Turkish

    Translation: tur-muhammedesed-la

    Author: Muhammed Esed

    Fâtiha

    Surah 1

    [1] RAHMAN, RAHIM ALLAH ADINA

    [2] Her turlu ovgu yalnızca Allah´a ozgudur, butun alemlerin Rabbi

    [3] Rahman, Rahim

    [4] Hesap Gunu´nun Hakimi

    [5] Yalnız Sana kulluk eder; ve yalnız senden yardım dileriz

    [6] Bizi dosdogru yola ilet

    [7] Nimet bahsettiklerinin yoluna; gazab(ın)a ugrayanların ve sapkınlarınkine degil

    Bakara

    Surah 2

    [1] Elif-Lam-Mim

    [2] Uzerinde hicbir supheye yer olmayan bu ilahi kelam Allah´a karsı sorumluluklarının bilincinde olanlara bir rehber (olarak indirilmis)tir

    [3] Onlar ki, insan idrakini asa(n olguların varlıgı)na inanırlar ve namazlarında dikkatli ve devamlıdırlar; kendilerine verdigimiz rızıktan baskaları icin harcarlar

    [4] Ve onlar (ey peygamber), sana indirilene de senden once indirilmis olana da iman ederler, oteki dunyanın varlıgından butun kalpleriyle emindirler

    [5] Iste Rablerinin gosterdigi yolda yuruyenler onlardır, mutluluga erisecek olanlarda

    [6] Unutma ki, hakikati inkara sartlanmıs olanlar icin kendilerini uyarıp uyarmaman fark etmez; onlar inanmazlar

    [7] Allah onların kalplerini ve kulaklarını muhurlemistir ve gozleri uzerinde de bir perde vardır; dehset verici bir azap beklemektedir onları

    [8] Ve oyle kimseler var ki, gercekte inanmadıkları halde "Biz Allah´a ve Ahiret Gunu´ne inanıyoruz" derler

    [9] (Aslında) onlar, (boylece) Allah´ı ve iman etmis olanları kandırmak isterler. Halbuki kendilerinden baska kimseyi kandıramazlar; ve bunu da fark etmezler

    [10] Kalpleri hastalıklıdır, Allah hastalıklarını daha da artırmıstır ve ısrarlı yalanlarından dolayı onları siddetli bir azap beklemektedir

    [11] Onlara "Yeryuzunde yozlasmaya ve curumeye yol acmayın!" dediklerinde "Biz sadece duzeltmeye ve iyilestirmeye calısıyoruz!" diye cevap verirler

    [12] Gercekte onlar yozlasmaya ve curumeye yol acan kimselerdir, ama bunu (kendileri de) idrak etmezler

    [13] Onlara: "Diger insanların inandıgı gibi inanın!" denildiginde, "(Su) dar kafalıların inandıgı gibi mi?" diye cevap verirler. Gercekte onlardır dar kafalılar, ama bunu bilmezler

    [14] Ve iman etmis olanlarla karsılastıkları zaman da, "Biz de (sizin gibi) inanıyoruz!" iddiasında bulunurlar; ama seytani durtuleriyle bas basa kaldıklarında, "Aslında biz sizin yanınızdayız, onlarla sadece egleniyoruz" derler

    [15] Allah da bu alaycı tavırlarından dolayı onlara hak ettikleri karsılıgı verecek ve onları kustahlıkları ile bas basa saskınca bocalamaya terk edecektir

    [16] (Cunku) onlar, hidayete karsılık sapıklıgı satın almıslar, ama ne (bu) ticaretleri onlara fayda saglamıs, ne de (baska bir sekilde) hidayet bulmuslardır

    [17] Onların hali, ates yakan oyle kimselerin haline benzer ki, o (ates), cevresini aydınlatır aydınlatmaz Allah, gormesinler diye ısıklarını alıp onları zifiri karanlıga gomer

    [18] Onlar, sagır, dilsiz, kordurler; ve (artık) geriye donusleri de yoktur

    [19] Ya da (onların durumu) gokten zifiri karanlıklar icinde gok gurultusu ve simsekle gelen siddetli bir saganag(a benzer): Olumun dehseti icinde yıldırımlardan korunmak icin parmakları ile kulaklarını tıkarlar, ama Allah hakikati inkar edenleri (kudreti ile) kusatır

    [20] Cakan simsekler neredeyse gozlerini alıverir; ısık verince hareket ederler, karanlık cokunce oldukları yerde cakılıp kalırlar. Sayet Allah dileseydi, onları isitme ve gorme (yetenek)lerinden yoksun bırakabilirdi: Cunku Allah her seye kadirdir

    [21] Ey insanlar! Sizi ve sizden once yasamıs olanları yaratan Rabbinize kulluk edin ki, O´na karsı sorumlulugunuzun bilincine varasınız

    [22] O ki, yeryuzunu size bir dinlenme yeri, gokyuzunu bir cardak yapmıs, gokten su indirmis ve onunla size rızık olarak meyveler cıkarmıstır: O halde (Bir ve Tek Ilah oldugunu) bile bile Allah´a ortaklar kosmayın

    [23] Eger kulumuz (Muhammed)´e katımızdan safha safha indirdigimiz vahyin bir kısmından suphe ediyorsanız o zaman aynı degerde bir sure getirin (de gorelim) ve -eger dediginiz dogruysa- Allah´tan baskalarını da size sahitlik etmeleri icin cagırın

    [24] Eger bunu yapamıyorsanız -ki kesinlikle yapamayacaksınız- o zaman yakıtı insanlar ve taslar olan, hakikati inkar edenler icin hazırlanmıs atesi bekleyin

    [25] Ama imana ermis olup dogru ve yararlı isler yapanlara, iclerinden ırmaklar akan has bahcelerin kendilerine ait olacagını mujdele! Onlara ne zaman rızık olarak oradan bazı urunler bahsedilse, "Bunlar, bize daha once bahsedilenlerin aynısıymıs" diyecekler. Cunku onlara o(gecmiste tadılanlar)ı hatırlatacak seyler verilecek. Onlar, orada tertemiz esler bulacaklar ve orayı mesken edinecekler

    [26] Bakın, Allah, bir sivrisinegi (hatta) ondan daha kucuk bir seyi ornek getirmekten kacınmaz. Imana ermis olanlara gelince, onun Rablerinden gelen bir hakikat oldugunu bilirler. Hakikati inkara sartlanmıs olanlar ise, "Bu ornek ile Allah ne demek istiyor acaba?" derler. Bu yolla Allah, bir cogunu saptırırken bir cogunu da dogruya yoneltir, fakat fasıklardan baskasını saptırmaz

    [27] Onlar ki, (fıtratlarına) yerlestikten sonra Allah´a karsı taahhutlerini bozarlar, Allah´ın birlestirilmesini emrettigi seyi koparıp ayırır ve yeryuzunu fesada verirler: Iste bunlardır husrana ugrayanlar

    [28] Cansız iken size hayat veren ve sizi olume goturen, sonra tekrar hayata kavusturan ve (sonunda) Kendisine donduruleceginiz Allah´ı nasıl inkar edersiniz

    [29] Ve dunya uzerinde ne varsa sizin icin yaratan, plan ve tasarımını goklere uygulayıp onları yedi gok seklinde duzenleyen O´dur; ve yalnızca O´dur her seyin tam bilgisine sahip olan

    [30] Iste o zaman Rabbin meleklere: "Bakın, Ben yeryuzunde ona sahip cıkacak birini yaratacagım!" demisti. Onlar: "Seni ovguyle yuceltip takdis eden bizler dururken, orada bozgunculuga ve yozlasmaya yol acacak ve kan dokecek birini mi yaratacaksın? dediler. (Allah) "Sizin bilmediginiz (cok sey var, onları) Ben bilirim!" diye cevapladı

    [31] Ve O, Adem´e her seyin ismini ogretti, sonra onları meleklerin onune koydu ve "Dedikleriniz dogruysa haydi bu (seylerin) isimlerini Bana soyleyin bakalım!"dedi

    [32] Onlar: "Sen kudret ve egemenlikte kusursuz ve eksiksizsin! Senin bize bildirdigin dısında bir bilgimiz yoktur. Dogrusu yalnız Sensin her seyi bilen, gercek hikmet Sahibi!" diye cevap verdiler

    [33] O: "Ey Adem, bu (seylerin) isimlerini onlara bildir!" buyurdu. (Adem) isimleri onlara bildirince (Allah): "Size, ´goklerin ve yerin gizli gercegini, acıkladıklarınızın ve gizlediklerinizin tumunu yalnız Ben bilirim´ dememis miydim?" dedi

    [34] Sonra Meleklere "(Haydi!) Adem´in onunde yere kapanın" dedigimizde Iblis dısında hepsi yere kapandı, o ise reddetti ve (ustelik) kustahca boburlendi: Boylece hakkı inkar edenlerden oldu

    [35] Ve (sonra) "Ey Adem" dedik: "Sen ve esin bu bahceye yerlesin ve orada dilediginizden serbestce yiyin; ancak bir tek su agaca yaklasmayın ki zalimlerden olmayasınız

    [36] Ama Seytan orada ikisini de yoldan cıkardı ve boylece sahip oldukları konumu yitirmelerine sebep oldu. Bu yuzden Biz: "Inin, (bundan boyle) kiminiz kiminize dusman olarak yasayın ve yeryuzunu bir muddet icin mesken edinip orada geciminizi saglayın!" dedik

    [37] Derken Adem Rabbinden (yol gosterici) sozler aldı. Ve (Allah) O´nun tevbesini kabul etti: Cunku yalnız O´dur tevbeleri kabul eden, rahmet dagıtan

    [38] Biz, "Hepiniz buradan cıkıp gidin!" dedikse de size yol gostericiligimiz devam edecektir: ve Benim yol gosterici mesajlarıma uyanlar icin artık ne korku vardır, ne de uzuntu

    [39] Hakikati inkara sartlanmıs olanlara ve mesajlarımızı yalanlayanlara gelince -iste onlar, icinde yasayıp kalmak uzere atese mahkum olan kimselerdir

    [40] Ey Israil ogulları! Size bagısladıgım o nimetleri hatırlayın ve Bana verdiginiz sozu tutun (ki) Ben de sozumu tutayım; ve Benden, yalnız Benden sakının

    [41] Bunun icin de, size gecmiste bildirilmis olan haberleri dogrulayıcı nitelikte indirdigim bu vahye inanın; onun gercekligini inkar edenlerin oncusu olmayın; mesajlarımı kucuk bir kazanca degismeyin; ve Bana, yalnızca Bana karsı sorumluluk bilinci tasıyın

    [42] Hakkı batıl ile ortup bile bile gizlemeyin

    [43] Namazda dikkatli ve devamlı olun, karsılıksız yardımda bulunun ve namazda ruku edenlerle birlikte ruku edin

    [44] Siz kendinizi unutarak diger insanlara erdemli olmayı mı ogutluyorsunuz -hem de ilahi kelamı okuyup durdugunuz halde?- Siz hic aklınızı kullanmaz mısınız

    [45] (Ey muminler!) Sabır ve namazla yardım dileyin: Bu, tam bir sıgınma duygusu icinde yurekten Allah´a yonelenler dısında herkes icin zor bir istir

    [46] Onlar ise (sonunda) Rablerine kavusacaklarını ve O´na doneceklerini kesinlikle bilirler

    [47] Ey Israilogulları! Size bagısladıgım nimetleri ve sizin diger kavimlere karsı ustun gelmenizi sagladıgım gunleri hatırlasanıza

    [48] Ve hicbir insanın otekine en ufak bir yararının dokunmayacagı, hic kimseden sefaatin kabul edilmeyecegi, kimseden fidye alınmayacagı ve hic kimsenin yardım gormeyecegi Gun(un mutlaka gelip catacagı) bilinciyle yasasanıza

    [49] Ve (hatırlayın) azapların en korkuncu olarak -ki sizin icin Rabbinizden buyuk bir imtihandı- ogullarınızı bogazlayıp kadınlarınızı sag bırakan Firavun hanedanının elinden sizi kurtardıgımız (gunleri)

    [50] Ve onunuzdeki denizi yararak sizi kurtarıp, Firavun hanedanını gozlerinizin onunde bogdugumuz (gunleri)

    [51] Musa´yı (Sina Dagı´nda) kırk gece tuttugumuz ve O´nun yoklugunda (altın) buzagıya tapmaya basladıgınız ve boylece zalimlerden oldugunuz

    [52] Dahası, (butun) bunlardan sonra, belki sukredenlerden olursunuz diye bu gunahınızı affettigimiz (gunleri)

    [53] Ve (hatırlayın), Musa´ya ilahi kelamı -(boylece) dogruyu yanlıstan ayırt etmek icin (kullanacagı) olcuyu -vermistik ki dogru yola yonelesiniz

    [54] Ve Musa, halkına (donup) "Ey halkım!" demisti. "Dogrusu buzagıya taparak kendinize karsı suc islediniz, o halde tevbe ederek (tekrar) Yaratıcınıza yonelin ve nefsinizi yok edin; bu, sizin icin Yaratıcınızın katında en hayırlısı olacaktır." Bunun uzerine O, tevbenizi kabul etmisti: Cunku yalnız O´dur tevbeleri kabul eden, Rahmet Dagıtan

    [55] Ve (hatırlayın) (hani), "Ey Musa, dogrusu Allah´ı kendi gozumuzle gormedikce sana asla inanmayacagız!" dediginizde, (iste o an) siz daha (ne oluyor diye) cevrenize bakıp dururken ceza yıldırımı sizi yakalamıstı

    [56] Ama olu (bir toplum) haline geldikten sonra belki sukredenlerden olursunuz diye sizi tekrar dirilttik

    [57] Ve bulutların sizi golgeleri ile ferahlatmasını sagladık, ayrıca "Size rızık olarak verdigimiz guzel seylerden yararlanın" (diyerek) kudret helvası ve bıldırcın gonderdik. O soydaslarınız (isledikleri gunahlarla) bize hicbir zarar vermediler, fakat (sadece) kendilerine zulmettiler

    [58] Ve yine (hatırlayın o gunleri), Biz, "Bu beldeye girin ve yiyeceklerinden dilediginiz kadar bol bol yiyin; fakat kapıdan (tevazu icinde) boyun egerek girin ve ´Gunahlarımızın yukunu uzerimizden kaldır!´ deyin ki, gunahlarınızı bagıslayayım ve iyilik yapanlara sınırsız mukafat vereyim" demistik

    [59] Ama o zulmetmeye sartlanmıs olanlar kendilerine tevdi edilmis olan (soz)u baska bir sozle degistirdiler: bunun uzerinde Biz de yoldan cıkmalarından oturu o zalimlerin uzerine gokten bir bela indirdik

    [60] Ve yine bir keresinde Musa, kavminin su ihtiyacı icin (Bize) yalvarmıstı ve Biz de kendisine: "Asanla kayaya vur" demistik. Bunun uzerine oradan on iki kaynak (birden) fıskırmıstı ki halkın tumu nereden (hangi kaynaktan) icecegini bilsin. (Ve Musa demisti): "Allah tarafından verilen rızıktan yiyip icin, ama yeryuzunun yozlasmasına ve curumesine yol acacak bozgunculuk yapmayın

    [61] Ve bir zamanlar yine size: "Ey Musa, dogrusu biz bir cesit yiyecekle yetinemeyiz, oyleyse Rabbine dua et de bize topraktan yetisen urunler, sebze, salatalık, sarımsak, mercimek, sogan (gibi urunler) cıkarsın" demistiniz. (Musa): "Daha hayırlı (ve onurlu) olan durumu daha asagılık olanla mı degistirmek istiyorsunuz? O halde, utanc icinde Mısır´a donun; orada istediginiz seylere kavusabilirsiniz!" demisti. Boylece, onlara yoksulluk, duskunluk damgası vuruldu ve Allah´ın gazabına ugradılar. Butun bunlar, Allah´ın mesajının gercegini inkar etmedeki ısrarları ve haksız sekilde Peygamberleri oldurmeleri yuzundendir: Butun bunlar, (Allah´a) isyan etmeleri ve hakkın sınırlarını ihlal etmedeki ısrarlarından dolayıdır

    [62] Kuskusuz, (bu ilahi kelama) iman edenler ile Yahudi inancının takipcilerinden, Hıristiyanlardan ve Sabiilerden Allah´a ve Ahiret Gunu´ne inanmıs, dogru ve yararlı isler yapmıs olanların tumu Rablerinden hak ettikleri mukafatları alacaklardır; ve onlar ne korkacak, ne de uzuleceklerdir

    [63] Iste o zaman, Sina Dagı´nı uzerinize sahit tutarak ciddi ve samimi (gorunen) taahhudunuzu kabul etmis ve "Size bahsettigimiz seye (butun) gucunuzle sımsıkı sarılın ki Allah´a karsı sorumlulugunuzun bilincine varasınız!" (demistik)

    [64] Ama siz ondan sonra sozunuzden dondunuz! Eger Allah´ın size lutfu ve merhameti olmasaydı kendinizi muhakkak ziyana ugrayanlar arasında bulurdunuz

    [65] Nitekim, icinizde Sebt Gunu´nun kutsallıgını ihlal edenleri biliyoruz; bu davranıslarınızdan oturu onlara: "Asagılık maymunlar gibi olun!" dedik

    [66] Ve onları hem kendi zamanları, hem de butun gelecek zamanlar icin uyarıcı bir ornek kıldık, Allah´a karsı sorumluluklarının bilincinde olanlara da ibret alınacak bir ders

    [67] Hani, o zaman Musa, halkına: "Dinleyin! Allah bir sıgır kurban etmenizi emrediyor" demisti. Onlar: "Sen bizimle alay mı ediyorsun?" dediler. O: "Bu kadar cahil olmaktan Allah´a sıgınırım!" diye cevap verdi

    [68] Onlar: "(Madem oyle), Rabbine bizim icin dua et de bunun nasıl bir kurban olacagını bize acıklasın" dediler. (Musa) "Bakın!" dedi, "O, ne yaslı ne korpe, ama ikisi arasında orta yasta bir sıgır olmasını istiyor. O halde size verilen emri yerine getirin

    [69] Onlar: "Rabbine bizim icin dua et de onun renginin nasıl olacagını bize acıklasın" dediler. (Musa´nın) cevabı su oldu: "O, kurbanın sarı renkte, parlak tonda, gorenlere zevk veren bir sıgır olmasını istiyor

    [70] Onlar: "Rabbine bizim icin dua et de onun nasıl olacagını bize (daha acık) bildirsin, (cunku) bize gore tum sıgırlar birbirine benzer; ve sonra, Allah arzu ederse biz elbette dogru yola yoneliriz!" dediler

    [71] (Musa´nın) cevabı su oldu: "O, kurbanın ekinleri sulamak veya topragı surmek icin hic kosulmamıs, kusursuz, alacasız bir sıgır olmasını istiyor." Onlar: "Iste, sonunda gercegi bildirdin!" dediler; ve hemen (onu) kurban ettiler, halbuki neredeyse hicbir sey yapmadan kalacaklardı

    [72] Cunku ey Israilogulları, siz bir adam oldurmustunuz ve sonra da bu suclunun sorumlulugunu birbirinizin ustune atmıstınız. Oysa Allah, sizin ortbas ettiginiz her seyi acıga cıkarmaya kadirdir

    [73] Biz dedik ki: "Bu (prensibi) bu gibi (cozumlenmemis cinayet olaylarının bazılarında da uygulayın: Bu yolla Allah canları olumden korur ve kendi iradesini size gosterir ki (bunu gorup) muhakemenizi kullan(mayı ogren)ebilirsiniz

    [74] Ama, butun bunlardan sonra kalpleriniz katılastı; kaya gibi hatta daha da sert oldu; Cunku, unutmayın, oyle kayalar var ki icinden ırmaklar fıskırır; ve oylesi de var ki, yarıldıgında icinden su cıkar; bazısı da Allah korkusuyla (yerinden kopup) asagı yuvarlanır. Allah, yaptıklarınızdan gafil degildir

    [75] Simdi, onların teblig ettigimiz seye inanacaklarını bekliyor musunuz? Aksine, bir cogu Allah´ın kelamını dinler ama onu anladıktan sonra bile bile carpıtırlar

    [76] Nitekim, imana ermis olanlarla bulustuklarında, "(Sizin inandıgınız gibi) inanıyoruz!" derler; ama birbirleriyle bas basa kaldıklarında, "Rabbinizin kelamını size karsı koz olarak kullansınlar diye mi Allah´ın size acıkladıgı seyleri onlara haber veriyorsunuz? Aklınızı basınıza toplamayacak mısınız? derler

    [77] Bilmezler mi ki Allah, acıga vurdukları seylerden de gizlediklerinden de haberdardır

    [78] Onlar arasında ilahi kelamın gercek bilgisine sahip olmayan, kitap ile ilgisiz insanlar var; (ki bunlar) sadece bir takım kuruntular(a tabi olurlar) ve zanna dayanırlar

    [79] O halde, yazıklar olsun onlara ki, kendi elleriyle, ilahi kelam(dan oldugunu iddia ettikleri hususlar)ı kaydettikten sonra, az bir kazanc elde etmek icin, "Bu Allah´tandır!" derler. (Boyle diyerek) kendi elleriyle kaydettiklerinden oturu yazıklar olsun onlara! Ve yine butun o kazandıklarından oturu yazıklar olsun boylelerine

    [80] Ve onlar: "Ates bize birkac gunden fazla dokunmaz" derler. De ki (onlara): "Allah´tan bir soz mu aldınız -cunku Allah hicbir zaman sozunden caymaz- yoksa asla bilemeyeceginiz bir seyi mi Allah´a isnat ediyorsunuz

    [81] Evet! Iste (boylesine) buyuk bir kotuluk isleyen ve (bunun) gunahıyla cepecevre kusatılan kimseler var ya, iste boyleleridir icinde kalmak uzere atese mahkum olanlar

    [82] Imana ermis olup dogru ve yararlı isler yapanlara gelince, surekli icinde kalmak uzere cenneti hak edenler de iste bunlardır

    [83] Ve bir zaman, (ey) Israilogulları, (sizden) su (konularda) kesin taahhut almıstık: "Allah´tan baskasına kulluk etmeyeceksiniz; akraba ve ebeveyninize, yetimlere ve fakirlere iyilik yapacaksınız; butun insanlarla guzellikle konusacaksınız; namazlarınızda dikkatli ve devamlı olacaksınız ve karsılıksız yardımda bulunacaksınız." Ama, birkacınız dısında bu sozunuzden dondunuz: zaten siz, inatcı, isyankar bir topluluksunuz

    [84] O zaman, birbirinizin kanını dokmeyeceginize, birbirinizi yurtlarınızdan surmeyeceginize dair kesin soz almıstık sizden, siz de kabul etmistiniz; ve (simdi de) buna sahitlik yapıyorsunuz

    [85] Buna ragmen yine sizlersiniz birbirinizi katleden ve -kesinlikle yasaklanmıs oldugu halde- kendi halkınızdan bir kısmını yurtlarından suren, onlara karsı gunahkarlık ve nefrette yarısıp yardımlasan ve esir olarak elinize dustuklerinde onları ancak fidye alarak bırakan! Boyle yaparak, ilahi kelamın bir kısmına inanıyor, diger kısmını inkar mı ediyorsunuz? Oyleyse bilin ki, icinizden boyle yapanların karsılıgı, butun dunya hayatında zilletten ve Kıyamet Gunu en acıklı azaba ugratılmaktan baska bir sey olmayacaktır. Zira Allah, yaptıklarınızdan gafil degildir

    [86] Ahiret hayatı karsılıgında bu dunya hayatını satın alanlar var ya, iste boylelerinin azabı hafifletilmeyecek ve onlara yardım edilmeyecektir

    [87] Biz Musa´ya ilahi kelamı bahsettik ve birbiri ardınca O´nu izleyen elciler gonderdik: Meryem oglu Isa´ya da hakikatin tum kanıtlarını vahy ettik ve O´nu kutsal ilham ile guclendirdik. (Ama) ne zaman bir elci hosunuza gitmeyen bir sey getirdiyse kustahlıkla haddi asarak bir kısmını oldurdunuz ve digerlerini yalanladınız, oyle degil mi

    [88] Ama onlar: "Kalplerimiz zaten bilgi ile dolu!" derler. Hayır, bilakis Allah, onları hakikati kabullenmeyi reddettikleri icin gozden cıkarmıstır. Zira onlar sadece basmakalıp birkac seye inanırlar

    [89] Ve ne zaman Allah katından onlara, halen sahip oldukları hakikati tasdik eden bir (yeni) vahiy geldiyse, daha once, hakikati inkara sartlanmıs olanlara karsı ustun gelmek icin yalvarıp yakardı(klarını carcabuk unutarak) daha once tanıdıkları (hakikati) bu defa inkara kalkıstılar. Ve Allah´ın laneti, hakikati inkar eden herkesin uzerindedir

    [90] Allah´ın lutfunu diledigi kuluna bahsetmesini kıskanarak Allah´ın indirdigi hakikati inkar etmeleri ve boylece kendilerini kaptırdıkları su (bos gurur) ne kotu! Onlar boylece Allah´ın gazabını tekrar tekrar hak ettiler. Ve o hakikati inkar edenler icin hazırlanmıs utanc verici bir azap vardır

    [91] Nitekim onlara: "Allah´ın indirdigine inanın!" denildiginde, "Biz (yalnızca) bize indirilene inanırız!" diye cevap verirler; ve zaten bildikleri bir gercegi tasdik ve teyit eden bir hakikat bile olsa, sonra gelen her haberi inkar ederler. De ki: "Madem (gercek) muminler idiniz neden Allah´ın onceki peygamberlerini oldurdunuz

    [92] Gercekten Musa size hakikatin tum kanıtları ile gelmisti (ama) O´nun yoklugunda hemen (altın) buzagıya tapmaya baslamıs ve boylece haince bir davranıs icine girmistiniz

    [93] Biz o zaman, Sina Dagı´nı uzerinize sahit tutarak, "Size emanet ettigimiz seye (butun) gucunuzle sarılın ve ona kulak verin!" (diyerek) sizden kesin bir taahhut almıstık. (Butun bu hatırlatmalara ragmen) onlar; "Dinledik, ama itaat etmiyoruz!" derler. Zira, hakikati reddetmeleri yuzunden bunların kalplerini (altın) buzagı sevgisi kaplamıstır. De ki: "Ne kotu (su) inancınızın sizi yonelttigi (sey)! Eger gercekten bir seylere inanıyorsanız

    [94] De ki: "Eger Allah katındaki ahiret hayatı, baska hic kimseye degil de yalnız size mahsus ise ve kanaatinizde samimi iseniz o zaman olumu arzulamanız gerekmez mi

    [95] Ama kendi elleriyle yapıp ettikleri ortadayken bunu hicbir zaman temenni etmeyecekler: Allah zalimleri her halleriyle bilmektedir

    [96] Ve sen onları baskalarından daha ihtirasla hayata sarılmıs goreceksin, hatta Allah´tan baskasına ilahlık yakıstırmaya sartlanmıs olanlardan bile daha cok onların her biri binlerce yıl yasamak ister; halbuki uzun yasaması, boyle birini (ahirette) azaptan kurtarmaz; zira Allah onun butun yapıp ettiklerini gormektedir

    [97] (Ey peygamber, onlara) sunu anlat: Kim ki, Allah´ın izniyle senin kalbine, onceki caglarda indirdiklerini dogrulayan, inananlara bir mustu ve rehber olan bu (ilahi kelam)ı indirdigi icin Cebrail´e dusmanlık besliyorsa

    [98] Kim ki Allah´a, O´nun meleklerine, Cebrail ve Mikail de dahil O´nun elcilerine dusmanlık besliyorsa, bilsin ki Allah da hakikati inkar eden herkese dusmanlık beslemektedir

    [99] Gercekten Biz sana apacık mesajlar indirdik ve onların gercekligini yoldan cıkmıs olanlardan baskası inkar etmez

    [100] Ne zaman (Allah´a) soz verdilerse bazıları sozlerini (cigneyip) bir kenara atmadı mı? Gercek su ki, aslında onların cogu inanmıyor

    [101] Ve(simdi bile), ne zaman Allah´tan onlara halen sahip oldukları hakikati tasdik eden bir elci gelse, kendilerini onceki caglarda vahyedilen kelama baglı sayanlardan bazısı, (O´nun dediklerinin) farkında degillermis gibi ilahi kelama sırtlarını donerler

    [102] Ve (onun yerine) Suleyman´ın hukumdarlıgı sırasında seytanca niyetler tasıyan kimselerin telkin ede geldiklerine uyarlar. Hakikati inkar eden Suleyman degildi, ama o seytanca niyetler tasıyan kisiler halka sihir ogreterek hakikati inkar ettiler; -ve onlar, Babil´deki iki melek Harut ve Marut vasıtasıyla ihdas edilene (uyarlar)- gerci bu ikili, oncelikle, "Biz sadece ayartıcılar; sakın (Allah´ın vahyettigi) hakikati inkara yeltenmeyin!" seklinde uyarıda bulunmadan hic kimseye onu ogretmediler. Ve onlar, bu ikiliden, karı koca arasında nasıl huzursuzluk cıkarılacagını ogreniyorlardır; ancak Allah´ın izni olmadan onunla hic kimseye zarar veremedikleri gibi sadece kendilerine zarar veren ve hic faydası olmayan bir bilgi ediniyorlardı; oysa onlar, bu (bilgiyi) edinenin ahiret hayatının guzelliginden nasipsiz kalacagını biliyorlardı. Dogrusu, karsılıgında ruhlarını sattıkları o (sanat) ne kotudur, keske bunu bilselerdi

    [103] Eger inansalar ve O´na karsı sorumluluklarının bilincinde olsalardı, dogrusu, Allah´ın mukafatı onlara iyilik getirecekti; keske bunu bilselerdi

    [104] Siz ey imana ermis olanlar! (Peygambere) "Bizi dinle" demeyin; onun yerine, "Bize karsı tahammullu ol!" demeyi tercih edin. Ve (O´na) kulak verin. Cunku, hakikati inkar edenleri siddetli azap bekliyor

    [105] Ne onceki vahyin takipcilerinden hakikati inkara yeltenenler, ne de Allah´tan baska seylere ilahlık yakıstıranlar, Rabbin tarafından sana indirilen bir hayrı gormekten hoslanırlar; ancak Allah diledigini rahmete ulastırır; zira Allah, sınırsız lutuf Sahibidir

    [106] Biz yururlukten kaldırdıgımız veya unutturdugumuz her hangi bir mesajı mutlaka daha iyisi veya benzeri ile degistiririz. Allah´ın her seye kadir oldugunu bilmez misin

    [107] Bilmez misin ki goklerin ve yerin hukumdarlıgı Allah´ındır ve Allah´tan baska sizi koruyacak ve yardım edecek hic kimse yoktur

    [108] Yoksa, size gonderilmis olan Elci´den, daha once Musa´dan istenenleri mi istiyorsunuz? Ama her kim, hakikate inanmak yerine onu inkar etmeyi tercih ederse dogru yoldan sapmıs olur

    [109] Kendilerini onceki vahye baglı sayanların cogu, kıskanclıklarından dolayı, sizi iman ettikten sonra yeniden hakikati inkara dondurmek isterler; (hatta) hakikat kendileri icin apacık ortaya cıktıktan sonra bile. Buna karsılık, siz (ey imana erisenler) Allah´ın iradesini ortaya koyacagı vakte kadar onları hosgorun ve dayanın: Unutmayın, Allah her seye kadirdir

    [110] Namazınızda dikkatli ve devamlı olun, arındırıcı (mali) yukumlulugunuzu yerine getirin, cunku kendiniz icin onceden yaptıgınız her iyiligi Allah katında mutlaka bulacaksınız: Unutmayın, Allah butun yaptıklarınızı gorur

    [111] Onlar: "Yahudi ve Hıristiyan olmadıkca hic kimse cennete giremez!" diye iddia ederler. Bu onların kuruntusudur! De ki: "Eger soylediklerinizde samimi iseniz, iddianızı kanıtlayın

    [112] Evet, gercekten her kim tum benligini Allah´a teslim eder ve iyilik yapanlardan olursa, Rabbi katında mukafatını gorecektir, ve boyleleri ne korkacak, ne de uzulecekler

    [113] Ayrıca Yahudiler, "Hıristiyanlar gecerli, tutarlı bir inanc temelinden yoksunlar" iddiasında bulunurken Hıristiyanlar da (aynı sekilde); "Yahudiler, gecerli, tutarlı bir inanc temelinden yoksunlar" diye iddia ederler; ve her iki taraf da (bu iddialarında) ilahi kelama atıfta bulunurlar! Hatta bilgiden yoksun bulunanlar, onların soylediklerini aynen tekrarlayıp dururlar; ama anlasamadıkları seyler konusunda Kıyamet Gunu aralarında hukum verecek olan Allah´tır

    [114] Allah´ın adının O´nun meclislerinde anılmasına mani olan ve onları tahrip etmek icin calısan kimselerden daha zalim kim olabilir? Iste boylelerinin bu yerlere (Allah) korkusu dısında bir saikle girmeye hakları yoktur! Onlar icin bu dunyada zillet, ahirette ise korkunc bir azap vardır

    [115] Dogu da Batı da Allah´ındır: Nereye donerseniz donun Allah´ın yonu orasıdır. Unutmayın ki, Allah rahmet ve kudretinde sınırsızdır, her seyi bilendir

    [116] Bir kısım insanlar da, "Allah kendilerine bir ogul edindi!" iddiasında bulunurlar. (Asla!) O, yaratılmıslara ozgu boyle vasıflardan kesinlikle uzaktır. Goklerde ve yerde ne varsa yalnız O´nundur. Her sey butun varlıgıyla O´nun iradesine tabidir

    [117] Goklerin ve yerin yaratıcısı O´dur; bir seyin olmasını istediginde ona sadece "Ol" der -ve o (sey hemen) oluverir

    [118] (Yalnız) bilgiden yoksun olanlar: "Allah neden bizimle konusmaz ve neden bize (mucizevi) bir isaret gostermez?" derler. Onlardan once yasamıs olanlar da tıpkı onların dedikleri gibi demislerdi: Kalpleri hep birbirine benziyor. Gercekte Biz, butun isaretleri, yurekten inanıp tasdik etmeye niyetli olanlar icin acık ve anlasılır kıldık

    [119] Dogrusu Biz seni (ey Peygamber) hakikat ile gonderdik: Bir mujdeleyici ve uyarıcı olarak; yakıcı atese mahkum olanlardan sen sorumlu degilsin

    [120] Sen onların inanc sistemine uymadıkca ne Yahudiler ne de Hıristiyanlar senden memnun olmayacaklardır. De ki: "Dinleyin! Allah´ın rehberligi tek dogru rehberliktir." Ve dogrusu, sana ilim geldikten sonra onların sapık goruslerini takip etmeye devam edersen ne seni Allah´ın elinden alacak bir kimse bulursun, ne de yardımcı

    [121] Kendilerine ilahi kelamı emanet ettiklerimiz (ve) ona geregi gibi uyanlar -iste onlardır (gercekten) iman edenler; hakikati inkara kalkısanlara gelince- iste onlardır asıl kaybedenler

    [122] Ey Israilogulları! Size lutfettigim o nimetleri ve sizin diger kavimlere ustun gelmenizi sagladıgım gunleri hatırlayın

    [123] Ve hicbir insanın digerine bir yararının olmayacagı, hic birinden fidye kabul edilmeyecegi; sefaatin fayda etmeyecegi ve hic kimseye yardım edilmeyecegi bir Gunu(n gelip catacagını) aklınızdan cıkarmayın

    [124] Ve (sunu hatırlayın): Rabbi, Ibrahim´i buyrukları ile sınadıgında ve Ibrahim de bunları yerine getirdiginde O´na: "Seni insanlara onder yapacagım!" demisti. Ibrahim de sormustu: "Benim neslimden de mi (onderler cıkaracaksın)?" (Allah) cevap vermisti: "Benim ahdim zalimleri kapsamaz

    [125] O zaman Biz Mabed´i insanların tekrar tekrar yonelecegi bir hedef ve bir kutsal sıgınak yapmıstık: Oyleyse Ibrahim icin vaktiyle belirlenen yeri ibadet mahalli edinin. Nitekim Biz, Ibrahim ve Ismail´e emrettik: "Mabedimi, onu tavaf edecekler icin, onun yanında tefekkure dalacaklar icin ve (namazda) ruku ve secde edecekler icin temiz tutun

    [126] Ve Ibrahim: "Ey Rabbim!" diye yalvardı, "Burayı emin bir bolge yap ve halkından Allah´a ve Ahiret Gunu´ne iman edenlere bereketli rızıklar bagısla." (Allah): "Her kim hakikati inkar ederse, onun kısa bir sure zevk u sefa icinde yasamasına izin veririm -ama sonunda onu atesin azabına surerim; ne kotu bir duraktır o!" diye cevap verdi

    [127] Ibrahim ve Ismail Mabed´in temellerini yukseltirken yalvardılar: "Ey Rabbimiz! Bunu kabul et; Sensin her seyi bilen, her seyi duyan

    [128] Ey Rabbimiz, bizi Sana teslim olanlardan kıl ve bizim soyumuzdan Sana teslim olacak bir topluluk cıkar, bize ibadet yollarını goster ve tevbemizi kabul et: Suphesiz yalnız Sensin tevbeleri kabul eden, rahmet dagıtan

    [129] Ey Rabbimiz! Soyumuz icinden onlara Senin mesajlarını iletecek, vahyi ve hikmeti ogretecek ve onları arındırıp temiz kılacak bir elci cıkar: Cunku yalnız Sensin kudret ve hikmet sahibi

    [130] Ve dusunme melekeleri dumura ugramıs olanlar dısında kim, bu dunyada gercekten yucelttigimiz ve suphesiz ahirette de durust ve erdemliler arasında yer alacak olan Ibrahim´in inanc sistemini terk etmek ister

    [131] Rabbi, O´na: "Bana teslim ol!" dediginde; "(Sana), butun alemlerin Rabbine teslim oldum!" diye cevap verdi

    [132] Ve Ibrahim cocuklarına bunu aynen vasiyet etti; Yakup da (boyle yaptı): "Evlatlarım! Bakın, Allah size en saf ve temiz inancı bahsetti; oyleyse O´na teslim olmadan olumun sizi alt etmesine izin vermeyin

    [133] Evet, siz, (ey Israilogulları) Yakub´un, son nefesini vermeye yaklasırken ogullarına: "Ben gittikten sonra siz kime kulluk edeceksiniz? diye seslendigine sahitsiniz. Onlar: "Senin tanrına, ataların Ibrahim, Ismail ve Ishak´ın tanrısına, O Tek Tanrıya kulluk edecek ve O´na teslim olacagız!" diye cevap verdiler

    [134] Simdi o toplumlar gecip gittiler; onların kazandıkları kendilerine yazılacak, sizin kazandıklarınız ise size; ve siz, onların yaptıklarından oturu yargılanacak degilsiniz

    [135] Onlar: "Yahudi ve Hıristiyan olun ki dogru yolu bulasınız" derler. De ki: "Hayır, (bizimki) batıl olan her seyden yuz ceviren ve Allah´tan baskasına ilahlık yakıstıranlardan olmayan Ibrahim´in inanc sistemi(dir)

    [136] Deyin ki: "Biz Allah´a inanırız; ve bize indirilene ve Ibrahim´e, Ismail´e, Ishak´a, Yakub´a ve onların soyundan gelenlere indirilene; ve Musa´ya, Isa´ya ve Rableri tarafından (diger) tum peygamberlere tevdi edilmis olana (inanırız); onların arasında hicbir ayrım yapmayız. Ve biz O´na teslim olanlarız

    [137] Eger (otekiler de) sizin inandıgınız gibi inanırlarsa suphesiz dogru yolu bulmus olurlar; yuz cevirirlerse de derin bir cıkmaza saplanmıs olurlar, ama Allah seni bundan korumaktadır. Zira yalnız O´dur her seyi isiten, her seyi bilen

    [138] (De ki: "Hayatımız) Allah´ın rengi (ile renklenir!) Kim (hayata) Allah´tan daha guzel renk verebilir, eger gercekten O´na kulluk ediyorsak

    [139] (Yahudi ve Hıristiyanlara) de ki: "Allah hakkında bizimle tartısıyor musunuz? Nasıl olur? O, bizim gibi sizin de Rabbinizdir; bizim isimiz bize, sizin isiniz de size aittir; ve biz kendimizi yalnızca O´na adamısızdır

    [140] Ibrahim´in, Ismail´in, Ishak´ın, Yakub´un ve onların soyundan gelenlerin ´Yahudi´ yahut ´Hıristiyan´ olduklarını mı iddia ediyorsunuz?" De ki: "Allah´tan iyi mi biliyorsunuz? Allah tarafından kendilerine verilen bir delili ortbas edenden daha zalim kim olabilir? Ama Allah yaptıklarınızdan gafil degildir

    [141] Simdi o toplumlar gelip gectiler; onların kazandıkları onlara yazılacak, sizin kazandıklarınız ise size. Ve siz onların yaptıklarından oturu yargılanacak degilsiniz

    [142] Insanlar arasındaki dar kafalı dusunceler, "Simdiye kadar uydukları kıbleden onları vazgeciren nedir?" diyecekler. De ki: "Dogu da Batı da Allah´ındır; O, diledigini dogru yola iletir

    [143] Ve boylece sizin dengeli ve olculu bir toplum olmanızı istedik ki (hayatınızla) tum insanlıgın huzurunda hakikatin sahitleri olmanız ve Elci de sizin huzurunuzda ona sahitlik yapsın. Ve Elci´ye uyanlar ile okceleri uzerinde gerisin geri donenler arasında acık bir ayrım yapabilmek amacıyla senin, (ey Peygamber) daha once yoneldigin hedefi (bu topluluk icin) kıble olarak tayin ettik: Suphesiz bu, Allah´ın dogru yola ulastırdıgı kisilerden baska herkes icin zor bir sınavdı. Allah sizin inancınızı kesinlikle goz ardı etmeyecektir; zira, unutmayın ki, Allah insana karsı en sefkatli olandır, rahmet kaynagıdır

    [144] Biz, (ey Peygamber) senin sık sık yuzunu (bir kılavuz arayısı icinde) goge cevirdigini goruyoruz: ve simdi seni tam tatmin edecek bir kıbleye donduruyoruz. Artık yuzunu Mescid-i Haram´a cevir; ve siz, hepiniz, nerede olursanız olun, yuzunuzu (namaz esnasında) o yone dondurun. Dogrusu, daha once kendilerine vahiy tevdi edilmis olanlar, bu emrin Rablerinden gelen bir hakikat oldugunu cok iyi bilirler; ve Allah onların yaptıklarından habersiz degildir

    [145] Ama daha once kendilerine vahiy tevdi edilmis olanların onune butun delilleri koymus olsaydın bile senin kıblene yonelmezlerdi; ne sen onların kıblelerine yonelirsin, ne de onlar birbirlerinin kıblelerine yonelirler. Ve eger sana ilim geldikten sonra onların asılsız goruslerine uysaydın muhakkak ki zalimlerden olurdun

    [146] Daha once kendilerine vahiy verdiklerimiz, onu kendi cocuklarını tanıdıkları gibi tanırlar: Ancak bilin ki, onların bazısı hakikati bile bile ortbas eder

    [147] Rablerinden gelen hakikati! O halde sen, suphe edenlerden olma

    [148] Cunku her topluluk, merkezinde O´nun, (Allah´ın) bulundugu kendisine ait bir istikamete yoneltir. Oyleyse, iyi ve guzel islerde yarısın. Nerede olursanız olun Allah sizi kendi katında toplayacaktır: cunku, Allah her seye kadirdir

    [149] Boylece, nereden gelirseniz gelin, (namazda) yuzunuzu Mescid-i Haram´a dogru cevirin. Bilin ki bu (emir) Rabbinizden gelen bir hakikattir; ve Allah, yaptıklarınızdan habersiz degildir

    [150] O halde, nereden gelirseniz gelin, (namazda) yuzunuzu Mescid-i Haram´a cevirin ve nerede olursanız olun yuzunuzu ona cevirin ki, zulum yapmaya sartlanmıs olmadıkca insanların size karsı hicbir bahaneleri kalmasın. Onlardan korkmayın, Ben´den korkun. (Bana itaat edin) ki, size olan nimetimi tamamlayayım ve boylece siz de dogru yolu bulabilesiniz

    [151] Nitekim size, mesajlarımı iletmesi, sizi arındırması, vahiy ve hikmeti bildirmesi ve bilmediklerinizi ogretmesi icin icinizden bir elci gonderdik

    [152] Oyleyse Beni anın ki, Ben de sizi anayım; Bana sukredin ve Beni inkar etmeyin

    [153] Siz ey imana ermis olanlar! Sarsılmaz bir sabır ve namaz ile yardım arayın; zira, unutmayın, Allah zorluklara karsı sabredenlerle birliktedir

    [154] Allah yolunda oldurulenlere "olu" demeyin: Hayır, onlar yasıyor, ama siz farkında degilsiniz

    [155] Muhakkak ki, olum tehlikesiyle ve aclıkla, dunya malının, canın ve (alın teri) urunlerinin kaybı ile sizi sınayacagız. Ama zorluklara karsı sabredenlere iyi haberler mujdele

    [156] Ki, onların basına bir musibet gelince, "Dogrusu biz Allah´a aidiz ve muhakkak O´na donecegiz!" derler

    [157] Iste Rablerinin nimetleri ve lutfu onlar icindir ve dogru yol uzerinde olanlar iste onlardır

    [158] (O halde) unutmayın, Safa ve Merve, Allah tarafından konulmus sembollerdendir; boylece hac veya umre icin Mabede gelen birinin bu ikisi arasında gidip gelmesinde bir mahzur yoktur. Zira, eger kisi, yapılması gerekenden daha cok iyilik yaparsa bilsin ki Allah, sukre bol karsılık verendir, her seyi bilendir

    [159] Bakın, katımızdan indirdigimiz hakikatin ve rehberligin delilini ilahi kelam aracılıgıyla insanlıgın onune koyduktan sonra onu gizleyip ortbas edenlere gelince: Iste onlardır Allah´ın lanet edecegi ve onlardır yargılama yetenegine sahip herkesin de lanet yagdıracagı

    [160] Ancak, tevbe edenler, kendilerini duzeltenler ve (teblig edilen) hakikati duyuranlar bunun dısındadır: Onların tevbesini kabul edecegim; zira yalnız Benim tevbeleri kabul eden, rahmet dagıtan

    [161] Hakikati inkara sartlanmıs olanlara ve hakikat inkarcıları olarak olenlere gelince: Onların cezası, Allah´ın, meleklerin ve tum (durust ve erdemli) insanların lanetine ugramalarıdır

    [162] Onlar bu halde kalacaklar; (ve) ne azapları hafifletilecek, ne de soluk almalarına imkan verilecek

    [163] Ve sizin tanrınız, Tek Tanrı´dır; O´ndan baska tanrı yoktur; Rahmandır, Rahimdir

    [164] Kuskusuz, goklerin ve yerin yaratılısında, gece ile gunduzun birbirini takip edisinde; insanlara faydalı yuklerle denizlerde seyreden gemilerde; Allah´ın gokten indirerek onunla olu topraga can verdigi ve her cesit canlının cogalmasını sagladıgı yagmurlarda; ruzgarların (yonunun) degismesinde ve gokle yer arasında kendileri icin tayin edilmis belirli guzergahlarda akan bulutlarda: (butun bunlarda) dusunup, akıllarını kullananlar icin mesajlar vardır

    [165] Ama hala Allah´a rakip gordukleri varlıklara inanmayı tercih eden ve onları (yalnızca) Allah´a ozgu (olması gereken) bir sevgi ile seven insanlar var: Halbuki imana ermis olanlar, Allah´ı baska her seyden daha cok severler. Zulum yapmaya sartlanmıs olanlar, (Kıyamet Gunu) azaba ugratıldıkları zaman gorecekleri gibi, butun kudretin yalnızca Allah´a ait oldugunu ve Allah´ın cezalandırmada ne cetin oldugunu da keske gorselerdi

    [166] (O Gun, haksız yere) kutsananlar, kendilerine tabi olanları tanımazlıktan gelecekler ve onlara tabi olanlar, butun umitleri paramparca olmus bir sekilde (kendilerini bekleyen) azabı cekeceklerdir

    [167] Ve o tabi olanlar, "(Hayatta) ikinci bir fırsat yakalasaydık da onların bizi tanımazlıktan geldigi gibi biz de onları gormezden gelip reddetseydik!" diyecekler. Boylece, Allah yapıp ettiklerini onlara acı bir pismanlık (duygusu) tattırarak gosterecektir; ve onlar atesten cıkarılmayacaklardır

    [168] Ey Insanlar! Yeryuzunde mesru ve iyi ne varsa ondan nasibinizi alın ve Seytanın izinden gitmeyin: Zira o sizin apacık dusmanınızdır

    [169] Sizi yalnız kotuluk islemeye, igrenc ve cirkin isler yapmaya ve hakkında bilgi sahibi olmadıgınız seyleri Allah´a isnat etmeye cagırır

    [170] Ama onlara, "Allah´ın indirdigine uyun!" denildiginde bazıları: "Hayır, biz (yalnız) atalarımızdan gordugumuz (inanc ve eylemler)e uyarız!" diye cevap verirler. Ya ataları akıllarını hic kullanmamıs ve hidayetten nasip almamıs iseler

    [171] Boylece, hakikati inkara sartlanmıs olanların durumu, cobanın haykırısını isiten ama onu yalnız bir ses ve cagrı seklinde algılayan surunun durumuna benzer. Onlar sagırdırlar, dilsizdirler, kordurler; zira akıllarını kullanmazlar

    [172] Ey imana ermis olanlar! Size rızk olarak sagladıgımız iyi seylerden nasiplenin ve Allah´a sukredin, eger gercekten O´na kulluk ediyorsanız

    [173] O, size yalnız lesi, kanı, domuz etini ve uzerinde Allah´ın adından baska bir adın anıldıgı seyi yasakladı. Ama kim onlara mecbur kalırsa -bir arzu ve istah duymamak ve zaruri ihtiyacının ustune cıkmamak sartıyla- gunaha girmis olmaz: cunku, unutmayın, Allah cok bagıslayıcıdır, rahmet kaynagıdır

    [174] Allah´ın indirdigi vahiyden bazı kısımları gizleyenler ve bunu az bir kazanc karsılıgı degistirenlere gelince: onlar karınlarını atesle doldurur. Ve Kıyamet Gunu Allah onlarla ne konusacak, ne de (gunahlarından) onları arındıracaktır; siddetli azap onları beklemektedir

    [175] Iste onlar hidayet karsılıgında sapıklıgı ve magfiret karsılıgında azabı satın almıslardır. Oysa atesten ne kadar az korkar gorunuyorlar

    [176] Iste boyle; hakikati ortaya koymak icin ilahi kelamı indiren Allah olduguna gore, ona karsı kendi goruslerini dayatanlar derin bir acmazdadırlar

    [177] Gercekte erdemlilik, yuzunu doguya veya batıya cevirmeniz ile ilgili degildir; ama gercek erdem sahibi, Allah´a, Ahiret Gunu´ne, melekler, vahye ve Peygamberlere inanan, servetini -kendisi icin ne kadar kıymetli olsa da- akrabasına, yetimlere, ihtiyac sahiplerine, yolculara, (yardım) isteyenlere ve insanları kolelikten kurtarmaya harcayan; namazında devamlı ve dikkatli olan ve arındırıcı (mali) yukumlulugunu ifa eden kisidir; ve (gercek erdem sahipleri) soz verdiklerinde sozunu tutan, felaket, zorluk ve sıkıntı anlarında sabredenlerdir. Iste onlardır sadakatlerini gosterenler ve iste onlardır Allah´a karsı sorumluluklarının bilincinde olanlar

    [178] Siz, ey imana ermis olanlar! Oldurme (olayların)da adil karsılık (kısas) size farz kılındı: Hur icin hur, kole icin kole ve kadın icin kadın. Ve eger kardesi tarafından suclu kimse (nin sucunun bir bolumunu) bagıslanmıssa, bu (bagıs) uygun sekilde tatbik edilmeli ve kardesine tazminatı guzellikle odenmelidir. Bu, Rabbinizden bir hafifletme ve bir rahmettir. Buna ragmen hak ve adalet sınırlarını bilerek ve isteyerek ihlal eden icin siddetli azap vardır

    [179] Cunku, ey derin kavrayıs sahipleri, adil karsılık ((kısas) yasası)nda sizin icin hayat vardır, boylece belki Allah´a karsı sorumlulugunuzun bilincinde olursunuz

    [180] Herhangi birinize olum yaklastıgında, eger arkasında yeterli bir servet bırakıyorsa, ebeveynine ve (diger) yakın akrabalarına uygun sekilde vasiyette bulunmak size farz kılındı: Bu, Allah´a karsı sorumluluk bilincini duyanlar icin bir yukumluluktur

    [181] Ve kim, ogrendikten sonra boyle bir hukmu degistirirse, boyle davranmanın gunahı, yalnızca onu degistirenedir. Dogrusu Allah, her seyi isitendir, her seyi bilendir

    [182] Ama her kim, vasiyet edenin bir hata yaptıgından veya (bilerek) bir kusur islediginden endise eder ve bunun uzerine mirascılar arasında bir uzlasma saglanırsa (bu nedenle) kendisine bir gunah terettub etmez. Dogrusu Allah cok affedicidir, rahmet kaynagıdır

    [183] Siz ey imana ermis olanlar! Oruc, sizden oncekilere farz kılındıgı gibi size de farz kılındı, ki Allah´a karsı sorumlulugunuzun bilincine varasınız

    [184] Sayılı gunlerde (oruc). Ancak sizden kim, hasta veya seyahatte olursa diger zamanlarda (aynı gun sayısı kadar oruc tutmalıdır); ve (bu gibi hallerde) gucu yetenlere bir muhtacı doyurarak fidye vermek, bir yukumluluktur. Her kim, yapmaya yukumlu oldugundan daha fazla iyilik yaparsa kendisine iyilik yapmıs olur; zira oruc tutmak kendinize iyilik yapmaktır -keske bunu bilseydiniz

    [185] Kur´an, insanogluna bir rehber, bu rehberligin apacık bir delili ve dogruyu yanlıstan ayırt edici bir olcu olarak (ilk defa) bu Ramazan Ayında indirilmistir. Bundan dolayı, sizden kim bu aya erisirse onu bastan basa tutsun. Ancak hasta veya seyahatte olan, baska gunlerde (aynı sayıda oruc tutsun). Allah sizin icin kolaylık diler, zorluk cekmenizi istemez; ama (belirlenen gunlerin) sayısını tamamlamanızı ve size dogru yolu gosterdiginden dolayı Allah´ı yuceltmenizi ve (O´na) sukretmenizi (ister)

    [186] Eger kullarım sana Benim hakkımda sorular sorarsa -(bilsinler ki) Ben cok yakınım; dua edenin yakarıslarına her zaman karsılık veririm; oyleyse onlar da Bana karsılık versinler ve Bana inansınlar ki dogru yolu bulabilsinler

    [187] (Gunduz) tutulan oructan sonraki gece boyunca kadınlarınıza yaklasmanız helaldir: onlar sizin icin bir elbise gibidirler ve siz de onlar icin bir elbise gibisiniz. Allah bu konuda kendinizi sıkıntıya sokacagınızı bilir; bu yuzden O size magfiret ile yonelmis ve bu zorlugu uzerinizden kaldırmıstır. Simdi oyleyse onlara yaklasabilir ve Allah´ın sizin icin uygun gordugunden yararlanabilirsiniz ve gecenin karanlıgından tan yerinin aydınlıgı fark edilinceye kadar yiyip icebilirsiniz. Sonra gece cokunceye kadar oruca devam edersiniz. Ama mescitlerde itikafta iken kadınlara yaklasmayın. Bunlar Allah´ın koydugu sınırlardır: O halde bu sınırları ihlal etmeyin: (iste) boylece Allah mesajlarını insanlara acıklıyor ki, O´na karsı sorumluluklarının bilincinde olabilsinler

    [188] Birbirinizin mallarını haksız sekilde yiyip tuketmeyin ve baskalarına ait mesru mallardan hicbirini bilerek haksızlıkla tuketmek icin hukuki hilelere basvurmayın

    [189] Sana ayın evrelerini soruyorlar. De ki: "Onlar, haccın ve insanların (oteki faaliyetlerinin) vaktini gosterir." Ote yandan erdemlilik, (zannedildigi gibi) evlere arkalardan girmeniz degildir; ama gercek erdem sahibi, Allah´a karsı sorumluluk bilinci duyandır. O halde evlere kapılarından girin ve Allah´a karsı sorumlulugunuzun bilincinde olun ki gercek mutluluga erisebilesiniz

    [190] Size savas acanlara karsı Allah yolunda savasın, ama (amacınızı asıp) saldırganlık yapmayın; dogrusu Allah saldırganları sevmez

    [191] Onları karsılastıgınız her yerde oldurun ve sizi surdukleri yerden siz de onları surun, zaten zulum ve baskı, oldurmekten daha kotudur. Onlar size savas acmadıkca Mescid-i Haram civarında onlarla savasmayın; ama eger sizinle savasırlarsa onları oldurun; hakikati inkar edenlerin cezası boyle verilecektir

    [192] Ancak vazgecerlerse (siz de bırakın), unutmayın ki Allah cok affedicidir, rahmet kaynagıdır

    [193] O halde, artık zulum ve baskı kalmayıncaya ve yalnızca Allah´a kulluk edilinceye kadar onlarla savasın; ancak vazgecerlerse, (bilincli olarak) zulum isleyenlerin dısındakilere karsı tum dusmanlıklar sona erecektir

    [194] Saldırmazlık orfunun gecerli oldugu aylarda size saldıranlara siz de karsılık verin: zira saldırmazlık orfunun ihlali, adil karsılık ((kısas) yasasına tabi)dir. Boylece, eger bir kimse saldırıda bulunursa, sizde onun saldırdıgı gibi saldırın; ancak Allah´a karsı sorumlulugunuzun bilincinde olun ve Allah´ın, kendisine karsı sorumluluk bilinci tasıyanların yanında oldugunu bilin

    [195] Ve Allah yolunda (sınırsızca) harcayın, kendi elinizle kendinizi mahvetmeyin ve iyilik yapmaya azimle devam edin; unutmayın ki, Allah iyilik yapanları sever

    [196] Haccı ve Umreyi Allah icin ifa edin; fakat yapmaktan alıkonursanız gucunuzun yetecegi bir kurban kesin ve kurban kesilinceye kadar baslarınızı tıras etmeyin; ama icinizden hasta olan yahut basında rahatsızlık olan kimse, oruc tutarak veya sadaka vererek veya (baska turlu) bir ibadet ile ozrunu karsılayacak bir sey yapmalıdır. Saglıklı ve emniyette oldugunuzda hac (vaktin)den once umre yapan, gucunun elverdigi turden bir kurban kessin; ama kurbana gucu yetmeyen, hac sırasında uc gun ve dondukten sonra yedi gun, yani tam on (gun) oruc tutsun. Butun bunlar, Mescid-i Haram civarında yasamayanlar icindir. Allah´a karsı sorumlulugunuzun bilincinde olun ve bilin ki Allah karsılık vermede siddetlidir

    [197] Hac, belli aylarda ifa edilecektir. Her kim o (aylar)da haccı ifa edecekse, hac sırasında cirkin konusmalardan, tum yakısıksız davranıslardan ve kavgadan kacınılmalıdır. Her ne iyilik yaparsanız Allah onun farkındadır. Ve kendiniz icin hazırlıkta bulunan -ama suphesiz, tum hazırlıkların en guzeli, Allah´a karsı sorumluluk bilincine sahip olmaktır. Oyleyse Bana karsı sorumlulugunuzun bilincinde olun, siz ey derin kavrayıs sahipleri

    [198] (Bununla beraber), Rabbinizden (hac esnasında) bir lutuf elde etmek icin calısırsanız gunah islemis olmazsınız. Arafat´tan kalabalıklar halinde dalga dalga indiginizde, kutsal mahalde Allah´ı anın ve O´nu, yolunuzu gercekten kaybetmisken size dogru yolu gosteren bir Ilah olarak anın

    [199] Ve dalga dalga ilerleyen oteki kalabalıklarla birlikte siz de ilerleyin ve Allah´tan gunahlarınıza magfiret dileyin: Dogrusu Allah, cok affedicidir, rahmet kaynagıdır

    [200] Ibadetinizi bitirdiginizde, atalarınızı hatırladıgınız gibi, hatta daha guclu bir haykırısla Allah´ı hatırla(maya devam ed)in! Cunku oyle insanlar var ki, (sadece), "Ey Rabbimiz! Bize bu dunyada ver." diye dua ederler. Boyleleri, ahiretin nimetlerinden nasip alamayacaklardır

    [201] Ama iclerinde oyleleri de var ki: "Ey Rabbimiz! Bize bu dunyada da iyilik ver, ahirette de ve bizi atesin azabından koru!" diye dua ederler

    [202] Iste bunlar, kazandıklarına karsılık (mutluluktan) nasip alacak olanlardır. Ve Allah hesabı cok cabuk gorendir

    [203] Ve Allah´ı tayin edilmis belli gunler de hatırlayın; her kim iki gun icinde acele ederse gunaha girmez, kim daha uzun kalırsa o da Allah´a karsı sorumlulugunun bilincinde oldukca gunaha girmemis olur. O halde Allah´a karsı sorumlulugunuzun bilincinde olun ve sonunda O´nun huzurunda toplanacagınızı bilin

    [204] Insanlardan oylesi var ki, bu dunya hayatı hakkındaki gorusleri senin hosuna gider; (dahası) kalbindekilere Allah´ı sahit tutar, ustelik tartısmada son derece ustadır

    [205] Ancak hakimiyeti eline alır almaz yeryuzunde fesat cıkarmaya, (insanın) urunu(nu) ve nesli(ni) yok etmeye calısır; Allah fesadı sevmez

    [206] Kendisine ne zaman "Allah´a karsı sorumlulugunun bilincinde ol!" dense, yersiz gururu onu gunaha sevk eder: Boylelerinin payına cehennem dusecektir; ne kotu bir konaklama yeridir orası

    [207] Ama insanlar arasında oylesi de var ki, Allah´ın rızasını kazanmak icin kendisini feda eder: Allah ise, kullarına karsı daima sefkatlidir

    [208] Ey imana ermis olanlar! Allah´a kendinizi tam olarak teslim edin ve seytanın ardından gitmeyin, zira o sizin apacık dusmanınızdır

    [209] Ve eger hakikatin butun delilleri size geldikten sonra tokezlerseniz, bilin ki, Allah kudret ve hikmet sahibidir

    [210] Bu insanlar, Allah´ın, Kendisini bulutların golgeleri arasında meleklerle birlikte olanlara gostermesini mi bekliyorlar? Ama (o zaman) her seye karar verilmis ve her sey Allah´a dondurulmus olurdu

    [211] Israil ogullarına sor; Onlara nice acık mesajlar verdik! Kim Allah´ın kutlu mesajlarını kendisine ulastıktan sonra degistirirse bilsin ki Allah karsılık vermede siddetlidir

    [212] Hakikati inkara sartlanmıs olanlara (yalnız) bu dunya hayatı guzel gorunur. Bu nedenle, imana ermislerle alay ederler; ama Kıyamet Gunu Allah´a karsı sorumluluk bilinci duyanlar onlardan daha ustun (bir konumda) olacaklardır. Ve Allah, diledigine hesapsız rızık verir

    [213] Butun insanlık bir zamanlar tek bir topluluktu; (sonra ihtilafa dusmeye basladılar), bunun uzerine Allah, mujdeci ve uyarıcı olarak peygamberler gonderdi ve onlar aracılıgıyla hakikati ortaya seren vahiy(ler) bahsetti ki, bununla insanların farklı gorusler edinmeye basladıkları her konuda karar verebilsin. Buna ragmen, kendilerine hakikatin butun kanıtları geldikten sonra aralarındaki kıskanclıktan dolayı onun anlamı hakkında ihtilafa dusenler bizzat bu (vahy)in tevdi edildigi aynı insanlardı. Ancak Allah, insanları, kendi iradesiyle, uzerinde ihtilafa dustukleri hakikate sevk etti; cunku Allah, (ulasmak) isteyeni dogru yola ulastırır

    [214] (Ama), sizden once gelip gecen (mumin)ler gibi sıkıntı cekmeden cennete girebileceginizi mi zannediyorsunuz? Onların basına oyle ezici sıkıntılar ve katlanılmaz darlıklar geldi ki ve oylesine sarsıldılar ki, muminlerle birlikte Elci de: "Allah´ın yardımı ne zaman gelecek?" diye feryat ediyordu. Gozunuzu acın, Allah´ın yardımı (daima) yakındır

    [215] Baskaları icin ne harcayacaklarını sana soruyorlar. De ki: Iyilik/hayır umarak yapacagınız harcama, (once) ebeveyninize, yakın akrabanıza, yetime, muhtaca ve yolcuya aittir; her ne iyilik yaparsanız mutlaka Allah onu cok iyi bilir

    [216] Hosunuza gitmese de savasmak size farz kılındı; mumkundur ki nefret ettiginiz bir sey sizin icin iyi olabilir ve yine mumkundur ki hoslandıgınız bir sey de sizin icin kotu olabilir: Allah bilir, ama siz bilmezsiniz

    [217] Sana saldırmazlık orfunun gecerli ayda savasmanın hukmunu soruyorlar. De ki: "O ayda savasmak cirkin bir seydir; ancak insanları Allah yolundan cevirmek, O´nu inkar etmek ve Mescid-i Haram(a girmekten onları men etmek) ve halkını oradan surmek, (butun bunlar) Allah katında daha da kotudur, cunku zulum ve baskı oldurmekten daha korkunctur." (Dusmanlarınız) gucleri yeterse, inancınızdan dondurunceye kadar sizinle savasmaktan vazgecmeyeceklerdir. Ama sizden biri imanından doner ve hakikati inkar eden biri olarak olurse, boyle birinin yapıp ettikleri bu dunyada da, oteki dunyada da bosa gidecektir; iste boyleleri icinde yasayıp kalacakları atese mahkum kimselerdir

    [218] Suphe yok ki, imana ermis olanlar, zulum ve kotuluk diyarından uzaklasanlar ve Allah yolunda ustun gayret gosterenler, iste (ancak) onlar Allah´ın rahmetini umabilirler: Allah cok affedicidir, rahmet kaynagıdır

    [219] Sana, sarhosluk veren seyler ve sans oyunları hakkında sorarlar. De ki: "Onların her ikisinde de hem buyuk bir kotuluk hem de insanlar icin bazı yararlar vardır; ancak yol actıkları kotuluk, sagladıkları yararlardan daha buyuktur." (Allah yolunda) neyi harcayacaklarını sana sorarlar. De ki: "O´nun icin ayırabileceginiz her seyi." Boylece Allah mesajlarını size acıklıyor ki tefekkur edesiniz

    [220] Bu dunya ve ahiret hakkında, yetimler(e nasıl davranılacagı) hakkında sana sorarlar. De ki: "Onların durumlarını duzeltmek en hayırlı durumdur." Ve onların hayatlarını paylasırsanız (unutmayın ki) onlar sizin kardeslerinizdir. Zira Allah, bozgunculuk yapanları, duzeltmeye calısanlardan ayırt etmesini bilir. Ve Allah dileseydi, tasıyamayacagınız yukleri omuzlarınıza yuklerdi: (Ama) unutmayın ki Allah kudret sahibidir, hikmet sahibidir

    [221] Ve Allah´tan baskasına ilahlık yakıstıran kadınlarla onlar (sahih) inanca ulasıncaya kadar evlenmeyin: Cunku (Allah´a) baglanmıs mumin bir kadın, Allah´tan baskasına ilahlık yakıstıran kadından -bu sizin hosunuza gitse de- kesinlikle daha hayırlıdır. Ve Allah´tan baskasına ilahlık yakıstıran erkekler ile onlar (sahih) inanca ulasıncaya kadar kadınlarınızı nikahlamayın; zira (Allah´a) baglanmıs bir mumin erkekten -bu sizi hosnut etse bile- kesinlikle daha hayırlıdır. (Boyleleri) sizi atese davet ederken Allah sizi cennete ve O´nun izniyle magfiret(e nail olma)ya davet eder; ve Allah mesajını insanlıga acıklar ki ondan ders alabilsinler

    [222] Sana (kadınların) ay halleri hakkında soruyorlar. De ki: "O bir zayıflık halidir. Bu yuzden, ay hali sırasında kadınlardan uzak durun ve onlar temizleninceye kadar kendilerine yaklasmayın; temizlendiklerinde ise Allah´ın emrettigi sekilde onlara yaklasın." Dogrusu, Allah pismanlıkla kendisine yonelenleri ve ozlerini temiz tutanları sever

    [223] Kadınlarınız sizin tarlalarınızdır; tarlanıza dilediginiz sekilde girin, ama once kendi ruhlarınız icin bir hazırlık yapın. Allah´a karsı sorumlulugunuzun bilincinde olun ve bilin ki, O´na mutlaka kavusacaksınız. Ve sen de (ey peygamber), imana erisenleri mujdele

    [224] Allah adına yaptıgınız yeminler, erdemlilige, Allah´a karsı sorumluluk bilincine ve insanlar arasında barısın getirilmesine engel teskil etmesin. Zira Allah, her seyi duyan, her seyi bilendir

    [225] Allah, dusunmeden yapmıs oldugunuz yeminlerden dolayı sizi sorumlu tutmayacak, ama kalplerinizin (ihtirasla) arzuladıklarından sorumlu tutacaktır: Allah, cok affedicidir, cok tahammul (hilm) sahibidir

    [226] Eslerine yaklasmayacaklarına dair yemin edenler icin dort ay bekleme suresi vardır; sayet (yeminlerinden) donerlerse, unutmayın ki Allah cok affedicidir, rahmet kaynagıdır

    [227] Ama eger ayrılmaya kararlı iseler, unutmayın ki Allah her seyi isitendir, her seyi bilendir

    [228] Bosanmıs kadınlar, evlenmeksizin uc ay hali boyunca bekleyeceklerdir: Cunku eger Allah´a ve Ahiret Gunu´ne inanıyorlarsa, Allah´ın rahmetinden yarattıklarını gizlemeleri mesru degildir. Ve bu sure zarfında barısmak isterlerse, kocalarının onları kabul etmeye oncelikle hakları vardır; ama adalet olculerine gore, kadınların (kocaları uzerindeki) hakları, (kocaların) onlar uzerindeki haklarına esittir, ancak erkekler (bu konuda) onlar uzerinde oncelik sahibidirler. Ve Allah kudret ve hikmet sahibidir

    [229] Bir bosanma iki defa (geri alınabilir), ki bu durumda evlilik ya iyilikle devam eder veya guzel bir sekilde sona erdirilir. Ve kadınlarınıza verdiklerinizden her hangi bir seyi geri almanız, her iki (taraf)ın da Allah´ın koydugu sınırları koruyamamaktan korkmaları hali dısında, sizin icin helal degildir: O halde, ikisinin de Allah´ın koydugu sınırları koruyamayacaklarından korkuyorsanız, kadının serbestligine kavusması icin (kocasına) bazı seyler bırakmasında her iki taraf icin de bir gunah yoktur. Bunlar Allah´ın koydugu sınırlardır; onları ihlal etmeyiniz: Zira kim Allah´ın koydugu sınırları ihlal ederse, iste onlar zalimlerdir

    [230] Ve erkekler (sonunda) kadını bosarsa, bu kadın, baska bir erkekle evlenmedikce bir daha kendisine helal olmaz; eger sonraki erkek de onu bosarsa -her ikisini de Allah´ın koydugu sınırları koruyabileceklerini dusunmeleri sartıyla- birbirlerine donmelerinde ikisi icinde bir gunah yoktur: Bunlar, anlama ve kavrama yetenegine sahip olanlara Allah´ın acıkladıgı sınırlardır

    [231] Boylece, kadınlarınızı bosadıgınızda ve onlar bekleme surelerinin sonuna yaklasmak uzere iken onları ya guzellikle alıkoyun ya da guzel bir sekilde bırakın. Ama, arzuları hilafına, eziyet etmek icin alıkoymayın: Cunku, boyle bir davranısta bulunan, (yalnızca) kendisine haksızlık etmis olur. Ve Allah´ın (bu) mesajlarını onemsemezlik yapmayın; Allah´ın size lutfettigi nimetleri ve size ogut icin indirdigi vahyi ve hikmeti hatırlayın; Allah´a karsı sorumlulugunuzun bilincinde olun, ve bilin ki Allah her seyin aslını bilir

    [232] Kadınları bosadıktan sonra, bekleme surelerinin sonuna gelmislerse, aralarında uygun bir sekilde anlastıkları taktirde baska erkeklerle evlenmelerine engel olmayın. Bu, Allah´a ve Ahiret Gunu´ne inanan her biriniz icin uyarıdır; bu, sizin icin en erdemli ve en temiz (yol)dur. Allah her seyi aslıyla bilir, ama siz bilmezsiniz

    [233] Ve (bosanmıs) anneler, eger emzirme muddetini tamamlamak istiyorlarsa, cocuklarına iki tam yıl bakabilirler; onların yeme-icme ve giyimlerini uygun bir sekilde temin etmek, cocugun babasına duser. Hic kimse tasıyabileceginden daha fazlasıyla yukumlu tutulmaz: Ne anneye cocugundan dolayı eziyet cektirilsin, ne de cocugundan dolayı babasına. Ve (babanın) mirascısına da aynı gorev duser. Ve eger (anne-baba), her ikisi, (anne ile cocugun) ayrılmasına karsılıklı rıza ve danısma ile karar verirlerse, (bundan dolayı) onlara bir gunah yoktur; ve eger cocugunuzu sut annelere emanet etmeye karar verirseniz, teslim edeceginiz cocugun emniyetini uygun bir sekilde saglamanız sartıyla size bir gunah yuklenmez. Ama, Allah´a karsı sorumlulugunuzun bilincinde olun ve bilin ki Allah tum yaptıklarınızı gorur

    [234] Icinizden biri olur ve ardından kadınlar bırakırsa, yeniden evlenmeleri icin dort ay on gunluk bir bekleme suresi gecirmeleri gerekir; bekleme suresinin sonuna vardıklarında kendileri ile ilgili olarak mesru sekilde ne yaparlarsa yapsınlar bir gunah yoktur. Ve Allah tum yaptıklarınızdan haberdardır

    [235] Ancak bu kadınlar(dan herhangi birin)e evlenme niyetinizi hissettirmenizde veya acıga vurmadan boyle bir niyet tasımanızda sizin icin bir gunah yoktur: (Cunku) Allah, onlara evlenme teklifinde bulunma niyetinizi bilir. Ama yine de, onlara karsı duygularınızı gizlilik icinde bildirmek yerine onlarla en uygun ve makul sekilde konusun; ve emredilen (bekleme suresi) sona ermeden once evlilik bagını kurmaya kalkısmayın. Unutmayın ki Allah aklınızdan gecenleri bilir. Bu nedenle O´na karsı sorumlulugunuzun bilincinde olun; ve bilin ki Allah cok affedicidir, cok tahammul (hilm) sahibidir

    [236] Henuz dokunmadıgınız veya mehir tespit etmediginiz kadınları bosamanızda bir gunah yoktur; ancak (boyle bir durumda bile) onlar icin gerekli tedarikleri yapın; imkanları cok olan kendi gucune dar olan da (yine) kendi gucune gore adil sekilde bir tedarikte bulunsun; bu, guzel davranan herkesin uzerinde bir yukumluluktur

    [237] Ve eger dokunmadan once, ama mehrini karsıladıktan sonra onları bosarsanız, o zaman, kararlastırdıgınızın yarısı(nı verin), ancak onların taleplerinden vazgecmeleri veya nikah bagını elinde tutanın (mehrin yarısı ile ilgili) talebinden vazgecmesi hali mustesna: Size dusenden vazgecmeniz, Allah´a karsı sorumluluk bilincine daha uygundur. Ve birbirinize karsı lutufkar davranma(nız geregi)ni unutmayın: Dogrusu Allah butun yaptıklarınızı gorur

    [238] Namazlarınıza ve namazı en uygun sekilde ifa etmeye dikkat edin; ve Allah´ın huzurunda icten bir baglılıkla durun

    [239] Ama eger tehlikede iseniz, yururken ve binek (uzerin)de (namazınızı ifa edin); tekrar guvenlige kavusunca Allah´ı anın, cunku daha once bilmediklerinizi size ogreten O´dur

    [240] Eger icinizden biri olur ve arkasında kadınlar bırakırsa, dul eslerine, (olmus kocasının evini) terk etmeksizin bir yıllık gecimlerini vasiyet etsinler. Ama eger (kendi arzularıyla) ayrılırlarsa kendileri hakkındaki mesru tasarruflarından dolayı onlara bir gunah yoktur. Ve Allah kudret ve hikmet sahibidir

    [241] Ve bosanmıs kadınlar da guzel bir sekilde gecimlerini saglama (hakkına) sahip olacaklardır. Bu, Allah´a karsı sorumluluk bilinci duyan herkes icin bir gorevdir

    [242] Aklınızı kullan(mayı ogren)meniz icin Allah size mesajlarını boyle acıklıyor

    [243] Sen, olum korkusuyla yurtlarını terk eden binlerce kisiyi gormedin mi? Ki bu durumda Allah onlara "Olun!" diye seslenmis ve sonra da onları hayata geri dondurmustu. Unutmayın ki Allah, insanogluna karsı lutfunda sınırsızdır, ancak insanların cogu nankordur

    [244] Oyleyse Allah yolunda savasın ve bilin ki Allah her seyi isiten, her seyi bilendir

    [245] Allah´ın kat kat fazlasıyla geriye odeyecegi bir guzel borcu O´na verecek olan kimdir? Allah alır ve kat kat fazlasıyla verir; ve hepiniz sonunda O´na donduruleceksiniz

    [246] Musa´dan sonra Israil ogullarının onde gelenlerinin, peygamberlerden birine: "Bize bir kral tayin et ki Allah yolunda savasalım!" dediklerini bilmez misin? O: "Ya savasmanız emredilir de savastan kacarsanız?" diye sordu. Onlar: "Biz ve cocuklarımız yurtlarımızdan surulmusken Allah yolunda neden savasmayalım?" diye cevap verdiler. Halbuki savasmak onlara emredilince, birkacı dısında, uzak durdular; ama Allah zalimleri cok iyi biliyordu

    [247] Ve onların peygamberi, toplumunun onde gelenlerine, "Bakın," dedi, "Allah Talut´u size kral olarak tayin etti." Onlar: "Biz hukumranlıga ondan daha cok layık iken nasıl bizim uzerimizde hukum sahibi olabilir?" dediler. (Peygamber) "Bakın," dedi, "Allah onu sizden daha ustun kılmıs ve ona derin bilgi ve mukemmel bir beden bahsetmistir. Ve Allah, hukumranlıgı istedigine verir: zira Allah her seyi kusatan, her seyi bilendir

    [248] Ve Peygamberleri olan, "Bakın, mesru hukumranlıgın bir isareti olarak size icinde Rabbiniz tarafından bahsedilmis bir ic huzuru, bir sukunet bulunan ve Musa´nın ve Harun´un ailelerinden geriye kalmıs olup da meleklerce muhafaza edilen mirası icinde barındıran bir kalp bagıslanacaktır. Eger (gercekten) inanıyorsanız, bunda sizin icin bir isaret vardır" dedi

    [249] Ve Talut, kuvvetleriyle yola koyuldugunda "Bakın," dedi, "Allah sizi simdi bir nehirle imtihan edecek: ondan icen benden olmayacak, onu tatmaktan sakınan ise benden olacaktır; ondan sadece bir avuc dolusu icen ise affa mazhar olacaktır." Ancak, birkacı dısında hepsi ondan (dolu dolu) ictiler.O ve ona inananlar nehri gecer gecmez otekiler: "Calut ve kuvvetlerine karsı (koymak icin) bugun hic gucumuz yok!" dediler.(Ama) kesin olarak Allah´a kavusacaklarını bilenler: "Nice kucuk topluluklar, Allah´ın izniyle buyuk kalabalıklara ustun gelmistir! Zira Allah, gucluklere karsı sabırlı olanlarla beraberdir." diye cevap verdiler

    [250] Onlar Calut ve kuvvetleriyle karsı karsıya geldiklerinde, "Ey Rabbimiz! Bize zorluklara tahammul gucu bagısla, adımlarımızı saglam kıl ve hakikati inkar eden bu topluma karsı bize yardım et!" diye dua ettiler

    [251] Bunun uzerine, onları Allah´ın izniyle bozguna ugrattılar, Davud da Calut´u oldurdu; Allah ona hukumranlık ve hikmet verdi ve istedigi seyin bilgisini ogretti. Ve eger Allah, insanlara kendilerini baskalarına karsı savunma gucu vermeseydi yeryuzu curume ve yozlasmaya maruz kalırdı: ama Allah butun alemlere karsı sınırsız lutuf sahibidir

    [252] Bunlar Allah´ın mesajlarıdır: Biz (ey Peygamber,) hakikati ortaya koyan bu (mesaj)ları sana iletiyoruz: dogrusu sen, bu mesajların emanet edildigi (elcilerden)sin

    [253] Bu elcilerin bazılarına digerlerinden daha fazla meziyetler bahsettik: Iclerinden kimi ile Allah (bizzat) konusmus, kimini de daha ust derecelere yukseltmistir. Biz, Meryem oglu Isa´ya hakikatin tum kanıtlarını bahsettik ve o´nu kutsal ilham ile destekledik. Ve eger Allah dileseydi, o (elciler)den sonra gelenler, kendilerine hakikatin butun kanıtları geldikten sonra birbirleriyle catısmazlardı; ancak (vaki oldugu uzere) onlar karsıt goruslere kapıldılar ve bazıları imana ererken digerleri hakikati inkara yoneldi. Buna ragmen Allah dileseydi, birbirleriyle catısmazlardı. Ama Allah diledigini yapar

    [254] Siz ey imana ermis olanlar! Pazarlıgın, dostlugun ve sefaatin gecerli olmayacagı bir Gun gelmeden once size rızık olarak bagısladıgımız seylerden (Bizim yolumuzda) harcayın. Ve bilin ki hakikati inkar edenler zalimlerin ta kendileridir

    [255] Allah -O´ndan baska ilah yoktur-; Her zaman diridir, butun varlıkların kendi kendine yeterli yegane kaynagıdır. Ne uyuklama tutar O´nu, ne de uyku. Yeryuzunde ve goklerde ne varsa O´nundur. O´nun izni olmaksızın nezdinde sefaat edebilecek olan kimdir? O, insanların gozlerinin onunde olanı da, onlardan gizli tutulanı da bilir; oysa O dilemedikce insanlar O´nun ilminden hicbir sey edinemez, hicbir sey kavrayamazlar. O´nun sonsuz kudreti ve egemenligi gokleri ve yeri kaplar ve onların korunup desteklenmesi O´na agır gelmez. Gercekten yuce ve buyuk olan yalnızca O´dur

    [256] Dinde zorlama yoktur. Artık dogru ile yanlıs, birbirinden ayrılmıstır: O halde, seytani guclere ve duzenlere (uymayı) reddedenler ve Allah´a inananlar, hicbir zaman kopmayacak en saglam mesnede tutunmuslardır: Zira Allah her seyi isitendir, her seyi bilendir

    [257] Allah inanc sahiplerine yakındır, onları koyu karanlıktan aydınlıga cıkarır; oysa hakikati inkara sartlanmıs olanlara yakınlık gosterenler onları aydınlıktan cıkarıp derin karanlıga iten seytani guclerdir: Icinde yasayıp kalmak uzere atese mahkum olanlar da iste boyleleridir

    [258] Sırf Allah kendisine hukumdarlık bagısladıgı icin Ibrahim ile Rabbi hakkında munakasa eden o (hukumdar)dan haberin yok mu? Hani Ibrahim: "Rabbim hayat veren ve olum dagıtandır!" demisti. Hukumdar cevap vermisti: "Ben (de) hayat verir ve olum dagıtırım!" Ibrahim: "Allah gunesi dogudan dogdurur; oyleyse sen de batıdan dogdur!" demisti. Bunun uzerine, hakikati inkara sartlanmıs olan o kisi hayretler icinde kaldı: Allah (bile bile) zulum isleyen toplumu hidayete erdirmez

    [259] Yoksa (ey insanoglu, sen,) halkının terk ettigi, catıları yıkılıp harap olmus (virane) bir kasabadan gecen (ve): "Allah butun bunları oldukten sonra nasıl diriltebilirmis?" diyen o kisi (ile aynı fikirde) misin? Bunun uzerine Allah, onu yuzyıl sure ile olu bırakmıs ve sonra tekrar hayata dondurerek sormustu: "Bu halde ne kadar kaldın?" O da: "Bu halde bir gun veya bir gunden biraz daha az bir sure kaldım" diye cevap vermisti. (Allah): "Hayır" dedi, "bu halde bir yuzyıl kaldın! Yiyecegine ve icecegine bak -gecen yıllar onları bozmamıs- ve esegine bak! (Biz butun bunları) insanlara bir ibret olman icin (yaptık). Birde su (insanların ve hayvanların) kemiklerine bak -onları nasıl birlestirip et ile orttugumuzu dusun!" (Butun bunlar) ona acıklanınca, "(Simdi) ogrendim ki" dedi, "Allah her seye kadirdir

    [260] Hani Ibrahim, "Ey Rabbim! Oluye nasıl hayat verdigini bana goster!" demisti. O da, "Yoksa inancın yok mu?" diye sormustu. (Ibrahim) cevap vermisti: "Hayır, ama (gormeme izin ver) ki kalbim tamamen mutmain olsun." "Oyleyse" demisti Allah, "Dort kus al ve onlara sana itaat etmeyi ogret; sonra onları (etrafındaki) her tepeye ayrı ayrı sal; sonra da cagır: ucarak sana gelecekler. Bil ki Allah her seye kadirdir, hikmet sahibidir

    [261] Allah yolunda mallarını harcayanların durumu, kendisinden yedi basak cıkan ve her basakta yuz tane bulunan bir bugday tohumuna benzer: Allah diledigine kat kat verir; ve Allah her seyi kusatan, her seyi bilendir

    [262] Allah yolunda mallarını harcayan ve sonra iyiliklerini basa kakıp (muhtac kisinin duygularını) inciterek (bu) harcamalarının degerini dusurmeyenler mukafatlarını Rableri katında bulacaklar; onlar icin artık ne korku vardır, ne de uzuntu

    [263] Gonul alıcı bir soz ve baskasının eksigini gizlemek, pesinden incitmenin geldigi bir yardımdan daha hayırlıdır; ve Allah Kendine yeterlidir, tahammul (hilm) Sahibidir

    [264] Siz ey imana ermis olanlar! Servetini gosteris ve ovgu icin harcayan, Allah´a ve Ahiret Gunu´ne inanmayan kisinin yaptıgı gibi, iyiliginizi basa kakarak ve (muhtac kimsenin duygularını) inciterek yardımlarınızı degersiz hale sokmayın: Onun hali, uzerinde (biraz) toprak bulunan yumusak bir kayanın hali gibidir, bir saganak vurunca onu sert ve cıplak bırakıverir. Bu gibilerin, yaptıkları (hayırlı) islerinden hicbir kazancları olmaz: zira Allah, hakikati reddeden bir toplumu hidayete erdirmez

    [265] Servetlerini Allah´ın rızasını kazanmak arzusuyla ve kalben mutmain olarak harcayanların durumu (ise), verimli topraklar uzerindeki bahce gibidir: Bir saganak vurur, bu sayede urun iki misli artar; saganak olmadıgı zaman da hafif yagmur (duser oraya). Ve Allah yaptıgınız her seyi gorur

    [266] Sizden biriniz, icinden ırmaklar akan ve cesit cesit meyve ile dolu bir hurma ve asma bahcesine sahip olmayı -ama sonra da sadece (bakıma muhtac) zayıf cocuklarıyla yaslılıga terkedilmeyi- ve sonra kızgın bir kasırganın bahceye isabet edip onu tamamen kasıp kavurmasını ister mi? Belki dusunursunuz diye Allah mesajlarını size boylece acıklar

    [267] Siz ey imana ermis olanlar! Kazandıgınız guzel seylerden ve topraktan sizin icin bitirdigimiz (urunler)den baskaları icin harcayın; ama harcamak icin, size verildiginde kucumser sekilde bakıslarınızı cevirmeden kabul etmeyeceginiz bayagı seyleri secmeyin. Ve bilin ki Allah kendine yeterlidir, her zaman ovguye layık olandır

    [268] Seytan sizi fakirlik ihtimali ile korkutur ve cimriligi telkin eder. Oysa Allah, size bagıslamasını ve lutfunu vaad eder: Allah kudret ve egemenlikte sınırsızdır, her seyi bilendir

    [269] Diledigine hikmet bagıslar ve her kime hikmet bagıslanmıssa dogrusu ona en buyuk servet verilmis demektir. Ama derin kavrayıs sahipleri dısında kimse bunu dusunup anlayamaz

    [270] Cunku, baskaları icin her ne harcarsanız ve neyi (harcamak icin) adarsanız, Allah onu mutlaka bilir. Ve (hayırda bulunmayı engelleyerek) zulum isleyenler, kendilerine yardım edecek kimse bulamazlar

    [271] Yardımları acıktan yapmanız guzeldir; ama muhtaca gizlice vermeniz sizin icin daha hayırlı olur ve gunahlarınızın bir kısmını bagıslatır. Allah yaptıgınız her seyden haberdardır

    [272] (Ey Peygamber,) Insanları hidayete erdirmek senin isin degil, zira ancak Allah, diledigini hidayete erdirir. Ve yalnız Allah´ın rızasını kazanmak icin harcamanız sartıyla, baskalarına her ne iyilik yaparsanız bu kendi yararınızadır: Cunku yapacagınız her iyilik size oldugu gibi geri donecek ve size haksızlık yapılmayacaktır

    [273] (Ve) Allah yoluna kendilerini tamamen adamıs oldukları icin yeryuzunde (rızık aramak niyetiyle) gezip dolasamayan muhtaclar(a yardım edin). (Onların durumunun) farkında olmayan, onları zengin zanneder, cunku (istemekten) cekinirler; (ancak) sen onları (bazı) ozelliklerinden tanıyabilirsin: insanlardan arsız bir sekilde istemekten kacınırlar. Ve onlara ne iyilik yaparsanız, dogrusu Allah hepsini bilir

    [274] Servetlerini (Allah rızası icin) gece ve gunduz, gizlice ve acıkca harcayanlar, mukafatlarını Rablerinin katında goreceklerdir: onlara ne korku vardır, ne de uzulurler

    [275] Faiz yiyenler, seytanın carptıgı kimseler gibi davranırlar; cunku onlar "Alısveris de bir tur faizdir!" derler. Halbuki Allah alısverisi helal ve faizi haram kılmıstır. Bu nedenle, kim Rabbinin ogudunu dinler ve hemen (faizden) vazgecerse, evvelki kazanclarını koruyabilir ve onun hakkında karar vermek artık Allah´a kalır; ona, (faize) geri donenlere gelince; icinde yasayıp kalacakları atese mahkum olanlar iste boyleleridir

    [276] Allah faizli kazancları bereketten mahrum eder, ama karsılıksız yardımları kat kat arttırarak bereketlendirir. Allah, inatcı nankorleri ve gunahta ısrarlı olanları sevmez

    [277] Imana ermis olanlar, dogru ve yararlı isler yapanlar, namazlarında dikkatli ve devamlı olanlar ve karsılıksız yardımda bulunanlar; iste onlar mukafatlarını Rablerinden alacaklardır ve onlara ne korku vardır, ne de uzulurler

    [278] Siz ey imana ermis olanlar! Allah´a karsı sorumlulugunuzun bilincinde olun ve eger (gercekten) muminseniz faizden dogan kazancların tumunden vazgecin

    [279] cunku eger boyle yapmazsanız, bilin ki Allah´a ve Elcisine savas acmıs olursunuz. Ama eger tevbe ederseniz, ana-paranız(ı geri almay)a hak kazanırsınız: Boylece ne haksızlık yapmıs ne de haksızlıga ugramıs olursunuz

    [280] Ancak (borclu) guc durumda ise, rahatlayıncaya kadar ona bir vade verin; eger bilirseniz, bir karsılık beklemeden (borcu tamamiyle) silmek, sizin kendi iyiliginize olacaktır

    [281] Allah´a doneceginiz, sonra herkesin kazancının kendisine eksiksiz geri verilecegi ve hic kimsenin haksızlıga ugratılmayacagı gunu aklınızdan cıkarmayın

    [282] Siz ey imana ermis olanlar! Ne zaman belli bir vade ile borc verir veya alırsanız yazıyla tesbit edin. Bir yazıcı, tarafsız olarak onu kaydetsin. Ve hicbir yazıcı, Allah´ın ona ogrettigi gibi yazmayı reddetmesin: oylece, oldugu gibi yazsın. Borclanan kaydettirsin, Rabbine karsı sorumlulugunun bilincinde olsun ve taahhudunden bir sey eksiltmesin. Ve eger borc altına girenin akli veya bedeni bir zaafı varsa veya kendisi (islemi) kaydettirebilecek durumda degilse, onun menfaatini kollamakla gorevli olan kimse, onu adil bir sekilde kaydettirsin. Ve icinizden iki erkek sahit tutun; eger iki erkek bulunmazsa, kabul edebileceginiz kimselerden bir erkek ve iki kadını sahit tutun ki onlardan biri hata yaparsa digeri ona hatırlatabilsin. Ve sahitler cagrıldıklarında reddetmesinler. Kucuk olsun buyuk olsun, her anlasma maddesini vade tarihi ile birlikte yazmaya usenmeyin: Bu, Allah nazarında daha adil, kanıtlanma acısından daha guvenilir ve (sonra) sizi supheye dusmekten alıkoymakta daha uygun olandır. Ama eger (aranızdaki muamele,) birbirinize dogrudan dogruya devredeceginiz hazır mallar ile ilgiliyse onu yazmamanızda bir mahzur yoktur. Ve birbirinizle alıs veris yapacagınız zaman bir sahit bulundurun, ancak ne yazıcı ne de sahit bir zarara ugramasın; eger onlara (zarar verici bir is) yaparsanız, unutmayın ki, bu, sizin icin gunahkarca bir davranıs olacaktır. Allah´a karsı sorumlulugunuzun bilincinde olun, cunku sizi egiten Allah´tır ve Allah, her seyin bilgisine sahiptir

    [283] Eger seyahatte iseniz ve bir yazıcı bulamazsanız, alınmıs taahhutler ile yetinilebilir: ancak eger birbirinize guveniyorsanız, kendisine guven duyulan, bu guvene uygun davransın ve Rabbine karsı sorumlulugunun bilincinde olsun. Ve sahit oldugunuz seyi gizlemeyin; zira, onu gizleyen kalben vebal altındadır; ve Allah yaptıgınız her seyin tum bilgisine sahiptir

    [284] Goklerdeki ve yerdeki her sey Allah´a aittir. Aklınızdan geceni acıklasanız da gizleseniz de Allah sizi onun icin hesaba cekecektir; ve sonra O, istedigini affedecek, istedigini cezalandıracaktır: Zira Allah her seye kadirdir

    [285] Elci ve o´nunla birlikte olan muminler, Rabbi tarafından o´na indirilene inanırlar: Hepsi, Allah´a, meleklerine, vahiylerine ve elcilerine inanırlar; O´nun elcilerinden hic biri arasında ayrım yapmazlar ve: "Isittik ve itaat ettik. Bize magfiret et ey Rabbimiz, zira butun yolculukların varıs yeri Sensin!" derler

    [286] Allah hic kimseye tasıyabileceginden daha fazlasını yuklemez: Kisinin yaptıgı her iyilik kendi lehinedir, her kotuluk de kendi aleyhine." "Ey Rabbimiz! Unutur veya bilmeden hata yaparsak bizi sorgulama!" "Ey Rabbimiz! Bizden oncekilere yukledigin gibi bize de agır yukler yukleme! Ey Rabbimiz! Guc yetiremeyecegimiz yukleri bize tasıtma!" "Ve gunahlarımızı affet, bizi bagısla ve rahmetini yagdır ustumuze! Sen Yuce Mevlamızsın, hakikati inkar eden topluma karsı bize yardım et

    Âl-i İmrân

    Surah 3

    [1] Elif-Lam-Mim

    [2] ALLAH, Kendisinden baska ilah olmayan, sonsuza kadar diri, hayatın ve varlıgın kaynagı ve dayanagı olan, her seyi hukmune, iradesine baglı kılan yaratıcı

    [3] (Gecmiste vahyedilenlerden) bugune ulasan dogru haberleri tasdik eden bu ilahi kelamı sana safha safha indiren O´dur. Tevrat´ı ve Incil´i de O indirmisti

    [4] Gecmiste insanlıga yol gosterici olarak; yine O indirmisti, dogruyla egriyi birbirinden ayırd etmeye yarayan gerceklik bilgisini... Allah´ın mesajlarını inkara sartlanmıs olanlara gelince; onları acı bir azap beklemektedir: Zira Allah kudret sahibidir, kotulugu cezalandırandır

    [5] Goklerde ve yerde hicbir sey Allah´tan saklı degildir

    [6] Rahimlerde size istedigi sekli veren O´dur. O´ndan baska ilah yoktur, O kudret sahibi, hikmet sahibidir

    [7] Ilahi kelamın ozu olan acık ve kesin hukumlu mesajlar ile mutesabihleri kapsayan bu ilahi kelamı sana bahseden O´dur. Kalpleri hakikatten sapmaya meyilli olanlar, sırf kafaları karıstır(acak seyler bul)mak icin ve ona (keyfi) anlamlar yuklemek amacıyla ilahi kelamın mutesabih olarak ifade edilen kısmına uyarlar; oysa Allah´tan baska kimse onun kesin anlamını bilemez. Bu yuzden bilgide derinlesenler soyle derler: "Biz ona inanırız: (ilahi kelamın) tumu Rabbimizdendir; derin kavrayıs sahipleri dısında kimse bundan ders almasa da

    [8] Ey Rabbimiz! Bizi dogru yola ilettikten sonra kalplerimizi hakikatten (bir daha) saptırma ve bize rahmetini bagısla: Sensin (hakiki) Lutuf Sahibi

    [9] Ey Rabbimiz! (Gelecegine) hic suphe olmayan o Gun´u gorup yasamaları icin mutlaka insanlıgı bir araya toplayacaksın: Allah vaadini yerine getirmekten asla kacınmaz

    [10] Hakikati inkara sartlanmıs olanlara gelince, ne dunya malları ne de cocukları Allah´a karsı onlara en ufak bir fayda saglamaz: Iste onlardır atesin yakıtı olanlar

    [11] Firavun halkının ve onlardan once yasayanların basına gelenlerin aynısı (onların basına da gelecek): Onlar mesajlarımızı yalanladılar ve Allah gunahlarından dolayı onları hesaba cekti: cunku Allah karsılık vermede sedittir

    [12] Hakikati inkara sartlanmıs olanlara de ki: "Siz (teslim olup) boyun egecek ve cehenneme toplanacaksınız, ne kotu bir mesken(dir o)

    [13] Savasta karsı karsıya gelen iki orduda sizin icin bir isaret vardı: bir ordu Allah icin savasırken digeri O´nu inkar ediyordu. (Oncekiler,) kendi gozleriyle diger tarafı kendilerinin iki misli (kalabalık) gorduler: Ama Allah, diledigini yardımıyla guclendirir. Bakın, bunda gorecek gozleri olan herkes icin muhakkak bir ders vardır

    [14] Kadınlara, cocuklara, altın ve gumus (cinsin)den birikmis hazinelere, soylu atlara, sıgırlara ve arazilere yonelik dunyevi zevkler insanoglu icin cekici kılınmıstır. Butun bu zevkler bu dunya hayatında tadılabilir, ama hedeflerin en guzeli Allah katında olanıdır

    [15] De ki: "Size o (dunyevi zevkler)den daha hayırlı olan seyleri haber vereyim mi? Allah´a karsı sorumluluk bilinci duyanlar icin Rableri katında, mesken olarak icinden ırmaklar gecen hasbahceler, temiz esler ve Allah´ın guzel kabulu vardır." Ve Allah, kulların(ın kalplerin)deki her seyi gorur

    [16] Ey Rabbimiz! (Sana) inanıyoruz, bizi affet, gunahlarımızı bagısla ve bizi atesin azabından emin kıl" diyenlerin

    [17] Zorluklara sabredenlerin ve sozlerini tutanların, (Rablerine) yurekten baglı olanların, (servetlerini Allah yolunda) harcayanların ve butun kalpleriyle af dileyenlerin

    [18] Allah, (bizatihi Kendisi) ile melekler ve hak ve adaleti gozeten ilim sahipleri O´ndan baska tanrı olmadıgına sahittir: O´ndan baska tanrı yoktur, Kudret ve Hikmet Sahibi(dir)

    [19] Allah nezdinde tek (hak) din, (insanın) O´na teslimiyetidir; daha once vahiy verilenler, kıskanclıklarından dolayı, kendilerine (hakikat) bilgi(si) geldikten sonra (bu konuda) farklı goruslere sarıldılar. Allah´ın mesajlarının dogrulugunu inkar edenlere gelince; unutma, Allah hesap gormede hızlıdır

    [20] O halde (ey Peygamber,) seninle tartısanlara de ki: "Ben tum benligimi Allah´a teslim ettim ve bana tabi olan herkes (de oyle yaptı)!" Daha once vahiy verilmis olanlara ve kitap ile ilgisi olmayanlara sor: "Siz (de) kendinizi O´na teslim ettiniz mi?" Ve eger O´na teslim olurlarsa muhakkak dogru yol uzerindedirler; ama yuz cevirirlerse, unutma ki senin gorevin sadece mesajı iletmektir: zira Allah, yarattıklarını(n kalplerindeki her seyi) gorur

    [21] Allah´ın mesajlarını inkar edenlere, peygamberleri haksız yere oldurenlere ve adaleti emreden insanların canına kıyanlara gelince, onlara acıklı azabı bildir

    [22] Iste onlardır bu dunyada da, oteki dunyada da yaptıkları bosa cıkacak olanlar ve onlardır hicbir yardımcı bulamayacak olanlar

    [23] (Daha once) vahiyden kendilerine pay verilenleri bilmez misin? Onlara aralarında hukum verirken Allah´ın kelamına basvurmaları yolunda cagrı yapılmıstır; ama bazısı, inatla (ondan) yuz cevirir

    [24] Cunku onlar, "Ates bize birkac gunden fazla dokunmayacak" diye iddia ederler: boylece, uydurdukları batıl inanclar, onların (zamanla) itikatlarına ihanet etmelerine yol acmıstır

    [25] O halde, (gelecegi) suphesiz olan Gun´e tanıklık etmeleri icin hepsini bir araya topladıgımız, her insana yaptıklarının karsılıgının tamamen odenecegi ve kimseye haksızlık yapılmayacagı zaman ne olacak (onların hali)

    [26] De ki: "Ey mutlak egemenlik sahibi Allahım! Sen egemenligi diledigine verirsin, dilediginden alırsın; diledigini yuceltirsin, diledigini alcaltırsın. Butun iyilikler Senin elindedir. Dogrusu, Sen istedigini yapmaya kadirsin

    [27] Gunduzu kısaltarak geceyi uzatır ve geceyi kısaltarak gunduzu uzatırsın. Oluden diri ve diriden olu cıkarırsın. Ve diledigine her turlu hesabın ustunde rızık bagıslarsın

    [28] Muminler, muminleri bırakıp hakikati inkara sartlanmıs olanları dost edinmesinler -cunku bunu yapan, Allah ile butun bagını koparmıs olur- kendinizi onlardan korumak icin bu yola basvurmanız haric. Ancak Allah, Kendisine karsı dikkatli olmanızı ihtar eder, cunku butun yollar Allah´a varır

    [29] De ki: "Kalplerinizdekini gizleseniz de, acıga vursanız da Allah onu bilir. Zira O, goklerdeki ve yeryuzundeki her seyi bilir; ve Allah her seye kadirdir

    [30] Her insanın yaptıgı butun iyilikleri de kotulukleri de karsısında bulacagı o Gun´u dusunun; (pek cok insan,) o (Gun)un kendisinden cok uzakta olmasını diler. O halde Allah, O´na karsı dikkatli olmanızı ihtar eder; ama Allah, yarattıklarına karsı cok sefkatlidir

    [31] De ki (ey Peygamber): "Eger Allah´ı seviyorsanız bana tabi olun ki Allah da sizi sevsin ve gunahlarınızı affetsin; zira Allah cok affedicidir, rahmet kaynagıdır

    [32] De ki: "Allah´a ve Elcisi´ne itaat edin." Eger (bundan) yuz cevirirlerse, bilsinler ki Allah hakikati inkar edenleri sevmez

    [33] Gercek su ki Allah, Adem´i ve Nuh´u, Ibrahim Soyunu ve Imran Soyunu butun insanlıgın uzerinde bir konuma cıkardı

    [34] Tek bir soy zinciri halinde. Allah, her seyi isiten, her seyi bilendir

    [35] Bir vakit Imran ailesinden bir kadın, "Ey Rabbim! Rahmimdeki (cocugumu) Senin hizmetine adayacagıma soz veriyorum. Benden bunu kabul et: Dogrusu, yalnız Sen, her seyi duyan, her seyi bilensin!" diye (Rabbine) seslenmisti

    [36] Fakat, cocugu dogurunca, "Ey Rabbim!" dedi, "Bak, bir kız cocuk dogurdum." Halbuki Allah, neyi doguracagını ve (onun istedigi) erkek cocugun hicbir zaman bu kız gibi olamayacagını bilmekteydi; "ve ona Meryem ismini verdim. Lanetlenmis Seytana karsı onu ve soyunu korumanı diliyorum

    [37] Bunun uzerine Rabbi, kız cocugunu hosnutlukla kabul etti, onu guzelce buyuttu ve Zekeriya´nın himayesine verdi. Zekeriya, ne zaman onu mabedde ziyaret ettiyse yanında yiyeceklerle gorur ve sorardı: "Ey Meryem, bunlar sana nereden geliyor?" Meryem: "Bunlar Allah´tandır; Allah, diledigine hesapsız rızık bagıslar!" diye cevap verirdi

    [38] Aynı yerde Zekeriya Rabbine yalvardı: "Ey Rabbim! Rahmetinle bana guzel bir zurriyet bagısla; zira Sen, her yakarısı duyarsın

    [39] Bunun uzerine, mabedde dua ederken, melekler ona: "Allah sana, Kendi katından bir sozun gercekligini dogrulayacak, insanlar arasında seckin (bir yere sahip olacak), tam bir iffet sahibi, durust ve erdemli bir peygamber olacak olan Yahya(nın dogumun)u mujdeliyor" diye seslendiler

    [40] (Zekeriya) saskınlıkla: "Ey Rabbim!" dedi, "Yaslılık beni yakalamısken ve karım da kısırken nasıl bir oglum olabilir?" (Ona): "Pekala olabilir!" denildi, "Allah diledigini yapar

    [41] (Zekeriya) yalvardı: "Ey Rabbim! Bana bir isaret goster!" "Isaretin sudur ki," denildi, "uc gun boyunca yuz isaretleri dısında insanlarla konusma! Rabbini hic durmadan an ve gece gunduz O´nun sınırsız sanını yucelt

    [42] Ve o zaman melekler "Ey Meryem!" dediler, "Allah seni secti ve tertemiz kıldı; seni butun dunya kadınlarının ustunde (bir konuma) cıkardı

    [43] Ey Meryem! Rabbine husu ile baglan, secdeye kapan ve (O´nun onunde) egilenlerle birlikte egil

    [44] Sana (simdi) vahyettigimiz sey, senin idrakini asan bir hususla ilgilidir: zira, hangisinin Meryem´in hamisi olacagını kur´a ile belirlediklerinde sen onlarla birlikte degildin, ve (o konuda) birbirleriyle cekistiklerinde yanlarında yoktun

    [45] O zaman melekler, "Ey Meryem!" demislerdi, "Allah, Kendisinden bir soz ile sana, Meryem oglu Isa Mesih adıyla bilinecek, bu dunyada ve oteki dunyada buyuk seref sahibi ve Allah´ın en yakınlarından olacak (bir ogul) mujdeliyor

    [46] Ve o, (cocuk,) insanlarla hem besikte iken, hem de yetiskin bir adam olarak konusacak; durust ve erdemli kisilerden olacak

    [47] Meryem, "Ey Rabbim!" dedi, "Bana hicbir erkek dokunmadıgı halde nasıl ogul sahibi olabilirim?" (Melek) cevap verdi: "Iste oyle! Allah diledigini yaratır; bir seyin olmasını istediginde sadece ´Ol!´ der ve o (sey hemen) oluverir

    [48] O, senin ogluna (hem) vahyi ve hikmeti ogretecek, (hem de) Tevrat´ı ve Incil´i

    [49] Ve o´nu Israilogulları´na elci (yapacak)". "Ben, size Rabbinizden bir mesaj getirdim. Sizin icin camurdan, adeta kaderinizin suretini yapacagım ve sonra ona ufleyecegim ki Allah´ın izniyle (sizin) kaderiniz olsun; korleri ve cuzzamlıları iyilestirecegim ve Allah´ın izniyle oluleri yeniden hayata dondurecegim: neleri yiyebileceginizi ve evlerinizde neleri saklayabileceginizi size bildirecegim. Suphesiz, eger (gercekten) inanıyorsanız, butun bunlarda sizin icin bir mesaj vardır

    [50] (Ben), Tevrat´tan gunumuze kalanın dogrulugunu tasdik etmek ve (onceden) size yasak edilen seylerin bazısını helal kılmak icin (geldim). Ve size Rabbinizden bir mesaj getirdim; oyleyse Allah´a karsı sorumlulugunuzun bilincine varın ve bana tabi olun

    [51] Kuskusuz Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir; oyleyse (yalnız) O´na kulluk edin: Bu, dosdogru bir yoldur

    [52] Isa, onların hakikati reddettiklerinin farkına varınca sordu: "Kim Allah yolunda benim yardımcılarım olacak?" Beyazlara burunmus olanlar cevap verdi: "Biz, (Allah yolunda) senin yardımcıların olacagız! Biz Allah´a inanırız: Sen de sahit ol, biz O´na teslim olmusuz

    [53] Ey Rabbimiz! Bize yucelerden indirdigine inanıyor ve bu elci´ye tabi oluyoruz; o halde bizi (hakikate) sahitlik yapanlarla bir tut

    [54] Inanmayanlar Isa´ya tuzak kurdular; ama Allah onların tuzaklarını bosa cıkardı: cunku Allah, tuzak kuranların tumunun ustundedir

    [55] O zaman Allah: "Ey Isa!" demisti, "Seni olume yollayacagım ve Katıma yuceltecegim ve seni hakikati inkara sartlanmıs olanlar(ın arasın)dan cekip arındıracagım; sana tabi olanları, Kıyamet Gunu, hakikati inkara sartlanmıs olanların (kat kat) ustune cıkaracagım. Sonunda hepiniz Bana doneceksiniz ve aranızda anlasmazlıga dustugunuz her konuda Ben hukum verecegim

    [56] Hakikati inkara sartlanmıs olanlara gelince, onlara bu dunyada ve ahirette siddetli bir azap cektirecegim ve onlar kendilerine yardım edecek kimse bulamayacaklar

    [57] ama iman edip dogru ve yararlı isler yapanlara Allah mukafatlarını tam olarak verecektir: Zira O, zalimleri sevmez

    [58] Bu bildirdiklerimiz, sana ilettigimiz mesajlardan ve hikmet yuklu haberlerdendir

    [59] Allah katında Isa´nın durumu Adem´in durumu gibidir, ki Allah onu topraktan yarattı ve sonra "Ol!" dedi; iste (insanoglu boylece) oluverir

    [60] (Bu), Rabbinden bir hakikat(tir); oyleyse, suphecilerden olma

    [61] Sana gelen asıl bilgiden sonra, kim seninle bu (hakikat) hakkında tartısırsa de ki: "Gelin! Ogullarımızı ve ogullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, bizim yandaslarımızı ve sizin yandaslarınızı cagıralım; sonra (birlikte) tevazu icinde ve gonulden yalvaralım ve Allah´ın lanetinin (aramızdan) yalan soyleyenlerin uzerine olmasını dileyelim

    [62] Iste isin hakikati budur ve Allah´tan baska bir ilah yoktur; suphe yok ki Allah -yalnızca O- kudret ve gercek hikmet sahibidir

    [63] Ve eger (bu hakikatten) yuz cevirirlerse bilsinler ki Allah ifsad edicilerden tamamiyle haberdardır

    [64] De ki: "Ey gecmis vahyin izleyicileri! Sizinle bizim aramızdaki su ortak ilkeye gelin: Allah´tan baska kimseye kulluk etmeyecegiz, O´ndan baska hicbir seye ilahlık yakıstırmayacagız ve Allah ile birlikte insanları rab edinmeyecegiz." Ve eger yuz cevirirlerse de ki: "Sahit olun ki biz kendimizi O´na teslim etmisiz

    [65] Ey gecmis vahyin izleyicileri! Tevrat ve Incil´in kendisinden (uzun zaman) sonra vahyedildigini gordugunuz halde Ibrahim hakkında neden tartısıyorsunuz? Aklınızı kullanmıyor musunuz

    [66] Siz, bilginiz olan seyler hakkında tartısırdınız, ama hic bilmediginiz sey hakkında neden tartısıyorsunuz? Halbuki Allah (onu) bilir, ama siz bilmezsiniz

    [67] Ibrahim, ne bir "Yahudi", ne de "Hristiyan" idi, ama kendini Allah´a teslim ederek her turlu batıldan yuz cevirmis biriydi; ve O´ndan baska bir seye ilahlık yakıstıranlardan degildi

    [68] Gercekte Ibrahim´e en yakın olanlar, muhakkak ki -bu Peygamber´in ve (o´na) inanan herkesin yaptıgı gibi- o´na tabi olanlardır; Allah da inananlara yakındır

    [69] Gecmis vahyin izleyicilerinden bazıları sizi saptırmak isterler: Ama onlar kendilerinden baskasını saptıramazlar; ustelik bunu fark etmezler de

    [70] Ey gecmis vahyin izleyicileri! Bizzat kendinizin sahit oldugu Allah´ın mesajlarını neden inkar edersiniz

    [71] Ey gecmis vahyin izleyicileri! Neden hakkı batıl ile saklayıp orter ve (pekala) farkında oldugunuz hakikati gizlersiniz

    [72] Gecmis vahyin izleyicilerinden bazısı (birbirlerine) soyle der: "(Muhammed´e) inananlara gunun basında vahyedilene inandıgınızı soyleyin, daha sonra geleni ise inkar edin ki (inanclarından) belki geri donerler

    [73] ama sizin inancınıza uymayan hic kimseye (gercekten) inanmayın." De ki: "Tek (gercek) rehberlik, Allah´ın rehberligidir; size verilen (vahy)in benzerinin baska birine de verilmesi seklinde ifa edilen (bir rehberlik)". Yoksa onlar, Rabbiniz´in huzurunda size muhalefet mi edeceklerdi? De ki: "Lutuf ve ihsan, Allah´ın elindedir; onu diledigine bagıslar: cunku Allah (rahmet ve comertliginde) sınırsızdır, her seyi bilendir

    [74] diledigine rahmetini bagıslar; ve Allah, lutfunda sınırsızdır

    [75] Gecmis vahyin izleyicileri arasında oylesi var ki, kendisine bir hazine emanet etsen sana (sadakatle) iade eder; ve oylesi de var ki ona ufak bir altın sikke emanet etsen, basında dikilmedikce sana geri vermez; bu, onların, "Kitap ile ilgisi olmayan bu halk(a yaptıgımız hicbir sey)den dolayı bize bir suc yuklenemez" seklindeki iddialarının bir sonucudur: (Boylece) onlar, (bile bile) Allah hakkında yalan soylerler

    [76] Ama (Allah,) Kendisine karsı taahhutlerine sadık kalanlar(ın) ve Kendisine karsı sorumluluk bilinci duyanlar(ın farkındadır): ve Allah, Kendisine karsı sorumluluk bilinci tasıyanları sever

    [77] Allah´a karsı taahhutlerini ve yeminlerini ufak bir kazanc karsılıgında degistirenler var ya; onlar, oteki dunyanın nimetlerinden asla nasiplenemeyeceklerdir; Allah, Kıyamet Gunu, onlarla ne konusacak, ne yuzlerine bakacak, ne de onları gunahlarından arındıracaktır; ve onları acıklı bir azap beklemektedir

    [78] Onlardan oylesi de var ki, (soyledikleri) Kitab-ı Mukaddes´den olmadıgı halde ondan oldugunu dusunesiniz diye dilleriyle Kitab-ı Mukaddes´i carpıtırlar ve Allah´tan olmadıgı halde, "Bu, Allah´tandır!" derler; boylece bile bile Allah hakkında yalanlar uydururlar

    [79] Allah´ın vahiy, saglam muhakeme ve peygamberlik bagısladıgı hic kimsenin bundan sonra halkına, "Allah´ın yanısıra bana da kulluk edin!" demesi dusunulemez; aksine, (onlara soyle ogut verir): "ilahi kelamın bilgisini yayarak ve kendiniz (onu) derinlemesine inceleyerek Allah adamları olun

    [80] O, melekleri ve peygamberleri tanrı edinmenizi emretmez: (zaten) kendinizi Allah´a tam teslim ettikten sonra hic O sizi hakikati inkara davet eder mi

    [81] Allah, (gecmis vahiylerin izleyicilerinden) peygamberler vasıtasıyla su taahhudu talep etti: "Eger, vahyi ve hikmeti size bahsettikten sonra, halen sahip oldugunuz hakikati tasdik eden bir elci size gelirse o´na inanmalı ve yardım etmelisiniz. Bu sarta dayalı ahdimi kabul ve tasdik eder misiniz?" Onlar: "Kabul ederiz!" dediler. Allah: "Oyleyse (buna) sahit olun, Ben de sizin sahidiniz olacagım

    [82] O halde, kimler (bu taahhutten) donerse; iste onlar, gercek fasıklardır

    [83] Onlar Allah´a imandan baska bir itikat mı arıyorlar? Halbuki goklerde ve yeryuzunde olan her sey isteyerek veya istemeyerek O´na boyun eger, cunku her sey (sonunda) O´na donecektir

    [84] De ki: "Biz, Allah´a; bize indirilene; Ibrahim´e, Ismail´e, Ishak´a, Yakub´a ve o´nun neslinden gelenlere indirilene; Rableri tarafından Musa´ya, Isa´ya ve (diger) tum peygamberlere bahsedilene inanırız; onlar arasında hicbir ayrım yapmayız. Ve kendimizi O´na teslim ederiz

    [85] Kim Allah´a teslimiyetten baska bir din ararsa, bu kendisinden asla kabul edilmeyecek ve o, ahirette kaybedenlerden olacaktır

    [86] Iman edip bu Elci´nin hak olduguna sahit olduktan ve hakikatin butun kanıtları kendilerine geldikten sonra hakikati inkar etmeyi secen bir halkı Allah nasıl dogru yola ulastırır? Allah, boyle bir zalimler toplulugunu dogru yola iletmez

    [87] Onların karsılıgı, Allah´ın, meleklerin ve butun (durust ve erdemli) insanların lanetine ugramak olacaktır

    [88] Onlar bu halde kalacaklar; (ve) ne azapları hafifletilecek, ne de onlara bir muhlet tanınacak

    [89] Ama daha sonra tevbe edip kendilerini duzeltenler haric tutulacaktır: Zira Allah, cok affedicidir, rahmet kaynagıdır

    [90] Imana erdikten sonra hakikati inkara kalkısanlara ve sonra hakikati reddetmede (daha buyuk bir inatla) ısrar edenlere gelince, suphesiz, onların (diger gunahlardan dolayı) tevbeleri kabul edilmeyecektir; iste onlar gercek sapkınlardır

    [91] Hakikati inkara sartlanmıs olanlara ve hakikat inkarcısı olarak olenlere gelince, yeryuzunun butun altınları (bile) onların fidyelerini karsılayamaz. Iste onlar icin acıklı bir azap vardır ve kendilerine yardım edecek hic kimse bulamayacaklardır

    [92] (Size gelince ey muminler,) kendiniz icin ozenle ayırdıgınız seylerden baskaları icin harcamadıkca gercek erdeme ulasmıs olamazsınız; ve her ne harcarsanız kuskusuz, Allah ondan tamamiyle haberdardır

    [93] Tevrat indirilmeden once, Israilogulları´nın (gunah diyerek) kendine yasakladıgı seyler dısında butun yiyecekler onlara helal idi. De ki: "Eger soylediklerinizde samimi iseniz Tevrat´ı getirin de onu okuyun

    [94] Ve artık bundan sonra kim Allah hakkında yalan uydurursa iste onlar zalimlerdir

    [95] De ki: "Allah dogruyu soylemektedir: O halde, batıl olan her seyden yuz ceviren ve Allah´ın yanısıra hicbir seye ilahlık yakıstırmayan Ibrahim´in inanc sistemine uyun

    [96] Unutmayın, insanlık icin insa edilen ilk mabed, Bekke´dekiydi: bereketli ve butun alemler icin bir rehber(lik kaynagı)

    [97] apacık isaretlerle dopdolu. (Orası) bir zamanlar Ibrahim´in durdugu yer(dir); kim icine girerse huzur bulur. Bundan dolayı, mabedi haccetmek, gucu yeten butun insanların Allah´a karsı yerine getirmek zorunda oldukları bir gorevdir. Hakikati inkar edenlere gelince, bilsinler ki, Allah, yarattıgı alemlerden bagımsızdır, her bakımdan Kendine yeterlidir

    [98] De ki: "Ey gecmis vahyin izleyicileri! Allah, yaptıgınız her seye sahit iken neden O´nun mesajını kabul etmekten kacınıyorsunuz

    [99] De ki: "Ey gecmis vahyin izleyicileri! (Dogru olduguna) bizzat kendiniz sahit oldugunuz halde onu egri gostermeye calısarak, (bu ilahi kelama) iman edenleri neden Allah yolundan alıko(ymaya cabalı)yorsunuz? Allah, yaptıklarınızdan gafil degildir

    [100] Siz ey imana ermis olanlar! Onceki caglarda kendilerine vahiy verilenlerden bir fırkaya uyarsanız, iman ettikten sonra yeniden hakikati reddetmenize sebep olabilirler

    [101] Allah´ın mesajları size iletildigi halde ve Elcisi aranızda yasarken hakikati nasıl inkar edebilirsiniz? Ama Allah´a sımsıkı tutunan, dosdogru yola ulastırılmıstır

    [102] Siz ey imana ermis olanlar! Derin bir duyarlıkla Allah´a karsı sorumlulugunuzun hakkıyla bilincinde olun ve O´na kendinizi yurekten teslim etmeden once olumun sizi alt etmesine izin vermeyin

    [103] Hep birlikte Allah´ın ipine sımsıkı tutunun ve birbirinizden kopmayın. Ve Allah´ın size verdigi nimetleri hatırlayın: Siz birbirinize dusman iken kalplerinizi nasıl uzlastırdı da O´nun lutfu ile kardes oldunuz; ve atesli bir ucurumun kenarında (iken) sizi ondan (nasıl) korudu. Bu sekilde Allah mesajlarını size acıklar ki hidayet bulasınız

    [104] ve belki icinizden iyi ve yararlı olana davet eden, dogru olanı emreden, egri ve yanlıstan alıkoyan bir topluluk cıkar: nihai kurtulusa erisecek kimseler, iste bunlar olacak

    [105] Hakikatin butun kanıtları kendilerine geldikten sonra karsıt goruslere kapılıp parcalananlar gibi olmayın; iste bunlar icin feci bir azap vardır

    [106] bazı yuzlerin (mutluluktan) parladıgı ve bazı yuzlerin (acıyla) karardıgı o (Hesap) Gunu´nde yuzleri kararanlara: "Imana erdikten sonra hakikati inkar mı ettiniz? O halde hakikati inkar ettiginiz icin tadın bu azabı!" (denilecek)

    [107] Nur yuzlulere gelince, onlar Allah´ın rahmet dairesi icinde olacaklar, orayı mesken edineceklerdir

    [108] Bunlar Allah´ın mesajlarıdır: Hakikati bildiren bu (mesaj)ları sana iletiyoruz; zira Allah, yarattıklarının haksızlıga ugramasını dilemez

    [109] Goklerdeki ve yerdeki her sey Allah´a aittir ve hepsi (asıl kaynagı olan) Allah´a doner

    [110] Siz, insanlıg(ın iyiligi) icin cıkarılmıs hayırlı bir topluluksunuz; dogru olanı emreder, egri olandan alıkoyarsınız ve Allah´a inanırsınız. Eger gecmis vahyin mensupları, (bu tur bir) inanca ermis olsalardı, bu, kendi iyiliklerine olacaktı; (ama) iclerinden pek az inanan bulunsa da onların cogu fasıktır

    [111] (Fakat) bunlar size gelip gecici ezadan baska bir zarar veremezler ve eger size karsı savasa girseler bile hemen arkalarını donup kacarlar. Sonra kendilerine yardım da edilmez

    [112] Onlar, Allah´a ve insanlara karsı taahhutlerine (sadakatle) baglanmadıkları surece, nerede bulunurlarsa bulunsunlar zillete ducar olurlar; cunku Allah´ın gazabına ugramıs ve asagılanmaya mahkum edilmislerdir. Butun bunlar (baslarına geldi,) cunku Allah´ın mesajlarını inkarda ve peygamberleri haksız yere oldurmekte ısrar ettiler; butun bunlar (vaki oldu), cunku (Allah´a) isyanda bulundular ve hakkın sınırlarını inatla ihlal ettiler

    [113] (Ama) onların hepsi aynı degil: Gecmis vahyin izleyicileri arasında, gece boyunca Allah´ın ayetlerini okuyan ve (O´nun huzurunda) secdeye kapanan dosdogru insanlar da vardır

    [114] Onlar, Allah´a ve Ahiret Gunu´ne inanırlar; dogru olanı emreder, egri olandan alıkoyarlar ve hayırlı islerde birbirleriyle yarısırlar: iste bunlar durust ve erdemli kimselerdendir

    [115] Onların yaptıgı hicbir iyilik karsılıksız bırakılmayacaktır: cunku Allah, Kendisine karsı sorumluluklarının bilincinde olanları iyi bilir

    [116] Hakikati inkara sartlanmıs olanlara gelince; onları ne dunya malları ne de evlatları Allah´a karsı koruyabilir. Iste onlar icinde yasayıp kalacakları atese mahkum edilmislerdir

    [117] Onların bu dunya hayatı icin harcadıkları, kendi kendilerine zulmeden bir halkın ekinlerine musallat olan ve onu mahveden dondurucu bir ruzgara benzer: Onlara haksızlık yapan Allah degildir, fakat onlar kendi kendilerine haksızlık yapıyorlar

    [118] Siz ey imana ermis olanlar! Sizden olmayan kisileri dost edinmeyin. Onlar sizi yoldan cıkarmak icin ellerinden gelen hicbir cabayı esirgemezler ve sizi sıkıntıda gormekten hoslanırlar. Siddetli ofke agızlarından tasmaktadır; kalplerinde sakladıkları ise daha da kotudur. Biz (bununla ilgili) isaretleri sizin icin (iste boylesine) acık ve anlasılır kıldık, eger aklınızı kullanırsanız

    [119] Siz onları sev(meye haz)ırsınız, ama onlar, butun vahiylere inansanız bile sizi sevmeyecekler. Ve sizinle karsılastıklarında, "Biz (sizin inandıgınız gibi) inanıyoruz!" derler: ama kendi baslarına kalınca size karsı ofkelerinden parmaklarını ısırırlar. De ki: "Ofkenizle kahrolun! Unutmayın, Allah (insanların) kalplerinde ne varsa hepsini bilir

    [120] Eger bir iyilikle karsılasırsanız bu onları uzer; ve basınıza bir kotuluk gelince de memnun olurlar. Ama eger zorluklara karsı sabreder ve Allah´a karsı sorumluluklarınızın bilincinde olursanız, onların hileleri size hicbir zarar veremez. Zira Allah, onların tum yaptıklarını (Kudretiyle) kusatır

    [121] Ve (hatırla o gunu ey Peygamber), inananları savas duzenine sokmak icin sabah erkenden evinden cıkmıstın. Allah her seyi isitiyor, her seyi biliyordu

    [122] Icinizden iki grubun panige kapıldıgını (da); halbuki Allah onlara yakındı ve muminler yalnız Allah´a guven duymalıydılar

    [123] Zira, siz son derece zayıfken Allah, Bedir´de size yardım etmisti. O halde Allah´a karsı sorumluluk bilinci duyun ki sukredenlerden olasınız

    [124] (Ve hatırla, o zamanı ki) muminlere (soyle) demistin: "Rabbinizin (yukarıdan) gonderilmis ucbin melek ile size yardım edecegi(ni bilmeniz) sizin icin yeterli degil mi

    [125] Hayır! Ama eger sıkıntıya gogus gerer ve O´na karsı sorumlulugunuzun bilincinde olursanız, dusman aniden size saldırdıgında, Rabbiniz akın akın gelen besbin melekle size yardım edecektir

    [126] Allah, sadece size bir mujde olsun ve boylece kalpleriniz rahatlasın diye bunu(n Elcisi tarafından bildirilmesini) emretti -cunku, her seye kadir, gercek hikmet sahibi olan Allah´tan baska kimseden yardım gelmez

    [127] (ve) O, hakikati inkara sartlanmıs olanlardan bazısını (sizin vasıtanızla) mahvetsin, digerlerini de oylesine alcaltsın ki umitsizlige kapılıp geri cekilsinler diye (bunu emretti)

    [128] Allah´ın onların tevbelerini kabul etmesine yahut onları cezalandırmasına karar vermek senin isin degildir (ey Peygamber,) cunku onlar zalimlerin ta kendileridir

    [129] Oysa goklerdeki ve yeryuzundeki her sey Allah´a aittir: O, diledigini affeder, diledigini cezalandırır; ve Allah, cok affedicidir, rahmet kaynagıdır

    [130] Siz ey imana ermis olanlar! Ribayı kat kat arttırarak bogazınıza gecirmeyin; ama Allah´a karsı sorumlulugunuzun bilincinde olun ki mutluluga erebilesiniz

    [131] Ve hakikati inkar edenleri bekleyen atesten sakının

    [132] Allah´a ve Elcisi´ne tabi olun ki rahmete nail olabilesiniz

    [133] Rabbinizin affına mazhar olmak ve Allah´a karsı sorumluluk bilinci duyanlar icin hazırlanmıs gokler ile yer kadar genis bir cennete ulasmak icin birbirinizle yarısın

    [134] Onlar ki hem bolluk hem de darlık zamanında (Allah yolunda) harcarlar, ofkelerini kontrol altında tutarlar ve insanları affederler, cunku Allah iyilik yapanları sever

    [135] Ve onlar, utanc verici bir is yaptıkları veya kendi kendilerine (baska turlu) bir zulum isledikleri zaman, Allah´ı anar ve gunahlarının affı icin yalvarırlar -zaten Allah´tan baska kim gunahları affedebilir?- ve her ne (zulum) islemislerse onda bilerek ısrar etmezler

    [136] Iste bunlar, mukafat olarak Rablerinden bagıslanma ve mesken olarak icinden ırmaklar akan hasbahceler bulacaklar: gayret gosterenler icin ne guzel bir mukafat

    [137] Sizden once (nice) hayat tarzları gelip gecti. Oyleyse, yeryuzunde dolasın ve hakikati yalanlayanların sonunun ne oldugunu gorun

    [138] Bu, butun insanlara acık bir ders ve Allah´a karsı sorumluluklarının bilincinde olanlar icin bir rehber ve bir ogut (olsun)

    [139] Oyleyse, cesaretinizi yitirmeyin ve uzulmeyin: Eger (gercekten) inanıyorsanız mutlaka (insanların) en ustunu olursunuz

    [140] Eger basınıza bir bela gelirse, (bilin ki,) benzer bir belaya (baska) insanlar da ugramıstır; zira boyle (iyi ve kotu) gunleri insanlara sırayla paylastırırız: (Bu,) Allah´ın, imana erenleri secip ayırması ve aranızdan hakikate (hayatları ile) sahitlik yapanları secmesi icindir -cunku Allah, zalimleri asla sevmez

    [141] ve (aynı zamanda) Allah´ın imana erenleri her turlu bos ve yararsız seylerden arındırması ve hakikati inkar edenleri etkisiz hale getirmesi icin

    [142] Allah, (kendi yolunda) ustun caba gosterdiginizi ve zorluklara karsı sabırlı oldugunuzu gormedikce cennete girebileceginizi mi sanıyorsunuz

    [143] Nitekim siz, olumle yuzyuze gelmeden once, (Allah yolunda) olmeyi arzuladınız: iste simdi kendi gozlerinizle onu gormektesiniz

    [144] Muhammed yalnızca bir elcidir; ondan once de (baska) elciler gelip gectiler: Oyleyse, o olur yahut oldurulurse, topuklarınız uzerinde gerisin geri mi doneceksiniz? Ama, topukları uzerinde gerisin geri donen kisi hicbir sekilde Allah´a zarar veremez. -halbuki Allah, (Kendisine) sukreden herkesin karsılıgını verecektir

    [145] Hic kimse, tayin edilmis belli bir vadeden once, Allah´ın izni olmadan olmez. Ve kim bu dunyanın nimetlerini arzularsa kendisine ondan verecegiz; kim de ahiretin nimetlerini arzularsa ona da bunu verecegiz; ve (Bize) sukredenleri mukafatlandıracagız

    [146] Nice peygamber, arkasında Allah´a ram olmus bircok insanla birlikte (O´nun yolunda) savasmak zorunda kaldı: Onlar, Allah yolunda cektikleri sıkıntılardan dolayı ne korkuya kapıldılar, ne zayıf dustuler ve ne de kendilerini (dusman onunde) kucuk dusurduler, zira Allah sıkıntılara gogus gerenleri sever

    [147] Onların tek soyledikleri suydu: "Ey Rabbimiz! Gunahlarımızı ve islerimizdeki asırılıkları bagısla! Adımlarımızı saglamlastır ve hakikati inkar edenlere karsı bize yardım et

    [148] Bunun uzerine Allah, onlara, hem bu dunya nimetlerini, hem de ahiretin en guzel nimetlerini bagısladı: Zira Allah, iyilik yapanları sever

    [149] Siz ey imana ermis olanlar! Hakikati inkara sartlanmıs olanlara tabi olursanız sizi topuklarınızın uzerinde gerisin geri dondururler ve kaybedenlerden olursunuz

    [150] Hayır, yalnız Allah´tır sizin Mevlanız ve O´dur en iyi yardımcı

    [151] Allah´tan baska varlıklara -O´nun hicbir zaman yetki tanımadıgı seylere- ilahlık yakıstırdıklarından dolayı, hakikati inkara sartlanmıs olanların kalplerine korku salacagız; onların son duragı atestir, ne kotudur zalimlerin meskeni

    [152] Allah elbette size verdigi sozu tuttu; O´nun izniyle dusmanlarınızı yok etmek uzereydiniz; ne var ki Allah size arzuladıgınız (zaferi) gosterdikten sonra gevsediniz, (Peygamber´den gelen) emre aykırı davrandınız ve itaatsizlik ettiniz. Aranızda (sadece) bu dunyaya ilgi duyan kimseler oldugu gibi, ahirete gonul verenler de mevcuttu: Bunun uzerine Allah, sizi sınamak icin dusmanlarınızı yenmenize mani oldu. Ama O, simdi gunahlarınızı bagısladı, zira Allah´ın inananlara lutfu sınırsızdır

    [153] (Hatırlayın o anı, ki) Elcim arkanızdan size seslendigi halde, kimseye bakmadan kactınız; bu yuzden O, (Elci´nin) kederine karsılık, elinizden kacanın ve basınıza gelenin uzuntusunu unutturacak bir uzuntu verdi size: Zira Allah, butun yaptıklarınızdan haberdardır

    [154] Sonra O, bu kederin ardından, size bir emniyet duygusu, bazılarınızı sarıp kusatan bir ic sukuneti bagısladı; oysa sadece kendilerini dusunen otekiler, Allah hakkında yanlıs fikirlere -putperest cahiliyye dusuncelerine- kapıldılar ve "(Bu konuda)) o zaman bir karar yetkisine sahip miydik?" diye (kendi kendilerine) sordular. De ki: "Butun karar yetkisi, yalnızca Allah´a aittir!" (Onlara gelince,) onlar, "Eger bir karar yetkimiz olsaydı, ardımızda bu kadar cok olu bırakmazdık" diyerek (ey Peygamber,) sana gostermeyecekleri o (iman zayıflıgı)nı iclerinde saklamaya calısıyorlar. (Onlara) de ki: "Evlerinizde de kalmıs olsaydınız, (icinizden) olumu takdir edilmis olanlar, devrilecekleri yere mutlaka cıkıp giderlerdi." Ve bu (basınıza gelenlerin tumu), Allah´ın goguslerinizde barındırdıgınız her seyi sınaması ve kalplerinizin icini her turlu bos ve yararsız seylerden arındırması icindir: Zira Allah, (insanların) kalplerindeki her seyi bilir

    [155] Iki ordunun savas alanında karsılastıgı gun (gorevlerinden) kacanlara gelince; Seytan, onları (bizzat) kendi yaptıklarıyla tokezletti. Ama simdi, Allah onların gunahlarını sildi. Dogrusu Allah cok affedicidir, halimdir

    [156] Siz ey imana ermis olanlar! Uzak yerlere seyahate cık(tıkt)an veya savasa katıl(dıktan sonra ol)en kardesleri hakkında, "Bizimle kalmıs olsalardı olmeyeceklerdi," veya "oldurulmemis olacaklardı" diyen, hakikati inkara sartlanmıs kimseler gibi olmayın; zira Allah, bu tur dusunceleri onların kalplerinde acı bir pismanlık kaynagı yapacaktır, cunku hayat bagıslayan ve olume hukmeden yalnız Allah´tır. Allah, yaptıgınız her seyi gorur

    [157] Ve eger gercekten Allah yolunda olur veya oldurulurseniz, (unutmayın ki) Allah´ın magfireti ve rahmeti, kisinin (bu dunyada) yıgabilecegi her seyden daha iyidir

    [158] Cunku olseniz de, oldurulseniz de sonunda Allah katında toplanacaksınız

    [159] Ve (ey Peygamber,) senin izleyicilerine yumusak davranman, Allah´ın rahmetinin bir eseriydi. Zira, eger onlara karsı kırıcı ve sert olsaydın, dogrusu senden koparlardı. Artık onları bagısla ve affedilmeleri icin dua et. Ve toplumu ilgilendiren her konuda onlarla musavere et; sonra bir hareket tarzına karar verince de Allah´a guven: Zira Allah, O´na guven duyanları sever

    [160] Allah size yardım ederse, hic kimse sizinle bas edemez; ama ya O sizi terk ederse, kim size yardım edebilir? O halde muminler Allah´a guvensinler

    [161] Bir peygamberin hile yapması olacak sey degil; cunku kim hile yaparsa, herkesin yaptıklarının tam karsılıgını alacagı ve hic kimseye haksızlık yapılmayacagı Kıyamet Gunu´nde hilesi yuzune vurulacaktır

    [162] Oyleyse, Allah´ın rızasını kazanmak isteyen kisi, Allah´ın lanetine ugramıs ve varıs yeri cehennem olan kisi ile bir midir? Ne kotu bir duraktır o

    [163] Onlar Allah katında (tamamen) farklı derecelere sahiptirler; zira Allah, yaptıkları her seyi gorur

    [164] Allah, mesajlarını onlara iletmek, onları arındırmak ve onlara ilahi kelamı ve hikmeti ogretmek icin iclerinden kendileri gibi (beserden) bir elci cıkararak muminlere lutufda bulunmustur; halbuki daha once apacık bir sapıklık icinde bulunuyorlardı

    [165] (Dusmanlarınızı) iki misli musibete ugrattıktan sonra simdi aynı musibet sizin basınıza geldi diye, kendi kendinize "Bu nasıl oldu?" diye soruyorsunuz, oyle mi? De ki: "O, sizin kendi eserinizdir." Dogrusu, Allah diledigi her seyi yapmaya kadirdir

    [166] iki ordunun harpte karsılastıgı gun basınıza gelenler Allah´ın izni ile gerceklesti. Bu, Allah´ın (gercek) muminleri belirlemesi icindi

    [167] (ve yine,) ikiyuzluluk yapmıs olanları ve kendilerine: "Gelin, Allah yolunda savasın" yahut, "kendinizi savunun!" denildiginde, "Eger savas(la sonuclanacagın)ı bilseydik elbette arkanızdan gelirdik" diye cevap verenleri ortaya cıkarması icindi. Onlar, o gun, kalplerinde olmayanı agızlarıyla soyleyerek imandan cok irtidada yaklastılar. Halbuki Allah, gizlemeye calıstıklarını cok iyi bilmektedir

    [168] kendilerini (savastan) geri tutanlar, (oldurulen) kardesleri hakkında, (sonradan,) "Bizi dinleselerdi oldurulmus olmayacaklardı" dediler. De ki: "Peki, sozunuzde samimi iseniz olumu basınızdan savın bakalım

    [169] Fakat, Allah yolunda oldurulenleri olu saymayın. Hayır, onlar diridir! Rızıkları, Rableri katındadır

    [170] Allah´ın lutfuyla kendilerine bagısladıgı (sehitlikten) ovunc duyarlar. Ve arkada kalıp henuz kendilerine katılmamıs olan (kardes)lerine, bir korku ve uzuntu duymayacakları mujdesinde bulunmaktan zevk alırlar

    [171] Onlar, Allah katından ulasan bir lutfu, bir nimeti ve Allah´ın inananların hak ettigi odulu zayi etmeyecegi (vaadini) mujdelemek isterler

    [172] O inananlar ki baslarına gelen beladan sonra Allah´ın ve Elcisi´nin cagrısına uydular. Iyilik yapmada sebat edenleri ve Allah´a karsı sorumluluklarının bilincinde olanları muhtesem bir karsılık bekliyor

    [173] O inananlar ki baska insanlar tarafından, "Bakın, size karsı bir ordu toplanmıs, onlardan kendinizi koruyun!" seklinde uyarılmıslardı, ama bu, onların sadece imanını arttırdı ve "Allah bize kafidir; O, ne mukemmel bir koruyucudur!" diye cevap verdiler

    [174] ve Allah´ın lutfu ve nimeti ile (savastan) bir zarara ugramadan donduler: Cunku onlar, Allah´ın rızası icin cabalıyorlardı; ve Allah, yuceliginde ve lutfunda sınırsızdır

    [175] Kendi dostlarından korkmayı (icinize) yerlestiren Seytandan baskası degildir: Oyleyse onlardan degil, yalnızca Benden korkun, eger gercek muminler iseniz

    [176] Hakikati inkarda birbirleriyle yarısanlardan dolayı uzulme: Onlar, Allah´a hicbir zarar veremezler. Onların ahiret(in nimetlerin)den hic pay alamamaları Allah´ın muradıdır ve onları siddetli bir azap beklemektedir

    [177] Iman karsılıgında inkarı satın alanlar hicbir surette Allah´a zarar veremezler, tersine onları siddetli bir azap beklemektedir

    [178] Ve onlar -hakikati inkara sartlanmıs olanlar- sanmasınlar ki kendilerine muhlet vermemiz onların hayrınadır, onlara muhlet verdik ki gunahkarlıkları artsın; sonucta onları utanc verici bir azap beklemektedir

    [179] (Ey hakikati inkar edenler!) Muminlerin sizin hayat tarzınıza uymalarına goz yummak, Allah´ın istedigi bir sey degildir: Sonunda Allah iyiyi kotuden ayıracaktır. Ve Allah, insan idrakini asan seyleri kavrama gucunu size verecek degildir: (Bunun icin) Allah, elcileri arasından diledigini secer. Oyleyse Allah´a ve elcilerine inanın; zira eger O´na inanır ve O´na karsı sorumlulugunuzun bilincinde olursanız o zaman bilin ki, sizi muhtesem bir karsılık beklemektedir

    [180] Onlar, -Allah´ın, lutfundan kendilerine verdiklerine cimrice sarılanlar- bunun kendileri icin hayırlı oldugunu sanmasınlar: Aksine, bu onlar icin kotudur. (Bu kadar) cimrice sarıldıkları sey, Kıyamet Gunu boyunlarına asılacaktır: Zira, goklerin ve yerin mirası (yalnız) Allah´a aittir: Ve Allah, yaptıgınız her seyden haberdardır

    [181] Allah fakirdir, ama biz zenginiz!" diyenlerin sozlerini Allah duymustur. Onların hem soylediklerini, hem de peygamberleri haksız yere oldurduklerini kaydedecegiz ve (Hesap Gunu onlara) diyecegiz: "Tadın bakalım atesin azabını

    [182] ellerinizle islediklerinizin karsılıgı olarak; zira Allah, kullarına en ufak bir haksızlık yapmaz

    [183] Allah, yakılarak sunulan bir kurban getirmedikce, hicbir elciye inanmamamızı bize emretmistir" iddiasında bulunanlara gelince, (Ey Peygamber, onlara) de ki: "Benden once de peygamberler size hakikatin tum kanıtlarını ve o hakkında konustugunuzu getirmislerdi: Peki, soylediginizde samimi idiyseniz neden onları katlettiniz

    [184] Ve sayet seni yalanlıyorlarsa (bil ki) aynı sekilde, senden once hakikatin tum kanıtlarını, ilahi hikmet yuklu kitapları ve aydınlık sacan vahyi getiren (diger) peygamberler de yalanlanmıs bulunuyorlar

    [185] Her can olumu tadacaktır: Boylece Kıyamet Gunu (yapıp ettiklerinizin) karsılıgı size tam olarak odenecektir; orada atesten uzaklastırılıp cennete sokulacak olanlar, gercek bir zafer kazanmıs olacaklardır: Zira bu dunya hayatı(na duskunluk), kendi kendini aldatma zevkinden baska bir sey degildir

    [186] Mallarınızla ve canlarınızla mutlaka sınanacaksınız: Ve dogrusu, hem sizden once vahiy verilenlerden hem de Allah´tan baska varlıklara ilahlık yakıstıranlardan bircok incitici soz isiteceksiniz. Ama eger zorluklara sabırla katlanır ve O´na karsı sorumlulugunuzun bilincinde olursanız; bilin ki bu, azimle sarılınacak bir istir

    [187] Allah, gecmiste kendilerine vahiy verilenlere, "Bunu insanlara acıklayın ve ondan hicbir seyi gizlemeyin!" (buyurdugunda, bunu yapacaklarına) dair onlardan guclu bir taahhut almıstı. Ama onlar bu taahhutlerini kulak arkasına attılar ve kucuk bir kazancla degistirdiler: Ne kotu bir alısveristi bu

    [188] Sanma ki bu sekilde basardıklarıyla ovunen ve yapmadıkları ile ovulmekten hoslananlar azaptan kurtulabilecekler. Onları (ahirette) siddetli bir azap beklemektedir

    [189] Goklerde ve yeryuzunde hukumranlık Allah´a aittir: ve Allah, her seyi yapmaya kadirdir

    [190] Kuskusuz, goklerin ve yerin yaratılısında ve gece ile gunduzun birbirini izlemesinde derin kavrayıs sahipleri icin alınacak dersler vardır

    [191] Onlar ki ayakta dururken, otururken ve uyumak icin uzandıklarında Allah´ı anar, (ve) goklerin ve yerin yaratılısı uzerinde inceden inceye dusunurler: "Ey Rabbimiz! Sen bunları(n hic birini) anlamsız ve amacsız yaratmadın. Sen yucelikte sınırsızsın! Bizi atesin azabından koru

    [192] Ey Rabbimiz! Kimi atese mahkum edersen, kuskusuz, onu (bu dunyada) alcaltmıs olursun: Ve bu zalimler, hicbir yardımcı da bulamazlar

    [193] Ey Rabbimiz! (Bizi) imana cagıran bir ses duyduk; ´Rabbinize iman edin!´ Ve boylece imana geldik. Ey Rabbimiz! Gunahlarımızdan oturu bizi affet ve kotuluklerimizi sil; ve gercek erdem sahipleri olarak canımızı al

    [194] Ey Rabbimiz! Elcilerin vasıtasıyla vaad ettigin seyi bize bahset ve Kıyamet Gunu bizi mahcup etme! Suphesiz, sen sozunden asla caymazsın

    [195] Ve Rableri onların dualarını soyle cevaplar: "Ister erkek, ister kadın olsun, (Benim yolumda) caba gosterenlerden hic kimsenin cabasını bosa cıkarmayacagım: (cunku) hepiniz birbirinizin soyundan gelirsiniz. Zulum ve kotuluk diyarından kacanlara, yurtlarından surulenlere, Benim yolumda eziyet cekenlere ve (bu yolda) savasıp oldurulenlere gelince; onların kotuluklerini mutlaka silecegim ve onları, Allah´tan bir mukafat olarak, icinden ırmaklar akan hasbahcelere sokacagım: Zira mukafatların en guzeli, Allah katında olanıdır

    [196] Hakikati inkara sartlanmıs olanların yeryuzunde dilediklerini yapabilir gorunmeleri, seni yanıltmasın

    [197] o, gelip gecici bir tatmin(den ibaret)tir, ama sonunda varacakları yer cehennemdir -o, ne kotu bir meskendir

    [198] Ama Rablerine karsı sorumluluklarının bilincinde olanlar, icinden ırmaklar akan hasbahcelere kavusacaklardır: Allah´tan ne guzel bir karsılama! Ve Allah katında olan, gercek erdem sahipleri icin en hayırlı olandır

    [199] Dogrusu, gecmis vahyin mensupları arasında (gercekten) Allah´a iman edenler ve hem size hem de kendilerine indirilene inananlar vardır. Boyleleri, Allah´tan korkarlar, O´nun mesajlarını ufak bir kazanc icin degistirmezler. Onların mukafatı, Rableri katındadır; cunku Allah, hesap gormede hızlıdır

    [200] Siz ey imana ermis olanlar! Zorluklara sabırla katlanın ve birbirinizle sabırda yarısın, (dogru olanı yapmaya) her zaman hazır olun ve Allah´a karsı sorumluluk bilinci duyun ki mutluluga erebilesiniz

    Nisâ

    Surah 4

    [1] Ey insanlar! Sizi bir tek can(lı)dan yaratan, ondan esini var eden ve her ikisinden pek cok kadın ve erkek meydana getiren Rabbinize karsı sorumlulugunuzun bilincinde olun. Kendisi adına birbirinizden (haklarınızı) talep ettiginiz Allah´a karsı sorumluluk bilinci duyun ve bu akrabalık baglarını gozetin. Suphesiz Allah, uzerinizde daimi bir gozetleyicidir

    [2] O halde yetimlere mallarını verin, (kendi) degersiz malları(nızı) (onlara ait) guzel seyler ile degistirmeyin ve onların mallarını kendi mallarınız ile birlestirerek tuketmeyin. Bu, dogrusu buyuk bir suctur

    [3] Eger yetimlere karsı adil davranamamaktan korkuyorsanız, o zaman, size helal olan (diger) kadınlardan biri ile evlenin -(hatta) ikisi, ucu veya dordu (ile); ama onlara adil bir tarafsızlıkla muamele edemeyeceginizden korkarsanız, o zaman (sadece) bir tane ile- yahut mesru sekilde sahip olduklarınız ile (evlenin). Bu, dogru yoldan sapmamanız icin daha uygundur

    [4] Kadınlara mehirlerini hicbir karsılık beklemeden verin; ama eger onlar, kendi rızalarıyla bir kısmını size bırakırlarsa ondan hosnutluk ve gonul rahatlıgıyla faydalanın

    [5] Allah´ın koruyasınız diye sizin sorumlulugunuza bıraktıgı malları muhakeme yetenegi zayıf kimselere emanet etmeyin; ama bu mallarla onların gecimlerini karsılayın, onları giydirin ve onlarla nazik bir sekilde konusun

    [6] (Sorumlulugunuz altındaki) yetimleri evlenebilecekleri yasa gelinceye kadar deneyin; sonra aklen olgunlastıklarını tesbit ederseniz, mallarını onlara iade edin; (sakın,) onlar buyumeden once, aceleyle ve musrifce harcayarak mallarını tuketmeyin. Zengin olan kimseyi (vesayeti altındakinin malından) tamamen uzak tutun. Fakiri ise ondan uygun bir sekilde istifade ettirin. Mallarını kendilerine teslim ettiginizde, onlar adına sahitler bulundurun ve (unutmayın ki) nihai hesap sorucu olarak Allah kafidir

    [7] Ebeveynin ve akrabanın geride bıraktıklarından erkekler bir pay alacaklardır. Ebeveynin ve akrabanın bıraktıgında, ister az ister cok olsun, kadınların da bir payı olacaktır; (Allah tarafından) tayin edilen bir paydır bu

    [8] (Mirasın) bolusturulmesi sırasında (oteki) akrabalar, yetimler ve muhtaclar hazır bulunduklarında, onlara gecinmeleri icin bir kısmını ayırın ve onlarla nazik bir sekilde konusun

    [9] Ve onlar, (o kanuni mirascılar) (Allah´tan) korksunlar; eger kendileri arkalarında kendi haklarını koruyamayacak durumda olan cocuklar bıraksalardı onlar icin mutlaka endise duyarlardı; iste boyleleri, Allah´a karsı sorumluluklarının bilincinde olsunlar ve (yoksulların hakları konusunda) durust ve insaflı olan neyse onu dile getirsinler

    [10] Yetimlerin mallarını gunahkarca yiyip bitirenler, sadece karınlarını atesle doldurmus olurlar. Cunku (oteki dunyada) yakıcı bir atese mahkum olacaklar

    [11] Cocuklarınız(ın varisligi) konusunda Allah size (sunu) emreder: Erkek, iki kadının hissesine esit (bir miktar) alacaktır; ama ikiden fazla kadın varsa, onlara, (ebeveynlerinin) geride bıraktıklarının ucte ikisi verilecektir; sadece bir tane varsa, onun yarısını alacaktır. (Olenin) anne-babasına gelince, geride bir cocuk bırakması durumunda, her biri terekenin altıda birini alacaktır; ama hic cocuk bırakmamıssa ve anne-babası onun (tek) mirascısı ise, annesi ucte birini alacaktır; eger (olenin) erkek ve kız kardesleri varsa, o zaman annesine, yapmıs oldugu herhangi bir vasiyeti veya (odemek zorunda oldugu) borcu dusuldukten sonra (terekenin) altıda biri verilecektir. Anne-babalarınıza ve cocuklarınıza gelince, hangisinin sizin bırakacagınız fayda ve imkanlara daha layık oldugunu bilemezsiniz. (Iste bu nedenledir) Allah´tan gelen emirler... Suphesiz Allah her seyi bilendir, hikmet sahibidir

    [12] Cocukları olmayan kadınlarınızın terekelerinin yarısı sizin olacaktır; ama bir cocuk bıraktılarsa, yapmıs oldukları vasiyet veya (odemek zorunda oldukları) borcları (dusulduk)ten sonra terekelerinin dortte-birini alacaksınız. Eger cocugunuz yoksa, dul zevceleriniz, terekenizin dortte-birini alacaktır; ama eger geride cocugunuz varsa, yapmıs oldugunuz vasiyet veya (odemek zorunda oldugunuz) borclar dusuldukten sonra terekenizin sekizde-birine sahip olacaklardır. Eger kadın veya erkek, birinci dereceden bir mirascıya sahip degilse, ama bir erkek veya kız kardesi varsa, bunların her birine altıda-bir duser; ama ikiden fazla kisi varsa, o zaman, yapılmıs olan vasiyetler veya (odenmekle yukumlu olunan) borclar (dusulduk)ten sonra (kalan mirasın) ucte-birini alacaklardır. Bu her iki durumda da (mirascılar) bir zarara ugratılmamalıdır. (Bu), Allah´ın bir emri(dir); ve Allah, her seyi bilendir, halimdir

    [13] Bunlar Allah tarafından konulan sınırlardır. Kim Allah´a ve Elcisi´ne tabi olursa, Allah onu, mesken olarak icinden ırmaklar akan hasbahcelere koyacaktır; bu buyuk bir mazhariyettir

    [14] Kim de Allah´a ve Elcisi´ne isyan eder ve O´nun (koydugu) sınırları ihlal ederse, onu icinde yerlesip kalacagı atese atacaktır; ve onu alcaltıcı bir azap beklemektedir

    [15] Hayasızca davranıslarda bulunan kadınlarınıza gelince, aranızdan onların isledigi suca sahit olan dort kisi cagırın; bunlar onun icin sahitlik yaparlarsa, suclu kadınları olum alıp goturunceye yahut Allah onlara (tevbe etmeleri suretiyle) bir kapı acıncaya kadar evlerine hapsedin

    [16] Sucluların her ikisini de (boyle) cezalandırın; ama eger ikisi de tevbe eder ve gidisatlarını duzeltirlerse, onları kendi hallerine bırakın: cunku Allah tevbeleri kabul edendir, rahmet kaynagıdır

    [17] Dogrusu, Allah´ın tevbeleri kabul etmesi, ancak bilmeyerek kotuluk isleyen ve sonra, zaman gecirmeden tevbe edenlere mahsustur. Allah onlara rahmetiyle tekrar yonelecektir, zira Allah her seyi bilendir, hikmet sahibidir

    [18] Oysa ne olum anına kadar kotuluk isleyip duran, ama o an gelip cattıgında "Simdi tevbe ediyorum!" diyenlerin tevbesi kabul edilecektir, ne de hakikat inkarcısı olarak olenlerin; Biz, iste boylelerine siddetli bir azap hazırlamısızdır

    [19] Siz ey imana ermis olanlar! Hanımlarınıza, onların arzusu hilafına (baskı yaparak) mirascı olma(ya calısma)nız helal degildir. Ve acık bir sekilde hayasızca davranma sucu islemedikce vermis oldugunuz herhangi bir seyi geri almak amacıyla onlara baskı yapmayın. Ve hanımlarınızla guzel bir sekilde gecinin; cunku onlardan hoslanmıyor olsanız bile, olabilir ki hoslanmadıgınız bir seyi Allah buyuk bir hayra vesile kılmıs olabilir

    [20] Ama eger bir kadını bırakıp yerine baska birini almak isterseniz, birincisine verdiginiz hicbir seyi -ne kadar cok da olsa- geri almayın. Ona iftira ederek ve bu yuzden acık bir gunah isleyerek verdiginizi geri almak hic olur mu

    [21] Kendinizi birbirinize adadıktan ve esiniz sizden saglam bir taahhut aldıktan sonra onu nasıl geri alabilirsiniz

    [22] Babalarınızın daha once evlenmis oldugu kadınlarla evlenmeyin, ama gecmiste olanlar gecmiste kalmıstır. Bu, kesinlikle utanc verici bir fiildir, cirkin bir seydir ve kotu bir yoldur

    [23] Anneleriniz, kızlarınız, kız kardesleriniz, halalarınız ve teyzeleriniz; kız ve erkek kardeslerinizin kızları; ve sut anneleriniz ile sut kardesleriniz; eslerinizin anneleri; ve kendileriyle gerdege girmis oldugunuz eslerinizden dogmus olan uvey kızlarınız -ki onlar sizin evlatlıklarınızdır- size haram kılınmıstır; fakat gerdege girmemisseniz (kızlarıyla evlenmenizde) bir gunah yoktur; ve kendi sulbunuzden gelen ogullarınızın esleri de (size haramdır); aynı anda ve birlikte iki kız kardesi (es olarak) almanız da (yasaklanmıstır); ama gecmiste olanlar gecmistir. Cunku Allah, cok bagıslayıcıdır, rahmet kaynagıdır

    [24] Mesru sekilde (nikah yoluyla) sahip olduklarınız dısında butun evli kadınlar (size haramdır). Bu, uzerinize farz olan Allahın buyrugudur. Bunların dısında kalan butun (kadınlar), kendilerine mal varlıgınızdan (bir kısmını) vermeniz ve gayri mesru bir iliski ile degil de evlilik bagı yoluyla mesru sekilde almak kaydıyla size helaldir. Kendileriyle evlenmek istediginiz kadınlara hak ettikleri mehirlerini verin; ama bu mesru yukumluluk (uzerinde anlastık)tan sonra (baska) bir sey uzerinde serbestce anlasmanızda sizin icin bir sakınca yoktur. Suphesiz Allah her seyi bilendir, hikmet sahibidir

    [25] Aranızdan her kim, icinde bulundugu sartlardan dolayı hur bir mumin kadın ile evlenecek durumda degilse, onu, mesru sekilde sahip oldugunuz mumin bakirelerden biri (ile evlendirin). Allah, imanınız ile ilgili her seyi bilir; her birini digerinizin bir benzeridir. O halde fuhusta bulunmayan, dost tutmayan ve mesru evlilik bagını gozeten kadınlarla sahiplerinin iznini alarak evlenin ve mehirlerini uygun sekilde kendilerine verin. Onlar evlendikten sonra gayri ahlaki bir davranısta bulunurlarsa, hur evli kadınların tabi oldukları cezanın yarısıyla cezalandırılırlar. Bu (cariyeler ile evlenme izni), gunah islemekten korkanlarınız icindir. Fakat sabırla direnmeniz (ve bu tur evliliklerden kacınmanız)sizin icin daha hayırlıdır. Allah cok affedicidir, rahmet kaynagıdır

    [26] Allah (butun bunları) size acıklamak, oncekilerin (dogru) hayat tarzlarına sizi yoneltmek ve size bagıslayıcılıgı ile yaklasmak ister; zira Allah her seyi bilendir, hikmet sahibidir

    [27] Allah size bagıslayacagı ile yaklasırken (yalnızca) kendi ihtiraslarının ardından gidenler ise dogru yoldan sapmanızı isterler

    [28] Allah yuklerinizi hafifletmek ister; zira insan zayıf yaratılmıstır

    [29] Siz ey imana ermis olanlar! Birbirinizin mallarını haksız yollarla -karsılıklı rızaya dayanan ticaret yoluyla da olsa- heba etmeyin ve birbirinizi mahvetmeyin; zira Allah, sizin icin bir rahmet kaynagıdır

    [30] Bunu dusmanca bir niyetle ve zulum icin yapana gelince, biz onu zamanı geldiginde atesin (azabın)a mahkum edecegiz; zira bu Allah icin kolay bir seydir

    [31] Uzak durmanız emredilen buyuk gunahlardan kacınırsanız, (kucuk) kusurlarınızı orteriz ve sizi serefli bir meskene yerlestiririz

    [32] O halde Allahın kimilerinize digerlerinden daha fazla bagısladıgı nimetlere imrenmeyin. Erkekler kendi kazanclarından bir fayda saglarlar, kadınlar da kendi kazanclarından... Bu nedenle lutfu(ndan size bahsetmesini) Allahtan dileyin; suphesiz Allah, her seyin tam bilgisine maliktir

    [33] Herkes icin (bir seyler) bırakabilecegi mirascılar tayin etmisizdir: anne-babalar, yakın akrabalar ve kendileriyle ahitlestiginiz kimseler; oyleyse onlara paylarını verin, zira Allah her seye sahittir

    [34] Erkekler, kadınları, Allahın kendilerine onlardan daha fazla bagısladıgı nimetler ve sahip oldukları servetten yapabilecekleri harcamalarla koruyup gozetirler. Durust ve erdemli kadınlar, gercekten Allahın koru(nmasını buyur)dugu mahremiyeti koruyan sadık ve itaatkar kadınlardır. Kotu niyetlerinden korktugunuz kadınlara gelince, onlara (once) nasihat edin; sonra yatakta yalnız bırakın; sonra dovun; ve bundan sonra itaat ederlerse onları incitmekten kacının. Allah gercekten yucedir, buyuktur

    [35] Sayet (evli) bir cift arasında anlasmazlık dogmasından korkarsanız, erkegin ve kadının ailelerinden birer hakem tayin edin; eger iki taraf da isi duzeltmek isterse, Allah onları uzlastırır. Bilin ki Allah, gercekten her seyi bilendir, her seyden haberdar olandır

    [36] (Yalnızca) Allaha kulluk edin ve Ondan baska hicbir seye asla ilahlık yakıstırmayın. Anne-babanıza ve yakın akrabanıza, yetimlere ve muhtaclara, kendi cevrenizden olan komsulara ve yabancı komsulara, yanınızdaki-yakınınızdaki arkadasa, yolcuya ve mesru yollarla malik olduklarınıza iyilik yapın. Dogrusu Allah boburlenerek kustahca davrananları sevmez

    [37] (ve) cimrilik yapan, baskalarına da cimriligi tavsiye eden ve Allahın kendilerine bagısladıgı nimetleri gizleyenleri de... Boylece hakikati inkar eden herkes icin utanc verici bir azap hazırladık

    [38] Allaha ve Ahiret Gunune inanmadıkları halde mallarından baskalarına (sırf) insanlar gorup takdir etsinler diye harcayanlar(ı Allah sevmez); yakın dostu seytan olan kisi, ne kotu dost sahibidir

    [39] Onlar sadece Allaha ve Ahiret Gunune inanıyorlarsa ve Allahın kendilerine rızık olarak bagısladıgını (Onun yolunda) harcıyorlarsa neden korksunlar ki? Allah onlar hakkındaki her seyi bilir

    [40] Suphesiz Allah, kimseye zerre kadar haksızlık yapmaz; eger hayırlı bir is varsa onu kat kat arttırır ve rahmetinden buyuk bir odul bahseder

    [41] Oyleyse (Hesap Gunu), her topluluk icinden sahitler getirecegimiz ve seni (ey Peygamber) onlar aleyhinde sahit tutacagımız zaman, ne olacak (o gunahkarların hali)

    [42] Hakikati inkara sartlanmıs olanlar ve Peygambere itaatsizlik yapanlar o gun topragın kendilerini yutmasını isteyecekler; ama onlar, olup biten hicbir seyi Allahtan gizle(ye)meyeceklerdir

    [43] Siz ey imana ermis olanlar! Sarhos iken namaz kılmaya kalkısmayın, ne dediginizi bilinceye kadar (bekleyin); ve boy abdestini gerektiren bir durumda (iken de) yıkanıncaya kadar seyahatte olmanız (ve yıkanma imkanından yoksun bulunmanız) hali dısında- (namaza kalkısmayın). Ama eger hasta iseniz veya seyahatteyseniz yahut tabii ihtiyacınızı yeni gidermisseniz veya bir kadın ile birlikte olmussanız ve hic su bulamıyorsanız, o zaman temiz topragı alın, (onunla) yuzunuzu ve ellerinizi hafifce ovun. Bilin ki Allah, gercekten gunahları temizleyendir, cok affedicidir

    [44] Kendilerine ilahi kelamdan bir pay verilmis olanların simdi onu sapıklık ile degistirdiklerini ve sizin (de) yoldan cıkmanızı istediklerini gormuyor musunuz

    [45] Fakat Allah, dusmanlarınızın kimler oldugunu cok iyi bilir. Hic kimse Allah gibi dost olamaz ve hic kimse Allahın yardım ettigi gibi yardım edemez

    [46] Yahudi itikadına mensup olanların bir kısmı, (vahyedilmis) sozlerin anlamını carpıtırlar; sozleri asıl baglamından kopararak, (simdi yaptıkları gibi) "Isittik ama karsı cıkıyoruz!" ve "Dinleyin ama kulak asmayın!" ve "Asıl sen biz(im sozumuz)e kulak ver (ey Muhammed)!" derler; boylece dilleriyle oyun oynarlar ve (sahih) itikadın yanlıs oldugunu ima etmeye calısırlar. (Halbuki) onlar, sadece "Isittik ve itaat ediyoruz!" ve "(Bizi) dinle, bize katlan!" deselerdi, bu onların gercekten yararına ve daha durustce bir davranıs olurdu: ama hakikati reddettikleri icin Allah onları lanetledi; zira onların inandıkları, basit birkac seyden ibarettir

    [47] Siz ey (gecmiste) kendilerine vahiy bahsedilmis olanlar! (Simdi), sahip oldugunuz (hakikati) tasdik edici olarak indirdigimiz vahye inanın ki umitlerinizi bosa cıkarmayalım ve onları sona erdirmeyelim, tıpkı Sebti ihlal eden o toplumu lanetledigimiz gibi; zira Allahın irade ettigi sey mutlaka icra edilir

    [48] Suphesiz Allah, diledigi kimselerin daha hafif gunahlarını bagısladıgı halde, Kendisine ortak kosulmasını asla bagıslamaz: zira Allaha ortak kosanlar, gercekten korkunc bir gunah islemis olurlar

    [49] Kendilerini tertemiz sayanların farkında degil misin? Hayır, aksine Allah diledigini temize cıkarır ve kimseye kıl kadar haksızlık yapılmaz

    [50] Bak, kendi uydurduklarını nasıl da Allaha isnat ediyorlar? Bundan daha acık bir gunah olamaz

    [51] Kendilerine ilahi kelamdan bir pay verildigi halde (simdi) asılsız muammalara ve seytani guclere inananların ve hakikati inkara sartlanmıs olanların, muminlerden daha dogru yolda olduklarını iddia edenleri gormuyor musun

    [52] Allahın lanetledikleri iste bunlardır ve Allah´ın lanetine ugrayan kisi de kendisine yardım edecek kimse bulamaz

    [53] Yoksa onlar (Allahın) hukumranlıgına ortak mıdırlar? Ama (eger oyle olsaydı), onlar baskasına bir hurma cekirdegi(ni dolduracak) kadar bile bir sey vermezlerdi

    [54] Yoksa onlar, Allahın zenginlik ve comertliginden baskalarına bahsettigi nimetleri dolayısıyla onları kıskanıyorlar mı? Oysa biz Ibrahim ailesine vahiy ve hikmet bahsetmis ve onlara guclu bir hukumranlık vermistik

    [55] Aralarında ona (gercekten) inananlar da vardı, ondan yuz cevirenler de... Ve hicbir sey cehennem (atesi) kadar yakıcı olamaz

    [56] Mesajlarımızın dogrulugunu inkara sartlanmıs onları zamanı geldiginde atese mahkum edecegiz; derileri her yanıp dokuldugunde onları yeni derilerle degistirecegiz ki azabı (tam olarak) tadabilsinler. Suphe yok ki Allah kudret ve hikmet sahibidir

    [57] Buna mukabil, iman edip dogru ve yararlı islerde bulunanları iclerinde ırmaklar akan hasbahcelere koyacagız, orada sonsuza kadar kalacaklar; ve orada tertemiz eslere sahip olacaklar; (boylece) onları sonsuz mutluluga eristirecegiz

    [58] Allah, size emanet edilen (sey)leri ehil olanlara tevdi etmenizi ve her ne zaman insanlar arasında hukum verecek olursanız adaletle hukmetmenizi emreder. Allahın size yapılmasını tavsiye ettigi (sey), mutlaka en guzel (sey)dir: Allah, kesinlikle her seyi isitendir, her seyi gorendir

    [59] Siz ey imana ermis olanlar! Allaha, Peygambere ve aranızdan kendilerine otorite emanet edilmis olanlara itaat edin; ve herhangi bir konuda anlasmazlıga duserseniz, onu Allaha ve Peygambere goturun, eger Allaha ve Ahiret Gunune (gercekten) inanıyorsanız. Bu (sizin icin) en hayırlısıdır ve sonuc olarak da en iyisidir

    [60] Sen (ey Peygamber), sana ve senden oncekilere indirilene inandıklarını iddia eden, (ama ote yandan) seytani guclerin hakimiyetine teslim olmakta beis gormeyenlerin farkında degil misin? Halbuki, Seytanın kendilerini derin bir sapıklıga yoneltmek istedigini gorerek onu inkar etmekle emrolunmuslardı

    [61] Boylece her ne zaman kendilerine, "Allahın indirdigine ve Peygambere gelin!" denilse, bu ikiyuzlulerin senden nefretle yuz cevirdiklerini gorursun

    [62] Fakat bu dunyada yaptıkları yuzunden (Hesap Gunu) baslarına felaket geldiginde ne olacak (onların hali); o zaman sana gelip Allaha yeminle, "Bizim niyetimiz, iyilik yapmak ve uyum saglamaktan baska bir sey degildi" (diyecekler)

    [63] Ama Allah onların kalplerindeki her seyi bilir; o halde kendi hallerine bırak onları, ogut ver ve onlarla durumları hakkında etraflıca konus

    [64] Zira biz her peygamberi, ancak, Allahın izniyle kendisine tabi olunsun diye gondermisizdir. Eger onlar, kendi kendilerine zulmettikten sonra, sana gelip Allahtan bagıslanma dileselerdi Peygamber de onların bagıslanması icin dua etseydi, Allahın tevbeleri kabul edici ve bir rahmet kaynagı oldugunu tereddutsuz gorurlerdi

    [65] Ama hayır, Rabbine andolsun ki onlar, (ey peygamber), aralarında anlasmazlıga dustukleri her konuda seni hakem yapmadıkca ve sonra da senin kararına kalplerinde hicbir burukluk duymaksızın tam bir teslimiyetle tabi olmadıkca, (gercekten) inanmıs olmazlar

    [66] Fakat biz onlara "Hayatlarınızı feda edin!" yahut "Yurtlarınızı terk edin!" diye emretmis olsaydık, cok azı bunu yapardı. Oysa, tavsiye edilen seyi yapmıs olsalardı, bu, kesinlikle onların yararına olurdu ve onları (imanlarında) daha guclu kılardı

    [67] bu durumda biz onlara rahmetimizden buyuk bir mukafat verirdik

    [68] ve onları dosdogru bir yola yoneltirdik

    [69] Allaha ve Peygambere itaat edenler, Allahın nimetlerini bagısladıgı kimselerden olacaklardır: peygamberler, hakikatten hic sapmamıs olanlar, hakikate (hayatlarıyla) sahitlik yapanlar ve durust ve erdemli olanlar: iste boylelerininki ne guzel birlikteklik(ler)dir

    [70] Bu, Allahın lutfudur; ve hic kimse Allahın sahip oldugu bilgiye sahip olamaz

    [71] Siz ey imana ermis olanlar! Ister kucuk guruplar halinde ister toplu halde, savasa giderken tehlikelere karsı hazırlıklı olun

    [72] Aranızda mutlaka geride kalanlar olacak ve o zaman, basınıza bir felaket geldiginde, "Onlarla birlikte bulunmamız Allahın bize bir lutfudur!" diyecekler

    [73] Ama Allahtan size bir zafer ihsan edildiginde, bu kimseler, -kuskusuz sizinle kendileri arasında bir sevgi/baglılık sorunu olmamıs gibi- "Keske onlarla birlikte olsaydık da o buyuk basarıdan (bir pay) kapsaydık!" diyeceklerdir

    [74] Oyleyse, bu dunya hayatını ahiret ile takas etmek isteyenler Allah yolunda savassınlar! Allah yolunda savasan herkese, ister oldurulmus olsun ister zafer kazansın, zamanı geldiginde buyuk bir mukafat ihsan edecegiz

    [75] Nasıl olur da Allah yolunda savasmayı ve "Ey Rabbimiz! Bizi halkı zalim olan bu topraklardan kurtar(ıp ozgurluge kavustur) ve rahmetinle bizim icin bir koruyucu ve destek olacak bir yardımcı gonder!" diye yalvaran caresiz erkekler, kadınlar ve cocuklar icin savasmayı reddedersiniz

    [76] Imana ermis olanlar Allah yolunda savasırlar, hakikati inkara sartlanmıs olanlar ise seytani gucler ugrunda. O halde Seytanın dostlarına karsı savasın; Seytanın hile ve tuzakları kesinlikle zayıftır

    [77] Kendilerine "Ellerinizi cekin, namazlarınızda dikkatli ve daim olun, arındırıcı (mali) yukumlulugunuzu yerine getirin!" denilenlerden haberdar degil misiniz? Ama onlara (Allah yolunda) savasmaları emredilir emredilmez, bazısı, Allahtan korkması gerektigi gibi -hatta daha buyuk bir korkuyla- insanlardan korkmaya baslar ve "Ey Rabbimiz! Neden bize savasmayı emrettin? Keske bize biraz muhlet verseydin!" derler. De ki: "Bu dunyanın keyfi ve rahatlıgı cok kısa omurludur ama ahiret, Allaha karsı sorumluluklarının bilincinde olanlar icin en iyisidir, cunku hic biriniz, kıl kadar haksızlıga ugramayacaksınız

    [78] Nerede olursanız olun, olum gelip sizi bulacaktır, goge yukselen kulelerde olsanız bile." Onlar guzel seylere kavustuklarında, bazıları "Bu Allahtandır!" derler; ama baslarına bir kotuluk gelince, "Bu senin yuzundendir (ey arkadas)!" diye feryat ederler. De ki: "Hepsi Allahtandır!" O halde bu insanlara ne oluyor da kendilerine bildirilen hakikati kavramaya yanasmıyorlar

    [79] Basına her ne iyilik gelirse (bu) Allahtandır; basına her ne kotuluk gelirse (bu da) senin kendindendir. Seni (ey Muhammed!) butun insanlıga bir elci olarak gonderdik ve hic kimse (buna) Allahın sahitligi gibi sahitlik yapamaz

    [80] Kim Peygambere itaat ederse Allaha itaat etmis olur; yuz cevirenlere gelince; Biz seni onlara bekcilik yapman icin gondermedik

    [81] Onlar, "Biz sana itaat ediyoruz." Derler, ama yanından uzaklastıklarında, iclerinden bir kısmı, gecenin karanlıgında, senin dile getirdigin (inanclar)dan baska seyler tasarlarlar; ve Allah onların boyle gece karanlıgında tasarladıkları her seyi kaydeder. O halde kendi baslarına bırak onları ve yalnızca Allaha guven; zira hic kimse Allah kadar guvene layık olamaz

    [82] Onlar bu Kuranı hic anlamaya calısmazlar mı? Eger o, Allahtan baska birinden gelmis olsaydı onda mutlaka bircok (tutarsızlık ve) celiskiler bulurlardı

    [83] Onlar savas veya barıs ile ilgili herhangi bir (gizli) konuda bilgi sahibi olduklarında onu dısarıya yayarlar; halbuki onu Peygambere ve muminler arasından kendilerine otorite emanet edilmis olanlara arzetmis olsalardı, gizli bilgiler elde etmekle ugrasanlar onu(nla ilgili olarak ne yapılması gerektigini) mutlaka bilirlerdi. Ama Allahın size lutfu ve rahmeti sayesinde aranızdan cok az kimse seytanın ardına takılmıstır

    [84] O halde sen Allah yolunda savas cunku sen, yalnızca kendi nefsinden sorumlusun ve muminleri olum korkusunu yenmeleri icin tesvik et! Allah, hakikati inkara kalkısanların gucunu kırmaya muktedirdir; cunku Allah iradesinde guclu ve cezalandırmasında siddetlidir

    [85] Kim haklı bir dava ugrunda ustun caba gosterirse, onun kazandıracagı nimetlerden bir pay alacaktır ve kim de haksız bir dava icin kosturursa, sorumlulugunun hesabını verecektir: Cunku Allah, her seyi gozetleyicidir

    [86] Bir selam aldıgınızda daha guzel bir selam ile karsılık verin veya (en azından) benzeri ile. Suphesiz Allah her seyin hesabını tutmaktadır

    [87] Allah -ki O´ndan baska ilah yoktur- (gelecegi) hakkında hicbir suphe olmayan Kıyamet Gunu sizi bir araya toplayacaktır. Kimin sozu Allahın sozunden daha dogru olabilir

    [88] Allah onları suclarından dolayı (bizzat) dısladıgı halde, munafıklar hakkında nasıl mutereddit olabilirsiniz? Allahın sapıklık icinde bıraktıgı kimseyi dogru yola getirmek mi istiyorsunuz? Oysa Allahın sapıklık icinde bıraktıklarına asla bir cıkıs yolu bulamazsın

    [89] Onlar, kendilerinin inkar ettigi gibi, sizin de hakikati inkar etmenizi isterlerdi ki siz de onlar gibi olasınız. O halde, Allah rızası icin zulum ve kotuluk diyarını terk edinceye kadar onları kendinize dost edinmeyin; ve eger (acık bir) dusmanlıga yonelirlerse, onları nerede bulursanız yakalayın ve oldurun. Onlardan hic birini ne dost, ne de hami edinmeyin

    [90] Eger bir anlasma ile baglı bulundugunuz insanlarla iliskisi olanlardan veya size yahut kendi toplumlarına savas acmak (fikrin)den kalplerine urkuntu geldigi icin size yaklasanlardan degillerse. Halbuki Allah onları sizden daha guclu kılsaydı, mutlaka size savas acarlardı. Ama onlar sizi bırakır, savas acmaktan vazgecer ve barıs teklif ederlerse, Allah onlara zarar vermenize musaade etmez

    [91] Hem sizden hem de kendi kavimlerinden emin olmak isteyen, (ama) kotuluk egilimi ile her karsılastıklarında kendilerini gozu kapalı ona kaptıran baskalarını(n da var oldugunu) goreceksiniz. O halde sayet onlar sizi bırakmaz, sizinle barısa yanasmaz ve ustunuzden ellerini cekmezlerse, onları gordugunuz her yerde yakalayın ve oldurun: Iste size kendilerine karsı (savasmanız icin) apacık yetki verdiklerimiz bunlardır

    [92] Hataen olmadıkca bir muminin baska bir mumini oldurmesine asla izin verilemez. Bir mumini hataen olduren kisi, mumin bir canı ozgurlugune kavusturmak ve maktulun akrabalarına diyet odemekle yukumludur, meger ki onlar bundan vazgecmis olsunlar.Maktulun, kendisi bir mumin olmasına ragmen, sizinle savas halinde olan bir topluluga mensup ise, (diyet), mumin bir canı ozgurlugune kavusturmak (ile sınırlı olacaktır); ama o, sizin anlasma ile baglı bulundugunuz bir topluluga mensup ise (odenecek bedel), mumin bir canı ozgurlugune kavusturmanın yanında akrabalarına odenecek bir diyet(i de kapsayacaktır). Fakat yeterli imkanlara sahip olmayan, (bunun yerine) pes pese iki ay oruc tutmalıdır. (Bu), Allah tarafından emredilen karsılık(tır) ve Allah gercekten her seyi bilendir, hikmet sahibidir

    [93] Fakat her kim bir mumini kasten oldururse, onun cezası, cehennemde kalmak olacaktır. Allah onu mahkum edecek, lanetleyecek ve onun icin korkunc bir azap hazırlayacaktır

    [94] (O halde) siz ey iman edenler, Allah yolunda (sefere) cıktıgınız zaman karsılastıgınız durumu acıkca kavramaya calısın ve size barıs teklif edene bu dunyevi hayatın gelip gecici kazanclarına duydugunuz (ozlem ve) isteklerle "Sen mumin degilsin!" demeyin. Cunku asıl kazanc Allah katındadır. Siz de bir zamanlar aynı durumdaydınız, ama Allah size karsı lutufkar davranmıstı. Oyleyse muhakemenizi kullanın. Suphesiz Allah, yaptıgınızdan her zaman haberdardır

    [95] Bir mazeretleri olmaksızın mucadeleden kacınan muminler ile Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla caba gosterenler bir olamaz: Allah, mallarıyla ve canlarıyla ustun caba gosterenleri mucadeleden kacınanlardan daha ustun bir mertebeye yuceltmistir. Allah butun (muminler)e nihai guzellik vaat etmis olmasına ragmen, Allah yolunda ustun caba gosterenleri, (kendilerine) buyuk bir mukafat (vaat ederek) mucadeleden kacınanlardan ustun kılmıstır

    [96] (hesapsız) mertebelerle ve gunahların bagıslanmasını ve rahmetini (vaat ederek); cunku Allah cok bagıslayıcıdır, rahmet kaynagıdır

    [97] Melekler, kendilerine zulmeden kimselere canlarını alırken soracaklar: "Neyiniz vardı sizin?" Onlar: "Biz, yeryuzunde cok gucsuzduk" diye cevap verecekler.(Melekler), "Allahın arzı sizin kotuluk diyarını terk etmenize yetecek kadar genis degil miydi?" diyecekler. Boylelerinin varıs yeri cehennemdir, ne kotu bir varıs yeri

    [98] Ama -erkek olsun, kadın olsun, cocuk olsun- hicbir gucu olmayan ve kendilerine dogru yol gosterilmeyen caresiz kimseler bunların dısındadır

    [99] Allah onların gunahlarını silebilir. Cunku Allah gunahları silendir, cok bagıslayıcıdır

    [100] Ve kim Allah icin kotuluk diyarını terk ederse, yeryuzunde cok tenha yollar ve bereketli hayatlar bulacaktır. Kim de kotulukten kacarak Allaha ve Peygamberine goc etmek ugruna evini terk eder ve sonra onu olum alırsa, onun mukafatı da Allah katındadır; cunku Allah gercekten cok bagıslayıcıdır, rahmet kaynagıdır

    [101] Yeryuzunde (sefere) cıktıgınızda, hakikati inkara sartlanmıs olanların aniden uzerinize saldırmasından korkarsanız namazlarınızı kısaltmanız gunah olmaz: Cunku o hakikati inkar edenler sizin apacık dusmanlarınızdır

    [102] O halde sen muminler arasında iken onlara namazda imamlık yapacaksan, (yalnızca) bir bolumunun, silahlarını kusanmıs olarak seninle namaza durmalarına izin ver. Onlar namazlarını bitirdikten sonra, namazlarını eda etmemis olan diger gurubun her turlu tehlikeye karsı hazır vaziyette ve silahlarını kusanmıs olarak gelip seninle namaza durmaları sırasında size koruyuculuk yapsınlar; (cunku) hakikati inkara sartlanmıs olanlar sizin silahlarınızı ve techizatınızı unutup bırakmanızı isterler ki ani bir baskınla uzerinize saldırabilsinler. Fakat yagmurdan dolayı sıkıntıya duserseniz yahut hasta iseniz (namaz kılarken) silahlarınızı bırakmanızda bir mahzur yoktur; ama tehlikeye karsı (daima) hazırlıklı olun. Allah, suphesiz, hakikati inkar edenler icin alcaltıcı bir azap hazırlamıstır

    [103] Namazınızı bitirdiginizde Allahı anın ayakta iken, otururken ve uzanmıs halde ve yeniden guvenliginizi sagladıgınızda namazlarınızı (eksiksiz) eda edin. Namaz, butun muminler icin (gunun) belli zamanları ile kayıtlı kutsal bir yukumluluktur

    [104] (Dusman) ordusunu takip etmekte korkak davranmayın. Eger sıkıntı cekerseniz, bilin ki onlar da sizin gibi sıkıntı cekiyorlar; ama siz, Allahtan onların umit etmediklerini (alacagınızı) umit ediyorsunuz. Ve Allah her seyi bilendir, hikmet sahibidir

    [105] Biz sana, hakikati ortaya koyan bu ilahi kelamı indirdik ki insanlar arasında Allahın sana ogrettigine gore hukum verebilesin. O halde ihanet edenlerle tartısmaya girme

    [106] ama Allahın onları bagıslaması icin dua et; unutma ki Allah cok bagıslayıcıdır, rahmet kaynagıdır

    [107] Kendi kisiliklerine ihanet edenleri savunma! Suphe yok ki Allah, kendilerine ihanet edenleri ve gunahkarlıkta inat edenleri sevmez

    [108] Onlar yaptıklarını insanlardan gizleyebildiler ama Allahtan gizleyemezler; cunku gecenin karanlıgında, Allahın tasvip etmedigi dusunce ve inancları her ne zaman tasarlasalar, Allah onların yanı basındadır. Ve Allah onların butun yaptıklarını (ilmiyle) kusatır

    [109] Sizler belki bu dunya hayatında onları savunabilirsiniz; ya Kıyamet Gunu kim onları Allaha karsı savunacak, kim onların koruyucusu olacaktır

    [110] Ama kim kotuluk yapar yahut (baska sekilde) kendisine zulmeder de daha sonra affetmesi icin Allaha yalvarırsa, Allahı cok bagıslayıcı ve rahmet kaynagı olarak bulacaktır

    [111] Cunku gunah isleyen kimse, yalnız kendine zarar verir. Ve Allah her seyi bilendir, hikmet sahibidir

    [112] Ama kim bir hata yapar ve gunah isler de sonra onu sucsuz bir kimsenin ustune atarsa, iftira sucu ve (hatta daha da) igrenc bir gunah yuklenmis olur

    [113] Allahın sana lutfu ve rahmeti olmasaydı, o (kendilerine zulmede)nlerden bazısı seni saptırmaya calısırdı; ama onlar kendilerinden baska kimseyi saptıramazlar. Sana asla bir zarar da veremezler, cunku Allah sana bu ilahi kelamı indirmis, hikmeti (vermis) ve sana bilmediklerini ogretmistir. Allahın sana olan lutfu gercekten buyuktur

    [114] Yardımlasmayı, iyi ve yararlı davranısları ve insanların arasını duzeltmeyi ongoren, bunları gerceklestirmeye calısan kimselerin yaptıgı toplantılar dısında gizli toplanmaların cogunda hayır yoktur; ve butun bu guzel eylemleri, Allahın rızasını kazanmak icin yapana zamanı geldiginde buyuk bir mukafat verecegiz

    [115] Ama, kendisine hidayet bahsedildikten sonra Peygamber ile bagını koparan ve muminlerin yolundan baska bir yola sapana gelince, onu kendi tercih ettigi yolda bırakacak ve ona cehennemi tattıracagız: o ne kotu bir sondur

    [116] Allah, kendisinden baska birine ilahlık yakıstırılmasını asla bagıslamaz, (ama) diledigi kimsenin daha hafif gunahlarını bagıslar: Cunku Allahın yanı sıra baskasına ilahlık yakıstıranlar siddetli bir sapıklıga dusmus kimselerdir

    [117] Onlar, Allahı bırakıp yalnızca cansız sembollere sıgınıyorlar; boylece isyankar bir Seytana sıgınmıs oluyorlar

    [118] ki onu Allah soyle dedigi icin lanetlemistir: "Senin kullarından kendi istedigimi mutlaka alacagım

    [119] onları saptıracagım ve bos hevesler, ozlemler ile dolduracagım; ben onlara emredecegim, onlar da (putperestce bir kurban adeti olarak) deve(lerin) kulaklarını kesecekler; ve ben onlara emredecegim, onlar Allahın mahlukatını ifsad edecekler!" Ama Allahı bırakıp Seytanı kendilerine rehber edinenler, kesinlikle ziyana ugrarlar

    [120] Seytan onlara vaatlerde bulunur ve onları bos ozlemlerle doldurur. Ama Seytanın onlara vaat ettigi her sey sadece akıl celmekten baska bir seye yaramaz

    [121] Boylelerinin varacagı yer cehennemdir ve oradan kacıs yolu bulamayacaklardır

    [122] Ama imana erip yararlı ve dogru isler yapanları iclerinden ırmaklar akan hasbahcelere koyacagız, orada sonsuza kadar kalacaklar. Bu, Allahın gercek vaadidir. Kimin sozu Allahın sozunden daha dogru olabilir

    [123] Kotuluk isleyen(in) cezalandırılacak (olması) ve kendisini Allaha karsı savunacak ve yardım edecek bir kimse bulamaması, ne sizin kuruntularınıza uygun duser, ne de gecmis vahiy mensuplarının kuruntularına

    [124] Halbuki -ister erkek ister kadın olsun- iman edip (yapabilecegi) dogru ve yararlı isler yapan kimse cennete girecek ve bir hurma cekirdegi(ni dolduracak) kadar bile haksızlıga ugramayacaktır

    [125] Butun benligini Allaha teslim eden, daima iyilik yapan ve her turlu batıldan yuz ceviren Ibrahimin inanc sistemine Allahın onu sevgisiyle yucelttigini gorerek uyan kisiden daha iyi iman sahibi kim vardır

    [126] Cunku goklerde ve yerde olan her sey Allaha aittir ve Allah her seyi kusatmıstır

    [127] Onlar, kadınlar ile ilgili duzenlemeler konusunda kendilerini aydınlatmanı istiyorlar. De ki: "(Bizzat) Allah onlarla ilgili hukumler konusunda sizi aydınlatmaktadır"; nitekim kendiniz onlarla evlenmek istediginizden haklarını vermediginiz (sorumlulugunuz altındaki) yetim kızlar ile kimsesiz cocuklar ve sizin yetimlere karsı adaletli davranma yukumlulugunuz hakkında size teblig edilen bu ilahi kelamda (Allahın iradesi tezahur etmis)tir. Ve ne iyilik yaparsanız, unutmayın ki Allah onu tamamıyla bilir

    [128] Eger bir kadın, kocasının kotu muamelesinden veya kendisini terk etmesinden korkarsa (iki taraf) arasında anlasarak sorunlarını cozebilirler; zira karsılıklı anlasma en iyi yoldur ve bencillik, insan ruhunda her zaman mevcuttur. Fakat iyilik yapar ve Ona karsı sorumlulugunuzun bilincinde olursanız, bilin ki Allah yaptıgınız her seyden haberdardır

    [129] Ne kadar isteseniz de eslerinize adaletle davranmak elinizde degildir. Dolayısıyla digerlerini dıslayarak ve onları kocası hem var hem de yokmus gibi bir durumda bırakarak (iclerinden sadece) birine yonelmeyin. Ancak her seyi yoluna koyar ve Ona karsı sorumlulugunuzun bilincinde olursanız, bilin ki Allah cok bagıslayıcıdır, rahmet kaynagıdır

    [130] Eger esler ayrılırlarsa, Allah her birini lutfu ile besleyip gecindirir. Cunku Allah (lutfunda) sınırsızdır, hikmet sahibidir

    [131] ve goklerde ve yerde olan her sey Allaha aittir. Biz, hem sizden once vahiy verilenlere, hem de size Allaha karsı sorumlulugunuzun bilincinde olmanızı emretmisizdir. Eger Onu inkar ederseniz, bilin ki goklerde ve yerde olan her sey Allaha aittir ve Allah kendi kendine yeterlidir, ovulmeye layık olandır

    [132] Goklerde ve yerde olan her sey Allaha aittir ve hic kimse Allah kadar guvene layık olamaz

    [133] O, eger dilerse, ey insanlar, sizi yok edip (yerinize) baska varlıklar gecirebilir: Cunku Allah bunu yapmaya gercekten muktedirdir

    [134] Kim bu dunyanın nimetlerini isterse, (ona hatırlat ki) hem bu dunyanın hem de ahiretin nimetleri Allah katındadır ve Allah gercekten her seyi duyan, her seyi gorendir

    [135] Siz ey imana ermis olanlar! Sizin, ebeveyninizin ve akrabalarınızın aleyhine de olsa, Allah rızası icin hakikate sahitlik yaparak adaleti gozetmeye azmedin. O kisi zengin de olsa fakir de olsa, Allahın hakkı onların her birinin (hakkının) onune gecer. Oyleyse, kendi bos arzu ve heveslerinize uymayın ki adaletten uzaklasmayasınız. Cunku, eger (hakikati) carpıtırsanız, bilin ki Allah butun yaptıklarınızdan haberdardır

    [136] Siz ey imana ermis olanlar! Sımsıkı sarılın Allaha ve Peygambere olan inancınıza ve Onun Peygamberine safha safha indirdigi vahye: Zira Allahı, meleklerini, vahiyleri, peygamberleri ve Ahiret Gununu inkar eden, gercekten siddetli bir sapıklıga dusmustur

    [137] Iman edip sonra hakikati inkar eden ve tekrar iman edip yeniden hakikati inkar eden ve sonra hakikati inkar etmedeki inatlarına boyun egenlere gelince, Allah onları bagıslamayacak ve hicbir sekilde dogru yola eristirmeyecektir

    [138] Boyle ikiyuzlulere kendilerini siddetli bir azabın bekledigini duyur

    [139] Muminleri bırakıp hakikati inkar edenleri muttefik edinenlere gelince, onlarla seref kazanacaklarını mı umuyorlar? Unutmayın ki asıl seref (yalnız) Allaha aittir

    [140] Allah bu ilahi kelamda size buyurmustur ki ne zaman Allahın mesajlarının inkar edildigini ve onların hafife alındıgını duyarsanız, baska seyler konusmaya baslayıncaya kadar bunu yapanların yanından ayrılmalısınız, yoksa kesinlikle onlar gibi olursunuz. Bakın, Allah, ikiyuzluleri hakikati inkar edenlerle birlikte cehennemde toplayacaktır

    [141] onlar ki, sadece basınıza gelecekleri gormeyi beklerler: Boylece, eger Allahtan size bir zafer ihsan edilirse, "Sizin yanınızda degil miydik?" derler; hakikati inkar edenlerin sanslarının yaver gittigini gorunce de (onlara donup): "Su muminlere karsı sizi savunarak sevginizi hak etmedik mi?" derler. Ama Allah, Kıyamet Gunu aranızda hukmunu verecek; ve hakikati inkar edenlerin muminlere zarar vermelerine asla izin vermeyecektir

    [142] Bakın, bu ikiyuzluler, Allahı kandırmaya calısıyorlar; halbuki Allah onların (kendi kendilerini) kandırmalarını saglıyor. Onlar namaz icin kalktıklarında, gonulsuzce, sadece insanlara gorunup takdir etsinler diye kalkarlar; Allahı da nadiren anarlar

    [143] bu taraftakilerle digerleri arasında bocalayıp dururlar, ne o tarafa ne de bu tarafa (sadık) kalırlar. Allahın saptırdıkları icin asla bir cıkıs yolu bulamazsın

    [144] Siz ey imana ermis olanlar! Muminleri bırakıp hakikati inkar edenleri dost edinmeyin! Suclulugunuz konusunda Allahın onune acık bir kanıt mı koymak istiyorsunuz

    [145] Suphe yok ki, ikiyuzluler atesin en dibine atılacaklar ve sen onlara yardım edebilecek birini bulamayacaksın

    [146] Ancak tevbe edenler, durust ve erdemlice yasayanlar, Allaha sımsıkı sarılanlar ve yalnız Ona yurekten inanıp baglananlar haric: Zira bunlar muminlerle birlikte olacaklardır ve zamanı geldiginde Allah butun muminlere buyuk bir mukafat bahsedecektir

    [147] Eger sukredici olur ve imana ererseniz neden Allah (gecmis gunahlarınızdan dolayı) sizi azaba ugratsın? Bilirsiniz ki Allah sukredenlere karsılıgını her zaman veren ve her seyi bilendir

    [148] Allah, bir kotulugun, (ondan) zarar goren tarafından soylenmesi dısında, acıkca dile getirilmesini sevmez. Allah gercekten her seyi duyan, her seyi bilendir

    [149] sizin, acıktan ya da gizli, iyilik yapıp yapmadıgınızı yahut (size yapılmıs olan) bir kotulukten dolayı affediciliginizi gosterip gostermediginizi (bilir): unutmayın ki Allah, gunahları bagıslayandır, kudret ve egemenliginde sınırsızdır

    [150] Allah(a inanmak) ile elcileri(ne inanmak) arasında ayrım yaparak Allahı ve elcilerini inkar edenler ile "Birisine inanır, ama digerini inkar ederiz!" diyenler ve arada bir yol tutanlar

    [151] iste bunlar hakikati inkar edenlerdir ve biz hakikati inkar edenler icin asagılayıcı bir azap hazırlamısızdır

    [152] Allaha ve peygamberlerine inanan ve onlar arasında hicbir ayrım yapmayanlara gelince, zamanı geldiginde Allah, onlara mukafatlarını (tam olarak) bahsedecektir. Ve Allah, cok bagıslayıcıdır, rahmet kaynagıdır

    [153] Tevratın izleyicileri, (ey Peygamber!) gokten kendilerine bir vahiy indirmeni isterler. Onlar Musadan bunun daha buyugunu istemisler ve "Bizi Allah ile yuz yuze getir" demislerdi de bu carpıklıkları yuzunden onları bir ceza yıldırımı carpmıstı. Daha sonra (altın) buzagıya tapmaya baslamıslardı ve hakikatin butun kanıtları kendilerine geldikten sonra yapmıslardı bunu. Yine de bu (gunahları)nı silmis ve Musaya (hakikatin) acık kanıtını bahsetmistik

    [154] ve Sina Dagını verdikleri sozun delili olarak uzerlerinde yukseltmistik. Onlara "kapıdan tevazu icinde girin" demis ve "Sebt Kanununu ihlal etmeyin!" diye uyarmıstık ve kendilerinden saglam bir taahhut almıstık

    [155] Boylece, taahhutlerini cignedikleri, Allahın mesajlarını reddettikleri, peygamberleri haksız yere oldurdukleri ve "Kalplerimiz zaten bilgi ile doludur" diye boburlendikleri icin (onları cezalandırdık), hayır, aslında Allah, hakikati inkar etmelerinden dolayı onların kalplerini muhurlemistir ve (simdi) artık cok az seye inanırlar

    [156] ve hakikati inkar ettikleri ve Meryeme korkunc bir iftira attıkları icin

    [157] ve "Bakın, biz, Allahın Elcisi (oldugunu iddia eden) Meryemin oglu Isa Mesihi oldurduk!" diye boburlendikleri icin. Aslında onu ne oldurduler ne de carmıha gerdiler, sadece onlara oyle (olmus gibi) gorundu ve o konuda farklı gorusler tasıyanlar da gercekten saskındılar, onunla ilgili (gercek) bir bilgileri yoktu ve sadece bir zanna uymuslardı. Kesin olan su ki onu oldurmediler

    [158] Hayır, Allah onu Kendi katına yuceltti. Allah gercekten kudret ve hikmet sahibidir

    [159] Nitekim gecmis vahyin izleyicilerinden hic kimse yoktur ki, olumu anında, Isa ile ilgili hakikati kavramamıs olsun; ve Kıyamet Gunu Isa, (bizzat) onların aleyhine hakikate sahitlik yapacaktır

    [160] Boylece, o zaman, Yahudi itikadına mensup olanlar tarafından islenen zulumden dolayı, (daha once) tattırdıgımız hayatın bazı nimetlerinden onları yoksun bıraktık; (boyle yaptık), cunku Allah yolundan her an sapmaktaydılar

    [161] yasaklandıgı halde faiz alıyorlardı ve baskalarının malını haksız yere harcıyorlardı. (Boylece,) onlar arasından hakikati inkar (etmeye devam) edenler icin siddetli bir azap hazırladık

    [162] Iclerinden bilgide derinlesmis olanlara, sana ve senden oncekilere indirilmis olana iman edenlere, (ozellikle) namazlarında dikkatli ve devamlı olanlara, karsılık beklemeden harcayanlara, Allaha ve Ahiret Gunune inananlara gelince; iste Biz, bunlara buyuk bir mukafat bahsedecegiz

    [163] Bak, (ey Peygamber,) Biz Nuha ve ondan sonraki butun peygamberlere vahyettigimiz gibi sana da vahyettik: tıpkı Ibrahime, Ismaile, Ishaka, Yakuba ve Isa, Eyyub, Yunus, Harun ve Suleyman dahil onların torunlarına vahyettigimiz gibi; ve Davuda bir ilahi hikmet kitabı bagısladıgımız gibi

    [164] ve hem daha once sana bildirdigimiz (oteki) elcilere, hem de bahsetmedigimiz elciler(e vahyettigimiz) gibi: ve Allahın Musaya sozunu soyledigi gibi

    [165] (Butun bu) elcileri guzel haberlerin mujdecileri ve uyarıcılar olarak (gonderdik) ki onlar(ın gelisi)nden sonra insanın Allah karsısında bir mazereti kalmasın: Allah gercekten guc ve hikmet sahibidir

    [166] Ama Allah, sana bahsettigi hakikate (Bizzat Kendisi) sahitlik yapar: onu kendi hikmetinin bir urunu olarak bahsettik ve melekleri de ona sahit tutmustur; oysa hic kimse Allahın sahitligi gibi sahitlik yapamaz

    [167] Hakikati inkar etmeye ve baskalarını Allah yolundan saptırmaya sartlanmıs olanlar, derin bir sapıklık icindedirler

    [168] Hakikati inkar etmeye ve zulum islemeye sartlanmıs olanları, Allah asla affetmeyecek ve onlara bir yol gostermeyecektir

    [169] cehennem yolundan baska, orada sonsuza kadar kalacaklardır; Bu, Allah icin cok kolaydır

    [170] Ey insanlar! Elci size Rabbinizden hakikati getirdi: o halde kendi iyiliginiz icin inanın! Ve eger hakikati inkar ederseniz, bilin ki goklerde ve yerde olan her sey Allaha aittir ve Allah her seyi bilendir, hikmet sahibidir

    [171] Ey incilin izleyicileri! Dininiz(in temeli olan hakikat)in sınırlarını asmayın ve Allah hakkında yalnız hakikati soyleyin! Meryem oglu Isa Mesih sadece Allahın elcisi, Onun Meryeme ulastırdıgı vaadi(nin tahakkuku) ve Onun yarattıgı bir can idi. O halde Allaha ve peygamberlerine inanın ve "(Tanrı bir) ucludur!" demeyin. Kendi iyiliginiz icin (bu iddiadan) vazgecin. Allah, tek ilahtır; cocuk sahibi olmaktan munezzehtir, goklerde ve yerde olan her sey O´na aittir ve hic kimse Allah kadar guvene layık degildir

    [172] Ne Isa, Allahın kulu olmaktan kacınacak kadar gurura kapıldı, ne de Ona yakın olan melekler. Ona kulluk etmeyi gururlarına yediremeyenler ve kustahca boburlenenler (bilsinler ki hesap gunu) Allah hepsini kendi katında toplayacaktır

    [173] orada, iman edip dogru ve yararlı isler yapanlara butun mukafatlarını bagıslayacak ve lutfuyla fazlasını da verecektir; gururlanan ve kustahca boburlenenleri ise siddetli bir azap ile cezalandıracaktır: onlar kendilerini ne Allahtan koruyacak ve ne de yardım edecek birini bulabileceklerdir

    [174] Ey insanlar! Rabbinizden size hakikatin bir tezahuru geldi ve size aydınlatıcı bir ısık gonderdik

    [175] Allaha iman edenlere ve Ona sımsıkı sarılanlara gelince, Allah onları rahmeti ve lutfu ile kusatacak ve dosdogru bir yol ile Kendisine yoneltecektir

    [176] Onlar senden, kendilerini aydınlatmanı isterler. De ki: "Allah, birinci dereceden mirascı bırakmayanlar(dan kalan miras) ile ilgili kurallar konusunda (boylece) sizi aydınlatır: eger bir erkek, cocuk bırakmadan olurse ve bir kız kardesi varsa, onun terekesinin yarısına kız kardesi sahip olacaktır; kız kardesin cocuk bırakmadan olmesi halinde ise erkek onun mirasını alacaktır. Fakat iki kız kardes varsa, ikisi (birlikte) onun terekesinin ucte ikisine sahip olacaklar; ve eger erkek kardesler ve kız kardesler varsa, erkek iki kadının payı kadar alacak." Allah (butun bunları) size acıklar ki sapıklıga dusmeyesiniz; Allah her seyi bilir

    Mâide

    Surah 5

    [1] Siz ey imana ermis olanlar! Antlasmalarınıza sadık olun!(Bundan sonra) belirtilecek olanlar dısında ot ile beslenen hayvanlar(ın eti) sizin icin helaldir: ancak ihramda iken avlanmanıza izin verilmemistir. Bilin ki Allah, iradesinin geregini emreder

    [2] Siz ey imana ermis olanlar! Allahın koydugu sembollere ve kutsal (Hac) ayına ve suslenmis kurbanlıklara ve Rablerinin lutuf ve rızasını isteyerek Beytul-Harama kosanlara karsı saygısızlıkta bulunmayın; (ancak) hac goreviniz bittikten sonra serbestce avlanabilirsiniz. Sizi Mescid-i Haramdan alıkoyanlara karsı ofkeniz, saldırganlık yapmanıza yol acmasın: erdemi ve ilahi sorumluluk bilincini gelistirmede birbirinizle yardımlasın, kotulugu ve dusmanlıgı artırmada degil; Allaha karsı sorumlulugunuzun bilincinde olun: Ve unutmayın ki Allahın intikamı cetindir

    [3] Olu eti, kan ve domuz eti ve ustunde Allahtan baskasının anıldıgı hayvanlar ve bogulan, dovulerek oldurulen veya duserek olen veya derisi yuzulerek oldurulen veya vahsi bir hayvan tarafından parcalanan hayvanlar, canlı iken (bizzat) kestikleriniz haric, size yasaklanmıstır ve putperest sunaklarında kesilenler (de yasaktır). Kehanet yoluyla gelecekte sizi neyin bekledigini ogrenmeye calısmanız da (yasaklanmıstır): Bu gunahkarca bir davranıstır. Bugun hakikati inkara sartlanmıs olanlar, sizin dininiz(i terk edeceginiz)den artık umitlerini tamamen kestiler: Oyleyse, onlardan korkmayın, yalnız Benden korkun!. Bugun dininizi sizin icin kemale erdirdim, nimetlerimin tamamını size bahsettim ve Bana teslimiyeti sizin dininiz olarak belirledim. Gunaha egiliminden degil de hayati bir zaruret sonucu (yasak seylere) suruklenenlere gelince, bilin ki Allah cok bagıslayıcıdır, rahmet kaynagıdır

    [4] Kendilerine neyin helal kılındıgını sana soracaklar. De ki: "Hayatın butun guzel seyleri size helaldir." Allahın size ogrettigi bilgiden bir kısmını ogreterek egittiginiz av hayvanlarına gelince, onların sizin icin yakaladıgı seyi yiyin, ama ustunde Allahın adını anın ve Allaha karsı sorumlulugunuzun bilincinde olun: suphe yok ki Allah hesap gormede hızlıdır

    [5] Bugun, hayatın butun guzel seyleri size helal kılınmıstır. Ve daha once kendilerine vahiy verilenlerin yiyecekleri de size helaldir, sizin yiyecekleriniz de onlara helaldir. Ve (bu ilahi kelama) inananlar icindeki iffetli kadınlar ile sizden once kendilerine vahiy verilenler arasında bulunan kadınları nikahlamanız, -onlara mehirlerini vermeniz sartıyla ve onları gayri mesru yolla ya da gizli dost tutma yoluyla degil de mesru bir nikah ile almanız sartıyla- (size helaldir). (Allaha) inanmayı reddedene gelince; onun butun isleri bosa gidecek: zira o, oteki dunyada zarara ugrayanlar arasında yer alacaktır

    [6] Siz ey imana ermis olanlar! Namaz kılacagınız zaman yuzunuzu, ellerinizi ve dirseklere kadar kollarınızı yıkayın ve (ıslak) ellerinizi basınızın uzerine hafifce surun ve bileklere kadar ayaklarınızı (yıkayın). Eger boy abdestini gerektiren bir halde iseniz kendinizi temizleyin. Ama eger hasta iseniz yahut seyahatteyseniz yahut tabii ihtiyacınızı gidermisseniz yahut bir kadınla birlikte olmussanız ve su bulamıyorsanız, o zaman, temiz topraga ellerinizi surun ve onunla yuzunuzu ve kollarınızı hafifce ovun. Allah sizi zora kosmak istemez; ama sizi tertemiz kılmak ve nimetlerinin tamamını size bahsetmek ister ki sukredenlerden olasınız

    [7] (Daima) hatırlayın, Allahın size bahsettigi nimetleri ve "Duyduk ve itaat ettik!" dediginizde Allaha karsı altına girdiginiz kesin taahhudu. O halde, Allaha karsı sorumlulugunuzun bilincinde olun: suphe yok ki Allah, (insanların) kalpler(in)de olanı kesinlikle bilir

    [8] Siz ey imana ermis olanlar! Insaf ile hakikate sahitlik yaparak Allaha baglılıgınızda sıkı durun; ve herhangi bir kimseye karsı nefretiniz, sizi adaletten sapma gunahına itmesin. Adil olun: bu, Allaha karsı sorumluluk bilinci duymaya en yakın olan (davranıs)tır. Ve Allaha karsı sorumlulugunuzun bilincinde olun: suphe yok ki Allah butun yaptıklarınızdan haberdardır

    [9] Allah, imana eren ve iyi isler yapanlara gunahlarının bagıslanacagını ve buyuk bir mukafatın onların olacag(ını) vaat etmistir

    [10] ama, hakikati inkara sartlanmıs olanlar ve mesajlarımızı yalanlayanlar var ya; iste onlar yakıcı atese mahkum olanlardır

    [11] Siz ey imana ermis olanlar! Hatırlayın (dusman) toplumun sizi alt etmek uzere oldugu ve Allahın sizi onların elinden kurtardıgı zaman bahsettigi nimetleri. O halde Allaha karsı sorumlulugunuzun bilincinde olun: ve iman edenler yalnız Allaha guvensinler

    [12] Ve gercek su ki, liderlerinden on ikisini (casus olarak Kenana) gonderdigimiz zaman, Allah Isarilogullarından (benzer) bir kesin taahhut almıstı. Ve Allah demisti: "Bilin ki sizinle beraber olacagım! Eger namazlarınızda dikkatli ve daim olur ve karsılıksız yardımda bulunursanız; Benim Peygamberlerime inanır ve onlara yardım ederseniz ve Allaha buyuk bir borc verirseniz kotu fiillerinizi mutlaka silerim ve sizi icinden ırmakların aktıgı hasbahcelere koyarım. Ama bundan sonra icinizden kim, hakikati inkar ederse, dogru yoldan kesinlikle sapmıs olacaktır

    [13] Daha sonra, kesin taahhutlerinden caydıkları icin onları lanetledik ve kalplerini katılastırdık; (oyle ki, simdi) onlar, (vahyedilmis) sozleri, asıl baglamlarından kopararak carpıtıyorlar; ve onlar, akıllarından cıkarmamaları emredilen seylerin cogunu unutmuslar; birkacı dısında onların hepsinden daima ihanet goreceksin. Ama onları bagısla ve (yaptıklarına) katlan: suphe yok ki Allah iyilik yapanları sever

    [14] Ve (aynı sekilde), "Biz Hristiyanız!" diyenlerden kesin bir taahhut almıstık; ama onlar da, akıllarından cıkarmamaları emredilen seylerin cogunu unutmuslardır; bu nedenle, onlar arasında Mahser Gunune kadar (surecek) dusmanlık ve kini arttırdık: ve zamanı geldiginde Allah onlara neler islediklerini gosterecektir

    [15] Ey Kitab-ı Mukaddesin izleyicileri! Simdi size, (kendi kendinizden) gizlediginiz Kitabın bircogunu acıklamak ve bir kısmını da bagıslamak amacıyla Elcimiz gelmistir. Simdi Allahtan size bir ısık ve apacık bir ilahi kelam ulasmıstır

    [16] ki onunla Allah, kendi rızasını arayan herkese kurtulusa goturen yolları gosterir, rahmetiyle onları karanlıgın derinliklerinden aydınlıga cıkarır ve dosdogru bir yola yoneltir

    [17] Allah, Meryemin oglu Mesihtir!" diyenler hakikati inkar ederler. De ki: "Eger Meryem oglu Isayı ve onun annesini ve yeryuzundeki herkesi -onların tumunu- helak etmek isteseydi kim Allaha mani olabilirdi? Zira, goklerin ve yerin onlar arasında bulunan her seyin hukumranlıgı Allaha aittir; O diledigini yaratır: ve Allah diledigini yapmaya kadirdir

    [18] (Hem) Yahudiler ve (hem de) Hıristiyanlar, "Biz Allahın cocuklarıyız, ve Onun sevgili kulları!" derler. De ki: "Oyleyse, Allah, neden gunahlarınızdan dolayı size azap cektirsin? Hayır, siz Onun yarattıgı (olumlu) insanlardan baska bir sey degilsiniz! O, diledigini bagıslar ve diledigine azap cektirir: Zira goklerde ve yerde ve ikisi arasında bulunan her sey uzerindeki hukumranlık Allaha aittir ve butun yolculuklar Onda nihayet bulur

    [19] Ey Kitab-ı Mukaddesin izleyicileri! Hicbir peygamberin gelmedigi uzun bir aradan sonra, size (hakikati) bildiren bu Elcimiz gonderildi ki "Bize ne bir mujdeci, ne de uyarıcı gelmedi" demeyesiniz: iste size bir mujdeci ve uyarıcı geldi, cunku Allah diledigini yapmaya kadirdir

    [20] Bir zaman Musa, halkına: "Ey halkım!" demisti, "Allahın size bahsettigi nimetleri hatırlayın ki O, aranızdan peygamberler cıkarmıs, sizi kendi-kendinizin efendisi yapmıs ve dunyada baska hic kimseye gostermedigi (lutfu)nu size gostermisti

    [21] Ey halkım! Allahın size vaat ettigi kutsal topraklara girin: ama (inancınızdan) vazgecmeyin, yoksa kaybedenlerden olursunuz

    [22] Onlar, "Ey Musa!" diye seslendiler, "Unutma ki o topraklarda zorba bir halk yasıyor, ve onlar uzaklasmadıkca biz kesinlikle oraya girmeyecegiz; ama eger oradan uzaklasırlarsa o zaman gireriz

    [23] (Bunun uzerine) Allahın nimetine mazhar olan ve (Ondan) korkanlar arasından iki kisi: "Onların uzerine kapıdan gidin!" dediler, "Cunku, unutmayın, siz oraya girerseniz galip geleceksiniz! Ve eger (gercek) muminler iseniz Allaha guven duymalısınız

    [24] (Ama) onlar: "Ey Musa!" dediler, "Otekiler orada oldukca biz o (topraklar)a asla giremeyecegiz. O halde sen ve Rabbin gidin ve birlikte savasın! Biz burada kalacagız

    [25] (Musa,) "Ey Rabbim! Benim sadece kendime ve kardesim (Harun)a sozum geciyor! O zaman, bizimle bu sapkın halk arasına bir cizgi cek!" diye yalvardı

    [26] Oyleyse, bu (topraklar) onlara kırk yıl boyunca yasaklanmıstır, bu sure icinde yeryuzunde saskın saskın dolassınlar; sen artık bu sapkın halk icin kendini uzme!" diye cevap verdi Allah

    [27] Ve onlara gercegi gostermek icin Ademin iki oglunun kıssasını anlat; nasıl ikisinin birer kurban sunduklarını ve birinden kabul edildigi halde digerinden kabul edilmedigini.(Onlardan biri, Kabil), "Seni mutlaka oldurecegim!" demisti.(Kardesi Habil) cevap vermisti: "Unutma ki Allah, yalnız Ona karsı sorumluluk bilinci duyanların (kurbanı)nı kabul eder

    [28] Beni oldurmek icin el uzatsan bile, ben oldurmek icin sana el uzatmayacagım: Ben butun alemlerin Rabbi Allahtan korkarım

    [29] (Beni oldurursen,) dilerim, hem kendi gunah(lar)ını, hem de benim gunahlarımı(n yukunu) yuklenir ve boylece cehennemin yolunu tutarsın! Cunku zalimlerin cezası budur

    [30] Fakat digerinin ihtirası onu kardesini oldurmeye surukledi ve onu oldurdu: Boylece husrana ugrayanlardan oldu

    [31] Bunun uzerine Allah, kardesinin cesedinin cıplaklıgını nasıl gizleyebilecegini ona gostersin diye topragı eseleyen bir karga gonderdi. (Bunu goren Kabil,) "Eyvah" diye haykırdı, "Yazıklar olsun bana! Ben, bu karganın yaptıgını yapmayacak kadar ve kardesimin cesedinin cıplaklıgını gizleyemeyecek kadar aciz miyim?" Ve bunun uzerine vicdan azabı ile carpıldı

    [32] Bu yuzden Biz Israilogullarına bildirdik ki, -cinayetin ve yeryuzunde fesadı yayma(nın cezası) olarak islenmesi dısında- eger bir kimse bir insanı oldururse butun insanlıgı oldurmus gibidir; ve bir kimse bir hayat kurtarırsa butun insanlıgı kurtarmıs gibi olur. Gercekten elcilerimiz, onlara hakikatin butun delilleri ile geldiler: ama, buna ragmen, onların cogu yeryuzunde her cesitli asırılıga meyletmeye devam etti

    [33] Allaha ve Elcisine karsı savas acanların ve yeryuzunde fesadı yaymaya calısanların buyuk kısmının oldurulmeleri veya asılmaları veya doneklikleri yuzunden buyuk kısmının ellerinin ve ayaklarının kesilmesi yahut yeryuzunden (tamamiyle) surulmeleri, yalnızca bir karsılıktan ibarettir: Iste bu, onların bu dunyada ugradıkları zillettir. Oteki dunyada ise (daha) korkunc bir azap bekler onları

    [34] ancak (ey muminler,) siz onlardan daha guclu hale gelmeden once tevbe edenler haric: cunku, bilmelisiniz ki Allah cok bagıslayıcıdır, rahmet kaynagıdır

    [35] Siz ey imana ermis olanlar! Allaha karsı sorumlulugunuzun bilincinde olun, Ona daha yakın olmaya calısın ve Allah yolunda gayret gosterin ki mutluluga erisebilesiniz

    [36] Suphe yok ki, hakikati inkara sartlanmıs olanlar, Kıyamet Gunundeki azaptan kurtulmak icin yeryuzundeki her seyi ve hatta iki kat fazlasını fidye olarak teklif etseler de kabul ettiremezler; cunku siddetli bir azap bekler onları

    [37] Onlar atesten kurtulmak isterler, ama kurtulamazlar; uzun surecek bir azap bekler onları

    [38] Hırsızlık eden erkege ve hırsızlık eden kadına gelince, islemis oldukları fiillere karsılık, Allahtan (gelen) caydırıcı bir mueyyide olarak her ikisinin ellerini kesin: zira Allah kudretlidir, hikmet sahibidir

    [39] Bu sucu isledikten sonra tevbe edip kendisini ıslah edene gelince, kuskusuz Allah onun tevbesini kabul eder: Allah cok bagıslayıcıdır, rahmet kaynagıdır

    [40] Bilmez misin ki goklerin ve yerin hukumranlıgı Allahındır? O, diledigini cezalandırır, diledigini bagıslar: Zira Allah her seye kadirdir

    [41] Ey Peygamber! Hakikati inkarda birbirleriyle yarısanlardan dolayı uzulme: su, agızlarıyla "Biz inanıyoruz!" diyen, halbuki kalben inanmayanlardan ve her turlu yalanı can kulagıyla dinleyen ve (aydınlanmak icin) sana gelmek yerine baska insanlara kulak veren Yahudilerden. Onlar, (vahyedilen) sozleri asıl baglamlarından kopararak anlamlarını carpıtırlar ve "Eger size soyle soyle (bir ogreti) verilirse onu kabul edin; ama verilmezse uzak durun!" derler. (Onlara bakıp uzulme,) cunku Allah, bir kisinin kotuluge meyletmesini dilemisse Allahın onun hakkındaki iradesine hicbir sekilde mani olamazsın. Iste onlar kalplerini Allahın temizlemek istemedikleridir. Onları bu dunyada zillet, oteki dunyada da korkunc bir azap bekler

    [42] onlar, her turlu yalanı can kulagıyla dinleyenler, kotu olan her seyi ac gozlulukle yutanlardır! Oyleyse (bir karar vermen icin) sana gelirlerse ister onlar arasında karar verirsin, ister kendi hallerine bırakırsın: Cunku eger onları kendi hallerine bırakırsan sana hicbir sekilde zarar veremezler. Ama eger bir karar verirsen, onlar arasında adaletle karar ver: Allah adil davrananları bilir

    [43] Onlar Allahın buyruklarını ihtiva eden Tevrata sahip oldukları halde nasıl senden bir hukum vermeni isterler ve ondan sonra da (senin verdigin hukumden) yuz cevirirler? O halde boyleleri (gercek) muminler degildir

    [44] Suphe yok ki, icinde rehberlik ve aydınlık bulunan Tevratı indiren Biziz. Kendilerini Allaha teslim eden peygamberler, ona dayanarak yahudi itikadına uyanlar arasında hukum verirlerdi; (eski) din adamları ve hahamları da oyle yaptılar, cunku Allahın kelamının bir kısmı onların himayesine emanet edilmisti; ve hepsi onun dogruluguna sahitlik yaptılar. Bu nedenle, (ey Israilogulları,) insanlardan korku duymayın , yalnız Benden korkun; ve Benim mesajlarımı onemsiz bir kazanc karsılıgı degistirmeyin: Cunku Allahın indirdiklerine gore hukum vermeyenler, gercekten hakikati inkar edenlerdir

    [45] Ve onlar icin (Tevratta) hukmettik: cana can, goze goz, dise dis, kulaga kulak, buruna burun ve yaralamalarda (benzer) bir karsılık; ama kim hayrı icin ondan vazgecerse, bu gecmis gunahlarının bir kısmına kefaret olacaktır. Allahın vahyettigine gore hukum vermeyenler, iste onlar zalimlerdir

    [46] Biz, Meryem oglu Isayı, o (gecmis peygamber)lerin izleri uzerinde Tevrattan (o gune) kalanın dogrulugunu tasdik edici olarak gonderdik. Biz, ona, Allaha karsı sorumluluk bilinci tasıyanlara bir rehber ve bir ogut olarak Tevrattan (o gune) kalanı tasdik eden, icinde rehberlik ve aydınlık bulunan Incili verdik

    [47] O halde Incile uyanlar, Allahın onunla vahyettikleri dogrultusunda hukum versinler: Kim Allahın indirdigi ile hukmetmezse iste onlardır gercek fasıklar

    [48] Ve sana, (ey Peygamber), hakikati ortaya koyan bu ilahi kelamı, gecmis vahiylerden (bu gune) kalanı tasdik edici ve icinde hangi dogruların bulundugunu belirleyici olarak indirdik. Oyleyse, (ey Peygamber,) gecmis vahyin izleyicileri arasında Allahın indirdiklerine uygun olarak hukum ver, ve sana gelmis olan hakikati terk ederek onların mesnetsiz goruslerine uyma. Biz, her biriniz icin (farklı) bir sistem ve (farklı) bir hayat tarzı belirledik. Eger Allah dileseydi, hepinizi tek bir topluluk yapardı: ama indirdikleri aracılıgıyla sizi sınamak icin (baska turlu diledi). O halde hayırlı islerde yarısın! Hepinizin donusu Allahadır; o zaman Allah, ayrılıga dustugunuz seyleri size gosterecektir

    [49] O halde, gecmis vahyin mensupları arasında Allahın indirdigine gore hukmet ve onların mesnetsiz goruslerine uyma; ve onlardan sakın ki Allahın sana indirdiginin bir kısmından seni uzaklastırmasınlar. Eger onlar (Allahın buyruklarından) yuz cevirirlerse, bil ki bir kısım gunahlarından dolayı onları (boylece) cezalandırmak, Allahın iradesi geregidir: Unutma ki insanların cogu gercekten sapkındır

    [50] Yoksa onlar, cahiliyye kanunu (ile yonetilmek) mi istiyorlar? Halbuki, kalben mutmain olan insanlar icin Allahtan daha iyi kanun koyucu olabilir mi

    [51] Siz ey imana ermis olanlar! Yahudileri ve Hıristiyanları dost edinmeyin: Onlar yalnızca birbirlerinin dostlarıdır. Ve hanginiz onları dost edinirse kesinlikle onlardan olur: Bilin ki Allah boyle zalimlere dogru yolu gostermez

    [52] Ve kalplerinde hastalık olanların, (kendi kendilerine) "Sansımızın kotu gitmesinden korkuyoruz!" diyerek onların isine yarayan bir tavır sergilemekte yarıstıklarını gorebilirsin. Ama Allah, (muminler icin) buyuk bir basarı takdir ettiginde yahut kendi planının (baska) bir tezahurunu gerceklestirdiginde o (kararsız)lar, kendi iclerinde gizlice barındırdıkları dusuncelerden dolayı vicdan azabı duymaya baslarlar

    [53] Oysa imana erenler, (birbirlerine), "Sizinle birlikte olacaklarına dair kararlı sekilde Allaha yemin edenler bu kisiler midir? Onların butun yaptıkları bosa gitmistir, cunku onlar ziyandadır!" derler

    [54] Siz ey imana ermis olanlar! Eger imanınızı kaybederseniz, Allah, zaman icinde (sizin yerinize) Onun sevdigi ve Onu seven insanlar gecirecektir; muminlere karsı alcak gonullu, hakikati inkar edenlere karsı onurlu; Allah yolunda ustun caba gosteren ve kendilerini kınayabilecek kimselerin kınamasından korkmayan (insanlar): Bu, Allahın diledigine bagısladıgı lutfudur. Allah (lutfunda) sınırsızdır ve her seyi bilendir

    [55] Unutmayın ki sizin yardımcılarınız sadece Allah ve Elcisi ve imana erenler olacaktır; (yani) namazlarında devamlı ve dikkatli olanlar, arındırıcı (mali) yukumluluklerini yerine getirenler ve (Allahın karsısında) boyun egenler

    [56] Cunku Allah ve Elcisi ve imana erenler ile dost olanlar; iste onlar, Allahın taraftarlarıdır, onlardır zafere ulasanlar

    [57] Siz ey imana ermis olanlar! Eger gercek muminler iseniz, inancınızı kucumseyen ve onunla eglenenleri bunlar ister sizden once vahiy verilenlerden, isterse (bu vahyin) hakikati(ni) inkar edenlerden olsunlar- dost edinmeyin ve Allaha karsı sorumlulugunuzun bilincinde olun

    [58] Onları namaza cagırdıgınızda onu kucumserler ve alaya alırlar- Cunku onlar akıllarını kullanmayan bir topluluktur

    [59] De ki: "Ey gecmis vahyin izleyicileri! (Yalnız) Allaha ve Allahın hem bize hem bizden oncekilere indirdigine inandıgımız icin mi bizde kusur buluyorsunuz? (Yoksa bu, sadece) cogunuzun sapkınlıgından mı(dır)

    [60] De ki: "Allah katında bunlardan daha siddetli bir cezayı hak edenleri size soyleyeyim mi? Onlar, Allahın lanetledikleridir; onlar Allahın gazap ettikleridir ve seytani guclere taptıkları icin Allahın maymuna ve domuza cevirdikleridir: Bunlar durumu en kotu olanlar ve dogru yoldan (alaya alıcılardan) daha fazla sapanlardır

    [61] Onlar, sana geldiklerinde, "Inanıyoruz!" derler: Oysa, aslında hakikati inkar niyeti ile gelirler ve aynı sekilde ayrılırlar. Ama Allah, onların gizledigi her seyin farkındadır

    [62] Onların cogunun, gunah islemede, gaddarca davranmada ve her kotulugu bogazlarına indirmekte birbirleriyle yarıstıklarını gorebilirsin. Yaptıkları sey ne kadar kotudur

    [63] Neden onların din adamları ve hahamları onları gunahkarca iddialardan ve her turlu kotulugu bogazlarına indirmekten alıkoymadılar? Ortaya koydukları sey ne kadar kotudur

    [64] Yahudiler, "Allahın eli sıkıdır" derler. Sıkı olan onların elidir: Ve bu iddialarından dolayı (Allah tarafından) lanetlenmislerdir. Tersine, Onun elleri sonuna kadar acıktır: O, (lutfunu) diledigi gibi dagıtır. Ama (ey Peygamber,) Rabbin tarafından sana indirilen her sey, onların cogunun kibirli kustahlıklarında ve hakikati inkarda daha inatcı yapacaktır. Boylece biz, Kitab-ı Mukaddesin takipcileri arasına Mahser Gunune kadar (surecek) kin ve nefret tohumları sactık: ne zaman savas atesi yaksalar Allah onu sondurur; ve onlar yeryuzunde yozlasmayı ve curumeyi arttırmak icin ellerinden geleni yaparlar: Allah ise yozlasmaya ve curumeye yol acanları sevmez

    [65] Eger Kitab-ı Mukaddesin izleyicileri (gercek) inanca ve Allaha karsı sorumluluk bilincine ulasmıs olsalardı, Biz gercekten onların (gecmis) kotuluklerini siler ve onları nimet bahcelerine sokardık

    [66] eger onlar Tevrata, Incile ve Rableri tarafından kendilerine indirilmis olan butun (vahiy)lere uymus olsalardı, gokyuzunun ve yerin tum nimetlerinden yararlanırlardı. Onların bir kısmı dogru bir yol tutarlar; coguna gelince, yaptıkları ne kotudur onların

    [67] Ey Elci! Rabbinden sana indirilenleri teblig et: Sen onu tam yapmadıgın surece Rabbinin mesajını (hic) yaymamıs olursun. (Gorevini yaparsan) Allah seni (inanmayan) insanlardan koruyacaktır. Allah, hakikati inkar eden insanları dogru yola iletmez

    [68] De ki: "Ey Kitab-ı Mukaddesin takipcileri! Siz, Tevrata, Incile ve Rabbiniz tarafından size indirilen her seye (tam olarak) uymadıkca inanclarınızı saglam bir temele oturtmus olmazsınız! Fakat (ey Peygamber,) Rabbin tarafından sana indirilenler, onların cogunu kibirli kustahlıklarında ve inkarcılıkta daha inatcı yapacaktır. Ama hakikati inkar eden insanlara uzulme

    [69] cunku, (bu ilahi kelama) iman edenler ve Yahudi itikadına uyanlar ile Sabiiler ve Hıristiyanlardan Allaha ve Ahiret Gunune inanıp, dogru ve yararlı fiillerde bulunanlar ne korkacak, ne de uzuleceklerdir

    [70] Gercek su ki, biz Israilogullarından kesin bir taahhut almıs ve onlara elciler gondermistik: (ama) ne zaman bir elci, onlara hoslanmadıkları bir sey getirdiyse (isyan ettiler:) o (elci)lerin bir kısmını yalanladılar, digerlerini de oldurduler

    [71] (bunu yapmakla) kendilerine bir zarar gelmeyecegini dusunuyorlardı; boylece (kalben) kor ve sagır oldular. Sonra Allah onların tevbesini kabul etti: (ama sonra) onların cogu yine korlesti, sagırlastı. Allah onların butun yaptıklarını gorur

    [72] Gercekten, "Allah Meryem oglu Mesihdir" diyenler hakikati inkar etmis olurlar; (bizzat) Mesihin, "Ey Israilogulları! (Yalnızca) hem benim Rabbim, hem de sizin Rabbiniz olan Allaha kulluk edin!" dedigini gordukleri halde. Unutmayın, kim Allahtan baska bir varlıga ilahlık yakıstırırsa, Allah onu cennetten mahrum edecek ve boylelerinin varıs yeri cehennem olacaktır: ve boylece zalimler kendilerine bir yardımcı bulamayacaklardır

    [73] Gercekten, Tek Allahtan baska hicbir ilah olmadıgını gordukleri halde "Bakın, Allah uclunun ucuncusudur" diyenler, hakikati inkar etmis olurlar. Ve onlar bu iddialarından vazgecmedikce, hakikati inkar eden bu gibilerin basına siddetli bir azap gelecektir

    [74] Oyleyse pismanlık icinde Allaha yonelip Onun bagıslanmasını hala dilemeyecekler mi? Allah cok bagıslayıcıdır, rahmet kaynagıdır

    [75] Meryem oglu Mesih sadece bir peygamberdir: (Diger) butun peygamberler ondan once gelip gecti; onun annesi, hakikatten asla sapmamıs olan biriydi; ve onların ikisi de (diger olumluler gibi) yiyecekle beslenirdi.Bak, bu mesajları onlara nasıl acıkladık: ve sonra bak, nasıl ters yuz olmustur onların zihinleri

    [76] De ki: "Allahın yanı sıra size ne bir fayda saglama ne de zarar verme gucu olmayan seye mi taptınız? Oysa yalnız Allahtır her seyi duyan, her seyi bilen

    [77] De ki: "Ey Incilin takipcileri! Inanclarınız(ın icerdigi hakikat)in sınırları(nı) ihlal etmeyin; ve daha once kendileri sapmıs olup bir cogunu da saptırmıs olan ve dogru yoldan hala sapmakta devam eden bir toplulugun mesnetsiz goruslerine uymayın

    [78] Hakikati inkara sartlanmıs bulunan su Israilogulları (zaten) Davudun ve Meryem oglu Isanın diliyle lanetlenmislerdir: Boyledir, cunku onlar (Allaha) isyan ettiler; hak ve adalet sınırlarını ihlalde ısrarcı davrandılar

    [79] Onlar birbirlerini yaptıkları igrenc seylerden vazgecirmeye calısmadılar: yaptıkları sey gercekten ne kotu idi

    [80] (Ve simdi) onların bir cogunun hakikati inkar edenlerle dost olduklarını gorebilirsin! Ihtiraslarının onları surukledigi sey (oyle) kotudur (ki) Allah onlara gazap etmistir; ve onlar azap icinde yasayacaklardır

    [81] Cunku, eger onlar Allaha, kendilerine gonderilen Peygambere ve ona indirilen her seye (gercekten) inansalardı, bu (hakikat inkarcı)larını dost edinmezlerdi: Ama onların cogu sapkındır

    [82] Butun insanlar icinde (bu ilahi kelama) inananlara en cok dusmanlık yapanların Yahudiler ve Allahtan baskasına ilahlık yakıstırmaya sartlanmıs olanlar oldugunu kesinlikle goreceksin; ve butun insanlar icinde (bu ilahi kelama) inananlara en cok sefkat gosterenlerin ise "Biz Hıristiyanız" diyenler oldugunu goreceksin: boyledir, cunku onlar arasında oyle kesisler ve rahipler var ki bunlar kibre kapılmamıslardır

    [83] Onlar bu elciye indirileni anlamaya basladıkları zaman gozlerinden yaslar bosaldıgını gorursun, cunku ondaki hakikatin bir kısmını tanırlar; (ve) "Ey Rabbimiz" derler, "Biz inanıyoruz: oyleyse bizi hakikate sahitlik yapanlar ile bir tut

    [84] Ve Rabbimizin bizi durust ve erdemliler arasına katmasını o kadar siddetle arzuladıgımız halde nasıl Allaha ve bize indirilen hakikate inanmakta zaaf gosterebilirdik

    [85] Ve bu inancları karsılıgı Allah onları, mesken edinecekleri, icinden ırmaklar akan hasbahcelerle odullendirecektir: bu, iyilik yapanların oduludur

    [86] hakikati inkara ve mesajlarımızı yalanlamaya sartlanmıs olanlara gelince, onlar yakıcı atese mahkumdurlar

    [87] Siz ey imana ermis olanlar! Allahın size helal kıldıgı hayatın guzelliklerinden kendinizi yoksun bırakmayın, ama hakkın sınırlarını da asmayın: Allah, sınırları asanları asla sevmez

    [88] O halde, Allahın rızık olarak size bagısladıgı mesru guzelliklerden yararlanın ve iman ettiginiz Allaha karsı sorumlulugunuzun bilincinde olun

    [89] Allah, dusunmeden agzınızdan kacırıverdiginiz yeminlerden dolayı sizi sorumlu tutmaz, ama bilerek ve isteyerek yaptıgınız yeminlerden sorumlu tutacaktır. Boylece, yemininizi bozma karsılıgında, on yoksulu kendi ailenize yedirdiginizin hemen hemen aynısı ile beslemeniz veya onları giydirmeniz veya bir insanı ozgurlugune kavusturmanız gerekir; buna imkanı olmayan ise (onun yerine) uc gun oruc tutacaktır. Her ne zaman yemin eder (ve onu bozar)sanız yeminlerinizin kefareti iste bu olacaktır. Oyleyse yeminlerinize sadık olun. Allah mesajlarını size boylece acıklar ki sukredici olasınız

    [90] Siz ey imana ermis olanlar! Sarhosluk veren seyler, sans oyunları, putperestce uygulamalar ve gelecek hakkında kehanette bulunmak, Seytan isi igrenc kotuluklerden baska bir sey degillerdir: O halde onlardan kacının ki mutluluga eresiniz

    [91] Seytan, sarhosluk verici seyler ve sans oyunları ile sadece aranıza dusmanlık ve nefret sokmaya ve sizi Allahı anmaktan ve namazdan alıkoymaya calısır. O halde, (artık) vazgecmeyecek misiniz

    [92] Oyleyse Allaha ve Elcisine itaat edin ve (kotuluklere karsı) her zaman hazırlıklı olun: Eger yuz cevirirseniz, bilin ki Bizim Elcimizin gorevi, (kendisine emanet edilen) mesajı apacık teblig etmekten ibarettir

    [93] Imana ermis olup dogru ve yararlı isler yapanlar, Allaha karsı sorumluluk bilinci duydukları ve (gercekten) inanıp dogru ve yararlı isler yaptıkları surece her istediklerinden serbestce yararlanabilirler: yeter ki Allaha karsı sorumluluk bilinci duymaya ve iman etmeye devam etsinler ve Allaha karsı sorumluluklarının bilincine daha cok varsınlar ve iyilik yapmakta arzulu ve kararlı davransınlar. Allah iyilik yapanları sever

    [94] Siz ey imana ermis olanlar! Allah, (hac esnasında) ellerinizin ve silahlarınızın menziline girebilen (hayvanları) avlama yoluyla sizi mutlaka sınayacaktır, ki insan idrakinin otesinde olmasına ragmen kendisinden korkanları ayırt etsin. Butun bulardan sonra hakikat sınırlarını asana gelince, onu siddetli bir azap beklemektedir

    [95] Siz ey imana ermis olanlar! Hac yaparken av hayvanı oldurmeyin. Ve sizden kim onu kasten oldururse, oldurdugune es degerdeki hayvanı iki durust kisinin onunla ilgili verecegi karara istinaden kurban edilmek uzere Kabeye getirerek tazmin etmekle yukumludur; yahut muhtacları doyurmak suretiyle veya ona denk olacak kadar oruc tutarak gunahının kefaretini odemelidir: (Bu,) yaptıgı fiilin tam agırlıgını hissedebilsin diyedir. Allah gecmisi silmistir. Ama her kim onu yeniden islerse, Allah cezasını ona gosterecektir. Zira Allah kudret sahibidir, kotulerden intikamını alandır

    [96] Sularda yapılan her turlu avlanma ve denizin hem (yerlesik olan) sizler icin hem de gezginler icin rızık olarak su yuzune cıkardıkları sizin icin mesrudur; ama hacda iken karada avlanmanız size yasaklanmıstır. Ve hepinizin varıp toplanacagı Allaha karsı sorumlulugunuzun bilincinde olun

    [97] Allah, Kabeyi, o Beytul-Haramı butun insanlık icin bir sembol kıldı; ve (aynı sekilde) kutsal (hac) ayı ve boyunlarında takı olan kurbanlıklar, Allahın goklerde ve yerde olan her seyin tam bilgisine sahip bulundugunu size anlatmayı amacla(yan sembollerdi)r

    [98] Bilin ki Allah cezalandırmada cetindir; ve Allah cok bagıslayıcıdır, bir rahmet kaynagıdır

    [99] Peygamber, (kendisine emanet edilen) mesajı teblig etmekten baska bir seyle yukumlu degildir: ve Allah, sizin acıktan yaptıgınız her seyi ve butun gizlediklerinizi bilir

    [100] De ki: "Kotu ve cirkin olan seyler ile iyi ve guzel seyler mukayese edilemez, kotu seylerin bir cogu sana buyuk zevk verse bile. O halde, siz ey derin kavrayıs sahipleri, Allaha karsı sorumlulugunuzun bilincinde olun ki mutluluga eresiniz

    [101] Siz ey imana ermis olanlar! (Kesin hukuki kurallar seklinde) acıklandıgı taktirde sizi sıkıntıya sokabilecek olan konular hakkında soru sormayın; zira, Kuran vahyedilirken onlar hakkında soru sorsaydınız, size (hukuki kurallar seklinde) acıklanabilirlerdi. Allah, bu konuda (sizi her turlu yukumlulukten) azat etmistir: Zira Allah, cok bagıslayıcıdır, halimdir

    [102] Sizden onceki insanlar da boyle sorular sormus ve sonucta hakikati inkara varmıslardı

    [103] Bazı hayvan cinslerinin batıl inanclarla isaretlenmesi ve insanların kullanımından alıkonulması, Allahın emri degildir: Ama hakikati inkara sartlanmıs olanlar, kendi uydurdukları yalanları Allaha yakıstırırlar. Ve onların bir cogu akıllarını asla kullanmaz

    [104] Zira onlara, "Allahın indirdigine ve Elcisine gelin!" denildiginde, "Atalarımızdan gordugumuz inanclar ve fiiller bizim icin kafidir" diye cevap verirler. Ya ataları hicbir sey bilmeyen ve dogru yoldan uzak kimseler idiyseler de mi

    [105] Siz ey imana ermis olanlar! Siz (yalnız) kendinizden sorumlusunuz: Sapkınlıga dusenler, eger dogru yolda iseniz, size hicbir zarar veremezler. Hepinizin donusu Allaha olacaktır: Ve o zaman Allah, size (hayatta) yapmıs oldugunuz her seyi bildirecektir

    [106] Siz ey imana ermis olanlar! Olum size yaklastıgında ve vasiyette bulunmak uzereyken yapacaklarınız icin sahitler bulundurun: Kendi aranızdan iki durust kisi, yahut; eger evinizden uzakta, seyahatte iken olum isaretleri bas gostermisse namazdan sonra, misafir oldugunuz topluluktan iki kisiyi alıkoyun; ve eger icinize bir suphe duserse her birini Allaha soyle yemin ettirin: "Bu (sozumuzu), yakın bir akraba(nın hatırı) icin olsa da hicbir bedel karsılıgında satmayacagız; ve Allahın huzurunda sahit oldugumuz hicbir seyi gizlemeyecegiz, yoksa gunahkarlar arasına gireriz

    [107] Ama sonradan bu iki (sahid)in (bu) gunahı isledikleri ortaya cıkarsa, bu iki kisi tarafından hakları gasbedilenler arasından baska iki kisi onların yerini alacak ve Allah adına soyle yemin edecekler: "Bizim sahitligimiz oteki iki kisinin sahitliginden daha dogrudur ve biz hak ve adalet sınırlarını asmadık yoksa zalimler arasına girmis olurduk

    [108] Boylece insanların hakikat geregince sahitlik yapmaları mumkun olur; yoksa onlar, yeminlerinin baskalarının yeminleri ile tekzip edilecegi korkusuna kapılacaklardır. Oyleyse Allaha karsı sorumlulugunuzun bilincinde olun ve (Ona) kulak verin: Zira Allah sapkın bir halka dogru yolu gostermez

    [109] Allah´ın butun peygamberleri toplayıp onlara, "Size ne cevap verildi?" diye soracagı gun onlar, "Bizim bir bilgimiz yok: Yalnız Sensin yaratılmısların idrakini asan her seyi tumuyle bilen!" diyecekler

    [110] Iste o zaman Allah soyle diyecek: "Ey Isa, ey Meryem oglu! Hatırla sana ve annene bagısladıgım nimetleri, seni nasıl Kutsal Ruh ile guclendirerek insanlarla besikte iken ve yetiskin bir adam olarak konusmanı sagladıgımı; ve nasıl sana Tevratı ve Incili ihtiva eden vahiy ve hikmeti ogrettigimi; nasıl Benim iznimle camurdan, (sana uyanların) kaderini sekillendirdigini ve sonra bunun Benim iznimle (onların) kaderi olabilmesi icin ona ufledigini; ve nasıl iznimle korleri ve cuzamlıları iyilestirdigini ve oluyu ayaga kaldırdıgını; sen Israilogullarına hakikatin butun kanıtları ile geldiginde ve onlardan hakikati inkara sartlanmıs olanların, "Bu aldatmacadan baska bir sey degildir!" dedikleri zaman onların sana zarar vermelerine nasıl mani oldugumu

    [111] Ve (hatırla o vakti ki) beyazlara burunmus olanlara, "Bana ve Benim Elcime inanın!" diye vahyetmistim. Onlar, "Biz inanıyoruz; ve sahit ol ki kendimizi (Sana) teslim etmisiz!" diye cevap verdiler

    [112] (Ve) o zaman beyaz elbiseliler, "Ey Isa, ey Meryemin oglu!" dediler, "Rabbin bize gokten bir sofra indirebilir miydi?" (Isa) cevap verdi: "Allaha karsı sorumlulugunuzun bilincinde olun, eger (gercek) muminler iseniz

    [113] Onlar, "Biz ondan nasiplenmek isteriz, ki kalplerimiz sukunete ulassın, bize hakikati soyledigini bilelim ve biz ona sahitlik yapanlardan olalım!" dediler

    [114] Isa, Meryemin oglu, "Ey Allahım, ey Rabbimiz!" dedi, "Gokten bize bir sofra gonder: o, bizim icin ilkimizden sonuncumuza kadar surekli tekrarlanan bir ziyafet ve senden bir isaret olacaktır. Ve bize rızkımızı ver, zira Sen rızık verenlerin en iyisisin

    [115] Allah, "Suphe yok ki" dedi, "Ben onu size (her zaman) gonderirim. Ve bu sekilde, hanginiz bundan sonra (bu) hakikati inkar ederse, bilin ki onu bu dunyada benzerine (daha) hic kimseyi carptırmadıgım bir azaba carptıracagım

    [116] Ve iste o zaman Allah, "Ey Isa, ey Meryem oglu!" dedi, "Sen insanlara, ´Allahtan baska tanrılar olarak bana ve anneme kulluk edin dedin mi?" (Isa) cevap verdi: "Sen yucelikte sonsuzsun! (Soylemeye) hakkım olmayan bir seyi hic soyleyebilir miyim? Bunu soylemis olsaydım sen muhakkak bilirdin! Sen benim icimdeki her seyi bilirsin, halbuki ben Senin Zatında olanı bilmem. Suphe yok ki, yaratılmıs varlıkların idrakini asan her seyi tam bilen yalnız Sensin

    [117] Ben onlara (soylememi) emrettigin seyden baskasını soylemedim: ´Benim Rabbim ve sizin Rabbiniz (olan) Allaha kulluk edin (dedim). Ve onların arasında yasadıgım surece yaptıklarına sahitlik ettim: Ama Sen bana olumu verdikten sonra onların koruyucusu yalnız Sen oldun: Zaten Sen her seye sahitsin

    [118] Sayet onları azaba carptırırsan suphesiz onlar Senin kullarındır; ve eger onları bagıslarsan suphesiz yalnız Sensin kudret sahibi, hikmet sahibi

    [119] (Ve Hesap Gunu) Allah soyle diyecektir. "Bugun sozlerine sadık olanlar hakikate sadakatlerinin faydasını gorecekler: sonsuza kadar kalacakları, icinden ırmaklar akan hasbahceler onların olacak; Allah onlardan cok hosnuttur ve onlar da Allahtan cok hosnutturlar: Bu buyuk bir mazhariyettir

    [120] Goklerin, yerin ve iclerindeki her seyin hukumranlıgı Allahındır: O, diledigini yapmaya kadirdir

    En'âm

    Surah 6

    [1] Her turlu ovgu, gokleri ve yeri yaratan, derin karanlıgı ve (parlak) aydınlıgı var eden Allaha ozgudur: Ama hakikati inkara sartlanmıs olanlar, baska gucleri Rableri ile es tutarlar

    [2] Odur sizi balcıktan yaratan ve sonra (sizin icin) bir omur tayin eden, (yalnızca) Onun bildigi bir omur. Ama hala suphe edip duruyorsunuz

    [3] oysa O, goklerin ve yerin Allahı, gizlediginiz ve acıktan yaptıgınız her seyi ve hak ettiklerinizi bilir

    [4] Ama ne zaman onlara Rablerinin mesajlarından bir mesaj gelse, o (hakikati inkar ede)nler ona sırt cevirirler

    [5] ve simdi kendilerine gelmis olan bu hakikati de boyle yalanlıyorlar. Ama, zaman icinde, o alay ettikleri seyi anlayacaklardır

    [6] Onlardan once nice nesilleri yok ettigimizi gormezler mi? Yeryuzunde benzerini gormediginiz (verimli) topraklardan bir toprak verdigimiz ve ustlerine bolca semavi nimetler yagdırdıgımız ve ayaklarının altından ırmaklar akıttıgımız (o toplumları)? Biz onları gunahlarından dolayı yok etmis ve yerlerine baska insanlar gecirmistik

    [7] Ama Biz, sana, (ey peygamber,) yazılı bir metin gondermis olsaydık ve ona kendi elleriyle dokunmus olsalardı bile hakikati inkara sartlanmıs olanlar, kesinlikle, "Bu aldatmacadan baska bir sey degil!" derlerdi

    [8] Onlar, ayrıca, "Neden ona (alenen) bir melek gonderilmis degil?" derler. Ama bir melek gondermis olsaydık, muhakkak ki, her seyin hukmu verilip bitmis olurdu ve onlara (pismanlık icin) baska bir fırsat tanınmazdı

    [9] Ve Biz, bir melegi elcimiz olarak tayin etmis olsaydık (bile) onun kesinlikle bir adam olarak (gorunmesini) saglardık ve boylece onları, simdi icinde bulundukları saskınlıga yine dusururduk

    [10] Gercekte, senden onceki elcilerle (de) alay edilmisti ama ne var ki, onları kucumseyen kimseleri, (sonunda,) alay edip durdukları seyin kendisi tepeleyiverdi

    [11] De ki: "Yeryuzunde dolasın ve hakikati yalanlayanların sonlarının ne oldugunu gorun

    [12] De ki: "Kime aittir goklerde ve yerde olan her sey?" De ki: "Rahmeti ve sefkati kendisine ilke edinen Allaha". O, (varlıgı) her turlu suphenin ustunde olan Kıyamet Gunu hepinizi bir araya mutlaka toplayacaktır: ama kendilerine yazık edenler (var ya), iste (Ona) inanmayı reddedenler onlardır

    [13] halbuki, gecenin ve gunduzun barındırdıgı her sey Onundur; ve yalnızca Odur her seyi duyan, her seyi bilen

    [14] De ki: "Hayat veren ve hicbir seye muhtac olmayan O dururken goklerin ve yerin yaratıcısı olan Allahtan baska birini mi dost edinecegim?" De ki: "Ben, Allaha teslim olanların oncusu olmakla emrolundum, Allahtan baskasına ilahlık yakıstıranlar arasında bulunmakla degil

    [15] De ki: "Bakın, (bu sekilde) Rabbime isyan etseydim, o cetin (Hesap) Gun(un)de (basıma gelecek olan) azaptan korkardım

    [16] O Gun kim esirgenirse Allah ona rahmetini bagıslamıs olur: bu da apacık bir kurtulus olacaktır

    [17] Ve eger Allah sana bir zarar vermek isterse Kendisinden baska kimse onu gideremez; ve eger sana iyilikte bulunursa da unutma ki O, diledigini yapmaya kadirdir

    [18] Zira yalnız O, yarattıkları uzerinde otorite sahibidir ve yalnız Odur gercekten hikmet sahibi, her seyden haberdar olan

    [19] De ki: "Hakikatin en guvenilir sahidi kimdir?" De ki: "Allah benim ile sizin aranızda sahittir; ve bu Kuran bana vahyedildi ki ona dayanarak sizi ve onun ulasabilecegi herkesi uyarabileyim". Siz, Allahtan baska ilahların olduguna gercekten sahitlik yapabilir misiniz? De ki: "Ben (boyle) bir sahitlik yapmam!" De ki: "O, tek Allahtır; ve bakın, sizin yaptıgınız gibi, Allahtan baska seylere ilahlık yakıstırmak benden uzak olsun

    [20] Daha once vahiy verdiklerimiz, bunu, kendi cocuklarını tanıdıkları gibi tanırlar; ama (onlar arasından) kendilerine yazık edenler (var ya), iste onlardır inanmayı reddedenler

    [21] Kendi uydurugu yalanları Allaha yakıstırandan veya Onun mesajlarını yalanlayanlardan daha zalim kim olabilir? Suphe yok ki, boyle zalimler mutluluga asla ulasamazlar

    [22] Bir gun onların hepsini bir araya toplayacagız ve o zaman, Allahtan baska seylere ilahlık yakıstıranlara: "Allahın uluhiyetine ortak olduklarını tahayyul ettiginiz o varlıklar neredeler simdi?" diye soracagız

    [23] Bunun uzerine, caresiz bir saskınlık icinde, ancak, "Rabbimiz Allaha yemin ederiz ki Ondan baska bir seye ilahlık izafe et(mek iste)medik!" diye(bile)ceklerdir

    [24] Bakın, onlar kendi kendilerine nasıl yalan soylemisler ve mesnetsiz hayalleri onları nasıl yuzustu bırakmıs

    [25] Onlar arasında oyleleri var ki (ey Peygamber) seni dinler (gorunur)ler: Ama kalplerinin ustune, onları hakikati kavramaktan alıkoyan perdeler yerlestirdik, kulaklarına da sagırlık. Ve (hakikatin) butun isaretleri(ni) gorselerdi yine de ona inanmazlardı; o kadar ki, onlar tartısmak icin sana geldiklerinde, hakikati inkara sartlanmıs olanlar, "Bu, eski zamanların masallarından baska bir sey degil!" derler

    [26] Digerlerini ondan alıkoyar ve kendileri de ondan uzaklasırlar: Ama (bu sekilde) yalnız kendilerini mahvederler ve (ustelik) bunu da idrak etmezler

    [27] Atesin onunde bekletilecekleri ve "Ah, keske (hayata) geri dondurulseydik: O zaman Rabbimizin mesajlarını yalanlamaz ve muminler arasında olurduk!" diyecekleri zaman (onları) gorseydin

    [28] Ama hayır (boyle demeleri) gecmiste (kendilerinden) gizlemis oldukları hakikat onlara acık sekilde gorunecek (olmasındandır); ve eger (hayata) geri dondurulmus olsalardı, kendilerine yasaklanmıs olan seye yine donerlerdi. Unutma ki onlar gecek yalancılardır

    [29] Ve bazı (inancsız)lar, "Bu dunyadaki hayatımızın otesinde baska bir sey yoktur ve oldukten sonra dirilmeyecegiz!" derler

    [30] Ama sen (onları) Rablerinin huzuruna cıkarılacakları (ve) Onun, "Bu, hakikat degil mi?" diye soracagı zaman gorsen. Onlar, "Evet, Rabbimiz hakkı icin oyle!" diye cevap verecekler. (Bunun uzerine,) Allah, "Tadın oyleyse" diyecek, "hakikati reddetmenizden dogan bu azabı

    [31] Kıyamet Saati ansızın gelip catıncaya (ve) "Yazıklar olsun bize ki onu gozardı etmisiz!" diye aglasıp dovununceye kadar Allaha varacaklarını inkar edenler gercekten husrana ugrayanlardır, cunku omuzlarında gunahlarının yukunu tasıyacaklardır: Ah, o yuklenecekleri (agırlık) ne kotudur

    [32] Bu dunya hayatı, bir oyundan, eglenceden ve gecici bir zevkten baska bir sey degildir; ama ahiret hayatı Allaha karsı sorumluluklarının bilincinde olanlar icin cok daha guzeldir. Oyleyse aklınızı kullanmaz mısınız

    [33] Bu insanların soylediklerinin seni gercekten uzdugunu pekala biliyoruz: Ama, unutma ki, onların yalanladıgı sen degilsin; bu zalimlerin inkar ettigi, aslında Allahın mesajlarıdır

    [34] Gercek su ki, senden once (de) peygamberler yalanlanmıstır; ama onlar, Bizden yardım gelinceye kadar butun duzmece ithamlara ve kendilerine yapılan butun eziyetlere sabırla katlandılar: Cunku hicbir guc Allahın vaatlerini(n sonucunu) degistiremez. Ve o peygamberlerin tarihleri hakkında su anda sen de bilgi sahibisin

    [35] Eger hakikati inkar edenlerin sana sırtlarını donmeleri seni sıkıntıya sokuyorsa ve o nedenle onlara (daha ikna edici) bir mesaj getirmek icin yerin dibine inebilecek yahut merdivenle goge yukselebilecek durumda isen, (durma yap;) ama (unutma ki) eger Allah dileseydi onların tumunu (Kendi) rehberligi altında toplardı. O halde, sakın (Allahın yollarını) gormezden gelmeye calısma

    [36] Unutma ki, yalnızca (butun kalpleriyle) kulak verenler, bir cagrıya cevap verebilirler; (kalben) olmus olanlara gelince, (yalnız) Allah onları diriltebilir, sonra da hepsi Ona doneceklerdir

    [37] Ve onlar: "Neden ona Rabbi tarafından hicbir mucizevi isaret bahsedilmedi?" diye sorarlar. De ki: "Allah, katından her turlu isareti indirmeye kadirdir". Ama insanların cogu bundan habersizdir

    [38] halbuki yeryuzunde yuruyen hicbir hayvan ve iki kanadıyla ucan hicbir kus yoktur ki sizin gibi (Allahın) mahluku olmasın: Biz, buyrugumuzda tek seyi bile ihmal etmedik. Ve bir kez daha (belirtelim): onlar(ın tumu) Rableri huzurunda toplanacaklardır

    [39] Mesajlarımızı yalanlayanlar, zifiri karanlıga gomulmus sagırlar ve dilsizlerdir. Allah kimi dilerse onu saptırır; ve diledigini de dosdogru yola yoneltir

    [40] De ki: "(Bu dunyada) Allahın azabına carptırıldıgınız zaman yahut Son Saat gelip cattıgında Allahtan baskasına yalvardıgınızı dusunebilir misiniz? (Soyleyin bana,) eger dogru sozlu insanlar iseniz

    [41] Hayır, aksine yalvarısınız Onadır, bu durumda O, eger dilerse sizi Kendisine yalvarmaya yonelten o (bela)yı giderir; ve (o zaman) Allahtan baskasına ilahlık yakıstırdıgınız seyi unutmus olursunuz

    [42] Biz, senden onceki toplumlara da mesajlarımızı gonderdik (ey Peygamber,) ve onları sıkıntı ve zorluklara ugrattık ki tevazu ile boyun egsinler

    [43] Ama tarafımızdan takdir edilen bir sıkıntıya ugratıldıkları zaman tevazu gostermediler, tersine kalplerinin katılıgı arttı, cunku Seytan butun yaptıklarını onlara guzel gosterdi

    [44] Sonra, kendilerine yapılan uyarıları gozardı ettiklerinde butun (guzel) seylerin kapılarını onlara ardına kadar actık ve kendilerine bagıslanan seylerden zevk alarak yararlanmaya devam ederlerken onları apansız yakaladık: iste o anda butun umitlerini kaybettiler

    [45] ve (sonunda), zulum islemeye sartlanmıs olan o toplumların son kalıntıları da yok olup gitti. Butun ovguler yalnız Allaha mahsustur, butun alemlerin Rabbine

    [46] De ki: "Ne sanıyorsunuz? Eger Allah isitme ve gorme duyularınızı elinizden alır ve kalplerinizi muhurlerse onları size Allahtan baska hangi ilah geri verebilir?" Bakın mesajlarımızı nasıl cok yonlu dile getiriyoruz, ama hala kucumseyerek yuz ceviriyorlar

    [47] De ki: "Allahın azabı aniden veya (derece derece) hissedilir sekilde basınıza gelse durumunuz ne olur, soyler misiniz? (O zaman hic) zalim halktan baskası yok edilir mi

    [48] Biz, elcileri(mizi) yalnızca mujdeci ve uyarıcı olarak gondeririz: bu nedenle, iman edip dogru ve yararlı isler yapanlar ne korkacak ne de uzuleceklerdir

    [49] mesajlarımızı yalanlayanlara gelince, onlar isledikleri butun gunahkarca fiillerden dolayı azaba carptırılacaklardır

    [50] De ki (ey Peygamber:) "Ben size ´Allahın hazineleri bendedir! demiyorum; ne insan idrakini asan seyleri bildigimi soyluyorum ve ne de size ´Ben bir melegim! diyorum: Ben sadece bana vahyedileni yerine getiriyorum". De ki: "Hic goren ile gormeyen bir olur mu? Siz dusunmez misiniz

    [51] Kendilerini Allaha karsı koruyacak veya Onun nezdinde sefaat edecek birisi olmadan Allahın huzurunda toplanmaktan korkanları boylece uyar ki Ona karsı sorumluluklarının bilincine (tam olarak) varabilsinler

    [52] O halde, Rablerinizin rızasını isteyerek sabah aksam Ona yalvaranları(n hic birini) yanından kovma. Sen onlardan hicbir sekilde sorumlu degilsin -tıpkı onların da hicbir sekilde senden sorumlu olmadıkları gibi- bu nedenle onları kovma hakkına sahip degilsin: yoksa zalimlerden olurdun

    [53] Iste bu sekilde insanları birbirleri aracılıgıyla sınarız, ki sonunda, "Acaba Allah bizim yerimize onlara mı lutufta bulundu?" diye sorsunlar. Kimin (kendisine) sukrettigini en iyi bilen Allah degil mi

    [54] Mesajlarımıza inananlar sana geldiklerinde de ki: "Size selam olsun! Rabbiniz rahmet ve merhameti kendisine ilke edinmistir, boylece sizden biri bilgisizlikten dolayı kotu bir fiil isler ve sonra tevbe edip durust ve erdemlice bir hayat yasarsa O(nun) cok affedici ve rahmet kaynagı (oldugunu gorecek)tir

    [55] Boylece mesajlarımızı acık sekilde anlatıyoruz ki gunaha batmıs olanların yolu (durust ve erdemlilerinkinden) ayırt edilebilsin

    [56] (Hakikati inkar edenlere) de ki: "Allahı bırakıp yalvardıgınız (varlıklar)a tapmaktan men olundum". De ki: "Ben sizin mesnetsiz goruslerinize uymam, yoksa sapkınlıga duserdim ve dogru yolu bulanlar arasında olmazdım

    [57] De ki: "Bakın, ben Rabbimden gelen acık bir kanıta dayanmaktayım; ve (bu sekilde) siz Onu yalanlamıs oluyorsunuz! (Bilgisizliginiz yuzunden) bu kadar siddetle arzuladıgınız sey benim elimde degil: Hukum ancak Allaha aittir. O hakikati ilan edecektir, cunku (hak ile batıl arasında) en iyi hukum veren Odur

    [58] De ki: "Eger bu kadar siddetle arzuladıgınız sey benim elimde olsaydı, benimle sizin aranızda (verilmesi beklenen) hukum verilmis olurdu. Ama kimin zulum isledigini en iyi Allah bilir

    [59] Cunku, yaratılmıs varlıkların idrakini asan seylerin anahtarları Onun katındadır: onları Allahtan baska kimse bilemez. O, karada ve denizde olan her seyi bilir; bir yaprak dusmez ki O bundan haberdar olmasın; ve ne yeryuzunun derin karanlıgında bir habbe, ne de canlı veya olu hicbir sey yoktur ki (Onun) apacık fermanında kaydedilmis olmasın

    [60] Odur sizi geceleyin olu (gibi) yapan ve gunduzun ne yaptıgınız bilen. O, sizi (Kendisi tarafından) tespit edilen omru tamamlamak uzere her gun hayata geri dondurur. En sonunda Ona donduruleceksiniz: ve o zaman (hayatta) yaptıgınız butun seyleri size gosterecektir

    [61] Yalnız Odur kulları uzerinde hukum sahibi olan. Ve O, birinize olum yaklastıgında elcilerimiz onun canını alıncaya kadar sizi gozetlemek icin semavi gucler gonderir: ve bu gucler (hic kimseyi) atlamazlar

    [62] O (olmus ola)nlar, bunun uzerine Allahın, gercek Yuce Efendilerinin huzuruna getirilirler. Dogrusu, nihai hukum yalnız Onundur: ve O, hesap gorenlerin en hızlısıdır

    [63] De ki: "Siz, boynunuzu bukerek ve icinizden, ´Eger O bizi bu (sıkıntı)dan kurtarırsa kesinlikle sukredenlerden olacagız! diye Allaha yalvardıgınızda karanın ve denizin kapkara tehlikelerinden sizi koruyacak olan kimdir

    [64] De ki: "(Yalnızca) Allah, sizi bundan ve baska her turlu sıkıntıdan kurtarabilir, ama siz hala Onun yanısıra baska guclere ilahlık yakıstırıyorsunuz

    [65] De ki: "Yalnız Odur sizi tepenizden ve ayaklarınızın altından azapla kusatma kudretinde olan; sizi birbirine muhalif topluluklar haline getirip birbirinizin uzerine salan". Bak, iyice anlasınlar diye, mesajları nasıl her yonuyle acıklıyoruz

    [66] Oysa senin hitap ettigin toplum, butun bunların hakikat oldugu ortadayken, yine de bunları yalanlıyor. (O zaman) de ki, "Ben sizin davranısınızdan sorumlu degilim

    [67] (Allahtan gelen) her haber belli bir surec icinde gerceklesir: ve siz zaman icinde (hakikati) anlayacaksınız

    [68] Imdi, mesajlarımız hakkında ileri geri konusan kimselere rastladıgın zaman, bu kimseler baska konulara gecinceye kadar onlardan uzak dur; ve eger Seytan sana (yapman gerekeni) unutturursa, hic degilse, hatırladıktan sonra, artık acıkca zulmeden boyle bir toplulugun icinde yer alma

    [69] cunku Allaha karsı sorumluluklarının bilincinde olanlar onlardan hicbir sekilde mesul degildirler. Boyleleri sadece (gunahkarlara) nasihatte bulunmakla yukumludurler, belki boylece berikiler Allaha karsı sorumluluklarının bilincine varırlar

    [70] Dunya hayatının rahatına dalarak eglenceyi ve gecici zevkleri dinleri haline getiren kimseleri kendi haline bırak; ama bu durumda (onlara) hatırlat ki (ahirette) her insan yaptıgı yanlıslardan (ve haksızlıklardan) dolayı rehin tutulacak ve kendisini ne Allaha karsı koruyacak, ne de kayırıp kollayacak bir kimse bulunmayacaktır. Ve dusunulebilecek her turlu fidyeyi vermek istese bile bu kendisinden kabul edilmeyecektir. Iste yaptıkları yanlıslardan dolayı rehin tutulacak olanlar bu (gibi insan)lardır; onlar icin (ahirette) yakıcı bir umitsizlik iksiri vardır ve onları, hakikati inatla inkar ettikleri icin siddetli bir azap beklemektedir

    [71] De ki: "Biz, Allahın yerine bize ne faydası dokunan ne de zarar verebilen seylere mi yalvaralım? Ve Allah bizi dogru yola ilettikten sonra topuklarımızın uzerinde gerisin geri mi donelim? Tıpkı kendisini dogru yola cagıran arkadasları (uzaktan) "Bizimle gel!" diye seslendikleri halde seytanların ayartmasına kapılıp dunyevi zevkler pesinde koru korune kosturan kimse gibi (mi olalım?)" De ki: "Suphe yok ki Allahın rehberligi, yegane rehberliktir; ve biz, kendimizi butun alemlerin Rabbine teslim etmekle emrolunduk

    [72] namazlarımızda dikkatli ve devamlı olmakla ve kendimizi Ona karsı sorumluluk bilinci icinde tutmakla: Cunku hepimiz sonunda Onun huzurunda toplanacagız

    [73] Odur gokleri ve yeri (deruni) bir hakikate gore yaratmıs olan. O ne zaman "Ol!" dese emri derhal yerine gelir; ve (mahser) borusu calındıgı Gun hukumranlık yine Onun olacaktır. O, yaratılmısların idraklerini asan seyleri de, onların duyuları veya akılları ile kavrayabileceklerini de bilir: yalnızca Odur gercek hikmet sahibi, her seyden haberdar olan

    [74] Ve bir zaman Ibrahim babası Azere (soyle) demisti: "Sen putları ilah mı ediniyorsun? Goruyorum ki sen ve halkın acık bir sapıklık icindesiniz

    [75] Boylece Biz Ibrahime, (Allahın) gokler ve yer uzerindeki guclu hukumranlıgı ile ilgili (ilk) kavrayısı kazandırdık, ki kalben mutmain olan kimselerden olsun

    [76] Sonra, gece onu karanlıgı ile orttugu zaman (gokte) bir yıldız gordu (ve) haykırdı: "Iste benim Rabbim bu!" Ama yıldız kaybolunca, "Ben batan seyleri sevmem!" diye soylendi

    [77] Sonra, ayın dogdugunu gorunce, "Iste benim Rabbim bu!" dedi. Ama ay da batınca, "Gercekten, eger Rabbim beni dogru yola iletmezse ben kesinlikle sapkınlıga dusmus kimselerden olurdum!" dedi

    [78] Sonra, gunesin dogdugunu gorunce, "Iste benim Rabbim bu! Bu (hepsinin) en buyugu!" diye haykırdı. Ama o (da) kaybolunca: "Ey halkım!" diye seslendi, "Bakın, sizin yaptıgınız gibi, Allahtan baskasına ilahlık yakıstırmak benden uzak olsun

    [79] Bakın, ben batıl olan her seyden uzak durarak yuzumu gokleri ve yeri var eden Allaha cevirmekteyim; ve ben Ondan baskasına ilahlık yakıstıranlardan degilim

    [80] Ve (sonra) halkı onunla tartısmaya girdi. (Bunun uzerine) onlara: "Beni dogru yola ileten O iken benimle Allah hakkında hala tartısıyor musunuz? Ama Ondan baska ilahlık yakıstırdıgınız hicbir seyden korkmuyorum, (zira hicbir kotuluk bana dokunmaz) Rabbim dilemedikce. Rabbim her seyi bilgisi ile kusatır; peki bunu hic dusunmuyor musunuz

    [81] Allahtan baska taptıklarınızdan neden korkayım, Allah size yuce katından hakkında hicbir sey indirmemisken Ondan baska varlıklara ilahlık yakıstırmaktan korkmuyorsanız? O halde (soyleyin bana,) eger (cevabını) biliyorsanız: Iki taraftan hangisi kendini daha emin hissedebilir

    [82] Imana ermis olan ve zulum isleyerek imanlarını karartmayanlar, iste onlardır guven icinde olacak olanlar, cunku dogru yolu bulanlar onlardır!" dedi

    [83] Iste bu, halkına karsı (kullanmak uzere) Ibrahime verdigimiz muhakeme tarzımızdı: (cunku) diledigimiz kimseyi derecelerle yuceltiriz. Suphe yok ki Rabbiniz hikmet sahibidir, her seyi bilendir

    [84] Biz ona Ishakı ve Yakubu bagısladık; ve her birini, daha once Nuhu ilettigimiz gibi dogru yola ilettik. Onun neslinden Davuda, Suleymana, Eyyuba, Yusufa, Musaya ve Harun(a peygamberlik bagısladık): iste iyilik yapanları boyle odullendiririz

    [85] ve Zekeriyaya, Yahyaya, Isaya ve Ilyas(a da): onların hepsi durust ve erdemli kimselerdi

    [86] ve Ismaile, Elyesaya, Yunusa ve Lut(a da). Ve Biz onlardan her birini diger insanlara ustun kıldık

    [87] Onların atalarından, cocuklarından ve kardeslerinden bazısı(nı da aynı sekilde yucelttik), onları(n hepsini) sectik ve dosdogru bir yola yonelttik

    [88] Bu, Allahın rehberligidir: O, bununla kullarından kimi dilerse onu dogru yola ulastırır. Onlar, Allahtan baska seylere ilahlık yakıstırmıs olsalardı, o ana kadar yaptıkları butun (iyi) seyler gercekten bosa gitmis olurdu

    [89] (Ama) Biz, onlara vahyi, saglam muhakemeyi ve peygamberligi bahsettik. Ve simdi inancsızlar bu hakikatleri inkar etmeyi tercih edebilirler, (ama bilin ki) Biz onları, asla reddetmeyecek olan insanlara bahsetmekteyiz

    [90] Allahın dogru yola ulastırdıgı insanlara. Oyleyse onların rehberligine uy (ve) de ki: "Sizden bu (hakikat bilgisi) icin hicbir karsılık istemiyorum. Unutmayın ki o butun insanlıga bir ogutten ibarettir

    [91] Nitekim onlar, "Allah insana hicbir sey vahyetmemistir!" derken Allahı geregi gibi kavramadıklarını gostermislerdir. De ki: "Kim indirdi Musanın insanlara bir ısık ve rehber olarak getirdigi ve sizin (sırf) kagıt parcaları olarak gordugunuzu, (o kadar) cok gizlediginiz halde bir gosteri aracı yaptıgınız o ilahi kelamı? Halbuki (onunla) size ne sizin ne de atalarınızın bilmedigi seyler ogretilmisti." "Allah (o ilahi kelamı vahyetmistir)!" de; ve sonra da bırak, onlar bos laflarla oyalanıp dursunlar

    [92] (Ve) bu da, butun kentlerin atasını ve cevresinde oturan herkesi uyarman icin yucelerden indirdigimiz bir ilahi kelamdır, kutlu, (gecmis vahiylerde) bugune kalmıs (dogru adına) ne varsa tumunu dogrulayan. Oteki dunyanın varlıgına inananlar bu (uyarıya) da inanırlar; namazlarında dikkatli ve devamlı olanlar da iste onlardır

    [93] Allah hakkında yalan uyduran, yahut kendisine hicbir sey indirilmedigi halde "Bu bana indirilmistir!" diyenden daha carpık zihniyetli kim vardır? Yahut, "Allahın indirdiginin benzerini ben de indirebilirim!" diyenden? Keske gorseydin (onların halini), bu zalimler kendilerini olum sancıları icinde bulduklarında ve melekler ellerini uzatarak, "Ruhlarınızı teslim edin! Allaha gercek olmayan seyleri izafe ettiginiz ve kibre kapılarak Onun mesajlarını inatla kucumsediginiz icin bugun asagılanma cezası ile cezalandırılacaksınız!" diye seslendiklerinde

    [94] (Ve Allah soyle diyecektir): "Iste simdi Bize yapayalnız geldiniz, tıpkı sizi ilk yarattıgımız gibi; ve (hayatta iken) size bahsettigimiz her seyi arkanızda bıraktınız. Kendinizle ilgili olarak Allaha ortak kostugunuz o sefaatcilerinizi yanınızda gormuyoruz! Gercek su ki, sizin (dunyadaki hayatınız ile) aranızdaki butun baglar artık kesilmistir ve butun eski dostlarınız sizi terk etmistir

    [95] Kuskusuz Allah, tohumu ve meyve cekirdegini catlatarak oluden diriyi meydana getirendir ve diriden de oluyu cıkaran. Iste budur Allah: ve akıllarınız hala nasıl da tersyuz oluyor

    [96] Tan yerini agartan(dır O), geceyi sukunet(in kaynagı) yapan ve gunes ile ayı tespit edilen yorungelerinde hareket ettiren (Odur). Bu(nların tumu) her seyi bilen sonsuz kudret sahibinin iradesi ile tayin edilmistir

    [97] Karanın ve denizin zifiri karanlıgında onlara bakıp yolunuzu bulabilesiniz diye yıldızları sizin icin var eden Odur: Gercek su ki, Biz bu mesajları kavrama yetenegi olan insanlara acık ve anlasılır kılıyoruz

    [98] Bir canlıdan sizi(n hepinizi) var eden Odur, ve O (sizin her biriniz icin yeryuzunde) bir vade ve (olumden sonra) bir dinlenme yeri (tayin etmistir): Biz bu mesajları hakikati kavrayabilecek insanlar icin acık ve anlasılır kılmaktayız

    [99] O, gokten suları indirendir; iste Biz bu yolla her turlu canlı bitkiyi yetistirdik ve bundan cimenleri yeserttik. Yine bundan birbirine yapısık buyuyen tahıl tanelerini yetistiririz; ve hurma agacının tomurcugundan sık salkımlı hurmalar; asma bahceler ve zeytin agacı ve nar: (hepsi) birbirine cok benzeyen ve (hepsi) birbirinden cok farklı! Mahsul verdigi ve olgunlastıgı zaman onların meyvesine bakın! Suphesiz butun bunlarda inanacak insanlar icin mesajlar vardır

    [100] Ama bazıları butun gorunmez varlık turlerine, Allahın yanında (Ona denk) bir yer yakıstırmaya basladılar, halbuki onları(n tumunu) yaratan Odur; ve cehaletleri yuzunden Ona ogullar ve kızlar isnat ettiler! O, sonsuz ihtisam sahibidir ve insanların her turlu tasavvur ve tahayyulunu asan bir yucelige sahiptir

    [101] Goklerin ve yerin ilk defa var edicisi(dir)! Onun hicbir zaman bir esi olmadıgı halde nasıl olur da cocuk sahibi olabilir, ki her seyi yaratan O iken ve yalnız O her seyi bilirken

    [102] Iste Rabbiniz Allah budur: Ondan baska ilah yoktur, O her seyin Yaratıcısı (dır): Oyleyse yalnız Ona kulluk edin, zira Odur her seyi gorup gozeten

    [103] Hicbir beseri gorus ve tasavvur Onu kusatamaz, halbuki O her turlu beseri gorus ve tasavvuru cevreleyip kusatır: zira yalnız Odur (hikmetine) tam nufuz edilemez olan, her seyden haberdar bulunan

    [104] Simdi Rabbinizden size (bu ilahi kelam yoluyla) anlama ve kavrama aracları verilmistir. O halde, kim gormek isterse kendi lehine, ve kim de korlugu tercih ederse kendi aleyhine davranmıs olur. Ve (kalbi katılasmıs olanlara de ki): "Ben sizin bekciniz degilim

    [105] Boylece Biz mesajlarımızı cok yonlu olarak dile getiriyoruz ki "Sen (butun bunlardan) iyi ders almıssın!" diyebilsinler ve mesajları, onları kavrama yetenegine sahip insanlara acıklayabilelim

    [106] Sen Rabbinden sana vahyedilmis olana uy -ki Ondan baska ilah yoktur- ve Onunla birlikte baskasına ilahlık yakıstıranların tumune sırtını don

    [107] Eger Allah dilemis olsaydı Ondan baska hicbir seye ilahlık yakıstırmazlardı; Biz seni onların bekcisi yapmadık ve sen onların yaptıklarından sorumlu degilsin

    [108] Onların Allahtan baska yalvarıp sıgındıkları (varlıklar)a sovmeyin ki onlar da kin ve cehaletten dolayı Allaha sovmesinler: zira Biz her topluma kendi yaptıklarını guzel gosterdik. (Ama) zaman geldiginde onlar Rablerine doneceklerdir: O zaman Allah onlara butun yaptıklarını (en dogru sekilde) anlatacaktır

    [109] Simdi en emin ve kararlı sekilde Allaha yemin ediyorlar ki eger kendilerine bir mucize gosterilmis olsaydı bu (ilahi kelam)a gercekten inanmıs olacaklardı. De ki: "Mucizeler yalnız Allahın elindedir!" Ve hepinizin bildigi gibi, onlara bir mucize gosterilmis olsaydı bile ona inanmazlardı

    [110] kalplerini ve gozlerini (hakikatten) ayırdıgımız surece, tıpkı ona ilk basta inanmadıkları gibi: ve (boylece) Biz korce ileri geri yalpalayıp dursunlar diye onları kustahca kibirleri ile bas basa bırakırız

    [111] Biz onlara melekler gondermis olsaydık ve oluler kendileriyle konusmus olsaydı, ve (hakikati kanıtlayabilecek) her seyi karsılarına cıkarıp onlerinde bir araya toplamıs olsaydık (bile), Allah dilemedigi surece yine inanmazlardı. Ama onların cogu (bundan) tamamen habersizdir

    [112] Ve iste boylece, biz, hem insanlar hem de gorunmez varlıklar icinden zihin celmeyi amaclayan yaldızlı/parlak yarı hakikatleri birbirine fısıldayan seytani gucleri peygambere dusman kıldık. Ama Rabbin dilemedikce onlar bunu yapamazlardı: o halde, onlardan ve onların mesnetsiz hayallerinden uzak durun

    [113] Yine de, ahirete inanmayanların kalpleri Ona yonelebilsin ve Onda tatmin bulabilsinler diye, ayrıca ulasabilecekleri (fazilet derecesi)ne ulasabilsinler diye

    [114] sen onlara (de ki:) "Hakikati apacık ortaya koyan bu ilahi kelamı size indiren O iken, (neyin dogru neyin yanlıs oldugu konusundaki) hukum icin Ondan baskasını mı arayacagım?" Ve kendilerine daha once vahiy bahsettiklerimiz bilirler ki bu (vahiy) de Rabbin tarafından safha safha indirilmistir. Oyleyse suphe edenlerden olmayın

    [115] zira, Rabbinin vaadi dogruluk ve adaletle yerine getirilmistir. Onun vaatlerini(n gerceklesmesini) engelleyebilecek hicbir guc yoktur: ve yalnızca Odur her seyi duyan, her seyi bilen

    [116] Simdi, eger yeryuzunde (yasamakta) olanların cogunluguna uyacak olursan, seni Allahın yolundan saptırırlar: onlar ancak (baskalarının) zanlarına tabi olurlar ve kendileri hicbir sey yapmayıp sadece tahmin yuruturler

    [117] Suphe yok ki Allah, kimin Onun yolundan saptıgını ve kimin dogru yolda oldugunu en iyi bilendir

    [118] Oyleyse, uzerinde Allahın adının anıldıgı seylerden yiyin, eger Onun mesajlarına gercekten inanıyorsanız

    [119] Ve Allah mecbur kaldıgınız durumlar dısında (yemenizi) yasakladıgı seyleri size ayrıntılı olarak acıklamısken uzerinde Onun adının anıldıgı seyleri neden yemiyorsunuz? Ama bakın, (bu tur konularda) bircok insan digerlerini (hicbir gercek) bilgiye dayanmaksızın, kendi temelsiz gorusleriyle saptırmaktadır. Suphe yok ki senin Rabbin hak ve adalet sınırlarını asanlardan tam olarak haberdardır

    [120] Ama, ister acık ister gizli, gunah islemekten kacının. Zira unutmayın ki, gunah isleyenler kazandıkları yuzunden ceza goreceklerdir

    [121] Bu nedenle, uzerinde Allahın adı anılmayan seylerden yemeyin, zira bu gercekten gunahkarca bir davranıs olur. Ve (insanların kalplerindeki) seytani durtuler, sahiplerine, sizi (neyin gunah oldugu ve neyin olmadıgı konusunda) tartısmaya cekmelerini fısıldarlar; ve eger onlara uyarsan bil ki sen, Allahtan baska varlıklara veya guclere ilahlı yakıstıranlar (gibi) olursun

    [122] (Ruhen) olu iken hayata kavusturdugumuz ve insanlar arasında yolunu bulması icin kendisine ısık tuttugumuz kimse, hic icinden cıkamayacagı derin karanlıgın icine (gomulup kalmıs) biri gibi olur mu? (Ama) boyle: hakikati inkar edenlere yaptıkları guzel gorunur

    [123] Ve iste boylece her ulkenin onde gelenlerini, hile ve entrika pesinde kosan suclular durumuna sokarız: ama cevirdikleri entrikalar yalnız kendi aleyhlerine olur; ve onu da anlamazlar

    [124] Ne zaman onlara bir (ilahi) mesaj gelse, "Allahın peygamberlerine verdiklerinin benzeri bize verilmedikce inanmayız!" derler. (Ama) mesajını kime tevdi edecegini en iyi Allah bilir. Suc isleyenler, Allah katında asagılanmaya ve entrikacı egilimlerinden dolayı siddetli bir azaba ugratılacaklardır

    [125] Allah kimi dogru yola ulastırmak isterse, kalbini (Ona) teslim olma arzusuyla genisletir; kimin de sapmasına izin verirse onun kalbini daraltır ve sıkıstırır, adeta goklere tırmanıyormus gibi: boylece Allah, inanmayanları dehsete dusurur

    [126] Iste bu sasmaz (cizgi), Rabbinin yoludur. Gercekten bu mesajlarımızı, onlardan ders al(mak iste)yen insanlara acık sekilde anlatıyoruz

    [127] Rableri katında barıs ve esenlik yurdu onların olacak; ve yapmakta olduklarından dolayı Allah onlara yakın bulunacak

    [128] Allah, onları(n tumunu) bir araya topladıgı o gun, "Ey gorunmez (seytani) varlıklar ile yakınlık icinde olanlar! Siz (diger) bir cok insanı tuzaga dusurdunuz!" (diyecektir). Onlara yakın olan insanlar (ise,) "Ey Rabbimiz! Biz (hayatta) birbirimizin arkadaslıgından yararlandık; ama (artık) suremizin sonuna geldik -Senin bizim icin tayin ettigin surenin- (ve artık yolumuzun yanlıslıgını goruyoruz!)" diyecekler. (Ama) O, "Sizin yurdunuz ates olacak, Allah aksini dilemedikce!" diyecektir. Suphe yok ki Rabbiniz hikmet sahibidir, her seyi bilendir

    [129] Ve bu sekilde, zalimlerin, (kotu) fiilleri ile birbirlerini ayartıp bastan cıkarmalarını saglarız

    [130] (Ve Allah soyle devam edecek:) "Ey gorunmez (seytani) varlıklar ve (benzer zihniyetteki) insanlar ile yakınlık icinde bulunan sizler! Icinizden mesajlarımı size ileten ve bu (Hesap) Gununun gelecegi konusunda sizi uyaran bir peygamber gelmedi mi?" Onlar: "Biz kendi aleyhimize sahitlik yaparız!" diyecekler. Zira bu dunya hayatı onları ayartmıstır: ve boylece onlar, hakikati inkar ettiklerine dair kendi aleyhlerine sahitlik yapacaklardır

    [131] Gercek su ki, bir toplumun fertleri (dogru ile egrinin anlamından) habersiz oldugu surece Rabbin o toplumu yaptıgı yanlıslıklardan dolayı asla yok etmez

    [132] zira herkes, ancak (kasıtlı) eylemlerinden dolayı yargılanacaktır; ve Rabbin, onların yaptıklarından habersiz degildir

    [133] Ve yalnızca Rabbindir Kendi kendine yeterli, sınırsız merhamet sahibi. O, dilerse siz(in varlıgınız)a son verebilir ve daha sonra diledigini sizin yerinize gecirebilir, tıpkı sizi baska insanların soyundan var ettigi gibi

    [134] Suphe yok ki size vaat edilen o (hesaplasma) mutlaka gelecektir ve siz ondan kacamayacaksınız

    [135] De ki: "Ey (inanmayan) halkım! Gucunuz icinde olan her seyi yapın (ki) ben de (Allah yolunda) gayret gostereyim; ve zamanla anlayacaksınız gelecek kimindir. Suphe yok ki zalimler asla mutluluga erisemeyecekler

    [136] Onlar, Allahın yarattıgı tarlalar ile hayvanların mahsullerinden Ona bir pay ayırırlar ve "Bu Allaha aittir!" derler; yahut (haksız sekilde), "Ve bu (da), eminiz ki, Allahın uluhiyetinde pay sahibi olan varlıklar icindir!" diye iddia ederler. Ama zihinlerinde Allaha ortak saydıkları varlıklar icin ayırdıkları sey, (onları) Allaha yakınlastırmaz, Allah icin ayırdıkları da (onları ancak) Allahın uluhiyetine ortak kostukları o varlıklara yakınlastırır. Gercekten de ne kotudur onların yanılgıları

    [137] Ve aynı sekilde Allaha ortak kostukları varlıklara veya guclere olan inancları, Allahtan baska seylere ilahlık yakıstıranların coguna cocuklarını oldurmelerini (bile) guzel gosterir ve boylece onları yok olmaya ve inanclarında saskınlıga goturur. Ama yine de Allah dilemeseydi butun bunları yapmazlardı: o halde onlardan ve onların butun mesnetsiz hayallerinden uzak dur

    [138] Onlar, (haksız) bir iddia ile, "Su hayvanlar ve tarla mahsulleri kutsaldır; bizim izin verdiklerimiz dısında hic kimse onlardan yiyemez!" derler ve bazı tur hayvanların sırtına yuk vurulmasının yasak (oldugunu ilan eder)ler; oyle hayvanlar var ki onlar uzerinde Allahın ismini telaffuz etmezler; (ve bu adetlerin kaynagını) haksız yere Ona isnat ederler. (Ama) Allah, onları butun bu mesnetsiz hayallerinden dolayı cezalandıracaktır

    [139] Ve onlar, "Su hayvanların karnında olan her sey bizim erkeklerimize tahsis edilmis, kadınlarımıza ise yasaklanmıstır: ama eger olu dogarsa o zaman her iki taraf da ondan paylarını alabilir" derler. (Allah,) onları (Kendisine haksız yere) isnat ettiklerinden dolayı cezalandıracaktır: Unutmayın ki O, hikmet sahibidir, her seyi bilendir

    [140] Gercekten ziyana ugrayanlar o kimselerdir ki dar kafalı cahillikleriyle cocuklarını oldururler, Allahın onlara rızk olarak sagladıgı seyleri yasaklarlar ve (bu tur yasakları da) haksız yere Allaha yakıstırırlar: Onlar sapkınlıga dusmusler ve dogru yolu bulamamıslardır

    [141] Zira Odur (hem) ekilip bicilen ve (hem de) kendi basına yetisen bahceleri (var eden) , hurma agaclarını, cesit cesit mahsuller veren tarlaları, zeytin agacını ve narı meydana getiren: (hepsi) birbirine benzer ve hepsi birbirinden cok farklıdır! Olgunlastıgında onların meyvelerinden yiyin ve (yoksullara) mahsulun toplandıgı gun haklarını verin. Ve (Allahın nimetlerini) israf etmeyin: kuskusuz O musrifleri sevmez

    [142] Yuk tasımaya mahsus olan ve etleri icin beslenen hayvanlardan, Allahın size rızık olarak verdiklerini yiyin ve Seytanın izinden gitmeyin: unutmayın, o sizin apacık dusmanınızdır

    [143] (Ona uyanlar iddia ederler ki bazı hallerde) her iki cinsten dort cesit hayvan (insana yasaktır): iki cins koyun ve keciden her biri. (Onlara) sor: "Onun yasakladıgı, iki erkek mi, yoksa iki disi mi, yahut iki disinin rahminde tasıdıkları mı? Bu konuda ne biliyorsanız bana soyleyin, eger soylediginizde haklı iseniz

    [144] Onlar, her iki cins deveyi ve buyukbas hayvanı (da aynı sekilde haram sayarlar). (Kendilerine) sor: "O neyi yasakladı? Iki erkegi mi, yoksa iki disiyi mi, yahut iki disinin rahminde tasıdıgını mı? Yoksa Allah (butun) bunları yasaklarken siz sahit miydiniz?" Hicbir (gercek) bilgiye dayanmadan kendi uydurdugu yalanları Allaha isnat eden, boylece insanları saptırandan daha hain kim olabilir? Unutmayın ki Allah, (boyle) zalim bir halka dogru yolu gostermez

    [145] De ki (ey Peygamber): "Bana vahyedilenlerde les veya akan kan veya igrenc bir sey olan domuz eti, veya uzerinde Allahtan baska bir ismin anıldıgı gunahkarca bir kurban dısında yenmesi yasak olan hicbir sey gormuyorum. Ama kisi zaruret icindeyse ac gozluce saldırmadan ve zaruri ihtiyacını da asmadan (yemis) ise (bilin ki) Rabbiniz cok bagıslayıcıdır, rahmet kaynagıdır

    [146] Biz (yalnızca) yahudi itikadını benimseyenlere butun tırnaklı hayvanları yasakladık; ve onlara koyun ve inegin ic yaglarını da yasakladık, (hayvanların) sırt tarafındaki veya bagırsaklarındaki yaglar ile kemigin icindekiler haric: boylece isledikleri zulumler yuzunden onları cezalandırdık; zira, unutmayın, Biz sozumuzde dururuz

    [147] Ve eger senin yalan soyledigini iddia ederlerse onlara de ki: "Rabbinizin rahmeti sonsuzdur; ama gunaha batmıs insanları cezalandırması da kacınılmazdır

    [148] Allahtan baska seylere ilahlık yakıstırmaya sartlanmıs olanlar, "Eger Allah dileseydi Ondan baskasına ilahlık yakıstırmazdık; atalarımız da (oyle yapmazdı); ve (Onun izin verdigi) hicbir seyi de yasaklamazdık" derler. Onlardan oce yasamıs olanlar da boyle yaparak hakikati yalanladılar, ta ki azabımızı tadıncaya kadar! De ki: "Bize sunabileceginiz (kesin) herhangi bir bilgiye sahip misiniz? Siz sadece (baska insanların) zanlarına uyuyorsunuz ve kendiniz tahminde bulunmaktan baska bir sey yapmıyorsunuz

    [149] De ki: "Oyleyse (bilin ki) yalnız Allah katındadır (her hakikatin) kesin delili; O dileseydi tumunuzu dogru yola yoneltirdi

    [150] De ki: "Allahın (butun) bunları yasakladıgına dair sahitlik yapacak sahitlerinizi getirin!" Eger onlar (cekinmeden yalan) sahitlik yaparlarsa sakın onların bu duzmece sahitliklerine katılmayın; ve mesajlarımızı yalanlayanların, oteki dunyaya inanmayanların ve baska gucleri Rablerine denk gorenlerin hatalı goruslerine uymayın

    [151] De ki: "Gelin, Allahın (gercekten) neyi yasakladıgını size anlatayım: Ondan baska seylere asla ilahlık yakıstırmayın; anne babanıza iyilik yapın (ve onlara karsı saygısızlıkta bulunmayın); ve cocuklarınızı yoksulluk korkusuyla oldurmeyin; (cunku) sizin de onların da rızıklarını saglayacak olan biziz; acık veya gizli hicbir utanc verici fiil islemeyin; ve adalet(i ifa etmek) dısında Allahın kutsal saydıgı insan hayatına kıymayın: Allah bunu size emretti ki aklınızı kullanabilesiniz

    [152] ve rusd yasına erismeden once yetimin mal varlıgına -onun iyiligi icin olmadıkca- dokunmayın". (Butun alıs verislerinizde) olcu ve tartıya tam olarak, adaletle uyun; (Biz) hicbir insana tasıyabileceginden daha fazla yuk yuklemeyiz; ve bir gorus belirttiginizde, yakın akrabanıza (karsı) olsa da, adil olun. Allaha karsı taahhutlerinize (daima) riayet edin: bunu Allah size emretti ki ders alabilesiniz

    [153] Ve (bilin ki bu, dosdogru Bana yonelen bir yoldur: Oyleyse bunu izleyin ve diger yollardan gitmeyin ki sizi Onun yolundan saptırmasınlar. Allah (butun) bunları size emretti ki Ona karsı sorumlulugunuzun bilincine varasınız

    [154] Ve bir kez daha: Iyilik yapmada sebat edenlere (nimetlerinizin) devamı olarak, Musaya, her seyi tafsilatıyla bildiren ve (boylece insanları) rahmet ve hidayet(e erdiren) bu ilahi kelamı bagısladık ki, Rableri ile (nihai) bulusmaya inansınlar

    [155] Ve bu da yucelerden indirdigimiz bereketli bir ilahi kelamdır: Oyleyse ona tabi olun ve Allaha karsı sorumlulugunuzun bilincine varın ki Onun rahmetine layık olabilesiniz

    [156] (Bu kitap, size verildi) ki, "Yalnızca bizden once yasamıs iki gurup insana ilahi kelam bahsedilmisti ve biz onların ogretilerinden habersizdik!" demeyesiniz

    [157] yahut da, "Eger bize de bir ilahi kelam indirilmis olsaydı onun rehberligine kesinlikle onlardan daha sıkı uyardık" (demeyesiniz). Iste, simdi size Rabbinizden hakikatin acık bir kanıtı ve bir rehberlik, bir rahmet geldi. Oyleyse, Allahın mesajlarını yalanlayandan ve onlardan kucumseyerek yuz cevirenden daha zalim kim olabilir? Mesajlarımızdan kucumseyerek yuz cevirenleri bundan dolayı siddetli bir azapla cezalandıracagız

    [158] Yoksa onlar, meleklerin kendilerine gorunmesini mi bekliyorlar yahut (bizzat) Rabbinin veya Ondan bazı (kesin) isaretlerin? (Ama) Rabbinin (kesin) isaretlerinin ortaya cıkacagı Gun iman etmenin, daha once inanmamıs yahut inandıgı halde bir hayır yapmamıs olan kimseye hicbir yararı olmaz. De ki: "Bekleyin (oyleyse Ahiret Gununu, ey inancsızlar:) bakın, biz (mumin)ler de bekliyoruz

    [159] Inanclarının butunlugunu bozarak guruplara, fırkalara ayrılanlara gelince: onlar icin yapabilecegin bir sey yoktur. Unutma, onların isi Allaha kalmıstır: ve zamanı geldiginde Allah onlara vaktiyle yaptıklarını gosterecektir

    [160] Kim (Allahın huzuruna) iyi bir is ve davranısla cıkarsa bu yaptıgının on katını kazanacaktır; ama kim de kotu bir fiil ile cıkarsa onun aynısıyla cezalandırılacaktır; ve kimseye haksızlık yapılmayacaktır

    [161] De ki: "Bakın, Rabbim beni duzgun ve saf bir itikad aracılıgıyla dosdogru bir yola yoneltti; her turlu batıldan uzak durarak Allahtan baska seye ilahlık yakıstıranlardan olmayan Ibrahimin yoluna

    [162] De ki: "Bakın, benim namazım, (butun) ibadetlerim, hayatım ve olumum (yalnızca) butun alemlerin Rabbi olan Allah icindir

    [163] ki Onun uluhiyetinde hic kimse pay sahibi degildir: Ben boyle emrolundum; ve ben benliklerini Allaha teslim edenlerin (daima) oncusu olacagım

    [164] De ki: "Oyleyse, O her seyin Rabbi iken Allah´tan baska bir Rab mı arayacagım?" Insanların isledigi (kotu) fiiller yalnızca kendilerini ilgilendirir; ve sorumluluk tasıyan hic kimseye baskasının sorumlulugu yuklenmez. Zamanı geldiginde hepiniz Rabbinize doneceksiniz: ve o zaman uzerinde ihtilafa dustugunuz her seyi size (gercek haliyle) gosterecektir

    [165] Zira O sizi dunyaya mirascı yapmıs, ve bazınızı digerlerine derecelerle ustun kılmıstır ki bahsettigi seyler aracılıgıyla sizi sınayabilsin. Suphe yok ki Rabbiniz karsılık vermede hızlıdır: ama, unutmayın ki, O gercekten cok bagıslayıcıdır, rahmet kaynagıdır

    A'râf

    Surah 7

    [1] Elif-Lam-Mim-Sad

    [2] (Yucelerden) bir ilahi kelam indirildi sana artık gonlunde bu konuda herhangi bir supheye yer verme ki, onunla, (yoldan sapanları) uyarabilesin ve (boylece) inananlara da ogutte bulunabilesin

    [3] Rabbinizin katından size indirilene uyun; Ondan baska onderlerin ardından gitmeyin. Ne kadar az tutuyorsunuz aklınızda bunu

    [4] Biz (bas kaldıran) topluluklardan nicesini, gece vakti ya da gupegunduz dinlenirken ansızın gelip catan cezamızla yok etmisizdir

    [5] Ve cezamız baslarında koptugu zaman, kendi kendilerine, "vah bize! Biz gercekten zalim kimselerdik!" demekten baska soyleyecek sozleri olmamıstır

    [6] Ve bu yuzden, kendilerine (ilahi) bir mesaj gonderilen herkesi, hic suphesiz, (Yargı Gununde) hesaba cekecegiz. Ve yine hic suphesiz mesajla gonderilenleri(n kendilerini) de hesaba cekecegiz

    [7] Ve sonra kendilerine mutlaka (yapıp ettikleri hakkındaki sasmaz) bilgimizi acacagız: cunku hicbir zaman (onlardan) uzak degildik

    [8] Ve olcme-tartma isi o Gun dosdogru gerceklesecek; ve tartıda (dogru ve yararlı davranıslarının) yuku agır gelenler; iste boyleleridir mutluluga erisecek olanlar

    [9] Oysa, tartıda yuku hafif cekenler; iste, mesajlarımıza inatla karsı cıkmaları yuzunden kendilerini bedbahtlıga surukleyecek olanlar da bunlardır

    [10] Evet, (ey insanlar), sizi yeryuzune gercekten (bolluk icinde) yerlestirdik ve size orada geciminizi saglayacak seyler verdik: (Hal boyleyken) ne kadar az sukrediyorsunuz

    [11] Evet, gercekten de sizi yarattık, sonra size bicim verdik; ve sonra meleklere: "Ademin onunde secde edin!" dedik. Bunun uzerine, Iblisin dısında, onlar(ın hepsi) secde ettiler; (bir tek) o secde edenlerin arasında yer almadı

    [12] (Ve Allah): "Sana emrettigim zaman" dedi, "seni secde etmekten alıkoyan neydi?" "Ben ondan ustunum", diye cevap verdi (iblis), "(cunku) beni atesten yarattın, onu balcıktan

    [13] (Allah): "Madem oyle, haydi in o bulundugun (konum)dan; cunku orada (o bulundugun konumda) buyukluk taslaman yakısık almaz! Cık git artık; gercekten, asagılanmıs kimselerden oldun sen

    [14] (Iblis): "Bana, herkesin olumden kaldırılacagı Gune kadar zaman ver" dedi

    [15] (Ve Allah): "Tamam, sen artık muhlet verilen kimselerden oldun" diye buyurdu

    [16] (Bunun uzerine Iblis): "Madem ki, benim yoldan cıkmamı istedin" dedi, "ben de, gidip senin dogru yolunun uzerinde onlar icin pusuya yatacagım

    [17] ve hem acıktan acıga, hem de akılların ermedigi yol ve yontemlerle, saglarından sollarından sokulacagım onlara: Ve sen onlardan cogunu nankor kimseler olarak bulacaksın

    [18] (Ve Allah): "Defol, (bulundugun) o yerden, gozden dusmus ve kovulmus olarak! (Ve) onlardan sana uyacak olanlara gelince hic supheniz olmasın, cehennemi topluca sizinle dolduracagım

    [19] Ve (Sana gelince) Ey Adem, sen ve esin, yerlesin bu bahcede; ve yiyin, neyi gonlunuz cekerse; ama sakın su agaca yaklasmayın, yoksa zalim kimselerden olursunuz

    [20] Bunun uzerine, Seytan, onlara, (o ana kadar) farkında olmadıkları cıplaklılarını gostermek amacıyla fısıldayıp: "Rabbinizin sizi bu agactan uzak tutması, yalnızca, siz ikiniz melekler (gibi) olmayasınız ya da sonsuza kadar yasayamayasınız diyedir" dedi

    [21] Ve onlara: "Ben gercekten sizin iyiliginizi isteyen biriyim" diye de and verdi

    [22] Ve boylece onları yanıltıcı dusuncelerle yonlendirdi. Fakat o ikisi, sozu gecen agacın meyvesinden tadar tatmaz birden cıplaklıklarının farkına vardılar; ve bahceden topladıkları yapraklarla uzerlerini ortmeye koyuldular. Bunun uzerine Rableri onlara (soyle) seslendi: "Ben sizi o agactan menedip de, ´Seytan sizin gercekten apacık dusmanınızdır dememis miydim

    [23] O ikisi: "Ey Rabbimiz! Biz kendimize yazık ettik; bizi bagıslamaz ve bize merhamet etmezsen, hic suphesiz, kaybedenlerden olacagız!" dediler

    [24] (Allah): "Inin, (bundan boyle) birbirinize dusman olarak!" dedi, "yeryuzunde bir sure icin konacak bir yurt ve geciminizi saglayacak seyler bulacaksınız

    [25] Orada yasayacak ve oleceksiniz" diye ekledi, "ve (Kıyamet Gunu) oradan (diriltilip) cıkarılacaksınız

    [26] Ey Ademogulları! Size yucelerden, hem cıplaklıgınızı ortesiniz diye, hem de bir gorkem-guzellik nesnesi olarak giyim kusam (yapma bilgisini) bahsettik; ama Allaha karsı sorumluluk bilinci ortusu her seyin ustundedir. Iste bunda (da) Allahın ayetlerinden biri var ki, insanoglu belki ders alır

    [27] Ey Ademogulları! Tıpkı atalarınızın cennetten cıkarılmalarına yol actıgı gibi, Seytanın sizi de ayartmasına izin vermeyin: (Allaha karsı sorumluluk bilincinin benzedigi) ortulerden yoksun bırakmıstı o. Muhakkak ki o ve avenesi, onları hic fark edemeyeceginiz yerde ve bicimde sizi (de) pusuda bekliyor! Gercek su ki Biz, (ictenlikle ve dogru bir bicimde) inanmayanların yanına-yakınına (her turden) seytani gucler ve kuvvetler yerlestirdik

    [28] Ve (bunun icindir ki) ne zaman utanc verici bir is isleseler, "biz atalarımızı da bu isi yapar bulduk; hem, Allah emretmistir bunu bize" derler hemen. De ki: "Bakın, Allah asla utanc ve tiksinti veren isleri emretmez. Siz, yoksa hakkında hicbir sey bilmediginiz bir seyi mi Allaha yakıstırıyorsunuz

    [29] De ki: "Benim Rabbim (yalnızca) dogru olanın yapılmasını emretmistir; ve (O sizden) kullugunuzu gostermek uzere giristiginiz her turlu eylemde butun varlıgınızı ortaya koymanızı ve icten bir inancla yalnız ve sadece Ona baglanarak Kendisine yalvarıp yakarmanızı (ister). Baslangıcta nasıl sizi yaratan Oysa, doneceginiz kimse de Odur

    [30] O, (sizden) bazılarını dogru yola yonelterek onurlandıracak; ama bazıları(nız) icin de dogru yoldan sapmak kacınılmaz olacak: Cunku, bakın, onlar Allahı bırakıp (kendi) kotu durtulerini kendilerine dost edinecekler, hem de boylelikle dogru yolu bulmus olduklarını sanarak

    [31] Ey Ademogulları! (Allaha) kulluk olsun diye yapıp ettiginiz her iste kendinize cekiduzen verin; (serbestce) yiyin icin, fakat sacıp savurmayın: (cunku) kusku yok ki, O savurganları sevmez

    [32] De ki. "Allahın kulları icin yarattıgı guzelligi, rızkın iyisini, temizini yasaklayan kim?" De ki: "Bunlar dunya hayatında imana erenler icin (mesru)durlar; Kıyamet Gununde ise yalnızca onlara ozgu olacaklardır." Anlama-kavrama yetenegi olan insanlar icin bu mesajları Biz iste boyle acık acık dile getiriyoruz

    [33] De ki: "Dogrusu, Rabbim, yalnızca, acık ya da gizli, utanc verici davranısları, gunahı(n her cesidini), (baskasının elindekine) haksız yere goz dikmeyi, Allahtan baskasına hakkında hicbir delil indirmedigi halde tanrısal nitelikler yakıstırmanızı ve bilmediginiz seyi Allaha izafe etmenizi yasaklamıstır

    [34] Ve her toplum icin bir vade belirlenmistir: Oyle ki, vadeleri doldugunda onu bir tek an olsun, ne geciktirebilirler ne de one alabilirler

    [35] Ey Ademogulları! Size kendi aranızdan benim mesajlarımı ileten elciler geldiginde, kimler ki Bana karsı sorumluluk bilinci duyar ve kendilerini duzeltirlerse, iste onlar icin korku yok; onlar uzulmeyecekler de

    [36] ama ayetlerimizi yalanlamaya kalkanlar ve onlara kibirle tepeden bakanlar, iste orada kalmak uzere, atese girecek olanlar boyleleridir

    [37] Kendi asılsız uydurmalarını Allaha yakıstıran ya da Allahın ayetlerini yalanlamaya kalkısan kimselerden daha zalim kim olabilir? Onlara (hayatta) nasip olarak her ne ki yazılmıssa kendilerini bulacaktır; ta ki, canlarını almak icin elcilerimiz gelip (de) onlara: "Hani, nerde Allahtan baska cagırıp durdugunuz varlıklar?" deyinceye kadar. Ve (gunahkarlar): "Bizi yuzustu bıraktılar!" diye karsılık verecekler; ve (boylece), hakkı inkar eden kimseler oldukları konusunda kendi aleyhlerine tanıklık etmis olacaklar

    [38] (Bunun uzerine Allah): "Katılın oyleyse, atese sizden once gomulup giden gorunmeyen varlıklar ve insanlar guruhuna!" (Ve) bir guruh (atese) girerken her seferinde kendi yandaslarına lanet edecek; o kadar ki, onların hepsi, birbiri ardından oraya dolustuklarında, sonrakiler onden gidenler icin (soyle) diyecek: "Ey Rabbimiz! Bizi yoldan cıkaran iste bunlardı: oyleyse, onlara atesle iki kat azap ver!" Allah: "Her biriniz iki kat azaba mustehaksınız ama bunu bilmiyorsunuz" diye cevap verecek buna

    [39] Ve oncekiler, sonrakilere soyle diyecek: "Demek ki, hicbir bakımdan bizden ustun kimseler degilmissiniz! Oyleyse, yaptıgınız butun o kotulukler icin, tadın bu azabı

    [40] Gercek su ki, Ayetlerimizi yalanlamaya kalkısan ve onlara tepeden bakan kimselere gogun kapıları acılmayacaktır; ve onlar, halatın igne deliginden gecebilmesinden daha kolay giremeyecekler cennete. Gunaha gomulup gidenleri Biz iste boyle cezalandırırız

    [41] Cehennem onların hem dinlenme yeri hem de ortuleri olacak; zalimleri Biz iste boyle cezalandırırız

    [42] Ama imana erisen, dogru ve yararlı isler yapan kimseler -(ki) suphesiz, Biz kimseye tasıyabilecegi yukten fazlasını yuklemeyiz- iste, ebediyyen kalmak uzere cennete girecek olan bunlardır

    [43] (ki, oraya girmeden once) onların iclerinde (takılıp kalmıs) olabilecek dusunce ya da duygu turunden uygunsuz ne varsa silip atacagız; orada onlerinde dereler-ırmaklar cagıldayacak; ve onlar: "Butun ovguler, bizi bu (bahtiyarlıga) eristiren Allaha yakısır; cunku eger O bize yol gostermeseydi biz asla dogru yolu bulamazdık! Ve Rabbimizin elcileri bize gercekten de dogruyu soylemisler!" diyecekler. Ve (bir ses): "Iste gecmiste edip eyledikleriniz sayesinde kazandıgınız cennet, bu!" diye yankılanacak

    [44] Ve cennetlikler, atesliklere, "Rabbimiz bize ne soz verdiyse, butunuyle gerceklesmis bulduk; ya siz, siz de Rabbinizin size vaat ettigi seyi gerceklesmis buldunuz mu?" diye seslenecekler. (Berikiler): "Ah, evet!" diye karsılık verecekler. Bunun uzerine iclerinden bir ses haykıracak: "Allahın laneti, zalimlere elverir

    [45] onlar ki, baskalarını Allahın yolundan cevirirler ve onu egri, dolambaclı gostermeye calısırlar; ve onlar ki ahiret hayatının gercek oldugunu kabule yanasmazlar

    [46] Bu iki taraf arasında bir engel bulunacaktır. Ve orada, (hayattayken) kendilerine (egri ile dogruyu) ayırt edebilme yetisi bahsedilmis, onların her birini tasıdıgı belirtiden tanıyan kimseler olacak. Ve (girmek icin) can attıkları halde cennete (henuz) girmemis olan bu kimseler cennetliklere: "Size selam olsun" diye seslenecekler

    [47] Ve bakıslar ates yolcularına dogru cevrilince: "Ey Rabbimiz, bizi su zalim insanların arasına katma!" diyecekler

    [48] Ve (hayattayken) bu ayırt etme yetisine sahip olanlar, gorunuslerinden (gunahkar olduklarını) cıkardıkları kimselere: "Ne sagladı size" diye seslenecekler, "maldan, (mulkten) biriktirmeniz; gecmisinizle o bos kurumlanmanız

    [49] Bir vakit haklarında, ´Allah rahmetini asla boylelerine ulastırmaz! diye kestirip attıgınız kimseler, iste bunlar, (bu onurlandırılmıs kimseler) mi? (Oysa, bakın, simdi onlara:) "girin cennete; size korku yok, huzun de duymayacaksınız! (diye sesleniliyor)

    [50] Ve atesin yarenleri, cennetliklere: "Uzerimize biraz su dokun, yahut Allahın size bahsettigi (cennet) azıklar(ın)dan (atın bize)!" diye seslenecekler. (Berikiler:) "Dogrusu, Allah, gercegi inkar edenleri her ikisinden de yoksun kılmıstır

    [51] o kimseler ki, dunya hayatına kapılıp eglenceyi ve gecici zevkleri dinleri haline getirmislerdi." diye karsılık verecekler. (Ve Allah:) "Onlar bu (Hesap) gununun gelip catacagını nasıl gozardı edip unuttular ve ayetlerimizi nasıl inkar ettilerse biz de bugun onları oyle gozardı edecegiz" diyecek

    [52] Cunku Biz, gercekten de onlara, inanacak bir toplum icin bir dogru yol, icinde bilgiye dayalı ayrıntılı acıklamalarda bulundugumuz bir kitap ulastırdık

    [53] (Imdi), (inanmayanlar) o (Hesap Gununun) nihai anlamının acıklanmasından baska bir sey mi bekliyorlar? (Ne var ki), onun kesin anlamının acıklandıgı Gun, onu vaktiyle umursamayan kimseler: "Isin dogrusu, Rabbimizin elcileri bize gercegi soylemislerdi! Simdi, bizden yana aracılık yapacak kayırıcılarımız yok mu bizim? Yahut, mumkun mu, (hayata) geri gonderilsek de edip eylediklerimizden baska turlu davransak?" diyecekler. Gercek su ki, onlar (boyle diyerek yalnızca) kendilerini aldatmıs olacaklar ve onların butun (bu) bos hayalleri yıkılıp kendilerini yuzustu bırakacak

    [54] Suphesiz, Allahtır sizin Rabbiniz; gokleri ve yeri altı evrede yaratan; ve arsa, o sınırsız kudret ve iktidar makamına kurulan. Gunduze, kendisini ivedilikle kovalayan geceyi sarıp sarmalayan O; koydugu yasalara boyun egen gunesiyle, ayıyla, yıldızlarıyla her sey Onun: butun bir yaratılıs ve tum buyurma, yasama kudreti. Ne yucedir Allah, ne uludur alemlerin Rabbi

    [55] Rabbinize alcak gonullulukle ve yureginizin ta derinlerinden seslenin. Dogrusu O, cizgiyi asanları sevmez

    [56] bunun icindir ki, iyi bir duzene sokulmusken yeryuzunde bozgunculuk yapmayın. Ve korkuyla ve umarak yalvarın Ona; cunku Allahın rahmeti her zaman iyilik yapanlarla beraberdir

    [57] Yaklasan rahmetinin onunde mujdeleyici olarak ruzgarları gonderen Odur; yagmur yuklu bulutlar toplandıklarında, onları corak bolgeye dogru surukleyip bu yolla su indirelim ve boylece her turlu urunun yeserip boy vermesini saglayalım diye. Oluleri de iste boyle diriltecegiz; belki dusunur ders alırsınız

    [58] Bereketli toprak (gibi) ki, onun ekini, Rabbinin izniyle (bolluk icinde) fıskırır; oysa kotu topragınki ancak cılız bir ekin verir. Sukreden bir topluluk(un yararlanması) icin ayetlerimizi iste boyle cok yonlu olarak dile getiriyoruz

    [59] Gercek su ki, Biz Nuhu kendi toplumuna gonderdik: "Ey kavmim!" dedi, "yalnızca Allaha kulluk edin: Ondan baska tanrınız yok cunku. Dogrusu, dehset ve azabıyla buyuk bir Gunun gelip sizi bulmasından korkuyorum ben

    [60] Kavmi icinden onde gelenler: "Dogrusu, biz senin apacık bir sapıklık icinde oldugunu goruyoruz!" diye karsılık verdiler

    [61] (Nuh): "Ey kavmim" dedi, "Bende bir egrilik/bir sapıklık yok; ne var ki, ben alemlerin Rabbinden bir elciyim

    [62] Rabbimin haberlerini bildiriyor, ogutler veriyorum size: cunku ben, Allahın bana (vahiyle) bildirmesi sayesinde sizin bilmediginizi biliyorum

    [63] Sizi uyarabilsin ve siz de Allaha karsı sorumluluk bilinci duyup Onun rahmetiyle onurlanasınız diye sizin kendi icinizden birinin eliyle Rabbinizden size bir haber gelmesini nicin yadırgıyorsunuz

    [64] Ve (bu uyarıya ragmen) onu yalanladılar! Ve bunun uzerine Biz de onu ve gemide onunla beraber olanları kurtardık; ayetlerimizi yalanlayanları ise (suda) bogduk gercekten kor bir topluluktu onlar

    [65] Ve ´Ad (toplumuna da) kardesleri Hud´u (gonderdik)."Ey kavmim!" dedi (onlara), "yalnızca Allaha kulluk edin: Ondan baska tanrınız yok. Hal boyleyken yine de Ona karsı sorumluluk bilinci duymayacak mısınız

    [66] Kavmi arasından gercegi tanımaya yanasmayanların onde gelenleri: "Dogrusu, biz seni aklı kıt biri olarak goruyoruz ve ustelik yalancının biri oldugunu sanıyoruz

    [67] (Hud:) "Ey kavmim" dedi, ben aklı kıt biri degil, alemlerin Rabbinden bir elciyim

    [68] Rabbimin haberlerini bildiriyor ve size durust ve guvenilir ogutler veriyorum

    [69] Sizi uyarabilsin diye kendi icinizden birinin eliyle; Rabbinizden size bir haber gelmesini yadırgıyor musunuz, nicin? Hic degilse, sizi nasıl Nuh toplumunun yerine getirdi ve sizi maddi varlık olarak nasıl kat kat ustun guclerle donattı, bunu hatırlayın. Ve artık anın Allahın nimetlerini ki kurtulusa erebilesiniz

    [70] Soyle cevap verdiler: "Bir tek Allaha kulluk edelim de atalarımızın kulluk edegeldigi butun oteki tanrıları bırakalım diye mi geldin bize? Eger dogru sozlu biriysen, haydi getir (de gorelim) bizi tehdit edip durdugun azabı

    [71] (Hud): "Rabbinizin mustehak gordugu urkutucu bir bela ve gazapla kusatılmıs durumdasınız zaten!" dedi. Simdi, Allahın haklarında hicbir delil indirmedigi, yalnızca sizin ve atalarınızın uydurdugu o (bos) isimler hakkında mı benimle cekisiyorsunuz? (O kacınılmaz olanı) bekleyin oyleyse; dogrusu ben de sizinle bekleyecegim

    [72] Ve boylece, onu ve onunla beraber olanları kusatıcı rahmetimizle kurtardık; beri yandan, ayetlerimizi yalanlayıp inanmayanlarıysa son kalıntısına kadar silip attık

    [73] Ve Semud (toplumuna da) kardesleri Salihi (gonderdik). "Ey kavmim!" dedi, "Yalnızca Allaha kulluk edin; Ondan baska tanrınız yok. Rabbinizden iste apacık bir kanıt geldi size: "Allaha ait olan bu disi deve bir nisanedir sizin icin: oyleyse bırakın onu Allahın arzında otlasın ve sakın dokunmayın ona; yoksa cok can yakan bir azap yakalar sizi

    [74] Ve hatırlayın, sizi nasıl ´Ad (toplumunun) yerine getirdi O; ve ovalarında kendinize konaklar yukseltip daglarını yontarak evler yapabilesiniz diye yeryuzunde sizi nasıl saglamca yerlestirdi. Oyleyse, anın Allahın nimetini de yeryuzunde bozgunculuk yapıp karanlıga yol acmayın

    [75] Gucsuz gorulenlere karsı kustahca buyukluk taslayan toplumun ileri gelenleri inananlara: "Siz Salihin (gercekten) Rabbinin katından gonderildiginden emin misiniz?" dediler. Onlar da: "Elbette inanıyoruz onun getirdigi habere" diye cevap verdiler

    [76] Buyukluk pesinde olanlarsa: "Bakın" dediler, "sizin o kadar emin oldugunuz seyi biz asla dogru bulmuyoruz

    [77] Ve boyle (diyerek) disi deveyi yatırıp hunharca kestiler, Rablerinin buyruguna burun kıvırıp sırt cevirdiler. Ve (bununla da kalmayıp): "Ey Salih," dediler, "eger gercekten Allahın elcilerinden biriysen, haydi getir su bizi korkutup durdugun azabı

    [78] Derken bir deprem ansızın yakalayıverdi onları ve kendi evlerinde cansız seriliverdiler

    [79] Ve (Salih) onlardan yuz cevirdi: "Ey kavmim!" dedi, "gercek su ki, ben Rabbimin mesajlarını ilettim ve guzelce ogut verdim size; (ama) siz guzel ogut verenleri sevmediniz

    [80] Ve Lut(u hatırlayın ki, hani o) kavmine soyle demisti: "Dunyada sizden once hic kimsenin yapmadıgı igrenclikleri mi isleyeceksiniz

    [81] Kadınları bırakıp, sehvetle erkeklere yaklasıyorsunuz: Yoo, siz gercekten olcuyu asan bir topluluksunuz

    [82] Fakat kavminin cevabı yalnızca su oldu: "Surun ulkenizden onları! Besbelli, kendilerini temize cıkaran insanlar, bunlar

    [83] Bunun uzerine onun ve geride kalanlar arasında bulunan karısı dısında yandaslarını kurtardık

    [84] Bu arada, (helak edici) bir yagmur yagdırdık berikilerin uzerine: Iste gorun, gunaha gomulup gidenlerin basına geleni

    [85] Ve Medyen (halkına) kardesleri Suaybı (gonderdik), "Ey kavmim!" dedi, "Yalnız Allaha kulluk edin; sizin Ondan baska tanrınız yok! Rabbinizden iste apacık bir duyuru geldi size. Oyleyse (butun islerinizde) olcuyu tartıyı tam olarak gozetin, hukuken onların olan seyden insanları yoksun bırakmayın; ve iyi bir duzene kavusturulduktan sonra kalkıp yeryuzunde bozgunculuk yapmayın: (butun) bunlar sizin iyiliginiz icin; tabii, eger inanırsanız

    [86] Bir de, inanan herkesi tehditle Allahın yolundan donmeye zorlayarak ve onu egri gostermeye calısarak (dogruya goturen) her yolun kıyısında pusuya yatmayın. Ve Onun sizi azlıkken (nasıl) cogalttıgını hatırlayın: Ve bakın, sonu ne oldu fesat cıkaranların

    [87] Madem ki, aranızda, getirdigim habere inanan bir topluluk yanında bir de inanmayan bir topluluk var, oyleyse bu icinden cıkılması zor durumda sabredin, ta ki aramızda Allah hukmedinceye kadar: cunku O, hukmedenlerin en hayırlısıdır

    [88] Kavmi icinde ileri gelen, kendini begenmis o kurumlu kimseler: "Ey Suayb!" dediler, "Hic suphen olmasın ki, seni ve inanan yoldaslarını ulkemizden surgun edecegiz, meger ki, kesin bir bicimde bizim yolumuza donersiniz!" (Suayb): "Peki, ya bunu yurekten istemiyorsak?" dedi

    [89] Cunku, bakın,kalkıp yeniden sizin yolunuza donecek olsaydık -hem de Allah bizi ondan kurtardıktan sonra- o zaman, Allaha dupeduz yalan yakıstırmıs olurduk. Rabbimiz Allah bunu bizden istemedigi surece, bizim sizin yolunuza donmemiz asla dogru olmaz. Rabbimiz sınırsız bilgisiyle her seyi kusatmıstır; biz de guvenimizi Allaha bagıslamısız. Ey Rabbimiz, bizimle kavmimiz arasında hak neyse, ortaya cıkar; cunku hakkı ortaya cıkaranların en hayırlısı Sensin

    [90] Ne var ki, kavimleri arasından, hakkı inkara sartlanmıs olan elebasları, (Suaybın yandaslarına:) "Dogrusu, eger Suayba uyarsanız, bilin ki, kaybedenlerden olacaksınız!" dediler

    [91] Derken, bir deprem onların isini bitirdi: kendi evlerinde cansız olarak yere serilip kaldılar

    [92] Onlar ki Suaybı yalancı cıkarmak isteyen kimselerdi: Sanki orada hic yasamamıs gibi oldular. Onlar ki, Suaybı yalancı cıkarmak isteyen kimselerdi. Kendileri kaybeden kimseler oldular

    [93] Ve sonunda Suayb, onların yanından donup giderken: "Ey kavmim!" dedi, "gercek su ki, ben size Rabbimin buyruklarını teblig ettim ve guzelce ogut verdim: artık ben nasıl (sizin gibi) hakkı inkar eden bir topluluk icin yas tutup kederleneyim

    [94] BIZ hicbir topluma peygamber gondermemisizdir ki belki kibirlerinden sıyrılırlar diye onları darlıkla, sıkıntıyla denemis olmayalım

    [95] Sonra o darlıgı genislige cevirmisizdir ki refahı tatsınlar da (kendi kendilerine): "Atalarımız da darlık ve sıkıntıya dusmusler (ve genisligi gormusler)di" desinler, iste ancak bundan sonradır ki, kendileri daha (ne olup bittiginin) farkına varmadan, onları kıskıvrak yakaladık

    [96] Oysa bu toplumların insanları imana erip de Bize karsı sorumluluk bilinci tasıyor olsalardı onların onunde gogun ve yerin bolluklarını acardık: ama gercegi yalanlamaya kalktılar ve Biz de (kendi) yapıp ettiklerinden oturu onları kıskıvrak yakaladık

    [97] O halde, artık hangi toplumun insanları, azabımızın, geceleyin daha onlar uykudayken ansızın baslarına kopmayacagından emin olabilirler

    [98] Yahut artık hangi toplumun insanları, azabımızın, gupegunduz onlar (dunyayla) oyalanıp dururken baslarına kopmayacagından emin olabilirler

    [99] Kim guvenlik icinde gorebilir kendini, Allahın onceden kestirilmeyen ince tertibine karsı? Hayır, zaten tukenip gitmis insanlardan baska kimse Allahın ince tertibine karsı guvenlik icinde goremez kendini

    [100] Oyleyse, onceki kusakların izinden yeryuzune varis olanlar icin (su gercek) hala ortaya cıkmadı mı, eger dileseydik kendi gunahları yuzunden onları (da) pekala carpabilirdik; hem de (hakikati) isitmesinler diye kalplerine muhur basarak

    [101] Sana iclerinden bazılarının kıssalarını anlattıgımız bu (onceki) toplumlara kendi iclerinden cıkan elciler, gercekten de hakkın ne oldugu yolunda apacık belgeler, burhanlar getirmislerdi; ama onlar, bir kere yalan saydıkları seye (bir daha) inanmak istemediler. Iste bunun icindir ki, Allah, hakikati inkar edenlerin kalplerine muhur vuruyor

    [102] Ve Biz onların cogunda dogru olan seylere karsı (icsel) bir baglılık bulmadık tersine, onların cogunu onmaz gunahkarlar olarak bulduk

    [103] Ve bu (onceki toplumlardan) sonra Firavunun ve onun soylular cevresine Musayı ayetlerimizle gonderdik; onları inatla reddettiler ve bak, nasıl oldu sonu bu bozguncuların

    [104] Musa: "Ey Firavun!" dedi, "gercek su ki, ben alemlerin Rabbinden bir elciyim

    [105] bana dusen, Allah hakkında gercekten baska bir sey soylememektir. Iste size Rabbinizden apacık burhanla cıkıp geldim: Oyleyse bırak artık, Israilogulları benimle gelsinler

    [106] (Firavun): "Bir isaret, bir alamet getirdiysen, goster bakalım; tabi,dogru sozlu biriysen!" dedi

    [107] Bunun uzerine (Musa), asasını yere bıraktı: Oo! (bir de ne gorsunler!) dupeduz bir yılandı, bu

    [108] Ve (sonra) elini yukarı kaldırdı: Oo! Bir de baktılar, bembeyaz, ısıl ısıl

    [109] Firavunun uyrukları arasında ileri gelenler "Dogrusu, cok sey bilen usta bir sihirbazmıs bu" dediler

    [110] sizi yerinizden etmek isteyen biri!" (Firavun:) "Peki, ne oneriyorsunuz?" diye sordu

    [111] Soyle cevap verdiler: "Onu ve kardesini bir sure alıkoy ve sehirlere davetciler gonder

    [112] butun usta ve bilgin sihirbazları senin huzuruna toplayıp getirsinler

    [113] Ve sihirbazlar Firavuna gelip: "Eger ustun gelen biz olursak" dediler "o zaman buyuk bir odul hak etmis oluruz

    [114] (Firavun): "Elbette" diye karsılık verdi, "ustelik, o zaman gozdelerimizin arasına katılmıs olacaksınız

    [115] Sihirbazlar (Musaya): "Ey Musa!" dediler, "Once sen mi atacaksın (asanı) yoksa biz mi atalım

    [116] (Musa): "(Once) siz atın!" dedi. Ve onlar (asalarını) yere attıkları zaman, insanların gozlerini buyuyle bagladılar ve onları korkuyla saskına cevirdiler

    [117] Ve (o zaman) Biz de Musaya: "Asanı yere at!" diye vahyettik. Oo! (bir de ne gorsunler) bu, onların butun o aldatıcı duzeneklerini yutmasın mı

    [118] Boylece gercek kendini gostermis, berikilerin butun o yapıp becerdiklerinin bos oldugu ortaya cıkmıs oldu

    [119] Ve (yine) boylece onlar yenilmis, adamakıllı kucuk dusmus oldular

    [120] Sihirbazlar (hemen) diz cokup yere kapanarak

    [121] Biz (artık) inandık alemlerin Rabbine

    [122] Musa ve Harunun Rabbine!" dediler

    [123] Firavun: "Ben size izin vermeden ona inandınız, oyle mi?" dedi, "Bakın, bu sizin yaptıgınız sinsice hazırlanmıs bir tuzak; hem de bu (benim kendi) sehrimde, boylelikle ahalisini cekip goturmek icin... Ama (bekleyin) yakında goreceksiniz

    [124] bu donekliginiz yuzunden, mutlaka, (icinizden) pek cogunun ellerini ayaklarını budayacagım; ve yine mutlaka (icinizden) pek cogunu topluca asacagım

    [125] (Berikiler:) "(Bundan ne cıkar), biz de Rabbimize doneriz!" dediler

    [126] Cunku, yalnızca, bize ulasır ulasmaz Rabbimizin ayetlerine inandık diye bize hınc duyuyorsun. Ey Rabbimiz, dar zamanda sana baglanan kimseler olarak canımızı al

    [127] Ve Firavun uyrukları arasından onde gelenler: "Peki," dediler, "Musa ve halkının ulkede karısıklık cıkarıp (uyruklarını) senden ve senin topraklarından uzaklas(tır)malarına goz mu yumacaksın?" (Firavun): "Onların cocuklarından cogunu oldurecek ve (yalnız) kadınları sag bırakacagız: Cunku, gercekten onların uzerinde ezici bir gucumuz var!" dedi

    [128] (ve) Musa kendi halkına: "Yardım icin Allaha sıgının ve (dar gunde) sabırlı olun" dedi, "Bilin ki, butun bir yeryuzu Allaha aittir: onu, kullarından kimi dilerse ona miras bırakır; ve gelecek Allaha karsı sorumluluk bilincine sahip olanlarındır

    [129] (Fakat Israilogulları:) "Biz, sen gelmeden once de cok eziyet cektik, geldikten sonra da!" dediler. (Musa cevaben): "Belki de, Rabbiniz dusmanınızı yok edip yeryuzune sizi varis kılacak: Ve sonra sizin nasıl (ve neler) yaptıgınıza bakacak

    [130] Gercekten de Firavunun halkını kuraklık ve urun kıtlıgıyla kıskıvrak yakaladık ki akıllarını baslarına toplar da ders alırlar

    [131] Fakat onlar, kendilerine ne zaman bir iyilik erisse "Bu (zaten) bizim hakkımızdı!" derler, ne zaman da basları dara dusse bunu Musa ve onun yandaslarının ugursuzluguna verirlerdi. Yoo! Suphesiz, onların ugur(suzluk)ları Allah tarafından ongorulmustur; ne var ki, cogu (bunu) bilmez

    [132] (Musaya) soyle dediler: "Bizi buyulemek icin her ne isaret ortaya koyarsan koy, sana inanmayacagız

    [133] Bunun uzerine, Biz de onlara selleri, cekirge (baskınlarını), hasereleri, kurbagaları ve kan(a donusen suyu) musallat ettik; (hepsi de) apacık ayetler/alametlerdi (onlar icin): ama burunlarını dikip kurumlandılar; cunku gunaha gomulup gitmis bir topluluktu onlar

    [134] Ve baslarına ne zaman bir bela/bir musibet gelse, "Ey Musa" derlerdi, "Seninle yaptıgı (peygamberlik) ahdine dayanarak bizim icin Rabbine dua et! Eger bu musibeti bizden uzaklastırırsa sana inanacagız ve Israilogullarının seninle gitmesine izin verecegiz

    [135] Ama ne zaman ki sozlerini geregince yerine getirmeleri icin kendilerine sure verip de bu musibeti uzerlerinden kaldırsak, (hemen) sozlerinden geri donerlerdi

    [136] Ve iste bu yuzden Biz de bunun acı karsılıgını onlardan cıkardık: ayetlerimize yalan gozuyle bakıp ilgisiz kaldıkları icin denizde bogduk onları

    [137] (Vaktiyle) hor gorulen/gucsuz bırakılan insanları ise kutlu kıldıgımız ulkenin dogu ve batı taraflarına mirascı kıldık. Ve Rabbinizin Israilogullarına verdigi soz, onların darlıkta gosterdikleri sabrın karsılıgı olarak (iste boylece) gerceklesmis oldu; Firavun ve halkının ozenle islediklerini, yapıp yukselttiklerini ise, hepsini, hepsini yerle bir ettik

    [138] Ve Israilogullarını denizden gecirdik; derken, birtakım putlara tapınıp duran bir toplulukla karsılastılar. (Israilogulları): "Ey Musa," dediler, "Bize de onların tanrıları gibi bir tanrı yapıver!" (Musa): "gercekten de siz (egri dogru nedir) bilmeyen bir toplumsunuz!" dedi

    [139] Bunlara gelince, suphe yok ki yasama tarzları onları kacınılmaz bicimde yok olusa goturecek; cunku yaptıkları her sey bos ve degersiz

    [140] (Ve) soyle ekledi: "Sizin icin Allahtan baska bir tanrı arayayım, oyle mi, hem de O sizi diger butun insanlara ustun cıkardıgı halde

    [141] Ve "Hani, size dayanılmaz acılar cektiren; kadınlarınızı sag bırakıp boluk boluk ogullarınızı katleden Firavun toplumunun elinden kurtarmıstık sizi! Bu, Rabbinizin buyuk bir sınamasıydı size" (diyerek Allahın sozlerini hatırlattı onlara)

    [142] Ve (Sonra) Musa icin (Sina Dagında) otuz gecelik bir sure belirledik; ve buna bir on gece daha ekledik, ki boylece Rabbinin belirledigi sure kırk geceye tamamlandı. Ve Musa kardesi Haruna soyle dedi: "Halkının arasında benim yerimi al; durust (ve erdemli) davran; bozguncuların yolunu tutma

    [143] Ve Musa belirledigimiz vakitte, belirledigimiz yere (Sina Dagına) varınca, Rabbi onunla konustu. (Musa da:) "Ey Rabbim" dedi, "goster bana (Kendini) ki seni goreyim!" (Allah): "Beni asla goremezsin. Ama yine de (istersen) su daga bir bak; eger o oylece yerinde kalırsa, o zaman, ancak o zaman, beni gorebilirsin!" Ve Rabbi savkını daga gosterir gostermez onu toza topraga cevirdi; ve Musa da bayılıp dustu; uyanıp kendine geldigi zaman "Ne sınırsız bir yucelik seninki? Pismanlık icinde sana sıgınıyorum; ve (bundan boyle daima) inanların ilki olacagım

    [144] (Allah): "Ey Musa" dedi, "(sana) ayetler vahyederek ve (seninle) konusarak sana insanların arasında ustun bir yer ayırdım; sana bahsettiklerime sıkı sıkı sarıl oyleyse; ve sukreden kimselerden ol

    [145] Ve levhalara onun icin her konuda ogut ve her sey hakkında yeterli acıklamalar yazdık. Ve (ona): "Onlara kuvvetle sarıl ve halkına emret ellerinden gelen en guzel bir bicimde onlar da sıkıca sarılsınlar!" (dedik). Size gunaha batmıs kimselerin gittigi yolu (da) gosterecegim

    [146] Yeryuzunde haksız yere buyukluk taslayanları ayetlerimden uzak tutacagım: cunku onlar (hakikatin) her turlu belirtisini gorseler de ona inanmazlar; ve (yine) onlar dogruluga goturen yolu pekala goruyor olsalar bile, onu izlenecek yol olarak secmezler; tersine, egri yolu gorseler onu hemen kendilerine yol edinirler. Ayetlerimizi yalan saymalarından ve onlara karsı ilgisiz kalmalarındandır bu

    [147] Oyle ya, ayetlerimizi ve ahiret gercegini yalan sayanlar; boylece yapıp ettikleri bosa gidenler, bu yaptıklarından baska bir seyle mi odullendirileceklerdi

    [148] Ve Musa´nın halkı, onun yoklugunda, sus esyalarından (yaptıkları), icinden boguk bir ses cıkaran bir buzagı heykeline tapmaya basladılar. Bunun kendileriyle ne konusabilecegini ne de onlara hicbir bicimde yol gosteremeyecegini gormuyorlar mıydı sanki? (Oyleyken yine de) ona tapmaya devam ettiler, cunku zalim kimselerdi onlar

    [149] (sonradan) yoldan cıktıklarını fark ederek pismanlık icinde ellerini dizlerine vurup da, "Dogrusu, Rabbimiz acıyıp da bagıslamazda, biz gercekten ziyana ugramıs kimselerden olacagız!" deseler bile

    [150] Ve Musa, halkına dondugunde, ofke ve uzuntu icinde onlara, "Benim yoklugumda ne kotu bir yol tutmussunuz boyle!" dedi, "Rabbinizin buyrugunu bir kenara attınız, oyle mi?" Ve (Kanun) levhalarını yere attı, kardesinin basından yakalayıp kendine dogru cekti. Harun: "Ey anamın oglu" diye sızlandı, "halk beni gucsuz gordu ve neredeyse oldureceklerdi beni: bunun icin benim acımla dusmanlarımı sevindirme ve beni zalimler topluluguyla bir tutma

    [151] (Musa): "Ey Rabbim!" dedi, "Beni ve kardesimi bagısla ve bizi rahmetine kabul et: cunku sen merhametlilerin en merhametlisisin

    [152] (Haruna soyle dedi:) "(Altın) buzagıya tapınanlara gelince, hic suphe edilmesin ki, Rablerinin gazabı onları bulacak ve dunya hayatında da alcaklık (olacak onların payı)!" Biz iste boyle cezalandırırız duzmece (seyler) uyduranları

    [153] Ancak, kotu isler yapan ve sonra pismanlık duyup (hakka) inananlara gelince dogrusu, boyle bir tevbeden sonra suphesiz senin Rabbin cok acıyıp esirgeyen gercek bagıslayıcıdır

    [154] Ve ofkesi yatısınca, Musa, uzerinde Rablerinden korkanlar icin yol gosterici, rahmet vaat eden ogretiler yazılı levhaları yerden kaldırdı

    [155] Sonra Bizim belirledigimiz bir vakit (ve yere) gelmek (ve bagıslanma icin dua etmek uzere) halkı icinden yetmis adam secti. Ve iste o zaman onları bir sarsıntı yakaladıgında, "Ey Rabbim!" diye duada bulundu, "Eger dileseydin, daha once de onları yok ederdin ve (onlarla beraber) beni de. Icimizden birtakım dar kafalıların yaptıklarından oturu bizi yok edecek misin (simdi)? (Butun) insanlar Senin bir sınamandan baska bir sey degil; ki onunla dilediginin sapmasına fırsat verir, diledigini de dogru yola sokarsın. Bizim velimiz/yakınımız sensin: oyleyse bagısla, bize acı, cunku bagıslayanların en hayırlısı sensin

    [156] Bizim icin bu dunyada da, ahirette de iyi ve guzel olanı yaz. Bak iste, pismanlık icinde Sana yoneldik!" (Allah) soyle karsılık verdi: "Azabıma diledigim kimseyi ugratabilirim, ama rahmetim her seyi kusatır, bunun icindir ki onu Bana karsı sorumluluk bilincine sahip olan, arınmak icin verilmesi gerekeni veren ve ayetlerimize inanan kimselere pay olarak ayıracagım

    [157] onlar ki, ellerindeki Tevratta ve (daha sonra da) Incilde tanımlanmıs bulacakları Elcinin, okuması yazması olmayan Habercinin izinden gidecekler; (ve o Elci ki) onlara yapılması dogru olanı buyurup yapılması yanlıs olanı yasaklayacak; yine onlara temiz ve hos seyleri helal, kotu ve cirkin seyleri haram kılacak; onların sırtlarına vurulmus yuku indirip boyunlarına gecirilmis zincirleri cozecek. Ve sonuc olarak, ona inanan, onu yuce tutup destekleyen ve yucelerden bahsedilen ısıgın ardına onunla birlikte dusenler; iste boyleleri, nihai kurtulusa, esenlige erisen kimseler olacak

    [158] De ki (ey Muhammed): "Ey insanlar, suphesiz, ben Allahın hepinize gonderdigi bir elciyim; O (Allah) ki, goklerin ve yerin egemenligi Ona aittir! Ondan baska tanrı yoktur; hayatı ve olumu bahseden Odur!" Oyleyse artık inanın Allaha ve Onun Elcisine! Okuması-yazması olmayan, Allaha ve Onun sozlerine inanan Haberciye. Ona uyun ki dogru yolu bulasınız

    [159] Musa´nın (gorevlendirildigi) halk icinde (otekilere) dogru yolu gosteren ve onun ısıgı altında adaletle davranan insanlar vardı

    [160] Derken Biz Israilogullarını on iki boya, (ya da) oymaga ayırdık. Ve halkı Musadan su istediginde, ona, "Asanla tasa vur!" diye vahyettik. Ve o (tas)tan on iki goze fıskırdı, ki her topluluk kendi su icecegi yeri bilsin. Ve onları bulutlarla golgelendirdik; uzerlerine kudret helvası ve bıldırcın indirdik (ve onlara): "Size sagladıgımız rızıkların temiz ve hos olanlarından yararlanın!" dedik. Ve (butun o gunahkar davranıslarıyla) Bize bir zarar vermiyorlar, ama (yalnızca) kendilerine yazık etmis oluyorlardı

    [161] Hani, size soyle dendigi zaman(ı hatırlayın): "Bu ulkede yerlesin ve oranın urunlerinden dilediginiz gibi yararlanın; ve (bunu yaparken) "Bizden gunahlarımızın yukunu kaldır!" diye niyaz edin. Ve alcak gonullulukle (sehrin) kapı(sın)dan girin; (ki, boylece) sizin gunahlarınızı bagıslayalım (ve) iyilik yapanları kat kat odullendirelim

    [162] Ama (ne yazık ki), onlardan kotuluge egilimli olanlar kendilerine soylenen sozu baska bir sozle degistirdiler: ve bu yuzden Biz de, yaptıkları butun kotuluklerin karsılıgı olarak onların uzerine gokten bir bela, bir afet gonderdik

    [163] (Sozgelimi,) onlara denizin kıyısındaki o kasaba hakkında sor; ahalisi, (av icin gozledikleri) balıkların (nedense) hep vecibelerine uymaları gereken Sebt gunu suları yararak cıkageldiklerini gorunce, Sebt gunu dısında ortaya cıkmıyorlar bahanesiyle tutup, Sebt gununun orfunu nasıl cignerlerdi! Biz onları isledikleri kotulukler sebebiyle iste boyle deniyorduk

    [164] Ve ne zaman onların icinden bazıları, (Sebt gunu bozguncularını durdurmaya calısan kimselere): "Allahın zaten ortadan kaldırmak yahut (en azından) zorlu bir azapla cezalandırmak uzere oldugu bir topluluga ne diye ogut veriyorsunuz" diye sorduklarında, bu erdemli kisiler soyle cevap verdiler: "Rabbinizin katında sorumlu olmayalım diye; ve (bir de, bu bozguncular) belki boylece Allaha karsı sorumluluk bilincine erisirler diye

    [165] Ve boylece, o (gunahkarlar) kendilerine yapılan butun uyarıları bir kenara atınca, Biz de, kotu eylemleri onlemeye calısan (bu) kimseleri kurtardık; kotuluk yapmaya egilimli olanları yaptıkları butun o uygunsuz islerden oturu cok agır bir azapla tepeledik

    [166] ve sonra da, kendilerine yasak edilen seyleri yapmakta kustahca direttikleri zaman onlara: "Asagılık maymunlar gibi olun!" dedik

    [167] Ve Rabbin, ta Kıyamet Gunune kadar, onların uzerine mutlaka kendilerini cetin bir azaba kosacak kimseler salacagını da bildirmisti: dogrusu, senin Rabbin ceza vermekte cabuktur, ama O aynı zamanda cok esirgeyen, gercek bagıslayıcıdır

    [168] Ve onları (ayrı topluluklar halinde yeryuzune dagıttık; onlardan bazıları durust ve erdemli kimselerdi; bazılarıysa boyle degildi: bu sonrakileri hem bagıs ve bolluk ile hem de darlık ve sıkıntı ile sınadık, ki belki dogru yola donerler)

    [169] Ve ardından ilahi kitabın mirascısı (oldukları halde) bu degersiz dunyanın gecici tatlarına sarılan (yeni) kusaklar aldı onların yerini; ve "Nasıl olsa sonunda affedilecegiz" diyerek karsılarına cıkan bu kabil gecici seylere sarılan (gunahkar) kimseler olup cıktılar. (Oysa), onlardan Allaha yalnızca dogru ve gercek olanı isnat edeceklerine dair ilahi kitap uzerine soz alınmamıs mıydı? Onda (yazılı) olanı tekrar tekrar okumamıslar mıydı? Allaha karsı sorumluluk bilinci duyan herkes icin (iki hayattan) en iyisi, en ustunu ahiret hayatı olduguna gore artık aklınızı kullanmayacak mısınız

    [170] Ve kitaba o sımsıkı sarılanlarla namazı dosdogru ve devamlı yerine getirenler(i elbette odullendirecegiz); durust ve erdemli olmayı benimseyen ve bunu ogutleyen kimselerin hakkını elbette ziyan etmeyecegiz

    [171] Ve Sina Dagını, adeta bir golge gibi Israilogullarının tepesinde salladıgımız ve onların da dagın uzerlerine yıkılacagını dusundukleri zaman (onlara dememis miydik:) "Size bahsettigimiz kitaba sıkıca sarılın ve onun icindekileri aklınızda iyi tutun, ki Allaha karsı sorumluluk bilincine erisesiniz

    [172] Ve senin rabbin, her ne zaman Ademogullarının sulblerinden onların soylarını cıkaracak olsa, onları kendileri hakkında tanıklık etmeye cagırır: "Ben sizin Rabbiniz degil miyim?" Onlar, cevaben: "Elbette!" derler, "Buna tanıklık ederiz!" (Bunu, boylece hatırlatıyoruz ki) Kıyamet Gununde, "Dogrusu, bizim bundan haberimiz yoktu" demeyesiniz

    [173] yahut: "Aslında, once (biz degil,) atalarımızdı Allahtan baskasına tanrısal nitelikler yakıstıranlar; biz sadece onların izinden yuruyen bir kusagız; oyleyse, batılı ihdas edenlerin islediklerinden dolayı bizi mi helak edeceksin?" demeyesiniz

    [174] Iste Biz de bu ayetleri boyle acık acık dile getiriyoruz ki (gunah islemis olanlar) belki (Bizden yana) donerler

    [175] Ve kendisine mesajlarımızı lutfettigimiz halde onları bir kenara atan kimsenin basına gelecek olanı anlat onlara: Seytan yetisip yakalar onu ve o da, baska niceleri gibi, vahim bir sapısla sapıp gider

    [176] Imdi, Biz eger dileseydik, onu ayetlerimizle yuceltir, ustun kılardık: fakat o hep dunyaya sarıldı ve yalnızca kendi arzu ve heveslerinin pesinden gitti. Bu bakımdan, boyle birinin durumu (kıskırtılan) bir kopegin durumu gibidir: oyle ki, onun uzerine korkutarak varsan da dilini sarkıtıp hırlar, kendi haline bıraksan da. Bizim ayetlerimizi yalanmaya kalkan kimselerin hali iste boyledir. Oyleyse, bu kıssayı anlat, ki belki derin derin dusunurler

    [177] Ayetlerimizi yalanlamaya kalkan toplumun hali ne kotudur: cunku isledikleri haksızlıklar (sadece) kendilerini yıkıma goturur

    [178] Allah kime yol gosterirse, gercekten dogru yola erisen iste odur: Onun sapıklık icinde bıraktıgı kimselere gelince, buyuk kayıp icinde olanlar da iste boyleleridir

    [179] Gercek su ki, Biz, cehennem icin, kalpleri olup da gercegi kavrayamayan, gozleri olup da goremeyen, kulakları olup da isitmeyen gorunmez varlıklardan ve insanlardan cok canlar ayırmısızdır. Hayvan surusu gibidir bunlar; hayır hayır, dogru yolu kavramakta onlardan da asagı: Korcesine dalıp gitmis olanlar iste boyleleridir

    [180] Yetkinlik ve kusursuzluga dair nitelikler (yalnızca) Allaha aittir. Oyleyse, bu niteliklerle artık yalnız Allahı cagırın. Ve Onun niteliklerinin anlamını egip buken kimselerden uzak durun: Boyleleri yapıp ettiklerinden oturu er gec cezalandırılacaklardır

    [181] Yarattıklarımız arasında (baskalarına) dogru yolu gosteren ve onun ısıgında adaletle davranan insanlar da vardır

    [182] Ama ayetlerimizi yalanlamaya kalkısan kimselere gelince; onları, ne olup bittiginden haberleri olmadan adım adım alcaltacagız

    [183] cunku onları bir sure kendi hallerine bıraksam bile, bilin ki Benim ince tertibim cok saglamdır

    [184] Peki (cocuklugundan beri tanıdıkları) (bu) arkadaslarında cinnetten eser olmadıgı hic mi akıllarına gelmiyor. Oysa, o sadece acıktan acıga uyaran biri

    [185] Peki, (Allahın) goklerdeki ve yerdeki mutlak egemenligini, yarattıgı butun o nesneleri hic gozonune almıyorlar mı? Ve (sormuyorlar mı kendilerine) ya vakit erisip ecelleri gelmisse? Artık bundan sonra, baska hangi habere inanacaklar

    [186] Allahın sapıklık icinde bıraktıgı kimseler icin yol gosterici yoktur. Allah, onları korcesine saga sola sendeleyip dururken o kurumlu azgınlıkları icinde bırakacaktır

    [187] (Ey Peygamber), sana Son Saatten soracaklar, "ne zaman gelip catacak?" diye. De ki: "Dogrusu, buna dair gercek bilgi ancak Rabbimin katındadır. Onun vaktini Ondan baska acıga vuracak kimse de yoktur. (O Saat) goklere ve yere butun agırlıgıyla cokecek ve sizi mutlaka umulmadık bir anda yakalayacak." Sana sanki bu (sırr)ın ısrarla pesine dusmekle belli-belirsiz icsel bir bilgi elde etmis olman mumkunmus gibi soracaklar. De ki: "Ona dair gercek bilgi ancak Allah katındadır; ne var ki, insanların cogu (bundan) habersizdir

    [188] (Ey Peygamber) de ki: "Allah dilemedikce, kendime bir yarar saglamak ya da kendimden bir zararı uzaklastırmak benim elimde degil. Eger insan kavrayısının otesinde olanı bilseydim, muhakkak ki, bahtiyarlık adına ne varsa ondan payıma daha cogu duserdi ve kotuluk asla yaklasamazdı bana. (Ama) ben sadece bir uyarıcıyım ve inanan bir topluma iyi haberler getiren mujdeci

    [189] Sizi (hepinizi) bir tek candan yaratan, Ve (sevgiyle) kadına meyletsin diye ona kendi ozunden es var edip cıkaran Odur. Oyle ki, o esini kucaklayınca, esi (ilkin) hafif bir yuk yuklenir ve tasır o yuku. Sonra (kadın) gun gelip (cocugun yukuyle) iyice agırlasınca, her ikisi birden Allaha, Rablerine yalvarırlar: "Bize gercekten kusursuz bir (cocuk) bahsedersen, muhakkak ki sana sukreden kimselerden olacagız

    [190] Ama ne zaman ki O, kendilerine kusursuz bir (cocuk) bahseder, hemen tutup Onun bahsettigi seyin dunyaya gelmesinde Ondan basla guclere de bir paye yakıstırmaya kalkarlar! Oysa, Allah, uluhiyetinde Ona ortak kostukları her seyden, herkesten cok yucedir

    [191] Peki, bunlar hicbir sey yaratmayan, tersine kendileri yaratılmıs bulunan varlıklara mı Allahla birlikte tanrılık yakıstırıyorlar

    [192] Ne onlara ne de kendi kendilerine bir yardımda bulunamayacak olan varlıklara mı

    [193] Yol gostermeleri icin yakarsanız size cevap verecek durumda olmayan varlıklara mı? Onlara ister yakarın, ister karsılarında susun, sizin icin fark eden bir sey olmaz

    [194] Allahtan baska cagırıp, sıgındıgınız seylerin hepsi, hic suphe yok ki tıpkı sizler gibi yaratılmıs varlıklardır: eger dogru sozlu kimselerdenseniz, haydi onları cagırın da dualarınıza icabet etsinler

    [195] Yuruyecek ayakları mı var peki onların? Tutacak elleri mi? Gorecek gozleri, isitecek kulakları mı var? De ki: "Haydi, Allaha ortak olarak gordugunuz butun o varlıkları cagırın, bana karsı elinizden geleni ardınıza koymayın ve boylece bana goz actırmayın

    [196] Dogrusu benim koruyucum bu kitabı indiren Allahtır; cunku Odur durust olanların koruyucusu

    [197] Beri yandan, Onun yerine sıgınıp cagırdıgınız butun o varlıklar ne size yardım ulastıracak guctedirler ne de kendi kendilerine yardım edecek gucte

    [198] onlara yol gostermeleri icin yalvarsanız, isitmezler; sana baktıklarını sanırsın, oysa gormezler

    [199] Sen, insan fıtratının kabule yatkın oldugu yolu tut; iyi olanı emret; bilgisiz kalmayı secenleri kendi hallerine bırak

    [200] Ve eger Seytandan (guc alan) bir kıskırtı seni (gozu kara bir ofkeye) surukleyecek olursa (hemen) Allaha sıgın ve bil ki O her seyi isiten, her seyi kunhuyle bilendir

    [201] Allaha karsı sorumluluk bilincine sahip olan kimseler, iclerinde Seytanın esinledigi karanlık bir kuruntu uyanacak olsa (Onu anıp) akıllarını baslarına toplarlar ve hemen (olup biteni) acık bir bicimde kavramaya baslarlar

    [202] kendi (inancsız) kardesleri onları sapıklıga suruklemek isteseler bile. Sonra (dogru olan neyse, onu yapmaktan) geri kalmazlar

    [203] Ve sen (ey Peygamber,) bir mucize getirmedigin zaman, bazıları: "Onu (Allahtan) elde etmeye calıssan ya!" derler. De ki: "Ben sadece Rabbim tarafından bana vahyolunan her neyse, ona uyarım: bu (vahiy), inanmak isteyen bir toplum icin Rabbinizin katından bahsedilmis bir kavrama yontemi, bir yol gosterici ve bir rahmettir

    [204] Bunun icindir ki, Kuran okundugu zaman ona kulak verin, sesinizi kesip dinleyin onu, ki (Allahın) esirgemesiyle kusatılasınız

    [205] Ve sen, (ey Peygamber), gonul alcaltarak, korku ve duyarlık icinde, sesini yukseltmeden sabah aksam Rabbini an ve sakın umursamaz kimselerden olma

    [206] Bil ki, Rabbine yakın olanlar Ona kulluk yapmaktan asla kibre kapılmazlar; ve Onun sınırsız yuceligini ovguyle anar ve (yalnızca) Onun onunde yere kapanırlar

    Enfâl

    Surah 8

    [1] Sana ganimetler hakkında soracaklar. De ki: "Butun ganimetler Allaha ve Onun Elcisine aittir" Oyleyse, Allahtan yana bilinc ve duyarlık icinde olun; aranızda kardeslik baglarınızı canlı tutun;Allaha ve Onun Elcisine karsı duyarlık gosterin, eger (gercekten) inanan kimselerseniz

    [2] Inananlar ancak o kimselerdir ki, her ne zaman Allahtan soz edilse kalpleri korkuyla titrer; ve kendilerine her ne zaman Onun ayetleri ulastırılsa inancları guclenir; ve Rablerine guven beslerler

    [3] Onlar ki, namazlarında devamlı ve kararlıdırlar; kendilerine rızık olarak bahsettigimiz seylerden baskalarının yararına harcarlar

    [4] Iste boyleleridir, gercekten inanmıs olanlar! Rablerinin katında buyuk onur, bagıslanma ve cok degerli bir rızık olacaktır onların payı

    [5] Sanki Rabbin seni, inananlardan bazıları buna karsı oldukları halde, hak yolunda (savasmak uzere) evinden cıkarmıs gibi

    [6] (bu yuzden,) hem de hak ortaya cıktıktan sonra, seninle neredeyse tartısacaklardı; sanki olume dogru suruklenmisler de onu kendi gozleriyle gormusler gibi

    [7] Imdi, (hatırlayın) Allah, (bu) iki (dusman) toplulugundan birinin sizin elinize dusecegi konusunda size soz vermisti; sizlerse gucsuz olanın elinize dusmesini arzu ediyordunuz; oysa Allahın muradı, sozleriyle tam bir uyum icinde, hakkın hak oldugunu gostermek ve hakkı inkar edenlerin son kalıntılarını da silip atmak yonundeydi

    [8] Boylece O, hakkın (her zaman) hak oldugunu batılın da batıl oldugunu gosterecekti; bu gunaha gomulup gitmis olanların hosuna gitmese de

    [9] Hani, yardım icin Rabbinize yakınıyordunuz; ve O da bunun uzerine size soyle cevap vermisti: "Size birbiri ardından inen bin melekle yardım edecegim

    [10] Ve Allah bunu yalnızca mujde olsun diye ve Allahtan baska kimsenin katından yardım umulmayacagına gore bununla kalpleriniz huzur, itminan bulsun diye boyle takdir etti, gercekten de, Allah, hikmetle edip eyleyen en yuce iktidar sahibidir

    [11] (Hatırlayın nasıl olmustu) hani, katından bir guvence olarak, sizi bir ic huzurunun kusatmasını saglamıs ve gokten uzerinize su indirmisti ki onunla sizi arındırsın, Seytanın kirli vesveselerinden kurtarsın; kalplerinizi guclendirip adımlarınızı saglamlastırsın

    [12] Hani, Rabbin (inananlara ulastırılmak uzere) meleklere: "Mutlaka sizinle beraberim!" (mesajını) vahyetmisti.(Ve meleklere): "Imana erenleri (benim su sozlerimle) yureklendirin: ´Hakkı inkara kalkanların kalplerine korku salacagım; oyleyse (ey inananlar) onların boyunlarını vurun, parmaklarını kırın

    [13] Onların kendilerini Allahtan ve Onun Elcisinden koparmıs olmaları yuzundendir bu; ve kim ki kendisini Allahtan ve Onun Elcisinden koparırsa, bilsin ki Allah azabında cok zorludur

    [14] Bu (sizin icin, ey Allahın dusmanları)! Haydi, oyleyse tadın onu; ve (bilin ki) hakkı inkar edenleri atesli bir azap beklemektedir

    [15] Siz ey imana erisenler! Savasta, o hakikati inkara sartlanmıs olan toplulugu buyuk bir kuvvetle karsınızda buldugunuz zaman sakın arkanızı donmeyin

    [16] cunku o gun -bir savas taktigi gozetmeksizin ya da bir baska (muminler) grubuyla birlesme amacı gutmeksizin- her kim arkasını onlara donup kacarsa, (bilsin ki) mutlaka Allahın gazabını uzerine cekmis olacak ve varacagı yer de cehennem olacaktır: ne kotu bir varıs yeridir orası

    [17] Ve (sunu da bilin ki) (ey muminler,) dusmanı olduren siz degildiniz, Allahtı onları olduren, ve (korku) saldıgın zaman sen degildin (ey Peygamber, onların icine korku) salan, fakat Allahtı (korku) salan: Ve (O butun bunları) Kendi belirledigi guzel bir sınavla muminleri sınamak icin yaptı. Muhakkak ki Allah her seyi isiten, her seyi hakkıyla bilendir

    [18] Iste bu (sınamaydı, Allahın muradı); ve keza, Allah(ın), hakkı inkar edenlerin duzenlerini hep bosa cıkardı(gını gostermekti, Allahın muradı)

    [19] (Ey inananlar!) Zafer mi istiyordunuz; iste ulastı size zafer. Simdi eger (gunahtan) kacınmak istiyorsanız, bu sizin kendi iyiliginize olacaktır; yok, eger (gunaha geri) donerseniz; ve (bu durumda) toplulugunuzun size bir yararı olmaz, velev ki sayıca cok da olsanız. Cunku, bilin ki Allah (ancak) inananlarla beraberdir

    [20] (Bunun icindir ki) ey imana erisenler, Allaha ve Onun Elcisine karsı duyarlık, baglılık gosterin; ve artık (Onun mesajını) isitmis bulundugunuz halde Ondan yuz cevirmeyin

    [21] Ve (boylece) dinleyip kulak asmadıkları halde, "Isittik" diyenler gibi olmayın

    [22] Gercek su ki, Allah katında yaratıkların en bayagısı aklını kullanmayan sagırlar ve dilsizlerdir

    [23] Cunku, Allah eger onlarda iyi bir hal gorseydi onların mutlaka duyup isitmelerini saglardı; kaldı ki, onların (hakkı) duyup isitmelerini saglasaydı, onlar o dikbaslı tavırları icinde kuskusuz yine yuz cevirirlerdi

    [24] Siz ey imana erisenler! Her ne zaman sizi, size hayat verecek bir ise cagırırsa, Allahın ve (dolayısıyla) Elcinin bu cagrısına icabet edin; ve bilin ki, Allah insanla kalbinin (meyilleri) arasına mudahale etmektedir; ve sonunda Onun katında bir araya getirileceksiniz

    [25] Ve kotuluk yonundeki oyle bir ayrıntıya karsı uyanık ve duyarlı olun ki o, otekileri dısta tutarak yalnızca hakkı inkara kalkısanlara musallat olmaz; ve bilin ki Allah azapta cok cetindir

    [26] Ve yeryuzunde azınlıkta ve caresiz oldugunuz; insanların sizi kapıp goturmesinden korktugunuz gunleri hatırlayın ki, derken O sizi himaye etti, yardımıyla guc verip destekledi ve geciminiz icin temiz ve hos rızıklardan bahsetti size, ki sonunda sukredesiniz

    [27] (O halde,) siz ey imana erisenler, Allaha ve Elciye karsı haince davranmayın; size tevdi edilen emanete bilerek ihanet etmeyin

    [28] Ve bilin ki, mallarınız ve cocuklarınız sadece bir sınav ve bir ayartmadır ve (yine bilin ki,) Allahtır, katında en buyuk ecir bulunan

    [29] Siz ey imana erisenler! Eger Allaha karsı sorumluluk bilinci icinde olursanız O size, hakkı batıldan ayırmaya yarayan bir olcu bahsedecek ve kotu islerinizi silip ortecek, sizi bagıslayacaktır: Cunku Allah, bagıs ve comertliginde sınır olmayandır

    [30] Ve (hatırla, ey Peygamber,) hakikati inkara sartlanmıs olanlar seni (tebligden alıkoyup) durdurmak, oldurmek yahut surgun etmek icin sana karsı nasıl ince tuzaklar kuruyorlardı: onlar (hep) boyle tertipler pesinde kosarlarken Allah onların bu tertiplerini bosa cıkarttı, cunku Allah butun o tuzak kuranların ustundedir

    [31] Ve kendilerine her ne zaman ayetlerimiz ulastırılsa, "Biz (butun bunları) onceden de isitmistik," derlerdi, "istesek, suphesiz, biz (kendimiz) de bu tur sozler duzebiliriz: eski zamanlara dair masallardan baska bir sey degil, bunlar

    [32] Ve bir de soyle derlerdi: "Ey Allahımız, eger bu gercekten Senin katından (indirilen) hakkın kendisi ise, o zaman gokten tas yagdır basımıza, yahut (daha) can yakıcı bir azap cıkar karsımıza

    [33] Ne var ki, Allah, (ey Peygamber) sen henuz onların arasında bulunurken, onları bu sekilde cezalandırmak istemedi; ayrıca Allah onları, (hala) af dileyebilecekleri bir safhada cezalandıracak da degildi

    [34] Fakat (simdi), kendileri oranın (gercek) sahipleri olmadıkları halde saldırmazlık orfu altında bulunan o Mescid-i Haramdan (inananları) alıkoymaları yuzunden Allahın onları cezalandırmaması icin ne gibi bir guvenceleri var ellerinde? Allaha karsı sorumluluk bilinci icinde olanlardan baskası o evin bakıcısı olamaz: ne var ki, onların cogu bunun farkında degil

    [35] ve (bu yuzden de) Mabed onunde onların tapınmaları yalnızca ıslık calmak, el cırpmaktan oteye gitmemektedir. Azabı tadın oyleyse, (Siz ey inanmayanlar), hakkı inatla inkar etmenizin bir karsılıgı olarak

    [36] Bakın, hakkı inkara sartlanmıs olanlar insanları Allahın yolundan cevirmek icin (nasıl da) harcıyorlar mallarını; ve (daha da) harcayacaklar, ta ki bu harcadıkları kendileri icin derin bir ızdırap ve yerinme (kaynagı) oluncaya kadar; ve sonra haklarından gelinecek! Ve (olunceye kadar) hakkı inkarda direnen bu kimseler topluca cehenneme tıkılacaklar

    [37] ki boylece Allah kotu ve bayagı olanı iyi ve temiz olandan ayırsın da, kotu ve bayagı olanı kendi turunden olanla yan yana getirip (hukmu altında) hepsini bir araya toplasın ve (nihayet) onları topluca cehenneme yerlestirsin. Iste her bakımdan aldanmıs olanlar boyleleridir

    [38] O hakkı inkara sartlanmıs olanlara anlat ki, eger direnmeyi bırakırlarsa, gecmiste olup bitenlerden oturu kendileri bagıslanacaklar; ama eger (gecmisteki hatalı tutumlarına) donecek olurlarsa, o zaman, gecmiste kendileri gibi olanların basına gelenleri hatırlat onlara

    [39] Ve artık zulum ve baskı kalmayıncaya, ve (insanların) kulca yonelisleri butunuyle ve yalnızca Allaha adanıncaya kadar onlarla savasın. Ama eger direnmeyi bırakırlarsa bilin ki, Allah onların edip eyledigi her seyi gormektedir

    [40] ve butun bunlara ragmen onlar yine de (hakca olandan) yuz cevirirlerse, artık bilin ki, Allah sizin yuceler yucesi Efendinizdir; ne yuce, ne ustun bir Efendidir O, ve ne guzel, ne essiz bir Yardımcıdır

    [41] Bilesiniz ki, (savasta) ganimet olarak her ne ki ele gecirdiyseniz onun beste biri Allaha ve Rasule; yakın akrabaya, yetimlere, ihtiyac icinde olanlara ve yolda kalmıslara aittir. (Gozetmeniz gereken olcu budur) eger Allaha ve o hakkın batıldan ayrıldıgı, iki toplulugun savasta karsı karsıya geldigi gun kulumuza indirdigimize inanıyorsanız. (Ki iste o gun tanık oldugunuz gibi) Allahın her zaman, her seyi irade etmeye gucu yeter

    [42] Sizin (Bedir) vadisinin bir ucunda, onların da ta oteki ucunda ve kervanın sizden asagılarda oldugu o gun(u hatırlayın). Ve (dusunun ki,) eger bir savasın patlak verecegini bilseydiniz, muhakkak ki, boyle bir meydan okumayı goguslemekten kacınırdınız: Ama (her seye ragmen) Allah, yapılması(nı irade buyurdugu) isi gerceklestirsin de yok olup gidecek olan, hakkın acık tecellisiyle yok olup gitsin, kalıp yasayacak olan da (yine) hakkın acık tecellisiyle yasasın diye (savas boylece olup bitiverdi). Allah her seyi isiten, her seyi bilendir

    [43] Allah onların sayısını ruyanda sana azmıs gibi gostermisti: cunku eger cok gosterseydi, muhakkak ki yılgınlık duyacak ve yapılacak is (tutulacak yol) hakkında birbirinizle anlasmazlıga dusecektiniz. Ama iste, Allah (boyle bir duruma dusmekten sizi) kurtardı: (cunku) O, (insanların) kalplerinde ne varsa, onun hakkında tam ve mutlak bilgi sahibidir

    [44] Iste boylece, kavgada karsı karsıya geldiginiz zaman, onları gozunuze az gibi gosterdi -tıpkı sizi de onların gozunde azalttıgı gibi- ki Allah, (yapılmasını irade buyurdugu) isi gerceklestirsin: cunku butun olay ve olusumların gidisi, (baslangıc ve sonuc olarak) gelip Allaha dayanır

    [45] (O halde) siz ey imana erisenler, savas durumunda bir toplulukla karsı karsıya geldiginizde, sıkı durun ve aralıksız Allahı anın ki kurtulusa erisesiniz

    [46] Ve Allaha Onun Elcisine duyarlık ve baglılık gosterin; ve sakın birbirinizle cekismeye girmeyin, yoksa yılgınlıga dusersiniz; cesaretiniz sonuverir. Ve zor durumlarda sabır gosterin: cunku Allah, gercekten, zorluga gogus gerenlerle beraberdir

    [47] Insanların gozlerini kamastıran bir gosteris icinde ve kurum satarak yurtlarından cıkıp gelen (o inanmayan) kimseler gibi olmayın: Cunku onlar baskalarını Allahın yolundan cevirmeye cabalıyorlardı. Oysa Allah onların edip eyledigi her seyi (sınırsız kudretiyle) kusatmıs bulunuyordu

    [48] Guya Seytan, tum yapıp ettiklerini onlara guzel ve yerinde gosterip: "Bugun kimse sizinle bas edemez; cunku ben de sizin arkanızdayım!" demisti. Fakat daha iki topluluk birbirlerinin gorus alanına girer girmez, tabanları uzerinde donup: "Yoo" dedi, "ben sizden sorumlu degilim; cunku, bakın, sizin gormediginiz bir seyi goruyorum ben ve dogrusu Allahtan korkuyorum; cunku Allah, gercekten, azabında cok cetin, cok siddetlidir

    [49] Bu arada, ikiyuzluler ve kalplerinde egrilik bulunanlar: "Bu adamları dinleri yanlıs yola goturuyor!" diyorlardı. Ama Allaha guvenip dayanan kisiye gelince, (o bilir ki), Allah mutlaka dogru hukum ve hikmetle edip eyleyen en yuce iktidar sahibidir

    [50] O, hakkı inkara sartlanmıs olanları olume surukledigi zaman, (nasıl olacak) bir gorebilseydin: Melekler onların yuzlerine, sırtlarına vurarak: "Yakıp kavuran azabı tadın, bakalım!" (diyecekler)

    [51] kendi ellerinizle islediginiz (gunahların) karsılıgıdır bu; yoksa Allah asla kullarına haksızlık yapmaz

    [52] Firavun yandaslarının ve onlardan once yasayıp gidenlerin baslarına gelen sey (bunların da basına gelecek): Onlar Allahın ayetlerinin gercek oldugunu inkara kalkıstılar ve Allah da (bu) gunahlarından oturu onları kıskıvrak yakaladı. Elbet yakalar, (cunku) Allah cepecevre kusatan sınırsız gucun sahibidir, (hak edene karsı) cezada cetin ve yıldırıcıdır

    [53] Bu boyledir, cunku Allah, bir topluma bahsettigi nimeti ve esenligi, o toplum kendi gidisini degistirmedikce asla degistirmez; ve (bilin ki) Allah her seyi isiten, her seyi bilendir

    [54] Firavun yandaslarının ve onlardan once yasayıp gidenlerin baslarına ne geldiyse (bunların da basına benzeri gelecek:) Onlar Rablerinin ayetlerine yalan gozuyle bakmıslardı; ve bu yuzden, Biz de onları (bu) gunahlarına karsılık helak ettik; boguverdik o Firavun yandaslarını; onların hepsi zalim kimselerdi cunku

    [55] Gercek su ki, Allah katında yaratıkların en bayagısı, hakkı inkara sartlanmıs ve sonuc olarak, inanmayan kimselerdir

    [56] Kendileriyle bir andlasma yapmıs oldugu halde, Allaha karsı sorumluluk bilinci tasımaksızın, futursuzca her fırsatta sozlerinden donen kimselere gelince

    [57] onları savasta karsında bulursan, arkalarından gelenler icin oyle yıldırıcı bir ders ver ki, belki berikiler akıllarında tutarlar

    [58] beri yandan, eger (kendisiyle andlasma yapmıs bulundugun) bir toplulugun ihanet etmesinden kaygı duyman icin ortada makul sebep varsa, sen de buna karsılık olarak onlarla yaptıgın andlasmayı boz: cunku, Allah asla hainleri sevmez

    [59] (Bunun icin) o hakkı inkara sartlanmıs olanlar, (Allahtan) kacıp kurtulacaklarını sanmasınlar: (Onun murad ettigi seyin gerceklesmesine) asla engel olamayacaklar

    [60] O halde, onlara karsı toplayabildiginiz kadar kuvvet ve binek hayvanı hazır edin ki bununla hem Allahın, hem sizin dusmanınız olan bu insanları, hem de sizin bilmediginiz ama Allahın bildigi baskalarını caydırabilesiniz; (ve bilin ki), Allah yolunda her ne sarf ederseniz size butunuyle odenecek ve size haksızlık yapılmayacaktır

    [61] Ama eger onlar barıstan yana egilim gosterirlerse, sen de barıstan yana ol ve Allaha guven: cunku O, gercekten her seyi isiten, her seyin aslını bilendir

    [62] (Ama barıs yanlısı gozukmekle) niyetleri sadece seni aldatmaksa, (o zaman) bil ki, Allah sana yeter! Odur seni, yardımıyla ve inanmıs yandaslarla guclendiren

    [63] (O inanmıs kimseler ki) kalplerini O bagdastırdı, kaynastırdı: (O inanmıs kimseler ki,) ugrunda yeryuzundeki her seyi toptan harcasaydın onların kalplerini birbirine ısındırıp kaynastıramazdın; ama iste Allah onları bir araya getirdi. Gercekten de Allah hikmetle edip eyleyen en yuce iktidar sahibidir

    [64] Ey Peygamber! Allah sana da yeter, sana uyan inanmıs kimselere de

    [65] Ey Peygamber! Inananları, kavgada olum korkusunu alt etmeleri yonunde (soyle) yureklendir: Sizden zor durumlara gogus germesini bilen yirmi kisi cıkarsa, bunlar iki yuz kisiyi tepele(yebil)melidir; sizden boyle yuz kisi cıkarsa, hakkı inkara kalkısanlardan bin kisiyi tepele(yebil)melidir; cunku onlar bunu kavrayamayan bir guruhturlar

    [66] (Ama yine de) Allah, simdilik yukunuzu hafifletmis bulunuyor, cunku zayıf oldugunuzu biliyor: Soyle ki: Sizden eger zor durumlarda sabretmesini bilen yuz kisi cıkarsa, bunlar iki yuz kisiyi tepeleye(bile)cektir; ve sizden boyle bin kisi cıkarsa, Allahın izniyle iki bin kisiyi tepeleye(bile)cektir, cunku Allah zor durumlara gogus germesini bilenlerle beraberdir

    [67] Kıyasıya girdigi zorlu bir meydan savası sonucu degilse, esir almak bir peygamber icin yakısık almaz. Siz bu dunyanın gecici kazanclarına talip olabiliyorsunuz, ama Allah (sizin icin) sonraki hayatın (guzel/iyi olmasını) murad ediyor: cunku, Allah dogru hukum ve hikmetle edip eyleyen en yuce iktidar sahibidir

    [68] Allah tarafından onceden buyrulmus boyle bir ilke olmasaydı aldıgınız butun bu (tutsaklar) yuzunden basınıza mutlaka buyuk bir azap cokerdi

    [69] O halde, savasta ele gecirdiginiz seyler icin (yalnız) helal olanları kullanın ve Allaha karsı sorumluluk bilinci tasıyın: (hem de su gercegi hep akılda tutarak) Allah cok esirgeyen gercek bagıslayıcıdır

    [70] (Oyleyse) ey Peygamber, elindeki esirlere de ki: "Allah yureklerinizde bir guzellik bulursa, butun o sizden alınan seylerden daha guzelini bahsedecektir size: Cunku Allah, cok esirgeyen gercek bagıslayıcıdır

    [71] Ve eger sana ihanet etmeye yeltenirlerse, (unutmasınlar ki) daha once Allaha da ihanet etmislerdi de bu yuzden Allah (inananları) onlara baskın cıkarmıstı. Cunku Allah dogru hukum ve hikmetle edip eyleyen mutlak ve sınırsız bilgi sahibidir

    [72] Ote yandan imana erisen, zulmun egemen oldugu diyardan goc eden, Allah yolunda mallarıyla caba gosterip duran kimselere ve (onlara) kol kanat acıp, yardım edenlere gelince; iste bunlar (sahiden) birbirlerinin dostu ve hamileridir. Fakat inanmıs oldukları halde (sizin beldenize) goc etmemis olan kimselere gelince; onların korunup gozetilmesinden hicbir bakımdan siz sorumlu degilsiniz, ta ki (sizin yanınıza) goc edecekleri vakte kadar. Yine de, dinsel baskılara karsı sizden yardım isterlerse, (onlara) yardım elinizi uzatmaktır size dusen; yeter ki (bu yardım) kendileriyle aranızda andlasma bulunan bir topluluga karsı olmasın; cunku Allah yaptıgınız her seyi gormektedir

    [73] Butun bunlarla birlikte, (unutmayın ki) hakkı inkara sartlanmıs olanlar birbirleriyle muttefiktirler; siz de (birbirinizle) oyle olmadıkca yer yuzunde fitne ve buyuk bir karısıklık bas gosterecektir

    [74] Ve o imana erisen, zulmun hukum surdugu diyardan goc eden ve Allah yolunda elinden gelen her turlu cabayı gosteren kimselerle (onlara) kol kanat gerip yardım eden kimseler; iste bunlardır, gercekten inanan kimseler! Gunahlarından bagıslanma ve cok kutlu bir rızık beklemektedir onları

    [75] Ve bundan sonra inanıp da zulmun egemen oldugu diyardan goc edecek ve (Allah) yolunda sizinle birlikte caba sarf edecek olanlara gelince, bunlar (da) sizdendirler; (iste boyle) sıkıca birbirine baglanıp yakınlık kazananlar, Allahın koydugu dustura gore birbirleri uzerinde temelden hak sahibidirler. Gercek su ki, Allahtır her seyin aslını bilen

    Tevbe

    Surah 9

    [1] Allahtan ve Onun Elcisinden, kendileriyle adlasma yapmıs bulundugunuz, Allahtan baskasına ilahlık yakıstıran kimselere bir beraet, bir yukumsuzluk bildirisidir bu

    [2] (Duyur onlara:) "Yeryuzunde dort ay daha (serbestce) dolasın, fakat bilin ki, asla Allahın gozetiminden kacamazsınız; ve (yine bilin ki,) Allah hakkı tanımaya yanasmayan kimseleri, er gec utanc icinde bırakacaktır

    [3] Ve yine Allahtan ve Onun Elcisinden bu Buyuk Hac gunu butun insanlıga (yapılmıs) bir duyurudur su: "Allahın Allahtan baskalarına tanrılık yakıstıranlarla hicbir baglantısı yoktur; Onun Elcisinin de (oyle). Hal boyleyken artık tevbe ederseniz, kendi iyiliginize olacaktır bu; yok eger (bu fırsatı da) teperseniz, o zaman, bilin ki, Allahın gozetiminden asla kurtulamayacaksınız!" Ve (butun bunlardan sonra) sen (ey Peygamber), hakkı inkara sartlanmıs olan o kimselere cok cetin bir azabı mujdele

    [4] Ancak, kendileriyle sizin (ey inananlar) bir andlasma yapmıs bulundugunuz Allahtan baskalarına tanrılık yakıstıranlar arasından size karsı yukumluluklerinde bundan boyle bir kusur islemeyen ve size karsı kimseye arka cıkmayan kimseler bu soylenenlerin dısındadırlar; oyleyse onlarla olan andlasmanıza, uzerinde anlastıgınız sure doluncaya kadar riayet edin. (Ve bilin ki) Allah, yalnızca, kendisine karsı sorumluluk bilinci icinde olanları sever

    [5] Ve (bu olculere uyarak gecirilen) haram aylar sona erince artık nerede kıstırırsanız oldurun musrikleri; tutsak edin; cevirip kusatın; gozetlenebilecek her yerde bekleyip gozetleyin onları. Ama eger donup tevbe ederler, salata katılırlar ve arındırıcı yukumlulukleri yerine getirirlerse, artık bırakın yollarına gitsinler: Cunku, her halukarda Allah cok acıyıp esirgeyen gercek bagıslayıcıdır

    [6] Ve Allahtan baskalarına tanrılık yakıstıranlardan biri senin korumana basvurursa, onu koruma altına al, olur ki (senden) Allahın sozunu isitip anla(yabili)r; ve sonra onu, kendini guvenlik icinde hissedebilecegi bir yere ulastır; bu (davranısın), onların (belki de yalnızca) (hakkı) bilmedikleri icin (gunah isleyen) kimselerden olmaları ihtimalinden dolayıdır

    [7] Sizin (ey inananlar) Mescid-i Haramın yakınında kendileriyle bir andlasma yapmıs oldugunuz kimselerin dısında, Allahtan baskalarına tanrılık yakıstıranların Allah ve Onun Elcisiyle bir andlasma saglamaları nasıl mumkun olabilir ki? (Sizin andlasma yaptıklarınıza gelince,) onlar size karsı durust kaldıkları surece siz de onlara karsı durust olun: cunku, (unutmayın), Allah, yalnızca, kendisine karsı sorumluluk bilinci tasıyanları sever

    [8] (Baska) nasıl (olabilirdi ki?) Eger (dusmanlarınız) size ustun gelselerdi (size karsı) ne bir sorumluluk ne de bir koruma yukumlulugu tasıyacaklardı. Onlar size dilleriyle yaranmaya calısıyorlar, ama kalpleriyle kotulugunuzu istiyorlar; zaten onların cogu fasık kimselerdir

    [9] Basit bir kazanc ugruna Allahın ayetlerini gozden cıkarıyor ve boylece Onun yolundan donu donuveriyorlar: bakın, ne cirkin butun bu yapageldikleri

    [10] inanan kimseye karsı bu hicbir sorumluluk, hicbir koruma yukumlulugu tanımayarak (isleyip durdukları): dogru yoldan cıkıp cizgiyi asanlar iste boyleleridir

    [11] Ama yine de tevbe eder, salata katılırlar ve arınma icin gerekli yukumlulukleri yerine getirirlerse onlar da artık din kardesleriniz sayılırlar: Bakın, iste boyle acık acık ve ayrıntılı olarak dile getiriyoruz, bilmek ogrenmek isteyen bir topluluk icin, ayetlerimizi

    [12] Fakat eger bir andlasma yaptıktan sonra andlarını bozar da dininizi karalamaya kalkarlarsa, o zaman, (kendi) andlarına saygısı olmayan bu sadakatsizlik timsali kimselerle savasın, ki (o zaman) belki (azgınlıklarından) vazgecerler

    [13] Andlarını bozan, Elciyi surup cıkarmak icin yapmadıklarını komayan ve size ilkin kendileri saldıran bir topluluga karsı savasmaktan geri mi duracaksınız? Onlardan cekiniyor musunuz yoksa? Yoo, asıl cekinmeniz gereken Allahtır, eger (gercekten) inanan kimseler iseniz

    [14] Savasın onlarla! Allah sizin elinizle cezalandıracak onları; hor ve hakir kılacak; sizi de onlara karsı yardımıyla destekleyecek; ve inananların iclerini ferahlatıp

    [15] kalplerindeki ofkeyi yatıstıracak. Ve Allah diledigine merhametle yonelir ve bagıslar; cunku Allah dogru hukum ve hikmetle edip eyleyen mutlak ve sınırsız bilgi sahibidir

    [16] (Ey inananlar!) Allah, aranızdan, Allahtan, Onun Elcisinden ve Ona inananlardan baska kimseden yardım gozlemeden (Onun yolunda) her turlu cabayı gosterenleri ortaya cıkarmadan, kendi halinize bırakılacagınızı mı sanıyorsunuz? Oysa, Allah yaptıgınız her seyden haberdardır

    [17] Hakkı inkar ettiklerine (tutum ve davranıslarıyla) bizzat kendileri tanıklık edip dururken, Allahın mescidlerini ziyaret etmek yahut onarıp gozetmek, Allahtan baskalarına tanıklık yakıstıran kimselerin isi degil. Onlar, yapıp ettikleri bosa gidecek olan kimselerdir; atese yerlesip kalacak olan kimseler

    [18] Allahın mescidlerini ziyaret etmek yahut onarıp gozetmek, ancak Allaha ve ahiret gunune inanan, salatında dosdogru ve surekli olan, arınmak icin vermekle yukumlu oldugu seyi veren ve Allahtan baska kimseden korkup cekinmeyen kimselere vergidir. Ve dolayısıyla, ancak boyleleri dogru yolda yuruyenler arasında olmayı umabilirler

    [19] (Bir tek) hacılara su vermeyi ve Mescid-i Haramı onarıp gozetmeyi, Allaha ve ahiret gunune inanıp Allah yolunda elinden gelen her turlu cabayı gosteren biri(nin ustlendigi gorevler)le bir mi tutuyorsunuz? Bu (gorevler) Allah katında (hic de) denk degildir. Ve Allah (bile bile) zulmeden topluluga asla hidayet etmez

    [20] (Ama) inanan, zulum ve kotuluk diyarını terk eden ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla her turlu cabayı gosteren kimseler(e gelince,) Allah katında en yuksek onur payesi onlarındır; ve onlardır, (sonunda) kazanacak olan

    [21] Rableri onları kendi katından (dogup gelen) bir rahmetle (kendi) hosnutluguyla ve (nihayet) kendilerini kesintisiz bir doyum ve mutlulugun bekledigi o hasbahcelerle mujdeliyor

    [22] Iclerinde ebediyyen yerlesip kalacakları (bahcelerle). Demek ki, katında en buyuk odulu koyan Allahtır

    [23] Siz ey imana erisenler! Hakkın inkarı eger gonullerinde imandan daha cok yer tutuyorsa, babalarınızı ve kardeslerinizi (bile) dost ve yakın bilmeyin: cunku icinizden kimler ki onlarla dostluk kurarsa, (bilin ki), iste onlardır kotulugu secen ve isleyen kimseler

    [24] De ki: "Eger babalarınız, ogullarınız, kardesleriniz, esleriniz, mensup oldugunuz oymak ya da boy, kazanıp (biriktirdiginiz) mallar, kotuye gitmesinden kaygılandıgınız ticaret, hoslandıgınız konutlar size Allahtan ve Onun Elcisinden ve Onun yolunda kavga vermekten daha gonul baglayıcı geliyorsa, bekleyin o zaman Allah iradesini acıga vuruncaya kadar; Ve (bilin ki,) Allah, gunaha gomulup gitmis bir topluluga asla hidayet etmez

    [25] Gercekten de Allah, (sayıca az oldugunuz zaman) pek cok savas meydanında size yardım etmisti; ve Huneyn Gununde de, o sayıca coklugunuzun sizi kurumlandırdıgı ama (tek basına) pek bir isinize yaramadıgı o gun de (oyle yapmıstı); cunku yeryuzu, butun genisligine ragmen size dar gelmisti de arkanızı donup geri cekilmistiniz

    [26] Bunun uzerine, Allah, Elcisinin ve inananların iclerine katından bir sukunet indirmis, gormedigin guclerle donatmıs ve hakkı inkara sartlanan kimseleri azaba ugratmıstı ki, hakkı inkar edenlerin cezası da boyledir zaten

    [27] Ama butun bunlara ragmen, Allah diledigini merhamet edip bagıslayacaktır; cunku Allah cok acıyan-esirgeyen gercek bagıslayıcıdır

    [28] Siz ey imana erisenler! Bilin ki, Allahtan baskalarına tanrılık yakıstıranlar dupeduz kirlenmis kimselerdir; bu yuzden bu yıldan sonra artık Mescid-i Harama yaklasmasınlar. Eger yoksul dusmekten kaygı duyuyorsanız, o zaman (bilin ki), Allah, dilerse sizi bolluk ve comertligiyle zengin kılacaktır: Cunku Allah mutlaka dogru hukum ve hikmetle edip eyleyen sınırsız bilgi sahibidir

    [29] (Ve) kendilerine (cok onceden) vahiy bahsedilmis oldugu halde (gercek anlamda) Allaha da, ahiret gunune de inanmayan, Allah ve Onun Elcisinin yasakladıgını yasak saymayan, ve boylece (Allahın onlar icin din olarak sectigi) hak dini din olarak benimseyip ona uymayan kimselerle savasın; ta ki, (savas yoluyla) bas egdirilip kendi elleriyle bagısıklık vergisi odeyinceye kadar

    [30] Yahudiler: "Uzeyir Allahın ogludur" diyorlar; Hıristiyanlarsa: "Isa Allahın ogludur" diyorlar. Bunlar, ozleri itibariyle, boylelerinin gecmis caglarda hakkı inkar edenlerin uydurdugu asılsız iddialara ozenerek dillerine doladıkları soylentilerdir! (iste su bedduayı hak ediyorlar:) "Allah kahretsin onları!" Zihnen nasıl da saptırılıyorlar

    [31] Hahamlarını, rahiplerini, bir de Meryem oglu Mesihi, Allahla beraber rableri olarak gorduler; Oysa, Tek Tanrıdan baskasına kulluk etmekle emrolunmus degillerdi; (o Tek Tanrı ki,) Ondan baska tanrı yoktur, (O Tek Tanrı ki,) sınırsız kudret ve izzetiyle, (boylelerinin) Onun tanrılıgında bir pay yakıstırdıkları her seyden butunuyle uzaktır, yucedir

    [32] Allahın (yol gosterici) ısıgını, laf kalabalıgıyla sondurmek istiyorlar: Fakat Allah (bunun gerceklesmesine) izin vermeyecektir, cunku O, ısıgının olanca aydınlıgıyla yayılmasına irade etmistir, hakkı inkar edenler bundan hoslanmasa da

    [33] Odur, dinini butun (batıl) dinlere karsı ustun kılmak uzere hidayeti ve hak dini (yaymak goreviyle) Elcisini gonderen; Allahtan baskalarına tanrılık yakıstıranlar bundan hoslanmasalar da

    [34] Siz ey imana erisenler! Bilin ki, hahamların, rahiplerin cogu, insanların mallarını haksızca yiyip yutuyor ve (onları) Allahın yolundan alıkoyuyorlar. Fakat butun o altın ve gumusu toplayıp Allah yolunda harcamayanlar var ya, (iste) onlara (sonraki hayat icin) cok cetin azabı mujdele

    [35] Bu (toplanıp saklanan altının, gumusun) cehennem atesinde kızdırılıp onların alınlarının, bogurlerinin ve sırtlarının damgalanacagı Gun, (bu gunahkarlara:) "Iste, kendiniz icin topladıgınız hazineler!" denecek, "Simdi tadın bakalım, sarılıp sakladıgınız hazinelerin (basınıza actıgı belanın) tadını

    [36] Bilin ki, Allahın nazarında ayların sayısı, Allahın gokleri ve yeri yarattıgı gun koydugu olcu uyarınca on ikidir; (ve) bunlardan dordu haram aylardır; iste (Allahın) her zaman gecerli sapasaglam yasa(sı) budur. O halde, bu (aylar) konusunda artık kendinize yazık etmeyin. Ve onlar sizinle nasıl topyekun savasıyorlarsa, siz de Allahtan baskalarına tanrılık yakıstıranlarla oyle topyekun savasın; ve bilin ki, Allah kendisine karsı sorumluluk bilincine sahip olanlarla beraberdir

    [37] (Aylara) ilave yapmak, (onların) hakkı tanımaktan kacınma tavırları icinde olsa olsa fazladan bir ornek, hakkı inkara yeltenenleri (daha da) saptıran bir (vesile)dir. Bu (ilaveyi), ayların sayısını Allahın yasak kıldıgı takvime uyarlamak amacıyla bir yıl olumlayıp bir yıl yasak sayıyor ve boylece Allahın yasak kıldıgı seyi (kendilerince) mesrulastırmaya kalkısıyorlar. Kendi yaptıkları (bu) kotuluk guzel gorunuyor onlara. Zaten Allah hakkı tanımaktan kacınan insanları dogru yola yoneltmez

    [38] Siz ey imana erisenler! Size ne oldu ki, "Allah yolunda savasa cıkın" diye cagrıldıgınız zaman yere cakılıp kalıyorsunuz? Sonraki hayatı(n iyiliklerini) gozden cıkarıp bu dunyadaki hayat(ın rahatlıklarıy)la mı kendinize doyum saglama pesindesiniz? Fakat bu dunyadaki hayatın verdigi haz ve doyum sonraki hayatın verecegi yanında degersiz bir seyden baska nedir ki

    [39] (Bakın) eger (Allah yolunda) savasa cıkmazsanız, sizi cok cetin bir azapla cezalandırıp yerinize baska bir topluluk getirir; ki boyle yapmasında Ona hicbir sekilde engel olamazsınız: cunku Allahın, her seyi irade ve takdir etmeye gucu yeter

    [40] Eger siz Elciye yardım etmezseniz, o zaman (bilin ki) ona (yine) Allah (yardım edecektir, tıpkı,) o hakkı inkara sartlanmıs olan kimseler onu yurdundan surup cıkardıkları zaman yardım etti(gi gibi); (ki o gun) (o yalnızca) iki kisiden biriydi: ve bu iki kisi (saklandıkları) magaradayken Elci arkadasına: "Uzulme" dedi, "Allah bizimle beraberdir". Ve derken Allah ona katından bir sukunet/bir guven duygusu bahsetti, onu sizin goremeyeceginiz guclerle destekledi ve (boylece,) hakkı inkara sartlanmıs olanların davasını butunuyle yere dusurdu, Allahın davası ise (boylece her zamanki gibi) ustun ve yuce kaldı: cunku Allah, kudretce en ustun, hukum ve hikmetce en uludur

    [41] (Sizin icin) kolay da olsa zor da olsa, savasa cıkın; ve mallarınızla, canlarınızla Allah yolunda yurekten caba gosterin; (cunku) eger bilirseniz, bu sizin kendi iyiliginiz icindir

    [42] Ortada umulmadık turden bir kazanc ve kolay bir sefer (umudu) olsaydı, (ey Peygamber) kuskusuz, arkadan gelirlerdi; fakat cıkılacak yol onlara cok uzun geldi. (Bu yetmiyormus gibi), bir de (ey inananlar, sizin donusunuzden sonra) o (sefere katılmayan) kimseler, Allaha yemin edip (bu yalan yeminle) kendilerini tehlikeye sokarak: "Gucumuz olsaydı, mutlaka sizinle beraber cıkardık" diyecekler: Oysa Allah, onların dupeduz yalan soylediklerini elbette biliyor

    [43] Allah seni affetsin (ey Peygamber)! Daha kimin dogru soyledigi senin icin (iyice) ortaya cıkmadan ve sen (kimler) yalancı (iyice) tanımadan, nicin (evde kalmaları yolunda) onlara izin verdin

    [44] Allaha ve Ahiret Gunune (yurekten) inananlar kendilerini (Allah yolunda) mallarıyla, canlarıyla cihad etmekten bagısık tutmanı senden istemezler. Ve zaten kendisine karsı kimin sorumluluk bilincine sahip oldugu konusunda Allah mutlak bilgi sahibidir

    [45] Yalnızca, Allaha ve Ahiret Gunune (yurekten) inanmayanlar senden bagısıklık isterler; ve bir de kendilerini suphe ve tereddudun eline kaptırıp da kararsızlık icinde bir o yana bir bu yana gidip gelenler

    [46] Cunku, (gercekten seninle sefere) cıkmak isteselerdi, elbette, bunun icin bir hazırlık yaparlardı: zaten Allah onların kalkıs tarzlarını begenmedi ve bu yuzden onları (seferden) alıkoydu; Ve kendilerine: "Peki, (sizler de) evlerinizde oturun bakalım, (oteki) oturanlarla beraber" denildi

    [47] Bu (munafıklar) sizinle beraber (siz ey inananlar) sefere cıksalar da, aranıza nifak sokmaktan baska bir sey yapmayacaklar ve icinizde kendilerine kulak verenler oldugunu gorup aranıza fitne sokmak amacıyla saflarınıza sokulacaklardı; ne var ki, Allah kotuluk pesinde olanlar hakkında eksiksiz bilgi sahibidir

    [48] Aslında onlar bundan once de fitne cıkarmaya calısmıslar ve sana karsı (ey Peygamber) turlu turlu duzenler kuragelmislerdi, ta ki onların hic hosuna gitmese de hak vahyedilip Allahın yargı ve iradesi kendini gosterinceye kadar

    [49] Ve onların arasında, "(Evde kalmam icin) bana izin ver; beni boylesine cetin bir sınava sokma!" diyen (niceleri) vardı. Ama iste (tam da boyle bir istekte bulunmakla sınavı zaten basından kaybetmis ve) kotulugun ayartısına yenik dusmus oldular; ve (bunun bir sonucu olarak da) bilin ki, cehennem, hakkı tanımaktan kacınanların hepsini er gec kusatacaktır

    [50] Senin basına iyi bir hal gelse, (Ey Peygamber), bu onları eseflendirir; ama basına bir musibet gelse, (kendi kendilerine): "Biz onceden bizim (icin gerekli) tedbirleri almıstık!" derler; ve sevinc icinde donup giderler

    [51] De ki: "Bizim basımıza, asla Allahın bizim icin yazdıgından baska bir sey gelmez! O bizim yuceler yucesi Efendimizdir; o halde, inananlar (yalnızca) Allaha guvensin

    [52] De ki: "Bize (olması mumkun) iyiler iyisi iki seyden birisi degil de, ille de (kotu) bir sey olmasını mı umup gozluyorsunuz? Fakat, bilin ki, sizin kadar biz de gozluyoruz, Allahın (ya) kendi katından ya da bizim elimizle sizi bir azaba ugratmasını! O halde, umutla gozleyin; bilin ki, biz de sizinle birlikte gozleyecegiz

    [53] De ki: "(Allah ugruna oldugu goruntusu altında) ister gonullu harcayın, ister gonulsuzce: bu sizden asla kabul edilmeyecektir; cunku siz kotuluge gomulup gitmeye niyetli bir topluluksunuz

    [54] Onların yaptıgı harcamaların kendilerinden (bir iyilik olarak) kabul edilmesinde biricik engel, onların Allahı ve Onun Elcisini tanımaktan kacınır bir egilim gostermeleri, (dolayısıyla) namaza ancak usene usene katılmaları ve (iyi amaclar icin) ancak gonulsuzce harcamalarıdır

    [55] Oyleyse, onların gecici servetleri yahut cocukları(nın coklugundan duydukları doyum) sakın seni imrendirmesin: Allah butun bunlarla dunya hayatında onlara sadece azap vermek ve canlarının hakkı (hala) inkar edip dururlarken cıkmasını istemektedir

    [56] Sizden olmadıkları, fakat (sadece) korkunun yonlendirdigi bir topluluk oldukları halde Allaha yeminle sizden olduklarını soylerler

    [57] (oysa) (yeryuzunde) sıgınacak bir yer yahut bir magara, bir kovuk bulabilselerdi onunu ardını dusunmeden panik icinde donup oraya baslarını sokarlardı

    [58] Ve onların arasında (ey Peygamber,) Allah icin sunulan seylerin (dagıtımında) sana dil uzatanlar var: onlardan kendilerine bir sey verilirse memnunlukla karsılarlar; ama bir sey verilmedigini gorseler, iste o zaman ofkeden neredeyse deliye donerler

    [59] Oysa, Allahın kendilerine verdigi Onun Elcisinin de verilmesini (sagladıgı) seylerle yetinip hosnut olsalardı ve "Allah bize yeter! Allah, bolluk ve bereketinde bize (diledigini) verecektir; Onun Elcisi ise bize verilmesini (saglayacaktır); dogrusu, biz umutla ve yurekten Allaha yonelmisiz," deselerdi, (bu onlar icin elbette daha iyi olurdu)

    [60] Allah icin sunulan seyler, yalnızca yoksul ve duskunler, bu konuyla ilgilenen gorevliler, kalpleri kazanılacak olan kimseler icindir; ve insanları boyunduruklarından kurtarmak icin; ve borclarını odeyemeyecek durumda olanlar icin; ve Allah ugruna girisilebilecek her turlu caba icin ve yolda kalmıs kimseler icin: bu, Allahtan (uyulması zorunlu) bir yonergedir; cunku Allah, dogru hukum ve hikmetle yon gosteren mutlak ve sınırsız bilgi sahibidir

    [61] (Hakkın dusmanları) arasında "O her soze kulak veriyor" diyerek Peygamberi yerip kınayanlar var. De ki: "(Evet,) o, hakkınızda hayırlı olanı (duyup dinlemek icin) kulaklarını acık tutuyor. Allaha inanıp muminlere guveniyor; (cunku) icinizde imana erisenler icin (Allahın) rahmeti(nin bir tecellisi)dir o. Ve Allahın Elcisini yerip kınayan o kimselere gelince, (ote dunyada) pek cetin bir azap bekliyor boylelerini

    [62] (O ikiyuzluler) sizi hosnut bırakmak icin (iyi niyetle edip eyledikleri konusunda) yuzunuze karsı Allaha yemin ederler. Oysa, eger gercekten inanmıs olsalardı, baska herkesten once Allahı ve Onun Elcisini hosnut etmeye calısmaları gerekirdi

    [63] Hem bilmiyorlar mı ki, Allaha ve Onun Elcisine karsı koyan kimseyi, icinde ebediyyen kalacagı cehennem atesi beklemektedir? En vahim alcalma da budur zaten

    [64] Munafıklar(dan bazıları), kendilerine karsı (bir delil olmak uzere), kalplerinde gizleyip durdukları (gercek) niyeti acıga vuracak (yeni) bir surenin indirilmesinden tasalanıyorlar. De ki: "Siz alay ededurun bakalım! Nasıl olsa Allah, tasalandıgınız asıl seyi er gec acıga vuracak

    [65] Yine de, onlara soracak olsan mutlaka soyle cevap verirler: "Yarenlige kaptırmıstık kendimizi, (kelime) oyun(u) yapıyorduk, hepsi bu". De ki: "Allahla, Onun ayetleriyle, Onun Elcisiyle mi alay edip egleniyordunuz siz

    [66] (Bosuna anlamsız) mazeretler ileri surmeyin! Boylece sizler dupeduz hakkı inkar etmis oldunuz, hem de (ondan yana) inancınız(ı acıkladık)dan sonra!" (Bu olayla ilgi derecesine gore) icinizden bir kısmınızın gunahını bagıslasak bile, suca gomulup gitmelerinden oturu, otekileri azaba ugratacagız

    [67] Ikiyuzlulerin, erkek-kadın, hepsi aynı turden, aynı yapıda kimselerdir: kotu/egri olanın yapılmasını ogutler, iyi/dogru olanın yapılmasını onlerler. Ve (iyi olanı yapmaya) asla yanasmazlar. Allaha karsı umursamazdırlar; bu yuzden Allah da onları gozden cıkarır. Gercekten gunaha gomulup gitmis olanlar da iste bunlar, bu ikiyuzlu kimselerdir

    [68] Hem erkek ve kadın munafıklara, hem de hakkı acıktan acıga inkar edenlere Allah, icinde yerlesip kalacakları cehennem atesi vaad etmistir; onların payına dusecek olan budur. Cunku Allah onları lanetlemistir; ve surup gidecek bir azap beklemektedir onları

    [69] (Onlara de ki: "sizler de) sizden once yasayıp gitmis (munafık) kimseler gibisiniz. Onlar kuvvetce sizden daha guclu, servetce daha zengin ve sayıca daha kalabalıktılar; onlar (bu dunyadan) kendi paylarını aldılar; siz de kendi payınızı alıp yararlandınız; tıpkı sizden oncekilerin kendi paylarını aldıkları gibi: Ve iste siz de, tıpkı onlar gibi, curuk ve asılsız davalara dalıp gittiniz. (Gecmiste de, gelecekte de) iste bu tur kimselerdir, yapıp ettikleri bu dunya hayatında da ote dunyada da bosa gitmis olanlar; ve iste boyleleridir, kaybedenler

    [70] O halde, hic goz onune almazlar mı, kendilerinden oncekilerin basına gelenleri? Nuh toplumunun (basına gelenleri), ´Ad ve Semud toplumlarının, Ibrahim toplumunun, Medyen halkının ve yıkılıp giden butun o sehirlerin (basına gelenleri)? Bunların hepsine, kendi (iclerinden cıkarılan) elciler, hakkı ortaya koyan apacık delillerle gelmislerdi, (fakat bu toplumlar onlara karsı cıktılar:) dolayısıyla, Allah degildi (azabıyla) onlara zulmeden; onların bizzat kendileriydi kendilerine zulmeden

    [71] Erkek ve kadın muminlere gelince, onlar birbirlerinin yakınlarıdırlar: (hep) iyi ve dogru olanın yapılmasını ozendirir, kotu ve zararlı olanın yapılmasına engel olurlar; ve onlar namazlarında kararlı ve devamlıdırlar, arındırıcı yukumluluklerini yerine getirir, Allaha ve Onun elcisine yurekten baglılık gosterirler. Iste bunlardır, Allahın rahmetiyle kusatacagı kimseler: muhakkak ki, dogru hukum ve hikmetle yargılayan en yuce iktidar sahibidir Allah

    [72] Inanan erkeklere ve kadınlara, icinde yerlesip kalacakları, iclerinde derelerin, ırmakların cagıldadıgı hasbahceler vaat etmistir O; ve o esenlik dolu ebedi bahcelerde guzel ve ferah evler: Ve hepsinden daha ustunu de: Allahın hosnutlugu, hosca kabulu, iste budur, en buyuk/en yuce bahtiyarlık

    [73] Ey Peygamber! Hakkı inkar edenlerle ve munafıklarla yılmadan savas; ve onlara karsı kararlı ve odunsuz davran, ki (pisman olup tevbe etmezlerse) varacakları yer cehennemdir; ne kotu bir duraktır orası

    [74] (Ikiyuzluler, kotu) bir sey soylemedikleri konusunda Allaha yemin ediyorlar; oysa, onların hakkı inkara varan bir soz sarf etmis oldukları ve (boylece,) once Allaha teslimiyetlerini ifade edip sonra da hakkı inkar etmis oldukları bilinen bir sey: boyle yaparken onlar, ulasamayacakları bir amac pesindeydiler. Allahın ve Onun lutuf ve comertligi sayesinde Elcisinin kendilerini (ruhen ve manevi olarak) zengin ve yetkin kılmasından baska bir hata (ya da eksiklik) bulamazlardı (dinde). Bundan sonra, eger pisman olup tevbe ederlerse, bu onların kendi iyiliklerine olacaktır; ama yuz cevirirlerse, Allah onları hem bu dunyada hem de ote dunyada pek cetin bir azaba ugratacak; ve onlar da bu dunyada kendilerine ne bir koruyucu ne de bir yardımcı bulabileceklerdir

    [75] Ve onlar arasında, "Dogrusu, eger Allah bize comertliginden (bir seyler) bahsederse, kuskusuz biz de hayır icin harcar (sadaka verir) ve hic kuskusuz durust ve erdemli kimselerden oluruz!" diye Allaha yemin edenler var

    [76] Fakat boyleleri, daha Allah comertligiyle kendilerine (bir sey) verir vermez, hemen ona hasisce sarılır, (ettikleri butun o yeminlerden) inatla geri donerler

    [77] Bunun uzerine Allah da, kendisiyle karsılasacakları Gune kadar iclerinde tasıyacakları bir nifakı sokar onların yureklerine. Bu, onların, Allaha verdikleri sozu yerine getirmekten geri durmaları ve yalan soylemeyi alıskanlık haline getirmeleri yuzundendir

    [78] Bilmiyorlar mı ki, onların (butun o) sırlarından, (butun o) gizli gorusmelerinden Allahın haberi var? (Ve yine bilmiyorlar mı ki,) Allah, insan idrakini asan seyler hakkında eksiksiz bilgi sahibidir

    [79] (Bu munafıklar) Allah yolunda hem vermekle yukumlu oldugundan fazlasını veren muminlere, hem de (mevcut) guclerinin elverdigi (mutevazi seylerin) dısında verecek sey bulamayan muminlere dil uzatan ve onlarla alay eden kimselerdir. Allah onların bu alay ve kucumsemelerini onlara geri cevirecektir; nitekim pek cetin bir azap beklemektedir onları

    [80] (Imdi,) onların bagıslanmaları icin (Allaha) ister dua et, ister etme, (hicbir sey fark etmeyecektir; cunku) onlar icin istersen yetmis kez af dile, Allahı ve Onun Elcisini inkara yeltenmelerinden oturu Allah onları bagıslamayacaktır. Cunku Allah, boylesine kotuluge batmıs bir toplulugu dogru yola cıkarmaz

    [81] Geride bırakılan bu (munafık) kimseler, Allah Elcisinin (sefer icin ayrılmasının) ardından kendilerinin savastan uzak kalmalarına sevindiler; cunku Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla savasmak dusuncesi bunların hosuna gitmiyor ve (hatta birbirlerine) "Bu sıcakta savasa cıkmayın!" diyorlardı. De ki: "Cehennem atesi cok daha sıcaktır!" Tabii, eger bu gercegi kavrayabilirlerse

    [82] Bundan boyle artık az gulsun onlar, cunku kazandıklarından oturu cok aglayacaklar

    [83] Bundan sonra Allah seni olur ki onlardan bazılarıyla yuz yuze getirirse ve onlar da (seninle birlikte savasa) cıkmak icin iznini isterlerse, (onlara) de ki: "Bundan boyle benimle asla (sefere) cıkmayacak ve benimle hicbir dusmana karsı savasmayacaksınız! Madem, bir kere evde oturup kalmayı yeglediniz, oyleyse artık oturup kalmaya devam edin, geride kal(mak zorunda ol)anlarla beraber

    [84] Ve onlardan olen kimsenin asla namazını kılma; mezarı basında da durma sakın: cunku onlar Allahı ve Onun Elcisini inkara yeltendiler ve bu gunah icinde olduler

    [85] (O halde) onların dunyevi zenginlikleri ve cocukları(nın coklugundan umdukları bahtiyarlık) seni imrendirmesin: Allah butun bunlarla bu dunya (hayatın)da onlara azap etmek ve canlarının hakkı inkar tutumu icinde cıkmasını (saglamak) istiyor

    [86] (Gercekten de hakkı inkar ediyor onlar:) cunku vahiy yoluyla: "Allaha inanın ve Onun Elcisiyle beraber (Onun yolunda savasın" diye cagrıldıklarında, onlardan (savasa katılmaya) pekala guc yetirebilecek durumda olanlar (bile), "bizi bırak, evde kalanlarla birlikte kalalım" diyerek senden izin istediler

    [87] Geride kalanlarla birlikte olmayı yeglediler ve bu yuzden de onların kalpleri muhurlendi; oyle ki, artık hakkı kavrayamazlar

    [88] Oysa, Elci ve onunla aynı inancı paylasan herkes (Allah yolunda) mallarıyla, canlarıyla zorlu cabalar ortaya koymaktadır; iste (ote dunyada) en ustun armaganlara kavusacak olan kimseler boyleleridir; sonu gelmez bir mutluluga erisecek kimseler de bunlardır

    [89] Allah, iclerinde derelerin, ırmakların cagıldadıgı, yerlesip sonsuza kadar yasayacakları hasbahceler hazırlamıstır onlar icin; iste en buyuk bahtiyarlık budur

    [90] Ve bu arada savasta bagısık tutulmaları yonunde arzedilecek bir takım ozurleri olan bedeviler (Elciye) geldiler; Allahı ve Onun Elcisini yalanlamaya kalkısanlarsa (sadece) evde kalmakla yetindiler. Hakkı inkara yeltenen boylelerine pek cetin bir azap gelip catacak

    [91] Zayıflar, hastalar ve (kendilerine savas icin donanım saglama) imkanına sahip olmayanlar, Allaha ve Onun Elcisine karsı ictenlik sahibi oldukları surece, sorumlu tutulmayacaklardır; iyilik yapanları sorumlu tutmak icin bir sebep yoktur; cunku Allah cok acıyıp esirgeyen gercek bagıslayıcıdır

    [92] Ve sana, kendilerine binek saglaman icin basvurduklarında, "Sizi bindirecek bir sey bulamıyorum" dedigin zaman, bu yolda harcayacak imkanları olmadıgı icin uzuntuden gozleri yasararak donup gidenler de sorumlu tutulmayacaktır

    [93] Yalnızca, (savasa katılmak icin) her bakımdan musait ve varlıklı oldukları halde senden (katılmamak yonunde) izin isteyenler haklı olarak kınanıp sorumlu tutulabilir. Boyleleri evde kalanlarla birlikte oturmayı yeglediler; Allah da bu yuzden onların kalplerini muhurledi; oyle ki, artık (ne yaptıklarını) bilmiyorlar

    [94] (Ve) onlar, (seferden) dondugunuzde size bahaneler arzedecekler! De ki: "(Asılsız) ozurleri ileri surmeyin, (cunku) size inanmıyoruz: Allah bize hakkınızda gerekli bilgiyi vermis bulunuyor zaten. (Bundan sonraki) yapıp ettiklerinize bakacak Allah; ve Onun Elcisi (de oyle); sonunda, yaratıkların gorus ve algı alanı dısında kalan seyleri de, onların duyu ve tasavvur yoluyla tanıklık edebilecekleri seyleri de butun gercegiyle bilen Onun karsısına cıkarılacaksınız; Ve O sizin (hayatta) ne yapıp ettiginizi tam olarak kavramanızı saglayacak

    [95] (Ey inananlar,) onlara dondugunuzde, kendilerini rahat bıraksanız diye, sizi temin etmek icin Allaha yemin edecekler. O halde, bırakın peslerini, cunku tiksinti veren kimselerdir onlar; ve yapageldiklerinden oturu varacakları yer cehennemdir onların

    [96] Sizi hosnut etmek icin yemin edeceklerdir; ama siz onlardan hosnut olsanız (bile) (bilin ki), Allah gunahkar bir topluluktan asla hosnut kalmayacaktır

    [97] Bedeviler (arasındaki ikiyuzluler) hakkı tanımaktan kacınma tavırlarında ve ikiyuzlu davranıslarında (yerlesik insanlardan) daha ısrarlıdırlar; ve Allahın, Elcisine indirdigi ogretinin sınırlarını gormezden gelmek, (baskalarına gore) onlardan daha cok beklenen bir haldir. (Allah boyle diyorsa, bu boyledir) cunku Allah her hukmunde ince, derin bir gercege isaret eden mutlak ve sınırsız bilgi sahibidir

    [98] Ve (yine) bedeviler arasında (Allah yolunda) harcadıgı her seye kayıp gozuyle bakan ve (ey inananlar,) sizin darlık ve sıkıntıya dusmenizi bekleyenler var; (fakat) darlıga, sıkıntıya dusecek olan onlardır; cunku Allah her seyin ozunu, ic yuzunu bilen, olup biten her seyi isitendir

    [99] Ama bedeviler arasında, Allaha ve Ahiret Gunune inanan, (Allah yolunda) harcadıklarını, kendilerini Allaha yaklastıran ve Elcinin dualarında anılmalarını saglayan vesileler olarak gorenler de var. Bakın iste bu, (Allahın onlara) yakınlık (gostermesi) icin gercek bir vesile olacaktır; (cunku) Allah onları rahmetiyle kusatacaktır: gercek su ki, Allah cok acıyıp esirgeyen gercek bagıslayıcıdır

    [100] Zulum ve kotulugun egemen oldugu diyardan goc edenler ile Din´e sahip cıkan ve koruyanların ilklerine, onde gelenlerine ve bir de iyilik/dogruluk (yolun)da onları izleyenlere gelince, Allah onlardan hosnuttur; onlar da Allah´tan. Ve O, onlar icin iclerinde yerlesip sonsuza kadar yasayacakları, derelerin, ırmakların cagıldadıgı hasbahceler hazırlamıstır: Iste en buyuk bahtiyarlık budur

    [101] Ne var ki, bedeviler arasında ikiyuzluler ve (Peygamber´in) sehrinde yasayanlar arasında da ikiyuzlulugunu kustahlıga vardıranlar var. Sen onları (her zaman) tanımıyorsun. Ama Biz onları biliyoruz. Onlara (bu dunyada) iki kat azap verecegiz; (ote dunyada ise) onlar cok (daha) zorlu bir azaba terk edilecekler

    [102] Bir de, iyi davranıslarını kotu olanlarla karıstırdıktan sonra gunahlarının farkında olan baskaları (var): Allah´ın onların tevbelerini kabul etmesi umulabilir. Cunku Allah, hic suphesiz, cok acıyıp esirgeyen gercek bagıslayıcıdır

    [103] Bunun icindir ki, (ey Peygamber, bundan sonra artık) onların mallarından Allah icin sundukları seyleri kabul et, ki belki bunu yapmakla onların salah bulmalarına, arınmalarına onayak olursun. Ve onlar icin dua et; cunku senin duan onlar icin bir huzur (vesilesi) olacaktır. (Ve butun bunların da ustunde bil ki,) Allah her seyin, herkesin ozunu bilen mutlak bilgi sahibi olarak olup biten her seyi isitmektedir

    [104] Bilmiyorlar mı ki, kullarının tevbelerini kabul eden Allah´tır; O´nun icin sunulan seyleri kabul eden de O. (Evet, bilmiyorlar mı ki kendisine yurekten yonelen, sıgınan herkesi) acıması, esirgemesiyle kusatıp tevbeleri kabul eden Allah´tır

    [105] Ve (ey Peygamber, onlara) de ki: "Yapın (yapmak istediginizi)! Allah yapıp ettiklerinizi goruyor; O´nun Elcisi de (goruyor), inananlar da: (nasıl olsa) sonunda, insanın hem gorus ve kavrayıs alanı dısında kalan alemi, hem de duyuları ve tasavvurlarıyla tanıklık edebilecegi alemi butun gercegiyle bilen Allah´ın huzuruna cıkarılacaksınız. Ve o zaman O, sizin yapageldiginiz seyleri (butun gercegiyle) gorup anlamanızı saglayacak

    [106] Bir de, (durumlarının ne olacagı) Allah´ın yargı ve iradesine kalmıs olan baska bir kısım insanlar (var ki), bunları (Allah) ya azaplandıracak ya da yine acıması, esirgemesiyle yonelecektir onlara. Cunku Allah dogru hukum ve hikmetle yargılayan mutlak ve sınırsız bilgi sahibidir

    [107] Ve (birtakım) zararlı eylemlerde bulunmak, dinden cıkmayı orgutlemek, muminler arasına ayrılık sokmak ve basından beri Allah ve O´nun Elcisi´ne karsı savas tavrı icinde bulunanlara bir gozetleme yeri saglamak icin (ayrı) bir mabed kuran (munafık)lar (var). Bunlar (ey inananlar, size) muhakkak ki, soyle yemin edecekler: "Biz (bununla) sadece iyilerin iyisini yapmak istemistik!" Oysa, Allah onların yalancılar olduguna (Bizzat) tanıktır

    [108] Boyle bir yere asla adımını atma! Icine adım atacagın en uygun mescid, daha ilk gunden beri Allah´tan yana saglam bir bilinc ve duyarlık temeli ustunde yukseltilen mescittir. (Oyle bir mescid ki) orada arınmak istegiyle dolup tasan adamlar vardır, (ki zaten) Allah (da) kendini arındıranları sever

    [109] O halde, hangisi daha iyidir? Yapısını Allah´a karsı saglam bir sorumluluk bilinci ve O´nun hosnutlugu(nu kazanma cabası) uzerinde yukselten mi; yoksa yapısını kaygan bir yar kenarına kuran ve sonra da onunla beraber yuvarlanıp cehennem atesini boylayan mı? Allah (bile bile) kotuluk yapan toplulugu dogru yola yoneltmez

    [110] Boylelerinin kurdugu mescid, iclerini paralayıp onları tuketinceye kadar kalplerinde bir suphe ve huzursuzluk kaynagı olmaktan oteye gitmeyecektir. (Hatırlayın ki, bunu boylece acıklayan) Allah her hukmuyle ince, derin bir gercege isaret eden mutlak ve sınırsız bilgi sahibidir

    [111] Bilesiniz ki, Allah yolunda savasan, olduren ve oldurulen muminlerden Allah canlarını mallarını satın almıstır; hem de karsılıgında onlara cenneti vaad ederek: Bu O´nun, yerine getirilmesini Tevrat´ta, Incil´de ve Kur´an´da bizzat guvence altına aldıgı gercek bir vaattir. Kimdir verdigi sozu Allah´tan iyi tutan? Sevinin oyleyse, O´nunla boyle bir alıs veris yaptıgınız icin; cunku budur en buyuk bahtiyarlık

    [112] (Bu, ne zaman bir gunah isleseler, hemen) tevbe ve pismanlık icinde Rablerine yonelen kimselerin (bahtiyarlıgıdır); O´na (yurekten) kulluk edenlerin; O´nu (coskuyla) ovenlerin; ve (O´nun hosnutlugunu) aramaya durmaksızın devam edenlerin; ve (O´nun onunde) egilen, O´nun onunde hurmet ve tazimle yere kapananların; dogru ve guzel olanın yapılmasını onerip, egri ve kotu olanın yapılmasına engel olanların; ve Allah´ın koydugu sınırları gozetenlerin (bahtiyarlıgı). Oyleyse, (ey Peygamber, Allah´ın bu vaadiyle) mujdele, butun o muminleri

    [113] (Gunah icinde olen) kimselerin cehennemlik oldugu kendilerine acıklandıktan sonra, yakın akraba olsalar bile, Allah´tan baskasına tanrılık yakıstıran kimselerin bagıslanmasını dilemek artık ne Peygamber´e yarasır, ne de imana erisenlere

    [114] Ibrahim´in (buna benzer bir durumda) babasının bagıslanması icin yaptıgı duaya gelince, bu sadece o´nun berikine (daha saglıgında) vermis bulundugu bir soze dayanıyordu. Ama o´na berikinin Allah´ın dusmanı oldugu acıklandıgı zaman (Ibrahim) ondan hemen kopup uzaklastı. Zaten Ibrahim cok ince ruhlu, yumusak huylu biriydi

    [115] Ve Allah bir toplulugu -onlara dogru yolu gosterdikten sonra (bile)- sakınıp gozetecekleri seyler konusunda kendilerini (butunuyle) aydınlatmadan asla sapıklıkla suclamaz. Gercek su ki, Allah her seyi aslıyla ve butunuyle bilir

    [116] Suphe yok ki, goklerin ve yerin egemenligi yalnızca Allah´ındır: hayatı bahseden de, olumu takdir eden de (yalnız) O´dur; ve Allah´tan baska sizi koruyabilecek, size yardım edebilecek kimse yoktur

    [117] Gercek su ki, Allah acıması, esirgemesiyle Peygamber´e ve sıkıntılı bir zamanda -hem de iclerinden bir kısmının kalpleri neredeyse kaymak uzereyken- ona baglı kalıp zulmun ve kotulugun egemen oldugu diyardan goc edenlere ve Din´e sahip cıkıp ona kol kanat gerenlere teveccuh etti. Sonra, bir kere daha: acıması, esirgemesiyle (Allah) onlara teveccuh etti. Cunku O, gercekten onlara karsı cok merhametli ve cok sefkatlidir

    [118] Ve (yine acıyıp esirgeyerek, inananların icinden) bozguncu telkinlere kapılan o uc (grup insana) da teveccuh etti; o kadar ki, butun genisligine ragmen yeryuzu onlara (cok) dar gelmeye basladı ve icleri daraldı da Allah´tan baska sıgınacak kimse olmadıgını anladılar; ve bunun uzerine O da yine merhametle onlara yoneldi, ki pismanlık duyup tevbe etsinler: cunku, (kendisine yurekten yonelen, sıgınan herkesi) acıması, esirgemesiyle kusatıp tevbeleri kabul eden yalnızca Allah´tır

    [119] Siz ey imana erisenler! Allah´a karsı sorumluluk bilincinden uzaklasmayın ve hep dogru sozlu kimselerden olun

    [120] (Peygamber) sehrinin halkına da, onların cevresinde (yasayan) bedevilere de (seferde) Allah´ın Elcisi´ne katılmaktan kacınmak ve kendi canlarını o´nunkinden fazla gozetmek yarasmaz. Cunku, onlar Allah yolunda ne zaman susuzluk, yorgunluk ya da aclık cekseler; ne zaman hakkı inkar edenleri sasırtan bir adım atsalar; ve ne zaman baslarına gelmesi mukadder olan seye dusman eliyle ugratılsalar (sonuc ne olursa olsun) bu onların lehine mutlaka kaydedilmektedir. Cunku Allah, iyilik yapanların emeklerini asla bosa cıkarmaz

    [121] Ve yine onlar, az ya da cok, (Allah icin) ne zaman bir harcamada bulunsalar, yeryuzunde (Allah icin) ne zaman bir yol katetseler, bu onların lehine kaydedilmektedir; Allah yaptıkları her sey icin onları en guzel bir bicimde odullendirecektir

    [122] Butun bunlarla birlikte, (savas zamanı) muminlerin hepsinin toptan yola cıkması dogru olmaz; onların arasında her gruptan bazılarının seferden geri kalmaları, (bunun yerine) Din hakkında derin ve saglam bir bilgi elde etmek yolunda caba gostermeleri ve (boylece) seferden donen kardeslerini aydınlatmaya calısmaları daha yerinde olacaktır; boylece belki, onlar (da) kotuluge karsı kendilerini (daha iyi) korumus olacaklardır

    [123] Siz ey imana erisenler! Hakkı inkar eden kimselerden yakınınızda olanlarla savasın; (oyle ki) sizi kendilerine karsı sert ve direngen bulsunlar: ve bilin ki, Allah, kendisine karsı yuksek bir sorumluluk bilinci tasıyanlarla beraberdir

    [124] Ne zaman bir sure indirilse, o hakkı inkar edenlerin arasından "Bu (haber) hanginizin imanını pekistirdi?" diye (kucumseyerek) soran birileri cıkar. Ama imana erismis olanlara gelince, bu onların imanlarını pekistirir ve onlar (Allah´ın kendilerine ulastırdıgı) mujdenin sevincini duyarlar

    [125] Ote yandan, kalplerinde bir hastalık bulunanlarınsa, her yeni haber inancsızlıklarına inancsızlık katar ve boylece hakkı tanımama tutumu icindeyken olup giderler

    [126] Peki, bunlar her yıl bir ya da iki kere denenip sınandıklarını bilmiyorlar mı ki tevbe edip (Allah´ı) anmıyorlar

    [127] (Oyle ki,) ne zaman bir sure indirilse, "Kalplerinizde olanı bilebilecek biri mi var?" (der gibi) birbirlerine bakıyor, sonra da donup gidiyorlar. (Oysa) Allah dondurmustur onların kalplerini (haktan), cunku onu kavrayamayacak bir topluluktur onlar

    [128] Gercek su ki, (ey insanlar,) size kendi icinizden bir Elci gelmistir: sizin (ote dunyada) cekmek zorunda kalabileceginiz sıkıntıdan oturu kendini (zihnen) buyuk bir yuk altında hisseden; size cok duskun (ve) muminlere karsı sefkat ve merhametle dolu bir Elci

    [129] Fakat (butun bunlara ragmen) onlar yine de yuz cevirirlerse de ki: "Allah bana yeter! O´ndan baska tanrı yok. Hep O´na dayanmıs O´na guvenmisimdir ben; cunku O´dur en yuce hukumranlıgın Rabbi

    Yûnus

    Surah 10

    [1] Elif-Lam-Ra. Bunlar, hikmetle dolu olan ilahi kitabın ayetleridir

    [2] Kendi iclerinden birine, "Butun insanlıgı uyar; imana erisenlere, her bakımdan ictenlikli ve durust olmakla Rablerinin katında oteki herkesten ileri gectiklerini mujdele" diye vahyetmemiz insanların tuhafına mı gitti? (Yalnızca) hakkı inkar edenler, "Bakın, bu (adam) dupeduz bir buyucu!" derler

    [3] Gercek su ki, sizin Rabbiniz, gokleri ve yeri altı evrede yaratan, sonra da kudret ve egemenlik makamına gecip varlıgı yoneten Allah´tır. O´nun izni olmadıkca, araya girip kayıracak kimse yoktur. Iste boyledir sizin Rabbiniz: oyleyse (yalnızca) O´na kulluk edin: artık bunu (iyice) aklınızda tutmayacak mısınız

    [4] Hepiniz topluca O´na doneceksiniz: bu Allah´ın, gerceklesmesi kacınılmaz olan sozudur, cunku O (insanı) bir kere yarattıktan sonra buna sonuna kadar devam ediyor ki, imana erisip iyi ve yararlı isler, eylemler ortaya koyanları adaletle odullendirsin. Hakkı inkara yeltenenleri ise, hakkı inat ve ısrarla reddetmelerinden oturu yakıcı bir umutsuzluk ickisi ve can yakıcı bir azap beklemektedir

    [5] Gunesi parlak bir ısık (kaynagı) ve ayı aydınlık kılan, ve yılların sayısını bilesiniz, (zamanı) olcebilesiniz diye ona evreler koyan O´dur. Bunların hic birini Allah bir anlam ve amactan yoksun yaratmıs degildir. (Allah), bilmek isteyen bir topluluk icin ayetlerini ayrıntılı olarak (iste boyle) acıklıyor

    [6] Cunku, gercekten de, geceyle gunduzun ardarda gelmesinde ve Allah´ın goklerde ve yerde yarattıgı her seyde, O´na karsı sorumluluk bilinci tasıyan bir toplum icin mutlaka isaretler vardır

    [7] Beri yandan, er gec Bizim karsımıza cıkacaklarına inanmayıp kendilerini bu dunya hayatıyla hosnut kılmaya calısanlara, onun otesini gozetmeyenlere ve (boylece) Bizim ayetlerimizi umursamayanlara gelince

    [8] yapageldikleri (butun o kotuluklerden) oturu onların varacagı yer atestir

    [9] (Ama), dogrusu, imana erisip dogru ve yararlı isler yapanlara gelince, Rableri imanlarından dolayı onları dogru yola eristirmektedir. (Ahirette) nimetlerle dolu hasbahcelerde onların ayakları altında dereler, ırmaklar cagıldayacaktır

    [10] orada (o mutluluk makamında) onlar "Ey Allahım! sınırsız kudret ve izzetinle ne yucesin!" diye cagrısırlar; ve onlara, "Size selam olsun" diye karsılık verilir; bunun uzerine onlar da son soz olarak: "Butun ovguler, alemlerin Rabbi olan Allah´a ozgudur!" derler

    [11] (Imdi), eger, onların iyilik (olarak gordukleri seyin kendilerine) ulasmasını aceleyle istedikleri gibi, Allah da insanlara (gunahları yuzunden hak ettikleri) serri tezelden verseydi, onların sonu carcabuk gelmis olurdu! Ama Biz, Bizimle ergec karsılasacaklarına inanmayanları o kurumlu azgınlıkları icinde korcesine bocalayıp dururlarken kendi hallerine bırakırız

    [12] Zaten, insanın basına bir sıkıntı gelince yan yatarken de, oturup kalkarken de Bize yalvarıp yakarır; ama ne zaman ki sıkıntısını gideririz, basına gelen sıkıntıdan kendisini kurtaralım diye sanki Bize hic yalvarıp yakarmamıs gibi (nankorce) davranmaya devam eder! Kendi guclerini bosa harcayan (budala)lara, yapıp ettikleri iste boyle guzel gorunur

    [13] Ve gercek su ki, sizden once, kendilerine gonderilen peygamberler onlara hakkın apacık delillerini getirdikleri halde (inat ve ısrarla) zulum (ve kotuluk) yapmaya devam ettikleri zaman, nice nesilleri yok ettik; cunku onlar (bu delillere ya da peygamberlere) inanmayı reddettiler. Biz iste boyle cezalandırırız, gunaha gomulup giden toplumları

    [14] Ve derken sizi yeryuzunde onların ardılları kıldık ki nasıl davranacagınıza bakıp degerlendirelim

    [15] Ve (hal boyleyken:) ne zaman ayetlerimiz butun acıklıgıyla kendilerine okunup ulastırılsa, o Bizim huzurumuza cıkacaklarına inanası gelmeyen kimseler, "Bize bundan baska bir soylem/bir ogreti getir; ya da bunu degistir" diyecek olurlar. (Ey Peygamber) de ki: "Onu kendiligimden degistirmem olacak sey degil; ben ancak bana vahyedilene uyarım. Bakın, (bu konuda) Rabbime bas kaldıracak olursam, dehset veren o (Buyuk) Gun (gelip cattıgında) azabın (beni bulmasın)dan korkarım

    [16] De ki: "Allah (baska turlusunu) dileseydi, size bu (ilahi kelamı) okuyup duyurmazdım; O da size ulastırmazdı onu. Gercek su ki, bu (vahiy bana gelmezden) once bir omur boyu aranızda bulundum: oyleyse, yine de aklınızı kullanmayacak mısınız

    [17] Hem, kendi uydurdugu yalanları Allah´a yakıstıran ya da O´nun ayetlerini yalanlayan kimseden daha zalim kim olabilir? Dogrusu, (boyle yaparak) gunaha gomulup giden kimseler kurtulusa asla erisemeyeceklerdir

    [18] ve (ne de) Allah´la beraber, kendilerine ne bir yarar ne de zarar verebilecek durumda olmayan seylere veya varlıklara kulluk edip (kendi kendilerine), "Bunlar bizim Allah katındaki kayırıcılarımızdır" diyen (kimse)ler!.. De ki: "Goklerde ve yerde Allah´ın bilmedigi bir seyi mi O´na haber verebileceginizi sanıyorsunuz? (Yoo,) kudret ve egemenliginde sınırsız olan O´dur, ve insanların O´na, ilahlıgında ortak yakıstırdıkları her seyden sonsuzcasına yucedir

    [19] Ve (bil ki,) butun insanlık sadece bir tek topluluk halindeydi, ama sonradan ayrı gorusleri benimsemeye basladılar. Sayet (bu konuda) Rabbinin katında onceden belirlenmis bir karar olmasaydı dustukleri butun bu ayrılıklar (daha baslangıcta) cozumlenmis olurdu

    [20] Imdi (hakkı inkar edenler): "Ona nicin Rabbinin katından mucizevi bir alamet indirilmiyor?" deyip duruyorlar. O halde, (onlara) de ki: "Insanoglunun gorup algılayamayacagı seylerin bilgisi ancak Allah´a ozgudur. Oyleyse, bekleyin (O´nun iradesi tecelli edinceye kadar:) hem, ben de sizinle bekleyecegim

    [21] Ve (iste bunun gibi:) ne zaman kendilerine (bir) darlık dokunup gectikten sonra (bu tur) insanlara rahmet(imizden biraz) tattırsak, hemen ayetlerimiz hakkında asılsız iddialar tasarlamaya baslarlar. De ki: "Ince tasarımda Allah (sizden cok) daha tezdir!" Dikkat edin! Bizim (gorunmeyen) habercilerimiz tasarlayıp durdugunuz her seyi (inceden inceye) kaydediyorlar

    [22] Sizi karada ve denizde gezdiren O´dur. Oyle ki, gemilerle denize acıldıgınızda, gemilerin elverisli bir ruzgarın onunde yolcuları alıp goturdugu zaman (olanları dusunun,) gemidekiler sevinc ve guvenlik icinde hissederler kendilerini; derken bir fırtına yakalar gemiyi ve dalgalar her yandan kusatır onları, oyle ki, (olumun) kendilerini cepecevre sardıgını dusunurler de (o zaman) dinlerine sıkı sıkı sarılıp yalnızca Allah´a yonelerek: "Bizi bu (felaketten) kurtarırsan, andolsun ki sukreden kimselerden olacagız!" diye yalvarıp yakarırlar O´na

    [23] Ne var ki, Allah onları bu (felaketten) kurtarır kurtarmaz, hemen yeryuzunde haksız yere azgınlık yapmaya koyulurlar! Ey insanlar! Yaptıgınız butun taskınlıklar done dolasa yine kendinizi bulacaktır! (Yalnızca) bu dunya hayatının (gecici) doyumları(nı) gozetiyorsunuz: fakat (hatırlayın ki,) sonunda Bize doneceksiniz ve o zaman (hayatta) yapıp ettiginiz her seyi size (eksiksiz) haber verecegiz

    [24] Bu dunyadaki hayatın ornekcesi gokten indirdigimiz yagmurunki gibidir ki onu, insanların ve hayvanların beslendigi yeryuzu bitkileri emer, ta ki yeryuzu gozalıcı gorkemine kavusup suslenip bezendigi ve sakinleri onun uzerinde butunuyle egemen olduklarına inandıkları zaman, bir gece vakti yahut gupegunduz (kıskıvrak yakalayan) hukmumuz iner ona; ve boylece onu kokunden bicilmise ceviririz, sanki dun de yokmus gibi! Dusunen insanlar icin iste Biz boyle acık acık ve ayrıntılı olarak dile getiriyoruz ayetlerimizi

    [25] (Boyle yapmakla) (bilin ki) Allah, (insanı) huzur ve guvenlik ortamına cagırmakta ve dileyeni dosdogru bir yola yoneltmektedir

    [26] Iyi ve yararlı isler yapmakta sebatlı olanları (karsılık olarak) daha iyisi ve ondan da fazlası beklemektedir. (Kıyamet Gunu´nde) onların yuzlerini ne bir kararma, ne de bir asagılanma golgelemeyecektir: Iste bunlardır cennetlikler; orada ebedi kalacak olanlar

    [27] Ama kotu isler yapmıs olanlara gelince; kotulugun karsılıgı kendisi kadar olacaktır; ve Allah´a karsı kendilerini savunacak kimseleri olmayacagına gore (utanc) ve asagılanma onları, sanki yuzlerini kopkoyu bir gecenin karanlıgı burumus gibi, golgeleyecek: Iste bunlardır cehennemlikler; orada yerlesip kalacak olanlar

    [28] Cunku, bir gun onların hepsini bir araya toplayacagız ve (hayattayken) Allah´tan baskalarına ilahlık yakıstıranlara: "Siz ve Allah´a ortak kostugunuz o seyler, (o varlıklar ve gucler, hepiniz) oldugunuz yerde kalın!" diyecek ve boylece onları birbirinden ayıracagız. Ve (o zaman) Allah´a ortak kostukları kimseler, (vaktiyle kendilerine kul, kole olmus olanlara): "Sizin tapınıp durdugunuz biz degildik

    [29] bizimle sizin aranızda hic kimse Allah´ın yaptıgı gibi sahitlik yapamaz: gercek su ki, (bize) tapındıgınızın farkında bile degildik

    [30] O an ve iste orada herkes gecmiste yapıp ettigiyle sorgulanacak; herkes Allah´a, O yuceler yucesi gercek sahibine dondurulecek; onların bos hayalleri kendilerini yuzustu bırakacaktır

    [31] De ki: "Sizi gogun ve yerin urunleriyle rızıklandıran kimdir? Yahut kimdir, isitme ve gorme yetisi uzerinde mutlak egemen olan? Kimdir, oluden diriyi, diriden de oluyu cıkaran? Ve (yine) kimdir var olan her seyi cekip ceviren?" Suphesiz, diyecekler ki: "(Elbette) Allah!" Oyleyse, de ki: "Peki, O´na karsı artık gereken duyarlıgı gostermeyecek misiniz

    [32] (Hem de) O´nun, sizin rabbiniz Allah oldugunu, mutlak ve nihai hakikat oldugunu bildiginiz halde! Cunku, hakikat (terk edildik)ten sonra, geriye sapıklıktan baska ne kalır? Oyleyse, hakikati nasıl gozden kacırabilirsiniz

    [33] Boylece gunahkarca davranmaya egilimli olanlar hakkında Rabbinin sozunun hak oldugu ortaya cıkmıs oldu: "Onlar inanmayacaklar

    [34] De ki: "O sizin tanrılastırdıgınız varlıklar arasında (hayatı) yoktan var edip de sonra onu tekrar tekrar yaratan var mı?" De ki: "(Ancak) Allah´tır, (butun karmasıklıgıyla hayatı) yoktan var eden ve sonra tekrar tekrar yaratan. Hal boyleyken, nasıl oluyor da, yanlıs hukmediyorsunuz

    [35] De ki: "O sizin tanrılastırdıgınız varlıklardan hic sizi hakka eristiren var mı?" De ki: "(Yalnızca) Allah´tır, hakka eristiren. Oyleyse, hakka eristiren mi izlenmeye layıktır, yoksa kendisine yol gosterilmedikce bir basına dogru yolu bulamayacak durumda olan mı? Peki, ne oluyor size ve muhakemenize

    [36] Onların cogu sadece zanna uymaktadırlar. Oysa, zan hicbir sekilde hakkın yerini tutamaz. Gercek su ki, Allah onların yaptıklarını butunuyle bilmektedir

    [37] Imdi, bu Kuran, asla Allah´tan baskası tarafından tasarlanmıs, uydurulmus olamaz; ustelik o, onceki vahiylerden hakikat adına bugune kalmıs ne varsa onu dogrulayıp, alemlerin Rabbinden (geldiginden) suphe olmayan vahyi ozlu bir bicimde acıklıyor

    [38] (Buna ragmen) yine de, (hakkı inkara sartlanmıs olanlar), "Onu (Muhammed) uydurdu!" diyorlar. (Onlara) de ki: "Eger dogru sozlu kimselerdenseniz, o zaman, onunkilere esdeger bir sure getirin; hem (bu is icin) Allah´tan baska kimi yardıma cagırabilirseniz cagırın

    [39] Hayır hayır, aslında onlar ozunu, hikmetini kavrayamadıkları ve onceden kendilerine acıklanmamıs her seyi yalanlamaya egilimliler. Onlardan once gelip gecenler de iste boyle gercegi yalanlamaya yeltenmislerdi. (Gercegi gormek istiyorsan) zalimlerin sonunun nasıl olduguna bir bak

    [40] Onların icinde bu (ilahi vahye) hemen inanacak olanlar oldugu gibi, sonuna kadar inanmayacak olanlar da var; (ne olursa olsun) senin Rabbin bozgunculuk yapanları cok iyi bilmektedir

    [41] Bunun icindir ki, (ey Peygamber) seni yalanlamaya kalkısırlarsa o zaman (onlara) de ki: "Benim yapıp ettiklerim bana (yazılacak), sizin yapıp ettikleriniz de size: ne siz benim yaptıklarımdan sorumlusunuz, ne de ben sizin yaptıklarınızdan sorumluyum

    [42] Ve, onların aralarında sana kulak verir gibi yapanlar var; ama, eger akıllarını kullanmıyorlarsa, sen sesini hic sagırlara isittirebilir misin

    [43] Ve yine onların aralarında sana bakıyormus gibi yapanlar var; ama, eger goremiyorlarsa, sen hic korlere dogru yolu gosterebilir misin

    [44] Gercek su ki, Allah (hicbir konuda) insanlara en kucuk bir haksızlık yapmaz; fakat insanların yine kendileridir kendilerine haksızlık yapan

    [45] Ve o Gun Allah onları (huzuruna) topladıgı zaman (onlara oyle gelecek ki yeryuzunde) sanki sadece tanısmalarına yetecek kadar (kısa bir sure), sadece gunduzun bir saati kadar kalmıslar; (vaktiyle) Allah´ın huzuruna cıkarılacakları uyarısını yalanlayan ve (bu yuzden) dogru yolu tutmaktan geri duranlar (o Gun) butun butun yanılmıs, kaybetmis olacaklar

    [46] Ve (bu soylediklerimiz dogrultusunda) onlara (hakkı inkar edenlere) hazırladıgımız seylerden bazılarını sana ya (bu dunyada) gosteririz ya da (ceza gerceklesmeden once) senin canını alırız; (ama bil ki,) onların donusu er gec Bizedir; ve Allah, onların butun edip eylediklerine tanıktır

    [47] Her ummet icin mutlaka bir elci olagelmistir: ancak (her ummetin) elcisi geldikten (ve tebligini yaptıktan) sonra onlar hakkında butunuyle adaletle yargıda bulunulur; ve onlara asla haksızlık yapılmaz

    [48] Buna ragmen yine de (hakkı inkar edenler:) "(kıyamet ve (nihai) yargı hakkındaki) bu soz ne zaman gerceklesecek? Eger dogru sozlu kimselerseniz (buna cevap verin, ey siz inananlar)!" diye sorup duruyorlar

    [49] (Ey Peygamber) de ki: "Allah dilemedikce, ben kendim ne bir zararı onleyecek ne de kendime bir yarar saglayabilecek gucteyim. Her ummet icin bir sure belirlenmistir: sureleri son bulunca, onu ne bir an geciktirebilirler, ne de cabuklastırabilirler

    [50] De ki: "Ya bir gece vakti, ya da gupegunduz, eger O´nun azabı basınızda koparsa, (neler hissedebileceginizi) hic dusundunuz mu? Gunaha gomulup gitmis bir toplumun bunu tezlikle istemesini gerektirecek nasıl bir umudu olabilir ki

    [51] Peki, gelmesinde (meydan okurcasına) tezlik gosterdiginiz (ve) simdi (size, ´Ona inanıyor musunuz?´ diye sorulacagı o Gun) gelip cattıktan sonra mı, ancak o zaman mı, ona inanacaksınız

    [52] O Gun ki, (dunya hayatında) haksızlık yapmaya egilim gosterenlere, ´Tadın bitmeyen azabı´ denecek, yapageldiginiz islerin karsılıgından baskasıyla mı cezalandırılıyorsunuz sanki

    [53] Bazıları da sana, "Butun bunlar gercek mi?" diye soruyorlar. De ki: "Elbette! Rabbim hakkı icin, katıksız gercek bu; ve sizler de (buyuk sorgulamadan) asla kacamayacaksınız

    [54] Haksızlık yapan herkes, dunyadaki her sey onun olsa, (o Gun) onu kurtulmak icin fidye olarak verirdi. Ve (o zalimler kendilerini bekleyen) azabı gorunce pismanlıklarını gosterecek gucu (bile) kendilerinde bulamayacaklar. Yine de onlar hakkında adaletle yargıda bulunulacak; kendilerine zulmedilmeyecektir

    [55] Dikkat edin! Goklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah´ındır! Dikkat edin! Allah´ın vaadi, basa gelmesinden suphe edilmeyecek bir gercektir; ne var ki, onların cogu bunu bilmez

    [56] Hayatı bahseden ve olumu takdir eden O´dur; ve sonunda hepiniz O´na donmek zorundasınız

    [57] Ey insanlar! Iste Rabbinizden size bir ogut, kalplerde olabilecek her turlu (darlık ve hastalık) icin bir sifa ve (O´na) inanan herkes icin hidayet ve rahmet gelmis bulunuyor

    [58] Soyle (onlara), Allah´ın bu comertligi ve rahmetiyle iste boylece sevinsinler: (sevinsinler ki,) bu onların toplayıp biriktirdigi her seyden daha ustun, daha iyidir

    [59] De ki: "Hic Allah´ın sizin icin rızık olarak indirdigi seyler uzerinde dusundunuz mu? O rızıklar ki, bir kısmını yasaklıyor, bir kısmını da mesru goruyorsunuz". De ki: "(Boyle yapmanız konusunda) size Allah mı izin verdi; yoksa (dupeduz) kendi tahminlerinizi mi Allah´a yakıstırıyorsunuz

    [60] Peki, bu kendi yalanlarını Allah´a yakıstıranlar, Kıyamet Gunu (baslarına gelecek olan) hakkında acaba ne dusunuyorlar? Gercek su ki, Allah insanlara karsı sınırsız comertlik gostermektedir; ama (ne yazık ki) onların cogu sukrunu bilmez

    [61] Ve (sen, ey Peygamber) hangi kosullarda olursan ol, bu (ilahi kitaptan) okunacak hangi konuyu dile getirirsen getir ve (siz ey insanlar) hangi isi yaparsanız yapın, (unutmayın ki) siz bu islere giristiginiz an(dan itibaren) Biz uzerinizde gozlemci bulunuyoruz: cunku ne yerde, ne de gokte tartıya gelmeyecek kadar kucuk seyler bile senin Rabbinin bilgisinden kacamaz; ne bundan daha da kucugu, ne de bundan buyugu yoktur ki (O´nun) apacık takdirinde kaydedilmis olmasın

    [62] Unutmayın ki, Allah´a yakın olanların korkmaları icin bir sebep yoktur; onlar acı ve uzuntu cekmeyecekler

    [63] Onlar, imana erisip Allah´a karsı hep bilincli ve duyarlı kalmaya calısan kimselerdir

    [64] Onlar icin hem bu dunya hayatında hem de sonraki hayatta mujdeler var. Ve Allah´ın vaadlerinde asla bir degisme olmayacak (olduguna gore), iste budur en buyuk zafer, en buyuk basarı

    [65] Bu itibarla, (hakkı inkar edenlerin) sozleri sana acı ve sıkıntı vermesin. Cunku kudret ve ustunluk butunuyle Allah´a ozgudur: her seyi isiten O´dur, her seyi ozuyle bilen O

    [66] Unutmayın ki, goklerde ve yerde kim varsa hepsi ister istemez Allah´a aittir; hal boyleyken, peki, Allah dısında tanrısal nitelikler yakıstırılan varlıklara yalvarıp yakaran kimseler (boyle yapmakla) neye uyuyorlar? Sadece zanna uyuyorlar; yalnızca tahmine dayanıyorlar

    [67] (Oysa,) bagrında dinlenesiniz diye geceyi ve (islerinizi) gorup gozetesiniz diye gunduzu var eden O´dur; iste bunda, dinleyip (ders almak) isteyen insanlar icin ayetler vardır

    [68] Butun bu acıklamalardan sonra (yine de)), "Allah kendine bir ogul edindi!" diyorlar. O yuceler yucesi, kendisine yakısmayacak niteliklerden kesinlikle uzaktır! Her bakımdan mutlak olarak kendine yeterlidir: goklerde ve yerde var olan her sey O´na aittir! Sizinse elinizde bu (tur iddialarınızı) destekleyecek hicbir deliliniz yoktur! Hal boyleyken, bilemeyeceginiz seyi mi Allah´a yakıstırıyorsunuz

    [69] De ki: "Kendi uydurdukları yalanı Allah´a yakıstıranlar asla esenlige erisemeyeceklerdir

    [70] (Kısa suren) bir tutunmadır bu dunyadaki; ve sonra onların donusu er gec Bize olacak: Ve Biz de, hakkı inat ve ısrarla inkar etmelerinin karsılıgı olarak onlara o cok yogun, cok siddetli acıyı tattıracagız

    [71] (Simdi artık) onlara Nuh´un basından gecenleri anlat; hani o, kavmine: "Soydaslarım!" demisti, "eger benim (aranızdaki) konumum ve Allah´ın ayetlerini size bildirmem zorunuza gidiyorsa, bilin ki, ben Allah´a guveniyorum. Oyleyse, artık (bana) yapacagınızı yapmak icin hem kendi gucunuzu hem de Allah´tan baska tanrılık yakıstırdıgınız yardımcılarınızı bir araya toplayın; bir kere ne yapacagınıza karar verdikten sonra da artık giriseceginiz eylem sizi tasalandırmasın; (neye ki karar verdiyseniz) bana karsı artık elinizden geleni ardınıza komayın; hem de bana hic soluk aldırmadan

    [72] Beri yandan, eger (size ulastırdıgım mesajdan) yuz cevirirseniz, (hatırlayın ki,) ben sizden bir karsılık beklemis degilim; benim ucretim(i odemek) Allah´tan baskasına dusmez; cunku ben kendini O´na teslim edenlerden biri olmakla emrolundum

    [73] (Butun bu uyarılara ragmen) o´nu yalanlamaya kalkıstılar! Ve Biz de o´nu ve gemide o´nunla birlikte olanların hepsini kurtarıp (yeryuzune) mirascı kıldık; ayetlerimizi yalanlamaya kalkısanları ise suda bogduk: Imdi, bir bak, uyarıldıkları halde uymayan insanların sonu nasıl olurmus

    [74] Ve sonra, o´nun ardından -her birini kendi toplumlarına olmak uzere- (baska) elciler gonderdik; oyle ki onlar da hakkın apacık delillerini ortaya koydular; fakat onlar bir kere yalanlamıs bulundukları seye (sonradan) bir turlu inanmak istemediler, haddi asanların kalplerini biz iste boyle muhurleriz

    [75] Bu (ilk peygamberlerden) sonra Musa ve Harun´u ayetlerimizle Firavun ve onun seckinler cevresine gonderdik: ne var ki onlar, gunaha gomulup gitmis bir topluluk oldukları icin, buyukluk tasladılar

    [76] Oyle ki, kendilerine katımızdan hak geldigi zaman, "Bakın, bu dupeduz bir buyu!" dediler

    [77] Musa: "Size hak geldiginde hakkında boyle mi konusursunuz?" dedi, hic buyu olabilir mi, bu? Hem de, buyuculerin mutlu sona asla ulasamayacakları ortadayken

    [78] (Seckinler:) "Bizi atalarımızı inanc ve uygulama olarak izler buldugumuz yoldan cevirmeye ve boylece ikinizin bu ulkede soz sahibi kimseler olmanızı saglamaya mı geldin? Her ne hal ise, size, ikinize inanmıyoruz!" dediler

    [79] Ve Firavun "En usta sihirbazları bana getirin!" diye emretti

    [80] Sihirbazlar gelince Musa onlara: "Haydi atın atmak (istediginizi)!" dedi

    [81] Boylece onlar (asalarını) atıp (gozbagcılık yoluyla izleyenleri etkileyince) Musa onlara: "Bu yaptıgınız sihirden baska bir sey degil; Allah bunu mutlaka bosa cıkaracaktır! Gercek su ki, Allah bozgunculuk yapanların isini asla ileri goturmez

    [82] Tersine, kelimeleriyle ancak hakkın ortaya cıkmasını saglar; gunaha gomulup giden insanlar bundan hosnut olmasalar da

    [83] Firavun ve onun seckinler cevresi kendilerine zulmeder korkusuyla (baskaları geri dururken) kavminden ancak birkac kisi Musa´ya olan inanclarını acıkladılar: cunku Firavun ulkede gercekten de nufuz ve iktidar sahibiydi, ve ustelik olcusuz, acımasız biriydi

    [84] Musa: "Eger Allah´a inanıyorsanız" dedi, "eger gercekten O´na baglanıp kendinizi O´na teslim etmisseniz, oyleyse artık guvenin O´na

    [85] Bunun uzerine onlar da: "Biz guvenimizi Allah´a baglamısız! Ey Rabbimiz, bizi zalim bir toplulugun elinde rusvay etme!" dediler

    [86] Hakkı inkar eden bu toplumun elinden lutfunla kurtar bizi

    [87] Biz de Musa ile kardesine: "Sehirde halkınız icin bazı evleri sıgınak edinin" diye vahyettik, "ve (onlara deyin ki) ´Evlerinizi ibadet yerine donusturun; ve namazda devamlı ve kararlı olun! Ve (sen ey Musa!) inananları (Allah´ın yardımıyla) mujdele

    [88] Ve Musa: "Ey Rabbim!" dedi, "gercek su ki, Sen Firavun ve onun seckinler cevresine dunya hayatında gorkem ve zenginlik verdin; oyle ki, bunun sonucu olarak onlar da, ey Rabbim, (baskalarını) Senin yolundan ceviriyorlar! Ey Rabbimiz, oyleyse artık onların zenginliklerini silip yok et, (ve boylece) kalplerini katılastır; cunku cetin azabı gormedikce inanmayacaklar

    [89] (Allah:) "Bu dileginiz kabul olundu" dedi, "oyleyse, siz ikiniz dosdogru yolda sabır ve sebatla devam edin ve (dogru nedir, egri nedir) bilmeyenlerin yolunu izlemeyin

    [90] Derken Israilogulları´nı denizin ote yakasına gecirdik; bunun uzerine Firavun ve ordusu hısımla onların ardına dustu, (denizin dalgaları onları ortup de Firavun) bogulmak uzereyken: "Elhak, inandım," dedi, "Israilogulları´nın inandıgı Tanrı´dan baska tanrı yok! Ve ben de artık kendini yurekten O´na teslim eden kimselerdenim

    [91] (Ona): "Ancak simdi mi?" denildi, "Oysa, bu gune kadar (Bize) hep baskaldırmıs ve bozguncular arasında yer almıstın

    [92] (Imdi,) bugun senin sadece bedenini kurtaracagız ki, senden sonra gelecek olanlar icin (uyarıcı) bir isaret olsun; cunku, gercek su ki, insanların cogu ayetlerimize karsı umursamazlık gosteriyor

    [93] Derken, Israilogulları´na son derece guzel, emin bir yurt tayin ettik ve kendilerini temiz ve hos rızıklarla rızıklandırdık. Ama, ne zaman ki (vahiy yoluyla) kendilerine (hakikat) bilgi(si) geldi, ancak o zaman aralarında cekismeye, farklı gorusler benimsemeye basladılar: Allah, cekismeye dustukleri her konuda Kıyamet Gunu aralarında elbette hukum verecektir

    [94] Butun bunlardan sonra, (ey insanoglu!), sana indirdigimiz sey(in dogrulugun)dan hala suphede isen, onceki caglarda vahyedilmis metin(leri) okuyan kimselere sor: (O zaman anlayacaksın ki) Rabbinden sana gelen haktır. O halde, artık suphecilerden olma

    [95] Allah´ın ayetlerini yalanlayan kimselerden olma ki, kendini kaybedenler arasında bulmayasın

    [96] Gercek su ki, haklarında Rablerinin sozu (yargısı) gerceklesmis olanlar imana erisemeyeceklerdir

    [97] Kendilerine her turlu kanıtlayıcı belge gelse bile, ta ki (ote dunyada kendilerini bekleyen) o cok can yakıcı azabı gozleriyle gorunceye kadar

    [98] Cunku, ne yazık ki, Yunus toplumundan baska, (butun bireyleriyle topyekun) imana erisen ve boylece imanının (verecegi huzur ve guvenligi) tadan herhangi bir cemaat cıkmadı henuz. (Yunus´un soydasları) inandıkları zaman, dunya hayatında (suruklenebilecekleri) alcalmanın, bayagılasmanın yol acacagı acıyı ve sıkıntıyı onlardan uzaklastırdık ve belli bir sure varlıklarını surdurmeleri icin kendilerine fırsat verdik

    [99] (Iste bunun gibi) Rabbin eger oyle olmasını dileseydi, yeryuzunde yasayan herkes topyekun imana erisirdi: Hal boyleyken, insanları inanıncaya kadar zorlayabilecegini mi sanıyorsun

    [100] hem de, hic kimsenin, Allah´ın izni olmadıkca asla imana erisemeyecegi ve aklını kullanmayanlara alcaltıcı, bayagılastırıcı (inancsız)lıgı musallat edenin O oldugu (gercegi) ortadayken

    [101] De ki: "Goklerde ve yerde var olanlara bakın da dusunun!" Ne var ki, inanmayacak olan bir topluma ne ayetlerin, ne de uyarmaların bir yararı dokunabilir

    [102] O halde, kendilerinden once gelip gecen (inkarcıların yasadıgı felaket) gunlerinden baska gunler mi bekliyorlar? De ki: "Oyleyse, (olacak olanı) bekleyin bakalım; dogrusu ben de sizinle beraber bekleyecegim

    [103] (Cunku bu konudaki degismeyen uygulama sudur: hakkı inkar edip ayetlerimizi yalanlamaya kalkısanların felaketlerini hazırlarız;) ve buna karsılık elcilerimizi ve imana erisenleri kurtarırız. Iste bize hak olan, boylece inananları kurtarmamızdır

    [104] (Ey Peygamber,) de ki: "Ey insanlar, eger benim imanımdan suphede iseniz, (bilin ki,) kulluk etmem, sizin Allah´tan baska kulluk ettiginiz varlıklara; ben yalnızca, sizi(n hepinizi) oldurecek olan Allah´a kulluk ederim: cunku ben (yalnız O´na) inanan kimselerden biri olmakla emrolundum

    [105] (Ey Insanoglu,) iste boyle (sen de) yuzunu, yalancı, aldatıcı seylerden butunuyle arınmıs olarak, sebat ve samimiyetle (gercek) inanca cevir; Allah´tan baskasına tanrılık yakıstıranlardan olma

    [106] Sana ne bir yarar, ne de bir zarar verebilecek durumda olmayan varlıkları Allah´la beraber anıp onlara yalvarıp yakarma: cunku, eger boyle yaparsan muhakkak ki zalimlerden olursun

    [107] Ve (bil ki,) eger senin basına Allah bir darlık, bir sıkıntı saracak olsa, O´ndan baska onu giderecek yoktur: Ve eger hakkında iyilik, genislik diliyorsa, O´nun lutuf ve comertligini engelleyebilecek kimse de yoktur; O lutuf ve comertligini kullarından diledigine nasip eder. Cunku cok acıyan, esirgeyen gercek bagıslayıcı O´dur

    [108] (Ey Peygamber,) de ki: "Ey insanlar, simdi size Rabbinizden hakikat (bilgisi) gelmis bulunuyor artık. Bundan boyle her kim ki dogru yolu izlemeyi secerse, bunu kendi lehine secmis olacaktır; ve her kim ki sapıklıgı secerse, yine bunu kendi aleyhine secmis olacaktır. Sizin davranısınızdan sorumlu degilim ben

    [109] (Sana gelince, Ey Muhammed, sen de) yalnızca sana vahyedilene uy ve Allah hukmunu verinceye kadar sabret: cunku hukmedenlerin en iyisi O´dur

    Hûd

    Surah 11

    [1] Elif-Lam-Ra. (Bu) Ilahi bir kitaptır ki, ayetleri her seyden butunuyle haberdar olan hikmet sahibi (Allah) tarafından kendi iclerinde acık ve anlasılır kılınmıs, birbirleriyle acıklanmıs ve ayrıca birbirleriyle baglantılı olarak etraflı bicimde dile getirilmistir

    [2] ki, Allahtan baskasına kulluk etmeyesiniz. (Ey Peygamber, de ki:) "Bakın ben size Onun tarafından bir uyarıcı ve mujdeleyici (olarak) gorevlendirildim

    [3] Rabbinizden gunahlarınız icin bagıslanma dileyin ve sonra tevbe ve pismanlık tavrı icinde Ona yonelin ki, O da sizi (bu dunya) hayatında (Onun belirledigi) bir sure doluncaya kadar guzel bir gecimle gecindirsin; ve (ote dunyada da) erdem sahibi herkese erdemliliginin karsılıgını (fazlasıyla) versin. Fakat eger (dogru yoldan) donerseniz, o zaman, dogrusu o zorlu Gun (gelip cattıgında) azabın sizin basınıza gelmesinden korkarım

    [4] Hepinizin donusu Allahadır; ve O her seyi edip eylemeye yeten sınırsız bir kudrete sahiptir

    [5] Bakın hele, (kitabın dogrulugunu inkara sartlanmıs olanlar) kendilerini Onun gozetiminden gizlemek icin kalplerini (nasıl) kat kat ortulerle ortuyorlar. Bilin ki, (hakikati gormemek ya da duymamak icin kat kat) giysiler icine girdikleri zaman (bile) O, onların gizli tuttuklarını da, acıga vurduklarını da butunuyle bilmektedir; cunku O, kalplerde olan hakkında mutlak ve eksiksiz bilgi sahibidir

    [6] Ve yeryuzunde yasayan hicbir canlı yoktur ki rızkı Allaha baglı olmasın; ayrıca O, her canlının (yeryuzunde) yasama suresini de, (olumden sonra) yerlesip kalacagı yeri de bilmektedir: Butun bunlar apacık bir kitapta yer almıs bulunmaktadır

    [7] Odur, gokleri ve yeri altı evrede yaratan; Ve (hayatı yarattıgı surece) Onun kudret ve tahtı suyun ustundeydi. (Allah size boylece Ona olan bagımlılıgınızı hatırlatıyor) ki sizi sınayıp hanginizin eylem ve davranısca iyi oldugunu ortaya koysun. Soyle ki: eger (sen, ey Peygamber,) (insanlara:) "Unutmayın ki, olumden sonra diriltileceksiniz!" desen, hakkı inkara sartlanmıs olanlar hemen, "Acıkcası, bu buyuleyici bir vehimden baska bir sey degil!" diye karsılık verirler

    [8] Ve ayrıca, onların (hak ettigi) azabı (tarafımızdan) belirlenmis bir vakte kadar ertelesek hemen soyle derler: "Onun (hemen gerceklesmesini) onleyen ne?" Bilin ki, o Gun (o sozu gecen azap) onların basına geldigi zaman, onu kendilerinden uzak tutacak hicbir guc olmayacak; ve alay edip durdukları sey onları kusatıp bunaltacaktır

    [9] Bunun gibi, insana katımızdan bir rahmet tattırsak, sonra da onu kendisinden cekip alsak, hemen (onceki lutfumuzu) nankorce unutup umutsuzluga duser

    [10] Yine, basına gelen bir darlıktan, sıkıntıdan sonra bir bolluk, bir genislik tattıracak olsak hemen "Musibetler yakamı bıraktı!" diyerek, kendinden bilir, kurumlu bos bir sevince kaptırır kendini

    [11] (Insanların cogu boyledir; pek tabii) gucluklere gogus geren, durust ve erdemli davranan kimseler bunun dısında; iste bu sonrakiler ki, onları gunahlarından oturu arınma, bagıslanma ve buyuk bir mukafat beklemektedir

    [12] O halde, (ey Peygamber, sırf inkarcılar hoslanmıyor diye ve) onların "Nicin ona (gokten) bir hazine inmedi" ya da, "(nicin) onunla (gozle gorulebilen) bir melek gelmedi?" diye soylenmelerinden oturu yuregin daralıyor diye sana vahyedilen mesajın bir kısmını goz ardı etmen hic dogru olur mu? (Unutma ki,) sen sadece bir uyarıcısın; Allah ise her seyin uzerinde gozetici olarak bulunuyor

    [13] ve bunun icindir ki: "Onu (Kuranı) (Muhammedin kendisi) uydurdu!" diyorlarsa, (onlara) de ki: "Madem oyle, dogru sozlu kimselerdensiniz, o zaman, onunkilerle aynı degerde insan zihninden cıkma on sure getirin (de gorelim); hem (bu is icin) Allahtan baska kimi (yardıma) cagırabilirseniz cagırın

    [14] Ve eger (bu yardıma cagırdıklarınız) size yardım edemiyorlarsa o zaman bilin ki, (bu Kuran) ancak ve ancak Allahın ilminden indirilmistir, (ve yine bilin ki) Ondan baska ilah yoktur. O halde, simdi artık Ona teslim olacak mısınız

    [15] Dunya hayatını ve onun gorkemini, zenginligini isteyenlere gelince, onlara bu (hayatta) yapıp ettiklerinin karsılıgını tam olarak odeyecegiz ve onlar da hak ettiklerinden asla yoksun bırakılmayacaklar

    [16] Iste bunlar, ahirette paylarına atesten baska bir sey dusmeyen kimselerdir. Cunku onların bu (dunyada) yapıp ettikleri hep bosa gidecektir, yapıp ettikleri degersizdi zaten

    [17] O halde, (hic dunya hayatından otesini umursamayan biriyle) Rabbinin katından apacık bir kanıta dayanan kimse bir tutulabilir mi? O kanıt ki, Onun katından olan (bu) tanıklık belgesiyle ulastırılmaktadır, hem de ondan once (bir tanıklık belgesi), bir rehber ve rahmet olarak Musaya vahyedilen kitap da ortada iken. Onlar, (bu mesajı anlayan kimseler, iste yalnız onlar) o mesaja inanırlar; ama (dusmanlık icin) orgutlenmis inkarcılarınsa (ahirette) varacakları yer atestir. Bunun icindir ki, bu (vahyin gercekliginden) asla bir suphen olmasın: o elbette Rabbinden (gelen) bir gercektir, insanların cogu ona inanmasa da

    [18] Kendi yalanlarını Allaha yakıstıran kimselerden daha zalim kim olabilir? (Hesap Gununde) boyleleri Rablerinin huzuruna cıkarıldıklarında (kendilerine karsı) tanıklıga cagırılanlar (onlar icin): "Rableri hakkında yalan soyleyen kimseler iste bunlardı!" diyecekler. Unutmayın, Allahın laneti zalimlere yoneltilmistir

    [19] o zalimler ki, baskalarını Allahın yolundan alıkoyarlar ve onu egri, dolambaclı bir yol olarak gostermeye calısırlar; ahiret hayatını yok sayan zaten onlardır

    [20] Boyleleri, yeryuzunde (yaptıkları yanlarına kalsa bile, nihai hesaptan) yakalarını kurtaramayacak, kendilerini Allaha karsı koruyacak bir dost da bulamayacaklar. (Hakkı) isitme yetilerini kullanmadıklarından ve gormek, fark etmek istemediklerinden oturu (ote dunyada) azap kat kat artırılacaktır onlar icin

    [21] Iste kendi kendilerine (kendi guclerine, yeteneklerine) yazık edenler boyleleridir; onların o yalana dayalı curuk tezlerinin kendilerine (Hesap Gununde) bir yararı olmayacak

    [22] Ve hic suphe yok ki, ote dunyada kaybedecek olan da onlar olacak

    [23] (Buna karsılık,) gercek imana erisen, durust ve erdemli davranıslar ortaya koyan ve Rablerine alcak gonullulukle boyun egen kimseler; cennetlik olanlar, orada yerlesip sonsuza kadar yasayacak olanlar iste boyleleridir

    [24] Bu iki boluk insanın kıyaslanması, kor ve sagır olan kimseyle goren ve isiten kimsenin kıyaslanması gibidir: bu ikisi yapı olarak hic bir tutulabilir mi? Hic degilse, bunu aklınızda tutmayacak mısınız

    [25] Ve gercek su ki, Biz Nuhu (da aynı mesajla) kavmine gonderdik: "Bilin ki, ben size acık, yalın bir uyarıyla geldim

    [26] ki Allahtan baskasına kulluk etmeyesiniz, cunku sizin icin cok acıklı bir Gunun azabından korkuyorum

    [27] Kavminden hakkı kabule yanasmayanların ileri gelenleri: "Biz senin kisiliginde bizim gibi olumlu bir insandan baska bir sey gormuyoruz" dediler, "ustelik, hemen ilk bakısta, icimizde, asagı tabakadan bir takım (dar goruslu) insanların dısında kimsenin seni izledigini de gormuyoruz; dolayısıyla, bize karsı bir ustunlugunuz oldugu gorusunde degiliz; tersine, yalancı kimseler oldugunuzu sanıyoruz

    [28] (Nuh:) "Ey kavmim!" dedi, "Ne dersiniz, ya benim, Rabbimin katından apacık bir kanıta dayandıgım; Onun katından bana (aydınlatıcı) bir rahmetin, (bir vahyin) bahsedildigi dogruysa ve siz de buna karsı kor kalmıssanız, soyleyin, hosunuza gitmedigi halde onu gorup fark etmeniz icin sizi zorlayabilir miyiz

    [29] Ey kavmim; ustelik bu mesaj(ı size ulastırdıgım) icin sizden bir cıkar da ummuyorum; benim (cabalarımın) karsılıgı ancak Allah katındadır. Ayrıca, ben imana erisenler(in hic birini) yanımdan kovmayacagım. Cunku onlar Rablerine kavusacaklar(ını biliyorlar); ama size gelince, sizin (dogrudan egriden habersiz, yol yordam) bilmez bir topluluk oldugunuzu goruyorum

    [30] Hem, ey kavmim, eger onları yanımdan kovarsam, soyleyin, Allaha karsı kim korur, kim savunur beni? Bunu hic aklınıza getirmiyor musunuz

    [31] Ote yandan, size Allahın hazineleri benim yanımdadır demiyorum, insanın duyu ve algı alanının otesini bilirim de (demiyorum), bir melek oldugumu da soylemiyorum; sizin o hor gordugunuz kimselere Allahın bir hayır ulastırmayacagını ise zaten soyleyemem, cunku onların kalplerinde olanı Allah daha iyi bilir. (Ve eger bu kabil seyler soyleyecek olsaydım) kuskusuz, zalimlerden olurdum

    [32] (Inkarcıların ileri gelenleri:) "Ey Nuh, bizimle cok tartıstın, tartısmayı (gereksiz yere) fazla uzattın" dediler, "eger dogru sozlu kimselerdensen artık getir su bizi tehdit edip durdugun seyi

    [33] Eger dilerse" dedi, "onu size ancak Allah getirebilir ve siz de yakanızı kurtaramazsınız

    [34] cunku size ogut vermek istesem de, eger Allah sizin azgınlık icinde kalmanızı dilemisse, benim ogudumun size hicbir yararı olmaz. Rabbiniz Odur ve hepiniz er gec Ona doneceksiniz

    [35] (Muhammed) kendisi bu (kıssayı) uydurdu" diyorlar, oyle mi? (Ey Peygamber) de ki: "Eger onu ben uydurduysam bu gunahımdan ben sorumlu olayım; ama (hic degilse) sizin islediginiz gunahtan uzagım

    [36] Ve Nuh´a: "Senin kavminden, simdiye kadar inanmıs olanların dısında kimse inanmayacak" diye vahyettik, "Bu yuzden, onların yapabilecekleri seylerden oturu sakın tasalanma

    [37] Bizim gozetimimiz ve vahyettigimiz bicimde (seni ve seninle beraber olanları kurtaracak olan) tekneyi insa et ve haksızlıga sapanlar icin bana basvurma, cunku onlar bogulacaklar

    [38] Ve boylece (Nuh) gemiyi yapmaya basladı; (o bu isle ugrasırken) kavminin ileri gelenleri her ne zaman yanından gecseler onunla alay eder eglenirlerdi; o da onlara: "Siz bizimle alay ediyorsanız, bilin ki, sizin alay ettiginiz gibi biz de (yaklasan azaptan yana bilgisizliginizden oturu) sizinle alay ediyoruz" derdi

    [39] Cunku, yakında siz de ogreneceksiniz, (dunya hayatında) alcaltıcı azabın kimin basına gelecegini ve (ote dunyadaki) surekli azabın da kimin basına konacagını

    [40] (Bu boylece devam etti) ta ki, hukmumuz vaki olup da yeryuzunde sular taskınlar halinde kaynayıp cosuncaya kadar. (Nuh´a): "Her cins (hayvandan) birer cift ve haklarında hukum verilmis olanları degil, yalnız aileni ve imana erisenleri gemiye bindir!" dedik, cunku o´nun inancını paylasanlar zaten kucuk bir topluluktu

    [41] Boylece (kendisini izleyenlere Nuh): "Haydi, binin artık," dedi, "yurumesi de, demir atması da Allah adıyla olan bu gemiye! Dogrusu, benim Rabbim gercekten bagıslayıcıdır, esirgeyicidir

    [42] Ve derken, onları goturen gemi dag gibi dalgaların arasında seyre koyuldu. Ve o an kıyıda kalan ogluna (Nuh): "Ogulcugum" diye bagırdı, "gel bin bizimle gemiye, o inkarcıların yanında kalma

    [43] (Fakat oglu:) "Ben, beni sulara karsı koruyacak bir daga sıgınacagım" dedi.(Nuh:) "Bugun, (Allah´ın) acımasını, esirgemesini hak etmis olanların dısında, kimse icin Allah´ın hukmunden kurtulus yoktur!" Ve tam o anda aralarında bir dalga yukseldi ve (ogul) bogulup gidenlerin arasına karıstı

    [44] Ve derken, "Ey yer, suyunu yut!" denildi; "Ey gok, (yagmurunu) durdur!" Ve boylece sular cekildi, (Allah´ın) hukmu yerine geldi, gemi Cudi Dagı´na oturdu. Ve boylece, zulmeden bu halk icin "uzak olsunlar!" sozu soylenmis oldu

    [45] Bu arada Nuh Rabbine yakarıp "Rabbim!" dedi, "O benim kendi oglumdu, ailemden biriydi; demek ki, Senin vaadin (herkes icin) gecerli ve Sen hukum verenlerin en adili, en soz gecirenisin

    [46] (Allah:) "Ey Nuh!" dedi, "O senin ailenden sayılmazdı; cunku iyi ve dogru olmayan bir sey yaptı o. Ayrıca hakkında bilgi sahibi olmadıgın bir sey isteme Benden: boylece, sana cahillerden olmamanı ogutluyorum

    [47] Ey Rabbim!" dedi (Nuh), "Senden, hakkında bilgi sahibi olmadıgım herhangi bir sey istemekten Sana sıgınırım! Cunku, beni bagıslamaz, beni acıyıp esirgemezsen, suphesiz, kaybedenlerden olurum

    [48] Bunun uzerine (Nuh´a) "Ey Nuh!" denildi, "Sana ve seninle beraber (olanlara; senin ve) onlar(ın soyun)dan gelecek olan (iyi) insanlara katımızdan bir barıs ve guvenlik, bir bolluk bereket (vaadi) ile gemiden in. Fakat (senin ve onların soyundan gelecek olan zalim ve inkarcı) insanlara gelince, Biz onların (bu dunyada belli bir sure) tutunup gecinmelerine fırsat verecek, sonra da baslarına katımızdan bir azap saracagız

    [49] Butun bunlar (ey Muhammed,) sana vahyettigimiz bilinmedik haberlerdendir ki onları ne sen ne de soydasların bundan once (bu haliyle ve tam olarak) bilmiyordunuz. Oyleyse, sen de artık (Nuh gibi) sabırlı ol. Cunku, unutma ki, gelecek, mutlaka, Allah´a karsı sorumluluk bilincine sahip olanlardan yana olacaktır

    [50] Ad toplumuna da soydasları Hud´u gonderdik. O (da onlara): "Ey kavmim! (Yalnızca) Allah´a kulluk edin!" dedi, (cunku) sizin O´ndan baska tanrınız yok. (Bu halinizle) aslı olmayan seyler uyduran kimselersiniz sadece

    [51] Ey kavmim! Bu (uyarılar) icin sizden bir karsılık da bekliyor degilim; benim (cabalarımın) karsılıgı beni yaratan (Allah´tan) baskasına dusmez. Oyleyse, artık aklınızı kullanmayacak mısınız

    [52] Ey kavmim! Haydi artık gunahlarınız icin Rabbinizden bagıslanma dileyin, sonra da tevbe ve pismanlık icinde O´na yonelin ki, size gokten bolca rahmet ve bereket yagdırsın; gucunuze guc katsın ve iflah bulmaz suclular olarak (benden) yuz cevirmeyin

    [53] (Soydasları:) "Ey Hud!" dediler, "Bize (peygamber oldugunu kanıtlayan) acık bir delil, bir belge getirmedin; bu yuzden, senin bir tek sozunle tanrılarımızı bir kenara atıp sana inanacak degiliz

    [54] Seni tanrılarımızdan biri fena carpmıs demekten baska sozumuz yok sana!" (Hud:) "Allah´ı tanık tutarım, ve siz de tanık olun ki, kesinlikle uzagım ben, sizin yaptıgınız gibi tanrılar edinmekten

    [55] yani, O´ndan baskalarını! Haydi, bana karsı topunuz (istediginiz kadar) tuzak kurun, elinizden geleni ardınıza komayın

    [56] Ama unutmayın ki, ben, benim de sizin de Rabbiniz olan Allah´a guvenip dayanıyorum; cunku hicbir canlı yoktur ki ipini O tutuyor olmasın. Rabbimin yolu elbette (yolların) dosdogru olanıdır

    [57] (Bu yoldan) donup gitmeyi secerseniz, o zaman, (bilin ki) ben, size ulastırmakla gorevlendirildigim mesajı size duyurdum; (artık bundan sonra, dilerse) Rabbim baska bir kavmi sizin yerinize getirir; bu konuda O´na hicbir sekilde engel olamazsınız. Cunku, muhakkak ki her seyin gozetimi O´nun elindedir

    [58] Ve boylece, hukmumuz vaki olunca, Hud´u ve onunla aynı inancı paylasanları katımızdan bir koruma lutfuyla kurtardık; kendilerini (ahiretteki) agır ve zorlu azaptan (da) kurtardık

    [59] Iste, Rablerinin ayetlerini reddeden, O´nun elcilerine bas kaldıran ve hak hakikat dusmanı her inatcı zorbanın koydugu yasaya boyun egen Ad toplumu(nun sonu) boyle (oldu)

    [60] Bu dunyada da (Allah´ın) laneti kovaladı durdu onları, olumden sonra kalkıs gununde de (sonuc olarak yine onunla kusatılacaklar). Bakın, iste Rablerini boyle yok saymıstı ´Ad (toplumu)! Bakın, iste boyle yok olup gitti Hud´un kavmi ´Ad

    [61] Semud (toplumuna da) soydasları Salih´i gonderdik.(Salih onlara:) "Ey kavmim! (Yalnızca) Allah´a kulluk edin!" dedi, "(Cunku) sizin O´ndan baska tanrınız yok. Sizi topraktan yaratıp gelistiren, orayı bayındır kılmanızı saglayan O´dur. Bunun icindir ki, artık gunahlarınızdan oturu Rabbinizden bagıslanma dileyin ve sonra da tevbe ve pismanlık icinde O´na yonelin, cunku, benim Rabbim, (Kendisine yonelen herkese) her zaman yakınlık gosterir, (dualara) cevap verir

    [62] Ey Salih!" diye karsılık verdiler, "Sen bundan once aramızda buyuk umutlar beslenen biriydin! (Simdi) bizi atalarımızın kulluk edegeldigi seylere kulluk etmekten mi alıkoyacaksın? Dogrusu su ki, bizi cagırdıgın (dava) hakkında son derece ciddi bir suphe ve kaygı icindeyiz

    [63] Ey kavmim!" diye karsılık verdi (Salih), "Ne dersiniz, ya ben, katından bana bir rahmet bahseden Rabbimden apacık bir kanıt uzerindeysem, (soyleyin), O´na tutup bas kaldırırsam o zaman kim Allah´a karsı kol kanat gerer bana? Bu durumda, sizin onerdiginiz sey yıkımımı artırmaktan oteye gitmez

    [64] Ve "Ey kavmim!" diye, devam etti, "Bu, Allah´a ait olan disi deve sizin icin bir isaret olacaktır; bunun icin, onu bırakın Allah´ın arzında otlasın; ona bir kotuluk yapmayın, yoksa beklenmedik bir azaba ducar olursunuz

    [65] Bu (uyarıya) ragmen, hunharca bogazladılar onu. Bunun uzerine (Salih): "Artık (sadece) uc gun(unuz) kaldı, barınaklarınızda eylesecek" dedi, "bu (soyledigim) yalanlanamayacak bir yargıdır

    [66] Ve derken, hukmumuz vaki olunca, katımızdan bir esirgemeyle Salih´i ve o´nunla aynı inancı paylasanları kurtardık; ve (onları) o (kıyamet) Gun(u Bizim lanetimize ugramanın verecegi) alcalmadan (da kurtardık). Dogrusu, senin Rabbin, gercekten sınırsız kuvvet ve kudret sahibi O yuceler yucesidir

    [67] O zulmedenlere gelince, onları (Allah katından cezalandırıcı) bir sayha yakalayıverdi de kendi evlerinde cansız olarak yere yıgılıp kaldılar

    [68] sanki (daha once) orada hic yasamamıslar gibi. Bakın, iste Rablerini boyle yok saydı Semudlular! Bakın, iste boyle yok olup gitti Semud

    [69] Ve Gercek su ki, Ibrahim´e (semavi) elcilerimiz mujdeyle geldiler, (ve) "Selam olsun!" dediler; o da (onlara): "(Size de) selam olsun!" diye karsılık verdi ve sonra da onların onune kızarmıs bir buzagıyı getirip koymakta gecikmedi

    [70] Fakat ellerinin yemege gitmedigini gorunce onların bu davranısı tuhafına gitti; onlardan yana icine bir korku dustu. (Ama) onlar: "Korkma! Biz Lut kavmine gonderildik" dediler

    [71] Ve (yanlarında) ayakustu bekleyen karısı, orada oyle (sevincle) gulumsuyordu; iste bu haldeyken o´na Ishak´ı(n dogumunu) mujdeledik ve Ishak´ın ardından da (o´nun oglu) Yakub(un dogumunu)

    [72] Vah bana!" dedi, "Ben yaslı bir kadın, kocam da yaslı bir adam iken, hala cocuk mu doguracagım? Dogrusu, yadırganacak bir sey bu

    [73] Allah´ın diledigini gerceklestirmesini mi yadırgıyorsun?" dediler, "Allah´ın rahmet ve bereketi sizin uzerinize olsun ey bu evin insanları, (hemen hatırlayın ki,) her zaman her ovguye layık olan O´dur; sanı cok yuce olan O

    [74] Boylece Ibrahim´in korkusu gectikten ve kendisine (sozu gecen) mujde verildikten sonra Lut kavmi hakkında Bize yakarmaya basladı

    [75] cunku, Ibrahim ince ruhlu, yumusak baslı, cok icli, merhametli ve donup donup Rabbine yonelmek, O´na yakın olmak isteyen biriydi

    [76] (Elciler:) "Ey Ibrahim, vazgec bu yakarıdan!" dediler, "Rabbinin hukmu bir kere gelmis bulunuyor: artık onlara geri cevrilmez bir azap vaki olacak

    [77] Ve elcilerimiz, Lut´a geldiginde, kendilerini koruyacak gucu olmadıgını gorerek onlar hesabına derin bir kaygı duydu ve "Zor bir gun, bu!" diye belirtti, (kaygısını)

    [78] Ve (cirkin arzularla) eve dogru suruklenen kavmi segirterek ona geldiler; bunlar, daha once de hep (buna benzer) cirkin isler isleyip durmuslardı. (Lut): "Kavmim! Iste kızlarım!" dedi, "Onlar (erkeklerden) daha uygun olur sizler icin! Allah´tan korkun da konuklarıma (saldırarak) beni rusvay etmeyin! Aranızda hic mi aklı basında kimse yok

    [79] Sen de biliyorsun ki senin kızlarında gozumuz yok" dediler, "Sen, aslında bizim neyin pesinde oldugumuzu cok iyi bilirsin

    [80] N´olurdu, size karsı koyabilecek gucum olsaydı!" diye hayıflandı, "ya da sırtımı dayayabilecegim bir dayanak

    [81] (Bunun uzerine melekler:) "Ey Lut, bak, biz senin Rabbinin elcileriyiz! (Korkma,) (dusmanların) sana asla ilisemeyecekler! Artık, ailenle beraber gecenin bir vaktinde yola cık; aranızdan kimse arkasına bakmasın, karının dısında (ailenden kimse arkada kalmasın): cunku, bil ki, onların basına gelecek olan onun da basına gelecek. Onlar icin belirlenmis vakit tam da (bu) sabah; eh, sabah da zaten yaklasmadı mı

    [82] Ve boylece hukmumuz vaki olunca bu (gunahkar sehirlerin) altını ustune getirdik; ve onceden yazılmıs bir cezanın infazı icin uzerlerine birbiri ardından puskurtu halinde sert taslar yagdırdık

    [83] O taslar ki, (gunaha gomulup gitmis boyle toplumları tepelemek icin) Rabbinin katında hazırlanmıs, isaretlenmistir. O taslar ki, zalimlerin basından hic eksik olmaz

    [84] Ve Medyen halkına da kardesleri Suayb´ı (gonderdik. Onlara:) "Ey kavmim! (yalnızca) Allah´a kulluk edin!" dedi, "(Cunku) sizin O´ndan baska tanrınız yok. Ve (birbirinizle olan alısverisinizde) olcuyu tartıyı eksik tutmayın. Gerci (simdi) sizi refah ve zenginlik icinde goruyorum; ama, dogrusu sizin icin, (dehsetiyle) kusatacak bir Gun´un azabından korkuyorum

    [85] Bunun icindir ki, ey kavmim, olcuyle tartıyla yaptıgınız alısveriste durust ve duyarlı olun; insanları kendi hakları olan seylerden yoksun bırakmayın; ve kotulugu yayarak yeryuzunde karısıklık cıkarmayın

    [86] Eger (O´na) inanıyorsanız, Allah´ın bıraktıgı sey sizin icin en hayırlısıdır! (Butun bu sınırları kendiniz gozetin,) ben sizin uzerinizde bir bekci degilim

    [87] Ey Suayb!" dediler, "(Su) senin dua (alıskanlıgın) mı, atalarımızın tapınageldigi seyleri bırakmamız ve malımız mulkumuz uzerine keyfi tasarruflarda bulunmamamız yonunde bizi uyarmanı zorunlu kılıyor? Cunku, (biz) sen(i) aslında yumusak baslı, aklı basında biri (olarak biliriz)

    [88] (Suayb:) "Ey kavmim!" diye karsılık verdi, "Ne dersiniz, ya ben Rabbimden apacık bir kanıta dayanıyorsam, ya beni kendi katından guzel bir rızıkla rızıklandırmıssa, (soyleyin, o zaman, baska nasıl davranabilirim?) Hem ben, sizden yapmamanızı istedigim seyi, sizin hilafınıza yapmak istiyor da degilim. Ben sadece gucumun elverdigi kadar ıslah etmek istiyorum; ama (bunda ne kadar) basarı gosterecegim butunuyle Allah´a baglıdır. Ben O´na guvenip dayanıyor ve her zaman, her konuda O´na yoneliyorum

    [89] Ey kavmim! Benimle ayrı yol tutmanız sakın sizi gunaha suruklemesin; yoksa Nuh halkının, Hud halkının, Salih halkının basına gelen sizin de basınıza gelir; ve (hatırlayın ki,) Lut kavmi sizden fazla uzak degil

    [90] Oyleyse gunahlarınız icin Rabbinizden bagıslanma dileyin ve sonra da tevbe ve pismanlık icinde O´na yonelin! Cunku O acıyıp esirgeyenlerin en yucesi, sevginin kaynagı, gozesidir

    [91] (Fakat soydasları o´na:) "Ey Suayb! Soylediklerinden pek bir sey anlamıyoruz" dediler, "ayrıca aramızda ne kadar zayıf oldugunun da acıkca farkındayız; eger ailen olmasaydı seni mutlaka olduresiye taslardık! Oyle ya, bizim ustumuzde bir gucun, bir nufuzun yok ki

    [92] (Suayb:) "Ey kavmim! Aileme olan saygınız Allah´a olandan daha mı fazla? Ki O´nu, arkanıza atıp unutabileceginiz bir sey gibi goruyorsunuz! Muhakkak ki, benim Rabbim (sınırsız bilgi ve kudretiyle) yapıp ettiginiz her seyi biliyor, kusatıyor!" dedi

    [93] Bunun icindir ki, ey kavmim, artık (bana karsı) gucunuz neye yetiyorsa onu yapın; cunku, bilin ki, ben (Allah yolunda) eyleme devam edecegim: zamanı gelince, alcaltıcı, rusvay edici bir azabın (aramızdan) kimin payına dusecegini ve (aramızdan) kimin yalancı oldugunu ogreneceksiniz! Gozleyin oyleyse, (olacak olanı); ve bilin ki, ben de sizinle birlikte gozluyorum

    [94] Ve derken, hukmumuz vaki olunca, katımızdan bir rahmetle Suayb´ı ve o´nunla aynı inancı paylasanları kurtardık; zulum ve haksızlık icinde olanları ise bir sayha, bir gurlemeyle tepeledik; oyle ki, kendi evlerinde cansız yere yıgılıp kaldılar

    [95] sanki daha once hic orada yasamamıslar gibi. Iste boyle silinip gitti Medyen (halkı), tıpkı Semud (halkının) silinip gittigi gibi

    [96] Ve Gercek su ki, Biz Musa´yı ayetlerimizle ve apacık bir yetkiyle

    [97] Firavun ve onun seckinler cevresine gonderdik. Ama berikiler, Firavun´un hukmune boyun egdiler oysa, Firavun´un hukmu hicbir sekilde sagduyu urunu degildi

    [98] (Ve bu yuzden de) Kıyamet Gunu halkının onune dusup, (bu dunyadaki batıl yonetimin bir) sonuc(u) olarak onları atese surukleyecek; ne kotu bir menzil bu suruklendikleri

    [99] Oyle ya; burada (bu dunyada, Allah´ın) laneti kovaladı durdu onları, Kıyamet Gunu´nde de (onunla tepelenecekler:) ne kotu bir pay, bu paylarına dusen

    [100] (Insanlıga bir ders olsun diye) bu sana anlattıklarımız (gelip gitmis) kasaba (halk)ları(nı)n basından gecenlerdir ki, bu (kasaba)ların bazıları hala yerinde duruyor, bazılarıysa bicilmis tarlalar gibi (silinip gitmisler)

    [101] Pek tabii, onlara Biz zulmetmedik; tersine onlar kendi kendilerine zulmettiler. Ve Rablerinin hukmu vaki oldugunda, Allah´ı bırakıp yalvarıp yakardıkları o (duzmece) tanrıları hicbir ise yaramadı, yok olup gitmelerini hızlandırmaktan baska

    [102] Iste senin Rabbin, tepeledigi zaman boyle tepeler; halkı zalim olan kasabaları. Gercekten de O´nun tepelemesi cok acı verici, cok zorludur

    [103] Asikar olan su ki, butun bu (anlatıla)nlarda, o Son Gun basa gelebilecek azaptan korkanlar icin apacık bir ders, bir uyarı vardır; o Gun ki, butun insanlık icin bir toplanma, bir araya gelme Gun´u olacaktır; o Gun ki, her seyin apacık ortaya serildigi Gun olacaktır

    [104] Ve o Gun´u Biz, belli bir surenin dısında artık ertelemeyecegiz

    [105] O Gun gelince, O´nun izni olmadıkca kimse konusamayacak; ve (bir araya getirilenlerden) kimileri bedbaht, kimileri de bahtiyar olacak

    [106] Bedbaht olanlar (dunyadayken yaptıklarından oturu) ateste (yasayacak) ve orada ah cekip inleyecekler

    [107] (Ve) Rabbin aksini dilemedikce, gokler ve yer yerinde durdugu surece orada kalacaklar: cunku, diledigini yapan (Allah´)tır, senin Rabbin

    [108] Bahtiyar olanlara gelince, onlar (da dunyada yaptıklarından oturu) cennette (yasayacak) ve Rabbin bunun aksini dilemedikce, gokler ve yer yerinde durdugu surece -bitmeyen bir lutfun sonucu olarak- orada kalacaklar

    [109] Bunun icindir ki, (ey Peygamber), o (egri yolda olan) insanların tapınıp durdukları seylerin ne idugu hakkında en kucuk bir suphen olmasın: onların (ahmakca) tapınıp durdugu seyler, atalarının da vaktiyle tapındıgı seylerdir. Onlara (iyi ya da kotu, her ne ki kazanmıslarsa) paylarına duseni elbette eksiksiz verecegiz

    [110] Ve gercek su ki, Biz Musa´ya da (oz olarak aynı ilkeleri icine alan bir) kitap verdik, insanların bir kısmı ona karsı (da) kendi gorusleriyle karsı cıktılar. Eger Rabbin tarafından onceden takdir edilmis bir karar olmasaydı, suphesiz, aralarında (hemen, o safhada) yargı gerceklestirilir (ve isleri bitirilir)di: cunku, onlar da (sana karsı cıkan kimseler gibi) (kendilerini Allah´a cagıran) kisi hakkında ciddi bir suphe ve guvensizlik gostermislerdi

    [111] Suphesiz, Rabbin onların her birine edip eyledikleri her seyin karsılıgını tam olarak odeyecektir: cunku O, onların edip eyledigi her seyin mutlaka farkındadır

    [112] Oyleyse, artık emredildigin yonde, yanında yer alanlarla birlikte, dogru yolu tutun ve sizden hic biriniz gurura kapılıp da cizgiyi asmasın: cunku, unutmayın, yaptıgınız her seyi O goruyor

    [113] Ve asla zulumde ısrar edenlerden yana egilim gostermeyin.Yoksa, (ahirette) ates size de dokunur; ve Allah´tan baska koruyucunuz olmadıgına gore, o zaman (O´nun tarafından da) yardım edilmez size

    [114] Ve gunduzun basında ve sonunda, bir de gecenin erken saatlerinde salatta devamlı ol; cunku muhakkak ki iyi eylemler kotu eylemleri giderir; (Allah´ı) hatırında tutanlar icin bir ogut, bir hatırlatmadır bu

    [115] Ve sabret, sonuna kadar dayan: cunku Allah iyilik yapanların hak ettigi karsılıgı hicbir sekilde zayi etmez

    [116] Fakat, ne yazık ki, (yok ettigimiz) sizden onceki kusaklar arasından, yeryuzunde yozlasmaya karsı cıkan -(dogru yolu izledikleri icin) kendilerini kurtardıgımız kucuk toplulukların dısında- akıl / iz´an ve erdem sahibi kimseler cıkmadı. Ve zulme egilim gosteren cogunluk yalnızca kendilerini yozlastıran hazların pesine dusup gunaha gomulup gittiler

    [117] Yoksa, senin Rabbin, halkı (birbirlerine karsı) durust davrandıkları surece, bir toplumu (sırf) (carpık inancları) yuzunden asla helak etmez

    [118] Hem, Rabbin dileseydi, butun insanlıgı bir tek ummet yapardı; fakat (O, yollarını secmekte kendilerini ozgur bıraktı diye) hala farklı gorusler benimsemekteler

    [119] pek tabii, Rabbinin (aydınlatıcı, yol gosterici) lutfunu bahsettigi kimseler baska. Oysa, (iste) bu (lutfa erismeleri) icin yarattı (hepsini.) Fakat, (bu ilahi yol gosterme lutfunu tepenler icin) Rabbinin, "Muhakkak ki Ben cehennemi hep, gorunmeyen varlıklarla ve insanlarla dolduracagım" sozu yerini bulmus olacak

    [120] Ve boylece, elcilerin haberlerinden senin yuregini guclendirecek her seyi sana anlatıyoruz. Oyle ki, bu kıssalarla hak ulasıyor sana ve ayrıca muminlere de bir ogut, bir hatırlatma

    [121] Ve inanmayanlara gelince, onlara soyle de: "Artık elinizden ne geliyorsa yapın; ama bilin ki, biz de (Allah yolunda elimizden geleni) yapacagız

    [122] Ve (olacak olanı) bekleyin bakalım; dogrusu, biz de bekleyecegiz

    [123] Goklerin ve yerin bilinmeyen, gorulup gozlenemeyen yuzu Allah´ın elindedir; ve var olan her sey (cıktıgı kaynak olarak) hep O´na dondurulmektedir. Oyleyse, O´na kulluk et; O´na guven/O´na dayan; cunku Rabbin yapıp ettiklerinizden asla habersiz degildir

    Yûsuf

    Surah 12

    [1] Elif, Lam, Ra. Bunlar, dogruyu/gercegi apacık gosteren, kendisi de acık olan kitabın mesajlarıdır

    [2] Biz onu Arapca bir metin olarak indirdik ki, aklınızı kullanarak belki onu kavrayıp ozumlersiniz

    [3] Biz bu Kuran´ı sana vahyettikce, (ey Peygamber,) bundan once senin de (vahyin ne oldugundan) habersiz kimselerden oldugunu bilerek onu sana mumkun olan en iyi, en guzel uslupla acıklıyoruz

    [4] Bir vakit Yusuf babasına soyle demisti: "Babacıgım! Ben (ruyamda) onbir yıldız, gunes ve ayı gordum: benim onumde saygıyla yere kapanmıslardı

    [5] (Yakub:) "Ey ogulcugum!" dedi, (bu) ruyanı kardeslerine anlatayım deme, yoksa (hasetlerinden) sana karsı bir tuzak hazırlarlar; dogrusu Seytan insan icin apacık bir dusmandır

    [6] Cunku, (ruyanda sana gosterilene bakılacak olursa) demek ki Rabbin seni de sececek; sana olayların ic yuzunu gorup yorumlamayı ogretecek; ve tıpkı ataların Ibrahim ve Ishak´a olan nimetini her bakımdan tam ve yeterli kıldıgı gibi sana ve Yakub´un soyuna verdigi nimeti de her bakımdan tam ve yeterli kılacak. Dogrusu, senin Rabbin dogru hukum ve hikmetle edip eyleyen mutlak ve sınırsız bilgi sahibidir

    [7] Gercek su ki, Yusuf ve kardeslerin(in kıssasında)da (hakikati) arayanlar icin (cıkarılacak nice) dersler vardır

    [8] Bir vakit (Yusuf´un kardesleri kendi aralarında soyle) konusuyorlardı: "Sayımız bu kadar cok oldugu halde bile, Yusuf ve kardesi (Bunyamin) babamızın gozunde daha degerli/daha sevgili; gercek su ki, babamız acık bir yanılgı icerisinde

    [9] (Iclerinden biri:) "Yusuf´u oldurun" dedi, "yahut o´nu (uzak) bir yere goturup bırakın ki boylece babanız sevgi ve alakasıyla yalnızca size kalsın ve siz de bundan sonra (artık tevbe edip) iyi insanlar ol(arak yasamak icin serbest ol)asınız

    [10] Bir digeri: "Hayır, Yusuf´u oldurmeyin!" diye soze karıstı, "Eger mutlaka bir sey yapmanız gerekiyorsa, o´nu bir kuyunun dibine atın; (nasıl olsa) o´nu (orada) bir kervan bulup yanına alır

    [11] (Bu goruste birlestiler ve bunun uzerine babalarına:) "Ey babamız!" dediler, "Biz Yusuf´un iyiligini isteyen kimseler oldugumuz halde, neden o´nun hakkında bize guvenmiyorsun

    [12] Bırak o´nu yarın bizimle gelsin, gezip oynasın; o´na goz kulak olacagımızdan en kucuk bir suphen olmasın

    [13] Dogrusu, o´nu goturmeniz beni kaygılandırıyor" diye karsılık verdi (Yakub), "gozden uzak tuttugunuz bir anda o´nu kurdun kapmasından korkuyorum

    [14] Bu kadar insanın arasında, yine de o´nu kurt kapacaksa, o zaman, biz olmusuz demektir!" dediler

    [15] Ve boylece, onu kuyunun dibine atmaya karar verip yanlarında gotururlerken, kendisine "Gun gelecek (senin kim oldugunu) kavrayamayacakları bir anda bu yaptıklarını kendilerine hatırlatacaksın!" diye vahyettik

    [16] Ve aksam olunca babalarının karsısına aglayarak cıkıp geldiler

    [17] Ey babamız!" dediler, "Yarıs yapmak icin bulundugumuz yerden (biraz) uzaklasmıs ve Yusuf´u azıklarımızın yanında bırakmıstık... Meger kurt kapmıs o´nu! Ama (biliyoruz ki,) biz boylece dogruyu soyluyor olsak da sen bize inanmayacaksın

    [18] (Boyle diyerek) uzerinde yalancı bir kan lekesi bulunan (Yusuf´un) gomlegini cıkarıp gosterdiler. (Yakub:) "Yoo" dedi, "sizi kendi hayal gucunuz bu kotu oyuna surukledi! Artık (bana dusen) guzelce sabretmektir. Ve bu anlattıgınız bahtsızlıga karsı bana dayanma gucu bahsetmesi icin kendisine yonelebilecegim (yegane) hami Allah´tır

    [19] Ve bir kervan cıkageldi; (kervancılar) sucularını (su kuyusuna) gonderdiler; onlardan biri kovasını kuyuya salıyordu ki (orada Yusuf´u gordu) ve: "Ne kısmet!" diye bagırdı, "Bir oglan cocugu bu!" Ve boylece kervancılar o´nu, satmak niyetiyle yanlarına aldılar. Oysa, Allah yaptıklarını (adım adım izliyor ve) biliyordu

    [20] Ve sonunda onemsiz bir paha -sadece birkac gumus dirhem- karsılıgında o´nu sattılar; o kadar az deger bicmislerdi o´na

    [21] Ve o´nu satın alan Mısırlı adam, karısına: "Ona iyi bak;" dedi, "belki bize yararı olur; kaldı ki, evlatlık da edinebiliriz o´nu". Boylece, Yusuf´a o ulkede iyi bir yer sagladık; (bunu yaptık)ki, o´na olayların ic yuzune, gercek anlamına dair bir kavrayıs ogretelim. Iste, Allah edip eyledigi islerde boyle galiptir; ne var ki, insanların cogu bunu bilmez

    [22] Derken, ergenlik cagını astıgı zaman (egriyi dogruyu ayırmaya yetecek) keskin bir muhakeme gucu ve (derin) bir kavrayıs yetenegi bahsettik o´na: iyilik yapanları Biz iste boyle odullendiririz

    [23] Ve (olacak bu ya,) barındıgı evin kadını (kendini o´na karsı duydugu arzuya kaptırıp) o´nun gonlunu celmek istiyordu; ve (bu niyetle bir gun) kapıları sımsıkı kapatıp o´na: "Haydi, gelsene!" dedi. (Ama Yusuf:) "(Boyle bir sey yapmaktan) Allah´a sıgınırım!" diye karsılık verdi, "Hem, efendim (bu evde) bana iyi baktı! Dogrusu, zalimler asla guvenlige, esenlige erisemezler

    [24] Gercek su ki, kadın o´na karsı arzu doluydu; o da kadını arzuluyordu; oyle ki, (bu ayartma karsısında) eger Rabbinin burhanı o´nun icine dogmamıs olsaydı (bu arzuya yeniliverecekti); Iste bu, her turlu kotulugu, cirkin ve taskın halleri o´ndan uzak tutmak istedigimiz icin boyle oldu, cunku o gercekten bizim (secilmis) kullarımızdan biriydi

    [25] (Derken,) bunların her ikisi kapıya kostular; kadın arkadan (asılıp) o´nun gomlegini yırttı; ve (o an) kapıda kadının efendisini karsılarında buldular! Kadın: "Karın icin kotuluk dusunen birinin cezası, hapisten ya da en agır ceza (neyse, on)dan baska ne olabilir?" diye uste cıktı

    [26] (Yusuf:) "Benim gonlumu celmek isteyen asıl o!" diye (kendini savundu). O an kadının yakınlarından duruma tanık olan biri: "Eger gomlegi onden yırtılmıssa," diyerek gorusunu bildirdi, "kadın dogru, beriki yalan soyluyor demektir

    [27] yok, eger gomlegi sırtından yırtılmıssa, o zaman kadın yalan, beriki dogru soyluyor demektir

    [28] Boylece (kadının kocası Yusuf´un) gomleginin sırtından yırtılmıs oldugunu gorunce: "Belli ki, bu (yine) sizin oyunlarınızdan biri, ey kadınlar taifesi! Dogrusu, sizin oyunlarınız/tuzaklarınız korkunctur

    [29] Yusuf! Sen bu olayın ustunde durma! Ve (kadın!) sen de isledigin gunahtan oturu bagıslanma dile, cunku sen gercekten hatası (buyuk) olan birisin

    [30] Ve sehirde kadınlar (birbirleriyle): "Falan kisizadenin karısı genc kolesinin gonlunu celmeye kalkmıs!" diye dedikodu etmeye basladılar, "Tutkudan yuregi paralanmıs kadının; dogrusu, acıkca yoldan cıkmıs biri olarak goruyoruz onu

    [31] Kadınların bu kotu konusmaları kulagına degince, kisizadenin karısı, onları davet edip kendileri icin mukellef bir ziyafet hazırladı, ve her birinin eline bir bıcak tutusturdu. Sonra (Yusuf´a): "Cık (simdi) onların karsısına!" dedi. Kadınlar o´nu gorunce guzelligi karsısında sasırıp kaldılar ve saskınlıklarından ellerini kestiler: "Aman Allahım!" dediler, "Bu olumlu biri olamaz; olsa olsa gozde bir melek bu

    [32] (Kisizadenin karısı:) "Iste hakkında beni kınayıp yerdiginiz kimse bu!" dedi, "Evet, gercekten de o´nun gonlunu celmek istedim, ama o kendini (bundan) sakındı. Ne var ki eger bundan sonra da istedigim seyi yapmazsa mutlaka hapsedilecek ve kendini asagılanmıs kimselerin arasında bulacak

    [33] (Yusuf:) "Ey Rabbim!" dedi, "Benim icin hapis, bu kadınların isteklerine boyun egmekten daha iyidir. Cunku, Sen onların oyunlarını / tuzaklarını benden uzak tutmazsan, ben o zaman onların ayartmalarına kapılır ve (dogru nedir, egri nedir) secemeyen saskın kimselerden olurum

    [34] Ve Rabbi o´nun bu duasını olumlayıp o´nu o kadınların tuzaklarına karsı korudu: cunku O gercekten her seyi isiten, her seyi oldugu gibi bilendir

    [35] Sonra, o kisizade ve ev halkı butun delilleri(n Yusuf´un lehinde oldugunu) gordukten sonra bile o´nu bir sure icin hapsetmeyi uygun gorduler

    [36] Onunla beraber iki genc daha girmisti hapse. Iste bu iki gencten biri (bir gun): "Ruyamda kendimi saraplık uzum sıkarken gordum" dedi. Oteki: "Ben de kendimi basımın uzerinde ekmek tasıyor gordum, oyle ki kuslar ondan (koparıp koparıp) yiyorlardı". (Bu iki genc:) (Yusuf´tan) "Bu (ruyaların) gercek anlamını haber ver bize!" diye rica ettiler, "Cunku, goruyoruz ki, sen, (ruyaların nasıl yorumlanacagını) iyi (bilen) kimselerdensin

    [37] (Yusuf:) "Daha yiyeceginiz gunluk azıgınız onunuze konmadan ruyalarınızın gercek anlamını size haber verecegim, (ki basınıza gelecek olanı) vuku bulmadan once (bilesiniz); cunku bu bana Rabbimin ogrettigi seylerdendir. (Once) bilin ki, ben, Allah´a inanmayan, ve ahiret gercegini tanımaktan ısrarla kacınan bir toplumun izledigi yolu terk ettim

    [38] ve atalarım Ibrahim, Ishak ve Yakub´un yolunu tuttum. (Cunku) tanrısal nitelikleri Allah´tan baska herhangi bir varlıga yakıstırmak bizlere yakısmaz: Allah´ın bize ve butun insanlıga bahsettigi lutfun bir (sonucudur) bu, ama insanların cogu bu (lutfun) degerini bilmez

    [39] Ey mahpus arkadaslarım! Hangisi daha iyidir: birbirinden ayrı pek cok rab(bın varlıgına inanmak) mı, yoksa butun varlıklara egemen bir tek Allah(a inanmak) mı

    [40] Allah´ı bırakıp tapındıgınız her sey gercekte sizin ve atalarınızın kendi muhayyilenizden cıkardıgınız (anlamsız) isimlerden oteye gecmemektedir; cunku bunlar hakkında hicbir kanıt indirmemistir Allah. (Neyin dogru, neyin egri oldugu konusunda) hukum yalnızca Allah´a aittir. Ve O da kendisinden baskasına kulluk etmemenizi buyuruyor. Iste dosdogru olan (tek) din budur; ama insanların cogu bunu bilmez

    [41] (Imdi,) ey mahpus arkadaslarım, (ruyalarınızın yorumuna gelince,) biriniz efendisine (Kral´a) icki sofrasında sakilik yapacak; ve biriniz, biriniz de asılacak; ve et yiyici kuslar onun basını didikleyecek. (Ama geleceginiz ne olursa olsun,) benden yorumlamamı istediginiz sey (Allah tarafından) karara baglanmıs bulunuyor

    [42] Ve (bunun uzerine Yusuf,) iki mahpustan kurtulacagını dusundugu kimseye: "(Buradan cıkacagın zaman) efendine benden soz et!" dedi. Ne var ki Seytan berikine efendisinin yanında (Yusuf´tan) soz etmeyi unutturdu. Ve Yusuf bu yuzden hapiste birkac yıl (daha) kaldı

    [43] VE (bir gun) Kral: "Ruyamda" dedi, "yedi celimsiz inegin yedigi yedi semiz inek, yedi yesil basak ve bir o kadar da kurumus basak gordum. Ey soylular! Eger ruya yorumlamasını biliyorsanız bu ruyamı bana yorumlayın bakalım

    [44] Anlasılması zor, karmasık ruyalardan biri bu" dediler, "hem, ruyaların isaret ettigi gercek anlama dair derin ve saglam bir bilgiden de biz yoksunuz

    [45] Iste ancak o zaman, aradan gecen bunca vakitten sonra, hapisten kurtulan o iki kisiden biri (Yusuf´u) hatırladı ve: "Bu (ruyanın) isaret ettigi gercek anlamı ben ogrenip ulastırabilirim size" dedi, "ama bunun icin gitmeme izin verin

    [46] (Ve boylece Yusuf´u hapishanede gormeye gitti ve o´na:) "Ey Yusuf, ey ozu sozu dogru adam!" dedi, "(Ruyada gorulen) yedi celimsiz inegin yedigi yedi semiz inek ve yedi yesil basakla (yedi) kurumus basak ne anlama gelir, bunu bana yorumla ki (senin acıklamanla saraydaki) insanların yanına doneyim ve onlar da (boylece senin nasıl biri oldugunu) ogrensinler

    [47] (Yusuf soyle) cevapladı: "Yedi yıl boyunca her zamanki gibi ekip bicin ama hasad ettiginiz ekini, yemek icin ayıracagınız az bir miktar dısında, oylece basagında bırakın

    [48] cunku, (yedi yıl surecek olan) bu (bolluk zamanı)ndan sonra yedi yıllık bir kıtlık donemi gelecek ve sizin bu donem icin hazırladıgınız her seyi, sakladıgınız az bir miktarın dısında, silip supurecek

    [49] Ve bundan sonra, halkın butun bu kıtlıktan, darlıktan kurtulacagı bir yıl olacak, ve o yıl insanlar (eskiden oldugu gibi bol bol zeytin ve uzum) sıkacaklar

    [50] Ve (Yusuf´un yorumu kendisine ulasır ulasmaz) Kral: "Onu bana getirin!" dedi. Ama elciler kendisine geldiginde (Yusuf:) "Efendinize gidin ve ondan (once) ellerini kesen kadınlar hakkındaki gercegi (ortaya cıkarmasını) isteyin; cunku, Rabbim onların oyunlarını/tuzaklarını butun gercegiyle bilmektedir

    [51] (Bunun uzerine Kral o kadınları cagırtıp kendilerine:) "Yusuf´un gonlunu celmek isterken ne saglayacagınızı umuyordunuz?" diye sordu. Kadınlar: "Allah korusun, biz o´ndan en kucuk bir kotuluk gormedik!" dediler. (Ve) Yusuf´un ilk efendisinin hanımı: "Artık gercek ortaya cıktı!" diye atıldı, "Onun gonlunu celmek isteyen bendim; o ise hep ozu sozu dogru olan kimselerdendi

    [52] Yusuf olup biteni ogrendiginde: "Amacım (eski efendimin,) arkasından kendisine ihanet etmedigimi ve Allah´ın hainlerin hazırladıgı tuzakları asla basarıya ulastırmadıgını bilmesini saglamaktı" dedi

    [53] yine de ben kendimi butunuyle temize cıkarmaya calısmıyorum; cunku Rabbimin acıyıp esirgedigi kimseler haric, insanın kendi benligi (de onu) kotuluge surukle(yebili)r; gercekten de benim Rabbim cok acıyıp esirgeyen gercek bagıslayıcıdır

    [54] Ve Kral: "Onu bana getirin," dedi, "ki, kendime dost edineyim". Ve o´nunla konusunca, (Kral:) "Bundan boyle yanımızda kendisine guven duyulan biri olarak" dedi, "yuksek bir yerin olacaktır

    [55] (Yusuf:) "Beni ulkenin hazineleri uzerinde gorevlendir(in)" dedi, "guvenilir, bilgili bir gozcu, bir koruyucu olacagımdan emin olabilirsin(iz)

    [56] Iste boyle emin bir yer sagladık Yusuf´a (o) ulkede; oyle ki, diledigi yerde konaklayabilir/diledigi seyi yapabilirdi. Biz rahmetimizi diledigimize nasip ederiz, ama iyilik yapanların hak ettigi karsılıgı vermekten de geri durmayız

    [57] Ama imana erisenlerin ve Bize karsı sorumluluk bilinci tasıyanların gozunde ahiret mukafatı (bu dunyada elde edilebilecek karsılıklardan) daha degerli/daha yararlıdır

    [58] (Yıllar sonra) Yusuf´un kardesleri (Mısır´a) geldiler ve o´nun huzuruna cıktılar; o hemen tanıdı onları; ama berikiler o´nu tanımadılar

    [59] Ve onların yuklerini yuklettikten sonra, kendilerine: "(Bir dahaki gelisinizde) o bababir kardesinizi de getirin bana. Gormuyor musunuz, tartıyı tam tuttum ve (size karsı) son derece iyi bir konukseverlik gosterdim

    [60] Ama eger kardesinizi bana getirmezseniz o zaman benden ne bir olcek olsun (zahire) bekleyin, ne de yanıma yaklasın

    [61] Onu getirmek icin babasını razı etmeye calısacagız," diye karsılık verdiler, "ve herhalde, bunu ne yapıp yapıp basaracagız

    [62] (Bu arada Yusuf) hizmetcilerine: "Onların bedel olarak getirdiklerini de denklerine yerlestirin ki, evlerine vardıklarında bunu fark eder de belki daha istekli olarak donerler" dedi

    [63] Ve boylece babalarının yanına donduklerinde, (Yusuf´un kardesleri,) "Ey babamız!" dediler, "(Bunyamin´i yanımızda goturmedikce) artık bize bir olcek bile zahire verilmeyecek; bunun icin kardesimizi bizimle gonder ki (bize yetecek) tartıda (zahire) alabilelim; bu arada onu elbette koruyup gozetecegiz

    [64] (Yakub:) "Daha once kardesinizi nasıl size emanet ettiysem onu da aynı sekilde size emanet edeyim, oyle mi? Oysa, Allah koruyup gozetici olarak (sizden) elbette daha iyi/daha ustundur; cunku O acıyıp esirgeyenlerin en ustunu, en yucesidir

    [65] Ve neden sonra, denkleri cozduklerinde, (takas icin goturdukleri) malların kendilerine iade edilmis oldugunu gorduler; "Ey babamız!" dediler, "Baska ne isteyebiliriz? Iste kendi mallarımız, oldugu gibi bize bırakılmıs! (Eger Bunyamin´in bizimle gelmesine izin verirsen) bu mallarla ailemize (yeniden) erzak getirebilir, kardesimizi de (iyi) koruyup gozetir ve (boylece) birer deve yuku zahire fazladan elde etmis oluruz. Zaten bu (ilk seferde getirdigimiz) tartıca pek az sayılır

    [66] (Yakub,) "Hepiniz (olumle) kusatılıp kıstırılmadıkca" dedi, "onu bana geri getireceginize dair bana Allah huzurunda yeminle soz verinceye kadar onu sizinle gondermeyecegim!" Ve yeminle soz verdiklerinde de, "(Bu) konustuklarımıza Allah sahittir!" dedi

    [67] Ve "Ogullarım!" diye ekledi, "(Sehre) hepiniz tek bir kapıdan girmeyin; her biriniz ayrı ayrı kapılardan girin. Bununla beraber (eger basınıza yine de bir hal gelirse, bilin ki) Allah´a karsı sizin icin elimden bir sey gelmez: cunku hukum yalnızca Allah´a aittir. Ben O´na guven duyuyorum. Ve (O´nun varlıgına) inananlar da yalnız O´na guvensinler

    [68] Ama onlar (Yusuf´un bulundugu sehre) her ne kadar babalarının talimatına uygun olarak girdilerse de, bunun Allah´ın takdirine karsı onlara bir yararı olmadı; yalnızca, Yakub´un, (ogullarını korumak yonunde) duydugu arzunun bir ifadesiydi bu. Cunku, o kendisine ogrettiklerimiz sayesinde, (her zaman Allah´ın hukmunun gecerli olduguna dair) yeterli bir bilgiye sahipti; ama insanların cogu (bunu boyle) bilmezler

    [69] Ve Yusuf´un yanına vardıklarında, (Yusuf) kardesi (Bunyamin)i bagrına bastı ve ona (gizlice): "Ben senin kardesinim, artık onların gecmiste yaptıklarına uzulme!" dedi

    [70] Ve (sonra) onların yuklerini yukletirken (Kral´ın) su kabını (kucuk) kardesinin denkleri arasına koydurttu. Ve (boylece onlar, bundan habersiz, sehirden ayrılırken) bir cıgırtkan: "Ey kervancılar!" diye bagırdı, "Meger ne hırsızlarmıssınız siz

    [71] Cıgırtkana ve onunla beraber olanlara donerek: "Nedir kaybettiginiz?" diye sordular

    [72] Kral´ın su kupasını kaybettik" diye karsılık verdiler, "Onu kim bulursa, (odul olarak) kendisine bir deve yuku (zahire) verilecek!" "Buna ben kefilim!" diye ekledi (cıgırtkan)

    [73] (Kardesleri) "Allah sahittir, siz de cok iyi biliyorsunuz ki" dediler, "bu ulkeye kotu isler yapıp bozgunculuk cıkarmak icin gelmedik biz; hırsızlık yapmıs da degiliz

    [74] (Mısırlılar:) "Peki, eger yalan soyluyorsanız, bu (yaptıgınızın) cezası nedir?" dediler

    [75] Bunun cezası": diye cevap verdi (Yakub´un ogulları), "(kupa) kimin denkleri arasından cıkarsa (yaptıgının) ceza(sı) olarak tutsak edilir! (Bu sucu isleyen) zalimleri biz iste boyle cezalandırırız

    [76] Bunun uzerine (kovusturma icin Yusuf´un yanına getirildiler,) Yusuf, arama isine kucuk kardesi (Bunyamin)in yukunden once uvey kardeslerinin yuklerinden basladı; ve sonunda kupayı (kucuk) kardesinin yukunde bulup cıkardı. Yusuf(un dilegine erismesi) icin Biz olayları iste boyle duzenledik; Allah (boyle) dilemeseydi, Kral´ın yasalarına gore, (Yusuf) kardesini (baska turlu) alıkoyamazdı. Biz diledigimiz kimseyi (bilgice) yuksek duzeylere cıkarırız, fakat her bilgi sahibinin ustunde her seyi bilen (Allah) vardır

    [77] (Kral´ın kupası Bunyamin´in denginden cıkar cıkmaz oteki kardesler:) "Eger o caldıysa ne ala, cunku bir zamanlar onun kardesi de hırsızlık yapardı!" Bu durum karsısında Yusuf, dusuncelerini onlara belli etmeksizin, kendi kendine: "Sizin durumunuz cok kotu; Allah ne soylediginizi oldugu gibi biliyor" dedi

    [78] Ey soylu kisi!" dediler, "onun cok yaslı bir babası var; bu yuzden onun yerine bizden birini yanında alıkoy. Dogrusu sen, goruyoruz ki, iyilik sever birisin

    [79] Yitigimizi yanında buldugumuz kisiden baskasını alıkoymaktan Allah´a sıgınırız; cunku o zaman, suphesiz, zalimlerden olurduk!" diye cevap verdi

    [80] Boylece, ondan umitlerini kesince, (aralarında konuyu) gorusmek uzere bir kenara cekildiler. En buyukleri: "Babanızın sizden, Allah´ı sahit tutarak soz aldıgını ve ayrıca bundan once Yusuf konusunda nasıl guven kırıcı davrandıgınızı hatırlamıyor musunuz?" dedi, "Bunun icin ben artık, babam bana izin verinceye kadar bu ulkeden ayrılmayacagım; yahut Allah lehimde bir hukum verinceye kadar. Cunku O hukmedenlerin en iyisidir

    [81] (Size gelince) siz babanıza donup gidin ve ona "Ey babamız!" deyin, "Oglun hırsızlık yaptı; fakat biz bildigimizden, gordugumuzden baskasına sahit degiliz; ve (sana soz vermis olsak da onu) bizim goremeyecegimiz (gizli) (tehlikelere) karsı da koruyamazdık

    [82] (Olay sırasında) bulundugumuz sehir halkına, birlikte yolculuk yaptıgımız kervancılara sor istersen: (goreceksin ki) biz gercekten dogru soyluyoruz

    [83] (Ve babalarının yanına donup, olup biteni o´na anlattıkları zaman Yakub;) "Yoo; yine kendi muhayyilenizdir olmayacak bir isi size olagan gosteren; (bana gelince) artık sabır en iyisidir; belki de Allah onların hepsini birden bana (geri) getirecektir; gercek su ki, Allah dogru hukum ve hikmetle edip eyleyen, mutlak ve sınırsız bilgi sahibidir

    [84] Ve basını onlardan oteye cevirip: "Vah bana, Yusuf icin vah bana!" dedi; ve icini dolduran huzunden gozleri bulutlandı

    [85] Allah sahittir ki" dediler, "(bu) Yusuf´un anısı seni iyice cokertmeden ya da oldurmeden pesini bırakmayacak

    [86] Ben" dedi, "tasamı ve uzuntumu yalnızca Allah´a havale ediyorum; cunku Allah katından sizin bilmediginizi biliyorum ben

    [87] Ey ogullarım, (simdi) gidin ve Yusuf ile kardesi hakkında bir haber almaya calısın; ve Allah´ın rahmetinden umit kesmeyin; bilin ki, hakkı inkar eden insanlardan baskası Allah´ın hayat bahsedici rahmetinden umit kesmez

    [88] (Yakub´un ogulları Mısır´a geri donup Yusuf´un) huzuruna cıktıklarında, "Ey soylu kisi!" dediler, "Biz ve ailemiz (yine) darlık ve sıkıntıya dustuk ve pek degersiz bir seyle cıkıp geldik; sen yine de bizim icin tartıyı tam tut ve bize karsı comert ol; cunku Allah comertce verenleri odullendirir

    [89] (Yusuf:) "Hatırlıyor musunuz" diye karsılık verdi, "(dogrudan, egriden) henuz habersiz oldugunuz zaman Yusuf´a ve o´nun kardesine neler yapmıstınız

    [90] Ne? Yoksa sen Yusuf musun?" diye haykırdılar. "Ben Yusuf´um" dedi, "ve bu da benim kardesim. Allah bize lutfetti. Gercek su ki, kisi Allah´a karsı duyarlı ve bilincli olmaya calısıyor ve gucluklere gogus geriyorsa, bilsin ki, Allah iyilikte bulunanların emeklerini bosa cıkarmaz

    [91] Allah sahittir ki" dediler, "gercekten Allah seni kesin bir bicimde bizim ustumuze cıkardı ve biz gercekten gunahkar kimselerdik

    [92] (Yusuf:) "Bugun ayıbınız yuzunuze vurulmayacak. Allah gunahlarınızı bagıslayabilir: cunku O acıyıp bagıslayanların en yucesidir

    [93] (Simdi artık) gidin ve bu benim gomlegimi de yanınıza alın; onu babamın yuzune surun; (o zaman) yeniden ısıga kavusacaktır. Ve sonra hepiniz ailenizle birlikte bana gelin

    [94] (Yakub´un ogullarına ait olan) kervan yola koyuldugu sıralarda babaları (yanında bulunan kimselere): "Bunak olduguma yormazsanız (derim ki) Yusuf´un kokusunu alıyorum

    [95] Allah sahittir ki, sen yine eski saskınlıgında devam ediyorsun!" diye karsılık verdi yanındakiler

    [96] Fakat ne zaman ki mujdeci cıkagelip (Yusuf´un gomlegini) o´nun yuzune surdu ve o´nun gozleri ısıgına kavustu, "Ben size, ´ben Allah katından sizin bilmediginizi biliyorum´ dememis miydim?" diye haykırdı

    [97] (Ogulları:) "Ey babamız!" dediler, "Bizim icin Allah´tan gunahlarımızı bagıslamasını dile; cunku biz gercekten gunahkar kimseler olmustuk

    [98] Rabbimden sizi bagıslamasını dileyecegim; cunku cok acıyıp esirgeyen gercek bagıslayıcı O´dur!" dedi

    [99] Ve sonra (hep birlikte Mısır´a varıp) Yusuf´un yanına cıktıklarında (Yusuf): "Allah´ın izniyle Mısır´a guvenlik ve huzur icinde girip yerlesin!" diyerek ana babasını bagrına bastı

    [100] Ve ana babasını en yuksek onur katına cıkardı; ve onlar(ın hepsi) O´nun onunde hurmet ve tazimle yere kapandılar. Bunun uzerine (Yusuf:) "Ey babacıgım!" dedi, "Vaktiyle gordugum ruyanın gercek anlamı buydu demek; ve Rabbim onu gerceklestirdi. O beni hapisten cıkarmakla ve Seytan benimle kardeslerimin arasını actıktan sonra sizi(n hepinizi) colden cıkar(arak bana ulastır)makla bana lutfetti. Gercek su ki, benim Rabbim, olmasını istedigi seyi akıl, sır yetmez yollarla gerceklestirir. Cunku O dogru hukum ve hikmetle edip eyleyen mutlak ve sınırsız bilgi sahibidir

    [101] Ey Rabbim! Bana nufuz ve iktidar bahsettin; olayların altında yatan gercekleri kavrayıp acıklama bilgisi verdin. (Ey) goklerin ve yerin yaratıcısı! Dunyada ve ahirette benim yanımda yakınımda olan/beni koruyup destekleyen Sensin: canımı, butun varlıgıyla kendini Sana adamıs biri olarak al ve beni durust ve erdemli insanların arasına kat

    [102] (Ey peygamber!) sana boylece vahyettiklerimiz senin onceden bilmedigin haberlerdendir; cunku yapacak oldukları ise karar verdikleri ve tuzaklarını kurdukları zaman sen Yusuf´un kardeslerinin yanında degildin

    [103] Yine de -bunu ne kadar yurekten istersen iste- insanların cogu (bu vahye) inanmayacaklar

    [104] Oysa sen onlardan herhangi bir karsılık da beklemiyorsun; bu, (Allah´ın) butun insanlıga bir hatırlatmasıdır sadece

    [105] Kaldı ki, goklerde ve yerde nice ayetler, isaretler var ki, onlar (uzerinde dusunmeden) sırtlarını cevirerek yanlarından gecip gidiyorlar

    [106] Ve onların cogu baska varlıklara da tanrısal nitelikler yakıstırmaksızın Allah´a inanmazlar

    [107] Peki, bunlar Allah´ın cezalandırıcı azabı olarak kusatıcı bir ortunun kendilerini sarmasından ve Son Saat´in onlar (yaklastıgının) farkında degilken ansızın gelip catmasından busbutun guvencede mi goruyorlar kendilerini

    [108] De ki: "Budur benim yolum: akla uygun, bilinc ve duyarlıkla donanmıs bir kavrayısa dayanarak (hepinizi) Allah´a cagırıyorum, ben ve bana uyanlar (aynı cagrıyı yapıyoruz)". Ve (yine de ki:) "Allah kudret ve azametiyle her turlu eksikligin ustundedir, otesindedir. Ve ben O´ndan baska varlıklara tanrılık yakıstıran kimselerden degilim

    [109] Ve Biz senden once de (elcilerimiz olarak) her topluma (kendi iclerinden, onlara mesajlarımızı ulastırmak uzere) kendilerine vahyettigimiz (olumlu) adamlardan baskasını gondermedik. Yeryuzunde dolasıp da kendilerinden once gelip gecen (inkarcı)ların sonlarının nasıl oldugunu gormuyorlar mı? Ve (bilmiyorlar mı ki,) Allah´a karsı sorumululuk bilinci tasıyan kimseler icin ahiret yurdu (bu dunyadan) daha tercihe sayandır? Oyleyse artık akıllarını kullanmayacaklar mı

    [110] (Onceki elcilerimizin hepsi uzun sure zulum ve baskıya ugramıslardır;) nihayet bu elciler neredeyse butun umitlerini kaybettikleri ve busbutun yalancılıkla damgalandıklarını gordukleri bir sırada Bizim yardımımız kendilerine ulasmıstır; ve boylece diledigimizi kurtarmısızdır (hakkı inkar edenleri ise yok etmisizdir): cunku azabımız gunaha gomulup gitmis insanlardan asla geri cevrilemez

    [111] Gercek su ki, bu insanların kıssalarında kendilerine kavrayıs yetenegi verilmis kimseler icin mutlaka cıkarılacak bir ders vardır. (Vahye gelince,) o hicbir sekilde (insan tarafından) uydurulmus bir soz olamaz: tersine, o, kendisinden onceki vahiylerden dogru ve gercek adına ne kalmıssa dogrulayan ve inanmak isteyen insanlara her seyi acık secik bir bicimde dile getiren, hidayet ve rahmet (bahseden ilahi bir metin)dir

    Ra'd

    Surah 13

    [1] Elif Lam Mim Ra. Bunlar, sana vahiyle bildirilen mesajlardır; ve sana Rabbin katından indirilenler hakkın ta kendisidir; ama yine de insanların cogu (buna) inanmayacaklar

    [2] Gokleri, gorulebilir herhangi bir destek, dayanak olmadan yukselten ve sonra da kudret ve hukumranlık tahtına kurulan Allah´tır; her biri -(O´nun tarafından) belirlenmis bir sure icin- kendi seyrini surduren gunesi ve ayı (koydugu yasalara) tabi tutan O´dur; var olan her seyi (yoneten), cekip ceviren de O. Butun bu mesajları acık acık dile getiriyor ki, (Yargı Gunu´nde) Rabbinizin huzuruna cıkacagınıza yurekten kesin bir bicimde inanasınız

    [3] Yeryuzunu yayıp genisleten ve onun uzerine yerinden oynatılmaz daglar yerlestirip vadilerinden nehirler akıtan ve orada her tur bitkiden iki cins yaratan ve gunduzu geceyle ortup buruyen O´dur. Dogrusu, butun bunlarda, dusunen insanlar icin mutlaka (cıkarılacak) dersler vardır

    [4] Ve yeryuzunde birbirine komsu (ama yine de yapı olarak birbirinden ayrı nice) kara parcaları, uzum bagları, hububat ekili tarlalar, bir kokten surgun verip kume halinde ya da tek basına boy veren hurma agacları vardır ki hepsi de aynı suyla sulanırlar: hal boyleyken yine de (insanlara ve hayvanlara sagladıkları) urunler bakımından Biz onların bazılarını bazılarına ustun kılıyoruz. Dogrusu, butun bunlarda aklını kullanan insanlar icin mutlaka (cıkarılacak) dersler vardır

    [5] Fakat eger (Allah´ın yarattıgı bu harikalara) sasıyorsanız inkarcıların su sozlerine de sasın: "Nasıl yani! Biz toza topraga karıstıktan sonra (yeniden hayata donmek uzre) bir kez daha mı yaratılacagız?" Iste (bunu soyleyenler) Rablerini inkara kalkısan kimselerdir; iste boyleleri boyunlarında (kendi davranıslarının bir sonucu olarak) bukagılar tasıyan kimselerdir; ve iste boyleleri, yerlesip kalmak uzere atese girecek olan kimselerdir

    [6] (Ey Peygamber, hakkı inkara sartlanmıs olmakla bunlar, demek ki) iyilik (ummak) yerine, kotulugun ivedi olarak kendilerini gelip bulması yonunde sana (kustahca) meydan okuyorlar; hem de, (o alay edip durdukları turden) nice ibret verici felaketin kendilerinden once(ki toplumların) basına geldigini (bildikleri) halde. Bununla birlikte, muhakkak ki senin Rabbin, isledikleri zulumlere ragmen insanlara karsı (esasta hep) bagıslayıcıdır; ama, unutma ki, (aynı zamanda) cezasında da gercekten cok siddetlidir

    [7] Butun bunlara ragmen, hakkı inkara sartlanmıs olanlar yine de (inanmaktan kacınıyor ve) "Nicin o´na Rabbinden mucizevi bir alamet indirilmiyor?" diyorlar. (Fakat, (onlar ne derlerse desinler)) sen sadece bir uyarıcısın ve butun toplumlar icin (asıl) yol gosterici (Allah´tır)

    [8] Her bir disinin neye gebe oldugunu ve rahimlerin neyi ne kadar erken bırakacagını, neyi ne kadar (olagan suresinden) fazla bekletecegini bilen Allah´tır. Cunku (yarattıgı) her sey O´nun katında bir olcuye ve bir amaca baglı kılınmıstır

    [9] O, yaratılmısların duyu ve tasavvurlarının otesinde olanları da, onların gorup gozleyebildikleri seyleri de tam olarak bilmektedir. Buyuk olan O´dur; var olan veya olması mumkun her seyin/herkesin ustunde ve otesinde olan O

    [10] O´nun icin sizden birinin dusuncesini saklamasıyla acıga vurması ya da (kotuluklerini) gecenin ortusu altında gizlemesiyle bu kisinin gun ısıgında (curetle ortalıkta) dolasması arasında bir fark yoktur

    [11] (Boyle biri sanıyor mu ki) kendisini onunden ve ardından izleyen (ve) onu Allah her ne ki takdir etmisse ona karsı koruyup gozeten refakatcileri vardır. Gercek su ki, insanlar kendi ic dunyalarını degistirmeden Allah onların durumunu degistirmez; ve Allah insanlara (kendi kotuluklerinin bir sonucu olarak) bir felaket tattıracagı zaman hicbir sey bunun onunde duramaz: cunku onların, kendilerini O´na karsı koruyabilecek kimseleri yoktur

    [12] (Hem) Korkuyu, (hem de) umudu tattırmak icin size simsegi gosterip (yagmur) yuklu bulutları cagıran O´dur

    [13] gok gurlemesi O´nun sınırsız kudret ve yuceligini ovguyle anmakta; melekler de korku ve sakınma icinde bunu yapmaktalar. Ve O yıldırımları gonderip onlarla diledigini carpmaktadır. (Hal boyleyken) onlar yine de Allah hakkında tartısıp duruyorlar; hem de O(´nun), kavranamaz ince ve derin planını gerceklestirmek icin sınırsız bir kudrete sahip oldugu ortada oldugu halde

    [14] Nihai Gercek´e varmak amacıyla yapılan butun dualar, butun cagrı ve arayıslar ancak O´na yoneltilmelidir; cunku insanların O´nu bırakıp da yakardıkları (oteki varlıklar ve gucler) bu yakarıslarına hicbir sekilde karsılık veremezler. Oyle ki, (onlara, yakarıp duran kimsenin durumu) ellerini suya dogru uzatıp, suyun kendisine ulasmasını bekleyen birinin durumuna benzer; oysa bu durumda su asla ona ulasmayacaktır. Bunun icindir ki, hakkı inkar edenlerin yakarması kendilerini sapıklık icinde tuketmekten baska bir sonuc getirmez

    [15] Goklerde ve yerde var olan her sey ve herkes isteyerek yahut zorunlu olarak Allah´ın onunde egilmektedirler; onların golgeleri de sabah aksam bunu yapmaktadır

    [16] Goklerin ve yerin Rabbi kimdir?" diye sor (onlara). Ve de ki "Allah(tır)!" (Ve yine) de ki: "Peki, oyleyse (nicin) Allah´ı bırakıp, kendileri icin bile ne bir yarar saglayabilecek ne de bir zararı giderebilecek gucte olmayan seyleri kendinize koruyucular, kayırıcılar olarak goruyorsunuz?" Sor (onlara): "Hic kor olan kimseyle goren kimse bir olur mu? Yahut kopkoyu karanlıkla aydınlık bir tutulabilir mi?" Yoksa onlar Allah´la beraber, O´nun yarattıgına benzer (seyler) yaratan baska tanrısal guclerin var olduguna (gercekten) inanıyorlar da bu (sozde) yaratma eylemi onların gozunde (O´nun yaratma eylemine) benzer mi gorunuyor? De ki: "Her seyin yaratıcısı Allah´tır; ve O´dur, var olan her seyin ustunde mutlak hukumranlık sahibi biricik (Yaratıcı)

    [17] O gokten su indirdiginde ve (kurumus) nehir yatakları(ndan her biri) kendi hacimlerine gore dolup tastıklarında, akıntı yuzeydeki cercopu, tortuyu alır goturur; tıpkı sus esyası ya da alet yapmak icin ateste eritilen (madenlerin), yuzeyinde acıga cıkan kopuklu tortudan arındırılması gibidir bu. Hak ile batılı Allah iste boyle bir benzetmeyle gozonune koyuyor: cunku, gercekten de, tortuysa, cercopse sozkonusu olan, bu, (butun) kopuksu seyler gibi akar gider; ama insanlara yararlı olan seye gelince, o her (zaman oldugu) yerde, sapasaglam ayakta kalır. Allah iste boyle benzetmelerle ortaya koyuyor

    [18] Rableri(nin daveti)ne guzel bir karsılık verenlerle O´na hic karsılık vermeyenlerin durumları. (Bu sonrakiler), yeryuzunde ne varsa, hepsi onların olsa -hatta bunun iki katı- (Hesap Gunu´nde) kurtulmak icin hic suphesiz bunların hepsini gozden cıkarırlardı: Iste hesapların en kotusu boylelerini bekliyor; boylelerinin sonunda varacakları yer de cehennem olacak: o ne kotu bir dinlenme yeri

    [19] Hem, sana Rabbinden her ne ki indirilmisse, hak oldugunu goren kimseyle (bunu goremeyecek kadar) kor olan kimse bir midir? Bu gercegi yalnızca akıl ve sagduyu sahipleri hatırdan cıkarmazlar

    [20] onlar ki Allah´la olan baglantılarına sadakat gosterir, andlasmalarını asla bozmazlar

    [21] ve onlar ki, Allah´ın sıkı tutulmasını buyurdugu (bagları) sıkı tutarlar; Rablerine karsı son derece saygılı ve duyarlı davranır, (O´nun cagrısına sagır kalanları bekleyen) o pek kotu hesaptan korkarlar

    [22] ve onlar ki, Rablerinin teveccuhunu umarak gucluklere gogus gerip, namazda kararlılık gosterirler; kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizli acık baskaları icin harcarlar, kotulugu iyilikle savarlar. Iste, ahirette erisilecek olan nihai huzur boylelerine ozgudur

    [23] (orada) onların, atalarından, eslerinden ve cocuklarından dogru yolu tutan kimselerle birlikte girecegi, huzurla dolup tasan ebedi hasbahceler vardır ki, her kapısından melekler onların yanına varıp

    [24] Size selam olsun! Cunku siz (iyilikte) sebat ettiniz!" (diyecekler). (Hal) boyleyse, ahirette erisilecek olan bu mutlu son ne hos ve ne guzel

    [25] Fakat (yaratılıslarının geregi olan dogal bir) andlasmaya dayanıyor olmasına ragmen Allah´la olan baglantılarını bozup Allah´ın sıkı tutulmasını emrettigi (bagları) kesen ve yeryuzunde bozgunculuk cıkaran kimselere gelince; iste, (Allah´ın) laneti boylelerine yonelmistir; ve (ote dunyada) varılacak yerlerin en kotusu de onlara ayrılmıstır

    [26] Rızkı diledigine bolca, diledigine sınırlı olcude veren Allah´tır. Hal boyleyken, (bol rızık verilenler) dunya hayatıyla sevinirler; oysa, ahiret hayatı yanında dunya hayatı yalnızca gecici bir doyumdan, bir avuntudan ibarettir

    [27] Imdi, (Peygamber´in getirdigi mesajın) dogrulugunu inkar edenler, "Ona Rabbinden mucizevi bir alamet indirilmeli degil miydi?" diyorlar. Sen de soyle de: "Bilin ki, (sapmayı) dileyeni saptıran da, O´na yoneleni Kendisine yaklastıran da, suphesiz Allah´tır

    [28] onlar ki, inanmıslar ve Allah´ı anmakla kalpleri huzur ve doyum bulmustur; cunku bilin ki, kalpler gercekten de ancak Allah´ı anarak huzura erisir

    [29] (Evet,) imana erisen ve durust ve erdemli davranan o kimseler ki, kendileri icin (bu dunyada) huzurlu bir hayat, (ahirette de) varılacak yerlerin en guzeli ayırılmıstır

    [30] Iste boylece (ey Muhammed) seni, kendisinden once nice toplumların gelip gectigi bir (inanmayanlar) toplumu icinden Elci olarak cıkardık ki, sana vahyettiklerimizi onlara okuyup acıklayasın; cunku (bilmezlikleri yuzunden) O Rahman´ı inkar ediyor onlar. De ki: "O´dur benim Rabbim. O´ndan baska tanrı yoktur. Ben O´na guven baglamıs bulunuyorum ve O´na donuktur yonum

    [31] (Onlar) kendisiyle dagların yurutuldugu, yeryuzunun yarılıp acıldıgı, olulerin konusturuldugu (ilahi) bir metin (dinlemis olsalardı ona da inanmazlardı)! Oysa, olacak olan her seye karar verme gucu yalnızca Allah´a aittir. Peki, inananlar hala anlamadılar mı ki, eger Allah oyle olmasını dileseydi butun insanlıgı dogru yola yoneltirdi? Fakat, o hakkı inkara sartlanmıs olanlara gelince, isledikleri kotuluklerden oturu, boylelerinin baslarına her an beklenmedik bir felaket cullanmaktan ya da yurtlarının yanına / yakınına inmekten geri kalmaz, ta ki Allah´ın verdigi soz yerine gelinceye kadar; gercek su ki, Allah verdigi sozu yerine getirmekten asla geri durmaz

    [32] Gercek su ki, senden onceki elcilerle de alay edilmisti; buna ragmen, Biz o hakkı inkara sartlanmıs kimseleri bir sure kendi hallerine bıraktık; ama sonunda kıskıvrak yakaladık. Ve (boylece) Benim cezalandırmam nasıl olurmus, (gorduler)

    [33] Peki, kimdir -elbette O!- yasayan her varlıgı, hak ettigi seye bakarak gorup gozeten? Yine de Allah´a ortak kosuyorlar (oyle mi?). De ki: "Onlara (istediginiz) ismi verin: sanki O´na yeryuzunde bilmedigi bir seyi mi haber verdiginizi sanıyorsunuz? Yoksa sadece sozcuklerle mi oynuyorsunuz?" Hayır, tersine, hakkı inkara sartlanmıs olanların carpık tasavvurları kendilerine guzel gosteriliyor; ve boylece (dogru) yoldan donduruluveriyorlar: ve zaten Allah´ın sapıklık icinde bıraktıgı kimseye yol gosteren bulunmaz

    [34] Boyleleri icin dunya hayatında zaten bir azap vardır; ahiretteki azapsa daha da cetin olacak. Ve onlar Allah´a karsı kendilerini koruyacak kimse de bulamayacaklar

    [35] Allah´a karsı sorumluluk bilinci tasıyan kimselere soz verilen cennet, icinde ırmakların cagıldadıgı (bahceler) gibidir; (fakat dunyadaki bahcelerden fazla olarak) onun urunleri ebedidir; golgelikleri de (oyle). Allah´a karsı sorumluluk bilinci tasıyan kimselerin varacagı yer iste boyle olacaktır; hakkı inkar edenlerin varacagı yerse ates olacak

    [36] Bunun icindir ki, kendilerine bu vahyi bahsettigimiz kimseler (ey Peygamber,) sana indirdiklerimizden oturu sevinir, hosnut olurlar; fakat baska inancların baglıları arasında onun bir kısmının gecerliligini inkar edenler var. (Ey Peygamber, onlara) de ki: "Ben yalnızca Allah´a kulluk etmekle ve O´ndan baskasına tanrısal gucler, tanrısal nitelikler yakıstırmamakla emrolundum: (butun insanlıgı) O´na cagırıyorum ve donusum de O´nadır

    [37] Biz bu (ilahi kelamı) iste boyle Arap dilinde, bir hukum ve hikmet (kaynagı) olarak indirdik. Ve gercek su ki, eger sana (vahyi) bilgi geldikten sonra kalkıp insanların gelgec isteklerine uyarsan, (bil ki) Allah´a karsı ne bir koruyucu ne de bir yardımcı bulabilirsin

    [38] Hic suphesiz, senden once de elciler gonderdik ve onlara da esler ve cocuklar verdik; Allah´ın izni olmadıkca hicbir peygamberin bir mucize gostermesi dusunulemez. Her caga ozgu vahyi bir mesaj vardır

    [39] Allah (onceki mesajlarından) diledigini yururlukten kaldırır, diledigini bırakır, pekistirir, cunku vahyin kaynagı O´nun katındadır

    [40] Imdi, onlara vaad ettigimiz (azabın) bir kısmının (baslarına geldigini) ister sana (saglıgında) gosterelim, ister (bundan once) seni oldurelim, her iki durumda da sana dusen ancak mesajı teblig etmek, duyurmaktır; hesabı gormek ise Bize aittir

    [41] Peki, gormuyorlar mı, yeryuzunu, sahip oldugu en iyi seylerden her gun biraz daha yoksun bırakarak (cezalandırıcı mudahalelerimizle) nasıl yokluyoruz? (Bilmiyorlar mı ki,) Allah hukum verdigi (zaman) O´nun hukmunun onune gececek kimse yoktur; (ve yine bilmiyorlar mı ki) O hesabı pek cabuk olandır

    [42] Bunlardan once yasayan (gunahkar toplum)lar da zındıkca duzenler tasarladılar; fakat en ince ve mahirane duzen, butunuyle, herkesin neyi hak ettigini bilen Allah´a aittir; nitekim, inkarcılar gelecegin kime ait oldugunu yakında gorup ogrenecekler

    [43] Ve hakkı inkara sartlanmıs olan o kimseler, (ey Peygamber, sana): "Sen (Allah tarafından) gonderilmis degilsin!" diyorlar; de ki: "Benimle sizin aranızda sahit olarak Allah yeter; bir de bu ilahi kelamı gercekten anlayan kimse(ler)

    İbrâhîm

    Surah 14

    [1] Elif Lam Ra. Bu, Rablerinin izniyle butun insanlıgı kopkoyu karanlıklardan aydınlıga, O yuceler yucesinin, O her ovguye layık olanın yoluna cıkarasın diye sana indirdigimiz (bir vahiy,) bir ilahi kelamdır

    [2] O Allah(ın yoluna) ki, goklerde ve yerde ne varsa, hepsi O´nundur. Kendilerini bekleyen o cok zorlu azaptan oturu, hakkı inkar edenlerin vay haline

    [3] Onlar ki, dunya hayatını biricik sevgi nesnesi olarak secip onu ahiret (dusuncesine butunuyle) yeg tutarlar; ve baskalarını Allah´ın yolundan cevirip onu egri ve dolambaclı gostermeye calısırlar. Iste cok derin, onulmaz bir sapıklık icinde olan, boyleleridir

    [4] Biz her elciyi, mutlaka kendi halkının diliyle (vahyedilmis bir mesajla) gonderdik ki, (hakkı) onlara acık (ve dolaysız) bir bicimde ulastırabilsin; artık bundan sonra Allah (sapmayı) dileyeni sapıklık icinde bırakır, (dogru yolu tutmayı) dileyeni de dogru yola yoneltir, cunku dogru hukum ve hikmetle edip eyleyen en yuce iktidar sahibi O´dur

    [5] Ve nitekim, Musa´ya ayetlerimizi gonderip kendisine: "Halkını kopkoyu karanlıklardan aydınlıga cıkar ve onlara Allah´ın Gunleri´ni hatırlat!" diye (emrettik). Cunku bu (hatırlatmada), darlıga sonuna kadar gogus germesini ve (Allah´a) yurekten sukretmesini bilen herkes icin mutlaka cıkarılacak dersler vardır

    [6] Hani, Musa (da) halkına (bu dogrultuda): "Allah´ın size bahsettigi nimeti hatırlayın!" demisti, "O sizi Firavun yonetiminin elinden kurtarmıstı; (onlar ki) size dayanılmaz acılar cektiriyor; ogullarınızı bogazlayıp, kadınlarınızı sag bırakıyorlardı: (eger bilirseniz) size Rabbinizden buyuk bir sınamaydı, bu

    [7] Ve (yine hatırlayın ki) Rabbiniz size (soyle) bildirmisti: "(Bana) sukrederseniz, muhakkak ki size kat kat fazla veririm; yok, eger nankorluk ederseniz, bilin ki Benim azabım gercekten cok cetindir

    [8] Ve Musa (soyle) ekledi: "Siz ve (sizinle birlikte) yeryuzunde yasayan baska kim varsa, hepiniz hakkı inkar etseniz dahi, (bilin ki) Allah, yine de her turlu ovguye layık ve mutlak anlamda Kendine yeterli (Biricik Tanrı)dır

    [9] Sizden once gelip gecen (inkarcı toplum)ların basına gelenlerden hic haberiniz olmadı mı; Nuh kavminin, ´Ad ve Semud kavimlerinin ve onlardan sonra gelip gecen daha nicelerinin? Onlar(ın basına gelenleri) Allah´tan baska kimse bilmez. Onlara da kendileri icin gorevlendirilmis olan elciler, hakkı butun acıklıgıyla gosteren delillerle gelmislerdi; fakat onlar, ellerini saskınlıkla agızlarına goturup "Biz, sizinle gonderildigini iddia ettiginiz mesajın hak olduguna inanmıyoruz" dediler, "ve dogrusu bizi cagırdıgınız sey(in mahiyetin)den yana ciddi bir suphe ve saskınlık icindeyiz

    [10] Bu toplumlara gonderilen elciler: "Hic, goklerin ve yerin yaratıcısı olan Allah(ın varlıgından, birliginden) suphe edilebilir mi?" dediler, "Sizi (gecmisteki) gunahlarınızdan oturu bagıslamak ve size (belirledigi) bir sure (bitince)ye kadar muhlet vermek uzere (dogru yola) cagıran O´dur! (Ama) onlar: "Sizler bizim gibi olumlu insanlardan baska kimseler degilsiniz!" diye cevap verdiler, "Bizi, atalarımızın tapınageldigi seylerden uzaklastırmak istiyorsunuz; madem oyle, o zaman (Allah´ın elcileri oldugunuza dair) acık bir delil getirin bize

    [11] Elcileri onlara: "Dogru, biz de sizler gibi sadece olumlu kimseleriz" diye cevap verdiler, "ama iste Allah nimetini kullarından diledigine bahseder. Ayrıca, Allah´ın izni olmadıkca, (gorevimiz hakkında) bir delil getirmek bizim harcımız degildir. Bu hususta inananlar yalnızca Allah´a guvenmelidirler

    [12] Hem, izledigimiz yolu bize gosteren Allah olduguna gore, artık nasıl guvenmeyebiliriz ki O´na? "Bunun icindir ki, bize cektirdiklerinize mutlaka gogus gerecegiz; cunku bir kere Allah´a guven baglamıs olanlar sonuna kadar O´na guvenmekte devam edeceklerdir

    [13] Ama hakkı inkar eden toplumlar, elcilerine soyle dediler: "Ya bizim yolumuza donersiniz, ya da kesinlikle sizi ulkemizden surup cıkarırız!" Bunun uzerine Rableri elcilerine: "Biz bu zalimleri mutlaka tepeleyecegiz!" diye vahyetti

    [14] Ve onlar yok olup gittikten sonra yeryuzune elbette sizi yerlestirecegiz: bu (vaad) Benim makamıma karsı saygı ve sakınma gosteren ve tehdidimden korkan kimseler icindir

    [15] Ve (elciler) hakkın zafere ulasması icin (Allah´a) niyaz ettiler. Ve (boylece) hakkın o inatcı ve zorba dusmanlarının hepsi (sonunda) yok olup gittiler

    [16] Bunlardan her birini cehennem beklemektedir; ve orada her birine azapla agulanmıs sudan icirilecek

    [17] onu (icecek olan) yutkunacak, yutkunacak ama bir turlu yutamayacaktır. Ve orada insanı olum her yandan kusatacak, ama insan, kendisini daha zorlu bir azap beklediginden, bir turlu olemeyecek

    [18] Rablerini inkara sartlanmıs olanların yapıp ettikleri, fırtınalı bir gunde ruzgarın hısımla sacıp savurdugu kule benzemektedir; boyleleri kazandıkları (iyi) seylerden (de ahirette) hicbir yarar saglayamazlar: cunku (Allah´a karsı sergiledikleri) bu (inkarcı tutum) sapıklıkların en kotusudur

    [19] Gormuyor musun(uz), gokleri ve yeri belli bir (icsel) gerceklige gore yaratan Allah´tır? Dilerse sizi ortadan kaldırır ve (yerinize) yeni bir yaratılmıslar toplulugu getirir

    [20] ve bu Allah icin zor da degildir

    [21] Ve (o Yargı Gunu´nde insanların) hepsi Allah´ın huzuruna cıkacaklar; iste o zaman, zayıf olanlar bir vakitler buyukluk taslamıs olanlara: "Bakın, bizler sizin izleyicilerinizdik" diyecekler, "o halde simdi bizden Allah´ın azabını biraz olsun savabilecek gucte misiniz?" (Otekiler buna soyle) cevap verecekler: "Eger Allah bize (kurtulus) yolu(nu) gosterirse, suphesiz, biz sizi de pesimizden surukleriz; fakat, gorebildigimiz kadarıyla, simdi artık sızlansak da, (hak ettigimiz azaba) katlansak da, hepsi bir: bizim icin artık kurtulus yok

    [22] Ve her sey olup bittikten, hukum yerine geldikten sonra Seytan: "Gercek su ki, Allah size gerceklesmesi kacınılmaz bir soz vermisti! Bense (her fırsatta) size birtakım sozler verdim ama sizi hep yuzustu bıraktım. Yine de benim sizin uzerinizde gercekte bir nufuzum yoktu: Sizi sadece cagırıyordum; siz de (bu cagrıya) icabet ediyordunuz. Bunun icindir ki, beni suclamayın, yalnızca kendinizi suclayın. Ne ben sizin imdadınıza yetisecek durumdayım; ne de siz benim imdadıma yetisebilecek kimselersiniz; cunku, bakın ben, sizin vaktiyle beni (Allah´a) ortak kosmanızda bir dogruluk payı oldugunu her zaman reddetmisimdir". Dogrusu, tum zalimleri cok can yakıcı bir azap beklemektedir

    [23] Ama imana erisip dogru ve yararlı isler yapanlar, icinde derelerin, ırmakların cagıldadıgı hasbahcelere sokulacaklar; ve orada Rablerinin izniyle, "Selam!" ile karsılanıp yasıyacaklar

    [24] Allah´ın, guzel, dogru bir soz icin nasıl bir misal verdigini gormuyor musun(uz)? Koku sapasaglam, dalları goge dogru uzanan guzel, diri bir agac gibi(dir o)

    [25] ki, Rabbinin izniyle her mevsim meyvesini verip durur. Allah insanlara (iste boyle) misaller veriyor ki, (degismeyen gercegi) dusunup kendilerine ders cıkarsınlar

    [26] Ve cirkin bir sozun durumu ise, koku topragın ustune cıkarılmıs, butunuyle kararsız, dayanıksız curuk bir agacın durumuna benzer

    [27] Allah, imana erisenlerin durumunu sapasaglam ve dosdogru bir sozle, hem dunya hayatında ve hem de ahirette saglamlastırır; haksızlık yapanları ise, Allah sapıklık icinde bırakır; cunku Allah diledigini yapar

    [28] Hakkı inkar tavrını Allah´ın nimetine yeg tutup (bu tutumlarıyla) kavimlerinin onunde o yıkım yurdunun yolunu acan kimseleri gormuyor mu(sunuz)

    [29] (O yıkım yeri,) katlanmak zorunda kalacakları cehennemdir: Ne kotu bir konaklama yeridir orası

    [30] Cunku, onlar Allah´a rekabet edebilecek guclerin var oldugunu vehmettiler ve sonuc olarak O´nun yolundan saptılar. De ki: "(Bu dunyada) avunup durun bakalım, nasıl olsa yolunuzun sonu ates olacak

    [31] (Ve) imana erisen kullarıma da soyle, hicbir pazarlıgın, dostlugun, arkadaslıgın olmayacagı o Gun gelip catmadan once, salatta devamlı ve duyarlı olsunlar; kendilerine rızık olarak verdigimiz seylerden (Bizim yolumuzda) gizli acık harcasınlar

    [32] (Ve hatırlayın ki) Allah´tır gokleri ve yeri yoktan var eden; gokten su indirip onunla size rızık olsun diye urunler cıkaran; baglı kıldıgı yasalar uyarınca denizde seyretmek uzere gemileri hizmetinize veren; ve sizi nehirlerden yararlandıran

    [33] ve her ikisi de kendi yorungelerinde seyreden gunesi ve ayı sizin (yararlanmanız) icin (koydugu yasalara) baglı kılan; ve gece ile gunduzu (yine) sizin (yararlanmanız) icin (koydugu yasalara) baglı tutan

    [34] Ve size kendisinden isteyebileceginiz her turlu seyden (bazısını) veren O´dur; (oyle ki) Allah´ın nimetlerini saymaya kalksanız sayamazsınız. (Yine de) insanoglu zulmunde pek ısrarlı, nankorlugunde pek inatcıdır

    [35] Hani, Ibrahim: "Ey Rabbim!" demisti, "Bu beldeyi emin kıl; beni ve cocuklarımı putlara tapmaktan ebediyyen uzak tut

    [36] Cunku, ey Rabbim, bu (tapınma nesneleri) gercekten, insanlardan pek cogunu yoldan cıkardı! "Bunun icindir ki, (yalnızca teblig ettigim dinde) bana uyan kimse gercekten bendendir; bana bas kaldırana gelince, suphesiz Sen cok acıyan, esirgeyen gercek bagıslayıcısın

    [37] Ey Rabbimiz! Soyumdan bazılarını ekilebilir topragı olmayan bir vadiye, Senin kutsal evinin yakınına yerlestirdim ki, ey Rabbimiz, salatı devamlılık ve duyarlılık icinde yerine getirsinler; oyleyse, insanların kalplerini onlara dogru meylettir; ve onlara verimli, bereketli rızıklar bahset ki sukretsinler

    [38] Ey Rabbimiz! Suphesiz, gizledigimizi de, acıga vurdugumuzu da bilen Sensin: Cunku yerde ve gokte olan hicbir sey Allah´tan gizli kalmaz

    [39] En icten ovguler, kocamıs halimle bana Ismail ile Ishak´ı armagan eden Allah´a ozgudur! Duaları, yakarısları isiten elbette benim Rabbimdir

    [40] (O halde) Ey Rabbim, beni ve soyumdan gelen insanları salatta devamlı ve duyarlı kıl! "Ve, ey Rabbimiz, bu duamı kabul buyur

    [41] Rabbimiz! Hesabın gorulecegi Gun, beni, anamı babamı ve butun muminleri bagısla

    [42] Sakın, Allah´ı zalimlerin edip eyledigi seylerden habersiz sanma; O sadece, onlara, gozlerin dehsetle bakakalacagı Gun´e kadar zaman tanımaktadır

    [43] O Gun onlar, basları (bir medet ararcasına) yukarı kalkık, bakısları kendi hallerini goremeyecek kadar carpılmıs, ve kalpleri bombos, oradan oraya kosusup dururlar

    [44] Bunun icindir ki, insanları, azabın baslarına gelecegi Gun icin uyar; o Gun ki, zulmedenler: "Ey Rabbimiz!" derler, "Bize kısa bir sure daha ver ki Senin cagrına icabet edelim; Senin elcilerine uyup peslerinden gidelim!" (Fakat Allah da onlara:) "Siz bir vakitler kıyamet gibi, ceza gibi bir seyin sizin icin sozkonusu olmadıgına yemin edip durmuyor muydunuz?" (diye karsılık verecektir)

    [45] Ustelik, (sizden once) kendilerine yazık edenlerin (bir vakitler) yasamıs oldukları yerlerde yasıyordunuz ve onlara neler yaptıgımız da size acıklanmıstı; ve size (gunahkarların baslarına gelenler hakkında, kıyamet ve ceza hakkında) pek cok misaller de vermistik

    [46] (Hal boyleyken,) onlar yine de, curuk ve asılsız tasarımlara dayanan oyunlarını oynamaya devam etmekteler; oysa, onların butun oyunları, butun duzenleri Allah´ın bilgisi icindedir. (Kafirler hakikat karsısında asla basarıya ulasamazlar) velev ki bu oyunları dagları yerinden oynatacak kadar (yetkince kurgulanmıs veyahut guclu kuvvetli) olsun

    [47] Bunun icindir ki, sakın, Allah´ın, elcilerine verdigi sozden donecegini sanma; cunku, mutlak oc alıcı kudreti elinde tutan en yuce iktidar sahibi elbette Allah´tır

    [48] Yerin baska bir yere, gogun baska bir goge donusturulecegi ve (butun insanların) var olan her seyin ustunde hukumran olan O Tek Ilah´ın, Allah´ın huzuruna cıkacakları Gun (O´nun sozu gerceklesecektir)

    [49] O Gun, butun sucluları zincirlerle, bukagılarla birbirlerine baglanmıs olarak goreceksin

    [50] giysileri katrandan olacak ve yuzlerini ates buruyecek

    [51] (Butun bunlar,) Allah herkese (hayatta) elde ettigi seyle karsılık verecegi icin (boyle)dir. Gercekten de, hesapta cabuk olan Allah´tır

    [52] Butun insanlıga bir mesajdır bu. Oyleyse artık onunla uyarı bulsunlar; ve bilsinler ki, Tek Ilah O´dur; ve sagduyu sahipleri de bunu akıllarında tutsunlar

    Hicr

    Surah 15

    [1] Elif-Lam-Ra. Bunlar ilahi kitabın -kendisi acık olan ve hakkı acıkca gosteren bir ilahi okuma metninin- ayetleridir

    [2] Bir vakit gelecek ki, (simdi) bu gercegi inkara kalkısanlar, keske (dunya hayatındayken) Allah´a boyun egip teslim olsaydık diye yerinecekler

    [3] (Simdi) kendi hallerine bırak onları, yiyip (icsinler), avunsunlar; bu arada (bos hazların) umudu aldatıp oyalasın onları; nasıl olsa gunu gelince (gercegi) ogrenecekler

    [4] Biz, cunku, hicbir toplumu, (onceden) ilahi bir kelamdan butunuyle haberli kılmadan helak etmedik

    [5] (Ve zaten) hicbir ummet kendisi icin belirlenmis surenin bitimini one alamayacagı gibi erteleyemez de

    [6] (Hal boyleyken, hakkı inkar edenler, yine de): "Ey kendisine (sozde) uyarıcı/hatırlatıcı bir mesaj indirilen kisi; sen dupeduz bir mecnunsun!" diyorlar

    [7] Dogru sozlu biriysen, bize melekleri getirsene

    [8] (Oysa,) Biz melekleri ancak hakk(ın iktizası) olarak indiririz; ve o zaman da artık (ilahi mesajı reddetmeleri yuzunden cezayı hak edenler) asla geri bırakılmazlar

    [9] Kimsenin kuskusu olmasın ki, bu uyarıcı/hatırlatıcı mesajı, ayet ayet Biz indirdik: ve yine kimsenin kuskusu olmasın ki, (butun tahriflerden) onu yine Biz koruyacagız

    [10] Gercek su ki, (ey Peygamber,) senden once de gelip gecmis ayrı ayrı topluluklara (elciler) gonderdik

    [11] onlara hicbir elci gelmedi ki, o´nunla alay etmesinler

    [12] Biz (mesajımızdan yana) bu (alaycı tutumu), iste boylece, o gunaha gomulup gitmis kimselerin yureklerine sokarız

    [13] onceki (zalim)lerin izledigi yol (ve bu yolda baslarına gelenler) de nicedir gozlerinin onunde oldugu halde buna inanmazlar

    [14] Hatta onlara gokten bir kapı acsaydık ve oraya biteviye yukseliyor olsalardı

    [15] kuskusuz, o zaman da: "Bizim dupeduz gozlerimiz baglandı!" diyeceklerdi, "Demek ki, buyulenmis kimseleriz biz

    [16] Gercekten de, Biz gokyuzune buyuk takım yıldızları serpistirdik ve onları, seyredenler icin susleyip bezedik

    [17] Ve onları kovulmus her turlu seytani guce karsı koruma altına aldık

    [18] oyle ki, ((gogun) sırlarını) calmaya kalkısacak olan(lar)ın ardına hemen parlak bir alev takılır

    [19] Ve yeryuzunu yayıp uzerine yerinden oynatılmaz daglar yerlestirdik; ve orada (hayatın) her turunun dengeli bir bicimde buyuyup boyvermesini sagladık

    [20] Ve yine orada hem sizin icin, hem de rızkı size baglı olmayan oteki butun canlılar icin gecim vasıtaları sagladık

    [21] Cunku hicbir sey yoktur ki, kaynagı Bizim katımızda olmasın; ve Biz hicbir sey indirmeyiz ki, kusursuzca belirlenmis bir olcuye, bir uyuma dayanmasın

    [22] (Bitkileri) dollendirmek, bereketlendirmek icin ruzgarları gonderiyor; ve ayrıca, susuzlugunuzu gidermek icin gokten su indiriyoruz; yoksa onun kaynagını elinde tutan siz degilsiniz

    [23] Ve muhakkak ki, hayatı bahseden de, olume hukmeden de Biziz; ve gecici olan gocup gittikten sonra her seyin sahibi olarak kalacak olan yine Biziz

    [24] Muhakkak ki, Biz sizden once gecip gidenleri de (her halleriyle) biliyoruz, sizden sonra gelecek olanları da elbet biliyoruz

    [25] Ve kuskusuz, (Hesap Gunu´nde) onların hepsini bir arada toplayacak olan senin Rabbindir; gercekten de her seyin aslını bilen, dogru hukum ve hikmetle edip eyleyen O´dur

    [26] Gercek su ki, Biz insanı ses veren balcıktan, bicim verilebilir, ozlu, kara bir balcıktan yarattık

    [27] Gorunmeyen yaratıkları ise, ondan (cok) once, yakıcı/bunaltıcı yellerin atesinden yaratmıstık

    [28] Ve hani, Rabbin meleklere: "Haberiniz olsun, Ben bicim verilebilir ozlu kara balcıktan bir olumlu varlık yaratacagım" demisti

    [29] Ona belirli bir bicim verip de ruhumdan ufledigim zaman onun onunde yere kapanın

    [30] Bunun uzerine meleklerin hepsi topluca yere kapandılar

    [31] yalnızca Iblis (buna katılmadı); yere kapananlarla birlikte olmaya yanasmadı o

    [32] Ey Iblis!" diye buyurdu Allah, "Seni yere kapananlarla beraber olmaktan alıkoyan sebep ne

    [33] Ses veren bir balcıktan, bicim verilmis ozlu bir camurdan yarattıgın olumlu bir varlıgın onunde yere kapanmak bana yakısmaz!" diye karsılık verdi (Iblis)

    [34] Cık git oyleyse bu (meleki makam)dan!" diye buyurdu O; "Cunku, sen artık kovulmus birisin

    [35] Ve bil ki, Hesap Gunu´ne kadar lanet(im) pesinde olacak

    [36] Madem oyle, ey Rabbim," dedi (Iblis), "bana olumden kalkılacagı Gun´e kadar zaman tanı

    [37] Pekala, oyle olsun:" diye buyurdu O, "kendilerine zaman tanınanlardan biri olacaksın

    [38] (tabii,) vakti (ancak Benim tarafımdan) bilinen o Gun´e kadar

    [39] (Bunun uzerine Iblis:) "Beni yolun dısına attıgın icin, ben de, kuskusuz, yeryuzunde (kotulukleri) onlara susleyip bezeyecegim ve muhakkak ki onların hepsini ayartıp yoldan cıkaracagım

    [40] Yalnızca Senin gercek kulların bunun dısında (kalacak)

    [41] Benim icin, dogru yol budur:" dedi O

    [42] aslında, (zaten) yoldan cıkmıs olup da (kendi iradeleriyle) senin pesine takılanların dısında, Benim kullarım uzerinde senin bir nufuzun olmayacaktır

    [43] Berikilerin hepsi icin vaad edilen varıs yeri, muhakkak ki, cehennemdir

    [44] o cehennem ki, yedi kapıdan girilir; her kapıdan onlardan (gunahlarının niteligine gore) ayrı bir kafile halinde

    [45] Allah´a karsı sorumluluk bilinci tasıyan kimseler ise, onlar (kendilerini) hasbahceler icinde gozelerin, kaynakların basında (bulacaklar)

    [46] Esenlik ve guvenlik icinde girin oraya!" (sozleriyle karsılanacaklar orada)

    [47] (O zaman) Biz onları iclerinde (kalmıs) olabilecek nahos duygu ve dusuncelerden arındıracagız ve (boylece) birbirleriyle kardes olarak mutluluk tahtları uzerinde karsı karsıya oturacaklar

    [48] Orada (bu esenlik, bahtiyarlık icinde) yorgunluk, bitkinlik ilismeyecek onlara; ve oradan asla cıkarılmayacaklar

    [49] Kullarıma, acıyan, esirgeyen gercek bagıslayıcının Ben oldugumu anlat

    [50] en can yakıcı azabın da Benim azabım oldugunu

    [51] Ve onlara, (yine) Ibrahim´in konuklarını anlat

    [52] Hani, o´nun yanına geldiklerinde o´na: "Sana selam olsun!" demisler; o da onlara: "Biz sizden korkuyoruz!" diye cevap vermisti

    [53] (Bunun uzerine) onlar: "Yo, korkma! Biz sana, kendisine derin ve dogru bilgi bahsedilmis bir oglun olacagını mujdelemeye geldik

    [54] Uzerime yaslılık cokmus oldugu halde, bana boyle bir mujde veriyorsunuz, oyle mi?" diye sordu (Ibrahim), "Peki, hangi (beklenmedik) seyle mujdeliyorsunuz beni

    [55] Seni gerceklesmesi kacınılmaz olan bir seyle mujdeliyoruz; onun icin sakın umut kesenlerden olma!" dediler

    [56] (Ibrahim:) "Rabbinin rahmetinden, busbutun yolunu sasırmıs olanlardan baska kim kesebilir ki umudunu?" dedi

    [57] Ve ekledi: "(Bana baska) bir diyeceginiz var mı, ey (yuce makamın) elcileri

    [58] Biz, dogrusu, gunaha gomulup giden (helak edilecek) bir topluma gonderildik" diye cevap verdiler

    [59] Lut´un ailesi bu hukmun dısında; onların hepsini, eksiksiz kurtaracagız

    [60] bir tek, (Allah´ın, hakkında:) ´Biz geride kalanların arasında olmasını ongorduk!´ (dedigi, Lut´un) karısı bunun dısında

    [61] Ve elciler, Lut´un evine gelince

    [62] (Lut onlara): "Dogrusu, siz (burada) tanınmayan kimselersiniz!" dedi

    [63] Onlar da: "Evet, fakat biz sana, (kotulukten yana olanların) suphe edip durdukları sey(i duyurmak) icin geldik" diye cevap verdiler

    [64] ve sana (gerceklesmesi kacınılmaz olan) hakkı getirdik; cunku, kusku yok ki, biz dogruyu soyluyoruz

    [65] Bu durumda artık sen, ailenle birlikte gecenin bir vaktinde yola koyul; sen onları geriden takip et; sizden hic kimse arkasına bakmasın; yalnızca emredildiginiz yone dogru ilerleyin

    [66] Ve (elcilerimiz aracılıgıyla) o´na su hukmu teblig ettik: "Bu (gunahkar)ların son kalıntıları da sabaha varmadan silinip ortadan kaldırılacaktır

    [67] Bu arada, sehir halkı sevinerek (Lut´a) geldiler

    [68] (Lut) seslendi: "Bakın, bunlar benim konuklarım;" dedi, "beni utandırmayın

    [69] Allah´tan korkun da beni rusvay etmeyin

    [70] Cevap verdiler: "Biz sana insanlarla gorusmeyi, (onlara kol kanat germeyi) yasaklamamıs mıydık

    [71] (Lut:) "(Niyetli oldugunuz seyi) ille yapacaksanız," dedi, "iste bunlar benim kızlarım, (onları alın)

    [72] (Fakat melekler Lut´a:) "Canı sagolasıca!" dediler, "(Onlar bu durumda seni hic dinlerler mi?) Baksana, (sehvetten) gozleri donmus, korcesine sendeleyip, oteye beriye sarkıntılık yapıp duruyorlar

    [73] Ve derken, tan yeri agarırken, (hak ettikleri azabın) gurultusu apansız yakaladı onları

    [74] ve boylece (bu gunahkar sehirlerin) altını ustune getirdik; belirlenmis cezanın infazı icin uzerlerine puskurtu halinde sert taslar yagdırdık

    [75] Suphesiz, butun bunlarda, isaretlerden anlam cıkarmasını bilen kimseler icin cıkarılacak nice dersler vardır

    [76] Cunku, gercekten de (sozu gecen) bu (sehirler) bugun hala yerinde durmakta olan bir yol uzerindeydiler

    [77] Suphesiz, butun bunlarda (Allah´a) inanan kimseler icin cıkarılacak bir ders vardır

    [78] (Medyen´in) agaclı vadilerinin sakinleri de, dogrusu, ıslah olmaz zalim kimselerdi

    [79] Ve bu yuzden onları da hak ettikleri cezaya ugrattık. Gercek su ki, sozu gecen her iki (gunahkar toplum) da, (bugun dahi) gorulebilen bir ana yol uzerinde yasamaktaydılar

    [80] Ve (benzer bicimde), Hicr halkı da (Bizim) gonderdiklerimizi yalanlamaya kalkıstılar

    [81] Oysa, onlara mesajlarımızı bahsetmistik; ne var ki, onlara inatla sırt cevirdiler

    [82] guya, dagları yontarak kendilerine guvenli konutlar yapıyorlardı

    [83] ama sonunda, (bir) sabah erkenden onları da (hak ettikleri azabın) gurultusu apansız yakalayıverdi

    [84] ellerine gecirdikleri (guc) kendilerine bir yarar saglamadı

    [85] Imdi, (unutma ki,) Biz gokleri ve yeri ve bu ikisi arasında var olan her seyi, onları (icsel) bir gerceklige baglı kılmadan yaratmadık; (Bu gercegin butunuyle apacık ortaya cıkacagı) Saat mutlaka gelecektir. Bunun icindir ki, (insanların kusurlarını) guzel, katıksız bir olgunlukla karsıla

    [86] cunku, senin Rabbindir, her seyin ozunu bilen ve her seyin gercek ve mutlak Yaratıcısı

    [87] Ve gercek su ki, Biz sana sık sık tekrarlanan (ayetlerden olusan) yedili (bir sure) bahsettik ve (boylece senin onune) yuce Kur´an´ı (acıp serdik)

    [88] (O halde, hakkı inkar eden) birtakım kimselere verdigimiz dunyevi zenginliklerden yana gozunu cevirme. Ve (seni umursamıyorlar diye) onlar icin uzulme; fakat muminlere kol kanat ger

    [89] ve de ki: "Haberiniz olsun, ben (Allah´ın vaad ettigi) acık sozlu uyarıcıyım

    [90] (Bir ilahi kelam bagısladık sana), tıpkı onu (sonradan) bolup parcalayanlara indirdigimiz gibi

    [91] iste onlar, (simdi) Kur´an´ı da tutarsız, insicamsız bir anlam (demeti) olarak gostermek istiyorlar

    [92] Rabbine andolsun ki, onların hepsini (Hesap Gunu´nde) sorgulayacagız

    [93] (hem de) butun yapıp ettiklerini hesaba katarak

    [94] Oyleyse artık, sana (acıklaman) emredilen seyi acıkca ortaya koy ve Allah´tan baskasına tanrısal nitelikler yakıstıran o kimseleri kendi hallerine bırak

    [95] cunku, ilahi mesajı kucumseyen, onunla alay edenlere karsı Biz sana yeteriz

    [96] o kimseler ki, Allah´la beraber baska tanrısal guclerin de var oldugunu vehmediyorlar; ama nasıl olsa, (gercegin ne oldugunu) yakında ogrenecekler

    [97] Soyledikleri (karalayıcı) seylerden oturu icinin daraldıgını kuskusuz, biliyoruz

    [98] Fakat sen yine de Rabbinin yuceligini, sınırsız kudret ve kemalini ovguyle an; (O´nun huzurunda) teslimiyet icinde yere kapanan kimselerden ol

    [99] ve olum sana erisinceye kadar Rabbine kulluk et

    Nahl

    Surah 16

    [1] Allah´ın buyrugu (mutlaka) yerine gelecektir: oyleyse artık onun tez gelmesini istemeyin! O, sınırsız kudret ve kemaliyle, insanların tanrısal nitelikler yakıstırarak kendisine ortak kostukları her seyden, herkesten ustundur, yucedir

    [2] O (ki,) kullarından diledigine: "(butun insanları) uyarın ki, Benden baska tanrı yok, oyleyse Bana karsı kendinizi uyanık bir bilinc ve duyarlık icinde tutun!" buyrugunu ulastırmaları icin melekleri vahiyle indirir

    [3] O (ki,) gokleri ve yeri (icsel) bir gerceklik, (sasmaz bir duzen) uzere yaratmıstır; insanların tanrısal nitelikler yakıstırarak kendisine ortak kostukları her seyin, herkesin ustunde, otesindedir O

    [4] O, insanı (sadece) bir sperm damlasından yarattı; ama yeri gelince, bu aynı yaratık, dusunme ve karsı cıkma gucuyle donatılmıs oldugunu hemen ortaya koyuyor

    [5] Ve evcil hayvanları da yarattı O: o hayvanlar ki, kendilerinden, pek cok yararları yanında, sizi ısıtan giysiler, besleyen yiyecekler elde ediyorsunuz

    [6] aksam eve getirirken, sabah otlaga cıkarırken onlarda bir guzellik bulursunuz

    [7] Kendinizi buyuk sıkıntılara sokmadan varamayacagınız nice yerlere yukunuzu onlar tasır. Rabbiniz gercekten cok sefkatli, cok merhametlidir

    [8] Ve binmeniz icin atları, katırları, merkepleri, (hayatı susleyen) nakıslar, bezekler olarak O yarattı; O, bilmediginiz daha neler neler yaratmaktadır

    [9] Ve (sizin yaratıcınız O oldugu icin) size yolun dogrusunu gostermek de Allah´a duser; cunku o yoldan sapıp da yolunu kaybeden (cok insan) var. Oysa, Allah dileseydi sizin hepinizi dogru yola cıkarırdı

    [10] O´dur gokten suyu indiren; oyle ki, hem siz icersiniz o sudan, hem de, hayvanlarınızı otlattıgınız cayır cimen

    [11] onunla Allah sizin icin ekin(ler), zeytin ve hurma agacları, uzumler ve her turden (daha) nice urunler bitirmektedir: dikkat edin, butun bunlarda, dusunen insanlar icin mutlaka bir ders vardır

    [12] Ve geceyi gunduzu sizin (yararlanmanız) icin (koydugu yasalara) boyun egdirmistir O; gunes ve ay ve butun yıldızlar, hepsi O´nun buyruguna boyun egmislerdir: dikkat edin, butun bunlarda, suphesiz, aklını kullanan kimseler icin cıkarılacak dersler vardır

    [13] Ve sizin icin yeryuzunde yarattıgı butun o rengarenk (guzel) seyler: iste bunlarda da anıp da hatırda tutmasını bilen kimseler icin elbette cıkarılacak bir ders/bir mesaj vardır

    [14] Ve yemek icin taze et, takınmak icin degerli taslar cıkarasınız diye denizi; ve denizin ustunde suları yararak yol aldıgını gordugunuz gemileri, O´nun comertliginden belki bir pay ararsınız ve sukredersiniz diye (koydugu tabii yasalara) baglı kılan O´dur

    [15] Ve sizi sarsmasın diye arza yerinden oynatılmaz daglar; ve yolunuzu bulasınız diye nehirler, yollar yerlestirdi

    [16] ve daha (nice) isaretler: (soz gelimi) yıldızlar (ki, onlar)la da insanlar yollarını bulmaktadırlar

    [17] O halde, (dusunun, butun bunları) yaratan (Allah), hicbir sey yaratamayan herhangi bir (varlıkla) kıyaslanabilir mi? Hala aklınızı basınıza toplamayacak mısınız

    [18] Allah´ın nimetlerini saymaya kalksanız, asla boyle bir isin altından kalkamazsınız! Gercek su ki, cok acıyan cok esirgeyen gercek bagıslayıcı elbette Allah´tır

    [19] Cunku neyi ki gizliyor ve neyi ki acıga vuruyorsanız, hepsini bilen Allah´tır

    [20] Allah´tan baska o yalvarıp yakardıklarınıza gelince -bunların kendileri yaratılmıs varlıklar olduklarına gore- hicbir sey yaratamazlar

    [21] hayatı hic tatmamıs olulerdir onlar; ne zaman diriltileceklerini de bilmezler

    [22] Sizin tanrınız Tek Tanrıdır; ne var ki, ahirete inanmayanların kalpleri bu (gercegi), bos bir kibir yuzunden, kabule yanasmıyor

    [23] Hic kuskusuz, onların gizlediklerini de, acıga vurduklarını da Allah tastamam bilmektedir: kesin olan su ki O, kendini buyukluk duygusuna kaptıranları asla sevmez

    [24] Boylelerine: "Rabbiniz ne indirdi!" diye sorulsa, "Eskilerin masallarını/efsanelerini!" derler

    [25] Boyle yapmakla, Kıyamet Gunu´nde kendi gunahlarının yukunu butunuyle, yoldan cıkardıkları bilgisiz kimselerin yukunu de kısmen uzerlerine almıs olurlar. Bir bilseniz, bu yuklendikleri ne kotu bir yuktur

    [26] Onlardan once gelip gecenler de birtakım zındıkca duzenler kurmuslardı; ama iste, Allah onların kurdugu yapıları temellerinden cokertti; oyle ki, tavanları baslarına yıkıldı ve nereden geldigini daha anlamadan azap apansız yakalayıverdi onları

    [27] Sonra Kıyamet Gunu´nde (Allah), "Hani nerede, o ugruna (dogru yoldan) ayrı dustugunuz duzmece tanrılarınız!" diyerek onları(n hepsini) rusvay edecektir. Kendilerine (dunya hayatında) bilgi verilmis olanlar: "Bugun" diyecekler, "rusvaylık da, bedbahtlık da hakkı inkar edenler icindir

    [28] onlar ki, kendi kendilerine zulum hali icindeyken melekler canlarını almıstı!" Boyleleri nihayet (hesap vermeye cagırıldıklarında): "Kotu bir sey yapma(k isteme)mistik biz!" (diyerek) boyun egme tavrı takınacaklar. (Fakat onlara;) "Hayır!" (diye karsılık verilecek,) "Muhakkak ki, yapıp ettiginiz her seyi Allah eksiksiz biliyor

    [29] Haydi, girin kapılarından bakalım, icinde kalıp duracagınız cehennemin! Gercekten de, ne kotu olacak (o gun), kendilerini bos yere buyukluk duygusuna kaptırmıs olanların dustugu durum

    [30] Ama Allah´a karsı sorumluluk bilinci tasıyanlara: "Rabbiniz ne indirdi?" diye soruldugunda, onlar: "Katıksız iyiligi!" diye cevap verirler. Iyilikte devamlı olanlar bu dunyada iyilik bulacaklardır; boylelerinin ote dunyada tutacakları yurt cok daha hayırlı olacaktır. Ne guzel bir yurt, Allah´a karsı sorumluluk bilinci tasıyanların yurdu

    [31] Iclerinde derelerin, ırmakların cagıldadıgı ebedi mutluluk, esenlik bahcelerine girecekler ve orada gonullerinin cektigi her seyi bulabilecekler. Allah, Kendisine sorumluluk bilinciyle baglananları iste boyle odullendirecektir

    [32] Onlar ki, bir arınmıslık hali icindeyken melekler, "Size selam olsun, (hayattayken) yaptıklarınızdan oturu girin cennete!" diyerek canlarını alırlar

    [33] (Hakkı inkar edenler) yalnızca meleklerin kendilerine gorunmesini ya da Allah´ın nihai yargısının gerceklesmesini mi bekliyorlar? Onlardan once gelip gecen (gunahkar) toplumlar da boyle yaptı; ve (helak edildikleri zaman) onlara zulmeden Allah degildi; tersine onlar kendi kendilerine zulmettiler

    [34] Oyle ki, isledikleri kotulukler kendi baslarına yıkılmıs, alay edip durdukları sey onları cepecevre kusatmıstı

    [35] Allah´tan baskalarına tanrısal nitelikler yakıstıran kimseler: "Eger Allah dileseydi," diyorlar, "ne biz, ne de atalarımız O´ndan baska hicbir seye kulluk etmez, O´nun buyrugu hilafına hicbir seyi yasaklamazdık." Onlardan once gelip gecen (inkarcılar) da tıpkı boyle demislerdi; peki, bu durumda elcilere, (kendilerine indirilen mesajı) acık acık bildirmekten baska ne duser

    [36] Gercek su ki, Biz her toplumun icinden, "Allah´a kulluk edin, ser guclerden kacının!" (mesajıyla gonderdigimiz) bir elci cıkardık. O (gecmis nesil)lerden bir kısmını Allah hidayetiyle dogru yola yoneltti; bir kısmı da sapıklık icinde bırakılmaya mustehak oldular: O halde, simdi, yeryuzunde dolasın ve hakkı yalanlayanların sonunun nasıl oldugunu gorun

    [37] Imdi, sen (o hakkı inkarda ısrarlı olanların) dogru yola erismelerini tutkuyla istesen de, (bil ki,) Allah, sapıklık icinde kalmalarına hukmettigi kimseleri dogru yola eristirmez; ve boyleleri (Kıyamet Gunu´nde) kendilerine yardımcı da bulamayacaklardır

    [38] Ustelik, bunlar en ciddi yeminlerle, Allah´ın ismini anarak, "Allah oluyu asla diriltmeyecektir!" diye and iciyorlar. Hayır, gercekten bu O´nun, gerceklesmesini kendi uzerine aldıgı bir vaaddir; ne var ki, insanların cogu bunu bilmez

    [39] (Oysa, Allah oluleri diriltecektir) ki, uzerinde ayrılıga dustukleri gercegi onlara butun acıklıgıyla gostersin ve o hakkı inkara kalkısanlar da kendilerinin yalancı olduklarını gorup de anlayabilsinler

    [40] Biz, ne zaman bir seyin olmasını istesek, ona sadece "Ol!" deriz ve o (sey hemen) oluverir

    [41] Imdi, (benimsedigi dinden oturu) zulme ugradıktan sonra Allah yolunda zulum diyarını terk edenlere gelince; Biz onları, suphesiz, bu dunyada guzel bir yere yerlestirecegiz; ama onların ahirette hak ettikleri odul daha da buyuk olacaktır. (Hakkı inkar edenler boylece) bir anlayabilselerdi

    [42] gucluklere gogus gerip, yalnızca Rablerine guven baglayan kimseleri (bekleyen bu bahtiyarlıgı)

    [43] (Ey Muhammed,) Biz senden onceki caglarda da, kendilerine vahyettigimiz (olumlu) adamlardan baska kimseyi (elci olarak) gondermedik; bu konuda yeterli bilgiye sahip degilseniz, vahyedilmis onceki kitaplara baglı kimselere sorun

    [44] (Onlar size, kendilerini) apacık delillerle ve hikmet dolu ilahi kitaplarla (destekledigimiz peygamberlerin olumlu adamlardan baska kimseler olmadıgını soyleyeceklerdir). Ve biz sana da bu uyarıcı kitabı indirdik ki, insanlara, basından beri indirilegelen mesajın aslını olanca acıklıgıyla ulastırasın ve onlar da boylece belki dusunurler

    [45] Peki oyleyse, (su) ser duzenleri gelistiren kimseler, Allah´ın kendilerini yerin dibine gecirmeyecegine yahut azabın, nereden geldigini bilemeyecekleri bir tarzda baslarında kopmayacagına dair tamamen guvenlik icinde mi goruyorlar kendilerini

    [46] Yahut donup dururken hicbir sekilde engel olamayacakları (bir azapla O´nun) kendilerini (apansız) yakalamayacagına

    [47] ya da onları icten ice curutup (sonunda) tepelemeyecegine dair?... Ama bilin ki, Rabbiniz gercekten de cok sefkatli, cok merhametlidir

    [48] Oyleyse, (hakkı inkar edenler) Allah´ın yarattıgı nesneleri gormuyorlar mı? Onların golgeleri, (Allah´ın iradesine) butunuyle boyun egerek bir saga bir sola donup Allah icin saygı ve tazimle (nasıl) yere kapanmaktadırlar

    [49] Ayrıca goklerde ve yerde olan hersey -butun canlılar/hayvanlar ve melekler- kendilerini buyukluk duygusuna kaptırmadan Allah icin saygı ve tazimle yere kapanmaktadırlar

    [50] Ustlerinde (egemen) bulunan Rablerinden korkuyor ve kendilerine ne buyurmussa onu yapıyorlar

    [51] Ve hani, Allah: "Iki (ya da daha fazla) tanrı edinmeyin!" demisti, "Cunku O´dur tek ve biricik Tanrı; bunun icindir ki, benden, yalnızca benden korkun

    [52] Goklerde ve yerde ne varsa, hepsi O´nundur; (o halde,) kulluk ve itaat de daima O´na olmalıdır: hal boyleyken, tutup yine de, Allah´tan baskasına mı saygı ve duyarlık gostereceksiniz

    [53] Hem, payınıza dusen her nimet Allah´tandır; (nitekim) ne zaman basınıza darlık cokse, hemen O´na yakarırsınız

    [54] sonra, uzerinizden darlıgı giderir gidermez, icinizden bazıları hemen Rablerinin uluhiyetinden baska guclere de bir pay yakıstırır

    [55] (adeta) kendilerine bahsettigimiz nimetler icin nankorluklerini gosterircesine! (Bu gecici) dunya hayatıyla boylece avunun bakalım: nasıl olsa (gercegi) er gec ogreneceksiniz

    [56] Ustelik bir de, kendilerine verdigimiz rızıktan, hakkında hicbir sey bilmedikleri seylere de bir pay ayırırlar. Allah tanıktır ki, butun o uydurup durdugunuz seylerden oturu mutlaka sorguya cekileceksiniz

    [57] Ayrıca, kızları Allah´a yakıstırırken -oysa O tum beseri baglardan uzaktır, yucedir- kendileri icin (sanki buna gucleri yetermis gibi) hoslarına gideni (secmek isterler)

    [58] (O kadar ki,) ne zaman birine bir kız cocugu oldugu mujdesi verilse hemen yuzu kararır, ici ofkeyle dolar

    [59] kendisine verilen bu kotu mujdeden oturu -bu zillete/bu kucuk dusmeye ragmen, simdi onu acaba tutsun mu, yoksa topraga mı gomsun (diye dusunerek)- kıyı bucak insanlardan kacar. Yazıklar olsun, izledikleri dusunce tarzı ne kadar kotu

    [60] (Bunun icindir ki,) kotu niteleme(ler) ahirete inanmayanlara yakısır; en yuce niteleme(ler) ise Allah´a. Cunku, dogru hukum ve hikmetle edip eyleyen en yuce iktidar sahibi O´dur

    [61] Imdi, eger Allah, (bu dunyada) yaptıkları kotuluklerden oturu, insanları (hemen) tepeleyecek olsaydı, yeryuzunde tek bir canlı bırakmazdı. Ne var ki, onları, belirlenmis bir surenin sonuna kadar erteliyor. Sureleri doldugu zaman, sonlarını bir an olsun ne geciktirebilirler, ne de one alabilirler

    [62] Ve bir de, hoslanmadıkları seyi (once) Allah´a yakıstırırlar; sonra da kalkıp bunu dile getirirken, sanki en guzel, en erdemli olan neyse onu hak etmisler gibi, gercek dısı, yalan acıklamalarda bulunurlar. Aslında, onlar sadece atesi hak etmektedirler ve suphesiz kendileri (Allah´ın rahmetinden) uzak tutulacaklar

    [63] Allah tanıktır ki, (ey Peygamber,) senden onceki caglarda da (muhtelif) toplumlara elciler gonderdik: fakat Seytan onlara (da) yapıp ettiklerini guzel gosterdi(gi icin hakkı inkara sartlanmıs olanlar mesajlarımızı dinlemeyi hep reddettiler); Seytan (gecmiste oldugu gibi) bugun de onlarla sıkı fıkı; bu yuzden de onları zorlu bir azap bekliyor

    [64] Sana bu ilahi kelamı yalnızca, uzerinde cekisip durdukları (dini) sorunları onlara acıklayasın ve inanmaya egilimli olan kimselere de onu dogru yol bilgisi ve rahmet olarak (ulastırasın) diye indirdik

    [65] Gokten su indirip onunla, kuruyup katılastıktan sonra topraga yeniden hayat veren Allah´tır. Suphesiz bu olguda dinlemeye niyetli olanlar icin bir ders vardır

    [66] Ve muhakkak ki, sizin icin (sagmal) hayvanlarda da (cıkarılacak) bir ders vardır: hayvanın karnında, (bedeninden) atılacak artıklarla kan arasından (salgılanan) ve icenlere lezzet ve ferahlık veren katıksız sut iciriyoruz size

    [67] Ve hurma agaclarının ve asmaların urununden hem sarhos edici ickiler, hem de guzel, temiz rızıklar elde edersiniz: iste bunda da, aklını kullanan kimseler icin bir ders vardır

    [68] Ve bir de, Rabbinin arıya: "Daglarda, agaclarda ve (insanların) hazırladıkları kovanlarda kendine yuva edin" diye vahyetti(gini)

    [69] ve (ona) "sonra her turlu urunden ye; ve Rabbinin senin icin ongordugu yolları mutlak bir boyun egmislikle izle" (diye buyurdugunu dusunun!) (Iste bunun icindir ki,) onların karınlarından, icinde insan saglıgına yarayıslı unsurlar bulunan degisik renklerde/tadlarda bir sıvı cıkar. Suphesiz bunda da, dusunen kimseler icin mutlaka bir ders vardır

    [70] Ve sizi Allah yarattı, gunu gelince de oldurecek; ve icinizden kimileri, omrun o en duskun cagına, (insanın) bildigi seyi de bilmez oldugu yasa kadar alıkonulurlar. Gercek su ki Allah, her zaman kudretli olan yegane ilim sahibidir

    [71] Rızık konusunda, kiminize kiminizden fazla veren Allah´tır: hal boyleyken, kendisine fazla verilmis olanlar, rızıklarını -bu bakımdan aralarında esitlik olsun diye- sag ellerinin malik oldugu kimselerle paylasmakta isteksiz davranıyorlar. Peki, (boyle yapmakla) Allah´ın nimetini (bile bile) inkara mı kalkısıyorlar

    [72] Size kendi cinsinizden esler takdir eden; eslerinizden de size cocuklar, torunlar veren; ve sizi(n hepinizi) temiz ve hos seylerle rızıklandıran Allah´tır. Hal boyleyken, insanlar kalkıp yine de asılsız, bos seylere inanıp, Allah´ın nimetine karsı nankorluk mu yapacaklar

    [73] Allah´ı bırakıp, onlar icin goklerden veya yerden herhangi bir rızık saglayamayan ve zaten buna gucu de olmayan seylere mi tapınıp duracaklar

    [74] Oyleyse, sakın Allah´la (baskaları arasında) herhangi bir benzerlik kurmaya kalkmayın! Cunku, Allah (her seyin aslını) biliyor, ama siz bilmiyorsunuz

    [75] Allah (iste size iki insan) ornegi veriyor: (biri) hicbir seye gucu yetmeyen, baskasına bagımlı bir kole; (digeri de) kendisine katımızdan (bir armagan olarak) guzel bir rızık bahsettigimiz (ozgur) bir insan ki, o rızıktan gizli acık (gonlunce, dogru yolda) harcamalar yapıyor. Imdi, (dusunun), bu iki insan hic bir tutulabilir mi? Butun ovguler Allah´a yakısır: ama onların cogu bunu bilmezler

    [76] Ve yine Allah (size baska) iki insan ornegi veriyor: Onlardan biri, hicbir is elinden gelmeyen bir dilsiz ki, efendisinin sırtında gercek bir yuk; oyle ki, beriki onu hangi ise kossa olumlu bir sonuc alamıyor. Peki, iste boyle biri, dogru ve hakca olanın yapılmasını emreden ve kendisi de dosdogru bir yolda yuruyen (bilge bir) kimseyle hic bir tutulabilir mi

    [77] Ve (bilin ki) goklerin ve yerin bilinmeyen gercekleri (yalnızca) Allah´a aittir. Ve o Son Saat´in gelip catması ancak bir goz kırpması kadar yahut bundan da kısa (bir an icinde) olup bitecektir. Cunku, suphe yok, Allah´ın her seye gucu yeter

    [78] Ve sizi analarınızın karnından, hicbir sey bilmez bir halde cıkarıp size, sukredesiniz diye isitme duyusu, gorme duyusu, duyma, dusunme yetisi bahseden Allah´tır

    [79] Peki, (hakkı inkar edenler), gogun ortasında, boslukta, (Allah´ın yarattıgı yasalara uyarak) ucup duran kuslara bakıp dusunmuyorlar mı hic? Elbette, Allah´tan baska kimse yok, onları yukarıda tutan. Suphesiz bunda inanmaya egilim duyanlar icin cıkarılacak dersler var

    [80] Ve size, dinlenme yeri olarak kendinize ev (yapma imkan ve yetenegini) veren; size, hayvanların derilerinden, konup gocerken kolayca tasıyabileceginiz barınaklar; (kaba) yunlerinden, ince yumusak yunlerinden ve kıllarından dayanıklı ev esyası ve daha kısa sureli kullanımlar icin baska esyalar (yapma imkan ve becerisini) bahseden de Allah´tır

    [81] Ve yarattıgı butun oteki seyler arasında, size (cesit cesit) golgelikler, sıgınaklar ayıran; daglarda gizlenme, saklanma yerleri bahseden ve sizi sıcaga (ve soguga) karsı koruyacak elbiseler; (karsılıklı) saldırılarınıza karsı koruyacak (savas) giysileri (yapma imkan ve becerisini) veren (de) Allah´tır. O size bahsettigi nimeti iste boyle her yonden tam tutmaktadır ki belki O´na boyun eger de kurtulursunuz

    [82] Fakat, (ey Peygamber, eger senden) yuz cevirirlerse, unutma ki, senin gorevin sadece, (sana vahyolunan) mesajı acıkca duyurmaktan ibarettir

    [83] Aslında Allah´ın nimetinin pekala farkındalar ama, yine de onu tanıyıp dogrulamaya yanasmıyorlar; cunku onların cogu onmaz bicimde kufre batmıs bulunuyor

    [84] Ama Biz gun gelecek her ummetten bir tanık cıkaracagız: o Gun, hakkı inkara sartlanmıs olanlardan (bilgisizlik gibi) bir mazeret kabul edilmeyecek, af dilemeleri de asla kale alınmayacaktır

    [85] Ve kotuluge, haksızlıga sartlanmıs olanlar (o gun kendilerini bekleyen) azabı karsılarında bulduklarında, o azabın kendileri icin (hicbir mazeretle) hafifletilmeye(cegini) ve kendilerine artık zaman da verilmeyecegini (hemen anlayacaklar)

    [86] Ve Allah´tan baskalarına tanrılık yakıstıranlar, (Hesap Gunu) bu tanrı yerine koydukları (duzmece) varlıkları karsılarında bulduklarında, "Ey Rabbimiz!" diyecekler, "(Evet) bunlar bizim sana ortak tanrılar olarak gordugumuz ve seni bırakıp kendilerine yalvarıp yakardıgımız varlıklardır!" Bunun uzerine (o varlıklar, onların hak ettikleri) sozu yuzlerine carparlar: "Sizler (bu konuda birbirine) dupeduz yalan soyleyen kimselerdiniz

    [87] Ve (iste bu gunahı islemis olan kimseler) o Gun (is isten gectikten sonra) Allah´a teslimiyetlerini bildirirler; ve uydurdukları (duzmece tanrılar) da yuzustu bırakır onları

    [88] Hakkı inkara kalkısan ve baskalarını Allah´ın yolundan ceviren kimselerin uzerine, cıkardıkları bozgunculuktan oturu, azap ustune azap yıgacagız

    [89] Ve gun gelecek her toplum icinden kendi aleyhlerine bir sahit cıkaracagız. Ve seni de (ey Peygamber, mesajının ulasabilecegi) kimseler uzerinde sahit kıldık; nitekim sana adım adım her seyi oldugu gibi acıklayan, bir dogru yol bilgisi, bir rahmet ve Allah´a yurekten boyun egenlere mujde olarak bu ilahi kelamı indirdik

    [90] Gercek su ki, Allah adaleti ve iyilik yapmayı, yakınlara karsı comert olmayı emredip utanc verici ve arsızca olanı, akıl ve sagduyuya aykırı olanı ve azgınlıgı, taskınlıgı yasaklıyor; ve size (boyle tekrar tekrar) ogut veriyor ki, boylece (butun bunları) belki aklınızda tutarsınız

    [91] Bir de, bir sozlesme yaparak baglanma icine girdiginizde Allah´la olan sozlesmenize sadakat gosterin; ve yeminlerinizi, iyi niyetinize Allah´ı tanık tutarak iyice pekistirdikten sonra bozmayın; unutmayın ki, yaptıgınız her seyi Allah mutlaka biliyor

    [92] Ve sakın yeminlerinizi, sırf icinizden bir grubun digerinden daha guclu olmasına dayanarak aranızda bir aldatma aracı olarak ele alıp da ipligini iyice bukup berkittikten sonra onu cozup koparan kadın gibi olmayın. Allah butun bunlarla sizi sadece sınavdan geciriyor ki, uzerinde cekisip durdugunuz her seyi Kıyamet Gunu´nde butun acıklıgıyla karsınıza koysun

    [93] Cunku, Allah dileseydi suphesiz hepinizi bir tek ummet yapardı; ama (sapmak) isteyeni saptırıp, (dogru yola ulasmak) isteyeni de dogru yola yoneltiyor; Ve suphesiz, yaptıgınız her seyden oturu sorguya cekileceksiniz

    [94] (Bunun icindir ki,) yeminlerinizi aranızda bir aldatma aracı olarak kullanmayın; yoksa ayag(ınız), saglamca basmıs oldugunuz halde, kayar ve boylece Allah yolundan donup uzaklasmanızın kotu (sonuclarını) tatmak zorunda kalırsınız; ayrıca bu takdirde sizi (ote dunyada da) cok buyuk bir azap bekliyecektir

    [95] Oyleyse, Allah´la yaptıgınız sozlesmeyi az bir pahayla degismeyin! Bir bilseniz, Allah katında (bulacagınız paha) sizin icin elbette en iyisidir

    [96] (Cunku) sizin katınızdaki tukenir gider, ama Allah katındaki kalıcıdır. Ve kesin olan su ki: gucluklere gogus gerenleri yaptıkları en iyi sey neyse ona gore odullendirecegiz

    [97] Erkek ya da kadın, inanmıs olması yanında bir de durust ve erdemli davranan kimseye hic suphesiz arı duru, hos bir hayat tattıracagız; ve yine suphesiz boylelerini, yapageldikleri en guzel sey neyse ona gore odullendirecegiz

    [98] Imdi, Kuran okuyacagın zaman, hemen o kovulmus seytana karsı Allah´a sıgın

    [99] Gercekte, onun, imana erisenlerin ve Rablerine guven baglamıs olanların uzerinde bir nufuzu/etkisi yoktur

    [100] Onun yalnızca kendisini izlemeye istekli olanlar uzerinde ve bir de ona tanrısal nitelikler yakıstıranlar uzerinde etkisi vardır

    [101] Biz bir ayetin yerine bir baska ayeti getirdigimizde -ki Allah adım adım ne indirdigini butunuyle bilmektedir- (hakkı inkar edenler), "Sen sadece uyduruyorsun!" derler. Oysa onların cogu bilmeyen, anlamayan kimselerdir

    [102] Onun, apacık bir gerceklik ve sarsılmayan bir dogruluk keyfiyeti icinde, imana erisenleri(n durumunu) guclendirmek ve Allah´a yurekten baglanıp boyun egenlere bir dogru yol bilgisi, bir mujde olmak uzre Rabbinden safha safha Kutsal Ilham yoluyla indirildigini soyle

    [103] Hic kuskusuz onların, "Ona (butun) bunları mutlaka bir insan ogretiyor!" dediklerini pekala biliyoruz. Oysa, onların karalamak amacıyla ima ettikleri kimsenin dili butunuyle yabancı bir dil oldugu halde, bu mesaj (hem kendisi) acık olan, (hem de gercegin ozunu) apacık gosteren Arapca bir soylemdir

    [104] Gercek su ki, Allah´ın mesajlarına inanmayanları Allah dogru yola yoneltmez; ve onların (ote dunyadaki) payları da zorlu bir azap olacaktır

    [105] Yalnızca, Allah´ın ayetlerine inanmayacak olanlar bu yalanı uydurmaktadırlar; iste asıl boyleleridir yalan soyleyen

    [106] Imana eristikten sonra Allah´ı inkar eden kimseye gelince -ki, bundan kasıt, kalbi imanla dolu oldugu halde baskı altında inkar etmis gorunen kimse degil, fakat kalbini bile isteye hakkın inkarına acan kimsedir- iste boylelerinin uzerine Allah katından bir hısım cokecek ve onların payına cok buyuk bir azap dusecektir

    [107] butun bunlar, onların dunya hayatını ahirete yeglemelerinden ve Allah´ın da hakkı inkar eden kimseleri dogru yola yoneltmemesinden oturudur

    [108] Iste, Allah´ın kalplerini, isitme ve gorme duyularını muhurledigi kimseler bunlardır; iste, umursamazlık icinde dalıp giden kimseler bunlardır

    [109] Hic suphe yok, ahirette kaybedecek olanlar da bunlardır

    [110] Ve yine bil ki, Rabbin, kotulugun ayartısını gordukten sonra onun hukum surdugu bolgeyi terk edenlerin ve o gunden bu yana (Allah yolunda) ustun cabalar gosterip gucluklere gogus gerenlerin yanındadır; iste boyle bir donusumden sonra cok acıyıp esirgeyen gercek bagıslayıcı elbette senin Rabbindir

    [111] (Oyleyse, haberiniz olsun,) o Gun herkes kendi basının caresini aramaya cabalayacak ve herkese yapıp ettiginin karsılıgı tam olarak odenecek; kimseye haksızlık yapılmayacaktır

    [112] Iste, Allah (size) bir ornek veriyor: guvenlik ve refah icinde bir sehir (dusunun ki) oraya (ahalisinin) rızkı her yandan bolca akıp duruyordu; ama ahalisi tutup Allah´ın nimetine karsı yakısmaz bir bicimde nankorluk etti ve bunun uzerine Allah da onlara, inatla yapageldikleri (kotuluklerden) oturu kusatıcı bir aclık ve korku felaketi tattırdı

    [113] Kaldı ki, onlara aralarından bir elci de gelmisti; ama onlar o´nu yalanladılar. Ve onlar boylece zulum ve haksızlıklarına devam edip giderken azap kendilerini kıskıvrak yakaladı

    [114] Bunun icindir ki, Allah´ın size rızık olarak bahsettigi temiz ve mesru seylerden payınızı alın ve eger yalnızca O´na kulluk ediyorsanız, o zaman nimetinden oturu Allah´a sukrunuzu gosterin

    [115] Allah size sadece lesi, kanı, domuz etini ve Allah´tan baskasının adı anıla(rak bogazlanan hayva)nı yasaklamıstır; fakat zorunluluk durumuna dusen kimse, asırı gidip ihtiyacının otesine gecmemek sartıyla bu yasaklamanın dısındadır; cunku Allah, suphesiz cok acıyan, esirgeyen gercek bagıslayıcıdır

    [116] Buna gore, artık, kendi yalanınızı (adeta) Allah´a isnad ederek oyle dilinize geldigi gibi yalan yanlıs "bu helaldir, su haramdır" demeyin; cunku, haberiniz olsun, Allah´a yalan isnad edenler asla kurtulusa erisemezler

    [117] (Onlarınki bu dunyada) kısa bir avuntudan ibarettir; (ote dunyada ise) kendilerini can yakıcı bir azap beklemektedir

    [118] Ve (yalnız) Yahudi inancına baglı olanlara sana daha once sozunu ettigimiz seyleri yasakladık; cunku onlara Biz haksızlık yapmadık; tam tersine, onlar kendi kendilerine haksızlık yaptılar

    [119] Bir kez daha (belirtelim), muhakkak ki senin Rabbin, bilmezlik yuzunden kotuluk isleyen sonra da tevbe eden ve artık duzgun yasayan kimselerden yanadır; iste boyle (bir tevbeden) sonra cok acıyıp esirgeyen gercek bagıslayıcı elbette senin Rabbindir

    [120] Gercek su ki, Ibrahim insana yakısan butun erdemleri kendinde toplamasını bilen, yalan ve sahtelik tasıyan her seyden yuz cevirerek Allah´ın iradesine yurekten baglanıp boyun egen biriydi; Allah´tan baskalarına tanrılık yakıstıran kimselerden degildi

    [121] (Cunku) o, kendisini secip dogru yola yonelmesini saglayan (Allah´a), nimetlerinden oturu her zaman sukranla doluydu

    [122] Biz de bunun icin o´na bu dunyada iyilik bahsettik; suphesiz ahirette de o kendini durust ve erdemli kimselerin arasında bulacaktır

    [123] Ve sonuc olarak sana, "Yalan ve sahtelik tasıyan her seyden sakınan ve hicbir sekilde Allah´tan baskalarına tanrılık yakıstırmayan Ibrahim´in dinine uy!" diye vahyettik

    [124] Sebt gununun gozetilmesi sadece, onun hakkında uyusmaz gorusler ileri surup cekisenlere emredilmisti; suphe yok ki, bu cekisip durdukları konuda, Kıyamet Gunu onların aralarında elbette senin Rabbin hukmedecektir

    [125] (Butun insanlıgı) hikmetle ve guzel ogutle Rabbinin yoluna cagır; ve onlarla en guzel, en inandırıcı yontemlerle tartıs; suphesiz, O´nun yolundan kimin saptıgını en iyi bilen senin Rabbindir; ve yine dogru yola erisenleri de en iyi bilen O´dur

    [126] Bunun icindir ki, (tartısmada) zora basvurmanız gerekirse, ancak onların sizi zora kostukları kadar zora basvurun. Fakat eger kendinizi tutarsanız, bilin ki, gucluklere gogus germesini bilen kimseler icin bu daha iyi, daha hayırlıdır

    [127] Oyleyse, (hakkı inkar edenlerin soylediklerine karsı) sabır goster ve daima hatırla ki, sana gucluklere gogus germe gucunu veren yalnızca Allah´tır; ve onlardan yana uzulme; hele onların o asılsız iddiaları seni hic sıkmasın

    [128] Cunku, Allah elbette, Kendisine karsı sorumluluk bilinci tasıyanlarla beraberdir, yani iyi olan ve iyilikte devamlı olanlarla

    İsrâ

    Surah 17

    [1] Yuceliginde sınır olmayan O (Allah) ki kulunu geceleyin, kendisine bazı alametlerimizi gostermek icin (Mekke´deki) Mescid-i Haram´dan, cevresini mubarek kıldıgımız Mescid-i Aksa´ya goturdu. Cunku, gercekten her seyi isiten, her seyi goren O´dur

    [2] Ve Biz (aynı sekilde) Musa´ya (da) kitap vermistik ve onu Israilogulları icin bir dogru yol rehberi kılmıs (ve onlara soyle demistik:) "Kaderinizi belirleme gucunu Benden baskasında aramaya kalkmayın

    [3] Siz ey Nuh´la birlikte (gemide) tasıdıgımız insanların soyundan gelenler! O (Nuh ki,) gercekten de cok sukreden bir kuldu

    [4] Ve Israilogulları´na vahiy yoluyla (sunu) bildirdik: "Muhakkak ki siz yeryuzunde iki defa bozgunculuk cıkaracak ve kustahca buyuklenip duracaksınız

    [5] Bu yuzden bunlardan ilki hakkında yapılan on uyarı(nın gunu) gelip cattıgında kavgada cok cetin kullarımızdan saldık uzerinize, oyle ki bunlar ulkede kıyı bucak girmedik yer bırakmadılar; ve on uyarının geregi boylece butunuyle yerine gelmis oldu

    [6] Bir sure sonra onlara yeniden ustun gelmenizi sagladık; ve sizi malca ve evlatca destekleyip sayınızı artırdık

    [7] (Ve dedik ki:) "Eger iyilikte sebat ederseniz, iyiligi yalnızca kendiniz icin yapmıs olursunuz; eger kotuluk yapmaya kalkısırsanız bunu da kendiniz icin yapmıs olursunuz". Ve boylece, on uyarılardan digeri(nin gunu) gelip cattıgında, onurunuzu butunuyle alasagı eden, onceki(ler) gibi Mabed´e (davetsiz) giren ve ele gecirdikleri her yeri yerle bir eden (baska dusmanlar gonderdik uzerinize)

    [8] Rabbinizin size acıyıp esirgemesi elbette umulabilir; ama eger siz (gunaha) geri donerseniz, Biz de (azaba) geri doneriz. Ve (unutmayın ki,) Biz cehennemi hakkı inkar edenleri kusatacak (bir hisar) kılmısızdır

    [9] Gercek su ki, bu Kuran o dosdogru olan yolu gostermekte; durust ve erdemli davranıslar ortaya koyan muminlere, odullerinin cok buyuk olacagını mujdelemektedir

    [10] ve ahirete inanmayanlara da kendileri icin cok can yakıcı bir azap hazırladıgımızı (haber vermektedir)

    [11] Hal boyleyken, insan yine de (cogu zaman) iyilik icin dua ediyormuscasına (tutkuyla) kotuluk icin dua eder; cunku insan (yargılarında) tez canlıdır

    [12] Oysa, Biz geceyi ve gunduzu iki ayet kıldık; oyle ki, gece ayetini gideriyoruz ve pesinden (onun yerine) ısık sacan gunduz ayetini getiriyoruz ki Rabbinizin comertliginden (payınıza duseni) arayasınız ve bir de gelip gecen yılların ve (gelmesi kacınılmaz olan) hesabın farkına varabilesiniz. Ve boylece, her seyi acık acık ortaya koyduk

    [13] Ote yandan, Biz her insanın kaderini (kendi) boynuna dolamısızdır; oyle ki, Kıyamet Gunu onun onune, her seyi acık acık kaydedilmis bulacagı bir sicil cıkaracagız

    [14] (Ve o Gun ona:) "(Simdi) oku sicilini!" (denecek,) "(cunku) bugun kendi hesabını kendin cıkaracak durumdasın

    [15] Her kim ki dogru yolu izlemeyi secerse, bunu kendi iyiligi icin yapmıs olacaktır. Ve her kim ki yoldan saparsa, bu kendi kotulugune olacaktır; kimse kimsenin yukunu tasıyacak degildir. Ayrıca, Biz, (kendilerine) bir elci gondermeden (yaptıgı haksızlıklardan oturu hicbir topluma) azap etmeyiz

    [16] Ama bir toplumu yok etmeyi irade ettigimiz zaman o toplumun refaha gomulmus seckinlerine son uyarı(ları)mızı iletiriz; ve (eger) onlar gunahkarca yasamaya devam ederler(se), cezalandırıcı yargı artık o toplum icin kacınılmaz olur; ve Biz de onu darmadagın ederiz

    [17] Nuh´tan bu yana Biz boyle nicelerini yok ettik! Cunku kullarının gunahlarını butunuyle gorup haberdar olmakta senin Rabbin gibisi yoktur

    [18] Kim ki, bu gecici hayatın (hazları) pesinde kosmak isterse, bu istediginden diledigimiz kadar, gerekli gordugumuz kimseye hemen veririz; ama sonra onun payını cehennem kılarız ki oraya kınanmıs ve kovulmus olarak katlanmak zorunda kalacaktır

    [19] Fakat ahiret hayatını(n guzelligini) isteyen ve bunun icin gosterilmesi gereken cabayı gosterenlere gelince, (gercek) muminler bunlardır; cabalarına (Allah katında) deger verilen kimseler de iste boyleleridir

    [20] Hepsine -bunlara da, otekilere de- Rabbinin lutfundan ulastırmaktayız; cunku senin Rabbinin lutfu (insanların bir kısmıyla) sınırlı degildir

    [21] Onların bazılarına (yeryuzunde) digerlerine gore nasıl comert davrandıgımıza bir bak: fakat (unutma ki,) ahiret, paye olarak daha yuksek, erdem ve (manevi) zenginlik bakımından daha yucedir

    [22] (Ey Insanoglu,) Allah´la beraber bir baska tanrı edinme ki kendini kınanmıs ve bir basına bırakılmıs olarak bulmayasın

    [23] Cunku Rabbin, baskasına degil, yalnızca O´na kulluk etmenizi ve ana babaya iyi davranmanızı buyurmustur. Eger onlardan biri ya da her ikisi senin yanında kocarsa, onlara sakın "Of!" demeyesin; onları azarlamayasın; onlara saygılı, yuceltici sozler soyleyesin

    [24] ve onlara alcak gonulluce ve acıyıp esirgeyerek kol kanat geresin; ve "Ey Rabbim!" diyesin, "Onların beni kucukken sevgi ve sefkatle besleyip buyuttukleri gibi, Sen de onlara merhamet eyle

    [25] Icinizde olanı en iyi Rabbiniz bilmektedir. Eger durust ve erdemli kimseler iseniz, (hatalarınızı bagıslayacaktır): hem, bilin ki, (gunahtan) donup Allah´a yonelenler icin (gercek) bagıslayıcı O´dur

    [26] Ve (ey insanoglu,) yakın(ların)a hak(lar)ını ver; duskune de, yolda kalmısa da; ama sakın (elindekini) anlamsız, amacsız bir bicimde sacıp savurma

    [27] Cunku, bil ki, sacıp savuranlar Seytan´ın turdesleridir; Seytan da zaten Rabbine karsı gercekten cok buyuk bir nankorluk sergilemistir

    [28] Ve eger sen (kendin) de Rabbinin katından ihtiyac duydugun bir lutfu/bir rahmeti arama cabası icinde oldugun icin (ihtiyac sahiplerine) ilgisiz kalmak zorunda isen, o zaman, hic degilse, onlara yumusak/yatıstırıcı bir soz soyle

    [29] Ve ne ellerini boynuna baglayıp kilitli tut, ne de sonuna kadar ac(ıp varını yogunu ortaya dok); boyle yaparsan, (yukumlu oldugun kimselerce) kınanan, yapayalnız ve yoksul biri olup cıkarsın

    [30] Suphesiz diledigine rızkı bolca, diledigine de olculu, idareli veren senin Rabbin´dir. Ve kullarının durumunu butun acıklıgıyla gorerek haberdar olan da O´dur

    [31] Oyleyse artık, yoksulluk kaygısıyla cocuklarınızı oldurmeyin; onları da, sizi de doyuran/rızıklandıran Biziz. Onları oldurmek gercekten buyuk bir suctur

    [32] Ve sakın zinaya yaklasmayın; cunku bu son derece yuz kızartıcı, azgınca bir davranıs ve cok kotu bir yoldur

    [33] Ve yine sakın, haklı bir gerekceye dayanmaksızın, Allah´ın dokunulmaz kıldıgı cana kıymayın. Bu konuda, haksız yere oldurulen kimsenin velisine (adil bir karsılıkta bulunma) yetkisi tanımısızdır; ama hal boyle de olsa, bu kisi (karsılıkta) bire bir sınırını sakın asmasın. (Maktule gelince,) o, suphesiz, (Allah tarafından) yardıma layık gorulmustur

    [34] Yetimin malına, kendisi erginlik cagına varıncaya kadar, onu degerlendirmek amacı dısında sakın yaklasmayın. Verdiginiz her sozu yerine getirin, cunku verdiginiz sozden (Hesap Gunu´nde) mutlaka sorguya cekileceksiniz

    [35] Ve olctugunuz zaman olcuyu tam tutun; tartıyı da dogru teraziyle yapın: boylesi (sizin icin) daha iyi, daha yararlı ve sonuc olarak da daha guzel olacaktır

    [36] Bilmedigin seyin ardına dusme; cunku, isitme duyusu, gorme duyusu ve kalp, bunların hepsi (Hesap Gunu´nde) bundan sorguya cekilecektir

    [37] Ve yeryuzunde kurumlanarak dolasma; cunku (boyle yapmakla) sen ne yeri yarabilir ne de boyca daglara ulasabilirsin

    [38] Butun bunların kotulugu, Rabbinin katında asla hos karsılanmayan (seyler olmalarıdır)

    [39] Bu (soylenenler) dogru ile egrinin ne olduguna dair Rabbinin sana ulastırdıgı bilginin bir parcasıdır. Oyleyse, artık (ey insanoglu,) Allah´la beraber sakın bir baska tanrı edinme: yoksa, (kendince) kınanmıs ve (O´nun tarafından) kovulmus olarak cehenneme atılırsın

    [40] Simdi (soyleyin,) Rabbiniz ogullar (vererek) sizi secip akladı da, kendisine melek goruntusu altında kızlar mı edindi? Dogrusu, cok agır bir soz sarfediyorsunuz

    [41] Gercek su ki, bu Kuran´da Biz (gercegi) pek cok yonden acık acık ortaya koyduk ki (onu inkar edenler) iyice iclerine sindirebilsinler: ne var ki, bu sadece onların nefretini artırdı

    [42] De ki: "Eger -onların iddia ettikleri gibi- O´nunla beraber (baska) tanrılar olmus olsaydı, o zaman bunlar topyekun egemenligi elinde tutan (Allah´)la kavgaya tutusmak icin fırsat kollarlardı

    [43] Kudret ve egemenliginde eksiksiz ve kusursuzdur O; ve yucelikte, ululukta onların soyleyegeldiklerinden sonsuza kadar otede, sonsuza kadar askındır

    [44] Yedi gok ile yer ve onların icinde yer alan her sey O´nun sınırsız kudret ve yuceligini anmaktadır; O´nun yuceligini, askınlıgını ovguyle yankılamayan bir tek nesne yoktur: ne var ki siz onların yucelemelerini anlayamıyor, kavrayamıyorsunuz! Yine de, hem cok bagıslayıcı, hem de halim olan O´dur

    [45] Ve (gercegi anlamaya niyetli olmamalarından oturu, onlara) Kuran okudugun zamanlar, seninle ahirete inanmayacak olanların arasına gorunmeyen bir perde cekeriz

    [46] ve kalplerine, onu kavramalarına engel olan bir ortu koyarız ve kulaklarına bir tıkac. Ve bu yuzden, Kuran okurken ne zaman Rabbinden tek tanrı olarak soz etsen nefretle sırtlarını donup giderler

    [47] Seni dinledikleri zaman, Biz onların aslında neye kulak kesildiklerini ve kendi aralarında gorustukleri zaman, bu zalimlerin (birbirlerine): "(Eger Muhammed´e uyarsanız,) dupeduz buyulenmis bir adama uymus olacaksınız!" dediklerini cok iyi biliyoruz

    [48] Seni benzettikleri seye bak (ey Peygamber!) Bir kere yoldan cıkmıs bunlar ve bu yuzden (hakka cıkan) bir yol da bulacak durumda degiller artık

    [49] Ve onlar (bir de soyle) diyorlar: "Demek biz kemige, toza topraga donustukten sonra, gercekten yepyeni bir yaratma eylemiyle diriltilecegiz, oyle mi

    [50] De ki: "Ister tasa donusun, ister demire

    [51] hatta isterseniz aklınıza gelebilecek (hayata, dirime) daha uzak (baska) bir unsura donusun (yine de olumden sonra diriltileceksiniz). Ve bunun uzerine (eger), "Bizi kim (hayata) geri dondurecek?" diye soracak (olur)lar (sa), de ki: "Peki, sizi ilk defa var eden kimdi?" Ve sonra sana (inanmamıs bir tavırla) baslarını sallayıp, "Bu ne zaman olacak?" diye sorarlar(sa), (onlara) de ki: "Belki, cok yakında

    [52] Sizi cagıracagı ve sizin de onu overek (bu cagrıya) cevap vereceginiz, ve kendinizi (yeryuzunde) cok kısa bir sure oyalanmıs gibi hissedeceginiz bir Gun´de

    [53] Yine de sen kullarıma soyle, (inanclarını paylasmayan kimselerle) en guzel bir bicimde konussunlar; cunku, Seytan insanların aralarını acmak icin her zaman fırsat kollamaktadır. Seytan gercekten de insanın acık dusmanıdır

    [54] Rabbiniz ne oldugunuzu, (neye layık oldugunuzu) tam olarak bilmektedir: dilerse size acıyıp esirgeme gosterir, dilerse cezalandırır sizi. Bunun icindir ki (ey Peygamber,) seni (insanların) yazgılarına karar verme yetkisiyle gondermedik

    [55] cunku, goklerde ve yerde bulunan her varlıgı her bakımdan bilen senin Rabbindir. Fakat su da bir gercektir ki, Biz bazı nebilere digerlerine gore daha buyuk bir yucelik tevdi etmisizdir; tıpkı Davud´a (rahmetimizin bir belirtisi olarak) ilahi hikmetle dolu bir kitap verdigimiz gibi

    [56] De ki: "O´nunla beraber (tanrısal guclere sahip oldugunu) zannettiginiz (varlıkları) cagırın bakalım; sizden bir darlıgı gidermeye ya da onu (baska bir yere) yansıtmaya guclerinin olmadıgını (goreceksiniz)

    [57] Aslında, onların bu yalvarıp yakardıkları (ve boylece azizlestirdikleri, tanrılastırdıkları sahsiyetlerin) kendileri -iclerinden O´na en yakın olanları (bile)- Rablerinin yakınlıgını kazanmaya calısırlar(dı); hem de, O´nun rahmetini umup azabından korkarak: cunku onun azabı gercekten sakınılması gereken bir seydir

    [58] Ve (unutmayın ki), Kıyamet Gunu´nden once ortadan kaldırmayacagımız ya da (gunahkarca gidisinden oturu) zorlu bir azapla azaplandırmayacagımız bir toplum yoktur; bu (olacakların) hepsi kitabımızda yazılıdır

    [59] Bizi (oncekiler gibi, bu mesajı da) mucizevi belirtilerle birlikte gondermekten alıkoyan tek sebep, onceki toplumların onları hep yalanlamıs olmalarıdır; nitekim, Semud kavmine uyarıcı, aydınlatıcı bir belirti olarak o disi deveyi verdik, ama onlar bunu kale almadılar. Oysa biz bu kabil belirtileri yalnızca korkutup uyarmak amacıyla gondermisizdir

    [60] Hani, sana (ey Peygamber,) "Rabbin (sınırsız kudret ve ilmiyle) insanları kusatmıstır; bu sana gosterdigimiz goruntu de, Kuran´da lanetlenen (cehennem) agacı da insanlar icin yalnızca bir sınama olacaktır. Simdi (cehennemden bahsederek) insanlara korku veren bir uyarıda bulunuyoruz, ama (hakkı inkara niyetli oldukları surece) bu (uyarı) onların sadece buyukluk taslayarak kustahca azgınlık, taskınlık yapmalarını artırıyor" demistik

    [61] Hani, meleklere, "Adem´in onunde yere kapanın" demistik ve bunun uzerine Iblis´in dısında onların hepsi yere kapanmıslardı. (Iblis): "Balcıktan yarattıgın (bu) yaratıgın mı onunde egilecegim?" demis

    [62] ve "Benden ustun tuttugun (su aptal) seye bak! Eger bana Kıyamet Gunu´ne kadar zaman verirsen, cok azı dısında, onun soyundan gelenleri mutlaka pesime takacagım" diye ekledi

    [63] (Allah) "Haydi, (sectigin yolda elinden geleni ardına koymamak uzere) git! Ancak, haberin olsun ki, onlardan sana uyanlar(la beraber) hepinizi bekleyen ceza, yaptıklarınızın tam karsılıgı olmak uzere, cehennem olacaktır

    [64] Haydi, simdi onlardan gucunun yettigini sesinle ayart; atlarınla ve adamlarınla onların uzerine yuklen ve (boylece) onların, mallarıyla cocuklarıyla (ilgili olarak isleyecekleri gunahlara) ortak ol; onlara vaadlerde bulun; cunku (onlar bilmezler ki) Seytan´ın vaad ettigi her sey sadece akıl celmek icindir

    [65] (Bununla birlikte yine de) bil ki, (Bana guven baglayan) kullarım uzerinde senin bir etkin olmayacaktır; cunku kimse Rabbin kadar guvene layık degildir

    [66] Rabbinizdir, bollugundan, bereketinden (payınızı) arayasınız diye sizin icin denizde gemileri yuzduren; O´dur size gercekten acıyan, sahip cıkan

    [67] Denizde bir tehlikeyle karsılastıgınız zaman, O´ndan baska butun o yalvarıp yakardıgınız seyler sizi yuzustu bırakır; ama ne zamanki sizi sag salim karaya cıkarır, hemen yuz cevirip (unutuverirsiniz O´nu); cunku, insanoglu gercekten cok nankordur

    [68] Peki, O´nun sizi yerin dibine gecirmeyeceginden yahut uzerinize tası topragı kaldıran can alıcı bir ruzgar gondermeyeceginden cok mu eminsiniz? (Hayır, o zaman) kendinize asla bir koruyucu bulamazsınız

    [69] Yahut, sizi tekrar denize dondurup, uzerinize ortalıgı kasıp kavuran bir fırtına gondermeyeceginden ve boylece, nankorlugunuze karsılık sizi bogmayacagından cok mu eminsiniz? (Hayır,) o zaman bizim karsımızda size arka cıkacak kimse bulamazsınız

    [70] Gercek su ki, Biz Ademogullarını ustun ve onurlu kıldık; karada ve denizde onların ulasımını sagladık; temiz besinlerle onları rızıklandırdık ve onları yarattıklarımızın pek cogundan ustun tuttuk

    [71] (ama) gun gelecek, butun insanları huzurumuza cagıracagız (ve onları, yasarken) davranıslarına yon veren bilincli egilimlerine, seciyelerine gore (yargılayacagız): sicilleri sag ellerine verilecek olanlar, iste bunlar, tutanaklarını (sevincle) okuyacak olanlardır. Bununla birlikte kimseye kıl kadar haksızlık yapılmayacaktır

    [72] Ve bu (dunyada kalbi) kor olan, ahirette de kor olacak ve (dogru yoldan) daha da sapmıs bulunacaktır

    [73] O (Yolunu sasırmıs) kimseler, Bizim adımıza, vahyettigimizden baska bir sey ortaya atasın diye seni ayartarak, seni vahyettigimiz (gerceklerden) uzaklastırmaya calısmaktalar; oyle ki, bunu basarabilselerdi seni hemen kendilerine dost edinirlerdi

    [74] Eger seni(n imanını) berkitmemis olsaydık, belki de onlara biraz olsun egilim gosterecektin

    [75] O zaman sana hayatta da, olumden sonra da kat kat (azap) tattırırdık; ve Bize karsı sana yardım edecek kimseyi de bulamazdın

    [76] Ve (seni ikna edemediklerini gorunce, bu sefer) aralarından busbutun cıkarıp atmak icin (dogdugun) toprakta seni tedirgin etmeye calısıyorlar. Ama, sen ayrıldıktan sonra, onların kendileri de pek fazla kalamayacaklar

    [77] Elcilerimizden senden once gonderdiklerimiz icin de (izledigimiz) yol buydu; Bizim (cizdigimiz) yolda bir degisme goremezsin

    [78] Gunesin dorugu asmasından gecenin cokusune kadar(ki sure icinde) namazı(nı) geregi uzere yerine getir; sabah (namazı) okumasını da (tam bir dikkat ve duyarlık icinde gerceklestir); cunku sabah okuması(nda insan) gercekten de (ulvi olan her seye) acıktır

    [79] Ve gecenin bir vaktinde kalkıp, kendi isteginle yaptıgın ilave bir eylem olarak namaz kıl: ki boylece Rabbin seni belki (ahirette) ovguye deger bir konuma yukseltir

    [80] Ve (dua ederken) de ki: "Ey Rabbim, (girisecegim her ise) dogruluk ve ictenlik uzere girmemi; (bırakacagım her isten de) dogruluk ve ictenlik gostererek cıkmamı sagla; ve bana katından destekleyici bir guc, bir tutamak bahset

    [81] Ve yine de ki: "Degismeyen gercek geldi, sahte ve tutarsız olan yıkılıp gitti; zaten sahte ve tutarsız olan er gec yıkılıp gitmek zorundadır

    [82] Biz, iste boyle boyle, Kuran´dan muminler icin (ruhen) sagaltıcı, rahmet bahsedici olan ve zalimlerin de yalnızca yıkımını artıran seyler indiriyoruz

    [83] cunku, Biz insana ne zaman nimet bahsetsek yuz cevirir, (Bizi dusunmekten) kustahca yan cizer; ve kendisine bir kotuluk, bir darlık dokunsa hemen mutsuzluga duser

    [84] De ki: "Herkes kendi yapısına gore davranmaktadır; ve bunun icindir ki Rabbiniz kimin en iyi yolu sectigini cok iyi bilmektedir

    [85] Bir de, sana ilahi esinlenme(nin mahiyeti) hakkında soru soruyorlar. De ki: "Bu esinlenme Rabbimin buyruguyla (cereyan etmekte)dir; ve (ey insanlar, siz bunun mahiyetini anlıyamazsınız, cunku) bu konuda size pek az bilgi verilmistir

    [86] Ve eger dileseydik, sana ne ki vahyettiysek (hepsini) giderirdik; ve o zaman sen de seni Bize karsı kayıracak kimse bulamazdın

    [87] (Boyle bir sey olmuyorsa bu) yalnızca Rabbinden bir rahmet nedeniyledir: gercekten de O´nun senin uzerindeki lutfu cok buyuktur

    [88] De ki: "Butun insanlar ve gorunmeyen varlıklar bu Kuran´ın bir benzerini ortaya koymak icin bir araya gelselerdi ve, birbirlerine (bu konuda) destek olmak icin ellerinden gelen her seyi yapsalardı, yine de onun benzerini ortaya koyamazlardı

    [89] Cunku, gercekten de Biz bu Kuran´da her konuyu insanlıgın (yararı icin) degisik acılardan orneklerle acıklamıs bulunuyoruz! Hal boyleyken, yine de insanların cogu inkarcı bir tavırdan baskasını benimsemekten inatla kacınmaktadır

    [90] Nitekim, "Ey Muhammed, bize yerden gozeler fıskırtmadıkca sana inanmayacagız" diyorlar

    [91] yahut hurma agaclarıyla, asmalarla dolu bir bahcen olmadıkca; ve onların arasında cagıl cagıl dereler akıtmadıkca

    [92] yahut, tehdit edip durdugun gibi, gogu parca parca uzerimize dusurmedikce; yahut Allah´ı ve melekleri bizimle yuzyuze getirmedikce

    [93] yahut altından (yapılmıs) bir evin olmadıkca; yahut goge yukselmedikce -kaldı ki goge yukselmene dahi, bize (oradan, kendi gozlerimizle) okuyabilecegimiz bir kitap getirmedikce- inanmayız ya!" (Ey peygamber) de ki: "Kudret ve yuceliginde sınırsız olan Rabbimdir! Ben olumlu bir elciden baska biri miyim ki

    [94] (Iste bunun gibi,) insanlara (bir peygamber eliyle) dogru yol bilgisi geldigi zaman onları (ona) inanmaktan alıkoyan, onların: "Allah olumlu bir insanı mı elci olarak gonderdi?" diye itiraz etmelerinden baska bir sey degildir

    [95] Onlara (su sozumuzu) ilet: "Eger yeryuzunde yurt tutup dolasan melekler olsaydı, o zaman onlara elci olarak suphesiz gokten bir melek indirirdik

    [96] De ki: "Benimle sizin aranızda Allah´tan baskası tanıklık edemez; kullarından (onların kalplerinde olanı butun acıklıgıyla) gorerek haberdar olan O´dur

    [97] Allah´ın yol gosterdigi kimsedir dogru yola erisen; O´nun saptırdıgı kimselere gelince, boylelerini O´na karsı koruyacak kimse bulamazsın: Biz onları Kıyamet Gunu, varacakları yer cehennem olmak uzere, yuzleri yerde, korler, dilsizler ve sagırlar olarak toplayacagız; (ve) ne zaman (ates) yatısır gibi olsa, (onu hemen) harlı alevlerle onlar icin canlandıracagız

    [98] Bu, onların mesajlarımızı inkar ederek ve "Demek, biz kemige, toza topraga donustukten sonra gercekten yepyeni bir yaratma eylemiyle diriltilecegiz, oyle mi?" diyerek hak ettikleri bir karsılık olacak

    [99] Gokleri ve yeri yaratan Allah´ın, onları kendi eskalleri uzere yeniden yaratacak guce sahip oldugunu ve onları yeniden diriltmek icin, sonu geleceginden suphe olmayan bir sure belirlemis bulundugunu kavrayamıyorlar mı? Ama su var ki, zalimler kufurden baska her seye karsı cekimser davranırlar

    [100] De ki: "Rabbimin bagıs ve bolluk hazinelerine eger siz sahip olsaydınız, o zaman (onlara), harcayıp tuketme korkusuyla, mutlaka sımsıkı sarılırdınız: cunku insan gercekten cok tamahkardır, (sınırsız comert olan ise sadece Allah´tır)

    [101] Ve gercek su ki, Biz Musa´ya dokuz acık mesaj verdik. Nitekim, sor Israilogulları´na, (Musa) onlara geldiginde (ve Firavun´a basvurdugunda neler oldugunu sana anlatsınlar). Firavun ona: "Ey Musa!" demisti, "Gercek su ki, ben senin buyuyle donanmıs oldugunu dusunuyorum

    [102] (Musa) da ona: "Bu (mucizevi olguları, sana) uyarıcı, aydınlatıcı belirtiler olarak goklerin ve yerin (gercek) sahibinden baskasının indiremeyecegini pekala biliyorsun!" diye karsılık verdi, "Ve ey Firavun, (onları dogru degerlendirme yolunu secmedigin icin) ben de senin butunuyle ziyan icinde oldugunu dusunuyorum

    [103] Ve sonunda Firavun onları yeryuzunden sokup atmaya karar verdi; bunun uzerine Biz de onu ve onunla beraber olan herkesi (denizde) bogduk

    [104] Ve sonra Israilogulları´na: "Simdi artık yeryuzunde guvenlik icinde yerlesin" dedik, "fakat, (unutmayın ki,) Son Gun´e iliskin soz gerceklestigi zaman, karısık bir butun(un parcaları) olarak hepinizi bir araya getirecegiz

    [105] Ve biz bu (vahyi) degismeyen gercege isaret olarak indirdik ve o da (sana, ey Peygamber) hak olarak ulastı; cunku Biz seni yalnızca bir mujdeci ve bir uyarıcı olarak gonderdik

    [106] ve ayrıca onu, insanlara yavas yavas okuyasın diye bir Kuran, temel bir okuma metni olarak bolum bolum acıkladık, ayet ayet indirdik

    [107] De ki: "Ona ister inanın, ister inanmayın". Kendilerine onceden dogru bilgi ve kavrayıs yetenegi verilmis olanlara bu (ilahi metin) okundugu zaman, hemen yuzleri uzerine yere kapanır

    [108] ve soyle derler: "Sınırsız kudretiyle ne yucedir Rabbimiz! Iste Rabbimizin vaadi apacık gerceklesti

    [109] Iste (boyle deyip) aglayarak yuzustu yere kapanırlar ve (Allah´tan yana gosterdikleri) bu (bilinc ve duyarlık) onların saygı ve sakınmasını artırır

    [110] De ki: "Ister Allah diye cagırın, ister Rahman diye: O´nu hangi isimle cagırırsanız cagırın, (O hep Birdir; ve) butun guzel ve ustun nitelikler O´nundur". (O´na dua et, ama) duanda sesini fazla yukseltme, cok fazla alcaltma da, ikisinin ortası bir yol tut

    [111] Ve de ki: "Butun ovguler, dol edinmeyen, egemenliginde ortagı bulunmayan, gucsuzlukten, duskunlukten oturu herhangi bir yardıma, yardımcıya gereksinme duymayan Allah´a yakısır". Iste, O´nu (hep boyle) yucelterek an

    Kehf

    Surah 18

    [1] Butun ovguler Allah´a yakısır; O (Allah) ki, kuluna bu ilahi kelamı indirmis ve onun anlasılmasını guclestirecek hicbir caprasıklıga yer vermemistir

    [2] (Bu) tutarlı ve dosdogru (kitap, inkarcıları) O´nun katından zorlu bir cezayla uyarmak ve durust, erdemli davranıslarda bulunan muminlere hak ettikleri guzel karsılıgı mujdelemek icindir

    [3] icinde sonsuza kadar kalacakları (bir mutluluk esenlik halini mujdelemek icin)

    [4] Ayrıca, (bu ilahi kelam,) "Allah kendine bir ogul edindi" iddiasında bulunanları uyarmak icin(dir)

    [5] (Oysa,) O´nun hakkında ne kendilerinin, ne de atalarının dogru bir bilgisi var: Ne agır bir soz, bu agızlarından cıkan! Yalandan baska bir sey soylemiyorlar

    [6] Peki ama, onlar bu mesaja inanmak istemiyorlarsa, (inansınlar diye) kendini mi paralayacaksın

    [7] Gercek su ki, yeryuzunde guzel olan ne varsa Biz hepsini, hangisinin daha iyi davrandıgını ortaya koymak uzere, insanları sınamak icin bir arac kıldık

    [8] ve hic suphe yok ki (zamanı gelince) yeryuzundeki her seyi kupkuru toprak haline getirecegiz

    [9] (Bu dunya hayatı bir sınamadan ibaret olduguna gore, imdi) sen Magara Insanlarını(n) ve (onların kendilerini) yazıtlara/kitabelere (adamalarının kıssasını)n, gercekten, Bizim (oteki) mesajlarımızdan daha meraka deger bulunacagını mı dusunuyorsun

    [10] Hani, o gencler magaraya sıgındıkları zaman, "Ey Rabbimiz!" demislerdi, "Bize katından bir rahmet bahset; ve icinde bulundugumuz (harici) sartlar ne olursa olsun bizi dogruluk bilinciyle donat

    [11] Biz de bunun uzerine magarada onların kulaklarını yıllarca (dıs dunyaya) kapalı tuttuk

    [12] sonra onları uyandırdık, ki (magarada) gecen surenin iki bakıs acısından hangisiyle daha iyi degerlendirildigini (insanlara) gosterelim

    [13] (Simdi) onların kıssasını butun gercegiyle sana anlatacagız. Onlar gercekten de Rablerine yurekten inanan genclerdi; ve biz de kendilerini dogru yolda derin bir bilinc ve duyarlıkla guclendirmis

    [14] kalplerini pekistirmistik; oyle ki, dogrulup (birbirlerine): "Rabbimiz goklerin ve yerin Rabbidir", demislerdi "Biz asla O´ndan baskasına yalvarıp yakarmayacagız, (cunku boyle bir sey yaparsak) cok cirkin bir sey dile getirmis oluruz

    [15] Oysa, bu bizim soydaslarımız, inanclarını destekleyen acık ve akla uygun bir delil getiremedikleri halde O´ndan baska varlıkları tanrı ediniyorlar: Allah hakkında yalan uyduran kimseden daha zalim kim olabilir

    [16] Bunun icindir ki, simdi siz onlardan da, onların Allah´tan baska tapındıkları butun o asılsız seylerden de uzaklasıp su magaraya sıgının ki, Rabbiniz rahmetini size ulastırsın ve sizi durumunuza gore ruhlarınızın ihtiyac duyabilecegi seylerle donatsın

    [17] Ve (yıllarca) gunesin, dogarken onların magarasını sag yandan yalayıp gectigini, batarken de onlara dokunmadan sol yandan gecip gittigini ve onların, magaranın genisce bir odasında bulundugunu gorurdun: Rabbinin alametlerinden biriydi bu; Allah kime yol gosterirse dogru yolu bulan odur ve kimi de sapıklık icinde bıraksa, artık onun icin dogru yolu gosteren bir dost, bir koruyucu bulamazsın

    [18] Uykuda oldukları halde sen onları uyanık sanırdın. Oyle ki, Biz onları bir saga ceviriyorduk, bir sola; ve kopekleri de esikte on ayaklarını uzatıp (uyuyakalmıstı). Onlara (bu halleriyle) rastlamıs olsaydın arkanı donup kacardın; onlardan yana icin korkuyla dolardı

    [19] Derken (gunu gelince) onları uykudan kaldırdık; ve (olup biteni) birbirlerine sormaya basladılar. Iclerinden biri: "(Burada) bu sekilde ne kadar kaldınız?" diye sordu. Otekiler: "Ya bir gun ya da gunun bir kısmı kadar" dediler. (Iclerinden daha derin bir sezgiyle donanmıs olanlar:) "Ne kadar kaldıgımızı en iyi Rabbimiz bilir" dediler ve (soyle eklediler:) "Simdi icinizden birini su gumus paralarla sehre gonderin de, baksın yiyeceklerden en temizi hangisi ise size ondan azık olarak alıp getirsin. Ama cok dikkatli davransın, sakın kimseye sizden bahsetmesin

    [20] cunku, bakın, sizin varlıgınızı ogrenirlerse ya sizi taslayarak oldururler ya da zor altında sizi kendi dinlerine dondururler ki, bu durumda, bir daha asla kurtulamazsınız

    [21] Iste bu yolla (insanların) dikkatini onların kıssası uzerine cektik, ki onların basına gelenler konusunda aralarında tartıstıkları zaman bilsinler ki, Allah´ın (olumden sonraki kalkıs konusundaki) vaadi butunuyle gercektir ve Son Saat´in gelip catacagına hic suphe yoktur. Ve boylece (o sehrin ahalisinden) bazıları: "Onların anısına bir anıt dikin; onların basına gelen her neyse, bunu en iyi Allah bilir" dediler. Gorusleri genel kabul goren baskaları ise: "Dogrusu, onların anısına mutlaka bir mescid yukseltmeliyiz!" dediler

    [22] (Ve caglar sonra), bilemeyecekleri bir konuda gereksiz tahminlerde bulunarak, "onlar uc kisiydiler; dordunculeri kopekleriydi", yahut "bes kisiydiler, altıncıları kopekleriydi", hatta "yedi kisiydiler, sekizincileri kopekleriydi" diyen kimseler cıkacak. De ki: "Onların sayısını en iyi Rabbim bilir! Zaten ancak cok az kimse onlar hakkında kayda deger bir seyler bilmektedir. Bunun icindir ki, onlar hakkında, (kıssalarından cıkan) gorunur dersin dısında, kimseyle tartısma(yın), ve onlar hakkında daha fazla bilgi almak icin o (rivayetcilerden) hicbir sey sorma(yın)

    [23] Ve hicbir sey hakkında, "Ben bu isi yarın mutlaka yapacagım" deme

    [24] (bunu) ancak "Eger Allah dilerse" (sozcuguyle birlikte soyle). Ve bunu unutursan (hatırladıgın zaman) Rabbini anarak de ki: "Umarım ki Rabbim beni dogru olana bundan daha yakın olan bir bilgi ve duyarlık duzeyine eristirir

    [25] Ve (bazıları,) onlar(ın) magaralarında ucyuz yıl kaldı(gını ileri suruyor) ve kimileri de (bu sayıya) dokuz yıl daha ekliyorlar

    [26] De ki: "Onların (orada) ne kadar kaldıgını en iyi Allah bilir. Goklerin ve yerin gizli gercekleri (yalnızca) O´nun elindedir; O ne essiz bir gorucu, ne essiz bir isiticidir! Onların O´ndan baska koruyucusu, kayırıcısı yoktur; cunku O hukmunde kimseyi kendine ortak tutmaz

    [27] Oyleyse, Rabbinin kitabından sana vahyedileni (insanlara) duyur. O´nun sozlerini degistirebilecek kimse yoktur; Ve sen de O´ndan baska sıgınacak kimse bulamazsın

    [28] Ve Rablerinin hosnutlugunu umarak sabah aksam O´na yalvarıp yakaranlarla birlikte sen de sabret; ve dunya hayatının cazibesine kapılıp da sakın gozlerini onların uzerinden ayırma; Ve iyi ve guzel olan ne varsa hepsini terk edip (yalnızca) bencil arzularının pesine dustugu icin kalbini zikrimize karsı duyarsız kıldıgımız kimseye aldırma

    [29] Ve de ki: "(Bu) hak, Rabbinizden (gelmis)tir: Artık ona dileyen inansın, dileyen reddetsin". Gercek su ki, Biz, (sundugumuz hakikati teperek kendi kendilerine) yazık edenler icin dalga dalga yukselen alev katmanlarıyla onları cepecevre kusatacak bir ates hazırladık; oyle ki, onlar su istediklerinde ergimis kursunu andıran ve yuzlerini kavuran bir su verilecek onlara: ne korkunc bir sudur o ve ne kotu bir duraktır orası

    [30] (Ama) imana erip de durust ve erdemli davrananlara gelince: iyi ve guzel olanı yapmakta sebat gosterenlerin emegini elbette zayi etmeyiz

    [31] Iclerinde derelerin, ırmakların cagıldadıgı ebedi mutluluk, esenlik bahceleri iste boylelerinin olacaktır; orada onlara altın bilezikler takılacak; yesil ipekli ve islemeli giysiler giyinecekler ve orada (yumusak) divanlarda yaslanıp oturacaklar: Bu ne guzel bir karsılık, bu ne guzel bir dinlenme yeri

    [32] Onlara su iki adam ornegini ver, ki onlardan birine iki uzum bagı bahsetmis, onların cevresini hurmalıklarla cevirmis ve aralarına da ekili bir alan yerlestirmistik

    [33] Bu her iki bahce de beklenen urunu veriyor, verimlerinde herhangi bir eksilme gostermiyorlardı; cunku Biz her birinin icinden bir dere akıtmıstık

    [34] Boylece (bu bahcenin sahibi) bolluk icinde urun kaldırıyordu. Ama (bir gun) bu adam komsusuyla tartısırken soz arasında ona: "Benim malım mulkum senden cok; nufusca da senden daha guclu, daha ilerdeyim!" dedi

    [35] (Iste) kendi kendine (boylece) yazık eden bu adam: "Bu bahcenin bir gun yok olacagını asla dusunemiyorum!" diyerek bahcesine girdi

    [36] ve "Son Saat´in (bir gun) gelip catacagını da dusunemiyorum" (diye ekledi,) "hem, (o saat gelse ve) ben Rabbimin huzuruna cıkarılacak olsam bile, sonuc olarak, her halde bundan daha iyisini karsımda bulacagım

    [37] Kendisiyle tartısmaya girdigi komsusu ona: "Seni tozdan topraktan, sonra bir damla dol suyundan yaratıp da (eksiksiz) bir insan sekline sokan Allah´a karsı nankorluk mu yapıyorsun?" dedi

    [38] Bana gelince, (biliyorum ki) benim Rabbim Allah´tır ve ben tanrısal nitelikleri O´ndan baska kimseye yakıstıramam

    [39] Ve (devamla,) "Yazık, keske bahcene girerken ´Allah´ın diledigi (olur, cunku) yaratıcı guc ancak Allah´ın elindedir deseydin! Mal ve evlatca, gordugun gibi, senden daha gucsuz isem de

    [40] Rabbim bana senin bagından bahcenden pekala daha hayırlısını verebilecegi gibi, (senin) bu (bahce)ne gokten bir afet gonderir de (bahcen o zaman) yerle bir olabilir

    [41] yahut bir daha asla bulup cıkaramayacagın bicimde onun suyu cekilebilir

    [42] Ve (gercekten de boyle oldu:) urunlerle dolup tasan bahceleri cepecevre tarumar edildi; ve o (bahcenin) tarumar olmus citleri, cardakları karsısında, bosa giden emegine yanarak ellerini ogustura ogustura: "Ah, n´olurdu, Rabbimden baskasına tanrısal nitelikler yakıstırmamıs olsaydım!" demekten baska soyleyecek bir sey bulamadı

    [43] Cunku simdi artık onun ne Allah yerine kendisine yardım ulastıracak kimsesi vardı, ne de kendi basının caresine bakabilecek durumdaydı

    [44] Iste bunun icindir ki, koruyucu, kayırıcı guc butunuyle, tek ve gercek Tanrı olan Allah´a aittir. Hak edilen karsılıgı vermekte de, sonucun ne olacagını belirlemekte de en iyi olan O´dur

    [45] Dunya hayatının gokten indirdigimiz suya benzedigini onlara anlat: Oyle ki, yerin bitkileri onu emerek zengin bir cesitlilik icinde boy verip birbirine karısırlar; ama butun bu canlılık, cesitlilik sonunda ruzgarın savurup goturdugu cer cope doner. Iste (bunun gibi,) her seye karar veren (yalnız) Allah´tır

    [46] Mal mulk ve cocuklar dunya hayatının susleridir; ama urunu kalıcı olan durust ve erdemli davranıslar ise, karsılıgı bakımından, Rabbinin katında daha degerli ve bir umit kaynagı olarak daha verimlidir

    [47] Cunku, dagları ortadan kaldıracagımız o Gun yeryuzunu bos ve cıplak gorursun; (o Gun) kimseyi bırakmaksızın herkesi (diriltip) bir araya toplayacagız

    [48] Ve dizi dizi Rablerinin huzuruna cıkarıldıklarında (Rableri onlara soyle diyecek:) "Iste, sizi ilk kez yarattıgımız gunku gibi (butunuyle yapayalnız ve boyun egmis olarak) huzurumuza geldiniz; oysa, sizin icin boyle bir bulusmayı gerceklestirmeyecegimizi sanıyordunuz hep

    [49] Ve (o Gun, herkesin dunyada yapıp ettiklerine dair) sicil(ler) onlerine kondugunda, sucluların orada (yazılı) olanlardan irkildiklerini gorursun; "Vah bize! Nasıl bir sicilmis bu! Kucuk, buyuk hicbir sey bırakmamıs, her seyi hesaba gecirmis!" derler. Ve yapıp ettikleri her seyi (kaydedilmis olarak) onlerinde bulurlar; ve Rabbinin kimseye haksızlık yapmadıgını (anlarlar)

    [50] Ve (hatırla ki) Biz meleklere "Adem´in onunde yere kapanın!" dedigimiz zaman, Iblis dısında, onların hepsi yere kapanmıstı. (Iblis) gorunmeyen varlıklardan biriydi; ve boylece Rabbinin buyrugu dısına cıktı. Peki, yine de onu ve avanesini kendinize dostlar/sırdaslar edinecek misiniz, hem de onlar sizin dusmanlarınız oldugu halde? Zalimler adına bu ne kotu bir mubadeledir

    [51] Ben onları ne goklerin ve yerin yaratılısına tanık kıldım; ne de kendilerinin yaratılısına; ayrıca, (insanları) yoldan cıkaran bu (varlıkları) kendime hicbir sekilde yardımcı edinmis de degilim

    [52] Nitekim, o Gun (Allah): "(Simdi) cagırın bakalım, benim ortaklarım oldugunu sandıgınız varlıkları!" diyecek. Bunun uzerine onları cagıracaklar, ama berikiler onlara bir karsılık vermeyecek: cunku onlarla otekiler arasına asılmaz bir ucurum koyacagız

    [53] Ve gunaha gomulup gitmis olanlar o zaman atesi gorecek ve oraya girmek zorunda olduklarını anlayacaklar ama ondan kacmak kurtulmak icin bir yol bulamayacaklar

    [54] Iste bunun gibi, Biz bu Kuran´da insanlar(ın yararlanması) icin cesitli acılardan turlu turlu dersler ortaya koyduk. Bununla birlikte, insan her seyden cok tartısmaya duskundur

    [55] Nitekim, kendilerine dogru yol rehberi gelmisken insanları imana erismekten ve Rablerinden bagıslanma dilemekten alıkoyan yegane tutum, (onların) onceki (gunahkar) toplumlara uygulanan surecin kendilerine de uygulanmasını ya da (nihai) azabın ote dunyada baslarına gelmesini beklemeleri degil de, nedir

    [56] Fakat Biz, mesaj tasıyıcılarını yalnızca mujdeleyiciler ve uyarıcılar olarak gondeririz; hakkı inkara sartlanmıs olanlarsa (onlara karsı) asılsız iddialarla, guya hakkı curutmek, hukumsuz kılmak icin tartısır, mesajlarımızı ve uyarılarımızı alay konusu yaparlar

    [57] Rabbinin mesajları kendisine ulastırıldıgı halde, kendi eliyle isledigi butun (kotu) isleri de unutup, onlara yuz ceviren kimseden daha zalim kim olabilir? Bakın, Biz boylelerinin kalplerine, hakkı kavramalarına engel olan bir ortu ve kulaklarına da bir agırlık yerlestirmisizdir; dolayısıyla, onları dogru yola cagırsan da asla dogru yola girecek degillerdir

    [58] (Bununla birlikte,) yine de senin Rabbin sınırsız rahmet sahibi, gercek bagıslayıcıdır. Yoksa, isledikleri (kotulukler) icin onları hemen paylayacak olsaydı, kuskusuz, hak ettikleri azabı carcabuk baslarına salardı. Ama iste, onlar icin, asıp otesine gecemeyecekleri bir sure belirlenmistir

    [59] tıpkı, zulum ustune zulum islediklerinde yok ettigimiz onceki toplumlar gibi: ki Biz onların ortadan kaldırılması icin de bir sure belirlemistik

    [60] Hani, (gezginlik gunlerinde) Musa yardımcısına: "Iki denizin birlestigi yere kadar yoluma devam edecegim" demisti, "(bu yolda) yıllar harcamam gerekse bile

    [61] Fakat iki (denizin) birlestigi yere vardıklarında balıkları butunuyle akıllarından cıktı ve denize dalıp gozden kayboldu

    [62] Ve biraz uzaklastıktan sonra (Musa) yardımcısına: "Oglen azıgımızı cıkar" dedi, "dogrusu, bu yolculuk bizi bir hayli yordu

    [63] (Yardımcısı): "Olacak sey mi, bu" dedi, "O kayanın yanında dinlenmek icin durdugumuzda, nasıl olduysa, balıgı unutmusum. Bunu olsa olsa bana Seytan unutturmus olacak! Tuhaf sey, nasıl da yol bulup suya ulastı

    [64] (Musa heyecanla): "Demek, aradıgımız yer orası(ydı)!" diye bagırdı. Ve izleri uzerine hemen geri donduler

    [65] Ve orada kendisine katımızdan ustun bir bagısta bulunarak (ozel) bir bilgiyle donattıgımız kullarımızdan birine rastladılar

    [66] Musa ona: "Neyin dogru oldugu konusunda sana verilen bilgiden bana da ogretmen icin senin pesinden gelebilir miyim?" dedi

    [67] (Oteki;) "Sen benimle birlikte(yken olacak olanlara) katlanamazsın" dedi

    [68] cunku tecrube alanı icinde kavrayamayacagın seye nasıl katlanabilirsin ki

    [69] (Musa:) "Allah dilerse, beni sabırlı biri olarak bulacaksın" dedi, "ve ben hicbir konuda sana uyumsuzluk gostermeyecegim

    [70] (Bilge kisi:) "Pekala" dedi, "O halde, eger benim pesimden geleceksen, (yapacagım) seyler hakkında, bu hususta ben sana bir acıklamada bulununcaya kadar bana hicbir sey sormayacaksın

    [71] Bu ikisi boylece yola koyuldular; sonunda (bir kıyıya vardılar; ve onları karsı kıyıya tasıyan) tekneden inecekleri zaman, bilge kisi teknede bir delik actı, (Musa bunu gorunce:) "Icindekileri bogmak icin mi onu deldin? Dogrusu, cok vahim bir sey yaptın!" diye cıkıstı

    [72] Beriki: "Ben sana, bana asla katlanamayacagını soylememis miydim?" dedi

    [73] (Musa:) "(Kendimi) kaybettim diye beni paylama ve beni yaptıgım isten dolayı zora kosma!" dedi

    [74] Boylece yeniden yola koyuldular; sonunda genc bir adama rastladılar: (bilge kisi) onu oldurdu, (Musa bunu gorunce:) "Bir baska cana karsılık olmaksızın masum bir cana kıydın, oyle mi?" diye cıkıstı, "Gercekten, cok korkunc bir is yaptın sen

    [75] Beriki: "Ben sana, bana asla katlanamayacagını soylememis miydim?" dedi

    [76] (Musa:) "Bundan boyle sana soru soracak olursam benimle artık yoldaslık yapmazsın: (cunku artık) benden yana yeterince ozur isittin" dedi

    [77] Ve bunun uzerine yeniden yola koyuldular; derken, bir kasaba halkıyla karsılastılar; onlardan yiyecek bir seyler istediler; ama bu ahali onlara konukseverce davranmaya hic yanasmadı. Ve bu (kasabada) yıkılmak uzere olan bir duvar gorduler; (bilge kisi) onu hemen onarıverdi; (Musa bunu gorunce:) "Eger dileseydin, (hic degilse, yaptıgın) bu is icin bir ucret alabilirdin" dedi

    [78] (Bilge:) "Iste boylece seninle yol ayrımına gelmis olduk." dedi, "Simdi sana, sabır gostermedigin (butun o olayların) ic yuzunu acıklayacagım

    [79] O tekne, gecimini denizden saglayan yoksul insanlara aitti; ona hasar vermek istedim, cunku peslerinde her (saglam) tekneye zorla el koyan bir hukumdar oldu(gunu biliyordum)

    [80] O genc adam da, -ki anası babası mumin kimselerdi- taskınlıkları ve inkarcı egilimleriyle onlara cok derin acılar verecegi yolunda kaygı verici belirtiler gormustuk

    [81] (onu oldururken) Rablerinin o ana babaya onun yerine ondan daha temiz seciyeli ve merhamette ondan daha ileri (baska bir cocuk) vermesini istedik

    [82] Ve duvara gelince; duvar o kasabada yasayan iki yetim oglan cocuguna aitti ve altında (hukuken) onların olan bir hazine (gomuluydu). Onların babası durust ve erdemli biriydi; bunun icindir ki, Rabbin onların erginlik cagına eristiklerinde o hazineyi Rabbinden bir bagıs olarak kazıp cıkarmalarını irade etti. (Dolayısıyla,) ben (butun) bunları kendiligimden yapmadım: Senin sabır gostermedigin (olayların) ic yuzunun gercek anlamı iste budur

    [83] Ve sana Zulkarneyn hakkında soru soruyorlar; de ki: "onu hatırlatacak bir sey anlatayım

    [84] Ona yeryuzunde guvenli bir yer sagladık ve onu, (ulasacagı) her seye dogru araclarla ulasma (bilgisiyle) donattık

    [85] Ve bu sayede o da (yaptıgı her isde) dogru ve mesru araclara basvurdu

    [86] (Batıya dogru giderek) gunun birinde gunesin battıgı yere vardı; (gunes) ona kopkoyu, bulanık bir suya dalıyormus gibi gorundu. Ve orada (kotulugun her cesidine gomulup gitmis) bir kavme rastladı. Ona, "Sen ey Zulkarneyn!" dedik, ("Onlara) azap da edebilirsin, yuce gonullu de davranabilirsin

    [87] O soyle cevap verdi: "(Baskalarına) zulmeden kimseye gelince, ona bundan boyle azap edecegiz; ve o kimse sonunda Rabbine dondurulecek; ve O da ona gorulmemis bir azap cektirecek

    [88] Ama inanıp durust ve erdemli davranıslarda bulunan kimseye gelince, boyle biri (yaptıklarının) karsılıgı olarak (ahiret hayatının) nihai guzelligine, iyiligine ulasacaktır; ve Biz de onu (yalnızca) yerine getirilmesi kolay olanla yukumlu tutacagız

    [89] Ve (Zulkarneyn, dogru bir amaca varmak icin, boylece) bir kere daha dogru aracı secti

    [90] (Ve doguya dogru yuruyerek) gunun birinde gunesin dogdugu yere vardıgında onu, kendilerini gunese karsı bir ortuyle ortmedigimiz bir kavmin uzerine dogar buldu

    [91] (Biz onları) iste boyle (bir yasama tarzı icinde, boyle bir duzeyde bırakmıstık ve o da onları oylece kendi hallerine bıraktı;) ve muhakkak ki sınırsız bilgimizle Biz onun zihninden gecenleri kusatmıs bulunuyorduk

    [92] Ve o (boylece, dogru bir amaca ulasmak icin) bir kere daha, dogru aracı secmis oldu

    [93] Ve derken, iki set arasında (bir yere) vardıgında onların yamacında (yasayan ve onun konustugu dilden) cok az sey anlayabilen bir kavme rastladı

    [94] Bunlar (ona): "Sen ey Zulkarneyn!" dediler, "Yecuc ve Mecuc bu ulkede bozgunculuk yapıyor. Onlarla bizim aramızda bir set insa etmen sartıyla sana bir bac (vergi) verelim mi

    [95] (Zulkarneyn:) "Rabbimin bana sagladıgı guvenli durum (sizin bana verebileceginiz her seyden) daha hayırlıdır;" dedi, "bunun icindir ki, siz bana sadece is gucunuzle yardımda bulunun ki sizinle onlar arasında bir set yapayım

    [96] Bana demir kulceleri getirin!" derken, demir (kulcelerini) yıgıp, iki yar arasındaki bosluga doldurunca (onlara) "(Bir ocak kurun ve) korukleyin!" dedi. Nihayet, (demir iyice) kor haline gelince, "Bana ergimis bakır getirin bunun uzerine dokeyim" dedi

    [97] Ve boylece (set insa edilmis oldu, oyle ki) artık onların dusmanları ne onu asabilirlerdi ne de onda gedik acabilirlerdi

    [98] (Zulkarneyn:) "Rabbimden bir rahmettir bu!" dedi, "Bununla birlikte, Rabbimin belirledigi zaman gelince bu (seddi) yerle bir edecektir; cunku Rabbimin verdigi soz mutlaka gerceklesir

    [99] O gun onları bırakırız, dalga dalga yuruyup birbirlerine karıssınlar; ve sura uflenir: Boylece hepsini bir araya toplarız

    [100] Ve o Gun hakkı inkar edenlerin karsısına cehennemi cıkarırız

    [101] O inkarcılar ki, (gercegin sesini) isitmeye katlanamadıklarından oturu gozlerine Beni hatırlatıcı seylere karsı perde cekilmisti

    [102] Hakkı inkara sartlanmıs olan bu kimseler, Benim kullarım(dan herhangi birini) Bana karsı (kendilerine) dost, koruyucu edinebileceklerini mi sandılar? Hic suphe edilmesin ki Biz cehennemi hakkı inkar edenler icin bir konak yeri olarak hazırlamısızdır

    [103] De ki: "Size, yapıp ettiklerinde en buyuk kayba ugrayan kimseleri haber vereyim mi

    [104] Bunlar, guzel isler yaptıklarını zannettikleri halde, dunya hayatının pesinde tum caba ve kosusturmaları egri ve carpık olan kimseler(dir)

    [105] Rablerinin mesajlarını ve O´nun huzuruna cıkarılacakları gercegini inkar yolunu secen kimseler iste boyleleridir. Bunun icindir ki, boylelerinin butun yapıp ettikleri bosa gitmektedir: Cunku Kıyamet Gunu onlara hic deger vermeyecegiz

    [106] Hakkı inkar etmeleri, Benim mesajlarımı ve elcilerimi alaya almaları yuzunden, iste boylelerinin cezası cehennem olacaktır

    [107] (Ama) imana erisip durust ve erdemli davranıslar ortaya koyanlara gelince; onları konak yeri olarak cennetin hasbahceleri beklemektedir

    [108] Boyleleri orada sonsuza kadar kalacak (ve) oradan hic ayrılmak istemeyecekler

    [109] De ki: "Rabbimin sozleri(ni yazmak) icin denizler murekkep olsa ayrıca deniz ustune deniz katsak yine de Rabbimin sozleri bitmeden denizler tukenirdi

    [110] De ki: "Ben de sizin gibi olumlu bir insanım. Tanrınızın bir Tek Tanrı oldugu vahyolundu bana. Oyleyse, artık her kim Rabbine kavusmayı umuyorsa, durust ve erdemli davranıslar ortaya koysun ve Rabbine ozgu kullukta hic kimseyi, hicbir seyi (O´na) ortak kosmasın

    Meryem

    Surah 19

    [1] Kaf-Ha-Ya-´Ayn-Sad

    [2] Kulu Zekeriya´ya Rabbinin bahsettigi rahmeti dile getiren bir anma(dır), bu

    [3] Hani o, ta icinden Rabbine seslenerek

    [4] soyle demisti: "Ey Rabbim! Dogrusu, artık kemiklerim gevsedi, saclarım agardı. Ama simdiye kadar, ey Rabbim, Sana yonelttigim duada cevapsız bırakıldıgım hic olmadı

    [5] Ve gercek su ki, ben gocup gittikten sonra yakınlarım(ın yapacakların)dan kaygı duyuyorum; cunku karım bastan beri kısırdı. Oyleyse, bana katından, benim yerimi alacak bir yardımcı bahset

    [6] ki bana ve Yakub´un Evi´ne mirascı olsun; ve Sen ey Rabbim, o´nu hosnut olacagın (bir ahlak)la donat

    [7] (Bunun uzerine melekler o´na seslendiler:) "Ey Zekeriya, ismi Yahya olan bir ogul mujdeliyoruz sana. (Ve Allah soyle buyuruyor:) ´Daha once hic kimseye bu ismi vermemistik

    [8] (Zekeriya:) "Ey Rabbim!" dedi, "Karım kısır oldugu halde ve ben de yaslanarak butunuyle gucsuz bir duruma dusmusken, benim nasıl oglum olabilir ki

    [9] (Melek:) "Orası oyle, (ama)," dedi, "Rabbin diyor ki: ´Bu Benim icin kolaydır, tıpkı daha once seni yoktan var ettigim gibi

    [10] (Zekeriya:) "Rabbim, oyleyse, bana bir isaret tayin et!" diye niyaz etti. (Melek:) "Senin isaretin, tam (uc gun) uc gece insanlarla konusmaman olacak" dedi

    [11] Bunun uzerine (Zekeriya) mabedden kavminin karsısına cıktı ve onlara "Sabah aksam (Rabbinizin) sınırsız kudret ve yuceligini anın!" diye isaret etti

    [12] (Ve cocuk dogup buyudugunde o´na:) "Ey Yahya! Ilahi mesaja sımsıkı sarıl!" (diye ogut verdi). Cunku o daha kucuk bir oglanken Biz o´na dogru ve kusatıcı dusunme yetenegi vermistik

    [13] ve katımızdan bir ruh inceligi ve arınmıslık... Oyle ki, Bize karsı o (her zaman) bilinc ve duyarlık icinde idi

    [14] ve ana babasına karsı saygı ve gozetme tavrı icinde; asla zorba ya da dik baslı biri degildi

    [15] Bunun icindir ki, dogdugu gun de, oldugu gun de, (Allah´ın) selamı o´nun uzerindeydi; ve diri olarak kaldırılacagı gun de (yine o´nun) uzerine olacaktır

    [16] Ve bu ilahi mesajda Meryem´i de an. Hani, o ailesinden ayrılıp dogu yonunde bir yere cekilmisti

    [17] kendini onlardan uzak tutuyordu; bu durumdayken kendisine vahiy melegimizi gonderdik; (bu melek) ona eli yuzu duzgun bir beser kılıgında gorundu

    [18] (Meryem onu gorunce:) "Senden, O kusatıcı rahmet ve esirgeme Sahibi´ne sıgınırım!" dedi, "Eger O´na karsı sorumluluk bilinci tasıyorsan (bana yaklasma)

    [19] (Melek:) "Ben yalnızca Rabbinin bir elcisiyim" dedi, "(O Rab ki:) sana tertemiz bir ogul armagan edecegim (diyor)

    [20] (Meryem:) "Bana daha hicbir erkek dokunmamısken, nasıl bir oglum olabilir? Ustelik ben iffetsiz bir kadın da degilim" dedi

    [21] (Melek:) "Bu dogru" dedi, "(Ancak) Rabbin diyor ki: ´Bu Benim icin kolay; ve (boyle oldugu icin de, senin bir oglun olacak) ve Biz o´nu insanlar icin katımızdan bir sembol ve aydınlatıcı bir bagıs kılacagız!" Ve bu (Allah tarafından) onceden hukme baglanmıs bir seydi

    [22] bunun icin de, (Meryem) o´na gebe kaldı ve o´nunla birlikte uzak bir yere cekildi

    [23] Ve dogum sancısı onu bir hurma agacının govdesine surukledi(gi zaman): "Keske bu durum basıma gelmeden once olseydim de unutulup giden biri olsaydım!" diye yakındı

    [24] Bunun uzerine, hurma agacının alt yanından (bir ses) ona soyle seslendi: "Uzulme! Rabbin senin alt yanında ufak bir dere akıttı

    [25] Simdi hurmanın govdesini kendine dogru silkele, taze hurma dokulsun

    [26] Sonra da ye, ic: gozun aydın olsun! Ve eger insanlardan birini gorursen ona de ki: "Ben O sınırsız rahmet Sahibi icin, (bir sure) konusmaktan kacınmaya ahdettim; bu yuzden bugun insanlardan kimseyle konusmayacagım

    [27] Ve bir sure sonra, cocuguyla beraber, kavmine dondu. "Ey Meryem!" dediler, "Sen, gercekten, tuhaf bir is yaptın

    [28] Ey Harun´un kız kardesi! Senin baban kotu bir adam degildi; ne de annen iffetsiz bir kadındı

    [29] Bunun uzerine (Meryem) cocuga isaret etti. "Daha besikteki bir cocukla biz nasıl konusabiliriz ki!" diye cıkıstılar

    [30] (Fakat cocuk:) "Bakın," dedi, "Allah´ın kuluyum ben. O bana ilahi mesaj bahsetti ve beni peygamber yaptı

    [31] ve nerede bulunursam bulunayım beni kutlu ve erdemli kıldı; yasadıgım surece bana salatı, arınmak icin vermeyi emretti

    [32] ve anamı saygıyla gozetmemi; ve beni merhametten yoksun bir zorba kılmadı

    [33] Bunun icindir ki, dogdugum gun selam benim uzerimdeydi; olecegim gun ve hayata (yeniden) dondurulecegim gun (yine benim uzerimde olacaktır)

    [34] Meryem oglu Isa hakkında, uzerinde oylesine derin bir anlasmazlıga dustukleri dogru acıklama iste budur

    [35] Bir ogul edinmek Allah´a asla yakıstırılamaz; sınırsız yuceligiyle O boyle bir seyin ustunde, otesindedir. O bir seyin olmasına hukmettigi zaman, ona yalnızca "Ol!" der ve o (sey hemen) oluverir

    [36] Ve (Isa´nın her zaman soyledigi gercek sudur:) "Suphesiz, benim Rabbim de, sizin Rabbiniz de Allah´tır; oyleyse (yalnızca) O´na kulluk edin: dosdogru yol (yalnızca) budur

    [37] Hal boyleyken (Kitab-ı Mukaddes´e baglı olduklarını iddia eden) hizipler yine de aralarında (Isa´nın dogası hakkında) cekisip duruyorlar! Oyleyse, o buyuk Gun butun acıklıgıyla gelip cattıgı zaman vay hallerine hakkı inkar edenlerin

    [38] Bizim karsımıza cıkacakları o Gun, (gercegi) nasıl da apacık isitecek ve gorecekler! Ne var ki, bu zalimler o gun artık asikar bir bicimde bir kere yoldan cıkmıs bulunacaklar

    [39] bunun icindir ki, her seyin hukme baglanmıs olacagı o onmaz pismanlıklar Gunu(´nun gelip catması konusunda) onları uyar, cunku onlar hala umursamazlık gosteriyor ve (o Gun´un gelecegine) inanmıyorlar

    [40] Oysa, (o Gun er gec gelip catacak ve) yeryuzu ve onun uzerinde yasayanlar gecip gittikten sonra yalnızca Biz kalacagız; ve (o zaman) onların hepsi Bize donecekler

    [41] Bu kitapta bir de Ibrahim´i an. Gercek su ki, o ozu sozu dogru biriydi, (yani) bir nebiydi

    [42] Hani o babasına "Ey babacıgım!" demisti, "Ne isiten, ne goren ve ne de sana bir yarar saglayabilen seylere nicin tapınıyorsun

    [43] Ey babacıgım, gercek su ki, senin hic haberdar olmadıgın bir bilgi ısıgı ulastı bana; oyleyse bana uy ki seni dosdogru bir yola cıkarayım

    [44] Ey babacıgım! Gel, Seytan´a kulluk etme; cunku Seytan O sınırsız rahmet Sahibi´ne bas kaldıran biridir

    [45] Ey babacıgım, ben senin basına O sınırsız rahmet Sahibi´nin katından bir azabın cokmesinden korkuyorum; (oyle bir azap ki,) basına geldigi zaman Seytan´ın dostu ol(dugunu hemen anlar)sın

    [46] (Babası:) "Ey Ibrahim, sen benim tanrılarımdan hoslanmıyor musun?" dedi, "Eger bu tutumuna bir son vermezsen, seni mutlaka olduresiye tasa tutarım! Haydi, simdi bir sure benden uzak dur

    [47] (Ibrahim:) "Sana selam olsun!" diye cevap verdi, "Rabbimden seni bagıslamasını isteyecegim: Cunku O bana karsı hep lutufkar olmustur

    [48] Sizden ve sizin Allah´tan baska yalvarıp yakardıgınız seylerden uzak duracak ve (yalnızca) Rabbime yakaracagım: Boylece umulur ki, yakarısım Rabbim tarafından cevapsız bırakılmayacaktır

    [49] Ve boylece, onlardan ve onların Allah´ı bırakıp tapındıkları seylerden uzaklasınca, o´na Ishak´ı ve Yakub´u bahsettik ve bunların her ikisini de nebi yaptık

    [50] ve o´nları rahmetimizle odullendirdik. Ve o´nlara dogru olanı (baskalarına) ulastırmaları icin ustun bir anlatım gucu bahsettik

    [51] Ve bu kitapta Musa´yı da an. Dogrusu, o da secilmis biriydi. (Allah´ın) haberci elcilerindendi

    [52] Hani o´na Sina Dagı´nın sag yamacından seslenmis ve o´nu gizemsel bir konusma icin (kendimize) yaklastırmıstık

    [53] ve o´na bahsettigimiz rahmetin bir devamı olarak, kardesi Harun´u da (o´nunla beraber) haberci kılmıstık

    [54] Ve bu kitapta Ismail´i de an. Dogrusu, o da her zaman sozunde duran biriydi; bir elci, bir nebiydi

    [55] Ve halkına salatı ve zekatı emrederdi; ve o da Rabbinin katında hosnutluk kazanmıstı

    [56] Ve bu kitapta Idris´i de an. O da ozu sozu dogru olan biriydi; bir nebiydi

    [57] Ve Biz o´nu da yuce bir konuma yukseltmistik

    [58] Iste bunlar Allah´ın kutlu, onurlandırıcı bagıslarda bulundugu nebilerden bazıları Adem´in soyundan, Nuh´la birlikte (o gemide) tasıdıgımız kimselerin soyundan, Ibrahim ve Israil´in soyundan gelen ve (hepsi de) dogru yolu gosterdigimiz ve sectigimiz kimselerden bazıları: Ne zaman kendilerine O sınırsız rahmet Sahibi´nin mesajları okunsa aglayarak (O´nun huzurunda) yere kapanan kimseler

    [59] Onların ardından, salatı bos veren ve yalnızca kendi sehvetlerinin, dunyevi tutkularının pesine dusen bir kusak geldi; ve boyle yaptıkları icin de, yakında tam bir dus kırıklıgıyla karsılasacaklar

    [60] Ancak, pisman olup Allah´a yonelen, inanıp durust ve erdemli davranıslar ortaya koyanlar bunun dısındadır; zaten hicbir haksızlıga ugratılmadan cennete girecek olanlar da iste boyleleridir

    [61] sınırsız bagıs Sahibi´nin, kullarına, her turlu beseri algı ve tasavvurun otesinde soz verdigi o asude hasbahceler (onların olacaktır); O´nun sozu elbette yerini bulacaktır

    [62] Orada onlar asla bos ve yararsız bir soz isitmeyecekler; ic huzuru ve esenlik dileginden baska hicbir soz! Ve orada sabah aksam azıklandırılacaklar

    [63] Bize karsı sorumluluk bilinci icinde olan kullarımıza bırakacagımız cennet iste budur

    [64] Ve (Melekler): "Biz ancak Rabbinin buyruguyla ineriz" derler, "gozumuzun onunde olan, bizden gizli tutulan ve bu ikisi arasında bulunan her sey O´na aittir. Ve Rabbin asla (hicbir seyi) unutmaz

    [65] Goklerin ve yerin Rabbi(dir O), ve bunların arasında var olan her seyin! Oyleyse, yalnızca O´na kulluk et ve O´na kullukta devamlı ve sebatlı ol! Hic, ismi O´nunla birlikte anılmaya deger bir baskasını tanıyor musun

    [66] Butun bunlara ragmen, insan (yine de) kalkıp: "Ne yani," der, "Ben oldukten sonra, yeniden hayata mı dondurulecegim

    [67] Peki, insan aklına getirmiyor mu ki, Biz onu daha once yoktan var etmistik

    [68] Oyleyse, Rabbine andolsun ki, Biz onları (Hesap Gunu´nde, kendilerini hayattayken yonlendiren) seytani guclerle bir araya toplayacak ve sonra cehennemin cevresinde diz ustu bekletecegiz

    [69] Ve sonra her (gunahkar) topluluktan O sınırsız rahmet Sahibi´ne kibir ve dik baslılıkta ileri gidenleri ayırıp one cıkaracagız

    [70] cunku cehennem atesini en cok kimin hak ettigini, suphesiz en iyi Biz biliriz

    [71] Ve sizin her biriniz onu gorebilecek bir noktaya varacaksınız: Bu, Rabbin katında yerine getirilmesi gerekli bir hukumdur

    [72] Bir kere daha (hatırlatalım ki): Biz, Bize karsı sorumluluk bilinci tasıyanları (cehennemden) kurtaracagız; ama zalimleri onun icinde diz ustu bırakacagız

    [73] Hal boyleyken, ne zaman ayetlerimiz butun acıklıgıyla kendilerine ulastırılsa, hakkı inkara sartlanmıs olan kimseler imana erisenlere: "(Bu) iki insan toplulugundan konum olarak hangisi daha ustun ve guclu, topluluk olarak hangisi daha iyi/daha seckindir?" diye sorup dururlar

    [74] Oysa, Biz onlardan once gelip gecen nice kusakları helak ettik; oyle ki, onlar dunyevi guc ve dıs gorunus olarak berikilerden daha ustunduler

    [75] De ki: "Kim ki sapıklık icinde yasıyorsa, sınırsız rahmet Sahibi onun omrunu, yasama imkanını cekip uzatabilir!" (Ve bırak ne soyleyeceklerse soylesinler,) ta ki, onceden uyarıldıkları (bu dunyadaki) azabı, ya da Son Saat(in gelip catmasını) gorunceye kadar: Cunku o zaman (bu iki insan toplulugundan) varılacak yer olarak hangisinin daha kotu, destek ve dayanak olarak hangisinin daha zayıf oldugunu anlayacaklar

    [76] Allah dogru yolu secenleri daha derin bir dogru yol bilinci ile destekler; ve kalıcı mahsullere donusen durust ve erdemli davranıslar Rabbinin katında karsılık olarak (dunyevi kazanclardan) daha degerli ve sonucları itibariyle daha verimlidir

    [77] Mesajlarımızı inkara sartlanmıs olan ve "Suphesiz, bana mal mulk ve evlat verilecektir" diyen kimseyi hic dusundun mu

    [78] Yoksa o beseri algı ve tasavvurların ulasamayacagı bir gorus alanına mı eristi; yahut sınırsız rahmet Sahibi´yle bir sozlesme mi yaptı

    [79] Asla! Biz onun (bu) soyledigini kaydedecegiz ve onun (ahirette cekecegi) azabın suresini uzatacagız

    [80] ve onun (bu) soyledigini geri bırakacagız; cunku o (Hesap Gunu´nde) tek basına huzurumuza cıkacaktır

    [81] Cunku boyleleri, kendilerine guc ve statu (kaynagı) olurlar diye, Allah´tan baska varlıkları tanrılar edinirler

    [82] Fakat hayır! Bu (tapınma nesneleri Hesap Gunu´nde) kendilerine yoneltilen tapınmaları tanımayacaklar ve tapınanların karsısında yer alacaklar

    [83] Hakkı inkar edenlerin uzerine, onları guclu durtulerle (gunah islemeye) kıskırtsınlar diye her turden seytani gucleri saldıgımızı bilmiyor musun

    [84] Oyleyse, onların uzerine (Allah´ın azabını cagırmakta) tezlik gosterme; cunku Biz onların gunlerini aksatmadan sayıyoruz zaten

    [85] Allah´tan yana sorumluluk bilinci tasıyanları, onurlu konuklar olarak O sınırsız rahmet Sahibi´nin huzurunda topladıgımız Gun

    [86] ve gunaha gomulup gitmis olanları, suvarmaya goturulen susuz bir suru gibi cehenneme surukledigimiz (Gun)

    [87] (bu Gunde, hayattayken) O sınırsız rahmet Sahibi´yle bir bag, bir baglantı icine girmis olmadıkca kimse sefaatten pay alamayacaktır

    [88] Hal boyleyken, yine de bazıları "O sınırsız rahmet Sahibi Kendine bir ogul edinmistir!" diyorlar

    [89] (Bunu soylemekle) siz gercekten cok cirkin bir iddia ortaya atmıs oldunuz

    [90] Oyle ki bu iddianın dehsetinden neredeyse gok paramparca olacak, yer yarılacak ve daglar yıkılıp gidecekti

    [91] (Demek,) O sınırsız rahmet Sahibi´ne bir ogul yakıstırıyorlar (oyle mi)

    [92] Hem de, sınırsız rahmet Sahibi´nin bir ogul edinmesi akıl almaz bir sey oldugu halde

    [93] Oysa, goklerde ve yerde var olan her sey sınırsız rahmet Sahibi´nin huzuruna ancak ve ancak birer kul olarak cıkmaktadırlar

    [94] dogrusu, O bunların hepsini bilgisiyle kusatmıs, teker teker saymıstır

    [95] ve onların her biri Kıyamet Gunu´nde O´nun huzuruna tek basına cıkacaktır

    [96] Sınırsız rahmet Sahibi, imana erisip durust ve erdemli davranıslar ortaya koyanları sevgiyle kusatacaktır

    [97] iste yalnızca bu amacla, bu (ilahi mesajı, ey Peygamber,) senin dilinde kolaylastırdık ki Allah´a karsı sorumluluk bilinci tasıyan kimseleri onunla mujdeleyip, (bos bir) inatla direnip duranları onunla uyarasın

    [98] cunku, onlardan once gelip gecen nice kusakları yok ettik; (simdi) onlardan herhangi birinin varlıgını hissediyor ya da, alcak sesle de olsa hic onlardan soz edildigini duyuyor musun

    Tâhâ

    Surah 20

    [1] Ey Insan

    [2] Bu Kuran´ı sana, seni bedbaht etmek icin indirmedik

    [3] Yalnızca, (Allah´tan) korkan herkese bir ogut, bir uyarı olsun diye (indirdik)

    [4] Yeri ve yuce gokleri yaratan Allah katından indirilen bir vahiydir bu

    [5] O sınırsız rahmet Sahibi ki, mutlak kudret ve hukumranlık tahtına kurulmustur

    [6] Goklerde ve yerde ve bunların arasında ve topragın altında ne varsa hepsi O´na aittir

    [7] Sozu (ister gizle ister) acıga vur, O (insanın) gizli (dusuncelerini de) bilir, gizlinin gizlisi (duygularını) da

    [8] Allah ki, kendisinden baska tanrı olmayan O´dur. En guzel, en yuce nitelikler O´nundur

    [9] Musa´nın basından gecen olaylardan haberin var mı

    [10] Hani, o (uzakta) bir ates gormus ve ailesine: "Siz burada bekleyin; ben bir ates gordum" demisti, "belki size oradan bir tutam kor getiririm; yahut orada atesin yanında bir yol gosterici bulurum

    [11] Fakat atese yaklasınca bir ses ona "Ey Musa!" diye seslendi

    [12] Benim, Ben! Senin Rabbin! Oyleyse artık pabuclarını cıkar! Ve bil ki, sen iki kez kutlu kılınmıs vadidesin

    [13] Ben seni (kendime elci olarak) sectim; oyleyse artık (sana) vahyolunanı dinle

    [14] Gercek su ki, Allah Benim; Benden baska tanrı yok; o halde, (yalnız) Bana kulluk et; ve Beni anmak icin salatta devamlılık ve duyarlık goster

    [15] Cunku, zamanını gizli tutmus olsam da, herkese, (hayattayken) pesinden kostugu seylere gore hak ettigi karsılık verilebilsin diye, Son Saat mutlaka gelecektir

    [16] Bunun icindir ki, onun gelecegine inanmayıp sadece kendi arzularının, tutkularının pesine dusen kimse seni bu (gercege inanmak)tan alıkoymasın; yoksa, kendine yazık etmis olursun

    [17] O sag elindeki nedir, ey Musa

    [18] (Musa:) "Bu benim degnegim" dedi, "buna dayanırım; bununla davarıma yaprak silkelerim; ve baska islerde de kullanırım onu

    [19] Simdi onu yere at, ey Musa!" dedi

    [20] Bunun uzerine, (Musa), onu yere attı; bir de ne gorsun! hızla akan bir yılan oluvermisti o

    [21] Onu tut" dedi, "ve korkma! Biz onu hemen eski haline dondurecegiz

    [22] Simdi de elini koynuna sok: herhangi bir ugursuzlugun degil, (Bizim rahmetimizin) baska bir isareti olarak bembeyaz (ısıldayarak) cıkacaktır

    [23] ki boylece sana buyuk mucizelerimizden bir kısmını gostermis olalım

    [24] (Ve simdi artık) o Firavun´a git; cunku o, gercekten her turlu olcuyu cigneyip gecti

    [25] (Musa:) "Ey Rabbim!" dedi, "Icimi (Senin aydınlıgınla) genislet

    [26] gorevimi bana kolaylastır

    [27] dilimdeki dugumu coz

    [28] ki soyleyeceklerimi tam olarak anlayabilsinler

    [29] ve bana yakınlarımın arasından yukumu paylasacak bir yardımcı tayin et

    [30] Kardesim Harun´u (mesela)

    [31] o´nunla benim gucumu pekistir

    [32] ve gorevimden o´na da pay ver

    [33] ki, (birlikte) Senin yuceler yucesi adını (insanların katında) daha yukseklere cıkaralım

    [34] ve Seni surekli analım

    [35] Muhakkak ki, Sen bizi butun varlıgımızla gormektesin

    [36] (Allah:) "Iste istedigin her sey sana verildi, ey Musa!" dedi

    [37] Zaten sana gecmiste bir kere daha lutufda bulunmustuk

    [38] hani, annene vahyi, buyrugu soyle esinlemistik

    [39] O´nu bir sandıga koy ve sandıgı ırmaga bırak; ırmak o´nu kıyıya cıkaracaktır; Bana dusman olan biri ve o´na ilerde dusman olacak olan biri o´nu oradan alıp evlat edinecektir. Ve (boylece daha o cagda) Kendi katımdan kutlu bir sevgiyle seni kusattım ki, gozumun onunde yetisip olgunlasasın

    [40] Kız kardesin (Firavun ailesine) gidip de onlara: ´Ona bakabilecek birini size gostereyim mi? dedigi zaman (bunun boyle olmasını Biz takdir etmistik). Ve boylece seni yeniden annene kavusturduk ki onun yuzu gulsun ve (artık) uzulmesin. Ve (buyuyup belli bir yasa vardıgın zaman) birini oldurmustun: Fakat Biz seni (bu yuzden icine gomuldugun) tasadan kurtarmıs ve seni cesitli sınamalardan gecirmistik. (Bu olaydan) sonra yıllarca Medyen halkı arasında yasadın; ve sonunda, (Benim) takdir(im)e uyarak iste (buraya) geldin ey Musa

    [41] cunku, Ben seni Kendime (elci olarak) secmistim

    [42] (Simdi) sen ve kardesin, artık Benim mesajlarımla yola cıkın ve sakın Beni anmakta usengec davranmayın

    [43] Ikiniz birlikte dogruca Firavun´a gidin; cunku o gercekten her turlu olcuyu asmıs bulunuyor

    [44] Ama onunla yumusak bir dille konusun ki, o zaman belki aklını basına toplar, yahut (boylece, en azından kendisine) gozdagı verilmis olur

    [45] (Musa ile Harun:) "Ey Rabbimiz!" dediler, "onun bize dusmanca davranmasından yahut azgınlık(ta devam) etmesinden korkarız

    [46] (Allah:) "Korkmayın!" diye cevap verdi, "Suphesiz (Ben her seyi) isiterek ve gorerek, sizin yanınızda olacagım

    [47] Oyleyse artık ona gidin ve deyin ki: ´Biz ikimiz senin Rabbinin elcileriyiz; bunun icin, Israilogulları´nın bizimle gelmesine izin ver ve onlara (artık) sıkıntı cektirme. Biz sana Rabbinden bir mesajla geldik; ve (bil ki O´nun bahsedecegi) nihai kurtulus ve esenlik (yalnızca, O´nun gosterdigi) yolu izleyen kimselerin olacaktır

    [48] Cunku, bakın, (ote dunyada) azabın, hakkı yalanlayıp (ona) sırt cevirenlerin basına cokecegi bize vahyedildi

    [49] (Fakat Allah´ın mesajı kendisine iletilince, Firavun:) "Ey Musa, sizin Rabbiniz de kimmis?" dedi

    [50] (Musa:) "Bizim Rabbimiz, (var olan) her seye gercek ozunu ve bicimini veren ve sonra da her seyi (kendi dogasının gerektirdigi) yola yonelten varlıktır" diye cevap verdi

    [51] (Firavun:) "Peki" dedi, "ya onceki kusakların durumu ne oldu

    [52] (Musa:) "Onlar hakkındaki bilgi yalnızca Rabbimin katında, (O´nun, toplumları baglı kıldıgı) yasalar orgusunde (yazılı)dır; benim Rabbim asla yanılmaz ve asla unutmaz

    [53] Sizin icin yeryuzunu bir besik yapan, (hayatınızı kolaylastırmak icin) onun uzerinde yollar acan, gokten su indiren ve onunla (topraktan) turlu turlu bitki cıkaran O´dur

    [54] (bu,) hem sizin (o topragın urunleriyle) beslenmeniz, hem de hayvanlarınızı otlatmanız (icindir). Suphesiz, butun bunlarda akıl sahipleri icin cıkarılacak dersler vardır

    [55] (soyle ki:) sizi yerden yarattık; yine ona dondurecek ve sonra ondan tekrar diriltip cıkaracagız

    [56] Gercek su ki, Biz Firavun´u mesajlarımızın hepsinden haberdar kıldık; ama o bunları yalan saydı ve kabule yanasmadı

    [57] (Firavun:) "Ey Musa!" dedi, "Sen sihrinle bizi yurdumuzdan cıkarmaya mı geldin

    [58] Madem oyle, biz de sana mutlaka bunun gibi bir sihirle karsılık verecegiz! O halde simdi, aramızda, uygun bir yerde -katılmaktan bizim de, senin de caymayacagımız- bir bulusma gunu tayin et

    [59] Musa: "Bayram gunu olsun, bulusma gununuz; ve (o gun) kusluk vaktinde ahali toplansın" diye cevap verdi

    [60] Bunun uzerine Firavun (danısmanlarıyla gorusmek uzere) cekildi, kuracagı duzeni kurup tasarladı ve gunu gelince (bulusma yerinde) boy gosterdi

    [61] Musa onlara: "Yazıklar olsun size!" dedi, "Allah´a karsı (boyle) yalan uydurmayın; yoksa O muthis bir azapla sizin kokunuzu kazır; zaten (boyle) bir yalan uyduran kimse bastan kaybetmis demektir

    [62] (Firavun ve adamları) yapacakları sey konusunda aralarında tartıstılar, fakat konusmalarını gizli tuttular

    [63] soyle diyorlardı (birbirlerine): "Bu iki sihirbaz sihir yoluyla sizi ulkenizden cıkarmak ve geleneksel yasama tarzınızı ortadan kaldırmak istiyorlar

    [64] Bunun icindir ki, (ey Mısırlı sihirbazlar) duzenleyeceginiz oyuna iyi karar verin ve tek bir guc olarak boy gosterin; cunku, bugun ustun gelen gercekten basarmıs olacaktır

    [65] (Buyuculer) Musa´ya: "Ey Musa!" dediler, "(once) sen mi atacaksın (asanı), yoksa ilk atan biz mi olalım

    [66] (Musa:) "Hayır, (once) siz atın!" karsılıgını verdi. Ve derken onların ipleri ve asaları, yaptıkları sihir marifetiyle, ona hızla akıyorlarmıs gibi gorundu

    [67] oyle ki, bu yuzden Musa´nın icinde bir korku belirdi

    [68] (Fakat o´na:) "Korkma!" dedik, "Sonunda ustun gelecek olan sensin

    [69] (Simdi) sag elindeki (asayı) at, bu (senin attıgın) onların duzenledigi her seyi yutacaktır: (cunku) onların butun yaptıgı sihirden ibaret; ve zaten sihirbaz, hangi amacı guderse gutsun, asla basarıya ulasamaz

    [70] (Ve sonuc Musa´ya bildirdigimiz gibi oldu,) bunun uzerine buyuculer saygıyla hemen yere kapandılar; ve "Biz artık Musa ile Harun´un Rabbine inanıyoruz!" diye cagırıstılar

    [71] (Firavun:) "Ben size izin vermeden mi o´na inandınız?" dedi, "Mutlaka size sihirbazlıgı ogreten ustanız o olmalı! Ama bu ihanetinizden oturu, hic supheniz olmasın, cogunuzun ellerini ayaklarını kesiverecegim; ve yine hic supheniz olmasın ki, pek cogunuzu da hurma kutugune asacagım ki, boylece hangimizin azapta daha zorlu ve daha surekli oldugunu iyice anlayasınız

    [72] Berikiler: "Bize gelen hakkın apacık belirtilerini ve bizi yaratan varlıgı bırakıp asla seni tercih edecek degiliz! Artık (hakkımızda) nasıl bir yargıda bulunacaksan bulun: sen ancak bu dunya hayatında (gecerli) yargılarda bulunabilirsin

    [73] Bize gelince, acıkcası biz, hatalarımızı ve bize sihir alanında zorla yaptırdıgın seyleri bagıslaması umuduyla Rabbimize inandık: cunku Allah (umut baglananların) en hayırlısı ve en kalıcısıdır

    [74] Kim ki (Hesap Gunu) Rabbinin huzuruna gunahkarca davranıslar uzere cıkarsa, bilsin ki, onu cehennem beklemektedir: orada ne olur, ne de hayata kavusur

    [75] Oysa, (Rabbinin huzuruna) durust ve erdemli davranıslar ile mumin olarak cıkan kimseye gelince, (ote dunyada) en yuksek makamlar iste boylelerinin olacaktır

    [76] iclerinde sonsuza kadar yasayacakları, vadilerinde derelerin, ırmakların cagıldadıgı asude hasbahceler!.. Iste budur, kendini arındıranları bekleyen karsılık

    [77] Ve Gercek su ki, (zamanı gelince) Musa´ya: "Kullarımla beraber geceleyin yola cık ve onlara denizin ortasında kupkuru (guvenli) bir yol tutuver; arkanızdan yetisirler diye korkup kaygılanma" diye vahyettik

    [78] (Musa Israilogulları´yla beraber yola koyulunca) Firavun, ordularıyla onların pesine dustu, ama sonunda onları icine alıp bogması mukadder olan deniz onları yutuverdi

    [79] Cunku Firavun halkını saptırmıs ve (onlara) dogru yolu gostermemisti

    [80] Ey Israilogulları! (Boylece) sizi dusmanınızın elinden kurtardık ve (sonra) Sina Dagı´nın sag yamacında sizinle bir andlasma yaptık; ve size kudret helvası ve bıldırcın indirdik

    [81] (ve soyle dedik:) "Size rızık olarak verdigimiz temiz ve hos seylerden yiyin ama bunda olcuyu asmayın; yoksa, gazabıma ugrarsınız; Benim gazabıma ugrayan kimse, bilin ki, gercekten kendini butunuyle yıkıma surukleyen kimsedir

    [82] Bununla birlikte, yine unutmayın ki, pisman olup dogru yola donen, imana erisip durust ve erdemli davranıslar ortaya koyan ve bundan sonra da dogru yolda yuruyen kimse icin gercek bagıslayıcı Benim

    [83] (Ve Allah Musa´ya:) "Kavmini geride yalnız bırakacak kadar seni tez canlı kılan nedir, ey Musa?" dedi

    [84] (Musa:) "Ben Seni hosnut etmek icin, ey Rabbim, Sana varmakta tezlik gosterirken, onlar benim izimde yuruyorlar" dedi

    [85] (Allah:) "Oyleyse bil ki" dedi, "senin yoklugunda Biz kavmini sınadık; ve Samiri onları yoldan cıkardı

    [86] Bunun uzerine Musa ofke ve uzuntuyle dolu olarak kavminin yanına dondu (Ve onlara:) "Ey kavmim!" diye cıkıstı, "Rabbiniz size guzel bir soz vermemis miydi? Peki, bu soz(un gerceklesmesi) size cok mu uzak gorundu? Yoksa, Rabbinizin gazabına ugramanıza mı karar verildi ki bana verdiginiz sozden boyle dondunuz

    [87] Sana verdigimiz sozden biz kendi istegimizle donmedik; fakat (Mısır) halkı(nın kirli) zinet yukleriyle yukluyduk; ve bu yuzden onları (atese) attık; aynı sekilde Samiri de (kendininkini) attı

    [88] Fakat sonra, (onların Musa´ya anlattıklarına gore, Samiri) onlara (erimis altından), boguren bir buzagı heykeli yapıp cıkardı; ve bunun uzerine onlar da (birbirlerine:) "Iste sizin tanrınız da, Musa´nın tanrısı da budur; ne var ki, o (gecmisini) unuttu!" dediler

    [89] Peki, gormuyorlar mıydı ki, (bu heykel) onlara cevap veremez; onlara ne zarar verebilir, ne de bir yarar saglayabilir

    [90] Oysa, (Musa daha donmeden) once Harun, onlara: "Ey kavmim!" demisti, "Bu (put)la cok kotu bir bicimde ayartılmaktasınız; cunku, unutmayın, sizin Rabbiniz O sınırsız rahmet Sahibidir! Oyleyse, bana uyun ve emrime itaat edin

    [91] (Ama) onlar: "Asla" dediler, "Musa bize donunceye kadar o´na tapınmaktan vazgecmeyecegiz

    [92] (Ve Musa dondugunde:) "Ey Harun!" dedi, "Bunların yoldan cıktıgını gordugun halde, seni tutan neydi

    [93] (Neydi, onları terk edip) beni izlemekten (seni alıkoyan)? Yoksa, (bile bile) benim emrime karsı mı geldin

    [94] (Harun:) "Ey anamın oglu!" dedi, "Sacımdan sakalımdan tutma! Gercek su ki, ben senin, ´Bak iste, Israilogulları´nın arasına ayrılık soktun; sozume riayet etmedin! demenden korktum

    [95] (Musa:) "Peki, ya senin amacın neydi, ey Samiri?" dedi

    [96] Ben onların goremedigi bir seyi gordum; ve bu yuzden, Elci´nin ogretilerinden bir tutam aldım ve onu fırlatıp attım; icimde bir sey boyle (yapmaya) itti beni

    [97] (Musa:) "Git artık" dedi (ona), "ama sunu bil ki, bundan boyle hayat boyunca ´Bana dokunmayın! demekten ibaret olacaktır senin payına dusen! (Ote dunyada ise) hic kuskusuz, kacıp kurtulamayacagın bir yazgı beklemektedir seni! Simdi bak, kendini her seyinle adayarak tapındıgın su duzmece tanrına: onu nasıl yakacagız ve sonra toza topraga cevirip nasıl denize savuracagız

    [98] (Size gelince, ey Israilogulları!) Sizin biricik tanrınız, kendisinden baska tanrı olmayan Allah´tır; sınırsız bilgisiyle her seyi kusatan O´dur

    [99] Iste sana gecmiste olup bitenlerin mahiyetinden de boyle (bir uslup icinde) bahsediyoruz; cunku katımızdan hatırlatıcı bir ogreti bahsettik sana

    [100] Ondan yuz ceviren herkes, hic suphe edilmesin ki, Kıyamet Gunu´nde sırtında (agır) bir yuk tasıyacaktır

    [101] ebediyyen bu yuk altında kalacaktır boyleleri; (bir bilseler,) onlar icin Kıyamet Gunu´nde ne kotu bir yuk olacak bu

    [102] O Gun ki, sura uflenir; o Gun ki, suclu olanları, gozleri (korku ve saskınlıktan) donuklasmıs olarak bir araya toplayacagız

    [103] birbirleriyle fısıldasarak: "(Dunyada) on (gunden) fazla kalmadınız (degil mi)?" diye soracaklar

    [104] Iclerinden en kavrayıslısı: "(Orada) sadece bir tek gun kaldınız!" dedigi zaman onların birbirlerine (saskınlıktan) neler diyeceklerini de, suphesiz en iyi Biz biliriz

    [105] Ve sana (Kıyamet Gunu´nde) dagları(n ne olacagını) soracaklar. O zaman (onlara) de ki: "Rabbim onları toza topraga cevirip savuracak

    [106] yeri dumduz ve cıplak bir hale getirecek

    [107] (oyle ki) orada ne kıvrım ne de tumsek goreceksin

    [108] O Gun herkes, kendisinden kacıp kurtulmak kabil olmayan bir davetcinin pesinden gider; ve tum sesler o sınırsız rahmet Sahibi´nin huzurunda saygıyla kısılır; oyle ki yalnızca cansız, baygın bir ugultu isitirsin

    [109] O Gun, hakkında sınırsız rahmet Sahibi´nin izin verdigi, sozunden hosnut oldugu kimseden baskasına kayırmanın, arka cıkmanın bir yararı olmayacaktır

    [110] (Cunku) O, insanların gozleri onunde olanı da, onlardan saklı tutulanı da butunuyle bilmektedir, ama onlar O´nu bilgice asla kusatamazlar

    [111] Ve var olan her seyin kaynagı, dayanagı olan O kendine yeterli ebedi, diri varlık onunde (o Gun) yuzler saygı ve hicapla egilir; ve zulmun yukuyle yuklu olanın solugu kesilir, gucu tukenir

    [112] Buna karsılık, inanıp da durust ve erdemli davranıslar ortaya koyan kimseye gelince: boyle birinin, haksızlıga ugramaktan ya da (hak ettigi karsılıktan) yoksun bırakılmaktan korkmasına hicbir sebep yoktur

    [113] Iste boylece bu (vahyi mesajı) Biz sana Arap diliyle (ifade edilmis) bir hitabe olarak indirdik; ve onda her turden uyarıyı apacık dile getirdik ki, insanlar Bize karsı sorumluluk bilinci tasısınlar; yahut bu (kitap) onlarda yepyeni bir bilinc uyanıklıgı meydana getirsin

    [114] Oyleyse, (bil ki) Allah, var olan her seyin otesindeki yuceler yucesidir; mutlak ve nihai egemenlik sahibi, mutlak ve nihai Gercek´tir; dolayısıyla, Kuran´ın vahyi sana butunuyle ulastırılmadan once onun hakkında (gorus bildirmekte) tezlik gosterme; fakat (daima) "Ey Rabbim, benim ilmimi artır!" de

    [115] Ve gercek su ki, biz Adem´e onceden buyrugumuzu ulastırmıstık; ne var ki o bunu unuttu; o´nu, yaratılısındaki amacta azimli ve gayretli bulmadık

    [116] (Soyle ki:) Biz meleklere, "Adem´in onunde yere kapanın!" dedigimiz zaman, Iblis´in dısında, onların hepsi yere kapandı; (Iblis bunu yapmaya) yanasmadı

    [117] ve bunun uzerine Adem´e: "Ey Adem!" dedik, "Gercek su ki, bu senin ve esinin dusmanıdır; oyleyse, dikkat edin, sizi (bu) hasbahceden cıkarıp da seni bedbaht kılmasın

    [118] (O hasbahce ki,) orada acıkmaman ve kendini cıplak hissetmemen saglanmıstır

    [119] keza, orada susamaman ve gunesin sıcaklıgından etkilenmemen de saglanmıstır

    [120] Ne var ki, Seytan o´na sinsice fısıldayarak: "Ey Adem!" dedi, "Sana sonsuzluk agacını ve (dolayısıyla) hic cokmeyecek bir hukumranlıgı(n yolunu) gostereyim mi

    [121] Ve boylece her ikisi de o agac(ın meyvesin)den yediler; bunun uzerine cıplaklıklarının farkına vardılar ve bahceden topladıkları yapraklarla uzerlerini ortmeye calıstılar. Ve (boylece) Adem Rabbine karsı geldi ve dolayısıyla ciddi bir hataya dusmus oldu

    [122] Ama sonra Rabbi (yine de) o´nu (Rahmetiyle) secip ayırdı; o´nun tevbesini kabul etti ve o´na dogru yolu gosterdi

    [123] (yani onlara soyle) dedi: "Birbirinize dusman olarak hepiniz topluca inin bu (safiyet/arınmıslık) makamından! Bununla birlikte, muhakkak ki, size Benden dogru yol bilgisi gelecektir: kim ki Benim dogru yol ogretimi izlerse yoldan sapmayacak ve bedbaht olmayacaktır

    [124] Ama kim ki Beni anmaktan yuz cevirirse, bilsin ki, onun dar bir hayat alanı olacaktır; ve Kıyamet Gunu onu kor olarak kaldıracagız

    [125] (Boyle biri, Kıyamet Gunu´nde:) "Rabbim, ben goren biriyken beni nicin kor olarak kaldırdın?" diye soracak

    [126] (Allah da ona:) "Sunun icin," diye cevap verecek, "sana mesajlarımız gelmisti de sen onları gozardı etmistin; ve bugun de aynen oyle gozardı edileceksin

    [127] Cunku, kendi elindekileri bosa harcayan ve Rabbinin mesajlarına inanmayan kimseleri Biz iste boyle cezalandıracagız; ve (boylelerinin) ahirette (cekecegi) azap, gercekten de, (azapların) en zorlusu olacaktır

    [128] Peki, bu (hakkı inkar eden) kimseler, yurtlarında gezip dolastıkları kendilerinden once gelip gecmis kusaklardan nicesini helak ettigimizi gorerek bundan kendileri icin bir ders cıkarmadılar mı? Oysa, bu olguda, akıl sahipleri icin mutlaka cıkarılacak dersler vardır

    [129] Rabbinin (her gunahkara tevbe icin tanınan) belirli sure konusunda onceden verilmis bir kararı olmasaydı, (gunah isleyenlerin derhal cezalandırılması) kacınılmaz olurdu

    [130] Bunun icindir ki, (hakkı inkar eden)ler ne derlerse desinler, sabret; ve gunesin dogmasından ve batmasından once Rabbinin sınırsız kudret ve yuceligini ovguyle an; ve gecenin bazı saatlerinde ve gunduzun belli vakitlerinde yine Rabbinin kudret ve yuceligini an ki hosnutluga, esenlige erisesin

    [131] Ve sakın, pek coklarına, (sadece) onları sınamak icin, avunsunlar diye verdigimiz dunya hayatına mahsus su ya da bu parlaklıga, gorkeme gozunu dikme; cunku Rabbinin (sana) sagladıgı rızık, daha hayırlı ve daha kalıcıdır

    [132] Yakınlarına da salatı emret ve sen de bunda devamlı, sebatlı ol. (Fakat unutma ki) Biz senden (Bizim icin) rızık saglamanı istemiyoruz; (tersine,) senin rızkını veren Biziz. Ve gelecek, Allah´a karsı sorumluluk bilinci tasıyan kimselerin olacaktır

    [133] Yine de (hakka karsı kor olanlar): "(Muhammed) Rabbinden bize bir mucize getirseydi ya!" deyip duruyorlar. (Fakat) zaten onlara, eski yazılı belgelerde bulunması gereken konularda (bu ilahi mesajın dogrulugunu gosteren) acık bir delil gelmedi mi

    [134] Cunku, eger bu (ilahi mesajı vahyetmeden) once onları (cezalandırıcı) bir azapla helak etseydik, (Hesap Gunu´nde): "Ey Rabbimiz, keske bize bir elci gonderseydin de (ahirette boyle) alcalıp gozden dusecegimize Senin mesajlarına uysaydık!" demekte gercekten de (haklı olurlardı)

    [135] De ki: "Herkes (gelecegin kendilerine getirecegi seyi) umitle beklemektedir; oyleyse siz de bekleyin, bakalım; cunku kimlerin duz yolu sectigini ve kimlerin dogru yolu buldugunu yakında goreceksiniz

    Enbiyâ

    Surah 21

    [1] Insanlar icin hesap gorme vakti yaklasıyor; ama onlar (bu yaklasan seye karsı) hala inatla umursamazlık gosteriyorlar

    [2] Ne zaman Rablerinden kendilerine yeni bir uyarıcı, hatırlatıcı (mesaj) gelse, onu ancak alaya alarak dinliyorlar

    [3] kalpleri gecici hosnutluklar pesinde; bununla birlikte, zulme (boylece) niyetli olanlar (birbirlerine sunu soylerken) gercek dusuncelerini saklıyorlar: "(Peygamber oldugunu soyleyen) bu kisi sizin gibi olumlu biri degil mi? Peki oyleyse, boyle goz gore gore buyu urunu bir soze mi kapılacaksınız

    [4] De ki: "Benim Rabbim gokte ve yerde konusulan her sozu bilir; her seyi isiten ve her seyin aslını bilen O´dur

    [5] Yoo", diyorlar, "(Muhammed´in bu soyledikleri) karmakarısık ruyalardan ibaret!" "Yok yok, butun bunları kendisi uyduruyor!" "Hayır, o sadece bir sairdir!" "Peki, madem oyle, onceki (peygamberlerin mucizelerle) gonderildigi gibi o da bize bir mucize getirse ya

    [6] Gecmiste helak ettigimiz toplumlardan hic biri (kendilerine gonderilen peygamberlere) inanmamıslardı; simdi, bunlar mı inanacak

    [7] Biz senden once de (ey Muhammed,) kendilerine vahiy indirilen (olumlu) adamlardan baskasını (elci olarak) gondermedik; bunun icindir ki, (o inkarcılara de ki:) "Eger kendiniz bilmiyorsanız, onceki kitapları okuyup izleyen kimselere sorun

    [8] (Goreceksiniz ki,) Biz o´nları yiyip icmeye ihtiyac duymayan bir yapıda yaratmamıstık; o´nlar olumsuz de degillerdi

    [9] Sonuc olarak, Biz onlara verdigimiz sozu yerine getirdik ve bunun icin kendilerini ve diledigimiz kimseleri kurtardık; ama kendi kendilerini ziyan edenleri ise yok ettik

    [10] (Ey Insanlar!) Gercek su ki, Biz size, akılda tutmanız gereken her seyi kapsayan ilahi bir mesaj indirdik: hala aklınızı kullanmayacak mısınız

    [11] Hem (bilmiyor musunuz ki) Biz, zulumde ısrar eden nice toplumları kırıp gecirdik de onların yerine baska toplumlar meydana getirdik

    [12] Ve onlar Bizim cezalandırıcı kudretimizi hissetmeye baslar baslamaz, hemen oradan kacmaya davranırlardı

    [13] (Ama sanki kendilerine:) "Kacmaya kalkısmayın; bolluk ve keyif icinde sizi sımartan seylere, evlerinize yurtlarınıza donun, ki belki (yapıp ettiklerinizden oturu) sorguya cekileceksiniz!" (denmis gibi, kaybettiklerini anlarlar)

    [14] Ve yalnızca: "Vah bize!" diye yanıp yakınırlardı, "Dogrusu, gercekten zalim kimselerdik biz

    [15] Ve bu yakınmaları, Biz kendilerini bicilmis bir tarlaya (ya da) bir kul yıgınına cevirinceye kadar surup giderdi

    [16] Bir de, (sunu bilin ki,) gokleri ve yeri ve bu ikisi arasında var olan hicbir seyi bir oyun, bir eglence olarak yaratmadık

    [17] (cunku,) eger bir oyun, bir eglence edinmek dileseydik, bunu herhalde kendi katımızdan edinirdik; ama hic boyle bir seyi diler miyiz

    [18] Tersine, Biz (gercek bir yaratma eylemiyle) hakkı batılın basına carparız da bu onu paramparca eder ve boylece beriki yok olur gider. O halde, (Allah´a) yakıstırdıgınız seylerden oturu yazıklar olsun size

    [19] Cunku, goklerde ve yerde var olan her sey O´nundur; O´nun yanında yer alanlar O´na kulluk etmekte asla ne kibre kapılırlar ne de usanc duyarlar

    [20] Gece gunduz, bıkmadan yorulmadan O´nun sınırsız kudret ve yuceligini anıp dururlar

    [21] Yine de bazı insanlar, birtakım dunyevi varlıkları, bunların (oluleri) diriltebilecegi yanılgısı icinde, tanrı ediniyorlar

    [22] oysa, (anlamıyorlar ki,) goklerde ve yerde Allah´tan baska tanrılar olsaydı, bu iki alem de kargasalık icinde yıkılıp giderdi! Bunun icindir ki, O mutlak hukumranlık tahtının Efendisi, O sınırsız kudret ve yucelik sahibi Allah, insanların tanımlama ve tasvir yoluyla kendisine yakıstırdıgı her seyin otesinde, her seyin ustundedir

    [23] O edip eyledigi seylerden oturu sorguya cekilemez; ama onlar (mutlaka) sorgulanacaklar

    [24] (hal boyleyken), onlar yine de, kulluk etmek icin O´nun yerine (duzmece) tanrılar ediniyorlar! (Ey Peygamber,) de ki: "Haydi, siz de davanızı destekleyecek bir delil getirin: Iste bu, benimle birlikte olanların ve benden onceki (peygamber)lerin dile getirip durdukları ilahi ogretidir". Hayır, onların cogu gercegi bilmiyor ve bunun icin de (ondan) inatla yuz ceviriyorlar

    [25] Oysa, Biz senden once de peygamberleri yalnızca: "Benden baska tanrı yok, oyleyse (yalnızca) Bana kulluk edin!" diye vahyederek gonderdik

    [26] Yine de, bazıları kalkıp: "Rahman kendine bir ogul edinmistir!" diyor. O yuceler yucesi (olumlulere ozgu bu tur eksiklerden) mutlak anlamda uzaktır! Hayır, (Allah´ın "soyundan" gelmis gozuyle baktıkları o kimseler) yalnızca Allah´ın seckin kullarıdır

    [27] Sozkonusu kimseler, O kendileriyle konusmadan asla konusmazlar; ve ancak O´nun buyruguyla edip eylerler

    [28] O, onların gozunun onunde olanları da bilir, onlardan gizli tutulan seyleri de bilir; bunun icindir ki, onlar, O´nun (zaten) hosnut oldugu insanların dısında kimseye yan cıkıp kayıramazlar; cunku (herkesten once) onların kendileri O´nun korkusuyla titrerler

    [29] Ve eger onlardan biri: "O´nun gibi ben de bir tanrıyım" diyecek olsaydı mutlaka onu cehennemle cezalandırırdık: (cunku) zalimleri biz boyle cezalandırırız

    [30] Peki, hakkı inkara sartlanmıs olan bu insanlar, goklerin ve yerin (baslangıcta) bir tek butun oldugunu ve Bizim sonradan onu ikiye ayırdıgımızı ve yasayan her seyi sudan yarattıgımızı gormuyorlar mı? Hala inanmayacaklar mı

    [31] Ve (gormuyorlar mı ki,) onları sarsmasın diye arz uzerine sapasaglam daglar yerlestirdik; ve kolayca yollarını bulabilsinler diye orada vadiler actık

    [32] ve gogu guvenli bir kubbe, bir catı olarak yukselttik? Ve yine de onlar (yaratılısın) bu acık isaretlerine inatla sırt ceviriyor

    [33] ve (gormuyorlar ki,) geceyi ve gunduzu, gunesi ve ayı -hepsi de uzayda dolasan (o gok cisimlerini)- yaratan O´dur

    [34] (Ey peygamber, sana inanmayanlara hatırlat ki,) Biz senden once de hicbir insana olumsuzluk vermedik; ve imdi, sen olursen bunlar kendilerinin sonsuza kadar yasayacaklarını mı sanıyorlar

    [35] Her can olumu tadacaktır; ne var ki, (hayatın) iyi ve kotu (tezahurleriyle) karsı karsıya getirerek sınıyoruz sizi; ve sonunda hepiniz Bize doneceksiniz

    [36] Ama hakkı inkara sartlanmıs olan bu insanlar ne zaman seni gozonune alsalar, (birbirlerine:) "Bu mu sizin tanrılarınızı diline dolayan?" (diyerek) seni alaya almaktan baska bir sey yapmazlar. Ve Rahman´dan her soz edislerinde hakkı ortbas etmeye kalkısanlar da yine boyleleridir

    [37] Insan tezcanlı bir yaratıktır; (fakat yakında) mesajlarımı(n isaret ettigi gercegi) size gosterecegim; simdi (bunu) Benden acele istemeyin

    [38] Ama (mesajlarımı ciddiye almayanlar:) "Eger dogru sozlu kimselerseniz, (cevap verin, ey inananlar), (Allah´ın nihai yargısı konusunda ileri surdugunuz) soz ne zaman gerceklesecek?" diye sorup duruyorlar

    [39] Hakkı inkara sartlanmıs olan bu insanlar, yuzlerinden ve sırtlarından atesi savamayacakları, kimseden bir yardım bulamayacakları o gunu keske bilselerdi

    [40] Yoo, (o Son Saat) apansız gelip catacak ve onları saskına cevirecek; oyle ki, ne onu geri cevirmeye gucleri yeter, ne de kendilerine soluk alacak zaman verilir

    [41] (Ey Muhammed,) senden onceki elcilerle de alay edilmisti ama ne var ki, onları kucumseyen kimseleri, sonunda, alay edip durdukları seyin kendisi tepeleyiverdi

    [42] De ki: "Gece ya da gunduz, sizi Rahman´a karsı kim koruyabilir?" Hayır hayır, onlar Rablerini hatırlatan mesajdan butun butun yuz cevirmis kimselerdir

    [43] Yoksa onlar, gercekten, kendilerini Bizim elimizden kurtaracak tanrıları oldugunu mu (dusunuyorlar)? Onların bu (duzmece) tanrıları kendi kendilerini bile koruyacak durumda degiller; oyleyse, (onlara tapınanlara, onlara guvenenlere de) Bize karsı kimse arka cıkamayacaktır

    [44] Kaldı ki, Biz bunlara da, bunların atalarına da, omurlerinin sonuna kadar, hayatın tadını cıkararak avunmalarına fırsat verdik; fakat bu insanlar, Bizim yeryuzune -uzerindeki en iyi, en guzel seyleri her gun biraz daha eksilterek- vaziyet ettigimizi gormuyorlar mı? Buna ragmen, yine de baskın cıkacaklar(ını umuyorlar) mı

    [45] De ki: "Ben yalnızca vahye dayanarak sizi uyarıyorum!" Ne var ki, (kalbi) sagır olan kimseler bu cagrıyı isitmeyecek(ler)dir, defalarca uyarılsalar da

    [46] Yine de, kendilerini Rabbinin azabından bir esinti yoklasa, hic suphe yok, hemen, "Vah bize!" derler, "Dogrusu, zalim kimselerdik biz

    [47] Ve Kıyamet Gunu (oyle) dogru, (oyle hassas) teraziler kurarız ki, kimse en kucuk bir haksızlıga ugratılmaz; bir hardal tanesi kadar bile olsa, (iyi ya da kotu) her seyi tartıya sokarız; hesap gorucu olarak kimse Bizden ileri gecemez

    [48] Ve gercek su ki, Biz Musa ile Harun´a, Allah´a karsı sorumluluk bilinci tasıyan kimseler icin dogruyu egriden ayırmaya yarayan bir olcu, ısık sacan bir kaynak ve bir uyarıcı, hatırlatıcı (olarak vahyimizi) bahsettik

    [49] o (bilincli, duyarlı) kimseler ki, algı ve tasavvurlarının otesinde olsa da, Rablerinden korkar ve Son Saat´in kaygısıyla titrerler

    [50] Ve indirdigimiz bu (mesaj da, oncekiler gibi) uyarıcı hatırlatıcı kutlu bir mesajdır; hal boyleyken yine de onu inkar mı edeceksiniz

    [51] Ve gercek su ki, Biz (Musa´dan) cok once Ibrahim´e (de) sagduyu vermistik; ve o´na (yon veren saiki) biliyorduk

    [52] babasına ve halkına (soyle): "Kendinizi bu kadar yurekten adadıgınız bu bicimsel nesneler nedir?" dedigi zaman

    [53] Biz atalarımızı bunlara tapar bulduk" diye cevap verdiler

    [54] (Ibrahim:) "Dogrusu, siz de atalarınız da apacık bir sapıklık icindeymissiniz!" dedi

    [55] Sen (bu sozle) karsımıza cıkarken tamamen ciddi misin yoksa o sakacı insanlardan biri misin?" diye sordular

    [56] (Ibrahim:) "Yoo!" dedi, "Ama sizin Rabbiniz goklerin ve yerin Rabbidir; yani, onları O yoktan var edip duzene sokmustur: ve ben de bu gercege tanıklık edenlerden biriyim

    [57] Ve (icinden:) "Allah´a yemin olsun, siz arkanızı donup uzaklasır uzaklasmaz putlarınızı yere serecegim!" diye ekledi

    [58] Ve en buyukleri dısında (putların) hepsini paramparca etti; belki donup (bu olup biten icin) ona basvururlar diye

    [59] (Donup de olanları gorunce:) "Kim yaptı bunu tanrılarımıza?" diye sordular, "Her kimse, o´nun cok zalim biri oldugundan kusku yok

    [60] Iclerinden bazıları: "Ibrahim denen bir gencin o (tanrı)ları diline doladıgını isitmistik" dediler

    [61] (Berikiler:) "Onu insanların karsısına cıkarın, (aleyhine) tanıklık etsinler!" dediler

    [62] (Ibrahim onların yanına getirilince, o´na) "Bunu tanrılarımıza sen mi yaptın, ey Ibrahim?" diye sordular

    [63] (Ibrahim:) "Bu isi, belli ki, su yapmıstır, putların en irisi yani: ama en iyisi, siz kendiniz onlara sorun; tabii, eger konusmasını biliyorlarsa

    [64] Bunun uzerine birbirlerine donup: "Dogrusu, asıl zalim olan sizlermissiniz!" dediler

    [65] Ama cok gecmeden yine eski dusunce tarzlarına donduler ve (Ibrahim´e:) "Bu (put)ların konusamadıklarını kendin de pekala biliyorsun!" dediler

    [66] (Ibrahim:) "O halde" dedi, "Allah´ı bırakıp da, size hicbir sekilde ne yararı ne de zararı dokunmayan seylere mi tapınıyorsunuz

    [67] Yazıklar olsun size de, Allah yerine tapınıp durdugunuz butun bu nesnelere de! Hala aklınızı kullanmayacak mısınız

    [68] Eger (bir sey) yapacaksanız" dediler, "bari o´nu yakın da, boylece tanrılarınıza arka cıkmıs olun

    [69] (Ne var ki) Biz "Ey ates, serin ol, Ibrahim´e dokunma!" dedik

    [70] Bu arada onlar Ibrahim´e tuzak kurmaya calıstılar; ama Biz onların butun yapıp ettiklerini bosa cıkardık

    [71] ve o´nu da, (kardesinin oglu) Lut´u da, gelecek butun caglar icin kutlu kıldıgımız bir beldeye ulastırarak kurtardık

    [72] Ve o´na ayrıca Ishak´ı ve (Ishak´ın oglu) Yakub´u armagan ettik, ve onların hepsinin durust ve erdemli insanlar olmalarını sagladık

    [73] ve onları buyruklarımız dogrultusunda (baskalarına) yol gosteren onderler yaptık; cunku onlara iyi ve yararlı isler yapmayı, salat konusunda duyarlı ve devamlı olmayı, arınmak icin verilmesi gereken seyi vermeyi vahyettik; boylece onlar hep Bize kulluk ettiler

    [74] Ve Lut´a da (dogru ile egrinin seciminde) saglam bir muhakeme yetisi ve ilim verdik; ve o´nu cirkin davranıslar ortaya koyan bir toplumun elinden kurtardık. (Bu toplumu ise yok ettik, cunku) gercekten gunaha gomulup gitmis yoz bir toplumdu

    [75] Ve (Lut´u) rahmetimizle kusattık: cunku o gercekten durust ve erdemli kimselerdendi

    [76] Ve Nuh(u da hatırla); hani, o (Ibrahim ve Lut´tan) cok once (Bize) yakarmıstı ve Biz de o´nun (bu yakarısına) cevap vermis, o´nu ve o´nunla beraber olanları buyuk bir felaketten kurtarmıstık

    [77] Onu, ayetlerimizi yalanlayan bir topluma karsı korumustuk; gercekten de gunaha gomulup gitmis bir toplumdu onlar ve bu yuzden Biz de onların hepsini boguverdik

    [78] Ve Davud ile Suleyman(ı da an): Hani bu ikisi, bir topluluga ait koyun surusunun geceleyin girip otladıgı bir ekin hakkında hukum vereceklerdi ve Biz de o´nların bu hukumlerine tanık idik

    [79] ve bu olayda Suleyman´ın dava konusunu (daha derinden) anlamasını sagladık; bununla birlikte, Biz her ikisine de saglam bir muhakeme gucu ve ilim bahsetmistik. Bizim sınırsız kudret ve yuceligimizi anarken, dagı tası ve kusları Davud´un cagrısına boyun egdirdik; ve Biz (diledigimiz her seyi) yapabilme kudretine sahibiz

    [80] Ve sizin icin o´na, sizi her turlu korkuya karsı (Allah´a karsı sorumluluk bilinci giysisiyle) zırhlandıracak (ustun) bir korunma sanatı ogrettik; peki, (butun bunlar icin) sukrediyor musunuz

    [81] Kutlu ulkeye dogru o´nun buyruguyla esip gitsin diye o zorlu ruzgarı Suleyman´ın buyruguna (Biz verdik); cunku her seyin aslını bilen Biziz

    [82] Bas egmeyen guclerden (de o´nun buyruguna verdiklerimiz vardı ki) bunlar o´nun icin dalgıclık ve (bu turden) baska isler yaparlardı. Bu gucleri de gozetim altında tutan yine Bizdik

    [83] Ve Eyyub´u (da an ki) o: "Ey Rabbim, dert beni buldu; ama Sen merhametlilerin en merhametlisisin!" diye yakarmıstı

    [84] Bunun uzerine, o(nun bu yakarısı)na karsılık verdik ve o´nu cektigi dertten kurtardık; ayrıca, o´na katımızdan bir rahmet ve Bize kulluk edenlere bir ders olmak uzere, sayılarını bir kat artırarak yeni bir zurriyyet verdik

    [85] Ve Ismail ile Idris(i) ve (o´nlar gibi) kendisini andla (Allah´a) baglayan herkesi (an ki): o´nların hepsi darlıga gogus geren kimselerdi

    [86] Ve bu yuzden o´nları(n hepsini) rahmetimizle kusatmıstık; gercekten de onlar durust ve erdemli kimselerdi

    [87] Ve o balık olayının kahramanı(nı da an); hani, o gucumuzun kendisine ulasamayacagını sanarak ofkeyle cıkıp gitmisti! Ama sonra (dustugu bunalımın) derin karanlıgı icinde: "Senden baska tanrı yok! Sınırsız kudret ve yuceliginle Sen her seyin ustundesin: dogrusu ben gercekten buyuk bir haksızlık yaptım!" diye seslenmisti

    [88] Bunun uzerine, Biz de onun bu yakarısına karsılık vermis ve onu dustugu bunalımdan, sıkıntıdan kurtarmıstık. Inananları Biz iste boyle kurtarırız

    [89] Ve Zekeriya(yı da an ki o´nu da boyle kurtarmıstık;) hani, o da Rabbine seslenerek: "Ey Rabbim!" demisti, "Beni cocuksuz bırakma; fakat, (beni varissiz bıraksan bile, biliyorum ki) herkes gocup gittikten sonra kalıcı olan biricik varlık Sensin

    [90] Ve bunun uzerine o(nun bu yakarısı)na da karsılık verdik ve karısını onun icin cocuk dogurabilecek hale getirerek ona Yahya´yı armagan ettik; dogrusu bu uc kisi iyi ve yararlı islerde birbiriyle yarısır ve Bize korku ve umutla yakarırlar; Bize karsı her zaman saygı ve duyarlık gosterirlerdi

    [91] Ve o iffetini koruyan (kadın)ı da (an) ki, Biz ona ruhumuzdan uflemis, onu ve oglunu butun insanlar icin (rahmetimizin) bir simgesi kılmıstık

    [92] (Siz ey inananlar,) gercek su ki, bu sizin ummetiniz tek bir ummettir: cunku hepinizin Rabbi Benim; oyleyse (yalnızca) Bana kulluk edin

    [93] Ama insanlar aralarındaki bu birligi paramparca ettiler; (hem de) sonunda topluca Bize donecekler(ini unutarak)

    [94] Yine de her kim, hem inanmıs, hem de durust ve erdemli davranıslardan (bir seyler) ortaya koymussa, onun bu cabası asla ziyan edilmeyecektir; cunku, hic kuskusuz Biz bunu onun lehine kaydetmekteyiz

    [95] Bu bakımdan, yok etmeye karar verdigimiz herhangi bir toplumun, (tuttugu gunahkarca yoldan) bir daha geri donmesi asla mumkun degildir

    [96] Ta ki, Yecuc ve Mecuc´un (dunyaya) salınıp, (yeryuzunun) her kose(sin)den bosalacakları zamana kadar

    [97] (ki o zaman) basa gelmesi kacınılmaz olan (kıyamet) soz(un)un gerceklesmesi de yaklasmıs olacaktır. O zaman ki, hakkı inkara sartlanmıs olan kimselerin gozleri yerinden oynayacak ve (birbirlerine:) "Vah bize!" (diye yakınacaklar), "Bu (kıyamet sozune) karsı hep umursamazlık gosterdik! Cunku, zulum ve kotuluk yap(maya egilimli ol)an kimselerdik

    [98] (O gun onlara:) "Gercek su ki, siz ve Allah´ın yerine tapınıp durdugunuz butun o (duzmece) seyler cehennemin yakıtısınız: varacagınız yer orasıdır" denecek

    [99] Eger (o tapınıp durdugunuz duzmece nesneler) gercekten tanrı olsalardı, kuskusuz, oraya girmezlerdi; ama (iste gordugunuz gibi,) hepiniz orada yerlesip temelli kalacaksınız

    [100] Orada onların payına ah edip inlemek dusecek; ve orada (baska) bir sey isitmeyecekler

    [101] (Ama,) bakın, kendileri icin katımızdan nihai iyilik ve guzellik (yazılmıs) bulunanlara gelince; boyleleri (cehennemden) uzak tutulacaklar

    [102] onlar (cehennemin) solugunu (bile) isitmeyecekler ve canlarının arzu edegeldigi seyler arasında sonsuza kadar yasayıp gidecekler

    [103] (Kıyamet Gunu´nun uyandıracagı) o benzeri olmayan buyuk korku bile onları kaygılandırmayacak; cunku melekler boylelerini "Size soz verilen (mutlu) Gun iste bu Gun´dur!" sozleriyle karsılayacaklar

    [104] O Gun gokleri sayfaları durer gibi durecegiz; (ve) alemi ilk kez nasıl yarattıysak onu yeniden yine oyle yaratacagız; gerceklestirilmesini kendi uzerimize aldıgımız bir sozdur bu: suphesiz, Biz (her seyi) yapabilecek gucteyiz

    [105] Ve gercek su ki, (insanı) uyarıp ogut verdikten sonra hikmetlerle dolu butun ilahi kitaplarda yeryuzune durust ve erdemli kullarımın varis olacagını kaydettik

    [106] Suphesiz, bunda (gercekten) Allah´a kulluk eden kimseler icin bir mesaj vardır

    [107] Ve (bunun icindir ki, ey Peygamber!) Biz seni yalnızca, butun alemlere rahmetimiz(in bir isareti) olarak gonderdik

    [108] De ki: "Bana yalnızca, tanrınızın tek bir Tanrı oldugu vahyedildi; o halde artık O´na boyun egecek misiniz

    [109] Ama eger (bu gercege) yuz cevirirlerse de ki: "Ben bu gercegi hepinize aynı sekilde duyurdum; ama artık, size vaad edilen (Hesap Gunu´nun) yakın mı, uzak mı oldugunu ben bilemem

    [110] Dogrusu O, sozun acıga vurulanını da bilir, ortup gizlediklerinizi de bilir

    [111] Ve (bana gelince, Hesap Gunu´ndeki) bu (gecikmenin) sizin icin bir sınama mı, yoksa bir sureye kadar (merhameten yapılmıs) bir erteleme mi oldugunu ben bilemem

    [112] De ki: "Ey Rabbim! (Aramızda) hakca hukum ver!" Yine (de ki "Rabbimiz Rahman, sizin (O´na iliskin) tum tanımlama gayretlerinize karsı yardımına basvurulabilecek yegane (Hakim)dir

    Hac

    Surah 22

    [1] Ey Insanlar! Rabbinize karsı sorumluluk bilinci tasıyın; cunku, Son Saat´in sarsıntısı, gercekten korkunc olacak

    [2] O (saate) ulastıgınız Gun, emziren her kadın emzirdigi cocugu unutur gider; her gebe kadın (vaktinden once) yukunu bırakır; ve insanlar sarhos olmadıkları halde sana sarhoslarmıs gibi gozukurler; ama yine de, Allah´ın azabı(nı gordukleri zaman duyacakları dehset cok daha) zorlu olacaktır

    [3] Hal boyleyken, yine de, nice insan, herhangi bir bilgiye sahip olmaksızın Allah hakkında tartısmakta ve (bu yolda,) bas kaldıran her turlu seytani gucun pesine takılmaktadır

    [4] o seytani gucler ki, kendilerine yonelen kimseleri yoldan cıkarmaya ve onları kavurucu azaba suruklemeye memur edilmislerdir

    [5] Ey Insanlar! Olumden sonra kalkıs (olgusun)dan suphedeyseniz, o zaman, (hatırlayın ki,) Biz, gercekten de sizi(n her birinizi) topraktan, sonra bir dol suyu damlasından, sonra dollenmis hucreden, sonra (temel unsurları ve istidatlarıyla) tamamlanmıs ama (butun ogeleriyle) henuz tamamlanmamıs bir ceninden yarattık ki, size (menseinizi boylece) acıklayalım. Ve (dogmasını) diledigimizin, (annesinin) rahminde (Bizce) belirlenmis bir sure icin kalmasını saglarız; sonra sizi cocuk olarak dunyaya getirir ve (yasamanıza imkan veririz); boylece (bazılarınız) olgunluk cagına erisir; oyle ki, kiminize (daha cocukluk cagında) olum tattırılırken, kiminiz de yaslılıgın oyle duskun caglarına eristirilir ki, bildigini bilmez olur. Ve (sen, ey insanoglu, olumden sonra kalkıstan suphe ediyorsan, dusun ki:) bir bakıyorsun yeryuzu kupkuru; ama ona su indirdigimizde, (bir de bakıyorsun) canlanıp kabarmıs ve her turden guzel ekinler ortaya koymus

    [6] Butun bunlar (boylece vuku bulmaktadır,) cunku Allah nihai gercek´tir ve cunku O, olu olanı dirilten ve her seye gucu yetendir

    [7] Ve (bil ki, ey insanoglu,) Son Saat, suphe goturmez bir bicimde gelip catacaktır ve Allah mezarlarda yatan herkesi kaldıracaktır

    [8] Hal boyleyken, yine de insanların icinde niceleri vardır ki, herhangi bir bilgiye, herhangi bir dogru yol ogretisine ve ısık sacan bir ilahi kitaba sahip olmaksızın Allah hakkında tartısmakta

    [9] (baskalarını) Allah yolundan saptırmak icin (hakka) sırt cevirmektedir. Boyle birinin bu dunyadaki payı (manen) gozden dusmedir; Kıyamet Gunu´nde ise ona yakıcı azabı tattıracagız

    [10] (Ve ona) (o Gun:) "bu senin kendi elinle onceden kazandıgın sey; cunku Allah kullarına asla en kucuk bir haksızlık yapmaz!" (denecek)

    [11] Ve insanlardan kimi de vardır ki, Allah´a (imanla kufrun) sınır(ın)da kulluk eder; oyle ki, basına bir iyilik gelse, O´ndan hosnut olur; ama basına sınayıcı bir gucluk gelse hemen butunuyle yuz cevirir, ve boylece dunyayı da, ahireti de kaybeder; zaten, hicbir seyle kıyaslanamayan kayıp da gercekte budur

    [12] (Boyle yaparken,) Allah yerine, kendisine ne zarar ne de yarar saglayabilen seylere yalvarıp yakarır; dusulebilecek en vahim sapıklık da zaten budur

    [13] (Ve bazan da) kendisine zararı yararından cok olacak olan kimseye, (bir baska insana) yalvarıp yakarır: gercekten de, bu ne kotu efendi ve bu ne kotu uyruk

    [14] Gercek su ki, Allah imana erisip durust ve erdemli davranıslar ortaya koyanları, iclerinde derelerin, ırmakların cagıldadıgı hasbahcelere kabul edecektir; cunku Allah diledigini yapar

    [15] Kim ki Allah´ın kendisine bu dunyada da, ahirette de yardım etmeyecegini dusunuyorsa, goge baska bir yolla ulasmayı denesin de yol katetsin; ve boylece gorsun, bakalım, bu hilesi onu sıkıntısından kurtaracak mı

    [16] Bu (ilahi ogretiyi) Biz iste boyle apacık mesajlar seklinde indirdik; artık (bundan boyle) Allah, (dogru yola ulasmayı) isteyen kimseyi dogru yola yoneltecektir

    [17] Gercek su ki, (bu ilahi ogretiye) inananlar, Yahudi inancına baglı olanlar ve Sabiiler, Hristiyanlar ve Mecusiler ve bir de, Allah´tan baska varlıklara tanrısal nitelikler yakıstıranlar arasındaki hukmu Kıyamet Gunu Allah verecektir: cunku Allah her seye tanıktır

    [18] (Ey Insanoglu,) goklerde ve yerde var olan her seyin, -gunesin, ayın, yıldızların, dagların, agacların ve hayvanların- Allah´ın (kudret ve yuceligi) onunde yere kapandıgını gormuyor musun? Ve insanlardan bir nicesi (Allah´a bilincli olarak bas egmektedir); ama niceleri de (O´na karsı geldikleri icin ote dunyada) kacınılmaz bicimde azabı hak edecekler; ve Allah´ın (Kıyamet Gunu´nde) alcalttıgı kimseyi de onurlandırabilecek kimse yoktur; cunku, Allah diledigi her seyi mutlaka yapar

    [19] Birbirine karsıt bu iki taraf Rableri hakkında (her zaman) birbiriyle catısma, tartısma icinde olmuslardır: (Onlardan) hakkı inkara kalkısanlar icin (ote dunyada) atesten giysiler bicilecek ve baslarının ustunden yakıcı umutsuzluk boca edilecektir

    [20] ve bununla onların iclerinde olan her sey ve deriler(i) eriyip gidecek

    [21] ve onlar demir kıskaclarla (baglanmıscasına hep bu durumda) tutulacaklar

    [22] ve kendi boguntuları icinde (kıvranıp dururken) bu durumdan ne zaman kurtulmaya calıssalar her seferinde yeniden (aynı boguntuya) sokulacaklar ve (onlara:) "Tadın (bu) yakıcı azabı (sonuna kadar)!" (denecek)

    [23] (Buna karsılık,) imana erisip durust ve erdemli davranıslar orta koyanları Allah, iclerinde derelerin, ırmakların cagıldadıgı hasbahcelere sokacaktır; orada onlar altın bilezikler ve inciler takınacaklar ve onların giyim kusamları da ipekten olacak

    [24] cunku boyleleri sozun en iyisine, en tutarlısına yonelmek (arzusunu goster)diler ve boylece O butun ovgulere layık olan´a goturen yola yoneltildiler

    [25] Bilin ki, hakkı inkara sartlanmıs olanlara, (baskalarını) Allah´ın yolundan cevirmeye, (keza) hem orada yasayan, hem de dısarıdan gelen butun insanlar icin tayin ettigimiz Mescid-i Haram´dan (alıkoymaya) calısanlara ve (bile bile) haksızlık yaparak oranın saygınlıgına golge dusurmeye kalkısanlara (ote dunyada) cok can yakıcı bir azap tattıracagız

    [26] Cunku, Ibrahim´e bu Ibadet Evi´nin kurulacagı yeri gosterdigimiz zaman (o´na demistik ki:) "Bana kimseyi ortak kosma! Ve Benim Mabedimi, onu tavaf edecek olanlar icin, onun onunde (Rablerini tazim ve tefekkur ederek) dikilip duranlar icin, saygıyla egilenler ve yere kapananlar icin temiz tut

    [27] Bunun icindir ki, (ey Muhammed,) butun insanları hacca cagır: yaya olarak ve hızlı yuruyen her (turlu) binek ustunde, (dunyanın) en uzak koselerinden sana gelsinler

    [28] de (bunun) kendilerine saglayacagı yararları gorsunler; ve (kurban icin) belirlenen gunlerde, (bu amacla) O´nun kendilerine rızık olarak sagladıgı hayvanlar uzerine Allah´ın ismini ansınlar; ve boylece siz de bunlardan yiyin ve darlık icindeki yoksulu da doyurun

    [29] Bundan sonra, uymak zorunda oldukları belli birtakım kısıtlamalara son versinler; (varsa) adaklarını yerine getirsinler ve (Dunyanın) bu en eski Mabedini (bir kere daha) tavaf etsinler

    [30] Butun bunlar (Allah tarafından ongorulmustur;) dolayısıyla, kisi eger Allah´ın (bu) yasaklayıcı buyruklarını saygıyla gozetirse, bu Rabbinin katında kendi iyiligine sonuc verecektir. (Yasak oldukları) size bildirilenlerin dısında, (kurban etmek ve etinden yemek uzere) butun hayvanlar size helal kılınmıstır. Oyleyse artık, (Allah´ın yasaklamıs bulundugu her seyden, ve en cok da) inanc ve uygulama olarak puta taparlıgın her turlu bayagılıgından uzak durun; asılsız her turlu sozden kacının

    [31] (ve bunu,) O´ndan baska kimseye, hicbir seye tanrısal nitelikler yakıstırmaksızın (ve) sahte ve duzmece olan her seyden yuz cevirip yalnızca Allah´a yonelerek (yapın): cunku, bilin ki, Allah´tan baskasına tanrılık yakıstıran kimse, gokten savrulup dusen, kusların didikleyip kapıstıgı, yahut ruzgarın uzak, ıssız bir yere savurdugu kimseye benzer

    [32] Iste bu (akılda tutulmalıdır,) Allah tarafından konulan simgeleri saygıyla gozeten kimse (bilsin ki,) bu (simgeler gercek anlamını inananların) kalpler(in)de Allah´a karsı tasıdıkları sorumluluk bilincinde bulmaktadırlar

    [33] Bu (simgeleri gozetmekte gosterilen bilinc ve duyarlıgın) size (O´nun tarafından) belirlenmis bir sureye kadar yararları olacaktır; sonra bunda gudulen amacın ve varılan sonucun (tevhid inancını simgeleyen) En Eski Mescid (oldugunu anlayacaksınız)

    [34] Bunun gibi, (Bize inanan) her ummet icin kurban kesmeyi bir kulluk eylemi olarak ongorduk ki, (bu amacla,) kendilerine rızık olarak sagladıgımız hayvanları keserken Allah´ın ismini ansınlar. Ve (her zaman akıllarında tutsunlar ki:) Sizin tanrınız Tek bir Tanrı´dır; oyleyse butun varlıgınızla kendinizi O´na teslim edin. Ve sen de (ey Peygamber,) tum iyi yurekli, alcak gonullu kimseleri (Allah´ın hosnutluguyla) mujdele

    [35] Onlar ki, ne zaman Allah´tan soz edilse kalpleri saygı ve sakınmayla titrer; (onlar ki) baslarına gelen her turlu darlıga, sıkıntıya gogus gererler; salatta devamlı ve duyarlıdırlar; ve kendilerine verdigimiz rızıktan baskalarına da harcarlar

    [36] Hayvanların kurban edilmesine gelince, Biz bunu sizin icin Allah tarafından konulmus simgelerden biri olarak ongorduk ki bunda sizin icin (nice) yararlar vardır. Oyleyse artık, (kurban edilmek uzere) sıraya dizildiklerinde onların uzerinde Allah´ın ismini anın; ve cansız olarak yere serildiklerinde onların etinden kendiniz de yiyin; kendi nasibiyle yetinip istemeyen kimseyi de, istemek zorunda kalan kimseyi de (onunla) doyurun. Biz, iste bu amacla onları sizin yararınıza sunuyoruz ki sukredesiniz

    [37] (Fakat unutmayın ki,) onların ne etleri Allah´a ulasır, ne de kanları; lakin O´na ulasan, yalnızca sizin O´na karsı gosterdiginiz bilinc ve duyarlıktır. Iste bu amacla, onları sizin yararınıza sunuyoruz ki, size ulasma yolunu, yordamını gosterdigi (her turlu rahmet) icin O´nun yuceligini saygıyla anasınız. Oyleyse, o iyilik yapanları mujdele

    [38] ki, Allah inananları (butun kotuluklere karsı) mutlaka koruyacaktır; cunku, Allah, hangi turden olursa olsun, hainleri ve nankorleri asla sevmez

    [39] Kendilerine haksız yere saldırılan kimselere (savasma) izni verilmistir -ve suphesiz Allah onlara yardım ulastıracak guctedir

    [40] onlar ki, sadece "Bizim Rabbimiz Allah´tır!" dedikleri icin haksız yere yurtlarından cıkarıldılar. Cunku, Allah insanları birbirlerine karsı savunmasız bıraksaydı, suphesiz o zaman, iclerinde Allah´ın isminin cokca anıldıgı manastırlar, kiliseler, havralar ve mescidler (coktan) yıkılıp gitmis olurdu. Ve muhakkak ki Allah, O´nun davasına arka cıkanlara yardım edecektir: cunku, Allah (her seyi hukmu altında tutan) en yuce iktidar Sahibidir

    [41] (O yardıma layık olanlar ki,) kendilerini yeryuzunde egemen kılsak (dahi) salata devam ederler, arınmak icin verilmesi gerekeni verirler, yapılması iyi ve dogru olanı emreder, yanlıs ve kotu olanı yasaklarlar; ama yine de, olup biten her seyin sonucu Allah´a kalmıstır

    [42] Imdi, o (hakkı inkara sartlanmıs olan) kimseler seni yalanlıyorlarsa, (ey Muhammed, unutma ki,) onlardan cok once, Nuh toplumu, ´Ad ve Semud toplumu da (kendilerine gonderilen elcileri) yalanlamıslardı

    [43] tıpkı, Ibrahim toplumunun, Lut toplumunun

    [44] Medyen halkının (yaptıgı gibi); ayrıca, Musa da (Firavun ve yandaslarınca) yalanlanmıstı. (Her seferinde) hakkı inkar edenlere belirli bir sure icin fırsat verdim, ama gunu gelince onları kıskıvrak yakaladım ki boylece, Benim onları hice saymam nasıl olurmus, gorsunler

    [45] Ve zulum ve haksızlıkta onmaz duzeylere vardıkları icin nice sehirleri yok ettik, oyle ki, simdi hepsinin yerinde yeller esiyor; catıları cokmus, kuyuları kurumus, (bir zamanlar goge dogru) yukselen sarayları (simdi yerle bir olmus)

    [46] Peki, yeryuzunde gezip dolasmıyorlar mı ki, orada olup biteni kalpleri kavrasın ve kulakları isitsin? Ne var ki, onlarda kor olan gozler degil; kor olan, goguslerdeki kalpler

    [47] Ve bir de (ey Muhammed,) (gelecekse gelsin diyerek) onlar azap konusunda sana meydan okuyorlar: fakat (bilmelidirler ki) Allah vaadinden asla cayacak degildir ve bilin ki, Rabbinin olcusuyle bir gun, sizin hesap ettiginiz bin yıl gibidir

    [48] Ve onmaz zulum ve haksızlıklara dalıp gitmis nice toplumlara bir sure icin fırsat vermistim! Ama gunu gelince onları kıskıvrak yakalayıverdim: cunku butun yolculukların sonu Banadır

    [49] (Ey Muhammed,) de ki: "Ey insanlar! Ben, yalnızca, size (Allah tarafından gonderilen) apacık bir uyarıcıyım

    [50] Ve (bilin ki,) imana erisip durust ve erdemli davranıslar ortaya koyanları bagıslanma ve cok ustun, cok buyuk bir rızık beklemektedir

    [51] ama mesajlarımıza karsı, onları amaclarında zaafa ugratma niyetiyle, dusmanca cabalara girisenlere gelince; harlı atese girecek olanlar iste boyleleridir

    [52] Bununla birlikte, senden once her ne zaman bir elci ya da haberci gondersek ve bu (elci ya da haberci) ne zaman (uyarılarına olumlu tepkiler almayı) umut etse, Seytan mutlaka o´nun guttugu nihai amaca golge dusurmeye kalkısmıstır; ama Allah Seytan´ın dusurmeye calıstıgı golgeyi giderir ve mesajlarını kendi iclerinde acık ve anlasılır kılar ve birbirleriyle acıklar; cunku Allah dogru hukum ve hikmetle edip eyleyen, mutlak ve sınırsız bilgi Sahibidir

    [53] (Yine de, Allah´ın bu tur suphelere fırsat vermesi,) Seytan´ın (peygamberlerin niyeti konusunda gonullere) dusurmeye calıstıgı golgeyi kalplerinde bir egrilik, bir hastalık bulunan, kalpleri katılasmıs olan kimseler icin bir sınama aracı kılmasındandır; cunku, (bu tur suphelere kapılarak kendilerine) yazık eden kimseler, dogrusu, cok derin bir yanılgı icindedir

    [54] Ve (yine, Allah´ın Seytan´ın bu cabalarını bosa cıkarması,) dogru bilgiden nasibi olanların bu ilahi mesajın senin Rabbinden ulasan katıksız gercek oldugunu kavramaları, O´na inanmaları ve butun kalpleriyle O´na baglanıp boyun egmeleri icindir. Cunku gercekten de, Allah imana erisenleri dosdogru bir yola yoneltir

    [55] Hakkı inkara sartlanmıs olanlar ise, Son Saat kendilerini apansız yakalayıncaya ve butun umitlerin bos oldugu o Gun´un azabı baslarına cokunceye kadar O´nun hakkında kapıldıkları supheden sıyrılmayacaklardır

    [56] O Gun, tum egemenlik (herkesin gorebilecegi bicimde) yalnızca Allah´ın elinde olacaktır. O, (butun insanları) yargılayacak (ve) aralarında(ki farkı ortaya koyacaktır): buna gore, imana erisip de durust ve erdemli isler yapan kimseler kendilerini nimetlerle dolu hasbahcelerde bulacaklar

    [57] ama hakkı inkara, mesajlarımızı yalanlamaya kalkısanlara gelince, iste boylelerini alcaltıcı bir azap bekliyor olacaktır

    [58] Ote yandan, zulum diyarını terk eden (ve) Allah yolunda (kavgaya girisip) olen ya da oldurulen kimselere gelince: muhakkak ki, Allah onları (ote dunyada) guzel bir rızıkla rızıklandıracaktır; cunku, rızık verenlerin en iyisi, suphesiz Allah´tır

    [59] (ve dolayısıyla,) onları, mutlaka, son derece hosnut kalacakları bir (varolus) konumuna eristirecektir; cunku Allah, mutlak ve sınırsız bilgi sahibidir, halimdir

    [60] Bu su demektir: Kim ki kendisine yapılan saldırıya denk bir tepkiyle karsılık verdigi halde (yeniden) acımasızca kendisine saldırılırsa, Allah boyle birine mutlaka arka cıkacaktır; cunku, Allah cok bagıslayan ve boylece kullarını gunahtan arındıran gercek bagıslayıcıdır

    [61] Bu boyledir, cunku Allah (oylesine sınırsız kudret Sahibidir ki,) gunduzu kısaltarak geceyi uzatan, geceyi kısaltarak gunduzu uzatan O´dur; cunku Allah olup biten her seyi gorucu, isiticidir

    [62] Bu boyledir, cunku nihai gercek, suphesiz, Allah´tır; apacık sahte ve duzmece olan ise, onların O´ndan baska yalvarıp yakardıkları varlıklardır; ve cunku Allah ulular ulusu, yuceler yucesidir

    [63] Gormuyor musun, gokten su indiren Allah´tır; ki onunla yeryuzu yeseriyor? Dogrusu, Allah her seyden haberdar olan, (bilgi ve gozetimiyle) her seye nufuz eden ama kendisine asla nufuz edilemeyen askın Varlık´tır

    [64] Goklerde ve yerde var olan her sey O´na aittir; ve Allah´tır, Yalnız O´dur, butun ovgulere layık ve kendine yeterli olan

    [65] Yeryuzunde var olan her seyi ve koydugu (fiziki) yasalara uyarak denizde seyreden gemileri size boyun egdirenin Allah oldugunu gormuyor musun? Ve gok cisimlerini, kendi izni olmadıkca yeryuzune dusmemeleri icin, yerlerinde, yorungelerinde tutan(ın O oldugunu gormuyor musun?) Gercekten de Allah insanlara karsı cok acıyıp esirgeyen, cok sefkat gosterendir

    [66] Nitekim, size hayat veren, sonra sizi olduren ve en sonunda sizi yeniden hayata dondurecek olan O´dur; (butun bu gerceklere ragmen, yine de) insan, gercekten, cok nankordur

    [67] Biz her ummete, kulluklarını gostermeleri icin (ayrı) bir ibadet tarzı tayin ettik. Bunun icindir ki, (ey inanan kisi, seninkinden baska yollar tutan) kimseler bu konuda seni tartısmaya suruklemesinler; sen yalnızca (onların hepsini) Rabbine cagır: cunku, sen gercekten dosdogru bir yol uzerindesin

    [68] Ama eger seninle tartısmaya (calısırlarsa, onlara sadece) de ki: "yapıp ettiklerinizi en iyi bilen Allah´tır

    [69] (Cunku) uzerinde ayrılıga dusegeldiginiz tum konularda Kıyamet Gunu aranızda hukum verecek olan Allah´tır

    [70] Allah´ın goklerde ve yerde olup biten her seyi, butun icerigiyle bildigini bilmiyor musun? Butun bunlar (Allah´ın koydugu) evrensel yasalar dizgesinde kayıtlıdır; (dolayısıyla,) butun bunlar(ı bilmek), gercekten Allah icin cok kolaydır

    [71] Yine de, (yeri gelince O´na inandıklarını soyleyen) kimseler, Allah´ı bırakıp, O´nun haklarında hicbir delil indirmedigi ve gercekte kendilerinin de haklarında pek bir sey bilemeyecekleri baska varlıklara, baska guclere kulluk edip duruyorlar; (Hesap Gunu´nde, iste bu) zalimler kendilerine asla yardımcı bulamayacaklardır

    [72] Kendilerine apacık mesajlarımız okundugu zaman, hakkı inkara sartlanmıs olanların yuzundeki inkarcı tavrı hemen fark edebilirsin; kendilerine mesajlarımızı okuyanlara neredeyse saldıracak gibidirler! De ki: "Peki, size simdi hissettiklerinizden daha vahim olanı haber vereyim mi? Bu (Ahiret Gunu´nun) atesidir ki Allah onu hakkı inkara sartlanmıs olanlara vaad etmistir; varılacak ne kotu bir sondur o

    [73] Ey Insanlar! (Iste) size bir misal veriliyor; onu dinleyin simdi: sizin Allah´tan baska yalvarıp yakardıgınız butun o (duzmece) varlıklar, hepsi bir araya gelseler dahi, bir sinek bile yaratamazlar (degil mi?); hatta bir sinek onlardan bir sey kapacak olsa, onu bile geri alamazlar! Basvurup isteyen de, basvurulan ve istenen de ne kadar gucsuz

    [74] Bu (konuda hataya duse)nler Allah´ın gucunu geregi gibi kavrayıp degerlendiremiyorlar; cunku Allah, her seyi hukmu altında tutan en yuce iktidar Sahibidir

    [75] (Sınırsız kudret ve nufuzuyla) Allah meleklerden de, insanlardan da elciler secer. Ama yine de her seyi goren, her seyi isiten Allah´tır

    [76] (bu elcilerin bildikleri sınırlıyken,) O onların gozleri onunde olanları da, onlardan gizli tutulanları da butunuyle bilmektedir; cunku her sey, tum olaylar ve olgular (mebde ve me´ad olarak) Allah´a donmektedir

    [77] Siz ey imana erisenler! (Allah´ın huzurunda) egilin, yere kapanın ve (yalnızca) Rabbinize kulluk edin; ve iyi isler yapın ki, kurtulusa, esenlige erisesiniz

    [78] Ve Allah´ın davası icin, O´nun yolunda gosterilmesi gereken en zorlu, en ustun cabalara girisin; (mesajına muhatap ve tasıyıcı olarak) sizi secen ve din konusunda uzerinize bir zorluk, bir gucluk yuklemeyen O´dur: (ve size) atanız Ibrahim´in inancını (izlemeyi oneren de O). Elci´nin sizin onunuzde ve sizin de tum insanlıgın onunde gercege tanık olmanız icin gecmis caglarda da, bu ilahi mesajda da, sizi "kendilerini yurekten Allaha teslim edenler" diye isimlendiren O´dur. Oyleyse, salatta devamlı ve duyarlı olun, arınmak icin verilmesi gerekeni verin ve sımsıkı Allah´a baglanın. Sizin gercek Efendiniz O´dur; ne ustun, ne yuce Efendi; ne ustun, ne yuce Yardımcı

    Mü'minûn

    Surah 23

    [1] Kesin olan sudur ki, inananlar kurtulusa eriseceklerdir

    [2] onlar ki, salatlarında alcak gonullu bir duyarlık icindedirler

    [3] onlar ki, bos ve anlamsız seylerden yuz cevirirler

    [4] arınmak icin yapılması gerekeni yaparlar

    [5] Ve onlar ki, iffetlerini korurlar

    [6] esleri -yani, (evlilik yoluyla) mesru olarak sahip oldukları insanlar- dısında (kimsede arzularına doyum aramazlar): cunku onlar (esleriyle olan iliskilerinden dolayı) kınanmazlar

    [7] ama bu (sınırı) asmak isteyenler, iste haddi asanlar boyleleridir

    [8] ve onlar ki, emanetlerine ve ahidlerine sadakat gosterirler

    [9] salatlarını (tum dunyevi kaygılardan) uzak tutarlar

    [10] Iste varis olacak olanlar boyleleridir

    [11] Cennete varis olacak ve orada sonsuza kadar kalacak olanlar

    [12] Imdi, gercek su ki, Biz insanı balcıgın ozunden yaratıyoruz

    [13] ve sonra onu dol suyu damlası halinde (rahimde) ozel bir koruma altında tutuyoruz

    [14] sonra bu dol suyu damlasından dollenmis hucreyi yaratıyoruz; sonra bu dollenmis hucreden de cenini ve ceninden kemikleri yaratıyoruz; ve sonra da kemiklere et giydirip onu yepyeni bir yaratık halinde var edip ortaya cıkarıyoruz: oyleyse, yaratanların en iyisi, en ustası olarak Allah ne yucedir

    [15] Ve butun bunlardan sonra, kacınılmaz olarak (hepiniz) olumu tadıyorsunuz

    [16] ve en sonunda da, Kıyamet Gunu, suphesiz, diriltileceksiniz

    [17] Yine, gercek su ki, Biz sizin uzerinizde yedi (semavi) yorunge yarattık; ve suphesiz, Biz yarattıgımız alemden hicbir sekilde habersiz degiliz

    [18] Ve Biz suyu gokten (belirledigimiz) bir olcuye gore indiriyor, sonra da onu yeryuzunde tutuyoruz; ama, hic suphesiz, bu (nimeti) geri almaya da kadiriz

    [19] Ve onunla sizin icin, icinde yediginiz pek cok meyvenin bulundugu hurma ve uzum bahceleri meydana getiriyoruz

    [20] ve (yine onunla sizin icin) Tur-i Sina (cevresindeki topraklar)da yetisen, urununden yag elde edilen ve yiyenlere hos kokulu, lezzetli bir katık saglayan agacı (cıkarıyoruz)

    [21] Ve evcil hayvanlarda (da) sizin icin, suphesiz, cıkarılacak bir ders vardır: onların karınlarındaki (sut)ten size iciriyoruz; onlardan, baska pek cok bakımlardan yararlanıyorsunuz: (sozgelimi,) onların etiyle besleniyorsunuz

    [22] onlarla -(deniz uzerinde) gemiler(le tasındıgınız) gibi- tasınıyorsunuz

    [23] Ve yine, gercek su ki, Nuh´u kendi kavmine gonderdik; onlara: "Ey kavmim!" dedi, "(yalnızca) Allah´a kulluk edin, cunku sizin O´ndan baska tanrınız yok! Hal boyleyken, yine de, O´na karsı sorumluluk duymayacak mısınız

    [24] Ama o´nun kavmi icinde hakkı kabule yanasmayan seckinler cevresi: "Bu (adam) kendine sizin ustunuzde bir yer saglamak isteyen, sizin gibi olumlu bir kisiden baska biri degil ki!" dediler, "Cunku, Allah (bize bir mesaj ulastırmak) isteseydi, herhalde melekleri gonderirdi; (ustelik,) biz atalarımızdan asla bu(na benzer herhangi bir) sey isitmedik

    [25] Kacık bir adamdan baska biri degil o; bunun icin, siz o´nu bir sure gozaltında tutun

    [26] (Nuh:) "Ey Rabbim!" dedi, "Onların (bu) yalanlamalarına karsı bana yardım et

    [27] Bunun uzerine, Biz de o´na: "Bizim gozetimimiz altında ve (sana) vahyettigimiz yontemlerle (seni ve seninle beraber olanları kurtaracak olan) gemiyi yap;" diye vahyettik, "ve hukmumuz gerceklesip de seller halinde yeryuzunu sular kapladıgı zaman her cins (hayvandan) bir ciftle birlikte -haklarında ceza hukmu verilmis olanlar dısında- aileni bu (gemiye) bindir; ve sakın, o haksızlık yapmıs olanlar icin Bana basvurma, cunku onlar kacınılmaz olarak bogulacaklar

    [28] Sen ve seninle beraber olanlar gemiye yerlesir yerlesmez de ki: ´Butun ovguler, bizi bu zalimler toplulugundan kurtaran Allah´a aittir

    [29] De ki: ´Ey Rabbim! (Senin tarafından) kutlanmıs, guvenli kılınmıs bir yere eristir beni; cunku, insana erismesi gereken yere nasıl erisecegini en iyi gosteren Sensin

    [30] Bu (kıssa)da, muhakkak ki, (dusunen insanlar icin cıkarılacak) dersler vardır; ve suphesiz, Biz (insanı) sınavdan gecirmekteyiz

    [31] Bu (ilk toplumlar)ın ardından yeni nesiller dunyaya getirdik

    [32] Onlara kendi iclerinden elci gonderdik; (bu elci de onlara aynı seyi soyledi:) "(yalnızca) Allah´a kulluk edin; cunku sizin O´ndan baska tanrınız yok. Buna ragmen, yine de O´na karsı sorumluluk duymayacak mısınız

    [33] Ve (yine) toplumun -(sırf) kendilerine dunya hayatında bolluk ve genislik bahsettik diye, bununla kurumlanıp hakkı kabule yanasmayan, ahiret gercegini yalanlayan seckinler cevresi (her defasında): "Bu (adam) yediginizden yiyen, ictiginizden icen, sizin gibi bir olumluden baska bir sey degil" dediler

    [34] ve tıpkı sizin (simdi yaptıgınız) gibi bir olumluye itibar edecek olursanız, bilin ki, sonunda kaybeden mutlaka siz olacaksınız

    [35] Bu (adam) size olup de toza topraga ve kemige donustukten sonra (yeni bir hayata) kavusturulacagınızı mı vaad ediyor

    [36] Cok uzak, gercekten cok uzak bu vaad edildiginiz sey

    [37] Bu dunyada yasadıgınız hayattan baska hayat yok; oluruz ve (ancak bir kere) yasarız; ve bir daha asla diriltilmeyiz

    [38] Bu adam kendi uydurdugu yalanları Allah´a yakıstıran bir yalancıdan baska biri degil; ve dolayısıyla, biz asla o´na inanacak degiliz

    [39] (Bunun uzerine peygamber:) "Ey Rabbim!" der, "Bunların (bu) yalanlamalarına karsı bana destek ol

    [40] (Allah da o´na:) "Cok gecmeden, carpılmıscasına pisman oluverecekler!" diye karsılık verir

    [41] Ve ani bir darbe seklinde gelen (cezamız) tam yerinde ve kacınılmaz olarak onları kıskıvrak yakalayıverir; ve boylece onları sel onunde suruklenen cercop ve kopuge ceviririz: uzak olsun, boyle bir zalimler toplumu

    [42] Ve onların ardından da yine yeni nesiller ortaya cıkardık

    [43] cunku hicbir ummet kendi suresini ne one alabilir; ve ne de geciktirebilir

    [44] Ve sonra birbiri ardından elcilerimizi gonderdik; (oyle ki,) bir ummete kendi peygamberi gelmeye gorsun, o´nu hemen yalanladılar; ve bu yuzden Biz de onları birbiri pesinden yok edip hepsini efsaneye cevirdik. Uzak olsun, inanmayanlar toplumu

    [45] Ve sonra, Musa ve kardesi Harun´u, mesajlarımızla ve apacık bir yetkiyle

    [46] Firavun ve onun seckinler cevresine gonderdik; fakat bunlar buyukluk tasladılar; zaten (oldum olası) kendilerini buyuk goren bir toplumdu bunlar

    [47] Nitekim soyle dediler: "Soydasları bizim kolelerimiz oldugu halde, bizim gibi olumlu olan bu iki insana mı inanacagız yani

    [48] Iste boyle (diyerek) bu iki (elciyi) yalanladılar ve boylece helak edilenlerin arasındaki yerlerini aldılar

    [49] Oysa, belki dogru yolu tutarlar diye Musa´ya kitap vermistik

    [50] Ve (Musa´yı nasıl onurlandırdıysak) Meryem oglunu ve anasını da (rahmetimiz icin) bir sembol kıldık: Ve o´nların her ikisini de ebedi esenligin, berrak cesmelerin bulundugu yuce bir makama eristirdik

    [51] Siz ey elciler! Dunya hayatının temiz ve mesru nimetlerinden payınızı alın; ve durust ve erdemli davranıslar ortaya koyun; ve bilin ki, yaptıgınız her seyi eksiksiz biliyorum

    [52] Muhakkak ki, bu sizin ummetiniz bir tek ummettir; cunku hepinizin Rabbi Benim; oyleyse Bana karsı sorumlulugunuzun bilincinde olun

    [53] Ama (sizi izlediklerini soyleyen toplumlar) aralarındaki bu birligi bozup parca parca oldular; her hizip (ancak) kendi benimsedigi (ogretinin dar ve katı kalıpları) icinde rahat soluk alır oldu

    [54] Fakat onları bir vakte kadar, kendi cehaletlerine gomulmus olarak, kendi hallerine bırak

    [55] Kendilerine mal mulk ve cocuklar vermekle, sanıyorlar mı ki

    [56] onları (kendi anlayıslarına gore) iyi ve yararlı (bildikleri) seylerde yarıstırmak (istiyoruz)? Hayır, onlar (yanıldıklarının) farkında degiller

    [57] Ama, Rablerinden korkarak kendilerini saygı ve duyarlık icinde tutanlar

    [58] Rablerinin mesajlarına inananlar

    [59] Rablerinden baska hicbir varlıga tanrısal nitelikler yakıstırmayanlar

    [60] sonunda Rablerine donecekleri dusuncesi icinde kalpleri titreyerek vermeleri gerekeni verenler

    [61] iste boyleleridir, hayırlarda yarısan kimseler ve (bu konuda baska herkesi) gececek olanlar

    [62] Biz hic kimseye gucunun ustunde yuk yuklemeyiz; ve katımızda (insanların ne yaptıgı, ne yapabilecegi konusunda) gercegi soyleyen bir kitap bulunmaktadır; binaenaleyh, kimseye haksızlık yapılmayacaktır

    [63] Ama, (din ve inanc birligini bozanlara gelince,) onların kalpleri butun bu gerceklerden yana aymazlık icindedir! Fakat, onların (iclerinde) bu (bozgunculuk egiliminden) baska (daha kotu) eylemlere kalkısma (egilimleri) de var; ve onlar bu tur eylemlere devam edip gidecekler

    [64] oyle ki, sonunda, onların arasından bolluk, genislik icinde dalıp gitmis olanları azapla kıskıvrak yakaladıgımız zaman yalvarıp yakarmaya baslayacaklar

    [65] (Fakat onlara:) "Bosuna yalvarıp yakarmayın bugun; cunku, Bizden asla yardım gorecek degilsiniz!" (denecektir)

    [66] Size mesajlarım tekrar tekrar okundugunda, siz (her defasında) okcelerinizin uzerinde donuveriyor

    [67] (ve) buyukluk taslayaraktan gecelerinizi olur olmaz seyler konusarak geciriyordunuz

    [68] Peki, onlar (Allah´ın bu) sozunu anlamaya hic calısmadılar mı? Yahut gecip gitmis atalarına hic gelmeyen bir sey mi geldi onlara

    [69] Yoksa bunlar kendi elcilerini tanımıyorlar da, onun icin mi o´nu inkar ediyorlar

    [70] Yahut "Onda delilik var!" mı diyorlar? Oysa, o onlara gercegin ta kendisini getirdi ama gercek onlardan cogunun isine gelmez

    [71] Fakat, gercek onların arzu ve emellerine uyacak olsaydı, suphesiz gokler ve yer icindekilerle beraber yıkılır giderdi! Oysa, Biz (bu ilahi mesajda) onlara akılda tutmaları gereken her seyi ulastırdık; ne var ki, kendilerine bahsedilen bu hatırlatıcı mesajdan (umursamazlıkla) yuz cevirdiler

    [72] (Ey Muhammed,) yoksa onlardan dunyevi bir karsılık mı istiyorsun? Fakat (bilmelidirler ki) Rabbinin verecegi karsılık en iyisidir; cunku rızık verenlerin en iyisi O´dur

    [73] Ve, dogrusu sen onları gercekten dosdogru bir yola cagırıyorsun

    [74] ama, ahirete inanmamakta direnenler ister istemez bu yoldan sapmaktalar

    [75] Onlara merhamet edip (bu dunyada) baslarına gelebilecek darlık ve sıkıntıyı giderecek olsak, onlar yine de, o kurumlu azgınlıkları icinde korcesine bocalayıp dururlar

    [76] Ve gercek su ki, Biz onları azapla da sınadık, ama onlar yine de Rablerine boyun egmediler; (bundan sonra da bagıslanma icin) yalvarıp yakaracak degiller

    [77] ta ki, Biz onların onunde (ceza gunune has) zorlu bir azabın kapısını acıncaya kadar; iste ancak o zaman butun umitlerini kaybediverirler

    [78] (Ey Insanlar! Rabbinizin mesajlarına kulak verin,) cunku, sizi isitme duyusuyla, gorme duyusuyla, dusunme, hissetme yetenegiyle donatan O´dur; (yine de) ne kadar az sukrediyorsunuz

    [79] Sizi cogaltıp yeryuzune yayan da O´dur; ve sonunda toplanıp O´na donduruleceksiniz

    [80] Hayatı bagıslayan ve olume hukmeden O´dur; geceyle gunduzun birbirini kovalaması O´nun buyruguyladır. Oyleyse, artık aklınızı kullanmayacak mısınız

    [81] Hayır, onlar sadece gecip gitmis insanların soyledigi seyi soylerler

    [82] Biz oldukten, toza topraga, kemige donustukten sonra, yeniden diriltilecegiz, oyle mi?" derler

    [83] Gercek su ki, bize de, bizden once atalarımıza da aynı sey vaad edilmisti! Eskilerin masallarından baska bir sey degil bu

    [84] De ki: "Peki, yeryuzu ve orada var olanlar kimin, oyleyse? Biliyorsanız (hadi, soyleyin bana)

    [85] Allah´ın!" diye cevap vereceklerdir. De ki: "Peki, (Allah´ın birligini, essiz, ortaksız oldugunu) kendiliginizden hatırlamayacak mısınız artık

    [86] De ki: "Peki, kimdir yedi kat gogu yerinde tutan ve yuce kudret tahtında hukumran olan

    [87] Diyeceklerdir ki: "Allah!" De ki: "Peki, artık O´na karsı sorumluluk bilinci tasımayacak mısınız

    [88] De ki: "Her seyin yonetimini elinde tutan; koruyup kollayan ama kendisine karsı (kimsenin) korunup kollanamayacagı kimdir? Biliyorsanız, (hadi, soyleyin bana)

    [89] Allah!" diye cevap vereceklerdir. De ki: "Peki, o halde, nasıl boyle aldatılabilirsiniz

    [90] Hayır, Biz onlara hakkı ulastırdık; buna ragmen onlar yine de yalanı tercih ediyorlar

    [91] Allah asla cocuk edinmemistir, ne de O´nunla beraber baska bir tanrı vardır: (cunku, eger baska herhangi bir tanrı) olsaydı, her tanrı kendi yarattıgı alemi kendinden yana ceker ve suphesiz her biri digerine baskın cıkmaya calısırdı! Sınırsız kudret ve yuceligiyle Allah, onların tasavvur ve tanımlama yoluyla yakıstırdıkları seylerden mutlak olarak uzaktır

    [92] O kullarının algı ve tasavvurlarının erisemedigi seyleri de, onların akıl ve duyu yoluyla tanıklık edebildikleri seyleri de kunhuyle bilir; ve bunun icindir ki, onların Kendisine yakıstırdıkları her turlu esten ve ortaktan mutlak olarak yucedir

    [93] De ki: "Ey Rabbim! (Sana bas kaldıranların) vaad edildikleri azabın gerceklesmesine tanık olmamı diliyorsan

    [94] Rabbim, o zaman, benim de bu zalim insanlardan biri olmama izin verme

    [95] (Iste boyle dua et) cunku, suphesiz Biz, onlara vaad ettigimiz (azabın, bu dunyada dahi gerceklesmesine) seni tanık kılacak gucteyiz

    [96] (Fakat, onlar ne soylerlerse, ya da ne yaparlarsa yapsınlar, sen yine de onların isledigi) kotulugu, en iyi yol hangisi ise, onunla sav: (cunku) onların (Bize) yakıstırageldikleri seyleri en iyi bilen Biziz

    [97] Ve de ki: "Ey Rabbim! Tum kotu durtulerin kıskırtmalarına karsı Sana sıgınıyorum

    [98] Rabbim, onların bana yaklasmalarından da Sana sıgınıyorum

    [99] (Olumden sonraki hayata inanmamakta direnip de kendi kendilerini aldatanlardan) herhangi birine sonunda olum gelip catınca: "Ey Rabbim!" der, "Beni (hayata) geri dondur, izin ver doneyim

    [100] de (daha once) gozardı ettigim konularda durust ve erdemli isler goreyim!" Yoo, onun soyledigi, suphesiz, yalnızca (bos ve anlamsız) bir sozden ibarettir; cunku (bir kere dunyayı terk etmis bulunanların) ardında, yeniden diriltilecekleri Gun´e kadar (asılması imkansız) bir (olum) engeli bulunmaktadır

    [101] Ve sonra, (kıyamet) suru uflendigi zaman, o Gun artık ne aralarındaki kan bagları ise yarayacaktır ne de birbirlerine (olup biten hakkında) soru sorabileceklerdir

    [102] Ve (o Gun, iyi eylem ve davranısları) tartıda agır gelen kimseler; iste kurtulusa erisecek olanlar boyleleridir

    [103] Ama tartıda hafif cekenlere gelince; iste, cehennemde yerlesip kalmak uzere kendi kendilerine yazık edenler de boyleleridir

    [104] ates onların yuzlerini kavuracak ve dudakları acıdan carpılmıs olarak orada kalakalacaklar

    [105] (Ve Allah onlara:) "Mesajlarım size ulastırılmamıs mıydı ve siz de onları yalanlayıp durmamıs mıydınız?" (diyecek)

    [106] Ey Rabbimiz!" diye yakaracaklar, "Bize kotu talihimiz galebe caldı ve biz de bu yuzden egri yola saptık

    [107] Ey Rabbimiz, bizi buradan cıkar, eger tekrar (gunaha) donersek, o zaman, gercekten zalim kimseler oluruz

    [108] (Fakat Allah onlara:) "Kalın kaldıgınız yerde (bu bayagılıgınızla)! Ve Benimle bir daha asla konusmayın!" diyecek

    [109] Bakın, kullarımın arasında, ´Ey Rabbimiz! Biz (Sana) inandık; oyleyse, bizim gunahlarımızı bagısla ve bize acı, cunku gercek acıyan(ımız), esirgeyen(imiz) Sensin! diyenler de vardı

    [110] fakat siz onları alay konusu yaptınız; oyle ki, bu sonunda size Beni anmayı busbutun unutturdu; cunku hep gulup durdunuz onlara

    [111] (Ama,) bakın, gucluklere gogus germelerinden oturu bugun onları mukafatlandırdım: iste, bahtiyar olacak olanlar boyleleridir

    [112] (Ve Allah, azaptakilere:) "Yeryuzunde kac yıl kaldınız?" diye soracak

    [113] Orada bir gun kaldık, yahut bir gunden daha az; bunu (zamanı) saymasını bilenlere sor..." diye cevap verecekler

    [114] (Bunun uzerine, Allah:) "Orada sadece az bir vakit kaldınız; bunu bir bilseydiniz

    [115] Sizi bos ve anlamsız bir oyun icin yarattıgımızı ve Bize donmek zorunda olmadıgınızı mı sanıyordunuz

    [116] Oyleyse, artık (bilin ki) Allah yuceler yucesidir; mutlak hukum ve egemenlik sahibidir; nihai gercektir; O´ndan baska tanrı yoktur; cok yuce, cok comert hukumranlık makamının sahibi O´dur

    [117] Oyleyse artık, kim ki, hakkında hicbir delile sahip olmadıgı halde Allah´la beraber baska bir tanrıya yakarırsa bunun hesabını Rabbinin katında mutlaka verecektir; (ve) suphesiz, hakkı boylece inkar etmis olanlar asla kurtulusa, esenlige erisemeyeceklerdir

    [118] Oyleyse, (ey inanan kisi,) de ki: "Rabbim! (Beni) bagısla, (bana) acı; cunku gercek acıyan, esirgeyen Sensin

    Nûr

    Surah 24

    [1] Yucelerden indirdigimiz, acık ve kesin hukumlerle vaz´ettigimiz bir suredir bu; bu (sure)de (de) apacık mesajlar indirdik ki belki ders alır da aklınızda tutarsınız

    [2] Imdi, zina eden kadın ve erkegin her birine yuz degnek vurun ve eger Allah´a ve Ahiret Gunu´ne inanıyorsanız, onlara karsı duydugunuz acıma, sizi Allah´ın bu yasasını uygulamaktan alıkoymasın; ve inananlardan bir topluluk da onların cezalandırılmalarına sahit olsun

    [3] (Onların her ikisi de esit derecede sucludur:) zina yapan erkek ancak zina yapan bir kadınla -yani, (kendi cinsel arzularını) tanrılastıran bir kadınla- birlesir; zina yapan kadın da ancak zina yapan bir erkekle -yani, (kendi cinsel arzularını) tanrılastıran erkekle- birlesir: bu (birlesme) muminlere yasak edilmistir

    [4] Iffetli kadınları (zinayla) suclayıp sonra da (bu suclamayı dogrulayıcı yonde) dort sahit getiremeyen kimselere gelince, boylelerine seksen degnek vurun; bundan boyle hicbir zaman onların sahitligini kabul etmeyin; cunku bunlar gercekten yoldan cıkmıs kimselerdir

    [5] Ancak, bundan sonra (yaptıgından oturu) tevbe edip kendini duzeltenler (bu kısıtlamanın dısındadır); cunku Allah cok acıyıp esirgeyen gercek bagıslayıcıdır

    [6] Kendi zevcelerini zinayla suclayan, fakat kendilerinden baska sahitleri olmayan kimselere gelince; bu (suclamayı yapanların) her biri dogru soylediklerine dair dort kere Allah´ı sahit tutsunlar

    [7] ve besincisinde de, (bu suclamayı yapan kisi), eger yalancılardansa, Allah´ın lanetine razı oldugunu (ifade etsin)

    [8] Ve (suclanan kadına gelince,) onun, kocasının yalan soyledigine dair Allah´ı dort defa sahit tutması (bu suca verilecek) cezayı ondan giderir

    [9] ve besincisinde, kocası dogruyu soyluyorsa, Allah´ın gazabına razı oldugunu (ifade etmesidir)

    [10] Ya Allah´ın uzerinizdeki fazlı ve rahmeti olmasaydı! (Ya) Allah hikmet ve adaletle hukmeden bir tevbe kabul edicisi olmasaydı

    [11] Baskalarını yalan yere iffetsizlikle suclayanlar icinizden bir guruhtur; (fakat, siz, bu haksız suclamaya maruz kalanlar,) bunu kendiniz icin kotu bir sey sanmayın; tersine bu sizin icin hayırdır! (Iftiracılara gelince,) onların her biri (boyle yaparak) isledikleri gunahın yukunu tasıyacaklardır; ve onlardan bu (gunahın) islenmesinde bası cekenleri vahim bir azap beklemektedir

    [12] Boyle bir (soylenti) isittiginiz zaman, (siz) inanan erkek ve kadınların, birbirleri hakkında iyi zan besleyip de, "Bu dupeduz bir iftiradır" demeleri gerekmez miydi

    [13] (Bu asılsız isnadı ileri surenlerden) iddialarını dogrulamak icin dort sahit getirmeleri(ni istemeniz) gerekmez miydi? Cunku, bu sehadeti saglamadıkları surece, Allah katında yalancı olanlar iste boyleleridir

    [14] Eger bu dunyada da, ahirette de Allah´ın fazlı ve rahmeti uzerinizde olmasaydı bulastıgınız bu (iftiradan) oturu size gercekten buyuk bir azap dokunurdu

    [15] hem de, onu tam dilinize doladıgınız ve dogru bilgi sahibi olmadıgınız konuda, bu Allah katında son derece onemli oldugu halde, hafife alıp ileri geri konustugunuz zaman

    [16] Ve (bir kez daha): Boyle bir (soylentiyi) isittiginiz zaman "Bu konuda konusmak bize dusmez; kudret ve yuceliginde sınırsız olan Sensin; suphesiz bu cok kotu bir iftiradır!" demeniz gerekmez miydi

    [17] Eger mumin kimselerseniz, Allah size boyle bir (gunaha) bir daha asla bulasmamanızı ogutler

    [18] cunku Allah mesajlarını size apacık bildiriyor; cunku Allah, dogru hukum ve hikmetle edip eyleyen mutlak ve sınırsız bilgi Sahibidir

    [19] Muminler arasında cirkin soylentilerin yayılmasından hoslananları bu dunyada da, ahirette de can yakıcı bir azap beklemektedir; cunku (her seyin onunu sonunu) Allah biliyor, ama siz bilmiyorsunuz

    [20] Ya Allah´ın fazlı ve rahmeti uzerinizde olmasaydı; (ya) Allah cok acıyıp esirgeyen gercek sefkat Sahibi olmasaydı

    [21] Siz ey imana erisenler! Seytan´ın adımlarını izlemeyin; cunku, kim ki Seytan´ın adımlarını izlerse, bilsin ki, o yalnızca cirkin ve iffetsiz olanı, akla ve sagduyuya aykırı olanı emreder. Ve eger Allah´ın uzerinizdeki fazlı ve rahmeti olmasaydı sizden hic biriniz asla saffetini koruyamaz, arınamazdı. Ama (gercek sudur ki,) diledigi kimseyi arındıran, temize cıkaran Allah´tır. Cunku Allah hem her seyi bilen, hem de her seyi isitendir

    [22] Bunun icindir ki, (haksız iftiralara ugramıs olsalar bile,) icinizden (Allah´ın) bolluk ve genislik bahsetmis oldugu kimseler yakınlarına, duskunlere ve kotuluk diyarından Allah icin goc eden kimselere yardımdan el cekmesinler; onları affedip gecsinler. (Oyle ya,) Allah´ın da sizi bagıslamasını istemez misiniz; (hem de) Allah´ın cok acıyıp esirgeyen gercek bagıslayıcı oldugunu (gordugunuz halde)

    [23] Fakat, gercek su ki, dalgınlık ya da dikkatsizlik gostermis olsalar da iffetli ve inanmıs olan kadınlara asılsız isnadlarda bulunan (ve gunahlarından oturu tevbe etmeyen) kimseler bu dunyada da, ahirette de (Allah´ın bagıs ve kayrasından) uzak tutulacaklardır; ve can yakıcı bir azap beklemektedir boylelerini

    [24] o Gun ki, kendi dilleri, elleri ve ayakları butun (bu) yaptıklarını (acıga vurarak) onların aleyhine sahitlik edecektir

    [25] O Gun Allah, onlara hak ettikleri karsılıgı tam olarak odeyecek ve onlar da (yapılıp edilenlerin gercek mahiyetini) acıga vuran apacık ve Nihai Gercek´in yalnızca Allah oldugunu (boylece) ogrenecekler

    [26] (Kural olarak,) yozlasmıs kadınlar yozlasmıs erkeklere; yozlasmıs erkekler de yozlasmıs kadınlara yarasır. Tıpkı lekesiz kadınların lekesiz erkeklere; lekesiz erkeklerin de lekesiz kadınlara yakıstıgı gibi. (Allah, bu sonrakilerin,) haklarında cıkarılan kotu soylentilerin hepsinden masum ve uzak olduklarını (bildigine gore), gunahlarından oturu bagıslanma ve buyuk/ustun bir rızık onların hakkıdır

    [27] Siz ey imana erisenler! Kendi evlerinizden baska evlere sakinlerinden izin almadan, onlara selam vermeden girmeyin. Eger (karsılıklı haklarınızı) dikkate alacak olursanız bu (ogut) sizin kendi iyiliginiz icindir

    [28] Oyleyse, (evde) kimseyi bulamadıgınız takdirde, size izin verilinceye kadar iceri girmeyin ve size "donun" denirse donun. Bu sizin (tohmet altına girmemeniz) icin en uygun davranıs tarzıdır; cunku, Allah edip eylediginiz her seyi bilir

    [29] (Ote yandan,) icinde oturulmayan ama kamusal amaclarla kullanılan evlere girmenizde bir sakınca yoktur; fakat (yine de aklınızdan cıkarmayın ki,) Allah, acıkca yaptıklarınızı da, gizlediklerinizi de butunuyle bilmektedir

    [30] Inanan erkeklere soyle, gozlerini bakılması yasak olandan cevirsinler ve iffetlerini korusunlar; temiz ve erdemli kalmaları bakımından en uygun davranıs tarzı budur. (Ve) Suphesiz Allah onların (iyi ya da kotu) isledikleri her seyden haberdardır

    [31] Inanan kadınlara soyle, onlar da gozlerini bakılması yasak olandan cevirsinler; iffetlerini korusunlar; (orfen) gorunmesinde sakınca olmayan yerleri dısında, cazibe ve guzelliklerini acıga vurmasınlar; ve bunun icin, basortulerini yakalarının uzerine salsınlar. Cazibe ve guzelliklerini kocalarından, babalarından, kayınpederlerinden, ogullarından, uvey ogullarından, kardeslerinden, erkek kardeslerinin ya da kız kardeslerinin ogullarından, kendi evlerindeki kadınlardan, yahut yasal olarak sahip oldukları kimselerden, yahut kendilerine baglı olup cinsel isteklerden yoksun bulunan erkeklerden, ya da kadınların mahrem yerlerinin henuz farkında olmayan cocuklardan baska kimsenin onunde acıga vurmasınlar; ve (yururken) gizli gorkem ve guzelliklerini belli edecek sekilde ayaklarını yere vurmasınlar. Ve siz, ey muminler, hepiniz topluca, gunahkarca davranıslardan donup Allah´a yonelin ki kurtulusa, esenlige erisesiniz

    [32] Ve icinizden bekar olanları ve kadın ya da erkek kolelerinizden (evlenmesi) uygun olacak olanları evlendirin. (Evlenmeye niyeti olanlar) yoksul iseler, (bu sizi kaygılandırmasın,) Allah onları lutfuyla destekleyecektir. Cunku, Allah her seyin aslını eksiksiz bilmekte (ve bu itibarla herkesi bagıs ve kayrasıyla) kusatmaktadır

    [33] Evlenmeye imkan bulamayanlar, Allah kendilerine lutfuyla bu imkanı verinceye kadar iffetli davransınlar. Yasal olarak sahip bulundugunuz kimselerden azatlık sozlesmesi yapmak isteyen olursa, kendilerinde iyi niyet goruyorsanız bu sozlesmeyi onlar icin yazın; ve Allah´ın size bahsettigi kendi zenginliginden onlara (paylarını) verin. Ve eger evlenerek iffetlerini korumak istiyorlarsa, sakın, dunya hayatının gecici hazları pesine duserek, (hurriyeti sizin elinizde bulunan) cariyelerinizi fuhsa zorlamayın; kim onları buna zorlarsa, bilsin ki, maruz kaldıkları bu zorlanmadan oturu, Allah (onları) acıyıp esirgeyecek ve bagıslayacaktır

    [34] Ve gercek su ki, Biz size gercegi butun acıklıgıyla gosteren mesajlar, sizden once gecip gitmis toplumlar(ın basına gelenler)den bir (nice) ders ve Allah´a karsı sorumluluk bilinci tasıyan kimseler icin bir (nice) ogut indirdik

    [35] Allah goklerin ve yerin nurudur. O´nun nuru icinde kandil bulunan bir oyuk(tan yayılan ısıga) benzer. O kandil ki sırca fanus icindedir; o fanus ki, inci (gibi parıldayan) bir yıldızdır sanki! Ve o kandilin yakıtı, ne doguda ne de batıda esine rastlanmayan mubarek bir zeytin agacından alınmaktadır. Ve o agacın yagı (oyle arı duru, oyle parlak ki) neredeyse ates degmeden de ısık verecek: Nur ustune nur! Allah, (erismek isteyeni) nuruna eristirir; iste (bunun icindir ki) Allah insanlara ornekler vermektedir; cunku her seyi butun boyutlarıyla (yalnızca) Allah bilir

    [36] Iclerinde (yalnız) kendi ismi anılsın diye Allah´ın yukseltilmelerine izin verdigi evlerde O´nun kudret ve yuceligini sabah aksam dile getiren (oyle)

    [37] kimseler (vardır ki,) bunları ne ticaret ne de kazanma hırsı Allah´ı anmaktan, salatta devamlı ve duyarlı olmaktan, arınmak icin verilmesi gerekeni vermekten alıkoyabilir; boyleleri kalplerin ve gozlerin dehsetle donecegi Gun´den korkarlar

    [38] (Ve ancak boyleleri) Allah(´ın kendilerini) yapıp ettiklerinin en iyisi, en guzeliyle odullendirecegini ve onlara, lutuf ve comertliginden, (hak ettiklerinden de) fazlasını verecegini (umabilirler); cunku diledigine hesapsız rızık bahseden (yalnızca) Allah´tır

    [39] Fakat hakkı inkara sartlanmıs olanlara gelince, onların yapıp ettikleri colde (gorulen) serap gibidir; susayan kisi su(yu gordugunu) sanır; ama (gordugu seye) yaklasınca orada hicbir sey bulamaz; bunun yerine, yanında (her zaman) Allah´ı(n hazır ve nazır oldugunu) ve sonunda hesabını eksiksiz gorecegini fark eder; cunku Allah hesapta cok (dakik ve) hızlıdır

    [40] Yahut (onların yapıp ettikleri) engin bir denizin kopkoyu karanlıkları gibidir; (oyle bir deniz ki) ust uste kopan dalgalar ve tepedeki (kara) bulutlar o karanlıgı daha da arttırıyor: kat kat, ust uste karanlıklar..! (oyle ki, ) insan, cıkarıp (baksa), neredeyse kendi elini dahi goremez; oyle ya, Allah´ın aydınlatmadıgı kimse icin ısık (bulma umudu) yoktur

    [41] Goklerde ve yerde var olan butun yaratıkların, kanatlarını yayarak ucan kusların, (hepsinin) Allah´ın sınırsız kudret ve yuceligini dile getirdiklerini gormuyor musun? Gercek su ki, Allah´a nasıl yonelip niyaz edeceklerini, O´nun yuceligini nasıl dile getireceklerini (bunların) hepsi bilmektedirler; ve Allah da onların edip eyledigi her seyi tam olarak bilmektedir

    [42] Cunku, goklerin ve yerin egemenligi Allah´a aittir ve butun yollar Allah´a varmaktadır

    [43] Gormuyor musun, bulutları surukleyen, sonra onları birbiri uzerine yıgan ve derken senin onların bagrından bosaldıgını gordugun yagmuru yagdıran Allah´tır. Ve gokten doluyla yuklu (bulut) dagları indiriveren ve onların simseginin parıltısı neredeyse gozleri kamastırır(ken) diledigi kimseyi doluya ugratan, diledigi kimseden de onu uzak tutan Allah´tır

    [44] Geceyle gunduze yer degistiren Allah´tır; ve bunda da gormesini bilenler icin, suphesiz, (cıkarılacak) bir ders vardır

    [45] Ve butun canlıları sudan yaratan Allah´tır; oyle ki, kimi karnı uzerinde surunur, kimi iki ayagı, kimi de dort ayagı uzerinde yurur. Allah diledigini yaratır; cunku O, gercekten de her seye kadirdir

    [46] Gercek su ki, Biz gercegi butun acıklıgıyla ortaya koyan mesajlar indirdik; fakat, yine de Allah (dogru yola gercekten ulastırılmak) isteyen kimseyi dogru yola eristirir

    [47] Cunku, (niceleri) "Allah´a ve Rasul´e inandık, itaat ettik!" derler de, sonra onlardan bir kısmı, bu (sozlerine) ragmen, (dogru yoldan) geri donerler; iste boyleleri hicbir zaman (gercek) muminler degillerdir

    [48] Ve (boyleleri) aralarında (ilahi kitap hukum versin diye Allah´a ve O´nun Rasul´une cagırıldıklarında, onlardan bir kısmı hemen yuz cevirir)

    [49] ama (bu yuz cevirenler) bir de hukum kendilerinden yana gozukmeye gorsun, hemen boyun egerek kabul ederler

    [50] Bunların kalplerinde bir hastalık mı var? Yoksa (bunun ilahi mesaj oldugundan) suphe mi ediyorlar? Yahut Allah´ın ve Elcisi´nin kendilerine haksızlık yapacagından mı korkuyorlar? Hayır, (kendilerine) haksızlık yapan onların (yine) kendileridir

    [51] Aralarında (ilahi kitap) hukum versin diye Allah´a ve O´nun Elcisi´ne cagırıldıkları zaman muminlerin soyleyecegi tek soz: "Isittik ve itaat ettik!" sozu olmalıdır; kurtulusa, esenlige ulasan kimseler de iste boyleleridir

    [52] Cunku, Allah´a ve O´nun Rasulu´ne itaat edenler, Allah´tan korkup O´na karsı sorumluluk duyanlar; iste bunlardır, (nihai) zafere erisecek olanlar

    [53] (Iki yuzlu kimselere gelince,) boyleleri, kendilerine emredersen, (savas icin) mutlaka cıkacaklarına (ve kendilerini bu ise adayacaklarına) var gucuyle yemin ederler. De ki: "Yemin etmeyin! (Sizden butun istenen, Allah´ın mesajına) guzelce boyun egmektir. Suphesiz, Allah yaptıklarınızdan butunuyle haberdardır

    [54] De ki: "Allah´a itaat edin ve Rasul´e itaat edin". Ve eger (Rasul´den) yuz cevirirseniz (bilin ki) o yalnız kendi yukumluluklerinden sorumlu tutulacak, siz de yalnız kendi yukumluluklerinizden sorumlu tutulacaksınız; ama eger o´na itaat ederseniz dogru yola erisirsiniz. Ayrıca, Rasul´e dusen yalnızca (kendisine indirilen mesajı) acıkca duyurmaktır

    [55] Allah, imana erisip durust ve erdemli davranıslarda bulunanlara, tıpkı kendilerinden once gelip gecen (bazı toplumları) egemen kıldıgı gibi, onları da yeryuzunde mutlaka egemen kılacagına; onları uzerinde gormekten hosnut oldugu dini onlar icin kuvvetle koklestirecegine ve cektikleri korkulardan, kaygılardan sonra onları mutlaka guvenli bir duruma kavusturacagına dair soz vermistir; cunku (boyleleri yalnız) Bana kulluk eder, Benden baskasına tanrısal gucler ve nitelikler yakıstırmazlar. Artık (butun) bu (acıklamalardan) sonra da hakkı inkar yolunu secenler, gunaha gomulup gitmis olanların ta kendileridir

    [56] Oyleyse, (ey inananlar,) salatta devamlı ve duyarlı olun; arınmak icin verilmesi gerekeni verin ve Rasul´e itaat edin ki esirgenip korunasınız

    [57] (Ve) hakkı inkara sartlanmıs olan kimseler de (hak ettikleri cezayı) bu dunyada (bulmasalar bile, nihai yargıdan) kacabileceklerini zannetmesinler: Cunku onların (ote dunyada) varacakları yer atestir; gercekten de, varılacak ne kotu bir sondur bu

    [58] Siz ey imana erisenler! Mesru sekilde sahip oldugunuz kimseler, icinizden henuz ergenlik cagına varmamıs olanlar, gunun su uc vaktinde, sabah namazından once, gun ortasında soyunup dinlenmeye cekildiginiz zaman ve yatsı namazından sonra yanınıza girmeden once sizden izin istesinler; bu uc vakit mahremiyetinizin korunmasız olabilecegi vakitlerdir. Bu vakitlerin dısında birbirinizin yanına girip cıkmanızda sizin icin de, onlar icin de bir sakınca yoktur. Allah mesajlarını size iste boyle acıklamaktadır: Cunku Allah dogru hukum ve hikmetle buyuran mutlak ve sınırsız bilgi Sahibidir

    [59] Aranızdaki cocuklar ergenlik cagına girdikleri zaman da, oteki yetiskinlerin yaptıgı gibi, (evinize yahut belirtilen vakitlerde odanıza girmek istediklerinde, her defasında) sizden izin istesinler. Allah mesajlarını size iste boyle acıklamaktadır; cunku O dogru hukum ve hikmetle buyuran mutlak ve sınırsız bilgi Sahibidir

    [60] Ve (Bilin ki) artık cinsi arzu duymayacak kadar kocamıs kadınların, cazibe ve guzelliklerini acıga vurmak niyeti tasımaksızın (dıs) giysilerini cıkarmalarında bir sakınca yoktur. Ama boylelerinin bile sakınmaları kendileri icin daha hayırlı olur. Allah, mutlak ve sınırsız bilgi sahibi olarak, her seyi isitmektedir

    [61] (Ey muminler, hepiniz birbirinizle kardessiniz; bunun icindir ki) kor icin (sıhhatli olan kimselerden yardım kabul etmekte) bir sakınca yoktur; topal icin bir sakınca yoktur; hasta icin bir sakınca yoktur; sizin icin de, (cocuklarınızın) evlerinde, yahut babalarınızın evlerinde, yahut analarınızın evlerinde, yahut karındaslarınızın evlerinde, yahut bacılarınızın evlerinde, yahut amcalarınızın evlerinde, yahut halalarınızın evlerinde, yahut dayılarınızın evlerinde, yahut teyzelerinizin evlerinde yahut anahtarı size emanet edilmis olan (evlerde), yahut bir arkadasınızın (evinde) yiyip icmenizde bir sakınca yoktur. Bir arada yahut ayrı ayrı yemenizde de bir sakınca yoktur. Ama bu evlerden (herhangi birine) her girdiginizde Allah katından bolluk, bereket ve esenlik dileyerek birbirinize mutlaka selam verin. Allah mesajlarını size iste boyle acıklıyor ki, belki aklınızı kullanmayı (ogrenirsiniz)

    [62] (Gercek) Muminler oyle kimselerdir ki Allah´a ve O´nun Rasulu´ne yurekten inanırlar ve o´nunla butun cemaati ilgilendiren bir mesele icin bir araya geldiklerinde (hangi karara varılacak olursa olsun) o´nun iznini almadıkca ayrılmazlar. Gercekten de, senden izin al(madıkca karara baglanan eylemden geri durmay)anlar, iste Allah´a ve O´nun Rasulu´ne (yurekten) inananlar boyleleridir! Bunun icindir ki, onlar kendi bazı ozel isleri icin senden izin istedikleri zaman, uygun gordugun kimselere bu izni ver; ve Allah´tan onlar icin bagıslanma dile; cunku Allah, suphesiz, cok acıyan esirgeyen gercek bagıslayıcıdır

    [63] Rasul´un size yaptıgı cagrıyı birbirinize yaptıgınız cagrı(lar)la bir tutmayın sakın; gercek su ki, Allah, hissettirmeden aranızdan sıyrılmak isteyenleri biliyor; oyleyse, O´nun buyruguna karsı gelmek isteyenler, baslarına (bu dunyada) bir belanın, bir guclugun ya da (ote dunyada) can yakıcı bir azabın gelmesinden korksunlar

    [64] Unutmayın, goklerde ve yerde var olan her sey Allah´a aittir; (ve dolayısıyla) sizin icinde bulundugunuz durumu ve guttugunuz amacı cok iyi bilmektedir O! Ve (yasayan herkes) bir gun O´na geri donecek; ve o zaman O, (hayattayken) yapıp ettikleri her seyi kendilerine haber verecek; cunku, Allah her seyi butun gercegiyle bilir

    Furkan

    Surah 25

    [1] Butun insanlıga bir uyarı olsun diye kuluna hakkı batıldan ayırıcı bir olcu indiren (Allah) ne yuce, ne comerttir

    [2] O ki, goklerin ve yerin egemenligi O´na aittir; soy sop edinmemistir; egemenliginde herhangi bir ortagı yoktur; cunku her seyi yaratan ve her seyi belli bir yasalar orgusune gore duzene koyan O´dur

    [3] Hal boyleyken, yine de O´nu bırakıp, hicbir sey yaratmayan, tersine kendileri yaratılmıs bulunan; ne kendilerinden bir darlıgı uzaklastıracak ne de kendilerine bir yarar saglayacak guce sahip olmayan; ne olum uzerinde, ne hayat uzerinde, ne de olumden sonra kalkıs uzerinde herhangi bir etkisi bulunmayan birtakım duzmece tanrılara kulluk ediyorlar

    [4] Ustelik, hakkı inkara sartlanmıs olanlar: "Bu (Kuran) dogruyu carpıtıp yalanı ve sahteyi ortaya cıkaran baska bir toplulugun yardımıyla o´nun (kendisinden) uydurdugu bir yalandan baska bir sey degildir" deyip duruyorlar

    [5] Ayrıca, "Onun, sabah aksam kendisine okunsunlar diye yazdırdıgı eskilerin masalları, efsaneleridir bu!" diyorlar

    [6] De ki: "Goklerin ve yerin butun sırlarını bilen (Allah) indirdi onu! Dogrusu O, cok acıyıp esirgeyen gercek bagıslayıcıdır

    [7] Ama onlar yine de soyle diyorlar: "Bu nasıl peygamber ki (diger olumluler gibi) yiyip iciyor, carsı-pazar dolasıyor? Onunla beraber bir uyarıcı olarak (gorunur) bir melek gonderilseydi ya

    [8] Yahut kendisine (Allah tarafından) bir hazine verilseydi, yahut (zahmetsiz) yiyip ictigi (tılsımlı) bir bahcesi olsaydı ya!" Ve bu zalimler (birbirlerine): "Eger (Muhammed´e) uyacak olsaydınız, buyulenmis bir adamdan baskasına (uymus, olmazdınız)!" diyorlar

    [9] (Ey Rasul,) seni benzettikleri seye bak! Zaten onlar bir kere yoldan cıkmıs bulunuyorlar, bir daha da (dogru) yolu bulamayacaklar

    [10] Dilerse sana, (onların dile getirdigi) bu seylerden daha hayırlısını -iclerinde derelerin, ırmakların cagıldadıgı hasbahceler- verebilecek ve senin icin koskler, konaklar yapabilecek olan (Allah) ne yuce, ne comerttir

    [11] (O inkarcılara gelince;) onlar asıl Son Saat´in (gelecegini) yalanladılar! Oysa, Biz Son Saat gercegini yalanlayanlar icin harlı bir ates hazırlamısızdır

    [12] O ates uzaktan karsılarına cıkınca onun ofkeli kukremesini ve ugultusunu isitecekler

    [13] ve birbirlerine baglı olarak daracık bir yerden onun icine atıldıkları zaman, orada o an yok olup gitmek icin yakaracaklar

    [14] (Ama o zaman onlara denecek ki:) "Bugun bir defada yok olup gitmek icin degil, defalarca yok olup gitmek icin yakarın, bakalım

    [15] De ki: "(Simdi soyleyin,) bu mu daha hayırlı, yoksa Allah´a karsı sorumluluk bilinci tasıyanlara bir mukafat ve yerlesme yeri olarak vaad edilen ebedi cennet mi

    [16] O cennet ki, orada istedikleri her seye ulasırlar ve orada sonsuza kadar yasayıp giderler; bu, Rabbinin (insan icin her zaman) istenmeye deger bir vaadidir

    [17] Fakat (Rabbinin birligini unutan kimselere gelince,) o Gun (Rabbin) onları ve onların Allah yerine kul kole oldukları varlıkları bir araya toplayacak ve (kendilerine tanrısal nitelikler yakıstırılan bu varlıklara): "Bu kullarımı siz mi yoldan cıkardınız, yoksa onların kendileri mi dogru yoldan ayrıldılar?" diye soracak

    [18] Onlar: "Sınırsız kudret ve yuceliginle Seni tenzih ederiz!" diye cevap verecekler, "Senden baska dostlar, efendiler edinmek bize yakısmazdı! Fakat, (bunlara gelince) Sen bunlara ve babalarına dunya hayatının tadını cıkarmaları icin fırsat verdin; oyle ki, onlar da sonunda (Seni) anmayı busbutun unuttular; cunku bunlar her turlu iyilikten yoksun kimselerdi

    [19] (Bunun uzerine, Allah da, musriklere): "Iste (sizin tanrı yerine koydugunuz kimseler, gecmiste) ileri surdugunuz iddiaların yalan oldugunu ortaya koydular" diyecek, "artık ne (hak ettiginiz azabı) savusturabilirsiniz, ne de kendinize bir destek bulabilirsiniz! Cunku icinizden her kim (boyle bir) kotuluk islemisse, ona buyuk bir azap tattıracagız

    [20] (Ey Muhammed,) Biz senden once de yiyip icen, carsıda pazarda dolasan (olumlu) insanların dısında kimseyi elci olarak gondermedik. (Boyle yaparak, ey insanlar,) kiminizi kiminiz icin bir imtihan vesilesi kıldık (ki,) sabredecek misiniz, (bunu kendiniz de goresiniz; yoksa,) Allah zaten her seyi oldugu gibi gormektedir

    [21] Fakat Bizim huzurumuza cıkarılacaklarını hic beklemeyen kimseler: "Bize nicin melekler gonderilmedi?", yahut "Neden Rabbimizi gormuyoruz?" diye sorup duruyorlar. Gercek su ki, onlar buyuk bir kustahlıkla (Allah´ın mesajına karsı boylece) burunlarını dikerek kendilerini onulmaz bir buyukluk duygusuna kaptırmıs bulunuyorlar

    [22] (Oysa,) melekleri gorecekleri Gun (gelip catınca), o Gun, gunaha gomulup gitmis olanlar icin asla iyi haberler olmayacak; ve (o Gun boyleleri:) "(Vah bize, meger) donusu olmamacasına (Allah´ın rahmetinden) kovulmusuz!" diyecekler

    [23] Cunku, Biz (o Gun) butun o edip eyledikleri islerin uzerine varacak ve onları toza topraga cevirecegiz

    [24] (ama) o Gun, cennetliklere kalınacak yerlerin en iyisi, dinlenilecek yerlerin en guzeli, en rahatı bahsedilecektir

    [25] O Gun ki, gok bulutlarla birlikte, butun yukuyle parcalanacak ve birbiri ardından melekler indirilecektir

    [26] o Gun ki, gercek egemenligin (yalnızca) Rahman´a ait oldugu (butun acıklıgıyla ortaya cıkacaktır); ve bunun icindir ki, (o Gun) hakkı inkara sartlanmıs olanlar icin cok zor bir Gun olacaktır

    [27] o Gun ki, (vaktiyle) haksızlıgı kendisine yol edinmis olan kisi ellerini kemirip, "Ah, n´olurdu, Rasul´un gosterdigi yolu tutmus olsaydım!" diyecek

    [28] Vah bana, n´olurdu, falancayı kendime dost edinmemis olsaydım

    [29] Gercekte, bana uyarıcı, hatırlatıcı mesaj geldikten sonra, beni (Allah´ı) hatırlamaktan o uzaklastırdı!" Zaten, Seytan (iste boyle) yalnız ve caresiz bırakır insanı

    [30] Ve (o gun) Rasul: "Ey Rabbim!" diyecek, "Kavmimden (bazıları) bu Kuran´ı gozden cıkarılacak bir sey olarak gordu

    [31] Iste bu (senin cagında oldugu) gibi, biz her nebiye gunaha gomulup gitmis kimseler icinden dusmanlar cıkardık; bununla birlikte, sana yol gosterici ve yardımcı olarak Rabbin yeter

    [32] Imdi, hakkı inkara sartlanmıs olan kimseler: "Kuran ona bir butun olarak bir kerede indirilseydi ya!" diyorlar. Oysa, Biz onu (sana) boyle tutarlı bir butun olusturacak sekilde belli bir duzen icinde agır agır vahyediyoruz ki onunla senin kalbini pekistirelim

    [33] Bunun icindir ki, hangi soruyla karsına cıkarlarsa cıksınlar, Biz sana mutlaka asıl dogru olan neyse onu ve en guzel acıklamayı getirmekteyiz

    [34] (Oyleyse, hakkı inkara kalkısan o kimselere soyle ki) yuzleri ustune suruler halinde cehenneme tıkılacak olanlar (var ya); (ote dunyadaki) yerleri en kotu olanlar ve halen (dogru) yoldan en fazla sapmıs bulunanlar iste boyleleridir

    [35] Gercek su ki, (Muhammed´den cok once) Biz Musa´ya da kitap verdik ve kardesi Harun´u gorevinde o´na yardımcı kıldık

    [36] ve onlara: "Siz ikiniz mesajlarımızı yalanlayan (su toplumu uyarmay)a gidin!" dedik. Ama sonunda, o (gunahkar toplumun) insanlarını kırıp gecirdik

    [37] Ve Nuh toplumunu da, rasuller(den birin)i yalanladıklarında sulara gomuverdik; boylece onları butun insanlık icin ibret yaptık; cunku Biz butun zalimler icin cok can yakıcı bir azap hazırlamısızdır

    [38] Ve ´Ad toplumunu, Semud toplumunu, Ress halkını ve bunların arasında (gelip gecen) daha nice (gunahkar) nesilleri (topluca cezalandırdık)

    [39] oysa, her birine uyarıcı dersler vermistik; ama (bunlara aldırıs etmeyince) hepsini yerle bir ettik

    [40] Bu (Bizim mesajlarımızı inkar edenler) o cezalandırıcı yagmura tutulan sehri gormus olmalılar; peki orada olup biteni fark etmediler mi? Hayır, bunlar olumden sonra kalkısı beklemiyorlar

    [41] Bunun icindir ki, (ey Muhammed,) ne zaman senden soz etseler, mutlaka, "Allah´ın bize rasul olarak gonderdigi kisi bu mu?" diyerek, seni alay, eglence konusu yapıyorlar

    [42] Eger onlara sıkıca sarılmasaydık, bizi neredeyse tanrılarımızdan uzaklastıracaktı!" (diyorlar.) Fakat (kendilerini bekleyen) azabı gordukleri zaman (dogru) yoldan uzaklasan kisilerin kim oldugunu ogrenecekler

    [43] Sen hic kendi heva ve heveslerini tanrılastıran (birin)i dusundun mu? Imdi, boyle birinden de sen mi sorumlu olacaksın

    [44] yoksa sen onlardan cogunun (senin ulastırdıgın mesajı) dinlediklerini ve akıllarını kullandıklarını mı sanıyorsun? Hayır hayır, koyun surusu gibidir onlar: dogru yoldan hic mi hic haberleri yok

    [45] Gormez misin (ey insanoglu), Rabbin golgeyi (aksama dogru) nasıl uzatıyor; eger dileseydi, hic suphesiz onu oldugu gibi bırakırdı; fakat sonra golgeye gunesi yol gosterici kılmısızdır

    [46] ve sonra da onu yavas yavas Kendimize cekmekteyiz

    [47] Sizin icin geceyi bir ortu, uykuyu bir dinlenme hali kılan ve her (yeni) gunun (sizin icin, adeta) yeni bir dirilis olmasını saglayan O´dur

    [48] Rahmetinin onunden ruzgarları mujdeci olarak gonderen O´dur. Evet, boylece gokten tertemiz suyu Biz indiriyoruz

    [49] ki onunla olu topragı yesertip canlandıralım ve yine onunla, hayvan olsun, insan olsun, yarattıgımız nice canlıyı suya kavusturalım

    [50] Gercek su ki, Biz butun bunları insanların gozu onune hep seregelmisizdir ki, belki ders alıp akıllarında tutarlar; ama insanların cogu, nankorlukte direnmektedir

    [51] Eger dileseydik, (onceki caglarda oldugu gibi) her topluma (ayrı) bir uyarıcı gonderirdik

    [52] bunun icindir ki, sen hakkı inkara sartlanmıs olan kimselere uyma; tersine, bu (ilahi mesajın) ısıgında onlara karsı butun gucunu ortaya koyarak buyuk bir direnc ve caba goster

    [53] Iki buyuk su kutlesini -ki bunlardan biri tatlı ve susuzlugu giderici, digeri tuzlu ve acıdır- birbirine salıveren ve ikisinin arasına bir engel, karısmalarını onleyen bir perde koyan O´dur

    [54] Ve insanı (iste bu) sudan yaratan ve onu soy sop ve evlilik yoluyla kazanılan yakınlık, baglılık (duygusuyla) donatan O´dur; (evet,) cunku Rabbin sınırsız kudret Sahibidir

    [55] Ama yine de bazı insanlar, Allah´ı bırakıp, kendilerine ne yarar ne de zarar ulastırmaya gucu olmayan seylere tapınıp duruyorlar; zaten (gercek) kafir de, Rabbine sırtını donen kisidir

    [56] Bununla birlikte, (ey Peygamber,) Biz seni yalnızca bir mujdeci ve uyarıcı olarak gonderdik

    [57] De ki: "Bunun icin sizden, dileyen kimsenin Rabbine giden yolu bulmasından baska bir karsılık istemiyorum

    [58] Oyleyse, ebediyyen olmeyecek olan o mutlak diri varlıga guven ve O´nun sınırsız kudret ve yuceligini ovgulerle an, ki kimse kullarının gunahlarından O´nun kadar haberdar degildir

    [59] Gokleri, yeri ve bu ikisi arasında var olan her seyi altı evrede yaratan ve kudret ve hukumranlık tahtına kurulan O´dur, O: Rahman / sınırsız Bagıs (Kayra) Sahibi! O´nu (Kendisinden), O her seyden Haberdar Olan´dan sor

    [60] Hal boyleyken, onlara "Rahman onunde secdeye varın" denildiginde, "Rahman da neymis (ya da kimmis?) Simdi biz senin buyurdugun seyin onunde mi secdeye varalım yani?" derler; ve boylece (senin cagrın) onların nefretini artırır

    [61] Goge buyuk takım yıldızları serpistiren, ve yine oraya (parlak) bir ısık kaynagı ve ay (gibi) bir aydınlatıcı yerlestiren (Allah) ne yuce, ne comerttir

    [62] Ve, hatırda tutmak isteyen, yani sukretmek isteyen kimseler icin (varlıgına, birligine isaret olmak uzere) geceyle gunduzun birbiri ardınca gelmesini saglayan da O´dur

    [63] Rahman´ın has kulları ki, onlar yeryuzunde tevazu ve vekar icinde yururler ve ne zaman kotu niyetli, dar kafalı kimseler kendilerine laf atacak olsa, (sadece) selam! derler

    [64] Onlar ki, gecenin derinliklerinde secdeye vararak ve kıyama durarak, Rablerini anarlar

    [65] Ve onlar ki, "Ey Rabbimiz!" derler, "Cehennem azabını bizden uzaklastır; cunku onun cektirecegi azap, gercekten, pek korkunc, pek yaralayıcı olacaktır

    [66] gercekten, o ne kotu bir yer, o ne kotu bir durak

    [67] Ve onlar ki, baskaları icin harcadıkları zaman, ne sacıp savururlar, ne de cimrilik yaparlar; bu ikisi arasında her zaman bir orta yol bulundugunu (bilirler)

    [68] Ve onlar ki, Allah´la beraber, asla birtakım duzmece tanrılara yalvarıp yakarmazlar; ve hukuki bir gerekce olmadıkca Allah´ın dokunulmaz kıldıgı cana kıymazlar ve zina etmezler. Cunku (bilirler ki,) bunlardan herhangi birini isleyen kimse, bir kotuluge bulasmıs olmakla (kalmayacak)

    [69] (fakat) Kıyamet Gunu´nde boyle birinin cekecegi azap kat kat artacak ve o Gun asagılık bir durumda kalakalacaktır

    [70] Su kadar ki, pisman olup dogru yola donen, inanıp durust ve erdemli davranıslar ortaya koyan kimseler bunun dısındadır; bundan oturu, (onceki) kotu hallerini Allah´ın iyi hallere donusturdugu kimseler iste boyleleridir; cunku Allah cok acıyıp esirgeyen gercek bagıslayıcıdır

    [71] Zaten kim ki tevbe eder ve (sonra da) durustce, erdemlice davranırsa, geregi uzere Allah´a yonelen iste odur

    [72] Onlar ki, yalan ve asılsız olandan yana sehadet etmezler; bos ve anlamsız seylerle (ugrasan kimselere) rastladıkları zaman yanlarından vekarla gecip giderler

    [73] Ve onlar ki, kendilerine Rablerinin mesajları hatırlatıldıgı zaman, korler(in) ve sagırlar(ın yaptıgı) (gibi) (dusunup anlamadan) onların uzerine ususmezler

    [74] Ve onlar ki, "Ey Rabbimiz!" diye niyaz ederler, "Bize goz nuru olacak esler ve cocuklar bahset; bizi Sana karsı sorumluluk bilinci tasıyan kimseler icin ornek ve oncu yap

    [75] Iste bunlar, gucluklere gogus germelerinden oturu (cennette) ustun bir makamla mukafatlandırılıp orada dirlik ve esenlik nidalarıyla karsılanacak olan kimselerdir

    [76] (ve onlar) orada sonsuza kadar yasayıp gideceklerdir; bu ne guzel bir varıs yeri, bu ne ustun bir makam

    [77] (Inananlara) de ki: "Dua ve yonelisiniz O´na olan inancınız icin degilse, Rabbim size nicin deger versin?" (Ve inkarcılara da de ki:) "Gercek su ki, siz (Allah´ın mesajını) yalanladınız: artık bu (gunah) yakanızı bırakmayacaktır

    Şuarâ

    Surah 26

    [1] Ta-Sin-Mim

    [2] Bunlar, kendi icinde apacık ve tutarlı olan ve gercegi butun acıklıgıyla ortaya koyan ilahi kelamın mesajlarıdır

    [3] (Insanların bir kısmı, ulastırdıgın mesaja) inanmıyorlar diye (uzuntuden) neredeyse kendini tuketeceksin

    [4] Eger dileseydik, onlara gokten oyle bir alamet indirirdik ki, onun karsısında boyunları bukulur, hemen bas egerlerdi

    [5] (Ama Biz boyle olsun istemedik:) ve bu yuzden, onlar da, ne zaman Rahman´dan hatırlatıcı, uyarıcı yeni bir mesaj gelse, mutlaka ondan yuz cevirirler

    [6] Nitekim, iste (bu mesajı da) yalanladılar. Ama alay edip durdukları seyin tahakkuku yakında butun acıklıgıyla onların karsısına cıkarılacak

    [7] Peki bunlar, yeryuzune hic bakıp da dusunmediler mi: orada her cesitten nice guzel (hayat) turleri cıkarmısız

    [8] Suphesiz, bunda (insanlar icin cıkarılacak) bir ders vardır; ama onlardan cogu (buna) inanmazlar

    [9] Oysa, senin Rabbin cok acıyıp esirgeyen O yuceler yucesidir

    [10] Ve (hatırla,) hani, Rabbin Musa´ya: "Su zalimler toplumuna git!" diye seslenmisti

    [11] Su Bana karsı sorumluluk bilincinden uzaklasan Firavun toplumuna

    [12] (Musa:) "Ey Rabbim!" diye cevap verdi, "Dogrusu, beni yalanlamalarından korkuyorum

    [13] ve gogsumun daralacagından ve dilimin dolasacagından (korkuyorum); bu yuzden, (bu emri) Harun´a tevdi et

    [14] Ustelik, onların benim aleyhime ciddi bir suclamaları da var ortada; bu yuzden beni oldurmelerinden korkuyorum

    [15] (Allah:) "Hayır, asla!" dedi, "Yine de, siz ikiniz mesajlarımızla gidin; (yapacagınız cagrıyı) izlemek uzere Biz de sizinle beraberiz

    [16] Haydi, simdi ikiniz de Firavun´a gidin ve ona deyin ki: ´Biz alemlerin Rabbinden bir mesaj getiriyoruz

    [17] Israilogulları´nı bırak, bizimle gelsinler

    [18] (Fakat Musa mesajını Firavun´a teblig edince, Firavun:) "Biz seni cocukken yanımızda yetistirmemis miydik?" dedi, "Ve sen omrunun pek cok yılını bizim aramızda gecirmemis miydin

    [19] Ama sonunda yapacagını yaptın ve nankor biri oldu(gunu gosterdi)n

    [20] (Musa:) "Evet, o fiili daha ne yaptıgımı bilmez biriyken isledim" dedi

    [21] ve sizin yanınızdan kactım, cunku sizden korkuyordum. Ama daha sonra bana Rabbim (dogruyla egri arasında) hukum verebilme yetenegi bahsetti; ve beni elciler(in)den biri yaptı

    [22] Ve o basıma kaktıgın iyilige gelince, bu Israilogulları´nı kolelestirmenin bir sonucu (degil mi)ydi

    [23] Firavun: "Bu alemlerin Rabbi de kim oluyor?" dedi

    [24] (Musa:) "Eger gercekten (dogruyu) ogrenmek ve (onu) yurekten benimsemek istiyorsanız (soyleyeyim;) goklerin, yerin ve bu ikisi arasında var olan her seyin Rabbi(dir O)!" diye cevap verdi

    [25] (Firavun,) cevresindekilere: "(Onun ne dedigini) duydunuz mu?" dedi

    [26] (Ve Musa:) "O sizin de Rabbinizdir, gocup gitmis atalarınızın da!" diye devam etti

    [27] (Firavun:) "Bu size gonderil(digini iddia eden) rasulunuz dupeduz bir deli, bir kacık!" dedi

    [28] (Fakat Musa sozlerine devamla:) "Dogunun, batının ve bu ikisi arasında kalan her yerin Rabbidir O; tabii (bunu) eger aklınızı kullanırsanız (kavrayabilirsiniz)!" dedi

    [29] (Firavun:) "Bak", dedi, eger benden baska bir tanrı benimsersen, seni mutlaka hapse attırırım

    [30] (Musa:) "Size gercegi butun acıklıgıyla ortaya koyan bir sey getirmis olsam da, oyle mi?" dedi

    [31] (Firavun:) "Eger dogru sozlu biriysen, haydi, cıkar ortaya o dedigini!" diye cevap verdi

    [32] Bunun uzerine (Musa) asasını yere bıraktı, bir de ne gorsunler, (her haliyle) dupeduz bir yılan

    [33] Sonra elini ortaya cıkardı; bakanlar ne gorsunler, bembeyazdı

    [34] (Firavun) cevresindeki seckinlere: "Dogrusu bu gercekten cok bilgili bir buyucu" dedi

    [35] buyusunun gucuyle sizi ulkenizden cıkarmak istiyor. Bu durumda ne tavsiye edersiniz

    [36] Onu ve kardesini bir sure alıkoy" dediler, "bu arada, sehirlere haberciler gonder

    [37] huner sahibi butun buyuculeri toplayıp sana getirsinler

    [38] Ve boylece buyuculer belli bir gunun belirli bir saatinde bir araya geldiler

    [39] Ve halka da "Hepiniz toplandınız mı?" denildi

    [40] Cunku, umarız ki, ustun gelen buyuculer olursa onların (hukmune) uyarız

    [41] Buyuculer geldiklerinde, Firavun´a: "Eger biz ustun gelirsek, dogrusu buyuk bir mukafatı hak etmis oluruz, degil mi?" dediler

    [42] (Firavun;) "Elbette", diye cevap verdi, "o takdirde, gercekten de benim gozdelerim arasında yer alacaksınız

    [43] (Ve) Musa onlara: "Ne atacaksanız atın!" dedi

    [44] Bunun uzerine onlar da halatlarını ve asalarını yere bıraktılar ve "Firavun´un sayesinde, ustun gelen mutlaka biz olacagız" dediler

    [45] (Onların) ardından Musa da asasını atınca, bir de ne gorsunler, onların butun o duzenbazlıklarını yutmasın mı

    [46] Bu durum karsısında buyuculer hemen yere kapanarak

    [47] Biz alemlerin Rabbine inandık!" dediler

    [48] Musa´nın ve Harun´un Rabbine

    [49] (Firavun:) "Ben size izin vermeden ona inanıyorsunuz, oyle mi?" diye cıkıstı, "Size buyuyu ogreten ustanız bu olmalı mutlaka! Fakat yakında (benim intikamımı) goreceksiniz: icinizden cogunun ellerini ayaklarını kestirecegim, hepinizi astıracagım

    [50] Onlar da: "Hayır, (sen bize) bir zarar veremezsin" diye karsılık verdiler, "(cunku) er gec Rabbimize donecegiz

    [51] Inananların ilkleri olmamızdan oturu Rabbimizin hatalarımızı bagıslayacagını umarız

    [52] Ve derken, Musa´ya: "Kullarımı geceleyin yola cıkar; cunku mutlaka takip edileceksiniz!" diye vahyettik

    [53] Bu arada Firavun sehirlere munadiler cıkarıp

    [54] (tebaasına:) "Bu (Israilogulları) soysuz, sefil bir topluluk

    [55] fakat kalpleri bize karsı kin ve nefretle dolu

    [56] cunku (goruyorlar ki) biz birlik butunluk icindeyiz ve her turlu tehdit ve tehlikeye karsı hazırlıklıyız

    [57] bunun icindir ki onları baglar(ın)dan bahceler(in)den, pınar baslarından cıkarıp attık

    [58] zenginlikler(in)den, nufuz ve statulerinden (yoksun bıraktık)!" diyerek (onları Israilogulları´na karsı harekete gecirdi)

    [59] Olaylar boyle gelisti; fakat (Firavun´un cekip aldıgı butun) bu seylere (zaman icinde) Israilogulları´nın yeniden kavusmasını sagladık

    [60] Ve sonunda (Mısırlılar) gun dogarken onlara yetistiler

    [61] Iki topluluk birbirinin gorus alanına girdiklerinde Musa´nın yandasları: "Iste yakalandık!" dediler

    [62] (Musa:) "Hayır, asla! Rabbim benimle beraber" dedi, "bana mutlaka bir cıkıs yolu gosterecektir!" dedi

    [63] Bunun uzerine, Musa´ya: "Asanla denize vur!" diye vahyettik. (Musa soyleneni yapınca) deniz ortadan yarıldı; oyle ki, acılan yolun her iki yanında sular koca daglar gibi yukseldi

    [64] Ve kovalayanları (da) oraya yaklastırdık

    [65] Oyle ki, (sonunda) Musa ve beraberindekileri kurtardık

    [66] ama otekileri sulara gomuverdik

    [67] Bu (kıssada), suphesiz, (butun insanlar icin) bir ders vardır; velev ki onlardan cogu inanmasa da

    [68] Ve gercek su ki, senin Rabbin, cok acıyan esirgeyen O yuceler yucesidir

    [69] Onlara Ibrahim´in basından gecenleri de anlat

    [70] Hani, o babasına ve kavmine "Nelere kulluk ediyorsunuz?" diye sormustu

    [71] Onlar da: "Putlara kulluk ediyoruz" diye karsılık verdiler, "ve her zaman, kendini onlara adamıs kimseler olarak kalacagız

    [72] (Ibrahim:) "Peki, yalvarıp yakardıgınız zaman sizi isittiklerine

    [73] yahut size fayda ya da zarar verebildiklerine (gercekten inanıyor musunuz)?" dedi

    [74] Ama" diye cıkıstılar, "biz atalarımızı da bunu yapıyor gorduk

    [75] (Ibrahim:) "Peki" dedi, "(bu) taptıgınız seylere (basınızı kaldırıp da) hic bakmadınız mı

    [76] Sizler ve sizden onceki atalarınız

    [77] Imdi, (bana gelince, ben biliyorum ki,) suphesiz (bu duzmece tanrılar) benim dusmanlarımdır, (ve benim icin) alemlerin Rabbinden baska (tanrı yoktur)

    [78] beni yaratan da, bana dogru yolu gosteren de O´dur

    [79] ve beni yediren de, iciren de O´dur

    [80] ve hasta oldugum zaman beni iyilestiren

    [81] ve beni oldurecek olan ve sonra yeniden diriltecek olan (hep) O´dur

    [82] Ve Hesap Gunu´nde hatalarımı bagıslamasını umdugum kimse de O´dur

    [83] Ey Rabbim! Bana (dogruyla egrinin ne olduguna) hukmedebilme bilgi ve yetenegini bagısla ve beni durust ve erdemli insanların arasına kat

    [84] ve gercegi benden sonrakilere ulastırabilme gucu ver bana

    [85] ve beni o nimetlerle dolu bahcenin varislerinden biri yap

    [86] Ve babamı bagısla; cunku, o gercekten yolunu sasıranlar arasında

    [87] Ve o herkesin kaldırılacagı Gun beni utandırma

    [88] o Gun ki, ne malın mulkun, ne de coluk cocugun bir yararı olmayacaktır

    [89] yalnızca Allah´ın huzuruna kotulukten korunmus bir kalple cıkanlar (kurtulacaktır)

    [90] Cunku, (o Gun) cennet, Allah´a karsı sorumluluk bilinci duyanlara yaklastırılacaktır

    [91] cehennemse buyuk azgınlıklar icinde yitip gitmis olanların karsısına cıkarılacaktır

    [92] Ve onlara: "Nerede sizin butun o tapınıp durduklarınız?" diye sorulacaktır

    [93] (Hani), o Allah´tan baska (tanrı yerine koyduklarınız)? Onlar, bakalım, size yahut kendilerine yardım edebilecekler mi

    [94] Pek tabii onlar da, azgınlık icinde yitip gidenler de, hepsi ust uste cehenneme tıkılacaklar

    [95] ve Iblis´in butun avenesi

    [96] O Gun orada onlar, birbirlerini suclayarak derler ki

    [97] Allah sahittir ki, biz apacık bir sapıklık icindeydik

    [98] cunku, siz(in gibi yaratılmıs varlıklar)ı alemlerin Rabbiyle bir tutuyorduk

    [99] yine de (sizi tanrılastırarak) yoldan cıkmamıza gunah (onderlerimiz) sebep oldu

    [100] Ama simdi ne bir arka cıkanımız var

    [101] ne de candan bir dostumuz

    [102] N´olurdu, (o hayata) bir kere daha donebilseydik de inananlardan olsaydık

    [103] Suphesiz butun bunlarda (insanlar icin) bir ders vardır, onların cogu (buna) inanmasa da

    [104] Ve suphesiz senin Rabbin cok acıyıp esirgeyen O yuceler yucesidir

    [105] Nuh toplumu (da) peygamberlerini yalanladı

    [106] Kardesleri Nuh onlara: "Allah´a karsı sorumluluk bilinci duymaz mısınız?" dedi

    [107] Bakın, ben (O´nun tarafından) size (gonderilmis) guvenilir bir elciyim

    [108] oyleyse artık Allah´a karsı sorumluluk bilinci tasıyın ve benim izimden yuruyun

    [109] Hem bunun icin sizden (dunyevi) bir karsılık da gozlemiyorum; hak ettigim karsılıgı (vermek) alemlerin Rabbinden baskasına dusmez

    [110] Oyleyse artık Allah´a karsı sorumluluk bilinci tasıyın ve benim izimden yuruyun

    [111] (Toplumun) en asagı tabakasından insanların senin ardına dustugunu gore gore tutup sana mı inanacagız?" dediler

    [112] (Nuh:) "Ben onların (bana gelmeden once) neler yaptıklarını bilmem" dedi

    [113] Eger iyi dusunecek olursanız, onları yargılamak ancak Rabbime duser

    [114] Bunun icindir ki, inandıgını soyleyenleri yanımdan kovacak degilim

    [115] ben sadece (gercekleri) apacık dile getiren bir uyarıcıyım

    [116] (Inanmayanlar:) "Ey Nuh!" dediler, "Eger (bu iddialarına) son vermezsen, mutlaka taslanacaksın

    [117] (Bunun uzerine Nuh:) "Ey Rabbim!" dedi, "Iste kavmim beni yalanladı

    [118] bunun icin, benimle onlar arasındaki gercegi butun acıklıgıyla ortaya koy; beni ve benimle beraber olan muminleri kurtar

    [119] Ve bunun uzerine Biz de, onu ve onunla beraber olanları dopdolu bir gemi icinde kurtardık

    [120] Sonra da, geride kalanları sulara gomuverdik

    [121] Suphesiz bu (kıssada insanlar icin) bir ders vardır, onların cogu (buna) inanmasa da

    [122] Ve suphesiz senin Rabbin cok acıyıp esirgeyen O yuceler yucesidir

    [123] (Ve) Ad toplumu (da) gonderilen elcilerden (birini) yalanladı

    [124] Hani, kardesleri Hud onlara: "Artık, Allah´a karsı sorumluluk bilinci tasımayacak mısınız?" demisti

    [125] Bakın, ben size (Allah´ın gonderdigi) guvenilir bir elciyim

    [126] oyleyse, artık Allah´a karsı sorumluluk bilinci tasıyın ve bana itaat edin

    [127] Hem, ben sizden bunun icin (dunyevi) bir karsılık da beklemiyorum; benim hak ettigim karsılıgı vermek alemlerin Rabbinden baskasına dusmez

    [128] Her tepede cehalet eseri, (putperestce) anıtlar, tapınaklar mı yukselteceksiniz

    [129] Ve sonsuza kadar yasayacagınız kuruntusuyla, sapasaglam malikaneler mi edineceksiniz

    [130] Ve (baskalarının hukukuna) el uzattıgınız zaman, hicbir sınır tanımadan, hep boyle zorbalık mı yapacaksınız

    [131] Oyleyse, Allah´a karsı sorumluluk bilinci tasıyın ve bana itaat edin

    [132] dusunebileceginiz butun (iyilikleri) size saglayan (Allah´tan) yana duyarlı olun

    [133] size suruler ve cocuklar veren

    [134] size bahceler ve pınarlar veren (Allah´tan yana)

    [135] Dogrusu, ben sizin icin o buyuk ve zorlu gunun azabından korkuyorum

    [136] (Ama butun bu uyarılara karsı onlar:) "Bize ogut veriyor olsan da, olmasan da, bizim icin fark etmez!" dediler

    [137] Bu (benimsedigimiz tutum) atalarımızın tutumundan baska bir sey degil ki

    [138] Hem, (bu yuzden) azaba ugrayacak da degiliz

    [139] Iste o´nu boyle yalanladılar; ve bunun uzerine Biz de onları yok ettik. Bu (kıssada da insanlar icin) mutlaka, bir ders vardır, onlardan cogu (buna) inanmasa da

    [140] Ve suphesiz senin Rabbin cok acıyıp esirgeyen O yuceler yucesidir

    [141] (Ve) Semud toplumu (da) gonderilen elcilerden (birini) yalanladı

    [142] Hani, onlara (da) kardesleri Salih, "Artık Allah´a karsı sorumluluk bilinci tasımayacak mısınız?" demisti

    [143] Bakın ben (O´nun tarafından) size gonderilen guvenilir bir elciyim

    [144] oyleyse, artık Allah´a karsı sorumluluk bilinci tasıyın ve bana itaat edin

    [145] Ustelik, ben sizden herhangi bir karsılık da istiyor degilim; benim hak ettigim karsılıgı vermek alemlerin Rabbinden baskasına dusmez

    [146] Bu bulundugunuz hal uzere hep boyle guvenlik icinde bırakılacagınızı mı sanıyorsunuz

    [147] Bu bahceler icre ve bu pınar baslarında

    [148] bu ekinler, bu zarif gorunuslu ince surgunlu hurmalıklar arasında

    [149] Ve daglarda hep boyle ustalıkla evler yontabileceginizi (mi sanıyorsunuz)

    [150] Oyleyse, artık Allah´tan yana bilinc ve duyarlık gosterin ve bana itaat edin

    [151] olcuyu asanların sozune uymayın

    [152] o olcuyu asanlar ki, yeryuzunde duzen ve uyum saglayacaklarına bozgunculuk yaparlar

    [153] (Salih´in kavmi:) "Sen mutlaka buyulenmis birisin!" dediler

    [154] Bizim gibi olumlu bir insandan baska bir sey degilsin! Eger dogru sozlu biriysen, bize bir alamet getir (de gorelim)

    [155] (Salih:) "(Iste) su disi deve; su icme hakkı (belirli bir gun) onun, belirli gunlerde de sizindir

    [156] oyleyse, sakın ona bir kotuluk yapmayın, yoksa buyuk, cetin bir gunun azabı gelip sizi bulur!" dedi

    [157] Butun bu uyarılara ragmen onlar yine de o deveyi hoyratca bogazladılar; ama bunu yaptıklarına (cok gecmeden) pisman oldular

    [158] cunku (Salih´in onceden haber verdigi) azap onları kıskıvrak yakaladı. Suphesiz bu (kıssada da insanlar icin) bir ders vardır; onlardan cogu (buna) inanmasalar da

    [159] Ve suphesiz senin Rabbin cok acıyıp esirgeyen O yuceler yucesidir

    [160] (Ve) Lut toplumu (da) gonderilen elcilerden (birini) yalanladı

    [161] hani, kardesleri Lut onlara: "Allah´a karsı sorumluluk bilinci duymaz mısınız?" demisti

    [162] Bakın, ben (O´nun tarafından) size gonderilen guvenilir bir elciyim

    [163] oyleyse, artık Allah´tan yana bilinc ve duyarlık gosterin ve bana itaat edin

    [164] Ustelik ben sizden herhangi bir karsılık da istiyor degilim; benim hak ettigim karsılıgı vermek alemlerin Rabbinden baskasına dusmez

    [165] Insanların icinden (tab´an ve hukuken mesru olan cinsi bırakıp da) erkeklere mi yaklasıyorsunuz

    [166] Hem de, Rabbinizin sizin icin yarattıgı eslerinizden uzaklasarak? Yoo, siz her turlu olcuyu asan azgın bir toplumsunuz

    [167] Ey Lut!" dediler, "Eger (bu sozlerinden) vazgecmezsen (bu sehirden) mutlaka kovulacaksın

    [168] (Lut:) "Iyi bilin ki, ben bu sizin yaptıklarınızı sonuna kadar kınayanlardan biri olarak kalacagım!" dedi

    [169] (Ve sonra soyle dua etti:) "Ey Rabbim, beni ve ailemi bunların yapageldikleri (kotuluklerden) kurtar

    [170] Bunun uzerine Biz de o´nu ve ailesini kurtardık

    [171] yalnızca geride kalmayı secen bir kocakarı bunun dısında kaldı

    [172] ve sonra otekileri kırıp gecirdik

    [173] uzerlerine (helak edici) yagmurlar yagdırdık; uyarıl(dıkları halde uslanmay)anların maruz kaldıgı yagmur, gercekten, ne korkunctur

    [174] Bu (kıssada da insanlar icin) bir ders vardır; onlardan cogu (buna) inanmasalar da

    [175] Suphesiz senin Rabbin cok acıyıp esirgeyen O yuceler yucesidir

    [176] (Ve) O agaclı vadinin halkı da kendilerine gonderilen elciyi yalanladılar

    [177] Hani, Suayb onlara: "Allah´a karsı sorumluluk bilinci tasımayacak mısınız?" demisti

    [178] Bakın, ben size (O´nun tarafından) gonderilmis guvenilir bir elciyim

    [179] oyleyse artık Allah´tan yana bilinc ve duyarlık gosterin ve bana itaat edin

    [180] Ustelik, ben sizden bir karsılık da beklemiyorum; benim hak ettigim karsılıgı vermek alemlerin Rabbinden baskasına dusmez

    [181] Olcuyu (her zaman ve herkese karsı) tam tutun; (baskalarının hakkını duzenbazca) eksilten kimselerden olmayın

    [182] ve (tarttıgınız zaman) sasmaz bir teraziyle tartın

    [183] insanları hak ettikleri seylerden yoksun bırakmayın; ve yeryuzunde bozgunculuk yaparak karısıklık cıkarmayın

    [184] sizi de, sizden onceki nesilleri de yaratan Allah´a karsı sorumluluk bilinci tasıyın

    [185] (Halkı Suayb´a soyle) dedi: "Sen dupeduz buyulenmis birisin

    [186] olup olacagın, bizim gibi olumlu bir insansın; dogrusunu istersen, biz senin dupeduz bir yalancı oldugunu dusunuyoruz

    [187] Eger dogru sozlu biriysen, haydi, gogu parca parca basımıza indir (de gorelim)

    [188] (Suayb:) "Butun (bu) yaptıklarınızı en iyi bilen Rabbimdir" diye cevap verdi

    [189] Boylece onu yalanlamıs oldular; ve bu yuzden, (kopkoyu) golgelerle kaplı bir gunun azabı onları kıskıvrak yakaladı

    [190] Bu (kıssada da insanlar icin) bir ders vardır; insanların cogu (buna) inanmasalar da

    [191] Suphesiz senin Rabbin cok acıyıp esirgeyen O yuceler yucesidir

    [192] Imdi, suphesiz, bu (ilahi mesaj) alemlerin Rabbi tarafından indirilmistir

    [193] onunla, mutlak guvenilirlik derecesinde olan vahiy inmistir

    [194] senin kalbine, ki (ey Muhammed, onunla) uyaran kimselerden biri olasın

    [195] (ve cevrendekileri) apacık Arap diliyle (uyarasın)

    [196] Ve bu (mesaj, temel cizgileriyle), hic suphesiz, ilahi hikmetleri bildiren onceki kitaplarda da yer almaktadır

    [197] Israilogulları arasındaki (bircok) bilginin bu (gercegi) bilmeleri onlar icin yeterli bir belirti sayılmaz mı

    [198] Onu Arap olmayan birine indirseydik

    [199] ve bu yabancı onu (kendi diliyle) onlara okusaydı, onlar yine inanacak degillerdi

    [200] Biz bu (mesajı)n o gunahkarların kalplerinden (bir yankı bulmadan) gecip gitmesine yol actık

    [201] o can yakıcı azabı gormedikce ona inanmayacaklardır

    [202] O azap ki, sonunda, onların hic beklemedikleri bir anda ansızın gelip catacaktır

    [203] ve o zaman onlar: "Acaba geri bırakılamaz mıyız?" diye feryad edecekler

    [204] O halde, azabımızın carcabuk gelmesini mi istiyorlar

    [205] Imdi, dusun, (ey Muhammed): onlara (dunya hayatının) tadını cıkarmaları icin yıllarca fırsat vermissek

    [206] ve sonra vaad edildikleri (azap) baslarına gelmisse

    [207] kendilerine vaktiyle verilmis olan fırsatın onlara ne yararı olabilir

    [208] Kaldı ki, Biz hicbir toplumu onceden uyarmadan yok etmemisizdir

    [209] ve hatırlatıcı mesajlar gondermeden; cunku Biz (hic kimseye) asla zulmetmeyiz

    [210] Ve (bu ilahi mesaj oylesine katıksız vahiy urunudur ki) onu asla seytani gucler indirmemistir

    [211] cunku bu onların harcı degildir; zaten, buna gucleri de yetmez

    [212] Ayrıca, onların onu dinlemeleri (de) kesin olarak engellenmistir

    [213] Bunun icindir ki, (ey insanoglu,) Allah´la beraber baska bir ilaha basvurma ki kendini azaba ugrayanların arasında bulmayasın

    [214] Ve en yakınları(ndan baslayarak erisebildigin herkesi) uyar

    [215] ve seni izleyen muminlere kol kanat ger

    [216] buna ragmen sana karsı cıkarlarsa, de ki: "Ben sizin yapıp ettiklerinizden sorumlu degilim

    [217] Ve bu yolda, cok acıyıp esirgeyen O yuceler yucesine guven

    [218] O ki senin (O´nun yolunda tek basına) ayakta kalmaya calıstıgını da gormektedir

    [219] (O´nun huzurunda) saygıyla yere kapananlar arasında yer aldıgını da gormektedir

    [220] cunku her seyi butun gercegiyle bilen (ve dolayısıyla) her seyi isiten O´dur

    [221] Sana o seytani guclerin kime indigini haber vereyim mi

    [222] Onlar nerede kendi kendini aldatan gunahkar biri varsa ona inerler

    [223] ki, boyleleri (zaten hep asılsız, aldatıcı seylere) kulak verir ve onlardan cogu baskalarına da yalan soylerler

    [224] Sairlere gelince, (onlar da kendi kendilerini aldatmaya yatkındırlar ve bu sebeple) onlara (da yalnızca) azgınlar uymaktadır

    [225] Gormez misin onların her vadide (sozcuklerin, hayallerin pesinde) saskın saskın dolastıklarını

    [226] ve (cogu zaman) yapmadıklarını soyleyegeldiklerini

    [227] Ama inanan, durust ve erdemli davranıslar ortaya koyan, Allah´ı sıkca anan, (sadece) haksızlıga ugratıldıkdan sonra kendilerini savunan ve haksızlık yapanların, hangi devrimle devrileceklerini er gec gorecekleri (konusunda Allah´ın vaadine guvenen sairler) bu hukmun dısındadır

    Neml

    Surah 27

    [1] Ta-Sin. Bunlar Kuran´ın, ozunde acık olan ve gercegi butun acıklıgıyla ortaya koyan ilahi kitabın mesajlarıdır

    [2] O kitap ki, inananlar icin bir yol gosterici ve bir mujdedir

    [3] o inananlar ki, salatta devamlı ve duyarlıdırlar, arınmak icin verirler ve ahirete de yurekten inanırlar

    [4] Ahirete inanmayanlara gelince, onlara yapıp ettiklerini guzel gostermisizdir; bu yuzden, korcesine bocalayıp durmaktadırlar

    [5] Azabın en kotusune ugrayacak olanlar iste boyleleridir; ahirette en buyuk kayba ugrayacak olanlar da boyleleri

    [6] Fakat (sana gelince, ey inanan kisi,) sen bu Kuran´ı her seyin aslını bilen (ve dolayısıyla) her konuda dogru hukum ve hikmetle edip eyleyen (Allah) katından almaktasın

    [7] Hani, (Colde yolunu kaybeden) Musa ailesine: "(Uzakta) bir ates goruyorum; size oradan (tutacagımız yol hakkında) belki bir haber getiririm, yahut ısınmanız icin biraz kozlenmis odun getiririm" demisti

    [8] Fakat oraya varınca, o´na soyle seslenildi: "Bu atesin (erisme alanı) icinde olan herkes ve cevresindeki herkes kutlu kılınmıstır! Sınırsız kudretiyle yuceler yucesidir Allah, alemlerin Rabbi

    [9] (Ve Allah Musa´ya:) "Ey Musa!" (dedi,) "Her zaman dogru hukum ve hikmetle edip eyleyen O yuceler yucesi Allah Benim

    [10] Simdi asanı yere bırak!" Fakat (Musa) asasının yılan gibi hızla hareket ettigini gorunce (korkuyla) arkasına bakmadan donup kactı. "Ey Musa, korkma!" (dedi, Allah,) "Cunku, Benim Katımda mesaj tasıyıcılar icin korku yok

    [11] Bir haksızlık yapıp da sonra kotulugu iyilige ceviren kimse icin de (korku yok)! Cunku, cok acıyıp esirgeyen gercek bagıslayıcı Benim, Ben

    [12] Simdi elini koynuna sok; her turlu lekeden arınmıs olarak bembeyaz, ısıl ısıl cıkacaktır!" "(Ve simdi de) dokuz mesaj(ımız)la Firavun ve onun toplumuna (git); cunku onlar gercekten yoldan cıkmıs bir toplum haline geldiler

    [13] Fakat onlara gercegi butun acıklıgıyla ortaya koyan mesajlarımız gelince: "Bu apacık bir buyu!" dediler

    [14] ve zihnen onların dogruluguna kani oldukları halde, sırf zulmu kendilerine yol edinmis olmalarından ve kendilerini buyukluk duygusuna kaptırmıs olmalarından oturu mesajlarımıza karsı cıktılar; bak iste bozguncuların sonu nasıl oldu

    [15] Ve gercek su ki, Biz Davud´a da, Suleyman´a da ilim verdik; bunun icin, onların ikisi de "Butun ovguler, bizi inanan kullarının bircogundan ustun kılan Allah´a aittir!" derlerdi

    [16] Ve (bu bakımdan) Suleyman Davud´un (gercek) varisi idi; oyle ki, o soyle derdi: "Ey insanlar! Bize kusların dili ogretildi; (guzel ve iyi) seylerin hepsinden (comertce) bahsedildi; bu (bize Allah´ın) apacık bir lutfudur

    [17] Iste (bir gun) gorunmeyen varlıklardan, insanlardan ve kuslardan olusan ordusu Suleyman´ın onunde bir araya getirilmis ve sonra duzenli sıralar halinde yola cıkarılmıstı

    [18] (Nitekim,) karınca(larla dolu bir) vadiye geldiklerinde, karıncalardan biri: "Ey karıncalar!" diye bagırdı, "Hemen yuvalarınıza girin ki Suleyman ve ordusu, farkında olmadan sizi ezip gecmesin

    [19] (Suleyman temsildeki karıncanın) bu sozune neseyle guldu ve "Ey Rabbim!" dedi, "Icimde oyle dusunceler uyandır ki, bana ve ana babama bahsettigin nimetler icin sana hep sukreden biri olayım; ve hep Senin hosnut olacagın durust ve erdemli isler yapıyor olayım; ve beni, rahmetinle, durust ve erdemli kulların arasına sok

    [20] Ve (bir gun) kuslar arasında goz gezdirirken: "Huthutu nicin goremiyorum?" dedi, "Yoksa kayıplara mı karıstı

    [21] (Eger boyleyse,) karsıma inandırıcı bir mazeretle cıkmadıgı takdirde, onu ya siddetli bir cezayla cezalandıracagım ya da boynunu ucuracagım

    [22] Fakat huthut cok surmeden cıkageldi ve: "Ben senin henuz bilmedigin bir seyi ogrendim ve sana Sebe hakkında dogru bir haber getirdim" dedi

    [23] Oranın halkına bir kadının hukmettigini gordum; (oyle bir kadın ki,) kendisine (iyi ve guzel) seylerin hepsinden (comertce) verilmis; guclu de bir yonetimi var

    [24] (Ne var ki,) onu da, halkını da, Allah´ı bırakıp gunese tapındıklarını gordum; Seytan onlara bu yaptıklarını guzel ve iyi gosterip kendilerini Allah´ın yolundan cevirmis ve onlar da bu yuzden dogru yolu bulamıyorlar

    [25] Allah´ın huzurunda yere kapanmaktan kacınmaları gerek(tigine inanıyorlar); (oysa, fark etmis olmaları gerekirdi ki) goklerde ve yerde saklı olan ne varsa ortaya cıkaran; gizli tuttugunuzu da, acıga vurdugunuzu da butun gercegiyle bilen O´dur

    [26] (Ve) en yuce hukumranlıgın, arsın Sahibi olan Allah´tan baska tanrı yoktur

    [27] (Suleyman): "Dogru mu soyluyorsun, yoksa yalancılardan biri misin, bunu gorecegiz!" dedi

    [28] Al bu mektubumu onlara gotur; sonra bir kenara cekilip onları kendi hallerine bırak ve bak bakalım, nasıl bir sonuca varacaklar

    [29] (Sebe Melikesi Suleyman´ın mektubunu alınca,) "Siz ey soylular!" dedi, "Bana cok onemli bir mektup gonderildi

    [30] Mektup Suleyman´dan geliyor ve cok acıyıp esirgeyen sınırsız rahmet sahibi Allah adına yazılmıs

    [31] (Mektupta Allah soyle diyor:) "Sakın Bana karsı buyukluk taslamayın; kendi isteginizle boyun egerek Bana gelin

    [32] Siz ey soylular!" diye ekledi, "Yuzyuze geldigim bu meselede gorusunuz nedir, bana soyleyin; siz goruslerinizi bana acıklamadan benim (kesin) bir karara varmam mumkun degil

    [33] (Seckinler:) "Guclu oldugumuza ve savasta yıldırıcı bir cesaret ve maharet sahibi oldugumuza (guven), emir senindir; oyleyse artık verecegin emri sen dusun" diye cevap verdiler

    [34] (Melike:) "Gercek su ki, krallar bir ulkeye girdiklerinde orayı tarumar ederler; oranın soylu ve onurlu insanlarını asagılarlar. Istilacıların davranıs tarzı (her zaman) boyledir

    [35] Bunun icindir ki, bu (mektup sahiplerine) bir hediye gonderecek ve elcilerin nasıl bir tepkiyle doneceklerini bekleyecegim

    [36] (Sebe Melikesi´nin elcileri) Suleyman´a geldiklerinde (Suleyman:) "Benim servetime servet mi katmak istiyorsunuz? Oysa, Allah´ın bana bahsettigi sey size bahsettigi her seyden cok daha hayırlıdır! Oyleyse, sizin bu hediyeniz (ancak) sizi(n gibi insanları) sevindirir

    [37] (Simdi seni gonderenlere) don! Cunku, (Allah diyor ki:) Suphesiz, karsı duramayacakları guclerle onların uzerine yuruyecek ve onları, kucuk dusurulmus olarak (o ulkeden) mutlaka cıkaracagız

    [38] (Olayların gidisi icinde Suleyman Sebe Melikesi´nin kendisine gelecegini ogrenince, cevresindekilere:) "Siz ey seckin gorevliler!" dedi, "Hanginiz bana (Sebe Melikesi´nin) tahtını, daha o ve ona baglı olanlar Allah´a yurekten boyun egmis kimseler olarak bana cıkıp gelmeden once buraya getirebilir

    [39] (Suleyman´a baglı) gorunmeyen varlıklar icinden gozupek biri: "Daha oturdugun yerden kalkmadan onu sana getirebilirim, cunku ben bu konuda gercekten guvenilir bir guce sahibim!" dedi

    [40] (Buna karsılık) vahiyle bilgilendirilmis olan kisi: "Bana kalırsa" dedi, "ben onu, goz acıp kapayıncaya kadar sana getirecegim!" Ve onu gercekten onunde gorunce, "Benim sukur mu edecegim yoksa nankorluk mu gosterecegim konusunda beni denemek uzere Rabbimin bahsettigi lutf(un bir belirtisi,) bu! Bununla birlikte (Allah´a) sukreden kisi, yalnızca kendi iyiligi icin sukretmis olur; nankorluk yapan kisi ise, (bilsin ki,) Rabbim hem sınırsız comert hem de mutlak manada kendine yeterlidir

    [41] (Ve) sozlerine soyle devam etti: "(Simdi) onun tahtını tanınmaz hale sokun; bakalım, kendi basına dogru yolu bulacak mı, yoksa dogru yolu bulamayan kimselerden mi olacak

    [42] Ve boylece, (Suleyman´ın yanına gelince) ona: "Senin tahtın boyle miydi?" diye soruldu. (Sebe Melikesi:) "Sanki bunun gibiydi!" dedi. (Suleyman, bunun uzerine, yanındakilere:) "(Ilahi) bilgi ondan once bize verilmis oldugu ve bizim de (basından beri) Allah´a yurekten boyun egen kimseler oldugumuz halde, (Melike´nin, bizim kendisine bu yolda herhangi bir yardımımız olmadan, kendiliginden hakka ulastıgını)

    [43] (ve daha once) Allah´ı bırakıp da tapınageldigi seylerin kendisini (dogru yoldan) uzaklastırmıs oldugu, ustelik, hakkı inkar eden bir toplumun uyesi oldugu halde, (sonunda dogru yolu buldugunu goruyoruz)" dedi

    [44] (Az sonra) ona: "Girin bu saraya!" dendi. Fakat sarayı gorunce, (onunde) engin, duru bir su (var) sandı ve etegini yukarı cekti. (Suleyman:) "Bu, zemini camla dosenmis bir saraydır!" dedi. (Sebe Melikesi:) "Rabbim!" dedi, "(Senden baskasına kulluk etmekle) ben kendime yazık etmisim; fakat (simdi) Suleyman´la beraber alemlerin Rabbi olan Allah´a yurekten boyun egiyorum

    [45] Ve gercek su ki, Biz kavmine: "Yalnızca Allah´a kulluk edin" desin diye Semud toplumuna (da) kardesleri Salih´i gondermistik; onlar, bunun uzerine, hemen birbirleriyle cekisen iki hizbe ayrıldılar

    [46] (Salih ilahi mesaja karsı cıkanlara:) "Ey kavmim!" dedi, "Iyiligi ummak yerine, neden kotulugun carcabuk sizi bulmasını istiyorsunuz? Belki acınıp esirgeniriz diye nicin Allah´tan gunahlarınızı bagıslamasını istemiyorsunuz

    [47] Biz sende ve seninle beraber olanlarda ugursuzluk goruyoruz!" diye karsılık verdiler. (Salih:) "Ugurumuz ya da ugursuzlugumuz Allah´ın elindedir!" dedi, "Isin gercegi, sizler sınanan bir toplumsunuz

    [48] Imdi, o sehirde bozgunculuk yapıp duzen ve uyumdan yana olmayan dokuz kisi vardı

    [49] bunlar Allah adına yemin ederek aralarında andlasıp "Ona ve ailesine geceleyin baskın yapalım (ve onların hepsini oldurelim); sonra da o´na arka cıkacak olan kimseye, rahatlıkla, ´Onun ailesinin ugradıgı kıyıma biz katılmadık; cunku biz haktan yana kimseleriz! diyelim" dediler

    [50] Ve boylece bir tuzak kurdular; fakat, onların hic fark edemeyecekleri bicimde, biz de bir tuzak kurduk

    [51] Ve sonra, bak onların kurdugu butun tuzakların sonu ne oldu: onları ve onların pesinden giden toplumu, hepsini yerle bir ettik

    [52] ve iste onların yasadıgı yerler, isledikleri haksızlıklardan oturu (simdi) bombos! Bu (olayda), bilmek, ogrenmek isteyen insanlar icin mutlaka bir ders vardır

    [53] ve inanıp Bize karsı sorumluluk bilinci tasıyan kimseleri kurtarmıs olmamızda da

    [54] Ve Lut´u da (boyle kurtarmıstık); hani o kavmine "Bu cirkin eylemi, (insanın yapı ve yaratılısına aykırı oldugunu) gore gore, nasıl isliyorsunuz?" demisti

    [55] Gercekten, kadınları bırakıp da, sehvetle erkeklere mi yoneliyorsunuz? Hayır, isin gercegi, siz (hakka karsı korlugu,) bilincsizligi secmis bir toplumsunuz

    [56] Fakat halkının o´na verdigi cevap: "(Lut´u) ve Lut´un yandaslarını sehrinizden cıkarın! Cunku bunlar kendilerini temize cıkarmaya calısan insanlar!" demekten baska bir sey olmadı

    [57] Ve bunun uzerine Biz de o´nu ve ailesini kurtardık, yalnızca karısının geride kalanlar arasında olmasını gerekli gorduk

    [58] Ve otekilerin uzerine (yok edici) bir yagmur yagdırdık; uyarıl(dıkları halde aldırmay)anların ugradıgı bu yagmur ne korkunc bir yagmurdur

    [59] De ki: "Butun ovguler (gercekte) Allah´a yarasır. Selam olsun, O´nun (rasul olarak) sectigi kullara!" Zaten Allah, insanların tanrısal nitelikler yakıstırdıkları her seyden daha ustun, daha hayırlı degil mi

    [60] Peki kimdir, gokleri ve yeri yaratan ve sizin icin gokten su indiren? Oyle bir su ki, onunla, sizin bir tek agacını bile yetistiremeyeceginiz gorkemli baglar, bahceler yesertiyoruz! Allah´la beraber baska bir tanrı, oyle mi? Hayır, hayır, (boyle dusunenler) yoldan cıkmıs kimselerdir

    [61] Peki kimdir, yeryuzunu (yerlesmeye) uygun bir yer haline getiren ve vadilerden dereler, ırmaklar akıtan; ve onun uzerine saglam daglar yerlestiren; ve iki buyuk su kutlesi arasına bir engel koyan? Allah´la beraber baska bir tanrı, oyle mi? Hayır hayır, (boyle dusunenlerin) cogu (ne soylediklerini) bilmiyorlar

    [62] Peki kimdir, kendisine basvurdugunda darda kalmıs olanın darına yetisen, kotulugu gideren ve sizi yeryuzune mirascı kılan? Allah´la beraber baska bir tanrı, oyle mi? Aklınızda ne kadar az tutuyorsunuz (butun bu gercekleri)

    [63] Peki kimdir karanın ve denizin karanlıklarında yolunuzu bulmanızı saglayan ve ruzgarları rahmetinin onunden mujdeci olarak gonderen? Allah´la beraber baska bir tanrı, oyle mi? Allah, insanların tanrısal nitelikler yakıstırabilecegi her seyin otesinde, her seyden yucedir

    [64] Peki, yaratılısı ilk defa baslatan ve sonra da onu aralıksız devam ettirip, yenileyen kimdir? Ve kimdir, sizi gokten ve yerden rızıklandıran? Allah´la beraber baska bir tanrı, oyle mi? De ki: "Eger ileri surdugunuz iddiaya gercekten inanıyorsanız getirin o zaman delilinizi

    [65] De ki: "Goklerde ve yerde olan hic kimse, (yani) Allah´tan baska (hic kimse,) yaratılmısların duyu ve tasavvur alanı dısında kalan gercekleri bilemez". (Yaratılmıs olanlar) oldukten sonra ne zaman diriltileceklerini de bilemezler

    [66] Hayır, onların ahiret konusundaki bilgileri gercegin berisinde kalmaktadır; zaten (cogu zaman) onun gercekliginden yana suphe icindedirler; hayır, ondan yana kordurler

    [67] Bunun icindir ki, hakkı inkara sartlanmıs olan kimseler: "Nasıl yani, biz ve atalarımız toz toprak olduktan sonra (topraktan yeniden) cıkarılacagız, oyle mi?" diyorlar

    [68] Gercek su ki, bu bize ve atalarımıza daha once de vaad edilmisti; eskilerin masallarından, efsanelerinden baska bir sey degil bu

    [69] De ki: "Yeryuzunde dolasın da (boyle diyerek) gunaha gomulup gitmis olanların sonunu gorun

    [70] Fakat sen yine de onlar icin kaygılanma; (Allah´ın mesajlarına karsı) ileri surdukleri asılsız iddialardan oturu de canını sıkma

    [71] Ve "Eger dogru sozlu kimselerseniz, (soyleyin siz ey inananlar,) bu (olumden sonra dirilis) vaadi ne zaman gerceklesecek?" diye sordukları (zaman)

    [72] de ki: "O carcabuk gelmesini istediginiz azabın bir kısmı belki de pesinize dusmustur bile

    [73] Imdi, gercek su ki, senin Rabbin insanlara karsı sınırsız lutuf sahibidir; ne var ki onlardan cogu sukretmez

    [74] Ve yine senin Rabbin onların kalplerinin gizledigi seyleri de, acıga vurdugu seyleri de butunuyle bilmektedir

    [75] goklerde ve yerde gizli hicbir sey yoktur ki (O´nun yarattıgı alem icin koydugu) yasalar ve ilkeler orgusunde yeri olmasın

    [76] Bu Kuran´ın, Israilogulları´nın uzerinde anlasmazlıga dustukleri pek cok meseleyi acıklıga kavusturdugu ortadadır

    [77] Cunku o inanmak isteyenler icin gercek bir yol gosterici ve bir rahmettir

    [78] Gercek su ki, (ey inanan kisi), senin Rabbin onların arasında kendi yasalarıyla hukmedecektir; cunku her seyin aslını bilen en yuce iktidar sahibi O´dur

    [79] Oyleyse, (yalnızca) Allah´a guven; cunku inandıgın sey, dogrulugu besbelli gercegin ta kendisidir

    [80] Gercek su ki, sen olulere de isittiremezsin, sırt cevirip uzaklasan sagırlara da isittiremezsin bu cagrıyı

    [81] ve (yine) sen (kalben) kor olanları saptıkları yoldan cevirip dogru yola yoneltemezsin; sen (sesini) ancak mesajlarımıza inan(maya istekli ol)anlara isittirebilirsin, ki onlar da zaten bize yurekten boyun egecek olan kimselerdir

    [82] Ve (o kalben sagır ve kor olanlara gelince: Haktan yana kendilerine soylenen) soz butun acıklıgıyla gerceklestigi zaman, onların karsısına yerden, kendilerine insanlıgın mesajlarımıza gercek bir imanla inanmadıgını soyleyen bir yaratık cıkaracagız

    [83] Ve o Gun her ummetin icinden mesajlarımızı yalanlayanları ayrı bir boluk olarak toplayacagız; ve boylece, onlar (gunahlarının derecesine gore) sınıflandırılacaklar

    [84] oyle ki, (yargı onune) cıktıkları zaman, Allah, onlara: "(Dogru dusunce ve) bilgi yoluyla ustesinden gelemeyince tutup mesajlarımızı yalanlamaya kalktınız, oyle mi? Peki, bu yaptıgınız neydi oyleyse?" diyecek

    [85] Ve (boylece, onlara vaktiyle soylenen) soz, onların tum karalamalarına ragmen, olanca gercekligiyle karsılarına cıkacak ve onlar da buna karsılık artık diyecek soz bulamayacaklar

    [86] oyle ya: geceyi, icinde sukun bulsunlar diye (derin ve kusatıcı); gunduzu de, (olup biteni) gorsunler diye (aydınlık) yaptıgımızın farkında degiller miydi? Suphesiz, bunda, inanmak isteyen insanlar icin cıkarılacak dersler vardır

    [87] Ve o Gun sura uflenecek ve boylece Allah´ın istedigi kimseler dısında, goklerde ve yerde var olan herkes (tarifsiz bir) korkuya kapılacak; ve basları onlerine dusmus olarak herkes O´nun huzuruna cıkacak

    [88] Ve o kadar yerinden oynatılmaz sandıgın dagların, (o Gun) bulutlar gibi gecip gittigini gorursun: her seyi sasmaz bir duzene baglayan Allah´ın isidir bu! Isin dogrusu, O edip eylediginiz her seyden haberdardır

    [89] Her kim ki (O´nun huzuruna) iyi eylemlerle cıkarsa, buna karsılık (daha) hayırlısını elde edecektir; ve boyleleri o Gun´un korkusundan emin olacaklardır

    [90] Ama kimler ki kotu eylemlerle cıkıp gelirse, boyleleri yuzustu atese atılacaklar; (ve kendilerine:) "Yapıp ettiklerinize gore hak etmediginiz bir ceza mı bu?" (diye sorulacaktır)

    [91] (Ey Muhammed, de ki:) "Ben, yalnızca, kutlu kıldıgı bu sehrin ve var olan her seyin Rabbine kulluk etmekle emrolundum; yani, O´na yurekten boyun egen kimselerden olmakla emrolundum

    [92] bir de, bu Kuran´ı (insanlara) okuyup ulastırmakla." Bundan sonra artık kim ki, dogru yolu tutarsa, o yolu kendi iyiligi icin tutmus olacaktır; ve kim de yoldan saparsa, (boylelerine) de ki: "Ben yalnızca bir uyarıcıyım

    [93] Ve yine, de ki: "Ovguler olsun Allah´a! Alametleri(nin gercek oldugunu) size gosterdiginde (ne iseler) onları tanıyacaksınız". Ve Rabbin yaptıklarınızdan asla gafil degildir

    Kasas

    Surah 28

    [1] Ta-Sin-Mim

    [2] Bunlar, ozunde acık olan ve gercegi butun acıklıgıyla ortaya koyan ilahi kitabın mesajlarıdır

    [3] Sana Firavun´la Musa arasında gecen olayların bir bolumunu inanmaya egilimli insanlar icin butun gercegiyle anlatacagız

    [4] O ulkede Firavun kendini buyukluk duygusuna kaptırmıs ve ulke halkını kastlara, sınıflara ayırmıstı. (Oyle ki,) onlardan bir kısmını iyice hor ve gucsuz gormek istiyor (ve bunun icin de) erkek cocuklarını olduruyor, (yalnız) kadınlarını sag bırakıyordu: cunku o, gercekten de, (yeryuzunde) bozgunculuk cıkarmak isteyen kimselerdendi

    [5] Fakat Biz istiyorduk ki, yeryuzunde hor ve gucsuz gorulen kimselerden yana cıkalım, onların dinde onculer olmasını saglayalım, onları (Firavun´un seref ve itibarına) varis kılalım

    [6] ve onları guvenlik icinde yeryuzunde yerlestirelim; Firavun´u, Haman´ı ve onların ordularını da onların (Israilogulları´nın) eliyle korktukları seye ugratalım

    [7] Ve bunun icindir ki, (Musa dogdugu zaman,) annesine: "Onu (bir sure) emzir" diye ilham ettik, "ama o´nun basına bir sey gelmesinden korktugun zaman o´nu nehrin sularına bırak; ve (o´nun icin) korkma, uzulme; cunku Biz o´nu sana geri getirecegiz ve kendisini elcilerimizden bir elci yapacagız

    [8] Ve (sonunda) Firavun ailesi(nden biri) o´nu buldu (ve kurtardı): cunku (Biz) o´nun ileride, Firavun´un, Haman´ın ve onların maiyetindekilerin gercekten yanlıs yolda olduklarını gorerek karsılarına bir dusman ve bir uzuntu (kaynagı) olarak cıkmasını (dilemistik)

    [9] Ve Firavun´un karısı, (Firavun´a): "(Bu cocuk) hem benim hem de senin icin nese kaynagı (olabilir)!" dedi, "Onu oldurmeyin; belki bize faydası dokunur; yahut o´nu evlat edinebiliriz!" Ve (pek tabii, bunları konusurken, olacak olanlardan) haberleri yoktu

    [10] Bu arada, Musa´nın annesi yuregi acıyla dolup tasarak sabahı etti; oyle ki, eger (sozumuze olan) inancını sonuna kadar canlı tutması icin yuregini iyice guclendirmemis olsaydık o´nun kim oldugunu az kalsın acıga vuracaktı

    [11] Iste bu haldeyken (Musa´nın) kız kardesine: "Onu izle!" dedi. Ve (kız da), (Firavun ailesinden) kimseye fark ettirmeden o´nu uzaktan gozetledi

    [12] Ve Biz daha ilk gunden o´nun (Mısırlı) sut annelerin memesini yadırgamasını sagladık; ve (kız kardesi bu durumu ogrenince, onlara:) "Size o´nun bakımını sizin adınıza uzerine alabilecek ve o´nu guzelce egitip yetistirecek bir aile gostereyim mi?" dedi

    [13] Iste boylece, o´nu annesine kavusturduk ki gozu gonlu aydınlansın, artık uzulmesin ve onların cogu bunu bilmeseler bile o, Allah´ın verdigi sozun mutlaka gerceklesecegini bilsin

    [14] Derken, (Musa) erginlik cagına ulasıp (zihnen) iyice olgunlasınca, kendisine (dogruyla egriyi birbirinden ayırmaya yarayan) guclu bir muhakeme yetenegi ve ilim verdik; iyilige yatkın olanları Biz iste boyle mukafatlandırırız

    [15] Ve (Musa), halkının (sehirde olup bitenden) habersiz (evlerinde oturdukları bir gun) sehre indi; ve biri kendi halkından, otekisi dusmanlarından olan iki adamın birbiriyle kavga ettigini gordu. Kendi halkından olan kisi dusman tarafından olan kisiye karsı o´nu yardıma cagırdı; bunun uzerine Musa onu yumrukla devirip isini bitirdi. (Ama hemen sonra kendi kendine:) "Bu dupeduz Seytan´ın isi!" dedi, "Dogrusu o (insanı) yoldan cıkaran apacık bir dusmandır

    [16] (Ve) "Ey Rabbim!" diye dua etti, "Ben kendime yazık ettim! Beni bagısla." Ve (Allah) da o´nu bagısladı. Cunku O cok acıyıp esirgeyen gercek bagıslayıcıdır

    [17] Ey Rabbim!" dedi (Musa,) "Bana bahsettigin nimetler hakkı icin bir daha asla suclulara arka cıkmayacagım

    [18] Boylece, ertesi sabah, korku icinde cevresini gozetleyerek yine sehirde dolasıyordu; bir de ne gorsun, dun kendisinden yardım isteyen adam (yine) o´nu (yardımına) cagırmıyor mu! Musa, (bu sefer) ona: "Sen gercekten apacık bir azgınmıssın!" dedi

    [19] Bununla birlikte, yine de ikisinin de (ortak) dusmanı durumundaki kisiyi tam yakalamak uzereyken, bu sonraki: "Ey Musa!" dedi, "Dun oldurdugun adam gibi beni de oldurmek mi istiyorsun? Senin tek amacın, haksızlıkları duzelten biri olmak degil, ulkenin basına zorba kesilmek

    [20] Tam o sırada sehrin oteki ucundan bir adam kosarak geldi ve "Ey Musa!" dedi, "(Ulkenin) ileri gelenleri seni oldurmek uzere hakkında gorusuyorlar; hemen cık git; suphesiz ben senin iyiligini isteyen kimselerdenim

    [21] Bunun uzerine (Musa) korku icinde cevresine bakınarak ve "Ey Rabbim, zalimlere karsı beni koru!" diye dua ederek oradan uzaklastı

    [22] Ve Medyen´e dogru yola cıkarken (kendi kendine): "Umarım, Rabbim beni (boylece) dogru yola yoneltir!" dedi

    [23] Derken, Medyen´in su kuyularına vardı ve orada (hayvanlarını) suvaran kalabalık bir grup insanla karsılastı; ve onlardan biraz otede kendi hayvanlarını uzakta tutmaya calısan iki kadın gordu. (Onlara:) "Arzunuz nedir?" diye sordu. "Bu cobanlar islerini bitirip uzaklasmadıkca biz (hayvanlarımızı) suvaramıyoruz; cunku (biz kadınız ve) babamız da pek yaslı" diye cevap verdiler

    [24] Bunun uzerine, (Musa) onların (hayvanlarını) suvardı; sonra golgeye cekilip, "Ey Rabbim, bana bahsedecegin her hayra oylesine muhtacım ki!" diye niyazda bulundu

    [25] Az sonra o iki (kız)dan biri, utana sıkıla cıkageldi ve "(Hayvanlarımızı) sulamana karsılık ucret odemek icin babam seni cagırıyor" dedi. (Musa) onun yanına varınca, basından gecenleri ona anlattı. Beriki: "Korkma!" dedi, "Artık o zalim halkın elinden kurtulmus bulunuyorsun

    [26] O iki (kız)dan biri: "Babacıgım," dedi, "o´nu ucretli olarak yanında tut; cunku ucretli olarak yanında tutabilecegin en guclu ve guvenilir kisi bu olacak

    [27] (Bir sure sonra, kızların babası, Musa´ya:) "Bak," dedi, "seni, sekiz yıl yanımda calısmana karsılık bu iki kızımdan biriyle evlendirmek istiyorum; bu sureyi on (yıl)a tamamlarsan artık bu senin bilecegin bir is; sana fazladan yuk yuklemek istemem; (tersine), eger Allah dilerse, beni hep durust davranan biri olarak bulacaksın

    [28] (Musa:) "Bu seninle benim aramızda kalsın" dedi, "artık hangi sureyi doldurursam doldurayım bana karsı bir husumet olmasın. Bu soylediklerimize Allah da sahit olsun

    [29] Ve Musa, sonunda, bu sureyi doldurup da ailesiyle birlikte (colde) yola cıktıgında Sina Dagı´nın yamacında bir ates gordu; (ve) yanındakilere: "Siz durun," dedi, "ben (orada) bir ates gordum; size oradan belki bir haber, yahut (en azından) ısınmanız icin (bir tutam) tutusmus odun getiririm

    [30] Fakat oraya yaklasınca, o kutlu yerde, vadinin sag yamacındaki (yanan) agac yonunden kendisine: "Ey Musa, Benim Ben, Allah: Alemlerin Rabbi!" diye seslendi

    [31] Ve (sonra Allah, o´na:) "Asanı yere bırak!" (dedi). Fakat, Musa, asasının yılan gibi hızla hareket ettigini gorunce arkasına bakmadan donup kactı. (Ve Allah, o´na:) "Ey Musa!" (dedi,) "(Geri don), yaklas, korkma! Cunku sen (bu dunyada da, ote dunyada da) guvenlik icinde olan kimselerdensin

    [32] (Ve simdi) elini koynuna sok; lekesiz olarak bembeyaz (ısıl ısıl) cıksın! Ve butun korkulardan sıyrılmıs olarak (artık) kolunu kanadını indir! Bu iki sey, senin, Rabbin tarafından Firavun ve onun seckinler cevresine (gonderilen bir elci) oldugunu gosteren alametlerdir. Cunku onlar yoldan cıkmıs, yozlasmıs bir topluluk haline gelmis bulunuyorlar

    [33] (Musa:) "Ey Rabbim!" dedi, "Ben onlardan birini oldurdum ve bu yuzden onların da beni oldurmelerinden korkuyorum

    [34] Ayrıca, kardesim Harun´un konusma tarzı benimkinden daha acık, daha duzgundur; oyleyse benim soylediklerimi (daha akıcı bir sekilde) dogrulayan bir yardımcı olarak o´nu da benimle birlikte gonder; cunku, gercek su ki, beni yalanlayacaklarından korkuyorum

    [35] (Allah:) "Senin pazunu kardesinle guclendirecegiz ve ikinize oyle bir guc ve nufuz verecegiz ki size dokunamayacaklar ve mesajlarımız sayesinde siz ikiniz ve sizi izleyenler ustun gelecekler!" dedi

    [36] Fakat Musa apacık mesajlarımızla (Firavun´un ve onun seckinler cevresinin) karsısına cıkınca, berikiler hemen: "Bu (bir olumlu beser tarafından) uydurulmus parlak bir buyuden baska bir sey degil; biz atalarımızdan boyle bir sey isitmemistik!" dediler

    [37] (Musa:) "Kimin O´nun katından bahsedilmis dogru yol bilgisiyle geldigini, bu (gecici dunya) yurdu(nu)n sonunda kime kalacagını en iyi bilen benim Rabbimdir. Muhakkak olan su ki, zalimler asla kurtulusa, esenlige erisemezler!" diye karsılık verdi

    [38] Bunun uzerine Firavun: "Soylular!" dedi, "Ben sizin icin benden baska tanrı tanımıyorum! Bunun icindir ki, sen ey Haman, benim icin (tugla) ocagını tutustur, balcıgı pisir ve bana oyle yuksek bir kule yap ki, cıkıp Musa´nın su tanrısını bir goreyim! Cunku ben o´nun su onmaz yalancılardan biri oldugunu sanıyorum

    [39] Iste boylece, o ve onun buyrugunda olanlar, hicbir haklılık kaygısı tasımaksızın (yargı icin) Bize donmeyeceklerinden eminmiscesine yeryuzunde buyukluk tasladılar

    [40] Ve bu yuzden onu ve onun buyrugunda olanları kıskıvrak yakalayıp denize gomduk. Bak iste, zalimlerin sonu nasıl oldu

    [41] (Yeryuzunde onların isini bitirdik) ve boylece kendilerini (cehennem) atesinin yolunu gosteren (kotulugun) sembol tipleri olarak (insanlıgın karsısına) cıkardık; oyle ki, Kıyamet Gunu´nde boylelerine asla yardım edilmeyecektir

    [42] cunku Biz bu dunyada bir horlanma, asagılanma taktık onların pesine; Kıyamet Gunu´nde ise onlar iyice kucuk dusmus, bayagılasmıs kisiler arasında yer alacaklardır

    [43] Ve gercek su (ki), daha onceki (gunahkar) nesilleri ortadan kaldırdıktan sonra, insanlar icin bir aydınlanma kaynagı, bir dogru yol bilgisi ve bir rahmet olarak Musa´ya (vahyedilmis) kitabı verdik ki, (Bizi) anıp dusunsunler

    [44] Imdi, (sana gelince, ey Muhammed,) Biz Musa´ya Yasamızı bildirirken sen o kutlu vadinin batı yamacında degildin; (o´nun devrinde olup bitenlere) sahit olan kimseler arasında da bulunmuyordun

    [45] tersine, Biz (onlarla senin aranda) nice nesiller yarattık ve onlardan sonra nice caglar gecip gitti. Ve Sen, mesajlarımızı kendilerine okuyup acıklamak uzere, Medyen halkı arasında da yasamadın; fakat Biz (elcilerimizi insanlara her zaman) gonderiyoruz

    [46] Evet, Biz (Musa´ya) seslendigimiz zaman sen Sina Dagı´nın yamacında degildin; fakat (sen de, oteki elciler gibi,) senden once kendilerine uyarıcı gelmemis bir toplumu uyarasın diye Rabbinden bir rahmet aracı olarak (gonderildin) ki boylece belki (gecmiste olup bitenleri) dusunur (de Bizi) anarlar

    [47] Ve (ayrıca, Biz seni, Yargı Gunu´nde) kendi elleriyle yapıp ettiklerinden oturu baslarına bir musibet geldigi zaman: "Ey Rabbimiz, bize bir elci gondermis olsaydın senin mesajlarına uyar ve inanan kimselerden olurduk!" demesinler diye (gonderdik)

    [48] Buna ragmen, yine de kendilerine katımızdan hakikat geldigi zaman "Nicin ona da Musa´ya verilenin bir benzeri verilmedi?" derler. Fakat boyleleri, bundan once, Musa´ya verileni de inkar etmemisler miydi? (Nitekim) "Birbirini destekleyen iki aldatmaca ornegi!" diyorlar ve ekliyorlar: "Biz topunu birden reddediyoruz

    [49] De ki: "Eger dogru sozlu kimselerseniz, haydi, Allah katından, dogru olana bu ikisinden daha yakın bir yol gosteren bir baska kitap getirin, ona ben de uyayım

    [50] Ve eger senin bu cagrına da karsılık veremiyorlarsa, artık bil ki, onlar sadece gecici doyumlara tutsak, bencil ve cıkarcı isteklerinin pesindedirler. Allah´tan bir dogru yol bilgisi olmaksızın, gecici aldatıcı doyumlar, bencil ve cıkarcı istekler pesinde kendine yol arayan kisiden daha sapık kim olabilir ki? Gercek su ki, Allah zulmu kendine yol edinen toplumu dogru yola eristirmez

    [51] Gercek su ki, Biz vahyi onlara adım adım ulastırdık ki boylece belki (uzerinde dusunur), akıllarında tutarlar

    [52] Kendilerine bundan once de kitap vermis bulundugumuz kimseler buna (da) inan(mak zorundad)ırlar

    [53] Bu kimseler (degismeyen gercek) kendilerine ulastırıldıgında, hemen, "Buna inandık!" derler, "Cunku bu bize Rabbimizin katından ulasan bir gercek; bu bize ulasmadan once de, biz zaten O´na yurekten boyun egen kimselerdik

    [54] Gucluklere gogus germelerine, kotulugu iyilikle savmalarına, kendilerine rızık olarak bahsettigimiz seylerden baskaları icin de harcamalarına karsılık kendilerine iki kat ecir verecek oldugumuz kimseler iste boyleleridir

    [55] onlar ki, bos ve anlamsız sozler isittikleri zaman ondan hemen yuz cevirip, "Bizim yapıp ettiklerimizin hesabını biz verecegiz, sizin yapıp ettiklerinizin hesabını da siz vereceksiniz. Size selam olsun; bizim, (dogru ile yanlısın anlamından) habersiz kimselerle isimiz yok" derler

    [56] Gercek su ki, sen her sevdigini dogru yola yoneltemezsin; fakat Allah´tır, (yonelmek) isteyeni dogru yola yonelten; ve yine O´dur, dogru yola girecek olanları en iyi bilen

    [57] Seninle aynı yolu izleyecek olursak kendi topragımızdan koparıp atarlar bizi" diyorlar. Oysa, Katımızdan rızık olarak her turlu urunun getirilip toplandıgı, koruyucu orf altında guvenli bir yere yerlestirmedik mi onları? Ne var ki, cokları (bunun) farkında degil

    [58] Oysa, Biz, varlık ve refahtan oturu azgınlasan nice toplumları yok etmisizdir; iste, (gozonunde) onların yasadıkları yerler: pek azı dısında, onlardan sonra oralarda kimse yerlesmemistir; cunku herkes gocup gittikten sonra, ebediyyen kalacak olan yalnızca Biziz

    [59] Bununla birlikte, yine de senin Rabbin hicbir toplumu, kendi iclerinden onlara mesajlarımızı okuyup acıklayacak bir elci gondermedikce yok etmez; ve yine Biz hicbir toplumu, uyeleri birbirlerine zulmetmeyi yol olarak benimsemedikce, yok etmis degiliz

    [60] Size verilen seyler dunya hayatına iliskin gecici doyumlardan ve yine dunyada kalan sus ve eglenceden ibarettir; oysa, Allah katında kazanılanlar daha hayırlı, daha kalıcıdır. (Buna ragmen,) aklınızı kullanmayacak mısınız

    [61] Oyleyse, kendisine, (yeniden dirilecegi gun) gerceklestigini gorecegi guzel bir vaadde bulundugumuz kimsenin hali, kendisine dunya hayatında gecici doyumlar sagladıgımız, ama Kıyamet Gunu kendisini yargı karsısına cıkarılanlar arasında bulacak olan kimsenin hali gibi midir

    [62] Cunku, o Gun boylelerine seslenilip, "Tanrılıkta Bana ortak oldugunu sandıgınız (varlıklar ya da gucler) simdi neredeler?" diye sorulacak

    [63] (Bunun uzerine, vaktiyle yapılan) uyarının apacık aleyhlerine tecelli ettigini goren kimseler: "Ey Rabbimiz!" diyecekler, "Bunlar bizim azdırdıgımız kimselerdir; (evet,) biz kendimiz azdıgımız gibi, onları da azdırdık (Ama simdi) onları Senin hukmune bırakıyoruz; zaten onların tapındıgı gercekte biz degildik

    [64] Sonra onlara: "Cagırın, bakalım" denecek, "tanrısal nitelikler yakıstırarak (Allah´a) ortak kostugunuz (varlıkları ya da gucleri)!" Ve onlar da bu sozu gecen (varlıkları ya da gucleri) yardıma cagıracaklar, ama berikiler kendilerine herhangi bir karsılık vermeyecekler; ve sonunda, gore gore sadece azabı gorecekler karsılarında; (oysa, bu umutsuz, caresiz duruma duseceklerine) vaktiyle dogru yolu tutsalardı ya

    [65] Nitekim, o Gun boylelerine seslenilip, "Size gonderilen elcilere nasıl bir tepki gosterdiniz?" diye sorulacak

    [66] Ne var ki, o Gun, gecmiste olup bitenler icin bir mazeret, bir acıklama getirmek yonunde onlerinde butun yolların kapanmıs oldugunu gorecekler; ve bu konuda birbirlerine de herhangi bir sey soramayacaklar

    [67] Ama buna karsılık, pisman olup dogru yola donen ve dolayısıyla, inanıp durust ve erdemli davranıslar ortaya koyan kisiye gelince, boyle birinin (ote dunyada) kendini kurtulan, esenlige erisen kimseler arasında bulması (elbette) umulabilir

    [68] Ve (gercek sudur:) diledigini yaratan ve (insanlar icin) en iyi olanı secen senin Rabbindir. Sınırsız kudret ve yuceligiyle Allah onların tanrısal nitelikler yakıstırarak ortak kostukları her seyin, herkesin mutlak olarak ustundedir

    [69] Ve yine senin Rabbindir, onların iclerinde gizli tuttuklarını da, acıga vurduklarını da kunhuyle bilen

    [70] Cunku O, kendisinden baska tanrı olmayan Allah´tır. (Hayatın) basında da sonunda da tum gercek ovguler yalnızca O´na yarasır; nihai hukum O´nundur; cunku O´na donduruleceksiniz

    [71] De ki: "Hic dusundunuz mu: Allah geceyi uzerinizde Kıyamet Gunu´ne kadar surekli kılacak olsa, soyleyin, Allah dısında size ısık getirebilecek baska bir tanrı var mı? O halde, artık (gercegin sesine) kulak vermeyecek misiniz

    [72] De ki: "Hic dusundunuz mu: Allah gunduzu uzerinize Kıyamet Gunu´ne kadar surekli kılacak olsa, soyleyin, Allah dısında, bagrında dinlendiginiz geceyi size (geri) getirebilecek baska bir tanrı var mı? Peki, artık (gercegi) gormeyecek misiniz

    [73] Cunku rahmetinden sizin icin geceyi ve gunduzu O yarattı ki birinde dinlenesiniz, otekinde de O´nun comertliginden (nasibinizi) arayasınız da belki boylece sukredesiniz

    [74] Evet, o gun onlara seslenip, "Bana ortak oldugunu dusundugunuz (varlıklar ya da gucler) neredeler?" diye sorulacak

    [75] Ve (bu soru cevapsız kalacak, cunku) Biz (o sırada) her ummetten bir sahit cıkarmıs olacagız ve (gunahkarlara:) "Gecmisteki iddialarınızı dogrulayan bir delil getirin!" diyecegiz. Ve boylece gorecekler ki, gercek butunuyle Allah´tan yana ve kendi carpık muhayyilelerinin urunu butun o duzmece tanrılar onları terk etmis

    [76] (Imdi,) Hesap Gunu´nde bu duruma dusmek istemeyenler bilsinler ki su unlu Karun da Musa´nın kavmindendi ve kendini buyuk gorup onlara zulmediyordu; cunku Biz kendisine oyle hazineler vermistik ki, sadece anahtarlarını tasımak bile bir manga adama, hatta daha fazlasına zor gelirdi. Soydasları ona: "(Servetinden oturu) boyle boburlenme, cunku Allah boburlenenleri sevmez

    [77] Oyleyse, Allah´ın sana verdiklerinden yararlanarak yalnızca ahiret yurdunda (iyi bir yer tutmanın) yolunu ara; bu arada, pek tabii, bu dunyadaki nasibini de unutma; ve Allah nasıl sana iyilikte bulunduysa, sen de (baskalarına) oyle iyilikte bulun; ve sakın yeryuzunde bozgunculuk, karısıklık cıkarmaya calısma: cunku, suphesiz, Allah bozguncuları sevmez!" dedikleri zaman

    [78] (Karun, onlara:) "Bu (servet) bendeki bilgi sayesinde bana verildi!" diye karsılık verdi. Oysa, Allah´ın, ondan onceki kusaklardan, ondan daha guclu ve ondan daha fazla servet toplamıs nicelerini (kendilerini buyukluk duygusuna kaptırmaları yuzunden) yok ettigini bilmiyor muydu (sanki)? Ama, su var ki, suclulugu kesinlesmis olanlara (artık) gunahlarından sual olunmaz

    [79] (Karun) iste boyle gorkem ve gosteris icinde soydaslarının karsısına cıkardı. (Oyle ki,) yalnızca dunya hayatına gozunu dikenler (ona bakıp da): "Ah, n´olurdu" derlerdi, "Karun´a verildigi kadar bize de verilseydi! Cunku o gercekten cok talihli biri

    [80] Kendilerine dogru, guvenilir bilgi bahsedilmis olanlarsa: "Yazıklar olsun size!" derlerdi, (Bilmiyor musunuz ki,) gercekten inanmıs olan, durust ve erdemli davranıslarda bulunan kimseler icin Allah´ın tasvip ettigi seyler daha hayırlıdır; ama suphesiz, boyle bir nimete gucluklere gogus geren kimselerden baskası erisemez

    [81] Ve sonunda onu da, evini barkını da yere batırdık: oyle ki, Allah´a karsı hicbir sey, hic kimse onun yardımına yetismedi; pek tabii, kendi kendine yardım edebilecek durumda da degildi

    [82] Ve daha dun onun yerinde olmak isteyenler: "Vah bize!" dediler, "Demek ki, kullarından diledigine rızkı genis tutan, diledigine de olculu, idareli veren Allah´mıs! Ya Allah bize lutfetmemis olsaydı, hic suphe yok, bizi de yerin dibine gecirirdi. Vah vah, demek, hakkı inkar edenler iflah olmazmıs

    [83] (Ama) ahiret yurduna gelince, Biz orayı yeryuzunde buyukluk taslamayan ve bozgunculuk cıkarmak istemeyen kimselere ayırmıs bulunuyoruz; cunku gelecek Allah´a karsı sorumluluk bilinci tasıyan kimselerindir

    [84] Kim ki (Allah´ın huzuruna) iyilik yaparak cıkarsa, daha iyisini, daha ustununu bulacaktır. Ve kim ki kotuluk yaparak cıkarsa, (bilsin ki,) kotuluk yapanlar yalnızca yaptıklarının karsılıgını gorecekler

    [85] (Ey inanan kisi,) apacık bir uslupla bu Kuran´ı sana vaz´eden (Allah), suphe yok ki, seni (olumden sonra) yeni bir hayata dondurecektir. (Hakkı kabule yanasmayanlara) de ki: "Kimin dogru yolda yurudugunu ve kimin apacık bir sapıklık icinde oldugunu en iyi bilen Rabbimdir

    [86] Ve (sen ey inanan kisi,) bu kitabın sana ulasacagını ummazdın; fakat iste Rabbinden bir rahmet olarak (sana ulastı). Oyleyse, artık hakkı inkara kalkısan kimselere asla arka cıkma

    [87] ve bir kere Allah´ın ayetleri sana indirilmis olduguna gore, bundan sonra artık sakın seni onlardan alıkoymalarına fırsat verme; tersine, (insanları) Rabbine cagır. Ve sakın, Allah´tan baska varlıklara tanrısal gucler ve nitelikler yakıstıran kimselerden olma

    [88] Yani, Allah´la beraber tutup baska bir tanrıya yalvarmaya kalkma! (Cunku) O´ndan baska tanrı yok; (cunku) O´nun (ebedi) Zatı´ndan baska her sey, herkes, yok olmaya mahkumdur; hukum butunuyle O´nun elindedir ve sonunda O´na donduruleceksiniz

    Ankebût

    Surah 29

    [1] Elif-Lam-Mim

    [2] Insanlar, (sadece) "Inandık!" demeleriyle bırakılacaklarını ve sınava cekilmeyeceklerini mi sanıyorlar

    [3] Evet, andolsun ki, Biz kendilerinden oncekileri de sınadık; o halde (bugun yasayanlar da sınanacak ve) elbette Allah, dogru davrananları ortaya cıkaracak ve yalancıların da kimler oldugunu gosterecektir

    [4] Yoksa onlar -(inandıklarını iddia ettikleri halde) kotuluk isleyenler- Bizden kurtulabileceklerini mi sanırlar? Ne tuhaf bir dusunce bu

    [5] Kim (Kıyamet Gunu) Allah´a kavusmayı (umit ve korku ile) beklerse (o Gun´e hazırlıklı olsun): cunku Allah´ın (her insan omru icin) takdir ettigi vade mutlaka gelip catacaktır ve O her seyi bilen, her seyi isitendir

    [6] O halde, kim (Allah yolunda) ustun gayret gosterirse bunu yalnız kendi iyiligi icin yapmıs olur: cunku Allah, her turlu ihtiyactan uzaktır

    [7] Iman edip dogru ve yararlı isler yapanlara gelince, Biz onların (onceki) kotuluklerini mutlaka sileriz ve onları yaptıkları iyiliklere gore odullendiririz

    [8] Biz insana, (yapacagı en hayırlı islerden biri olarak) anne ve babasına iyi davranmasını emrettik; ama (buna ragmen,) eger onlar (ilah olarak) kabul edemeyecegin herhangi bir seyi Bana ortak kosmanı isterlerse onlara uyma: (cunku) hepiniz (sonunda) donup Bana geleceksiniz; o zaman (hayatta iken) yapmıs oldugunuz her seyi (iyi ve kotu yonleriyle) gozunuzun onune serecegim

    [9] Iman edip dogru ve yararlı isler yapmıs olanlara gelince, onları (oteki dunyada da) mutlaka durust ve erdemlilerin arasına sokacagız

    [10] Insanlar arasında oyleleri var ki, (kendileri ve kendi gibileri adına) "Biz, Allah´a inanıyoruz!" derler; ama Allah yolunda sıkıntıya dusunce insanlardan cektikleri eziyeti Allah´tan gelen ceza gibi, (hatta ondan daha korkutucu) gorurler; Rabbinden (gercek inanc sahiplerine) bir yardım gelince de, "Aslında biz her zaman sizinle beraberiz!" derler. Allah, butun yaratılmısların kalplerinden gecenleri en iyi bilen degil midir

    [11] (Evet!) Allah, (gercekten) imana erenlerin de, ikiyuzlulerin de kimler oldugunu mutlaka gosterecektir

    [12] Ve (O, sunu da bilir ki,) hakkı inkar edenler, (her zaman oldugu gibi,) inananlara: "(Gelin) bizim (hayat) tarzımıza uyun, gunahlarınız bizim boynumuza!" derler. Halbuki onlar, (bu sekilde yanılttıkları kimselerin) hicbir gunahını yuklenmezler: Dikkat edin, onlar yalancıdırlar

    [13] Onlar, mutlaka, kendi yukleri ile birlikte baska yukleri de tasımak zorunda kalacaklardır; ve butun temelsiz iddialarından dolayı Kıyamet Gunu mutlaka hesaba cekileceklerdir

    [14] Biz (cok zaman once) Nuh´u kendi kavmine gondermistik ve Nuh onlar arasında dokuzyuzelli yıl gecirmisti; sonra onlar hala zulum batagında yasamaya devam ederlerken bir tufana yakalanmıslardı

    [15] fakat Nuh´u ve o´nunla birlikte gemide bulunanların tumunu kurtardık ve bunu, (hatırlayıp ders almaları icin) butun insanların onune (rahmetimizin) bir isareti olarak koyduk

    [16] Ve Ibrahim (de, Bizden aldıgı ilhamla) kavmine donerek: "Allah´a kulluk edin ve O´na karsı sorumlulugunuzun bilincinde olun; bilirseniz bu sizin icin daha hayırlıdır!" diye seslendi

    [17] (Ve devamla) "Siz Allah´ı bırakıp (cansız) putlara tapıyorsunuz ve boylece bir yalandan ornekler veriyorsunuz! Kuskusuz, Allah´ı bırakıp taptıgınız (o seyler ve varlıklar) size rızkınızı verebilme gucune sahip degildirler: O halde butun rızkınızı Allah katında arayın, (yalnız) O´na kulluk edin ve O´na hamd edin: cunku sonunda yine O´na donduruleceksiniz

    [18] Ve Eger (beni) yalanlarsanız (bilin ki, baska) toplumlar da sizden once (Allah´ın peygamberlerini) yalanladılar: Bir elciye dusen, sadece (kendisine emanet edilen) mesajı dosdogru bir sekilde iletmektir

    [19] Peki, o (hakkı inkar edenler,) Allah´ın (hayatı) ilkin nasıl yoktan var ettigini, sonra onu nasıl tekrar yeniledigini anlamazlar mı? Kuskusuz bu, Allah icin kolay bir istir

    [20] De ki: "Yeryuzunu dolasın ve Allah´ın (insanı) nasıl (harikulade bir sekilde) yoktan var ettigini gorun! Allah iste bu sekilde ikinci hayatınızı da var edecektir; cunku Allah her seye kadirdir

    [21] Diledigine azap verir, diledigine merhamet eder; hepiniz O´na donduruleceksiniz

    [22] Ne yeryuzunde ne de gokte Allah´ı basınızdan savamazsınız, (bunu hic beklemeyin;) Sizi ne Allah´ın elinden alabilecek, ne de size yardım edebilecek kimse bulamazsınız

    [23] Allah´ın ayetlerini ve (sonunda) O´na kavusacaklarını inkar edenler, benim rahmetimden umitlerini kesmis olanlardır; ve onları (oteki dunyada) acıklı bir azap beklemektedir

    [24] Imdi (Ibrahim´e gelince,) kavminin o´na tek cevabı su oldu: "Onu oldurun, veya yakın!" Ama Allah o´nu atesten korudu. Bakın, bu (kıssa)da inanacak kimseler icin dersler vardır

    [25] Ve (Ibrahim) onlara dedi ki: "Siz Allah´ı bırakıp putlara taptınız. Tek sebep, bu dunyada kendinize (ve atalarınıza) karsı duydugunuz sevgiye esir olmanızdı: Ama sonra, Kıyamet Gunu birbirinizi tanımazlıktan gelecek ve birbirinize lanet yagdıracaksınız; hepinizin varacagı yer atestir ve (orada) size yardım edecek bir kimse bulamayacaksınız

    [26] Bunun uzerine (kardesinin oglu) Lut o´na inandı ve "Ben (de) zulum ve kotuluk diyarını terk ederek Rabbime (donecegim): Suphesiz O kudret ve hikmet sahibidir!" dedi

    [27] (Ibrahim´e gelince,) o´na Ishak´ı ve (Ishak´ın oglu) Yakub´u bahsettik ve soyundan gelenler arasında peygamberligi ve vahyi devam ettirdik. Onu bu dunyada mukafatlandırdık; o, oteki dunyada (da) mutlaka durust ve erdemliler arasında yer alacaktır

    [28] Lut (da Bizden aldıgı ilhamla) kavmine soyle seslenmisti: "Siz, kesinlikle, dunyada daha once hic kimsenin yapmadıgı igrenc seyler yapıyorsunuz

    [29] Siz, erkeklere (azgın bir sehvetle) yaklasıp (cinsler arasında tabii olan) yolu kapatmıyor musunuz? Ve bu utanc verici sucları (acık) toplantılarınızda islemiyor musunuz?" Ama kavmi, "Peki," diye cevap verdi, "eger dogruları soyleyenlerden isen, basımıza Allah´ın azabını getir bakalım

    [30] (Bunun uzerine Lut) "Ey Rabbim!" diye yalvardı, "Bozgunculuga ve yozlasmaya yol acan bu insanlara karsı bana yardım et

    [31] Derken (semavi) elcilerimiz Ibrahim´e (Ishak´ın dogumu) mujdesini getirdiklerinde (aynı zamanda): "Biz bu yorenin halkını yok edecegiz, cunku onlar gercek zalimlerdir!" dediler

    [32] (Fakat Ibrahim) "Ama Lut da onlar arasında yasıyor!" diye haykırdı(gı zaman) su cevabı verdiler: "Kimin orada oldugunu iyi biliyoruz; o´nu ve karısı dısındaki butun aile efradını kesinlikle koruyacagız: karısı ise geride bırakılanlar arasında yer alacak

    [33] Elcilerimiz kendisine geldiklerinde Lut onlar adına uzuntuye kapıldı, cunku onları koruyamayacagını gordu; ama onlar Lut´a: "Korkma ve uzulme! Biz seni ve karın dısında butun aileni koruyacagız; karın ise geride bırakılanlar arasında yer alacak

    [34] Bu yorenin halkına, isledikleri butun kotuluklerin karsılıgı olarak gokten mutlaka bir bela indirecegiz!" dediler

    [35] (Sonunda dedigimiz oldu;) ve ondan geriye, aklını kullananlar icin acık isaretler bıraktık

    [36] Medyen (halkına) da kardesleri Suayb(ı gonderdik). O, "Ey halkım!" diye seslendi, "(Yalnız) Allah´a kulluk edin, Ahiret Gunu´nu bekleyin ve yeryuzunde bozgunculuk yaparak kotuluk islemeyin

    [37] Fakat, halkı o´nu yalanladı. Bu yuzden bir yer sarsıntısına maruz kaldılar ve yurtlarında cansız bir sekilde yere serildiler

    [38] Mesken ve barınakların(ın kalıntıların)dan acıkca gorulecegi gibi, Ad ve Semud (kavimlerini de yok ettik). (Onlar yıkılıp gittiler.) Cunku Seytan onlara isledikleri (gunahları) guzel gosterdi ve boylece onları, hakikati kavrama yetenegine sahip oldukları halde, (Allah´ın) yol(un)dan alıkoydu

    [39] Karun´u, Firavun´u ve Haman´ı (da boyle cezalandırdık). Musa onlara hakikatin butun kanıtlarını getirmisti, ama onlar yeryuzunde buyukluk tasladılar (ve o´nu reddettiler); halbuki onlar (elimizden) kacıp kurtulamazlardı

    [40] Cunku onların her birini gunahlarından dolayı hesaba cektik: Kiminin tepesinde olumcul fırtınalar estirdik; kimini (ani) bir kasırga yok etti; kimisini yerin dibine gecirdik ve kimisi de suda bogulup gitti. Onlara haksızlık yapan Allah degildi, fakat onlar kendi kendilerine haksızlık yapıyorlardı

    [41] Allah´tan baska (varlıkları ve gucleri) sıgınak kabul edenlerin durumu, kendisine ag oren orumcegin durumuna benzer: cunku barınakların en zayıfı orumcek agıdır. Keske bunu anlasalardı

    [42] Kuskusuz Allah, insanların Kendisini bırakıp da yalvardıkları seylerin ne oldugunu cok iyi bilir; yalnız O´dur kudret sahibi, hikmet sahibi

    [43] Iste Biz insanın onune bu temsilleri koyuyoruz: ama onların gercek anlamını ancak (Bizi) tanıyanlar kavrayabilir

    [44] (ve kesin olan su ki:) Allah gokleri ve yeri (deruni) bir hakikat uzere yarattı; unutmayın ki bu (yaratılısta) (O´na) inananların tumu icin alınacak dersler vardır

    [45] Sana vahyedilen bu ilahi kelamı (baska insanlara) ilet ve namazında dikkatli ve devamlı ol; cunku namaz (insanı) cirkin fiillerden ve akla ve sagduyuya aykırı olan her turlu seyden alıkoyar; Allah´ı anmak gercekten en buyuk (erdem ve iyilik)tir. Allah butun yaptıklarınızı bilir

    [46] Gecmis vahyin mensupları ile zulum ve haksızlıktan uzak durdukları surece en guzel sekilde tartısın ve deyin ki: "Bize indirilene inandıgımız gibi size indirilmis olana da inanıyoruz: cunku bizim ilahımız ile sizin ilahınız tek ve aynıdır ve biz (hepimiz) O´na teslim olmusuzdur

    [47] (Ey Muhammed!) Bu ilahi kelamı sana iste bu sekilde indirdik. Ve bu ilahi kelamı bahsettiklerimiz ona inanırlar; su (gecmis vahiylerin takipci)leri arasında da ona inananlar vardır. Mesajlarımızı, (apacık bir) hakikati inkar edenler dısında, hic kimse bile bile reddetmez

    [48] cunku, (ey Muhammed,) sen bu (vahyin gelmesi)nden once herhangi bir ilahi kelamı okumus ya da onu kendi ellerinle yazmıs degildin; oyle olsaydı, (sana vahyetmis oldugumuz) hakikati curutmeye calısanlar, insanları (onun hakkında) kuskuya sevk edebilirlerdi

    [49] Hayır, ama bu (ilahi kelam), dogru bilgi ile (anlayıp kavrama yetenegi ile) donatılmıs insanların kalplerine kolayca nufuz eden mesajlardan olusur; (kendilerine) zulmedenler dısında hic kimse mesajlarımızı bile bile reddetmez

    [50] Onlar, hala, "Neden o´na Rabbinden hic mucizevi isaretler indirilmiyor?" diye sorarlar. De ki: "Mucize (gostermek) yalnız Allah´ın kudretindedir; ben ise sadece bir uyarıcıyım

    [51] Hayret! Bu ilahi kelamı, kendilerine iletmen icin sana gondermis olmamız onlara yetmez mi? Kuskusuz onda rahmet(imizin tezahuru) ve iman edecek kimseler icin bir uyarı vardır

    [52] (Iman etmeyecek olanlara) De ki: "Benim ile sizin aranızda sahit olarak Allah yeter! O, goklerde ve yerde olan her seyi bilir. Gecersiz ve uydurma seylere inananlara ve bu suretle Allah´ı inkara sartlanmıs olanlara gelince; iste ziyanda olanlar onlardır

    [53] Simdi onlar, (Allah´ın) azabını cabuklastırman icin sana meydan okuyorlar; eger (bunun icin Allah tarafından) belli bir vade konulmus olmasaydı azap elbette baslarına hemen gelirdi! Ama o aniden kopup gelecek ve hicbiri de farkında olmayacak

    [54] Onlar (Allah´ın) azabını cabuklastırman icin sana meydan okuyorlar: halbuki cehennem, hakikati inkar edenlerin tumunu kusatacaktır

    [55] azabın onları hem tepelerinden, hem de ayaklarının altından saracagı Gun (kusatacaktır). O Gun Allah: "Iste simdi yaptıklarınızı(n meyvelerini) tadın!" diyecektir

    [56] Ey imana ermis olan kullarım! Benim arzım alabildigine genistir; o halde Bana, yalnız Bana kulluk edin

    [57] Her can olumu tadacaktır (ve) sonunda herkes donup Bize gelecektir

    [58] Iman edip dogru ve yararlı isler yapanları, mesken olarak, altlarından ırmaklar akan cennetteki kosklere koyacagız; ne guzel, emek sarfedenlere verilen odul

    [59] Sıkıntılara karsı sabırlı olanlara ve yalnız Rablerine guvenenlere

    [60] Nice canlı var ki hicbir gecim endisesi tasımaz, (ama) sizinki(ni sagladıgı) gibi onların rızkını da Allah saglar; cunku yalnız O´dur her seyi bilen, her seyi duyan

    [61] (Cogu insana) oldugu gibi, sayet onlara da "Gokleri ve yeri yaratan, gunesi ve ayı (kendi koydugu yasalara) tabi kılan kimdir?" diye soracak olursan, hic tereddutsuz "Allah´tır!" derler. O halde zihinleri nasıl da tersyuz oluyor

    [62] Allah, kullarından diledigine bol rızık bagıslar, diledigine ise olculu ve idareli: zira unutmayın, Allah her seyi hakkıyla bilir

    [63] Ve hep oldugu gibi, sayet onlara da: "Gokten yagmuru bosaltıp olu topraga tekrar hayat veren kimdir?" diye sorarsan, hic tereddut etmeden, "Allah´tır!" derler. De ki: "(O halde) Hamd (yalnız) Allah´a mahsustur!" Fakat onların cogu akıllarını kullanmazlar

    [64] Cunku (akıllarını kullansalardı bilirlerdi ki) bu dunya hayatı gecici bir zevk ve eglenceden baska bir sey degildir; oysa sonraki hayat, tek (gercek) hayattır: keske bunu bilselerdi

    [65] Bir gemiye bindikleri zaman (ve kendilerini tehlikede gordukleri sırada) (iste o anda) icten bir inancla yalnız Allah´a yalvarıp yakarırlar; sag salim karaya cıkar cıkmaz da bazı hayali gucleri (tekrar) O´na ortak kos(maya basl)arlar

    [66] boylece kendilerine bahsettigimiz her turlu (nimete) karsı nankorluk yapar ve dunyadaki hayatlarından (ahmakca) zevk almaya devam ederler; fakat, gunu gelince (gercegi) ogrenecekler

    [67] Gormezler mi ki cevrelerindeki insanlar (korku ve umitsizlik icinde) panige kapılmısken (Bize inananlar icin) guvenli bir sıgınak olusturmusuz? Yoksa hala gecersiz ve anlamsız seylere inan(maya devam ed)ip Allah´ın nimetini inkar mı edecekler

    [68] Kendi uydurdugu yalanları Allah´a isnad edenden yahut o´na (vahiyle) gelen hakikati yalanlayandan daha zalim kim olabilir? (Bu sekilde) hakikati inkar edenler icin cehennem (en uygun) yer degil mi

    [69] Ama davamız ugrunda ustun gayret gosterenleri, Bize varan yollara mutlaka yoneltiriz: Allah, kuskusuz, iyilik yapanlarla beraberdir

    Rûm

    Surah 30

    [1] Elif-Lam-Mim

    [2] Bizanslılar yenilgiye ugradı

    [3] yakın bir yerde; ama bu yenilgiye ragmen (yeniden) ustunluk saglayacaklar

    [4] birkac yıl icinde: (cunku) karar yetkisi, eninde sonunda Allah´a aittir. Iste o gun inananlar sevineceklerdir

    [5] Allah´ın yardımına: (cunku) O, diledigine yardım eder. O kudret ve merhamet Sahibidir

    [6] Allah´ın vaadi(dir bu). Allah vaadinden asla donmez. Ama insanların cogu (bunu) bilmezler

    [7] Onlar bu dunya hayatının yalnız gorunen yuzunu tanırlar, ebedi ve nihai olandan ise tamamen habersizdirler

    [8] Onlar kendi iclerinde bir muhasebe yapmayı hic bilmezler mi? Allah, gokleri ve yeri ve ikisi arasında bulunan her seyi (deruni) bir anlamdan ve (kendi belirledigi) bir zaman sınırından yoksun yaratmıs olamaz: fakat, cogu kimse, sonunda Rablerine kavusacaklarını hala inatla reddeder

    [9] Onlar, hic yeryuzunu dolasıp kendilerinden once yasamıs olan (hakikati inkar edenler)in sonlarının ne oldugunu gormediler mi? Onlar ki daha kudretliydiler, yeryuzunde daha derin izler bırakmıslardı ve dunyayı daha iyi imar etmislerdi; onlara (da) peygamberleri hakikatin butun kanıtlarıyla gelmisti; ama (hakikati reddettikleri ve sonucta yok olup gittiklerinde) Allah onlara haksızlık yapmıs degildi, ama onlar kendi kendilerine haksızlık yapmıslardı

    [10] Ve bir kez daha (soyleyelim:) Allah´ın mesajlarını yalanlayarak ve onları alaya alıp eglenerek kotuluk isleyenlerin sonu husran olacaktır

    [11] (Insanı) yoktan var eden Allah sonra ona yeniden can verecektir ve sonunda hepiniz yine O´na donduruleceksiniz

    [12] Ve Son Saat gelip cattıgında gunaha saplanmıs olanlar hayal kırıklıgına ugrayacaklardır

    [13] cunku Allah´a ortak kostukları varlıkların hic birinden bir sefaat goremeyecekler, cunku (o zaman) bizzat kendileri eski musrikce kuruntularını terk edeceklerdir

    [14] Ve Son Saat gelip cattıgında o Gun (herkesin) ne oldugu ortaya cıkacaktır

    [15] iman edip dogru ve yararlı isler yapanlar bir mutluluk, esenlik bahcesinde agırlanacaklardır

    [16] Hakikati reddedip mesajlarımızı inkar edenlere -ve (boylece) oteki dunyanın varlıgını yalanlayanlara- gelince, onlar azabın icine atılıvereceklerdir

    [17] Oyleyse aksam vaktine girdiginizde ve sabah kalktıgınızda Allah´ın sınırsız sanını yuceltin

    [18] Goklerde ve yerde her turlu ovgunun O´na mahsus oldugunu (gorerek) ogle vaktinde de sonrasında da (O´nu yuceltin)

    [19] O, oluden diriyi meydana getiren(dir), diriden de oluyu; ve topragı oldukten sonra yeniden canlandıran O´dur, iste siz de (olumden hayata) boylece donduruleceksiniz

    [20] Sizi balcıktan yaratması, O´nun mucizevi isaretlerinden biridir ve (yaratıldıktan) sonra, baktınız ki, birbirinizden farklı insanlar olup cıkmıssınız

    [21] O´nun isaretlerinden biri de, sizi cezbeden kendi cinsinizden esler yaratması ve aranıza sevgiyi ve sefkati yerlestirmesidir: bunda, kuskusuz, dusunen insanlar icin dersler vardır

    [22] Goklerin ve yerin yaratılması, renklerinizin ve dillerinizin farklılastırılması (da) O´nun alametlerindendir: bunda, kuskusuz, (fıtri) bilgiye (anlama ve kavrama yetenegine) sahip insanlar icin dersler vardır

    [23] Hem gece hem de gunduz uyuyabilmeniz ve O´nun nimetlerinin ardından kosma (arzu ve yetenegine sahip olma)nız da O´nun isaretlerinden biridir, bunda, kuskusuz, dinley(ip anlamak istey)en kimseler icin mesajlar vardır

    [24] Gozunuzun onunde size korku ve umit veren simsekler caktırması ve gokten yagmur yagdırıp bununla olu topraga can vermesi (de) O´nun mucizevi isaretlerinden biridir; akıllarını kullananlar icin bundan alınacak dersler vardır

    [25] Goklerin ve yerin Allah´ın buyrugu altında sapasaglam durmaları da O´nun mucizevi isaretlerindendir. (Bunları hatırlayıp dusunun; cunku) sonunda O sizi bir tek seslenisle yerden kalkmaya cagırdıgında, hepiniz (yargılanmak uzere) ortaya cıkacaksınız

    [26] Goklerde ve yerde olan her sey O´na aittir; hepsi O´nun iradesine tabidir

    [27] (Butun hayatı) yoktan var eden, sonra onu yeniden vucuda getiren O´dur: Bu O´nun icin pek kolaydır; cunku O, goklerde ve yerde mevcut olan butun yuceliklerin ozu ve esasıdır ve yalnız O kudret ve hikmet sahibidir

    [28] O size kendi hayatınızdan ornek getirir: Sag elinizin sahip oldugu kimseleri size verdigimiz rızık uzerinde (tam yetki sahibi) ortaklarınız olarak gormeye ve boylece (onlarla) bu hakkı esit olarak paylasmaya razı olur musunuz? Ve (daha guclu olan) emsallerinizden korktugunuz gibi onlar(a danısmadan o hakkı kullanmak)tan korkar mısınız? Iste akıllarını kullanan insanlara mesajlarımızı boylece acıklarız

    [29] Ne var ki, zulum islemeye sartlanmıs olanlar bir (hakikat) bilgisine dayanmadan kendi arzu ve heveslerinin pesinde giderler. Allah´ın (bu sekilde) saptırdıklarını kim dogru yola sevk edebilir ve (bu isde) kim onlara yardım edebilir

    [30] Boylece sen, batıl olan her seyden uzaklasarak yuzunu kararlı bir sekilde (hak olan) dine cevir ve Allah´ın insan bunyesine naksettigi fıtrata uygun davran: (ki,) Allah´ın yarattıgında bir bozulma ve curumeye meydan verilmesin: bu, sahih (bir) din(in gayesi)dir; ama cogu insanlar onu bilmezler

    [31] (O halde batıl olan her seyden yuz cevirerek yalnızca) O´na yonel; ve O´na karsı sorumlulugunun bilincinde ol; namazını devamlı ve dikkatli sekilde ifa et ve O´ndan baskasına ilahlık yakıstıranlar arasına girme

    [32] (yahut) inanclarının butunlugunu bozarak parcalara bolunen ve her grubun yalnız kendi sahip oldugu (ilkelerle) ovundugu kimselerden olma

    [33] Simdi (vaki oldugu uzere) insanlar sıkıntıya ugradıklarında Rablerine donerek (yardım icin) O´na yalvarıp yakarırlar; fakat rahmetine nail olunca da bir kısmı, baska gucleri Rablerinin ilahlıgına ortak kos(maya basl)arlar

    [34] (sanki) kendilerine bahsettigimiz (nimetler)e karsı nankorluklerini gostermek istiyorlar. Madem boyle (dusunuyorsunuz,) bu (kısa) omrunuzun tadını cıkarın ama zamanı geldiginde (gercegi) goreceksiniz

    [35] Biz onlara, Bizden baskasına kulluk yapmalarını soyleyen bir ilahi vahiy mi gonderdik

    [36] (Her zaman oldugu gibi,) insanlara rahmetimizi tattırdıgımız zaman buna sevinirler; fakat kendi yapıp ettikleri sonucunda baslarına bir bela gelince de butun umitlerini yitirirler

    [37] Onlar, Allah´ın rızkı diledigine bol ihsan ettigini, diledigine olculu ve idareli verdigini gormezler mi? Bunda, kuskusuz inanan insanlar icin dersler vardır

    [38] Oyleyse yakınlarınıza, muhtaclara ve yolculara haklarını verin; bu, Allah´ın rızasını kazanmak isteyenler icin en dogrusudur: cunku, mutluluga erecekler onlardır

    [39] Ve (unutmayın! Baska) insanların malvarlıgı sayesinde, artsın diye faizle verdikleriniz (size) Allah katında bir artıs saglamaz. Oysa, Allah´ın hosnutlugunu kazanmak icin karsılıksız verdikleriniz (O´nun tarafından bereketlendirilir,) iste onlar, (bu sekilde Allah´ın hosnutlugunu kazanmak isteyenler,) odullerini kat kat artıranlardır

    [40] Sizi yaratan, sonra gecinmeniz icin gerekli vasıtaları saglayan, ardından sizi olume goturen ve en sonunda tekrar hayata dondurecek olan, Allah´tır. O´nun ilahlıgına ortak kostugunuz gucler veya varlıklar bu islerden birini yapabilirler mi? (Hayır!) O, ihtisamında sınırsızdır ve insanların kendisine es kostuklarından cok yucedir

    [41] (Allah´ın buyruklarını umursamaz hale gelen su) insanların kendi elleriyle yapıp ettikleri sonucunda karada ve denizlerde curume ve bozulma basladı: Bu sekilde (Allah), belki (dogru yola) geri donerler diye yaptıklarının bazı (kotu) sonuclarını onlara tattıracaktır

    [42] De ki: "Yeryuzunu dolasın ve (sizden) once yasamıs olan (gunahkar)ların sonlarının ne oldugunu gorun: onların cogu Allah´tan baska varlıklara veya guclere ilahi sıfatlar yakıstırmıslardı

    [43] Oyleyse, Allah katından, onune gecilemez bir Gun, (bir Hesap Gunu) gelmeden yuzunu kararlı bir sekilde bu sahih dine cevir. O gun herkesin yeri belli olacak

    [44] hakikati inkar eden, inkarı(nın sorumlulugu)na katlanacak, dogru ve adil isler yapanlar ise kendileri icin iyi bir hazırlık yapmıs olacaklar

    [45] O, inanıp dogru isler yapanları kendi lutfuyla odullendirecektir. Suphesiz Allah, hakikati kabule yanasmayanları sevmez

    [46] Cunku O, mucizevi isaretlerden biri olarak guzel haberler yuklu ruzgarlar (gonderir gibi mesajlarını) gondermektedir ki (hayat veren yagmurlar yoluyla) rahmetini uzerinize yagdırsın, gemiler kendi buyrukları dogrultusunda hareket edebilsin ve boylece O´nun nimetlerinden pay almak icin caba gosterenlerden ve sukredenlerden olasınız

    [47] (Ey Muhammed,) senden onceki toplumlara da kendi iclerinden peygamberler gondermistik ve onlar hakikatin her turlu kanıtını getirmislerdi ve sonra (muminleri zafere ulastırmak suretiyle,) (kasden) kotuluk isleyenlerden ocumuzu almıstık, zaten inananlara yardım etmeyi ustumuzde bir sorumluluk olarak gormustuk

    [48] Bulutları yuksege kaldırsın diye (umut) ruzgarlarını estiren O´dur! O, bulutları goklerin uzerine diledigi gibi yayar ve onları yarıp parcalar, boylece bulutların icinden yagmurların bosaldıgını gorursun ve kullarından dilediginin uzerine yagdırıp onları sevince bogar

    [49] oysa (tam da) yagmurun yagdırılmasından kısa bir sure once, (neredeyse) butun umutlarını yitirmislerdi

    [50] Iste (ey insanoglu,) bunlar Allah´ın rahmetinin isaretleridir; (bak,) olu topraga nasıl can veriyor! Iste oluye tekrar can veren de (Allah)tır; zaten O, her seyi yapmaya kadirdir

    [51] Iste boyle: sayet (topraklarını kavuran) bir ruzgar gondersek ve ekinlerinin sararmaya basladıgını gorseler, (kısa sure onceki sevinclerinden) vazgecip (kudretimizi ve rahmetimizi) inkar etmeye kalkısırlar

    [52] Elbette sen olulere asla duyuramazsın ve sırtlarını (sana) donup uzaklasan (kalbi) sagırlara (da)

    [53] Ve yine, (kalpleri) kor olanları sapıklıklarından dondurup dogru yola iletemezsin. Sen (davetini) ancak mesajlarımıza inan(mak istey)enlere ve boylece kendilerini Bize teslim edenlere duyurabilirsin

    [54] Sizi zayıf (bir halde) yaratan, zayıflıgınızdan sonra (size) guc veren ve guc(unuzu gosterdiginiz bir donem)den sonra (yaslılıgın getirdigi) zayıflıga sizi ducar eden ve saclarınıza aklar dusuren O´dur! O, diledigini var eder; O her seyi bilendir ve sınırsız guc Sahibidir

    [55] (Size olumu veren ve zamanı geldiginde yeniden diriltecek olan O´dur!) Ve Son Saat gelip cattıgında, gunaha saplanmıs olanlar, (yeryuzunde) bir saatten fazla kalmadıklarına yemin edeceklerdir, onlar kendilerini boylece (hayat boyu) kandırırlar

    [56] Fakat (hayattayken) kendilerini bilgi ve inanc ile donattıklarımız: "Siz, gercekte, Allah´ın vahyettigin(i dogru kabul etme)de geciktiniz (ve) Kıyamet Gunu´ne kadar (beklediniz): iste bugun Kıyamet Gunu´dur: ama siz bunu anlamamakta direndiniz!" diyeceklerdir

    [57] Fakat o Gun, zulme sartlanmıs olanların ne mazeretlerinin bir faydası olacak, ne de kendilerini duzeltmelerine izin verilecektir

    [58] Biz bu Kuran´da insanların onune her turlu ornek olayı koyduk. Ama onlara (boyle) bir mesajla yaklasırsan, hakikati inkara sartlanmıs olanlar, mutlaka, "Siz duzmece iddialarda bulunmaktan baska bir sey yapmıyorsunuz!" derler

    [59] Allah bu sekilde, (hakikati) kabul etme(k isteme)yenlerin kalplerini muhurler

    [60] O halde sıkıntılara gogus ger: Allah´ın (Kıyamet Gunu ile ilgili) vaadi kesinlikle dogrudur. Oyleyse, tam bir ic tatminine ulasamayanların senin zihnine suphe tohumları ekmelerine izin verme

    Lokman

    Surah 31

    [1] Elif-Lam-Mim

    [2] Bunlar, ilahi fermanın hikmet dolu mesajlarıdır

    [3] guzel isler yapanlar icin rahmet ve hidayet kaynagı (olan mesajlar)

    [4] onlar ki namazlarında kararlılık gosterir ve karsılıksız yardımda bulunurlar: cunku onlar iclerinde oteki dunyaya kesin bir inanc besleyenlerdir

    [5] Iste Rablerinin gosterdigi dogru yol uzerinde olan ve dolayısıyla nihai mutluluga erisecek olanlar bunlardır

    [6] Ama insanlar arasında oyleleri var ki, bilgisi olmayanları Allah yolundan saptırmak ve onu gulunc duruma dusurmek icin (yol gosterici mesajlar uzerinde) kelime oyunu yapmaya kalkısırlar: boylelerini alcaltıcı bir azap bekliyor

    [7] Boyle birine mesajlarımız aktarıldıgında, sanki kulaklarında bir sagırlık varmıs da onları hic duymamıs gibi, kustahca yuz cevirir: iste ona (oteki dunyada) acıklı azabı haber ver

    [8] (Buna karsılık) iman edip dogru ve yararlı isler yapanlar mutluluk bahcelerine kavusacaklar

    [9] Orada Allah´ın sasmaz vaadine uygun olarak temelli kalacaklar; cunku O, kudret ve hikmet sahibidir

    [10] O, gokleri gorunur destekler olmadan yarattı; sizi sarsmasın diye yeryuzunu sabit daglar ile donattı ve orada her cesit canlı varlıgın cogalmasını sagladı. Biz gokyuzunden sular indirir ve bununla yeryuzunde her turlu faydalı (canlı)nın yetisip buyumesini saglarız

    [11] Bunlar(ın tumu) Allah´ın hilkatidir: Peki, gosterin bana, O´ndan baskası ne yaratabilmis! Hayır, (gosteremezsiniz,) zalimler acık bir sapıklık icindedirler

    [12] Biz, Lokman´a su hikmeti bagısladık: "Allah´a sukret; cunku (O´na) sukreden kendi iyiligi icin sukretmis olur; nankorluk etmeyi tercih eden ise (bilsin ki), Allah, kesinlikle hicbir seye muhtac degildir ve her zaman hamde layıktır

    [13] Lokman, ogluna ogut verirken soyle konustu: "Ey Benim sevgili oglum! Allah´tan baskasına ilahi sıfatlar yakıstırma! Bil ki, boyle (duzmece) ortaklık yakıstırmalar, gercekten buyuk bir zulumdur

    [14] (Allah diyor ki:) ´Biz, insana, anne babasına karsı iyi davranmasını emrettik: annesi onu nice acılara katlanarak karnında tasıdı ve cocugun annesine bagımlılıgı iki yıl surdu; (oyleyse, ey insanoglu,) Bana ve anne babana sukret, (unutma ki) butun yollar sonunda Bana ulasır

    [15] (Allah diyor ki:) ´(Anne babana saygılı ol;) ama eger senin aklının (ilahlık) yakıstıramayacagı bir seye Benimle birlikte ilahlık yakıstırman icin zorlarlarsa onlara uyma; (o durumda bile) onlara bu dunyada iyilikle davran ve Bana yonelenlerin yolundan git. Sonunda hepiniz Bana doneceksiniz; ve o zaman (hayatta iken) yapmıs oldugunuz her seyi (gercek sekliyle) size gosterecegim

    [16] (Lokman,) "Ey yavrucugum!" (diye devam etti) "Ortada yalnızca hardal tanesi kadar bir sey de olsa, (yaptıklarınız) bir kayanın icinde (saklı) da bulunsa, yahut gokler(in tepesin)de ve yer(in derinliklerin)de de olsa Allah onu aydınlıga cıkarır: cunku Allah, kuskusuz, akıl sır ermez bir (hikmet Sahibi)dir ve her seyden haberdardır

    [17] Ey yavrucugum! Namazında kararlılık goster, dogru ve yararlı olanı emret, kotu ve egriden vazgecir, basına gelebilecek her (belaya) sabırla katlan: bu, azim ve kararlılık gosterilmeye deger bir seydir

    [18] (Yersiz) bir gurura kapılarak insanlara ustunluk taslama ve yeryuzunde kustahca gezip durma! Unutma ki Allah, boburlenerek kustahlık yapanları sevmez

    [19] Davranıslarında olculu ve dengeli ol, sesini yukseltme: cunku, unutma ki, seslerin en cirkini esegin anırmasıdır

    [20] Allah´ın goklerdeki ve yerdeki her seyi emrinize verdigini, nimetlerini acıkca veya gizlice onunuze alabildigine serdigini gormez misiniz? Yine de insanlar arasında oylesi var ki, (Allah hakkında) hicbir bilgisi, bir rehberi ve aydınlatıcı bir vahiy olmadan O´nunla ilgili tartısmalara girer

    [21] ve boyle (insanlara) Allah´ın bahsettigine tabi olmaları soylendiginde, "Hayır, biz, atalarımızdan gordugumuz (inanc ve eylem bicimlerin)e uyarız!" derler. Oyle mi, ya Seytan onları yakıcı atesin azabına cagırmıssa

    [22] Kim butun benligiyle Allah´a teslim olursa ve aynı zamanda dogru ve yararlı islerde bulunursa, hic sarsılmayan (saglam) bir dayanak elde etmis olur: cunku her seyin akibeti Allah´ın elindedir

    [23] Hakikati inkara sartlanmıs olana gelince, onun inkarı seni uzmesin: onlar sonunda Bize donecekler ve o zaman, (hayatta iken) yaptıklarının (gercekte) ne oldugunu onlara gosterecegiz: cunku Allah, (insanların) kalplerindekini en iyi bilendir

    [24] Onlara kısa bir sure hayatın zevkini yasatır, ama sonunda siddetli bir azaba surukleriz

    [25] (Cogu insan) gibi, sayet onlara, "Gokleri ve yeri yaratan kimdir?" diye sorsan, hic tereddut etmeden "Allah´tır!" derler. De ki: "(O halde bilin ki) butun ovguler yalnız Allah´a mahsustur!" Fakat onların cogu (bunun ne demek oldugunu) bilmez

    [26] Goklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah´ındır. Suphesiz yalnız Allah, kendi kendine yeterlidir, butun ovguler yalnız O´na mahsustur

    [27] Yeryuzundeki butun agaclar kalem olsaydı, denizler de murekkep, sonra yedi deniz (daha) eklenseydi, Allah´ın sozleri yine de tukenmezdi: cunku Allah, kudret ve hikmet sahibidir

    [28] Hepinizin yaratılması ve yeniden diriltilmesi, (O´nun icin) tek bir can(lının yaratılması ve diriltilmesi) gibidir: Suphe yok ki Allah, her seyi isiten, her seyi gorendir

    [29] Bilmez misin gunduzu kısaltarak geceyi uzatan ve geceyi kısaltarak gunduzu uzatan Allah´tır; O, her biri belirlenmis bir vade icinde hareketini surduren gunesi ve ayı (kendi yasalarına) tabi kılmıstır; ve butun yaptıklarınızdan haberdardır

    [30] Gercek budur: Yalnızca Allah, Mutlak Hakikattir ve insanların O´ndan baska cagırdıkları her sey tamamiyle degersiz ve gecersizdir; cunku yalnız Allah yuce ve gercekten uludur

    [31] Gormez misin, gemiler Allah´ın lutfu ile denizlerde nasıl yol alıyorlar ve boylece Allah kendi varlıgının bazı isaretlerini onunuze nasıl koyuyor? Kuskusuz bunda, sıkıntılara sonuna kadar gogus geren ve (Allah´a karsı) derin bir sukran duygusu tasıyanlar icin mesajlar vardır

    [32] Nitekim, dalgalar onları (olumun) golgeleri gibi kusattıgında, (o anda) butun ictenlikleriyle yalnız ve sadece Allah´a baglanarak O´na sıgınırlar fakat Allah onları sag salim kıyıya ulastırdıgında da bir kısmı yolun ortasında (inanmak ile inkar etmek arasında) kalıverirler. Ama hic kimse, haince bir nankorluge kapılmadıkca mesajlarımızı bile bile reddetmez

    [33] Ey Insanlar! Rabbinize karsı sorumlulugunuzu unutmayın; ve ne hicbir anne babanın cocuguna herhangi bir faydasının erisebilecegi, ne de hicbir cocugun anne babasına en ufak bir fayda saglayamayacagı Gun´den korkun! Unutmayın, Allah´ın (yeniden diriltme) vaadi gercektir: oyleyse, bu dunyanın sizi ayartmasına izin vermeyin ve Allah hakkındaki mufsitce dusuncelerinizin sahte cazibesine kapılmayın

    [34] Son Saat´in ne zaman gelecegini yalnız Allah bilir; yagmuru yagdıran O´dur; rahimlerde yer alanı (yalnız) O bilir; Halbuki kimse yarın ne kazanacagını ve hangi topraklarda olecegini bilmez. (Yalnız) Allah, her seyi bilen ve her seyden haberdar olandır

    Secde

    Surah 32

    [1] Elif-Lam-Mim

    [2] Bu Kitab´ın indirilisi, hic suphe yok ki alemlerin Rabbindendir

    [3] Ama onlar, (o hakkı inkar edenler,) "Onu (Muhammed) uydurdu!" diyorlar. Asla! O, Rabbinden gelen bir hakikat olup senden once hicbir uyarıcı ile karsılasmamıs olan (bu) halkı dogru yola gelsinler diye uyarabilmen icindir

    [4] Allah´tır gokleri ve yeri ve ikisinin arasında bulunan her seyi altı devrede yaratan ve sonra Kudret ve Hakimiyet Tahtı´na oturan; (Hesap Gunu) ne sizi O´ndan koruyacak, ne de size sefaat edecek birini bulamazsınız; hala dusunup ders almaz mısınız

    [5] Goklerden yere kadar butun mevcudatı O duzenleyip yonetir; ve sonunda tumu, sizin hesabınızla bin yıl (kadar) suren bir Gun´de (yargılanmak uzere) O´na yukselir

    [6] Yaratılmısların kavrayıs alanının otesindeki seyleri de, duyuları ve akıllarıyla kavrayabildiklerini de bilen O´dur; O, Kudret Sahibidir, Rahmet Kaynagıdır

    [7] O, yarattıgı her seyi en mukemmel sekilde yapandır. Nitekim Allah, insanın yaratılısını balcıktan baslatır

    [8] sonra basit bir sıvı ozunden soyunu surdurur

    [9] sonra ona (yaratılıs) amacına uygun bir sekil verip Kendi ruhundan ufler; ve (boylece, ey insanoglu,) sizi hem isitme ve gorme (melekeleri) hem de dusunce ve duygularla donatır, (Buna ragmen) ne kadar da az sukrediyorsunuz

    [10] Nitekim (cogu) insanlar, "Ne! Biz (olup) topragın altında kaybolduktan sonra yeni bir yaratılıs eylemi sonucunda (hayata yeniden dondurulmus) mu olacagız?" derler. Hayır, ama (boyle soyleyerek) Rablerine kavusacakları gercegini inkar ederler

    [11] De ki: "Sizin icin gorevlendirilmis olan olum melegi (bir gun) sizi toplayacak ve sonra (hep birlikte) Rabbinize donduruleceksiniz

    [12] Keske, gunaha batmıs olanların (Hesap Gunu) Rablerinin huzurunda baslarını one egerek, "Ey Rabbimiz! (Simdi) gormus ve duymus olduk. Oyleyse bizi (yeryuzundeki hayatımıza) geri dondur ki dogru ve yararlı isler yapalım, cunku (artık hakikate) kani olduk!" dedikleri zaman(ki hallerini) bir gorsen

    [13] Eger dileseydik her insanı dogru yola ulastırırdık fakat (boyle olmasını dilemedik ve sonucta) su vaadim dogru cıkacak: "Cehennemi mutlaka gorunmeyen varlıklar ve insanlarla dolduracagım

    [14] (Ve Allah, gunahkarlara soyle seslenecek:) "O halde, bu (Hesap) Gunu´nun gelip catacagını umursamamanın (cezasını) cekin bakalım simdi! (Artık) Biz de sizi bıraktık: oyleyse, yapmıs oldugunuz (her turlu kotuluk)ten dolayı (bu) ebedi azabı tadın

    [15] Bizim mesajlarımıza (gercekten) inananlar, ancak, kendilerine teblig edildigi zaman onunde derin bir hayranlık ve saygıyla egilenlerdir; (onlar,) Rablerinin sınırsız ihtisamını hamd ile yuceltenler ve asla buyukluk taslamayanlardır

    [16] (onlar,) yataklarından (geceleri) kalkarak korku ve umit icinde Rablerine yalvaranlardır ve kendilerine gecinmeleri icin verdigimizden baskalarına harcayanlardır

    [17] (Boyle davranan muminlere gelince,) yaptıklarından dolayı mukafat olarak (oteki dunyada) onları simdiye dek gizli kalan hangi mutlulukların bekledigini kimse tahayyul edemez

    [18] Zaten, (bu dunyada) iman etmis olan kimse, yoldan cıkmıs biriyle hic mukayese edilebilir mi? Bunlar (elbette) bir olamazlar

    [19] Iman edip dogru ve yararlı isler yapanlara gelince; yaptıklarına karsılık (Allah´tan) bir mukafat olarak onları dinlenip huzur bulacakları bahceler beklemektedir

    [20] Sapmısların varacakları yer ise atestir. Ondan kurtulmak icin her cırpınıslarında yeniden icine atılırlar ve kendilerine, "Yalanlamıs oldugunuz atesin azabını (simdi) tadın bakalım!" denir

    [21] Fakat o siddetli azab(a onları mahkum etme)den once belki (pisman olup) yollarını duzeltirler diye hemen yanı baslarındaki azabı tattıracagız

    [22] Kendisine Rabbinin mesajları aktarıldıgında onlara sırtını donenden daha zalim kim olabilir? (Bu sekilde) gunaha batmıs olanlardan ocumuzu mutlaka alacagız

    [23] Gercek su ki (ey Muhammed,) Biz vahyi Musa´ya (da) tevdi etmistik: oyleyse (sana ilettigimiz vahiyde) aynı (hakikat) ile karsılasacagından kuskuya dusme! Ve (nasıl ki) o (onceki vahy)i Israilogulları icin bir rehber kıldık

    [24] ve (nasıl ki) sabredip mesajlarımıza tereddutsuz inandıkları zaman, onların icinden, buyruklarımız dogrultusunda (kavimlerini) hidayete ulastıran onderler cıkardık, (iste boylece, ey Muhammed, sana vahyedilmis olan ilahi kelam icin de aynı sey gecerli olacak)

    [25] Suphe yok ki Allah, ihtilaf ettikleri butun konularda Kıyamet Gunu insanlar arasında bir hukum verecektir

    [26] (Fakat) onlar, (o hakikati inkar edenler,) kendilerinden once gelip gecmis kac nesli -bugun yurtlarında dolasıp durdukları (kac toplumu)- yok ettigimizi gorup ders almazlar mı? Bunda elbette acık dersler vardır: hala dinlemezler mi

    [27] Uzerinde ot bitmeyen kuru topraklara yagmur indirip kendilerinin ve hayvanlarının yiyecegi bitkileri Bizim yeserttigimizi gormezler mi

    [28] Ama onlar: "Eger soylediginiz dogru ise, bu nihai karar ne zaman verilecek?" diye soruyorlar

    [29] De ki: "Nihai Karar Gunu, (hayatları boyunca) hakikati inkar etmis olanlara ne (yeni fark ettikleri) imanları bir fayda saglayacak, ne de kendilerine bir muhlet verilecektir

    [30] Artık onları kendi hallerine bırak ve onların bekledigi gibi sen de (hakikatin ortaya cıkmasını) bekle

    Ahzâb

    Surah 33

    [1] Ey Peygamber! Allah´a karsı sorumlulugunun bilincinde ol; hakikati inkar edenlerin ve ikiyuzlulerin soylediklerine uyma! Suphesiz Allah her seyi tam bilendir, hikmet sahibidir

    [2] (Yalnız) Rabbinden sana vahiy yoluyla gelene uy, cunku (ey insanlar,) Allah yaptıgınız her seyden tam haberdardır

    [3] (Sadece) Allah´a guvenin, hic kimse Allah kadar guvene layık olamaz

    [4] Allah hic kimseye tek bedende iki kalp vermemistir ve (aynı sekilde,) "kendiniz icin annelerinizin bedeni kadar haram" saydıgınız eslerinizi hicbir zaman sizin (gercek) anneleriniz kılmamıs ve evlatlıklarınızı da (gercek) cocuklarınız saymamıstır, bunlar agzınıza doladıgınız bos laflar(ın isaretlerin)den baska bir sey degildir; halbuki Allah (mutlak) dogruyu soyler ve (size) dogru yolu ancak O gosterir

    [5] (Evlatlık aldıgınız cocuklara gelince,) onları (gercek) babalarının isimleri ile cagırın! Bu, Allah nezdinde daha adaletli (bir davranıs)tır; eger babalarının kim oldugunu bilmiyorsanız, onları din kardesleriniz ve arkadaslarınız (olarak gorun). Ama bu konuda yanılırsanız bir gunah islemis olmazsınız, (asıl onemli olan) kalplerinizden gecendir, cunku Allah gercekten cok bagıslayıcıdır, rahmet kaynagıdır

    [6] Peygamber, muminler uzerinde, onlar(ın kendileri uzerinde sahip oldugun)dan daha buyuk hak sahibidir ve (onu bir baba gibi gorduklerinden) Peygamber´in esleri onların anneleridir, (bu sekilde) yakın olanlar, Allah´ın buyrugu geregince, birbirleri uzerinde (Yesrib´deki) muminlerden ve (Allah rızası icin oraya) goc etmis olanlardan daha fazla hak sahibidirler. Ancak (oteki) yakın dostlarınıza karsı da en guzel sekilde davranmalısınız, bu (da) Allah´ın buyrugu geregidir

    [7] Ve bir zaman Biz butun peygamberlerden saglam taahhutler almıstık. Senden, (ey Muhammed,) ve Nuh´dan, Ibrahim´den, Musa´dan ve Meryem oglu Isa´dan. Onların (hepsinden) guclu, saglam bir taahhut aldık

    [8] ki, (zamanın bitiminde) O, bu hak davanın temsilcilerine hakikate sadık kalmalarını(n yeryuzunde nasıl bir karsılık gordugunu) sorabilsin. Ve O, hakikati inkar edenlerin tumu icin acı bir azap hazırlamıstır

    [9] Siz ey imana ermis olanlar! (Dusman) orduları uzerinize geldiginde Allah´ın size bahsettigi nimetleri hatırlayın, ki o zaman uzerlerine bir kasırga ve goremediginiz (semavi) ordular gondermistik ama Allah yaptıgınız her seyi gormekteydi

    [10] Onlar yukarıdan ve asagıdan uzerinize geldiklerinde ve gozler(inizin) feri kaybolup yurekler(iniz) agzınıza geldiginde ve Allah hakkında en celisik dusunceler aklınızdan (bir bir) gectiginde (neler hissettiginizi hatırlayın)

    [11] (Iste) orada ve o anda muminler sınandı ve siddetli bir sok ile sarsıldılar

    [12] Ve ikiyuzluler ile kalpleri hastalıklı olanların (birbirlerine), "Allah ve Elcisi bize sadece bos vaadlerde bulunmaktalar" dedikleri zaman(ki durumu hatırla)

    [13] Ve (hatırla) iclerinden bazısı soyle demisti: "Ey Yesrib halkı! Burada (dusmana) karsı koyamazsınız, (evlerinize) geri donun!" O arada iclerinden bir grup da, "Evlerimiz (saldırılara) acık durumda!" diyerek Peygamber´den izin istemisti halbuki evleri (aslında saldırıya) acık degildi: tek amacları kaytarmaktı

    [14] Eger sehirleri saldırıya ugrasaydı ve (dusman tarafından) fitne cıkarmaları istenseydi, (ikiyuzluler) hic tereddut etmeden bunu hemen yaparlardı

    [15] halbuki daha once (mesajına) sırt cevirmeyeceklerine dair Allah´ın huzurunda soz vermislerdi. Allah´a verilen soz(un hesabı) mutlaka sorulacaktır

    [16] De ki: "(Tabii bir olumle) olmekten yahut (savasta) oldurulmekten kacıyorsanız, kacmak size bir fayda vermez; cunku basarsanız bile hayatın zevkini ancak cok kısa bir sure tadarsınız

    [17] De ki: "Allah size bir zarar vermek istese, sizi O´ndan kim koruyabilir? Yahut rahmetini bagıslamak istese (kim mani olabilir?)" Allah´tan baska bir yardımcı ve koruyucu bulamayacaklar(ını bilmezler mi)

    [18] Allah, icinizden baskalarını (O´nun yolunda savasmaktan) alıkoyanları da; kendileri savasa pek az katıldıkları halde kardeslerine, "Bizimle gelin (ve dusmana karsı koyun)!" diyenleri de iyi bilir

    [19] ve (boyleleri) size yapılan yardımı kıskanırlar. Ama sonra bir tehlike ile karsılasınca da, olumun golgesinde yasayan biri gibi, (korkuyla) gozleri donmus bir sekilde, (ey peygamber, yardım dilemek icin) sana baktıklarını gorursun: tehlike gecince de iyiliginizi cekemeyip siz (muminleri) sivri dilleri ile incitirler! Bu (gibi) insanlar, iman etmis degillerdir, bu yuzden Allah onların yaptıklarını bosa cıkarır, bu Allah icin kolaydır

    [20] Onlar Muttefiklerin (gercekten) cekilmediklerini zannediyorlardı; ve Muttefikler geri donecek olsalar, bunlar, (bu iki yuzluler,) colde bedeviler arasında kalıp sizin hakkınızda (ey muminler, uzaktan) haber almayı tercih ederlerdi; aranızda bulunsalar bile, (sizin yanınızda) savasır gorunmekten baska bir sey yapmazlardı

    [21] Gercek su ki, Allah´ı ve Ahiret Gunu´nu (korku ve umutla bekleyen) ve O´nu her daim anan kimseler icin Allah´ın Elcisi guzel bir ornek teskil eder

    [22] (Iste boyle,) Muttefikleri(n kendilerine dogru ilerlediklerini) gorunce, muminler "Bu, Allah´ın ve Rasulu´nun bize vaad ettigidir!" ve "(Demek ki) Allah ve Rasulu dogru soylemis!" dediler ve bu, onların sadece imanlarını ve Allah´a teslimiyetlerini arttırdı

    [23] Muminler arasında oylesi var ki Allah´ın huzurunda verdigi sozu (her zaman) yerine getirir; kimi (olume gitmek suretiyle) ahitlerini yerine getirmistir, kimi de (kararlarından) vazgecmeden (ahitlerini yerine getirmeyi) beklemektedir

    [24] (Insan bu tur sınamalara tabi tutulmaktadır ki) Allah, sadakat gosterenleri sozlerini tutmalarından dolayı odullendirsin, iki yuzluleri de -dilerse- azaba carptırsın yahut (pismanlık duyarlarsa) tevbelerini kabul etsin; Suphesiz Allah, cok bagıslayandır, rahmet sahibidir

    [25] Allah, boylece, hakikati inkara sartlanmıs olanları butun ofke ve hiddetleri icinde yuzustu bıraktı; onlar hicbir fayda elde edemediler, cunku savasta muminler(i korumay)a Allah´ın yardımı yetti, gorduler ki Allah gucludur ve kudret sahibidir

    [26] (ve gorduler ki) saldırganlara yardım eden gecmis vahiylerin mensuplarını kalelerinden cekip cıkardı ve kalplerine korku saldı; boylece bir kısmını oldurdunuz, bir kısmını da esir aldınız

    [27] O, sizi onların topraklarına, evlerine ve mallarına mirascı yaptı; ve henuz ayak basmadıgınız topraklarını (size vaad etti). Allah her seye kadirdir

    [28] Ey Peygamber! Eslerine soyle: "Eger siz (yalnız) bu dunya hayatını ve onun cazibesini istiyorsanız, gelin size istediginizi vereyim ve (sonra da) sizi uygun bir sekilde salayım

    [29] Yok eger Allah´ı, Elcisi´ni ve ahiret hayatının (guzelliklerini) istiyorsanız, (bilin ki) Allah, icinizden guzel isler yapanlar icin buyuk bir odul hazırlamıstır

    [30] Ey Peygamber esleri! Sizden kim acık bir hayasızlıkta bulunmus olursa, onun (oteki dunyadaki) azabı, (baska gunahkarların azabının) iki katı olur, bu Allah icin kolaydır

    [31] Ote yandan, hanginiz Allah´a ve Elcisi´ne samimiyetle itaat eder ve dogru, yararlı isler yaparsa onu iki kat odullendiririz, onun icin (oteki dunyada) en muhtesem rızıkları hazırlayacagız

    [32] Ey Peygamber esleri! Siz (oteki) kadınlar gibi degilsiniz, eger Allah´a karsı sorumlulugunuzun bilincine (hakkıyla) sahip olursanız. O halde, edalı bir sekilde konusmayın ki kalplerinde maraz olanlar (size karsı) bir arzuya kapılmasın, daima yerinde ve uygun sekilde konusun

    [33] Evlerinizde sessizce oturun, eski cahiliye gunlerindeki gibi cazibenizi sergilemeyin; namazlarınızda dikkatli ve devamlı olun, arındırıcı yukumluluklerinizi ifa edin, Allah´a ve Elcisi´ne itaat edin. Ey (Peygamber´in) ev halkı, Allah sizden yalnızca cirkinlikleri gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor

    [34] Evlerinizde okunan Allah´ın mesajlarını ve (O´nun) hikmetini hatırlayın: suphesiz Allah (hikmetinde) akıl sır ermez bir derinlik sahibidir, her seyden haberdardır

    [35] Gercek su ki, Allah´a teslim olmus butun erkekler ve kadınlar, inanan butun erkekler ve kadınlar, kendilerini adamıs butun erkekler ve kadınlar, sozlerine sadık butun erkekler ve kadınlar, sıkıntılara gogus geren butun erkekler ve kadınlar, (Allah´ın karsısında) gucsuzlugunu anlayan butun erkekler ve kadınlar, karsılıksız yardımda bulunan butun erkekler ve kadınlar, nefislerini kontrol eden butun erkekler ve kadınlar, iffetleri uzerine titreyen butun erkekler ve kadınlar ve Allah´ı durmaksızın anan butun erkekler ve kadınlar icin, (evet,) bunlar(ın tumu) icin Allah, magfiret ve buyuk bir mukafat hazırlamıstır

    [36] Allah ve Elcisi bir konuda hukum verdikten sonra artık inanmıs bir erkek ve kadının kendileriyle ilgili konularda tercih serbestisi yoktur; (bu, hakkı kendinde gorerek) Allah´a ve Elcisi´ne isyan eden kimse, apacık bir sapkınlıga dusmus olur

    [37] Ve bir zaman, (ey Muhammed,) Allah´ın lutufta bulundugu ve senin de iyilik ettigin kisiye, "Esini terk etme ve Allah´a karsı sorumlulugunun bilincinde ol!" demistin. Ve (boylece) Allah´ın yakında aydınlıga cıkaracagı seyi icinde gizlemistin; cunku insanlar(ın ne dusuneceklerin)den cekiniyordun, oysa cekinmen gereken yalnız Allah olmalıydı! (Fakat) sonra Zeyd o kadınla beraberligini sona erdirdiginde onu seninle evlendirdik ki (gelecekte) evlatlıkları esleriyle ilgilerini kestiklerinde onlar(la evlendikleri) icin muminler suclanmasın. Ve Allah´ın buyrugu (boylece) yerine getirilmis oldu

    [38] (O halde,) Allah´ın kendisi icin takdir ettigi seyi (yapmasından dolayı) Peygamber´e hicbir suc isnad edilemez. (Gercekte, bu) sizden once gelip gecenler icin de Allah´ın bir uygulamasıydı; ve (sunu unutma ki) Allah´ın iradesi mutlaka tecelli eder

    [39] (Ve bu,) Allah´ın mesajlarını (dunyaya) teblig edenler, O´ndan korkanlar ve O´ndan baska kimseden korku duymayanlar (icin de gecerli olan Allah´ın adetidir), hic kimse Allah kadar, (insanların yaptıkları icin) hesap sorucu degildir

    [40] (Ve bilin ki, ey muminler,) Muhammed sizin erkeklerinizden hicbirinin babası degildir, fakat o, Allah´ın Elcisi ve butun peygamberler´in sonuncusu´dur. Ve Allah her seyi hakkıyla bilendir

    [41] Siz ey imana ermis olanlar! Allah´ı cokca anın

    [42] ve sabah aksam O´nun sanını yuceltin

    [43] O, size (kendi mesajlarını tasıyan) melekleriyle nimetlerini bahseder ki sizi karanlıklardan aydınlıga cıkarsın. Ve O, muminler icin rahmet kaynagıdır

    [44] O´na kavusacakları Gun "Selam" hitabıyla karsılanacaklardır ve Allah, onlar icin en guzel odulu hazırlamıstır

    [45] (Sana gelince,) ey Peygamber, unutma ki Biz seni (hakikatin) bir sahidi, bir mujdeci ve bir uyarıcı olarak gonderdik

    [46] (herkesi) O´nun izniyle Allah´a cagıran ve ısık sacan bir kandil olarak

    [47] (O halde,) muminlere kendilerini Allah´tan buyuk bir lutuf bekledigini mujdele

    [48] hakikati inkar edenler ve ikiyuzluler(in degerlerin)e uyma ve onların incitici sozlerine aldırma! (Yalnız) Allah´a guven! Hic kimse Allah kadar guven verici olamaz

    [49] Siz ey imana ermis olanlar! Mumin kadınlarla evlenir ve fakat onlara dokunmadan bosarsanız, onlar adına bir iddet donemi hesaplamaya ve (onlardan bunu) beklemeye hakkınız yoktur; o halde (hemen) ihtiyaclarını karsılayın ve en guzel sekilde bırakın

    [50] Ey Peygamber! Mehirlerini verdigin eslerini ve Allah´ın sana bahsettigi savas esirleri arasından sag elinin altında bulunanları sana helal kıldık. Ve seninle birlikte (Yesrib´e) goc etmis olan amcalarının ve halalarının kızlarını, dayılarının ve teyzelerinin kızlarını; ve kendilerini Peygamber´e ozgur iradeleriyle teklif eden, Peygamber´in de almak istedigi mumin kadınları (da sana helal kıldık): (bu sonuncusu) yalnız sana ozgu bir imtiyazdır, oteki muminler icin degil, (zaten) onlara esleri ve sag ellerinin altında bulunanlar konusunda yapmaları gerekeni bildirdik. (Ve) artık sen (gereksiz) bir endiseye kapılmamalısın, suphesiz Allah cok bagıslayıcıdır, rahmet kaynagıdır

    [51] (Sunu bil ki,) onlardan diledigini bir sure yanından uzaklastırabilirsin ve diledigini de yanına alabilirsin; ve (bir sure) uzaklastırdıklarından birini yeniden istemende bir vebal yoktur: bu, (seni her gorduklerinde) gozlerinin parlamasını ve (gozden cıkarıldıkları zaman) uzulmemelerini ve onlara vermek zorunda oldugun her seyden hosnutluk duymalarını saglar: cunku (yalnız) Allah kalplerinizden geceni bilir; ve Allah her seyi bilendir, halimdir

    [52] Bundan sonra (baska) hicbir kadın sana helal degildir -onları(n hicbirini) baska kadınlarla, guzellikleri seni fazlasıyla cezbetse de, degistirme(ne izin verilmemistir)- (halen) sahip oldukların dısında (hic biri sana helal degildir). Allah her seyi gorup gozetendir

    [53] Siz ey imana ermis olanlar! Izin verilmedikce Peygamber´in evlerine girmeyin ve yemek icin (davet edildiginiz zaman erkenden) gidip hazırlanmasını beklemeye kalkısmayın, cagrıldıgınızda (en uygun zamanda) girin, yemegi yiyince hemen ayrılın, lafa dalmayın. Bu durum Peygamberi uzebilir, ama sizden (gitmenizi istemeye de) cekinebilir fakat Allah dogru(yu size ogretmek)ten cekinmez. (Peygamber´in eslerine gelince,) onlardan bir sey isteyeceginiz vakit perde arkasından isteyin! Bu hem sizin kalplerinizin, hem de onlarınkinin temizligini pekistirir. Ayrıca sizin Allah´ın Elcisi´ni uzmeniz ve onun vefatından sonra eslerini nikahlamanız caiz degildir, dogrusu bu, Allah nazarında buyuk bir gunahtır

    [54] Bir seyi acıktan da, gizli de yapsanız, (unutmayın ki,) Allah her seyi hakkıyla bilir

    [55] (Fakat) onların babalarına, ogullarına, kardeslerine, erkek kardeslerinin veya kız kardeslerinin ogullarına, kadın hizmetcilerine yahut sag ellerinin sahip oldugu (kadın koleleri)ne (serbestce gorunmelerinde) bir mahzur yoktur. Ama (ey Peygamber esleri, her zaman) Allah´a karsı sorumlulugunuzun bilincinde olun; suphesiz Allah, her seye sahittir

    [56] Allah ve melekleri, suphesiz, Peygamberi kutsarlar: (o halde) ey iman etmis olanlar, siz de o´nu kutsayın ve kendinizi (o´nun rehberligine) tam bir teslimiyetle terk edin

    [57] Allah´ı ve Rasulu´nu (bilerek) incitenlere gelince; Allah onları bu dunyada ve ahirette (rahmetinden) yoksun bırakacak ve onlar icin alcaltıcı bir azap hazırlayacaktır

    [58] Mumin erkekleri ve mumin kadınları yapmadıkları bir fiilden dolayı suclayanlara gelince, onlar iftira atma sucu islemis ve boylece acık bir gunaha girmis olurlar

    [59] Ey Peygamber! Eslerine, kızlarına ve (oteki) butun mumin kadınlara (toplum icine cıktıklarında) dıs kıyafetlerini uzerlerine almalarını soyle! Bu, onların (temiz kadınlar olarak) tanınmalarını ve rahatsız edilmemelerini temin eder. Ama (unutma ki) Allah, cok bagıslayıcıdır, rahmet kaynagıdır

    [60] Iste boyle, eger ikiyuzluler, kalplerinde hastalık olanlar ve yalan haberler yayarak (Peygamber´in) kent(in)de huzursuzluk cıkaranlar (dusmanca hareketlerinden) vazgecmezlerse (ey Muhammed,) onlar uzerinde ustunluk kurmanı saglarız, o zaman bu (kentte) sana cok az bir sure komsu kalacaklardır

    [61] ve onlar, Allah´ın rahmetinden yoksun olduklarından goruldukleri yerde yakalanacaklar ve teker teker ortadan kaldırılacaklardır

    [62] Daha once gelip gecen (bu tur gunahkar)lar icin Allah´ın tatbik ettigi yol budur; ve sen Allah´ın tatbikatında bir degisiklik goremezsin

    [63] Insanlar sana Son Saat hakkında soracaklar. De ki: "Onun bilgisi Allah katındadır; senin butun bildigin ise, Son Saat´in yakın oldugudur

    [64] Gercek su ki, Allah hakikati inkar edenleri rahmetinden kovmus ve onlar icin yakıcı bir ates hazırlamıstır

    [65] Onlar orada sonsuza kadar kalacaklar, ne bir dost, ne de bir yardımcı bulamayacaklardır

    [66] Yuzlerinin ateste darmadagın oldugu o Gun, "Eyvah" diye feryad ederler, "keske Allah´a itaat etseydik, keske Elci´ye uysaydık

    [67] Ve "Ey Rabbimiz!" diyecekler, "Biz liderlerimize ve ileri gelenlere uyduk, bizi dogru yoldan uzaklastıranlar onlardır

    [68] Ey Rabbimiz! Onlara iki misli azap cektir ve rahmetinden tamamen mahrum bırak

    [69] Siz ey imana ermis olanlar! Musa´ya eziyet eden (Israilogulları) gibi olmayın; (unutmayın ki) Allah, (onu kendisine karsı veya kendisi hakkında) ileri surdukleri iddialardan temize cıkardı cunku o, Allah katında buyuk seref ve itibar sahibiydi

    [70] Siz ey iman etmis olanlar! Allah´a karsı sorumlulugunuzun bilincinde olun ve (her zaman) hakkı ve dogruyu konusun

    [71] (o zaman,) Allah islerinizi degerli kılar ve gunahlarınızı affeder. Ve (bilin ki) kim Allah´a ve Rasulu´ne itaat ederse buyuk bir zafere erismis olur

    [72] Gercek su ki, Biz (akıl ve irade) emaneti(ni) goklere, yere ve daglara sunmustuk; ama (sorumlulugundan) korktukları icin onu yuklenmeyi reddettiler. O (emanet)i insan ustlendi; zaten o, daima haksızlıga ve akılsızlıga son derece meyyal biridir

    [73] (Iste boylece) Allah, ikiyuzlu erkek ve kadınlara ve kendisine es kosan erkek ve kadınlara azab edecektir. Ve mumin erkeklere ve mumin kadınlara rahmetiyle yonelecek olan (da) Allah´tır. Allah gercekten cok bagıslayıcıdır, bir rahmet kaynagıdır

    Sebe'

    Surah 34

    [1] Hamd, goklerde ve yerde ne varsa tumunun gercek maliki olan Allah´a mahsustur; ahirette de hamd O´na mahsus olacaktır. Yalnız O´dur hikmet sahibi, her seyden haberdar olan

    [2] O, topraga giren ve ondan cıkan her seyi, gokten inen ve ona yukselen her seyi bilir. O, tek basına, rahmet kaynagıdır, magfiret sahibidir

    [3] Ama hakikati inkara sartlanmıs olanlar, "Kıyamet Saati bizi asla bulmaz!" diye dusunurler. De ki: "Hayır, insan kavrayısının otesindeki her seyi bilen Rabbimin hakkı icin o mutlaka sizi bulacaktır!" Goklerde ve yerde zerre kadar bir sey bile O´nun bilgisinden kacamaz; ve bundan daha kucuk veya daha buyuk bir sey yoktur ki (O´nun) apacık fermanında yer almasın

    [4] O, boylece, inanan ve iyi isler yapanları odullendirir, onlar icin magfiret ve muhtesem bir rızık vardır

    [5] mesajlarımıza karsı mucadele ederek onların amacını gecersiz kılmaya calısanlara gelince, (yaptıkları) cirkinliklerin bir sonucu olarak onlar icin acıklı bir azap vardır

    [6] Bilgi ve kavrayıs yetenegi ile donatılmıs olanlar, Rabbinden sana indirilen her seyin hak oldugunu ve kudret Sahibi´nin, her turlu ovguye layık Olan´ın yoluna ilettigini bilirler

    [7] Buna karsılık, hakikati inkara sartlanmıs olanlar, (kendileri ile aynı zihniyette olanlara) soyle derler: "(Olup) sayısız parcalara dagıldıktan sonra yeni bir yaratılısla -evet, dikkat edin, (yeni bir yaratılısla)- (hayata donmus) olacagınızı iddia eden bir adam gosterelim mi size

    [8] O, (bile bile) kendi uydurmalarını mı Allah´a isnad ediyor; yoksa bir deli mi?" Asla! (Peygamber´de hicbir delilik yoktur;) ama ahirete inanmayanlar azaba gark olacak ve buyuk bir sapkınlık icinde bulunacaklardır

    [9] Gogun ve yerin ne kadar az kısmının onlerine serildigini, ne kadarının da gizlendigini anlamazlar mı? (Yine anlamazlar mı ki) Biz dileseydik onları yerin dibine batırır, yahut gogu baslarına gecirirdik? Butun bunlarda, (pismanlık duyarak) O´na yonelen her (Allah´ın) kul(u) icin bir ders vardır

    [10] Ve (boylece) Biz Davud´u lutfumuzla onurlandırdık: "Siz ey daglar! Onunla birlik olup Allah´ın yuceligini terennum edin! Ve (siz de) ey kuslar!" Biz o´ndaki butun sertligi ve katılıgı yumusattık

    [11] (ve o´na su telkinde bulunduk:) "Guzel isleri cokca, hicbir sınır gozetmeden yap ve onların duzenli akısına derin bir anlam kazandır". Ve (boylece ey muminler, hepiniz) dogru ve yararlı isler yapınız, cunku Ben butun yaptıklarınızı gorurum

    [12] Biz ruzgarı Suleyman(ın emrin)e verdik: sabahki hareketi bir aylık yolculuk (mesafesinde), aksamki hareketi de bir aylık (mesafede tamamlanan) ruzgarı. Ve erimis bakır menbaını o´nun buyrugu altında akıttık; gorunmeyen varlıklardan bir kısmı (da) Rablerinin izniyle o´nun icin calıs(maya mecbur kılın)dılar; ve hangisi emrimizden cıktıysa ona yakıcı atesin azabını tattırırdık

    [13] o´nun icin istegine gore mabedler, heykeller, buyuk tekneler kadar (genis) havuzlar ve saglamca tesbit edilmis kazanlar yaptılar. (Ve dedik ki:) "Ey Davud kavmi, (Bana karsı) sukur (duygusu) icinde calısın; ve (unutmayın ki) kullarım arasında (bile) hakkıyla sukredenler cok azdır

    [14] (Suleyman da olumu elbet tadacaktı; fakat) Biz o´nun olumune hukmettigimiz zaman, asasını kemiren kurttan baska oldugunu gosteren bir isaret yoktu. Ve Suleyman devrilince acıkca ortaya cıktı ki, (o´nun emrindeki) gorunmeyen varlıklar, kavrayıslarının otesindeki gercekligi bilmis olsalardı o asagılayıcı (hizmetcilik) azabı icinde (sıkıntıyla) yasamaya devam etmezlerdi

    [15] Sebe halkı, (cekici guzellikler icindeki) yurtlarında (Allah´ın rahmetinin) bir isaretine sahiptiler; saga ve sola dogru uzanan iki (genis) bahce, (onlara sanki su cagrıyı yapıyordu:) "Rabbinizin size bahsettigi rızıktan yiyin ve O´na sukredin! Ne guzel topraklar ve ne bagıslayıcı bir Rab

    [16] Ama onlar (Bizden) yuz cevirip uzaklastılar ve bu yuzden barajlarını yıkıp gecen, sahip oldukları (son derece verimli) iki bahceyi sadece bogurtlen, ılgın ve birkac tane (yabani) sedir agacından ibaret (virane) bir bahceye ceviren bir sel gonderdik

    [17] hakikati inkar etmelerinden dolayı onları iste boyle cezalandırdık. Biz, nankorluk yapanlardan baskasını hic cezalandırır mıyız

    [18] Biz, (o toplumun cokusunden once,) kutsadıgımız sehirler ile onlar arasına birbirlerinin gorus mesafesinde bulunan (bircok) kasaba yerlestirdik; ve boylece (onlar icin) seyahati kolaylastırdık, (ve adeta) "Bu (topraklarda) hem geceleri hem de gunduzleri guven icinde seyahat edin!" (dedik)

    [19] Buna ragmen onlar, "Rabbimiz seyahat menzillerimiz arasındaki mesafeyi uzattı!" dediler. Ve boylece kendi kendilerine zulmetmis oldular. Biz de bunun uzerine onları (gecmisin) efsane(lerinden biri)si haline dondurduk ve darmadagın ettik. Kuskusuz bunda, sıkıntılara gogus geren ve (Allah´a) gonulden sukredenler icin alınacak dersler vardır

    [20] Dogrusu Iblis, onlar hakkında dogru soylemisti, cunku (iclerindeki) bazı muminler haric, tumu o(nun cagrısı)na uydular

    [21] Halbuki (Iblis´in) onlar uzerinde hicbir zorlayıcı gucu yoktu. (Zaten Iblis´e insanları bastan cıkarma izni vermissek,) ahiretin varlıgına (gercekten) inananları ona suphe ile bakanlardan kesin bir sekilde ayırd etmek icin (vermisizdir) cunku Rabbin her seyi gorup gozetendir

    [22] De ki: "Allah´tan baska (ilahi guclere sahip oldugunu) zannettiginiz (varlıkları) cagırın! (Aslında) onların ne yerde ne gokte zerre kadar gucleri yoktur, ne buralar(ın yonetimin)de bir pay sahibidirler, ne de Allah kendisine onlar arasından bir yardımcı (secmistir)

    [23] Allah katında, kendisinin izin verdikleri dısında hic kimsenin sefaati fayda vermez; kalplerinden (Son Saat´in) korkusu atılınca onlar, (o yeniden dirilenler, birbirlerine donup) soracaklar: "Rabbiniz (sizin icin) neye karar verdi?" Otekiler, "Dogru ve hak edilmis olana; O, yucedir ve buyuktur!" diye cevap verecekler

    [24] De ki: "Goklerden ve yerden geciminizi saglayan kimdir?" De ki: "Allah´tır! O halde, ya biz (Allah´a inananlar)dan yahut siz (O´nun birligini inkar edenler)den biri dogru yolda, (digeri ise) acık bir sapıklık icindedir

    [25] De ki: "Ne siz bizim isledigimiz suctan dolayı hesaba cekileceksiniz, ne de biz sizin islediklerinizden dolayı

    [26] De ki: "Rabbimiz (Hesap Gunu) hepimizi bir araya toplayacak ve sonra aramızda adaletle hukum verecektir; O, hakikati apacık ortaya koyan, her seyi hakkıyla bilendir

    [27] De ki: "(Zihninizde) O´na ortak kostugunuz (varlıklar)ı bana gosterin! Hayır hayır, (yalnız) O´dur kudret ve hikmet Sahibi

    [28] (Ey Muhammed, sana gelince,) Biz seni insanlıga ancak bir mujdeci ve uyarıcı olman icin gonderdik; fakat insanların cogu (bunu) anlamazlar

    [29] ve bu sebeple sorarlar: "Bu (yeniden dirilme ve yargılanma) vaadi ne zaman gerceklesecek? Eger dogruyu soyluyorsanız (ey muminler, buna cevap verin)

    [30] De ki: "Sizin icin belli bir gun tayin edilmistir, ondan tek bir an ne geri kalabilirsiniz, ne de onu gecebilirsiniz

    [31] (Ama) hakikati inkara sartlanmıs olanlar, "Biz ne bu Kuran´a inanırız, ne de onceki vahiylerden bugune kalanlara!" dediler. Sen (Hesap Gunu) Rablerinin huzurunda sucu birbirlerinin uzerine atıp durdukları zaman bu zalimleri(n halini) bir gorseydin! (Yeryuzunde) gucsuz olanlar kustahca boburlenenlere: "Siz olmasaydınız kesinlikle inanmıslardan olurduk!" diyeceklerdir

    [32] Kustahca boburlenenler ise gucsuzlere: "Nasıl olur? Dogru yol size acıkca gosterildikten sonra biz mi sizi (zorla) ondan alıkoyduk? Hayır, suclu olan sizdiniz!" diyeceklerdir

    [33] Ama gucsuzler, kustahca buyukluk taslayanlara: "Hayır!" diyecekler. "(Bizi ondan alıkoyan, sizin) gece gunduz (Allah´ın mesajlarına karsı) yanlıs ve yanıltıcı itirazlar gelistirmenizdi; (tıpkı) Allah´ı tanımamaya ve O´na rakip gucler bulunduguna bizi ikna ettiginiz (gibi)!" diyeceklerdir. Ve onlar (kendilerini bekleyen) azabı gorunce (derin) pismanlıklarını ifade etmeye imkan bulamayacaklar; cunku biz hakikati inkara sartlanmıs olanların boyunlarına halkalar gecirecegiz. Bu, yaptıklarının (adil) bir karsılıgı degil midir

    [34] Nitekim, ne zaman bir topluma uyarıcı gonderdiysek, toplumun sefahata dalmıs olan kesimi, "(Sahip oldugunuzu iddia ettiginiz) mesajınızın hak oldugunu inkar ediyoruz!" derler

    [35] ve sonra eklerler, "Servet ve soy olarak biz (sizden daha) gucluyuz ve (bu gucumuz sayesinde) azaba ugratılmayacagız

    [36] De ki: "Rabbim diledigine bol rızık verir, (diledigine) az. Fakat insanların cogu (Allah´ın yol ve yontemlerini) anlamazlar

    [37] Sizi Bize yaklastıracak olan, ne zenginliginiz, ne de cocuklarınızdır, yalnızca iman edip dogru ve yararlı isler yapanlar (Bize yakın olabilirler); bu (gibi)leri, yaptıklarından dolayı cesit cesit oduller beklemektedir ve onlar (cennet) koskler(in)de (huzur ve) guven icinde yasayacaklardır

    [38] Mesajlarımızı etkisiz kılmak icin caba gosterenler ise azapla yuzyuze geleceklerdir

    [39] De ki: "Rabbim, kullarından diledigine bol rızık verir, diledigine az ve baskaları icin ne harcarsanız yerini (daima) doldurur: cunku O, rızık verenlerin en hayırlısıdır

    [40] (Hakikati inkara sartlanmıs olanlara gelince,) Allah bir gun onların hepsini toplayacak ve meleklere soracaktır: "Bunların ibadet ettikleri siz miydiniz

    [41] Melekler: "Sen, kudret ve egemenliginde eksiksiz ve kusursuzsun!" derler, "Bize yakın olan (yalnız) Sensin, onlar degil! Hayır, onlar (bize ibadet ettiklerini zannettikleri zaman, aslında) duyuları ile kavrayamadıkları guclere (korcesine) tapıyorlardı; cogu onlara inanmıstı

    [42] Ve (o Gun Allah soyle seslenecektir): "Siz (yaratılmıslar)dan hic biri bugun bir baskasına fayda veya zarar verecek guce sahip degildir!" Ve (o Gun) haksızlık yapanlara: "Yalanladıgınız atesin azabını (simdi) tadın bakalım!" diyecegiz

    [43] Mesajlarımız onlara butun acıklıgıyla aktarıldıgında, (hakikati inkara sartlanmıs olanlar birbirlerine,) "Bu (Muhammed) sizi atalarınızın taptıklarından vazgecirmeye calısan biridir sadece!" derler. Ve "Bu (Kuran, insan tarafından) uydurulmus bir safsatadan baska bir sey degildir!" d(iye ekl)erler. Ve (son olarak,) hakikati inkara kalkısanlar, hakikat kendilerine ulastıgında, onun icin, "Bu, buyuleyici guzel bir sozden baska bir sey degil!" derler

    [44] Oysa (ey Muhammed,) Biz onlara ne basvuracakları vahiyler gondermisizdir, ne de senden once bir uyarıcı

    [45] Onlardan once yasamıs olanlar(ın cogu) da, boylece hakikati yalanlamıslardı; bu (eski toplumlar), (kendilerinden sonraki kusaklara) tevdi ettigimiz (hakikatin kanıtlarının) onda birine bile sahip olmadıkları halde yine de elcilerimizi yalanladıklarında, Benim onları yok saymam ne korkunc oldu

    [46] De ki: "Size bir tek ogudum var; ister baskalarıyla birlikte iken ister yalnız, Allah´ın huzurunda (bulundugunuzun bilincinde) olun ve sonra kendi kendinize, (bu elci olarak gorevlendirilen) arkadasınızda bir delilik olmadıgını dusunun! O, yasayacagınız siddetli azaba karsı sizi uyarmaktan baska bir sey yapmıyor

    [47] De ki: "Sizden herhangi bir karsılık istemis degilim. Benim (hak ettigim) karsılıgı ancak Allah verir ve O her seye sahittir

    [48] De ki: "Rabbim, kuskusuz, (yalan ve sahte olana karsı) degismez gercegi ortaya koyacaktır; O, yaratılmısların kavramaktan aciz oldukları her seyi hakkıyla bilir

    [49] De ki: "Degismez gercek, simdi (butun acıklıgıyla) ortaya cıkmıstır, (yalan ve sahte olan ise sonup gitmeye mahkumdur), cunku sahte ve yalan, ne yeni bir sey getirebilir, ne de (gecip gitmis olanı) geri dondurebilir

    [50] De ki: "Eger sapkınlıga dusmus olsaydım (kendi yuzumden ve) kendi aleyhime sapmıs olurdum; ama eger dogru yoldaysam, yalnızca Rabbimin bana vahyi sayesindedir, kuskusuz O, en yakın olan, her seyi isitendir

    [51] Sen, (Kıyamet Gunu, hakikati inkar edenlerin,) -can damarlarından yakalandıkları icin- kacacak bir yer bulamayıp korkuyla buzuldukleri (anki halleri)ni bir gorsen

    [52] ve (gorsen, nasıl) "Biz (simdi) ona inandık!" diye yalvarırlar fakat nasıl bu kadar uzaktan (kurtulusa) ere(ceklerini umit ede)bilirler

    [53] Halbuki onceleri hakikati inkara kalkısmıslar ve insan kavrayısının otesindeki bazı seylere uzaktan dil uzatmıslardı

    [54] Boylece, kendileri ile istek ve ozlemleri arasına bir set cekilecektir, tıpkı onlardan once yasayıp gitmis olanlara yapıldıgı gibi; cunku otekiler (de) supheye varan bir tereddut icinde bogulup gitmislerdi

    Fâtır

    Surah 35

    [1] Her turlu ovgu, goklerin ve yerin yaratıcısı olan ve melekleri iki, uc veya dort kanatlı elciler yapan Allah´a mahsustur. O, diledigini (kesintisiz sekilde) kendi hilkat alemine katıp onu genisletir. Kuskusuz Allah, her seye kadirdir

    [2] Allah´ın insanlar icin acacagı rahmet kapısını kimse kapatamaz ve O´nun kapattıgını da kimse acamaz; cunku O, kudret ve hikmet sahibidir

    [3] Ey insanlar! Allah´ın size bagısladıgı nimetleri hatırlayın! Size goklerden ve yerden azık saglayan Allah´tan baska bir yaratıcı var mı? (Hayır!) O´ndan baska ilah yoktur: ama nasıl olur da zihinleriniz bu (apacık hakikatten) sapar

    [4] Ama eger onlar, (zihinleri bu apacık hakikatten sapanlar,) seni yalanlarlarsa (aldırma, ey Muhammed!) (Unutma ki) senden once (oteki) peygamberler de yalanlanmıstır: Cunku (inanmayanlar), her seyin, sonunda (asıl kaynagı olan) Allah´a doneceg(ini asla kabul etmezler)

    [5] Ey insanlar! Allah´ın (yeniden diriltme) vaadi gercektir, sakın bu dunya hayatının sizi ayartmasına ve Allah hakkındaki (kendi) carpık dusuncelerinizin sizi saptırmasına izin vermeyin

    [6] Seytan, sizin apacık dusmanınızdır; oyleyse siz de ona dusman olarak muamele edin. O, kendisine tabi olanları, ancak, yakıcı atese mahkum olanlar arasında yer alacakları bir akibete cagırır

    [7] (Cunku,) hakikati inkara sartlanmıs olanlar icin cetin bir azap vardır, iman edip dogru ve yararlı isler yapanları da magfiret ve buyuk bir mukafat bekler

    [8] O halde, isledigi kotu, cirkin fiillerin cazibesine kapılıp (sonunda) onları guzel goren biri (Seytan´ın adamlarından baskası) olur mu? Kuskusuz Allah, (dogru yoldan sapmak) isteyenin sapmasına izin verir, (aydınlıga ulasmak) isteyeni de aydınlıga ulastırır. O halde (ey muminler,) onlara uzulerek kendinizi perisan etmeyin! Allah, onların yaptıklarını cok iyi bilir

    [9] Ve (hatırlayın) bulutları yukseltmek icin ruzgarları gonderen Allah´tır; sonra Biz onları corak beldelere surukler ve cansız topraga hayat veririz. Yeniden dirilme de iste boyle olacaktır

    [10] Kudret ve ihtisam arayan kimse (bilsin ki) gercek kudret ve ihtisam (yalnız) Allah´a aittir. Butun guzel sozler O´na yukselir; butun dogru ve yararlı isleri O yuceltir. Sinsi sekilde kotu fiiller tasarlayanlara gelince, onları siddetli bir azap beklemektedir; ve onların butun tertipleri de yok olup gitmeye mahkumdur

    [11] Ve (hatırlayın) Allah sizi(n her birinizi) topraktan yaratır, sonra da bir damla spermden ve sonra sizi iki cinsten biri sekline sokar. Hicbir disi O´nun bilgisi olmadan ne hamile kalabilir, ne de dogum yapabilir ve (Allah´ın) fermanında ongorulmedikce hic kimse omrunu uzatamaz ve hic kimse de onu kısaltamaz; ama bunlar, kuskusuz, Allah icin kolaydır

    [12] (O´nun icin benzerlik ve farklılık yaratmak da kolaydır.) O halde, (yeryuzundeki) iki buyuk su kutlesi aynı olamaz; birisi tatlı, susuzlugu giderici, icimi guzel iken otekisi tuzlu ve acıdır. Fakat her ikisinden de taze et yersiniz ve (ikisinden de) sus takıları cıkarırsınız; ikisinin de uzerinde Allah´ın lutfundan nasibinizi aramanızı ve boylece sukredenlerden olmanızı saglayan gemilerin dalgaları yararak ilerlediklerini gorursun

    [13] O, gunduzu kısaltarak geceyi uzatır ve geceyi kısaltarak gunduzu uzatır. O, gunesi ve ayı (kendi kanunlarına) tabi kılmıstır, her biri (O´nun) belirledigi bir zaman icinde akıp gider. Iste Rabbiniz Allah budur: mulk O´nundur; O´ndan baska yalvarıp durduklarınız ise bir hurma cekirdeginin zarı kadar bile bir seye sahip degillerdir

    [14] Onlara yalvarırsanız cagrınızı duymazlar; duyabilseler bile size cevap ver(e)mezler. Ve (ustelik) Kıyamet Gunu onları Allah ile es tutmanızı kabul etmezler. Hic kimse her seyi bilen kadar size (gercegi) gostermez

    [15] Ey Insanlar! Allah´a muhtac olan sizsiniz, ama O, hicbir seye muhtac degildir ve hamd O´na mahsustur

    [16] Dilerse sizi ortadan kaldırır ve (yerinize) yeni bir yaratılmıslar toplulugu getirir

    [17] bu Allah icin zor da degildir

    [18] Kimse kimsenin yukunu tasıyacak degildir; kendi yuku agır gelen kimse onu tasımak icin (baskasını) yardıma cagırırsa, yakını da olsa, (bu kimse) o yukun hicbir parcasını tasıyamaz. O halde (gercekten) sen, ancak kavrayıslarının otesinde oldugu halde Rablerinden korku duyanları ve namazlarında dikkatli ve devamlı olanları uyarabilirsin; ve (sunu bil ki,) kim arınırsa yalnız kendisi icin arınmıs olur ve butun yollar yalnız Allah´a varır

    [19] Nitekim, ne goren ile gormeyen bir olur

    [20] ne de aydınlık ile zifiri karanlık

    [21] ne (serinletici) golge ile yakıcı sıcak

    [22] ve ne de yasayan ile (kalben) olmus bulunan. Suphen olmasın ki (ey Muhammed,) Allah diledigine isittirir, halbuki sen mezarlardaki (oluler gibi kalben olmus)lere isittiremezsin

    [23] sen sadece bir uyarıcısın

    [24] Biz seni hakikat ehli bir mujdeci ve uyarıcı olarak gonderdik; cunku hicbir topluluk yoktur ki iclerinden bir uyarıcı gelip gecmemis olsun

    [25] Ve eger seni yalanladı(klarını gorursen aldırma), onlardan once yasamıs olanlar(ın cogu) da, elcileri kendilerine hakikatin butun kanıtlarıyla ve ilahi hikmet yuklu kitaplarla ve aydınlatıcı vahiyle geldiklerinde hakikati yalanlamıslardı

    [26] (fakat) sonunda hakikati inkara sartlanmıs olanların tumunun hesabını gordum: Benim (birini) gozden cıkarmam ne korkunc olur

    [27] Gormuyor musun, Allah, goklerden su indirmekte ve onunla turlu renklere (ve tadlara) sahip meyveler yetistirmekteyiz; nasıl ki daglarda kırmızı ve beyaz renkte ve simsiyah cizgiler var

    [28] ve (nasıl ki) insanlar, surungenler ve hayvanlar turlu turlu renkler tasıyor! Kulları arasından yalnız anlama ve kavrama yetenegine sahip olanlar Allah´tan (hakkıyla) korkarlar, (cunku yalnız onlar bilir ki) Allah kudret Sahibidir, cok bagıslayıcıdır

    [29] Allah´ın vahyine (seksiz suphesiz) uyanlar, namazlarında dikkatli ve devamlı olanlar ve kendilerine verdigimiz rızıktan gizli / acık baskaları icin harcayanlar; iste ancak bunlar hic kesintiye ugramayacak bir kazanc umabilirler

    [30] Allah, onların hak ettigi karsılıgı eksiksiz verir ve onu lutfuyla daha da arttırır. Allah, suphesiz cok bagıslayıcıdır ve sukrun karsılıgını anında verendir

    [31] Ve (sunu bil ki,) sana vahyettigimiz ilahi kelam, gecmis vahiylerden bugune kalmıs ne varsa tumunu tasdik eden bir hakikattir; suphesiz Allah kulları(nın ihtiyacları)ndan tamamen haberdardır ve her seyi gorendir

    [32] Biz, bu ilahi vahyi kullarımızdan sectiklerimize miras olarak bahsettik. Onlardan bazısı kendilerine zulmeder, bazısı (dogru ile egri arasında) ara yolu tercih eder, bir kısmı da Allah´ın izniyle iyilikte bası cekenlerden olur. Bu (ise) en buyuk fazilettir

    [33] (Iste) bunlar sonsuz mutluluk bahcelerine girerler, orada altın bilezikler ve inciler takınırlar ve ipekten elbiseler giyerler

    [34] ve soyle derler: "Butun ovguler bize acı ve uzuntu tattırmayan Allah´a mahsustur. Rabbimiz gercekten cok bagıslayıcıdır, sukrun karsılıgını anında verendir

    [35] O, lutfuyla bu konak yerine bizi yerlestirdi: orada bize ne bir catısma ve gerginlik bulasır, ne de yorgunluk ya da bıkkınlık

    [36] Hakkı inkara sartlanmıs olanlara gelince; onları bir cehennem atesi beklemektedir; (orada) ne hayatlarına son verilip oldurulurler, ne de icine atıldıkları o (atesin) azabı hafifletilir. Iste biz sukurden uzak duranları boyle cezalandırırız

    [37] Onlar orada, (cehennemde): "Rabbimiz! Bizi bu (azap)tan kurtar! Bundan sonra artık (eskiden) yaptıklarımızdan farklı iyi seyler yapacagız!" diye feryad ederler. (O zaman onlara soyle cevap verecegiz:) "Size (orada,) dusunmek isteyen herkesin dusunebilecegi kadar uzun bir omur vermedik mi? Ve (ustelik) size bir uyarıcı da gelmisti. Oyleyse, (yaptıgınız kotuluklerin meyvelerini) simdi tadın bakalım! Zalimler hicbir yardımcı bulamayacaklardır

    [38] Suphesiz, Allah goklerin ve yerin gizli gercekligini bilir (ve) dogrusu O, (insanların) kalplerindekini de tam bilendir

    [39] Sizleri yeryuzune varis kılan O´dur. O halde, (Allah´ın birligi ve benzersizligi) gercegi(ni) inkara kalkısan kisi (sunu bilsin ki), onun bu inkarı kendi aleyhinedir; cunku, onların bu gercegi (inatla) inkar etmeleri, yalnızca Rablerinin katındaki cirkinliklerini arttırır ve bu gercegi inkar etmeleri inkarcıların ziyanını artırmaktan baska bir ise yaramaz

    [40] De ki: "Allah´a ortak kostugunuz varlıkları ve gucleri (ve) Allah´tan baska yalvarıp yakardıklarınızı (gercekten) hic dusundunuz mu? Bana onların yeryuzunde ne yarattıklarını gosterin; yoksa onların gokler(in yonetimin)de bir katkıları mı var (sanıyorsunuz)?" Onlara (goruslerini destekleyici) bir kanıt olarak kullanabilecekleri bir ilahi vahiy mi gonderdik? Hayır! Zalimlerin birbirleri hakkında besledikleri (umitler), hayalden oteye gecmez

    [41] Gercek su ki, semavi varlıkları ve yeri (yorungelerinden) sapmamaları icin tutan (yalnızca) Allah´tır. Bir kere sapınca da, O´nun mudahale etmemesi halinde baska hicbir guc onları tutamaz. (Fakat) Allah halimdir, cok bagıslayıcıdır

    [42] Onlar, (hakikate her fırsatta muhalefet edenler,) eger kendilerine bir uyarıcı gelirse, o´nun rehberligine, (kendilerine gonderilen uyarıcıya tabi olan eski) toplumlardan daha cok baglanacaklarına butun gucleriyle yemin ederler: Iste simdi onlara bir uyarıcı geldi, ama (o´nun cagrısı) onların sadece muhalefetlerini artırdı

    [43] Yeryuzunde boburlenmelerini artırdı, (Allah´ın mesajlarına karsı) seytani itirazlar gelistirme (caba)larını... Halbuki, butun seytani tuzaklar (sonunda) sadece sahiplerini yutar; yoksa onlar, onceki (gunahkar)ların (suruklendikleri) yoldan baska bir sey mi bekliyorlar? Sen Allah´ın tuttugu yol ve yontemde hicbir degisiklik goremezsin; evet sen, Allah´ın yolunda ve yonteminde bir sapma goremezsin

    [44] Onlar hic yeryuzunde dolasıp kendilerinden daha guclu onceki (hakikat inkarcı)larının ugradıkları akibeti gormezler mi? Ve (gormezler mi) goklerde ve yerdeki hicbir sey Allah´ın (iradesine) karsı gelemez, cunku O, her seyi bilendir ve gucunde sınırsızdır

    [45] Eger Allah, insanları (hayatta) isledikleri (kotulukler)den dolayı (hemen) hesaba cekseydi, yer uzerinde tek bir canlı varlık bırakmazdı. Ama Allah, onlara (Kendisi tarafından) belirlenmis bir vadeye kadar muhlet tanır, vadeleri dolunca da (anlarlar ki) Allah kulların(ın kalplerindekin)i gormektedir

    Yâsîn

    Surah 36

    [1] Sen ey insanoglu

    [2] Dusun bu hikmetle dolu Kuran´ı

    [3] Gercek su ki, sen Allah´ın elcilerinden birisin

    [4] dosdogru bir yol uzeresin

    [5] Kudret Sahibi ve Rahmet Kaynagı´ndan indirilmis olan(ın sayesinde)

    [6] ataları uyarılmamıs ve bu nedenle kendileri (dogru ile egrinin ne oldugundan) habersiz kalmıs bulunan insanları uyarasın diye (sana indirilmis olanın) (sayesinde)

    [7] Onların coguna karsı (Allah´ın gazap) sozu mutlaka gerceklesecektir; cunku onlar iman etmezler

    [8] Onların boyunlarına cenelerine kadar uzayan demir halkalar gecirdik ki kafalarını dik tutmak zorunda kalsınlar

    [9] onlerine ve arkalarına setler cektik ve goremesinler diye uzerlerine perdeler gecirdik

    [10] artık onları uyarsan da uyarmasan da onlarca birdir, inanmazlar

    [11] Sen ancak (ilahi) uyarıyı can kulagıyla dinleyen ve insan kavrayısının otesinde bulunmasına ragmen Rahman´dan korkan kisiyi uyarabilirsin, iste boylelerine (Allah´ın) magfiretini ve en guzel odulu mujdele

    [12] Gercek su ki Biz, oluyu yeniden hayata dondurecegiz ve onların gelecek icin yaptıkları her turlu (eylemi) ve geride bıraktıkları butun (iyi ve kotu) izleri kayda gecirecegiz. Zira biz, her seyin apacık kaydını tutarız

    [13] Onlara, elcilerimizi gonderdigimiz o sehir halkı(nın hikayesin)i ornek olarak anlat

    [14] Biz onlara iki (elci) gonderdik, ikisini de yalanladılar; bunun uzerine (onları), ucuncu biri ile destekledik; ve bu (elci)ler, "Bakın, biz (Allah tarafından) size gonderildik!" dediler

    [15] (Berikiler): "Siz de bizim gibi olumlu insanlarsınız!" diye cevap verdiler, "Ayrıca Rahman, herhangi bir (vahiy) de gondermis degil. Siz sadece yalan soyluyorsunuz

    [16] (Elciler,) "Rabbimiz bilir ki" dediler, "biz gercekten size gonderilmis elcileriz

    [17] Fakat (bize emanet edilen) mesajı size acıkca teblig etmekten baska bir sey ile yukumlu degiliz

    [18] (Otekiler,) "Dogrusu," dediler, "bize ugursuzluk getirdiniz! Eger bundan vazgecmezseniz sizi mutlaka taslayacak ve basınıza bir bela saracagız

    [19] (Elciler) soyle cevap verdiler: "Kaderiniz, iyi de kotu de olsa, sizinle birlikte (olacak)tır! (Hakikati) can kulagıyla dinlemeniz isteniyorsa (bu sizce kotu bir sey mi?) Hayır, fakat siz kendinize yazık etmis bir toplumsunuz

    [20] Kentin en uzak ucundan bir adam kosarak geldi (ve) "Ey kavmim!" dedi, "Bu elcilere uyun

    [21] Sizden hicbir karsılık beklemeyen ve kendileri dogru yolda olan bu kimselere uyun

    [22] (Bana gelince,) neden beni yaratmıs olan ve hepinizin donup varacagı Allah´a kulluk etmeyeyim

    [23] (Neden) O´ndan baska ilahlar edineyim? (O zaman) Rahman bana bir zarar vermek isterse ne onların sefaati zerre kadar fayda getirir, ne de (bizzat kendileri) beni koruyabilirler

    [24] iste o zaman ben apacık bir sapıklıga dusmus olurum

    [25] (Ey kavmim,) ben sizin Rabbinize iman ediyorum, oyleyse bana kulak verin

    [26] (Ve) ona: "Cennete gir(eceksin)!" denildiginde "Keske" dedi, "kavmim bilseydi

    [27] Rabbimin beni(m gecmisteki gunahlarımı) bagısladıgını ve beni saygın kisiler arasına dahil ettigini

    [28] Ve ondan sonra biz kavminin uzerine gokten bir ordu indirmedik, indirme geregi de duymadık

    [29] hicbir sey (gerekmiyordu), bir (ceza) cıglıgından baska! Ve sonunda sessiz ve hareketsiz bir kul yıgınına donuverdiler

    [30] Ah! Yazık su insanlar(ın cogun)a! Kendilerine hangi elci geldiyse onu alaya aldılar

    [31] Kendilerinden once kac nesli yok ettigimizi; (ve) bu (yok olup gide)nlerin bir daha onlara donup gelemeyeceklerini gormuyorlar mı

    [32] Ve (sonunda) hep birlikte huzurumuzda toplanacaklarını

    [33] Onlar, olu topraga can vermemizde ve beslenmeleri icin topraktan urunler cıkarmamızda (yaratma ve diriltme gucumuzun) isaretini gorurler

    [34] orada (nasıl) hurmalıklar ve uzum bagları (yetistirmis) ve iclerinden (nasıl) pınarlar fıskırtmıstık

    [35] ki onları meydana getiren kendileri olmadıgı halde meyvelerini yiyebilsinler. Buna ragmen hala sukretmeyecekler mi

    [36] Topragın verdigi her turlu urunu, insanların bizzat kendilerini ve hakkında (henuz) bilgi sahibi olmadıkları seyleri cift cift yaratan Allah ne yucedir

    [37] Ve (butun evren uzerindeki hakimiyetimizin bir parcası olan) gecede de onlar icin bir isaret vardır: Biz ondan gun (ısıgı)nı cekip alırız; ve birden karanlıkta kalıverirler

    [38] Ve gunes(te de onlar icin bir isaret vardır): o, kendine ait bir yorungede akıp gider; bu, kudret sahibi ve her seyi bilen (Allah)ın iradesinin bir sonucudur

    [39] ve ay(da da bir isaret vardır ki) Biz onu, kuru ve egik bir hurma dalını andırır hale gelinceye kadar cesitli safhalardan gecirdik

    [40] ne gunes aya erisebilir, ne de gece gunduzu yok edebilir, cunku hepsi uzayda (yasalarımız dogrultusunda) hareket ederler

    [41] Onlar icin bir isaret de, soylarını/hemcinslerini dolu gemilerle (denizlerde) tasımamızda

    [42] ve (yolculuklarında) binek olarak kullanabilecekleri benzer araclar yaratmamız da (bulunmakta)dır

    [43] dilersek onları suda bogabiliriz, kimse de yardımlarına gelemez, iste (o zaman) onlar icin bir kurtulus yoktur

    [44] meger ki Biz onlara katımızdan bir rahmet ve (biraz daha fazla) hayat bagıslayalım

    [45] Onlara: "Gozlerinizin onunde olan ve sizden gizli tutulan (her seyin Allah´ın bilgisi dahilinde oldugu gercegini unutmadan) dikkat edin ki Allah´ın rahmetine nail olabilesiniz!" denildiginde (cogu duymazlıktan gelir)

    [46] ve onlara Rablerinden hicbir mesaj ulasmamıstır ki ondan yuz cevirmis olmasınlar

    [47] Kendilerine, "Allah´ın size verdigi rızıktan baskaları icin harcayın!" denildiginde, hakikati inkara sartlanmıs olanlar, inananlara, "Rabb(iniz) dileseydi (Kendisinin) besleyebilecegi kimseleri biz mi besleyelim? Dogrusu siz acık bir yanılgı icindesiniz!" derler

    [48] ve soyle devam ederler: "Bu (yeniden dirilme) vaadi ne zaman gerceklesecek? Eger dogru soyluyorsanız (buna cevap verin)

    [49] (Ve bilmezler ki) (yeniden dirilmeye) itiraz edip dururlarken, (ceza olarak) kendilerini sarsıp yok edecek bir tek patlama sesi onlara yeter

    [50] Ve (akibetleri oyle ani olacaktır ki) ne bir vasiyette bulunabilirler, ne de yakınlarına sıgınabilirler

    [51] Ve (sonra yeniden dirilis) suru uflenecek; iste o zaman tumu kabirlerinden cıkarak Rablerine dogru kosacaklar

    [52] Eyvah!" diyecekler, "Kim bizi (olum) uykumuzdan uyandırdı?" (Bunun uzerine onlara soyle denecek:) "Iste Rahman´ın vaad ettigi budur! Demek ki O´nun elcileri dogru soylemislerdi

    [53] Yalnızca bir tek patlama olur ve derken tumu onumuzde sıralanırlar (ve onlara soyle denir)

    [54] Bugun hic kimseye en kucuk bir haksızlık yapılmayacak ve (yeryuzunde) yaptıklarınız dısında hicbir seyden sorumlu tutulmayacaksınız

    [55] Kuskusuz cenneti hak edenler bugun yaptıkları her seyden hosnut olacaklardır

    [56] onlar ve esleri sedirler uzerinde mutlu bir sekilde yatıp uzanacaklar

    [57] orada (yalnızca) sevinc ve mutlulugu tadacaklar ve istedikleri her sey onların olacak

    [58] rahmet sacıcı Rabbin sozuyle gelen katıksız bir huzur ve rahatlık icinde

    [59] Ey suclular, siz bugun soyle ayrılın

    [60] Siz ey Ademogulları, size demedim mi?: Seytan´a tapmayın, o sizin apacık dusmanınızdır

    [61] Ve (yalnız Bana ibadet edin!) Dosdogru yol budur

    [62] (Seytana gelince,) o bir cogunuzu saptırmıstır; neden aklınızı kullanmıyorsunuz

    [63] Iste tekrar tekrar uyarıldıgınız cehennem

    [64] hakkı ısrarla inkar etmenizin sonucu olarak bugun oraya girin

    [65] O gun agızlarına muhur vuracagız, fakat elleri dile gelecek ve ayakları (hayatta iken) yapmıs oldukları her seye tanıklık edecektir

    [66] Eger (insanların dogru ile yanlısı ayırd edememelerini) dilemis olsaydık, onları gorup anlama melekesinden yoksun bırakırdık da (dogru) yoldan hep sasarlardı, ama (oyle olsaydı) onlar (dogruyu) nasıl gorebilirlerdi

    [67] Eger (dogru ile yanlıs arasında secim yapma ozgurlugunden yoksun olmalarını) dilemis olsaydık, onları kesinlikle farklı bir tabiatta yaratırdık ve bulundukları yerde (koklestirirdik ki) ne ileri gidebilsinler, ne de geri donebilsinler

    [68] Ama (sunu daima hatırlasınlar ki) Biz bir insanın omrunu uzatırsak, aynı zamanda onun guc ve yeteneklerinde (yaslandıkca) bir azalma meydana getiririz; (buna ragmen) hala akıllarını kullanmazlar mı

    [69] Ve (iste boyle:) Biz bu (Peygamber´e) siir (yetenegi) bahsetmedik, zaten (siir) bu (mesaj)a uygun dusmezdi: o yalnızca bir uyarı ve oguttur; ve o ozunde apacık olan ve gercegi dosdogru gosteren bir (ilahi) hitabedir

    [70] ki (kalben) diri olanları uyarabilsin ve (Allah´ın) sozu hakikati inkara sartlanmıs olanlara karsı tanıklık yapabilsin diye

    [71] Gormezler mi ki, eserlerimizden biri olarak kendileri icin (bugun) kullanıp yararlandıkları evcil hayvanlar yarattık

    [72] Ve onları insanların iradesine tabi kıldık ki bir kısmını binek olarak kullanabilsinler, bir kısmını da yiyebilsinler

    [73] ve onlardan (baska) faydalar saglayabilsinler ve icecek (sut) alabilsinler! Buna ragmen hala sukretmeyecekler mi

    [74] Ama (tam tersine,) onlar, kendilerine yardım edecekleri (umidiyle) Allah´tan baska ilahlar edindiler, (oysa bilmezler ki)

    [75] bunlar baglılarına yardım eli uzatamazlar, hatta onlara (yardım icin) cagrılmıs askerler ol(arak gorun)seler bile

    [76] Ama o (hakikati inkar eden)lerin sozlerinden uzuntuye kapılma; suphe yok ki Biz onların gizlediklerini de, acıga vurduklarını da biliriz

    [77] Insan bilmez mi ki, kendisini bir sperm damlasından yaratırız; ve o anda kendisini dusunme ve tartısma yetenegi ile donatılmıs gorur

    [78] Ama o hem (Bizi tartısmakta ve) Bizim hakkımızda karsılastırmalar yapmakta, hem de bizzat kendisinin nasıl yaratılmıs oldugundan gafil bulunmaktadır! (Ve bunun saskınlıgıyla da) "Kim, curuyup toz olmus kemiklere hayat verebilir?" diye sormaktadır

    [79] De ki: "Onları yoktan var eden, (yeniden) hayat (da) verir, cunku O, her tur yaratma eyleminin bilgisine sahiptir

    [80] O, yemyesil agactan sizin icin bir ates cıkarır ve onunla (kendi atesinizi) yakarsınız

    [81] Gokleri ve yeri yaratmıs olan Allah, (yok olanların) yerine onlar gibi (yeni)lerini yaratmaya muktedir olamaz mı? Elbette olur! Zaten O her seyin bilgisine sahip olan Yaratıcı´dır

    [82] O, Tek´tir, Biricik´tir, oyle ki bir seyin olmasını istediginde ona sadece "Ol!" der; ve o (sey hemen) oluverir

    [83] Her seyin ustunde tasarruf sahibi olan Allah, ne yucedir; ve hepiniz O´na donduruleceksiniz

    Saffât

    Surah 37

    [1] Dusun sıra sıra dizilmis bu (mesajlar)ı

    [2] ve bir vazgecme cagrısı ile (kotuluklerden) alıkoymasını

    [3] ve (butun dunyaya) bir ogut ve uyarıda bulunmasını

    [4] Suphe yok ki sizin Ilahınız Tek´tir

    [5] goklerin ve yerin ve ikisi arasında bulunan her seyin Rabbi; butun gundogumu noktalarının Rabbi

    [6] Biz yeryuzune en yakın gokleri yıldızların guzelligiyle susledik

    [7] ve onları her turlu bozguncu, seytani guce karsı emin kıldık

    [8] (ki) onlar, (o bilinmeyeni bilmek isteyenler,) yuce sakinler topluluguna kulak veremesinler ve her taraftan kovulup surulsunler

    [9] (rahmetten) yoksun kalsınlar ve (oteki dunyada) kendilerini bekleyen ebedi azaba ducar olsunlar

    [10] ama eger birisi (bu bilgiden) bir kırıntı koparmayı basarırsa, (bundan dolayı) yakıcı bir alevin pencesine dussun

    [11] Ve simdi, o (hakikati inkar ede)nlerden sana cevap vermelerini iste: Onları yaratmak, Bizim yarattıgımız bu (sayısız mucizelerden) daha mı zordur? Nitekim Biz onları (basit) bir balcıktan yarattık

    [12] Hayır, sen hayranlık ve saskınlık duyarken onlar (yalnızca) alay ederler

    [13] ve (hakikat) kendilerine hatırlatıldıgında onu kavramaya yanasmazlar

    [14] ve bir (ilahi) mesajla muhatab olduklarında onu kucumserler

    [15] ve "Bu, bir (beserin) buyulu sozlerinden baska bir sey degildir!" derler

    [16] Ne? Olup toprak ve kemik yıgını haline geldikten sonra sahiden yeniden dirilecek miyiz

    [17] Yani eski atalarımız da mı

    [18] De ki: "Elbette, hem de en perisan ve zavallı sekilde

    [19] Cunku o (alay ettikleri yeniden dirilme,) bir itham cıglıgı seklinde (aniden onların tepesinde patlayacak.) Iste o zaman (hakikati) anlamaya baslayacaklar

    [20] ve "Eyvah!" diyecekler, "Iste Hesap Gunu bugundur

    [21] (Ve onlara soyle denilecek:) "Bu, yalanlamıs oldugunuz (gundur, sasmaz hakikat ile sahte ve yalan arasında) ayrım gunudur

    [22] (Ve Allah soyle buyuracaktır:) "Toplayın butun o zalimleri, kendileri gibi olanlarla ve butun o Allah´tan baska taptıkları (ile) birlikte

    [23] ve hepsini yakıcı atesin yoluna surun

    [24] ve onları (orada) tutun!" (O zaman) boylelerine sorulacak

    [25] Size ne oldu ki (simdi) birbirinize yardım etmiyorsunuz

    [26] Hayır, onlar o Gun isteyerek (Allah´a) teslim olacaklar

    [27] fakat (cok gec kaldıklarından) birbirlerine donup bakacaklar ve birbirlerinden (gecmis gunahlarının yukunu hafifletmelerini) isteyecekler

    [28] (Onların) bir kısmı: "Bakın" diyecek, "Siz bize (ayartma niyetiyle) sagdan yaklasırdınız

    [29] Otekiler, "Hayır" diyecekler, "aslında siz kendiniz imandan zerre kadar nasip almamıstınız

    [30] Ustelik sizi zorlayacak bir gucumuz yoktu, bilakis, siz kustahca bir kibire kapılmıstınız

    [31] Fakat simdi Rabbimizin sozu bizim (de) aleyhimize cıktı, biz (gunahlarımızın acı meyvesini) mutlaka tadacagız

    [32] O halde, sizi derin bir sapıklıga ittig(imiz eger dogruysa), o zaman biz de vahim bir sapıklıga dusmusuzdur

    [33] O Gun onların hepsi ortak azaplarını paylasacaklar

    [34] Gunaha batmıs olanlara iste boyle davranacagız

    [35] cunku bakın, ne zaman onlara "Allah´tan baska ilah yoktur!" denilse kustahca boburlenirlerdi

    [36] ve "Mecnun bir sairin sozuyle biz ilahlarımızı mı terk edecegiz?" derlerdi

    [37] Hayır, asla! (Sizin deli sair dediginiz) o kisi hakikati getirmistir; ve o, (Allah´ın onceki) elcilerinin (bildirdikleri) hakikati tasdik etmektedir

    [38] Bakın siz, (oteki dunyada) acıklı azabı tadacaksınız

    [39] ama yapmıs oldugunuzdan baska bir seyle cezalandırılmayacaksınız

    [40] Ancak Allah´ın halis kullarına boyle davranılmayacak

    [41] (oteki dunyada) onlar icin, yabancısı olmadıkları bir rızık hazırlanacaktır

    [42] (yeryuzundeki hayatlarının) urunu olarak; ve onlar agırlanacaklardır

    [43] nimet bahcelerinde

    [44] mutluluk tahtları uzerinde birbirlerine (sevgi ile) bakısarak

    [45] Aralarında dupduru pınarlardan (icecekle doldurulmus) bir kase dolastırılacak

    [46] berrak ve icenlere tat veren (bir icecek)

    [47] carpmayan ve sarhosluk vermeyen

    [48] Ve yanlarında yumusak bakıslı, guzel gozlu esler olacak

    [49] gizlenmis (deve kusu) yumurtaları gibi (kusursuz) esler

    [50] Hepsi donup (gecmis hayatları hakkında) birbirlerine sorular soracaklar

    [51] Iclerinden biri soyle diyecek: "Bakın, benim (yeryuzunde) bir arkadasım vardı

    [52] (bana) derdi ki, ´Ne? Sen onun dogru olduguna gercekten inananlardan mısın

    [53] olup toz ve kemik yıgını haline geldikten sonra yargılanacagımıza

    [54] (Ve) ekleyecek: "Bakmak (ve onu gormek) ister misiniz

    [55] Bunun uzerine donup bakar ve o (arkadası)nı yanan atesin ortasında gorur

    [56] ve "Aman Allahım!" der, "(Ey eski arkadasım), neredeyse (beni de) mahvedecektin

    [57] Eger Rabbimin lutfu olmasaydı ben de (simdi) (azaba) ugratılanlar arasında olurdum

    [58] Ama sonra, (ey cennetteki arkadaslarım,) biz gercekten (bir daha) olmeyecegiz

    [59] onceki olumumuz dısında ve (bir daha) azaba ugratılmayacagız, degil mi

    [60] Iste bu; bu, gercekten muthis bir mazhariyettir

    [61] (Allah yolunda) calısanlar, demek ki boyle bir sey icin calısırlar

    [62] Boyle (bir cennet) mi daha iyi bir agırlanmadır, yoksa (cehennemin) olumcul meyve agacı mı

    [63] Gercek su ki, biz o (agac)ı zalimler icin bir sınama aracı yaptık

    [64] zira o, (cehennemin) yakıcı atesinin ortasında buyuyen bir agactır

    [65] meyvesi seytanların kellesi gibi (tiksindirici)dir

    [66] ve (zalim)ler ondan yemeye ve karınlarını onunla doldurmaya mahkumdurlar

    [67] Bunun da uzerinde, onlar korkunc bir umitsizlik (cezası)na carpılacaklardır

    [68] Ve bir kez daha (soyleyelim): yakıcı ates onların nihai duragı olacaktır

    [69] cunku onlar atalarını egri bir yol uzerinde buldular

    [70] ve (simdi) atalarının izinden gitmeye can atıyorlar

    [71] Onlardan once gelip gecmis eski toplumların cogu yollarını sasırmıstı

    [72] halbuki kendilerine uyarıcılar gondermistik

    [73] Bak su uyarılmıs olanların haline

    [74] Allah´ın halis kulları haric, (insanların cogu sapkınlıga mutemayildir)

    [75] Nuh (iste bu sebeple) Bize yalvarmıstı ve Bizim cevabımız ne guzeldi

    [76] cunku onu ve ailesini o korkunc felaketten kurtardık

    [77] soyunu (yeryuzunde) kalıcı yaptık

    [78] ve boylece onun sonraki kusaklar arasında yasayıp anılmasını sagladık

    [79] Butun alemlerde Nuh´a selam olsun

    [80] Iste Biz guzel isler yapanları boyle odullendiririz

    [81] cunku o, Bizim gercekten inanmıs kullarımızdandı

    [82] (boylece o´nu ve kendisini izleyenleri kurtardık) ve sonra otekileri suda bogduk

    [83] Dogrusu Ibrahim de onun yolundan gidenlerdendi

    [84] Rabbine tertemiz bir kalp ile yonelmisti

    [85] babasına ve halkına soyle seslenmisti: "Siz neye tapıyorsunuz

    [86] Bir yalan(a) -Allah´tan baska gucler(e)- (boyun egmek) mi istiyorsunuz

    [87] Oyleyse alemlerin Rabbi hakkındaki gorusunuz nedir

    [88] Sonra yıldızlara gozunu dikti

    [89] ve "Ben kesinlikle (gonlumden) rahatsızım!" dedi

    [90] bunun uzerine onlar ona arkalarını donduler ve uzaklasıp gittiler

    [91] O da onların tanrılarına gizlice yaklastı ve "Ne o! (Onunuze konulmus nimetlerden) yemiyor musunuz

    [92] Neyiniz var ki konusmuyorsunuz?" dedi

    [93] Sonra uzerlerine yuruyup onlara sag eliyle vurdu

    [94] Bunun uzerine digerleri kosarak o´na dogru geldiler (ve yaptıgından dolayı o´nu sucladılar)

    [95] O, "Siz" dedi, "kendi ellerinizle yonttuklarınıza mı tapıyorsunuz

    [96] Oysa sizi de, sizin yonttuklarınızı da yaratan Allah´tır

    [97] Onlar, "Bir odun yıgını hazırlayın ve o´nu yanan atesin icine atın!" diye bagırdılar

    [98] Ona kotuluk yapmak istediler, ama Biz (onların planlarını bozduk ve boylece) onları kucuk dusurduk

    [99] (Ibrahim,) "Ben" dedi, "(bu toprakları terk edecegim ve) Rabbim beni ne tarafa sevk ederse oraya gidecegim

    [100] (Ve soyle yalvardı:) "Ey Rabbim! Bana durust ve erdemli (olacak bir erkek cocuk) bagısla

    [101] Bunun uzerine ona (kendisi gibi) yumusak huylu bir erkek cocuk mujdeledik

    [102] Ve (bir gun, cocuk, babasının) tutum ve davranıslarını anlayıp paylasacak olgunluga eristiginde babası soyle dedi: "Ey yavrucugum! Ruyamda seni kurban ettigimi gordum, bir dusun, ne dersin?" (Ismail): "Ey babacıgım" dedi, "sana emredilen neyse onu yap! Insallah beni sıkıntıya gogus gerenler arasında bulacaksın

    [103] Fakat ikisi Allah´ın emri (olarak gordukleri)ne kendilerini teslim edince ve (Ibrahim) onu yuzustu yatırınca

    [104] kendisine seslendik: "Ey Ibrahim

    [105] sen simdiden o ruya(nın amacı)nı yerine getirmis oldun!" Iste iyilik yapanları Biz boyle odullendiririz

    [106] cunku bu, gercekten apacık bir sınama idi

    [107] Ve fidye olarak o´na buyuk bir kurban verdik

    [108] boylece o´nun sonraki kusaklar tarafından soyle hatırlanmasını sagladık

    [109] Ibrahim´e selam olsun

    [110] Biz iyileri boyle odullendiririz

    [111] cunku o Bizim gercekten inanmıs kullarımızdandı

    [112] Ve (zamanı geldiginde) ona, (kendisi de) bir peygamber (olan) durust ve erdemli birini, Ishak´ı mujdeledik

    [113] onu ve Ishak´ı kutsadık ama onların soyundan iyi isler yapan da cıkacak, kendisine acıkca zulmeden de

    [114] Biz, Musaya ve Harun´a da lutufta bulunduk

    [115] onları ve kavimlerini buyuk bir (kolelik) felaket(in)den kurtardık

    [116] ve kendilerine yardım ettik de (sonunda) zafer kazanan onlar oldu

    [117] Onlara (dogru ile egriyi) ayırd eden ilahi kelamı verdik

    [118] ve onları dogru yola ilettik

    [119] ve sonraki kusaklar arasında yasayıp anılmalarını sagladık

    [120] Musa´ya ve Harun´a selam olsun

    [121] Iyileri iste boyle odullendiririz

    [122] cunku onların ikisi de gercekten inanmıs kullarımızdandı

    [123] Kuskusuz, Ilyas (da) elcilerimizden biriydi

    [124] ve kavmine soyle seslenmisti: "Allah´a karsı sorumlulugunuzu idrak etmez misiniz

    [125] Ba´l´e yalvarıp sanatkarların en guzelini, (Allah´ı) bırakır mısınız

    [126] Allah´ı, sizin ve evvelki atalarınızın Rabbini

    [127] Fakat onlar (Ilyas´ı) yalanladılar: bu nedenle (Hesap Gunu) kesinlikle yargılanacaklardır

    [128] yalnız Allah´ın halis kulları haric

    [129] ve o´nun sonraki nesiller arasında yasayıp anılmasını sagladık

    [130] Ilyas´a ve o´nun yolundan gidenlere selam olsun

    [131] Iyileri iste boyle odullendiririz

    [132] cunku o, gercekten inanmıs kullarımızdan biriydi

    [133] Suphesiz, Lut da elcilerimizden biriydi

    [134] (dolayısıyla, o´nun gunahkar ulkesini cezalandırırken) kendisini ve aile efradını kurtardık

    [135] geride kalanlar arasında bulunan yaslı bir kadın dısında

    [136] ve sonra digerlerini tamamen yok ettik

    [137] siz (bugune kadar) onların yurtlarından gelip gecmektesiniz her sabah

    [138] ve her aksam. O halde (bakıp da) aklınızı kullanmıyor musunuz

    [139] Suphesiz, Yunus da elcilerimizden biriydi

    [140] kacak bir kole gibi, yuklu bir gemiye (binip) kacmıstı

    [141] Ve sonra kur´a cekilmis, o, (kur´ada) kaybedenlerden olmustu

    [142] (sonra o´nu denize atmıslar ve) denizde buyuk balık tarafından yutulmustu, cunku kınananlardan biriydi

    [143] Eger o, (en derin bunalım anlarında bile) Allah´ın sınırsız sanını yuceltenlerden olmasaydı

    [144] herkesin yeniden dirilecegi gune kadar o (balıgı)n karnında kalmıs olacaktı

    [145] ama biz o´nu manevi cokuntu/ic huzursuzlugu icinde ıssız bir kıyıya cıkarttık

    [146] ve onun uzerinde (corak toprakta) yetisen bir bodur fidan yeserttik

    [147] Ve onu (bir kez daha kendi halkına,) yuz bin veya daha fazla (kisi)ye gonderdik

    [148] Onlar, (bu defa ona) inandılar; bunun uzerine Biz, verilen sure zarfında onlara mutlu bir hayat yasattık

    [149] Simdi onlardan sana cevap vermelerini iste: senin Rabbinin kızları var da onların (yalnız) erkek cocukları mı var

    [150] Yoksa melekleri disi yarattık da o (meleklere ilahlık isnad ede)nler bunu gorduler mi

    [151] Bazı insanlar tamamen sahte ve yalan(a olan temayullerin)den dolayı

    [152] Allah (bir erkek cocuk) dogurdu" diyorlar; onlar elbette yalan soyluyorlar

    [153] O, kızları oglanlara tercih etmistir!" (sozleri de yalandır)

    [154] Ne oluyor size, ne bicim karar veriyorsunuz

    [155] Hic dusunmuyor musunuz

    [156] Yoksa (iddialarınızı dogrulayacak) acık bir deliliniz mi var

    [157] Eger dogru soyluyorsanız, kendi kitabınızı getirin

    [158] Bazıları da Allah ile butun gorunmez varlık turleri arasında bir yakınlık uydurdular; oysa bu gorunmez varlıklar (da) pekala bilir ki, onlar, (bu sekilde Allah´a isnadda bulunanlar,) mutlaka (Hesap Gunu O´nun huzurunda) yargılanacaklardır

    [159] (cunku) Allah, insanların gelistirdigi her turlu tasavvurun ustunde, sonsuz yuceliktedir

    [160] Allah´ın halis kulları ise boyle (davranmazlar)

    [161] cunku ne siz (Allah´a iftirada bulunan)lar, ne de sizin taptıklarınız

    [162] hicbiriniz, kimseyi kendi heves ve ayartmalarınıza boyun egdiremezsiniz

    [163] (kendi ayaklarıyla) yakıcı atese kosanlar haric

    [164] (Butun tabiat gucleri Allah´a hamdeder ve soyle derler:) "Icimizden hic kimse yoktur ki (Allah tarafından) kendisi icin tayin edilmis bir yere sahip olmasın

    [165] biz de (ibadetlerimizde O´nun onunde) saf tutarız

    [166] ve suphesiz biz de O´nun sınırsız sanını yuceltiriz

    [167] Gercek su ki, o (hakikati inkar ede)nler her zaman soyle derler

    [168] Eger atalarımızdan (bu yonde) bir gelenek devralmıs olsaydık

    [169] kesinlikle Allah´ın halis kulları olurduk

    [170] Ama (iste bu ilahi kelam onlerine konuldugu halde,) onu kabul etmeye yanasmıyorlar! Ama zamanla (reddettikleri seyin ne oldugunu) ogreneceklerdir

    [171] cunku uzun zaman once kullarımız olan elcilere soz verdik

    [172] kendilerine mutlaka yardım edilecektir

    [173] ve (sonunda) galip gelecek olan mutlaka Bizim ordumuz olacaktır

    [174] Bu sebeple, o (hakikati inkar ede)nlerden bir sure uzak dur

    [175] ve onları(n kim olduklarını) gor; onlar (da) zaman icinde (simdi gormediklerini) goreceklerdir

    [176] Onlar azabımızın cabuklastırılmasını acaba (gercekten) istiyorlar mı

    [177] Eger oyleyse, o (azap) bir kez baslarına geldiginde, uyarılmıs olanların uyanması kotu olacaktır

    [178] Bu sebeple onlardan bir sure uzak dur

    [179] ve (onların ne olduklarını) gor; zamanla onlar (da simdi gormediklerini) goreceklerdir

    [180] Kudret ve izzet sahibi Rabbin, insanların her turlu tasavvurunun ustunde (bir yucelige sahip)tir

    [181] O´nun butun elcilerine selam olsun

    [182] Ve hamd, butun alemlerin Rabbi Allah´a mahsustur

    Sâd

    Surah 38

    [1] Sad. Dusun ogut ve uyarılarla dolu olan bu Kuran´ı

    [2] Ama hakikati inkara sartlanmıs olanlar, bos gurura kapılmıs ve (bu sebeple) (dogru yolu bırakıp) yanlıs ve egri yollara sapmıslardır

    [3] Onlardan once kac nesli (bu gunahlarından dolayı) yok ettik! Ve artık kacmalarının mumkun olmadıgını anladıklarında (nasıl) yalvarıyorlardı (Bize)

    [4] Simdi bu (insanlar) aralarından bir uyarıcının cıkmasına sasmaktadırlar; ve hakikati inkar edenler soyle diyorlar: "O (sadece) bir buyucu, bir yalancıdır

    [5] O, butun ilahları (reddedip) bir (tek) ilah oldugunu mu iddia ediyor? Dogrusu, bu cok tuhaf bir seydir

    [6] Liderleri one atılır: "Pes etmeyin ve ilahlarınıza sımsıkı sarılmaya devam edin: yapılacak tek sey budur

    [7] Biz, yeni itikatların hic birinde boyle (bir iddia) duymadık! Bu, (fani bir insanın) uydurmasından baska bir sey degildir

    [8] Ne yani! (Ilahi) uyarı, icimizden bir tek o´na mı indirildi?" Evet, onlar yalnız Benim uyarıma karsı suphe icindeler. Evet, onlar henuz Benim azabımı tatmadılar

    [9] Yoksa onlar, kudret ve lutuf sahibi olan Rabbinin rahmet hazinelerine sahip (olduklarını mı zanneder)ler

    [10] Yoksa, goklerin ve yerin ve ikisi arasında bulunan her seyin hukumranlıgı onlara mı aittir? Oyleyse (akıllarına gelebilecek) her turlu vasıta ile (benzer ilahi bir makama) ulasmayı denesinler (bakalım)

    [11] (Fakat) iste butun insanlar, ne kadar (sıkı sekilde) bir araya gelmis olsalar da (hakikati kabule yanasmazlarsa) yenilmeye mahkum olurlar

    [12] Daha once Nuh kavmi, ´Ad (kavmi) ve (sayısız) direkler ustunde duran cadırların sahibi Firavun (toplumu) da hakikati yalanladılar

    [13] Semud (kabilesi) ve Lut kavmi ve (Medyen´in) yemyesil vadilerinin sakinleri (de aynı sekilde hakikati yalanlamıslardı): Onların tumu (inkarda) birlestiler

    [14] Hepsi de elcileri yalanladılar; ve bu nedenle cezamızı hak ettiler

    [15] Ve onları, (simdi hakikati inkar edenleri,) tek bir (bela) cıglıgı beklemektedir. O, bir an bile gecikmeyecektir

    [16] Onlar (alaylı bir sekilde): "Ey Rabbimiz!" derler, "Hesap Gunu´nden once payımıza dusen (cezayı) hemen ver bize

    [17] (Ama sen, yine,) onların soyledikleri her seye sabırla katlan ve guclu bir iradeye sahip bulunan kulumuz Davud´u hatırla! O, her zaman Bize yonelirdi

    [18] (ve bunun icin,) her sabah ve her aksam sınırsız kudret ve egemenligimizi anarken dagları o´na eslik ettirirdik

    [19] ve (aynı sekilde) boluk boluk kusları da. Bunlar (hep birlikte) O´na, (kendilerini yaratmıs olana,) tekrar tekrar yonelirlerdi

    [20] Biz de (buna karsılık) o´nun otoritesini guclendirmis ve kararlarında hikmet ve basiret uzere olmasını saglamıstık

    [21] Davacıların kıssasından haberin oldu mu? (Davud´un ibadet ettigi) mabedin duvarlarına tırmanan (iki kisinin kıssasından)

    [22] Davud, onları yanında gorunce telaslanıp korktu; bunun uzerine: "Korkma!" dediler, "Biz (sadece) iki davacıyız. Birimiz otekinin hakkına tecavuz etti, simdi aramızda adaletle karar ver, dogrudan ayrılma ve (ikimize) durustluk yolunu goster

    [23] Bu benim kardesim: Onun doksandokuz koyunu var, benimse (sadece) bir koyunum; buna ragmen, ´onu bana ver´ dedi ve bu tartısmada bana zorla dedigini yaptırdı

    [24] (Davud) dedi ki: "Bu (adam) senin koyununu kendininkiler arasına katmayı istemekle sana haksızlık yapmıs! Zaten yakınların cogu birbirlerine aynı seyi yaparlar, (Allah´a) inanıp dogru ve yararlı isler yapanlar haric. Boylesi de ne kadar az!" Davud, (bunları soylerken) Bizim kendisini sınadıgımızı (birden) anladı; bunun uzerine Rabbinden gunahını bagıslamasını diledi, secdeye kapandı ve tevbe ederek O´na yoneldi

    [25] Biz de bu (gunahı)nı bagısladık, (oteki dunyada) o´nu Bizim yakınlıgımız ve menzillerin en guzeli beklemektedir

    [26] (Ve soyle dedik:) "Ey Davud! Seni (bir Peygamber ve boylece) yeryuzundeki halifemiz kıldık: oyleyse insanlar arasında adaletle hukmet, bos arzu ve heveslere uyma, sonra onlar seni Allah yolundan saptırır. Allah yolundan sapanları ise, Hesap Gunu´nu unuttuklarından dolayı siddetli bir azap bekler

    [27] Ve Biz, hakikati inkar edenlerin sandıgı gibi, gogu ve yeri ve ikisi arasındaki seyleri bir amac ve anlamdan yoksun yaratmadık. Vay hallerine (cehennem) atesindeki o inkarcıların

    [28] (Yoksa,) inanıp dogru ve yararlı isler yapanları yeryuzunde bozgunculuk yapanlarla bir mi tutsaydık? Allah´a karsı sorumluluklarının bilincinde olanları yoldan sapmıslarla bir mi tutsaydık

    [29] (Ey Muhammed!) Sana indirdigimiz bu kutsal ilahi kelam(da her seyi acıkladık ki) insanlar onun mesajı uzerinde iyice dusunsunler ve akıl iz´an sahipleri ondan ders alsınlar

    [30] Ve biz Davud´a (ogul olarak) Suleyman´ı armagan ettik; o, ne guzel bir kul(umuz oldu)! O, her zaman Bize yonelirdi

    [31] (Ve) aksama dogru soylu kosu atları onune getirildiginde (bile)

    [32] Ben guzel olan her seyi severim, cunku Rabbimi bana hatırlatır!" derdi; (atlar kosarak uzaklasıp) gozden kayboluncaya kadar (bu sozleri tekrarladı. Daha sonra)

    [33] Onları bana getirin!" (diye emretti) ve bacakları ile boyunlarını (sefkatle) sıvazlamaya basladı

    [34] Fakat (daha once) Suleyman´ı tahtının uzerine bir ceset koymak suretiyle denemistik; bunun uzerine (Bize) yonelmis (ve)

    [35] Rabbim!" demisti, "Gunahlarımı affet, bana benden sonra kimsenin ulasamayacagı bir hukumranlık ver; cunku sen lutuf sahibisin

    [36] Bunun uzerine ruzgarı o´nun emrine verdik ki o´nun direktifi ile istedigi yone dogru kolayca essin

    [37] butun bozguncu gucleri de (o´nun hizmetine verdik), her tur yapı ustasını ve dalgıcı

    [38] ve zincirlerle birbirlerine baglanmıs digerlerini

    [39] (Ve ona dedik:) "Bu Bizim hediyemizdir, onu hicbir hesap yapmadan baskalarına diledigin gibi vermen yahut elinde tutman sana kalmıstır

    [40] Kuskusuz o´nu (oteki dunyada) Bizim yakınlıgımız ve menzillerin en guzeli beklemektedir

    [41] Kulumuz Eyyub´u da hatırla, o´nun Rabbine soyle seslendigini: "Seytan bana (tam bir) bıkkınlık ve azap vermektedir

    [42] (Bunun uzerine kendisine:) "Ayagını (yere) vur: Iste yıkanabilecegin ve icebilecegin bir soguk su!" dedik

    [43] Ona katımızdan bir rahmet ve butun akıl iz´an sahiplerine bir uyarı olmak uzere mevcut nufuslarını iki katına cıkaran yeni bir nesil armagan ettik

    [44] (Ve sonunda o´na dedik ki:) "Simdi eline bir demet ot al, onunla vur ve yeminini yerine getir!" Gercekten Biz o´nu sıkıntılara karsı sabırlı gorduk. O, ne guzel bir kulumuzdu, daima Bize yonelirdi

    [45] (Hepsi de) guclu bir iradeye ve keskin bir kavrayıs yetenegine sahip olan Ibrahim, Ishak ve Yakub´u hatırla

    [46] Biz onları arı duru bir dusunce aracılıgıyla temizledik. Oteki dunyayı gozetme (dusuncesiyle)

    [47] Ve Bizim nezdimizde onlar gercekten seckin, hayırlı kimseler arasındaydılar

    [48] Ismail´i, Elyesa´yı ve (onlar gibi) kendisini (Bize) adayan herkesi an! Onların tumu hayırlı kimselerdi

    [49] BU, (Allah´a inananlar icin) bir uyarıdır. Cunku, Allah´a karsı sorumluluk bilinci duyanları butun menzillerin en guzeli beklemektedir

    [50] Kapıları ardına kadar acık sonsuz mutluluk, esenlik bahceleri

    [51] orada uzanıp dinlenecekler; (ve) her tur meyveyi ve icecegi, (serbestce) isteyebilecekler

    [52] yanıbaslarında yumusak bakıslı, uyumlu esler olacak

    [53] Iste bu, Hesap Gunu icin size verilen sozdur

    [54] Bu, (size) verecegimiz tukenmeyen nimetimizdir

    [55] Bu, (durust ve erdemliler icindir); dogruluk ve durustluk sınırlarını asanları ise en kotu bir akibet beklemektedir

    [56] Onlar cehennemi tadacaklar, ne feci bir meskendir o

    [57] Bu, (iste boyleleri icindir,) oyleyse bırak tatsınlar: yakıcı bir umitsizlik ve buz gibi bir karanlık

    [58] ve aynı cinsten azap ustune azap

    [59] (Ve onlar birbirlerine soracaklar: "Gordunuz mu) sizinle birlikte korukorune (gunaha) dalan bu kalabalıgı? Rahat yuzu gormesin onlar! Elbet onlar (da) atesi tadacaklar

    [60] (Ve) onlar, (ayartılmıs olanlar,) feryad edecekler: "Hayır, asıl (sorumlu) sizsiniz! Siz rahat yuzu gormeyin! Bunu basımıza getiren sizsiniz: Ne kotu bir yer burası

    [61] (Ve) "Ey Rabbimiz!" diye yalvaracaklar, "Bunu kim basımıza getirdiyse onun ates icindeki azabını kat kat artır

    [62] Ve ekleyecekler: "Nasıl olur da (dunyada) carpılmıs olanlar arasında saydıklarımızı(n hic birini) burada gormeyiz

    [63] (ve) kendileriyle alay ettiklerimizin? Yoksa (onlar burada da) biz mi goremiyoruz

    [64] Cehennem sakinlerinin karsılıklı cekismeleri (ve saskınlıkları) iste boyle surup gidecek

    [65] De ki (ey Muhammed): "Ben yalnızca bir uyarıcıyım; butun mevcudat uzerinde mutlak otorite sahibi olan Tek Allah´tan baska ilah yoktur

    [66] goklerin, yerin ve ikisi arasındaki her seyin Rabbi, kudret sahibi ve cok bagıslayıcı

    [67] De ki: "Bu, muazzam bir mesajdır

    [68] (nasıl) ondan yuz cevirirsiniz

    [69] (De ki ey Muhammed:) "(Insanın yaratılısına) karsı cıktıklarında yuce topluluk(ta neler olup bittigi) hakkında bilgi sahibi degildim

    [70] o, (Allah) tarafından bana vahyedilmemis olsaydı ben de (size) apacık bir uyarıda bulunamazdım

    [71] (Nitekim) o zaman, Rabbin meleklere demisti: "Ben balcıktan bir insan yaratacagım

    [72] ona en uygun bicimi verip Kendi ruhumdan kattıgım zaman onun onunde yere kapanın

    [73] Bunun uzerine butun melekler yere kapandılar

    [74] yalnız Iblis kapanmadı: O kustahca boburlendi ve (boylece) hakikati inkar edenlerden oldu

    [75] (Allah): "Ey Iblis!" dedi, "Kendi ellerimle yarattıgım su (varlıgın onunde) yere kapanmaktan seni alıkoyan nedir? (Baska bir yaratık onunde boyun egmeyecek kadar) kibirli misin, yoksa (yalnız) kendisini ustun gorenlerden misin

    [76] (Iblis): "Ben ondan daha ustunum!" diye cevap verdi, "Beni atesten, onu ise balcıktan yarattın

    [77] (Allah) "Oyleyse" dedi, "bu (meleklik konumu)ndan cık git; cunku sen artık gozden dusmus/kovulmus birisin

    [78] Ve benim lanetim Hesap Gunu´ne kadar senin uzerinde olacaktır

    [79] (Iblis) "Ey Rabbim!" dedi, "O halde herkesin dirilecegi Gune kadar bana muhlet ver

    [80] (Allah) "Peki, (oyle olsun)!" dedi, "Sen muhlet verilenlerden oldun

    [81] zamanı (yalnız Benim tarafımdan) bilinen Gune kadar

    [82] (Bunun uzerine Iblis): "Senin kudretine andolsun ki, onların tumunu siddetli bir sapıklıga surukleyecegim!" dedi

    [83] Senin ihlaslı kulların dısında (tumunu)

    [84] (Allah,) "O zaman, gercek sudur!" buyurdu, "ve Ben bu gercegi soyluyorum

    [85] Cehennemi seninle ve sana uyanlarla dolduracagım

    [86] De ki (ey Peygamber!): "Bu (mesaj) icin sizden hicbir karsılık istemiyorum; ve ben sahip olmadıgı seyleri iddia edenlerden degilim

    [87] Bu (ilahi kelam), butun alemler icin ancak bir ogut ve uyarıdır

    [88] Ve onun anlamını bir sure sonra mutlaka kavrayacaksınız

    Zümer

    Surah 39

    [1] Bu ilahi kelamın indirilisi, guc ve hikmet Sahibi olan Allah´tandır

    [2] hakikati ortaya koyan bu vahyi sana indiren Biziz. Oyleyse icten bir inancla Allah´a baglanarak yalnız O´na kulluk et

    [3] Halis inancın yalnız Allah´a yonelmesi gerekmez mi? O´ndan baskasını dost ve koruyucu edinenler, "Biz bunlara sırf bizi Allah´a daha cok yaklastırsınlar diye kulluk ediyoruz!" (derler). Suphesiz Allah, (Kıyamet Gunu) onlar arasında (hakikatten saptıkları) her konuda mutlaka hukum verecektir, cunku Allah, (kendi kendine) yalan soyleyen ve inatla nankorluk yapan hic kimseyi rahmetiyle dogru yola ulastırmaz

    [4] Eger Allah bir evlat edinmek isteseydi, yarattıklarından diledigi herhangi birini secebilirdi; (fakat) O, kudret ve ihtisamında sınırsızdır! O, Tek Allah´tır: butun mevcudat uzerinde mutlak otorite Sahibi

    [5] O, gokleri ve yeri (deruni bir) hakikate gore yaratmıstır. O gecenin gunduze sızıp onu ortmesini ve gunduzun de geceye sızıp ortmesini saglar; O, gunesi ve ayı (kendi kanunlarına) tabi tutmustur, her biri (O´nun tarafından) belirlenen bir sure icinde akıp gitmektedir. O, guclu ve bagıslayıcı degil midir

    [6] O, sizi, (hepinizi) bir tek candan yaratmıstır ve ondan da esini var etmistir; ve size disi erkek evcil hayvanlardan dort tur bagıslamıstır. O, sizi annelerinizin rahimlerinde, uc katman karanlıgın icinde, pespese yaratılıs safhalarından gecirerek yaratmaktadır. Iste Rabbiniz Allah budur; hukumranlık O´nundur; O´ndan baska ilah yoktur. Buna ragmen hakikati nasıl gozardı edersiniz

    [7] Eger nankorluk yaparsanız bilin ki Allah size, hic birinize muhtac degildir; fakat O, yine de kullarının nankorlugune razı olmaz ama eger sukrederseniz size rıza gosterir. Hic kimse kimsenin yukunu tasıyacak degildir. Sonra tumunuz Rabbinize doneceksiniz ve o zaman (hayatta iken) yaptıklarınız(ın anlamın)ı size gosterecektir, cunku O, (insanların) kalplerinde olan her seye hakkıyla vakıftır

    [8] Iste (boyle,) insanın basına bir bela geldi mi Rabbine yonelerek (yardım icin) O´na yalvarır fakat O´nun rahmetiyle bir nimete kavusunca da onceden yalvarıp yakardıgını unutarak baska gucleri Allah´a rakip cıkarır ve boylece (baskalarını) O´nun yolundan saptırır. (Bu sekilde gunah isleyenlere) de ki: "Bu inkarınızla kısa bir muddet keyif surun bakalım (ama sonunda) atesi hak edenlerden olacaksınız

    [9] Yoksa siz, gece boyunca (namazda) secde ederek yahut ayakta durarak kendini (Allah´a) ibadete adayan, oteki dunyayı gozeten ve Rabbinin rahmetini dileyen kimse (ile kendinizi bir mi tutuyor)sunuz?" De ki: "Hic bilenler ile bilmeyenler bir olur mu?" (Ancak) yalnızca akıl iz´an sahipleri bunun farkındadır

    [10] De ki: "(Allah soyle buyuruyor:) ´Ey inanan kullarım! Rabbinize karsı sorumlulugunuzun bilincinde olun! Bu dunyada iyi seyler icin gayret edenleri guzel bir son beklemektedir. (Unutmayın ki) Allah´ın arzı genistir, (ve) elbette sıkıntılara gogus gerenlere mukafatları hesapsız verilecektir

    [11] De ki (ey Muhammed): "Icten bir inancla Allah´a baglanarak yalnız O´na kulluk etmekle emrolundum

    [12] ve Allah´a teslim olanların oncusu olmakla

    [13] De ki: "Rabbime isyan etseydim, o muthis (Hesap) Gunu´nde (basıma gelecek) azaptan dehsete kapılırdım

    [14] De ki: "Icten bir inancla yalnız O´na baglanarak O´na kulluk ederim

    [15] (Siz de, ey gunahkarlar,) O´nun dısında dilediginize kulluk ed(ip etmemeniz kendi elinizdedir)!" De ki: "(Gercekten) husrana ugrayanlar, Kıyamet Gunu hem kendilerini, hem de dost ve akrabalarını kaybedecek olanlardır: bu (ap)acık bir kayıp degil midir

    [16] Onların ustunde ates bulutları toplanacak ve altlarında da (benzer ates) tabakaları bulunacaktır..." Allah kulların(ın kalbin)e iste bu yolla korku salar. Ey kullarım! Oyleyse, Bana karsı sorumlulugunuzun bilincinde olun

    [17] seytani guclere kulluk yapma (egilimin)den kacınanlara ve Allah´a yonelenlere (oteki dunya icin mutluluk) mujdeleri vardır. Oyleyse bu mujdeyi kullarıma ver

    [18] (su) soylenen her sozu (dikkatle) dinleyen ve onların en guzeline uyan (kullarım)a: (cunku) Allah´ın hidayetine mazhar olanlar onlardır ve onlar (gercek) akıl iz´an sahipleridir

    [19] Peki, ya (Allah´ın) azabına carpılmıs olan kimse(yi insanlar kurtarabilir) mi? Atesi hak eden kimseyi sen kurtarabilir misin

    [20] Buna karsılık, Rablerine karsı sorumluluklarının bilincinde olanlar, (oteki dunyada) ust uste bina edilmis altından ırmaklar akan yuksek kosklere sahip olacaklardır: (Bu,) Allah´ın vaadi(dir); (ve) Allah vaadinden asla donmez

    [21] Gormezler mi goklerden yagmur indiren ve onu su kaynakları seklinde yeryuzunde akıtıp duran Allah´tır. Ve sonra onunla cesitli renklerde ekinler yetistiren, sonra da onları kurutan O´dur. O zaman sen ekinlerin sarardıgını gorursun; ve sonunda Allah onları toz haline getirir. Suphesiz bunlarda akıl iz´an sahipleri icin gercek bir ders vardır

    [22] Oyleyse Rabbinden (gelen) bir ısıkla aydınlansın diye, Allah´ın, kalbini kendisine tam teslimiyet arzusuyla genislettigi kimse (kalbi kor ve sagır olanla bir) olur mu? Kalpleri Allah´ı anmaya karsı katılasmıs olanların vay haline! Onlar apacık bir sapıklık icindedirler

    [23] Allah, butun ogretilerin en guzelini, kendi icinde tutarlı, (gercegin) her turlu ifadesini cesitli bicimlerde tekrarlayan bir ilahi kelam seklinde indirir; (bir ilahi kelam ki) Rablerinden korkanların ondan tuyleri urperir; (fakat) sonunda Allah´ı(n rahmetini) hatırlayınca kalpleri ve tenleri yumusar, sakinlesir. Iste Allah´ın rehberligi boyledir: (Dogruya yonelmek) isteyeni bu sekilde dogru yola eristirir; Allah´ın saptırdıgı (kisi) ise, hicbir yol gosterici bulamaz

    [24] Kıyamet Gunu, (cıplak) bir yuzden baska, (basına gelecek) korkunc azaptan kendisini koruyacak bir seyi olmayan kimse (Allah´a karsı sorumluluk bilinci duyan kimse gibi) olur mu? (O Gun) zalimlere: "(Hayatta iken) kazandıklarınızı (simdi) tadın bakalım!" denilecektir

    [25] Onlardan oncekiler (de) hakikati yalanlamıslardı; bunun uzerine baslarına nereden geldigini anlamadıkları bir bela gelmisti

    [26] Ve Allah boylece onlara bu dunyada (da) rezilligi ve perisanlıgı tattırmıstı. Ama (gunahkarların) oteki dunyadaki azapları daha buyuk olacaktır; (simdi hakikati inkar edenler) keske bunu bilseler

    [27] Iste Biz, bu Kuran´da uzerinde dusunsunler diye insanların onune her turlu ornek olayı koyduk

    [28] ve onu butun caprasıklık ve egriliklerden uzak Arapca bir hitabe olarak (vahyettik ki,) Allah´a karsı sorumluluklarının bilincine varsınlar

    [29] (Bu amacla,) Allah size bir ornek olay anlatmaktadır: Tumu birbiriyle ihtilaflı bircok ortagı olan kimsenin emrindeki adam ile tamamen bir kisiye baglı bulunan adam(ın hikayesi); icinde bulundukları sartlar acısından bu iki adam esit olabilir mi? (Hayır,) butun ovguler (yalnız) Allah´a mahsustur; fakat cogu bunu anlamaz

    [30] (Ey Muhammed,) suphesiz sen olumu tadacaksın ve suphesiz onlar da olup gidecek

    [31] ve sonra Kıyamet Gunu hepiniz anlasmazlıklarınızı Allah´ın onune koyacaksınız

    [32] Allah hakkında yalan uydurandan ve onune konulan gercegi yalanlayandan daha zalim kim vardır? Cehennem, hakikati inkar edenler icin (en uygun) yer degil midir

    [33] Ama hakikati getiren ve onu butun kalpleriyle tasdik edenler; iste onlar Allah´a karsı sorumluluklarının (tam) bilincinde olanlardır

    [34] Ozledikleri her sey onları Rablerinin katında beklemektedir: Bu, iyilik yapanlar icin bir mukafat olacaktır

    [35] Bu amacla Allah, isledikleri kotulukleri siler ve onları (hayatta iken) yaptıkları en guzel seylere gore odullendirir

    [36] Allah kuluna kafi degil mi? Ama seni, O´ndan baska (kulluk yaptıkları hayali ilah)ları ile korkutuyorlar! Allah kimi saptırırsa artık onu yola getiren bulunmaz

    [37] Allah kimi dogru yola yoneltirse de onu saptıran olmaz. Allah kudret Sahibi ve kotuluklerin hesabını goren degil midir

    [38] Ve iste boyledir (cogu insanlar): Eger onlara "Gokleri ve yeri yaratan kimdir?" diye sorarsan hic tereddutsuz "Allah´tır!" derler. De ki: "Allah´ı bırakıp taptıklarınızın ne oldugunu hic dusundunuz mu? Eger Allah bana bir zarar vermek istese, bu (hayali gucler) O´nun verecegi zararı onleyebilirler mi? Yahut bana rahmet dilese O´nun rahmetini (benden) esirgeyebilirler mi?" De ki: "Allah bana yeter! (O´nun varlıgına) emin olanlar, (yalnızca) O´na guven duyarlar

    [39] De ki: "Ey (hakikati inkar eden) kavmim! Elinizden gelen her seyi yapın, ben de (Allah yolunda) gayret goster(meye devam ed)ecegim; yakında goreceksiniz

    [40] kimi (bu dunyada) utanıp rezil olacagı bir azaba ducar olacak ve kimi de (oteki dunyada) kesintisiz bir azabın ortasına dusecek

    [41] Biz, insanlıg(ın kurtulusu) icin hakikati ortaya koyan bu ilahi kelamı indirdik sana. Kim (buna sarılarak) dogru yola ulasmayı secerse bu kendi lehinedir ve kim de (yoldan) saparsa yine kendi aleyhine sapmıs olur. Sen onların secimlerini belirleme gucune sahip degilsin

    [42] Butun insanların, (bedenen) olduklerinde canlarını alan ve henuz olmemis olanları da uyku halinde (olu gibi yapan) Allah´tır; (yalnız O´dur bu guce sahip olan): O, boylece olumlerine hukmettiklerini (hayattan) koparır, digerlerini de (kendisinin koydugu) bir muhlet icin salıverir. (Butun) bunlarda gercekten dusunenler icin mesajlar vardır

    [43] Ama onlar, Allah´ın yanısıra (hayali) sefaatciler(e de kulluk yapmayı) tercih ederler. De ki: "Nasıl olur? Onların hicbir seye gucleri yetmese de ve akılları (hakikati) kavramıyor olsa da mı

    [44] De ki: "Sefaat (hakkını verme yetkisi) yalnız Allah´a aittir: Gokler ve yer uzerindeki hakimiyet (yalnız) O´nundur ve sonunda yalnız O´na donduruleceksiniz

    [45] Ve Allah ne zaman tek basına anılsa, oteki dunyaya inanmayanların kalpleri keskin bir nefretle dolar. Halbuki O´nun yanısıra baska (hayali) gucler de anıldıgı zaman hemen (yuzleri guler,) neselenirler

    [46] De ki: "Ey Allahım! Ey gokleri ve yeri yaratan! Ey yaratılmıs varlıkların kavrayıs alanı dısındaki seyleri de, yaratılmısların akıl ve duyularıyla gorup gozleyebildiklerini de bilen! Kullarının ayrılıga dustukleri her konuda (Kıyamet Gunu) aralarında hukum verecek olan Sensin

    [47] Fakat eger o zalimler yeryuzundeki her seye ve (hatta) iki misli fazlasına sahip olsalardı, onu Kıyamet Gunu (baslarına gelecek) korkunc bela icin fidye olarak teklif ederlerdi; cunku daha once hic hesaba almadıkları sey (o zaman) Allah tarafından karsılarına cıkarılacak

    [48] Ve (hayatta iken) yaptıkları kotulukler acıga vurulacaktır. Ve boylece alaya alıp durdukları hakikat onları sarıp kusatacaktır

    [49] Iste (boyle:) Insanın basına bir bela geldiginde bize yardım icin yalvarır; fakat ona katımızdan bir iyilikte bulundugumuz zaman, (kendi kendine,) "(Butun) bunlar bana (benim kendi) hikmetimden dolayı verilmistir!" der. Hayır! Bu (rahmetin verilmesi) bir imtihandır, ama cogu onu anlamaz

    [50] Onlardan once yasamıs olanlar(ın cogu da kendi kendilerine) aynı seyi soylemislerdi; ama kazandıkları seyler onlara fayda vermedi

    [51] cunku isledikleri her kotuluk, onlara (geri) doner. Ve bugun zulmeden insanlar(ın baslarına da aynı sey gelecektir); isledikleri her kotu fiil (tekrar) kendilerine donecek ve onlar (Allah´ı) asla aldatamayacaklardır

    [52] Bilmezler mi Allah diledigine bol rızık verir, diledigine az? Dogrusu, bunda inanan insanlar icin dersler vardır

    [53] De ki: "(Allah soyle buyuruyor:) Ey kendilerine karsı haddi asan kullarım! Allah´ın rahmetinden umudunuzu kesmeyin: Allah butun gunahları bagıslar; cunku yalnız O, cok bagıslayıcıdır, rahmet kaynagıdır

    [54] Oyleyse (yalnız) Rabbinize yonelin ve (olumun ve yeniden dirilmenin) azabı basınıza gelmeden once O´na teslim olun, sonra hic kimse sizi koruyamaz

    [55] Bu azap, siz farkında olmadan, aniden basınıza gelmeden once Rabbiniz tarafından size indirilmis olan en guzel (ogretiye) uyun

    [56] ki hicbir insan (Kıyamet Gunu) "Allah´a karsı umursamaz davrandıgım ve (hakikati) kucumseyenlerden biri oldugum icin yazıklar olsun bana!" demesin

    [57] yahut, "Eger Allah beni dogru yola iletseydi mutlaka O´na karsı sorumluluk bilinci duyanlardan biri olurdum!" demesin diye

    [58] yahut, (kendisini bekleyen) azabın farkına vardıgında "Keske (hayatta) bana bir sans daha verilse de iyilik yapanlar arasına girsem!" demesin diye

    [59] (O zaman Allah su cevabı verecektir:) "Tabii, elbette! Mesajlarım sana ulastı(gı halde) sen onları yalanladın, yersiz bir gurura kapıldın ve hakikati inkar edenler arasına girdin

    [60] Iste (boyle,) Kıyamet Gunu Allah hakkında yalan uyduranların yuzlerinin (acıdan ve mahcubiyetten dolayı) kapkara kesildigini gorursun. Yersiz gurura kapılanlar icin cehennem, (uygun) bir yer degil mi

    [61] Ama Allah, kendisine karsı sorumluluk bilinci duyanları koruyacak ve (ic dunyalarında) ulastıkları ustun mertebelerden dolayı (onlara mutluluk bagıslayacaktır); ne bir kotuluk dokunacak onlara, ne de uzuntuye kapılacaklar

    [62] Allah her seyin yaratıcısıdır ve yalnız O´dur her seyin yonunu ve sonucunu belirleme gucune Sahip olan

    [63] Goklerin ve yerin (sırlarının) anahtarları O´ndadır. Allah´ın mesajlarını inkara sartlanmıs olanlara gelince, kaybedenler iste onlardır

    [64] De ki: "Siz ey (dogru ile egriden) habersiz olanlar! Allah´tan baskasına kulluk etmemi mi teklif ediyorsunuz

    [65] Halbuki, (ey insanoglu,) sana ve senden once yasamıs olanlara vahyedilmistir ki Allah´tan baskasına ilahi sıfatlar yakıstırırsan butun cabaların kesinlikle bosa gidecektir cunku (oteki dunyada) mutlaka ziyana ugrayanlardan olacaksın

    [66] Hayır, (yalnız) Allah´a kulluk etmeli ve (O´na) sukredenlerden olmalısın

    [67] Onlar, (O´ndan baskasına kulluk edenler,) Allah hakkında dogru bir anlayısa sahip degiller; cunku butun yeryuzu, Kıyamet Gunu O´nun icin avuc ici kadar bir sey olacaktır, gokler de O´nun sag elinde durulmus hale gelecek. O kudret ve egemenliginde sınırsızdır ve onların ortak kostukları her seyin kat kat ustundedir

    [68] (O Gun hesap) suru uflenecek; ve yerde, gokte ne varsa hepsi, Allah´ın (haric tutmak) istedikleri dısında, dusup bayılacaklar. Sonra sur yeniden uflenecek; iste o zaman (yargı kursusu onunde) duranlar (hakikati) gormeye baslayacaklar

    [69] Ve yeryuzu Rabbinin nuru ile aydınlanacak. (Herkesin islediginin) hesabı ortaya dokulecek; butun peygamberler ile (oteki) butun sahitler huzura cagrılacak ve kendilerine adaletle hukmedilecektir. Ve onlara asla haksızlık yapılmayacak

    [70] Cunku herkes, yapmıs oldugu (iyi veya kotu) her seyin karsılıgını tam olarak gorecektir. Allah, onların yaptıklarını en iyi bilendir

    [71] Hakikati inkara sartlanmıs olanlar, boluk boluk cehenneme suruleceklerdir; oraya vardıklarında kapılar acılacak ve muhafızlar onlara, "Aranızdan, size Rabbinizden mesajlar getiren ve sizi bu (Hesap) Gunu´ne karsı uyaran elciler gelmedi mi?" diye soracaklar. Onlar, "Elbette geldiler!" diye cevap verecekler. Ama hakikati inkar edenler icin azap (hukmu) coktan verilmis olacaktır

    [72] (ve) onlara: "Artık oturup kalacagınız cehennemin kapılarından girin iceri!" denilecektir. Buyukluk taslayanlar icin ne dehsetli bir mekandır orası

    [73] Rablerine karsı sorumluluk bilinci duyanlar da boluk boluk cennete gonderileceklerdir; oraya vardıklarında kapılarının ardına kadar acık oldugunu gorecekler; ve muhafızlar onlara, "Selam size! Hos geldiniz! Iste buyrun, icinde temelli kalacagınız bu (cennete) girin!" diyecekler

    [74] Onlar da: "Bize verdigi sozu yerine getiren ve bu (esenlik) alanını yaptıklarımızın karsılıgı olarak bize bagıslayan, boylece cennette diledigimiz sekilde yerlesmemizi saglayan Allah´a hamdolsun!" diyeceklerdir. Ve (Allah yolunda) caba sarf edenlerin mukafatı ne yuce, ne ustun olacaktır

    [75] Ve meleklerin (Allah´ın) kudret tahtının cevresinde toplanıp Rablerinin yuceligini hamd ile andıklarını goreceksin. (Olen) herkes hakkında adaletle hukmedilecek ve (su) sozler telaffuz edilecektir: "Butun ovguler alemlerin Rabbi olan Allah icindir

    Ğâfir

    Surah 40

    [1] Ha-Mim

    [2] Bu ilahi kelamın indirilisi, her seyi bilen, Kudret Sahibi Allah´tandır

    [3] Gunahları bagıslayan, tevbeleri kabul eden, intikamı cetin, lutfu sınırsız olan (Allah´tan). Ondan baska ilah yoktur, varıs O´nadır

    [4] Yalnızca hakikati inkara sartlanmıs olanlar Allah´ın mesajlarını sorgulamaya yeltenirler. Fakat onların yeryuzunde keyiflerince dolasmaları seni yanıltmasın

    [5] Onlardan once Nuh kavmi, sonra da (Allah´ın elcilerine karsı) birlesen (oteki kavim)lerin tumu hakikati yalanladılar; bu toplulukların her biri kendilerine gonderilen elcileri yakalayıp ortadan kaldırmak icin onlara karsı tuzaklar kurdular; ve hakikati etkisiz hale getirmek icin (elcilerin getirdikleri mesaja) yanlıs ve yanıltıcı delillerle karsı koydular; bu yuzden onları hesaba cektim. Ne cetindir Benim intikamım

    [6] Boylece hakikati inkara sartlanmıs olanlar hakkındaki Rabbinin sozu gerceklesecektir. Onlar kendilerini (cehennem) atesinde bulacaklardır

    [7] (Allah´ın) kudret tahtını(n bilgisini iclerinde) tasıyanlar ve ona yakın olanlar, Rablerinin sınırsız ihtisamını hamd ile yuceltirler, O´na iman ederler ve (oteki) muminler icin bagıslanma dilerler: "Rabbimiz! Sen her seyi ilmin ve rahmetinle kusatırsın; tevbe edip yoluna uyanları bagısla ve yakıcı atesin azabından onları koru

    [8] Rabbimiz! Onları ve atalarından, eslerinden ve cocuklarından durust ve erdemli olanları vaad ettigin sonsuz esenlik bahcelerine koy, suphesiz, kudret ve hikmet Sahibi olan yalnız Sensin

    [9] ve onları kotu fiiller (islemek)ten koru; o (Hesap) Gun(u) kotu fiiller(in lekesin)den kimi korursan onu rahmetinle onurlandırmıs olursun; bu buyuk bir kurtulustur

    [10] Hakikati inkara sartlanmıs olanlara gelince, (o Gun) bir ses onlara soyle diyecektir: "Imana cagrıldıgınız halde hakikati inkara devam ettiginiz (zaman) Allah´ın size karsı ofkesi, sizin kendinize karsı duydugunuz (su anki) ofkenizden daha buyuktur

    [11] (Bunun uzerine) "Ey Rabbimiz!" diye feryad edecekler: "Sen bizi iki defa oldurdun, iki defa dirilttin! Peki, gunahlarımızı itiraf ettigimiz su anda (bu ikinci olumden) bir kurtulus yolu yok mudur

    [12] (Ve onlara soyle denilecektir:) "Bu (basınıza geldi), cunku Tek Allah´a her cagrıldıgınızda bu hakikati inkar ettiniz; ama O´na ortak kosulunca (hemen) inandınız! Artık hukum, Buyuk ve Yuce Allah´ındır

    [13] Size (her turlu) isaretlerini gosteren, sizin icin gokten rızık indiren O´dur. Ama Allah´a yonelmis olanlardan baskası (bundan) bir ders cıkarmaz

    [14] Hakikati inkar edenleri ne kadar ofkelendirse de icten bir inancla yalnız Allah´a baglanarak O´na dua edin

    [15] O, butun (varlık) derecelerinin en yucesi olarak kudret tahtına kurulmustur. O, Kendi iradesiyle kullarından diledigine vahiy indirir ki (butun insanları) O´na kavusacakları Gun(un gelip catacagı) konusunda uyarsın

    [16] ki o Gun Allah´tan gizli saklı hicbir seyleri olmadan (oldukleri yerden) meydana cıkacaklardır. O Gun hukumranlık kimin olacak? Elbette butun varlıklar uzerinde mutlak otorite Sahibi olan Tek Allah´ın (olacak)

    [17] O Gun her insan kazandıgının karsılıgını gorur. O Gun hicbir haksızlık (yapılmaz). Suphesiz Allah, hesabı cabuk gorendir

    [18] Bu sebeple, onları yureklerin bogulurcasına gırtlaga dayanacagı o yaklasan Gun´e karsı uyar! (o Gun) zalimler ne bir dost bulacaklar, ne de sozu dinlenecek bir sefaatci

    [19] (cunku) O, art niyetli bakısların ve yureklerin gizledigi seylerin farkındadır

    [20] Allah hakikate ve adalete gore hukmeder; O´nu bırakıp yalvardıkları su (varlık)lar ise hicbir hukum veremezler cunku, yalnız Allah´tır her seyi isiten, her seyi goren

    [21] Onlar hic yeryuzunde dolasıp kendilerinden once yasamıs olan (inkarcı)ların sonunun ne oldugunu gormezler mi? Onlar, (kendilerinden) daha gucluyduler ve yeryuzunde daha derin izler bırakmıslardı ama Allah onları gunahlarından dolayı hesaba cekti ve (o zaman) kendilerini Allah´a karsı koruyacak bir kimse bulamadılar

    [22] Cunku onlar, elcileri kendilerine hakikatin butun kanıtlarıyla gelmis olmalarına ragmen onu reddetmislerdi, bu yuzden Allah onları hesaba cekti, cunku Allah gucludur, intikamında siddetlidir

    [23] Biz, Musa´yı mesajlarımızla ve (Bizden aldıgı) acık bir yetki ile gondermistik

    [24] Firavun´a, Haman´a ve Karun´a; ama onlar (yalnızca), "O, bir buyucudur, bir yalancıdır!" demislerdi

    [25] (Firavun´a, ve tebaasına gelince,) Musa onlara Bizden (aldıgı) hakikati getirdiginde "Onun inanclarını benimseyenlerin kadınlarını sag bırakıp ogullarını oldurun!" dediler. Fakat inkarcıların hilesi hep bosa cıktı

    [26] Ve Firavun "Bırakın" dedi, "Musa´yı ben oldureyim ve bırakın o´nu, (var oldugunu iddia ettigi) Rabbine yalvarıp dursun! Dikkat edin, ben o´nun dininizi degistirmesinden yahut yeryuzunde fesat cıkarmasından korkuyorum

    [27] Buna karsılık Musa: "Kibre kapılarak Hesap Gunu´nu reddedenlerden, sizin de Rabbiniz, benim de Rabbim (olan Allah´a) sıgınırım!" dedi

    [28] O anda, inancını (o gune kadar) gizlemis olan Firavun ailesinden bir mumin (soyle) haykırdı: "´Rabbim Allah´tır dedigi icin adam mı oldureceksiniz? Oysa o, size Rabbinizden kanıtlar getirmistir. Eger o, bir yalancı ise yalanı kendi aleyhine donecektir; ama gercegi soyluyorsa, sizi uyardıgı (azabın) bir kısmı basınıza gelecek, cunku Allah, (kendileri hakkında) yalan soyleyerek kendi kisiliklerini harcayanları dogru yola ulastırmaz

    [29] Ey kavmim! Bugun hukumranlık sizindir; (ve) yeryuzunun en guclusu sizlersiniz fakat, Allah´ın cezası basımıza gelirse, bizi ondan kim kurtaracak? Firavun ´Ben´ dedi, ´size yalnız kendi gordugumu gosteriyorum; ve sizi yalnız dogruluk yoluna cagırıyorum

    [30] Bunun uzerine, imana ermis olan adam: "Ey kavmim!" diye haykırdı, "(Ilahi hakikate karsı) birlesmis olan su digerlerinin basına vaktiyle gelmis olan durumun sizin basınıza da gelmesinden korkuyorum

    [31] Nuh kavminin, ´Ad ve Semud (kavimlerinin) ve onlardan sonrakilerin basına gelmis olana benzer (bir durumun!) Ve unutmayın Allah, kulları icin hicbir haksızlık istemez

    [32] Ey kavmim! Sizin icin, (sıkıntıyla) birbirinizi cagıracagınız Gun(un, Hesap Gunu´nun gelmesin)den korkuyorum

    [33] ki o Gun sizi Allah(ın elin)den kurtaracak kimse bulamayacak ve arkanızı donup kac(mak istey)eceksiniz, cunku Allah kimi sasırtırsa artık ona yol gosteren olmaz

    [34] Ve (hatırlayın:) Yusuf da size daha once hakikatin butun kanıtlarıyla gelmisti; ama size getirdigi (mesajların tumu)ne karsı suphe duymaktan kacınmadınız, sonunda Yusuf olunce de, ´Allah o´ndan sonra hicbir elci gondermeyecek!´ dediniz. Allah, (vahyettiklerine karsı) supheye kapılarak kendi kendilerine yazık edenleri iste boyle saptırır

    [35] Hicbir delilleri olmadan Allah´ın mesajlarını sorgulayanları (da): hem Allah´ın, hem de iman etmis olanların gozunde son derece cirkin (bir gunah). Allah, butun kibirli zorbaların kalbini iste boyle muhurler

    [36] Firavun: "Ey Haman!" diye seslendi, "Bana hasmetli bir kule insa et, belki boylece (uygun) araclara sahip olabilirim

    [37] goklere yaklasmanın araclarına ve belki (bu yolla) Musa´nın tanrısını gorebilirim; zaten o´nun bir yalancı olduguna kesinlikle eminim!" Iste boyle, yaptıgı kotulukler Firavun´a guzel gorundu ve bu nedenle (dogru) yoldan alıkondu. Firavun´un tuzagı husrandan baska bir seye yaramadı

    [38] Imana ermis olan adam (soyle) devam etti: "Ey kavmim! Bana uyun; (uyun ki) sizi dogruluk ve durustluk yoluna yonelteyim

    [39] Ey kavmim! Bu dunya hayatı gelip gecici bir eglenceden baska bir sey degildir, halbuki oteki dunya kalıcı bir yurttur

    [40] (Orada,) kim bir kotuluk yapmıssa sadece yaptıgı kadarıyla cezalandırılacaktır; kim de, ister erkek ister kadın olsun, iman edip dogru ve yararlı isler yapmıssa cennete girecek ve orada kendisine hesapsız nimetler verilecektir

    [41] Ey kavmim! Nasıl olur da ben sizi kurtulusa cagırdıgım halde siz beni atese cagırırsınız

    [42] Siz beni Allah´ı(n birligini) inkara ve hakkında (belki de) hicbir bilgim olmayan seyleri Allah´ın uluhiyetine ortak kosmaya cagırıyorsunuz; ben ise sizi, O Kudret Sahibi ve Cok Bagıslayıcı olan(ı tanımay)a cagırıyorum

    [43] Sizin beni cagırdıgınız sey, acıkcası, ne bu dunyada ne de oteki dunyada cagrılmaya layık bir sey degil, (suphesiz) donusunuz Allah´adır ve kendi kisiliklerini harcayıp tuketenler atese gireceklerdir

    [44] ve iste o zaman (simdi) soylediklerimi (ister istemez) hatırlayacaksınız. (Bana gelince,) ben kendimi Allah´a adıyorum; cunku Allah, kullarının (kalbinde olan) her seyi mutlaka gorur

    [45] Allah onu (kavminin) seytani tuzaklarından korudu, Firavun´un ailesi ise siddetli bir azabın pencesine dustu

    [46] (oteki dunyadaki) ates(in, ki o ates)e sabah aksam (rastgele) sokulacaklar: Nitekim Son Saat´in gelip cattıgı Gun (Allah), "Firavun ailesini en siddetli azabın icine atın!" (buyuracaktır)

    [47] Onlar, (hayatta iken hakikati inkar etmis olanlar, icine atıldıkları oteki dunyanın) atesi ortasında birbirleriyle tartısacaklar; ve zayıf olanlar kustahca boburlenenlere: "Dogrusu biz sadece size uymustuk, o halde, su atesten (bize dusen) payı hafifletebilir misiniz?" diyeceklerdir

    [48] Buyukluk taslayanlar ise, "Biz hepimiz onun icindeyiz! Allah, (artık) kulları arasında hukum vermis bulunmaktadır!" diye cevap verecekler

    [49] Ve atesin icinde olanlar cehennemin bekcilerine, "Ne olur Rabbinize yalvarın da bir gun (bile olsa) bu azabımızı hafifletsin!"diyecekler

    [50] (Cehennemin bekcileri): "Elcileriniz size hakikatin butun kanıtlarını getirmis degiller miydi?" diye soracaklar. O (atesdeki)ler, "Evet, oyleydi!" diyecekler. (Ve cehennemin bekcileri,) "Madem oyle yalvarıp durun!" diye cevap verecekler; cunku inkar edenlerin yalvarması, avunmadan baska bir anlam tasımaz

    [51] Bakın, Biz, elcilerimizi ve imana ermis olanları (hem) bu dunya hayatında, hem de butun sahitlerin hazır bulunacagı Gun´de koruyacagız

    [52] O Gun zalimlere mazeretlerinin hicbir faydası olmayacak, onların payına her turlu iyilikten yoksun bırakılma ve korkunc bir son dusecektir

    [53] Gercek su ki Biz, daha once Musa´ya hidayetimizi ihsan etmis ve (boylece) Israilogulları´nı (o´na vahyedilmis olan) ilahi kelamın mirascısı kılmıstık

    [54] akıl, iz´an sahipleri icin bir uyarı ve bir rehberlik (aracı) olarak

    [55] o halde sıkıntılara karsı sabırlı ol; cunku, Allah´ın vaadi mutlaka gerceklesecektir, gunahların icin bagıslanma dile ve Rabbinin sanını sabah aksam yucelt

    [56] Allah´ın mesajlarını hicbir delilleri olmadan sorgulayanlara gelince; onların icinde hicbir zaman tatmin edemeyecekleri kustahca bir kendini begenmislik (duygusun)dan baska bir sey yoktur, oyleyse sen Allah´a sıgın cunku her seyi isiten, her seyi goren yalnız O´dur

    [57] Goklerin ve yerin yaratılması elbette insanın yaratılmasından daha buyuk (bir olay)dır ama insanların cogu (bunun ne anlama geldigini) bilmezler

    [58] (Oyleyse,) goren ile gormeyen bir olmaz; iman edip dogru ve yararlı isler yapanlar ile kotuluk isleyenler de bir degildir. Bundan ne kadar da az ders cıkarıyorsunuz

    [59] Son Saat mutlaka gelecektir, buna hic suphe yok; fakat hala insanların cogu buna inanmaz

    [60] Ama Rabbiniz buyurur ki: "Bana dua edin, duanızı kabul edeyim! Bana kulluk etmeye tenezzul etmeyenler, mutlaka asagılanmıs olarak cehenneme gireceklerdir

    [61] Geceyi dinlenmeniz ve gunduzu de gormeniz icin yaratan Allah´tır. Allah insanlara karsı sonsuz derecede lutufkardır ama cogu insan (bunu gormeyecek kadar) nankordur

    [62] Iste her seyin Yaratıcı´sı olan Rabbiniz Allah budur! O´ndan baska ilah yoktur. Nasıl olur da zihinleriniz hala (bu gercekten) sapıp durmaktadır

    [63] Iste boyle, Allah´ın mesajlarını bile bile reddedenlerin zihinleri carpılmıstır

    [64] Yeryuzunu sizin icin bir dinlenme yurdu ve gogu de bir kubbe yapan, size sekil veren -cok da guzel bir sekil veren- ve sizi hayatın tertemiz nimetleri ile rızıklandıran Allah´tır. Iste Rabbiniz Allah budur. Butun alemlerin Rabbi olan Allah ne yucedir

    [65] O, hep diri´dir; O´ndan baska ilah yoktur, oyleyse icten bir inancla yalnız O´na baglanarak O´na yalvarın. Hamd alemlerin Rabbi olan Allah´a mahsustur

    [66] De ki: "Rabbimden bana hakikatin butun kanıtları verildigi icin, Allah´ı bırakıp da yalvardıgınız varlıklar(dan hic birine) kulluk yapamam; ben alemlerin Rabbine kendimi teslim etmekle emrolunmusum

    [67] Sizi topraktan, sonra bir sperm damlasından ve sonra bir dollenmis hucreden yaratan O´dur ve sonra O, sizi cocuklar olarak hayata getirir ve sonra olgunluk cagına erismenizi ve ardından yaslanmanız(ı emreder) -ama bir kısmınız icin daha erken olum (verir)- ve (butun bunları takdir eder ki O´nun) belirl(edig)i vadeye erisesiniz ve aklınızı kullan(mayı ogren)esiniz

    [68] Hayat veren ve olum dagıtan O´dur; bir seyin olmasını istediginde ona sadece "Ol!" der ve o (sey hemen) oluverir

    [69] Gormez misin, Allah´ın mesajlarını sorgulayanlar hakikati nasıl da gormezden geliyorlar

    [70] (Sunlar,) bu ilahi kelamı ve (aynı sekilde, gecmisteki) elcilerimizle gondermis oldugumuz butun (mesajları) yalanlayanlar? Ama onlar zamanı gelince (ne kadar kor olduklarını) goreceklerdir, (Hesap Gunu bunu gorecekler)

    [71] ki o Gun boyunlarında (kendi elleriyle yaptıkları) zincirleri ve halkaları tasımak zorunda kalacaklar ve suruklenecekler

    [72] yakıcı bir umitsizlige; ve sonunda (cehennem) atesi icin yakıt olacaklar

    [73] Sonra onlara sorulacak: "Simdi neredeler sizin ilahlık yakıstırdıgınız (gucler)

    [74] Allah´ın yanısıra (ilahlık yakıstırdıklarınız)?" (Soyle) cevap verecekler: "Onlar bizi yuzustu bıraktılar; daha dogrusu, gecmiste yalvarıp sıgındıklarımız, aslında hic yoklardı!" (Ve onlara:) "Iste Allah hakikati inkar edenleri boyle sasırtır; (denilecektir)

    [75] bu durum, sizin yeryuzunde hicbir dogru(luk endisesi) tasımadan kustahca boburlenmenizin ve kendinizi begenmisliginizin bir urunudur

    [76] (Simdi) icinde yasayıp kalacagınız cehennemin kapılarından girin iceri! Yersiz gurura kapılanlar icin orası ne dehsetli bir yerdir

    [77] Sen, sıkıntılara karsı sabırlı ol, cunku Allah´ın vaadi mutlaka gerceklesecektir. Ve su (hakikati inkar ede)nler icin hazırladıklarımızı sana ister (bu dunyada) gosterelim, ister (bunların gerceklesmesinden once) seni olume goturelim, (unutma ki, sonunda,) onlar Bize donduruleceklerdir

    [78] Gercek su ki (ey Muhammed!); senden once elciler gondermistik, onların kiminden sana bahsettik, kimi hakkında da sana bir bilgi vermedik. Ve (gonderdigimiz) hicbir elci, Allah´ın izni olmadan bir mucize ortaya koyamaz. Allah´ın iradesi acıga cıktıgı zaman hukum (coktan) adaletle yerini bulmus olacak, (anlayamadıkları her seyi) yok etmeye calısanların tumu o zaman ve orada husrana ugramıs olacaklar

    [79] Allah (her zaman sizin icin harikalar yaratandır; boylece, O) sizin icin (her turlu) hayvanı varetmistir ki onların bir kısmına binersiniz ve bir kısmından da yiyeceklerinizi elde edersiniz

    [80] Onlardan (baska) faydalar da saglarsınız; ve (bircok) onemli ihtiyacınızı karsılarsınız; onların uzerinde de, gemilerin icinde oldugu gibi, (hayatınızı) surdurursunuz

    [81] Ve O, yarattıgı harikaları (iste boyle) onunuze koyuyor. Oyleyse Allah´ın harikalarından hangisini inkar edebilirsiniz

    [82] Onlar hic yeryuzunde dolasıp kendilerinden once yasamıs olan (hakikat inkarcı)larının sonunun ne olduguna bakmazlar mı? Onlar kendilerinden daha kalabalık ve daha gucluyduler ve yeryuzunde daha derin izler bırakmıslardı fakat basarılarının kendilerine hicbir faydası olmamıstı

    [83] Cunku elcileri onlara, hakikatin butun kanıtlarıyla geldiklerinde, (halen) sahip oldukları bilgiye yaslanarak kustahca boburlendiler ve (boylece / sonunda,) kucumsedikleri sey tarafından sarılıp kusatıldılar

    [84] Ve sonra, verdigimiz cezayı (apacık) gorunce de: "Tek Allah´a artık inandık ve Allah´a ortak kostugumuz seylere inancımızı terk ettik!" dediler

    [85] Fakat cezamızın farkına vardıktan sonra iman etmis olmaları kendilerine bir fayda saglamayacaktır. Allah´ın kulları icin her zaman uyguladıgı yol yontem budur. Iste, hakikati inkar etmis olanlar, o zaman ve orada, ziyana ugramıs olacaklardır

    Fussilet

    Surah 41

    [1] Ha. Mim

    [2] (Bu vahyin) indirilisi, Rahman ve Rahim´dendir

    [3] bir ilahi kelam ki, (tasıdıgı) mesajlar, anlama ve kavrama yetenegine sahip insanlar icin Arapca bir hitabe olarak apacık beyan edilmistir

    [4] guzel haberleri mujdeleyici ve uyarıcı olarak. Fakat (bu ilahi kelam insanlara ne zaman teblig edilse) cogu yuz cevirir ki (mesajını) duymasınlar

    [5] ve "(Ey Muhammed!)" derler, "Kalplerimiz bizi cagırdıgın her seye kapalıdır, kulaklarımız sagırdır ve bizimle senin aranda bir engel vardır. Oyleyse, sen (ne istersen) yap, unutma ki biz de (her zaman yaptıgımızı) yine yapacagız

    [6] (Ey Muhammed) de ki, "Ben de ancak sizin gibi bir beserim. Bana tanrınızın yalnızca Tek Tanrı oldugu vahyedilmistir, oyleyse O´na yonelin ve O´ndan bagıslanma dileyin!" O´ndan baskasına ilahlık yakıstıranların vay haline

    [7] (vay haline) karsılıksız harcamadan kacınanların!; iste boyleleridir ahireti inkar edenler

    [8] (Ama,) imana erip dogru ve yararlı isler yapanlar kesintisiz bir mukafat kazanacaklardır

    [9] De ki: "Siz, arzı iki evrede yaratmıs olan Allah´ı gercekten inkar mı ediyorsunuz? Ve O´na, alemlerin Rabbine rakip guclerin bulundugunu mu iddia ediyorsunuz

    [10] O, (arzı yarattıktan sonra,) uzerine (kuleler gibi) sarsılmaz daglar yerlestirdi, ona (sayısız) nimetler bagısladı ve oradaki gecim araclarını onları arayanlar arasında esit sekilde paylastırdı; (ve butun bunları) dort evrede (yarattı)

    [11] Ve O, (sadece) duman halinde olan goklere sekil verdi; onlara ve arza, "Ikiniz de isteyerek yahut istemeden (varlık alanına) gelin!" diye buyurdu. Ikisi birden: "Peki, boyun egerek geliriz!" dediler

    [12] Ve onları iki evrede yedi gok olarak yarattı, her goge kendi islevini yukledi. Biz, yere en yakın olan gokleri ısıklarla susledik. Ve onları emniyetli kıldık: Iste bu, Kudret Sahibi ve Her seyi Bilen´in takdiridir

    [13] (Butun bu kozmik gerceklere ragmen) onlar yine de yuz cevirirlerse de ki: "Sizi, ´Ad ve Semud (kabilelerinin basına dusen) yıldırımlara benzer bir yıldırıma karsı uyarıyorum

    [14] Hani, onlara (Allah´ın) elcileri gelmisti ve onlerine serilmis olanla (halen) bilgi ve kavrayıs alanlarının dısında tutulan hakkında konusmuslardı, (ve onlara): "Yalnız Allah´a kulluk edin!" (diye cagrıda bulunmuslardı). Onlar, "Eger" demislerdi, "Rabbimiz (sizin soylediklerinize inanmamızı) dileseydi, (mesajının tebligcisi olarak) melekler gonderirdi. Bakın iste biz, getirdiginiz(i iddia ettiginiz) seyde bir gercek payı bulundugunu inkar ediyoruz

    [15] ´Ad (kavmine) gelince, onlar, dogru olan her seye karsı (cıkarak) yeryuzunde kustahca dolastılar ve "Bizden daha guclu kim varmıs?" diye boburlendiler. Hayret! Onları yaratan Allah´ın kendilerinden daha guclu oldugunu gormediler mi? Ama onlar mesajlarımızı reddetmeye devam ettiler

    [16] Bunun uzerine, bu dunya hayatında asagılanmanın azabını tattırmak icin o bahtsız gunlerde uzerlerine dondurucu bir ruzgar gonderdik. Onların oteki dunyadaki azap(lar)ı ise daha da asagılayıcı olacak ve bir yardımcı da bulamayacaklar

    [17] Semud (kavmine) gelince, onlara dogru yolu gosterdik, ama onlar korlugu dogru yola tercih ettiler. Ve boylece, yaptıkları (kotulukler)in bir karsılıgı olarak onların uzerine alcaltıcı bir azap yıldırımı dustu

    [18] Biz, (yalnızca) imana ermis olan ve Bize karsı sorumluluk bilinci duyanları kurtardık

    [19] Bu nedenle, (butun insanları,) Allah dusmanlarının atesin basında toplanacakları ve sonra icine atılacakları Gun(e karsı uyar)

    [20] ve onlar (atese) yaklastıklarında, kulakları, gozleri ve derileri onlara karsı tanıklık yapacak ve onların (yeryuzunde) yaptıklarını anlatacaklar

    [21] Derilerine soracaklar: "Neden aleyhimize tanıklık yaptınız?" Onlar da: "Her seye konusma imkanı veren Allah, bize (de) vermistir. Sizi yoktan var eden O´dur, (simdi) yine O´na donduruluyorsunuz

    [22] Ve kulaklarınız, gozleriniz yahut deriniz size karsı tanıklık yapmasın diye (gunahlarınızı) gizlemeye calısanlardan olmadınız, ustelik, Allah´ın yaptıklarınız hakkında fazla bir sey bilmedigini sandınız

    [23] Ve Rabbiniz hakkında tasıdıgınız bu dusunce sizi helake ugrattı, boylece kendinizi husrana ugrayanlar arasında buldunuz

    [24] (Baslarına gelene) sabırla katlansalar (bile,) onların mekanı, yine ates olacak ve kendilerini duzeltmelerine izin verilmesi icin yalvarsalar da buna izin verilmeyecek

    [25] ve (Bize karsı isyankar olduklarından,) onlara (seytani durtulerini) oteki kisilikleri (olarak) musallat ettik; ve bunlar, onlerine serilmis olan ile, bilgi alanlarının dısında kalanı kendilerine guzel gosterdi. Ve boylece, kendilerinden once gelip gecmis olan diger (gunahkar) insan ve gorunmeyen varlık toplulukları icin gecerli olan (ceza) vaadi onlar icin de gecerli olacak. Kuskusuz onlar(ın hepsi) husrana ugrayacaktır

    [26] Hakikati inkar edenler (birbirlerine): "Bu Kuran´ı dinlemeyin ve onun hakkında sacma, anlamsız seyler uydurun ki onu(n gucunu) bastırasınız!" derler

    [27] Fakat hakikati (boylece) inkar edenlere kesinlikle siddetli bir azabı tattıracak ve onları yaptıklarının en kotusuyle cezalandıracagız

    [28] O Allah dusmanlarının cezası, (oteki dunyadaki) ates olacaktır. Onlar, mesajlarımızı bilerek reddetmelerinin karsılıgı olarak icinde sonsuza kadar kalacakları bir yere mahkum olacaklardır

    [29] Ve (yeryuzundeki hayatlarında) hakikati inkar etmis olanlar (bunun uzerine) feryad edecekler: "Ey Rabbimiz! Bizi saptıran su insanları ve gorunmeyen varlıkları goster bize. Onları ayaklarımızın altına al(ıp cigneyel)im ki hepimizin en alcagı olsunlar

    [30] (Fakat,) "Rabbimiz Allah´tır!" diyen ve sebatla dogru yolu izleyenlere gelince, onların uzerine sık sık melekler iner (ve soyle derler:) "Korkmayın ve uzulmeyin, iste alın size vaad edilmis olan cennet mujdesini

    [31] Biz bu dunya hayatında sizin dostunuzuz ve oteki dunyada (da dostunuz olacagız), orada canınızın cektigi her seye sahip olacak ve istediginiz her seye kavusacaksınız

    [32] bagıslayıcı ve rahmet kaynagı olan Allah´tan bir karsılama (olarak)

    [33] (Insanları) Allah´a cagıran, dogru ve adil olanı yapan ve "Suphesiz ben Allah´a teslim olanlardanım!" diyenden daha guzel sozlu kim vardır

    [34] (Madem ki) Iyilik ile kotuluk bir degil, sen (kotulugu) daha guzel olan ile sav; bak, o zaman seninle arasında dusmanlık olan kimse, (eski bir) dostun, gercek bir arkadasınmıs gibi davranır

    [35] Ama (bu mazhariyet) sadece sıkıntıya karsı sabredenlere verilmistir; yalnızca (faziletten) en buyuk payı almıs olanlara verilmistir

    [36] Bu nedenle, eger Seytandan gelen bir vesvese seni (anlamsız, sebepsiz bir ofkeye) surukleyecek olursa, hemen Allah´a sıgın, suphesiz yalnız O, her seyi isiten, her seyi bilendir

    [37] Gece ile gunduz, gunes ile ay O´nun isaretlerindendir: (O halde,) gunese ve aya secde etmeyin ama onları yaratmıs olan Allah´a secde edin; eger (gercekten) O´na kulluk etmek istiyorsanız

    [38] Bazısı (bu cagrıya kulak kapatacak kadar) buyukluk tasladıgı halde (iclerinden) Rableri ile birlikte olanlar gece gunduz hic bıkmadan, usanmadan O´nun sınırsız sanını yuceltirler

    [39] O´nun isaretlerinden biri de sudur: Sen topragı corak gorursun ama uzerine yagmur yagdırdıgımızda hemen harekete gecer ve (hayata) uyanıverir! Ona hayat veren, suphesiz, olu (kalbe de) hayat verir, cunku O, her seye kadirdir

    [40] Mesajlarımızın anlamını saptıranlar Bizden gizlenemezler, oyleyse (su iki kisiden) hangisi daha iyidir? Atese atıl(maya mahkum edil)en mi, yoksa Kıyamet Gunu (huzurumuza) guvenle gelecek olan mı? Dilediginizi yapın! O, yaptıgınız her seyi gorur

    [41] Gercek su ki, kendilerine gelen bu uyarıyı inkar edenler (var ya, iste onlar husrana ugrayanlardır); cunku o yuce bir ilahi kelamdır

    [42] Hicbir bosluk ve anlamsızlık ona ne acıkca yaklasabilir, ne de gizlice, (cunku o) hikmet Sahibi ve ovguye layık olan tarafından indirilmistir

    [43] (Sana gelince, ey Muhammed,) senin icin soylenenler, senden onceki (Allah´ın) elciler(i) icin soylenenlerden baska bir sey degildir. Bak, senin Rabbin bagıslayıcıdır, ama aynı zamanda en siddetli sekilde cezalandırmaya da kadirdir

    [44] Eger bu (ilahi kelamın) Arapca dısında bir dilde (indirilmis) bir hitabe olmasını dileseydik, onlar, (simdi onu reddedenler,) bu defa, "Neden onun mesajları anlasılır bir sekilde ifade edilmemis? Hayret! Arapca dısında bir dil(de indirilmis bir mesaj bu) ve (teblig eden de) bir Arap (elci)?" diyeceklerdi. De ki: "Bu (ilahi kelam,) iman edenler icin bir rehber ve bir sifa kaynagıdır; ona inanmayanlara gelince, onların kulaklarında bir sagırlık var ve bundan dolayı (Kuran) onlara kapalı, anlasılmaz gelir. Onlar cok uzaklardan seslenilen (insanlar gibi)ler

    [45] Biz Musa´ya da daha once vahiy indirmistik, sonra onun uzerinde ihtilaflar baslamıstı. Ve (o zaman, simdiki gibi,) Rabbinden gelen bir buyruk bulunmamıs olsaydı, her sey onlar arasında (basından) kararlastırılmıs olurdu. Aslında onlar, (bu ilahi kelama inanmayanlar,) onun uyarı ve ogutleri hakkında supheye varan buyuk bir tereddut icindedirler

    [46] Kim dogru ve yararlı bir is yaparsa, kendi iyiligi icin yapmıs olur ve kim de kotuluk islerse kendi aleyhine islemis olur. Allah hicbir zaman kullarına haksızlık yapmaz

    [47] Son Saat´in ne zaman gelecegi bilgisi yalnız O´nun katındadır. O´nun bilgisi olmadan ne meyveler kabuklarını catlatır, ne de bir disi gebe kalır veya dogurur. O Gun Allah, onlara: "Benim su (sozde) ortaklarım neredeler simdi?" diye seslendiginde (hic tereddutsuz) cevap verecekler: "Itiraf ederiz ki hicbirimiz (baskasının senin ilahlıgına ortak olduguna) tanık olmus degiliz

    [48] Boylece, onların onceden yalvarıp durdukları butun gucler, kendilerini terk etmis olacak ve kendileri icin bir kacıs imkanı olmadıgını kesinlikle ogreneceklerdir

    [49] Insan, (hayatın) guzel (seyler)ini isteyip aramaktan asla bıkmaz, kotu bir olayla karsılasınca da endiseye kapılarak butun umitlerini kaybeder

    [50] Ama basına bir bela geldikten sonra kendisine rahmetimizden tattırırsak, emin bir sekilde "Bu zaten benim hakkımdır!" der; ve devam eder, "Son Saat´in gelecegini de sanmıyorum: ama eger (gelirse ve) ben Rabbime dondurulursem, O´nun katında beni mutlak bir guzellik bekler!" Fakat hakikati inkara sartlanmıs olanlara (Hesap Gunu) yaptıkları her seyi apacık gosterecek ve onlara (bu sekilde) siddetli bir azap tattıracagız

    [51] Ne zaman insana nimetlerimizi bagıslasak yan cizer ve (Bizi anmaktan) uzaklasır, basına bir kotuluk gelince de hemen dualar okumaya baslar

    [52] De ki: Ya inkar ettiginiz bu (vahiy), gercekten Allah´tan ise (halinizin ne olacagını) hic dusundunuz mu? Kendisini kotuluge ve egrilige (bu kadar) cok kaptırandan daha sapık kim olabilir

    [53] Zamanı geldiginde insana mesajlarımızı (evrenin) ucsuz bucaksız ufuklarında ve kendi oz benliklerinde (bulduklarıyla) tam olarak anlatacagız ki bu (vahy)in tartısılmaz bir gercek oldugu, apacık ortaya cıksın. Rabbinin her seye tanık oldugu(nu bilmeleri onlara) hala yetmez mi

    [54] Gercek su ki onlar, (Hesap Gunu) Rableri ile karsılasıp karsılasmayacaklarından tam emin degiller! Suphesiz O, her seyi kusatır

    Şûrâ

    Surah 42

    [1] Ha-Mim

    [2] ´Ayn-Sin-Kaf

    [3] Kudret ve hikmet sahibi olan Allah, (ey Muhammed) sana ve senden oncekilere (hakikati) soyle vahyetti

    [4] Goklerde ve yerde olan her sey O´nundur; O, yucedir, uludur

    [5] En ustteki gokler (O´nun korkusundan) neredeyse parcalanır; melekler Rablerinin sonsuz ihtisamını hamd ile yuceltir ve yeryuzundekiler icin bagıslanma dilerler. Suphesiz Allah, cok bagıslayıcıdır, rahmet kaynagıdır

    [6] Allah´tan baskasını koruyucu edinenlere gelince; Allah onları gorup gozetlemektedir ve sen onların yaptıklarından sorumlu degilsin

    [7] (Sana sadece Bizim mesajımız emanet edilmistir:) iste Biz sana Arap dilinde bir hitabe gonderdik ki, butun kentlerin atasını ve cevresinde oturanları uyarabilesin; yani, (varlıgı) her turlu suphenin ustunde olan Toplanma Gunu´ne karsı (onları) uyarasın. (O Gun) bazısı cennete girecek, bazısı da yakıcı atese

    [8] Eger Allah dileseydi onları tek bir ummet yapardı; bununla birlikte O, (kavusturulmayı) dileyeni rahmetine kavusturur; halbuki (Hesap Gunu) zalimler ne kendilerini koruyacak bir kimse, ne de bir yardımcı bulamayacaklardır

    [9] Yoksa onlar, Allah´tan baska koruyucular edi(nebileceklerini mi sa)nıyorlar? Hayır, yalnız Allah´tır (butun varlıkların) koruyucusu; cunku yalnız O´dur oluye can veren ve yalnız O´dur her seye kadir olan

    [10] Oyleyse (ey muminler biliniz ki,) ayrılıga dustugunuz her konuda hukum Allah´a aittir. (De ki:) "Iste Allah! Benim Rabbim budur. O´na dayanıp guvendim ve her zaman O´na yonelirim

    [11] (O´dur) gokleri ve yeri yoktan var eden. O, nasıl ki hayvanlar arasında esler (bulunmasını) irade etmisse size de kendi cinsinizden esler vermistir ve sizi boylece cogaltıp durmaktadır: (ama) hicbir sey O´na benzemez ve yalnız O´dur, her seyi isiten, her seyi goren

    [12] Goklerin ve yerin anahtarları O´nundur; O, diledigine bol rızık verir, diledigine az. Cunku O her seyi bilendir

    [13] O, itikadi konularda, Nuh´a emrettigini -ve sana (ey Muhammed,) vahiy aracılıgıyla ogrettigimizi ve aynı zamanda Ibrahim´e, Musa´ya ve Isa´ya emrettigimizi- sizin icin uygun gordu. (Sahih) itikada saglam bir sekilde sarılın ve o konuda butunlugunuzu bozmayın. Onları cagırdıgın bu (itikad butunlugu) baska varlıkları veya gucleri Allah´a ortak kosanlara agır gelse (bile). Allah dileyen herkesi kendine ceker ve O´na yonelenleri dogru yola ulastırır

    [14] (Gecmis vahiylerin mensuplarına gelince,) onlar (hakikati) tanıyıp ogrendikten sonra, aralarındaki kıskanclık ve cekismelerden dolayı butunlukten uzaklastılar; ve Rabbinden (O´nun koydugu) belli bir vadeye kadar (butun hukumleri iptal eden) bir hukum gelmemis olsaydı, onlar arasında (bastan) her sey karara baglanmıs olurdu. Iste bakın, oncekilerden ilahi kelamı devralanlar (simdi) onun ogretileri hakkında supheye varan buyuk bir tereddut icindeler

    [15] Iste bunun icin sen (butun insanlıga) cagrıda bulun ve (Allah tarafından) emrolundugun gibi dosdogru ol! Onların heva ve heveslerine uyma ve de ki: "Ben, Allah´ın butun vahyettiklerine inanırım. Sizin degisik gorusleriniz arasında adaleti gozetmekle emrolundum. Allah benim de, sizin de Rabbinizdir. Bizim yaptıklarımızın hesabı bize cıkacaktır, sizin yaptıklarınız da size. Bizimle sizin aranızda bir cekisme olmamalı. Allah hepimizi bir araya toplayacaktır; cunku varıs O´nadır

    [16] O´nu(n cagrısını) kabul ettikten sonra Allah hakkında (hala) tartısanlara gelince: onların butun itirazları Rableri katında gecersizdir, bostur. (O´nun) gazabı uzerlerine cokecektir; ve onları siddetli bir azap beklemektedir

    [17] cunku indirdigi vahiy ile hakikati ortaya koyan ve (boylece insana, dogru ile egriyi tartacagı) bir terazi veren O´dur. Senin butun bildigin ise, Son Saat´in yakın oldugudur

    [18] O (Kıyamet Saati)ne inanmayanlar, (alay edercesine) onun cabucak gelmesini isterler, halbuki imana ermis olanlar ondan korkarlar ve onun gercek oldugunu bilirler. Gercek su ki, Son Saat´i tartısanlar, tam bir sapıklık icindeler

    [19] Allah kullarına cok lutufkardır; diledigine rızık verir, cunku yalnız O gucludur, yucedir

    [20] Kim oteki dunyada kazanc elde etmeyi isterse onun kazancında bir artıs saglarız: bu dunyada bir kazanc isteyene ise ondan bir seyler ver(ebil)iriz fakat boyle biri, oteki dunya(nın nimetlerin)den hicbir pay alamayacaktır

    [21] Yoksa onlar, (bu dunyadan baska bir seyi onemsemeyenler,) Allah´ın asla izin vermedigi seyleri kendileri icin (hukuki ve) ahlaki bir yukumluluk haline sokan sozde uluhiyet ortagı guclere mi inanırlar? Nihai hukum ile ilgili (Allah´ın) bir kararı bulunmasaydı, onlar arasında her sey (bu dunyada) hukme baglanmıs olurdu ama zalimleri (oteki dunyada) acı bir azap beklemektedir

    [22] Zalimlerin (oteki dunyada) kazandıkları sey(i dusunmek)ten korktuklarını goreceksin. Zaten korktukları baslarına mutlaka gelecektir. Imana erip dogru ve yararlı isler yapanları ise (cennetin) cicek dolu bahcelerinde (bulacaksın). Onlar Rablerinin katında diledikleri her seye sahip olacaklardır (ve) bu, buyuk bir lutuftur, ki

    [23] Allah onu iman edip dogru ve yararlı isler yapan kullarına bir mujde olarak vermektedir. De ki (ey Muhammed): "Bu (mesaj) karsılıgında sizden yol arkadaslarınızı sevmenizden baska bir sey beklemiyorum". Kim guzel bir is yap(ma erdemine ulasır)sa ona daha buyuk guzellikler bagıslarız ve gercek su ki Allah, cok bagıslayıcıdır, sukrun karsılıgını verendir

    [24] Yoksa onlar, "(Muhammed) kendi yalanlarını Allah´a isnad etmektedir" mi diyorlar? Eger Allah dileseydi, senin kalbini (ebediyyen) muhurlerdi. Nitekim Allah batılı silip supurur ve hakkı sozleriyle ortaya koyar. Gercek su ki O, (insanların) kalplerinde olanı tumuyle bilir

    [25] ve O´dur kullarının tevbelerini kabul eden, kotulukleri bagıslayan ve yaptıgınız her seyi bilen

    [26] inanıp dogru ve yararlı isler yapanların dileklerini kabul eden; ve (O´dur oteki dunyada) lutfuyla onlara (hak ettiklerinden) fazlasını verecek olan. Hakikati inkar edenleri (yalnızca) cetin bir azap beklemektedir

    [27] Eger Allah (bu dunyada) kullarına bol rızık vermis olsaydı, yeryuzunde kustahca davranırlardı. Halbuki O, (rahmetini) geregi kadar diledigince ihsan etmektedir cunku O, kullarının (ihtiyaclarından) tamamiyle haberdardır ve onları gormektedir

    [28] O, (insanlar) butun umitlerini yitirdikten sonra yagmuru indiren ve (bu suretle) rahmetini sergileyendir; cunku (insanların) koruyucusu yalnız O´dur, hamd O´na mahsustur

    [29] Gokleri ve yeri ve bunların icinde uretip cogalttıgı butun canlı varlıkları yaratması, O´nun isaretlerindendir. (Bunları yaratan) Allah, diledigi zaman onları (kendi katında) toplama gucune de sahiptir

    [30] (Hesap Gunu) basınıza gelecek her felaket kendi ellerinizle yapıp ettiklerinizin bir urunu olacaktır; bununla beraber Allah cok bagıslayıcıdır

    [31] ve siz O´nu yeryuzunde bertaraf edemezsiniz, (oteki dunyada da) sizi Allah(ın cezasın)dan koruyacak ve size yardım edecek kimse bulamazsınız

    [32] Denizler uzerinde, daglar(ın salınıp durması) gibi akıp giden gemiler de O´nun isaretlerindendir

    [33] dilerse ruzgarı dindirir, o zaman denizin ustunde hareketsiz kalıverirler; bunda, suphesiz, sıkıntılara gogus geren ve (Allah´a) gonulden sukreden herkes icin mesajlar vardır

    [34] ya da yapıp ettiklerinden dolayı onları yok eder, (her seye ragmen) Allah cok bagıslayıcıdır

    [35] Ve bilsinler ki, mesajlarımızı sorgulayanlar icin kurtulus yoktur

    [36] (Unutmayın ki,) size ne verildiyse bu dunya hayatından (gecici) bir zevk almanız icindir. Allah katında olan ise daha iyi ve daha kalıcıdır. (Bu odul,) iman eden ve Rablerine guvenenler (icindir)

    [37] bagıslanmaz gunahlardan ve hayasızlıktan kacınanlar ve ofke bastıgında da kolayca affedenler (icin)

    [38] Rablerinin (cagrısına) karsılık verenler ve namazlarında dikkatli ve devamlı olanlar (icin); ve (butun ortak meselelerini) aralarında danısma ile karara baglayanlar (icin); ve kendilerine rızık olarak verdigimizden baskalarına harcayanlar (icin)

    [39] ve bir zorbalık ile karsılastıkları zaman kendilerini savunanlar (icin)

    [40] Ama (unutma ki,) kotulugu cezalandırma (tesebbusu) de, bizatihi bir kotuluk olabilir; o halde, kim (dusmanını) affeder ve barıs yaparsa mukafatı Allah katındadır, cunku O, zalimleri sevmez

    [41] Zulme ugradıklarında kendilerini savunanlara gelince; onlara hicbir suc isnad edilemez

    [42] ancak (baska) insanları baskı altına alan ve yeryuzunde gaddarca davranarak her turlu haksızlıgı yapanlar suc islemislerdir. Onları siddetli bir azap beklemektedir

    [43] Ama bilin ki, kim sıkıntıya gogus gerer ve affederse iste bu, gonulden istenen bir seydir

    [44] Iste (boyle:) Allah kimi saptırırsa artık onun hicbir koruyucusu olmaz, boylece sen bu zalimlerin (Kıyamet Gunu kendilerini bekleyen) azabı gorur gormez, "(Eyvah!) Bunun donusu yok mu?" diye feryad ettiklerini gorecek (ve duyacak)sın

    [45] Ve sen onları, zavallı sekilde boyunlarını bukerek (cevrelerine) goz ucuyla bakarken o (akibet)e atladıklarını goreceksin; o zaman iman edenler, "(Bu) Kıyamet Gunu husrana ugrayanlar, kendilerini ve arkalarından gidenleri mahvedenlerdir!" diyecekler. Gercek su ki zalimler, ebedi azaba mahkum olacaklar

    [46] ve Allah´a karsı kendilerine yardım edecek bir koruyucu bulamayacaklar, cunku Allah´ın saptırdıgı icin (kurtulus) yolu yoktur

    [47] (O halde, ey insanlar,) Allah´ın buyrugu ile geri donusun imkansız oldugu Gun gelmeden once Rabbiniz(in daveti)ne uyun! (Cunku) o Gun ne sıgınacagınız bir yer bulabilirsiniz, ne de (yaptıgınız hataları) inkar edebilirsiniz

    [48] Ama onlar, (ey Peygamber, senden) yuz cevirip uzaklasırlarsa (bil ki) Biz seni onların bekcisi olarak gondermedik. Sana dusen, yalnız (emanet edilen) mesajı iletmektir. Ve bakın, (Bizim mesajlarımıza yuz cevirmek, insan tabiatının zayıflıgı ve kaypaklıgından kaynaklanır; boylece,) Biz insana rahmetimizi tattırdıgımız zaman onunla ovunc duyar, ama kendi eliyle yaptıklarının sonucu olarak basına bir bela gelirse, o zaman, sukurden ne kadar uzak oldugunu gosterir

    [49] Goklerin ve yerin hakimiyeti yalnız Allah´a aittir. O, diledigini yaratır; diledigine kız cocukları bagıslar, diledigine erkek

    [50] yahut (diledigine) hem erkek hem kız (cocuklar) verir ve diledigini de kısır yapar. Cunku O, her seyi bilendir, sınırsız guc sahibidir

    [51] Allah, insanla, ancak apansız gelen bir ilham aracılıgıyla yahut bir perde arkasından (seslenerek,) yahut (vahyedilmesini) diledigi seyi kendi izniyle vahyeden bir elci gondermek suretiyle konusur. O, suphesiz yucedir, hikmet Sahibidir

    [52] Iste sana da (ey Muhammed,) kendi buyrugumuz altında hayat veren bir mesaj vahyettik. (Bu mesaj sana gelmeden once,) sen vahiy nedir, iman (nedir) bilmezdin ama (simdi) bu (mesajı) bir ısık yaptık ki onunla kullarımızdan diledigimizi dogru yola ulastıralım; suphesiz sen de (insanları onunla) dogru yola ulastıracaksın

    [53] goklerde ve yerdeki her seyin maliki olan Allah´a goturen yola. Gercek su ki, her seyin bası ve sonu Allah´tadır

    Zuhruf

    Surah 43

    [1] Ha-Mim

    [2] Dusun ozunde apacık olan ve hakikati butun acıklıgıyla ortaya seren bu ilahi fermanı

    [3] Onu, dusunup kavrayabilmeniz icin Arapca bir hitabe yaptık

    [4] Ve o, katımızda bulunan butun vahiylerin kaynagında(n cıkmıs)tır; o, gercekten yucedir, hikmet doludur

    [5] (Siz ey hakikati inkar edenler!) Kendi kisiliginizi harcayan insanlar oldugunuzu gore gore bu hatırlatma ve uyarıyı sizden tamamen geri mi cekelim

    [6] Eski zamanların halkına ne kadar da cok peygamber gonderdik

    [7] Ama onlara hicbir peygamber gelmedi ki o´nunla alay etmis olmasınlar

    [8] (sonunda) simdikilerden daha kudretli (oldukları halde) onları silip yok ettik ve o eski toplumlar gecmisten bir iz, bir hatıra oldular

    [9] Iste boyle, sayet onlara da "Gokleri ve yeri yaratan kimdir?" diye sorarsan hic tereddut etmeden "Kudret Sahibi Olan, Her Seyi Bilen (Allah)tır." cevabını verecekler

    [10] Yeri sizin icin bir besik yapan ve uzerinde (geciminizi kazanma) yolları var eden O´dur; umulur ki dogru yolu (secer ve onu) izlersiniz

    [11] O´dur gokten gerekli miktarda suyu tekrar tekrar indiren; iste, Biz (nasıl) onunla olu topraga hayat veriyorsak, siz de boyle (oldukten sonra) yeniden sahneye cıkarılacaksınız

    [12] Ve O butun karsıtları (da) yaratandır. O´dur butun gemileri ve hayvanları binmeniz icin sizin hizmetinize veren

    [13] boyle yapar ki onlara hukmedesiniz ve ne zaman onlardan yararlanırsanız Rabbinizin nimetlerini hatırlayıp "(Butun) bunları bizim hizmetimize veren O ne yucedir, cunku (O olmasaydı) biz bunu elde edemezdik

    [14] o halde biz mutlaka O´na donecegiz!" diyesiniz

    [15] Ama hala O´na bir cocuk yakıstırırlar, ustelik yarattıklarından birini! Belli ki, (boyle dusunen) insan sukretmeyi terk etmis bir nankordur

    [16] Yoksa, (dusunuyor musunuz ki) O, yarattıkları arasından kız cocukları kendisi icin secti ve size erkek cocukları bıraktı

    [17] Nitekim onlardan birine, Rahman´a kolayca isnad ettigi (cocugun dogumu) mujdelenirse, yuzu kararır ve ici ofkeyle dolar

    [18] Ne!" (diye saskınlıkla sorar), "(Bir kız sahibi mi oldum) (yalnız) sus icin var olan bir kız?" Bunun uzerine kendini belli belirsiz bir ic catısmanın icinde bulur

    [19] Ve onlar meleklerin (de) -ki Rahman tarafından yaratılan varlıklardır- disi olduklarını iddia ederler, (yoksa) onların yaratılısını gorduler mi? Onların bu sacma iddiası kaydedilecek ve boyleleri (Hesap Gunu bundan dolayı) yargılanacaklar

    [20] Onlar hala: "Rahman dilemis ol(ma)saydı biz onlara asla tapmazdık!" diyorlar. (Ama) onlar (Rahman´ın) boyle bir sey (istedigi) hakkında bilgi sahibi degiller. Onlar sadece zannediyorlar

    [21] Yoksa biz, bundan once, kendilerine, hala sıkı sıkıya sarıldıkları (aykırı) bir vahiy mi gonderdik

    [22] Hayır! Ama soyle derler: "Biz atalarımızı (belli) bir inanc uzerinde bulduk ve ancak onların izinden giderek dogru yolu buluruz

    [23] Iste boyle: Biz, ne zaman, senden once herhangi bir topluluga bir uyarıcı gonderdiysek, halkın keyif ve haz pesinde kosan kesimi daima soyle dediler: "Biz atalarımızı bir inanc uzerinde bulduk, biz ancak onların izinden gideriz

    [24] (Bunun uzerine her peygamber) "Nasıl?" derdi, "Atalarınızı inanır buldugunuzdan daha iyi bir kılavuz getirmis olsam da mı?" Berikiler, buna, "Sizin mesajlarınızda bir dogruluk payı oldugunu inkar ediyoruz!" diye cevap verirlerdi

    [25] Ama sonunda onlardan intikamımızı aldık; iste bakın hakikati yalanlayanların sonu ne oldu

    [26] Ibrahim, babasına ve halkına seslendi(ginde bu gercegi dikkate almıstı:) "Sizin taptıklarınıza tapmak benden uzak olsun

    [27] Hic kimse(ye tapmam), beni var etmis olan haric, beni dogru yola ileten O´dur

    [28] Ve bunu, daha sonra gelenler arasında yasamaya devam eden bir soz olarak soyledi ki onlar (daima) o (sozu hatırlayıp ona) donsunler

    [29] Simdi, (Ibrahim´den sonra yasamıs olanlara gelince,) onlara -ve atalarına- her seyi apacık ortaya seren bir elci aracılıgıyla hakikati gonderinceye kadar istedikleri gibi yasamalarına izin verdim

    [30] ama simdi hakikat onlara ulasınca, "Butun bunlar sadece buyuleyici laflardır ve biz onlarda bir dogruluk payı olduguna inanmıyoruz!" derler

    [31] Ve yine soyle derler: "Bu Kuran, neden iki sehrin ileri gelenlerine inmis degil

    [32] Rabbinin rahmetini yoksa onlar mı bolusturuyorlar? (Hayır, nasıl ki) bu dunyada gecim araclarını onlar arasında bolusturen ve onların bazısını baskalarına yardım etmeleri icin digerlerinin ustune cıkaran Biziz; (aynı sekilde, diledigimize manevi bagıslarda bulunan da Biziz): Rabbinin bu rahmeti, onların yıgabilecekleri butun (dunyevi servetler)den daha hayırlıdır

    [33] Eger (sınırsız zenginliklerin onlerine serilmesiyle) butun insanlar tek bir (seytani) toplum haline gelmiyecek olsaydı, (simdi) Rahman´ı inkar edenlerin evlerini gumusten catılar ve tırmanacakları (gumusten) merdivenler ile donatırdık

    [34] ve evlerine (gumus) kapılar, uzerinde yatıp uzanacakları (gumus) yataklar

    [35] ve (sınırsız olcude) altın? Ama bunların tumu, bu dunya hayatının (gelip gecici) zevklerinden baska bir sey degildir; halbuki Allah´a karsı sorumluluk duyanları oteki dunya(da) Rableri katında (mutluluk) bekler

    [36] Rahman´ın uyarısını gormezden gelmeyi tercih eden kimseye gelince, Biz onun icine oteki kisiligini olusturmak uzere (kalıcı) bir seytani durtu yerlestiririz

    [37] Bu (seytani durtuler) boylelerini (hakikat) yolundan alıkoyar ve bunlar kendilerinin dogru yolda olduklarını sanırlar

    [38] Ama sonunda (bu sekilde gunaha batmıs olan) kisi, (Hesap Gunu) onumuze geldigi zaman, (oteki kisiligine,) "Keske benimle senin aranda dogu ile batı kadar bir mesafe olsaydı!" diyecektir; su oteki kisilik ne kadar da kotuymus

    [39] O Gun bu(nu ogrenmeniz) size bir fayda saglamaz, cunku siz (birlikte) gunah islediniz, simdi (de) azabınızı birbirinizle paylasın

    [40] Sen (ey Muhammed) sagıra isittirebilir misin, yahut kore dogru yolu gosterebilir misin, ya da sapkınlıga gomulmus olana

    [41] Biz (mesajın hakim duruma gecmeden once) seni (onların) elinden alsak da (almasak da) mutlaka onlardan ocumuzu alırız

    [42] ve onlara vaad ettigimiz seyi yerine getirdigimizi (bu dunyada) sana gostersek de (gostermesek de) onlar uzerinde kesin bir otoriteye sahibiz

    [43] Oyleyse sana vahyedilmis olan her seye sımsıkı sarıl; cunku sen dosdogru bir yoldasın

    [44] ve bu (vahiy) suphesiz senin ve halkın icin bir seref ve itibar (kaynagı) olacaktır ama zamanı gelince hepiniz (ona karsı tutumunuzdan dolayı) hesaba cekileceksiniz

    [45] (Bırak baskasını da,) senden once gonderdigimiz elcilerimize sor, Rahman´dan baska tanrılara tapılmasına hic izin vermis miyiz

    [46] Iste bu sekilde Musa´yı mesajlarımızla Firavun´a ve ileri gelen adamlarına gonderdik: Musa onlara, "Bakın" dedi, "ben butun alemlerin Rabbinin bir elcisiyim

    [47] Ama onlerine (mucizevi) isaretlerimizi getirince, hemen onları alaya aldılar

    [48] halbuki kendilerine gosterdigimiz her isaret, oncekinden daha etkileyici idi ve (her defasında) onları belki (Bize) donerler diye azaba carptırdık

    [49] Ve (her defasında,) "Ey buyucu!" diye feryad ettiler, "Seninle yaptıgı (peygamberlik) sozlesmesinin hatırına bizim icin Rabbine yalvar, biz artık kesinlikle dogru yola donecegiz

    [50] Ama azaptan kurtarır kurtarmaz, bir bakarsın ki hemen sozlerinden donuvermisler

    [51] Ve Firavun, halkına bir cagrıda bulunarak "Ey kavmim!" dedi, "Mısır´ın hakimiyeti bana ait degil mi? Butun bu nehirler benim ayaklarımın altında akmıyor mu? (Sizin en buyuk efendiniz oldugumu) gormuyor musunuz

    [52] Ben, ne demek istedigini bile anlatamayan su zavallı adamdan daha iyi degil miyim

    [53] Sonra, neden ona hic altın bilezikler verilmemis ve neden onunla birlikte bir melek gelmis degil

    [54] Firavun, boylece halkını ahmaklastırdı ve onlar da sonunda boyun egdiler, cunku onlar aldatılmıs, ayartılmıs bir halktı

    [55] Ama Bize meydan okumaya devam edince onlara misillemede bulunduk ve hepsini suda bogduk

    [56] onları gecmisten kalan bir hatıra ve sonrakiler icin bir ibret ornegi kıldık

    [57] Simdi, ne zaman Meryem´in oglu(nun tabiatı) ornek olarak ortaya getirilse, (ey Muhammed,) senin kavmin bu yuzden yaygarayı basar

    [58] ve "Hangisi daha iyi, bizim ilahlarımız mı yoksa o mu?" derler. (Ama) onlar bu mukayeseyi, yalnızca, sırf muhalefet olsun diye senin onune getirirler. Evet, onlar kavgacı/tartısmacı bir toplumdur

    [59] (Isa´ya gelince,) o sadece (bir insandır) kendisini (peygamberlikle) onurlandırdıgımız ve Israilogulları icin ornek kıldıgımız bir kul(umuz)

    [60] Ve eger isteseydik, (siz ey meleklere tapanlar,) sizi yeryuzunde birbiri ardından gelen melekler yapardık

    [61] Bakın, bu (ilahi kelam) Son Saati(n gelecegini) bildiren bir aractır; o halde (Son Saat) hakkında hicbir supheye kapılmayın ve Bana uyun; dosdogru yol (yalnız) budur

    [62] Seytan´ın sizi (bu yoldan) cevirmesine izin vermeyin; cunku o, sizin apacık dusmanınızdır

    [63] Isa, (kendi halkına) hakikatin butun kanıtları ile geldigi zaman, "Ben" dedi, "size hikmet ile ve uzerinde ayrılıga dustugunuz seylerin bir kısmını acıklıga kavusturmak uzere geldim. O halde, Allah´a karsı sorumlulugunuzun bilincine varın ve bana tabi olun

    [64] Allah, suphesiz benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir; oyleyse (yalnızca) O´na kulluk edin; dogru yol (sadece) budur

    [65] Fakat (Isa´dan sonra gelenler) arasından cıkan gruplar farklı gorusleri savunmaya basladılar. Vay haline o zulmedenlerin ve yazık o acı Gun´de (baslarına gelecek) azap icin

    [66] Onlar, (gunaha batmıs olanlar) (oturup) Son Saat´i mi bekliyorlar; onun (yaklastıgı) fark edilmeden baslarına ansızın gelmesini mi

    [67] O Gun, (eski) dostlar birbirlerine dusman olacaklar; Allah´a karsı sorumluluk bilinci duyanlar dısında (hepsi)

    [68] (Ve Allah onlara,) "Ey Benim kullarım!" diyecek, "Bugun ne korkmanıza gerek var, ne de uzuleceksiniz

    [69] (Siz ey) mesajlarımıza iman etmis ve kendilerini Bize teslim etmis olanlar

    [70] Siz ve esleriniz, sevinc ve mutlulukla cennete girin

    [71] (Orada) altın tepsiler ve kadehler ile karsılanacaklar ve canlarının istedigi ve hoslanacagı her seyi orada bulacaklar. Ve siz orada oturup kalacaksınız (ey inananlar)

    [72] Gecmiste yaptıklarınız sayesinde hak edeceginiz cennet iste boyledir

    [73] (bu yaptıklarınızın) meyvelerini bolca gorecek (ve) onları tadacaksınız

    [74] (Ama) dikkat edin, gunaha batmıs olanlar cehennem azabı icinde kalacaklar

    [75] bu (azap), onlar icin hic hafifletilmeyecek ve orada caresizlik, umitsizlik icinde kaybolup gidecekler

    [76] Onlara haksızlık yapacak olan Biz degiliz, ama onlardır kendi kendilerine haksızlık yapanlar

    [77] Ve onlar: "Ey (cehennemi) idare eden (melek)!" diye seslenecekler, "Bırak Rabbin isimizi bitirsin!" (Bunun uzerine) melek, "Siz artık (bu durumda) kalacaksınız!" diye cevap verecek

    [78] (Siz ey gunahkarlar!) Size hakikati ilettik, fakat cogunuz ondan nefret ediyorsunuz

    [79] Oyle mi? (Hakikatin) ne olması gerektigine onlar, (o, hakikati inkar edenler) mi karar verecek

    [80] Yoksa onlar, dısarı vurmadıkları dusuncelerini ve gizli konusmalarını duymaz mıyız sanırlar? Elbette (Biz duyarız) ve yanıbaslarındaki semavi guclerimiz (butun o gizlediklerini) kaydederler

    [81] De ki (ey Muhammed): "Eger Rahman (gercekten) bir erkek cocuk sahibi olsaydı, ben ona tapanların ilki olurdum

    [82] Goklerin ve yerin Rabbi -kudret ve egemenlik tahtının sahibi Rabb- onların isnad ettikleri her turlu sıfattan kesinlikle munezzehtir

    [83] Onları bırak da vaad edilen (Hesap) Gunu ile karsılasıncaya kadar beyhude konusmalarla oyalansınlar ve (kelimelerle) oynayıp dursunlar

    [84] cunku (o zaman anlayacaklardır ki) gokte ve yerde Allah (yalnız) O´dur ve yalnız O´dur hikmet sahibi olan, her seyi bilen

    [85] Goklerin, yerin ve ikisi arasındaki her seyin mulkunun kendisine ait oldugu, Son Saat bilgisinin Sahibi ve hepinizin O´na donecegi (Allah)ın sanı ne yucedir

    [86] Bazılarının Allah´tan baska sıgınıp yalvardıkları bu (varlık)lar, (hayatlarında) hakikate sahitlik yapmıs ve (Allah´ın tek ve benzersiz oldugunun) farkına varmıs olanlar dısında (Hesap Gunu) hic kimseye sefaat etme gucune sahip degiller

    [87] Eger onlara, (Allah´tan baska varlıklara tapanlara,) kendilerini kimin yarattıgını sorsan hic tereddutsuz "Allah!" derler. Peki, neden bu (apacık gercekten) sapıyorlar

    [88] (Ama Allah gercek muminleri hakkıyla bilir) ve onun (umitsiz) feryadı(nı): "Ey Rabbim! Bunlar inanmayacak bir kavimdir

    [89] Ama sen onlar(ın yaptıkların)a dayan ve de ki: "Selam (olsun size)!" Cunku onlar zamanı geldiginde (hakikati) anlayacaklar

    Duhân

    Surah 44

    [1] Ha-Mim

    [2] Dusun, ozunde acık olan ve hakikati butun acıklıgıyla ortaya seren bu ilahi kelamı

    [3] Biz onu kutlu bir gecede indirdik. Zaten Biz, (insanı) her zaman uyarmaktayız

    [4] O (gece)de, butun (iyi ve kotu) seyler arasındaki farklılık, hikmetle ortaya konmustur

    [5] katımızdan bir emir geregi, cunku biz (dogru yola ileten mesajlarımızı) her zaman gondermekteyiz

    [6] Rabbinin (insana) rahmetini yerine getirmek icin. Suphesiz yalnız O, her seyi isiten, her seyi bilendir

    [7] goklerin ve yerin ve ikisi arasında bulunan her seyin Rabbi, buna butun kalbinizle inanıp baglanmıssanız

    [8] O´ndan baska ilah yoktur, hayat bagıslayan ve olum veren O´dur: O sizin de Rabbinizdir, gecmis atalarınızın da

    [9] Evet, ama onlar, (butun kalpleriyle inanıp baglanmaktan uzak olanlar), yalnızca kendi supheleriyle oyalanıp duruyorlar

    [10] Oyleyse, gokyuzunde (Son Saat´in yaklastıgını) haber veren bir duman tabakasının belirecegi Gun´u bekle

    [11] butun insanlıgı sarıp kusatan (ve gunahkarları) "Bu azap ne acı!" (diye feryad ettiren ve)

    [12] Ey Rabbimiz, bizi azaptan uzak tut, cunku biz (artık Sana) inanıyoruz!" (dedirten)

    [13] (Ama) bu hatırlama (Son Saat´te) onlara ne fayda saglar ki? Cunku onlara daha once hakikati apacık ortaya koyan bir elci gelmisti

    [14] ama yuz cevirip uzaklasmıslar ve "O (baskalarınca) ogretilmis biridir, bir delidir!" demislerdi

    [15] Biz (yine de) bu azabı kısa bir sure erteleyecegiz, oysa siz (kendi saplantılarınıza) yeniden doneceksiniz; (ama)

    [16] (butun gunahkarları) siddetli bir hamle ile kusatacagımız Gun, (sizden de) intikamımızı mutlaka alacagız

    [17] Biz onlardan (uzun zaman) once Firavun halkını (aynı yolla) sınadık. Onlara soylu bir elci gelmis (ve)

    [18] Bana teslim olun, ey Allah´ın kulları! Ben size (gonderilen) bir elciyim, guvene layık (bir elci)!" demisti

    [19] Ve Allah´a karsı buyukluk taslamayın. Cunku ben size (O´ndan) acık bir delil getiriyorum

    [20] ve bana yaptıgınız butun hakaretlerden Rabbime ve sizin de Rabbinize sıgınıyorum

    [21] Ve eger bana inanmıyorsanız, (hic olmazsa) yolumdan cekilin

    [22] Ama sonra, (onların dusmanlıgından bezdiginde,) "Bunlar (gercekten) gunaha batmıs bir toplumdur!" diye Rabbine seslendi

    [23] (Ve Allah,) "Sen kullarımla geceleyin ilerle" dedi, "cunku mutlaka takip altında olacaksınız

    [24] ve denizi (seninle Firavun´un adamları arasında) oyle, oldugu gibi bırak, zaten onlar bogulmaya mahkum bir topluluktur!" dedi

    [25] (Onlar boylece yok oldular ve) arkalarında nice bahceler bıraktılar, nice cesmeler

    [26] nice ekin tarlaları, nice guzel yurtlar

    [27] ve hoslandıkları nice rahatlıklar, kolaylıklar

    [28] Iste boyle oldu. Ve (sonra) baska bir toplumu (onların geride bıraktıklarına) varis kıldık

    [29] onlara ne gok ne de yer agladı ve ne de bir muhlet verildi

    [30] Biz gercekten, Israilogulları´nı asagılayıcı azaptan kurtardık

    [31] Firavun(un onların basına sardıgı azap)tan; zaten o, kendi kisiliklerini harcayıp duranların en basta gelenlerindendi

    [32] ve Biz onları bilerek butun diger toplumlardan ustun kıldık

    [33] ve onlara acıkca bir sınavı haber veren (rahmetimizin) isaretler(ini) verdik

    [34] (Simdi) bakın, bu (insan)lar derler ki

    [35] Bu (onumuzde bulunan,) bizim ilk (ve tek) olumumuzdur ve hayata yeniden dondurulmeyecegiz

    [36] O halde, eger iddianızda haklı iseniz atalarımızı (sahit olarak) getirin

    [37] Yoksa onlar, (aynı) gunahları islediklerinden dolayı yok ettigimiz Tubbe´ halkından ve onlardan once yasamıs olanlardan daha mı iyiydiler

    [38] Iste (boyle:) Biz gokleri ve yeri ve ikisi arasında bulunan her seyi sırf bir oyun olsun diye yaratmadık

    [39] Bunların hic birini (deruni bir) hakikatten yoksun yaratmıs degiliz ama cogu bunu anlamaz

    [40] Gercek su ki, (dogru ile yanlıs arasında) Karar Gunu, onların tumu icin belirlenmis olan bir gundur

    [41] ki o Gun hic kimsenin arkadasına bir hayrı dokunmayacak ve hic kimse bir yardım gormeyecektir

    [42] Allah´ın rahmetini ve sefkatini bagısladıgı kimseler haric. Yalnız O, kudret sahibidir, rahmet kaynagıdır

    [43] Gercek su ki, (oteki dunyada) olumcul meyve agacı

    [44] gunahkarların gıdası olacaktır

    [45] tıpkı karın boslugunda kaynayan sıvı kursun gibi

    [46] tıpkı kabaran yakıcı umitsizlik gibi

    [47] (Ve emir gelecektir:) "Onu yakalayın (ey cehennem gucleri) ve yanan atesin ortasına surukleyin

    [48] sonra basının ustune yakıcı umitsizligin acısını bosaltın

    [49] Bunları tat ey (yeryuzunde) kendini boyle kudret sahibi, boyle ustun goren

    [50] Iste siz (hakikat inkarcı)larının sorguladıgı sey budur

    [51] (Buna karsılık,) Allah´a karsı sorumluluk bilinci duyanlar, kendilerini emniyet icinde bulacaklardır

    [52] bahceler ve pınarlar arasında

    [53] ipek ve altından giysiler icinde birbirlerine (sevgiyle) yaklasarak

    [54] Iste boyle olacak. Ve Biz onları guzel gozlu saf ve temiz esler ile birlestirecegiz

    [55] Orada, (cennette,) guven icinde, (gecmis fiillerinin) butun meyvelerini (mesru sekilde) isteyip tadabilecekler

    [56] ve orada onceki olumlerinden sonra (baska) bir olum tatmayacaklar. Boylece Allah, onları yakıcı atesin azabından korumus olacaktır

    [57] Rabbinizin bir lutfu bu ve en buyuk zafer bu olacak

    [58] Boylece (ey Peygamber!) Biz bu (ilahi kelamı) senin kendi dilinde kolay anlasılır kıldık ki, insanlar dusunup ondan ders alabilsinler

    [59] Oyleyse (gelecegin ne getirecegini) bekle! Unutma, onlar da bekliyorlar

    Câsiye

    Surah 45

    [1] Ha-Mim

    [2] Bu ilahi kelam, Kudret ve Hikmet Sahibi olan Allah´tan gelmektedir

    [3] Bakın, goklerde ve yerde inan(mak istey)enler icin (ibret dolu) mesajlar vardır

    [4] Kendi yaratılısınızda ve O´nun (yeryuzune) serpistirdigi hayvan (tur)ler(in)de butun kalpleriyle inananlar icin mesajlar vardır

    [5] Gece ile gunduzun birbirini izlemesinde ve Allah´ın goklerden indirip onunla cansız topraga hayat verdigi rızık imkanlarında ve ruzgarların degismesinde, (butun bunlarda) akıllarını kullanan insanlar icin mesajlar vardır

    [6] Hakikati ortaya koyan Allah´ın bu mesajlarını sana aktarıyoruz. Eger Allah´ın (bu ibret dolu) mesajlarına degilse baska hangi habere inanacaklar

    [7] Vay haline kendi kendini aldatan gunahkarın

    [8] o ki, kendisine iletilen Allah´ın mesajlarını duyar ama sanki onları duymamıs gibi kustahca umursamazlıgında devam eder! Bu sebeple ona acıklı bir azabı haber ver

    [9] Cunku o, mesajlarımızdan birinin farkına vardıgında onu hemen kucumseyip alaya alır. Boylelerini alcaltıcı bir azap beklemektedir

    [10] Cehennem onlerindedir; ve ne (bu dunyada) kazanabilecekleri seyler, ne de Allah´ın yerine dost ve koruyucu edindikleri, onlara hicbir fayda saglamaz, cunku onları korkunc bir azap beklemektedir

    [11] (Allah´ın isaretlerine ve mesajlarına dikkatlice kulak vermek; iste) rehberlig(in anlamı) budur. Diger taraftan, Rablerinin mesajlarını inkara sartlanmıs olanları, (yaptıkları) cirkinliklerin bir karsılıgı olarak acı bir azap beklemektedir

    [12] Denizi (kendi kanunları dogrultusunda faydalanmanız icin) sizin emrinize veren Allah´tır. Boylece gemiler O´nun emriyle denizin ustunde yuzebilsinler ve siz O´nun lutfundan (ihtiyac duydugunuz seyleri) elde edebilesiniz ve sukredenlerden olasınız diye

    [13] O, goklerde ve yerde olan her seyi, Kendinden (bir bagıs olarak) emrinize vermistir: bunda dusunen bir topluluk icin mesajlar vardır

    [14] Iman etmis olan herkese soyle: Allah´ın Gunleri´nin gelecegine inanmayanları affetsinler, (cunku) insanlara hak ettiklerinin karsılıgını vermek (yalnız) O´na ozgudur

    [15] Her kim dogru ve uygun bir sey yaparsa kendi iyiligi icin yapmıs olur; kim de kotuluk islerse kendi aleyhine islemis olur; ve sonunda hepiniz Rabbinize donduruleceksiniz

    [16] Dogrusu Biz, Israilogulları´na (da) vahiy, hikmet ve peygamberlik verdik, onları hayatın guzel nimetleriyle rızıklandırdık ve onları (donemlerinin) butun diger topluluklarına ustun kıldık

    [17] Ve onlara (imanın) amacı konusunda acık isaretler verdik; onlar, butun bu bilgilerin kendilerine tevdi edilmesinden sonradır ki, aralarındaki kıskanclıktan dolayı farklı goruslere sarıldılar; (ama) ihtilafa dustukleri her konuda Kıyamet Gunu Rabbin onlar arasında bir hukum verecektir

    [18] Ve son olarak (ey Muhammed,) seni (imanın) hedefini gerceklestirecegin bir yola koyduk. O halde bu (yolu) izle ve (hakikati) bilmeyenlerin bos arzu ve heveslerine uyma

    [19] Bak, eger Allah´ın iradesine karsı gelmis olsaydın, onların sana hicbir faydası dokunmazdı, cunku bu zalimler sadece birbirlerinin dostları ve koruyucularıdır; halbuki Allah, O´nun bilincinde olan herkesin koruyucusudur

    [20] (Iste) bu (vahiy,) insanlık icin bir kavrayıs aracıdır; tereddutsuz bir inanca ve emniyete ulasanlar icin de bir rahmet ve hidayettir

    [21] Kotuluk isleyenlere gelince: onlar kendilerini hayatlarında ve olumlerinde, iman edip dogru ve yararlı isler yapanlarla aynı yere koyacagımızı mı sanırlar? Onların yargıları ne kadar da kotu

    [22] Cunku Allah, gokleri ve yeri (deruni bir) hakikate gore yarattı ve (bu sebeple diledi ki) her insan kazandıgının karsılıgını gorsun ve hic kimseye haksızlık yapılmasın

    [23] Kendi arzu ve ozlemlerini tanrı edinen ve (bunun uzerine) Allah´ın, (zihninin hidayete kapalı oldugunu) bilerek saptırdıgı, kulaklarını ve kalbini muhurledigi ve gozlerinin uzerine bir perde cektigi (insan)ı, hic dusundun mu? Allah(ın onu terk etmesin)den sonra kim ona dogru yolu gosterebilir? O halde, hic dusunup ders cıkarmaz mısınız

    [24] Onlar hala: "Bu dunyadaki hayatımızdan baska bir sey yok!" derler, "Dunyaya geldigimiz gibi oluruz ve bizi ancak zaman yok eder". Fakat onların bu konuda hicbir bilgileri yok, onlar sadece zannederler

    [25] Ve (boylece,) ne zaman mesajlarımız butun acıklıgıyla onlara teblig edildiyse tek cevapları su olmustur: "Atalarımızı (sahit olarak) getirin, eger iddianızda haklı iseniz

    [26] De ki: "Size hayat veren ve sonra sizi olduren, Allah´tır; ve sonunda O, hepinizi Kıyamet Gunu bir araya toplayacaktır, ki o (Gun´un gelip catacagı,) her turlu suphenin ustundedir ama insanların cogu bunu anlamaz

    [27] Cunku, goklerin ve yerin hakimiyeti Allah´ındır ve Son Saat´in gelip cattıgı gun o Gun, (hayatlarında anlayamadıkları her seyi) gecersiz kılmaya calısanlar ziyana ugrayacaklardır

    [28] Ve (o Gun) butun insanları (zillet icinde) diz cokmus gorursun; herkes kendi sicili ile (yuzlesmeye) cagrılır: "Bugun, yaptıgınız her seyin karsılıgını goreceksiniz

    [29] Bu bizim kayıtlarımız, sizinle ilgili her seyi butun gercekligiyle anlatır cunku yaptıgınız her seyi kayda gecirtmistik

    [30] Iman edip dogru ve yararlı isler yapanlara gelince, Rableri onları rahmetine kabul edecektir; iste bu (onların) bariz ustunlukleri olacaktır

    [31] Hakikati inkar edenlere ise (soyle denecek:) "Mesajlarımız size iletilmedi mi? Aslında (iletildi, ama) siz kustahca buyukluk tasladınız ve boylece gunaha saplanmıs bir toplum oldunuz

    [32] Cunku "Bakın, Allah´ın vaadi her zaman gerceklesir ve Son Saat(in gelisi) hakkında hicbir suphe olamaz" denildiginde siz su cevabı verirdiniz: "Son Saat´in ne oldugunu bilmiyoruz, onun bos bir zandan baska bir sey olmadıgını dusunuyoruz ve (sonucta) ona kani olmus degiliz

    [33] (O Gun) yaptıkları kotulukler onlara apacık gorunecek ve alay edip durdukları sey onları alt edecektir

    [34] Ve onlara "Siz," denilecek, "bu (hesap) gununun gelecegine aldırmadıgınız gibi Biz de bu gun size aldırmayacagız; sonucta varacagınız yer atestir ve size yardım edecek bir kimse de bulamayacaksınız

    [35] boyle olacaktır, cunku siz Allah´ın mesajlarını kucumseyip alaya aldınız ve bu dunya hayatının sizi ayartmasına izin verdiniz!" Bundan dolayı o gun, onlar ne atesten cıkarılacaklar, ne de bir degisiklik yapmalarına izin verilecek

    [36] Hamd, goklerin Rabbi ve yerin Rabbine mahsustur, butun alemlerin Rabbi olan Allah´a

    [37] Goklerde ve yerde butun azamet yalnız O´nundur; ve yalnız O, kudret ve hikmet sahibidir

    Ahkaf

    Surah 46

    [1] Ha-Mim

    [2] Bu Ilahi kelamın indirilisi, Kudret ve Hikmet Sahibi olan Allah´tandır

    [3] Biz, gokleri, yeri ve onlar arasındaki her seyi ancak (deruni bir) anlam ve amac uzere ve (Bizim tarafımızdan) konulmus bir sure icin yarattık ama hakikati inkara sartlanmıs olanlar, kendilerine teblig edilen uyarıdan yuz cevirirler

    [4] De ki: "Siz, Allah´ı bırakıp yalvardıgınız seylerin (gercekten) ne olduklarını hic dusundunuz mu? Gosterin bana: bu (varlıklar veya guc)ler yeryuzunun hangi parcasında bir sey yarattılar! Yoksa, onlar gok(lerin yaratılmasın)da pay sahibi midirler? (Eger oyleyse,) bundan onceki herhangi bir ilahi kelamı, yahut (baska) bir bilgi kalıntısını getirin bana, eger iddianızda haklı iseniz

    [5] Allah´ı bırakıp onlara ne simdi, ne de Kıyamet Gunu cevap veremeyecek olan ve kendilerine yalvarıldıgının bile farkında olmayanlara yalvarıp yakarandan daha sapık kim olabilir

    [6] Butun insanlar (yargılanmak icin) toplandıkları zaman, (tapındıkları gucler,) onlara (tapınanlara) dusman kesilecekler ve onların tapınmalarını siddetle reddedecekler

    [7] Ama mesajlarımız ne zaman onlara butun acıklıgıyla iletildiyse, hakikati inkara sartlanmıs olanlar, hakikat kendilerine iletilir iletilmez onun hakkında, "Bu, goz boyayan bir buyuden baska bir sey degil!" diye konusurlar

    [8] Yoksa, "Butun bunları o uydurdu" mu diyorlar? De ki (ey Muhammed): "Eger onu ben uydursaydım Allah´a karsı bana hicbir faydanız dokunmazdı. O, dusuncesizce bulastıgınız bu (iftira)nın tamamen farkındadır. Benimle sizin aranızda sahit olarak O yeter! Ve yalnız O, gercek bagıslayıcıdır, gercek bir rahmet kaynagıdır

    [9] De ki: "Ben (Allah´ın) elcilerin(in) ilki degilim; ve (onların tumu gibi) ben de, bana ve size ne olacagını bilemem, sadece bana vahyolunana uyuyorum cunku ben sadece acık bir uyarıcıyım

    [10] De ki: "Eger bu gercekten Allah´tan (gelen bir vahiy) ise ve buna ragmen onun gercekligini inkar ediyorsanız (halinizin ne olacagını) hic dusundunuz mu? Hatta, Israilogullarından bir sahit, kendisi gibi birisi(nin ortaya cıkması)na sahitlik yaparken ve (o´na) inanırken bile sizin kustahca buyukluk taslamanız (ve o´nun mesajını reddetmeniz) halinde? Allah, (boyle) zalim bir toplumu dogru yola eristirmez

    [11] Fakat hakikati inkara sartlanmıs olanlar, iman edenlere soyle derler: "Eger bu (mesaj)da bir hayır olsaydı, bu (insanlar) onu kabul etmekte bizim onumuze gecmezlerdi!" Ve onlar, bu (mesaj) sayesinde hidayete ulasmayı reddettiklerinden, her zaman, "Bu (yalnızca) eski bir yalandır!" diyecekler

    [12] Ama bundan once de, bir rehber ve (Allah´ın) rahmet(inin bir isareti) olarak Musa´nın kitabı vardı; ve bu (Kuran), zulmedenleri uyarmak ve iyilik yapanlara bir mujdeli haber (getirmek) icin (Tevrat´taki) hakikati tasdik etmek uzere Arap dilinde indirilmis ilahi bir kelamdır

    [13] artık "Rabbimiz Allah´tır" diyen ve ondan sonra (inanclarında) saglam duranlar ne bir korkuya kapılırlar, ne de uzuntuye

    [14] onlar yaptıkları her seyin bir odulu olarak hep orada kalacak cennetliklerdir

    [15] Imdi, insana emrettigimiz (fiillerin en guzellerinden biri,) anne babasına karsı iyi davranmasıdır. Annesi onu zahmetle tasıdı ve zahmetle dogurdu; annesinin onu tasıması, onun anneye bagımlılıgı otuz ayı buldu. Nihayet tam olgunluga erisip kırk yasına vardıgında o, (durust ve erdemli biri olarak) "Ey Rabbim!" diye yakarır, "Bana ve anne babama lutfettigin nimetler icin ebediyyen sukretmemi ve Senin kabulune mazhar olacak (sekilde) dogru ve yararlı seyler yapmamı nasip et; benim soyuma (da) iyilik bagısla. Gercek su ki pismanlık icinde Sana dondum, elbette ben Sana teslim olanlardanım

    [16] Onlar (oyle) kisilerdir ki, Biz yaptıklarının iyilerini kabul ederiz ve kotu fiillerini de gormezden geliriz; (onlar,) kendilerine (bu dunyada) verilen dogru sozun tutulmasıyla cennet sakinleri arasına katılacaklardır

    [17] Fakat (oyle insan da var ki) kendisine Allah´a inanmayı her tavsiye ettiklerinde anne babasına, "Yuh olsun size!" diye cıkısır, "Benden once (bu kadar cok) insan gelip gecmisken (oldukten sonra) tekrar diriltilecegimizi mi soyluyorsunuz?" Onlar ise Allah´ın yardımı icin dua eder ve "Yazık sana!" derler, "Cunku Allah´ın vaadi her zaman dogru cıkar!" O da: "Bu, eski zamanların masallarından baska bir sey degil!" diye cevap verir

    [18] Iste bunlar, kendilerinden once gecip gitmis (oteki gunahkar) insanlar ve gorunmeyen varlıklar toplulukları ile birlikte (yok olup gitme) cezasına carptırılacak olanlardır. Onlar, kesinlikle kaybedenlerden olacaktır

    [19] (oteki dunyada) onların tumu, yaptıkları (iyi veya kotu) seylere gore tesbit edilmis bir dereceye sahip olacaklardır; ve boylece Allah, onların yaptıklarının karsılıgını tam olarak odeyecek ve hic kimseye haksızlık yapılmayacaktır

    [20] Hakikati inkara sartlanmıs olanlar atesin karsısına getirilecekleri Gun, (onlara:) "Butun guzel seyler(deki payınızı) dunya hayatında tukettiniz, (oteki dunyayı hic dusunmeden) onlarla sefa surdunuz!" denilecektir, "O halde, bugun yeryuzunde kustahca buyukluk tasladıgınız ve haklı olan her seye karsı mucadele ettiginiz icin ve yaptıgınız butun sapkınlıkların karsılıgı olarak asagılanma cezası ile cezalandırılacaksınız

    [21] Ve Ad´ın kardesini hatırlayın; hani o, gerek kendi bilgisi icinde gerekse bilgisi dısındaki zamanlarda gerceklesmis olan (oteki) uyarıları(n izlerini) gorerek su kum tepeleri arasında (yasamıs olan) halkını uyardı: "Yalnızca Allah´a kulluk edin! Yoksa ben, sizin dehset verici bir gunde azaba ugramanızdan korkarım

    [22] Onlar, "Sen," dediler, "Bizi tanrılarımızdan sogutup vazgecirmek icin mi geldin? Oyleyse, eger hakikat erbabı isen, bizi tehdit edip durdugun su (akibeti) gerceklestir bakalım

    [23] O, "(Bu akibetin ne zaman gerceklesecegi) bilgisi Allah katındadır." dedi, "Ben, sadece bana emanet edilen mesajı size iletiyorum; ama goruyorum ki siz (dogrudan ve egriden) habersiz bir kavimsiniz

    [24] Sonucta yogun bir bulutun vadilerine dogru yaklastıgını fark ettiklerinde, "Bu, bize (bereketli) bir yagmur getirecek olan buluttur!" diye haykırdılar. (Ama Hud,) "Hayır," dedi, "o, sizin (bu kadar mustehzi sekilde) cabuklasmasını istediginiz acıklı azabı haber veren bir ruzgardır

    [25] Her seyi Rabbi´nin emriyle yakıp yıkacak (bir ruzgar)!" Onlar oylesine carcabuk silinip gittiler ki geride (bombos) evlerinden baska bir sey kalmaz oldu. Biz gunaha saplanmıs bir toplulugu iste boyle cezalandırırız

    [26] Ama (ey sonraki donemin insanları;) Biz size saglamadıgımız bir emniyet icinde onları yerlestirmis ve kendilerine kulaklar, gozler ve (kavrayan) kalpler bahsetmistik; ama Allah´ın mesajlarını reddetmeye devam ettikleri icin ne kulakları, ne gozleri ne de kalpleri onlara bir fayda saglamadı; ve (sonunda) alay ettikleri sey tarafından kusatılıp alt edildiler

    [27] Cevrenizde yasayan bircok (gunahkar) toplulugu bu sekilde yok ettik; ama (onları yok etmeden once) belki (egri yollarından) donerler diye (uyarıcı) mesajlar(ımız)ı cok yonlu sekilde dile getirdik

    [28] Peki, kendilerini (O´na) yaklastırırlar umidiyle tapınmak icin Allah´tan baska ilah olarak sectikleri bu (varlık)lar (sonunda) kendilerine yardım ettiler mi? Hayır, tersine onları yuzustu bıraktılar: cunku bu (sahte ilahlık) onların kendi kendilerini kandırmalarının ve duzmece hayallerinin urununden baska bir sey degildi

    [29] Hani (ey Muhammed!) Biz bir grup tanınmayan/bilinmeyen varlıgı, Kuran´ı dinleyebilsinler diye sana dogru yoneltmistik ve o(nun mesajları)nı fark eder etmez de (birbirlerine) "Sessizce dinleyin!" demisler ve (okuma) bittiginde kendi toplumlarına uyarıcı olarak donmuslerdi

    [30] Onlar, "Ey halkımız!" diye seslendiler, "(Tevrat´tan) geriye hakikat adına ne kalmıssa hepsini teyid (ve tasdik) eden, Musa(nınkin)den sonra indirilmis olan bir vahyi dinleyip geldik. (Ve anladık ki) bu (vahiy) hakikate ve dosdogru yola goturmektedir

    [31] Ey halkımız! Allah´ın cagrısına uyun ve O´na iman edin: O, (gecmiste islediginiz butun) gunahlarınızı affedecek ve (oteki dunyada) sizi acıklı azaptan koruyacaktır

    [32] Ama Allah´ın cagrısına uymayan, (O´ndan) yeryuzunde asla kurtulamaz ve (oteki dunyada) O´na karsı hicbir koruyucu bulamaz. Boyleleri, sapıklık icinde kaybolup gitmislerdir

    [33] Oyleyse onlar, (oteki dunyayı inkar edenler,) gokleri ve yeri yaratmıs olan ve onları yaratmaktan yorulmayan Allah´ın (aynı zamanda) oluye yeniden hayat verme gucune sahip oldugunu da anlamazlar mı? Evet O, kesinlikle diledigi her seyi yapma gucune sahip´tir

    [34] Boylece, hakikati inkara sartlanmıs olanlar, atesin karsısına getirilecekleri ve "Bu, gercek degil mi?" diye sorulacagı Gun "Rabbimize andolsun ki oyle!" diye cevaplayacaklar. (Bunun uzerine) Allah, "Oyleyse, hakikati inkar etmenizin karsılıgı olan bu azabı tadın!" diyecektir

    [35] Oyleyse (ey inananlar!) Kalpleri azim ve kararlılıkla doldurulmus olan butun Peygamberler gibi sıkıntılara karsı sabırlı olun ve onlara sabırla katlanın. Ve (hakikati inkar edip duran) bu kisilerin hemen azaba carptırılmalarını istemeyin, kendilerine vaad edilen seyin (gerceklestigini) gordukleri o gun, (yeryuzunde) kaldıkları sure, onlara (dunyevi olculerle) ancak bir gunun bir saati kadar (kısa gorunecek.) Mesaj(ımız iste budur.) Oyleyse hic sapkın bir halktan baskası yok edilir mi

    Muhammed

    Surah 47

    [1] Hakikati inkara sartlanmıs olan ve (baskalarını) Allah yolundan alıkoymaya kalkısanlar; Allah, iste onların butun (guzel ve iyi) islerini degersiz kılacaktır

    [2] Iman edip dogru ve yararlı isler yapan ve Rableri tarafından Muhammed´e indirilen hakikate inanmıs olanlar ise (Allah´ın rahmetine eriseceklerdir.) Allah onların (gecmiste isledikleri) kotu fiillerini silecek ve kalplerini sukuna kavusturacaktır

    [3] Bu boyledir, cunku hakikati inkara sartlanmıs olanlar, sahte ve yalanın arkasından gittikleri halde iman edenler (yalnızca) Rablerinden (gelen) hakikate uyarlar. Allah, onların gercek durumu ile ilgili ornek olayları insanlara bu sekilde anlatmaktadır

    [4] Imdi, (savasta) hakikati inkara sartlanmıs olanlar ile karsılastıgınız zaman onları alt edinceye kadar boyunlarını vurun ve sonra iplerini sıklastırın ama sonra ya bir lutuf olarak yahut fidye karsılıgı (onları serbest bırakın) ki savasın izleri tamamiyle silinebilsin, (yapmanız gereken) budur. Ve (bilin ki) Allah dilemis olsaydı onları (bizzat kendisi) cezalandırabilirdi ama (O, mucadele etmenizi istiyor ki) sizi birbiriniz aracılıgıyla sınasın. Allah yolunda oldurulenlere gelince, Allah onların yaptıklarını zayi etmeyecektir

    [5] Onlara (oteki dunyada da) rehberlik yapacak ve kalplerini sukuna kavusturacaktır

    [6] ve onları kendilerine vaad ettigi cennete koyacaktır

    [7] Siz ey imana ermis olanlar! Eger Allah(ın davasın)a yardım ederseniz, O da size yardım eder ve adımlarınızı saglamlastırır

    [8] Hakikati inkara sartlanmıs olanlara gelince, onları kotu bir akibet beklemektedir; cunku (Allah), onların butun (iyi) islerini degersiz kılacaktır

    [9] Bu, onların Allah´ın indirdigine nefret duymaları (yuzu)nden olacaktır. Bu sebeple, Allah, onların butun yapıp ettiklerini degersiz hale getirecektir

    [10] Onlar hic yeryuzunde dolasıp kendilerinden once yasamıs olan (bilincli gunahkar)ların sonlarının ne oldugunu gormediler mi? Allah onları kokten yok etti. Hakikati inkar edenlerin tumunu buna benzer (bir akibet) beklemektedir

    [11] Boyle (olacaktır,) cunku Allah iman edenlerin koruyucusudur, hakikati inkar edenlerin ise bir koruyucusu yoktur

    [12] Gercek su ki, Allah, iman edip yararlı ve dogru isler yapanları icinden ırmakların gectigi bahcelere koyacaktır; hakikati inkara sartlanmıs olanlar ise, (bu dunyadaki) hayatlarından zevk alıp hayvanlar gibi yiyip icseler de (oteki dunyada) yerleri ates olacaktır

    [13] (Ey Muhammed,) Seni (yurdundan) kovan bu toplumdan daha guclu nice toplumları yok ettik de onlara bir yardım eden cıkmadı

    [14] Rabbinden (aldıgı) acık bir kanıta gore davranan kimse, yaptıgı kotulukleri (her zaman) kendisine guzel gorunen ve yalnızca kendi keyfine gore hareket eden kimse ile bir olur mu

    [15] Allah´a karsı sorumluluk bilinci duyanlara vaad edilmis olan cennet ornegi -(bir cennet ki) icinde zamanın bozamadıgı sudan ırmaklar, tadı hic degismeyen sutten ırmaklar, icene lezzet veren saraptan ırmaklar ve saf suzme baldan ırmaklar var ve icinde (yaptıkları guzel islerin) butun meyvelerini ve Rablerinin magfiretini tadabilme (imkanı) var- iste bu (cennet), atesi mesken edinenlerin ve bagırsaklarını parcalaması icin yakıcı umitsizlik sularını icmeye mahkum edilenlerin (hak ettikleri karsılık) ile bir olur mu

    [16] Simdi bu caresiz gunahkarlar arasında seni (ey Muhammed) dinliy(or gorun)enler var, ama yanından ayrıldıktan sonra (senin mesajını) anlamıs olanlara (kucumseyici bir edayla) "O simdi ne anlattı bakalım?" diye sorarlar. Boyleleri, kalpleri Allah tarafından muhurlenmis olanlardır, cunku onlar (her zaman) sadece kendi tutku ve ihtiraslarına uymuslardır

    [17] Dogru yola ulas(mak istey)enlere gelince, Allah, onların (kendi) rehberligi(ne uyma arzu ve yetenekleri)ni cogaltır ve Allah´a karsı sorumluluk bilinclerinin derinlesmesini saglar

    [18] Oyleyse onlar, (kalpleri muhurlenmis olanlar,) Son Saati mi bekliyorlar, onun ansızın gelmesini mi? Suphesiz o(nun gelecegi) simdiden haber verilmistir! O bir kez baslarına geldikten sonra, (gecmis gunahlarını) hatırlamalarının onlara ne faydası olacak

    [19] O halde, (ey insanoglu,) bil ki Allah´tan baska ilah yoktur ve (hala vakit varken) kendi gunahlarının ve oteki butun mumin erkek ve kadınların (gunahlarının) bagıslanmasını dile! Cunku Allah butun gelis gidislerinizi ve (dinlenmek icin) butun kalıslarınızı bilir

    [20] Imana ermis olanlar: "(Bize mucadele izni veren) bir vahiy indirilmeli degil miydi?" derler. Ama, simdi savastan bahseden acık ve kesin hukumlu bir vahiy indirildiginde kalpleri hastalıklı olanların, sana (ey Muhammed,) olum korkusundan bayılmaktaymıs gibi baktıklarını gorursun! Ve fakat onlar icin en iyisi

    [21] (Allah´ın cagrısına) uymak ve (O´nun) rızasını kazanabilecek bir soz (soylemek)tir. Konu (O´nun indirdigi vahiy tarafından) cozumlendigi icin Allah´a karsı sadık olmak onların kendi iyiligi icindir

    [22] (Onlara sor:) "Siz, (Allah´ın buyrugundan) uzaklastıktan sonra, (kendi eski yollarınıza donmeyi tercih ederek) yeryuzunde bozgunculuk yapar ve (bir kez daha) akrabalık baglarınızı koparır mıydınız

    [23] Boyleleri, Allah´ın gozden cıkardıgı, (hakikatin sesine karsı) sagırlastırdıgı ve (ısıga karsı) gozlerini korlestirdigi kimselerdir

    [24] Oyleyse, onlar bu Kuran uzerinde hic dusunmezler mi? Yoksa kalpleri uzerinde kilitler mi var

    [25] Gercek su ki, kendilerine dogru yol apacık gosterildikten sonra sırtlarını (bu mesaja) donenler (boyle yaparlar, cunku) Seytan onların hayallerini susleyip bezemis ve onları sahte ve duzmece umitlerle doldurmustur

    [26] (Evet, sırtlarını ona donerler) cunku onlar, Allah´ın vahyettigi her seyden nefret edenlere, "Bazı konularda sizin goruslerinizle uyusuyoruz" derler. Ama Allah onların gizledikleri dusuncelerini bilir

    [27] Peki, melekler onları oldukten sonra bir araya toplayıp yuzlerine ve sırtlarına vururken ne olacak halleri

    [28] Boyle olacaktır, cunku onlar Allah´ın kınadıgı seylere uydular ve O´nun hosnutluk(la karsılayacagı her sey)den nefret ettiler; boylece Allah, onların butun (guzel) fiillerini degersiz kılmıstır

    [29] Yoksa, kalplerinde hastalık olanlar zannederler mi ki Allah onların ahlaki zaaflarını acıga cıkarmayacak

    [30] Eger dileseydik onları sana acıkca gosterirdik ki gorunur/dıs isaretlerine bakıp onları kesin olarak teshis edebilesin ama (oyle olsa bile,) sen onları seslerinin tonundan mutlaka tanırsın. Ve Allah yaptıgınız her seyi bilir (ey insanlar)

    [31] Ve hepinizi mutlaka sınayacagız ki (Bizim yolumuzda) ustun gayret gosterenleri ve sıkıntılara gogus gerenleri (digerlerinden) ayırabilelim; cunku biz, butun iddialarınızı(n dogrulugunu) deneyecegiz

    [32] Gercek su ki, hakikati inkara sartlanmıs olan ve (baskalarını) Allah yolundan alıkoyanlar ve dogru yol rehberligi kendilerine tevdi edildikten sonra (bu sekilde) kendilerini (Allah´ın) Elcisi´nden koparanlar hicbir sekilde Allah´a bir zarar veremezler; ama Allah, bunların butun fiillerini degersiz kılacak, bosa cıkaracaktır

    [33] Siz ey imana erenler! Allah´a ve Elci´ye itaat edin ve (iyi/guzel) fiillerinizi heder etmeyin

    [34] Hakikati inkara sartlanmıs olan ve (baskalarını) Allah yolundan alıkoyan ve sonra hakikat inkarcıları olarak olenlere gelince; Allah onlara magfiretini bagıslamayacaktır

    [35] Boylece, (adil bir dava ugrunda mucadele ettiginizde) korkup gevsemeyin ve barıs icin yalvarıp yakarmayın! Allah sizinle beraber olduguna gore (sonunda) mutlaka siz ustun geleceksiniz ve O, sizin (iyi ve guzel) fiillerinizi zayi etmeyecektir

    [36] Bu dunya hayatı, bir oyundan ve gecici bir eglenceden ibarettir: ama eger (Allah´a) inanır ve O´na karsı sorumluluk bilinci duyarsanız size (hak ettiginiz) her turlu odulu bagıslayacaktır. Dikkat edin! O sizden sahip oldugunuz butun varlıkları (kendi davası ugrunda feda etmenizi) istemez

    [37] (cunku,) O her seyinizi isteseydi ve sizi zorlasaydı (onlara) cimrice sarılırdınız ve boylece sizin ahlaki zaaflarınızı ortaya cıkarmıs olurdu

    [38] Bakın, (ey muminler,) sizler Allah yolunda sınırsızca harcama yapmaya cagrılıyorsunuz: ama sizin aranızda (bile) cimrice davrananlar var! Ve kim (Allah yolunda) cimrice davranırsa, sadece kendisine karsı cimrilik yapmıs olur. Cunku Allah kendi kendine yeterlidir, halbuki siz (O´na) muhtacsınız; ve sayet (O´ndan) yuz cevirirseniz, baska toplumları sizin yerinize gecirir ve onlar sizin gibi yapmazlar

    Fetih

    Surah 48

    [1] Gercek su ki (ey Muhammed,) Biz senin icin apacık bir zaferin onunu actık

    [2] boylece Allah, senin hem gecmiste hem de gelecekteki butun hatalarına karsı bagıslayıcılıgını gosterecek; ve (boylece) butun nimetlerini sana verecek ve seni dosdogru bir yola sevk edecektir

    [3] ve Allah sana guclu yardım elini uzatacaktır

    [4] Muminlerin kalplerine sukunet bagıslayan O´dur, ki goklerin ve yerin butun guclerinin Allah´a ait bulundugunu ve Allah´ın her seyi bilen ve gercek hikmet Sahibi oldugunu gorerek, imanlarını daha da saglamlastırabilsinler

    [5] ve Allah, mumin erkek ve kadınları, mesken olarak, icinden ırmakların gectigi bahcelere kabul etsin ve (gecmiste isledikleri kotu) fiilleri silsin; bu, Allah katında gercekten buyuk bir kurtulustur

    [6] Ve (Allah) ikiyuzlu erkek ve kadınları ve Allah´tan baskasına ilahlık yakıstıran erkek ve kadınları (oteki dunyada) azaba ugrat(mayı dile)mistir. Bunların tumu Allah hakkında kotu, uygunsuz dusunceler tasırlar. Kotuluk onları her taraftan kusatır ve Allah´ın gazabına ugrarlar. O, (rahmetinden) onları dıslamıs ve onlar icin cehennemi hazırlamıstır. Ne kotu bir varıs yeridir orası

    [7] Goklerin ve yerin butun gucleri Allah´a aittir ve Allah kudret sahibidir, hikmet sahibidir

    [8] Gercek su ki (ey Muhammed,) Biz seni (hakikatin) bir sahidi, bir mujdeci ve bir uyarıcı olarak gonderdik

    [9] ki siz (ey insanlar,) Allah´a ve Elcisi´ne inanasınız, O´nun izzetini takdir edesiniz, O´na saygı gosteresiniz ve sabahtan aksama O´nun sanını yuceltesiniz

    [10] Sana baglılıklarını bildirenler, Allah´a baglılıklarını gostermis olurlar. Allah´ın eli onların elleri uzerindedir. O halde, kim ahdini bozarsa yalnızca kendi aleyhine bozmus olur ve kim Allah´a karsı taahhudune uyarsa (Allah) ona buyuk bir odul ihsan edecektir

    [11] Geride kalan bedeviler sana: "Mallarımız ve ailelerimiz(e bakma mecburiyeti) bizi (gelmekten) alıkoydu; oyleyse (ey Muhammed,) Allah´tan bizim icin magfiret dile!" diyecekler. (Boylece) onlar kalplerinde olmayan bir seyi dile getiriyorlar. De ki: "Allah size bir zarar vermek veya yarar saglamak isterse, kim Allah´ın istedigi bir seyi geri cevirebilir? Hayır, (kimse ceviremez) ama Allah yaptıklarınızdan tamamiyle haberdardır

    [12] Siz zannettiniz ki Elci ve muminler bir daha ailelerine ve akrabalarına donemeyecekler ve bu, kalplerinize guzel gorundu. Siz (bu tur) haince dusuncelere kapıldınız, cunku her zaman guzelliklerden yoksun bir topluluk oldunuz

    [13] Allah´a ve Elcisi´ne inanmayanlara gelince, Biz bu tur butun hakikat inkarcıları icin yakıcı bir ates hazırlamısızdır

    [14] Goklerin ve yerin hakimiyeti Allah´ındır. O, diledigini bagıslar, diledigini azaba ugratır ve O, gercekten cok bagıslayıcıdır, bir rahmet kaynagıdır

    [15] Siz (ey muminler,) ganimet vaad eden bir savasa katılmak icin yola cıktıgınız zaman (daha once) geride kalmıs olanlar: "Bırakın sizinle gelelim!" diyecekler; Allah´ın Sozunu degistirmek iste(diklerini boylece gosterecek)ler. De ki: "Bizimle hicbir zaman gelemeyeceksiniz. Allah daha once (ganimetleri kimin kazanacagını) bildirmistir". Bunun uzerine onlar: "Hayır, aslında bizi(m ganimetten alacagımız payı) kıskanıyorsunuz!" diye (kendilerinden emin bir sekilde) cevap verecekler. Hayır, (tersine) onlar hakikati cok az kavrayabilirler

    [16] Arkada kalan bu bedevilere de ki: "Yakında cok guclu bir topluma karsı (savasmaya) cagrılacaksınız, onlarla (siz olunceye) yahut onlar teslim oluncaya kadar savasacaksınız. Ve sonra, (bu cagrıya) uyarsanız Allah size guzel bir mukafat ihsan edecek ama simdi oldugu gibi (yine) vazgecerseniz sizi siddetli bir cezaya carptıracaktır

    [17] Korun, topalın ve hastanın (Allah yolunda savasmaktan uzak kalmalarından dolayı) bir sorumlulukları yoktur; ama her kim (fiilen veya kalben) Allah´ın ve Elcisi(nin cagrısı)na uyarsa Allah onu icinden ırmakların gectigi cennetlere sokacaktır; kim de yuz cevirirse onu buyuk bir azaba carptıracaktır

    [18] (Ey Muhammmed!) O agacın altında sana baglılıklarını bildiren muminlerden Allah razı olmustu, cunku onların kalplerinden geceni biliyordu; boylece Allah, onlara bir ic huzuru bagısladı ve yakında gerceklesecek bir zafer(in mujdesi) ile onları odullendirdi

    [19] ve elde edecekleri bircok savas ganimeti (ile); cunku Allah gercekten kudret ve hikmet Sahibidir

    [20] (Ey muminler!) Allah size daha bircok savas ganimeti vaad etti. O, bu (dunyevi kazanc)ları onceden size ihsan etmis ve (dusman) toplumun ellerini uzerinizden cektirmistir ki (sizden sonra gelenlere) bu (ic huzurunuz) bir ornek olsun ve Allah hepinizi dosdogru yola iletsin

    [21] Hala kavrayısınız dısında bulunan (ama) Allah´ın simdiden (sizin icin) hazırladıgı daha baska (kazanclar da) var cunku Allah diledigini yapma gucune sahiptir

    [22] Ve (simdi,) eger hakikati inkara sartlanmıs olanlar, size karsı savasa girerlerse muhakkak arkalarını doner(ek kacar)lar ve ne kendilerini koruyacak ne de yardım edecek kimse bulamazlar

    [23] Allah´ın yontemi oteden beri hep boyledir ve siz Allah´ın yonteminde hicbir degisme bulamazsınız

    [24] Sizi onlara muzaffer kıldıktan sonra Mekke vadisinde onların ellerini sizin uzerinizden, sizin ellerinizi de onların uzerinden ceken O´dur; ve Allah yapmıs oldugunuz her seyi gormektedir

    [25] (Dusmanlarınızı sizin elinizden almam, onların hatırı icin degildir, cunku) onlar, hakikati inkara sartlanmıs olan, sizi Mescid-i Haram´dan alıkoyan ve kurbanlarınızın yerine ulasmasına engel olanlardır. Istemeden cigneyip gecebileceginiz ve bilmeden, kendileri yuzunden buyuk bir hata isleyebileceginiz (Mekke´deki) mumin erkekler ve kadınlar olmasaydı (evet, eger bunlar olmasaydı sehre savasarak girmenize izin verilirdi ama savasmanız yasaklandı) ki Allah (zamanı geldiginde) diledigine rahmetini ihsan edebilsin. Eger onlar, (Bizim rahmetimizi hak edenler ile gazabımıza ugrayanlar, sizin tarafınızdan) ayırt edilebilselerdi iclerinden hakikati inkar edenleri (sizin elinizle) acıklı bir azaba carptırırdık

    [26] Hakikati inkara sartlanmıs olanlar kalplerinde kustahca bir buyukluk duygusu -cahiliyye urunu bir duygu- tasırken Allah (da) Elcisi´ne ve muminlere ic huzuru (nimetini) ihsan etmis ve onlara Allah´a karsı sorumluluk duygusu asılamıstır; cunku onlar bu (ilahi armagana) en cok layık olanlardı ve onu pekala hak etmislerdi. Ve Allah her seyi tam bilendir

    [27] Allah, Elcisi´nin sadık ruyasını gerceklestirmistir. Allah dilerse, Mescid-i Haram´a guven icinde, baslarınız traslı yahut saclarınız kısa kesilmis olarak ve hicbir korkuya kapılmadan mutlaka girersiniz cunku O, sizin bilmediginizi (her zaman) bilmektedir ve (sizin icin,) bunun yanısıra, yakında gerceklesecek bir zafer takdir etmistir

    [28] O, Elcisini rehberligi ve hak dini (yayma gorevi) ile gondermisti ki, bu (dini) oteki butun (batıl) dinlere ustun kılsın; ve hic kimse Allah kadar (hakikate) sahitlik yapamaz

    [29] Muhammed Allah´ın Elcisi´dir ve (sadakatle) o´nun yanında olanlar, butun hakikat inkarcılarına karsı kararlı ve tavizsiz, (ama) birbirlerine karsı merhamet doludurlar. Onların (namazda) egilerek (ve) yere kapanarak Allah´ın lutuf ve rızasını aradıklarını gorursun. Onların isaretleri, yuzlerindeki secde izleridir. Su, onların hem Tevrat´taki ve hem de Incil´deki temsilleridir: (Onlar) filiz veren bir tohum gibi(dirler), sonra Allah o (filizi) guclendirir ki saglam sekilde buyusun ve (sonunda) koku uzerinde dimdik dursun ve ureticileri sevindirsin... (Allah boylece muminleri saglam ve dayanıklı/direncli kılar) ki onlar aracılıgıyla hakikat inkarcılarını sasırtsın. (Ama) onlardan inanıp dogru ve yararlı isler yapanlara Allah magfiret ve buyuk bir mukafat vaad etmistir

    Hucurât

    Surah 49

    [1] Siz ey imana ermis olanlar! Allah´ın ve Elcisi´nin (emrettigi seyin) onune kendinizi koymayın, Allah´a karsı sorumlulugunuzun bilincinde olun. Cunku Allah, kuskusuz her seyi isiten, her seyi bilendir

    [2] Siz ey imana ermis olanlar! Sesinizi Peygamberin sesinden daha fazla yukseltmeyin, birbirinizle yuksek sesle konustugunuz gibi o´nunla konusmayın, yoksa butun (guzel ve iyi) isleriniz, siz farkında olmadan bosa gitmis olur

    [3] Bakın, Allah´ın Elcisi´nin huzurunda seslerini kısanlar var ya, iste onlar kalpleri, kendisine karsı sorumluluk bilinci ile (doldurularak) Allah tarafından sınananlardır; onlar icin bagıslanma ve buyuk bir mukafat vardır

    [4] Gercek su ki (ey Peygamber,) seni evinin dısından cagıranlar var ya, iste onların cogu akıllarını kullanmazlar

    [5] Cunku, sen (kendi isteginle) onların yanına gelinceye kadar sabred(ip bekle)selerdi, kendi lehlerine olurdu. Ama Allah yine de cok bagıslayıcıdır, bir rahmet kaynagıdır

    [6] Siz ey imana ermis olanlar! Yoldan cıkmısın biri size (yalan) bir haber getirirse, muhakemenizi kullanın; yoksa istemeden insanları incitir ve sonra yaptıgınızdan pismanlık duyarsınız

    [7] Ve bilin ki, Allah´ın Elcisi aranızdadır. O, her isinizde ve her zaman sizin temayulunuze uysaydı, (toplum olarak) bundan zarar gorurdunuz. Ama, goruldugu gibi, Allah imanı(nızı) size sevdirdi, onu kalplerinizde guzellestirdi ve hakikati inkar etmeyi, gunah islemeyi ve (guzel olan seylere) karsı cıkmayı size cirkin gosterdi. Iste bunlar, dogru yonu izleyenlerdir

    [8] Allah´ın nimeti ve lutfu sayesinde; ve Allah her seyi bilendir, hikmet Sahibidir

    [9] O halde, muminler icinden iki grup catısırsa onlar arasında barısı saglayın; ama sonra, iki (grup)tan biri digerine haksız sekilde davranırsa, (davranısı)nı Allah´ın buyruguna uygun hale getirinceye kadar, haksızlık yapan taraf ile mucadele edin; (yaptıklarından) vazgecerlerse adil bir sekilde aralarını bulun ve (onlara) esit davranın cunku Allah, esit davrananları sever

    [10] Butun muminler kardestir. O halde, (her ne zaman araları acılırsa) iki kardesinizin arasını duzeltin ve Allah´a karsı sorumlulugunuzun bilincinde olun ki O´nun rahmetine nail olasınız

    [11] Siz ey imana ermis olanlar! Hicbir insan (baska) insanları alaya alıp kucumsemesin! Belki o (alay edip kucumsedik)leri kendilerinden daha hayırlı olabilirler ve hicbir kadın (baska) kadınları (kucumseyip alaya almasın)! Onlar kendilerinden daha hayırlı olabilirler. Ve hicbiriniz baska birini karalamasın, birbirinizi (yaralayıcı, incitici) lakaplar ile asagılamayın! (Kisi) iman ettikten sonra ona hicbir sekilde gunah isnad etmeyin ve (bu sucu isleyen, ama sonra) pismanlık duymayanlar iste gercek zalimler onlardır

    [12] Siz ey imana ermis olanlar! (Birbiriniz hakkında) yersiz zanda bulunmaktan kacının; cunku (bu sekildeki) zannın bir kısmı (da) gunahtır; birbirinizin gizli yonlerini arastırmayın ve arkanızdan birbirinizi cekistirmeye kalkısmayın. Aranızdan, hic olmus kardesinin etini yemek isteyen kimse cıkar mı? Hayır, siz ondan igrenirsiniz. Ve Allah´a karsı sorumlulugunuzun bilincinde olun. Suphesiz Allah, tevbeleri kabul edendir, rahmet kaynagıdır

    [13] Ey insanlar! Bakın, Biz sizi bir erkek ve bir kadından yarattık ve sizi kavimler ve kabileler haline getirdik ki birbirinizi tanıyabilesiniz. Suphesiz, Allah katında en ustun olanınız, O´na karsı derin bir sorumluluk bilincine sahip olanınızdır. Allah her seyi bilendir, her seyden haberdar olandır

    [14] Bedeviler, "Biz imana erdik" derler. De ki (onlara, ey Muhammed!): "Siz (daha) imana ermediniz. ´Biz (zahiren) teslim olduk´ demeniz daha dogrudur; cunku (gercek) inanc henuz kalplerinize girmis degil". Ama Allah´a ve Elcisi´ne (gercekten) kulak verirseniz O, hicbir isinizin bosa gitmesine izin vermez cunku suphesiz Allah cok bagıslayıcıdır, bir rahmet kaynagıdır

    [15] (Sunu bil ki, gercek) muminler, yalnızca, Allah´a ve Elcisi´ne iman edenler ve (bu konuda) butun suphelerden uzak duranlardır; ve Allah yolunda butun malları ve canları ile cihad edenlerdir; iste onlardır sozlerinde duranlar

    [16] De ki: "Siz, Allah´a dininizi(n mahiyetini) mi ogret(mek ist)iyorsunuz? Allah goklerde ve yerde olan her seyi bilir. Allah her seyin eksiksiz bilgisine sahiptir

    [17] Bircok insan, (sana) teslim olmak suretiyle (ey Muhammed), sana bir lutufta bulunduklarını zannederler. De ki: "Teslimiyetinizi bana bir lutuf olarak gormeyin! Hayır, tersine size iman yolunu gostermek suretiyle Allah size lutufta bulunmustur; eger sozunuzde samimi iseniz

    [18] Suphesiz Allah, goklerin ve yerin butun sırlarını bilir ve butun yaptıklarınızı gorur

    Kâf

    Surah 50

    [1] Kaf. Dusun bu yuce ve ozlu Kuran´ı

    [2] Onlar iclerinden bir uyarıcının kendilerine gelmesine sastılar; ve bu hakikat inkarcıları: "Ne tuhaf bir sey bu!" diyorlar

    [3] Neden (ve nasıl olur da) biz oldukten ve toz toprak haline geldikten sonra (yeniden diriliriz)? Bu, gerceklesmesi mumkun ve muhtemel olmayan bir donustur

    [4] Biz topragın onların bedenlerini nasıl curutup yok ettigini iyi biliriz, cunku katımızda sasmaz bir sicil vardır

    [5] Buna ragmen onlar, (yeniden dirilmeyi inkar edenler,) ne zaman kendilerine teblig edildiyse hakikati yalanladılar; ve simdi bir saskınlık icindeler

    [6] Onlar tepelerindeki gokyuzune hic bakmıyorlar mı? Onu nasıl insa ettik, guzellestirdik ve nasıl butun kusurlardan, eksikliklerden arındırdık

    [7] Ve yeryuzu ki; Biz onu genisletip yaydık, uzerine saglam daglar yerlestirdik ve ustunde her cins guzel bitki yeserttik

    [8] isteyerek Allah´a yonelen her insana bir basiret ve uyarı vesilesi olarak

    [9] Biz gokten bereketli bir su indiririz ve onunla bahcelerin yeserip buyumesini saglarız; ve ekin tarlalarının

    [10] ve salkım salkım meyveleriyle uzun hurma agaclarının

    [11] insanlara tahsis edilmis rızk olarak; ve bun(lar)la olu topraga hayat veririz; iste (insanın) olumden (sonra) yeniden vucuda gelmesi de boyle (olacak)tır

    [12] Bu (simdi yeniden dirilmeyi inkar ede)nlerden once Nuh´un kavmi de bu hakikati yalanladı ve Ress ve Semud halkı da

    [13] ´Ad, Firavun ve Lut´un kardesleri

    [14] ve (Medyen´in) yemyesil vadilerinin sakinleri ve Tubbe´ halkı. Onların hepsi elcileri yalanladılar; ve bunun uzerine (onları) uyardıgım sey baslarına geldi

    [15] O halde, Biz(im) yoktan var etme ile yorgun dus(tugumuz nasıl dusun)ulebilir? Hayır, ama bazı insanlar yeni bir yaratma(nın mumkun oldugun)dan (hala) suphe duymaktalar

    [16] Gercek su ki, insanı yaratan Biziz ve onun ic benliginin ona ne fısıldadıgını Biz biliriz cunku Biz ona sah damarından daha yakınız

    [17] (Ve boylece,) ne zaman (tabiatında mevcut) iki egilim, sagdan soldan catısarak karsı karsıya gelseler

    [18] insanın soyledigi her seyde yanıbasında mutlaka bir gozetleyici bulunur

    [19] Ve (sonra,) olum kabusu, kendisiyle beraber (asıl) gercegi de ortaya koyacaktır -iste bu, (ey insan,) senin her zaman kactıgın seydir

    [20] ve (yeniden dirilis) suru, (sonunda) uflenecektir. Iste o, bir uyarının gercek olacagı Gun´dur

    [21] Her insan, (kendi gecmis) ic durtuleri ve vicdanı ile ortaya cıkacak

    [22] (ve ona,) "Sen," (denilecek,) "bu (Hesap Gunu)nu umursamıyordun, ama simdi Biz senin (gozundeki) perdeni kaldırdık, bakısın bugun artık daha keskindir

    [23] Ve onun (kisiliginin) bir parcası: "Her zaman benimle olan iste budur!" diyecek

    [24] (Bunun uzerine Allah:) "Atın, atın cehenneme butun (bu tur) inatcı hakikat dusmanlarını!" diye emredecek

    [25] Bu (her) hayra engel olanları, gunahkar saldırganları (ve insanlar arasında) guvensizlik ve suphe yayanları

    [26] Allah´ın yanısıra baska ilahlar edinenleri. O halde atın bunları siddetli azabın icine

    [27] Insanın oteki kisiligi: "Ya Rabbi!" diyecek, "Onun aklını, bilincini kotuluge bulastıran ben degilim; (hayır,) ama o (kendi yuzunden) sapıklıga dustu

    [28] (Ve) Allah: "Benim onumde cekismeyin (ey gunahkarlar!)" diyecek, "Cunku Ben sizi (bu Hesap Gunu´ne karsı) uyarmıstım

    [29] Benim verdigim hukum degismeyecek; ve Ben kullarıma asla zulmetmem

    [30] O Gun, cehenneme: "Doldun mu?" diye soracagız; o, "(Hayır)" diyecek, "baska yok mu (bana gonderecegin)

    [31] (O Gun) cennet, Allah´a karsı sorumluluk bilinci duyanların gorus sahasına getirilecek ve hic uzaklastırılmayacaktır; (ve onlara)

    [32] Size vaad edilen (yer) budur!" (denilecek,) -"Allah´a yonelen ve O´nu her zaman aklında tutanlara (vaad edilen)

    [33] insan kavrayısının dısında oldugu halde Rahman´ın urpertisini duyan ve pismanlık dolu bir kalp ile (O´na) gelmis olan (herkese)

    [34] Bu (cennete) huzur icinde girin; bu, ebedi hayatın basladıgı Gundur

    [35] Onlar orada arzu ettikleri her seye sahip olacaklar, ama (bilsinler ki) katımızda daha fazlası da var

    [36] Bu (gun hakikati inkar ede)nlerden once -onlardan cok daha guclu olan- kac nesli yok ettik ama (her ne zaman azabımız baslarına geldiyse) yeryuzunde gezginler gibi dolasıp sıgınacak bir yer aradılar

    [37] Bunda suphesiz kalpleri acık olanlar, (yani) uyanık bir zihinle kulak verenler icin bir uyarı vardır

    [38] ve Bizim gokleri ve yeri ve aralarındaki her seyi altı devrede yarattıg(ımızı) ve bizi hicbir yorgunlugun etkilemedi(gini bilenler icin)

    [39] O halde (ey muminler!) Onların soyleyebilecekleri her seye karsı sabırlı olun ve gunesin dogmasından ve batmasından once Rabbinizin sınırsız ihtisamını yuceltin ve hamd edin

    [40] Geceleri ve her namazın sonunda O´nun sanını yuceltin

    [41] Ve (olum) cagrısında bulunan Allah´ın (sizi) yakından cagıracagı o Gune (daima) kulak verin

    [42] (ve kendi kendinize dusunun) butun (insanoglunun) nihai cagrıyı gercekten duyacagı Gun(u), (olumden) hayata donecekleri Gunu

    [43] Gercek su ki, hayat veren ve olumu getiren Biziz; her yol, Bizim katımızda menziline varır

    [44] Onlar (Allah´ın hukmune dogru hızla) kosarken yeryuzunun cepecevre yarılıp parcalanacagı Gun, bu toplanma, Bizim icin kolay olacaktır

    [45] Biz onların, (o yeniden dirilmeyi inkar edenlerin) ne soylediklerini iyi biliyoruz; ve sen onları hicbir sekilde (inanmaya) zorlayamazsın. Ama sen yine de Benim uyarımdan korkabileceklere bu Kuran aracılıgıyla hatırlatmada bulun

    Zâriyât

    Surah 51

    [1] Dusun ruzgarları, tozları saga sola savuran

    [2] ve (koyu bulutların) yukunu tasıyan

    [3] yumusak bir sekilde akıp giden

    [4] ve (hayatın nimetlerini) (Allah´ın) buyrugu altında paylastıran

    [5] Gercek su ki, size vaad edilmis olan kesinlikle dogrudur

    [6] ve yargılama (Gunu) mutlaka gelecektir

    [7] Dusun yıldız kumeleri ile dolu gok kubbeyi

    [8] Siz (ey insanlar,) neye inanılacagı konusunda derin bir ayrılık icindesiniz

    [9] Bu konuda (gercege) aykırı gorusleri savunan, (yalnızca) kendini aldatır

    [10] Onlar yalnızca kendilerini yok ederler, o anlayamadıkları seyler hakkında zanda bulunanlar

    [11] aptallıklarıyla cehalete gomulenler

    [12] (mustehzi bir sekilde,) "Ne zaman gelecekmis Hesap Gunu?" diye soranlar

    [13] (O Gun,) onlar atesle denenecekler

    [14] (ve o Gun,) "Bu sınanmayı yasayın!" (denilecek,) "O kadar ısrarla istediginiz sey budur iste

    [15] (Ama,) Allah´a karsı sorumluluk bilinci duyanlar, kendilerini bahceler ve pınarlar arasında bulacaklar

    [16] Rablerinin bagıslayacagı her seyden istedikleri gibi yararlanarak; (cunku) onlar gecmiste iyi seyler yapan (insan)lardı

    [17] gecenin cok az bir kısmında uyurlardı

    [18] bagıslanmak icin kalplerinin derinliginden gelerek yalvarırlardı

    [19] ve sahip oldukları her seyden, (yardım) isteyenlere ve sıkıntı icinde bulunanlara bir pay (ayırırlardı)

    [20] Yeryuzunde iclerinde hicbir suphe duymadan inananlar(ın gorebilecegi, Allah´ın varlıgının) isaretleri vardır

    [21] tıpkı kendi kisiliginiz uzerinde de (O´nun isaretleri bulundugu) gibi. (Bunları) gormuyor musunuz

    [22] (Yeryuzundeki) azıgınızın ve (olumden sonraki hayatınız icin) vaad edilen her seyin (kaynagı) goktedir

    [23] yerin ve gogun Rabbine andolsun ki bu (olumden sonraki hayat) gercektir; konusma (yetenegi)ne sahip olmanız kadar gercek

    [24] Ibrahim´in seckin konukları ile ilgili kıssayı hic duydun mu

    [25] O (semavi elci)ler Ibrahim´e gelip ona selam verdiklerinde, "(Size de) selam olsun!" demisti; (ve kendi kendine,) "Bunlar, yabancı kimseler!" (diye dusunmustu)

    [26] Sonra sessizce evine donerek semiz bir (kızartılmıs) buzagı getirmis

    [27] ve "Yemez misiniz?" diye onlerine koymustu

    [28] (Ibrahim, misafirlerin yemediklerini gorunce,) onlardan endiseye kapıldı; (ama) onlar: "Korkma!" dediler ve derin bilgi ile donatılan bir erkek cocuk (sahibi olacagı) mujdesini verdiler

    [29] Bunun uzerine karısı cıglık atarak (misafirlerin) yanına geldi ve (saskınlık icinde) yuzune vurarak feryad etti: "(Benim gibi) kısır bir kocakarıdan mı

    [30] Onlar: "Rabbin boyle buyurdu; ve suphesiz yalnız O´dur hikmet sahibi olan, her seyi bilen!" dediler

    [31] (Ibrahim,) "Peki" dedi, "(baska) ne goruyorsunuz, ey (semavi) elciler

    [32] Onlar, "Bak" dediler, "biz gunaha batmıs bir topluma gonderildik

    [33] ki onlara tas gibi sert ceza darbeleri vuralım

    [34] bu sekilde kendi kisiliklerini harcamıs olanlar(a ceza) icin Rabbinin katında belirlenmis olan (darbeler)

    [35] Ve zaman icinde orada bulunan (bazı) muminleri (Lut´un sehrinden) cıkardık

    [36] cunku bir (tek) hane dısında orada Bize teslim olan hic kimse gormedik

    [37] Ve boylece (butun zalimleri bekleyen) siddetli azaptan korkanlar icin orada bir isaret, bir mesaj bıraktık

    [38] Musa (ile Firavun kıssasın)da da (aynı mesajı verdik; cunku) Biz o´nu Firavun´a acık bir otorite ile gondermistik

    [39] o zaman (Firavun) kudretinden (dolayı boburlenerek) karsı koymustu ve "(Bu Musa) bir buyucu veya bir delidir!" demisti

    [40] ve Biz onu ve adamlarını yakalayıp hepsini denize atmıstık, (butun bu olup bitenler icin) suclanması gereken, (Firavun´dan baskası degildi,) yalnız o idi (tek suclu)

    [41] Ve; canlıları yok eden kasırgayı uzerlerine saldıgımız ´Ad (kavminin basına gelenlerde) de (aynı mesajı bulursunuz)

    [42] (bu kasırga) gectigi yerde hicbir sey bırakmadı ve (her seyi) curumus kemiklere benzetti

    [43] Semud (kavminin kıssasın)da da (aynı mesaj vardır), ki Biz onlara: "Kısa bir sure sefanızı surun bakalım!" demistik

    [44] (cunku) Rablerinin buyruguna bas kaldırmıslardı; bunun uzerine, (umitsizce) bakınıp dururlarken bir ceza simsegi onları yakalamıstı

    [45] cunku yerlerinden kalkacak durumda bile degillerdi ve kendilerini savunamazlardı

    [46] Daha once Nuh kavmini (de boylece yok etmistik). Cunku onlar yoldan cıkmıs bir toplum idi

    [47] Evreni (yaratıcı) guc(umuz) ile insa eden Biziz; ve suphesiz Biziz onu istikrarlı bir sekilde genisleten

    [48] Biz yeri genisce yaydık ve onu pek de guzel duzenledik

    [49] Ve her seyin karsıtını yarattık, ki (Allah´ın Tek oldugunu) anlayabilesiniz

    [50] Boylece, (ey Muhammed, onlara soyle:) "(Sahte ve kotu olan her seyden) Allah´a sıgının! Gercek su ki ben, O´nun tarafından gorevlendirilmis acık bir uyarıcıyım

    [51] Allah´ın yanısıra baska hicbir seye ilahlık yakıstırmayın. Suphesiz ben, O´nun tarafından gorevlendirilmis acık bir uyarıcıyım

    [52] Iste boyle, kendilerinden once yasamıs olanlara da hangi elci geldiyse, mutlaka, "(O) bir goz boyayıcı(dır), yahut bir deli!" dediler

    [53] Onlar bu (dusunce tarzı)nı birbirlerine miras olarak mı aktarmıslar? Hayır, onlar azgınca bir kustahlıga kapılmıs bir topluluktur

    [54] O halde, onlardan yuz cevir, (bu durumda) senin bir sucun olmaz

    [55] ama yine de (kulak veren herkese) hatırlatmaya devam et! Cunku bu hatırlatmalar muminlere fayda saglar

    [56] Ve (onlara soyle!) Gorunmez varlıkları ve insanları yalnızca (Beni tanımaları ve) Bana kulluk etmeleri icin yarattım

    [57] (Ama dikkat edin,) Ben onlardan ne bir rızık istiyorum ne de Beni gozetip beslemelerini

    [58] cunku bizzat Allah butun rızıkları verendir, her turlu kudretin Sahibidir, baki olandır

    [59] Gercek su ki, zulum isleyenler, (gecmisteki) arkadasları gibi (kotulukten) paylarını alacaklardır. Oyleyse (akibetlerini) cabuklastırmayı benden istemesinler

    [60] Hakikati inkara sartlanmıs olanların vay haline; haber verilen Gunde (baslarına gelecekler icin vay haline onların)

    Tûr

    Surah 52

    [1] Dusun Sina Dagı´nı

    [2] Dusun (Allah´ın) vahyi(ni), ki islenmistir

    [3] acık tomarlar ustune

    [4] Ayakta kalan (ibadet) evi(ni) dusun

    [5] Dusun yuksek (gogun) tavanı(nı)

    [6] Kabaran denizi dusun

    [7] Gercek su ki (ey insanoglu!) Rabbin tarafından (gunahkarlar icin) ongorulmus olan azap, kesinlikle vuku bulacaktır

    [8] ona hic kimse engel olamaz

    [9] Goklerin (buyuk) bir sarsıntı ile sarsılacagı o Gun (bu azap gerceklesecek)

    [10] ve dagların (korkunc) bir hareketle (yerlerinden oynayıp) harekete gececekler(i Gun)

    [11] Vay haline o Gun hakikati yalanlayanların

    [12] (butun hayatları boyunca) tamamen bos seylerle oyalanıp duranların

    [13] Onlar, o Gun (karsı konulamaz bir) darbe ile cehennem atesine atılacaklar (ve kendilerine denilecek)

    [14] Bu, sizin yalanlamıs oldugunuz atestir

    [15] Peki bu, bir yanılsama mıydı yoksa (dogrulugunu) gormek istemediginiz bir sey mi

    [16] (Iste simdi) onu cekin! Ama (ister) sabredin, ister etmeyin, sizin icin fark etmez. Siz, yalnızca yapmıs oldugunuzun karsılıgını goruyorsunuz

    [17] (Ama,) Allah´a karsı sorumluluklarının bilincinde olanlar kendilerini (o Gun) bahcelerde ve esenlik icinde bulacaklar

    [18] Rablerinin kendilerine bagıslayacagı seyler ile mutluluk bulacaklar cunku Rableri onları yakıcı atesin azabından koruyacaktır

    [19] (Ve onlara:) "Yapmıs olduklarınızın karsılıgı olarak afiyetle yiyip icin

    [20] sıra sıra dizilmis (mutluluk) sedirlerine uzanarak!" (denilecek.) Ve (cennette) saf ve temiz, guzel gozlu esler ile onları evlendirecegiz

    [21] Kendileri iman eden ve soyları bu imanı surdurecek olanlara gelince, Biz onları soyları ile butunlestirecek ve islerini heder ettirmeyecegiz (ama, sonucta) herkes kendi kazandıgının hesabını verecek

    [22] Biz onlara meyveyi ve eti bolca verecegiz, ne isterlerse hepsini

    [23] ve orada, (cennette), birbirlerine, bos konusturmayan ve gunaha sokmayan kaseler uzatacaklar

    [24] Ve onları (olumsuz) genclikler bekleyecek, (sanki) kendi kendilerinin (cocuklarıymıs gibi), kabuklarının icinde saklanan inciler gibi (saf ve temiz)

    [25] Ve (boylece nimet tattırılanlar,) birbirlerine donerek (gecmiste yasadıkları hakkında) sorular soracaklar

    [26] Onlar, "Bakın" diyecekler, "eskiden, coluk cocugumuz arasında yasadıgımız sıralarda, (Allah´ın bizden razı olmadıgını dusunerek) korku icindeydik

    [27] ve bu durumdayken Allah bizi lutfuyla inayetlendirdi ve (caresizligin) yakıcı fırtınalarının azabından bizi korudu

    [28] Suphesiz biz bundan once (yalnız) O´na yalvarırdık. (Ve O, bize simdi gosterdi ki) yalnız O´dur gercekten iyilik eden ve gercek rahmet kaynagı

    [29] Oyleyse (ey Muhammed! Butun insanlara) ogut ver! Cunku, Rabbinin rahmetiyle, sen ne bir kahinsin, ne de bir deli

    [30] Yoksa onlar: "(O, yalnızca) bir sair(dir); bekleyip gorelim zaman ona neler yapacak" mı diyorlar

    [31] De ki: "(Oyleyse,) umitle bekleyin! Ben de sizinle birlikte umitle bekleyecegim

    [32] Akılları mı onlara bu (tavrı takınmaları)nı telkin ediyor, yoksa (bu hal) (sadece) kaba bir kustahlıgın eseri midir

    [33] Yoksa onlar: "Bu (mesaj)ı kendisi uydurmustur!" mu diyorlar? Hayır, tersine, onlar (gercegi biliyor, ama) inanmak istemiyorlar

    [34] Ama, (eger onu basit bir faninin isi olarak goruyorlarsa) ona benzeyen baska bir soylem uretsinler (de gorelim!) Soyledikleri dogru mu, degil mi

    [35] (Yoksa onlar, Allah´ın varlıgını inkar mı ediyorlar?) Kendileri, hicbir (sebep) olmadan mı yaratıldılar? Yoksa kendi kendilerinin mi yaratıcılarıdırlar

    [36] (Ve) gokleri ve yeri onlar mı yarattı? Hayır, ama onlar hicbir sey hakkında kesin bir inanca sahip degiller

    [37] (Nasıl olabilirler ki?) Rabbinin hazineleri onlarda mı? Onlar mı (kaderden) sorumlular

    [38] Yoksa onların (nihai hakikatlere yukselecekleri ve insan kavrayısının otesindekini) dinleyecekleri bir merdivenleri mi var? Oyleyse, (onu) dinlemis olanlardan birisi (bilgisinin) acık bir delilini getirsin

    [39] Yahut, (eger Allah´a inanıyorsanız), siz (yalnız) erkek cocuk sahibi olurken O(nun) kız cocuk sahibi (olmayı tercih ettigine nasıl inanırsınız)

    [40] Yoksa (ey Muhammed, senin mesajını reddedenler, seni dinlerlerse) onlardan bir karsılık isteyeceginden ve kendilerini borc altına sokacag(ından mı korkuyorlar)

    [41] Yoksa, (butun mevcudatın) gizli gercekliginin, (zamanı geldiginde) yazabilmeleri icin kendi kavrayıs alanları icine girecegi(ni mi sanıyorlar)

    [42] Yoksa (seni celiskilerin) tuzagına mı dusurmek istiyorlar? Ama aslında tuzaga dusenler onlardır, o hakikati inkar edenler

    [43] O halde, Allah´tan baska bir tanrıları mı var? Allah, sınırsız sanıyla insanların O´na yakıstırdıgı ortaklardan munezzehtir

    [44] Ama onlar, (hakikati) gormeyi reddedenler, gokyuzunde bir parcanın dusmekte oldugunu gorselerdi, (yalnızca) "O, bir bulut yıgını(ndan ibaret)tir!" derlerdi

    [45] Bundan boyle, dehsete kapılacakları (Hesap) Gunu ile karsılasıncaya kadar kendi hallerine bırak onları

    [46] O Gun komplolarının kendilerine hicbir faydası olmayacak ve hicbir yardımcı bulamayacaklar

    [47] Gercek su ki zulum islemeye sartlanmıs olanları, (oteki dunyadaki korkunc azaptan) daha yakın bir azap beklemektedir ama cogu bunun farkında degil

    [48] O halde Rabbinin hukmunu sabırla bekle, cunku sen gozumuzun onundesin; ve her ne zaman ayaga kalkarsan Rabbinin sınırsız sanını hamd ile yucelt

    [49] Gece ve butun yıldızların cekildigi an O´nun sanını yucelt

    Necm

    Surah 53

    [1] Dusun yucelerden inen (Allah´ın mesajının) gozler onune serdigini

    [2] Sizin bu arkadasınız ne sapmıs, ne de aldatılmıstır

    [3] ve ne de kendi arzu ve heveslerine gore konusmaktadır

    [4] bu (size ilettigi), kendisine indirilen (ilahi) vahiyden baska bir sey degildir

    [5] son derece kudretli birinin ona ogrettigi (bir vahiy)

    [6] (o,) fevkalade bir gucle donatılmıs (bir melektir) ki o an geldiginde kendini gercek sekli ve huviyeti ile gosterdi

    [7] ufkun en uc noktasında gorunerek

    [8] ve sonra yaklasarak yanına geldi

    [9] aralarında iki yay mesafesi kalıncaya kadar, hatta daha da yakınına

    [10] Boylece (Allah), vahyedilmesini uygun gordugu her seyi kuluna vahyetmis oldu

    [11] (Kulunun) kalbi gordugunu yalanlamadı

    [12] Peki siz, ne gordugu konusunda o´nunla tartısmaya mı giriyorsunuz

    [13] Ve onu bir kez daha gordu

    [14] en uzak noktadaki sidre agacının yanında

    [15] vaad edilen bahcenin yakınında

    [16] mechul bir parlaklıgın cevresini sarıp kusattıgı sidre agacının basında

    [17] (Dikkat edin,) goz ne kaydı, ne de (baska yone) cevrildi

    [18] ve o, gercekten de Rabbinin en muhtesem sembollerinden bir kısmını gordu

    [19] Hic dusundunuz mu (neden taptıgınızı) Lat ve ´Uzza´ya

    [20] Ve (uclunun) ucuncusu ve sonuncusu olan Menat(a)

    [21] Neden kendiniz icin (yalnız) erkek cocuklar (istersiniz de) O´na kız cocuklar (isnad edersiniz)

    [22] Bakın, bu kesinlikle haksız bir taksimdir

    [23] Bu (sozde ilahi varlık)lar sizin ve atalarınızın uydurdugu bos isimlerden baska seyler degildir; (ve) Allah onlara hicbir yetki vermemistir. Onlar, (o putlara tapanlar,) sadece zannın ve kuruntuların pesine takılıyorlar; halbuki simdi onlara Rablerinden bir yol gosterici gelmistir

    [24] Insan, her diledigini elde etme hakkına sahip oldugunu mu sanır

    [25] Halbuki hem otekisi, hem de bu dunya, (yalnız) Allah´a aittir

    [26] Cunku, goklerde ne kadar cok melek olsa da, onların sefaati (hic kimseye) en ufak bir fayda saglamayacaktır; meger ki Allah diledigi ve razı oldugu kimse icin (sefaat) izni vermis olsun

    [27] Bakın, (ancak) oteki dunyaya (samimiyetle) inanmayanlar, melekleri disi varlıklar olarak gorurler

    [28] ve onların bu konuda hicbir bilgileri olmadıgından yalnızca zannın ardından giderler ama zan, hicbir zaman gercegin yerini tutmaz

    [29] O halde, Bizi anmaktan uzak duran ve bu dunya hayatından baska bir seye onem vermeyenlere mani ol

    [30] ki bu onlar icin bilinmeye deger tek seydir. Suphe yok ki Rabbin, kimin O´nun yolundan saptıgını ve kimin O´nun rehberligine uydugunu hakkıyla bilir

    [31] Goklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah´a aittir: O, kotuluk yapanlara yaptıklarının karsılıgını verecek ve iyilik yapanları da katıksız iyilikle odullendirecektir

    [32] Buyuk gunahlardan ve cirkin fiillerden kacınanlara gelince, onlar arada bir hataya dusseler de (bilsinler ki) Rabbin bagıslamada comerttir. O, sizi toz topraktan var ederken de, annelerinizin rahminde saklı bulundugunuzda da sizinle ilgili her bilgiye sahiptir. O halde kendinizi saf ve temiz gormeyin; (cunku) O, kimin Kendisine karsı sorumluluk bilinci tasıdıgını en iyi bilendir

    [33] Peki, hic dusundun mu (Bizi hatırlamaktan) uzak duranı (ve bu dunya hayatından baska seye deger vermeyeni)

    [34] ve (kendi ruhunun temizligi icin kendisinden) bu kadar az ve bu kadar gonulsuzce vereni

    [35] O, insan kavrayısının otesindeki seyin bilgisine sahip (oldugunu) ve boylece (onu acıkca) gorebil(digini mi iddia ed)iyor

    [36] Yoksa henuz kendisine bildirilmedi mi Musa´ya gelen vahiylerde ne vardı

    [37] ve her turlu guvene layık olan Ibrahim´e

    [38] ve hic kimse, kimsenin yukunu tasıyacak degildir

    [39] ve insana ugrunda caba gosterdigi dısında bir sey verilmeyecektir

    [40] ve zamanı geldiginde kendisine cabası(nın gercek anlamı) gosterilecek

    [41] ve sonra ona tam karsılıgı verilecektir

    [42] ve (butun mevcudatın) bası ve sonu Rabbinin katındadır

    [43] (sizi) gulduren ve aglatan yalnız O´dur

    [44] olumu getiren ve hayatı bagıslayan yalnız O´dur

    [45] ve O´dur iki cinsi -erkegi ve disiyi- yaratan

    [46] (sadece) bir sperm damlasından

    [47] ve O´nun kudretindedir ikinci bir hayatı da var etmek

    [48] isteklerden arındıran ve mulk sahibi kılan yalnız O´dur

    [49] ve yalnız O´dur en parlak yıldıza destek veren

    [50] ve O´dur yok eden kadim (kabileler) ´Ad

    [51] ve Semud´u, hicbir iz bırakmayacak sekilde

    [52] ve onlardan once Nuh kavmini -(cunku,) hepsi de kotulukte cok istahlı ve cok azgın olmuslardı

    [53] (iste Rabbin onları yok etti,) tıpkı yıkılıp altust olan oteki sehirleri yok olmaya terk ettigi

    [54] ve sonra ebediyyen gorunmez hale getirdigi (gibi)

    [55] O halde Rabbinin hangi nimet ve kudretinden (hala) suphe duyabilirsin

    [56] Bu, onceki uyarılar gibi bir uyarıdır

    [57] Yakın olan su (Son Saat) daha da yaklasıyor

    [58] (Ama) onu Allah´tan baska kimse acıga cıkaramaz

    [59] Siz bu haberleri tuhaf mı buluyorsunuz

    [60] Aglayacagınıza guluyorsunuz

    [61] ve eglenip duruyorsunuz

    [62] (Ama artık) Allah´a secde edin ve (yalnız O´na) kulluk yapın

    Kamer

    Surah 54

    [1] Son saat yaklasacak ve ay yarılacak

    [2] Ama eger onlar, (Son Saat dusuncesini tamamen reddedenler, onun yaklastıgının) isaretini gorselerdi, sırtlarını donerler ve "(Bu,) hep olagelen bir goz yanılmasıdır!" derlerdi

    [3] cunku onlar kendi arzu ve heveslerine uyarak bunu yalanlamaya sartlanmıslardır. Ama her seyin dogrulugu sonunda ortaya cıkacaktır

    [4] Ve bakın, onlara (kustahlıklarını) onleyecek bircok haber gelmistir

    [5] (ve onlara aslında) kapsayıcı hikmet (verilmisti) ama butun uyarılar bosa gitti(ginden)

    [6] sen (yine) onlardan uzak dur. Cagrı Sesinin, (insanı) aklın tasavvur edemeyecegi bir seye cagıracagı Gun

    [7] onlar kederli gozlerle, (ruzgarın) dagıtıp savurdugu cekirgeler gibi mezarlarından kalkacaklar

    [8] Cagrı sesine dogru saskınlık icinde kosacaklar; (ve simdi) hakikati inkar edenler: "Bu ne felaket bir Gun´dur!" diye haykıracaklar

    [9] Bunlardan, (simdi yeniden dirilmeyi inkar edenlerden) once Nuh´un kavmi de O´nu yalanlamıstı; onlar kulumuzu yalanlamıslar ve "O, bir delidir!" demislerdi (ve bundan dolayı) o kovulup defedilmisti

    [10] Bunun uzerine (Nuh,) Rabbine: "Dogrusu ben yenik dustum, artık Sen gel ve bana yardım et!" seklinde yalvardı

    [11] Biz de seller gibi akan bir su ile gogun kapılarını actık

    [12] ve topragın pınarlar halinde fıskırmasını sagladık ki sular onceden belirlenmis bir amaca hizmet etsin

    [13] ama o´nu (sadece) tahtalar ve civilerden yapılmıs o (gemi) ile tasıdık

    [14] ve (gemi), gozlerimizin onunde akıp gitti. (Bu,) nankorce reddedilmis olan o (Nuh) icin bir oduldu

    [15] Ve boyle (yuzen gemi)leri (insana rahmetimizin) ebedi bir isareti kıldık. Oyleyse, yok mudur ondan ders almak isteyen

    [16] Ve uyarılarım gozardı edildiginde verdigim azap ne siddetlidir

    [17] Bu nedenle Biz bu Kuran´ı akılda kolay tutulur kıldık. Oyleyse, yok mudur ondan ders almak isteyen

    [18] Ad (kavmi de) hakikati yalanlamıstı ve uyarılarım gozardı edildiginde verdigim azap ne siddetliydi

    [19] Biz onların ustune muthis ugursuz bir gunde siddetli bir kasırga gonderdik

    [20] (bu kasırga,) insanları koklerinden koparılmıs hurma kutukleri gibi savurup attı

    [21] Zaten uyarılarım gozardı edildiginde verdigim azap ne siddetlidir

    [22] Bu nedenle Biz bu Kuran´ı akılda kolay tutulur kıldık. Oyleyse, yok mudur ondan ders almak isteyen

    [23] Semud (kavmi de) butun uyarılarımızı yalanlamıstı

    [24] ve soyle demislerdi: "Biz kendi icimizden cıkan bir faniye mi uyacagız? O takdirde biz mutlaka hataya ve ahmaklıga ducar oluruz

    [25] Neden icimizden bir tek o´na (ilahi) ogut ve uyarı indirildi? Hayır, o kustah bir yalancıdan baska bir sey degil

    [26] (Allah:) "Onlar yarın kimin kustah ve yalancı oldugunu gorecekler!" dedi

    [27] Bak (ey Salih,) Biz bu disi deveyi onlar icin bir sınama olsun diye gonderiyoruz; sen onları sadece seyret ve sabırlı ol

    [28] Onlara (kuyu) sularının aralarında paylastırılacagını bildir; her birine esit paylar (seklinde)

    [29] Ama onlar (en yakın) adamlarını cagırdılar; o (gelir gelmez kotu bir ise) kalkıstı ve (hayvanı) vahsice bogazladı

    [30] uyarım gozardı edildiginde verdigim azap ne siddetlidir

    [31] Biz onlara (ceza olarak) bir tek darbe vurduk ve bir ciftligin kurumus, kırılmıs fidanlarına donduler

    [32] Bu nedenle Biz bu Kuran´ı akılda kolay tutulur kıldık. Oyleyse, yok mudur ondan ders almak isteyen

    [33] Lut halkı (da) butun uyarılar(ımız)ı gozardı etmisti

    [34] Onların uzerine de oldurucu bir kasırga saldık ve safak vakti yalnız Lut´un ailesini kurtardık

    [35] katımızdan bir nimet olarak; iste biz sukredenleri boyle odullendiririz

    [36] Aslında o, Bizim cezalandırma gucumuz konusunda onları uyarmıstı; ama onlar bu uyarılara hep supheyle baktılar

    [37] Ve hatta o´ndan misafirlerini (kendilerine) teslim etmesini istediler. Bunun uzerine onları (gercegi) gormekten yoksun bıraktık. "Uyarılarım gozardı edildiginde basınıza gelen azabı tadın bakalım!" (diye seslendik)

    [38] Nitekim sabahın erken vaktinde (etkileri) kalıcı bir azap onları yakaladı

    [39] Uyarılarım gozardı edildiginde basınıza gelen azabı tadın bakalım

    [40] Bu nedenle, Biz bu Kuran´ı akılda kolay tutulur kıldık. Oyleyse, yok mudur ondan ders almak isteyen

    [41] Firavun halkına (da) kesinlikle bu tur uyarılar gelmisti

    [42] Onlar Bizim butun mesajlarımızı yalanlamıslardı. Bunun uzerine, yalnızca, her seyin belirleyicisi olan Kudret Sahibinin hesap soracagı sekilde onlara hesap sorduk

    [43] Oyleyse, (simdi) sizden hakikati inkar edenler digerlerinden daha mı iyidirler; yoksa (kadim ilahi) hikmet belgelerinde sizin icin dokunulmazlık (sozu) mu verildi

    [44] Yoksa onlar, "Biz yek vucut olmus bir grubuz, (ve bundan dolayı) ustunluk bizim hakkımız!" mı diyorlar

    [45] (Ama hakikati inkar edenlerin) ordusu bozguna ugrayacak, arkalarını donecek (ve kacacak)lar

    [46] Evet! Son Saat, onların kaderleriyle gercekten bulusacakları andır; ve o Son Saat en korkunc ve en acı (an) olacaktır

    [47] cunku, gunaha batmıs olanlar (o zaman, gorecekler ki) sapıklıkta ve ahmaklıkta kaybolup gitmisler

    [48] Yuzukoyun atese suruklenecekleri o Gun (onlara denilecek:) "Cehennem atesinin dokunusunu tadın bakalım simdi

    [49] Bakın, Biz her seyi gerekli olcu ve nisbette yarattık

    [50] Bizim (bir seyi) takdir etmemiz ve (onun meydana gelmesi) goz kırpması gibi bir anlık bir (fiil)dir

    [51] Nitekim, (gecmiste) sizin gibi toplumları yok ettik. Oyleyse, yok mudur ondan ders almak isteyen

    [52] (Onlar gercekten sucluydular,) cunku yaptıkları butun (kotulukler), (ilahi) hikmetin (kadim) belgelerinde (kendilerine gosterilmistir)

    [53] ve (insanın yaptıgı) her sey, ister kucuk isterse buyuk olsun, (Allah´ın nezdinde) kaydedilmektedir

    [54] (Bu nedenle,) Allah´a karsı sorumluluklarının bilincinde olanlar, kendilerini bir bahceler ve akarsular (cennetin)de bulacaklar

    [55] her seyin belirleyicisi olan Kudret Sahibi´nin huzurunda, (saf) gercegin tahtı uzerinde

    Rahmân

    Surah 55

    [1] Rahman

    [2] Bu Kuran´ı (insana) ogretti

    [3] O, insanı yarattı

    [4] ona acık ve berrak sekilde dusunmeyi ve konusmayı ogretti

    [5] Gunes ve ay (O´nun buyrugu dogrultusunda) kendileri icin belirlenen yorungelerde akarlar

    [6] yıldızlar ve agaclar (O´nun onunde) yere kapanırlar

    [7] Ve O, gokleri yukseltti ve (her sey icin) bir olcu koydu

    [8] ki (siz, ey insanlar,) asla (dogruluk ve haklılık) olcusunden sasmayasınız

    [9] Oyleyse (yaptıklarınızı) adaletle tartın ve olcuyu eksik tutmayın

    [10] O, yeri, butun canlı varlıklar icin genisletip yaymıstır

    [11] uzerinde meyveler ve salkım salkım hurma agaclarıyla

    [12] ve filizlenip dal veren tohumları ve hos kokulu bitkileriyle

    [13] Oyleyse, Rabbinizin hangi nimet ve kudretini inkar edebilirsiniz

    [14] O, insanı comlek gibi pismis camurdan yarattı

    [15] halbuki gorunmez varlıkları garip bir ates alevinden yaratmıstır

    [16] Oyleyse, Rabbinizin hangi nimet ve kudretini inkar edebilirsiniz

    [17] (O,) gundogumunun en uzak iki noktasının ve gunbatımının en uzak iki noktasının Rabbi(dir)

    [18] Oyleyse, Rabbinizin hangi nimet ve kudretini inkar edebilirsiniz

    [19] O, birbirlerine kavusup karısabilmeleri icin iki buyuk su kutlesini serbest bırakmıstır

    [20] (ama) aralarında asamayacakları bir engel var

    [21] Oyleyse, Rabbinizin hangi nimet ve kudretini inkar edebilirsiniz

    [22] Bu (su kutle)lerinin ikisinden buyuklu kucuklu inciler cıkar

    [23] Oyleyse, Rabbinizin hangi nimet ve kudretini inkar edebilirsiniz

    [24] Ve (hareket halindeki) daglar gibi denizler uzerinde yuzup giden kocaman gemiler O´nundur

    [25] Peki, oyleyse, Rabbinizin hangi nimet ve kudretini inkar edebilirsiniz

    [26] Goklerde ve yerde var olan her sey yok olup gitmeye mahkumdur

    [27] ama kudret ve ihtisam sahibi olan Rabbinizin Zatı sonsuza dek kalıcıdır

    [28] Oyleyse, Rabbinizin hangi nimet ve kudretini inkar edebilirsiniz

    [29] Goklerde ve yerdeki butun mevcudat O(nun kanunları)na tabidir: (ve) O, her gun kendini bambaska (saskınlık verici) bir yolla ifade eder

    [30] Oyleyse, Rabbinizin hangi nimet ve kudretini inkar edebilirsiniz

    [31] (Bir gun) sizden hesap soracagız, siz ey gunah yuklu cift

    [32] Bu durumda, Rabbinizin hangi nimet ve kudretini inkar edebilirsiniz

    [33] Siz ey gorunmez varlıklar(ın) ve insanlar(ın serlileriy)le bir arada yasayanlar! Eger goklerin ve yerin otelerine gecebileceginizi (dusunuyorsanız), haydi gecin! (Ama) onların otesine gecemezsiniz, (Allah´tan) bir yardım olmazsa

    [34] Oyleyse, Rabbinizin hangi nimet ve kudretini inkar edebilirsiniz

    [35] Bir ates alevi ve duman uzerinize salınacak ve hicbir yardım gormeyeceksiniz

    [36] Bu durumda, Rabbinizin hangi nimet ve kudretini inkar edebilirsiniz

    [37] Gok parca parca yarıldıgı ve (yanık) yag gibi kızıllastıgı zaman

    [38] Hangi nimet ve kudretini inkar edebilirsiniz Rabbinizin

    [39] O Gun ne insana ne de gorunmez varlıga gunahları hakkında bir sey sorulmayacaktır

    [40] Oyleyse, Rabbinizin hangi nimet ve kudretini inkar edebilirsiniz

    [41] Butun gunahkarlar isaretlerinden tanınacak ve alınları ile ayaklarından yakalanacaklar

    [42] Oyleyse, Rabbinizin hangi nimet ve kudretini inkar edebilirsiniz

    [43] Iste bu, gunahkarların (simdi) yalanladıkları cehennemdir

    [44] onlar, cehennem ile (kendi) yakıcı umitsizlikleri arasında gidip gelecekler

    [45] Oyleyse, Rabbinizin hangi nimet ve kudretini inkar edebilirsiniz

    [46] Rablerinin huzuruna korku icinde cıkanlar icin iki (cennet) bahce(si hazırlanmıstır)

    [47] Oyleyse, hangi nimet ve kudretini inkar edebilirsiniz Rabbinizin

    [48] Turlu turlu harika renkler (ile bezenmis iki bahce)

    [49] Oyleyse, hangi nimet ve kudretini inkar edebilirsiniz Rabbinizin

    [50] Bu iki (bahcenin her birin)de iki cesme akacak

    [51] Oyleyse, Rabbinizin hangi nimet ve kudretini inkar edebilirsiniz

    [52] Ikisinde de her meyveden iki cins bulunacak

    [53] Oyleyse, Rabbinizin hangi nimet ve kudretini inkar edebilirsiniz

    [54] (Iste boyle bir cennette, kutsananlar) atlastan dokunmus halılara uzanarak (hayat surecekler); ve bu iki bahcenin meyvesi kolayca erisebilecekleri yerde bulunacak

    [55] Oyleyse, Rabbinizin hangi nimet ve kudretini inkar edebilirsiniz

    [56] Bu (bahce)lerde, ne insanın ne de gorunmez bir varlıgın daha once hic dokunmadıgı yumusak bakıslı esler bulunacak

    [57] Oyleyse, hangi nimet ve kudretini inkar edebilirsiniz Rabbinizin

    [58] Incilerin ve yakutların (guzelligi) gibi (muhtesem guzellikler vaad edildigi zaman)

    [59] hangi nimet ve kudretini inkar edebilirsiniz Rabbinizin

    [60] Iyiligin karsılıgı iyilikten baska bir sey olabilir mi

    [61] O halde, hangi nimet ve kudretini inkar edebilirsiniz Rabbinizin

    [62] Ve o ikisinin yanında (baska) iki bahce daha olacak

    [63] o halde, hangi nimet ve kudretini inkar edebilirsiniz Rabbinizin

    [64] Yemyesil iki (bahce)

    [65] O halde, hangi nimet ve kudretini inkar edebilirsiniz Rabbinizin

    [66] Bu iki (bahce)nin (her birinde) iki kaynak fıskıracak

    [67] O halde, hangi nimet ve kudretini inkar edebilirsiniz Rabbinizin

    [68] Onların ikisinde de (cesit cesit meyveler), hurmalar ve narlar olacak

    [69] O halde, hangi nimet ve kudretini inkar edebilirsiniz Rabbinizin

    [70] Ve bu (bahceler)de (her)seyin en muhtesemi ve en guzeli bulunacak

    [71] O halde, hangi nimet ve kudretini inkar edebilirsiniz Rabbinizin

    [72] (Kutsananlar, orada, harika) cadırlarda saf ve cekingen, yumusak huylu esleri (ile birlikte yasayacaklar)

    [73] O halde, hangi nimet ve kudretini inkar edebilirsiniz Rabbinizin

    [74] Daha once ne bir insanın ne de gorunmez varlıgın dokunmadıgı (esler)

    [75] O halde, hangi nimet ve kudretini inkar edebilirsiniz Rabbinizin

    [76] (Onlar, boyle bir cennette) yesil cimenler ve harikulade guzellikte halılar uzerinde uzanarak (hayat surecekler)

    [77] O halde, hangi nimet ve kudretini inkar edebilirsiniz Rabbinizin

    [78] Ihtisam sahibi ve kerim Rabbinin ismi ne yucedir

    Vâkıa

    Surah 56

    [1] Gerceklesecek olan (sonunda) gerceklestigi zaman

    [2] onun yalan olmadıgı apacık ortaya cıkacaktır

    [3] o, (bazılarını) alcaltan, (digerlerini) yucelten(dir)

    [4] Yer (siddetli) bir sarsıntı ile sarsıldıgında

    [5] ve daglar ufalana ufalana

    [6] toz toprak haline geldiginde

    [7] (iste o Gun,) siz uc sınıf(a ayrılmıs) olacaksınız

    [8] Kiminiz dogruyu bulmuslardan olacak. Ah! ne (mutlu) kimselerdir dogruyu bulmus olanlar

    [9] Ve kiminiz kotuluge batmıslardan olacak. Ah! ne (mutsuz) kimselerdir kotuluge batmıs olanlar

    [10] Onde olanlar ise (hayatta iken, inanc ve guzel fiillerde) one cıkanlar olacak

    [11] (Her zaman) Allah´a yakınlık saglayanlar

    [12] (Onlar) esenlik ve mutluluk bahcelerinde (yasayacaklar)

    [13] cogu eski zamanların

    [14] ama (sadece) pek azı sonraki donemlerin (insanları)

    [15] Onlar, altın islemeli mutluluk tahtlarına (kurulacaklar)

    [16] (ve) birbirlerine (sevgi ile) bakarak uzanacaklar

    [17] Onları olumsuz genclikler bekleyecek

    [18] tertemiz kaynakların suyundan doldurulmus kaseler, ibrikler ve fincanlarla

    [19] ne kafalarını dumanlayan ne de onları sarhos eden (bir su)

    [20] ve secebilecekleri her cesit meyveyle

    [21] ve canlarının cekebilecegi her cesit kus etiyle

    [22] Ve en guzel gozlu saf ve temiz esler (yanlarında olacak)

    [23] kabuklarının icinde saklı bulunan inciler gibi

    [24] (Hayatta iken) yaptıklarının bir odulu (olacak bu)

    [25] Orada ne bos konusmalar duyacaklar, ne de gunaha yonelten bir cagrı

    [26] ama sadece ic sukuneti ve barıs mujdesi

    [27] Durust ve erdemli bir hayat yasayanlara gelince, nedir bu durust ve erdemli hayat surenler(in odulu)

    [28] (Onlar,) meyve dolu sidre agacları arasında (bulacaklar kendilerini)

    [29] ciceklerle bezenmis akasyalar

    [30] genisce yayılmıs golgeler

    [31] fıskıran sular

    [32] ve bol bol meyveler

    [33] hic eksilmeyen, hic tukenmeyen

    [34] Ve yuceltilmis esler(i onlarla olacak)

    [35] cunku, Biz onları yenilenmis bir hayatta tekrar var etmis olacagız

    [36] ve bakireler olarak diriltecegiz

    [37] sevgi dolu ve uyum icinde

    [38] durust ve erdemli olanlarla

    [39] bir kısmı eski zamanlardan

    [40] bir kısmı da sonraki zamanlardan

    [41] Kotulukte ısrar edenlere gelince, nedir bu kotuluk ısrarcıları(nın cezası)

    [42] (Onlar,) kavurucu ruzgarlar ve yakıcı bir umitsizlik icinde (bulacaklar kendilerini)

    [43] ve siyah duman golgesinde

    [44] ne serinleten, ne de rahatlatan (bir golge)

    [45] Cunku, gecmiste onlar kendilerini tamamen hazlara kaptırmıslardı

    [46] cirkin gunahlar islemekte inat ediyorlardı

    [47] ve diyorlardı ki: "Ne Yani! Biz olup de toz ve kemik yıgını haline geldikten sonra mı diriltilecegiz yeniden

    [48] Ve eski atalarımız da mı

    [49] De ki: "Daha once yasamıs olanlar da, sonrakiler de

    [50] (yalnızca Allah tarafından) bilinen bir Gun´un belirlenmis olan bir vaktinde bir araya getirilecekler

    [51] ve o zaman, siz ey yoldan sapmıs ve hakikati yalanlamıs olanlar

    [52] siz kesinlikle agulu meyve agacından tadacaksınız

    [53] ve karnınızı onunla dolduracaksınız

    [54] ve yakıcı umitsizligi (yudum yudum) iceceksiniz

    [55] doymak bilmez susuz develerin icisi gibi iceceksiniz

    [56] Hesap Gunu onların karsılanısı iste boyle olacak

    [57] Sizi yaratan Biziz, (ey insanlar!) Oyleyse neden hakikati kabul etmezsiniz

    [58] Attıgınız o (tohum)u hic dusundunuz mu

    [59] Onu yaratan siz misiniz, yoksa Biz miyiz onun yaratılısının kaynagı

    [60] Olumun sizin aranızda (her zaman gecerli) olmasını emrettik: ama hicbir sey Bizi alıkoyamaz

    [61] varolusunuzun tabiatını degistirmekten ve (henuz) size malum olmayan bir sekilde sizi (yeniden) var etmekten

    [62] Ve (mademki) bastaki yaratılısınızı(n mucizevi bir olay oldugunu) biliyorsunuz; oyleyse, neden (Bizim hakkımızda) dusunup dersler cıkarmazsınız

    [63] Topraga ektiginiz tohumu hic dusundunuz mu

    [64] Onu buyutup yeserten siz misiniz, yoksa Biz miyiz onun buyuyup yesermesinin sebebi

    [65] (Cunku,) dileseydik, onu kuru bir cope dondururduk ve siz hayret (ve dehset) icinde kalırdınız

    [66] Eyvah, mahvolduk

    [67] Yok yok, aslında (gecinme imkanlarımızdan) mahrum bırakıldık!" (diyerek)

    [68] Hic ictiginiz suyu dusundunuz mu

    [69] Siz mi onu bulutlardan indirdiniz, yoksa Biz miyiz onun yere inmesini saglayan

    [70] (O tatlı bir su seklinde iner, ama) dileseydik yakacak kadar tuzlu ve acı yapabilirdik. Oyleyse neden (Bize) sukretmiyorsunuz

    [71] Hic tutusturdugunuz atesi dusundunuz mu

    [72] Atesin yakıtı olarak gorevlendirilen agacı var eden siz misiniz, yoksa Biz miyiz onun varolusunun sebebi

    [73] Onu (Bizi) hatırlamanı(zı)n bir vasıtası ve (hayatlarının) yabaniligi icinde kaybolmus ve acıkıp susamıs butun insanlar icin bir rahatlama vasıtası yaptık

    [74] Oyleyse kudret sahibi Rabbinin ismini yucelt

    [75] Hayır, (bu Kuran´ın) parcalar halinde indirilisini tanıklıga cagırırım

    [76] eger bilseniz bu en guclu bir teyiddir

    [77] O, gercekten degerli bir hitabedir

    [78] saglam korunan ilahi kelam icinde (insana teblig edilmis)tir

    [79] ki ona ancak (kalben) temiz olanlar dokunabilir

    [80] butun alemlerin Rabbinden (gelen) bir vahiy

    [81] Simdi boyle bir habere kucumseyerek mi bakıyorsunuz

    [82] ve hakikati yalanlamayı gunluk gıdanız olarak mı goruyorsunuz

    [83] Peki, oyleyse, (olum dosegindeki bir adamın) bogazına (son nefesi) dayandıgında

    [84] siz de (caresiz bir sekilde) durup seyrederken

    [85] ve (Bizi) gormediginiz halde, Biz ona sizden daha yakınken

    [86] peki oyleyse, eger (Bize) bagımlı olmadı(gınızı dusunuyor)sanız

    [87] o (bitip tukenen hayatı) geri dondurebilir misiniz, eger iddianızda haklı iseniz

    [88] (Hepiniz olumu tadacaksınız.) Eger bir kimse Allah´a yaklasanlardan olursa

    [89] (oteki dunyada onu) mutluluk, gonul rahatlıgı ve bir esenlik bahcesi (bekler)

    [90] Ve yine eger bir kimse durust ve erdemli bir hayat surenlerden olursa

    [91] (cennette su sozlerle karsılanacaktır:) "Durust ve erdemlilerden (olan) sana selam olsun

    [92] Ama eger biriniz hakikati yalanlayanlardan ve (boylece) yoldan sapmıslardan olursa

    [93] (oteki dunyada onu) yakıcı bir umitsizlik karsılar

    [94] ve alev sacan bir atesin sıcaklıgı

    [95] Kuskusuz bu, hakikatlerin hakikatidir

    [96] Oyleyse kudret sahibi Rabbinin ismini yucelt

    Hadîd

    Surah 57

    [1] Goklerde ve yerde olan her sey Allah´ın sınırsız kudretini yuceltir; cunku yalnız O´dur guc sahibi, hikmet sahibi

    [2] O´nundur goklerin ve yerin mulku; O´dur olduren ve yasatan; ve O´dur diledigini yapmaya muktedir olan

    [3] O, Ilk ve Sondur; hem Dıs Goruntudur hem Ic Gerceklik ve O, her seyin bilgisine sahiptir

    [4] O, gokleri ve yeri altı cagda yaratmıs ve kudret ve egemenlik tahtına oturmustur. O, hem topraga giren ve ondan cıkan her seyi, hem de gokten inen ve ona yukselenleri bilir. Nerede olursanız olun O sizinle beraberdir; ve Allah butun yaptıklarınızı gormektedir

    [5] Goklerin ve yerin mulku O´nundur; ve butun isler, (asıl kaynagı olan) Allah´a dondurulur

    [6] O, gunduzu kısaltarak geceyi uzatır, ve geceyi kısaltarak gunduzu uzatır; ve O, (insanların) kalpler(in)de olanı eksiksiz bilir

    [7] Allah´a ve Elcisi´ne inanın ve O´nun size emanet olarak tevdi ettigi seylerden baskaları icin harcayın; cunku sizden imana eren ve (Allah yolunda) sınırsızca harcayanlar buyuk bir mukafat goreceklerdir

    [8] Elci, sizi Rabbiniz (olan Allah)a inanmaya cagırdıgı ve O sizden bir taahhut almıs bulundugu halde neden Allah´a inanmazsınız? (Herhangi bir seye) inanabildiginiz halde (O´na neden inanmıyorsunuz)

    [9] (Bu) kuluna, sizi koyu karanlıktan aydınlıga cıkarmak icin apacık mesajlar indiren O´dur: cunku Allah size karsı sonsuz sefkat sahibidir, rahmet kaynagıdır

    [10] Goklerin ve yerin mirasının (tek basına) Allah´a ait oldugunu gordugunuz halde neden Allah yolunda sınırsızca harcamazsınız? Icinizden Fetih´ten once (Allah yolunda) harcayan ve savasanlar (bundan kacınanlar ile) esit olmazlar. Bu (onceki)lerin derecesi (Fetih´ten) sonra harcamaya ve savasmaya baslayanların derecesinin ustundedir, halbuki Allah (kendi yolunda caba sarf edecek) herkese en guzeli vaad etmistir. Ve Allah butun yaptıklarınızdan haberdardır

    [11] Kimdir Allah´a guzel, bereketli bir borc verip onu kat kat fazlasıyla geri alacak olan? Boyle (yapan)lar degerli ve anlamlı bir mukafat gorecekler

    [12] Butun mumin erkekleri ve mumin kadınları onlerinde ve sag taraflarında hızla yayılan ısık dalgalarıyla gorecegin Gun, (o Gun onlar su hitapla karsılanacaklar:) "Bugun size bir mujde (var); icinden ırmaklar akan, mesken edineceginiz bahceler! Bu, en buyuk mazhariyettir

    [13] O Gun ikiyuzlu erkekler ve kadınlar imana ermis olanlara: "Bizi bekleyin!" diyecekler, "Sizin nurunuzdan bir (parca) ısık alalım!" (Ama) onlara: "Geriye donup gidin ve (kendinize ait) bir ısık arayın!" denilecek. Bunun uzerine onlar(la muminler) arasına kapısı olan bir duvar cekilecek; icinde rahmet ve sefkat bulunacak, dısında ise azap

    [14] O(nun dısında kala)nlar, su (icindeki)lere, "Sizinle degil miydik?" diye seslenecekler. Berikiler, "Evet oyleydi!" diye cevap verecekler, "Ama siz kendi kendinizi ayarttınız, (inancınızda) tereddut gosterdiniz; (yeniden dirilme konusunda) supheye kapıldınız ve Allah´ın buyrugu ulasıncaya kadar kuruntunuz sizi yoldan cıkardı cunku, Allah hakkındaki ayartıcı dusunceler(iniz) sizi yanılgıya surukledi

    [15] Ve boylece, bugun ne sizden, ne de hakikati (acıkca) inkar etmis olanlardan hicbir fidye kabul edilmeyecek. Sizin varacagınız yer atestir. O sizin (tek) sıgınagınızdır ve ne kotu bir varıs yeridir

    [16] Imana ermis olanların kalplerinin Allah´ı ve (kendilerine) indirilen hakikati anarken acizliklerini fark etmelerinin zamanı gelmedi mi? (Ve vakti gelmedi mi) kendilerine daha once vahiy indirilmis olanlara ve zamanın gecmesiyle kalpleri katılasarak cogu (bugun) yoldan sapmıs olanlara benzememelerinin

    [17] (Ama) bilin ki Allah cansız hale gelen topraga yeniden hayat verir! Ve aklınızı kullanabilesiniz diye mesajlarımızı sizin icin kolay anlasılır kıldık

    [18] Hakikati tasdik eden kadınlara ve erkeklere ve (boylece) Allah´a guzel bir borc verenlere gelince, onlara kat kat fazlası geri odenecek ve (oteki dunyada) degerli bir mukafat kazanacaklar

    [19] Allah´a ve Elcisi´ne inananlar, iste onlardır hakikate sahip cıkan ve Allah´ın huzurunda (ona) tanıklık edenler. (Boylece) onlar odullerini ve nurlarını elde edecekler. Hakikati inkara ve mesajlarımızı yalanlamaya sartlanmıs olanlara gelince, onlar yakıcı atese mahkum olanlardır

    [20] Bilin ki (ey insanlar!) Bu dunya hayatı, sadece bir oyundan, gecici bir eglence ve guzel bir gosteriden, birbirinizle buyukluk yarısı(na girismenizden) ve daha cok servet ve cocuk sahibi olma hırsın(ız)dan ibarettir. Bu (dunya)nın durumu, (hayat getiren) yagmurun hikayesine benzer: Yagmurun yeserttigi bitki, topragı ekenlere sevinc verir; ama sonra kurur ve sen onun sarardıgını gorursun; sonunda toprak haline gelir. Ama oteki dunyada (insanın durumu ile ilgili ebedi hakikat acıkca ortaya cıkacaktır). (Ya) siddetli azap, yahut Allah´ın bagıslayıcılıgı ve hosnutlugu, cunku bu dunya hayatı, kendini kandırmanın zevkin(i tatmak)tan baska bir sey degildir

    [21] (Bu nedenle,) Rabbinizin bagıslayıcılıgına nail olmak ve (boylece) Allah´a ve Elcisine iman edenler icin hazırlanmıs bulunan, gokler ve yer kadar genis bir cenneti elde etmek yolunda birbirinizle yarısın! Bu, Allah´ın diledigine bagısladıgı bir lutfudur; cunku Allah sonsuz lutuf sahibidir

    [22] Hicbir musibet, daha once buyrugumuzda (ongorulmus) olmadıkca ne yeryuzunun ne de sizin basınıza gelmez, suphesiz bu Allah icin kolay (bir is)tir

    [23] (Bunu bilin ki,) elinizden kacan (iyi ve guzel) seylere uzulmeyesiniz ve elinize gecen (iyi ve guzel) seylerle de (bos yere) sımarmayasınız. Cunku Allah, kendini begenip kustahca davrananları sevmez

    [24] Ki onlar (Allah´ın nimetleri uzerinde) cimrilik edip baskalarına da cimrice davranmayı tavsiye ederler! Ve sırtını (bu hakikate) cevirenler (bilsin ki) Allah kendi kendine yeterlidir, butun ovgulere layıktır

    [25] Dogrusu, (daha once de) elcilerimizi (bu) hakikatin butun kanıtları ile gonderdik; ve onlar aracılıgıyla vahyi bagısladık (ve boylece, dogru ile egriyi tartabilmeniz icin size) bir terazi (verdik) ki insanlar adaletle davranabilsinler; ve (size) icinde muthis bir guc ve insanlar icin bircok faydalar bulunan demiri (kullanma yetenegi) bagısladık. (Butun bunlar size verildi ki) Allah, O´nun ve Elcisi´nin yolunda yuruyenleri ayırabilsin, (Kendisi) insan kavrayısının otesinde olsa bile. Suphesiz Allah gucludur, kudret sahibidir

    [26] Gercekten, (aynı amacla) Nuh´u ve Ibrahim´i (elcilerimiz olarak) gonderdik ve soylarından gelenlere peygamberlik ve vahiy verdik; onların bir kısmı dogru yoldaydı, ama cogu da yoldan sapmıstı

    [27] Ve sonra onların ardından oteki elcilerimizi gonderdik; ve (zaman icinde) arkalarından kendisine Incil verdigimiz Meryem oglu Isa´yı gonderdik; o´na (sadık bir sekilde) uyanların kalplerine sefkat ve merhamet yerlestirdik. Ruhbanca riyazete gelince, Biz onlara bunu emretmedik, Allah´ın rızasını kazanmak arzusuyla onu kendileri uydurdu. Ama sonra ona, (her zaman) gerektigi gibi uymadılar, boylece Biz, (gercekten) iman etmis olanlara karsılıgını verdik, ama onların cogu yoldan cıkmıslardı

    [28] Siz ey imana ermis olanlar! Allah´a karsı sorumlulugunuzun bilincine varın ve O´nun Elcisi´ne inanın, ki O, size rahmetinden iki kat versin ve sizin icin (aydınlıgında) yuruyeceginiz bir ısık yaksın ve (gecmis gunahlarınızı) bagıslasın. Cunku Allah cok bagıslayıcıdır, rahmet kaynagıdır

    [29] Ve gecmis vahiylerin mensupları bilsinler ki Allah´ın lutfu uzerinde hicbir gucleri yoktur; butun lutuf (yalnızca) Allah´ın elindedir, onu diledigine verir. Allah sonsuz lutuf sahibidir

    Mücâdele

    Surah 58

    [1] Allah, kocası hakkında sana basvuran ve Allah´a sikayette bulunan kadının sozlerini isitmistir. Ve Allah ikinizin soylediklerini de mutlaka isitir. Suphesiz Allah her seyi isiten, her seyi gorendir

    [2] (Bundan sonra) icinizden "Sen artık bana annem kadar haramsın!" diyerek hanımlarından ayrılanlara gelince, (unutmasınlar ki) (esleri) hicbir zaman anneleri (gibi) olamaz, kendilerini doguran kadından baskası anneleri olamaz. O halde, akla sıgmayan bir sozdur soyledikleri, (bu nedenle de) asılsız ve duzmecedir. Ama Allah, gercekten gunahları affedicidir, cok bagıslayıcıdır

    [3] o halde, "Sen bana annem kadar haramsın!" diyerek hanımlarından ayrılanlara ve sonra soylediklerinden geri donenlere gelince, (onların keffareti) eslerin tekrar birbirlerine dokunmalarından once bir koleyi ozgurlugune kavusturmak olacaktır. Size (burada) tavsiye edilen budur; cunku Allah yaptıgınız her seyden tamamiyle haberdardır

    [4] Ancak buna imkanı olmayan, (bunun yerine,) birbirlerine yeniden dokunmadan once pespese iki ay oruc tutacak ve buna gucu yetmeyen altmıs yoksulu doyuracak. Bu, Allah´a ve Elcisi´ne inancınızı isbat etmeniz icin (gerekli)dir. Bunlar Allah´ın koydugu sınırlardır ve hakikati inkar edenleri (oteki dunyada) siddetli bir azap beklemektedir

    [5] Allah´a ve Elcisi´ne karsı gelenler, onlardan once yasamıs olup da Biz (kendilerine) acık mesajlar gonderdikten sonra asagılanmıs bulunan (zalim)ler kadar asagılanacaklardır. Ve (boylece,) hakikati inkar edenleri utanc verici bir azap bekleyecektir

    [6] Allah´ın onları diriltecegi ve (hayatta iken) yaptıkları her seyi tam olarak (kendilerine) anlatacagı Gun, onlar unutmus olsalar bile Allah onu (butunuyle) hesaba katacaktır cunku Allah her seye sahittir

    [7] (Ey Insanoglu!) Goklerde ve yerde olan her seyi Allah´ın bildiginden haberin yok mu? Aralarında gizli gizli konusan her uc kisinin dorduncusu mutlaka O´dur ve her bes kisinin altıncısı; ister daha az isterse cok olsunlar ve nerede bulunurlarsa bulunsunlar O´nsuz olamazlar. Ama sonunda, Kıyamet Gunu, Allah, yaptıklarını onlara gosterecektir cunku Allah her seyi hakkıyla bilendir

    [8] (Ve sen ey Muhammed!) gizli konusmalar (yoluyla dolap cevirmek)ten men edilen, ama men edildikleri seye (tekrar) basvurmaktan kacınmayanların ve kotulukte bulunmaya, saldırganlıga ve Elci´ye karsı gelmeye niyetlenerek fesatlık kuranların farkında degil misin? Bu (insan)lar, sana ne zaman yaklassalar Allah´ın asla hos gormeyecegi tarzda seni selamlarlar ve birbirlerine: "Allah neden soylediklerimizden dolayı bizi cezalandırmıyor?" derler. Cehennemdir onların payına dusecek olan, onlar iste oraya girecekler; o, ne kotu bir duraktır

    [9] (O halde,) ey iman etmis olanlar, gizli konusmalarınızda, kotu fiiller, saldırgan davranıslar ve Elci´ye itaatsizlik niyetiyle fesat kurmayı bırakın; (bunun yerine) fazilet ve Allah´a karsı sorumluluk bilinci uzerinde gorusmeler yapın ve (her zaman) huzurunda toplanacagınız Allah´a karsı sorumlulugunuzun bilincinde olun

    [10] (Oteki her turlu) gizli konusmalar yalnızca seytanın isidir, o ki inananlara bu sekilde uzuntu verir; ama Allah´ın izni olmadıkca onlara hicbir zarar veremez; inananlar yalnızca Allah´a guvensinler

    [11] Siz ey imana ermis olanlar! Size, "Toplumsal hayatınızda birbirinize yer verin!" denildiginde yer verin! (Karsılıgında) Allah da (rahmetinde) size yer verir. Ve ne zaman size, "(Iyi bir is icin) ayaga kalkın!" denildiginde ayaga kalkın! (Ve) Allah, icinizden iman etmis olanları ve (hepsinin ustunde,) kendilerine (dogru) bilgi tevdi edilenleri (kat kat) yuceltecektir. Cunku Allah butun yapıp ettiklerinizden haberdardır

    [12] Siz ey iman etmis olanlar! Elci´ye ne zaman bir sey danıs(maya niyetlen)irseniz, bu danısma vesilesi ile karsılıksız yardımda bulunun! Bu sizin yararınıza olacak ve sizin (ic) temizliginizi saglayacaktır. Ama buna gucunuz yetmezse (bilin ki) Allah cok affedicidir, rahmet kaynagıdır

    [13] (Elci´ye) danısmanız vesilesiyle kimseye bir yardımda bulunmamaktan dolayı (gunah islemis olabileceginizden) korkuyor musunuz? Eger (imkanlarınızın olmamasından dolayı) bunu yapamazsanız ve Allah size affediciligini gosterirse, siz de namazlarınızda devamlı ve dikkatli olun ve (sadece) arındırıcı yukumluluklerinizi yerine getirin ve (boylece) Allah´a ve Elcisi´ne itaat edin! Cunku Allah yaptıgınız her seyden haberdardır

    [14] Allah´ın gazabına ugrayan bir toplum ile dostluk kuranların farkında degil misin? Onlar ne sizdendir (ey muminler) ne de o (hakikati inatla reddede)nlerden. Boylece onlar yalan ve duzmece (degerler) ustune (onların yalan ve sahte olduklarını) bile bile yemin ederler

    [15] Allah onlar icin (oteki dunyada) siddetli bir azap hazırlamıstır. Onların yapageldikleri sey gercekten cok kotudur

    [16] Onlar ahidlerini (yalancılıklarına ve sahtekarlıklarına) ortu yaptılar ve boylece baskalarını Allah yolundan alıkoydular. Bu nedenle onları alcaltıcı bir azap beklemektedir

    [17] Ne dunyevi servetleri ne de soy sopları onları Allah´a karsı koruyamayacaktır. Onlar, kalıcı meskenleri olan cehenneme mahkum edilmislerdir

    [18] Allah´ın onların tumunu tekrar diriltecegi Gun, (simdi) senin onunde yemin ettikleri gibi, (varsayımlarında) haklı oldukları zannıyla O´nun onunde de yemin edecekler. Gercek su ki, (en buyuk) yalancılar onlardır

    [19] Seytan, onlar uzerinde ustunluk kurmus ve onları Allah´ı anmaktan uzaklastırmıstır. Boyleleri Seytan´ın yandaslarıdır. Gercekten husranda olanlar onlardır, Seytan´ın yandasları

    [20] Allah´a ve Elcisi´ne karsı gelenler, iste onlar (Hesap Gunu) en sefiller arasında bulunacaklardır

    [21] (Cunku) Allah boyle buyurdu: "Ben kesinlikle ustun gelecegim, Ben ve Elcim!" Suphesiz Allah, gucludur, kudret sahibidir

    [22] Allah´a ve Ahiret Gunu´ne (gercekten) inanan, ama (aynı zamanda) -babaları, ogulları, kardesleri yahut (oteki) akrabaları bile olsa- Allah´a ve Elcisi´ne karsı cıkanları seven bir toplum goremezsin. (Gercek muminlere gelince,) Allah´ın kalplerine imanı naksettigi ve ilhamı ile guclendirdigi kimseler onlardır ve (zamanı gelince) onları iclerinden ırmaklar akan bahcelerde barındıracaktır. Allah onlardan hosnuttur ve onlar da Allah´tan. Iste onlar Allah´tan yana olanlardır. Iste onlar, Allah´tan yana olanlar, mutluluga ulasacaklardır

    Haşr

    Surah 59

    [1] Goklerde ve yerde olan her sey Allah´ın sınırsız sanını yuceltir; cunku yalnız O´dur izzet ve hikmet sahibi

    [2] Hakikati inkara sartlanmıs olan gecmis vahyin mensuplarını (savas icin) ilk toplanmalarında yurtlarından cıkaran O´dur. Siz (ey muminler,) onların (hicbir direnme gostermeden) bırakıp gideceklerini dusunmediniz; onlar da kalelerinin kendilerini Allah´a karsı koruyacagını sandılar ama Allah onlara hic beklemedikleri bir tarzda vurdu ve kalplerine korku saldı; onlar (boylece) yurtlarını kendi elleriyle ve muminlerin eliyle yok ettiler. Oyleyse bundan ders alın siz ey derin kavrayıs sahipleri

    [3] Allah onlar icin surulmeyi takdir etmemis olsaydı, bu dunyada onları (daha buyuk) bir azaba carptırırdı; oteki dunyada ise onları atesin azabı beklemektedir

    [4] Bu, Allah ve Elcisi ile baglarını koparmalarından dolayıdır; Allah ve Elcisi ile (boylece) bagını koparana gelince; suphesiz Allah´ın misillemesi cetindir

    [5] (Onların) hurma agaclarından her ne kestiyseniz (ey muminler,) veya kokleri uzerinde her ne bıraktıysanız, hepsi Allah´ın izniyle (olmustu) ve O´nun yoldan cıkanları cezalandırması icindi

    [6] Yine (hatırlayın!) Dusmandan (ganimet olarak) ne alındıysa Allah hepsini Elcisi´ne devretti, onu (elde etmek) icin at veya deve sevk etmek zorunda kalmadınız ama Allah elcilerini kimi dilediyse onlara ustun kılar; Allah diledigini yapmaya kadirdir

    [7] Bu beldelerin halkından (ganimet olarak) ne alındıysa Allah, hepsini Elcisi´ne devretti, (ganimetin tumu,) Allah´a ve Elcisi´ne, (olen muminlerin) yakınlarına, yetimlere, yoksullara ve yolculara aittir; (boyle yapıldı) ki o, icinizden (zaten) zengin olanlar arasında dolasıp duran (bir servet) haline gelmesin. Bu nedenle, Elci size (ondan) ne kadar verirse (gonulden) kabul edin ve size vermedigi sey(i istemek)ten kacının; ve Allah´a karsı sorumlulugunuzun bilincinde olun! Cunku Allah misillemesinde cetindir

    [8] (Boylece, bu ganimetlerin bir kısmı) zulum ve kotuluk diyarını terk etmis olanlar arasındaki yoksullar(a verilecektir.) Yurtlarından ve mulklerinden surulmus, Allah´ın lutfunu ve rızasını arayan ve Allah´a ve Elcisi(nin davası)na yardım edenler, sozlerinde duranlar iste onlardır

    [9] Onlardan once bu yoreyi yurt edinmis ve (gonullerine) imanı yerlestirmis olanlar (arasındaki yoksullara da ganimetin bir kısmı verilecektir), bir sıgınak arayısı icinde kendilerine gelenlerin hepsini seven ve baskasına verilmis olanlara karsı kalplerinde hicbir haset olmayan, aksine kendileri yoksulluk icinde bulunsalar bile digerlerini kendilerine tercih edenler; iste boyleleri, acgozlulukten korunanlardır, onlardır mutluluga ulasacak olanlar

    [10] Onlardan sonra gelenler, "Ey Rabbimiz!" diye yalvarırlar, "Bizi ve bizden once iman etmis olan kardeslerimizi bagısla ve imana ermis olan(lardan hicbiri)ne karsı kalplerimizde yersiz ve uygunsuz dusunce veya duygulara yer bırakma. Ey Rabbimiz! Sen sefkat Sahibisin, rahmet kaynagısın

    [11] (Gercek duygularını) her zaman gizleyenlerin, gecmis vahiylerin mensupları arasındaki inkarcı yandaslarına, "Eger buradan surulurseniz biz de kesinlikle sizinle gelecegiz ve size karsı olan hic kimseye kulak vermeyecegiz ve size savas acılırsa mutlaka yardımınıza gelecegiz" dediklerinden haberin yok mu? Ama Allah, onların goz gore gore yalan soylediklerine sahitlik yapar

    [12] (cunku) eger (kendilerine karsı taahhut altına girdikleri) o kimseler gercekten surulurlerse onlarla birlikte gitmezler; ve onlara savas acıldıgında yardımlarına gelmezler; yardım et(meye calıs)salar bile sonra arkalarını don(up kac)arlar ve sonunda (kendileri de) bir yardım gormezler

    [13] Evet, (ey muminler,) siz onların kalplerine Allah (korkusun)dan da daha siddetli bir korku salarsınız, cunku onlar hakikati kavramaktan aciz bir topluluktur

    [14] Onlar ittifak icinde oldukları zaman (bile), ancak saglam kaleler icinden veya surlar arkasından savasırlar. Kendi aralarındaki cekismeleri siddetlidir; sen onları birlik sanırsın, halbuki (aslında) kalpleri (birbirlerine) karsı soguktur; cunku onlar akıllarını kullanmayan bir topluluktur

    [15] (Ey muminler, dusmanlarınızın her ikisinin akibeti de) onlardan kısa bir sure once, kendi yaptıklarından dogan felaketi tatmıs olanlar(ınki) gibi (olacak)tır ve onları (oteki dunyada daha siddetli) bir azap beklemektedir

    [16] tıpkı Seytanın insana: "Hakikati inkar et!" deyip (insan da) inkar edince, "Bak, ben senden, (senin yaptıklarından) sorumlu degilim, ben butun alemlerin Rabbi olan Allah´tan korkarım!" dedigi zaman(ki) gibi

    [17] Boylece, sonunda ikisi de, (hem hakikati inkar edenler, hem de ikiyuzluler,) kendilerini yerlesip kalacakları bir ateste bulacaklar, cunku zalimlerin cezası budur

    [18] Siz ey imana ermis olanlar! Allah´a karsı sorumlulugunuzun bilincinde olun; herkes yarın icin ne hazırladıgına baksın! Ve (bir kez daha) Allah´a karsı sorumlulugunuzun bilincinde olun, cunku Allah butun yaptıklarınızdan haberdardır

    [19] ve Allah´tan habersiz olan, bu nedenle Allah´ın da kendileri (icin neyin iyi oldugu)ndan habersiz bıraktıkları gibi olmayın! (Cunku) onlar gercekten sapmıs olanlardır

    [20] Atese mahkum edilmis olanlar ile cenneti hak etmis olanlar bir olamaz. Cenneti hak etmis olanlar, (Hesap Gunu) kurtulusa erecek olanlardır

    [21] Bu Kur´an-ı bir daga indirmis olsaydık, dagın ezilip buzulerek Allah korkusuyla paramparca oldugunu gorurdun. Ve iste (butun) bu temsilleri, belki dusun(meyi ogrenebil)irler diye insanların onune koyuyoruz

    [22] Allah O´dur ki O´ndan baska ilah yoktur. O, yaratılmısların kavrayıs alanı dısındaki seyleri de, duyuları yahut akıllarıyla kavrayabildiklerini de tek bilendir. O, Rahman ve Rahim

    [23] Allah O´dur ki O´ndan baska ilah yoktur. Mutlak Hakim, Kutsal, Kurtulusun Tek Kaynagı, Iman Bagıslayan, Dogru ile Yanlısın Tek Belirleyicisi, Ustun, Egriyi Duzeltip Dogruyu Ihya Eden, Butun Ihtisamın Sahibi! Sanı yuce olan Allah, insanların ilahlık yakıstırdıkları her seyden munezzehtir

    [24] O, Allah´tır, Yaratıcı, butun ozlere ve goruntulere sekil veren Yapıcı

    Mümtehine

    Surah 60

    [1] Siz ey imana ermis olanlar! Size gelmis olan butun hakikatleri inkar eden ve (yalnızca) Rabbiniz Allah´a inandıgınız icin Elci´yi ve sizi (yurtlarınızdan) suren dusmanlarımı -ki onlar aynı zamanda sizin de dusmanlarınızdır- sefkat gostererek dost edinmeyin! Eger Benim yolumda cehd gostermek icin ve Benim rızamı kazanmak arzusuyla (evlerinizden) cıkıp gitti(gi)niz (dogru) ise, onlara gizli bir sefkatle yaklas(arak dostluk yap)mayın; cunku hem acıktan yaptıgınız hem de gizlemis oldugunuz her seyden tamamiyle haberdarım. Ve icinizden bunu her kim yaparsa dogru yoldan sapmıs olur

    [2] Onlar eger size ustun gelselerdi (yine) dusmanınız olarak kalırlardı ve size karsı kotu niyetle el kaldırır, dil uzatırlardı cunku sizin (de) hakikati inkar etmenizi isterlerdi

    [3] Ama (unutmayın ki) ne akrabalarınız ne de (hatta) kendi cocuklarınız Kıyamet Gunu size bir fayda saglar, (cunku o Gun) Allah aranızda (yalnızca erdemli davranıp davranmadıgınıza gore) karar verecektir ve Allah butun yaptıklarınızı gorur

    [4] Gercekten Ibrahim´de ve ona uyanlarda sizin icin guzel bir ornek vardı: Onlar kendi (putperest) toplumlarına soyle seslenmislerdi: "Kesinlikle biz sizden de Allah´tan baska butun o taptıklarınızdan da uzagız; sizin inandıgınız her seyi inkar ediyoruz; sizinle bizim aramızda, Tek Allah´a inanacagınız zamana kadar surecek bir dusmanlık ve nefret vardır!" Tek istisna, Ibrahim´in, babasına: "Senin icin (Allah´tan) bagıslama dileyecegim ama senin adına Allah´tan herhangi bir sey elde etmek benim elimde degil" demesiydi. (Ve Ibrahim ile ona uyanlar,) "Ey Rabbimiz!" diye yalvardılar, "Sana guveniyor ve Sana yoneliyoruz cunku butun yolların varısı Sanadır

    [5] Ey Rabbimiz! Bizi hakikati inkar edenler icin bir oyun ve eglence aracı yapma! Ve gunahlarımızı bagısla, ey Rabbimiz! Cunku Sensin tek kudret ve hikmet sahibi

    [6] Onlarda, Allah´ı ve Ahiret Gunu´nu (umit ve korku ile) bekleyen herkes icin guzel bir ornek bulursunuz. Eger biriniz yuz cevirirse, (bilsin ki) Allah hic kimseye muhtac degildir, butun ovgulere tek layık olandır

    [7] (Ama) belki Allah, (ey muminler,) (simdi) dusman olarak gordugunuz kimseler ile sizin aranızda (karsılıklı) bir yakınlık olusturabilir; cunku Allah her seye kadirdir ve cok bagıslayıcıdır, rahmet kaynagıdır

    [8] Inanc(ınız)dan dolayı size karsı savasmayan ve sizi yurtlarınızdan surmeyen (inkarcılara) gelince, Allah onlara nezaketle ve adaletle davranmanızı yasaklamaz cunku Allah adil davrananları sever

    [9] Allah, yalnızca, inanc(ınız)dan dolayı size karsı savasan ve sizi anayurdunuzdan suren veya (baskalarının) sizi surmesine yardım edenlere dostlukla yaklasmanızı yasaklar; ve (icinizden) onlara dostluk gosterenlere gelince, gercek zalimler iste onlardır

    [10] Siz ey imana ermis olanlar! Mumin kadınlar her ne zaman zulum ve kotuluk diyarını terk ederek size gelirlerse, Allah onların inancından tam haberdar (oldugu halde) siz yine de onları sınayın; eger mumin olduklarına tam emin olursanız, onları inkarcılara geri gondermeyin, (cunku) onlar (artık) eski kocalarına helal (degiller) ve otekiler de bunlara helal (degiller). Ayrıca, onlar (hanımlarına mehir olarak) ne verdilerse hepsini iade edin. Ve (ey muminler,) siz bu kadınlarla mehirlerini verdikten sonra evlenirseniz bir gunah islemis olmazsınız. Diger taraftan, hakikati inkar (etmeye devam) eden kadınlarla evlilik bagınızı surdurmeyin ve onlara (mehir olarak) ne verdiyseniz (iade etmelerini) isteyin, aynı sekilde otekiler, (hanımları size gelmis olanlar da,) harcadıkları her seyi(n iadesini) talep etme hakkına sahiptirler. Bu, Allah´ın hukmudur. O, sizin aranızda (adaletle) hukmeder cunku Allah, her seyi bilendir, hikmet sahibidir

    [11] Eger hanımlarınızdan biri (sizi bırakıp) hakikati inkar edenlere giderse ve siz de buna uzulurseniz o zaman hanımları bırakıp giden (koca)lara (hanımlarına mehir olarak) harcadıklarına esit bir sey verin ve inandıgınız Allah´a karsı sorumlulugunuzun bilincinde olun

    [12] Ey Peygamber! Mumin kadınlar ne zaman sana gelip (bundan boyle) Allah´tan baska hicbir seye ilahlık yakıstırmayacaklarını, hırsızlık yapmayacaklarını, zina etmeyeceklerini, cocuklarını oldurmeyeceklerini, hic yoktan yalan uydurarak iftira atmayacaklarını ve (bildirecegin) hicbir hakikate karsı cıkmayacaklarını (taahhut ederek) sana baglılıklarını bildirirlerse, onların baglılık taahhutlerini kabul et ve Allah´tan onların (gecmis) gunahlarını affetmesini dile! Cunku Allah cok bagıslayıcıdır, rahmet kaynagıdır

    [13] Siz ey imana ermis olanlar! Allah´ın gazabına ugrayan toplum ile dost olmayın! Onlar(ı dost edinenlerin) oteki dunya ile ilgili hicbir umitleri kalmamıstır; tıpkı bu hakikat inkarcılarının, (simdi) mezarlarında yatanları (tekrar gorme) umitlerini kaybetmis bulunmaları gibi

    Saff

    Surah 61

    [1] Goklerde ve yerde ne varsa tumu Allah´ın sınırsız sanını yuceltir cunku yalnız O´dur kudret ve hikmet sahibi

    [2] Siz ey imana ermis olanlar! Nicin bir turlu soyluyor, baska turlu yapıyorsunuz

    [3] yapmayacagınız seyi soylemeniz Allah nazarında en tiksinti verici seydir

    [4] Gercek su ki Allah (yalnızca) kendi davası ugrunda, saglam ve yekpare bir bina gibi, kenetlenmis saflar halinde savasanları sever

    [5] Vaktiyle Musa, kavmine: "Size Allah tarafından gonderilmis bir elci oldugumu bildiginiz halde neden beni uzuyorsunuz?" dedi(ginde kasdettigi sey iste bu gercekti). Boylece onlar dogru yoldan saptıklarında Allah da kalplerinin hakikatten sapmasına izin verdi; cunku Allah gunaha gomulup gitmis bir toplumu dogru yola cıkarmaz

    [6] Ve vaktiyle Meryem oglu Isa: "Ey Israilogulları! Suphesiz, ben, Tevrat´tan geriye kalmıs hakikat adına ne varsa hepsini dogrulamak ve benden sonra gelecek olan Ahmed adındaki bir elciyi mujdelemek icin size gonderilmis olan Allah´ın elcisiyim" dedi(ginde de aynı sey gecerliydi.) Ama, (gelisini Isa´nın onceden haber verdigi) elci hakikatin butun kanıtlarıyla onlara geldiginde: "Bu (dogrulugunu iddia ettigin mesaj), goz boyayan bir buyu(den baska bir sey degil)!" demislerdi

    [7] (Yalnızca) Allah´a teslim olması istendigi halde Allah(ın mesajı) hakkında (boyle) yalanlar uydurandan daha zalim kim olabilir? Ama Allah zalim halka rehberligini bagıslamaz

    [8] Onlar Allah´ın nurunu bos laflarıyla sondurmek isterler ama Allah, hakikati inkar edenler ne kadar ofkelenseler de, nurunu butun parlaklıgıyla yaymaya devam edecektir

    [9] Allah´tan baska seylere ilahlık yakıstıranlar ne kadar ofkelense de, elcisini, butun (batıl) dinlere ustun kılmak uzere rehberligi ve hakikat dinini yaymak (gorevi) ile gonderen O´dur

    [10] Siz ey imana ermis olanlar! (Hem bu dunyada hem de oteki dunyada) siddetli bir azaptan sizi koruyacak bir alısveris gostereyim mi size

    [11] Allah´a ve Peygamberi´ne inanır ve Allah yolunda malınız ve canınızla gayret gosterirsiniz; bu sizin kendi iyiliginizedir, keske bilseydiniz

    [12] (Eger boyle yaparsanız,) Allah gunahlarınızı bagıslayacak ve sizi (oteki dunyada) icinden ırmaklar akan bahcelere ve bu sonsuz mutluluk bahcelerindeki guzel kosklere koyacaktır. Bu buyuk bir mazhariyettir

    [13] Ve (bakın, Allah size) gonulden seveceginiz baska bir sey daha (bagıslayacak): (bu dunyada) Allah´ın yardımı ve yakında gerceklesecek bir zafer; (ey Peygamber, bunu) butun inananlara mujdele

    [14] Siz ey imana ermis olanlar! Meryem oglu Isa gibi, siz de Allah´ın (davasının) hizmetcileri olun! Hani o, beyaz giysililere, "Kim Allah(ın davası) ugrunda benim yardımcılarım olacak?" diye sormustu. Bunun uzerine beyaz giysili (havari)ler "Allah (yolunda) yardımcılar(ın) biz olacagız!" diye cevap vermislerdi. Ve boylece Israilogulları´ndan bir kısmı (Isa´nın peygamberligine) inanmaya basladı, digerleri ise hakikati inkar ettiler. Ama (simdi) Biz, (gercekten) imana kavusmus olanları dusmanlarına karsı koruyup destekledik ve onlar ustun gelenlerden oldular

    Cum'a

    Surah 62

    [1] Goklerde ve yerde olan her sey, Mulkun Sahibi, Mukaddes, Kudret ve Hikmet Sahibi Allah´ın sınırsız sanını yuceltmektedir

    [2] O, Kitap ile ilgisiz bir topluma, kendi iclerinden kendilerine Allah´ın mesajlarını aktaran, onları arındıran, ilahi kelamı ve hikmeti ogreten bir elci gondermistir ki, o´ndan once, acık bir sapıklık icindeydiler

    [3] ve baska toplumlarla temasa gecmeleri sonucunda, kendilerinden digerlerine (bu mesajın yayılmasını saglamıstır), cunku yalnız O, guc ve hikmet Sahibidir

    [4] Bu, Allah´ın lutfudur. Allah, onu, (elde etmek) isteyen herkese bagıslar cunku, Allah lutfunda sınırsızdır

    [5] Tevrat´ın yuku ile onurlandırılmıs iken bu yuku tasıyamamıs olanların durumu, sırtına kitaplar yuklenmis (ama onlardan habersiz bulunan) merkebin durumuna benzer. Allah´ın mesajlarını yalanlamaya sartlanmıs olanların durumu ne acıdır, cunku Allah rehberligini boyle zalim bir halka ihsan etmez

    [6] De ki: "Siz ey Yahudi akidesine mensup olanlar! Eger, (yalnız) kendinizin Allah´a yakın oldugunu iddia eder ve diger butun insanları dıslarsanız, o zaman olumu ozluyorsunuz demektir; eger soylediginizde samimi iseniz

    [7] Ama aslında onu hicbir zaman ozlemezler, cunku bu dunyada kendi elleriyle yapıp ettiklerini(n farkındadırlar) ve Allah zalimleri hakkıyla bilendir

    [8] De ki: "Bakın, kendisinden kactıgınız olum, eninde sonunda sizi yakalayacaktır; o zaman, hem yaratılmısların zihinsel kavrayıslarının otesinde olanları, hem de duyular yoluyla yahut akıl ile kavranabilen seyleri bilen Allah´a donduruleceksiniz; ve O, orada size (hayatta iken) yaptıklarınızın tumunu gosterecektir

    [9] Siz ey imana ermis olanlar! Cuma gunu namaz icin cagrıldıgınızda her turlu dunyevi alısverisi bırakıp Allah´ı anmaya kosun! Eger bilseniz, bu sizin yararınızadır

    [10] Ve namaz bittiginde yeryuzune serbestce dagılın ve Allah´ın lutfundan (rızkınızı) aramaya devam edin; mutluluga ulasabilmek icin de Allah´ı sıkca anın

    [11] Ama insanlar, dunyevi bir kazanc (fırsatı) veya gecici bir eglence gordukleri zaman ona dogru kosup seni ayakta (ve konusur durumda) bırakıverirler. De ki: "Allah katında olan, butun gecici eglencelerden ve butun kazanclardan cok daha hayırlıdır! Ve Allah rızık verenlerin en iyisidir

    Münâfikûn

    Surah 63

    [1] Ikiyuzluler sana geldiklerinde: "Senin gercekten Allah´ın Elcisi olduguna tanıklık ederiz!" derler. Ama Allah, senin kendi elcisi oldugunu bilir; ve Allah, ikiyuzlulerin (inandık demelerinde) asla samimi olmadıklarına tanıklık eder

    [2] Onlar yeminlerini (yalan ve sahtekarlıklarına) kalkan yapmakta ve boylece baskalarını Allah yolundan saptırmaktadırlar. Yaptıkları, gercekten cok cirkindir

    [3] boyledir, cunku onlar imana erdi(klerini iddia eder)ler, halbuki (iclerinde) hakikati inkar ederler ve boylece, kalplerine bir muhur vurulmustur, artık (neyin dogru, neyin yanlıs oldugunu) anlayamazlar

    [4] Simdi sen onları gordugunde dıs gorunusleri hosuna gider; ve konustuklarında ne soylediklerine kulak vermek istersin. Onlar, yere (saglam sekilde) dikilmis kutukler gibi (olduklarına emin gorunseler de) her cıglıgı kendilerine (yonelik) sanırlar. Onlar (butun inanclara) dusmandırlar, oyleyse onlara karsı dikkatli ol. (Ve bedduayı hak ederler:) "Allah onları kahretsin!" Akılları nasıl da (hakikatten) sapıyor

    [5] Cunku onlara: "Gelin, Allah´ın Elcisi bagıslanmanız icin (Allah´a) dua edecek!" dendigi zaman baslarını cevirirler ve sen onların sahte bir kibirle nasıl cekip gittiklerini gorursun

    [6] Onlar icin bagıslanma dilemen ile dilememen aynıdır: Allah onları bagıslamayacaktır, cunku Allah, boyle sapkın bir halka rehberligini bahsetmez

    [7] Onlar, (hemsehrilerine): "Allah´ın Elcisi ile birlikte olanlara hicbir sey vermeyin ki belki o´nu terk et(mek zorunda kal)ırlar" derler. Goklerin ve yerin hazineleri Allah´ındır ama bu gercegi ikiyuzluler kavrayamaz

    [8] (Ve) onlar: "Kente dondugumuzde san seref sahibi olan (biz)ler, zavallı bicareleri oradan surup atacaktır!" derler. Ama asıl seref, Allah´a, O´nun Elcisi´ne ve inananlara aittir ama ikiyuzluler bunun farkında degiller

    [9] Siz ey imana ermis olanlar! Malınızın, mulkunuzun veya cocuklarınızın sizi Allah´ı anmaktan alıkoymasına izin vermeyin! Cunku boyle davranan herkes ziyana ugrayanlardan olur

    [10] Birinize olum yaklastıgı ve "Ey Rabbim! Bana bir muhlet tanısan da karsılıksız yardımda bulunup iyiler arasına girsem!" diye (yalvara)cagı zaman gelip catmadan once size rızık olarak verdigimizden harcayın

    [11] Ama, vakti geldiginde Allah hicbir insana muhlet tanımaz; ve Allah butun yaptıklarınızı tam olarak bilir

    Teğâbün

    Surah 64

    [1] Goklerde ve yerde olan her sey, Allah´ın sınırsız sanını yuceltir. Butun otorite O´nundur ve butun ovguler O´na mahsustur. O diledigini yapmaya kadirdir

    [2] Sizi yaratan O´dur. Icinizden kimi hakikati inkar eder, kimi de (ona) inanır. Ve Allah her yaptıgınızı gorur

    [3] O, gokleri ve yeri (deruni bir) anlam ve amac uzere yaratmıs ve size (belli bir) sekil vermistir; hem de oyle guzel bir sekil ki. Yolculugunuzun varısı O´nadır

    [4] O, goklerde ve yerde olan her seyi bilir; ve O, sakladıklarınızı da, acıga vurduklarınızı da bilmektedir. Cunku Allah, (insanların) kalpler(in)de olanın her turlu bilgisine sahiptir

    [5] Gecmiste hakikati kabule yanasmayanların kıssasından haberin yok mu? (Onlar hakikati inkar ettiler) ve boylece yaptıklarının sonucuna katlanmak zorunda kaldılar, (oteki dunyada da) onları bekleyen siddetli bir azap (vardır)

    [6] Boyledir, cunku onlara elcileri hakikatin butun kanıtları ile defalarca geldiler, ancak onlar (her defasında): "Yalnızca olumlu insanlar mı bizim rehberimiz olacak?" seklinde cevap verdiler. Boylece hakikati inkar ettiler ve ondan uzaklastılar. Ama Allah (onlara) muhtac degildi. Cunku Allah Kendine yeterlidir, ovguye layık olandır

    [7] Hakikati inkara sartlanmıs olanlar, tekrar diriltilmeyeceklerini iddia ediyorlar! De ki: "Evet, Rabbime andolsun! Siz kesinlikle diriltileceksiniz ve o zaman, (hayatta iken) yaptıklarınız size mutlaka gosterilecektir! Bu, Allah icin kolay bir seydir

    [8] Oyleyse, (ey insanlar!) Allah´a ve Elcisine ve (size) bahsettigimiz (vahiy) aydınlıgına inanın! Allah butun yaptıklarınızdan haberdardır

    [9] O´nun sizi (Nihai) Toplanma Gunu bir araya toplayacagı zaman(ı dusunun), o Kayıp ve Kazanc Gununu! Kim, Allah´a inanıp iyi ve dogru isler yaparsa, (o Gun) Allah onun kotu fiillerini silecek ve onu icinden ırmaklar akan, sonsuza kadar kalacagı bahcelere koyacaktır. Bu, buyuk bir kurtulus olacak

    [10] Hakikati inkara ve mesajlarımızı yalanlamaya sartlanmıs olanlara gelince, iste onlar atesi hak edenlerdir, orada kalıp dururlar. Ne kotu bir son

    [11] Allah´ın izni olmadıkca (insanın) basına hicbir musibet gelmez. O halde, kim Allah´a inanırsa kendi kalbini (bu hakikate) acmıs olur ve Allah her seyi bilendir

    [12] Oyleyse Allah´a ve Elci´ye itaat edin! Eger yuz cevirip uzaklasırsanız (bilin ki) Elcimiz´in gorevi, yalnızca bu mesajı acık bir sekilde iletmektir

    [13] Allah, O´ndan baska ilah yoktur! Oyleyse, inananlar yalnız Allah´a guvensinler

    [14] Siz ey imana ermis olanlar! Bakın, eslerinizden ve cocuklarınızdan bazısı size dusmandır. Oyleyse onlara karsı dikkatli olun! Ama (hatalarını) hos gorur, tahammul eder ve affederseniz, bilin ki Allah cok bagıslayıcıdır, bir rahmet kaynagıdır

    [15] Sizin malınız mulkunuz ve cocuklarınız, sadece bir sınama ve bir ayartma aracıdır, halbuki Allah katında muhtesem bir odul vardır

    [16] O halde, elinizden geldigi kadar Allah´a karsı sorumlulugunuzun bilincinde olun, (O´nu) dinleyin ve itaat edin. Ve kendi iyiliginiz icin karsılıksız harcamada bulunun, boylece acgozluluklerinden kurtulmus olanlar; iste onlardır mutluluga ulasacak olanlar

    [17] Eger Allah´a guzel bir borc verirseniz, O bunu fazlasıyla size geri odeyecek ve gunahlarınızı bagıslayacaktır, cunku Allah, sukrun karsılıgını her zaman verendir, halimdir

    [18] yaratılmısların kavrayıs alanının otesindeki seyleri de, insanların duyguları ve akılları ile gorup gozleyebildiklerini de bilir; Kudretlidir, Hikmet Sahibidir

    Talâk

    Surah 65

    [1] Ey Peygamber! Kadınları bosa(maya niyetlen)diginizde, onlar icin belirlenmis iddeti gozetecek sekilde bosayın ve sureyi (dikkatlice) hesaplayın ve Allah´a, Rabbinize karsı sorumlulugunuzun bilincinde olun. Onları evlerinizden kovmayın ve acıkca hayasız davranıslarda bulunmadıkca onlar ayrılma(k zorunda bırakılma)sın. Bunlar, Allah´ın koydugu sınırlardır; ve kim Allah tarafından konulan sınırları asarsa, aslında kendisine karsı haksızlık etmis olur, (cunku, ey insan!) Sen onu bilmezsin, (ama), o (ilk ihlal)den sonra Allah, yeniden bazı seylerin meydana gelmesini saglayabilir

    [2] Boylece, iddetlerinin sonuna yaklasmak uzere olduklarında, ya onları uygun bir sekilde tutun, yahut uygun bir sekilde bırakın. Ve kendi toplumunuz icinden durust(lugu bilinen) iki kisi (verdiginiz karara) sahit olarak bulunsun; kendiniz de Allah huzurunda dogru sahitlik yapın! Iste bunlar Allah´a ve Ahiret Gunu´ne inananlara verilen ogutlerdir. Ve Allah, Kendisine karsı sorumluluk bilinci tasıyan herkese, (mutsuzluktan) bir cıkıs yolu (daima) saglar

    [3] ve ona butun beklentilerin otesinde bir rızık verir. Allah´a guvenen herkese O (tek basına) yeter. Gercek su ki, Allah, irade ettigi isi sonucuna ulastırır (ve) Allah her sey icin bir (vade ve) olcu belirlemistir

    [4] Ay hali gormekten kesilen ve hic ay hali gormeyen kadınlarınıza gelince, onların iddeti, -eger (onun suresiyle ilgili) bir supheniz varsa- uc (takvim) ay(ı) olacaktır; hamile olanların iddetleri ise, dogum yaptıklarında sona erecektir. Allah, kendisine karsı sorumluluk bilinci tasıyan herkese, buyruklarına uymayı kolaylastırır

    [5] bu, Allah´ın size indirdigi buyrugudur. Ve O, Allah´a karsı sorumlulugunun bilincinde olan herkesin (bazı) kotu fiillerini orter ve onlara buyuk bir odul bagıslar

    [6] (O halde, iddetlerinin icinde bulunan) kadınların, sizinle aynı yerde, aynı imkanları kullanarak gecinmelerini saglayın ve onları rahatsız edip hayatlarını cekilmez hale getirmeyin. Eger hamile kalırlarsa, dogumlarını yapıncaya kadar onlar icin her turlu harcamayı yapın; (bosanma kesinlestikten sonra) cocugunuzu emzirirlerse onlara (hak ettikleri) karsılıgı verin ve kendi aranızda (cocugun gelecegini) uygun bir sekilde konusun. Eger ikiniz de (annenin cocugu emzirmesi ihtimalini) zor gorurseniz onu (babasının) adına baska bir kadın emzirsin

    [7] (Butun bu durumlarda,) genis imkanlara sahip olan kisi, genisligi ile uyumlu olarak harcasın; rızık imkanları dar olan kimse ise Allah´ın kendisine verdigine uygun sekilde harcasın! Allah hic kimseye kendi verdiginden daha fazlasını yuklemez; (ve mumkundur ki) Allah sıkıntıdan sonra rahatlık verecektir

    [8] Nice topluluk var ki Rablerinin ve Elcilerinin emirlerine kustahca karsı cıkmıslardır! Bunun uzerine Biz tumunu cetin bir hesaba cektik ve gorulmemis bir azaba carptırdık

    [9] Ve boylece onlar kendi yaptıklarının kotu meyvelerini tattılar; (bu dunyada,) yaptıklarının sonu yıkım oldu

    [10] (Oteki dunyada ise) Allah onlar icin (daha da) siddetli bir azap hazırlamıstır. O halde siz ey basiret sahipleri, (siz) iman edenler, Allah´a karsı sorumlulugunuzun bilincinde olun! Allah size gercekten bir uyarıcı indirmistir

    [11] Allah´ın apacık mesajlarını size aktaran bir elci (gondermistir) ki iman edip dogru ve yararlı isler yapanları zifiri karanlıktan aydınlıga cıkarabilsin. Kim Allah´a inanıp dogru ve yararlı isler yaparsa, Allah onu icinden ırmaklar akan sonsuza kadar kalacakları bahcelere koyacaktır. Allah, (boylece) ona en guzel rızkı vermis olacaktır

    [12] Allah, yedi gogu ve aynı sekilde yeri(n sayısız parcasını) yaratandır. O´nun (yaratıcı) iradesi, butun bu (yarattık)ları aracılıgıyla kesintisiz tecelli eder ki Allah´ın her seye kadir oldugunu ve her seyi bilgisiyle kusattıgını goresiniz

    Tahrîm

    Surah 66

    [1] Ey Peygamber! Eslerin(den herhangi biri)ni memnun etmek icin, neden Allah´ın sana helal kıldıgı bazı seyleri (kendine) haram kılıyorsun? Allah cok bagıslayıcıdır, rahmet kaynagıdır

    [2] (Ey muminler!) Allah, (dogru ve haklı bir gerekcesi olmayan) yeminlerinizi bozmayı ve keffaretini vermeyi (size) emretmistir. Allah, sizin Yuce Efendinizdir ve yalnız O´dur her seyi bilen, gercek hikmet sahibi

    [3] Hani, (bir gun) Peygamber, eslerinden birine gizli bir seyler soylemisti; esi bunu ifsa edip Allah da Peygamber´e bildirince, Peygamber (soylediklerinin) bir kısmını (digerlerine de) anlatmıs, bir kısmına ise hic deginmemisti. Peygamber durumu esine anlatınca, kadın: "Bunu sana kim soyledi?" diye sordu. (Peygamber de,) "Her seyi Bilen, Her seyden Haberdar Olan, bana soyledi" diye cevap verdi

    [4] (Onlara de ki, ey Peygamber:) "Ikiniz tevbe ederek Allah´a yonelin, cunku ikinizin de kalbi (haktan) ayrılmıstı! Ve (Allah´ın elcisi olan) Peygamber´e karsı birbirinizi desteklerseniz (bilin ki) Allah, o´nun Koruyucusudur ve (bilin ki) bundan dolayı, Cebrail, muminler arasındaki butun durust ve erdemliler ve (oteki) butun melekler, o´nun yardımına kosacaktır

    [5] (Ey Peygamber esleri!) Eger o siz(den biriniz)i bosasaydı, Allah yerinize o´na sizden daha iyi esler verebilirdi. Allah´a teslim olan, gercekten inanan, O´nun iradesine gonulden itaat eden, (gunah isledikleri zaman) tevbe ederek (O´na) yonelen, (yalnız O´na) kulluk eden ve (O´nun rızasını aramak icin) yola koyulan, daha once evlenmis veya bakire kadınlar

    [6] Siz ey imana ermis olanlar! Yakıtı insanlar ve taslar olan (oteki dunyanın) ates(in)den kendinizi ve size yakın olanları koruyun! Onun basında (gozetici olarak) bulunanlar, emrettigi hicbir seyde Allah´a karsı gelmeyen, ama (daima) kendilerinden isteneni yapan kararlı (ve) azimli meleklerdir

    [7] (O halde,) ey hakikati inkara sartlanmıs olanlar, bugun (gecersiz) ozurler beyan etmeyin! (Oteki dunyada) siz ancak (bu dunya hayatında) yapmıs olduklarınızın karsılıgını goreceksiniz

    [8] Siz ey imana ermis olanlar! Gonulden tevbe ederek Allah´a yonelin! Umulur ki Rabbiniz kotu fiilerinizi yok eder ve Allah´ın Peygamberi ile o´nun inancını paylasanları utandırmayacagı o Gun, sizi icinden ırmaklar akan bahcelere koyar. Onlar, onlerinden ve sag taraflarından hızla ısık yayarlar ve "Ey Rabbimiz!" diye yalvarırlar, "Bu ısıgımızı ebediyyen parlat ve gunahlarımızı bagısla! Cunku Sen her seye kadirsin

    [9] Ey Peygamber! Hakikati inkar edenler ve ikiyuzluler ile amansızca mucadele et ve onlara karsı kararlı ve odunsuz davran. Ve (eger tevbe etmezlerse) varacakları yer cehennem olacaktır. O, ne kotu bir varıs yeridir

    [10] Hakikati inkara sartlanmıs olanlara gelince, Allah, Nuh´un karısı ile Lut´un karısını(n kıssalarını) ornek getirmektedir. Onlar iki durust ve erdemli kulumuzun nikahı altında idiler ama kocalarına ihanet etmislerdi; ve bu iki kadına (Hesap Gunu): "Haydi butun oteki (gunahkar)lar ile birlikte atese girin!" denildiginde iki (kocanın) da onlara bir faydası dokunmayacaktır

    [11] Imana ermis olanlara da Allah, Firavun´un karısını(n kıssasını) ornek getirmistir, ki o: "Ey Rabbim!" diye yalvarmıstı, "Senin katında (olan) cennette benim icin bir kosk insa et, beni Firavun´dan ve yaptıklarından koru ve beni su zalim halkın elinden kurtar

    [12] Ve Imran´ın kızı Meryem(in kıssasını Allah´a karsı sorumluluk bilinci tasıyanların diger bir ornegi yaptık): O iffetini korumustu, bunun uzerine Biz onun (rahmindeki)ne ruhumuzdan uflemistik ve Meryem Rabbinin sozlerinin ve (boylece,) vahyettiklerinin dogrulugunu kabul etmis ve samimiyetle baglananlardan biri olmustu

    Mülk

    Surah 67

    [1] Hukumranlıgın sahibi olan Allah kutludur, yucedir; O her diledigini yapmaya kadirdir

    [2] O, hem olumu, hem de hayatı yaratmıstır ki sizi sınamaya tabi tutsun (ve boylece) davranıs yonunden hanginiz daha iyidir (onu gostersin) ve yalnız O(nun) kudret sahibi ve cok bagıslayıcı (olduguna sizi inandırsın)

    [3] Yedi gogu birbiriyle tam bir uyum icinde yaratan O, (ne yuce)dir! Rahman´ın yaratısında hicbir aksaklık goremezsin. Gozunu bir kez daha (ona) cevir! Hic kusur goruyor musun

    [4] Evet, gozunu tekrar tekrar (ona) cevir: (her seferinde) bakısın, saskın ve bezgin bir sekilde onune geri donecektir

    [5] Biz, yeryuzune en yakın olan gokleri ısıklarla susledik ve onları (insanlar arasında bulunan) seytan ruhluların bos ve anlamsız spekulasyonlarına konu yaptık ve onlar icin yakıcı alevden bir azap hazırladık

    [6] Cunku, (bu sekilde) Rablerine karsı isyankar davranan herkesi cehennem azabı beklemektedir; orası, ne kotu bir varıs yeridir

    [7] Onlar, (cehennem)e atıldıklarında, onun kaynarken cıkardıgı sesi duyacaklar

    [8] neredeyse ofke ile patlarcasına (cıkardıgı sesi); (ve) her grup (gunahkarın) oraya her atılısında, bekciler onlara soracak: "Size hic uyarıcı gelmemis miydi

    [9] Onlar: "Evet" diyecekler, "aslında bize bir uyarıcı gelmisti, ama biz o´nu(n soylediklerini) yalanladık ve o´na: ´Allah (vahiy yoluyla) hicbir sey indirmis degildir! Siz (kendinizi uyarıcı olarak gorenler) buyuk bir yanılgı icindesiniz! dedik

    [10] Ve onlar, "Eger biz" diye ekleyecekler, "(bu uyarıları) dinlemis olsaydık veya (en azından) kendi aklımızı kullansaydık, (simdi) yakıcı atese mustehak olanlar arasında bulunmazdık

    [11] Onlar boylece gunahlarının farkına varacaklar ama (o zaman) butun guzellikler bu yakıcı atese mahkum olanlardan uzak bulunacak

    [12] (Buna karsılık,) kendi kavrayıslarının otesinde olsa da Allah´tan korku ve urperti duyanlar icin bagıslanma ve buyuk bir odul vardır

    [13] (Bilin ki ey insanlar,) inanclarınızı ister gizleyin ister acıga vurun, O kalpler(iniz)de olan her seyi bilir

    [14] (Her seyi) yaratan O, nasıl olur da (her seyi) bilmez? Evet, yalnız O, (hikmetinde) erisilmez bir derinlik sahibidir, her seyden haberdar olandır

    [15] O, yeryuzunu yasanması kolay bir yer yapmıstır. Oyleyse onun her tarafını dolasın ve Allah´ın verdigi rızıktan pay almaya calısın ama (hicbir an aklınızdan cıkarmayın ki) yine O´na doneceksiniz

    [16] O Gokteki´nin, yeryuzunun bir gun gelip sarsılmaya basladıgında sizi yutmasına izin vermeyecegine emin olabilir misiniz

    [17] Yahut, O Gokteki´nin, Benim uyarımın ne kadar (dogru) oldugunu size gosterecek olan olumcul bir kasırgayı ustunuze salmayacagından emin olabilir misiniz

    [18] Dogrusu, daha once yasamıs olanlar(ın bircogu) da (Benim uyarılarımı) yalanlamıstı ve Benim (onları) yok sayıp dıslamam ne korkunctu

    [19] Onlar, ustlerinde kanat cırparak ucan kuslara hic bakmazlar mı? Onları havada tutan yalnızca Rahman´dır. Gercek su ki O, her seyi gozetiminde bulundurur

    [20] Rahman´dan baska size kalkan olabilecek ve sizi (tehlikelere karsı) koruyabilecek kimse var mı? Bu hakikati inkar edenler, buyuk bir yanılgı icindeler

    [21] Yahut Allah gecim imkanlarınızı (elinizden) alacak olursa size rızık saglayacak kimse var mı? Hayır, ama onlar, (bu hakikati inkar edenler, Allah´ın mesajlarını) kucumsemekte ve (O´ndan) korukorune inatla kacmaktalar

    [22] Peki oyleyse, gozunu yere dikerek giden, hedefe, dogru yolda dumduz yuruyenden daha iyi mi ulasır

    [23] De ki: "O, sizi hayata getiren, size kulaklar, gozler ve kalpler bagıslayandır; (yine de) ne kadar az sukrediyorsunuz

    [24] De ki: "Sizi yeryuzunde yaratıp cogaltan O´dur; ve (yeniden dirildiginizde) O´nun huzurunda toplanacaksınız

    [25] Ama onlar (yalnızca sunu) soruyorlar: "Bu vaad ne zaman gerceklesecek? (Buna cevap verin, ey inananlar,) eger dogru sozlu insanlar iseniz

    [26] Onlara de ki (ey Peygamber): "Onun bilgisi yalnız Allah katındadır; ben ise sadece bir uyarıcıyım

    [27] Ama sonunda, bu (gerceklesme)nin yakın oldugunu gordukleri zaman, hakikati inkar edenlerin yuzleri acı ile burusacak ve onlara: "Iste (o kadar kucumseyerek) cagırıp durdugunuz sey budur!" denilecek

    [28] De ki (ey Peygamber!): "Ne sanıyorsunuz? Allah isterse beni ve bana tabi olanları yok eder, isterse bize sefkatiyle rahmet eder. Peki, (siz) hakikat inkarcılarını (oteki dunyada) siddetli azaptan koruyabilecek kimse var mı

    [29] De ki: "O, Rahman´dır; biz O´na iman ettik ve O´na guvendik; kimin acık bir sapıklıkta oldugunu zamanı geldiginde anlayacaksınız

    [30] (Hakikati inkar edenlere) de ki: "Ne sanıyorsunuz? Aniden butun suyunuz topragın altında yok olup gitseydi (Allah´tan baska) kim size temiz kaynaklardan (yeni) su verebilirdi

    Kalem

    Surah 68

    [1] Nun. Dusun kalemi ve (onunla) yazdıklarını

    [2] Sen bir deli degilsin, Rabbinin nimeti sayesinde

    [3] Ve senin icin kesintisiz bir odul vardır

    [4] cunku sen, ustun bir hayat tarzına sahipsin

    [5] ve (bir gun) sen de goreceksin, onlar, (simdi seni kucumseyenler) de gorecekler

    [6] hanginiz(in) akıldan yoksun oldugunu

    [7] Gercek su ki, yalnız senin Rabbin, kimin kendi yolundan saptıgını bilir ve yalnız O´dur, kimin dogru yolda oldugunu bilen

    [8] O halde, hakikati yalanlayanlar(ın arzu ve ozlemlerin)e uyma

    [9] Onlar senin (kendilerine) yumusak davranmanı isterler ki kendileri de (sana) yumusak davransınlar

    [10] Ayrıca, yemin edip duran alcaga uyma

    [11] (yahut) igrenc dedikodular yapan iftiracıya

    [12] (yahut) iyilige mani olana, (yahut) gunahkar zorbaya

    [13] (yahut) ihtiraslarına esir olmus zalime ve butun bunların otesinde (hemcinslerine) hicbir faydası dokunmayana

    [14] Onun mal mulk ve cocuk sahibi olmasından mıdır

    [15] ki ne zaman mesajlarımız boyle birine iletildiyse, "Bunlar eski zaman hikayeleri!" demisti

    [16] (Bunun icin) Biz onu, yakasını kurtaramayacagı bir zillet ile damgalayacagız

    [17] Ve Biz o (gunahkar)ları (sadece) sınayacagız, tıpkı agactaki meyveleri ertesi gun kesinlikle toplayacagına yemin eden bazı bahce sahiplerini sınadıgımız gibi

    [18] ve onlar (Allah´ın iradesi ile ilgili) hicbir istisnai kayıt da koymamıslardı

    [19] bunun uzerine, onlar uykudayken Rabbinden (gelen) bir salgın o (bahceyi) sarmıstı

    [20] ve ertesi gun (butun bitkiler) sararıp kurumustu

    [21] Sabah erken kalktıklarında birbirlerine seslendiler

    [22] Meyve toplamak istiyorsanız erkenden tarlanıza gidin

    [23] Derken yola koyuldular, giderken fısıldasıyorlardı

    [24] Bugun hicbir yoksul, bahceye girip (siz habersizken) yanınıza (sokulmayacak)

    [25] ve amaclarına ulasmaya kararlı bir sekilde erkenden kalkıp gittiler

    [26] Ama bahceye bakıp onu (tanınmaz halde) gorunce: "Herhalde yolumuzu sasırmıs olacagız!" diye bagırdılar

    [27] (ve sonra da) "Hayır, galiba elimizden cıkmıs!" (dediler)

    [28] Aralarındaki en akl-ı selim sahibi olanı, "Ben size, Allah´ın sınırsız sanını yuceltmelisiniz demedim mi?" diye sordu

    [29] Onlar: "Rabbimizin sanı yucedir! Dogrusu biz zulum isliyorduk!" diye cevap verdiler

    [30] ve sonra donup birbirlerini suclamaya basladılar

    [31] (Sonunda) "Yazıklar olsun bize!" dediler, "Gercekten biz kustahca davranmıstık

    [32] (Ama) belki Rabbimiz yerine daha iyisini bize bagıslayacak. Biz de umitle O´na yonelecegiz

    [33] Iste (bazı insanları bu dunyada denemek icin verdigimiz) azap boyledir ama oteki dunyada (gunahkarların ugrayacagı) azap daha siddetli olacak; keske bunu bilselerdi

    [34] Cunku, (yalnız) Allah´a karsı sorumluluklarının bilincinde olanları Rableri katında mutluluk bahceleri beklemektedir

    [35] yoksa, Bize teslim olanlara suclular ile aynı sekilde mi davranalım

    [36] Sizin neyiniz var? (Haklı ile haksız arasındaki) yargınızı neye dayandırıyorsunuz

    [37] Yoksa donup baktıgınız (ozel) bir kitabınız mı var

    [38] icinde istediginiz her seyi bulabileceginiz (bir kitap)

    [39] Yoksa vereceginiz her hukmun sizin (mesru hakkınız) olacagına dair Kıyamet Gunu´ne kadar Bizi baglayan saglam bir vaad mi aldınız

    [40] Onlara sor hangisi bunu yuklenecek

    [41] Yoksa goruslerini destekleyen bilge kisiler mi var? Peki, iddialarında samimi iseler kendilerini destekleyenleri gostersinler

    [42] insan bedeninin bir kemik yıgınından ibaret hale getirilecegi gun ve onların, (simdi hakikati inkar edenlerin, Allah´ın huzurunda) secde etmeye cagrılacakları ama onu yapmaya guclerinin yetmeyecegi gun

    [43] (iste o Gun) gozleri zilletin agırlıgıyla urkeklesip durgunlasacaktır; cunku hayatta iken (Allah´ın huzurunda) secde etmeye cagrılmaları (bosa gitmisti)

    [44] O halde bu haberi yalanlayanları Bana bırak. Onları, ne olup bittigini fark etmeyecekleri sekilde, yavas yavas alcaltacagız

    [45] cunku onlara bir sure belli bir ustunluk versem de Benim ince planım son derece saglamdır

    [46] Yoksa, (ey Peygamber,) onlardan bir karsılık isteyeceginden ve boylece (seni dinledikleri icin) borc yuku altında kalacaklar(ından mı korkuyorlar)

    [47] Yoksa, (butun varolusun) gizli gercekligi(nin) kendi kavrayıs alanları icinde (oldugunu), boylece (zamanla) onu yazabilecekler(ini) mi (zannediyorlar)

    [48] Oyleyse, Rabbinin hukmune sabırla katlan ve ofkeye kapılıp da sonra (ızdırap icinde) haykıran buyuk balık sahibi gibi olma

    [49] (Ve hatırla:) o´na Rabbinin rahmeti ulasmamıs olsaydı mutlaka asagılanmıs bir sekilde ıssız bir sahile atılmıs olurdu

    [50] ama (bilindigi gibi,) Rabbi o´nu alıp durust ve erdemliler arasına koydu

    [51] Bu nedenle, hakikati inkara sartlanmıs olanlar bu uyarı ve ogudu her duyduklarında gozleriyle seni oldurecek gibi olsalar ve "(Muhammed mi?) o kesinlikle bir delidir!" deseler bile, (sabırlı ol)

    [52] (Sabırlı ol!) Cunku bu, (Allah´tan) butun insanlıga yonelik bir ogut ve uyarıdan baska bir sey degildir

    Hâkka

    Surah 69

    [1] Olacak olanın gerceklesmesi

    [2] Ne korkunctur (inanmayanlar icin) basa gelecek olanın gerceklesmesi

    [3] Bilir misin, nedir, basa gelecek olanın gerceklesmesi

    [4] Semud ve ´Ad (kabileleri), o ani felaket (haberlerin)i yalanladılar

    [5] Semud mu? Onlar siddetli bir (yer) sarsıntı(sı) ile yok edildi

    [6] ´Ad ise ofkeli bir kasırga ile yok olup gitti

    [7] Allah, onların (kokunu kurutmak uzre,) uzerlerinde o kasırgayı yedi gece sekiz gun estirdi; oyle ki insanların (kokunden cıkarılmıs) hurma kutukleri gibi yere yıkıldıklarını gozunde canlandırabilirsin

    [8] simdi onlardan geriye kalan bir iz goruyor musun

    [9] Bir de Firavun vardı; ve ondan once yasamıs (bircok)ları, altust olmus sehirler (onların hepsi) gunah ustune gunah islemislerdi

    [10] ve Rablerinin (gonderdigi) elcilere isyan etmislerdi. Allah siddetli bir ceza darbesi ile onların hesabını gordu

    [11] (Ve) bakın: (Nuh tufanının) suları butun bentleri asıp patladıgında sizi o gemi ile Biz (guvenli bolgelere) tasıdık

    [12] ki butun bunları size (kesintisiz) bir uyarı haline getirelim ve her uyanık ve duyarlı kulak onu bilincle algılayabilsin

    [13] O halde, (Son Saat´i gozunun onune getir,) (hesap vakti) Sur´u(nun) bir tek uflemeyle ses verdigi

    [14] yeryuzu(nun) ve daglar(ın) bir tek darbe ile yerlerinden sokulup parcalandıkları (anı)

    [15] Iste boyle, olup bitmesi gereken o Gun olup bitecek

    [16] ve gok yarılıp parcalanacak -cunku o Gun zayıf ve gucsuz dusecek

    [17] ve melekler onun baslarında (duracak); ve onların da ustunde, o Gun sekiz(i) Rabbinin kudret ve egemenlik tahtını tasıyacak

    [18] O Gun hesaba cekileceksiniz. En gizli isiniz (bile) gizli kalmayacak

    [19] Sicili sag eline tutusturulan, haykıracak: "Gelin, hepiniz gelin! Su sicilimi okuyun

    [20] Zaten (bir gun) hesabımın onume konulacagını bilmistim

    [21] Ve o, kendini boylece mutlu bir hayatın icinde bulacak

    [22] yuce bir cennette

    [23] (yaptıklarının) meyvelerine kolayca ulasabilecegi

    [24] (Ve boylece kutsanan herkese,) "Gecip gitmis gunlerde ilerisi icin yaptıgınız butun (guzel isler)e karsılık nese ile yiyip icin!" (denilecek)

    [25] Sicili sol eline tutusturulana gelince, "Eyvah!" diye feryad edecek, "Keske sicilim bana gosterilmeseydi

    [26] ve (keske) su hesabımı gormemis olsaydım

    [27] Keske bu (olumum) benim sonum olsaydı

    [28] (Simdiye kadar) sahip oldugum seylerin bana hicbir faydası olmadı

    [29] (ve) butun tartısma ve karsı koyma gucum elimden kayıp gitti

    [30] (Daha sonra,) "Onu yakalayıp baglayın!" (diye emredilir)

    [31] Ve sonra cehenneme atın

    [32] ve sonra (kendisi gibi sucluların baglandıgı) bir zincire baglayın, uzunlugu yetmis arsın olan (bir zincire)

    [33] cunku o, yuce Allah´a inanmadı

    [34] ve ihtiyac icinde olanları yedirip icirmek icin hicbir istek ve kararlılık duymadı

    [35] bundan dolayı bugun ne bir dostu var

    [36] ne de pislikten baska bir yiyecegi

    [37] suclulardan baskasının yemedigi bir yiyecek

    [38] Evet! Gorebildiginiz her seyi tanıklıga cagıracagım

    [39] ve butun goremediklerinizi

    [40] Bakın, bu (Kuran) gercekten serefli bir Elci´nin (vahyedilmis) sozudur

    [41] ve o, inanmaya ne kadar az (egilimli) olsanız da bir sair sozu degildir

    [42] ve ders almaya ne kadar az (hazır olsanız) da bir kahin sozu de degildir

    [43] butun alemlerin Rabbinden bir vahiy(dir)

    [44] Simdi o, (kendisine bunu emanet ettigimiz kisi,) (kendi) sozlerinden bir kısmını Bize isnad etmeye kalkıssaydı

    [45] o´nu sag elinden yakalardık

    [46] ve sah damarını keserdik

    [47] ve hic biriniz o´nu koruyamazdı

    [48] Gercek su ki bu (Kuran), Allah´a karsı sorumluluk bilinci duyan herkes icin bir ogut ve uyarıdır

    [49] Ve bakın, icinizde onu yalanlayacakların bulundugunu iyi biliriz

    [50] ama bu (red), suphesiz, (Allah´ın vahyinin) dogrulugu(nu) inkar edenler icin acı bir pismanlık kaynagı olacaktır

    [51] cunku o, mutlak hakikattir

    [52] Oyleyse, kudret sahibi Rabbinin ismini yucelt

    Me'âric

    Surah 70

    [1] Sorup arastırmak isteyen biri, (oteki dunyada) basa gelecek azabı sorabilir

    [2] hakikati inkar edenlerin (basına). (Oyleyse, bil ki) hicbir sey ona mani olamaz

    [3] (cunku o,) Allah´tan (gelir,) katına yukselmenin bircok yolu olan (Allah´tan)

    [4] butun melekler ve (insana bahsedilmis olan) ilham O´na (bir gunde) yukselir, uzunlugu elli bin yıl (gibi) suren bir gunde

    [5] Bu nedenle, (sen ey iman eden), butun sıkıntılara sabırla katlan

    [6] Bak, insanlar o (hesaba) uzak bir sey olarak bakıyorlar

    [7] ama Biz onu yakın goruyoruz

    [8] (Bu hesap,) gogun erimis madene benzeyecegi Gun (vuku bulacak)

    [9] ve dagların yun topakları gibi olacagı

    [10] ve hic kimsenin arkadasını(n durumunu) sormayacagı

    [11] ama onların birbirlerinin gozu onunde olacaklar(ı gun): (cunku,) her suclu, o Gun cocuklarını feda ederek kendisini kurtarmak ister

    [12] ve esini ve kardesini

    [13] ve kendisini himaye etmis butun akrabalarını

    [14] ve yeryuzunde yasayan (baska) herkesi, onların tumunu; boylece yalnız kendini kurtarabilsin diye

    [15] Ama hayır! (Onu bekleyen) tek sey alev sacan bir atestir

    [16] derisini kavuran (bir ates)

    [17] O, (iyiye ve dogruya) sırtını donenleri ve (hakikatten) uzaklasanları kendine ceker

    [18] ve (servet) biriktirip, (onu oteki insanların elinden) alanları

    [19] Gercek su ki, insan tatminsiz bir tabiata sahiptir

    [20] (Kural olarak,) basına bir kotuluk geldigi zaman sızlanmaya baslar

    [21] bir iyilik ile karsılasınca da onu bencilce (sahiplenip baska insanlardan) uzak tutar

    [22] Ancak namazda bilincli olarak Allah´a yonelenler boyle degildir

    [23] (ve) namazlarında devamlı ve kararlı olanlar

    [24] ve sunlar: malları uzerinde (baskasının) hak sahibi oldugunu kabul edenler

    [25] (yardım) isteyenlerin ve (hayatın guzel seylerinden) yoksun bulunanların

    [26] ve Hesap Gunu´nu(n gelecegini) tasdik edenler

    [27] ve Rablerinin azabına karsı korku ve saygı icinde bulunanlar

    [28] zaten Rabbinin azabına karsı hic kimse kendini (tam) bir guven icinde hissedemez

    [29] Ve iffetlerine karsı duyarlı olanlar

    [30] esleri; yani (nikah yoluyla) mesru sekilde sahip oldukları dısında (isteklerini frenleyenler,) cunku ancak o zaman hicbir kınamaya ugramazlar

    [31] ama o (sınır)ın otesine gecmek isteyenler, gercek haddi asanlardır

    [32] emanetlere ve ahidlerine riayet edenler

    [33] ve sahitlik yaptıkları zaman kararlı duranlar

    [34] ve namazlarını (butun dunyevi endiselerden) uzak tutanlar

    [35] Iste bunlardır (cennet) bahceler(in)de agırlanacak olanlar

    [36] O halde bu hakikati inkara sartlanmıs olanlara ne oluyor ki senin onunde saskın vaziyette oraya buraya kosturuyorlar

    [37] sagdan ve soldan kalabalıklar halinde (sana gelerek)

    [38] Onların her biri (bu sekilde) bir esenlik bahcesine girecegini mi sanıyor

    [39] Asla! Cunku, Biz onları (cok iyi) bildikleri bir seyden yarattık

    [40] Evet! Butun gundogumu ve gunbatımı noktalarının Rabbini (Bizim varlıgımıza) tanıklık etmeye cagırırım; suphesiz Biz muktediriz

    [41] onları kendilerinden daha hayırlı (bir toplum) ile degistirmeye. Cunku Bizi (istedigimizi yapmaktan) alıkoyan hicbir sey yoktur

    [42] O halde, bırak onları, kendilerine vaad edilen (Hesap) Gunu ile karsılasıncaya kadar bos konusmalarla oyalansınlar ve (kelimelerle) oynayıp dursunlar

    [43] ki o Gun bir hedefe dogru yarısıyorlarmıs gibi mezarlarından aceleyle fırlarlar

    [44] gozleri dusmus, zillete ducar bir vaziyette; iste onlara defalarca haber verilen Gun

    Nûh

    Surah 71

    [1] Biz Nuh´u kendi toplumuna gondererek "Baslarına siddetli bir azap gelmeden halkını uyar!" diye (emrettik)

    [2] (Nuh) "Ey halkım!" diye seslendi, "Ben sizin icin acık bir uyarıcıyım

    [3] (yalnız) Allah´a kulluk etmeniz ve O´na karsı sorumluluk bilinci tasımanız (gerektigini bildiren bir uyarıcı). "Simdi bana kulak verin

    [4] ki Allah bir kısım gunahlarınızı bagıslasın ve (yalnız O´na) malum olan bir zamana kadar size muhlet tanısın; ama bilin ki Allah´ın belirledigi vade gelip cattıgında hicbir sekilde ertelenemez. Keske bunu bilseydiniz

    [5] (Ve bir zaman sonra, Nuh) "Ey Rabbim!" dedi, "Ben halkıma gece gunduz cagrıda bulunuyorum

    [6] ama bu cagrım onları yalnızca (Senden) daha da uzaklastırdı

    [7] Ve dogrusu, onlara bagıslayıcılıgını gosterecegin umidiyle ne zaman cagrıda bulunduysam parmaklarını kulaklarına tıkadılar, (gunahkarlık) giysilerine burunduler, daha fazla inada kapıldılar ve bos gururlarında (daha da) azgınlastılar

    [8] Dogrusu, ben onları acık acık cagırdım

    [9] onlara acıktan tebligde bulundum; (ayrıca) onlarla gizlice, ozel olarak da konustum

    [10] ve dedim ki: "Rabbinizden gunahlarınızın bagıslanmasını dileyin, cunku O, kuskusuz bagıslayıcıdır

    [11] Size, hesapsız semavi nimetler yagdıracaktır

    [12] dunyevi servet ve evlat vermek suretiyle size yardım edecek ve size baglar bahceler ihsan edecek ve akıp giden sular bagıslayacaktır

    [13] Size ne oluyor ki Allah´ın buyuklugunu kabul etmiyorsunuz

    [14] sizi(n her birinizi) pespese asamalardan gecirerek yaratanın O oldugunu gordugunuz halde

    [15] Gormuyor musunuz Allah yedi gogu nasıl birbiriyle uyumlu yaratmıstır

    [16] ve onların icine ay´ı (yansıyan) bir ısık olarak yerlestirmis ve gunesi (ısık sacan) bir lamba yapmıstır

    [17] Ve Allah sizi yerden (tedrici bir sekilde) yesertip buyutmustur; ve sonra sizi (oldukten sonra) ona geri dondurecektir

    [18] (daha sonra) sizi yeniden dirilterek tekrar ortaya cıkaracaktır

    [19] Ve Allah yeri sizin icin genisce yaymıstır

    [20] ki uzerinde genis yollardan yuruyup gecebilesiniz

    [21] Nuh, "Ey Rabbim!" diye ekledi, "Onlar bana (tamamen) karsı cıktılar, zaten onlar serveti ve cocukları yuzunden hızla yok olmaya dogru giden kimselere uyarlar

    [22] ve (Sana karsı) en korkunc tuzakları kuranlara

    [23] cunku onlar (kendilerine uyanlara): ´Tanrılarınızı hicbir zaman terk etmeyin! Ne Vedd, ne Suva´, ne Yegus, ne Ye´uk ve ne de Nesr´i terk etmeyin!´ demislerdi

    [24] Onlar boylece cogu kimseyi saptırdılar, o halde, Sen bu zalimlere yalnızca (ozlem duydukları seylerden) uzaklasmalarını emret

    [25] Boylece onlar, gunahları yuzunden (buyuk bir tufanda) boguldular ve (oteki dunyanın) atesinde yanmaya mahkum edildiler; ve kendilerini Allah´a karsı koruyacak bir yardımcı bulamadılar

    [26] Ve Nuh, "Ey Rabbim!" diye yalvardı: "Yeryuzunde bu hakikati inkar edenlerden hic kimseyi bırakma

    [27] cunku Sen onları bırakırsan, Sana kulluk edenleri hep saptır(maya calıs)ırlar ve yalnızca fesada ve inatla surdurulen nankorluge sebep olurlar

    [28] Ey Rabbim! Bana, anneme, babama, evime mumin olarak giren herkese ve (daha sonraki) butun mumin kadınlara ve erkeklere bagıslayıcılıgını goster ve zulum isleyenleri her zaman helake ugrat

    Cinn

    Surah 72

    [1] De ki: "Tanınmayan/bilinmeyen varlıklardan bir kısmının (bu ilahi kelama) kulak verdikleri ve sonra (arkadaslarına soyle) soyledikleri bana vahyedildi: ´Biz olaganustu guzellikte bir hitabe dinledik

    [2] dogru ile egriyi ayırd etme bilincine bizi ulastıran (bir hitabe); ve boylece ona iman ettik. Ve artık Rabbimizden baska kimseye asla ilahlık yakıstırmayacagız

    [3] cunku (biliriz ki) Rabbimizin sanı yucedir: O, kendisine ne bir es, ne de bir erkek cocuk edinmistir

    [4] Ve (simdi ogreniyoruz ki) aramızdaki beyinsiz (kisi), Allah hakkında asılsız seyler soyluyordu

    [5] ve ne insanın ne de (hicbir) gorunmez gucun Allah hakkında yalan uydurmayacagını dusun(mekte yanılmıs)tık

    [6] Gerci bazı insanların (bu tur) gorunmez guclere sıgındıgı (her zaman vaki) olurdu; ama bunlar yalnızca onların saskınlıgını arttırdı

    [7] O kadar ki, sizin (vaktiyle) dusundugunuz gibi, onlar da Allah´ın hic kimseyi (yeniden) asla (elci olarak) gondermeyecegini dusunmeye basladılar

    [8] Ve (zaman oldu) biz goge uzandık ama onu guclu muhafızlar ve alevlerle dolu bulduk

    [9] halbuki onu(n gizledigi her sırrı) dinleyebilecegimiz (uygun) yerlere kurulmustuk ve simdi (veya baska zaman) onu dinlemeye calısan herkes (aynı sekilde) kendisini bekleyen bir alev ile karsılasacaktır

    [10] Ve (simdi anladık ki) biz (yaratılmıs varlıklar,) yeryuzunde yasayanlar icin kotu bir akibetin hazırlanıp hazırlanmadıgını, yahut Rablerinin onları dogru ile egriyi ayırd etme bilinciyle donatmak isteyip istemedigini bilmiyoruz

    [11] tıpkı, icimizden bazıları (nasıl) durust ve erdemli olurken bazılarımızın da bunun (cok cok) asagısında kaldı(gını bilmedigimiz gibi). Biz her zaman birbirinden cok farklı yollar/yontemler izledik

    [12] Ve sonunda anladık ki yeryuzunde (hayat surerken) Allah´a asla ustun gelemeyiz ve (yine anladık ki) (hayattan) kacarak da O´nun hukmunden kurtulamayız

    [13] Bu nedenle, (Allah´ın) rehberligi(ne cagrıyı) duyar duymaz ona inanmaya basladık. Rabbine inanan kimse hicbir zaman ziyana veya haksızlıga ugrama korkusu duymaz

    [14] Ama icimizde kendilerini Allah´a teslim edenler bulun(dugu dogrud)ur, tıpkı kendilerini zulme kaptıranlar bulundugu gibi. Kendilerini Allah´a teslim edenler dogru ile egriyi ayırd etme bilincine ulasanlardır

    [15] ama kendilerini zulme kaptıranlar yalnızca cehennem (atesi) icin yakıt oldular!´

    [16] Oyleyse, (bilin ki) onlar, (cagrımızı duyanlar,) sasmadan (dogru) yoldan gidecek olurlarsa kendilerine sınırsız nimetler yagdıracagız

    [17] ve onları bu yolla deneyecegiz cunku Rabbini anmaktan uzaklasanı Allah, en siddetli azaba ugratır

    [18] Ve (bilin ki) kulluk (yalnızca) Allah´a mahsustur. O halde Allah´ın yanısıra baska hic kimseye yalvarıp yakarmayın

    [19] Ama ne zaman Allah´ın bir kulu O´na ibadet etmek icin ayaga kalksa, o (hakikati inkar ede)nler hep birlikte etrafını telasla kusatırlardı

    [20] De ki: "Ben yalnız Rabbime yalvarırım ve O´ndan baska hic kimseye ilahlık yakıstırmam

    [21] De ki: "Size zarar vermek yahut dogruyu egriden ayırd etme bilinciyle sizi donatmak benim elimde degildir

    [22] De ki: "Gercek su ki hic kimse beni Allah´a karsı koruyamazdı ve O´ndan kacıp saklanacak hicbir yer bulamazdım

    [23] eger Allah´ın mesajlarını ve O´ndan (bana ulasan aydınlıgı dunyaya) duyurmamıs olsaydım." Allah´a ve Elcisi´ne isyan edenlere gelince, suphe yok ki onları icinde sonsuza dek kalacakları cehennem atesi beklemektedir

    [24] (Oyleyse bırak,) onceden uyarıldıkları (akibet)i gorecekleri an gelinceye kadar (beklesinler), o zaman anlayacaklar kim, hangi (tur) insan daha caresiz ve daha kimsesizdir

    [25] De ki: "Onceden uyarıldıgınız bu (akibet)in yakın olup olmadıgını yahut Rabbimin onun icin uzun bir vade koyup koymadıgını bilemem

    [26] (Yalnız) O bilir yaratılmısların kavrayıs sınırlarının otesindekini ve hic kimseye acmaz Kendi erisilmez derinlikteki sırlarını

    [27] secmekten hosnutluk duydugu elcisi haric. O zaman Allah hem onun gozu onune serilmis olan her konuda, hem de aklının ermeyecegi her alanda onu gozetlemek icin (semavi gucler) gonderir

    [28] boylece bu (elci)lerin teblig ettikleri seyin (yalnızca) Rablerinin mesajları oldugunu acıkca gosterir, cunku onların (soyleyebilecekleri) her seyi (bilgisi ile) kusatan O´dur; ve (mevcut olan) her seyi bir bir hesaplayandır

    Müzzemmil

    Surah 73

    [1] Ey ortulere burunen (insan)

    [2] Gece biraz ilerleyince (namaz icin) kalk

    [3] gece yarısı -biraz once

    [4] ya da sonra- (kalk) ve agır agır, duyarak Kur´an oku

    [5] Biz sana (sorumlulugu) agır bir mesaj tevdi edecegiz

    [6] (ve) gercek su ki, gece vakti zihin daha zinde ve guclu olur ve okuma daha da berraklasır

    [7] halbuki gunduzleri seni mesgul edecek yıgınla is var

    [8] ama (hem gece hem gunduz) Rabbinin adını an ve butun varlıgınla kendini O´na ada

    [9] (O´dur) dogunun ve batının Rabbi; O´ndan baska tanrı yoktur. Oyleyse, kaderini belirleme gucunu yalnız O´na izafe et

    [10] halkın (senin aleyhinde) soyleyebilecegi her seye sabırla katlan ve onlardan uygun sekilde uzaklas

    [11] Ve nimet icinde oldukları halde (Allah´tan geldigini umursamadan) hakikati yalanlayanları Bana bırak; onlara bir sure daha dayan

    [12] cunku, Katımızda agır prangalar ve yakıcı bir alev (onları beklemektedir)

    [13] bogaza takılan yiyecek ve siddetli bir azap

    [14] yeryuzunun ve dagların sarsılacagı ve (parcalanarak) savrulan bir kum yıgını haline gelecegi o Gun

    [15] Bakın (ey insanlar!) Firavun´a bir elci gonderdigimiz gibi size de karsınızda hakikate tanıklık yapacak bir elci gonderdik

    [16] Ve Firavun elciye isyan etti, bunun uzerine Biz de onu kahredici bir tutusla kıskıvrak yakaladık

    [17] Oyleyse, hakikati kabul etmeye yanasmazsanız, cocukların saclarını agartan o Gun kendinizi nasıl koruyacaksınız

    [18] goklerin paramparca olacagı, (ve) Allah´ın (yeniden diriltme) vaadinin gerceklesecegi (Gun)

    [19] Bu, suphesiz, bir ogut ve uyarıdır. Oyleyse, dileyen Rabbine ulastıran yola koyulsun

    [20] (Ey Peygamber!) Rabbin, senin ve beraberindekilerin gecenin ucte ikisini, yahut yarısını, yahut ucte birini (namaz icin) uyanık gecirdigini bilir. Gecenin ve gunduzun olcusunu koyan Allah, sizin onu kucumsemeyeceginizi bilir ve bu sebeple O rahmetiyle size yaklasır. O halde Kur´an´ın kolayca okuyabileceginiz kadarını okuyun. Allah, zaman zaman icinizde hastalar, Allah´ın lutfunu aramak icin yola koyulanlar ve Allah yolunda savasa cıkanlar olacagını bilir. Oyleyse ondan (yalnızca) kolayca okuyabileceginiz kadarını okuyun, namazınızda devamlı ve dikkatli olun ve karsılıksız harcamada bulunun ve (boylece) Allah´a guzel bir borc verin cunku kendi adınıza guzel ne is yaparsanız karsılıgını aynen Allah katında gorursunuz; evet, daha iyi ve daha zengin bir odul olarak. Ve (daima) Allah´ın bagıslayıcılıgını arayın. Kuskusuz Allah cok bagıslayıcıdır, rahmet kaynagıdır

    Müddessir

    Surah 74

    [1] Sen ey (yalnızlıgına) burunmus olan

    [2] Kalk ve uyar

    [3] Rabbinin buyuklugunu ve yuceligini an

    [4] Oz benligini temiz tut

    [5] Ve butun pisliklerden kacın

    [6] Iyilik yapmayı kendine kazanc aracı kılma

    [7] ama sabırla Rabbine yonel

    [8] Ve (insanları uyar ki), (yeniden dirilis) suru uflendigi zaman

    [9] o Gun, bir ızdırap gunu olacaktır

    [10] rahatlama gunu degil, (simdi) hakikati inkar edenler icin

    [11] Bana bırak yalnız yarattıgım o kisi(yle ugrasma)yı

    [12] kendisine genis imkanlar verdigim

    [13] ve (sevginin) sahitleri olarak cocuklar

    [14] ve hayatına genis bir ufuk actıgım

    [15] buna ragmen o, hala ihtirasla verdigimden daha fazlasını istiyor

    [16] Evet, o, kendini ayetlerimize karsı bilerek, inatla sartlandırmıstır

    [17] (bu nedenle) onu acı veren cetin bir yokusa surecegim

    [18] Bakınız, (mesajlarımız hakikati inkara sartlanmıs olan birine aktarıldıgında, onları nasıl curutecegini) dusunur ve (onu) hesaplar

    [19] kendini de mahveder boyle hesaplar yaparak

    [20] evet, o kendini mahveder boyle hesaplarla

    [21] Ve sonra (yeni dayanaklar bulmak icin cevresine) bakar

    [22] sonra kaslarını catarak dik dik suzer

    [23] sonunda (mesajlarımıza) sırtını doner ve kustahca boburlenir

    [24] ve: "Bu, (eski zamanlardan) intikal eden buyuleyici bir sozdur

    [25] Bu, olumlu beser sozunden baska bir sey degildir!" der

    [26] (Bu nedenle,) onu (oteki dunyada) cehennem atesine sokacagım

    [27] Cehennem atesinin ne oldugunu hic dusundun mu

    [28] O ne yasatır, ne de (olume) terk eder

    [29] olumlu insana (nihai hakikati) gosterir

    [30] Onun uzerinde ondokuz (guc) vardır

    [31] Cunku yalnızca meleki gucleri (cehennem) atesinin gozculeri kıldık; ve onların sayısını hakikati inkara sartlanmıs olanlar icin bir sınama (aracı) yaptık ki boylece daha once vahye muhatab olanlar (bu ilahi kelamın dogruluguna) kani olsunlar ve (ona) iman etmis olanların imanları daha da guclensin; ve gecmis vahiylere muhatab olanlar ile (bu vahye) iman edenler butun suphelerden kurtulsunlar. Ve kalplerinde hastalık olanlar ile hakikati tamamen reddedenler: "(Sizin) Allah(ınız) bu temsil ile ne demek istiyor?" diye sorsunlar. Boylece Allah, (yoldan cıkmak) isteyeni saptırır, (dogruya ulasmak) isteyeni ise dogru yola ulastırır. Ve Rabbinin guclerini Kendisinden baska kimse bilemez. Butun bunlar olumlu insan icin yalnızca bir uyarıdır

    [32] Evet, hilali dusun

    [33] Gecip gitmekte olan geceyi dusun

    [34] ve agaran sabahı

    [35] Suphe yok ki bu (cehennem atesi) gercekten buyuk (bir uyarı)dır

    [36] olumlu insan icin bir uyarı

    [37] one cıkmayı veya geride kalmayı secen her biriniz icin

    [38] (Hesap Gunu) her insan, yapmıs oldugu butun (kotu) fiiller icin rehin olarak tutulacaktır

    [39] yalnız durustlugu ve erdemli olmayı basaranlar haric

    [40] onlar (cennet) bahcelerinde (oturarak) soracaklar

    [41] gunahkarlara

    [42] Sizi bu cehennem atesine surukleyen nedir

    [43] Berikiler "Biz" diyecekler, "ne namaz kılanlardan idik

    [44] ne de yoksulları doyururduk

    [45] ve kendilerini gunaha kaptıran (diger) gunahkarlar ile birlikte gunaha dalmıstık

    [46] ve Hesap Gunu´nu yalanlamıstık

    [47] (olum ile) her sey acık secik ortaya cıkıncaya kadar

    [48] Ve boylece, onlar icin sefaat edecek olanların hicbirinin (zerre kadar) faydası olmaz

    [49] O halde, onlara ne oluyor ki butun ogutlerden yuz ceviriyorlar

    [50] adeta korkuya kapılmıs merkepler gibiler

    [51] aslanlardan urkup kacan

    [52] Evet, hepsi kendilerine acılmıs, acıklanmıs vahiyler verilmesi gerektigini iddia ederler

    [53] Asla, onlar oteki dunya(ya inanmazlar ve on)dan korkmazlar

    [54] Aslında bu bir oguttur

    [55] ve dileyen herkes ondan ders alabilir

    [56] Ama o (oteki dunyaya inanmaya)nlar, Allah dilemedikce ondan ders almazlar cunku O, Allah´a karsı sorumluluk bilincinin ve magfiretin kaynagıdır

    Kıyâme

    Surah 75

    [1] Kıyamet Gunu´nu tanıklıga cagırırım

    [2] Insan vicdanının kınayan sesini tanıklıga cagırırım

    [3] Insan, (onu tekrar diriltip) kemiklerini yeniden bir araya getiremeyecegimizi mi sanıyor

    [4] Hayır, kesinlikle! Onu parmak uclarına kadar yeniden var etmeye kadiriz

    [5] Ama yine de insan, onune serilmis olan seyi inkara kalkısır

    [6] ve (istihza ile) sorar: "Su Kıyamet Gunu ne zaman gelecekmis

    [7] Ama (o Gun,) gozler korku ile acıldıgında

    [8] ve ay karanlıga gomuldugunde

    [9] ve gunes ile ay bir araya getirildiginde

    [10] o Gun insan haykıracak: "(Eyvah!) Nereye kacayım

    [11] Hayır! Bir sıgınak yok (senin icin, ey insan)

    [12] O Gun butun yolların varıs yeri, Rabbinin katı olacak

    [13] O Gun insana, yaptıgı ve yapmadıgı her sey bildirilecek

    [14] hayır, aslında insan, kendi aleyhine sahitlik yapacak

    [15] mazeretler bulup kendi (yaptıkları)nı gizlemeye calıssa bile

    [16] (Vahyin sozlerini tekrarlarken) dilini hızla oynatıp durma

    [17] cunku onu (senin kalbine) yerlestirmek ve (gerektiginde) okutturmak Bizim isimizdir

    [18] Boylece, onu telaffuz ettigimiz zaman, kelimelerini (butun zihnini vererek) takip et

    [19] sonra onun anlamını acıklamak da Bize duser

    [20] (Cogunuz) bu gecici hayatı seviyorsunuz

    [21] ama oteki dunyayı (ve Hesap Gunu´nu) hic dusunmuyorsunuz

    [22] Bazı yuzler o Gun mutlulukla parlayacak

    [23] Rablerine bakarken

    [24] ve o Gun bazı yuzler umitsizlikle kararacak

    [25] catırdatan bir felaketin baslarına gelmek uzere oldugunu bilerek

    [26] Ne zaman ki, (son nefes, olen birinin) bogazına gelip dugumlenir

    [27] ve insanlar: "(onu kurtaracak) bir hekim yok mu?" diye sorarlar

    [28] kendisi de bilir ki bu ayrılma vaktidir

    [29] ve olum sancıları ile orulmektedir

    [30] iste o zaman gidisinin Rabbine dogru oldugunu hisseder

    [31] (Artık son pismanlık fayda etmez) cunku (yasadıgı surece) hakikati kabul etmedi ve (aydınlıga kavusmak icin) namaz kılmadı

    [32] tam tersine, hakikati yalanladı ve (ondan) uzaklastı

    [33] ve sonra boburlenerek geldigi yere dondu

    [34] (Ama ey insan, akibetin geliyor her dakika) yakınına, daha da yakınına

    [35] yakınına, daha da yakınına

    [36] Insan, basıbos bırakılacagını ve diledigi gibi hareket edebilecegini mi sanır

    [37] O, bir zamanlar (sadece) akıtılan bir meni damlası degil miydi

    [38] ve sonra dollenmis hucre; bu safhada Allah (onu) yaratmıs ve olması gerektigi gibi sekil vermisti

    [39] ve ondan iki cinsi, erkegi ve disiyi var etmisti

    [40] Oyleyse, Allah, oluyu hayata yeniden donduremez mi

    İnsan

    Surah 76

    [1] Insan(ın tarih sahnesinde gorunmesin)den onceki donem, sonsuz bir zaman kesitinden ibaret (degil) midir; insanın henuz dikkate deger bir varlık olmadıgı (bir zaman kesiti)

    [2] Suphesiz, (sonraki hayatında) denemek icin insanı katısık bir sperm damlasından yaratan Biziz. Biz, onu isitme ve gorme (duyuları) ile donatılmıs bir varlık kıldık

    [3] Gercek su ki, Biz ona yolu/yontemi gosterdik; sukredici, ya da nankor (olması artık kendisine kalmıstır)

    [4] (Simdi) bakın, Biz hakikati inkar edenler icin zincirler, halkalar ve yakıcı bir ates hazırladık

    [5] (halbuki) gercek erdem sahipleri, hos kokulu cicekler ile tatlandırılmıs bir fincandan icerler

    [6] bir (kutlu) kaynak ki Allah´ın kulları ondan icerler, suyu bol bol akan (o kaynaktan)

    [7] (Gercek erdem sahipleri) onlar(dır ki,) sozlerini yerine getirirler ve siddeti yayılıp genisleyen bir Gun´un korkusunu duyarlar

    [8] Ve kendi istekleri ne kadar cok olursa olsun, muhtaclara, yetimlere ve esirlere yedirirler

    [9] (ve kendi kendilerine konusurlar:) "Biz sizi yalnız Allah rızası icin doyuruyoruz. Sizden ne bir karsılık, ne de bir tesekkur bekliyoruz

    [10] dogrusu, sıkıntı ve dehset dolu bir Gun´de Rabbimize (verecegimiz) hesabın korkusunu duyuyoruz

    [11] Ve bu yuzden Allah onları o Gun´un dehsetinden koruyacak, aydınlık ve sevinc verecektir

    [12] ve onları sıkıntılara karsı sabrettikleri icin (kutlu bir) bahce ve ipek(ten giysiler) ile odullendirecektir

    [13] Orada sedirlere uzanacaklar ve ne (yakıcı bir) gunes, ne de siddetli bir soguk gormeyecekler

    [14] cunku o (bahce)nin (kutlu) golgeleri baslarını ortecek ve meyve salkımları kolayca alınacak sekilde (yere dogru) sarkıtılacaktır

    [15] Onlar gumusten kaplar ve kristal(e benzeyen) kadehlerle karsılanacaklar

    [16] kristal benzeri, (ama) gumusten- ve hacimlerini yalnız kendileri tesbit edecek

    [17] Ve (cennette) kendilerine zencefille tatlandırılmıs bir fincan icecek verilecek

    [18] oradaki "Selsebil" isimli bir kaynak(tan)

    [19] Ve onları olumsuz genclikler bekleyecek, gordugun zaman sacılmıs inciler sanacagın (genclikler)

    [20] ve (nereye) baksan, (yalnız) kutsanmıslık ve askın bir duzen goreceksin

    [21] O (kutsanmıs kimse)lerin uzerinde yesil ipekten ve atlastan giysiler olacak. Onlar gumus bilezikler ile suslenecekler. Ve Rableri onlara en temiz iceceklerden ikram edecek

    [22] (Ve onlara:) "Bunlar sizin odullerinizdir, cunku (hayatta iken) yaptıgınız isler (Allah´ın) rızasını kazanmıstır!" (denilecek)

    [23] Gercek su ki, (ey iman eden,) bu Kur´an´ı sana safha safha indiren Biziz, gercek bir armagan (olarak)

    [24] Oyleyse Rabbinin hukmunu sabırla bekle ve onlardan hicbir gunahkara veya nankore uyma

    [25] Rabbinin ismini sabah aksam an

    [26] ve gecenin bir kısmında, O´nun onunde secde et ve uzun geceler boyu O´nun sınırsız sanını yucelt

    [27] Bakın, (Allah´ı umursamayan) su adamlar bu gelip gecici dunyayı severler, ama ızdırap dolu bir Gunu (dusunmeyi) ihmal ederler

    [28] (Kendi kendilerine itiraf etmezler ki) onları yaratan ve kisiliklerini saglamlastıran Biziz ve dilersek onları baska hemcinsleriyle degistirebiliriz

    [29] Butun bunlar bir uyarıdır; oyleyse, dileyen Rabbine giden yolu bulabilir

    [30] Ama Allah (size o yolu gostermeyi) dilemedikce siz onu dileyemezsiniz cunku, bilin ki Allah her seyi gorendir, hikmet Sahibidir

    [31] Dileyeni rahmetine kabul eder; ama zalimler icin (oteki dunyada) siddetli bir azap hazırlamıstır

    Mürselât

    Surah 77

    [1] Dusun bu (mesaj)ları, dalga dalga gonderilen

    [2] ve sonra fırtına siddetiyle patlayan

    [3] Dusun bu (mesaj)ları, (hakikati) dort bir yana yayan

    [4] boylece (dogru ile egriyi) kesin sekilde ayıran

    [5] ve sonra bir ogut ve hatırlatmada bulunan

    [6] suclardan arınma(yı vaad eden) veya bir uyarı(da bulunan)

    [7] Bakın, bekleyip gorun denilen her sey mutlaka gerceklesecektir

    [8] Yıldızlar sondugu zaman (gerceklesecek)

    [9] ve gok parcalandıgı zaman

    [10] ve daglar toz gibi ufalandıgı zaman

    [11] ve butun elciler belirlenen bir vakitte toplanmaya cagırıldıkları zaman

    [12] Ne zaman gerceklesecek (butun bunlar)

    [13] (Dogruyu yanlıstan) Ayırd etme Gunu

    [14] Bu Ayrım Gunu´nun nasıl bir gun olacagını bilebilir misin

    [15] O Gun vay haline hakikati yalanlayanların

    [16] Biz, gecmisin o (gunahkar)larını yok etmedik mi

    [17] Iste sonrakileri de onlarla aynı yola sokacagız

    [18] (cunku) Biz, gunaha batmıs olanlarla boyle ugrasırız

    [19] O Gun vay haline hakikati yalanlayanların

    [20] Sizi basit bir sıvıdan yaratmadık mı

    [21] (rahmin icinde) saglam bir sekilde muhafaza ettigimiz (bir sıvıdan)

    [22] onceden belirlenmis bir sureyle

    [23] Biz, (insanın yaratılısını) iste boyle gerceklestirdik. Ne mukemmeldir Bizim (bir seyi) gerceklestirme kudretimiz

    [24] O Gun vay haline hakikati yalanlayanların

    [25] Biz topragı toplanma yeri yapmadık mı

    [26] diriler ve oluler icin

    [27] Onun uzerinde hasmetli, sarsılmaz daglar meydana getirmedik mi ve size icmeniz icin tatlı sular vermedik mi

    [28] O Gun vay haline hakikati yalanlayanların

    [29] Haydi, yalanlayıp durdugunuz su (kıyamete) dogru gidin bakalım

    [30] Uc katlı golgeye dogru gidin

    [31] hicbir (serinligi) olmayan ve atesten korumayan (golgeye)

    [32] (yanan) kutukler gibi (atesten) kıvılcımlar sacan

    [33] kızgın dev halatlar gibi

    [34] O Gun vay haline hakikati yalanlayanların

    [35] hicbir soz soyle(ye)meyecekleri

    [36] ve ozur dilemelerine izin verilmeyecegi o Gun

    [37] O Gun vay haline hakikati yalanlayanların

    [38] (onlara soyle denilecek, dogru ile egri arasındaki) o Ayrım Gunu: "Sizi eski zamanların o (gunahkar)ları ile bir araya getirdik

    [39] ve eger bir bahaneniz (oldugunu sanıyorsanız), haydi (onu kullanıp) Beni atlatmaya calısın

    [40] O Gun vay haline hakikati yalanlayanların

    [41] (Ama,) Allah´a karsı sorumluluk bilinci tasıyanlar, (serin) golgeler altında ve pınarlar arasında oturacaklar

    [42] ve canlarının istedigi her meyve(den tadacaklar)

    [43] (ve onlara:) "(Hayatta iken) yaptıklarınızın karsılıgı olarak afiyetle yiyip icin!" denilecek

    [44] Iyilik yapanları iste boyle odullendiririz

    [45] (ama) o Gun vay haline hakikati yalanlayanların

    [46] (Doyuncaya) kadar yiyip icin ve biraz sefanızı surun, siz ey gunahkarlar

    [47] (Ama) o Gun, vay haline hakikati yalanlayanların

    [48] Ve onlara "(Allah´ın huzurunda) bas egin!" denildiginde buna uymazlar

    [49] o Gun, vay haline hakikati yalanlayanların

    [50] Peki, bundan sonra, baska hangi habere inanacaklar

    Nebe'

    Surah 78

    [1] Birbirlerine (bu kadar sık) neyi soruyorlar

    [2] O muthis (yeniden dirilme) haberini (mi)

    [3] uzerinde (hicbir sekilde) anlasamadıkları

    [4] Elbette, zamanı geldiginde (onu) anlayacaklar

    [5] Ve bir kez daha: Elbette, zamanı geldiginde anlayacaklar

    [6] Yeryuzunu (sizin icin) bir dinlenme yeri yapmadık mı

    [7] ve dagları da (onun) sutunları

    [8] Sizi ciftler halinde yarattık

    [9] uykunuzu olum(un bir sembolu) kıldık

    [10] ve geceyi (onun) ortusu yaptık

    [11] gunduzu de hayat(ın sembolu)

    [12] Ustunuze yedi gok kubbe bina ettik

    [13] ve (oraya gunesi,) parıldayan ısık yuklu lambayı yerlestirdik

    [14] Ve ruzgarın surukledigi bulutlardan sarıldayan sular indirdik

    [15] (indirdik) ki onunla taneler ve bitkiler yetistirelim

    [16] ve agaclarla kaplı bahceler

    [17] Gercek su ki, (dogru ile yanlıs arasında) Ayrım Gunu´nun belirlenmis bir vakti vardır

    [18] (yeniden dirilme) surun(un) uflendigi ve hepinizin kalabalıklar halinde ortaya cıkacagınız Gun

    [19] goklerin acıldıgı ve (kanatları acık) kapılar haline geldigi (gun)

    [20] ve dagların bir serapmıs gibi kaybolup gittigi (gun)

    [21] (O Gun,) cehennem, (hakikati inkar edenleri) kusatmak icin bekleyecek

    [22] hak ve adalet sınırlarını ihlal etmis olanların duragı

    [23] Onlar orada uzun sure kalacaklar

    [24] Orada ne bir serinlik tadacaklar, ne de (susuzluk giderici) bir icecek

    [25] yalnız yakıcı bir umitsizlik ve buz gibi bir karanlık

    [26] (gunahlarına) uygun bir karsılık

    [27] Dogrusu onlar hesaba cekileceklerini beklemiyorlardı

    [28] mesajlarımızı tek tek ve tumuyle yalanladıkları halde

    [29] ama Biz, (yaptıkları) her seyi bir kayda almısızdır

    [30] (Ve onlara soyle diyecegiz:) "O halde, (yaptıgınız kotuluklerin meyvelerini) tadın, artık size siddetli azaptan baska bir sey vermeyecegiz

    [31] (Ama,) Allah´a karsı sorumluluk bilinci tasıyanlar icin buyuk bir tatmin vardır

    [32] muhtesem bahceler ve baglar

    [33] muthis uyumlu harika esler

    [34] ve dolup tasan (mutluluk) kadehleri

    [35] Orada, (cennette,) ne bos sozler ne de yalanlar duyacaklar

    [36] (Butun bunlar,) Rabbinden bir odul, (Kendi) hesabına gore bir armagandır

    [37] goklerin ve yerin ve ikisi arasındaki her seyin Rabbi(nden), Rahman(dan bir odul)! (Ve) hic kimse O´na karsı sesini yukseltme gucune sahip degildir

    [38] butun (insan) ruhların(ın) ve butun meleklerin saf saf sıralandıkları Gun: Rahman´ın izin verdikleri dısında hic kimse konusmayacak ve (herkes, yalnız) dogruyu soyleyecek

    [39] Bu, Nihai Hakikat Gunu olacaktır. O halde, dileyen Rabbine giden yolu tutsun

    [40] Gercek su ki, Biz sizi yakındaki bir azaba karsı uyarmaktayız; insanın ilerisi icin yapıp ettiklerini (acıkca) gorecegi ve hakikati inkar edenin: "Eyvah, keske toprak olsaydım..!" diyecegi Gun(un azabına)

    Nâziât

    Surah 79

    [1] Dusun bu (yıldız)ları, batmak uzere yukselen

    [2] ve (yorungelerinde) istikrarlı sekilde hareket eden

    [3] ve (uzayda) sakin sakin yuzen

    [4] ve hızlı sekilde (birbirini) izleyen

    [5] boylece (Yaratıcı´nın) buyrugunu yerine getiren

    [6] (O halde, dusun) siddetli bir sarsıntının (dunyayı) sarstıgı Gun(u)

    [7] daha buyuk (sarsıntı)ların ardından gelecegi (Gunu)

    [8] O Gun (insanların) kalpleri titreyerek carpacak

    [9] (ve) gozleri yere bakacak

    [10] (Ama hala) bazıları: "Ne yani!" diyorlar, "Biz gercekten eski halimize mi dondurulecegiz

    [11] curuyen kemik (yıgını) olsak bile

    [12] (Ve) ilave ediyorlar: "Oyleyse bu, zararlı bir donus olur

    [13] (Ama) o zaman, (Son Saat), bir tek cıglık (gibi ansızın onların uzerine) kopacak

    [14] iste o zaman (hakikati) anlayacaklar

    [15] Musa´nın kıssasından hic haberin oldu mu

    [16] Hani kutsal bir vadide Rabbi o´na soyle seslenmisti

    [17] Sen, Firavun´a git -cunku o hak ve adalet sınırlarını ihlal ediyor

    [18] ve (ona) soyle: ´Arınmaya istekli misin

    [19] (Eger istekliysen) o zaman seni Rabbin(i tanıma mertebesin)e ulastıracagım ki (bundan sonra) O´nun korkusunu duyasın.´

    [20] Bunun uzerine (Musa), (Firavun´a gitti ve) ona (Rabbinin rahmetinin eseri olan) buyuk mucizeyi anlattı

    [21] Ama (Firavun) o´nu yalanladı ve (hidayeti) siddetle reddetti

    [22] sonra da kaba bir sekilde (Musa´ya) sırtını dondu

    [23] daha sonra (ileri gelen adamlarını) topladı ve (halkını) cagırdı

    [24] ve onlara "Ben sizin en yuce rabbinizim!" dedi

    [25] Bunun uzerine Allah onu yakalayıp hesaba cekti (ve bunu) hem bu dunyada hem de oteki dunyada uyarıcı bir ornek yaptı

    [26] Bunda, suphesiz, (Allah´ın) urperti ve korkusunu duyanlar icin bir ibret vardır

    [27] (Ey insanlar!) Sizi yaratmak, gogu yaratmıs olan Allah icin daha mı zordur

    [28] O, gokkubbeyi yukseltmis ve ona gerektigi gibi bicim vermistir

    [29] onun gecesini karanlık yapmıs ve gunduzunu aydınlatmıstır

    [30] Ve ardından yeri duzenleyip yaymıstır

    [31] yerden suyu ve bitki ortusunu cıkartmıs

    [32] ve dagları saglam sekilde yerlestirmistir

    [33] (butun bunlar) sizin ve hayvanlarınızın gecinmesi icin(dir)

    [34] Ve boylece, buyuk, sarsıcı (yeniden dirilme) olayı gelip cattıgında

    [35] o Gun insan yaptıgı her seyi (acıkca) hatırlayacak

    [36] ve (cehennemin) yakıcı atesi, onu gor(meye mahkum edil)en herkesin karsısına getirilecektir

    [37] Cunku, hak ve adalet sınırlarını ihlal eden

    [38] ve bu dunya hayatını (ruh temizligine) tercih eden(in)

    [39] varacagı yer o yakıcı atestir

    [40] Ama Rabbinin huzurunda korku ile duranın ve nefsini kotu arzulardan alıkoyanın

    [41] varacagı yer cennettir

    [42] (Ey peygamber!) Sana Son Saat´i soruyorlar: "Ne zaman gelip catacak

    [43] Sen onun hakkında ne soyleyebilirsin ki

    [44] (Cunku) onun (bilgisinin) bası ve sonu yalnız Rabbinin katındadır

    [45] Sen ancak ondan korkanları uyar(mak icin gonderil)missin

    [46] Onu anladıkları Gun (onlara, bu dunyada) bir aksamdan ya da kusluguyla (birlikte sona eren bir gece)den fazla kalmamıslar (gibi gelecek)

    Abese

    Surah 80

    [1] O, suratını astı ve uzaklastı

    [2] cunku kor bir adam o´na yaklasmıstı

    [3] Nereden bilebilirsin (ey Muhammed,) belki de o arınacaktı

    [4] yahut (hakikat) hatırlatılacak ve bu hatırlatma kendisine fayda verecekti

    [5] Ama kendini her seye yeterli gorene gelince

    [6] sen butun ilgiyi ona gosterdin

    [7] halbuki onun arınmaktan geri kalmasının sorumlusu sen degilsin

    [8] ama sana buyuk bir istekle geleni

    [9] ve (Allah) korkusu ile (yaklasanı)

    [10] sen gormezden geldin

    [11] Elbette, bu (mesaj)lar yalnızca birer hatırlatma ve ogutten ibarettir

    [12] kim istekliyse O´nu hatırlayıp ogut alabilir

    [13] (O´nun) kutsal ve soylu vahiyleri (ısıgında)

    [14] yuce ve arı duru

    [15] elcilerin elleriyle (yayılıp duyurulan)

    [16] seckin ve erdem sahibi (elcilerin)

    [17] (Ama cogu zaman) insan kendini mahveder; hakikati ne kadar inatla inkar eder o

    [18] (Insan hic dusunur mu) hangi ozden yaratır (Allah) onu

    [19] Bir sperm damlasından yaratır ve sonra onun tabiatını olusturur

    [20] sonra hayatı onun icin kolaylastırır

    [21] ve sonunda onu oldurur ve kabre koyar

    [22] ve sonra, dilediginde onu tekrar diriltir

    [23] Hayır, (insan) Allah´ın kendisine buyurduklarını henuz yerine getirmis degildir

    [24] Oyleyse insan, yiyeceklerin(in kaynagın)a bir baksın

    [25] (nasıl) suyu bolca indirmekteyiz

    [26] ve sonra topragı (daha da buyuterek) parca parca yarmaktayız

    [27] bu sayede ondan tahıllar yetistirmekteyiz

    [28] ve uzum bagları ve yenebilir otlar

    [29] zeytin agacları ve hurmalıklar

    [30] ve agaclarla dolu bahceler

    [31] meyveler ve otlar

    [32] sizin icin ve hayvanlarınızın beslenmesi icin

    [33] Ve boylece, (yeniden dirilmenin) o kulakları sagır eden cagrısı duyuldugunda

    [34] herkesin kardesinden kac(mak iste)digi Gun

    [35] annesinden ve babasından

    [36] esinden ve cocuklarından

    [37] o Gun her birinin durumu kendisi icin yeterli bir endise kaynagı olacak

    [38] Bazı yuzler o Gun mutlulukla parıldayacak

    [39] gulec ve mujdelere sevinen

    [40] Bazı yuzler de o Gun toz toprakla kapanacak

    [41] her yanı kusatan bir karanlıkla

    [42] iste bunlar, hakikati inkar eden ve yoldan sapan kimselerdir

    Tekvîr

    Surah 81

    [1] Gunes, karanlıga gomuldugunde

    [2] ve yıldızlar ısıklarını yitirdiginde

    [3] daglar kaybolup gittiginde

    [4] ve dogurmak uzere olan disi develer basıbos bırakıldıgında

    [5] butun hayvanlar bir araya toplandıgında

    [6] ve denizler kaynadıgında

    [7] butun insanlar (yaptıklarıyla) eslestirildiginde

    [8] ve diri diri gomulen kız cocuklarına soruldugunda

    [9] hangi suctan dolayı olduruldukleri

    [10] (insanların yapıp ettiklerinin) dosyaları acıldıgında

    [11] ve gokyuzu acılıp ortaya serildiginde

    [12] (cehennemin) yakıcı atesi parladıgında

    [13] ve cennet gozler onune getirildiginde

    [14] (o Gun) her insan, (kendisi icin) ne hazırlamıs oldugunu gorecektir

    [15] Hayır! Hayır! Donup duran yıldızları tanıklıga cagırırım

    [16] yorungelerinde akan ve kaybolan gezegenleri

    [17] ve kararan geceyi

    [18] ve soluk almaya baslayan sabahı

    [19] bakın, bu (ilahi kelam), gercekten soylu bir elcinin (vahyedilmis) sozudur

    [20] guc bahsedilmis, kudret ve egemenlik tahtının Sahibi nezdinde emin kılınmıs

    [21] itaat edilen ve guvene layık birinin (sozu)

    [22] Cunku, bu arkadasınız bir deli degil

    [23] o gercekten (melegi) gordu, berrak bir ufukta (gordu) onu

    [24] o, (baska birine vahyedilmis olan) insan kavrayısının otesindeki seylerin bilgisinden dolayı onları kıskanan biri degildir

    [25] Bu (mesaj), lanetlenmis bir seytani gucun sozu de degildir

    [26] Oyleyse nereye gidiyorsunuz

    [27] Bu (mesaj), butun insanlık icin bir ogut ve hatırlatmadan baska bir sey degildir

    [28] dogru yolda yurumek isteyen her biriniz icin

    [29] Ama Allah, butun alemlerin Rabbi, (o yolu size gostermeyi) istemedikce siz onu isteyemezsiniz

    İnfitâr

    Surah 82

    [1] Gokyuzu parcalanıp yarıldıgında

    [2] ve yıldızlar dagılıp savruldugunda

    [3] denizler kabarıp tastıgında

    [4] ve kabirler alt ust oldugunda

    [5] her insan, (sonunda,) ilerisi icin ne hazırladıgını ve (bu dunyada) ne bıraktıgını anlayacaktır

    [6] Ey insan! Nedir seni lutuf sahibi Rabbinden uzaklastıran

    [7] seni yaratan ve varlık amacına uygun olarak sekillendiren, tabiatını adil olculer icinde olusturan

    [8] ve seni diledigi sekilde bir araya getiren (Rabbinden)

    [9] Hayır, (ey insanlar,) siz (Allah´ın) hukmunu yalanla(maya ne zaman kalkıstıysanız Allah´tan uzaklas)tınız

    [10] Halbuki uzerinizde gozetleyici gucler vardır

    [11] degerli kaydedici(ler)

    [12] yaptıgınız her seyin farkında olan

    [13] Bakın, (oteki dunyada) gercek erdem sahipleri nimetler icinde bulunacaklar

    [14] kotu ruhlular ise yakıcı bir ates icinde

    [15] (bir ates ki) Hesap Gunu ortasına duserler

    [16] ve ondan kurtulmaları mumkun olmaz

    [17] Hesap Gunu nedir bilir misin

    [18] Ve bir kez daha: Hesap Gunu nedir bilir misin

    [19] Hicbir insanın baska birine zerre fayda saglayamayacagı bir Gun(dur o) cunku o Gun (acık secik gorulecektir ki) hakimiyet yalnız Allah´a aittir

    Mutaffifîn

    Surah 83

    [1] Vay haline olcuyu eksik tutanların

    [2] Onlar, (oteki) insanlardan haklarını eksiksiz isterler

    [3] ama borclarını olcup tartmaya gelince, onu azaltmaya calısırlar

    [4] Onlar bilmez mi ki tekrar diriltilecekler

    [5] (ve) korkunc bir Gun´de (hesaba cekilecekler)

    [6] butun insanların alemlerin Rabbi huzuruna varacakları Gun´de

    [7] Gercek su ki, kotu ruhluların kaydı, kayıpsız kacaksız bir sekilde (tutulmus)tur

    [8] Bilir misin nedir o kayıpsız kacaksız olan

    [9] O, (silinmez sekilde) tutulan bir kayıttır

    [10] Vay haline o Gun hakikati yalanlayanların

    [11] Hesap Gunu´nu(n gelecegini) yalanlayanların

    [12] oysa, hak ve adalet sınırlarını ihlal edenler (ve) gunaha batmıs (olan)lar dısında kimse onu yalanlamaz

    [13] (iste boyle,) ne zaman mesajlarımız onlara iletilse, hep "Gecmisin masalları!" derler

    [14] Hayır, onların kalpleri, yaptıkları (kotulukler) ile pas tutmustur

    [15] Elbette onlar, o Gun Rablerin(in rahmetin)den yoksun bırakılacaklar

    [16] ve sonra kesinlikle yakıcı atese girecekler

    [17] ve kendilerine, "Bu, iste sizin yalanlamaya duskun oldugunuz (sey)dir!" denilecek

    [18] Ama, gercek erdem sahiplerinin kaydı en yuce sekilde (tutulur)

    [19] Bilir misin nedir o yuce sekil

    [20] O, (silinmez sekilde) tutulan bir kayıttır

    [21] Allah´a yakınlasmıs herkes tarafından gozlenen

    [22] Bakın, gercek erdem sahipleri (oteki dunyada) mutlaka kutsananlardan olacaklar

    [23] sedirler uzerinde (uzanarak) bakacaklar (Allah´a)

    [24] ve yuzlerinde kutsanmıslıgın parıltısını goreceksin

    [25] Onlara (Allah´ın) muhru ile damgalanmıs halis bir icki verilecek

    [26] misk kokusu sacarak akan. Oyleyse, degerli seylere ulasmak icin (can atanlar) bu (cennet ickisi)ni hedeflesinler

    [27] cunku o en yuce (madde)lerden olusmustur

    [28] Allah´a yakınlasanların icecekleri bir (nimetin) kaynagı

    [29] Bakın, kendilerini gunaha kaptıranlar, imana erenlere gulerler

    [30] ve ne zaman yanlarından gecseler birbirlerine (istihza ile) goz kırparlar

    [31] ve kendileriyle aynı gorusteki insanlara geri donduklerinde de keyif ve neseyle donerler

    [32] ve ne zaman (inananları) gorseler, onlara: "Yazık, bu (insa)nlar dogru yoldan sapmıs!" derler

    [33] Oysa onlara, baskaları(nın inancları) uzerinde gozetleyicilik gorevi verilmis degildir

    [34] (Hesap) Gunu ise, imana ermis olanlar (gecmiste) hakikati inkar edenler(in halin)e gulecekler

    [35] (cunku, cennette) sedirlerin ustunde (uzanmıs sekilde) bakınıp duracaklar ve (kendi kendilerine diyecekler)

    [36] Bu hakikat inkarcıları, yapmaya duskun oldukları seyler icin mi (boyle) cezalandırılıyorlar

    İnşikâk

    Surah 84

    [1] Gokyuzu parcalara ayrıldıgında

    [2] tabiatı geregi Rabbine boyun egdiginde

    [3] ve yeryuzu dumduz hale getirildiginde

    [4] ve icindeki her seyi dısarı atarak tamamen bosaldıgında

    [5] tabiatı geregi Rabbine boyun egerek

    [6] (oyleyse,) ey insan -sen (madem ki) zahmetli bir caba ile Rabbine yonelmektesin- sonunda mutlaka O´na kavusacaksın

    [7] Sicili sag eline verilecek olan kimse

    [8] zamanı geldiginde kolay bir hesaba cekilecektir

    [9] ve kendi gorus ve anlayısındaki insanlara sevincle don(ebil)ecektir

    [10] Sicili arkasından verilecek olan ise

    [11] zamanı geldiginde tamamiyle yok olmak icin yalvaracak

    [12] ama yakıcı atese atılacaktır

    [13] Bakın, o adam, (yeryuzundeki hayatında) kendi gorus ve anlayısındaki insanlar arasında keyifle yasadı

    [14] cunku, hicbir zaman (Allah´a) donecegini dusunmedi

    [15] Evet, oyle! Halbuki Rabbi, onda olan her seyi gormekteydi

    [16] Yok yok! Hayır! Aksamın (gecip giden) alacakaranlıgını tanıklıga cagırırım

    [17] Ve geceyi, onun (safha safha) gozler onune serdiklerini

    [18] ve dolunay haline gelen ayı

    [19] (iste boylece, ey insanlar,) siz adım adım ilerleyeceksiniz

    [20] Peki, onlara ne oluyor da (oteki dunyaya) inanmıyorlar

    [21] Ve Kur´an kendilerine okundugunda saygıyla yere kapanmıyorlar

    [22] Evet, hakikati inkara sartlanmıs olanlar (bu ilahi kelamı) yalanlıyorlar

    [23] Ama Allah, onların (kalplerinde) gizlediklerini bilir

    [24] O halde, onlara (oteki dunyada) siddetli azabı haber ver

    [25] yalnız (pismanlık duyarak) iman edip dogru ve yararlı isler yapanlar haric. Onlar icin kesintisiz bir odul vardır

    Bürûc

    Surah 85

    [1] Dusun buyuk burclarla dolu gogu

    [2] ve (tahayyul et) vaad edilen Gunu

    [3] ve O (her seye) tanıklık eden ile (O´nun tarafından) tanıklık edileni

    [4] Onlar (yalnızca) kendilerini yok ederler, o cukuru hazırlayanlar

    [5] (imana ermis olanlara karsı) siddetle yanan ates (cukurunu)

    [6] Hani, onlar (keyifle) o (atesi) seyretmislerdi

    [7] muminlere ne yaptıklarının bilincinde olarak

    [8] yalnızca Kudret Sahibi, butun ovgulere layık olan Allah´a inanmalarından dolayı nefret ediyorlardı o muminlerden

    [9] O Allah ki goklerin ve yerin hukumranlıgına sahiptir. Allah ki her seye tanıktır

    [10] Inanan erkekler ile inanan kadınlara iskence edenlere ve sonra hicbir pismanlık duymayanlara gelince, onları cehennem azabı beklemektedir; evet, yakıcı azap beklemektedir onları

    [11] (Ama,) imana ermis olup da dogru ve yararlı isler yapanlar, (oteki dunyada) icinden ırmaklar akan bahceler bulacaklardır; bu, buyuk bir kurtulustur

    [12] Suphesiz, Rabbinin yakalaması son derece cetindir

    [13] O´dur (insanı) yoktan var eden ve sonra yeniden hayata getiren

    [14] Ve yalnız O´dur gercek bagıslayıcı, sevgide kapsayıcı

    [15] sanlı kudret tahtının sahibi

    [16] diledigi her seyin mutlak Yapıcısı

    [17] (Gunahkar) orduların kıssasından haberin var mı

    [18] Firavun ve Semud (kavmi)nin

    [19] Ama, hakikati inkara sartlanmıs olanlar onu yalanlamakta ısrar ederler

    [20] halbuki Allah onları, farkında olmadıkları halde, (ilmi ve kudreti ile) kusatır

    [21] Yok yok, hayır! Bu (reddettikleri ilahi kelam) serefli/soylu bir hitabedir

    [22] kaybolmayan bir levha uzerine (islenmis (bir hitabe)

    Târık

    Surah 86

    [1] Dusun gokleri ve gece vakti geleni

    [2] Bilir misin nedir gece vakti gelen

    [3] O, yıldızdır (inanmadan yasanan hayatın) karanlıgını delip gecen

    [4] (zaten) hicbir insan korunmasız bırakılmamıstır

    [5] Insan, neden yaratıldıgına bir baksın

    [6] o spermalı bir sıvıdan yaratılmıstır

    [7] (erkegin) beli ile (kadının) legen kemigi arasından cıkan

    [8] Elbette O, (insanı yoktan var eden) onu yeniden (hayata) dondurmeye de kadirdir

    [9] butun sırların ortaya serilecegi Gun

    [10] ve (insanın) ne bir kuvvet ne de yardımcı bulacagı (Gun)

    [11] Dusun donup duran gokleri

    [12] ve bitkilerle patlayıp yarılan yeri

    [13] Bakın, bu (ilahi kelam) dogruyu yanlıstan ayıran bir sozdur

    [14] bos bir lakırdı degil

    [15] Elbette on(u kabule yanasmayan)lar, bircok duzmece kanıt ararlar (ilahi kelamı curutmek icin)

    [16] ama Ben onların butun planlarını bosa cıkaracagım

    [17] Oyleyse bırak, hakikati inkar edenler dilediklerini yapsınlar, yapsınlar kısa bir sure

    A'lâ

    Surah 87

    [1] Yucelt Rabbinin sınırsız sanını! Yuceler Yucesi(nin sanını)

    [2] O ki, (her seyi) yaratmakta ve amacına uygun sekiller vermektedir

    [3] O ki, (butun mevcudatın) tabiatını belirlemekte ve onu (hedefine dogru) yoneltmektedir

    [4] O ki, yesil ot(lar)ı cıkarmakta

    [5] ve sonra on(lar)ı kara, kavruk kok haline getirmektedir

    [6] Biz sana ogretecegiz ve (ogrendiklerinden hicbirini) unutmayacaksın

    [7] Allah´ın (unutmanı) diledikleri haric; cunku, (yalnız) O´dur (insanın) kavrayısına acık olan her seyi ve (ondan) gizli olanları bilen

    [8] Biz, (boylece) (nihai) huzura ve rahatlıga giden yolu senin icin kolaylastıracagız

    [9] O halde, (hakikati baskalarına) hatırlat, bu hatırlatma ister fayda ver(iyor gorun)sun, (ister gorunmesin)

    [10] (Allah´tan) korkan, dusunup ondan ders alır

    [11] ona yabancılasan ise bir zavallı bicare olarak kalır

    [12] boylesi, (oteki dunyada) buyuk atese atılacak

    [13] ve orada ne olecektir ne de diri kalacak

    [14] (Bu dunyada) arınmayı basaran ise, (oteki dunyada) mutluluga ulasır

    [15] ki boylesi, Rabbinin ismini hatırlayan ve (O´na) ibadet edendir

    [16] Ama hayır, (ey insanlar,) siz bu dunya hayatını tercih edersiniz

    [17] oysa gelecek hayat daha iyi ve daha kalıcıdır

    [18] Gercek su ki, (butun) bunlar, gecmis vahiylerde (bildirilmis)tir

    [19] Ibrahim ve Musa´ya indirilen vahiylerde

    Ğâşiye

    Surah 88

    [1] Kabus Gibi Coken´den haberin var mı

    [2] Bazı yuzler o Gun yere bakacak

    [3] (gunahın yuku altında) bitkin dusmus, (korku ile) sarsılmıs

    [4] kızgın bir atese girmek

    [5] ve kaynar bir pınardan tatmak uzere

    [6] Hicbir yiyecekleri yok kuru dikenlerin acılıgından baska

    [7] ne bir guc veren ne de aclıgı gideren (dikenlerin)

    [8] Bazı yuzler (de) o Gun mutlulukla parıldayacak

    [9] cabaları(nın meyvesini tatmak)tan memnun

    [10] harika bir bahcede

    [11] bos lakırdı isitmeyecekleri (bir bahcede)

    [12] Sayısız pınarlar akacak orada

    [13] (ve) yukseltilmis (mutluluk) tahtları

    [14] doldurulmus kadehler

    [15] dizilmis yastıklar

    [16] ve serilmis halılar

    [17] Peki, (o yeniden dirilmeyi inkar edenler) bakmazlar mı yagmur yuklu bulutlara (ve gormezler mi) nasıl yaratılmıs onlar

    [18] Ve (bakmazlar mı) goge, nasıl yukseltilmis

    [19] Ve daglara, nasıl saglamca dikilmis

    [20] Ve topraga, nasıl yayılmıs

    [21] Iste boyle, (ey Peygamber,) onlara ogut ver; senin gorevin yalnız ogut vermektir

    [22] sen onları (inanmaya) zorlayamazsın

    [23] Ancak, kim hakikati inkara sartlanmıs olarak yuz cevirip uzaklasırsa

    [24] Allah ona (oteki dunyada) en buyuk azabı tattıracaktır

    [25] Bizedir onların donusleri

    [26] ve Bize duser onları hesaba cekmek

    Fecr

    Surah 89

    [1] Safagı dusun

    [2] ve on geceyi

    [3] Cok olanı ve Tek olanı dusun

    [4] Kendi yolunda akıp giden geceyi dusun

    [5] Dusun butun bunları; bunlarda, akıl sahipleri icin hakikatin saglam bir kanıtı yok mudur

    [6] Bilmez misin Rabbin neler yaptı Ad (halkın)a

    [7] cok sutunlu Irem (halkına)

    [8] ki butun o topraklarda bir benzeri insa edilmemisti

    [9] Ve vadide kayaları oymus olan Semud (halkın)a

    [10] Ve (pek cok) cadır diregine sahip Firavun´a

    [11] (Onlar) toprakları uzerinde hak ve adalet sınırlarını astılar

    [12] ve orada buyuk bir yozlasma ve curumeye sebep oldular

    [13] iste bu yuzden Rabbin onları azap kırbacından gecirdi

    [14] cunku Rabbin, suphesiz, her zaman gozetleyip durmaktadır

    [15] Insana gelince, ne zaman Rabbin onu, comertligiyle ve hosnut olacagı bir hayat bagıslamakla denese, "Rabbim, bana karsı (ne kadar) comertmis!" der

    [16] ama gecim vasıtalarını daraltarak onu denedigi zaman ise, "Rabbim beni kucuk dusurdu!" di(ye sızlanı)r

    [17] Ama hayır, hayır, (ey insanlar, butun yaptıklarınızı ve yapmadıklarınızı bir dusunun:) siz yetime karsı comert degilsiniz

    [18] muhtacları doyurmaya birbirinizi tesvik etmiyorsunuz

    [19] (baskalarının) mirasını acgozlulukle yiyip bitiriyorsunuz

    [20] ve sınırsız bir sevgiyle malı mulku seviyorsunuz

    [21] Peki, (Hesap Gunu nasıl davranacaksınız,) yeryuzu ardarda sarsılıp paramparca oldugunda

    [22] ve Rabbin(in hasmeti) ortaya cıktıgında ve melekler (gercek huviyetleriyle) saf saf olduklarında

    [23] Iste o Gun cehennem (gozonune) getirilip konacak; o Gun insan (yaptıgı ve yapmadıgı her seyi) hatırlayacak ama bu hatırlamanın ne faydası olacak ona

    [24] O, "Ah, keske (gelecek) hayatım icin onceden bir hazırlık yapsaydım!" diyecek

    [25] Hic kimse Allah´ın o Gun (gunahkarlara verdigi) azap gibi azap veremez

    [26] ve hic kimse O´nun gibi baglarla baglayamaz

    [27] (Ama durust ve erdemlilere,) "Ey ic huzuruna ermis olan insanoglu!" (diye seslenecek Allah)

    [28] Rabbine O´ndan hosnut kalmıs ve (O´nu) hosnut etmis olarak don

    [29] gir, oyleyse Benim (oteki sadık) kullarımla birlikte

    [30] gir cennetime

    Beled

    Surah 90

    [1] Ben bu beldeyi tanıklıga cagırırım

    [2] senin serbestce yasadıgın bu beldeyi

    [3] ve (tanıklıga cagırırım) anne babayı ve cocukları

    [4] Gercek su ki, Biz insanı acı, sıkıntı ve imtihan (ile yuklu bir hayat)a gonderdik

    [5] Insan, kimsenin kendi uzerinde guc sahibi olmadıgını mı zannediyor

    [6] Ovunup duruyor: "Ben, yıgınla servet tukettim

    [7] Peki, kimsenin kendisini gormedigini mi sanıyor

    [8] Biz ona iki goz vermedik mi

    [9] Bir dil ve bir cift dudak

    [10] ve ona (kotulugun ve iyiligin) iki yolunu da gostermedik mi

    [11] Ama o, sarp yokusa tırmanmayı denemedi

    [12] Bilir misin nedir o sarp yokus

    [13] (O,) boynunu (gunah zincirinden) kurtarmaktır

    [14] yahut (kendi) ac iken (baskasını) doyurmaktır

    [15] yakını olan bir yetimi

    [16] yahut topraga uzanıp kalmıs olan (yabancı) bir yoksulu

    [17] ve imana ermislerden ve birbirine sabrı ve merhameti tavsiye edenlerden olmaktır

    [18] Iste boyleleri durustluge ve erdemlilige erismis olanlardır

    [19] Bizim mesajlarımızın dogrulugunu inkara sartlanmıs olanlar ise kotuluge batmıs kimselerdir

    [20] uzerlerine salınmıs ates (ile)

    Şems

    Surah 91

    [1] Gunesi ve onun aydınlık veren parlaklıgını dusun

    [2] ve gunesi(n ısıgını) yansıtan ayı

    [3] Dunyayı gun ısıgına cıkaran gunduzu dusun

    [4] ve onu karanlıga bogan geceyi

    [5] Gokyuzunu ve onun harika yapısını dusun

    [6] ve yeryuzunu, onun (ucsuz bucaksız) genisligini

    [7] Insan benligini dusun ve onun nasıl (yaratılıs) amacına uygun sekillendirildigini

    [8] ve nasıl ahlaki zaaflarla oldugu kadar Allah´a karsı sorumluluk bilinciyle de donatıldıgını

    [9] Her kim (benligini) arındırırsa, kesinlikle mutluluga erisecektir

    [10] onu (karanlıga) gomen ise husrandadır

    [11] Semud (kavmi,) kaba bir kustahlıkla (bu) hakikati yalan saydı

    [12] iclerinden en onulmaz azgınları, (zulum yapmak icin) ileri atılırken

    [13] Allah´ın Elcisi onlara: "Su disi deve Allah´ındır, oyleyse bırakın suyunu icsin (ve ona bir zarar vermeyin)!" demisti

    [14] Ama onlar Elci´yi (hice sayıp) yalanladılar ve deveyi vahsice bogazladılar; bunun uzerine Rableri, bu gunahları yuzunden onları yıkıma ugrattı ve tumunu birden yok etti

    [15] cunku (onlardan) hicbiri baslarına gelecek seyin korkusunu tasımıyordu

    Leyl

    Surah 92

    [1] Dusun (yeryuzunu) karanlıga bogan geceyi

    [2] ve aydınlıgı yukselten gunduzu

    [3] Erkegin ve disinin yaratılısını dusun

    [4] Gercekte, (ey insanlar,) siz cok cesitli hedefler pesindesiniz

    [5] Her kim (baskaları icin) harcar ve Allah´a karsı sorumluluk bilinci tasırsa

    [6] ve nihai guzelligin/iyiligin gercekligine inanırsa

    [7] iste onun icin (nihai) huzur ve rahatlıga giden yolu kolaylastıracagız

    [8] Cimrilik yapana ve kendi kendine yeterli oldugunu zannedene

    [9] ve nihai guzelligi/iyiligi yalanlayana gelince

    [10] onun icin zorluga ve sıkıntıya giden yolu kolaylastırırız

    [11] bakalım serveti onu koruyacak mı (mezarına) girdigi zaman

    [12] Bakın, Bize dusen dogru yolu gostermektir

    [13] ve hem oteki dunya, hem de (hayatınızın) bu ilk bolumu (uzerindeki hakimiyet) Bize aittir

    [14] Iste, sizi alevler sacan atese karsı uyarıyorum

    [15] (oyle bir ates ki) kimse girmez, en onulmaz azgınlar dısında

    [16] hakikati yalanlayan ve (ondan) yuz ceviren (azgınlar)

    [17] Ama, Allah´a karsı sorumlulugunun bilincinde olanlar (atesten) uzak kalacak

    [18] arınmak icin servetini (baskalarına) harcayanlar

    [19] gordugu bir iyiligin karsılıgı olarak degil

    [20] ama yalnızca yuce Rabbinin rızasını kazanmak icin

    [21] iste boyleleri de, zamanı geldiginde sevinci tadacaklar

    Duhâ

    Surah 93

    [1] Aydınlık sabahı dusun

    [2] ve durgun, karanlık geceyi

    [3] Rabbin seni ne unuttu ne de darıldı

    [4] oteki dunya senin icin (hayatının) bu ilk bolumunden mutlaka daha iyi olacak

    [5] Ve zamanı geldiginde Rabbin sana (kalbinden geceni) bagıslayacak ve seni hosnut kılacak

    [6] O seni yetim olarak bulup bir sıgınak vermedi mi

    [7] Ve yolunu kaybetmis gorup seni dogru yola ulastırmadı mı

    [8] Ihtiyac icinde bulup seni tatmin etmedi mi

    [9] Oyleyse yetime haksızlık yapma

    [10] yardım isteyeni asla geri cevirme

    [11] ve (her zaman) Rabbini(n) nimetlerini an

    İnşirâh

    Surah 94

    [1] Biz kalbini ac(ıp ferahlat)madık mı

    [2] ve uzerinden yuku kaldırmadık mı

    [3] o belini buken (yuku)

    [4] Serefini ve itibarını yukseltmedik mi

    [5] Elbette her guclukle birlikte bir kolaylık vardır

    [6] Suphesiz, her guclukle bir kolaylık

    [7] Oyleyse (sıkıntıdan) kurtuldugun zaman saglam dur

    [8] ve yalnız Rabbine sevgi ile yonel

    Tîn

    Surah 95

    [1] Inciri ve zeytini dusun

    [2] ve Sina Dagını

    [3] ve bu guvenli toprakları

    [4] Gercek su ki biz insanı en guzel sekilde yaratırız

    [5] ve sonra onu asagıların en asagısına indiririz

    [6] iman edip dogru ve yararlı isler yapanlar haric. Onlar icin kesintisiz bir odul vardır

    [7] Oyleyse, (ey insan,) nedir bu ahlaki degerler sistemini yalanlamana yol acan

    [8] Allah hukmedenlerin en adili degil mi

    Alak

    Surah 96

    [1] Oku yaratan Rabbin adına

    [2] insanı bir yumurta hucresinden yaratan

    [3] Oku, cunku Rabbin Sonsuz Kerem Sahibidir

    [4] (insana) kalemi kullanmayı ogretendir

    [5] insana bilmedigini belleten

    [6] Gercek su ki insan futursuzca azar

    [7] ne zaman kendini yeterli gorse

    [8] oysa, herkes eninde sonunda Rabbine donecektir

    [9] Hic dusundun mu su engellemeye kalkısanı

    [10] (Allah´ın) bir kulu(nu) namazdan

    [11] Hic dusundun mu o dogru yolda mıdır

    [12] ya da Allah´a karsı sorumluluk bilinciyle yuklu mu

    [13] Hic dusundun mu onun hakikati yalanla(ma)yabilecegini ve sırtını (ona) don(mey)ebilecegini

    [14] O bilmez mi ki Allah (her seyi) gorur

    [15] Hayır, eger vazgecmezse, onu alnından tutup surukleyecegiz

    [16] o yalancı, isyankar alnından

    [17] Bırak, kendi aklının (asılsız, duzmece) tavsiyelerini (yardımına) cagırsın

    [18] (o zaman) Biz de semavi azap guclerini cagırırız

    [19] Hayır, ona kulak verme, ama (Allah´ın huzurunda) yere kapan ve (O´na) yakınlas

    Kadir

    Surah 97

    [1] Biz bu (ilahi kelam)ı Kadir Gecesi´nde indirdik

    [2] Bilir misin nedir Kadir Gecesi

    [3] Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlıdır

    [4] o gece melekler, Rablerinin izniyle ilahi bir esin tasıyarak boluk boluk inerler; (insanı) her turlu (kotuluk)ten

    [5] emin kılar bu (gece), ta safak vaktine kadar

    Beyyine

    Surah 98

    [1] Hakikati inkara sartlanmıs olanlar, -ister gecmis vahyin mensuplarından isterse Allah´tan baskasına da ilahlık yakıstıranlardan (olsunlar)- kendilerine hakikatin acık kanıtları gelmeden (O´nun tarafından) gozden cıkarılacak degillerdir

    [2] (onlara) kutsanmıs tertemiz vahiyler ileten Allah´tan bir elci (gelmeden)

    [3] dogrulugu kesin ve acık hukumler tasıyan (vahiyler ileten bir elci)

    [4] Ama kendilerine daha once vahiy verilenler, hakikatin boyle bir kanıtı geldikten sonra (inanc) birlikteliklerini bozdular

    [5] Oysa kendilerine yalnızca Allah´a ibadet etmeleri, butun ictenlikleriyle yalnız O´na iman ederek batıl olan her seyden uzak durmaları; namazlarında dikkatli ve devamlı olmaları; ve karsılıksız harcamada bulunmaları emrolunmustu cunku bu, dogrulugu kesin ve acık olan bir ahlaki degerler sistemidir

    [6] Gercek su ki, (butun kanıtlara ragmen) hakikati inkara sartlanmıs olanlar, -ister gecmis vahyin mensuplarından, isterse Allah´tan baskasına da ilahlık yakıstıranlardan (olsunlar)- kendilerini cehennem atesinde kalıcı bulacaklar. Onlar, butun yaratıkların en serlileridir

    [7] (Ve) iman edip dogru ve yararlı islerde bulunanlar, iste onlar, butun yaratıkların en hayırlılarıdır

    [8] Onların odulleri Allah katında (kendilerini bekler;) icinden ırmaklar akan, sonsuza kadar kalacakları sınırsız nimet bahceleri. Allah onlardan hosnuttur ve onlar da Allah´tan. Butun bunlar Rablerini urpertiyle hissedenler icindir

    Zilzâl

    Surah 99

    [1] Yer, o (son) muthis sarsıntı ile sarsıldıgında

    [2] ve yeryuzu agırlıklarını attı(gında)

    [3] ve insan: "Ona ne oluyor?" diye bagırdı(gında)

    [4] o Gun yer, butun haberlerini ortaya dokecek

    [5] Rabbinin vahyettigi sekilde

    [6] O Gun butun insanlar, (gecmis) fiillerini gormek uzere biri oburunden ayrılmıs olarak ortaya cıkacaklar

    [7] Ve kim zerre kadar iyilik yapmıssa, onu(n karsılıgını) gorecek

    [8] kim de zerre kadar kotuluk yapmıssa onu(n karsılıgını) gorecektir

    Âdiyât

    Surah 100

    [1] Ooo! Nefes nefese kosan binek atları

    [2] ates sacan kıvılcımlar

    [3] sabah vakti akına kosan

    [4] boylece toz bulutları yukselten

    [5] (korcesine) bir ordunun icine dalan

    [6] Gercek su ki, insan Rabbine karsı cok nankordur

    [7] ve kendisi (de) buna sahittir

    [8] cunku servet hırsına kapılmıstır

    [9] Ama bilmez mi ki (Ahiret Gunu,) herkes mezarından ayaga kalkıp dısarı cıktıgında

    [10] ve insanların kalplerinde (gizli) olan her sey ortaya dokuldugunde

    [11] iste o Gun Rableri, onların her halinden haberdar (oldugunu gosterecek)tir

    Kâria

    Surah 101

    [1] Ah! Apansız (gelen) bir bela

    [2] Ne korkunctur apansız (gelen) bela

    [3] Bilir misin nedir, nasıl olacaktır o apansız bela

    [4] (O,) insanların saskın vaziyette ucusan pervanelere benzeyecegi Gun

    [5] ve dagların yumusak yun topaklarını andıracagı Gun (vuku bulacaktır)

    [6] O zaman, (iyiliklerinin) tartısı agır basan

    [7] kendisini mutlu bir hayat icinde bulacak

    [8] tartısı hafif gelen ise

    [9] bir ucurumun girdabına suruklenecektir

    [10] Bilir misin nedir o (ucurum)

    [11] Daglayan bir ates

    Tekâsür

    Surah 102

    [1] Bir acgozluluk saplantısı icindesiniz

    [2] mezarlarınıza girinceye dek (suren)

    [3] Ama, zamanı geldiginde anlayacaksınız

    [4] Evet, evet! Zamanı geldiginde anlayacaksınız

    [5] Hayır, (onu) tartısılmaz bir kesinlikle anlasaydınız

    [6] (cehennemin) yakıcı atesini mutlaka gorurdunuz

    [7] Sonunda onu keskin bir gozle mutlaka goreceksiniz

    [8] ve o Gun hayatın nimetleri(ne karsı yaptıklarınız) icin mutlaka sorguya cekileceksiniz

    Asr

    Surah 103

    [1] Dusun zamanın akıp gidisini

    [2] Gercek su ki, insan ziyandadır

    [3] meger ki imana erip dogru ve yararlı isler yapanlardan olsun ve birbirlerine hakkı tavsiye edenlerden, birbirlerine sabrı tavsiye edenlerden

    Hümeze

    Surah 104

    [1] Vay haline iftira atanın ve ayıp kusur arayanın

    [2] (Vay haline o kisinin) ki, serveti biriktirir ve onu bir kalkan sayar

    [3] zanneder ki serveti onu sonsuza dek yasatacak

    [4] Hayır, tersine, (oteki dunyada) cokerten bir azaba terk edilecektir o

    [5] Bilir misin nedir o cokerten azap

    [6] Allah tarafından tutusturulan bir ates

    [7] (gunahkar) kalplerin ustunde yukselen

    [8] uzerlerine salınacak (bir ates)

    [9] sonsuz sutunlar arasında

    Fîl

    Surah 105

    [1] Haberin yok mu Rabbin Fil Ordusu´na ne yaptı

    [2] Onların kurnazca planlarını tamamen bozmadı mı

    [3] Uzerlerine kalabalık suruler halinde ucan varlıklar saldı

    [4] onlara onceden tesbit edilmis tas gibi sert azap darbeleri vurdular

    [5] ve onları yalnız sap dipleri kalasıya yenmis bir ekin tarlasına benzettiler

    Kureyş

    Surah 106

    [1] Kureys´in emniyeti saglanabilsin diye

    [2] kıs ve yaz seferlerindeki emniyeti

    [3] O halde bu Mabed´in Rabbine kulluk etsinler

    [4] O ki, ac kalmasınlar diye onları beslemis ve tehlikelerden emin kılmıstır

    Mâûn

    Surah 107

    [1] Hic butun bir ahlaki degerler sistemini yalanlayan (birini) tasavvur edebilir misin

    [2] Iste boyle biridir, yetimi itip kakan

    [3] yoksulu doyurma arzusu/gayreti duymayan

    [4] Yazıklar olsun su namaz kılıp duranlara

    [5] onlar ki kalpleri namazlarına yabancıdır

    [6] onlar ki niyetleri yalnızca gorulup takdir edilmektir

    [7] ve ustelik onlar, (insanlara) en ufak bir yardımı bile reddederler

    Kevser

    Surah 108

    [1] Bak, Biz sana bol nimet verdik

    [2] o halde (yalnız) Rabbine ibadet et ve (yalnız O´nun adına) kurban kes

    [3] Su gercek ki, senden nefret eden, (her turlu iyilik ve guzellikten) kesilmektedir

    Kâfirûn

    Surah 109

    [1] De ki: "Siz ey hakikati inkar edenler

    [2] Ben tapmam sizin taptıgınıza

    [3] siz de tapmazsınız benim taptıgıma

    [4] Ve ben tapmayacagım (asla) sizin tapıp durdugunuza

    [5] siz de (hic) tapmayacaksınız benim taptıgıma

    [6] Sizin dininiz size, benimki bana

    Nasr

    Surah 110

    [1] Allah´ın yardımı ve zafer geldiginde

    [2] ve insanların Allah´ın dinine dalga dalga girdiklerini gordugunde

    [3] Rabbinin sınırsız sanını yucelt, O´na hamdet ve O´ndan magfiret dile cunku O, her zaman tevbeleri kabul edendir

    Tebbet

    Surah 111

    [1] Kahrolsun o parlak yuzlunun iki eli ve kahrolsun kendisi

    [2] Ne faydası olacak servetinin ve kazancının

    [3] (Oteki dunyada) siddetle parlayan bir atese atılacak

    [4] igrenc soylentilerin tasıyıcısı olan karısı ile birlikte

    [5] (o ki,) boynunda bukulmus iplerden bir halat (tasır)

    İhlâs

    Surah 112

    [1] De ki: "O, Tek Allah´tır

    [2] Allah, Oncesiz ve Sonrasız, Butun Evrenin Asıl Sebebi

    [3] O dogurmamıstır, dogurulmamıstır

    [4] ve hicbir sey O´na denk tutulamaz

    Felak

    Surah 113

    [1] De ki: "Sıgınırım ben yukselen safagın Rabbine

    [2] O´nun yarattıklarının serrinden

    [3] ve bastıran kapkara karanlıgın serrinden

    [4] karanlık islere duskun tum insanların serrinden

    [5] ve kıskanclık duydugunda kıskancın serrinden

    Nâs

    Surah 114

    [1] De ki: "Sıgınırım ben insanların Rabbine

    [2] insanların Hakimine

    [3] insanların Ilahına

    [4] fısıldayan sinsi ayartıcının serrinden

    [5] insanların kalbine fısıldayan

    [6] gorunmez gucler(in) ve insanlar(ın butun ayartmaların)dan