Back to Languages

Turkish - Chapter 39 - Az-Zumar

Translation by Hasan Basri Cantay — Permalink

Verse 1 — Surah Az-Zumar 39:1

(Bu) kitabın indirilmesi, o mutlak gaalib, o yegane hukum ve hikmet saahibi Allahdandır

Verse 2 — Surah Az-Zumar 39:2

(Habibim) subhesiz ki biz o kitabı sana hak olarak indirdik. O halde Allaha, dinde Ona ihlas edici olarak, ibadet et

Verse 3 — Surah Az-Zumar 39:3

Gozunu ac, haalis din Allahındır. Onu bırakıb da kendilerine bir takım dostlar edinenler (derler ki:) «Biz, bunlara ancak bizi Allaha daha fazla yaklasdırsınlar diye tapıyoruz». Subhe yok ki Allah onlar (la mu´minler) arasında, ihtilaf edegeldikleri seyler hakkında, hukmunu verecekdir. Muhakkak ki yalancı, hakıykaten kafir olan o kimseleri Allah dogru yola iletmez

Verse 4 — Surah Az-Zumar 39:4

Eger Allah (bilfarz) bir evlad edinmek isteseydi elbet yaratacagından kimi dilerse secerdi. O, (bundan) munezzehdir, yucedir. O, oyle Allahdır ki (esi, benzeri yokdur) birdir, hersey´e haakimdir

Verse 5 — Surah Az-Zumar 39:5

Gokleri ve yeri hak (kın ikaamesine sebeb) olarak yaratdı O. Geceyi gunduzun ustune (buruyub) ortuyor, gunduzu de gecenin ustune (getirip) sarıyor. Gunes, ayı musahhar kıldı. Herbiri muayyen bir vakt icin (seyr-u) cereyan etmekdedir, Gozunu ac, O (emrinde) mutlak gaalibdir, (dostlarını) cok yarlıgayıcıdır

Verse 6 — Surah Az-Zumar 39:6

Sizi bir kisiden yaratdı O. Sonra ondan da esini meydana getirdi. Sizin icin davarlardan sekiz cift indirdi. Sizi analarınızın karınlarında, uc karanlık icinde, bir yaratılısdan sonra obur yaratılıs (lar) a (kalb ile) halkedib duruyor. Iste Rabbiniz olan Allah (budur). Mulk Onun. Ondan baska hicbir Tanrı yok. Boyle iken siz nasıl olub da (hakdan) donduruluyorsunuz

Verse 7 — Surah Az-Zumar 39:7

Eger kufr ederseniz, subhesiz, Allah sizden mustagnidir. Bununla beraber O, kullarının kufrune raazi olmaz. Eger sukr ederseniz sizin faideniz icin bundan hosnud olur. Hicbir gunahkar digerinin gunahını cekmez. Nihayet hepinizin donub gidisi ancak Rabbinizedir. Artık neler yapmakda idiniz, O, size haber verir. Cunku O, goguslerin icinde olan her gizliyi bile hakkıyle bilendir

Verse 8 — Surah Az-Zumar 39:8

Insana bir zarar dokundugu zaman o, Rabbine, butun (varlıgı ile) Ona donerek, yalvarır. Sonra ona kendinden bir ni´met verdigi vakit ise evvelce Ona yalvardıgını unutur. Allaha, Onun yolundan sapdırmak icin, esler katmıya baslar. (Habibim) de ki: «Kufrunle biraz eglenedur! Cunku sen muhakkak ates yaranındansın»

Verse 9 — Surah Az-Zumar 39:9

Yoksa, o, ahiret (azabın) dan korkarak, Rabbinin rahmetini umarak gecenin saatlerinde secdeye kapanır, kıyamda durur bir halde taat ve ibadet eden kimse (gibi) midir? De ki: «Bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Ancak temiz akıl saahibleridir ki (bunları) hakkıyle dusunur

Verse 10 — Surah Az-Zumar 39:10

(Tarafımdan) soyle: «Ey iman eden kullarım, Rabbiniz (in azabın) dan korkun. Bu dunyada iyi hareket edenler icin (mukadder) bir guzellik vardır. Allahın topragı genisdir. Ancak sabredenlere ecirleri hesabsız odenecekdir»

Verse 11 — Surah Az-Zumar 39:11

De ki: «Ben, Allaha, Onun dininde ıhlas edici olarak, ibadet etmemle emrolundum»

Verse 12 — Surah Az-Zumar 39:12

«Bana (Allaha teslim olan) Muslumanların evveli olmam emredildi»

Verse 13 — Surah Az-Zumar 39:13

De ki: «Eger ben Rabbime isyan edersem, hakıykat, buyuk gunun azabından korkarım»

Verse 14 — Surah Az-Zumar 39:14

De ki: «Ben dinimde, kendine Ihlas edici olarak, ancak Allaha ibadet ederim»

Verse 15 — Surah Az-Zumar 39:15

«Artık siz de Onu bırakıb dilediginize tapın»! De ki: Hakıykat husrana dusenler, kıyamet gunu kendilerini de, mensublarını da husrana ugratanlardır. Dikkat et ki bu, apacık husranın ta kendisidir»

Verse 16 — Surah Az-Zumar 39:16

Onların ustlerinde atesden tabakalar, altlarında (atesden) tabakalar vardır, iste Allah, kullarını bununla korkutuyor. Ey kullarım, benden korkun

Verse 17 — Surah Az-Zumar 39:17

Taagutdan, ona tapmakdan kacınıb da Allaha yonelenler (e gelince): Onlar icin de mujde vardır. O halde kullarımı mujdele

Verse 18 — Surah Az-Zumar 39:18

(O kullarım ki) onlar soze (dikkatle) kulak verirler de onun en guzeline uyarlar. Iste bunlar Allahın kendilerine hidayet etdigi kimselerdir, iste bunlar temiz akıl saahibleri olanların ta kendileridir

Verse 19 — Surah Az-Zumar 39:19

Kendisine azab hukmu hak olmus kimseyi, (bu yuzden) atesde bulunan kisiyi artık sen mi kurtaracaksın (Habibim)

Verse 20 — Surah Az-Zumar 39:20

Fakat Rablerinden korkanlar (yok mu?) onlar icin uzerlerinde (baska baska) konaklar bina edilmis, altlarında da ırmaklar akan yuksek (cennet) menziller (i) vardır. (Bu) Allahın va´di (dir). Allah sozunden caymaz

Verse 21 — Surah Az-Zumar 39:21

Allahın yukarıdan bir su (yagmur) indirib de onu yerde menba´lara sokdugunu, sonra onunla turlu renklerde ekinler (nebatlar yetisdirib) cıkardıgını, bil´ahare on (lar) ı kurutdugunu gormedin mi? Nihayet sen onun sapsarı bir haale gelmis oldugunu goruyorsun. Sonra da (Allah) onu kuru bir kırıntı yapıyor. Muhakkak ki bunda temiz akıl saahibleri icin mutlak bir ibret vardır

Verse 22 — Surah Az-Zumar 39:22

Oyle ya, Allahın, gogsunde muslumanlık icin insirah verdigi bir kimse ki o, Rabbinden bir nuur uzerindedir — (kalbini muhurledigi kisi gibi) midir? Artık kalbler Allahın zikrinden (bombos ve) kaskatı kalmıs olanlar (ın) vay (haaline)! Onlar apacık bir sapıklık icindedirler

Verse 23 — Surah Az-Zumar 39:23

Allah, kelamının en guzelini — (ayetleri birbiriyle) ahenkdar, katmerli (tıklım buklum hakıykatleri dolu) bir kitab haalinde — indirmisdir ki Rablerine derin saygı gostermekde olanların ondan derileri urperir, sonra da hem derileri, hem kalbleri Allahın zikrine (yatısıb) yumusar, iste bu (kitab) Allahın (gonderdigi) bir rehberdir ki O, kimi dilerse ona bununla hidayet verir. Allah kimi de sapdırırsa artık onun yolunu dogrultucu yokdur

Verse 24 — Surah Az-Zumar 39:24

(Bu halde) zaalimlere «Ne kazanıyor idiyseniz (cezasını) tadın» denilirken kıyamet gunu yuzunu o feci azabdan kim koruyacak

Verse 25 — Surah Az-Zumar 39:25

Onlardan evvelkiler de (peygamberlerini) tekzib etdiler de hatırlarına gelmeyecek bir cihetden kendilerine azab gelib catıverdi

Verse 26 — Surah Az-Zumar 39:26

Bu suretle Allah dunya hayatında onlara rusvaylıgı tatdırdı. Ahiret azabı ise, elbet daha buyukdur. Eger (bunu) bilselerdi

Verse 27 — Surah Az-Zumar 39:27

Andolsun ki biz bu Kur´anda insanlar icin, nasıyhat kabul etsinler diye, her misalden (ornekler) gosterdik

Verse 28 — Surah Az-Zumar 39:28

(Onu her turlu) tenakuz ve ihtilaf dan azade, dosdogru, Arabca bir Kur´an olarak (indirdik). Taki (kufurden) sakınsınlar

Verse 29 — Surah Az-Zumar 39:29

Kendisinde, birbirine sertlik ve gecimsizlik gosteren (bir cok) ortaklar (ın hakkı) bulunan bir adamla (bir kole ile) yalınız bir kisinin adamı (kolesi) olan diger birini Allah (musrikle muvahhid hakkında) bir misal olarak irad etmisdir. Bu ikisinin haali bir olur mu? (Butun) hamd Allaha mahsusdur. Fakat onların cogu bilmezler

Verse 30 — Surah Az-Zumar 39:30

Muhakkak sen de oleceksin (Habibim), onlar da elbet olecekler

Verse 31 — Surah Az-Zumar 39:31

Sonra (ey insanlar), subhesiz, siz de Rabbinizin huzuurunda muhaakemeye durulacaksınız

Verse 32 — Surah Az-Zumar 39:32

(Boyle iken) Allaha karsı yalan soyleyenden, sıdk (-u hakıykat) ı — o, kendisine gelir gelmez — tekzib edenden daha zaalim kimdir? Kafirler icin cehennemde bir karargah mı yokdur

Verse 33 — Surah Az-Zumar 39:33

Sıdk (-u hakıykat) ı getirene ve onu tasdıyk edenlere (mu´minlere) gelince: Iste onlar takvaye erenlerin ta kendileridir

Verse 34 — Surah Az-Zumar 39:34

Rableri nezdinde dileyecekleri seyler onlarındır. Iste bu, iyi hareket edenlerin mukafatıdır

Verse 35 — Surah Az-Zumar 39:35

Cunku Allah onların gecmisde yapdıkları en kotu (amel ve hareketleri bile) ortecek, yapmakda olduklarının en guzeliyle mukafatlarını ihsan edecekdir

Verse 36 — Surah Az-Zumar 39:36

Allah, kuluna kafi degil mi? Seni (Habibim) Ondan baskalarıyle korkutuyorlar. Allah kimi sapdırırsa onun yolunu bir dogrultucu yokdur

Verse 37 — Surah Az-Zumar 39:37

Allah kime de hidayet ederse onu bir sapdırıcı yokdur. Allah (dusmanlarına karsı) intikaam saahibi, (emrinde) mutlak bir gaalib degil midir

Verse 38 — Surah Az-Zumar 39:38

Andolsun, onlara: «O gokleri, o yeri kim yaratdı?» (diye) sorarsan muhakkak «Allah» diyecekler. De ki: «O halde bana haber verin. Allah bana herhangi bir zarar dilerse sizin Allahı bırakıb da tapdıklarınız Onun bu zararını giderebilici midirler? Yahud (Allah) bana bir rahmet dilerse onlar Onun bu rahmetini tutabilici midirler»? De ki: «Bana Allah yeter. Guvenib dayanacaklar da ancak Ona guvenib dayanır (lar)»

Verse 39 — Surah Az-Zumar 39:39

De ki: «Ey kavmim, siz bulundugunuz haal (ve minval) uzere calısın. Subhesiz ben calısanım. Binaen´aleyh yakında bileceksiniz ki

Verse 40 — Surah Az-Zumar 39:40

Kendisine rusvay edici bir azab gelecek olan kim mis, uzerine daimi bir azab (catıb) konacak bulunan kim mis»

Verse 41 — Surah Az-Zumar 39:41

Subhesiz ki biz o kitabı insanların faidesi icin, hak (kın ikamesine bir sebeb) olarak indirdik sana. Artık kim dogru yolu ihtiyar ederse bu, kendi lehinedir. Kim de saparsa ancak kendi aleyhine sapmıs olur. Sen (Habibim) onların uzerinde bir vekil degilsin

Verse 42 — Surah Az-Zumar 39:42

Allah (olenin) olumu zamanında, olmeyenin de uykusunda ruuhlarını alır. Bu suretle hakkında olumu hukmetdigi (ruuhu) tutar, digerini muayyen bir vakta (eceli gelinceye) kadar salıverir. Subhe yok ki bunda iyi dusunecek bir kavm icin kat´i ibretler vardır

Verse 43 — Surah Az-Zumar 39:43

Yoksa onlar Allahdan baskasını (kendilerine) sefaatcılar mı edindiler? De ki: «Hic birsey´e guc yetiremezler ve akıl erdiremezler olsalar da mı»? (Buna ragmen mi sefaat edecekler)

Verse 44 — Surah Az-Zumar 39:44

De ki: «Butun sefaat (hakkı) Allahındır. Goklerin ve yerin mulk (-u tasarrufu) onundur. Nihayet (hepiniz) ancak Ona donduru (lub goturu) leceksiniz»

Verse 45 — Surah Az-Zumar 39:45

Allah, bir olarak, anıldıgı zaman ahirete inanmazların kalbleri tiksinir. (Fakat Allahdan) baskası anıldı mı bunlar (ın) derhal yuzleri guler

Verse 46 — Surah Az-Zumar 39:46

De ki: «Ey gokleri ve yeri yaratan, gizliyi de, asikarı da bilen Allah, kullarının arasında ihtilaf etmekde oldukları seyler hakkındaki hukmu sen vereceksin»

Verse 47 — Surah Az-Zumar 39:47

Eger yerde ne varsa hepsi ve onunla birlikde bir misli daha o zulmedenlerin (elinde) olsaydı kıyamet gununde (ugrayacakları) azabin kotulugunden (kurtulmak icin) elbette bunları feda ederlerdi. Halbuki (o gun) onlar icin Allahdan hic de zannetmeyecekleri (nice) seyler zuhura gelmisdir (gelecekdir)

Verse 48 — Surah Az-Zumar 39:48

Onların (dunyada) kazandıkları kotulukler (o gun) acıga cıkmıs, eglence edinmekde oldukları sey kendilerini cepcevre sarıb kusatmıs (olacak) dır

Verse 49 — Surah Az-Zumar 39:49

Insana bir zarar dokundugu zaman bizi cagırır (yalvarır). Sonra kendisine bizden bir ni´met verdigimiz vakit «Bu, bana ancak bilgi (m) den dolayı verilmisdir» der. Hayır bu, bir imtihandır. Lakin onların cogu bilmezler

Verse 50 — Surah Az-Zumar 39:50

Bu (sozu) onlardan evvelkiler de soylemis (ler) di de kazanmakda oldukları o seyler kendilerine hic bir faide vermemis

Verse 51 — Surah Az-Zumar 39:51

Binnetice o kazandıkları kotulukler onları musıybete ugratmısdı. Sunları icinden zulmedenler (e gelince:) Onların kazandıkları kotulukler de kendilerini carpacakdır ve onlar da bizim azabımızın onune gecebilecek degildirler

Verse 52 — Surah Az-Zumar 39:52

Allahın, kimi dilerse onun rızkını yaymakda, (kimi de dilerse onunkini) kısmakda oldugunu haala bilmediler mi? Subhesiz bunda iman edecek bir kavm icin kat´i ibretler vardır

Verse 53 — Surah Az-Zumar 39:53

De ki: «Ey kendilerinin aleyhinde (gunahda) haddi asanlar, Allahın rahmetinden umidinizi kesmeyin. Cunku Allah butun gunahları yarlıgar. Subhesiz ki O, cok yarlıgayıcıdır, cok esirgeyicidir

Verse 54 — Surah Az-Zumar 39:54

«Size azab gelib catmazdan evvel Rabbinize donun, Ona teslim olun (musluman olun). Sonra yardım edilmezsiniz»

Verse 55 — Surah Az-Zumar 39:55

«Rabbinizden size indirilenin en guzeline — kendiniz farkında olmayarak, ansızın (basınıza) azab gelmezden once — tabi´ olun»

Verse 56 — Surah Az-Zumar 39:56

(O azab gunu) her nefsin «Allah yanında isledigim taksıyrlerden dolayı vay hasret (ve nedamet) ime! Hakıykat, hakıykat ben (Onun diniyle, kitabiyle) eglenenlerdendim» diyecegi

Verse 57 — Surah Az-Zumar 39:57

yahud «Hakıykaten Allah bana hidayet verseydi her halde (sirkden gunahlardan) sakınanlardan olurdum» diyecegi

Verse 58 — Surah Az-Zumar 39:58

yahud azabı gorurken «Benim icin (dunyaye) bir donus daha olsaydı da iyi hareket edenlerden (mu´minlerden) bulunsaydım» diyecegi (gundur)

Verse 59 — Surah Az-Zumar 39:59

(Allah tarafından onlara soyle Duyurulur:) Hayır, sana (bunca) ayetlerim gelmisdi de sen onları yalan saymıs, kibirlenmiye kalkmıs, kafirlerden olmusdun

Verse 60 — Surah Az-Zumar 39:60

(Allaha karsı) yalan soyleyenlerin kıyamet gunu yuzleri, goreceksin ki, kapkaradır. Kibir taslayanlar icin cehennemde bir karargah mı yok

Verse 61 — Surah Az-Zumar 39:61

Allah (sirkden) sakınanları, umduklarına nailiyyetlerine sebeb olan (iyi amel ve hareketleri) ile selamete erdirir. Onlara (cismen) hicbir fenalık dokunmaz. Onlar (kalben) mahzun da olmazlar

Verse 62 — Surah Az-Zumar 39:62

Allah hem hersey´i yaratandır, hem her sey´in ustunde nigehban O

Verse 63 — Surah Az-Zumar 39:63

Goklerin ve yerin anahtarları Onundur. Allahın ayetlerine kufredenler (yok mu?) iste onlar husrana ugrayanların ta kendileridir

Verse 64 — Surah Az-Zumar 39:64

De ki: «(Hal boyle iken) siz, ey cahiller, bana Allahdan baskasına mı tapmamı emr ediyorsunuz»

Verse 65 — Surah Az-Zumar 39:65

Andolsun ki (Habibim) sana da, senden evvelki (peygamberlere de (su) vahyolunmusdur: «Eger (bilfarz Allaha) ortak tanırsan, celalim hakkı icin (butun) amel (ve hareketler) in bosa gider ve muhakkak husrana dusenlerden olursun»

Verse 66 — Surah Az-Zumar 39:66

«Hayır. Iste onun icin ancak Allaha kulluk et. Sukredenlerden ol»

Verse 67 — Surah Az-Zumar 39:67

(Musrikler) Allahı hak (ve layık) oldugu vech ile takdir etmediler. Halbuki kıyamet gunu (kure-i) arz topdan (ancak) Onun kabzasıdır. Gokler de Onun sag eliyle (toplanıp) durulmuslerdir (duruleceklerdir). O, musriklerin (kendisine) katmakda oldukları ortaklardan munezzehdir, cok yucedir

Verse 68 — Surah Az-Zumar 39:68

(Birinci) «Suur» a ufurulmus (ufurulecek), artık Allahın diledikleri mustesna olmak uzere, goklerde kim varsa, yerde kim varsa dusub olmusdur (olecekdir). Sonra ona bir daha ufurulmusdur (ufurulecekdir). O anda gorursun ki (oluler dirilib) ayakda bakınız duruyorlar

Verse 69 — Surah Az-Zumar 39:69

(Hasir) yer (i) Rabbinin nuriyle ziyalandı. Kitab konuldu. Peygamberler ve sahidler getirildi. (Allahın kulları) arasında onlar asla haksızlıga ugratılmayarak, hak (ve adalet) le hukmolundu

Verse 70 — Surah Az-Zumar 39:70

Her nefs ne yapdıksa (karsılıgı) tamamen odendi. Ne yapıyorlar idiyse (zaten) O, cok iyi bilendi

Verse 71 — Surah Az-Zumar 39:71

O kufredenler ayrı ayrı zumreler haalinde cehenneme suruldu. Nihayet oraya geldikleri zaman onun kapıları acıldı. (Cehennemin) bekcileri onlara (soyle) dedi: «Size icinizden Rabbinizin ayetlerini karsınızda okuyacak, sizi bu gununuze kavusmakla tehdid eedcek peygamberler gelmedi mi? Onlar «Evet (geldi)», dedi (ler), fakat azab kelimesi (biz) kafirlerin uzerine hak oldu»

Verse 72 — Surah Az-Zumar 39:72

Denildi: «Icinizde ebedi oldugunuz halde girin cehennemin kapılarından. Kibir taslayanların karargahı ne kotu»

Verse 73 — Surah Az-Zumar 39:73

Rablerinden korkanlar ise (i´zaz ve ikram ile) fevc feve cennete sevk edildi. Nihayet oraya varıb kapıları acılınca (cennetin) bekcileri (soyle) dedi (ler): «Selam (ve selamet) size! Tertemiz geldiniz! Artık ebedi kalmak uzere girin buraya»

Verse 74 — Surah Az-Zumar 39:74

Dediler: «Bize (cennet) va´dinde saadık olan, bizi, cennetden neresini dilersek konmak uzere bu yere mirascı yapan Allaha hamdolsun, (Iyi) amel (ve hareket) de bulunanların mukafatı ne guzel»

Verse 75 — Surah Az-Zumar 39:75

Melekleri, gorursun ki, Rablerine hamd ile tesbih ederek arsın etrafını kusatmıslardır. Aralarında hak (ve adalet) le hukmolundu ve (ehl-i cennet tarafından). «Alemlerin Rabbi olan Allaha hamdolsun» denildi