[2] Uzerinde hicbir supheye yer olmayan bu ilahi kelam Allah´a karsı sorumluluklarının bilincinde olanlara bir rehber (olarak indirilmis)tir
[3] Onlar ki, insan idrakini asa(n olguların varlıgı)na inanırlar ve namazlarında dikkatli ve devamlıdırlar; kendilerine verdigimiz rızıktan baskaları icin harcarlar
[4] Ve onlar (ey peygamber), sana indirilene de senden once indirilmis olana da iman ederler, oteki dunyanın varlıgından butun kalpleriyle emindirler
[5] Iste Rablerinin gosterdigi yolda yuruyenler onlardır, mutluluga erisecek olanlarda
[6] Unutma ki, hakikati inkara sartlanmıs olanlar icin kendilerini uyarıp uyarmaman fark etmez; onlar inanmazlar
[7] Allah onların kalplerini ve kulaklarını muhurlemistir ve gozleri uzerinde de bir perde vardır; dehset verici bir azap beklemektedir onları
[8] Ve oyle kimseler var ki, gercekte inanmadıkları halde "Biz Allah´a ve Ahiret Gunu´ne inanıyoruz" derler
[9] (Aslında) onlar, (boylece) Allah´ı ve iman etmis olanları kandırmak isterler. Halbuki kendilerinden baska kimseyi kandıramazlar; ve bunu da fark etmezler
[10] Kalpleri hastalıklıdır, Allah hastalıklarını daha da artırmıstır ve ısrarlı yalanlarından dolayı onları siddetli bir azap beklemektedir
[11] Onlara "Yeryuzunde yozlasmaya ve curumeye yol acmayın!" dediklerinde "Biz sadece duzeltmeye ve iyilestirmeye calısıyoruz!" diye cevap verirler
[12] Gercekte onlar yozlasmaya ve curumeye yol acan kimselerdir, ama bunu (kendileri de) idrak etmezler
[13] Onlara: "Diger insanların inandıgı gibi inanın!" denildiginde, "(Su) dar kafalıların inandıgı gibi mi?" diye cevap verirler. Gercekte onlardır dar kafalılar, ama bunu bilmezler
[14] Ve iman etmis olanlarla karsılastıkları zaman da, "Biz de (sizin gibi) inanıyoruz!" iddiasında bulunurlar; ama seytani durtuleriyle bas basa kaldıklarında, "Aslında biz sizin yanınızdayız, onlarla sadece egleniyoruz" derler
[15] Allah da bu alaycı tavırlarından dolayı onlara hak ettikleri karsılıgı verecek ve onları kustahlıkları ile bas basa saskınca bocalamaya terk edecektir
[16] (Cunku) onlar, hidayete karsılık sapıklıgı satın almıslar, ama ne (bu) ticaretleri onlara fayda saglamıs, ne de (baska bir sekilde) hidayet bulmuslardır
[17] Onların hali, ates yakan oyle kimselerin haline benzer ki, o (ates), cevresini aydınlatır aydınlatmaz Allah, gormesinler diye ısıklarını alıp onları zifiri karanlıga gomer
[18] Onlar, sagır, dilsiz, kordurler; ve (artık) geriye donusleri de yoktur
[19] Ya da (onların durumu) gokten zifiri karanlıklar icinde gok gurultusu ve simsekle gelen siddetli bir saganag(a benzer): Olumun dehseti icinde yıldırımlardan korunmak icin parmakları ile kulaklarını tıkarlar, ama Allah hakikati inkar edenleri (kudreti ile) kusatır
[20] Cakan simsekler neredeyse gozlerini alıverir; ısık verince hareket ederler, karanlık cokunce oldukları yerde cakılıp kalırlar. Sayet Allah dileseydi, onları isitme ve gorme (yetenek)lerinden yoksun bırakabilirdi: Cunku Allah her seye kadirdir
[21] Ey insanlar! Sizi ve sizden once yasamıs olanları yaratan Rabbinize kulluk edin ki, O´na karsı sorumlulugunuzun bilincine varasınız
[22] O ki, yeryuzunu size bir dinlenme yeri, gokyuzunu bir cardak yapmıs, gokten su indirmis ve onunla size rızık olarak meyveler cıkarmıstır: O halde (Bir ve Tek Ilah oldugunu) bile bile Allah´a ortaklar kosmayın
[23] Eger kulumuz (Muhammed)´e katımızdan safha safha indirdigimiz vahyin bir kısmından suphe ediyorsanız o zaman aynı degerde bir sure getirin (de gorelim) ve -eger dediginiz dogruysa- Allah´tan baskalarını da size sahitlik etmeleri icin cagırın
[24] Eger bunu yapamıyorsanız -ki kesinlikle yapamayacaksınız- o zaman yakıtı insanlar ve taslar olan, hakikati inkar edenler icin hazırlanmıs atesi bekleyin
[25] Ama imana ermis olup dogru ve yararlı isler yapanlara, iclerinden ırmaklar akan has bahcelerin kendilerine ait olacagını mujdele! Onlara ne zaman rızık olarak oradan bazı urunler bahsedilse, "Bunlar, bize daha once bahsedilenlerin aynısıymıs" diyecekler. Cunku onlara o(gecmiste tadılanlar)ı hatırlatacak seyler verilecek. Onlar, orada tertemiz esler bulacaklar ve orayı mesken edinecekler
[26] Bakın, Allah, bir sivrisinegi (hatta) ondan daha kucuk bir seyi ornek getirmekten kacınmaz. Imana ermis olanlara gelince, onun Rablerinden gelen bir hakikat oldugunu bilirler. Hakikati inkara sartlanmıs olanlar ise, "Bu ornek ile Allah ne demek istiyor acaba?" derler. Bu yolla Allah, bir cogunu saptırırken bir cogunu da dogruya yoneltir, fakat fasıklardan baskasını saptırmaz
[27] Onlar ki, (fıtratlarına) yerlestikten sonra Allah´a karsı taahhutlerini bozarlar, Allah´ın birlestirilmesini emrettigi seyi koparıp ayırır ve yeryuzunu fesada verirler: Iste bunlardır husrana ugrayanlar
[28] Cansız iken size hayat veren ve sizi olume goturen, sonra tekrar hayata kavusturan ve (sonunda) Kendisine donduruleceginiz Allah´ı nasıl inkar edersiniz
[29] Ve dunya uzerinde ne varsa sizin icin yaratan, plan ve tasarımını goklere uygulayıp onları yedi gok seklinde duzenleyen O´dur; ve yalnızca O´dur her seyin tam bilgisine sahip olan
[30] Iste o zaman Rabbin meleklere: "Bakın, Ben yeryuzunde ona sahip cıkacak birini yaratacagım!" demisti. Onlar: "Seni ovguyle yuceltip takdis eden bizler dururken, orada bozgunculuga ve yozlasmaya yol acacak ve kan dokecek birini mi yaratacaksın? dediler. (Allah) "Sizin bilmediginiz (cok sey var, onları) Ben bilirim!" diye cevapladı
[31] Ve O, Adem´e her seyin ismini ogretti, sonra onları meleklerin onune koydu ve "Dedikleriniz dogruysa haydi bu (seylerin) isimlerini Bana soyleyin bakalım!"dedi
[32] Onlar: "Sen kudret ve egemenlikte kusursuz ve eksiksizsin! Senin bize bildirdigin dısında bir bilgimiz yoktur. Dogrusu yalnız Sensin her seyi bilen, gercek hikmet Sahibi!" diye cevap verdiler
[33] O: "Ey Adem, bu (seylerin) isimlerini onlara bildir!" buyurdu. (Adem) isimleri onlara bildirince (Allah): "Size, ´goklerin ve yerin gizli gercegini, acıkladıklarınızın ve gizlediklerinizin tumunu yalnız Ben bilirim´ dememis miydim?" dedi
[34] Sonra Meleklere "(Haydi!) Adem´in onunde yere kapanın" dedigimizde Iblis dısında hepsi yere kapandı, o ise reddetti ve (ustelik) kustahca boburlendi: Boylece hakkı inkar edenlerden oldu
[35] Ve (sonra) "Ey Adem" dedik: "Sen ve esin bu bahceye yerlesin ve orada dilediginizden serbestce yiyin; ancak bir tek su agaca yaklasmayın ki zalimlerden olmayasınız
[36] Ama Seytan orada ikisini de yoldan cıkardı ve boylece sahip oldukları konumu yitirmelerine sebep oldu. Bu yuzden Biz: "Inin, (bundan boyle) kiminiz kiminize dusman olarak yasayın ve yeryuzunu bir muddet icin mesken edinip orada geciminizi saglayın!" dedik
[37] Derken Adem Rabbinden (yol gosterici) sozler aldı. Ve (Allah) O´nun tevbesini kabul etti: Cunku yalnız O´dur tevbeleri kabul eden, rahmet dagıtan
[38] Biz, "Hepiniz buradan cıkıp gidin!" dedikse de size yol gostericiligimiz devam edecektir: ve Benim yol gosterici mesajlarıma uyanlar icin artık ne korku vardır, ne de uzuntu
[39] Hakikati inkara sartlanmıs olanlara ve mesajlarımızı yalanlayanlara gelince -iste onlar, icinde yasayıp kalmak uzere atese mahkum olan kimselerdir
[40] Ey Israil ogulları! Size bagısladıgım o nimetleri hatırlayın ve Bana verdiginiz sozu tutun (ki) Ben de sozumu tutayım; ve Benden, yalnız Benden sakının
[41] Bunun icin de, size gecmiste bildirilmis olan haberleri dogrulayıcı nitelikte indirdigim bu vahye inanın; onun gercekligini inkar edenlerin oncusu olmayın; mesajlarımı kucuk bir kazanca degismeyin; ve Bana, yalnızca Bana karsı sorumluluk bilinci tasıyın
[42] Hakkı batıl ile ortup bile bile gizlemeyin
[43] Namazda dikkatli ve devamlı olun, karsılıksız yardımda bulunun ve namazda ruku edenlerle birlikte ruku edin
[44] Siz kendinizi unutarak diger insanlara erdemli olmayı mı ogutluyorsunuz -hem de ilahi kelamı okuyup durdugunuz halde?- Siz hic aklınızı kullanmaz mısınız
[45] (Ey muminler!) Sabır ve namazla yardım dileyin: Bu, tam bir sıgınma duygusu icinde yurekten Allah´a yonelenler dısında herkes icin zor bir istir
[46] Onlar ise (sonunda) Rablerine kavusacaklarını ve O´na doneceklerini kesinlikle bilirler
[47] Ey Israilogulları! Size bagısladıgım nimetleri ve sizin diger kavimlere karsı ustun gelmenizi sagladıgım gunleri hatırlasanıza
[48] Ve hicbir insanın otekine en ufak bir yararının dokunmayacagı, hic kimseden sefaatin kabul edilmeyecegi, kimseden fidye alınmayacagı ve hic kimsenin yardım gormeyecegi Gun(un mutlaka gelip catacagı) bilinciyle yasasanıza
[49] Ve (hatırlayın) azapların en korkuncu olarak -ki sizin icin Rabbinizden buyuk bir imtihandı- ogullarınızı bogazlayıp kadınlarınızı sag bırakan Firavun hanedanının elinden sizi kurtardıgımız (gunleri)
[50] Ve onunuzdeki denizi yararak sizi kurtarıp, Firavun hanedanını gozlerinizin onunde bogdugumuz (gunleri)
[51] Musa´yı (Sina Dagı´nda) kırk gece tuttugumuz ve O´nun yoklugunda (altın) buzagıya tapmaya basladıgınız ve boylece zalimlerden oldugunuz
[52] Dahası, (butun) bunlardan sonra, belki sukredenlerden olursunuz diye bu gunahınızı affettigimiz (gunleri)
[53] Ve (hatırlayın), Musa´ya ilahi kelamı -(boylece) dogruyu yanlıstan ayırt etmek icin (kullanacagı) olcuyu -vermistik ki dogru yola yonelesiniz
[54] Ve Musa, halkına (donup) "Ey halkım!" demisti. "Dogrusu buzagıya taparak kendinize karsı suc islediniz, o halde tevbe ederek (tekrar) Yaratıcınıza yonelin ve nefsinizi yok edin; bu, sizin icin Yaratıcınızın katında en hayırlısı olacaktır." Bunun uzerine O, tevbenizi kabul etmisti: Cunku yalnız O´dur tevbeleri kabul eden, Rahmet Dagıtan
[55] Ve (hatırlayın) (hani), "Ey Musa, dogrusu Allah´ı kendi gozumuzle gormedikce sana asla inanmayacagız!" dediginizde, (iste o an) siz daha (ne oluyor diye) cevrenize bakıp dururken ceza yıldırımı sizi yakalamıstı
[56] Ama olu (bir toplum) haline geldikten sonra belki sukredenlerden olursunuz diye sizi tekrar dirilttik
[57] Ve bulutların sizi golgeleri ile ferahlatmasını sagladık, ayrıca "Size rızık olarak verdigimiz guzel seylerden yararlanın" (diyerek) kudret helvası ve bıldırcın gonderdik. O soydaslarınız (isledikleri gunahlarla) bize hicbir zarar vermediler, fakat (sadece) kendilerine zulmettiler
[58] Ve yine (hatırlayın o gunleri), Biz, "Bu beldeye girin ve yiyeceklerinden dilediginiz kadar bol bol yiyin; fakat kapıdan (tevazu icinde) boyun egerek girin ve ´Gunahlarımızın yukunu uzerimizden kaldır!´ deyin ki, gunahlarınızı bagıslayayım ve iyilik yapanlara sınırsız mukafat vereyim" demistik
[59] Ama o zulmetmeye sartlanmıs olanlar kendilerine tevdi edilmis olan (soz)u baska bir sozle degistirdiler: bunun uzerinde Biz de yoldan cıkmalarından oturu o zalimlerin uzerine gokten bir bela indirdik
[60] Ve yine bir keresinde Musa, kavminin su ihtiyacı icin (Bize) yalvarmıstı ve Biz de kendisine: "Asanla kayaya vur" demistik. Bunun uzerine oradan on iki kaynak (birden) fıskırmıstı ki halkın tumu nereden (hangi kaynaktan) icecegini bilsin. (Ve Musa demisti): "Allah tarafından verilen rızıktan yiyip icin, ama yeryuzunun yozlasmasına ve curumesine yol acacak bozgunculuk yapmayın
[61] Ve bir zamanlar yine size: "Ey Musa, dogrusu biz bir cesit yiyecekle yetinemeyiz, oyleyse Rabbine dua et de bize topraktan yetisen urunler, sebze, salatalık, sarımsak, mercimek, sogan (gibi urunler) cıkarsın" demistiniz. (Musa): "Daha hayırlı (ve onurlu) olan durumu daha asagılık olanla mı degistirmek istiyorsunuz? O halde, utanc icinde Mısır´a donun; orada istediginiz seylere kavusabilirsiniz!" demisti. Boylece, onlara yoksulluk, duskunluk damgası vuruldu ve Allah´ın gazabına ugradılar. Butun bunlar, Allah´ın mesajının gercegini inkar etmedeki ısrarları ve haksız sekilde Peygamberleri oldurmeleri yuzundendir: Butun bunlar, (Allah´a) isyan etmeleri ve hakkın sınırlarını ihlal etmedeki ısrarlarından dolayıdır
[62] Kuskusuz, (bu ilahi kelama) iman edenler ile Yahudi inancının takipcilerinden, Hıristiyanlardan ve Sabiilerden Allah´a ve Ahiret Gunu´ne inanmıs, dogru ve yararlı isler yapmıs olanların tumu Rablerinden hak ettikleri mukafatları alacaklardır; ve onlar ne korkacak, ne de uzuleceklerdir
[63] Iste o zaman, Sina Dagı´nı uzerinize sahit tutarak ciddi ve samimi (gorunen) taahhudunuzu kabul etmis ve "Size bahsettigimiz seye (butun) gucunuzle sımsıkı sarılın ki Allah´a karsı sorumlulugunuzun bilincine varasınız!" (demistik)
[64] Ama siz ondan sonra sozunuzden dondunuz! Eger Allah´ın size lutfu ve merhameti olmasaydı kendinizi muhakkak ziyana ugrayanlar arasında bulurdunuz
[65] Nitekim, icinizde Sebt Gunu´nun kutsallıgını ihlal edenleri biliyoruz; bu davranıslarınızdan oturu onlara: "Asagılık maymunlar gibi olun!" dedik
[66] Ve onları hem kendi zamanları, hem de butun gelecek zamanlar icin uyarıcı bir ornek kıldık, Allah´a karsı sorumluluklarının bilincinde olanlara da ibret alınacak bir ders
[67] Hani, o zaman Musa, halkına: "Dinleyin! Allah bir sıgır kurban etmenizi emrediyor" demisti. Onlar: "Sen bizimle alay mı ediyorsun?" dediler. O: "Bu kadar cahil olmaktan Allah´a sıgınırım!" diye cevap verdi
[68] Onlar: "(Madem oyle), Rabbine bizim icin dua et de bunun nasıl bir kurban olacagını bize acıklasın" dediler. (Musa) "Bakın!" dedi, "O, ne yaslı ne korpe, ama ikisi arasında orta yasta bir sıgır olmasını istiyor. O halde size verilen emri yerine getirin
[69] Onlar: "Rabbine bizim icin dua et de onun renginin nasıl olacagını bize acıklasın" dediler. (Musa´nın) cevabı su oldu: "O, kurbanın sarı renkte, parlak tonda, gorenlere zevk veren bir sıgır olmasını istiyor
[70] Onlar: "Rabbine bizim icin dua et de onun nasıl olacagını bize (daha acık) bildirsin, (cunku) bize gore tum sıgırlar birbirine benzer; ve sonra, Allah arzu ederse biz elbette dogru yola yoneliriz!" dediler
[71] (Musa´nın) cevabı su oldu: "O, kurbanın ekinleri sulamak veya topragı surmek icin hic kosulmamıs, kusursuz, alacasız bir sıgır olmasını istiyor." Onlar: "Iste, sonunda gercegi bildirdin!" dediler; ve hemen (onu) kurban ettiler, halbuki neredeyse hicbir sey yapmadan kalacaklardı
[72] Cunku ey Israilogulları, siz bir adam oldurmustunuz ve sonra da bu suclunun sorumlulugunu birbirinizin ustune atmıstınız. Oysa Allah, sizin ortbas ettiginiz her seyi acıga cıkarmaya kadirdir
[73] Biz dedik ki: "Bu (prensibi) bu gibi (cozumlenmemis cinayet olaylarının bazılarında da uygulayın: Bu yolla Allah canları olumden korur ve kendi iradesini size gosterir ki (bunu gorup) muhakemenizi kullan(mayı ogren)ebilirsiniz
[74] Ama, butun bunlardan sonra kalpleriniz katılastı; kaya gibi hatta daha da sert oldu; Cunku, unutmayın, oyle kayalar var ki icinden ırmaklar fıskırır; ve oylesi de var ki, yarıldıgında icinden su cıkar; bazısı da Allah korkusuyla (yerinden kopup) asagı yuvarlanır. Allah, yaptıklarınızdan gafil degildir
[75] Simdi, onların teblig ettigimiz seye inanacaklarını bekliyor musunuz? Aksine, bir cogu Allah´ın kelamını dinler ama onu anladıktan sonra bile bile carpıtırlar
[76] Nitekim, imana ermis olanlarla bulustuklarında, "(Sizin inandıgınız gibi) inanıyoruz!" derler; ama birbirleriyle bas basa kaldıklarında, "Rabbinizin kelamını size karsı koz olarak kullansınlar diye mi Allah´ın size acıkladıgı seyleri onlara haber veriyorsunuz? Aklınızı basınıza toplamayacak mısınız? derler
[77] Bilmezler mi ki Allah, acıga vurdukları seylerden de gizlediklerinden de haberdardır
[78] Onlar arasında ilahi kelamın gercek bilgisine sahip olmayan, kitap ile ilgisiz insanlar var; (ki bunlar) sadece bir takım kuruntular(a tabi olurlar) ve zanna dayanırlar
[79] O halde, yazıklar olsun onlara ki, kendi elleriyle, ilahi kelam(dan oldugunu iddia ettikleri hususlar)ı kaydettikten sonra, az bir kazanc elde etmek icin, "Bu Allah´tandır!" derler. (Boyle diyerek) kendi elleriyle kaydettiklerinden oturu yazıklar olsun onlara! Ve yine butun o kazandıklarından oturu yazıklar olsun boylelerine
[80] Ve onlar: "Ates bize birkac gunden fazla dokunmaz" derler. De ki (onlara): "Allah´tan bir soz mu aldınız -cunku Allah hicbir zaman sozunden caymaz- yoksa asla bilemeyeceginiz bir seyi mi Allah´a isnat ediyorsunuz
[81] Evet! Iste (boylesine) buyuk bir kotuluk isleyen ve (bunun) gunahıyla cepecevre kusatılan kimseler var ya, iste boyleleridir icinde kalmak uzere atese mahkum olanlar
[82] Imana ermis olup dogru ve yararlı isler yapanlara gelince, surekli icinde kalmak uzere cenneti hak edenler de iste bunlardır
[83] Ve bir zaman, (ey) Israilogulları, (sizden) su (konularda) kesin taahhut almıstık: "Allah´tan baskasına kulluk etmeyeceksiniz; akraba ve ebeveyninize, yetimlere ve fakirlere iyilik yapacaksınız; butun insanlarla guzellikle konusacaksınız; namazlarınızda dikkatli ve devamlı olacaksınız ve karsılıksız yardımda bulunacaksınız." Ama, birkacınız dısında bu sozunuzden dondunuz: zaten siz, inatcı, isyankar bir topluluksunuz
[84] O zaman, birbirinizin kanını dokmeyeceginize, birbirinizi yurtlarınızdan surmeyeceginize dair kesin soz almıstık sizden, siz de kabul etmistiniz; ve (simdi de) buna sahitlik yapıyorsunuz
[85] Buna ragmen yine sizlersiniz birbirinizi katleden ve -kesinlikle yasaklanmıs oldugu halde- kendi halkınızdan bir kısmını yurtlarından suren, onlara karsı gunahkarlık ve nefrette yarısıp yardımlasan ve esir olarak elinize dustuklerinde onları ancak fidye alarak bırakan! Boyle yaparak, ilahi kelamın bir kısmına inanıyor, diger kısmını inkar mı ediyorsunuz? Oyleyse bilin ki, icinizden boyle yapanların karsılıgı, butun dunya hayatında zilletten ve Kıyamet Gunu en acıklı azaba ugratılmaktan baska bir sey olmayacaktır. Zira Allah, yaptıklarınızdan gafil degildir
[86] Ahiret hayatı karsılıgında bu dunya hayatını satın alanlar var ya, iste boylelerinin azabı hafifletilmeyecek ve onlara yardım edilmeyecektir
[87] Biz Musa´ya ilahi kelamı bahsettik ve birbiri ardınca O´nu izleyen elciler gonderdik: Meryem oglu Isa´ya da hakikatin tum kanıtlarını vahy ettik ve O´nu kutsal ilham ile guclendirdik. (Ama) ne zaman bir elci hosunuza gitmeyen bir sey getirdiyse kustahlıkla haddi asarak bir kısmını oldurdunuz ve digerlerini yalanladınız, oyle degil mi
[88] Ama onlar: "Kalplerimiz zaten bilgi ile dolu!" derler. Hayır, bilakis Allah, onları hakikati kabullenmeyi reddettikleri icin gozden cıkarmıstır. Zira onlar sadece basmakalıp birkac seye inanırlar
[89] Ve ne zaman Allah katından onlara, halen sahip oldukları hakikati tasdik eden bir (yeni) vahiy geldiyse, daha once, hakikati inkara sartlanmıs olanlara karsı ustun gelmek icin yalvarıp yakardı(klarını carcabuk unutarak) daha once tanıdıkları (hakikati) bu defa inkara kalkıstılar. Ve Allah´ın laneti, hakikati inkar eden herkesin uzerindedir
[90] Allah´ın lutfunu diledigi kuluna bahsetmesini kıskanarak Allah´ın indirdigi hakikati inkar etmeleri ve boylece kendilerini kaptırdıkları su (bos gurur) ne kotu! Onlar boylece Allah´ın gazabını tekrar tekrar hak ettiler. Ve o hakikati inkar edenler icin hazırlanmıs utanc verici bir azap vardır
[91] Nitekim onlara: "Allah´ın indirdigine inanın!" denildiginde, "Biz (yalnızca) bize indirilene inanırız!" diye cevap verirler; ve zaten bildikleri bir gercegi tasdik ve teyit eden bir hakikat bile olsa, sonra gelen her haberi inkar ederler. De ki: "Madem (gercek) muminler idiniz neden Allah´ın onceki peygamberlerini oldurdunuz
[92] Gercekten Musa size hakikatin tum kanıtları ile gelmisti (ama) O´nun yoklugunda hemen (altın) buzagıya tapmaya baslamıs ve boylece haince bir davranıs icine girmistiniz
[93] Biz o zaman, Sina Dagı´nı uzerinize sahit tutarak, "Size emanet ettigimiz seye (butun) gucunuzle sarılın ve ona kulak verin!" (diyerek) sizden kesin bir taahhut almıstık. (Butun bu hatırlatmalara ragmen) onlar; "Dinledik, ama itaat etmiyoruz!" derler. Zira, hakikati reddetmeleri yuzunden bunların kalplerini (altın) buzagı sevgisi kaplamıstır. De ki: "Ne kotu (su) inancınızın sizi yonelttigi (sey)! Eger gercekten bir seylere inanıyorsanız
[94] De ki: "Eger Allah katındaki ahiret hayatı, baska hic kimseye degil de yalnız size mahsus ise ve kanaatinizde samimi iseniz o zaman olumu arzulamanız gerekmez mi
[95] Ama kendi elleriyle yapıp ettikleri ortadayken bunu hicbir zaman temenni etmeyecekler: Allah zalimleri her halleriyle bilmektedir
[96] Ve sen onları baskalarından daha ihtirasla hayata sarılmıs goreceksin, hatta Allah´tan baskasına ilahlık yakıstırmaya sartlanmıs olanlardan bile daha cok onların her biri binlerce yıl yasamak ister; halbuki uzun yasaması, boyle birini (ahirette) azaptan kurtarmaz; zira Allah onun butun yapıp ettiklerini gormektedir
[97] (Ey peygamber, onlara) sunu anlat: Kim ki, Allah´ın izniyle senin kalbine, onceki caglarda indirdiklerini dogrulayan, inananlara bir mustu ve rehber olan bu (ilahi kelam)ı indirdigi icin Cebrail´e dusmanlık besliyorsa
[98] Kim ki Allah´a, O´nun meleklerine, Cebrail ve Mikail de dahil O´nun elcilerine dusmanlık besliyorsa, bilsin ki Allah da hakikati inkar eden herkese dusmanlık beslemektedir
[99] Gercekten Biz sana apacık mesajlar indirdik ve onların gercekligini yoldan cıkmıs olanlardan baskası inkar etmez
[100] Ne zaman (Allah´a) soz verdilerse bazıları sozlerini (cigneyip) bir kenara atmadı mı? Gercek su ki, aslında onların cogu inanmıyor
[101] Ve(simdi bile), ne zaman Allah´tan onlara halen sahip oldukları hakikati tasdik eden bir elci gelse, kendilerini onceki caglarda vahyedilen kelama baglı sayanlardan bazısı, (O´nun dediklerinin) farkında degillermis gibi ilahi kelama sırtlarını donerler
[102] Ve (onun yerine) Suleyman´ın hukumdarlıgı sırasında seytanca niyetler tasıyan kimselerin telkin ede geldiklerine uyarlar. Hakikati inkar eden Suleyman degildi, ama o seytanca niyetler tasıyan kisiler halka sihir ogreterek hakikati inkar ettiler; -ve onlar, Babil´deki iki melek Harut ve Marut vasıtasıyla ihdas edilene (uyarlar)- gerci bu ikili, oncelikle, "Biz sadece ayartıcılar; sakın (Allah´ın vahyettigi) hakikati inkara yeltenmeyin!" seklinde uyarıda bulunmadan hic kimseye onu ogretmediler. Ve onlar, bu ikiliden, karı koca arasında nasıl huzursuzluk cıkarılacagını ogreniyorlardır; ancak Allah´ın izni olmadan onunla hic kimseye zarar veremedikleri gibi sadece kendilerine zarar veren ve hic faydası olmayan bir bilgi ediniyorlardı; oysa onlar, bu (bilgiyi) edinenin ahiret hayatının guzelliginden nasipsiz kalacagını biliyorlardı. Dogrusu, karsılıgında ruhlarını sattıkları o (sanat) ne kotudur, keske bunu bilselerdi
[103] Eger inansalar ve O´na karsı sorumluluklarının bilincinde olsalardı, dogrusu, Allah´ın mukafatı onlara iyilik getirecekti; keske bunu bilselerdi
[104] Siz ey imana ermis olanlar! (Peygambere) "Bizi dinle" demeyin; onun yerine, "Bize karsı tahammullu ol!" demeyi tercih edin. Ve (O´na) kulak verin. Cunku, hakikati inkar edenleri siddetli azap bekliyor
[105] Ne onceki vahyin takipcilerinden hakikati inkara yeltenenler, ne de Allah´tan baska seylere ilahlık yakıstıranlar, Rabbin tarafından sana indirilen bir hayrı gormekten hoslanırlar; ancak Allah diledigini rahmete ulastırır; zira Allah, sınırsız lutuf Sahibidir
[106] Biz yururlukten kaldırdıgımız veya unutturdugumuz her hangi bir mesajı mutlaka daha iyisi veya benzeri ile degistiririz. Allah´ın her seye kadir oldugunu bilmez misin
[107] Bilmez misin ki goklerin ve yerin hukumdarlıgı Allah´ındır ve Allah´tan baska sizi koruyacak ve yardım edecek hic kimse yoktur
[108] Yoksa, size gonderilmis olan Elci´den, daha once Musa´dan istenenleri mi istiyorsunuz? Ama her kim, hakikate inanmak yerine onu inkar etmeyi tercih ederse dogru yoldan sapmıs olur
[109] Kendilerini onceki vahye baglı sayanların cogu, kıskanclıklarından dolayı, sizi iman ettikten sonra yeniden hakikati inkara dondurmek isterler; (hatta) hakikat kendileri icin apacık ortaya cıktıktan sonra bile. Buna karsılık, siz (ey imana erisenler) Allah´ın iradesini ortaya koyacagı vakte kadar onları hosgorun ve dayanın: Unutmayın, Allah her seye kadirdir
[110] Namazınızda dikkatli ve devamlı olun, arındırıcı (mali) yukumlulugunuzu yerine getirin, cunku kendiniz icin onceden yaptıgınız her iyiligi Allah katında mutlaka bulacaksınız: Unutmayın, Allah butun yaptıklarınızı gorur
[111] Onlar: "Yahudi ve Hıristiyan olmadıkca hic kimse cennete giremez!" diye iddia ederler. Bu onların kuruntusudur! De ki: "Eger soylediklerinizde samimi iseniz, iddianızı kanıtlayın
[112] Evet, gercekten her kim tum benligini Allah´a teslim eder ve iyilik yapanlardan olursa, Rabbi katında mukafatını gorecektir, ve boyleleri ne korkacak, ne de uzulecekler
[113] Ayrıca Yahudiler, "Hıristiyanlar gecerli, tutarlı bir inanc temelinden yoksunlar" iddiasında bulunurken Hıristiyanlar da (aynı sekilde); "Yahudiler, gecerli, tutarlı bir inanc temelinden yoksunlar" diye iddia ederler; ve her iki taraf da (bu iddialarında) ilahi kelama atıfta bulunurlar! Hatta bilgiden yoksun bulunanlar, onların soylediklerini aynen tekrarlayıp dururlar; ama anlasamadıkları seyler konusunda Kıyamet Gunu aralarında hukum verecek olan Allah´tır
[114] Allah´ın adının O´nun meclislerinde anılmasına mani olan ve onları tahrip etmek icin calısan kimselerden daha zalim kim olabilir? Iste boylelerinin bu yerlere (Allah) korkusu dısında bir saikle girmeye hakları yoktur! Onlar icin bu dunyada zillet, ahirette ise korkunc bir azap vardır
[115] Dogu da Batı da Allah´ındır: Nereye donerseniz donun Allah´ın yonu orasıdır. Unutmayın ki, Allah rahmet ve kudretinde sınırsızdır, her seyi bilendir
[116] Bir kısım insanlar da, "Allah kendilerine bir ogul edindi!" iddiasında bulunurlar. (Asla!) O, yaratılmıslara ozgu boyle vasıflardan kesinlikle uzaktır. Goklerde ve yerde ne varsa yalnız O´nundur. Her sey butun varlıgıyla O´nun iradesine tabidir
[117] Goklerin ve yerin yaratıcısı O´dur; bir seyin olmasını istediginde ona sadece "Ol" der -ve o (sey hemen) oluverir
[118] (Yalnız) bilgiden yoksun olanlar: "Allah neden bizimle konusmaz ve neden bize (mucizevi) bir isaret gostermez?" derler. Onlardan once yasamıs olanlar da tıpkı onların dedikleri gibi demislerdi: Kalpleri hep birbirine benziyor. Gercekte Biz, butun isaretleri, yurekten inanıp tasdik etmeye niyetli olanlar icin acık ve anlasılır kıldık
[119] Dogrusu Biz seni (ey Peygamber) hakikat ile gonderdik: Bir mujdeleyici ve uyarıcı olarak; yakıcı atese mahkum olanlardan sen sorumlu degilsin
[120] Sen onların inanc sistemine uymadıkca ne Yahudiler ne de Hıristiyanlar senden memnun olmayacaklardır. De ki: "Dinleyin! Allah´ın rehberligi tek dogru rehberliktir." Ve dogrusu, sana ilim geldikten sonra onların sapık goruslerini takip etmeye devam edersen ne seni Allah´ın elinden alacak bir kimse bulursun, ne de yardımcı
[121] Kendilerine ilahi kelamı emanet ettiklerimiz (ve) ona geregi gibi uyanlar -iste onlardır (gercekten) iman edenler; hakikati inkara kalkısanlara gelince- iste onlardır asıl kaybedenler
[122] Ey Israilogulları! Size lutfettigim o nimetleri ve sizin diger kavimlere ustun gelmenizi sagladıgım gunleri hatırlayın
[123] Ve hicbir insanın digerine bir yararının olmayacagı, hic birinden fidye kabul edilmeyecegi; sefaatin fayda etmeyecegi ve hic kimseye yardım edilmeyecegi bir Gunu(n gelip catacagını) aklınızdan cıkarmayın
[124] Ve (sunu hatırlayın): Rabbi, Ibrahim´i buyrukları ile sınadıgında ve Ibrahim de bunları yerine getirdiginde O´na: "Seni insanlara onder yapacagım!" demisti. Ibrahim de sormustu: "Benim neslimden de mi (onderler cıkaracaksın)?" (Allah) cevap vermisti: "Benim ahdim zalimleri kapsamaz
[125] O zaman Biz Mabed´i insanların tekrar tekrar yonelecegi bir hedef ve bir kutsal sıgınak yapmıstık: Oyleyse Ibrahim icin vaktiyle belirlenen yeri ibadet mahalli edinin. Nitekim Biz, Ibrahim ve Ismail´e emrettik: "Mabedimi, onu tavaf edecekler icin, onun yanında tefekkure dalacaklar icin ve (namazda) ruku ve secde edecekler icin temiz tutun
[126] Ve Ibrahim: "Ey Rabbim!" diye yalvardı, "Burayı emin bir bolge yap ve halkından Allah´a ve Ahiret Gunu´ne iman edenlere bereketli rızıklar bagısla." (Allah): "Her kim hakikati inkar ederse, onun kısa bir sure zevk u sefa icinde yasamasına izin veririm -ama sonunda onu atesin azabına surerim; ne kotu bir duraktır o!" diye cevap verdi
[127] Ibrahim ve Ismail Mabed´in temellerini yukseltirken yalvardılar: "Ey Rabbimiz! Bunu kabul et; Sensin her seyi bilen, her seyi duyan
[128] Ey Rabbimiz, bizi Sana teslim olanlardan kıl ve bizim soyumuzdan Sana teslim olacak bir topluluk cıkar, bize ibadet yollarını goster ve tevbemizi kabul et: Suphesiz yalnız Sensin tevbeleri kabul eden, rahmet dagıtan
[129] Ey Rabbimiz! Soyumuz icinden onlara Senin mesajlarını iletecek, vahyi ve hikmeti ogretecek ve onları arındırıp temiz kılacak bir elci cıkar: Cunku yalnız Sensin kudret ve hikmet sahibi
[130] Ve dusunme melekeleri dumura ugramıs olanlar dısında kim, bu dunyada gercekten yucelttigimiz ve suphesiz ahirette de durust ve erdemliler arasında yer alacak olan Ibrahim´in inanc sistemini terk etmek ister
[131] Rabbi, O´na: "Bana teslim ol!" dediginde; "(Sana), butun alemlerin Rabbine teslim oldum!" diye cevap verdi
[132] Ve Ibrahim cocuklarına bunu aynen vasiyet etti; Yakup da (boyle yaptı): "Evlatlarım! Bakın, Allah size en saf ve temiz inancı bahsetti; oyleyse O´na teslim olmadan olumun sizi alt etmesine izin vermeyin
[133] Evet, siz, (ey Israilogulları) Yakub´un, son nefesini vermeye yaklasırken ogullarına: "Ben gittikten sonra siz kime kulluk edeceksiniz? diye seslendigine sahitsiniz. Onlar: "Senin tanrına, ataların Ibrahim, Ismail ve Ishak´ın tanrısına, O Tek Tanrıya kulluk edecek ve O´na teslim olacagız!" diye cevap verdiler
[134] Simdi o toplumlar gecip gittiler; onların kazandıkları kendilerine yazılacak, sizin kazandıklarınız ise size; ve siz, onların yaptıklarından oturu yargılanacak degilsiniz
[135] Onlar: "Yahudi ve Hıristiyan olun ki dogru yolu bulasınız" derler. De ki: "Hayır, (bizimki) batıl olan her seyden yuz ceviren ve Allah´tan baskasına ilahlık yakıstıranlardan olmayan Ibrahim´in inanc sistemi(dir)
[136] Deyin ki: "Biz Allah´a inanırız; ve bize indirilene ve Ibrahim´e, Ismail´e, Ishak´a, Yakub´a ve onların soyundan gelenlere indirilene; ve Musa´ya, Isa´ya ve Rableri tarafından (diger) tum peygamberlere tevdi edilmis olana (inanırız); onların arasında hicbir ayrım yapmayız. Ve biz O´na teslim olanlarız
[137] Eger (otekiler de) sizin inandıgınız gibi inanırlarsa suphesiz dogru yolu bulmus olurlar; yuz cevirirlerse de derin bir cıkmaza saplanmıs olurlar, ama Allah seni bundan korumaktadır. Zira yalnız O´dur her seyi isiten, her seyi bilen
[138] (De ki: "Hayatımız) Allah´ın rengi (ile renklenir!) Kim (hayata) Allah´tan daha guzel renk verebilir, eger gercekten O´na kulluk ediyorsak
[139] (Yahudi ve Hıristiyanlara) de ki: "Allah hakkında bizimle tartısıyor musunuz? Nasıl olur? O, bizim gibi sizin de Rabbinizdir; bizim isimiz bize, sizin isiniz de size aittir; ve biz kendimizi yalnızca O´na adamısızdır
[140] Ibrahim´in, Ismail´in, Ishak´ın, Yakub´un ve onların soyundan gelenlerin ´Yahudi´ yahut ´Hıristiyan´ olduklarını mı iddia ediyorsunuz?" De ki: "Allah´tan iyi mi biliyorsunuz? Allah tarafından kendilerine verilen bir delili ortbas edenden daha zalim kim olabilir? Ama Allah yaptıklarınızdan gafil degildir
[141] Simdi o toplumlar gelip gectiler; onların kazandıkları onlara yazılacak, sizin kazandıklarınız ise size. Ve siz onların yaptıklarından oturu yargılanacak degilsiniz
[142] Insanlar arasındaki dar kafalı dusunceler, "Simdiye kadar uydukları kıbleden onları vazgeciren nedir?" diyecekler. De ki: "Dogu da Batı da Allah´ındır; O, diledigini dogru yola iletir
[143] Ve boylece sizin dengeli ve olculu bir toplum olmanızı istedik ki (hayatınızla) tum insanlıgın huzurunda hakikatin sahitleri olmanız ve Elci de sizin huzurunuzda ona sahitlik yapsın. Ve Elci´ye uyanlar ile okceleri uzerinde gerisin geri donenler arasında acık bir ayrım yapabilmek amacıyla senin, (ey Peygamber) daha once yoneldigin hedefi (bu topluluk icin) kıble olarak tayin ettik: Suphesiz bu, Allah´ın dogru yola ulastırdıgı kisilerden baska herkes icin zor bir sınavdı. Allah sizin inancınızı kesinlikle goz ardı etmeyecektir; zira, unutmayın ki, Allah insana karsı en sefkatli olandır, rahmet kaynagıdır
[144] Biz, (ey Peygamber) senin sık sık yuzunu (bir kılavuz arayısı icinde) goge cevirdigini goruyoruz: ve simdi seni tam tatmin edecek bir kıbleye donduruyoruz. Artık yuzunu Mescid-i Haram´a cevir; ve siz, hepiniz, nerede olursanız olun, yuzunuzu (namaz esnasında) o yone dondurun. Dogrusu, daha once kendilerine vahiy tevdi edilmis olanlar, bu emrin Rablerinden gelen bir hakikat oldugunu cok iyi bilirler; ve Allah onların yaptıklarından habersiz degildir
[145] Ama daha once kendilerine vahiy tevdi edilmis olanların onune butun delilleri koymus olsaydın bile senin kıblene yonelmezlerdi; ne sen onların kıblelerine yonelirsin, ne de onlar birbirlerinin kıblelerine yonelirler. Ve eger sana ilim geldikten sonra onların asılsız goruslerine uysaydın muhakkak ki zalimlerden olurdun
[146] Daha once kendilerine vahiy verdiklerimiz, onu kendi cocuklarını tanıdıkları gibi tanırlar: Ancak bilin ki, onların bazısı hakikati bile bile ortbas eder
[147] Rablerinden gelen hakikati! O halde sen, suphe edenlerden olma
[148] Cunku her topluluk, merkezinde O´nun, (Allah´ın) bulundugu kendisine ait bir istikamete yoneltir. Oyleyse, iyi ve guzel islerde yarısın. Nerede olursanız olun Allah sizi kendi katında toplayacaktır: cunku, Allah her seye kadirdir
[149] Boylece, nereden gelirseniz gelin, (namazda) yuzunuzu Mescid-i Haram´a dogru cevirin. Bilin ki bu (emir) Rabbinizden gelen bir hakikattir; ve Allah, yaptıklarınızdan habersiz degildir
[150] O halde, nereden gelirseniz gelin, (namazda) yuzunuzu Mescid-i Haram´a cevirin ve nerede olursanız olun yuzunuzu ona cevirin ki, zulum yapmaya sartlanmıs olmadıkca insanların size karsı hicbir bahaneleri kalmasın. Onlardan korkmayın, Ben´den korkun. (Bana itaat edin) ki, size olan nimetimi tamamlayayım ve boylece siz de dogru yolu bulabilesiniz
[151] Nitekim size, mesajlarımı iletmesi, sizi arındırması, vahiy ve hikmeti bildirmesi ve bilmediklerinizi ogretmesi icin icinizden bir elci gonderdik
[152] Oyleyse Beni anın ki, Ben de sizi anayım; Bana sukredin ve Beni inkar etmeyin
[153] Siz ey imana ermis olanlar! Sarsılmaz bir sabır ve namaz ile yardım arayın; zira, unutmayın, Allah zorluklara karsı sabredenlerle birliktedir
[154] Allah yolunda oldurulenlere "olu" demeyin: Hayır, onlar yasıyor, ama siz farkında degilsiniz
[155] Muhakkak ki, olum tehlikesiyle ve aclıkla, dunya malının, canın ve (alın teri) urunlerinin kaybı ile sizi sınayacagız. Ama zorluklara karsı sabredenlere iyi haberler mujdele
[156] Ki, onların basına bir musibet gelince, "Dogrusu biz Allah´a aidiz ve muhakkak O´na donecegiz!" derler
[157] Iste Rablerinin nimetleri ve lutfu onlar icindir ve dogru yol uzerinde olanlar iste onlardır
[158] (O halde) unutmayın, Safa ve Merve, Allah tarafından konulmus sembollerdendir; boylece hac veya umre icin Mabede gelen birinin bu ikisi arasında gidip gelmesinde bir mahzur yoktur. Zira, eger kisi, yapılması gerekenden daha cok iyilik yaparsa bilsin ki Allah, sukre bol karsılık verendir, her seyi bilendir
[159] Bakın, katımızdan indirdigimiz hakikatin ve rehberligin delilini ilahi kelam aracılıgıyla insanlıgın onune koyduktan sonra onu gizleyip ortbas edenlere gelince: Iste onlardır Allah´ın lanet edecegi ve onlardır yargılama yetenegine sahip herkesin de lanet yagdıracagı
[160] Ancak, tevbe edenler, kendilerini duzeltenler ve (teblig edilen) hakikati duyuranlar bunun dısındadır: Onların tevbesini kabul edecegim; zira yalnız Benim tevbeleri kabul eden, rahmet dagıtan
[161] Hakikati inkara sartlanmıs olanlara ve hakikat inkarcıları olarak olenlere gelince: Onların cezası, Allah´ın, meleklerin ve tum (durust ve erdemli) insanların lanetine ugramalarıdır
[162] Onlar bu halde kalacaklar; (ve) ne azapları hafifletilecek, ne de soluk almalarına imkan verilecek
[163] Ve sizin tanrınız, Tek Tanrı´dır; O´ndan baska tanrı yoktur; Rahmandır, Rahimdir
[164] Kuskusuz, goklerin ve yerin yaratılısında, gece ile gunduzun birbirini takip edisinde; insanlara faydalı yuklerle denizlerde seyreden gemilerde; Allah´ın gokten indirerek onunla olu topraga can verdigi ve her cesit canlının cogalmasını sagladıgı yagmurlarda; ruzgarların (yonunun) degismesinde ve gokle yer arasında kendileri icin tayin edilmis belirli guzergahlarda akan bulutlarda: (butun bunlarda) dusunup, akıllarını kullananlar icin mesajlar vardır
[165] Ama hala Allah´a rakip gordukleri varlıklara inanmayı tercih eden ve onları (yalnızca) Allah´a ozgu (olması gereken) bir sevgi ile seven insanlar var: Halbuki imana ermis olanlar, Allah´ı baska her seyden daha cok severler. Zulum yapmaya sartlanmıs olanlar, (Kıyamet Gunu) azaba ugratıldıkları zaman gorecekleri gibi, butun kudretin yalnızca Allah´a ait oldugunu ve Allah´ın cezalandırmada ne cetin oldugunu da keske gorselerdi
[166] (O Gun, haksız yere) kutsananlar, kendilerine tabi olanları tanımazlıktan gelecekler ve onlara tabi olanlar, butun umitleri paramparca olmus bir sekilde (kendilerini bekleyen) azabı cekeceklerdir
[167] Ve o tabi olanlar, "(Hayatta) ikinci bir fırsat yakalasaydık da onların bizi tanımazlıktan geldigi gibi biz de onları gormezden gelip reddetseydik!" diyecekler. Boylece, Allah yapıp ettiklerini onlara acı bir pismanlık (duygusu) tattırarak gosterecektir; ve onlar atesten cıkarılmayacaklardır
[168] Ey Insanlar! Yeryuzunde mesru ve iyi ne varsa ondan nasibinizi alın ve Seytanın izinden gitmeyin: Zira o sizin apacık dusmanınızdır
[169] Sizi yalnız kotuluk islemeye, igrenc ve cirkin isler yapmaya ve hakkında bilgi sahibi olmadıgınız seyleri Allah´a isnat etmeye cagırır
[170] Ama onlara, "Allah´ın indirdigine uyun!" denildiginde bazıları: "Hayır, biz (yalnız) atalarımızdan gordugumuz (inanc ve eylemler)e uyarız!" diye cevap verirler. Ya ataları akıllarını hic kullanmamıs ve hidayetten nasip almamıs iseler
[171] Boylece, hakikati inkara sartlanmıs olanların durumu, cobanın haykırısını isiten ama onu yalnız bir ses ve cagrı seklinde algılayan surunun durumuna benzer. Onlar sagırdırlar, dilsizdirler, kordurler; zira akıllarını kullanmazlar
[172] Ey imana ermis olanlar! Size rızk olarak sagladıgımız iyi seylerden nasiplenin ve Allah´a sukredin, eger gercekten O´na kulluk ediyorsanız
[173] O, size yalnız lesi, kanı, domuz etini ve uzerinde Allah´ın adından baska bir adın anıldıgı seyi yasakladı. Ama kim onlara mecbur kalırsa -bir arzu ve istah duymamak ve zaruri ihtiyacının ustune cıkmamak sartıyla- gunaha girmis olmaz: cunku, unutmayın, Allah cok bagıslayıcıdır, rahmet kaynagıdır
[174] Allah´ın indirdigi vahiyden bazı kısımları gizleyenler ve bunu az bir kazanc karsılıgı degistirenlere gelince: onlar karınlarını atesle doldurur. Ve Kıyamet Gunu Allah onlarla ne konusacak, ne de (gunahlarından) onları arındıracaktır; siddetli azap onları beklemektedir
[175] Iste onlar hidayet karsılıgında sapıklıgı ve magfiret karsılıgında azabı satın almıslardır. Oysa atesten ne kadar az korkar gorunuyorlar
[176] Iste boyle; hakikati ortaya koymak icin ilahi kelamı indiren Allah olduguna gore, ona karsı kendi goruslerini dayatanlar derin bir acmazdadırlar
[177] Gercekte erdemlilik, yuzunu doguya veya batıya cevirmeniz ile ilgili degildir; ama gercek erdem sahibi, Allah´a, Ahiret Gunu´ne, melekler, vahye ve Peygamberlere inanan, servetini -kendisi icin ne kadar kıymetli olsa da- akrabasına, yetimlere, ihtiyac sahiplerine, yolculara, (yardım) isteyenlere ve insanları kolelikten kurtarmaya harcayan; namazında devamlı ve dikkatli olan ve arındırıcı (mali) yukumlulugunu ifa eden kisidir; ve (gercek erdem sahipleri) soz verdiklerinde sozunu tutan, felaket, zorluk ve sıkıntı anlarında sabredenlerdir. Iste onlardır sadakatlerini gosterenler ve iste onlardır Allah´a karsı sorumluluklarının bilincinde olanlar
[178] Siz, ey imana ermis olanlar! Oldurme (olayların)da adil karsılık (kısas) size farz kılındı: Hur icin hur, kole icin kole ve kadın icin kadın. Ve eger kardesi tarafından suclu kimse (nin sucunun bir bolumunu) bagıslanmıssa, bu (bagıs) uygun sekilde tatbik edilmeli ve kardesine tazminatı guzellikle odenmelidir. Bu, Rabbinizden bir hafifletme ve bir rahmettir. Buna ragmen hak ve adalet sınırlarını bilerek ve isteyerek ihlal eden icin siddetli azap vardır
[179] Cunku, ey derin kavrayıs sahipleri, adil karsılık ((kısas) yasası)nda sizin icin hayat vardır, boylece belki Allah´a karsı sorumlulugunuzun bilincinde olursunuz
[180] Herhangi birinize olum yaklastıgında, eger arkasında yeterli bir servet bırakıyorsa, ebeveynine ve (diger) yakın akrabalarına uygun sekilde vasiyette bulunmak size farz kılındı: Bu, Allah´a karsı sorumluluk bilincini duyanlar icin bir yukumluluktur
[181] Ve kim, ogrendikten sonra boyle bir hukmu degistirirse, boyle davranmanın gunahı, yalnızca onu degistirenedir. Dogrusu Allah, her seyi isitendir, her seyi bilendir
[182] Ama her kim, vasiyet edenin bir hata yaptıgından veya (bilerek) bir kusur islediginden endise eder ve bunun uzerine mirascılar arasında bir uzlasma saglanırsa (bu nedenle) kendisine bir gunah terettub etmez. Dogrusu Allah cok affedicidir, rahmet kaynagıdır
[183] Siz ey imana ermis olanlar! Oruc, sizden oncekilere farz kılındıgı gibi size de farz kılındı, ki Allah´a karsı sorumlulugunuzun bilincine varasınız
[184] Sayılı gunlerde (oruc). Ancak sizden kim, hasta veya seyahatte olursa diger zamanlarda (aynı gun sayısı kadar oruc tutmalıdır); ve (bu gibi hallerde) gucu yetenlere bir muhtacı doyurarak fidye vermek, bir yukumluluktur. Her kim, yapmaya yukumlu oldugundan daha fazla iyilik yaparsa kendisine iyilik yapmıs olur; zira oruc tutmak kendinize iyilik yapmaktır -keske bunu bilseydiniz
[185] Kur´an, insanogluna bir rehber, bu rehberligin apacık bir delili ve dogruyu yanlıstan ayırt edici bir olcu olarak (ilk defa) bu Ramazan Ayında indirilmistir. Bundan dolayı, sizden kim bu aya erisirse onu bastan basa tutsun. Ancak hasta veya seyahatte olan, baska gunlerde (aynı sayıda oruc tutsun). Allah sizin icin kolaylık diler, zorluk cekmenizi istemez; ama (belirlenen gunlerin) sayısını tamamlamanızı ve size dogru yolu gosterdiginden dolayı Allah´ı yuceltmenizi ve (O´na) sukretmenizi (ister)
[186] Eger kullarım sana Benim hakkımda sorular sorarsa -(bilsinler ki) Ben cok yakınım; dua edenin yakarıslarına her zaman karsılık veririm; oyleyse onlar da Bana karsılık versinler ve Bana inansınlar ki dogru yolu bulabilsinler
[187] (Gunduz) tutulan oructan sonraki gece boyunca kadınlarınıza yaklasmanız helaldir: onlar sizin icin bir elbise gibidirler ve siz de onlar icin bir elbise gibisiniz. Allah bu konuda kendinizi sıkıntıya sokacagınızı bilir; bu yuzden O size magfiret ile yonelmis ve bu zorlugu uzerinizden kaldırmıstır. Simdi oyleyse onlara yaklasabilir ve Allah´ın sizin icin uygun gordugunden yararlanabilirsiniz ve gecenin karanlıgından tan yerinin aydınlıgı fark edilinceye kadar yiyip icebilirsiniz. Sonra gece cokunceye kadar oruca devam edersiniz. Ama mescitlerde itikafta iken kadınlara yaklasmayın. Bunlar Allah´ın koydugu sınırlardır: O halde bu sınırları ihlal etmeyin: (iste) boylece Allah mesajlarını insanlara acıklıyor ki, O´na karsı sorumluluklarının bilincinde olabilsinler
[188] Birbirinizin mallarını haksız sekilde yiyip tuketmeyin ve baskalarına ait mesru mallardan hicbirini bilerek haksızlıkla tuketmek icin hukuki hilelere basvurmayın
[189] Sana ayın evrelerini soruyorlar. De ki: "Onlar, haccın ve insanların (oteki faaliyetlerinin) vaktini gosterir." Ote yandan erdemlilik, (zannedildigi gibi) evlere arkalardan girmeniz degildir; ama gercek erdem sahibi, Allah´a karsı sorumluluk bilinci duyandır. O halde evlere kapılarından girin ve Allah´a karsı sorumlulugunuzun bilincinde olun ki gercek mutluluga erisebilesiniz
[190] Size savas acanlara karsı Allah yolunda savasın, ama (amacınızı asıp) saldırganlık yapmayın; dogrusu Allah saldırganları sevmez
[191] Onları karsılastıgınız her yerde oldurun ve sizi surdukleri yerden siz de onları surun, zaten zulum ve baskı, oldurmekten daha kotudur. Onlar size savas acmadıkca Mescid-i Haram civarında onlarla savasmayın; ama eger sizinle savasırlarsa onları oldurun; hakikati inkar edenlerin cezası boyle verilecektir
[192] Ancak vazgecerlerse (siz de bırakın), unutmayın ki Allah cok affedicidir, rahmet kaynagıdır
[193] O halde, artık zulum ve baskı kalmayıncaya ve yalnızca Allah´a kulluk edilinceye kadar onlarla savasın; ancak vazgecerlerse, (bilincli olarak) zulum isleyenlerin dısındakilere karsı tum dusmanlıklar sona erecektir
[194] Saldırmazlık orfunun gecerli oldugu aylarda size saldıranlara siz de karsılık verin: zira saldırmazlık orfunun ihlali, adil karsılık ((kısas) yasasına tabi)dir. Boylece, eger bir kimse saldırıda bulunursa, sizde onun saldırdıgı gibi saldırın; ancak Allah´a karsı sorumlulugunuzun bilincinde olun ve Allah´ın, kendisine karsı sorumluluk bilinci tasıyanların yanında oldugunu bilin
[195] Ve Allah yolunda (sınırsızca) harcayın, kendi elinizle kendinizi mahvetmeyin ve iyilik yapmaya azimle devam edin; unutmayın ki, Allah iyilik yapanları sever
[196] Haccı ve Umreyi Allah icin ifa edin; fakat yapmaktan alıkonursanız gucunuzun yetecegi bir kurban kesin ve kurban kesilinceye kadar baslarınızı tıras etmeyin; ama icinizden hasta olan yahut basında rahatsızlık olan kimse, oruc tutarak veya sadaka vererek veya (baska turlu) bir ibadet ile ozrunu karsılayacak bir sey yapmalıdır. Saglıklı ve emniyette oldugunuzda hac (vaktin)den once umre yapan, gucunun elverdigi turden bir kurban kessin; ama kurbana gucu yetmeyen, hac sırasında uc gun ve dondukten sonra yedi gun, yani tam on (gun) oruc tutsun. Butun bunlar, Mescid-i Haram civarında yasamayanlar icindir. Allah´a karsı sorumlulugunuzun bilincinde olun ve bilin ki Allah karsılık vermede siddetlidir
[197] Hac, belli aylarda ifa edilecektir. Her kim o (aylar)da haccı ifa edecekse, hac sırasında cirkin konusmalardan, tum yakısıksız davranıslardan ve kavgadan kacınılmalıdır. Her ne iyilik yaparsanız Allah onun farkındadır. Ve kendiniz icin hazırlıkta bulunan -ama suphesiz, tum hazırlıkların en guzeli, Allah´a karsı sorumluluk bilincine sahip olmaktır. Oyleyse Bana karsı sorumlulugunuzun bilincinde olun, siz ey derin kavrayıs sahipleri
[198] (Bununla beraber), Rabbinizden (hac esnasında) bir lutuf elde etmek icin calısırsanız gunah islemis olmazsınız. Arafat´tan kalabalıklar halinde dalga dalga indiginizde, kutsal mahalde Allah´ı anın ve O´nu, yolunuzu gercekten kaybetmisken size dogru yolu gosteren bir Ilah olarak anın
[199] Ve dalga dalga ilerleyen oteki kalabalıklarla birlikte siz de ilerleyin ve Allah´tan gunahlarınıza magfiret dileyin: Dogrusu Allah, cok affedicidir, rahmet kaynagıdır
[200] Ibadetinizi bitirdiginizde, atalarınızı hatırladıgınız gibi, hatta daha guclu bir haykırısla Allah´ı hatırla(maya devam ed)in! Cunku oyle insanlar var ki, (sadece), "Ey Rabbimiz! Bize bu dunyada ver." diye dua ederler. Boyleleri, ahiretin nimetlerinden nasip alamayacaklardır
[201] Ama iclerinde oyleleri de var ki: "Ey Rabbimiz! Bize bu dunyada da iyilik ver, ahirette de ve bizi atesin azabından koru!" diye dua ederler
[202] Iste bunlar, kazandıklarına karsılık (mutluluktan) nasip alacak olanlardır. Ve Allah hesabı cok cabuk gorendir
[203] Ve Allah´ı tayin edilmis belli gunler de hatırlayın; her kim iki gun icinde acele ederse gunaha girmez, kim daha uzun kalırsa o da Allah´a karsı sorumlulugunun bilincinde oldukca gunaha girmemis olur. O halde Allah´a karsı sorumlulugunuzun bilincinde olun ve sonunda O´nun huzurunda toplanacagınızı bilin
[204] Insanlardan oylesi var ki, bu dunya hayatı hakkındaki gorusleri senin hosuna gider; (dahası) kalbindekilere Allah´ı sahit tutar, ustelik tartısmada son derece ustadır
[205] Ancak hakimiyeti eline alır almaz yeryuzunde fesat cıkarmaya, (insanın) urunu(nu) ve nesli(ni) yok etmeye calısır; Allah fesadı sevmez
[206] Kendisine ne zaman "Allah´a karsı sorumlulugunun bilincinde ol!" dense, yersiz gururu onu gunaha sevk eder: Boylelerinin payına cehennem dusecektir; ne kotu bir konaklama yeridir orası
[207] Ama insanlar arasında oylesi de var ki, Allah´ın rızasını kazanmak icin kendisini feda eder: Allah ise, kullarına karsı daima sefkatlidir
[208] Ey imana ermis olanlar! Allah´a kendinizi tam olarak teslim edin ve seytanın ardından gitmeyin, zira o sizin apacık dusmanınızdır
[209] Ve eger hakikatin butun delilleri size geldikten sonra tokezlerseniz, bilin ki, Allah kudret ve hikmet sahibidir
[210] Bu insanlar, Allah´ın, Kendisini bulutların golgeleri arasında meleklerle birlikte olanlara gostermesini mi bekliyorlar? Ama (o zaman) her seye karar verilmis ve her sey Allah´a dondurulmus olurdu
[211] Israil ogullarına sor; Onlara nice acık mesajlar verdik! Kim Allah´ın kutlu mesajlarını kendisine ulastıktan sonra degistirirse bilsin ki Allah karsılık vermede siddetlidir
[212] Hakikati inkara sartlanmıs olanlara (yalnız) bu dunya hayatı guzel gorunur. Bu nedenle, imana ermislerle alay ederler; ama Kıyamet Gunu Allah´a karsı sorumluluk bilinci duyanlar onlardan daha ustun (bir konumda) olacaklardır. Ve Allah, diledigine hesapsız rızık verir
[213] Butun insanlık bir zamanlar tek bir topluluktu; (sonra ihtilafa dusmeye basladılar), bunun uzerine Allah, mujdeci ve uyarıcı olarak peygamberler gonderdi ve onlar aracılıgıyla hakikati ortaya seren vahiy(ler) bahsetti ki, bununla insanların farklı gorusler edinmeye basladıkları her konuda karar verebilsin. Buna ragmen, kendilerine hakikatin butun kanıtları geldikten sonra aralarındaki kıskanclıktan dolayı onun anlamı hakkında ihtilafa dusenler bizzat bu (vahy)in tevdi edildigi aynı insanlardı. Ancak Allah, insanları, kendi iradesiyle, uzerinde ihtilafa dustukleri hakikate sevk etti; cunku Allah, (ulasmak) isteyeni dogru yola ulastırır
[214] (Ama), sizden once gelip gecen (mumin)ler gibi sıkıntı cekmeden cennete girebileceginizi mi zannediyorsunuz? Onların basına oyle ezici sıkıntılar ve katlanılmaz darlıklar geldi ki ve oylesine sarsıldılar ki, muminlerle birlikte Elci de: "Allah´ın yardımı ne zaman gelecek?" diye feryat ediyordu. Gozunuzu acın, Allah´ın yardımı (daima) yakındır
[215] Baskaları icin ne harcayacaklarını sana soruyorlar. De ki: Iyilik/hayır umarak yapacagınız harcama, (once) ebeveyninize, yakın akrabanıza, yetime, muhtaca ve yolcuya aittir; her ne iyilik yaparsanız mutlaka Allah onu cok iyi bilir
[216] Hosunuza gitmese de savasmak size farz kılındı; mumkundur ki nefret ettiginiz bir sey sizin icin iyi olabilir ve yine mumkundur ki hoslandıgınız bir sey de sizin icin kotu olabilir: Allah bilir, ama siz bilmezsiniz
[217] Sana saldırmazlık orfunun gecerli ayda savasmanın hukmunu soruyorlar. De ki: "O ayda savasmak cirkin bir seydir; ancak insanları Allah yolundan cevirmek, O´nu inkar etmek ve Mescid-i Haram(a girmekten onları men etmek) ve halkını oradan surmek, (butun bunlar) Allah katında daha da kotudur, cunku zulum ve baskı oldurmekten daha korkunctur." (Dusmanlarınız) gucleri yeterse, inancınızdan dondurunceye kadar sizinle savasmaktan vazgecmeyeceklerdir. Ama sizden biri imanından doner ve hakikati inkar eden biri olarak olurse, boyle birinin yapıp ettikleri bu dunyada da, oteki dunyada da bosa gidecektir; iste boyleleri icinde yasayıp kalacakları atese mahkum kimselerdir
[218] Suphe yok ki, imana ermis olanlar, zulum ve kotuluk diyarından uzaklasanlar ve Allah yolunda ustun gayret gosterenler, iste (ancak) onlar Allah´ın rahmetini umabilirler: Allah cok affedicidir, rahmet kaynagıdır
[219] Sana, sarhosluk veren seyler ve sans oyunları hakkında sorarlar. De ki: "Onların her ikisinde de hem buyuk bir kotuluk hem de insanlar icin bazı yararlar vardır; ancak yol actıkları kotuluk, sagladıkları yararlardan daha buyuktur." (Allah yolunda) neyi harcayacaklarını sana sorarlar. De ki: "O´nun icin ayırabileceginiz her seyi." Boylece Allah mesajlarını size acıklıyor ki tefekkur edesiniz
[220] Bu dunya ve ahiret hakkında, yetimler(e nasıl davranılacagı) hakkında sana sorarlar. De ki: "Onların durumlarını duzeltmek en hayırlı durumdur." Ve onların hayatlarını paylasırsanız (unutmayın ki) onlar sizin kardeslerinizdir. Zira Allah, bozgunculuk yapanları, duzeltmeye calısanlardan ayırt etmesini bilir. Ve Allah dileseydi, tasıyamayacagınız yukleri omuzlarınıza yuklerdi: (Ama) unutmayın ki Allah kudret sahibidir, hikmet sahibidir
[221] Ve Allah´tan baskasına ilahlık yakıstıran kadınlarla onlar (sahih) inanca ulasıncaya kadar evlenmeyin: Cunku (Allah´a) baglanmıs mumin bir kadın, Allah´tan baskasına ilahlık yakıstıran kadından -bu sizin hosunuza gitse de- kesinlikle daha hayırlıdır. Ve Allah´tan baskasına ilahlık yakıstıran erkekler ile onlar (sahih) inanca ulasıncaya kadar kadınlarınızı nikahlamayın; zira (Allah´a) baglanmıs bir mumin erkekten -bu sizi hosnut etse bile- kesinlikle daha hayırlıdır. (Boyleleri) sizi atese davet ederken Allah sizi cennete ve O´nun izniyle magfiret(e nail olma)ya davet eder; ve Allah mesajını insanlıga acıklar ki ondan ders alabilsinler
[222] Sana (kadınların) ay halleri hakkında soruyorlar. De ki: "O bir zayıflık halidir. Bu yuzden, ay hali sırasında kadınlardan uzak durun ve onlar temizleninceye kadar kendilerine yaklasmayın; temizlendiklerinde ise Allah´ın emrettigi sekilde onlara yaklasın." Dogrusu, Allah pismanlıkla kendisine yonelenleri ve ozlerini temiz tutanları sever
[223] Kadınlarınız sizin tarlalarınızdır; tarlanıza dilediginiz sekilde girin, ama once kendi ruhlarınız icin bir hazırlık yapın. Allah´a karsı sorumlulugunuzun bilincinde olun ve bilin ki, O´na mutlaka kavusacaksınız. Ve sen de (ey peygamber), imana erisenleri mujdele
[224] Allah adına yaptıgınız yeminler, erdemlilige, Allah´a karsı sorumluluk bilincine ve insanlar arasında barısın getirilmesine engel teskil etmesin. Zira Allah, her seyi duyan, her seyi bilendir
[225] Allah, dusunmeden yapmıs oldugunuz yeminlerden dolayı sizi sorumlu tutmayacak, ama kalplerinizin (ihtirasla) arzuladıklarından sorumlu tutacaktır: Allah, cok affedicidir, cok tahammul (hilm) sahibidir
[226] Eslerine yaklasmayacaklarına dair yemin edenler icin dort ay bekleme suresi vardır; sayet (yeminlerinden) donerlerse, unutmayın ki Allah cok affedicidir, rahmet kaynagıdır
[227] Ama eger ayrılmaya kararlı iseler, unutmayın ki Allah her seyi isitendir, her seyi bilendir
[228] Bosanmıs kadınlar, evlenmeksizin uc ay hali boyunca bekleyeceklerdir: Cunku eger Allah´a ve Ahiret Gunu´ne inanıyorlarsa, Allah´ın rahmetinden yarattıklarını gizlemeleri mesru degildir. Ve bu sure zarfında barısmak isterlerse, kocalarının onları kabul etmeye oncelikle hakları vardır; ama adalet olculerine gore, kadınların (kocaları uzerindeki) hakları, (kocaların) onlar uzerindeki haklarına esittir, ancak erkekler (bu konuda) onlar uzerinde oncelik sahibidirler. Ve Allah kudret ve hikmet sahibidir
[229] Bir bosanma iki defa (geri alınabilir), ki bu durumda evlilik ya iyilikle devam eder veya guzel bir sekilde sona erdirilir. Ve kadınlarınıza verdiklerinizden her hangi bir seyi geri almanız, her iki (taraf)ın da Allah´ın koydugu sınırları koruyamamaktan korkmaları hali dısında, sizin icin helal degildir: O halde, ikisinin de Allah´ın koydugu sınırları koruyamayacaklarından korkuyorsanız, kadının serbestligine kavusması icin (kocasına) bazı seyler bırakmasında her iki taraf icin de bir gunah yoktur. Bunlar Allah´ın koydugu sınırlardır; onları ihlal etmeyiniz: Zira kim Allah´ın koydugu sınırları ihlal ederse, iste onlar zalimlerdir
[230] Ve erkekler (sonunda) kadını bosarsa, bu kadın, baska bir erkekle evlenmedikce bir daha kendisine helal olmaz; eger sonraki erkek de onu bosarsa -her ikisini de Allah´ın koydugu sınırları koruyabileceklerini dusunmeleri sartıyla- birbirlerine donmelerinde ikisi icinde bir gunah yoktur: Bunlar, anlama ve kavrama yetenegine sahip olanlara Allah´ın acıkladıgı sınırlardır
[231] Boylece, kadınlarınızı bosadıgınızda ve onlar bekleme surelerinin sonuna yaklasmak uzere iken onları ya guzellikle alıkoyun ya da guzel bir sekilde bırakın. Ama, arzuları hilafına, eziyet etmek icin alıkoymayın: Cunku, boyle bir davranısta bulunan, (yalnızca) kendisine haksızlık etmis olur. Ve Allah´ın (bu) mesajlarını onemsemezlik yapmayın; Allah´ın size lutfettigi nimetleri ve size ogut icin indirdigi vahyi ve hikmeti hatırlayın; Allah´a karsı sorumlulugunuzun bilincinde olun, ve bilin ki Allah her seyin aslını bilir
[232] Kadınları bosadıktan sonra, bekleme surelerinin sonuna gelmislerse, aralarında uygun bir sekilde anlastıkları taktirde baska erkeklerle evlenmelerine engel olmayın. Bu, Allah´a ve Ahiret Gunu´ne inanan her biriniz icin uyarıdır; bu, sizin icin en erdemli ve en temiz (yol)dur. Allah her seyi aslıyla bilir, ama siz bilmezsiniz
[233] Ve (bosanmıs) anneler, eger emzirme muddetini tamamlamak istiyorlarsa, cocuklarına iki tam yıl bakabilirler; onların yeme-icme ve giyimlerini uygun bir sekilde temin etmek, cocugun babasına duser. Hic kimse tasıyabileceginden daha fazlasıyla yukumlu tutulmaz: Ne anneye cocugundan dolayı eziyet cektirilsin, ne de cocugundan dolayı babasına. Ve (babanın) mirascısına da aynı gorev duser. Ve eger (anne-baba), her ikisi, (anne ile cocugun) ayrılmasına karsılıklı rıza ve danısma ile karar verirlerse, (bundan dolayı) onlara bir gunah yoktur; ve eger cocugunuzu sut annelere emanet etmeye karar verirseniz, teslim edeceginiz cocugun emniyetini uygun bir sekilde saglamanız sartıyla size bir gunah yuklenmez. Ama, Allah´a karsı sorumlulugunuzun bilincinde olun ve bilin ki Allah tum yaptıklarınızı gorur
[234] Icinizden biri olur ve ardından kadınlar bırakırsa, yeniden evlenmeleri icin dort ay on gunluk bir bekleme suresi gecirmeleri gerekir; bekleme suresinin sonuna vardıklarında kendileri ile ilgili olarak mesru sekilde ne yaparlarsa yapsınlar bir gunah yoktur. Ve Allah tum yaptıklarınızdan haberdardır
[235] Ancak bu kadınlar(dan herhangi birin)e evlenme niyetinizi hissettirmenizde veya acıga vurmadan boyle bir niyet tasımanızda sizin icin bir gunah yoktur: (Cunku) Allah, onlara evlenme teklifinde bulunma niyetinizi bilir. Ama yine de, onlara karsı duygularınızı gizlilik icinde bildirmek yerine onlarla en uygun ve makul sekilde konusun; ve emredilen (bekleme suresi) sona ermeden once evlilik bagını kurmaya kalkısmayın. Unutmayın ki Allah aklınızdan gecenleri bilir. Bu nedenle O´na karsı sorumlulugunuzun bilincinde olun; ve bilin ki Allah cok affedicidir, cok tahammul (hilm) sahibidir
[236] Henuz dokunmadıgınız veya mehir tespit etmediginiz kadınları bosamanızda bir gunah yoktur; ancak (boyle bir durumda bile) onlar icin gerekli tedarikleri yapın; imkanları cok olan kendi gucune dar olan da (yine) kendi gucune gore adil sekilde bir tedarikte bulunsun; bu, guzel davranan herkesin uzerinde bir yukumluluktur
[237] Ve eger dokunmadan once, ama mehrini karsıladıktan sonra onları bosarsanız, o zaman, kararlastırdıgınızın yarısı(nı verin), ancak onların taleplerinden vazgecmeleri veya nikah bagını elinde tutanın (mehrin yarısı ile ilgili) talebinden vazgecmesi hali mustesna: Size dusenden vazgecmeniz, Allah´a karsı sorumluluk bilincine daha uygundur. Ve birbirinize karsı lutufkar davranma(nız geregi)ni unutmayın: Dogrusu Allah butun yaptıklarınızı gorur
[238] Namazlarınıza ve namazı en uygun sekilde ifa etmeye dikkat edin; ve Allah´ın huzurunda icten bir baglılıkla durun
[239] Ama eger tehlikede iseniz, yururken ve binek (uzerin)de (namazınızı ifa edin); tekrar guvenlige kavusunca Allah´ı anın, cunku daha once bilmediklerinizi size ogreten O´dur
[240] Eger icinizden biri olur ve arkasında kadınlar bırakırsa, dul eslerine, (olmus kocasının evini) terk etmeksizin bir yıllık gecimlerini vasiyet etsinler. Ama eger (kendi arzularıyla) ayrılırlarsa kendileri hakkındaki mesru tasarruflarından dolayı onlara bir gunah yoktur. Ve Allah kudret ve hikmet sahibidir
[241] Ve bosanmıs kadınlar da guzel bir sekilde gecimlerini saglama (hakkına) sahip olacaklardır. Bu, Allah´a karsı sorumluluk bilinci duyan herkes icin bir gorevdir
[242] Aklınızı kullan(mayı ogren)meniz icin Allah size mesajlarını boyle acıklıyor
[243] Sen, olum korkusuyla yurtlarını terk eden binlerce kisiyi gormedin mi? Ki bu durumda Allah onlara "Olun!" diye seslenmis ve sonra da onları hayata geri dondurmustu. Unutmayın ki Allah, insanogluna karsı lutfunda sınırsızdır, ancak insanların cogu nankordur
[244] Oyleyse Allah yolunda savasın ve bilin ki Allah her seyi isiten, her seyi bilendir
[245] Allah´ın kat kat fazlasıyla geriye odeyecegi bir guzel borcu O´na verecek olan kimdir? Allah alır ve kat kat fazlasıyla verir; ve hepiniz sonunda O´na donduruleceksiniz
[246] Musa´dan sonra Israil ogullarının onde gelenlerinin, peygamberlerden birine: "Bize bir kral tayin et ki Allah yolunda savasalım!" dediklerini bilmez misin? O: "Ya savasmanız emredilir de savastan kacarsanız?" diye sordu. Onlar: "Biz ve cocuklarımız yurtlarımızdan surulmusken Allah yolunda neden savasmayalım?" diye cevap verdiler. Halbuki savasmak onlara emredilince, birkacı dısında, uzak durdular; ama Allah zalimleri cok iyi biliyordu
[247] Ve onların peygamberi, toplumunun onde gelenlerine, "Bakın," dedi, "Allah Talut´u size kral olarak tayin etti." Onlar: "Biz hukumranlıga ondan daha cok layık iken nasıl bizim uzerimizde hukum sahibi olabilir?" dediler. (Peygamber) "Bakın," dedi, "Allah onu sizden daha ustun kılmıs ve ona derin bilgi ve mukemmel bir beden bahsetmistir. Ve Allah, hukumranlıgı istedigine verir: zira Allah her seyi kusatan, her seyi bilendir
[248] Ve Peygamberleri olan, "Bakın, mesru hukumranlıgın bir isareti olarak size icinde Rabbiniz tarafından bahsedilmis bir ic huzuru, bir sukunet bulunan ve Musa´nın ve Harun´un ailelerinden geriye kalmıs olup da meleklerce muhafaza edilen mirası icinde barındıran bir kalp bagıslanacaktır. Eger (gercekten) inanıyorsanız, bunda sizin icin bir isaret vardır" dedi
[249] Ve Talut, kuvvetleriyle yola koyuldugunda "Bakın," dedi, "Allah sizi simdi bir nehirle imtihan edecek: ondan icen benden olmayacak, onu tatmaktan sakınan ise benden olacaktır; ondan sadece bir avuc dolusu icen ise affa mazhar olacaktır." Ancak, birkacı dısında hepsi ondan (dolu dolu) ictiler.O ve ona inananlar nehri gecer gecmez otekiler: "Calut ve kuvvetlerine karsı (koymak icin) bugun hic gucumuz yok!" dediler.(Ama) kesin olarak Allah´a kavusacaklarını bilenler: "Nice kucuk topluluklar, Allah´ın izniyle buyuk kalabalıklara ustun gelmistir! Zira Allah, gucluklere karsı sabırlı olanlarla beraberdir." diye cevap verdiler
[250] Onlar Calut ve kuvvetleriyle karsı karsıya geldiklerinde, "Ey Rabbimiz! Bize zorluklara tahammul gucu bagısla, adımlarımızı saglam kıl ve hakikati inkar eden bu topluma karsı bize yardım et!" diye dua ettiler
[251] Bunun uzerine, onları Allah´ın izniyle bozguna ugrattılar, Davud da Calut´u oldurdu; Allah ona hukumranlık ve hikmet verdi ve istedigi seyin bilgisini ogretti. Ve eger Allah, insanlara kendilerini baskalarına karsı savunma gucu vermeseydi yeryuzu curume ve yozlasmaya maruz kalırdı: ama Allah butun alemlere karsı sınırsız lutuf sahibidir
[252] Bunlar Allah´ın mesajlarıdır: Biz (ey Peygamber,) hakikati ortaya koyan bu (mesaj)ları sana iletiyoruz: dogrusu sen, bu mesajların emanet edildigi (elcilerden)sin
[253] Bu elcilerin bazılarına digerlerinden daha fazla meziyetler bahsettik: Iclerinden kimi ile Allah (bizzat) konusmus, kimini de daha ust derecelere yukseltmistir. Biz, Meryem oglu Isa´ya hakikatin tum kanıtlarını bahsettik ve o´nu kutsal ilham ile destekledik. Ve eger Allah dileseydi, o (elciler)den sonra gelenler, kendilerine hakikatin butun kanıtları geldikten sonra birbirleriyle catısmazlardı; ancak (vaki oldugu uzere) onlar karsıt goruslere kapıldılar ve bazıları imana ererken digerleri hakikati inkara yoneldi. Buna ragmen Allah dileseydi, birbirleriyle catısmazlardı. Ama Allah diledigini yapar
[254] Siz ey imana ermis olanlar! Pazarlıgın, dostlugun ve sefaatin gecerli olmayacagı bir Gun gelmeden once size rızık olarak bagısladıgımız seylerden (Bizim yolumuzda) harcayın. Ve bilin ki hakikati inkar edenler zalimlerin ta kendileridir
[255] Allah -O´ndan baska ilah yoktur-; Her zaman diridir, butun varlıkların kendi kendine yeterli yegane kaynagıdır. Ne uyuklama tutar O´nu, ne de uyku. Yeryuzunde ve goklerde ne varsa O´nundur. O´nun izni olmaksızın nezdinde sefaat edebilecek olan kimdir? O, insanların gozlerinin onunde olanı da, onlardan gizli tutulanı da bilir; oysa O dilemedikce insanlar O´nun ilminden hicbir sey edinemez, hicbir sey kavrayamazlar. O´nun sonsuz kudreti ve egemenligi gokleri ve yeri kaplar ve onların korunup desteklenmesi O´na agır gelmez. Gercekten yuce ve buyuk olan yalnızca O´dur
[256] Dinde zorlama yoktur. Artık dogru ile yanlıs, birbirinden ayrılmıstır: O halde, seytani guclere ve duzenlere (uymayı) reddedenler ve Allah´a inananlar, hicbir zaman kopmayacak en saglam mesnede tutunmuslardır: Zira Allah her seyi isitendir, her seyi bilendir
[257] Allah inanc sahiplerine yakındır, onları koyu karanlıktan aydınlıga cıkarır; oysa hakikati inkara sartlanmıs olanlara yakınlık gosterenler onları aydınlıktan cıkarıp derin karanlıga iten seytani guclerdir: Icinde yasayıp kalmak uzere atese mahkum olanlar da iste boyleleridir
[258] Sırf Allah kendisine hukumdarlık bagısladıgı icin Ibrahim ile Rabbi hakkında munakasa eden o (hukumdar)dan haberin yok mu? Hani Ibrahim: "Rabbim hayat veren ve olum dagıtandır!" demisti. Hukumdar cevap vermisti: "Ben (de) hayat verir ve olum dagıtırım!" Ibrahim: "Allah gunesi dogudan dogdurur; oyleyse sen de batıdan dogdur!" demisti. Bunun uzerine, hakikati inkara sartlanmıs olan o kisi hayretler icinde kaldı: Allah (bile bile) zulum isleyen toplumu hidayete erdirmez
[259] Yoksa (ey insanoglu, sen,) halkının terk ettigi, catıları yıkılıp harap olmus (virane) bir kasabadan gecen (ve): "Allah butun bunları oldukten sonra nasıl diriltebilirmis?" diyen o kisi (ile aynı fikirde) misin? Bunun uzerine Allah, onu yuzyıl sure ile olu bırakmıs ve sonra tekrar hayata dondurerek sormustu: "Bu halde ne kadar kaldın?" O da: "Bu halde bir gun veya bir gunden biraz daha az bir sure kaldım" diye cevap vermisti. (Allah): "Hayır" dedi, "bu halde bir yuzyıl kaldın! Yiyecegine ve icecegine bak -gecen yıllar onları bozmamıs- ve esegine bak! (Biz butun bunları) insanlara bir ibret olman icin (yaptık). Birde su (insanların ve hayvanların) kemiklerine bak -onları nasıl birlestirip et ile orttugumuzu dusun!" (Butun bunlar) ona acıklanınca, "(Simdi) ogrendim ki" dedi, "Allah her seye kadirdir
[260] Hani Ibrahim, "Ey Rabbim! Oluye nasıl hayat verdigini bana goster!" demisti. O da, "Yoksa inancın yok mu?" diye sormustu. (Ibrahim) cevap vermisti: "Hayır, ama (gormeme izin ver) ki kalbim tamamen mutmain olsun." "Oyleyse" demisti Allah, "Dort kus al ve onlara sana itaat etmeyi ogret; sonra onları (etrafındaki) her tepeye ayrı ayrı sal; sonra da cagır: ucarak sana gelecekler. Bil ki Allah her seye kadirdir, hikmet sahibidir
[261] Allah yolunda mallarını harcayanların durumu, kendisinden yedi basak cıkan ve her basakta yuz tane bulunan bir bugday tohumuna benzer: Allah diledigine kat kat verir; ve Allah her seyi kusatan, her seyi bilendir
[262] Allah yolunda mallarını harcayan ve sonra iyiliklerini basa kakıp (muhtac kisinin duygularını) inciterek (bu) harcamalarının degerini dusurmeyenler mukafatlarını Rableri katında bulacaklar; onlar icin artık ne korku vardır, ne de uzuntu
[263] Gonul alıcı bir soz ve baskasının eksigini gizlemek, pesinden incitmenin geldigi bir yardımdan daha hayırlıdır; ve Allah Kendine yeterlidir, tahammul (hilm) Sahibidir
[264] Siz ey imana ermis olanlar! Servetini gosteris ve ovgu icin harcayan, Allah´a ve Ahiret Gunu´ne inanmayan kisinin yaptıgı gibi, iyiliginizi basa kakarak ve (muhtac kimsenin duygularını) inciterek yardımlarınızı degersiz hale sokmayın: Onun hali, uzerinde (biraz) toprak bulunan yumusak bir kayanın hali gibidir, bir saganak vurunca onu sert ve cıplak bırakıverir. Bu gibilerin, yaptıkları (hayırlı) islerinden hicbir kazancları olmaz: zira Allah, hakikati reddeden bir toplumu hidayete erdirmez
[265] Servetlerini Allah´ın rızasını kazanmak arzusuyla ve kalben mutmain olarak harcayanların durumu (ise), verimli topraklar uzerindeki bahce gibidir: Bir saganak vurur, bu sayede urun iki misli artar; saganak olmadıgı zaman da hafif yagmur (duser oraya). Ve Allah yaptıgınız her seyi gorur
[266] Sizden biriniz, icinden ırmaklar akan ve cesit cesit meyve ile dolu bir hurma ve asma bahcesine sahip olmayı -ama sonra da sadece (bakıma muhtac) zayıf cocuklarıyla yaslılıga terkedilmeyi- ve sonra kızgın bir kasırganın bahceye isabet edip onu tamamen kasıp kavurmasını ister mi? Belki dusunursunuz diye Allah mesajlarını size boylece acıklar
[267] Siz ey imana ermis olanlar! Kazandıgınız guzel seylerden ve topraktan sizin icin bitirdigimiz (urunler)den baskaları icin harcayın; ama harcamak icin, size verildiginde kucumser sekilde bakıslarınızı cevirmeden kabul etmeyeceginiz bayagı seyleri secmeyin. Ve bilin ki Allah kendine yeterlidir, her zaman ovguye layık olandır
[268] Seytan sizi fakirlik ihtimali ile korkutur ve cimriligi telkin eder. Oysa Allah, size bagıslamasını ve lutfunu vaad eder: Allah kudret ve egemenlikte sınırsızdır, her seyi bilendir
[269] Diledigine hikmet bagıslar ve her kime hikmet bagıslanmıssa dogrusu ona en buyuk servet verilmis demektir. Ama derin kavrayıs sahipleri dısında kimse bunu dusunup anlayamaz
[270] Cunku, baskaları icin her ne harcarsanız ve neyi (harcamak icin) adarsanız, Allah onu mutlaka bilir. Ve (hayırda bulunmayı engelleyerek) zulum isleyenler, kendilerine yardım edecek kimse bulamazlar
[271] Yardımları acıktan yapmanız guzeldir; ama muhtaca gizlice vermeniz sizin icin daha hayırlı olur ve gunahlarınızın bir kısmını bagıslatır. Allah yaptıgınız her seyden haberdardır
[272] (Ey Peygamber,) Insanları hidayete erdirmek senin isin degil, zira ancak Allah, diledigini hidayete erdirir. Ve yalnız Allah´ın rızasını kazanmak icin harcamanız sartıyla, baskalarına her ne iyilik yaparsanız bu kendi yararınızadır: Cunku yapacagınız her iyilik size oldugu gibi geri donecek ve size haksızlık yapılmayacaktır
[273] (Ve) Allah yoluna kendilerini tamamen adamıs oldukları icin yeryuzunde (rızık aramak niyetiyle) gezip dolasamayan muhtaclar(a yardım edin). (Onların durumunun) farkında olmayan, onları zengin zanneder, cunku (istemekten) cekinirler; (ancak) sen onları (bazı) ozelliklerinden tanıyabilirsin: insanlardan arsız bir sekilde istemekten kacınırlar. Ve onlara ne iyilik yaparsanız, dogrusu Allah hepsini bilir
[274] Servetlerini (Allah rızası icin) gece ve gunduz, gizlice ve acıkca harcayanlar, mukafatlarını Rablerinin katında goreceklerdir: onlara ne korku vardır, ne de uzulurler
[275] Faiz yiyenler, seytanın carptıgı kimseler gibi davranırlar; cunku onlar "Alısveris de bir tur faizdir!" derler. Halbuki Allah alısverisi helal ve faizi haram kılmıstır. Bu nedenle, kim Rabbinin ogudunu dinler ve hemen (faizden) vazgecerse, evvelki kazanclarını koruyabilir ve onun hakkında karar vermek artık Allah´a kalır; ona, (faize) geri donenlere gelince; icinde yasayıp kalacakları atese mahkum olanlar iste boyleleridir
[276] Allah faizli kazancları bereketten mahrum eder, ama karsılıksız yardımları kat kat arttırarak bereketlendirir. Allah, inatcı nankorleri ve gunahta ısrarlı olanları sevmez
[277] Imana ermis olanlar, dogru ve yararlı isler yapanlar, namazlarında dikkatli ve devamlı olanlar ve karsılıksız yardımda bulunanlar; iste onlar mukafatlarını Rablerinden alacaklardır ve onlara ne korku vardır, ne de uzulurler
[278] Siz ey imana ermis olanlar! Allah´a karsı sorumlulugunuzun bilincinde olun ve eger (gercekten) muminseniz faizden dogan kazancların tumunden vazgecin
[279] cunku eger boyle yapmazsanız, bilin ki Allah´a ve Elcisine savas acmıs olursunuz. Ama eger tevbe ederseniz, ana-paranız(ı geri almay)a hak kazanırsınız: Boylece ne haksızlık yapmıs ne de haksızlıga ugramıs olursunuz
[280] Ancak (borclu) guc durumda ise, rahatlayıncaya kadar ona bir vade verin; eger bilirseniz, bir karsılık beklemeden (borcu tamamiyle) silmek, sizin kendi iyiliginize olacaktır
[281] Allah´a doneceginiz, sonra herkesin kazancının kendisine eksiksiz geri verilecegi ve hic kimsenin haksızlıga ugratılmayacagı gunu aklınızdan cıkarmayın
[282] Siz ey imana ermis olanlar! Ne zaman belli bir vade ile borc verir veya alırsanız yazıyla tesbit edin. Bir yazıcı, tarafsız olarak onu kaydetsin. Ve hicbir yazıcı, Allah´ın ona ogrettigi gibi yazmayı reddetmesin: oylece, oldugu gibi yazsın. Borclanan kaydettirsin, Rabbine karsı sorumlulugunun bilincinde olsun ve taahhudunden bir sey eksiltmesin. Ve eger borc altına girenin akli veya bedeni bir zaafı varsa veya kendisi (islemi) kaydettirebilecek durumda degilse, onun menfaatini kollamakla gorevli olan kimse, onu adil bir sekilde kaydettirsin. Ve icinizden iki erkek sahit tutun; eger iki erkek bulunmazsa, kabul edebileceginiz kimselerden bir erkek ve iki kadını sahit tutun ki onlardan biri hata yaparsa digeri ona hatırlatabilsin. Ve sahitler cagrıldıklarında reddetmesinler. Kucuk olsun buyuk olsun, her anlasma maddesini vade tarihi ile birlikte yazmaya usenmeyin: Bu, Allah nazarında daha adil, kanıtlanma acısından daha guvenilir ve (sonra) sizi supheye dusmekten alıkoymakta daha uygun olandır. Ama eger (aranızdaki muamele,) birbirinize dogrudan dogruya devredeceginiz hazır mallar ile ilgiliyse onu yazmamanızda bir mahzur yoktur. Ve birbirinizle alıs veris yapacagınız zaman bir sahit bulundurun, ancak ne yazıcı ne de sahit bir zarara ugramasın; eger onlara (zarar verici bir is) yaparsanız, unutmayın ki, bu, sizin icin gunahkarca bir davranıs olacaktır. Allah´a karsı sorumlulugunuzun bilincinde olun, cunku sizi egiten Allah´tır ve Allah, her seyin bilgisine sahiptir
[283] Eger seyahatte iseniz ve bir yazıcı bulamazsanız, alınmıs taahhutler ile yetinilebilir: ancak eger birbirinize guveniyorsanız, kendisine guven duyulan, bu guvene uygun davransın ve Rabbine karsı sorumlulugunun bilincinde olsun. Ve sahit oldugunuz seyi gizlemeyin; zira, onu gizleyen kalben vebal altındadır; ve Allah yaptıgınız her seyin tum bilgisine sahiptir
[284] Goklerdeki ve yerdeki her sey Allah´a aittir. Aklınızdan geceni acıklasanız da gizleseniz de Allah sizi onun icin hesaba cekecektir; ve sonra O, istedigini affedecek, istedigini cezalandıracaktır: Zira Allah her seye kadirdir
[285] Elci ve o´nunla birlikte olan muminler, Rabbi tarafından o´na indirilene inanırlar: Hepsi, Allah´a, meleklerine, vahiylerine ve elcilerine inanırlar; O´nun elcilerinden hic biri arasında ayrım yapmazlar ve: "Isittik ve itaat ettik. Bize magfiret et ey Rabbimiz, zira butun yolculukların varıs yeri Sensin!" derler
[286] Allah hic kimseye tasıyabileceginden daha fazlasını yuklemez: Kisinin yaptıgı her iyilik kendi lehinedir, her kotuluk de kendi aleyhine." "Ey Rabbimiz! Unutur veya bilmeden hata yaparsak bizi sorgulama!" "Ey Rabbimiz! Bizden oncekilere yukledigin gibi bize de agır yukler yukleme! Ey Rabbimiz! Guc yetiremeyecegimiz yukleri bize tasıtma!" "Ve gunahlarımızı affet, bizi bagısla ve rahmetini yagdır ustumuze! Sen Yuce Mevlamızsın, hakikati inkar eden topluma karsı bize yardım et