastıran Sıratı Mustakim´e) hidayet ettigini (ulastırdıgını) goruyorlar

    [7] Ve kafirler dediler ki: "Siz tamamen parca parca oldugunuz (oldukten sonra vucudunuz curudugu zaman) sizin mutlaka yeniden halkedileceginizi (yaratılacagınızı) haber veren bir adamı size gosterelim mi

    [8] Allah´a yalanla iftira mı etti? Yoksa onda cinnet (delilik) mi var? Hayır, onlar, ahirete inanmayanlar, azapta ve uzak bir dalalet icindedirler

    [9] Yerin ve goklerin onlerinde ve arkalarında olan (kesimlerini) hala gormuyorlar mı? Eger dilersek, onları yerin dibine geciririz veya gokten onların uzerine parcalar dusururuz. Muhakkak ki bunda, munib olan (Allah´a yonelen ve O´na ulasmayı dileyerek boylece O´na) kul olan herkes icin ayet (ibret) vardır

    [10] Ve andolsun ki Davut (A.S)´a, Bizden bir fazilet verdik (nefsini tasfiye ettik). Ey daglar, onunla beraber bana yonelin ve ey kuslar (siz de)! Ve Biz de ona demiri yumusattık

    [11] (Bedeni orten) uzun (genis) zırhlar yap. Ve onu orgu (ic ice halkalar) seklinde dizayn et. Ve salih amel (zikirle nefs tezkiyesi) yapın! Muhakkak ki Ben, yaptıklarınızı gorenim

    [12] Ve sabah gidisi ile bir aylık, aksam gelisi ile bir aylık mesafeyi kateden ruzgar, Suleyman icindi (onun emrine vermistik). Erimis bakırı, kaynagından onun icin akıttık. Ve cinlerden, Rabbinin izniyle onun elinin altında (emrinde) calısanlar vardı. Onlardan kim emrimizden cıkarsa, ona alevli atesin azabını tattırırız (tattırdık)

    [13] Ona diledigi seyleri, mihraplar (mescidler, saraylar, yuksek binalar), heykeller, havuz gibi buyuk canaklar, sabit kazanlar yapıyorlar(dı). Ey Davut ailesi, sukrederek calısın! Ve kullarımdan, cok sukredenler azdır

    [14] Onun olumune hukmettigimiz zaman olumunun ortaya cıkmasına, sadece bastonunu yiyen bir agac kurdu delil (sebep) oldu. Ancak yere kapandıgı zaman, (olumu) cinlere belli oldu (cinler, onun oldugunu o zaman anladılar). Eger gaybı bilmis olsalardı, muhin (alcaltıcı) azabın icinde kalmazlardı

    [15] Andolsun ki Sebe (halkı) icin meskun oldukları yerlerde, sagda ve soldaki iki bahce ayettir (ibrettir). Rabbinizin rızkından yeyin ve O´na sukredin! (O), guzel bir belde. Ve (Allah), magfiret eden bir Rab

    [16] Fakat onlar yuz cevirdiler. Bunun uzerine onlara "arim" selini gonderdik. Ve onların iki bahcesini, acı meyveli agaclara, meyvesiz agaclara ve az miktarda sidr agacını havi olan iki bahceye tebdil ettik (donusturduk)

    [17] Iste boylece inkarlarından dolayı onları cezalandırdık. Biz, kafirlerden baskasını cezalandırır mıyız

    [18] Ve onlarla bereketli kıldıgımız ulkeler arasında, arka arkaya (birbirine yakın) beldeler kıldık. Ve orada seyir (yolculuk) yapılacak yollar taktir ettik. Orada geceleri ve gunduzleri emin olarak dolasın (yolculuk yapın) (dedik)

    [19] Fakat onlar: "Rabbimiz, seferlerimizin arasını uzak kıl." dediler. Ve kendilerine zulmettiler. Boylece onları (nesilden nesile anlatılan) "hadis" kıldık Ve onları tamamen parca parca dagıttık. Muhakkak ki bunda, cok sabredenlerin ve cok sukredenlerin hepsi icin elbette ayetler (ibretler) vardır

    [20] Ve andolsun ki iblis, onlar uzerindeki zannını (hedefini) yerine getirdi. Boylece mu´minleri olusturan bir fırka (Allah´a ulasmayı dileyenler) haric, hepsi ona (seytana) tabi oldular

    [21] Ve onun (iblisin) onlar uzerinde bir sultanlıgı (nufuzu, tesiri) yoktu. Ahirete (hayatta iken ruhunu Allah´a ulastırmaya) inanan kisi ile ondan (Allah´a ulasmaktan) suphe icinde olanları bilmemiz icin (iblisle onları imtihan ettik). Ve senin Rabbin herseyi hıfzedendir

    [22] Allah´tan baska zeam ettiklerinizi (deger verdiklerinizi, ilah saydıklarınızı) cagırın! Goklerde ve yerde zerre agırlıgınca bir seye (guce) malik degildirler. Onların, o ikisinde (goklerde ve yerde) bir ortaklıgı yoktur. Ve O´nun (Allah´ın) onlardan bir yardımcısı yoktur

    [23] Ve O´nun huzurunda, kendisine izin verdigi kimseden baskasının sefaati bir fayda vermez. Onların kalplerinden korku giderilince: "Rabbiniz ne buyurdu?" dediler. (Onlar da) "Hakkı buyurdu." dediler. Ve O; Ali´dir (cok yuce), Kebir´dir (cok buyuk)

    [24] De ki: "Goklerden ve yerden sizi rızıklandıran kim?" "Allah" de. Ve muhakkak ki biz veya siz, mutlaka ya hidayet uzerindeyiz veya apacık dalalet uzerinde

    [25] De ki: "Bizim yaptıgımız curumlerden (suclardan) siz sorgulanmazsınız. Ve biz (de) sizin yaptıklarınızdan sorgulanmayız

    [26] De ki: "Rabbimiz bizi birarada toplayacak. Sonra hak ile bizim aramızı acacak (hukum verecek)." Ve O; Fettah´tır (hak ile hukmeden) ve Alim´dir (en iyi bilen)

    [27] De ki: "Ortaklıga ilhak (dahil) ettiginiz ortakları (Allah´a sirk kostugunuz putları) bana gosterin. Olamaz, hayır (onlar Allah´a ortak olamazlar). O Allah ki; Aziz´dir (ustun, yuce), Hakim´dir (hukum ve hikmet sahibi)

    [28] Ve Biz, seni (kainattaki) insanların hepsi icin mujdeleyici ve nezir (uyarıcı) olmandan baska bir sey icin gondermedik. Fakat insanların cogu bilmezler

    [29] Ve: "Eger sadıklar (dogru soyleyenler) iseniz bu vaad (kıyamet) ne zaman?" derler

    [30] De ki: "Sizin icin (belirlenen) gunun zamanından, bir saat (dahi) tehir ve takdim edemezsiniz (geciktiremezsiniz veya one alamazsınız)

    [31] Ve kafirler: "Bu Kur´an´a ve elleri arasındakine (Incil´e) asla inanmayız." dediler. Rab´lerinin huzurunda zalimleri tevkif edildikleri (tutuklandıkları) zaman gorsen. Birbirlerine laf atarlar. Zaafa ugratılanlar (hakir gorulenler), kibirlenenlere: "Eger siz olmasaydınız, biz muhakkak mu´minler olurduk." derler

    [32] Kibirlenenler, zaafa ugratılanlara: "Sizlere hidayet geldikten sonra, hidayetten sizleri biz mi engelledik? Hayır, siz (kendiniz) mucrimlerdiniz (suclulardınız)." dedi(ler)

    [33] Ve zaafa ugratılanlar (hakir gorulenler), kibirlenenlere: "Hayır, (isiniz) gece ve gunduz hile idi. Bize Allah´ı inkar etmemizi ve O´na putları esler kosmamızı emrediyordunuz." dediler. Azabı gordukleri zaman pismanlıklarını saklarlar (icin icin pisman olurlar). Inkar edenlerin boyunlarına halkalar (zincirler) gecirdik. Onlar yaptıklarından baska bir seyle mi cezalandırılırlar

    [34] Ve Bizim nezir gondermedigimiz hicbir yer yoktur. Her karyenin (ulkenin) refah icinde olanları (ileri gelenleri): "Muhakkak ki biz, sizin kendisiyle gonderildiginiz seyi inkar edenleriz." demekten baska bir sey soylemediler

    [35] Ve: "Biz, mal ve evlat olarak daha coguz. Ve biz, azap edilecek olanlar degiliz." dediler

    [36] De ki: "Muhakkak ki benim Rabbim, diledigi kimseye rızkı genisletir ve taktir eder (daraltır). Ve lakin insanların cogu bilmezler

    [37] Ve sizin mallarınız ve evlatlarınız katımızda sizi, Bize yaklastıracak yuksek degere sahip degildir. Amenu olan ve salih amel (nefs tezkiyesi) yapanlar haric. Iste onlar, onlar icin amelleri sebebiyle kat kat mukafat vardır. Ve onlar, yuksek makamlarda emin (emniyette) olanlardır

    [38] Ve ayetlerimizi aciz (hukumsuz) bırakmak icin calısanlar, iste onlar azap icinde (azabın daha kotusu icin) hazır bulunanlardır

    [39] De ki: "Muhakkak ki benim Rabbim, kullarından diledigi kimseye rızkı genisletir ve taktir eder (daraltır). Ve bir sey infak ettiginiz (verdiginiz) zaman (o taktirde) O, onun karsılıgını verir. Ve O, rızık verenlerin en hayırlısıdır

    [40] Ve o gun onların hepsini hasredecek (birarada toplayacak). Sonra meleklerine soyle buyuracak: "Size tapmıs olanlar bunlar mı

    [41] (Melekler) dediler ki: "Sen Subhan´sın (herseyden munezzeh, cok yuce). Bizim velimiz onlar degil, Sensin. Hayır, onlar cinlere tapıyorlardı. Onların cogu, onlara (cinlerin soylediklerine) inananlardır

    [42] Artık o gun bir kısmınız digerlerine fayda ve zarar vermeye malik olamaz (gucu yetmez). Zulmedenlere: "Tekzip etmis (yalanlamıs) oldugunuz atesin azabını tadın." diyecegiz

    [43] Ve onlara ayetlerimiz acıkca okundugu zaman: "Bu ancak, babalarınızın tapmıs oldugu seylerden sizi men etmek isteyen bir adamdan baskası degildir." dediler. Ve dediler ki: "Bu, uydurulmus bir iftiradan baska bir sey degil." Ve kafirler hak icin, onlara (hak) geldigi zaman: "Bu, ancak apacık bir sihirdir." dediler

    [44] Ve Biz, onlara tedris edecekleri (okuyup calısacakları) kitaplardan vermedik. Ve senden once onlara bir nezir (de) (uyarıcı peygamber) gondermedik

    [45] Ve onlardan oncekiler (de) tekzip ettiler (yalanladılar). Ve onlara verdigimiz seylerin onda birine (bile) erismediler. Buna ragmen resullerimizi tekzip ettiler (yalanladılar). Bundan sonra inkarım (cezam) nasıl oldu

    [46] De ki: "Size sadece tek bir sey vaazediyorum. Allah icin ikiser ikiser ve teker teker kalkın. Sonra tefekkur edin." Sizin sahibinizde (arkadasınızda) cinnet (delilik) yoktur. O, ancak sizin icin onunuzdeki (gelecek olan) siddetli azaba (karsı) bir nezirdir (uyarıcı)

    [47] De ki: "Ben sizden bir ecir (ucret) istemedim. Oyleyse o (ecriniz) sizin olsun. Benim ecrim sadece Allah´a aittir. Ve O, herseye sahittir

    [48] De ki: "Muhakkak ki benim Rabbim hakkı kazefe eder (tecelli ettirir). Butun gaybleri (tamamiyle) bilendir

    [49] De ki: "Hak geldi, batıl (bir sey) zuhur ettiremez ve geri getiremez

    [50] De ki: "Eger dalalette olursam, o zaman sadece kendi nefsim uzerine (sebebiyle) olurum. Eger hidayete erersem, o taktirde bu Rabbimin bana vahyi sebebiyledir. Muhakkak ki O; en iyi isiten ve en yakın olandır

    [51] Ve onları dehsete kapıldıkları zaman gorsen. Artık kacıs (kurtulus) yoktur. Ve onlar, (cehenneme) yakın bir yerden yakalandılar

    [52] Ve "O´na iman ettik." dediler. (Hidayete) uzak bir yerden (dalaletten) onlar (imanı) nasıl elde ederler

    [53] Ve daha once onu inkar etmislerdi ve uzak bir yerden (dalaletten) gayba (laf) atıyorlardı

    [54] Ve onlarla, onların istedikleri seylerin arası ayrıldı, daha once de (onlardan oncekilerin istedikleri) seylere yapıldıgı gibi. Muhakkak ki onlar, endise veren bir suphe icindeydiler

    Fâtır

    Surah 35

    [1] Hamd; gokleri ve yeri yaratan, ikiser, ucer ve dorder kanatlara sahip melekleri, resuller (elciler) kılan Allah´a aittir. Yaratmada diledigini arttırır. Muhakkak ki Allah, herseye kaadirdir

    [2] Allah, rahmetinden insanlar icin ne acarsa (genisletirse), o taktirde onu tutacak yoktur. Ve neyi tutarsa, artık O´ndan sonra onu gonderecek (serbest bırakacak) da yoktur. Ve O; Aziz´dir (ustun, yuce), Hakim´dir (hukum ve hikmet sahibi)

    [3] Ey insanlar! Allah´ın uzerinizdeki ni´metini zikredin. Sizi goklerden ve yerden rızıklandıran, Allah´tan baska bir Halik (bir Yaratıcı) var mı? O´ndan baska Ilah yoktur. Oyleyse nasıl (imandan) donduruluyorsunuz

    [4] Ve eger seni tekzip ediyorlarsa (yalanlıyorlarsa), senden onceki resuller (de) yalanlanmıstı. Emirler (butun isler), Allah´a dondurulur

    [5] Ey insanlar! Muhakkak ki Allah´ın vaadi haktır. Oyleyse dunya hayatı sizi sakın aldatmasın. Aldatıcılar da sizi Allah ile (affına guvendirerek) aldatmasınlar

    [6] Muhakkak ki seytan, sizin dusmanınızdır. Oyleyse onu dusman edinin. O, kendi hizbini (taraftarlarını) sadece alevli ates (cehennem) ehlinden olmaları icin cagırır

    [7] Kafir olanlar; onlar icin siddetli azap vardır. Ve amenu olanlar (Allah´a ulasmayı dileyenler) ve salih amel (nefs tezkiyesi) yapanlar; onlar icin magfiret ve buyuk mukafat vardır

    [8] Fakat kotu ameli, kendisine suslenen (guzel gosterilen), boylece onu guzel goren kisi mi? Iste muhakkak ki Allah, diledigi kisiyi dalalette bırakır ve diledigi kisiyi hidayete erdirir. Artık onlar icin nefsin, hasret duymasın (huzunlenmesin). Muhakkak ki Allah, onların yaptıklarını en iyi bilendir

    [9] Ve o Allah ki, ruzgarı gonderir, boylece bulutları hareket ettirir. Sonra da onu olu beldeye sevkederiz. Boylelikle arzı, olumunden sonra onunla (yagmurla) diriltiriz. Nusur (yeniden dirilip yayılma), iste bunun gibidir

    [10] Kim izzet istediyse, iste izzet tamamen Allah´a aittir. Guzel kelimeler (sozler), O´na erisir. Onu, salih amel (nefs tezkiyesi) yukseltir. Kotuluklerle tuzak kuranlar; onlar icin siddetli azap vardır. Ve onların tuzakları bosa gider

    [11] Ve Allah sizi topraktan yarattı. Sonra bir nutfeden. Sonra (da) sizi ciftler kıldı. O´nun ilmi olmaksızın bir kadın yuklenemez (hamile kalamaz) ve dogum yapamaz. Omur verilen bir kimsenin omru kitapta olanın dısında uzatılmaz veya onun omrunden eksiltilmez. Muhakkak ki bu, Allah icin cok kolaydır

    [12] Ve iki deniz musavi (esit) olamaz. Bu lezzetli, tatlıdır. Susuzlugu gideren, icimi kolay olandır. Ve bu (digeri) tuzludur, acıdır. Hepsinden taze et yersiniz. Ve giyeceginiz (takacagınız) sus esyası (inci, mercan) cıkarırsınız. Ve onun fazlından istemeniz icin onda (suyu) yarıp giden gemiler gorursunuz. Umulur ki boylece sukredersiniz

    [13] (Allah), geceyi gunduzun icine, gunduzu gecenin icine sokar. Gunes´i ve Ay´ı emri altına almıstır. Hepsi belirlenmis bir zamana kadar akar (yorungelerinde donerler). Iste bu Allah, sizin Rabbinizdir. Mulk, O´nundur. O´ndan (Allah´tan) baska taptıklarınız, bir kıtmire (hurma cekirdeginin zarına) bile malik degildir

    [14] Eger onlara dua ederseniz sizi, dualarınızı isitmezler. Sayet isitmis olsalar (bile) size icabet edemezler. Kıyamet gunu sizin sirkinizi inkar edecekler. Ve sana bunun (bu haberin) mislini (benzerini) verecek (kimse, sey) bulunmaz (Allah´tan baskası haber veremez)

    [15] Ey insanlar! Sizler, Allah´a muhtac fakirlersiniz. Ve Allah ki, O; Gani´dir (zengin, ihtiyacı olmayan), Hamid´dir (hamdedilen)

    [16] Eger dilerse sizi giderir (yok eder) ve (sizin yerinize) yeni bir halk getirir

    [17] Ve bu, Allah´a (Allah icin) aziz (guc) degildir

    [18] Ve yuk tasıyan birisi (bir gunahkar) baska birinin yukunu (gunahını) yuklenmez. Eger agır yuklu kimse, onu (gunahlarını) yuklenmeye (baskasını) cagırsa bile ondan hicbir sey yukletilmez, onun yakını olsa dahi. Sen ancak gaybte Rabbine husu duyanları ve namazı ikame edenleri uyarırsın. Ve kim tezkiye olursa (nefsini tezkiye ederse), o taktirde bunu sadece kendi nefsi icin yapar. Ve donus Allah´adır (Nefs tezkiyesi ile ruh Allah´a doner, ulasır)

    [19] Ve ama (kor) olanla basiret sahibi olan (goren) musavi (esit) olmaz

    [20] Ve zulmet (karanlık) ve nur (aydınlık) da (esit olmaz)

    [21] Ve golge ve sıcaklık da (esit olmaz)

    [22] Ve hayy (diri) olanlar ve oluler esit olmaz. Muhakkak ki Allah, diledigine isittirir. Ve sen, kabirlerde (mezarlarda) olanlara isittirici degilsin

    [23] Sen sadece bir nezirsin (uyarıcısın)

    [24] Muhakkak ki Biz seni, hak ile mujdeleyici ve nezir (uyarıcı) olarak gonderdik. Icinden bir nezir gelip gecmis olmayan hicbir ummet yoktur

    [25] Ve eger seni tekzip ediyorlarsa (yalanlıyorlarsa), o taktirde (bil ki) onlardan oncekiler de (resullerini) yalanlamıslardı. Onların resulleri, onlara beyyineler (mucizeler, acık deliller) ve zuburi (sayfalar) ve nurlandırıcı kitap getirdiler

    [26] Sonra inkar edenleri yakaladım. Bundan sonra inkarım (inkar edilmem) nasıl oldu

    [27] Allah´ın suyu, semadan indirdigini gormedin mi? Boylece onunla cesitli renklerde urunler (meyveler) cıkardık. Ve daglardan beyaz, kırmızı, cesitli renklerde ve kara ve kapkara (koyu siyah) yollar (kıldık)

    [28] Ve bunun gibi insanlardan, davarlardan, yuruyen hayvanlardan da cesitli renkte olanlar vardır. Ancak kullarından ulema (alimler), Allah´a karsı husu duyar. Muhakkak ki Allah; Aziz´dir (ustun, yuce), Gafur´dur (magfiret eden)

    [29] Muhakkak ki Allah´ın Kitabı´nı okuyanlar, namazı ikame edenler, onları rızıklandırdıgımız seylerden gizli ve acık infak edenler, asla kesilmeyecek (devam edecek) bir ticaret (kazanc) umit ederler

    [30] Onların ecirleri (mukafatları) onlara vefa edilir (odenir). Ve (Allah), onlara fazlından artırır. Muhakkak ki O; Gafur´dur (magfiret eden), Sekur´dur (sukredilen)

    [31] Ve sana kitaptan vahyettigimiz, onların ellerindekini tasdik edici olarak haktır. Muhakkak ki Allah, kullarından mutlaka haberdar olandır, (onları) gorendir

    [32] Sonra kullarımızdan sectiklerimizi kitaba varis kıldık. Boylece onlardan bir kısmı nefsine zulmedicidir, onlardan bir kısmı muktesittir. Onlardan bir kısmı da Allah´ın izniyle hayırlarda yarısanlardır. Iste o ki o, buyuk fazldır

    [33] (Onlar), adn cennetlerine girerler. Orada altından bilezikler ve inciler takarlar. Ve orada onların elbiseleri ipektir

    [34] Ve bizden huznu gideren Allah´a hamdolsun, muhakkak ki Rabbimiz, gercekten Gafur´dur (magfiret eden), Sekur´dur (sukredilen)." dediler (derler)

    [35] Ki O, bizi fazlından kalınacak (ikamet edilecek) bir yurda yerlestirdi. Orada bize bir yorgunluk dokunmaz ve orada bize (aclık ve mesakkatten dolayı) bir bıkkınlık ve usanc dokunmaz

    [36] Ve inkar edenler (Allah´a ulasmayı dilemeyenler). Onlar icin cehennem atesi vardır. Onlar icin karar verilmez ki boylece (bu karar geregince) olsunler ve onun azabı, onlardan hafifletilmez. Iste Biz, butun inkar edenleri boyle cezalandırırız

    [37] Ve onlar, orada feryat ederler: “Rabbimiz bizi (buradan) cıkar, yapmıs olduklarımızdan baska (amel) salih amel yapalım.” Size orada (dunyada), tezekkur etmek isteyen kimsenin, tezekkur etmesine yetecek kadar bir omur vermedik mi? Size nezir gelmedi mi? O halde (azabı) tadın. Artık zalimler icin bir yardımcı yoktur

    [38] Muhakkak ki Allah, goklerin ve yerin gaybını bilendir. Muhakkak ki O, sinelerde olanı en iyi bilendir

    [39] Sizi yeryuzunde halifeler kılan O´dur. Artık kim inkar ederse, o zaman onun kufru kendi aleyhinedir. Kafirlere kufurleri, Rab´lerinin huzurunda, gazaptan baska bir sey artırmaz ve kafirlere kufurleri, hasardan (ziyandan) baska bir sey artırmaz

    [40] De ki: “Allah´tan baska taptıgınız ortaklarınızı gordunuz mu? Bana gosterin! Yerden (topraktan) ne halkettiler (yarattılar). Veya onların goklerde ortakları mı var? Yoksa onlara kitap mı verdik de onlar, ondan (o kitaptan) bir beyyine (delil) uzerindeler mi (uzerinde mi oldular)? Hayır, zalimler sadece birbirlerine aldatıcı seyler vaadederler.”

    [41] Muhakkak ki Allah, gokleri ve yeri, zail olurlar diye (zail olmaması icin) tutuyor. Gercekten ikisi de zail olurlarsa (yok olurlarsa), ondan sonra, o ikisini (gokleri ve yeri) O´ndan (Allah´tan) baska tutacak (yoktur). Muhakkak ki O; Halim´dir, Gafur´dur (gunahları sevaba ceviren)

    [42] Ve Allah´a en kuvvetli yeminleri ile kasem ettiler. Eger gercekten onlara nezir gelirse, mutlaka en cok hidayete eren ummetlerden biri olacaklarına. Fakat (bu), onlara nezir (uyarıcı) geldigi zaman onların nefretlerinden baska bir seyi artırmadı

    [43] Yeryuzunde kibirlendiler ve kotu hile duzenlediler . Oysa kotu hileler, sahibinden baskasına isabet etmez (ulasmaz). Oyleyse onlar, evvelkilerin sunnetinden baskasını mı gozluyorlar (bekliyorlar)? Halbuki Allah´ın sunnetinde asla bir tebdil (degisiklik) bulamazsın. Ve Allah´ın sunnetinde asla bir tahvil (degisme) bulamazsın

    [44] Yeryuzunde dolasıp, onlardan oncekilerin akıbeti (sonu) nasıl oldu bakmadılar mı? Ve onlardan daha cok kuvvetliydiler. Goklerde ve yerde Allah´ı aciz bırakacak (hic)bir sey yoktur. Muhakkak ki O, en iyi bilendir, (herseye) kaadirdir

    [45] Ve eger Allah insanları, kazandıkları seyler sebebiyle muaheze etseydi (sorgulasaydı), onun ustunde (yeryuzunde) dabbe (yuruyen bir canlı) bırakmazdı. Ve lakin belirlenmis bir zamana kadar onları tehir eder (erteler). Fakat onların ecelleri geldigi zaman (hesaba ceker). Muhakkak ki Allah, kullarını gorendir

    Yâsîn

    Surah 36

    [1] Ya, Sin

    [2] Hakim (hukum ve hikmet sahibi) Kur´an´a andolsun

    [3] Muhakkak ki sen, gercekten gonderilen resullerdensin

    [4] Sıratı Mustakim uzerinde(sin)

    [5] Aziz ve Rahim olan Allah tarafından indirilmistir

    [6] Babaları uyarılmamıs bir kavmi, uyarman icindir. Cunku onlar gafillerdir

    [7] Andolsun ki (Allah´ın) soz(u) onların cogunun uzerine hak oldu. Artık onlar amenu olmazlar (Allah´a ulasmayı dilemezler)

    [8] Muhakkak ki Biz, onların boyunlarına, cenelerine kadar halkalar (zincirler) kıldık (gecirdik). Bu sebeple onlar, basları yukarı kaldırılmıs olanlardır

    [9] Ve onların onlerine ve arkalarına set kılarak (cekerek) boylece onları perdeledik. Artık onlar gormezler

    [10] Ve onları uyarsan da uyarmasan da onlar icin esittir. Onlar amenu olmazlar (Allah´a ulasmayı dilemezler)

    [11] Sen sadece zikre tabi olanı ve gaybte Rahman´a husu duyanı uyarırsın. Oyleyse onu magfiret ile (gunahların sevaba cevrilmesiyle) ve "kerim ecir" ile mujdele

    [12] Muhakkak ki Biz, oluleri diriltiriz. Ve takdim ettiklerini ve onların eserlerini yazarız. Ve herseyi Imam-ı Mubin´de (apacık bir rehber´de) saydık (tespit ettik)

    [13] Ve onlara, o sehrin halkını misal ver. Onlara resuller gelmisti

    [14] Onlara iki (resul) gondermistik. Fakat ikisini de tekzip ettiler (yalanladılar). Bunun uzerine (onları) ucuncu (resul) ile aziz kıldık (destekledik). O zaman onlar: "Muhakkak ki biz, size gonderilmis resulleriz." dediler

    [15] Dediler ki: "Siz, bizim gibi beserden baska bir sey degilsiniz. Ve Rahman bir sey indirmedi. Siz sadece yalan soyluyorsunuz

    [16] (Resuller) dediler ki: "Bizim, gercekten size gonderilmis resuller oldugumuzu Rabbimiz biliyor

    [17] Ve bizim uzerimizde acıkca tebligden (bildirmekten) baska bir sey (sorumluluk) yoktur

    [18] Muhakkak ki biz, sizinle ugursuzluga ugradık. Eger siz gercekten vazgecmezseniz (son vermezseniz), sizi mutlaka taslayacagız. Ve mutlaka bizden size elim bir azap dokunacak." dediler

    [19] Ugursuzlugunuz sizinle beraberdir (kendinizdendir). Size zikir hatırlatılınca mı (ugursuzluga ugruyorsunuz)? Hayır, siz musrif (haddi asan) bir kavimsiniz." dediler

    [20] Ve sehrin en uzak yerinden bir adam kosarak geldi. "Ey kavmim, (size) gonderilmis olan resullere tabi olun!" dedi

    [21] (Tebliglerine karsılık) sizden ucret istemeyen (bu) kisilere tabi olun. Ve onlar, mehdilerdir (hidayete ermis ve hidayete erdirenlerdir)

    [22] Ve ben, nicin beni Yaratan´a kul olmayayım ki; siz, O´na donduruleceksiniz

    [23] Ben, O´ndan baska ilahlar edinir miyim? Eger Rahman bana bir zarar dilerse, onların sefaati bana bir (sey) fayda vermez (saglamaz). Ve onlar beni kurtaramazlar

    [24] Eger oyle olsaydı (putlara tapsaydım) muhakkak ki ben, mutlaka apacık dalalette olurdum

    [25] Muhakkak ki ben, sizin Rabbinize iman ettim. Oyleyse beni isitin

    [26] (Ona): "Cennete gir!" denildi. "Keske kavmim bilseydi." dedi

    [27] Bu sebeple, Rabbimin bana magfiret ettigini ve ikram edilenlerden kıldıgını (bilselerdi)

    [28] Ve onun arkasından, onun kavmi uzerine gokten bir ordu indirmedik, indiriciler de olmadık

    [29] (Onların cezası) sadece bir sayha (siddetli ses dalgası) oldu. O zaman onlar sonenler oldular

    [30] O kullara yazıklar olsun! Onlara hicbir resul gelmedi ki, onunla alay etmis olmasınlar (hepsiyle alay ettiler)

    [31] Ondan onceki nice nesillerden (kimleri) helak ettigimizi, onların (helak edilenlerin) kendilerine donmediklerini gormediler mi

    [32] Ve ancak herkes toplandıgı zaman (onlar da) huzurumuzda hazır bulundurulacak olanlardır

    [33] Ve olu toprak onlara bir ayettir (mucizedir). Onu dirilttik ve ondan habbeler (taneler) cıkarttık. Boylece ondan yerler

    [34] Ve orada, hurma ve uzum bahceleri kıldık (yaptık). Ve orada, pınarlar fıskırttık

    [35] Onun urunlerinden (meyvelerinden) ve elleriyle yaptıklarından yesinler diye. Hala sukretmezler mi

    [36] Arzın yetistirdigi herseyden, onların nefslerinden ve bilmedikleri seylerden ciftler (esler) yaratan, O (Allah), Subhan´dır (herseyden munezzeh)

    [37] Ve gece onlar icin bir ayettir (ibrettir). Ondan gunduzu sıyırırız (cekip alırız). O zaman onlar karanlıkta kalanlardır

    [38] Ve Gunes, onun icin istikrarlı kılınan (yorungesinde) akar gider. Iste bu aziz ve alim olan (en iyi bilen) Allah´ın takdiridir

    [39] Ve Ay, kurumus hurma salkımı dalı gibi bir sekil (bedir seklinden hilal) haline donunceye kadar ona menziller takdir ettik

    [40] Gunes´in Ay´a yetismesi ve gecenin gunduzu gecmesi mumkun olamaz. Ve hepsi feleklerinde (yorungelerinde) yuzerler (seyrederler)

    [41] Ve onların zurriyetlerini (nesillerini) dolu gemilerde tasımamız onlar icin bir ayettir

    [42] Ve onlar icin, onun gibi (gemiler gibi) binecekleri seyler yarattık

    [43] Ve dilersek onları bogarız, o zaman onlara yardım edilmez ve onlar kurtarılmaz

    [44] Bizden bir rahmet ve belli bir zamana kadar metalanmaları (faydalanmaları) haric

    [45] Ve onlara: "Onunuzde ve arkanızda olan seylerden sakının. Umulur ki boylece rahmet olunursunuz." denilmisti

    [46] Ve Rab´lerinin ayetlerinden hicbir ayet gelmez ki, ondan yuz cevirenler olmasınlar

    [47] Ve onlara "Allah´ın sizi rızıklandırdıgı seylerden infak edin (verin)." denildigi zaman kafirler, amenu olanlara: "Allah´ın dileseydi, doyuracagı kisiyi biz mi doyuracagız? Siz ancak apacık bir dalalet icindesiniz." dediler

    [48] Ve eger siz dogru soyleyenlerseniz, bu vaad ne zaman?" derler

    [49] Onlar tartısırken, onları alacak (yakalayacak) olan tek bir sayhadan (siddetli ses dalgasından) baska bir sey gozlemiyorlar (beklemiyorlar)

    [50] Artık vasiyet etmeye gucleri yetmez. Ve ailelerine donemezler

    [51] Ve sur´a ufurulmustur. Iste o zaman onlar, mezarlarından Rab´lerine kosarlar (ucarlar, yukselirler)

    [52] Eyvahlar olsun bize, mezarlarımızdan bizi kim beas etti (kaldırdı)? Bu, Rahman´ın vaadettigi seydir. Ve resuller dogru soylemisler." dediler

    [53] Sadece tek bir sayha (siddetli ses dalgası)! Iste o zaman onlar, hepsi huzurumuzda hazır bulunanlardır

    [54] Iste o gun (hic)bir kimseye, (hic)bir seyle zulmedilmez. Ve amellerinizden baska bir sey ile cezalandırılmazsınız

    [55] Muhakkak ki cennet ehli, o gun zevkli bir mesguliyet icinde olanlardır

    [56] Onlar ve esleri, golgeliklerde tahtlar uzerinde yaslanmıs olanlardır

    [57] Orada onlar icin meyveler ve istedikleri (her)sey vardır

    [58] Rahim olan Rab´ten "selam" sozu (vardır)

    [59] Ve ey mucrimler (suclular)! Bugun ayrılın (bir kenara cekilin)

    [60] Ey Ademogulları! Ben, sizlerden seytana kul olmayacagınıza dair ahd almadım mı? Muhakkak ki o (seytan), size apacık bir dusmandır

    [61] Ve Ben, sizden Bana kul olmanıza (dair ahd almadım mı?) Bu da Sıratı Mustakim (uzerinde bulunmak)tır

    [62] Ve andolsun ki sizden bircoklarını dalalette bıraktı. Hala akıl etmez misiniz

    [63] Size vaadedilmis olan cehennem (iste) budur

    [64] Inkar etmeniz sebebiyle bugun ona (cehenneme) yaslanın (girin)

    [65] Bugun onların agızlarını muhurleriz. Kazanmıs olduklarını (yaptıklarını) Bize, onların elleri anlatır, ayakları sahitlik eder

    [66] Ve eger dileseydik, elbette gozlerini mahvederdik (kor ederdik). O zaman yolda (saga sola) kosustururlardı. Bundan sonra nasıl gorurler

    [67] Ve eger dileseydik, elbette onları mekanlarında (bulundukları yerde) degistirirdik. O zaman ileri gitmeye ve geri donmeye gucleri yetmezdi

    [68] Ve kimin omrunu uzatırsak, onun yaratılısını tersine ceviririz (kuvvetini gideririz). Hala akıl etmezler mi

    [69] Ve Biz, O´na (Peygamber´e) siir ogretmedik. Ve (bu), O´na yakısmaz. O (O´na indirilen), sadece zikir ve apacık Kur´an´dır

    [70] (Kur´an´ın indirilmesi), hayy olanları inzar etmek (uyarmak) ve (azap) sozunun kafirlerin uzerine hak olması icindir

    [71] Ellerimizle (kudretimizle) yaptıgımız seylerden onlar icin hayvanları nasıl halkettigimizi gormediler mi? Onlar, boylece onlara (hayvanlara) malik olurlar

    [72] Ve Biz onları (hayvanları), onlara zelil (itaatkar) yaptık. Boylece onlardan, kendilerinin binekleri oldu (onlara binerler) ve onlardan (etlerinden) yerler

    [73] Ve onlarda, kendileri icin (bircok) menfaatler (yararlar) ve icecek seyler (sut) vardır. Hala sukretmezler mi

    [74] Ve yardım olunacaklarını umit ederek, Allah´tan baska ilahlar edindiler

    [75] (O ilahlar), onlara yardım etmeye muktedir degildirler. Ve kendileri, onlar (o ilahlar) icin, (onlara yardıma) hazır askerlerdir

    [76] Artık onların sozleri seni mahzun etmesin. Muhakkak ki Biz, sakladıklarını da acıkladıklarını da biliriz

    [77] Insan, onu bir nutfeden nasıl yarattıgımızı gormedi mi? Sonra da Bize (karsı) apacık hasım (dusman) oldu

    [78] Ve kendi yaratılısını unutup Bize misal getirdi: "Kemiklerimiz curuyup dagılmıs haldeyken kim onlara can verecek?" dedi

    [79] De ki: "Onu ilk defa insa eden (Yaratan), ona hayat verecek. Ve O, butun yaratısları En Iyi Bilen´dir

    [80] Yesil agactan sizin icin ates (oksijen) kılan (cıkaran), O´dur. Boylece siz, ondan yakarsınız

    [81] Gokleri ve yerleri yaratan, onların bir esini daha yaratmaya kaadir degil midir? Evet O, (yegane) Yaratıcı ve En Iyi Bilen´dir

    [82] O (Allah), bir sey irade ettigi (diledigi) zaman O´nun emri, sadece ona: "Ol!" demektir. O, hemen olur

    [83] Iste O, Subhan´dır. Herseyin melekutu (mulku ve hukumdarlıgı) O´nun elindedir. Ve O´na donduruleceksiniz

    Saffât

    Surah 37

    [1] Ve saf baglayarak (husu ile Allah´ın huzurunda) saf halinde bulunanlara andolsun

    [2] Toplayıp sevkedenlere (sag ve sol kanat velilerine)

    [3] Zikrederek (Kur´an) tilavet edenlere (okuyanlara) (andolsun)

    [4] Muhakkak ki sizin Ilahınız, mutlaka Tek´tir

    [5] Goklerin, yerin ve ikisi arasında olanların Rabbidir. Ve doguların (da) Rabbidir

    [6] Muhakkak ki Biz; dunya semasını, yıldızları ziynet kılarak susledik

    [7] Ve marid (azgın ve asi) seytanların hepsinden muhafaza ederek

    [8] Melei A´la´ya kulak verip dinleyemezler ve her taraftan atılırlar (kovulurlar)

    [9] Kovulmus olarak, onlar icin kesilmeyen surekli azap vardır

    [10] Ancak kim bir soz kapıp kacarsa, o taktirde kayıp giden yakıcı bir alev onu takip eder (ona ulasır, yok eder)

    [11] Hayır, onlardan fetva iste (sor): "Onlar mı yaratılıs bakımından daha kuvvetli, yoksa Bizim (diger) yarattıklarımız mı?" Muhakkak ki Biz, onları yapıskan nemli topraktan yarattık

    [12] Evet, sen hayret ettin ve onlar (ise) alay ediyorlar

    [13] Ve (onlara) hatırlatılınca (anlatılınca) tezekkur etmezler (dinleyip hukme varamazlar)

    [14] Ve bir ayet (mucize) gordukleri zaman alay ederler

    [15] Ve: "Bu sadece apacık bir sihirdir." dediler (derler)

    [16] Oldugumuz, toprak ve kemik oldugumuz zaman mı? Gercekten biz, mutlaka beas edilenler (diriltilenler) mi olacagız

    [17] Ve evvelki babalarımız (atalarımız) da mı

    [18] Evet ve siz (yeniden yaratıldıgınız zaman) hor ve hakir olacaklarsınız." de

    [19] Iste o, sadece tek bir cıglıktır. Onlar iste o zaman (diriltilince) bakacaklar (gorecekler)

    [20] Ve eyvahlar olsun bize, (iste) bu din gunudur." dediler

    [21] (Iste) bu tekzip etmis (yalanlamıs) oldugunuz fasıl (haklıyı haksızdan ayırma, hukum verme) gunudur

    [22] Zulmedenleri ve onların eslerini (zevcelerini) hasredin (biraraya toplayın)! Ve onların tapmıs oldukları seyleri (de)

    [23] Allah´tan baska (taptıkları). Artık onları cahim (cehennem) yoluna hidayet edin (ulastırın)

    [24] Artık onları tevkif edin (tutuklayın). Muhakkak ki onlar, mesuldurler (sorumludurlar)

    [25] Size ne oldu ki yardımlasmıyorsunuz

    [26] Hayır, onlar bugun teslim olanlardır

    [27] Ve karsılıklı yonelip birbirlerine (hesap) sorarlar

    [28] Gercekten siz bize, sag taraftan (Allah taraftarıymıs gibi) geliyordunuz." dediler (derler)

    [29] Hayır, siz mu´min olmamıstınız (Allah´a ulasmayı dilememistiniz)." dediler (derler)

    [30] Ve bizim, sizin uzerinizde bir sultanlıgımız, hukumranlıgımız olmadı (yoktu). Hayır siz azgın bir kavim olmustunuz

    [31] Artık Rabbimizin (azap) sozu uzerimize hak oldu. Muhakkak ki biz, onu (azabı) mutlaka tadacak olanlarız

    [32] Evet, sizi biz azdırdık. Gercekten biz azgınlar olmustuk

    [33] Iste muhakkak ki onlar, izin gunu azapta ortak olanlardır

    [34] Gercekten Biz, mucrimlere (suclulara) iste boyle yaparız

    [35] Onlara: "Allah´tan baska Ilah yoktur." denildigi zaman, onlar mutlaka kibirleniyorlardı

    [36] Ve onlar: "Mecnun (deli) bir sair icin, gercekten biz, ilahlarımızı terkedenler mi olacagız?" diyorlar(dı)

    [37] Hayır, o hakkı getirdi. Ve murselleri (gonderilmis olan resulleri) tasdik etti

    [38] Muhakkak ki siz, elim azabı mutlaka tadacak olanlarsınız

    [39] Ve yapmıs olduklarınızdan baska bir seyle cezalandırılmazsınız

    [40] Allah´ın muhlis (halis) kulları haric

    [41] Iste onlar; onlar icin malum (bilinen) bir rızık vardır

    [42] Ve meyveler, onlar ikram olunanlardır

    [43] Naim cennetlerinde

    [44] Karsılıklı tahtlar uzerinde

    [45] Onların etrafında akan sudan (doldurulmus) kadehler dolastırılır

    [46] Berrak, icenler icin lezzetli

    [47] Onun icinde aklı gideren bir sey yoktur. Ve onlar, ondan (o maiden) sarhos olmazlar

    [48] Ve onların yanında, bakıslarını saklayan (sadece onlara ceviren) guzel gozlu kadınlar vardır

    [49] Onlar muhafaza edilmis (el degmemis) yumurta gibidir

    [50] Bundan sonra, karsılıklı yonelip birbirlerine sorarlar

    [51] Onlardan konusan birisi: "Gercekten benim bir yakınım vardı." dedi (der)

    [52] Sen gercekten (tekrar dirilmeyi) tasdik edenlerden misin?" dedi

    [53] Oldugumuz, toprak ve kemik oldugumuz zaman mı? Gercekten biz mutlaka cezalandırılacak olanlar mıyız

    [54] Siz muttali olanlar mısınız (onun halini yakinen bilenler misiniz)?" dedi

    [55] O zaman (onun haline) muttali oldu. Ve boylece onu atesin ortasında gordu

    [56] Allah´a yemin olsun ki, sen az daha beni de gercekten helak edecektin?" dedi

    [57] Ve eger Rabbimin ni´meti olmasaydı, mutlaka ben de (cehennemde yanmak uzere) hazır bulundurulanlardan olurdum

    [58] Artık biz (bir daha) olecek degiliz, oyle degil mi

    [59] Bizim ilk olumumuz haric. Ve biz azap gorecek olanlar (da) degiliz

    [60] Muhakkak ki bu gercekten fevzul azimdir (en buyuk kurtulustur)

    [61] Artık amel edenler, bunun (fevzul azim hedefine ulasmak) icin calıssınlar

    [62] Nuzul (Allah´tan indirilen karsılık) olarak bu mu yoksa zakkum agacı mı daha hayırlı

    [63] Muhakkak ki Biz, onu (zakkum agacını) zalimler icin fitne (imtihan) kıldık

    [64] Muhakkak ki o (zakkum agacı), cahimin (cehennemin) dibinde cıkan bir agactır

    [65] Onun meyveleri seytanların basları gibidir

    [66] Muhakkak ki onlar, mutlaka ondan (zakkum agacından) yiyecek, boylece onunla karınlarını dolduracak (doyuracak) olanlardır

    [67] Sonra da muhakkak ki onlar icin onun ustune, mutlaka hamim (kaynar su) karıstırılmıs (icecek) vardır

    [68] Sonra muhakkak ki onların mercileri (donusleri), kesinlikle cehennemedir

    [69] Muhakkak ki onlar, babalarını (atalarını) dalalette buldular

    [70] Onlar, onların (babalarının) izleri uzerinde kosuyorlar(dı)

    [71] Andolsun ki, onlardan once, evvelkilerin cogu (da) dalalette idiler

    [72] Ve andolsun ki, onlara nezirler (uyarıcılar) gonderdik

    [73] O zaman uyarılanların akıbetleri nasıl oldu, bak

    [74] Ancak Allah´ın muhlis kulları haric

    [75] Ve andolsun ki Nuh (A.S), Bize nida etti. Iste duasına icabet edilenler gercekten ne guzel (ne guzel bir durumdadırlar)

    [76] Ve O´nu (Hz. Nuh´u) ve O´nun ailesini kerbil azimden (buyuk uzuntuden) kurtardık

    [77] Ve O´nun (Nuh A.S´ın) zurriyetini (kıyamete kadar) baki kalanlardan kıldık

    [78] Ve sonrakiler arasında ona (serefli bir anı) bıraktık

    [79] Alemler icinde Nuh (A.S)´a selam olsun

    [80] Muhakkak ki Biz, muhsinleri iste boyle mukafatlandırırız

    [81] Muhakkak ki o, Bizim mu´min (Allah´a ulasmayı dileyip butun makamları kazanan) kullarımızdandır

    [82] Sonra digerlerini (suda) bogduk

    [83] Ve muhakkak ki, onun dininden olanlardan (onemli biri de) Ibrahim (A.S)´dır

    [84] O, Rabbine selim bir kalp ile gelmisti

    [85] Babasına ve kavmine: "Nedir bu sizin taptıklarınız?" demisti

    [86] Iftira ederek mi (Allah´a karsı yalan soyleyerek mi) Allah´tan baska ilahlar istiyorsunuz

    [87] Alemlerin Rabbi hakkında sizin zannınız nedir

    [88] Sonra yıldızlara nazar ederek baktı

    [89] Bunun uzerine "Ben gercekten hastayım." dedi

    [90] Bunun uzerine ona arkalarını donup gittiler

    [91] Onların ilahları ile ilgilendi ve: "Yani (siz yemek) yemiyor musunuz?" dedi

    [92] Yoksa siz konusmuyor musunuz

    [93] Sag eliyle vurarak onları devirdi (kırdı)

    [94] Bunun uzerine hızlı hızlı kosarak karsısına dikildiler

    [95] (Ibrahim A.S): "Siz yonttugunuz seylere mi tapıyorsunuz?" dedi

    [96] Ve (oysaki) sizi de, yaptıgınız seyleri de Allah yarattı

    [97] Onun icin yuksek binalar (mancınık) insa edin. Sonra da onu alevlerle yanan atesin icine atın!" dediler

    [98] Sonra ona tuzak hazırlamak istediler. Bunun uzerine onları esfelin (en cok sefil olanlar) kıldık

    [99] Ve muhakkak ki ben, Rabbime ulasan olacagım. O, beni hidayete erdirecek." dedi

    [100] Rabbim, bana salihlerden (evlatlar) bagısla

    [101] Boylece onu, halim bir ogulla mujdeledik

    [102] Boylece onunla beraber calısma cagına eristigi zaman dedi ki: "Ey ogulcugum! Gercekten ben, uykuda seni bogazladıgımı gordum. Haydi bak (bir dusun). Bu konudaki gorusun nedir?" (Ismail A.S): "Ey babacıgım! Emrolundugun seyi yap. Insaallah beni sabredenlerden bulacaksın" dedi

    [103] Boylece ikisi de (Allah´a) teslim olunca, (Ibrahim A.S) onu alnı uzerine yatırdı

    [104] Ve ona "Ey Ibrahim!" diye nida ettik (seslendik)

    [105] Sen ruyaya sadık kaldın (yerine getirdin). Muhakkak ki Biz, muhsinleri iste boyle mukafatlandırırız

    [106] Muhakkak ki bu, kesin olarak apacık bir imtihandır

    [107] Ve ona buyuk bir kurbanı fidye (ogluna karsı bedel olarak) verdik

    [108] Sonrakiler arasında ona (serefli bir anı) bıraktık

    [109] Ibrahim (A.S)´a selam olsun

    [110] Biz, muhsinleri iste boyle mukafatlandırırız

    [111] Muhakkak ki o, Bizim mu´min (Allah´a ulasmayı dileyip butun makamları kazanan) kullarımızdandır

    [112] Ve Biz, onu salihlerden bir Nebi (Peygamber) olan Ishak ile mujdeledik

    [113] Ve O´na (Hz. Ibrahim´e) ve Ishak´a bereket verdik (mubarek kıldık). Ve ikisinin zurriyetinden muhsin olan (da), nefsine apacık zulmeden (de) var

    [114] Ve andolsun ki Musa (A.S)´ı ve Harun (A.S)´ı ni´metlendirdik

    [115] Ve ikisini ve onların kavimlerini kerbil azimden (buyuk uzuntuden) kurtardık

    [116] Ve onlara yardım ettik. Boylece galip gelenler onlar oldu

    [117] Ve ikisine (hakikati) acıklayan kitabı verdik

    [118] Ve ikisini (de) Sıratı Mustakim´e hidayet ettik (ulastırdık)

    [119] Ve sonrakiler arasında ikisine (serefli bir anı) bıraktık

    [120] Musa (A.S)´a ve Harun (A.S)´a selam olsun

    [121] Muhakkak ki Biz, muhsinleri iste boyle mukafatlandırırız

    [122] Muhakkak ki ikisi (de) Bizim mu´min (Allah´a ulasmayı dileyip butun makamları kazanan) kullarımızdandır

    [123] Ve muhakkak ki Ilyas (A.S), mutlaka gonderilen (resul)lerdendir

    [124] (Ilyas A.S) kavmine: "Siz takva sahibi olmayacak mısınız?" demisti

    [125] Siz (bir put olan) Ba´le mi tapıyorsunuz? Ve Yaratıcılar´ın En Guzeli´ni (Allah´ı) terk mi ediyorsunuz (vaz mı geciyorsunuz)

    [126] Allah, sizin ve evvelki babalarınızın (atalarınızın) Rabbidir

    [127] Fakat onu yalanladılar. Bu sebeple muhakkak ki onlar, gercekten (cehennemde) hazır bulundurulacak olanlardır

    [128] Allah´ın muhlis kulları haric

    [129] Ve sonrakiler arasında ona (serefli bir anı) bıraktık

    [130] Ilyas (A.S)´a selam olsun

    [131] Muhakkak ki Biz, muhsinleri iste boyle mukafatlandırırız

    [132] Muhakkak ki o, Bizim mu´min (Allah´a ulasmayı dileyip butun makamları kazanan) kullarımızdandır

    [133] Ve muhakkak ki Lut (A.S), gercekten gonderilmis olan resullerdendir

    [134] Onu ve onun ailesini, hepsini kurtarmıstık

    [135] Geride kalanlar arasında acuze bir kadın haric

    [136] Sonra digerlerini dumura ugrattık (kokunu kazıdık, yok ettik)

    [137] Ve muhakkak ki siz, sabahları onlara mutlaka ugruyorsunuz

    [138] Ve geceleyin de. Hala akıl etmez misiniz

    [139] Ve muhakkak ki Yunus (A.S), gercekten gonderilmis (resul)lerdendir

    [140] O (Yunus A.S) dolu bir gemiye (gemi ile) kacmıstı

    [141] Boylece kur´a cekti. Sonunda kaybedenlerden oldu

    [142] Onu (Yunus A.S´ı) hemen bir balık yuttu. O, levmedilen biriydi (kendi kendini kınıyordu)

    [143] Eger o gercekten tesbih edenlerden olmasaydı

    [144] Muhakkak ki o, beas gunune (kıyamet gunune) kadar onun (balıgın) karnında kalırdı

    [145] Bunun uzerine onu, bitkin (hasta) bir halde bos bir alana (sahile) attık

    [146] Ve onun uzerine (golgelik olarak) kabak cinsinden (genis yapraklı) bir agac bitirdik (yetistirdik)

    [147] Ve onu yuz bin veya daha fazla (kisiye), (resul olarak) gonderdik

    [148] Boylece amenu oldular (Allah´a ulasmayı dilediler). Bunun uzerine onları bir sure kadar metalandırdık (faydalandırdık)

    [149] Haydi, onlardan fetva (acıklama) iste: "Kızlar Rabbinin de oglanlar onların mı

    [150] Yoksa melekleri, Biz disi olarak yarattık da onlar sahit mi oldular

    [151] Yalanlarından dolayı mutlaka (soyle, soyle) diyenler kesinlikle onlar degil mi

    [152] Allah dogurdu." Muhakkak ki onlar, kesinlikle yalan soyleyenlerdir

    [153] (Allah), kızları oglanlara tercih (mi) etti

    [154] Size ne oluyor? Nasıl (boyle) hukum veriyorsunuz

    [155] Hala tezekkur etmeyecek misiniz

    [156] Yoksa sizin apacık bir sultanınız (deliliniz) mi var

    [157] Eger siz sadıklardansanız, o taktirde kitabınızı getirin

    [158] Ve Allah ile cinler arasında neseb (soybagı) kıldılar (uydurdular). Ve andolsun ki cinler, (cehennemde) mutlaka hazır bulundurulacaklarını biliyorlardı

    [159] Allah, onların vasıflandırmalarından (zanlarından) Subhan´dır (munezzehtir)

    [160] Allah´ın muhlis kulları haric

    [161] Bundan sonra muhakkak ki siz ve sizin taptıklarınız

    [162] Onun (Allah´ın) aleyhinde, kimseyi fitneye dusurecek degilsiniz (dusuremezsiniz)

    [163] Ama cehenneme girecek olanlar haric

    [164] Ve bizden (hic) kimse yoktur ki, onun bilinen bir makamı olmasın

    [165] Ve muhakkak ki biz, mutlaka (Allah´ın huzurunda) saf saf duranlarız

    [166] Ve muhakkak ki biz, mutlaka (Allah´ı) tesbih edenleriz

    [167] Ve onlar mutlaka, sadece (soyle) diyorlardı

    [168] Keske bizim yanımızda (elimizde) evvelkilere verilenlerden bir zikir (bir kitap) olsaydı

    [169] (O zaman) mutlaka biz, Allah´ın muhlis kullarından olurduk

    [170] Buna ragmen O´nu (Zikri: Kur´an-ı Kerim´i) inkar ettiler. Fakat yakında bilecekler

    [171] Ve andolsun ki gonderilen kullarımız icin Bizim (daha once) bir sozumuz gecti (onlara soz vermistik)

    [172] Muhakkak ki onlar, mutlaka yardım edilecek olanlardır

    [173] Ve muhakkak ki galip gelecek olanlar, mutlaka Bizim ordularımızdır

    [174] Artık bir sure kadar onlardan yuz cevir

    [175] Ve onları gozle! Yakında onlar da gorecekler

    [176] Hala azabımızı acele olarak mı istiyorlar

    [177] Onların sahasına (bulundukları yere) (azap) indigi zaman, iste (o gun) uyarılanların sabahı (ne kadar) kotu oldu (olacak)

    [178] Ve bir sure kadar onlardan yuz cevir

    [179] Ve gozle! Yakında onlar da gorecekler

    [180] Senin izzet sahibi Rabbin onların vasıflandırmalarından (zanlarından) Subhan´dır (munezzehtir)

    [181] Ve gonderilen resullere selam olsun

    [182] Ve alemlerin Rabbi olan Allah´a hamdolsun

    Sâd

    Surah 38

    [1] Sad, zikrin sahibi Kur´an´a andolsun

    [2] Hayır, kafirler gurur ve ayrılık icindedirler

    [3] Onlardan once nice nesilleri helak ettik. O zaman feryat ettiler, fakat kurtulus vakti gecmisti

    [4] Ve onlara kendilerinden bir uyarıcı gelmesi acayiplerine gitti (sasırdılar). Ve kafirler: "Bu cok yalancı bir buyucu." dediler

    [5] Ilahları bir tek ilah mı kılıyor? Muhakkak ki bu, gercekten acayip (sasılacak) bir sey

    [6] Ve onlardan ileri gelenler: "Yuruyun! Ilahlarınıza karsı sabırlı (kararlı) olun. Muhakkak ki sizden istenen mutlaka budur." (diyerek) ayrıldılar

    [7] Biz, diger dinler icinde bunun gibi (bu konuda) bir sey (butun ilahların tek bir ilah oldugunu) isitmedik. Bu sadece bir iftiradır

    [8] Zikir, bizim aramızda ona mı indirildi? Hayır, onlar Benim Zikrim´den suphe icindedirler. Hayır, onlar azabımı henuz tatmadılar

    [9] Yoksa Aziz (yuce) ve Vehhab (cok bagıslayıcı ve lutufkar) olan Rabbinin rahmet hazineleri onların yanında mı

    [10] Ya da goklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin mulku onlara mı ait? O zaman sebepler (yollar, vasıtalar) bulup yukselsinler

    [11] (Onlar) burada hezimete ugramıs olan fırkalardan meydana gelmis bir ordudur

    [12] Onlardan once Nuh (A.S)´ın kavmi, Ad kavmi ve kazıklar sahibi firavun da yalanlamıstı

    [13] Ve Semud kavmi, Lut (A.S)´ın kavmi ve Eyke halkı; iste onlar da (yalanlayan) fırkalardır

    [14] Onların hepsi resulleri, sadece yalanladı. Boylece ikabım (cezalandırmam) hak oldu

    [15] Ve bunlar, kendileri icin baska (hic)bir fırsatın olmayacagı, tek bir sayhadan (cok siddetli ses dalgasından) baska bir sey beklemiyorlar (gozlemiyorlar)

    [16] Ve: "Rabbimiz, hesap gununden once bizim payımızı, bize acele ver." dediler

    [17] Onların soylediklerine sabret, guc kuvvet sahibi kulumuz Davut (A.S)´ı zikret (hatırla). Muhakkak ki o, evvab idi (Allah´a ulasmıstı)

    [18] Muhakkak ki Biz, dagları ona musahhar (emrine amade) kıldık. Israk vakti ve aksam vakti onunla beraber tesbih ederlerdi

    [19] Ve kusları da birarada toplanmıs olarak (ona musahhar kıldık). Onların hepsi, ona evvab idiler (yonelmislerdi ve sıgınmıslardı)

    [20] Ve onun mulkunu (idaresini) guclendirdik. Ve ona, hikmet ve faslı hitap (hak ile batılı ayırıp adaletle hukmetme, hitap etme yetenegi) verdik

    [21] Ve o hasımların (davacıların) haberi sana geldi mi? Mihraba (Davut A.S´ın ibadet ettigi yere) duvarın ustunden asarak gelmislerdi

    [22] Davut (A.S)´ın yanına girdikleri zaman (Davut A.S) onlardan dehsete kapıldı (korktu). "Korkma! Birbirine haksızlık etmis iki hasımız (davacıyız). Artık aramızda sen, hak ile hukmet. Asırı gitme (haksızlık etme)! Bizi orta yola (adaletli cozume) ulastır

    [23] Gercekten bu benim kardesim. Onun doksan dokuz koyunu var ve benim bir koyunum var. Buna ragmen "Ona beni kefil kıl (onu da bana ver)." dedi. Soyledikleri ile beni yendi

    [24] (Davut A.S): "Andolsun ki, koyunlarının (arasına) senin koyununu istemekle sana zulmetti." dedi. Ve muhakkak ki ortaklardan cogu, mutlaka birbirlerinin hakkına tecavuz ediyorlar. Amenu olanlar (Allah´a ulasmayı dileyenler) ve amilussalihat (nefs tezkiyesi) yapanlar haric. Onlar ne kadar az! Ve Davut (A.S), onu imtihan ettigimizi zannetti. Bunun uzerine Rabbinden magfiret istedi ve ruku ederek secdeye kapandı. Ve Rabbine yoneldi (sozleriyle ve Rabbini gorerek Allah´a ulastı ve cevap aldı)

    [25] Boylece bu konuda ona magfiret ettik. Muhakkak ki onun, katımızda mutlaka yuksek bir makamı ve guzel bir meabı (sıgınagı) vardır

    [26] Ey Davut! Muhakkak ki Biz, seni yeryuzunun halifesi kıldık. Bunun icin insanlar arasında hak ile hukmet! Ve hevaya (nefse) tabi olma! Aksi halde seni, Allah´ın yolundan saptırır. Muhakkak ki Allah´ın yolundan sapanlar icin hesap gununu unutmaları sebebiyle siddetli azap vardır

    [27] Ve gokyuzunu, arzı ve ikisi arasındaki seyleri batıl (bosuna) yaratmadık. Bu, inkar edenlerin zannıdır. Artık ates sebebiyle (azap edilecekleri icin) inkar edenlerin vay haline

    [28] Hic amenu olanları (Allah´a ulasmayı dileyenleri) ve amilussalihat (nefs tezkiyesi) yapanları, yeryuzunde fesat cıkaranlarla ya da takva sahiplerini, facirlerle bir tutar mıyız

    [29] Bu Mubarek Kitabı sana indirdik, ayetleri ile tedbir alsınlar ve ulul´elbab tezekkur etsin diye

    [30] Ve Davut (A.S)´a oglu Suleyman´ı, armagan ettik. Ne guzel kul. Muhakkak ki o evvabtı (Allah´a ulasmıstı)

    [31] Ona bir aksam vakti, kosmaya hazır, iyi cins atlar sunulmustu

    [32] Bunun uzerine dedi ki: "Muhakkak ki ben, (onları) Rabbimi zikrettigim icin hayır (hayra, daimi zikre ulasanların) sevgisi ile seviyorum." (Atlar tozu dumana katıp kosarak toz) perdesinin arkasında kaybolunca

    [33] Onları bana geri getirin." (dedi). Sonra bacaklarını ve boyunlarını oksamaya basladı

    [34] Ve andolsun ki Biz, Suleyman (A.S)´ı imtihan ettik. Ve onun kursusu (tahtı) uzerine ceset olarak ulastırdık. Sonra yoneldi (ayrıldı)

    [35] Rabbim, beni magfiret et. Bana, benden sonra kimsenin ulasamayacagı bir mulk bagısla (hediye et). Muhakkak ki Sen, Sen Vehhab´sın (cok bagıslayıcısın)." dedi

    [36] Bunun uzerine ruzgarı ona musahhar (emre amade) kıldık. Onun emri ile diledigi yere hafif hafif eserek giderdi

    [37] Ve seytanları da hepsini ki, onlar bina yapanlar ve dalgıclardır

    [38] Ve digerlerini (de) zincirlerle birbirine baglı olarak (emre amade kıldık)

    [39] Bunlar bizim atamızdır (ihsanımızdır, verdiklerimizdir). Artık diledigine hesapsız ver veya verme

    [40] Ve muhakkak ki onun, katımızda mutlaka yuksek bir makamı ve guzel bir meabı (sıgınagı) vardır

    [41] Ve kulumuz Eyup (A.S)´ı zikret (hatırla). Rabbine soyle seslenmisti: "Muhakkak ki seytan, bana dert ve azap dokundurdu

    [42] Ayagın ile (yere) vur. (Iste) bu serin, yıkanılacak ve icilecek su

    [43] Ve Bizden bir rahmet ve ulul´elbaba zikir olarak, ona ailesini ve onlarla beraber bir mislini daha bagısladık

    [44] Ve (Ey Eyup!) eline bir demet sap al onunla vur, yeminini bozma. Muhakkak ki Biz, onu sabırlı bulduk. Ne iyi bir kuldu. Muhakkak ki o, Allah´a ulasmıstı (ruhunu olmeden evvel Allah´a ulastırıp teslim etmisti)

    [45] Ve guc ve basiret sahibi olan kullarımız Ibrahim (A.S)´ı, Ishak (A.S)´ı ve Yakub (A.S)´ı zikret

    [46] Muhakkak ki Biz, onları (ahiret) yurdunu zikreden halis (kullar) olarak ihlas sahibi kıldık

    [47] Ve muhakkak ki onlar, katımızda, gercekten "hayırlılardan ve secilmislerden"dir

    [48] Ve Ismail (A.S)´ı ve Ilyas (A.S)´ı ve Zulkifli (A.S)´ı da zikret. Hepsi hayırlı olanlardandır

    [49] Bu (Kur´an-ı Kerim), bir Zikir´dir. Ve muhakkak ki muttakiler (takva sahipleri) icin sıgınakların en guzeli (Allah´ın Zat´ı) vardır

    [50] Kapıları onlara acılmıs olan adn cennetleri vardır

    [51] Orada yaslanıp oturarak pekcok meyve ve icecek isterler

    [52] Ve onların yanlarında bakıslarını saklayan (yalnız eslerine bakan), aynı yasta kadınlar vardır

    [53] Hesap gunu konusunda size vaadedilen budur

    [54] Muhakkak ki bu, gercekten bizim tukenmez rızkımızdır

    [55] (Cennettekilerin durumu) bu. Ve muhakkak ki azgınlar icin elbette serrli (kotu) bir meab (sıgınak) vardır

    [56] Cehennem, ona girerler. Iste o ne kotu bir dosektir

    [57] (Cehennemdekilerin durumu) bu, boylece artık hamimi (kaynar su) ve gassak´ı (irini) tatsınlar

    [58] Ve onun seklinden baska zevc ve zevceler (cifte azaplar da) vardır

    [59] Bu grup da sizinle beraber (azaba) dayanacak olandır. Onlara merhaba yoktur. Muhakkak ki onlar atese girecek olanlardır

    [60] Hayır, asıl size merhaba yok. Onu bize siz takdim ettiniz (azaba ugramamıza sebep oldunuz). Artık (o) ne kotu bir karargah (cehennem)." dediler

    [61] Rabbimiz, bunu bize kim takdim ettiyse (biz buraya kimin yuzunden geldiysek) ona, ateste azabı kat kat arttır." dediler

    [62] Ve (cehennemdekiler): "Biz nicin, serrlilerden addettigimiz adamları (burada cehennemde) gormuyoruz?" dediler

    [63] Biz onları eglence konusu edindik. Yoksa bakıslar(ımız) mı onlardan kaydı (ki onları goremedik)

    [64] Muhakkak ki cehennem halkının bu cekismesi kesinlikle gercektir

    [65] De ki: "Ben sadece uyarıcıyım. Vahid (tek), Kahhar (kahredici) olan Allah´tan baska bir Ilah yoktur

    [66] Goklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbi, Aziz´dir (yuce ve ustun), Gaffar´dır (cok magfiret eden)

    [67] De ki: "O (Kur´an), Buyuk Bir Haber´dir

    [68] Siz O´ndan yuz cevirenlersiniz

    [69] Meleil Al´a´da onlar tartısırlarken benim bir bilgim yoktu

    [70] Benim sadece apacık bir nezir (uyarıcı) oldugum bana vahyolunuyor

    [71] Rabbin meleklere: "Muhakkak ki Ben, tinden (nemli topraktan, balcıktan) bir insan yaratacagım." demisti

    [72] Boylece onu sevva ettigim ve onun icine ruhumdan ufledigim zaman, derhal ona secde ederek yere kapanın

    [73] Bunun uzerine meleklerin hepsi birden secde etti

    [74] Iblis haric ki, o kibirlendi ve kafirlerden oldu

    [75] (Allahu Teala): "Ey iblis! Ellerimle (kudretimle) halkettigim seye secde etmenden seni men eden (sey) nedir? Kibirlendin! Yoksa sen yucelerden mi oldun?" dedi

    [76] (Iblis): "Ben, ondan daha hayırlıyım. Beni atesten, onu tinden (nemli topraktan, balcıktan) yarattın." dedi

    [77] (Allahu Teala): "Haydi oradan (cennetten) cık! Artık muhakkak ki sen, kovulmus olanlardansın." dedi

    [78] Ve muhakkak ki din gunune (kıyamet gunune) kadar lanetim senin uzerinedir

    [79] (Iblis): "Rabbim oyleyse beas (yeniden dirilme) gunune kadar beni inzar et (bana muhlet ver)." dedi

    [80] (Allahu Teala): "Oyleyse muhakkak ki sen, tehir edilenlerdensin." dedi

    [81] Vakti malum olan (bilinen) gune kadar

    [82] (Iblis): "Bundan sonra Senin izzetine (andolsun ki) onların hepsini mutlaka azdıracagım." dedi

    [83] Onlardan Senin muhlis kulların haric

    [84] (Allahu Teala): "Iste bu Hakk´tır. Ve Ben, hakkı soylerim." dedi

    [85] Cehennemi mutlaka seninle ve onlardan sana tabi olanların hepsiyle dolduracagım

    [86] De ki: "Sizden ona (teblige) karsılık bir ecir (ucret) istemiyorum. Ve ben mutekelliflerden (mukellefiyet koyanlardan) degilim

    [87] O (Kur´an), ancak alemlere Zikir´dir

    [88] Ve onun haberini bir sure sonra mutlaka ogreneceksiniz

    Zümer

    Surah 39

    [1] Bu Kitab´ın indirilisi, Aziz (yuce ve ustun) ve Hakim (hikmet ve hukum sahibi) olan Allah tarafındandır

    [2] Muhakkak ki Biz, bu Kitab´ı sana hak ile indirdik. Oyleyse dini O´na halis kılarak (muhlis olarak) Allah´a kul ol

    [3] Halis din, Allah icindir, oyle degil mi? Ve O´ndan (Allah´tan) baska dostlar edinenler: "Biz, onlara (putlara) sadece bizi Allah´a yakın bir makama yaklastırmaları icin tapıyoruz." (dediler). Muhakkak ki Allah, hakkında ihtilaf ettikleri sey icin onların aralarinda hukum verir. Muhakkak ki Allah, yalanlayan ve inkar ederleri hidayet erdirmez

    [4] Eger Allah bir cocuk edinmek isteseydi, mutlaka yarattıklarından diledigini secerdi. O, Subhan´dır (herseyden munezzeh). O, Allah; Vahid´dir (tektir), Kahhar´dır (kahredicidir)

    [5] (Allah), gokleri ve yeri hak ile yarattı. Geceyi gunduze, gunduzu geceye cevirir. Gunes´i ve Ay´ı musahhar (emre amade) kıldı. Hepsi belirlenmis bir zamana kadar (yorungelerinde) akar (gider). O; Aziz (yuce ve ustun), Gaffar (cok magfiret eden) degil midir

    [6] Sizi tek bir nefsten halketti. Sonra ondan, onun zevcesini (esini). Ve sizin icin dort ayaklı hayvanlardan sekiz cift indirdi. Sizi annelerinizin karnında, bir yaratılıstan sonra baska bir yaratılısla (halden hale gelistirip donusturerek) uc karanlık icinde yaratır. Iste bu sizin Rabbiniz Allah´dır. Mulk, O´nundur. O´ndan baska Ilah yoktur. Buna ragmen nasıl donduruluyorsunuz

    [7] Eger inkar ederseniz, muhakkak ki Allah, sizden Gani´dir (size ihtiyacı yoktur). Ve O, kulları konusunda kufre razı olmaz. Ve eger sukrederseniz sizden razı olur. (Hic)bir gunahkar, digerinin (baskasının) gunahını yuklenmez. Sonra donusunuz Rabbinizedir. Boylece size yapmıs olduklarınızı haber verecek. Muhakkak ki O, sinelerde olanı bilendir

    [8] Ve insana bir zarar dokundugu zaman, Rabbine yonelerek ona dua eder. Sonra (Allah) kendinden bir ni´met lutfettigi zaman daha once ona dua ettigini (yalvardıgını) unutur. O´nun (Allah´ın) yolundan saptırmak icin Allah´a esler kılar. De ki: "Kufrun ile biraz daha metalan(faydalan). Muhakkakki sen, cehennem ehlindensin

    [9] Gece boyunca secde ederek ve kıyamda (ayakta) durarak kanitin olan, ahiretten cekinen (korkan) ve Rabbinin rahmetini dileyen mi? De ki: "(Hic) bilenle bilmeyen bir olur mu? Ancak ulul´elbab (daimi zikir sahipleri) tezekkur eder

    [10] De ki: "Ey amenu olan kullar, Rabbinize karsı takva sahibi olun! Bu dunyada ahsen olanlar icin bir guzellik vardır. Ve Allah´ın arzı genistir. Ama sabredenlere ecirleri hesapsız odenir

    [11] De ki: "Muhakkak ki ben, Allah´a, dini O´na halis kılarak kul olmakla emrolundum

    [12] Ve teslim olanların ilki olmakla emrolundum

    [13] De ki: "Muhakkak ki ben, eger Rabbime asi olursam, buyuk gunun azabından korkarım

    [14] De ki: "Ben Allah´a, dinimi O´na halis kılarak kul olurum

    [15] Artık O´ndan baska dilediginiz seye tapın. De ki: "Muhakkak ki, kendilerini ve ailelerini husrana dusurenler, kıyamet gunu husrana ugrayacak olanlardır." Bu apacık bir husran degil mi

    [16] Onların ustunde ve altında atesten golgeler vardır. Iste boyle, Allah kullarını onunla korkutuyor. Ey kullarım! Oyleyse Bana karsı takva sahibi olun

    [17] Ve onlar ki; taguta (insan ve cin seytanlara) kul olmaktan ictinap ettiler (kacındılar, kendilerini kurtardılar). Cunku Allah´a yoneldiler (Allah´a ulasmayı dilediler). Onlara mujdeler vardır. Oyleyse kullarımı mujdele

    [18] Onlar, sozu isitirler, boylece onun ahsen olanına tabi olurlar. Iste onlar, Allah´ın hidayete erdirdikleridir. Ve iste onlar; onlar ulul´elbabtır (daimi zikrin sahipleri)

    [19] Oyleyse bir kimse, uzerine azap sozunu hakettigi taktirde sen, ateste olanı kurtarabilir misin

    [20] Lakin Rab´lerine karsı takva sahibi olanlar icin, ust uste insa edilmis, altından nehirler akan koskler (yuksek makamlar) vardır. Allah´ın vaadidir ki, Allah vaadinden donmez

    [21] Allah´ın gokten su indirdigini boylece onu (suyu), yerin su pınarlarına akıttıgını gormedin mi? Sonra onunla cesitli renklerde ekin cıkarır. Daha sonra kurur. Artık onu sararmıs gorursun. Sonra onu kuru bir cop kılar. Muhakkak ki bunda ulul´elbab icin mutlaka zikir (ibret) vardır

    [22] Allah kimin gogsunu Islam icin (Allah´a teslim icin) yarmıssa artık o, Rabbinden bir nur uzere olur, degil mi? Allah´ın zikrinden kalpleri kasiyet baglayanların vay haline! Iste onlar, apacık dalalet icindedirler

    [23] Allah, ihdas ettigi (nurların) ahsen olanlarını (rahmet, fazl ve salavatı), ikiser ikiser (salavat-fazl ve salavat-rahmet), Kitab´a mutesabih (benzer) olarak indirdi. Rab´lerinden husu duyanların ciltleri ondan urperir. Sonra onların ciltleri ve kalpleri Allah´ın zikriyle yumusar, sukunet bulur (yatısır). Iste bu, Allah´ın hidayetidir, diledigini onunla hidayete erdirir. Ve Allah, kimi dalalette bırakırsa artık onun icin bir hidayetci yoktur

    [24] O halde kıyamet gunu, onun vechini (fizik vucudunu) kotu azaptan kim koruyabilir? Ve zalimlere: "Kazanmıs oldugunuz seyi (gunahlarınızın cezasını) tadın!" denir

    [25] Onlardan oncekiler (de) yalanladı da boylece azap onlara farkında olmadıkları bir yerden geldi

    [26] Boylece Allah, onlara dunya hayatında zilleti (horlanma ve asagılanmayı) tattırdı. Ve ahiret azabı elbette daha buyuktur. Keske bilmis olsaydılar

    [27] Ve andolsun ki, bu Kur´an´da insanlar icin butun meselelerden ornekler verdik. Umulur ki, boylece onlar tezekkur ederler

    [28] (Bu), celiskisi (egriligi, kusuru) olmayan Arapca Kur´an´dır. Umulur ki onlar, boylece takva sahibi olurlar

    [29] Allah, su meseleyi ornek verdi. Aralarında anlasamayan birkac ortaga (birden) baglı kisi ile tek bir adama teslim olan kisinin durumu bir olur mu? Hamd, Allah´a mahsustur. Ama onların cogu bilmezler

    [30] Muhakkak ki sen de meyyitsin (olumlusun). Ve muhakkak ki onlar da meyyit (olumluler)

    [31] Sonra muhakkak ki siz, kıyamet gunu Rabbinizin huzurunda davalı ve davacı olacaksınız

    [32] Oyleyse Allah uzerine (hakkında) yalan soyleyenden ve hakikat ona geldigi zaman onu (Allah´a ulasmayı) yalanlayandan daha zalim kim vardır? Kafirlerin yeri cehennemde degil mi

    [33] Ve hakikat ile gelen (Allah´a ulasmayı dilemeye davet eden) ve onu tasdik edenler (Allah´a ulasmayı dileyenler), iste onlar takva sahibidirler

    [34] Diledikleri seyler, Rab´lerinin katında onlar icindir. Iste bu, muhsinlerin mukafatıdır

    [35] Allah, onların yaptıkları en kotu seyleri (gunahları) dahi orter. Ve yapmıs olduklarının en guzeliyle onların ecirlerini vererek, onları mukafatlandırır (gunahlarını sevaba cevirir)

    [36] Allah kuluna kafi degil mi? Ve seni, O´ndan (Allah´tan) baskaları ile (baska ilahlarla, putlarla) korkutuyorlar. Allah kimi dalalette bırakırsa, o zaman onun icin bir hidayetci (mehdi) yoktur

    [37] Ve Allah, kimi hidayete erdirirse, o zaman onun icin dalalete dusurebilecek (kimse) yoktur. O, Aziz (yuce ve ustun), intikam sahibi degil mi

    [38] Ve eger gercekten onlara: "Gokleri ve yeri kim yarattı?" diye sorarsan, mutlaka: "Allah" derler. De ki: "Allah´tan baska taptıklarınızı gordunuz mu? Eger Allah bana bir zarar dileseydi, O´nun zararını onlar giderebilir mi? Veya bana bir rahmet dileseydi, onun rahmetini tutabilirler mi (engelleyebilirler mi) ona tevekkul ederler (onu vekil ederler)

    [39] De ki: "Ey kavmim! Bulundugunuz mekanda (elinizden geleni) yapın! Muhakkak ki ben de yapacagım. Oyleyse yakında bileceksiniz

    [40] Kendisini rezil edecek azap, kime gelecekse (ona ulasır) ve mukim (surekli) azap onun ustune iner

    [41] Muhakkak ki Biz, sana Kitab´ı, insanlar icin hak ile indirdik. Artık kim hidayete ererse, kendi nefsi icindir. Ve kim dalalette kaldıysa, o taktirde kendi aleyhine dalalettedir. Ve sen, onların uzerine vekil degilsin

    [42] Allah, fizik vucutları olum anında oldurur. Ve onlar ki, uykularındadır, olmemislerdir, o zaman, uzerine olum hukmedilecek olanı (kisinin fizik vucudunu uyku halinde) tutar ve digerini (nefsi) belirlenmis ecele (zamana) kadar (ruyada diledigi yere) gonderir. Muhakkak ki bunda, tefekkur eden kavim icin elbette ayetler (ibretler) vardır

    [43] Yoksa onlar, Allah´tan baska sefaatciler mi edindiler? De ki: "Onlar bir seye (bir guce) malik olmasalar ve akıl etmeseler de mi

    [44] De ki: "Sefaatin hepsi Allah´a mahsustur. Goklerin ve yerin mulku O´nundur. Sonra O´na donduruleceksiniz

    [45] Ve Allah´ın vahdaniyeti (Tek´ligi) zikredildigi zaman, ahirete (Allah´a ulasmaya) iman etmeyenlerin kalpleri nefretle urperir. O´ndan (Allah´tan) baskası zikredildigi zaman onlar sevinirler

    [46] De ki: "Allah´ım! Gokleri ve yeri yaratan, gaybı (gorunmeyeni) ve goruneni bilen Sensin. Kullarının arasında, ihtilaf etmis oldukları seyler hakkında hukum verecek olan Sensin

    [47] Ve eger yeryuzunde olanların hepsi ve onlar kadarı daha birlikte zalimlerin olsaydı, kıyamet gunu kotu azaba karsı (kurtulmak icin) onları mutlaka fidye olarak verirlerdi. Ve hesaba katmadıkları seyler, Allah tarafından karsılarına cıkarılacaktır

    [48] Ve kazandıkları seyyiat (gunahlar ve kotulukler) onlara asikar oldu. Ve alay etmis oldukları sey (azap) onları kusattı

    [49] Insana bir zarar dokundugu zaman Bize dua eder. Sonra ona tarafımızdan bir ni´met gonderdigimizde: "Bu ancak bana bir ilim uzerine verildi." der. Hayır, o bir imtihandır. Ve lakin onların cogu bilmezler

    [50] Onlardan oncekiler de (boyle) soylemisti. Fakat kazanmıs oldukları seyler onlara bir fayda vermedi

    [51] Boylece kazandıkları sey, seyyiat (gunahlar, kotulukler olarak), onlara isabet etti. Ve bunlardan zulmetmis olanlara, kazandıkları sey (olan) seyyiat, yakında isabet edecek. Ve onlar, aciz bırakabilecek (azabı onleyebilecek) guce sahip degiller

    [52] Ve onlar, Allah´ın dilediginin rızkını genislettigini ve dilediginin de rızkını taktir ettigini (kıstıgını) bilmiyorlar mı? Muhakkak ki bunda, mu´min olan kavim icin elbette ayetler (ibretler, deliller) vardır

    [53] De ki: "Ey nefsleri uzerine israf yuklemis (haddi asmıs) kullarım! Allah´ın rahmetinden umit kesmeyin. Muhakkak ki Allah, gunahların uzerine hepsini magfiret eder (sevaba cevirir). O, muhakkak ki O; Gafur´dur (magfiret eden), Rahim´dir (rahmet nuru gonderen)

    [54] Ve Rabbinize (Allah´a) yonelin (ruhunuzu Allah´a ulastırmayı dileyin)! Ve size azap gelmeden once O´na (Allah´a) teslim olun (ruhunuzu, vechinizi, nefsinizi, iradenizi Allah´a teslim edin). (Yoksa) sonra yardım olunmazsınız

    [55] Ve size Rabbinizden indirilmis olan ahsen seye (emre) tabi olun. Size, farkında olmadan ve ansızın azap gelmesinden once

    [56] Kisinin, "Allah´tan uzaklasma konusunda, asırı gittigim (haddi astıgım) herseye yazıklar olsun. Ve ben mutlaka alay edenlerden olmustum." dedigi gibi (diyenlerden olmayın)

    [57] Veya: "Muhakkak ki eger Allah beni hidayete erdirseydi, ben mutlaka takva sahiplerinden olurdum." diyenlerden (olmayın)

    [58] Veya azabı gordugunuz an: "Keske benim bir kere daha (fırsatım) olsaydı, o zaman muhsinlerden olurdum." diyenlerden (olmayın)

    [59] Fakat sana ayetlerim gelmisti, o zaman onları yalanlamıs, kibirlenmis ve kafirlerden olmustun

    [60] Ve kıyamet gunu, Allah´a karsı yalan soyleyenlerin yuzlerini kararmıs gorursun. Kibirlenenlerin yeri cehennemde degil mi

    [61] Ve Allah, takva sahiplerini, feyz sahibi olmaları (kendilerine sekinet nuru ulasması) sebebiyle kurtarır. Onlara kotuluk (azap) dokunmaz. Ve onlar mahzun da olmazlar

    [62] Allah, herseyin Yaratıcısı´dır ve O, herseye vekildir

    [63] Goklerin ve yerin hazineleri O´nundur. Allah´ın ayetlerini inkar edenler, iste onlar; onlar husranda olanlardır

    [64] De ki: "Ey cahiller! Bana Allah´tan baskasına kul olmamı mı emrediyorsunuz

    [65] Ve andolsun ki, sana ve senden oncekilere: "Gercekten eger sen sirk kosarsan (Allah´a ulasmayı dilemezsen), amellerin mutlaka heba olur. Ve mutlaka husrana dusenlerden olursun." diye vahyolundu

    [66] Oyleyse artık Allah´a kul ol! Ve sukredenlerden ol

    [67] Ve (onlar) Allah´ın kadrini hakkıyla taktir edemediler. Kıyamet gunu yeryuzunun tamamı O´nun avucundadır (tasarrufundadır). Ve semalar, O´nun eliyle durulmus olacaktır. O, Subhan´dır (herseyden munezzeh). Ve onların sirk kostukları seylerden yucedir

    [68] Ve sur´a ufurulmus, Allah´ın diledikleri haric, goklerde ve yerde olanlar olmuslerdir. Sonra ona (sur´a) bir defa daha ufuruldugu zaman onlar ayaga kalkarak bakınırlar

    [69] Ve Rabbinin nuru ile yeryuzu aydınlandı. Ve kitap ortaya kondu. Peygamberler ve sahitler getirildi. Ve onların aralarında onlara zulmedilmeksizin hak ile hukum verildi

    [70] Ve her nefse (herkese) yaptıgının karsılıgı odendi. Ve O (Allah), onların yaptıklarını cok iyi bilir

    [71] Kafirler, zumre zumre cehenneme surulurler. Oraya geldikleri zaman, onun (cehennemin) kapıları acılır. Ve onun (cehennemin) bekcileri onlara derler ki: “Size, sizden (sizin aranızdan) olan resuller gelmedi mi ki, size Rabbinizin ayetlerini okusun, bugune (buraya) geleceginizi (soyleyerek) uyarsın? (Cehenneme gidenler) dediler ki: “Evet (geldiler).” Fakat azap sozu kafirlerin uzerine hak oldu

    [72] (Onlara): "Orada ebediyyen kalmak uzere cehennemin kapılarından girin!" denildi. Artık kibirlenenlerin mesvası (kalacagı yer) ne kotu

    [73] Rab´lerine karsı takva sahibi olanlar (cehennemi gordukten sonra) zumre zumre cennete sevkedilirler. Oraya (cennete) geldikleri zaman onun (cennetin) kapıları acılır. Ve onun (cennetin) bekcileri, onlara: "Selamun aleykum, siz temize cıktınız (aklandınız)

    [74] Ve cennetlikler dediler ki: "Hamd, vaadine sadık olan Allah´a mahsustur. Ve (cennetteki) bu yere bizi varis kıldı. Cennette diledigimiz yerde kalabiliyoruz." (Salih) amel yapanların ecri ne guzel

    [75] Ve gorursun ki, arsın etrafında onu kusatan melekler, Rab´lerini hamd ile tesbih ederler. Ve onların (cennetliklerin) aralarında hak ile hukum verildi. Ve (cennetlikler tarafından): "Alemlerin Rabbine hamdolsun." denildi

    Ğâfir

    Surah 40

    [1] Ha, Mim

    [2] Bu Kitab´ın indirilisi, Aziz (yuce ve ustun) ve Alim olan (en iyi bilen) Allah´tandır (Allah tarafındandır)

    [3] (O ki) gunahları magfiret eden, tovbeleri kabul eden, cezası siddetli olan, ihsan, fazl ve kerem sahibi olandır. O´ndan baska Ilah yoktur. Donus, O´nadır

    [4] Kafirlerden baskası, Allah´ın ayetleri hakkında mucadele etmez. Artık onların sehirlerde donup dolasmaları seni aldatmasın

    [5] Onlardan once Nuh (A.S)´ın kavmi ve onlardan sonra da (baska) fırkalar, (resullerini) yalanladılar. Ve butun ummetler, onları yakalamak icin resullerine hucum ettiler. Hakkı, batılla yok etmek icin mucadele ettiler. Sonunda Ben, onları yakaladım. O zaman Benim ikabım (cezam) nasıl oldu

    [6] Ve iste boylece Rabbinin "onların mutlaka (muhakkak) ates ehli oldugu" sozu, kafirlerin uzerine hak oldu

    [7] Arsı tutan melekler ve onun etrafındaki kisi (devrin imamı), Rab´lerini hamd ile tesbih ederler ve O´na iman ederler. Ve amenu olanlar icin (Allah´tan) magfiret dilerler: "Rabbimiz, Sen herseyi rahmetle (rahmetinle) ve ilimle (ilminle) kusattın. Boylece (mursidin onunde) tovbe edenleri ve senin yoluna (Sıratı Mustakim´e) tabi olanları magfiret et (gunahlarını sevaba cevir). Onları cehennem azabından koru!”

    [8] Rabbimiz, onlara vaadettigin adn cennetlerine, onları ve onların babalarından, zevcelerinden ve zurriyetlerinden salaha ulasanları dahil et. Muhakkak ki Sen, Sen Aziz´sin, Hakim´sin (hukum ve hikmet sahibisin)

    [9] Onları kotuluklerden koru. Ve Sen, kimi izin gunu seyyiatlerden (gunahlardan) korursan o zaman onlara rahmet etmis olursun. Ve iste o, fevzul azimdir (en buyuk kurtulustur)

    [10] Inkar edenlere mutlaka nida edilir (seslenilir): "Muhakkak ki Allah´ın gadabı, sizin nefslerinize (birbirinize) olan gadabınızdan daha buyuktur. Imana davet edildiginiz zaman siz inkar ediyordunuz

    [11] (Kafirler) dediler ki: "Rabbimiz, bizi iki kere oldurdun, iki kere dirilttin, boylece gunahlarımızı itiraf ettik. Artık (buradan) cıkmaya bir yol var mı

    [12] Bu, sizin tek olan Allah´a cagrıldıgınız zaman inkar etmeniz sebebiyledir. Ve O´na (Allah´a) sirk kosulunca inanıyordunuz. Artık hukum, Yuce ve Buyuk olan Allah´a aittir

    [13] O (Allah)tır ki, ayetlerini size gosterir ve sizin icin gokten rızık indirir. Bunu munib olandan (Allah´a yonelenden) baskası tezekkur etmez (edemez)

    [14] Oyleyse dini, O´na halis kılarak Allah´a davet edin. Kafirler kerih gorse de

    [15] Dereceleri yukselten ve arsın sahibi olan Allah, kullarından (Kendisine ulastırmayı) diledigi kisinin (Allah´a ulasmayı diledigi icin Allah´ın da Kendisine ulastırmayı diledigi kisinin) uzerine (basının uzerine) Allah´a ulasma gununun geldigini (o kisinin ruhuna) ihtar etmek icin, emrinden (Allah´ın emrini teblig edecek) bir ruh (devrin imamının ruhunu) ulastırır

    [16] Onların bariz oldugu (ortaya cıktıgı) gun onlardan (hic)bir sey Allah´a gizli kalmaz. O gun mulk kimindir? Tek ve Kahhar olan Allah´ındır

    [17] Bugun butun nefsler (herkes), kazandıkları sebebiyle cezalandırılır veya mukafatlandırılır (karsılıgı verilir). Bugun zulum yoktur. Muhakkak ki Allah, hesabı cabuk gorendir

    [18] Ve yaklasan gun (kıyamet gunu) konusunda onları uyar. O zaman kalpler, korku ile hancerelere gelir (can bogaza gelir). Zalimler icin yakın bir dost ve sefaati kabul edilir bir sefaatci yoktur

    [19] (Allah), gozlerin hainliklerini ve sinelerin gizledigi seyleri bilir

    [20] Ve Allah, hak ile hukmeder. O´ndan baska taptıkları, bir sey hakkında hukum veremezler. Muhakkak ki Allah; O, en iyi isiten ve en iyi gorendir

    [21] Onlar, yeryuzunde dolasmadılar mı ki, onlardan oncekilerin akıbeti nasıl oldu, baksınlar. Onlar yeryuzunde kuvvet ve eserler bakımından, kendilerinden daha ustunduler. Fakat Allah, onları gunahları sebebiyle aldı (oldurdu). Ve onlar icin (onları), Allah´a karsı koruyacak hic kimse olmadı

    [22] Iste bu, onlara resuller beyyinelerle gelmis oldugu halde, inkar etmeleri sebebiyledir. Boylece Allah onları yakaladı. Muhakkak ki O, kuvvetlidir ve ikabı (cezası) siddetlidir

    [23] Ve andolsun ki Musa (A.S)´ı ayetlerimizle ve apacık bir sultanla (delil, mucize ve kitap ile) gonderdik

    [24] Firavuna ve Haman´a ve Karun´a (gonderdik). Fakat onlar: "Yalanlayan bir buyucudur." dediler

    [25] Boylece onlara katımızdan hak ile geldigi zaman: "Amenu olanların ogullarını, kendileriyle beraber katledin (oldurun). Ve kadınlarını canlı bırakın!" dediler. Kafirlerin tuzagı (hilesi) dalaletten baska birsey degildir

    [26] Ve firavun dedi ki: "Bırakın beni, Musa´yı oldureyim ve o, Rabbine dua etsin. Gercekten ben, (onun) sizin dininizi degistirmesinden veya yeryuzunde fesat cıkmasından korkuyorum

    [27] Ve Hz. Musa dedi ki: "Muhakkak ki ben, hesap gunune inanmayan, kibirlenenlerin hepsinden, senin de Rabbin olan Rabbime sıgınırım

    [28] Ve firavun ailesinden imanını gizleyen mu´min bir adam soyle dedi: "Bir adamı, ´Rabbim Allah´tır.´ demesinden dolayı mı oldureceksiniz? Ve o, Rabbinizden size beyyineler (belgeler, deliller) ile geldi. Eger yalancı ise yalanı kendi aleyhinedir. Ve eger sadık (dogru soyleyen) ise vaadettiklerinin bir kısmı size isabet edecektir. Muhakkak ki Allah, cok yalan soyleyen, haddı asan kisiyi hidayete erdirmez

    [29] (O adam dedi ki): "Ey kavmim! Bugun mulk sizindir, yeryuzunde kuvvetlisiniz. Ama Allah´ın siddetli azabı bize geldiginde, size kim yardım edecek?" Firavun (da) soyle dedi: "Size gosterdigim sey sadece benim gorusumdur. Ve ben, sizi irsad yolundan baskasına hidayet etmem (ulastırmam)

    [30] Ve amenu olan adam soyle dedi: "Ey kavmim, muhakkak ki ben, ahzab gunu (fırkalara ayrılmısların gunu) gibi bir gunun, size (gelmesinden) korkuyorum

    [31] Nuh, Adin ve Semud kavimlerinin ve onlardan sonraki kavimlerin durumu gibi. Ve Allah, kulları icin zulum dilemez

    [32] Ve ey kavmim, muhakkak ki ben, sizin icin feryat gununden (kıyamet gununden) korkuyorum

    [33] Arkanızı donup kacacagınız gun sizin icin Allah´tan (Allah dostlarından) bir koruyucu yoktur. Allah kimi dalalette bırakırsa, artık onun icin bir hidayetci yoktur

    [34] Ve andolsun ki daha once Yusuf (A.S) size beyyineler (deliller) ile geldi. Fakat size getirdigi seyden suphe icinde olmanız zail olmadı. Hatta (o) helak oldugu zaman: "Ondan sonra Allah asla baska resul beas etmez (gondermez)." dediniz. Allah haddi asan suphecileri iste boyle dalalette bırakır

    [35] Onlar kendilerine bir sultan (bir delil) gelmedigi halde, Allah´ın ayetleri hakkında mucadele ederler. Gadap, Allah´ın ve amenu olanların (Allah´a ulasmayı dileyenlerin) indinde buyuk oldu. Allah butun zorba mutekebbirlerin kalbinin uzerini iste boyle tabeder (acılmamak uzere muhurler)

    [36] Ve firavun soyle dedi: "Ey Haman! Benim icin yuksek bir kule insa et. Umulur ki boylece sebeplere (hedeflere) ulasırım

    [37] Goklerin sebeplerine (yollarına) (ulasırım), boylece Musa´nın Ilahı´na muttali olurum. Muhakkak ki ben, onun yalancı oldugunu zannediyorum." Ve iste boylece firavuna kotu ameli suslendi. Ve boylece yoldan saptırıldı. Ve firavunun hilesi husrandan baska birsey olmadı

    [38] Ve amenu olan adam soyle dedi: "Bana tabi olun ki sizi irsad yoluna ulastırayım

    [39] Ey kavmim! Bu dunya hayatı, sadece (gecici) bir metadır (faydalanmadır). Ve muhakkak ki ahiret karar kılınacak (devamlı kalınacak) yerdir

    [40] Kim seyyiat (serr, derecat dusurucu ameller) islerse mislinden daha fazla cezalandırılmaz. Kadınlardan veya erkeklerden kim amilussalihat (nefsi ıslah edici ameller, nefs tezkiyesi) yaparsa iste onlar, (imanı artan) mu´minlerdir. Onlar, cennete konulacak ve hesapsız rızıklandırılacaktır

    [41] Ve ey kavmim! Benim icin nasıl bir hal ki, ben sizi kurtulusa cagırıyorum ve siz, beni atese cagırıyorsunuz

    [42] Siz beni, Allah´ı inkara ve hakkında ilmim olmayan bir seyi, O´na ortak kosmaya cagırıyorsunuz. Ve ben, sizi Aziz ve Gaffar Olan´a (Allah´a) cagırıyorum

    [43] Beni kendisine cagırdıgınız seyin bir hukmu yoktur. Onun (o putun), dunyada ve ahirette bir daveti (yetkisi) de yoktur. Muhakkak ki bizim donusumuz Allah´adır. Ve muhakkak ki musrifler (haddi asanlar), onlar, ates ehlidir

    [44] Bundan sonra size soylediklerimi yakında hatırlayacaksınız (anlayacaksınız). Ve ben, isimi Allah´a havale ederim (bırakırım). Muhakkak ki Allah, kullarını gorendir

    [45] Boylece Allah, onların yaptıgı hilelerin kotuluklerinden onu korudu. Ve firavun ailesini, azabın kotusu kusattı

    [46] O ates ki sabah aksam ona arz olunurlar. Ve o saatin (kıyametin) vuku bulacagı gun: "Firavun ailesini azabın en siddetlisine sokun!" (denir)

    [47] Ve onlar atesin icinde birbirleriyle tartısırlarken, zayıf olanlar kibirlenenlere: "Gercekten biz size tabi olduk. Simdi siz, atesten nasibimizi bizden giderebilir misiniz?" derler

    [48] Kibirlenenler dedi ki: "Muhakkak ki biz hepimiz, onun (atesin) icindeyiz. Allah mutlaka kulları arasında hukum vermistir

    [49] Ve atesin icinde olanlar, cehennem bekcilerine soyle dediler: "Rabbinize dua edin. Azaptan bir gunu bize hafifletsin

    [50] (Cehennem bekcileri) dediler ki: "Resulleriniz, size beyyineler ile gelmediler mi?" "Evet." dediler. (Bekciler): "Oyleyse siz dua edin (siz yalvarın) dediler." Kafirlerin duası, sadece dalalettir (dalaletin icindedir)

    [51] Muhakkak ki Biz, resullerimize ve amenu olanlara (Allah´a ulasmayı dileyenlere) ve dunya hayatında sahitlerin kaim olacagı (bulunacagı) gun mutlaka yardım edecegiz

    [52] Zalimlere mazeretlerin fayda vermeyecegi gun, lanet ve kotu yurt onlar icindir

    [53] Ve andolsun ki Musa´ya hidayet verdik. Ve Beni Israil´i, kitaba varis kıldık

    [54] Ulul´elbab icin hidayet ve zikir olarak

    [55] Oyleyse sabret. Muhakkak ki Allah´ın vaadi haktır. Ve gunahların icin magfiret dile. Aksam ve sabah Rabbini hamd ile tesbih et

    [56] Muhakkak ki, kendilerine gelmis bir sultan (delil) olmaksızın, Allah´ın ayetleri hakkında mucadele edenlerin sinelerinde sadece (Allah´a) ulasamayacakları bir kibir vardır. Artık Allah´a sıgın, muhakkak ki O, en iyi isiten ve gorendir

    [57] Goklerin ve yerin yaratılısı, insanın yaratılısından muhakkak ki daha buyuktur. Ve lakin insanların cogu bilmezler

    [58] Ve kor ile basiret sahibi bir olmaz. Ve de amenu olup salih amel (nefs tezkiyesi) isleyenlerle kotuluk yapanlar da (bir olmaz). Ne kadar az tezekkur ediyorsunuz

    [59] Muhakkak ki hakkında suphe olmayan o saat (kıyamet) mutlaka gelecektir. Ve lakin insanların cogu inanmazlar

    [60] Ve Rabbimiz, soyle buyurdu: "Bana dua ediniz ki size icabet edeyim. Bana kul olmaktan kibirlenenler, muhakkak ki hakir ve zelil olarak cehenneme girecekler

    [61] O Allah ki, size geceyi icinde sukun bulmanız icin gunduzu de gosterici (aydınlık) kıldı. Muhakkak ki Allah, insanlar uzerinde mutlaka fazl sahibidir. Ve lakin insanların cogu sukretmezler

    [62] Iste o Allah ki, sizin Rabbinizdir. Herseyi Yaratan´dır. O´ndan baska Ilah yoktur. Oyleyse nasıl donduruluyorsunuz

    [63] Allah´ın ayetlerini bilerek, inatla inkar edenler, iste boyle dondurulurler

    [64] O Allah ki, yeryuzunu sizin icin karar (yerlesme) yeri kıldı. Ve semayı bina etti. Ve sizi tasvir etti (suret verdi). Sonra suretlerinizi ahsen kıldı (guzellestirdi). Ve sizi temiz seylerden rızıklandırdı. Iste bu Allah, sizin Rabbinizdir. Alemlerin Rabbi Allah, Mubarek´tir (yucedir)

    [65] O, Hayy´dır (hayatta olan). O´ndan baska Ilah yoktur. Oyleyse dini O´na halis kılarak (Allah´a) dua edin. Hamd, alemlerin Rabbi Allah´a mahsustur

    [66] De ki: "Muhakkak ki ben sizin, Allah´tan baska taptıklarınıza kul olmaktan men edildim, bana Rabbimden beyyineler (deliller) geldigi icin. Ve alemlerin Rabbine teslim olmakla (ruhumu, vechimi, nefsimi ve irademi Allah´a teslim etmekle) emrolundum

    [67] O ki, sizi topraktan yarattı. Sonra bir nutfeden, sonra bir alakadan (rahim duvarına asılı bir damladan). Sonra sizi bir cocuk olarak cıkarır ki sizin en kuvvetli cagınıza ulasmanız, daha sonra da yaslanmanız icin. Ve sizden bir kısmı, ihtiyarlamadan once vefat ettirilir (oldurulur). Ve (bir kısmınızın da) belirlenmis bir sureye ulasmanız icin. Ve umulur ki siz boylece akıl edersiniz

    [68] Hayat veren de olduren de O´dur. O, bir ise hukmettigi (karar verdigi) zaman ona sadece "Ol!" der. Ve o, hemen olur

    [69] Allah´ın ayetleri hakkında mucadele edenleri gormedin mi? Onlar nasıl donduruluyorlar

    [70] Onlar, Kitabı ve resullerimizle gonderdigimiz seyleri yalanladılar. Fakat yakında bilecekler (ogrenecekler)

    [71] Onlar, boyunlarında halkalar ve zincirler oldugu halde suruklenecekler

    [72] Onlar kaynar suya sokulacaklar, sonra da ateste tutusturulacaklar (yakılacaklar)

    [73] Sonra onlara: "Sizin sirk kosmus oldugunuz seyler nerede?" denir

    [74] Allah´tan baska. (Cehennemdekiler de) derler ki: "Onlar bizden saptılar (uzaklastılar). Hayır, (meger) biz daha once (hic) bir seye tapmamısız. Allah, kafirleri iste boyle dalalette bırakır

    [75] Iste bu, sizin yeryuzunde haksız yere sımarmanız ve azmanız sebebiyledir

    [76] Ebediyyen orada kalmak uzere cehennemin kapılarından girin. Artık kibirlenenlerin kalacakları yer ne kotu

    [77] Oyleyse sabret. Muhakkak ki Allah´ın vaadi haktır. Onlara vaadettiklerimizin (azabın), bir kısmını sana gosteririz veya seni (daha once) oldururuz. Sonunda onlar Bize dondurulecekler

    [78] Ve andolsun ki senden once (de) resuller gonderdik. Onlardan bir kısmını sana anlattık ve bir kısmını sana anlatmadık. Allah´ın izni olmadan bir resulun ayet getirmesi olamaz. Artık Allah´ın emri geldigi zaman hak ile hukmedilmis olur. Ve batılı isteyenler, orada husran ugramıslardır

    [79] O Allah ki, "onun uzerine binin ve onun (etinden) yeyin" diye sizin icin hayvanlar var etti

    [80] Ve onda (hayvanlarda) sizin icin menfaatler (faydalar) vardır. Ve onun uzerinde, gonullerinizdeki hacetlere (gideceginiz yerlere) ulasmanız icin. Onların (hayvanların) ve gemilerin uzerinde tasınırsınız

    [81] Ve (Allah) size ayetlerini gosteriyor. Oyleyse Allah´ın hangi ayetlerini inkar ediyorsunuz

    [82] Onlar yeryuzunde dolasmadılar mı ki? Onlardan oncekilerin akıbetleri nasıl oldu baksınlar. Ve onların cogu, kuvvet ve eserler bakımından yeryuzunde kendilerinden daha ustunduler. Fakat kazanmıs oldukları seyler, onlara fayda vermedi

    [83] Onlara resulleri beyyinelerle geldigi zaman yanlarındaki ilim sebebiyle sımardılar. Ve alay etmis oldukları sey onları kusattı

    [84] Bizim siddetli azabımızı gordukleri zaman: "Allah´a ve O´nun Tek´ligine iman ettik. Ve O´na sirk kostugumuz seyleri inkar ettik." dediler

    [85] Siddetli azabımızı gordukleri zaman artık onların imanı, onlara bir fayda vermedi. Allah´ın, kulları hakkındaki gelip gecen sunneti (kanunu) budur. Kafirler orada husrana ugradılar

    Fussilet

    Surah 41

    [1] Ha, mim

    [2] Rahman ve Rahim (olan Allah) tarafından indirilmistir

    [3] bilen bir kavim icin, ayetleri tafsil edilmis (fasıl fasıl acıklanmıs) bir Kitap olan Arapca Kur´an´dır

    [4] Mujdeleyici ve uyarıcı olarak. Fakat onların cogu yuz cevirdiler. Artık onlar isitmezler

    [5] Ve dediler ki: “Bizi kendisine davet ettigin seye karsı, kalplerimizde (idrak etmeyi onleyen) ekinnet, kulaklarımızda (isitmeyi engelleyen) vakra ve seninle bizim aramızda bir perde var. Artık (sen diledigini) yap! Muhakkak ki biz de diledigimizi yapacak olanlarız.”

    [6] De ki: “Ben sadece sizin gibi bir insanım. Bana sizin ilahınızın, tek bir ilah oldugu vahyediliyor. Oyleyse O´na yonelin (O´na dogru istikamet alın) ve O´ndan magfiret dileyin. Ve musriklerin vay haline!”

    [7] Onlar zekat vermezler. Ve onlar, onlar ahireti (ruhun hayattayken Allah´a ulastırılmasını) inkar edenlerdir

    [8] Muhakkak ki amenu olanlar (hayattayken Allah´a ulasmayı dileyenler) ve salih amel (nefs tezkiyesi) isleyenler, onlar icin kesintisiz ecir (mukafat) vardır

    [9] De ki: “Gercekten siz, arzı iki gunde halkedeni mi inkar ediyorsunuz? Ve O´na esler mi kılıyorsunuz? Iste O, alemlerin Rabbidir.”

    [10] Ve orada, onun uzerinde sabit daglar olusturdu. Ve orayı bereketli kıldı. Orada (arzda) bulunanların besinlerini (rızıklarını), dileyenler icin esit olarak dort gunde takdir etti

    [11] Sonra duman halinde olan semaya yoneldi. Sonra da ona (semaya) ve arza: “Isteyerek veya istemeyerek gelin.” dedi. Ikisi de: “Isteyerek geldik.” dediler

    [12] Boylece onları iki gunde yedi kat gok olarak kaza etti (yarattı, tamamladı). Her gok katına kendi emrini vahyetti. Ve dunya semasını kandillerle muhafaza ederek susledik. Iste bu, Aziz ve Alim olan (Allah´ın) takdiridir

    [13] Eger hala yuz cevirirlerse, o taktirde de ki: “Adn ve Semud´un yıldırımı gibi bir yıldırımla sizi uyardım.”

    [14] Onlara onlerinden ve arkalarından (kendilerinden once ve sonra) Allah´tan baskasına kul olmamaları icin resuller geldigi zaman dediler ki: “Eger Rabbimiz dileseydi, mutlaka melekleri indirirdi. Bu sebeple gercekten biz, sizin, kendisiyle gonderildiginiz seyi inkar edenleriz.”

    [15] Fakat Adn kavmi daha sonra yeryuzunde haksız yere kibirlendi. Ve dediler ki: “Kuvvet bakımından bizden daha guclu kim vardır?” Onları yaratan Allah´ın kuvvet bakımından kendilerinden daha guclu oldugunu gormediler mi? Ve ayetlerimizi bilerek inatla inkar ediyorlardı

    [16] Bunun uzerine, dunya hayatında, zillet azabını onlara tattırmamız icin, ugursuz gunlerde onların uzerine siddetli sesle gelen soguk bir fırtına gonderdik. Ve ahiret azabı mutlaka daha cok rezil edicidir. Ve onlara yardım olunmaz

    [17] Ve Semud (kavmine) gelince, o zaman onları hidayete erdirdik. Buna ragmen hidayete karsı ama olmayı sevdiler (tercih ettiler). Bu sebeple kazanmıs olduklarından dolayı onları alcaltıcı azabın yıldırımı yakaladı

    [18] Ve amenu olanları (Allah´a ulasmayı dileyenleri) kurtardık. Ve (boylece) onlar, takva sahibi olmuslardı

    [19] Allah´ın dusmanları o gun atese hasrolunurlar. Boylece onlar (oncekiler ve sonrakiler) biraraya getirilirler

    [20] Hatta ona (atese) geldikleri zaman yapmıs oldukları seylere, onların gozleri, kulakları ve derileri (uzuvları), (hayat filmlerinde) onların aleyhine sahitlik etti

    [21] Ve kendi ciltlerine (uzuvlarına): “Nicin bizim aleyhimize sahitlik ettiniz?” dediler. (Onlar da) dediler ki: “Bizi, herseyi soyleten Allah soyletti. Sizi ilk defa O yarattı ve O´na donduruleceksiniz.”

    [22] Kulaklarınızın, gozlerinizin ve cildinizin (uzuvlarınızın) sizin aleyhinize sahitlik etmesinden (edeceginden) sakınmıyordunuz. Ve lakin yaptıklarınızdan cogunu Allah´ın bilmedigini zannediyordunuz

    [23] Ve iste Rabbiniz hakkındaki sizin bu zannınız, sizi helaka surukledi. Boylece husrana dusenlerden oldunuz

    [24] Artık sabredebilirlerse artık ates onların kalacakları yerdir. Ve eger onlar affedilmek isterlerse, onlar affedilecek olanlardan degillerdir

    [25] Onlara yakın arkadaslar musallat ettik. Boylece onlerinde ve arkalarındakileri (yaptıklarını ve yapacaklarını) onlara suslediler. Cinlerden ve insanlardan, onlardan once gelmis gecmis ummetlerinde uzerine (azap) sozu hak oldu. Muhakkak ki onlar, husrana dusmus olanlardır

    [26] Kafirler: “Bu Kur´an´ı dinlemeyin, (okuma suresi) icinde gurultu yapın. Umulur ki boylece siz galip olursunuz.” dediler

    [27] Bundan sonra inkar edenlere, mutlaka siddetli azabı tattıracagız. Ve onları yaptıklarının en kotusuyle mutlaka cezalandıracagız

    [28] Iste bu Allah´ın dusmanlarının cezası atestir. Ayetlerimizi bilerek inkar etmis olmaları sebebiyle ceza olarak, onlar icin orada ebedilik yurdu vardır

    [29] Kafirler dediler ki: “Rabbimiz, insanlardan ve cinlerden bizi saptıranları bize goster. Onları ayaklarımızın altına alalım ki en asagıda kalanlardan olsunlar.”

    [30] Muhakkak ki: “Rabbimiz Allah´tır.” deyip, sonra (da) istikamet uzere olanlara (Allah´a yonelip dini ikame edenlere) melekler inerler: “Korkmayın ve mahzun olmayın. Ve vaadolundugunuz cennetle sevinin!” (derler)

    [31] Biz dunyada ve ahirette sizin dostlarınızız. Orada sizin icin canlarınızın istedigi ve talep ettiginiz (her)sey vardır

    [32] Gafur (magfiret eden) ve Rahim olan (Rahim esmasıyla tecelli eden) (Allah) tarafından ziyafet (ikram) olarak

    [33] Allah´a davet eden ve salih amel (nefs tasfiyesi) yapan ve: “Muhakkak ki ben teslim olanlardanım.” diyenden daha guzel sozlu kim vardır

    [34] Hasene (iyilik) ve seyyie (kotuluk), musavi (esit) degildir. (Kotulugu) en guzel sekilde karsıla. O zaman seninle arasında dusmanlık olan kisi, samimi bir dost gibi olur

    [35] Ona (kotulugu iyilikle karsılama hasletine), sabredenlerden ve hazzul azim (en buyuk haz) sahiplerinden baskası ulastırılmaz

    [36] Ama seytandan sana mutlaka vesvese gelecektir. O zaman Allah´a sıgın. Muhakkak ki O, en iyi isiten, en iyi bilendir

    [37] Gece ve gunduz, Gunes ve Ay, Allah´ın ayetlerindendir. Gunes´e ve Ay´a secde etmeyin. Eger sadece O´na (Allah´a) kul olduysanız, onları yaratan Allah´a secde edin

    [38] Eger onlar hala kibirleniyorlarsa, (bilsinler ki) Rab´lerinin katında bulunanlar, gece ve gunduz, O´nu tesbih ederler ve onlar bıkmazlar

    [39] Ve onun ayetlerindendir ki, arzı gercekten kurumus gorursun. Onun uzerine su indirdigimiz zaman hareketlenir ve kabarır. Muhakkak ki ona (arza) hayat veren (Allah), elbette olulere de hayat verendir. Muhakkak ki O, herseye kaadirdir

    [40] Muhakkak ki, ayetlerimizde saptırma yapanlar, Bize gizli kalmazlar. Kıyamet gunu atesin icine konulanlar mı yoksa Bize emin olarak gelenler mi hayırlıdır? Dilediginizi yapın. Muhakkak ki O, yaptıklarınızı en iyi gorendir

    [41] Gercekten onlar, kendilerine zikir (Kur´an) geldigi zaman (O´nu) inkar ettiler. Ve muhakkak ki O, Aziz (yuce ve serefli) bir Kitap´tır

    [42] Batıl, onun onunden ve arkasından O´na ulasamaz. Hakim (hukum ve hikmet sahibi) ve Hamid (Kendisine hamdedilen) (Allah) tarafından indirilmistir

    [43] Sana soylenen, senden oncekilere soylenmis olandan baska bir sey degildir. Muhakkak ki senin Rabbin, magfiretin ve elim azabın sahibidir

    [44] Ve eger O´nu (Kitab´ı), yabancı dil bir Kur´an kılsaydık, mutlaka: “O´nun ayetleri acıklanmalı degil miydi?” derlerdi. Araba yabancı dil mi? De ki: “O, amenu olanlar icin hidayet ve sifadır. Ve mu´min olmayanların kulaklarında vakra vardır. O (Kur´an), onlara karsı korluktur (sifa ve hidayet degildir). Iste onlara uzak bir yerden seslenilir

    [45] Ve andolsun ki Musa (A.S)´a kitap verdik. Fakat onun hakkında ihtilaf ettiler. Rabbinden bir soz gecmemis olsaydı, onların arasında (hemen) hukum verilirdi. Ve muhakkak ki onlar, ondan mutlaka sek ve suphe icinde olanlardır

    [46] Kim salih amel (nefs tezkiyesi) islerse, kendisi icindir. Ve kim kotuluk yaparsa, o da onun aleyhinedir. Ve senin Rabbin kullar(ın)a zulmedici degildir

    [47] O saatin (kıyametin) ilmi O´na dondurulur (O´na aittir). O´nun ilmi olmadan, hicbir meyve, tomurcugundan cıkmaz. Hicbir kadın, hamile kalmaz ve dogum yapamaz. Onlara “Benim ortaklarım nerede?” diye seslenilecegi gun “Sana arzettik, bizden bir sahit yoktur.” dediler (derler)

    [48] Ve daha once tapmıs oldukları seyler, onlardan uzaklasıp gittiler (giderler). Ve onlar icin kacacak bir yer olmadıgını anladılar

    [49] Insan, hayır duasından (istemekten) usanmaz. Eger ona serr dokunursa, o zaman yeise kapılır ve umitsiz olur

    [50] Ve eger ona bir zarar dokunduktan sonra Bizden bir rahmet tattırırsak, mutlaka “Bu benimdir (hakkımdır). Ve ben, o saatin kaim olacagını (kıyamet saatinin gelecegini) zannetmiyorum. Ve eger gercekten Rabbime geri dondurulsem bile, muhakkak ki O´nun (Allah´ın) yanında mutlaka guzellikler vardır.” der. O zaman kafirlere, yaptıkları seyleri elbette haber verecegiz. Ve mutlaka dehsetli azaptan onlara tattıracagız

    [51] Ve insana ni´met verdigimiz zaman yuz cevirdi ve yan cizdi (sukurden uzaklastı). Ve ona bir serr dokundugu zaman artık cok dua eder

    [52] De ki: “Gordunuz mu? Eger O (Kur´an), Allah´ın indinden ise sonra da siz O´nu inkar ettinizse, uzak bir ayrılıgın icinde olandan daha cok dalalette kim vardır?”

    [53] Ayetlerimizi afakta (ruhumuzun bas gozuyle) ve enfuste (nefsimizin kalp gozuyle) onlara gosterecegiz. O´nun hak oldugu onlara tebeyyun etsin (acıkca belli olsun) diye. Rabbinin herseye sahit olması kafi degil mi

    [54] Onlar gercekten Rab´lerine mulaki olacaklarından (ruhlarını hayatta iken Allah´a ulastıracaklarından) suphe icindeler, oyle degil mi? O (Allah), herseyi ihata etmistir (ilmiyle kusatmıstır), oyle degil mi

    Şûrâ

    Surah 42

    [1] Ha, Mim

    [2] Ayn, Sin, Kaf

    [3] Aziz ve Hakim olan Allah, iste boyle, sana ve senden oncekilere vahyeder

    [4] Goklerde ve yerde olan her sey, O´nundur. Ve O, Ali´dir (Yuce), Azim´dir (Buyuk)

    [5] Gokler neredeyse ustlerinden parcalanacak. Ve melekler, Rab´lerini hamd ile tesbih ederler, yeryuzundeki kisiler icin magfiret dilerler. Allah, gercekten Gafur (magfiret eden) ve Rahim´dir (Rahim esmasıyla tecelli eden), oyle degil mi

    [6] Ve onlar, O´ndan (Allah´tan) baska dostlar edindiler. Allah, onların uzerine Hafiz´dir (yaptıklarını hayat filmlerinde muhafaza eder). Ve sen, onlara vekil degilsin

    [7] Iste boylece sana, Arapca Kur´an´ı vahyettik, sehirlerin anasını (Mekke halkını) ve onun etrafındakileri, hakkında suphe olmayan toplanma gunu (kıyamet gunu) ile uyarman icin. Onların bir kısmı cennette ve bir kısmı alevli atestedir (cehennemde)dir

    [8] Eger Allah dileseydi, onları mutlaka tek bir ummet kılardı. Ve lakin diledigi kimseyi rahmetinin icine koyar ve zalimler icin bir veli (dost) ve yardımcı yoktur

    [9] Yoksa O´ndan baska dostlar mı edindiler? Iste Allah; O, dosttur. Ve O, oluleri diriltir. Ve O, herseye kaadirdir

    [10] Birsey hakkında ihtilafa duserseniz, artık onun hukmu Allah´a aittir. Iste bu Allah, benim Rabbimdir. O´na tevekkul ettim. Ve O´na yonelirim

    [11] Gokleri ve yeri yaratan, sizin nefslerinizden esler kıldı ve hayvanlardan da esler kıldı. Orada sizi cogaltır, yayar. Hicbir sey, O´nun gibi degildir. Ve O, en iyi isiten, en iyi gorendir

    [12] Goklerin ve yerin anahtarları, O´nundur. Dilediginin rızkını genisletir ve daraltır. Muhakkak ki O, herseyi en iyi bilendir

    [13] (Allah) dinde, onunla Hz. Nuh´a vasiyet ettigi (farz kıldıgı) seyi (seriati); “Dini ikame edin (ayakta, hayatta tutun) ve onda (dinde) fırkalara ayrılmayın.” diye Hz. Ibrahim´e, Hz. Musa´ya ve Hz. Isa´ya vasiyet ettigimiz seyi sana da vahyederek, size de seriat kıldı. Senin onları, kendisine cagırdıgın sey (Allah´a ulasmayı dileme) musriklere zor geldi. Allah, diledigini Kendisine secer ve O´na yoneleni, Kendisine ulastırır (ruhunu hayatta iken Kendisine ulastırır)

    [14] Kendilerine ilim geldikten sonra aralarında azanlardan baskası fırkalara ayrılmadı. Eger Rabbinden “belirlenmis bir zamana kadar (bekletme)” sozu gecmemis olsaydı, mutlaka onların arasında (hemen) hukum verilirdi. Muhakkak ki onlardan sonra Kitab´a varis kılınanlar, gercekten O´ndan sek ve suphe icindedirler

    [15] Iste bunun icin, artık sen onları davet et. Ve emrolundugun gibi istikamet uzere (Allah´a dogru) ol. Ve onların heveslerine tabi olma. Ve onlara de ki: “Allah´ın kitaptan indirdigi seye iman ettim. Ve sizin aranızda adil (adaletli) olmakla emrolundum. Allah, sizin de Rabbiniz bizim de Rabbimiz. Bizim amelimiz bize, sizin ameliniz size. Sizinle bizim aramızda bir huccet (cekisme) yoktur. Allah, bizi biraraya toplayacak. Ve donus, O´na (Allah´adır)

    [16] O´na (Allah´ın) davetine icabet edildikten sonra Allah hakkında tartısanlar; onların huccetleri (delilleri), Rab´lerinin indinde batıldır. Onların uzerinde (Allah´ın) gazabı ve siddetli azap vardır

    [17] Allah, Kitab´ı ve mizanı hak ile indirdi. Ve sen idrak edemezsin (bilemezsin). Belki de o saat yakındır

    [18] Ona (kıyamet saatine) inanmayanlar, onu acele istiyorlar. Amenu olanlar (ise) ondan korkanlardır. Ve onun hak oldugunu bilirler. Muhakkak ki o saat (kıyamet) hakkında suphe edip mucadele edenler, gercekten uzak bir dalalet icindedirler, (oyle) degil mi

    [19] Allah, kullarına Latif´tir (lutufkar). Diledigi kimseyi rızıklandırır. Ve O, Kaviyy´dir (kuvvetli), Aziz´dir (yuce ve serefli)

    [20] Kim ahiret hasatını (mahsulunu, kazancını) isterse, Biz onun kazancını artırırız. Kim dunya kazancını isterse, ona (da) ondan (dunya kazancından) artırırız (veririz). Ve onun ahirette nasibi yoktur

    [21] Yoksa Allah´ın, dinde izin vermedigi seyleri, onlara seriat kılan ortakları mı var? Ve fasıl (ayırma) sozu gecmemis olsaydı, mutlaka onların arasında (hemen) hukum verilirdi. Ve muhakkak ki zalimler, onlar icin elim azap vardır

    [22] Zalimlerin, kazandıklarından dolayı korkmus olduklarını gorursun. Ve korktukları sey, onlar icin vuku bulacaktır (baslarına gelecektir). Ve amenu olanlar (Allah´a ulasmayı dileyenler) ve salih amel (nefs tezkiyesi) isleyenler, cennet bahcelerindedirler. Onlar icin Rab´lerinin katında diledikleri hersey vardır. Iste bu fazlul kebirdir (buyuk fazl)

    [23] Iste Allah´ın, amenu olan (Allah´a ulasmayı dileyen) ve salih amel (nefs tezkiyesi) isleyen kullarını mujdeledigi budur. De ki: “Ben, ona (teblige) karsı bir ucret istemiyorum, yakınlıkta sevgiden baska. Ve kim hasene islerse onun icin guzellikleri artırırız. Muhakkak ki Allah, Gafur´dur (magfiret eden), Sukredilen´dir

    [24] Yoksa Allah´a karsı yalanla iftira mı ediyorlar? Bununla birlikte eger Allah dilerse senin kalbini muhurler ve batılı yok eder. Kendi kelimeleri ile hakkı gerceklestirir. Muhakkak ki O, sinelerdekini en iyi bilendir

    [25] Ve O, kullarının tovbelerini kabul eden ve seyyielerini (gunahlarını) affedendir. Ve yaptıgınız seyleri bilir

    [26] (Allah), amenu olanların (Allah´a ulasmayı dileyenlerin) ve salih amel (nefs tezkiyesi) isleyenlerin (dualarına) icabet eder. Ve onlara fazlından artırır. Ve kafirler; onlar icin siddetli azap vardır

    [27] Ve eger Allah, kullarına rızkı genisletseydi, yeryuzunde mutlaka azarlardı. Fakat O, diledigi kadarını indirir. Muhakkak ki O, kullarından haberdardır, (onları) gorendir

    [28] (Onların) umit kesmelerinden sonra yagmuru indiren ve rahmetini yayan, O´dur. Ve O, Veli´dir (dost), Hamid´dir (hamdedilen)

    [29] Gokleri ve yeri yaratması ve orada hayvanları cogaltıp yayması, O´nun ayetlerindendir. Ve O, diledigi zaman onları toplamaya kaadirdir

    [30] Size bir musibet isabet ettigi zaman iste o, ellerinizin kazandıgı (yaptıklarınız) sebebiyledir. (Musibetlerin) cogunu affeder (gerceklestirmez)

    [31] Yeryuzunde siz, aciz bırakabilecek olanlar degilsiniz. Ve sizin icin Allah´tan baska bir dost ve yardımcı yoktur

    [32] Ve denizde yuksek daglar gibi yuzen gemiler, O´nun (Allah´ın) ayetlerindendir

    [33] Eger O (Allah), dilerse ruzgarı durdurur. O zaman (gemiler) onun uzerinde hareketsiz kalırlar. Muhakkak ki bunda, cok sabreden ve cok sukreden herkes icin mutlaka ayetler (ibretler) vardır

    [34] Veya kazandıkları (yaptıkları) sebebiyle onları helake surukler ve onların cogunu (da) affeder

    [35] Ve ayetlerimiz hakkında mucadele edenler, onlar icin sıgınacak bir yer olmadıgını bilsinler

    [36] Iste boylece size verilen hersey dunya hayatının metaıdır. Ve amenu olanlar icin, Allah´ın indinde olanlar daha hayırlıdır ve bakidir (kalıcıdır). Ve onlar, Rab´lerine tevekkul ederler

    [37] Ve onlar, gunahların buyugunden ve fuhustan ictinap ederler (sakınırlar). Ve ofkelendikleri zaman affederler

    [38] Ve onlar, Rab´lerine icabet ederler ve namazı kılarlar. Ve onlar, islerini aralarında toplanıp istisare ederler. Ve onları rızıklandırdıgımız seylerden infak ederler

    [39] Ve onlar, kendilerine bir saldırı isabet ettigi zaman yardımlasırlar

    [40] Bir kotulugun cezası onun misli kadar kotuluktur. Fakat kim affeder ve ıslah ederse artık onun ecri (mukafatı) Allah´a aittir. Muhakkak ki O (Allah), zalimleri sevmez

    [41] Ve gercekten zulme ugradıktan sonra hakkını geri alan kimseler, iste onlar; onların uzerine (aleyhlerine) bir yol (ceza) yoktur

    [42] Fakat insanlara zulmedenlerin ve yeryuzunde haksız yere zorbalık yapanların uzerine (aleyhlerine) yol (ceza) vardır. Iste onlar; onlar icin elim bir azap vardır

    [43] Ve elbette kim sabreder ve bagıslarsa muhakkak ki bu, gercekten azim (buyuk) islerdendir

    [44] Ve Allah kimi dalalette bırakırsa, o taktirde onun icin, bundan sonra bir veli (dost) yoktur. Zalimleri, azabı gordukleri zaman: “(Dunyaya) geri donuse bir yol var mı?” derken gorursun

    [45] Ve onları zilletten boyun egmis olarak, ona (azaba) arz olunurken, gizli gizli (yan gozle) baktıklarını gorursun. Amenu olanlar dediler ki: “Muhakkak ki husranda olanlar, kıyamet gunu, kendilerini ve ailelerini husrana dusurenlerdir.” Muhakkak ki zalimler, mukim (devamlı) azabın icindedirler, degil mi

    [46] Ve onların, kendilerine yardım edecek Allah´tan baska dostları yoktur. Ve Allah kimi dalalette bırakırsa artık onun icin bir yol (kurtulus) yoktur

    [47] Rabbinize icabet edin (Allah´a ulasmayı dileyin), Allah tarafından geri dondurulmeyecek olan gunun gelmesinden once. Izin gunu, sizin icin bir sıgınak yoktur. Ve sizin icin bir inkar yoktur (yaptıklarınızı inkar edemezsiniz)

    [48] Bundan sonra eger yuz cevirirlerse, Biz seni onların uzerine muhafız olarak gondermedik. Senin uzerine dusen sadece tebligdir. Ve muhakkak ki Biz, insana tarafımızdan bir rahmet tattırdıgımız zaman onunla ferahlanır (sevinir). Ve eger elleriyle takdim ettikleri (yaptıkları) sebebiyle bir kotuluk isabet ederse, iste o zaman insan mutlaka kefur olur (inkar eder, nankor olur)

    [49] Goklerin ve yerin mulku Allah´ındır. Diledigi seyi yaratır. Diledigine kız (cocuk) ve diledigine erkek (cocuk) bagıslar

    [50] Veya hem kız hem erkek olarak ikisini de verir. Ve diledigi kimseyi kısır kılar. Muhakkak ki o, Alim´dir (en iyi bilen), Kaadir´dir (herseye gucu yeten)

    [51] Allah´ın hicbir insanla konusması olmamıstır, illa vahyile veya perde arkasından veya diledigine izniyle vahyetsin diye resul (melek) gondererek. Allah, bilir ve hikmet sahibidir

    [52] Ve iste boylece sana emrimizden bir ruh (Kur´an-ı Kerim) vahyettik. Ve sen, kitap nedir ve iman nedir bilmiyordun. Ve lakin O´nu “nur” kıldık. Kullarımızdan diledigimizi O´nunla hidayete erdiririz. Ve muhakkak ki sen, mutlaka Sıratı Mustakim´e hidayet ediyorsun (ulastırıyorsun)

    [53] O Allah´ın yolu ki, goklerde ve yerde ne varsa Kendisinindir. (Butun) emirler (isler) Allah´a seyreder (doner), degil mi

    Zuhruf

    Surah 43

    [1] Ha, Mim

    [2] “Kitab-ı Mubin (Apacık Kitap)´e andolsun ki

    [3] Muhakkak ki Biz, O´nu Arapca Kur´an kıldık. Umulur ki boylece akıl edersiniz

    [4] Ve muhakkak ki O (Kur´an), katımızda Ummulkitap´tadır. Gercekten Ali´dir (yucedir), Hakim´dir (hukum ve hikmet sahibidir)

    [5] Oyleyse zikri size (beyandan) vazgecip bırakalım mı? Siz musrif (haddi asan) bir kavim oldunuz diye

    [6] Ve sizden evvelki (ummetlerin) icinde nice nebiler (peygamberler) gonderdik

    [7] Ve onlara hicbir peygamber gelmez ki (gelmemistir ki), onunla alay etmis olmasınlar

    [8] Bu sebeple (Mekkelilerden) daha guclu olanları da siddetle yakalayarak helak ettik. Evvelki (ummetlere) ait misaller (daha once) gecmisti

    [9] Ve muhakkak ki onlara: “Gokleri ve yeri kim yarattı?” diye sorarsan, mutlaka: “Onları, Aziz (yuce ve ustun) ve Alim (en iyi bilen) yarattı.” derler

    [10] Size yeryuzunu dosek kılan ve sizin icin orada yollar yapan O´dur. Umulur ki boylece siz hidayete erersiniz

    [11] Suyu semadan bir kader ile (taktir edilmis bir olcu ile) indiren O´dur. Boylece onunla olu beldeyi dirilttik (kuru topraktan bitkiler cıkardık). Iste bunun gibi (mezarlarınızdan) cıkarılacaksınız

    [12] Onların (bitkilerin) hepsinden ciftler (disi ve erkek olarak) yaratan O´dur. Sizin icin gemilerden ve hayvanlardan bineceginiz seyler kıldı

    [13] Onların sırtlarına yerlesmeniz icin. Sonra onun uzerine yerlestiginiz zaman Rabbinizin ni´metini zikredin! Ve: “Bunu bize musahhar (emrimize amade) kılan (Allah) Subhan´dır. Ve biz, O´na (kendimiz) guc yetiremezdik.” deyin

    [14] Muhakkak ki biz, Rabbimize mutlaka donecek olanlarız

    [15] Ve O´na, kullarından bir kısmını isnad ettiler. Muhakkak ki insan, mutlaka apacık inkar edicidir

    [16] Yoksa O, yarattıklarından kızları kendisine secti ve oglanları size mi ayırdı

    [17] Onlardan birisi, Rahman´a isnad ettikleri (kız cocugu) ile mujdelendigi zaman hiddetlenerek, yuzu golgelenir ve kararır

    [18] Ziynet icin yetistirilen ve mucadeleye gucu yetmeyeni mi (Allah´a isnad ediyorlar)

    [19] Ve Rahman´ın kulları olan melekleri, disi saydılar. Onların yaratılısına sahit mi oldular? Onların sahadetleri yazılacak ve sorgulanacaklar

    [20] Ve (onlar): “Eger Rahman dileseydi, biz onlara tapmazdık.” dediler. Onların bu konuda bir ilimleri (bilgileri) yoktur. Onlar sadece yalan soyluyorlar

    [21] Yoksa ondan once, onlara kitap verdik de boylece onlar, ona (o kitaba) mı sarıldılar

    [22] Hayır, (onlar) dediler ki: “Gercekten biz, babalarımızı bir ummet (din) uzerinde bulduk. Ve muhakkak ki biz, onların izi uzerinde hidayete erenleriz.”

    [23] Ve tıpkı bunun gibi, senden once bir ulkeye bir nezir gondermis olmadık ki, onun (o ulkenin) refah icinde olanları: “Muhakkak ki biz, babalarımızı bir ummet (din) uzerinde bulduk. Ve mutlaka biz, onların izlerine tabi olanlarız.” dememis olsunlar

    [24] (Nezirlerin hepsi): “Size babalarınızı uzerinde buldugunuz seyden (dinden) daha cok hidayete erdirecek olanı getirmis olsam da mı?” dediler. (Onlar da): “Muhakkak ki biz, sizin kendisiyle gonderildiginiz seyi inkar edenleriz.” dediler

    [25] Bunun uzerine onlardan intikam aldık. Iste bak, yalanlayanların akıbeti (sonu) nasıl oldu

    [26] Ve Hz. Ibrahim, babasına ve kavmine: “Muhakkak ki ben, sizin taptıgınız seylerden uzagım.” demisti

    [27] Ancak beni yaratan haric. Cunku muhakkak ki O, beni hidayete erdirecektir

    [28] Ve onu, zurriyeti icinde baki (kalıcı) bir kelime kıldı. Umulur ki boylece onlar (putlardan) donerler

    [29] Hayır, ben onları ve babalarını, onlara Hakk (Kur´an) ve O´nu acıklayan bir resul gelinceye kadar metalandırdım

    [30] Ve onlara Hakk (Kur´an) geldigi zaman: “Bu bir sihirdir ve suphesiz biz, onu inkar edenleriz.” dediler

    [31] Ve dediler ki: “Bu Kur´an´ın, iki beldeden, bir buyuk adama indirilmesi gerekmez miydi?”

    [32] Rabbinin rahmetini onlar mı taksim ediyorlar? Biz onların dunya hayatında maisetlerini (gecimlerini) aralarında taksim ettik. Onların bir kısmının derecelerini, digerlerinin uzerine yukselttik (ustun kıldık). Onların bir kısmı digerlerini emrinde calıstırsın diye. Ve senin Rabbinin rahmeti, onların topladıgı seylerden (baska insanları calıstırmayıp biriktirdikleri paradan) daha hayırlıdır

    [33] Eger insanlar tek bir ummet haline gelecek olmasaydı, Rahman´ı inkar edenlerin evlerine mutlaka gumusten tavanlar ve uzerinde yukseldikleri merdivenler yapardık

    [34] Ve onların evlerine kapılar ve de uzerine yaslandıkları koltuklar (onları da gumusten yapardık)

    [35] Ve (ustlerine) susler (mucevherler yapardık). Ve bunların hepsi sadece dunya hayatının meta´ıdır. Ve ahiret ise Rabbinin katındadır ve takva sahiplerinindir

    [36] Ve kim Rahman´ın zikrinden yuz cevirirse, seytanı ona musallat ederiz. Boylece o (seytan), onun yakın arkadası olur

    [37] Ve muhakkak ki onlar (seytanlar), onları mutlaka (Allah´ın) yolundan men ederler (alıkoyarlar). Ve onlar kendilerinin hidayette oldugunu sanırlar

    [38] O (onlardan biri), sonunda (kıyamet gunu) bize geldigi zaman: “Keske benimle senin aran, iki dogu kadar uzak olsaydı.” dedi (der). Iste bu kotu bir yakınlık

    [39] Bugun size asla (hicbir sey) fayda vermez. Siz zulmetmistiniz. Muhakkak ki azapta ortaksınız

    [40] Yoksa sagırlara sen mi isittireceksin? Veya korleri ve apacık dalalette olanları sen mi hidayete erdireceksin

    [41] Fakat seni de aralarından mutlaka giderecegiz (hayatına son verecegiz). Iste o zaman mutlaka biz, onlardan intikam alacak olanlarız

    [42] Ya da onlara vaadettigimizi (azabı) sana mutlaka gosterecegiz. Cunku Biz, onların uzerinde mutlaka muktedir olanlarız (gucu yetenleriz)

    [43] Artık sana vahyedilene sarıl. Muhakkak ki sen, Sıratı Mustakim uzerindesin

    [44] Muhakkak ki O (Kur´an), senin icin ve senin kavmin icin mutlaka bir zikirdir (oguttur). Ve siz, (Kur´an´dan) sorumlu olacaksınız

    [45] Ve senden once gonderdigimiz resullerimizden sor (bakalım), Rahman´dan baska tapılacak ilahlar kıldık mı

    [46] Ve andolsun ki Musa (A.S)´ı ayetlerimizle (mucizelerimizle), firavuna ve onun (kavminin) ileri gelenlerine gonderdik. (O zaman onlara): “Muhakkak ki ben, alemlerin Rabbinin Resul´uyum.” dedi

    [47] Fakat (Musa A.S), onlara ayetlerimizle (mucizelerimizle) gelince, onlar o zaman onlara (mucizelere) guluyorlardı (alay ediyorlardı)

    [48] Biri digerinden daha buyuk olmadıkca, onlara bir ayet (mucize) gostermedik. Ve onları azapla yakaladık ki, boylece belki onlar (Allah´a) donerler diye

    [49] Ve (onlar): “Ey sihirbaz, senin Allah´a olan ahdin hurmetine, Rabbine bizim icin dua et (bu azabı kaldırsın)! ( O taktirde) gercekten biz, mutlaka hidayet uzere oluruz.” dediler

    [50] Fakat onlardan azabı kaldırınca, o zaman onlar (verdikleri sozleri) bozuyorlar

    [51] Ve firavun, kavmi icinde seslendi: “Ey kavmim, butun Mısır benim mulkum degil mi? Ve altımdan akan bu nehirler? Hala gormuyor musunuz?” dedi

    [52] Yoksa ben, o acizden daha hayırlı (degil miyim) ki, o neredeyse sozu acıklayamıyor (normal konusamıyor)

    [53] “Oyleyse ona takılmıs altından bilezikler olmalı veya onunla beraber ona yakın olan melekler gelmeli degil miydi?”

    [54] Boylece (firavun) kavmini hafife aldı (kucumsedi). Bunun uzerine (kavmi) ona itaat etti. Muhakkak ki onlar fasık bir kavim oldular

    [55] Bunun uzerine, bizi eseflendirdiler (uzduler), biz de onlardan intikam aldık. Bu sebeple onların hepsini bogduk

    [56] Boylece onları sonraki (ummetler) icin bir selef (gelip gecmis bir kavim) ve ornek (ibret) kıldık

    [57] Meryemoglu (Hz. Isa) misal verilince, o zaman senin kavmin (alay ederek) bagırıyorlardı

    [58] Ve: “Bizim ilahlarımız mı hayırlı yoksa o mu?” dediler. Sana bu ornegi, seninle mucadeleden baska bir sey icin soylemediler. Hayır, onlar dusman bir kavimdir

    [59] O (Hz. Isa), sadece ni´metlendirdigimiz bir kuldur. Ve onu Israilogullarına ornek (ibret) kıldık

    [60] Eger biz dileseydik mutlaka sizden, yeryuzunde yerinize gececek melekler kılardık (yaratırdık)

    [61] Ve muhakkak ki o, gercekten o saat (kıyametin zamanı) icin bir ilimdir (bilgidir). Oyleyse ondan sakın suphe etmeyin! Ve Bana (Allah´a) tabi olun! Iste bu, Sıratı Mustakim´dir

    [62] Ve seytan sakın sizi, (Sıratı Mustakim´den) men etmesin. Muhakkak ki o, sizin icin apacık dusmandır

    [63] Ve Hz. Isa, beyyineler (mucizeler, deliller) ile geldigi zaman: “Ve hakkında ihtilaf ettiginiz seyin bir kısmını size acıklamak icin size hikmeti getirdim. Oyleyse Allah´a karsı takva sahibi olun ve bana itaat edin!” dedi

    [64] Muhakkak ki Allah, O benim de sizin de Rabbinizdir. Oyleyse O´na kul olun! Iste bu, Sıratı Mustakim´dir

    [65] Sonra gruplar kendi aralarında ihtilaf etti. Artık elim gunun azabından, zulmedenlerin vay haline

    [66] O saatin (kıyametin) onlar farkında degilken, ansızın onlara gelmesinden baska bir sey mi bekliyorlar

    [67] Izin gunu, takva sahipleri haric, samimi dostlar birbirine dusmandır

    [68] Ey kullarım! O gun size korku yoktur ve siz mahzun (da) olmayacaksınız

    [69] Onlar ki ayetlerimizle amenu olmuslardır ve (Allah´a) teslim olmuslardır

    [70] Siz ve zevceleriniz (esleriniz) cennete girin! (Orada) ferahlatılacaksınız

    [71] Onların etrafında altından tepsiler ve kadehlerle (bardaklarla) dolasılır. Ve orada nefslerin istahlandıgı ve gozlerin lezzet aldıgı seyler vardır. Ve siz orada ebediyyen kalacak olanlarsınız

    [72] Iste bu, amellerinizden dolayı varis kılındıgınız cennet

    [73] Sizin icin orada, yiyeceginiz pekcok meyve vardır

    [74] Muhakkak ki mucrimler (suclular), cehennem azabı icinde ebediyyen kalacak olanlardır

    [75] (Azap) onlardan hafifletilmez. Ve onlar, orada (Allah´ın rahmetinden) umit kesmis olanlardır

    [76] Ve Biz onlara zulmetmedik. Ve lakin onlar zalimler oldular

    [77] Ve (mucrimler): “Ey malik (ey cehennem bekcisi)! Rabbin bizim uzerimize hukum versin (bizi oldursun).” diye seslendiler. (Malik): “Muhakkak ki siz, (bu azabın icinde) kalacak olanlarsınız.” dedi

    [78] Andolsun ki size hakkı getirdik. Ve lakin sizin cogunuz hakkı kerih gorenlerdir

    [79] Yoksa onlar isi saglam mı tuttular? Muhakkak ki asıl biz, isi saglam tutanlarız

    [80] Yoksa onların sırlarını ve fısıltılarını isitmeyecegimizi mi zannediyorlar? Hayır, onların yanında resullerimiz (elcilerimiz) (herseyi) yazıyorlar

    [81] De ki: “Eger Rahman´ın cocugu olsaydı, o zaman O´na kul olanların ilki ben olurdum.”

    [82] Goklerin ve yerin de Rabbi olan arsın Rabbi, onların vasıflandırdıkları seylerden munezzehtir

    [83] Artık onları bırak! Vaadolundukları gune mulaki oluncaya (kavusuncaya) kadar bos seylere dalsınlar ve oynasınlar

    [84] Ve O, gokte Ilah´tır ve yerde Ilah´tır. Ve O, Hakim´dir (hukum ve hikmet sahibidir), Alim´dir (en iyi bilendir)

    [85] O, oyle yuce ve mubarektir ki, goklerin ve yerin ve ikisi arasındakilerin mulku O´nundur. O saatin (kıyamet vaktinin) ilmi, O´nun indindedir. Ve O´na donduruleceksiniz

    [86] Ve onların, O´ndan (Allah´tan) baska taptıkları seyler sefaate malik degildir. Hakk´a sahit olanlar haric ve onlar (Hakk´ı) bilirler

    [87] Ve eger gercekten onlara: “Kendilerini kim yarattı?” diye sorarsan, mutlaka “Allah” diyeceklerdir. Buna ragmen (Hakk´tan) nasıl donduruluyorlar

    [88] O´nun (Hz. Muhammed (S.A.V)´in): “Ey Rabbim, bunlar gercekten mu´min olmayan bir kavimdir.” demesine andolsun

    [89] Bundan sonra onlardan vazgec ve: “Selam olsun.” de. Artık yakında bilecekler

    Duhân

    Surah 44

    [1] Ha, mim

    [2] Kitab-ı Mubin´e (Apacık Kitab´a) andolsun

    [3] Muhakkak ki Biz onu, mubarek bir gecede indirdik. Suphesiz Biz, uyaranlarız

    [4] Hikmetli (hukmedilmis) emirlerin (islerin) hepsi, onda (o gecede) ayırt edilir (belirlenir)

    [5] Katımızdan bir emir olarak. Muhakkak ki Biz, (Kur´an´ı ve resulleri) gonderenleriz

    [6] Rabbinden bir rahmet olarak. Muhakkak ki O; O, en iyi isiten, en iyi bilendir

    [7] Goklerin ve yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir. Eger siz yakin sahibi iseniz

    [8] O´ndan baska Ilah yoktur. Diriltir ve oldurur. Sizin ve evvelki (sizden onceki) babalarınızın Rabbidir

    [9] Hayır, onlar suphe icinde oynuyorlar (oyalanıyorlar)

    [10] Artık gogun, apacık duman (fitne) getirecegi gunu gozle

    [11] (O fitne ki) insanları (insanların buyuk kısmını) sarmıstır. Iste bu, elim bir azaptır

    [12] Rabbimiz, azabı bizden kaldır. Muhakkak ki biz, mu´minleriz

    [13] Onlara (herseyi) acıklayan bir resul gelmisti. (Buna ragmen resulun soylediklerinden) ibret almadılar

    [14] Ve (O´NA) (seytan tarafından vahyedilerek) “ogretilmis” ve “deli” dediler ve sonra O´NDAN yuz cevirdiler

    [15] Muhakkak ki Biz, azabı biraz kaldırsak (bile), suphesiz ki siz (sirke) donecek olanlarsınız

    [16] Buyuk bir siddetle (onları) yakalayacagımız gun, Biz mutlaka intikam alacak olanlarız

    [17] Ve andolsun ki Biz, onlardan once firavun kavmini de imtihan ettik. Ve onlara da kerim bir resul (Hz. Musa) gelmisti

    [18] (Hz. Musa): “Allah´ın kullarını bana verin. Muhakkak ki ben, sizin icin emin bir resulum.” (demisti)

    [19] Allah´a karsı ululuk (buyukluk) taslamayın! Cunku ben, size apacık bir sultan (delil) ile geliyorum

    [20] Ve muhakkak ki ben, beni taslamanızdan, sizin de Rabbiniz olan Rabbime sıgındım

    [21] Eger bana inanmıyorsanız artık benden uzaklasın

    [22] Bunun uzerine: “Bunlar gunahkar bir kavimdir.” diye, Rabbine dua etti

    [23] Hemen gece yuruyusu yapmak uzere kullarımla (beraber) yola cık! Muhakkak ki siz takip edileceksiniz

    [24] Ve denizi acık olarak bırak! Muhakkak ki onlar, bogulacak olan bir ordudur

    [25] Bahcelerden ve pınarlardan nicelerini terkettiler

    [26] Ve ekinler ve kerim mekanlar (guzel koskler)

    [27] Ve orada zevk icinde yasadıkları ni´metler (terkettiler)

    [28] Iste, boyle. Ve sonraki kavmi onlara varis kıldık

    [29] Onlara yer ve gok aglamadı. Ve onlara muhlet verilmedi

    [30] Ve andolsun ki Biz, Israilogullarını (firavunun) zelil azab(ın)dan kurtardık

    [31] O firavun ki, suphesiz o, haddi asanlardan ve buyukluk taslayanlardandı

    [32] Ve andolsun ki Biz, onları (Israilogullarını) ilim uzerine alemlere sectik (ustun kıldık)

    [33] Ve onlara, icinde apacık imtihan olan ayetlerden (mucizelerden) verdik

    [34] Gercekten onlar, mutlaka diyecekler ki

    [35] (Bizim olumumuz) sadece ilk olumumuzdur. Ve biz, nesrolunacak (tekrar diriltilecek) degiliz

    [36] Siz dogru soyleyenlerseniz, o halde babalarımızı (geri) getirin

    [37] Onlar mı yoksa Tubba´nın kavmi ve onlardan oncekiler mi daha hayırlı? Biz onları helak ettik. Cunku onlar mucrimlerdi

    [38] Ve gokleri ve yeri ve ikisi arasındakileri, oyun olsun diye yaratmadık

    [39] Ikisini de haktan baska bir sey ile yaratmadık (ikisini de hak ile yarattık). Ve lakin onların cogu bilmezler

    [40] Muhakkak ki fasıl gunu, onların hepsinin belirlenmis vaktidir

    [41] O gun, dosttan dosta (hic)bir sey fayda vermez. Ve onlara yardım olunmaz

    [42] Ancak Allah´ın rahmet (Rahim esmasıyla tecelli) ettigi kimse haric. Muhakkak ki O, Aziz´dir, Rahim´dir

    [43] Muhakkak ki zakkum agacı

    [44] Gunahkarların yemegidir

    [45] Erimis maden gibi karınlarında kaynar

    [46] Kaynar suyun kaynaması gibi

    [47] Onu tutun (yakalayın)! Hemen cehennemin ortasına surukleyin

    [48] Sonra basının ustune azap olarak kaynar su dokun

    [49] (Azabı) tat! (Hani) sen, gercekten azizdin ve kerimdin (kendini oyle zannediyordun)

    [50] Muhakkak ki bu azap, sizin suphe ettiginiz seydir

    [51] Muhakkak ki takva sahipleri, mutlaka emin makamlardadır

    [52] Cennetlerde ve pınarlarda

    [53] Karsılıklı ipekten ve atlastan giysiler giyerler

    [54] Iste, boyle. Ve onları, iri gozlu huriler ile evlendiririz

    [55] Orada emniyet icinde her cesit meyveden isterler

    [56] Orada ilk olumden baska olum tatmazlar. Ve (Allah, boylece) onları cehennem azabından korumustur

    [57] Senin Rabbinden fazl (lutuf) olarak iste bu, (en buyuk kurtulus) fevz-ul azimdir

    [58] Iste boylece O´nu (Kur´an-ı Kerim´i), senin lisanın ile kolaylastırdık. Umulur ki onlar tezekkur ederler

    [59] Artık gozle (bekle)! Muhakkak ki onlar da (bekleyenler) gozleyenlerdir

    Câsiye

    Surah 45

    [1] Ha, mim

    [2] Kitab´ın indirilmesi, Aziz ve Hakim olan Allah tarafındandır

    [3] Muhakkak ki mu´minler icin goklerde ve yerde mutlaka ayetler (deliller) vardır

    [4] Ve sizin yaratılısınızda ve (Allah´ın) hayvanlardan uretip yaydıklarında, yakin sahibi kavim icin ayetler (deliller) vardır

    [5] Ve gece ve gunduzun ihtilafı (birbirini takip etmesi) ve Allah´ın rızık olarak semadan (yagmur, kar gibi) seyleri indirmesi, boylece arzı olumunden sonra diriltmesi ve ruzgarları cevirip estirmesi, akıl eden kavim icin ayetlerdir (delillerdir)

    [6] Iste bunlar, Allah´ın ayetleridir. Sana hak olarak onları okuyoruz. O halde Allah´tan ve O´nun ayetlerinden sonra hangi soze inanacaklar

    [7] Butun yalancı gunahkarların vay haline

    [8] Kendisine okunan, Allah´ın ayetlerini isitir. Sonra onu isitmemis gibi kibirlenerek israr eder. Artık onu, elim azap ile mujdele

    [9] Ayetlerimizden bir sey ogrendikleri zaman onu alay konusu edinirler. Iste onlar; onlar icin alcaltıcı azap vardır

    [10] Cehennem onların arkalarındadır. Ve kazandıkları seyler onlara fayda vermez. Ve Allah´tan baska dost edindikleri de. Ve onlar icin buyuk azap vardır

    [11] Iste bu hidayettir. Ve Rab´lerinin ayetlerini inkar edenler; onlar icin azap ustune elim azap vardır

    [12] O Allah ki, icinde gemileri O´nun emriyle yuzdurmeniz icin denizi size musahhar (emre amade) kıldı. Ve O´nun fazlından istemeniz icin. Umulur ki, boylece siz sukredersiniz

    [13] Ve goklerde ve yerde olanların hepsini kendinden (bir lutuf olarak) size musahhar (emre amade) kıldı. Muhakkak ki bunda, tefekkur eden bir kavim icin mutlaka ayetler (ibretler) vardır

    [14] Amenu olanlara de ki: “Allah´ın gunlerinin (gelecegini) ummayan, kazanmıs olduklarından dolayı (Allah´ın) cezalandıracagı kavmi bagıslasınlar.”

    [15] Kim salih amel (nefs tezkiyesi) yaparsa, kendi nefsi icindir (lehinedir). Ve kim kotuluk yaparsa, o da kendi aleyhinedir. Sonra Rabbinize donduruleceksiniz

    [16] Ve andolsun ki Israilogullarına, kitap, hukum ve peygamberlik verdik. Ve onları temiz rızıklarla rızıklandırdık. Ve onları alemlere ustun kıldık

    [17] Ve onlara emirden (Allah´ın emrinden) beyyineler (deliller) verdik. Fakat onlara ilim geldikten sonra onlar, aralarında azgınlık ederek ihtilafa dustuler. Muhakkak ki senin Rabbin, kıyamet gunu, ihtilaf etmis oldukları seylerde, onların arasında hukum verecektir

    [18] Sonra seni, emirde (Allah´ın emrinde) seriat uzere kıldık. Oyleyse ona (o seriate) tabi ol! Ve bilmeyenlerin hevalarına uyma

    [19] Muhakkak ki onlar, Allah´tan bir sey (emir) konusunda asla sana fayda veremezler. Muhakkak ki zalimler birbirinin dostudurlar. Ve Allah, takva sahiplerinin dostudur

    [20] Iste bu (Kur´an), insanlar icin basirettir. Ve yakin hasıl eden kavim icin hidayettir, rahmettir

    [21] Yoksa kotuluk isleyenler, zannediyorlar mı ki, onları, amenu olan (Allah´a ulasmayı dileyen) ve salih ameller (nefs tezkiyesi) yapanlar gibi kılacagız ve onların hayatları ve olumleri esit olacak? Hukum verdikleri sey ne kotu

    [22] Ve Allah, gokleri ve yeri hak ile yarattı. Ve butun nefslere kazandıklarının karsılıgı (ceza veya mukafat) verilsin diye. Ve onlara zulmedilmez

    [23] Hevasını kendisine ilah edinen kisiyi gordun mu? Ve Allah, onu ilim (onun faydasız ilmi) uzere dalalette bıraktı. Ve onun isitme hassasını ve kalbini muhurledi. Ve onun basar (gorme) hassasının uzerine gısavet (perde) kıldı (cekti). Bu durumda Allah´tan sonra onu kim hidayete erdirir? Hala tezekkur etmez misiniz

    [24] Ve: “O (hayat), dunya hayatımızdan baska birsey degildir, oluruz ve diriliriz. Ve bizi dehrden (zamandan) baska birsey helak edemez.” dediler. Ve onların bu konuda ilimden (nasipleri) yoktur. Onlar sadece zanda bulunurlar

    [25] Onlara ayetlerimiz beyan edilerek okundugu zaman onların delilleri (iddiaları): “Eger siz sadıklarsanız (dogru soyleyenlerseniz), babalarımızı getirin!” demekten baska birsey olmadı

    [26] De ki: “Allah sizi yasatır, sonra oldurur. Sonra sizi, hakkında suphe olmayan kıyamet gunu (biraraya) toplar.” Ve lakin insanların cogu bilmezler

    [27] Goklerin ve yerin mulku Allah´ındır. Ve o saatin (kıyametin) vuku bulacagı izin gunu, batıl olanlar husranda olacaklardır

    [28] Ve butun ummetleri diz cokmus olarak gorursun. Butun ummetler kendi kitaplarına davet edilirler. O gun yapmıs oldugunuz seylerin karsılıgı (ceza ve mukafat) verilir

    [29] Iste bu Bizim Kitabımız ki, size hakkı soyler. Muhakkak ki Biz, yapmıs oldugunuz seyleri tensih ediyorduk (hayat filmine kaydettiriyorduk)

    [30] Fakat amenu olanlara ve salih ameller yapanlara (Allah´a ulasmayı dileyerek nefs tezkiyesi yapanlar) gelince, Rab´leri onları rahmetinin icine koyar. Iste bu, fevz-ul mubindir (apacık kurtulustur)

    [31] Ve fakat inkar edenlere denir ki: “Ayetlerim size okundugu zaman kibirlenenler siz degil miydiniz? Ve siz, mucrim bir kavim oldunuz.”

    [32] Ve: “Allah´ın vaadi ve hakkında suphe olmayan o saat (kıyamet) haktır.” denildigi zaman siz: “Biz o saat (kıyamet) nedir bilmeyiz? Sadece bir zan oldugunu sanıyoruz. Ve biz, yakin sahibi degiliz.” dediniz

    [33] Ve onlara, yaptıkları seylerin kotulugu asikar oldu. Ve alay etmis oldukları sey, onları kusattı

    [34] Ve (onlara): “Bugun sizi unutacagız, tıpkı sizin “bugununuze kavusmayı” unuttugunuz gibi. Ve sizin mevanız (kalacagınız yer), atestir. Ve sizin icin bir yardımcı yoktur.” denildi

    [35] Iste bu, Allah´ın ayetlerini alay konusu etmeniz sebebiyledir. Ve sizi dunya hayatı aldattı. Oyleyse o gun oradan cıkarılmazlar. Ve onlardan bir ozur istenmez (kabul edilmez)

    [36] Oyleyse hamd, goklerin ve yerin Rabbi ve alemlerin Rabbi, Allah´a mahsustur

    [37] Goklerde ve yerde buyukluk ve azamet, O´na mahsustur. Ve O, Aziz´dir, Hakim´dir (hukum ve hikmet sahibidir)

    Ahkaf

    Surah 46

    [1] Ha mim

    [2] Kitab´ın indirilmesi, Aziz ve Hakim olan Allah tarafındandır

    [3] Gokleri ve yeri ve ikisinin arasındakileri ancak hak ile yarattık. Ve bilinen (tespit edilen) bir zamana kadar. Ve onlar ki, uyarıldıkları seylerden yuz ceviren kafirlerdir

    [4] De ki: “Allah´tan baska taptıklarınızı gordunuz mu?” Onların yeryuzunde ne yarattıklarını bana gosterin. Yoksa onların goklerde ortagı mı var? Eger siz sadıklarsanız (dogru soyleyenlerseniz) bana, bundan evvelki bir kitap ve ilimden (ilmi) bir eser getirin.”

    [5] Allah´tan baskasına dua edenden daha dalalette kim vardır? Kıyamet gunune kadar, ona kimse icabet etmez. Ve onlar (putlar), onların dualarından gafildirler (habersizdirler)

    [6] Insanlar hasrolundukları (biraraya getirildikleri) zaman (putlar) onlara dusman oldular. Ve onların ibadetlerini inkar ettiler (kabul etmediler)

    [7] Ve onlara ayetlerimiz beyan edilerek (acıklanarak) okundugu zaman kafirler, (ayetlerimiz) onlara gelince, hak (ayetlerimiz) icin: “Bu, apacık bir sihirdir.” dediler

    [8] Yoksa “Onu uydurdu.” mu diyorlar? De ki: “Eger onu ben uyduruyorsam, o taktirde Allah´tan bana gelecek bir seye siz mani olamazsınız. O, O´nun (Kur´an) hakkında daldıgınız seyleri (yaptıgınız iftiraları) en iyi bilir. Benimle sizin aranızda O´na (Kur´an-ı Kerim´e) sahit olarak O (Allah) yeter. Ve O; Gafur´dur, Rahim´dir

    [9] “Ben diger resullerden farklı bir (bidat) ortaya cıkarmıs degilim.” de. Ve bana ve size ne yapılacagını ben bilemem. Ben sadece bana vahyedilene tabi olurum. Ve ben apacık bir nezirden baska bir sey degilim

    [10] De ki: “Gordunuz mu? Ya o Kur´an, Allah´ın katından ise ve siz O´nu inkar ettinizse? Ve Israilogullarından bir sahit O´nun misline sahit olduysa, boylece iman ettiyse ve siz de buyukluk tasladıysanız? Muhakkak ki Allah, zalimler kavmini hidayete erdirmez

    [11] Inkar edenler, amenu olanlara: “Eger O hayırlı olsaydı, O´na (saygıda, imanda) bizi gecemezlerdi.” dediler. O´nunla (Kur´an´la) hidayete eremeyince o zaman “Bu, eski bir yalandır.” diyecekler

    [12] Ve O´ndan (Kur´an´dan) once imam ve rahmet olarak Hz. Musa´nın kitabı (Tevrat) vardır. Bu, Arap lisanı ile (Hz. Musa´nın kitabını) tasdik eden bir kitaptır. Zalimleri uyarmak ve muhsinleri mujdelemek icindir

    [13] Muhakkak ki onlar “Rabbimiz Allah´tır.” dediler. Sonra onlar (Allah´a) istikamet uzere oldular. Artık onlara korku yoktur. Ve onlar mahzun olmazlar

    [14] Iste onlar cennet ehlidirler. Orada ebedi kalacak olanlardır, yapmıs olduklarının karsılıgı (mukafatı) olarak

    [15] Insana, anne ve babasına ihsanla davranmasını vasiyet ettik. Annesi onu guclukle tasıdı ve onu guclukle dogurdu. Ve onun tasınması ve sutten kesilmesi 30 aydır. Nihayet erginlik cagına ulastıgı zaman 40 yasını tamamladı. Soyle dedi: “Rabbim! Bana, anne ve babama verdigin ni´metlere sukretmekte, Senin razı oldugun salih amel (nefs tezkiyesi) yapmakta beni basarılı kıl. Ve zurriyetimi ıslah et. Muhakkak ki ben, Sana tovbe ettim ve muhakkak ki ben (Sana) teslim olanlardanım.”

    [16] Iste onlar ki, onlardan yaptıklarını en guzel sekilde kabul ederiz (1´e 700´e kadar derece veririz). Ve onların gunahlarına cevaz vermeyiz (orteriz, sevaba ceviririz). Onlar cennet ehli arasındadırlar. Onların vaadolundukları sey gercek bir vaaddir

    [17] Ve o, anne ve babasına: “Ikinize de off (ikinizden de bıktım), daha once (nice) nesiller gelip gecmisken, benim topraktan diriltilerek cıkarılacagımı mı vaadediyorsunuz?” dedi. Ve onlar (anne ve babası) Allah´tan yardım isteyerek: “Kendine yazık (ediyorsun), iman et. Muhakkak ki Allah´ın vaadi haktır.” (dediler). Bunun uzerine (o) soyle dedi: “Bu, evvelkilerin masallarından baska bir sey degildir.”

    [18] Iste onlar ki, onlardan evvel gelip gecmis olan cin ve insan toplumlarında, uzerlerine (azap) sozu hak olmustur. Muhakkak ki onlar, husranda olanlardır

    [19] Ve herkes icin, amellerinden dolayı dereceler vardır, onlara amellerinin (karsılıgının) odenmesi icin. Ve onlara zulmedilmez

    [20] Ve o gun kafirler atese arzedilirler: “Siz dunya hayatınızda (size gore) guzel seylerinizi tukettiniz. Ve onunla metalandınız (sefa surdunuz). Artık bugun alcaltıcı bir azapla cezalandırılacaksınız. Yeryuzunde haksız yere kibirlendiginiz ve fasıklık yapmıs oldugunuz icin

    [21] Ad (Kavmi)nin kardesini hatırla! Ahkaf´taki kavmini uyarmıstı. Ondan once ve sonra “Allah´tan baskasına kul olmayın!” diye uyaran bir cok nezirler gelip gecmisti. Gercekten ben buyuk gunun azabının uzerinize olmasından korkarım

    [22] Sen bizi ilahlarımızdan dondurmek icin mi bize geldin? Eger sen sadıklardan (dogru soyleyenlerden) isen, o zaman bize vaadettigin seyi (azabı) getir.” dediler

    [23] Dedi ki: “O ilim (o azabın bilgisi) ancak, Allah´ın katındadır. Ve ben onunla gonderildigim seyi size teblig ediyorum. Fakat ben sizi cahillik eden bir kavim olarak goruyorum

    [24] Fakat onu (azabı) vadilerine dogru yonelen bulutu gordukleri zaman, “Bu bize yagmur yagdıracak bir buluttur.” dediler. Hayır o, kendisini acele istediginiz sey, icinde elim azap olan bir ruzgardır (fırtınadır)

    [25] O Rabbinin emriyle herseyi dumura ugratır (yok eder). Boylece sabahleyin onların meskenlerinden baska hicbir sey gorunmez oldu. Mucrim kavmi, iste boyle cezalandırırız

    [26] Ve andoldun ki Biz, onlara size dahi vermedigimiz imkanları verdik. Ve onlara isitme, gorme hassaları ve idrak verdik. Fakat isitme ve gorme hassaları onlara fayda saglamadı. Ve idrakleri de onlara bir sey saglamadı. Allah´ın ayetlerini bilerek inkar ediyorlardı. Ve alay etmis oldukları sey onları kusattı

    [27] Ve andolsun, sizin etrafınızdaki beldelerden pekcogunu helak ettik. Ve ayetleri acıkladık ki, belki boylece onlar donerler diye

    [28] Allah´tan baska, yakınlık saglaması icin ilahlar ittihaz ettikleri zaman onlara yardım etmeleri gerekmez miydi? Hayır (putlar), onlardan saptılar (uzaklastılar). Iste bu, onların yalanları ve iftira etmis oldukları seydir

    [29] Cinlerden bir grubu sana yoneltmistik, Kur´an´ı dinlemeleri icin. Onun huzuruna geldikleri zaman “Susun, dinleyin!” dediler. Sonra (Kur´an-ı Kerim okuması) bitirilince kendi kavimlerine uyarıcılar olarak donduler

    [30] Onlar: “Ey kavmimiz! Muhakkak ki biz, Hz. Musa´dan sonra indirilen, onların elindekini tasdik eden Hakk´a ulastıran ve Tariki Mustakim´e hidayet eden bir kitap dinledik.” dediler

    [31] Ey kavmimiz! Allah´ın davetcisine icabet edin. Ve O´na iman edin ki, sizin gunahlarınızı bagıslasın ve magfiret etsin (sevaba cevirsin). Ve sizi elim azaptan korusun

    [32] Ve Allah´ın davetcisine icabet etmeyen kimse, yeryuzunde (Allah´ı) aciz bırakacak degildir. Ve onun Allah´tan baska dostları yoktur. Iste onlar apacık dalalet icindedirler

    [33] Onlar, gokleri ve yeri yaratanın Allah oldugunu gormediler mi? Ve O, onları yaratmaktan yorulmaz. Oluleri diriltmeye kaadirdir. Evet, muhakkak ki O, herseye kaadirdir

    [34] Ve o gun kafirler atese arz olunurlar. Bu gercek degil mi? (denince): “Evet, Rabbimize andolsun (ki gercek).” dediler. (Allah): “Oyleyse inkarlarınız sebebiyle azabı tadın.” dedi

    [35] Oyleyse ulul´azm olan resuller gibi sabret. Ve onlar icin acele etme. O gun vaadolundukları seyi (azabı) gordukleri zaman gunduzun bir saatinden fazla kalmamıs gibi olurlar. (Bu) bir tebligdir. Artık fasıklar toplulugundan baskası helak edilir mi

    Muhammed

    Surah 47

    [1] Inkar edenlerin ve (insanları) Allah´ın yolundan men edenlerin amellerini (Allah) bosa cıkardı

    [2] Amenu olan ve salih amel (nefsi tezkiye edici ameller) yapanların ve Hz. Muhammed (S.A.V)´e indirdigimiz Sey´e (Kur´an-ı Kerim´e) ve O´nun Rab´lerinden bir hak olduguna inananların gunahlarını (Allah) orttu ve onların hallerini ıslah etti

    [3] Bunlar, kafirlerin batıla tabi olması ve amenu olanların, Rab´lerinden (inen) hakka tabi olmaları sebebiyledir. Allah insanlara, iste boyle kendi durumlarını misal verir

    [4] Artık kafirlerle karsılastıgınız zaman onları gucsuz (zayıf) bırakıncaya kadar boyunlarını vurun. Baglarını kuvvetlendirin (esirleri sıkıca baglayın). Nihayet savası, onun agırlıklarını (silahlarını ve savas levazımatını) bırakınca da onları, ister lutuf olarak (bedelsiz) veya fidye alarak (bedel karsılıgı) (bırakın). Iste boyle. Ve eger Allah dileseydi, elbette onlardan intikam alırdı. Ve lakin (bu) sizin bir kısmınızı, diger bir kısımla imtihan etmek icindir. Ve onlar ki Allah yolunda oldurulenlerdir, o taktirde onların amelleri bosa cıkarılmaz

    [5] (Allah) onları hidayete erdirecek ve onların hallerini ıslah edecektir

    [6] Ve onları, kendilerine tarif ettigi cennete dahil edecektir

    [7] Ey amenu olanlar! Eger siz Allah´a yardım ederseniz, O da size yardım eder ve ayaklarınızı sabit kılar

    [8] Ve onlar ki kafirdirler. Artık onlar helaka maruzdurlar. Ve onların amellerini (Allah) bosa cıkardı

    [9] Bu, onların Allah´ın indirdigi seyi kerih gormeleri sebebiyledir. Boylece (Allah) onların amellerini bosa cıkardı

    [10] Onlar yeryuzunde dolasmadılar mı? Onlardan oncekilerin akıbeti nasıl oldu baksınlar! Allah onları dumura ugrattı (helak etti). Ve onun bir benzeri de kafirler icindir

    [11] Bu, Allah´ın amenu olanların dostu olması sebebiyledir. Ve kafirlerin ise gercek dostu (mevlası) yoktur

    [12] Muhakkak ki Allah, amenu olanları (Allah´a ulasmayı dileyenleri) ve salih amel (nefs tezkiye edici ameller) yapanları, altından nehirler akan cennetlere koyar. Ve onlar ki kafirlerdir, (dunyada) metalanırlar (faydalanırlar) ve hayvanların yedigi gibi yerler. Ve ates, onların mekanıdır

    [13] Nice beldeler, seni cıkardıkları ulkeden daha kuvvetliydi (daha ustundu), onları helak ettik. O zaman onlar icin bir yardımcı yoktu

    [14] Oyleyse Rabbinden beyyine (delil) uzerinde olan kisi, kotu ameli kendisine suslu gosterilen ve hevalarına tabi olan kisiler gibi midir

    [15] Takva sahiplerine vaadedilen cennetin durumu sudur ki; icinde kokusu degismeyen sudan nehirler, tadı bozulmayan sutten nehirler, icenlere lezzet veren saraptan nehirler ve saf (suzulmus) baldan nehirler bulunur. Onlar icin orada her cesit meyve bulunur ve (onlar icin) Rab´lerinden magfiret vardır. (Bunların durumu), ateste devamlı kalacak olan ve hamim (sıcak kaynar su) icirilen, bu sebeple bagırsakları parcalanan kimsenin durumu gibi midir

    [16] Ve seni dinleyenlerden bir kısmı, senin yanından cıktıkları zaman, kendilerine ilim verilenlere: “Biraz once (O) ne dedi?” dediler. Iste onlar, Allah´ın, kalplerini muhurledikleri kisilerdir ve onlar hevalarına tabi olanlardır

    [17] Ve onlar ki hidayete ermislerdir, (Allah) onların hidayetini artırdı ve onlara takvalarını verdi

    [18] Oyleyse “o saatin” gelmesinden baska bir sey mi bekliyorlar? Halbuki onun alametleri (isaretleri) gelmistir. Fakat (o saat) kendilerine geldigi zaman, onlara hatırlatmanın ne (faydası) olur ki

    [19] Bu durumda Allah´tan baska Ilah olmadıgını bil ve kendi gunahların icin, mu´min erkekler ve mu´min kadınlar icin magfiret dile. Ve Allah, sizin donusunuzu ve sizin yurdunuzu bilir

    [20] Ve amenu olanlar: “(Savası emreden) bir sure indirilmeli degil miydi?” derler. Sonra da muhkem (hukmu acık ve kesin) bir sure indirilince ve onun icinde savas zikrolunuyorsa (bahsediliyorsa), kalplerinde hastalık olanların, uzerlerine olum hali cokmus gibi bir bakısla sana baktıklarını gorursun. Oysa onlar icin en iyi (en uygun) olan odur ki…

    [21] Itaat ve maruf sozdur. Fakat bir ise azmedildiginde o zaman Allah´a sadık olsalardı, muhakkak ki onlar icin daha hayırlı olurdu

    [22] Yeryuzunde fesat cıkarmaya donmeniz ve birbirinizi oldurmeniz mi, yoksa sizden beklenen bu mu olmalıydı

    [23] Iste onlar, Allah´ın kendilerine lanet ettikleridir. Bu sebeple onların (nefslerinin) isitme hassalarını sagır ve gorme hassalarını kor yaptı

    [24] Hala Kur´an´ı tefekkur etmezler mi? Yoksa kalpler uzerinde kilitleri mi var

    [25] Muhakkak ki kendilerine hidayet tebeyyun ettikten (acıkca belli olduktan) sonra arkalarına geri donenleri seytan (kufre) ulastırdı. Ve onları (kotu) emellere yoneltti

    [26] Iste bu (dusmanların), Allah´ın indirdigi seyi kerih gorenlere: “Size bazı islerde itaat edecegiz.” demeleri sebebiyledir. Ve Allah, onların sırlarını bilir

    [27] Artık melekler onları vefat ettirirken, onların yuzlerine ve arkalarına vuracakları zaman onların halleri nasıl olacak

    [28] Iste bu, onların, Allah´ı ofkelendiren seylere tabi olmaları ve O´nun (Allah´ın) rızasını kerih gormeleri sebebiyledir. Boylece onların amellerini bosa cıkardı

    [29] Yoksa kalplerinde hastalık olanlar, Allah´ın, onların (gizli) kinlerini asla ortaya cıkarmayacagını mı zannettiler

    [30] Ve eger biz dileseydik, onları sana mutlaka gosterirdik. O zaman sen onları simalarından muhakkak tanırdın. Ve sen onları mutlaka sozlerinin imasından da tanırsın. Ve Allah sizin amellerinizi bilir

    [31] Ve sizin aranızdan mucahitler ve sabredenler Bize belli oluncaya kadar sizi mutlaka imtihan ederiz. Ve haberlerinizi de imtihan edecegiz

    [32] Muhakkak ki inkar edenler, Allah´ın yolundan men edenler ve onlara hidayet acıkca belli olduktan sonra resule muhalefet edenler, onlar Allah´a hicbir seyle asla zarar veremezler. Ve (Allah) onların amellerini heba edecek

    [33] Ey amenu olanlar (Allah´a ulasmayı dileyenler)! Allah´a itaat edin. Ve resule itaat edin. Ve amellerinizi batıl etmeyin

    [34] Muhakkak ki inkar edenleri ve Allah´ın yolundan men edenleri, sonra da kafir olarak olenleri artık Allah asla magfiret etmez (onların gunahlarını sevaba cevirmez)

    [35] Siz ustun oldugunuza gore gevsemeyin ve (onları) sulha davet etmeyin. Ve Allah sizinle beraber. Ve sizin amellerinizi asla eksiltmez

    [36] Muhakkak ki dunya hayatı bir oyun ve eglencedir. Ve eger amenu olursanız ve takva sahibi olursanız (Allah´a ulasmayı dilerseniz) size ecirleriniz verilir. Ve sizden mallarınızı istemez

    [37] Eger sizden onu (mallarınızı) istese, boylece ısrar etse, siz cimrilik edersiniz. Ve (bu) sizin hasetinizi acıga cıkarır

    [38] Iste siz boylesiniz. Allah yolunda infak etmeye davet edilirsiniz, buna ragmen sizden bir kısmınız cimrilik yapar. Ve kim cimrilik yaparsa o taktirde sadece kendi nefsi icin cimrilik yapar. Ve Allah Gani´dir (zengindir). Ve sizler fakirsiniz. Ve eger siz (haktan) donerseniz, (sizi) sizden baska bir kavimle degistirir. Sonra onlar sizin gibi (cimri) olmazlar

    Fetih

    Surah 48

    [1] Muhakkak ki Biz, sana apacık bir fetih verdik

    [2] Allah, senin gecmis ve gelecek gunahlarını magfiret etsin ve sana ni´metini tamamlasın ve seni Sıratı Mustakim´e ulastırsın diye

    [3] Ve Allah, sana aziz bir zaferle yardım etsin

    [4] Mu´minlerin kalplerine, imanlarını iman ile artırsınlar diye sekineti indiren, O´dur. Goklerin ve yerin orduları Allah´ındır. Ve Allah; Alim´dir, Hakim´dir

    [5] Mu´min kadın ve erkekleri orada ebedi kalmak uzere altından nehirler akan cennetlere koysun ve onların gunahlarını ortsun diye. Iste bu, Allah´ın indinde fevz-ul azimdir

    [6] Ve munafık erkek ve kadınlara, musrik erkek ve kadınlara azap etsin. Onlar ki, Allah´a kotu zan ile zanda bulundular. Kotu (zanları) onların uzerine donsun. Ve Allah, onlara gazaplandı ve onları lanetledi. Ve onlar icin cehennemi hazırladı, ne kotu varıs yeri

    [7] Ve goklerin ve yerin orduları Allah´ındır. Ve Allah; Aziz´dir, Hakim´dir

    [8] Muhakkak ki Biz, seni sahit, mujdeleyen ve uyarıcı olarak gonderdik

    [9] Allah ve O´nun Resul´une iman edin, O´nu saygıyla yuceltin ve sabah aksam O´nu tesbih edin diye

    [10] Muhakkak ki onlar, sana tabi oldukları zaman Allah´a tabi olurlar. Onların ellerinin uzerinde (Allah senin butun vucudunda tecelli ettigi icin ellerinde de tecelli etmis oldugundan) Allah´ın eli vardır. Bundan sonra kim (ahdini) bozarsa, o taktirde sadece kendi nefsi aleyhine bozar (Allah´a verdigi yeminleri, ahdleri yerine getirmedigi icin derecesini nakısa dusurur). Ve kim de Allah´a olan ahdlerine vefa ederse (yeminini, misakini ve ahdini yerine getirirse), o zaman ona en buyuk mukafat (ecir) verilecektir (cennet saadetine ve dunya saadetine erdirilecektir)

    [11] Araplardan muhallefunlar (geride kalanlar), sana: “Mallarımız ve ailelerimiz bizi mesgul etti. Artık bizim icin magfiret dile.” diyecekler. Onlar, kalplerinde olmayanı dilleri ile soyluyorlar. De ki: “Eger Allah, size bir zarar veya fayda dilerse, bu taktirde sizin icin Allah´tan (gelen) bir seye kim mani olabilir (fayda veya zararı onleyebilir)? Hayır (oyle degil), Allah yaptıgınız seylerden haberdardır.”

    [12] Hayır, siz Resul ve mu´minlerin, ailelerine ebediyen asla donmeyeceklerini zannettiniz. Ve bu (zan), kalplerinizde suslendi. Kotu bir zanla zanda bulundunuz. Ve siz helaka mustahak bir kavim oldunuz

    [13] Ve kim Allah ve O´nun Resul´une iman etmezse iste o zaman, muhakkak ki Biz, kafirler icin alevli ates (cehennemi) hazırladık

    [14] Ve goklerin ve yerin mulku Allah´ındır. Diledigini magfiret eder ve diledigine azap eder. Ve Allah; Gafur´dur, Rahim´dir

    [15] (Savastan) geri kalanlar, ganimetlerin (bulundugu yere) onları almak icin gittiginiz zaman: “Bizi bırakın (bize izin verin), size tabi olalım.” diyecekler. (Onlar) Allah´ın kelamını degistirmek istiyorlar. (Onlara) de ki: “Siz asla bize tabi olamazsınız. Allahu Teala daha once boyle buyurdu.” O zaman (onlar da): “Hayır, siz bize haset ediyorsunuz (bizi kıskanıyorsunuz).” diyecekler. Hayır, onlar pek azı haric, fıkıh (idrak) edemiyorlar (anlayamıyorlar)

    [16] Bedevi Araplar´dan (savastan) geride kalanlara de ki: “Siddetli (kuvvetli) carpısan bir kavime karsı (savasmaya) cagrılacaksınız. Ya onları oldurursunuz ya da onlar teslim olurlar. Bundan sonra eger (Allah´a) itaat ederseniz, Allah size ahsen ecir verir. Ve eger daha once dondugunuz gibi donerseniz, size elim bir azapla azap eder.”

    [17] Amalara, topallara ve hastalara bir gucluk (vebal) yoktur. Kim Allah´a ve O´nun Resul´une itaat ederse, altından nehirler akan cennetlere koyar. Ve kim (yuz cevirir) donerse, ona elim azapla azap eder

    [18] Andolsun ki, o agacın altında sana tabi oldukları zaman Allah, mu´minlerden razı oldu. Ve onların kalplerinde olanı biliyordu. Boylece onların uzerine sekinet indirdi. Ve onlara yakın bir fetih nasip etti

    [19] Ve pekcok da ganimet vardır. Onları alırlar. Ve Allah; Aziz´dir, Hakim´dir

    [20] Allah size, alacagınız pekcok ganimet vaadetti. Boylece bu (konuda) sizin icin acele etti. Ve insanların ellerini sizden cekti. Ve mu´minlere ayet olsun ve sizi Sıratı Mustakim´e ulastırsın diye

    [21] Ve henuz ulasamadıgınız, Allah´ın kusatmıs oldugu diger (ganimetler) var. Ve Allah, herseye kaadirdir

    [22] Ve eger kafirler sizinle savassaydılar, mutlaka arkalarını donerlerdi (kacarlardı). Sonra bir dost ve bir yardımcı da bulamazlardı

    [23] Daha onceden beri devam eden, Allah´ın sunneti budur. Ve Allah´ın sunnetinde bir degisiklik bulamazsın

    [24] Ve sizi, Mekke´nin ortasında onlara karsı muzaffer kıldıktan sonra, onların ellerini sizden ve sizin ellerinizi onlardan ceken O´dur. Ve Allah, yaptıklarınızı gorendir

    [25] Onlar ki kafirdirler. Ve sizi Mescid-i Haram´dan ve bekletilen kurbanları (kesim) mahalline ulasmaktan men ettiler. Eger kendilerini henuz tanımadıgınız (bilmeden) helak edeceginiz mu´min erkekler ve mu´min kadınlar bulunmasaydı, bu yuzden bilmeksizin (haberiniz olmadan), onlardan size bir sıkıntı isabet edecek olmasaydı (Allah, savasmanıza musaade ederdi). (Allah´ın savasa musaade etmemesi) Allah´ın diledigini rahmetine dahil etmesi icindir. Eger (mu´minler) ayrılmıs olsalardı, onlardan kafir olanları mutlaka elim azapla azaplandırırdık

    [26] Kafirler hamiyeti, cahiliye taassubunu kalplerine yerlestirince, Allah da Resul´unun ve mu´minlerin uzerine sekinetini indirdi. Ve takva sozu onlara elzem oldu (hakettiler). Ve onu (takva sahibi olmayı), en cok onlar hakettiler. Ve ona ehil (layık) oldular. Ve Allah, herseyi en iyi bilendir

    [27] Andolsun ki, Allah Resul´unun ruya(sının), hak oldugunu tasdik etti. Ve Allah dilerse, siz mutlaka Mescid-i Haram´a emin olarak, baslarınız tıras edilmis ve (saclarınız) kısaltılmıs olarak korkusuzca gireceksiniz. Fakat Allah, sizin bilmediginiz seyleri bildigi icin, bundan baska (daha once) (size) yakın bir fetih nasip etti

    [28] O´dur ki, Resul´unu hidayetle ve hak din ile butun dinlere izhar etmesi (acıklaması) icin gonderdi ve sahit olarak Allah yeter

    [29] Allah´ın Resul´u Hz. Muhammed (S.A.V) ve O´nunla beraber olanlar, kafirlere karsı cok siddetli; kendi aralarında cok merhametlidirler. Onları ruku ederken, secde ederken ve Allah´dan fazl ve rıza isterken gorursun. Onların alametleri yuzlerindeki secde izleridir. Iste bunlar, onların Tevrat´taki ve Incil´deki vasıflarıdır. Filizini cıkaran sonra onu kuvvetlendiren, boylece kalınlasan, sonunda govdesi uzerinde yukselen, ciftcilerin hosuna giden ekin gibidir. Onlarla kafirleri ofkelendirmek icindir. Ve Allah, onlardan amenu olanlara (Allah´a ulasmayı dileyenlere) ve salih amel (nefs tezkiyesi) yapanlara magfiret ve buyuk ecir vaadetti

    Hucurât

    Surah 49

    [1] Ey amenu olanlar (Allah´a ulasmayı dileyenler)! Allah´ın ve O´nun Resul´unun onune gecmeyin. Ve Allah´a karsı takva sahibi olun. Muhakkak ki Allah; en iyi isiten, en iyi bilendir

    [2] Ey amenu olanlar (Allah´a ulasmayı dileyenler)! Seslerinizi peygamber´in sesi´nden fazla yukseltmeyin. Ve o´na sozu, birbirinize bagırdıgınız gibi bagırarak soylemeyin. Siz farkında olmadan amelleriniz heba olur

    [3] Allah´ın Resul´unun yanında seslerini alcaltanlar; iste onlar, Allah´ın takva icin kalplerini imtihan ettigi kimselerdir. Onlar icin magfiret ve buyuk ecir vardır

    [4] Muhakkak ki sana odaların dısından seslenenlerin cogu akıl etmezler

    [5] Ve eger onlar, sen onların yanına cıkıncaya kadar sabretselerdi, mutlaka onlar icin daha hayırlı olurdu. Ve Allah; Gafur´dur, Rahim´dir

    [6] Ey amenu olanlar! Eger bir fasık size bir haber getirirse, o zaman arastırın. Yoksa cahillikle bir kavme kotuluk edersiniz de sonra yaptıgınız seye pisman olursunuz

    [7] Ve aranızda Allah´ın Resulu oldugunu biliniz. Eger islerin cogunda size itaat etseydi, mutlaka sıkıntıya duserdiniz. Fakat Allah, size imanı sevdirdi ve onu kalplerinizde muzeyyen kıldı. Kufru, fıskı ve isyanı size kerih gosterdi. Iste onlar, onlar irsad olanlardır

    [8] (Bu) Allah´tan bir fazl ve ni´mettir. Ve Allah; Alim´dir, Hakim´dir

    [9] Ve eger mu´minlerden iki grup savasırlarsa, o zaman ikisinin arasını duzeltin. Fakat, eger ikisinden biri digerine saldırırsa, o taktirde saldıran grupla Allah´ın emrine donunceye kadar savasın. Bundan sonra eger donerse, boylece ikisinin arasını adaletle duzeltin, (onlara) adil davranın (digerine zulmetmeyin). Muhakkak ki Allah, adaletle davrananları sever

    [10] Mu´minler ancak kardestir. Oyleyse kardeslerinizin arasını duzeltin. Ve Allah´a karsı takva sahibi olun. Umulur ki, boylece siz rahmet olunursunuz

    [11] Ey amenu olanlar! Bir kavim, (baska) bir kavimle alay etmesin. Belki onlar (alay edilenler) digerlerinden daha hayırlıdır. Ve kadınlar da diger kadınlarla (alay etmesin), belki kendilerinden (digerleri) daha hayırlıdırlar. Ve birbirinizi ayıplamayın. Kotu lakaplarla cagırmayın. Imandan sonra fasık isimler ne kotu. Ve kim tovbe etmezse, iste o zaman onlar zalimdirler

    [12] Ey amenu olanlar! Zandan cok sakının. Muhakkak ki bazı zanlar gunahtır. Ve tecessus etmeyin (merak edip insanların hatalarını arastırmayın). Sizin bir kısmınız digerlerinin dedikodusunu yapmasın. Hic sizden biriniz, olmus kardesinin etini yemekten hoslanır mı? Elbette ondan tiksinirsiniz. Ve Allah´a karsı takva sahibi olunuz. Muhakkak ki Allah, tovbeleri kabul eden ve Rahim olandır

    [13] Ey insanlar! Muhakkak ki Biz, sizi bir erkek ve bir kadından yarattık. Ve sizi milletler ve kabileler kıldık ki, birbirinizi (soyunuzu, babalarınızı) tanıyasınız. Muhakkak ki Allah´ın indinde en cok kerim olanınız (ikram olunanınız, en serefli olanınız), (ırk ya da soy olarak degil) en cok takva sahibi olanınızdır. Muhakkak ki Allah, en iyi bilen ve haberdar olandır

    [14] Araplar: “Biz amenu olduk.” dediler. (Onlara) de ki: “Siz amenu olmadınız (Allah´a ulasmayı dilemediniz). Fakat: “Teslim olduk.” deyin. Kalplerinize (icine) iman girmedi. Ve eger Allah´a ve O´nun Resulu´ne itaat ederseniz (Allah´a ulasmayı dilerseniz), amellerinizden bir sey eksiltmez. Muhakkak ki Allah; Gafur´dur, Rahim´dir.”

    [15] Mu´minler ancak onlardır ki, Allah´a ve O´nun Resulu´ne iman ettiler. Sonra da supheye dusmediler. Ve malları ve canları ile Allah yolunda cihad edenler; iste onlar, onlar sadıklardır

    [16] De ki: “Dininizi Allah´a mı ogretiyorsunuz? Ve Allah, goklerde ve yerde olanı bilir. Ve Allah, herseyi en iyi bilendir.”

    [17] Teslim olmaları ile seni minnette bırakmak istiyorlar. De ki: “Sizin Islamiyet´inizle beni minnet altında bırakmayın.” Hayır, bilakis, sizi imana ulastırarak Allah sizi minnettar kılar, eger siz sadıklarsanız

    [18] Muhakkak ki Allah, goklerin ve yerin gaybını bilir. Ve Allah yaptıklarınızı gorendir

    Kâf

    Surah 50

    [1] Kaf. Mecid (serefli) Kur´an´a andolsun

    [2] Hayır, kendilerinden bir nezirin onlara gelmesine sasırdılar. Bunun uzerine kafirler: “Bu sasılacak bir sey.” dediler

    [3] “Biz oldugumuz ve toprak oldugumuz zaman mı (yeniden diriltilecegiz)?” Iste bu, uzak (gerceklesmesi mumkun olmayan) bir donustur

    [4] Arzın (topragın) onlardan neleri eksiltecegini biz biliyorduk. Ve katımızda (illiyyine ve siccine yerlestirilen butun zamanlardaki butun olayları) muhafaza eden bir kitap vardır

    [5] Hayır (oyle degil), onlar kendilerine hak gelince onu yalanladılar. Bu durumda onlar, karısık bir emr (problem) icindeler

    [6] Oyleyse uzerlerindeki semayı nasıl bina ettigimize ve onu nasıl susledigimize bakmıyorlar mı? Ve onun hicbir catlagı yoktur

    [7] Ve arz; onu dosedik, yaydık ve oraya saglam daglar attık (yerlestirdik). Ve orada her cesit bitkiden guzel ciftler yetistirdik

    [8] Munib olan (Allah´a yonelen: Allah´a ulasmayı dileyen) butun kullarına basiret olsun (onların kalp gozleri acılsın) ve (cok) zikretsinler (daimi zikre ulassınlar) diye

    [9] Ve gokten mubarek (bereketli) su (yagmur) indirdik. Boylece onunla bahceler ve hasat edilen hububat yetistirdik

    [10] Ve ust uste kumelenmis tomurcukları olan uzun hurma agacları (yetistirdik)

    [11] Kullar icin rızık olsun diye. Ve onunla olu beldeye hayat verdik. (Olumden sonra topraktan) Cıkıs (dirilis), iste bunun gibidir

    [12] Onlardan evvel Hz. Nuh´un kavmi, Ress´in halkı ve Semud halkı da (resullerini) yalanladı

    [13] Ve Ad (kavmi), Firavun ve Lut (A.S)´ın kardesleri de

    [14] Ve Eyke halkı ve Tubb kavmi, hepsi resullerini yalanladı. Boylece vaadim (cezam) hak oldu (Allah´ın vaadi yerine geldi)

    [15] Yoksa Biz, ilk yaratısta aciz miydik? Hayır (oyle degil), onlar (olumden sonra) yeniden yaratılıstan suphe icindeler

    [16] Ve andolsun ki insanı Biz yarattık. Ve nefsinin ona ne vesveseler verecegini biliriz. Ve Biz, ona sah damarından daha yakınız

    [17] O zaman, sagda ve solda oturan iki telakki edici (tesbit edici melek), (amelleri) tespit ederler

    [18] Bir soz soylenmez ki, onun yanında hazır gozetleyiciler (tarafından tespit edilmis) olmasın

    [19] Ve olum sarhoslugu hak ile geldi. Iste senin ondan kactıgın sey budur

    [20] Ve sur´a uflendi. Iste bu vaid (ikaz) gunudur

    [21] Ve butun nefsler beraberinde bir saik (hayat filmini ceken) ve bir sahit ile gelir

    [22] (Allahu Teala buyurur): “Andolsun ki sen bundan gaflet icindeydin. Iste senden perdeni kaldırdık. Artık bugun senin gorusun keskindir.”

    [23] Ve onun yakınında olan (melek): “Iste bu (hayat filmi), benim yanımda hazır olan seydir.” der

    [24] “Butun inatcı kafirleri cehenneme atın!”

    [25] “Hayra mani olan, haddi asan, suphe eden …”

    [26] “O, Allah ile beraber baska ilah edindi. Oyleyse ikiniz onu siddetli azabın icine atın!”

    [27] Onun yakını: “Rabbimiz onu ben azdırmadım, fakat o uzak bir dalalet icindeydi.” der

    [28] (Allahu Teala): “Huzurumda kavga etmeyin. Size daha once vaadimi (cezamı) bildirmistim.” der

    [29] “Katımda soz degistirilmez. Ve Ben, kullarıma zulmedici degilim.”

    [30] O gun cehenneme: “Doldun mu?” deriz. Ve o: “Daha fazlası var mı?” der

    [31] Ve cennet, takva sahipleri icin uzak olmayarak yaklastırıldı

    [32] Iste size vaadolunan sey budur (cennettir). Butun evvab (ruhu Allah´a ulasarak sıgınmıs), ve hafiz olanlar (baslarının uzerine devrin imamının ruhu ulasmıs olanlar) icin

    [33] Gaybda Rahman´a husu duyanlar ve munib (Allah´a ulasmayı dileyen) bir kalple (Allah´ın huzuruna) gelenler (icin)

    [34] Oraya selamla (selametle) girin. Iste bu ebediyyet (sonsuzluk) gunudur

    [35] Onlar icin orada diledikleri hersey vardır. Ve katımızda daha fazlası vardır

    [36] Ve onlardan once, yakıp yıkmak ve siddet bakımından, onlardan daha kuvvetli nice nesilleri helak ettik. Oysaki beldelerde (helak olmaktan kurtulmak icin) gezip dolastılar, yer arastırdılar. Kacıp kurtulacak bir yer var mı ki

    [37] Muhakkak ki bunda kalpleri olan ve ilka edilenleri isitebilen ve (kalp gozleri ile Allah´a) sahit olan kisiler icin mutlaka ibret vardır

    [38] Ve andolsun ki, gokleri ve yeri ve ikisinin arasındakileri altı gunde yarattık. Ve Bize (hic)bir yorgunluk dokunmadı

    [39] Oyleyse (artık) onların soyledikleri seylere sabret. Ve Rabbini, gunesin dogusundan evvel ve batısından evvel, hamd ile tesbih et (zikret)

    [40] Ve artık gecenin bir kısmında ve secdelerin arkasından O´nu tesbih et

    [41] Ve munadinin yakın bir yerden seslendigi gun ona kulak ver

    [42] O gun hak olan sayhayı isitirler. Iste bu (olumden sonra topraktan), cıkıs gunudur

    [43] Muhakkak ki Biz; Biz diriltiriz ve Biz oldururuz. Ve donus Bize´dir

    [44] O gun arz (toprak) yarılıp onlardan hızla ayrılır (onlar topraktan cıkarak yukselirler). Iste bu hasr (topraktan cıkararak insanları Mahser Meydanı´nda toplamak), Bizim icin kolaydır

    [45] Onların ne soylediklerini, en iyi Biz biliriz. Ve sen onların uzerine, cabbar (zorlayıcı) degilsin. Oyleyse Benim vaadimden (vaadettigim cezadan, azaptan) korkanları Kur´an ile ikaz et

    Zâriyât

    Surah 51

    [1] Savurarak esip dagıtan ruzgarlara andolsun

    [2] Ve de yuk tasıyanlara (yagmur yuklu bulutlara)

    [3] Sonra kolayca akıp gidenlere (suzulenlere)

    [4] Hem de emrederek (isleri), (gorevli meleklere) taksim edenlere (andolsun ki)

    [5] Muhakkak ki size vaadolunanlar kesinlikle dogrudur

    [6] Ve muhakkak ki din (hesap gorme; mukafat veya ceza), kesinlikle vuku bulacaktır (gerceklesecektir)

    [7] Ve dairesel yollara sahip olan semaya andolsun

    [8] Muhakkak ki siz, mutlaka ihtilaflı bir soz (dusunce) icindesiniz

    [9] Dondurulmus olan kisi, ondan cevrilir

    [10] Yalancılar kahrolsun

    [11] Onlar ki cehalet icinde, gaflette olanlardır

    [12] “Din gunu (hesap gunu) ne zaman?” diye sorarlar

    [13] O gun onlar, atese atılarak (fitnelerinin karsılıgı olarak) azaba maruz bırakılırlar

    [14] Fitnenizi (yalanladıgınızı) tadın! Bu, sizin acele istemis oldugunuz seydir

    [15] Muhakkak ki takva sahipleri, cennetlerde ve pınarlardadır

    [16] Rab´lerinin onlara verdigi seyi alanlar; muhakkak ki onlar, bundan once muhsin olanlardır

    [17] Onlar geceden uyudukları sey (zaman parcası) cok az olanlardı

    [18] Ve onlar, seher vakitlerinde magfiret dilerler

    [19] Ve onların mallarında isteyenlerin ve mahrum olanların (isteyemeyenlerin) hakkı vardır

    [20] Yakin hasıl edenler icin yeryuzunde (Allah´ın) ayetleri vardır

    [21] Ve kendi nefslerinizde de (ayetler) vardır. Hala gormuyor musunuz

    [22] Ve semada sizin rızkınız ve vaadolundugunuz seyler vardır

    [23] Iste Rabbe, semaya ve yere andolsun ki; suphesiz o, mutlaka sizlerin konustugunuz seyler kadar haktır

    [24] Hz. Ibrahim´in ikram edilen misafirlerinin haberi sana geldi mi

    [25] Onun yanına geldikleri zaman “selam” dediler. (Hz. Ibrahim de): “Selam yabancı kavim.” dedi

    [26] Bunun uzerine (Hz. Ibrahim) gizlice ailesinin yanına gidip hemen (kızarmıs) semiz bir buzagı getirdi

    [27] Boylece onu (yemegi) onlara yaklastırdı (ikram etti): “Yemez misiniz?” dedi

    [28] Fakat onlardan korktugunu hissetti: “Korkma!” dediler. Ve onu alim bir erkek cocukla mujdelediler

    [29] Bunun uzerine hanımı (bu haberi) cıglık atarak karsıladı. Ve yuzune vurarak: “Ben kısır ihtiyar bir kadınım.” dedi

    [30] “Senin Rabbinin buyurdugu sey iste budur.” dediler. Muhakkak ki O; Hakim´dir (hukum ve hikmet sahibidir), Alim´dir

    [31] (Hz. Ibrahim): “Oyleyse ey elciler! Soylemek istediginiz sey nedir?” dedi

    [32] Dediler ki: “Muhakkak ki biz, mucrim bir kavme gonderildik.”

    [33] Onların uzerlerine balcıktan taslar yollamak icin

    [34] Onlar, Rabbinin katında haddi asanlar icin isaretlenmis olan (taslardır)

    [35] Sonra orada mu´minlerden kim varsa cıkardık

    [36] Fakat orada, bir evden baskasında, muslumanlardan (bir kimse) bulamadık

    [37] Ve orada elim azaptan korkanlar icin delil bıraktık

    [38] Ve Hz. Musa´da (da deliller vardır). Onu firavuna apacık bir sultanla (mucize ile) gondermistik

    [39] Fakat o, etrafındakilerle yuz cevirdi ve: “O bir sihirbaz veya delidir.” dedi

    [40] Sonunda onu ve ordularını yakaladık ve boylece onları kınanmıs olarak denize attık

    [41] Ve Ad (kavminde) de (ibretler, deliller vardır). Onlara, “yok edici” bir ruzgar gondermistik

    [42] (O ruzgar), uzerinden gectigi (hic)bir seyi bırakmayarak, mutlaka kul gibi toz haline getirdi

    [43] Ve Semud (kavminde) de (ibretler, deliller vardır). Onlara: “Bir sure metalanın (yararlanın).” denilmisti

    [44] Fakat Rab´lerinin emrinden cıktılar. Bunun uzerine, onlar bakıyorlarken, kendilerini yıldırım aldı

    [45] O zaman ayaga kalkmaya muktedir olamadılar. Ve onlar “yardım edilenler” olmadılar

    [46] Ve ondan evvel Nuh kavmi de… Muhakkak ki onlar fasık bir kavimdi

    [47] Ve sema; Biz onu buyuk bir kudret ile bina ettik. Ve muhakkak ki (onu) genisletici olan elbette Biziz

    [48] Ve yeryuzu; onu dosek yaptık. Iste ne guzel duzenleyici

    [49] Ve Biz, herseyden (zıttıyla kaim kılarak) cift yarattık. Umulur ki boylece siz tezekkur edersiniz

    [50] Oyleyse Allah´a firar edin (kacın ve sıgının). Muhakkak ki ben, sizin icin O´ndan (Allah tarafından gonderilmis) apacık bir nezirim

    [51] Ve Allah ile beraber baska ilahlar kılmayın. Muhakkak ki ben, sizin icin O´ndan (Allah tarafından gonderilmis) apacık bir nezirim

    [52] Iste boyle, onlardan oncekiler de, (kendilerine) gelen resule “sihirbazdır veya mecnundur”dan baska bir sey demediler

    [53] Onu (resule “sihirbaz veya mecnun” demeyi, sonrakilere) vasiyet mi ettiler? Hayır, onlar azgın bir kavimdir

    [54] O halde onlardan yuz cevir, artık sen kınanacak degilsin

    [55] Ve ogut verip hatırlat. Muhakkak ki tezekkur, mu´minlere fayda verir

    [56] Ve Ben, insanları ve cinleri (baska bir sey icin degil, sadece) Bana kul olsunlar diye yarattım

    [57] Onlardan (hic)bir rızık istemiyorum ve Beni doyurmalarını da istemiyorum

    [58] Muhakkak ki Allah; O, rızık verendir, guc, kuvvet sahibidir

    [59] Iste muhakkak ki zulmedenlerin (azaptan) nasibi, arkadaslarının nasibi (azabı) gibidir. Artık Benden (azabı) acele istemesinler

    [60] Bu durumda vaadolundukları (kıyamet) gunu sebebiyle inkar edenlerin vay haline

    Tûr

    Surah 52

    [1] Tur Dagı´na yemin olsun

    [2] Satır satır yazılmıs Kitab´a andolsun

    [3] (…ki o Kitab´ın) icinde yazılar sayfalarda yayılmıstır

    [4] Beyti Mamur´a (Mamur Ev´e) andolsun

    [5] Yukseltilmis tavana (yeryuzunun tavanına) andolsun

    [6] Dolu denize andolsun

    [7] Muhakkak ki Rabbinin azabı, mutlaka vuku bulacaktır

    [8] Onu (azabı) defedecek yoktur

    [9] O gun gokyuzu siddetle sarsılıp sallanır

    [10] Ve daglar seyir halinde yurur (hareket eder)

    [11] Iste (o) izin gunu tekzip edenlerin (yalanlayanların) vay haline

    [12] Onlar ki, luzumsuz seylere dalıp oyalananlardır

    [13] O gun cehennem atesine suruklenerek atılırlar

    [14] Iste bu tekzip etmis (yalanlamıs) oldugunuz atestir

    [15] Acaba bu bir sihir mi? Yoksa siz mi gormuyorsunuz

    [16] Ona (atese) yaslanın. Artık sabretseniz de, sabretmeseniz de sizin icin birdir. Sadece yapmıs oldugunuz seylerle cezalandırılırsınız

    [17] Muhakkak ki takva sahipleri, cennetlerde ve ni´metler icindedir

    [18] Rab´lerinin onlara verdigi seylerle mutludurlar ve Rab´leri onları alevli atesin (cehennemin) azabından korudu

    [19] Yaptıklarınız sebebiyle afiyetle yeyin ve icin

    [20] (Takva sahipleri), sıralanmıs tahtlar uzerinde yaslanmıs olanlardır ve onları guzel gozlu huriler ile evlendirdik

    [21] Ve (hayattayken, olmeden once Allah´a ulasmayı dileyip) amenu olan, zurriyetleri de kendilerine iman ile tabi olanların zurriyetlerini de kendilerine ilhak ettik (yanlarına kattık). Ve onların amellerinden bir sey eksiltmedik. Herkes kazandıgına (dereceler) karsılık bır rehindir

    [22] Ve onlara arzu ettikleri meyve ve etlerden verdik

    [23] Orada kadeh kaldırırlar, orada (ictikleri sarap ile) ne bos soz soylerler ne de gunaha girerler

    [24] Ve kendileri icin hizmet eden (genc delikanlılar), onların etraflarında dolasırlar. Onlar sanki sedefinde saklanmıs inci gibidirler

    [25] Ve karsılıklı birbirlerine sorarlar

    [26] “Gercekten biz daha once ailemizle beraberken korkuyorduk.” dediler

    [27] Simdi Allah bizi ni´metlendirdi ve bizi (cehennemin) kavurucu atesinin azabından korudu

    [28] Muhakkak ki biz, daha onceden O´na (Allah´a) dua ediyorduk. Muhakkak ki O; Berr´dir (cok comert, cok lutufkardır), Rahim´dir (Rahim esması ile tecelli edendir)

    [29] O halde zikret (ogut ver), cunku sen Rabbinin ni´meti sayesinde ne kahinsin ne de mecnunsun

    [30] Yoksa: “O bir sairdir, zamanın musibetinin ona ansızın gelmesini gozluyoruz.” mu diyorlar

    [31] “Gozleyin, ben de sizinle beraber gozleyenlerdenim.” de

    [32] Yoksa onların akılları bunu mu emrediyor? Veya onlar azgın bir kavim mi

    [33] Yahut: “Onu kendisi uydurup soyledi.” mi diyorlar? Hayır, onlar iman etmezler

    [34] Oyleyse onun gibi bir soz (Kur´an ayeti) getirsinler, eger (sozlerinde) sadıksalar

    [35] Yoksa onlar bir sey (bir yaratan) olmaksızın mı yaratıldılar? Veya yaratıcılar onlar mı

    [36] Yoksa gokleri ve arzı onlar mı yarattı? Hayır, onlar Allah´a yakin hasıl edemezler

    [37] Yoksa Rabbinin hazineleri onların yanında mı? Veya (o hazinelerin) sahipleri onlar mı

    [38] Yoksa onların orada (konusulanları) dinleyecekleri merdivenleri mi var? Oyleyse onları dinleyenler acık delil getirsinler

    [39] Yoksa kızlar O´nun ve oglanlar sizin mi

    [40] Yoksa sen onlardan bir ucret mi istiyorsun? Bu yuzden onlar agır bir borc altındalar mı

    [41] Yahut gayb, onların yanında da onlar mı yazıyorlar

    [42] Yoksa bir tuzak mı kurmak istiyorlar? Lakin tuzaga dusecek olanlar o kafirlerdir

    [43] Yoksa onların Allah´tan baska ilahları mı var? Allah, onların sirk kostukları seylerden munezzehtir

    [44] Ve eger gokten bir parca dustugunu gorseler: “Ust uste yıgılmıs bulutlardır.” derler

    [45] Artık onları, helak olacakları gunlerine kavusuncaya kadar terket

    [46] O gun onlara tuzakları herhangibir seyle fayda vermez. Ve onlar yardım olunmazlar

    [47] Ve muhakkak ki zulmedenler icin, bundan baska bir azap daha vardır ve lakin onların cogu bilmezler

    [48] Ve Rabbinin hukmune sabret. Cunku muhakkak ki sen gozumuzun onundesin. Ve kalktıgın zaman Rabbini hamd ile tesbih et

    [49] Ve gecenin bir kısmında artık O´nu (Allah´ı) tesbih et ve yıldızların batısında da…

    Necm

    Surah 53

    [1] Kayboldugu zaman yıldıza andolsun

    [2] Sahibiniz dalalete dusmedi ve azmadı

    [3] Ve o, hevasından (kendiliginden) konusmaz

    [4] (O´nun soyledikleri), sadece O´na vahyolunan vahiydir

    [5] O´na cok siddetli ve kudretli olan (Cebrail A.S) ogretti

    [6] O (Cebrail A.S), kuvvet ve azamet sahibidir. Oylece istiva etti (yoneldi)

    [7] Ve o, ufkun en yuksek yerinde (gozuktu)

    [8] Sonra yaklastı ve boylece indi

    [9] Boylece iki yay mesafesi kadar, (hatta) daha yakın oldu

    [10] Boylece O´nun kuluna vahyedecegi seyi vahyetti

    [11] Kalbindeki fuad (gonul gozu gormesi), gordugu (ruhun gozlerinin gordugu) seyi tekzip etmedi

    [12] Yoksa siz, onunla gordugu sey hakkında mı tartısıyorsunuz

    [13] Ve andolsun ki, onu baska bir inisinde de gordu

    [14] Sidretul Munteha´nın yanında

    [15] O´nun (Sidretul Munteha´nın) yanında Meva Cenneti (vardır)

    [16] Sidre´yi buruyen sey buruyordu

    [17] Bakıs kaymadı ve haddi asmadı

    [18] Andolsun ki o, Rabbinin buyuk ayetlerinden (bir kısmını) gordu

    [19] Siz, Lat ve Uzza´yı gordunuz mu

    [20] Ve digerini, ucuncusu Menat´ı (gordunuz mu)

    [21] Erkek (cocuklar) sizin ve kız (cocuklar) O´nun mu

    [22] Eger boyle ise bu, insafsız (haksız) bir taksimdir

    [23] Onlar (bu isimler) ancak sizin ve babalarınızın onları isimlendirdiginiz isimlerdir. Allah onlara hicbir sultan (delil indirmedi). Onlar sadece zanna ve nefslerinin arzuladıgı seylere tabi oluyorlar. Ve andolsun ki, onlara Rab´lerinden hidayet geldi

    [24] Yoksa insan icin sadece temenni ettigi (istedigi) sey mi var

    [25] Fakat evvel de, ahir de Allah´ındır (dunya da, ahiret de Allah´ındır)

    [26] Ve goklerde nice melekler vardır ki, onların sefaatleri (hic)bir seyle (hicbir sekilde) fayda vermez. Allah´ın diledigi ve razı oldugu (tasarruf rızasına sahip) kimseye (devrin imamına) izin vermesinden sonrası haric

    [27] Muhakkak ki ahirete (Allah´a ruhunu ulastırmaya ve kıyamet gunune) inanmayanlar, melekleri mutlaka disi isimlerle isimlendiriyorlar

    [28] Ve onların (melekler konusunda) bir ilmi yoktur. Onlar sadece zanna tabi olurlar. Ve muhakkak ki zan, Hak´tan yana hicbir seye fayda saglamaz

    [29] Artık zikrimizden donen ve dunya hayatından baska bir sey istemeyenlerden yuz cevir

    [30] Onların ilimden ulasabildikleri (sadece) budur. Muhakkak ki senin Rabbin ki; O, kimin Kendi yolundan saptıgını en iyi bilir ve O, kimin hidayete erdigini en iyi bilir

    [31] Ve goklerde ve yerde olan seyler Allah icindir. Kotuluk yapanları, yaptıkları sebebiyle cezalandırsın ve ahsen davrananları daha guzeli ile mukafatlandırsın diye

    [32] Onlar ki, kucuk gunahlar haric, buyuk gunahlardan ve fuhustan ictinap ederler (sakınırlar). Muhakkak ki Rabbin, magfireti genis olandır. O, sizi daha iyi bilendir. O, sizi topraktan yaratmıstı. Ve siz, annelerinizin karnında cenin idiniz. Oyleyse nefslerinizi temize cıkarmayın (nefslerinizi tezkiye ettiginizi iddia etmeyin). O (Allah), kimin takva sahibi oldugunu daha iyi bilendir

    [33] (Allah´tan) yuz cevireni gordun mu

    [34] Ve o, pek az verdi, kalanını kesti (vazgecti, vermedi)

    [35] Gaybın ilmi onun yanında mı? Boylece o mu goruyor

    [36] Yoksa Hz. Musa´nın sayfalarında olan seylerden ona haber verilmedi mi

    [37] Ve Hz. Ibrahim ki, o vefa etti (Allah´ın emirlerini ifa etti)

    [38] Gercekten (hic)bir gunahkar, bir baskasının yukunu (gunahını) yuklenmez

    [39] Ve insan icin, calısmasından baska bir sey yoktur

    [40] Ve onun yaptıgı calısma (amel), yakında gorulecektir

    [41] Sonra onun karsılıgı eksiksiz olarak odenecektir

    [42] Ve munteha (sonunda donus), mutlaka Rabbinedir

    [43] Ve muhakkak ki, gulduren ve aglatan O´dur

    [44] Ve muhakkak ki, olduren ve dirilten O´dur

    [45] Ve muhakkak ki O, erkek ve disi ciftler yarattı

    [46] Meni akıtıldıgı zaman, bir nutfeden (bir damladan)

    [47] Ve muhakkak ki, bundan sonraki nes´et (ikinci dirilme) O´na aittir

    [48] Ve muhakkak ki O, zengin eden ve varlıklı kılan O´dur

    [49] Ve muhakkak ki, Sira´nın (Sira Yıldızı´nın) Rabbi O´dur

    [50] Ve muhakkak ki, evvelki Ad (halkını) helak etti

    [51] Ve Semud´u (da helak etti). Boylece (onları) baki kılmadı (geriye kimseyi bırakmadı)

    [52] Ve daha once de Nuh (A.S)´ın kavmini (helak etti). Muhakkak ki onlar, daha zalim ve daha azgındılar

    [53] Ve alt ust edilen beldeyi, (Cebrail (A.S) goge kaldırıp) yerin dibine gecirdi

    [54] Artık onu (o kavmi) kaplayan (azap) kapladı ama ne kaplama

    [55] O halde Rabbinin hangi ni´metlerinden suphe ediyorsun

    [56] Bu nezir, evvelki nezirlerden bir nezirdir

    [57] Yaklasan, yaklastı

    [58] Onu, Allah´tan baska kesfedecek yoktur

    [59] Yoksa bu soz size acayip mi geldi

    [60] Ve siz guluyorsunuz ve aglamıyorsunuz

    [61] Ve siz, gafletle eglenceye dalanlarsınız

    [62] Artık Allah´a secde edin ve (O´na) kul olun

    Kamer

    Surah 54

    [1] Saat yaklastı ve Kamer (Ay) yarıldı

    [2] Ve onlar, bir mucize gorseler, yuz cevirirler. Ve bu “Surekli bir sihirdir.” derler

    [3] Ve yalanladılar ve de kendi hevalarına tabi oldular. Ve butun isler kararlastırılmıstır

    [4] Ve andolsun ki onlara, icinde caydırıcı seyler bulunan haberlerden geldi

    [5] (Bu haberler), son derece balig (acık) hikmetlerdir. Buna ragmen uyarıların bir faydası olmadı

    [6] Artık onlardan yuz cevir. O gun davetci, (onları) korkunc dehsetli bir seye cagıracak

    [7] Kabirlerden, gozleri dehsete dusmus olarak cıkarlar. Sanki onlar, etrafa yayılan cekirgeler gibidir

    [8] Davetciye dogru kosan kafirler: “Bu, cok zor bir gun.” diyecekler

    [9] Onlardan once Nuh´un kavmi de yalanladı. Boylece kulumuzu (Hz. Nuh´u) yalanladılar. “O, mecnundur.” dediler. Ve cefa edilerek (tebligden) men edildi

    [10] Sonunda, Rabbine dua etti: “Muhakkak ki ben, maglup olanım. Oyleyse intikam al.”

    [11] Bunun uzerine, semanın kapılarını gurul gurul akan suya actık

    [12] Ve yeryuzunu pınarlar halinde fıskırttık. Boylece sular, taktir edilmis olan emir uzerine birlesti

    [13] Ve onu, percinlenmis levhalardan olusan (gemi) uzerinde tasıdık

    [14] (Gemi) gozlerimizin onunde yuzerek akıp gidiyordu, inkar edilmis olana (Hz. Nuh´a) bir mukafat olarak

    [15] Ve andolsun ki Biz, onu (o gemiyi) bir ayet (ibret) olarak bıraktık. Buna ragmen tezekkur eden (ibret alan) var mı

    [16] Oyleyse inzarım (uyarılarım) ve azabım nasıl oldu

    [17] Ve andolsun ki Biz, Kur´an´ı, zikir icin kolaylastırdık. Buna ragmen tezekkur eden (ibret alan) var mı

    [18] Ad (kavmi) de yalanladı. Oyleyse inzarım (uyarılarım) ve azabım nasıl oldu

    [19] Muhakkak ki Biz, onların uzerine ugursuzlugu (felaketleri), gun boyu devam eden sarsaran ruzgarı (cok siddetli, ugultulu ve cok soguk bir kasırga) gonderdik

    [20] (Oyle bir ruzgar ki) insanları, sanki kokunden koparılmıs hurma kutukleri gibi (havaya fırlatıp) atar

    [21] Oyleyse inzarım (uyarılarım) ve azabım nasıl oldu

    [22] Ve andolsun ki Biz, Kur´an´ı zikir icin kolaylastırdık. Buna ragmen tezekkur eden (ibret alan) var mı

    [23] Semud (kavmi) de uyarıları yalanladı

    [24] O zaman soyle dediler: “Bizden biri olan bir besere mi? Biz, ona mı tabi olacagız? O taktirde muhakkak ki biz, gercekten dalalet ve cılgınlık icinde oluruz.”

    [25] Zikir, aramızdan ona mı ilka edildi (ulastırıldı)? Hayır o, haddini asan bir yalancıdır

    [26] Haddini asan yalancı kimdir, yarın bilecekler

    [27] Muhakkak ki, onlara fitne (imtihan) olsun diye o disi deveyi gonderen Biziz. Artık onları gozle (akıbetlerini bekle) ve sabret

    [28] (Beldedeki) suyun, (deve ile) onlar arasında taksim edildigini (nobetlese icilecegini) onlara haber ver. Icecek olanların hepsi, sırası gelince hazır olur

    [29] Bir sure sonra arkadaslarını cagırdılar (deveyi oldurmesini istediler). Bunun uzerine o, ileri atıldı sonra da (onu) kesti

    [30] Oyleyse inzarım (uyarılarım) ve azabım nasıl oldu

    [31] Muhakkak ki Biz, onların uzerine tek bir sayha (korkunc ses dalgası) gonderdik. Boylece onlar, ufalanmıs kuru ot gibi oldular

    [32] Ve andolsun ki Biz, Kur´an´ı zikir icin kolaylastırdık. Buna ragmen tezekkur eden (ibret alan) var mı

    [33] Lut (A.S)´ın kavmi de uyarıları yalanladı

    [34] Muhakkak ki Biz, onların uzerine helak edici bir kasırga gonderdik. Seher vaktinde Lut (A.S)´ın ailesi haric, onları kurtardık

    [35] Katımızdan bir ni´met olarak, sukreden kimseyi iste Biz, boyle mukafatlandırırız

    [36] Ve andolsun ki, Lut (A.S), onları “siddetli azabımızla yakalamamız” konusunda uyardı. Fakat onlar, bu uyarılardan suphe ettiler

    [37] Ve andolsun ki, kotu amelleri icin ondan misafirlerini ısrarla istediler. Bunun uzerine onların gozlerini silip yok ettik. Oyleyse inzarımı (uyarılarımı) ve azabımı tadın

    [38] Ve andolsun ki, onları sabahleyin daimi bir azap yakaladı

    [39] Oyleyse inzarımı (uyarılarımı) ve azabımı tadın

    [40] Ve andolsun ki Biz, Kur´an´ı zikir icin kolaylastırdık. Buna ragmen tezekkur eden (ibret alan) var mı

    [41] Ve andolsun ki, firavun ailesine de uyarılar geldi

    [42] Ayetlerimizin hepsini yalanladılar. Bu sebeple onları ustun kudret sahibinin yakalayısı ile yakalayıp aldık (helak ettik)

    [43] (Ey Mekkeliler!) Sizin kafirleriniz, onlardan (yalanlayan kavimlerden) daha mı hayırlı, yoksa sizin icin semavi kitaplarda beraat mı var

    [44] Yoksa: “Biz, hepimiz yardımlasan (yenilmeyen) bir toplumuz.” mu diyorlar

    [45] Yakında hepsi hezimete ugratılacak ve arkalarına donecekler (kacacaklar)

    [46] Hayır, onlara vaadedilen (azap), o saattir (kıyamet vaktidir). Ve o saat, daha korkunc ve daha dehsetlidir

    [47] Muhakkak ki mucrimler (suclular), dalalet ve cılgınlık icindedir

    [48] O gun yuz ustu (surunerek) atese suruklenirler. “Sekarın (alevli atesin) dokunusunu tadın!” (denir)

    [49] Muhakkak ki Biz, herseyi, bir kaderle (takdir edilmis olarak) yarattık

    [50] Ve Bizim emrimiz, tek bir emirden baska bir sey degildir, gozun bir anlık bakısı gibidir

    [51] Ve andolsun ki, sizin gibi olanları helak etik. Buna ragmen tezekkur eden (ibret alan) var mı

    [52] Ve onların yaptıkları hersey (semavi) kitaplarda vardır

    [53] Ve kucuk buyuk hersey yazılmıstır

    [54] Muhakkak ki takva sahipleri, cennetlerde ve nehir kenarlarındadır

    [55] Kudret Sahibi Melik´in huzurunda, sadıklar makamındadır

    Rahmân

    Surah 55

    [1] Rahman´dır

    [2] Kur´an´ı, O ogretti

    [3] Insanı, O yarattı

    [4] Ona, beyanı (idrak edip ifade etmeyi ve acıklamayı) O ogretti

    [5] Gunes ve Ay (yaratılısları ve yorungelerindeki hareketleri), (astrofizik) hesaplarladır (hassas dengelerle dizayn edilmistir)

    [6] Yıldızlar ve agaclar, ikisi de (Allah´a) secde ederler

    [7] Ve sema; onu yukseltti (astrofizik kurallara gore buyuk patlama teorisi geregince icten dısa bir genisleme ve yukselme olayını gerceklestirdi) ve mizanı (olcuyu, agırlıgı ve cekim kuvvetlerinin dengesini) vazetti

    [8] Mizanda (olcmede) haddi asmayınız (haksızlık yapmayınız)

    [9] Ve vezni (tartmayı), adaletle yapın ve mizanı eksiltmeyin (olcmede eksiklik yapmayın)

    [10] Ve arz; onu, hayvanlar (ve butun canlılar) icin vazetti (jeolojik olaylarla, uzerinde canlıların yasayabilecegi sekilde dizayn etti)

    [11] Orada meyveler ve tomurcuklu hurma agacları vardır

    [12] Yapraklı taneler ve guzel kokulu bitkiler vardır

    [13] O halde siz (insan ve cin toplumu), Rabbinizin hangi ni´metlerini yalanlıyorsunuz

    [14] (Allah) insanı, fahhar gibi ses veren salsalinden yarattı

    [15] Ve cinleri, maric atesten (parlak, dumanı olmayan alevden, enerjiden) yarattı

    [16] O halde siz (insan ve cin toplumu), Rabbinizin hangi ni´metlerini yalanlıyorsunuz

    [17] O, iki dogunun ve iki batının (insanlara gore dogu ve batının ve de cinlere gore dogu ve batının) Rabbidir

    [18] O halde siz (insan ve cin toplumu), Rabbinizin hangi ni´metlerini yalanlıyorsunuz

    [19] Iki denizi birbiri ile karsılasacak (birbirine kavusacak) sekilde akıttı

    [20] Ikisi arasında berzah (engel) vardır, ikisi birbirinin sınırını gecemez (birbirinin ozelligini, duzenini bozamaz)

    [21] O halde siz (insan ve cin toplumu), Rabbinizin hangi ni´metlerini yalanlıyorsunuz

    [22] Ikisinden de inci ve mercan cıkar

    [23] O halde siz (insan ve cin toplumu), Rabbinizin hangi ni´metlerini yalanlıyorsunuz

    [24] Denizde akıp giden, daglar gibi (yuksek) insa edilmis buyuk gemiler O´nundur

    [25] O halde siz (insan ve cin toplumu), Rabbinizin hangi ni´metlerini yalanlıyorsunuz

    [26] Butun kisiler (insanlar ve cinler) fanidir (yok olucudur)

    [27] Ve celal ve ikram sahibi Rabbinin Vechi (Zatı) baki kalacaktır

    [28] O halde siz (insan ve cin toplumu), Rabbinizin hangi ni´metlerini yalanlıyorsunuz

    [29] Goklerde ve yerde olanlar, O´ndan isterler (dilerler). O hergun (her an) bir se´n (ayrı bir tecelli, yeni bir olus) uzerindedir

    [30] O halde siz (insan ve cin toplumu), Rabbinizin hangi ni´metlerini yalanlıyorsunuz

    [31] Ey agırlık sahibi olanlar (kendi alemlerinde fizik agırlıgı ve bilincli varlıklar olmaları sebebiyle, agır sorumlulugu olan insanlar ve cinler)! Yakında sizinle ilgilenecegiz (mahserde hesabınızı gorecegiz)

    [32] O halde siz (insan ve cin toplumu), Rabbinizin hangi ni´metlerini yalanlıyorsunuz

    [33] Ey insan ve cin toplulugu! Semaların ve arzın kuturlarından (caplarından) nufuz etmeye (cıkıp gitmeye) eger gucunuz yetiyorsa, haydi nufuz edin (gecip, cıkın)! Bir sultan (bir guc) olmaksızın nufuz edemezsiniz (gecip cıkamazsınız)

    [34] O halde siz (insan ve cin toplumu), Rabbinizin hangi ni´metlerini yalanlıyorsunuz

    [35] Sizin uzerinize, atesten bir alev ve duman gonderilir. O zaman yardımlasamazsınız (kurtulamazsınız)

    [36] O halde siz (insan ve cin toplumu), Rabbinizin hangi ni´metlerini yalanlıyorsunuz

    [37] Gokyuzu yarılınca, iste o zaman, erimis yag (rengi) gibi kırmızı bir gul haline gelmistir

    [38] O halde siz (insan ve cin toplumu), Rabbinizin hangi ni´metlerini yalanlıyorsunuz

    [39] Artık izin gunu insanlar ve cinler, gunahlarından sorulmaz

    [40] O halde siz (insan ve cin toplumu), Rabbinizin hangi ni´metlerini yalanlıyorsunuz

    [41] Mucrimler (suclular) simalarından tanınır. Boylece onlar alınlarından ve ayaklarından yakalanırlar

    [42] O halde siz (insan ve cin toplumu), Rabbinizin hangi ni´metlerini yalanlıyorsunuz

    [43] Iste bu, mucrimlerin yalanladıgı cehennem

    [44] Onunla (cehennemle) kızgın kaynar su arasında donup dolasırlar

    [45] O halde siz (insan ve cin toplumu), Rabbinizin hangi ni´metlerini yalanlıyorsunuz

    [46] Rabbinin makamından korkan kimseler icin iki cennet vardır

    [47] O halde siz (insan ve cin toplumu), Rabbinizin hangi ni´metlerini yalanlıyorsunuz

    [48] Ikisi de fenlere (bilimsel ve sanatsal guzelliklere, cesitli agaclara) sahiptir

    [49] O halde siz (insan ve cin toplumu), Rabbinizin hangi ni´metlerini yalanlıyorsunuz

    [50] Ikisinde de akan iki pınar vardır

    [51] O halde siz (insan ve cin toplumu), Rabbinizin hangi ni´metlerini yalanlıyorsunuz

    [52] Ikisinde de (iki cennette de) butun meyvelerden iki cift vardır

    [53] O halde siz (insan ve cin toplumu), Rabbinizin hangi ni´metlerini yalanlıyorsunuz

    [54] Astarları kalın ipek atlas olan dosekler uzerine yaslanmıslardır. Ve iki cennetin de devsirilen meyveleri (cennet ehline) yakındır

    [55] O halde siz (insan ve cin toplumu), Rabbinizin hangi ni´metlerini yalanlıyorsunuz

    [56] Onlarda (iki cennette de) bakıslarını (yalnız eslerine) hasreten esler vardır. Kendilerine onlardan once insan ve cin dokunmamıstır

    [57] O halde siz (insan ve cin toplumu), Rabbinizin hangi ni´metlerini yalanlıyorsunuz

    [58] Onlar sanki yakut ve mercan gibidir

    [59] O halde siz (insan ve cin toplumu), Rabbinizin hangi ni´metlerini yalanlıyorsunuz

    [60] Ihsanın, ihsandan baska mukafatı var mı ki (olabilir mi)

    [61] O halde siz (insan ve cin toplumu), Rabbinizin hangi ni´metlerini yalanlıyorsunuz

    [62] Ve ikisinden baska iki cennet daha vardır

    [63] O halde siz (insan ve cin toplumu), Rabbinizin hangi ni´metlerini yalanlıyorsunuz

    [64] Ikisi de (iki cennet de) yemyesildir

    [65] O halde siz (insan ve cin toplumu), Rabbinizin hangi ni´metlerini yalanlıyorsunuz

    [66] Ikisinde de (iki cennette de) devamlı fıskırıp gurul gurul akan iki pınar vardır

    [67] O halde siz (insan ve cin toplumu), Rabbinizin hangi ni´metlerini yalanlıyorsunuz

    [68] Ikisinde de (iki cennette de) meyveler, hurmalar ve narlar vardır

    [69] O halde siz (insan ve cin toplumu), Rabbinizin hangi ni´metlerini yalanlıyorsunuz

    [70] Onlarda (cennetlerde), hayırlı guzel kadınlar vardır

    [71] O halde siz (insan ve cin toplumu), Rabbinizin hangi ni´metlerini yalanlıyorsunuz

    [72] Otaglarda (ozel cadırlarda) huriler vardır

    [73] O halde siz (insan ve cin toplumu), Rabbinizin hangi ni´metlerini yalanlıyorsunuz

    [74] Onlara, kendilerinden once insanlar dokunmamıstır ve cinler de (dokunmamıstır)

    [75] O halde siz (insan ve cin toplumu), Rabbinizin hangi ni´metlerini yalanlıyorsunuz

    [76] Onlar (cennetlikler), yuksek yesil refrefler (yastıklar) ve harikulade guzel islemeli dosekler uzerine yaslananlardır

    [77] O halde siz (insan ve cin toplumu), Rabbinizin hangi ni´metlerini yalanlıyorsunuz

    [78] Celal ve Ikram Sahibi Rabbinin Ismi Mubarek´tir (Cok Yuce´dir)

    Vâkıa

    Surah 56

    [1] O vakıa (muthis olay) vuku buldugu zaman

    [2] Onun vuku bulmasını yalanlayan (kimse) yoktur

    [3] O; alcaltıcıdır, yukselticidir

    [4] O zaman arz (yeryuzu) siddetli bir sarsıntıyla sarsılmıstır

    [5] Ve daglar ufalanarak parcalanmıstır

    [6] Boylece dagılıp toz zerrecikleri haline gelmistir

    [7] Ve (o zaman) siz uc sınıfa ayrılmıs olursunuz

    [8] Iste ashabı meymene [meymene sahipleri, amel defteri (hayat filmleri) sagından verilen cennetlikler], (ama) ne ashabı meymene

    [9] Ve ashabı meseme [meseme sahipleri, amel defteri (hayat filmleri) solundan verilen cehennemlikler], (ama) ne ashabı meseme

    [10] Ve sabikunlar (hayırlarda yarısıp ileri gecenler), sabikunlar

    [11] Iste onlar (sabikunlar). Mukarrip (Allah´a yaklastırılmıs) olanlardır

    [12] (Onlar), naim cennetlerindedirler

    [13] (Onlar), evvelkilerden bir ummettir

    [14] Ve (onların) birazı sonrakilerdendir

    [15] Altın ile orulmus, mucevherlerle (inci ve yakutla) suslenmis tahtlar uzerinde

    [16] Onların uzerinde karsılıklı olarak yaslananlar onlardır (mukarrebun olanlardır)

    [17] Onların etrafında halidun olan (olumsuz) gencler dolasır

    [18] Akan pınarlardan doldurulmus kaseler, ibrikler ve billur kadehler ile

    [19] Ondan (o saraptan) basları agrımaz ve sarhos olmazlar

    [20] Ve arzu ettikleri meyvelerden

    [21] Ve canlarının cektigi kus etlerinden (sunulur)

    [22] Ve harika guzel gozlu huriler (vardır)

    [23] Sanki saklanmıs inci tanesi gibi

    [24] Yapmıs olduklarının mukafatı olarak

    [25] Orada bos bir soz isitmezler ve gunaha girmezler

    [26] Sadece selam, selam sozu soylenir

    [27] Ashabı yemin [yemin sahipleri, amel defterleri (hayat filmleri) sagından verilenler], (ama) ne ashabı yemin

    [28] (Ashabı yemin), dikensiz sedir agacları arasında

    [29] Ve meyveleri kat kat dizili muz agacları (arasında)

    [30] Ve uzayan golgeler (icinde)

    [31] Ve caglayan sular (arasında)

    [32] Ve pekcok meyveler (arasında)

    [33] Eksilmeyen ve yasaklanmayan

    [34] Ve yuksetilmis doseklerdedirler (tahtlardadırlar)

    [35] Muhakkak ki Biz, onları yeni bir insa (yaratılıs) ile insa ettik (yarattık)

    [36] Boylece Biz, onları bakireler kıldık

    [37] Eslerine duskun, aynı yasta olarak

    [38] Ashabı yemin [yemin sahipleri, amel defterleri (hayat filmleri) onunden ve sagından verilenler] icin

    [39] (Onlar) evvelkilerden bir ummettir

    [40] Ve de sonrakilerden bir ummettir

    [41] Ve ashabus simal [seamet (kotuluk), meseme sahipleri, amel defteri (hayat filmleri) sollarından verilenler, cehennemlikler], (ama) ne ashabus simal

    [42] (Ashabus simal), semum (iliklere isleyen bir sıcaklık) ve hamim (kaynar su) icindedir

    [43] Ve kara dumandan bir golge ki

    [44] Ne serinleticidir ne de rahatlatıcıdır

    [45] Muhakkak ki onlar, daha once mutrafi idiler (varlık icinde zevklerine dalmıslardı)

    [46] Ve onlar, buyuk gunahta ısrar ediyorlardı

    [47] Ve soyle diyorlardı: “Biz oldugumuz, toprak ve kemik oldugumuz zaman mı? Biz gercekten, mutlaka beas mı edilecegiz (yeniden mi diriltilecegiz)?”

    [48] Ve evvelki (bizden once olen) babalarımız (atalarımız) da mı

    [49] De ki: “Muhakkak ki evvelkiler ve sonrakiler de (diriltilecek).”

    [50] Malum (bilinen) gunun, belirlenmis bir vaktinde mutlaka toplanılmıs olacaklardır

    [51] Sonra siz, ey gercekten dalalette olan yalanlayıcılar

    [52] Siz mutlaka zakkum agacından yiyecek olanlarsınız

    [53] Boylece karınlarını onunla dolduracak olanlarsınız

    [54] Sonra da onun uzerine hamimden (kaynar sudan) icecek olanlarsınız

    [55] Oyle ki, ictikce susayan hasta develerin icisi gibi icecek olanlarsınız

    [56] (Iste) bu, onların din gunundeki ziyafetleridir

    [57] Sizi Biz, Biz yarattık. Hala tasdik etmiyorsanız

    [58] Oyleyse akıttıgınız meni nedir, gordunuz mu (ne oldugunu idrak ettiniz mi)

    [59] Onu siz mi yaratıyorsunuz yoksa yaratan Biz miyiz

    [60] Sizin aranızda olumu Biz, Biz takdir ettik. Ve Biz, onune gecilmis (veya gecilebilecek) olan degiliz (bu takdirimizi kimse bozamaz)

    [61] Sizin (dunya hayatındaki) emsallerinizi (bedenlerinizi), (olumle) degistirmemiz ve (ahiret alemi icin) sizi, bilmediginiz bir sekilde (yeniden) yaratmamızda (Bizi gececek yoktur)

    [62] Ve andolsun ki, ilk nes´eti (yaratılısı) bildiniz, hala tezekkur (tefekkur) etmiyorsanız

    [63] Oyleyse ektiginiz ekin nedir (onu) gordunuz mu? (Her bitkinin tohumundan kendi turune has yeni bir bitkinin yetismesi icin gerekli olan sifrelerin ve gelisim programının, ektiginiz tohum icinde saklı oldugunu biliyor musunuz, idrak ediyor musunuz)

    [64] Onu siz mi yetistiriyorsunuz, yoksa onu yetistiren Biz miyiz

    [65] Eger Biz dileseydik, elbette onu kuru ot kılardık (yapardık). O zaman siz sasırıp kalırdınız

    [66] Gercekten biz ziyana ugrayanlarız

    [67] Hayır, biz mahsulden (urunden) mahrum bırakılanlarız (derdiniz)

    [68] Ayrıca siz, o iciyor oldugunuz suyu gordunuz mu

    [69] Onu (suyu) bulutlardan siz mi indirdiniz, yoksa indiren Biz miyiz

    [70] Eger dileseydik, onu acı kılardık (yapardık), oyle ise (nicin) hala sukretmiyorsunuz

    [71] Ayrıca o yaktıgınız atesi gordunuz mu

    [72] Onun agacını siz mi insa ettiniz, yoksa insa eden (halkeden) Biz miyiz

    [73] Biz, onu (atesi) bir ibret ve col yolcuları (sahrada konaklayanlar) icin bir meta (ısı ve ısık kaynagı) kıldık

    [74] Artık Rabbini “Azim” ismi ile tesbih et

    [75] Artık hayır! Yıldızların mevkilerine yemin ederim

    [76] Ve muhakkak ki o, gercekten cok buyuk bir yemindir, keske bilseniz

    [77] Muhakkak ki O, gercekten Kerim olan Kur´an´dır (Kur´an-ı Kerim´dir)

    [78] Mahfuz (korunmus) olan bir Kitap´tadır (Levhi Mahfuz´dadır)

    [79] O´na, tahir olanlardan (maddi ve manevi arınanlardan) baskası dokunamaz

    [80] Alemlerin Rabbi tarafından (kısım kısım, ayet ayet) indirilmistir

    [81] Yoksa siz, bu soze inanmayan, suphe eden kimseler misiniz

    [82] Ve siz, yalanlamıs olmanızı kendinize rızık ediniyorsunuz. (Kur´an´daki sozlerin alemlerin Rabbi tarafından indirildiginden suphe ettiginiz icin rızkınız, nasibiniz sadece yalanlamak oluyor)

    [83] O halde can bogaza gelmis olsa degil mi ki (siz oylece)

    [84] Ve siz, o anda (ona oylece, bir yardım yapamayarak sadece) bakarsınız

    [85] Ve Biz, ona sizden daha yakınız fakat siz gormezsiniz

    [86] Oyleyse eger siz (amellerinizin karsılıgında) ceza gorecek kimseler degil iseniz

    [87] Eger siz sadıklarsanız, onu geri cevirirsiniz

    [88] Fakat o eger mukarrebin olanlardan (Allah´a yakın olanlardan) ise

    [89] O taktirde, ferahlık, huzur, guzel kokulu bitkiler ve naim cenneti vardır

    [90] Fakat yemin sahiplerinden (ashabı yeminden yani hayat filmleri sagından verilenlerden) ise

    [91] O zaman ashabı yeminden (hayat filmleri sagından verilenlerden) “sana selam olsun” (denir)

    [92] Ve fakat dalalette olan ve yalanlayanlardan ise

    [93] O taktirde kaynar sudan bir ziyafet vardır

    [94] Ve alevli atese atılma vardır

    [95] Muhakkak ki bu (anlatılanlar), elbette o (verilen haberler), Hakk´ul yakin´dir (yakin olan haktır, kesin olarak gercektir)

    [96] Artık Rabbini “Azim” ismi ile tesbih et

    Hadîd

    Surah 57

    [1] Semalarda ve arzdaki hersey Allah´ı tesbih etti (ve etmektedir). Ve O; Aziz´dir, Hakim´dir

    [2] Semaların ve arzın (yeryuzunun) mulku O´nundur. Hayata getirir ve oldurur. Ve O, herseye kaadirdir

    [3] O, evveldir (ilktir) ve ahirdir (sondur), zahirdir (alametleri tum varlıklarda gorunendir) ve batındır (gizli olandır). Ve O, herseyi en iyi bilendir

    [4] Gokleri ve yeri 6 gunde yaratan O´dur. Sonra arsın uzerine istiva etti. Arza gireni ve ondan cıkanı ve semadan ineni ve orada uruc edeni (yukseleni) bilir. Ve siz nerede iseniz O, sizinle beraberdir. Ve Allah, sizin yaptıklarınızı en iyi gorendir

    [5] Goklerin ve yerin mulku O´nundur. (Butun) isler Allah´a dondurulur

    [6] Geceyi, gunduzun icine sokar. Ve gunduzu, gecenin icine sokar. Ve O, sinelerde olanı (sırları, niyetleri, dusunceleri) en iyi bilendir

    [7] Allah´a ve O´nun resulune iman edin. Ve sizi vekil kıldıgı seylerden infak edin. Boylece sizden amenu olup infak edenler icin buyuk ecir vardır

    [8] Ve size ne oluyor ki, Allah´a inanmıyorsunuz. Ve resul, sizi Rabbinize iman etmeniz icin cagırıyor. Eger siz inananlarsanız Allah, sizin (daha once Rabbinizi tasdik etmis oldugunuz) misakinizi almıstı

    [9] Sizi karanlıklardan nura cıkarmak icin kuluna acık ayetler indiren O´dur. Ve muhakkak ki Allah, sizin icin elbette Rauf´tur, Rahim´dir

    [10] Ve size ne oluyor ki, Allah´ın yolunda infak etmiyorsunuz? Goklerin ve yerin mirası Allah´ındır. Icinizden, fetihten once infak eden ve savasanlar, iste onlar, daha sonra (fetihten sonra) infak eden ve savasanlarla bir degildir, onlardan daha yuksek (azami) derece sahibidirler. Ve Allah, hepsine husna´yı vaadetti. Ve Allah, yaptıklarınızdan en iyi haberdar olandır

    [11] Kim ki Allah´a (Allah icin) guzel bir borc verir, o taktirde o (borc), ona kat kat odenir. Ve onun icin kerim ecir vardır

    [12] O gun, mu´min erkekleri ve mu´min kadınları, nurları onlerinde ve saglarında kosarken gorursun. Bugun sizin mujdeniz, orada ebediyyen kalacagınız, altından nehirler akan cennetlerdir. Iste o, fevzul azimdir (en buyuk kurtulustur)

    [13] Munafık erkeklerin ve munafık kadınların, amenu olanlara: “Bizi bekleyin, sizin nurunuzdan bir parca alalım.” diyecegi gun, onlara: “Haydi arkanıza donun ve nur arayın.” denir. Artık onların arasına, kapısı olan bir duvar cekilmistir. Onun ic kısmında, orada rahmet ve onun dıs tarafında, ondan (duvardan) once azap vardır

    [14] Onlara seslenirler: “Biz, sizinle beraber olmadık mı?” (Onlar): “Evet, fakat siz kendinizi fitneye dusurdunuz, beklediniz ve suphe ettiniz. Allah´ın emri (olum emri) gelinceye kadar emaniyye sizi aldattı. Ve garur (aldatanlar, seytan ve avaneleri), sizi Allah ile (Allah “Gafur´dur, Rahim´dir, sizi affeder.” diyerek) aldattı.” dediler

    [15] Artık o gun, sizden bir fidye (bedel) alınmaz (kabul edilmez) ve kafirlerden de. Sizin mevanız (sıgınagınız) atestir, sizin mevlanız (dostunuz) odur. Ve ne kotu varıs yeri

    [16] Allah´ın zikri ile ve Hakk´tan inen seyle (Allah´ın nurları ile), amenu olanların (Allah´a ulasmayı dileyenlerin) kalplerinin husu duyma zamanı gelmedi mi? Kendilerine daha once kitap verilip de boylece uzerinden uzun zaman gecince, artık (zikri unuttukları icin) kalpleri katılasan kimseler gibi olmasınlar. Onlardan cogu fasıklardır

    [17] Allah´ın, arzı, olumunden sonra ona hayat vererek dirilttigini bilin. (Boylece) ayetleri size acıklamıs olduk. Umulur ki, boylece siz akıl edersiniz

    [18] Muhakkak ki, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar ve Allah´a (Allah icin) guzel borc verenler (sadakalar ve borclar) onlara kat kat odenir. Ve onlar icin kerim ecir vardır

    [19] Ve, Allah´a ve O´nun Resul´une inananlar, iste onlar, onlar sıddıklardır ve sehitlerdir. Rab´lerinin yanında onların ecirleri ve nurları vardır. Ve inkar edenler ve ayetlerimizi yalanlayanlar, iste onlar cahim (alevli ates) halkıdır

    [20] Dunya hayatının oyun, eglence ve bir sus oldugun bilin, aranızda bir ovunme ve mal ve evlat coklugudur. (Dunya hayatı), yagmurun bitirdigi, ekincinin hosuna giden ekin gibidir. Bir sure sonra kurur, boylece onu sararmıs gorursun. Sonra da o cop olur. Ahirette siddetli azap, Allah´tan magfiret ve Allah´ın rızası vardır. Ve dunya hayatı aldatıcı metadan baska bir sey degildir

    [21] Rabbinizden magfirete ve genisligi, yeryuzu ve gokyuzunun genisligi kadar olan, Allah´a ve O´nun Resul´une inananlar icin hazırlanmıs olan cennete (kavusmak icin) yarısın. Iste bu, Allah´ın fazlıdır. Onu diledigine verir. Ve Allah, buyuk fazl sahibidir

    [22] Yeryuzunde ve kendi nefslerinizde, sizlere isabet eden bir musibet yoktur ki, onu yaratmamızdan once kitapta yazılmamıs olsun. Muhakkak ki bu, Allah´a kolaydır

    [23] Sizin elinizden cıkan seye uzulmemeniz ve size verilen seyle sevinmemeniz (ovunmemeniz) icindir. Ve Allah, boburlenen ve cok ovunenlerin hicbirini sevmez

    [24] Onlar ki cimrilik ederler ve insanlara da cimriligi emrederler. Ve kim donerse, o taktirde muhakkak ki Allah; O, Gani´dir (zengindir), Hamid´dir (hamdedilendir)

    [25] Andolsun ki resullerimizi beyyinelerle (acık delillerle, ispat vasıtaları ile) gonderdik. Ve onlar ile beraber kitabı ve mizanı indirdik ki insanlar arasında adaletle hukmetsinler diye. Ve icinde kuvvetli sertlik bulunan demiri indirdik. Ve onda insanlar icin pekcok menfaatler (faydalar) vardır. Ve (bu), gaybda (gormeden) kendisine ve resullerine yardım edecek olan kimseleri, Allah´ın bilmesi (belli etmesi) icindir. Muhakkak ki Allah; Kavi´dir (gucludur, kuvvetlidir), Aziz´dir

    [26] Ve andolsun ki, Hz. Nuh´u ve Hz. Ibrahim´i gonderdik. Ve onların zurriyetlerinden nebiler kıldık. Ve kitap (verdik). Boylece onlardan bir kısmı hidayete erenlerdir ve onların cogu fasıklardır

    [27] Sonra onların izleri uzerine resullerimizi ardarda gonderdik. Ve Meryemoglu Isa (A.S)´ı gonderdik ve O´na Incil´i verdik. Ve O´na tabi olanların kalplerinde refet (sefkat) ve rahmet kıldık. Ve onlar, O´na ruhbanlık ihdas ettiler. Biz, Allah´ın rızasını ibtiga etmekten baskasını onlara farz kılmadık. Oysa O´na hakkıyla riayet etmediler. Boylece onlardan, amenu olanların ecirlerini verdik ve onlardan cogu fasıklardı

    [28] Ey amenu olanlar (olmeden once Allah´a ulasmayı dileyenler), Allah´a karsı takva sahibi olun. Ve O´nun Resul´une iman edin ki, size rahmetinden iki kat versin. Ve sizin icin, onunla beraber yuruyeceginiz nur kılsın (versin). Ve sizi magfiret etsin (gunahlarınızı sevaba cevirsin). Ve Allah; Gafur´dur, Rahim´dir

    [29] Kitap ehlinin (fasık olmaları), Allah´ın fazlından hicbir seye guc yetiremeyeceklerini ve fazlın, Allah´ın elinde (kudretinde) oldugunu ve onu diledigine verecegini bilmedikleri icindir. Ve Allah, buyuk fazl sahibidir

    Mücâdele

    Surah 58

    [1] Allah, kocası hakkında seninle tartısan ve Allah´a sikayet edenin (kadının) sozunu isitmisti. Ve Allah, sizin konusmalarınızı isitir. Muhakkak ki Allah; en iyi isitendir, en iyi gorendir

    [2] Icinizden (sizden) kadınlarına sırt cevirenler (arkalarını donenler) ki, onlar (esleri) kendilerinin anneleri degildir. Onların anneleri, sadece onları doguranlardır. Ve muhakkak ki onlar, gercekten inkar edici (cirkin) ve gunaha sokan (agır) bir soz soyluyorlar. Muhakkak ki Allah; mutlaka affeden ve magfiret edendir

    [3] Onlar ki, kadınlarına sırt cevirip, sonra soyledikleri seyden geri donerler. O taktirde temas etmeden once bir koleyi azad etsin (serbest bıraksın). Iste size bu vaazediliyor (yapmanız gerekenler ogut veriliyor). Ve Allah, yaptıklarınızdan haberdar olandır

    [4] Artık kim (azad edecek kole veya cariye) bulamazsa, o taktirde (eslerine) temas etmeden once iki ay devamlı (ardarda) oruc tutsun. Fakat kimin (oruca) gucu yetmezse, o zaman altmıs miskini (calısmaktan aciz, yaslı kimseyi) doyursun. Iste bu, Allah´a ve O´nun Resul´une iman ettiginiz icindir. Ve bu, Allah´ın hudududur ve kafirler icin elim azap vardır

    [5] Muhakkak ki Allah´a ve O´nun Resul´une (onların koydugu hudutlara) muhalefet edenler, onlardan oncekilerin alcaltıldıgı gibi alcaltıldılar. Ve acıklanmıs ayetler (acık deliller) indirmistik ve kafirler icin alcaltıcı azap vardır

    [6] O gun Allah hepsini beas edecek (yeniden diriltecek). Sonra onlara, yaptıkları seyleri haber verecek. Allah, onların unuttuklarını (tek tek) saydı (kaydetti). Allah, herseye sahittir

    [7] Allah´ın goklerde ve yerde olan herseyi bildigini gormedin mi? Uc kisi arasında gizli bir konusma olmaz ki, onların dorduncusu O (Allah) olmasın. Ve bes kisi (arasında gizli bir konusma) olmaz ki, onların altıncısı O (Allah) olmasın. Ve bundan daha azı veya daha cogu, nerede olurlarsa olsunlar, mutlaka O (Allah), onlarla beraberdir. Sonra kıyamet gunu, yaptıklarını onlara haber verecektir. Muhakkak ki Allah; herseyi en iyi bilendir

    [8] Gizli konusmaktan nehyedilenleri (men edilenleri) gormedin mi? Sonra nehyedildikleri seye donuyorlar. Aralarında gunah, dusmanlık ve resule isyan konularında gizli gizli konusuyorlar. Ve sana geldikleri zaman, Allah´ın selamlamadıgı bir sekilde seni selamladılar. Ve kendi aralarında: “Oyle ise (o gercekten peygamber ise) Allah, soylediklerimizden dolayı bize azap etmeli degil mi?” diyorlar. Onlara cehennem yeter. Ona yaslanacaklar (atılacaklar). Iste o varılacak yer ne kotu

    [9] Ey amenu olanlar (Allah´a inananlar, iman edenler)! Aranızda gizlice konustugunuz zaman artık gunah, dusmanlık ve resule isyan konusunda gizli gizli konusmayın. Birr ve takva konusunda aranızda musavere edin (gorusun). Ve kendisine hasrolunacagınız (huzurunda toplanacagınız) Allah´a karsı takva sahibi olun

    [10] Muhakkak ki necva (gizli fısıldasma) seytandandır, amenu olanları (olmeden once Allah´a ulasmayı dileyenleri) mahzun etmek icindir. Ve Allah´ın izni olmadıkca onlara bir darlık (sıkıntı) verecek degildir. Oyleyse mu´minler, Allah´a tevekkul etsinler

    [11] Ey amenu olanlar! Meclislerde size: “(Oturmak icin) yer acın!” denildigi zaman, o taktirde yer acın. Allah da size yer acar (genislik verir). Ve: “Kalkın!” denildigi zaman hemen kalkın! Allah, sizden amenu olanların ve ilim verilmis olanların derecelerini yukseltir. Ve Allah, yaptıklarınızdan haberdardır

    [12] Ey amenu olanlar (olmeden once Allah´a ulasmayı dileyenler)! Resul´e gizli bir sey soylediginiz zaman gizli konusmanızdan (gorusmenizden) once sadaka takdim ediniz (veriniz). Bu, sizin icin daha hayırlıdır ve daha temizdir. Fakat (bir sadaka) bulamazsanız, o taktirde muhakkak ki Allah; Gafur´dur, Rahim´dir

    [13] Gizli gorusmenizden once sadaka vermekten korktunuz mu? Oyleyse yapamadıgınız zaman Allah sizin tovbenizi kabul etti. O taktirde namazı ikame edin, zekatı verin, Allah´a ve O´nun Resul´une itaat edin. Ve Allah, yaptıklarınızdan haberdardır

    [14] Allah´ın kendilerine ofkelendigi (gadaplandıgı) kavme (yahudilere) donenleri (onları dost edinen munafıkları) gormedin mi? Onlar sizden degildir ve onlardan da (yahudilerden de) degildir. Bilerek yalan yere yemin ederler

    [15] Allah, onlara (munafıklara) siddetli azap hazırladı. Muhakkak ki onların yapmıs oldukları sey (cok) kotu

    [16] Yeminlerini siper edindiler. Boylece (insanları) Allah´ın yolundan men ettiler. Artık onlar icin alcaltıcı (rusva edici) azap vardır

    [17] Onların malları ve evlatları, Allah´tan bir seye (azaba) karsı onlara asla fayda vermez. Iste onlar, ates ehlidir, orada ebediyen kalacak olanlardır

    [18] O gun Allah hepsini beas edecek (yeniden diriltecek). O zaman size yemin ettikleri gibi O´na da yemin edecekler. Ve kendilerinin bir sey uzerinde olduklarını sanırlar. Gercekten onlar yalancı degil mi

    [19] Seytan onları kusattı. Boylece Allah´ın zikrini onlara unutturdu. Iste onlar, seytanın taraftarlarıdır. Seytanın taraftarları, gercekten husranda olanlar, onlar degil mi

    [20] Muhakkak ki Allah´a ve O´nun Resul´une karsı haddi asanlar, iste onlar zillet icindedirler

    [21] Allah: “Ben ve elcilerim mutlaka galip gelecek.” diye yazdı. Muhakkak ki Allah; Kavi´dir (kuvvetlidir), Aziz´dir

    [22] Allah´a ve ahiret gunune (olmeden once Allah´a ulasmaya) iman eden bir kavmi, Allah´a ve O´nun Resul´une karsı gelenlere muhabbet duyar bulamazsın. Ve onların babaları, ogulları, kardesleri veya kendi asiretleri olsa bile. Iste onlar ki, (Allah) onların kalplerinin icine imanı yazdı. Ve onları, Kendinden bir ruh ile destekledi (orada egitilmis olan, devrin imamının ruhu onların baslarının uzerine yerlesir). Ve onları, altından nehirler akan cennetlere dahil edecek. Onlar orada ebediyyen kalacak olanlardır. Allah, onlardan razı oldu. Ve onlar da O´ndan (Allah´tan) razı oldular. Iste onlar, Allah´ın taraftarlarıdır. Gercekten Allah´ın taraftarları, onlar, felaha erenler degil mi

    Haşr

    Surah 59

    [1] Goklerde ve yerde olanlar Allah´ı tesbih etti (ve etmekte). Ve O; Aziz´dir, Hakim´dir

    [2] Kitap ehlinden inkar edenleri ilk defa surgun icin diyarlarından cıkaran O´dur. Siz, onların (diyarlarından) cıkacagını zannetmediniz. Ve onlar da, kalelerinin Allah´tan (gelecek bir seye) mani olacagını sandılar. Oysa Allah, onlara hesap etmedikleri bir taraftan geldi ve onların kalplerine korku verdi. Evlerini kendi elleriyle ve mu´minlerin elleriyle harap ediyorlar(dı). Ey basiret sahipleri, artık ibret alın

    [3] Ve eger Allah, onların uzerine (topluca) surgun yazmamıs olsaydı, onlara mutlaka dunyada azap ederdi. Ve onlar icin ahirette de atesin azabı vardır

    [4] Iste bu, onların Allah´a ve O´nun Resul´une muhalefet etmeleri sebebiyledir. Ve kim Allah´a muhalefet ederse, o taktirde muhakkak ki Allah, ikabı (cezası) siddetli olandır

    [5] Hurma agaclarından kestikleriniz veya kokleri uzerinde kaim kılarak (dikili olarak) bıraktıklarınız da ancak Allah´ın izniyledir ve bu, fasıkların perisan olmaları icindir

    [6] Ve onlardan (onların mallarından), Allah´ın Resul´une fey olarak verdigi sey (savassız elde edilen ganimet) icin, o zaman, onların uzerine at ve deve kosturmadınız (savasmadınız). Ve lakin Allah, resullerini dilediklerine musallat eder. Ve Allah, herseye kaadirdir

    [7] Allah´ın o sehir halkının (malından), resulune fey olarak verdigi sey (savassız elde edilen ganimet), artık Allah´ın, peygamberinin, ona yakınlıgı olanların, yetimlerin ve yoksulların ve yolcularındır. (Bu) icinizden zengin olanların arasında elden ele dolasan bir mal (servet) olmaması icindir. Ve resul, size ne verdiyse o zaman onu alın. Ve o, sizi neden nehyetti ise o taktirde ondan vazgecin. Allah´a karsı takva sahibi olun. Muhakkak ki Allah, ikabı (azabı) siddetli olandır

    [8] (Fey), hicret eden fakirler icindir ki onlar, yurtlarından cıkarıldılar ve mallarından uzaklastırıldılar. Onlar, Allah´tan fazl ve rıza ararlar. Ve Allah´a ve O´nun Resul´une yardım ederler. Iste onlar, onlar sadıklardır

    [9] Ve onlardan once (Medine´yi) yurt edinmis olup kalplerinde iman yerlesmis olanlar, kendilerine hicret eden kimseleri severler. Ve onlara verilenlerden (dagıtılan ganimetlerden) dolayı, kendileri onlara muhtac olsa bile, gonullerinde bir hacet (kaygı, haset) bulunmaz. Ve onları kendi nefslerine tercih ederler (ustun tutarlar). Ve kim nefsini cimrilikten korursa, o taktirde iste onlar, onlar felaha (kurtulusa) erenlerdir

    [10] Ve onlardan sonra gelenler: “Rabbimiz bizi ve bizden once iman ile gecmis (goc etmis) olan kardeslerimizi magfiret et. Ve kalplerimizde amenu olanlara karsı kin bırakma. Rabbimiz, muhakkak ki Sen; Rauf´sun, Rahim´sin.” derler

    [11] Nifak cıkaranları (munafıklık yapanları) gormuyor musun? Kitap ehlinden, inkar eden kardeslerine: “Eger siz gercekten (yurdunuzdan) cıkarılırsanız, biz de mutlaka sizinle beraber cıkarız. Sizin aranızdaki, size karsı olan bir kimseye hicbir zaman itaat etmeyiz. Ve eger sizinle savasırlarsa, mutlaka size yardım ederiz.” derler. Ve Allah, onların gercekten yalancı olduklarına sahadet eder

    [12] Eger gercekten (yurtlarından) cıkarılsalar, onlarla beraber cıkmazlar. Ve eger gercekten savassalar, onlara yardım etmezler. Ve gercekten onlara yardım etseler bile, mutlaka arkalarını donerler (savastan kacarlar). Sonra onlar yardım olunmazlar

    [13] Siz, gercekten, onların yureklerinde korku bakımından daha siddetlisiniz (Allah´tan cok sizden korkuyorlar). Bu, onların (Allah´ın azametini, kudretini) fıkıh edemeyen bir kavim olmaları sebebiyledir

    [14] Onlar, korunmus sehir icinde veya duvarlar arkasında (surlar icinde) olmadıkca, sizinle toplu olarak savasamazlar. Onların kendi aralarındaki carpısmaları siddetlidir. Sen onları toplu sanırsın, (oysa) onların kalpleri dagınıktır. Bu, onların akıl etmez bir kavim olmaları sebebiyledir

    [15] (Onların durumu) kendilerinden yakın zaman once, yaptıkları islerin sonucunu tatmıs olanların durumu gibidir. Ve onlar icin acı bir azap vardır

    [16] (Munafıkların size vaadleri), seytanın (vaadlerinin) durumu gibidir. Insana: “Inkar et (kafir ol).” demisti. Fakat, inkar ettigi zaman: “Muhakkak ki ben senden uzagım, elbette ben, alemlerin Rabbi Allah´tan korkarım.” dedi

    [17] Boylece ikisinin (munafıkların ve seytanın) akıbeti orada, atesin icinde ebediyyen kalmak oldu. Ve iste bu, zalimlerin cezasıdır

    [18] Ey amenu olanlar (olmeden once Allah´a ulasmayı dileyenler), Allah´a karsı takva sahibi olun! Ve her nefs, yarın icin ne takdim ettigine baksın! Ve Allah´a karsı takva sahibi olun. Muhakkak ki Allah, yaptıklarınızdan haberdardır

    [19] Allah´ı unutan kimseler gibi olmayın! Boylece (Allah da) onlara, kendi nefslerini unutturdu. Iste onlar, onlar fasık olanlardır

    [20] Ates ehli ile cennet ehli bir (esit) degildir. Cennet ehli; onlar, kurtulusa erenlerdir

    [21] Eger Biz, bu Kur´an´ı, daga indirseydik, O´nu mutlaka, Allah´ın korkusundan husu ile boynunu bukmus, parca parca olmus gorurdun. Ve insanlar icin bu misalleri veriyoruz. Umulur ki, boylece onlar tefekkur ederler

    [22] O Allah ki, O´ndan baska Ilah yoktur. Gaybı (gorunmeyeni) ve goruneni de O bilir. O; Rahman´dır, Rahim´dir

    [23] O Allah ki; O´ndan baska Ilah yoktur, Melik´tir (hukumrandır), Kuddus´tur (mukaddestir), Selam´dır (selamete erdirendir), Mu´mindir (emniyet verendir), Muheymin´dir (koruyup gozetendir), Aziz´dir (yucedir), Cabbar´dır (cebredendir), Mutekebbir´dir (pek buyuk olandır). Allah, sirk kosulan seylerden munezzehtir (uzaktır)

    [24] O Allah ki; Yaratan´dır, Bari´dir (yokken var eden), Musavvir´dir (sekil verendir), guzel isimler O´nundur. Goklerde ve yerde olanlar O´nu tespih eder. Ve O; Aziz´dir (yucedir), Hakim´dir (hukum ve hikmet sahibidir)

    Mümtehine

    Surah 60

    [1] Ey amenu olanlar (olmeden once Allah´a ulasmayı dileyenler)! Benim ve sizin dusmanlarınızı dostlar edinmeyin! Ve onlar, Hakk´tan size geleni inkar etmis oldukları halde onlara muhabbet besliyorsunuz (dostluk ilka ediyorsunuz). Rabbiniz olan Allah´a inanmanızdan dolayı resulu ve sizi yurdunuzdan cıkarıyorlar. Sayet siz, Benim yolumda, Benim rızamı aramak icin cihada cıktı iseniz (buna ragmen nicin), onlara sevgi gosterip sır veriyorsunuz. Ve Ben, sizin gizlediginizi de, acıkladıgınızı da bilirim. Ve sizden kim onu (bunu) yaparsa, o taktirde dogru yoldan sapmıs olur

    [2] Sayet sizi yakalasalar, onlar size dusman olurlar. Ve ellerini ve dillerini size kotuluk ile uzatırlar. Ve sizin icin: “Keske inkar etseniz.” diye temenni ettiler (istediler)

    [3] Kıyamet gunu akrabalarınız ve evlatlarınız, asla size fayda saglamaz. (Onlarla) sizin aranızı ayıracaktır. Ve Allah, yaptıklarınızı en iyi gorendir

    [4] Hz. Ibrahim ve onunla beraber olanlar sizin icin guzel bir ornek olmustur. Onlar kavimlerine soyle demislerdi: “Muhakkak ki biz, sizden ve sizin Allah´tan baska taptıgınız seylerden uzagız, sizi inkar ediyoruz. Ve siz, Allah´ın tek olusuna inanıncaya kadar, sizinle bizim aramızda ebediyyen dusmanlık ve ofke basladı.” Hz. Ibrahim´in, babasına: “Senin icin mutlaka istigfar edecegim (magfiret dileyecegim). (Ancak) Allah´tan sana gelecek bir seyi onlemeye malik degilim, sozu (demesi) haric. Rabbimiz, biz Sana tevekkul ettik. Ve Sana yoneldik. Ve masir (varıs, donus, ulasma), Sana´dır.”

    [5] Rabbimiz, bizi kafirlere fitne kılma! Ve bizi magfiret et Rabbimiz. Muhakkak ki Sen, Sen; Aziz´sin, Hakim´sin

    [6] Andolsun ki, sizin icin onlarda Allah´ı (Allah´ın Zat´ına ulasmayı) ve ahiret gununu dilemis olan kimselere guzel ornek vardır. Ve kim donerse, o taktirde muhakkak ki Allah, O; Gani´dir, Hamid´dir (hamdedilendir)

    [7] Allah´ın sizinle ve onlardan dusman oldugunuz kimseler arasında dostluk yaratması umulur. Ve Allah; Kaadir´dir (herseye gucu yetendir). Ve Allah; Gafur´dur (magfiret edendir), Rahim´dir (Rahim esması ile tecelli edendir)

    [8] Allah, din konusunda sizinle savasmamıs ve sizi yurdunuzdan cıkarmamıs olan kimselere iyilik etmenizden ve onlara adaletle davranmanızdan sizi nehyetmez (yasaklamaz). Muhakkak ki Allah, adaletli olanları (adaletle davrananları) sever

    [9] Fakat Allah, din hususunda sizinle savasmıs ve sizi yurdunuzdan cıkarmıs olan ve sizin cıkarılmanıza arka cıkmıs (yardım etmis) olan kimselere donmenizden (onlarla dostluk kurmanızdan) sizi nehyeder (yasaklar). Ve kim onlara donerse, o taktirde iste onlar, onlar zalimlerdir

    [10] Ey amenu olanlar! Hicret etmis olan mu´min kadınlar size geldikleri zaman onları imtihan edin (hicret sebeplerini sorun). Allah, onların imanını cok iyi biliyor. Artık onların mu´min hanımlar oldugunu bilirseniz (mu´min olduklarından emin olursanız), bundan sonra onları kafirlere geri dondurmeyiniz. Onlar (mu´min hanımlar), digerlerine (kafir erkeklere) helal degildir. Digerleri de (kafir erkekler de), onlar icin (mu´min hanımlar icin) helal degildir. Onlara (kafir erkeklere), infak etmis oldukları seyi (mu´min olarak size gelen kadınlara daha once vermis oldukları mehirlerini) geri verin. Ve kendilerine mehirlerini verdiginiz taktirde, onlara nikah yapmanızda sizin uzerinize bir gunah yoktur. Ve kafir kadınları nikah ile tutmayın. Ve siz ne infak ettiyseniz (mehir olarak ne verdiyseniz) geri isteyiniz. Ve onlar da infak ettiklerini istesinler. Iste bu, Allah´ın hukmudur. Aranızda hukum vermektedir. Ve Allah; Alim´dir (en iyi bilendir), Hakim´dir (hukum sahibidir)

    [11] Ve eger sizin zevcelerinizden dolayı bir sey (mehir) sizin elinizden cıkıp kafirlere gectiyse (kafirler, sizden kendilerine gelen kadınların mehirlerini, bıraktıkları eslerine geri odemezlerse), sonra da (kafirlerden size gelip iman eden kadınların bıraktıkları eslerine mehirlerini geri) odeme sırası size gelince, o zaman esleri (kafir erkeklere) gitmis olanlara, infak ettikleri kadar (mehri) siz (elinize gecen ganimetten) verin ve siz, kendisine iman etmis oldugunuz Allah´a karsı takva sahibi olun

    [12] Ey nebi (peygamber)! Mu´min kadınlar; Allah´a hicbir seyi ortak kosmamak, hırsızlık yapmamak, zinada bulunmamak, evlatlarını oldurmemek, elleri ve ayakları arasında bir iftira uydurmamak, maruf bir is konusunda sana asi olmamak uzere, sana tabi olmak icin geldikleri zaman, artık onların biatlerini kabul et ve onlar icin Allah´tan magfiret dile. Muhakkak ki Allah; Gafur´dur (magfiret edendir, gunahları sevaba cevirendir), Rahim´dir (Rahim esması ile tecelli edendir)

    [13] Ey amenu olanlar (olmeden once Allah´a ulasmayı dileyenler)! Allah´ın kendilerine gadaplandıgı (rahmetinden terkettigi) bir kavme donmeyin (dostluk kurmayın)! Kafirlerin, kabirdekilerden umitlerini kesmis oldugu (tekrar diriltilecegine inanmadıgı) gibi onlar da ahiretten umitlerini kesmislerdir (ahiret hayatına inanmazlar)

    Saff

    Surah 61

    [1] Goklerde ve yerde olanlar, Allah´ı tesbih etti (ve etmekte). Ve O; Aziz´dir, Hakim´dir

    [2] Ey amenu olanlar! Yapmayacagınız seyi nicin soyluyorsunuz

    [3] Yapmayacagınız bir seyi soylemeniz Allah´ın katında, buyuk suc oldu

    [4] Muhakkak ki Allah, kendi yolunda saf baglayarak savasanları sever. Onlar sanki birbirine birlestirilerek kuvvetlendirilmis binalar gibidir

    [5] Ve Hz. Musa, kavmine soyle demisti: “Ey kavmim! Muhakkak ki ben, sizin icin Allah´ın Resul´uyum, (boyle) oldugumu bildiginiz halde nicin bana eziyet ediyorsunuz?” Artık onlar (Hakk´tan) donunce, Allah da onların kalplerini dondurdu. Allah, fasıklar kavmini hidayete erdirmez

    [6] Ve Meryemoglu Isa (A.S) soyle demisti: “Ey Israilogulları! Muhakkak ki ben, elimdeki Tevrat´ta olan herseyi tasdik eden ve benden sonra gelecek, ismi Ahmed olan Resul ile mujdeleyen, size (gonderilmis) Allah´ın Resul´uyum.” Fakat onlara beyyineler (mucizeler, deliller) getirdigi zaman onlar: “Bu apacık sihirdir.” dediler

    [7] Islam´a (teslime) davet olunurken, Allah´a karsı yalan uyduran kimseden daha zalim kim vardır? Ve Allah, zalimler kavmini hidayete erdirmez

    [8] Onlar, agızları ile Allah´ın nurunu sondurmeyi istiyorlar. Ve Allah, kafirler kerih gorseler bile nurunu tamamlayacak olandır

    [9] Resul´unu hidayet ile ve (esasları unutulmus olan) dinlerin hepsinin uzerine, izhar etmek (acıklayıp dogrusunu ispat etmek) icin, Hakk din (Allah´ın ezeli ve ebedi olan dini) ile gonderen O´dur. Ve musrikler, kerih gorseler bile

    [10] Ey amenu olanlar! Sizi elim azaptan kurtaracak bir ticaret icin, size yol gostereyim mi

    [11] Allah´a ve O´nun Resul´une iman edersiniz ve Allah´ın yolunda canlarınızla ve mallarınızla cihad edersiniz. Iste bu, sizin icin hayırdır. Keske bilseniz

    [12] Sizin gunahlarınızı magfiret eder. Ve sizi altından nehirler akan cennetlere koyar. Ve sizi adn cennetlerinde guzel meskenlere yerlestirir. Iste bu, fevz-ul azimdir (buyuk kurtulustur)

    [13] Ve seveceginiz baska bir sey, Allah´tan yardım ve yakın bir fetih. Ve mu´minleri mujdele

    [14] Ey amenu olanlar! Allah´ın yardımcıları olun! Meryemoglu Isa (A.S)´ın havarilere: “Kim Allah´a (ulasmak icin) benim yardımcılarım olur?” dedigi zaman, havarilerin: “Biz Allah´ın yardımcılarıyız.” dedigi gibi. Bunun uzerine Israilogulları´ndan bir grup iman etti, bir grup inkar etti. O zaman iman edenleri dusmanlarına karsı destekledik. Boylece onlar ustun geldiler

    Cum'a

    Surah 62

    [1] Goklerde ve yerde olanlar, Allah´ı tespih eder ki; (O) Malik´tir (mulkun sahibidir), Kuddus´tur (mukaddestir), Aziz´dir (ustundur), Hakim´dir (hukum ve hikmet sahibidir)

    [2] Ummiler arasında, kendilerinden bir resul beas eden (gorevlendiren) O´dur. Onlara, O´nun (Allah´ın) ayetlerini okur, onları tezkiye eder (nefslerini temizler), onlara Kitab´ı (Kur´an-ı Kerim´i) ve hikmeti ogretir. Ve daha once (resule tabi olmadan evvel) elbette onlar, sadece acık bir dalalet icinde idiler

    [3] Ve henuz kendilerine ilhak olmamıs (katılmamıs) olan, onlardan sonrakilere de... Ve O; Aziz´dir (ustundur), Hakim´dir (hukum ve hikmet sahibidir)

    [4] Iste bu, Allah´ın fazlıdır. Onu diledigi kisiye verir. Ve Allah, buyuk fazl sahibidir

    [5] Kendilerine Tevrat yuklenip de (Tevrat´ın farzları okunup da), sonra O´nu tasımayanların (onunla amel etmeyenlerin) hali, ciltlerle kitap tasıyan merkebin hali gibidir. Allah´ın ayetlerini yalanlayan kavmin durumu ne kotu. Ve Allah, zalimler kavmini hidayete erdirmez

    [6] De ki: “Ey yahudiler! Eger siz, insanlardan ayrı olarak, (yalnız) kendinizin Allah´ın dostu oldugunuzu zannettiyseniz, sayet siz dogru soyleyen kimseler iseniz, olumu temenni edin.”

    [7] Ve ebediyyen onu (olumu) temenni edemezler, elleriyle takdim ettikleri (yaptıkları) seyler sebebiyle. Ve Allah, zalimleri en iyi bilendir

    [8] De ki: “Muhakkak ki o, sizin kendisinden kactıgınız olum, iste o mutlaka size mulaki olacak (siz olumle karsılasacaksınız). Sonra gorunmeyeni ve goruneni bilen (Allah´a) donduruleceksiniz. O zaman (Allah), yapmıs olduklarınızı size haber verecek.”

    [9] Ey amenu olanlar (olmeden once Allah´a ulasmayı dileyenler)! Cuma gunu namaza nida olundugu zaman (cagrıldıgınız zaman) hemen Allah´ın zikrine kosun ve alısverisi bırakın. Iste bu, sizin icin daha hayırlıdır, keske bilseniz

    [10] Artık namazı kaza ettiginiz (kılıp bitirdiginiz) zaman yeryuzune yayılın ve Allah´ın fazlından isteyin ve Allah´ı cok zikredin. Umulur ki, boylece siz felaha (kurtulusa) erersiniz

    [11] Ve ticaret veya eglenceyi gorunce ona yonelip dagıldılar ve seni ayakta bırakıp gittiler. De ki: “Allah´ın katında olan seyler, eglence ve ticaretten daha hayırlıdır ve Allah, rızık verenlerin en hayırlısıdır.”

    Münâfikûn

    Surah 63

    [1] Munafıklar sana geldikleri zaman: “Biz sahadet ederiz. Muhakkak ki sen, gercekten Allah´ın Resul´usun.” dediler. Ve Allah, muhakkak ki senin, gercekten Kendisinin Resul´u oldugunu biliyor. Ve Allah sahadet eder ki, munafıklar gercekten yalancıdırlar

    [2] Yeminlerini kendilerine siper ettiler, boylece Allah´ın yolundan saptılar (ve saptırdılar). Muhakkak ki onların yapmıs oldukları kotu bir sey

    [3] Bu, onların (once) amenu olmaları (Allah´a ulasmayı dileyerek hidayete ermeleri ve ruhlarını Allah´a ulastırdıktan), sonra kufre dusmeleri sebebiyledir. Bu sebeple onların kalplerinin uzeri tabedildi (muhurlendi). Artık onlar fıkıh edemezler (idrak edemezler)

    [4] Onları gordugun zaman onların cesameti (gorunusleri) seni hayran bırakır. Ve eger konusurlarsa, onların sozlerini dinlersin, onlar sanki duvara dayalı kutukler gibidirler. Her sayhayı (gurultuyu) kendi uzerlerine (aleyhlerine) sanırlar. Onlar dusmandırlar. Artık onlardan hazer et (sakın), Allah onları helak etsin (kahretsin), nasıl da donduruluyorlar

    [5] Ve onlara (munafıklara): “Geliniz, Allah´ın Resul´u sizin icin magfiret dilesin.” denildigi zaman, baslarını alay ederek iki yana salladılar. Ve sen, onların yuz cevirdiklerini (ayrıldıklarını) gordun. Ve onlar, kibirlenen kimselerdir

    [6] Onlar (munafıklar) icin magfiret dilesen de, dilemesen de birdir. Allah onlara asla magfiret etmez. Muhakkak ki Allah, fasıklar kavmini hidayete erdirmez

    [7] Onlar (munafıklar): “Resulallah´ın yanında bulunanlara infak etmeyin (bir sey vermeyin) ki, onlar dagılıp gitsinler.” diyenlerdir. Ve semaların ve arzın (goklerin ve yerin) hazineleri Allah´ındır. Ve lakin munafıklar, fıkıh (idrak) edemezler

    [8] “Eger biz sehre donersek, mutlaka daha aziz (guclu) olan, daha zelil (gucsuz, zayıf) olanı, oradan (sehirden) cıkarır.” diyorlar. Izzet Allah´ın ve O´nun Resul´unun ve mu´minlerindir. Ve lakin munafıklar bilmiyorlar

    [9] Ey amenu olanlar (Allah´a ulasmayı dileyenler)! Mallarınız ve evlatlarınız sizi Allah´ın zikrinden alıkoymasın. Ve kim bunu yaparsa, o taktirde iste onlar, onlar husranda olanlardır

    [10] Ve sizden birisine olum gelmesinden, o zaman: “Rabbim keske beni yakın bir zamana kadar ertelesen de boylece ben sadaka versem ve salihlerden olsam, olmaz mı?” demesinden once, sizi rızıklandırdıgımız seylerden infak edin

    [11] Ve Allah, hicbir nefsi (hicbir kimseyi) eceli geldigi zaman asla tehir etmez (ertelemez). Ve Allah, sizin yaptıklarınızdan haberdar olandır

    Teğâbün

    Surah 64

    [1] Goklerde ve yerde olan hersey Allah´ı tesbih eder. Mulk O´nundur ve hamd O´nadır. Ve O, herseye Kaadir´dir (gucu yetendir)

    [2] Sizi yaratan O´dur. Buna ragmen sizin bir kısmınız kafir ve bir kısmınız mu´min. Ve Allah, yaptıklarınızı en iyi gorendir

    [3] Gokleri ve yeri hak ile yarattı. Ve size suret (sekil) verdi. Sonra sizin suretlerinizi ahsen yaptı. Ve varıs (ulasma), O´nadır (ulasılacak makam, O´dur, O´nun Zat´ıdır)

    [4] Goklerde ve yerde olanları bilir. Ve gizlediklerinizi, acıkladıklarınızı bilir. Ve Allah, sadırlarda (gonullerde) olanı en iyi bilendir

    [5] Daha once inkar edenlerin haberi size gelmedi mi? O zaman onlar, islerinin vebalini tattılar. Ve onlar icin elim azap vardır

    [6] Iste bu, onlara resulleri beyyineler (acık deliller) getirdigi zaman: “Bir beser mi bizi hidayete erdirecek?” demeleri sebebiyledir. Boylece inkar ettiler ve yuz cevirdiler. Ve Allah, mustagni oldugunu (Kendisinin hicbir seye ve de onların imanlarına da ihtiyacı olmadıgını) gosterdi. Ve Allah; Gani´dir, Hamid´dir

    [7] Inkar edenler, asla beas edilmeyecekleri (tekrar diriltilmeyecekleri) zannında bulundular. De ki: “Hayır, Rabbime andolsun! Elbette beas edileceksiniz. Sonra yaptıgınız amelleriniz mutlaka size haber verilecek.” Ve bu, Allah icin kolaydır

    [8] Artık Allah´a, O´nun Resul´une ve indirdigimiz Nur´a iman edin. Ve Allah, yaptıklarınızdan haberdar olandır

    [9] Sizi toplanma gunu icin biraraya toplayacagı gun, iste o, aldanma gunudur. Ve kim Allah´a iman eder ve salih amel (nefs tezkiyesi) yaparsa, onun seyyiatini (gunahlarını) orter. Ve orada ebediyyen kalmak uzere, altından nehirler akan cennetlere koyar. Iste bu fevz-ul azimdir (buyuk kurtulustur)

    [10] Ayetlerimizi inkar edenler ve yalanlayanlar; iste onlar, ates ehlidirler, orada (cehennemde) ebediyyen kalacak olanlardır. Ve (o) ne kotu varıs yeri (ulasılacak yer)

    [11] Allah´ın izni olmadıkca bir musibet isabet etmez. Ve kim Allah´a iman ederse (amenu olursa), (Allah) onun kalbine ulasır. Ve Allah, herseyi en iyi bilendir

    [12] Ve Allah´a itaat edin. Ve Resul´e itaat edin. Eger hala yuz cevirirseniz, bundan sonra resulumuzun uzerinde olan (sorumluluk), sadece apacık tebligdir

    [13] Allah; O´ndan baska Ilah yoktur. Ve mu´minler artık Allah´a tevekkul etsinler

    [14] Ey amenu olanlar (Allah´a ulasmayı dileyenler)! Muhakkak ki, sizin zevcelerinizden ve evlatlarınızdan size dusman olanlar vardır. Artık onlardan sakının. Ve eger onları affeder, kusurlarına bakmazsanız ve bagıslarsanız, o taktirde muhakkak ki Allah; Gafur´dur, Rahim´dir

    [15] Oysa sizin mallarınız ve evlatlarınız fitnedir (imtihandır). Ve Allah ki, ecrun azim (en buyuk mukafat) O´nun indindedir (katındadır)

    [16] Artık Allah´a karsı gucunuzun yettigi kadar (en ust seviyede) takva sahibi olun. Dinleyin ve itaat edin! Ve kendiniz icin hayır olarak infak edin (verin). Ve kim nefsinin cimriliginden kendini korursa (sakındırırsa), o taktirde iste onlar; onlar felaha erenlerdir

    [17] Eger Allah´a guzel bir borc verirseniz, onu size kat kat arttırarak oder ve sizi magfiret eder. Ve Allah; Sekur´dur (sukredilendir, sukrun karsılıgını verendir), Halim´dir

    [18] Gaybı (gorunmeyeni) ve sahadet edileni (goruleni) bilendir. Aziz´dir, Hakim´dir

    Talâk

    Surah 65

    [1] Ey nebi! Kadınları bosadıgınız zaman, o taktirde onların iddetlerini sayarak iddetlerinde bosayın. Ve Rabbiniz Allah´a karsı takva sahibi olun. Onları evlerinden siz cıkartmayın. Size acıkca bir fahiselikle gelmedikce onlar da (evlerinden) cıkmasınlar. Ve bunlar, Allah´ın hudutlarıdır (sınırlarıdır). Ve kim Allah´ın hudutlarını asarsa, o taktirde kendi nefsine zulmetmis olur. Bilemezsin, belki Allah bundan sonra bir is (yeni bir durum) husule getirir (baska bir kapı acar)

    [2] Boylece onların (bosadıgınız hanımlarınızın) bekleme sureleri tamamlandıgı (iddetleri sona erdigi) zaman artık onları marufla (orfe uygun olarak guzellikle ve iyilikle) tutun (barındırın) veya marufla onlardan ayrılın (onları iyilikle serbest bırakın). Ve sizden adalet sahibi iki kisi sahitlik etsin (sahit olsun). Sahitligi Allah icin yapın. Allah´a ve ahir gune (Allah´a ulasma gunune) inanan kimseye iste bununla vaazedilir (boyle yapması istenir). Ve kim Allah´a karsı takva sahibi olursa, (Allah) ona bir cıkıs yeri nasip kılar

    [3] Ve hesap etmedigi (aklına gelmeyen) bir yerden onu rızıklandırır. Kim Allah´a tevekkul ederse, artık ona O (Allah) kafidir. Muhakkak ki Allah, emrini (isini) yerine getirendir. Allah hersey icin bir kader tayin etmistir

    [4] Ve eger hayzdan (adetten) kesilmis olan kadınlarınızdan suphe ederseniz, o taktirde onların iddeti (muddeti) 3 aydır ve henuz hayz (adet) olmamıs kadınların da (iddeti 3 ay). Yuklu olan (hamile) kadınların muddetleri ise yuklerini bırakıncaya (dogum yapana) kadardır. Ve kim Allah´a karsı takva sahibi olursa, (Allah) isinde ona kolaylık saglar

    [5] Iste bu, Allah´ın size indirdigi emridir. Ve kim Allah´a karsı takva sahibi olursa, onun gunahlarını orter. Ve onun ecrini azami artırır

    [6] Sizin ikamet ettiginiz yerin bir kısmında, gucunuz yettigi kadar onları oturtun. Ve onları sıkıntıya dusurmek icin onlara zarar vermeyin ve eger onlar yuklu (hamile) iseler, o taktirde yuklerini bırakıncaya (dogum oluncaya) kadar onlara infak edin (nafakalarını verin). Ve eger bundan sonra sizin icin emzirirlerse, o zaman onların ucretlerini verin. Ve maruf ile aranızda gorusun. Ve eger bir guclugunuz olursa (zorlanırsanız), o taktirde onu bir baskasına emzirteceksiniz

    [7] Genis imkan sahibi olan, genis imkanlarından infak etsin (nafaka versin). Ve kim, uzerindeki rızkı az ise, o taktirde Allah´ın ona verdiginden infak etsin. Allah kimseyi, ona verdiginden fazlası ile mukellef (sorumlu) tutmaz. Allah, zorluktan sonra kolaylık verecektir

    [8] Ve nice ulkeler Rab´lerinin ve O´nun Resulleri´nin emrine itaat etmediler (haddi astılar). Bu sebeple onları siddetli bir hesaba cektik. Ve onları cok korkunc azapla azaplandırdık

    [9] Boylece (o ulke halkları) islerinin vebalini tattı. Ve onların islerinin sonu husran oldu

    [10] Allah onlar icin cok siddetli azap hazırladı. Ey amenu olan ulul´elbab! Oyleyse Allah´a karsı (daha ust takva ile) takva sahibi olun. Allah size zikri (Kur´an´ı) indirmistir

    [11] Resul, amenu olanları (olmeden once Allah´a ulasmayı dileyenleri) ve amilussalihat (salih amel, yani nefs tezkiyesi) yapanları, karanlıklardan nura cıkarmak icin size Allah´ın ayetlerini acıklayarak okur. Ve kim, Allah´a iman ederse ve salih (nefsi ıslah eden) amel islerse onu, icinde ebediyyen kalmak uzere, altından ırmaklar akan cennetlere dahil eder (koyar). Allah(´ın Zat´ı), onun (resul) icin en guzel rızık olmustur

    [12] O Allah ki, yedi kat gokleri ve yerden de onların misli kadarını (yedi kat yerleri) yarattı. Allah´ın herseye kaadir oldugunu ve Allah´ın herseyi ilmen (ilmi ile) ihata etmis oldugunu (kusattıgını) bilmeniz icin emir, onların arasında (gokler ve yerler arasında) devamlı iner

    Tahrîm

    Surah 66

    [1] Ey nebi! Zevcelerinin rızasını arayarak, Allah´ın sana helal kıldıgı seyi sen nicin kendine haram ediyorsun? Ve Allah; Gafur´dur, Rahim´dir

    [2] Allah, (gereksiz) yeminlerinizi (kefaretle) cozmenizi size farz (mesru) kılmıstır. Ve Allah, sizin dostunuzdur ve O; Alim´dir (en iyi bilendir), Hakim´dir (hukum ve hikmet sahibidir)

    [3] Nebi, bazı zevcelerine sır olan bir sozu gizlice soylemisti. Fakat onu (o sırrı) baskasına haber verince Allah, ona (durumu) izhar etti (peygamberine bildirdi). (Nebi de) bazısını acıkladı ve bazısını (bildirmekten) vazgecti. Ona (zevcesine) onu (bunu bildigini) haber verdigi zaman, (zevcesi): “Bunu sana kim haber verdi?” dedi. (Nebi): “Bana Alim (en iyi bilen) ve Habir (herseyden haberdar) olan bildirdi.” dedi

    [4] Siz ikiniz de Allah´a tovbe etseniz (ki, mutlaka etmelisiniz). Cunku ikinizin de kalbi kaymıstı. Ve eger O´na (Hz. Peygamber (S.A.V)´e) karsı yardımlasırsanız, o taktirde muhakkak ki Allah, O; O´nun (Hz. Peygamber (S.A.V)´in) Mevlası´dır, Cibril (A.S) ve mu´minlerin salih olanları ve bunlardan baska melekler de O´na zahirdirler (yardımcıdırlar)

    [5] Eger (o) sizi bosarsa, onun Rabbinin, onun icin sizin yerinize, sizden daha hayırlı olan musluman (Allah´a teslim olmus) kadınlar, mu´min kadınlar, kanitin olan kadınlar, tovbe eden kadınlar, kul olan kadınlar, oruc tutan kadınlar, dul ve bakire olan kadınlardan zevceler (esler) ile degistirmesi umulur

    [6] Ey amenu olanlar (Allah´a ulasmayı dileyenler)! Yakıtı insanlar ve taslar olan atesten kendinizi ve ailenizi koruyun. Onun uzerinde cok guclu ve cok sert (acımasız) melekler vardır. Allah´ın onlara emrettigi seyde, Allah´a asi olmazlar ve emrolundukları seyi yaparlar

    [7] Ey inkar edenler! O gun ozur beyan etmeyin. Siz sadece yapmıs oldugunuz seylerin karsılıgı olarak cezalandırılacaksınız

    [8] Ey amenu olanlar (Allah´a ulasmayı dileyenler)! Allah´a Nasuh Tovbesi ile tovbe edin! Umulur ki Rabbiniz, sizin gunahlarınızı orter ve sizi altından nehirler akan cennetlere koyar. O gun Allah, nebileri ve O´nunla beraber olanları mahzun etmez. Onların nurları, onlerinde ve saglarında kosar. “Rabbimiz, bizim nurumuzu tamamla ve bize magfiret et (gunahlarımızı sevaba cevir). Muhakkak ki Sen, herseye kaadirsin.” derler

    [9] Ey nebi! Kafirlerle ve munafıklarla cihad et. Ve onlara galiz (sert) davran. Onların mevası (barınacagı yer) cehennemdir. Ve ne kotu varıs yeri

    [10] Allah, kafirlere, Hz. Nuh´un ve Hz. Lut´un hanımını ornek verdi. Ikisi de, salih kullarımızdan iki kulumuzun (nikahı) altındaydı. Fakat ikisi de ihanet etti. Bu yuzden ikisine de, Allah´tan bir seye (azaba) karsı, onlardan (eslerinden) bir fayda olmadı (onları kurtaramadılar). Ve onlara: “Ikiniz de atese girenlerle beraber (atese) girin.” denildi

    [11] Ve Allah, amenu olanlara firavunun esini ornek verdi: “Rabbim, Senin katında cennette benim icin bir ev insa et ve beni firavundan ve onun yaptıklarından kurtar. Ve zalimler kavminden beni kurtar.” demisti

    [12] Imran´ın kızı Meryem ki, onun iffeti ahsendi. Bu sebeple onun icine Ruhumuzdan ufledik. Ve o, Rabbinin kelimelerini ve kitaplarını tasdik etti. Ve o, kanitin olanlardan oldu

    Mülk

    Surah 67

    [1] Mulk elinde (kudretinde) olan O (Allah) Mubarek´tir. Ve O, herseye kaadirdir

    [2] “Sizin hanginizin en guzel ameli yapacagını” imtihan etmek icin olumu ve hayatı yaratan O´dur. Ve O; Aziz´dir, Gafur´dur

    [3] Gokleri yedi tabaka (7 kat) olarak yaratan O´dur. Rahman´ın yaratmasında bir uyumsuzluk goremezsin. Haydi bakısını cevir (tekrar bak), bir yarık (catlak) goruyor musun

    [4] Sonra iki defa daha bakısını cevir (bak). Bakısın aciz ve yorgun olarak sana (geri) doner

    [5] Ve andolsun ki, dunyanın semasını kandillerle susledik. Ve onları, seytanlar icin (atılacak) taslar kıldık. Ve onlar icin alevli atesin azabını hazırladık

    [6] Ve Rab´lerini inkar edenler icin cehennem azabı vardır. Ve (o), ne kotu varıs yeri

    [7] Oraya (cehenneme) atıldıkları zaman onun kaynayan korkunc sesini (gurlemesini) isittiler

    [8] (Cehennem) nerede ise ofkesinden catlayacak gibi olur. Oraya herbir grup atılısında onun (cehennemin) bekcileri onlara: “Size nezir (uyarıcı) gelmedi mi?” diye sordu

    [9] Onlar (cehenneme atılanlar) dediler ki: “Evet, bize nezir gelmisti. Fakat biz onu yalanladık ve Allah hicbir sey indirmemistir, siz ancak buyuk bir dalalet icindesiniz, dedik.”

    [10] Ve: “Eger biz isitmis veya akıl etmis olsaydık, alevli ates halkı arasında olmazdık.” dediler

    [11] Boylece gunahlarını itiraf ettiler. Artık ates ehli (Allah´ın rahmetinden) uzak olsun

    [12] Muhakkak ki onlar, gaybda Rab´lerine husu duyarlar. Onlar icin magfiret ve buyuk ecir vardır

    [13] Ve sozunuzu gizleyin veya onu acıklayın. Muhakkak ki O (Allah), gonullerde olanı en iyi bilendir

    [14] Yaratan (yarattıgını) bilmez mi? Ve O; Latif´tir, Habir´dir (haberdar olandır)

    [15] Arzı size zelil kılan (boyun egdiren) O´dur. Artık onun omuzlarında (uzerinde, daglarda, ovalarda) donup dolasın ve O´nun rızkından yeyin. Ve nesir (yeniden var olup huzurunda toplanma) O´nadır

    [16] Gokyuzundeki Kisinin (Allah´ın), o (yer) sallandıgı zaman sizi, yere gecirmesinden (gecirmeyeceginden) emin mi oldunuz

    [17] Veya gokyuzunde olan Kisinin (Allah´ın) sizin uzerinize (tas yagdıran) fırtına gondermesinden (gondermeyeceginden) emin mi oldunuz? O taktirde uyarım nasılmıs, yakında ogreneceksiniz (bileceksiniz)

    [18] Ve andolsun ki, onlardan oncekiler de yalanladılar. O zaman azabım nasıl oldu

    [19] Onlar, ustlerinde sıra sıra suzulerek kanat cırpan kusları gormuyorlar mı? Onları Rahman´dan baskası tutmuyor. Muhakkak ki O, herseyi en iyi gorendir

    [20] Veya Rahman´dan baska size yardım edecek olan bu askerler kimdir? Kafirler sadece gurur (aldanma) icindeler

    [21] Ya da eger (Allah), onun rızkını tutarsa (keserse), sizi rızıklandıracak olan bu kisiler kimlerdir? Hayır, onlar haddi asmada ve (haktan) uzak olmakta ısrarla devam ettiler

    [22] Oyleyse yuzustu surunerek yuruyen kimse mi daha cok hidayete ermistir, yoksa Sıratı Mustakim uzerinde duzgun (dimdik, seviyeli) yuruyen mi

    [23] De ki: “Sizi insa eden (yoktan yaratıp var eden) ve size isitme, gorme ve idrak etme hassalarını veren O´dur. Ne kadar az sukrediyorsunuz?”

    [24] De ki: “Sizi yeryuzunde cogaltıp yayan O´dur. Ve O´na hasrolunacaksınız (huzurunda toplanacaksınız).”

    [25] Ve: “Eger siz, (sozunuzde) sadıksanız, bu (azap) vaadiniz ne zaman?” derler

    [26] De ki: “Bu ilim ancak Allah´ın indindedir. Ve ben sadece (Allah´ın azabını) acıkca bildiren bir nezirim (uyarıcıyım).”

    [27] Fakat onu (azabı), yakın olarak gordukleri zaman inkar edenlerin yuzleri karardı. Ve onlara: “Bu sizin kendisini davet ettiginiz (ne zaman diye sordugunuz) azaptır.” denildi

    [28] De ki: “Gordunuz mu, sayet Allah, beni ve benimle beraber olanları helak etse veya bize rahmet etse, bundan sonra kafirleri elim azaptan kim kurtarır?”

    [29] De ki: “O, Rahman´dır, O´na iman ettik (amenu olduk) ve O´na tevekkul ettik.” Artık acıkca dalalette olan kimdir, yakında bileceksiniz

    [30] De ki: “Gordunuz mu, sayet sizin suyunuz yerin altına gecse, o zaman size akarsuyu kim getirir?”

    Kalem

    Surah 68

    [1] Nun. Kaleme ve satır satır yazdıklarına andolsun

    [2] Rabbinin ni´meti ile sen mecnun degilsin

    [3] Ve muhakkak ki senin icin, elbette kesintisi olmayan mukafat vardır

    [4] Ve muhakkak ki sen, mutlaka cok buyuk bir ahlak uzeresin

    [5] Artık yakında sen goreceksin ve onlar da gorecekler

    [6] Sizin hanginiz meftun (saskın)

    [7] Muhakkak ki senin Rabbin; O, kim Kendi yolundan saptı, cok iyi bilir ve O hidayete ermis olanları da cok iyi bilir

    [8] Oyleyse yalanlayanlara itaat etme

    [9] Onlar senin musamaha gostermeni temenni ettiler (istediler), o zaman onlar da musamaha gostereceklerdi

    [10] Luzumsuz yere cok yemin edenlerin hicbirine itaat etme

    [11] Devamlı kusur arayanlara, laf tasıyanlara (itaat etme)

    [12] Hayrı devamlı engelleyenlere, haddi tecavuz eden gunahkarlara (itaat etme)

    [13] Kotuluk yapan zorbalara, bundan baska haram yiyen gunahkarlara (itaat etme)

    [14] Mallara ve ogullara sahip olmaları (sebebiyle onlara itaat etme)

    [15] Ona ayetlerimiz okundugu zaman: “(Bunlar) evvelkilerin masalları.” dedi

    [16] Biz yakında onun burnu uzerine damga basacagız

    [17] Muhakkak ki Biz, onları belaya ugrattık. Bostan mahsulunu mutlaka, sabah erkenden (fakirlere gostermeden) devsirmek icin yeminlesen bostan sahiplerini belaya ugrattıgımız gibi

    [18] Ve bir istisna yapmıyorlar

    [19] Fakat onlar uyuyorken, Rabbin tarafından gonderilen bir afet onun (bostan mahsullerinin) uzerinde dolastı

    [20] Boylece (mahsul) simsiyah oldu (bahce kara toprak gibi oldu)

    [21] Nihayet sabah olunca birbirlerine seslendiler

    [22] Eger devsirecekseniz, tarlanıza sabah erken gidin

    [23] Bundan sonra aralarında gizlice konusarak (evden) ayrıldılar

    [24] Sakın bugun oraya (bostana) sizin yanınıza bir yoksul girmesin

    [25] Ve (yoksulları) men etmeye gucleri yetecek (diye) sabah erkenden gittiler

    [26] Fakat onu (bostanın halini) gorunce: “Muhakkak ki biz, gercekten dalalette olan kimseleriz.” dediler

    [27] Hayır, biz mahrum olan kimseleriz

    [28] Onların en makul dusuneni: “Ben, size eger (Allah´ı) tesbih etmiyorsanız, olmaz (tesbih etmeniz gerekir) demedim mi?” dedi

    [29] “Bizim Rabbimiz Subhan´dır (yucedir, herseyden munezzehtir). Muhakkak ki biz, zalim kimseler olduk.” dediler

    [30] Bunun uzerine birbirlerine, kınayarak karsılık verdiler

    [31] Yazıklar olsun bize, muhakkak ki biz, haddi asan kimseler olduk

    [32] Rabbimizin bize, onun yerine, ondan daha hayırlısını bedel olarak vermesi umulur. Muhakkak ki biz, Rabbimize ragbet eden kimseleriz

    [33] Azap, iste boyledir ve ahiret azabı elbette daha buyuktur. Keske bilselerdi

    [34] Muhakkak ki takva sahipleri icin, Rab´lerinin yanında Naim cennetleri vardır

    [35] Iste boyle, muslumanları (teslim olanları), mucrimler (suclular) gibi kılar mıyız (bir tutar mıyız)

    [36] Size ne oluyor? Nasıl hukum veriyorsunuz

    [37] Yoksa sizin bir kitabınız var da ondan ders mi okuyorsunuz

    [38] Gercekten onun icinde (o kitapta) “begenip sectiginiz seyler mutlaka sizindir” (mi yazılı)

    [39] Yoksa sizin icin kıyamete kadar surecek olan, uzerimizde yeminler mi var: “Ne hukum verirseniz, o mutlaka sizindir (diye).”

    [40] Onlara sor: “Onların hangisi bunun savunucusudur?”

    [41] Yoksa onların ortakları mı var? Oyleyse ortaklarını getirsinler, eger dogru soyleyen kimse iseler

    [42] Gerceklerin acıga cıktıgı gun, secde etmeye davet olunurlar. Fakat (secde etmeye) gucleri yetmez

    [43] Gozleri korkudan urpermis halde, onları bir zillet kaplar. Onlar, salimken (saglıklı ve selamette iken) secde etmeye davet olunmuslardı

    [44] Artık bu sozu yalanlayan kisileri Bana bırak. Yakında onları bilmedikleri bir yerden tedricen (yavas yavas azaba) yaklastıracagız

    [45] Ve Ben, onlara muhlet veriyorum. Muhakkak ki Benim tuzagım, cok kuvvetlidir

    [46] Yoksa onlardan ucret mi istiyorsun? Boylece onlar agır bir borc altındalar mı

    [47] Veya gayb (bilinmeyen alemler), onların yanında da, artık onlar mı yazıyorlar

    [48] Artık Rabbinin hukmune sabret. Ve balık sahibi (Yunus A.S) gibi olma. O, cok huzunlu, gamlı olarak (Rabbine) nida etmisti

    [49] Eger O´nun Rabbinden kendisine bir ni´met yetismese idi, mutlaka O, zemmolunmus (kınanmıs) olarak bos araziye atılmıs olacaktı

    [50] Fakat O´nun Rabbi, kendisini secti, boylece O´nu salihlerden kıldı

    [51] Ve inkar edenler, zikri (Kur´an´ı) isittikleri zaman gercekten seni, neredeyse gozleri ile devirirler. Ve: “Muhakkak ki o, gercekten mecnundur (delidir).” derler

    [52] Ve O (Kur´an), alemlere zikirden (ogutten) baska bir sey degildir

    Hâkka

    Surah 69

    [1] Hakikat (vuku bulması gercek olan)

    [2] Hakikat (gercek) olan (vuku bulacagı mutlak olan) nedir

    [3] Ve hakikat olanın (vuku bulacak olanın) ne oldugunu sana bildiren nedir

    [4] Karia´yı (korkunc olayı) Semud ve Ad (kavmi) yalanladılar

    [5] Fakat bu sebeple Semud (kavmi) azgın (cok siddetli) bir azapla helak edildi

    [6] Ve amma, Ad (kavmi) ise (o da) bu sebeple siddetli dondurucu, azgın esen bir fırtına ile helak edildi

    [7] (Allah), onu (fırtınayı) ardarda, 7 gece, 8 gun onların uzerine musallat etti. Bundan sonra o kavmi orada, ici bos hurma agacı kutukleri gibi yerlere serilmis gorursun

    [8] Artık onlara ait bir bakiye (geriye kalan bir sey) var mı, goruyor musun

    [9] Ve firavun ve ondan oncekiler ve sehirleri alt ust olan kimseler o buyuk hata ile geldiler (kıyameti, hesap vermeyi, ceza gormeyi inkar etmislerdi)

    [10] Boylece, Rab´lerinin Resul´une isyan ettiler. Bunun uzerine onları siddetli bir yakalamayla yakaladı

    [11] Muhakkak ki (tufanda) su tastıgı zaman, sizi (akıp giden) gemide Biz tasıdık

    [12] Onu sizin icin bir ibret kılalım ve isiten kulaklar onu bellesin diye

    [13] Artık sur´a tek bir ufleyisle uflendigi zaman

    [14] Ve yeryuzu (arz) ve daglar yerlerinden kaldırılıp, tek bir carpısla parcalandıgı zaman

    [15] Iste izin gunu, o vakıa (buyuk olay) vuku bulmustur

    [16] Ve sema yarılmıstır. Artık o, izin gunu zaafa ugramıstır (dengesi bozulmustur)

    [17] Ve o melek, onun (gogun) cevresi uzerindedir. Ve izin gunu Rabbinin arsını ustlerinde tasıyanların sayısı sekizdir

    [18] Izin gunu (Rabbinize) arz olunacaksınız. Sizden (size ait hicbir sey) sır olarak gizli kalmaz

    [19] O zaman kitabı (hayat filmi) sagından verilen kimse ise o zaman: “Alınız, kitabımı okuyun.” der

    [20] Muhakkak ki ben, hesabıma mulaki olacagımı (hesabımla karsılasacagımı) biliyordum

    [21] Iste o razı oldugu bir yasayıs icindedir

    [22] Onlar yuksek bir cennettedirler

    [23] Onun olgunlasmıs meyveleri yakınlasmıs (asagı sarkmıs) durumdadır

    [24] Gecmis gunlerde yapmıs oldugunuz seyler sebebiyle (mukafat olarak) afiyetle yeyin ve icin

    [25] Ve kitabı (hayat filmi) solundan verilen kimse ise o zaman: “Keske bana kitabım verilmeseydi.” der

    [26] Ve hesabımın ne oldugunu bilmeseydim

    [27] Keske o (olunce hayatım) bitmis olsaydı

    [28] Malım bana bir fayda vermedi

    [29] Benim saltanatım (mal gucum) helak oldu

    [30] Onu tutun, sonra da onu baglayın (kelepceleyin)

    [31] Sonra onu alevli atese (cehenneme) atın

    [32] Sonra uzunlugu yetmis arsın (zira) olan bir zincir icinde, oylece onu (cehenneme) sevkedin

    [33] Muhakkak ki o, Azim olan Allah´a inanmıyordu (iman etmiyordu)

    [34] Ve yoksullara yemek vermeye tesvik etmiyordu

    [35] Artık o gun, onun burada yakın bir dostu yoktur

    [36] Ve kanlı irinden baska bir yemek yoktur

    [37] Onu gunahkarlardan baskası yemez

    [38] Artık hayır, gordugunuz seylere yemin ederim

    [39] Ve gormediginiz seylere de (yemin ederim)

    [40] Muhakkak ki o, gercekten Kerim Resul´un sozudur

    [41] O bir sairin sozu degildir. Ne kadar az iman ediyorsunuz

    [42] Ve bir kahinin de sozu degildir. Ne kadar az tezekkur ediyorsunuz

    [43] Alemlerin Rabbi tarafından indirilmistir

    [44] Ve eger, bazı sozleri Bize karsı uydurmus olsaydı

    [45] Elbette onu sagından tutup alırdık (yakalardık)

    [46] Sonra mutlaka onun can damarını keserdik

    [47] Ayrıca sizden hicbiriniz ondan men edici olamaz (buna mani olamaz)

    [48] Ve muhakkak ki O (Kur´an), gercekten muttakiler (takva sahipleri) icin bir oguttur

    [49] Ve muhakkak ki Biz, sizden (icinizde) tekzip edenler oldugunu (yalanlayanları) elbette biliyoruz

    [50] Ve muhakkak ki O (Kur´an), kafirlere elbette hasrettir

    [51] Ve muhakkak ki; O (Kur´an), gercekten Hakk´ul yakin´dir (kesin olarak Hakk´ı bilmektir)

    [52] O halde Rabbini “Azim” ismiyle tesbih et

    Me'âric

    Surah 70

    [1] Talep sahibi birisi, vuku bulacak vakayı (azabı) istedi

    [2] Kafirler icin, onu geri cevirecek kimse yoktur

    [3] (O azap), mearic (yuksekliklerin, yuksek derecelerin) sahibi Allah tarafındandır

    [4] Melekler ve ruh, O´na, suresi elli bin yıl olan bir gunde yukselir

    [5] Artık guzel bir sabırla sabret

    [6] Muhakkak ki onlar, onu (kafirler icin vuku bulacak azabı), uzak (bir ihtimal) olarak goruyorlar

    [7] Ve Biz, onu yakın olarak goruyoruz

    [8] O gun (azap gunu) gokyuzu, erimis maden gibi olacak

    [9] Ve daglar (atılmıs) rengarenk yun parcaları gibi olacak

    [10] Ve (o gun) hicbir dost, baska bir dostu sormaz

    [11] Onlar birbirlerine gosterilirler, gunahkar olan izin gunu, azaptan kurtulmak icin, ogullarını fidye olarak verebilmeyi temenni eder

    [12] Kendi esini ve kardesini

    [13] Ve kendisini barındıran asiretini

    [14] Ve yeryuzunde kim varsa hepsini (versin de), sonra kendisini kurtarsın

    [15] Hayır, asla! Muhakkak ki o (kurtulmak istedigi), alev alev yanan atestir

    [16] (O ates), bas derisini yakıp kavurucudur

    [17] Kim arkasını doner ve (imandan) yuz cevirirse onu cagırır

    [18] Ve (mal, servet) toplayıp, sonra da onu biriktireni

    [19] Muhakkak ki insan, sabırsız ve tamahkar olarak yaratıldı

    [20] Kendisine bir serr dokununca feryat edicidir

    [21] Ve kendisine bir hayır dokundugu zaman cimrilik edendir

    [22] Namaz kılanlar haric

    [23] Onlar namazlarına devam edenlerdir

    [24] Ve onlar, mallarında belirli bir hak bulunanlardır

    [25] Isteyenler ve mahrum olanlar icin

    [26] Ve onlar ki, din gununu tasdik ederler

    [27] Ve onlar, Rab´lerinin azabından korkanlardır

    [28] Muhakkak ki onların Rabbinin azabı, gayri memundur (ondan emin olunamaz)

    [29] Ve onlar, ırzlarını muhafaza edenlerdir

    [30] Zevcelerine ve ellerinin arasında sahip olduklarına (cariyelerine karsı durumları) haric. Cunku muhakkak ki onlar, kınanmıs degildir

    [31] Artık kim bunun arkasını ararsa (fazlasını isterse), o taktirde iste onlar; onlar haddi asmıs olanlardır

    [32] Ve onlar emanetlerine ve ahdlerine riayet edenlerdir

    [33] Ve onlar, sahitliklerinde kaim olanlardır (sahitlige devam edenler)

    [34] Ve onlar, namazlarını muhafaza edenlerdir (devamlı kılanlardır)

    [35] Iste onlar, cennetlerde ikram olunan kimselerdir

    [36] Inkar edenler, simdi nicin senin tarafına dogru hızla kosar oldular

    [37] Sagdan ve soldan dagınık gruplar halinde

    [38] Onlardan hepsi Naim cennetine sokulacagını mı umuyor

    [39] Hayır, asla! Muhakkak ki Biz, onları bildikleri seyden yarattık

    [40] Artık hayır (oyle degil). Doguların ve batıların Rabbine yemin ederim. Muhakkak ki Biz, elbette kaadiriz (oyle ki)

    [41] Onlardan daha hayırlısı ile degistirmeye (onların yerine getirmeye)! Ve Biz, onune gecilebilecek (engellenebilecek) degiliz

    [42] Artık onları terket, vaadolundukları gune kavusuncaya kadar dalsınlar ve oynasınlar

    [43] Kabirlerinden suratle cıkacakları gun, sanki onlar bir hedefe kosuyor gibidir

    [44] Onların bakısları korkulu bir haldedir, onları bir zillet kaplar. Iste bu, onların vaadolundukları gundur

    Nûh

    Surah 71

    [1] Muhakkak ki Biz, Hz. Nuh´u kendi kavmine: “Kavmini onlara, elim azap gelmeden once uyar.” diye (resul olarak) gonderdik

    [2] (Hz. Nuh, kavmine) soyle dedi: “Ey kavmim! Muhakkak ki ben, sizin icin apacık bir nezirim (uyarıcıyım), (oyle ki).”

    [3] Allah´a kul olmanız, O´na karsı takva sahibi olmanız icin. Ve bana itaat edin (tabi olun)

    [4] (Allah da) sizin gunahlarınızı magfiret etsin (gunahlarınızı sevaba cevirsin) ve sizi belirlenmis bir zamana kadar tehir etsin (omur versin)! Muhakkak ki Allah´ın eceli (onun belirledigi an) gelince tehir edilmez. Keske siz bilmis olsaydınız

    [5] (Hz. Nuh, Rabbine) soyle dedi: “Rabbim, Muhakkak ki ben kavmimi gece ve gunduz (ruhlarını Sana ulastırmayı dilemeye) davet ettim.”

    [6] Fakat benim davetim, (benden) kacıslarından (uzaklasmalarından) baska bir seyi artırmadı

    [7] Ve muhakkak ki benim onları, Senin magfiret etmen icin her davet edisimde, (duymamak icin) parmaklarını kulaklarına tıkadılar ve (gormemek icin) elbiselerine burunduler ve (bu davranıslarında) ısrar ettiler ve kibirlenerek buyukluk tasladılar

    [8] Sonra muhakkak ki ben onları cehren (acıkca) davet ettim

    [9] Daha sonra da muhakkak ki ben onlara aleni olarak ilan ettim ve onlara sır olarak (tek tek cagırarak) gizli gizli de bildirdim

    [10] (Nuh A.S) ve dedim ki: “Artık Rabbinizden magfiret dilediginizi soyleyin. Muhakkak ki O; Gaffar´dır (magfiret edendir).”

    [11] Uzerinize bol yagmurlu olarak semayı gondersin

    [12] Ve size mal ve erkek cocuklar (vererek) yardım etsin. Ve sizin icin cennetler (verimli bahceler) yapsın ve sizin icin nehirler akıtsın

    [13] Nuh (A.S), kavmine soyle dedi): “Siz nicin Allah´tan bir vakar (azamet, izzet ve kudret) ummuyorsunuz?”

    [14] Ve O, sizi halden hale (cesitli hallerden) gecirerek yaratmıstır

    [15] Gormuyor musunuz, Allah yedi kat semayı (yedi gok katını) nasıl yarattı

    [16] Ve Ay´ı, onların arasında (semalarda) bir nur kıldı ve Gunes´i de bir sirac (cırag) kıldı

    [17] Ve Allah, sizi yerden (topraktan) bir nebat (gibi) yetistirdi (yarattı)

    [18] Sonra sizi oraya (topraga) dondurecek ve bir cıkarısla sizi (oradan) cıkaracak

    [19] Ve Allah, arzı sizin icin genis bir mekan kıldı

    [20] Sizin yolculuk etmeniz icin, ondan genis yollar yaptı

    [21] (Nuh A.S): “Rabbim, muhakkak ki onlar bana asi oldular (isyan ettiler). Ve malı ve evladı kendisine husrandan baska bir seyi artırmayan kimselere tabi oldular.” dedi

    [22] Ve buyuk hileler kurdular

    [23] Ve (birbirlerine) soyle dediler: “Sakın kendi ilahlarınızı (putlarınızı) bırakmayın. Ve Vedd´i, Suvaa´yı, Yagus´u ve Yauka´yı ve Nesra´yi sakın terk etmeyin.”

    [24] Ve (boylece) pekcogunu dalalette bırakmıs oldular. Ve (Nuh A.S): “Zalimlerin, dalaletten baska bir seyini artırma (zalimlerin, sapıklıklarını artır).”

    [25] Onlar hatalarından (buyuk gunahlarından) dolayı boguldular. Sonra atese sokuldular. Artık kendileri icin, Allah´tan baska bir yardımcı bulamadılar

    [26] Ve Hz. Nuh: “Rabbim, yeryuzunde kafirlerden dolasan bir kimse bırakma.” dedi

    [27] Muhakkak ki eger Sen, onları (yeryuzunde) bırakırsan, Senin kullarını dalalete dusururler ve facir kafirden baska (evlat) dogurmazlar

    [28] Rabbim, beni, annemi, babamı ve evime mu´min olarak girenleri ve mu´min kadınları ve mu´min erkekleri magfiret et. Zalimlere helakından baska bir seyi artırma

    Cinn

    Surah 72

    [1] De ki: “Cinlerden bir toplulugun (Kur´an) dinledigi, sonra: “Biz gercekten harika, guzel bir Kur´an isittik.” dedikleri bana vahyedildi.”

    [2] “O (Kur´an), irsada ulastırır, artık biz, O´na iman ettik ve artık kimseyi Rabbimize asla ortak kosmayız.”

    [3] Ve bizim Rabbimizin sanı cok yucedir. O´nun, bir sahibe (es) ve ogul edinmedigine (iman ettik)

    [4] Ve o bizim sefih (ahmak) olanımızın (iblisin), Allah´a karsı asılsız (sacma sapan seyler) soylemis olduguna (inanıyoruz)

    [5] Ve gercekten biz, insanların ve cinlerin Allah´a karsı asla yalan soylemedigini zannettik

    [6] Ve insanlardan bazı adamlar, cinlerden bazı adamlara sıgınıyorlardı. Boylece onların (cinlerin) azgınlıklarını artırdılar

    [7] Ve onlar da, sizin zannettiginiz gibi Allah´ın hic kimseyi yeniden diriltmeyecegini zannettiler

    [8] Ve gercekten biz semaya, elbette dokunduk. O zaman onu cok guclu bekciler ve sihaplarla (yakıcı ısınlarla) doldurulmus bulduk

    [9] Ve gercekten biz, (meleklerin sozlerini) dinlemek icin orada oturma yerlerine otururduk. Fakat simdi, kim dinlemek isterse, onu gozleyen (izleyen) bir sihap (ates sulesi) bulur

    [10] Ve gercekten biz bilmiyoruz. Yeryuzunde olan kimselere bir serr mi murad edildi, yoksa Rab´leri onların irsad olmalarını mı diledi

    [11] Ve gercekten biz, bir kısmımız salihleriz ve bizden bir kısmımız bunun dısında. Biz ayrı ayrı yollarda (olan topluluklar) olduk

    [12] Ve gercekten biz, yeryuzunde Allah´ı asla aciz bırakamayacagımızı anladık ve (O´ndan) kacarak da O´nu asla aciz bırakamayız

    [13] Ve gercekten biz, hidayeti isittigimiz zaman O´na iman ettik. Artık kim Rabbine iman ederse, bundan sonra hakkının verilmemesinden ve zulme ugrayacagından korkmaz

    [14] Ve gercekten bizden, (Allah´a) teslim olanlar da var ve bizden kasitun (kalpleri kasiyet baglamıs) olanlar da var. Artık kim (Allah´a) teslim olmussa (ruhunu teslim etmisse) iste onlar, irsad olmayı (nefsin ve iradenin teslimini) arayanlardır (dileyenlerdir)

    [15] Ve lakin, kasitun olanlar (kalpleri zikirsizlikten kasiyet baglayanlar), iste onlar cehenneme odun oldular

    [16] Ve eger onlar, tarikat uzere olarak (Allah´a) yonelselerdi, onları mutlaka bol su (rahmet) ile sulardık (bol bol rahmet ulastırırdık) ki

    [17] Onları bu konuda imtihan edelim diye. Ve kim Rabbinin zikrinden yuz cevirirse, onu cok siddetli azaba ugratır

    [18] Ve muhakkak ki mescidler, Allah icindir. Artık Allah ile beraber baska birine dua etmeyin

    [19] Ve muhakkak ki O; Allah´ın Kulu (Hz. Muhammed S.A.V), O´na (Allah´a) dua etmeye (Kur´an okumaya) kalktıgı zaman, (O´nun etrafında) neredeyse ustuste birikip toplanıyorlardı

    [20] De ki: “Ben sadece Rabbime dua ederim ve hic kimseyi O´na ortak etmem.”

    [21] De ki: “Muhakkak ki ben, size bir zarar verme ve sizi irsad etme gucune malik (sahip) degilim.”

    [22] De ki: “Muhakkak beni, hic kimse Allah´tan bir seye karsı asla koruyamaz. Ve ben asla O´ndan (Allah´tan) baska sıgınacak yer bulamam.”

    [23] (Bu) sadece Allah´tan olanı teblig ve O´nun risaletidir. Ve kim Allah´a ve O´nun Resul´une asi olursa, bundan sonra muhakkak ki onun icin, icinde ebediyyen kalacagı cehennem atesi vardır

    [24] Nihayet vaadolundukları seyi gordukleri zaman, artık kimin yardımcısı daha zayıf ve sayı bakımından daha az, yakında bilecekler

    [25] De ki: “Eger bilseydim (size bildirirdim) vaadolundugunuz sey yakın mı, yoksa Rabbim ona uzun bir muddet mi verir?”

    [26] O (Allah), gaybı bilendir. Fakat O, gaybını hic kimseye izhar etmez (acıklamaz)

    [27] Resullerden razı oldukları (tasarruf rızasına ulasmıs olanları) haric! O taktirde, muhakkak ki O (Allah), onların onunden ve arkasından gozetenler sevkeder ki

    [28] Rab´lerinin risaletlerinin teblig edilmis oldugunu bilsinler diye. Ve (Allah) onların yanlarında olanları (ilmi ile) ihata etmistir (kusatmıstır). Ve herseyin adedini sayıp tespit etmistir

    Müzzemmil

    Surah 73

    [1] Ey ortunup gizlenen

    [2] Az bir kısmı haric olmak uzere gece kalk

    [3] Onun (gecenin) yarısı veya ondan (yarısından) biraz eksilt

    [4] Veya onu daha arttır. Ve Kur´an´ı tane tane guzel bir sekilde oku

    [5] Muhakkak ki Biz, sana yakında agır bir soz ilka edecegiz (ulastıracagız)

    [6] Muhakkak ki gece kalkısı (mesakkatli fakat) tesir bakımından daha kuvvetli ve okuyus bakımından daha saglamdır

    [7] Muhakkak ki senin icin gunduzleyin uzun mesguliyet vardır

    [8] Ve Rabbinin Ismi´ni zikret ve herseyden kesilerek O´na ulas

    [9] O (Allah), dogunun ve batının Rabbidir. O´ndan baska Ilah yoktur. Oyleyse O´nu vekil edin

    [10] Ve onların soyledikleri seylere sabret. Ve guzel bir ayrılıs ile onlardan ayrıl

    [11] Ni´met sahibi olup yalanlayanları Bana bırak ve onlara biraz muhlet ver

    [12] Muhakkak ki bizim yanımızda (ayaklara baglanan) agır zincirler ve alevli ates vardır

    [13] Ve bogazı tıkayıp orada kalan yemek ve elim azap vardır

    [14] O gun yeryuzu ve daglar siddetle sarsılır ve daglar dagılmıs kum yıgını olmustur

    [15] Muhakkak ki Biz, size, uzerinize sahit olacak bir resul gonderdik. Firavuna resul gonderdigimiz gibi

    [16] Fakat firavun resule asi oldu. Bunun uzerine onu cok agır bir yakalayısla ahzettik (tutup aldık)

    [17] Eger inkar ederseniz, o taktirde cocukların saclarını (korkudan) agartan o gunden kendinizi nasıl koruyacaksınız

    [18] Sema onunla (o gunun siddeti ile) yarılıp catlamıstır. O´nun (Allah´ın) vaadi yapılmıstır (yerine gelmistir)

    [19] Muhakkak ki bu, hatırlatmadır (oguttur). Artık kim dilerse, Rabbine (olmeden once ruhunu) ulastıran bir yol ittihaz eder (yol edinir)

    [20] Muhakkak ki Rabbin, senin ve seninle beraber olanlardan bir toplulugun, gecenin ucte ikisinden daha azında, (bazan) onun yarısında ve (bazan da) onun ucte birinde (Kur´an okumak, zikir yapmak, kanitin olmak, teheccud namazı kılmak icin) kalktıgını biliyor. Ve geceyi ve gunduzu Allah takdir eder, onu sizin asla hesaplayamayacagınızı (gecenin zaman dilimlerini dogru tayin edemeyeceginizi) bildi. Bu sebeple sizin tovbenizi kabul etti. O halde Kur´an´dan size kolay geleni okuyun! Sizden bir kısmınızın hasta olacagını, digerlerinin yeryuzunde, Allah´ın fazlından (rızık) isteyerek dolasacaklarını ve diger bir kısmının da Allah´ın yolunda savasacaklarını bildi. Artık O´ndan (Kur´an´dan) size kolay geleni okuyun, namazı ikame edin, zekatı verin ve Allah icin guzel bir sekilde borc verin! Ve nefsiniz icin hayır olarak ne takdim ederseniz, onu Allah´ın indinde daha hayırlı ve daha buyuk bir ecir olarak bulursunuz. Ve Allah´a istigfar edin (tovbe edip Allah´tan magfiret dileyin)! Muhakkak ki Allah; Gafur´dur, Rahim´dir

    Müddessir

    Surah 74

    [1] Ey (esvabına) burunmus olan! Veya (Ey disarını giymis olan)

    [2] Kalk, artık inzar et (uyar)

    [3] Ve (O) senin Rabbin, oyleyse (O´nu) tekbir et (yucelt)

    [4] Ve elbiseni artık (onu) temiz tut

    [5] Ve azap (ona sebep olacak seylerden) artık uzak dur

    [6] Ve daha cogunu isteyerek (karsılık bekleyerek) iyilik yapma

    [7] Ve Rabbin icin artık sabret

    [8] Artık Nakur´a (Sur Borusu´na) uflendigi zaman

    [9] Iste o izin gunu, “zor gun” dur

    [10] Kafirlere kolay degildir

    [11] Tek basına yarattıgım kisiyi Bana bırak

    [12] Ve onu, devamlı cogaltarak mal sahibi yaptım

    [13] Ve her zaman yanında olan ogullar (verdim)

    [14] Ve ona bol bol (ni´metler) vererek genis imkanlar sagladım

    [15] Sonra (daha da) artırmamı ister

    [16] Hayır, asla. Muhakkak ki o Bizim ayetlerimize karsı (inkar etmekte) inatcı oldu

    [17] Yakında onu sarp bir yokusa (atesten bir daga) surecegim

    [18] Muhakkak ki o, (Kur´an hakkında) tefekkur etti (dusundu) ve karar verdi

    [19] Artık kahroldu (Allah´ın Rahmeti´nden kovularak kendini mahvetti), nasıl karar verdi

    [20] Sonra kahroldu (Allah´ın Rahmeti´nden kovularak kendini mahvetti), nasıl da karar verdi

    [21] Sonra baktı

    [22] Sonra da kaslarını cattı, yuzunu eksitti

    [23] Sonra da arkasını dondu ve kibirlendi

    [24] Sonunda: “Bu sadece, olsa olsa nakledilen bir buyudur.” dedi

    [25] Bu olsa olsa ancak bir insanın sozudur

    [26] Yakında Ben, onu alevli atese yaslayacagım (atacagım)

    [27] Ve sekarın (alevli atesin), ne oldugunu sana bildiren nedir

    [28] (Yakıp tuketir etinden) bakiye bırakmaz ve (olume de) terketmez (azapları devam eder)

    [29] (Sekar) insanın (derilerini) yakıp kavurucudur

    [30] Onun uzerinde 19 vardır

    [31] Ve Biz, ates ehlini (cehennem bekcilerini), meleklerden baskası kılmadık. Ve onların sayısını kafirler icin fitneden baska bir sey kılmadık, kitap verilenler yakin sahibi olsunlar ve amenu olanların da imanı artsın. Ve kitap verilenler ve mu´minler supheye dusmesinler. Ve de kalplerinde maraz (suphe) bulunanlar ve kafirler desinler ki “Allah, bu mesele ile ne murad etti (ne demek istedi)?” Iste boyle, Allah, diledigini dalalette bırakır ve diledigini de hidayete erdirir. Ve Rabbinin ordularını, kendisinden baskası bilmez. Ve O, insanlar icin zikirden baska bir sey degildir

    [32] Hayır, Ay´a yemin olsun

    [33] Donup gittigi an geceye andolsun

    [34] Agarmaya basladıgı zaman sabaha andolsun

    [35] Muhakkak ki o (cehennem), gercekten buyuklerden (buyuk musibetlerden) biridir

    [36] Insanlar icin bir uyarı olarak

    [37] Sizden, one gecmek isteyen veya geride kalmak isteyen kimseler icin

    [38] Butun nefsler, iktisap ettikleri (kazandıkları) dereceler sebebiyle (karsılıgı olarak) rehinedirler (baglıdırlar)

    [39] Yemin sahipleri (yeminlerini yerine getiren nefsler) haric

    [40] Onlar cennetlerdedir. (Digerlerine) sorarlar

    [41] Mucrimlerden (suclulardan)

    [42] Sizi sekarın icine (alevli atese) sevkeden (surukleyen) nedir

    [43] “Biz namaz kılanlardan olmadık.” dediler

    [44] Ve biz yoksulları doyurmuyorduk

    [45] Ve biz batıla dalanlarla beraber batıla (bos seylere) dalıyorduk

    [46] Ve biz din gununu yalanlıyorduk

    [47] Bize yakin gelene kadar (olum anı gelinceye kadar)

    [48] Artık sefaat edenlerin sefaati onlara fayda saglamaz

    [49] Buna ragmen, onlara ne oluyor da zikirden yuz cevirenler oldular

    [50] Sanki onlar urkmus yabani merkepler gibidir

    [51] Arslandan (korkup) kacmıstır

    [52] Hayır, onların hepsi, kendileri icin yazılmıs sahifeler gelmesini ister

    [53] Hayır, bilakis, onlar ahiretten korkmuyorlar

    [54] Hayır, muhakkak ki O, bir Zikir´dir (Ogut´tur)

    [55] Artık kim dilerse, O´nu zikreder

    [56] Allah´ın dilediginden baskası O´nu zikredemez. O (O´nun diledigi kimse), takva sahibidir ve magfiret ehlidir (gunahları sevaba cevrilmis olan kimsedir)

    Kıyâme

    Surah 75

    [1] Hayır, kıyamet gunune yemin ederim

    [2] Ve hayır, levvame (kınayan) nefse yemin ederim

    [3] Insan (oldukten sonra) onun kemiklerini asla biraraya getiremeyecegimizi mi sanıyor

    [4] Hayır, Biz, onun parmak uclarını bile yeniden duzenlemeye kaadiriz

    [5] Hayır, insan, onundeki (zamanı) fısk ve fucur ile gecirmeyi ister

    [6] “Kıyamet gunu ne zaman?” diye sorar

    [7] Artık bakıslar dehsetle kamastıgı zaman

    [8] Ve Ay karardıgı (zaman)

    [9] Ve Gunes ve Ay birlestirildigi (zaman)

    [10] Izin gunu, insan: “Firar edilecek yer nerede?” diyecek

    [11] Hayır, sıgınacak bir yer yoktur

    [12] Izin gunu karar kılınan yersenin Rabbinin Huzuru´dur (Rabbinin Katı´dır)

    [13] Izin gunu insana, takdim ettigi (yaptıgı) ve tehir edip (yapmadıgı) seyler haber verilir

    [14] Hayır, insan kendi nefsine basirdir (sahittir)

    [15] Ve mazeretlerini beyan etse bile

    [16] O´na (Kur´an-ı Kerim´i ezberlemeye), acele ederek, O´nunla (Cebrail (A.S) ile beraber) dilini hareket ettirme

    [17] Muhakkak ki O´nun toplanması ve okunması Bize aittir

    [18] Oyleyse O´nu okudugumuz zaman, artık O´nun (Kur´an´ın) okunusuna tabi ol

    [19] Sonra O´nun beyanı (acıklanması) muhakkak ki Bize aittir

    [20] Hayır, bilakis siz cabuk geceni (dunya hayatını) seviyorsunuz

    [21] Ve ahireti terkediyorsunuz

    [22] Izin gunu pırıl pırıl yuzler vardır

    [23] Rab´lerine bakan

    [24] Ve izin gunu catılmıs (kararmıs) yuzler vardır

    [25] Anlar ki kendisine cok kotu muamele yapılacak

    [26] Hayır, (can) koprucuk kemigine geldigi zaman (can bogaza gelince, olmek uzere iken)

    [27] Ve: “Kurtaracak kimdir?” denir

    [28] Ve o (dunyadan) ayrılacagını (olecegini) anlamıstır

    [29] Ve ayakları birbirine dolasmıstır

    [30] Izin gunu, sevk senin Rabbinedir

    [31] Fakat o tasdik etmedi ve namaz kılmadı

    [32] Ve lakin yalanladı ve yuz cevirdi

    [33] Sonra boburlenerek ehlinin (ailesinin) yanına gitti

    [34] Sana mustahaktır, bundan sonra mustahaktır (sen hakettin)

    [35] Sonra sana mustahaktır, bundan sonra mustahaktır (sen hakettin)

    [36] Insan basıbos (sorumsuz) bırakılacagını mı zannediyor

    [37] dokulen meniden bir damla degil miydi

    [38] Sonra bir embriyo (cenin) oldu. Bundan sonra (Allah) onu halketti (yarattı), daha sonra da dizayn etti (duzenledi)

    [39] Sonra da ondan disi ve erkek olarak iki es kıldı

    [40] Iste bunları (yapan), olulere hayat vermeye kaadir degil midir

    İnsan

    Surah 76

    [1] Insanın uzerinden, henuz “anılmaya deger bir sey” degilken,(anılmaya deger bir varlık olana kadar) uzun bir zaman gecmedi mi? (ilk defa tek hucre olarak yaratılmasının uzerinden,anılmaya deger bir varlık haline gelmesine,dogmasına kadar gecen sure)

    [2] Muhakkak Biz, insanı (iki hucrenin) birlesimi olan bir nutfeden yarattık. Onu imtihan edecegiz. Bu sebeple onu isiten, goren (bir varlık) kıldık

    [3] Muhakkak ki Biz, onu (Allah´a ulastıran) yola hidayet ettik. Fakat o, ya (Allah´a ulasmayı diler) sukreden olur, ya da (Allah´a ulasmayı dilemez) kufreden olur

    [4] Muhakkak ki Biz, kafirler icin zincirler, demir halkalar ve alevli ates hazırladık

    [5] Muhakkak ki ebrar olanlar, icinde kafur bulunan kadehlerden icecekler

    [6] Allah´ın kulları, ictikleri o pınarı, fıskıra fıskıra (gurul gurul) akıtırlar

    [7] Nezirlerini (adaklarını) ifa ederler (yerine getirirler). Ve serri (heryere) yayılan gunden korkarlar

    [8] Ve sevdigi taamı (yemegi), miskinlere (fakir ve yoksullara), yetimlere ve esir olanlara yedirirler

    [9] Biz sadece Allah´ın vechi icin sizi doyuruyoruz. Sizden bir karsılık ve tesekkur istemiyoruz

    [10] Muhakkak ki biz, yuzlerin asık oldugu, belalı, zor gunde Rabbimizden korkuyoruz

    [11] Oysa Allah, onları iste boyle bir gunun serrinden korudu. Ve onları, pırıl pırıl bir yuze ve surura (sevince) kavusturdu

    [12] Ve sabırlarından dolayı onları cennetle ve ipek elbiselerle mukafatlandırdı

    [13] Orada tahtlar uzerinde yaslanırlar. Orada gunes (siddetli sıcak) ve siddetli dondurucu soguk gormezler

    [14] Onun (agaclarının) golgesi, onların uzerine yakındır. Ve onun (olgunlasmıs) meyveleri emre hazır olarak yaklastırılmıstır

    [15] Ve gumusten kaplar ve billur kadehler ile onların etrafından dolasılır

    [16] Gumusten kadehler ki onların miktarını belirlemislerdir

    [17] Ve orada, muhtevası zencefil olan kadehler sunulur

    [18] Orada “selsebil” diye isimlendirilen bir pınar vardır

    [19] Ve olumsuz genc delikanlılar onların etrafında dolasırlar. Sen onları gordugun zaman sacılmıs inciler sanırsın

    [20] Ve baktıgın zaman orada ni´metler, buyuk bir mulk ve saltanat gormus olursun

    [21] Onların ustlerinde yesil ince ipekten ve islenmis atlastan elbiseler vardır. Gumusten bileziklerle suslenmislerdir. Ve Rab´leri onlara temiz (lezzetli) icecekler (saraplar) sundu

    [22] Muhakkak ki bu, sizin mukafatınız oldu. Ve sizin cabalarınız tesekkure layık olmustur (takdir edilmistir)

    [23] Muhakkak ki Biz, Biz sana Kur´an´ı, tenzil ederek (ayet ayet) indirdik

    [24] Artık Rabbinin hukmune sabret. Onlardan kafir veya gunahkar olanlara itaat etme

    [25] Ve Rabbinin ismini sabah ve aksam zikret

    [26] Ve artık, gecenin bir kısmında O´na secde et. Ve geceleyin uzun uzun O´nu tesbih et

    [27] Iste onlar, muhakkak ki cabuk gecen (dunya hayatını) seviyorlar. Zor, cetin gunu arkalarına atıyorlar (umursamıyorlar)

    [28] Onları Biz yarattık. Ve baglarını Biz kuvvetlendirdik. Ve diledigimiz zaman onları emsalleri ile degistiririz

    [29] Muhakkak ki bu bir oguttur. Artık kim dilerse Rabbine bir yol ittihaz eder (edinir)

    [30] Ve Allah dilemedikce siz dileyemezsiniz. Muhakkak ki Allah; Alim´dir, Hakim´dir (hukum ve hikmet sahibidir)

    [31] O diledigi kisiyi, rahmetinin icine dahil eder. Ve zalimler, onlar icin elim azap hazırladı

    Mürselât

    Surah 77

    [1] Ardarda (marufla, irfanla) gonderilenlere andolsun

    [2] Ve de siddetle estikce esenlere (andolsun)

    [3] Dagıtıp yayanlara andolsun

    [4] Ve de ayırdıkca ayıranlara (andolsun)

    [5] Ve de zikri ilka edenlere (andolsun)

    [6] (Bu yeminler), ozur olarak (mazeret olmaması) veya nezir olarak (uyarması) icindir

    [7] Muhakkak ki vaadolundugunuz sey, mutlaka vuku bulacaktır

    [8] Oyle ki, o zaman yıldızların ısıgı giderilmistir

    [9] Ve o zaman gok yarılmıstır

    [10] Ve o zaman daglar dagılmıstır

    [11] Ve o zaman resullere vakit bildirilmistir

    [12] (Bunlar) hangi gun icin tecil edildi (ertelendi)

    [13] Fasıl (ayırma) gunu icin (tecil edildi)

    [14] O fasıl gununun ne oldugunu sana bildiren nedir

    [15] Izin gunu, yalanlayanların vay haline

    [16] Evvelkileri Biz helak etmedik mi

    [17] Sonra digerlerini (arkadan gelenleri) deonlara tabi kılarız

    [18] Mucrimlere iste boyle yaparız

    [19] Izin gunu yalanlayanların vay haline

    [20] Sizi Biz, degersiz bir sudan yaratmadık mı

    [21] Sonra onu saglam bir yerde kararlı kıldık (yerlestirdik)

    [22] Bilinen bir sureye kadar

    [23] Iste Biz, boyle takdir ettik. Bunu takdir edenler ne guzel (kudret sahibi)

    [24] Izin gunu yalanlayanların vay haline

    [25] Biz arzı toplanma yeri kılmadık mı

    [26] Canlılara ve olulere

    [27] Ve orada yuksek sabit daglar kıldık. Ve sizi tatlı su ile suladık (icecek su verdik)

    [28] Izin gunu yalanlayanların vay haline

    [29] O yalanlamıs oldugunuz seye gidin

    [30] Uc catallı olan golgeye gidiniz

    [31] Golgelendirmez ve yakıcı aleve bir faydası olmaz

    [32] Muhakkak ki o, saray gibi (buyuk) kıvılcımlar atar

    [33] Sanki o (kıvılcımlar), sarı erkek develer gibidir

    [34] Izin gunu yalanlayanların vay haline

    [35] Bu, (yalanlayanların) konusamayacakları bir gundur

    [36] Ve onlara izin verilmez ki, ozur beyan etsinler

    [37] Izin gunu yalanlayanların vay haline

    [38] Bu ayrılma gunudur. Sizi ve evvelkileri biraraya topladık

    [39] Haydi eger sizin bir tuzagınız varsa hemen Bana karsı tuzak kurun

    [40] Izin gunu yalanlayanların vay haline

    [41] Muhakkak ki takva sahipleri golgelerde ve pınarbaslarındadır

    [42] Ve canlarının cektigi (istah duydukları) meyveler vardır

    [43] Yaptıklarınız sebebiyle afiyetle yeyin ve icin

    [44] Muhakkak ki Biz, muhsinleri iste boyle mukafatlandırırız

    [45] Izin gunu yalanlayanların vay haline

    [46] Yeyin ve biraz da metalanın (faydalanın). Cunku siz mucrimlersiniz

    [47] Izin gunu yalanlayanların vay haline

    [48] Ve onlara: “Ruku edin!” denildigi zaman ruku etmezler

    [49] Izin gunu yalanlayanların vay haline

    [50] Bundan baska artık hangi soze inanacaklar

    Nebe'

    Surah 78

    [1] Birbirlerine neyi soruyorlar

    [2] Buyuk haberden

    [3] Ki onlar, onun hakkında ihtilaf icindeler

    [4] Hayır, yakında bilecekler

    [5] Sonra, hayır yakında bilecekler

    [6] Arzı dosek kılmadık mı

    [7] Ve dagları (yeri sabit tutan) kazıklar (yapmadık mı)

    [8] Ve Biz, sizi cift olarak yarattık

    [9] Ve uykunuzu dinlenme zamanı kıldık

    [10] Ve geceyi libas (ortu) kıldık

    [11] Ve gunduzu maiset (gecim) zamanı kıldık

    [12] Ve sizin ustunuzde saglam (kuvvetli) yedi kat bina ettik

    [13] Ve (orada) pırıl pırıl ısık sacan bir kandil yaptık

    [14] Ve yagmur bulutlarından sarıl sarıl akan su indirdik

    [15] Onunla taneler ve nebatlar cıkaralım diye

    [16] Sarmas dolas olmus (icice) baglar ve bahceler (olussun diye)

    [17] Muhakkak ki fasıl (ayrılma) gunu, (onceden) tayin edilmis bir vakitti

    [18] Sur´a uflendigi gun artık siz boluk boluk geleceksiniz

    [19] Ve sema acılmıs, boylece kapılar olusmustur

    [20] Ve daglar yurutulmus, boylece serap olmustur

    [21] Muhakkak ki cehennem mirsad olmustur

    [22] Azgınlar icin meab (sıgınılacak yer) olarak

    [23] (Onlar) orada butun zamanlar boyunca kalacak olanlardır

    [24] Orada bir serinlik ve bir icecek tatmazlar

    [25] Gassak (irin) ve hamimden (kaynar su) baska

    [26] Uygun bir ceza (karsılık) olarak

    [27] Muhakkak ki onlar bir hesap ummuyorlardı

    [28] Ve ayetlerimizi tekzip ederek yalanladılar

    [29] Ve Biz, herseyi yazarak saydık (tespit ettik)

    [30] Haydi (azabı) tadın! Size artık azaptan baskasını artırmayacagız

    [31] Muhakkak ki, muttakiler (takva sahipleri) icin kurtulus (ve kazanc) vardır

    [32] Bahceler ve uzum bagları vardır

    [33] Ve aynı yasta, sahane endamlı genc kızlar

    [34] Ve ici dolu kadehler vardır

    [35] Orada bos soz ve yalan isitmezler

    [36] (Bunlar) Rabbin tarafından, hesaba karsılık verilen mukafattır (ihsanlardır)

    [37] (Allah) goklerin ve yerin ve onların arasında bulunanların Rahman olan Rabbidir. (Hic kimse) ondan bir hitaba malik degildir

    [38] O gun, ruh (devrin imamının ruhu) ve (arsı tutan) melekler, saf saf hazır bulunurlar. Rahman´ın kendisine izin verdigi kisiden baska kimse konusamaz. Ve (izin verilen) sadece sevap soylemistir

    [39] Iste o gun (mursidin eli Hakk´a ulasmak uzere opuldugu ve ona tabi olundugu gun), Hakk gunudur. Dileyen (Allah´a ulasmayı dileyen) kisi, kendisine Rabbine ulastıran (yolu, Sıratı Mustakim´i) yol ittihaz eder (edinir). (Allah´a ulasan kisiye Allah) meab (sıgınak, melce) olur

    [40] Muhakkak ki, sizi yakın bir azapla uyardık. O gun kisi, elleri ile takdim ettigi seye bakacak. Ve kafir olan: “Keske ben toprak olsaydım.” diyecek

    Nâziât

    Surah 79

    [1] Dalarak kuvvetle (soke soke) cekip alanlara andolsun

    [2] Yumusaklıkla (incitmeden) cekip cıkaranlara andolsun

    [3] Yuzdukce yuzenlere (akarak gidenlere) andolsun

    [4] Ve de yarısarak one gecenlere (andolsun)

    [5] Ve de emirle (isleri) tedbir edenlere (emri yerine getirip idare edenlere) (andolsun)

    [6] O gun, sarsan sarsacak

    [7] Arkasından gelen (ikinci sarsıntı), onu (1. sarsıntıyı) takip edecek

    [8] Izin gunu kalpler (dehsetten) siddetle carpacaktır

    [9] Onların bakısları korkudan zillet icindedir

    [10] Derler ki: “Gercekten biz mutlaka (mezardaki cesetlerimiz dirilerek) ilk halimize geri dondurulen kimseler mi olacagız?”

    [11] Biz curumus, dagılmıs kemikler oldugumuz zaman mı

    [12] Dediler ki: “O zaman bu (donus, dirilis), husranlı bir donustur.”

    [13] Halbuki o (dirilis) sadece tek bir sayhadır

    [14] Iste o zaman onlar yerin (topragın) ustundedirler

    [15] Sana Musa (A.S)´ın kıssası geldi mi

    [16] Rabbi ona kutsal vadi Tuva´da nida etmisti (seslenmisti)

    [17] Firavuna git, muhakkak ki o azdı

    [18] Ve de ona de ki: “Sen tezkiye olmak (nefsini temizlemek) ister misin?”

    [19] Ve: “Seni Rabbine ulastırayım (hidayete erdireyim).” de. Boylece husu sahibi ol

    [20] Bundan sonra ona buyuk mucize gosterdi

    [21] Fakat o (firavun) yalanladı ve isyan etti (asi oldu)

    [22] Sonra kosarak arkasını dondu

    [23] Hemen (kavmini) topladı, sonra da (onlara) nida etti (seslendi)

    [24] Sonra da (firavun) dedi ki: “Ben sizin cok yuce Rabbinizim.”

    [25] Bunun uzerine Allah, onu dunya ve ahiret azabıyla ahzetti (yakalayıp helak etti)

    [26] Muhakkak ki bunda, korkan kimse icin elbette ibret vardır

    [27] Yaratma bakımından siz mi yoksa bina ettigi sema mı daha kuvvetli? (Sizi yaratmak mı yoksa bina ettigi semayı mı yaratmak daha zor)

    [28] Onun (semanın) tavanını yukseltti (yuksekligini artırdı). Sonra da onu sevva etti (dizayn edip duzenledi)

    [29] Ve onun gecesini kararttı ve onun duhasını (aydınlıgını ortaya) cıkardı

    [30] Ve arz, bundan sonra da onu yayıp dosedi

    [31] Ondan (yerden), onun suyunu ve merasını (yesilligini, otlagını) cıkardı

    [32] Ve daglar, ona (yeryuzune), onları muhkem (saglam) olarak yerlestirdi

    [33] Sizin ve hayvanlarınız icin meta olarak (faydalanmanız icin)

    [34] Fakat o buyuk (dayanılmaz) musibet (kıyamet vakti) geldigi zaman

    [35] O gun insan ne icin calıstıgını (ne yaptıgını) tezekkur eder (dusunur)

    [36] Ve alevli ates (cehennem), onu gorecek olan kimseye acıkca gosterilmistir

    [37] Fakat, artık kim taskınlık etmis (haddi asmıs) ise

    [38] Ve dunya hayatını tercih etmis ise

    [39] O taktirde, muhakkak ki alevli ates (cehennem), o, barınacak yerdir

    [40] Ve fakat, kim Rabbinin makamından korkmus ve nefsini heveslerinden nehyetmis ise (heveslerine uymamıssa)

    [41] O taktirde, muhakkak ki cennet, o, barınacak yerdir

    [42] Sana o saatten (kıyametten) soruyorlar: “Onun vukuu ne zaman?”

    [43] Sende onun zikrinden (baska) ne var (onun beyanından baska bir bilgin yoktur)

    [44] Onun sonu, Rabbinedir

    [45] Sen sadece, O´na husu duyan, O´ndan korkanlar icin bir uyarıcısın

    [46] Sanki onlar, onu (kıyameti) gorecekleri gun, sanki bir aksam veya kusluk vaktinden baska (zamanları) kalmamıs gibi olurlar

    Abese

    Surah 80

    [1] Huzursuz oldu (yuzunu burusturdu). Ve basını cevirdi (ilgilenmedi)

    [2] Ama olan bir kisinin ona gelmesi (sebebiyle)

    [3] Ve sen bilemezsin, umulur ki boylece o tezkiye olur

    [4] Veya ogut alır, boylece bu ogut ona fayda verir

    [5] Fakat kendini mustagni goren (bir seye muhtac olmadıgını sanan) kimse

    [6] Oysa sen, ona yoneliyorsun

    [7] Ve onun tezkiye olmamasında, senin uzerinde bir sorumluluk yoktur

    [8] Halbuki sana kosarak gelen kimse

    [9] Ve o husu duyuyor

    [10] Oysa sen, onunla ilgilenmiyorsun

    [11] Hayır, muhakkak ki O (Kur´an), bir Zikir´dir (Ogut´tur)

    [12] Artık dileyen kimse, O´nu zikreder (O´ndan ogut alır)

    [13] O (Kur´an), mukerrem (serefli) sayfalardadır

    [14] Yuceltilmis, mutahhar kılınmıs (sayfalardadır)

    [15] Sefirlerin (katiplerin) elleri ile

    [16] Kerim olan sadıkların (elleri ile yazılmıstır)

    [17] Insan kahroldu (Allah´ın Rahmeti´nden kovularak kendini mahvetti), o ne kadar cok nankor

    [18] (Allah) onu hangi seyden yarattı

    [19] Nutfeden (bir damladan onu yarattı), sonra da ona kader tayin etti (gelisimini (DNA´larını) programladı ve omur tayin etti

    [20] Sonra yolu ona kolaylastırdı

    [21] Sonra onu oldurdu, boylece onu kabire koydurdu

    [22] Sonra onu diledigi zaman nesredecek (diriltecek)

    [23] Hayır, (insan Allah´ın) ona emrettigi seyi kada etmedi (yerine getirmedi)

    [24] Iste insan yemegine baksın

    [25] Biz, suyu nasıl akıttıkca akıttık

    [26] Sonra yeri oyle bir yarısla yardık ki

    [27] Boylece orada taneler yetistirdik

    [28] Ve uzumler ve yoncalar

    [29] Ve zeytinler ve hurmalar

    [30] Ve agacları ic ice olmus (dalları birbirine girmis) bahceler

    [31] Ve meyveler ve mer´alar (otlaklar)

    [32] Sizin ve hayvanlarınız icin meta olarak (faydalanmanız icin)

    [33] Fakat o sahha (sagır edici buyuk gurleme) geldigi zaman

    [34] O gun kisi kardesinden kacar

    [35] Ve annesinden ve babasından

    [36] Ve esinden ve oglundan (kacar)

    [37] Onların hepsinin, o gun (izin gunu), kendilerini mesgul eden bir se´ni (isi basından asan bir hali) vardır

    [38] O gun (izin gunu) parlayan yuzler vardır

    [39] Mujdelenmis gulen yuzler (vardır)

    [40] Ve o gun (izin gunu), uzeri tozlu (toza topraga bulanmıs) yuzler vardır

    [41] Onu bir karanlık kaplar

    [42] Iste onlar, onlar kafirdir, facirdir

    Tekvîr

    Surah 81

    [1] Gunes burulup duruldugu zaman

    [2] Ve yıldızlar soldugu (enerjilerini tukettigi) zaman

    [3] Ve daglar yurutuldugu zaman

    [4] Ve yuklu develer salındıgı (basıbos bırakıldıgı), kıymetli dunya malları terkedildigi zaman

    [5] Ve vahsi hayvanlar toplandıgı zaman

    [6] Ve denizler ateslendigi zaman

    [7] Ve nefsler eslestirildigi (fizik vucutla birlestigi) zaman

    [8] Ve diri olarak topraga gomulen kız cocuguna soruldugu zaman

    [9] Hangi gunah sebebi ile olduruldu

    [10] Ve sayfalar (amel defteri) acıldıgı (hayat filmi oynatıldıgı) zaman

    [11] Ve sema (mekanlarından) sıyrılıp kaldırıldıgı (perdeler acıldıgı) zaman

    [12] Ve cehennem kızıstırıldıgı (siddetle alevlendirildigi) zaman

    [13] Ve cennet yaklastırıldıgı zaman

    [14] Her nefs, hazırlamıs oldugunu bilmis olacak (hayat filminde yaptıklarının hepsini gorecek)

    [15] Bundan sonra hayır, hunnese (merkezi cekim kuvvetine) yemin ederim

    [16] Cevalan edene (merkezi cekim kuvvetinin etrafında, yorungede donene)

    [17] Ve kararmaya basladıgı an geceye

    [18] Ve agarmaya basladıgı zaman sabaha (yemin ederim ki)

    [19] Muhakkak ki O (Kur´an), gercekten Kerim Resul´un sozudur

    [20] Yuce arsın sahibinin yanında buyuk seref (makam ve itibar) sahibidir

    [21] O, kendisine itaat edilen, orada emin olandır

    [22] Ve sizin arkadasınız mecnun (deli) degildir

    [23] Ve andolsun (resul), O´nu (Cebrail A.S´ı) ufukta apacık gordu

    [24] Ve o, gaybta vahyolunanı saklayıcı degildir (aynen teblig eder)

    [25] Ve O (Kur´an), taslanmıs seytanın sozu degildir

    [26] Oyleyse siz nereye gidiyorsunuz

    [27] O sadece alemler icin bir zikirdir

    [28] O, icinizden, istikamet uzere olmak (Allah´a yonelmek) isteyen kimse icindir

    [29] Ve alemlerin Rabbi Allah dilemedikce siz dileyemezsiniz

    İnfitâr

    Surah 82

    [1] Sema catlayıp yarıldıgı zaman

    [2] Ve yıldızlar dagıldıgı zaman

    [3] Ve denizler kabarıp karıstıgı zaman

    [4] Ve kabirler alt ust edildigi (oluler dısarı cıkarıldıgı) zaman

    [5] (Her) nefs ne takdim ettigini (yaptıgını) ve neyi tehir ettigini (yapmadıgını) bilmistir

    [6] Ey insan! Kerim olan Rabbine karsı seni aldatan (magrur kılan) nedir

    [7] O (senin Rabbin) ki, seni yarattı, sonra seni sevva etti (dizayn etti), sonra da duzen uzere seni dengeli, saglıklı kıldı

    [8] Diledigi surette (sekilde) seni terkip etti (farklı genetik sifreleri biraraya getirip (her insana) farklı suretler verdi

    [9] Hayır, bilakis siz dini yalanlıyorsunuz

    [10] Ve muhakkak ki, sizin uzerinizde mutlaka (hıfzeden) hafaza melekleri vardır

    [11] Serefli yazıcılar (kaydediciler) olarak

    [12] Yaptıgınız seyleri bilirler

    [13] Muhakkak ki ebrar olanlar, elbette ni´metler icindedir

    [14] Ve muhakkak ki fuccar, mutlaka alevli ates icindedir

    [15] Din gunu ona (alevli atese) yaslanırlar (atılırlar)

    [16] Ve onlar, ondan (alevli atesten) gaib olacak (kaybolacak, yanıp bitecek) degillerdir

    [17] Ve din gununun ne oldugunu sana bildiren nedir

    [18] Sonra (evet), din gununun ne oldugunu sana bildiren nedir

    [19] O gun bir nefs, diger bir nefs icin bir seye (guc yetirmeye) malik degildir. Ve izin gunu emir Allah´ındır

    Mutaffifîn

    Surah 83

    [1] Eksik olcenlerin (ve eksik tartanların) vay haline

    [2] Onlar, olcerek satın aldıkları zaman insanlara vefalı davranırlar (durust olup tam olcerler)

    [3] Ve onlara (insanlara) satmak icin olctukleri veya onlara tarttıkları zaman eksiltirler (eksik tartarlar)

    [4] Iste onlar beas edileceklerini (diriltileceklerini) zannetmiyorlar (bilmiyorlar) mı

    [5] Azim gun icin

    [6] Alemlerin Rabbi icin insanların kıyam edecegi (kalkacagı) gun

    [7] Hayır, muhakkak ki, fuccarın (seytanın fucuruna tabi olan kafirlerin) kitapları (kayıtları, hayat filmleri) elbette siccindedir (zemin kattan 7 kat asagıda olan zulmani kader hucrelerindedir)

    [8] Ve siccinin ne oldugunu sana bildiren nedir

    [9] rakamlandırılmıs (kazanılan negatif ve pozitif puanların dereceler halinde yazılmıs oldugu) bir kitaptır (kayıttır, insanların hayat filmidir)

    [10] Izin gunu, yalanlayanların vay haline

    [11] Onlar ki din gununu yalanlıyorlar

    [12] Ve onu (din gununu), haddi asan asi gunahkarların hepsi haric, kimse yalanlamaz

    [13] Ona ayetlerimiz okundugu zaman: “Evvelkilerin masalları.” dedi

    [14] Hayır, bilakis kazanmıs oldukları seyler, onların kalplerinin uzerini kapladı (kalplerini kararttı)

    [15] Hayır, muhakkak ki onlar izin gunu Rab´lerinden elbette perdelenmis olanlardır (Rab´lerini goremezler)

    [16] Sonra, muhakkak ki onlar, elbette alevli atese atılacak olanlardır

    [17] Sonra onlara: “Bu, sizin kendisini yalanladıgınız seydir.” denilir

    [18] Hayır, muhakkak ki ebrar olanların (Allah´a ulasmayı dileyenlerin, hidayette olanların) kitapları (kayıtları, hayat filmleri) elbette illiyyin´dedir (zemin kattan 7 kat yukarıda olan birinci alemdeki kader hucrelerindedir)

    [19] Ve illiyyin´in ne oldugunu sana bildiren nedir

    [20] rakamlandırılmıs (kazanılan pozitif ve negatif derecelerin yazılmıs oldugu) bir kitaptır (kayıttır, insanların hayat filmidir)

    [21] Ona, mukarrebin (yakın olan melekler) sahit olurlar

    [22] Muhakkak ki ebrar olanlar, elbette ni´metler icindedir

    [23] Tahtlar uzerinde (oturup) seyrederler

    [24] Sen, ni´metin pırıltısını (sevincini), onların yuzlerinde gorup anlarsın

    [25] Onlara, muhurlenmis (sadece kendilerinin acacagı) halis saraptan sunulur (icirilir)

    [26] Onun (o sarabın) sonu misktir (sahane misk kokusudur). Ve yarısanlar, artık bunda (bunun icin) yarıssınlar

    [27] Onun mizacı (muhtevası) tensimdendir

    [28] O bir pınardır ki ondan, mukarrebin (Rabbine yakın) olanlar icer

    [29] Muhakkak ki suclu olanlar (gunahkarlar), amenu olanlara guluyorlardı

    [30] Ve onların (amenu olanların) yanlarına geldikleri zaman, birbirlerine kas goz isareti yaparlar

    [31] Ve ailelerine dondukleri zaman neseyle donerler

    [32] Ve onları gordukleri zaman: “Muhakkak ki onlar gercekten dalalette olanlardır.” dediler

    [33] Ve onlar, onların (amenu olanların) uzerine gozetici olarak gonderilmediler

    [34] Artık bugun amenu olanlar, kafirlere guluyorlar

    [35] Tahtlar uzerinde (oturup) seyrederler

    [36] Kafirler yapmıs oldukları seyler (sebebiyle) cezalarını buldular mı

    İnşikâk

    Surah 84

    [1] Gokyuzu yarıldıgı zaman

    [2] Ve Rabbine itaat etti ve gerceklestirdi

    [3] Ve yeryuzu uzatılıp dumduz oldugu zaman

    [4] Ve icindekileri (dısarı) attı ve bosaldı

    [5] Ve Rabbine itaat etti ve gerceklestirdi

    [6] Ey insan! Muhakkak ki sen, Rabbine dogru (yola cıkarak) cehd ile (nefsinle) cihad edersin. Sonunda O´na mulaki olursun (ruhunu Allah´a ilka edersin, ulastırırsın)

    [7] Fakat kitabı (hayat filmi) sagından verilen kimse ise

    [8] Iste o, kolay bir hesapla hesaba cekilecek

    [9] Ve ehline surur icinde sevincle donecek

    [10] Ve kitabı (hayat filmi), arkasından verilen kimse ise

    [11] Iste o, hemen olumu davet edecek (helak olmak icin dua edecek)

    [12] Ve alevli atese yaslanacak (atılacak)

    [13] Muhakkak ki o, (dunyada) ehlinin arasında iken surur icinde sevincliydi

    [14] Muhakkak ki o (Allah´a) asla geri donmeyecegini sandı

    [15] Hayır, (oyle degil) muhakkak ki Rabbi, onu en iyi gorendir

    [16] Bundan sonra hayır, safak vaktine yemin ederim

    [17] Ve geceye ve orttugu (barındırdıgı) seylere (yemin ederim)

    [18] Ve nuru tamamlandıgı (dolunay haline geldigi) zaman Ay´a (kasem ederim)

    [19] Siz mutlaka tabakadan tabakaya bineceksiniz (gok katlarından gececeksiniz)

    [20] Artık onlara ne oluyor ki iman etmiyorlar (inanmıyorlar)

    [21] Ve onlara Kur´an okundugu zaman secde etmezler

    [22] Hayır, inkar edenler (kafirler) yalanlıyorlar

    [23] Ve Allah, onların (kalplerinde) sakladıkları seyleri (inkarları, dusmanlıkları) en iyi bilir

    [24] Artık onları elim azapla mujdele

    [25] Ancak amenu olanlar (olmeden evvel Allah´a ulasmayı dileyenler) ve amilussalihat (nefs tezkiye edici amel) yapanlar icin, kesintisiz ecir (mukafat) vardır

    Bürûc

    Surah 85

    [1] Burclara sahip semaya andolsun

    [2] Ve vaadedilen gune

    [3] Ve sahit olana ve sahit olunana (gorene ve gorulene) (andolsun)

    [4] Hendeklerin sahipleri helak edildi

    [5] (Ici) yakıt dolu atesin (sahipleri)

    [6] Ki onlar, onun (atesin) etrafında oturmuslardı

    [7] Ve onlar, mu´minlere yaptıkları seyleri seyrediyorlardı

    [8] Ve onlardan intikam almaları, Aziz ve Hamid olan Allah´a iman etmelerinden baska bir sey icin degildi

    [9] O (Allah) ki, semaların ve yeryuzunun mulku O´nundur. Ve Allah, herseye sahittir

    [10] Muhakkak ki onlar, mu´min erkeklere ve mu´min kadınlara iskence edip, sonra da tovbe etmemislerdir. Artık onlar icin cehennem azabı ve yakıcı azap vardır

    [11] Muhakkak ki amenu olanlar (yasarken Allah´a ulasmayı dileyenler) ve amilussalihat (nefsi tezkiye edici amel) yapanlar, onlar icin altından nehirler akan cennetler vardır ve iste bu buyuk fevzdir (kurtulus ve serefli bir ikramdır)

    [12] Muhakkak ki Rabbinin yakalaması elbette cok siddetlidir

    [13] Muhakkak ki O, ilk defa (yoktan var ederek) yaratır. Ve (sonra geri) dondurur

    [14] Ve O, Gafur´dur (magfiret edendir), Vedud´dur (cok sevendir)

    [15] Arsın Sahibi´dir, Mecid´dir (cok yuce ve sereflidir)

    [16] Diledigi seyi yapandır

    [17] Sana, o orduların haberi (kıssası) geldi mi

    [18] Firavun ve Semud (kavminin ordularının)

    [19] Hayır, inkar edenler, tekzip etmektedirler (yalanlama icindedirler)

    [20] Ve Allah, onları arkalarından ihata edendir (kusatmıstır)

    [21] Hayır, O Kur´an, Mecid´dir (yuce ve serefli Kur´an´dır)

    [22] Levhi Mahfuz´dadır (merkezi komputer sisteminde kayıtlıdır)

    Târık

    Surah 86

    [1] Semaya ve Tarık´a andolsun

    [2] Ve Tarık´ın ne oldugunu sana bildiren nedir

    [3] parlak ısıgı ile karanlıgı delen bir yıldızdır

    [4] Butun nefslerin uzerinde mutlaka muhafız (gozleyici ve koruyucu) vardır

    [5] Artık insan neden yaratıldıgına baksın

    [6] Kuvvetle atılan bir sıvıdan yaratıldı

    [7] (O sıvı), omurga ile gogus kafesi arasından (orada bulunan iki sinir merkezinin organize calısması sonucu) cıkar

    [8] Muhakkak ki O (Allah), onu (insanı) hayata geri dondurmeye (tekrar diriltmeye) elbette kaadirdir

    [9] Gizli seylerin acıklanacagı gun

    [10] Artık onun bir gucu, kuvveti olmaz ve bir yardımcı da yoktur

    [11] Ve donus sahibi semaya andolsun

    [12] Ve yarıklara sahip arza andolsun

    [13] Muhakkak ki o, gercekten (hakkı batıldan) ayıran bir sozdur

    [14] Ve o, sıradan bir soz degildir

    [15] Muhakkak ki onlar, hile yaparak tuzak kuruyorlar

    [16] Ve Ben de hile yaparak tuzak kurarım

    [17] Artık kafirlere muhlet ver, onlara biraz sure tanı

    A'lâ

    Surah 87

    [1] Rabbinin “Ala” ismini tesbih et

    [2] O ki yarattı sonra sevva etti (dizayn etti, duzenledi)

    [3] Ve O ki, bir kader tayin etti. Sonra da hidayet etti

    [4] Ve O ki, yerden mera (yesillikler) cıkardı

    [5] Sonra da onu siyah atık haline getirdi

    [6] (Kur´an´ı) sana, Biz okutacagız, bundan sonra sen unutmayacaksın

    [7] Ancak (bu) Allah´ın diledigi seydir. Muhakkak ki O, acık ve gizli olanı bilir

    [8] Ve kolay gelmesi icin Biz (O´nu), sana kolaylastıracagız

    [9] O halde, eger zikir fayda verecekse zikret (zikri ogret, ogut ver)

    [10] Allah´a karsı husu duyan kisi zikir yapacaktır (ve tezekkur edecektir)

    [11] Ve saki olan, ondan (zikirden) ictinap edecek (kacınıp zikretmeyecek)

    [12] Ki o (saki), buyuk atese atılacak

    [13] Sonra onun icinde (ateste) olmez ve de hayat bulmaz

    [14] Nefsini tezkiye eden kimse felaha (kurtulusa) ermistir

    [15] Ve (o nefsini tezkiye eden) Rabbinin Ismi´ni zikretti ve de namaz kıldı

    [16] Hayır, siz dunya hayatını ustun tutuyorsunuz (tercih ediyorsunuz)

    [17] Ve ahiret hayatı daha hayırlıdır ve bakidir (devamlıdır)

    [18] Muhakkak ki bu, evvelki sahifelerde de elbette var

    [19] (Hz.) Ibrahim´in ve (Hz.) Musa´nın sahifelerinde (var)

    Ğâşiye

    Surah 88

    [1] Gasiyenin (heryeri kusatıp kaplayacak olan korkunc felaketin) haberi sana geldi mi

    [2] Izin gunu zillet icinde olan yuzler vardır

    [3] Yorucu isler yapan

    [4] (Onlar) kızgın atese atılırlar

    [5] Kaynar su pınarından icirilirler

    [6] Onların yiyecegi dari´den (acı, pis kokulu dikenli agactan) baska bir sey degildir

    [7] Beslemez ve aclıga da bir fayda vermez

    [8] Izin gunu naim (guzel ve parlak) yuzler vardır

    [9] (Dunyadaki) sa´yından (calısmasından) razıdır

    [10] Ali cennettedir

    [11] Orada bos soz isitmezsin

    [12] Orada devamlı akan bir pınar vardır

    [13] Orada yuksek tahtlar vardır

    [14] Ve (onlerine) konulmus kadehler

    [15] Ve dizilmis yastıklar

    [16] Ve yayılmıs suslu kıymetli halılar (vardır)

    [17] Onlar hala deveye bakmıyorlar mı ki, nasıl yaratılmıs

    [18] Ve semaya nasıl yukseltilmis

    [19] Ve daglara, nasıl dik olarak yerlestirilmis

    [20] Ve yeryuzune, nasıl duzlestirilmis (bakmıyorlar mı)

    [21] Artık zikret (hatırlat), sen sadece muzekkirsin (hatırlatıcısın)

    [22] Sen onların uzerinde bir zorlayıcı degilsin

    [23] Ancak kim (arkasını) doner ve inkar ederse

    [24] O taktirde Allah onu en buyuk azap ile azaplandırır

    [25] Muhakkak ki onların donusu Bizedir

    [26] Sonra onların hesapları muhakkak ki Bize aittir

    Fecr

    Surah 89

    [1] Fecr vaktine andolsun

    [2] Ve on geceye

    [3] Ve cift olana ve tek olana

    [4] Ve gecip gidecegi zaman geceye (andolsun)

    [5] Bunlarda akıl sahipleri icin bir kasem yok mu

    [6] Rabbinin Ad kavmini nasıl yaptıgını gormedin mi

    [7] Sutunlara sahip Irem Sehri´ne

    [8] O (Irem Sehri) ki, beldeler (ulkeler) icinde onun bir esi yaratılmadı

    [9] Ve vadilerde kayaları oyan Semud´a (kavmine)

    [10] Ve kazıklar sahibi firavuna (neler yaptı)

    [11] Onlar ki beldelerde (ulkelerde) azgınlık yaptılar

    [12] Boylece orada fesadı cogalttılar

    [13] Bundan dolayı Rabbin onları azap kamcısı ile kamcıladı

    [14] Muhakkak ki senin Rabbin elbette gozleyendir

    [15] Fakat insan, ne zaman Rabbi onu imtihan edip, boylece ona ikram eder ve onu ni´metlendirirse, o zaman: “Rabbim bana ikram etti.” der

    [16] Ve fakat, ne zaman onu imtihan edip, boylece onun rızkını olculu verirse (daraltırsa), o zaman: “Rabbim bana ihanet etti.” der

    [17] Hayır, bilakis siz yetime ikram etmiyorsunuz

    [18] Ve yoksulları doyurma konusunda birbirinizi tesvik etmiyorsunuz

    [19] Ve size bırakılan mirası hırslı bir yeyisle yiyorsunuz

    [20] Ve malı asırı bir sevgiyle seviyorsunuz

    [21] Hayır, arz, paramparca parcalanıp dagıldıgı zaman

    [22] Ve Rabbin geldigi ve melekler saf saf oldugu zaman

    [23] Ve o gun (izin gunu) cehennem getirilmistir. Insan o gun (izin gunu) tezekkur eder (dusunup, hatırlar) ve bu zikrin (bu hatırlamanın) ona nasıl (faydası) olur ki

    [24] “Keske ben hayatım icin (yasarken guzel ameller) takdim etseydim.” der

    [25] Artık o izin gunu, kimse O´nun (Allah´ın) azabı gibi azaplandıramaz

    [26] Ve kimse O´nun bagladıgı gibi baglayamaz

    [27] Ey mutmain olan nefs

    [28] Rabbine don (Allah´tan) razı olarak ve Allah´ın rızasını kazanmıs olarak

    [29] (Ey fizik vucut!) O zaman, (nefsini tezkiye ettigin ve ruhunu Allah´a ulastırdıgın zaman Bana kul olursun) kullarımın arasına gir

    [30] Ve cennetime gir

    Beled

    Surah 90

    [1] Hayır, bu beldeye kasem ederim ki

    [2] Ve sen, bu beldede ikamet ediyorsun

    [3] Ve babaya ve dogan cocuga andolsun

    [4] Andolsun ki Biz insanı, mesakkat icinde yarattık

    [5] (Insan) ona hic kimsenin asla guc yetiremeyecegini mi sanıyor

    [6] O: “Pekcok mal tukettim.” der

    [7] Onu hic kimsenin gormedigini mi sanıyor

    [8] Ona iki goz vermedik mi

    [9] Ve bir dil ve iki dudak

    [10] Ve onu iki yola (gayy yolu ve hidayet yolu) ulastırırız

    [11] Fakat o akabeyi (sarp yokusu) asmadı

    [12] Ve akabenin ne oldugunu sana bildiren nedir

    [13] (Akabeyi asmak) kolenin azadıdır

    [14] Veya yorgun ve ac oldugu gunde doyurmaktır

    [15] Yakınlık sahibi (akraba) olan yetimi

    [16] Veya cok fakir bir miskini (doyurmaktır)

    [17] Sonra amenu olanlardan (Allah´a ulasmayı dileyenlerden) ve sabrı tavsiye edenlerden ve merhameti tavsiye edenlerden olmaktır (akabeyi asmak)

    [18] Iste onlar ashabı meymenedir (meymene sahibidir) (amel defteri (hayat filmi) sagından verilenlerdir

    [19] Ve ayetlerimizi inkar edenler, onlar ashabı mesemedir (amel defteri (hayat filmi) solundan verilenlerdir

    [20] Onların uzerinde etrafı kapatılmıs ates vardır

    Şems

    Surah 91

    [1] Gunese ve onun duha vaktine (ısıgının yayılıp parladıgı zamana) andolsun

    [2] Ve onu takip ettigi zaman aya

    [3] Ve onu (gunesi) izhar ettigi zaman gunduze

    [4] Onu (gunesi) sardıgı (ortup ısınlarını giderdigi) zaman geceye

    [5] Ve semaya ve onu bina edene

    [6] Ve arza ve onu yayıp doseyerek yasanır hale getirene

    [7] Nefse ve onu (7 kademede ahsene donusecek sekilde) sevva edene (dizayn edene) (andolsun)

    [8] Sonra ona (nefse) fucurunu ve takvasını ilham etti

    [9] Kim onu (nefsini) tezkiye etmisse felaha (kurtulusa) ermistir

    [10] Ve kim, onun (nefsinin) kusurlarını ortmeye calıstıysa (nefsini tezkiye etmemis ise) husrana ugramıstır

    [11] Semud (kavmi), kendi azgınlıgı sebebiyle (Allah´ın Resul´unu) yalanladı

    [12] Onun (o beldenin) en sakisi (deveyi kesmek icin) ortaya atılınca

    [13] O zaman Allah´ın Resul´u onlara: “O, Allah´ın Devesi´dir ve onu sulayınız (onun su icme sırasına riayet ediniz).” dedi

    [14] Fakat onu tekzip ettiler (yalanladılar). Sonra onu (deveyi) kestiler. Gunahları sebebiyle, Rab´leri onların uzerini azapla kapladı. Sonra da onu (o beldeyi) dumduz yaptı (yerlebir etti)

    [15] Ve (Allah) onun (o beldenin ve halkının) ukbasından (akıbetinden) (helak oluslarından) korkacak degildir

    Leyl

    Surah 92

    [1] Ortecegi zaman geceye andolsun

    [2] Ve tecelli edecegi (aydınlanmaya baslayacagı) an gunduze

    [3] Ve erkegi ve disiyi yaratana (andolsun)

    [4] Muhakkak ki sizin calısmalarınız (cabalarınız) gercekten dagınıktır (cesit cesittir)

    [5] Fakat kim verdi (infak etti) ve takva sahibi oldu ise

    [6] Ve Husna´yı (Allah´ın Zat´ını gormeyi) tasdik etti ise

    [7] O zaman Biz ona, (Allah´ın Zat´ını kolayca gormesi) icin kolaylık saglayacagız

    [8] Ve fakat kim cimrilik etti ve kendini mustagni (hicbir seye muhtac olmayan, zengin ve kendi kendine yeterli) gordu ise

    [9] Ve Husna´yı (Allah´ın Zat´ını gormeyi) yalanladı ise

    [10] O taktirde Biz, ona zor olanı (kotu akıbete goturen yolu) kolaylastıracagız

    [11] Ve helak oldugu zaman, malı ona fayda vermez

    [12] Muhakkak ki hidayete erdirmek mutlaka Bize aittir

    [13] Ve muhakkak ki, evvel ve ahir elbette Bizimdir

    [14] Iste sizi yakıcılıgı gittikce artan bir atesle uyardım

    [15] Ona cok saki olandan baskası yaslanmaz (atılmaz)

    [16] O ki (cok saki olan), (Husna´yı) yalanladı ve yuz cevirdi

    [17] Cok takva sahibi olan ise ondan (narı telazzadan) uzaklastırılacak

    [18] O ki (en ust seviyede takva sahibi olan), malını verir, temizlenir

    [19] Ve (takva sahiplerinin), bir kimseye (malını vermesi), O´nun (Allah´ın) katında, “bir ni´met karsılıgı olsun” diye degildir

    [20] O sadece, Yuce Rabbinin Vechi´ni (Zat´ını) ibtiga etti (diledi)

    [21] Ve o, yakında mutlaka razı olacak

    Duhâ

    Surah 93

    [1] Duha (kusluk) vaktine andolsun

    [2] Ve zifiri karanlık coktugu zaman geceye (andolsun) ki

    [3] Rabbin seni terketmedi ve darılmadı

    [4] Ve ahiret (bundan sonraki hayat), mutlaka senin icin, evvelkinden (dunya hayatından) daha hayırlıdır

    [5] Ve mutlaka Rabbin yakında sana verecek (ihsan edecek), boylece sen razı olacaksın

    [6] Seni yetim bulmadı mı? Sonra (seni) (himaye edecek bir kimsenin yanında) barındırmadı mı

    [7] Ve seni dalalette buldu sonra hidayete erdirdi

    [8] Ve seni yokluk icinde buldu sonra zengin kıldı

    [9] Fakat bundan sonra yetimi kahretme (uzme)

    [10] Ve amma saili (bir sey isteyeni) bundan sonra azarlama

    [11] Ve fakat, Rabbinin ni´metlerini artık anlat

    İnşirâh

    Surah 94

    [1] Gogsunu senin icin serhetmedik mi (yarıp genisletmedik mi)

    [2] Ve senden yukunu kaldırdık (kaldırmadık mı)

    [3] Ki o (yuk) senin sırtını bukmustu

    [4] Ve senin icin, zikrini yukselttik

    [5] O halde, muhakkak ki zorluk ve kolaylık beraberdir

    [6] Muhakkak ki zorluk ve kolaylık beraberdir

    [7] Oyleyse bos kaldıgın zaman hemen intisap et

    [8] Ve oyleyse Rabbine ragbet et (O´nu ov, hamdet, zikret, tesbih et)

    Tîn

    Surah 95

    [1] Incire ve zeytine andolsun

    [2] Ve turi sinine

    [3] Ve bu emin beldeye (Mekke Sehri´ne) (andolsun)

    [4] Andolsun ki Biz, insanı (nefsini), ahseni takvim icinde (nefs tezkiyesi ve tasfiyesi yaparak en guzele ulasabilecek ozellikte) yarattık

    [5] Sonra onu, esfeli safiline (en sefil hale, nefsinin karanlıklarına) iade ettik (cevirdik)

    [6] Amenu olanlar (Allah´a ulasmayı dileyenler) ve amilussalihat (nefsi tezkiye edici amel) isleyenler haric.Iste onlar icin kesintisiz ecir (mukafat) vardır

    [7] (Ey insan!) Oyleyse bundan sonra sana dini tekzip ettiren (yalanlatan) nedir

    [8] Allah, hakimlerin en guzel hukum vereni degil mi

    Alak

    Surah 96

    [1] Yaratan Rabbinin Ismi ile oku

    [2] Insanı bir alaktan (embriyodan) yarattı

    [3] Oku ve senin Rabbin, sonsuz kerem sahibidir

    [4] Ki O, kalem ile ogretti

    [5] Insana bilmedigi seyleri ogretti

    [6] Hayır, muhakkak ki insan gercekten azgınlık yapar

    [7] Kendini mustagni gormesi (Allah´a ve hicbir seye ihtiyacı olmadıgını sanması) sebebiyle

    [8] Muhakkak ki donus Rabbinedir

    [9] Nehyedeni (men edeni) gordun mu

    [10] Bir kulu namaz kıldıgı zaman

    [11] Sen gordun mu? Eger o (kul), hidayet uzere ise

    [12] Veya takvayı emretti ise

    [13] Sen gordun mu, eger yalanladı ve yuz cevirdi ise

    [14] Allah´ın (onu) gordugunu bilmiyor mu

    [15] Hayır, eger o gercekten vazgecmezse, mutlaka Biz, onu perceminden (alnından) yakalarız (surukleriz)

    [16] Yalancı gunahkar alın

    [17] Haydi, meclisini (yardımcılarını) cagırsın

    [18] Biz yakında zebanileri cagıracagız

    [19] Hayır! Ona itaat etme ve secde et ve (Allah´a) yakın ol

    Kadir

    Surah 97

    [1] Muhakkak ki Biz, O´nu (Kur´an´ı) Kadir Gecesi´nde Biz indirdik

    [2] Ve Kadir Gece´sinin ne oldugunu sana bildiren nedir

    [3] Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlıdır

    [4] Melekler ve ruh, onda (o gecede) Rab´lerinin izniyle herbir emir icin inerler

    [5] O (gece), fecrin dogusuna kadar selamdır (selamettir)

    Beyyine

    Surah 98

    [1] Kitap ehlinden ve musriklerden kafir olanlar, kendilerine beyyine (acık delil) gelinceye kadar (kufurlerinden) ayrılacak degillerdir

    [2] Allah´tan gonderilen resul, (onlara) tertemiz (batıl ve supheden uzak) sahifeleri okur

    [3] (O sayfalar) icinde temel, degismez hukumler yazılı olan kitaplardır

    [4] Ve kitap ehli olanlar, (onlara beyyine gelmesinden once) tefrikaya dusmediler (fırkalara ayrılmadılar). Ancak kendilerine beyyineler geldikten sonra (tefrikaya dustuler)

    [5] Ve onlar, Allah icin hanifler olarak dinde halis kullar olmaktan (nefslerini halis kılmaktan) ve namazı ikame etmekten ve zekatı vermekten baska bir seyle emrolunmadılar. Iste kayyum din (kıyamete kadar devam edecek din) budur

    [6] Muhakkak ki kitap ehlinden inkar edenler ve musrikler, cehennem atesindedirler ve orada devamlı kalacak olanlardır. Iste onlar, onlar yaratılmısların serrli olanlarıdır

    [7] Muhakkak ki amenu olanlar (Allah´a ulasmayı dileyenler) ve salih amel yapanlar (nefs tezkiyesi yapanlar), iste onlar, onlar yaratılmısların hayırlı olanlarıdır

    [8] Rab´leri Katı´nda onların mukafatı, altlarından nehirler akan adn cennetleridir, orada ebediyyen kalacak olanlardır. Allah onlardan razı ve onlar O´ndan (Allah´tan) razıdır. Iste bu, Rabbine husu duyan kimseler icindir

    Zilzâl

    Surah 99

    [1] Arz, o siddetli sarsıntısı ile sarsıldıgı zaman

    [2] Ve arz, agırlıklarını dısarı cıkardıgı (zaman)

    [3] Ve insan: “Ona ne oluyor?” dedigi (zaman)

    [4] O gun (izin gunu), (arz) haberlerini anlatacak

    [5] Rabbinin ona vahyetmesi ile

    [6] Izin gunu insanlar, amellerinin kendilerine gosterilmesi icin dagınık olarak ortaya cıkacak

    [7] Artık kim zerre kadar hayır islerse onu gorur

    [8] Ve kim zerre kadar serr islerse onu gorur

    Âdiyât

    Surah 100

    [1] Nefes nefese kosanlara andolsun

    [2] Sonra hızla carparak kıvılcım sacanlara

    [3] Sonra sabah vakti ansızın akın edenlere andolsun ki

    [4] Boylece onunla tozu dumana kattılar

    [5] Sonra da onunla toplulugun ortasına daldılar

    [6] Muhakkak ki insan, Rabbine (karsı) gercekten cok nankordur

    [7] Ve muhakkak ki o, buna elbette sahittir

    [8] Ve muhakkak ki, onun hayır (mal) sevgisi gercekten kuvvetlidir

    [9] Artık kabirlerde olanlar cıkarıldıgı zaman, bilmiyorlar mı ki

    [10] Ve goguslerde olanlar (hayır ve serre ait tum dusunceler, niyetler) toplanıp izhar edildigi zaman

    [11] Muhakkak ki onların Rabbi, izin gunu mutlaka onların herseyinden haberdar olandır

    Kâria

    Surah 101

    [1] Karia

    [2] Karia nedir

    [3] Karia´nın ne oldugunu sana bildiren nedir

    [4] O gun insanlar dagılmıs kelebekler gibi olurlar

    [5] Ve daglar (atılmıs rengarenk yunler) gibi olur

    [6] Fakat, artık kimin tartıları agır gelirse(pozitif dereceleri negatif derecelerinden daha cok olursa)

    [7] Iste o, razı oldugu bir yasayıs icindedir

    [8] Ve amma, kimin tartıları hafif gelirse (pozitif dereceleri negatif derecelerinden daha az olursa)

    [9] Artık onun anası (onu saracak olan), haviyedir (cehennem atesidir)

    [10] Ve onun (haviyenin) ne oldugunu sana bildiren nedir

    [11] kızgın, yakıcı bir atestir

    Tekâsür

    Surah 102

    [1] Coklukla (mal, mulk, evlat ile) ovunmeniz sizi oyaladı

    [2] Hatta kabirleri ziyaret ettiniz (olulerinizi bile sayarak coklukla ovundunuz)

    [3] Hayır! Siz yakında bileceksiniz

    [4] Sonra, hayır! (Oyle olmadıgını) Siz yakında bileceksiniz

    [5] Hayır, keske siz, Ilm´el Yakin (kesin bilgi) ile bilseydiniz

    [6] Mutlaka cahimi (alevli atesi) goreceksiniz

    [7] Sonra mutlaka onu Ayn´el Yakin ile (gozunuzle) goreceksiniz

    [8] Sonra izin gunu mutlaka ni´metlerden sorgulanacaksınız

    Asr

    Surah 103

    [1] Asra yemin olsun

    [2] Muhakkak ki insan, gercekten husrandadır

    [3] Ama amenu olanlar (ilk 7 basamagı asanlar), nefs tezkiyesi yapanlar (ikinci 7 basamagı asanlar), Allah´a ruhu ulasıp Hakk´ı tavsiye edenler (ucuncu 7 basamagı asanlar) ve sabrı tavsiye edenler (dorduncu 7 basamagı asanlar) haric

    Hümeze

    Surah 104

    [1] Arkadan cekistirmeyi ve kas-gozle alay etmeyi alıskanlık haline getirenlerin hepsinin vay haline

    [2] O ki, malı toplardı ve onu, tekrar tekrar sayardı

    [3] Malının onu ebedi kılacagını sanıyor

    [4] Hayır, o mutlaka hutameye (tutusturulmus atese) atılacak

    [5] Ve hutamenin ne oldugunu sana bildiren nedir

    [6] Allah´ın tutusturulmus atesidir

    [7] Ki o (hutame) yureklerin ustune cıkar (yukselir)

    [8] Muhakkak ki o, onların (kafirlerin) uzerine kapatılmıstır

    [9] Uzatılmıs yuksek sutunlarda olacaklar (baglanacaklar)

    Fîl

    Surah 105

    [1] Senin Rabbin fil sahiplerine neler yaptı, gormedin mi (bilmiyor musun)

    [2] Onların hilesini bosa cıkarmadı mı

    [3] Ve onların uzerine ebabil kuslarını gonderdi (veya ucan ebabilleri gonderdi)

    [4] Pismis sert tugladan tasları, onların uzerine atıyorlardı (oyle ki)

    [5] Boylece onları yenilmis ekin yapragı gibi yaptılar

    Kureyş

    Surah 106

    [1] Kureysin ulfetini (emin ve rahat olmalarını) sagladıgı icin

    [2] Onları, yaz ve kıs yolculuklarında (goclerinde) ulfet ettirdigi (emin ve rahat olmalarını sagladıgı) (icin)

    [3] Artık bu Beyt´in (Kabe´nin) Rabbine kul olsunlar

    [4] O ki, onları aclıktan doyurdu ve onları korkudan emin kıldı

    Mâûn

    Surah 107

    [1] Dini yalanlayanı gordun mu

    [2] Oysa yetimi itip kakan iste odur

    [3] Ve miskini (yoksulu, calısmaya gucu olmayanı) doyurmaya tesvik etmez

    [4] Iste o namaz kılanlara yazıklar olsun

    [5] Onlar ki, namazlarından gafil olanlardır

    [6] Onlar riya yapanlardır (gosteris icin yapanlardır)

    [7] Ve mauna (zekata ve yardımlasmaya) mani olurlar

    Kevser

    Surah 108

    [1] Muhakkak ki Biz, sana Kevser´i verdik

    [2] O halde Rabbin icin namaz kıl ve kurban kes

    [3] Muhakkak ki sana (nesli kesik diye) bugzeden, o kendisi ebterdir (soyu kesiktir)

    Kâfirûn

    Surah 109

    [1] De ki: "Ey kafirler

    [2] Ben sizin taptıgınız (kul oldugunuz) seylere tapmam (kul olmam)

    [3] Ve siz, benim kul olduguma (Allah´a) kul olacak degilsiniz

    [4] Ve ben de sizin taptıgınız seylere (kul olacak) tapacak degilim

    [5] Ve siz benim kul oldugum (Allah´a) kul olacak degilsiniz

    [6] Sizin dininiz sizin ve benim dinim benim

    Nasr

    Surah 110

    [1] Allah´ın yardımı ve fetih geldigi zaman

    [2] Ve insanların grup grup Allah´ın dinine girdigini gordugun (zaman)

    [3] O zaman Rabbini hamd ile tespih et. Ve O´ndan magfiret dile. Muhakkak ki O, tovbeleri kabul edendir

    Tebbet

    Surah 111

    [1] Ebu Leheb´in iki eli kurudu ve helak oldu

    [2] Ona malı ve kazandıkları bir fayda vermedi

    [3] Alevli atese atılacak

    [4] Ve onun, odun tasıyan kadını da

    [5] Onun boynunda mesedden (bukulmus liften) bir ip vardır

    İhlâs

    Surah 112

    [1] De ki: “O Allah, Bir´dir (Tek´tir).”

    [2] Allah Samed´dir (hersey O´na muhtactır, O, hicbir seye muhtac degildir)

    [3] O, dogurmadı ve dogurulmadı

    [4] Ve O´nun bir dengi olmadı (olamaz)

    Felak

    Surah 113

    [1] De ki: “Ben, Felak´ın Rabbine sıgınırım.”

    [2] Yarattıklarının serrinden

    [3] Ve karanlıgı coktugu zaman gecenin serrinden

    [4] Ve dugumlere ufleyenlerin serrinden

    [5] Ve haset ettigi zaman, haset edenin serrinden

    Nâs

    Surah 114

    [1] De ki: “Ben insanların Rabbine sıgınırım.”

    [2] Insanların melikine (malikine)

    [3] Insanların Ilahı´na (sıgınırım)

    [4] Hannasın vesveselerinin serrinden

    [5] Ki o (hannas), insanların goguslerine vesvese verir

    [6] Insanlardan ve cinlerden (insanların Rabbine, Meliki´ne ve Ilahı´na sıgınırım)